text
large_stringlengths
151
15k
id
large_stringlengths
36
47
dump
large_stringclasses
103 values
url
large_stringlengths
23
908
date
large_stringlengths
19
25
file_path
large_stringlengths
108
155
offset
int64
172k
1.33B
token_count
int64
47
10.8k
language
large_stringclasses
1 value
page_average_lid
large_stringclasses
1 value
page_average_lid_score
float64
0.91
1
full_doc_lid
large_stringclasses
3 values
full_doc_lid_score
float64
0.4
1
per_page_languages
large listlengths
1
136
is_truncated
bool
2 classes
extractor
stringclasses
2 values
page_ends
large listlengths
1
136
fw_edu_scores
large listlengths
1
1
fw_edu_v2_score
large listlengths
dclm_scores
large listlengths
ocr_quality_scores
large listlengths
minhash_cluster_size
int64
1
6
duplicate_count
int64
0
10
İşletme Fakültesi Dekanı | Hassas Görevler | Hassas Görevi Olan Personel | Görevin Yerine Getirilmeme Sonucu | |---|---|---| | Harcama Yetkililiği | Doç.Dr. Fatih BAYRAM | Ödenek üstü harcama yapılması, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmaması, Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak gerçekleştirilmemesi | İşletme Fakültesi Dekan Yardımcılığı (İdari ve Mali İşler) | Hassas Görevler | Hassas Görevi Olan Personel | Görevin Yerine Getirilmeme Sonucu | |---|---|---| | -Yükseköğretim Kanunu'nun 4. ve 5. maddelerinde belirtilen amaç ve ilkelere uygun hareket etmek -Dekanın bulunmadığı zamanlarda Fakülte Akademik Kurulu, Fakülte Kurulu ve Fakülte Yönetim Kurulu gibi kurullara başkanlık etmek Fakülte binalarının kullanım ve onarım planlarının yürütümü ile odaların dağıtımını koordine etmek Tahakkuk, ayniyat ve teknik hizmetleri denetlemek İkinci öğretim çalışmalarının yürütülmesi, Fakülte ihtiyaçlarının karşılanması, görevli personelin seçimi ve denetlenmesini sağlamak Temizlik hizmetler ile çevre düzenlemelerinin kontrolünü sağlamak Satın alma ve ihale çalışmalarını denetlemek İç kontrol, stratejik plan ve faaliyet raporlarına katılmak | Doç.Dr. Fatih BAYRAM | Eğitim öğretimin aksaması, kurumsal hedeflere ulaşmada aksaklıklar yaşanması, kurumsal temsil ve yetkinlikte sorunlar yaşanması Kurulların ve idari işlerin aksaması ile hak kaybı Fiziki sorunlar ile hak kaybının ortaya çıkması Günlük iş akışı ve idari işlerin aksaması, hak kaybının oluşması Eğitim-öğretim ve idari işlerde aksamaların yaşanması ve hak kaybının oluşması Çalışma veriminin ve kalitesinin düşmesi Personelin çalışma veriminin düşmesi, iş akışında aksaklıkların yaşanması Eğitim-öğretimin aksaması, kurumsal hedeflere ulaşılamaması, verim düşüklüğü | İşletme Fakültesi Dekan Yardımcılığı (Eğitim-Öğretim İşleri) | Hassas Görevler | Hassas Görevi Olan Personel | Görevin Yerine Getirilmeme Sonucu | |---|---|---| | Yükseköğretim Kanunu'nun 4. ve 5. maddelerinde belirtilen amaç ve ilkelere uygun hareket etmek Dekanın bulunmadığı zamanlarda Fakülte Akademik Kurulu, Fakülte Kurulu ve Fakülte Yönetim Kurulu gibi kurullara başkanlık etmek Ders planları, dersliklerin dağıtımı, sınav programları ile ilgili çalışmaları planlamak, bu işler için oluşturulacak gruplara başkanlık etmek Öğrenci sayılarını, başarı durumunu izlemek ve istatistikleri tutmak Yatay geçiş, dikey geçiş, çift ana dal, yabancı öğrenci kabulü ile ilgili çalışma ve takibin yapılması Öğrenci soruşturma dosyalarını izlemek, kurulacak komisyonlara başkanlık etmek Öğrenci kulüplerinin ve öğrencilerin düzenleyeceği her türlü etkinliği denetlemek Öğrenci sorunlarını dekan adına dinlemek ve çözüme kavuşturmak | Doç.Dr. Fatih BAYRAM | Eğitim öğretimin aksaması, kurumsal hedeflere ulaşmada aksaklıklar yaşanması, kurumsal temsil ve yetkinlikte sorunlar yaşanması Kurulların ve idari işlerin aksaması ile hak kaybı Kaliteli eğitimin verilememesi, haksız ders dağılımı olması durumunda hak ve adalet kaybı. Öğrenci-öğretim elemanı eşitsizliğinde verimli ders vermeme. Öğrencilerin başarısızlık oranının yüksek olması İlgili imkanlardan yararlanmak isteyen öğrencilerin haklarının kaybı Öğrenciler arasında asayişin bozulması yada haksızlık ortamının doğması Öğrenciler arasında kanundışı faaliyetlerin baş göstermesi. Dikkate alınmayan sorunların büyümesi ve fakülte genelinde huzurun bozulmasına zemin hazırlaması. | İşletmeFakültesi Fakülte Sekreterliği | Hassas Görevler | Hassas Görevi Olan Personel | Görevin Yerine Getirilmeme Sonucu | |---|---|---| | Gerçekleştirme Görevliliği Görevden ayrılan personelin yerine görevlendirme yapılması Fakülte Kurulu, Fakülte Yönetim Kurulu ve Disiplin Kurulu kararlarının yazılması Kanun, yönetmelik ve diğer mevzuatın takibi ve uygulanması Kadro talep ve çalışmaları Bütçenin hazırlanması ve yönetimi Gizli yazıların hazırlanması | İrfan ÖZ | Sunulan Hizmetin aksaması, zaman kaybı, kamu zararına sebebiyet verilmesi, güven kaybı Görevin aksaması Zaman kaybı Hak kaybı, yanlış işlem, kaynak israfı Hak kaybı Bütçe açığı ve hak kaybı İtibar ve güven kaybı | İşletme Fakültesi Bölüm Başkanlıkları | Hassas Görevler | Hassas Görevi Olan Personel | Görevin Yerine Getirilmeme Sonucu | |---|---|---| | Yükseköğretim Kanunu'nun 4. ve 5. maddelerinde belirtilen amaç ve ilkelere uygun hareket etmek Der programı ve ders görevlendirmelerinin adil, objektif ve öğretim elemanlarının bilim alanlarına uygun olarak yapılmasını sağlamak Ders dağılımı ile bölüm kadro yapısı arasındaki eşgüdümü denetlemek ve kadro ihtiyacını belirlemek Bölüm faaliyet, stratejik plan, performans kriterlerinin hazırlanmasını sağlamak Erasmus, Farabi gibi değişim programlarıyla ilgili çalışmaları yürütmek Bölümde yapılması gereken seçim ve görevlendirmelerin Dekanlıkla irtibat kurularak zamanında yapılmasını sağlamak Öğrencilerin başarı durumlarını izlemek, bunların sonuçlarını değerlendirmek, birim içi ve Dekanlık kapsamında bilgilendirme ve değerlendirme yapmak Özürlü ve yabancı uyruklu öğrencilerin sorunlarıyla ilgilenmek Raporlu ve izinli öğrencilerin durumlarını değerlendirmek Ek ders ödemeleri ile ilgili belgeleri zamanında Dekanlığa ulaştırmak Lisansüstü programların düzenli şekilde yürütülmesini sağlamak Öğrenci danışmanlık hizmetlerini yapmak ve örencilerle toplantılar düzenlemek Bilimsel toplantılar düzenlemek, bölümün bilimsel araştırma ve yayın gücünü artırıcı teşvikte bulunmak Fakülte Kurulu toplantılarına katılarak bölümü temsil etmek Sınav programlarının hazırlanması Akademik yıla başlamadan önce bölüm akademik toplantısı yapmak Dönem sonu akademik ve genel durum değerlendirme toplantısının yapılması | Prof.Dr. Fazil ALİOĞLU (Aktüerya ve Risk Yönetimi Bölüm Başkanı) Doç.Dr. Fatih BAYRAM (Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölüm Başkanı) Doç.Dr. Murat YILDIRIM (İşletme Bölüm Başkanı) Yrd. Doç.Dr. Mustafa Halid KARAARSLAN (Uluslararası İşletmecilik Bölüm Başkanı) Yrd. Doç.Dr. Hasan UYGURTÜRK (Girişimcilik Bölüm Başkanı) | Eğitim öğretimin aksaması, kurumsal hedeflere ulaşmada aksaklıklar yaşanması, kurumsal temsil ve yetkinlikte sorunlar yaşanması Eğitim-öğretimin aksaması, öğrenci hak kaybı, kurumsal hedeflerin yerine getirilememesi Eğitim-öğretimin aksaması, mevcut öğretim üyelerine aşırı yük düşmesi, tüm zamanın eğitime verilmesinin zorunluluk haline gelmesi ve araştırma ve yayın yapmaya gerekli asgari zaman ve kaynağın aktarılamaması Eğitim-öğretimin aksaması, kurumsal hedeflere ulaşılamaması, verim düşüklüğü Öğrenci ve öğretim üyesi hak kaybı, verimin düşmesi, eğitimin istenen dinamizmi edinememesi ve monoton bir göründü oluşması Birim içi koordinasyon ve verimin düşmesi, güncel işlerin zamanında ve gereğince yapılaması, yönetim zaafı, kurumsal hedeflere ulaşamama Mezun olarak öğrenci profilinde zayıflık, yetersizlik ve kalifiye olmayan diplomalı işsiz olgusuna direkt katkı Eğitim ve öğretimin aksaması, öğrenci hak kaybı Öğrenci hak kaybı, eğitim ve öğretimin aksaması Ek ders ödemelerinin aksaması, bu ödemeleri hesaba katarak işlem ve harcama yapan bölüm öğretim elemanlarının ödeme planlarında aksama yaşanması, gereksiz ödeme cezalarına maruz kalmaları Güven ve itibar kaybı, başarı kaybı, tercih edilme konusunda geriye düşme Eğitim hedeflerine ulaşamama, bireysel sorunların artması, motivasyon eksikliği Kurumsal hedeflere ulaşmada sorunlar yaşanması, kurumsal monotonluk, araştırma boyutunda yetersizlik ve zayıflık Bölüm ve Dekanlık arası iletişim zayıflığı, koordinasyon eksikliği ve idari işlerde aksama Öğrenci hak kaybı, eğitim ve öğretimin aksaması Bölüm Öğretim elemanları arasında iletişim ve koordinasyon eksikliği, | ders İşletme Fakültesi Mali İşler ve Tahakkuk Birimi | Hassas Görevi Olan Personel | Görevin Yerine Getirilmeme Sonucu | |---|---| | Nebahat IŞIK İlknur GÜMÜŞ KAYACIK Mahmut EVLİCE Cengiz ASAR Mehmet ER Emine DEMİR | Hak kaybı oluşması Kamu zararına sebebiyet verme riski Bütçe eksik hazırlanırsa kamudan gelen para eksik olur Kamu zararı satın alma uzar alım gerçekleşmez Mali açıdan hak kaybı oluşması Öğrenci Mağduriyeti Genel işleyişin aksaması | Teknoloji Fakültesi Taşınır Kayıt Kontrol Yetkilisi Teknoloji Fakültesi Personel İşleri, Yazı İşleri Birimi Teknoloji Fakültesi İdari İşler Birimi Teknoloji Fakültesi Öğrenci İşleri Birimi | Hassas Görevler | Hassas Görevi Olan Personel | Görevin Yerine Getirilmeme Sonucu | |---|---|---| | Öğrenci disiplin işlemlerini takip edip, ilgili yerlere bilgi vermek Öğrencilerle ilgili her türlü bilgi ve belgeyi zamanında göndermek Dönem sonu ve yılsonunda büro içerisinde gerekli düzenlemeyi sağlamak | İlkay KORKMAZ | Yasalara uymama ve düzenin bozulması Hak kaybı Çalışma veriminin düşmesi | Teknoloji Fakültesi Bölüm Sekreterlikleri | Hassas Görevler | Hassas Görevi Olan Personel | Görevin Yerine Getirilmeme Sonucu | |---|---|---| | Bölüm ile ilgili yazışmaların zamanında yapılması Bölüm kurulu çağrılarının yapılması, kurul kararlarının yazılması ve ilgililere tebliğ edilmesi Bölüm Başkanlığı demirbaş eşyasına sahip çıkmak Bölüm Başkanlığına ait resmi bilgi ve belgelerin muhafazası ve bölümle ilgili evrakların arşivlenmesi Eğitim -Öğretim ile ilgili ders görevlendirme, haftalık ders programı ve sınav programının zamanında yapılmasına yardımcı olmak Giden-gelen evrak gibi Bölüm yazışmalarının sistematik yedeklemesinin yapılması Bölüm öğrenci sayıları başarı durumları ve mezun sayılarının yapılması | Kemal UZEL Mekatronik Müh. Habibe ACAR İmalat Müh., Endüstriyel Tas. Müh. Yasemin ATEŞ Enerji Sist. Müh. Türkan İRİ Polimer müh. Malzeme ve Bil. Müh. Makine Mühendisliği | Karışıklığa sebebiyet vermek Kurul toplantılarının aksaması, zaman kaybı Kamu ve kişi zararı Kamu zararına ve kişi hak kaybına sebebiyet vermek Programların eksik hazırlanması ve verim alınamaz Bölümün idari işlerinde aksaklıkların doğması İstatiksel bilgi ve veri eksikliği | Yaşar TURHAN Yrd.Doç.Dr. Muhammet KAYFECİ Doç.Dr. Melik ÇETİN Prof.Dr. Mustafa YAŞAR Fakülte Sekreteri Dekan Yardımcısı Dekan Yardımcısı Dekan
<urn:uuid:1cdf7eb4-9e5c-4a01-8fc0-5757341ada6a>
CC-MAIN-2017-09
http://isletme.karabuk.edu.tr/yuklenen/dosyalar/126126201660720.pdf
2017-02-27T09:09:33Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2017-09/segments/1487501172775.56/warc/CC-MAIN-20170219104612-00034-ip-10-171-10-108.ec2.internal.warc.gz
130,581,160
2,899
tur_Latn
tur_Latn
0.962542
tur_Latn
0.990189
[ "unknown", "tur_Latn", "tur_Latn", "unknown", "unknown", "unknown", "tur_Latn", "tur_Latn", "unknown", "unknown", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 390, 1822, 3456, 4142, 7654, 8103, 8158, 8216, 8258, 8705, 10140 ]
null
null
null
null
null
null
ANKARA TİCARET BORSASI Basın Bürosu GÜNLÜK BASIN ÖZETLERİ 26 Şubat 2020 Çarşamba GÜNÜN MANŞET HABERLERİ 26 Şubat 2020 Çarşamba HÜRRİYET: İran'dan gelen uçak Ankara'da korona paniği yarattı: Ankara'da TK 879 alarmı Erdoğan: İdlib bir an önce çözülmeli Soruşturma yeni bir boyut kazandı: FETÖ imamından Yazıcıoğlu itirafı MİLLİYET: Fiyatı 7-8 lira olan maskeler ortalama 30 liraya çıktı: Maskeli soygun İran'dan tahliye edilenler 42 ambulansla hastaneye ulaştırıldı: 2. karantina Erdoğan, Bakü'ye giderken açıkladı: En kötü ikili görüşeceğiz CUMHURİYET: Korona virüs Türkiye'yi ekonomik olarak da zorlamaya başladı: Virüs zamları Rusya 'İstanbul Formatı'na karşı: Dörtlü masa zorda Kılıçdaroğlu yargı üyelerine tepkili: Hâkim misiniz köle misiniz? KARAR Kum kentinden gelen 12 kişi uyarılara rağmen aynı uçakla tahliye edilmeye çalışıldı: İkinci uçağımız yok mu? Bahçeli: Ozan Ceyhun iddiası berrak ve belgeli değil Kılıçdaroğlu: Büyükelçiyi Bahçeli'ye armağan ediyorum SABAH Erdoğan: Mecbur değil mahkumuz 140 yolcu ve mürettebat karantinaya alındı: İran'dan tahliye operasyonu Bahçeli: Kılıçdaroğlu teröriste saygı duruşunu açıklasın DÜNYA Korona, Türk ekonomisi için de risk oluşturuyor: Yaklaşan tehdide karşı kriz masaları kuruluyor 5 milyon şirket riskli: Salgın bir haftada 2.44 trilyon doları eritti Sabancı gelirde yüzde 10 büyüdü, 3.8 milyar kar etti YENİÇAĞ 28 yıldır dinmeyen acı: Hocalı soykırımı ABD savaş gemilerinin Karadeniz'e giriş sıklığının artmasından şüphe duydular: Ruslar'da derin şüphe Tahran'dan kalkan uçak 132 yolcusuyla Ankara'da karantinaya alındı: İkinci virüs operasyonu RESMİ GAZETE'DE BUGÜN 26 Şubat 2020 Çarşamba YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ MİLLETLERARASI ANDLAŞMA –– Türkiye Cumhuriyeti ile Temiz Teknoloji Fonu'nun Uygulayıcı Kurumu Sıfatındaki Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası Arasındaki Temiz Teknoloji Fonu Hibe Anlaşması (Kamu Binalarında Enerji Verimliliği Projesi) YÖNETMELİK –– İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Teçhizatı Test Uygulama ve Araştırma Merkezi (DETAM) Yönetmeliği TEBLİĞLER –– İmalatçı-İhracatçıların, C Şekeri Taleplerinin Yurt İçinden Karşılanması Şartları ve Uygulama Esaslarına Dair Tebliğ (Tebliğ No:2018/34)'de Değişiklik Yapılması Hakkında Tebliğ (No: 2020/1) –– Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 21/02/2020 Tarihli ve 2020/ÖİB-K-01, 02, 03, 04, 05, 06, 07, 08, 09, 10, 11, 12 ve 13 Sayılı Kararları –– Veri Depolama Kuruluşuna Yapılacak Raporlamalara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (IV-87.1)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (IV-87.1.a) KURUL KARARI –– Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 21/02/2020 Tarihli ve 8880 Sayılı Kararı YARGI BÖLÜMÜ ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI –– Anayasa Mahkemesinin 16/1/2020 Tarihli ve 2016/23168 Başvuru Numaralı Kararı –– Anayasa Mahkemesinin 28/1/2020 Tarihli ve 2017/39159 Başvuru Numaralı Kararı YARGITAY KARARI –– Yargıtay 13. Hukuk Dairesine Ait Karar
<urn:uuid:45cce650-8c19-4d0d-946b-132996d320c2>
CC-MAIN-2021-10
https://ankaratb.org.tr/lib_upload/26.02.20%20Bas%C4%B1nda%20buguen.pdf
2021-02-25T22:42:40+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-10/subset=warc/part-00100-dbb5a216-bcb2-4bff-b117-e812a7981d21.c000.gz.parquet
167,972,531
1,092
tur_Latn
tur_Latn
0.988996
tur_Latn
0.995834
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 82, 1633, 2921 ]
null
null
null
null
null
null
T.C. ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ ÇANAKKALE SOSYAL BİLİMLER MESLEK YÜKSEKOKULU MÜDÜRLÜĞÜ STAJ DOSYASI ÇANAKKALE T.C. ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ ÇANAKKALE SOSYAL BİLİMLER MESLEK YÜKSEKOKULU TEKNİK PROGRAMLAR BÖLÜMÜ FOTOĞRAFÇILIK VE KAMERAMANLIK PROGRAMI ENDÜSTRİYE DAYALI EĞİTİM (EDE-STAJ) ESASLARI AMAÇ: Yüksekokulumuz Teknik Programlar Bölümünde öğrenim gören öğrencilerimizin öğrenim süreleri içinde kazandıkları teorik bilgiler ile laboratuvar ve atölye uygulamalarında edindikleri beceri ve deneyimlerini pekiştirmek, çalışacakları işyerlerindeki sorumluluklarını, işyeri ortamını, iş ilişkilerini, iş organizasyonunu ve üretim sürecine bağlı olarak yeni teknolojileri tanımalarını sağlamaktır. STAJ YERİ KABUL ŞARTLARI : 30 (Otuz) işgünlük stajın yapılacağı işyerinin, Yüksekokulumuz Staj ve Eğitim Uygulama Kurulu'nca kabul edilmesi zorunludur. Staj yapılacak işyerinin kabulü için staj yapılacak işyerinden getirilecek belgede; 1- İşyerinin ünvanı 2- Faaliyet konusu 3- Teknik altyapı, iş ve işgücü kapasitesi 4- Teknik personel durumu belirtilerek ve işyeri sahibinin imzası ile işyerinin kaşesi bulunacaktır. STAJ ÇALIŞMALARI VE DOSYASI Öğrenciler işyerlerindeki staj çalışmalarını, Yüksekokulumuz Müdürlüğü'nce verilecek olan staj dosyasına günlük olarak yazarak ve varsa uygulama örneklerini de ekledikten sonra ilgili bölüm şefine onaylatarak belgeleyeceklerdir. STAJ YAPILABİLECEK YERLER Fotoğrafçılık programı aşağıda belirtilen tüm alanlarla ilgili kurum veya özel sektör kuruluşlarında staj yapabilirler. STAJ KONULARI 1- Bilimsel ve teknik fotoğrafçılık (Askeri araştırmalarda, Krimonoloji / Suçlu ile ilgili polis çalışmalarında, tıp alanında, bilimsel araştırmalarda) 2- Sahne fotoğrafçılığı 3- Moda fotoğrafçılığı 4- Doğa fotoğrafçılığı 5- Endüstri fotoğrafçılığı 6- Mimari fotoğrafçılığı 7- Gezi fotoğrafçılığı 8- Arkeoloji fotoğrafçılığı 9- Makro fotoğrafçılığı 10- Sualtı fotoğrafçılığı 11- Hava fotoğrafçılığı 12- Kurgu – deneysel fotoğraf 13- Fotoğraf sanatı 14- Fotoğrafçılıkta satış – pazarlama 15- İletişim araçlarında fotoğrafçılık ( Sinemada, Televizyonda, Basında, Tanıtım araçlarında, internet ortamında, web sitesinde, …………. vb.) 16- Fotoğraf laboratuarlarında ( Klasik veya modern) 17- Matbaa fotoğrafçılığı 18- TV programı yapım ve basın-yayın sektörü. 19- Kamu ve özel yayın televizyonları. 20- Sinema sektörüne ait film stüdyoları. 21- Video kuruluşları. 22- Reklamcılık sektörü. T.C. ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ ÇANAKKALE SOSYAL BİLİMLER MESLEK YÜKSEKOKULU STAJ İLKELERİ VE USÜLLERİ 1-Bu yönerge Üniversite Çanakkale Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Staj Yönergesine dayanır. 2-Bu yönerge öğrencilerin işyerlerindeki staj kabul , başlama , stajyer eğitimini yerine getirme, değerlendirme , dosya tutma , sağlık ve disiplin uygulamalarını kapsar. 3-Öğrencilerin mezun olabilmeleri için 30 (Otuz) iş günü meslekleri ile ilgili işyerlerinde staj yapmaları şarttır. 4- Staj Meslek Yüksekokulu Staj ve Eğitim Uygulama Kurulunun uygun gördüğü resmi ve özel kuruluşlarda yapılır. 5-Meslek Yüksekokulu Staj ve Eğitim Uygulama Kurulu , programların özelliklerini ve EğitimÖğretimi aksatmayacak şekilde staj tarihlerini belirler. Öğrencileri 30 iş günlük stajlarını II. Yarıyılın sonundan başlayarak yapabilirler. 6-Öğrenciler , Üniversite Staj ve Eğitim Uygulama Kurulunun belirlediği iş yerlerinde veya bağlı olduğu Çanakkale Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Staj ve Uygulama Kurulunun onayladığı işyerlerinde stajlarını başarı ile tamamlamak zorundadırlar. 7-Öğrenciler staj süresince kendilerine verilen Program Staj Esaslarına uygun olarak yürüttüğü çalışmaları günlük rapora geçerler, bu rapor o işyerinin yetkilisi tarafından incelenir, imzalanır, mühür ya da kaşelenir. 8-Öğrencilerin staj çalışmaları Çanakkale Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Staj ve Uygulama Kurulu tarafından görevlendirilen öğretim elemanları veya danışman öğretim elemanlarınca staj süresince en az bir defa denetlenir; denetim sonucunda öğretim elemanı dosya ekindeki (Form-5) formu düzenleyerek Meslek Yüksekokulu Staj ve Uygulama Kuruluna teslim eder. 9-Öğrencilerin staj yaptıkları işyeri yetkilileri staj bitiminde dosya ekinde yer alan (Form-7) formları doldurup, GİZLİ kaydı ile Çanakkale Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Staj ve Uygulama Kuruluna öğrenci aracılığı ile veya taahhütlü posta ile gönderir. 10-Öğrenciler staj dosyalarını en geç staj bitimini takip eden ilk yarıyıl kayıt döneminde Çanakkale Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Staj ve Uygulama Kuruluna bir dilekçe ile teslim ederler. Süresi içerisinde staj dosyasını teslim etmeyen öğrencilerin staj değerlendirmeleri bir sonraki kayıt döneminde yapılır. 11-Öğrencilerin staj dosyaları , başarı ve denetleme formları Çanakkale Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Staj ve Uygulama Kurulunca değerlendirilir; varsa eksiklikler tamamlattırılır, gerektiğinde öğrenciye mülakat veya uygulama yaptırılır. 12-Stajyer öğrenciler, staj yaptıkları işyerlerinin çalışma , iş şartları ve disiplin kurallarına uymak zorundadırlar.İşyerlerinde stajyerlerin kusurlarından doğan sorumluluklar kendilerine aittir. 13-Stajyer öğrenciler için Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hükümleri staj süresince de geçerlidir. 14-Stajyer öğrenciler izinsiz, mazeretsiz üç gün üst üste veya staj dönemi boyunca staj süresinin %10 'u oranında devamsızlık yapan stajyerin stajına son verilir. Bu durum Üniversite Staj ve Eğitim Uygulama Kuruluna bildirilir. 15-Stajyer öğrencinin hastalığı sebebiyle stajına üç günden fazla devam yada kazaya uğraması durumunda stajyerin stajı kesilir; durum Çanakkale Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Staj ve Uygulama Kuruluna bildirilir. 16-Tüm ders ve uygulama yükümlülüklerini tamamladıkları halde eksik veya başarısız bulunan öğrenciler stajlarını tamamlayana kadar mezun olamazlar. Öğrencilere stajlarının tamamlanması için öğrenim süresi içinde iki hak verilir. 17-Bu yönergede yer almayan hususlar için Üniversite Çanakkale Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Staj Yönergesi hükümleri uygulanır. T.C. ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ Çanakkale Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürlüğü SAYI : 84277375 - 304.03/63350 ….. /…../201.. KONU : Endüstriye Dayalı Eğitim (EDE-Staj) ………………………………………………………………………………………. ……………...………………… Yüksekokulumuz ………………………………………..Programı öğrencimiz, ……………………………………………………………'ın mesleki bilgilerini uygulamak, beceri kazanmak ve deneyimini arttırmak üzere, kurumunuzda/işletmenizde staj yönergesi ilke ve esaslarına uygun olarak, staj raporu uyarınca 30 iş günü staj yaptırılması için gereğini ; Bilgilerinize arz ve rica ederim. Tel : 0 286 218 05 70 - Faks : 0 286 218 05 71 T.C. ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ ÇANAKKALE SOSYAL BİLİMLER MESLEK YÜKSEKOKULU MÜDÜRLÜĞÜ SAYI : 84277375 - 304.03/63343.…. /.…./201.. KONU : Endüstriye Dayalı Eğitim (EDE-Staj) ÖĞRENCİNİN Adı Soyadı : Baba Adı: Doğum Yeri ve Yılı : Okul Numarası: Bölümü: Programı : ADI SOYADI NUMARASI ÇALIŞTIĞI BÖLÜM T.C. ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ ÇANAKKALE SOSYAL BİLİMLER MESLEK YÜKSEKOKULU MÜDÜRLÜĞÜ STAJ ÇALIŞMASI GÜNLÜK DEVAM ÇİZELGESİ ÖĞRENCİNİN ……/……/……… İşyeri Bölüm Yetkilisinin Adı Soyadı İmza (İşyeri Kaşesi veya Mühür) Kaşe veya Mühür olmayan çizelge geçersizdir. Sayfa No : T.C. ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ ÇANAKKALE SOSYAL BİLİMLER MESLEK YÜKSEKOKULU MÜDÜRLÜĞÜ DENETÇİ ÖĞRETİM ELEMANI TARAFINDAN DOLDURULACAKTIR (Geldiği Takdirde) Formu Dolduran Öğr. Ele. Adı Soyadı : Öğrencinin Adı Soyadı : Öğrencinin Numarası: İşyerinin Adı : Staj Amirinin Adı Soyadı : Öğrencinin Çalıştığı Bölüm : Öğrencinin Yaptığı İş : Çalışma Şekli (Ferdi- Grup) : Denetçi Öğretim Elemanı Adı Soyadı Değerlendirme Tarihi İmza 1) ……………………… ………………….. …….............. 2) ……………………… ………………….. …….............. 3) ……………………… ………………….. …….............. Değerlendirme Tablosu İmza Değerlendirme Kısmını ; Çok İyi (A) , İyi (B) , Orta (C) , Zayıf (D) , Olumsuz (E) Şeklinde kodlayınız. Değerlendirme Kısmını ; Çok İyi (A) , İyi (B) , Orta (C) , Zayıf (D) , Olumsuz (E) Şeklinde kodlayınız. STAJ VEREN İŞYERİ TARAFINDAN DOLDURULACAKTIR ÖĞRENCİNİN İŞYERİNİN Adı Soyadı: Adı : Staj Dalı: Adresi : Staj Süresi: Tel. No : Staj Başlama-Bitiş Tarihleri : E-Posta: Faks : Koor. Öğr. Ele. Adı Soyadı: Eğitici Personel (İşyeri Bölüm Yetkilisi) Adı Soyadı : Sayın İşyeri Yetkilisi , İşyerinizde staj ve endüstriye dayalı öğretim planı kapsamında süresini tamamlayan öğrenci bilgi , beceri ve stajdan yararlanma derecesini ve ilişkileri ile davranışlarının niteliklerini belirleyebilmek için aşağıdaki tabloyu özenle doldurunuz. Değerlendirme Tablosu İşyeri Yetkilisinin Adı Soyadı : Tarih : İmza : (İşyeri Kaşesi veya Mühür) Kaşe veya Mühür olmayan belge geçersizdir
<urn:uuid:8c965ce4-7c5c-42e1-b6b9-580be86f0608>
CC-MAIN-2018-22
http://cdn.comu.edu.tr/cms/csmyo/files/38-forografcilik-bolumu-staj-evraklari.pdf
2018-05-25T22:34:05Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2018-22/segments/1526794867220.74/warc/CC-MAIN-20180525215613-20180525235613-00271.warc.gz
55,022,616
2,900
tur_Latn
tur_Latn
0.920591
tur_Latn
0.998952
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 120, 2450, 6101, 6739, 7025, 7341, 7450, 8145, 8942 ]
null
null
null
null
null
null
DEĞİŞKEN DÖVİZ KURLARI ORTAMINDA GLOBAL BİR ŞİRKETTEKİ ESNEKLİĞİN DEĞERİ VE OPTİMUM KULLANIMI Mehmet Aktan Atatürk Üniversitesi, Endüstri Mühendisliği Bölümü, 25240, Erzurum Özet: Döviz kurlarındaki değişimler, farklı ülkelerde operasyonları olan şirketlerin karları üzerinde önemli etkiye sahiptir. Hammaddenin sağlandığı, üretimin yapılacağı, ve ürünün satılacağı ülkelerin seçimindeki esneklik, bir reel opsiyonlar grubu olarak tanımlanabilir. Değişken döviz kurları ortamında, bu esnekliğin bir değeri vardır. Bu çalışmada, farklı ülkelerde operasyonları olan bir şirket için, değişken döviz kurları ortamında reel opsiyonlar arasında geçiş esnekliğinin değerinin hesaplanabilmesi, ve bu esnekliğin optimum şekilde kullanılabilmesi için stokastik bir model sunulmaktadır. Bu amaçla, bir Monte Carlo simülasyon yaklaşımı geliştirilmiştir. Sunulan modelde birden fazla opsiyon, bu opsiyonlar arasında geçiş maliyetleri, ve bu opsiyonlar için birden fazla uygulama noktası bulunmaktadır. Geliştirilen yaklaşımın uygulaması, global bir tedarik zinciri üzerinde gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Risk Analizi ve Yönetimi, Stokastik Modeller, Simülasyon, Tedarik Zinciri Yönetimi VALUATION AND OPTIMUM UTILIZATION OF FLEXIBILITY IN A GLOBAL FIRM UNDER CURRENCY EXCHANGE RATE VOLATILITY Abstract: Currency exchange rate volatility has significant effects on profits of firms that have operations in different countries. Flexibility in selecting suppliers, plants, and market regions from different countries can be defined by a number of options. Such flexibility has a value under an environment of uncertain exchange rates. In this study, a stochastic model for a firm that has operations in different countries is developed for the valuation and the optimum utilization of the flexibility to switch between options which are generated by volatile currency exchange rates. A Monte Carlo simulation approach is developed to value the flexibility. The valuation model has multiple options, switching costs between these options, and multiple exercise points. An application of the approach is presented on a global supply chain network with exchange rate uncertainty. Keywords: Risk Analysis and Management, Stochastic Models, Simulation, Supply Chain Management 1. Giriş Global pazarlarda artan rekabet, şirketlerin ayakta kalabilmeleri için esnek yapıda faaliyet göstermelerini zorunlu kılmaktadır. Reel opsiyonlar, şirketlerin sahip oldukları esnekliği değerlendirmede kullanılabilecek en uygun yöntemlerden biridir. Bu çalışmada, volatil döviz kurları ortamında esnekliğini arttırarak karını maksimize etmek isteyen bir global firma için reel opsiyon analizi sunulmaktadır. Söz konusu global firma, hammaddenin sağlanacağı, üretimin yapılacağı, ve ürünün satılacağı ülkelerin seçimindeki kararlarla esnekliğini arttırmaktadır. Belirli sayıdaki karar verme noktalarında daha önce seçilmiş olan ülkeler değiştirilebilmekte, böylece geçiş opsiyonları değerlendirilmektedir. Geçiş opsiyonları problemi kompleks duruma getirmektedir. Esnekliğin değeri ve optimum kararlar, volatil döviz kurları ortamında ve belirli bir zaman aralığı için reel opsiyonlar sayesinde belirlenmektedir. Belirlenen optimum stratejiler sonucunda tahmini kar maksimize edilmektedir. Problem tanımı 2. bölümde, bu tür kompleks yapıdaki geçiş opsiyonları için geliştirilen Monte Carlo simulasyon yöntemi ve sonuçlar 3. bölümde sunulmuştur. 2. Problem tanımı Uygulanacak modelde değişik ülkelerden hammadde alabilen, bu ülkelerde kurulu olan fabrikalarda üretim yapabilen, ve bu ülkelere ürününü satan bir şirket gözönünde bulundurulacaktır. İncelenecek toplam zaman, eşit uzunlukta T adet periyoda bölünmüştür. Şirket, her periyotta N farklı üretim opsiyonundan birini seçmektedir. t periyodundaki O üretim opsiyonu, hammadde alınan, üretim yapılan, ve ürünün satıldığı ülkelerin seçimine göre tanımlanmaktadır. Bir üretim opsiyonundan diğerine geçiş sonucu bir maliyet oluştuğu varsayılmış ve bu maliyetler bir matrisle tanımlanmıştır. Bu problemde, Huchzermeier ve Cohen'de (1996) kullanılan opsiyon değerleme modeline benzer bir model kullanılacaktır. Şirket, t−1'inci periyotta O * t−1 opsiyonunu seçmişse, ve t periyodunda döviz kurları vektörü et ise, tahmini karı maksimize etmek için t periyodunda opsiyonlar kümesinden bir opsiyon ( O t ) seçmektedir. t periyodunda O t opsiyonu seçilirse, bir periyot süresince elde edilecek kar P t ( e t , O * t −1 , O t ) olsun. O * t −1 opsiyonundan O t opsiyonuna geçiş maliyetini δ ( O * t −1 , O t ) ile ifade edelim. Bu durumda, t periyodundan son periyot olan T periyoduna kadar elde edilecek tahmini maksimum toplam karı V t ( e t , O * t −1 ) ile gösterecek olursak, t periyodundaki kar fonksiyonu aşağıdaki gibi ifade edilebilir: Karın kendi parasına göre hesaplanacağı merkez ülke ile i ülkesi arasındaki döviz kurunun aşağıdaki gibi geometrik Brownian hareketi yaptığı varsayılmaktadır: Bu denklemde µi, i ülkesi için döviz kuru sapmasını (drift), σi, i ülkesi için döviz kuru volatilitesini, z ise standart Wiener prosesini temsil etmektedir. Şekil 1, bu çalışmada geliştirilen yöntemi uygulamak için kullanacağımız tedarik zinciri ağını ve bu tedarik zinciri için belirlenmiş 12 adet üretim opsiyonunu göstermektedir. Şekilde verilen iki yabancı ülke hammadde alımında ve ürünün üretiminde kulanılabilmekte, ve her ikisi de satış için pazar olabilmektedirler. Şekildeki oklar, hammaddenin ve üretilen ürünlerin hangi ülkelere gidebileceğini göstermektedir. Opsiyonlardaki çizgiler, hangi ülkenin hammaddeyi sağladığını, hangi ülkede üretim yapıldığını, ve ürünün hangi ülkelerde satıldığını belirtmektedir. Tedarik Pazar Üretim S 1 S M 1 M 2 P 1 P 2 2 Şekil 1. Tedarik zinciri ve üretim opsiyonları Modelde kullanılan parametreler sırasıyla, merkez, birinci, ve ikinci ülkede risksiz faiz oranları R=%5, R1=%4, ve R2=%2; birinci ve ikinci ülkeden gelen birim hammadde maliyeti m1=$1.1 ve m2=$1; birinci ve ikinci ülkede birim ürünün üretim maliyeti c1=$1.05 ve c2 =$1; birinci ve ikinci ülkede birim ürünün satış fiyatı r1=$2.3 ve r2=$2.2; birinci ve ikinci ülkelerde bir periyotta ürüne oluşan talep D1=1100 ve D2=1000 birim; birinci ve ikinci ülkede bir periyotta ürün üretim kapasitesi CAP1=2500 ve CAP2=2400 birim; birinci ve ikinci ülke para birimleri için volatilite σ1=0.2 ve σ2=0.133; birinci ve ikinci ülkelerin para birimleri için korelasyon ρ=0.3 olarak kullanılmıştır. 3. Sonuç Her bir periyot üç aylık bir süre olmak üzere, dört karar noktası için Huchzermeier ve Cohen'in geliştirdiği trinom ağacı yöntemiyle yukarıdaki parametrelerle yapılan dinamik programlama sonuçları Şekil 2'de verilmiştir. Şekilde altta kalan noktalar, opsiyonlar arası geçiş esnekliğinin olmadığı ortamda beklenen toplam karı, üstteki noktalar ise her karar noktasında opsiyonlar arası geçişin mümkün olduğu ortamda beklenen karı vermektedir. Bu durumda, t=0 noktasının hemen öncesinde kullanılan opsiyon için, üst ve alt noktalar arasındaki uzaklık (dikey çizgilerin uzunluğu) volatil döviz kurları ortamında opsiyonlar arası geçiş esnekliğinin değerini vermektedir. Broadie ve Glasserman (1997), Amerikan opsiyonlarının değerlerinin tahmin edilebilmesi için bir simülasyon yöntemi geliştirmişlerdir. Standart Monte Carlo simülasyonuyla yapılan Amerikan opsiyonu değerlemesi, olması gerekenden yüksek sonuç verdiği için, Broadie ve Glasserman düşük değer verecek ikinci bir tahmin bularak, yüksek ve düşük tahminlerin ortalamasını almaktadırlar. Burada ele aldığımız problemde ise bir Amerikan opsiyonundan çok daha kompleks opsiyonlar grubu vardır. 12 adet opsiyon arasında geçiş imkanı bulunmakta, ve her karar noktasında yeni bir problem başlamaktadır. Nembhard, Shi, ve Aktan (2002, 2003) sıfır maliyetli geçiş opsiyonları için simülasyon yöntemleri sunmuşlardır. Burada verilen problemde ise opsiyonlar arası geçişin pozitif maliyeti vardır ve bu durum daha kompleks bir dinamik programlama yaklaşımıyla çözüm gerektirmektedir. Bu çalışmada verilen kompleks problemi çözebilmek için, her düğümde beş kol bulunan bir simülasyon ağacında dinamik programlama kullanarak, ilk etapta yüksek tahmin bulunmuştur. Düşük tahmini bulabilmek için şu yöntem kullanılmaktadır: beş kolun dörtlü kombinasyonları belirlenmekte, her bir dörtlü kombinasyondaki değerlere göre beklenen karı maksimize eden opsiyon seçilmekte, seçilen opsiyon kombinasyonun dışındaki beşinci kola uygulanmaktadır. Bu işlem beş kombinasyona da uygulanmakta ve elde edilen kar miktarlarının ortalaması alınmaktadır. Bu ortalama, düşük tahmini vermektedir. Bu Monte Carlo simülasyon yönteminin 1000 koşu için verdiği değerlerin, Huchzermeier ve Cohen'in (1996) trinom ağacı yönteminin sonuçları ile karşılaştırması, Tablo 1'de verilmiştir. Tablo 1. Geliştirilen Monte Carlo simülasyonunun ve trinom ağacının opsiyon değerleme sonuçları | t=0 öncesi strateji | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | |---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---| | Düşük tahmin | 2011.7 | 2112.8 | 2097.2 | 2208.9 | 2003 | 2107.6 | 2110.1 | 2204.2 | 2100.7 | 2208.9 | 2209.8 | 2299.1 | | Yüksek tahmin | 2019.4 | 2128.4 | 2131.8 | 2238.1 | 2040.9 | 2121.4 | 2128.4 | 2223.5 | 2134.2 | 2231.6 | 2229.8 | 2326.5 | | Tahminlerin ortalaması | 2015.5 | 2120.6 | 2114.5 | 2223.5 | 2021.9 | 2114.5 | 2119.2 | 2213.8 | 2117.5 | 2220.3 | 2219.8 | 2312.8 | | Trinom ağacı sonuçları | 2015.3 | 2115.3 | 2115.3 | 2215.3 | 2015.3 | 2115.3 | 2115.3 | 2215.3 | 2115.3 | 2215.3 | 2215.3 | 2315.3 | | Fark (%) | 0.01 | 0.25 | 0.04 | 0.37 | 0.33 | 0.04 | 0.19 | 0.06 | 0.1 | 0.22 | 0.2 | 0.11 | Geliştirilen simülasyon yöntemi ile trinom ağacı yöntemi sonuçları arasındaki fark %0.4'ün altındadır. Modeldeki ülke sayısı yüksek olduğu zaman, ağaç yöntemlerindeki kol sayısı çok yüksek olmakta, fakat bu çalışmada geliştirilen simülasyon yönteminde kol sayısı sabit kalmaktadır. Bu yüzden, geliştirilen simülasyon yöntemi, çok değişkenli problemlerde uygulaması en kolay yöntemdir. Kaynaklar Broadie, M. ve Glasserman, P., Pricing American-style Securities Using Simulation, Journal of Economic Dynamics and Control, 21, 1323-1352, 1997. Huchzermeier, A. ve Cohen, M. A., Valuing Operational Flexibility under Exchange Rate Risk, Operations Research, 44(1), 100-113, 1996. Nembhard, H. B., Shi, L., ve Aktan, M., A Real Options Design for Quality Control Charts, The Engineering Economist, 47(1), 28-59, 2002. Nembhard, H. B., Shi, L., ve Aktan, M., A Real Options Design for Product Outsourcing, The Engineering Economist, 48(3), 199-217, 2003.
<urn:uuid:f984bb41-d274-47a7-b7d3-74078a245959>
CC-MAIN-2018-22
http://yaem2004.cukurova.edu.tr/bildiriler/081%20-%20TamMetin.pdf
2018-05-26T17:55:23Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2018-22/segments/1526794867841.63/warc/CC-MAIN-20180526170654-20180526190654-00466.warc.gz
487,569,031
3,084
tur_Latn
tur_Latn
0.999378
tur_Latn
0.999415
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 4771, 7124, 10560 ]
null
null
null
null
null
null
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas : 2014/2-813 Karar : 2016/157 Tarih : 24.02.2016 (4721 s. MK m. 166, 174) Taraflar arasındaki "boşanma-tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kocaeli 2. Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 20.11.2012 gün ve 2011/1015 E.-2012/776 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi üzerine, YARGITAY 2. Hukuk Dairesinin 17.06.2013 gün ve 2013/4429 E.-2013/16925 K. sayılı ilamı ile; (...1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kocanın tüm, davalı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz İTİRAZLARI YERSİZDİR. 2-Mahkemece davalı kadın ağır kusurlu kabul edilerek boşanmaya ve davacı lehine manevi tazminata hükmedilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı kadının güven sarsıcı davranışlarına karşılık davacı kocanın da bu durumu öğrenmesi üzerine şiddet UYGULADIĞI SABİTTİR. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit DERECEDE KUSURLUDUR. Hal böyle iken davalının ağır kusurlu kabul edilip bu hatalı kusur belirlemesine göre davacı koca lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, BOZMAYI GEREKTİRMİŞTİR...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki KARARDA DİRENİLMİŞTİR. TEMYİZ EDEN: Davalı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Dava, davacı erkeğin boşanma ve maddi- manevi tazminat istemiyle davalı kadının savunma yoluyla tedbir nafakasıyla maddi ve manevi tazminat İSTEMİNE İLİŞKİNDİR. Davacı erkek vekili; tarafların 5 yıldır evli olduklarını, bu evlilikten çocukları olmadığını, son günlerde davalının, davacıya karşı tutum ve davranışlarının değiştiğini, bu nedenle davacının şüpheye düştüğünü, yapmış olduğu araştırmalarda davalının başka bir telefon daha kullandığı ve İjlal C...(kızlık soyadı) adına facebook sitesi açtığını ve bu siteye koymuş olduğu fotoğraflarda E.A. isimli bir erkekle güven sarsacak nitelikte samimi davranışlarda bulunarak davacıyı aldattığını anladığını, bu durumun ortaya çıkması üzerine davalının evi terk ettiğini, bu olay nedeniyle davacı müvekkilinin manevi çöküntüye girdiğini, davalının evlilik birliğinin sadakat ilkesine aykırı davranması sebebiyle davacı açısından evlilik birliğinin artık katlanılmaz hale geldiğini, davalının özel eşyalarını alarak evden ayrılıp E. A. isimli kişiyle birlikte ayrı bir evde yaşadığını, bu nedenle fiilen biten evlilik birliğinin hukuken sürüyor olmasının taraflara bir yararı olmadığı gibi davacı için telafisi olanaksız zararlar oluşturduğunu ve fiilen bitmiş olan evlilik birliğinin hukuken da bitirilmesi için bu davayı açmanın zorunlu hale geldiğini, davanın kabulü ile, tarafların boşanmalarına, 50.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın davalı kadından tahsiline karar verilmesini TALEP ETMİŞTİR. Davalı vekili; dava dilekçesinde anlatılan hususları kabul etmediklerini, davalının, davacı eşine karşı davranışlarının değişme sebebinin davacı eşinden evlilik süresince çeşitli zamanlarda şiddet görmesi ve son dönemlerde bu şiddet olaylarının sayısının ve dozunun artması olduğunu, evi terk ettiği gün müvekkilinin davacı eşinden yeniden şiddet gördüğünü ve can güvenliğini sağlayabilmek için geçici olarak Kocaeli'nde bir arkadaşının evine sığındığını, davacının şiddet sebebi ile evi terk eden eşinden özür dilemek yerine onu karalama yoluna gittiğini, davacı eşin tamamen kötü niyetli olarak hareket ettiğini, davalının facebook hesabında bulunan fotoğraflarının iş arkadaşlarıyla çekildiğini, bu fotoğraflarda Türk aile yapısına aykırı bir durum olmadığını, facebook hesabındaki yazışmaların ise davalıya ait olmadığını, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında ve evlilik birliğinin çekilmez hal almasında davalının herhangi bir kusuru bulunmadığını, aksine davacı eşin paranoyak tavırları, sürekli şiddet uygulaması, ekonomik anlamda üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi, kendi kazandığını kendisinin harcaması ve hatta davalının maaşının bir kısmına düzenli olarak el koyması sebepleriyle bu evliliğin davalı için çekilmez hal aldığını, evlilik birliğinin devamında taraflar ve toplum yönünden sosyal fayda kalmadığını bildirerek, boşanma davasının devamına, karşı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, müvekkili için dava tarihinden itibaren aylık 500 TL tedbir nafakasına karar verilmesini, davacının kusurlu davranışları ve davalı müvekkilinin uğradığı iftira nedeniyle kişilik haklarının ihlal edilmesi ve aile haysiyetinin rencide edilmesi sebebiyle 50.000 TL manevi tazminata ve boşanma sonucu davalı kadının mevcut ve beklenen menfaatleri de zarar görmüş olacağından 50.000 TL maddi tazminata karar VERİLMESİNİ İSTEMİŞTİR. Mahkemece; davalının başka erkeklerle birlikte dolaştığı, resimler çektirdiği, telefon ya da internet ortamında görüşmeler yaptığı, eşinin güvenini sarsacak şekilde hareket ettiği, davacının da bu olay nedeniyle eşine bir kez şiddet uyguladığı, olaya ilişkin Sulh Ceza Mahkemesi kararında şiddet olayının davalının başka erkeklerle samimi fotoğraf çektirmesi, başka erkeklerle görüşmek üzere özel telefon bulundurması nedeniyle duyulan hiddet ve şiddetli eleminin etkisi altında gerçekleştirdiği kabul edilerek davacı lehine haksız tahrik hükmünün uygulandığı, davalının kusurunun daha ağır olduğu ve evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, bundan sonra bir araya gelip evlilik birliğini devam ettirmelerinin mümkün olmadığı, birbirlerine saygı ve sevginin kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüyle şiddetli geçimsizlik nedeniyle tarafların boşanmalarına, davacı yararına 10.000 TL manevi tazminata, davalı kadın yararına 200 TL tedbir nafakasına hükmedilerek, davacının maddi tazminatla davalının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine KARAR VERİLMİŞTİR. Taraf vekillerinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen NEDENLE BOZULMUŞTUR. YEREL MAHKEMECE, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalı kadın VEKİLİ GETİRMİŞTİR. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; boşanmaya sebep olan olaylarda güven sarsıcı davranışlarda bulunan kadın ile bu güven sarsıcı davranışı öğrendiğinde haksız tahrik altında eşine fiziksel şiddet uygulayan erkeğin aynı oranda kusurlu olup olmadıkları; bunun sonucunda davacı erkek yararına manevi tazminata hükmedilip hükmedilemeyeceği NOKTASINDA TOPLANMAKTADIR. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi uyarınca; "Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir." Buna göre davacı erkek lehine manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalı kadının boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olması ve kadının bu ağır kusurlu davranışının erkeğin kişilik haklarına saldırı niteliğinde OLMASI GEREKİR. Somut olayda; davalı kadının facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde bulunan hesabında başka bir erkekle birlikte çekilmiş samimiyet içeren fotoğraflarını paylaşması, yine bu kişiyle aynı sosyal paylaşım sitesinde yazışmalar yapması, ayrıca aynı erkekle görüşmek için mevcut telefonundan ayrı olarak edindiği GSM hattı ile bu kişiye ait GSM hattı arasında yapılan görüşmelerin gecenin geç saatlerinde, sık ve uzun süreli olması gözetildiğinde, davalı kadının bu davranışlarının davacı erkeğin güvenini SARSACAĞI KUŞKUSUZDUR. Davalı kadının belirlenen güven sarsıcı davranışlarına konu sosyal medyada paylaşılan fotoğrafların ve özel olarak bulundurulan telefonun varlığının davacı erkek tarafından öğrenilmesi üzerine davacı erkeğin, duymuş olduğu hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında eşine "basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte" fiziksel şiddet uyguladığı, ceza mahkemesince bu nedenle mahkum edilen erkeğin cezasında haksız tahrik hükmü uygulanmak suretiyle indirime gidildiği dosyaya ekli ceza dosyası ve adli RAPORDAN ANLAŞILMAKTADIR. Hemen belirtilmelidir ki, hiçbir eylem şiddete gerekçe olmayacağı gibi, hukuk düzeni de şiddeti korumaz. Ne var ki, manevi tazminata hükmedilmesinde tarafların boşanmaya neden olaylardaki kusur durumlarıyla belirlenen bu kusurun kusuru daha az olan tarafın kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup olmadığı dikkate alınır. Bu itibarla Kurul çoğunluğu tarafından, davalı kadının yukarıda sayılan birden fazla güven sarsıcı davranışlarının, bunu öğrenen davacı erkekte şiddetli elem ve hiddet oluşturduğu, bu duygular içerisinde bulunan ve öncesinde de eşine karşı fiziksel şiddet uyguladığı kanıtlanamayan erkeğin sadece bu olay nedeniyle eşine basit nitelikte fiziksel şiddet uyguladığı, bu nedenle boşanmaya neden olaylarda her iki tarafın da kusuru olmakla birlikte davalı kadının, davacı erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu, davalı kadının belirlenen kusurlu davranışının davacı erkeğin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu ve bu nedenle davacı erkek yararına manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, Özel Dairece boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit derecede kusurlu kabul edilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle yerel mahkeme direnme kararının onanması gerektiği KANAATİNE VARILMIŞTIR. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında bir kısım üyeler tarafından şiddete sıfır toleransın geçerli olduğu devlet ve hukuk düzeninde fiziksel şiddet uygulayan eşe manevi tazminat verilmesi sonucunu doğuracağı ve benzer davalarda fiziksel şiddet uygulayanların tazminat almalarını sağlayacağı gerekçesiyle direnme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de, yukarıda açıklanan nedenlerle çoğunluk tarafından bu GÖRÜŞ BENİMSENMEMİŞTİR. Açıklanan bu nedenlerle usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının ONANMASI GEREKİR. S O N U Ç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 24.02.2016 tarihinde yapılan ikinci görüşmede OYÇOKLUĞUYLA KARAR VERİLDİ. KARŞI OY Maddi vakıa Kadın Eş : Güven sarsıcı davranışlarda bulundu. Erkek Eş : Fiziksel şiddet uyguladı. Ceza Mahkemesince cezalandırıldı. Bu konuda yerel mahkeme ve Daire arasında bir ÇEKİŞME BULUNMAMAKTADIR. YARGITAY 2. Hukuk Dairesi Taraflar EŞİT KUSURLU sayılır. Eşler birbirinden manevi tazminat alamaz. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu'nun Değerli Çoğunluğu Güven sarsıcı davranışta bulunan kadın kendisine fiziksel şiddet uygulayan erkeğe göre AĞIR KUSURLUDUR. Kadın, kendisine fiziksel şiddet uygulayan erkeğe manevi TAZMİNAT VERMELİDİR. Şiddete sıfır toleransın geçerli olduğu Devlet ve Hukuk düzeninde fiziksel şiddet uygulayan eşe manevi tazminat verilmesi sonucunu doğuran ve benzer davalarda fiziksel şiddet uygulayanların tazminat almalarını sağlayan bir görüşe katılmamız MÜMKÜN DEĞİLDİR.
<urn:uuid:c1a0c6fa-6643-47f5-870f-25145f4ef56d>
CC-MAIN-2018-30
http://yuksekkayalawoffice.com/dokumanlar/yargitay.karari.esit.kusur.bosanma.pdf
2018-07-20T16:14:09Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2018-30/segments/1531676591718.31/warc/CC-MAIN-20180720154756-20180720174756-00594.warc.gz
583,599,283
3,509
tur_Latn
tur_Latn
0.99951
tur_Latn
0.999681
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 1826, 5091, 7831, 10460, 11302 ]
null
null
null
null
null
null
TEKNOFEST HAVACILIK, UZAY VE TEKNOLOJİ FESTİVALİ EĞİTİM TEKNOLOJİLERİ YARIŞMASI PROJE DETAY RAPORU Muhammed Tahir İPEK, Berat Tuna BESTELCİ PROJE ADI: Sindirim Sistemi TAKIM ADI: Efsane İkili TAKIM ID: T3-24694-158 TAKIM SEVİYESİ: Ortaokul TAKIM ÜYELERİ: DANIŞMAN ADI: Fadime UĞUZ 1. Proje Özeti (Proje Tanımı) Günümüz eğitim sisteminde bilgiyi nasıl elde edeceğini öğrenen, ulaştığı bilgiyi doğru ve etkili kullanabilen, karşılaştığı sorunlara bilgi ve birikiminden yararlanarak çözüm önerileri geliştirebilen, problem çözebilen, araştıran, sorgulayan bireylerin yetiştirilmesi gibi hedeflerin yer aldığı görülmektedir. Bu hedeflere ulaşmak için öğretmenler öğretim ilkelerine uygun olarak tasarlanmış etkileşimli ortamları kullanmaya başlamışlardır. Bilgi ve iletişim teknolojileri alanındaki hızlı gelişmeler, diğer alanlarda olduğu gibi eğitim alanında da değişimlerin yaşanmasını sağlamıştır. Bu durum eğitim-öğretim faaliyetlerinin teknoloji kullanımını öğretecek biçimde değiştirilmesi beklentisini oluşturmuştur. Gelişen teknoloji ile birlikte yeni nesil çocukların daha iyi eğitilebilmesi için yenilikçi ders uygulamaları geliştirmek de kaçınılmaz olmuştur. Projemiz geleneksel öğrenim materyallerine alternatif olarak Scratch programı ile 6. Sınıf Fen Bilimleri "Solunum Sistemi " konusu kazanımlara bağlı kalarak eğitsel yazılım şeklinde sosyal sorumluluk bilincini teknolojik birikimlerimizle entegre edip topluma yarar sağlaması amacıyla tasarlanmıştır. Scratch Programlama Dili kullanılarak hazırladığımız projemiz 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde konu özgün resimlerle, animasyonlarla anlatılmış, soyut kavramlar somut hale dönüştürülerek öğrenenin sıkılmadan, oyun oynar gibi tüm duyu organlarını harekete geçirerek kolay ve kalıcı bir öğrenmesi sağlanmıştır. İkinci bölümde kavram haritası kullanılarak solunum sistemleri alt boyutlarıyla ele alınarak kavramlar arasındaki ilişki, zengin görsellerle sunularak, anlamlı öğrenme sağlanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde pekiştirici çalışmalarla öğreneni konunun içine çekmek, analitik düşünmesini sağlamak, merak duygusu uyandırmak ve konuları sorgulayarak katılımını sağlamak amaçlanmıştır. Dördüncü bölümde ise eğitici oyun ile yazılım yapılmıştır. Oyun temelli öğrenme ile de özgün resim, ses, animasyon ve kuklalar kullanılarak konunun, güncel konularla desteklenerek ve eğlenerek bilgilerin kalıcı olması amaçlanmıştır. Verilerin toplanması sürecinde okulumuz öğretmen ve öğrencilerine yapılan sunumlar sonrasında öğrencilere uygulanan anketle projenin kullanılabilirliği test edilmiştir. Geliştirilen projenin ortaokul 6. Sınıf Fen Bilimleri dersinde ilgili başlıkla kullanılabileceği gözlemlenmiştir. 2. Problem/Sorun: Son yirmi yılda dünyada çok hızlı teknolojik değişim ve gelişmeler meydana gelmiştir. Geleneksel öğretim yönteminde, beyindeki öğrenme merkezini hep aynı uyarıcılarla yani aynı yöntemlerle uyarıldığı ve bir süre sonra öğrenenlerin, öğretmenlerini algılayamaz hale geldikleri belirtilmektedir. Soyut anlatıma, ezbere dayalı geleneksel öğretim metodları bizim çalışmamızda temel sorun olarak tespit edilmiştir. Çocuklarda fiziksel değişimlerin yanı sıra bilişsel değişimleri tamamlamaları belirli bir süre almaktadır. İşte bilişsel değişim süreci somut düşünmeden soyut düşünmeye geçişi kapsamaktadır. Maalesef bu sürecin herkes için geçerli tek bir kuralı olmadığı için de her genç soyut düşünebilme becerisini farklı yaşlarda farklı sürelerde kazanabiliyor. Bu da tabi soyut düşünmeyi gerektiren bazı derslerde zorlanmalarına sebep oluyor. Bilim soyut düşünmenin eseridir. Bilime olan talep soyut düşünmeyi gerektirir. Projemizde soyut kavramlar somut materyallerle görselleştirilerek öğrenenin konuyu zihninde anlamlaştırarak eğlenceli bir şekilde öğrenmesi hedeflenmektedir. Problem olarak gördüğümüz bir başka konu kırsal ve kentsel kesimlerde eğitimler arası farklılıklardır. Bunun için eğitsel yazılım faydalı olacaktır. Öğrencilerin öğrenme hızında algılamalarındaki farklılıklar geleneksel öğretim yöntemleriyle sorunlara yol açmaktadır. Bu farklılıkları ortadan kaldırmak ve bireylerin konuyu kendi başına çalışıp değerlendirmesi ile mümkündür. Bunun için eğitici yazılımlar etkili bir çözüm olabilir. 3. Çözüm Ülkemizde eğitime olan talep her zaman artmaktadır. Yenidünyada mesleklere yönelirken yenilikçi fikirlere ihtiyaç duyulduğu bir gerçektir. Büyüklerimizin çok kullandığı "Eski köye yeni adet mi getiriyorsun?", "Başıma icat çıkarma!" anlayışı ülkemizi çağdaş medeniyet noktasında bir yere getirmediği herkes tarafından anlaşılmıştır. Biz çocukların geleceğinde emekli olmak geçmişte kalmış bir konu olacaktır. Bizler büyük hayallerimizle öğrendiğimiz temel bilgilerimizle yazılım teknolojilerini kullanarak hızlı bir şekilde ülkemizin ihtiyaç ve sorunlarını yeni icatlar üreterek problemlerini çözmek zorundayız. Yazılım teknolojileri ve eğitim yazılımlarıyla öğrencilerin öğrenme sürecine etkin ve aktif bir biçimde katılmasının sağlanması hedeflenmektedir. Öğrencilerin, merak duygusunu uyandırarak müfredat konularını kalıcı, araştırmaya yönlendirici bir öğrenim haline getirmelidir. Bu çalışmamızda 6. Sınıf Fen Bilimleri dersinde "Solunum Sistemi" konusu konu anlatımı, kavram haritası, pekiştirici çalışmalar ve eğitici oyunlarla güncel olayları da içine alan bir öğrenim çalışması geliştirilmiştir. Bu çalışma ile Fen Bilimleri derslerinin eğlenceli, anlaşılır ve hafızamızda kalıcı olması amaçlanmıştır. Diğer taraftan Eğitim yazılımları ile yurdumuzun herhangi bir beldesinde okula uzak bir noktada olan her bir öğrencinin eğitimine katkıda bulunmak, maddi zorluklar içinde olan ailelerin eğitim eksikliklerini en aza indirmek, engeli olan öğrencilere de eğitim desteği sağlamak gibi sorunlara faydalı olmak hedeflenmiştir. Projemizde aktif ve yenilikçi bir anlayışla sistemli, düşünebilen olaylar arası ilişkileri kavrayabilen sonuçta oluşan problemleri çözebilen bireyin araştırma becerisini geliştirmeyi amaçlamıştır. Bu anlayışla her bir öğrencinin çok yönlü yetişmesini sağlayarak teknolojiyi hızlı ve faydalı olarak kullanabilen kodlama ve program yazılımı konusunda eğitilen yeni eğitim sistemiyle keyifli bir şekilde kalıcı öğrenmeleri sağlamaya çalışılmaktadır. | -Geleneksel eğitim sistemi ve anlamayı zorlaştıran soyut kavramlar. | -Scratch yazılım dili kullanılarak eğitsel yazılım geliştirilmesi. | -Eğitim yazılımlarının | |---|---|---| | | | öğrenciler tarafından | | | | hazırlanıp soyut kavramların | | | | somut materyallerle | | | | anlatılarak öğrenmenin | | | | kalıcı hale gelmesi ve | | | | analitik düşünme yeteneğine | | | | sahip, yaratıcı bireylerin | | | | yetişmesi. | 4. Yöntem Projemizde 6. Sınıf Fen Bilimleri dersi "Solunum Sistemi" konusunun işlenmesinde web tabanlı ve çevirim içi çalışabilen Scratch yazılım dili kullanılarak görsel animasyonlarla konu anlatımlarıyla ünite değerlendirme çalışmalarıyla konunun pekiştirilmesi sağlanmış ve eğitsel oyun ile hızlı zevkli merak uyandırabilen araştırmaya yönlendirici bir öğretim şekli geliştirilmiştir. İçeriğin doğruluğu, örnekleri, soru ve cevapları sıkılmadan araştırmayı hızlıca yapabilmesi kalıcı öğrenmeyi sağlaması, işlenen konunun müfredata uygunluğu içeriğin hedefe ulaşması öğrenenin hızlı anlama özelliklerinin geliştirilmesi bireyde merak uyandırarak bilginin kalıcı hale getirilmesi teknik açıdan yazılımın kalitesi, yazılımın gereksiz bilgiler içermemesi 6. Sınıf öğrencileri için açık, net, anlaşılır, kalıcı, imla kurallarına uyularak kullanılması incelenmiştir. Yazılım ve sunum şeklinin oluşturulmamasında kodlamaların ve görsellerin özgün resimlerde desteklenerek konunun proaktif bir anlayışla öğretimin akıcı şekilde yapılması sağlanmıştır. Konunun anlatımı, kavram haritaları, soru ve cevapları eğitici oyunu ile öğretimin soyut anlatımdan, somut anlatıma getirilmesi amaçlanmış ve bunun için Isparta Nazmiye Demirel Ortaokulu 6. Sınıf öğrencileri olarak yaptığımız bu projeyi uygulamalar ve deneyler sonucu test etmiş, Scratch yazılım dili kullanılarak geliştirilen projemizin ortaokul 6. Sınıf Fen Bilimleri dersinde Solunum Sistemi konusu işlenirken kullanılabileceği gözlemlenmiştir. Bulgu ve görüşlerden yola çıkarak çalışma sonuçlandırılmıştır. Projemizin yazılımı çevrimiçi ve çevrimdışı çalışabilen, web tabanlı scratch programı kullanılarak yapılmış ve yeni tür eğitim anlayışıyla kullanımı, test ve görüşlerle tespit edilmiştir. 5. Yenilikçi (İnovatif) Yönü Projemiz 6. Sınıf öğrencilerinin Solunum Sistemi konusundaki tüm merak konularına cevap veren, öğrenmesi gereken tüm bilgileri kalıcı bir şekilde öğreten, uygun ve özgün tasarım özelliklerine sahip olup sadece metin tabanlı düzenlenen yazılımların aksine yazılan yazılar görsel içeriklerle desteklenmiş, eğitici ve öğretici çalışmalarla da kalıcılığı sağlanmıştır. Projemizin içerisinde kullanılan özgün resimler, sesler, renkler, kuklalar, yazılar ve konu tasarımları 6. Sınıf öğrencilerinin dikkatini çekerek sıkılmadan takip edeceği, konsantrasyonunu ve motivasyonunu sağlayıcı, merak etmeye teşvik edici, pekiştirerek, bilgi zihinde kodlanarak uygun ve kalıcı öğrenimi sağlayan niteliktedir. Projemizde kullandığımız tamamı özgün resimler, metinler, renkler, sesler ve boyutsal özellikler görsel tasarım ilkelerine uygundur. Projemizin içerisinde kullandığımız kavram haritasında sürükle bırak tekniği ile bilgilerin pekişmesi ve kalıcılığı sağlanmıştır. Özgün, ortaokul öğrencilerine hitap eden resimler ve görsellerle görsel zekânın gelişmesi ve bilgilerin pekiştirilerek kalıcılı olması amaçlanmıştır. Aynı zamanda gündemde olan COVID-19 virüsü işlenerek öğrencilerin merak duygusu giderilmiş, bireylerin bu konudaki bilgi ve farkındalıkları arttırmış ve konuya ilgi duyması sağlanarak alınacak tedbirler konusunda dikkatli olmaları hedeflenmiştir. Yazılımda dolaşımı sağlamak için kullanılan menüler, yönergeler içeriği açıklayıcı nitelikte ve anlaşılır şekildedir. Oluşturduğumuz yazılım EBA platformuna uyumlu 6.Sınıf Fen Bilimleri dersi Solunum Sistemi müfredatına uygun olarak hazırlanmıştır. Projemizin en yenilikçi yaklaşımlarından biri de kodlamaların ve özgün resimlerin öğrenciler tarafından yapılmış olmasıdır. Yazılımlarını kendi üretebilen öğrenciler sayesinde yazılım için ödenen maliyetler de en aza indirilmiş olacaktır. Aynı zamanda öğrencilerin ileride bilgisayar/yazılım mühendisi, grafikerlik veya farklı ve çeşitli dallarda daha başarılı olmasını hedefleyecek şekilde yetiştirilmesi sağlanacaktır. 6. Uygulanabilirlik Projemiz hali hazırda uygulanabilir haldedir. Eğitim ve Bilişim Ağına uyumlu 6. Sınıf Fen Bilimleri Dersi Solunum Sistemi müfredatına uygun şekilde tasarlanmıştır. Fen Bilimleri Dersi öğrencileri ve öğretmenleri tarafından kullanılabilir. 7. Tahmini Maliyet ve Proje Zaman Planlaması Projemiz için herhangi bir ek donanıma gerek duyulmamıştır. 6. Sınıf Fen Bilimleri kitabından yardım alınarak ve kendi bilgi, yetenek ve düşüncelerimiz kullanılarak tasarlanmış ve laptop aracılığıyla geliştirilmiştir. Maliyet sıfırdır. Eğitim amacıyla ücretsiz olan Scratch programıyla tasarlanmıştır. Uygulamamıza ücretsiz şekilde erişilebilmektedir. Ayrıca test aşamasını geçmiş olmasına rağmen sürekli yeni özellikler kazandırılıp geliştirilebilir özellikler taşımaktadır. Projemizin literatür taramasını Şubat ayı içerisinde tamamladık. Ocak, Şubat ve Mart, Nisan ve Mayıs aylarında ise projemizi hazırlayıp test ettik ve hataları giderdik. Projemiz öğrencilerin katkısını alarak geliştirilebilen, yeni özellikler kazandırarak her döneme, her konuya hitap edebilen bir projedir. Aralık, Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında dünyanın gündeminde olan güncel Corona(COVİD-19) virüsü ile bağlantılı hale getirerek bireylerin bu konuda bilgiye sahip olması ve tedbirlerin artması hedeflenmiştir. 8. Proje Fikrinin Hedef Kitlesi (Kullanıcılar): Ortaöğretim 6. Sınıf Fen ve Teknoloji dersi öğrencileri tarafından kullanılacaktır. Fen ve Teknoloji dersi genellikle soyut kavramlardan oluşmaktadır ve bu dönem öğrencilerinde soyut düşünce gelişmediği için konuları kavramaları zorlaşmaktadır. Bu nedenle Scratch 'de hazırlanmış, animasyon, oyun ve soruları içeren bir eğitim yazılımıyla konunun somutlaştırılarak öğrenciler tarafından daha iyi kavranacağı düşünülmüştür. 9. Riskler Eğitim öğretim müfredatına uygun olmayan, içerikleri yanlış bilgilerden oluşan etkileşimli animasyonlar ve kontrolsüz yazılımlar yapılırsa yanlış öğrenmeler ve bilgi kirliliği ortaya çıkabilir. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı tarafından oluşturulan kontrol eğitmenleri tarafından bu yazılımlar denetlenmelidir. 10. Proje Ekibi | | | | Projeyle veya | |---|---|---|---| | Adı Soyadı | Projedeki Görevi | Okul | problemle | | | | | ilgili tecrübesi | | | Değerlendirme bölümleri ve | | | | Muhammed Tahir | kavram haritalarının | | | | | | Nazmiye Demirel Ortaokulu | | | İPEK | hazırlanması, seslerin | | | | | hazırlanması | | | | | Giriş Ekranı, Konu Anlatımı, | | | | Tuna BESTELCİ | Eğitici Oyun, Animasyon ve | Nazmiye Demirel Ortaokulu | | 11. Kaynaklar [1] Kocasaraç. H. (2003). Bilgisayarların Öğretim Alanında Kullanımına İlişkin Öğretmen Yeterlilikleri. The Turkish Online Journal of Educational Technology, 2(3), 77-86. [2] Kutluca, T. ve Birgin, O. (2007). Doğru Denklemi Konusunda Geliştirilen Bilgisayar Destekli Öğretim Materyali Hakkında Matematik Öğretmeni Adaylarının Görüşlerinin Değerlendirilmesi. Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, 27(2), 81-97. [3] Özmen, B. Ve Varol, F. (2011), Uzman, Aile Ve Öğretmen Gözü ile Eğitim Yazılımları: Eyades. 5 th International Computer & Instructional Technologies Symposium. Fırat Üniversitesi. [4] MIT, (2018), Erişim Tarihi: 02.02.2018, https://scratch.mit.edu/about/ [5] Kert, Serhat Bahadır, and Tuba Uğraş. "Programlama eğitiminde sadelik ve eğlence: Scratch örneği." The First International Congress of Educational Research, Çanakkale, Turkey. 2009. [6] Uğuz, S. ( 2013). Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi Journal of Research in Education and Teaching Mayıs 2013 Cilt:2 Sayı:2 Makale No:08 ISSN: 2146-9199 [7] Bilişim Teknolojileri ve Yazılım, Bilgiseli Yayınları,92 [8] http://aibu-acik-kaynak.blogspot.com/2019/04/scratch-30-kullanm.html EKLER
<urn:uuid:c9859c61-f999-49a8-a7ca-f2b30211fc75>
CC-MAIN-2021-21
https://www.teknofest.org/upload/diger/1-Efsane%20%C4%B0kili.pdf
2021-05-12T09:00:00+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-21/subset=warc/part-00252-2bb1ba05-1421-4b90-a3f4-bbc46b4a29a5.c000.gz.parquet
1,094,879,637
3,949
tur_Latn
tur_Latn
0.955503
tur_Latn
0.999898
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "unknown" ]
false
rolmOCR
[ 289, 3799, 6670, 10061, 12279, 14224, 14231 ]
null
null
null
null
null
null
07.05.2014 USD/TL DOLAR TL'ye baktığımızda dün DOLAR ENDEKS'inde sert düşüş içerde kura da yansıdı ve DOLAR TL kuru 2,0880 desteğine kadar geri çekildi. İçerisini etkileyen diğer önemli gelişmelere baktığımızda dün OECD Türkiye'nin 2014 yılı büyüme beklentisini %3,8'den %2,8'e 2015 için büyüme beklentisini ise %4,1'den %4'e düşürdüğünü açıkladı. Ayrıca OECD 2014 için Türkiye enflasyon beklentisini %6,1'den %8'e çıkartırken 2015 için enflasyon beklentisini ise %5,8'den %6,5' revize etti. Revizelerde gerekçe olarak özel sektördeki talep daralmasını ve faizlerdeki yükselişi işaret etti. Önümüzdeki süreçte Rusya-Ukrayna arasındaki gerginliğin sürmesinin gelişen piyasalar üzerindeki etkilerini izleyeceğiz. Rusya üzerindeki sermaye yatırımlarının olumsuz algılanması gelişen ülke piyasalarını da olumsuz etkileyebilir. Böyle bir durum oluştuğu takdirde son günlerde DOLAR karşısında değerlenen TL'yi baskılayabilir. FED'in sıkılaştırmaya gittiği bir dönemde yarın yapılacak olan ECB Para Politikası Toplantısının Türkiye için önem arz ettiğini söyleyebiliriz. Yarın Avrupa Merkez Bankası'nın yapacağı toplantıda faizlerde herhangi bir değişiklik beklemediğimizi daha önce söylemiştik. Bu durumda Türkiye tarafından hızlanması beklenen sermaye akımlarının yavaşlamasına sebep olacaktır diye düşünüyoruz. Bugün ise Yellen'ın TSİ ile 17.00'de Senato'ya karşı yapacağı sunumun piyasa üzerindeki etkilerini izleyeceğiz. Yellen'ın Joint Economic Committee üyelerinin sorularına karşı yapacağı savunma bize ABD'nin ekonomik görümüne dair ipuçları verebilir. Yellen'in varlık alım programı ve faizler konusunda mesaj verip vermeyeceğini de yakından takip edeceğiz. Teknik olarak baktığımızda saatlik bazda kanal içinde hareket eden paritede kanalın kırılmasıyla birlikte yükselişler bekleyebiliriz. Dün 2,0880 desteği bizim için önemliydi. Bu seviyenin hem çift dip olması hem de günlük bazda 200 günlük hareketli ortalama ile desteklenmesi hem de yaşanan gelişmeler kısa vade için bize yükseliş yönlü sinyaller üretiyor olsada teknik bazda kırılma yaşamadığımız sürece kanal içindeki hareketi izleyeceğiz. Gün içinde saatlik bazda göstergelerle fiyatlar arasında görülen uyumsuzluğun yükselişi destekleyen diğer teknik gelişme olduğunu söyleyebiliriz. 2,0970 direncinin kırılmasıyla haftalık pivot noktamız olan 2,1145 direnci test edilebilir. Aşağıda ise 2,0880 desteğinin kırılmasıyla 2,0795 desteğine kadar düşüşler sürebilir. (Grafik:1) Graf k:1 USD/TL i Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti SPK tarafından yayımlanan tebliğ çerçevesinde, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak bir sözleşme çerçevesinde sunulur. Burada ulaşılan sonuçlar, tercih edilen hesaplama yöntemi ve veya yorum tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi sağlıklı sonuçlar doğurmayabilir. Ayrıca burada yer alan bilgiler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Kaynak: Metatrader 07.05.2014 ALTIN Rusya-Ukrayna arasındaki gerilim sürmesi altın fiyatlarına pozitif katkısını sürdürüyor. Ukrayna Kara Kuvvetleri Komutanı'nın görevden alınıp yerine başkasının atanması bu gerginliğin boyut değiştireceğinin bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Ayrıca Rusya Ukrayna'da 25 Mayıs'ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminin ertelenmesi talebinde bulundu. Ukrayna'da anayasal değişikliği yapmadan Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılmasının mümkün olmadığını belirtti. AB ise Rusya'ya uyarılarda bulunarak Ukrayna'nın içişlerine karışılmaması gerektiğini ifade etti. Sabah saatlerinde NATO'dan da açıklamalar vardı. NATO yaptığı açıklamalarda soğuk savaştan bu yana Avrupa'nın güvenliği açısından en vahim krizle karşı karşıya olduklarını belirtti. Bütün bu gelişmeler jeopolitik riskleri yükseltmekle birlikte emtia fiyatlarındaki yükselişi destekleyen haberler olarak piyasalara yansıdı. Bugün Yellen'ın Joint Economic Committee üyelerinin sorularına karşı yapacağı savunmayla birlikte, varlık alım programı ve faizler konusunda mesaj verip vermeyeceğini yakından takip edeceğiz. Teknik açıdan baktığımızda 4 saatlik bazda 50,100 ve 200 günlük hareketli ortalamalarla desteklenen 1298 desteğinin kırılmasıyla birlikte 1292 desteğine kadar geri çekilmeler yaşanabilir. Yukarıda ise 1314'ün kırılmasıyla 1330 direnci takip edilecektir. Orta vade için günlük kapanış bazında 1308 direnci ile 1280 desteği halen önemini korumakta. (Grafik:2) Graf k:2 ALTIN i Kaynak:Metatrader Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti SPK tarafından yayımlanan tebliğ çerçevesinde, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak bir sözleşme çerçevesinde sunulur. Burada ulaşılan sonuçlar, tercih edilen hesaplama yöntemi ve veya yorum tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi sağlıklı sonuçlar doğurmayabilir. Ayrıca burada yer alan bilgiler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir.
<urn:uuid:138e3ea8-a551-4dd2-b789-ed75a9cf4434>
CC-MAIN-2016-44
https://www.atig.com.tr/arastirma/raporlar/tr/dolar_tl,altin_analizi.pdf
2016-10-23T23:48:16Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2016-44/segments/1476988719453.9/warc/CC-MAIN-20161020183839-00053-ip-10-171-6-4.ec2.internal.warc.gz
897,776,482
1,423
tur_Latn
tur_Latn
0.999907
tur_Latn
0.999911
[ "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 3129, 5265 ]
null
null
null
null
null
null
editörden editörden "Azınlık" bir grubun ya da bir sosyal kategorinin ismi olmaktan ziyade bir durumun ismidir. Her toplum, mekânda ve zamanda değişken araçlar aracılığı ile kendi içinden bir azınlık yaratır. Bu dinamik bir süreçtir. Azınlık kavramının yatay ve dikey dinamikliği, kavramın evrensel tanımını imkânsızlaştırır. Zira azınlık, söz konusu toplumda çoğunluğun kendi kendisini tanımıyla ortaya çıkan bir haldir. Diğer bir deyişle belirli bir zamanda belirli bir toplum kendini ırksal aidiyet üzerinden tanımlıyor, ırksal aidiyet üzerinden ortaklık duygusu inşa ediyorsa, o toplumda azınlıklar ırksal olurlar. Başka bir tarihsel ve toplumsal bağlamda çoğunluk kendini dinsel aidiyetle özdeşleştiriyorsa, orada azınlıklar dinseldir, vs. Dolayısıyla herhangi bir toplumsal etkileşim çerçevesinde "azınlık" bulunabilmesinin tek şartı orada bir çoğunluk bulunmasıdır. Bu açıdan azınlık başat olmayan ancak hak talep edecek bilince erişmiş gruba verilen isim olarak kabul edilebilir. Hannah Arendt'in tespitinden yola çıkarak, "Azınlık" hak talep etme hakkına ulaşmış gruptur denilebilir. "Azınlık" bir sürecin sonucu ortaya çıkan bir hal dir. Bu süreç çoğunlukla (her zaman değil) iki ayaklı işler. Azlaştırma (niceliksel ve şart değildir) ve Azınlıklaştırma (niteliksel ve şarttır). Bu iki sürecin, birbiriyle etkileşimli üç ayağı olduğu söylenebilir: Siyasal gündem, kamusal gündem, medyatik gündem. Bu gündemler arasında hiyerarşi belirlenemez, yani hangi gündemin hangisini tetiklediği değişkendir. Siyasal gündemde etnik temizlik ya da sürgünden, ayrımcı hukuk kurallarına kadar geniş bir yelpaze görülebilir. Politika ve onun ürünü hukuk azınlıklaştırmakla kalmaz, azınlıklaştırdıklarını sistemin çeperinde tutmaya uğraşır. Bazen de tam tersi olur. Politika ve Hukuk toplumsal gündemin azınlıklaştırdığı grupları korur. Toplumsal gündem ise algılarla ilgilidir. Ayrımcı söylemler, gündelik ırkçılık, toplumsal hayatta ve güncel hayatta ayrımcılık bu "biz"/ "onlar" algısının sonucudur. Üçüncü gündem en kolay takip edilebilen medya gündemidir. Elbette bu "dil" hem toplumsal ve siyasal gündemi tetikler hem de bu gündemlerden beslenir. Medyada nefret dili, kışkırtma, çeşitli sosyal grupları hedef gösterme, azınlıklaştırma sürecinin en önemli parçasıdır. Alternatif Politika'nın bu sayısını işte bu teorik altyapının üstüne inşa ettik. Batı Avrupa ve Türkiye'de Azınlık sorununu farklı veçhelerinden ele alan makaleleri bir araya getirmeyi hedefledik. Bu bağlamda uluslararası standartlar ışığında Türkiye'de azınlık meselesini ele alan Samim Akgönül, konuya kavramsal bir çerçeve getirmektedir. Uluslararası hukukta azınlık kavramlarını ele alan Akgönül, azınlıkların korunmasında üç dönem olduğunu belirterek negatif ve pozitif haklar, teritoryal ve teritoryal olmayan haklar, grup hakları ve bireysel haklar konularını analiz ederek, Türkiye'deki azınlık haklarını Lozan Antlaşması, Avrupa Konseyi sözleşmeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları çerçevesinde incelemektedir. Süheyla Yıldız makalesinde cumhuriyet tarihinde Yahudilerin topluma entegrasyon ve cemaat kimliğini koruma stratejileri ile Yahudi kimliğinin gelişiminde önem arz eden üç farklı dönemi analiz etmektedir. Yahudilerin ilk dönemlerde asimile olarak Türklük içinde erime stratejisi uyguladığını ileri süren Yıldız, daha sonra yaşanan gayrimüslim saldırılarından duyulan hayal kırıklığı ve içe kapanma süreci ile 90'larda Yahudilerin hem eşitlik hem de tanınma arayışına girdiklerini anlatmaktadır. Din ve Millet ana başlıklı makalesinde Elçin Aktoprak Kuzey İrlanda örneğinde bir azınlık milliyetçiliği olarak Katolikliği ele almaktadır. Aktoprak bu çalışmasında Katolik İrlandalı kimliğini, Avrupa'da din ve milliyetçiliğin birbirinin içinde eridiği bir dinsel milliyetçilik örneği olarak sunmakta ve tarihsel dinamiklerin dinsel milliyetçiliğin ortaya çıkışındaki etkisini göstermektedir. "Aleviler ve yeni merkezileştirme politikaları" başlıklı yazısında Nil Mutluer, Alevilerin tarihsel süreçlerini, tarih boyunca maruz kaldıkları içlerindeki çoğulluğu yok sayan ve inancı tektipleştirmeye çalışan merkezileştirme politikalarını, Cemevi taleplerini, kurucu yurttaşlıkla azınlık olmak arasındaki ikircikli konumlarını ve inanca yönelik ortak talepler üzerinden yaşadıkları ayrımcılıkları, yaptığı alan çalışmalarıyla destekleyerek analiz etmektedir. Maya Arakon'un Kürt kadınlarının kadınlık ve Kürtlük kimliği üzerinden maruz kaldıkları baskı politikalarına karşı geliştirdikleri siyasi bilinci ele aldığı ve alan çalışmalarıyla desteklediği makalesi ise, Kürt kadınlarının Cumhuriyet dönemi boyunca yaşadıkları ayrımcı politikaları, siyasallaşmalarındaki itici nedenleri, feodal bir toplum yapısı içinde erkeklerle toplumsal cinsiyette eşitlik için verdikleri mücadeleyi analiz etmektedir. Volkan Yılmaz ve Hilal Başak Demirbaş'ın çalışması Türkiye'de eşcinsel haklarına ve TBMM'de lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireylerin hak talep gündeminin ortaya çıkışı ve gelişimine ışık tutmaktadır. Türkiye'de yasal düzlemde LGBT haklarına yönelik yapılan çalışmaları ele alan ve bunu azınlık hakları çerçevesinde değerlendiren bu makale, hem dünyada hem de Türkiye'de adı konmamış bir azınlık olan LGBT'lerin hak taleplerini analiz etmektedir. Aslı Bilge tarafından kaleme alınan ve bu özel sayının son makalesi olan çalışma ise Türk-Yunan ilişkileri çerçevesinde 1980'lerin sonunda Avrupa Topluluğu ile ilişkilerini canlandırmak isteyen Türkiye'nin Yunanistan ile başlattığı "Davos ruhu" olarak adlandırılan yakınlaşma dönemini ayrıntısıyla ele almaktadır. Bu çerçevede hükümet tarafından yapılan ve tüm ayrıntılarıyla bilinmeyen mülkiyet hakları ile Rum azınlığın hakları da detaylı şekilde analiz edilmektedir. Son söz olarak, "Azınlık" konulu bu özel sayının gerçekleşmesine katkı sunan bütün akademisyen arkadaşlarıma, bu sayının editörlüğüne beni layık gören sevgili meslektaşım Doç. Dr. Rasim Özgür Dönmez'e ve tüm Alternatif Politika ekibine teşekkür ederim. Elimizden geldiğince kuramsal ama aynı zamanda pratik ve aydınlatıcı bir sayı oluşturmaya çalıştık. Umarım başarılı olabilmişizdir. Saygılarımla, Doç. Dr. Maya Arakon Süleyman Şah Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü AP
<urn:uuid:d4345973-fc4c-4373-8db6-e90759eb5355>
CC-MAIN-2021-25
https://alternatifpolitika.com/eng/site/dosyalar/arsiv/20-Haziran-2015/0editorden.pdf
2021-06-16T17:50:35+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-25/subset=warc/part-00129-e638c5dd-3c3d-4738-8d52-dc1e9f44de3a.c000.gz.parquet
104,597,897
1,772
tur_Latn
tur_Latn
0.999619
tur_Latn
0.999871
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2268, 5722, 6242 ]
null
null
null
null
null
null
BALYOZ BELGELERİ SURECİ -­‐3-­‐ İddianameden "Soruşturma konusu BALYOZ GÜVENLİK HAREKAT PLANI ve ORAJ HAVA HAREKAT PLANI içeriğindeki açıklamalardan, soruşturma konusu yapılan Hükümete karşı eylemlerin şüphelilerin görevli oldukları askeri birliklerin tüm personeli tarafından değil, özel olarak seçilmiş, görevlendirilmiş personelinin katılımıyla planlandığı, gerçekleştirilmesi planlanan harekatın icra safhası ve sonraki aşamalarında kilit görevlere seçilmiş bu personelin getirileceği, bu personelin aynı zamanda görevlendirme konusunda yetkili olduğu, şüpheliler arasındaki bu yönde önceden anlaşma emir komuta zinciri, iş bölümü ve görev bölümü bulunduğu hususlarında yeterli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunduğu anlaşılmıştır. Şüphelilerin yukarıda kısaca örneklenen detaylı çalışmaları tamamlayıp 05-­‐07 Mart 2003 tarihli plan seminerinde jenerik senaryo şeklinde gerçekleştirilecek harekat planının bir nevi provasını yapacak düzeyde darbe hazırlıklarını tamamladıkları ,ele geçen planlar, görevlendirme listeleri, dokümanlar,el yazısı notlar,delillerin incelenmesine dair bilirkişi raporları, Ergenekon soruşturması çerçevesinde elde edilen notlarda geçen ibarelerden anlaşılmıştır. Şüphelilerin ayrıntılı olarak hazırladıkları hukuk dışı faaliyetlerini, ellerinde/iradelerinde olmayan nedenlerle hükümeti devirme suçunun icra hareketlerini tamamlayamadıkları, eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığı kanaatine varılmıştır." Seminer Mart 2003'de gerçekleştirildikten kısa bir süre sonra kulislerde konuşulmaya başlanmıştı. Siyasiler de Seminer'den ve konuşulanlardan kısmen haberdardı. Sevgili Kemal'in "Baransu ve batan geminin fareleri" başlığı altında bahsettiği gibi 2003 'de Sabri Uzun'a teklif edilmiştir. Onun reddettiğini biliyoruz. Elimizde kalır bir şey tutturamayız denmiştir. Bir süre önce taraf gazetesinde wikileaks belgeleri yayınlandı. Tabi sansüre uğrayarak!!!! 6 haziran 2003 tarihli Robert Pearson'un gönderdiği kripto çok önemli. "Gen.kur.Bşk. Özkök'ün üst rütbeliler arasındaki memnuniyetsizliği kontrol altına alma, bir yandan da AKP'yi laiklik karşıtı eğilimlerin algılanması konusunda uyarma gayreti her iki hedefe ulaşmayı da başaramadı. Ordu ile AKP arasında ve ayrı ayrı kendi içlerinde gerilimler sürerken, biz mevcut güçlerin dizilişine baktığımızda, ordunun hükümeti değiştirme olasılığını görmüyoruz." Türkiye'de ve çevremizdeki coğrafya da ABD'nin çıkarlarına aykırı hareket edecek bir oluşum ve iktidarın uzun süre görevde kalması eşyanın tabiatına aykırıdır. Siyasi tarihimiz film şeridi gibi gözümüzün önünden geçirildiğinde bütün darbe ve darbe hazırlıklarının gerisinde ABD'nin olduğunu görürüz. Direkt içinde olmasa da zımni destek vermiştir. Bu sayede darbeler olmuştur. O dönemde Merkeze gönderilen kriptolarda bu konular çok fazla işlenmiştir. ABD menfaatlerine karşı olanlar isim isim adeta fişlenmiştir. Sonraki dönemler de bu insanların çoğunun çeşitli davalarda tutuklanması ve halen tutukluluklarının sürüyor olması bize bir şey anlatmayacak mı? Aynı garip olaylar Emniyet teki bazı isimlerin de başına gelmiştir. Sabri uzun İDB 'den başka bir göreve el çektirilmesinden sonra bazı Emniyet Genel Müdür yardımcıları Emin Arslan, Mustafa Gülcü, Celal Uzunkaya Sakarya Emniyet Müdürü Faruk Ünsal ile Ankara Emniyet müdürü Orhan Özdemir de garip olaylar zinciriyle ardarda hem görevlerinden oldu, hem de bir süre tutuklu kaldılar. Hepsi de benzer suçlamalarla cezaevine girmişti. Emin Arslan bir uyuşturucu çetesine ilişkin yürütülen soruşturmada, Mustafa Gülcü ve Celal Uzunkaya karanlık geçmişi olan bir muhbirin iddialarıyla, Faruk Ünsal da bir çeteye yardımcı olmakla suçlandı. Bu listenin sonuna ekleyeceğimiz son isim elbette Hanefi Avcı. Hanefi Avcı, Haliçte yaşayan Simonlar adı ile bir kitap yazdı ve kızılca kıyamet koptu. Kitabında Emin Arslan ile ilgili bölümde sayfa 428 "Eğer ciddi bir tahkikat yapılırsa, Emin Bey'e yönelik bir komplo hazırlamaktan bu tahkikatı yapanlar yargılanırdı" demektedir. Yani bir çetenin, organizasyonunun olduğunun farkındadır. Zaten kitabı yazma amacı da budur. Ancak kendisi de komplo dan kurtulamamıştır. Hayatı boyunca mücadele ettiği bir düşünce ye yani Sol'a Sol Örgüte yardım yataklık etmeden tutuklandı. Bu davada yargılananlar bir genç ile gözaltına alındığı süreçte Aydınlık gazetesi imtiyaz sahibi Mehmet Sabuncu karşılaşıyor "Ne iş bu Devrimci karargah örgütü" diyor. Genç "ben devrimci olmasına devrimciyim ama şu karargah neresi onu bir türlü bulamadım" diyor. Hanefi Avcı geçmişte işkence ettiği insanlarla aynı Sanık sıralarında aralarında jandarma olmak kaydıyla bulunabiliyor. Aynı örgüte üye insanlar bunlar!!!!!!!! Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu'nun yazdığı Sızıntı kitabında Sabri uzun bölümü S.241 Sabri uzun İçişleri bakanlığı Müfettişlerine 20 Eylül 2010 tarihinde verdiği ifade deki şu cümleleri hatırlatıyor. "Ben bu cemaatin bir komutan ile ilgili yaptığı yasadışı işi bizzat tespit edip ilgili bir makama kişiye özel yazıyla bildirdim. Ne o yazının içeriğini ne de o makamı yetki verilmeden asla açıklayamam” "Uzun 2006 yılında bir komplo ile görevinden alındı. İlginçtir, bu görevden alınma hikayesinin Büyükanıt'la ilgili bir hikayesi var. " "O günlerde Başbakan Erdoğan'a Sabri Uzun tarafından gönderildiği iddia edilen bir bilgi notu nedeniyle Uzun görevinden alınıyor. Bilgi notu, Şemdinli de Umut Kitabevi'nin bombalanmasıyla Yaşar Büyükanıt'ın ilişkide olduğu askerleri sorumlu tutan bir not." "Sabri uzun, ısrarla bu notu kendisinin hazırlamadığını söylüyordu. Anlaşılan birileri Sabri uzun adına yaşar Büyükanıt aleyhine yaptığı çalışmaları Başbakan ile paylaşmış, günah keçisi olan Uzun görevden alınmıştı. Yine kırılmak istenen yumurtalar birbirine vurularak asıl failler gizleniyordu." Sabri Uzun, uzun süre görevden alınmasının askerlerin işi olduğunu sandı. Ancak Sabri Uzun 3 yıl sonra Cüneyt Özdemir'e fikirlerinin değiştiğini anlattı. Özdemir bunu Önemli İşler Dairesi kitabında şöyle anlattı. "Aradan yıllar geçtikten sonra kitabın hazırlanması sırasında kendisiyle yapılan görüşmede 'kendisinin görevden alınmasıyla ilgili' görüşlerinin neredeyse tamamen değiştiğini görünce biz de şaşırdık. Sabri uzun o yıllarda görevden kendisini alan önemli bir güç olduğunu söylüyor, ama artık bunun askerler olduğunu düşünmüyordu. Hatta görevden alınmasında dönemin Gen.kur.Bşk. Yaşar Büyükanıt'ın göreve gelmesi sürecinde yaşanan bir komployu ortaya çıkarmasının etkili olduğuna inanıyordu." Yetmez ama Evetçilerin bir dönem başını çekenlerden Orhan Gazi Ertekin, Express dergisinin Ağustoas 2011 sayısında şunları söylüyor. "Bugün tasfiye olan grup, Emin Arslan, Hanefi Avcı, Sabri uzun ve bir kişi daha bu davaya ikna olmuyor. Tam şemdinli öncesi, Ankara da polis şefleri toplanıyor. Hanefi Avcı kesimini de çağırıyorlar. O kesim 'siz kazanamazsınız, asker kazanacak biz tarafsız kalalım' diyor." Bu dava da ve diğer davalarda imzasız e-­‐postalar, imzasız ihbar mektupları, Gizli tanıklar, o derece el üstünde tutulup anında işleme tabi tutuldu. Ancak Genelkurmay'ın yazıları, Bakanlıkların yazıları, Sanıkların lehine olan bütün deliller Dava dosyalarına nedense konmadı, Adli emanette saklandı. Sevgili Can Acar'ın da belirttiği gibi, "Gerçekten darbe planlayanları bulup cezalandırmak isteyen bir mahkeme, daha ilk şüphede bu çelişkilerin üzerine gidip onları açığa kavuşturmalıydı. En başta Baransu'nun ve iddianamede darbeyi engellediği söylenen Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman'ın ifadelerine başvurması gerekirdi. Baransu'nun vatansever subayı tanık olmalı, tüm yargılama açık ve şüpheye yer vermeyecek bir şekilde yürütülmeliydi." Her devrin adamı Yavuz Donat 2003 yılında Sabah gazetesinde şunları yazıyor. "Doğrudan Başbakan'a bağlı bir organizasyon. İçişleri ve Adalet Bakanları'nın bilgileri dahilinde. Bütün 'iç güvenlik birimleri' de bu organizasyonun içinde. Çalışmalar gizli. Çalışmaları yürütenler ise en az beş yıldır yolsuzluk dosyaları üzerinde çalışan, operasyonel yeteneği yüksek, tribünlere oynamayan bir takım. Bu işlerin yürütüldüğü karargâha gelince: O da gizli. Bir bakanlık binası değil. Ankara'nın göbeğinde, fakat 'gözlerden uzak, kulaklara kapalı, dış etkilenmelerden arındırılmış, TBMM'ye yürüme mesafesinde' bir yer." Bu yazı birden fazla soru önergesine konu oldu. Hiçbirine doğru dürüst bir yanıt verilmediği gibi, yazılanlar yalanlanmadı da. Aynı şekilde Ergenekon dava dosyasına giren dinleme kayıtlarına göre 2004 yılında Emekli General Altay Tokat'a, TSK içinde bir gizli dinleme, izleme örgütü kurma teklifi yapıldığı sabittir. 18 Mart 2012 tarihinde Baransu, Hulki Cevizoğlu'nun Karadeniz TV'de sunduğu Ceviz Kavuğu programına konuk oluyor. İnanılmaz şeyler söylüyor. "Hilmi Özkök'ün darbelere nasıl karşı çıktığı ortaya çıkacak. Bugün kıymeti bilinmiyor ama ileride heykeli dikilecek. Hilmi Özkök'ün bugün konuşamamasının iki nedeni var. Birincisi darbe yapacak olanlara karşı durması, ama gereğini yapamaması. Bir de, aldığı devlet terbiyesi ile 'darbe ne var, ne yok' diyor. Gizli ses kayıtlarına göre, darbeden haberi olduğu ortaya çıkacak, darbe var derse." Baransu nun bahsettiği Başbakanlık'ta kurulduğu dediği ofis Yavuz Donat'ın bahsettiği yürüme mesafesindeki ofis olmasın.!!!!!!!!! Baransu, "Komutanlar eğer 'saat 9′da darbe yapıyoruz' deseydi, saat 9 olmadan öldürüleceklerdi. Evlerinden karargâha varamayacaklardı." !!!!!!!!!!! "Yapılanlar cemaat operasyonu değil. İçinde MİT var, devlet var, asker var. Ve hatta Dışişleri Bakanlığı var. Operasyonların arka planında devletin 2023 vizyonu var. Ekonomik olarak yapılmak istenen atılımın önünde Kürt sorunu ve derin devletin engel olduğu görüldü." Baransu'nun bu konuşmalarının deşifresine baktığımızda Büyük resim bütün çıplaklığı ile karşımızda duruyor. Bu operasyonların arkasında gerçekte kimlerin olduğunu, amacını, 1000 şehir devlet projesini görüyorsunuz. Baransu ikincisi, operasyonun "ekonomik atılım" için yapıldığını söylüyor. Tıpkı 12 Eylül'ün, aslında Türkiye'yi serbest piyasa ekonomisine geçirmek için alınan 24 Ocak kararlarını uygulamak için yapıldığı gibi..24 Ocak kararlarını meşrulaştırmak ve yaygınlaştırmak için yapılmıştır 12 Eylül. Altyapısını sağlamak için yapılmıştır 12 Eylül. Nitekim bugün aradan geçen sürede 50 Milyonluk Nufusta 3 Milyon Sendikalı İşçi varken, 70 Milyon da Sendikalı işçi sayısı 600-­‐700 bine inmiştir. Gelir dağılımı giderek bozulmuştur. Toplum tüketime alıştırılmıştır. hane halkı gırtlağa kadar borçlandırılmıştır. Hak aramak artık mümkün değildir. Hak arayanlar her türlü komplo, iftira ile alaşağı edilmektedir. Balyoz belgeleri aslında ne zaman hazırlandı bölümü ile devam edeceğim.
<urn:uuid:a95ce244-e8e6-48a2-a6f4-443707adcb77>
CC-MAIN-2021-49
https://cdogangercekler.files.wordpress.com/2012/04/trekking_10_04_20121.pdf
2021-11-27T12:22:16+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-49/subset=warc/part-00138-eb7089cf-762b-4a3e-8cab-20b677c0d246.c000.gz.parquet
232,090,394
7,550
tur_Latn
tur_Latn
0.999852
tur_Latn
0.999874
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2207, 5071, 8016, 10559, 10632 ]
null
null
null
null
null
null
Hemşirelikte Eğitim ve Araştırma Dergisi Cilt 2 / Sayı 1 / Temmuz 2005 KAPAK KONUSU AKUT AğRI HEMŞİRELİKTE EĞİTİM ve ARAŞTIRMA DERGİSİ (Cilt 2, Sayı 1, Temmuz 2005) ISSN: 1305-0397 Journal of Education and Research in Nursing (Volume 2, Number 1, July 2005) Editörün Kaleminden ........................................ Emine Türkmen Özgün Yazı ......................................................... Küreselleşme Bağlamında Türkiye’de Hemşirelik Turkish Nursing in the Context of Globalization Elizabeth Anne Herdman Klinik Yazı ......................................................... Hastaya Kendi Ağrısını Kontrol Etme Olanğı Sağlayan Bir Yöntem: Hasta Kontrollü Analjezi A Method of Pain Control: Patient Controlled Analgesia Fatma Eti Aslan, Emine Türkmen Sürekli Eğitim .................................................. Bilişçi Durumunun Değerlendirilmesi ve Glasgow Koma Skalası Level of Consciousness: Assessment and Glasgow Coma Scally as an Assessment Tool Diler Sepit Son Gelişmeler .................................................. Defibrilasyon ve Kardioversiyonu Doğru Olarak Uyguluyor muyuz? Are we Performing Defibrillation and Cardioversion Correctly? Aysel Badir Kapak Konusu .................................................. Akut Ağrı Acute Pain Fatma Eti Aslan Araştırma .......................................................... Yoğun Bakım Hemşirelerinin Kalp Akciğer Canlandırma Sırasında Hasta Ailelerinin Bulunmalarına İlişkin Deneyim ve Düşünceleri Thoughts and Experiences of Critical Care Nurses’ Related to Presence of Family Members’ During Cardiopulmonary Resuscitation Aysel Badir, Diler Sepit EKG Köşesi ....................................................... 12 Derivasyonlu EKG Değerlendirmesi (AF) 12 derivation ECG interpretation Diler Sepit Serbest Köşe ..................................................... 44 Kütüphane ....................................................... 47 Okuyucu Köşesi ............................................... 48 Yazarlara Bilgi ................................................... 49 Koç Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu Semahat Arsel Hemşirelik Eğitim ve Araştırma Merkezi (SANERC) Yayın Organı Koc University School of Health Sciences Publication of the Semahat Arsel Nursing Education and Research Center Altı ayda bir yayınlanır. Issued two times a year. Yayın Türü: Yayıncı, süreli, bilimsel Sahibi : Attila Aşkar, Prof. Dr. Sorumlu Yazı İşleri Müdürü ve Editör : Emine TÜRKMEN, Yard. Doç. Dr. Editör Yardımcıları : Diler SEPİT, Nilgün GÖKTEPE DANISMA KURULU (EDITORIAL BOARD) Tamay ANIK Dr. Siyami Ersek Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Eğitim Hemşiresi-ISTANBUL Aysel BADİR, Yard. Doç. Dr. Koç Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu, Öğretim Üyesi-ISTANBUL Günsel BAŞER, Doç. Dr. Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu, Öğretim Üyesi-İZMİR Ayla BAYIK, Prof. Dr. Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu, Öğretim Üyesi-İZMİR Sevim BUZLU, Doç. Dr. İ.U. Florence Nightingale Hemşirelik Yüksek Okulu, Öğretim Üyesi-ISTANBUL Anahit ÇOKSUK, Prof. Dr. Koç Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu, Yarı Zamanlı Öğretim Üyesi-ISTANBUL Hatice ÇAKMAKOĞLU S.B. Koşuyolu Kalp Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhemşiresi-ISTANBUL Zeynep DÖRTBUĐAK, Yard. Doç. Dr. Koç Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu, Öğretim Üyesi-ISTANBUL Zehra DURNA, Prof. Dr. İ.U. Florence Nightingale Hemşirelik Yüksek Okulu Müdürü-ISTANBUL Nurhan EREN, Dr. İ.U. İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Kliniği Eğitim Sorumlusu, Psikoterapist- ISTANBUL Sevgi GÖKDÈMEİR, Dr. İ.O. İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın ve Çocuk Sağlığı Eğitim ve Araştırma Brimi- ISTANBUL Sibel GÖNLÜLÜ, Dr. Açabadem Huzurevleri Planlama, İş Geliştirme Koordinatörü-ISTANBUL Gülay GÖRÄK, Prof. Dr. Koç Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu, Yarı Zamanlı Öğretim Üyesi-ISTANBUL Perihan GÜNER, Yard. Doç. Dr. Koç Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu, Öğretim Üyesi-ISTANBUL Elizabeth Anne HERDMAN, Prof. Dr. Koç Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu Müdürü-ISTANBUL Nur İNANÇ, Prof. Dr. Doz. Sağ. Kd. Alb. GATA Hemşirelik Yüksek Okulu Müdürü-ANKARA Salihla KOÇ Açabadem Sağlık Grubu-Hemşirelik Hizmetleri Direktörü-ISTANBUL Güleren KOCAMAN, Prof. Dr. Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu Müdürü-İZMİR Gülcüm KÜSKONMAZ İ.U. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Yenidoğan YBÜ Sor. Hemş.-ISTANBUL Sakine MEHMET, Yard. Doç. Dr. Menderes Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu, Öğretim Üyesi-AYDIN Sevgi OKTAY, Prof. Dr. Emekli Öğretim Üyesi-ISTANBUL Nalan ÖZHAŞ ELBAŞ, Prof. Dr. Gazi Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu Müdürü-ANKARA Ayşe PİYAL K.K.Y.A. Amerikan Hastanesi Hemşirelik Hizmetleri Müdür Yard.-ISTANBUL Nurgün PLATİN, Prof. Dr. Emekli Öğretim Üyesi-ANKARA Münevver SARSILMAZ Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı KKYB Sor. Hemşiresi-İZMİR Selvet SEVİNG, Yard. Doç. Dr. Koç Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu, Öğretim Üyesi-ISTANBUL Günzburg ŞAHİN Çukurova Univ. Balcalı Hast. İlkardım ve Acil Anabilim Dalı Başh.-ADANA Deniz SELİMEN, Prof. Dr. Marmara Üniversitesi HYO Müdürlü Marmara Üniversitesi Hastanesi Hemş. Hız. Müdürlü- ISTANBUL Ayhan YILDIRIM, Doç. Dr. İ.U. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Hemş. Hızm. Müdürlü-ISTANBUL * Soydarlarına göre alfabetik olarak sıralanmıştır. Yazışma Adresi Koç Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu, Semahat Arsel Hemşirelik Eğitim ve Araştırma Merkezi Güzeldere Sok. No 20 D Blok, 34365 Nişantaşı / ISTANBUL Tel: 0212-311 26 40 Faks: 0212 311 26 30 e-mail: email@example.com Grafik Tasarım, Hazırlık: N&E Reklamcılık, Tanıtım Hiz. Ltd. Şti.; e-mail: firstname.lastname@example.org Baskı: Okur Ofset; 0212 430 99 14 e-mail: email@example.com Basım Tarihi: Temmuz 2005 Baskı Adedi: 1000 Hemşirelikte Eğitim ve Araştırma Dergisi, Koç Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu, Semahat Arsel Hemşirelik Eğitim ve Araştırma Merkezi (SANERC) nin sürekli yayın organıdır. Hemşirelik ve sağlık alanında yeni bilgi ve gelişmeleri yansıtan araştırma, derleme makaleleri, olgu sunumları, çeviri yazıları (iznişi), güncel bilimsel toplantı ve yayın tanıtlarını yayınlayarak hemşirelerin mezuniyet sonrası sürekli gelişimini desteklemeyi ve hemşirelerin bilimsel çalışmalara yönlütmesine katkı sağlamayı hedefler. Dergi her altı ayda bir yayınlanır. Yayınlanmak üzere gönderilen makaleler, yayın kurulu ve en az üç danışman tarafından incelendikten ve yazarlarca gerekli düzeltmeler yapıp tüm yazıların yazılı onay alındıktan sonra yayınlanabilir. Yazıların daha önce başka bir yerde yayımlanmamış olması veya yayınlanmak üzere kabul edilmemiş olması gerekir. Gönderilen yazı daha önce herhangi bir kongre ya da sempozyumu sunulmuş ise bu durum ilk sayfada dipnot olarak belirtilmelidir. Dergide yayınlanan yazılar için yazarlara ücret ödenmez veya yazarlardan ücret alınmaz. Araştırma makaleleri: Bilimsel yöntem ve kurallara uygun şekilde yapılmış araştırma makaleleri bu bölümde yer alacaktır. Derleme makaleler: Klinik Yazı, Sürekli Eğitim, Son Gelişmeler başlıkları altında hemşirelik uygulaması, eğitimi ve yönetimi ile ilgili en yeni bilgileri gözden geçiren yazılara yer verilecektir. Özgün yazılar: Hemşirelik ile ilgili önemli sorunlara ve uygulamalara ilişkin görüşler içeren yazılar bu bölümde yayınlanacaktır. Olgu sunumu: Klinik olgu sunumları bu bölümde yer alacaktır. Kişisel klinik deneyimler: Hemşirelerin ya da hasta yakınlarının yaşadığı kişisel deneyimlerle yer verilecektir. Yayın tanıtı: Yeni yayınlanmış ya da yayınlanmak üzere olan kitapların tanıtımı yer alacaktır. Haberler: Kurs, kongre, sempozyum duyuruları ve yorumları yer alacaktır. Yazılının yayına hazırlanması sırasında dikkat edilecek noktalar: - Yazilar A4 beyaz kağıda, 12 punto, Times New Roman karakteri ile iki satır aralıklı olarak yazılmalı ve bilgisayar disketiyle (PC-Windows) ile birlikte üç kopya şeklinde hazırlanmalıdır. - Sayfa kenarlarında 2.5 cm boşluk bırakılmalı ve başlık sayfasından sonra her bir sayfa numaralandırılmalıdır. - Yazar adları sadece başlık sayfasında olmalı, akademik ünvanları, çalıştığı kurumlar ve bölümler, iletişim adresleri (telefon, faks, e-mail) belirtilmelidir. - Yazar her biri ayrı sayfadan başlamak üzere, başlık, özet, metin, kaynaklar, tablolar ve şekiller bölümünden oluşur. - Başlık sayfası; yazının başlığı, yazar(ı)ın açık ad ve soyadları, ünvanları, çalıştığı kurum ve bölümler, adresleri yer almalıdır. - Özet; ikisi de ayrı sayfalarda olmak üzere en fazla 250 kelimeli Türkçe ve İngilizce özet bölümü olmalıdır. Özetin sonunda Index Medicus'a göre seçilmiş 3-6 tane anahtar sözcük seçilmelidir. - Metin: Araştırma makalelerinde giriş, gereç ve yöntem, bulgular ve tartışma bölümlerinden oluşur. - Kaynaklar: Kaynakların doğruluğundan yazarlar sorumludur. Metin sonunda kaynaklar ayrı bir sayfada çift aralıklı olarak yazılmalı ve metinde yer aldığı sıraya göre numaralandırılmalıdır. Dergi adları Index Medicus'a göre kısaltılmalıdır. Bir kaynakta yazarların sayısı üçten fazla olduğu durumlarda üçüncü yazardan sonra "et al." ya da "ve ark." ibaresi eklenebilir. Kaynak yazımı aşağıda belirtiliği şekilde yapılmalıdır: Kitap: Yazarın soyadı, adının başharf(ler)i, kitabin adı, birden fazla basımı var ise kaçinci basım olduğu, basıldığı şehir, basimevi, basıldığı yıl ve sayfa numaraları belirtilmelidir. Jarvis C. Physical examination and health assessment. 3rd. ed. Philadelphia: W.B. Saunders Company; 2000. p.687-750. Kitaptan bölüm: Bölüm yazının soyadı, adının başharf(ler)i, bölümün adı, editörün soyadı, adının başharf(ler)i, kitabin adı, birden fazla basımı var ise kaçinci basım olduğu, basıldığı şehir, basimevi, basıldığı yıl ve sayfa numaraları belirtilmelidir. Melanie SM, Hickey JV. Neuroscience critical care. In: Hickey JV. editor. The clinical practice of neurological and neurosurgical nursing. 5th. ed. Philadelphia: Lippincott Williams & Wilkins; 2003. p. 359-367. Çeviri kitap: Yazarın soyadı, adının başharf(ler)i, kitabin adı, birden fazla basımı var ise kaçinci basım olduğu, çeviren kişinin başharf(ler)i ve soyadı, basıldığı şehir, basimevi, basıldığı yıl ve sayfa numaraları belirtilmelidir. Ferry DR. On günde temel elektrokardiyografi. Çeviri, M. Kahraman. İstanbul: Ekbil A.Ş.; 2001. s. 10-29. Dergi: Makale yazarının soyadı, adının başharf(ler)i, makalenin adı, yayınlandığı derginin açık adı, yıl, cilt no ve sayfa numaraları belirtilmelidir. Pokorny ME, Koldjeski D, Swanson M. Skin care intervention for patients having cardiac surgery. American Journal of Critical Care 2003; 12:535-44. Dergi eki (Supplement): Makale yazarının soyadı, adının başharf(ler)i, makalenin adı, yayınlandığı derginin açık adı, yıl, cilt no, parantez içinde Supplement no ve sayfa numaraları belirtilmelidir. Ahrens T. Severe sepsis management: Are we doing enough?. Critcal Care Nurse 2003; 23 (Suppl. 5):2-15. İNFÜZYON SİSTEMLERİ
<urn:uuid:e592e2af-5ce1-4f55-81de-e45fa7896bb5>
CC-MAIN-2025-05
https://jer-nursing.org/book/v2.i1.pdf
2025-01-26T09:47:26+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2025-05/subset=warc/part-00246-88b30a59-3c73-48ba-a167-077611bfd245.c000.gz.parquet
319,563,862
3,317
tur_Latn
tur_Latn
0.992941
tur_Latn
0.997833
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "unknown" ]
false
docling
[ 97, 5708, 10797, 10818 ]
null
null
null
null
null
null
OLGU SUNUMU / CASE REPORT Frenik sinir bloğu ile spinal anestezi altında laparoskopik Nissen fundoplikasyonu Phrenic nerve blocage with spinal anesthesia for laparoscopic Nissen fundoplication Murat Dursun 1 , Funda Erdoğdu Arun 1 , Yücel Gültekin 2 , Şükrü Salih Toprak 3 ÖZET ABSTRACT Bu olgu sunumunda, frenik sinir blokajı ile spinal anes­ tezi altında laparoskopik Nissen fundoplikasyonu (LNF) yapılan hasta anlatıldı. Bu tür operasyonlarda spinal anestezinin, genel anestezi yöntemine alternatif bir yön­ tem olabileceği ve spinal anestezi ile yapılan laparoskopik operasyonlarda ortaya çıkan omuz ağrısının frenik sinir blokajı ile önlenebileceği vurgulandı. Anahtar kelimeler: Nissen, laparoskopik, spinal, frenik sinir GİRİŞ Günümüzde laparosopik Nissen fundoplikasyonu (LNF), gastroözefageal reflü hastalığı (GÖRH) ve hiatal herni için sık olarak uygulanan bir cerrahi yön­ temdir. Laparoskopik cerrahi uygulamalarda, kar­ bondioksitle periton insuflasyonu, diyafragmalarda yükselmeye, intraabdominal ve intratorasik basınç­ larda artışa neden olmaktadır. Bunun neticesinde pulmoner, hemodinamik ve nörohümoral değişiklik­ ler ortaya çıkmaktadır [1]. Laparoskopik cerrahiye özgün olarak olguların yaklaşık %20-25'inde pos­ toperatif omuz ağrısı görülmektedir. Bu semptom sıklıkla gazın diyafragmanın altında sıkışması, pe­ riton veya diyafragmanın gerilmesi ve irritasyonuna bağlıdır [2]. Birçok laparoskopik girişimde dengeli genel anestezi; inhalasyon aneztezikleri/opioidler, endot­ rakeal intübasyon ve kontrollü ventilasyon önerilen anestezi yaklaşımıdır [3]. Bu olguda; GÖRH nedeni ile LNF ameliyatı olan hastadaki frenik sinir blokajı­ nın eklendiği spinal anestezi yöntemimizi sunmayı amaçladık. In this case, we describe a patient having laparoscopic Nissen fundoplication (LNF) under spinal anesthesia with phrenic nerve blockade. It's emphasized that in this type of operations, spinal anesthesia may be an alternative method rather the general anesthesia and the resulting shoulder pain in laparoscopic surgery performed under spinal anesthesia can be prevented by phrenic nerve blockade. J Clin Exp Invest 2015; 6 (2): 186-188 Key words: Nissen, laparoscopic, spinal, phrenic nerve OLGU Kırkdört yaşında, 65 kg ağırlığında, 160 cm bo­ yunda GÖRH tanısı almış kadın hastaya, ilaçla te­ davisinde başarı sağlanamaması nedeni ile genel anestezi altında LNF planlandı. Ancak hasta genel anestezideki endişeleri nedeni ile operasyonu ka­ bul etmedi. Bu nedenle hastaya frenik sinir blokajı ve spinal anestezi ile LNF uygulanması planlandı. Hastanın yazılı ve sözlü onamı alındı. Preoperatif muayenesi ve tetkikleri yapılan hasta ASA (Ame­ rican society Anesthesiologists) fiziksel durum 1 olarak değerlendirildi. Hasta ameliyathaneye alındı, premedikasyon uygulanmadı. Ameliyathanede rutin monitorizasyon yapıldı ( EKG, puls oksimetre, non invaziv kan basıncı). Hastanın başı operasyonun zıt yönüne çevrildi. Povidion iode ile cilt temizliği ya­ pılarak steril ortam sağlandı. Gerekli steril koşullar altında sternokleidomastoid kasın klavikula başının lateral sınırı palpe edilerek klavikulanın 2,5 cm üze­ rinden 3 ml (30mg) lokal anestezik solüsyon ( %2 lidokain hidroklorür, Priloc, VEM, Ankara, Türkiye) subkutan olarak enjekte edildi. Olgumuzda frenik sinir blokaj uygulamasında; sol elin orta ve yüzük Yücel Gültekin, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Yoğun Bakım, Ankara, Türkiye Email: email@example.com Received: 04.12.2014, Accepted: 27.03.2015 parmakları subkutan olarak lokal anesteziğin uygu­ landığı anterior skalen kas sınırına yerleştirildi. 50 mm uzunluğunda, 22G atravmatik sinir stimülatörü iğnesi (Stimuplex®; Braun, Melsungen, Germany) ile frenik siniri bulmak için yavaş yavaş cilt altına gi­ rildi. Uyaran süresi 0,1 msn, frekans 2 Hz ve akım 3 mA olacak şekilde ayarlandı. İğne kaudale doğru aynı taraftaki diyaframda kontraksiyonlar görülene kadar ilerletildi ve uyaran akımı 0,3 mA'e düşürül­ dü. Kas kontraksiyonunun 0,3 mA de halen devam ettiği görüldü, Okuda ve ark.ları [4] tarafından tarif edildiği gibi, negatif aspirasyon testi sonrası 10 ml lokal anestezik çözeltisi olarak, %0,5 bupivakain (Marcaine, AstraZeneca, İstanbul, Türkiye) tekrarla­ yan aspirasyonlarla enjekte edildi. Başarılı frenik si­ nir blokajı sonrasında hastanın bazal vital bulguları normal sınırlarda izlendi. Gerekli aseptik koşullar altında, hasta sağ la­ teral dekübit pozisyonuna alınarak 25G kalem uçlu spinal iğne ile L1-L2 spinal seviyeden subarakno­ id boşluğa girildi ve serbest BOS akışı görüldükten sonra 3,5 ml hiperbarik bupivakain (Marcaine spinal heavy, AstraZeneca, İstanbul, Türkiye) enjekte edil­ di. Yaklaşık 30 saniye sonra herhangi bir solunum sıkıntısı olmaksızın hasta supin pozisyona getirildi, anestezi seviyesi pinpirik duyarlılık testi ile kontrol edildi ve seviyenin altıncı torakal vertebra seviye­ sinde olduğu görüldü. Operasyon boyunca 1000 ml kristaloid sıvı verildi. Hasta 3 L/dk nazal kata­ ter yoluyla oksijen aldı. Ve operasyon süresince SpO2≥97 olarak kaydedildi. Cerrahi işlem beş tro­ kar ile uygulandı (umbilikus ve ksifoid altından 10 mm, sağ subkostal midklavikular hattan 5 mm, sol ön aksillar hatta umbilikus seviyesinden 5 mm ve 1. ve 4. trokar arası 5mm). CO2 ile 12 mm Hg pnö­ moperitoneum oluşturuldu. Operasyon süresi 25 dk olarak kaydedildi. Bir saatlik dinlenme odasında gözlemden sonra hasta servise alındı. Postoperatif analjezi için, hasta kontrollü analjezi (HKA) cihazı takıldı. Analjezi intravenöz tramadol HCl (Ultra­ mex, Adeka, Samsun, Türkiye) kullanarak sağlandı. HKA; 30 dk sürede 15 mg bolus tramadol uygula­ masına izin verecek şekilde programlandı. Toplam 60 mg tramadol kullanıldı. Postoperatif 24 saatlik dönem içerisinde hasta omuz ağrısı tanımlamadı, baş ağrısı, bulantı-kusma şikayeti olmadı. Hastaya postoperatif birinci gün sulu gıda başlandı ve ikinci gün taburcu edildi. TARTIŞMA Nissen fundoplikasyonu GÖRH için uygulanan en yaygın girişimdir.1990'ların ortalarında laparosko­ pinin kullanılmaya başlanması ile LNF sayılarında ciddi bir artış oldu. Konvansiyonel üst abdominal cerrahiler, solunum mekaniklerinde bozulmaya ve pulmoner komplikasyonlarda artışa yol açmaktadır. Bundan dolayı, bu işlemlerin laparoskopik olarak uygulanması gerektiği savunulmaktadır [5]. Ancak laparoskopik işlemlerde de, CO 2 pnömoperitoneu­ ma sekonder respiratuar distres ve solunumsal asi­ doz ortaya çıkmaktadır. Bunu önlenmek için, genel anestezinin sağladığı kontrollü ventilasyon laparos­ kopik operasyonlarda gerekli görülmektedir. Fakat rejyonal anestezi uygulamalarında da yeterli oksi­ jenizasyonla solunumsal problemlerin aşılabileceği gösterilmiştir [6]. KOAH'lı hastalarda genel aneste­ zi, solunum mekaniklerinde bozulma ile postopera­ tif dönemde solunumsal komplikasyonlara neden olmaktadır [7]. Bu nedenle solunum problemleri bu­ lunan ve genel anesteziyi kabul etmeyen hastalarda rejyonal anestezi alternatif olarak gündeme gelmek­ tedir. Postoperatif yara iyileşmesinde ağrı kontrolü önemlidir. Laparoskopik operasyonlarda özellikle CO2 gazının subdiyafragmatik periton irritasyonu veya mezenter traksiyonuna bağlı olarak hastaların 1/3'ünde omuz ağrısı ortaya çıkmaktadır. Postope­ ratif ortaya çıkan ağrı morbidite artışına ve hastane­ de kalış süresinde uzamaya neden olmaktadır [8]. Bu nedenle bazı araştırmacılar operasyon sonrası ağrının azaltılması için intraperitoneal lokal aneste­ zik ajan kullanımı, COX 2 inhibitörleri, epidural anal­ jezi, epidural steroid uygulaması gibi yöntemler de­ nemişler ve bazı pozitif sonuçlar elde etmişlerdir [9]. Rejyonal anestezi altında frenik sinir blokajı daha önce bazı laparoskopik operasyonlarda uygu­ lanmıştır. Doğan ve ark.ları [10] spinal anestezi al­ tında iki hastaya laparoskopik kolesistektomi uygu­ lamışlar. Hastaların %33-48'inde tespit ettikleri sağ omuz ağrısını azaltmak için spinal anesteziye sağ frenik sinir blokajı eklemişler. Frenik sinir blokajının spinal anestezide güvenle uygulanabileceğini ve bu uygulamanın laparoskopik cerrahilerde sağ omuz ağrısını önlediğini belirtmişler. Kar ve ark.ları [11] spinal anestezi ile 300 lapa­ roskopik kolesistektomi vakasında, intraabdominal basınç 8 mm Hg olacak şekilde çalışmışlar. İntra­ venöz tramadol ve omuz masajı uygulayarak has­ talarda omuz ağrısını değerlendirmişler. Hastaların %90.08'inde sağ omuz ağrısı görülmüş. Masaj uy­ gulaması ile çoğu hastanın şikayeti olmamış ancak 26 hastada intravenöz tramadol gerekli olmuş. Ay­ rıca 2 hastada oluşan ciddi omuz ağrısı nedeni ile genel anesteziye dönülmüş. Laparoskopik operas­ yonlarda intraabdominal basıncın büyüklüğü ile ağrı skoru arasında korelasyon olduğu bilinmektedir. Bi­ zim olgumuzda 12 mm Hg intraabdominal basınçla spinal anestezi altında LNF yapıldı. Omuz ağrısını önlemek için spinal anesteziye frenik sinir blokajı eklendi. Daha önceki çalışmalarla uyumlu olarak ol­ gumuzda sağ omuz ağrısı görülmedi. Yüksek ve ark.ları da [12], 2008 yılında ya­ yınladıkları çalışmalarında, spinal anestezi altında gerçekleştirdikleri laparoskopik kolesistektomilerde, hastanın spinal anestezi ile takibinin daha kolay ve operasyon maliyetinin genel anesteziye göre daha düşük olduğunu belirtmişler. Çalışmalarında genel anesteziye göre postoperatif bulantı-kusmayı daha az tespit etmişler. Maliyet ve bulantı kusma açısın­ dan biz de benzer sonuçlar elde ettik. Laparoskopik cerrahilerde, CO2 pnömo-perito­ neumu postoperatif solunumsal problemleri ve mor­ biditeyi artıracağından operasyon süresi önemlidir [7]. Altun ve ark.ları [13] 2006 yılındaki yayınlarında genel anestezi altında gerçekleştirdikleri LNF ope­ rasyon süresini ortalama 80 dakika olarak belirtmiş­ ler Yıllar içerisinde laparoskopinin daha yaygın kul­ lanılması ve artan cerrahi tecrübeye bağlı olarak bu süre kısalmıştır. Bizim frenik sinir blokajı ile spinal anestezi altında gerçekleştirdiğimiz LNF olgumuzda bu süre 25 dakika olarak tespit edildi. Sonuç olarak, genel anestezi altında laparos­ kopik operasyonların uygulanması yaygın bir ka­ büldür. Ancak genel anesteziyi kabul etmeyen veya genel anestezi uygulamasında sakıncalar bulunan LNF hastalarında spinal anestezi tercih edilebilir. Laparoskopik hastalarda görülen omuz ağrısını önlemede tek taraflı frenik sinir blokajı etkili olabi­ lir. Ancak net sonuçlar elde etmek için randomize çalışmalara ihtiyaç vardır. KAYNAKLAR 1. Avcı C, Avtan L. Videoskopik Cerrahide Anestezi. Vide­ oskopik Cerrahi, 1.baskı, İstanbul: Avrupa Tıp Kitapçı­ lık, 2000;127-137. 2. Cunniffe MG, Mc Anena OJ, Dar MA, et al. A prospec­ tive randomized trial of intraoperative bupivacaine ir­ ragation for management of shoulder tip pain follow­ ing laparoscopy. Am J Surg 1998;176:258-261. 3. Başgül E. Anestezi. In: Sayek İ, edıtor. Temel Cerrahi. 4. Baskı, Ankara: Güneş Tıp Kitabevi, 2012;256-292. 4. Okuda Y, Kitajima T, Asai T. Use of a nerve stimulator for phrenic nerve block in treatment of hiccups. Anes­ thesiology 1998;88:525–527. 5. Becqeumin JP, Piquet J, Becqeumin MH, et al. Pulmo­ nary function after transverse or midline incision in pa­ tients with obstructive pulmonary disease. Intensive Care Med 1985;11:247-251. 6. Karabeyoğlu I, Muratlı N, Yoldaş S, Göğüş N. Ciddi akciğer hastalıklı olguda segmental torakal epidural anestezi. Dicle Med J 2009;37:54-56. 7. Pursnani KG, Bazza Y, Calleja M, Mughal MM. Lapa­ roscopic cholecystectomy under epidural anesthesia in patients with chronic respiratory disease. Surg En­ dosc 1998;12:1082-1084. 8. Baykan D. Laparoskopik kolesistektomili hastalara postoperatif lokal ve bölgesel uygulanan bupivakainin etkisi. Van Tıp Dergisi 2002;9:113-118. 9. Boddy AP, Mehta S, Rhodes M. The effect of intraperi­ toneal local anesthesia in laparoscopic cholecystec­ tomy: A systematic review and meta-analysis. Anesth Analg 2006;103:682-688. 10. R. Dogan, Sahin D, Isbilen C. Laparoscopic chole­ cystectomy under spinal anesthesia with right phrenic nerve block, Acta Anaesthesiol Scand 2008;52:445446. 11. M Kar, Kar JK, Debnath B. Experience of laparoscopic cholecystectomy under spinal anesthesia with lowpressure pneumoperitoneum - prospective study of 300 cases. Saudi J Gastroenterol 2011;17:203–207. 12. Yuksek YN, Akat AZ, Gozalan U, et al. Laparoscopic cholecystectomy under spinal anesthesia. Am J Surg 2008;195:533-536. 13. Altun H, Banlı O, Kavlakoğlu B, Haznedaroğlu S. La­ paroskopik Nissen fundoplikasyonunda ilk tecrübele­ rimiz. Ulusal Cer Derg 2006;22:13-16.
<urn:uuid:b6d190a2-842c-4cb8-8b4f-634f33d92b1e>
CC-MAIN-2020-50
https://www.jceionline.org/download/phrenic-nerve-blocage-with-spinal-anesthesia-for-laparoscopic-nissen-fundoplication-3684.pdf
2020-11-26T04:19:24+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2020-50/subset=warc/part-00292-8431e8c9-c763-4c27-b286-ba1dd7e2631e.c000.gz.parquet
731,099,832
3,882
tur_Latn
tur_Latn
0.987338
tur_Latn
0.994764
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 3513, 8648, 12465 ]
null
null
null
null
null
null
REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2002-2-63 (Devralma) Karar Sayısı : 02-70/840-344 Karar Tarihi : 14.11.2002 A- TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan : Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU Üyeler : Dr. Kemal EROL, Nejdet KARACEHENNEM, A. Ersan GÖKMEN, R.Müfit SONBAY, Kubilay ATASAYAR, Murat GENCER, Mustafa PARLAK, Prof.Dr. Zühtü AYTAÇ, Rıfkı ÜNAL B- RAPORTÖRLER: Murat ÇETİNKAYA, Ali ARIÖZ, Fatma GÖZLÜKAYA C- BİLDİRİMDE BULUNAN: - Wendel Investissement ve Kohlberg Kravis Roberts & Co. LP. Temsilcisi: Av. Nilüfer Müldür ve Av. Ömür Yarsuvat Eski Büyükdere Cad. No: 22 Park Plaza K:1 Maslak 80670 İstanbul D- TARAFLAR: - Schneider Electric S.A. 43-45, Boulevard Franklin Roosevelt 92500 Rueil-Malmaison FRANSA - Lumina Parent S.A.R.L. (Wendel Investissement ve Kohlberg Kravis Roberts & Co. LP'den oluşan konsorsiyum) 5. Boulevard de la Foire L-1528 LÜKSEMBURG E- DOSYA KONUSU: Schneider Electric S.A.'nın elinde bulunan Legrand S.A. şirketine ait hisselerin Wendel Investissement ve Kohlberg Kravis Roberts & Co. LP'den oluşan bir konsorsiyum (Lumina Parent S.A.R.L.) tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebi. F- DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 17.9.2002 tarih ve 4081 sayı; 24.10.2002 tarih ve 4642 sayı ile giren bildirim üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 7. maddesi ile 1997/1 sayılı Rekabet Kurulu'ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ'in ilgili hükümleri uyarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 6.11.2002 tarih, 2002-2-63/Öİ-02-MÇ sayılı Devralma Ön İnceleme Raporu, 11.11.2002 tarih, REK.0.06.00.00/105 sayılı Başkanlık önergesi ile 02-70 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır. G- RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; Lumina Parent S.A.R.L. tarafından, Schneider Electric S.A.'nın elinde bulunan, Legrand S.A.'nın %98 oranındaki hisselerinin devralınması işlemi sonucunda, tarafların ilgili pazardaki toplam ciro ve pazar paylarının 1997/1 sayılı Tebliğ'in 1998/2 sayılı Tebliğ ile değişik 4. maddesinde belirtilen toplam ciro ve pazar payı eşiklerini aşmadığı, bu nedenle bildirim konusu devralma işleminin aynı Tebliğ kapsamında izne tabi olmadığı ifade edilmektedir. H- İNCELEME VE DEĞERLENDİRME H.1. Taraflar H.1.1. Schneider Electric S.A. (Schneider) Merkezi Fransa'da bulunan Schneider'ın hisselerinin tümüne sahip olduğu ve Türkiye'de faaliyet gösteren iştirakleri Schneider Elektrik Sanayi ve Ticaret A.Ş., Metesan Lexel Elektrik Malzemeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Metesan) ve Elektrik Techizatı İmalatı Tesisatı A.Ş. şirketleridir. Schneider güç iletimi ve dağıtımı, endüstriyel siteler ve prosesler, altyapı ve binalar için ürün ve hizmetlerin global bir tedarikçisi olarak, dört stratejik iş segmentinde, elektrik dağıtımı, endüstriyel kontrol ve otomasyon için ekipman yelpazesi sunmaktadır. Şirket Türkiye pazarında ise, ana kumanda panoları, dağıtım panoları, bitiş panoları, kablolama cihaz ve sistemleri ile Metesan firması aracılığıyla elektrik aksesuar ürünlerini satmaktadır. H.1.2. Legrand S.A. (Legrand) Legrand esas itibarıyla ev, mağaza, ofis ve fabrikalardaki tesisatlar için düşük gerilimli teçhizatlardan oluşan ürün yelpazesi ve bilişim ağlarıyla ilgili ürünler sunan bir grubun ana şirketidir. Bu ürün yelpazesine aşağıda yer verilmişir; (1) Nihai kullanıcıya yönelik elektrik kontrol ürünleri: şalter, priz, termostat, ayarlı direnç anahtarları, kızılötesi şalterler ve diğer bina otomasyon ürünleri. (2) Güç koruma ürünleri: sigortalar, kalıplı muhafaza içerisindeki devre kesiciler, modüler devre kesiciler, tevzi tabloları, elektrik kabinleri, topraklama hatasında devre kesiciler ve cihazları, insanlar ve elektrik sistemlerini aşırı akım karşısında koruyan diğer ürünler ve cihazlar. (3) Elektrik dağıtımı ve kablo yönetimi: süpürgelikler, kablo ve kanal sistemleri, kablo yönlendirme sistemleri ile binalarda elektrik ve bilgilerin emniyetli bir şekilde dağıtılmasını sağlayan diğer ürünler. (4) Ses, veri ve görüntülü haberleşme ve güvenlik ürünleri. (5) Sanayi tipi elektrik ürünleri: Yüksek kapasiteli soketler ve elektrik dolapları, teknik alarmlar, transformatörler, sinyal verme ve kontrol cihazları ve endüstriyel uygulamalar için tasarlanmış diğer elektrik ürünleri. Bufer Elektrik Sanayi A.Ş. ve Eltaş Elektrik Malzemeleri Sanayi ve Pazarlama A.Ş. Legrand'ın Türkiye'de faaliyet gösteren iştirakleridir. H.1.3. Lumina Parent S.A.R.L. (Lumina) Schneider, Legrand'ın yaklaşık %98 oranında hissesini borsadan temin ederek, gerçekleştirdiği bu işlem için Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'na izin talebinde bulunmuştur. Bahsedilen işlem nedeniyle Türkiye'de belirlenen ilgili pazarlarda rekabetin önemli ölçüde kısıtlanmayacağı gerekçesiyle Rekabet Kurulu bu devralma işlemine izin vermiştir. Ancak, söz konusu işleme AB Komisyonu tarafından izin verilmemiş ve Schneider'ın sahip olduğu Legrand hisselerini elinden çıkarması gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle, Schneider elindeki Legrand hisselerini Wendel Investissement (Wendel) ve Kohlberg Kravis Roberts & Co. LP (KKR) konsorsiyumu olan Lumina'ya devretmeye karar vermiştir. Bu çerçevede, tek amacı Legrand'ı devralmak olan başka herhangi bir faaliyeti bulunmayan Lumina, Wendel ve KKR tarafından, her birinin yaklaşık %50 hissesi olacak şekilde, 24.5.2002'de Lüksemburg'ta kurulmuştur. Wendel, hisseleri borsada işlem gören, özellikle teknoloji şirketleri ile sanayi alanında orta ve uzun vadeli yatırımlar yapan Fransa merkezli bir şirkettir. Türkiye'de Wendel'in Bureau Veritas vasıtası ile iştirak ettiği iki şirket bulunmaktadır: Bureau Veritas Gözetim Hizmetleri Ltd. Şti. ve Merchandise Testing Laboratuvarları ve Dış Ticaret Ltd. Şti. Her iki şirket de Legrand'ın ürettiği ürünlerin yer aldığı pazarların dışında bulunan alanlarda faaliyet göstermektedir. ABD merkezli olan KKR, zor durumdaki şirketlerin yöneticileri tarafından satın alınmalarında kontrolü alarak ya da stratejik azınlık konumuna geçerek kendisi ve yatırımcıları namına özsermaye yatırımında bulunan bir şirketdir. Türkiye'de Wincor Nixdorf Bilgisayar Sistemleri A.Ş. ünvanlı bir iştiraki bulunmaktadır. KKR, aydınlatma teçhizatı üretimi faaliyetinde bulunan Zumbotel AG'de veto hakları ile birlikte %33.6'lık hisseye sahiptir. Zumbotel AG (Zumbotel) Türkiye'de bağımsız distribütörleri aracılığıyla satış yapmaktadır. H.2. İlgili Pazar H.2.1. İlgili Ürün Pazarı Devralınan Legrand dünya çapında binalardaki düşük gerilimli elektrik tesisatı ve bilişim ağlarıyla ilgili ürünler (nihai kullanıcıya yönelik elektrik kontrol ürünleri, güç koruma ürünleri, elektrik dağıtımı ve kablo yönetimi, ses, veri ve görüntülü haberleşme ve güvenlik ürünleri, sanayi tipi elektrik ürünleri) konusunda faaliyet göstermektedir. Lumina ise, bu devralma işlemini gerçekleştirmek üzere özel amaçla kurulmuş ve başka herhangi bir alanda faaliyeti bulunmayan bir şirkettir. Lumina konsorsiyumunun tarafları olan Wendel ve KKR ise yatırım şirketleri olup, Türkiye'de dolaylı olarak faaliyet gösterdikleri alanlar; kalite, sağlık ve emniyet, çevre ve sosyal sorumluluk alanlarında yönetim sistemi, proses, ürün, hizmet ve personel onaylama hizmetleri (Wendel iştirakleri tarafından yürütülen), perakende ve bankacılık sektörlerinde bilgi sistemleri ve hizmetleri (KKR iştiraki tarafından yürütülen) ve aydınlatma teçhizatı üretiminden (Zumbotel tarafından yürütülen) oluşmaktadır. Tarafların faaliyet göstermekte oldukları alanlar incelendiğinde, bu şirketlerin sadece profosyonel aydınlatma ekipmanları ile güvenlik ve erişim kontrolü ürünleri alanlarındaki faaliyetlerinin örtüştüğü belirlenmiş, bu nedenle ilgili ürün pazarları "profesyonel aydınlatma ile güvenlik ve erişim kontrolü ürünleri" olarak tespit edilmiştir. H.2.2. İlgili Coğrafi Pazar Şirketlerin ürettiği ürünlerin Türkiye genelinde satımının mümkün olması ve pazar farklılaşması yaratacak faktörlerin bulunmaması nedeniyle ilgili coğrafi pazar Türkiye Cumhuriyeti sınırları olarak belirlenmiştir. H.3. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme Schneider'in Legrand'daki %98,3 oranındaki hissesinin Lumina tarafından devralınması sonucunda, Legrand'ın kontrolünün ve yönetiminin tümüyle Lumina'ya geçmesi nedeniyle söz konusu işlemin, 1997/1 sayılı Tebliğ'in 2. maddesinin (b) bendi kapsamında bir devralma olduğu kanaatine varılmıştır. Dosya mevcudu bilgilerden, tarafların profesyonel aydınlatma ürünleri pazarında 2001 yılına ilişkin Türkiye'den elde ettiği toplam cironun yaklaşık … trilyon TL, güvenlik ve erişim kontrolü ürünleri pazarında ise yaklaşık …… milyar TL olduğu anlaşılmıştır. Pazar payları açısından; tarafların toplam pazar paylarının profesyonel aydınlatma ürünleri pazarında %……; güvenlik ve erişim kontrolü ürünleri pazarında %…… olarak gerçekleştiği tespit edilmiştir. Bu çerçevede, tarafların her iki ilgili ürün pazarı bakımından toplam ciro ve pazar payı rakamlarının 1997/1 sayılı Tebliğ'in 1998/2 sayılı Tebliğ ile değişik 4. maddesinde belirtilen toplam 25 trilyon TL'lik ciro ile %25 oranındaki pazar payı eşiklerini aşmaması nedeniyle, anılan işlemin aynı Tebliğ kapsamında izne tabi bir devralma olmadığı kanaatine varılmıştır. I- SONUÇ Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında, Wendel Investissement ve Kohlberg Kravis Roberts & Co. LP tarafından konsorsiyum şeklinde oluşturulan Lumina Parent S.A.R.L.'nin, Schneider Electric S.A.'dan, Legrand S.A.'nın %98 oranında hissesini devralması işleminin, tarafların ilgili pazardaki toplam ciro ve pazar paylarının 1997/1 sayılı "Rekabet Kurulu'ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ"in değişik 4. maddesinde belirtilen toplam ciro ve pazar payı eşiklerini aşmaması sebebiyle izne tabi bir devralma olmadığına OY BİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
<urn:uuid:cb2cf145-b2f1-4b4c-beb5-e7cdc6582d18>
CC-MAIN-2024-42
https://www.rekabet.gov.tr/Karar?kararId=68c2b11e-dc20-4baa-852f-9f08dcf06386
2024-10-12T18:25:57+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-42/subset=warc/part-00003-0c083cf2-c0ed-42ad-af5c-44f7548e96a0.c000.gz.parquet
816,461,443
2,835
tur_Latn
tur_Latn
0.995583
tur_Latn
0.998838
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2181, 4968, 7943, 9710 ]
null
null
null
null
null
null
Rota Hırdavatçılık Tic.ve San.A.Ş. ROTA HIRDAVATÇILIK A.Ş.("ROTA") Veri Sorumlusu sıfatıyla, kişisel verilerinizin korunmasına büyük önem vermektedir. İşbu Aydınlatma Metni ile, Kişisel verileriniz hakkında, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR), Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ ve sair mevzuatlara göre sizleri bilgilendirmek isteriz. ROTA HIRDAVATÇILIK A.Ş. , kişisel verileri işlerken aşağıdaki ilkeleri benimsemiştir. * Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma. * Doğru ve gerektiğinde güncel olma. * Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme. * İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma. * İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme. Veri sorumlusunun kimliği Şirket Unvanı: ROTA HIRDAVAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Mersis No: 073500244410011 İletişim Adresi: ARAPCAMİİ MAH. KARDEŞİM SOKAK NO: 16/A KARAKÖY/ İSTANBUL Telefon No: +90 212 2937645 E-Posta adresi: firstname.lastname@example.org Kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği Şeklindeki kişisel verileriniz kanunda belirtilen sınırlara riayet edilerek tarafımızca işlenmektedir. ROTA HIRDAVAT, Uygunluk Değerlendirme Kuruluşu olarak aşağıdaki ana faaliyetleri kapsamında kişisel verileri işlemektedir. * Ürün Belgelendirme Faaliyetlerinin Yürütülmesi * Yönetim Sistemi Belgelendirme Faaliyetlerinin Yürütülmesi * Personel Belgelendirme Faaliyetlerinin Yürütülmesi * Helal Belgelendirme Faaliyetlerinin Yürütülmesi * Test/Deney Faaliyetlerinin Yürütülmesi * Muayene Faaliyetlerinin Yürütülmesi * Laboratuvar Faaliyetlerinin Yürütülmesi * Diğer Uygunluk Değerlendirme Faaliyetleri ROTA HIRDAVAT, ürün veya hizmet alan kişilere ait kişisel verileri aşağıdaki amaçlarla işlemektedir. * Yetkilendirme ve Akreditasyon Süreçlerinin Yürütülmesi * Başvuru Süreçlerinin Yürütülmesi * Planlama Süreçlerinin Yürütülmesi * Denetim ve Raporlama Süreçlerini Yürütülmesi * Sertifikasyon ve Belgelendirme Süreçlerinin Yürütülmesi * Bilgi Güvenliği Süreçlerinin Yürütülmesi * Eğitim Faaliyetlerinin Yürütülmesi * Faaliyetlerin Mevzuata Uygun Yürütülmesi * Finans ve Muhasebe İşlerinin Yürütülmesi * Fiziksel Mekân Güvenliğinin Sağlanması * Görevlendirme Süreçlerinin Yürütülmesi * Hukuk İşlerinin Takibi ve Yürütülmesi 1 / 3 FR.VYS.01 (Müşteri) Rev. 01 Rota Hırdavatçılık Tic.ve San.A.Ş. * İç Denetim/ Soruşturma / İstihbarat Faaliyetlerinin Yürütülmesi * İletişim Faaliyetlerinin Yürütülmesi * İş Faaliyetlerinin Yürütülmesi / Denetimi * İş Süreçlerinin İyileştirilmesine Yönelik Önerilerin Alınması ve Değerlendirilmesi * İş Sürekliliğinin Sağlanması Faaliyetlerinin Yürütülmesi * Mal / Hizmet Satın Alım Süreçlerinin Yürütülmesi * Mal / Hizmet Satış Sonrası Destek Hizmetlerinin Yürütülmesi * Mal / Hizmet Satış Süreçlerinin Yürütülmesi * Müşteri İlişkileri Yönetimi Süreçlerinin Yürütülmesi * Müşteri Memnuniyetine Yönelik Aktivitelerin Yürütülmesi * Organizasyon ve Etkinlik Yönetimi * Performans Değerlendirme Süreçlerinin Yürütülmesi * Reklam / Kampanya / Promosyon Süreçlerinin Yürütülmesi * Sözleşme Süreçlerinin Yürütülmesi * Stratejik Planlama Faaliyetlerinin Yürütülmesi * Talep / Şikayetlerin Takibi * Taşınır Mal ve Kaynakların Güvenliğinin Temini * Ürün / Hizmetlerin Pazarlama Süreçlerinin Yürütülmesi * Yetenek / Kariyer Gelişimi Faaliyetlerinin Yürütülmesi * Yetkili Kişi, Kurum ve Kuruluşlara Bilgi Verilmesi Kişisel veri toplamanın yöntemi ve hukuki sebebi ROTA HIRDAVAT Şirketimizin kuruluşunda ve işleyişinde tabii olduğu birçok ulusal ve uluslararası mevzuat bulunmaktadır. Şirketimiz, Uygunluk Değerlendirme Kuruluşlarının Akreditasyonu Hakkında Yönetmelik, Uygunluk Değerlendirme Kuruluşları ve Onaylanmış Kuruluşlar Yönetmeliği, Helal Uygunluk Değerlendirme Kuruluşlarının Akreditasyonu Hakkında Yönetmelik, sair mevzuat ve uluslararası standartlar çerçevesinde görevini akdetmektedir. Kişisel verileriniz, Şirketimiz ile sözleşme ilişkisi kapsamında başvuru formları, teklifin alınması, başvuru ve sözleşme ekleri(imza sirküleri, vergi levhası, SGK hizmet listesi gibi), denetim setleri (demetim planları, denetim programları, açılış kapanış toplantı tutanakları, belge kapsam formları, denetim kontrol listeleri, denetim raporları, uygunsuzluk ve düzeltici faaliyet planları gibi başvurularda istenen ek belgelerin tamamlanmasında, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesinde, kanuni mali yükümlülüklerin yerine getirilmesinde, müşteri şikayet, itiraz ve öneri sürecinde, ziyaret ve toplantı tutanaklarıyla, müşteri listelerinin oluşturulması ve raporlama süreçlerinde, sözleşme, taahhütnamelerin oluşturulması ve sonraki süreçlerde sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesiyle, hak edilen bedellerin ödenmesi ve iletişim faaliyetlerinin yürütülmesi (mail, santral aranması vb.) kapsamında kişisel verileriniz elde edilmekte ve işlenmektedir. Bu kapsamda kişisel verileriniz Şirketimize sözlü veya elde teslim, e-posta gibi yazılı kanallar vasıtasıyla iletmektesiniz. Elde edilen kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından kullanılan yazılımlar ve uygulamalar vasıtasıyla otomatik ve fiziki dosyalama suretiyle otomatik olmayan yollarla işlenmektedir. Şirketimiz tarafından elde edilen kişisel verileriniz 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 5544 sayılı Mesleki Yeterlilik Kurumu ve İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun, 2872 sayılı Çevre Kanunu, sair mevzuatlar, tabii olunan uluslararası standartlar, kılavuz, rehber ve talimatlar kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesi nedeniyle KVKK madde 5/2-a uyarınca kanunlarda açıkça öngörülmesi, KVKK madde 5/2-ç uyarınca Şirketimizin hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, KVKK madde 5/2-c uyarınca Şirketimiz ile aranızdaki sözleşme ilişkisi kapsamında gerekli olması haline, KVKK madde 5/2-e uyarınca bir hakkın tesisi için veri işlenmesinin zorunlu olması haline ve KVKK madde 5/2-f uyarınca temel hak ve özgürlüklerinize zarar vermemek kaydıyla, Şirketin meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartlarıyla işlenmektedir. Adli sicil kaydınız mesleki yeterlilik mevzuatları ve tabi olunan ulusal ve uluslararası standartlar gereği KVKK madde 6/3 uyarınca şirketimizin hukuki yükümlülükleri kapsamında elde edilmektedir. Mesleki yeterlilik sınavlarında alınan kamera kaydınızda yer alan görsel ve işitsel verileriniz, Mesleki Yeterlilik Kurumu Sınav, Ölçme, Değerlendirme ve Belgelendirme Yönetmeliği madde 12/1-m kapsamında kanunlarda açıkça öngörülmesi nedeniyle elde edilmektedir. İlgili yönetmelik madde 12/k ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analiz Laboratuvarları Hakkında Yönetmelik madde 15 kapsamında işe giriş periyodik muayene formu, sağlık raporları, engellilik durumuna ilişkin bilgiler, İş sağlığı güvenliği önlemlerinin bir parçası olarak sağlık bilgileriniz Şirketimizin hukuki yükümlülükleri kapsamında işyeri hekimi ve işyeri hekimi haricinde KVKK madde 6/2 uyarınca açık rızanız ile yetkili kişiler tarafından elde edilmektedir. Mesleki Yeterlilik Belgesi başvuru formu kapsamında elde edilen sabıka kaydınıza ilişkin ceza mahkumiyeti ve güvenlik tedbirlerine ilişkin bilgiler ise KVKK madde 6/2 uyarınca açık rızanız kapsamında elde edilmekte ve işlenmektedir. Fiziksel mekân güvenliğinin sağlanması amacıyla KVKK madde 5/2-f uyarınca Şirketimizin meşru menfaatleri kapsamında güvenlik kamera kayıtları elde edilmekte ve işlenmektedir. 2 / 3 Rota Hırdavatçılık Tic.ve San.A.Ş. Şirket sosyal medya hesaplarında ve web sitesinde yer alan görsel ve işitsel kaydınız ancak KVKK madde 5/1 uyarınca açık rızanız ile elde edilmekte ve işlenmektedir. Reklam, kampanyalara ilişkin bilgilendirilmeniz amacıyla ticari elektronik iletiler ancak KVKK madde 5/1 uyarınca açık rızanız ve 6563 sayılı Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelik madde 6' da yer alan istisnalar haricinde madde 5'de düzenlediği şekilde tarafınızca veya İleti Yönetim Sistemi (İYS) üzerinden onay vermeniz halinde gönderilebilecektir. WHATSAPP ile iletişim kurmanız durumunda kişisel verileriniz, iletişim faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla işlenmektedir. WHATSAPP adlı uygulama üzerinden Şirketimize mesaj göndermeniz halinde kişisel verileriniz elde edilmekte ve KVKK madde 5/1 uyarınca açık rızanız kapsamında işlenmektedir. Kişisel verileriniz WHATSAPP uygulaması üzerinden otomatik yollarla elde edilmektedir. Önemli Not: WHATSAPP üzerinden kurulan iletişimlerde yurtdışı servis sağlayıcılarının kullanılması nedeniyle kişisel verileriniz yurt dışında çıkmakta ve bilgilerinizin güvenliği açısından risk teşkil edebilmektedir. Kişisel verilerinizin güvenliği açısından kurumsal mail adresimiz üzerinden bizimle iletişim kurmanızı tavsiye ederiz. Kişisel verilerin kimlere ve hangi amaçla aktarılabileceği İşlenen kişisel verileriniz yukarıdaki amaçlar ve KVKK madde 8 ve 9'da yer alan şartlara göre; kanunen açık rıza alınması gereken hallerde açık rıza alınarak ve kanun ile belirlenmiş̧ koşullar çerçevesinde zorunlu olduğu durumlarda ve zorunlu olduğu kadarıyla, İş organizasyonun ve planlamasının yürütülebilmesi adına gerektiği durumlarda grup şirketler ile ve ROTA HIRDAVAT 'ın yurtiçi yurt dışı iletişim ofislerimizle www.rotahirdavat.com iletisim paylaşabileceğini iş bu aydınlatma metni vesilesi ile sizlere iletmektedir. Kişisel verileriniz Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu, Vergi Usul Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve sair mevzuatlar kapsamında Şirketin hukuki yükümlülüklerini yerine getirmesi için zorunlu olması nedeniyle yetkili kamu kurum ve kuruluşları, danışmanlık hizmeti alınan şirketlere, bankalar ve denetçiler ile paylaşılabilecektir. Yetkilendirme ve akreditasyon süreçlerinin yürütülmesi amacıyla yetkili ulusal kuruluşlara ve yetkili uluslararası kuruluşlarla paylaşılabilecektir. Şirket ile aranızdaki sözleşme ilişkisinin yerine getirilmesi için kişisel verileriniz yurt içi ve yurtdışı müşteri, tedarikçi ve gerekmesi halinde üçüncü kişilerle paylaşılabilecektir. Kişisel verileriniz bilgi teknoloji hizmetlerinin alınması kapsamında Şirket dışı yurtiçi ve yurtdışı bilgi teknoloji firmalarıyla paylaşılabilmektedir. Ayrıca bir uyuşmazlık olduğunda veya resmi makamlar (adli ve idari makamlar gibi) tarafından talep edilmesi halinde Şirketin hukuki yükümlülüğü kapsamında ve bir hakkın tesis edilmesi için veri işlemenin zorunlu olduğu durumlarda bu makamlarla, danışman avukatlık ofisiyle, denetim makamlarıyla kişisel verileriniz paylaşılabilmektedir. Şirketimiz faaliyet konusu kapsamında hukuki yükümlülüğünün yerine getirilmesi ve kanuni yükümlülükler kapsamında resmi kamu kurum ve kuruluşları, yetkili denetçi kurumlar tarafından denetlenmekte ve bilgileriniz yetkili denetçilerle paylaşılabilmektedir. Mesleki yeterlilik sınavlarında elde edilen görsel ve işitsel kayıtlarınız Mesleki yeterlilik Kurumu ve denetim halinde ilgili makamlar ve denetleyen resmî kurumlarla paylaşılabilecektir. Adli sicil kaydınız mesleki yeterlilik mevzuatları ve tabi olunan ulusal ve uluslararası standartlar gereği dış kaynaklı personele, İlgili Kuruma ve yetkili denetçilere aktarılabilecektir. Şirket sosyal medya hesaplarında ve şirket web sitesinde yer alan görsel ve işitsel kaydınız ancak KVKK madde 9/1 uyarınca açık rızanızla herkese açık ortamlarda paylaşılmakta ve yurtdışına aktarılmaktadır. Ticari elektronik ileti gönderilmesine onay vermeniz halinde KVKK madde 9/1 uyarınca açık rızanız kapsamında kişisel verileriniz yurtdışı hizmet sağlayıcılarına aktarılabilmektedir. WHATSAPP ile elde edilen kişisel verileriniz, Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması amacıyla yetkili kamu kurum ve kuruluşlarına, Hukuk işlerinin takibi ve yürütülmesi için adli ve idari makamlara, KVKK madde 9/1 uyarınca açık rızanız kapsamında WHATSAPP Inc. Şirketinin merkezinin yurtdışında (Amerika Birleşik Devletleri) olmasından dolayı yurtdışına aktarılabilecektir. İlgili kişinin 11. maddede sayılan diğer hakları Değerli müşterimiz, KVKK' nın 11. maddesi uyarınca aşağıdaki haklara sahip olduğunuzu bildiririz: * Kişisel verilerinin işlenip işlenmediğini öğrenme, * Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, * Kişisel verilerinin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme, * Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilmesi * Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme * Kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme, * Kişisel verilerin düzeltilmesi, silinmesi veya yok edilmesine ilişkin işlemlerin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme, * İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme, * Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme KVKK' nın 11. Maddesindeki haklarınız ile ilgili taleplerinizi, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ 'e göre "www.rotahirdavat.com" web sitemizden ulaşabileceğiniz İLGİLİ KİŞİ BAŞVURU FORMU 'nu doldurarak şirketimize iletebilirsiniz. Talebinizin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde başvurularınız ücretsiz olarak sonuçlandırılacaktır; ancak işlemin ayrıca bir maliyet gerektirmesi halinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenecek tarifeye göre tarafınızdan ücret talep edilebilecektir. Yukarıda yer alan Müşteri Aydınlatma Metni' ni okudum ve anladım. Bu Metinde yer alan kişisel verilerimde bir değişiklik meydana gelmesi halinde bu durumu derhal ROTA HIRDAVAT' a bildireceğimi taahhüt ederim. Ad Soyad: Tarih: İmza 3 / 3
<urn:uuid:aee8ea8b-b6c7-4f8a-bc92-aef03f08d5ce>
CC-MAIN-2022-49
https://rotahirdavat.com/dosyalar/kvkk/musteri.pdf
2022-12-01T00:11:57+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2022-49/subset=warc/part-00102-a0906200-461b-4808-9b94-6c53daf73f61.c000.gz.parquet
520,634,807
3,912
tur_Latn
tur_Latn
0.998272
tur_Latn
0.99934
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2473, 7660, 13980 ]
null
null
null
null
null
null
7.SINIF SOSYAL BİLGİLER GENEL TARAMA TESTİ 1- Sen dili; Senle başlar veya senle biter. Yargılayıcı, suçlayıcıdır. Eleştiricidir. Kırıcı olabilir. Buna göre aşağıdaki cümlelerden hangisi "sen dili" ne örnek olabilir? 7- Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır. Devlet, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır A) Okula neden geç kaldın B) Seni göremeyince meraklandım C) Yüksek sesle konuştuğunda üzülüyorum D) Benimle oynayınca mutlu oldum. 2- İletişimin bazı teknikleri kullanarak çok sayıda kişiyi etkileyecek biçime getirilmesine kitle iletişimi, bunun için kullanılan araçlara ise kitle iletişim araçları denir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi kitle iletişim aracı olamaz? A) Mektup B) Televizyon C) Radyo D) Dergi 3- Etkili bir iletişimde vücut dili, ses tonu, el kol hareketleri, jest ve mimikler çok önemli rol oynar. Diyen bir kişi iletişimin hangi önemli etkenini unutmuştur? A) Konunun akışı B) Bağırarak konuşma C) Göz teması D) Ayrıntıya girmek 4- Soğuk çay ve pilavı kabul edebiliriz ama asık suratlılığı asla. (Çin atasözü) Bu atasözü iletişimdeki hangi unsuru vurgulanmaktadır? A) Dürüstlük B) Açık sözlülük C) Güler yüzlü olmak D) Empati 5- Milli mücadele dönemi örgütlenmesinin kolaylaşması için iletişimin son derece önemli olduğunu bilen Atatürk'ün benim gazetem dediği ve yazılarını yayınladığı gazete aşağıdakilerden hangisidir? A) Hakimiyet-i Milliye B) İrade-i Milliye C) Ceride-i Resmiye D) Takvim-i Vekayi 6- Şirinin yaşadığı yerde yüksek ve engebeli alanlar çoğunlukta olduğu için ekonomik faaliyetler kısıtlı olarak yapılabilmektedir. Bu durum Şirinin yaşadığı yerin seyrek nüfuslu olmasına yol açmıştır. Şirin'in yaşadığı yerin seyrek nüfuslu olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) Sanayi B) Yerşekilleri C) Turizm D) Yer altı kaynakları Yukarıda Türkiye Cumhuriyeti 1982 Anayasası'nın eğitim öğretim ile ilgili maddesi verilmiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz? A) Eğitim-öğretim yalnız başarılı öğrencilerin hakkıdır. B) İlköğretim tüm vatandaşlar için zorunludur. C) Devlet özel eğitime ihtiyacı olanları dikkate alır. D) Devlet maddi imkanı olmayan öğrencilere burs verebilir. 8- Nüfusun dağılışında aşağıdakilerden hangisi daha az etkilidir? A) İklim B) Sanayi C) Bitki örtüsü D) Yüzölçümü 9- Aşağıdakilerden hangisi nüfus sayımlarından çıkarılacak bir sonuç değildir? A) Nüfusun yaş durumu B) Nüfusun tarımsal üretime katkısı C) Nüfusun eğitim durumu D) Nüfusun ihtiyaç duyduğu okul sayısı 10- Ülkemizde nüfusun dağılışını etkileyen etkenleri iki grupta inceleyebiliriz. Bunlar; doğal ve beşerî etkenlerdir Aşağıdakilerden hangisi doğal etkenlerdendir? A) Sanayi B) Tarım C) Turizm D) Yer Şekilleri 11- Ülkemizde son yıllarda ortaya çıkan domuz gribi kuş gribi gibi hastalıklardan dolayı anayasal bazı haklarımız kısıtlanmıştır. Hatta bazı şehirler karantina altına alınarak giriş çıkış yasaklanmıştır. Bu olaylar karşısında aşağıdaki haklardan hangisinde kısıtlamaya gidilmiştir? A) Yaşama hakkı B) Seyahat hakkı C) Seçme hakkı D) Yerleşme hakkı 12- Göç hareketleri nüfusun yapısında bazı değişiklikler meydana getirir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi göç alan bir bölgede yaşanabilecek değişikliklerden biridir? A) Nüfus azalır B) Kadın nüfusu azalır C) Nüfus yoğunluğu artar D) Yaşlı nüfus artar 13- Anayasamızın 28. maddesindeki ''basın hürdür sansür edilemez'' ifadesinin anayasamızda yer almasının amacı aşağıdakilerden hangisidir? A) Basın özgürlüğünü sağlamak B) Basını kontrol etmek C) Radyo-gazete ve televizyonları denetlemek D) Basına yasak getirmek 14- Mengücekliler zamanında inşa edilmiştir Taş işlemeleriyle ünlüdür UNESCO tarafından korunması gereken dünya mirası listesine alınmıştır. verilen bilgiler aşağıdaki hangi esere aittir? A) Tokat Niksar Yağıbasan Medresesi B) Diyarbakır Malabadi Köprüsü C) Erzincan Mama Hatun Külliyesi D) Sivas Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası 15-Aşağıdakilerden hangisi Türkiye Selçuklu Devleti dönemindeki gelişmelerden biri değildir? A) Haçlılarla mücadele edilmiştir. B) Balkanlara seferler düzenlenmiştir. C) Moğollar ile mücadele edilmiştir. D) Ticaret gelişmiştir. 16- Malazgirt Savaşı'ndan sonra Türkleşmeye başlayan Anadolu'da yüzyıllarca Türk, Ermeni ve Rumlar'ın birlikte serbestçe yaşamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) Kültür değerlerine bağlı olmaları B) Avrupa devletleri tarafından korunmaları C) Türk devletini benimsemeleri D) Türklerin hoşgörülü bir politika izlemesi 17- Anadolu'ya gelen ilk Türk toplulukları yerleştikleri bölgelerde kendilerine özgü mimari eserler yapmışlardır. Bu durum, Türklerin aşağıdakilerden hangisini amaçladıklarını gösterir? A) Anadolu'yu ticaret merkezi haline getirmek B) Anadolu'yu Türk vatanı haline getirmek C) Bizans'a karşı üstünlük sağlamak D) Anadolu topraklarının işlemek 18-Aşağıdaki olayların hangisi ile Osmanlılar Rumeli'ye ilk kez geçmişlerdir? A) Germiyanoğulları Beyliği'nin alınmasıyla, B) Bursa'nın alınmasıyla C) Çimpe Kalesi'nin alınmasıyla D) Edirne'nin alınmasıyla 19-Osmanlı Devleti'nin diğer Türk devletlerinden daha uzun süre varlığını devam ettirmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) Cihat ve gaza anlayışı B) Coğrafi konumunun iyi olması C) Diğer Türk devletlerinin desteği D) Merkezi otoritenin güçlü olması 20- Osmanlıdaki denizcililik faaliyetleri bizimle başladı. Elimizdeki donanma gücünden yararlanan Osmanlı tersane ve donanma kurdu. Böylece kısa zamanda denizlerde hakimiyet kurmaya başladı. Bu bilgiyi veren deniz askeri (levent) hangi beyliğe ait bir askerdir? A) Hamitoğulları B) Candaroğulları C) Menteşeoğulları D) Karesioğulları 21- İstanbul'un fethi sırasında surların ne kadar sağlam olursa olsun büyük toplar karşısında (şahi) yıkılabileceği anlaşılmıştır. Avrupalı krallarda bu topları kullanarak derebeyliklere son vermişlerdir. Aşağıdakilerden hangisi bu durumun sonuçlarından biridir? A) Feodalitenin yıkılması B) Reform hareketlerinin başlaması C) Coğrafi Keşiflerin başlaması D) Kilisenin önem kaybetmesi 22-Osmanlı Devleti'nde "Devşirme Sistemi" ile oluşturulan askeri birlik aşağıdakilerden hangisidir? A) Kapıkulu Askerleri B) Tımarlı Sipahiler C) Eyalet Askerleri D) Yardımcı Birlikler 23- Osmanlı padişahlarından II. Mahmut tarihimizde ilk nüfus sayımını (1831) yaptırmıştır. Aşağıdakilerden hangisi II. Mahmut'un nüfus sayımı yaptırma amaçlarından biridir? A) Halkın eğitim durumunu belirlemek B) Gayr-i müslİm halkın sayısını tespit etmek C) Asker sayısı ve vergi verecekleri tespit etmek D) Köy nüfusunu belirlemek 24- Osmanlı donanması, 1571'de Venediklilerin elindeki Kıbrıs'ı fethetti. Kıbrıs'a Konya, Karaman, Niğde ve Kayseri'den getirilen Türk aileler yerleştirildi. Ancak Avrupalılar, güçlü bir Haçlı donanması oluşturarak İnebahtı'da Osmanlı donanmasını yenilgiye uğrattılar. Bu bilgilere dayanarak, I. Osmanlı Devleti, Kıbrıs'ta kalıcı egemenlik kurmak istemiştir. II. Osmanlı Devleti ile Avrupalılar arasında Akdeniz'de egemenlik mücadelesi yaşanmıştır. III. Avrupalılar, Osmanlılara karşı birlikte hareket etmiş lerdir. yargılarından hangilerine ulaşılır? A) Yalnız I B) I ve II C) II ve III D) I, II ve III 25- Osmanlı Devleti'nde gelir ve giderlerini düzenleyen kişiye defterdar adı verilir. Osmanlı Devleti'nin hazinesi defterdara emanetti. Osmanlı Devletinde defterdarın görevlerini günümüzde hangi bakan yerine getirmektedir? A) Maliye Bakanı B) Adalet Bakanı C) Milli Eğitim Bakanı D) Başbakan 26- Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürü AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Osmanlı Devleti'nin yaklaşık 600 yıllık bir dönemde bünyesinde farklı din, millet, mezhep ve kültüre sahip bir insan topluluğunu adil bir yönetim anlayışıyla barış içinde yönetme kabiliyetini gösterdiğini" söyledi. Buna göre Osmanlı Devleti için aşağıdakilerden hangisi söylenemez? A) Irk ayrımı B) Birlik beraberlik C) Hoşgörü D) Adalet 27- Lale Devri'nde, Osmanlı Devleti'nin Viyana, Paris ve Londra gibi başkentlere ilk kez elçi göndermesinin gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir? A) Batı ile ilişkileri düzenlemek B) Batıdan borç para talep etmek C) Savaşlara son vermek D) Avrupa'daki gelişmeleri yakından takip etmek 28- 1718-1730 yılları arasında yaşanan Lale devrinde aşağıdaki gelişmelerden hangisi düşünce ve kültür hayatını daha çok etkileyen bir yenilik olmuştur? A) Çiçek aşısının uygulanması B) Matbaanın kullanılması C) Kağıt fabrikasının kurulması D) Tulumbacı Ocağı'nın kurulması 29- Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi'nin sonuçlarından olan; - Halifeliğin Osmanlılar'a geçmesi - Mısır'daki bilginlerin İstanbul'a getirilmesi - Baharat Yolu'nun Osmanlı'nın kontrolüne girmesi gelişmelerine göre, Osmanlı Devleti'nin Mısır Seferi sonrasında hangi alanda daha az etkilendiği söylenebilir? A) Dini B) Bilimsel C) Mimari D) Ekonomik 30- I. Ahmet şehzadelerin sancaklara vali olarak gönderilmesini kaldırarak en yaşlı ve en akıllı şehzadenin padişah olmasını sağlamıştır. Bu kuralın uygulanmasının en önemli olumsuz sonucu aşağıdakilerden hangisi olmuştur? A) Avrupa'daki gelişmeler takip edilememiştir. B) Ordu yönetime karışmıştır. C) Deneyimsiz padişahlar yetişmiştir. D) İktidar mücadelesi başlamıştır. Zeki DOĞAN-Sosyal Bilgiler Öğretmeni 31- Veziriazam, padişahtan sonra en yetkili devlet adamı olup padişahın vekiliydi. Büyük devlet memurlarını atama, ilerletme, görevden alma yetkilerine sahipti. Padişah sefere çıkmadığı zamanlarda orduyu komuta ederdi. Padişahın mührünü taşır, onun adına sözlü ve yazılı emirler verirdi. Buna göre veziriazam için aşağıdakilerden hangisi söylenemez? A) Padişahın bazı yetkilerini kullanabildiği B) Padişahtan sonra en yetkili devlet adamı olduğu C) Gerektiğinde ordunun başında savaşa katıldığı D) Padişahın emirlerini onayladığı 32- Osmanlı Devleti'ne bağlı Rumeli'deki Niş kenti Valisi olan Mithat Paşa, çiftçilerin içinde bulundukları zor koşulları görmüş çiftçilerin, yüksek faizle borç veren kişilerin elinden kurtarılması için çözüm yolları aramıştır. Böylece 1863 yılında, çiftçilerin oluşturduğu kaynakla, Mithat Paşa öncülüğünde Memleket Sandıkları kurulmuştur. Mithat Paşa, Memleket Sandıkları'nı oluştururken Türk gelenekleri arasında zaten var olan ve karşılıklı yardımlaşma esasına dayanan imece geleneğinden esinlenmiştir. Zamanla Memleket Sandıkları tüm ülkeye yayılmıştır. Bu bilgiler ışığında aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir? A) Memleket Sandıkları bankalardan borç almıştır. B) Memleket Sandıkları kurulurken Avrupa örnek alınmıştır. C) Mithat Paşa çiftçilerin sorunlarını çözmeye çalışmıştır. D) Memleket Sandıkları çiftçiye ağır yük getirmiştir. 33- Osmanlı Devleti'nde yapılan ıslahatların önemli bir kısmı da ulaşım alanında yapıldı. 1856 yılında ilk demir yolu hattımız İzmir ile Aydın arasında inşa edilmeye başlandı. Zaman içinde Anadolu ve Rumeli topraklarında demir yolu ağı genişledi. 1888'de İstanbul'u Avrupa'ya bağlayan demir yolu hattı açıldı. Aşağıdakilerden hangisi ulaşım alanında yapılan bu ıslahatların sağladığı faydalardan biri değildir? A) Ulaşım kolaylaştı ve ucuzladı. B) Ülke kaynakları farklı bölgelere ulaştı. C) Ticaret gelişti. D) Konutlaşma oranı arttı. 34- Aşağıdakilerden hangisi II. Mahmut Dönemi'nde yapılan yeniliklerden biri değildir? A) Bakanlıkların kurulması B) Matbaanın açılması C) İlk resmi gazetenin çıkarılması D) Yeniçeri Ocağı'nın kapatılması
<urn:uuid:fe27968e-fea3-4092-9fa6-b5bb391dd05a>
CC-MAIN-2021-43
http://sosyalciniz.net/wp-content/uploads/2016/04/7-tarama-signed.pdf
2021-10-28T08:58:52+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-43/subset=warc/part-00153-16202947-a809-4711-8221-79ab0a79d5b1.c000.gz.parquet
71,960,148
3,511
tur_Latn
tur_Latn
0.999759
tur_Latn
0.999779
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 3875, 7798, 12046 ]
null
null
null
null
null
null
EKONOMİ POLİTİK Diğer EKONOMİ POLİTİK yazılarım için tıklayınız. A. Erinç Yeldan, Kadir Has Üniversitesi firstname.lastname@example.org 1 Aralık 2021 Memleketimden Büyük Resim Manzaraları… AKP'nin ilişkin yeni popüler söylemi Büyük Resim. Ulusal ekonomide resmin tamamını görmek elbette çok önemli. Bugünkü yazımızda bunu "resimlerle" gerçekleştirmeye çalışacağız. AKP iktidarını üç alt-döneme ayırmaktayız: 2003-2009 krizi; 2010 sonrası toparlanmadan, 2018 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi arası; ve 2019 sonrasından günümüze. İlgili her üç döneme ilişkin birer büyük resim söz konusu olacak. I AKP, 2001 krizinin ardından, ortodoks (muhafazakar) bir istikrar programının yürütücüsü olarak iktidar oldu. AKP, özü itibariyle bir şirketler ve cemaatler koalisyonu idi. 28 Şubat süreci ile önü açılmış, siyasi İslam'ın sözcülüğü mücadelesinde en büyük rakibi olan "Milli Görüş" hareketi tasfiye edilmiş ve "mağdur" söylemi aracılığıyla da toplumda bir nevi hoşgörü kazanmış idi. AKP, özellikle finans sermayesinin en gözde partisi konumunu koruyarak, 2001 krizi sonrasının IMF yönlendiriciliğindeki istikrar programının en önemli önkoşuluna sıkı sıkıya sahip çıktı: ulusal mali piyasalarda yüksek reel faiz sunmak. İktidar olduğu 2003 yılından başlayarak gerek MB'nin politika faizi, gerekse de kredi faizleri enflasyona görece yaklaşık %10 reel faiz açığını korudu. Uluslararası piyasalarda reel faizlerin neredeyse sıfırlandığı bir konjonktürde Türkiye, Türk Lirasının dövizler karşısında değerlenmesiyle birlikte yaklaşık %30 ile %50 arasında spekülatif arbitraj getirisi sunmaktaydı. Böylesi muazzam bir getiri, spekülatif finans hareketlerini uyarıyor, Türkiye'yi bir sıcak para cenneti haline dönüştürüyordu. Sıcak para akımlarıyla güçlenen TL, dolar bazında neredeyse yarı yarıya değerlenirken, cari işlemler açığı da hızla büyüyordu. 2003 sonrasının özelleştirmeler ve dış borçlanmanın (özellikle şirketler kesimi için) özendirilmesiyle birlikte cari işlemler açığının milli gelire oranı %6'yı aştı. Oysa Türkiye geleneksel olarak yüksek cari açık veren bir ekonomi değildi. Dolayısıyla, yüksek reel faiz, sıcak paraya dayalı spekülasyon-yönlü büyüme ve cari işlemler açığı kavramları bu dönemde AKP ekonomi idaresinin ayırt edici özellikleri oldu. Dönemin gözlerden ısrarla kaçındırılan büyük resmi ise ulusal tasarruf oranının gerilemesi (Lale Devrini andırır tüketim patlaması) ve sanayinin milli gelir payının gerilemesi (sanayisizileşmenin hızlanması) olguları idi. Önce teknik bir hatırlatma: bilindiği üzere cari işlemler dengesi (yanı dış denge) ulusal ekonomide tasarruf – yatırım dengesini vermektedir. Cari işlemler açık verir ise ulusal tasarruf – yatırım dengesi de açık verir. Bu olgu Türkiye'de yatırımların artması sonucu değil, tüketim harcamalarının artışı ve dolayısıyla ulusal tasarrufların gerilemesiyle sonuçlanmıştır. Dönem boyunca ulusal tasarruf oranı %20'ler düzeyinden %14'e değin gerilemiş ve göreceli olarak aynı düzeyini koruyan yatırım oranıyla karşılaştığında cari işlemlerde %6 civarında bir açık anlamına gelmiştir. Diğer yandan ara malı ve yatırım malları ithalatı ucuz dövizin etkisiyle hızlanmış ve dış açığın bir diğer nedenini oluşturmuştur. Ne var ki, ara ve yatırım malları ithalatı en tahripkâr ithalat biçimidir. Kalkınma iktisadının temel öğretilerinden olan bu kural, Türkiye'de de ulusal sanayide girdi çıktı bağlantılarının (ya da günümüzün moda deyimiyle, ulusal tedarik zincirlerinin) tahribatı anlamına gelmiş ve Türkiye erken sanayisizleşme diye de anılan bir tuzağa itilmiştir. Yanda, TÜİK verilerinden de izlenebileceği üzere, 2003 başında %17.5 düzeyinde olan imalat sanayinin payı, önce %1516 bandına gerilemiş; 2007 sonrasında ise hızla %14'lere gerileyerek, çöküntüye uğramıştır. Sanayideki bu gerilemeye koşut olarak, istihdamın temposu da yavaşlıyor ve Türkiye ILO ve OECD tarafından betimlenen istihdam dostu olmayan büyüme olgusuyla karşılaşıyordu. II Dolayısıyla, AKP'nin ilk yılları küresel ekonominin genişleme içinde olduğu bir konjonktüre denk gelmiş idi. Büyük Uyum (great moderation) diye tanımlanan bu dönem, küresel finansal sermayesinin yarattığı coşkular, köpükler ve dengesizliklerin Minsky noktası diye anılan sınırlara ulaşmasıyla birlikte 2008/09 krizine sürüklendi. Sıcak para destekli, "hormonlu" diye ifade edilen büyümenin ana kaynakları artık kurumaktaydı. Bunun ötesinde, AKP içindeki koalisyon grupları artık ulusal kaynaklardan daha büyük pay kapma mücadelesini hızlandırmaktaydı. AKP'nin her ne pahasına bir büyüme öyküsüne ihtiyacı keskinleşmekteydi. Büyüme temposunun korunması ve ivedilikle gerçekleştirilmesi kaygıları ise doğrudan doruya imar rantları ve inşaat yatırımlarının hızlandırılması anlamına geldi. Bir yandan yerel yönetimlerin imar planlarındaki değişiklikler, diğer yandan da yap-işlet-devlet tasarımlarının ivmelendirilmesiyle sağlanan imar rantları, yandaş şirket gruplarına aktarılarak çözümler üretilmeye çalışıldı. Türkiye 2010 sonrasında yaklaşık 500 milyar dolarlık yatırımlarını "betona gömüyordu". Dönemin daha büyük resmi ise rant-aktarımına dayalı bu çarpık büyüme stratejisinin, Türkiye'nin ulusal kaynaklarını eğitim, inovasyon ve sağlık sektörleri yerine konut inşaatına yönlendirmesi ve üretkenlik kazanımlarına dayalı sürdürülebilir büyümeden vazgeçmesi anlamındaydı. Yanda, Cumhurbaşkanlığı SBO'dan derlediğimiz veriler, söz konusu dönemde sabit sermaye yatırımlarından eğitim ve konut sektörlerinin aldığı payları sergiliyor. Veriler inşaat sektörünün payının eğitime ayrılan yatırım payının çok çok üsütnde bir tempoda sürdürüldüğünü gösteriyor. Dolayısıyla, Türkiye'nin birikim öncelikleri üretkenlik ve inovasyon sağlayıcı faaliyetlerden ziyade, bir saman alevi gibi parlayıp sönen ve gelir yaratma sürekliliği bulunmayan inşaat yatırımlarına yöneltilmektedir. Büyük resmin bir diğer uzantısı ise, borçlanmaya dayalı böylesi bir çarpık yatırım temposunun yarattığı büyümenin de istihdam yaratma kapasitesindeki daralmadır. TÜİK verileri, reel milli gelirde emek girdisinin oransal olarak sürekli gerilediğini ve dolayısıyla, büyümenin istihdam-dostu olmayan özelliğinin bu stratejik seçim altında daha da keskinleştiğini belgeliyor. (Bkz. yandaki resim). III Derken yakın geçmişimizde yepyeni bir iddia ile karşılaştık: yüksek faizler enflasyonun nedenidir ve enflasyonu düşürmek için faizlerin düşürülmesi gereklidir. Ekonomi biliminde yeri olmayan ve iktisadi akıl ile bağdaşmayan bu iddianın ardında, kuşkusuz, gene ucuz kredi ve kolay borçlanma üzerinden çabuk büyüme beklentisi yatmaktaydı. Tarihçeyi biliyoruz. Bu iddia uğruna TC Merkez Bankası ve TÜİK başkanları peş peşe değiştirilir iken, Türkiye mali piyasaları ardı ardına gelen faiz indirimleri ile hızla TL'nin dövizler karşısında değer yitirmesi ve enflasyonist beklentilerin bozulması tuzağına sürükleniyordu. Dövizin pahalılaşmasına karşı ilk müdahale Merkez Bankası rezervlerinin eritilmesi ve 100 milyar doların üzerinde bir rezerv kullanımı yoluyla döviz kurlarının görece dengelenmesi oldu. Kamuoyunda "128 Milyar Dolar Nerede?" şeklinde ifade edilen sorular ise yerli ve milli ekonomiyi korumak mitleri ile göğüsleniyordu. Ucuz krediye dayalı büyümenin tıkanmışlığı ile birlikte tüm makroekonomik dengeleri tahrip edilmiş olan Türkiye ekonomisi Kasım ayında yepyeni bir iddia ile karşılaştı: Türkiye "rekabetçi" kur stratejisi izleyecek ve cari işlemler dengesini fazlaya dönüştürmek suretiyle "istikrar" sağlayacak ve enflasyonu düşürecekti. Türk Lira'sının dövizler karşısında yaşamakta olduğu kaybın, enflasyondan arındırıldığında reel olarak 2001 ve 1994 krizleriyle eş değer bir döviz krizi yaşadığı anlamına geldiği bilinmektedir. TL'nin bu şekilde değer kaybetmesi elbette ithalat talebini kısacak ve ihracatımızı da arttırabilecektir. Böylelikle cari işlemler dengesinin de fazlaya dönüşmesi sağlanabilenecektir. Ancak bu süreçte sağlanmış olan "rekabetçilik", özü itibariyle, halkın alım gücünün düşmesi ve daralan yurt içi talebin ucuz TL üzerinden ihraç edilmesi anlamına gelmektedir. Bu türden elde edilen ihracat ve dolayısıyla büyüme kazanımı "yoksullaştıran" büyüme olarak bilinmektedir. Bu konuda daha geniş yazımımız için tıklayınız. Bu sürecin enflasyonda gerileme yaratacağı beklentisi ise bir hurafedir. Bu tür büyümenin emeğin gelirlerinin düşürülmesi anlamına gelmekte olduğu ise dün yayınlanan Milli Gelir İstatistiklerinden rahatlıkla izlenmektedir. Milli gelirimiz bir yanda dolar bazında fert başına gerilerken, toplam milli gelirden emeğin aldığı pay da sürekli gerileme içindedir. Toplam işgücü ödemelerinin milli gelirden aldığı pay, 2019'dan bu yana %35.2'den, %26.8'e yaklaşık dokuz puan gerile(til)miş; sermayenin aldığı pay ise %56'dan, %65'e sıçramıştır. Döviz kurunda yaratılan "rekabetçilik", Türkiye'nin tüm varlıklarının ve işgücünün değersizleştirilmesini ifade etmektedir. Buradan "başarı" değil, yoksullaşma öyküsü çıkmaktadır. Ancak, tüm bunların dışında AKP iktidarının sosyal alanda yaratmış olduğu bir başka büyük resmi de anmadan geçmemek zorundayız. Türkiye toplumunun, akıl ve hurafeler; yurttaşlık ve kulluk; siyasi sadakat ve bilimsel akıl/liyakat arasında yaşamakta olduğu bölünmeler giderek derinleşiyor. Hayri Kozanoğlu'nun 30 Kasım tarihli Birgün gazetesi yazısında da vurguladığı üzere, "Türkiye'de sadece ekonomik bir kriz yaşanmıyor. … Farklı toplum kesimleri arasında iletişimin koptuğu, ortak yurttaşlık bilincinin kaybolduğu toplumsal bir krizle de karşı karşıyayız. O nedenle sadece uygun bir ekonomik programla düze çıkamayız. Bu ülkenin toptan bir yenilenmeye ihtiyacı bulunduğunu düşünüp, sadece ekonomik taleplerle yetinmeyen, köklü bir değişim talebinden başka çare görünmüyor". Sonuç olarak, Türkiye'nin 2000'li yıllar boyunca AKP ekonomi idaresi altında yürüttüğü programın büyük resmi: (1) ulusal tasarrufların gerilemesine, dolayısıyla ithalat ile beslenen bir tüketim pazarına dönüşmesine; (2) sanayinin üretim ve istihdam payının hızla gerilemesine, dolayısıyla ithalata bağımlı bir üretim ve ihracat desenine mahkum kılınmasına; (3) işgücü piyasalarında parçalanma ve enformalleşmeye yol açarak, gelir eşitsizliğinin ve rantçı/kapkaççı bir toplumsal işbölümünün toplum içinde yaygınlaşmasına; ve bütün bunlarla eş anlı olarak, (4) değersizleştirilmiş, vasatlaştırılmış bir kültür, eğitim ve hukuk anlayışına, sürüklenmesi anlamındadır. Diğer EKONOMİ POLİTİK yazılarım için tıklayınız.
<urn:uuid:baa9a446-cebb-4847-b638-e3e6a178f3d1>
CC-MAIN-2022-05
https://yeldane.files.wordpress.com/2021/11/yeldan790_01ara2021_buyukresim.pdf
2022-01-23T12:39:03+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2022-05/subset=warc/part-00102-1e2959d8-5649-433a-b76e-f1b876a6479d.c000.gz.parquet
1,117,106,877
2,999
tur_Latn
tur_Latn
0.999828
tur_Latn
0.999843
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2269, 5445, 8277, 10421 ]
null
null
null
null
null
null
MUHIB ayrıca bk. tür.yer.; Zeki Taştan, *Muhbir Gazetesinin Sistematik Tahliili* (yüksek lisans tezi, 1994). Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; Hasan Eren, "Muhbir", TA, XXIV, 392-393; İhsan Sungu, "Muhbir Gazetesi", AA, II, 401-404; Mustafa Kutlu – Tanju Oral, "Muhbir", TDEA, VI, 426-427. Hüseyin Çelik MUHDESÜN (المهدون) Müvelledün adıyla da anılan ve şairleri Arap grameriyle sözlük biliminde şahid olarak kabul edilmeyen şairler tabakası için kullanılan terim (bk. MÜVELLEDÜN). MUHİB (المحب) Sufi olmadıkları halde süfiliğe ve tarikat ehline yakınlık duyanlar için kullanılan bir terim. Sözlükte "seven, dost" anlamına gelen muhib (muhibb) kelimesi, başlangıçta sevgi üzerinde fazla duran ilk süfler tarafından "aşık" manasında kullanılmıştır. Bu dönemde aşk yerine hub ve mahabbet (muhabbet), aşık yerine muhib terimleri görülmektedir. Seri es-Sakati, iki kişiden her birinin diğerini kendisi olarak görmedikçe sahih bir muhabbetin gerçekleşmeyeceğini söyleyen bununla aşkın kastetmiştir (Kuşeyri, s. 618). Allah sevgisini (muhabbetullah) tasavvuf anlayışının temeli kabul ettiginden Semnün b. Hamza (Abdullah) "Semnün el-Muhib" diye tanınmıştır. Öte yandan tasavvufun ilk dönemlerinden itibaren süfi veya tarikat ehli olmadıkları halde tarikat ehline karşı sevgi besleyenlere de muhib denilmiştir. Bu anlamda muhib Hak dostlarının dostu olan kişidir. Süfler ve tarikat ehli kendi yollarına ilgi duyup sevgi besleyen muhiblerini takdir etmiş, bir bakıma kendilerinden sayımlardır. Cüneyd-i Bağdadi, "Süflük iddia edenleri takdir ediniz ki gerçek süfi olsunlar, eğer himmetleri yüce olmasaydı başka bir şey iddia ederlerdi" demiş. Cemâl-i Mevsili, Hak dostlarına dost olanların onların hal, remiz ve işaretlerinin muhibbi olduklarını belirtirigilyle sevgi arasındaki alakaya dikkat çekmiştir. Kuşeyri, "Kişi sevdigiyle beraberberdir" hasınlı (Buhârî, "Edeb", 69; Müslim, "Bir", 165) zikrederek muhib olmanın önemine işaret etmiştir (*er-Risâle*, s. 616, 624). Bu bağlamda tasavvufa velilerle gönlünden birlikteki önemli bir mertebedir. Sühreverdi, bir araya gelip Hakk'ı zikredelerin faziletinden bahsederken onların arasından tedasüfen bulunan bir kişinin de bedbaht olmayacağını bildiren hadise (Buhârî, "Da'avât", 66) dikkat çekmiştir ("Avârifü'l-ma'ârif", s. 70). Süfler, "Bir kavime benzeyen onlardandır" hadisini (*Müsned*, II, 50; Ebû Dâvûd, "Libâs", 4) "Velliere benzemeye özenen onların zümresindendir" şeklinde yorumlamışlardır. Süfiliğe özenlenenler arasında gayri samimi ve çıkarcı kişiler her dönemde bulunameliş, süfler "müddet, sahteker, mukallit, mustasvif" adını verdikleri bu riyakârlara karşı çevrelerindeki insanları sürekli uyarmışlardır. Muhib terimi, tarikatlar döneminde bir tarikata intisap etme hazırlığında olan kişiler için de kullanılmıştır. Tasavvufa hırka gıyımke amaçlanan seylerden biri de tarikata girenlere birbirine benzesmesini sağlamaktır. Dervişlerin kuyafetlerinin aynı olması günülerinin de benzesmesi ve birleşmesine sebep olur (Yahyâ b. Ahmed el-Bâharzî, s. 23). Mevlevilik ve Bektaşilik'te tarikata intisap eden kişiye muhib denir ve tarikat hiyerarşisinde ilk dereceyi temsil eder. BİBLİYOGRAFYA: Tehânevî, *Kesâş*, I, 299; *Müsned*, II, 50; Buhârî, "Da'avât", 66; "Edeb", 69; Müslim, "Bir", 165; Ebû Dâvûd, "Libâs", 4; Sûlemî, *Tabakât*, s. 195, 408, 561; Kuseyri, *er-Risâle* (nsr Abdullahîm Mahmûd), Kahire 1966, s. 616, 618, 624; Şehâbeddin es-Sühreverdi, "Avârifü'l-ma'ârif", Beyrut 1966, s. 65, 70; Yahyâ b. Ahmed el-Bâharzî, *Evrâdül'ahâbâh ve fusûslü'l-âdâb* (nsr İref El-sâr), Tahran 1358 hs., s. 23, 273, 288; Lâmiî, *Nevehât Tercümesi*, s. 14-22; Abdülbâri Gölpınarı, *Mevlevi Âdâb ve Erkânı*, İstanbul 1963, s. 28. Süleyman Uludağ MUHİBBÂN (محبّان) II. Meşrutiyet'in ilânından sonra yayımlanan siyasi, dini ve tasavvufi dergi. İlk sayısı 22 Ağustos 1325'te (4 Eylül 1909), "Müstâk-i hürriyyet-i tâmm-e olan bitcümle muhibbân-i Meşrutiyet'in nesr-i efkân olarak her ay başı neşrülün" (2. sayıldan itibaren "her ayın on beside") başlığıyla İstanbul'da çıkan *Muhibbân* 12. sayısının (23 Ağustos 1326 / 5 Eylül 1910) ardından yayınına iki ay ara vermiş, ikinci yılının ilk sayısı 20 Kânunuevvel 1326'da (2 Ocak 1911) neşretilmiştir. Bu dönemde 4 Mart 1328 (17 Mart 1912) tarihine kadar dokuz sayı daha çıkmış (7 ve 8. sayılar bir arada), uzun bir aradan sonra 14 Temmuz 1334 (1918) tarihli nüshasıyla üçüncü dönem yayınına başlamıştır. Bu dönemde S. sayısı 1 Mayıs 1335 (1919) tarihini taşımaktadır. Daha sonra *Muhibbân*’ın yayınına devam edip etmediği bilinmemektedir. Sahibi ve mesul müdürü Hacibeyzâde Ahmed Muhtar (Yegtaş), Milî Kürtüphane'deki koleksiyonunun sonunda yer alan 27 Kasım 1935 tarihli mektubunda *Muhibbân*’ı kaç sayı çıkardığını hatırlayamadığını, Manizâde Hacı Hüseyin adlı bir hasminin kendisini işgal kuvvetlerine şikayet ettiği, bunun üzerine Bursa'ya hıcret etmek zorunda kaldığını, *Muhibbân*’ı orada iki sayı daha neşrettğini, bunları Hey'et-i Vekile ye göndermek üzere beş-on adet bastırdığını söyler. Künyesinde "gazete" olduğu kaydedilmekle birlikte *Muhibbân*’ın daha çok bir dergi niteliği taşıdığı görülmektedir. Hacibeyzâde Ahmed Muhtar, *Muhibbân*’ın ilk sayısında yer alan mukaddime de kendini Rifâî Dergâhı post naklibliğinde bulunan bir tarikat mensubu olarak tanıtır. Meşrutiyet’in ilânından bir yıl önce Paris’te bulunduğunu, ramazan ayını İttihat ve Terakki mensuplarıyla geçirdiğini, bu sırada düzenlenen toplantılardan inkâlptan sonra yapılacak ilki için cami dersleriyle tekke görevlerinin islahı olduğunu ifade ettiği, bu görüşleri daha önceki yıllarda Paris’te yayımladığı *Feryad* gazetesinde de savunduğunu, istibdat idaresi bertaraf edilince *Muhibbân*’ı çıkarmak üzere faaliyete geçtiğini ve gazete için gerekli sermayeyi sağlayam amacıyla ramazan ayında Beyazıt’ta ticari bir sergi açtı.
<urn:uuid:6c5f2f0b-5cdc-453a-9451-32ee82569d88>
CC-MAIN-2022-33
https://cdn2.islamansiklopedisi.org.tr/dosya/31/C31010007.pdf
2022-08-12T12:02:19+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2022-33/subset=warc/part-00062-d466b69e-be2b-4525-ac34-1b10d57329da.c000.gz.parquet
185,476,508
2,035
tur_Latn
tur_Latn
0.998975
tur_Latn
0.998975
[ "tur_Latn" ]
false
docling
[ 5834 ]
null
null
null
null
null
null
FAKÜLTE SEKRETERİ GÖREV TANIMI GÖREV KISA TANIMI İlgili mevzuat çerçevesinde, Üniversite üst yönetimi tarafından belirlenen amaç ve ilkelere uygun olarak, Fakültenin misyon ve vizyonu doğrultusunda eğitim-öğretimi gerçekleştirmek için gerekli tüm idari ve akademik faaliyetlerin etkin, verimli ve etik ilkelere uygun olarak yürütülmesini sağlar. GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI * Meslek Yüksek Okulu'nun Üniversite içi ve dışı tüm idari işlerini yürütür, istenildiğinde üst makamlara gerekli bilgileri sağlar, * 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 51/ b, 51/c maddelerinin gereğini yapar, * Fakülte idari teşkilatında görevlendirilecek personel hakkında Fakülte Dekanına öneride bulunur, * Fakülte hizmetlerinin etkili, verimli ve süratli bir şekilde sunulmasını sağlar, * Yönetim fonksiyonlarını kullanarak, Fakültenin akademik ve idari anlamda etkin ve uyumlu bir biçimde çalışması için Dekana yardımcı olur, * Birimlerden çıkan ve birimlere giren her türlü yazı ve belgeyi kontrol eder, * Belge Bilgi Sisteminde birim evrak sorumlusu olarak gelen evrakın ilgili Fakülte birimlerine yönlendirmesini ve gereği ile cevap yazılarının hazırlanmasını, günlük işlerin imza takibinin yapılmasını ve sonuçlandırılmasını sağlar, * Kurum, kuruluş ve şahıslardan Dekanlığa gelen yazıların havalesini yapar ve cevabi yazıların kontrolünü yapar, * Birim personelinin iş analizine uygun çalıştırılmasını sağlar ve iş analizinde gerekli olan güncellemeleri 6 ayda bir yapar/gözden geçirir ve Dekana bilgi verir, * Faaliyet Raporu, İç Denetim, Üniversitenin Stratejik Planına uygun Fakülte Stratejik Planını hazırlama çalışmalarına katılır, sonuçlarını takip eder zamanında ilgili birimlere ulaşmasını sağlar, * İdari personelin teşkilat, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarını düzenler, * Birimin yıllık performans programına ilişkin istatistiki bilgilerin ve yıllık faaliyet raporlarının hazırlanmasını ve ilgili yerlere bildirilmesini sağlar, * Fakültenin bütçe çalışmalarını yapar ve rapor halinde Dekana sunar, * Akademik Genel Kurul, Fakülte Yönetim Kurulu ve Fakülte Kurulunda Raportörlük görevi yapar; bu kurullarda alınan kararların yazılması, korunması ve saklanmasını sağlar, * Akademik ve idari personelin özlük hakları işlemlerinin yürütülmesini sağlar, * Fakülteye alınan her türlü hizmet ve malzemeye ait evrakların tahakkukunu gerçekleştirme görevlisi olarak inceler, imzalar ve Dekana sunar, * Fakültenin fiziki altyapı iyileştirmelerine yönelik projeler hazırlar ve Dekana sunar, * Akademik ve idari personelin maaş, ek ders ve fazla mesai işlemlerinin muhasebeleştirilmesini gerçekleştirme görevlisi olarak sağlar, * Fakülte bünyesinde birim arşivi oluşturup sorumlusunu belirler, arşiv düzenini sağlar ve geçmiş döneme ait her türlü evrakın arşiv yönetmelikleri doğrultusunda arşivlenmesini sağlar, * Fakülteye ait tüm binaların ısınma, aydınlatma, temizlik ve bakım onarım (küçük onarım) hizmetlerinin sürdürülmesini sağlamak ve güvenlik önlemlerini alır, * Kurul Kararlarının yazılmasını ve karar defterine işlenmesini sağlar, * Eğitim ve öğretim faaliyetleri ile yönetim görevlerinde kullanılan makine ve teçhizatın, hizmet araçlarının periyodik bakım ve onarımını yaptırır, * Fakülteye alınacak akademik personelin sınav işlemlerinin takibi ve sonuçlarının Rektörlüğe iletilmesini sağlar. Akademik Personelin görev süresinin uzatılması için gerekli uyarıları yapar ve zamanında yerine getirilmesini sağlar. * Fakülteye gelen ilan ve duyurulardan ilgilileri haberdar eder, * İdari personelin görev ve işlerini denetler, eğitilmelerini sağlar. * Personelin kadro ihtiyaçlarını planlar. * İdari personelin performans işlemlerini yürütür. * Personelin izinlerini planlayıp, sağlık raporlarını takip ederek yasal prosedürleri uygular. * Bilgi edinme yasası çerçevesinde basit bilgi istemi niteliğini taşıyan yazılara cevap verir. * Öğrenci ve personelden gelen dilekçeleri ilgili yerlere yönlendirir ve gerekeni yapar. * Fakülte tarafından düzenlenen törenleri organize eder, * Öğrenci İşleri hizmetlerini koordine eder, * Halkla ilişkilere özen gösterir, Kongre, Seminer, Toplantı, Ağırlama çalışmalarında görev alır ve kurumdan memnun ayrılmalarına katkı sağlar, * Fakülteye ait demirbaşların kayıtlarının tutulmasını, ambar giriş ve çıkış işlemlerinin yapılmasını sağlar, * Kendisine verilen görevleri zamanında, eksiksiz, işgücü, zaman ve malzeme tasarrufu sağlayacak şekilde yerine getirir, * Fakülte Sekreterliğinin faaliyetlerini ilgilendiren mevzuatı takip eder, * Dekan Yardımcılarının ve Dekanın görev alanı ile ilgili vereceği diğer işleri yapar, * Fakülte Sekreteri, görevleri ve yaptığı tüm iş/işlemlerden dolayı Dekana karşı sorumludur. GENEL YETKİ VE SORUMLULUKLAR * 2547 Sayılı YÖK Kanunu hakkında bilgi sahibi olur, * 2547 Sayılı Kanun çerçevesinde iş ve işlemleri yürütür, * 657 Devlet Memurları Kanunu hakkında bilgi sahibi olur, * Emrindeki yönetici ve personele iş verme, yönlendirme, yaptıkları işleri kontrol etme, düzeltme, gerektiğinde uyarma, bilgi ve rapor isteme yetkisine sahip olur, * 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda ve 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nda belirtilen genel niteliklere sahip olur, * Faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için gerekli araç ve gereci kullanabilir, * Görev, yetki ve sorumlulukları kanunlara ve yönetmeliklere uygun olarak yerine getirirken Üst Amirlerine karşı sorumludur, * Faaliyetlerini en iyi şekilde sürdürebilmesi için gerekli karar verme ve sorun çözme niteliklerine sahiptir, * Görevinin gerektirdiği düzeyde iş deneyimine sahiptir, * İmza yetkisine sahiptir, * Harcama yetkisi kullanır, * Sorumlulukları gerçekleştirme yetkisine sahiptir, * Yukarıda belirtilen görev ve sorumlulukları gerçekleştirme yetkisine sahiptir. * Yöneticilik niteliklerine sahip olur; sevk ve idare gereklerini bilir, | | GÖREVİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER | | | |---|---|---|---| | TEMEL | | TEKNİK | | | Görevinin gerektirdiği düzeyde iş deneyimine sahip olmak | | Rapor Hazırlama | Yöneticilik niteliklerine | | | | | sahip olmak; sevk ve idare | | | | | gereklerini bilmek | | Kanun, Tüzük, Yönetmelik ve diğer mevzuat bilgisine sahip olma | | Faaliyetlerin Sürdürülebilmesinde Gerekli Araçları kullanma | Faaliyetlerin en iyi şekilde | | | | | sürdürebilmesi için gerekli | | | | | karar verme ve sorun | | | | | çözme niteliklerine sahip | | | | | olma | | Değişim ve gelişime açık olma | | | | | Analitik düşünebilme | | | | | | GÖREVİN GEREKTİRDİĞİ NİTELİKLER | | |---|---|---| | Öğrenim Düzeyi | | En az Lisans mezunu | | Mesleki Eğitim, Sertifika, Diğer Eğitimler | | - | | | SORUMLULUK GEREKLERİ | | | |---|---|---|---| | Mali Sorumluluk | | | - | | İş Sağlığı ve Güvenliği Sorumluluğu | | Var | | | Cihaz ve Ekipman Sorumluluğu | | Var | | | | GÖREVİN YERİNE GETİRİLMESİNDE KULLANILAN YAZILIMLAR, ARAÇLAR VE YETKİ DÜZEYLERİ | | |---|---|---| | SİSTEM ADI | | YETKİSİ | | Öğrenci Bilgi Sistemi (ÖBS) | | Veri Girişi Yetkisi | | Personel Bilgi Sistemi | | Kontrol Yetkisi | | Elektronik Belge Yönetim Sistemi (EBYS) | | Kullanıcı Yetkisi ve İmza Yetkisi | | Kamu Harcama ve Muhasebe Bilişim Sistemi | | Kullanıcı Yetkisi ve İmza Yetkisi | | Mali Yönetim Sistemi (MYS) | | Kullanıcı Yetkisi ve İmza Yetkisi | | Hizmet Takip Programı | | Kullanıcı Yetkisi ve İmza Yetkisi | | | HAZIRLAYAN | | KONTROL EDEN | ONYLAYAN | |---|---|---|---|---| | Hasan GÖNEN Fakülte Sekreteri | | Doç. Dr. Sezen BOZYİĞİT Dekan Yardımcısı | | | Rev: 00/25.02.2021
<urn:uuid:0924c77e-f840-4724-8aa2-f9978871f155>
CC-MAIN-2022-49
http://kalite.tarsus.edu.tr/Files/ckFiles/kalite-tarsus-edu-tr/AKADEM%C4%B0K%20%C4%B0DAR%C4%B0%20GT/UBF/3-FAK%C3%9CLTE%20SEKRETER%C4%B0%20G%C3%96REV%20TANIMI.pdf
2022-12-07T13:47:37+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2022-49/subset=warc/part-00186-a0906200-461b-4808-9b94-6c53daf73f61.c000.gz.parquet
25,043,147
2,268
tur_Latn
tur_Latn
0.999556
tur_Latn
0.999472
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2737, 5596, 7497 ]
null
null
null
null
null
null
T.C. TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ MARKA TESCİL BELGESİ Marka No : 2009 41338 - Ticaret - Hizmet EUROTRAY CABLE SUPPORT SYSTEMS Marka Sahibi : EUROTRAY METAL KABLO TAŞIMA VE ELEKTRİK SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ Tuzla Deri Yan San. Böl. YC 8-9 Parsel Tuzla İSTANBUL Emtiası : 06, 09, 35 İlişiktedir. Markaların Korunması Hakkında 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre 03/08/2009 tarihinden itibaren ON YIL müddetle 09/08/2010 tarihinde tescil edilmiştir. Hürriyet ÖZDEMİR Enstitü Başkanı a. Şube Müdürü TÜRK PATENT [ ] ENSTİTÜSÜ MARKA EMTİASI Başvuru Numarası : 2009/41338 Değerli olmayan maden cevherleri. Adi metaller ile bunların alaşımları ve yarı mamülleri. Metalden mamül inşaatlarda kullanma mahsus malzemeler. Barınma, saklama, muhafaza etme, kaplama, sarma, çevreleme, depolama veya yerleştirme amaçlarıyla yapılmış metalden malzemeler ve araçlar (metalden merdivenler dahil). Eleme, filtreleme, ve benzeri amaçlar için yapılmış metalden malzemeler. Metalden mamül kapılar ve pencereler, kepenkler, jaluziler, bunların kasaları ve kolları (kilitler hariç). Elektrik için olmayan madeni kablolar, teller. Hırdavatçı (nalburiye) eşyası. Havalandurma, ısıtma, kanalizasyon, telefon, yeraltı elektrik ve iklimlendirme tesisatları için havalandurma kanalları, menfezler, menfez kapakları, anemostadlar, borular, baca şapkaları, menhol (baca) kapakları, izgaralar. Metalden mamül işaretle gösterme, yönlendirme, belirtme, tanıtma amaçlı malzemeler (tabelalar, panolar, plakalar dahil). Metalden mamül sıvı veya gaz nakli amaçlı borular ve bunların bağlantı parçaları (sondaj boruları dahil). Madeni para kasaları. Metalden mamul demiryolu malzemeleri. Madeni iskele babaları ve şamandıraları, madeni dubalar, deniz taşıtları için çapa demirleri. Döküm işleri için madeni kaliplar (makinе parçası olanlar hariç). Adi metallerden veya bunların alaşımlarından yapılmış sanat eserleri. Metalden mamül kapaklar, şişe kapakları. Madeni direkler. Kaldırma, yükleme ve nakil için madeni paletler, madeni halatlar, yük kaldırma ve taşımada kullanılan madeni askılar, bağlar, kolonlar, kuşaklar, bantlar ve şeritler. Bilimsel amaçlı ve laboratuarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları, göstergeler ve laboratuarlarda kullanılan malzemeler. Manyetik, optik veya pozlanmış film halinde kayıt taşıyıcılar. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Otomatik satış makineleri, bilet otomatları, nakit para çekme makineleri. Makine ve cihazlarda kullanılan elektronik elemanlar. Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları. Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar. Gözlüklер, güneş gözlüklері, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları (elektrik, elektronikte kullanılan kablolar ve güç kaynakları dahil). Ana fonksiyonu uyarı ve alarm olan cihazlar (taşıt alarmları hariç), elektrikli ziller. Ütüler; elektrikli ve buharlı ütüler, pres ütüler. Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil, yangın söndürme aletleri ve cihazları. Elektrikli kaynak aparatları (kaynak elektrotları dahil). Radarlar, denizaltı radarları (sonarlar), gece görüşü sağlayıcı veya arttırıcı aletler ve cihazlar. Sinek ve haşarati kovucu veya yok edici elektrikli cihazlar. Binalar için otomatik kapılar, otomatik turnikeler, binalar ve araç kapıları için elektrikli, elektronik veya uzaktan kumandalı açma-kapama tertibatı. Elektroliz ve galvaniz işleri için aparatlar; anotlar, katotlar. Miknatıslar, dekoratif miknatıslar. Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil). Büro hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık hizmetleri (Muhasebecilik hizmetleri dahil). İthalat ihracat acente hizmetleri. Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).
<urn:uuid:9f7b6f00-ded9-4344-9563-0a72b05ee1c1>
CC-MAIN-2020-50
https://eurotray.com/wp-content/uploads/marka-tescili.pdf
2020-11-24T04:02:36+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2020-50/subset=warc/part-00266-8431e8c9-c763-4c27-b286-ba1dd7e2631e.c000.gz.parquet
285,965,154
1,386
tur_Latn
tur_Latn
0.995305
tur_Latn
0.996695
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
docling
[ 555, 3271, 4355 ]
null
null
null
null
null
null
T.C. ADALET BAKANLIĞI Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Sayı : E-39152028153.01-99-1680/21927 Konu : Kanun Yararına Temyiz Yoluna Başvurulması Taleplerinde Harç Tahsili 11.09.2024 DAĞITIM YERLERİNE Bakanlığımıza, kanun yararına temyiz yoluna başvurulması talebi ile gönderilen bazı dosyalarda taraflardan harç tahsil edildiği gözlemlenmiştir. Bilindiği üzere, 1982 Anayasasının "Vergi ödevi" başlıklı 73 üncü maddesinde; "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Kanun yararına temyiz" başlıklı 363 üncü maddesinde; (1) İlk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur. (2) Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur. Bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. (3) Bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazetede yayımlanır.", 492 sayılı Harçlar Kanununun "Mevzuu" başlıklı 2 nci maddesinde; "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir. Ceza mahkemelerinde şahsi hukuka ait hakların hüküm altına alınması halinde de, celse harçları hariç olmak üzere (1) sayılı tarifeye göre harç alınır." , Hükümleri yer almaktadır. 492 sayılı Kanunun gerekçesinde de belirtildiği üzere harç, fertlerin özel menfaatlerine ilişkin olarak, kamu kurumları ve hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları bir ödemedir. Kanun yararına temyizin amacı, temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararların hukuka aykırılığının tespiti hâlinde, kararın yanlış olduğunun, kanunun kararda belirtildiği biçimde uygulanamayacağının açıkça duyurularak mahkemelerin bilgilendirilmesidir. Kanun yararına temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay tarafından verilen bozma kararı, tarafların lehine veya aleyhine herhangi bir sonuç doğurmamakta ve kararın hukuki sonuçlarını değiştirmemektedir. 492 sayılı Kanuna bağlı yargı harçlarının düzenlendiği (1) sayılı Tarifenin "(A) Mahkeme Harçları" başlıklı bölümünde yer alan (IV) sayılı bentte "Temyiz, istinaf ve itiraz harçları"nın düzenlenmesine karşılık mezkur Tarifede kanun yararına temyiz harcına yer verilmediği görülmektedir. UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandas.uyap.gov.tr adresinden ile erişebilirsiniz. iy9pn60 - qncBmCG - 7YKG3OZ - Bp7OeQ= Bu itibarla; Kanun yararına temyiz yoluna başvurulması taleplerinde harç tahsil edilmesinin Anayasada düzenlenen harçların kanuniliği ilkesine aykırı olacağı ve ilgililere hukuka aykırı şekilde mali yükümlülük getireceği değerlendirilmektedir. Bilgi edinilmesini ve keyfiyetin yargı çevrenizdeki hukuk daireleri ve mahkemelere duyurulmasını rica ederim. Hakan ÖZTATAR Hâkim Bakan a. Genel Müdür Dağıtım: Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılıklarına Bölge İdare Mahkemesi Başkanlıklarına Cumhuriyet Başsavcılıklarına Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır. Fiziki olarak gönderilmeyecektir. ____________________________________________________________________________________________________ Telefon No: ( 0 312 ) 414 83 83 Faks: (0 312 ) 219 44 26 E-posta: email@example.com Elektronik ağ: www.higm.adalet.gov.tr Telefon No: (0 312) 414 83 98 UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandas.uyap.gov.tr adresinden ile erişebilirsiniz. iy9pn60 - qncBmCG - 7YKG3OZ - Bp7OeQ=
<urn:uuid:62a54d0d-3eda-4bac-a8c4-3b9df0b451b7>
CC-MAIN-2024-42
https://higm.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/11092024175530Kanun%20Yarar%C4%B1na%20Temyiz.pdf
2024-10-13T13:15:52+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-42/subset=warc/part-00003-0c083cf2-c0ed-42ad-af5c-44f7548e96a0.c000.gz.parquet
253,810,536
1,285
tur_Latn
tur_Latn
0.998543
tur_Latn
0.999541
[ "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 3211, 4229 ]
null
null
null
null
null
null
MART AYI ENFLASYONU VE GÖRÜNÜM I. GENEL DEĞERLENDİRME 1. Mart ayı fiyat artışları TEFE ve TÜFE’de sırasıyla yüzde 3,2 ve yüzde 3,1 olarak gerçekleşmiştir. Aylık artışların 2002 yılı Mart ayı ile karşılaştırıldığında (TEFE’de yüzde 1,9, TÜFE’de yüzde 1,2) oldukça yüksek kalması, TEFE ve TÜFE’nin yıllık artış oranlarının önemli ölçüde yükselmesine neden olmuştur. Yıllık enflasyon TEFE’de yüzde 35,2’ye TÜFE’de ise yüzde 29,4’e yükselmiştir. Mevsimsellikten arındırılmış artışlar ise TEFE ve TÜFE’de sırasıyla yüzde 3,0 ve yüzde 3,1 olmuştur. 2. Şubat ayı enflasyonunda ham petrol fiyatları ve Ocak ayındaki hızlı döviz kuru artışlarının yarattığı maliyet yönlü etkiler ile gıda fiyatlarındaki yükseliş baskın olmuştu. Mart ayında ise gıda fiyatlarındaki olumlu gelişmeler devam etmiş, maliyet yönlü baskının azaldığı gözlenmiştir. Nitekim özel imalat sanayindeki düşük fiyat artışları bu görüşü destekler niteliktedir. 3. Gerek TEFE gerekse TÜFE’de fiyat artışları büyük ölçüde tarım ve gıda fiyatlarından kaynaklanmış. Tarım dışı TEFE ve gıda dışı TÜFE artışları sırasıyla yüzde 1,8 ve yüzde 1,5 olarak gerçekleşmiştir. Genel TEFE ve TÜFE artışları geçen yıl Mart ayına göre oldukça yüksek olmakla birlikte, tarım dışı TEFE artışı geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında sadece 0,2 puan yükselmiş, gıda dışı TÜFE artış oranı ise 0,3 puan gerilemiştir (Tablo 1). | Tablo 1: Genel TÜFE, TEFE ve Alt Kalemler | |------------------------------------------| | **Yıllık % Değişim** | **Aylık % Değişim** | | | 2003 Ocak | 2003 Şubat | 2002 Mart | 2003 Mart | | TÜFE | | | | | | Mallar | 65,1 | 29,4 | 2,6 | 2,3 | 1,2 | 3,1 | | Hizmetler | 77,1 | 29,3 | 2,3 | 2,5 | 0,7 | 3,3 | | Gıda Dışı | 45,3 | 29,6 | 3,1 | 1,8 | 2,2 | 2,7 | | Gıda | 60,2 | 29,7 | 2,5 | 1,5 | 1,8 | 1,5 | | TEFE | | | | | | | | Kamu | 77,5 | 35,2 | 5,6 | 3,1 | 1,9 | 3,2 | | Özel | 81,2 | 42,7 | 7,3 | 3,8 | 2,0 | 1,9 | | Kamu İmalat | 76,2 | 32,4 | 4,9 | 2,9 | 1,8 | 3,7 | | Özel İmalat | 83,0 | 47,6 | 8,5 | 4,1 | 2,7 | 1,8 | | Tarım | 75,5 | 30,9 | 3,6 | 1,5 | 1,3 | 1,6 | | Tarım Dışı | 77,5 | 33,9 | 7,7 | 5,6 | 2,6 | 7,8 | | Tarım ve Enerji Dışı | 76,9 | 36,8 | 5,2 | 2,5 | 1,7 | 1,8 | Kaynak: TCMB, DIE. 4. Mevsimsellikten arındırılmış enflasyonun son üç aydaki ortalaması TEFE’de yüzde 3,3 TÜFE’de ise yüzde 2,4 olmuştur. Söz konusu ortalama artışlar yıllık olarak sırasıyla yüzde 46,8 ve yüzde 33,6’ya karşılık gelmektedir. Aynı rakamlar, aylık tarım dışı TEFE’de yüzde 3,0 gıda dışı TÜFE’de ise yüzde 2,3 olmuştur. Yıllık bazda, tarım dışı TEFE’de ve gıda dışı TÜFE’de ise sırasıyla yüzde 43,1 yüzde 31 olarak gerçekleşmiştir. Bu şekilde hesaplanan yıllık enflasyon oranı Mart ayında TEFE’de bir miktar gerilerken, TÜFE’de bir önceki aya göre yükselmiştir (Grafik.1). Grafik 1: Yıllık Yüzde Değişim ve Üç Aylık Hareketli Ortalamalar Tüketici Fiyatlarındaki Gelişmeler 5. Mart ayında gıda fiyatlarının beklenilenin çok üzerinde artması TÜFE enflasyonunu beklemlerinin üzerine taşımıştır. TÜFE’de, yüzde 3,1’lik yükselmenin 2,1 puanı gıda-içki ve tütün grubundaki fiyat artışından kaynaklanmıştır. Son dönemde artan tarım fiyatlarının TÜFE gıda grubu fiyatları üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir. 6. Mal grubu fiyat artışı gıda grubundaki fiyat artışının etkisiyle yüzde 3,3 oranında gerçekleşmiştir. Gıda dışı mal grubu fiyat artışı ise bir önceki aya göre 0,6 puan gerileyerek yüzde 0,7 düzeyinde kalmıştır. Hizmet grubunda da fiyat artışları, sağlık, ulaşım ve haberleşme hizmetlerindeki fiyat ayarlamaları nedeniyle yüzde 2,7 olmuştur. Mevsimsellikten arındırılmış fiyat artışları incelendiğinde hizmet grubunda fiyat artışının yüzde 2,8 mal grubunda ise yüzde 3,4 oranında gerçekleştiği görülmektedir. Yıllık fiyat artışları Mart ayı itibariyle, mal grubunda yüzde 29,3, hizmet grubunda ise yüzde 29,6 olarak gerçekleşmiştir (Grafik 2). 7. TÜFE’de gıda grubu dışında bütün sektörlerde fiyat artışları göreli olarak düşük kalırken sağlık, ulaşırma ve çeşitli mal ve hizmetler gruplarının diğer gruplara göre biraz daha yüksek fiyat artışı kaydettiği görülmektedir. Bu gelişmede, ulaşım, hastane ve haberleşme hizmetlerinde görülen kamu fiyat artışları etkili olmuştur. 8. Mevsimsellikten arındırılmış TÜFE artışı yüzde 3,1 ile 2002 yılı Ocak ayından sonra en yüksek düzeye ulaşmıştır. Gıda fiyatlarının mevsimsellikten arındırılmış olarak yüzde 6,2 oranında artmış olması bu gelişmede önemli rol oynamıştır. Grafik 3: TÜFE ve Gıda Dışı TÜFE *Mevsimsellikten arındurma işleminde TRAMO/SEATS yöntemi kullanılmıştır.* Toptan Eşya Fiyatlarında Gelişmeler 9. Mart ayında TEFE aylık artış oranı, Şubat ayına göre 0,1 puan artarak yüzde 3,2 seviyesinde gerçekleşmiştir. Mevsimsellikten arındırılmış TEFE artış oranının da Şubat ayına göre 0,1 puan arttığı ve yüzde 3,0 seviyesinde olduğu görülmektedir. Mart ayında TEFE’deki yüzde 3,2’lik artış oranına imalat sanayi sektörünün katkısı 1,3 puanda kalırken, tarım sektörü katkısının 1,8 puan olması Mart ayındaki TEFE artışında tarım fiyatlarının belirleyici olduğunu göstermektedir. 10. Mart ayında, tarım sektörü fiyat artış oranı, Şubat ayı değeri olan yüzde 5,6’nın üzerinde yüzde 7,8 seviyesinde gerçekleşmiştir. Tarım fiyatlarındaki yüksek oranı artışın, Antalya çevresindeki sera alanlarının su baskınına uğramasından ve sert geçen kış mevsiminden kaynaklandığı tahmin edilmektedir. Benzer eğilim mevsimsellikten arındırılmış verilerde de gözlenmektedir: mevsimsel etkilerden arındırılmış tarım fiyatları artış oranı Şubat ayındaki yüzde 1,8 seviyesinden yüzde 4,2’ye çıkmıştır. Buna karşılık, tarım sektörü dışarıda tutulduğunda, aylık TEFE artış oranının Ocak ayından itibaren gerilemesi dikkat çekicidir. 11. Ocak ayında kamu fiyat ayarlamaları ve uluslararası ham petrol fiyatlarındaki gelişmelerin petrol ürünleri imalatı sektörüne yansıması ile hızlanan kamu imalat sanayi fiyat artış oranı, Şubat ayından itibaren yavaşlamıştır. Mart ayında yüzde 1,8 düzeyinde sınırlı kalan kamu imalat sanayi fiyat artış oranı 2002 yılının aynı dönemine göre düşük kalmasıyla, yıllık bazda kamu imalat sanayi fiyat artış oranı yüzde 47,6 düzeyine gerilemiştir. 12. Özel imalat sanayi fiyat artış oranı piyasa beklentilerinin altında yüzde 1,6 düzeyinde gerçekleşmiştir. Yıllık artış oranlarına bakıldığında, bazı etkisinden dolayı özel imalat sanayi fiyat artış oranının Şubat ayı değeri olan yüzde 30,5’den yüzde 30,9’a çıktığı gözlenmektedir. Grafik 4: TEFE ve Tarım Dışı TEFE Yıllık Yüzde Değişim Aylık Yüzde Değişim (Mevsimellikten Arındırılmış)* Kaynak: TCMB, DIE. *Mevsimellikten araştırma işleminde TRAMO/SEATS yöntemi kullanılmıştır. 13. Mart ayında enerji fiyat artış oranı düşük seviyesini koruyarak yüzde 0,6 düzeyinde gerçekleşmiştir. Yıllık artışlar, su fiyatlarında yüzde 32,9, elektrik ve doğalgaz fiyatlarında ise yüzde 13,9 düzeyinde gerçekleşmiştir. III. GÖRÜNÜM 14. Şubat ayı enflasyonunda ham petrol fiyatları ve Ocak ayında hızlı döviz kuru artışlarının yarattığı maliyet yönlü etkiler ile gıda fiyatlarındaki yükseliş önemli rol oynamıştır. Mart ayında ise gıda fiyatlarındaki olumsuz gelişmeler devam etmiş, maliyet yönlü baskıda ise belirgin bir azalma gözlenmiştir. Nitekim özel imalat sanayindeki düşük fiyat artışları bu görüşü destekler niteliktedir. 15. 2002 yılında özel tüketim harcamaları 2002 yılı son çeyreğinde yüzde 4,2, yıl genelinde ise yüzde 2,0 oranında artış göstermiştir. Ancak, özel tüketim harcamalarının 2001 yılı son çeyreğinde yüzde 11,3 ve yılın tamamında yüzde 9,1 gibi yüksek bir oranda gerilediği göz önüne alındığında, hali hazırda, iç talebin düşük bir seviyede olduğu ortaya çıkmaktadır. Nitekim, TCMB İktisadi Yönelim Anketi’nden elde edilen Reel Kesim Güven Endeksi ve Genel Gidişat Eğilimi 2003 yılı ilk ayında önemli ölçüde gerileme göstermiştir. Mevcut gelişmelerin yarattığı ekonominin gidişatına ilişkin belirsizlikler ve buna paralel olarak işgücü piyasasında gözlenen olumsuz gelişmelerin 2003 yılında da devam etme olasılığı, 2003 yılının ilk yarısında da özel tüketim harcamalarındaki artışın sınırlı kalacağına işaret etmektedir. 16. 2003 yılı için uygulamaya konulan sıkı maliye politikası çerçevesinde hedeflenen yüzde 6,5 oranındaki faiz dışı fazlaya ulaşabilmek için GSMH’nin yüzde 4,9’u kadar ek tedbir alınması benimsenmiştir. Bu çerçevede, kamu tüketim harcamalarının 2003 yılında düşük bir oranda artması, kamu yatırımlarının ise reel olarak gerilemesi beklennmektedir. Diğer yandan, faiz dışı bütçe fazlası hedefini gerçekleştirebilmek için ek vergilerin getirilmesi, sağlık giderlerine katkıların artırılması ve maaş-ücret artışlarının sıkı kontrolü, 2003 yılında iç talep kaynaklı bir enflasyonist baskı ihtimalini azaltmaktadır. 17. Yukarıda sıralanan gelişmelerin işliğinde, üretim maliyetlerinde belirgin bir artışın gözlenmediği ve talep yönlü bir baskının da henüz bulunmadığı göz önüne alınırsa, Mart ayında yüksek enflasyon rakamını büyük oranda gıda ve tarım fiyatlarına bağlamak mümkün görünmektedir. Bu çerçevede, enflasyonda kalıcı bir artış trendine girildiğini söylemek şu andaki verilerle mümkün görünmemekte hatta gıda dışı sektörlerde bir önceki yılın aynı ayına göre düşüş gözlenmektedir. Özellikle 2002 Mart ayının tarihsel anlamda enflasyonun en düşük olduğu aylardan biri olduğu göz önüne alınırsa, enflasyonla mücadelede geriye dönüşün söz konusu olmadığı açıktır. 18. Önümüzdeki dönemde üretim maliyetleri açısından belirleyici olabilecek faktörlerin başında Irak Savaşı’nın süresi gelmektedir. Bunun yanında, tarım fiyatlarında son aylarda görülen yüksek artışın devam etme riski bulunmaktadır. Diğer yandan, geçen yıl Nisan ayında enflasyon oranı çok düşük seviyelerde gerçekleştiği için, baz etkisinden dolayı önümüzdeki dönemde de yıllık enflasyon rakamlarında bir miktar artış görülmesi olasıdır. Ancak, enflasyon hedefi için asıl belirleyici dönem, 2002 yılında mevsimsellikten arındırılmış enflasyon oranlarının yükseldiği Haziran-Eylül dönemi olacaktır. Programın kesintisiz uygulanmasına bağlı olarak, yıllık enflasyon oranlarında bu dönemde başlayarak tekrar belirgin bir düşüş eğiliminin oluşacağı tahmin edilmektedir. 19. İlk üç aylık gelişmeler yakından analiz edildiğinde, enflasyondaki artışın büyük oranda gıda ve petrol fiyat artışları gibi dışsal faktörlerden kaynaklandığı görülmektedir. Bu durumda, önümüzdeki dönemde de iç talepteki canlanmanın sınırlı olması, döviz kurunda yukarıya doğru keskin bir hareket görülmemesi ve program dışı kamu fiyat ayarlamalarına başvurulması varsayımyla, gıda dışı TÜFE’deki yıllık artışın enflasyon hedefi doğrultusunda seyredeceği tahmin edilmektedir. Bu noktada, enflasyona mücadeledeki kazanımların korunabilmesi için ekonomi politikalarının tutarlı ve kararlı bir şekilde uygulanması ile güven ortamının güçlendirilerek bekleyişlerin olumlu etkilenmesi önem kazanmaktadır. **Grafik 5: TCMB Beklenti Anketine Göre Enflasyon Bekleyişleri** *Yıl Sonu Enflasyon Bekleyişleri ve Enflasyon Hedefi: 2002-2003* - **Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi** - **Enflasyon Hedefi** **Gelecek 12 Aya İlişkin Enflasyon Bekleyişleri**
<urn:uuid:656dca72-c49e-44f1-af11-56653544edd4>
CC-MAIN-2024-10
https://tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/7739946e-66bf-4c13-b258-5edc4e52e757/DUY2003-20.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=ROOTWORKSPACE-7739946e-66bf-4c13-b258-5edc4e52e757-m3fC6hO
2024-03-04T15:05:05+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-10/subset=warc/part-00081-d9675c6d-5c8d-45bb-9c98-c56e42022a4d.c000.gz.parquet
554,010,045
3,564
tur_Latn
tur_Latn
0.999842
tur_Latn
0.999944
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
docling
[ 3725, 5137, 5486, 7788, 11658, 12003 ]
null
null
null
null
null
null
9. Nesil Program Güncesi (27 Ocak-2 Şubat) 1. GÜN Bir gece öncesinin fırtınası, çamuru ve yağmurundan sonra sakın bir doğaya uyandım programın ilk gününde. Köye gece varmış olduğum için etrafi görememiştim ve gözümü açar açmaz sağimdaki perdeyi aralayıp köye gündüz gözüyle baktım. Uyanışma horoz seslerinin eşlik etmesi bile iyi olma halime katkı sağladı. Önce hayvanlar beni kokladı. Sonra bana yabancı yirmiden fazla insanla karşılaştım. Köyün havasıyla ilk andan itibaren işbirliğine başladık, sanki selamlaşırken bir anlaşma imzaladık. Kahvaltının ardından, bir çember olduk. Bu noktada Feyza bize nasıl hissettüğümüz sorduğunda zihnimde üç kelime bulutu belirdi: Sakin, güçlü ve mutluydum. Gruptan da benzer yanıtlar gelince kendimi herkese birden yakın hissettim. Yağmurlar ardından gördüğümüz ilk güneşte dışarıya çıktık. Burada ne hissediyorsun? Sorunun cevabını bulana kadar dolaşmaya devam ettik ve sonunda birisiyle göz göre gelip durmamız gerekiyordu. İkinci sorumuz burada ne olursa kendimizi güvende hissedeceğimizle ilgiliydi. Bu iki soruyu, buradan ne almak ve buraya armağan olarak ne sunmak isteyeceğimizle devam etti. ilk gün işleyişi anlamakla, biraz kafa karışıklığı ve çokça temasla geçti. Öğle yemeğinden sonra küçük bir grupla kısa bir yürüyüş yaptık. İlk topluluk saatimiz iş bölümü ve çalışma gruplarının kurulmasıyla geçti. Bu kısmda bazılarımıizin endişeleri oldu fakat biliyorduk ki bu köyde herkes birbirinin hayatını kolaylaştırmak için vardı. 2. GÜN İkinci güne de nefes egzersizi ile başladık. İçimizle bağlantı kurduğumuz anda “Geçen hafta karşılanmayan bir ihtiyaçınızı düşünün.” yönüresiyle birlikte ufak bir yolculuğa çıktık. Karşılanmayan ihtiyaçlarımızı selamlayıp onlara kucak açtık. Hoş geldin ihtiyaç! Daha sonra bu ihtiyacımızın karşılandığı bir anı düşünerek vücudumuzun neresinde bir değişim yaşandığını keşfettik. Şiddetsiz iletişim’i anlamaya başlamadan önce, ihtiyaçlarım konusunda kendime çok da açık olmadığımı fark ettim. Topluluk zamanına geçtik. Burada anlaşmazlıklarımızı, ihtiyaçlarımızı, topluluğu ilgilendiren her şeyi büyük bir açıklıkla konuşuyor ve güne rahatlamış başlıyoruz. Kendi ihtiyaçlarımızı gözetirken başkalarının ihtiyaçlarını da gözteriyoruz bir nevi. Vivet’in kolaylaştırıcılığı ile birlikte Şiddetsiz İletişim’in tam olarak bu alanda anlaşmazlıkları nasıl anlaşmaya dönüştürdüğünü keşfettik. Güne bir etkinlikle devam ettik. Üçer kişilik gruplar günlük hayatlarına dair üç şikayet paylaştı birbirleriyle. Bu şikayetleri paylaşırken “Kalbim neyi özlüyor?”, “Neye ihtiyacım var?” sorularına cevap aradık. Birisi şikayeti paylaştıktan sonra diğer iki kişi bu şikayedin altında yatan karşılanmayan ihtiyaça yönelik tahminlerde bulunuyor. Bu etkinlikle birlikte kendi ihtiyaçlarımıza dair bir keşif yolculuğuna çıkarak tamamlanmaya başladık. Sıradaki etkinlikte bir kişi, oluşturduğumuz çemberi dolaşarak herkese dışının çok ağırından bahsetti. Hepimizin elinde ise bizimle paylaştığı bu bilgiye nasıl yaklaşacağımıza dair kartlar vardı. Kişinin hissettiklerini anlayıp paylaşmaktan ziyade, sempati, inkar, konuyu değiştirme, özür dileme, tavsiye verme, eğitme, kendisinden bahsetme gibi yaklaşımlarla karşılık verdik. Bu etkinliği yaparken aslında günlük hayatta bunu ne kadar çok yaptığımızın farkına vardık. Halini bizimle paylaşmasının altında yatan ihtiyaça odaklanmak yerine kendi ihtiyacımızı karşılayacak cümleler kurduk. Bu etkinliğin üzerine biraz tavsiyelerden konuştuğumuz. Bir sonraki etkinlik duygusal ve ihtiyaçlarımıza yönelik oldu. Duvarda mutlu, üzgün, kızgın, incinmiş ve rahat yazan kartlar vardı. Vivet bize iki durum okudu ve bu durumun bize hissettirdiği duyguların oraya geçmemizi söyledi. Ortada da bu beş duygunun dışında hissedendenler için de bir alan vadir. Daha sonra bu durumların üzerinden hangi ihtiyacımızın karşılandığı ya da karşılanmadığı için bu duyguları hissettiğimizi paylaştık. Bu etkinlikte ilginç olan verilen cevapların birbirinden farklılığı oldu. Durumlardan birisi; “Patronunuz sizi öfke kontrolü eğitimine göndermek istiyor, duygunuz nedir?” idi. Patronu tarafından gözetildiğini düşünenler mutlu hissetti, ihtiyaçları karşılanmayanlar kızgın ya da incinmiş hissetti. Aynı durumu nasıl algıladığımıza dair ne çok farklı duygular var! Günün son etkinliğinde empati giybeti yaptık. Üç kişilik gruplarda bir kişi sırtını döndü ve diğer iki kişi ona takdirlerini sundu. Birbirimiz hakkında takdir ettiği şeyleri günlük hayatta ne kadar da az paylaştığımızı fark ettik. İki dakika boyunca insanların sende takdir ettiği şeyleri dinlemek aynı anda birçok duyguya yaşanmasına sebep oldu. Paylaşmak bağlantıyı da beraberinde getirdi. Bağlantı dediğimiz şey bence farklı olduğunu düşünen herkesin benzer deneyim ve ihtiyaçlarını birlikte keşfettiği yerde başlıyor. Tüm benzerlik ve farklılıklara şükran duyarak günü kapatıyorum. 4. GÜN Hasan Söylemez’in dediği gibi: Kurulan her hayal, ulaşılması gereken bir yoldur. Biz tutkuyla hayalimize giden yolda yolumuza devam edersek, hedefe ulaşmak için bütün evren işbirliği yapar... Bugün Şiddetsiz İletişim eğitimi modülünün son günü. Şiddetsiz İletişim, bağlantının gücü, gözlem, duygular, ihtiyaçlarla kurulan bağlantı ve hepimizin kendimle ve grupla ve etrafımızdaki her canıyla açıklıkla bağlantıyı davet ediyordu. Kafamız karışık, içimizde bir karıncalanma, üç günlük modülün bizde yarattıklarını anlamaya ve sindirmeye çalışıyorduk. BBOMÖK ilk kez bir nesile Şiddetsiz İletişim ile başlıyordu. Eğitimin dördüncü gününü ve Şiddetsiz İletişim modülünü ‘No-Fault-Zone’ oyunuyla bitirdik. No Fault Zone oyununu Şiddetsiz İletişim Derneği Türkçe’ye çevirmiş. Bu oyun aynı zamanda BBOM Derneği tarafından da atölyelerde kullanılan bir materyal. ABD’li Şiddetsiz İletişim eğitmenleri Sura Hart ve Victoria Kindle Hodson tarafından geliştirilen oyun; okullarda, ailelerde, kurumlarda diyalogları yönetmek, sorunları çözmek, empati kurmak ve anlaşmazlıkları gidermek için 5 yaşından 95 yaşına herkesin kullanabileceği basit, etkili ve eğlenceli bir araç. Strateji; uzun vadede belirlenen amaçlara ulaşmak için kullanılabilen metodlar, yapılacak hamleler ve alınacak kararlar bütünü olarak tanımlanır. Kapanış ve modül değerlendirme çemberi bittiğinde akımda net olan tek şey; stratejinin kalp gözünün açılmasında ve kalp dilinin çözülmesinin önündeki en büyük hendek olduğuydı. Dördüncü günün akşamında Feyza açacağı atölyenin hazırlıklarıyla ilgili bazı aksaklıklardan ötürü atölyesini bir gün sonra yapmayı rica etti. Biz de Hatice ile bir atölye açmaya hızla karar verdik. Hazırlıklı olmamanın kaygısını bir kenara bırakıp, toplumsal cinsiyetin ABC'sine dair ve çocuk istismarına çocuk kitapları üzerinden bakmaküzerine atölye açtık. Burdan sonrası tamamen kutlamalarla devam edecek. Öncelikle yirmi iki katılımcının tamamının atölyeye katılmasına şükran duyduk. Atölyeyi merak ve karşılıklı öğrenme sürecine çevirdikleri için atölyeye katılan herkese bin şükran! Aşağıda iki ayrı okuma listesini sizlerle paylaşmak istedik Hatice'nin Okuma Listesi Hayrettin'in Okuma Listesi 5. GÜN O gün geldi çattı. İçimden kırıp kırıp ettiği, kafamın sorulardan patlamak üzere olduğu “Çocuk Hakları” konusunun ilk günündeydik. Kahvaltıdan sonra başladık. Burak bugün bize, kolaylaştırıcılığı ile eşlik edecekti. Daha çok uygulamaya dönük, çok sohbetli ve en önemlisi içimize yöneleceğimiz bir gündü. İlk olarak sabah çemberi yaptık, bir tanıma oyunu ile başladık. İkişerli eşleşerek belli soruları tahmin etmeye çalıştık, en sevdiği hayvan, en sevdiği film, en sevdiği yazar, hobi. Epey zorlandık çünkü cevap vermek hem bizim hem de partnerimiz için zordu. Bir grubumuz en sevmedikleri üzerinden tersten giderek oyunu tersine döndürdüler. Tanışma etkinliğimizin ardından çamaşırlarımıza bu modülden beklentilerimizi yazdık ve iplere astık. Bu çamaşırlarımız kuruyunca (ihtiyacımız giderilince) onları toplayacaktık... Daha sonra dışarıda buluştuk. Sıradaki etkinliğimiz “İleriye Doğru Bir Adım Atı”. Çember olup Burak etkinlik hakkında bizlere biraz bilgilendirme yaptı, zarftan rollerimizi çektiğimiz. Hiç kimse birbirinin rolünü bilmiyordu, rollerimizi bilmeden yan yana tek bir sıraya geçtik. Burak okuduğu yönergelerle bu yönergeye sahip olanlar bir adım atıyordu. Adımlar atıldı, her adımda geride bıraktıklarımız, kafamızda “acaba”larımız, önümüzü görme umidi ama belki de çoktan o bölgeye çakılma hissi. Arazinin eğimli yapısı bu etkinlik için birer birdi. İhtiyaçları ve yönergeleri tamamlayabilenler en üst seviyeye gelebiliyordu başladığı çizgiden uzaklaşarak. Kimisi aynı noktada kaldı, kimisi tepeye ulaştı. Rollerimiz okunmaya başlayınca bu etkinliğin gerçek anlamı ile yüzleştiğimiz. Çokça rolden bir kısmı şöyleydi: “Ben henüz 7 yaşındayım, şimdiden Türkiyenin starlarındanım. Reklamların ve televizyonların aranan yüzüyüm.” “Ben 9 yaşındayım ve sokakta mendil satıyorum.” “Ben kalp nakli bekleyen bir çocuğum.” Rolleri öğrendikten sonra görünmez bir sınır belirlendi gözlerimizde, bulunduğumuz sınır anlamını somutluktan soyuta aldı taşıdı. Hayatımda en etkilendiğim anlarda biriydi. Bizler için gerek üç gün çalıştığımız Şiddetsiz İletişim’in ardından gelmesi, gerek de hayatın gerçekleriyle yüzleşmemizin sebebiyle çok duygusal bir saatti. Bu süreç boyunca mesleki ve hayati deneyimlerimize, örneklerimize yöneldik. Aslında uzakta veya yakında, bu roller, her daim çevremizde, sorumluluğumuzda ve çocuklarımız bu hayatın tam olarak içindeler. Eşit başladığımızı sandığımız noktada belki de o yan yana gelip oluşturduğumuz bu düz çizgiden geride başlayanlarımız vardı, hiç ilerleyemeyecek olanlar ve bir adım atamayanlar. Bu çalışmanın başında karşımızdakiın karşılanan ihtiyaçlarına odaklanırken, 1 saatin sonunda karşımızdakiın karşılanmayan ihtiyaçları ile de bağ kurdum. Öğleden sonraki oturumumuzda “Katılıyorum-Katılmıyorum” etkinliğine geçtik. Katılımımızı tartışmamızın ardından “Çocuk” tanımını yapabilmek adına gruplara bölündük. Ekşi Sözlük, Talim Terbiye Kurulu, sağlıkçılar, hukukçular ve Türk Dil Kurumu’nun bakiş açısı ile kendi tanımlarımızı oluşturduk. Akşam çemberinde gün değerlendirmesi yaparak dopdolu günü sona erdirdik. Not: Astığım tüm kıyafetler modülün sonunda kurumuştu! 7. GÜN Buluşmamızın ‘ilk’ son günü. Bir yandan hiç de sonmuş gibi gelmiyor ve tam kararında bitiyor ilk evre. Bir gün daha olsa aldığım bilgileri işlemeye yetmeyecek beynim, bir gün daha olsa ikinci haftanın döngüsüne girip karışacak anılarım. Bugün Çocuk ve Çocuk Hakları’nın son gününde katılımdan, katılım ilkelerinden, katılım merdiveninden bahsettik. Katılım merdiveninin ilk üç basamağını anlatırken Zeynep, şöyle bir çocukluğuma gittim geldim yine. Üzerinde ne yazdığını anlamadan arkasında durup poz verdiği pankartlar geldi aklıma, bayramlarda niçin elimde olduğunu bilmeden salladığım Türk bayrakları, bir 23 Nisan günü annemin ablamı belediye başkanı koltuğuna oturacağı şekle şemale nasıl sokacağını bilemeyişle yaşanan kriz dolu saatler... Bizden ne bekledi diye sordum. Rolümüz ne idi? Ne olduğunu tam olarak anlamamızı sağlayamadıkları ya da taraflı anlattıkları değerleri koruma ve büyütme sorumluluğunu üzerimize yüklerken, ne düşüneceğimizi bile öğretmeye çalışırken, ağızımızdan şarkılar şiirler yazarken ne düşünmüşlerdi? Hiç kendi hayallerimize sahip olduk mu mesela? Yoksa sınır çizildikçe onlardan kaçma iç güdüsüyle mi şekillendi hayallerimiz? Peki çocuk demek, özgürlük mü demekti? Bu beni eğitimin en başına döndürdü. Çocuk ne idi? Birçok şey söylemiştık bununla ilgili. Onlara yetişkin gözlerimizle, zihinlerimizle anımlar yüklemiştiğim. Bazıları farkında bile olmadığımız, bazıları herkes söylüyor diye koyduğumuz alelade etiketlerdi. Şimdi bunlar arasından değiştirerek istediklerimiz var mıydı, karar verecektik. Sonra bir de gruplara ayrıp kendi idealimizdeki okulu tasarlanmak vardı. Çocuk haklarını hayata geçirdiğimiz. Onların da karar mekanizmalarında etkin rol oynadığı, onların da ürettiği, emek verdiği, ne istediklerini anlayabilecekleri alana sahip oldukları. Katılımcı ve barışçı! Fikirlerimizi inşaa ettikten sonra ortaya koyduğumuz hayal ürünü, hayalken bile güzeldi... Her ne kadar planlama sürecinde içerlerimizdeki çocuklara söz hakkı vermiş de olsak ortaya çıktı ki, yine yetişkindik, yine yetişkiniz. Bu da beni tekrar çocuk hayalleri ve yetişkin hayalleri arasındaki farkı sorgulamaya itti. Son etkinliğimizde bir park dolusu çocuğun olduğu bir çizim vardı ellerimizde. Parkın çeşitli bölümlerinde oynayan, eğlenen, eylenen çocuklardan hangisiyse onu boyamamız istendi. Ben salincakta sallanan çocuk olmak istedim. Üç günün sonunda, kendi çocukluğuma da bol bol git gel yaptıktan sonra fark ettim ki, ben o zamanlar da bunu istemişim, şimdi de bunu istiyorum. Gerçek, bir tokat gibi çarpsa da, artık fiziksel olarak bir çocuk olmadığımı biliyorum. Buna üzülmüyorum, her coğrafyadan, her etnik kökenden, maddi/manevi her koşuldan çocukların gönüllerince oynayabildikleri parklarla dolu bir dünya gördükçe de üzülmeyeceğim. O halde bunun olmasına ne kadar katkı verebiliyorsam kârdır. Bu yüzden bu cümle, Çocuk Hakları Modülü'nün ışığında bundan sonrası için yapacaklara dair güzel bir hatırlatma oldu bana. Görmediğim, gözetmediğim, bilmediğim o kadar şey çıktı ki kendi hayatımın, çocukluğumun derdine düşmüşken! "İleri doğru bir adım" etkinliğinde gördüklerimi hatırlamak beni hâlâ titretiyor... Daha binlerce şey yazmak istiyorum bununla ilgili. Yazacağım da. Modülün en başında beklentim biraz bilgiydi. O bilgileri tam olarak beklediğim gibi aldım. Ama mesela, "AN-LA-MAK" yazmıştım bir eteğin üzerine. Bunu başarabilmek için daha çok yolum var gibi. Yine de, yıkadığım çamaşırları toplayıp kuru çamaşır sepetine attım. Şimdi evime dönüp dinginleşmek ve düşünmek istiyorum. Sonra Feyza geldi. Birkaç derin nefeste tüm bir haftamı tekrar yaşadım, hatırladım, hissettim, güldümsemdim, kaşlarımı çattım yer yer, ve hepsini kucaklayıp, vedalaştım onlarla. Aklımda kalanları mektup yapıp kağıda aktardım ve ortadaki yığının üzerine bıraktım. Gönlümden kocaman kocaman kopardığım "Seni seviyorum, iyi ki varsın"ları dağıttıkça, hem rahatlıyor, hem ağırlaşıyor, duygusalıyormuş. Gözlerimiz doluyor. Siki siki sarılıyoruz. Kalplerimiz büyüyor. Herkes gittikten sonra kalanlarla gün batımını izliyoruz. Tam da o gün, son günün şanına öyle güzel batıyor ki! ... Sunset in the mountains Günce gönüllüleri: 1.Gün- Düşüm 2.Gün- Yağmur 4.Gün- Hayrettin 5.Gün- Şeyma 7.Gün- Seda
c2108d9e-515a-49c0-b9c5-35edba4239b9
CC-MAIN-2024-51
https://ogretmenkoyu.baskabirokulmumkun.org/wp-content/uploads/2021/04/2019-Baslangic-Programi-9.-Nesil-Guncesi.pdf
2024-12-02T11:26:00+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-51/subset=warc/part-00266-b392068a-8e35-4497-8fab-a691b1a71843.c000.gz.parquet
438,028,043
4,173
tur_Latn
tur_Latn
0.999205
tur_Latn
0.999961
[ "unknown", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "unknown", "tur_Latn" ]
true
docling
[ 42, 774, 1142, 1536, 3469, 4268, 4855, 5475, 6028, 7058, 7892, 8907, 10202, 12347, 12718, 14319, 14344, 14434 ]
null
null
null
null
null
null
MECMÛǾA-İ EŞǾÂR EDİRNE SELİMİYE KÜTÜPHANESİ 22 SEL 2196 (İNCELEME-METİN-DİZİN) ÖZET Selimiye Kütüphanesi'nde 22 Sel 2196 numarasıyla kayıtlı olan MecmûǾa-i EşǾâr adlı çalışmamızın ilk bölümünde mecmuanın tanıtımı yapılmıştır. İkinci bölümünde ise mecmuadaki şiirler, yayımlanmış divanlar ve çeşitli ilmî çalışmalarla karşılatırılarak transkripsiyonlu metin halinde verilmiştir. Mukayesesi yapılan şiirlerde görülen farklılıklar dipnotda belirtilmiştir. Mecmuanın mürettibi olarak eserin muhtelif bölümlerinde Ahmed Bâdî ismi geçmektedir. 19. yy Divan şairlerinden olan ve kaynaklarda Bâdî-i Edirnevî olarak da geçen Ahmed Bâdî, Edirne'de doğmuş, devrin medreselerinde eğitim görmüş, uzun yıllar devlet hizmetinde maliyeci olarak çalışmıştır. Emekli oluncaya kadar başarılı bir memurluk hayatı geçiren Ahmed Bâdî, İstanbul'da vefat etmiştir. Memurluğundan arta kalan zamanlarında edebiyat ve ilmî çalışmalarda bulunan şairin Edirne tarihini anlattığı "Riyâz-ı Belde-i Edirne" , mensur ve manzum atasözlerini ihtiva eden "Armağan" adlı eseri, matematikle ilgili "Tevzihü'l-Ebvâb Alâ Teshîlü'l-Hisâb" adlı eseri, Farsça mastarları anlatan "Mesâdir-i Lisân-ı Farîsî "eseriyle "Divan"ı bulunmaktadır(Okmak:2008). Tertip ettiği bu mecmuaya dair herhangi bir kaynağa tesadüf etmedik. 1 Mecmua, tek bir bölümden oluşmuş olup farklı nazım şekilleri karışık bir biçimde verilmiştir. Mecmuanın bazı bölümlerinde aynı vezin ve kafiyedeki şiirler peşpeşe verilmiş olsa da mecmuanın geneli için belli bir düzenin ve sistemin gözetildiğini söylemek mümkün değildir. Mecmuada en çok yer bulan nazım şekilleri sırasıyla gazel, müfret, matlaǾ, kaside, muamma, lugaz, rubai, kıtǾa ve mesnevidir. Mecmua, yüzyıl bakımından çok geniş bir zaman aralığını kapsamaktadır. 6.yy şairi İmru'l-Kays'tan 19.yy şairi Ahmed Bâdî'ye kadar pek çok yüzyıla ait şairin şiirlerini ihtiva etmektedir. Mecmuada 152 şaire ait 625 şiir bulunmaktadır. Altı şiirin de kime ait olduğu tesbit edilememiştir. Mecmuada sayı bakımından 68 şiirle Serverî ve Nâbî 30 şiirle en çok yer alan şairlerdir. Sâbit, 25 şiirle, Nâǿilî ise 22 şiirle onları takip etmektedirler.Ayrıca şairlerin Arapça ve Farsça yazdıkları şiirler de mecmuada yer almıştır. Fakat biz bu şiirleri traskrip yoluna gidilmeyip orijinal haliyle verilmiştir.Mecmuadaki şiirler yayımlanmış ya da üzerinde çalışma yapılmış divanlarla karşılaştırılmışfarklılıklar ve eksikler dipnotta belirtilmiştir. Mecmuada tercih edilen aruz kalıpları arasında remel ve hecez babları ile yazılmış şiirlerin sayı bakımından çokluğu dikkat çekmektedir. Bu bahirler içerisinde 170 şiirle "FâǾilâtünFâǾilâtünFâǾilâtünFâǾilün" kalıbı en çok tercih edilenidir. "MefâǾîlün MefâǾîlün MefâǾîlün MefâǾîlün" kalıbı 114 şiirde, "FeǾilâtün FeǾilâtün FeǾilâtün FeǾilün"kalıbı ise 72 şiirde kullanılmıştır. Mecmuada hece ile yazılmış birkaç şiire de yer verilmiştir. Mecmuada şiirlerin yanı sıra mensur bölümlere de yer verilmiştir. Tıp ile ilgili bilgileri içeren nesir bölümü konuyla ilgili olmaması hasebiyle çalışmada orijinal haliyle verilmiştir. Mecmuada ayrıca Âlî ve Nâbî'ye ait münşeatlar transkrip edilip yayımlanmış çalışmalarla karşılaştırılmıştır. Çalışmanın sonuna mecmuada yer alan isim-eser-yer isimlerinin olduğu bir de indeks bölümü eklenmiştir. Ayrıca mecmuanın tıpkıbasımı da çalışmaya eklenmiştir. Mecmuaların edebiyat tarihi için önemi istinaden bu tür çalışmaların edebiyatımızın henüz aydınlatılamayan dönemlerine ışık tutacağı kanaatindeyiz. Ayrıca mecmualardaki bilgiler sayesinde güvenirliği tartışılan veya emin olunmayan birtakım hususların da gerçekliği teyit edilecektir.
<urn:uuid:76a5c376-4b03-45db-9ccd-6bc0025762ea>
CC-MAIN-2017-39
http://sosyalbilimler.adiyaman.edu.tr/Files/sosyalbilimler/tez_ozetleri/1111selvi_dogan.pdf
2017-09-25T04:17:05Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2017-39/segments/1505818690318.83/warc/CC-MAIN-20170925040422-20170925060422-00239.warc.gz
313,760,365
1,202
tur_Latn
tur_Latn
0.998603
tur_Latn
0.998506
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 1284, 3162, 3605 ]
null
null
null
null
null
null
Ev Ekonomisi: Kimler İçin? Yard. Doç. Dr. Şadiye G. KÜLAHCI (*) Bu soru çok uzun yıllar «sadece kız öğrenciler içindir» şeklinde yanıtlanmıştır. Ancak hızla ilerleyen bilim ve teknolojinin yarattığı yeni koşullar eskiden, hem de hiç kuşku götürmeyecek biçimde doğru görülen bazı yanıtların bugün yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Ev ekonomisi alanında, bir başka deyişle, ev ve aileyi ilgilendiren konularda kimlerin eğitim görmesinin uygun olacağı sorusu da bunlar arasındadır. Kadın - Erkek Uğraşı: Geleneksel anlayışta evin sorumlusu kadın, evin gereksinimi olan ekmek parasını kazanmak ise erkeğin görevidir. Buna dayalı olarak evin dört duvarı arasında yapılan işler kadınların, ailennin geçimi için ev dışında yapılan işler ise erkeğin görev sınırları içinde görülmektedir. Zamanımızda bile hâlâ işin niteliği değil fakat nerede, ne amaçla yapıldığı, bir uğraşın «kadın işi» veya «erkek işi» sayılmasının temel kaynağını oluşturmaktadır. Örneğin, bireylerin beslenmesi evde annenin —kadının— görevi iken lokantalarda aynı iş çoğu kez erkeklerin uğraşıdır. Bunun gibi, evdeki temizlik, çamaşır yıkama, ütü, vb. kadın uğraşları olduğu halde dışarda bu alanlarda çalışanların çoğunluğu erkeklerdir. Listeyi daha da uzatmak olasıdır; ancak bu sınırlı örnekler bile ayrıcalığın yapılan işin niteliğine bağlı olmadığını sergilemeye yetmektedir. Kadınların Çalışma Yaşamına Katılmaları: Sosyal değişmeleri kabullenmek kolay değildir. Bunlar kadın-erkek rollerine ilişkin olduğu zaman iş daha da zor ve dolayısı- (*) A.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi, Eğitim Programları ve Öğretim Bölümü Öğretim Üyesi. le değişme daha da yavaştır. Fakat yine de gerçekleşmektedir. Bu özellikle kendisini meslek yaşamında hissettirmektedir. Günümüzde geleneksel olarak erkek mesleği sayılan pek çok alanlarda kadın-erkek beraber görev yapmaktadır. Kadınların işgücüne katılma oranları yıllara göre dalgalanmalar gösterse de artık bir olgu olarak kabul edilmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) istatistiklerine göre 15-64 yaşları arasındaki her 100 kadından 46'sının ev dışında çalışmakta olduğu, ayrıca çalışan kadınlar arasında evli olanların sayılarının da arttığı gözlenmektedir. Birçok ülkede çalışan kadınların yarısından fazlasını evli kadınlar oluşturmaktadır (ILO, 1979). Belki gerçek rakamlar bunlardan farklı ve büyük bir olasılıkla daha da fazladır; çünkü kadınların yaptığı birçok iş «çalışma» olarak tanımlanmadığından istatistiklerde yerlerini alamamaktadır (United Nations, 1975; Newland, 1979; Streeten, 1980). Türkiye'de yapılan araştırmalara göre tarım sektöründeki makinalaşmaya ve tarımsal nüfustaki azalmaya dayalı ve ayrıca nisbi refah arttıkça aktif kadın nüfusunda düşme olduğu görülmekteyse de (Kazgan, 1979; Topçuoğlu, 1978) tarım dışında çalışan kadın sayısı giderek artmaktadır. Kazgan'ın (1979) saptadığı gibi tarım dışı işlerde 1950-1975 döneminde artan oranda kadın çalışmaktadır. Bu kesimde çalışan faal kadınların toplam faal kadınlara oranı 1950'de % 3,5 iken bu oran 1975'de % 10,4'e yükselmiştir. Tarım dışında çalışan kadınların önümüzdeki yıllarda da artmaya devam edeceğini söylemek yanlış olmaz. Bunun nedeni eğitim düzeyi ile kadınların işgücüne katılmaları arasında saptanan pozitif ilişki (Kazgan, 1979; Tanfer, 1975) ile kızların eğitim olanaklarından yararlanmalarına ilişkin gelişmeleri gösteren bulgulardır. 1975'de 12 ve artı yaşındaki kadınlardan tarım dışı işgücüne katılanların oranı öğrenim düzeyi yükseldikçe önemli şekilde arttığı saptanmıştır (Kazgan, 1979). Günümüzde kadınların ulusal kalkınmada etkili bir biçimde yerlerini ve kalkınmadan paylarını alması, bunun için de ülke ve aile ekonomisine parasal katkıda bulunacak uğraşı içine girmeleri gerekli görülmektedir. Kadınların ev işlerinde gösterdikleri becerili ve üretici yeteneklerini sadece kendi evleri ile sınırlamayıp evlerinin dışında da üretici endüstride ve diğer çalışma alanlarında, gelir sağlayan mesleklerde yer almaları beklenmektedir. UNESCO genel konferansı onikinci oturumuna benimsendiği gibi: Toplumun gelişmesi kadınlardan eğitimi verebilen aile ve ev faaliyetleri dışında her türlü meslekli alanlara daha geniş bir biçimde katılmalarını gerektirdiğinden, mesleki ve teknik öğretim alanında kadınlara sağlanan kolaylıklar ve imkânlar, erkeklere sağlanan derece ve genişlikte olmalı ve aynı önemi taşmalıdır. Erkekler ve kadınlar her türlü ve her derecede mesleki ve teknik öğretim konusunda aynı fırsat ve imkân eşitliğine sahip olmalıdır. Meslek alanlarında kadına kişisel tatmin ve güvenlik imkânlarının mesleki ve teknik öğretim yolu ile verilmesi için özel bir çaba harcanmalıdır (Aktaran: Warren, 1971, s. 198). Böylece kadının ekonomik iş gücüne katkısının sağlanması için çaba gösterilmesi istenmektedir. Bunun gibi, Beş Yıllık Kalkınma Planlarında da kadınların işgücüne daha fazla oranda katılımlarının sağlanması için eğitim programlarında gerekli değişikliklerin yapılması önerilmektedir. Bu nedenle geleneksel olarak kadın eğitimine ağırlık vermekte olan Kız Teknik Eğitim Kurumlarından mesleki eğitime yönelmeleri istenmektedir. Gerek programlarda yapılan değişmeler, gerekse tarım dışı alanlarda çalışan kadınların sayılarının artması çabaların olumlu sonuçları olarak değerlendirilebilinir. Ancak, bu başarı kadınların ev içi ve ev dışı sorumluluklarını bir arada yürütmeleri ve ikili rolün ağırlığı altına girmeleri ile sağlanmıştır. Bunun hep böyle devam etmesi olanaksızdır ve haksızlıktır. Bu nedenle kadınların ekonomik özgürlüklerini kazanmaları için meslek yaşamına katılmalarını sağlamada eğitim yolu ile gösterilen çabalar aynı şekilde ev içi sorumluluklarının azaltılması için de kullanılmalıdır. Bu da cinsiyet ayrımı yapılmaksızın tüm bireylerin ev ve aile yaşamı için eğitilmeleri ile sağlanabilir. Erkekler İçin Ev Ekonomisi: Sosyo-ekonomik ve kültürel yapıdaki değişmeler kadınları olduğu kadar erkekleri de etkilemektedir. Kadınların ev dışında çalışmaları, ekonomik özgürlüğe kavuşmaları erkeklerin aile içindeki konumlarının değişmesine neden olmaktadır. Aile reisinin eski otoritesi şekil değiştirirken gelenek ve göreneklerin öğretileri ile evdeki gerçeklerin çatışması ortaya çıkmaktadır. Bir yan- dan evine yorgun dönen karısının kendisinden doğal olarak bek- lediği ev işlerine katılım, öte yandan hakkı olduğu halde kendisine yeterince hizmet edilemediği düşüncesinin yarattığı çatışma arasında kalan erkeğin sıkıntısı da görmemezlikten gelinemez. Bunun yanısıra günümüzde artan sayıda erkek çalışma veya eğitim nedeniyle aile ocağından uzakta kendi başına yaşamak zorunda kalmaktadır. Bunun anlamı ev yönetimi ve beslenme sorumluluklarını yüklenmeleri demektir. Bu nedenle, en azından kendi rahatları için bu konularda eğitimleneri gerekir. Ancak ne ailede, ne de okulda bunun önemi henüz anlaşılamamıştır. Ailede Ortak Sorumluluk ve Eğitim: Değişen ve yeni davranış kalıpları gerektiren çağımızın gereklerine sağlıklı bir uyum yapabilmek için eğitim yoluyla kadın-erkek rollerinin yeniden değerlendirilmesi gerekir (United Nations, 1980). Artık ev içinde ve ev dışında yapılan tüm işlerin ailenin rahatı ve mutluluğu için gerekli olduğu ve bu gereksinmelerin karşılanmasında iş bölümünün sekse dayalı değil fakat aile bireylerinin koşullarına göre organize edilmesi gerektiğini vurgulayacak bir eğitime gereksinme vardır (Külahçı, 1982). Böyle bir eğitim kadının ikili yükünü hafifletirken kız ve erkek öğrenciler için meslek seçimi kısıtlamalarını da önlemeye yardımcı olacaktır. Zamanımıza kadar «kadın işleri», «erkek işleri» anlayışı hem genel eğitimde hem de mesleki eğitimde pekiştirilmiştir. Artık kadın-erkek meslekleri ve işleri kavramından uzaklaşıp bireylerin ilgi, yetenek ve gereksinmelerine göre eğitimleneri ve eğitim sisteminin de bu yolda düzenlenmesi zamanı gelmiştir. Bu açıdan bakıldığında teknoloji eğitimi adı altında temel eğitimin ikinci devresi için ev ekonomisi, iş ve teknik, ticaret ve tarım derslerinin birleştirilerek tüm öğrenciler için zorunlu ders olması yolunda yapılan çalışmaları önemli bir aşama olarak değerlendirilebilir. Ancak bu dersin başarısı tüm öğrencilerin ev içinde ve dışındaki mesleki yaşamlarını bir bütünlük içinde görebilmelerini sağlayacak biçimde organize edilmesine bağlı olacaktır. Bu da içeriğin hem kız hem de erkek öğrencilerin ilgilerini çekecek ve istendik davranış değişikliğini vurgulayacak özellikle olmasını zorunlu kılmaktadır. Bu kolay bir iş değildir; ancak kadın-erkek rollerinin değerlendirilmesinde ve değiştirilmesinde iyi bir başlangıç noktası olabilir. Unutmamalıdır ki kadın-erkek eşitliği hem meslek hem de ev yaşamında dengeli bir işbölümü ve dayanışma sağladığı zaman gerçekleşecektir. KAYNAKÇA International Labour Office. Equal opportunities and equal treatment for men and women workers. Workers with family responsibilities (Report VI (1), International Labour Conference, 68th Session). Geneva: International Labour Office, 1979. Kazgan, G. Türk ekonomisinde kadınların işgücüne katılması, mesleki dağılımı, eğitim düzeyi ve sosyo-ekonomik statüsü. N. Abadan Urat (Der.) Türk Toplumunda Kadın. Ankara: Türk Sosyal Bilimler Dergisi Yayınları, 1979, ss. 155-189. Külahçı, Ş.G. The principles and problems of developing vocational and technical education programmes based on sexes. In Seminaire International sur L'elaboration et L'application des programmes scolaires communs aux filles et aux garçons. Ankara: Commission Nationale Turque Pour L'Unesco. 24-30 mai 1982. Newland, K. The Sisterhood of Man. New York: W.W. Norton Company, 1979. Streeten, P. From growth to basic needs. Poverty and basic needs. Washington, D.C.: The World Bank, 1988, pp. 5-8. Tan, M. Kadın, Ekonomik Yaşamı ve Eğitimi. Ankara: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1979. Tanfer, K. Working women: A study of female labor force and determinants of participation in six large cities of Turkey. Unpublished doctoral dissertation, University of Pennsylvania, 1975. Topçuoğlu, H. Türk toplumunda kadının statüsü. Türkiye Kadın Yılı Kongresi. Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Ankara Şubesi Yayınları: 1. Ankara: Ayyıldız Matbaası, A.Ş., 1978. United Nations. World conference of the international women's year, Mexico City. (E/CONF. 68/BP/8 Add. 1) New York: Author, 1975. Warren, H. (Çev.) Y. Önertoy. 10 Avrupa Ülkesinde Mesleki ve Teknik Öğretim. Mesleki ve Teknik Öğretim Kitapları. İstanbul: Matbaa Sanat Enstitüsü, 1971.
<urn:uuid:8f772df2-a8bc-4844-9c13-1b7f3e657107>
CC-MAIN-2025-08
http://egitimvebilim.ted.org.tr/index.php/EB/article/download/5782/2256
2025-02-11T05:43:50+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2025-08/subset=warc/part-00009-b184e832-acd1-425a-bab7-895830f2748a.c000.gz.parquet
7,748,831
2,767
tur_Latn
tur_Latn
0.986447
tur_Latn
0.999852
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
docling
[ 1621, 3974, 6053, 8446, 10394 ]
null
null
null
null
null
null
İlgili : Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)’nun 28.02.2019 tarihli RUS/2019-0347 sayılı yazısı İlgi yazıda, İki ülke arasında ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla faaliyetlerini sürdüren Türkiye-Rusya İş Konseyi’nin iki taraflı ilişkileri canlı tutmak, Rusya’da iş yapmak isteyen Türk firmalarına ilk kaynakta bilgi sağlamak amacıyla Rusya Federasyonu’nun (RF) çeşitli bölgelerinden gelen heyetler ile tanıtım toplantıları ve ikili görüşmeler organizasyonu çalışmalarına devam etmekte olduğu, Rusya’nın yer altı kaynakları zenginliğiyle öne çıkan, Ural Dağları’nın doğusunda konumlanması sebebiyle bölge için stratejik olan kara ve demir yollarının kesiştiği Sverdlovsk Bölgesinden Türkiye’ye gelecek Bölge Valisi 1. Yardımcısı Aleksey ORLOV, Bölge Yatırım ve Kalkınma Bakanı Viktoriya KAZAKOVA ve Bölge Uluslararası ve Dış Ekonomik İlişkiler Bakan Yardımcısı İvan DETÇENYA’nın yanı sıra Ek’te yer alan katılımcı listesinde belirtilen kamu ve özel sektör temsilcileri ile 14 Mart 2019 Perşembe günü 14:30-18:00 saatleri arasında River Plaza’da “Sverdlovsk Bölgesi Tanıtım Toplantısı ve İkili İş Görüşmeleri” gerçekleştirileceği bildirilmektedir. RF Ticaret Mümessilliği temsilcilerinin katılımıyla düzenlenecek olan bahsi geçen toplantı sırasında bölge ekonomisinde öne çıkan sektörlerde faaliyet gösteren heyet üyelerinin kendi faaliyetleri hakkında bilgi vermeleri, bu bağlamda Türkiye iş çevrelerinin ilgisini çekebilecek iş ve yatırım olanaklarını anlatmaları ve karşılıklı olarak soruların cevaplanması planlanığı belirtilmektedir. Taslak programı aşağıda yer alan toplantıya katılmayı arzu eden Üyelerimizin, https://portal.deik.org.tr/KatilimFormu/870/12406 adresli bağlantıda bulunan online kayıt formunu en geç 13 Mart 2019 Çarşamba günü saat 12:00’ye kadar doldurmaları ve kayıt formunda belirtilen DEİK hesap numarasına toplantı katılım bedelinin (DEİK Üyesi Firma Temsilcileri: 150 TL, DEİK Üyesi Olmayan Firma Temsilcileri: 200 TL) yatırımları gerektiği bildirilmektedir. Saygılarla, İsmet SALIHOĞLU Genel Sekreter EK: İlgili Yazı ve Ekleri (2 sayfa) DAĞITIM: Gereği: - Tüm Üyelerimiz (Web Sayfasında) - Türk Armatörler Birliği - S.S. Gemi Armatörleri Mot. Taş. Koop. - Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği - İMEAK DTO Şubeleri ve Temsilcilikleri - GİSBİR - GESAD - Gemi ve Yat İhracatçıları Birliği - Türk Loydu Uygunluk Değerlendirme Hizmetleri A.Ş. - KOSTBİR - Yalova Altınova Tersane Gir. San. ve Tic. A.Ş. - YAGESAD - UND - TÜRKLİM - Gemi Yakıt İkmalciler Derneği - S.S. Deniz Tankerleri Akaryakıt Taş. Koop. - Gemi Brokerleri Derneği - Gemi Tedarikçileri Derneği - UTİKAD - SULİM - KOSDER - ROFED - KOGAD - Gemi Makineleri İşletme Mühendisleri Odası - Gemi Mühendisleri Odası - WISTA Türkiye Derneği - Deniz Turizmi Birliği Derneği - Gemi Sahibi Firmalar Bilgi: - Meclis Başkanlık Divanı - Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeleri - İMEAK DTO Meslek Komite Bşk. Rusya Federasyonu / Sverdlovsk Bölgesi Tanıtım Toplantısı ve İkili İş Görüşmeleri, 14 Mart 2019, İstanbul River Plaza Kime: Oda Temsilcileri Kimden: Caner Çolak, Genel Sekreter İki ülke arasında ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla faaliyetlerini sürdüren Türkiye-Rusya İş Konseyi, iki taraflı ilişkileri canlı tutmak, Rusya’da iş yapmak isteyen Türk firmalarına ilk kaynaktan bilgi sağlamak amacıyla Rusya Federasyonu’nun (RF) çeşitli bölgelerinden gelen heyetler ile tanıtım toplantıları ve ikili görüşmeler organizasyonu çalışmalarına devam etmektedir. Bu kez Rusya’nın yer altı kaynakları zenginliğiyle öne çıkan, Ural Dağları’nın doğusunda konumlanması sebebiyle bölge için stratejik olarak kara ve demir yollarının kesiştiği Sverdlovsk Bölgesinden Türkiye’ye gelecek Bölge Valisi 1. Yardımcısı Aleksey Orlov, Bölge Yatırım ve Kalkınma Bakanı Viktoriya Kazakova ve Bölge Uluslararası ve Diş Ekonomik İlişkiler Bakan Yardımcısı İvan Detçenya’nın yanı sıra ekte yer alan katılımcı listesinde belirtilen kamu ve özel sektör temsilcileri ile 14 Mart 2019 Perşembe günü 14:30-18:00 saatleri arasında River Plaza’da “Sverdlovsk Bölgesi Tanıtım Toplantısı ve İkili İş Görüşmeleri” gerçekleştirilecektir. RF Ticaret Mümessilliği temsilcilerinin katılımıyla düzenlenecek olan bahsi geçen toplantı sırasında bölge ekonomisinde öne çıkan sektörlerde faaliyet gösteren heyet üyelerinin kendi faaliyetleri hakkında bilgi vermeleri, bu bağlamda Türkiye iş gevrelerinin ilgisini çekebilecek iş ve yatırım olanaklarını anlatmaları ve karşılıklı olarak soruların cevaplanması planlanmaktadır. Taslak programı aşağıda yer alan toplantıya katılmayı arzu eden üyelerinizin, https://portal.deik.org.tr/KatilimFormu/870/12406 adresli bağlantında bulunan online kayıt formunu en geç 13 Mart 2019 Çarşamba günü saat 12:00’ye kadar doldurmalı ve kayıt formunda belirtilen DEİK hesap numarasına toplantı katılım bedelinin (DEİK Üyesi Firma Temsilcileri: 150 TL, DEİK Üyesi Olmayan Firma Temsilcileri: 200 TL) yatırımları gerekmektedir. Saygılarımıza. Taslak Program: 14:30-15:00 Kayıt 15:00-15:30 Açiş konuşmaları 15:30-16:15 Sverdlovsk Bölgesi tanıtım sunumu 16:15-17:00 Soru, cevap 17:00-18:00 İkili İş Görüşmeleri REF.: RUS / 2019-0347 28.02.2019 Ek: Heyet listesi (1 sayfa) | No | Ad, Soyad | Ünvan | |----|---------------------------|----------------------------------------------------------------------| | 1 | Viktoria KAZAKOVA | Sverdlovsk Bölgesi Yatırım ve Kalkınma Bakanı (Heyet Başkanı) | | 2 | Yuryı BİKTUGANOV | Sverdlovsk Bölgesi Eğitim ve Gençlik Politikaları Bakanı | | 3 | Svetlana UÇAYKINA | Sverdlovsk Bölgesi Kültür Bakanı | | 4 | Svetlana SKIÇEGİNA | Sverdlovsk Bölgesi Arşiv İdaresi Başkan Yardımcısı | | 5 | İvan DETÇENYA | Sverdlovsk Bölgesi Uluslararası ve Dış Ekonomik İlişkiler Bakan Yardımcısı | | 6 | Sergey TROFİMOV | T.C. Yekaterinburg Fahri Konsolosu, OOO TEN Şirketler Grubu Genel Müdürü | | 7 | Andrey BESEDİN | Ural Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı | | 8 | Maksim PRAÇİK | AO Korporatsiya Razvitiya Srednego Urала (Orta Ural Kalkınma Şirketi) Genel Müdürü | | 9 | Artyomiy KIZLASOV | OEZ Titanium Valley (Özel Ekonomik Bölge) Genel Müdürü | | 10 | İlya SULLA | Sverdlovsk Bölgesi Girişimciligi Destekleme Fonu Müdürü | | 11 | Igor DANİLOV | AO UVTs (Ural Fuar Merkezi) Genel Müdürü | | 12 | Anton ATRAŞKİN | Formika Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, INNOPROM Fuarı İş Dünyası Programından Sorumlu Direktör | | 13 | Anastasya BORYAK | INNOPROM Fuarı Partner Ülke Sorumlusu | | 14 | İlya PAÇKAY | AO Korporatsiya Razvitiya Srednego Urала (Orta Ural Kalkınma Şirketi) Yatırımcılarla İşbirliği Bölümü Başkanı | | 15 | İlya DAVIDOV | Ural Ağac ve Kereste Üreticileri Birliği Genel Müdürü | | 16 | Rustam DJAVADOV | OOO Sosva-Les (Ağac ve kerestecilik hammadde ticareti) Şirketi Müdürü | | 17 | İsim belirlenecektir. | ZAO Bilimsel Üretim İşletmesi (Elektronik Bilgi Teknolojileri) | | 18 | İsim belirlenecektir. | OOO Sverdlovsk İzolasyon Fabrikası | | 19 | İsim belirlenecektir. | OOO MVZ-Elektro (Transformatör ve Reaktör Fabrikası) | | 20 | İsim belirlenecektir. | OOO Aterma Export (Ölçüm ve Navigasyon Cihazları, Saat Üretimi) | | 21 | İsim belirlenecektir. | OOO Almalayt (Elektrik Tesisatları) | | 22 | İsim belirlenecektir. | OOO Extensive (Bilgisayar yazılımı, danışmanlık hizmetleri) | | 23 | İsim belirlenecektir. | OOO Uralskie Biznes Reşeniya (Vergi, finans ve muhasebe hizmetleri) | | 24 | İsim belirlenecektir. | OOO Alparts | | 25 | Kristina GRAZЕVA | Sverdlovsk Bölgesi Uluslararası ve Dış Ekonomik İlişkiler Bakanlığı Uluslararası Protokol Uzmanı | | 26 | Malika SULTONOVA | T.C. Yekaterinburg Fahri Konsolosluk Asistanı |
<urn:uuid:3a69876b-5570-4a38-8955-9596ea6da453>
CC-MAIN-2019-13
http://www.denizticaretodasi.org.tr/sayfalar/dosyaindir.aspx?ListName=Sirkuler&Oge=e5eff2b7-345f-4978-99c1-ddc849be197f&Ek=EK_925.pdf
2019-03-27T01:39:52Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2019-13/segments/1552912207146.96/warc/CC-MAIN-20190327000624-20190327022624-00071.warc.gz
256,579,537
2,434
tur_Latn
tur_Latn
0.9926
tur_Latn
0.998725
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "unknown" ]
false
docling
[ 2089, 2904, 5195, 8331 ]
null
null
null
null
null
null
EUAS International ICC Turkey Branch Office Söğütözü Mahallesi 2180 Cad. Türkiye Petrol Anonim Ort. Apt. No:10 Çankaya/Ankara Tarih: 15/01/2018 YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ SEKRETERLİĞİNE Sayı : GM-0011 Konu : Tsinghua Üniversitesi Uluslararası Nükleer Enerji Mühendisliği ve Yönetimi Yüksek Lisans Programı Türkiye'de nükleer enerji alanında yetişmiş insan kaynağını arttırmak amacı ile EUAS International ICC koordinatörlüğünde Tsinghua Üniversitesi Uluslararası Nükleer Enerji Mühendisliği ve Yönetimi Yüksek Lisans Programı'na, 2018-2019 eğitim öğretim yılı için ülkemizden öğrenci seçimi yapılacaktır. Bu program kapsamında, Türkiye'de nükleer enerji alanında çalışmak isteyen genç yetenekler Çin hükümeti tarafından tam burslu olarak desteklenecektir. Burs programı çerçevesinde adaylara sağlanacak olanaklar aşağıdaki gibidir: - 2 yıl süreyle okul ücretinden muafiyet - Ücretsiz konaklama - Aylık yaklaşık 650 ABD Doları cep harçlığı Programa son başvuru tarihi 1 Nisan 2018 olup ilgili öğrencilerin başvuru yapmadan önce referans mektubu alabilmek ve başvuru ücretinden muaf olabilmek için aşağıdaki bilgilerden bizimle iletişime geçmeleri önemle rica olunur. Saygılarımla, Nazlı AKBAĞ Kurumsal iletişim Uzmanı İletişim: Tel: 0312 285 0021 Cep: 0531 571 9688 E-mail: firstname.lastname@example.org Ek: Program Bilgi Notu
<urn:uuid:3487a969-7671-4430-a897-4071156c0ed7>
CC-MAIN-2023-50
https://fbe.yildiz.edu.tr/images/files/TUNEM%202018%20Duyurusu.pdf
2023-12-09T18:14:38+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2023-50/subset=warc/part-00197-e565b809-b335-4c1d-90fd-54a9a2b7113d.c000.gz.parquet
288,562,936
401
tur_Latn
tur_Latn
0.998647
tur_Latn
0.998647
[ "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 1339 ]
null
null
null
null
null
null
Prof. Dr. Filiz KILIÇ ile Klasik Türk Edebiyatı Üzerine… PROF. DR. FİLİZ KILIÇ KİMDİR? 1964 yılında Avanos'ta doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Eskişehir'de tamamladı. 1986 yılında Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını tamamladı. 1987 yılında Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1995 yılında yardımcı doçent, 1999 yılında doçent ve 2005 yılında da profesör unvanını aldı. Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi Müdürlüğü, GÜADEK (Gazi Üniversitesi Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Kurulu) üyeliği, yönetim kurulu üyelikleri, bölüm başkan yardımcılığı, proje başkan ve yardımcılıkları görevlerinde bulundu. Yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda bilimsel konferans verdi; bildiri sundu. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, Yeni Türk İslam Ansiklopedisi, Türk Dünyası, Kavram ve Terim Ansiklopedisi'nde madde yazarlığını, yurt içinde ve yurt dışında pek çok panel ve sempozyumun oturum başkanlığını, ulusal ve uluslararası sempozyumların düzenleme kurulu başkanlığını yaptı. Sempozyum onur kurulu üyeliklerine layık görüldü. Editörlük, dergi yayın yönetmenliği görevlerinde bulundu. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan ders kitapları komisyonlarında yer aldı. Yayımlanmış çok sayıda makalesi ve bilimsel içerikli kitabı bulunmaktadır. 2008 yılında Nevşehir Üniversitesi kurucu rektörlüğüne atandı. Halen bu görevi sürdürmektedir. Evli ve iki çocuk annesidir. Prof. Dr. Filiz KILIÇ ile Klasik Türk Edebiyatı Üzerine… İDİL: Klasik Türk Edebiyatını nasıl tanımlarsınız? Filiz Kılıç: Klasik Türk edebiyatı, Türklerin İslamî kültür dairesine girdikten sonra benimsedikleri, menşe itibariyle Fars edebiyatını model almış, ancak özellikle 16. Yüzyılda ve sonrasında yetiştirdiği büyük şair ve ediplerle kendi özgün mecrasına kavuşmuş bir edebiyattır. Tabi burada hemen şunu belirtmek gerekir ki klasik Türk edebiyatının başlangıçta Fars edebiyatından etkilenmesi bazı kesimler tarafından onun bir "taklit" edebiyattan başka bir özelliği olmadığı yönünde yersiz ithamları söz konusu olmuştur. Evet doğrudur, klasik Türk edebiyatımız başlangıçta Fars edebiyatını model almış, Türkçe yazan şair ve edipler Farsça yazan şair ve ediplerin eserlerinden etkilenmişlerdir. Sanatın her dalında kültürler arası etkileşim söz konusu olduğu gibi edebiyatta da etkilenme, örnek alma hatta taklit etme yadırganacak bir durum değildir. Nasıl ki yenileşme dönemi Türk edebiyatımız Fransız edebiyatından yapılan tercüme ve uyarlamalarla başlamış ve bugün kendi mecrasını bulmuşsa klasik Türk edebiyatımızda da durum bundan farklı değildir. Diğer taraftan şu küçük bilgiyi de sanırım paylaşmak gerekir. Dünyada bir Fars edebiyatından ziyade bir Farsça edebiyattan bahsetmek gerekir. Çünkü bu edebiyata özellikle bizlerin yani Türklerin katkıları çok fazladır. Söz gelimi Gazneli ve Büyük Selçuklu devletleri döneminde bu devletlerdeki edebiyatın dili Farsçaydı ve Gazneli Mahmut, Melikşah, Süleyman, Sencer gibi Gazneli ve Selçuklu sultanları Farsça edebiyatın gelişmesine büyük katkı sunmuşlardır. İşte bu sultanların yaşadıkları dönemlerde ve sonraki dönemlerde yetişen Ferruh-i Sistanî, Hakanî-i Şirvanî, Nizamî-i Gencevî, Hüsrev-i Dihlevî, Sâ'ib-i Tebrizî gibi aslen Türk olup Farsça yazan şair ve ediplerden bazılarıdır. Bu isimlerden özellikle Nizamî-i Gencevî, Hüsrev-i Dihlevî ve Sâ'ib-i Tebrizî'nin Fars edebiyatına katkısı çok fazladır. Tabi burada Türk olup da Farsça yazan Mevlana'yı da unutmamak lazım. Bütün bunlar göz önüne alındığında, klasik Türk edebiyatının bir anlamda kendi "ata mirası"ndan yararlandığını söyleyebiliriz. İDİL: Klasik Türk Edebiyatı tanımlaması sizce uygun bir tanımlama mıdır? Filiz Kılıç: Klasik Türk edebiyatı olarak tanımladığımız 13. Yüzyılda ilk olarak örneklerini gördüğümüz ve 19. Yüzyılda son sözünü söyleyip bir edebiyat tercihi olarak tarihteki yerini almış olan Türk edebiyatı için şimdiye kadar pek çok isim gündeme gelmiştir. Divan edebiyatı, eski Türk edebiyatı, yüksek zümre edebiyatı, saray edebiyatı gibi isimlendirmeler bunlardan bazılarıdır. Ancak bu isimlendirmelerden özellikle "eski Türk edebiyatı" ve "klasik Türk edebiyatı" daha öne çıkmıştır. Bu iki ismin yanında "divan edebiyatı" ismi de pek çok kesim tarafından kabul görmüştür. Bana göre, günümüzden bakıldığında "klasik Türk edebiyatı" ismi bu edebiyata çok uygun düşmektedir. Çünkü bu edebiyatın yetiştirdiği Fuzulî, Bakî, Hayalî, Yahyâ, Nâbî, Nef'î, Nedim, Şeyh Galib gibi şairlerin ortaya koyduğu edebî ürünler gerek söyleyiş ve gerekse sanat zevki bakımından Türk edebiyatı için gerçekten bir "klasik" hüviyetindedir. İDİL: Günümüz okurları Klasik Türk Edebiyatı metinlerinin neresindedir? Filiz Kılıç: Klasik Türk edebiyatı bir edebiyat tercihi, bir edebiyat hareketi olması bakımından 19. Yüzyılda son sözünü söylemiştir. Aslında bu edebiyat Şeyh Galib gibi en olgun ve son büyük temsilcisini 18. Yüzyıl sonunda yetiştirmekle bir anlamda son sözünü 18. Yüzyıl sonunda söylemiştir. Ancak her ne kadar Şeyh Galib'i aşacak kudrette bir şair ya da edip yetişmese de ondan sonra da klasik Türk edebiyatı bağlamında eser veren şair ve edipler yetişmiştir. Bilindiği gibi Osmanlı toplumu Tanzimat Fermanı'nın ilanıyla birlikte Doğu medeniyetinde çıkıp Batı medeniyeti dairesine girme isteğini ilan etmiştir. İşte bu istekten dolayı "Doğu"lu olmanın bir göstergesi olarak görülen klasik Türk edebiyatı da haklı-haksız bir çok tenkidin hedefi haline gelmiştir. Tanzimat'la başlayan klasik Türk edebiyatını hedef alma ve ondan uzaklaşma, Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. Harf inkılabı da Osmanlı dönemi Arap harfli metinlerin asıllarından okunmasına mani olmuştur. Bu kültür dairesinden uzaklaşmanın sonucunda da günümüz okurları klasik Türk edebiyatı gelenekleri çerçevesinde ortaya konmuş eserleri anlamamakta, anlamadığı için de bu ürünlerden keyif alamamaktadır. Diğer taraftan, son yıllarda Osmanlının oluşturduğu medeniyete yeniden objektif bir bakış açısıyla bakılmaya çalışılması, yeniden yorumlanması klasik Türk edebiyatına duyulan ilgiyi de artırmıştır. Bu edebiyatı daha geniş bir ifadeyle bu kültürü anlamaya yönelik yapılan tahlil çalışmaları, yazılan romanlar, verilen konferanslar, hazırlanan TV programları vb. her geçen gün artarak devam etmektedir. İDİL: Klasik Türk Edebiyatının imgeler açısından günümüz edebiyatçılarını etkilediğini düşünüyor musunuz? Filiz Kılıç: Elbette. Bir kere klasik Türk edebiyatı "sanat" olarak çok üst düzey bir edebiyattır. Bu anlamda klasik Türk edebiyatının seviyesine yakın bir edebiyatı vücuda getirebilmiş çok az millet vardır. Bu açıdan bakıldığında böyle büyük bir hazineden yararlanmamak çok da mantıklı bir tercih olamaz kanısındayım. Atilla İlhan, Sezai Karakoç, Hilmi Yavuz gibi şairler klasik Türk edebiyatının anlam dünyasından, sizin tabirinizle imgeler dünyasından yaralanan şairlerimizden sadece bir kaçıdır. İDİL: Günümüz biyografi yazarlarıyla tezkire geleneği arasında nasıl bir bağ kurabiliriz? Filiz Kılıç: Tezkire yazma geleneği Araplarda ortaya çıkmış, geçmişi tabakat türü eserlere kadar dayanan bir türdür. Daha sonra Fars edebiyatında ve Türk edebiyatında örnekleri verilmeye başlanmıştır. Türkçe'de İlk örneğini Çağatay edebiyatında Ali Şir Nevai'nin verdiği tür Türk edebiyatında büyük kabul görmüş ve Cumhuriyet dönemine kadar kesintisiz devam etmiştir. Tezkire yazarının asıl amacı tezkiresine aldığı şair ya da yazarın kaydedilerek zamanla unutulmasını önlemektir. Öte yandan tezkire yazarı eserinde nesir alanındaki gücünü, başarısını da sergilemek niyetindedir. Bunun için özellikle tezkirenin mukaddime/önsöz kısmında dile olan hakimiyetini göstermek maksadıyla sanatlı bir üslup kullanır. Belki de bunun en güzel örneğini Âşık Çelebi Meşairü'ş-Şuarâ adlı eseriyle vermiştir. Âşık Çelebi, sadece biyografi yazmamış, bir biyografi malzemesiyle ne kadar başarılı bir edebi nesir örneği verilebileceğini de göstermiştir. Günümüz biyografik eserlerde bahsedilen kişi hakkında belli kalıp ifadelerle bilgi verilmekte, okuyucuyu sanatçı hakkında bilgilendirme esas olarak görülmektedir. Bugünkü biyografik eserlerin kaynakları olarak tezkireleri göstermekle birlikte modern biyografik eserler şekil ve üslup açısından tezkirelerden farklıdır. Ayrıca, günümüz iletişim araçlarının gelişmişliği sayesinde ele alınan kişi hakkında tezkirelerde rastlanamayacak kadar ayrıntılı ve geniş bilgi bulmak mümkündür. İDİL: Şiirin gelişmesinde tezkirelerin rolü nedir? Filiz Kılıç: Bilindiği gibi tezkireler sadece şairlerin hayat hikâyelerini anlatmaz. Hattatların, vezirlerin, şeyhlerin, ilim adamlarının, hatta çiçek yetiştiricilerinin biyografilerinden oluşmuş tezkireler bile vardır. Ancak bizim kültürümüz içinde tezkire denince akla ilk gelen şüphesiz ki şair tezkireleridir. Türk edebiyatında 15. Yüzyıl, Anadolu sahasında ise 16. Yüzyılda ilk örneklerini gördüğümüz şair tezkireleri edebiyat tarihimiz açısından olduğu kadar, klasik Türk edebiyatı geleneğinin, dönemi içinde nasıl algılandığına dair de bilgiler vermesi açısında büyük önem taşımaktadır. Tezkire yazarları eserlerinde sadece şair biyografileriyle yetinmemişler, aynı zamanda bu şairlerin eser ve şiirleriyle ilgili çarpıcı tespitlerde bulunmuşlardır. Döneminin şiir eleştirmeni olarak nitelenebilecek bu tezkire yazarlarının söylediklerinden ideal bir şiirin nasıl olması gerektiği çıkartılabilir. Son dönemlerde tezkirelerin şiir ve şairler hakkında söylediklerini tespit ve değerlendirmene yönelik pek çok çalışma yapılmıştır. Bu noktadan bakıldığında, tezkirelerin, klasik Türk şiirinin geleneğinin şekillenmesi ve gelişmesi için çok önemli işlevleri yerine getirdiği söylenebilir. İDİL: Klasik Edebiyat denilince genelde şiir akla gelir. Klasik Edebiyatımızda nesir tarzında yazılmış eserler neden şiir kadar ön plana çıkmamıştır? Filiz Kılıç: Şiir her zaman her kültürde nesire göre daha çok tercih edilmiştir. Sebebi de şiirin daha ahenkli olması akılda daha çok kalması, ezberlenmesinin kolay olmasıdır. Klasik Türk edebiyatından bahsetmek bir anlamda klasik Türk şiirinden bahsetmektir. Çünkü 600 yıldan fazla bir zaman diliminde ortaya konan edebî ürünlerinin çok büyük bir kısmı manzumdur. Klasik Türk edebiyatı geleneği içerisinde eserler ortaya koymuş olan kimselerin büyük bölümü şiiri tercih etmiştir. Hatta manzum sözlükler yazılmıştır. Bu bir anlamda arz-talep meselesidir de. Çünkü edebiyatçıları koruyan bey, vezir, sultan gibi üst düzet yöneticilerin tercihi de yukarıda saydığımız gerekçelerden dolayı şiirden yana olmuştur. Karşılığında makam mevki, para, mal vb. alınan, sunulan büyüğün övüldüğü şiirler her devirde revaç görmüştür. Diğer taraftan klasik Türk edebiyatında her ne kadar şiir büyük ağırlığa sahipse de mensur ürünlerin de sayısı ve niteliği küçümsenecek kadar değildir. Şiirin bu kadar revaçta olduğu bir toplumda nesri kullanan edipler de kullandıkları dili şiir diline yaklaştırma ihtiyacı hissetmişler, bundan dolayı da oldukça sanatlı, mutantan, ahenkli bir nesir üslubuna sahip eserler vücuda getirmişlerdir. İDİL: Divan şiirinde sizi en çok etkileyen şair kimdir? Sizi en çok etkileyen beyit hangisidir? Filiz Kılıç: Bu soruya cevap vermek oldukça zor. Klasik şiirin çağrışım dünyasının zenginliğinden her zaman etkilenmişimdir. Her şairin şiirinden farklı tat almışımdır. İlla örnek vermek gerekirse, Fuzuli'nin Su kasidesi, gazellerinin pek çoğu, Necati'nin gazelleri, Yahya Bey'in, Baki'nin, Nedim'in gazelleri, Aşık Çelebi'nin "Tuna Kasidesi", Kanunî Sultan Süleyman (Muhibbî) ile oğlu Şehzade Bayezid (Şahi) arasında yazılan manzum mektuplar ilk aklıma gelen her okuyuşumda zevk aldığım eserlerdir, diyebilirim. Tuna Kasidesi'nden Gâh gönlüm gibi cûşân u hurûşândır Tuna Gâh göğsüm gibi nâlân u girîvândır Tuna Kûh u hâmunlarda şeydâ deşt ü sahralarda mest Şöhre-i her şehr ü rüsvâ-yı beyâbândır Tuna Başı eflâke irer gerçi kemend-i mevc ile Yüzi yirdedir yine hâk ile yeksândır Tuna Pâk-tînet sâf-meşreb sâde-dil sâfî-derûn Yâ ruh-ı cânân yahûd âyîne-i cândır Tuna Yarlardan atılıp taşlara urur başını Âşık-ı dîvâne vü Mecnûn-ı uryândır Tuna ……… Şâhî'nin bir dörtlüğü: Ey ser-â-ser âleme sultân Süleymânım baba Tende cânım cânımın içinde cânânım baba Bâyezîdine kıyar mısın benim cânım baba Bî-günâhem Hak bilir devletlü sultânım baba …… İDİL: Klasik Türk Edebiyatıyla ilgili ek olarak söylemek istediklerinizi aktarabilir misiniz? Filiz Kılıç: Klasik Türk edebiyatı 600 yıldan fazla bir zaman Türk toplumunun estetik zevkini tatmin etmeye çalışmış bir edebiyattır. Bu uzun zaman zarfı içinde bu edebiyat bağlamında gerçekten çok üstün sanatsal değeri haiz eserler vücuda getirilmiştir. Atalarımızın bize bıraktığı bu sonsuz ve eşsiz kıymetleri tanımak ve bunlardan yararlanmak bizim en doğal hakkımızdır. Bu edebiyatı kötülemek, reddetmek ya da ona yabancı kalmak kendi toplumumuza ve geleceğimize yapabileceğimiz en büyük kötülüklerden birisidir. Bu ifademle, klasik Türk şiirinin geri getirilmesi, tekrar diriltilmesini kastetmiyorum; kastettiğim geçmişte vücuda getirilen bu değerlerin, gerek yeniden üretilerek, gerekse olduğu haliyle toplum olarak keyfine varmamız gerektiğini söylüyorum. Bu edebiyatın ne kadar büyük bir sanat yeteneğine sahip olduğunu Yahya Kemal Beyatlı'nın yurt dışında yaşadığı şu olay çok net bir şekilde ortaya koyar: Yahya Kemal vapurda giderken bir Fransızla sohbet etmeye başlar. Yahya Kemal, Türk olduğunu söyleyince Fransız -Türklerin bir edebiyatı var mıdır? der. Yahya Kemal de Enderunlu Vâsıf'ın şu beytini okur ve elinden geldiğince izah eder: O gül-endâm bir şâle bürünsün yürüsün Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün Bu beyti duyan Fransızın Yahya Kemal'e söylediği sözler klasik Türk edebiyatının taşıdığı yüksek sanat değerini ifade eder mahiyettedir: -Eğer bir millet hiçbir edebî varlığa sahip olmasa, elinde sadece bu iki dize olsa, bu iki dize o milletin çok yüksek bir sanat gücüne sahip olduğunu ispat etmeye kâfidir. Bu edebiyatı yeni nesillere öğretmek, ilgi duymalarını sağlamak da bizlere düşmekte. İDİL: Teşekkür ederiz.
<urn:uuid:68015fa6-73a7-4bcd-8c85-186ad5031d54>
CC-MAIN-2017-51
http://www.idildergisi.com/makale/pdf/1343315643.pdf
2017-12-11T16:13:52Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2017-51/segments/1512948513611.22/warc/CC-MAIN-20171211144705-20171211164705-00467.warc.gz
384,370,653
4,196
tur_Latn
tur_Latn
0.998329
tur_Latn
0.999584
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 1631, 2620, 4797, 6452, 8579, 10560, 12006, 12914, 14209 ]
null
null
null
null
null
null
Bilgi ve Belge Yönetimi Alanında Dil Üstünde Özdeyişler Aphorisms on Language in the Field of Information and Records Management Hasan S. Keseroğlu* Öz İnsanın insan olma özelliklerinden birisi de kullandığı dili ve yabancı dilleri öğrenme becerisidir. İnsan dilindeki yaratıcılığının düşüncemiz gücünden çok kültürtün ona izin verdiği dilin smurları içinde kullanır. Kavramları kurduran, yani dili oluşturan da dil ile özdeş sayılan düşünce, mantık, bilgi, anlam, kültür, toplumdur. Bilgi ve Belge Yönetimi alanında dermeye katılan her yazılı yapı bilgi uzmani tarafından dilinin özellikleri bağlamında nitelenir/tanımlanır, sınıflandırılır ve konu başlığı dizin kavramı verilerek kullanıcıya sunulur. Bilgi uzmani, dili yalnız bir araç, kurallar bütünü (dilbilgisi) biçiminde smurlamadan düşünce, anlam, kültür ve kullandığı toplumun özellikleriyle değerlendirir. Eline aldığı kaynak amaç-anlam bağlamında dil ile yeniden anlamlandırılır, adlandırılır. Bilgi ve Belge Yönetimi - dil ilişkisini aforizmalar (özdeyişler) biçiminde denemek isteyen bu çalışma, bilgi uzmanlarının dil-anlam-kültür bağlamında farkındalık ve duyarlıklarını katkı sağlamayı ummaktadır. Anahtar Sözcükler: Dil; anlam; kültür; düşünce; kütüphane; kataloglama; bilgiye erişim; bilgi uzmani, bilgi ve belge yönetimi. Abstract One of the characteristics that makes human beings human is the skill of learning their own language and other languages. Human creativity in the use of language is the result not so much of the power of thought but of the limits, the culture places on the language. It is thought, logic, knowledge, meaning, culture and society that form language, that constitute concepts. Each written work added to the field of Information and Records Management is defined described, classified and made available to the user through subject headings/indexing concepts assigned by the information specialist in the context of the language characteristics. The information professional does not evaluate language as a tool and set of rules (grammar) alone, but with the characteristics of thought, meaning, culture and society in which it is used. A source is re-interpreted and named with language in the context of purpose-meaning. The present work, while trying to define the Information and Records Management-language relationship with aphorisms, aims to contribute to the information professional’s awareness and sensitivity in the context of language-meaning-culture. Keywords: Language; meaning; culture; thought; library, cataloging; information retrieval; information professional; information and records management. * Kastamonu Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü. e-posta: firstname.lastname@example.org Prof. Dr., Kastamonu University, Department of Information and Records Management Geliş Tarihi - Received: 09.10.2017 Kabul Tarihi - Accepted: 27.11.2017 Aforizmalar - Dil, bilgi ve belge yönetimi alanının özgünlüğünü dışarıya taşıyan en temel araçtır. - Bilgi ve belge yönetimi alanının abececi dil-anlam bağlantısını anlamakla başlar. - Bilgi ve belge yönetimi diğer bilim alanlarından ayıran yani ve özü bilgiye erişimde kullanılan dilidir. - Bilgi ve belge yönetiminde dil, dilin araç, kurallar bütünü (dilbilgisi) ya da iletişim aracı olma ötesinde öncelikle toplum, anlam, mantık ve kültür olarak anlaşılması gerekir. - Bir yapılıt bir kaç kavramda özetleyerek erişime açmak bilgi ve belge yönetimi alanının özüdür. - Kültürün bir adı da dildir. Dilin bir adı ise kültür. - Bilgi merkezinde dile gelen o merkezin kültürel donanımıdır. - Her bilgi merkezi çokkültürlülüğün tipik bir örneğidir. - Bilgi merkezi bilgi arayanın gereksinimlerine dil ile karşılık verir. - Bilgi merkezi bilgisini dil ile kurar, dil ile düzenler. - Bilgi merkezi kendi iç mantığını dil ile kurar. - Bilgi uzmanı kaynağı sembollerle düzenler, kavramlarla erişimi olanaklı kılar. - Bilgi uzmanının yorumu kaynağın anlamını kuşatır. - Dil, akıldan başka bir yetkenin boyundurduğunu onaylamayan bir özgürlük yoludur. - Bilgi uzmanının genel kültür donanımı kavramların zihinsel varlığına katkı sağlar. - Bilgi merkezinde kullanılan her sözcük bilgi uzmanının sorumluluğunu koyar ortaya. - Kişinin bilgisi kadar bilmesi zihinsel kavram zenginliği ile orantılıdır. - Bilgi uzmanı yazılı kaynağı dil ile anlar ve dil ile ifade eder. - Bilgi uzmanı anadil dışındaki dil ile kullanıcısına bilgi ipuçları sunmaya kalkışıyorsa o dilde bilginin bozulmasına da yol açıyor demektir. - Bilgi uzmanı dil ve dilde anlam avcisidir. - Dili ile düşünemeyen bilgi uzmanı kullanıcısını düşünemez. - Dil, bilgi uzmanının aklı, beyni ve belleğidir. - Anlami yakalayamayan bilgi uzmani mesleğin özünden de uzaklaşır. - Dilde kavram çağrışımları toplumlarda birbirinden ayrılmılsıdır. - Bilgi uzmanı kendi toplumunun kavram çağrışımlarını en iyi bilendir. - Düşünce eylemi dilin sunduğu sınırlar içindedir. - Dilin derinliklerine kulaç atamayanlar sığ anlamlarda güçlük çeker. - Dil düşüncenin eleştiri gücü olarak bilgiye katkı sağlar. - Bilginin düzenlenmesinde kes-kopyala-yapıştır her zaman başarıya taşımaz, dahası kendi kültürünü yadsımayla kadar götürebilir. - Bilginin düzenlenmesinde kes-kopyala-yapıştır çok kez kendi aklına güvenememe ile açıklanabilir. - Dilsel düşünce olmadan anlam kavranamaz. - Mantıksal bağlamından siyrlan mesleki öz olgularında bozguna uğrar. - Dilde anlami kavranamayan bilgi, bilgi değildir. - Anlami kavranamayan dilde bilgi üretilemez. - Anlami kavranamayan dildeki bilgiyi anlamamıza yabancı bilgi merkezleri katkı sağlasalar da, anlam yabancı dilin sınırları ve kültürü içindedir, bizim/anadilin değil. - Anadilde yazılan anadilim kültürünü yabancı dilde yazılan da yabancı dilin kültürünü taşır. - Her dil bir toplumun ürünüdür, her toplum da bir dilin. - Hiçbir dil başka bir dili kücümseyecek yetkinlikte değildir. - Dilin bilgi olması her konuşan - yazanı bilge yapmaz, dile yapışık anlamın zihindeki varlığıdır bilgi. - Anadilini sevmeyen, bilgi ve belge yönetimi alanından uzak durmalıdır. - Bütün diller ama bütün diller uydurmadır. Uydurulanın kaynağı da toplumun kültürel yapısını oluşturan yaşama ortamı, koşulları ve mantıksal çıkarımıdır. - Hiçbir kutsal kitabin dili Tanrı dili değildir. Bütün kutsal kitaplar indikleri toplumun dilindedir. - Dilinden yakınının yapması gereken tek şey yeni sözcükler üretip, önermek olmalıdır. - Dil anlam olarak genişlediği gibi daralabilir de. - Okurken zihnimizde oluşanlar dilin düşünce ve düş gücüne etkisidir. - Dil toplumdur, yaşadığımız coğrafyadır. - Eskimolar kar yağışını 250 değişik biçimde betimlerler, Ekvator çevresindekilere bunu anlatmak olanaklı mıdır? - Aynı anlam her zaman yaşanmaz dil ile denenebilir. - Dile gelmeyen bilinemez, dil bilgiye, bilgi dile yapışıktır. - Okurken sembollerle anlama varırız, anlam ise sembollerle zihnimizdeki dilsel kavramlardır. - Anlamayan dilin sembolleri yoksun olandır. - Dil düşünceyi, düşünce bilgiyi, bilgi mantığı, mantık anlamı tetiklese de kısaltılmış adı kültürdür. - Düşünmek, kültürün zihnimizde kurduğuandı ayrı bir durumla karşılaşma demektir. - Dil yorgunu olunmaz. - Çok yabancı dil bilmeli ama bilginin sınırı anadildir. - Dilini sevmeyen kendini sevmez. - Dilinde, başka dilleri değiştirmeden okuyarak açıklama yapan zavallılar. - Genel olarak dildeki savruluk anadilin bedavalığındandır. - Dil, kişinin ruhsal durumuyla ürer, anlama bürünür ve sıralanır. - Dilin dini olmaz. Türkler önce Şamanlık inancını, ardından Budizmi, Manihaizmi, Zerdüştlüğü, Hıristiyanlığı ve İslâmiyeti almış ama hep Türkçe konuşup, yazımsıldır. - Yazılı olanı var kılan dildir / Yazıyı doğuran dildir. - Dil bilginin aynasıdır. - Konu başlığı ya da dizin kavramlarını anlam olarak tartmadan hizmete sunmak, hem eldeki yapıta hem bilgi arayana hem de mesleğe karşı en büyük haksızlık, kendine karşı da saygısızlıktır. - Dil yaşamı kavrayış, kavrayışı anlamlandırmadır. - Dile gelen düşünce kültürün olurunu almış olandır. - Yaşamın anlamı, ister duygusal duyumsamalarımız ister düşünsel çıkarımlarımız olsun dille kendimize fısıldadığımızdır. - Siniflama, yaşamı, dünyayı dilde kavrama çabasıdır. - Siniflama, anlama, adlandırma ve anlam verme çabası sonucu doğar. - Her bilim insanı, felsefecinin bir siniflama dizgesi olmuş, her arşiv ve kütüphane de siniflama yaparak elinde bulunan bilgiyi düzenlemiştir. - Siniflama anlam yüklenen bilginin düzenli biçimidir. - Bilgi uzmanı siniflama eylemiyle anladığıni yeniden adlandırıp, anlamlandırır. - Her bilgi uzmanı anlam avcisidir. - Anlam avcılığı karşılıklı konuşmalarımızın zihinde özetlenmesi, gazetede minicik ya da uzun bir haberin tek sözcükle adlandırılması alıştırmalarıyla başlayabilir. - Lise felsefe öğretmenim Celal Akaslan “her şeyin başında anlamak gelir” derdi. İşi anlamak üstüne kurulu olan bilgi uzmanlarına ne mutlu, anlamakla yetinmeyip yeniden anlam yükleyerek, anlamlandırırlar. Sonuç Dil, insanın günlük yaşamı alışkanlıkları ötesinde, düşünceden bilgiye, mantıktan geleneğe, iletişimden topluma bütün özellikleri kapsayan bir alandır. İnsanın özgürlüğü gibi tutsaklığı da dile bağlıdır. Dilin gücü kitaplar dolusu anlatılabilir. Ben de bu konuda çalışırken düşüncelerimi değişik bir biçimde dile getirmeyi denemek istedim. Buradaki düşünceler (aforizmalar), Bilgi ve Belge Yönetimi alaniyla doğrudan ilgili olmayan kaynaklarla ortaya çıktı. Bilgi ve Belge Yönetimi alanında bu türden denemeler, mesleğimizin dil ile ilişkisini ve dilde ne denli derinleşirsek başarımızın da o kadar artacağını göstermek açısından önemsenmelidir kanısındayım.
<urn:uuid:c99cd151-9fb3-4e8b-b26b-f936b2fa6dc3>
CC-MAIN-2020-10
http://tk.org.tr/index.php/TK/article/download/2844/2770
2020-02-29T01:11:03+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2020-10/subset=warc/part-00286-ce9ee7ea-c51e-4aaf-9912-52adddf9c929.c000.gz.parquet
139,852,067
2,652
tur_Latn
tur_Latn
0.988531
tur_Latn
0.99929
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
docling
[ 2869, 6011, 8862, 9530 ]
null
null
null
null
null
null
kavram olarak kullanılmış, bu şekilde itiham edilenlere de mürteci denilmiştir. Arapça'da bunlar için irtica ile aynı kökten gelen rec'iyye ve rec'i kelimeleri kullanılmaktadır. İrtica kelimesi Türk siyasi literatürüne II. Meşrutiyet'ten (1908) sonra girmiştir. Başta Otuzbîr Mart Vak'ası, Adana Vak'ası, Beşiktaş ve Kumkapı hadiseleri olmak üzere II. Abdülhamid'i tekrar iş başına geçirerek isteyen kişi ve grupların sebep olduğu gelişmeler,larında dönemin İslâmcılar'ın da bulunduğu Meşrutiyet yanlıları tarafından "irticâa hareketler" olarak adlandırılmış, böylece kelime ilk defa dar anlamda II. Meşrutiyet'e karşı olanlar veya II. Abdülhamid yönetimiini isteyenler için kullanılmıştır. Osmanlı tarihinde çeşitli zamanlarda ortaya çıkan Kadirzâdeliler, Patrона Halil, Alemdar Mustafa Paşa, Kabakçı Mustafa ve diğer yeniceri isyanları gibi tepkisel olaylar için dönemin kaynaklarında irtica kelimesinin kullanılması olması da kavrama yüklenen anlamanın yeni olduğunu gösterir. Ancak bu hadiseler daha sonra bazı Cumhuriyet dönemi yazarlarına irticâa hareketler olarak nitelendirilmiştir (Tanpınar, s. 65). Osmanlı tarihinde değişime tepki gösterme, mevcut durumu eleştireme ve geçmişe özlem duyma bilhassa Kanûnî Sultan Süleyman'ın sonraki dönemde sık sık dile getirilmiştir. Sınırların daraldığı, içtimai ve siyasi kargaşa ile ekonomik sıkıntılarnın yoğunlaştığı zamanlarda devlet adamlarının, halkın ve ulemânın "yükseleme dönemi"ne tahassûl ettiğlera bulundukları bilinmektedir. Dolayısıyla III. Selim'den itibaren başlatılan islahat çalışmalarında ve ilgili lâyihalarda öngörülen hedefler daima "geçmişteki azamet ve sıvateye kavuşma" şeklinde ifade edilmiştir. Nitekim Tanzimat'ın gerekçe mahiyetindeki dibacısından de, "... evvelki kuvvet ve mâmûriyet bilâkîs za'f ü fakra mübeddel olmuş ..." denilmektedir. Ancak geçmiş için kullanılan bu tür özlem ifadeleri mevcut durumu iyileştirmeye yönelik olduğu için bir tepki görmemiş, aksine olumlu karşılamlanmıştır. Bu olumlu değerlendirilmenin bir başka sebebi de söz konusu değişim arayışlarına ictidar ve çevresi tarafından öncülük edilmesidir. II. Meşrutiyet'ten sonra bu özlemin yakın geçmişi at olmasının yanında yakın geçmiş üzerinde bir mutabakatın bulunmaması olması da tarafları daha olumsuz siyasi tavırlara götürmüştür. Önceki müsbet telakkilerle bu dönemdeki menfi çağrışmalarla etkili olan bir diğer önemli değişiklik de geleneğin kurulmuş olmasıdır. Artık II. Meşrutiyet ile yeni bir döneme girlmiş ve bu yeni dönem, geleneği temsil eden saltanat idaresine duyulan tepkinin ifadesi olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim irtica kelimesine yüklenen olumsuz anlam da aynı tepki yüzündür. Böylece yeni rejime muhalefet eden herkesin aynı zamanda aşağılanması da amaçlanmıştır. İrtica kelimesi Cumhuriyet döneminde de aynı anlarnı devam ettirmiştir. Ancak bu defa Cumhuriyet'ten önceki dönemin devamını isteyen ya da Cumhuriyet dönemindeki bazı uygulamaların yanlış olduğunu ileri sürenek buna karşı çıkan kişi ve gruplar için kullanılanından Meşrutiyet taraftarları da bu kavranın kapsamı içinde kalmıştır. İrtica kelimesi daha sonra anlam dardalmasına uğrayarak genel muhalefeti ifade etmekten çok muhalefetinde dinî motifiyere yer veren gruplar için kullanırmaya başlanmıştır. Böylece irticanın giderek dinî muhteva ile anılır hale gelmesinde yaşanan tarihi sürecin algılanışının önemli payı olmuştur. Osmanlı tarihinde sıkça rastlanan iktidara baş kaldırma olaylarında değişmez bir slogan olan ve, "iktidarın kefylifiliyêe haksız tasarrufiara karşı adaletin ve hukukun gerçekleşme- minin isteriz" anlamında kalıplansa, "Seri- at isteriz" ifadesinin, "Din kurallarıyla yönetim isteriz" şeklinde yorumlanır hale gelmesi bu sürecin açıklamasında birinci amıldır. II. Meşrutiyet'e karşı oluşan tepkide ise bu anlayışın yanında meşrutiyetini dinden aldığınına inanılan yeni bir takım hukuk ve idarî düzenlemelere karşı çıkmak da söz konusudur. Dönemin İslâmcılar'ın şiddetli reddiyelerine ve meşrutî idare ile kurumlarının İslâm'a uygunluğunu ispat için gösterdikleri yoğun çabalarına rağmen, "Seriât isteriz" kalibi, nihai olarak Otuzbîr Mart vb. olaylarda İttihat ve Terakki'den yana tavır koyan İslâmcılar'ı da kapsayacak şekilde, hayata ve hadiselerle bakışında dinî olan ön plana çıkarımıya çalışan herkes için kullanılacak bir çerçeve kazanacaktır. Cumhuriyet döneminde ise genellikle irtica ile kastedilen şey, anayasanın değişirecek dini esas" da dayalı bir devlet düzeni kurmak istemek ve bu yolda faaliyet göstermekti. Ancak günümüzde Türkiye'nin siyasi şartlarındaki gelişmelerle bağlı olarak irticâan anlam alanı tekrar genişletilerek başta belirli tarzdaki kılık kıyafet olmak üzere halkın bir kesiminin hayat tarzı, düşünce ve davranışları da aynı kelime ile ifade edilir olmuştur. Buna bağlı olarak zaman zaman yasaama organlarında gündeme getirilen "irticâ ile mücadele tasarlari"nda da lafız ve mâna itibariyle mücadele amaçlanan suç ve eylerlerin sınırlarının hukuk mantığı çerçevesinde açık bir şekilde belirlenmemesi olması konuyla ilgili karşılıklık ve tartışmaların, sâbıktif uygulamaların her devirde gündeme kalması sonucunu doğurmış olup ortaya çıkan siyasi, içtimai ve psikolojik gerginlikler, problemin genel hukuk ve adalet prensipleri çerçevesinde çözümlenmesini güçlendirmektedir. BİBLİYOGRAFYA: Ahmet Hamdi Tanpınar, XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi (İstanbul 1956), İstanbul 1985, s. 65; Mümtâz'ar Türköne, Siyasi Ideoloji Olarak İslâmcıculğun Doğuşu, İstanbul 1991, s. 76; Ismail Kara, İslâmcıların Siyasi Görüşleri, İstanbul 1994, s. 139, 200-204; Tanin, İstanbul 16-17 Mayıs 1909; SR, sy. 22, 39, 43, 71, 124, 144, 149, 157, 257 (1948-57); tür.yer.; Mahmut Yurtter, "İrticâa Karşı", Yeni Adam, Ankara 1 Şubat 1951; "İrticâa Dair Düşünceler", a.e., Ankara 5 Nisan 1951; "En Büyük Tehlike: İrticâ", Varlık, İstanbul 1 Şubat 1951; Ali Fuad Bağsil, "Türkiye'de İrticâ Var mı", Türk Düşüncesi, X/5, İstanbul 1959, s. 4-6; Hilmi Ziya Ülken, "Batıda ve Bizde İrticâ", a.e., a.e./X/5 (1959), s. 7-11; Veddi Bûrün, "Tarihimize İrticâ", a.e., X/5 (1959), s. 17-23; Cahit Tanyol, "Dün ve Bugün İrticâ-Inkulâp", a.e., X/5 (1959), s. 24-29; Şerif Mardin, "İslâmcılik", TCTA, V, 1400-1404. Şaban Sitembölükbaşı İRTICÂL (الْيَرْتِقَل) Şiiri (veya güzel sözü) önceden hazırlamadan, düşünüp tasarlanmadan içe doğduğu gibi söylemek anlamında edebiyat terimi. Sözlükte "akıcılık ve kolaylık" mânasındaki reç kökünden türeyen irticâl kelimesiyle "düz saq" anlamındaki şâ'r reç ve "kuyuya ip ve kement kullanmadan ayaklarıyla imnek" demek olan irticâl'ı-l'bi' ifadesi arasında etimolojik alâka kurulmuştur (İbn Reşîk el-Kayrevânî, I, 196; Ali b. Zâfir, s. 5; Mustafa Sâdîk er-Râfîî, III, 46). Fırûzâbâdî, irticâl terimini "insanın yürümesi" mânasına gelen irticâl'ı-recûl ifadesiyle ilgili görür ve "şiiri ya da bir sözü bulunduğu yerden hareket etmeden veya bir yere oturmadan ayak üstü söyleyivermek" anlamındaki irticâl'ı-ş'iri' ve irticâl'ı-kelâm tabirlerinin buradan doğmuş olabileceğini söyler (Kâmus Tercümesi, "rcl" md.). Çocuğun konuşmaya başladığında tabiatıttaki sesleri taklit ederek kelime üretmesine de irticâl adı verilir. Edebi eserlerde bedîhe, bedâhet, iktidâb ve kadîb kelimelerinin irticâl ile aynı anlamda kullanıldığı görülmektedir. Ancak irticâlde ön hazırlık ve düşünme söz konusu değişken bedîhede biraz düşümne, huzi zerklede yazma ve not alma fırsatı vardır. irticâle yakın olan bir bedîhe türü de serîdir. Çahiliye devrinde Araplar şirlerini ve hitâbelerini irticâlén söylerlerdi. Kadınların ninnileri, deve çobanlarının şarkıları hep irticâl idi. irticâl şirler daha sonra lar beliri merasim dahilinde insad edilerek törensel bir mahiyet kazandı. Bu tür şiirlerde çoğunlukla recez vezni kullanılır. Bu sebeple "receze" ve "irticze" fiilleri, "alay etmek, recez vezninde şiir söylemek" anlamlarına geldiği gibi "herhangi bir vezinde irticâlen şiir söylemek" manasında da kullanılmıştır. İslâm'ın ilk yıllarında da şirlerle muhadram şairler arasında irticâl yaygındı. Arap dilinin mecaz, istiare, kinâye ile eş ve zıt anlamlı kelimeler bakımından zenginliği, kafiyeye kolaşırtırıcı özellikleriley şiirel anlatma yakınılığı. Arapların has-sas, çabuk infaile kapılan, onurlarına düşünün, yenilmez kabul etmeyen bir tabiatı sahip olmaları, dolaysıyla şiri ve sözü hazırlı silâh gibi kullanma yetenekleri onların içinde irticâlın yaygın olmasıının sebepleri arasında zikredilir. Uzun şir ve kaside lerde irticâl görülmez. En güzel irticâller ölümlü, zulüm ve tehlike anlarında söylenmiş olanlardır. Kaynaklarda bu konuda Tarâfe b. Abd. Abdüyegûs, Abîd b. Ebras, Ebû'l-Atâhiye, Ebû Nûvâs, Ferezkad, Mü-tenebbi, Ali b. Cehm, Temîm b. Cemîl ve Ebû Temmâm'a ait çeşitli örnekler bulunmaktadırdı (İbn Reşîk el-Kayrevânî, I, 189-196). irticâl ve bedîhe kudreti olan şaire "matbû" şair (şiri yeteneği olan, tabii bir şekilde şiir söyleyebilen şair), böyle olmaya da "mütkeffelî şair" denilmiştir (İbn Kuteybe, s. 17, 26-29). Nâbîga ez-Zûbâyâni, Meymûn b. Kays el-A'sâ, Tufeyf el-Ganevî, Zûheyr b. Ebû Sûlmâ ve Hutay'e gibi şairlerin şiri bir geçim vasıtası haline getirmelerinden sonra irticâlden bedîheye, bedîheden reviyeye (düşünenek ve tasarlayarak şiirsöyleme) doğru bir dönüş olmuştur. Artık şiri içe doğduğu gibi değil övlen kişilerden daha fazla ödü almak için üzerinde günlerce, aylarca düşünündükten sonra söyleşir hale gelmiştir. Bu tür şirlerle "hav-liyyât, münakkahât, mukalledât, muhke-mât" adı verilmiştir (Câhiz, II, 9). Arap şiirine irtmuulkays b. Hucr gibi ustaların ortaya çıkması, bunların şiirlerinin taklit edilmeye başlanması ve Arap dilinde lah-nin yaygın hale gelmesi, şairlerdeki irticâl tabiatını bozan diğer sebepler arasında zikredilir. Ali b. Zâfir, bedîhe ve irticâl şirlerini derleyerek Bedâ'yu'l-bedâ'ih (Bulâk 1278; Kahire 1316, 1970) adıyla bir antoloji meydana getirmiştir. Bu eserde yer alan, kafîye ve veznin başkası tarafından belirlenerek şairin bir hazırlik yapmasının önlediği "icaze" ismi verilen irticâl örnekleri çok orijinal bulunmaktadır. Ayça b. Bessâm'ın ez-Zâhire'si ile Feth b. Hâkân'ın Kalâ'dûl-i-'îkyân'ı gibi edebî eserlerde de bu konuda örnekler rastlanır (Mustafa Sâdîk er-Râfîî, III, 50). irticâl, Türk edebiyatında daha çok aşkar tazi şiri geleneği içinde varlığını devam ettirmiştir. Başlangıçta divan edebiyatında da irticâlın şiri söylendiği, hatta Nefî'nin IV. Murad'ın huzurunda irticâlén bir kaside söylediği kaynaklarda yer almaktaysa da bu bilgi inandırıcı olmaktan uzaktır. Aşkar edebiyatında irticâlén şiri söyleme usta-cıraç geleneği içinde edilen bir yetenektir. Usta aşığın yanında uzun bir çıraklık dönemi geçiren aşık adayı ustasından eski aşıkların eserleriley kendi şiirlerini, ayrıca hikâye anlatma, saz çalmı ve irticâlén şiri söylemeyi de öğrenir (bk. AŞİK). Aşık karşılışlarının temelini oluştururan deyişmelerde ve "leb-değmez" denilen şiri söylemede aşıkların ustalığındı belirlemek için irticâlin önemli bir yeri vardır. Bu şirleri okumada bazan da aşıklara "ayak açmak" (ayak vermek) olarak adlandırılan bir kafîye verilir ve aşıkların bu ayaga göre şiri okumaları istenir (bk. AYAK). irticâlén şiri okumaya son yıllarda "doğaçlama" da denilmektedir. BIBLÝYOGRAFYA: - Kâmil Tercümesi, "rcl" md.; Câhiz. el-Beyân ve't-tebîyn (nsr. Abdüsselâm M. Hârûn), Kahire 1395/1975, II, 9, 13-14; İbn Kuteybe, es-Şîr ve's-su'âra' (de Goeje), s. 17, 26-29; Ebû Hilâl el-Askerî, Kitâbû's-Sînâ'ateyn (nsr. M. Ebû'l-Fazl – Ali M. el-Bîcâvî), Kahire 1371/1952, s. 39-41; İbn Reşîk el-Kayrevânî, el-'Umdâ, Kahire 1383/1963, I, 189-196; Ali b. Zâfir, Bedâ'yu'l-bedâ'ih, Bulâk 1278, s. 5; R. Blachère, Histoire de la littérature arabe, Paris 1943, s. 87-88, 364, 369-373; Mustafa Sâdîk er-i-âfîî, Târîhu 'âdâbî'l-'Arab, Beyrut 1394/1974, I, 174-175; III, 46-50; C. Zeydan, Âdâb, I, 61-62; İskender Pala, Ansiklopedik Diwan Şiiri Sözluğu, Ankara 1995, s. 285; S. A. Bonebakker, "Irtidâl", EI² (ing.), IV, 80-81; "Irticâl", TDEA, IV, 406. İsmail Durmuş
88cff3ef-7d4f-4616-b3d1-a557c5525343
CC-MAIN-2021-49
https://cdn2.islamansiklopedisi.org.tr/dosya/22/C22007447.pdf
2021-11-28T14:28:08+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-49/subset=warc/part-00056-eb7089cf-762b-4a3e-8cab-20b677c0d246.c000.gz.parquet
246,459,130
4,017
tur_Latn
tur_Latn
0.998174
tur_Latn
0.998831
[ "tur_Latn", "tur_Latn" ]
true
docling
[ 6989, 11920 ]
null
null
null
null
null
null
ÖSYM TARZINDA ULTİ Serisi FİZİK BRANŞ DENEMELERİ AYT 15 x 14 YASİN KIR ALİ AKGÖL MURAT TÜRKER SEDEF AKIN SELİM ARSLAN ULTİ SERİSİ İLE ZİRVEYE ODAKLAN BES YAYINLARI @besyayinlari facebook.com/besyayinlari www.besyayin.com /BES YAYINLARI ULTİ Serisi FİZİK BRANŞ DENEMELERİ AYT Bu kitabın basım, yayın ve satış hakları BES Yayınlarına aittir. Bu kuruluşun izni alınmadan kitabin tümü ya da bölümleri, kapak tasarımı; mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik, kayıt ya da başka yöntemlerle çoğaltılamaz, dağıtılamaz. Bu kitap T.C. Kültür Bakanlığı bandrolü ile satılmaktadır. Sertifika No.: 52247 YAYIN KOORDİNATÖRÜ NESRİN CAN YAYIN, YÖNTEMENİ GİZEM GÜLER GRAFİK TASARIM & DİZGİ İBRAHİM KOÇ & BES YAYINLARI DİZGİ EKİBİ BASIM YERİ ERTEM BASIM LTD. ŞTİ. /ANKARA Başkent Organize Sanayi Bölgesi 22. Cadda No: 6 Tel: (0312) 640 18 23 Faks: (0312) 640 18 29 Maliköy - Tunceli ANKARA Sertifika No: 48083 0 549 814 44 47 facebook.com/bes.yavin instagram.com/besyayinlari www.besyayin.com email@example.com Bu testte 14 soru vardır. 1. Aynı düzlemde bulunan $\vec{K}$, $\vec{L}$ ve $\vec{M}$ vektörleri şekildeki gibidir. - $\vec{K}$ ile $\vec{L}$ vektörlerinin bileşkesinin büyüklüğü $R_1$, - $\vec{K}$ ile $\vec{M}$ vektörlerinin bileşkesinin büyüklüğü $R_2$, - $\vec{L}$ ile $\vec{M}$ vektörlerinin bileşkesinin büyüklüğü $R_3$ tür. Buna göre; $R_1$, $R_2$ ve $R_3$ arasındaki ilişki aşağıdaki- rin hangisinde doğru verilmiştir? (Birim kareler özdeştir.) A) $R_1 > R_2 > R_3$ B) $R_3 > R_2 > R_1$ C) $R_3 > R_1 > R_2$ D) $R_2 > R_1 > R_3$ E) $R_2 = R_3 > R_1$ 2. Bir öğrenci yeterince uzun yatay zemin üzerinde bulunan bir kutuyu yatay doğrultuda sabit $\vec{F}$ kuvveti ile iterken kutu sabit $\vec{v}$ hızıyla hareket ediyor. Buna göre, I. Öğrencinin uyguladığı $\vec{F}$ kuvvetinin büyüklüğü zemin ve kutu arasında oluşan sürtünme kuvvetinin büyük- lüğüne eşit değerdedir. II. Öğrenci kutuya uyguladığı kuvveti iki katına çıkarırsa kutu, sürekli artan hızla hareket eder. III. Öğrenci kutuya uyguladığı kuvveti kaldırdığı anda kutu durur. yargılardan hangileri tek başına doğrudur? (Öğrenci ile zemin arasında yeterince sürtünme vardır.) A) Yalnız I B) I ve II C) I ve III D) II ve III E) I, II ve III 3. Sürünmelerin ihmal edildiği laboratuvar ortamında özdeş birim karelere bölünmüş bir yatay masa yüzeyinin K ve L noktalarından boncuk tabancası ile özdeş boncuklar aynı anda atılıyor ve O noktasında merkezi esnek çarpışma yapıyor. Tabancadan ayrılan boncuk mermilere dışardan hiçbir kuvvet etki etmediğine göre, I. Boncuk mermilerin çarpışmadan önceki çizgisel momentumları eşit büyüklüktedir. II. Boncuk mermilerin çarpışıkları anda birbirlerine uyguladıkları itmeler eşit büyüklüktedir. III. Boncuk mermilerin ilk çizgisel momentum vektörlerinin bileşkesi, son çizgisel momentum vektörlerinin bileşkesine eşittir. yargılardan hangileri doğrudur? A) Yalnız I B) Yalnız III C) I ve II D) II ve III E) I, II ve III 4. Sürünmesiz ve yalıtkan yatay düzlemde A ve B elektrik yükülü cisimler, birbirlerinden d kadar uzaklıkta konumlarda sabit tutulmaktadır. Cisimlerin yük işaretleri aynı olup aralarında oluşan elektriksel kuvvetin büyüklüğü $F'$ dir. Buna göre, cisimlerin yatay düzlemdeki konumlarını değiştirmeden $F'$ yi değiştirmek için; I. A cisminin yük işaretini değiştirmek, II. sadece B cisminin yük miktarını değiştirmek, III. sistemi su içerisine koymak işlemlerinden hangileri tek başına yapılabilir? A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve II D) II ve III E) I, II ve III 5. Bir tesisatçı özdeş üç civatayı yerinden sökmek için kul- landığı anahtarın aynı noktasından tutarak önce birinci civataya $\vec{F}_1$, ikinci civataya $\vec{F}_2$ kuvvetlerini uyguluyor. Sonra anahtarın sapını boru yardımıyla uzatıp borunun uç kısmına $\vec{F}_3$ kuvvetini uyguluyor. Tesisatçı her üç civatayı da bulunduğu yerden an- cak sökebildiğine göre, uyguladığı $\vec{F}_1$, $\vec{F}_2$ ve $\vec{F}_3$ kuv- vetlerinin büyüklükleri arasındaki ilişki aşağıdakile- rin hangisinde doğru verilmiştir? (Yüzeyler özdeştir.) A) $F_1 = F_2 > F_3$ B) $F_1 > F_2 > F_3$ C) $F_2 > F_1 = F_3$ D) $F_3 > F_2 > F_1$ E) $F_3 > F_1 > F_2$ 6. Birbirine paralel X ve Y iletken tellerinden şekilde bel- irtilen yönlerde $i_X$ ve $i_Y$ şiddetine elektrik akımı geç- mektedir. $i_X > i_Y$ olduğuna göre, I. Teller birbirine itme kuvveti uygular. II. X telinin Y teline uyguladığı manyetik kuvvetin bü- yüklüğü, Y telinin X teline uyguladığı manyetik kuv- vetin büyüklüğünden fazladır. III. Tellerin K noktasında meydana getirdiği manyetik alanlar zıt yönlüdür. yargılardan hangileri yanlıştır? A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) I, II ve III 7. Suğaç, ampermetre ve alternatif gerilim kaynağı ile kurulan elektrik devresi şekildeki gibidir. Buna göre; I. suğaçın levhaları arasına yalıtkan bir cisim koymak, II. suğaçın levhalarının alanını artırmak, III. suğaçın levhaları arasındaki uzaklığı artırmak işlemlerinden hangileri tek başına yapılrsa ampermetrenin gösterdiği değer artar? A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) II ve III 8. Sürtümelerin önemsenmediği ortamda K cismi O merkezli, r yarıçaplı çembersel yörüngede yatay düzlemde şekildeki gibi düzgün çembersel hareket yapmaktadır. Cisin sadece açısal hızının büyüklüğü ve r yarıçapı bilindiğine göre, cisme ait; I. merkezil ivme, II. çizgisel hız, III. merkezil kuvvet niceliklerinden hangilerinin büyüklüğü bulunabilir? A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve II D) II ve III E) I, II ve III 9. O noktasına sabitlenmiş esnemeyen ipin ucuna bağlı cisim K noktasında tutulmaktadır. Cisim serbest bırakıldığında düşey kesiti şekildeki gibi olan yörüngeyi izleyerek L noktasından geçiyor. Buna göre, I. Cisim L noktasından geçerken ipteki gerilme kuvvetinin büyüklüğü cismin ağırlığından büyüktür. II. K-L noktaları arasında cisim düzgün çembersel hareket yapmaktadır. III. Cisim L noktasından geçerken ipte oluşan gerilme kuvvetinin büyüklüğü ipin uzunluğuna bağlıdır. yargılardan hangileri doğrudur? A) Yalnız I B) I ve II C) I ve III D) II ve III E) I, II ve III 10. Sürtünmelerin ihmal edildiği düsey kesiti şekildeki gibi olan O merkezli ve r yarıçaplı ray sisteminin X noktasından uzakta kumandalı bir oyuncak araba $\vec{v}$ hızıyla harekete geçiriliyor ve oyuncak araba düzgün çembersel hareket yaparak K, L ve M noktalarından güvenli bir şekilde geçiyor. K, L ve M noktalarında oyuncak arabaya rayın uyguladığı tepki kuvvetlerinin büyüklükleri sırasıyla $F_K$, $F_L$ ve $F_M$ olduğuna göre, bunlar arasındaki ilişki aşağıdakilerin hangisiinde doğru verilmiştir? A) $F_K > F_L > F_M$ B) $F_K > F_L = F_M$ C) $F_K > F_M > F_L$ D) $F_M > F_L > F_K$ E) $F_K = F_L = F_M$ 11. Hastalıkların teşhisinde kullanılan röntgen cihazında X–ışınları kullanılır. Buna göre, I. X–ışınları, röntgen cihazında hızlandırılmış elektronların belirlenen bir hedefe çarpıtılarak yavaşlatılmasıyla oluşur. II. Röntgen cihazında karın boşluğunda bulunan yumuşak dokularda kolayca görüntü sağlanırken vücudun kemik ihtiva eden kısımlarında görüntü yetersiz kalmaktadır. III. X–ışınlarının frekansı çok büyük olduğu için röntgen çekimi sırasında ışınlar gözle algılanamaz. yargılardan hangileri doğrudur? A) Yalnız I B) I ve II C) I ve III D) II ve III E) I, II ve III 12. Bir atomun iç enerji seviyelerinin dördü şekildeki gibidir. n = 4 n = 3 n = 2 n = 1 Buna göre, bir elektronun seviyeler arasındaki geçişlerinde yayınlanan en yüksek frekanslı ve en düşük frekanslı ışık tayıfı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir? | En Düşük Frekans | En Yüksek Frekans | |------------------|-------------------| | A) n = 3'ten n = 1'e | n = 2'den n = 2'ye | | B) n = 2'den n = 1'e | n = 1'den n = 4'e | | C) n = 3'ten n = 2'ye | n = 3'ten n = 1'e | | D) n = 4'ten n = 3'e | n = 4'ten n = 1'e | | E) n = 2'den n = 1'e | n = 4'ten n = 1'e | 13. Bir fotosele X, Y ve Z ışınları ayrı ayrı düşürüldüğünde devreden geçen akım şiddetinin uygulanan potansiyel farkına bağlı değişim grafiği sırasıyla Şekil I, Şekil II ve Şekil III'teki gibi oluyor. Buna göre, I. X ve Y ışınlarının frekansları aynıdır. II. X ve Z ışınlarının ışık şiddetleri aynıdır. III. \( i_y > i_x \) dir. yargılarından hangileri doğrudur? A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) I, II ve III 14. Modern fiziğin çalışma alanlarıyla birlikte atomun yapısı, atom spektrumu ve atomun uyarılmasıyla ilgili her türlü çalışma tip, iletişim ve savunma sanayisi gibi birçok alanda görüntüleme teknolojisinin gelişmesini sağlamıştır. Buna göre, görüntüleme cihazlarıyla ilgili, I. Röntgen cihazlarında X-ışınları kullanılır. II. MR cihazında radyo dalgaları kullanılır. III. Termal kameralarda, elektromanyetik spektrumdaki görünür bölgedeki elektromanyetik dalgalar gözlenir. yargılarından hangileri doğrudur? A) Yalnız I B) I ve II C) I ve III D) II ve III E) I, II ve III
2515a3ce-2f42-41a1-87bf-9bd1a38a50cf
CC-MAIN-2023-50
https://www.besegitim.com/Uploads/KitapOrnekPDF/27098/ULT%C4%B0%20SER%C4%B0S%C4%B0%20AYT%20F%C4%B0Z%C4%B0K%20BRAN%C5%9E%20DENEMELER%C4%B0%20%C3%96RNEK%20PDF.pdf
2023-12-02T14:30:37+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2023-50/subset=warc/part-00276-e565b809-b335-4c1d-90fd-54a9a2b7113d.c000.gz.parquet
775,444,436
3,156
tur_Latn
tur_Latn
0.913418
tur_Latn
0.99896
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "unknown", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
true
docling
[ 123, 243, 283, 1012, 2228, 3521, 4689, 6103, 7866, 8879 ]
null
null
null
null
null
null
AK PARTİ'DE "KORUYUCU AİLE" ÇALIŞTAYI ■ AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı Akşit: "Türkiye genelinde 14 bin korunmaya muhtaç çocuk var" dedi. ANKARA (AA) - AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Genel Başkanı Güldal Akşit, Türkiye'de 14 bin korunmaya muhtaç çocuk olduğunu bildirdi. AK Parti Kadın Kolları'nın düzenlediği "Koruyucu Aile" çalıştayı parti genel merkezinde yapıldı. Genel Merkez Kadın Kolları Genel Başkanı Güldal Akşit, açılışta yaptığı konuşmada, Türkiye genelinde 14 bin korunmaya muhtaç çocuk bulunduğunu belirterek temel amaçlarının; bu çocuklara aile sıcaklığına kavuşturmak olduğunu bildirdi. Yurt ve yuvalarda yetişen çocukların koruyucu ailenin yanına verilmesinin kamuyunda çok fazla bilinmediğini belirten Akşit, bugüne kadar koruyucu aile hizmetinden yararlanmış 5 bin 287 çocuk bulunduğu, bu yıl 135 çocuğun daha koruyucu aile hizmetinden yararlandığını bildirdi. KOĞUŞ SİSTEMİNE SON Çocuk Hizmetleri Genel Müdürü Abdulkadir Kaya ise Çocuk Hakları Sözleşmesi prensibinden hareketle Türkiye'de 0-18 yaş arasında 23,9 milyon "çocuk" bulunduğunu, ülkedeki 14 milyon aileden 8 milyonunun ise koruyucu aile olabileceğini ancak gerçekleşme oranının çok düşük olduğunu bildirdi. Çocukların devlet himayesinde iyi korunduğunu ama aile ortamı sağlama konusunda sıkıntısı yaşadığına ifade eden Kaya, ideal olanın; çocuğun kendi öz ailesi varsa, yapılabilmesi yorsa ailenin sorunun çözülecek oraya yerleştirilmesi olduğunu işaret etti. Kaya, tanıtım eksikliği dolayısıyla koruyucu aile ile evlatlık edinmenin birbirine karşılıklığına işaret etti. Kaya, evlatlık edinmede mahkeme kararı ile nüfusa geçirilerek miras hakına da sahip olunması sağlanırken, koruyucu ailede böyle bir durum olmadığını ifade etti. TÜBİTAK ile Çocuk Erken Tanı ve Uyan Sistemi (ÇETUS) üzerinde çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Kaya, proje tamamlandıktan sonra çocukların daha yakından takip edileceğini belirtti. Sosyo kültürel faktörler ve dini sebeplerden dolayı da ailelerin koruyucu ailelikten uzak durduğuunu anlatan Kaya, "2014 yılı sonuna kadar hiç bir çocuk koğuş sisteminde kalmayacak. Ya kendi ailesinin yanına dönmuş olacak, ya evlat edinirme ya da koruyucu aile hizmetinden yaralanır, çocuk evinde veya da sevgi evinde kalacak. Çocuğun üstün yararı bunu gerektiriyor" diye konuştu. Kaya, bir tantim kampanyası başlatacaklarını ve koruyucu Aile Yönetmeliği'nin de hukuksal anlamda kendilerine yardımcı olacağını bildirdi.
<urn:uuid:fc63cf3a-9121-42c8-a005-cad4292d6630>
CC-MAIN-2018-05
http://cocukhizmetleri.aile.gov.tr/data/5422ccb9369dc316585c0f89/12.09.2012.pdf
2018-01-17T21:45:26Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2018-05/segments/1516084886979.9/warc/CC-MAIN-20180117212700-20180117232700-00263.warc.gz
70,531,800
685
tur_Latn
tur_Latn
0.99992
tur_Latn
0.99992
[ "tur_Latn" ]
false
docling
[ 2434 ]
null
null
null
null
null
null
"TÜRK EDEBİYAT DERGİLERİ DİZİNİ" ÜZERİNE Hakan Sazyek Yeni Türk edebiyatının oluşum ve gelişim sürecinde süreli yayınlanan, özellikle edebî dergilerin rolü büyüktür. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yansında vücut bulmaya başlayan Türk basını, edebiyata da gerekli ilgiyi göstermiş, önceleri eklektik yapısı içinde belirgin bir pay sahibi kıldığı bu sanatı, zaman içinde sadece edebî ürünleri içeren dergiler yaratma yoluyla başlıca dallarından biri durumuna getirmiştir. Edebiyata ait eserler, ilkin fennî, siyasî dergilerde ve gazetelerde kendilerine sınırlı birer yer tutarken, giderek bir derginin bütün konusu olabilecek kadar bir yayım özgürlüğüne kavuşmuştur. Geçen yüzyılın sonlarında belirginleşen bu ayrışma, içinde bulunduğumuz yüzyılda gittikçe gelişen bir sektör haline gelme sonucuna ulaşır. Türk edebiyat dergiciliği, bu gelişimine paralel olarak edebiyatın güncel nabzının arttığı bir plâtform olma işlevini üstlenmişür. Genç adların ilk görünüşleri, ekollerin, kuşaklann kendilerini belirginleştirilişleri, savundukları ilkeleri ürüne dönüştürüşleri, adları ve eserleri edebiyat tarihi içine yerleştirme ya da ondan uzaklaştırma gibi dolaylı etkiye sahip eleştiri çalışmalarının sunuluşları genellikle 'dergi' çerçevesi içinde gerçekleşmiştir. Dolayısıyla edebiyat dergileri, konu edindikleri sanat dalının kronolojik seyrine ve estetik gelişimine işaret eden en yakın ve sağlam tanıklardır. Bu özellikleriyle de edebiyat araştırmacılar için başvurulacak öncelikli kaynaklar arasında yer almaktadırlar. Edebiyat bilimcileri, tarihçileri için böylesine önemli birer kaynak durumunda olan dergilerimiz, aynı zamanda söz konusu zümrenin karşısına bir sorun yumağı olarak da çıkıyor. Çünkü, bu kaynaklan çeşitli yönleriyle derleyen 'bir araya getirici' bir dizin çalışmasından henüz yoksunuz. Bu arada belirtmek gerekir ki, bu konuda birtakım çalışmalar yapılıyor. Özellikle üniversitelerimizde yaptmlan lisans ve lisans üstü tezlerinini arasında dergi taramasına yönelik olanları anmadan geçemeyiz. Ancak, bu çalışmalar da mevcut dergi birikiminin genişliği göz önünde tutulduğunda hiç de umut verici bir nicelik göstermiyor. Üstelik, bu tür çalışmalar, birkaç araştırmacının ötesine geniş bir topluğa ulaşamıyorlar. Bilim kuruluştan arasındaki iletişim yokluğu ve yayımlanma şansının olmayışı bu olumsuz durumun ortaya çıkmasında önemli iki etken konumunda. Bugün, ülkemizde edebiyat bilimcisi bir dönem araştırması ya da monog- rafik bir eser hazırlığı içine girer girmez uu birikim dağınıklığı sorunu ıie karşılaşmaktadır. İlkin, yorucu, rastgele ve umutsuz bir mesai sonunda araştırmasıyla ilgili dergileri tesbit etmeye çalışır. Ardından tespit ettiği dergileri ayrı ayrı -bilimsel sorumluluğunun düzeyi nispetinde- sayfa sayfa tarar ve aradıklarıyla, karşısına ne zaman çıkacaklarının bilinmezliğinden doğan umutsuz ama keyifli çabaların sonucunda karşılaşır. Ancak bu, zamana karşı bir yanştır. Belirli bir süre içinde yapılması gerekli tutulan çalışmanın sadece bir ön hazırlık aşaması, tanınan sürenin büyük ve değerli bölümünü alır. Tabiî böyle bir zaman sınırlaması ve dolayısıyla kısıtlılığı her zaman geçerli değildir. Yine de sarf edilen zaman ve emek, elde edilen bulgulann incelenmesi için ayrılması gereken sürenin önüne geçmekte, yapılan incelemenin düzeyini olumsuz yönde etkileyebilecek boyutlara ulaşmaktadır. Bütün bu ve benzeri zorluklardan gelecek kuşaklan uzaklaştırmak ve daha önemlisi edebiyat tarihimizin bu önemli kaynaklarını içinde bulundukları dağınıklıktan kurtarmak için "Türk Edebiyat Dergileri Dizini"nin bir an önce hazırlanması ve yayımlanması gerekiyor. Ancak, geniş kapsamlı, eksiksiz bir dizinin ortaya çıkarılması için ülkemiz üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerin ortak mesaisi başlıca şarttır. Bu noktada ise en büyük görev ve emek payı, süreli yayınların geniş ölçüde bulunduğu büyük şehirlerimizdeki üniversite mensuplarına düşmektedir. Bu şehirlerdeki kütüphanelerde bulunan dergilerin taranmasına ve derlenmesine ilişkin iş bölümü mekanizmasının belirlenmesi de yapılacak ilk faaliyettir. Üzerinde durulması gereken bir başka önemli husus da dizinin oluşturulmasındaki yöntemdir. Bir derginin içinde yer alan çalışmaların tümünün ya da dizini hazırlayacak komisyonun/ekibin uzmanlık dalına ait ürünlerin çalışmaya dahil edilmesi konusu tartışılacak bir durumdur. Ülkemizde yayımlanmış ve yayımlanmakta olan edebiyat dergilerinin pek çoğunda görülen ortak özellik, diğer sanat dallarına, hatta bazı diğer sosyal bilimlere ait çalışmalara da sayfa ayrılmasıdır. On dokuzuncu yüzyıla ait dergilerde ise bu açılımın boyutları, fen bilimlerine kadar bir genişlik gösterir. Meseleye bu açıdan bakıldığında, bütün yazıları içeren bir dizinin hazırlanması süre, hacim ve gider gibi çeşitli bakamlardan zorluk ve gereksizliklerle karşılaşacaktır. Bize göre, dizinin hazırlanmasında branşımızın gerekleri ölçüt olarak alınmalıdır. Böyle bir tutum, bilimsel iş bölümünün de gereğidir. Bu tür çalışmalarda her bilim zümresi kendi çalışma alanı içerisinde kalmalıdır. Bilim dallan arasındaki iş birliğini başka çalışmalarda gerekli gördüğümüzü de vurgulayalım. Değinilecek bir başka nokta da şudur: Edebî türlerde eser vermiş, başka bir deyişle 'edebiyatçı' kimliği ile temayüz etmiş bazı yazarlar, bu dergilerde edebiyat dışı alanlara ait çalışmalan ile de yer almışlardır. Dizine bu tür yazıların da girmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Zira, monografık çalışmaların hazırlanması sırasında ancak söz konusu yazarın bütün yazılarını içeren bir dizin, işlevini eksiksiz yerine getirebilecektir. Hazırlanmasını dilediğimiz ve gerçekleşmesi yolunda birkaç ufak adım attığımızı belirtmek istediğimiz "Türk Edebiyat Dergileri Dizini" üzerinde tartışılabilecek başka hususlar da söz konusu olacaktır. Bu amaçtaki yolumuz çok çetin; çünkü dizin, uzun bir süre ve yorucu bir emeğin sonucunda ortaya çıkacaktır. Yayımlanması da ancak periyodik bir şekilde gerçekleşebilecek bu eser Türk kültür tarihinin temel başvuru kaynakları arasına girerek kendisine ve yapıcılarına yönelik bir "yüz akı" niteliği taşıyacaktır. Bunu bilmek, ona giden yolu kolaylaştırmıyor mu?
<urn:uuid:f5e12471-990d-4afc-b257-339028117b35>
CC-MAIN-2017-26
http://hakansazyek.com/files/Yeni_Turk_Edebiyati_Dergileri_Dizini_Uzerine.pdf
2017-06-28T03:38:17Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2017-26/segments/1498128322320.8/warc/CC-MAIN-20170628032529-20170628052529-00003.warc.gz
160,643,442
1,662
tur_Latn
tur_Latn
0.999838
tur_Latn
0.999836
[ "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 3345, 6117 ]
null
null
null
null
null
null
DOC-08380 No 6 Sayfa 1 / 1 Uygunluk Beyanı Xerox D136 Printer ___________________________________________________________________________________________________________________ İmalatçı Adres Xerox (UK) Oxford Road Uxbridge UB8 1HS Beyanın Amacı Yazıcı Entegre aksesuarlar ve sarf malzemeler Ürün Tanımı / Ürün Kimliği D-B180 Bu uygunluk beyanı üreticinin sorumluluğu altında verilir. Yukarıdaki beyanın amacı, ilgili Union uyum mevzuatı ile uyumludur TELSIZ EKIPMANLARI DIRECTIFI 2014/53/EU 1999/5/AT sayılı Direktifi'ni yürürlükten kaldıran, telsiz ekipmanlarının piyasaya arzına ilişkin üye devletlerin kanunlarının uyumlaştırılması hakkındaki 16 Nisan 2014 tarihli ve 2014/53/AB sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi'ni uyumlaştırmak üzere hazırlanmıştır EEE (ROHS) YÖNETMELİĞİ 2011/65/EU Avrupa Birliğinin 2011/65/EU sayılı ve 8 Haziran 2011 konsey tarihli Elektrikli ve Elektronik Esyalarda Bazı Zararlı Maddelerin Kullanımının Sınırlandırılmasına İliskin Direktifi CE İŞARETİNİN İLK SENESİ 2013 Xerox Corporation adına yetkili: İsim Joseph J. Stulb Ürün Güvenlik Müdürü Webster, NY USA 10/6/2017 İşlev Adres Tarih İmza
<urn:uuid:eced08d9-601b-4997-a569-fd37f0fbb01f>
CC-MAIN-2020-50
https://safetysheets.business.xerox.com/wp-content/uploads/2016/10/DOC-8380.tr.pdf
2020-11-23T23:13:20+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2020-50/subset=warc/part-00123-8431e8c9-c763-4c27-b286-ba1dd7e2631e.c000.gz.parquet
474,708,862
362
tur_Latn
tur_Latn
0.961488
tur_Latn
0.961488
[ "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 1164 ]
null
null
null
null
null
null
BUGÜN 19 EYLÜL. MESLEĞİMİZE, HALKIMIZA, ÜLKEMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! TMMOB üyesi binlerce mühendis, mimar, şehir plancısı "19 Eylül TMMOB Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü"nde "Mesleğimize, Halkımıza, Ülkemize Sahip Çıkıyoruz" demek için alanlarda sözünü söyledi. TMMOB tarihinde önemli bir yere sahip olan 19 Eylül 1979 bir günlük iş bırakma eyleminin yıldönümünde geçen yıldan itibaren düzenlenmeye başlanan "TMMOB Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü" çerçevesinde İl Koordinasyon Kurullarının örgütlü olduğu 40 ilde kitlesel basın açıklamaları gerçekleştirildi. Kurulu II. Başkanı Züber Akgöl, Yürütme Kurulu Üyeleri Ali Fahri Özten, Ayşe Işık Ezer, TMMOB Yönetim Kurulu üyeleri, Oda yöneticileri ve çok sayıda TMMOB üyesinin katıldığı yürüyüş sonrası basın açıklamasını Ankara İKK Sekreteri Bülent Tatlı okudu. TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı ise Hatay'daki etkinliğe katıldı. Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Yazman Üyesi Mehmet Bozkırlıoğlu ve Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar'ın da hazır bulunduğu Hatay'daki basın açıklaması yoğun katılımla gerçekleşti. ______________________________________________ BUGÜN 19 EYLÜL. MESLEĞİMİZE, HALKIMIZA, ÜLKEMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! Bugün 19 Eylül. Bugün; kendi sorunlarını ülkenin sorunlarından ayrı tutmayan mühendis, mimar ve şehir plancılarının "Birlik, Mücadele, Dayanışma" günü. Ankara'da Yüksel Caddesi'nde toplanan TMMOB üyeleri buradan Sakarya Caddesi'ne yürüdü. TMMOB Yönetim Bundan 33 yıl önce, 19 Eylül 1979'da Sevgili Başkanımız Teoman Öztürk'ün çağrısıyla, TMMOB'nin çağrısıyla; mühendis, mimar ve şehir plancıları, insanca yaşam koşulları ve grevli, toplu sözleşmeli sendika hakkı için ülke çapında bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Mühendis, mimar ve şehir plancılarının tarihe not düştükleri o büyük günün mücadele ve dayanışma ile özdeşleşmiş anlamını bugünün mücadelesi üzerinden geleceğe taşımak için, 19 Eylül'ü "TMMOB Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü" olarak ilan edişimizin bugün ikinci yılındayız. ülkemize biçilen rol ve Kürt sorununda tırmandırılan şiddet ortamı geleceğimiz açısından daha karanlık günlerin bizleri beklediğini işaret etmektedir. 19 Eylül'ü yani dayanışma günümüzü, tarihsel anlamının yarattığı güzellikler üzerinden mesleğimiz, halkımız ve ülkemiz için kutlamayı çok ama çok isterdik. Ancak, gerek mesleğimizin ve meslek alanlarımızın gerekse ülkemizin ve halkımızın içinde bulunduğu durum bizleri kutlama yapmaktan alıkoymaktadır. Emekten ve insandan yana olan her şey bugün bu ülkede emperyalizmin, piyasacılığın ve gericiliğin ablukası altındadır. Bu nedenle "TMMOB Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü"nü "Mesleğimize, Halkımıza ve Ülkemize Sahip Çıkıyoruz" sloganı ile ülkenin dört bir yanında sokaklara taşımış bulunuyoruz. AKP iktidarı tarafından uygulanan neoliberal, faşizan politikalar mesleğimiz, halkımız ve ülkemizin içinde bulunduğu baskı ve sömürü koşullarını giderek ağırlaştırmaktadır. Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler, Suriye'ye emperyalist müdahale girişimleri içerisinde Ülkemiz Ortadoğu'daki adı konmamış emperyalistler arası bölüşüm savaşının içerisine fiilen çekilmiş durumdadır. AKP iktidarı ile emperyalizme bağımlılık ilişkileri tarihimizde görülmemiş derecede güçlenmiş, aktif bir taşeronluk ilişkisi ile derinleşmiştir. Ortadoğu'da rejim değişikliklerinin sağlandığı eksene de tam uyum sağlayan AKP, ülkemizde de mezhepçiliği, ayrımcılığı körükleyerek toplumsal fayı germektedir. Emperyalizmin Suriye politikası kapsamında ülkemizin bir işgal üssü haline getirilmiş olduğu artık her kesim tarafından dillendirilmektedir. Hatay ilimiz, mülteci görünümü verilen ve işgal kuvvetlerinin, silahlı militanların barındığı, eğitim gördüğü, gizli servis ajanlarının cirit attığı kamplar ve gizli üsler aracılığı ile lojistik bir savaş merkezi haline getirilmiştir. Ancak, artık mızrak çuvala sığmamaktadır, bu gerçek inkar edilemez bir hal almıştır. Son günlerde gündeme getirilen "insani yardım hattı" ve "özel güvenlikli bölge" kılıfı ile iç savaş tırmandırılarak askeri bir müdahalenin kapısı aralanmak istenmektedir. AKP, Suriye politikası ile ülkemizi ve geleceğimizi büyük bir ateşin içine atmıştır. Basın Açıklaması TMMOB'nin geleneği ve değerleri emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesi verenlerin ellerinde şekil almıştır. Kimse bizden ülkemizin Suriye'nin emperyalist işgaline ortak edilmesine ve Hatay'da olup bitenlere sessiz kalmamızı beklememelidir. Bu ülkenin mühendis, mimar ve şehir plancıları halkımızın ABD askeri, ülkemizin emperyalizmin üssü ve taşeronu olmasına izin vermeyecektir. TMMOB; Suriye'de emperyalist işgale karşı çıkanların yaftalandığı, karalandığı zor zamanlarda da emperyalizme ve onun savaş, işgal ve sömürü politikalarına tereddüt etmeden "hayır" dedi. Tüm kara propagandaya ve baskılara rağmen Suriye'de emperyalizmin işgaline karşı çıkacağımızı ve bağımsız bir Türkiye için halkımızla omuz omuza mücadele edeceğimizi emperyalizmin taşeronları ve işbirlikçileri çok iyi bilmelidir. Kürt sorununda demokratik çözüm için, barış için çok söz söyledi. Kürt sorununda demokratik çözüm taleplerinin dahi dillendirilemediği, baskının dilleri lal ettiği zamanlarda da cesurca ortaya atılıp taleplerini ifade etmekten geri durmadı. TMMOB, aynı tutarlılık içerisinde kulakları sağır eden savaş çığırtkanlarına karşı ülkemize bahar gelene kadar Kürt sorununun çözümünde barışı ve bir arada kardeşçe yaşamı savunmaya devam edecektir. Kürt sorununda gelinen durumu kaygı ile izlemekteyiz. Ülkemizde bir arada ve kardeşçe yaşama dair beklentilerin imkânsız birer hayal ürünü olarak algılandığı bir atmosfer hâkim kılınmıştır. Patlayan her bomba, sıkılan her kurşun geleceğin kaybedilmesine, barış ve kardeşlik umutlarının yok olmasına yol açmaktadır. Yılların çözümsüzlüğü içerisinde şiddete dayalı politikalar ile içinden çıkılmaz bir hale getirilen Kürt sorunu acilen demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözüme kavuşturulmalıdır. TMMOB, Öte yandan AKP, hiçbir bilimsel yanı olmayan 4+4+4 sistemi ile zorunlu eğitimi fiilen 4 yıla indirmiştir. 4+4+4 düzenlemesi ile eğitim sistemi piyasaya açılırken, ihtiyaç duyulan işgücü ve itiraz etmeyen dindar bir nesil okullar aracılığı ile yaratılmış olacaktır. Okulların açıldığı şu günlerde ortaya çıkan görüntüler; velilere, öğrencilere ve öğretmenlere yaşatılan mağduriyetler nasıl sorunlu bir sisteme geçildiğini açıklamaya yetmektedir. Ekonomik altyapıda sağlanan neoliberal dönüşüme eşlik edecek bir toplum yapısı oluşturulmak istendiği çok açıktır. Cemaatlerin toplumu biçimlendirmede oynadıkları rol 4+4+4 sistemi ile eğitim kurumuna verilmiştir. AKP iktidarı mühendislik mesleğini büyük oranda bitirmiştir ancak kendisi çok iyi "toplum mühendisliği" icra etmektedir. 4+4+4 sistemiyle okullar bir torna tezgâhı misali çocuklarımızı ucuz işgücü olarak dindar bir nesle dönüştürecektir. Çocuk işçilik ve çocuk gelinler yaygınlaşacaktır. Tek tip nesil yetişecek, sömürü ilişkileri biat ile gericiliğin baskısı altında sürdürülecektir. 4+4+4 sistemine karşı sürekli mücadele artık örgütümüzün önünde bir büyük görevdir. Bugün ülkemizde ekonomi politikalarına yön veren neoliberal anlayış işsizliği, yoksulluğu büyütmekte, emek alanını esnek, serbest, güvencesiz bir hale getirerek sömürüyü derinleştirmektedir. Tüm işçiler ve emekçiler sermayenin gücü karşısında zayıfl amış bir halde ucuz emek sömürüsüne tabi tutulmak istenmektedir. Ulusal İstihdam Stratejisi ve İş İlişkileri Kanunu Tasarısına bakıldığında bu durum tüm çıplaklığı ile görülmektedir. AKP iktidarı, 12 Eylül referandumu sonrası elde ettiği üstünlüğü muhalefeti ezme, yok etme yönünde kullanarak siyasal alanı adeta dikensiz gül bahçesine çevirmiştir. Sesini çıkaran cezaevine tıkılmış, ülkemiz bir açık cezaevine çevrilmiştir. Tayyip Erdoğan "Yargıya gerekenleri söyledik, yargı da gerekenleri yapıyor" sözleri ile yargıyı nasıl kontrol altına aldıklarını itiraf etmiştir. Bu sözler, "ileri demokrasi" denilen sistemin nasıl bir tek adam diktatörlüğü olduğunu, aslında baskının ve zorun bizzat kendisi olduğunu göstermeye yetmektedir. AKP iktidarı tüm partileri, dernekleri, vakıfl arı, odaları ve demokratik örgütlenmeleri yasaklayıp kapatmalıdır. Tırnak içindeki "Yeni Türkiye"nin yönetimi konusunda bu kadar zahmete, demokrasicilik oynamasına hiç mi hiç gerek yoktur. AKP zihniyetinin teslim alamadığı Birliğimiz, KHK'lar ve bazı yönetmelikler yolu ile etkisizleştirilmeye, yetkisizleştirilmeye çalışılıyor, elleri kolları bağlanmak isteniyor. AKP, aynı bakış açısıyla TMMOB'ye de müdahale etmeye çalışıyor, idari yapıda KHK'lar ile gerçekleştirilen değişim içerisinde Birliğimiz de Bakanlığa bağlı bir kurum haline getirilmek isteniyor. AKP zihniyetinin teslim alamadığı Birliğimiz, KHK'lar ve bazı yönetmelikler yolu ile etkisizleştirilmeye, yetkisizleştirilmeye çalışılıyor, elleri kolları bağlanmak isteniyor. Odalarımız ve Birliğimiz, halen sürmekte olan büyük bir baskı dalgası altında zorlu koşullarda direnmeye devam edecektir. Ama bilinmelidir ki; yüreği insan sevgisi ile dolu olan TMMOB'nin kadroları her ne pahasına olursa olsun AKP'ye teslim olmayacak inanç ve kararlılıktadır. Mühendis, mimar ve şehir plancılarının meslek hayatları ve meslek alanlarında sorunlar çığ gibi büyümektedir. Mesleğimiz, piyasanın bir piyonu haline getirilerek kamusal yönü ve niteliği aşındırılmaktadır. Odalarımızın ve Birliğimizin kamusal yarar niteliğinde olan yetkileri elimizden alınarak piyasaya terk edilmekte, ticarileştirilmektedir. Ancak tüm bu yaşananlara karşı herkes bilmelidir ki; bu ülkenin yüreği insan sevgisi ile dolu mühendisleri, mimarları, şehir plancıları var. Onların örgütü TMMOB var. Bu ülkenin mühendis, mimar ve şehir plancıları bugün, 19 Eylül 2012'de ülkenin dört bir yanında sokakları doldurarak her yerden aynı sesi yükseltmektedir. Örgütümüze yönelik AKP saldırılarının ve baskının giderek arttığı, sömürünün derinleştiği, kardeşliğimizin dinamitlenerek iç savaş koşullarının geliştirildiği, emperyalizmin taşeronluğu ile ülkemizin bölgesel bir savaşın içine sokulduğu bir dönemde inatla, ısrarla söylüyoruz: "Mesleğimize, Halkımıza ve Ülkemize Sahip Çıkıyoruz! Sahip Çıkacağız!". BASIN AÇIKLAMALARININ GERÇEKLEŞTİRİLDİĞİ YERLER ŞÖYLE: Adana, Amasya, Ankara, Antalya, Artvin, Aydın, Balıkesir, Batman, Bodrum, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Edremit, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İnegöl, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Karadeniz Ereğli, Kayseri, Kırklareli, Kocaeli, Malatya, Manisa, Mersin, Milas, Muğla, Rize, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon, Van, Zonguldak. Basın Açıklaması
<urn:uuid:bdd28c70-2f10-47df-a7b9-2e17b62d6533>
CC-MAIN-2024-51
https://www.metalurji.org.tr/dergi/dergi164/d164_3235.pdf
2024-12-11T09:39:53+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-51/subset=warc/part-00064-b392068a-8e35-4497-8fab-a691b1a71843.c000.gz.parquet
810,501,373
3,193
tur_Latn
tur_Latn
0.999806
tur_Latn
0.999851
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 1792, 4268, 6943, 10649 ]
null
null
null
null
null
null
EKONOMİ BÜLTENİ 25 ŞUBAT 2015 TBMM AK Parti Grup Başkanlığı Ekonomi Müşavirliği Hazırlayan: İlhami Giray ŞAHİN Farklı illerdeki toplam sekiz TÜRGEV yurduğunun toplu açılış törenine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dünyadaki en kârlı, verimli ve hayırlı yatırım, insana yapılan yatırımdır. İnancımı, tarihini ve kültürünü bilen, aynı zamanda araştıran, sorgulayan, öğrenden ve üreten gençler yetiştireme konusunda çaba gösteren herkesin, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yanında olacağım" dedi. Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu; Merkez Bankasının faiz indirim kararına ilişkin "Faiz oranlarının düşme trendi içinde olması, olumludur ama biz bunun daha fazla bir ivmeyle seyretmesi gerektiği kanaatini yine de ifade ediyoruz. Dünyadaki emtia fiyatlarındaki gelişmeler, Türk siyaseti ve ekonomisindeki istikrar, diğer ekonomik parametreler açısından enflasyonun da düşme eğilimine girmesi dolayısıyla beklentimizin daha fazla bir indirim yönünde olduğu her zaman dile getirdiğimiz bir husus" dedi. Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, "Şubat ayı sonunda, 28 Şubat Cumartesi günü, mazot, gübre, yem bitkileri desteği bağlamında 2 milyar Türk lirasını çiftçilerimize veriyoruz. Bu takriben, yıllık desteğin yüzde 20'si civarında ve inşallah bu ayın sonunda çiftçilerimizin yüzü bir kez daha gülecek. Bu ödemeler yapılacak" dedi. Son 9 yılda tohumculuğa 1 milyar lira destek verdiklerini, tohumluk üretiminin 145 bin tondan 776 bin tona çıkardıklarını ifade eden Davutoğlu, özel sektörle birlikte tohumluk ihracatını neredeyse 10 kat artırdıklarını bildirdi. Davutoğlu, kendilerinden önce 17 milyon dolar olan tohumluk ihracatının şimdi 150 milyon dolara çıktığını kaydetti. Bugüne kadar 1,6 milyar lira pirim desteği sağladıklarını, 1,7 milyar lira da hasar tazminatı ödediklerini dile getiren Davutoğlu, "Çiftçilerimiz hava şartlarından o kadar kırılgındılar ki bir anda bütün üretim yaptığı bütün çaba, yıllık çaba yok olabiliyor. Ama eğer arkasında çiftçilerimizin kudretli ve şefkatli bir devlet varsa ki bugün var, bütün o hasar bir tazminatla telafi edilebiliyor, çiftçilere can suyu mahiyetinde yardımlar yapılabiliyor ve afetlerin, bu anlamda hasarların oluşturabileceği tahribati ortadan kaldırıyoruz" diye konuştu. Başbakan Davutoğlu ayrıca pamuk üretiminin teşviki için özel bir çalışma yapılması talimatı verdiklerini açıkladı. Gıda, Tarm ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, "Türkiye'nin herhangi bir ilindeki herhangi bir markete gidildiğinde oradaki ürünün kasasının üzerine konulacak olan etiket ile o parselde ne kadar kimyevi gübre kullanılmış, ne kadar ilaç kullanılmış, başka bir şey kullanılmış mı kullanılmamış mı bunun hepsini tüketici takip edebilecek" dedi. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz da Merkez Bankasının kanununda iki temel görevin tarif edildiğini söyledi. Bunlar; fiyat ve finansal istikrarı sağlamak ile bu hedefle çelişmemek kaydıyla büyümeye destek vermek olduğunu belirten Yılmaz, "Türkiye'nin en önemli meselesi elbette büyüme, istihdam, üretim ve ihracat artışı. Bu da yatırımlarla çok ilgili. KOBİ'ler başta olmak üzere yatırımların daha cazip hale gelmesi açısından faizlerin aşağı inmesi sevindirici bir gelişme. Bu, olumlu yönde bir adım. Bu trende baktığımız zaman, önümüzdeki dönemde faizlerin daha da aşağılarda olması biz de arzu ediyoruz" diye konuştu. Yılmaz, Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranı yüzde 3'ler seviyesine taşımak istediğini belirterek, "Küresel kriz ortamında Türkiye'nin Ar-Ge'ye yatırım yapması, geleceğimiz adına hepimize umut veren bir politikadır" dedi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, KOBİ'lerin daha uygun krediye, daha uygun şartlarda erişmesinin, Türkiye'deki üretimin artması açısından önemli olduğunu belirterek, "Burada da Merkez Bankasının alacağı kritik karar, faiz koridorunun üst bandını daha cesurca aşağı çekmek. Bu yapılsa, ben inanyorum ki KOBİ'lerimizin finansmana erişimi daha kolaylaşacak" dedi. Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, üniversite öğrenimi için yurtlara yerleşen öğrencilerin kendilerine verilecek donanım ve yardımla geleceğe yürümek isteyeceğini belirterek, "Yönlendirmeyle, farklı fikirlerin kendilerine aşılanmaya çalışılmasıyla, devlet kademelerinin içerisinde farklı emellere hizmet etmek için yetiştirilmek istenmiyorlar. İşin özü, devletin içerisinde bir paralel yapı'nın hizmetkarı olarak yetiştirilmek istenmiyorlar. Bundan dolayıdır ki biz bu gençlerimize kendilerini yetiştirmeleri için bu fırsatı vereceğiz, vermekle yükümlüyüz" dedi. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı; "Eğitimde devlet olarak pek çok şey yaptık, yapıyoruz, yapacağız ama devletin yaptığı hizmetlerin ötesinde sivil toplumun yaptığı katkılar çok önemli" dedi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, faiz koridorunun üst bandını yüzde 11,25'ten yüzde 10,75'e ve faiz koridorunun alt bandını yüzde 7,50'den yüzde 7,25'e indirdi. Para Politikası Kurulu açıklamasında; "Önümüzdeki dönemde para politikası kararları enflasyon görünümündeki iyileşmenin hızına bağlı olacaktır" denildi. Sıkı para politikası duruşunun ve alınan makro ihityati önlemlerin etkisiyle kredi büyüme hızlarının makul düzeylerde seyrettiği belirtilen duyuruda, dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ilmi seyrinin cari dengedeki iyileşmeyi desteklediği ifade edildi. Ekonomi Bakanlığı, 2014 yıl Aralık ayına ilişkin "Uluslararası Doğrudan Yatırım Verileri Bülteni"ni yayımladı. Buna göre, Aralıkta 1 milyar 244 milyon dolar düzeyinde net uluslararası doğrudan yatırım girişi gerçekleşti. Geçen yılın tamamında ise uluslararası net doğrudan yatırım girişi, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,7 azalışla 12 milyar 143 milyon dolar oldu. Aralıkta 1 milyar 113 milyon dolar sermaye girişi görüldüken, nakit sermaye girişi 521 milyon dolarlık bölümünü Asya ülkeleri, 439 milyon dolarlık bölümünü ise AB ülkeleri kaynaklı sermayeler oluşturdu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Haftalık Para ve Banka İstatistikleri'ne göre, 13 Şubat ile biten haftada mevduat bankalarının tüketici kredileri yüzde 0,55 artarak 272 milyar 852 milyon 257 bin liraya çıktı. Kredi kartı harcama tutarı da yüzde 0,27 yükselişle 84 milyar 300 milyon 232 bin lira düzeyinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde taksitli ticari krediler ise yüzde 0,87 artarak 162 milyar 949 milyon 709 bin liraya ulaştı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Haftalık Para ve Banka İstatistiklerine göre, bankacılık sektörü toplam kredi hacmi 13 Şubat ile biten haftada 10 milyar 219 milyon 12 bin lira arttı. Böylece söz konusu dönemde toplam kredi hacmi 1 trilyon 232 milyar 973 milyon 399 bin liradan 1 trilyon 243 milyar 192 milyon 411 bin liraya çıktı. BDDK verilerine göre; Bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi, bir haftada yüzde 0,8 artarak 13 Şubat itibariyle 1 trilyon 291 milyar 281 milyon liraya ulaştı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), üye ülkelerde 2014 yılının 3. çeyreğinde yüzde 0,6 artan Gayrisafi Yurtiçi Hasılanın (GSYH) geçen yılın 4. çeyreğinde yüzde 0,5 artış gösterdiğini açıkladı. OECD'nin ekonomik büyüme raporuna göre, 2014 yılının son çeyreğinde OECD içinde ekonomisi büyük ülkeler içinde GSYH artış hızı en fazla düşüş gösteren ülke ABD oldu. 2. çeyrekte yüzde 1,1 ve 3. çeyrekte yüzde 1,2 oranında büyüme kaydeden ABD'nin GSYH artışı son çeyrekte yüzde 0,7 olarak belirlendi. GSYH artış hızı bir önceki çeyrekte yüzde 0,7 olan İngiltere ise 2014 son çeyreğinde yüzde 0,5 oranında büyüme kaydetti. Geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 0,6 daralma yaşayan Japonya ise son çeyrekte yüzde 0,6 büyüme kaydetti. Almanya'nın geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 0,1 olan GSYH artış hızı ise söz konusu dönemin son çeyreğinde yüzde 0,7 olarak gerçekleşti. 2014 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 0,3 büyüme kaydeden Fransa ise son çeyrekte yüzde 0,1 büyüme kaydetti. Fitch Ratings, 6 Türk bankasının reytinglerini teyit ettiğini açıkladı. Fitch Ratings'ten yapılan açıklamada, Alternatif Bank (BBB), Anadolubank (BB), Arap Türk Bankası (BB-), Bank Pozitif Kredi ve Kalkınma Bankası, (BBB-) Şekerbank (BB-) ve Turkland Bank'ın (BB) döviz cinsinden uzun vadeli kredi notlarının teyit edildiğini duyurdu. Açıklamada Şekerbank'ın kredi notu görünümünün "negatiften" "durağana" revize edildiği belirtilirken, Turkland Bank'ın ise not görünümünün negatifte tutulduğu kaydedildi. Dünya Bankası Türkiye Direktörü Martin Raiser, Türkiye'nin orta gelir seviyesinden yüksek gelir seviyesine atlayabilmesi için yapısal reformlara hız verilmesi gerektiğini işaret ederek, "Zorlu seçim sürecinin hazırlarda sona ermesi, yapısal reform gündeminde geri dönüşmesi için önemli bir fırsat yaratacak. Bu fırsatın gerçeğe dönüştürülmesi, Türkiye'nin gelişmekte olan ülkelere ilham kaynağı olmayı yıllar boyunca sürdürmesini sağlayacaktır" dedi. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Janet Yellen, ABD Senatosu'nda yaptığı yarıyıl sunumunda, Fed'in faiz artırımına enflasyonun orta vadede yüzde 2 hedefine yaklaşığından emin olmadan başlamayacağını ancak, zamanlamaya ilişkin sözeli yönlendirmenin değişeceğini bildirdi. Yellen, başta Avro Bölgesi, Japonya ve Çin olmak üzere küresel zayıflığın da ABD ekonomisi için aşağı yönlü riskler oluşturduğunu belirterek, Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) faizleri artırma konusunda sabırlı olmaya yönelik kararının, ekonomik şartların faiz artırımına gelecek iki toplantı süresince hazır olmayacağı anlamına geldiğini kaydetti. Yellen, döviz manipülasyonuna karşı tetikte olunması gerektiğini belirterek, bunun para birimlerinin değerini etkileyen birçok faktör olması nedeniyle önune geçilmesi zor bir sorun olduğu görüşünü paylaştı. Obama yönetiminin bu konudaki girişimlerini izlediğini söyleyen Yellen, gerekirse Fed olarak destek vermeye hazır olduklarını bildirdi. ABD'de geçen hafta işsizlik maaşına ilk kez başvuranların sayısı önceki haftaya göre 21 bin kişi azalarak 283 bine geriledi. Avrupa Merkez Bankası'nın net karının 2013 yılındaki 1 milyar 440 milyon avrodan 2014 yılında 989 milyon avroya gerilediği bildirildi. Avrupa Yatırım Bankası (AYB) geçen yıl yüzde 7 artışla 77 milyar avro kredi dağıttı. Lüksemburg merkezli AB bankasının kredilerinin 69 milyar avrosu üye ülkelerle, 2,5 milyar avrosu aday ülkelerle, 2,9 milyar avrosu AB'nin komşularına ve 2,6 milyar avrosu gelişmekte olan ülkelerle ülkelerine verildi. İspanya 11,9 milyar avroyla AYB kredilerinden en çok faydalanılan ülke olurken 10,9 milyar avroyla İtalya, 8,2 milyar avroyla Fransa, 7,7 milyar avroyla Almanya, 7 milyar avroyla İngiltere, 5,5 milyar avroyla Polonya, 2,2 milyar avroyla Hollanda ve 2,1 milyar avroyla Türkiye ilk sıralarda yer aldı. Avro Bölgesi maliye bakanları Yunanistan'ın Şubat sonunda sona eren mali programının 4 ay şartlı uzatılması konusunda anlaştı. Yunanistan Maliye Bakanı Varoufakis: "Artık verilen komutları takip etmeyeceğiz. Durumu istikrara kavuşturacak anlaşma için temeli hazırladık fakat mali açık sorununu çözmedik. Bu ilk adım" dedi. Eurostat'ın verilerine göre Avro Bölgesi'nde geçen ay Avusturya ve Malta haricindeki tüm ülkeler eksi enflasyona sahip. Yılın ilk ayında enflasyon Avro Bölgesi'nde yüzde -0,6 ile Temmuz 2009'dan bu yana en düşük seviyeye indi. Ocak itibariyle AB'de ortalama enflasyon da yüzde -0,5 oldu. Avro Bölgesi'yle borç müzakerelerini sürdüren Yunanistan'da enflasyon yüzde -2,8'e kadar indi. Bulgaristan yüzde -2,3 ve İspanya yüzde -1,5 ile deflasyonun ağır yaşadığı diğer AB üyeleri oldu. Ocak'ta Almanya ve Fransa'da yüzde -0,5 ve Fransa'da yüzde -0,4 ile deflasyon görülürken İngiltere'de yüzde 0,3 enflasyon kaydedildi. AB'de geçen ay enflasyona sahip diğer üyeler yüzde 0,4'le İsviçre, yüzde 0,5'le Avusturya ve Romanya ve yüzde 0,8'le Malta oldu. Almanya'da geçen yıl ulusal ve uluslararası havaalanlarından 186 milyon 400 bin yolcu faydalanırken, yolcu sayısı 2013 yılına kıyasla yüzde 3,1 arttı. Almanya'nın 2014 yılında Türkiye ile olan hava trafiği ise 2013 yılına oranla yüzde 5,5 artış kaydetti. Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, Ukrayna'daki ayrılıkçıların ülkenin güneydoğusundaki Mariupol kentine saldırması halinde AB'nin Rusya'ya daha fazla yaptırım uygulayabileceği uyarısında bulundu. Moody's, Rusya'nın kredi notunu "Baa3"den "Ba1"e düşürdü, not görünümünü "negatif"te bıraktı. Notun indirilmesine en temel gerekçe olarak, petrol fiyatlarındaki ciddi düşüş ve döviz kuru şokunun ülkenin hâlihazırda düşük olan orta vadeli büyüme beklentilerini daha da zayıflatması gösterildi. Moody's, Rusya'nın önde gelen 7 finansal kuruluşunun kredi notunu bir kademe düşürdüğü duyurdu. Moody's'ten yapılan açıklamada Sberbank VTB JSC, Gazprombank, Rus Tarım Bankası, Konut ve Mortgage Kredileri Ajansı (AHML), Vnesheconombank ve Alfa-Bank'ın kredi notlarının aşağı yönlü revize edildiği bildirildi. Kuruluşların tamamının notunun birer basamak azaltıldığı kaydedildi. Moody's not düşürme kararına gerekçe olarak, Rusya'nın kredi notunu geçen hafta "Baa3"den "Ba1"e düşürerek not görünümünü "negatif"te bırakma kararını gösterdi. Azerbaycan devalüasyon yaptı. Merkez Bankasının açıklamasına göre, Azerbaycan Manatı, avro karşısında yüzde 33,8, dolar karşısında yüzde 33,9 değer kaybetti. Kararın ülke ekonomisinin çeşitlendirilmesinin önünü açmak amacıyla alındığı belirtilen MB açıklamasında, "Karar, uluslararası rekabet gücünü ve ihracat potansiyelini artırmak, daha güçlendirmek ve bu kapsamda ödeme dengesinin, ülkenin uluslararası ödeme yeteneğinin stratejik dayanıklılığını temin etmek amacıyla alındı" denildi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, devalüasyon kararıyla ilgili, "Önce aşamalı devalüasyon yapacaktık. Fakat halkta panik oluştuğunu gördük. Manatta yapılan ufak değişiklikten sonra halk döviz bürolarına giderek dolar almaya başladı. Bu nedenle manatın ucuzlaşmasına kararı verildi" dedi. İran'ın ham ve işlenmiş tarm ürünleri ihracatı yüzde 22 artarak 4,7 milyar dolara ulaştı.
<urn:uuid:5d60ecdf-62a9-49f1-a14e-bea77ddb2236>
CC-MAIN-2017-43
http://images.akparti.org.tr/upload/tbmmgrup/ekonomi_bulteni_25.02.2015.pdf
2017-10-17T01:40:45Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2017-43/segments/1508187820556.7/warc/CC-MAIN-20171017013608-20171017033608-00455.warc.gz
211,517,200
4,020
tur_Latn
tur_Latn
0.995533
tur_Latn
0.999885
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
docling
[ 113, 2702, 5293, 7799, 10591, 12120, 13829 ]
null
null
null
null
null
null
14.07.2021 Basın Kupürleri diyanet işleri başkanlığı müşavirliği KURAN KURSUNA GELEN ÇOCUĞU DARBETTİ Dayakçı müezzine çifte soruşturma Hatay Dört yol Yeni Yurt Merkez Cami müezzinı Necmi G., namaz kıldıktan sonra cami içerisinde görüntü yaptığına ileri sürdüğü çocuklara tepki gösterdi. Müezzin, çocuklardan B.G.’yi yerden kaldırdı, firlettikten sonra defalarca tokatladı. Olay diğer çocuklar tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülenen. Müezzinin daha önce defalarca kez şikayet edildiği ancak hiçbir şekilde soruşturma açılmadığı öğrenilirken; görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasının ardından Dört yol Kaymakamlığı ile İlçe Müftülüğü tarafından müezzin hakkında idari soruşturma başlatıldı. Öte yandan çocuğa darp raporu alan baba A.G. de Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Savcılık da iddialar üzerine adli soruşturma başlattı. Erbas: Takipçisiyim Diyane İşler Başkanı Ali Erbaş da soruşturma başlatılmasını talebatını verdiği Twitter’dan duyurarak, “Konunun sonuna kadar takipçisi olacağım. Camilerimizin süsü, çiçekleri ve neşesi olan çocuklarımızın İslami, Rabbimizi, Peygamberimizi ve güzel ahlak gibi birçok iyi hasleti öğrenecekleri camilerimizde onların onuru nu hiçe sayan, rencide eden ve şiddete başvuran hiçbir davranış kabul edilemez” dedi. ● Haber Merkezi “İnancımıza göre mabedlerin dokunulmazlığı vardır” Istanbul Kadıköy’de yapılan “Kilise saygısızlığı”nı kınayan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Toplumun huzuruna kasteden, mabedlere ve kutsal değerlere karşı gösterilen bu saygısızca tutum asla kabul edilemez.” dedi. S/2 ‘İNANCIMIZA GÖRE MABEDLERİN DOKUNULMAZLIĞI VARDIR’ Şükrü Tontaş–ANKARA – İstanbul Kadıköy’de yapılan “Kilise saygısızlığı”nı kınayan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Toplumun huzuruna kasteden, mabedlere ve kutsal değerlere karşı gösterilen bu saygısızca tutum asla kabul edilemez.” dedi. Sosyal medya hesabı Twitter üzerinden paylaşımında bulunan Erbaş, İstanbul Kadıköy’de bulunan Surp Takavor Ermeni Kilisesi’ne karşı yapılanları kınadı. Paylaşımında Erbaş, “Kadıköy Surp Takavor Kilisesi’ne karşı yapılan saygısızlığı şiddetle kınıyorum. İnancımıza göre mabedlerin dokunulmazlığı vardır. Toplumun huzuruna kasteden, mabedlere ve kutsal değerlere karşı gösterilen bu saygısızca tutum asla kabul edilemez.” ifadelerine yer verdi. (İLKHA) Mabedler dokunulmazdır DİYANET İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, İstanbul Surp Takavor Kilisesi'nde yapılan saygısızlığı kınayarak "Toplumun huzuruna kasteden, mabedlere ve kutsal değerlerle karşı gösterilen bu saygısızca tutum asla kabul edilemez" dedi. DİYANET İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Kadıköy Surp Takavor Kilisesi'ne karşı yapılan saygısızlığı şiddetle kınıyorum. İnancımıza göre mabedlerin dokunulmazlığı vardır. Toplumun huzuruna kasteden, mabedlere ve kutsal değerlerle karşı gösterilen bu saygısızca tutum asla kabul edilemez." Ankara - Recep Gören KUR’AN KURSLARI ÇOCUKLAR İLE ŞENLENDİ BİLECİK’in Pazaryeri ilçesinde Diyanet İşleri Başkanlığının açmış olduğu Kur’an kursları sayesinde çocuklar camileri doldurdu. Pazaryeri İlçesindeki camilerde yaz Kur’an kursları, okulunun kapılması ile başlarken Kur’an-ı Kerim öğrenme aşkıyla camileri dolduran çocukları, İlçe Müftüsü Senol Sahin ziyaret etti. İlçede 312 çocuk, 19 camide, 2 Kur’an kursunda Kur’an-ı Kerim öğrenirken, Kur’an kursları sayesinde hem kötü alışkanlıklarından uzak duruyor hem de İslam anlayışıyla eğitim alıyor. Pazaryeri İlçe Müftüsü Senol Sahin İlçedeki Kur’an kurslarını ziyaret ederken, kurs öğreticilerinden bilgiler alarak çocuklar ile sohbet etti. DİYANET İŞLERİ UYARIDA BULUNDU: Kurban, et satın almaya dönüşmesin AYKUT YILMAZ Ankara Diyanet İşleri Başkanlığı, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi, ticari kuruluşların yürüttüğü vekâletle kurban satışının et satın almaya dönüşmemesi için uyarida bulundu. Din İşleri Yüksek Kurulu'nun uyarısında kurban ibadetiinde esas olanın, kişinin kurbanını kendisinin kesmesi olduğu vurgulanarak, vekâleten de kurban kesilebileceği kaydedildi. Söz konusu uyarida, vekâleten kurban organizasyonlardaki kurban satışında, kurban sahiplerine belli kiloda et miktarının taahhüt edilmemesi gerektiği belirtildi. Bunun yerine tahmini bir kilo aralığı verilerek, buna uygun bir hayvan belirlenip sahibi adına kesilmesi gerektiği vurgulanan uyarida, şu ifadelere yer verildi: “Kurban kesilmeden önce kimin adına kesileceği belli olmalı. Kurbanlıkların kimin adına olduğu belirlenmeden topluca kesimeleri caiz değil. Ayrıca önceden belirlenen hissedarlar adına kesilen bir hayvana kesimden sonra başkası ortak edilmemeli. Mesela altı kişi adına kesilen bir büyükbaş hayvana, kesimden sonra yedinci kişi dahil edilemez. Her bir kişi adına bir küçükbaş hayvan veya büyükbaş bir hayvanın en az yedide bir hissesi olacak şekilde kurban kesilmeli. Buna göre, vekâleti alınan hisse adedi kadar kurban, sahipleri belli edilerek kesilmiş olmalı.” Satıcının, kurbanın eti, kellesi, deri veya sakakatlarını veya bunların bir kısmını satarak kazanç elde etmeyi planlamasının kurban ibadetini geçersiz kilacağı vurgulanan uyarı şöyle devam etti: “Çünkü kurbanın geçerli olabilmesi için hayvanın tamamının ibadet niyetiyle kesilmesi olması gerekir. Hayvanın deri ve sakatatı dahil bütün parçaları ya hisse sahiplerine ya da kendilerinin izniyle sahişlara veya hayır kurumlarına ulaştırılmalı. Bunların kurban kesim ücreti, organizasyon ücreti veya karı olarak değerlendirilmesi veya bu amaçla satılması caiz değil. Kişi adına kesilen kurbandan, kurban hissesi satılırken esas alman kilo aralığından daha az et çıkması durumunda kilo tamamlaması yapılacağı vadedilmemeli ve bu tamamlama yapılmamalı.” 500 yıllık cami bayram namazına hazırlandı YÜZYILI aşkın bir süredir üstü açık, harap bir halde iken Haymana Belediyesi'nin girişimleri sonucu Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilen tarihi Kutluhan Camii, Sakarya Meydan Muharebesi'nin 100. Yılında kurban bayramı namazı ile ibadete açılıyor. Yapım yılı hicri 608 olan caminin bitişliğinde, Hacı Bayram-ı Veli'nin halefelerinin kurduğu Melami tarikatı şeyhlerinden Hüsameddin Ankaravi'nin türbesi de yer alıyor. Haymana Kaymakamı Muhammed Gürbüz, Haymana Belediye Başkanı Özdemir Turgut, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, STK'lar, muhtarlar ve vatandaşların katılımıyla gerçekleşecek bayram namazında Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Çeker vaaz verip namazı kılacaktır. Başkan Turgut, tarihi yerlerin ve tescilli binaların restore edilip, turizme kazandırıklarını SABAH'a anlattı. Tolga ÖZLÜ Tuzla’da kurbanlık satış ve kesim noktalarına sıkı denetim Tuzla’da 45 farklı noktada bulunan kurbanlık satış ve kesim noktaları, Tuzla Belediyesi Zabıta Ekipleri, Tuzla Belediyesi Veteriner Ekipleri, Tuzla Tarım ve Orman Müdürlüğü görevlisini ve Tuzla Müftülüğü görevlisinden oluşan komisyon tarafından sıkı denetim altında tutuluyor. Denetleme ekibi tarafından satışı yapılan kurbanlıkların, kalıcı ön kesici dişlerin (kapak atma) çıkmadığını, temizlik koşulları gibi konularda satışa uygun olup olmadığı denetleniyor. İstanbul’dan 5 Temmuz itibariyla kurbanlık sevkiyatına izin verilmesiyle birlikte Kurban Bayramı hazırlıkları da resmen başlamış oldu. Anadolu’nun çeşitli noktalarından getirilen büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar, İstanbul’un birçok noktasında bulunan denetim noktalarından geçtikten sonra kurban satış noktalarına dağıtılmaya başlıyor. Tuzla’da da kurban satış noktalarına dağıtılmaya başlanan kurban satış noktaları arasında Tuzla Belediyesi Zabıta Ekipleri, Tuzla Belediyesi Veteriner Ekipleri, Tuzla Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Tuzla Müftülüğü’nden oluşan denetleme ekibi tarafından sıkı denetim altında tutuluyor. Denetleme ekibi kurbanlıkların evraklarını, kalıcı ön kesici dişlerin (kapak atma) çıkmadığını, kurbanlıkların sağlıklı konumda bekletiliip bekletilmediği denetleniyor. Denetimlerin, Kurban Bayramı sonuna kadar yapılacağı belirtildi. “Komisyon olarak denetimlerimizi sürdürüyoruz” Denetimlerde katılan Tuzla Belediyesi personeli Filiz Aksu, “Komisyon olarak geldiğimiz ikinci denetimimiz. Komisyonun içerisinde Tuzla Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, Tuzla Belediyesi Veteriner ekipleri, Tuzla Tarım ve Orman Müdürlüğü, Tuzla Müftülüğü’nden görevliler yer almaktadır. Buraların, satış ve kesim alanı olup olamayacağı, kurbanlığın kapak atıp olmadığı, çevre hijyenine, çevreye herhangi bir atık olup olmadığı kontrol ediyoruz. Bu şartlar sağlanmadığı takdirde onay izni vermiyoruz” diye konuştu. Göksenin Aktaş / İstanbul Gündemi
164cf4b7-6d10-43a9-af6a-8db61b8cad63
CC-MAIN-2021-39
https://webdosya.diyanet.gov.tr/DiyanetAnasayfa/UserFiles/00000000-0000-0000-0000-000000000000/2021/7/14/3ac7668f-f6d6-471b-a175-60ae59b18a84.pdf
2021-09-20T10:17:26+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-39/subset=warc/part-00021-f465d820-0362-4c4c-a396-c69f5fd24cc4.c000.gz.parquet
669,655,053
2,514
tur_Latn
tur_Latn
0.998754
tur_Latn
0.999547
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
true
docling
[ 66, 1302, 1577, 2321, 2964, 3640, 5709, 6647, 8613 ]
null
null
null
null
null
null
Akademik Bilişim Çanakkale'de Başlıyor Üniversite bilişimcilerinin 10. toplantısı 30 Ocak - 1 Şubat tarihlerinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde yapılıyor. Bin civarında akademisyen, programcı, yönetici, kütüphaneci ve uygulamacı, bilgi teknolojileri altyapısı, kullanımı, eğitimi ve üretimini tüm boyutlarıyla tanıtmak, tartışmak, deneyimleri paylaşmak ve ortak politika oluşturmak amaçlarıyla bir araya geliyorlar. Konferans bilişime bulaşmış, üreten, kullanan, yöneten tüm üniversite topluluklarına ev sahipliği yapmaya çalışıyor. Kütüphaneciler, medikal bilişimciler, tarımsal bilişimciler, eğitim bilişimciler, inşaat bilişimcileri, ve hukukçuları bir araya getiriyor. Konferans dinleyici olarak herkese açıktır; bilişime ilişkin politikaları konuşmak için, kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarına açıktır. Konferansın her yıl farklı bir Anadolu üniversitesinde yapılması, katılımcılarına her yıl yurdumuzun bir başka köşesini yakından tanıma şansı da sunmaktadır. Konferans daha önce Ankara, Isparta, Samsun, Konya, Adana, Trabzon, Gaziantep, Denizli ve Kütahya'da yapılmıştı. İnsanlık yeni bir toplum biçiminin sancılarını ve çalkantılarını yaşamaya başladı. İnternet çerçevesinde somutlaşan bilim, teknoloji, bilgi ve iletişim alanındaki gelişmeler, insanlığı Bilgi Toplumuna yönlendirmektedir. Bu ise ülkemizin; emek yoğun, düşük katma değerli, düşük eğitimli bir sosyo-ekonomik yapıdan, bilgi ağırlıklı, yüksek katma değerli, eğitim ve kültür düzeyi yüksek bir sosyo-ekonomik bir yapıya geçmesini gerektiriyor. Akademik Bilişim Konferansı, İnternetin getirdiği fırtınaya karşı üniversitelerin yanıtının arandığı bir buluşma noktasıdır. Bu yıl, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ev sahipliğinde, Çanakkale'de yapılan Akademik Bilişim Konferansı 3 gün boyunca 6 paralel salonda 81 oturum, 150 bildiri, 20 teknoloji sunumu, 6 panel/çalışma grubu toplantısı ve 18 eğitim semineri olarak gerçekleşiyor. Konferans öncesi 2 günlük Temel Linux kursu ve bir günlük Linux'ta Programlama kursu yapılıyor. Konferansta TÜBİDER'in "Türkiye işlemcisini tasarlıyor" projesi davetli bildiri olarak sunulacak. Bunun yanında; Türkiye'nin Yazılım stratejisini, Bilişim STK'ları ile birlikte tartışılacak. Bilişim STK'ları bu konferansın doğal ortaklarıdır. Üniversitelerle etkileşime geçmek, Bilişim eğitimi, ar-ge, inovasyon, yazılım gibi konularda görüşlerimizi karşılıklı paylaşmanın yararlı olacağını düşünüyoruz. Bu konferansta altı çizilmesi gereken birkaç panel/çalışma grubu var. Açık Kaynak; İnternetin ortaya çıkardığı ve internetle karşılıklı sarmal bir şekilde birbirini besleyen bir kavramdır. Açık kaynağın ülkemizin kalkınması, bilişim sektörünün gelişmesi için önemli olduğunu düşünüldüğü için, Akademik Bilişim konferansları başından beri açık-kaynak ve özgür yazılımlara destek vermektedir. Açık Kaynağın iki yansıması "Açık Erişim" ve "Açık Ders Araçları" projelerinin Türk Üniversite sistemindeki konumu Çanakkale'de tartışılacaktır. Uzunca bir zaman ayırdığımız bir diğer konu ise; 5651 nolu yasanın getirdiği, "Sansür" olarak nitelendirilen erişimi engelleme düzenlemesidir.· Telekomunikasyon Kurumu yetkilileri ve üniversite temsilcileri ile neler yapılabileceğini konuşacağız. Akademik Bilişim Konferansı'nın Üniversitelerde bilişimi yeniden düşündürmek, üniversite ve toplumsal yaşam içinde bilişimin konumu konusunda kafa yorulmasını sağlamak için uygun bir ortam olduğunu düşünüyoruz. Akademik Bilişim Konferansları dizisi, Dünya'yı Bilgi Toplumuna götüren Bilişim Fırtınası'na sponsorlarımızla birlikte üniversitelerimizin katkı verme çabasının bir parçasıdır. Biz konferans düzenleyicileri olarak üniversitelere bir platform sunuyoruz. Bu platformdan bir sinerji yaratmak hepimize düşen bir görev olduğuna yürekten inanıyoruz.
<urn:uuid:2e4ae426-a144-4194-92e0-5445340f485e>
CC-MAIN-2017-09
http://ab.org.tr/ab08/basin-aciklamasi.pdf
2017-02-28T03:15:58Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2017-09/segments/1487501174124.9/warc/CC-MAIN-20170219104614-00306-ip-10-171-10-108.ec2.internal.warc.gz
3,407,608
1,223
tur_Latn
tur_Latn
0.999755
tur_Latn
0.999755
[ "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 3892 ]
null
null
null
null
null
null
HARİCİ FİKSASYON SİSTEMLERİ 150860-0 Bu paketde aşağıda belirtilen diller mevcuttur: M C0086* P Wright Medical Technology, Inc. Wright Medical UK Ltd 3rd Avenue Letchworth Herts, SG6 2JF UK 1023 Cherry Road Memphis, TN 38117 U.S.A. Ek bilgi ve tercümeler için lütfen üretici veya yerel distribütör ile irtibat kurun. Ek diller için web sitemizi ziyaret edin www.wmt.com Sonra Prescribing Information (Reçeteleme Bilgisi) seçeneğine tıklayın. English (en) Español (es) Türkçe (tk) Deutsch (de) Italiano (it) Nederlands (nl) Português (pt) Français (fr) 中文- Chinese (sch) * CE-Uyumluluk İşareti katalog numarası başına uygulanır ve ilgili olduğu durumlarda dıştaki etikette görülür. 1 İÇİNDEKİLER TANIMLAR ÜRÜNE AİT GENEL BİLGİLER A. HASTA SEÇİMİ B. ENDİKASYONLAR C. KONTRENDİKASYONLAR D. OLASI KOMPLİKASYONLAR VE ADVERS REAKSİYONLAR E. UYARILAR VE ÖNLEMLER F. KULLANIM VE STERİLİZASYON G. SAKLAMA KOŞULLARI TANIMLAR Ambalaj etiketlerinde semboller ve kısaltmalar kullanılmış olabilir. Bu sembollerin ve kısaltmaların tanımları aşağıdaki tabloda yer almaktadır. Ameliyatı Yapan Cerrahın Dikkatine ÖNEMLİ TIBBİ BİLGİLER HARİCİ FİKSASYON SİSTEMLERİ (150860-0) Tablo 1. Sembollerin ve Kısaltmaların Tanımları | | STERILE | GAS | |---|---|---| | J | | | | Kısaltma | | | | Ti | | | | Ti6Al4V | | | | CoCr | | | | SS | | | | UHMWPE | | | | Al | | | I. ÜRÜNE AİT GENEL BİLGİLER Cerrahi donanımın ilerlemesi yoluyla, cerraha birçok hasta için deformiteyi düzeltme ve ağrıyı azaltmanın bir yolu sunulmuştur. Kullanılan implantlar bu hedefleri yakalamakta büyük oranda başarılı olurken, metalden yapıldıkları ve bu nedenle iyileşmeden sonra hiçbir implanttan normal, sağlıklı kemikten beklenen aktivite seviyeleri ve yüklere dayanmalarının beklenemeyeceği unutulmamalıdır. Her hasta risk/fayda ilişkisini belirlemek üzere cerrah tarafından değerlendirilmelidir. Harici fiksasyon implantları kullanırken, cerrah aşağıdaki hususlara dikkat etmelidir: * • İmplantın doğru seçilmesi ve doğru büyüklükte olması son derece önemlidir. İmplantın uygun büyüklük, şekil ve tasarımının seçilmesi, başarı oranını artıracaktır. İmplantlar, dikkatli yerleştirme ve yeterli kemik desteği gerektirir. * • Cerrahi müdahale için hasta seçerken, aşağıdaki faktörler prosedürün nihai başarısında kritik öneme sahip olabilir: 1. Hastanın mesleği veya faaliyeti. Hasta büyük oranda kaldırma gerektiren veya kasları zorlayan bir meslek veya faaliyetle uğraşıyorsa, ortaya çıkan güçler fiksasyonun, cihazın veya her ikisinin başarısızlığıyla sonuçlanabilir. İmplant, işlevi normal bir sağlıklı kemikten beklenen seviyeye çıkaramaz ve hasta bu konuda gerçekçi olmayan işlevsel beklentilere kapılmamalıdır. 2. Yaşlılık, ruhsal hastalık veya alkolizm. Bu durumlar ve diğerleri hastanın implantın kullanımında gerekli olan kısıtlamalar ve önlemleri ihmal etmesine ve sonuçta implantın başarısız olmasına veya başka komplikasyonlara yol açabilir. 3. Yabancı cisim hassasiyeti. Malzemeye karşı hassasiyet beklendiği durumlarda, malzemenin seçimi veya implantasyon öncesinde uygun testler yapılmalıdır. TANIM Harici fiksatörler üst uzuvlar ve alt uzuvlar için çeşitli konfigürasyonlarda sağlanmaktadır. Bu fiksatörler (örn. Arka Ayak, Dairesel ve Ünilateral) çeşitli çaplarda ve uzunluklarda birkaç pin tasarımı kullanırlar. Pinler implante edilebilir paslanmaz çelikten sağlanabilir. Fiksatörler çeşitli malzemelerden yapılmıştır: alüminyum, paslanmaz çelik ve kompozit malzemeler. A. HASTA SEÇİMİ Cerrahi donanımın kullanımı aşağıdaki genel endikasyonların göz önüne alınmasını gerektirir: * • Hastanın iyi durumu * • İyi nörovasküler durum * • Yeterli deri örtüsü * • İşlevsel bir kas ve kiriş sistemi olasılığı * • İmplantı alacak yeterli kemik stoku * • Postoperatif tedavi varlığı * • İşbirliği yapan hasta B. ENDİKASYONLAR ARKAAYAK FIKSATÖRÜ Arkaayak Fiksatörü sisteminin gerekli olduğu şekilde yetişkinler veya pediyatrik hastalarda kullanılması tasarlanmıştır ve şu durumlarda kullanılması tasarlanmıştır: ayak bileği ve ayak eklemleri füzyonu; ayak kemiklerinin kırıklarının stabilizasyonu için, (açık veya kapalı); hareket aralığı kaybıyla sonuçlanmış posttravmatik eklem kontraktürü; genel olarak eklem kontraktürleri veya hareket aralığı kaybıyla sonuçlanabilecek kırıklar ve hastalıklar ve distraksiyon gerektiren kırıklar; ayak kemiklerinde psödoartroz veya birleşmeme; kemik veya yumuşak doku deformitesi düzeltilmesi; segmental kemik veya yumuşak doku ayak defektlerinin düzeltilmesi; eklem artrodezi; ve parçalı intraartiküler ayak kemiği kırıklarının takibi. DAIRESEL FIKSATÖR Dairesel Fiksatör sistemi açık ve kapalı kırık fiksasyonu, uzun kemiklerin psödoartroz veya birleşmemeleri, epifizyal veya metafizyal distraksiyon yoluyla uzuv uzatma, kemik veya yumuşak doku deformitelerinin düzeltilmesi ve segmental olan veya olmayan kemik veya yumuşak doku defektlerinin düzeltilmesinde endikedir. Dairesel Fiksatör şunlar dahil tüm uzun kemiklerde kullanılmak içindir: tibia, fibula, femur, humerus, radius ve ulna. UNILATERAL FIKSATÖRLER Unilateral Fiksatörler metakarpal, metatarsal, ulnar ve kalkaneal kemiklerde açık ve/veya parçalı kırıklar, enfekte birleşmemeler, uzunluk uyumsuzluğu bulunan kırıklar, füzyonlar ve düzeltici osteotomiler dahil olmak üzere çeşitli kırıkların stabilizasyonu için endikedir. Uygun fiksatör tipinin seçilmesi kırığın tipine göre cerrahın intibasına bırakılır. PERFORMANS Cihazın hatalı kullanımı veya hastanın uyumsuzluğu performansı olumsuz etkileyebilir. Bu sistem asla sağlıklı bir kemik yapının yerini alamaz. C. KONTRENDİKASYONLAR Mutlak kontrendikasyonlar arasında şunlar vardır: * • Psikolojik veya fizyolojik olarak yetersiz hasta * • Konservatif tedavi olasılığı * • Hastadan izin alınamaması Artan başarısızlık riski taşıyan koşullar: * • Aktif Enfeksiyon * • Yetersiz deri, kemik veya nörovasküler durum * • Onarılamaz tendon sistemi * • Açık epifizleri olan büyümekte olan hastalar * • Yüksek seviyede faaliyeti olan hastalar * • Ateş ve lökositler * • Obezite Kontrendikasyonlar relatif veya mutlak olabilir ve cerrahın intibasına bırakılır. D. OLASI KOMPLİKASYONLAR VE ADVERS REAKSİYONLAR Her cerrahi prosedürde komplikasyon olasılığı vardır. Bu implantlara ilişkin riskler ve komplikasyonlar şunları içerir: * • Enfeksiyon veya ağrılı, şiş veya kızarmış implant bölgesi * • İmplantın kırılması * • İmplantın revizyon cerrahisini gerektiren gevşemesi veya yerinden çıkması * • Kemik rezorpsiyonu veya aşırı oluşumu * • İmplant malzemesine/malzemelerine karşı alerjik reaksiyon/reaksiyonlar * • Makrofajlar ve/veya fibroblastlar içerebilen uygunsuz histolojik tepkiler * • Emboli * • Cihaza bağlı anormal ağrı ve hisler * • Enfeksiyon * • Nörolojik komplikasyon ve olası palsi * • Psödartroz E. UYARILAR VE ÖNLEMLER Harici fiksatörler sadece tek kullanımlıktır. PREOPERATİF * • Cihazlar ve tekniğin doğru anlaşılması şarttır * • Hasta seçimi bu cihazın kullanımı için liste halinde verilmiş endikasyonlar ve kontrendikasyonlara göre olmalıdır * • Steril olmayan implantlar kullanımdan önce sterilize edilmelidir Cihaz Parçalarıyla İlgili Tavsiyeler * • Wright Medical Technology, Inc. herhangi bir Wright harici fiksatörü ile başka bir üreticinin cihazının kullanılmasını kesinlikle önermez. * • Tıbbi cihazları, özellikle takma ve çıkarma işlemi sırasında, etiketlerinde yer alan endikasyonlara ve üreticinin kullanım talimatına uygun olarak kullanın. * • Cihazları kullanmadan önce inceleyerek, geldiği haliyle veya nakliye veya saklama sırasında, işlemde fragmantasyon olasılığını artırabilecek herhangi bir hasar veya kusur olup olmadığına bakın. * • Cihazları hastadan çıkarıldıktan hemen sonra inceleyerek, herhangi bir kırılma veya fragmantasyon belirtisi olup olmadığına bakın. * • Cihaz hasarlıysa, üreticinin olayı incelemesine yardımcı olmak üzere saklayın. * • Parçanın hastadan alınmasıyla veya bırakılmasıyla ilişkili riskleri ve yararları dikkatle değerlendirin ve hastayla (mümkünse) görüşün. * • Aşağıdaki bilgiler çerçevesinde, hastaya çıkarılmayan cihaz parçalarının niteliği ve güvenliği hakkında tavsiyelerde bulunun: a. Parçanın malzeme bileşimi (biliniyorsa); b. Parçanın büyüklüğü (biliniyorsa); c. Parçanın konumu; d. Olası zarar görme mekanizmaları, örneğin yer değiştirme, enfeksiyon; e. Parçaların metal olması durumunda, MRG tetkikleri gibi kaçınılması gereken prosedürler veya tedaviler. Bu, parça nedeniyle cid.di zarar görme olasılığının azaltılmasına yardımcı olabilir. Manyetik Rezonans Ortamlarıyla İlgili Olarak Bu prospektüste tanımlanan cihazlar MR ortamında güvenlik ve uyumluluk açısından değerlendirilmemiştir. Bu prospektüste tanımlanan cihazlar MR ortamında ısınma veya göçme açısından test edilmemiştir. ÇERÇEVE TERTİBATI Ön çerçeve tertibatı cerrah tarafından cerrahi teknikte tavsiye edilen şekilde yapılmalıdır. İMPLANTIN ÇIKARILMASI Harici fiksatörler tam iyileşmeye kadar stabilizasyon için yerlerinde bırakılmak üzere tasarlanmıştır. Bundan sonra çıkarma düşünülmelidir. Ancak şu durumlarda erken çıkarma tavsiye edilir: * • implantlara bağlı ağrı * • enfeksiyon * • implant kırılması POSTOPERATİF Aşağıdakilerle ilgili olarak hastalar için talimat ve uyarılar * • kısıtlı fizik aktivite * • advers etkiler * • hiçbir metal cihazın asla bir kemik yapı kadar kuvvetli olmayacağını bilmek KONTROL * • Görüntü güçlendirici kontrolü altında implantasyon * • Motor aktivite değerlendirmesi * • Tüm kilitlenen elemanların uygun şekilde sıkıştırıldığından emin olun PARAZİT İmplantın, fiksatörün tüm malzemeleri ile uyumunu kontrol edin. AMBALAJLAMA Özellikle "STERILE" (STERİL) olarak etiketlenmemişlerse harici fiksatörler steril olmayan şekilde sağlanır; tüm bileşenler kullanımdan önce temizlenmeli, dekontamine edilmeli ve buhar otoklavı ile sterilize edilmelidir. Hasarlı ambalaja sahip tüm bileşenler atılmalıdır. * • Pin Örtüleri Steril ambalajlanmış olarak sağlanır. F. KULLANIM VE STERİLİZASYON İMPLANTLAR Bu prospektüste tanımlanan implantlar ayrı ürünün etiketinde belirtildiği şekilde steril olan veya olmayan şekilde sağlanır. Alet tepsilerinde sunulan implantlar steril sağlanmazlar. Steril ambalajdaki implantlar, ambalajın hasar görmediği veya önceden açılmadığından emin olmak üzere kontrol edilmelidir. İç ambalajın bütünlüğünde bir bozulma varsa daha ayrıntılı talimat almak için üretici ile irtibata geçin. İmplantlar aseptik ameliyathane tekniği kullanılarak açılmalıdır; ancak doğru büyüklüğün tespit edilmesinden sonra açılmalıdır. Bu ürün sadece tek kullanımlıktır. Bir implant vücut dokularıyla veya sıvılarıyla temas etikten sonra asla tekrar sterilize edilmemelidir. Sadece tek kullanımlık olarak etiketlenmiş cihazlar asla tekrar kullanılmamalıdır. Bu cihazların tekrar kullanılması hastanın ciddi şekilde zarar görmesiyle sonuçlanabilir. Bu cihazların tekrar kullanılmasıyla ilişkili tehlikeler arasında verilenlerle sınırlı olmamak üzere şunlar vardır: cihaz performansında önemli ölçüde bozulma, çapraz enfeksiyon ve kontaminasyon. Steril sağlanmayan implantlar, aletler için önerilen parametrelere (aşağıda verilmiştir) göre işleme konmalıdır. ALETLER Cerrahi aletler (ve steril olmayan implantlar) aşağıdaki parametrelere uygun olarak temizlenmeli ve sterilize edilmelidir: Temizlik 1. Tüm bileşenleri üreticinin talimatina göre parçalarına ayırın (uygunsa). 2. Kaba kontaminasyonu gidermek için soğuk musluk suyuyla durulayın. 3. Üretici talimatları uyarınca hazırlanan bir enzimatik solüsyona 5 dakika batırın. 4. Yumuşak bir fırça ve/veya tüp temizleyici ile iyice fırçalayın; varsa çok dar lümenlerden bir şırınga kullanarak tekrar tekrar enzimatik deterjan solüsyonu geçirin. 5. En az bir dakika soğuk musluk suyuyla durulayın; varsa çok dar lümenlerden tekrar tekrar sıvı geçirmek için bir şırınga kullanın. 6. Aleti üretici talimatları uyarınca hazırlanan bir deterjan solüsyona 5 dakika batırın. 7. Yumuşak bir fırça ve/veya tüp temizleyici ile iyice fırçalayın; varsa çok dar lümenlerden bir şırınga kullanarak tekrar tekrar deterjan solüsyonu geçirin. 8. Deiyonize veya ters ozmozlu (RO/DI) suyla iyice durulayın veya bu tür suyu içinden geçirin. 9. Üreticinin talimatına göre hazırlanmış bir enzimatik deterjan solüsyonunda en az 10 dakika sonikasyon uygulayın. 10. RO/DI suyla iyice durulayın. 11. Temiz, yumuşak, emici, tek kullanımlık bir bezle kurulayın. 12. Temizliği bakarak kontrol edin. Gözle görülebilen dahili ve harici bütün yüzeyler görsel olarak incelenmelidir. Gerekirse, gözle görülebilir şekilde temiz olana kadar tekrar temizleyin. Not: Çoğu lümeni temizlemek için fırçalar (örn. tüp temizleyicileri) kullanılabilir, ancak çapı 1,04 mm veya altında olan dar lümenlerden sıvı geçirmek için bir şırınga kullanılması önerilir. STERILIZASYON Aşağıdaki parametrelere göre otoklava sokun: Yöntem: Buharlı Sterilizasyon Tip: Ön vakum Minimum Ön Koşullandırma Pulsları: 3 Minimal süre: 18 dakika Minimal sıcaklık: 132 °C (270 °F) Minimum Kuruma Süresi: 45 dakika Belirtilen buhar sterilizasyonu parametreleri 10 -6 sterilite güvence düzeyi (SAL) ile sonuçlanır. Bu parametreler EN 554 "Sterilization of medical devices – Validation and routine control of sterilization by moist heat" (Tıbbi cihazlar stabilizasyonu - Nemli ısıyla sterilizasyonun rutin kontrolü ve doğrulanması) uyarınca doğrulanmıştır. Bu döngü prion inaktivasyonunda kullanılmak üzere değildir. Daha fazla bilgi için, Wright'ın Wright Tıbbi Aletlerinin Temizlenmesi ve Kullanılması belgesine bakın. G. SAKLAMA KOŞULLARI Tüm implantlar temiz ve kuru bir ortamda saklanmalı ve güneş ışığı ve aşırı sıcaklıklardan uzak tutulmalıdır. DİKKAT: (ABD) Federal Yasaları uyarınca bu cihaz sadece bir doktor tarafından veya bir doktorun isteği üzerine satılabilir, dağıtılabilir veya kullanılabilir. Ticari Markalar™ ve Tescilli Ticari Markalar® Wright Medical Technology, Inc.'e aittir veya tarafından lisan alınmıştır.
<urn:uuid:a7d5f955-a632-4d12-abd8-ed88d1559813>
CC-MAIN-2018-51
http://www.wright.com/wp-content/uploads/2015/04/150860-0_TK-WR.pdf
2018-12-18T15:38:23Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2018-51/segments/1544376829429.94/warc/CC-MAIN-20181218143757-20181218165757-00341.warc.gz
488,569,005
4,163
tur_Latn
tur_Latn
0.997385
tur_Latn
0.9996
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "unknown", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 700, 1180, 1229, 1807, 3491, 4594, 5782, 6680, 7659, 8872, 9604, 11154, 12386, 13515, 13931 ]
null
null
null
null
null
null
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı T.C. Sayı : 79031618-480-E.9260557 Konu : 2016-2017 Eğitim ve Öğretim Yılı Merkezi Sistem Ortak Sınavları 31.08.2016 .……….VALİLİĞİNE (Milli Eğitim Müdürlüğü ) Ortaokulların 8'inci sınıflarında 2016-2017 Eğitim ve Öğretim Yılında Türkçe, matematik, fen bilimleri, T.C. inkılâp tarihi ve Atatürkçülük, din kültürü ve ahlak bilgisi ile yabancı dil derslerinde; bir dönemde iki sınav yapılan derslerin ilk sınavı, bir dönemde üç sınav yapılan derslerin ise ikinci sınavı merkezî sistem ortak sınav şeklinde uygulanacaktır. 2016-2017 Eğitim ve Öğretim Yılında birinci dönem merkezî sistem ortak sınavın 2016 yılı Kasım ayının son haftasında, ikinci dönem merkezi sistem ortak sınavın ise 2017 yılı Nisan ayının son haftasında yapılması planlanmıştır. Merkezî sistem ortak sınavların kesin tarihleri ile uygulanmasına ilişkin hususlar Bakanlığımızca hazırlanacak kılavuzla düzenlenecektir. Merkezî sistem ortak sınavların yapılacağı tarihe kadar öğretim programlarının işlenişinde Türkiye genelinde birlik sağlamak amacıyla 2016-2017 Eğitim ve Öğretim Yılına mahsus olmak üzere, çalışma takvimine göre konu/kazanımların dağılımını gösteren çizelgeler hazırlanmış ve ekte birer örneği gönderilmiş, ayrıca "http://ttkb.meb.gov.tr/" adresinde yayımlanmıştır. Merkezî sistem ortak sınavlarda kapsam birlikteliğinin sağlanması açısından öğretmenlerin yıllık ders planı uygulamalarında bu çizelgelerin dikkate alınması önem arz etmektedir. Çalışma takvimine göre konu/kazanımların dağılımını gösteren çizelgelerin uygulanmasında aşağıdaki hususların dikkate alınması gerekmektedir: 2. İkinci dönemde yapılacak merkezî sistem ortak sınavda sorulacak soruların kapsamı ise eğitim öğretim yılının başından "İKİNCİ DÖNEM MERKEZÎ SİSTEM ORTAK SINAV"ın yapılacağı tarihe kadar işlenecek olan tüm ünite/konu/ kazanımlarla sınırlı olacaktır. 1. Birinci dönemde yapılacak merkezî sistem ortak sınavda sorulacak soruların kapsamı, eğitim öğretim yılının başından "BİRİNCİ DÖNEM MERKEZÎ SİSTEM ORTAK SINAV"ın yapılacağı tarihe kadar olan ünite/konu/kazanımlarla sınırlı olacaktır. 3. "BİRİNCİ DÖNEM MERKEZÎ SİSTEM ORTAK SINAV"ın ve "İKİNCİ DÖNEM MERKEZÎ SİSTEM ORTAK SINAV"ın yapılış tarihi itibariyle, çalışma takviminde belirtildiği şekilde konu/ kazanımların süresi içinde işlenmesi ve bu bağlamda öğrencilerin eksiklerinin kalmaması için okul yönetimleri ve öğretmenler gerekli tedbirleri alacaktır. Bilgilerinizi ve gereğini rica ederim. 4. Çizelgelerde "BİRİNCİ DÖNEM MERKEZÎ SİSTEM ORTAK SINAV" ve "İKİNCİ DÖNEM MERKEZÎ SİSTEM ORTAK SINAV" dışında öğretmenlerin yapacakları diğer sınavlar için belirtilmiş olan tarihler öneri niteliğinde olup öğretmenler bu sınavları belirleyecekleri bir tarihte de yapabileceklerdir. EKLER: 2- Matematik dersine ait 8. sınıf 1- Türkçe dersine ait 8. sınıf ünite/konu/kazanımların dağılım çizelgesi ünite/konu/kazanımların dağılım çizelgesi 4- T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersine ait 8. sınıf ünite/konu/kazanımların dağılım çizelgesi 3- Fen Bilimleri dersine ait 8. sınıf ünite/konu/kazanımların dağılım çizelgesi 5- Din kültürü ve Ahlâk bilgisi dersine ait 8. sınıf ünite/konu/kazanımların dağılım çizelgesi ünite/konu/kazanımların dağılım çizelgesi 6- İngilizce dersine ait 8. sınıf 7- Almanca dersine ait 8. sınıf 8- Fransızca dersine ait 8. sınıf ünite/konu/kazanımların dağılım çizelgesi ünite/konu/kazanımların dağılım çizelgesi 9- İtalyanca dersine ait 8. sınıf 10- Musevi Okulları Din kültürü ve Ahlâk bilgisi dersine ait 8. sınıf ünite/konu/kazanımların dağılım çizelgesi ünite/konu/kazanımların dağılım çizelgesi 11- Ermeni Okulları Din kültürü ve Ahlâk bilgisi dersine ait 8. sınıf ünite/konu/kazanımların dağılım çizelgesi Dağıtım: Temel Eğitim Genel Müdürlüğü A Planı Gereği: Bilgi: Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü B Planı
<urn:uuid:8c4bb350-9924-43a8-b6f2-598be750a471>
CC-MAIN-2017-09
http://ttkb.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2016_09/01045916_20162017__valiliklere_giden_yazi.pdf
2017-02-26T10:00:06Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2017-09/segments/1487501171971.82/warc/CC-MAIN-20170219104611-00072-ip-10-171-10-108.ec2.internal.warc.gz
255,928,704
1,224
tur_Latn
tur_Latn
0.998955
tur_Latn
0.999544
[ "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2778, 3948 ]
null
null
null
null
null
null
JAPONYA'DA KOBE DEPREMİ SONRASINDA GAZ TESİSATLARININ YENİDEN DEVREYE ALINMASINDA GAZ DEDEKTÖRLERİNİN KULLANIMININ ÖNEMİ VE COSMOS GAZ DEDEKTÖRLERİ Aysun Kanat Kimya Mühendisi / NOVEL Dış Ticaret ve Pazarlama Ltd. Şti. Bu inceleme sunuşunda Türkiye ve Japonya arasında ortak kader gibi duran deprem olgusu ve ortak olmayan güvenlik anlayışı ve özel olarak gaz dedektörlerinin kullanım yaygınlığı, önemine ilişkin bakış açılan, KOBE depremi ve deprem sonrasında yaşanan tecrübeler ve gaz tesisatlarının devreye alınışı konu edilmiştir. 1. Giriş 1995 yılında meydana gelen KOBE depremi, Japonya'nın 1923' te 142 bin kişinin hayatım kaybettiği depremden sonraki en büyük deprem felaketidir. 17 Ağustos 1999'da Marmara bölgesinde meydana gelen deprem, genel olarak bir deprem ülkesi olarak bilinen Japonya'nın bu konuya gösterdiği hassasiyetin sonucu olarak Türkiye'ye yönelik ilgi ve destek faaliyetlerini arttırmıştır. Türkiye'nin de genel olarak dünyadaki diğer depremlerden ve özel olarak Japonya'daki depremlere ilgisini arttırmasını ve gereken ders ve bilgi birikimleri aktarmasını diliyor ve bekliyoruz. Aşağıda KOBE depremi ile ilgili çok genel bilgiler verilmekle beraber, özellikle gaz sektörüne çeşitli uyarı ve izleme sistemleri temin eden, teknolojisini kullanıcı firmalarla birlikte üreten bir firmanın tecrübeleri açısından konuya bakılacaktır. 2. Kobe Depremi ve Etkileri 17 Ocak 1995 tarihinde sabah 5.46 da Japonya'nın Awaji Adası'nm kuzey kesiminde yerin 16 km altında Richter ölçeğine göre 7.2 büyüklüğünde meydana gelen ve 20 saniye süren depremde bölgede 5.470 kişi hayatını kaybetmiş ve 33.000 kişi yaralanmıştır. Kobe Depremi diye bilinen bu deprem 1 Eylül 1923' te meydana gelen ve 142.807 kişinin ölümüyle sonuçlanan Great Konto Depremi'nden sonraki en büyük felakettir. Kobe Depremi'nde ölümlerin çoğu bina çökmesi, yada depremden hemen sonra ortaya çıkan yangınlardan kaynaklanmıştır. Depremin Kobe Bölgesi'ndeki etkileri : Depremin kurbanları * 5.740 Ölü * 33.000 Yaralı * Ölenlerin % 58 i 60 yaş ve üzeridir * Birçok insan deprem sonrası çıkan yangınlar veya çöken evler yüzünden meydana gelmiştir. (%73 ü havasızlıktan yada ezilerek ölmüştür.) Deprem sonrası çıkan yangınların binalar üzerindeki etkileri * 6.965 bina tamamen * 80 bina yarıyarıya * 270 bina kısmen yanmıştır. * 71 binada da küçük yangınlar çıkmıştır. Toplam yanan alan : 819.108 m 2 dir. Toplam çıkan yangın sayısı : 175 tir. (54 yangın depremden hemen sonra aynı anda başlamıştır) Trafikte ortaya çıkan sorunlar; * Hanshin Otoyolu' nun 3. Ve 5. Kısmı alttaki yolun üzerine çökmüştür. * Çöken binalar, çatlaklar ve yer kaymaları yüzünden trafik durmuştur. * Demir yolları büyük oranda hasar görmüştür. * Liman bölgesindeki ana yollar kapanmıştır. * Kobe limanları ticarete kapanmıştır. Verilen hizmetlerde ortaya çıkan aksaklıklar; Enerji: Şehir genelinde kesilmiştir. Telefon: % 25 hizmet verilememiştir. Su: Hemen hemen şehir genelinde verilememiştir. Gaz: % 80 kesilmiştir. Kobe Depremi'nin endüstriye olan etkileri; 1. Büyük ölçekli işletmeler : Kobe'deki birçok fabrika ve üretim zinciri zarar görmüştür. 2. Küçük ve orta ölçekli işletmeler : Fabrikalarm % 80 i hasar görmüştür. 3. Pazarlar ve mağaza zincirleri : Kobe'nin alışveriş alanlarının 1/3 ü ve pazarların yarıya yakını büyük oranda zarar görmüştür. 4. Turizm sektörü olumsuz yönde etkilenmiştir. 5. Tarım ve balıkçılık : Balıkçı teknelerinin iskeleleri, çiftlikler ve tarımsal faliyetler zarar görmüştür. Diğer Etkiler; Yukarıda belirtilen etkiler yanında, şehir halkı ayrıca büyük ölçüde dolaylı etkilere maruz kalmıştır. Uzun süreli olarak barınaklarda yaşamak zorunda kalan, özellikle çocuklar başta olmak üzere sakat ve yaşlı insanlar psikolojik olarak ciddi boyutlarda zarar görmüşlerdir. Okullardaki eğitim saati azalmış, okullar geçici barınma yeri olarak kullanılmıştır. İnsanların yaşamları aksayan hizmetler ve elverişsiz trafik koşulları yüzünden zorlaşmış, işsizlik oranı depremden sonra şiddetle artmıştır. Yerel endüstri olarak, Kobe'nin üretimi, bölgedeki birçok firmanın operasyonlarını diğer bölgelere kaydırmaları ve üretim miktarlarını bu bölgede önemli oranda azaltmaları sebebiyle azalmıştır. Birçok gemi yükünü Kobe Limanı'ndaki hasar sebebiyle diğer limanlara boşaltmıştır. Otoyolda meydana gelen hasar sadece Kobe'nin değil aym zamanda tüm Japonya'nın ekonomisini olumsuz yönde etkilemiştir. Büyük hacimlerdeki enkaz çok çeşitli çevre sorunlarına yol açmıştır. Depremde can kaybı büyük oranda ortaya çıkan yangınlar sonucunda ortaya çıkmıştır. Meydana gelen yangınlar büyük ölçüde elektrik kısa devrelerinin kıvılcıma sebep olduğu gaz kaçaklarına bağlıdır. Raporlara göre Hyogo Bölgesi'nde yarısı depremden sonra 24 saat içinde başlamak suretiyle 164 ayrı yangın çıkmıştır. 3. New COSMOS (Japon) Firması ve Japon Gaz Endüstrisindeki Yeri Çeşitli gazların, örneğin doğal gaz ve LPG'nin kullanımı günümüzde oldukça yaygındır. Bu gazlar ekonomikliği ve kullanım kolaylığı sayesinde her geçen gün hayatımızın bir parçası olmaktadır. Doğru kullanıldığında bu gazlar güvenlidir, aksi taktirde kullanıcılar için potansiyel tehlike haline gelir. Gaz kaçakları meydana geldiğinde, bu gazların birikimi, zehirleme, yanma ve patlama tehlikesi oluşturur. Gaz Dedektörleri ve Alarm Sistemleri, kullanıcıları gaz kaçaklarının tehlikelerinden korumak için dizayn edilmiştir. Gaz Dedektör ve Alarm Sistemleri Japonya'da oldukça geniş bir kullanıma sahiptir. Japon Standartları, Gaz Dedektör ve Alarm Sistemlerinin kullanımını zorunlu kılmaktadır. Ülkemizde ise 'olmazsa olmaz' yerlerde dahi çok kısıtlı kullanılmaktadır ki; bu ihmalin insammıza ve sanayimize bedelinin ağır olmamasını dileriz. COSMOS, Japonya'da 1960'da kendi geliştirdiği teknoloji ile gaz sensörü üretimine başlamıştır ve 30 milyon adetten fazla satarak şu anda Japonya'nın en büyük gaz dedektör ve alarm cihazı üreticisidir. Yaklaşık 400 çalışanı ve bunun % 30'unun AR-GE için çalışması ile aşağıdaki konularda uzman konumdadır : * Endüstriyel kullanım için Gaz Dedektör/Alarm Cihazları * Elde Taşınabilir Gaz Dedektörleri * Ev tipi Gaz Alarm Cihazları Bağımsız bir teknolojik yayının yaptığı tespitlere göre Japonya'da en büyük 10 gaz şirketine satılan cihazların yaklaşık %94.5 i COSMOS tarafından sağlanmıştır. ( Bakınız Ek I) Bu sonuç şaşırtıcı değildir çünkü bu cihazların çoğunluğu talebi yapan büyük gaz şirketleri ile beraber geliştirilmiştir. Sonuç olarak bu olgu COSMOS Cihazlarındaki bir temel prensibi vurgulamaktadır : Güvenilirlik ve kullanım kolaylığı... COSMOS, halen 500 civarında ticari ruhsatı (patent, ticari marka, vb) elinde bulundurmaktadır. Otuzdan fazla teknik organizasyona üyedir, onlarca teknik literatür COSMOS araştırma merkezinden dünya teknik literatürüne sunulmuştur. COSMOS, ISO 9001 belgesini de alarak teknolojisini belirli standartlara oturtmuştur. 4. Kobe Depremi ve COSMOS Gaz Dedektörleri 1995 yılında Kobe ve Osaka şehirlerini etkileyen büyük deprem neticesinde 5000 den fazla insan hayatını kaybetmiştir. Enkaz kaldırma işlemleri sırasında yapılan çalışmalarda, ölümlerin yarısından fazlasının deprem sonucu meydana gelen gaz kaçaklarının oluşturduğu yangın ve patlamalardan kaynaklandığı görülmüştür. İşte bu talihsiz felaketin ardından bütün Japon gaz şirketleri gibi, Osaka Metropolitan Gas Company (OMG) şirketi de birçok tecrübeler kazanmıştır. Ayrıca şehre gaz verme işlemleri sırasında benzer sorunlar yaşanmaması için çok yoğun çalışmalara girmişlerdir. Aşağıda OMG' nin deprem sonrasında şehre gaz verme işlemleri sırasında yapmış olduğu çalışmalar ile ilgili birkaç önemli nokta bilgilerinize sunulmuştur. OMG deprem sırasında gaz gönderme işlemini anında kesmiştir ve tekrar gaz verme işlemine 2 ay sonra başlamıştır, bu süre içersinde 5 milyon binanın tesisatları gözden geçirilmiştir. Bu işlemin sağlıklı yapılabilmesi için güvenilir ve kolay kullanımı özelliğine sahip cihazların kullanılmasının gerekliliği aşikardır. OMG'de bu sebeplerden dolayı diğer Japon gaz şirketleri gibi bu konuda da COSMOS Gaz Dedektörlerini kullanmışlardır. Aşağıdaki listede COSMOS Gaz Dedektörlerinden XP-702S,XP-707 ve XP-304 JJ modellerinin, deprem öncesi ve hemen sonrası OMG' nin sahip olduğu miktarları verilmiştir. Bu modellerden birincisi ile tespit edilen metanm, yeraltı gazından mı yoksa boru tesisatından oluşan bir kaçaktan mı geldiğinin ayrımı yapılabilmektedir. İkinci model, 5 ayrı ülkede patent almış bir modeldir ve esas olarak dahili tesisatlarının gaz kaçaklarına test edilmesi sırasında hem tesisat hem de kaçağın yerini belirlemek amacıyla kullanılmaktadır. Kullanımı oldukça basit olan bu hafif cihaz (yaklaşık 700 g) sayesinde, gaz verilen bir tesisatın güvenilirliği sabun köpüğü testinden daha kolay ve güvenli olarak tesbit edilebilmektedir. (Sabun köpüğü testi ile tespit edilen minimum debi 1.3x10 ~l cmVsn iken bu cihaz ile 3.3x10"5 atmcmVsn debilerdeki çok küçük kaçaklar dahi tespit edilebilmektedir.) Bu sonuç COSMOS'un sensör teknolojisine yaptığı yatırımın ve gaz dağıtım firmaları ile oluşturduğu verimli işbirliğinin meyvesidir. Üçüncü model ise (XP - 707 A), yine gaz firmalarından gelen talep ile birlikte gelişen bir modeldir ve toprakaltı borularından gaz kaçaklarının tespiti amacıyla geliştirilmiştir. Esas olarak ikinci ve üçüncü modeller, alev iyonizasyon yöntemi (FDD) prensibi ile çalışan, güvenilir çalışma prensipleri yanında, yüksek işletme maliyetleri ve bakım maliyetleri ile çeşitli işletme zorlukları olan cihazların alternatifleri olarak geliştirilmiştir. İşletme maliyetleri sadece kalem pil ve bir yıldan uzun sürelerde değişen sensörleridir. Cihazlarda kullanılan sensör teknolojisinin detaylarına bu bildiri çerçevesinde girilmemiştir. Bunların yanında, yine gaz firmalarının kullanıldığı değişik modeller de bulunmaktadır, fakat yukarıdaki modeller özellikle deprem sonrası çalışmalarda yoğun olarak kullanılmıştır. Yukarıda Ek F de 1994 yılında Japonya'nın en büyük 10 gaz şirketinin 1994 yılı itibariyle gaz cihazları envanteri görülmektedir. Türkiye'deki gaz şirketlerinin ellerindeki cihaz sayılarını kabaca bilen bizler, bu rakamları değerlendirirken aşağıdaki hususları da not etmeliyiz ; 1. Bu gaz şirketlerinin çoğu dünya ölçeğinde dev gaz dağıtım şirketleridir ve operasyon alanları, hem gaz çeşitleri hem de hizmet çeşitleri açısından ülkemizdeki şirketler yanında oldukça büyüktür. Deprem şehri Kobe'nin gaz şirketi OSAKAGAS halen 5.9 milyon aboneye hizmet vermektedir. 2. Bu şirketler, kuruluş yıllarının eskiliği ve edindikleri tecrübeler açısından da ülkemizdeki gaz dağıtım şirketlerine göreceli üstünlüklere sahiptir. 3. Gaz dağıtım şirketlerinin hem çalışma detayları, hem de güvenliğe yönelik standartları Japonya'da çok sıkı olarak kurallara ve yönetmeliklere bağlanmıştır. Örneğin, evlerde bulunan gaz kullanan cihazların ve tesisatların periyodik kontrolleri zorunludur. Yukarıdaki temel farklar, sonuç olarak, güvenlik/emniyet tedbirlerine verilen önemin ve bu bilincin toplum katında yaygın olarak yerleşmesi ile, bahsedilen cetvelde kullanılan cihaz envanterlerine de yansımaktadır. Yakın zamanda, yine Japonya'da yaşanan nükleer kazanın ardından yapılan onca detaylı araştırmaya rağmen, yapılanların yetersiz kaldığına dair toplumdan gelen tepkinin varlığı, gelişmiş toplumlarda bu bilincin etkisini gösteren bir örnektir. Kısaca, kendileri tarafından da kabul edileceği gibi, varolan şartlarda dahi, gaz dağıtım şirketlerimizin ellerindeki cihazlar maalesef yeterli değildir. Deprem gibi bir felaket sonrasındaki şartlar düşünüldüğünde ise, bu envanterin, bu şartların da göz önünde tutularak oluştumlmasmdaki gereklilik ve acillik ortaya çıkmaktadır. Son deprem felaketinin yoğun gaz dağıtımının yapıldığı bölgeleri ciddi olarak etkilememiş olması bir şanstır, fakat bu şansın her zaman toplumumuzla beraber olamayacağım düşünmek zorundayız. Yukarıda bahsedilenler, genel olarak deprem sonrası gaz tesisatlarının devreye alınması veya deprem sonrası gaz kaçaklarının süratle tespit edilerek olası felaket risklerinin ortadan kaldırılması yönündeki tedbirlerle ilgilidir. Öte yandan, işyerlerinde ve evlerde kullanılan yanıcı gazlar her zaman potansiyel bir risk taşımaktadır, bununla beraber bu riski konjrol etmek ve izlemek mümkündür. İşyerlerinde bu riskin bir yere kadar izlenebildiğini düşünmek istiyoruz. Halbuki, evlerde, genel olarak bakıldığında bu hususun umut verici olmadığını biliyoruz. Ülkemizdeki durumu tartışmadan önce, örneğimiz olan Japonya'dan bazı tecrübeleri incelemek, konuya daha somut bakılmasını sağlayacaktır. Ek W de görüldüğü gibi Japonya'daki evlerde kullanılan LPG dedektörlerinin sayısı arttıkça meydana gelen kazalar ters orantılı olarak azalmıştır ve halen evlerin % 99.1 'inde gaz dedektörü bulunmaktadır. Öte yandan benzer ters ilişki doğal gaz içinde mevcuttur, halen doğal gaz kullanılan evlerin yaklaşık % 40'ında dedektör vardır ki bunun nedeni, başlangıçta gaz dedektörü kullanmadan düşünülen bir takım tedbirlerin netice vermemesi ve sonuç olarak bu uygulamalarda gaz dedektörü kullanımına geç başlanmış olmasıdır. Günümüzde CO dedektörünün de Japonya'da evlerde kullanımı zorunlu hale gelmiştir ki bu durum toplum bilincindeki ivmenin sonucudur. Ülkemizde ise, evlerde gaz dedektörlerinin kullanımına yönelik bilinç maalesef yeterli değildir ve yasalar açısından bir zorunluluk da henüz yoktur. Yazıktır ki, gaz dedektörü denilince bir 'yalancı çoban' hatırlanmaktadır ve sigara dumanından dahi alarm veren cihazların pazarda yer alması ile bu bilinç ters yönlendirilmiş durumdadır. Oluşturulmuş ve oluşturulacak standarlarının, cihazın hedef gaz seçim karakterine de (selektivite) atıfta bulunması gerekmektedir. 4. Sonuç Son yaşadığımız Marmara Depremi'nin yaşattığı acıların bir bedeli olarak, toplum bilincimizde olumluya giden bazı oluşumları bekliyoruz. Deprem riskini sürekli yaşayan bir ülke olarak Japonya da, insan hayatı ve genel olarak tüm güvenlik kavramlarına verilen büyük önem ve hassasiyete rağmen, zaman zaman benzer acıları yaşamakta, fakat her felaketten ders çıkarmayı bilerek, aynı hataları tekrarlamamak basiretini göstermektedir. Japonya ile uzun yıllar ticari işbirliği halinde olan bir firma olarak eminiz ki, Japonya'da ilgili kurumlar çoktan Marmara Depremi ile ilgili detaylı incelemeyi başlatmışlar ve bu tecrübeyi de akıl/tedbir dağarcıklarına katmışlardır. Benzeri yaklaşımı ülkemizde de görmek istiyoruz. Bu inceleme yazısının esas konusu olan deprem sonrası gaz tesisatlarının devreye alınmasındaki tecrübelerin, yaşanma ihtimali olan diğer felaketler için daha hazırlıklı ve tedbirli olmamız gerektirdiğini ve Japonların bu felaketi izlerken edindikleri amacm bizlerin de diğer ülkelerin yaşadıkları tecrübelerden faydalanmayı hatırlatmasını umut ediyoruz. Kaynaklar [1] Introduction to COSMOS Gas Sensors, New COSMOS Electric Co, Ltd, 1981 Japan [2] The Great Hanshin - Awaki Earthquake Statistics,August' 1, 1999 Version, JETRO
<urn:uuid:e5feb1ba-daab-4a02-9d19-e6c635c1194f>
CC-MAIN-2017-26
http://arsiv.mmo.org.tr/pdf/11240.pdf
2017-06-23T20:32:14Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2017-26/segments/1498128320174.58/warc/CC-MAIN-20170623202724-20170623222724-00653.warc.gz
30,865,311
4,086
tur_Latn
tur_Latn
0.999899
tur_Latn
0.999926
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2181, 4403, 7514, 10355, 13672, 14929 ]
null
null
null
null
null
null
KEYFİ GÖZALTI VE TUTUKLAMALAR Hafta boyunca savcılar en az 123 kişi hakkında Gülen hareketiyle irtibathi olduğu gereğince gözaltı kararı verdi. Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklama Çalışma Grubu (WGAD) tarafından Ekim 2020'de yayımlanan bir görüş belgesinde söz konusu grupla bağlantılı olduğu iddia edilen kişilerin geniş çaplı ve sistematik olarak hürriyetinden mahrum bırakılmasının insanlığa karşı suç teşkil edebileceğini belirtildi. Derneğimiz 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana gerçekleşen Gülen hareketi bağlantılı toplu gözaltı uygulamalarını detaylı bir veritabanı vasıtasıyla sistematik olarak kayda geçirmektedir. 5 Temmuz: Türk polisi 29 ilde 108 kişiyi Gülen hareketiyle bağlantılı oldukları iddiasıyla gözaltına aldı. ZORLA KAYBEDİLMELER Hafta boyunca, 2016-2018 yılları arasındaki olağanüstü hal döneminde görevinden ihraç edilen ve 6 Ağustos 2019 tarihinde ortadan kaybolduğu ihbar edilen eski kamu çalışanı Yusuf Bilge Tunç'tan bir haber alınmadı. Tunç'un ortadan kaybolması 2016 yılından bu yana yaşanan ve Türk hükümetinin dahil olduğuna dair güçlü bulgular içeren bir dizi zorla kaybedilme vakasının son örneklerinden biri oldu. TOPLANTI VE ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ 1 Temmuz: İstanbul'da yerel makamlar tarafından yasaklanan LGBTQ Onur Yürüyüşü'ne yüzlerce kişi katıldı ve protestoculardan 15'i gözaltına alındı. IFADE VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ 3 Temmuz: Türkiye'nin yayincılık ve yayın akışını düzenleyen Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinde Ermenilerin toplu katliamında "soykırıma" atıfta bulunduğu gereğince bağımsız radyo istasyonu Açık Radyo'nun yayın lisansını iptal etti. 4 Temmuz: Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) aylık raporunda Haziran ayında toplam 22 kadın gazetecinin mesleki faaliyetleri nedeniyle yargılanıldığını açıkladı. 4 Temmuz: Eski Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan'ın Limak, Cengiz, Kolin ve Kalyon şirketlerinin ortak işlettiği Kuzey Marmara Otoyolu şirketine CEO olarak atanmasına ilişkin haberlere İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin kararıyla erişim engeli getirildi. 4 Temmuz Suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla yargılanan Ayhan Bora Kaplan hakkında yürütülen soruşturma kapsamında alınan ifadelerde bazı kamu görevlilerinin rüşvet aldığı ve görevlerini kötüye kullandığı, bu kişiler hakkındaki iddialara ilişkin yeni bir soruşturma başlatıldığı yönündeki haberlere İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği tarafından erişim engeli getirildi. YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE HUKUK DEVLETİ 1 Temmuz: Hukuk fakültesi mezunu Özgür Taşçı'nın geçen yılıki hakim adaylığı sınavında Türkiye ikincisi olmasına rağmen hakimlik mülakatında elenmesi, Türkiye'nin yargı ve kamu görevlerine yönelik mülakat sistemi hakkında ülke çapında tartışmalara yol açtı. 5 Temmuz: Adalet Bakanlığı, hapisteki işadamı ve hayırsever Osman Kavala'nın avukatlarının, Kavala'nın cezasını onayan kararını gözden geçirmesi için üst temyiz mahkemesine talimat verme yetkisini kullanmasını talep eden dilekçesini reddetti. **KÜRT AZINLIK** 4 Temmuz: Ankara merkezli bir soruşturma kapsamında tutuklanan ve 16 Mayıs 2023 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan sekiz Kürt gazeteciye altı yıl üç'er ay hapis cezası verildi. 6 Temmuz: Müebbet hapis cezasına çarptırılan Fermani Çetin'in şartlı tahliyesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) haklarını ihlal ettiği hukmettiği disiplin cezaları nedeniyle altı yıl ertelendi. **CEZAEVİ KOŞULLARI** 5 Temmuz: Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), 1.760 kişilik kapasitesine rağmen 2.188 mahkûmun kaldığı Maltepe L Tipi Cezaevi'nde aşırı kalabalık ve yetersiz imkânlar olduğunu, işkence ve kötü muamele şikayetlerinin giderilmediğini bildirdi. **MÜLTECİLER VE GÖÇMENLER** 1 Temmuz: Bir grup kişi Pazar akşamı Kayseri'de Suriyelilere ait işyerlerini ve mülkleri hedef aldı; sosyal medyada paylaşılan videolarda bir marketin ateşe verildiği görülüyor. 3 Temmuz: Pazar gününden bu yana ülke genelinde mülteci toplumuna yönelik bir dizi saldırıların ardından Salı günü Türk sosyal medyasında Suriyeli mültecileri hedef alan nefret söylemi patlak verdi. 3 Temmuz Pazar gününden bu yana Türkiye'nin çeşitli illerinde Suriyelilere yönelik irkçı saldırılar devam ederken 17 yaşındaki Suriyeli mülteci işçi Ahmet Handan El Naif Salı günü Antalya'da öldürüldü. 5 Temmuz: Ülkedeki Suriye karşıtı şiddet dalgasının ortasında büyük bir veri ihlali, Türkiye'de ikamet eden 3 milyondan fazla Suriyeli mültecinin kişisel bilgilerini tehlikeye attı. **KADIN HAKLARI** 4 Temmuz: Türkiye'de aile içi şiddeti izleyen bir platforma göre, 2024 yılının ilk altı ayında Türk erkekleri aile içi şiddet eylemlerinde en az 205 kadını öldürürken, aynı dönemde 117 kadın da şüpheli koşullar altında hayatını kaybetti.
<urn:uuid:e03b9e3c-08e7-47a7-9cb8-4f817e76ec9d>
CC-MAIN-2025-05
https://tr.solidaritywithothers.com/_files/ugd/b886b2_5db95be9b80d4df78a9c01139376490b.pdf
2025-01-17T15:36:10+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2025-05/subset=warc/part-00216-88b30a59-3c73-48ba-a167-077611bfd245.c000.gz.parquet
593,178,687
1,357
tur_Latn
tur_Latn
0.99979
tur_Latn
0.999793
[ "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
docling
[ 2835, 4728 ]
null
null
null
null
null
null
Ramazan KEREYTOV, Atasözü Terbiyenin Temeli (Nogay Türkçesi ve Kültürü Örnekleminde), Çev. Cemil Sütbaş, Ankara: Nogay Türk Yayınları, 2020, ISBN: 978-605-4283-08-8. 216 Sayfa. Arş. Gör. Aysun Ezgi YILMAZ* Tarih bilimleri doktoru ve etnolog olan Razaman Kereytov 47 yıl boyunca KaraçayÇerkez Sosyal Araştırmalar Enstitüsünde çalışmıştır. 2019 yılının Kasım ayında vefat eden Kereytov Nogay etnoloji tarihi üzerine yaptığı derinlikli çalışmalar ile tanınmaktadır. Kereytov, "Nogaylar" (1988), "Bazı Nogay soyadlarının tarihi üzerine" (1994), "Nogay Ordası Kuma Nehri kıyısında tarımla uğraşıyor" (1996), "Nogayların etnik tarihi" (1999) başta olmak üzere Nogay etnografyasıyla ilgili 130 bilimsel eser yayınlamıştır. Asıl adı "Ata Sözi Terbiya Negizi" olan eser, Cemil Sütbaş tarafından Kiril Alfabesinden Latin alfabesine ve Nogay Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Eser, Nogay atasözlerini etnopedagoji çerçevesinde ele alırken Nogay Türklerinin hayata bakış açışını da çok yönlü olarak yansıtmaktadır. İlk aşamada eser adından yola çıkarak çalışmanın atasözü merkezli olduğunu düşünülse de çalışma Nogay atasözleri ile birlikte Nogay deyimleri, yırlar, çocuk oyunlarında geçen sayışmalar gibi birçok halk edebiyatı unsurunu örneklemektedir. Çalışma, Nogayların geçiş dönemlerinden doğum ve evlilik ile ilgili adet ve uygulamalardan Nogaylarda özel gün ve bayramlara, halk takviminden halk hekimliğine, halk mutfağından halk ekonomisine kadar birçok halk bilimsel unsuru içermekte Nogay Türkleri ve kültürünü derinlemesine ortaya koymaktadır. Kitap; "Nogayların Terbiye (Eğitim) Metotları", "Doğduğun Elin Yeri Cennet, Suyu Şerbet", "Terbiyede Nogay Düğün Âdetleri ve Müşel Bayramları", "Nogay Ailesi ve Nogay Toplumu" ve "Sonuç" bölümünden oluşmaktadır. İlk bölüm "Nogayların Terbiye (Eğitim) Metotları"nda yazar, Nogaylarda halk pedagojisinin derinlerden geldiğini, çocuğunun dünyaya gelişi ile birlikte Nogay terbiyeleme metotlarının başladığını belirtmektedir. Bu bölümde; Nogay aileleri için çocuğun değerli görüldüğü ve toplumda çocuk beklentisi başta olmak üzere çocuğun eğitiminde anne ve babaya düşen görevler, ebeveynlerin çocuklarına nasıl rol model olacağı, çocuk eğitiminde uygulamalı eğitimin önemi vb. konular ele alınmış çocuk terbiyesinin eksik ve yanlış verilmesinin yol açacağı olumsuzluklar atasözleri aracılığıyla açıklanmıştır: "Atadan körgen, ok yonar; anadan körgen, ton pişer (Babadan gören, ok yontar; anadan gören ton biçer), "Uyada ne körse, uşkanda da sonı eter" ( Yuvada ne görürse uçunca da onu yapar), "Balası yamandıñ, atasın, tüye üstinnen iyt yıgar" (Çocuğu yaman olan babayı, deve üstündeyken it yıkar) (s. 17-23). Bu bölümde ayrıca Nogaylarda var olan "Atalık" âdeti, Nogay ailelerinde kız ve erkek çocuğun yeri ve değeri (kız misafir, erkek varis), kız çocuklarına aile âdetlerini öğreten mektep olarak nitelendirilen "baslanuv" âdeti, kız çocuklar için ideal karakter "kızday kılıklı" (kız gibi karekterli), çocuk eğitiminde tatlı dilin önemi gibi hususlar yine atasözleri ve deyimler üzerinden açıklanmıştır. İkinci bölüm "Doğduğun Elin Yeri Cennet, Suyu Şerbet"te ise yazar; öncellikle bireyle "Tuvgan El" (Doğum yeri, Anavatan) arasındaki bağı açıklamaktadır. Bu bölümde; Nogayların terbiye metotlarının başında anavatanı sevme, halka sadakat, cömertlik, yiğitlik, kardeşlik, çalışkanlık, dostluk, toplumda birlik gibi unsurlara yer verilmiş; konuyla ilgili çeşitli atasözü, deyim ve yırlar örneklenmiştir: "Elinde yaşamagan, yaşavdıñ dâmin * Başkent Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Ankara/ Türkiye, firstname.lastname@example.org, ORCID ID: 0000-0002-6619-0834. bilmes" (Vatanda yaşamayan, yaşamın tadını bilmez), "Er yiğit eli üşin tuvadı" (Er yiğit eli, için doğuyor), "Yalgızdıñ bir isi de yarımaydı, birleskenler bir iste de arımaydı" (Yalnızın hiçbir işi olmuyor, birleşenler hiçbir işte yorulmuyor), "Mıñ dos bolsa, az; bir yav olsa köp" (Bin dost olsa, az; bir düşman olsa çok), "Korkak mıñ öledi, bâtir bir öledi" (Korkak bin ölüyor, yiğit bir ölüyor), "Kartka rassañ akılın al, yaska rassañ küşin al" (Yaşlıyla birlikteysen aklından yararlan, gençle birlikteysen gücünden yararlan) (s. 5779). Bu bölümde, Nogaylarda akla ve bilime verilen önem vurgulanmış ana dilin önemi ile anavatan ilişkisi de irdelenmiştir. "Terbiyede Nogay Düğün Âdetleri ve Müşel Bayramları" adlı üçüncü bölümde ilk olarak Nogaylarda bebeklikten itibaren yapılan "ad verme", "saç kesme", "yuvarlama" gibi çeşitli uygulamalar ve bu uygulamaların Nogay toplumu için taşıdığı öneme yer verilmiştir. Nogay halk pedagojisinde sadece çocuk eğitiminin değil, sağlık, karakter vb. özelliklerin de önem taşıdığı bu konuyla ilgili atasözleri üzerinden açıklanmıştır. "Ul bolsın, kız bolsın, ayak kolı tüz bolsın" (Oğul olsun, kız olsun; eli ayağı düz olsun) atasözünde çocuğunun sağlığı; "Süt pen kirgen, süyekpen şıgar" (Sütle giren kemikle çıkar) atasözünde ise çocuk karakterinin şekillenme süreci örneklenmektedir. Bu bölümde Nogayların Müşel Bayramları alt başlığında Nogayların halk takvimi detaylı olarak açıklanmış ayrıca halk takvimine göre şekillenen bayramlara ve bu bayramlarda gerçekleştirilen uygulamalara yer verilmiştir. Nevruz bayramında yapılan uygulamalar, Nogaylarda unutulan bir adet olarak "Tepreş" (yumurta boyama, kaynatıp yeme ) uygulaması, Nevruz bayramından sonra uygulanan bir tarım âdeti olan "Sabantoy", kurak yaz günlerinde yağmur duası için oynanan "Takta Kurşak/Andir Şopay" oyunu bu bölümde yer verilen uygulamalardan bazılarıdır. Bu bölümde Nogaylarda halk tıbbına konu olan hastalıklar, tedavi yöntemleri ve şifacılar hakkında da bilgiler yer almaktadır. Ayrıca bölüm kapsamında çocuk oyunları ve bu oyunlar kapsamındaki söz yarışları örnekler üzerinden detaylı olarak açıklanmıştır. Çocukların bu söz oyunlarında toplum hayatıyla ilgili birçok terimi öğrenirken bu sözlerin çocuklara hem yaşam tecrübesi hem de dil zenginliği kazandırma amacına hizmet ettiği vurgulanmaktadır (s.120). Dördüncü bölüm "Nogay ailesi ve Nogay Toplumu"nda; ilk olarak aile kurumuna verilen önem, ailenin hangi şartlarda ve nasıl kurulduğu, evlilik adetleri ve uygulamaları (kardaş okıngan, karındaş okıngan, besik kuda, bel kuda, öteles) (s.143-144) açıklanmıştır. Sonrasında, toplumda yemek kültürü ve adetleri, büyüğe saygı küçüğe sevgi, misafirperverlik, toplumda kadın ve erkekte olması gereken yetenek ve beceriler, hayvana, bitkiye ve tabiata verilen değer açıklanarak bu unsurlar atasözleri kanalıyla örneklendirilmiştir. Örnek olarak toplumda misafirperverliğe verilen önem "Âdem konaksız bolmas, kus kanatsız bolmas" (İnsan konuksuz olmaz, kuş kanatsız olmaz), "Konak süygendiñ kapısı yabılmas" (Konukseverin kapısı kapanmaz) (s.153) vb. atasözleri ile pekiştirilmiştir. Bu bölümde ailede bebeğe verilen önem, gebelik sürecinde kadına yaklaşım, bebek doğduktan sonra yapılan uygulamalar (avızlandırma, kırkını çıkarma, nazardan koruma, albastı vb.), çocuk büyüme evresinde dikkat edilecek hususlar (çocukla özenli konuşma, şiddet göstermeme, kız çocuğunun giyimi ve ahlakına özen vb.) üzerinde durulmuştur. Daha sonra toplumun merkezi olan "aile" tekrar ele alınmış; ailenin temelinde sevginin olduğu "Süyivsiz âyel, tamırsız terek" (Sevgisiz aile köksüz ağaç), "Yürek süyse, közine karamas" (Yürek severse, gözüne bakmaz), "Astı, aşıkkanga; kızdı aşık bolganga" (Aşı, acıkana; kızı, aşık olana) gibi atasözleriyle desteklenmiştir. Bölüm içerisinde nikâh ve evlilik, kız isteme, düğün, Nogaylarda kadına verilen değer, aile içinde kardeşlik, anne ve babaya verilen önem alt başlıklar altında yer almakta ilgili hususlar Nogay toplumundaki atasözleri ile desteklenmektedir. Sonuç bölümünde yazar, Nogay halk pedagojisinin geçmiş ve sağlam köklere dayandığını; bu köklerde Nogayların diğer Türk halklarıyla kurduğu bağların da etkili olduğunu belirtmiştir. Yazar bu bölümü, Nogay halk edebiyatında var olan ve unutulan terbiyelemenin bugün yaşamda tekrar canlandırılması ve dikkatle ele alınması gerekliliğini ifade etmiş son olarak etnopedagojiyle ilgili Keldihan Kereytova'ya ait bir makaleye yer vererek bölümü sonlandırmıştır. Sonuç bölümünden hemen sonra yazar Kaynakça bölümüne yer vermiş Kaynakça sonrasında ise Fotoğraflar bölümü kapsamında eser boyunca betimlediği Sabantoy ve Sabantoy uygulamaları, Nogaylarda at yarışı, Nogay düğün hazırlıkları ve Nogay giyimi gibi bazı halkbilim unsurlarının görsellerine yer vererek okurun Nogay toplumunu daha yakından tanımasına ve anlamlandırmasına yardımcı olmuştur. Nogay toplumunda atasözleri, yırlar, çocuk oyunları vb. halk edebiyatı ürünlerinin özellikle çocuk merkezli eğitimi/terbiyeyi nasıl şekillendirdiğini gösteren eser, içerdiği halkbilim unsurlarıyla Nogay toplumunu geniş bir perspektifle betimleyen önemli bir kültürel çalışmadır. Eser içerdiği kapsamlı atasözleri ve halk bilim unsurları dikkate alındığında, Türk halkları üzerine yapılacak karşılaştırmalı kültür çalışmaları özelinde Halk Edebiyatı ve Halk Bilimi alanları başta olmak üzere sosyal bilimlerin farklı alanlarındaki çalışmalara da kaynaklık edebilecek niteliktedir.
<urn:uuid:8926c753-9bea-42ec-abd4-7b25a06615fe>
CC-MAIN-2021-43
https://millifolklor.com/PdfViewer.aspx?Sayi=131&Sayfa=251
2021-10-25T03:56:16+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-43/subset=warc/part-00042-16202947-a809-4711-8221-79ab0a79d5b1.c000.gz.parquet
527,678,126
2,821
tur_Latn
tur_Latn
0.99914
tur_Latn
0.999173
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 3655, 7670, 9096 ]
null
null
null
null
null
null
Bugün Piyasalar Merkez Bankası'nın enflasyon raporu sunumuna iki fazda tepki verdi. Dolar kuru açıklamaların başında faiz indirimlerinde temkinli olunacağı algısı ile 2.3400 seviyesine geriledikten sonra olağanüstü toplantı açıklaması ile 2.3700 denedi. Gösterge tahvil faizi %6.69'u görüp, yükselişle günü tamamladı. Borsada ise 91,750 puan seviyesi denendikten sonra kapanış 91,150 puandan %0.3 günlük kayıpla gerçekleşti. Yurtdışı borsalarda ivmelenen satışların yurtiçinde kar realizasyonu isteği ile birleşmesi ile borsada da gerileme izlendi. Sabah saatlerinde dolar kurunda 2.3500 üstünde seyir izleniyor. ABD borsalarındaki toparlanmaya karşılık yurtiçinde kar realizasyonları görülmeye devam edilebilir, destekler 90,900 – 90,000 seviyelerinde. Fed'in iki günlük para politikası toplantısı kararı bu akşam 21:00'de açıklanacak. Basın toplantısı yapılmayacak. Toplantı metninde ağırlıkla değişiklik olmaması bekleniyor Gündem Merkez Bankası 2015 yılı enflasyon tahminini 0.6 puan düşüş ile % 5.5'e çekti. Tahmin aralığı %4.1 – 6.9 olarak belirlendi. Enflasyon tahminindeki gerileme petrol ve ithalat fiyatları tahminlerinin aşağı yönlü güncellenmesinden kaynaklandı. Başkan Başçı Ocak ayı enflasyonunda gerilemenin 1 puan üstünde görülmesi halinde 4 Şubat'ta olağanüstü toplantı ile politika faizi ve O/N koridorunda indirime gidebileceklerini açıkladı. Merkez Bankası 20 Ocak para politikası toplantı notunda O/N faiz koridorunun değiştirilmeyerek sabit tutulması hakkında artan küresel oynaklık karşısında kısa vadede para politikasında esnekliğin korunmasının faydalı olacağının düşünülmesinin neden olduğunu açıkladı. Merkez Bankası 2014 yılı enflasyonunun hedeften +2 puanın üstünde sapması nedeni ile hükümete verdiği açıklamada enflasyonun %5'lik hedefe yılın üçüncü çeyreği itibarıyla ulaşacağının, son çeyrekte ise baz etkilerinden dolayı bir miktar yükselerek %5.5 seviyesine geleceğinin öngörüldüğünü belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası sunumu sonrasında yaptığı açıklamalarda faizlerin düşmesi ile enflasyonun düşeceğini söyledi. 28 Ocak 2015 Çarşamba Takvim 28-OcaFED Toplantısı TÜİK, Nüfus, 2014 29-OcaTCMB, Konut Fiyatları, Kasım 30-Oca TÜİK, Dış Ticaret Açığı, Aralık Hazine İç Borçlanma Stratejisi Japonya, Enflasyon, Aralık EU, İşsizlik, Aralık EU, Enflasyon, Ocak ABD, Büyüme, 4Ç, İlk Veri 1-Şub TİM, İhracat, Ocak İTO, İstanbul Enflasyon, Ocak | BİST-100 91,150 -0.29 7.3 BİST-30 113,207 -0.36 7.7 Dolar/TL (TCMB Alış) 2.3561 -0.15 1.6 | | | |---|---|---| | Euro/TL (TCMB Alış) 2.6611 | 0.36 | -5.8 | | Euro/Dolar 1.1295 0.52 -7.3 Dolar/JPY 117.52 -0.17 -1.9 | | | | Gösterge tahvil (16 Ka | | | BIST-100 ve İşlem Hacmi 2 Başbakan Davutoğlu inşaat sektörü zirvesinde yaptığı açıklamada konut alımlarında kredi kullanacakların %25 oranındaki anaparalarını bir banka hesabında göstermeleri halinde bu tutarın %15'i kadar devlet katkısı yapacaklarını söyledi. Enerji Bakanı Yıldız, doğalgaz ve elektrikte şu an için herhangi bir zammın söz konusu olmadığını ifade etti. ABD'de dayanıklı mal siparişleri Aralık ayında artış beklentisinin aksine %3.4 gerilerken, siparişler Kasım ayında da %2.1 azalmıştı. Veride üst üste dördüncü ayda düşüş kaydedildi. Avrupa Maliye Bakanlarının Brüksel'de gerçekleştirdikleri iki günlük toplantının ardından açıklama yapan Almanya Maliye Bakanı Schaeuble, Yunanistan için bir borç indiriminin masada olmadığını belirtti. Singapur para politikasını genişletti. Ülke para birimini ana politika aracı olarak kullanan Singapur Para Otoritesi planlanmamış bir politika açıklaması ile ada doları için politika bandının eğimini düşüreceğini belirtti Şirket ve Sektör Haberleri Vakıfbank (VAKBN) yurtdışı sermaye benzeri tahvil (katkı sermaye) ihracına ilişkin yatırımcılardan talep toplama sürecinin tamamlandığını; nominal tutarı 500 milyon ABD Doları, itfa tarihi 3 Şubat 2025 olan, 3 Şubat 2020 tarihinde erken itfa opsiyonu bulunan, sabit faizli, 10 yıl 1 gün vadeli ve yılda iki faiz ödemeli tahvillerin kupon oranı %6,875, ihracın getirisi %6,95 olarak gerçekleştiğini açıkladı. İş Bankası (ISCTR) yurt dışında ihraç edilmek üzere, toplamda 5 milyar ABD Doları veya Türk Lirası da dahil diğer para birimlerinde muadili tutara kadar, vadeli sabit ve/veya değişken faizli, bir veya birden fazla seferde tahvil, bono veya benzeri türden borçlanma aracı ihraç edilmesine karar verildiğini açıkladı. BIST-100 ve İşlem Hacmi Policy Rates TR 7.75% USD 0-0.25% Sugar *9:00 values EU 0.05% JPY 0-0.10% UK 0.50% CHF 0-0.25% SA 5.75% BR 12.25% RUS 17.00% CN 5.60% | 27.01.2015 | | | |---|---|---| | last daily weekly monthly annual YTD | | YTD min max | | USDTRY EURTRY BASKET | 2.3541 0.17% 0.77% 1.53% 3.13% 0.99% 2.6467 0.52% -2.41% -6.29% -15.24% -6.28% 2.5004 0.35% -0.94% -2.77% -7.49% -2.99% | 2.2728 2.3734 2.6065 2.8421 2.4610 2.5965 | | EURUSD USDJPY EURJPY GBPUSD AUDUSD USDCHF NZDUSD DXY | 1.1243 0.34% -3.13% -7.69% -17.79% -7.13% 118.46 0.58% 0.74% -1.53% 15.51% -1.05% 133.13 0.89% -2.44% -9.16% -5.08% -8.14% 1.5077 0.56% -0.23% -3.09% -9.10% -3.25% 0.7918 0.12% -3.57% -2.50% -9.41% -3.20% 0.9028 2.62% 2.61% -8.58% 0.69% -9.13% 0.7426 -0.33% -4.58% -4.35% -9.80% -4.78% 94.80 0.04% 2.47% 5.30% 17.73% 5.02% | 1.1098 1.2108 115.85 120.74 130.16 145.33 1.4951 1.5587 0.7858 0.8295 0.8221 1.0294 0.7398 0.7891 90.27 95.48 | | CNY(China)* HUF(Hungary) PLN(Poland) RUB(Russia) ZAR(S. Africa) BRL(Brazil) | 6.2492 0.33% 0.50% 0.39% 3.31% 0.56% 276.71 0.10% 0.41% 6.20% 23.61% 5.99% 3.7504 0.41% 0.48% 4.40% 21.99% 5.90% 67.8250 6.17% 4.58% 25.71% 95.63% 16.84% 11.4525 -0.02% -1.57% -1.26% 3.03% -0.81% 2.5835 0.17% -2.56% -3.22% 6.70% -2.80% | 6.1875 6.2560 258.15 280.01 3.5325 3.7978 56.9564 69.3100 11.3612 11.7776 2.5547 2.7308 | | last daily weekly monthly annual YTD | | YTD min max | | DJI S&P500 NASDAQ (Comp) DAX CAC40 NIKKEI225 VIX | 17,679 0.03% 0.95% -2.08% 11.62% -0.81% 2,057 0.26% 1.87% -1.52% 15.47% -0.09% 4,772 0.29% 2.96% -0.73% 16.85% 0.75% 10,798 1.40% 5.43% 8.83% 15.50% 10.12% 4,675 0.74% 6.38% 8.83% 12.80% 9.42% 17,768 1.72% 2.31% 0.22% 18.61% 1.82% 15.52 -6.84% -25.92% 7.03% -10.91% -19.17% | 17,244 17,952 1,988 2,072 4,563 4,806 9,383 10,808 4,076 4,679 16,593 17,768 15.52 23.43 | | | | 15.52 | | BIST100 BOVESPA(Brazil) SHCOMP(China)* SENSEX(India)* | 91,413 0.75% 3.87% 7.61% 41.57% 6.64% 48,577 -0.41% 1.71% -3.13% 1.84% -2.86% 3,353 -0.89% 5.67% 5.84% 64.44% 3.66% 29,338 0.20% 3.14% 6.77% 41.98% 5.27% | 84,941 91,585 47,264 50,281 3,095 3,407 26,776 29,457 | | last daily weekly monthly annual YTD | | YTD min max | | US 10Y Germany 10Y Turkey 10Y China 10Y Indonesia 10Y S. Africa 10Y India 10Y Spain 10Y Hungary 10Y Russia 10Y | 1.82 2.08% -0.06% -19.22% -34.34% -17.00% 0.39 12.36% -12.13% -34.06% -76.59% -28.13% 6.89 0.88% -1.85% -12.23% -34.75% -12.45% 3.48 0.26% -1.42% -4.68% -5.15% 7.15 0.79% -5.76% -8.91% -20.65% -9.17% 6.93 1.02% -2.94% -12.06% -19.38% -11.61% 7.78 0.12% -0.65% -3.54% -2.81% 1.38 -1.99% -9.33% -18.15% -63.20% -14.71% 2.87 -0.97% -11.16% -22.89% -49.72% -22.73% 14.12 3.07% 0.07% 6.33% 74.75% 0.28% | 1.74 3.05 0.35 2.03 5.96 11.15 3.47 4.73 5.59 9.20 6.12 8.94 7.76 9.30 1.37 5.38 2.87 6.84 6.41 16.24 | | LIBOR3M LIBOR6M LIBOR1Y EURIBOR3M EURIBOR6M EURIBOR1Y | 0.2561 0.00% -0.19% -0.19% 8.47% 0.20% 0.3539 -0.98% -0.28% -0.98% 6.44% -2.45% 0.6219 -0.16% 1.97% -1.10% 8.91% -1.10% 0.0329 4.55% 12.19% -41.77% -88.11% -43.90% 0.0964 -2.88% -9.40% -31.82% -73.83% -33.82% 0.2386 -3.47% -4.57% -19.32% -55.73% -18.73% | 0.2511 0.2571 0.3539 0.3628 0.6119 0.6338 0.0307 0.0586 0.0964 0.1457 0.2386 0.2936 | | | | 0.0964 | | | | 0.2386 | | Copper Nickel Brent Zinc GOLD Silver | 2.55 2.24% -0.30% -11.61% -21.72% -11.45% 6.65 2.24% 2.61% -3.76% 3.89% -2.69% 48.10 -0.60% -1.52% -19.34% -55.02% -16.41% 0.97 2.05% 4.14% -1.14% 6.76% -1.13% 1279.40 -1.02% 0.20% 7.04% 1.27% 8.05% 17.98 -1.73% 1.31% 11.37% -9.14% 15.28% | 2.45 2.88 6.35 7.04 45.16 58.51 0.91 1.00 1,167.30 1,307.80 15.51 18.51 | | Wheat Corn Cotton Coffee Cocoa Soybean Sugar | 519.25 -2.49% -2.44% -15.64% -8.18% -11.92% 383.00 -0.84% -0.13% -7.54% -11.29% -3.71% 58.31 1.32% -1.39% -5.75% -31.20% -3.25% 161.85 -0.37% -5.35% -4.00% 39.89% -2.85% 2743.00 -0.94% -7.11% -6.95% -5.35% -6.03% 980.25 1.13% -0.41% -6.82% -23.72% -3.76% 15.35 1.19% 0.13% 4.42% 3.72% 5.72% | 517.50 603.50 376.00 409.50 57.05 61.25 159.40 184.90 2,731.00 3,016.00 967.00 1,058.75 14.07 16.16 | 3 TSKB Ekonomik Araştırmalar Müdürlüğü email@example.com MECLİSİ MEBUSAN CAD. NO 81 FINDIKLI İSTANBUL 34427, TÜRKİYE 2015 Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. her hakkı mahfuzdur. Bu doküman Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş.'nin yatırım bankacılığı faaliyetleri kapsamında, kişisel kullanıma yönelik olarak ve bilgi için hazırlanmıştır. Bu dokümana dayalı herhangi bir işlem yapılması tarafımızdan öngörülen bir husus değildir. Belirtilen görüşler sadece bizim güncel görüşlerimizdir. Bu raporda yer alan bilgileri makul bir esasa dayalı olarak güncelleştirirken, bu konuda mevzuat, uygunluk veya diğer başka nedenlerle amaca uygunluk tam olarak sağlanamamış olabilir. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. ve/veya bağlı kuruluşları veya çalışanları, burada belirtilen senetleri ihraç edenlere ait menkul kıymetlerle ilgili olarak bir pozisyon almış olabilir veya alabilir; menkul kıymetler üzerinde opsiyonları olabilir veya ilgili diğer bir yatırıma girebilir; bu menkul kıymetleri ihraç eden firmalara danışmanlık yapmış, hisselerinin halka arzına aracılık veya yüklenim taahhüdünde bulunmuş olabilir. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. ve/veya bağlı kuruluşları bu raporda belirtilen herhangi bir şirket için yatırım bankacılığı da dahil olmak üzere önemli tavsiyeler veya yatırım hizmetleri sağlıyor veya sağlamış olabilir. Bu raporun ilgili olduğu yatırım fiyatı veya değeri, direkt veya indirekt olarak, yatırımcıların menfaatlerine ters düşebilir. Döviz kurlarındaki herhangi bir değişmenin yatırımın değeri veya fiyatı veya bu yatırımdan sağlanan gelir üzerinde olumsuz bir etkisi olabilir. Geçmişteki performans her zaman gelecekteki performansın kılavuzu olacak demek değildir. Yatırım geliri dalgalanma gösterebilir.
<urn:uuid:25785bf3-93c8-4aed-8acd-634fa647b857>
CC-MAIN-2021-10
https://www.tskb.com.tr/i/assets/document/pdf/tskb-ekonomi-ve-piyasalar-gunluk-bulten-GN280115.pdf
2021-02-25T11:36:36+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-10/subset=warc/part-00031-dbb5a216-bcb2-4bff-b117-e812a7981d21.c000.gz.parquet
972,412,283
4,430
tur_Latn
tur_Latn
0.99982
tur_Latn
0.999814
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "unknown", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2683, 4422, 8459, 10200 ]
null
null
null
null
null
null
Elementler 1 ya da 2 harften oluşan bir simgeyle ifade edilir ve bu simgenin ilk harfi her zaman büyük yazılar. Element simgelerinde genelde bu elementlerin İngilizce, Latince ya da eski dillerdeki adları temel alınır. Bazılarına elementi bulan bilim insanının ismi, bir kısma gezegenlerin ve yıldızların isimleri, bir kısmına da çeşitli kita, şehir, ülke veya elementin sentezlendiği laboratuvarın isimleri verilmiş. Günümüzde şu ana kadar 118 element tespit edilmiş durumda. Bu 118 elementten sadece ilk 92'sinin doğal olarak bulunduğu düşünülüyor. Doğal olarak bulunan elementlerden 80'i sürekli kararlı durumda, bozunmadan kalabilir; diğerleri yarı kararlı duruma gelinceye kadar bölünmeye devam eden elementler ise (örneğin çekirdekteki sabit olmayan, radyoaktif özellikteki uranyum, radyum ve radon gibi elementler) radyasyon yayar. Ayrıca, doğal olarak bulunanlardan çok daha büyük atom numarasına sahip ve nükleer tepkimelerin ürünü şeklinde, teknolojik olarak üretilen elementler de var. Kimyasal ve fiziksel olarak birbirine benzeyen elementler periyodik tabloda dikey olarak aynı grupta yer alır. Tabloya bakıldığında, dikey olarak soldan sağa, sırasıyla en hafif gaz olan Hidrojen, Alkali Metaller, Toprak Alkali Metaller, Geçiş Metalleri, Metaller, Metaloidler, Ametaller, Halojenler ve Soygazlar yer alır. Toprakta eser miktarında bulunmaları nedeniyle "nadir toprak elementleri" olarak bilinen Lantanitler ve gene doğada çok ender bulunan Akintitler tabloda en alttaki iki yatay sırada bulunur. Elementlerin atom numarası arttıkça onları elde etmek zorlaşır ve bir o kadar da kısa ömürlü olurlar. Tüm yapay elementler radyoaktiftir. Atom numarası 92'den büyük olan uranyum ötesi elementlerin hiçbirini kararlı değildir ve çok kısa sürede radyoaktif bozunmaya başka elementlere dönüşürler. Atom; proton, nötron ve elektrondan oluşur. Atomun çekirdeği artı yüklü proton ve yüksük nötronlardan oluşur. Eksi yüklü elektronlar ise çekirdek etrafında belirli enerji seviyelerindeki orbitalardede bulunur.
5cf30f82-4ead-4b79-8037-00c27e07fa12
CC-MAIN-2021-39
https://services.tubitak.gov.tr/edergi/yazi.pdf;jsessionid=h0G9VO7kuKGYTc8qPzMNPtZn?dergiKodu=4&cilt=53&sayi=1037&sayfa=97&yaziid=43446
2021-09-27T05:08:47+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-39/subset=warc/part-00021-f465d820-0362-4c4c-a396-c69f5fd24cc4.c000.gz.parquet
569,674,350
547
tur_Latn
tur_Latn
0.999842
tur_Latn
0.999842
[ "tur_Latn" ]
true
docling
[ 2018 ]
null
null
null
null
null
null
Ankara İdare Mahkemesi Başkanlığına (Y.D. İstemlidir) (11.İdare Mh. Dosya esas no: 2013/1598) Davacı: N.Demirel (TC Kimlik: Telefon: Adres: ...Batıkent-Ankara) Davalı: MEB (Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı) /Ankara Konu: Kızım S.Demirel halen Batıkent Refika Aksoy İlkokulu 2.sınıf öğrencisidir. 2.sınıfa geçmiş olmasına rağmen okuduğunu anlama ve doğru kelimeyi seçerek yazı yazmakta sorun yaşamakta, kavramları karıştırmaktadır. Çocuğumun yaşadığı bu sorunun kaynağında 2012-2013 ders yılında 1.sınıfta okurken kullandığı Remzi Demiroğlu ve Emrullah Gökahmetoğlu yazarlı "Türkçe Okuma-Yazma Öğreniyorum-1" adlı ders kitabının (bkz.www.eba.gov.tr/ekitapdetay/562) olduğunu düşünüyorum. Kitaba ilişkin yürürlüğün durdurulması istemiyle dava dilekçemi sunuyorum. Açıklamalar: Kızım Sıla 2.sınıf öğrencisidir ve 'Türkçe okuduğunu anlama sorunu' yaşamakta, kavramları karıştırmakta, konuşurken ve yazarken doğru sözcüğü seçememektedir. Bu sorunların nedenini düşünürken kızımın 1.sınıfta kullandığı Türkçe Okuma Yazma ders kitabını çevremdeki öğretmenlerle birlikte inceledim, kitapta kavram karışıklığı yaratacak şekilde hatalı görseller ve yazılar bulunduğunu tespit ettim. Diğer yaşıtı çocuklarda da benzer sorunlar görüyorum. Bu yıl 1.sınıfa başlayan ikinci çocuğumun (D.Demirel) aynı kitabı kullanıyor olması bu kitaba dava açma kararımı hızlandırdı. Büyük kızımın yaşadığı öğrenme güçlüğü sorunlarını onun da yaşamasını istemiyorum. Mahkeme heyetinize, kızımın kullanmış olduğu 1.sınıf Türkçe Okuma Yazma kitabından belirgin bazı pedagojik hatalar sunacağım. Kızımın kullandığı diğer ders kitaplarında da pedagojik yanlışların bulunduğunu gördüm. Ancak, aynı anda bütün kitaplara itiraz edemeyeceğim için şimdilik sadece Türkçe Okuma Yazma kitabına dava açıyorum. Anlam Karışıklığına Yolaçan Pedagojik Hatalar: Örneğin, (sh.48) "Ata (çöp resmi) atma" cümlesi bir cümle bile değildir, ne resimdir ne yazıdır. Üstelik anlam bakımından açık anlaşılır değildir. Çocuğu çöpe baktırmak ise bir başka eğitsel hatadır, estetik hatadır; tarih boyunca insanoğlu çöplüğü resmetmemiştir. Sadece belediye çöpleri kaldırmadığı zaman karikatür olarak çizilmiş olabilir. Çocuğu çöp resmi çizmeye zorlamak çocuğun beynine kötü çağrışımlar (negatiflik) yüklemektir. Çocuğu, okuma- yazma öğrenmekten soğutur. Hayatı severek öğrenmek çocuğun hakkıdır, çocuğun elinden bu hak alınamaz. ATA ile binek hayvanı olan AT bu şekilde verilirse mutlaka karıştırılır; ayrıca ata ot atılmaz, ot verilir. Etik olarak Atatürk'ü çağrıştıran Ata adıyla "çöp" resminin yan yana getirilmesi özel bir maksat taşımıyorsa bile çağrışımı hiç hoş olmamıştır. Çocuğumun bu yazıyla çöp resmini zihinsel eşleştirme yapması kaçınılmazdır. Bu cümle, hem anlam bilim (leksikoloji), hem estetik açıdan, hem de etik olarak büyük hatadır. "Ela ata ot at" cümlesi bozuk cümledir, çünkü ata ot atılmaz, ata ot verilir. Ayrıca; burada yazı-resim kolajı var. Çocuk, cümleyi okumaya başladığında yazıyı bir bütün olarak göremez, parçalanmış olarak görür. Parçalanmışlık sözcükler arasında anlam bağı kurmayı zorlaştırır, bu şekilde resimle bölünmüş bir cümle bir "tüm'ce" olmaktan çıkar. Bunlar çocuğumda bazı yerleri görmeden atlama alışkanlığı verebilir. Bunların sonucu okuduğunu anlamama şeklinde karşımıza çıkmıştır. Çocuğumu çöplük resmine bakmaya zorlayan bu kitabı hem de TÜBİTAK işbirliğinde bir eğitimci yazmış olamaz ve Milli Eğitim Bakanlığı böyle bir kitaba aracı olamaz. - Kızım Sıla ne yazacağını bilemez halde: (sh.60) Boşluğa "limon" yazması beklenirken, bu sayfada çocuğa içinde limon bulunmayan birkaç sözcük veriliyor: Nine, Orman, Olta, Nar, Elma. a-Çocuk "limon" yazmayı örnek görmemiştir. Seçeneksizdir. b-Ortada limonu tane tane alacak bir durum yoktur. c-Resimdeki limon dilim dilim kesilmiş gibi, ama dilimler de bu limondan kesilmiş gibi değildir. Görüldüğü gibi resimde bile parça-bütün bağlantısı yok. e-Boşluğa "dilim" yazmak istese o da seçenekte yoktur. f-Kızım Sıla, "elle" yazmaya çalışmış, daha önce öğrendiği bu sözcük burada en anlamlı olabilir diye düşünmüş, karar verememiş, karalama yapmıştır. Belirtmeliyim ki, kitapta gelişigüzel yazdırılan "elle" sözcüğü çocuğumun da her bulduğu boşluğa anahtar sözcük gibi "elle" yazmasına sebep olmuştur. Diğer kitaplarında da bu sözcük, anlamsız ve gereksiz her yerde kullanılmaktadır. *Çocuğu kararsız bırakmak psikolojik gerilime sebebiyet verir, yazmaktan soğutur. *Sayfada sunulan resimli seçenekler özel isim olmadıkları halde baş harfleri büyük yazılmıştır. Çocuk cümle içinde ne zaman büyük harf ne zaman küçük harf kullanılacağını karıştıracaktır. Bu şekilde Türkçe dil kuralları öğretilemez; kuralsızlık zihinsel kaosa sebebiyet verir. - Yazı, resim, rakam birlikte: (sh.85) - Örnekte görüldüğü gibi, çocuk yazı yazarken resim yapmaya zorlanıyor. Kızım Sıla, belli ki bu resmi yapmak için çok çaba göstermiş ve hatta yazı yazmaktan daha fazla dikkatini buna vermek zorunda bırakılmıştır. Çocuğun dikkatini yazıdan alıp onu resimle meşgul ediliyor. Burada anlamlı bir cümle oluşmaz. Çocuğun aklında tutması gereken eğitsel bir öğüt de içermiyor; neden asmayacak, belirsizdir. Üstelik resimdeki yüksekliğe çocuk istese de asamaz, bu askılık 1.sınıf çocuğuna göre askılık değildir. Askılık giysi asmak içindir, neden buraya asmaması gerektiği anlaşılır değildir. Burada anlamlı bir cümle ve anlamlı bir resim yoktur. Kitapta bunun gibi pek çok resimli cümle var. Çocuğumun kavramları karıştırmasının sebebi bu tür cümlelerdir. Yazının altında sekiz rakamını yazması isteniyor. Buna neden ihtiyaç duyuldu, anlaşılır değildir. Resim, yazı, rakam… Bunlar üç ayrı eğitim alanıdır, farklı düzlemde yer alırlar. Her birinin bellek kayıtta farklı dosyaları vardır. Çocuk, bu üç alanı birlikte algılamaya zorlanmıştır. Birbirinden farklı alanları birbirine karıştırarak yazdırmak zihinsel kaosa sebebiyet verir. Çocuk, rakamları da eğik yazmaya zorlanmaktadır; bu durum bir daha sakıncalıdır. Eğitimcilere göre bu durum bilginin transferini zorlaştırır. Örneğin, kızım Sıla, 3 ile eğik el yazısı E harfini hala karıştırmaktadır. *Satırlarda düzensizlik: (sh.109) Yazılacak satır sayısı örnekteki satırlardan bir satır daha az verilmiş. Kızım da son satırı nereye nasıl yazacağını bilememiş, sayfanın altına sığdırmaya çalışmış. Kızım, bu şekilde hatalı yazıma zorlanmıştır. Kuralsızlık çocuğa tutarsızlık ve dengesizlik öğretir. Ayrıca; verilen örnekte satır başları hizalı olmadığı halde çocuk kendisi düzenli yazmıştır. *Bir başka örnek: (sh.148) Burada satırlar örnek yazıdaki kadar sınırlı sayıda verilmiş. Ancak çocuk bir cümleyi bir satıra sığdıramadığı zaman nereye yazacağını bilemiyor. Burada da çocuk düzensiz yazmaya itiliyor. Örnek yazıdaki harfler bir satıra sığdığı halde yazılacak satırların aralıkları daha geniş tutulmuş, daha iri harfler çizilmek zorundadır, bu yüzden çocuk aynı genişlikteki satıra örnekteki cümleyi sığdıramıyor. Bu yolla da çocuk düzensizliğe itiliyor. Benzer şekilde sh.113, 127, 128, 134'lerde kızım düzensiz yazmaya zorlanmış görünüyor. *Kavramları farklı olduğu halde aynı papatya resmini kullanmak: Sh.69: "Kerim (papatya) eker." Sh.134: "İpek kırda (papatya) topladı." Çocuk, papatya ekilen çiçek midir, kırda toplanan çiçek midir, bilgiyi nasıl tasniflendirecek? Oysa ilk kez karşılaştığında (sh.69) "Kerim papatya eker" diye öğrenmişti. Burada Fen Bilimlerinin temeli çok yanlış kuruluyor. Diğer kitaplar da bu tür yanlışlarla dolu. Hafızaya kaydedilen ilk bilgiyi değiştirmek çok zordur; çocuğum bu yanlışlardan kendini nasıl kurtaracak? Böyle zihinsel kaos çocuğuma nasıl yaşatılır? * V - F harflerinde farklı elyazısı, büyük-küçük başharf kuralına aykırılık: (Sh.158) Bu tür ikili yazımları doğaldır ki çocuk karıştıracaktır. Oysa kuraldır, baş harfin yazılışında çocuğa tercih hakkı verilmez, en kolay olanı öğretilir. Yanı sıra, "Vida" ,"Fide" gibi küçük harf başlaması gereken sözcükle büyük harfe örnek verilemez; yanlıştan örnek olmaz. Aynı sayfada, heceleri birleştirmek üzere yapılan "değerlendirme" sözcükleri 12 puntoda yazılmış gibidir. Oysa üsteki satırlar 20 punto gibi büyüktür. İki farklı puntoda yazıya birden bakmak çocuğun gözüne zarar verir. Perspektif hatası gibidir, iki farklı mercekle aynı anda yazıya bakmak gibi göze zarar verir. Ayrıca; bu örnekteki farklı heceler aynı hizada alt alta durmalıydı. Çocuk o zaman uygun heceleri seçmekte ve onları yer değiştirmekte zorlanmaz. Oysa burada her bir hece bir başka yükseklikte ve başka mesafede duruyor. Bu hecelerin her biri farklı düzlemdeki objeler gibi birbiriyle bağlantısız imajı verir. Bağlantısız gözüken heceler arasında bağ kurmasını istemek çocuğa haksızlıktır. Çünkü, bu heceler belli bir kurala göre yazılmamıştır. Kuralsızlık; karmaşadır, algıda kaos yaratır, , aklı dağıtır. Zihinsel faaliyet, objeler arasında bağ kurma edimidir, bu edime "zekâ" denir. Kuralsızlık zihni yorar, aklı dağıtır. Bu heceleri anlamak çocuğa zihinsel işkenceye dönüşür, çocuk yeni şeyler öğrenmek istemez. Kitapta kuralsız heceleme de yaptırılmaktadır. Birkaç örnek: Sh.58: emi; em+i Sh.63: unu; unu+t / nur; nu+r / onu; on+u S.73: arı; ar+ı / Sh.84: "asa" örnek resimde ipe çamaşır asmak resmedilmiş, resimle sözcük örtüşmüyor. "masa" ile resmi örtüşmüyor. "usu"; us+u… Usu nedir belli değil, resimdeki nedir belli değil, "usu" bu resimdeki nesne midir? Bu sayfada S çizimleri çocuğa bir tür işkence… Yazmayı sevdirmeyen çizimler bunlar. Sh.108: "Şirin" yazmayı öğretiyor, ama "iş" ile başlamış, kural dılına çıkıp "şi+rin yazdırmış! Resimdeki kız çocuğun adı ise neden Şirin büyük harf başlatılmamış? Eğitimciler diyor ki; anlamsızlık ve kuralsızlık, algıda kaosa sebebiyet verir, karmaşa yaratır, aklı dağıtır. Kuralsızlık, algılanabilir değildir, kuralsızlık çocukta öğrenme güçlüğü doğurur. Maalesef çocuğum şu anda bu sorunu yaşıyor. Kitabın kendisi baştan sonra kuralsızlıklarla doludur. Örneğin (sh.36) kes-yapıştır yaptırmak için Atatürk'ün veya kendi ailesinin resimlerini kestirmek, aileyi parçalara ayırmak, aile bireylerini yan yana olmaktan alıkoyan uzak alanlar açarak, aileyi aile yapan birlikte fotoğraf verme kuralını yok ederek, üstelik resim defterinin sayfası olmayan bir yere koydurmak, baştan itibaren kuralsızlık zinciridir. Henüz Atatürk'ün ailesini öğrenmemişken... Kızım Selanik'teki doğduğu evin resmini aile resmi diye kesmiş yapıştırmış… Çocuğu kural çiğnemeye sevk eden böyle etkinlikler içeren kitapla eğitim yapılamaz. Sonuç: Kızım S. halen sözcüklerin anlamlarını karıştırmaktadır. Böylesine önemli bir sorun, "Türkçe okuduğunu anlama sorunu" olarak bütün eğitimi boyunca karşısına çıkacaktır. Bundan aile olarak büyük üzüntü duyuyoruz. Birinci sınıfa bu yıl başlamış olan kızımın da aynı sorunu yaşamasını istemiyorum. Kitabın gerek resimleri gerek yazıları üzerinde araştırma yapan eğitimcilerin kitaba dava açtıklarını, eğitim bilimcilerin birinci sınıf ders kitaplarıyla ilgili inceleme raporu yazdıklarını ve başka velilerin de kitaba dava açmış olduklarını öğrendim, bunları temin ederek okudum, tespit etmiş oldukları pedagojik yanlışlara aynen katılıyorum. Bu nedenle dava dilekçemin ekinde onları da heyetinize sunuyorum. İstem: Yukarıda açıkladığım ve ekteki belgelerde sunduğum pedagojik yanlışları nedeniyle, MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından okullara dağıtılan ve "http://www.eba.gov.tr/ekitapdetay/562" internet sitesinde yayında bulunan Remzi Demiroğlu ve Emrullah Gökahmetoğlu yazarlı "Türkçe Okuma-Yazma Öğreniyorum-1" adlı kitabın; a-Dağıtımına ilişkin işlemin iptalini, b-Yürütmenin durdurulmasını, Saygılarımla arz ederim. N. Demirel (Ankara Batıent Refika Aksoy İlkokulu 2.sınıf öğrencisi S.Demirel'in ve 1.sınıf öğrencisi D. Demirel'in annesi) Ekler: Ek.1: 1.sınıf Türkçe Okuma Yazma kitabına ilişkin öğrenci velisi Sibel Halıcı tarafından açılmış olan davanın dilekçesi.(11.İdare Mahkemesi, Dosya No: 2013/1454) Ek.2: Eğitimci-Yazar Mahiye Morgül tarafından aynı kitaba ilişkin yazılmış dava dilekçesi. (15.İdare Mahkemesi, Dosya no: 2013/1109) Ek.3: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyelerinin 1.sınıf ders kitabı üzerine Çalışma Raporu. Ek.4: Sıla Demirel'e ait 1.sınıf Türkçe kitabı, fotokopi. ……… 1.Ara karar: Esas 2013/1598, Tarih:31.10.2013 -MEB'nın savunması, -D.Demirel'in okuduğu okuldan 1.sınıf öğrencisi olduğuna dair belge, -Annesinin hüviyet cüzdanı fotokopisi, -1.sınıfta okutulan Türkçe Okuma Yazma ders kitabının bu kitap olduğuna dair belge istenmesine oy birliğiyle karar verildi. 2.Ara karar: Karar tarihi: 23.12.2013 Tebligat tarihi: 13.1.2014 11.İdare Mahkemesi, Esas no: 2013/1598 Davacı: N.Demirel Tarafınızdan Milli Eğitim Bakanlığına karşı açılan davada bilirkişi incelemesi yapılmasına, 23.12.2013 gününde karar verilmiş bulunduğundan, bilirkişi incelemesi için gerekli 3.000.00 TL avansın Mahkememiz veznesine 15 (onbeş) gün içinde yatırılması gerektiği hususu tebliğ ve rica olunur. Naip Üye Hakim Suat Reçber ................ NOT: Bu dava İl İdare Mahkemesinde kazanıldı. Bilirkişi heyetine MEB tarafından itiraz edildi, 2.kez düzenlenen aşağıdaki bilirkişi heyeti tarafından da pedagoji bilimine aykırı hususlar tespit edilerek rapor edilmiştir. Mahkeme MEB'nı "dava masraflarını ödemeye" mahkûm etti. Bilirkişi komisyon raporu özetle şöyledir: (21.5.2015) "Komisyonumuzun incelemeye ilişkin görüşleri ayrı ayrı raporlar olarak ekte verilmekle birlikte ortak görüşümüz aşağıda yer almaktadır: *Cümlelerde eksik sözcük yerine resim kullanılmasının "cümle" kavramının gelişiminde karmaşaya neden olacağı; *Kullanılan resimlerin anlaşılır olmamasının okum-yazmada anlamayı engelleyeceği; *Çocuğun yaşamında yer almayan davranışlara yönelik cümlelerin düşünmeyi olumsuz etkileyeceği; *Türkçenin doğru söylenişine uygun olmayan cümlelerin Türkçenin yanlış öğrenilmesine yol açacağı; *Yanlış yönergelerin çocuğu başarısızlığa götüreceği ve özgüvenini olumsuz yönde etkileyeceği; *Genel olarak kitabın çocukların estetik duygusunun gelişmesine olanak sağlamayacak şekilde hazırlandığı; *Birleştirme yoluyla elde edilen pek çok anlamsız, işlek ve kullanım sıklığı olmayan birim verildiği; bu durumun çocuğun, okuma-yazmanın düşünmeyle anlamlı ilişkili olmadığı sonucuna varmasına yol açacağı belirlenmiştir. Kitabın bu özelliklerinin çocuğun dil, düşünce ve duygusal gelişimini olumsuz etkileyeceği, bundan dolayı okutulmasının sakıncalı olacağı görüşüne varılmıştır." İmza: Prof.Dr.Ali Dönmez, Prof.Dr.Tayip Duman, Prof.Dr.Ayşe Güler Küçükturan, Prof.Dr.Selahattin Gelbal, Doç.Dr.Banu Aktürkoğlu. ......... Talim ve Terbiye Kurulu bu kararı temyize götürdü. Mahkeme kararıyla 1.Sınıf Türkçe ders kitabı kaldırılmış oldu, ancak daha kötüleri basılarak çocuklara dağıtılmaya devam etti. M.M.
<urn:uuid:3bb3a340-6595-4661-8613-ae903704a9af>
CC-MAIN-2018-05
http://mahiye.com/wp-content/uploads/2018/01/1.S%C4%B1n%C4%B1f-T%C3%BCrk%C3%A7e-kit-davas%C4%B1-2012-2013.pdf
2018-01-20T22:27:17Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2018-05/segments/1516084889736.54/warc/CC-MAIN-20180120221621-20180121001621-00075.warc.gz
207,275,988
4,567
tur_Latn
tur_Latn
0.999472
tur_Latn
0.999842
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2810, 4747, 6129, 7697, 9850, 12224, 13268, 14763 ]
null
null
null
null
null
null
DİKKAT! Bu dersin kapsamına giren bazı konularda, ders kitabınızın basıma hazırlanmasından sonra değişiklik yapılmış olabilir. Bununla birlikte, testteki soruları, ders kitabımda verilen bilgilere göre cevaplayınız. Bir sorunun cevabı sonraki düzenlemelerle değişmiş olsa bile, kitaptaki bilgiye göre doğru olan cevabı işaretleyiniz. 1. İş kazası ve meslek hastalıklarının sosyal güvenlik sistemlerine yönelik araştırmaların başladığı dönemde ilk güvence verilmeye çalışan risk olasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) İşverenin sorumluluğunun daha fazla olması B) En çok görülen ve zarar veren risk olması C) Finansmanının devlet tarafından karşılanması D) İş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesinin imkânsız olması E) Teknolojinin gelişmesi 2. Toplumu sosyal risklere karşı korumak amacıyla zorunlu sosyal sigorta uygulamasından yararlanma düşüncesini ortaya koyan ilk ülke hangisidir? A) Almanya B) İngiltere C) Yeni Zelanda D) Fransa E) ABD 3. İşçilerin zorunlu olarak sigortalı olması ve primlerin sigorta kollarına göre sigortalı ile işveren arasında dağıtılması ilk kez hangi ülkede söz konusu olmuştur? A) Belçika B) İtalya C) Almanya D) Fransa E) İngiltere 4. Toplumdaki korunmaya muhtaç ve yoksul kişilerin devlet tarafından korunması ve bu kişilere insan onuruna yakışır asgari bir yaşam düzeyinin sağlanması anlayışına ne denir? A) Sosyal koruma B) Sosyal politika C) Sosyalizm D) Sosyal dayanışma E) Sosyal refah 5. İnsan Hakları Evrensel Bildirisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? A) Hukuku bağlayıcı niteliği olan bir belgedir. B) İnsan hakları konusunda temel belgelerden biridir. C) 1948 tarihinde kabul edilmiştir. D) 22. ve 25. maddelerinde sosyal güvenliğe ilişkin hükümler yer almaktadır. E) Uluslararası bir belgedir. 6. Aşağıdakilerden hangisi çağdaş sosyal güvenliğin temel ilkelarından biri değildir? A) Sosyal güvenliğin finansmanına çevletin katılması B) Sosyal güvenliğin özel sigortalara dayandırılması C) Yönetimde birlik sağlanması D) Sosyal sigortalanın finansmanına sigortalıların zorunlu katılması E) Sosyal güvenliğin yaygınlaştırılması 7. Aşağıdaki antlaşmalardan hangisi ile Avrupa Birliği siyasi birliğe ve tek para birimine adım atmıştır? A) Roma Antlaşması B) Avrupa Birliği Antlaşması C) Maastrich Antlaşması D) Zürih Antlaşması E) AET Antlaşması İzleyen sayfaya geçiniz. 8. Aşağıdakilerden hangisi Avrupa Sosyal Güvenlik Sözleşmesi ile getirilen önemli ilkelerden biri değildir? A) Diğer sözleşmeleri etkilememesi B) Yer değiştirme nedeniyle yardımlann yitirilmemesi C) Hizmetlerin birleşmesi D) Uygulamada eşitlik sağlanması E) Sosyal risklerin doğmadan önlenmesi 12. Aşağıdakilerden hangisi sosyal sigortaların özelliklerinden biri değildir? A) Rizikonun eşitenmesi ilkesine dayanır. B) Gelir seviyesine göre prim alınır. C) Finansmana devlet de katılır. D) Gönüllülük ilkesine dayanır. E) Gelirin yeniden dağılımını sağlar. 13. İşverenlerin ödediği prim oranlarının yüksek olması aşağıdakilerden hangisine yol açar? A) Maliyetleri düşürür. B) Satınalma gücünü azaltır. C) Sigortasız işçi çalıştırımayla teşvik eder. D) İşletmenin rekabet gücünü arttırır. E) Otomasyona geçişşi önlür. 14. Aşağıdaki sosyal güvenlik yöntemlerinden hangisi sosyal risklerin bireyler arasında dağıtılmaması engellediği ve dayanışma gerektirmeyediği için büyük ölçüde terkedilmiştir? A) Primler B) Fon biriktirme yöntemi C) Vergiler D) Dağıtım yöntemi E) Özel sigortalar 15. Aşağıdakilerden hangisi devletin sosyal sigortaların finansmanına katılması nedenlerinden biri değildir? A) İşçilerin ve işverenlerin ödeyeceği primleri azaltmak B) Sosyal güvenliğin finansman yükünün bütünüyle primlere yıkmamasını önlemek C) Sosyal güvenliğin finansman yükünün adil bir şekilde dağılmasını sağlamak D) Toplumun genel sağlığının korunmasına katkıda bulunmak E) Özel sigortalara olan talebi azaltmak İzleyen sayfaya geçiniz. 16. Aşağıdakilerden hangisi sosyal güvenliğin finansmanına işverenlerin de katılması nedenlerinden biri değildir? A) Haksız rekabeti ortadan kaldırmak B) İşgücü maliyetlerini azaltmak C) Verimliliği artırmak D) İşlerin sürekliliğini artırmak E) Sosyal koruma sağlamak 17. 1961 Anayasasında yer alan "her insan sosyal güvenlik haklarına sahiptir" ilkesi hangi uluslararası belgeden alınmıştır? A) İnsan Hakları Evrensel Bildirisi B) Atlantik Bildirisı C) Avrupa Sosyal Şartı D) Roma Anlaşması E) Avrupa Sosyal Güvenlik Kodu 18. Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı İmparatorluğu'nda yoksul halkın korunması açısından önemli rol oynayan dinsel kural ve geleneklerden biri değildir? A) Kefaret B) Fitre C) Nezir D) Zekat E) Mecelle 19. Aşağıdakilerden hangisi primli sosyal güvenlik sistemi içinde yer alan kurum ve kuruluşlardan biridir? A) Sosyal yardım ve dayanışma vakıfları B) Sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu C) Yeşil kart uygulaması D) Vakıf statüsündeki sosyal sigorta sandıkları E) Sosyal yardım ve dayanışma fonu 20. TC Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve SSK hangi tarihte yönetsel olarak tek çatı altında toplanmıştır? A) 2006 B) 2005 C) 2004 D) 2003 E) 2002 21. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu aşağıdakilerden hangisine bağlı olarak faaliyet göstermektedir? A) Emekli Sandığı B) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı C) Sosyal Sigortalar Kurumu D) Başbakanlık E) İşleri Bakanlığı 22. Aşağıdakilerden hangisi "ülkeye hizmeti geçmiş vatandaşları korumayı öngören düzenlemelerden" biri değildir? A) İlaç bedellerinin devletçe karşılanması B) Belediye otobüslerinden ücretsiz yararlanmaları C) Emekli ikramyesi verilmesi D) Emekli aylığı bağlanması E) Devlet hastanelerinde ücretsiz bakılma 23. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? A) Finansmanı Hazine Yardımı ile sağlanan bir kuruluştur. B) Sosyal yardımlar kapsamında faaliyet gösteren bir kuruluştur. C) Katma bütçeli bir kuruluştur. D) Kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluştur. E) Başbakanlığa bağlı olarak faaliyet gösteren bir kuruluştur. 24. Burslu öğrencilere verilecek burs miktarı ile parasız yatılı öğrencilere verilecek harçlık miktarı kim tarafından tespit edilir? A) Bakanlar Kurulu B) Milli Eğitim Bakanlığı C) TBMM D) YÖK E) Başbakan İzleyen sayfaya geçiniz. 25. Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? A) Sosyal Güvenlik Kurumuna görüş bildirecek yardımcı olur. B) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı başkanlık eder. C) Sosyal güvenlik politikaları ve uygulamaların konusunda görüş bilir. D) Sosyal Güvenlik kurumunda görev yapacak personelin maaşını belirler. E) Yılda bir kez en geç Mart ayı sonuna kadar toplanır. 26. Aşağıdakilerden hangisi Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Kurulu'na temsilci görevlendiremez? A) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı B) Maliye Bakanlığı C) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı D) Sağlık Bakanlığı E) İçişleri Bakanlığı 27. Sosyal Güvenlik Kurumunun en yüksek karar, yetki ve sorumluluğunu taşıyan organ hangisidir? A) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı B) Sosyal Güvenlik Merkezi C) Yönetim Kurulu D) Genel Kurul E) Danışma Kurulu 28. Aşağıdakilerden hangisi kısmen sosyal sigortalar kapsamında sayılmaktadır? A) Rehabilite edilen, hasta, veya maluller B) Askerlik hizmetlerini er veya erbaş olarak yapmakta olanlar C) İşverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşi D) Ev hizmetlerinde sürekli olarak çalışanlar E) İşletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler 29. İnşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerinde işe başlatılacak sigortalıların işe giriş bildirgesi en geç kaç gün içinde Kuruma verilmelidir? A) En geç çalışmaya başlatıldığı gün B) Çalışmaya başladıktan sonra en geç 3 gün içinde C) Çalışmaya başladıklan sonra en geç 6 gün içinde D) Çalışmaya başladıklan sonra en geç 15 gün içinde E) Çalışmaya başladıklan sonra en geç 1 ay içinde 30. Ceza infaz kurumları ile tutuklevleri bünyesinde oluşturulan tesis, atölye ve benzeri ünitelerde çalıştırılan hükümlü ve tutuklular hakkında aşağıdaki sigorta kollarından hangisi uygulanır? A) Ölüm B) Genel sağlık C) Hastalık D) İş kazası ve meslek hastalıkları sigortası E) Maluliyet
<urn:uuid:680a2a08-0dc5-4c6a-9cca-9fd53da7a06f>
CC-MAIN-2017-26
http://acikogretimx.com/2010_ara/sosyal_guvenlik_hukuku_2010_ara.pdf
2017-06-24T20:51:19Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2017-26/segments/1498128320338.89/warc/CC-MAIN-20170624203022-20170624223022-00539.warc.gz
6,845,426
2,285
tur_Latn
tur_Latn
0.999653
tur_Latn
0.999693
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
docling
[ 2357, 3894, 6274, 8126 ]
null
null
null
null
null
null
ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ Eğitim Bilimleri Enstitüsü Öğretim Dili: Türkçe Öğretim Süresi Yüksek Lisans : 2+1 Yıl Doktora: 4+2 Yıl Enstitümüz 28.03.1983 tarih ve 2809 Sayılı Kanunun Ek 30. maddesi uyarınca; Bakanlar Kurulunun 01.02.2010 tarih ve 2010/103 Sayılı Kararı ile kurulmuş ve 26 Şubat 2010 gün ve 27505 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Üniversitemiz Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde lisansüstü eğitimini sürdürmekte olan; Yabancı Diller Eğitimi, Eğitim Bilimleri, İlköğretim, Güzel Sanatlar Eğitimi, Türkçe Eğitimi ve İlköğretim Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Eğitimi Ana Bilim Dalları Üniversitemiz Senatosunun 16.07.2010 tarih ve 2010/10 Sayılı Oturumunda alınan 03 nolu Kararı ve Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığının 19.10.2010 tarih ve 38024 Sayılı yazısı ile Enstitümüze aktarılmıştır. Bunun yanında Sağlık Bilimleri Enstitüsünde lisansüstü eğitim vermekte olan Beden Eğitimi ve Spor Ana Bilim Dalı da 12.05.2011 tarihinde Enstitümüz bünyesinde yerini almıştır. Asgari öğretim üyesi koşulunu sağlayan diğer bilim dallarından; Fen Bilgisi Eğitimi, Matematik Eğitimi, Sosyal Bilgiler Eğitimi, Sınıf Öğretmenliği, Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi Bilim Dalı ve Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Ana Bilim Dalı Bilim Dalı Yüksek Lisans Programları açılmış ve eğitime başlamıştır. Asgari öğretim üyesi koşulunu sağlayan diğer bilim dallarından; Fransız Dili Eğitimi, Fen Bilgisi Eğitimi, Matematik Eğitimi, Sınıf Öğretmenliği Eğitim Bilim Dalları ile Müzik Eğitimi Bilim Dalında doktora programları açılmış ve eğitime başlamıştır. 2010 – 2011 Eğitim Öğretim Yılı Güz Yarıyılından itibaren 6 Ana Bilim Dalında 26 Doktora, 120 Yüksek Lisans programında olmak üzere toplam 146 öğrenci ile lisansüstü eğitim faaliyetlerine başlayan enstitümüz, yeni gelişmelerin ışığında akademik açıdan giderek güçlenmiş olup, 2015-2016 Eğitim Öğretim yılında 9 Ana Bilim Dalında 95 Doktora, 483 Yüksek Lisans Programında olmak üzere toplam 578 öğrencisi ile eğitim ve araştırma faaliyetlerini sürdürmektedir. Enstitümüz öncelikli olarak, eğitim bilimleri ve öğretmen yetiştirme alanında lisansüstü çalışma, araştırma ve projeler yürütmeyi amaçlamaktadır. ÖZGÖREV Lisansüstü eğitimin ve araştırmaların niteliğini artırarak, toplumun gelişmesi için ihtiyaç duyulan nitelikli ve uzmanlaşmış, Atatürk İlke ve Devrimlerini özümsemiş insan gücü yetişmesine katkıda bulunmak. Öğrencilere, öğretim üyelerine ve diğer ilgili kişilere kaliteli, hızlı ve etkin hizmet sunarak tüm paydaşların memnuniyet derecesinin yükseltilmesine çalışmak. Üstün nitelikli bilim insanı ve lider yetiştirmek. Evrensel değerleri temel alarak yaptığı lisansüstü eğitim ve araştırma faaliyetleriyle yetkin, yaratıcı, girişimci, uzmanlaşmış ve toplumsal sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmeyi, toplum ve çevreye duyarlı yüksek nitelikli bilimsel ve kültürel çalışmalar yapmayı ve insanlığın yararına sunmayı görev edinmiştir. UZGÖRÜ Bilim, eğitim, kültür ve sanat alanlarında ulusal gelişmeye en üst düzeyde katkı sağlayan, mensubu olmaktan övünç duyulan, ulusal ve uluslararası platformda saygın bir eğitim ve araştırma kurumu olmak. Bilginin üretimi, kullanımı ve yayılımına en üst düzeyde katkı sağlayan, mensubu olmaktan övünç duyulan, ülkemizin çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmasına katkıda bulunan saygın bir Enstitü olmaktır. İletişim Adres: Görükle Kampüsü 16059 Nilüfer / BURSA Telefon: (224) 2940975 Faks: (224) 2940975 Web: http://email@example.com e-mail: firstname.lastname@example.org A. Yüksek Lisans Programına Başvuru Koşulları ve Değerlendirme B. Doktora Programına Başvuru Koşulları ve Değerlendirme
<urn:uuid:c4002149-f514-4b8a-87b6-ddd00fd9fe18>
CC-MAIN-2021-10
http://www.uludag.edu.tr/dosyalar/oidb/brosurlar/E%C4%9E%C4%B0T%C4%B0M%20B%C4%B0L%C4%B0MLER%C4%B0%20ENST%C4%B0T%C3%9CS%C3%9C.pdf
2021-02-28T04:16:23+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-10/subset=warc/part-00100-dbb5a216-bcb2-4bff-b117-e812a7981d21.c000.gz.parquet
164,847,299
1,048
tur_Latn
tur_Latn
0.996654
tur_Latn
0.999268
[ "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 3612, 3734 ]
null
null
null
null
null
null
Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi / The Journal of International Social Research Cilt: 13 Sayı: 75 Yıl: 2020 & Volume: 13 Issue: 75 Year: 2020 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 TÜRK HÂKİMİYETİNDEN ÖNCE ANTİKÇAĞDAKİ "ÇANKIRI"YA BİR BAKIŞ AN OVERVIEW TO "GANGRA" IN ANTIQUE TIMES BEFORE TURKISH DOMINATION Mehmet Turgut BERBERCAN * Öz Roma İmparatorluğu, Hristiyan dünyasının koruyucusu olma vasfına sahip olunca, Türkiye dışındaki literatürde, kaynak eserlerde antik çağdaki "Gangra" ismiyle zikredilen Türkiye'de ise "Çankırı" olarak anılan kentte, Hristiyan dünyasının önemli konsüllerinden birisi kuruldu. Bu makalede, elde edilen önemli sonuç olarak, bir toponim olan "Gangra" = "Çankırı" kent isminin dilbilimin etimoloji cephesinden bakılmak suretiyle kökeni, yani nereden geldiği hususu üzerinde durulmuş, çeşitli Batı kaynaklarında, ansiklopedilerde zikredilen, kayıt altına alınarak bugüne ulaşmış çeşitli bilgiler ve ileri sürülen düşüncelerden hareketle dil, tarih ve folklor bilgisinin sunduğu imkânlar çerçevesinde değerlendirilmesi yapılmıştır. Eski dünyanın Anadolu'daki kentlerinden biri olarak Türk hâkimiyetinden önceki "Çankırı" yani "Gangra" (Γαγγρών) panoramik bir metodoloji takip edilerek tarihî tespitler, bulgular ışığında incelenmiş, kentin literatürdeki yeri resimlerle desteklenerek belirlenmiştir. Bu yolla kentin dil ve tarih merkezindeki önemli konumu ortaya konmuş, kültür hayatındaki yerinin anlaşılmasına bir katkı sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Gangra, Çankırı, Antikçağ, Türk. Abstract The Roman Empire became a patron of Christian world, which has hosted one of the most important consul "Çankırı" which, as in use to you name known in the literature outside today in Turkey, especially with reference to the ancient world, the name "Gangra". In this article, as an important result, the origin of the name "Gangra" = "Cankiri", which is a toponym, has been revealed by looking at the etymology (origins) of linguistics, and an analysis has been made within the framework of the information suggested in various sources by reviewing the language, history and folklore information in Western sources. As one of the ancient world cities in Anatolia, "Cankiri" before the Turkish domination, "Gangra" (Γαγγρών) in ancient times, with a panoramic methodology through sources containing historical findings and findings, the place of the city in the literature was determined by supporting with pictures; It contributed to the understanding of its place in cultural life by revealing its important position in the language and history center. Keywords: Gangra, Cankiri, Antique Times, Turkish. * Doç. Dr., Çankırı Karatekin Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, email@example.com, ORCID: 0000-0001-9847-384X 1. Giriş Hristiyan dünyasının hâmisi olmuş Roma İmparatorluğu'nun önemli konsüllerinden birine ev sahipliği yapmış olan "Çankırı"nın, mâzide olduğu gibi bugün de Türkiye dışındaki literatürde bilinen ismi, antik dünyadaki ismine atfen özellikle "Gangra"dır. Şehrin isminin 1733 tarihli Latince-Fransızca Sözlük (Novitius Seu Dictionarum Latino-Gallicum'da)'te "G" harfi sırasındaki GANGRA dışında ayrıca Türkçede "K" ile okunan "C" harfi sırasında verildiği ve "CANGRIA" şeklinde kaydedildiği görülmektedir. Fakat sözlükte, "GANGRA"nın şehrin hakiki ve eski ismi olduğu vurgulanmıştır (bkz. Resim 1): 1 Resim 1 Sözlükteki bu ikili durum, "C"li kaydedilen şehir isminin Türk halk telaffuzundaki şekil olduğunu, Batılı gezginlerce kayıt altına alındığını ve böylece bu kayıtların en geç 18. yüzyıla kadar Batı'da yazılmış sözlük yahut ansiklopedilere geçtiğini düşündürebilir. Bu savı doğrular şekilde bir başka ansiklopedik kaynak olan "A View of Ancient Geography and Ancient History"de, 2 "Gangra" isminin modern versiyonu "KİANGARA" olarak kaydedilmiştir. Yine aynı tarzla, Encyclopaedia Britannica'da, 3 "Changra" ve "Kanghari", Katolik ansiklopedisinde ise "Tchiangre" isim şekilleri kayıtlıdır. Kaynaklardaki tüm bu muhtelif yazışlar, Osmanlı devrinde Batı kaynaklarının doğrudan Türk halk ağzından yararlandığını, hatta misyonerlerin Hristiyanlık için önemi bulunan şehre bizzat gidip gözlemler yaparak kayıtlar tuttuğunu tasdiklemektedir. Bilindiği gibi "Çankırı" şehir ismi, 1925'te Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmiş bir toponim yani yer ismidir (bkz. Berbercan, 2013,208). 1 Novitius Seu Dictionarum Latino-Gallicum: 210 2 A View of Ancient Geography and Ancient History: 99, 104. 3 Encyclopaedia Britannica, 5/840. Resim 2 2. Antikçağda "Çankırı" Türk hâkimiyetindeki "Çankırı"nın, Batı'da ilk defa 16. yüzyılda Hans Dernschwam'ın "Tagesbuch einer Reise nach Konstantinopel und Kleinasien" isimli eserinde geçtiği bilinmektedir. "Gangra" isminin bugün Batı'da ısrarla "Çankırı"yı anlatmak, belirtmek üzere kullanıldığı görülmektedir. Meselâ, Scott Fitzgerald Johnson'ın "Geç Dönem Antikite'nin El Kitabı"nda "Gangra" kaydı önemlidir [bkz. kitap kapağı, üstte Resim 2] (Johnson, 2012). Bu durum esasen, Türklerce "İstanbul" olarak benimsenen şehir isminin "Constantinople" olarak ısrarla kaynaklarda yazılması, belirtilmesiyle tabii olarak aynı sebepten ileri gelmektedir. Unutulmamalıdır ki bir şehirde mazisi kadim olan millet esas değildir, sadece müessirdir; çünkü o şehirde bugün kaim olabilmiş milletin kültür ve medeniyetteki seviyesi mühimdir. Katolik ansiklopedisi, Çankırı'yı ve tarihini "Gangra" başlığı altında genel olarak şöyle vermiştir (harita için ayrıca bkz. üstte Harita 1): "Paflagonya eyaletinde bir piskoposluk; yerli dilinde 'keçi' anlamında. Hatta bugün çok sayıda keçi sürüsü bu bölgede görülebilmektedir (20. yüzyılın başları). Köken itibariyle Galatya'ya aitti ve Pontuslu Mitridatların düşmanı fakat Roma'nın dostu Galat kralı Dejotarus'un başkentiydi. Kent, Roma devrinde Paflagonya eyaletinin başkenti oldu. 5 adet piskopos yardımcısından fazlası asla şehirde bulunmadı. (Fransız tarihçi) Michel Le Quien [I, 549-554], 4. yüzyıldan 12. yüzyıla kadar (Türk idaresine kadar) 22 başpiskopos zikreder. Bunlardan hiçbiri özellikle kayda değer değildir. Türkler tarafından eyaletteki piskoposluk 14. yüzyılda lağvedilmiştir. 1402'de Timur tarafından zaptedilen şehir, 1423'te tekrar (Osmanlı sultanı) II. Murad zamanında ele geçirilmiştir. O zamandan bugüne hep Türklerde kalmıştır." 3. Kaynakların Işığında Değerlendirmeler "Encyclopaedia of Religious Knowledge", birçok kaynaktaki kayıt gibi, Çankırı'yı apostolikal merkezlerden biri olarak zikreder (söz konusu eserde geçen orijinal kayıtlar için bkz. Resim 3): 4 Resim 3 Ayrıca, Çankırı'da mevcut bulunmuş ruhbanî konseyin, şehrin bir piskoposluk merkezi olması sebebiyle birçok "canon" yani "kanun" çıkaran (örneğin 4. yüzyılda çıkardığı '20 kanun' ekümenik kabul edilmiştir) Hristiyan hayatını düzenleyen, Roma'nın doktrinine uygun davranmak koşuluyla heretik kabul edilen tarikatlara karşı ceza veren ve yasaklayıcı yetkisinin bulunduğu bilinmektedir. Çankırı konseyinin 355'te çıkardığı kanunla, "agape" (Grekçe ἀ γά̟η) olarak bilinen ve inanç üzerine temellendirilmiş orgi yahut sevgi ayinlerini aşağılayanları aforoz ettiği bilinmektedir. Halbuki Laodicea (bugünkü "Denizli" kenti, Osmanlıcada "Donguzlu (= Domuzlu)" kasabası) konseyinin kiliselerde yapılan agapeleri yasakladığı, Carthage (Kartaca, Tunus) konseyinin 42. kanununun da aynı şekilde ayinlere sınır getirdiği bilinmektedir; fakat bunlar lokal konseylerdir. Öyle ki, Krisostom ve Agustin dönemlerinde agapelerin yaygın olduğu bilinmektedir. 5 4 Encyclopaedia of Religious Knowledge: 229. 5 "agape" kelimesi için ayrıca bkz. Encyclopaedia Britannica: 1/364. Hristiyan dünyasında Çankırı şehriyle anılan en bilindik kişi Aziz Hipatius'tur (tasvirî resmi için bkz. Resim 4); literatüre "Hypatius of Gangra" (Çankırılı Hipatius) olarak geçmiş bir Hristiyan rahibi, daha doğrusu metropoliti olup M.S. 326'da İstanbul'dan Çankırı'ya giderken yolda Novatyan Aryani mezhebinden 6 düşmanlarınca saldırıya uğramış ve öldürülmüştür. Aşağıdaki "Resim 5"te düşmanı bir kadın tarafından taşla katledildiği tasvir edilmektedir. Hakkında birçok menkıbevi hikâye bulunan Hipatius, mucizeleri bulunan bir aziz olarak kabul edilmektedir. Rahibi öldüren kadının suikastin hemen arkasından delirdiği ve sürekli kendine vurmaya başladığı rivayet edilmiştir. Hipatius'un öldükten sonra Çankırı'ya koşarak geldiği ve şehir halkının kendisini karşılayarak onu gömdükleri (büyük ihtimalle özel bir yere) bilinmektedir. Bir tıp dergisinde çıkan makalede, İtalya'nın güneyinde bulunan Tiggiano kasabasında, ismi İtalya'da Sant'Ippazio olarak ünlenen Aziz Hipatius'un 325'te İznik (Nice)'te toplanan konseyde çıkan bir arbedede kasık bölgesine tekme aldığı ve hastalandığı, rahibin şifa için viyolet-kırmızısı renkte bir havuçla kürler yaptığı ve bu şifa arayışına izâfeten her 19 Ocak'ta kilise fuarında doğurganlığın sembolü olarak bu 6 Bkz. The Roman Martyrology: 352. havuçlardan satıldığı anlatılmıştır. Ayrıca makalede, bu inancın paganist devirlerden intikal ederek Hristiyanlığa geçmiş bir ritüel olduğu fikri ileri sürülmüştür (bkz. Froehlich, vd. 2015: 1806-1810). Julia Hillner'in "Geç Dönem Antikite'de Hapishane, Ceza ve Kefaret" isimli kitabı Cambridge University Press'in yayınları arasında 2015'te yayımlanmıştır [kitap kapağı ve kitaptaki orijinal kayıtlar için aşağıda bkz. Resim 6-7] (Hillner, 2015: 220-221). Söz konusu kaynaktan anlaşıldığına göre Çankırı, Doğu Roma'nın baskıcı kökten-dinci Hristiyan konsülünün yerel idaresinde, muhalif keşişler için bir sürgün yeri, fikrinden dönmeyenler için işkence ve yakılarak katledildikleri ceza kentiydi. Resim 6 Resim 7 Şehrin Hristiyanlıktan önce de bir tür hapishane ve işkence merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Örneğin Kızılırmak yayı içinde MÖ. 3. yüzyıldan itibaren baş göstermeye başlayan Galatlar, Hristiyanlığın Anadolu'da yeni yeni yayılmaya başladığı bir vakitte, literatüre Gangra'nın Aziz Callinicus'u olarak geçmiş zatı Ancyra'da (Ankara'da) Hristiyanlık propagandası yaparken yakalamış ve Gangra'ya (Çankırı'ya) götürerek kendisine teferruatlı işkenceler yapmış ve sonra yakarak öldürmüşlerdir. Rivayete göre yakılmadan önce çok susayan azizle dalga geçen işkenceciler, "Tanrı'na söyle de su versin!" demişler ve o anda taştan su fışkırmıştır. Bu tarihi şahsiyet de antikçağdaki Çankırı ile birlikte anılan şahsiyetlerden biridir. Katolik ansiklopedisinde Vailhé'nin kayıtları (Vailhé, 1909), şehrin tarihî yerini antik dönemden Osmanlı'nın yıkılışına kadar geçen süre zarfında olmak suretiyle, kısaca şöyle bildirir: "Şehrin Hristiyanlar için anılmaya değer en önemli yanı, konseyin MS. 343'te, burada kurulmasıdır. Konseyin heretik, din dışı kabul edilen tarikatlara karşı, özellikle (Sebaste'de [yani Sivas'ta]) Ermenistan Eustathius'u olarak gösterilen sofunun uygulamalarına "20 kanon [yani kanun]" çıkartarak şiddetle engel olmaya çalıştığı bilinmektedir" ve ayrıca Osmanlı dönemindeki demografik yapıyı yazar: "… Şimdi Castomouni (= Kastamonu) vilayetine bağlıdır. Coğrafi olarak Olgassus (= Ilgaz) dağının ayaklarında (eteklerinde) yer alır, {1909'daki sayı olarak} şehirdeki 16.000 sâkin içinde 800'ü Rum, 500'ü Ermeni'dir; fakat bu Hristiyanların hepsi ayrılıkçıdır {Katolik değildir}. Aziz Dimitrius adına yapılmış katedral camiye dönüştürülmüştür {Mimar Sinan'ın talebelerinden Sadık Kalfa'nın yaptığı ve 1558'de ibadete açılan Çankırı'daki Büyük Cami yani Kanuni Sultan Süleyman Camii'nin bu katedral üzerine kurulduğu hususu vardır ki esasen Çankırı'nın artık Osmanlı ile birlikte 16. yüzyılda medeniyet ve kültür açısından da tamamen Türklere ait bir kent olduğunu gösteren bir ispat kabilindendir}. 4. Sonuç Kültür kelimeleri, bir milletten başka millete, bir toplumdan başka topluma, çeşitli coğrafi bölgelerden başka coğrafi bölgelere uzanan geniş bir yelpaze içinde kim ya da kimler tarafından nerede, hangi eserde bulunmuş, hayat içinde kullanılmış ya da halihazırda kullanılarak günümüzde de var olmak üzere dil içinde bulunmaktaysa orada, geçmişi bugüne bağlayan kültürel bir arka plan, geçmişi bugüne taşıyan canlı bir yapı var olmaya devam ediyor demektir. Kültür kelimeleri arasında kişi isimleri, yiyecek-içecek isimleri, kıyafet isimleri, araç-gereç isimleri, yer isimleri ve kültürü doğrudan bünyesinde taşımakla görevli olarak akla gelebilecek diğer tüm kültür kelimeleri, geçmişi günümüze bağlayan, eski kültürü yeni kültüre aktaran, nesillerin atalardan gelen hakiki ve orijinal kültür değerlerine ulaşmasını sağlayan çok önemli bir misyonun elemanları olarak tebarüz eder. Bu çalışmada, pek tabii olarak kültürel bir perspektifte, bir yer ismi olan "Çankırı (Gangra)"ya Türk h â kimiyetinden önceki antikçağdan bir bakış atılmıştır. Neticede, bir yer ismi yani bir toponim olan "Çankırı" isminin hakikaten nereden geldiği dilbiliminin etimoloji (kökenbilgisi) cephesinden bakılarak ortaya konmuş, Batılı kaynaklardaki dil, tarih ve folklor bilgileri gözden geçirilerek çeşitli kaynaklarda ileri sürülen bilgiler çerçevesinde bir analizi yapılmıştır. Anadolu'da yer alan Antik dünya kentlerinden biri olarak Türk hâkimiyetinden önceki "Çankırı", eski ismiyle antikçağdaki "Gangra" (Γαγγρών), tarihî tespit ve bulgular içeren kaynaklar üzerinden panoramik bir metodolojiyle incelenerek kentin literatürdeki yeri resimlerle desteklenerek belirlenmiş; dil ve tarih merkezindeki önemli konumu ortaya konarak kültür hayatındaki yerinin anlaşılmasına bir katkı sağlanmıştır. KAYNAKÇA A View of Ancient Geography and Ancient History. Philadelphia 1813. Berbercan, M. T. (2013). Karatekin İsmi Üzerine Etimolojik Tespitler. Yalım Kaya Bitigi – Osman Fikri Sertkaya Armağanı, Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları. Encyclopaedia Britannica, C. 1, 1911. Encyclopaedia Britannica, C. 5, 1911, Encyclopaedia of Religious Knowledge, Brattleboro 1844. Froehlich, G., Schulz, J. (2015). Sant'Ippazio (St. Hypatius of Gangra): A Southern Italian Cult of Virility and Red Carrots, Urologe A, 54/12, 1806-10. Hillner, J. (2015). Prison, Punishment and Penance in Late Antiquity. Cambridge University Press. Johnson, S. F. (2012). The Oxford Handbook of Late Antiquity. Oxford University Press, Novitius Seu Dictionarum Latino-Gallicum. Paris 1733. The Roman Martyrology. Baltimore 1916. Vailhé, S. (1909). Gangra. The Catholic Encyclopedia, Vol. 6, New York.
<urn:uuid:c5718c77-853a-45f0-a06a-4875c3caa5ba>
CC-MAIN-2021-04
https://sosyalarastirmalar.com/cilt13/sayi75_pdf/1dil_edebiyat/turgutberbercan_mehmet.pdf
2021-01-22T22:48:25+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-04/subset=warc/part-00275-364a895c-5e5c-46bb-846e-75ec7de82b3b.c000.gz.parquet
565,333,336
4,366
tur_Latn
tur_Latn
0.99302
tur_Latn
0.998779
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2818, 4563, 5722, 7662, 8951, 11571, 14366 ]
null
null
null
null
null
null
Gün Snf AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ İNGİLİZ DİLİ VE EDEBİYATI İKİNCİ ÖĞRETİM DERS PROGRAMI 2017-2018 BAHAR 15.30-17.20 17.30-19.15 19.20-21.05 21.10-22.55 İDE107ma ve Anlama I İDE156 Dinleme ve Konuşma (Şube 1) İDE154 Sözdizim ve Anlambilim II (Şube 1) İDE152 Akademik Okuma & Yazma İDE108 Okuma ve Anlama II İDE405 Romantik Dönem İngiliz Şiiri İDE336 F. Ed. Y.E Öğr.Gör. M.Galip ZORBA 512 No'lu Derslik ⁂ Eski müfredata dahil olan dersler
<urn:uuid:8b235469-c048-4c66-b647-4d75369c267a>
CC-MAIN-2018-43
http://edebiyat.akdeniz.edu.tr/wp-content/uploads/2018/01/%C4%B0ngiliz-Dili-ve-Edebiyat%C4%B1-%C4%B0.%C3%96.-2017-2018-Bahar-Haftal%C4%B1k-Ders-Program%C4%B1.pdf
2018-10-18T00:33:07Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2018-43/segments/1539583511365.50/warc/CC-MAIN-20181018001031-20181018022531-00296.warc.gz
110,748,834
212
tur_Latn
tur_Latn
0.956994
tur_Latn
0.950684
[ "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 331, 471 ]
null
null
null
null
null
null
Denizin Bir Parçası Olun Denizin Bir Parçası Olun Full HD Kamera Aydınlatma Robot Kol İticiler Taşıma Bölmesi Batarya Tüpü Elektronik Aksam Tüpü Yüzdürücü Köpükler Denizin Bir Parçası Olun Kumanda Kolu Makara Sistemi Hard-case Lityum-iyon Batarya Şarj Adaptörü Denizin Bir Parçası Olun Güvenlik Elektrikle çalışırken, özellikle suda, her zaman dikkatli olun. Daima bağlantıların güvenli ve su geçirmez olduğundan emin olun. Vücudunuzu dönen motorlardan ve pervanelerden uzak tutun. Batarya Şarj Etme Ürünle birlikte 4S-6P lityum iyon batarya verilmektedir. Lityum-iyon bataryalerinizin mümkün olduğunca uzun süre dayanmasını sağlamak için, bataryain 12,8 volttan daha az boşaltmamalısınız. Nominal 14,8 volt Li-iyon batarya, 16,8 volta (hücre başına 4,2 volt) ulaştığında tamamen şarj edilir. 4S bataryai 16,8 volt'un üzerinde şarj ederseniz, batarya zarar görebilir veya alev alabilir. Bir Li-iyon bataryai güvenli bir şekilde şarj etmek için Li-iyon uyumlu bir şarj cihazıyla, ya da size ürünle birlikte verilen adaptör ile şarj etmelisiniz. Liiyon uyumlu bir şarj cihazı aşırı şarjı önler; aynı zamanda hücreleri dengeler. Ürünün bataryasına özel üretilen adaptör, bataryanın üzerindeki akıllı kart yardımıyla aynı şekilde dengeli şarj sağlar. Önemli bir kural, Li-iyon bataryainizi "1C" veya daha düşük veya kapasitesinin 1 katı oranında şarj etmektir. Bu nedenle, 10.000 mAh bataryai kullanıyorsanız, 10 amperde veya daha az şarj etmek istersiniz. Bataryanın ömrünün uzun tutmak amacıyla 2 amper önermekteyiz; bu sebeple adaptör 2 amperlik akım ile şarj etmektedir. Bataryanın Değiştirilmesi GÖZCÜ'de batarya değişimi için aşağıdaki prosedürü uygulayın: 1. GÖZCÜ'yü kuru bir yere taşıyın. 2. Havalandırma tapasını havalandırma deliğinden çıkarın. Havalandırma tapasını güvenli bir yere yerleştirin. Denizin Bir Parçası Olun 3. 4 delikli sonlandırma kapağını (uç kapağı + flanş, hepsi tek parça) batarya muhafazasından çıkarın. 4. Batarya bağlantısını ayırın ve bataryayı muhafazasından çıkarın. 5. Yeni bataryayı bağlayın ve batarya muhafazasına yerleştirin. 6. 4 delikli sonlandırma kapağını batarya muhafazasına takın. 7. Havalandırma tapasındaki O-ringleri kontrol edin, ardından havalandırma deliğine takın. İlk Dalışınıza Hazırlanın Bataryanızı Bağlayın İlk dalışa hazırlanmak için, bataryaları değiştirme bölümünde belirtilen işlemle şarj edilmiş bir batarya bağlayarak başlamanız gerekir. Karşılıklı dişi ve erkek bağlantılardan önce siyah kabloyu XT60 konnektördeki (-) girişe, daha sonra kırmızı kabloyu (+) girişe bağlayınız. Vakum Testi GÖZCÜ'de vakum testi yapmak için ürünle birlikte gelen vakum pompasına ihtiyacınız vardır. GÖZCÜ'yü ilk kez suya koymadan önce vakum testi yapmak önemlidir. Bir penetratör veya bir O-ringi değiştirmek gibi sızdırmazlığı tehlikeye atabilecek herhangi bir değişimden sonra vakum testi yapmak da önemlidir. Vakum testi aşağıdaki prosedür kullanılarak yapılabilir: 1. Havalandırma tapalarını elektronik ve batarya muhafazasından çıkarın. 2. Vakum tapalarından birini elektronik muhafazasındaki havalandırma penetratörüne diğerini batarya muhafazasındaki havalandırma penetratörüne takın. 3. Gösterge 10 inç Hg [34 kPa] vakum okuyana kadar pompalayın. 4. Pompayı 15 dakika bekletin. 5. Gösterge 15 dakika sonra 9 inç Hg [31 kPa] vakum değerinin üzerinde ise, mühürleriniz kabul edilebilir. Denizin Bir Parçası Olun Kumanda Fonksiyonları GÖZCÜ, varsayılan olarak aşağıda gösterilen kurulum ile birlikte gelir: Dalış Modları - Manuel modda GÖZCÜ, motor kontrollerini sadece kumanda kollarından pilot girişine göre verir. Geri besleme stabilizasyonu, yön tutma veya derinlik tutma yoktur. - Stabilize modunda GÖZCÜ, rulosunu düz bir şekilde stabilize edecek ve dönüş komutu verilmediğinde istikameti koruyacaktır. Dikey kontrol tamamen pilota bırakılır. Denizin Bir Parçası Olun GÖZCÜ - Derinlik tutma modunda GÖZCÜ, dalma / yükselme komutu vermedikçe derinliği tutacaktır. Ayrıca, dönme komutu verilmediğinde ruloyu düz hale getirecek ve istikameti koruyacaktır. Dalış Öncesi Kontrol Listesi Kapsamlı Kontrol Listesi Bu kontrol listesi dalış öncesi kontrol listesinden daha kapsamlıdır ve birkaç durumda yapılması gerekir: * Uçakla seyahat ettikten sonra * Araba veya tekne ile uzun yolculuktan sonra (> 1 saat) -Kapsamlı Kontrol Listesi * ROV'un QGroundControl'e bağlandığını kontrol edin. * Çerçeveyi orta ve alt panellere tutturan M5x16 vidalarını sıkın. * Arka uç kapaklarını flanş contalarına tutan M3x12 vidalarını sıkın. * Elektronik muhafazayı iskelete bağlayan M3x16 vidalarını sıkın. * Ön camı ve ön batarya uç kapağını tutan M3x12 vidalarını sıkın. * Havalandırma tapalarının takılı olduğunu kontrol edin. * Arka uç kapaklarını tutan tüm vidaların takılı olduğunu gözle kontrol edin ve sıkı bakın. * Batarya flanşlarını yağladığınızdan emin olun. * ROV'u yere koyun ve insanların iticilerden uzak olduğundan emin olun. * ROV'u Manuel Mod'a getirin. * ROV'u devreye alın. * Vektörlü iticilerin serbestçe dönüp dönmediğini kontrol etmek için ileri / geri çubuğunu ileri doğru bastırın. * Dikey iticilerin serbestçe dönüp dönmediğini kontrol etmek için yükselme / alçaltma çubuğunu ileri doğru bastırın. * ROV'yu devre dışı bırakın. Denizin Bir Parçası Olun -Dalış Öncesi Kontrol Listesi Bu kontrol listesi, ROV'u suya koymadan önce ROV suya her yerleştirildiğinde yapılmalıdır. Bu kontrol listesi, bataryayı bağladıktan, batarya muhafazası uç kapağını ve batarya muhafazası havalandırma tapasını yeniden taktıktan sonra başlar. * ROV'nun QGroundControl'e bağlandığını kontrol edin. * Balast ağırlıklarını yavaşça saat yönünde bükmeye çalışın. * 14 delikli uç kapağına giren kablo demetlerini çekin. * Urgan yüksüğünü çekip bükün. * Tüm delicileri elle gevşetmeye çalışın. * Havalandırma tapalarının takılı olduğunu kontrol edin. * Arka uç kapaklarını tutan tüm vidaların takılı olduğunu gözle kontrol edin ve sıkı bakın. * Ön camı ve ön batarya uç kapağını tutan tüm vidaların takılı olduğunu gözle kontrol edin ve sıkı bakın. * Batarya muhafazasındaki o-ringlerin silikon gres ile yağlandığını kontrol edin. * ROV'u yere koyun ve insanların iticilerden uzak olduğundan emin olun. * Kamera eğme işlevinin ve ışıklarının çalışıp çalışmadığını kontrol edin. * ROV'u Manuel Mod'a getirin. * Motorları devreye alın. * Vektörel iticilerin serbestçe dönüp dönmediğini kontrol etmek için ileri / geri çubuğunu ileri doğru bastırın. İticileri 30 saniyeden fazla havada çalıştırmayın. * Dikey iticilerin serbestçe dönüp dönmediğini kontrol etmek için yükselme / alçaltma çubuğunu ileri doğru bastırın. İticileri 30 saniyeden fazla havada çalıştırmayın. * Motorları devreden çıkarın. * Artık hazırsınız. UYARILAR * ROV'u yüzücülerin veya dalgıçların yakınında çalıştırmayın. * ROV'u suya değmeden önce serbest bırakmayın. Gerekirse, indirmek için ip kullanın. ROV'u indirirken, ön camı sert veya keskin nesnelerden uzak tutun. * ROV'u çok sığ suda çalıştırmayın. * ROV'u, suda ROV olduğunu bilmeyen teknelerden uzak tutun. * ROVu ve kabloyu teknenin pervanelerinden veya jetlerinden uzak tutun. * Teknenin kaptanının ROV'un suya indirilmek üzere olduğunu bildiğinden emin olun. Denizin Bir Parçası Olun Operasyon Kablo Yönetimi İyi kablo yönetimi için bazı yönergeler: * Teknede kullanıyorsanız, kabloyu pervanelerden veya jetlerden uzak tutun. * Bağlantıyı ve ROV'u suda olduğunu bilmeyen diğer teknelerden uzak tutun. * Kabloyu mercan, kaya gibi keskin nesnelerden uzak tutun. * Çok fazla kabloyu serbest bırakmayın. Sudaki aşırı kablo ROV'un sürüklenme ve kablonun bir şeye takılma ihtimalini arttıracaktır. * Kabloyu keskin kenarlar veya pürüzlü zemin üzerine açmayın. * Kablonun üzerine basmayın. Sürüş Kuralları * Kumlu bir tabana sürmeyin. Kumlu bir zemine girerseniz, aracı sürmeyi bırakın ve kumun dikey iticilere girmesini önlemek için yüzmesini bekleyin. * Pil ömrünü en üst düzeye çıkarmak için mümkün olduğunda yumuşak ve düşük kazançlı sürün. * Mümkünse deniz yosunu içinde sürmekten kaçının. Deniz yosunu emilebilir ve iticilerin dönmesini durdurabilir. * Dalış yaparken, referans için bir zinciri veya çizgiyi takip etmek faydalı olacaktır. Batarya Takibi * Gösterge tablosundaki batarya voltajına ara sıra baktığınızdan emin olun. * 4S bataryaya kalıcı olarak zarar verebilecek veya ömrünü kısaltabilecek 12.0V'nin altında deşarjı önlemek için batarya 12.5V'a ulaştığında ROV'un geri çekilmesi önerilir. Denizin Bir Parçası Olun ROV'u Karaya Çıkarma Gözcü'yü karaya çıkarmadan önce motorları devreden çıkarın. Motorlar Devredeyse * ROV operatörü kabloyu bulmalı ve operasyon yürütülen alana kadar takip etmelidir. * Kabloyu çekeken sararak toplayın. Üzerini temizleyerek çekerken kesik veya deformasyon olup olmadığını kontrol edin. * ROV başlangıç konumuna geldiğinde motorları devre dışı bırakın. * SU almasıı önleyecek şekilde kurutup havalandırma tapasını batarya muhafazası hava giriş deliğinden çıkarın. * Batarya bağlantısını ayırın. ROV'u Elektriksiz Çıkarma ROV dalış sırasında QGroundControl'e güç veya bağlantı kaybederse, aşağıdakileri yapmanız gerekir: * Kabloyu çekerek mümkün olduğunca yavaş çekmeye çalışın. Dalışlar Arası Bekletme GÖZCÜ'nün 15 dakikadan fazla su dışında kaldığı dalışlar arasında bir mola verdiyseniz, gölgeli bir alanda tuttuğunuzdan emin olun. Yakınlarda gölge yoksa, ROV üzerine bol dökümlü bir havlu yeterli gölge sağlayacaktır. Görev Sonrası Kontrol Listesi * Tatlı su ile durulayın. İticilerin tatlı su ile durulanması önemlidir; böylece tuzlu su rotorların içinde birikmez ve erken korozyona neden olmaz. * Kumlu bir ortamda veya deniz yosununda çalışıyorsanız, iticilerden kum ve deniz yosununu temizleyin. * Çantasına kaldırmadan kurumasını bekleyiniz. Denizin Bir Parçası Olun Bakım Ön camı akrilik özel temizleyici veya sade su ile temizleyin. Çözücüler, alkol ve diğer temizleyiciler malzemeye zarar verir. Her 24 Saat Çalışmada veya 2 Ayda Bir - Batarya muhafazasındaki o-ringlerin silikon gres ile yağlandığını ve sağlam olduğunu(çatlamayan veya dilimlenmemiş) görsel olarak kontrol edin. Her 100 Çalışma Saatinde veya 6 Ayda Bir - Pilleri değiştirirken açtığınız ve kapattığınız taraftaki radyal pil kapağı O-ringlerini değiştirin. - Havalandırma tapası O-ringlerini değiştirin. Arayüz Rov'u çalıştırmak için batarya bağlantısı sonrası Fathom-X kartın bulunduğu, görüntüyü bilgisayara aktaran kutu ve makara arasındaki bağlantı kablosunu iki uca da bağlayın. Daha sonra kart kutusundan bilgisayara USB çıkışlı kabloyu bağlayın. Uygulamayı yönetici olarak çalıştırın. Görüntü geldiğinde üst görev çubuğundan motorların devrede olup olmadığını, bataryanın durumunu ve dalış modunu takip edebilirsiniz. Sağ taraftaki panelde ise seçiminize göre verileri takip edebilirsiniz. Panelin üst tarafında bulunan ayarlar bölümüne tıkladığınızda karşınıza çıkan seçeneklerden istedğiniz verileri seçebilirsiniz. Ayrıca video akışı sekmesini seçtiğinizde çıkan kırmızı kamera butonuna tıkladığınızda ROV kayıt almaya başlayacaktır. Eğer görüntüyü uygulama arayüz ekranındaki verilerle birlikte almak isterseniz Win+G tuşlarına beraber basarak kayda başlayabilir, Yakalamalar dosyasından kaydedilen videoya ulaşabilirsiniz. Denizin Bir Parçası Olun Arayüz SEAROVER Ltd Şti. Adres: İTOB OSB Mah. 10032 Sk. No:2 MENDERES İZMİR İrtibat Ofisi: Konak Mah. Cumhuriyet Bulv. No:24/802 KONAK İZMİR Telefon: 5309368496-5459091422 Web: www.searover.com.tr
<urn:uuid:db921b78-cd08-4372-baaa-769317ee5393>
CC-MAIN-2021-04
https://projectinblue.com/wp-content/uploads/2020/06/G%C3%B6zc%C3%BC_Kullan%C4%B1m-K%C4%B1lavuzu.pdf
2021-01-15T17:56:14+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-04/subset=warc/part-00154-364a895c-5e5c-46bb-846e-75ec7de82b3b.c000.gz.parquet
575,877,200
3,496
tur_Latn
tur_Latn
0.922921
tur_Latn
0.999687
[ "unknown", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "unknown", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 26, 167, 270, 1822, 3366, 3832, 5227, 7172, 8424, 9728, 11205, 11239, 11435 ]
null
null
null
null
null
null
TÜRKĠYE ve DÜNYA BAĞCILIĞI Dr. Selçuk KARABAT 1 Bağcılığın Tarihi Dünya'da çok geniş bir alanda yapılmakta olan bağcılıkta asma veya omca (Vitis sp.) denilen bitki yetiştirilmektedir. Milyonlarca yıl öncesine dayanan asmanın anavatanı konusunda birbirinden çok farklı görüşler bulunmaktadır. Asmanın çok büyük form zenginliği göstermesi sebebiyle, anavatanı olarak Kafkasya, Hazar Denizi'nin güneyi ve Kuzey doğu Anadolu yöreleri gösteriliyordu. Fakat XX. Yüzyılda bu konuda yapılan jeolojik ve arkeolojik araştırmalar sonunda günümüzden yaklaşık 60 milyon yıl öncesin de bile asmanın dünyanın birçok yöresinde yetişmekte olduğu tespit edilmiştir. İlk insan yaşamının başladığı 10.000 yıl önceki dönemden kalma olduğu tespit edilen pres artığı üzüm çekirdekleri bize üzümden şarap yapılmasının insanlık tarihi kadar eski olduğunu ve bağcılık kültürünün de bu yıllarda Anadolu'da başladığını göstermektedir. Bağcılığın tarihi Anadolu uygarlıkları ile iç içedir. M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu'ya gelerek 600 yıllık büyük bir uygarlık yaratan Hititlerden, bağcılığın önemini anlatan çok sayıda arkeolojik buluntu günümüze kadar ulaşmıştır. Ayrıca, bu döneme ait kaya resimleri ve heykellerde, üzüm ve şaraba ait figürlerin yer alması, Hitit kanunlarında bağların ve ürünün korunmasına yönelik özel hükümlere yer verilmesi, Boğazköy metinlerinde kuru üzümden söz edilmesi, sosyal ve ekonomik açıdan Anadolu bağcılığının önemini günümüze taşıyan diğer belgelerdir. Arkeolojik buluntulardan Anadolu'da Hititler zamanında asma ve şarabın büyük önem taşıdığı, M.Ö. 1800–1550 yıllarında bağcılığın çok gelişmiş olduğu, dini merasimlerde ve sosyal yaşantıda üzüm ve şarabın tanrılara adak olarak sunulduğu kaydedilmektedir. Hititler bağ ve bahçe gibi varlıklarını korumak için bugünkü anlayışa uygun tarım yasalarını da uygulamışlardır. Yozgat Alişar'da elde edilen kazılardan M.Ö. 1800–1600 yıllarına ait üzüm salkımı şeklinde şarap ve içki kabı bulunmuştur. Bütün bunlara ek olarak Çorum Alacahöyük'de kral mezarlarından M.Ö. 2300 yıllarına ait altın şarap bardağı ile şarap testisinin bulunması, Ege ve Marmara bölgesinde bağcılığın geliştiği yörelerde (Lapseki, Çanakkale, Bergama, Aliağa ve Dikili, Bozcaada, Çeşme, Karaburun ve Seferihisar 'da) basılan paralar üzerinde üzüme, şarap kabına ve Amfora yer verilmiş olması bağcılığa ve şaraba verilen önemi göstermektedir. Hititlerden sonra Anadolu, çeşitli uygarlıklara yurt olmaya devam etmiştir. Bunlardan Frigya ve Pers uygarlıkları ile Helenistik dönem boyunca bağcılık, önemini korumuştur. Avrupa için çok farklı ve yeni olan sofralık üzüm yetiştiriciliği Osmanlı İmparatorluğu 1 Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, e-mail: firstname.lastname@example.org döneminde, Balkanlardan İtalya, Fransa ve İspanya'ya kadar yayılmıştır. Selçuklu ve Osmanlı süslemelerinde asma yaprağı ve üzüm salkımı önemli figürler olarak yer almıştır. Bağcılık kültürünün Anadolu'nun batısındaki yayılışında, Anadolu'dan Girit ve Ege adalarına göç ederek Minos uygarlığının (M.Ö. 2200–1400) kurulmasına öncülük eden Hititlerin büyük etkisi olmuştur. Minos uygarlığının Girit'te başlattığı bağcılık, daha sonra Mora Yarımadası ve Trakya'ya yayılmıştır. Deniz ticaretinin önde gelen toplumları olan Yunanlılar ve özellikle Finikeliler, bağcılık kültürünü Akdeniz'in batısına taşımışlardır. Fransa'da ilk bağlar M.Ö. 500 yıllarında Yunanlı göçmenler tarafından kurulmuşsa da, bu ülkede bağcılığın gelişmesinde Romalılar daha etkili olmuştur (M.Ö. l.yy). Roma İmparatorluğu'nun gelişmesiyle birlikte bağcılık, Almanya'nın Ren Vadisi'ne ulaşmıştır. Bu dönemde ülkelerarası şarap ticareti, Romalıların hâkimiyetinde olsa da, imparatorluğun çöküşü ile birlikte, şarap ticaretinde önemli bir gerileme yaşanmıştır; ancak Avrupa'da hızla yayılmakta olan Hıristiyanlığın etkisi ile şarap ticareti yeniden canlanmıştır. Ortaçağ'da (M.S. 500–1000) bağcılık ve şarapçılık daha çok manastırın himayesi sınırlı kalmıştır. 16. ve 19. yüzyıllar arasında Avrupa'da 30 Yıl Savaşları'nın Ren Vadisi'ndeki bağlara, 1709 yılındaki büyük don olayının ise; Fransa ve Almanya'nın kuzeyindeki bağlara büyük zarar vermesine ve 1868'de ilk olarak Fransa'da hızla yayılan filokseraya rağmen bağcılık, Avrupa'daki önemini ve gelişimini günümüze kadar sürdürmüştür. Dünyada Bağcılığın Yayılım Alanı Dünyada bağcılık genel olarak kuzey yarım kürede 20–52, güney yarım kürede ise 2040 enlem dereceleri arasında yayılmış bulunmaktadır (Şekil 1). Sıcaklık bağcılığın dünyada bu enlem dereceleri dışına doğru yayılmasını önleyen en önemli faktördür. Bağcılık için yerkürenin en elverişli iklim kuşağı üzerinde bulunan ülkemiz, kültür asması (Vitis vinıfera L.) ve bağcılık kültürünün anavatanı olması nedeniyle zengin bir gen potansiyeline sahiptir, iklim koşullarının uygun olması ve asmanın heterozigotik yapısından dolayı çok geniş çeşit ve tip zenginliğine sahiptir. Üzümlerde çekirdeksizlik, erkencilik, geççilik, verim ve kalite yüksekliği çok önemli genetik karakterler olup, bu karakterler ilk defa Anadolu'nun lokal çeşitlerinde ortaya çıkmış ve yayılmıştır. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığınca yapılan çeşit belirleme çalışmalarında ülkemizde 1200 üzüm çeşidi veya tipinin mevcut olduğu belirtilmektedir. Dünya ve Türkiye Üzüm Üretim Alanı Miktarı Türkiye 2008 yılı istatistiklerine göre dünya 7.408.127 ha'lık bağ alanları içinde 438.000 ha'lık bağ alanı varlığı ve 67.708.587 ton'luk dünya yaş üzüm üretiminin 3.923.000 ton luk kısmıyla önemli bir bağcı ülke konumundadır. Çizelge 1. Dünya Bağ Alanı ve Üzüm Üretimi Kaynak: http://www.faostat.fao.org Ülkelere Göre Üzüm Üretim Alan ve Miktarları (2008) Kaynak: http://www.faostat.fao.org Ülkemizde gerçekleştirilen üretimin büyük bir çoğunluğu sofralık ve kurutmalık; bir kısmı da şaraplık olarak değerlendirilmektedir. Bunun yanında pekmez, pestil, köfter, sucuk, ezme gibi farklı değerlendirme yolları da vardır. Yaş üzüm üretiminin tüm meyve üretimimiz içindeki payı %30,7'dir. Asma hemen her toprakta yetişebilmesi; az sulamayla yetinmesi ve yamaç arazilerde de uyum sağlaması nedeniyle tercih edilmektedir. Ayrıca üzümün birçok değerlendirme şeklinin olması da dünya üzerinde en fazla üretilen meyve olmasına yol açmıştır. Ülkemizde üretilen toplam yaş üzümün %35,4'ü sofralık, %41,7'si kurutmalık, %5,5'i şaraplık olarak, %8,8'i çeşitli gıda ürünleri elde etmek amacıyla kullanılmaktadır. Üzümün diğer değerlendirme ürünlerinden pekmez, sucuk, reçel, köfter, bastık, samsa, pestil vb. yoğun olarak iç pazarda tüketilmektedir. Dünyada 20-52 kuzey, 20-40 güney enlem dereceleri arasında yer alan A.B.D., Şili, Güney Afrika, Avustralya, Türkiye, Yunanistan ve İran önemli çekirdeksiz kuru üzüm üretici ülkeleridir (Çizelge 2). Çekirdeksiz üzümün üretimi için özel ekolojik şartlar gerektiğinden bu ülkelerin üretimleri de bu koşulları sağlayan özel bölgelerde olmaktadır. Çekirdeksiz kuru üzüm hasadı, kuzey yarım küresi ülkelerinde Ağustos- Eylül aylarında, güney yarım küresi ülkelerinde ise Mart, Nisan aylarında yapılmaktadır. A.B.D' de: Kaliforniya'nın San Joaquin Valley bölgesi, Yunanistan' da: Polopenez, Korent kesimleri ve Girit Adası, Avustralya' da: Yeni Gal ve Victoria bölgesi, İran' da: Güney Azerbaycan, Horosan ve Şiraz Türkiye'de Ege Bölgesi Çizelge 2. Dünya Çekirdeksiz Kuru Üzüm Üretimi (1000 ton) Kaynak: Anonim, 2006 Ülkemizde yer alan 9 tarım bölgesi içinde hem alan, hem de üretim yönünden Ege Bölgesi birinci sırada gelmektedir. Sadece bu bölgemiz bağ alanlarının %28,5'ine, üzüm üretiminin % 45,6'sına sahiptir. Modern bağcılık tekniği sayesinde dekara ortalama kuru üzüm verimi bazı yerlerde 1.000 kg'ın üzerine çıkmıştır. Son yıllarda tesis edilen hemen hemen bütün bağlarda telli terbiye sistemleri kullanılmaktadır. Bölgede kurutmalık üzüm yetiştiriciliği yaygın olarak yapılmakta olup, %90 oranında yuvarlak çekirdeksiz üzüm çeşidi üretilmektedir. Toplam kuru üzüm üretiminin %85'lik bölümünü ithal eden en büyük alıcılar İngiltere, Hollanda ve Almanya başta olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ülkeleridir. Sofralık olarak ise Manisa'nın Alaşehir, Sarıgöl ilçeleri, Denizli'nin Buldan ve Çal ilçeleri yoğun üretim yapan ve ürünlerini dış pazarlarda değerlendiren yörelerdir. Ege Bölgesi son yıllarda şaraplık bağcılık açısından da önemli gelişmeler içerisindedir. Denizli'nin Güney ilçesi, İzmir'in Kemalpaşa, Urla ve Çeşme ilçeleri ve Manisa'nın Turgutlu ilçelerinde geniş alanlarda modern şaraplık amaçlı bağlar tesis edilmiştir. Bağ alanı ve üretim açısından ikinci sırada gelen Akdeniz Bölgesi erkenci üzüm yetiştiriciliği açısından önemlidir. Örtü altı bağ yetiştiriciliği son yıllarda artmıştır. Yalova İncisi ve Trakya İlkeren çeşitleri ile artık Mayıs ayı sonunda ilk turfanda ürün alınabilmektedir. Akdeniz Bölgesi'nde yayla bağcılığı konusunda da gelişmeler vardır. Marmara Bölgesi'nin Trakya kesiminde şaraplık, Anadolu tarafında ise orta mevsim ve geç mevsimde olgunlaşan sofralık üzüm çeşitleri yetiştirilmektedir. Tekirdağ ve Edirne'de şaraplık üzüm üretimi çok yaygındır, ürünleri ise genellikle özel sektöre ait şarap fabrikalarında değerlendirilmektedir. Ülkemizin diğer bölgelerinde de standart üzüm çeşitlerine ait bağlar bulunmaktadır. Güney Doğu Anadolu Projesi (GAP)'nin kapsamında Güney Doğu Anadolu Bölgemizde bağcılık daha önemli hale gelecektir. Bağcılıkta son yıllarda ortaya çıkan büyük değişimlere rağmen, Türkiye bağlarının büyük bölümünde, mekanizasyona elverişli olmayan terbiye şekli kullanılmaktadır. Oysa insan iş gücünün azalması mekanizasyonun artması gerekmektedir. Bunun için geleneksel terbiye şekli olan Goble vb. sistemlerden hızla yüksek telli sistem bağcılığa geçilmelidir.
<urn:uuid:0503f7d5-4f34-45aa-b2f3-4c356f5e2d83>
CC-MAIN-2023-23
https://arastirma.tarimorman.gov.tr/manisabagcilik/Belgeler/genelbagcilik/DUNYA%20VE%20TURKIYE%20BAGCILIGI%20SELCUK%20KARABAT.pdf
2023-05-28T19:08:37+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2023-23/subset=warc/part-00118-ffa3bf93-6ba1-4a27-adea-b0baae3b4389.c000.gz.parquet
128,918,044
2,835
tur_Latn
tur_Latn
0.99957
tur_Latn
0.999815
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2720, 4557, 5625, 7326, 9638 ]
null
null
null
null
null
null
T.C. YALOVA VALİLİĞİ ASAYİŞ VE GÜVENLİK BİLGİLENDİRME TOPLANTISI 05.09.2024 ASAYİŞ VE GÜVENLİK TOPLANTISI 1 KONU : 01.08.2024-31.08.2024 tarihleri arasında ilimiz genelinde İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve Sahil Güvenlik TCSG-17 Komutanlığımız tarafından yapılan çalışmalar; İlimiz genelinde Mayıs ayında 1.654 olay gerçekleşmiş, Bu olayların %96'sı aydınlatılmıştır. Bu suçlar kapsamında; 44 şahıs tutuklanmış 16 şahıs hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. ARANAN ŞAHISLARIN YAKALANMASI 2 Aranan Şahısların Yakalanması; Kamu düzeninin devamının sağlanması, suç ve suçluyla mücadele kapsamında aranan şahısların yakalanmasına yönelik yapılan çalışmalar neticesinde; 0-5 Yıl arası aranan; 69 şahıs, 5-10 yıl arası aranan; 12 şahıs, 10 yıl üzeri aranması olan; 8 şahıs, İfadeye yönelik aranması olan; 157 şahıs, olmak üzere toplam 246 şahıs yakalanmış, 89'u tutuklanmıştır. ASAYİŞ SUÇLARI KAPSAMINDA Asayiş Suçları kapsamında; İlimiz genelinde gerçekleşen 73 Hırsızlık olayının 52'si (%71'i) 41 Dolandırıcılık olayının 24'si (%59'u) aydınlatılmıştır. Bu olaylar kapsamında 61 şahıs yakalanmıştır. 3 UMUMA AÇIK İŞ YERLERİ DENETİMİ Umuma açık iş yerlerinde yapılan denetimlerde; 5 iş yerine kapalı alanlarında sigara içildiğinden dolayı yasal işlem yapılmıştır. 4 iş yerinin ruhsatsız faaliyet gösterdiği tespit edilerek Belediye Başkanlığına bilgi verilmiştir. 1 iş yeri hakkında; Canlı Müzik Ruhsatı olmadan müzik yayını yapmaktan dolayı tutanak tanzim edilerek işlem yapılmak üzere Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne gönderilmiştir. 7şahıs hakkında; 7464 sayılı Kanun ile Konutların Turizm Amaçlı Kiralanması Faaliyetlerinin Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik hükümleri ve ilgili Genelgeye aykırı şekilde kiralama yapıldığı tespit edilmiş olup, tanzim edilen tutanaklar işlem yapılmak üzere İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne gönderilmiştir. 4 UMUMA AÇIK İŞ YERLERİ DENETİMİ Asayiş olaylarında ilimiz genelinde 17 ruhsatsız tabanca, 1 kurusıkı tabanca, 3 yivli tüfek, 42 adet yivsiz av tüfeği, olmak üzere toplam 63 silah ve 49 fişek yakalanmıştır. 5 KADINA YÖNELİK ŞİDDET 6 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında; 64 olay meydana gelmiş, Bu olaylarda 7 şüpheli firar olup , 57 şahıs yakalanmıştır. Mağdurların korunmasına yönelik 5 şüpheli şahıs hakkında elektronik kelepçe tedbiri devam etmektedir. KAÇAKÇILIK VE ORGANİZE SUÇLARLA MÜCADELE Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele kapsamında; İlimiz genelinde; 8 Kaçakçılık, 12 Mali suçlar, olmak üzere toplam 20 olay tespitinde bulunulmuştur. 7 KAÇAKÇILIK VE ORGANİZE SUÇLARLA MÜCADELE Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele kapsamında; 26 şüpheli yakalanmış, 1 şüpheli tutuklanmış, 1 şüpheli adli kontrol şartıyla, 24 şüpheli ise Şube Müdürlüğü tarafından serbest bırakılmıştır. Toplam 14.592 adet çakmak, 900.000 adet sigara sarma kağıdı, 4360 adet dolu makaron, 14,5 kilo kaçak çay, 82 şişe içki, 390 adet cinsel içerikli ürün, 175 şişe alkol, 175 şişe viski (130 Litre) ele geçirilmiştir. 8 KAÇAKÇILIK VE ORGANİZE SUÇLARLA MÜCADELE Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele kapsamında; Toplam 14.592 adet çakmak, 900.000 adet sigara sarma kağıdı, 4360 adet dolu makaron, 14,5 kilo kaçak çay, 82 şişe içki, 175 şişe alkol, 175 şişe viski (130 Litre) 390 adet muhtelif (cinsel içerikli) ürün ele geçirilmiştir. 9 TERÖRLE MÜCADELE Terörle Mücadele kapsamında; İlimiz genelinde, Silahlı Terör Örgütü Kurma, Yönetme veya Üye olmaktan (1), Meskun Mahalde Yakalama (1) olmak üzere PKK/KCK Terör Örgütünün Propogandasını Yapmak (1) Toplam (3) olay tespitinde bulunulmuştur. Bu tespitler kapsamında (3) şahıs hakkında adli işlem yapılmıştır. ***FETÖ/PDY Terör Örgütü kapsamında (1) şahıs hakkında işlem yapılmıştır ***PKK/KCK Terör Örgütünün Propogandasını Yapmak kapsamında (2) şahıs hakkında işlem yapılmıştır. NARKOTİK SUÇLARLA MÜCADELE Narkotik Suçlarla Mücadele kapsamında; İlimiz genelinde Uyuşturucu Ticareti ve Kullanımına Yönelik 223 tespitte bulunulmuş, 239 şüpheli şahıs yakalanmış, 5 şüpheli tutuklanmıştır. Olaylarda; 2 kilo 582 gr. uyuşturucu madde (Metamfetamin,bonzai, esrar vb.) 210 kök (Kenevir Bitkisi) ele geçirilmiştir. 589 adet uyuşturucu hap (captagon, ecstacy vb.) SİBER SUÇLARLA MÜCADELE Siber Suçlarla Mücadele kapsamında; İlimiz genelinde; 52 Nitelikli Dolandırıcılık Suçunu Bilişim Sistemlerini Kullanarak İşlemek, 2 Nitelikli Hırsızlık Suçunu Bilişim Sistemlerini Kullanarak İşlemek ve 1 Banka veya Kredi Kartlarını Kötüye Kullanmak Suçları kapsamında; 55 olay tespitinde bulunulmuş, Olaylarda tespit edilen 46 şüpheli hakkında adli soruşturma başlatılmış, Bu olaylardan 43'ü (%78'i) aydınlatılmıştır. GÜVENLİK ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ Güvenlik Şube Müdürlüğü konuları kapsamında; Ağustos ayı içerisinde Sosyal Medya üzerinden suç içerikli paylaşımlarda bulunan; 1 Şahsa Cumhurbaşkanına Hakaret, 1 Şahsa 5816 Sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna Muhalefet Eylem ve Etkinlikler 4 Basın Açıklaması, 7 Diğer (Kart Atma, Anma vb.), 1 Kapalı Yer Toplantısı Katılımcı Sayısı 18531 kişi Fikri Mülkiyet Suçları 2 Şahsa 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında işlem yapılmıştır. OKUL GÜVENLİĞİ Okullar Bölgesi ve Umuma Açık Yerlerin denetimi kapsamında; İlimiz genelinde; 147 okulda 77 ekip okul yöneticileri ile işbirliği yapacak şekilde koordine edilmiştir. Çocuklarımızın suçtan ve zararlı alışkanlıklardan korunmaları için ise; 90 Güvenli Eğitim Koordinasyon Görevlisi 4 Okul Kolluk görevlisi ve 2 Devriye Personeli olmak üzere Toplam 96 personel görevlendirilmiştir. ÇOCUK VE GENÇLERİN KORUNMASI Çocuk ve Gençlerin Korunmasına yönelik 15 internet kafe/oyun salonu, 57 kafe/kıraathane, 2 iddia/ganyan bayi, 21 tekel bayi, 19 içkili yer, 150 park ve bahçe, 141 okul çevresi 388 GBT olmak üzere toplam 405 alan denetlenmiştir. TRAFİK GÜVENLİĞİ Trafik Denetimleri kapsamında İlimiz genelinde; 54.121 araç kontrol edilmiş, 2.773 sürücüye cezai işlem uygulanmıştır. 286 araç trafikten men edilmiş, 134 sürücünün ehliyetine el konulmuştur. 125 maddi hasarlı, 123 yaralanmalı trafik kazası olmak üzere Toplamda 248 trafik kazası meydana gelmiş olup; Bu kazalarda 169 vatandaşımız yaralanmıştır. TRAFİK DENETİMLERİ Ticari taksilerin denetimine yönelik çalışmalar kapsamında; 261 ticari taksi denetlenmiş 115 araca cezai işlem uygulanmıştır. Trafik Eğitim faaliyetleri kapsamında; 59 öğrenciye 1.766 sürücüye yönelik bilgilendirme yapılmıştır. SAHİL GÜVENLİK ve DENİZ LİMAN 18 Sahil Güvenlik TCSG-17 Komutanlığımız ve Deniz Limanı Şube Müdürlüğü tarafından denizlerimizde 383 saat görev icra edilmiş olup, 683 adet gemi/tekne/Feribot/marker kontrolü gerçekleştirilmiş, 21697 GBT sorgulaması yapılmış, 2 vatandaşın yoklama bakaya kaçağı olduğu tespit edilmiş olup Askerlik Şubesine sevk edilmiştir. 64 adet tekneye idari işlem uygulanmış, 2 adet tekneye adli işlem başlatılmıştır. 30 Ağustos Zafer Bayramı etkinlikleri ile alakalı 2 saat deniz de güvenlik tedbir alınmıştır. SAHİL GÜVENLİK ve DENİZ LİMAN 19 Sahil Güvenlik TCSG-17 Komutanlığımız ve Deniz Limanı Şube Müdürlüğü tarafından denizlerimizde Koru Beldesi Üniversite açıklarında hareketsiz bir vaziyette olan tekne ihbarı üzerine bahse konu tekneye Koru Limanına kadar refakat edilmiştir. 16.08.2024 tarihinde Topçular iskelesine gelen Hava Harp Okulu öğrencilerinin geldiği geminin yanaşacağı iskele ve rıhtım da su altı araması yapılmıştır. Osmangazi Köprüsü Güvenlik bölgesi kontrol edilmiş olumsuz bir durumla karşılaşılmamış ayrıca plajlar kontrol edilerek megafon ile uyarılar yapılmıştır. Liman Mülki İdare Amirliğinin almış olduğu karar doğrultusunda Aksa Limanı önünde Kaçakçılık ve Uyuşturucu ile Mücadele kapsamında dalış faaliyetleri gerçekleştirilmiştir. 25.08.2024 tarihinde Akasya Plajı açıklarında sürüklenen Emre 77 isimli tekne Karakol botumuza yedeklenerek 2 şahısla birlikte kurtarılmıştır. 13.08.2024 tarihinde aranması olan 1 şahsın Lunapark deniz tarafından denize atladığı ihbarı üzerine ekiplerimiz tarafından kurtarılarak kısım ekibine teslim edilmiştir. SAHİL GÜVENLİK ve DENİZ LİMAN ARAMA KURTARMA FAALİYETİ 25 Ağustos 2024 Günü Yalova Armutlu Önlerinde Kano İle Denize Açılan ve Geri Dönemeyen Kayıp 2 Şahıs İçin Başlatılan Arama Kurtarma Faaliyeti kapsamında; 25 Ağustos 2024 17:30 - 1 Eylül 2024 20:00 tarihine kadar; a. Denizden 10 Farklı Sahil Güvenlik Komutanlığı'na ait bot, 1 Yalova Deniz Polisi, 1 Bursa Deniz Polisi, 1 Bursa Jandarma Botu, 1 Sakarya AFAD Botu, 1 Yalova AFAD Botu, 1 Bursa AFAD Botu,1 Bursa IHH Botu, 1 MAK Botu, 1 NAK Botu, 1 Bursa Akut Botu ile toplam 821 saat 21 dakika, b. Havadan 1 Sahil Güvenlik Komutanlığı Helikopteri, 1 Sahil Güvenlik Komutanlığı uçağı, 1 Bursa Emniyet Hava Aracı, 1 Kocaeli SAR Dronu, 1 Bursa Jandarma Dronu ve 1 Bursa AKUT Dronu ile toplam 37 saat 02 dakika, c. Denizden ve havadan sahil şeridini kapsayacak şekilde TOPLAMDA 26 farklı unsur 858 saat 23 dakika Arama Kurtarma faaliyeti icra edilmiştir. 28.08.2024 tarihi saat: 08.40'da Sahil Güvenlik DEGAK-11 ekipleri tarafından Mudanya Eşkel Sahilinde Hüseyin PİNER'in(E-33) cansız bedenine ulaşılmıştır. DİNLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.
<urn:uuid:3bb999fa-931a-4ba3-bfea-e8c319eaeb8f>
CC-MAIN-2024-51
http://www.yalova.gov.tr/kurumlar/yalova.gov.tr/video/Asayis/05-09-2024/05092024_asayis_sunumpdf.pdf
2024-12-02T16:08:37+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-51/subset=warc/part-00064-b392068a-8e35-4497-8fab-a691b1a71843.c000.gz.parquet
60,276,628
3,278
tur_Latn
tur_Latn
0.988221
tur_Latn
0.99913
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "unknown" ]
false
rolmOCR
[ 77, 491, 914, 1147, 1897, 2113, 2420, 2625, 3086, 3415, 3919, 4307, 4759, 5255, 5658, 5926, 6300, 6556, 7094, 8173, 9236, 9272 ]
null
null
null
null
null
null
T.C. AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI REHBERLİK VE TEFTİŞ BAŞKANLIĞI 2020 YILI EĞİTİM VE REHBERLİK FAALİYETLERİ E-KİTABI HAZIRLAYANLAR İş Başmüfettişi Oktay KIRIKOĞLU Başdenetçi Yasin ÖNCÜ İş Müfettişi Demet KURT IŞIK İş Müfettişi Başak YETKİN ANKARA 2020 BAŞKANIN SUNUŞU Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile bireyi ve aileyi güçlendiren sosyal hizmet uygulamaları ve çalışma hayatına dair hizmetlerin tek çatı altında toplanması ile rehberlik ve teftiş faaliyetlerinde de yeni bir döneme girilmiştir. Bu yeni yapılanma ile kadınlarımız, çocuklarımız, engellilerimiz gibi toplumun özel politika gerektiren grupları başta olmak üzere çalışanlarımız, işverenlerimiz ve bunların temsilcilerinden oluşan çalışma hayatının tüm sosyal taraflarını kapsayan yeni bir teftiş anlayışına da geçilmiştir. 2020 yılında Başkanlığımızda Covid-19 kapsamında kısa çalışma uygunluk denetimlerine öncelik verildiğinden eğitim faaliyetleri sınırlı şekilde yürütülmüş olup eğitim faaliyetlerinin dışında, işçi ve işverenler başta olmak üzere tüm sosyal taraflar ile kamu kurum ve kuruluşlarının taleplerine yönelik, eğitim, bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri de gerçekleştirilmiştir. 2020 yılında, Başkanlığımız eğitim faaliyetlerinin yürütülmesinde emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunarım. Hulusi AY Rehberlik ve Teftiş Başkanı İÇİNDEKİLER Sayfa No iii 3. BÖLÜM 2020 YILI EĞİTİM VE REHBERLİK FAALİYETLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ…...7 1. BÖLÜM 2020 YILI EĞİTİM FAALİYETLERİ 2020 yılında Covid-19 kapsamında kısa çalışma uygunluk tespitlerine ilişkin teftiş faaliyetlerinin yoğunluğu nedeniyle Başkanlığımız tarafından sınırlı da olsa gerçekleştirilen eğitim faaliyetleri aşağıda açıklanmıştır. 1.1 "İş Teftişi Yoluyla Kanunların Uygulanması ve Uyum" Eğiticilerin Eğitimi Programı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB) Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü (UİGM) işbirliğinde yürütülen, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen "Türkiye'de Geçici Koruma Altındaki Suriyeliler ve Ev Sahibi Topluluklar İçin İş Yaratma ve Girişimcilik Fırsatları" (Hayata Fırsat) Projesi kapsamında 1014 Şubat 2020 tarihleri arasında İş Müfettişlerine yönelik İzmir'de düzenlenen eğitime, Ankara, Adana, Bursa, İstanbul ve İzmir Grup Başkanlıklarında görevli 40 iş müfettişi ile Yargıtay ve Türkiye Adalet Akademisi'nden hakimler katıldı. ILO'nun İtalya Torino'da bulunan Uluslararası Eğitim Merkezi (ITC)'nden gelen Kıdemli Program Uzmanı Fernando Fonseca, Uluslararası Danışman Luiz Carlos Lumbreras Rocha ve Stratejik Uyum Uzmanı Valkyrie Hanson tarafından verilen eğitimlerde, katılımcılara "İşyerinde Temel İlkeler ve Haklar", "Stratejik Planlama", "Standart Dışı Çalışma Biçimleri ve Çalışma Koşulları" ve "Psiko-Sosyal Riskler" alanlarında bilgilendirme yapıldı. Rehberlik ve Teftiş Başkan Yardımcısı V. Onur BATUMAN programın açılışında yaptığı konuşmada, çalışma yaşamı alanındaki konularda ulusal ve uluslararası mevzuatın uygulanmasını izleyen, mevzuat çalışmaları yapan, teftiş ve denetimler sonucunda mevzuatın aksayan yönlerini belirleyen kişiler olarak, iş müfettişlerinin rolünün önemli olduğunu, etkili ve verimli olmanın sürdürülebilirlikten geçtiğini, bu çerçevede kurumsal kapasite artırımının önemli olduğunu belirtti. 1 İzmir'de düzenlenen eğitimden fotoğraflar 1.2 Proje Döngüsü Eğitimi (PCM) Ülkemizin Avrupa Birliği'ne tam üyeliği sürecinde sağlanan Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA-II) kapsamında sürdürülen "İstihdam, Eğitim ve Sosyal Politikalar Sektörel Operasyonel Programı (İESP SOP) Uygulaması" kapsamında Kurumsal Kapasite Geliştirilmesi için Teknik Yardım Projesi çerçevesinde, 27-29 Ocak 2020 tarihleri arasında Başkanlığımızda görevli 10 iş müfettişi ve denetçiye yönelik olarak proje döngüsü eğitimi düzenlenmiştir. 1.3 Phyton Yazılım Dili Eğitimi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi Başkanlığı tarafından uzaktan eğitim şeklinde düzenlenen 10 günlük "Phyton Yazılım Dili Eğitimi"ne iki personelin katılımı sağlanmıştır. 1.4 Davranış Odaklı Güvenlik Eğitimi 22-23-24 Temmuz 2020 tarihlerinde Ankara'da düzenlenen "Davranış Odaklı Güvenlik Eğitimi"ne Başkanlığımıza temsilen bir personel katılmıştır. 1.5 ArşivNet Uygulaması Elektronik ortamda tutulan veya sonradan sayısallaştırılacak arşiv malzemesinin depolanmasını, loglanmasını, yetki dahilinde kullanıcılara sunulmasını sağlamak amacıyla elektronik arşiv yönetim sistemi (Arşivnet) kapsamında 2 Aralık 2020 tarihinde TÜRKSAT tarafından verilen "ArşivNet Uygulama Süreci Eğitimi"ne, iki personelin katılımı sağlanmıştır. 2. BÖLÜM 2020 YILI REHBERLİK FAALİYETLERİ Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'nca önleyici teftiş yaklaşımı esas alınarak ilgili tüm sosyal tarafları kapsayan, eğitim, iletişim ve bilgilendirmeye ağırlık veren, çözüm odaklı programlı teftişler yürütülmektedir. Yürütülen iş teftişlerin temel politikası sosyal adaletin ve çalışma barışının tesis edilmesi adına rehberliği ve yol göstericiliği esas alan teftişler yürüterek sorunlara kalıcı çözümler sunulmaktadır. 2020 yılında Başkanlığımızın görev alanı kapsamına giren birçok konuda kamu kurum ve kuruluşlar ile sanayi, ticaret ve meslek odaları, işçi ve işveren sendikaları, dernekler ile özel sektör kuruluşlarında farkındalık yaratma amacıyla seminer, toplantı, panel, kongre vb. değişik platformda aşağıda belirtilen toplam 39 adet bilinçlendirme ve bilgilendirme faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Rehberlik faaliyetlerinin de 2020 yılında sınırlı olarak yürütülmesinin nedeni, 2020 yılında Covid-19 kapsamında kısa çalışma uygunluk tespitlerine ilişkin teftiş faaliyetlerinin yoğunluğu olmuştur. Katılım Sağlanan Bilgilendirme ve Bilinçlendirme Faaliyetleri | PROGRAMIN ADI | | | PROGRAMI DÜZENLEYEN | TARİH | |---|---|---|---|---| | | | | KURUM/KURULUŞ | | | Tehlike Sınıfları Komisyon Toplantısı | | İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü | | 8.01.2020 | | 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ve İş Kanunu konularında eğitim | | Aydın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü | | 13-16.01.2020 | | | YOİKK çalışma hayatı çalışma grubu eylem planı | Çalışma Genel Müdürlüğü | | 17.01.2020 | | | toplantısı | | | | | İnsan Ticaretiyle Mücadele Koordinasyon Komisyonu Alt Çalışma Grubu Toplantısı | | Göç İdaresi Genel Müdürlüğü | | 28-29.01.2020 | | | Çalışma Hayatında İş Kanunu Uygulamaları | Ödemiş Ticaret Odası Başkanlığı | | 20.01.2020 | | | Bilgilendirme toplantısı | | | | | "Yabancıların ve İnsan Ticareti Mağdurlarının İnsan Haklarının Korunması" proje belgesine nihai şeklini vermek üzere Avrupa Konseyi Temsilcileri Toplantısı | | Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü | | 30.01.2020 | | | 4857 sayılı İş Kanunu, 696 sayılı KHK ve 6356 | İstanbul Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü | | 4-5.02.2020 | | | sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu | | | | | | Eğitimi | | | | | TBMM'de Düzenlenen Dilekçe Hakkı Çalıştayı | | TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanlığı | | 12.02.2020 | | | Avrupa Komisyonu Ekonomik Reform Paketi | | Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe | 13.02.2020 | | | Ziyareti Toplantısı | | Başkanlığı | | | Uluslararası Denizcilik Çalışma sözleşmesi Çalıştayı (MLC-2006) | | Avrupa Denizcilik Güvenlik Ajansı (EMSA) | | 17-21.02.2020 | | | Büyük Kaza Senaryo Dokümanı Tebliğine İlişkin | İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü | | 18.02.2020 | | | Çalışmaların Paylaşım Toplantısı | | | | PROGRAMIN ADI PROGRAMI DÜZENLEYEN TARİH | İSG-Kimyasal Riskler Eğitim Semineri | | İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü | | | |---|---|---|---|---| | YOİKK Çalışma Hayatı Çalışma Grubu Toplantısı | | Çalışma Genel Müdürlüğü | | | | | Türkiye’deki Sığınmacıların, Göçmenlerin ve İnsan | Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü | | | | | Ticareti Mağdurlarının İnsan Hakları Açısından | | | | | | Korunmasının Güçlendirilmesi Projesi” | | | | | | Yönlendirme Komitesi Toplantısı | | | | | İzmir İli Menderes İlçesindeki Okul Yöneticilerinin 6331 Sayılı Kanun Kapsamında Bilgilendirilme Toplantısı | | İzmir Rehberlik ve Teftiş Grup Başkanlığı | | | | 2. Maden Mühendisliği Sempozyumu | | | Maden Mühendisleri Odası-Karadeniz | | | | | | Teknik Üniversitesi | | | Ateşleyici Yeterlilik Belgesi Sınav Kurulu Toplantısı | | İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı | | | | | "Madenlerde İş Sağlığı ve Güvenliği Teftişleri" | Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü | | | | | Eğitimi | | | | | Yönetmelik Taslağı Çalışmaları | | İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü | | | | | Ateşleyici Yeterlilik Belgesi Sınav Kurulu | | İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü | | | | Toplantısı | | Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı | | | Yapı İşlerinde İSG Önlemleri ve İş Kazaları İş Kazalarının Maliyetleri | | Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü | | | | | TREESP1.3.SSI-DW/P-01- Uygulama Başlangıcı | | Avrupa Birliği ve Mali Yardımlar Dairesi | | | | Bildirimi ve Başlangıç Toplantısı | | Bşk. | | | Ateşleyici Yeterlilik Belgesi Sınav Kurulu Toplantısı | | İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı | | | | | Yönlendirme Komitesi" (Steering | ÇASGEM | | | | | Committee) Toplantısı | | | | | Ateşleyici Yeterlilik Belgesi Sınav Kurulu Toplantısı | | İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı | | | | Davranış Odaklı Güvenlik Eğitimi | | ÇASGEM | | 17-18- | | | | | | 19.08.2020 | | Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) İnsan Ticaretiyle Mücadele Heyet Toplantısı | | Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü | | | | | ERP (Ekonomik Reform Programı) Avrupa | | Avrupa Birlği ve Mali Yardımlar Dairesi | | | | Komisyonu Toplantısı | | Başkanlığı | | | Avrupa-Akdeniz Bölgesinde İş Teftişi Uygulamaları" Çalıştayı | | Avrupa Komisyonu Komşuluk ve Genişleme Müzakereleri Genel Müdürlüğü (DG NEAR) Kurumsal Yapılanma, TAIEX ve Eşleştirme Birimi | | | | | " İşverenlerin Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) | Bursa Ticaret ve Sanayi Odası | | | | | Konusunda Dikkat Etmesi Gereken Hususlar ve | | | | | | BES İle İlgili Yaptırımlar" Semineri | | | | | "Yapı İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemleri ve İş Kazaları" Eğitimi | | Kırıkkale Üniversitesi Rektörlüğü | | | | | Güçlü İletişim Güvenli İşyeri Yarışması Jüri | İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü | | | | | Üyeliği | | | | | Tozla Mücadele Komisyonu | | İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü | | | Covid-19 nedeniyle 2020 yılında programlı teftişlere ara verilerek kısa çalışma uygunluk tespitlerine ilişkin incelemelere ağırlık verildiğinden her yıl düzenli olarak yayınlanan programlı teftişe ilişkin sonuç raporları yayınlanamamıştır. 2019 yılı iş teftiş faaliyetlerine ilişkin "İş Teftişi Genel Raporu" ise 2020 yılında Türkçe ve İngilizce olarak kitaplaştırılarak, Uluslararası Çalışma Örgütüne (ILO) gönderilmiştir. 2020 Yılında Kitaplaştırılan 2019 Yılı İş Teftişi Genel Raporu 3. BÖLÜM 2020 YILI EĞİTİM VE REHBERLİK FAALİYETLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ 2020 yılında gerek eğitim gerekse tüm sosyal taraflar ile kamu kurum ve kuruluşlarının taleplerine yönelik, eğitim, bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetlerini içeren rehberlik faaliyetleri sınırlı bir şekilde yürütülebilmiştir. Zira, 2020 yılında Covid-19 kapsamında kısa çalışma uygunluk tespitlerine ilişkin teftiş faaliyetleri yoğun bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Eğitim ve rehberlik faaliyetlerimizde iç ve dış paydaşlardan her türlü katkıyı her zaman beklemekteyiz. Başkanlığımız eğitim ve rehberlik komisyonuna ait kurumsal posta adresi "firstname.lastname@example.org" şeklindedir. Saygılarımızla, bilgilerinize arz ederiz.
<urn:uuid:725730e8-332d-4a8f-b7a9-8fb4957ac7a2>
CC-MAIN-2023-40
https://www.csgb.gov.tr/media/75682/2020-yili-egitim-ve-rehberlik-e-kitabi.pdf
2023-09-27T15:42:14+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2023-40/subset=warc/part-00062-7aa0a1e5-33a6-434b-89a2-950f294b40c1.c000.gz.parquet
781,096,497
3,659
tur_Latn
tur_Latn
0.982026
tur_Latn
0.999404
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "unknown", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 133, 278, 1409, 1516, 3361, 3880, 4664, 7499, 10574, 11064, 11781 ]
null
null
null
null
null
null
TURKEY RIGHTS MONITOR Sayı 67 | 27 Eylül-3 Ek0m 2021 KEYFİ GÖZALTI VE TUTUKLAMALAR Hafta boyunca savcılar en az 131 k6ş6 hakkında Gülen hareket6yle 6rt6batlı oldukları gerekçes6yle gözaltı kararı verd6. B6rleşm6ş M6lletler Keyf6 Tutuklama Çalışma Grubu (WGAD) tarafından Ek6m 2020'de yayımlanan b6r görüş belges6nde söz konusu grupla bağlantılı olduğu 6dd6a ed6len k6ş6ler6n gen6ş çaplı ve s6stemat6k olarak hürr6yet6nden mahrum bırakılmasının 6nsanlığa karşı suç teşk6l edeb6leceğ6 bel6rt6ld6. Derneğ6m6z 15 Temmuz darbe g6r6ş6m6nden bu yana gerçekleşen Gülen hareket6 bağlantılı toplu gözaltı uygulamalarını detaylı b6r ver6tabanı vasıtasıyla s6stemat6k olarak kayda geç6rmekted6r. 3 Ekim: Adli Tıp Kurumu, kanser hastası mahkum Ali Osman Köse'nin tahliyesi için yapılan bir başvuruyu, Köse'nin cezaevinde tedavi edilebileceği gerekçesiyle reddetti. KEYFİ YAŞAM HAKKI İHLALLERİ 29 Eylül: Batman'da polis, 21 yaşındaki Suat Şahin'i kimlik kontrolüne direndiği gerekçesiyle vurdu. Şahin'in durumunun kritik olduğu duyuruldu. ZORLA KAYBEDİLMELER Hafta boyunca, 2016-2018 yılları arasındak6 olağanüstü hal dönem6nde görev6nden 6hraç ed6len ve 6 Ağustos 2019 tar6h6nde ortadan kaybolduğu 6hbar ed6len esk6 kamu çalışanı Yusuf B6lge Tunç'tan b6r haber alınamadı. Tunç'un ortadan kaybolması 2016 yılından bu yana yaşanan ve Türk hükümet6n6n dah6l olduğuna da6r güçlü bulgular 6çeren b6r d6z6 zorla kaybed6lme vakasının son örnekler6nden b6r6 oldu. 27 Eylül: Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üyesi Emrah Topaloğlu, 24 Eylül günü kendini polis olarak tanıtan kişilerce sivil bir araca zorla bindirildiğini ve alıkonulduğu süre içerisinde bu kişiler tarafından tehdit edildiğini ve ajan olmaya zorlandığını duyurdu. 29 Eylül: HDP üyesi Ezgi Orak, Ankara'da kendini polis olarak tanıtan kişiler tarafından sivil bir araca zorla bindirildi. Olayla ilgili polise yapılan şikayet neticesinde aracın plakasının resmi polis envanterinde yer almadığı ortaya çıktı. Orak aynı gün saatler sonra resmi polis gözaltısında ortaya çıktı ve 3 Ekim günü serbest bırakıldı. TOPLANTI VE ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ 27 Eylül: Üniversite öğrencilerinin uygun fiyatlı barınma yeri bulamamasıyla ilgili protestolara müdahale eden polis İstanbul'da 28, İzmir'de 41 kişiyi gözaltına aldı. Göstericiler ertesi gün serbest bırakıldı. 28 Eylül: Medyada yer alan haberlere göre üniversite öğrencilerinin barınma sorunuyla ilgili olarak düzenlenen gösterilerde ülke genelinde en az 80 kişi gözaltına alındı. 28 Eylül: KHK ile ihraç edilen eski kamu çalışanı Nazan Bozkurt'un banka hesabına, katıldığı bir protesto nedeniyle kendisine 281.000 TL'lik bir idari para cezası nedeniyle el konuldu. 29 Eylül: LGBT yürüyüşlerine katıldıkları tespit edilen bazı üniversite öğrencilerinin kamuya ait öğrenci yurtlarından uzaklaştırıldığı ve bu öğrencilerin burslarının kesildiği haberlerde yer aldı. 29 Eylül: Hakkari Valiliği il sınırları içerisinde her türlü açık hava toplantı ve gösterisini 15 gün boyunca yasakladı. 29 Eylül: Tunceli Valiliği il sınırları içerisinde her türlü açık hava toplantı ve gösterisini 15 gün boyunca yasakladı. 1 Ekim: İstanbul'da polis, hasta bir mahkumun tahliyesi talebiyle Adli Tıp Kurumu önünde gösteri düzenleyen iki kişiyi gözaltına aldı. 2 Ekim: Muş Valiliği il sınırları içerisinde her türlü açık hava toplantı ve gösterisini 15 gün boyunca yasakladı. İFADE VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ 27 Eylül: Diyarbakır'da bir mahkeme, yazar Nurcan Kaya'yı, Suriye'nin Kobani kentinde IŞİD işgaline karşı direnişe ilişkin olarak 2014 yılında paylaştığı bir tweet nedeniyle, terörizm propagandası yaptığı suçlamasıyla 1 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum etti. 27 Eylül: Bir mahkeme, Mehmet Şah Tekiner adlı bir kişiyi, bir Alman gazetesinde yer alan bir haberi Facebook'ta paylaştığı gerekçesiyle, cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla 1 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum etti. 27 Eylül: Denizli'de polis, ana muhalefet partisi gençlik lideri Tugay Odabaşıoğlu'nu, 18 Eylül günü bir parti toplantısında yaptığı konuşmada cumhurbaşkanına "katil" dediği gerekçesiyle gözaltına aldı. Odabaşıoğlu gözaltına alınmasının ertesi günü çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. 27 Eylül: Rize'de polis, Emek Partisi il yöneticisi Gökmen Turna'yı sosyal medyada terörizm propagandası yaptığı ve cumhurbaşkanına hakaret ettiği suçlamalarıyla gözaltına aldı. Turna ertesi gün adli kontrol şartıyla ve hakkında yurtdışına çıkış yasağı getirilerek serbest bırakıldı. 28 Eylül: Zonguldak'ta polis, Türkiye İşçi Partisi il yöneticisi Çiğdem Günay'ı sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına aldı. 28 Eylül: Ankara'da savcılar, Ankara Barosu başkanı ve 10 yönetim kurulu üyesi hakkında, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ı eleştirdikleri bir basın açıklaması nedeniyle iddianame hazırladı. 28 Eylül: Edirne'de güvenlik güçleri, sınır bölgesindeki göçmen hareketliliğini takip etmek için Hollanda'dan gelen iki gazeteciyi gözaltına aldı. 28 Eylül: İstanbul'da bir mahkeme, bir iktidar partisi üyesinin bazı ilçe belediyelerinden çok sayıda ihale aldığı iddialarına ilişkin haberlere erişim engeli getirdi. 28 Eylül: Basın İlan Kurumu, hükümete muhalif Sözcü gazetesine, iki iktidar partisi üyesine ilişkin olarak yayımladığı bir köşe yazısı nedeniyle dört gün reklam kesme cezası getirdi. 28 Eylül: İzmir'de bir mahkeme, cumhurbaşkanı tarafından atanan bir rektörü eleştiren sosyal medya paylaşımları nedeniyle yargılanan Beyza Buldağ'ın beraatine karar verdi. 30 Eylül: İstanbul'da savcılar, 2013 yılındaki Gezi Parkı gösterileri sırasında polis tarafından atılan bir göz yaşartıcı bombanın kafasına isabet etmesi sonucu çocuk yaşta hayatını kaybeden Berkin Elvan'ın ebeveyni Gülsüm ve Sami Elvan hakkında, cumhurbaşkanına hakaret ettikleri suçlamasıyla iddianame hazırladı. 30 Eylül: Diyarbakır'da savcılar, terör suçlamasıyla yargılanan Kürt gazeteci Nurcan Yalçın hakkında, 22.5 yıla kadar hapis cezası talep etti. 30 Eylül: Anayasa Mahkemesi, Kürtçe müzik çaldığı için iki yıl hapis cezasına mahkum edilen bir otobüs şoförünün ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine hükmetti. 30 Eylül: İstanbul'da bir mahkeme, ana muhalefet parti yöneticisi Canan Kaftancıoğlu'nu tehdit eden bir milliyetçi sendika lideri hakkındaki haberlere erişim engeli getirdi. 30 Eylül: Diyarbakır'da mahkemeler, Kürt soruna ilişkin yayınlarıyla bilinen Jinnews, Kızıl Bayrak, Umut Gazetesi, Etkin haber ajansı ve Mezopotamya haber ajansı tarafından kullanılan dokuz internet sayfasına erişim engeli getirdi. 1 Ekim: Ankara'da bir mahkeme, 18 yaşındaki bir Kürt kadına tecavüz etmekle suçlanan eski bir askerin cezaevinden tahliyesini eleştiren Ağustos 2020 tarihli bir tweet nedeniyle aktris Ezgi Mola'yı 5.200 TL tazminata mahkum etti. 1 Ekim: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Eylül ayında 6 gazetecinin toplam 27 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum edildiğini raporladı. 1 Ekim: İstanbul'da savcılar, bir cumhurbaşkanı danışmanına hakaret ettiği suçlamasıyla sosyal medya kullanıcısı Gökhan Akkaya hakkında iddianame hazırladı. 1 Ekim: Hatay'da savcılar HDP il yöneticisi Abdurrahim Şahin hakkında, yedi yıl önce yaptığı bir konuşma nedeniyle terörizm suçlamasıyla hapis cezası talep eden bir iddianame hazırladı. YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE HUKUK DEVLETİ 27 Eylül: Hakimler ve Savcılar Kurulu, daha önce muhalefet milletvekili Enis Berberoğlu'nun cezaevinden tahliyesini emreden bir Anayasa Mahkemesi kararını uygulamamasıyla gündeme gelen bir İstanbul mahkemesine başkanlık eden hakim Akın Gürlek'i terfi ettirdi. 30 Eylül: Türkiye, 2021 Global Organize Suç Endeksi'nde en yüksek suç skoru sıralamasında 193 ülke arasında 12. sırada yer aldı. Konuya ilişkin yayımlanan rapor Türkiye'nin bir mafya devleti haline geldiğini ileri sürdü. KÜRT AZINLIK 28 Eylül: HDP milletvekili Gülistan Kılıç-Koçyiğit, Kırıkkale'de bir cezaevi yönetiminin bir mahkum hakkında telefon görüşmeleri sırasında "yoldaş" anlamına gelen Kürtçe kelimeyi kullandığı gerekçesiyle disiplin soruşturması başlattığını duyurdu. 30 Eylül: Ankara'da bir mahkeme, eski Diyarbakır Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı'yı, hakkındaki terörizm propagandası suçlamasından beraat ettirdi. Mızraklı Ağustos 2019'da İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılmıştı. 30 Eylül: Diyarbakır'da savcılar, terör suçlamasıyla yargılanan Kürt gazeteci Nurcan Yalçın hakkında, 22.5 yıla kadar hapis cezası talep etti. 30 Eylül: Anayasa Mahkemesi, Kürtçe müzik çaldığı için iki yıl hapis cezasına mahkum edilen bir otobüs şoförünün ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine hükmetti. 30 Eylül: Diyarbakır'da mahkemeler, Kürt soruna ilişkin yayınlarıyla bilinen Jinnews, Kızıl Bayrak, Umut Gazetesi, Etkin haber ajansı ve Mezopotamya haber ajansı tarafından kullanılan dokuz internet sayfasına erişim engeli getirdi. 1 Ekim: Hakkari'de bir mahkeme eski ilçe belediye başkanlarından Remziye Yaşar'ı terörizm suçlamalarıyla 17 yıl hapis cezasına mahkum etti. Mahkeme ayrıca, aralarında HDP yöneticilerinin de bulunduğu 27 kişiyi 8 yıl 9 ay hapis cezasına mahkum etti. 1 Ekim: Hatay'da savcılar HDP il yöneticisi Abdurrahim Şahin hakkında, yedi yıl önce yaptığı bir konuşma nedeniyle terörizm suçlamasıyla hapis cezası talep eden bir iddianame hazırladı. DİĞER AZINLIKLAR 29 Eylül: LGBT yürüyüşlerine katıldıkları tespit edilen bazı üniversite öğrencilerinin kamuya ait öğrenci yurtlarından uzaklaştırıldığı ve bu öğrencilerin burslarının kesildiği haberlerde yer aldı. 1 Ekim: İnanç Özgürlüğü Girişimi tarafından yayımlanan bir rapora göre, Türkiye'de 2020 yılında görülen nefret suçlarının yarıdan fazlası Alevileri hedef aldı. CEZAEVİ KOŞULLARI 28 Eylül: HDP milletvekili Gülistan Kılıç-Koçyiğit, Kırıkkale'de bir cezaevi yönetiminin bir mahkum hakkında telefon görüşmeleri sırasında "yoldaş" anlamına gelen Kürtçe kelimeyi kullandığı gerekçesiyle disiplin soruşturması başlattığını duyurdu. 29 Eylül: Kayseri'de bir cezaevinde, Covid-19 testi pozitif çıkan bir mahkumun, 60 yaşındaki bir mahkumla aynı odaya yerleştirildiği raporlandı. 29 Eylül: Kırıkkale'de bir cezaevi yönetiminin yaralı halde cezaevine gönderilen ve halen kolunda iki kurşun bulunan mahkum Hamdullah Zengin'i tedavi hakkından mahrum bıraktığı raporlandı. 3 Ekim: İzmir'de yakın zamanda gözünden ameliyat olan Abbas Özdemir adlı bir mahkumun, cezaevi koşulları nedeniyle ağır bir enfeksiyon geçirdiği duyuruldu. MÜLTECİLER VE GÖÇMENLER 27 Eylül: Filistin Dışişleri Bakanlığı, son bir ayda Türkiye'de 6 Filistinlinin kaybolduğunu açıkladı. 29 Eylül: Türkiye'de Suriyeli mülteciler için geçici koruma statüsü tanındığına dair kimlik belgesi çıkarılmasına son verildiği, bunun yerine bir ay geçerlilik süresi olan ve tüm tıbbi masrafları kapsamayan bir sağlık turizmi belgesine geçildiği, bu nedenle Suriyeli mültecilerin pahalı sağlık faturalarıyla karşı karşıya kaldığı haberleştirildi. 30 Eylül: AB Konseyi, Türkiye'deki Suriyeli mültecilere destek için AB bütçesinden ayrılan 149,6 milyon euroluk bir ek kaynağı onayladı. 30 Eylül: Diyarbakır Barosu, 19 Eylül günü gözaltına alınan 39 Afgan sığınmacının sınır dışı işlemlerinin durdurulması çağrısında bulundu. 30 Eylül: İstanbul'da bir ilçe belediye başkanı, mültecilerin göçmenden ayrılmasını temin etmek amacıyla, yabancı uyruklulara ev kiralamanın yasaklandığını duyurdu. 1 Ekim: İzmir'de yerel halk, 17 yaşındaki bir Türk'ün bir kavgada hayatını kaybettiği haberinin yayılmasının ardından, Suriyeli mültecilere ait evlere, işyerlerine ve arabalara saldırdı. 2 Ekim: Gülen hareketiyle irtibatı nedeniyle terörizm suçlamasıyla mahkum edilen öğretmen Erkan Akıllı, Meriç Nehri üzerinden Yunanistan'a geçişinden birkaç saat sonra hayatını kaybetti. Akıllı'nın ölüm nedeni öğrenilemedi. İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE 26 Eylül: Diyarbakır'da polis kimlik kontrolü sırasında bir grup insana şiddet uyguladı. 29 Eylül: Daha önce Kayseri Bünyan cezaevinde mahkum olan İsmail Bayram, cezaevinde yaygın hale gelen işkence ve kötü muameleye dair medyaya açıklamalarda bulundu. 29 Eylül: İzmir'de bir cezaevinde İbrahim Tikan ve Fırat Yağmekan adlı mahkumlar, koğuşlarına güvenlik kamerası kurulmasına itiraz ettikleri için gardiyanların fiziksel saldırısına uğradı. 1 Ekim: Diyarbakır'da polis, gözaltı işlemi için yapılan bir ev baskını sırasında Ali Osman Nadiroğlu adlı kişiye işkence ve kötü muamele uyguladı. SINIR ÖTESİ KÖTÜ MUAMELE VE HAK İHLALLERİ 1 Ekim: Belçika'da bir mahkeme, ülkede yaşayan Kürt liderler Remzi Kartal ve Zübeyir Aydar'ı öldürme hazırlığında olduğu iddia edilen bir Türk suikast timinin üyelerinin yargılanmasına başladı. KADIN HAKLARI 1 Ekim: Anayasa Mahkemesi, eşi tarafından 2013 yılında öldürülen akademisyen Serpil Erfındık vakasına ilişkin olarak görevi ihmal ile suçlanan kamu görevlileri hakkında yeniden soruşturma başlatılmasına karar verdi. 1 Ekim: Ankara'da bir mahkeme, 18 yaşındaki bir Kürt kadına tecavüz etmekle suçlanan eski bir askerin cezaevinden tahliyesini eleştiren Ağustos 2020 tarihli bir tweet nedeniyle aktris Ezgi Mola'yı 5.200 TL tazminata mahkum etti. 1 Ekim: İçişleri Bakanlığı, kadınların erkek şiddetini ihbar edebilmesi için Mart 2018'de kullanıma sunulan bir mobil uygulamanın bugüne kadar 148.000 kadın tarafından kullanıldığını açıkladı.
<urn:uuid:6ef30165-90c5-4826-8ba7-0c5390a040b8>
CC-MAIN-2024-30
https://tr.solidaritywithothers.com/_files/ugd/b886b2_c154541906974601aceff0236255e148.pdf
2024-07-16T20:41:27+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-30/subset=warc/part-00053-65338ae2-db7f-48fa-a620-71777c40d854.c000.gz.parquet
495,820,009
3,917
tur_Latn
tur_Latn
0.99979
tur_Latn
0.999837
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2987, 6972, 10771, 13137 ]
null
null
null
null
null
null
COVID-19: İKİ KURBAĞANIN KARAMSAR HİKAYESİ Doğan Alpaslan Demir GİRİŞ Sadece ülkemizde değil tüm dünyada bilimin sefaletini izliyor, bilimsel yöntem ve duruşun ayaklar altına alındığı bir çağdan geçiyoruz. Nasıl mı? - Korona aşısı için gönüllü olan iki tıp profesörü "Çin aşısının" Faz 3 çalışmalarının çift kör yapıldığını yok sayarak kendilerindeki antikor sonuçlarını sosyal medyada paylaşıyorlar. Oysa adı üzerinde, çift kör, kendisine aşı mı yoksa su (plasebo) mu yapıldığını bilmemeleri gerekiyor. Hadi diyelim ki biliyorlar; bu sonuçları sosyal medyada açıkladıkları zaman bunun adı bilim değil film oluyor. - 18 Aralık 2020 tarihli (bugün) Resmî Gazete'de bir Yönetmelik yayınlanıyor. Sağlık bakanlığı, ''Beşerî Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği'ne aşılar için 'etkinlik, güvenlilik ve kaliteyle ilgili kapsamlı veriler sağlanamasa da "acil kullanım onayı" hükmü eklemiş. Neden? - Bilim bize pandeminin hızını kesmek, sağlık sistemi üzerindeki yükü hafifleterek can kayıplarını azaltmak ve aşıya kadar geçecek süre boyunca zaman kazanmak için en az 14 gün, tercihan 28 günlük katı bir kapanmanın gerekli olduğunu söylüyor. Aksi halde sadece COVID-19 sebebiyle değil, tıkanan sağlık sistemi nedeniyle pandemi dışındaki hastalıkların da ölüm oranları hızla artacaktır. Siyasi irade kapanma konusundaki kararın bilim kurulu tarafından verildiğini söylüyor. Doğru mu? - Pandemi yönetiminin ilk bilimsel koşulu, hastalığa ait verilerin, istatistiklerin tüm toplumla paylaşılmasıdır. Verilerin toplumdan gizlenmesinin bilimsel kılıfı yoktur ve ölümlerin artmasındaki en önemli nedendir. Yukarıda yazdıklarım sadece ilk aklıma gelen örnekler. Aşağıda okuyacağınız makale, günümüz bilimindeki sefaletin tarihsel, sosyal ve sınıfsal temellerine ışık tutma amacıyla yazılmıştır. İlginizi çektiyse buyurun… PLATON Bilginin güç olduğunu 2400 yıl önce Platon biliyordu; önermesi basit ve can alıcıydı: "Ya filozlar kral olmalı ya da krallar filozof!" Nedir, kralların karar yetkisini akıldan ve bilgiden değil tanrı(lar)dan ve/veya kozmik güçlerden aldığı kabul edilir. Bu nedenle Platon'un "filozof krallar" ütopyası, Giritli filozof Knossoslu Epimenides'in "Giritliler, her zaman yalancıdır." paradoksuna dönüşmüştür. Krallar için filozofların ve bilim insanlarının ürettiği her şey yönetim aygıtının sıradan enstrümanlarıdır. Platon, öğrencisi Aristoteles'in ileride Makedonya Kralı olacak Büyük İskender'in hocası olacağını ve İskender'in M.Ö 4. yüzyılda bilinen dünyanın yarısını 10 yıldan kısa bir sürede fethedeceğini öngöremezdi. Biliyoruz ki İskender'in "başarısı" onun askeri dehasından daha çok, fethettiği ülkelerde kurduğu senkretik [i] yönetsel yapılara dayanmaktadır [ii] . Ne diyelim; Platon'un Marks'ı okumamış olması büyük bir talihsizliktir! Ama tabii ya, diyalektik… Makedonya Kralı İskender heykeli. Kaynak Vikipedi. THOMAS S. KUHN Tarih boyunca siyasal gücü elinde tutanlar bilginin gücünü Platon kadar iyi anlamışlar; bilgiyi ve bilgili olanı zapturapt altına alarak kullanmışlardır. Böylece tarihin ilk çağlarından itibaren filozoflar, hekimler, sanatçılar, bilginler yönetici sınıfın himayesinde yaşayabilmişler, yaşadıkları saraylar sadece onları değil, bilimlerini de kuşatmıştır. Bunun sonucu olarak, Thomas S. Kuhn'un anlatımıyla [iii] hâkim sınıfların denetiminde bir paradigmanın gölgesinde gelişen bilim, yüzyıllar boyunca parlak isimlerin, büyük dehaların keşif ve icatlarına sırtını dayamıştır. 4 ADORNO 2020 senesi, son 700 yılın en büyük üçüncü pandemisine tanıklık etmektedir. Tüm dünyanın gözleri viroloji, biyoloji, farmakoloji, mikrobiyoloji ve epidemiyoloji alanlarında çalışan bilim insanlarına çevrilmiş durumda. Nedir, günümüz bilim insanları artık kralların saraylarında yaşamaya muhtaç değilseler de bilimsel çalışmalarını sürdürebilmeleri için gereken finans küresel kapitalizme bağımlıdır. Sürdürülen bilimsel çalışmalar büyük ölçüde küresel sömürü sisteminin gölgesinde yürüse de tüm bilim insanlarının sömürü baronlarının eline baktığı söylenemez. Günümüzde Adorno'nun "Bilim itaatsiz insanlara ihtiyaç duyar" sözüne layık küçümsenmeyecek kadar çok sayıda bilim insanı bulunuyor. Kaldı ki küresel sömürü sisteminin yekpare bir çarktan ibaret olmaması, aralarında ciddi çıkar çatışmaları bulunan güç odaklarının birbirlerini sürekli denetleyen doğaları nedeniyle, kimi bağımsız bilim insanları bilime odaklı tezlerini ileri sürebilme, tartışabilme, yayımlayabilme olanağı, fırsatı buluyorlar. AHMED-İ HANİ Evet, buluyorlar, buluyorlar ama bilim hemen daima iki katmanın arasında sıkışmış halde varlığını sürdürebilmektedir. Birinci katman, toplumun bizzat kendisidir. Ulus devletlerinin ve küresel sömürü düzeninin ideolojik aygıtları, yani inançlar, hurafeler, televizyon dizileri, medya araçları ve hatta öğretim kurumları yolu ile beyinlerinin onda birini değil, binde birini bile kullanmaktan aciz, sorgulamayan, okumayan, sınıf atlama hayal ve umutlarıyla paralizi olmuş, haz peşinde koşan geniş bir orta sınıf [iv] yaratmıştır. Ekonomik olarak temel ihtiyaçlarını karşılayabilen, az çok öğretim görmüş orta sınıf; asgari bir yaşam konforuna sımsıkı bağlanmış, daha zengin olma umudu ile yoksulluğa sürüklenme korkuları arasında uyuşturulmuştur. Daha da geniş bir toplum kesimini oluşturan yoksullar ise orta sınıfa dahil olabilme umudundan vazgeçmeden hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Bilim insanlarının çalışmalarının sonuçlarını iletmeleri gereken iki katmandan biri olan orta sınıf ve yoksul insanların toplamından oluşan halk yığınlarının büyük kısmı, bilimsel mesajları alabilecek, anlayabilecek, tartışabilecek, yorumlayabilecek becerilerden çok uzaktırlar. Bütün bu yazdıklarımı 17. yüzyılda yaşamış edebiyatçı, şair, astronom ve tarihçi olan Ahmed-i Hani [v] birkaç dize ile anlatmıştır: "Öğrencinin öğrenmekte, yetişmekte gözü yoksa Bilgenin dağarcığındaki bilgiler ne yapsın? Hâni'nin şiirleri birer incidir, birer uyarıdır ama Memlekette okuyucu yoksa, şairler ne yapsın?" 6 Bilimin arasına sıkıştığı ikinci katman, tüm dünya nimetlerinin ve kaynaklarının %90'ından fazlasına sahip olan zenginlerden oluşmaktadır. Zengin sınıfa dahil insanların sayılarının az olması onlar için bir tehdit ve zayıflık oluşturmaz çünkü hemen tüm yönetim aygıtlarını ellerinde toplamışlardır. Bilimin ortaya koyduğu tüm tezler bu yönetim aygıtının süzgeçlerinden geçer ve gerektiği kadarı kullanılır, kalanı "literatür bilgisi" olarak kalır. İKİ KURBAĞANIN KARAMSAR HİKAYESİ Yazımı bir hikayecik anlatarak bitireceğim. İki kurbağanın çiftlikte içi süt dolu bir kovaya düştüğü hikâye malumunuzdur. Kurbağalardan biri "buradan kurtulmanın imkânı yok" diyerek çırpınmaktan vazgeçip kendini bırakır ve ölür. Diğeri yani azimli olan kurbağa çırpınmaya devam eder. Saatler boyu çırpınır. Sonunda sütün içinde bir tereyağı topağı oluşur ve üstüne çıkar, zıplayıp süt kovasından çıkıp gider. Geleceğe umutla bakmanın, inatla çabalamanın yüceltildiği, hayatta umutsuzluğa yer olmadığı, en zor koşullarda bile mücadele etmekten vazgeçmemeyi öğreten, muhtemelen herkesin ilkokul çağlarında öğrendiği bir klasiktir bu hikâye. Bu hikâyenin sonuç bölümünü yeniden yazdım [vi] : İkinci kurbağa tereyağı topağının üzerine çıkıp kovanın dışına atlamaya hazırlanıyordur. O sırada çiftçi kovanın başına gelir, kendini salıp ölen kurbağayı fırlatıp atar; yağ topağının üzerindeki kurbağayı ise bir diğer süt kovasının içine atar, çırpınıp yeniden tereyağı topağı oluştursun diye. DİPNOTLAR [i] Senkretizm: Birbirinden ayrı düşünce, inanış veya öğretileri kaynaştırmaya çalışan felsefe sistemi olarak tanımlanmıştır. [ii] Lampsakoslu Anaksimenes'in de İskender'in hocalarından biri olduğu ve ona seferlerinde eşlik ettiği sanılmaktadır. [iii] Thomas S. Kuhn, Bilimsel Devrimlerin Yapısı; Alan Yayıncılık, Çeviri Nilüfer Kuyaş, 1991. [iv] Marksist literatürün küçük burjuvazi, burjuvazi ve proletarya kavramlarını kullanmaktan kaçındım. Bu kavramların günümüz koşullarında ciddi bir güncellemeye gereksinim duyduğu kanısındayım ama bu tartışmanın yeri bu yazı değil. [v] Ahmed-i Hani (Kürtçe Ehmedê Xanî) hakkında yazdığım makaleyi okumak isterseniz tıklayın: https://doganalpdemir.com/2017/11/03/ahmed-ihani-siirli-cuma/ [vi] İki kurbağanın hikayesine yaptığım eklemenin kaynağını hatırlamıyorum. 25 yıl kadar önce yazdığım bir yazıda kullandığımı biliyorum. Ama bu anekdotu kendim mi yazdım yoksa bir yerde mi okudum, dinledim bilmiyorum. Bir yazar tarafından kullanılmış ve yayımlanmışsa memnuniyetle güncelleyebilirim. Bu yazı 18 Aralık 2020 tarihinde https://doganalpdemir.com/2020/12/18/covid19-iki-kurbaganin-karamsar-hikayesi/ internet sitesinde yayımlanmıştır. Kapak görseli: Atina Sanat Okulu- Kaynak: janeb13 tarafından Pixabay'a yüklendi
<urn:uuid:9a99b6ce-46b6-4738-adb3-9a63927009c9>
CC-MAIN-2021-04
https://doganalpblog.files.wordpress.com/2020/12/iki-kurbaganin-karamsar-hikayesi.pdf
2021-01-22T22:53:24+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-04/subset=warc/part-00017-364a895c-5e5c-46bb-846e-75ec7de82b3b.c000.gz.parquet
290,944,288
2,624
tur_Latn
tur_Latn
0.957804
tur_Latn
0.999816
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 65, 1816, 1961, 2852, 3448, 5556, 5973, 7582, 8717 ]
null
null
null
null
null
null
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ANADOLU Resimleyen: Kıymet Ergöcen Bu tanıtım kopyası Can Çocuk okurları için özel olarak hazırlanmıştır. CAN ÇOCUK CAN ÇOCUK © Can Sanat Yayınları A.Ş., 2024 Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz. ISBN 978-975-07-6407-3 1. Basım: 3000 adet, Ekim 2024 Resimleyen: Kıymet Ergöçen Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Mehmet Erkurt, Ceylin Aksel Son Okuma: Simlâ Aksel Kitap Tasarımı: Lom Creative (www.lom.com.tr) Kapak Tasarımı: Lom Creative (www.lom.com.tr) Tasarım Uygulama: Güldal Yurtoğlu Can Sanat Yayınları Yapım ve Dağıtım Tic. ve San. A.Ş. Yayıncı Sertifika No: 43514 Maslak Mh. Eski Büyükdere Cad. İz Plaza No: 9/25 Sarıyer, İstanbul Telefon: (0212) 252 56 75 - 252 59 89 Faks: 252 72 33 cancocuk.com firstname.lastname@example.org Baskı ve Cilt: Bpc Matbaacılık Sanayi ve Ticaret A.Ş. email@example.com Tel: (0212) 549 53 83, İstanbul Sertifika No: 48745 Geçmişten Günümüze Anadolu HANDAN DURGUT Resimleyen: Kiymet Ergöçen HANDAN DURGUT Tıpkı fotoğrafımdaki gibiyim. Dört yaşından beri gözlüklü, dört yaşından beri elinden kalem eksik olmayan bir “okuryazar”ım. Bugün bile bilgisayar karşısında, kâğıt ve kalem durur klavyeyle aramda. Dağlar kadar çoktur sorularım, hiç bitmez. Bir bilim insanı kadar meraklı ve keçi gibi de inatçıyım. Oyun severim, hem de nasıl ve hâlâ da severim. Yalnız biraz müzıkçıyım galiba ve biraz da alingan... Küsüverdiğim, somurttuğum olur bazen. Ama ismim Handan ya; Handan da gülen, ağlayanı bile güldüren demek ya ben de unuturum neye, kime ve neden küstüğümü, ismim gibi güler yüzlü oluveririm bir anda; işime bakarım, yani okuryazarlığa... YAZARIN YAYINEVİMİZDEN ÇIKAN DIĞER KİTAPLARI: Denize Düşen Yıldız • En Güzel Bir Yer • Kılıçık Uçurtma • Paprika KIYMET ERGÖÇEN Hacettepe Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nden mezun, renklerin ve çizgilerin büyüülü dünyasında kendini kaybeden bir illüstratör. Çocuk kitaplarına hayat vermek, onun için sadece bir işten öte, bir tutku... Kitaplarla haşır neşir olmanın, dünyayı dolaşmanın ve hayal gücünün rengârenk çizimlerle buluşmasının peşinde. Çocukların ve çocuk kalanların dünyasını zenginleştirmenin yanı sıra katıldığı projeler ve karma sergilerle sanatını geniş kitlelere taşımaya devam ediyor. İçindekiler Anadolu’nun üstünde dev bir kertenkele yüzüyordu... 10 Hayatta kalma dersleri .................................................. 12 Ne zaman ve kim yaptı, ne için ve nasıl yaptı? .................. 15 Bir taş neden müzede sergilenir ki? .................................. 17 Yersiz yurtsuz avcıların tören alanı: Göbekli Tepe ............ 22 Orada bir köy mü var yoksa? ............................................. 26 Anadolu’nun ilk çiftçileri .................................................. 28 8 bin yıllık kent: Çatalhöyük ............................................. 30 Bakır, tekerlek ve mühür ya da madenci, çömlekçi ve tüccar ................................................................. 34 Tunç çağının iki zengin kenti: Troya ve Alacahöyük ......... 37 Troya .............................................................................. 38 Alacahöyük ..................................................................... 40 Yazıyı Anadolu’ya eşekler getirdi ....................................... 43 Kil tabletler ve kaya kabartmaları Hititleri anlatıyor ........ 47 Maden çağında batmış bir gemi .......................................... 52 Hititlerden kalan iki ani: Çocuklar oyunda, kral yemekte .. 55 Urartuluların dağa, taşa yazma merakı... .......................... 58 “Küçük Asya yaylasının en zengin halkı”: Frigler ............... 62 Lidya’dan tüm dünyaya armağan: Para! ............................. 64 Persler Anadolu’da ......................................................... 66 Anadolu, antik dünyanın iki harikalı diyarıdır .................... 67 Likya mezarları .................................................................. 69 Dikkat! Burada korsanlar var! ........................................... 72 Ege kıyılarında İyon sütunları yükseliyor .......................... 74 Büyük İskender Anadolu’da ............................................... 77 Bergama .............................................................................. 78 Nemrut .............................................................................. 79 Anadolu, Roma ülkesi iken... ............................................. 81 Efes .................................................................................... 82 Zeugma .............................................................................. 84 Bizans .............................................................................. 86 İmparatorluğun rengi: Sur mavisi ya da Tire moru ............. 88 Bizans’ın yeraltı ve yerüstü zenginlikleri: Yerin 85 metre altındaysa biri, 270 metre üstünde bir diğeri .................. 89 Roma’da suyun hikâyesi ...................................................... 92 Selçuklu sarayının geveze süsleri: Çiniler ......................... 93 Sultan soruyor: Cennet burası değilse neresidir? .............. 96 Çiniler Selçukluları anlatıyor ........................................... 97 Osmanlı’da ilk müze eski eserler için kuruluyor .................. 100 Aman nakkaş duymasın, padişah görmesin .......................... 101 Bey sarayından sultan saraylarına ..................................... 104 Havaya uçurulan saray ...................................................... 104 Üçüncü başkent İstanbul’daki eski ve yeni saraylar .......... 105 Toprağın altını üstüne getirmek .......................................... 108 Osmanlı topraklarından götürülen eski taşlar hakkında ... 109 Osmanlılar, topraklarındaki mirasa sahip çıkıyor .................. 111 Osmanlılar eski eser mücadelesine dâhil oluyor ..................... 113 Osmanlı'nın ilk arkeolojik kazısı ........................................... 114 Sayda kazıları, yeni bir müze binasının yapımına sebep oluyor ................................................................. 116 Anadolu'nun üstünde dev bir kertenkele yüzüyordu... 65 milyon yıl önce... Dinozorlar zamanı. Anadolu toprağı, tonlarca suyun altında deniz yatağı. Denizin adı Tetis. Tetis Denizi'nde dev kertenkeleler yüzmekte. Bunlar mosasaurus. "Denizlerin dinozoru" deniyor onlara. 65 milyon yıl sonra... 2002 yılında, Anadolu’da Kastamonu’da bir mosasaurus’a ait olduğu anlaşılan fosil kalıntıları bulundu. Yeryüzünün bugünkü halini alması milyonlarca yıl sürdü. Sonunda o koca Tetis, bir iç denize dönüştü. Bugün ona Akdeniz diyoruz. Sular çekilince Anadolu toprağı nihayet güneş göreni gördü. Ne zaman? Kırıkkale’de bulunmuş “dünyanın en büyük kara memelisi” unvanına sahip boynuzsuz bir gergedana ait fosillere bakarak söyleyerek, 25 milyon yıl önce! Anadolu arkeolojisinden bahsetmek için ise bu topraklarda insanın izini arayıp bulmak gerekecek. Hayatta kalma dersleri Bir zamanlar Anadolu’da kaplanlar avlanırdı ormanda. Anadolu’nun geniş, ıssız çayırlarında filler ve zürafalar dolaşır, göllerinde hipopotamlar yüzerdi. Bir zamanlar Anadolu’da timsah da yaşardı, gergedan da... Bugün bize “vahşi” gelebilecek bu doğada, pek çok canlının nesli tükenirken insan ne yaptı da hayatta kaldı? Ne pençesi, kılıç ya da testere dişi, ne boynuzu ne de sert gagası vardı. Kanadı yoktu ki uçup kaçabilsin, postu yoktu ki soğuktan korunabilisin. Hızlı da değildi, yete-rince güçlü de değildi. İnsan ne yaptı da hayatta kaldı? Önce ayağa kalktı. İki ayağı üzerinde dik durup yürüdü. 8 milyon yıl kadar önce Anadolu’da yaşamış, günümüzde nesli tükenmiş kılıç dişli kaplana ait kafa iskeleti, Çankırı ilinde Çorakyerler’de bulundu. Şimdi şehir müzesinde sergileniyor. Serbest kalan ellerini kullanarak aletler yaptı –ve onları kullandı. Diğer bütün hayvanların korkup kaçtığı ateşi kontrol etmeyi başardı. İnsanın kültür tarihi böyle başladı. Kültür, doğada zaten var olan hazır nesnelerin dışında insan tarafından oluşturululan her şeyi kapsar. Taş baltadan dolmakaleme, mağara duvarındaki resimden korku filmine, toprak kaptan sefertasına, ayı postundan kapüşonlu anorağa, kulübeden gökdelene, höyükten müzeye, tekerlekten uzay mekiğine, bayramlardan yasalara insan tarafından oluşturululan her şeyi... Peki insanın binlerce yıl önce ne yapıp ne ettiği nasıl bilinir? Bu soruya cevabı, insanın arkasında bıraktığı izleri arayıp bulan arkeologlar verir. Kanıt, genellikle toprak altından gelir. Ne zaman ve kim yaptı, ne için ve nasıl yaptı? Arkeologlar bunu hep yapıyor. Toprağı kazıyor ya da arıyor, araştırıyor ve buluyorlar. Ama bulmak yeter mi? Bir çiftçi de toprağı kazarken pulluğun dişleri arasında çömlek ya da kemik parçaları bulabilir. Ev, okul, yol, baraj ya da köprü inşaatında çalışan işçiler, kabartmalarla süslü taşı görünce işi paydos edip meydanı arkeologlara bırakmak zorunda kalabilirler. Ya da mesela şimdi bu satırları okuyan sen, ovada, dağda, kırda, bayırda dolaşırken üzerinde işaretler ve resimler olan, madeni paraya benzer, ama eğri büğrü, küçük bir metal görsen? Bulsan yani? Bulan o çiftçidir, o işçilerdir, bulan sensin evet, ama kimlerden kalmıştır bunlar, ne zamandan beri oradadır, neden yapılmıştır, ne için kullanılmıştır, bunu bilemeyebilirsiniz. Bunu bilmek, bu soruları çoğaltıp araştırmak, anlamaya çalışmak arkeologların işidir. Arkeologlar sadece toprağı kazıp durmazlar ya da sadece arayıp bulmakla uğraşmazlar. Kazı mevsimi boyunca, yani genellikle güneşli yaz aylarında kazı alanındadırlar, ama oradayken bile günün bir kısmını masa başında geçirirler. Öyle ya, kazı alanında binbir zahmetle, usul usul kazılıp süpürülerek bulunan onca kemik, çömlek parçasınının, metalden alet ya da kap kacağın, yazılı kayaların, mermer sütunların, rengârenk mozaiklerin, taştan heykellerin de hikâyesi vardır. İşte arkeoloğun asıl işi budur: Geçmişi anlamaya çalışmak. Bulduğunu temizleyip inceledikten, ölçüp araştırdıktan sonra yavaş yavaş çıkar hikâye: Ne zaman ve kim yaptı, ne için ve nasıl yaptı? Arkeologlar için ister toprak üstünde olsun ister toprak altında, mağarada ya da sualtında, kemikten minicik bir iğne ya da taştan devasa bir tapınak, fark etmez. Değil mi ki insandan kalan bir izdir, hikâyesini bulmak için izi takip etmesi gerekir. Bir taş neden müzede sergilenir ki? Bir taş neden müzede sergilenir? Onu sergilenmeye değer kılan nedir? Çünkü o insanın değiştirdiği, değiştirip işine yarayacak başka bir hale getirdiği yeni bir taştır. Ankara’da Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen taşlar, Antalya’da Karain Mağarası’nda bulundu. Paleolitik Dönem’de (Eski Taş Çağı) insanın avucundaydı ve çok işe yaradı. Anadolu’da bu döneme tarihlenen her mağarada onlarcası bulunabilir. Herhangi bir taştan farklı, yontularak yapılması. Yontan, insan. Yontma nedeni, ihtiyaçtan. İnsandan kalan en eski kültür izi, bir taştır. Bir taş, ama sıradan bir taş değil: İnsanın biçim verdiği yontulmuş bir taş. İnsanın yaptığı ilk alet. Hem kazmaya kazımaya, hem delmeye desmeye, hem de yolmaya yontmaya birebir. Aynı zamanda avlanmak için etkili bir silah! En eskisi 2,5 milyon yıl önce yontulmuş o ilk taş aletlerden yazının bulunduğu 5200 yıl öncesine kadar süren tarihöncesi dönem “Taş Devri” diye bilinir. Çünkü başrolde taş vardır. Taş Devri’nin ilk döneminde, yani Paleolitik Dönem’de, yani insanın kültürel gelişiminin en yavaş, en uzun ve en zorlu koşullarda sürdüğü dönemde insanın izine mağarada rastlandı. Çünkü ilk insanların yuvası mağaralardı. Mağaralar, barınmak için iyiydi, hoştu, hatta konforlu bile sayılabilirdi de, vahşi hayvanlar tarafından işgal edilmişti çoktan. Ama elinde ateş varsa kim korkar ayıdan, kurttan? Paleolitik Dönem insanları avcı-toplayıcı göçebe topluluklardı. Tüm yiyeceklerini yabani hayvanları avlayarak ve yabani bitkileri toplayarak elde ediyor, yiyecek bulmak için sık sık yer değiştiriyorlardı. Arkeologlar ilk insanların kaldığı mağaralardan birçokunu bulup açığa çıkarmıştır. Antalya’da, Katran Dağı’nda zorlu bir tırmanışla ulaşılabilen Karain Mağarası bunlardan biridir. Buluntular arasında el baltalarından kazıyıcılara kadar çeşitli taş aletler de var, Paleolitik Dönem mönüsüne dair ipuçları da. Mağaranın mutfak artıklarına bakılırsa Karainliler geyik, ceylan, yaban keçisi yanı sıra suaygırı, gergedan ve fil eti de yemişler. Bu mönü, onların küçük de olsa gruplar halinde bir arada yaşadıklarının kanıtı. Bir avcı, kendisinden on kat büyük, ağır, kalın derili vahşi bir memelyi nasıl avlasın tek başına? Başka avcılarla birlikte işbirliği yaparak peşine düşüp, tuzağa çekip haklamış olmalılar. Yontulmuş taş + ahşap sapı + bağ için bitki lifleri = Saplı taş balta Paleolitik Dönem insanlarının teknolojileri çakmaktaşı gibi işlenebilir taşlardan, hayvan kemiklerinden, fildişi ve boynuzlardan ibaretti. Zamanla beceri kazanıp yeni aletler geliştirdiler. Saplı baltalar, ok ve mızrak uçları, tığ ve iğne, olta ve zipkin yaptılar... Isparta’nın göl manzaralı Baradiz Mağarası’ndaki kazılarda bulunmuş “mikrolit” denen düzgün biçimli yeni taş aletler, Mezolitik Dönem’in (Orta Taş Çağı) en özgün buluşudur. Mikrolit de yontulmuş taş alettir, ama daha küçük, daha zariftir. Daha iyi işlenmiştir. Ahşap, bitki lifi, kemik ve boynuzdan eklentileriyle yontulmuş taşın daha kullanışlı bir üst modelidir. Mezolitik Dönem insanları, taş devrinin son avcı-toplayıcı göçebeleridir. İklimin yumuşamasıyla mağaralardan çıkıp açık arazilerde, su kenarlarında barınaklar inşa eden, alet yapımında giderek ustalaşan da onlardır, köpeği evcilleştiren, kütüğü oyup ilk kayığı yapanlar da. Mizrak ve ok ucu Yüz binlerce yıl süren Paleolitik Dönem’de sadece avlanan, bitki toplayan, sadece taşı yontup alet yapan insan, iki bin yıl kadar süren Mezolitik Dönem’de ok ucundan zıpkına, kayıktan iğneye icat ettikleriyle hayatını kolaylaştırdı. 12 bin yıl kadar önce, Buzul Çağının sona ermesiyle devrim niteliğindeki yenilikler birbiri ardınca geldi. İnsan Neolitik Dönem de denen Yeni Taş Çağı’na bu hızla girdi. Avcı-toplayıcıydı ya insan, çiftçi oldu; tarım ve hayvancılıkla uğraşmaya başladı. Artık binbir zahmetle yiyecek araması gerekmiyordu, kendi besinini kendi üretiyor, artanı da depoluyordu. Bu tanıtım kopyası Can Çocuk okurları için özel olarak hazırlanmıştır. CAN ÇOCUK Bir taş neden müzede sergilenir? Çünkü insan yonttu onu. İnsanın binlerce yıl önce ne yaptığı nasıl bilinir? Bu soruya cevabı, insanın arkasında bıraktığı izleri arayıp bulan arkeologlar verir. Kanıt genellikle toprak altından gelir...
7c568846-4930-4540-bf9e-077e3660e7d7
CC-MAIN-2024-51
https://www.canyayinlari.com/Uploads/Docs/121859/9789750764073.pdf
2024-12-06T12:19:25+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-51/subset=warc/part-00248-b392068a-8e35-4497-8fab-a691b1a71843.c000.gz.parquet
640,379,615
4,209
tur_Latn
tur_Latn
0.957794
tur_Latn
0.999251
[ "kiu_Latn", "tur_Latn", "unknown", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn...
true
docling
[ 54, 137, 148, 987, 1058, 1824, 2318, 3564, 5761, 6121, 6391, 6966, 7595, 8317, 8510, 9123, 10307, 10852, 12321, 13330, 14219, 14302, 14540 ]
null
null
null
null
null
null
SİLAJIN YAPIMI Makine ile hasat edilen belki boy ve ebatlardaki parçalanmış mısır bitkisi önceden hazırlanan silo yerlerine kat kat sıkıştırılarak istiflenir. İyi bir silaj için hiç hava almayacak şekilde üzeri polietilen örtüyle örtülmelidir ve toprakla kapatılmalıdır. İletişim Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Tel: 0 332 322 34 60 Fax: 0 332 322 43 15 email@example.com http://konya.tarimorman.gov.tr @konyatarimorman @konyailtarim konyatarim Grafik-Tasarım: Şeyma BAŞAR BİTKİSEL ÖZELLİKLERİ Silajlık mısır bölgemizde son yıllarda yeşil yem ve silaj üretimi amacıyla ekilmeye başlanmıştır. Silajlık mısır birim alandan alınan verimin yüksekliği, silaj yapımına çok uygun olması ve silajın besin değerinin çok yüksek olması sebebi ile tercih edilen bir yem bitkisidir. Silajlık mısır olarak eklecek mısır çeşidine uzun boy, bol yaprak, tanesi bol koçan ve fazla kalın olmayan sap olmalıdır. Silajlık mısırda koçan çok önemlidir. Silajın beslenme değerinin %70'i koçandan elde edilmektedir. TOPRAK HAZIRLIĞI Sıcak iklim bitkisi olan silajlık mısır bölgemizde yazlık olarak ekildiği için ekim yapılacak tarla sonbaharda derince 22,5 cm den soklu pullukla sürüülür. İlkbaharda kazayağı+tırmık kombinasyonuyla 8-10 cm den yüzlekl olarak işlenir. Düzgün bir tohum yatağı hazırlanır. EKİM Kullanılacak tohumluğun sertifikalı ve kaliteli bir tohumluk olmasına özen gösterilerek ekimi bölgemizde 25 Nisan-25 Mayıs tarihleri arasında yapılmalıdır. İkinci ürün olarak düşünülüyorsa ekim tarihi 5 Temmuzu aşmamalıdır. Ekim mibzerle yapılmalı ve dekara 4-5 kg silajlık mısır tohumu kullanılmalıdır. Silajlık mısırda sıra arası mesafe 60-80 cm, sıra üzeri mesafe ise 10-15 cm dir. GÜBRELEME Silajlık mısırın azotlu ve fosforlu besin maddeleri ile gübrelenmeye ihtiyacı vardır. Yöremizde ekimle beraber 15.15.15 kompoze gübre dekara 40-50 kg veya demir çinko katkılı kompoze gübrelerden dekara 30 kg verilmesi gerekmektedir. İkinci çapalamada dekara 25 kg üre verilmelidir. Şayet demir ve çinko katkılı gübrelerden ekimle beraber verilmemiş ise ilaçlama ile birlikte iz elementleri içeren gübrelerin verilmesi verim üzerinde etkili olacaktır. ÇAPALAMA Silajlık mısırda 1. çapa bitki 2-3 yapraklıken, 2. çapa 25-30 cm de yapılır. Çapalama esnasında boğaz doldurma işlemi de yapılır. Çapadan sonra yabancı ot hala varsa mısır 5-20 cm de iken uygun bir yabancı ot ilacı ile ilaçlanır. SULAMA Silajlık mısırda iyi bir verim için sulama çok önemlidir. Genellikle ilk su mısır bitkisi 30-40 cm boylandığında, ikinci su mısır püskülleri görüldüğünde, üçüncü su da süt olum devresinde mutlaka verilmelidir. Ancak hava sıcaklığına göre 10 gün arayla su verilmelidir. HASAT Silajlık mısırın hasadi bitkinin yetiştirme durumuna göre en alt sıradaki iki yaprağın kuruma ya başladığı ve duruma göre taneler süt olum devresinden kurtulup peynirleşme dönemi başlangıcında yapılmalıdır.
ee9d2664-7e6f-4125-a6a1-e2be846d0fc5
CC-MAIN-2021-21
https://konya.tarimorman.gov.tr/Belgeler/liflet/silajmisir.pdf
2021-05-16T15:46:58+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-21/subset=warc/part-00038-2bb1ba05-1421-4b90-a3f4-bbc46b4a29a5.c000.gz.parquet
389,616,867
900
tur_Latn
tur_Latn
0.997404
tur_Latn
0.999713
[ "tur_Latn", "tur_Latn" ]
true
docling
[ 485, 2888 ]
null
null
null
null
null
null
CUMHURİYET - LÂİKLİK - EĞİTİM ÜZERİNE Prof. Dr. ZİYA BURSALIOĞLU Atatürk İlkeleri’ni, onun düşündüğü sosyo-politik ve sosyo-ekonomik sistemin alt sistemleri gibi kabul etmek ve birinin diğerine üstünlüğü fikrine kapılmamak gerekir. İncelemenin başlığından anlaşılacağı gibi, kapsamında bunlardan sadece ikisinin eğitime olan ilişkisine değinilecektir. Hareket noktası olarak, önce şunu açıklaymak dikkate değer ve yararlı olacaktır ki; bir televizyon programında da vurguladığımız gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile eğitim sistemimizin lâikleştirilmesi paralel gelişmelerdir. Lâik, aslında rahip sınıfından olmayan demektir. İslâmiyette, Hristiyanlıktaki gibi, bir ruhban sınıfı yoktur. Bir ruhban sınıfının kurulmuş olduğu dinlerde, bu sınıf dışında kalan kimselere lâik denir. Fransa’da üçüncü Cumhuriyetin kurulmasıyla lâiklik kavramı ortaya atılmış ve eğitimde dinsel ahlâk yerine, lâik ahlâkın yer alması amaçlanmıştır.¹ Demek ki, cumhuriyete lâiklik arasında, tarihsel ve doğal bir bağ oluşmuş bulunmaktadır. Diğer yandan, lâiklik konusundaki çatışmaların, din ile bilim adamları arasında olmaktan çok, din adamları ile bilim arasında olduğu da gözden kaçmamıştır. Bilim adamlarına göre, din ve bilimin uyumsuzluğu için, gerçek bir neden bulunmamaktadır. Ancak, bilimsel açıklamalar yapılabildiği sürece, başka açıklamalara gerek kalmayacaktır.² Bilimsel açıklamaların yapılabilmesi, düşünce ve araştırma özgürlüğü ile olanaklidir. Şu halde lâiklik, sadece din ve devlet işlerinin ayrılması değil, düşünce özgürlüğünün güvence altına alınmasını da öngörmektedir. Bu özgürlüğün başında da, dinsel düşünce yani inanç özgürlüğü gelmektedir.³ Bu açıdan bakıldığında, lâikliğin güvence altına alınarak gerçekleşmesi, siyasal ve hukuksal güçlü destekler gerektirmektedir.⁴ Lâikliğin, çoğu zaman hoşgörü ile karıştırılması da, iyi anlaşılamadığının belirtisidir.⁵ ¹ Cahit Tanyol, Atatürk ve Halkçılık, Doğuş Matbaası, Ankara 1981, s. 154. ² Niyazi Karasar, “Lâiklik ve Bilimsel Temelleri”, Atatürk Devrimleri ve Eğitimi Sempozyumu, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, 1981, s. 144. ³ a.g.e., s. 147. ⁴ Fehmi Yavuz, Din Eğitimi ve Toplumumuz, Sevinç Matbaası, Ankara 1969, s. 137. ⁵ Niyazi Karasar, Lâiklik ve Bilimsel Temelleri, Atatürk Devrimleri ve Eğitimi Sempozyumu, Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi, 1981, s. 147. Lâiklik dinsel kuralların dinsel alanlar dışına taşırılmamasını, evrensel insan haklarının dinsel sınırlamalar dışında tutulmasını öngörür. Lâik devlet yönetiminde; eğitim, hukuk, tıp ve benzeri alanlarda, dinsel ölçüler uygulanamaz. Öyle ise lâiklik, dinsizlik veya dinsel inançlara baskı olmadığı gibi, din eğitiminin engellenmesi de değildir. Bu eğitimin nerede, nasıl ve kimler tarafından verileceğini ise, devletin eğitim politikası belirler. 6 Lâiklik ilkesi, bir ülkede uzun süre benimsenmiş ve uygulanmış yaşantıların oluşturduğu bir ürün ise, ayrıntılı açıklamalara gerek kalmayabilir. Fakat ülkemizin koşulları bakımından, bu ilkenin hem izlenme, hem de uygulanmasının sık sık değerlendirilmesi gerekmektedir. 7 Cumhuriyet’in kurulmasından sonra yeni Anayasa yapılırken, lâik hükümet deyiminden, dinsizlik anlamı çıkarmaya eğilimli kişi ve gruplara fırsat vermemek için, kanunun ikinci maddesine fikir ve vicdan özgürlüğünü açıklığa kavuşturacak olan bu terim konulamamıştı. 8 Dinsel iktidara dayalı olmamasına rağmen, teokratik bir ifadenin devletin temel nitelikleri arasında yer almasına yol açan bu madde ile birlikte, 16, 26 ve 38’inci maddeler, 1928 yılında, 1222 Sayılı Yasa ile değiştirilerek, devlet dini, din üzerine yemin, yasama organının şeriat ile ilgili görevleri ve şeriata uyma zorunluğunu kaldırılmıştır. 9 Esasen bizzat Atatürk, lâiklik ile dinsizliğin karıştırılmamasına ve böyle düşüncelerin ilericiliğe düşman olduğuna dikkati çekmiştir. 10 “İlhamlarını görünmez âlemlerden değil, doğrudan doğruya hayattan aldığı” ifadesi ile de, lâiklik anlayışına açıklık getirmiştir. Bu anlayışa göre, devlet ve fikir hayatımızın kılavuzu, müspet ve sosyal bilimlerdir. 11 Türkiye’de lâikliğin iki boyutlu amacı olmuştur: din karşısında tarafsız bir devlet kurmaya yardım etmek ve yeni bir vatandaş tipi yaratmak. Bu, bilimsel ve akılcı bir lâikliktir. Bu amaçla hükümetin izlediği politika, ibadet özgürlüğünü sınırlamadığı ve yeni bir inancı zorla kabul ettirmeye çalışmadığı halde, bir süre sonra, resmi dinsizlik iddialarına hedef --- 6 Saffet Bilhan, Atatürk’ün Eğitim Felsefesi, Eğitim ve Bilim, 1984, s. 9 7 Selahattin Ertürk, Diktaci Tutum ve Demokrasi, Sistem Ofset Matbaası, Ankara 1985, s. 34-35. 8 Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, Olgaç Matbaası, Ankara 1984, s. 48-50. 9 Çetin Özek, Türkiye’de Gerici Akımlar, Gerçek Yayınevi, Ankara 1968, s. 89-91. 10 Atatürkçülük, Atatürk’ün Görüş ve Direktifleri, Birinci kitap, Genel Kurmay Basımevi, Ankara 1983, s. 111. 11 Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce Sistemi, Üçüncü Kitap, Genelkurmay Basımevi, Ankara 1983, s. 45-46. olmuştur. Atatürk'ün getirmiş olduğu laïklik, batıdaki kavramından, biçim ve içerik bakımlarından farklıydı. Bu kavramı, bağınazlığa en iyi ortamı hazırlayan saltanat, hilâfet ve medreseye karşı getirmiştir. Fakat her türlü gericilik, dinsel bir sömürü aracı olarak, laïklik kavramının da karşısına çıkarılmıştır. Uygar toplumlarda olduğu gibi ülkemizde de laïklik, bireylerin dilemekleri dinsel inanca sahip olmalarına, başta devlet olmak üzere, hiç kimsenin karışması anlamında anlaşırlır. Laïkliğin olmadığı bir ortamda batıya ulaşmak çabası, ancak bir düş olarak kalır. Çünkü bilim mantığa uygun düşünce yöntemidir. Bu niteliği ile bilim, ancak laïk ortamda uygulanabilir. Gerçeççi olmak, yansız davranmak, bilgiyi denemek, ancak laik dünya anlayışı içinde gerçekleşebilir. Buraya kadar sergilenen fikir, yorum ve açıklamaların işğında, evrensel bir yaklaşımla ele alınan laïklik ilkesine Cumhuriyetimize ilişkin olarak bakıldığında, Türkiye Cumhuriyeti’nde laïklik ilkesi: kişilerin vicdan ve ibadet özgürlüğünü sağlamak ve korumayı, dinsel faaliyetlerin inanç ve ibadet ile sınırlanmasını, dinin hakkını dine, devletin hakkını devlete vermeyi; bilim ve teknolojiyi kilavuz almayı amaçlayan bir ilkedir. Ayrıca düşünce özgürlüğü Cumhuriyet yönetiminin önemli bir niteliğidir ve Atatürkçülükte Cumhuriyet, yasal olmak koşulu ile, düşünce özgürlüğünün savunucusudur. Eğer Cumhuriyet, eğitimcilerden bilgileri ve fikirleri güçlü koruyucular istiyor ise, “fikri, vicdanı, irfanı bür kuşaklar” yetiştirmelerini bekliyorsa önce eğitimcilerin bu nitelikleri kazanmış olması gerekmektedir. 12 N. Kemal Karpat, Türk Demokrasi Tarihi, İstanbul Matbaası, İstanbul 1967, s. 232. 13 Cahit Tanyol, Atatürk ve Halkçılık, Doğuş Matbaası, Ankara 1981, s. 155. 14 Özer Ozankaya, Atatürk ve Laïklik, Saim Toraman Matbaası, Ankara 1981, s. 77-90. 15 Atatürkçülük, Üçüncü Kitap, s. 45. 16 a.g.k. s. 25. 17 Atatürkçülük, Birinci Kitap, s. 303.
<urn:uuid:1658aa3d-c49a-41db-90fa-22b7a1fdefee>
CC-MAIN-2022-40
https://atamdergi.gov.tr/tam-metin-pdf/456/tur
2022-10-07T12:08:19+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2022-40/subset=warc/part-00088-26160df0-1827-4787-a515-95ecaa2c9688.c000.gz.parquet
150,418,706
2,152
tur_Latn
tur_Latn
0.999454
tur_Latn
0.999448
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
docling
[ 2357, 4973, 6903 ]
null
null
null
null
null
null
HALK SAĞLIĞI UZMANLARI DERNEĞİ (HASUDER) COVID-19 GÖREV GRUBU GÜNÜN KONUSU: YENİ KORONAVİRÜS HASTALIĞI (COVID-19) COVID-19 ile ilgili bilgi kaynaklarını okurken ve paylaşırken… Doküman Dr. Dilek Aslan tarafından 8.5.2020 tarihinde hazırlanmıştır. Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19) konusunda bilgi eksikliği bütün dünyada önemli bir sorundur. Hastalık; insanlık için "yeni" bir durumdur ve bilinmezleri fazladır. Bu gibi belirsizliklere doğru yanıtlar üretilebilmesi için dünya kamuoyu büyük bir çaba içerisindedir. Her gün yüzlerce bilgi kaynağı sanal ortamda paylaşılmaktadır. Paylaşımların bir kısmı teorik bilgilerin öğrenilmesi, bir kısmı da ihtiyaç duyulan uygulamalara ilişkindir. Yüzlerce bilgi kaynağı arasında bilim insanlarının, toplumun doğrulara ulaşması zaman zaman zorlaşabilmektedir. Bu süreci kolaylaştırmak için herhangi bir okuyucu/dinleyici ulaştığı kaynakla ilgili aşağıdaki sorulara yanıt arayabilir: 1. Bilgi kim(ler) tarafından yazılmış/sunulmuştur? (bilim insanları, konunun uzmanları, vb) 2. Bilgi kaynağı güvenilir bir kaynak mıdır? (kamusal, meslek örgütü, ulusal ve uluslararası güvenilir kurumsal yapılar, vb) 3. İçerik kanıta dayalı olarak mı üretilmiştir? (bilimsel kaynak gösterimi, vb) 4. Bilgiler güncel midir? (kaynak paylaşımı, kaynakların güncelliği, vb ayrıntılar) 5. İçerikte etik açısından herhangi bir sorun var mıdır? (taraf tutma, damgalama, etiketleme, ayrımcılık, kişisel hakların ihlali, çıkar çakışması, reklam kullanımı, vb konular) 6. …… Sorular yukarıda yazılanlardan fazla olabilir. Bu ve benzeri soruların tamamına verilen yanıtlarla ilgili olarak bilgi kaynağını inceleyen kişinin zihninde herhangi bir soru işareti olmamalıdır. Bir tek soru işareti bile olduğunda incelenen bilgi kaynağının doğru bilgi kaynağı olamayabileceği unutulmamalıdır. Toplumda yanlış bilgilerin paylaşılması ve yayılması oldukça fazla sorunu beraberinde getirir. Hastalıktan korunma, tedavi, tedaviye uyum, vb. hizmetler bilgiler doğru olmadığı zaman aksar. Birey ve toplum sağlığı tehlikeye atılır. Bu durum da yeni başka bilimsel, etik, sosyal ve toplumsal sorunları yaratır. Özetle; bilgileri okurken ve paylaşırken her kesimin/bireyin/kurumun kendisine, çevresine, insanlığa karşı sorumluluğunun farkında olması temel bir başlangıç noktasıdır. Bu farkındalık aslında en önemli kamusal sorumluklar arasındadır. Birey ve toplum sağlığını riske atacak herhangi bir durum bilimsel, sosyal, toplumsal öğretilerle uyuşmaz. Bilim insanları başta olmak üzere toplumdaki bütün bireyler benzer bir yaklaşımı içselleştirmek durumundadırlar. Aksi takdirde "yanlış bilgi salgını" da önüne geçilemez bir hale dönüşebilir. Bilim, doğruları kendi doğası içinde her zaman üretmektedir. Doğru bilgileri toplumla paylaşma yol ve yöntemleri de bellidir. Hassasiyete ve özene ihtiyaç bugün her zamankinden daha fazladır.
<urn:uuid:03949858-20f5-49db-ba1b-65857c2425f3>
CC-MAIN-2021-17
https://korona.hasuder.org.tr/wp-content/uploads/GUNUNKONUSU-8.5.2020.pdf
2021-04-10T21:17:56+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-17/subset=warc/part-00251-74237c22-0523-49c6-9e5a-6b4aa471a042.c000.gz.parquet
466,663,319
802
tur_Latn
tur_Latn
0.999825
tur_Latn
0.999825
[ "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2847 ]
null
null
null
null
null
null
Bursa İl, Nilüfer İlçesi, Gümüştepe Mahallesinde mevcut sit alanları dışında bulunan mülkiyeti Nilüfer Belediyesine ait 4770 ada; 1 (kismen)parselde bulunan Ayazma Kalıntısı’nın korunması gereklili taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmesi ve korunma alanının belirlenmesi önerisinin iletilen kurum ve kuruluşların görüşleri dikkate alınarak değerlendirilmesine ilişkin Nilüfer Belediye Başkanlığının 20.11.2020 tarih ve 155240 sayılı yazısı ve eki, Karayolları 14. Bölge Müdürlüğü’nün 24.11.2020 tarih ve 276392 sayılı yazısı, Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün 25.11.2020 tarih ve 63156 sayılı yazısı, Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün bila tarih ve 3364400 sayılı yazısı, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 2.12.2020 tarih ve 176093 sayılı yazısı, Bursa Kadastro Müdürlüğü’nün 14.12.2020 tarih ve 3302884 sayılı yazısı ile Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 26/01/2021 tarih ve 576119 sayılı uzman raporları okundu ekleri ve ilgili dosyasi incelendi, Karayolları 14.Bölge Müdürlüğünden uzman katılımıyla yapılan görüşmeler sonucunda; Bursa İl, Nilüfer İlçesi, Gümüştepe Mahallesinde mevcut sit alanları dışında bulunan mülkiyeti Nilüfer Belediyesine ait 4770 ada; 1 (kismen)parselde bulunan ve 2863 sayılı Kanun’un 6. Maddesinde belirtilen nitelikleri taşıyan Ayazma Kalıntısı’nın yayılma alanının yüzeyden tespit edilemediği anlaşıldığından önerilen korunma alanı sınırlarının, 3.derece Arkeolojik Sit olarak belirlenmesinin uygun olacağına, bu doğrultuda Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 05/11/1999 tarih ve 658 sayılı ilke kararı dikkate almakar kararımız eki paftada işaretli alanın, III. derece Arkeolojik Sit olarak tescil edilmesine; Tapu Müdürlüğünde 4770 ada; 1 parselin tapu sicil kayıtlarına “kismen III. derece Arkeolojik Sit Alanıdır” şerhinin konularak Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne bilgi verilmesine; III. derece Arkeolojik Sit alanı için, kararımız eki geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarının 2863 sayılı Kanunun 17.maddesi gereğince 3 yıl süre ile geçerli olduğuna karar verildi. | AVRUPA KONSEYİ | DOĞAL VE KÜLTÜREL VARLIKLARI KORUMA ENVANTERİ | |---------------|---------------------------------------------| | | D.K.V.K.E | | TÜRKİYE | KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ | |--------------|---------------------------------------------| | İL: BURSA | İLÇESİ: NILÜFER | | | KÖY: GÜMÜŞTEPE | | | KADASTRO: H21e10b4a parla, 4770 ada: 1 (kısım) parsel | | ADI: GÜMÜŞTEPE MAHALLESİ, | |--------------------------| **GENEL TANIM:** Tespite konu alan Lefkoşa Caddeşi BU MOD Yolu kesiminin Lefkoşa Cad.’nin doğu kenarında bulunma olup yoğun ağaçlık ve çalılık ile karıbdır. Alanda yapılan incelemede sığiltmış şekilde taş ve pınış toprak kırılmadan oluşan bir yığıntı ve bu yığınının 2-3 m. kuzeyinde çalılıkta içersinde kucuk bir harç uz mozaik taşlarla ortülü bir duvar kalıntısı görülmüştür. **ŞIMDIKI TEHLİKELER:** Alan vol kenarı olduğu için kaçak kazıya açık bir konumdadır. **ŞIMDIKI DURUM:** **SIT POTANSİYELİ:** Yörenin Arkeolojik potansiyeline yaptığı katkı açısından önem taşımaktadır. **ŞIMDIKI KORUMA:** Herhangi bir şekilde korunmamaktadır. **ÖZELLİKLER:** **KORUMA DERECESI:** III. DERECE ARKEOLOJIK SİT ALANI **HAZIRLAYANLAR:** 28.01.2021 Gözde KIRANER TAŞDEMİR (Arkeolog) Hakan GEZER (Jeo ve Fot. Mühendisi) **KONTROL EDEN:** Koruma Bölge Kurulu Müdürü Erdem ÇETİN D.A.G **YAYIN DİZİSİ:** Rastlanılmamıştır. **GÖZLEMLER:** Erol ÇETİN D.A.G Koruma Bölge Kurulu Müdürü **HARİTALAR, FOTOGRAFLAR:** (Fotoğraf Prof. Dr. Mustafa Şahin’in 29.08.2016 tarihli öneri anıt fisinden alınmıştır.) Bursa ili, Nilüfer ilçesi, Gümüştepe mahallesi, Ayazma III . derece Arkeolojik Sit Alanı Geçiş Dönemi Koruma Koşulları ve Kullanım Esasları; 1. Bursa ili, Nilüfer ilçesi, Gümüştepe mahallesi, Ayazma III . derece Arkeolojik Sit Alanı Geçiş Dönemi Koruma Koşulları ve Kullanım Esasları. 3 yıl süre içerisinde 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1.000 ölçekli uygulama koruma amaçlı imar plan yapılincaya kadar geçerlidir. 2. Buluntu yoğunluğu nedeniyle bitkilendirme yapılmamasına ve ağaçlandırılmaya gidilmemesine, 3. Taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetine tesis etmeyecek şekilde Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu izin almak koşuluyla birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) yapılabilir. 4. I. Derece arkeolojik sit alanı sınırları içerisinde kalan parsellerde hazırlanacak teknik alt yapı projelerinde (kanalizasyon, su isale hattı, yer altı elektrik hattı vb.) Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu uygun görüşü ile Müze Müdürlüğü denetiminde yapılacaktır. Kurul onaylı projelerde zaman içerisinde meydana gelebilecek aksaklıklara ilişkin (kanalizasyon, su taşkını, hat yenileme vb.) islah çalışmaları Müze Müdürlüğü denetiminde yapılacaktır. Uygulama öncesi ve sonrasında ait bilgi ve belgeler (rapor, fotoğraf vb.) Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne iletilir. 5. Bu alanlardan, taş, toprak, kum vb. alınmayacak, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocaklarının açılmayacak, toprak, cürüf, çöp, sanayi atığı vb. malzemeler dökülmeyecektir. AYAZMA 3. DERECE ARKEOLOJİK SİT KÖŞE KOORDINAT LİSTESİ | NoktaNo | Y | X | |---------|------------|------------| | X0 | 413012.080 | 4450456.340| | X2 | 413011.228 | 4450451.530| | X4 | 412981.669 | 4450400.973| | X6 | 412937.670 | 4450399.160| | X8 | 412933.988 | 4450475.403| | X10 | 412923.860 | 4450397.215| | NoktaNo | Y | X | |---------|------------|------------| | X1 | 413011.480 | 4450491.050| | X3 | 413005.930 | 4450498.800| | X5 | 412948.450 | 4450400.680| | X7 | 412933.988 | 4450500.228| | X9 | 412931.551 | 4450455.844| BURSA (İL) NILÜFER (İLÇE) GÜMÜŞTEPE MAHALLESİ AYAZMA 3 DERECE ARKEOLOJİK SİT SINIRI PAFTA : H21el0b4a ADA / PARSEL : 4770 / 1 (Kismen) ve Orman Alanı (Kismen) OLÇEK : 1 / 1000 Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluşunun 28.01.2021 gün ve 10173 sayılı karar ekiştir. Erdal ÇETİLDAĞ Kurumsal İşleri Müdürü Erdal ÇETİLDAĞ Kurumsal İşleri Müdürü Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluşunun 28.01.2021 gün ve 10173 sayılı karar ekiştir.
<urn:uuid:8f99e3d6-187f-4d0e-8d3d-8360f227ea62>
CC-MAIN-2023-40
https://korumakurullari.ktb.gov.tr/Eklenti/80912,28012021-tarih-ve-10173-sayili-kurul-kararipdf.pdf?0
2023-09-27T19:44:35+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2023-40/subset=warc/part-00062-7aa0a1e5-33a6-434b-89a2-950f294b40c1.c000.gz.parquet
395,923,193
2,133
tur_Latn
tur_Latn
0.992412
tur_Latn
0.998293
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
docling
[ 2060, 3744, 5246, 6327 ]
null
null
null
null
null
null
İÇTEN DIŞA SATIŞ Müşteri Tercihlerinin Ardındaki Zihinsel Tetikleyicileri Anlamak MEHMET TOLGA GÖRGÜLÜ İÇTEN DIŞA SATIŞ, SATIŞIN PSİKOLOJİSİ SOLA UNITAS - SOLA KIDZ Fetih Mah. Tahralı Sok. Kavakyeli İş Merkezi No: 7/E İç Kapı No:16 Ataşehir/İSTANBUL Telefon: 0212 939 76 52 – E-posta: firstname.lastname@example.org www.facebook.com/solayayinlari www.twitter.com/solaunitas www.instagram.com/solaunitasyayinlari www.instagram.com/solakidz https://kitap.solaunitas.com ISBN: 9786256811386 Yayıncı Sertifika No: 45798 1. Baskı: İstanbul 2024 İmtiyaz Sahibi: Umut Kısa Genel Yayın Yönetmeni: Umut Kısa Editör: Hilal Kılıç Mizanpaj: Özlem Yıldız Kapak Uygulama: Özlem Yıldız BASILDIĞI YER Kaplan Ofset Davutpaşa Caddesi, Güven İş Merkezi C Blok No: 279-280 İstanbul Sertifika No: 44367 © Bu kitabın tüm yayın hakları Sola Koç. Eğ. Dan. Hiz. A.Ş.’ye aittir. Yazılı izin alınmadan kısmen veya tamamen hiçbir yolla kopya edilemez, çoğaltılamaz ve dağıtılamaz. İÇTEN DIŞA SATIŞ, SATIŞIN PSİKOLOJİSİ Müşteri Tercihlerinin Ardındaki Zihinsel Tetikleyicileri Anlamak Mehmet Tolga Görgülü Sola Unitas happiness.learning.performance İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Satış Süreçlerinde İletişim Çerçevesini Anlamak 9 Johari Penceresi Bölüm 2: Satış İletişiminin Esasları: Etkin Dinlemek 29 İletişimde Dinleme Becerisinin Önemi Bölüm 3: Satış İletişiminin Esasları: Etkili Soru Sormak 43 İletişimde Doğru Soruları Sormanın Önemi Bölüm 4: Satış İletişiminde Temsil Yeteneği 53 Hitabet Sanatında Ethos, Pathos, Logos Etkisi Bölüm 5: İdeal Takım Oyuncusu Olmak 63 Ekiplerdeki 5 Temel Aksaklık, İdeal Bir Takım Oyuncusu Nasıl Oluruz? Bölüm 6: Satışta Proaktif Olmak 107 Proaktif ve Reaktif Kişilik Özelliklerini Anlamak Bölüm 7: Algı Yönetimi 115 Müşterinin Algısını Etkileyen Faktörleri Anlamak Bölüm 8: Taktiksel Satış 177 Müzakere Biçimleri ve İkna Taktikleri Bölüm 9: İknanın Felsefesi 291 Aristo ve Guiguzi’nin Gözünden İknanın Felsefesi Bölüm 10: Stratejik Satış Yönetimi 301 Pazar Segmentasyonu, Route to Market Stratejileri, Mavi Okyanus Stratejileri Bağlamında Satış Stratejileri Oluşturmak ÖN SÖZ Satış yetkinliklerini geliştirmek, iş dünyasının dinamik ve rekabet içeren atmosferinde satış profesyonelleri için vazgeçilmez bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Başarılı bir satış kariyeri, ürün veya hizmetlerin temel özelliklerini bilmekten öte günümüzde bir dizi önemli beceriye sahip olmayı da gerektiriyor. Bu koşullar altında günümüz iş dünyasının hızla evrilen koşullarının satış süreçlerini giderek karmaşıklığından söyleyebiliriz. Hâl böyle olunca başarılı satıcılar, iş dünyasının kaotik evreninde iletişim içerisinde oldukları muhataplarının psikolojik yönelimlerine daha çok dikkat etmek zorunda olduklarını her geçen gün daha fazla hissediyorlar. Dolayısıyla bu kitapta sadece ürün özellikleri ve fiyatlandırma stratejilerini değil, aynı zamanda insan ilişkilerinin karmaşık doğasının da derinliklerine ışık tutmayı amaçladım. Günümüz koşullarında sadece bir ürünü pazarlamak değil, aynı zamanda müşterilerle sağlam ve uzun vadeli ilişkiler kurabilmek de başarılı satış profesyonellerinin öncelikli hedefi hâline gelmiştir. Bu kitap dahilinde verilen örnekler ve tanımlamalar sayesinde, satış konusunda kariyer yapmayı hedefleyen kişiler ya da tecrübeli satış uzmanları, çevrelerinde gelişen olaylara farklı açılardan bakma şansına sahip olabilecekler. Kısacası bu kitap, satış dünyasında kendini geliştirmek ve rekabet avantajı sağlamak isteyen hemen herkes için kapsamlı bir rehber niteliği taşıyor. Bu bağlamda satışa dair temel prensiplerden stratejik düşünce modellerine kadar geniş bir yelpazede bilgi sunarak okuyucuları modern satış dünyasına hazırlıyor. Bölüm 1 Satış Süreçlerinde İletişim Çerçevesini Anlamak Johari Penceresi Satış profesyonelleri, görevlerini yerine getirirken iletişim becerilerini farklı koşullarda etkili bir şekilde kullanma yeteneğine sahip olmalıdırlar. Bir satış görevlisinin müşterisiyle olan iletişiminde onun söylediklerinin ardından düşünceleri keşfedebilmesi, karşısındaki kişiyle etkin bir iletişim kurabilmeşiyle ilişkilendirilir. Bununla birlikte bir satıcının müşterisinden aldığı geri bildirimleri ve talepleri sürecin tüm paydaşlarının çıkarlarını karşılayacak biçimde ele alması ve süreci bu ortak çıkarlar bağlamında yürütmeye çabalaması oldukça önemlidir. Kaldığı bunu başarábildiğinde yaptığı işte etkinliği artacağından oluşan güven ortamı dahilinde başarı da kendiliğinden gelecektir. Satış sürecine dâhil olan tüm tarafların isteklerini bir tek potada eritebilen bir satış görevlisi, bundan sonraki aşamada bir taslak olarak belirlediği yol haritasını sürecin tüm oyuncularına kabul ettirmesi gerekir. Bu aşamada müşteri geri bildirimlerine, işin gerçeklerine göre tasarladığı oyun planını müşterisine kabul ettirmenin ötesinde konuyu iş yerinde yöneticisine aktarırken de şirketin ve yöneticisinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde doğru bir iletişim biçimini ortaya koyabilmesi oldukça kritiktir. Örneğin bir satış yetkilisinin müşterisiyle yaptığı görüşme sonucunda, satmayı planladığı ürünün fiyatında indirime gitme zorunluluğu doğduğu bir durumu ele alalım. Satış görevlisi, bu şartlar altında yapılacak indirimin müşteriye olan etkilerini değerlendirirken bu indirimin kendisine, yöneticisine ve şirkete sağlayacağı fayda ile olası zararlar konusunda net bir görüşe sahip olmalıdır. Bununla beraber, satış koşullarının netlik kazanmasıyla birlikte, sürecin tüm taraflarına düşüncelerini açıkça ifade edebilmeli ve bu bağlamda fikirlerini net bir şekilde ortaya koyabilmelidir. Elbette ki, böylesine karmaşık ilişki ve yoğun bir sürecin içerisinde alınacak risklerin hesaplanması son derece önemlidir. Ancak verilecek kararla ilgili yapılan bu analizler kadar kararın dayandığı makul gerekçelerin tüm taraflara doğru bir biçimde aktarılması da sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi adına oldukça kritiktir. Bu tür bir iletişim eksikliğinin ortaya çıkması durumunda konuyla ilgili yapılan hazırlıkların ve analiz çalışmalarının anlamını yitireceği unutulmamalıdır. Bir satış sürecinde tarafların ihtiyaçlarını doğru bir şekilde tespit etmek ve olumsuz koşullar ile riskleri ele almak, kendi başına bir analiz sürecini gerektirir. Ancak satış gibi dinamik ve insan odaklı işlerde şartlar her zaman sabit ve net bir düzlemde olmayabilir. Satış profesyonellerinin başarısı, süreci tarafların çıkarlarını tatmin edecek bir şekilde yönlendirebilme becerileriyle doğru orantılıdır. Bu bağlamda deneyimli bir satıcı, bir satış görüşmesinde süreçte dâhil olan tüm tarafların beklentilerini ve görüşmenin doğrudan ifade edilmemiş alt metinlerini tespit edebilme yeteneğine sahip olmalıdır. Bu yetenek, satış uzmanının sürecin parçası olan tarafların farklı beklentilere sahip olmalarından kaynaklanan tereddütlerini proaktif bir yaklaşımla ele almasına olanak tanır. Bu şekilde satış uzmanı, problemlerin açıkça ifade edilmediği durumlarda bile taraflara etkili çözümler sunabilir. İletişim Çerçevesini Anlamak Birçok insan, etkin iletişim yetkinliğini sadece kişinin sözlü ifade becerisiyle ilişkilendiren tek yönlü bir kavram olarak düşünür. Ancak etkili iletişim, çift yönlü bir süreçtir: Bir yönü sözlü ifadelere dayanırken diğer yönü dinleme ve gözlem becerileriyle ilgilidir. Dolayısıyla satış iletişiminin nasıl olması gerektiği hususunda bir değerlendirme yaparken etkin iletişimin ana çerçevesini oluşturan gözlem becerisiyle ilgili bilgiler sunmak yerinde olacaktır. İletişimde bulunduğumuz kişiler, ilişki kurarken iletişim biçimlerini farklı şekillerde belirler ve uygularlar. Bu nedenle ilişkiyi doğru şekilde yapılandırabilmemiz için insanların iletişim biçimlerini belirleyen çerçeveleri anlamamız önemlidir. Bu bağlamda etkin bir gözlem becerisinin değeri yadsınamaz. İnsanların iletişim çerçevelerinin neler olduğu konusunda Amerikalı iki psikolog Joseph Luft ve Harrington Ingram tarafından 1955 yılında ortaya konulan, Johari penceresi adıyla literatürde kendisine yer bulan bu buluşsal model, iletişim tarzlarının kişinin kendisi hakkında bildikleriyle başkalarının kişi hakkında bildikleri özelinde şekillendiğini ifade etmektedir. **Johari Penceresi:** Sosyal iletişim biçimimiz, Johari penceresi modeli çerçevesinde dört pencere bölmesi aracılığıyla temsil edilir. Her bir pencere; kişisel bilgileri, duyguları, motivasyonu ve bu bilgilerin kişinin kendisi veya başkaları tarafından bilişip bilinmediğini belirtir (Şekil 1.1). Bu model, geri bildirimin iletilmesi bakımından önemli olmasının yanı sıra iletilen geri bildirimin kişi tarafından nasıl değerlendirildiğini ortaya koyan bir yöntem olarak da öne çıkar. Johari penceresi modeli, bireyin öz farkındalığını geliştirmeye yönelik bir teknik olup kişinin kendisiyle ve başkalarıyla olan ilişkisini anlamasına yardımcı olan bir yöntemdir. Sosyalleşme biçimleri ve grup üyelerinden alınan geri bildirimler, karşılıklı güvenin sağlanması sonucunda kişinin iletişim biçimini bir pencereden diğerine aktarır. Kısacası Johari penceresi, kişinin kendisi hakkında bildikleri ve başkalarının kişi hakkında bildikleri arasındaki dört ana pencereyi çerçeveleyen bir modeldir. Bu pencerelerin doğru şekilde analiz edilmesi, sosyal çevremizde etkileşimde bulunduğumuz kişilere yaklaşım biçimlerimizi belirlememizde yol gösterici olması bakımından oldukça önemlidir. Johari penceresi dört ana kısımdan oluşur: 1. Açık Alan (Açık İletişim Alanımız): Bu pencere, kişinin hem kendisi hem de başkaları tarafından bilinen bilgileri içerir. Bu alandaki bilgiler, kişinin rahatça ifade ettiği, paylaştığı veya diğer insanlarla paylaşılan açık ve bilinen özelliklerini ifade eder. İletişimde açık ve şeffaf olan açık alan; kişinin duyguları, düşünceleri, deneyimleri, niyetleri ve açıkça ifade edilen diğer özelliklerini içermektedir. 2. Kör Alan (Kör İletişim Alanımız): Johari penceresindeki “kör alan” (blind area), kişinin kendisinin farkında olmadığı ancak başkalarının farkında olduğu bilgileri içerir. Bu alan, genellikle diğer insanlardan gelen geri bildirimler aracılığıyla ortaya çıkar. Başka bir deyişle bireyin davranışları, tepkileri veya etkileşim tarzları hakkında diğerleri tarafından fark edilen özelliklerini içerir. Diğer taraftan iletişim biçimini bu pencereden kurgulayan bir kişinin diğerlerinin kendisi hakkında bildikleri konusunda farkındalığı bulunmamaktadır. 3. Gizli Alan (Gizlediğimiz İletişim Alanımız): “Gizli alan” (hidden area), kişinin kendisi hakkında bilgi sahibi olduğu ancak başkalarının bu bilgilere erişimine izin vermediği veya paylaşmadığı durumları vurgular. Kişinin özel düşünceleri, hissiyatları, deneyimleri veya diğer kişisel bilgilerini içerir. Bu alandaki bilgiler genellikle kişisel mahremiyetle ilgilidir ve kişi bu bilgileri sadece seçilmiş kişilerle paylaşır. Dolayısıyla gizli alan, güven duygusu ve kişisel sınırlarla ilgilidir. Bireyin bu alandaki bilgileri başkalarıyla paylaşma kararı genellikle ilişki türüne, güven düzeyine ve iletişim dinamiklerine bağlıdır. 4. Bilinmeyen Alan (Keşfedilmemiş İletişim Alanımız): “Bilinmeyen alan” (unknown area); kişinin hem kendisi hem de başkaları tarafından bilinmeyen, henüz fark edilmemiş veya ifade edilmemiş potansiyel bilgilerini içerir. Bu alandaki bilgiler; kişinin kendisi ya da başkaları tarafından bilinçli bir şekilde fark edilmeyen düşünceleri, duyguları, deneyimleri ve özelliklerine vurgu yapar. Bu alandaki bilgiler, zamanla açığa çıkabilir ve diğer alanlara taşınabilir. Bilinmeyen alanın genişlemesi, kişinin kendisi ve başkalarıyla olan ilişkisini daha derinlemesine anlamasına ve geliştirmesine yardımcı olabilir. Johari penceresi, bu dört alana ayrılan bilgilerin sürekli değişebileceğini ifade eder. Bu anlayışa göre bireyler; iletişim yönüyle yaşadıkları zorlukların üstesinden açıklık, anlayış ve etkileşim becerilerini artırarak gelebilirler. Bu model, insanların kendilerini ve diğerlerini daha iyi anlamalarına, iletişimlerini geliştirmele-rine ve ilişkilerini güçlendirmelerine yardımcı olabilir. Şekil 1.1: Johari Penceresi Her birimiz, farkında olmasak da çeşitli bağlamlarda satış yapıyoruz. Bir işe başvururken, uzmanlığımızı veya deneyimimizi bir işverene sunarken, fikirlerimizi paylaşırken veya arkadaşımızı bir etkinliğe katılmaya ikna ederken aslında satış yapıyoruz. Bu süreçler bilinçli ya da bilinçsiz olarak günlük hayatımızın bir parçası hâline gelmiştir. Bu sebeple satış tekniklerini öğrenmek, yaşamın çeşitli alanlarında faydalı olabilecek, özenle geliştirilip uygulanması gereken bir beceridir ve genellikle bu beceriyi geliştirmek, insan psikolojisini anlamakla yakından ilgilidir. *İçten Dışa Satış, Satışın Psikolojisi* adlı kapsamlı rehber, satış alanında karşılaşılan karmaşık insan psikolojisi ve davranış konularını derinlemesine ele alarak başarılı bir satış profesyoneli olmanın sırlarını açığa çıkarıyor. Satışın temelini oluşturan psikolojik dinamikleri anlamak, müşterilerle daha derin bağlar kurmanın en temel anahtarıdır. Bu kitap, müşterilerinizle ilişki kurarken duygusal zekâ öğelerini ve iletişim becerilerini her adımda nasıl kullanacağınız konusunda sizlere rehber olmayı amaçlıyor. Ürün veya hizmet ne olursa olsun gerçek hayattan örnekler ve pratik ipuçlarıyla donatılmış bu kitap sayesinde psikolojik satış tekniklerini ustaca uygulayarak müşterilerinizi etkileme ve ikna etme konusunda kendinizi geliştirebileceksiniz.
4331b7c7-5ecf-4647-b0c7-d3e2dbf74b4d
CC-MAIN-2024-30
https://kitap.solaunitas.com/u/solaunitas/docs/i/c/icten-disa-satis-1717398738.pdf
2024-07-16T09:22:32+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-30/subset=warc/part-00053-65338ae2-db7f-48fa-a620-71777c40d854.c000.gz.parquet
312,572,360
3,620
tur_Latn
tur_Latn
0.939887
tur_Latn
0.999826
[ "tur_Latn", "unknown", "kiu_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
true
docling
[ 104, 143, 954, 1125, 2085, 3671, 5539, 7443, 9300, 11124, 11983, 13321 ]
null
null
null
null
null
null
Bozüyük Ýlçemiz Hakkýnda Bilgi Onaylayan Administrator Pazar, 14 Ekim 2007 Son Güncelleme Çarþamba, 26 Aralýk 2007 Çogu sitede bulabileceðiniz bilgiler bize de olsun istedik. Bozüyük adý nereden geliyor? Bozüyük, yurdumuzun birçok yöresinde olduðu gibi adýný bulanduðu yerin coðrafi özelliklerinden almaktadýr. Þehir merkezinin kuzeyinde ve çevresindeki tepelere göre bozkýr olan bir tepe bulunduðundan pehre ismini veren bu tepe bir höyük'e benzediðinden ve bozkýr olduðundan pehre "BOZHÜYÜK" denilmiptir. Hüyükler ýyöma topraktan yapýlmýp yapay tepeler olmakla buradaki tepe doðayla birlikte oluþmuþtur. Pehrin kurulup çok eski ve birçok uygarlýklarýn beþbiði ve önemli yollarýn düðüm noktasý olduðu için kurulduðu yerin çevresel ve uygun olarak Bozhüyük olarak anýlmaya baþlanmýptýr. Türk aðýz ve ses yapýsýna uygun olarak ve çabuk söylemeye yönelik pehre "Bozhüyük" sözü zamanla "Bozüyük" olarak bicimlenmiptir. Kaybolan "H" harfi yerine yine Anadolunun birçok yerlerinde bulunan hûyûkler ve buna baðlý yerleþim yerlerinde aynı þekilde kaybolmuþtur. Karayük, Üçyüyk, Yepilüyük ...... gibi. Bozüyük 'ün Yeri ve Sýnyrlarý Yurdumuzun kuzeybatýysýnda Bilecik ilinin ilçesidir. Kuzeynde merkez ilce, kuzeybatýda Pazaryeri ilcesi, Kuzeydoðuda Söðüt ilce, doðuda Eskiþehir ili, güneyde Kütahya ili, merkez ve Tavþanlý ilcesi, batýda Domaniç ilcesi ve Ýnegöl ilcesi ile kombudur. Ýlçenin Km2 olup, denizden yüksekliði 740 metredir. Bozüyük 'ün Yeryüzü Þekilleri Daðlarý: Yükseklikler genellikle ilçenin batý ve güneybatýsýnda yer alýr. Batý da Ýrce daðýnda Úçtepeler in yüksekliði 1790 metre, Güneybatýda Kala daðýnýn yüksekliði ise 1906 metredir. Doðuda Metristepe 1307 metre, batýda Çamyayla tepesi 1322 metre, Güneyde Kandilbayytepesi 1320 metre ve kuzeyde 900 metre ile Kýzyltepe ilçenin yüksektilerini oluþtururlar. Ovalarý: Kýzyltepe, Boztepenin güney eteklerinde neojen çanaðýýnýn yanýndan uzananak yaklaþýk 60 km2 likbir alaný kaplayan Bozüyük ovasy, kuzeybatýda daralarak Karasu vadisine uzanýr. Ova, güneyde genibleyerek, bir yandan Ýnönü - Kandilli düzüdüne, diðer yanda Karaadaç ve Akpýnar köylerinin kuzeyinde síyrılara kadar devam eder. Ova 3. zaman neojen kayalarla örtülüdür. Yaylalarý: Ýlçenin güneybatýsýnda yer alan Kömürsu ve Batan yaylalarý ilçenin belþi baþýý yaylalarýdýr. Bozüyük 'ün Akarsu ve Gõllerí Dikilitap Deresi: Akpýnar köyünün kuzeyindeki Hüsmüler ovasýndaki Sazpýnar kaynaklarýndan çýkan dere doðu - batý yönünde sürdürerek Bozüyük içinden geçer, Bursa yol kayvaðýnda Karasu ile birleþir. Karasu: Ýlçenin Bozalan Köyü kýyýnýndan doðan Karasu, Bozüyük'ten Dikilitap deresini alýp, Ankara Ýstanbul demiryoluunu izleyerek Pazaryeri'nden Sorgun deresini Batýdan Selöz , Hamsu, Bekdemir derelerini, doðudan Kýzyldamlar çayýýný alýr. Osmaneli yakýnlaryndaki Papalý boðazýndan 500 metre sonra Sakarya nehri ile birleþir. Sarýsu: Ýlçenin güneybatýsýndaki Yepilüð'dan doðan sarýsu, kuzeye doðru akýþýýný sürdüðür. Ýzerinde kurulmuþtur. Kandilli kýyü kýyýnýndan ilçe topraklarýndan Ýrce Eskiþehir topraklarýnda Sakarya nehrinin bir kolý olan Poyraz çayý ile birleþir. Dodurga Barajý - Yapay Gõl: Sarýsu üzerindedir. Taþkýnlarý önlemek ve sulama yapmak amaçýyla inþa edilip 1980 yılında iþletmeye açýlmýptýr. Baraj, toprak dolgu tipindedir. Barajýn temelden yüksekliði 33.40 metre, depolama hacmi ise 35 m3 olup, gõl alaný 245 hektardýr. Bozüyük’ün Yüklimi ve Bitki Örtüsü Bozüyük, Marmara bölgesi sinyırların içinde kalmasına karbın, iç anadolu da görülen karasal iklimin etkisi altındadır. Kışlar olgun yağıp, yazları sıcak ve kuraktır. Yağışlar genellikle kış aylarında ve kar beklendi olmaktadır. Don ve kışrağ olayının fazla olmaz. Ocak ve Şubat tır. Don ayları Kasım ayı ortalarında bablar Nisan ortalarına kadar devam eder. Dağlık alanlar genellikle korulu durumundaki ormanlara kaplıdır. Bu ormanlarda 1000 metreyi aşan bölümlerde egemen ağaç türleri karaçam, kayınıdır. Platanın üzerinde yer yer topluluklar oluşturan karaçamlara karbın daha alçak kesimlerde kızyılçam ve mebe türlerine rastlanmaktadır. Yüz dağının 1500 metreyi aşan kesimlerinde köknar türleri ile birlikte arıc ağaçlarıyla yer almaktadır. Alçak ve düz alanlarda otsu bitkileri çalıyıklar görülür. Tarihi Asya ile Avrupa arasında doğal bir köprü görevi gören Anadolu’nun hemen her köşesibü önemle jeopolitik konumu nedeniyle, ilk çağlardan bu yana hareketli ve zengin bir tarihe sahiptir. İlk çağlardan beri bölgemizde sırasıyla Hititlerin, MÖ 1200 yıllarından Balkanlardan gelen Frigyalıların bölgeye egemen olduğunu biliyoruz. Yıköy, Yaylacık ve Manıpır olarak adlandırılan kesimlerde tarihi Mina şehrinin kurulmuş olduğunu antik kalıntılardan anlıyoruz. Bölgemizdeki yaklaşık 600 yıllık Frig egemenliğine doğruan kafkaslardan gelen Kimmerler son veriyor. Kimmerlerin yaklaşık 1000 yıllık egemenliğine batıdan gelen Lidya’lılar son vermiştir. Bundan sonraki asırlarda sırasıyla bölgemize doğruan gelen Persler ile batıdan gelen Büyük Yskender komutasındaki Makedonyalılar egemen olmuştur. Yskender imparatorluğunu parçalanmaya bölgemizde uzun yıllar bu imparatorluğun parçası olarak, Bitinya’lılar yabanmıytır. Sonraları Roma İmparatorluğu egemenliğine giren bölgemiz M.S. 395 yılında sonra doğru Roma yanına egemenliğine katılmıştır. Bu yıllarda Bozüyük’ün adının "LAMUNYA" olduğunu biliriz. 600 - 720 yılları arasında bölgemiz, İstanbulu almak için gelen Arap Emevi kuvvetlerinin geçit yeri olmuştur. 1071 yılında doğruan gelen Selçuklu Türklerinin Malazgirt Savaşı sonucu, Bizans İmparatorluğuna son vermesiyle Bozüyük ve çevresi ebedi Müslüman Türk egemenliğine kavuşmuştur. Ancak bölgemiz yukarıdada belirtildiği gibi jeopolitik yani (Asya - Avrupa kervan yolu, Ypek yolu, Haçlı yolu) üzerinde olma özellikle nedeni ile sık sık doğruan ve batıdan gelen akınlarda el deoptirmesi yoluya uygariyıklar kurulup yıkyılmıştır. Daha ileriki yıllarda (M.S. 11. asır ve daha sonra) haçlı seferlerinde özellikle 1. Haçlı seferinde bölge zaman zaman Hristiyanla Müslümanlar arasında el deoptirmiştir. Bu konudaki en yakın tarihi olay Eskişehir yakınılarındaki 1097 yılında yapılan Haçlı Kızı Godefdoit ile Selçuklu Hükümdarı Kylarslan arasındaki Dorylaion savaşıdır. Selçukluların Anadolu'ya egemen olması ile birlikte Bozüyük Sultanönü üç beylidinin bir Kariye'si (köy) idi. Selçuklu hükümdarlığı Gıyasettin Mesut'un 1289 tahtında Osman beye gönderdiği 2. menburunda Eskişehir'e kadar olan bölgeyi bir sancak kabul edip Osman beye vermesiyle Bozüyük'te o tarihten itibaren Osmanlı egemenliğine girmiştir. Cihannuma tarihi, Bozüyük'ün ikinci adıyla YNÖNÜ olarak göstermektedir ve bazı eski kayıtlarda ise bu ad "BOZÜYÜK MAA YNÖNÜ" olarak geçmektedir. Osmanlı devletinde gerek sinyırlarda savaşan orduların, gerekse cepheye giden orduların yol boyunca beslenmesinde halka yüklemiştir. Bu amaçla ordunun hareketinde önce izleyeceği askeri yol, kısa bir süre için dinieneceği noktalar belirlenmekte ve bu yerlerde ordunun yiyecek ve yem olarak kullanacağı zaire miktarı saptanarak kadınlardan bunları sağlanması istenmektedir. Kanuni Sultan Süleyman'ın Bağdat seferine çıkacak Kasım papa komutasındaki ordusunun Bozüyük'te konaklayacağı haberi geldiğinde ordunun ihtiyaççı olan erzak karbı planlanmıştır. Kasım papa bu yardımcılardan çok memnun kalır. "Eğer savaş kazanıp dönersem bu dağların ortasına bir cami yapayracadığım." der. Savaştan zaferle dönen komutan sözünü tutup cami ve külliyeyi (han, hamam, yemekhane, sübyan mektebi gibi eklenileri) 1525 - 1528 yılları arasında yapmıştır. Camii ve külliyenin yapılmasıyla birlikte bu örtü köy halkı birer ikilere bimdiki Kasımpaşa Mahallesinin bulunduğu yerde toplanarak günümüz BOZÜYÜK'ü oluştururlar. Bozüyük uzun yıllar Sultanönü sancağı'nın Kariyesi durumunda kalmıştır. 93 Harbi diye bilinen 1877 - 1878 Osmanlı - Rus savaşlarından sonra Balkanlardan kaçarak Anadolu'ya göç eden Türklerin büyük bir bölümünün Bozüyük'te yerleşmeleri başlamıştır. Artık daha sonra buçak ve belediye kurumları kurulmuştur. Bozüyük'ün buçak durumuna getirilmesinin ilginç bir öyküsü vardır. Rivayete göre Bozüyük'ün ileri gelenleri buranın buçak olmasından rahatsızlarak Ynönü buçak müdürlüğünü kaçırmayı planlarlar. Daha önceden müdürlük oturacağının resmi dairesi ve evi hazine geç saatlerde atlı arabalarla Ynönü'ye giderek buçak müdürlüğünü kaçırır Bozüyük'e getirirler. Ertesi gün müdürlük kaçırıldı. Bu durumu yetkililere bildirirler. Yetkililer bu duruma çok şaşırır. Çünkü böyle bir olay o zamana kadar ne duyulmuş ne de görülmüş. Taraftan da Bozüyük'lülerin bu hareketi çok hoşlaryna gider. Ynönülüler yeni bir buçak müdürlüğü vererek kaçırılan müdürlük saflarlar. Böyle bir yöntemle buçak merkezi olan Bozüyük, önce Södüt'e bağlandı. 1885 te Ertuğrul livası kurulunca Södüt'ün buçak olduğu bağlandı. 2.Mebrutiyet'in ilanıyla (1908) aynı livaya bağlaya kaza merkezi durumuna getirildi. 1924'te iller tepkilatının kurulması ile bu durumuna getirilerek Bilecik iline bağlandı. Kurtuluş savaşında batı cephesinin ilk kurulub günlerinde (18 Haziran 1920) Bozüyük bir müddet cephe karargahı olmuştur ve hâlâ gösterdiğimiz sevgisi ve fedakarlığıyla 1920 Haziran'da bablayan ve Bursa'yı düşmesiyle sonuçlanan ilk düpman taarruzunu Eskişehir'e doğru ilerlemesini durdurmakta ordumuz için bir dayanak olmuştur.
<urn:uuid:789941b7-0e87-45f0-a0c3-28a9d2b6cab2>
CC-MAIN-2018-13
http://www.gencbozuyuk.com/index2.php?option=com_content&do_pdf=1&id=130
2018-03-17T16:42:23Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2018-13/segments/1521257645248.22/warc/CC-MAIN-20180317155348-20180317175348-00082.warc.gz
377,413,226
3,044
tur_Latn
tur_Latn
0.997495
tur_Latn
0.999434
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
docling
[ 3367, 6518, 9265 ]
null
null
null
null
null
null
Uluslararası Uygur Araştırmaları Dergisi Gönel Sönmez, Tugba (2022). Uygur Şair Mutallip Saydulla ve Türkçe Yayımlanan Kitapları Üzerine, , Sayı: 2022/19, s. 93-96. DOI: 10.46400/uygur.1114929 Uygur Şair Mutallip Saydulla ve Türkçe Yayımlanan Kitapları Üzerine [Kitap Tanıtım ve Değerlendirme/Book Review] Tugba GÖNEL SÖNMEZ ∗ Geliş Tarihi: 10.05.2022 Kabul Tarihi: 08.06.2022 Türkiye'ye coğrafi olarak uzak bir noktada yer almasına rağmen kültürel anlamda oldukça yakın olan ve aynı köklerden beslendiğimiz Doğu Türkistan'da yaşayan Uygur Türkleri, tarihin en eski döneminden beri dil, edebiyat, resim, müzik vb. alanlarda Türk dünyasının en önemli boylarından birini oluşturmaktadır. 11. yüzyıldan itibaren Türk edebiyatının, tarihinin ve kültürünün gelişiminde sayısız eser veren Uygur Türklerinin bir kısmı 19. yüzyılda artan siyasi ve sosyal olaylar nedeniyle bu topraklardan göç etmeye başlamıştır. 19. yüzyılda bugünkü Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan'a başlayan göç serüveni, 20. yüzyılda Türkiye ile devam etmiş, 21. yüzyılda ise başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın farklı ülkelerine Uygur Türkleri zorunlu ya da gönüllü yerleşmiştir. Bu noktada özellikle 21. yüzyılda Doğu Türkistan dışında, ABD ve Avrupa ülkelerinde Uygur dili, folkloru ve tarihi üzerine bilimsel çalışma yapan Uygur araştırıcıların yanı sıra şiir, hikâye, roman vb. türde eser kaleme alan çok sayıda şair ve yazar dikkat çekmektedir. Bu sanatçılar ve edebiyatçılar, eserlerini kendi dilleri olan Uygur Türkçesinin yanı sıra yaşadıkları/vatandaşı oldukları ülkelerin dillerinde (İngilizce, Norveççe, İsveççe vs.) yayımlamaktadırlar. Türkiye ile güçlü gönül bağı kuran bu sanatçıların edebȋ ve bilimsel eserlerinin son yıllarda Türkçeye aktarımının da yaygınlık kazandığı görülmektedir. Bu bağlamda 2004 yılından beri Norveç'te yaşayan ve üç eseri Türkiye Türkçesine aktarılan Uygur şairlerden biri de Mutallip Saydulla'dır. Modern Uygur şiirinin diasporadaki önemli isimlerinden biri sayılan Şair Mutallip Saydulla, 8 Ekim 1972 yılında, Doğu Türkistan'ın Keriye İlçesinin Laysu Köyünde, aydın bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. 1993 yılında Urumçi'de bulunan Şincan Petrol Enstitüsü'nden mezun olmuştur. Mezun olduktan sonra, Karamay şehrinde Petrol Genel Müdürlüğü'nde teknisyen ve mühendis yardımcısı olarak çalışmıştır. Şairin sanat hayatı üniversite dönemlerinde başlamıştır. Uygur edebiyatının önemli dergileri sayılan "Tangritağ", "Tarim", "Turpan", "Maybulak" gibi dergilerde 300'den fazla şiiri, eleştirileri ve makaleleri; "Edebi Tercimiler", "Şincan Geziti", "Şincan İqtisad Geziti", "Urumçi Kechlik Geziti", "Asiya Kindiki" ve "İşçilar Vakti" gibi gazetelerde 200'den fazla tercüme eseri bulunan Mutallip Saydulla'nın Türkiye'de "Kardeş Kalemler", "Güncel Sanat" ve "Hece" gibi dergilerde birçok şiiri yayımlanmıştır. Şairin 2020 yılında "İki Göz İki Yüz" ve "Denizin Söyledikleri" adlı şiir kitapları, "Dahi" ve "Bengü" yayınları tarafından yayımlanmıştır. 2021 yılında şairin bazı şiirleri diasporada yaşayan Uygur şairlerin yayımladığı "Çağdaş Uygur Şiiri Antolojisi", "Dilsiz Kuşlar" gibi şiir kitaplarında da yer almaktadır. Mutallip Saydulla'nın son şiir kitabı, 2022 yılında Bengü yayınları arasında yerini alan "Soğuk Sahil" adlı eseridir. Şairin bazı şiirleri, İngilizce, ∗ Dr. Öğr. Üyesi, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Halk Bilimi Bölümü, e-posta: email@example.com Norveçce, Çince ve Türkçe 'ye çevrilmiştir. Şair Mutallip Saydulla, şu an Norveç Oslo'da yaşamaktadır. Şair Çince, Türkçe ve Norveççe gibi dilleri bilmektedir. Mutallip Saydulla'nın "Denizin Söyledikleri" (2020a) adlı kitabı Nur Ahmet Kurban tarafından Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Mutallip Saydulla'nın ilk kitabı olan eser, Memtimin Ala tarafından şairin şiir serüveninin değerlendirildiği bir Ön Söz ile 103 şiirden oluşmaktadır. Şair bu eserinde tıpkı "deniz" ile konuşuyormuşçasına okurlarına seslenmektedir. Söz konusu deniz imajı çoğunlukla Asya bozkırlarında hayatlarını sürdüren Uygur Türklerinin hayatı ile deniz arasındaki mekânsal değişimin şiire intikalini yansıtmaktadır. Şairin bir diğer şiir kitabı "İki Göz İki Yüz" (2020b) olup İmran Abdülgani Sadaî tarafından Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. 59 şiirden oluşan eserin sunuş mahiyetindeki Giriş bölümünde Alimcan İnayet tarafından Uygur şiirinin gelişim dönemleri, özellikleri ve önemli temsilcileri hakkında bilgiler verilmektedir. Mutallip Saydulla'nın bu eserinde "Denizin Söyledikleri"nden farklı olarak sadece şiirlerinin Türkiye Türkçesine aktarılmış metinlerine değil Uygur Türkçesi ile yazılmış orijinal metinlerine de yer verilmiştir. Mutallip'in şiirleri genel olarak değerlendirildiğinde biri şair olarak ortaya çıkmış "ben" ve diğeri uzaklardan özlemi duyulan "ben"in karşısındaki "sen" olmak üzere iki özne bulunmaktadır. Nitekim şair bu eserine "İki Göz İki Yüz" adını vermiş olup "sen"i arayan "ben", "Sen ve Ben" şiirinde de dizelenmektedir: "Sen ve Ben Bazen Seni aramak isterim, işte o an kendimi karşımda Görürüm Her dakika kendime bakarım, yine de seni hissederim Hayranım Rüya ve gerçeğin faytonundayım Net hatırımızda ya? Biz ayrılalı olmuştu epey?" (2020b: 43) Mutallip Saydulla'nın "İki Göz İki Yüz" adlı eserinde dikkati çeken bir diğer husus şairin "Ontario Gölü" adlı şiirini (2020b: 34) Uygurlarda Guñga şiir 1 akımının ilk temsilcisi olan Şair Ahmetcan Osman'a ithaf etmiş olmasıdır. Şairin son şiir kitabı olan "Soğuk Sahil" (2022), Esra Emet tarafından Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Eser, Erkin Emet'in "Diaspora Uygur şiiriyetinin şekillenmesinden önemli rol oynayan Mutallip Saydulla" (2022: 11) ve eserleri hakkındaki değerlendirmelerini ihtiva eden Ön Sözü ile 69 şiirinden oluşmaktadır. Bu eserde Mutallip Saydulla'nın biyografisinin etkisinin açıkça gözlemlenebildiği vatan hasreti, ayrılık, ıstırap ve aşk gibi temaların sıklıkla yer aldığı görülmektedir. Nitekim şairin "Vatan", "Ürümçi", "Babamın Hatırasına", "Ayrılık" ve "Aşk ve Ölüm" gibi şiirleri söz konusu temalar etrafında dizelenmektedir. Şiirlerinde serbest nazım tekniğini kullanan şair, sade ve yalın bir dil ve lirik bir anlatıma sahiptir. Doğanın çekiciliğini güçlü gözlem yeteneği ve çeşitli betimlemeler vasıtasıyla okurlarına sunmaktadır. Şiirlerinde sevgi, vatan özlemi, çocukluk özlemi ve ayrılık gibi temalara sıklıkla yer vermektedir. Şairin bir diğer hassasiyeti Uygur diline olan sevgisi olup Memtimin Ala bu hususta: "... Önemli olan o yok olmanın eşiğine gelmiş bir dile karşı duyduğu acı ve bu yüzden saldırgan bir şekilde kalem oynatmaya çalışan bir şairdir. O dil için hayatını ortaya koymuş ve hatta onun şerefini korumak için herhangi biriyle düelloya çıkmaktan geri durmayacak bir şairdir. Bu açıdan bakıldığında o şiir ile yaşamayı değil, dahası ölümü arayan bir şairdir." (Saydulla, 2020a: 17) ifadelerine yer vermektedir. Sonuç olarak Mutallip Saydulla'nın kendine özgü üslubu, yalın dili ve duygusal tezatlardan beslenen lirik anlatımı ile modern Uygur şiirine yeni bir soluk getirdiğini söylemek mümkündür. Şiirlerindeki zengin imge ve çağrışımlar vasıtasıyla dilin ifade gücünü okuyucuya sunan Şair Mutallip Saydulla'ya ve şiirleri orijinal metinleri ile birlikte okuma fırsatı sunarak Türkiye Türkçesine aktaran İmran Abdülgani Sadaî'ye, Nur Ahmet Kurban'a ve Esra Emet'e teşekkür eder, köklü ve zengin Uygur şiirine yeni eserleri ile katkılarının devamını dileriz. Kaynakça Hasancan, Abdulvahit (2017). "Modern Uygur Şairi Ahmetcan Osman Şiirleri ve Onun Önderliğinde Guñga Şiir Hareketi". Uluslararası Uygur Araştırmaları Dergisi, (9): 1-10. 1 " 'Guñga' kelimesi Uygur Türkçesinde "muğlak, anlaşılmayan, açık olmayan" anlamına geliyor. Guñga şiir Modern Uygur edebiyatına özellikle şiire ait özel bir terim olup 1980'lerin ortalarından itibaren Uygur şiirinde görülmeye başlayan serbest tarz şiirlerdir. Söz konusu şiirler şekil ve üslupta geleneksel aruz vezni ve hece veznindeki şiirlerden tamamıyla farklılıklar göstermiştir." Uygur şairi Ahmetcan Osman ve Guñga şiir hareketi hakkında detaylı bilgi için bk. (Hasancan, 2017) Saydulla, Mutallip (2020a). Denizin Söyledikleri. (çev.: Nur Ahmet Kurban). Ankara: Bengü Yayınları. Saydulla, Mutallip (2020b). İki Göz İki Yüz. (çev.: İmran Abdülgani Sadaȋ). İstanbul: Dahi Yayıncılık. Saydulla, Mutallip (2022). Soğuk Sahil. (çev.: Esra Emet). Ankara: Bengü Yayınları.
<urn:uuid:4fed0e24-db0b-4016-8a7c-1615e3d2afb6>
CC-MAIN-2025-05
http://www.uygurarastirmalari.com/arsiv/2022-19/2022_06.pdf
2025-01-21T09:14:29+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2025-05/subset=warc/part-00062-88b30a59-3c73-48ba-a167-077611bfd245.c000.gz.parquet
50,976,005
2,673
tur_Latn
tur_Latn
0.985454
tur_Latn
0.999163
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 3445, 5216, 8104, 8395 ]
null
null
null
null
null
null
Okul Öncesi Eğitimde Program Temel Bileşenler ve Uygulamalar Doç. Dr. Mehmet TORAN Editör: Editör: Doç. Dr. Mehmet TORAN OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDE PROGRAM Temel Bileşenler ve Uygulamalar ISBN 978-625-7228-97-8 DOI 10.14527/9786257228978 Kitap içeriğinin tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. © 2020, PEGEM AKADEMİ Bu kitabın basım, yayım ve satış hakları Pegem Akademi Yay. Eğt. Dan. Hizm. Tic. AŞ'ye aittir. Anılan kuruluşun izni alınmadan kitabın tümü ya da bölümleri, kapak tasarımı; mekanik, elekt­ ronik, fotokopi, manyetik, kayıt ya da başka yöntemlerle çoğaltılamaz, basılamaz, dağıtılamaz. Bu kitap T.C. Kültür Bakanlığı bandrolü ile satılmaktadır. Okuyucularımızın bandrolü olmayan ki­ taplar hakkında yayınevimize bilgi vermesini ve bandrolsüz yayınları satın almamasını diliyoruz. Pegem Akademi Yayıncılık, 1998 yılından bugüne uluslararası düzeyde düzenli faaliyet yürüten uluslararası akademik bir yayınevidir. Yayımladığı kitaplar; Yükseköğretim Kurulunca tanınan yük­ seköğretim kurumlarının kataloglarında yer almaktadır. Dünyadaki en büyük çevrimiçi kamu erişim kataloğu olan WorldCat ve ayrıca Türkiye'de kurulan Turcademy.com tarafından yayınları taran­ maktadır, indekslenmektedir. Aynı alanda farklı yazarlara ait 1000'in üzerinde yayını bulunmaktadır. Pegem Akademi Yayınları ile ilgili detaylı bilgilere http://pegem.net adresinden ulaşılabilmektedir 1. Baskı: Aralık 2020, Ankara Yayın-Proje: Şehriban Türlüdür Dizgi-Grafik Tasarım: Müge Çetin Kapak Tasarım: Pegem Akademi Baskı: Vadi Grup Basım A.Ş. İvedik Organize Sanayi 28. Cadde 2284 Sokak No: 105 Yenimahalle/ANKARA Tel: (0312) 394 55 91 Yayıncı Sertifika No: 36306 Matbaa Sertifika No: 49180 İletişim Karanfil 2 Sokak No: 45 Kızılay / ANKARA Yayınevi: 0312 430 67 50 - 430 67 51 Dağıtım: 0312 434 54 24 - 434 54 08 Hazırlık Kursları: 0312 419 05 60 İnternet: www.pegem.net E-ileti: firstname.lastname@example.org WhatsApp Hattı: 0538 594 92 40 ÖN SÖZ Yapılan araştırmalar ve değerlendirmeler okul öncesi eğitiminden yararla­ nan çocukların uzun vadede gerek akademik, gerek gelişimsel, gerekse de top­ lumsal olarak erken çocukluk eğitiminden yararlanamayan çocuklardan daha avantajlı duruma geldiklerini ortaya koymaktadır. Günümüzde de birçok ülkede okul öncesi eğitime yapılan yatırımın çocukların okul öncesi eğitime erişimleri­ ni desteklemeye ve uygulanan okul öncesi eğitim programının niteliğinin arttı­ rılmasına yönelik olduğu görülmektedir. Özellikle uygulanan okul öncesi eğitim programlarının aynı zamanda öğretmen yetiştiren kurumların politikaları ilişkili olması uygulamaları etkili gerçekleştiren okul öncesi eğitimcilerinin yetiştirilme­ sine önemli katkılar sağladığı söylenebilir. Bu katkılar hem uygulanan programı zenginleştirirken hem de çocuğun eğitim hakkından üst düzeyde yararlanmasını desteklemektedir. Bu kitabın ortaya çıkış serüveni Türkiye'de uygulanan okul ön­ cesi eğitim programlarını anlamak ve nasıl uygulandığını açıklamaya çalışmakla birlikte programın etkili bir şekilde uygulanabilmesi için programın temel bile­ şenlerine ve uygulamalarına vurgu yapmayı hedeflemektedir. Elinizdeki bu kitap Türkiye'nin farklı üniversitelerinden çok kıymetli araştırmacıların katkıları ile 8 bölümden oluşmaktadır. Bununla birlikte "erken çocukluk eğitimi" kavramı Tür­ kiye'de henüz tam anlamıyla yerleşmemiş olmasından dolayı kitabın isminde "okul öncesi eğitim" özellikle yaygın kullanım ve yasal tanımlar göz önünde bulunduru­ larak kullanılmıştır. Kitabın ilk bölümü Türkiye'de okul öncesi eğitim programlarının tarihini in­ celerken aynı zamanda bu programların benzerlikleri, farklılıkları ve uygulamaları noktasında hem araştırmacılara, hem öğretmenlere, hem de öğretmen adaylarına önemli bilgiler sunmaktadır. Bununla birlikte kitabın ikinci bölümü ise Türkiye'de uygulanan MEB 2013 Okul Öncesi Eğitim Programının yaklaşım, temel ilkeleri ve uygulamalara yönelik özellikle öğretmenlere rehber niteliği taşımaktadır. Ay­ rıca üçüncü bölüm özellikle etkili okul öncesi uygulamalarının gerçekleştirilme­ sinde önemli rolü olan okul öncesi öğretmenlerinin yeterliliklerinin ne ve nasıl olmasına odaklanırken dördüncü bölüm ise eğitim ortamlarının tasarımına odak­ lanmaktadır. Gerek program gerek öğretmen gerekse eğitim ortamının çocuğun yüksek yararının gözetilmesi üzerine inşa edilebilmesi için vazgeçilmez olan okul öncesi eğitimde değerlendirmeye ise dördüncü bölümde yer verilmiştir. Bununla birlikte okul öncesi eğitimin ayrılmaz bir parçası olan aile katılımı çalışmalarının nasıl olması gerektiği altıncı bölümde ele alınmıştır. Okul öncesi eğitimde uygu­ lamaların izlenmesi, çocukların izlenmesi ve programın sağlıklı bir şekilde değer­ lendirilebilmesi için rehberlik hizmetlerine yapılan vurgu ise yedinci bölümde yer almaktadır. Bireysel farklılıklar, kapsayıcı eğitim ve kaynaştırma eğitiminin önem kazandığı günümüzde okul öncesi eğitimde etkili uygulamaların nasıl yapılacağı­ na kitabın son bölümü olan sekizinci bölümde yer verilmiştir. İçeriğinin zengin olmasına özen gösterilen bu kitabın okul öncesi eğitimi alanına katkı sağlayacağı­ nı umut ediyorum. Okul öncesi eğitimde niteliğin gözetilmesi aynı zamanda ülkenin geleceğinin gözetilmesi ile doğru orantılı olacağı düşüncesi ile kitabın çocuklarımızın gelece­ ğine katkı sağlaması umuduyla! Doç.Dr. Mehmet Toran Aralık 2020 Bölümler ve Yazarları Editör: Doç. Dr. Mehmet TORAN 1. Bölüm: Türkiye'de Okul Öncesi Eğitim Programları Sağlık Bilimleri Üniversitesi Doç. Dr. Erhan ALABAY ORCID No: 0000–0003–4025–2352 2. Bölüm: MEB 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı: Doç. Dr. Mehmet TORAN Planlama, Uygulama ve Değerlendirme İstanbul Kültür Üniversitesi ORCID No: 0000–0003–3457–9113 3. Bölüm: Okul Öncesi Eğitimde Öğretmenin Rolü Doç. Dr. Ramazan SAK ORCID No: 0000–0002–7504–9429 Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi 4. Bölüm: Okul Öncesinde Eğitim Ortamı ve Tasarımı Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Doç. Dr. Özge METİN ASLAN ORCID No: 0000–0002–3719–6970 5. Bölüm: Okul Öncesi Eğitimde Değerlendirme Doç. Dr. Özlem YURT TARAKÇI Trabzon Üniversitesi ORCID No: 0000–0001–6851–9974 6. Bölüm: Okul Öncesi Eğitimde Aile Katılımı Doç. Dr. İkbal Tuba ŞAHİN SAK Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ORCID No: 0000–0002–9054–6212 7. Bölüm: Okul Öncesi Eğitimde Rehberlik Çalışmaları Marmara Üniversitesi Dr. Hülya BİLGİN ORCID No: 0000–0002–1641–2750 8. Bölüm: Kapsayıcı Eğitim: Okul Öncesi Eğitimde Doç. Dr. Veysel AKSOY Kaynaştırma/Bütünleştirme Anadolu Üniversitesi Arş. Gör. Hamdi GÖNÜLDAŞ ORCID No: 0000–0003–1020–8326 Anadolu Üniversitesi ORCID No: 0000–0003–3569–0809 "Bilim insanı, okul öncesi eğitimcisi, meslektaşımız Dr. Aylin Sözer'e..." İÇİNDEKİLER 3. BÖLÜM OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDE ÖĞRETMENİN ROLÜ x xi Yazarlar Hakkında....................................................................................................... 219 1. BÖLÜM TÜRKİYE'DE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMLARI Doç. Dr. Erhan ALABAY Sağlık Bilimleri Üniversitesi ORCID No: 0000–0003–4025–2352 1. Giriş Dünya üzerindeki birçok ülkede resmi olarak uygulanan okul öncesi eğitim programlarına veya okul öncesi eğitim standartlarına rastlamamız mümkündür. Bu programların hiçbiri geliştirildiği gibi sabit kalmamaktadır. Teknolojinin geliş­ mesi, çağın gerektirdiği becerilerin farklılaşması ve farklı yaklaşım ve tekniklerin ortaya çıkması ile birlikte bu programlarda tekrardan düzenlenmektedir. Özellikle çocuğun gelişiminin en hızlı olduğu okul öncesi dönemde uygulanan programlar, bu değişimlerin en hızlı yapıldığı programların başında yer almaktadır. Bu bö­ lümde Türkiye'de uygulanan okul öncesi eğitim programlarına ve bu programların içeriklerine yer verilmiştir. 2. Türkiye'de Okul Öncesi Eğitimi Programları ve Tarihçesi Okul öncesi eğitim, çocukların 0-72 aylık dönemlerinde bilişsel, motor, dil, sosyal duygusal gelişim alanlarını ve öz bakım becerilerini desteklemek amacıy­ la uygulanan eğitimdir. Ayrıca çocuklar okul öncesi eğitim kapsamında ilgi ve ihtiyaçlarına karşılık bulur, pro-sosyal davranışlar kazanır, içinde yaşadığı farklı kültürleri tanır ve ilköğretim için gerekli olan ön becerilere sahip olur. Çocuğun doğumuyla başlayan bu eğitim, çocuğun çevresini keşfetmesi, çevresindeki sosyal yapı ile etkileşime geçmesi ve formal bir eğitim kurumuna gitmesiyle devam eder. Özellikle çocuğun tüm gelişim alanlarında en hızlı ilerlemenin gözlemlendiği bu yaş aralığında kaliteli ve zengin bir eğitim programının çocuğa sunulması hem çocuk için hem de ailesi ve toplum için önem arz etmektedir (Kleyn, 2012; Aral, Kandır ve Yaşar, 2000). Yapılan ulusal ve uluslararası birçok bilimsel çalışmanın sonuçlarına baktığımızda da, okul öncesi eğitim almış çocukların okul öncesi eğitim almamış çocuklara oranla birçok gelişim alanında daha avantajlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır (Parlakyıldız, 2014; Erbay, 2008; Akçay, 2016; Magnuson, Meyers, Ruhm ve Waldfogel, 2004; Özkesemen, 2008). Bu aşamada öncelikle şu soru aklımıza gelmektedir? Nitelikli bir okul öncesi eğitim programı hangi özellikleri barındırmalıdır? Ulusal Kalite Öğretim ve Öğre­ nim Merkezi'nin Okul Öncesi Eğitim Programı raporunda toplam 13 madde ile bu özellikleri sıralamıştır (Wechsler, Melnlck, Maler ve Blshop, 2016). Nitelikli bir okul öncesi eğitim programında: ƒ Çocuğun gelişim ilkelerine uygun olarak hazırlanmış olması, ƒ Belli bir kuramsal alt yapısının ve araştırmalar doğrultusunda etkisinin belirlendiği kanıta dayalı özellikte olması, ƒ Çocuk üzerine etkilerinin somut olarak belirlenebilir özellikte olması, ƒ Kapsamlı öğrenme alanlarına yer veriliyor olması, ƒ Her öğrenme alanında derinlemesine çalışmaların yapılıyor olması, ƒ Programda çok özel öğrenme hedeflerinin bulunması, ƒ Eğitimciler tarafından iyi tasarlanmış öğrenme etkinliklerini içermesi, ƒ Kültürel ve dilsel olarak duyarlı olması, ƒ Sürekli devam eden bir değerlendirme sisteminin bulunması, ƒ Çocukların ilgi ve yetenekleri doğrultusunda mesleki gelişim fırsatlarına yer vermesi, ƒ Çocukların davranışlarını gözlemleyip analiz ettikten sonra duyarlı öğre­ timin çocuklara sunulması ƒ Etkili aile katılım uygulamalarının olması, ƒ Çocukların ilgi ve yetenekleri doğrultusunda bireysel öğretimi destekle­ mesi. Wechsler ve diğerleri (2016)'nin nitelikli bir okul öncesi eğitim programının yapı taşlarını belirlemeyi hedefledikleri çalışma sonucunda da, nitelikli bir okul öncesi eğitim programının 10 faktöre dayandığını belirtmiştir. Bu faktörlerden ilki programların öğrenme standartlarıdır. Nitelikli bir okul öncesi eğitim progra­ mının öğrenme standartlarının bulunması oldukça elzemdir. Bunun dışında okul öncesi eğitim programlarında; gelişim hedefli müfredatların olması (2), çok yönlü gerçekleştirilen değerlendirmeleri içermesi (3), öğrenme sürecinde ilgi çekici et­ kileşimlerin ve eğitim ortamlarının hazırlanması (4), öğretmenlere sürekli olarak koçluk ve mentorluk destek eğitimlerinin sunulması (5), anlamlı aile katılımları (6), özel gereksinimleri olan çocuklara desteklerin sunulması (7), yeterli öğren­ me sürelerinin çocuklara sunulması (8), çocuk-öğretmen etkileşiminin daha iyi sağlanabilmesi açısından düşük mevcutlu sınıflar (9) ve sürdürülebilir nitelik ve iyileştirme sistemlerini barındırması (10) beklenmektedir. Türkiye'de uygulanan okul öncesi eğitim programları incelendiğinde, 1900'lü yıllara kadar uzandığı ve sadece programların genel çerçeveleri, genel amaç ve il­ kelerine yer verildiği görülmektedir. Bu nedenle öğretmenler o dönemde bu ge­ nel çerçeve doğrultusunda planlarını ve programlarını hazırlamışlardır. İlk olarak Türkiye'de taslak şeklinde hazırlanmış okul öncesi eğitim programı 1989 yılında kabul edilmiş ve 1994 yılında ise uygulanmaya başlamıştır (Pökön, 2003; Düşek ve Dönmez, 2012). Cumhuriyet döneminden başlayıp günümüze kadar Türkiye'de uygulanan okul öncesi eğitim programlarını şu şekilde sıralamak mümkündür: ƒ 1952 Okul Öncesi Eğitim Programı ƒ 1981 Okul Öncesi Eğitim Programı ƒ 1989 Okul Öncesi Eğitim Programı ƒ 1994 Okul Öncesi Eğitim Programı ƒ 2002 Okul Öncesi Eğitim Programı ƒ 2006 Okul Öncesi Eğitim Programı ƒ 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı Cumhuriyet öncesi dönemde de okul öncesi eğitim uygulamalarına rastlan­ maktadır. Özellikle Fatih Sultan Mehmet zamanında kurulan ve okulöncesi dö­ nem yaş grubu çocuklarına eğitim vermeyi amaçlayan sıbyan mektepleri açılmıştır. Sıbyan mekteplerinin bir diğer adı da "Mahalle Mektepleri"dir. Sıbyan Mektep­ lerinin temel amacı, 60-72 aylık çocuklara yazı yazmayı öğretmek, dini vecibe­ lerini yerine getirmeyi öğretmek, Kur'an-ı Kerim'i okutmak ve matematiksel he­ saplamaları yapmak gibi dört işlem becerisini çocuklara kazandırmaktır. Sıbyan Mekteplerinin dışında aynı yaş grubu çocuklarına meslek edindirme becerilerini kazandırabilmek için Islahhaneler kurulmuş ve buralarda mesleki eğitimler ve­ rilmiştir. Ayrıca çocukların barınma ihtiyaçlarının karşılanması ve eğitimlerin verilmesi için Darüleytamlar da kurulmuştur. Fakat Darüleytamlarda çocuklara eğitimler verilse de daha çok savaş sonrası ailesini kaybetmiş çocukların barınma olanaklarını karşılamaktadır. Ardından 1913 yılında çıkartılan Tedrisatı İptidai­ ye Kanunu Muvakkati ile yurdun birçok yerinde anaokullarına ait programların düzenlenmesi için gerekli olan hükümler çıkartılmıştır. Özellikle nasıl bir anao­ kulu programı hazırlanacağı ve öğrenim süreçlerinin nasıl işleneceği konusunda detaylı bilgileri içererek öğretmenlere rehber olmuştur. 1913 yılında yayımlanan İlköğretim Geçici Kanun'unun ön gördüğü Ana Mektepleri Nizamnamesi 1915 yı­
<urn:uuid:1ccb6143-cf64-4468-85ea-3fa86020a42a>
CC-MAIN-2023-50
https://depo.pegem.net/9786257228978.pdf
2023-11-29T12:53:29+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2023-50/subset=warc/part-00158-e565b809-b335-4c1d-90fd-54a9a2b7113d.c000.gz.parquet
241,110,087
3,914
tur_Latn
tur_Latn
0.996534
tur_Latn
0.999853
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "unknown", "unknown", "unknown", "unknown", "unknown", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 92, 1924, 5089, 5315, 6220, 6577, 6653, 6666, 6714, 6717, 6721, 6847, 8893, 10997, 13517 ]
null
null
null
null
null
null
ÇEŞİTLİ MATERYALLERDEN SOYUTULAN BAZI MİKROORGANİZMALARA KARŞI AMINOGLIKOZİD, SEFALOSPORİN VE PENİSİLİN GRUPLARINDAN BAZI ANTİBİYOTİKLERİN ETKİ DURUMLARI Mehtap TURFAN, Eralp ARIKAN, Ömer METE, Kadri GÜL, Celal GÜRKAN ÖZET Antibiyotiklere karşı kısa sürede direnç kazanan ve halen birçok antibiyotiğe dirençli olan toplam 725 Pseudomonas, Proteus, E.coli, patojen Staphylococcus, S.pneumoniae ve Neisseriae suşlarının aminoglikozid grubundan gentamisin, streptomisin, kanamisin, tobramisin, amikasin, netilmisin ile sefalosporin grubundan cefazolin, sefotaksim, seftriakson ve penisilin grubundan amoksisilin ile mezlosilinc karşı direnç durumları incelenmiştir. E.coli, Proteus ve Pseudomonas suşlarına en düşük direnç oranı aminoglikozidlerden amikasinle (%9-14), sefalosporinlerden seftriaksona (%13-43) karşı saptanmıştır. Penisilin grubundan amoksisilin ve mezlosilinc bu suşlarda yüksek oranda (%56-69) direnç saptanmıştır. Kok şeklindeki bakterilere en etkili antibiyotik olarak aminoglikozid grubundan tobramisin bulunmuştur. Sefalosporinlerin bu bakterilere etkinliği çok değişken bulunmuştur. SUMMARY The effect of some aminoglycosides, cephalosporins and penicillins on some microorganisms isolated from various clinical specimens. The susceptibility of totally 725 Pseudomonas, Proteus, E.coli, Staphylococcus, S.pneumoniae and Neisseria strains which have acquired a considerable degrees of resistance to antibiotics was determined for gentamicin, streptomycin, kanamycin, tobramycin and netilmicin from aminoglycoside group, for cefazolin, cefotaxime and ceftriaxone from cephalosporin group, and for amoxycillin and mezlocillin from penicillin group antibiotics. The lowest ratios of resistance in E.coli, Proteus and Pseudomonas strains were for amikacin (9-14%) among aminoglycosides, and for ceftriaxone (13-43%) among cephalosporins. High ratios of resistance were found for amoxycillin and mezlocillin from penicillin group antibiotics in these species of bacteria (56-69%). The most effective antibiotic for cocci was found to be tobramycin. The activity of cephalosporins on these bacteria was found considerably variable. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Diyarbakır. GİRİŞ İnfeksiyon hastalıklarının tedavisinde eldeki en büyük silah kemoterapötik maddeler ve antibiyotikler olmuştur. Domag'ın prontosilini, Fleming'in penisitini buluşuyla başlayan mikroorganizmalar karşı savaş, gün geçtikçe anlam kazanmakta, boyutları değişmekte ve beraberinde de değişik sorunlar getirmektedir. İlaç endüstrisindeki gelişimlerle bağlı olarak bu sorunlar geçici olarak çözümlenmekte, ancak kesin bir sonuca ulaşılamamaktadır. Bilindiği üzere piyasaya sürülen her yeni antibiyotiğe karşı değişik süreçler içerisinde mikroorganizmalar direnç kazanırlar. Bazı hallerde bu direnç mikroorganizmalar arasında genetik olaylarla aktarılabilmektedir. Bu durum tedavide başarı şansını azaltmaktadır. Bu başarısızlıkta maalesef insanoğlu bilerek veya bilmeyerek mikroorganizmaları yardımcı olmaktadır. Çünkü mikroorganizmaların kemoterapötiklere duyarlılıkları saptanmadan kemoterapötiklerin yetersiz süre ve yetersiz dozda bilincsizce kullanılması, duyarlı susların ortadan kalkmasına, ancak bu esnada hastalık etkisi olmayan bazı dirençli mikroorganizmaların floradaki dengeyi bozarak aşırı çoğalmalarına neden olmaktadır. Böylece, potansiyel patojen bu mikroorganizmalar süper infeksiyonlara neden olmaktadır. Özellikle barsak florasında bulunan *Pseudomonas*, *Proteus* ve *E. coli* suslarının oluşturdukları infeksiyonların kemoterapötik maddelerle tedavisinde güçlük çekilmektedir. Bu nedenle dış ülkelerde antibiyotiklerin kullanımları hakkında özel uygulamalar ele alınmış ve reçetesiz olarak, üstelik antibiyotik duyarlılığı deneysel yapılmadan kullanımları engellenmiştir. Bu çalışmada halen piyasada en çok kullanılan aminoglikozid, sefalosporin ve penisilin grubundan bazı antibiyoyüklerin *Pseudomonas*, *Proteus* ve *E. coli*’nin yanı sıra patojen *Staphylococcus*, *S.pneumoniae* ve *Neisseria* grubu bakterilerce etkinliklerinin saptanması amaçlanmıştır. Böylelikle antibiyogram olanağı bulunmayan yörelerde tedavi edici hekimlikte antibiyotik seçimi yardımcı olmak amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM Laboratuvarımıza değişik kliniklerden gönderilen, kan, idrar, boğaz, kulak sürtünüsü, cerahat gibi materyellerden izole edilen 192 *E. coli*, 92 *Pseudomonas*, 95 *Proteus*, 220 patojen *Staphylococcus*, 65 *Neisseria spp.*, 61 *S.pneumoniae* susları bu çalışmanın kapsamına alınmıştır. Susların izolasyonu için bilinen rutin yöntemler kullanılmıştır (4,5). Antibiyotiklere duyarlık deneyselinde DST agar besiyeri (xoid) kullanılmıştır. Antibiyotik diskleri gentamisin, streptomisin, tobramisin, amoksisilin için 10 μg; netilmisin için 25 μg; kanamisin, amikasin, sefazolin, sefotaksim, seftriakson için 30 μg; mezlosilin için 75 μg aktif madde içerecek şekilde laboratuvara hazırlanmıştır. Deneçen antibiyotikler aminoglikozid grubundan gentamisin, streptomisin, kanamisin, tobramisin, netilmisin, amikasin; sefalosporin grubundan sefazolin, sefotaksim, seftriakson; penisilin grubundan amoksisilin ve mezlosilindir. Antibiyotiklere duyarlılığın saptanması için disk diffüzyon yöntemi ve Kirby-Bauer yöntemi kullanılmıştır. BULGULAR Denenen bakterilerin kullanılan antibiyotiklere duyarlık deneyi sonuçları tablo 1'de gösterilmiştir. Tabloda görüldüğü gibi *E.coli*, *Proteus* ve *Pseudomonas* gibi Gram negatif çomaklara en etkili antibiyotığın aminoglikozid grubundan amikasin olduğu saptanmıştır. Bu bakterilerde, amikasine direnç oranı %9-14 arasında değişmiştir. Amikasini tobramisin izlemiş (%18-27 direnç), enfazla direnç ise kanamısine karşı bulunmuştur (%46-73 direnç). Sefalosporin grubu antibiyotiklerden Gram negatif çomaklara en az direncin seftriaksona olduğu (%13-43 direnç), bunu sefotaksimin izlediği (%24-44 direnç) görülmüştür. Penisilin grubundan denenen amoksisilin ve mezlosilin birbirine yakın sonuçlar vermiştir. *Staphylococcus*, *Neisseria* ve *S.pneumoniae* gibi kok şeklindeki bakterilerde en düşük direncin tobramisine olduğu (%9-13 direnç), bunu amikasının izlediği (%10-14 direnç) saptanmıştır. Sefalosporin grubunda türlerce göre farklı direnç bulunduğu, penisilin grubunda mezlosilinin amoksisilinden daha etkili olduğu görülmüştür. Tablo 1. 725 bakteri susunun denenen antibiyotiklere duyarlıkları (%). | Antibiyotikler | E.coli n=192 | Proteus n=95 | Pseudomonas n=92 | Staphylococcus n=220 | Neisseria n=65 | S.pneumoniae n=61 | |----------------|--------------|--------------|------------------|----------------------|---------------|-------------------| | | Du A Di | Du A Di | Du A Di | Du A Di | Du A Di | Du A Di | | Aminoglikozidler: | | | | | | | | Gentamisin | 33 27 40 | 34 7 59 | 20 26 54 | 47 23 30 | 48 31 21 | 24 39 37 | | Streptomisin | 19 20 61 | 27 19 54 | 11 18 71 | 26 21 53 | 23 31 46 | 24 16 60 | | Kanamisin | 25 20 55 | 27 27 45 | 14 13 73 | 37 25 38 | 39 17 44 | 27 35 38 | | Tobramisin | 55 27 18 | 54 26 20 | 45 28 27 | 68 23 9 | 71 19 10 | 48 39 13 | | Amikasin | 66 20 14 | 71 19 10 | 75 16 9 | 74 16 10 | 70 19 11 | 69 17 14 | | Netilmisin | 49 16 35 | 53 22 25 | 35 21 44 | 62 15 23 | 56 27 17 | 33 28 39 | | Sefalosporinler: | | | | | | | | Sefazolin | 35 25 40 | 6 29 65 | 12 10 78 | 56 17 27 | 49 37 14 | 41 33 26 | | Sefotaksim | 58 18 24 | 41 31 28 | 35 21 44 | 67 16 17 | 40 35 25 | 61 29 10 | | Seftriakson | 78 9 13 | 54 24 22 | 36 21 43 | 69 15 16 | 59 25 16 | 64 15 21 | | Penisilinler: | | | | | | | | Amoksisilin | 13 19 68 | 14 22 64 | 13 18 69 | 29 35 36 | 36 27 37 | 39 22 39 | | Mezlosilin | 21 23 56 | 19 17 64 | 17 19 64 | 35 32 33 | 60 16 24 | 66 19 15 | Du= duyarlı, A= az duyarlı, Di= dirençli. TARTIŞMA Antibiyotiklere karşı direnç oluşum mekanizması ve aktarımı suslara göre değişmekte ise de, bugün özellikle tedaviye cevap veremeyen inatçı infeksiyonların etkeni olarak başta Proteus, Pseudomonas, E. coli ve patojen Staphylococcus susları gelmektedir. Adı geçen bu mikroorganizmalar inatçı infeksiyonların yanı sıra büyük sorunlar yaratılan hastane infeksiyonlarından da sorumlu tutulmaktadır. Bunun içindir ki, bu çalışmada özellikle bu mikroorganizmalarla karşı bugün serbest hekimlikte en çok kullanılan antibiyotiklerin etki durumları ele alınmıştır. Bulgular kısmında belirtildiği üzere değişik gruplardaki farklı antibiyotiklerin etki durumları suslara göre değişmektedir. Özellikle aminoglikozid grubundan amikasinin yukarıda adı geçen inatçı patojenlere karşı yüksek oranda etkili olduğu dikkati çekmektedir. Elde ettigimiz sonuçlar yurt dışında yapılan araştırmalara uygunluk göstermektedir (7,9). Sefalosporin grubundan seftriaksonun amikasin ile mukayese edildiğinde bazı suslara etkisinin çok daha az olduğu (Örneğin Pseudomonas susları amikasine %9 oranında direnç gösterirken, seftriaksona %43 oranında direnç göstermiştir) saptanmıştır. Penisilin grubundan amoksilin ve mecloziline direncin suslara göre farklılık gösterdiği görülmüştür. Günümüzde çok etkili olduğu bilinen antibiyotiklerin ne kadar süre sonra bu etkilirlerini kaybedeceğlerini tahmin etmek mümkün değildir. Gönül ister ki, çok uzun süre tedavi edici hekimlikte en iyi şekilde kullanılabilsinler. Ancak, daha önce çok etkili olduğu bilinen bazı antibiyotikler bugün piyasadan çekillenmiş, bu antibiyotiklerin de aynı akibe ugramaları acı bir gerçek olarak karşımıza çıkacaktır. Burada esas hata antibiyotikin ne zaman, nerede, hangi doz ve sürede kullanılmasını bilememektent ortaya çıkmaktadır. Örneğin: herhangi bir viral infeksiyonda hastanın ateşi gözönünde bulundurularak bakteriyel bir infeksiyon olabilir kanısıyla gereksiz yere antibiyotik verilmekte, hatta geniş spektrumlu antibiyotikler kullanılmaktadır. Keza antibiyotik duyarlılık dencyi yapılmaksızın veya duyarlılık dencyi yapıp, etkisiz olduğu anlaşılan bir antibiyotikin dozu artırılarak etkili olabileceği düşünülerek kullanılması, dirençli susların artışına ve tedavinin başarısızlıkla sonuçlanması neden olmaktadır. Gereksiz yere antibiyotik ve kemoterapötik maddelerin kullanılması, dirençli mikroorganizmaların artışlarına, ekonomik zararlara, süper infeksiyonlara ve hastada beklenmedik yan etkilere neden olmaktadır (8). Dolayısıyle hem ülkeye, hem de tedavi altındaki hastaya zarar verilmektedir. 1930'lıarda süfonamidlerin kullanılışından bu yana gidikçe artan oranlarda dirençli suslar ortaya çıkmıştır. Dirençli susların R faktörü adını verdigimiz direnç genlerini plazmidler aracılığıyla aktarmaları, antibiyotik ve onunla ilgili sorunların boyutlarını genişletmiş ve bugün tüm dünya ülkelerinin üzerinde hassasiyetle durduğu konular haline gelmiştir (1,2). Bazı mikroorganizmalar salgıladıkları enzimlerle antibiyotik veya kemoterapötikleri inaktive ederek etkisiz halce getirmektedirler. Özellikle penisilin, sefalosporin, kloramfenikol ve aminoglikozidlere karşı enzimle inaktivasyon şeklinde bir direnç söz konusu olmaktadır (2,3,6). Sonuç olarak piyasaya sürülen her yeni antibiyotik ve kemoterapötikten daha uzun süre etkili bir şekilde faydalanabilmek için birçok araştırıcının önerilerini tekrar etmekte fayda görmekteyiz (2). Bilinen gerçek şu ki, bugün enterik bakterilerin büyük bir kısmı birçok antibiyotiğe karşı multipl direnç göstermektedirler. Bu multipl direncin aktarımında rol oynayan R plazmidleri ile savaşacak herhangi bir olanağa sahip olmadığımız için ancak aşağıda kısa başlıklar halinde verdiğiimiz öneriler dikkate alındığı taktirde bir noktaya kadar bu büyük tehlikçeye savaşmak, daha doğrusu direnç artış hızını azaltmak mümkün olabilecektir. Bunlar: a) İnfeksiyon hastalıklarının tedavisinde uygun şekilde hazırlanmış diskler ve besiyerleri kullanılarak standartize edilmiş güvenilir yöntemlerle antibiyotik duyarlık deneycilerinin mutlaka yapılması ve elde edilen sonuçlara göre tedaviye başlanılması, b) Antibiyotiklerin gelişigüzel ve dikkatsizce kullanıldığı tüm ülkelerde multipl dirençli susların aşırı sayıda oluşması hekimin yarattığı bir sorun olduğundan etkili antibiyotığın tespiti ile beraber bunun uygun süre ve dozda verilmesi gereği olarak özelencelbilir. Şu da unutulmamalıdır ki, tedavi edici hekimin başarısı, klinik-laboratuvar arasında uyumlu ilişkilere ve büyük oranda laboratuvar sonuçlarının öncemsenmesine bağlıdır. KAYNAKLAR 1- Akın A: Proteus'ların antibakteriyellere dirençliliğinin R plazmidleri ile ilişkisi, Mikrobiyoloji Bülüt 17: 163 (1983). 2- Akman M: Antibiyotiklere dirençli enterik suslarının artışı ve (R) plazmidleri, Mikrobiyol Bülüt 13: 313 (1979). 3- Berkman E: Aminoglikozid antibiyotikler; Kimyasal yapıları, modifiye edici enzimleri, günümüzdeki etkinlikleri ve geliştirme yöntemleri, Mikrobiyol Bülüt 15: 189 (1981). 4- Bilgehan H: Klinik Mikrobiyoloji, Barış yayınları, Fakülteker Kitapevi No. 2, İzmir (1987). 5- Çetin E T: Pratik Mikrobiyoloji, Menteş Matbaası, İstanbul (1968). 6- Gür D: Antibiyotik sentezinin genetik kontrolü, Mikrobiyol Bülüt 16: 283 (1982). 7- Mathias R G, Ronald A R, Gurwith M J, McCullough D W, Stiver H G, Berger J, Cates C Y, Fox L M, Lang B A: Clinical evaluation of amikacin in treatment of infections due to Gram-negative aerobic bacilli, J Infect Dis 134: 394 (1976). 8- Sencer E: Hastanelerde antibiyotik ve kemoterapötiklerin korunma ve tedavide aşırı kullanılışı ve bunun sonuçları, "E T Çetin (ed): Dezenfeksiyon, Antisepsi, Sterilizasyon" kitabında s. 157, İst. Tıp Fak. Yayın No. 2, İstanbul (1982). 9- Young L S, Hewitt W L: Activity of five aminoglycoside antibiotics invitro against Gram-negative bacilli and Staphylococcus aureus, Antimicrob Agents Chemother 4: 617 (1973).
<urn:uuid:46376e72-dea3-4ff3-af75-65eea1c28609>
CC-MAIN-2019-47
http://ankemdernegi.org.tr/ANKEMJOURNALPDF/ANKEM_1_4_429_433.pdf?ID=989
2019-11-22T18:13:09
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2019-47/subset=warc/part-00285-47abed28-4fa2-4f4a-b4d3-db11c85b2f3a.c000.gz.parquet
10,396,012
4,431
tur_Latn
tur_Latn
0.941831
tur_Latn
0.998939
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
docling
[ 2230, 5283, 8609, 11823, 14484 ]
null
null
null
null
null
null
MAKSİMUM BASKI KALİTESİ İÇİN ESNEKLİK VE İNOVASYON Kollmorgen Merkezden Uzaklaştırılma (merkezsizleştirme): verimlilik, kompaktlık ve modülerlik Kollmorgen'in merkezi olmayan AKD-N servo sürücü ve CDDR motorları, Omet'in Xflex X5 yeni-liğinin ruhudur. Bu yenilik, dar bant etiket ve esnek ambalaj baskı pazarında, 'yatırım-alınan sonuç' bakımından en iyi oranı sunan baskı seçeneğidir. Bu başarıyı her malzemede, yüksek kaliteyle ga-ranti eder. Tıpkı 1963'te başladığı gibi OMET, 50 yıldır "Yenilik Tutkusunu", merakını, öğrenme isteğini, pazarın eğilimlerini (trendlerini) ve müşterilerin ihtiyaçlarını öğrenmek için dünyayı keşfetme isteğini sürdürüyor. Bugün ise 5 şirketten oluşan bir grup haline gelmiş olup esas olarak baskı makinelerinin projelendirilmesi ve yapımı, esnek etiket ve ambalajların dönüştürülmesi ve peçete kağıdı üretiminde kullanılan makinelerinin projelendirilmesi ve yapımıyla uğraşmaktadır. OMET Printing Division, grup şirketlerinin arasında dar ve orta bantta kombine teknolojilerle baskı gerçekleştiren, baskı makinelerinin üretiminde uzmanlaşmış bir şirkettir. Bu tür baskı, çalışma esnekliği, her türlü malzemede üretim etkinliği ve verimliliği, farklı baskı malzemelerinin kullanım imkanı ve müşterinin ihtiyaçlarını karşılayan kişileştirilmiş konfigürasyonlar bakımından çok yönlülük gibi özelliklerden karakterize edilmiştir. Baskı pazarındaki onlarca yıllık deneyiminin ve yenilikçi yaklaşımının sonucunda OMET makine-leri, kullanım kolaylığı, düşük seviyede atık, hızlı ve verimli iş değişimi ve güvenilirlik gibi çok sayıda özelliği bir araya getiriyor. Peki, OMET makineleri ne yapar? Her türlü etiket, plastik film, katlanır karton kartları ve özel uygulamalar. Lecco'da merkezi olan şirket, zamanla dünya pazarında lider konumuna gelmiştir ve tüm kıtalara uzanarak 1.600'den fazla kurulum yapmıştır. Müşteri portföyü etiket üreticilerinin küçük baskı yerlerinden başlayıp esnek paketleme üreten ve baskılarını yapan çok uluslu büyük şirketlere kadar uzanır. "OMET, cebinizde duran çok uluslu bir şirkettir". Lecco bulunan şirketin yönetimi, şirketi küçük çaplı tipik özelliklerini koruyarak büyüyen bir şirket olarak tanımlar: bu özellikler arasında yakınlığa dayanan yaklaşım, müşteri ve tedarikçilerle ilişkilerde sosyal boyutun baskın olması, insan kaynaklarının ve dinamizmin değerlendirmesi gibi hususlar yer alır. Başarılı bir ortaklığın başlangıcını işaretleyen Omet ve Kollmorgen'in yollarının kesişmesi nasıl oldu? 2014'te OMET, ikinci nesil makineler tasarlama ve üretme ihtiyacı duydu. Bu nedenle en uygun ortak arayışına girdi ve bu da birçok potansiyel tedarikçinin yer aldığı son derece rekabetçi bir kıyaslama sürecine neden oldu. Yapılan seçimin sonunda Lecco merkezli şirket Kollmorgen'i seçti. Seçilen şirket, tüm talepleri karşılamakla kalmayıp aynı zamanda teknolojik yenilikler getirebilecek nitelikteydi: ilk uygulama, X4 modelinin mekanik çözümü ile tamamen servo destekli X6 serisinin arasında olan ancak baskı kalitesi ve esneklik bakımından daha üstün özellikler taşıyan yeni bir makine olacaktı. Kollmorgen İtalya Kıdemli Satış & Kilit Müşteri Yöneticisi Fabio Massari, "OMET küresel bir şirkettir ve Kollmorgen gibi küresel bir ortak seçmiştir" diyor. Yapılan seçimin sonunda Lecco merkezli şirket Kollmorgen'i seçti. Seçilen şirket, tüm talepleri karşılamakla kalmayıp aynı zamanda teknolojik yenilikler getirebilecek nitelikteydi: ilk uygulama, X4 modelinin mekanik çözümü ile tamamen servo destekli X6 serisinin arasında olan ancak baskı kalitesi ve esneklik bakımından daha üstün özellikler taşıyan yeni bir makine olacaktı. Diğer önemli hedefler ise elektrik panelinin ebatlarının azaltılması, kablo hacminin azaltılması, maki-nelerin modüler üretimi, veri yolu alanının standardizasyonu, bileşenlerin azaltılması ve bunların yanı sıra enerji tasarrufu ve baskı hassasiyeti gibi önemli konulardı. Yeni makinenin geliştirmesi sürecinde, üstesinden gelinmesi gereken bir başka zorluk da var olan otomasyon yazılımının korunması ya da Ar-Ge maliyetleri ve pazara sunma süresi bakımından büyük değişikliklere yol açmayan, (mevcut otomasyonda) küçük bir müdahalenin yapılmasıydı. Tüm bunlar, projenin başarısı ve gittikçe daha titiz ve "cüretkar" müşteri taleplerinin karşılanması için gerekli ve temel özelliklerdir. Kollmorgen İtalya'nın Kıdemli Satış & Kilit Müşteri Yöneticisi Fabio Massari "Kollmorgen, OMET'in tüm ihtiyaçlarını tam olarak karşılamak konusunda verdiği garantinin yanı sıra dişli izlerinin etkisini bertaraf etmek için uygun nitelikte olan yeni bir doğrudan tahrik motor sunmuştur. Bu motor hibrit/yarı motorize edilmiş yeni bir makinenin yapımına yol açmıştır. OMET, aynı zamanda, tahrik ve emniyet bileşenlerinin kullanımı bakımından belirgin bir iyileştirme kat etmiştir. Bu bağlamda elektik panosunun büyük bir kısmı ortadan kaldırılmış ve kabloların uzunluğunu yaklaşık % 70 oranında azaltılmıştır." – dedi Hareket Kontrolü mekanizmasında, AKD-N servo amplifikatörlerin, DDR Kartuş Doğrudan Tahrikli mo-torların ve KSM emniyet modüllerinin kullanımıyla, verimlilik, kompaktlık, modülerlik ve emniyet ih-tiyaçlarına cevap verilmiştir. Verimli ve kompakt: CDDR Kartuş Doğrudan Tahrikli servo motorlar ve AKD-N servo amplifikatörler Mekanik kinematiğinin azaltılması veya ortadan kaldırılması için DDR Kartuşu Doğrudan Tahrik Servo motorlar ve ilgili AKD-N tahrikler kullanıldı. CDDR motorları, mekanik transmisyonları kullanmadan, hareketin doğrudan kontrol edilmesini sağlarlar. Bu durum ise bakım sıklığını ve yedek parçaya duyulan ihtiyacı azaltıp zaman içerisinde tüm makinenin hassasiyet ve doğruluk seviyesinin düşmesini önler. Motorların montajı hızlıdır, dişli geçirme süreçleri daha azdır, entegre yüksek çözünürlüklü sinüzoidal enkodere ve 510Nm'ye kadar sürekli momentlere imkan tanırlar Kollmorgen'den CDDR servo motor: kompakt bir alanda yüksek performans. Merkezi olmayan AKD-N servo amplifikatör, daha basit bir yolla daha verimli makineler tasarlamak için Kollmorgen'in öne sürdüğü bir öneriydi. Bu öneri, yenilikçi bir teknoloji ve olağanüstü bir performansı, son derece kompakt boyutlarla bir araya getirebilmektedir. Dayanıklı tasarımı ve IP67 koruma düzeyi sayesinde Kollmorgen Merkezi olmayan AKD-N servo regülatörler, motorun çok yakınına yerleştirilebilir-ler ve böylece kabloların azaltılmasına ve elektrik panosu ebatlarının azaltılmasına imkan tanırlar. Tak-bağlantı, serbest motor seçimi, en uygun pozisyonda montaj ve geniş fonksiyon yelpazesi gibi özelliklere sahip olan 'merkezi olmayan AKD-N servo regülatörlerinin' kullanımıyla, EtherCAT ağ sistemine dayalı, karmaşık Hareket Kontrolü mimarilerinin, basit yoldan geliştirilmesi mümkündür. Sistem, basitliğin-den ödün vermeden, yeni nesil makinelerin tasarımı için ihtiyacınız olan her şeyi sunar. Sadece on bir milimetre çaplı hibrit kablo (patentli sistem), güç tedarikini, emniyeti (STO) ve EtherCAT ağ sistemini tek yerde birleştirir. Motorla olan bağlantısı bile oldukça basitleştirilerek, güç, fren kontrolü ve geri bildirim için kullanılan tek bir kabloya indirgenmiştir. Bu şekilde, makinedeki kablolarda %80 tasarruf elde edilir. Merkezi olmayan AKD-N servo regülatör, her tür motorla mükemmel şekilde uyumludur. AKD-N servo amplifikatör: avantajları - Daha kompakt makineler - Daha küçük ve daha hafif entegre edilebilir elektrik panoları - Motorun hemen yakınında kullanılabilen servo amplifikatör - IP67 korumalı sağlam yapılar sayesinde koruyucu parçalar gerekli değildir - Hijyenik ortamlar için kolay temizleme ve bakım olanağı - Sağlam yapısı sayesinde yüksek düzeyde işlem güvenliği - Bağlantıların önemli oranda azaltılması sayesinde makinenin hata ayıklama ve test etme süreci daha hızlıdır - Makinenin tasarımında daha fazla esneklik (modülerlik ve ölçeklenebilirlik) Günümüzde güvenlik unsuru işleme sürecinin her aşamasında kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu gereksinim, KSM güvenlik modülleriyle karşılandı. Eksen Güvenliği Kollmorgen tarafından Kollmorgen Motion Safety ile tamamlandı. Bu sistem, emniyet mantığını ve KSM kontrolörlerine doğrudan monte edilen ("kompakt" ve "modüler" olarak mevcut olan) izleme sistemini entegre eden bir sistemdir. "Omet Elektrik Ar & Ge Departmanında çalışan Nicola Pezzolato "Kollmorgen tarafından geliştirilen teknolojinin kullanımı, kablolama ve otomasyon maliyetini düşürürken, önceden belirlenmiş kontrol performansına ulaşmamızı sağladı" dedi. Sonuç? XFlex X5, Omet fleksografik baskı teknolojisinin tüm önemli özelliklerini kompakt ve ergonomik bir çözümle sunan bir makinedir. Servo motorlu baskı üniteleri sayesinde kayma ve çift baskı işlemlerin gerçekleştirilmesi mümkündür. Bu işlemler makinenin her türlü malzemeyle (piyasadaki diğer makinelerin aksine) yüksek kalitede baskı sonuçları vererek çalışmasını sağlarlar. Esnekliğin ve yenilikçiliğin mükemmel karışımı sayesinde XFlex X5, dar bant etiketler ve esnek ambalajlar baskı pazarında, 'yatırım-alınan sonuç' bakımından en iyi oranı sunan baskı seçeneğidir. Bu bağlamda: - Kısa kağıt geçişi: Doğrudan baskı silindirine monte edilen bir UV lambasıyla, dişli bulunmayan fleksografik baskı grubunun yenilikçi bir konseptidir ve başlangıç aşamasında ıskarta düzeyini önemli bir şekilde azaltır. - Hızlı mürekkep değiştirme sistemi: yenilikçi değiştirilebilir mürekkep kutuları sayesinde 30 saniyeden az bir süre içerisinde bir baskı grubundaki mürekkep kutusunu değiştirebilir. - Sıyırma Rock'n'Roll: özel OMET sıyırma sistemi, kesilen etiketlerden ıskarta yapışkan malzemesinin ayırmasına olanak tanır ve bunu yaparken karmaşık ebatlı etiketler söz konusu olduğunda bile makinedeki üretim hızında herhangi bir azaltma yaratmaz. - Vizyon -1: yazdırma kalitesinin dijital olarak yüksek hızla taranmasını, değerlendirmesini ve operatörün müdahalesi olmadan yazdırma kaydının otomatik olarak düzeltilmesini sağlayan tam otomatik bir sistemdir. Bu sistem sayesinde baskı başlatma aşamasında ıskarta miktarı büyük ölçüde azalır. Teknik veriler: XFlex X5 - Mevcut baskı genişlikleri: 370 mm (14"4/8) ve 440 mm (17"2/8) - Mevcut baskı boyutları: 5"4/8 - 24" (versiyon 370 mm); 6" - 24" (versiyon 440 mm) - Maksimum hız: 190 m/dk - Otomatik kaydın kontrolü ve düzeltmesi - Baskı teknolojisi: baskı silindirli flekso 2016'da başlatılan tasarım, Xflex X5'in ortaya çıkışıyla sonuçlanmıştır ve bu modelden Avrupa pazarının üç farklı ülkesinde üç örnek kurulmuş ve çalıştırılmıştır. Müşteriler, makineyle ilgili tam memnuniyetlerini ifade etmişler ve böylece OMET'in koyduğu hedeflere tümüyle ulaşılmıştır. Sonuç OMET'in misyonu, sürekli olarak müşterilerin üretim yöntemlerini iyileştirmek, süreçlerin verimliliğini artırmak için en iyi teknolojiyi sunmak, güvenilirliğini ve zaman içerisinde dayanıklılığını artırmak için daha güçlü malzemeler kullanarak daha nitelikli makineler üretmekten ibarettir. Kısaca ifade edecek olursak: şir-ketin yüksek kalitesi ve yenilikçi yaklaşımı Kollmorgen'de gerçek yüksek teknolojili ortağını buldu. Geleceğe yönelik düşünülen evrim ise yeni nesil bir modelin yapımı ve özel Varyflex makinelerinde ofset baskı gruplarının yapımı üzerindedir. Bir sonraki yolculuk zaten başlatıldı! Yazarlar: Fabio Massari, Kıdemli Satış & Kilit Müşteri Yöneticisi, KOLLMORGEN İtalya Elisabetta Redaelli, Pazarlama İletişimi, KOLLMORGEN İtalya KOLLMORGEN HAKKINDA Kurulduğu 1916 yılından beri, Kollmorgen yenilikçi çözümleriyle büyük fikirleri hayata geçirmiş, dünyayı daha güvenli bir yer haline getirmiş ve insanların hayatlarını geliştirmiştir. Bugün ise hareket sistemleri ve bileşenlerindeki birinci sınıf deneyimi, sektördeki öncü kalitesi, standart ve özel ürünleri birleştirme ve entegre etmedeki derin tecrübesi devrim niteliğinde çözümler sunuyor. Bunu sağlarken performans, güvenilirlik ve kullanım kolaylığında eşsiz ürünler ortaya koyuyor. Böylece dünyanın farklı yerlerindeki makine imalatçılarına reddedilemez pazar avantajı sağlıyor ve müşterilerine eşsiz bir gönül rahatlığı sunuyor. www.kollmorgen.com/tr Daha fazla bilgi için lütfen bizimle irtibata geçin.
<urn:uuid:678f54a9-77d1-4d78-8ade-a2a031fe938a>
CC-MAIN-2021-04
https://www.kollmorgen.com/uploadedFiles/kollmorgencom/Service_and_Support/Knowledge_Center/Success_Stories/Downloads/Kollmorgen%20CA%20OMET%20Printing%20Application%20TR.pdf
2021-01-22T19:43:10+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-04/subset=warc/part-00174-364a895c-5e5c-46bb-846e-75ec7de82b3b.c000.gz.parquet
844,269,087
3,314
tur_Latn
tur_Latn
0.999741
tur_Latn
0.999776
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 1594, 3608, 6619, 8786, 10520, 12016 ]
null
null
null
null
null
null
CURATED ETIENNE RUSSO Lüksü yeniden tanımlayan isim LUCIA PICA Chanel ve kırmızı onunla hayat buluyor JULIEN ROYER Fransız mutfağındaki yönüklerin öncüsü No:6 Summer/19 Gösteriş ve lüks onun yaratıcı dehasıyla yeniden tanımlandı. Dior, Hermès, Dries Van Noten gibi dünyaca ünlü markalara kreatif danışmanlık veren ve her yıl düzenledikleri defileleri göz kamaştıran bir şova dönüştüren Russo, sanılan aksine abartının değil saflığın peşinde. Çünkü ona göre gerçek lüks, temiz hava solumaktan ibaret. Karşımda dünyanın en yaratıcı insanlarından biri varken sormamak olmaz; ilham kaynağım diye bileceğiniz biri var değil. Sanne’yi Karl Lagerfeld benim ilham kaynağım. Olağanüstü biriydi: tasarımcı, fotoğrafçı, editör... Zengin bir kültüre ve sınırsız bir yaratılışla sahipti. Eğer bir estetik meşgulun kaostuştugını baya, Lagerfeld benim için bunun harika bir örneğ olur. Her şeyden önce Villa Eugénie gibi bir şirket kurmayı ve moda dünyasında var olmayı hedefliyordum. Moda dünyasında var olmak veya bir şirket kurmak için bir plan yapmadım, hepsi doğa olarak gelişti ve zamanla yeni ortalar ortaya çıktı. Amsterdam Six ile çalışıyorum, Walter Van Beirendonck ile birkaç kampanya çekimi yaptım ve koleksiyonumuz gösterim için Arnouyt ve Dideriksen ile etrafıma Dries Van Noten’le de bu arada yaklaştık. 1990 yılında bir gün Dries, “Etienne, Paris’teki ilk şovunu yapmak isterim, tasarımımdan bir örnek alabilir mi?” dedi. Tabii ki ‘evet’ dedim, tam olarak neyi kabul ettiğimi ve bu yolun beni nereye götüreceğini bilmiyordum. Fakat bu şirkteki bu insanlarla derecede yaratıcı hareketin bir parçası olmak istiyordum. Olaylar biraz daha takip ettik ve 1991’de Dries van Noten’in ilk defilesini gerçekleştirdik. Böylece her şey başlamış oldu. Villa Eugénie’e yollar içinde aslaın tahmin edebileceğim veya hayal edebileceğim her şeyin ötesinde başladı. Çalışma yöntemiminden bahsedebilir misiniz? Takip ettüğüm belirli bir format yok. Çalışma şeklimiz her tasarımımda ve her müstehcenlikte farklı. Bazanlar her türlü ifade ve olasıları bir arada dilleştirmek, tasarılarmamız için tam yetki veriyor. Diğerlerinden doğru yönü bulmana kadar durum sağlayamamı bir bireyden öğreniyoruz. Bazı durumlarda da, benim için işin tam olarak bilinir ve kendi yaraticı ekipbile ile ortak oluyor. Villa Eugénie de herkesin ortak bir sonuç için çalıştığı daha büyük bir zencinin parçası ve yöneticisi oluyor. İlham söz konusu olduğunda da çağdaş sanat, kitaplar, filmler, akşam, mimari ve sokaklar beni çok besliyor. İlginçtir; fakat hiçbir zaman modadan ilham almıyorum. Bir gösteri düzenlerken dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlar nedir? Aydınlatma kesinlikle önemli bir unsur; her şeyi söyleyebilir. Teknik görünüşler, fakat bunun ötesinde düşüyusal bir unsuru var. Bir gösteri, bir hikaye bir aydınlatma ve bir unutulmaz olabilir. Gösterilerimle adından söz ettiren hemen hemen bütün markalar sizinle çalışıyor. Ancak tüm bu defilelerde ve sovlarda kendimize özgü bir tarzınız var. Bunu nasıl başaranızınız? Çokluğum her zaman her şeyi sökmeden asımler. Kim olduğunu ve onun herkesten farklı kılan mesajı doğru ileştirebilmek için markayı kalabalıkta test etmek, onunla konuşmak zorundayım. Daha sonra hayal atmek ve onu bir gova dönüştürem kolay. Duygularla çalışmaya seviyorum. 30 yıldan fazla bir süredir moda dünyasını yönetiyorsunuz. Bu geçen 30 yılın nasıl etkilediğini söyleyebilir miyiz? Moda haftaları eskisine göre daha büyük çapta etkileşime sebep olan etkinlikler oldu. Bugün bir tasarımcının unutulması gibi gösteri olabilir. Her gün yeni olan daha fazla çirkin rekabet zorlu. Çoğunluk yazarlar ve sosyal medya bu evrimde büyük rol oynuyor. Her yerde dünyadan her yerden birbirini dikkate alır ve gösterileri izleyebiliyor. Fotoğraf bile çevrimiçi; çeşitlilik an yorumu açık hale getiriyor. Rötuş yemeksi içilir, bir yoldur, bir yoldur sokaklar. Şekilde her zamankinden daha büyük bir baskı var; çünkü dijital dünyada herkesin tek atılışık şansı var. İçinde bulunduğumuz dijital çağda defillerin geleceği nasıl olacak? Lüks markalar, organizatörler ve tasarımcılar alışılagelmiş yapıyı nasıl bozacak? Çoğulumuzun sektörde yani voyeșek, modanın defillerinin sunulmasını değiştireceğini düşünük fakat öyle olmadi. Bir defilede her canlı yaının yapılıyor, gözlerin merkezi, kanallan bir buna dahil oluyor. Fakat giderek dünyanın yeniden oluşturamayacağı bir şey var; gerçek duygular. Bunu nasıl değiştirebiliriz? Bugüne herkes farklı modeller 10 defilede bir defileten yapmanın bir yolunu bulmaya çalışıyor. Diğer bir önemli husus, endüstrideki büyük oyuncular ve ekibinin yeni bir marka oluşturmak için toplam. Benim keşifim Çünkü bir evrin beklenemiyiz ama bir devrim yapmamalıyız. En ufak bir detay bile değiştirmeyeceğim tek bir defile var; Dries’in 50. yılı. Bugüne kadar düzenlenenizin en unutulmaz defile hangisiydi? En ufak bir detayı bile değiştirsem, tek bir defile olur: Dries’in 50. yılı. Gösteri, Paris’in eteklerinde bir yerlerde bir depoda gerçekleşti. Uzun bir masada 500 konuğa akşam yemeği servis edildi ve 250 garaşton herkesle aynı anda servis yapıldı. Masa daha sonra, son modelin müziğin son notasında yürüyüşünü tanıyan ve mukavemetli poduma davetiyeti. Oda içinde yeni bir ipk vardı; her şey çok güzel görüyordu. Her gösteriden sonra bir sonraki için neyin geliştirilebileceği zihinsel olarak düşünmek gerekir. Fakat bu gösterinin arzusu hiçbir şeyi değiştirmiş istememiştim. Birlikte çalıştığımız fakat işlerine hayran olduğunu bir tasarımcının ismini soracağ olasık... Alexander McQueen derim! Büyükse Bülşesine yetenekleri, büyükse yetenek istemem. Çünkü hiçbir duygü ve düşüncesi ni paylaşılmaktan korkuyorum. Gösterilerini gerçek hikaye anlatımı ve performans sahnesiyle dökti teatral yapımlara bir örnek olurdu. Moda dünyasında adam altını harflerle yazıldığında sonra şaptozu bir hamle yaptınız. Heavensake için Carl Hirschmann ve Benjamin Eymere ile bir araya gelerek şake işine girmeye naaş bir versiyon yaptırdınız. Heavensake vizyonunun merkezinde Regis Camus var. O olmasaydı, hiçbir şey olmazdı gibi düşünüyorum, özgün bir şekilde manzarı parlatıp bu dünyayı dünyaya paylaşmak isteyen arkadaşların bir araya gelme hikayesi. Benim için bu işe girmesi radikal bir karardı; fakat hanka insanlarla benzerişi bir macera yaratmak. atılmamı sağladı. Diğer yandan sake hala keşfedilmemiş bir hazine... Neyse ki bu durum biraz olsun değişiyor. Sake’nin geleceğin içkişi olduğunu konusunda ekipçe hamleleriz. Kirililik şimdi olduğu gibi artmaya devam ederse, gerçek lüks yemek yiyp, su içip, temiz hava solmak olabilir. Lüks moda markaların ve ardından Heavensake... Lüks için işin ne ifade ediyor? Aklımı gelen ilk şey zahmetiz sliklik ve geçici zevk değil. Lüks bir marka genişletirse olursam, lüksün her zaman olduğu gibi sürekli evrim geçirdiğine inanıyorum. Bugün lüks, 20 yıl öncekiyle aynı değil. 20 yıl önceki lüks, 20 yıl öncekiyle aynı değil. Eskişen lüks uçakla seyahat etmek, televizyon ve kablosuz telefon sahibi olmak gibi bugün güvende değil. Kaybolmuş olmaya lüks gevresel faktörünün etkisiyle yeniden tanımlanıyor. Sürdürülebilirlik kentlerinde ve toplum uzunluğu genel stilelere göre değişerek yeniden şekillendiriyoruz. Bugün lüks dediğimiz şeyin aslında temiz hava solmak veya plazik atmak gibi bir şey değil. Yüzünüz olduğuunu düşünmek beni üzüyor. Kirililik şimdi olduğu gibi artmaya devam ederse, gerçek lüks yemek yiyp, su içip, temiz hava solmak olabilir. Bu geçeşken çok uzun. Heavensake bu lüks anlayışını nasıl temsil ediyor? Heavensake, hem içerik olarak hem de tasarım anlamında safl bir ürün. Şişeleri için gözlerimizi açıp minimum ve minimum miktarla kağıt kullanıyoruz, ürünlerimizi geni dönüştürüyorlar bir biçimde üretiyor ve yine yeniden kullanıyoruz. 2020 deyimleriyle, lüks için yeni bir ağabey indirme hedefi belirledik. Günümüzde marka kimliği sadece tasarımdan ibaret değil, bunuyla gibi bir belirlememiz ve görecilimiz ortaya konuyor. Sadece Heavensake, lüksten çok bir yaşam tarzı markası. Lüks ve aşırılığı temsil etmeyen deneyimler ve duygular yaratmak istiyoruz. Herkes keyifine bakınsın, ne istediğinizi bilsin ve davranışlarınızın gayreye nesil bir etkisi olduğunu farkına varsin işte bu yüzden lüks bir yaşam tarzı markamızın getirecek avantajların kalmak için bu ilkeleri benimsemesi gerektiğini düşünüyorum. Heavensake’yi diğer kaliteli Japon sake markalarından farklı kılan ne? Kasama Regis Camus ile çalışmak, İklimsal ve beslenme bilimcilerle çalışmak, uzmanlar arasında rakipsiz olduğunu düşünüyorum. Dünyanın en prestijli şarapları, Japon şarapları, Türkiye sekiz kez kazandı. Onun gibi bir marka her bir Heavensake şişesinde parmağı olması çok değerli. Bir diğer önemli unsuru ise şarapın içilmesi için dörtden ikiği tarihi öncesi neredeyse tüm başkan hikayeleri ikon bir şişe ye dayanıyor. Son olarak yarattığımızın önemli bir faktör olduğunu düşünüyorum. Hala çok küçük bir markayız; ancak etiket anlayışımız, marka kimliğimiz ve etiketlerimiz dünya çapında birçok uzman tarafından beğenildi ve takdir edildi. Paris’teki Amerikan Konsolosluk’da yaptığıımız iklim değişikliği farkındalığı, Japon şaraplarının ve hatta o kilisenin tarihinde eşsiz bir andı. Hedefimize ulaşana kadar daha sınırlı bir marka olmak istiyor, ancak sake’yi Japon restoranlarının ve kategorisinin dışına taşımak hedefimiz. Çünkü sake bundan çok daha fazla potansiyale sahip ve bunu ispat etmek bizim görevimiz; Oda içi meyhane markanın ismini neden Heavensake koydu? Bir hikayesi var mı? Çünkü saklik, yükselis ve enişlemizlik duygunları üyordan bir isim istedi. Nirvana gibi. Şişenin tasarımı gelince... Markanın görsel duruşunu da içkinin safliğini da yansıtır. Şişenin tasarımı süreci nasıl gelişti? Bu çok hafif bir konul Uygulanabilir bir şey değil, önemini zorunlu bir seviyorum; bu yüzden aşaya fıkırmı gerçekleştirebilecek bir şirket aradık. Ansaç zaman kısılıyordu... Durum böyle olunca Carl kendi başına gidiş "B Planını" uygulamaya karar verdi. Carl'ın bir tasarım studiyosuyla birlikte geliştirdiği tasarımımda kullanladık. Benim tasarımımın bu proje için bir sen için kullanmaya karar verdik. Beni Tokyo'daki 2020 Olimpiyat Oyunları için... **Bize sake ile ilgili hiç bilmediğimizi düğündüğünüz bir şey söyley misiniz?** Sadece jummai sake için. Jummai "saf" anlamına gelir. Sakeyi oluştururken alkollü ve tuzlara eklenen başka herhangi bir element içermeyen doğal fermenta sakeler için kullanılan. Geri kalan destasyon, eski sevdalılar, koşullar ve bütün bu bağları obrak olarak kullanılır. Saklenin bu kadar çeşidi olması bu işe girmesinden önce beni en çok heyecanlandıracak şeydi. Çünkü bu kadar köklü bir tarihi ve çeşitli bir iğkide bulunması güz bir durum. Diğer yandan şarap kahramanı aynı zamanda balık, et ve çeşitli yemeklerle yiyecek. Eğer jummai bir sake içerseniz ertesi gün başınızı ağrıtmayacağını garanti ederim. Sadece kanıtırmayan; sake ile başlayın, onunla bitirin. **Sake ile hazırlanan favori kokteyliniz hangi?** Hayvanı sake, mini salatalık ve mikro kişnis veya yuzu suyu. Üzerine de biraz buz. Basit ama çok canlandırıcı bir kokteyl. **Bu yaz sake'nizi nerede yudumlayacağınız?** Dünyada o kadar şahane yer var ki aralarından birini seçmem çok zor. Fakat bu yaz iki isimli bir çok hedefe sahip olduğum için söyleyebilirim; biri Mykonos'taki Scorpio'sta diğeri ise Ibiza DC10'de gerçekleşecektir. Ayrıca bu yazın sonuna doğru Londra'da geceyi içmek için en iyi mekanlar olduğunu düşünüyorum. **Bu yaz için başka nasıl planlarınız var?** Her zaman uzunuz geleceğin bir parçası olduğu için çok şanslıyım. Temmuz ayının sonuna kadar bazı ve produksyonları üzerinde çalışacağım. Aynı zamanda da gözükülmeye biraz daha fazla odaklanacağım. Bu da dinleneceğim. Tabii bir de biraz ilham peşinde koşuş eylül ayında projelerime hazırlanaçağım.
31375654-de40-44b3-b053-99bef8b7b4f7
CC-MAIN-2020-40
https://d3ohlpugoytia5.cloudfront.net/press/VILLAEUGENIE_CURATEDAMEX_JUNE_2019.pdf?mtime=20190702105630&focal=none
2020-09-24T23:37:36+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2020-40/subset=warc/part-00232-50bb8e61-7c5b-4d2c-bd34-dad6ca92b697.c000.gz.parquet
340,820,300
3,296
tur_Latn
tur_Latn
0.999725
tur_Latn
0.999949
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
true
docling
[ 172, 505, 6289, 9882, 11780 ]
null
null
null
null
null
null
ÜRÜN TEKNİK BİLGİ FÖYÜ Sika® Nötr Silikon İNŞAAT İŞLERİ VE SIHHİ UYGULAMALAR İÇİN NÖTR KÜRLENEN SİLİKON DERZ DOLGU MASTİĞİ AÇIKLAMA ÖZELLİKLERİ / AVANTAJLARI Sika® Nötr Silikon, iç ve dış mekanlardaki uygulamalar için, tek bileşenli, nötr kürlenen silikon mastiktir. KULLANIM Sika® Nötr Silikon, cam işleri ve birleşim derzleri, metal, beton, boyalı yüzeyler, ahşap, birçok plastikler, polikarbonatlar, seramik karo yüzeylerde sızdırmazlık işleri için kullanılır. Bir çok yüzeye astarsız yapışabilir ▪ UV ışınlarına ve hava koşullarına çok iyi dayanımı vardır ▪ Az kokuludur ▪ Korozif değildir ▪ Yüksek elastisite ve esnekliğe sahiptir ▪ ÜRÜN BİLGİSİ TEKNİK BİLGİ Ürün Teknİk Bİlgİ Föyü Sika® Nötr Silikon Ağustos 2020, Versiyon 02.01 020514030000000149 1 / 3 Hareket Kapasitesi ± % 50 ± % 25 Servis Sıcaklığı -50°C ile +100 °C arasında UYGULAMA BİLGİSİ UYGULAMA TALİMATLARI bilir. YÜZEY HAZIRLIĞI Temiz, kuru, yağ ve gres içermeyen, toz ve gevşek parçacıklar olmayan, homojen bir yüzey olmalıdır. Boya, çimento şerbeti ve yapışmayı olumsuz etkileyebilecek bileşenler yüzeyden uzaklaştırılmalıdır. Sika® Nötr Silikon, astar ve/veya aktivatör olmadan da yüzeye yapışır. UYGULAMA METODU / EKİPMANLARI Sika® Nötr Silikon kullanıma hazırdır. Uygun derz ve yüzey hazırlığından sonra, gereken derinliğe derz dolgu fitilini yerleştiriniz ve gerekiyorsa astarı uygulayınız. Kartuşu uygun tabanca içine koyunuz ve Sika® Nötr Silikon'un derz yanaklarına tam olarak temas ettiğinden emin olarak yavaş yavaş sıkınız. Derzi, içinde hava boşluğu bırakmadan doldurunuz. Daha sonra Sika® Nötr Silikon'u hafifçe derz kenarlarına doğru bastırarak ama taşırmadan düzeltiniz ve kenarlara yapışmasını sağlayınız. Keskin kenar çizgileri veya çok temiz derz kenarları istendiğinde maskeleme bandı kullanılmalıdır. Maskeleme bandı, mastik henüz yumuşak iken çıkarılmalıdır. Solvent içerikli düzeltme sıvıları kullanmayınız. EKİPMANLARIN TEMİZLİĞİ Tüm aletleri ve uygulama ekipmanlarını, kullanımdan hemen sonra Sika® Remover-208 veya Sika® Colma Cleaner ile temizleyiniz. Sertleşmiş / kürünü tamamlamış malzeme sadece mekanik yöntemlerle temizlene- Ürün Teknİk Bİlgİ Föyü Sika® Nötr Silikon Ağustos 2020, Versiyon 02.01 020514030000000149 2 / 3 İLAVE DOKÜMANLAR Güvenlik Bilgi Föyü (MSDS) ▪ Derz Dolgu ve Yapıştırma Ön İşlem Tablosu ▪ SINIRLAMALAR Bitümlü yüzeylerde, doğal kauçuk, kloropen, EPDM veya yağ, yumuşatıcı (plasticizer) veya solvent kusarak mastiğe zarar verebilecek yapı malzemeleri ile kullanmayınız. ▪ Beton, mermer, granit veya diğer doğal taşlarda yağlanma/ lekelenme olabilir. Hassas yüzeylerde, yüzeye ve malzemeye özel ön deney yapılmalıdır. ▪ Sika® Nötr Silikon kürünü tamamlamak için atmosferdeki neme ihtiyaç duyduğundan, tamamen kapalı detaylarda kullanmayınız. ▪ Sika® Nötr Silikon'un sürekli su altında kalacak derzlerde, aşınma veya yüksek fiziksel zorlanma olabilecek derzlerde kullanılması tavsiye edilmez. Ayrıca gıda ile temas edecek yapısal veya izolasyon amaçlı cam işleri için uygun değildir. ▪ Sika® Nötr Silikon, tıbbi veya farmakolojik uygulamalar için uygun değildir. ▪ ÜRÜN BİLGİ DAYANAĞI Bu ürün bilgi föyünde belirtilen bütün teknik bilgiler laboratuvar deneylerine dayanmaktadır. Gerçekte elde edilen değerler, bizim kontrollerimizin ötesindeki, şartlar sebebiyle değişiklik gösterebilirler. YEREL SINIRLAMALAR Yerel düzenlemeler nedeni ile bu ürünün performansının ülkeden ülkeye farklılık gösterebileceğine lütfen dikkat ediniz. Uygulama alanlarının kesin tarifleri için lütfen yerel ürün bilgi föylerine başvurunuz. ÇEVRE SAĞLIK VE İŞ GÜVENLIĞI YASAL NOTLAR Sika ürünleri hakkında burada verilen bilgiler ve özellikle uygulama ve son kullanımlarına ilişkin tavsiyeler, normal şartlarda ve Sika'nın tavsiyeleri doğrultusunda bu ürünler doğru saklandığı, muamele edildiği ve uygulandığı durumlar hakkında Sika'nın sahip olduğu mevcut bilgi ve deneyime dayanarak iyi niyetle verilmiştir. Ürünler, uygulama yüzeyleri ve uygulama alanları pratikte oldukça çeşitlilik arz etmektedir. Bu nedenle Sika ürünlerini kullanırken, doğru ürünü, doğru koşullarda ve doğru yerde uyguladığınızdan emin olunuz ve bu yönde Sika tarafından ticari elverişlilik ve/veya belirli bir amaca uygunluk konusunda verilen bilgi ve talimatlara kesinlikle uyunuz. Aksi halde oluşabilecek zararlardan Sika sorumlu değildir. Ürünün kullanıcısı (kullanıcı) ürünü kullanmayı düşündüğü uygulama ve amaç için ürünün uygunluğunu test etmelidir. Sika'nın ürünlerinin özelliklerini değiştirme hakkı saklıdır. Üçüncü şahısların mülkiyet hakları gözetilmelidir. Bütün siparişlerin kabulünde, satış ve nakliye konusundaki mevcut şartlarımız esas alınır. Kullanıcılar, her zaman, ilgili ürünün Sika'ya başvurarak temin edebilecekleri Yerel Ürün Bilgi Föyünün son baskısını dikkate almalıdır. Sika Yapı Kimyasalları A.Ş. İstanbul Deri Organize Sanayi Bölgesi Alsancak Sokak No:5 J-7 Özel Parsel Tuzla İstanbul TÜRKİYE Tel. : +90 216 5810600 Fax : +90 216 3940773 firstname.lastname@example.org | www.sika.com.tr Ürün Teknİk Bİlgİ Föyü Sika® Nötr Silikon Ağustos 2020, Versiyon 02.01 020514030000000149 3 / 3
<urn:uuid:b591877f-be17-4ef2-9e2c-2932c8e31d53>
CC-MAIN-2023-14
https://tur.sika.com/content/dam/dms/tr01/5/sika-noetr-silikon.pdf
2023-03-27T20:50:49+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2023-14/subset=warc/part-00219-39c03058-7d78-443d-9984-102329513e3d.c000.gz.parquet
646,382,522
1,629
tur_Latn
tur_Latn
0.998521
tur_Latn
0.999528
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 774, 3119, 5125 ]
null
null
null
null
null
null
ÜNİTE 3: BİLİŞİM ETİĞİ Temel Kavramlar Günümüzde İnternette yer alan bilginin herkes tarafından özgürce kullanılması ve değiştirilmesiyle ilgili olarak da girişimler yerel ve küresel düzeyde artmaktadır. Bilişim etiğinden söz edebilmek için bazı temel kavramların bilinmesi gerekmektedir. Bunlar; bilişim, etik, ahlak ve hukuktur. Bilişim: Bilişim kavramı, iletişim çağı ve bilgi toplumunda teknoloji ve enformasyonun birlikte kullanılarak üretilen düzenli sonuçlar olarak tanımlanabilir. TDK'nin Bilim ve Sanat Terimleri Ana Sözlüğüne göre (2015) yapılan tanımlama ise şöyledir: "İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin, özellikle elektronik makineler aracılığıyla, düzenli ve ussal biçimde işlenmesi bilimidir. Bilgi olgusunu, bilgi saklama, erişim dizgeleri, bilginin işlenmesi, aktarılması ve kullanılması yöntemlerini, toplum ve insanlık yararı gözeterek inceleyen uygulamalı bilim dalıdır. Etik: Etik, ahlak sözcüğü ile eş anlamda kullanılırken, bazen de mesleki alanlarda 'uyulması gereken doğrular veya kurallar' biçiminde ifade edilmektedir. Aslında etik ahlak ile eş anlamlı değildir ancak normatif (kuralcı) ahlakı içerir. Ahlak: İnsana ve hayata dair ne varsa ahlak ve etik kapsamına girmektedir. Çoğu zaman ahlak ve etik kelimeleri birbirinin yerine kullanılmaktadır. TDK'nin Bilim ve Sanat Terimleri Ana Sözlüğüne göre (2015) "belli bir dönemde belli insan topluluklarınca benimsenmiş olan, bireylerin birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen törel davranış kurallarının, yasalarının, ilkelerinin toplamı" olarak ifade edilmiştir. Hukuk: Tüm insanları ve kurumlan bağlayan bir olgu olan hukuk, insan ve kurum eylemlerini yasalara uygunluk açısından inceler. Hukuk düzeni; hak, özgürlük, adalet ve eşitlik gibi ahlaki normlara dayanmaktadır. Etik Yaklaşımları Felsefi açıdan etik genel olarak üç kategoriye ayrılır: * Meta-etik, * Normatif etik * Uygulamak etik. Meta-etik: Meta-etik, genelde eleştirel etik olarak da adlandırılmaktadır. Bu yaklaşım, etik söylemlerde kullanılan dilin ve ifadelerin analiz edilmesine ve anlamlandırılmasına odaklanır ve bunları inceler. Meta etik, etiğin doğasını ve etiğe neden ihtiyaç duyduğumuzu araştırır. Normatif etik: Bir diğer ismiyle kuralcı etiktir. Normatif etik, meta-etik ile uygulamalı etik arasındaki bağ olarak düşünülebilir. Bu anlamda pratik ahlak kuralları ve ahlaklı bir hayatın nasıl yaşanacağıyla ilgilenir. Normatif etik eylemlerin standartlarını ve çerçevelerini inceler. Uygulamalı etik: Üçüncü yaklaşım uygulamalı etiktir ve bir diğer ismi ise betimleyici etiktir. Uygulamalı etik normatif etiğin uygulamasıdır. Bazen uygulamalı etik, normatif etik kurallarını sorunlu meselelere uygular ve bu durumlarda, kişi bir kuramsal yapıdaki bir anlayışı benimser ve sonrasında kuramı uygulayarak normatif etiğe uygun önerilerde bulunur. Etikle İlgili Kuramlar Etik kuramları ve bilişim etiği genelde normatif ve uygulamalı etik yaklaşımları çerçeve- sinde ele alınmaktadır. Etik kuramlar genel olarak ikiye ayrılmıştır. 1www.aof.com.tr 1. Teolojik (Sonuçsalcı) 2. Deontolojik (Sonuçsalcı olmayan) Teotolojik kuramlar: Teolojik kuramlar, etik kuramları içerisinde en geniş bakış açısına sahip kuramlardır. Teoloji kuramlar sonuçsalcılık kuramları olarak da adlandırılmaktadır. Teoloji kelime kökü Yunanca'da 'hedef, sonuç' anlamına gelir. Teolojik kuramlar arasında en çok bilinen kuram faydacılıktır. Faydacılık doğru ve gerçeği bir eylemin sonucuna göre değerlendiren ve yalnızca sağladığı 'fayda' ölçüsünde bakan bir felsefık kuramdır; ancak, faydacı yaklaşım eylemleri sonuçları doğrultusunda değerlendirir ve iyi ya da kötü olan olgu eylemlerin sonuçlarıdır. Deontolojik kuramlar: Etik kuramlar arasında geniş bir bakış açısına sahip olan başka kuramlar ise sonuçsalcı olmayan kuramlardır. Bu kuramlar için kullanılan teknik kelime ise deontolojidir. Yunanca 'görev, sorumluluk' anlamlarına gelir. Deontoji kuramları arasında en çok bilinen kuram Kantçılık'tır. Kantçılık, biçimcilik veya şekilcilik isimleriyle de anılmakta ve Alman felsefesinin kurucusu Immanuel Kant (1724-1804) isminden gelmektedir. Kantçılık kuramında, Kant'ın ahlak yasasında koşulsuz olan 'kesin buyruk' diye ifade ettiği (Categorical Imperative) altın kurallara dayanmaktadır. Bilişim Etiği Bilişim etiği bilgisayar dünyasında insanların davranışlarını, eylemlerini inceleyen ve uyulması gereken kuralları tanımlayan felsefe dalıdır. Bilişim etiği, bilişim alanında uyulması gereken yazılı ve yazılı olmayan kuralları da kapsamaktadır. Bilişim konusun- da bilgisayar korsanlığı, dosya paylaşımı, internetin demokratik olup olmaması, lisans- lamalar sıklıkla tartışılan konulardır. Bilgisayar Etik Enstitüsü (Computer Ethics Institute) tarafından geliştirilen ve bilgisayar kullanım konusunda etik ilkelerinin temelini oluşturan 10 ilkeden oluşur. Bilişim Hukuku Bilişim teknolojileri ile ilgili hukuki sorunlara çözüm bulmaya çalışan bilim dalı Bilişim Hukuku'dur. Bilişim Hukuku hem dijital hale getirilmiş bilginin hem de bilgisayar programlarının dağıtılması ve güvenliğinin sağlanması ve sonrasında sayısal bilginin paylaşımı ile ilgili hükümleri düzenler. Bu bağlamda; gizlilik ve ifade özgürlüğü gibi kavramlar da bilişim hukukunu ilgilendirir. Bilişim Suçları Teknolojinin yardımıyla genellikle sanal bir ortamda kişi veya kurululara maddi veya manevi zarar verilmesine bilişim suçu denir. Bilişim alalımdaki suçlarla ilgili olarak Avrupa birliği uyum yasaları çerçevesinde hazırlanan 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu, 1 Haziran 2005 tarihi itibari ile yürürlüğe girmişti. Yeni TCK ile birlikte; bilişim suçları, onuncu bölüm altında "Bilişini Alanında Suçlar" başlığı altına düzenlenmiştir. Eski TCK da bilişim suçları madde 525/a/b/c/d altında çok kısa ve yetersiz olarak bahsedilirken, 5237 sayılı yeni TCK da 243-244- 245-246'ıncı maddeler ile birçok farklı başlık altındaki maddelerde bilişim suçlarına da yönelik düzenlemelerde bulunulmuştur. 2007 yılı Mayıs ayında yürürlüğe giren 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun kapsamında içerik sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile internet ortamında işlenen belirli suçlarla mücadeleye ilişkin esas ve usûller düzenlenmiştir. 2www.aof.com.tr İnternet Etiği Toplumsal hayatta olduğu gibi İnternette de insanların uymaları gereken bazı kurallar ve öğretiler vardır. İnternet etiği olarak bilinen ve sanal ortamlarda ve sosyal ağlarda davranış ve öğretileri tanımlayan teknik kelime ise 'Netiket' tir. Sanal Ortamda ve Sosyal Ağlarda Etik İnternet genel etik kurallarının yanı sıra e-posta, Facebook, Twitter ve blog kullanırken uyulması gereken kurallar vardır. e-Posta kullanırken; yazacağınız konuya odaklanarak gereksiz dosya eklemelerinden kaçınmak gerekir. Uzun cümlelerden, acil ifadesinden, RCC yapmadan toplu mesaj gönderimi yapmaktan her zaman kaçınmak gerekir. Facebook kullanırken; Olduğunuzdan farklı gözükerek insanları hayal kırıklığına uğratmayın. Bir kimsenin haberi olmadan kişinin resmini etiketlemeyin. Gereksiz link (bağlantı) atmayın. Tanımadığınız insanları rahatsız etmekten kaçının. Twitter kullanırken; Bir soru sorduysanız mutlaka cevaplandırın. Blog kullanırken; Bir blog yazısını ve diğer yorumları tam okumadan yorum yapmayın. Birisi sizin bloğunuza olumsuz bir yorum yazdıysa onu silmekte tereddüt etmeyin. İnternette İntihal İntihal (aşırma, çalıntı) başkalarının ürünlerini (yazı, resim, video vb.) kaynak göstermeden kendisininmiş gibi göstermektir. İnternet üzerinden erişebileceğimiz bilgi her geçen gün arttıkça bu etik dışı davranışlara ve yanıltmalara sebep olmaktadır. Yapılan araştırmalar İnternette etik dışı davranışların/intihallerin nedenleri olarak öğrenenlerin zamansızlık, not kaygısı, sosyal hayatın yoğunluğu, etik dışı davranışlarla ilgili bilgisizliği ve dersleri önemsememesi olarak gösterilmiştir. İnternet üzerinden yapılan ödevler veya yazılan makaleler için çok kullanılan ve çoğu ücretsiz olan aşağıdaki intihal yazılımlar bulabilirsiniz. Açık Eğitsel Kaynaklar Açık kaynak hareketi, toplumsal yaşamın her alanına yayılmış bir yaklaşımdır. Özellikle eğitim alanı bu yaklaşımın en önemli ve yaygın olduğu alanlardandır. Açık lisans altında eğitim, öğretim ve araştırma gibi etkinliklerde ücretsiz olarak kullanılabilen dijital eğitsel kaynaklara açık eğitsel kaynaklar denmektedir. Öğreticiler, öğrenenler ve araştırmacılar açık eğitsel kaynakları kullanarak araştırma yapabilir, içerik oluşturabilir, ders verebilir ve ilgili yazılım araçlarını kullanabilirler. Öğrenenler ise bu malzemelerden yararlanarak bilgilerini pekiştirebilir, araştırma yapabilir ve ödev hazırlayabilirler. Açık eğitsel kaynak alanındaki çalışmalar ilk olarak 2000 yılında Massachusetts Institute of Technology'de (MİT) Açık Ders Malzemeleri Projesi adı altında başlatılmıştır. Bu bağlamda MİT 2000 den fazla ders malzemesini İnternet üzerinden tüm dünyaya açmış- tır. Daha sonra UNESCO ve OECD gibi kuruluşların desteğiyle çalışmalar tüm dünyaya yayılmıştır. Ülkemizde, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), MİT'nin 2000 yılından beri yürütülmekte olan Açık Ders Malzemeleri Projesi'nin Türkiye'de de uygulanması için 2007 yılında harekete geçmiştir. Tüm açık ders malzemeleri "Creative Commons" (CC) lisansı kapsamında kullanıma açıktır. Bu lisans koşulları altında TÜBA Açık Ders Malzemeleri ticari amaçla kullanılamaz. 3www.aof.com.tr Creative Commons (CC) Lisansı ABD merkezli kar amacı gütmeyen Creative Commons (CC) kuruluşu 2001 yılında kurulmuştur. Creative Commons lisansı, telif hakkı bulunan bir eserin veya çalışmanın ücretsiz olarak dağıtılmasını sağlayan bir çeşit kamu lisansıdır. Bir yazar oluşturduğu eseri kullanılması için paylaşmak veya üzerinde değişiklikler yapma hakkını vermek istediğinde CC lisansı kullanır. Örneğin CC lisansı X isimli yazarın eserlerinin kullanımı konusunda bir esneklik sağlar. CC lisanslarının değişik türleri bulunmaktadır. Bunlar lisansın dağıtım şartları için değişik birleşimler kullanılarak oluşturulur. Bu lisansların kullanımı Creative Commons tarafından ilk olarak 2002 yılında yayımlanmıştır. O tarihten bu yana kullanımı gittikçe yaygınlaşmaktadır. 2013 yılı Kasım ayı itibariyle yayımlanan 4.0 lisans sürümü uygulamadadır. Google, Wikipedia, Flickr gibi sitelerde CC ile etiketlenerek birçok resim, video yayınlanmaktadır. Kitabınızda 3. Ünitede yer alan Tablo 3.1 'de lisans türleri ayrıntılı olarak listelenmiştir. Telif Hakkı: Telif hakkı, herhangi bir bilginin veya ürününün kullanılması ve yayılması ile ilgili hakların, yasalarla belirli kişilere ait olduğunu bildirir. Başka bir ifadeyle bir eserin kopyalanmasına veya kullanılmasına izin vermeme hakkıdır. Telif hakkı, genellikle belirli bir süreyi kapsar. Sembolü çember içinde bir "C" harfidir, © harfi üzerinde bulunduğu ürünü yapanın telif haklarının korunduğunu belirtir ve İngilizce "copyright" kelimesini ifade eder. Telif Serbesti: Telif serbestisi, telif hakkı alınmış tüm ürünlerin (yazı, resim, video vb.) üzerindeki hakların ve sınırlamaların kaldırıldığını ifade eder. Sembolü çember içinde bir "F" harfidir ve İngilizce "copyfree" kelimesini ifade eder. 4www.aof.com.tr
<urn:uuid:8ff92565-6419-448a-8c04-2cce9e89055a>
CC-MAIN-2024-26
https://www.aof.com.tr/wp-content/uploads/dersnotu/tbt/tbt2-un-3.pdf
2024-06-22T10:37:02+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-26/subset=warc/part-00003-44971353-df4b-48d7-8025-975e8feb989b.c000.gz.parquet
574,046,842
3,127
tur_Latn
tur_Latn
0.999841
tur_Latn
0.999853
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 3079, 6386, 9519, 11283 ]
null
null
null
null
null
null
DERS HEDEFLERİ YAZMA KILAVUZU Yeterliliğe dayalı hedef yazarken; Hedef yazılırken hedefin kapsaması gereken 3 temel ölçüt vardır. Koşulların belirtilmesi, kabul edilebilir performansın ifade edilmesi, gözlenebilir davranışları ifade etmesi. 1. Ölçüt: Koşulların belirtilmesidir. "…… ders kurulunu tamamladıktan sonra…..", "……..stajını bitirdikten sonra…." (Diğer örnekler: "Bunun için….", "Okuduktan sonra….", "Tamamladıktan sonra ….", "…. verildiğinde …." gibi ifadeler kullanılır.) 2. Ölçüt: Standardın ya da kabul edilebilir performansın ifade edilmesidir. "Bunun içinde….. " "en az üç nedeni…. " "….sendromunun üç özelliğini…" "hatasız olarak ….". gibi ifadeler kullanılır. 3. Ölçüt: Davranış ya da gözlenebilir davranış ifadesinin belirtilmesidir. "…. Yapabilme", "…..uygulayabilme", "…. Yazabilme" gibi ölçülebilir/gözlenebilir davranış ifade eden yüklemler kullanılır. Öğrenme Alanlarına Göre Hedef Yazımı Temel olarak 3 öğrenme alanı vardır. A. Bilişsel Alan (Bilgi) 1. Bilgi 3. Uygulama 2. Kavrama 4. Analiz 5. Sentez 6. Değerlendirme 1. Algılama B. Psikomotor Alan (Beceri) 2. Kuruluş (Hazırlık) 3. Kılavuzlanmış Davranış 5. Karmaşık Davranış 4. Mekanikleşme 6. Uyum 7. Yaratma 1. Alma C. Duyuşsal Alan (Tutum) 2. Davranımda bulunma 3. Değer verme 5. Karakter haline getirme 4. Örgütleme | | Bilişsel Alan | | Özellikleri | | Hedef Davranış | Öğrenme ürünleri ifadesi | |---|---|---|---|---|---|---| | | Düzeyi | | | | (Öğrenme Hedefleri) | olarak kullanılabilecek | | | | | | | Örnekleri | örnek fiiller | | Bilgi | | Terimler, ilkeler, olgular bilgisi Eğilimler, bölümler, sınıflamalar, yöntemler bilgisi Genellemeler ve yapılar bilgisi | | Terimler bilgisi Olgular bilgisi Yöntem ve süreçler bilgisi Temel kavramlar bilgisi İlkeler bilgisi | | | | Kavrama | | Dönüştürme Yorumlama Öteleme | | Olgu ve ilkeleri kavrama Sözlü verileri yorumlama Şema ve grafikleri yorumlama Sözlü verileri matematiksel formüllere dönüştürme Yöntemleri ve yapıları açıklama | | | | | | doğru kullanımını sergileme | |---|---|---| | Analiz | Bütünü meydana getiren parçaların, ilişkilerin, organizasyonel ilkelerin ayırt edilmesi | Belirtilmeyen görüşlerin farkına varma. Sorgulamadaki mantıksal hataların farkına varma. Olgularla çıkarımlar arasında ayırım yapma. Veriler arasındaki ilişkiyi değerlendirme. Bir çalışmanın (sanat eseri, müzik, yazı) yapısını inceleme. | | Sentez | Parçalardan yeni bir yapı oluşturmayı gerektiren hedef ifadeleri | İyi organize edilmiş bir konuşma yapma/ yazı yazma Yaratıcılık özelliği taşıyan bir kısa öykü (şiir/ müzik) yazma Deney için plan hazırlama Nesneleri sınıflamak üzere yeni bir plan hazırlama. | | Değerlendirme | Bilişsel alanın en üst düzeyidir. Bu aşamadaki hedef davranışlar mantıksal tutarlılığı içsel ve dışsal olarak değerlendirir. | Metnin mantıksal yapısını yargılama Bir çalışmanın (sanat, müzik, yazı) değerini dış ölçütlere göre yargılama Bir çalışmanın (sanat, müzik, yazı) değerini iç ölçütlere göre yargılama | Duyuşsal Özellikleri Hedef Davranış Öğrenme ürünleri ifadesi | Alma | Farkında olma Etkiyi izlemeye gönüllü olma | İlgiyle dinlemek. Öğrenmenin önemli olduğuna ilişkin bilinç sergilemek. İnsan gereksinimlerine ve sosyal sorunlara duyarlılık göstermek. Irk ve kültür farklılıklarını kabul etme Sınıf çalışmalarına katılmak. | |---|---|---| | Davranımda bulunma | Öğrencinin bir etkiye aktif olarak yanıt vermesini içerir. | Ödev yapma Okul kurallarına uyma Tartışmalara katılma Laboratuar çalışmalarına katılma Çalışmalarda gönüllü olma Derse ilgi gösterme Başkalarına yardım etmekten hoşlanma | | Değer verme | Öğrencinin, Kabul etmesini, Değeri tercih etmesini Kararlı olarak değer ve tutumları benimsemesini içerir. | Demokratik yaşama inançlı olduğunu sergileme İyi edebiyatı (müzik, sanat eserini) takdir etme Günlük yaşamda bilimin rolünü takdir etme Diğer kişilerin refahını düşündüğünü gösterme | | Örgütleme | Değerlerin kavramsallaştırılması Bir değer sisteminin organizasyonu | Demokraside özgürlük ve sorumluluk arasında denge olması gerektiği fark etme Problem çözmede sistematik planlamanın rolünün farkında olma Kendi davranışlarının sorumluluğunu üstlenme Kendi güçlü ve zayıf yönlerini kabul etme Kendi yetenekleri, ilgileri ve inançları ile uyumlu bir yaşam planı | | | | yapma | |---|---|---| | Karakter haline getirme | Değerleri içselleştirmenin en üst düzeyi | Güvenlik bilinci olduğunu gösterme Bağımsız çalışma güveni gösterme Grup çalışmalarında işbirliği yapma Problem çözmede objektif yaklaşım sergileme Sağlıklı yaşamın gerektirdiği davranışlar alışkanlığı | | | Psikomotor | | Özellikleri | | Hedef Davranış | Öğrenme ürünleri ifadesi | |---|---|---|---|---|---|---| | | Alan Düzeyi | | | | (Öğrenme Hedefleri) | olarak kullanılabilecek | | | | | | | Örnekleri | örnek fiiller | | Algılama | | Psikomotor davranışların bilişsel boyutudur. | | Duyu organlarını kullanarak beceri konusunda bilgilenme | | | | Kuruluş (Hazırlık) | | Beceriyi yapmaya hazırlanma aşaması - bilişsel hazırlık - duyuşsal hazırlık - psikomotor hazırlık | | Bilişsel, duyuşsal ve psikomotor olarak beceriyi yapmaya hazırlanma | | | | Kılavuzlanmış Davranış | | Yazılı, görüntülü, sözlü yönerge eşliğinde hareketi yapma - taklit, - denemek | | Bir bireyin, yazılı görüntülü ya da sözlü bir yönergenin rehberliğinde beceriyi yapma | | | | Mekanikleşme | | Birey etkinliğin gerektirdiği davranışı uyum içerisinde gösterir. | | Davranış alışkanlık haline gelmiştir. | | | | Karmaşık Davranış | | Psikomotor becerinin gerektirdiği karmaşık davranış en az zaman ve en az enerji harcanarak düzgün bir biçimde yapılır. | | Beceri, en az zaman ve en az enerji harcanarak yetkin bir biçimde yapılır | | | | Uyum | | Birey beceriyi yeni bir durumda etkili biçimde kullanabilir. | | Yeni bir durum ortaya çıktığında beceri uyumla yapılır | | | Örnekler AMAÇ: Staj sonunda beyin ve sinir cerrahisiyle ilgili birinci basamakta (ya da toplumda) sık karşılaşılan, basit sağlık sorunlarında gözlem altında uygulama yapabilecek düzeyde yeterlik kazanması amaçlanmaktadır. Beyin ve sinir cerrahisi stajını tamamlayan öğrenciler (Ölçüt 1), a. Bilgi 1. Glaskow koma skalasını hatasız (Ölçüt 2) olarak tanımlayabilirler (Ölçüt 3). (bilgi kavrama) (Bloom taksonomisi) 2. KİBAS bulgularından en az 5 tanesini (Ölçüt 2) sayabilirler (Ölçüt 3). (bilgihatırlama) (Bloom taksonomisi) 3. Kafa travması geçiren hastanın transportu için gerekli olan temel noktaları eksiksiz (Ölçüt 2) açıklayabilirler (Ölçüt 3). (bilgi-kavrama) (Bloom taksonomisi) 4. Lomber disk hernisinin ayırıcı tanısını tartışabilirler (Ölçüt 3). (bilgiuyarlama/uygulama) (Bloom taksonomisi) b. Beceri 5. Skalp kesisine maket üzerinde basamaklarına uygun olarak (Ölçüt 2) dikiş atabilir (Ölçüt 3). (beceri-yeterlik) (Veysel Sönmez'in taksonomisi) c. Tutum 6. Kafa travması geçiren hastalarda hızlı davranmanın ve hastayı hızlı değerlendirmenin (Ölçüt 2) önemini fark etmek (Ölçüt 3).
<urn:uuid:d0b76eff-7c34-4aad-813f-f759052c66be>
CC-MAIN-2020-40
http://www.ctf.edu.tr/egitim_ogretim/ders/2012_2013/DERS_HEDEFLERI_YAZMA_KILAVUZU.pdf
2020-09-23T12:05:02+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2020-40/subset=warc/part-00230-50bb8e61-7c5b-4d2c-bd34-dad6ca92b697.c000.gz.parquet
153,350,798
2,294
tur_Latn
tur_Latn
0.950622
tur_Latn
0.99806
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "unknown", "tur_Latn", "unknown", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 1025, 2007, 3002, 4289, 5880, 6983 ]
null
null
null
null
null
null
HASTALIK VE ANALIK SIGORTALARı Doç.Dr.Gülbiye Yenimahalleli Yaşar Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi HASTALIK SİGORTASI Sosyal sigortacılıkta hastalık, "tıbbi bakım ve tedavi gerektiren bedensel ve ruhsal bozukluk durumu" olarak tanımlanmaktadır. Sosyal risklerden biri olan hastalık, doğurduğu geçici iş göremezlikle bir yandan gelir kaybına neden olurken, diğer yandan bazen kişinin çalışma gücünü etkilememekle birlikte tıbbi bakım ve tedavi gerektirdiği için olağanüstü giderlere yol açmaktadır. Sağlık hakkı konusundaki yasal gelişmeler ve hastalığın toplumsal boyutları, sigortalının geçindirmekle yükümlü olduğu aile bireylerine de güvence sağlanmasını gündeme getirmiştir. Hastalık sigortası, geçici nitelikte olan iş göremezlik durumunda parasal yardımlar sağlayarak bireyin gelir kaybını telafi etmeyi ve tıbbi bakım ve tedavi gerektiren hastalık durumu için sağlık yardımları sunmayı amaçlamaktadır. Hastalık sigortası ülkemizde ilk kez sınırlı bir şekilde 1921 tarih ve 151 sayılı Ereğli HavzaiFahmiyesiMaden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun ile gündeme 5510 sayılı Yasa, 506 sayılı Yasa'da hastalık sigortası kapsamında birlikte düzenlenen sağlık hizmetleri ile sigortacılık tekniğine dayalı olarak sağlanan parasal yardımları birbirinden ayırmıştır. Bu doğrultuda hastalık halinde yapılacak olan parasal yardımla kısa vadeli sigorta hükümlerini düzenleyen bölümde yer alırken, sağlık hizmetleri ile ilgili hükümler genel sağlık sigortası kısmında düzenlenmiştir. 5510 sayılı Yasa hastalık halini, iş sözleşmesine dayanarak çalışanlarla bağımsız çalışan sigortalıların, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar olarak tanımlamıştır (m.15). SIGORTALıYA YAPıLACAK YARDıMLAR VE YARARLANMA KOŞULLARı 5510 sayılı Yasa kapsamında hastalık halinde sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği verilmekte ve sağlık yardımı yapılmaktadır. 5510 sayılı Yasa'da hastalık halinde yapılacak sağlık yardımlarının, genel sağlık sigortası hükümleri kapsamında düzenlendiği belirtilmişti. Genel sağlık sigortası kitabın 6. Bölümünde ayrıntılı olarak ele alındığından, tekrara düşmemek için bu bölümde ayrıca yer almayacaktır. 1. GEÇICI İŞ GÖREMEZLIK ÖDENEĞI Hastalık sigortası kapsamındageçici iş göremezlik, sigortalının hastalık hallerinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurulu raporlarında belirtilen istirahat süresince geçici olarak çalışamama halidir. Geçici iş göremezlik ödeneği de çalışılamayan bu sürelerde ortaya çıkan gelir kayıplarını karşılamayı amaçlamaktadır. Hastalık sigortasından yalnızca 5510 sayılı Yasanın 4/I, a ve 4/I, b bendine tabi sigortalılar ile 5.maddede belirtilen sigortalılar yararlanabilmektedir. Yasanın 4/I,c bendi kapsamında bulunan kamu çalışanları iş kazası ve meslek hastalıkları sigortasında olduğu gibi hastalık sigortasından da yararlanamamaktadırlar. Hastalık halinde verilecek geçici iş göremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde 17 nci maddeye göre hesaplanacak günlük kazancının yarısı, ayaktan tedavilerde ise üçte ikisidir (m.18). 5510 sayılı Yasanın 22.maddesi, sigortalının kusuru oranında geçici iş göremezlik ödeneğinin miktarının azaltılabileceği halleri ayrıca düzenlemiştir. GEÇICI İŞ GÖREMEZLIK ÖDENEĞINDEN YARARLANMA KOŞULLARı 5510 sayılı Yasa geçici iş göremezlik ödeneği verilmesini bazı koşullara bağlamıştır: - İlk koşul sigortalının hastalanmasıdır. 5510 sayılı yasanın 15.maddesine göre, sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar, hastalık halidir. - İkinci koşul, hastalanan sigortalının m.4/I,a ve m.5 uyarınca sigortalı olması ve sigortalılık niteliğini yitirmemiş olmasıdır. - Üçüncü koşul sigortalının hastalık nedeniyle uğradığı geçici iş görmezlik durumunun 2 günden daha fazla sürmesidir. 18/I, b uyarıncageçici iş göremezliğin üçüncü gününden başlamak üzere her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verilir. Bu açık hüküm üç günden az süren hastalık durumlarında ödenek verilmeyeceği anlamına gelmektedir. - Dördüncü koşul, iş göremezlik durumunun Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarınca düzenlenen istirahat raporu ile belgelenmiş olmasıdır. - Beşinci koşul, sigortalılardan hastalık sigortasına tabi olanların hastalık sebebiyle iş göremezliğe uğraması halinde, iş göremezliğin başladığı tarihten önceki bir yıl içinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olmasıdır. 4/I,b kapsamındaki bağımsız çalışan sigortalıların ise Kuruma prim ve prime ilişkin borçlarının da bulunmaması gerekmektedir. - Altıncı koşul, Kuruma başvurudur. Geçici iş göremezlik ödeneğinden yararlanabilmek için sigortalının Kuruma başvurması gerekmektedir. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği başvurunun ne şekilde yapılacağını düzenlemiştir. - Bu koşullar yerine getirilmek şartıyla, geçici iş göremezliğin üçüncü gününden başlamak üzere her gün için,geçici iş göremezlik ödeneği verilmektedir (m.18). KURUMUN RÜCU HAKKı 5510 sayılı Yasanın 21.maddesi uyarınca, "çalışma mevzuatında sağlık raporu alınması gerektiği belirtilen işlerde, böyle bir rapora dayanılmaksızın veya eldeki rapora aykırı olarak bünyece elverişli olmadığı işte çalıştırılan sigortalının, bu işe girmeden önce var olduğu tespit edilen veya bünyece elverişli olmadığı işte çalıştırılması sonucu meydana gelen hastalığı nedeniyle, Kurumca sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği işverene ödettirilir". ANALIK SİGORTASI Doğum olayı sigortalı kadını belirli bir süre çalışmaktan alıkoyduğu gibi, olağandışı bazı giderleri de gerektirir. Sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısının analık hali de sigortalıya ek yükler getirir. Doğum nedeniyle ortaya çıkan gider artışı ve gelir kayıplarının, sadece emek geliri ile geçinen sigortalı tarafından karşılanması zordur. Bu nedenle analık sigortası doğup gelişmiştir. 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, anne ve çocukların özel bakım ve yardım hakları olduğundan söz etmektedir. Bildirge, çocukların evlilik içi veya dışında doğduklarına bakılmaksızın aynı sosyal korumalardan yararlanma haklarını da düzenlemiştir (m.25). Bu uluslararası düzenleme, ulusal düzeyde anayasaları da etkilemiştir. Anayasamızın 50.maddesi küçüklerin ve kadınların özel olarak korunacağını öngörmüştür . Analık sigortası Türkiye'de ilk kez 1946 tarih ve 4772 sayılı İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortası Yasası ile kabul edilmiştir. 1951 yılında 5502 sayılı Hastalık ve Analık Sigortası Yasasıyla geliştirilmiş, 506 sayılı Yasa ile ayrı bir sigorta kolu olarak düzenlenmiştir. 5510 sayılı Yasa ile bu kez kısa vadeli sigorta kolları içerisinde yeniden düzenlenmiştir (m.15). 5510 sayılı Yasaya göre, Yasa'nın 4/I, a ve b bentleri kapsamındaki sigortalı (veya gelir ve aylık alan) kadının veya sigortalı (veya gelir ve aylık alan) erkeğin sigortalı olmayan eşiningebeliğinin başladığı tarihten itibaren doğumdan sonraki ilk sekiz haftalık, çoğul gebelik halinde ise ilk on haftalık süreye kadar olan gebelik ve analık haliyle ilgili rahatsızlık ve özürlülük halleri analık hali kabul edilmektedir (m.15). ANALıK SIGORTASı KAPSAMıNDA SAĞLANAN YARDıMLAR VE YARARLANMA KOŞULLARı Analık sigortası, gelir kayıpları ve gider artışlarını karşılamak amacıyla parasal yardımlar sağlamaktadır. Ayrıca doğumun gerektirdiği sağlık yardımları da yapılmaktadır. Sağlık yardımları hem anneye hem de çocuğa yapılmaktadır. 1. SAĞLıK YARDıMLARı (HIZMETLERI) 5510 sayılı Yasa'ya göre analık sigortası kapsamında yapılacak sağlık yardımları (veya sağlık hizmetleri) genel sağlık sigortası hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Yasaya göre analık sebebiyle ayakta veya yatarak; hekim tarafından yapılacak muayene, hekimin göreceği lüzum üzerine teşhis için gereken klinik muayeneler, doğum, laboratuvar tetkik ve tahlilleri ile diğer tanı yöntemleri, konulan teşhise dayalı olarak yapılacak tıbbî müdahale ve tedaviler, hasta takibi, rahim tahliyesi, tıbbî sterilizasyon ve acil sağlık hizmetleri, ilgili kanunları gereğince sağlık meslek mensubu sayılanların hekimlerin kararı üzerine yapacakları tıbbî bakım ve tedaviler bu kapsama girmektedir (m.63/I, c). 2. PARASAL YARDıMLAR 5510 sayılı Yasa kapsamında parasal yardım olarak emzirme ödeneği ilegeçici iş göremezlik ödeneği sağlanmaktadır. 2.1. EMZIRME ÖDENEĞI Analık sigortası kapsamında yer alan emzirme ödeneği, analık sigortası kapsamında bulunan herkese, gerekli prim ödeme gün sayılarını sağlamaları koşuluyla, yaşayan her çocuğu için verilir. Emzirme ödeneği miktarı, doğum tarihinde geçerli olan ve Kurum Yönetim Kurulunca belirlenip Bakan tarafından onaylanan tarifeye göre ödenir (m.16). Emzirme ödeneği, Bağ-Kur Yasasına tabi sigortalılar bakımından yeni bir haktır. 2.2. GEÇICI İŞ GÖREMEZLIK ÖDENEĞI 5510 sayılı Yasa'ya göre, analık sigortasından yalnızca kadın sigortalıya, analık hallerine bağlı olarak ortaya çıkan iş göremezlik süresince, günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilir (m.16). Geçici iş göremezlik ödeneği, sigortalı kadının analığı nedeniyle ortaya çıkan gelir kaybını gidermek amacını taşıdığı için, yalnızca sigortalı kadına verilmektedir. Bu nedenle sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısı, sağlık hizmetleri ile emzirme ödeneğinden yararlanmasına rağmen, geçici iş göremezlik ödeneğinden yararlanamamaktadır. Geçici iş göremezlik ödeneği; doğumdan önceki sekiz ve doğumdan sonraki sekiz hafta için veya çoğul gebelik halinde doğumdan önceki süreye iki hafta eklenmesi ile bulunan süre için verilmektedir. Sigortalı kadının, erken doğum yapması halinde doğumdan önce kullanamadığı çalıştırılamayacak süreler ile isteği ve hekimin onayıyla doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışması halinde doğum sonrası istirahat süresine eklenen süreler için de geçici iş göremezlik ödeneği verilir (m.18). Bu sürelerin dışındaki sürelerde söz konusu olan geçici iş göremezlik durumları, koşulların varlığı halinde hastalık sigortası kapsamında yer alır. Geçici iş göremezlik ödeneğinin hangi hallerde indirileceği, hangi hallerde hiç ödenmeyeceği, hangi hallerde geri alınacağı 5510 sayılı Yasanın 22.maddesi ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 48.maddesinde düzenlenmiştir. ANALıK SIGORTASı YARDıMLARıNDAN YARARLANMA KOŞULLARı Analık sigortası yardımlarından yararlanabilmek için; analık durumunun ortaya çıkması, yararlanma hakkına sahip olanlar arasında yer almak, belli bir süre prim ödemiş olmak ve Kuruma başvuru yapmak gereklidir. 1. ANALıK DURUMUNUN ORTAYA ÇıKMASı 5510 sayılı Yasanın 15.maddesine göre, Yasanın 4/I, a ve b bentlerine tabi sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin sigortalı olmayan eşinin gebeliğinin başladığı tarihten itibaren doğumdan sonraki ilk sekiz haftalık, çoğul gebelik halinde ise ilk on haftalık süreye kadar olan gebelik ve analık haliyle ilgili rahatsızlık ve özürlülük halleri analık hali kabul edilir. 5510 sayılı Yasaya analık sigortası gebelik, doğum ve doğum sonrası olmak üzere üç dönemi kapsamaktadır. 2. YARARLANMA HAKKıNA SAHIP OLANLAR 5510 sayılı Yasaya göre analık sigortasından yararlananlar üç grupta toplanabilir. Birinci grup sigortalı kadınları içermektedir. Bu kapsamda; - 5510 sayılı Yasanın 4/I, a bendi kapsamındaki sigortalı kadınlar - 5510 sayılı Yasanın 4/I, b bendi kapsamındaki sigortalı kadınlar - 5510 sayılı Yasanın 5/I, a bendi kapsamındaki sigortalı kadınlar (ceza infaz kurumları ile tutukevleri bünyesinde oluşturulan tesis, atölye ve benzeri ünitelerde çalıştırılan hükümlü ve tutuklular) analık sigortasından yararlanma hakkına sahiptir. İkinci olarak yukarıda sayılan fıkralara göre sigortalı olan erkeğin sigortalı olmayan karısı da analık sigortasından yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için aralarında resmi nikah olması gerekmektedir. Üçüncü grupta kendi çalışmasından dolayı Kurumdan gelir veya aylık alan kadın sigortalı ile gelir veya aylık alan erkeğin sigortalı olmayan karısı yer almaktadır. Bu kişiler de analık sigortasından yararlanmaktadır. 3. BELLI BIR SÜRE PRIM ÖDEMIŞ OLMA 5510 sayılı Yasa, doğumun meydana geldiği tarih ve yapılacak yardımın niteliğine bağlı olarak farklı prim ödeme koşulları öngörmüştür. Emzirme ödeneği verilebilmesi için; -5510 sayılı Yasa'nın 4/I (a) bendi kapsamında olanlar için doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün kısa vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş olması gereklidir. -5510 sayılı Yasa'nın (b) bendi kapsamında olanlar için ise doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün kısa vadeli sigorta kolları primi yatırılmış ve genel sağlık sigortası primi dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması şarttır (m.16). Emzirme ödeneğine hak kazanan sigortalılardan sigortalılığı sona erenlerin, bu tarihten başlamak üzere 300 gün içinde çocukları doğarsa, sigortalı kadın veya eşi analık sigortası haklarından yararlanacak sigortalı erkek, doğum tarihinden önceki 15 ay içinde en az 120 gün prim ödenmiş olması şartıyla emzirme ödeneğinden yararlandırılır (m.16). Geçici iş göremezlik ödeneğine hak kazanabilmek için; - sigortalı kadının, doğumdan önceki bir yıl içinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olmalıdır. - bağımsız çalışanlar da artık analık sigortası kapsamındaki geçici iş görmezlik ödeneğinden yararlanma olanağına kavuşmuş olmalarına rağmen, bağımsız çalışan kadının bu yardımdan yararlanabilmesi için, genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması şartı aranmaktadır. Bağımsız çalışan kadın için getirilen bu ek koşul, analık sigortası haklarına erişimi engelleyici bir nitelik taşımaktadır (m.18). KURUMA BAŞVURU Analık sigortası yararlanmak için Kuruma başvuru gereklidir. Başvurunun ne şekilde yapılacağı ilgili yönetmelikte gösterilmiştir. KURUMUN RÜCU HAKKı Sigortalının süresinde bildirilmemesi halinde Kurumun rücu hakkı bulunmaktadır.
<urn:uuid:e702f335-4f0e-4d08-a1cf-5295fac3c427>
CC-MAIN-2020-05
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/62366/mod_resource/content/0/10.%20Hafta%20Hastal%C4%B1k%20ve%20Anal%C4%B1k%20Sigortalar%C4%B1.pdf
2020-01-21T16:49:06+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2020-05/subset=warc/part-00284-2224c996-15d6-400a-8ae4-2d0740e74c18.c000.gz.parquet
323,617,948
4,042
tur_Latn
tur_Latn
0.999407
tur_Latn
0.999845
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 113, 1088, 1726, 2194, 3214, 4032, 4942, 5423, 7084, 7389, 8126, 8264, 8707, 10143, 10409, 10923, 11911, 12084, 12902, 13517, 13665, 13767 ]
null
null
null
null
null
null
HEMġĠRELĠKTE ÖZLÜK HAKLARI VE ÖRGÜTLENMENĠN ÖNEMĠ AYġEN TOKTAY HEMġĠRELĠK Bireyin ailenin ve toplumun sağlığını ve esenliğini koruma, geliĢtirme ve hastalık halinde iyileĢtirme amacına yönelik hemĢirelik hizmetlerinin planlanması, örgütlenmesi, uygulanması, değerlendirilmesinden ve bu kiĢilerin eğitiminden sorumlu bilim ve sanattan oluĢan bir sağlık disiplinidir. ( THD) HEMġĠRE Sağlık düzeyinin yükseltilmesi, hastalığın önlenmesi, hastanın bakım ve rehabilitasyon çalıĢmalarında hemĢirelik bakımını planlamak, sağlamak ve değerlendirmekte yeteneklidir ve sağlık bakanlığının bir üyesi olarak görevli ve yeterlidir (WHO) HEMġĠRE KĠMDĠR? Bir insanın yaĢamını kurtardığında sana kahraman derler, Sevecen yaklaĢtığında sana arkadaĢ derler, Bakımında bilimsel yöntemleri kullandığında sana uzman derler. Bunların üçünü de yaptığında sana HEMġĠRE derler. SANERK HEMġĠRELĠK DÜN KĠLOMETRE TAġLARIMIZ BUGÜN GELĠNEN NOKTA GELECEK KĠLOMETRE TAġLARIMIZ Mesleğin DoğuĢu, Eğitim, Örgütlenme, Kanun/Yasa ve Yönetmelikler KĠLOMETRE TAġLARIMIZ MESLEĞĠN DOĞUġU KĠLOMETRE TAġLARIMIZ EĞĠTĠM KĠLOMETRE TAġLARIMIZ ÖRGÜTLENME 1899 Yılında Uluslararası HemĢireler Konseyi International Council of Nurses ( ICN) MESLEKĠ ÖRGÜTLENME ÖRGÜTLENME 1933 yılında «Türk Hastabakıcılar Cemiyeti 1943 yılında Yönetimine okul mezunu hemĢireler alınmıĢ ve adı « Türk HemĢireler derneği» olarak değiĢtirilmiĢ, 1949 yılında Türkiye ICN'eaktif üye olarak kabul edilmiĢtir. 1964 yılından buyana Türkiye her 12 Mayıs Günü "HemĢireler Günü"olarak kutlanmaktadır. MESLEKĠ ÖRGÜTLENME KĠLOMETRE TAġLARIMIZ oYasaların Gözünde Neredeyiz ? KĠLOMETRE TAġLARIMIZ 1954 Tarihli HemĢirelik Kanunu 53 Yıl sonra 02. 05. 2007 tarihli HemĢirelik Kanunu Görev tanımları, yetkinlik……… KANUN YÖNETMELĠK KĠLOMETRE TAġLARIMIZ HEMġĠRELĠK KANUNLARINDAKĠ DEĞĠġĠKLĠKLER "6283 sayılı HemĢirelik Kanununda değiĢiklik içeren maddeler, 02/05/2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi" OTONOMĠ BUGÜN GELĠNEN NOKTA 1981 YILI 2547 SAYILI Yükseköğretim Kanunu ile bilimselliği onandı. Yüksek lisans-doktora programları ile hemĢirelere akademik kariyer yolu açmıĢtır. Bugün Gelinen Nokta HemĢirelik Bilim Doçentliği ve Profesörlüğü yasalarda yer aldı. BĠLĠMSELLĠK ONANDI BUGÜN GELĠNEN NOKTA 1.HemĢirelik Esasları, 2.Cerrahi Hastalıklar, 3.Dahili Hastalıklar , 4.Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, 5.Kadın Sağlığı ve Hastalıkları, 6.Halk Sağlığı HemĢireliği, 7.Psikiyatri HemĢireliği 8.……… BĠLĠM DALLARIMIZ BUGÜN GELĠNEN NOKTA BirleĢmiĢ Milletler "2010 Uluslararası HemĢireler Yılı" ULUSLAR ARASI KABUL ĠĢ yükü ağır hemĢirelerde Ġğne batması kazalarında %50 artıĢ, Hastane Enfeksiyonlarında artıĢ Hasta ölme oranında %7 artıĢ SORUNLARIMIZ ShalalaED , BaltonBL, (2009) TheInitiativeon theFutureof NursingNursesaretransformingAmericanhealthcare. AJN, September, Vol109, No. 9 BUGÜN GELĠNEN NOKTA HemĢirelerin verdikleri bakım ve eğitim ile Tıbbi hata, Ölüm oranı, Hastane enfeksiyonları ve Hastanede yatıĢ süresini azalttıkları……….. ShalalaED , BaltonBL, (2009) TheInitiativeon theFutureofNursingNursesaretransformingAmericanhealthcare. AJN, September, Vol109, No. 9 KANITLARIMIZ BUGÜN GELĠNEN NOKTA Toplumla buluĢma, Meslek alanına sahip çıkma Yasal hakları kullanma Yeni fırsatlar yaratma Tehditleri fırsatlara dönüĢtürme ĠĢbirliği yapma Neyden vazgeçip neyden vazgeçemeyeceğimizi Öğrenmemiz gerekir. ÖDEVĠMĠZ GELECEKTE HEMġĠRELĠK Modern çağa ayak uydurmak için; "klasikhemşire'den" "modernhemşire'ye" DeğiĢimgereklidir. DeğiĢim Gereksiniminin Nedenleri 1.Modern tıptaki değiĢim 2.Toplumsal değiĢim 3.Küresel değiĢim 4.Eğitim olanaklarında geniĢleme DEĞIġIM GEREKSINIMININ NEDENLERI 1.Modern Tıptaki DeğiĢim Bilgide artıĢ ve bilgide artıĢ hızı Yeni hastalık türlerinin ortaya çıkıĢı Ġlaç tedavilerinde farklılaĢma Cerrahide farklılaĢma Teknolojide geliĢme ve yaygınlaĢma DEĞIġIM GEREKSINIMININ NEDENLERI 2. Toplumsal DeğiĢim Hasta sayısı ve yaĢında artıĢ; OYB 73.8 yıl Hasta beklentisinde artıĢ Kurum beklentisinde artıĢ; Akreditasyon…… Devlet politikaları: Özel tedavi kurumlarına kayıĢ DEĞIġIM GEREKSINIMININ NEDENLERI 3. Küresel DeğiĢim UlaĢtırma ve iletiĢim teknolojilerinin geliĢimi ile ülkeler arası etkileĢimde artma Bilgiye ulaĢım günümüzün ortak dili olan ingilizce ile mümkün. Dil bilmek modern kalabilmek için şart Türkiye sağlık hizmetleri konusunda dünyaya açılıyor "Sağlık turizmi" Yabancı hastaları tedavi ederken onları anlayabilmek gerekli: Farklı kültürleri, dinleri tanıma, farklı kültürlerden insanların tedavi konusundaki yaklaşımları ve beklentileri konusunda bilgilenmek gerekli. DEĞIġIM GEREKSINIMININ NEDENLERI Bu büyük değiĢimle birlikte gereksinimler de değiĢiyor. HemĢirelikte yeni uzmanlık alanları doğuyor HemĢire koordinatörlüğü Tele-sağlık hemĢireliği Adli tıp hemĢireliği Epidemiyoloji hemĢireliği Bakımevi hemĢireliği Diyaliz hemĢireliği ĠĢ sağlığı hemĢireliği Yara bakımı hemĢireliği DEĞĠġEN GEREKSĠNĠMLERE YANIT VERMEK GEREKLĠ DeğiĢim Gereksiniminin Nedenleri 1.Ambulatorycarenursing2.Advanced practicenursing3.Burn nursing4.Camp nursing5.Cardiac nursing6.Cardiac catheterlaboratorynursing7.Medical casemanagement8.Community healthnursing9.Correctional nursing10.Critical carenursing11.Emergency andtraumanursing12.Environmental healthnursing13.Faith communitynursing14.Flight nursing15.Forensic nursing16.Gastroenterology nursing17.Genetics nursing18.Geriatric nursing19.Health visiting20.Holistic nursing 21.Home healthnursing 22.Hospice andpalliativecarenursing 23.Hyperbaric nursing 24.Immunology andallergynursing 25.Intravenous therapynursing 26.Infection controlnursing 27.Infectious diseasenursing 28.Legal nursing 29.Maternal-child nursing 30.Medical-surgical nursing 31.Mental healthorpsychiatricnursing 32.Midwifery 33.Military anduniformedservicesnursing 34.Neonatal nursing 336.Nursing informatics 5.Neurosurgical nursing 37.Nursing management 38.Nursing research 39.Obstetrical nursing 40.Occupational healthnursing 41.Oncology nursing 42.Orthopaedic nursing 43.Ostomy nursing 44.Pediatric nursing 45.Perianesthesia nursing 46.Perioperative nursing 47.Private dutynursing 48.Psychiatric ormentalhealthnursing49.Public healthnursing50.Pulmonary nursing51.Quality improvement52.Radiology nursing53.Rehabilitation nursing54.Renal nursing55.School nursing56.Space nursing57.Sub-acute nursing58.Substance abusenursing59.Surgical nursing60.Telenursing61.Telephone triagenursing62.Transplantation nursing63.Travel nursing64.Urology nursing65.Utilization management66.Wound carenursing HemĢirelik uzmanlık alanları her geçen gün artmaktadır DEĞIġIM GEREKSINIMININ NEDENLERI 4. Eğitim Olanaklarında GeniĢleme 20. YY Eğitimini Kullanarak 21. YY Zorlukları ile YüzleĢmek…………. HemĢirelik Örneği ……… DEĞIġIM GEREKSINIMININ NEDENLERI 4. Eğitim Olanaklarında GeniĢleme Meslekte profesyonelliğin geliĢmesi Eğitimin değiĢmesi; Geleneksel usta-çırak eğitiminden formal-akademik eğitime geçiĢ Akademik yapılanma Sürekli eğitim SÜREKLĠ EĞĠTĠM NEDEN GEREKLĠ Hiçbir öğretim üyesi, bir hemĢirenin tüm kariyeri boyunca gereksinim duyacağı bilgilerin tümünü ona aktaramaz. Modern hemĢire dinamik olarak değiĢen tıbbi ve toplumsal Ģartlara uyum sağlamalıdır. Nasıl sağlanacak?Kongre, kurs ve toplantılara katılım, Kurum içi seminer ve kurslar, Kişisel gelişim; dergiler, internet…… SONUÇ OLARAK Beceri Temellilikten, Bilgi Temelliliğe DönüĢüm kaçınılmazdır. Bu nedenle YaĢam boyu öğrenmeyi davranıĢ biçimi haline getirmeliyiz. ÇÜNKÜ Bilgi temelli bir endüstride kazananlar, Sürekli öğrenenler olacaktır Hemşirelik mesleği Dün önemli idi,Bu gün de çok önemlidirGelecekte de çok önemli olacaktır… TEŞEKKÜR EDERİM.
<urn:uuid:bd74b575-9273-411f-9e0d-47e7c623133e>
CC-MAIN-2018-47
http://ndthd.org.tr/images/Hem%C5%9Firelikte_%C3%96zl%C3%BCk_Haklar%C4%B1_ve_%C3%96rg%C3%BCtlenmenin_%C3%96nemi.pdf
2018-11-13T02:55:46Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2018-47/segments/1542039741192.34/warc/CC-MAIN-20181113020909-20181113042909-00368.warc.gz
248,148,959
2,890
tur_Latn
tur_Latn
0.919218
tur_Latn
0.993728
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tuk_Latn", "tur_Latn", "unknown", "unknown", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn"...
false
rolmOCR
[ 63, 376, 629, 872, 938, 1030, 1070, 1100, 1240, 1583, 1637, 1795, 1996, 2276, 2511, 2612, 2889, 3202, 3438, 3555, 3686, 3910, 4130, 4651, 5023, 6677, 6835, 7058, 7410, 7638, 7749 ]
null
null
null
null
null
null
MERSİN İL SAĞLIK MÜDÜRÜ AYRINTILI GÖREV DAĞILIM ÇİZELGESİ 1. BASIN VE HAKLA İLİŞKİLER BİRİMİ 2. HUKUK VE MUHAKEMAT BİRİMİ 3. SİVİL SAVUNMA VE SEFERBERLİK HİZMETLERİ BİRİMİ 4. İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜKLERİ 5. PERSONEL VE DESTEK HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI 5.1. Personel ve Destek Hizmetleri Başkan Yardımcılığı (1) 5.1.1. Personel ve Atama Birimi 5.1.2. Özlük Birimi 5.1.3. Disiplin Birimi 5.2. Personel ve Destek Hizmetleri Başkan Yardımcılığı (2) 5.2.1. Yatırımlar Birimi 5.2.2. İstatistik ve Bilgi işlem Birimi 5.2.3. Eğitim Birimi 5.2.4. Evrak Kayıt Birimi 5.2.5. Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Birimi 5.2.6. Muhasebe Birimi 5.2.7. Kamu Zararları Birimi 5.2.8. İç Kontrol Birimi 5.2.9. İş Sağlığı ve Güvenliği Koordinatörlüğü 5.2.10. İdari ve Mali Hizmetler Birim 18.104.22.168.1. Maaş Mutemetliği 22.214.171.124.2. Ayniyat Birimi 126.96.36.199.3. Ek Ödeme Birimi 188.8.131.52.4. Gelir Tahakkuk Birimi 184.108.40.206.5. Gider Tahakkuk Birimi 6. HALK SAĞLIĞI HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI 6.1. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcılığı (1) 6.1.1. Ruh Sağlığı, Tütün ve Diğer Bağımlılık Yapıcı Maddelerle Mücadele Birimi 6.1.2. Aile hekimliği İzleme Değerlendirme ve İstatistik Birimi 6.1.3. Çocuk, Ergen, Kadın ve Üreme Sağlığı Birimi 6.1.4. Bulaşıcı Hastalıklar Aşı Programları ve Tüberküloz Birimi 6.2. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcılığı (2) 6.2.1. Çalışan Sağlığı Birimi 6.2.2. Halk Sağlığı Laboratuvarı 6.2.3. Toplum Sağlığı ve Göç Sağlığı Birimi 6.2.4. Çevre Sağlığı Birimi 6.2.5. Kanser Birimi 6.2.6. Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar ve Kronik Durumlar ile Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Birimi 7. KAMU HASTANELERİ HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI 7.1. Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkan Yardımcılığı (1) 7.1.1. Özellikli Sağlık Hizmetleri Birimi 7.1.2. Sağlık Bakım Hizmetleri ve Eğitim Birimi 7.1.3. Şehir Hastaneleri Sözleşme Takip Birimi 7.1.4. Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri İzleme, Değerlendirme ve Raporlama Birimi 7.2. Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkan Yardımcılığı (2) 7.2.1. İdari ve Mali Hizmetler ile Tıbbi Cihaz ve İlaç Birimi 7.2.2. Hasta ve Çalışan Hakları Birimi 7.2.3. Hastane Hizmetleri Birimi 7.2.4. Evde Sağlık Hizmetleri Koordinatörlüğü 8. SAĞLIK, İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI 8.1. Sağlık, İlaç ve Tıbbi Cihaz Hizmetleri Başkan Yardımcılığı (1) 8.1.1. Özel Yataklı Birimi 8.1.2. Sağlığın Geliştirilmesi ve Sağlık Meslekleri Birimi 8.1.3. Sağlık Hizmetleri İzleme, Değerlendirme, Denetim Birimi 8.1.4. Özel Teşhis ve Tedavi Merkezleri ve Özel Diş Sağlığı Birimi 8.2. Sağlık, İlaç ve Tıbbi Cihaz Hizmetleri Başkan Yardımcılığı (2) 8.2.1. İl İzleme ve Değerlendirme Birimi 8.2.2. Eczacılık, Tıbbi cihaz ve Biyomedikal Birimi 8.2.3. İl Performansı ve Kalite Koordinatörlüğü 8.2.4. İl Sağlık Turizmi Koordinatörlüğü 8.2.5. Hasta Hakları İl Koordinatörlüğü 8.2.6. Organ ve Doku Nakli Koordinatörlüğü 9. ACİL SAĞLIK HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI 9.1. Acil Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcılığı 9.1.1. Afetlerde Sağlık Hizmetleri Birimi 9.1.2. Acil Sağlık Hizmetleri Birimi 9.1.3. İl Ambulans Servisi Başhekimliği 220.127.116.11. İl Ambulans Servisi Disiplin Birimi 18.104.22.168. Mersin Komuta Kontrol Merkezi
<urn:uuid:0c014fe1-9d0d-47b2-853a-3a5f3ed22eca>
CC-MAIN-2019-04
https://dosyaism.saglik.gov.tr/Eklenti/56769,ayrintili-gorev-dagilim-cizelgesipdf.pdf?0&_tag1=CDF64715E3223EEDCCC9F556B79528B616F93AEE
2019-01-24T07:03:44Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2019-04/segments/1547584519382.88/warc/CC-MAIN-20190124055924-20190124081924-00472.warc.gz
482,265,773
1,279
tur_Latn
tur_Latn
0.989847
tur_Latn
0.991633
[ "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 1889, 3086 ]
null
null
null
null
null
null
Ekonomik Araştırmalar Bölümü Ocak 2022 Gündem – Tuğrul Belli 2 Bütçe ve Kamu Finansmanı 3 Ödemeler Dengesi ve Dış Ticaret 4 Üretim ve Büyüme 5 Enflasyon ve Faizler 6 Parasal Göstergeler 7 PARA POLİTİKASI İŞLEVSİZLEŞTİRİLDİ Dünyada merkez bankalarının pek çok işlevi vardır. Para basmak, açık piyasa işlemleri vasıtasıyla piyasanın likiditesini dengelemek, nihai kredi verici olarak bankalara sıkışıklarda kaynak sağlamak, altın ve döviz rezervlerini saklamak ve yönetmek, vs. vs. Ancak en önemli işlevi para politikası ile ilgili kararlar almaktır. (Nitekim, örneğin dün akşam ABD merkez bankasının aldığı kararlar sadece ABD'de değil, tüm Dünyada yakından takip edilmekteydi.) Bu işlevlerini icra ederken de merkez bankalarının yürütmeden bağımsız hareket etmeleri beklenir. Türkiye'de ise bir süredir para politikası kararlarının (özellikle Naci Ağbal'ın görevden alınmasından beri) Hükümetten bağımsız olarak alınmadığı biliniyordu. Eylül ayı ve sonrasındaki kararlar ise tamamen Hükümetin isteği doğrultusunda alınmaya başlanmıştı. Ancak bu konuda ne Hükümet, ne de MB kanadından resmi bir açıklama olmadı. Ancak Hazine ve Maliye Bakanı Sn. Nebati ekonomistlerle yaptığı bir toplantıda MB'nın para politikasının işlevsizleştirildiğini resmen açıkladı. Zaten, eğer bir ekonomide MB'nın politika faizi yüzde 14 iken, mevduat faizleri yüzde 20, kredi faizleri ise yüzde 25'lerde ise para politikası "de facto" işlevsizleşmiş demektir. Para politikasının bir işlerliği olması için diğer piyasa faizlerinin politika faizi paralelinde hareket etmesi beklenir. Türkiye'de bu ilişki bir süredir kopmuş vaziyette. Ana sebep ise MB'nın reel politika faizi vermekten vazgeçerek enflasyon ile politika faizi arasındaki aralığın son derece açılmasına izin vermiş olması. Bugün itibarıyle bu fark eksi 22 puan. Ancak önümüzdeki aylarda gelecek enflasyon verileriyle fark eksi 40 puana kadar da çıkabilir. Böyle bir durumda, Türk Lirası'nda kalmak isteyen tasarruf sahiplerinin daha yüksek bir getiri istemesi gayet doğal. Para politikasının işlevsizleştirilmesi ile birlikte en büyük yara alan tabii ki TL'de duran (veya durmak zorunda kalan) yatırımcı oluyor. Şöyle ki, eğer enflasyon beklendiği gibi yüzde 50'lerde devam ederse, bir sene içerisinde yatırımcı tasarruflarının yaklaşık olarak yüzde 20'sini kaybetmiş olacak. Kısacası tasarruf sahibi üzerinde çok ağır bir finansal represyon, veya diğer bir ifadeyle zımni bir vergilendirme söz konusu. Son getirilen Kur Korumalı Mevduat 2 enstrumanı da bu yaraya merhem olamıyor, çünkü bu enstruman enflasyondan koruma sağlamıyor. Hatta ne kadar çok TL mevduat sahibi bu enstrumana geçerse, TL de o ölçüde değerlenecek ve vade sonunda kur farkından doğan bir ek gelir doğmayacak. Esasen enflasyondan korunabilmek için doğrudan enflasyona endeksli enstrumanlara yönelmek en doğrusu. Ancak o noktada da bankaların böyle bir yükümlülüğü paralel getiri sağlayan bir enstrumanla dengelemeleri gerekir. Enflasyona endeksli bir faiz üzerinden kredi verilmesi Dünyada görülmüş bir uygulama değil. Zaten hiç bir şirket de enflasyon bu kadar yüksek ve volatil iken böyle bir kredi istemez. Geriye enflasyona endeksli devlet tahvilleri kalıyor. Ancak son dönemde görüldüğü gibi bu enstrumanlara piyasada çok talep olması ile birlikte getirileri de enflasyonun altında kalabiliyor. Tasarruf sahiplerinin bu enstrumanı doğrudan satın almaları, veya bu enstrumana yatırım yapan yatırım fonlarından satın almaları en mantıklısı herhalde. Açıkçası, bu şartlar altında, son PPK kararında politika faizi daha da düşürülebilirdi. Eğer politika faizi ile piyasa faizleri arasındaki ilişki bu ölçüde kopmuş ise, ve yeni ihdas edilen enstrumanlar ve bankalara getirilen kısıtlamalarla yerli yatırımcının döviz talebi kontrol altına alınmış ise politika faizinin yüzde 10, 8, ve hatta 5'e düşürülmesinin bir mahsuru yok. Aksine MB kanalıyla bankalara her gün verilen 350-400 milyar TL'nin maliyeti de iyice düşeceği için bankalar kredi faizlerini daha da düşürebilirler! Mamafih, böyle bir politikanın uzun vadede "sürdürülemez" olduğunu bir kere daha vurgulamakta fayda var. firstname.lastname@example.org Bütçe ve Kamu Finansmanı KİT'lerin artan zararları bu ay bütçe giderlerini 2 katına çıkardı * Aralık aylarında sene içinde kullanılmayan ödeneklerin kullanılması ile birlikte bütçede yüksek oranlı gider artışları olması beklenebilir. Ancak bu sene giderler %101 gibi çok yüksek bir oranda artmış durumda. * Bu artışı körükleyen en büyük kalem ise 2020 Aralık'ında 5 milyar olan borç verme kaleminin bu Aralık'ta 60 milyar TL'ye yükselmiş olması. Senenin son ayında sene içerisinde zarar etmiş olan BOTAŞ'a 40 milyar TL, EÜAŞ'a 9,5 milyar TL, TCDD'ye 5 milyar TL transfer edildi. Böylece önceki aylarda yapılan finansmanlarla bu sene TCDD'ye toplamda 20.6 milyar, Botaş'a ise 50 milyar TL verilmiş oldu. Ayrıca bu ay Botaş'a cari transferler kalemi altında 19 milyar TL daha ek ödeme yapıldı. 2-Faiz Harcamaları Gelirler 1-Genel Bütçe Gelirleri Vergi Gelirleri Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler Faizler, Paylar ve Cezalar Sermaye Gelirleri Alacaklardan Tahsilat 2-Özel Bütçeli İdarelerin Öz Gelirleri 3-Düzen. ve Denet. Kurumların Gelirleri Bütçe Dengesi Faiz Dışı Denge SEÇİLMİŞ VERGİLER Gelir Vergisi Kurumlar Vergisi Dahilde Alınan KDV Petrol ve Doğalgaz Motorlu Taşıtlar Dayanıklı Tük. Malları BSMV Gümrük Vergileri * Sene toplamında yapılan 627 milyar TL cari transferlerin 262 milyar TL'si SGK'ya ödenmiş bulunuyor. Personel giderlerindeki artış ise %20 ile enflasyon oranının oldukça altında kalmış gözüküyor. * Sonuçta 2021'de bütçe 192 milyar TL açık vermiş oldu. Ancak 2021 enflasyonunun %30 olduğunu ve büyüme oranının da %10 civarında geleceğini dikkate alırsak aslında reel olarak bütçe açığının milli gelire oran olarak azaldığı söylenebilir. Damga Vergisi Harçlar * Takip ettiğimiz seçilmiş vergilerden ithalde alınan KDV'de %103, gümrük vergisinde ise %90'lık artış söz konusu. Hem ithalattaki, hem de kurlardaki artış bu yüksek oranları sağlamış durumda. * Aralıkta dahilde alınan KDV miktarında önceki aya göre büyük bir düşüş görülüyor (13.7'den 5.7'e). Bu tahsilatın sonraki aya kaymasından da kaynaklanabilir. Ancak Hazinenin MB'deki hesabına baktığımızda da senenin ilk günlerinde bir artış görülmüyor. Ekonomik aktivitede bir zayıflama söz konusu olabilir. Ödemeler Dengesi ve Dış Ticaret 2021'de ihracat %33 arttı * Aralıkta ihracat %25 artarak 21.2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu ay ithalattaki artış ise %29.5 oldu. Böylece yıllık dış ticaret açığı da %4.4 daralarak 46.7 milyar dolara geriledi. Bu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı ise %82.1 oldu. * Hacimli sektörlere baktığımızda bu ay tarımın %24, çeliğin %67, demirin %50, tarıma dayalı işlenmiş ürünlerin %28 ve kimyevi maddelerin de %38 artış gösterdiğini görüyoruz. * Geçen ay %307 artışla süpriz yapan mücevherat sektörü bu ay da %205 artış göstermiş durumda. * İhracattaki ivmelenme devam ediyor. Nitekim, ihracat miktar endeksi Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %21,8 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde %20,4, ham maddelerde %18,0, yakıtlarda %34,4 ve imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) %17,3 arttı. * Net hata ve noksan kalemindeki garip durum ise artarak devam etmekte. 2021 başından beri bu kalemdeki kümülatif girişler 20 milyar dolara ulaşmış durumda. Normalde isminden de anlaşılacağı gibi bu kalemin uzun vadede + - sıfır civarında seyretmesi beklenir. Şu ana kadar ise nereden geldiği belli olmayan bir 20 milyar dolar söz konusu. * 3 aydır fazla veren cari denge Kasımda açığa dönüştü. 2.7 milyar dolar açık veren cari dengeye karşı net hata ve noksandan 4.4 milyar, finans hesaplarından ise 1 milyar dolar giriş söz konusu. Öte yandan açık 2020 Kasım'ından daha düşük kaldığı için 12 aylık açık rakamı da gerilemeye devam etti. * 19 Kasımda 128.4 milyar dolarla en yüksek noktasına ulaşan rezervler 14 Aralık itibarıyle 109.5 milyar dolara gerilemiş durumda. Gerilemeye Aralık'ta MB tarafından kurlara yapılan müdahale sebep oldu. Büyüme Yeni senede büyüme yavaşlayacak ikinci en yüksek oranında arttı. * Geçen seneye ilişkin üretim rakamları pozitif gelmeye devam ediyor. Kasım ayı toplam sanayi üretim artışı %11.4 oldu. Aralıkta artış hızı azalsa bile 2021 GSYH artışı %11'e kadar çıkabilir. * Ocak'ta ise kurlardaki stabilizasyon ile birlikte tüketici güven endeksinde bir miktar toparlanma gözlemleniyor. Ancak üretim tarafında bir zayıflama söz konusu. Bu durumda oldukça kötü geçen kış şartları ve özellikle de doğalgaz ve elektrik kesintilerinin de etkisi var. * Ancak yeni senede büyüme hızının %3-4'lerin üzerine çıkması oldukça zor gözüküyor. Faizlerdeki artış ve baz etkisi daha yüksek bir büyüme oranına izin vermeyecektir. Ekonomi daha yüksek bir büyüme oranına zorlanırsa da enflasyonun kontrolden çıkma riski bulunuyor. * Aralıkta kurlardaki dalgalanmanın da etkisiyle güven endekslerindeki gerileme hızlanmış durumda. Öte yandan aşağıdaki grafikten de görüldüğü gibi Ocak'ta tüketici güven endeksinde kısmi bir toparlanma söz konusu. Bunun ana sebebi TL'nin bir miktar değer kazanmış olması. 120.0 130.0 * Kasım'da 52,0 olarak ölçülen manşet PMI, Aralık'ta kritik eşik değer 50,0'nin üzerinde kaldı ve hafif bir artışla 52,1 seviyesinde gerçekleşti. Öte yandan, fiyat artışlarının birçok müşteriyi caydırması sonucu toplam yeni siparişler üst üste üçüncü ay yavaşlama kaydetti. Girdi temininde yaşanan zorluklar yaygın bir şekilde devam ederken tedarikçilerin teslimat süreleri anket geçmişinin Enflasyon Bu sene enflasyonun son aya kadar %50'nin altına gelmesi zor gözüküyor * Aralıkta TÜFE %13.58, Yİ-ÜFE ise %19.08 arttı. Böylece 2021 enflasyonu TÜFE'de %36.08, YİÜFE'de ise %79.89 oldu. Bu ay enflasyona en çok katkıyı %4.41 ile ulaştırma ve %4.29 ile gıda yaptı. * TÜFE ile Yİ-ÜFE arasındaki fark 43 puanın üzerinde. Bu ay çok yüksek çıkan üretici fiyatları artışı önümüzdeki aylarda da enflasyonun artarak devam edeceğinin göstergesi. * Kurlarda bir stabilizasyon sağlansa bile enflasyon 2022'de %50 civarlarında seyredecek. Ancak yılın son ayında baz etkisi nedeniyle %30'lara doğru bir düşüş beklenebilir. * Enflasyonda yukarı yönlü riskler ise devam ediyor. Ocak ayında ağır geçen kış şartları gıda fiyatlarını daha da yukarı taşıyacaktır. Büyümeyi canlandırmak için kredilere hız verilmesi de enflasyonist etki yaratabilir. Faizler Politika faizi artık işlevsiz * Ocak ayında MB politika faizini %14'te sabit bıraktı. Ancak ana yazımızda da belirttiğimiz gibi artık politika faizi ile piyasa faizleri arasındaki ilişki kopmuş durumda. Bu durumun ana sebebi politika faizinin enflasyona göre anormal derecede düşük bir düzeyde kalmış olması. * Grafikten de net bir şekilde görüldüğü gibi düşük politika faizine karşın diğer faizler yüksek seviyelerde kalmaya devam ediyor. Özellikle ihtiyaç kredisi faizlerindeki hızlı yükseliş dikkat çekici. Parasal Göstergeler Ekonomik Veriler Şube Adresleri TURKISH BANK MÜŞTERİ DESTEK HATTI : 0 (212) 373 73 73 TÜRK BANKASI LTD. Eski aylara ait raporlar Turkish Bank web sitesi www.turkishbank.com'dan sağlanabilir. Abone olmak isteyenler email@example.com adresine e-posta yollayabilirler.
<urn:uuid:d4fdcc6c-a7ee-44f7-8b48-9990d5b201eb>
CC-MAIN-2024-51
https://www.turkishbankgroup.com/wp-content/uploads/2022/01/ER-01-22.pdf
2024-12-13T17:34:02+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-51/subset=warc/part-00149-b392068a-8e35-4497-8fab-a691b1a71843.c000.gz.parquet
910,992,327
3,300
tur_Latn
tur_Latn
0.997866
tur_Latn
0.999861
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "unknown", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 193, 4131, 6355, 8079, 9566, 10929, 10968, 11223 ]
null
null
null
null
null
null
Zilan - Zeynep Kınacı'nın Mektubu 1972 Malatya merkez doğumluyum. Adım Zeynep Kınacı'dır. Aslen Malatya merkeze bağlı Elmalı Köyündenim. Çevrede Mamureli aşireti olarak tanınırız. Malatya İnönü Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü'nden mezun oldum. Saflara katılmadan önce, Malatya Devlet Hastanesi'nde röntgen teknisyeni olarak çalışıyordum. Evliyim, eşim Amed'in Eğil ilçesine bağlı Xliya köyündendir, kendisi de üniversiteden aynı bölümden mezundur. 1995 yılında Adana'da cephe faaliyetleri yürütürken, düşmana esir düştü. Ailenin geçim durumu orta hallidir. Ailenin sosyal yapısı bir yandan feodal etkileri taşırken, bir yanıyla da küçük burjuva Kemalist anlayışı hakimdir. Belli ölçülerde serbest yetiştirildim. Akraba çevrem ve köyümüz yurtsever değildir. Ancak gençlik kesimi içerisinde sempati vardır. Kardeşlerimin mücadeleye sempatileri vardır. Eşimin ailesi ise ekonomik olarak zengindir, feodal bir aile yapıları vardır, yurtsever değildirler. Lisede okurken sol düşüncelere ve Kürtlüğe ilgim gelişti. Yaşamı irdelemem bu yıllarda başladı. Ancak herhangi bir çizgiye yakınlık duymadım. Üniversite yıllarında sol düşünceler arasında bir netleşme ve özellikle PKK'ye bir sempatim gelişti. Kürtlüğe ilgim, ailenin geri bir temelde de olsa, önce ulusal özelliklerini belli ölçülerde taşımasından kaynaklanıyordu. Yurtsever arkadaş ortamı örgütlü değildi. Öncülük yoktu. Yine ailenin ekonomik sorunları gibi nedenler uzun bir dönem netleşmemi engelledi. Süreç içerisinde düşüncede belli bir netleşme ve olgunlaşma sonucu saflara katıldım. 1994'te Adana'da cephe faaliyetleri yürütmeye başladım. Bir yıl kadar bu faaliyetlerde kaldım. Ciddi bir eğitim sürecinden geçmedim. Ardından yönetim düzeyinde yakalanmaların olmasından dolayı, yeterli bir desteğin sağlanmaması bireyi silikleştiren etkisi gibi, yine kişilik dönüşümü yapamamam gibi nedenlerle aslında çok istekli olmama rağmen, fazla bir gelişme ve başarının sahibi olamadım. 1995'te Dersim'de ordu saflarına katıldım. Ordu safları içerisinde olduğum süre içerisinde geçmişe oranla kendi kişiliğimi tüm yönleriyle tanıyarak, belli bir gelişmeyi sağladım. İddia, kararlılık, moral, netleşme gibi konularda güçlendiğimi belirtebilirim. Partimiz PKK öncülüğünde gelişerek, tüm insanlığa mal olan ve giderek ezilen halkların yüce sosyalizm yolundaki tek umudun haline gelen mücadelemiz, bir bütünen ulusal yokoluş sürecini yaşayan, soysuzlaşmanın eşiğine getirilen bir halkı tarihten ilk defa yücelerek hak ettiği yere getirmiştir. Böylesi ulusal değerlerini, beynini, ruhunun özlemliğini düşmana kaptıran bir halkı yeniden diriltmenin ağır görev, sorumluluk, tarihi bilinç ve üstün öngörü, büyük cesaret ve fedakarlık, yüce azim gerektirdiği açıktır. Yurtseverlik rolünden uzak, düşmana tabi, vatansız, tarihi egemenler tarafından yok edilen gerçek aydınlarını ve önderlerini istenilen düzeyde çıkaramayan, yitik bir ülke ve halk gerçekliği karşısında PKK ve onu var eden Başkan APO, aleyhte gelişen bu gelişmeyi tersyüz ederek, sadece kimliği değil, beyni de egemenler adına çalışan, ona hizmet eden, onun için savaşan ve giderek hayvanlaşmanın eşiğine getirilen ve emperyalizmin de hizmetine sunulan Kürt halkını ölüm uykusundan uyandıran, dirilten, kendi özgürlüğü için savaşan, savaştıran bir konuma getirmiştir. Büyük Kürt şairi Ahmede Xani "Eğer bizimde dürüst-namuslu önderimiz olsaydı, Arapların, Acemlerin ve Türklerin kölesi olmazdık" diyor. Kendi bireysel, ailesel, aşiretsel çıkarlarını esas alan, ulusal gerçeklikten kopuk Kürdistan tarihindeki sahte önderlerin varlığı bu lanetli gerçeğin uzun bir süre devam etmesine neden olmuştur. Her halkın tarihine bakıldığında, özellikle devrim süreçlerinde mücadele veren, başarıya ve kurtuluşa götüren, yaşadıkları döneme damgasını vuran önderleri vardır. Tarih, öndersiz hiçbir ulusal ve sınıfsal hareketin gerçek anlamda başarıya gitmediğini doğrulamaktadır. Önder, yaşatılmak istenen yenilik ve gelişmeleri en üst düzeyde temsil eden, yeni insanın, yeni toplum düşüncesine denk bütün yaşamını bir halkın yaşamına göre düzenleyen, kendi kaderini halkın kaderinde bulan ve o halkın acılarını, duygu ve taleplerini en derinden yaşayan ve kurtuluş için pratik görevleri en üst düzeyde omuzlayandır. Hayati gerçekliği olmayan, her alanda bitirilmiş, hiçbir halkla kıyaslanmayacak kadar kendisine yabancılaştırılmış ulusal, kültürel sosyal, siyasal değerleri sömürülen bir halk gerçekliği karşısında PKK Önderliği kuşkusuz çok farklı olmak zorundadır. Bu anlamda Parti Önderliğimiz, birçok yönüyle daha özgün, daha yeni, daha gelişkin, yaşamayla yaşatan ve kendi yaşamını adeta koskoca bir insanlığın yaşamına adayan bir durumdadır. Belirleyiciliği ve bu noktada kesin ve tartışmasızdır. Dünya devrim tarihine baktığımızda gerek ulusal, gerekse sınıfsal kurtuluş mücadelesini veren halkların devrimin gerçekleşme olanağını yaratan tarihi, sosyal, sınıfsal, kültürel bir zemin ve birikimi vardır. Ulusal inkar yoktur. Kişilik sorunları, bizdeki kadar derin değildir. Tarihleri bizdeki kadar çarpıtılmamıştır. Kadın cinsi bu kadar sömürülmemiştir. Dini olgular bizdeki kadar kesinlikle kötü tarzda işlenmemiştir. O halkların mevcut konumlarına tepkileri vardır. Özgürlük, eşitlik vardır. Önderlerin güç aldıkları az-çok aydınları vardır. Kürdistan devriminde ise, bu belirtilen hususların ölümü bitmiş bir durumdaydı. Parti Önderliğimiz çok zayıf bir gerçeklikten yola çıkmıştır. Din sorununa, kişilik sorununa, kadın ve aile sorununa yaklaşımı oldukça özgün ve bilimseldir. Rus Devriminin önderi Lenin bile kadın sorununun çözümünde oldukça yüzeysel kalmıştır. Kadın ordulaşması, gerçekleşen kadın konferansı ve kadın kongresi, dünya devrim tarihinde ilk kez bizde gerçekleştirilmiştir . Parti Önderliğimizin yaşam tarzı, fedakarlık, cesaret, derinlik, duyarlılık, zeka, öngörü, yorumlama gücü, bağlılık, bilimsellik, tecrübe, birikim düzeyleri hiçbir önderlikle kıyaslanamayacak boyuttadır. Olayı ele alış tarzı dogmatik değildir. Parti Önderliği, Kürdistan gerçeğini dünya devrimlerini çok iyi tahlil edip sonuç çıkarmış ve Kürdistan devriminin özgünlüğünü ortaya çıkarmıştır. Taklitçi, kalıpçı, dogmatik bir tarzda değil, oldukça yaratıcı bir tarzda ele almıştır. Gerçekleşen sosyalizmi çok iyi tahlil etmiş ve kendi halk gerçekliğine uygun bir tarzda uyarlamıştır. PKK, Parti Önderliği'nin şahsında ifadesini bulmuştur. Kürdistan tarihinde sağlanan bu gelişme, onun emeği, onun gelişmesidir. Kendisi sevgi kaynağı, birleştirici ve bütünleştirendir. Kendi şahsında yeni insan tipini, profilini çizmiştir. Bir insanın ne kadar gelişebileceğini kanıtlamıştır. Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi'nin bugünkü düzeyi "Partileşelim, ordulaşalım, cepheleşelim, zaferi kazanalım" şiarına denk düşen, bütün tali sorunları bir kenara bırakarak bütün Kürt halkıyla düşman gerçeğine doğru yaklaşma temelindedir. Gelinen noktada hemen hemen bütün Kürt halkıyla beraber milyonlarca insanı sıcaklığıyla saran, ulusal kurtuluş devrimine ve sosyalizmin hizmetine sokmuş, faşist T.C.'yi askeri, siyasal, kültürel, ekonomik her konuda geriletmiş, çözümsüz bırakmıştır. Zaferin ön günlerini yaşandığımız yeni süreçte, halkın kurtuluş umutları olan bizlerin Parti Önderliğimizin yaşamı, düşünceleri ve mücadelesine yakışır bir biçimde, dönemsel bütün görevlerimizi en iyi bir şekilde yerine getirmemiz gerekiyor. Mücadele tarihine başladığımızda PKK, akıl sınırlarının anlamakta zorlandığı büyük kahramanlık, direniş, emek, kararlılık ve inançla yaratılmıştır. Direniş PKK'nin karakteri olmuştur. Bizlerin bu tarihi mirasa sahip çıkmamız ve sürecin gereklerini yerine getirmemiz gerekiyor. Süreç intihar eylemlerini gerekli kılıyor. Bu hem bir taktiksel çıkış olacak, hem de bizim açımızdan büyük moral etkileri olan bir eylemlilik olacaktır. Düşmanın Önderliğimize suikast girişiminde bulunarak, sonuç almaya çalıştığı bu süreçte düşmana verilecek en iyi bir cevap olacaktır. Bu tür bir eylemlilik moralmen bozguna uğrayan düşmanı çıldırtmak, bulunduğu her alanda çepeçevre kuşatmak, ülkeyi ona zindan etmek anlamına geliyor. Bizim açımızdan ise başta halkımıza, bütün savaş güçlerimize moral vermek, cesaret ve direnişi güçlendirmek, dostdüşman herkese davamızda ne kadar kararlı olduğumuzu ve bu uğurda özgürlüğün bedelini bombaları kendimizde patlatarak gerçekleştireceğimiz mesajını bir kez daha vermek, halkımızın özgürlük istemini bütün dünyaya duyurmak ve ileri ki süreçte halkımızın bu yönlü direnişler geliştirmesinin öncülüğünü yapmak, savaşın her yerinde ivme kazandırmak anlamına gelmektedir. Başkanım! Kendimi intihar eylemini gerçekleştirmek için aday görüyorum. Bizler, sizin bitmez, tükenmez emek ve çabalarınıza karşılık, canımızı bile versek yeterli değildir. Keşke canımızdan başka verecek şeylerimiz olsaydı. Siz yaşamınızla bir halkı yeniden yarattınız. Bizler sizin eseriniziz. Tüm Kürdistan Halkının ve dünya insanlığının geleceğinin teminatısınız. Yaşamınız bile onur veriyor, sevgi, cesaret, inanç veriyor. Tüm Kürdistan Halkı ve milyonlarca insan size ölümüne bağlıdır. Sizin bu çekiciliğiniz bizi de oldukça etkilemektedir. En zorlandığımız anlarda sizin bizlere olan sevginizi düşünüyor ve manevi güç alıyoruz. Şehide en çok bağlı olan sizsiniz. Bu temelde gözümüz kesinlikle arkada kalmayacaktır. Bu eylemi gerçekleştirmem gereken bir görev olarak görüyor ve kendimi sorumlu hissediyorum. Mevcut geriliklerimi aşmanın, özgürleşmenin ve kendimi gerçekleştirmenin yolunun savaştan geçtiğini ve bu savaşında gereğinin yerine getirilmesi gerektiğine inanıyorum. Mazlum, Kemal, Hayri, Ferhat, Besê, Bêritan, Berivan ve Ronahi yoldaşların direnişlerine sahip çıkmak ve onların takipçisi olmak istiyorum. Halkımın özgürlük isteminin ifadesi olmak istiyorum. Emperyalizmin kadını köleleştiren politikalarına karşı, bombayı kendimde patlatarak hıncımın ve öfkemin büyüklüğünü göstermek ve Kürt kadınının dirilişinin sembolü olmak istiyorum. Yaşam iddiam çok büyük. Anlamlı bir yaşamın ve büyük bir eylemin sahibi olmak istiyorum. Başkan APO Önderliğinde yürütülen Ulusal Kurtuluş Mücadelemiz, çok yakında zafere ulaşarak ve mazlum halkım dünya insanlık ailesi içerisinde hak ettiği yerini alacaktır. Bu temelde Başkan APO'ya tüm Kürdistan şehitlerine, tüm savaş ve cephe güçlerine, zindandaki yoldaşlarımıza, Kürdistan Halkına ve insanlığa bağlılığımı bir kez daha ifade ediyor ve onlara layık olmaya çalışmayacağıma dair söz veriyorum. Yaşam iddiam çok büyük, anlamlı bir yaşamın ve büyük bir eylemin sahibi olmak istiyorum. Yaşamı ve insanları çok sevdiğim için bu eylemi gerçekleştirmek istiyorum. YAŞASIN BAŞKAN APO! www.DEVKUP.COM
<urn:uuid:babf7f81-e1b6-4e93-b88c-0476783a9146>
CC-MAIN-2019-43
https://leftkup.com/kadin/cepkup.com/download/2353/
2019-10-23T23:04:28Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2019-43/segments/1570987836368.96/warc/CC-MAIN-20191023225038-20191024012538-00436.warc.gz
557,930,736
3,020
tur_Latn
tur_Latn
0.999902
tur_Latn
0.999907
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 1959, 5724, 9890, 10590 ]
null
null
null
null
null
null
Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir AVRUPA BİRLİĞİNİN KURUMSAL YAPISI VE İŞLEYİŞİ Prof. Dr. Sanem Baykal 25 Nisan 2016 Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir AB'nin Kurumları (AB Antlaşması madde 13) Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir AB KURUMSAL YAPISININ TEMEL ÖZELLİKLERİ 1. Tek ve Ortak Kurumsal Yapı 2. Dinamik Kurumsal Yapı 3. Uluslarüstü Nitelik 4. Sınırlı Yetki İlkesi 5. Devlet Yetkisi Benzeri Yetkiler: klasik parlamenter demokrasinin organları ile benzerlik ve farklılıkları 6. Kurumlararası Denge ve Güçler Ayrılığı 7. Asli Yapısal Kurumlar (AB Antlaşması madde 13'te sayılan) ve İşlevsel Organlar ayrımı (AB organ, ofis ve ajansları) Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir AVRUPA PARLAMENTOSU Avrupa Parlamentosunun İşlevleri * Siyasi müzakere platformu * Avrupa halklarının demokratik çıkarlarının temsilcisi * Bütünleşmenin demokratik denetiminin ve demokratik meşruiyetinin sağlanması * Karar alma süreçlerine iştirak/ortak yasama organı Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir AVRUPA PARLAMENTOSU * AB (BAKANLAR) KONSEYİ İLE BİRLİKTE YASAMA ORGANI * KOMİSYON BAŞKANINI SEÇME GÖREVİ * AYRICA BÜTÇE, SİYASİ DENETİM VE DANIŞMA GÖREVLERİNE SAHİP * LİZBON ANTLAŞMASINDA ÖNGÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE 2014 SEÇİMLERİ SONRASI ÜYE SAYISININ BAŞKAN HARİÇ 750'Yİ AŞMAMASI (EN ÇOK 96, EN AZ 6 ÜYE İLE TEMSİL) Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir Avrupa Parlamentosunun Yapısı Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse Avrupa Parlamentosunun Yapısı edilmektedir Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir Avrupa Parlamentosu Seçimleri Beş Yılda Bir Yapılan Doğrudan Genel Seçimler İlk doğrudan genel seçimlerin 1979'da yapılması, bu tarihten önce çifte temsil sisteminin uygulanması Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir Avrupa Parlamentosu Seçimleri Her üye devletin kendi ulusal seçim sistemini uygulaması: tek tip seçim sisteminin henüz hayata geçirilememiş olması; Avrupa Vatandaşlarının yerleşik oldukları ülkede seçmen ve aday olabilmesi. Ancak, 2002'de üzerinde uzlaşılan ortak ilkelerin 2004 seçimlerinden itibaren uygulanması Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir SİYASİ GRUPLAR Siyasi Görüşlere Göre Grup Oluşturma Mayıs 2014 Seçimleri İtibariyle Faaliyet Gösteren 8 Siyasi Grup ve Bağımsızlar Avrupa Parlamentosunda siyasi grup kurmak için asgari 25 parlamentere gereksinim vardır. Ayrıca her grupta üye devletlerin en az dörtte birinin de temsili gerekmektedir. Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir SİYASİ GRUPLAR * Avrupa Halkları Partisi * Avrupa Sosyalistleri ve Demokratları İttifakı * Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri Grubu * Liberal ve Demokratlar İttifakı Grubu * Avrupa Birleşik Solu-Kuzey (Nordik) Yeşiller Konfederal Grubu * Yeşiller/Avrupa Serbest İttifakı Grubu * Avrupa Özgürlük ve Doğrudan Demokrasi Grubu * Vatanlar Avrupası Grubu * Bağımsızlar Parlamentonun Yapısı ve İşleyişi Bu Proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir Üye Devletler ve Diğer Birlik Kurumlarından Bağımsızlık Bir Başkan, 14 Başkan Yardımcısı, 6 İdare Amiri Genel Kurul ve Komiteler Çerçevesinde Yapılaşma Kendi İç Tüzüğünü Hazırlama AB üyesi ülkelerinin tüm dillerinde ve 3 Ayrı Merkezde Faaliyet Gösterme Sekretarya Genel Kurul: Strazburg, Komiteler ve Siyasi Gruplar: Brüksel, Sekretarya: Lüksemburg Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir Parlamentonun Görev ve Yetkileri * Ortak Yasama Organı * Karar Alma Süreçlerine İştirak * Bütçenin Hazırlanması ve Kabulüne İştirak/Bütçenin ve Komisyonun İbrası * Demokratik Denetim Yetkileri * Uluslararası Anlaşmaların Onaylanması * Diğer Faaliyetlere İştirak Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir AVRUPA KOMİSYONU Komisyonun İşlevleri * Bütünleşmenin Genel Çıkarlarının Temsilcisi * Yürütme Organı * Bütünleşmenin Motoru: Karar Alma/Yasama Sürecini Başlatma Yetkisi * İdari Denetim Organı Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir Avrupa Komisyonunun Yapısı * 28 Üye: Her Üye Devletten Bir Komiser * Beş Yıllık Görev Süresi * Üye Devletler (Zirve) ve Parlamento Tarafından Atanma * Bağımsızlık ve Tarafsızlık * Parlamento tarafından güvensizlik oyuyla heyet halinde görevden alınabilme Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir Avrupa Komisyonunun Yapısı * Komiserler Arasında Görev Bölüşümü * Komisyon Başkanının Rolü ve Yetkisi * Karar Alma Yöntemi: Uzlaşı-gerektiğinde oylamaya gidilmesi ve basit çoğunluk ile karar alma * Ortak Sorumluluk Esası * Alt Birimler * KOMİSYON BAŞKANININ ATANMA YÖNTEMİ: ZİRVE TARAFINDAN NİTELİKLİ ÇOĞUNLUKLA AVRUPA PARLAMENTOSU SEÇİMİNDEKİ SİYASİ EĞİLİMLER DİKKATE ALINARAK BELİRLENECEK ADAYIN PARLAMENTOYA SUNULMASI VE PARLAMENTO TARAFINDAN «SEÇİLMESİ» Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir AVRUPA KOMİSYONUNUN ATANMASI Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir AVRUPA KOMİSYONUNUN ATANMASI * KOMİSYON ÜYELERİNİN ATANMA YÖNTEMİ: ÜYE DEVLETLERİN GÖSTERECEĞİ ADAYLARIN, ZİRVE TARAFINDAN NİTELİKLİ ÇOĞUNLUKLA VE KOMİSYON BAŞKANININ DA MUTABAKATIYLA BELİRLENMESİ VE KOMİSYONUN HEYET HALİNDE PARLAMENTO ONAYINA (GÜVENOYUNA) SUNULARAK ATANMASI Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Bu Proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir * ZİRVE'DE NİTELİKLİ ÇOĞUNLUKLA AVRUPA KOMİSYONU BAŞKANININ DA MUTABAKATI ÇERÇEVESİNDE BİR AB DIŞİŞLERİ VE GÜVENLİK POLİTİKASI YÜKSEK TEMSİLCİSİ ATANMASI * YÜKSEK TEMSİLCİNİN ODGP'NİN YÜRÜTÜLMESİNDEN SORUMLU OLMASI * YÜKSEK TEMSİLCİNİN KOMİSYON BAŞKAN YARDIMCISI STATÜSÜNDE OLMASI Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir Komisyonun Görev ve Yetkileri * Birlik Politika ve Düzenlemelerinin Yürütülmesini Gözetmek * Birlik Hukukunun Uygulanmasını Gözetmek * Karar/Yasama Önerilerini Hazırlamak * Uluslararası Anlaşmaları Müzakere Etmek * Bütçenin ve Birlik Fonlarının Uygulanması * Birlik Faaliyetleri Hakkında Genel Rapor Hazırlamak * Diğer Faaliyetlere İştirak Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir Avrupa Birliği (Bakanlar) Konseyi Konseyin İşlevleri * Üye Devlet Çıkarlarının Temsilcisi * Nihai Karar Organı * Politika Belirleyici Organ (Zirve ile birlikte) * Dış Politika Alanında Zirve ile Birlikte Karar Organı Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir AB (Bakanlar) Konseyinin Yapısı * 28 Üye * Her Üye Devletten Bakan Düzeyinde Bir Temsilci * 6 Ayda Bir Değişen, 3'er Üye Devletten Oluşan Takımlar Halinde Yürütülen Dönem Başkanlığı * Dışişleri Konseyine Birlik Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisinin Başkanlık Etmesi * Tartışılacak Konuya Göre Farklılık Gösteren Kompozisyon Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir * Nihai ve Bağlayıcı Karar Alma * Parlamento ile Birlikte Yasama Organı * Ekonomi Politikalarının Koordinasyonu * Uluslararası Anlaşmaların Bağıtlanması AB (Bakanlar) Konseyinin Görev ve Yetkileri Konseyde Karar Alma/Oylama Yöntemleri Bu Proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir * Oybirliği * Oy Çokluğu * Nitelikli Çoğunluk (Genel Oylama Yöntemi) Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir Nitelikli Çoğunluk Yöntemi 2014 Kasımından başlamak üzere ağırlıklı oy oranları yerine yeni nitelikli çoğunluk sistemi uygulanmaktadır. Karar alınabilmesi için lehte oyların en az on beş üye devleti içerecek şekilde Üye Devletlerin %55'inden gelmesi ve bu oyların Birlik toplam nüfusunun %65'ini karşılaması gerekmektedir. Yeni sistemde nüfusu fazla olan ülkelerin ağırlığının artması söz konusu olacaktır. Bunu dengelemek için engelleyici azınlık uygulaması getirilmiştir (nüfus kriterini karşılamak üzere en az 4 üye devlet). Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir Avrupa Birliği Hükümet ve Devlet Başkanları Zirvesi: AB Zirvesi * Üye Devletlerin Devlet ve Hükümet Başkanlarının Düzenli Toplantısı (Zirve Başkanının, Komisyon Başkanının ve Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisinin de katılımıyla) * Yılda Dört Defa Brüksel'de Toplantı * En Üst Düzeyde Siyasi Müzakere ve Pazarlık Platformu * Birliğin Gelişmesi İçin Gerekli Motivasyonu Sağlamak ve Genel Siyasi Yönelimleri Belirlemek * Siyasi Bütünleşmenin, özellikle Dış Politika Alanında, Karar Organı Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir ZİRVE BAŞKANI * ZİRVEDE DÖNEM BAŞKANLIĞI UYGULAMASI YERİNE ZİRVE BAŞKANLIĞI UYGULAMASINA GEÇİŞ * ZİRVELERİ VE GÜNDEMİ HAZIRLAMAK, BİRLİĞİ TEMSİL ETMEK VE ARABULUCULUK İŞLEVİNİ YERİNE GETİRMEK ÜZERE BİR BAŞKANLIK MAKAMI TESİSİ * İKİ BUÇUK YILLIK, EN FAZLA BİR DEFA YENİLENEBİLECEK GÖREV SÜRESİ * ZİRVE TARAFINDAN NİTELİKLİ ÇOĞUNLUKLA ATANMA * HERHANGİ BİR ULUSAL GÖREVİ YERİNE GETİRİYOR OLMAMA ŞARTI Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) Divanın İşlevleri * Hukuka Dayalı Bütünleşme * Uluslarüstü Nitelik * Birlik Hukukunun Yorumlanmasında ve Uygulanmasında Hukuka Saygıyı Sağlamak * Ulusal Hukuk Düzenleri ile AB Hukuk Düzeni Arasındaki İlişkilerin Düzenlenmesi * Hukuki Denetim İşlevi * Yorum İşlevi * İhtilaf Çözme İşlevi * Hukuk Yaratma ve Boşluk Doldurma İşlevi Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir ABAD'ın YAPISI * Her Üye Devletten Bir Yargıç Olmak Üzere 28 Üye * 6 Yıllık Görev Süresi * Üye Devletlerin Ortak Mutabakatı ile Atanma (öncesinde bir panel tarafından uygun bulunma) * Bağımsızlık ve Tarafsızlık * 9 Adet Hukuk Sözcüsü * Daireler, Büyük Daire ve Genel Kurul Yapılaşması * Adalet Divanı * Genel Mahkeme * Uzmanlık Mahkemeleri Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir ABAD'ın Görevleri ve Yetkisi * ABAD'ın Yetkisinin Özellikleri Sınırlı Yetki Münhasır Yetki Mecburi Yetki * ABAD'ın Münhasır ve Sınırlı Yetkisine Giren Dava Türleri İhlal Davaları İptal Davaları Hareketsizlik Davaları Tazminat Davaları Personel Davaları AYB ve AMB'nin Statüleri ile İlgili Bazı Davalar Para Cezalarına İtiraz Davaları Ön Karar Davaları/Prosedürü Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir Avrupa Sayıştayı * Mali Denetim * Birliğin Tüm Gelir ve Giderlerini İnceleyerek İşlemlerin Hukukiliğini ve Usule Uygunluğunu Temin Etmek * Konsey Tarafından 6 Yıl İçin Atanan 28 Üye * Her Bütçe Yılının Kapanmasından Sonra Yıllık Rapor Hazırlama ve Parlamentoya Sunma Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir Avrupa Merkez Bankası * Ekonomik Parasal Birliğin teknik işleyişini yönetmek ve izlemek * Avrupa Para Birimi olan EURO'nun istikrarını ve tedavüldeki miktarını belirlemek * Guvernörler Konseyi ve Yönetim Kurulundan oluşan yapı AB'nin Organ, Ofis ve Ajansları Bu Proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir * Ekonomik ve Sosyal Komite * Bölgeler Komitesi * Avrupa Yatırım Bankası * Avrupa Ombudsmanı… * Pek çok diğer ajans ve organ Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir Türkiye-AB İlişkileri İlişkilerin İki Farklı Gelişim Yönü: * Ortaklık İlişkisi (1963'ten Günümüze) * Adaylık Süreci (1987'deki üyelik başvurusundan günümüze) Türkiye-AB Ortaklık İlişkisi Bu Proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir * 1963 Ankara Anlaşması * Amacı: Taraflar arasında kurulacak bir Gümrük Birliği ve uzak hedef olarak Türkiye'yi üyeliğe hazırlama * Gümrük Birliğinin kurulması: 1 Ocak 1996 * Gümrük Birliğinin Güncellenmesi Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir Adaylık Süreci * 1987: Türkiye'nin Üyelik Başvurusu * 1999: Adaylık statüsünün Türkiye'ye resmen tanınması ve Kopenhag Kriterleri çerçevesindeki sürecin Türkiye'ye uygulanmaya başlanması: Siyasi, Ekonomik ve Hukuki Kriterler * 1999-2004: Katılım müzakerelerine başlamak için ön koşul olan Kopenhag Siyasi Kriterlerinin yerine getirilmesi çabaları * 2005: Müzakerelerin açılması kararı üzerine 3 Ekim 2005'te müzakerelere başlanması * 2015: Müzakerelerde Son Durum ve Sürecin Geleceği
<urn:uuid:9b499cf2-42fa-46c4-9b8d-1ff7ed047034>
CC-MAIN-2017-26
http://abyiogren.meb.gov.tr/?wpdmdl=6152
2017-06-24T07:20:59Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2017-26/segments/1498128320227.27/warc/CC-MAIN-20170624064634-20170624084634-00236.warc.gz
6,520,902
4,211
tur_Latn
tur_Latn
0.993368
tur_Latn
0.998703
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Lat...
false
rolmOCR
[ 138, 236, 705, 1031, 1396, 1482, 1569, 1804, 2178, 2538, 2963, 3445, 3764, 4014, 4327, 4843, 4928, 5262, 5702, 6100, 6376, 6773, 7028, 7227, 7812, 8371, 8828, 9251, 9648, 10079, 10403, 10687, 10936, 11152, 11480, 12021 ]
null
null
null
null
null
null
The Middle East in International Relations: Power, Politic, and Ideology Fred Halliday, Cambridge Press, 2006, 374 sayfa, Hazırlayan: Muharrem EKŞİ Ortadoğu'nun Uluslararası İlişkilerinin; devletlerarası savaşlar, dış müdahaleler, siyasi karışıklık, etnik şiddet ve Arap-İsrail çatışması/barış süreci, silahlanma, petrol, demokratikleşme ve radikal İslami hareketler eksenlerinde gelişme gösterdiği gözlenmektedir. Bütün bunlar Ortadoğu'nun Uluslararası İlişkilerini şekillendirerek bölgede bir belirsizlik ve çatışma ortamına zemin hazırlamaktadır. Bu anlamda elimizdeki bu eser, Ortadoğunun Uluslararası İlişkilerini anlama ve anlamlandırmada önemli bir başucu kaynağıdır denilebilir. Uluslararası İlişkilerde Ortadoğu, Güç, Politika ve İdeoloji adlı dört bölümden oluşan eser, Ortadoğu Uluslararası İlişkileri'ni ve Ortadoğu'nun oluşumunu, hem küresel hem de bölgesel bağlamda, tarihsel derinliği ve perspektifiyle, kuvvetli bir analiz sunmaktadır. Yazar, üç aşamalı bir analiz yöntemini kullanmayı tercih etmiştir. Buna göre birinci aşamada bölgenin dış dünya ile ilişkileri, ikinci aşamada ulus-devletler arasındaki bölge içi rekabet ve son olarak da münferit olarak toplumlarda etnik ve sınıf çatışmalarını irdelemektedir. Bu anlamda bu metodolojik yaklaşımıyla eserin, Uluslararası İlişkiler disiplinine yeni bir boyut getirdiği ileri sürülebilir. Bu anlamda yazarın bu alandaki diğer çalışmalara nazaran tarihsel arka plana ağırlıklı olarak yer vermesiyle tarihsel derinliğe en fazla önem veren yazarlardan biri olduğu söylenebilir. Zaten yazarın bu kitabı yazma amacının, bu alanda yazılmış olan diğer eserlere ve bu eserlerin yaklaşım tarzlarına bir meydan okuma olduğu, yazar tarafından da ifade edilmektedir. Bu doğrultuda yazar, Ortadoğu araştırmalarında Oryantalist bakış açısına, bölgeyi dünyadan soyutlayan araştırma biçimine, bölgeyi tek bir faktörle açıklama metoduna ve tarihsel indirgemeciliğe karşı çıkmaktadır. Ayrıca yazarın kırk yıllık birikimi ve engin tecrübesi, Ortadoğu alanındaki eserlere ve konulara vukufiyeti, çalışmanın analiz bölümlerinde ve kaynak taramasında açıkça anlaşılmaktadır. Bununla birlikte eser, Ortadoğu politikası ve Uluslararası İlişkileri'ne bir giriş mahiyetinde olup, analitik bir çalışma sunmaktadır. Ankara Üniversitesi, Küresel ve Bölgesel Çalışmalar Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Öğrencisi. Giriş bölümünde, Ortadoğu'nun dünya politikasında dört büyük çatışma alanından biri olduğunu vurgulayan yazar, Ortadoğu Araştırmaları bölümlerinde Ortadoğu'nun genellikle İslami yani dini perspektiften sunulduğunu; buna karşılık kendisinin bakış açısını, dil üzerine temellendirdiğini önemle vurgulamaktadır. Bu anlamda yazar, dil bilgisinin kendisine o ülkenin politikasını ve kimliğinin bilgisini sunduğunu ve Ortadoğu'ya dil, tarih ve uluslararası İlişkiler perspektifinden baktığını ve eserini, bu bakış açısı çerçevesinde şekillendirdiğini belirtmektedir. Birinci bölümde, beş farklı yaklaşımla Ortadoğu Uluslararası İlişkilerinin tarihsel analizini yapan yazar, tarihsel perspektifin bölgenin analizi için temel olduğuna işaret etmektedir. Bu bağlamda, realizm, sistem ve devlet paradigmalarını kullanarak tehdit algılamalarını değerlendirerek; daha önceki akademik literatürde Ortadoğu Uluslararası İlişkileri'nin sadece sistematik, küresel ve stratejik yönlerinin argüman yapıldığını ve böylece bölgenin sadece 19. yüzyıl güçler dengesi, Osmanlı Devleti'nin gerilemesi, Sömürgecilik, Dünya Savaşları ve Soğuk Savaş terimleri açısından ele alındığını tespit eden yazar, bu sistematik yaklaşıma meydan okumaktadır. Ayrıca yazar, Ortadoğu literatüründe İslam-Batı, Doğu-Batı ve İdeoloji çatışması gibi kültürel anlatım tarzının, Ortadoğu'nun İslam ile özdeşleştirildiği bir metodolojik sapmaya dikkat çekmiş ve bu durumun fikir bazlı yaklaşım tarzının bir ürünü olduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de Ortadoğu'nun yüzeysel kavramsallaştırmalara maruz kaldığı gerçeği, yazarın dikkatinden kaçmamıştır. Bununla birlikte yazar, tarihsel sosyolojik yaklaşımıyla, bölgenin paylaştığı politik kültürü analiz etmeye çalışmıştır. Böylece yazarın, Ortadoğu Uluslararası İlişkileri'ni anlama, anlamlandırma ve kavramada tarihsel sosyolojiyi temel aldığı söylenebilir. Diğer taraftan Uluslararası İlişkilerde Ortadoğu, bölgesel devletlerin ve bunların birbiriyle ve diğer bölge devletleriyle ilişkilerinin bir yansıması şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca Ortadoğu devletlerinin devlet formasyonları ve bu devletlerin kendi otoritelerini meşrulaştırırken kullandıkları tarihsel ve özellikle ideolojik argümanlar detaylı bir şekilde analize tabi tutularak Ortadoğu'daki güç, politika ve ideolojiler tanımlanmaya çalışılmıştır. Yapısal bağlamda ise Ortadoğu devletlerinin uluslararası yapısal sisteminin zayıf olduğu ve stratejik derinlik açısından ise devlet ve coğrafya arasında bir uyumsuzluk problematiğini ortaya koyan yazar, bölgenin paradokslarından birinin de liderlik modelinden kaynaklandığını ileri sürmektedir. Bununla birlikte Ortadoğu politikasına hâkim ideolojileri analiz etmenin yanında yazar, Ortadoğu Uluslararası İlişkileri'nin hem içsel çeşitlilikten hem de dışsal faktörlerden etkileşimle oluştuğunu belirtmiştir. Bu açıdan yazar, Ortadoğu Uluslararası İlişkileri'ni büyük devletlerin kontrol ettiğine dair tezi de çürütmeye çalışmıştır. İkinci bölümde Ortadoğu'da devlet yapılanmasının analizi ve Ortadoğu oluşumunun tarihsel sürecini derinlemesine inceleyen yazar, strateji bağlamında Ortadoğu'nun 20. yüzyılda içsel ve dışsal faktörlerin dengesinde ve korelasyonu çerçevesinde şekillendiğini vurgulamıştır. Ayrıca, bölgenin bu yüzyılda küreselleşme olgusu ile bölgesel manevra ve küresel rekabet arasındaki ilişkiyi, yazar asimetrik bir biçimde analiz etmiştir. Diğer taraftan, yazar 20. yüzyıldaki uluslararası sistem ve jeopolitik değişimin bölgesel sonuçlarını çıkarıp, bunların Oratdoğu'yu nasıl şekillendirdiğini ve bölgedeki etkilerini etkileyici bir tarzda değerlendirmiştir. Bu bağlamda, bu yeni bölgesel şekillenmeyle birlikte, küresel güç ABD'nin bölgeyle ve bölgesel güçlerle oluşturduğu stratejisi, küresel süreçte bölgesel gelişmeler açısından incelenmiştir. Bu anlamda, yazar ABD'nin bölgede tarihsel derinlikten yoksun olduğunun, yani bölgede Sovyet mirasına sahip Rusya gibi etki araçlarına sahip olmadığının altını çizerek bu yeni stratejik oyun sahnesini izah etmektedir. Ayrıca, Ortadoğu'da küreselleşme ve küresel sürecin devreye girmesiyle, "Great West Asian Crisis" yani "Büyük Batı Asya Krizi"ni kavramsallaştıran yazar, buradan hareketle Ortadoğu'nun politik fenomeni olan bölgesel iç çatışmanın yerini, küresel düzeyde "Uluslararası Terörizm"e bıraktığını belirtmiştir. Bunun sebebinin de aslında radikal İslami hareketlere karşı yeni bir konjöktürün Ortadoğu'yu etkileyerek şekillendirdiğini ortaya konulmuştur. Bununla birlikte Batı'nın aslında İslam'ı tehdit olarak algıladığı, hâlbuki buna gerek olmadığı ve eğer tehdit algılanacak bir durum veya meydan okuma varsa bunun Ortadoğu'daki zayıf devletlerden değil, Doğu Asya ve AB'den gelen ekonomik meydan okumasının daha anlamlı olur değerlendirmeleri gerçekten dikkate şayandır. Üçüncü bölümde, Ortadoğu'da Uluslararası İlişkiler boyutlarını ele alan yazar, Ortadoğu Uluslararası İlişkileri ve Politikası'nın özelliklerini, devletlerarası çatışmalar, askeri darbeler, iç savaşlar, gerilla savaşları ve terörizm şeklinde tanımlamaktadır. Buradan hareketle, çatışma ve savaşların Ortadoğu'da Uluslararası İlişkilerin çerçevesini çizdiği genellemesi yapılmıştır. Bunun da en önemli sebebinin, bölgede Avrupa'daki gibi bir güvenlik ve işbirliği mekanizmasının olmayışına bağlamaktadır. Hâlbuki bölgede çok fazla etkili ve yaptırım gücü olmasa da bir işbirliği teşkilatı olarak İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) bulunmaktadır. Fakat bunun da bir yaptırım gücü olarak bir barış gücü olmayışı –bugünlerde artık bu konu İKÖ içinde tartışılmaktadır- çatışmaları engelleyememektedir. Diğer bir farklı açıdan Ortadoğu'da barış alternatifleri yerine, daha ziyade çatışma alternatiflerinin bulunduğu ve bu unsurun bölge politiğine yerleştiği değerlendirilmesi, yazarın tarihsel bakış açısının bir paradigmasıdır denilebilir. Ayrıca, Uluslararası ekonomi politiğinin, Ortadoğu'nun formasyonu üzerindeki etkileri analiz edilerek, bu ekonomi politiğin Ortadoğu ekonomisinin dünya pazarıyla entegrasyonunu engellediği gibi; bölgesel kalkınmaya da katkı yapmadığı, tam tersine bölgsel çatışmaları artırıcı bir etki yaptığı tezini savunulmaktadır. Bunun esas sebebinin bölgede ticaretin siyasallaştırılması olduğu ise son derece isabetlidir. Sonuç bölümünde yazar, Ortadoğu Uluslararası İlişkileri'ni uluslararası perspektifte hem küresel hem de bölgesel bağlamda ele almıştır. Bu açıdan yazar, bu eserin Ortadoğu Uluslararası İlişkileri çalışmalarına meydan okuduğunu, uluslararası ilişkiler teorileri açısından, bölgenin nasıl anlaşıldığını ve bu teorilerin Ortadoğu'yu anlatmaya yardımcı olamayacağını iddia etmektedir. Bu bağlamda yazar, teorik yaklaşım yerine tarihsel perspektifi sunarak eserinde dört tez ileri sürmüştür. Bunlardan birincisi, bölgenin küresel, bölgesel ve ekonomik sistemine, tarihsel perspektiften bakılması gerektiği savıdır. İkincisi bölgede farklı entegrasyonların, kurumsal ve hukuksal konseptin olduğudur. Üçüncüsü küresel güç yapılanması etkileşiminde bölgesel devletler yaklaşımıdır. Dördüncüsü devlet-dışı sosyal hareketlerin, inanç sistemlerinin, ideolojilerin ve bölgenin normlarının incelenmesi gerektiği savlarını ileri sürmektedir. Ayrıca bu alternatiflerin Ortadoğu Uluslararası İlişkileri'ni anlamada merkezi kategoriler olduğunu iddia etmektedir. Bununla birlikte, Ortadoğu'nun dünyanın hali hazırdaki en istikrarsız bölgesi olduğu da vurgulanmıştır. Bunun da en mühim sebeplerinin bölgenin militarize edilmesi, silahlanma ve dünya ekonomisiyle bütünleşme problemleri olduğu ileri sürülmüştür. Diğer taraftan küreselleşmenin bölgede katılım, uzlaşma ve kınama olmak üzere üç farklı tepki oluşturduğunu belirtmektedir. Ayrıca yazar, Ortadoğu'nun dünya politikasının merkezi ve ekseni olduğunu, fakat analizlerde bunun belirtilmediğini; buna karşın analitik ve stratejik çeşitliliği sunarak, Ortadoğu Uluslararası İlişkileri'nde tek bir merkezin olmadığını iddia etmektedir. Sonuç olarak, Fred Halliday, Ortadoğu Uluslararası İlişkileri'ne dair otoriter bir analiz sunmaktadır. Bu eserin amacı, Ortadoğu Uluslararası İlişkilerini, politikasını ve bölgenin karakterini, formasyonunu tarihsel bir perspektiften sunarak analiz etmektir. Kırk yıllık birikimiyle eserini oluşturan yazar, bir nevi bölgenin uluslararası ilişkiler tarihini de yazmaktadır. Bununla birlikte eser politik, ideolojik, askeri, ekonomik ve sosyal açılardan çok boyutlu analize tabi tutulmuştur. Böylece bu eserin önemi, Ortadoğu Uluslararası İlişkileri'ni anlama, anlamlandırma ve yorumlamada alternatif bir bakış açısı sunmasıdır. Uluslararası İlişkiler literatürüne önemli bir katkı sağlayan eserde, ileri sürülen tezlerin birçoğuna katılmak mümkündür. Ancak Ortadoğu'yu ekonomi politik bakımından ele aldığı bölümde, enerji faktörünün Ortadoğu Uluslararası İlişkilerini nasıl şekillendirdiği veya etkilediği konusuna değinilmemesi; ekonomi politik açıdan Ortadoğu'nun dünya ekonomisiyle bütünleşmesinin sadece petrol rezervlerine indirgenmesinin eserin en önemli eksikliklerinden biri olduğu ileri sürülebilir. Dolayısıyla bu kitap, tarihsel derinliği ve kapsamlı araştırması ile hem bilim adamlarına, öğrencilere ve hem de genel olarak konuyla ilgilenen okuyucu kitlesine de hitap etmektedir. DÜZELTME Dergimizin Cilt 2, Sayı 1, 2007 sayısında Sayfa 179'daki tablo 3, baskı hatasından dolayı eksik çıkmıştır. Düzeltilmiş şekli aşağıdadır. Tablo 3: Cari Fiyatlarla Gayrisafi Yurtiçi Hâsıla (1999-2005) (1000 Milyon avro) | AB-25 | 8484 | 9092 | 9458 | 9811 | 9961 | 10432 | 10817 | |---|---|---|---|---|---|---|---| | AB-15 | 8152 | 8711 | 9129 | 9357 | 9511 | 9946 | 10264 | | AB- Parasal Birlik | 6376 | 6711 | 7000 | 7246 | 7454 | 7751 | 7999 | | Japonya | 4082 | 5037 | 4571 | 4147 | 3745 | 3690 | 3672 | | ABD | 8696 | 10629 | 11309 | 11072 | 9699 | 9699 | 10037 | Kaynak: Eurostat Yearbook 2006-2007.
<urn:uuid:58d4a3d8-4a9f-40fa-ba7f-3976bd146016>
CC-MAIN-2018-26
http://www.akademikortadogu.com/belge/ortadogu4%20makale/muhammer_eksi.pdf
2018-06-18T13:15:28Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2018-26/segments/1529267860557.7/warc/CC-MAIN-20180618125242-20180618145242-00345.warc.gz
368,739,900
3,378
tur_Latn
tur_Latn
0.999143
tur_Latn
0.99968
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2353, 5304, 7922, 10998, 11541, 12159 ]
null
null
null
null
null
null
T.C. B A Ş B A K A N L I K Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü Sayı: B.02.0.PPG.0.12-320-9259 Konu : e-Türkiye GENELGE 2002/20 İLGİ: a) 19.3.1998 tarih ve B.02.0.PPG.0.12-320-04993 (1998/13) sayılı genelge, b) 16.4.1998 tarih ve B.02.0.PPG.0.12-320-06406 sayılı yazı, c) 20.5.1999 tarih ve B.02.0.PPG.0.12-320-06451 (1999/34) sayılı genelge, d) 12.1.2000 tarih ve B.02.0.PPG.0.12-320-529 sayılı yazı, e) 29.5.2000 tarih ve B.02.0.PPG.0.12-320-9030 (2000/15) sayılı genelge. Ülkemizin en önemli milli hedeflerinden biri olan çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için; rekabetçi, dinamik ve bilgiye dayalı ekonomiye sahip olunması ve bilgi toplumuna dönüşümün sağlanması gerekmektedir. Gerekli stratejilerin belirlenip, ulusal bilgi politikasının oluşturulması ve uygulanması amacıyla e-Türkiye'nin gerçekleştirilmesi Hükümetimizin önemli öncelikleri arasında yer almaktadır. e-Türkiye girişiminin başarıyla yürütülmesiyle; Ülkemiz; 21. yüzyılda en belirleyici gelişmişlik göstergelerinden biri olan bilişim alanındaki hedeflerine ulaşacak, tüm genç nüfusun topyekün bir dijital eğitim seferberliği ile eğitilmesi ve bilişim teknolojilerini sadece kullanacak değil, üretecek bilgi ve teknik donanıma sahip olunması sonucunda bu büyük potansiyeli etkin bir kinetik enerjiye dönüştürecek ve Türkiye'nin en büyük ülküsü olan geleceği belirleyen ülkeler arasında yer alması sağlanacaktır. Bu konu kapsamında ilgi genelgelerle, Kamu-Net Üst Kurulu ve Teknik Kurulu kurulmuş, "Türkiye Ulusal Enformasyon Altyapısı Ana Planı-Tuena" hazırlanmış, elektronik ortamda hizmet sunumuna yönelik olarak çeşitli kurum ve kuruluşlarca önemli çalışmalar yürütülmeye başlanmıştır. Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı'nın bilim ve araştırmaya ilişkin 17. bölümünde de, e-Avrupa girişiminin desteklendiği ve Türkiye'de bilgi toplumunu oluşturmak amacıyla e-Türkiye girişiminin başlatılacağı beyan edilmiştir. Ayrıca, 15-16 Haziran 2001 tarihlerinde yapılan Göteborg Devlet ve Hükümet Başkanları zirvesinde, Avrupa Birliği çerçevesinde başlatılan e-Avrupa girişimi ile ilgili olarak, Avrupa Birliği'ne aday ülkelerin gerçekleştirmesi öngörülen e-Avrupa+ eylem planı Ülkemizce kabul edilmiş, bu planda belirtilen çalışmaların tamamlanması, Ülke olarak taahhüt edilmiştir. 19 Haziran 2002 T.C. B A Ş B A K A N L I K Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü Sayı: B.02.0.PPG.0.12-320-9259 Konu : e-Türkiye 19 Haziran 2002 - 2 - Bu çerçevede, Ülkemizde bilgi toplumunun temel yapı taşlarının oluşumunun hızlandırılması, daha ucuz, hızlı ve güvenli internet erişimi, insan kaynağına yatırım ve internet kullanımının yaygınlaştırılması hedeflerine ulaşabilmek için, eğitim, tüm okulların internete bağlanması, e-Ticaret, e-Çevre, e-Sağlık ve benzeri konular olmak üzere birçok alt bileşen ele alınacaktır. Bu güne kadar Başbakanlık koordinasyonunda eğitim ve insan kaynakları, altyapı, hukuki altyapı, standartlar, güvenlik, e-ticaret, yatırımlar ve planlama, arşiv ve dijital depolama, uluslar arası izleme ve e-Avrupa+, mevcut durum tespiti, ulusal bazda takipkoordinasyon-izleme, e-Sağlık ve e-Çevre konularında oluşturulan 13 alt çalışma grubu, yaklaşık 8 aydır çalışmalarını sürdürmektedir. Toplumsal dönüşümü sağlayacak, e-Türkiye çalışmalarının topyekün bir seferberlik yaklaşımı ile ele alınması ve bu çerçevede e-Avrupa+ eylem planına ilişkin taahhütlerin yerine getirilmesi üst düzey koordinasyon gerektirmektedir. Ülkemizin bilgi toplumuna dönüştürülmesi bakımından en önemli projesi sayılabilecek "e-Türkiye" ile ilgili çalışmaların koordinasyonu, yürütülmesi ile kurumsal altyapının oluşturulmasına yönelik tüm iş ve işlemler Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı (Dr.Devlet BAHÇELİ) tarafından yerine getirilecektir. İlgi genelge ve yazılar yürürlükten kaldırılmıştır. Bilgilerini ve gereğini rica ederim. Bülent ECEVİT Başbakan T.C. B A Ş B A K A N L I K Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü Sayı: B.02.0.PPG.0.12-320-9259 Konu : e-Türkiye - 3 - DAĞITIM : Gereği : Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yrd.larına Devlet Bakanlıklarına (Bağlı ve İlgili Kuruluşlara Devlet Bakanlıklarınca) Bakanlıklara (Valiliklere ve Belediyelere İçişleri Bakanlığınca ) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğine Başbakanlık Bağlı Kuruluşlarına Bağımsız Kurum ve Kurul Başkanlıklarına Başbakanlık Merkez Teşkilatına 19 Haziran 2002 Bilgi: Cumhurbaşkanlığı Gn.Skr.ne T.B.M.M. Genel Sekreterliğine
<urn:uuid:f885fc21-4651-455d-9d32-77edb2974535>
CC-MAIN-2020-40
https://afyonluoglu.org/PublicWebFiles/mevzuat/bg/BG-2002-20.pdf
2020-09-23T01:04:46+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2020-40/subset=warc/part-00278-50bb8e61-7c5b-4d2c-bd34-dad6ca92b697.c000.gz.parquet
247,874,032
1,385
tur_Latn
tur_Latn
0.999302
tur_Latn
0.999427
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2317, 3881, 4470 ]
null
null
null
null
null
null
YÜKSELTGEME- İNDİRGEME REAKSİYONU Elektron alış-verişinin olduğu tepkimelere yükseltgenme-indirgenme yada redoks tepkimeleri denir. Yükseltgenme, bir maddenin elektron vermesi olayıdır. İndirgenme ise bir maddenin elektron alması olayıdır. 1.Alkollerin Yükseltgenmesi Primer Alkol RCH 2 OH ( O ) RCHO ( O ) En çok kullanılan yükseltgenler ,( O) : K2Cr2O7-H2SO4 , CrO3-H2SO4, KMnO4- H2SO4 ve der. HNO3 dür. Aldehitlerin yükseltgenmesinde K2Cr2O7-H2SO4 kullanılır, fakat en iyi reaktif Ag2O'dur ve diğer yükseltgenebilen gruplar etkilenmez. Alkolün aşırısı olduğunda alkol K2Cr2O7-H2SO4 ile estere dönüşür. Sekonder Alkol ( O) : K2Cr2O7-H2SO4 , CrO3-H2SO4(Jones Reaktifi) 2.Alkenlerin Yükseltgenmesi Alkenlerin yükseltgenmesi reaksiyonu cift bağı tanımak ve doğal ürünlerde cift bağın yerini bulmak için uygulanır. RCOOH Alkenlerin Ozonla Yükseltgenmesi Alkenler,inert bir çözücüde ozonla etkileştirildiğinde ozonürleri verirler.Ozonürler pek çok şekilde indirgenir ve iyi bir verimle alkoller elde edilir. Alkenlerin Perasit ile Yükseltgenmesi Alkenlerin organik perasitlerle yükseltgenmesi sonucu trans-glikoller oluşur. Trans glikolleri hazırlamak için alkali H2O2 de kullanılabilir. Cis-dihidroksilleme içinde alkali KMnO4 çözeltisi ve OsO4 kullanılır. O -C - C- 3. Aldehitler (Cannizaro Reaksiyonu) 2 RCHO +NaOH RCOONa + RCH 2 OH R: ter-Alkil veya Aril Aldehitler aynı zamanda asitli ortamda K2Cr2O7, KMnO4 ve Ag2O ile karboksilli asitlere yükseltgenirler. RCHO (O) RCOOH (O) = K2Cr2O7, KMnO4 ve Ag2O 4. Karbonil Bileşiklerinin Perasit ile Yükseltgenmesi(Baeyer-Williger Yükseltgenmesi) Baeyer-Williger yükseltgenmesi ile bir keton, bir perasitle bir estere dönüştürülür. Yükseltgen olarak perasit, perbenzoik asit ve triflorperasetik asit kullanılır. R 5. Alkilarenlerin Yan Zincirinin Yükseltgennesi Aromatik halkada alkil gruplarının sulu fazda karboksilli aside yükseltgenmesi için Na2Cr2O7 veya sey. HNO3 kullanılır. ArCH3 (O) ArCOOH 6. Aminlerin Yükseltgenmesi α-Hidrojeni bulunan aminlerin nitrillere dehidrojenasyonu için pek çok yol denenmiştir. Fakat en iyisi Nikel peroksit ( NiO2) dir. (Ar)RCH2NH2 NiO2 (Ar)RCN Aminler farklı yükseltgenler kullanılarak nitro bileşiklerine de dönüştürülürler. (O) = KMnO4, H2O2-H2SO4 veya RCOOOH Arilaminler ve fenoller kolayca kinonlara yükseltgenirler 1 X veya X 1 X 2 ( O ) O= = O X 1 , X 2 = OH,OH; NH2,NH2; OH, NH2 ( O ) = MnO2-H2SO4, K2Cr2O7-H2SO4, H2O2-asetik asit veya K3(Fe(CN)6) Yükseltgenmeye ait daha detaylı bilgi Denel Organik Kimya (Ender Erdik, Metin Obalı, Nadire Yüksekışık, Atilla Öktemer, Tarık Pekel, 4. Baskı Gazi Kitabevi) kitabında yer almaktadır.
<urn:uuid:decd59be-5323-49b5-ab86-514bce843090>
CC-MAIN-2020-50
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/7143/mod_resource/content/0/7.Y%C3%BCkseltgenme-%C4%B0ndirgenme.pdf
2020-11-25T20:47:42+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2020-50/subset=warc/part-00169-8431e8c9-c763-4c27-b286-ba1dd7e2631e.c000.gz.parquet
184,313,893
1,080
tur_Latn
tur_Latn
0.998148
tur_Latn
0.99873
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 880, 1637, 2629, 2813 ]
null
null
null
null
null
null
SOSE 'MAYRİG' VARTANİAN: RADİKAL ERMEÑİLER İÇİN BİR 'KAHRAMAN SAVAŞÇI ANNE' Ahmet Can ÖKTEM Çevirmen Ermeni Apostolik Kilisesi Doğu Piskoposluğu internet sitesindeki This Week in Armenian History (Ermeni Tarihinde Bu Hafta) sayfasında yayınlanan Sose Mayrig Vartanian'a ait kısa biyografi radikal Ermeni milliyetçiliği zihniyeti konusunda farklı bir izahat imkânı sunmaktadır. Bayan Sose Mayrig Vartanian ve iki oğlu ünlü bir Taşnak fedaisi olan Serop Aghpyurun ailesidir. Bayan Mayrig 1890'larda Ermeni Devrimci Federasyonuna - EDF (Taşnakutsyun) dahil olmuştur. Bayan Mayrig'in biyografisinde kayıtlı tüm unsurların Ermeni okuyucularda, ilham ve sempati duyguları yaratacak şekilde hazırlanmış olduğu dikkat çekmektedir. Taşnakların Soseye Mayrig (Anne) soyadını vermelerinin Ermeni gençlerine gösterdiği anne şefkatinden kaynaklandığı ifade edilmektedir. Söz konusu açıklamaya göre, EDF üyeleri kendilerini geniş bir aile olarak görmektedir. Diğer yandan, Taşnakların, Müslüman ailelerin canlarını, mallarını, topraklarını almaya ant içmiş bir aileyi oluşturdukları unutulmamalıdır. Davalarını savunmayan Ermenileri de düşman olarak kabul ettikleri tarihi arşivlerde kayıtlıdır. Biyografide vurgulanan Serop'un Çocuklar, ekmeksiz kalabilirsiniz, ama silahsız kalmayınız sloganı Ermeni tezi açısından hayli açıklayıcıdır. Ermeni tezini savunanların yanında Ermeni meselesinin tarihine yabancı kişilerin, Serop'un sloganının Ermeni çocukların güvenliğini öne çıkaran bir anlayışı yansıttığını düşünmeleri mümkündür. Ancak Taşnakların silahlı faaliyetleri göz önünde bulundurulduğunda, böyle bir sloganın, güvenlik için değil, nefrete, siddete, teröre yatınlık gösteren bir radikal zihniyetten kaynaklandığı ortaya çıkmaktadır. Taşnaklar Türkleri düşman olarak yansıtırken, kendilerini bir yandan kahraman, diğer yandan da Türk zulmü'nün kurbanları olarak telakkı etmektedirler. Biyografide geçen Kemalist tehlike, Van'ın kahramanca savunulması, Türk ve Kürt saldırılarına karşı meşru müdafaa, Türk ile Kürt adaletsizlikleri ve zorbalıkları gibi tanımlamalar radikal Ermeni zihniyetini özellikle yansıtmaktadır. Taşnak militanların prensip olarak evlenmedikleri veya ailelerinden uzak durdukları biyografide belirtilmektedir. Bayan Sose ve ailesi örneği her ne kadar istisnai bir durum teşkil etse de, radikal Ermeni anlatısında bu aileyi öne çıkarma biçimini, sıradışı ve ilham veren bir hikaye anlatma çabası olarak görmek mümkündür. Sose ve ailesinin faaliyetleri aktarılırken, mücadele ve fedakârlık temalarına vurgu yapılmaktadır. Bununla beraber, Sosenin ailesini kaybettiği 1899 yılındaki çatışma ve sonrasının dile getiriliş biçimi okuyucuların duygularına hitap etme çabası olarak görülmelidir.[1] Bayan Soseyi konu alan çevrimiçi kaynaklar oldukça sınırlı gözükmektedir. İlginçtir ki, Ermeni Apostolik Kilisesi sitesindeki biyografisinde, Bayan Sosenin oğullarını 1899 yılında Türk ve Kürt kuvvetleri ile girdiği çatışmada kaybettiği belirtilirken, Ermeni Yardım Derneği'nin sitesinde Sosenin oğullarının 1915 Olaylarından sağ kurtulamadıkları yazılmıştır.[2] Bu iki sitenin Bayan Sosenin oğullarının ölümünü anlatan olayların arasında epeyce uzunca bir zaman farkı vardır. Bu bağlamda ilginç bir çelişki gözükmektedir. Armenian Relief Society (Ermeni Yardım Derneği - ABD) Dağlık Karabağ'da Mayrigin anısına Sose adlı kreşler grubunu kurmuştur. Bayan Sosenin adı ayrıca bir Ermeni film festivaline verilmiştir. Ermenistan ve Diasporada yaşayan radikal Ermenilerin Türklerle karşı şiddet ve terör faaliyetleri yürütmüş olan Taşnak, Hinçak ve Ramgavar Ermenilerini kahraman olarak kabul ederek anma törenleri düzenlemeleri yıllardır devam eden çarpıcı bir Ermeni geleneğidir. Türklerle karşı bölücülük çabalarında kendine yer yapan Bayan Sose adına kreşler grubu kurulması Ermeni çocuklarının zihinlerine nefret tohumlarını ekme girişimlerinin bir başka örneğini oluşturmaktadır. Bir başka açıdan bakıldığında, Bayan Sose Vartaniannın hikayesinin, şiddet ve Türk düşmanlığı üreten radikal Ermeni milliyetçiliğinin köklerinin Sevk ve İşkân Yasasının çok daha öncesine gittiğini gösteren bir örnek oluşturduğu görülecektir. Ermeni radikaller, kadınlar ve erkekler bir arada, Türk düşmanlığını benimseyerek, Türk halkına savaş meydanlarında ve savaş dışında saldırmışlardır. Biyografide kadın ve erkek arasındaki Ermeni davası dayanışmasının mücadele, fedakârlık ve fazilet adına gerçekleştirildiği ileri sürülmekle birlikte, nefret ve bölücüliğe hizmet ettiği açıklar. Türkler için düşman izlenimi verilmesi, kadın ve erkek Ermeni radikallerin çocuklar nezdinde kahraman olarak tanıtıması, Türk yöneticilerin zulmeden düşman olarak yansıtılması, radikal Ermenilerin uygulamakta olduğu algı yönetimi gelenekleri arasında yer almaktadır. Söz konusu algı yönetiminin uzun ve etkili bir geçmişe sahip olduğu ne yazık ki acı bir gerçekdir. *Fotoğraf: Sose Vartanian [1] "Death Of Sose Mayrig (February 9, 1953)", The Eastern Prelacy of the Armenian Apostolic Church, erişim tarihi 5 Şubat 2021, http://www.armenianprelacy.org/ [2] ARS Sosseh Kindergartens, Armenian Relief Society of Western USA, erişim tarihi 8 Şubat 2021, https://arswestusa.org/campaigns/armenia-artsakh/ Ahmet Can Öktem lisans eğitimini Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde iktisat üzerine yaparak 2013 yılında mezun oldu. 2014 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi'nde Avrupa Birliği Yüksek Lisans programına kabul olarak Öktem'in yüksek lisans eğitimi 2018 yılında tamamlanmıştır. 2016 yılında katıldığı CIFE (Centre International de Formation Européenne, Gelişmiş Avrupa ve Uluslararası İlişkiler Araştırmaları diploma programını 2018 yılında tamamlamıştır. Eylül 2013 ve Aralık 2013 tarihleri arasında AB Bakanlığı'ndaki staj yapmıştır. Atıfta bulunmak için: ÖKTEM, Ahmet Can. 2025. "SOSE 'MAYRIG' VARTANIAN: RADİKAL ERMEÑİLER ICIN BIR KAHRAMAN SAVASCI ANNE". Avrasya İncelemeleri Merkezi AVİM Yayın No.2021 / 11. Şubat 17. Erişim Nisan 15, 2025. https://avim.org.tr/tr/Yorum/SOSE-MAYRIG-VARTANIAN-RADİKAL-ERMEÑİLER-ICIN-BIR-KAHRAMAN-SAVASCI-ANNE
ed28638d-f2ba-4ac0-a533-eaadf5147fb4
CC-MAIN-2021-10
https://avim.org.tr/tr/Pdf/Yorum/4523
2021-03-04T21:35:24+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-10/subset=warc/part-00100-dbb5a216-bcb2-4bff-b117-e812a7981d21.c000.gz.parquet
214,302,931
1,751
tur_Latn
tur_Latn
0.999307
tur_Latn
0.999699
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
true
docling
[ 2472, 5189, 6100 ]
null
null
null
null
null
null
BURHANİYE BELEDİYESİ ZEMİN VE TEMEL ETÜD RAPORU İNCELEME FORMU 1.GENEL BİLGİLER 1.1. Etüdün Amacı ve Kapsamı 1.2. İnceleme Alanının Tanıtılması Jeomorfolojik ve Çevresel Bilgiler Drenaj Eğim Şev Yağış Vaziyet ve Plankote Projeye Ait Bilgiler Yapının kullanım amacı Konut Sanayi Diğer İmar Plan Durumu Uygun Alan Önlemli Alan Jega uygun olmayan 1.3. Jeoloji Bölgenin Genel Jeolojisi İnceleme Alanının Mühendislik Jeolojisi 2.ARAZİ ARAŞTIRMALARI VE DENEYLER 2.1. Çalışmaların Tanıtılması Çalışmaların Özeti Kullanılan Ekipman 2.2.Araştırma Çukurları Araştırma Çukuru Konumu Derinliği Plankote Üzerinde Gösterimi (Koordinatlı) Foto İşin Adı Verileceği Kurum Raporu Hazırlayan İl/İlçe/Köy Pafta/Ada/Parsel Kategorisi Bina Kat Adedi Temel Derinliği Bina Oturum Alanı Bina Yükü Bina Geometrisi 2.3.Sondaj Kuyuları Sondaj Kuyuları Adedi Derinliği Zemin Kaya Plankote Üzerinde Gösterimi(Koordinatlı) Loglar Tarihler Pvc Foto 2.4.Yeraltı ve Yerüstü Suları Yeraltı ve Yerüstü Suları En Yüksek En Düşük Gözlem Temele Yakınlığı Drenaj Özellikleri Don Derinliği 2.5.Arazi Deneyleri Arazi Deneyleri SPT CPT Presiyometre Kanatlı Kesici Plaka Yükleme Varsa jeofizik ve diğ. (Yukarıda belirtilen arazi deneylerinden en az biri kullanılmalıdır. Jeofizik yöntemler ise en az başka bir yöntemle birlikte kullanılabilir.) 3. LABORATUVAR DENEYLERİ 3.1.Zeminlerin İndeks Özellikleri ( Sondaj Çalışmaları sırasında alınan örselenmiş ve örselenmemiş zemin ve/veya kaya örnekleri gerekli görülen deneylerin yapılması için, bakanlıkça tescilli laboratuvarlara gönderilir ve sonuçlar raporda sunulur.) 3. 2.Zeminlerin Mekanik Özellikleri Zemin Mekanik Deneyleri Serbest basınç dayanımı Üç Eksenli Basınç Kesme Dayanımı Konsolidasyon 3. 3.Kayaların Mekanik Özelliklerinin Belirlenmesi Kaya Mekanik Deneyleri Kaya Kalitesinin Belirlenmesi Tek Eksenli Basma Dayanımı Nokta Yük Dayanım İndeksi Disk Makaslama Dayanım İndeksi Zemin İndeks Deneyleri Tane Çapı Dağılımı Hidrometre Atterberg Lim. Su İçeriği B.H.A. Porozite kimyasal analizler 4. MÜHENDİSLİK ANALİZLERİ VE DEĞERLENDİRMELER | a. Bina-Zemin İlişkisinin Değerlendirilmesi | |---| | b. Zemin/Kaya Parametrelerinin Değerlendirilmesi | | c. Zemin Profilinin Yorumlanması | | d. Yerel Zemin Grubu , Sınıfı, Ta ve Tb Değerleri | | e. Sıvılaşma ve Yanal Yayılım Analizi ve Değerlendirilmesi | | f. Oturma-Şişme Potansiyelinin Değerlendirilmesi | | g. Karstik Boşluk ve Oyukların Değerlendirilmesi | | h. Temelin Oturacağı Zemin Birimlerinin Değerlendirilmesi | | i. Şev Duraylılığı Analizi | | j. Kazı Güvenliği ve Gerekli Önlemler | | k. Doğal Afet Riskinin Değerlendirilmesi | 5.SONUÇ VE ÖNERİLER | a. İnceleme Alanı Yerel Zemin Koşulları | |---| | b. Önerilen Tasarım Parametreleri | | b.1. En az Temel Derinliği | | b.2. Temel Tipinin Muhtemel Oturmalara Göre Tespiti | | c. Temel Kazıları Sonucu Ortaya Çıkabilecek Sorunlar ve Güvenilir Ekonomik Çözüm Önerileri | | d. Zemin İyileştirmesi Gerekiyorsa, Önerilen Yöntemler | | e. Yüzey ve Çevre Drenajı İle YASS Etkilerine Karşı Alınması Gereken Önlemler | | f. Gerekli Hallerde Zemin Büyütme ve Sıvılaşma Riski Değerlendirmesi ve Öneriler | 6.YARARLANILAN KAYNAKLAR Yararlanılan Kaynaklar 7.EKLER 1. İmar Plan Durumu 2. Çalışma Alanına Ait Vaziyet Planı ve Plankote 3.İlgili Parselin Mevcut Durumunu Gösteren Fotoğraflar 4.Sondaj Teslim Tutanağı (Belediyenin ilgili mühendisi, proje mühendisi ve mal sahibi onaylı) 5.Araştırma Çukuru Teslim Tutanağı (Belediyenin ilgili mühendisi, proje mühendisi ve mal sahibi onaylı) 6.Sondaj Logları, Araştırma Çukuru Föyü 7.Laboratuvar Föyleri (orijinal ıslak imzalı), Laboratuvar Tescil Belgesi (İlgili yıla ait) 8.Zemin Numunesi ve Gözlem Kuyusu Fotoğrafları 9.Gerekli Görüldüğü Hallerde, Jeofizik ve Sismik Etüt Çıktıları 10.Problemli Zeminler Olduğu Tespiti Durumunda, Problemli Zemin için Önlemler Tutanağı(alınan önlemler belediye tarafından kontrol edilecektir.) 11.Proje Müellif Taahhütnameleri
<urn:uuid:7b3edd55-448a-49b4-ba78-616db37d01d7>
CC-MAIN-2019-09
http://burhaniye.bel.tr/images/Menuler/Hizmetler/imarhizmet/Ek-5.pdf
2019-02-21T14:58:43Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2019-09/segments/1550247504790.66/warc/CC-MAIN-20190221132217-20190221154217-00112.warc.gz
44,180,349
1,474
tur_Latn
tur_Latn
0.988998
tur_Latn
0.991373
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 827, 2082, 4008 ]
null
null
null
null
null
null
İslamcı Dergiler Sempozyumu 2 1960 öncesinde islamcılık düşünücsesi ve dergiler İLEM İlmi Etüdler Derneği @ilmietudlerderneği (0216) 310 4318 – firstname.lastname@example.org 11-12 Mart 2017 Açılış Programı: Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi Sempozyum Oturumları: İlmi Etüdler Derneği ÜSKÜDAR BELEDİYESİ www.uskudar.bel.tr / 444 0 875 iyi ki ÜSKÜDAR var! (Hilmi Türkmen) BELEDİYE BAŞKANI 11 MART 2017 CUMARTESİ AÇILIŞ PROGRAMI Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi Avrasya Salonu 09:30, 1960 Öncesi İslamcı Dergiler Sergisi Açılışı 10:00-11:00, Açılsız Programı Lütfi Sunar, Düzenleme Kurulu Başkanı Süleyman Güder, İLEM Başkanı Hilmi Türkmen, Üsküdar Belediye Başkanı AÇILIŞ ÖZEL PANELİ | İSLAMCILIĞIN DİLİ VE DINAMİKLERİ Avrasya Salonu, 11:00-12:45 Oturum Başkanı: Vahdettin Işık Alev Erkilet Soğuk Savaş Sonrası İslamcılığın Ana Söylem ve Dinamiği Lütfi Sunar Modernleşme ve Muhafazakarlık Arasında İslamcılığın Toplumsal Tahayyülü Necdet Subaşı Erken Dönem İslamcı Düşünce ve Neşriyatın Dinin Toplumsallaşma Bişimlerine Etkileri S. Kurtuluş Kayalı İslamcılığın 1940’lı Yıllarda Şekillenisi Üzerine Bazı Düşünceler SEMPOZYUM OTURUMLARI İlmi Etüdler Derneği (İLEM) 1. OTURUM, Genel Salon, 14:00-15:30 İSLAMCI DÜŞÜNCEDE SÜREKLİLİK VE KIRILMA Oturum Başkanı: Necdet Subaşı Mehmet Erken 1923-1960 Arası Türkiye’de İslami Yayıncılık Asım Öz Kaynaklar ile Gelecek Arasında: Çok Partili Hayata Geçiş Sürecinde İslâmcı Dergilerin Önceliklerine Dair Fatma Bostan Ünsal Sebilürreşad Dergisi (1948-63) Örneğinde İslamcılık Düşüncesi: Devamlılıklar Kırılmalar Mahmut Hakkı Akın İslamcılığın Fetret Devri, Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu Dergisi 2. OTURUM, Konferans Salonu, 14:00-15:30 İSLAMCI DERGİCİLİĞİN ÖNCÜSÜ: SIRAT-I MÜSTAKİM VE SEBİLÜRREŞAD Oturum Başkanı: Suat Mertoğlu Adem Efe İlk İslâmcı Dergilerden Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad Özelinde İslam Birliği İdealı Ali Osman Çakmak Sebilürreşad Dergisi’nin İslâmcılık Söylemi (1948-1950) Mehmet Birekul Bir Dönemin Hafızası: Sırat-ı Müstakim, Sebilürreşad Dergileri ve İslâmcılık Düşüncesi Üzerine Bibliyografik Bir İnceleme Vahdettin Işık Sırat-ı Müstakim Dergisinde Doğu ve Batı Algısı 3. OTURUM, Genel Salon, 16:00-17:30 İSLAMCI NEŞRİYATIN İLK ÖRNEKLERİ Oturum Başkanı: Berat Acil Ahmet Kanlıdere Rusya Müslümanlarının Hilafet Merkezindeki Dergisi: Teārūf-i Müslimīn (1910-1911) Hamil Er Darülfünun İlahiyat Fakültesi Mecmuası İsmail Cebeci Osmanlı Son Dönemini Anlamaya Yardımcı Bir Kaynak: Şeyhülislamlık Makamının Dergisi Ceride-i İlmīyye Cahid Şenel Yüzyl Önce Yüzyıl Sonra: İslâm Mecmuası’nın Gündemi Bugüne Ne Söyler? 4. OTURUM, Konferans Salonu, 16:00-17:30 II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ VE İSLAMCILIK Oturum Başkanı: Ali Büyükaslan Ahmet Koçak II. Meşrutiyet Sonrası Türk Fikir Hayatında Filibeli Ahmed Hilmi’nin “Hikmet” Mecmuası Ahmet Taşgün 1960 Öncesi İslamcı Dergilerde Dini Gruplar: Aleviler Yezidiler Örneği Ahmet Dursun Meşrutiyet Dönemi Gazetelerinde Bediüzzaman Said Nursi ve Sebilürreşad Mecmuası ile Münasebetleri Ayşe Polat Sırat-ı Müstakim ve Okuyucu Mektupları: “İslam’ı” Sorma, Savunma, Tartışma ve İnşa 12 MART 2017 PAZAR 5. OTURUM, Genel Salon, 09:30-11:00 ERKEN DÖNEM DERGİLERDE EĞİTİM VE SİYASET Oturum Başkanı: Mahmut Hakkı Akin Mustafa Gündüz Sırat-ı Müstakim’de “Hürriyet, İlм ve Terbiye” Üzerine Bir Tartışma Kurtuluş Öztürk II. Meşrutiyet Dönemi Dergilerinde Eğitim Düşüncesi M. Salih Arı & İbrahim Halil Ozan Sırat-ı Müstakim ve Volkan’a Göre 31 Mart Olayı Muharrem Samet Bilgin Dozy’nin Tarih-i İslamiyet’ine İslamcı Dergilerde Verilen Tepkiler 6. OTURUM, Konferans Salonu, 09:30-11:00 İSLAMCILIK, MILLİYETÇİLİK VE ANTİKOMÜNİZM Oturum Başkanı: Süleyman Güder Ertuğrul Meşe 1960 Öncesi İslamcı Dergilerde Antikomünizm Özlem Avcı Türk Olmanın Şartı Kaçtır? İslami Dergilerdeki Azınlık Söylemi Şenol Gündoğdu II. Meşrutiyet’te İslamcılara Göre Millet ve Milliyetçilik: Sebilürreşad Örneği Güngör Göçer “Cehil ve Kızıl Taassuba Karşı” Bir Dergi: Hak Mecmuası 7. OTURUM, Genel Salon, 11:30-13:00 ÇOK PARTİLİ DÖNEMDE İSLAMCI DERGİLER I Oturum Başkanı: Halit Bekiroğlu Yusuf Turan Günaydın İslamın Nûru Dergisi (1951-1953) ve Tasavvuf Alanına Katkısı Üzerine Bir İnceleme Yasin Beyaz Büyük Doğu Dergisi'nin İslam Dünyasına Bakışı Kâmil Büyüker Mecmua İçinde Ansiklopedi, Ansiklopedi İçinde Mecmua: İslam-Türk Ansiklopedisi/ Muhîtü'l-Maarif Mecmuası (1940-1948) Muhammed Akaydın Türk Ruhu Dergisi ve Ali Haydar Öztürk 8. OTURUM, Konferans Salonu, 11:30-13:00 İSLAMCI DÜŞÜNCEİNİN ÖNCÜ ŞAHİYETLERİ Oturum Başkanı: Bilal Kemikli Bayram Ali Çetinkaya İslamcılıktan Sükelerizme Şemseddin Günaltay'ın Zihinsel Dönüşümü Mustafa Tekin Bir İslami Profili Olarak Mehmet Akif Fahrettin Gün Eşref Edib Fergan'ın Hayatı, Eserleri ve Sırat-ı Müstakim-Sebilürreşad Mecmuası Bedir Sala Said Halim Paşa'nın Düşünsel Mirası 9. OTURUM, Genel Salon, 14:15-15:45 İSLAMCI DERGİLERDE DİNÎ İLİMLER Oturum Başkanı: İbrahim Halil Üçer Hüseyin Hansu Babanzâde Ahmet Naim (1872-1934) ve Sırâţ-ı Müstakîm Mecmuasındaki Hadis Tercümeleri Abdullah Durmuş Sebilü'r-reşad Dergisinde Birden Çok Evlilik Tartışmaları: Ahmed Hamdi Akseki Örneği Ercan Şen 1960 Öncesi Yayımlanan İslâmci Dergilerde Kur’ân Çevirileri Etrafında Yapılan Tartışmaların Serencâmî: Sebilürreşad ve İslâm Dergisi Örneği Mustafa Özel Hasan Basri Çantay’ın Tefsir, Meal ve Kur’ân-ı Kerîm’e Dair Yazıları 10. OTURUM, Konferans Salonu, 14:15-15:45 ÇOK PARTİLİ DÖNEMDE İSLAMCI DERGİLER II Oturum Başkanı: Abdulkadir Macit Birsen Banu Okutan Hareketin Çalışma Sesi: Akif’i Yeniden Anlamak Mine Alpay Gün Ömer Rıza Doğrul ve Selâmet Dergisi Kamil Çoştu Ehli Sünnet Dergisinin ve Abdurrahim Zapsu’nun Dinî İçerikli Yayıncılık Serüveni Ali Özcan Tek Kişilik Kültür ve Medeniyet Ordusu: Serdengeçti Dergisi KAPANIŞ DEĞERLENDİRME, Genel Salon, 16:00-17:00 Necdet Subaşı, Bilal Kemikli, Lütfi Sunar, Vahdettin Işık, Asım Öz Mahmut Hakkı Akın İslamcı Dergiler Projesi idp.org.tr /islamcidergiler @islamcidergiler
b321197d-05ff-4ac7-b77d-1d0a39c68ce1
CC-MAIN-2023-14
https://idp.org.tr/content/6-haberler/1-duyuru/islamci-dergi-ler-sempozyumu-1960-oncesi-i-slamcilik-dusuncesi-ve-dergi-ler-11-12-mart-2017/idp_60_oncesi_program_brosur_mart.pdf
2023-03-20T13:14:37+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2023-14/subset=warc/part-00265-39c03058-7d78-443d-9984-102329513e3d.c000.gz.parquet
355,707,972
2,474
tur_Latn
tur_Latn
0.967458
tur_Latn
0.971819
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
true
docling
[ 377, 1114, 2149, 3094, 3967, 4820, 5894, 5968 ]
null
null
null
null
null
null
gibi Mimar Sinan’ın meydana getirdiği bu tür eserlerin en gösterişlisidir. Ayrıca İstanbul’un birçok sanat ve tarih antınnın topluca bulunduğu bir yerde Osmanlı devri Türk mimarisinin temsilcisi durumunda bulunmaktadır. BİBLİYOGRAFYA: Sâi, Tezkiretü’l-ebnîye, s. 6, 45, 125; E. Raczynski, Malerische Reise in einigen Provinzen des Osmanischen Reiches (trc. F. H. von der Hagen), Breslau 1824, s. 40, lv. 22 (Fuhrmann), lv. 23 (plan); H. Glück, Die Baeder Konstantinopels, Wien 1921, s. 83-90, 151; K. Ahmet Aru, Türk Hamamları Etüdü, İstanbul 1949, s. 89-94; R. Ekrem Koçu, “Ayasofya Hamamı”, İsl.A, III, 1477-1480. Semavi Evice AYASOFYA İMARETİ. Sultan I. Mahmud tarafından Ayasofya Camii’nde girişilen büyük tamir ve ek binalar yapımı sırasında inşa edilmiştir. Kitâbelerden öğrenildiğine göre bina 1155’te (1742-43) tamamlanmıştır. Şem’dânizâde Süleyman Efendi, eserinin 1155 yılına ait bölümünde, imaret inşaatına aynı yılın yazında başlanarak ancak Zihhicce ayında (Şubat 1743) tamamlandığını bildirir. Hammer ise 23 Zilkade 1155’te (19 Ocak 1743), çiçeklerle bezemmiş Ayasofya aşhâne-imaretinin bizzat paşişah tarafından açılışının yapıldığını, bu vesileyle davetlilere ikramlarda bulunulduğu gibi vakif mütevellisi ile mimarbaşı ve bina eminine de hil’attar giydirildiğini yazarmaktadır. Aşhâne-imaret ile müstemlâtından olan ambarın kitâbelerinden manzum olanları devrin şairlerinden Ni’metullah Efendi’nindir. Yazilar ise Dârüssaâde ağası, Hazinedar veya Morali olarak diğerlerinden ayrıt edilen Beşir Ağa’ya aittir. Böylece Sultan I. Mahmud Ayasofya’yı sadırvan, kütüphane, sibyan mektebi ve bu aşhâne-imareti ilâve ettirmek suretiyle onun külliye durumuna girmesini sağlamıştır. XVIII. yüzyılın ikinci yarısında derlenliği tahmin edilen ve ramazanlarda okunan beşeri destanların “imaret Faslı” başlığı altındaki kısmından İstanbul halkının bu hayır eserini çok beğen- digi anlaşılmaktadır. On iki dörtlük halindeki destanda bina şu misralara anlatılır: ... // Kapsına eyle nazar / Üstünde var üç kubbeler / Ameller (ameleler ?) altın eylese / Yaldızlanıp gösterdi fer // Kapısı tahtası çınar / Sakfindaki nefşi niğar / Gülşen-i Ayasofya’da / Açıldı yine nevbahar // Güz eyledim sadasını / Seyr eyledim edâsını / Nâzık bina eylemiler / Mütvevelli odasını // Fukara doyar aşına / Var mı sözün nakkasına / Altın ile her kapida / Ayet yazılmış taşına / ... Fodla piser firrîmda / Nân-i azîf tâliplerle // ... // Tarihlere yazanı var / Eksik değil düzeni var / Matbahının hem içinde / Dördër kolu kazanı var // Görün üstat ne fenderti / Her yanın güzel bend etti / Bu imaret binâsı / Görenler hep pesend etti”. Destandan, imaretin iki mütvevelli odası ile bir firni olduğu öğrenildikten başka her gün corba dağıtıldığı, persembe günüleri ise pilâv ile zerde verildiği, fukaraya hizmet eden “tatlı dilli” aşçıları olduğu da anlaşılmaktadır. İmaretlerin kapamasına kadar faalyette olduğu tahmin edilen bu müessesede bir sûre Vakıflar Başmüdürlüğü deposu olmuş, sonradan da kursun levha hazırlama atölyesi haline getirilmiştir. Ayasofya imaretine, caminin ihata duvarının Bâb-ı Hümayûn köşesinde, yine aynı tarihte yapılmış barok üstöltüki multeşem kapıdan geçiliyordu. Cami ile arasında bir avlu bulunan aşhâne-imaretin erzak ambarı olarak, caminin kuzeydoğu köşesindeki yivli minare dibinde olan ve yukarı kata çıkmayaca yarayan rampanın giriş kısmı ile bunun yanında bulunan Bizans devrine ait yuvarlak bina kullanılmıştır. Hazine binası (skeuophylakion) diye adlandırılan yuvarlak binanın zeminı oldukça yükseltilmiş, yeni bir kapı ile pencereler açılmış ve duvarına Dârüssaâde ağası Beşir Ağa’nın hattı ile mermer kitâbe konulmuştur. Buambağın içinde ahsap bir kat yapıldıktan başka burada ağaçtan çok büyük bir erzak kantarı da bulunuyordu. 1979 yılında yapılan kazıda, binanın içindeki toprak tabakası temizlenerek eski tabana kadar inildiğinde, ahsap kat kırısları ve kantar da ortadan kaldırılmıştır. Üzerinde yine Beşir Ağa hattı ile kitâbe bulunan aşhâne-imaretin esas binası caminin kuzeyinde dış çevre duvarına bitişik olarak uzanır. Batıdan itibaren kubbeli iki bölüm fodlahâne ve aşhânedir. Üç bölümlü kubbelerle örtülü olarak doğuya doğru uzanan ince uzun mekân ise yemek yelenen yer (me’kel) olarak bilinir. Bu bö- AYASOFYA KÜTÜPHANESİ. Ayasofya Camii içinde Sultan I. Mahmud tarafından kurulmuştur. Gerek mimarisi gerekse zengin koleksiyonu ve devrine göre geniş personel kadrosuyla dikkati çeker. Kütüphanenin vakfiyesi 1152 Sevaldinde (Ocak 1740) hazırlanmış (VGMA, Ka-sa, nr. 47) ve kitapların bir kısmı da aynı yılın Şubat ayında temin edilmesi de (TSMA, nr. D 1067) açılış merasimi ancak 24 Muharrem 1153 (21 Nisan 1740) tarihinde yapılmıştır. I. Mahmud’un da hazır bulunduğu bu merasimde Bu-hâri hatmedilip duası yapılmış, kütüphane muhaddis ve müfessirleri tarafından birer açılış dersi verilmesi ve Ayasofya vâizinin vaazından sonra da dua edilmiştir. Açılış merasiminin ardından paşıdah kütüphane görevillerine ihsanlarada bulunmuştur. Ayasofya Kütüphanesi'nin açılışı halk arasında da akıslar uyandırılmıştır. Nitekim kütüphaneye ilgili olarak yazılan bir destanda özellikle kütüphane yapısının teziniyatı üzerinde durulmuş ve herkesce beğenildiği ifade edilmiştir. I. Mahmud, kütüphaneyi açılışından sonra da çeşitli vesilelerle ziyaret edip hâfız-ı kütüb'ler'e, kütüphane hocalarına, muelletit ve müstahfız'lara hediyyeler vermiştir (TSMA, nr. D 1067, vr. 8*¹, 16*¹, 19*¹). Tarihçi Subhi Mehmed'in naklettiğine göre Ayasofya Kütüphanesi kurulduğu zaman 4000 eserden oluşan değerli bir koleksiyona sahip bulunuyordu. Bu koleksiyonun bir bölümü Hazine-i Âmire'den gelen, bir diğer önemli bölümü de sadrazam, şeyhülislâm, Dârüssaâde ağasının ve diğer devlet adamlarının I. Mahmud'a hediyele ettikleri kitaplardan meydana geliyordu. Kütüphaneye konulan kitapların büyük bir titizlikle hazırlanmış katalogunda I. Mahmud'un bu kütüphaneye kurmasıyla ilgili bir giriş ve Harameyn müfettişinin, Anadolu ve Rumeли kazaskerlerinin tasdik mühlûrları vardır (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, Katalog nr. 1). Ayasofya Kütüphanesi'nin daha sonraki yıllarda hazırlanmış kataloglarından bu kütüphanenin koleksiyonunun gayet dikkatli korunduğu anlaşılmaktadır (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, Katalog, nr. 2-3). Ayasofya Kütüphanesi'nin Osmanlılar döneminde hazırlanmış dörtü yazma, biri basma beş katalogu vardır. Ayasofya Kütüphanesi diğer Osmanlı kütüphanelerine oranla oldukça geniş sayılabecek bir personel kadrosuna sahipti. Bunlar altı hâfız-ı kütüb, bir müccellit, bir kâtib-i kütüb' ve tabtiği-i kütübüden başka Buhâri okuyanların hangi sayfalara geldiklerini takip ve tesbit için iki noktacı, kütüphanenin temizliği ve korunmasıyla görevli iki müstahfız, iki bevâvâb, üç ferrâş, bir mâni'u-n-nukûş, kütüphanenin tamiriyle görevli iki memremmet, bir kurşuncu ve kütüphaneyi güzel kokması için huruclayacak bir burucudan ibaret olmak üzere yirmi iki kişi idi. Bu kütüphanede çalışan personele diğer kütüphanе görevillerine göre oldukça yüksek ücretler tayin edilmişti. Ayasofya Kütüphanesi'nde, daha önce birkaç kütüphanede başlamış bulunan "kütüphanede öğretim" düzenli bir hale getirilmiştir. Kütüphaneye tayin edilen dersiâm, muhaddis ve şeyhülkürrâ haftanın belli günlerinde öğrencilere ders okutmaktaydılar. Bu derslere devam edecek öğrenciler de kütüphane vakfiyesinde belli bir ücret tayin edilmişti. Ayasofya Kütüphanesi'ndeki kitaplar 1968 yılında Süleymaniye Kütüphanesine nakledilmiştir. BİBLİYOGRAFYA: VGMA, Deftir, nr. 87, s. 1-2; VGMA, Kasâ, nr. 47; VGMA, nr. 638, s. 7; nr. 639, s. 62; TSMA, nr. D 1067, vr. 8*¹, 16*¹, 19*¹; E. 1767: Subhi, Târih, İstanbul 1198, vr. 174*²-175*²; Muhtar Yahya Dağılı, İstanbul Mahalle Bekçilerinin Destan ve Mânî Katarlar, İstanbul 1948, s. 59-60; İsmail E. Erünsal, Türk Kütüphaneleri Tarihi II: Kuruluştan Tanzimat'a kadar Osmanlı Vakıf Kütüphaneleri, Ankara 1988, bk. İndeks; Azâde Akar, "Ayasofya'da Bulunan Türk Eserleri ve Süslemelerine Dair Bir Araştırma", VD, IX (1971), s. 284-286; Nimet Bayraktar, "Yazma ve Basma Kütüphane Fihristleri", TDA, nr. 21 (1982), s. 131-144; Ahmet Küçükalfa, "Ayasofya Kütüphanesi", İğlî, sy. 37, İstanbul 1983, s. 16; Behçet Ünsal, "Türk-Vakıf İstanbul Kütüphanelerinin Mimâri Yönetimi", VD, XVIII (1984), s. 102; Mahmud Özlü, "Ayasofya Kütüphanesi", İst.Â, III, 1482-1484. İsmail E. Erünsal MİMARİ. Ayasofya Camii'nde büyük bir tamir ile bazı ek binalar yaptıracak burayı bir külliye haline getiren Sultan I. Mahmud tarafından vakfedilen Ayasofya Kütüphanesi, başlı başına bir bina olarak tasarlanmış olmakla birlikte, caminin güney tarafından iki payandanın arasına sıkıştırılmıştır. Türk kütüphane binalarında rutubeti önlemek gayesiyle yapının hava almasını temin için alt kısmının dahi boş bırakılması düşünülürken burada böyle bir yer seçilmesi şaşırtıcıdır. Kütüphanenin giriş ve okuma odası caminin sağdaki sahninin içinde inşa edildiğinden, kitapların muhafaza edildiği müstakil binanın cami disındaki bu payandaların arasına isabet ettiği düşünülebilir. Giriş ve okuma odası, beş kemerin oturduğu sütnurlarla ayrı bir bölüm halinde inşa edilmiş ve barok üslûpta hârikulâde bir işçilikle dökümüş tunç sebekelerle cami hariminden ayrılmıştır. Daha geride ve kubbeli olan giriş holünün kemerleri ve kapısı da tunç sebekelidir. Doksan derecelik bir açıyla uzanan dar bir koridor, kemerinde besmele bulunan demir bir kapı vastasyyla kitapların bulunduğu hazine bölümüne açılır. Kitap hazinesi, ince mermer sütnurlarla ayrılmış iki bölüm halinde olup bunlardan ilki kubbeli, hafifçe yüksek sekil halinde olan diğeri ise bir aynalı tonozla örtülüdür. Kubbeli bölümün ortasında sedef kakmalı, nakışlı ahşap kitap dolabı bulunmaktadır. Ayasofya Kütüphanesi tunç sebekelerinin güzelliği kadar içindeki nakışlar ve duvarlarının bir kısmını kaplayan çinilerle de tanınmıştır. Ancak çiniler bina ile aynı zamanda yapılmış olmayıp XVI. yüzylından itibaren çeşitli üslûplarda imal edilmiş parçalardan meydana gelmektedir. Bu yüzden burası adeta Türk çini sanatının bir müzesi halindedir. Duvarlara yer yer devşirilmiş İznik, Kütahya, Tekfur Sarayı çinileri konulmuş, hatta aralarında tek tük de olsa İtalya Faenza çiniler sokutturulmuştur. Eski çinilerin arasında bilhassa üzerinde bir servî motif'i işlemiş pano çok değerlendir. Kitap hazinesi bölümünde de duvarlardaki dolap aralımlarında çiniler vardır. Burada kubbe kasnağını saran celi - sülûs hattıyla
73ff5919-bda3-4654-ab1d-4492169b274e
CC-MAIN-2021-25
https://cdn2.islamansiklopedisi.org.tr/dosya/4/C04015605.pdf
2021-06-21T07:28:23+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-25/subset=warc/part-00054-e638c5dd-3c3d-4738-8d52-dc1e9f44de3a.c000.gz.parquet
162,771,688
3,403
tur_Latn
tur_Latn
0.998931
tur_Latn
0.999102
[ "tur_Latn", "tur_Latn" ]
true
docling
[ 4763, 10371 ]
null
null
null
null
null
null
DENİZ YATIRIM ARAŞTIRMA TÜRKİYE | SABAH STRATEJİSİ 13.03.2019 08:27 Orkun Gödek +90 212 348 5160 email@example.com Sabah Stratejisi Neleri takip ediyoruz? Günaydın, İngiltere'de Başbakan May'in son dakika hamlesi yaparak AB temsilcisi Juncker ile gerçekleştirdiği toplantı ve uzlaşıya vardıklarını açıkladığı "backstop" meselesi Parlamento oylaması öncesinde Adalet Bakanı Cox'un açıklamalarına takıldı. TSİ 22.00'de gerçekleştirilen oylamada Avam Kamarası temsilcileri May'in paketine 242'ye karşı 391 red oyu vererek yasal onay tabanı sağlamadılar. Sonucun açıklanmasını takip eden dakikalarda karışık bir seyir içerisinde olan GBP çaprazları Asya seansı işlemlerinde nispeten sakin bir seyir içerisinde. GBPUSD paritesi 1.31 sınırında işlem görürken, yatırımcı cephesinde gözler bugün ve muhtemelen yarın da gerçekleşecek olan diğer iki oylamaya çevrildi. Bugün, Başbakan May'in daha önce verdiği sözün devamı olarak anlaşmasız Brexit sürecine yönelik gerçekleştirilecek oylamanın sonucunda hayır çoğunluğunun oluşması durumunda yarın AB'den çıkış için ek süre talebinde bulunulmasına yönelik oylama süreci takip edilecek. AB'den gelen ilk yansımalar ise çözümün İngiltere'nin kendi içerisinde olduğu teması üzerine kurulurken, sert-olumsuz bir açıklamanın olmaması yatırımcılarda sürecin 8-12 hafta gibi bir süre için uzatılabileceği düşüncesini öne çıkarıyor. İngiltere'ye ait haber akışı dışındaki global fiyatlama dünyasında ise haber açısından farklılık yok. Boeing'e yönelik alınan uçuş durdurma kararları Salı günü itibarıyla İngiltere'den AB'ye, son olarak da Türkiye ve THY'ye dek uzanırken, ABD endeksleri üzerinde satış baskısına neden olma durumu korundu. Gün içerisinde Türk lirası GOÜ emsallerine kıyasla sınırlı düzeyde değer kaybı sergilerken, genel olumlu yaklaşımın bir kez daha dışında kaldı. Doğrudan etkisi olduğunu düşünmesek de %1'e yakın değer kaybı sergileyen Filipin pezosunun merkez bankası başkanının üst bant seviyesine dalgalanma olarak yakın olunmasının problem olmayacağı minvalindeki açıklamalar ve faiz indirimi beklentilerinin sınırlı düzeyde liraya da yansımış olabileceğini değerlendiriyoruz. Kısa vadeli işlemlerde dolar endeksinin yeni zirve denemesi olmadan ve yerel haber akışının negatif ayrışmaya neden olacak bir durumla karşılaşmadığı senaryoda USDTRY paritesinin 5.50 üzeri hareket sergileyeceğini düşünmüyoruz. 5.40-5.50 bandında dalgalanma ve sıkışma eğilimi korunacaktır. Dün akşam saatlerinde (TSİ 17.00'den sonra) Reuters kaynaklı ECB haberinin (TLTRO ihalelerinde talebin düşük tutulabileceği, isimsiz) EURUSD paritesinde yarattığı yukarı yönlü baskının kalıcı olacağına inanmıyoruz. Gün içerisinde açıklanacak olan bölge Ocak ayı sanayi üretimi rakamları ve ABD dayanıklı mal siparişleri verileri paritede dalgalanma yaratmaya devam edecektir. 2 Piyasalar Türk lirası Amerikan doları karşısında günü sınırlı düzeyde değer kaybı ile -%0.18 performans göstererek kapadı. BİST 100 endeksinde %0.86 primle 101721 puan seviyesinden son işlemler geçerken, 10 yıl vadeli tahvilde faizin kapanışı %15.65 oldu. EMEA bölgesi endekslerinde gün sonu kapanışlarının ağırlıklı bir bölümü değer kayıplarına işaret etti. Euro Stoxx 50 -%0.01, FTSE 100 %0.29, CAC 40 %0.08 ve DAX -%0.17 düzeyinde performans sergiledi. Bölge genelinde en ciddi değer kazancı %0.56 ile Rusya (RTS, USD) varlıklarında olurken, zayıflamada -%0.28 ile İsveç grubu öne çıktı. Amerika kıtası işlemlerinde Avrupa seansına benzer bir resim oluştu. Majör ABD endeksleri son birkaç günün haber akışına paralel Boeing kaynaklı baskı altında kalırken, S&P 500 ve Nasdaq endekslerinde kapanışlar pozitif bölgede yer almayı başardı. Dow Jones ise -%0.38 ile günü 25554 puan seviyesinden tamamladı. Kıtada yer alan gelişmekte olan ülke varlıkları Kolombiya ve Peru varlıkları dışında değer kaybı sergilerken, Arjantin'de Merval endeksi günü -%0.32 ile tamamlayarak zayıflamada bir adım öne çıktı. Asya seansında yeni gün işlemlerine baktığımızda zayıf-olumsuz seyrin korunduğunu görmekteyiz. TSİ 08.20'de NKY 225 -%1.18, Hang Seng -%0.61, CSI 300 -%0.73 ve KOSPI -%0.66 ile fiyatlanmakta. CNH-CNY spreadi 71 pips seviyesinde oluşurken, PBoC tarafından fixing kur ayarlaması 6.7114 ile ciddi bir değişim göstermedi. Fiyatlamalar ECB toplantısı sonrasında kalıcı euro değerlenmemesi fikrimizin Mayıs ayında gerçekleştirilecek olan Avrupa Parlamentosu seçimlerine dek doğru bir strateji olduğunu düşünüyoruz. Bu kapsamda 19-20 Mart tarihlerinde takip edilecek olan FOMC toplantısından Amerikan dolarını zayıflatıcı ek haber akışının takibi söz konusu olmadıkça EURUSD paritesinde 1.12 seviyesinin aşağı yönde kırılabileceğini değerlendiriyoruz. Yerel varlıkların fiyatlamalarında negatif yönde ayrışma boyutunun ciddi olduğu kanısında değiliz. İki ana destek seviyesi olarak takip ettiğimiz 96600 ve 99000 bölgelerinin üzerinde kalınan işlemlerde yükseliş açısından taşınan potansiyelin masadan kalktığını düşünmeyeceğiz. BİST 100 işlemlerinde yükseliş hareketinin orta vadeli destek noktası olarak 96600 seviyesini değerlendiriyoruz. Kısa vade işlemlerde takip ettiğimiz 102500 bölgesini gerek risk algısının devamı gerekse yükselişin korunabilmesi açısından önemsiyoruz. 101000-98500 destek, 102500-105000 direnç konumunda. USDTRY paritesi işlemlerinde "küresel risk iştahına paralel" eğilim öngörüyoruz. 5.4268-5.3850 destek, 5.5000-5.5600 direnç konumunda. EURUSD paritesi işlemlerinde kalıcı euro pozisyonlanması düşüncesinde değiliz. Teknik açıdan 1.1187-1.1100 destek, 1.1300-1.1370 ise direnç olarak izlenebilir. Deniz Yatırım Araştırma bölümü olarak hazırladığımız İyimserlerin yılı başlıklı 2019 Strateji Raporumuza aşağıda yer alan linkler üzerinden ulaşabilirsiniz. Türkçe: https://www.denizyatirim.com/Sites/1/upload/files/190209_-_2019_Deniz_Yatirim_Strateji- 2345.pdf İngilizce: https://www.denizyatirim.com/Sites/1/upload/files/190209_-_2019_strategy-2346.pdf DENİZBANK YATIRIM HİZMETLERİ GRUBU 3 4 Günlük takvim 13.00 : Euro Bölgesi, sanayi üretimi, %1-aylık, -%2.1-yıllık, Ocak, 15.30 : ABD, ÜFE, %0.2-aylık, %1.9-yıllık, Şubat, 15.30 : ABD, dayanıklı mal siparişleri, -%0.4, Ocak 20.00 : ECB, Coeure konuşması. DENIZBANK YATIRIM HİZMETLERİ GRUBU Yasal Uyarı Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu içerikteki yorumlar DENİZ YATIRIM MENKUL KIYMETLER A.Ş.'nin görüşlerini yansıtmaktadır. Bu dokümanda sunulan materyal sağlam kaynaklardan derlenmiştir. Ancak Şirketimiz buradaki yorumların içeriği sonucu üçüncü şahıslara karşı doğabilecek sonuçlara karşı hiç bir sorumluluk kabul etmez. Buradaki içeriğin hiç bir bölümü DENİZ YATIRIM MENKUL KIYMETLER A.Ş.'NİN yazılı izni olmadan çoğaltılamaz, hiç bir şekil ve ortamda yayınlanamaz, alıntı yapılamaz ve kullanılamaz. © DENIZ YATIRIM 2019
<urn:uuid:4addbdbe-a926-40d6-b941-7bec48967373>
CC-MAIN-2020-16
https://www.denizbank.com/daily-newsletter/18661/download.aspx
2020-04-03T05:17:41+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2020-16/subset=warc/part-00055-5e0433ee-fa15-4837-b2dc-d6f38301af97.c000.gz.parquet
882,891,561
2,195
tur_Latn
tur_Latn
0.999111
tur_Latn
0.999797
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2817, 4245, 5954, 6214, 7227 ]
null
null
null
null
null
null
PİRİZÂDE OSMAN SÂHİB EFENDİ Cemâzîyelâhîr 1182'de (26 Ekim 1768) şeyhülislamlığı getirildi. Ancak bu sırada has-talandı ve felç geçirdi. III. Mustafa döne-minde gerçekleştirenil Rusya seferleri es-nasında ülkenin içine düştüğü felâkétler ve Osmanlı-Rus savaşının bozgunla neti-celenmesinden dolayı üzüntüye kapıldığın-dan rahatsızlığı arttı. Şeyhülislamlık mak-amında iken 5 veya 6 Zilkade 1183'te (2-3 Mart 1770) vefat etti. Cenazesi Aksa-ray'da Murad Pasa Camii haziresinde es-kı sadrazamlardan Kara Dâvud Pasa'nın kabri civarına defnedildi. Şeyhülislamlığı on altı aydan biraz fazla sürmüştür. 1335'te (1916-17) Aksaray caddesi açılırken o dönemde Evkaf nâziri vekili olan torunlu-rından İbrahim Bey tarafından kemikleri-nin Üsküdar'daki Selimiye Tekkesi karşı-sında bulunan aile mezarlığına taşındığı kaydedilir. Ancak şahesidi Murad Pasa Ca-mii haziresinde Kara Dâvud Pasa'nın kab-rinin yanında kalmıştır. Osman Sâhib Efendi'nin erkek evlâdi olmamış, soyu İbrahim Bey ile evlenen kızından devam etmiştir. Son dönem şeyhülislamlarından Pirizâde Mehmed Sâhib Efendi, Osman Sâhib Efendi'nin kızının torunudur. Kaynaklarda Osman Sâhib Efendi'nin âlim, fâzıl, kalım sahibi, güzel konuşan bir kişi olduğu, nazım ve nesrîyle akralan ara-sında öne çıktığı belirtilir. Aynı zamanda güçbir bu divan şairi olduğu kaydedilen Osman Sâhib Efendi bazı hadiselerle tarih düşümüş ve şiirlerinde "Sâhib" mahlusi-ni kullanmıştır. Divan şiirinin XIX. yüzyl-daki son temsillerinden Keçeçizâde İzzet Molla'nın dedesi Mustafa Efendi'den ders aldığı kaydedilir (D/A, XXIII, 561). Ayrıca hat çalışmış ve Kâtibzâde Mehmed Refî Efendi'den ta'lik yazısını öğrenmiştir. Osman Sâhib Efendi, Üsküdar'da Balaban Is-kelesi civarında Şemsipaşa caddesi üzere-ninde babası için vefatından on sekiz yıl sonra bir çeşme yaptırmıştır. Türk barok mimarisı üslûbunda kemeri dillimlı ve tamamen mermerden inşa edilen çeşme 1955'te yıkılmıştır. Bursali Mehmed Tâhir, Osman Sâhib Efendi'nin Topkapı Sarayı'nda bulunan Revan Odası (Köşkü) Kütüphanesinde Kâ-mûs'un on maddesine ta'likti işeren bir eseri bulunduğunu belirtirse de kayıtlarda bu esere rastlanamamaktadır. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde (AY, nr. 6232) Ta'lika 'alâ maddeti'l-'aşr li-sâhibi'l-Kâmûs adıyla kayıtlı olan eser muhtemelen budur. Seben basabina da nisbet edilen ve beş varaktan ibaret olan risâle Kâ-mûsü Lisânü'l-'Arab'daki "aşr" maddesiyle ilgili bilgileri değerlendirilen bir ta'likdir. Makâmâtü'l-bedîa ise onun şiirlerden oluşan bir mecmua olup müellif hattı olduğu kaydedilen uzma nûshası Süleymaniye Kütüphanesi'ndedir (Reşîd Efendi, nr. 1022). Aynı mecmua içinde bazı be-ytlerine yazdığı şerhler de yer almaktadır. Ayrıca babası Pirizâde Mehmed Sâhib Efendi'ye ait divanın sonunda Osman Sâ-hib Efendi'ye ait olduğu anlaşılan iki ka-side ile iki tarih vardır (İÜ Ktp., TY, nr. 1710/6). BİBLİYOGRAFYA: - Şem'dânizâde, Mu'în't-tevârîh (Aktepe), I, 124; II/A, s. 112-114, 120; II/B, s. 24; Devhatü'l-me-sâyih, s. 103; Sicill-i Osmani, IV, 685-686; Osmanlı Müellifleri, II, 113; İlmîyye Salnâmesi, s. 536-538; Mehmed Ziya, İstanbul ve Boğaziçi, İstanbul 1336, s. 84-86; TYDK, III/2, s. 754; Da-nişmend, Kronoloji, V, 143; Abdülkadir Altınsu, Osmanlı Şeyhülislamları, Ankara 1972, s. 145; M. Orhan Bayrak, İstanbul'da Gömülü Meshur Adamlar (1453-1978), İstanbul 1979, s. 74; Yılmaz Özturna, Devletler ve Hânedanlar, Ankara 1989, II, 973; Fâtih Çamlıert ve Diğer Tarihi Eserler (haz. Fatih Müftülüoğlu), İstanbul 1991, s. 339; Mehmet Nermi Haskan, Yüzylinder Boyunca Üsküdar, İstanbul 2001, II, 795; III, 1137-1138; İsmet Pamaksızoğlu, "Osman Sâhib Efendi", TA, XXVI, 84; Naci Okçu, "İzzet Molla, Keçeçizâde", D/A, XXIII, 561. TAHSİN ÖZCAN PİSAGOR (m.ö. 570 [?] - 500 [?]) Ünlü Grek filozofu, matematikçi ve astronom. Pisagor'un (Fisagor, Pythagoras) hayatı, kişiliği ve çalışmalaryla ilgili bilinenler genellikle menkıbeye dayandığından kesin değildir. Kaynaklarda milattan önce 570 civarında Sisam (Samos) adasında dünyaya geldiği, otuz yaşlarına kadar burada ya-şadığı, daha sonra tiran Polykrates'in yö-netiminden hoşlanmadığı için Güney Ital-ya'daki Kroton'a göç ettiği ve orada felse-fi, dini, siyasi mahiyette bir okul kurduğu anlatılır. Pisagorcular denilen, ilk defa ara-larında kadınlara, kızların da bulunduğu öğrencileri aynı felsefi ve siyasi görüşlere sahip, her alanda ortak konularla uğraşan kımselerdi ve öğrendiklerini, sırlarını açık-lamamaya karar vermişlerdi. Hayat ilke-leri basit gidalara beslenme, sıkı disiplin kurallarına uyma, nefs hakim olma, aza yetinme ve ustaya kesin itaatten ibaretti. Halk arasında yasalarıntı ve fikirleri bir ta-rıkat gibi görülen Pisagor ve öğrencileri so-nuçta, siyasi düşmanlarının tahrikiley gale-yana gelen kalabalık bir kitlenin saldırı-na mâruz kaldı. Bazi kaynaklar Pisagor'un bu sırada öldürüldüğünü, bazıları ise Metapontion'a kaçarak bir süre daha yaşamı-ğını bildirmektedir. Böylece Pisagor ve öğ-rencilerinin Kroton'daki politik etkileri so-na ermiş, ancak felsefi ve bilimsel etkile-ri bütün litçağ boyunca devam etmiştir. Hristiyanlığın yayılmasına başladığı yüzyl-larda Pisagorculuğu yeniden canlandırma çabaalan (Yeni Pisagorcuklu) olmuşsa da bu etkinliklerde daha çok Pisagor'un efsanesi ve mistik dünya görüşü öne çıkarılmıştır. Pisagor'un kişiliği ve inançlarıyla ilgili de-gişik rivayetler bulunmaktadır. Çağdaşla-rından bazıları onu bir peygamber olarak tanımlamış. Onun inanışına göre Tanrı evre-ni sayılar vastasyası düzenlemiştir. Tanrı birlik, dünya çoğuktur ve zırtardan meyda-na gelmiştir. Bu zırtlar on çifttir: Simirli ve sınırsız, tek ve çift, bir ve çok, sağ ve sol, erkek ve dişi, sükhnet ve hareket, doğru ve eğri, aydınlik ve karanlık, iyi ve kötü, ka-re ve dikdörtgen. Bu çiftlerin ilk unsurları düzen ilkelерinin, ikinci unsurları düzensizlik ilkelерinin ifadesidir. Zırtlara birliği ve-ren oran ve yumurdur (harmoni). Sayıların uyumunu tam anlamıyla idrak eden kut-sallığa ve ölümsüzlüğe erişir. Bu dinî cer-çeve içinde ruh gögüne ve bu göçün yal-nız insandan insana değil her canıyla ola-bileceğine inanılır. Bu yüzden Pisagor ve takipçileri et yermezler, hayvan kurban etmezler. Onlara göre bağımsız bir varlığa sahip olan ruh bedene kurduğu ilişki sonucunda kırılan şafığını yırtmıştır ve annemk için başka bir bedene geçmesi, ölümsüzlüğe erişmek için de mutlak bilgiyle aydınlanması gerekir. Pisagor "filozof" terimini ilk kullanan kişidir. Kaynaklarda göre kendisini "sophos" (bilge) olarak nitelendirmiş, onun yerine "philosophos" (bilgilenen) demeyi tercih etmiştir (Laertios, s. 384). Benimsediği mistik ayinler ve felsefesindeki san mistizizmi Doğu din ve felsefelerinden alınmış olduğundan Pisagor'un Doğu'ya seyahatler yaptığına inanılır. Onun Misir'a gittiginde kesin gözüyle bakılmakta, Pers Hükümdarı Kambiz tarafından esirler arasında Babil'e götürüldüğü ve orada rahiplerin yönettiği ayinlerle katıldığı kabul edilmektedir. İlamblıhos'a göre Babil'de yedi yıl kalmış, bu süre zarfında Mecûsiler'den (İşgalci Persler) sayılar ve müzik teorisileyi diğer bilgileri öğrendiğini Pisagor'un Antikçağ'dan beri süregelen menkıbevi kişiliği İslam kaynaklarına da yansımıştır. Kâdi Sâde'n göre Empedokles'ten (m.ö. V. yüzyıl) sonra yaşayan Pisagor Misir'da geometri tahsil etmiş. Hz. Süleyman'ın öğrencileri Misir'e gelince onlardan felsefe okumuştur. Ardından Yunanistan'a dönüp geometri, fizik ve teoloji öğretilmiş, bu arada sayısal oranı esasına dayanarak müziği icat etmiş, fakat bunun peygamberlik nûrunun kendisine yansımasının bir sonucu olduğunu söylemiştir (Tabakâtü'l-ümem, s. 24; İbnü'l-Kift, s. 258). Eserleri günümüze ulaşmayan Pisagor'un çalışmaları hakkında genelde Aristonun, Pisagorcu Filolaos ve Diogenes Laertios'un yazdıklarından bilgi edinilmiştir. Pisagor ve öğrencileri matematikçe büyük önem vermişler ve onu bilim merkebesine yükseltmişlerdir. Günümüzde Pisagor daha çok matematikçi kimliğiyle tanınır. Ancak ona atfedilen buluğların bizzat kendisine mi yoksa okulunun mensuplarına mı ait olduğunu belirlemek mümkün değildir. Çünkü öğrencilerinin ustaya saygı iliklerinden dolayı yeni buluşlar daima ona mal edilmiştir. Pisagor matematik konularını dört gruba ayırmıştır: Soyut sayı bilimi (aritmetik), uygulamalı sayı bilimi (müzik), süknétet halindeki büyükküçükler bilimi (geometri) ve hareket halindeki büyükküçükler bilimi (astronomi). Daha sonraları "quadrivium" (dörtlü) denilen bu bilim dalları Avrupa uygarlığında eğitim temelini teşkil etmiştir. Pisagor'a göre sayılar nesnelerin özüdür. Bu düşünceden özel sayılara ve geometrik şekillere özel nitelikler yüklerme düşüncesine geçmişdir. Meselâ aile 3, adalet 4, evlilik 5, canlılık 6, uygun durum ya da zaman 7 sayılarıyla gösterilmiştir. 10 en mükemmel sayıdır; ayrıca çift sayılar dişi, tek sayılar erkektiler. Geometrik şekillerden en mükemmel düzlem şekli daire, en mükemmel cisim küredir. Pisagor'un matematikte asıl katkılari geometri alanındadır. Günümüzde kendi adıyla tanınan, dik üçgenlerle ilgili ünlü teoremi o düşünmüş ve kanıtlamıştır. Ancak onun, bir dik üçgende hipotenüs üzerine çizilen karenin alanının iki dik kenar üzerine çizilen karenlerin alanları toplamına eşit olduğunu ifade eden bu teoremi \((BC^2 = AB^2 + AC^2)\) Misirlardan ve Mezopotamyallardan ogrendikleriyle kurduğu ve kanıtladığı sanılmaktadır. Mezopotamyada bulunan civi yazılı iki tablet bu olgunun Pisagor'dan en az 1000 yıl önce bildiğindi göstermektedir (Sayılı, s. 195). Ayrıca bir üçgenin iç açıları toplamının 180° tuttuğunu kanıtlayan Pisagor astronomi alanında da büyük bir yenilik getirmiş, dünyanın ve gezegenlerle yıldızların küre şeklinde olduğunu ve dairesel yönlerin üzerinde hareket ettigine inandığını açıklamıştır. Onun öğrencisi Filolaos gibi bazılan da dünyayı evrenin merkezine yerleştirmekten vazgeçmiş ve onu gezenin gibi düşünen hareketli sayımlardır ki bu görüş. XVI. yüzyılda Copernicus'in ortaya koyduğu güneş merkezli evren modelinin ilham kaynağı olmuştur. Pisagor'un görüşleri, tıp alanında evrendeki uyum düşüncesinin insan bedenine uygulanması şeklinde ortaya çıkmıştır. Buna göre bedende yaş ve kuru, sıcak ve soğuk, acı ve tat gibi zıt güçlerin dengede olması sağlayacak durumunu, bu zıtlardan birinin diğerlerinden fazla olması hastalık durumunu gösterir. İslâm dünyasındaki sayılar teorisi ve müzikle ilgili araştırmalar Pisagor'dan izler taşımaktadır. Özellikle İhvân-i Safâ Pisagor'dan esinlenmiş, sayılara mistik anlamlar yüklenmiş ve tam sayılarla dost sayılar (birbirinin bölünlerinin toplamına eşit olan sayılar) ulaşmaya çalışmıştır. Ibn Fellûs el-Mardîni, elementer sayılara daire eserinde sayıları sınıflandırma ve özelliklerini açıklama konusunda Pisagor gelenegini izler. Eserinde Pisagorcu sayı kavramını esas alan bir diğer matematikçi de İbnü'l-Havvâmdır. Felsefe yanında tasavvuf ve kelâm alanında da Pisagor'un bazı etkilerini görmek mümkündür. Ondan etkilenenler ve görüşlerini nakledenler arasında Kindi, Ebû Bekir er-Râzî, İbn Miskeveyh, Sühreverdi el-Maktûl, Muhyiddîn İbnü'l-Arabi, Fahreddin er-Râzî ve Seyyid Şerîf el-Cûrcânî gibi şahsiyetler anıtlabilir. Basit ilâçlara daire Kitâb fi ebdâli'l-edeviyeti'l-müfred'e adlı eserine (Sezgin, III, 22) başta Ebû Bekir er-Râzî'nin el-Hâví'i't-tibb'i olmak üzere İbnü'l-Cezzâr, İbn Semecûn, İbnü'l-Baytâr, İbn Vâfid gibi tıp ve botanik bilginleri konuya daire çalışmalarında atfara bulunmuştur. Pisagor'a nisbet edilen ve Arapça er-Risâleti'z-zehebiyye (el-Vesâya'z-zehebiyye) adıyla bilinen öğütler çeşitli Batı dilleri yanında Arapça ve Türkçe olarak yayımlanmıştır (bk. bibl.; İbn Fâtik ve İbn Ebû Usaybia bu öğütleri eserlerinde nakletmiştir). BIBLIOGRAFYA: Vasiyyetü Fisâgûres ez-Zehebiyye (nşr. L. Şeyho, Makâlat Felsefeye Îl-meşâhîrî'l-mûsîm ve'n-nâsârâ'c içinde). Kahire 1985, s. 59-63; Sâd el-Endeûsi, Tabakâtü'l-ümem, s. 24; İbn Fâtik, Muhyârî'l-ihkem ve mehâsînî'l-iklem (nşr. Abdurrahman Bedevi), Beyrut 1980, s. 52-72; İbnü'l-Kifti, İhya'ü'l-ulema (Lippert), s. 258; İbn Ebû Usaybia, "İgünü'l-embâ", s. 61-70; W. W. R. Ball, A Short Account of the History of Mathematics, London 1940, s. 19-27; B. L. van der Waerden, Science Awaking (trc. A. Dresden), Groningen 1954, s. 92-101; Sezgin, GAS, III, 20-22; IV, 45-46; V, 75-76; Sarton, Introduction, I, 73; Aydın Sayılı, Misirlarda ve Mezopotamyallarda Matematik, Astronomi ve Tıp, Ankara 1982, s. 195, 201; H. J. Störig, Ilkçağ Felsefesi: Hind, Çin, Yunan (trc. Ömer Cemal Gungören), İstanbul 1994, s. 195-198; Ahmet Cevizci, Ilkçağ Felsefesi Tarihi, Bursa 1998, s. 20-24; D. Laertios, Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretmeleri (trc. Candan Şentuna), İstanbul 2003, s. 382-383, 384; Bekir Karlıga, "Pythagorası Felsefenin Türk-İslâm Felsefesine Yansımışı", Felsefe Arkivi, sy. 22-23, İstanbul 1981, s. 245-261; a.mf., "Türk-İslâm Kaynaklarına Göre Pythagoras'ın Alınan Musraları", a.e., s. 263-279; F. Rosenthal, "Flithâghâras", EP (Ing.), II, 929-930; W. K. C. Guthrie, "Pythagoras and Pythagoreanism", The Encyclopedia of Philosophy (ed. P. Edwards), London 1972, VII, 37-39; B. Ramsey, "Pythagoras", ER, XII, 113-115.
da1da8a1-2ff0-48f6-8ac5-0d22ee93f01f
CC-MAIN-2021-49
https://cdn2.islamansiklopedisi.org.tr/dosya/34/C34011173.pdf
2021-12-09T13:31:06+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-49/subset=warc/part-00056-eb7089cf-762b-4a3e-8cab-20b677c0d246.c000.gz.parquet
230,589,149
4,397
tur_Latn
tur_Latn
0.998723
tur_Latn
0.998728
[ "tur_Latn", "tur_Latn" ]
true
docling
[ 6071, 13011 ]
null
null
null
null
null
null
Güne 7.569 puanla hafif artırdı başlayan BIST100 Endeksi açılış sonrasında saticili bir seyre bürünen 7.297 puana kadar gerilerken seansın son 1 saatinde gelen alımlarla toparlanarak pozitif geçti ve %0,19 artışla 7.528,57 puandan sonra tamamladı. Bankacılık Endeksi %0,45 ve Sınai Endeksi %0,17 değer kaybetti. Türkiye 2 yıllık tahvili faizi bir önceki kapandığı göre 221 baz puan artıracak %37,37 ve 10 yıllık tahvili faizi 17 baz puan artıracak %28,28 seviyesine yükseldi. Dolar/TL 28,23-28,35 ve Euro/TL 29,80-29,99 aralığında hareket etti. Türkiye'nin dolar bazlı 5 yıl vadeli CDS oranı 382,8 oldu. ISO Türkiye imalat sektörü PMI Ekim ayında 48,4 oldu. Önceki veri 49,6 seviyesindediydi. Yavaşlama Eylül'e göre daha belirginleşirken üst üste dördüncü ay 50 eşik değerin altında kaldı. Yeni siparişlerde yaklaşık bir yılın en sert yavaşlaması yaşanırken, istihdam yeniden düşüşe geçti. Enflasyonist baskılara ise haftalı. TCMB'nin Zorunlu Karşılıkları Hakkında Tebliğide değişiklik yapılmasına izin verildi Dair Tebliğli Resmi Gazete'de yayımlındı. Buna göre, Kur Korumalı Mevduatta (KKM) zorunlu karşılık oranı yükseltildi ve döviz depoosu için TL türünde ilave zorunlu karşılık oranı getirildi. Böylece biriken TL likidite fazlası, zorunlu karşılık oranı artışyla sisteme çekilmeye devam edilecek. Aynı zamanda KKM'den TL mevduata geçiş teşvikli verilecek. Tebliğle göre, KKM'nin yoğunluğu 6 aya kadar vadelinin zorunlu karşılık oranı 5 puan artırılarak %30'a yükseltilmiş. 1 yıla kadar vadeli ile 1 yıl ve daha uzun vadeli olanlar için zorunlu karşılık oranı ise %5'ten %10'a çıkarıldı. ABD Borsaları günü pozitif seyirle tamamladı. Dow Jones Endeksi %0,67 artışla 33.274,58 puana, S&P500 Endeksi %1,05 artırdı 4.237,86 puana ve Nasdaq Endeksi %1,64 kazançla 13.061,47 puana yükseldi. Avrupa Borsaları da günün yükseklesle kapattı. ABD Merkez Bankası (Fed), gün gerçekleştirildiği toplantımda politika faizini beklenilerle paralel değiştirmeyerek 22 yılın en yüksek seviyesi olan %5,25-5,50 aralığında bıraktı. Karar, 12 üyenin oybirliği ile aldı. Fed'in açıklamasında daha sıkı finansal koşullar ve kredi koşullarının ekonomiyi etkilemeye devam edeceğini belirtildi. Fed Başkanı Jerome Powell faiz karar sonrası düzenlenen basın toplantısında parasal sıkılastırmının tüm etkilerinin henüz hissedilmediğini dile getirdi. Enflasyonun hala hedefin üzerinde olduğunu kaydeden Powell sürdürelibilir bir şekilde hedefe ulaşmak için hala gidecek yol olduğunu ifade etti. Powell şu an faiz indiriminin gündemlerinde olduğunu söyledi. ABD'de ISM imalat sanayi satın alma yöneticileri endeksi (PMI), Ekim'de 2,3 puan düşüşle 46,7 olarak piyasada beklenilerin altında gerçekleşti. ABD'de mortgage başvuruları 27 Ekim ile sona eren haftada bir önceki haftaya kıyasla %2,1 azaldı. 30 yıl vadeli mortgage için ortalamalı faiz oranı ise %7,9dan %7,86'ya geriledi. ABD'de ADP özel sektör istihdamı Ekim ayında 113 bin arttı. Bugün Ne Bekliyoruz... Yeni güne başkanlık Asya piyasaları, karşık seyir izliyor. Dow Jones vadeli endeksi yatay. Dolar/TL 28,24 ve Euro/TL 30,08 seviyelerinden işlem görüyor. Dolar endeksi 106,4 seviyesinde bulunurken Euro/Dolar paritesi 1,0595 sınırında. Brent tipi petrol 85,5 dolardan, altın onusu 1.985,5 dolarдан ve gramı ise 1.809,5 liradan alıcı buluyor. Bugün yurt içinde dış ticaret dengesi verisinin yanı sıra TCMB'nin yayımlayacağı yılın dördüncü Enflasyon Raporu takip edilecek. Yurt dışında ise Almanya ve Euro Bölgesi'nde PMI ile ABD'de ise işsizlik başvuruları, tarım dışı verimlilik ve fabrika siparişleri verileri takip edilecek Ayrıca İngiltere Merkez Bankası faiz kararını açıklayacak. Uzun Vadede Ne Bekliyoruz... Eylül ayında %4,75 artan TÜFE'nin Ekim ayında TCMB piyasa katılımcıları anketine göre; Ekim ayında %4,30, Kasım ayında %3,92, 2023 yılı sonunda %68,01 ve 12 ay sonrasında %45,28 artması beklendiğidir. Yine aynı ankette Dolar/TL'nin 2023 sonunda 30,05, 12 ay sonrasında ise 38,64 olması öngörülmektedir. Cari dengenin 2023 sonunda 45,9 milyar dolar, 2024 yılında ise 35,4 milyar dolar açık vermesi beklendiğidir. GSYH büyümesinin 2023 ve 2024'te sırasıyla %4,1 ve %3,4 olacağı öngörülmektedir. TCMB haftalık repo faizinin ay sonunda %33,68, 3 ay sonrasında %37,27 ve 12 ay sonrasında ise %37,00 olması beklendiğidir. | Borsalar | Kapanış | Günlük | YBB | 365Gün | |---------------|----------|----------|---------|--------| | ABD-DJ IND. | 33,275 | 0,67% | 0,38% | 1,91% | | ABD-S&P 500 | 4,238 | 1,05% | 10,38% | 9,90% | | ABD-NASDAQ | 13,061 | 1,64% | 24,79% | 19,93% | | Almanya-DAX | 14,923 | 0,76% | 7,18% | 11,88% | | İngiltere-FTSE100 | 7,342 | 0,28% | -1,47% | 2,17% | | Fransa-CAC40 | 6,533 | 0,68% | 7,09% | 14,98% | | Rusya-RTSI | 1,088 | 0,79% | 12,14% | -2,09% | | Brezilya-BOVESPA | 115,053 | 1,69% | 4,85% | -0,85% | | JPN-NIKKEI225 | 31,602 | 2,41% | 21,10% | 14,55% | | Çin-SHANGHAI | 3,015 | -0,27% | -2,41% | 4,20% | | G.Kore KOSPI | 2,343 | 1,79% | 4,76% | 2,14% | | Hindistan-Sensex | 63,999 | 0,64% | 5,19% | 5,35% | | BIST100 | 7,529 | 0,19% | 36,66% | 89,21% | | BIST100 ($) | 267 | 0,08% | -9,51% | 22,25% | | BIST BANKA | 7,652 | -0,45% | 52,19% | 104,94%| | BIST BANKA ($) | 271 | -0,56% | 0,77% | 35,03% | | BIST SINAI | 12,205 | -0,17% | 37,07% | 88,31% | | BIST SINAI ($) | 432 | -0,29% | -9,24% | 21,54% | | Döviz-Emtia-Faiz | Kapanış | Günlük | YBB | |------------------|----------|----------|---------| | Dolar/TL | 28,3406 | 0,0% | 51,5% | | Euro/TL | 30,0836 | 0,4% | 50,2% | | Euro/Dolar | 1,0599 | 0,3% | -1,0% | | Dolar/Yen | 150,42 | -0,4% | 14,6% | | Altın ($/ons) | 1,985 | 0,1% | 8,9% | | Altın (TL/gram) | 1,808,8 | 0,3% | 65,0% | | Gümüş ($/ons) | 23,0 | 0,1% | -4,1% | | Gümüş (TL/gram) | 20,9 | 0,3% | 45,4% | | Brent Petrol ($/varil) | 85,3 | 0,8% | -0,8% | | VIX | 16,9 | 0,0% | -22,2% | | Dolar Endeksi | 106,5 | -0,2% | 2,8% | | Gösterge Tahvili | 37,37% | 6,3% | 274,8% | | Tr 10yıl Tahvili | 28,28% | 0,6% | 187,7% | | ABD 10y Tahvili Faizi | 4,73% | -1,3% | 21,9% | | Döviz Pozisyonu | Adet | Milyon TL | |------------------|----------|-----------| | Döviz Fazlası Olan Şirket | 300 | 291,533 | | Döviz Açığı Olan Şirket | 188 | -538,784 | | Bütün Şirketler | 488 | -247,251 | | Döviz Açığı Olanlar | Döviz Fazlası Olanlar | |---------------------|-----------------------| | THYAO | KCHOL | | SASA | GARAN | | FROTO | ASELS | | PGSUS | AKBANK | | SAHOL | TTKOM | | ZOREN | ENKAI | | AKENR | DOHOL | | KRDMD | ENJSA | | ULKER | YKBNK | | IZMDC | ISCTR | | Araştırma Model Portföy Tablosu | |---------------------------------| | Hisse | Kapanış | Hedef Fiyat | Pot. Get. | |--------|----------|-------------|-----------| | AYGAZ | 135,80 | GG | | | BIMAS | 275,90 | GG | | | CIMSA | 35,60 | GG | | | EREGL | 37,22 | GG | | | THYAO | 218,10 | GG | | | PETKM | 19,29 | GG | | | TCELL | 49,26 | GG | | | FROTO | 792,80 | GG | | | TRGYO | 33,50 | GG | | | TUPRS | 145,00 | GG | | GG: Gözden Geçiriliyor BIST100 Endeksi 7,5x olan 5 yıllık ortalama F/K'sına göre %12,2 iskontolu işlem görmekteydi. BIST100 Endeksi 6,3x olan dolar bazlı 5 yıllık ortalama F/K'sına göre %25,7 iskontolu işlem görmekteydi. Sınai Endeksi 10,9x olan 5 yıllık ortalama F/K'sına göre %34,7 primli işlem görmekteydi. Sınai Endeksi 9,2x olan dolar bazlı 5 yıllık ortalama F/K'sına göre %14,6 primli işlem görmekteydi. Sınai Endeksi 7,1x olan 5 yıllık ortalama FD/FAVÖK çarpanına göre %52,5 primli işlem görmekteydi. Sınai Endeksi 6,1x olan dolar bazlı 5 yıllık ortalama FD/FAVÖK çarpanına göre %32,7 primli işlem görmekteydi. 2019'da tamamı ikinci yarında olmak üzere toplam 1.200 baz puan indirime giderek politika faizini %12,00 seviyesine indiren TCMB, 2020'deki ilk 5 toplantısında 375 baz puan indirime haftalık repo faizini %8,25'e çekti. 24 Eylül 2020'de son iki yıldağı ilk faiz artırımı gerçekleşti ve politika faizini 200 baz puan artışla %10,25'e çekti. 22 Ekim'deki toplantıtsinda ise haftalık repo faizini %10,25 seviyesinde sabit bıraktı. Naci Ağbal göreve geldikten sonra yapılan 19 Kasım toplantıtsinda haftalık repo faiz 475 baz puan artışla %15,00'e yükseltildi. 24 Aralık toplantıtsında ise haftalık repo faizi 200 baz puan artışla %17 seviyesine yükseltildi. 2021 yılının Ocak ve Şubat ayı toplantılarında faizde değişikliği gösteren TCMB, 18 Mart'taki toplantıtsinda haftalık repo faizini 200 baz puan artırarak %19'a yükseltti. 6 Mayıs, 2 Haziran, 10 Temmuz ve 14 Ağustos'taki PPK toplantılarında ise faiz oranında değişiklik yapmayarak %19'da sabit bıraktı. TCMB, politika faizini 23 Eylül'de 100, 21 Ekim'de 200, 18 Kasım'da 100 ve 16 Aralık toplantıtsında 100 baz puan indirerek %14 seviyesine çekti. TCMB, 2022 yılının ilk toplantıtsında ise faizi değiştirmeyerek %14 seviyesinde sabit bıraktı. TCMB, politika faizini 17 Şubat, 17 Mart, 14 Nisan, 26 Mayıs, 23 Haziran ve 21 Temmuz tarihli toplantıtsarda değişiklik yapmayarak %14 olarak sabit bıraktı. TCMB, 18 Ağustos'ta 100, 22 Eylül'de 100, 20 Ekim'de 150 ve 24 Kasım tarihli toplantıtsında 150 baz puan indirim yaparak politika faizini %9,00 seviyesine getirden, 22 Aralık'taki 2022 yılının son toplantıtsında politika faizini değiştirmeyerek %9,00 seviyesinde sabit bıraktı. TCMB, 19 Ocak'taki 2023 yılının ilk toplantıtsında politika faizini değiştirmeyerek %9 seviyesinde tutarken, 23 Şubat toplantıtsında 50 baz puan indirerek %8,50 seviyesine çekti. 23 Mart, 27 Nisan ve 25 Mayıs tarihli toplantıtsarda ise politika faizini değiştirmeyerek %8,50 seviyesinde sabit bıraktı. Merkez Bankası politika faizini, 22 Haziran'da 650 baz puan, 20 Temmuz'da 250 baz puan, 24 Ağustos'ta 750 baz puan, 21 Eylül'de 500 baz puan ve 26 Ekim tarihli toplantıtsında 500 baz puan artırarak %35,00 seviyesine çıkardı. Önemli Uyarı Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kurullar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadace burada yer alan bilgilerle dayanılan yatırım kararları verilmesi beklenmeliyiz. Yorum sonuçları doğarmamıştır. Bu çalışma kesintik tekrar çıkarılmak, çoğaltılmak, kopyalanmak ve veya okuyucudan başkasına dağıtılmak üzere hazırlanmıştır ve BMD Araştırma Bölümü'nün izni olmadan kopyalanamaz ve çoğaltılamaz. Okuyucuların bu raporun içeriğini oluşturmuş yatırım tavsiyeleri, tahmin ve hedef fiyat değerlerlerine de dahil olmak üzere tüm yorum ve görüşlerinin, BMD Araştırma Bölümü'nün izni olmadan başkalarıyla paylaşılmasından kaçınılmaktadır. BMD araştırma raporuna kayıtlı olmayan, müjde, rapor, raporun içeriği, prodüksiyonu, dağıtımını yapılmış, BMD Araştırma Bölümü'nün izni olmadı olduğunu düşündüğünde düzenli olarak yatırım tavsiyelerini güncellenmekte ve temel analizle dayalı araştırma raporları hazırlıkmaktadır. Bununla birlikte, bu çalışma herhangi bir hisse senedini veya finansal yatırım enstrümanlarının alımı ya da satımı için BMD ve/veya BMD tarafından direk veya dolaylı olarak kontrol edilen herhangi bir şirket tarafından gönderilmiş bir teklif ya da öneri oluşturulmaktadır. Herhangi bir alım-satım ya da herhangi bir enstrümanın halka arzına talepte bulunma kararı bu çalışmayla değil, arz edilen yatırım aracılığı ile ilgili kanunu duymuş ve yayınlanmış izahname ve hükümler doğrultusunda BMD ya da herhangi bir BMD çalışanı bu raporun içeriğinden görüş ve tavsiyelerle uygulaması sebebiyle doğabilecek doğrudan ya da dolaylı herhangi bir zarara ya da kayıpla ilgili olarak sorumlulu tutulamaz.
24e6ea88-c0d7-4e10-b488-40dab56b787d
CC-MAIN-2024-46
https://www.bmd.com.tr/application/files/1716/9890/8242/Piyasalara_Analitik_Bakis_02.11.2023.pdf
2024-11-03T17:00:02+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-46/subset=warc/part-00026-65a16d46-7179-4f3c-849a-3216b203b23b.c000.gz.parquet
662,592,928
4,309
tur_Latn
tur_Latn
0.998696
tur_Latn
0.999837
[ "tur_Latn", "unknown", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
true
docling
[ 4277, 7784, 8385, 12467 ]
null
null
null
null
null
null
ÇINARCIK BELEDİYESİ BELEDİYE BÜTÇESİNDEN YAPILACAK TEMSİL, TÖREN, AĞIRLAMA VE TANITIM GİDERLERİ YÖNETMELİĞİ Meclis Karar Tarihi ve No.su : Amaç : Madde 1- Bu yönetmeliğin amacı, belediye bütçesinde yer alan temsil, tören, ağırlama ve tanıtım giderlerinin sarf esas ve usullerini düzenlemektir. Kapsam : Madde 2- Bu yönetmelik, belediye idaresinin başı ve temsilcisi olan belediye başkanının bu sıfatının gereği olarak belediye sınırları içinde yapacağı temsil, tören, ağırlama ve tanıtım giderleri konusunda uygacığı kuralları kapsar. Dayanak: Madde 3 - Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanun'unun 18 (m), 38 (o) ve 60 (k) ile 10/07/2004 tarihli 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanun'unun 24 (l) madde ve bentlerine dayanılarak hazırlanmıştır Genel Kural : Madde 4- Temsil, tören, ağırlama ve tanıtım giderlerinin konu, kapsam ve miktarının tayini Belediye Başkanının yetki ve takdirine tabidir. Bu giderlerin yapılmasını gerektiren temsil, tören, ağırlama ve tanıtım veya toplantıya belediye başkanının katılması şartı aranamaz. Temsil Giderleri : Madde 5- Temsil giderleri görevle ilgili olmak şartıyla: a) Belde'de başarılı çalışmalarla görülenler için toplantılar düzenlenmek, b) Kupa ve benzeri teşvik uygulamalarında bulunmak, c) Gerçek ve tüzel kişilere plaket, ödül ve hatıra vermek, çiçek göndermek, d) Belde'de göreve başlayan veya ayrılan protokole dahil kişiler için toplantılar düzenlenmek ve hemşehrilik beratı vermek, için yapılır Ağırlama Giderleri : Madde 6- Ağırlama, Beldenin misafiri durumunda olan: a) Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu Üyeleri, b) Merkezi Hükümet veya İllerin protokole dahil kişileri, c) Yabancı Ülke Temsilcileri veya Konukları, d) Sanat, bilim, kültür ve spor dallarında kariyer sahibi kişileri, e) Yazılı ve Görsel Basın mensuplarını, f) Beldenin kalkınmasında katkısı olanlar, ile bu kişilerin eşleri ve refakatindeki görevliler için, geleneklere ve davetin kapsamına göre, ağırlama, konuklama, konutlandırma ve bu işlerle ilgili olarak hazırlıkların gerektirdiği giderler ile bu kapsamda yapılacak ziyaret, kokteyl, hemşehrilik beratı, çiçek ve taşıma giderlerini kapsar şeklinde yapılır. Belde Protokolüne Dahil Kişiler : Madde 7- 5 ve 6 inci maddelerde belirtilen toplantı ve ağırlamalara belde protokolüne dahil mülki ve askeri erkan ve eşleri davet edilebilir. Davetli Listesi : Madde 8- Ağırlama ve toplantılara katılan davetlilere ait listenin sarf evrakına ekleneması zorunlu değildir. Konut Giderleri: Madde 9- Belediyeye ait olup münhasıran konuklara ayrılmış bir binannın bulunması halinde bu binanın kira, onarım, döşeme ve demirbaş giderleri ile diğer giderler için aynı tertipten ödeme yapılabilir. Tören Giderleri: Madde 10- Aşağıda belirtilen törenlerin gerektirdiği giderlerin tümü veya bir kısmı, tören komitesinin kararı doğrultusunda bu ödenekten karşılanır. a) Resmi ve dini bayramlar ile anma günleri, b) Beldenin kurtuluş günleri, c) Festival ve fuarlar, d) Beldenin sosyal, ekonomik ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunacak temel atma, tanıtım ve açılış günleri, e) Milli mücadeleye ait önemli günler, Diğer Tören Giderleri: Madde 11- Yukarıdaki maddelerde belirtilen giderler dışında kalan ve yapılması belde için gerekli olan veya mahalli örf, adet ve sosyal yaşantı için de gerekli sayılan ve belde sınırları içerisinde gerçekleştirilen etkinlik ve törenler için (nişan, selen nikah, ödül, cenaze töreni, takı takma, şilt, berat verme ve yöresel kıyafet gibi) harcama yapılabilir. Müşterek Giderlere Katılma: Madde 12- İl ve Beldeyi müştereken ilgilendiren konularda yapılacak temsil, tanıtım, açılama ve tören giderlerine İl Özel İdaresi ve Belediyenin hangi ölçülerde katılacakları İl Valisi tarafından tesbit edilir. Kanıtlayıcı Belgeler: Madde: 13 - Bu Yönetmelik kapsamındaki giderlerin ödenmesinde, 4734 sayılı Kamu İhale Kanun’unun 22/d maddesine ve Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliği hükümlerine uyulur. Yürürlük: Madde 14- Bu yönetmelik meclis kararının kesinleştiği tarihi müteakip yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme: Madde 15 - Bu Yönetmelik hükümlerini ÇINARCIK Belediye Başkanı yürütür.
<urn:uuid:36fda99f-e446-4ed6-8f0b-615a51d171e8>
CC-MAIN-2024-42
https://cinarcik.bel.tr/yonetmelikler/temsil-toren-agirlama-ve-tanitim-giderleri-yonetmeligi.pdf
2024-10-07T13:23:32+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-42/subset=warc/part-00204-0c083cf2-c0ed-42ad-af5c-44f7548e96a0.c000.gz.parquet
139,411,922
1,286
tur_Latn
tur_Latn
0.999885
tur_Latn
0.999892
[ "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
docling
[ 2518, 4179 ]
null
null
null
null
null
null
Öğrenme ve Öğretme Yöntemleri Fizyoloji uzmanlık eğitimindeki kuramsal ve uygulamalı eğitimlerde kullanılan öğrenme ve öğretme yöntemleri üçe ayrılmaktadır: 1) "Yapılandırılmış Eğitim Etkinlikleri" (YE), 2) "Uygulamalı Eğitim Etkinlikleri" (UE) ve 3) "Bağımsız ve Keşfederek Öğrenme Etkinlikleri" (BE). Bu yöntemler aşağıda önerilen "Süreç İçi" ve "Süreç Sonu" değerlendirmeler için kullanılmalıdır. 1. Yapılandırılmış Eğitim Etkinlikleri (YE) 1.1. Sunum (teorik dersler dahil) 1.2. Seminer 1.3. Makale tartışması 1.4. Kurs 2. Uygulamalı Eğitim Etkinlikleri (UE) 2.1. Öğrenci pratikleri 2.2. Uygulamalı eğitim/kurslar 2.3. Laboratuvar etkinlikleri 3. Bağımsız ve Keşfederek Öğrenme Etkinlikleri (BE) 3.1. Akran öğrenmesi: Öğrencinin bir olgunun çözümlenmesi veya bir girişimin uygulanması sırasında bir akranı ile tartışarak veya onu gözlemleyerek öğrenmesi sürecidir. 3.2. Literatür okuma: Öğrencinin öğrenme gereksinimi olan konularda literatür okuması ve araştırmaları ve klinik uygulamalar ile ilişkilendirmesi sürecidir. 3.3. Araştırma (kuramsal): Öğrencinin bir konuda tek başına veya bir ekip ile araştırma tasarlaması ve bu sırada öğrenme gereksinimini belirleyerek bunu herhangi bir eğitim kaynağından tamamlaması sürecidir. 3.4. Öğretme: Öğrencinin bir başkasına bir girişim veya bir klinik konuyu öğretirken bu konuda farklı bakış açılarını, daha önce düşünmediği soruları veya varlığını fark etmediği durumları fark ederek öğrenme gereksinimi belirlemesi ve bunu herhangi bir eğitim kaynağından tamamlaması sürecidir. 3.5. Tezi dışındaki araştırmalara katılım (uygulama) Versiyon1: 19.04.2024 Uzmanlık Öğrencilerinin Değerlendirilmesi 1. Süreç İçi Değerlendirmeler Uzmanlık eğitimi vermekle yetkilendirilmiş her ana bilim dalında 'TUKMOS Çekirdek Eğitim Programı' ve 'TFBDAK-PGK Uzmanlık Eğitim Programına' uygun olarak hazırlanmış güncel müfredatın gerekliliklerine uygun olarak eğitim yılına göre kazanılması gereken bilgi, akademik/laboratuvar becerileri ve yetkinlikler tanımlanmış ve uzmanlık öğrencisine bildirilmiş olmalıdır. Süreç içi değerlendirmenin amacı, uzmanlık öğrencilerinin eğitim sürecindeki kazanımlarının beklenen düzeyde olup olmadığını saptamak, öğrenci ve öğretim üyelerine öğrencilerin gelişimleri hakkında geri bildirim sağlamak ve aynı zamanda program hedeflerine ne kadar ulaşılabildiğini ortaya koymaktır. a- Genel Değerlendirme Uzmanlık öğrencileri için süreç boyunca 6 ay ara ile tüm öğretim üyeleri tarafından "Eğiticilerin Uzmanlık Öğrencisini Değerlendirme Formu" doldurulur. Birim eğitim sorumlusu ve atandıktan sonra tez danışmanı öğrenciyi yakından takip etmeli ve değerlendirme sonucuna göre öğrenciye eğitim süreci ve yapması gerekenler hakkında bilgi vermelidir. Uzmanlık Eğitim Karnesi uzmanlık öğrencisi tarafından düzenli olarak doldurulmalı 6 aylık aralıklar ile birim eğitim sorumlusu/danışman öğretim üyesi ve ana bilim dalı başkanına onaylatılmalıdır. Uzmanlık Eğitim Karnesi, web sayfasında örnek olarak sunulan karne içeriğini kapsamalıdır. Bölüm içi ve bölüm dışı tüm eğitim süreçleri için eğiticiler tarafından yapılan detaylı değerlendirme öğrenciyle paylaşılmalıdır. Bu yazılı ve/veya sözlü geri bildirim şeklinde olabilir b- Ölçme Değerlendirme Sistemi i. Uygulama Esası: 1. Uzmanlık Eğitimi Öğrencileri Uzmanlık Eğitim Karnesinde belirtilen her bir derse %80 oranında devamlılık göstermeli ve ders bitiminde dersin öğrenme hedefleri doğrultusunda yapılacak olan yazılı ve/veya sözlü sınav ile değerlendirilerek geçer not almalıdır. 2. Sınavlarda her ders için belirlenen öğrenme hedefleri sorgulanmalıdır. 3. Dersten başarılı sayılabilmek için 100 üzerinden en az 70 puan alınmalıdır. Sınavlarda beklenen başarı düzeyleri ana bilim dalı tarafından önceden belirlenir. Öğrencinin yeterli başarıyı sağlayamadığı hallerde 1 ila 3 ay içerisinde bütünleme sınavı yapılır. Bütünleme sınavında da başarısız olan öğrencinin dersi tekrar alması gerekir. 4. Ana bilim dalındaki tüm uzmanlık öğrencilerinin katılımı ile yapılacak ve soruları uzmanlık alanı ile ilişkili, eğitim programı konularını kapsayan ara veya ek sınavlar da yapılabilir, sınavların sonuçları uzmanlık eğitim karnesine işlenir. 5. Sınav sonuçları öğrencinin kendisine özel olarak bildirilir. 6. Tez dönemine geçişte yapılması önerilen değerlendirme sınavının jüri üyelerini ana bilim dalı akademik kurulu belirler. ii. Uygulama esas kapsamı: Öğrenci eğitimi süresince ana bilim dalı tarafından hazırlanmış olan eğitim dosyasını rehber olarak kullanmalıdır. Bu doğrultuda birim eğitim sorumlusu/tez danışmanı tarafından yönlendirilir, gerekli becerileri kazandığı kontrol edilir. Her yarıyılda en az bir kez olmak üzere yılda en az iki kez birim eğitim sorumlusu/tez danışmanı ile kuramsal ve pratik eğitimlerde ne kadar gelişme kaydedildiği görüşülür. Değerlendirme sonuçları akademik kurul ile değerlendirilir, yeni düzenlemeler yapılması gerekiyorsa üzerinde çalışılır. iii. Ölçme değerlendirmede kullanılan yöntemler: 1. Kuramsal eğitim etkinliklerinin değerlendirilmesi: a. Açık uçlu yazılı sınavlar: Konunun detaylarına ne kadar hâkim olduğu ve konu hakkında sentez ve/veya analiz yapabilme düzeylerini saptayabilir nitelikte sınavlar hazırlanır. b. Kısa cevaplı yazılı sınavlar: Ara değerlendirmeler ve saatlik ders temelli değerlendirmelerde kullanılır. c. Çoktan seçmeli sınavlar: Uzmanlık eğitiminde tercih edilmeyen sınav tipidir daha çok ara değerlendirmelerde kullanılabilir. d. Yapılandırılmış sözlü sınavlar: Sözlü sınavlar ile hem teorik bilgiyi ölçme hem de bilgiyi aktarabilme yetkinliğinin gelişmesi amaçlanmaktadır. Sözlü sınavlara birden çok eğitmen katılmalı ve objektif sözlü sınav gerçekleştirilmesine özen gösterilmelidir. 2. Uygulamalı eğitimler ve beceri değerlendirmeleri: a. Yapılandırılmış beceri sınavları b. Uygulama sırasında gözlem 3. Araştırma etkinliklerinin değerlendirilmesi a. Laboratuvarda çalışırken gözlem b. Araştırma ile ilgili sözlü sorular c. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi d. Bildiri ya da yayınların değerlendirilmesi 4. Rotasyonların değerlendirilmesi a. Uygulama sırasında gözlem b. Akademik faaliyetlerdeki performans ve katılım Uzmanlık öğrencisi anabilim dalının uzmanlık eğitim karnesinin kapsamına uygun olarak değerlendirilirken aşağıdaki hususlar da göz önünde tutulur. * Zorunlu ve seçmeli rotasyonlar sırasında ve tamamlanırken, rotasyonun yapıldığı ana bilim dalı/bölüm ve Fizyoloji ana bilim dalı tarafından yeterliğinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi * Eğiticilerin, uzmanlık öğrencisinin performansına ilişkin geri bildirimleri * Asistanlar tarafından yapılan sunumlar (seminer, makale, proje, ödev vb) c- Ölçme Değerlendirme ve Eğitim İlişkisi: Ölçme değerlendirme yapılan konular öğrencinin meslek hayatı boyunca uygulayacağı ve aktaracağı konular olmakla birlikte öğrenciyi geleceğe hazırlayan formatta düzenlenmiştir. Bu süreçte öğrencinin bunun farkında olması amacıyla öğretim üyeleri tarafından öğrenmeye özendirici ve destekleyici tutum gösterilir. d. Uzmanlık öğrencilerine yönelik geri bildirim: Yılda iki kez uzmanlık eğitim karnesi birim eğitim sorumlusu/danışman tarafından incelenir, öğrencinin başarı durumunun karneye aktarımı kontrol edilir ve öğrencinin bireysel gelişimi ile ilgili yapıcı ve uyum sağlayıcı geri bildirimlerde bulunulur. Başarının teşvik ve ödüllendirilmesi: Uzmanlık öğrencilerinin başarıları göz ardı edilmez ve olumlu geri bildirimlerle ödüllendirilir. e. Uzmanlık öğrencilerinden geri bildirim alınması: Uzmanlık öğrencisinden eğitimi ve eğiticileri yıllık olarak nitelik ve nicelik açısından değerlendirdikleri geri bildirimler alınmalıdır. Geri bildirimin alınması ve eğiticiler ile paylaşılarak, değerlendirilmesi ana bilim dalı başkanının sorumluluğundadır. Uzmanlık öğrencisinden aşağıdaki başlıklarda geri bildirim alınmalıdır: 1. Öğretim üyesi değerlendirme 2. Rotasyon değerlendirme 3. Uzmanlık eğitim programı değerlendirme 2. Süreç Sonu Değerlendirmeler Uzmanlık eğitiminin tamamlanması için öğrencinin karnede belirtilen tüm teorik ve pratik derslerin sınavlarını başarı ile geçmiş olması, rotasyonlarını tamamlamış olması, tez çalışmasını tamamlamış ve sunmuş olması ve uzmanlık sınavını başarı ile geçmiş olması gerekmektedir. Eğitimi tamamlayan öğrencilere tüm eğitim sürecini değerlendiren bir geri bildirim danışman öğretim üyesi tarafından verilir. Kendisinden de programı değerlendirmesi istenir. Versiyon1: 19.04.2024
<urn:uuid:8c4cbb90-06db-4223-8674-a6c241674591>
CC-MAIN-2024-33
https://tfbd.org.tr/yuklemeler/akreditasyon/03-Egitim%20yontemleri%20ve%20degerlendirme.pdf
2024-08-07T05:09:05+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-33/subset=warc/part-00004-4f628544-3cdf-4526-86aa-bdfa0b33cdc9.c000.gz.parquet
447,215,837
2,327
tur_Latn
tur_Latn
0.999722
tur_Latn
0.999738
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 1619, 4391, 6672, 8467 ]
null
null
null
null
null
null
HFS A HUKUK FELSEFESİ VE SOSYOLOJİSİ ARKIVİ Etik İlkeler ve Hukuk Ioanna Küçuradi Çok Kültürlülük, Hukuk ve Adalet Ali Şafak Bah Hukuk ve Ekonomi anlayışı ya da Hukukun Ekonomik Analizi Ahmet Ufuk Türkdağ Küresellitirme, Özelletirme ve Cezaevleri Vahap Coşkun Üçüncü Kişilerden Kaynaklanan Temel Hak İhlallerinin Anayasaya Aykırılığının Tespitinde "Neminem Leade'ere" İlkesi Osman Can Ceza Hukukunda Hukuksal Değer Yener Ünver Doğru Hukukun Bilgisi Hayrettin Ökçesiz Hukuk Felsefesi ve Sosyojloji Argümanlarının Hukuk Uygulamasında Kullanılma Olanakları Yasemin Işıltığ Hukuksal Argumentasyon Teorisi ve Hukuk Uygulamasındaki Görünümü Sevtap Melin Yargıda Gerekçe Sorunu Çetin Aşçıoğlu Kararlarında Gerekçe ve Muhtalef Şerhi Mustafa Tören Yücel "Mukaddime"deki Barbar ve Uygar Toplumların Ahlaki Özellikleri Üzerine Düşünceler Mustafa Koçak "Hukuk Kültürü" Kavramının Problemleri Murat Yüksek Görünmez El, Rasyonellik ve Yozaşma: Liberal Yaklaşım Vural Fuat Savaş Hazırlayan: Hayrettin Ökçesiz İSTANBUL BAROSU HFS A HUKUK FELSEFESİ VE SOSYOLOJİSİ ARKIVİ 8. KİTAP Hazırlayan Hayrettin Ökçesiz 340.1 HFS 2003 A.Ü.H.E. KÜTÜPHANESİ 18.104.22.168. ....3.40..1 İstanbul Barosu Yayınları İstanbul - 2003 SUNUŞ "Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi" bu kez üç kitabını birden çıkarak sekizincisine ulaşmış bulunuyor. İstanbul Barosu'nun yeni yönetimi önceki yönetim döneminde başlanmış olan bu işbirliğini anlamlı bularak HFSA'nın yayınınu sürdürmeyi yerinde görmüştür. İstanbul Barosu Yönetim Kurulu ve Yayın Kurulu Başkan ve Üyelerine bu iadelerinden dolayı minnet ve şükranlarımızı burada ifade etmek isterim. Bu süreklilik başlangıcından, yönetimden yönetime değişmeyen özerk kurumlar oluşturma umidine kapılmanın belki erken olmadığını düşünüyorum. Bu kurumlaşmayı en çok hak edenlerin dergilerin ve yayın dizilerinin olduğunu söylemeliyim: Herşeye rağmen çıkan dergiler, kitaplar... Bu üç kitapta İstanbul Barosu ile birlikte 6-7 Eylül 2002 tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz "Hukuka Felsefi ve Sosyolojik Bakışlar" adlı sempozyumun bildirileri ile "Yolsuzlukla Savaşım Stratejileri / Uluslararası Sempozyum" başlığını taşıyan ve Amerikan, İngiliz, İtalyan ve Alman Kültür Merkezleri ile birlikte 29. 9.-3.10. 1997 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirdiğimiz etkinliğin beşinci kitapta yayımlamaya başladığımız Türkçe bildirilerin devamını sunuyoruz. Bunların yanında başka yazılar da yer almaktaadır. HFSA elbette arşiv görevi de görmekte ve daha önce yayımlanmış yazıları sayfalarında saklamak istemektedir. Bu nedenle HFSA'nın anlam alanı içerisinde kalan bu yazılarınızı talibiz. 2003'ü bu kitaplar ile kapatmış olalım. Umarım, 2004 HFSA'ya yalnızca yeni kitaplar değil, başkaca bilimsel etkinlikler de getirir. Bu bakımdan HFSA Çevre'sinin katkıları bu dileğin gerçekleşmesine yardımcı olacaktır. Bu üç kitabın düzeltme çalışmalarında bana yardımcı olan araştırma görevlisi arkadaşlarım Sayın Fulya Tatbul'a ve Sayın Çağlayan Kara'ya, İstanbul Barosu çalışanı Sayın Sadık Albayrak'a, dizgi ve tasarımı gerçekleştiren Sayın Tuğba Altınere'e teşekkür ederim. Yeni kitaplarda ve etkinliklerde buluşmak umidiyle... Hayrettin Ökçesiz Etik İlkeler ve Hukuk Ioanna Kuçuradi 13 gün önce yeni bir yüzüyla, hem de yeni bir binyıl'a girdik. Bizlere, şu anda yaşayanlara rastladığımız 2000'e beş kala, on kala ölmüş olabilirdik, kim mi dostlar gibi. Bu dönemcin füryasında, geçmişin muhasebeleri —çeşitli açıdan muhasebeleri— yapıyor, geçen binyılın en önemli olayları, en önemli kişileri belirleniyor; gelecek için de önye-lerde bulunuluyor. Ama bu sayılanlar arasında insan haklarından pek söz edilmiyor, ya da ben rastlamadım söz edene. Bana sorarsanız, bitirdiğimiz yüzü- lin en önemli başarısı, insan hakları fikrini önlâna getirmesidir. İkinci Dünya Savaşından sonra önlâna geçmaya başlayan insan hakları, yüzülimizin sonlarına doğru moda haline gelmiş, moda olunca da kavramın içi bosalmaya başlamıştır. Bunun sonucu olarak insan hakları s a y i l a n l a rın sayısında bir enflasyon, uluslararası kurulularca kabul edilen insan hakla-rı belgelerinde de gitgide artan bir kavram kargaşası gözeleiyor. İnsan haklarından bunca söz edilmesine rağmen, insan hakları ihlalleri birçok ülkede pervasızca devam ediyor; yapılan hukuksal düzenlemeler de insan haklarıyla bağlantılı olarak yapılmıyor, yani insan hakları için yaratacakları sonuçlar hesaba katılmıyor. Neden? Benim görebildiğim kadarıyla, bunların en temel nedeni, insan haklarının ne olduğunu ilişkin bilgi eksikliğidir. İnsanlar, insan haklarının ne olduğunu bilseler, çoğunun bunları korumak için elinden geleni yapmak isteyeceğini ve kendini gerekli bilgiyle donatmaya çalışacağına düşünüyorum. Bu satırları yazmaya başladığım günün bir önceki akşamı, birçok tele-vizyon kanalında kiralara artışına getirilen sınırlarla tartışılıyordu: kimisi Anayasaya aykırı olduğunu, kimisi de olmadığıni savunuyordu; ama insan haklarıyla bağlı kurana —pek vurgulamadan bağlı kurun bir tek huku-kuçumuz dışında— rastlamadım. Örneğin şöyle bakılabilirdi bu konuya: İnsanların barınağı olması, bir eve oturma temel bir hakkı. Kira artışlarına çizilen sınır —yani bir ekonomik hakkı çizilen sınır— yurttaşların barınma hakkının korunması için (yurttaşların bu konuda birbirine karşı korunması için) yapılan bir düzenlemen- (*) Ankara Barosu'nun 2000 yılı Kurultayında yapılan konuşmadır. (**) Prof. Dr., Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi
<urn:uuid:7a6f35a4-9cf6-4604-8c0e-83c704744c8b>
CC-MAIN-2024-51
https://hfsa-sempozyum.com/wp-content/uploads/2019/02/HFSA8-Takdim-min.pdf
2024-12-11T13:39:13+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-51/subset=warc/part-00287-b392068a-8e35-4497-8fab-a691b1a71843.c000.gz.parquet
268,484,337
1,645
tur_Latn
tur_Latn
0.961633
tur_Latn
0.999576
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
docling
[ 1025, 1212, 3155, 5427 ]
null
null
null
null
null
null
İ. El Kitapları (Handbooks / Manuals): Herhangi bir konu veya disiplin ile ilgili dikkat çekici ve önemli bilgilere kolay ve hızlı erişimi sağlamak amacıyla hazırlanmış ve genellikle tek ciltten oluşan danışma kaynağı türüdür. bkz EK-10 Örnekler: Manual of Archival Description, Belediye Meclis Üyesi El Kitabı, Bibliyotekçinin El Kitabı, Bilimsel Araştırma El Kitabı, Vademecum. J. Almanaklar (Almanacs): Takvime göre (kronolojik) düzenlenmiş, özel bir alan (spor, kültür, bilim vb.) veya alanlarda bilgiler içeren yıllık bir yayındır. Ayrıca almanaklarda spor karşılaşmaları, bilimsel, kültürel organizasyonlar, güneşin ve ayın doğuş ve batış zamanları, güneş ve ay tutulmaları, gelgit saatleri, belirli festivalleri, adli yıllar, tüm çeşitli zaman çizelgelerinin listesi gibi astronomik bilgilerde bulunmaktadır. Almanaklar genel konulu olabildiği gibi belirli bir konu veya disiplin üzerine de hazırlanmış olabilir. Almanaklarda istatistiki karşılaştırmalar, tablolar, haritalar, fotoğraf ve resimler yer alabilir. Günümüzde basılan Whitaker's Almanack gibi almanaklar tarihi karşıtlarına nazaran kapsamlarını ve içeriklerini genişletmişlerdir.Modern almanaklar tüm dünya ile ilgili istatistiksel ve betimleyici bilgileri içermektedirler.İçerikleri ayrıca yerel gelişmenin tartışması ve yakın tarih olaylarının bir özetini de içerir. Günümüzde yayınlanan diğer almanaklar (2006) Information Please Almanak'ı, Dünya Almanak'ı (World Almanac), ve The Old Farmer's Almanak'ı. Almanaklar tarafından işlenen ana konular şunlardır; coğrafya, hükümet, nüfus, ziraat, ekonomi ve iş, sağlık, tıp, din, medya, taşımacılık, bilim, teknoloji, spor ve ödüller. National Journal tarafından yayınlanan Amerikan Politika Almanak'ı gibi özel almanaklar da günümüzde yayınlanmaktadır. PROF. DR. HAKAN ANAMERİÇ An evaluation version of novaPDF was used to create this PDF file. Purchase a license to generate PDF files without this notice. 1 Örnekler: World Almanac and Books of Facts (ABD), Astronomik Almanak 1979 (Türkiye), Almanak 2008 (Türkiye), NTV Almanak (Türkiye), Information Please (online almanak, http://www.infoplease.com/almanacs.html, ABD). K. Biyografiler (Biographies): Bir kişi veya bir grupla ilgili ayrıntılı ve güvenilir bilgi sunan ve başka bir kişi veya grup tarafından yazılmış danışma kaynağıdır. Biyografik eserler sosyal, kültürel ve bilimsel alanda çalışmalar yapmış kişi veya grupları içerirler. Düzenleri genelde ana konular altında yer alan alfabetik biyografik kayıtlar şeklinde olmaktadır. Ulusal ve uluslararası olarak düzenlenmiş veya belirli konularda hazırlanmış biyografik çalışmalar bulunmaktadır. L. Örnekler: M. Sicill-i Osmani (Türkiye), Biography Index (ABD), Dictionary of Canadian Online (Kanada), Who's Who in the World (ABD), Who's Who in Mathematics (ABD). KAYNAKLAR Reitz, Joan M. (2004). Dictionary for Library and Information Science. Wesrport, Connecticut: Libraries Unlimited. Sütçü, Tevfik. (2004). "Sosyal Bilimlerde Araştırma Kaynağı Olarak Almanaklar, Sâlnâmeler ve Yıllıklar". İlmî Araştırmalar (18): 79-92. An evaluation version of novaPDF was used to create this PDF file. Purchase a license to generate PDF files without this notice. 2
<urn:uuid:4213f0fc-9f7f-4f99-932e-5c2db2c6aea6>
CC-MAIN-2024-30
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/58738/mod_resource/content/1/BBY151%20Bilgi%20Kaynaklar%C4%B1%20I%2010.%20Hafta.pdf
2024-07-13T09:21:51+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-30/subset=warc/part-00017-65338ae2-db7f-48fa-a620-71777c40d854.c000.gz.parquet
66,312,324
865
tur_Latn
tur_Latn
0.994535
tur_Latn
0.998033
[ "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 1935, 3202 ]
null
null
null
null
null
null
AKDENİZ BELEDİYE MECLİSİNİN 09/12/2022 GÜNÜ SAAT 10:00'DA MERSİN AKDENİZ BELEDİYESİ HİZMET BİNASI KONFERANS SALONUNDA YAPILAN 4.DÖNEM 11.TOPLANTI 2.BİRLEŞİM 1.OTURUMUNDA ALINAN KARARLARIN ÖZETİ: Meclis üye Sayısı (Başkan Dahil) : 38 Başkan (Görevli ) : - Mazeretsiz Katılmayanlar : - Mazeretli Katılmayanlar : 9 Birleşime Katılanlar : 29 TOPLAM : 38 KARAR TARİHİ : 09/12/2022 KARAR SAYISI : 173 ALINAN KARAR ÖZETİ : 5620 Sayılı Yasamın Geçici 1.maddesi gereğince, Başkanlığımızda geçici işçi statüsünde çalışan personel için hazırlanan Geçici İşçi Vize Cetveli ile ilgili teklifin kabulünü içeren Plan ve Bütçe, Hukuk ve Toplumsal Adalet ile Ekonomi ve Kalkınma Komisyon Raporlarının oybirliği ile kabulüne. Akdeniz İlçesi, Bekirde Mahallesi, 10617 ada, 18 parselden, Bekirde Mahallesi adresindeki 16,48 m² yüzölçümündeki belediye ait hisselen, diğer hissedarın talebi üzerine 5393 sayılı Kanunun 18.maddesinin (e) fıkrasına istinaden satışşı ile ilgili teklifin kabulünü içeren İmar, Çevre, Plan ve Bütçe ile Hukuk ve Toplumsal Adalet Komisyon Raporlarının oybirliği ile kabulüne. 20/10/2022 tarih ve 149 sayılı Meclis Kararı ile onaylanan 2023 yılı Vergi, Resim, Harç ve Ücret Tarifesinin ücretler kısmına "Asansör Tescil Belgesi Düzenleme Ücreti" kaleminin eklenmesi ve ücretin belirlenmesi ile ilgili teklifin kabulünü içeren Plan ve Bütçe Komisyon Raporunun oybirliği ile kabulüne. Tapunun Mersin İl, Yenişehir İlçesi, Bahçe Mahallesi, 170 ada, 2 parsele ilişkin Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğünün talebi doğrultusunda Akdeniz Belediyesince hazırlanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile ilgili teklifin kabulünü içeren İmar, Çevre, Eğitim ve Kültür, Kadın Erkek Eşitsiliği, Hukuk ve Toplumsal Adalet ile Çocuk Engelli Hakları Komisyon Raporlarının oybirliği ile kabulüne. Akdeniz Belediye Meclisinin 5.Dönem, 1.Toplantı, 1.Birleşimi, 1.Oturumunun 02/01/2023 günü saat 10:00'da yapılmasının oybirliği ile kabulüne. Karar verildi. Mustafa Muhammet GÜLTAK MECLİS BAŞKANI Gülcin DEMİR KATİP Rojda ERBEY ÖZTÜRK KATİP
<urn:uuid:702ce377-c84e-437f-8af4-2e73efe160ee>
CC-MAIN-2023-14
https://www.akdeniz.bel.tr/files/files/15122022163111647.pdf
2023-03-23T20:17:35+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2023-14/subset=warc/part-00115-39c03058-7d78-443d-9984-102329513e3d.c000.gz.parquet
720,348,230
727
tur_Latn
tur_Latn
0.998685
tur_Latn
0.998685
[ "tur_Latn" ]
false
docling
[ 2033 ]
null
null
null
null
null
null
Gayrimenkul yatırımı için Çanakkale'nin tam zamanı İstanbul'un "arka bahçesi" Çanakkale, özellikle emeklilerin son dönemde en çok yaşamak istedikleri şehirlerin başında geliyor. 1915 Çanakkale Köprüsü ve tünelerin açılmasıyla Edremit Körfezi'ne ulaşımın kolaylaşması, şehre ilgiyi daha da artırdı. Bölge gerek konut, gerekse arsa ve tarla yatırımcılara büyük fırsatlar sunuyor. Uzmanlar, gayrimenkulün en çok kazandırdığı iller arasında Çanakkale'yi de gösteriyor... “Çanakkale’nin yeni bir ticaret yolu olma potansiyeli güçlendi” Tarihi simgesel özellikleriyle birlikte 1915 Çanakkale Köprüsü, Çanakkale’ye Anadolu’dan Avrupa’ya geçişte önemli bir noktaya getirmiş olmasi yadsınamaz bir gerçekdir. Çanakkale’yi hudut kapılarına doğrudan karayolu ile bağlayarak, daha hızlı ve daha düşük maliyetli yük ve yolcu taşımacılığıyla Anadolu’dan Avrupa’ya geçişte alternatif bir güzergâh sunarak, ihracat ve ithalat için ticari bir lojistik üs haline getirmektedir. Bu imkânın değerlendirilmesi ve ekonomik kazancın eide edebilmesi için her edilerek işletik deneme, inşaat, paketleme ve dağıtım gibi alanlarda yapılacak yatırımlar ve alt Yapı çalışmaları Çanakkale’nin yeni bir ticaret yolu olma potansiyelini güçlendirmiştir. 1915 Çanakkale Köprüsü, Çanakkale Ezine Gida İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde fabrikaların üretme başlaması ve Ayvacık Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi çalışmalarının da tamamlanmasıyla birlikte Çanakkale’yi bölgenin tarıma dayalı sanayi üssü haline gelmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Sürdürülebilir bir turizm sektörü için il genelinde, kültür-turizm destinasyonlarına ulaşımın sorunusuz olması gerekmektedir. 1915 Çanakkale Köprüsü başta ölmak üzere Asos ve Troya Tünelleri ile Gelibolu Eceabat bölümüş yolunun da hizmete girmesiyle zaman ve maliyet açısından ulaşımı kolaylaştırarak Türkiye Turizm Stratejisi 2023 Eylem Planı’nda yer alan Çanakkale’de turizme kadar geçen turizm yatırımcılarının güzergahlarına Çanakkale’nin de eklenebilmesi bölgeye özellikle turizmin sürdürülebilir hale gelmesine olanak sağlamıştır. Köprü, ulaşımda zaman ve maliyet açısından getirdiği avantajlar ile Çanakkale’de sanayileşmenin önünü de açmıştır. Bu kapsamda, Biga-Bandırma arasındaki sahil bandının Sanayi Bölgesi ilanına bağlı olarak İstanbul sanayisinin ‘desantralasyonu’ (taşınması) konularında yaşanacak gelişmeler orta ve uzun vadede Çanakkale’yi sanayi şehri olma yolunda bir adım öne çıkarmıştır. AYŞEGÜL KÜÇÜKKURT ZOR firstname.lastname@example.org KAZ Dağları, masmavi sahilleri, küçük kasabalari, antik köyleri, mavi bayraklı plajlar... Gayrimenkul yatırımı yapmak isteyenler rotatını Çanakkale’ye çevirdi. Büyükşehirlere yakın olması ve 1915 Çanakkale Köprüsü’nün yapılmışla daha da hareketlenen şehir, arsa, tarla, konut ve yazlık gibi müstakil ev sahibi olmak isteyenler için popülerliğini koruyor. Çanakkale ili, 1915 Çanakkale Köprüsü projesinin başlamasıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Projenin çevre yollarının bulunduğu bölgeler ve daha önce sanayi ile tarım bölgesi olan arazilerin imara açılması, bölgenin arsa yatırımı için oldukça önemli bir konuma ulaşmasına neden oldu. Aynı zamanda son beş yılda kente arsa fiyatlarındaki artış, bu bölgede daha önce yapılan arsa yatırımlarının da ne kadar doğru bir karar olduğunu gösterdi. Henüz Çanakkale Köprü Geçiş Projesi tamamlanmadan önce bölgedeki gayrimenkullerin kazandığı prim, bölgenin bundan sonrası için de önemli bir yatırım alanı olduğunu kanıtlar nitelikte. Özellikle köprüye yakın lokasyonlarda arsa fiyatları yükselisini sürdüren, yerel insanat firmaları da bu civarda butik konut projeleri üretmeye devam ediyor. Mavi ve beyaz yakalıların, emeklilerin ve ileride burada yaşamayı planlayanların tercih ettiği ilde, imara açılan bölgelerde neredeyse boş arsa kaldımadı. Doğal güzelliklerinin yanı sıra ulaşımın da kolay olması nedeniyle gayrimenkul yatırımcılar için büyük bir cazibe merkezi haline gelmiş. rimcilerin yoğun ilgi gösterdiği Çanakkale’de, konut fiyatlarının artmaya devam ediyor. EN ÇOK ARANAN ÜÇÜNCÜ İL 2023 yılında gayrimenkul teknolojik platformu olan Emlakjet’in yaptığı araştırmaya göre Çanakkale, en çok arama yapılan üçüncü il olmuş. Çanakkale için aramaların halen yoğunlukta olduğunu söyleyen Emlakjet CEO’su Tolga Idikat, ilde şu anda satılık konutların metrekaresinin 27 bin 385, kiralık konutların metrekaresinin ise 148 lira civarında olduğunu belirtiyor. Idikat, Çanakkale’nin gayrimenkul alanında son üç yıldağı değişimiğini şöyle anlatıyor: “Çanakkale’de bu yılın haziran ayında, geçen yılın aynı ayına göre satılık konutta yüzde 54, kiralık konutta yüzde 139, satılık arsa fiyatlarında ise yüzde 121’lik bir artış var. Geçtiğimiz iki yıl üzerinden değerlendirildiğimizde ise yüzde 492’lik bir kira artış yaşanırken, satılık arsa fiyatları da yüzde 408 oranında yükselmiş durumda.” LAPSEKİ VE GELİBOLU’YA TALEP ÇOK Özellikle 1915 Canakkale Köprüsü çevresinde yer alan Lapseki ve Gelibolu ilçelerinde metrekare fiyatları ciddi artış gösteriyor. Idikat, Lapseki’de şu anda satılık arsalarnın metrekare fiyatlarının 6 bin 141 lira, Gelibolu’da ise 3 bin 790 lira dolaylarında olduğuna dikkat çeker. Son iki yılda ise Lapseki’de arsa fiyatları yüzde 398 artarken, bu oran Gelibolu’da ise yüzde 329 olarak seyretilmiş. Arsa almanın konut almaktan daha teferüatu bir durum olduğunu ve bundan dolayı yatırımcıların daha detaylı görüşmeler yapması gerektiğini vurgulayan Idikat, yatırımcıların ilgili belediyelerden arsa hakkında mutlaka detaylı bilgi almalarını önererek, böylece bu satın almanın daha güvenli hale getirilmesinin altını çiziyor. “Biz Emlakjet olarak arsaya olan talebi öngördüğümüz için sitemizde bir ‘Arsa Dünyası’ alanı oluşturduk. Kullanicılarımız buradan rahatlıkla uzman görüş alabilir ve ilgili mevzuatları inceleyebilirler. Bunun yanı sıra ‘Arsa Dünyası’ alanında yer alan Endeksa is birliği ile arsannın bölgedeki değerini hızla öğrenebilir ve karşılaştırma yapabilirler” diyor. EMEKİLİKLİK YATIRIMLARI BURAYA Çanakkale’de hem arsa hem de konut, yatırımcılar tarafından büyük ilgi görüyor. Her iki tipteki tasnımın tercih eden farklı kitleler bulunuyor. Eva Gayrimenkul Değerleme’nin yaptığı araştırmaya göre, Çanakkale’nin merkezinde bulunan konut fiyatlarının diğer büyükşehirlerde göre daha düşük olması, orta gelir grubunun da böylesi tercih etmesini sağlıyor. Çanakkale’nin özellikle İstanbul’a yakın olması da uzaktan çalışan veya hibrit çalışanların da buraya yerleşmelerinde bir başka önemli etken. Ancak arazi yatırımlarında ise farklılık gözleniyor. Araştır- Erden TIMUR / NEF Yönetim Kurulu Başkanı “Çanakkale en çok kazanç sağlayan illerden” Arsa, geçtiğimiz yıl yatırımcısına konuttan, alturdan, dvizden ve borsadan daha fazla kazandırdı. 2024’te de arsannın yükseltim parlamaya devam edeceğini söyleyebiliriz. Bununla birlikte gayrimenkul sektörüm, enflasyondan korunmak için både çok geleneksel bir yatırım reaksiyon. Yatırımlarını gayrimenkule değerlerdirmek isteyenler, daha ulaşabilir fiyatlara arsa yatırımlarını tercih ediyor. Güncel arsa yatırımda en çok kazanç getirecek öne çıkan iller arasında İstanbul, Kırklareli, Sakarya, Çanakkale, Ankara ve İzmir geliyor. Nef olarak dört senedir önce pazar dinamikleri ve ihtiyaçlar enflasyonunda Nef Arsa’yı paralelde. Arkadaşımız erişilebilir gayrimenkul yatırımların birincisi sorununa çözüm getirirken bir yandan da yatırımın değerini enflasyona karşı güçlendirmiştir. Bu güçlü faydaları sunduğumuz Nef Arsa ürünlerine büyük bir taleple karşılıklık. Son iki yılda 3.5 milyon metrekarenin üzerinde arsa satışı gerçekleşti. Bundan iki yıl önce ciromuzun yüzde 12’si arsadan geliyordu. Şu anda bu oran üç dört katına çıktı. İstanbul, Ankara, İzmir, Samsun, Antalya, Sakarya, Bursa, Gaziantep, Diyarbakır ve Konya’nın ardanı Nef Arsa olarak, Türkiye’deki 32’nci ofisimizi Kayseri’de açtık. Almanyada ise dokuz ofisimiz bulunuyor. Bununla birlikte alım gücünü desteklemem amacıyla Nef Arsa lokasyonlarında yüzde 0.99 oranında banka kredisi fırsatı ve 48 aya varan vade seçenekleri de sunuyoruz. arazilere de ilginin fazla olduğu gözleniyor. Eva Gayrimenkul Değerleme, Değerleme Uzmanı Efe Can Altıntaş; “Özellikle çiftlik evi veya müstakil ev inşa edilmeye müsağt arazilerin, sadece İstanbullu üst gelir grubu tarafından değil, tüm ülke genelinde emeklilik hayallerini kuran kişilerce yatırım olarak alınmadığına şahit oluyoruz. Özellikle il genelindeki arsa ve arazilerin son dönemde hız kesmeden satışlarının devam ettiği görüyoruz” diye konuşuyor. YAPILAŞMA, KEPEZ BELDESİNE KAYDI İlin kent merkezinde coğrafi özelliklerden kaynaklı olarak yapılaşma konusunda kıstımlarla bulunuyor. Çünkü Çanakkale merkezinin etrafında askeri alanlar, sit alanları, tarımsal araziler ve orman alanları yer alıyor. Bu nedenle şehrin nüfusunu backgroundlerek genişleme alanı çok küçük bir bölümden oluşuyor. Altıntaş; “Çanakkale merkezi ile Karacaoren arasındaki gelişim bölgesinde havuzu ve modern siteler inşa edilmekte olup bu inşaatlardaki satış hızının yüksek seyrettiği görülmekte. Tercih ediliğinin nedeniyle birçok insanın da ruhsatlarının aldığı bölge, yakın zamanda arzun da yükselmesi bekleniyor. Çanakkale’de merkez dışındaki ya- Yatırımlar bu köylere Çanakkale genelinde toplamda 575 adet köy bulunuyor. Eva Gayrimenkul Değerleme, Değerleme Uzmanı Efe Can Altıntaş; “Özellikle çiftlik evi veya müstakil ev inşa edilmeye müsağt arazilerin, sadece İstanbullu üst gelir grubu tarafından değil, tüm ülke genelinde emeklilik hayallerini kuran kişilerce yatırım olarak inşa edilmekte olup bu inşaatlardaki satış hızının yüksek seyrettiği görülmekte. Tercih ediliğinin nedeniyle birçok insanın da ruhsatlarının aldığı bölge, yakın zamanda arzun da yükselmesi bekleniyor. Çanakkale’de merkez dışındaki ya- Firmaların dikkatini çekmiş olup tarihi dokusuna uygun olarak son üç yılda yatay mimariye uygun olarak site inşa müstakil inşaatlar sayısında artış gözleniyor. Turizm merkezlerinden birisi olan Bozcaada’ya özellikle yaz turizm sezonunda konaklamaya yönelik talep artıyor; Ada genelinin imara kapalı olması, konaklama tesislerinin kısıtlı olması nedeniyle adaya ana karadan ulaşımı sağlayan Ezine ilçesi sınırlarında Geyikli Beledesi ve yol güzergâhı üzerinde olan Kemali ve Dalyan Köylerinde köy içi müstakil ev satışıları ile bölgenin sit alanlarında olmasından dolayı tiny house (küçük ev), karavan, prefabrik ev vb. yapılaşmaları için boş arazilere rağbet artıyor. Beyramic ilçesi Çanakkale ilinin güneydoğu kısmında, Kaz Dağları eteğine konumlandırılmış bir ilçe durumunda olup İsviçre Alplerinden sonra en yüksek okşijen oranına sahip ikinci bölge konumunda olan Kaz dağları nedeniyle Kaz dağları Milli Parkı çevresinde olan Çiprilar, Evcler, Dağoba, Toluklar ve Çavuşlu Köylerinde mevcut köy içi imarı arazilerin parsellerek şehir dışından gelen yatırımcılara pazarlanıyor gözleniyor. Bölgede yerel inşaat firmalarının projeleri bulunuyor. Çanakkale ili Avrupa ve Asya kıtasına kurulmuş olması Kuzeydoğusunda Gelibolu Yarımadası ve Güney batısında Ege Denizi kıyılarına kadar uzanmakta olan dağınık bir coğrafyaya sahip. İstanbul’a olan yakınlığından dolayı özellikle Avrupa yakasında bulunan Eceabat İlçesinin Kumköy, Yalova ve Bigalı Köyleri ile Tarihi Yarımada içerisinde kalan Seddülbahir ve Alçıtepe köylerine de talep artıyor.
532eece2-d938-462f-9314-fae1b0183bc7
CC-MAIN-2024-42
https://www.1915canakkale.com/cmsfiles/pressreflections/gayrimenkul-yatirimi-icin-canakkalenin-tam-zamani.pdf?v=56
2024-10-10T22:26:33+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-42/subset=warc/part-00247-0c083cf2-c0ed-42ad-af5c-44f7548e96a0.c000.gz.parquet
535,126,487
3,213
tur_Latn
tur_Latn
0.999881
tur_Latn
0.999868
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
true
docling
[ 468, 3935, 8043, 11292 ]
null
null
null
null
null
null
ﺒِﺴْـــﻡِ ﺍﷲِ ﺍﻟﺭﱠﺤْﻤٰـــﻥِ ﺍﻟﺭﱠﺤِﻴـــﻡ Obama'nın Amerika Kültürüyle Haşır-Neşir Olanlara Enjekte Etiği Yalanları ve Zehirleri Alimlerden, üniversite profesörlerinden ve aydınlardan oluşan farklı kalabalıkların temsil ettiği ümmetin ülkenin dört bir yanındaki evlatlarının geneli, ülkenin doğusundan batısına uzanan şehirler boyunca düzenledikleri kitlesel protestolarla Obama'nın ziyaretine karşı çıktılar. Fakat başata cumhurbaşkanı, otoriteye bağlı ve otorite yandaşı olan televizyon kanalları olmak üzere Amerika'nın bir gurup ajanı, Obama'nın ziyaretini memnuniyetle karşıladılar. Zira bu kanallar, yoğun bir şekilde Obama'nın ziyareti ile ilgili haberlere yer verirlerken ziyaret karşıtı gösterilere yer vermediler ve Endonezya'daki ümmetin muhlis evlatlarının düzenlediği protesto gösterilerini sansürlediler! Ayrıca bu kanallar, sık sık Obama'nın 10.11.2010 tarihinde Endonezya Üniversite'sinde Amerikan kültürü ile haşır-neşir olanların önünde yaptığı konuşmasını yayınladılar. Amerika, medyadaki ajanları yoluyla Obama'nın enjekte ettiği yalanların ve zehirlerin insanlar arasında propagandasını yapmaya çalıştı. Her konuşmasında olduğu gibi Amerikan başkanı, masumane, müessir, çekici ve aldatıcı üsluplarla paketleyerek yine demokrasiden, insan haklarından, çoğulculuktan, serbest piyasadan, Endonezya'daki çocukluktan ve Endonezya'nın gelişmesine olan övgüsünden dem vurdu! Böylece ara ara da olsa dinleyicilerin dikkatini ziyareti vesilesiyle Endonezya'ya taşıdığı öldürücü zehirlerinin üzerinden başka bir tarafa çekti! Obama'nın dillendirdiği demokrasiye gelince; demokrasi, insanlara gösterdikleri gibi ümmetin yöneticisini seçmesi değildir. Zira İslam, seçim olgusunu demokrasiden önce getirmiştir. Dahası demokrasi aslında yönetim ve yasamayı insanın Rabbine değil insana vermektedir. Bu nedenle demokrasi, bu anlamda bir küfür fikridir. Zira Allahu Subhânehu, yönetimi ve yasamayı kendine ait kılmıştır. Zira şöyle buyurmuştur: ِ "Hüküm sadece Allah'a aittir." [Yûsuf 40] ﺇِﻥْ ﺍﻟﹾﺤُﻜﹾﻡُ ﺇِﻻﱠ ﻟِﻠﱠﻪ Liberalizme dayalı insan hakları fikrine gelince; öldürücü zehirlerinden bir tanesidir! Zira bu haklar, sadece İslam'ın kutsiyetini çiğneyen, Kur'an-il Kerim'e ve Resul [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'e hakaret ederek İslam'dan irtad eden, günahkar ve eşcinsel kimselerin haklarıdır… Fakat mesele Müslümanların dinlerine sarılması, Müslüman kadınların başörtüsü veya peçe giymesi veya minareler inşa edilmesi ile ilgili olunca hak hukuk diye bir şey kalmamakta ve bunlara savaş açılmakta! Çoğulculuğa gelince; çoğulculuk fikri, dini veya etnik azınlıkların İslam beldesi Endonezya'da İslam'ın gölgesinde yaşaması için değildir. Bilakis bu dini azınlıkların, Obama'nın ifade ettiği üzere dinlerin özgürlüğü ve (ilah) fikrine inandıkları sürece hak din olmaları bakımından bütün dinler eşittir bahanesiyle İslam'ın Endonezya'da tatbik edilmesi farziyetinin karşısında durmalarını sağlamak içindir! Onların çoğulculuktan maksadı, şeri hükümlerin Hilafet Devleti'nin gölgesinde bir defada uygulanması vacip olmasına rağmen bu dini azınlığın şeri hükümlerin uygulanmasını engellemesine dönük "siyasi bir amacı" gerçekleştirmektir. Zira Müslümanların sahih kalkınması, sömürgecilikten kurtulması, izzetlerine kavuşması, dini azınlıkların ibadetlerini eda etmelerinin güvence altına alınması ve zulme maruz kalmadan yaşamlarının sağlanması şeri hükümlerin tatbik edilmesi ile mümkündür. Ey Müslümanlar! Ey Akıl Sahipleri! İşte bunlar Obama'nın zehirleridir. Yalanları ise konuşmasında açıkça görülmektedir: Zira o, şöyle dedi: "Amerika Birleşik Devletleri, insanlığın ilerlemesi için çalışma sözü verdi." Herkes bilmektedir ki Amerika, kapitalist sermaye sahipleri için çalışmakta olup insanlığın maslahatları için çalışmamaktadır! Zira Amerika, katliamlar işleyerek ve insanların servetlerini yağmalayarak insanlığı yok etmektedir. Obama ile diğer Amerikan başkanları arasında hiçbir fark yoktur. Zira Obama, önceki başkanların takip ettiği aynı sisteme göre hareket etmektedir. Bu sömürgeci devlet, hala Irak, Afganistan ve Pakistan'da Müslümanları katletmekte, Endonezya da dahil dünyadaki ülkelerin servetlerini yağmalamakta, insanlarını fakirliği ve mahrumiyete terk etmektedir. Aynen Papua, Açe, Rio, Chbo, Natoni ve benzeri yerlerde olduğu gibi. Obama, Amerika'nın İslam ile olan ilişkilerine değinirken, İslam'la savaşmadığını bilakis terörist olarak isimlendirdiği el-Kaide ile savaştığını söylemesine rağmen mesele, Amerikan'nın çıkarlarıyla ilgilidir. Dolayısıyla kendisine ayak uydurmayan veya sömürgecilik politikalarını eleştiren kimseleri elKaide olarak isimlendirmektedir. Bu isimlendirmeye binaen Amerika, terörizmle mücadele gerekçesi altında kendisinin öldürmeye hakkı olduğuna inanıyor! Nitekim bu, Obama'nın konuşmasında geçen, Amerikan halkı terörizm tehlikesi ile karşı karşıyadır ifadesinde açıkça gözükmektedir. Fakat Amerika, kendi ordularının yüz binlerce Müslümana dönük yaptığı katliam eylemlerini ve kanlarını heder etmelerini terör olarak isimlendirmediği gibi Filistin işgalcisi Yahudi varlığının yaptığı ve yapmakta olduğu terörist eylemleri de terör olarak isimlendirmemektedir! Zira Obama'nın nazarında, Amerikan halkının kanları çok değerliyken Müslümanların kanının hiçbir değeri yoktur ve Müslümanları insanların en şerlileri olarak görmekteler! Devamla Afganistan hakkında yanıltıcı ifadeler sarfeden Obama, Amerika ve müttefik devletlerinin, "Afgan hükümetinin inşası ve geleceği" için çalıştığını ve "Amerika'nın, aşırı radikallerin güvenli sığınaklar edinmemesi için çalıştığını" söyleyerek dikkatleri hakikatlerin üzerinden çekmek için yanıltıcı ifadeler kullanmaktadır! Şimdi Amerika ve müttefik devletleri, Afganistan'ın inşası ve geleceği için mi çalışmaktalar yoksa Amerikan orduları ve müttefikler, Afganistan'da acımasız bir savaş mı açmaktalar?! Obama, geçen 2009 Ocak ayında yönetime gelmesinden bu yana Afganistan'daki Amerikan askerlerinin sayısını arttırmıştır ki şu anda bu sayı 150 bini bulmuştur! Ayrıca Obama, konuşmasında Amerika'nın servet zengini İslam beldelerinden biri ve stratejik bir konuma sahip olan Afganistan'daki ekonomik çıkarlarını gizledi ve Afganistan'ın inşası ile aşırı radikallerle savaşılmasına değindi! O halde sorarız: Madem ki ülkelerini sömürgeci işgal devletlerine karşı savunan mücahitler, "aşırı radikaller" olarak isimlendirildiklerine göre Afganistan'daki Müslümanların üzerine tonlarca bomba atan, füzeler ve öldürücü kimyasal maddeler yağdıran NATO askerleri ne olarak isimlendirilmektedir?! Son olarak Obama, konuşmasının sonunda Müslümanlarla savaşmak istemediği ve Irak'taki sayıları (100) bini bulan muharip kuvvetleri çekecek olması düpedüz uydurma, yalan ve safsatadır. Nitekim Afganistan'a (30) bin asker göndermesi, bu açık safsatalarını ortaya koymaktadır. Irak'a gelince; aynı şekilde açıkça yalan söylüyor. Zira dışişleri bakanlığı, kötü hatıratlı Blackwater Güvenlik Şirketi'ne bağlı paralı askerlerden (7.000) muharip gücünün Irak'a gönderildiğini açıkladı… Ayrıca Guardian gazetesi, 15.08.2010'da işgal ordusunun Irak'tan çekilmesinin selefi oğul Bush karşısında Obama'nın imajını düzeltmeye dönük sırf bir propaganda olduğunu yazmasının yanı sıra Amerika'nın, binlerce askerini kalıcı üstlere yerleştirmek için Güney Kore'de olduğu gibi Irak'ta kalıcı üstler inşa etmek istediğini ifade etti. Yine Kenneth M. Pollack, 22.08.2010 tarihli Washington Post gazetesindeki makalesinde, Amerika'nın ordusunu Irak'tan çektiğine dair iddiasının sırf bir yalan olduğunu ve farklı bir isim altında Irak'ta (50) bin Amerikan muharip askerinin bulunduğunu ifade etti! Ey Müslümanlar! Ey Akıl Sahipleri! Obama'nın aldatıcı söylemlerle imajını düzeltmek istediği açık seçik ortadır. Selefinin yaptığından daha fazla şekilde Filistin'deki barış girişimlerini tekrar ettiği gibi konuşmasında iki devletli projesinin gerçekleşmesi için Filistin'de barış sürecine sevk ettiğini, bunun "İsrail" devletinin yanında bir Filistin devletinin kurulmasına önem vermesi ve bunun da Filistinlilerin çıkarına olduğunu ifade etti! Tüm bunlar ise birer aldatma ve yanıltmadır. Zira Obama'nın teklif ettiği şey, her şeyden önce Yahudilerin çıkarını olup Arabı ve Acemi ile Müslümanların beldelerindeki yöneticilerin Yahudilerin Filistin'in genelini gasp etmesini tanımlarını sağlamaktır. Keza "İsrail'i", Filistin'in bir parçasında sınırları veya hava sahası veya iletişim ağları hatta güvenliği üzerinde hiçbir egemenliği olmayan silahtan arındırılmış derme çatma bir devletçik karşılığında bölgede silahça en güçlü devlet haline getirmektir… Nitekim Yahudi varlığının sabahtan akşama kadar açıkladığı şey de budur! Obama, Yahudi devletini destekleyeceğini açıkça ifade etmiştir. Zira buna ilişkin açıklamasında şu ifadeler geçmektedir: "Amerika'nın, Yahudi devletini desteklemesi, Amerika'nın değişmez sabitelerindendir." Ayrıca Amerika, Yahudi devletine 20 adet F-35 füzesi sattığı gibi Obama da seçim kampanyasında Yahudi varlığına 10 sene içerisinde (30) milyar doları bulan mali yardımda bulunulacağını açıkladı. Ey Müslümanlar! Gördüğünüz gibi Obama'nın konuşması zehirler ve yalanlarla dolu olup az bir dünyalık karşılığında hatta karşılıksız olarak dinlerini satan ajanların, Amerikan kültürüyle haşır-neşir olanların ve aldatılmışların alkış tutması onun konuşmasının tehlikesini azaltmaz… O halde iş işten geçmeden bu zehirlerden sakınanlardan olunuz ey Müslümanlar! ﺤﺯﺏ ﺍﻟﺘﺤﺭﻴﺭ Hizb-ut Tahrir H. 10 Zilhicce 1431 Endonezya M. 16 Kasım 2010 www.hizb-ut-tahrir.org |www.hizb-ut-tahrir.info|www.turkiyevilayeti.org|www.hizbut-tahrir.or.id
<urn:uuid:92a191b9-ba1c-4074-8137-d99ce884ad1c>
CC-MAIN-2019-09
http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/TR/tr_w_pdf/2010_11_16_Endonezya.pdf
2019-02-22T22:42:45Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2019-09/segments/1550249406966.99/warc/CC-MAIN-20190222220601-20190223002601-00055.warc.gz
351,303,135
2,799
tur_Latn
tur_Latn
0.998512
tur_Latn
0.999866
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 4273, 9020, 9558 ]
null
null
null
null
null
null
Euro hafifçe düşüşe geçti Euro Çarşamba günü %0.21 artış gösterirken, işlem hacmi bir önceki güne kıyasla %47 yükselerek 289 bin kontrat oldu. Parite bugün sakin görünümle 1.1989 seviyesinde gözlemleniyor. H4 grafiğin teknik yorumuna gelirsek, MACD'nin iki gündür negatif sinyaller üretiyor olması yatırımcılar için önem taşıyor. Bollinger Bandı analizine göreyse son kapanış olumsuz bir görüntü sergiledi. Diğer bir deyişle, orta bandın (1.2010) altında kalındığı müddetçe aşağı yönlü beklentiler sürebilir. 1.1954 ve 1.1919 destek, 1.2066 ve 1.2100 direnç olarak takip edilebilir. Öte yandan günlük grafikte durum farklı ve önceki kapanış olumlu bölgede kaldı. Burada 1.2000 pivot, 1.1860 destek ve 1.2140 direnç seviyeleri izlenebilir. Piyasa 1.19 üzerinde kaldıkça yukarı yönlü hareketin devam etme ihtimali yüksek. Bugün 16:30 açıklanacak Amerika üretici fiyat enflasyonu verisi hareketlilik yaratabilir. Aylık yüzde 0.2 üzerinde yükselen üretici fiyatları dolar lehine fiyat hareketlerine neden olabilir. Tahvil faizleri son bir ayda Euro lehinde ayrıştı. Almanya 10 yıllıkları 25 baz puan yükselişle %0.54 düzeyindeyken, ABD 10 yıllıkları ise 15 baz puan yükselişle %2.53 seviyesinde. İngiliz Sterlininde aşağı yönlü eğilim sürüyor Mart 2018 vadeli Sterlin/dolar dün yüzde 0.15 düşerken, işlem hacmi bir önceki güne oranla %39 artarak 109 bin kontrat oldu. Parite son üç gündür izlenen negatif kapanışların ardından gün içinde de yüzde 0.11 düşüş göstererek, saat 09:42 itibarıyla 1.3523 civarında seyrediyor. Parabolic SAR ve Bollinger Bandı analizine göre 240 dakikalık grafikteki son kapanış ayıların lehinde gerçekleşti. Diğer bir deyişle, orta bandın (1.3568) altında kalındığı müddetçe düşüş potansiyeli korunabilir. 1.3518 ve 1.3487 destek, 1.3618 ve 1.3649 direnç olarak takip edilebilir. Öte yandan günlük grafikte durum farklı ve önceki kapanış olumlu bölgede kaldı. Bu periyotta 1.3509 pivot, 1.3365 destek ve 1.3653 direnç seviyeleri izlenebilir. Son bir aylık tahvil performanslarını incelersek, İngiltere on yıllıkları %1.28 (+8 bp) ve ABD on yıllıkları %2.53 (+15 bp) düzeyinde. Altın kazançlarını sürdürüyor Hafta ortasını %0.55 artışla kapatan Altın sözleşmesinde, işlem hacmi önceki güne göre yüzde 26 yükselerek 347 bin kontrat olarak gerçekleşti. Değerli metal gün içinde sakin görünümle, saat 09:42'de 1318.6 düzeyinde seyrediyor. Kısa vadede yükselen trend algısı hâkim. H4 grafikte 50 periyotluk üssel hareketli ortalama takip edilebilir ve indikatörün işaret ettiği 1312.4 üstünde kapanışlar sürdüğü müddetçe boğalar güçlerini koruyabilir. Değerli metal bunun yanı sıra, kanalın geçtiği 1309.4 - 1319.3 - 1329.2 bantları içinde hareket etmek isteyebilir. Kanalın etkisini yitirdiği senaryolardaysa aşağıda 1299.5 ve yukarıda 1339.2 seviyelerine doğru hamleler beklenebilir. Bununla beraber gözlemlenen negatif uyumsuzluk, yükseliş yanlılarında tedirginlik yaratabilir. Ham Petrolde yükseliş hareketi 4. gününe girdi Şubat 2018 vadeli Ham Petrol Çarşamba günü yüzde 0.14 yükselirken, işlem hacmi önceki güne göre %16 azalarak 499 bin kontrat olarak kaydedildi. Emtia son üç gündür izlenen pozitif kapanışların ardından gün içinde de %0.14 yükselerek 63.53 seviyesinde bulunuyor. Teknik indikatörler kısa vadede yükselen trendi vurguluyor. Piyasa oyuncuları 4 saatlik kapanışlar 25 periyotluk üssel hareketli ortalamanın (62.61) üstünde tutunduğu müddetçe olumlu bakış açılarını koruyacaktır. Aynı zamanda 62.66'yı destek, 64.19'u direnç ve 63.43'ü orta nokta haline getiren kanal takip edilebilir. Dışarı sarkan fiyatlamalar ise aşağıda 61.90'ı veya yukarıda 64.96'yı gündeme getirebilir. Bununla birlikte para akışı endeksi günlük grafikte aşırı alım bölgesinde bulunduğundan, traderlar uzun pozisyonlardan gittikçe uzaklaşma eğilimi gösterebilir. Buğdayda geri çekilme görülüyor CBOT Buğday kontratı bir önceki işlem gününde azalan hacimle birlikte %0.40 yükseldi. Mart vadeli sözleşmenin fiyatı bugün %0.29 gerilemeyle 432.75 seviyesinde bulunuyor. PSAR ve Bollinger Bandı analizine göre 4 saatlik grafikteki son kapanış boğaların lehinde oldu. Diğer bir deyişle, orta bandın (430.5) üstünde kalındığı müddetçe yükseliş potansiyeli korunabilir. 435.5 ve 438.75 direnç, 425.25 ve 422.205 destek olarak takip edilebilir. Günlük kapanışlarda da benzer bir durum mevcut. Burada 427.5 pivot, 417.50 destek ve 437.5 direnç seviyeleri izlenebilir. Bununla beraber MFI endeksinin 240 dakikalık grafikte aşırı alım bölgesinde bulunması, traderların uzun pozisyonları gittikçe daha az tercih etmesine yol açabilir. Piyasa 425 üzerinde kaldıkça yükselen trendi koruyacaktır. 425 altındaki günlük kapanışlarda satışlar hızlanabilir. Uyarı Notu Bu dokümanda yer alan her türlü bilgi, değerlendirme ve yorum güvenilir olduğu düşünülen PhillipCapital Menkul Değerler A.Ş. Araştırma Departmanı tarafından hazırlanmış olup, burada sunulan bilgilerin doğruluğu ve bütünlüğü konusunda makul özen gösterilmiş olmakla beraber, olabilecek hatalar ve eksikliklerden sorumlu değildir. Burada yer alan fiyatlar, veriler ve bilgilerin tam ve doğru olduğu garanti edilemez, içerik haber verilmeksizin değiştirilebilir. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Herhangi bir yatırım aracının alım – satım önerisi ya da getiri vaadi olarak yorumlanmamalıdır. Bu belgede yer alan yatırımla ilgili bilgiler, yorumlar ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Burada yer alan görüşler, yatırımcının mali durumuna veya risk ve getiri tercihlerine uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilere uygun sonuçlar doğurmayabilir. Burada yer alan bilgi, değerlendirme, yorum ve istatistiki şekil ve değerlendirmelerin kullanımı sonucunda ortaya çıkacak doğrudan ve /veya dolaylı zararlardan PhillipCapital Menkul Değerler A.Ş. sorumlu olmayacaktır. Tüm hakları saklıdır. Bu belgenin hiçbir bölümü; PhillipCapital Menkul Değerler A.Ş.'nin önceden yazılı izni alınmaksızın çoğaltılamaz, yayınlanamaz veya fotokopi, mekanik kopyalama ve elektronik ortam dahil olmak üzere hiçbir surette dağıtılamaz. Size sunulan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Bu tavsiyeler genel nitelikte olup, özel olarak sizin mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olarak hazırlanmamıştır. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
<urn:uuid:1634eada-6af7-4c9f-bf6a-149de14ec44b>
CC-MAIN-2019-04
https://phillipcapital.com.tr/media/2018/01/PhillipCapital-Yurt-D%C4%B1%C5%9F%C4%B1-Vadeli-Piyasalar-G%C3%BCnl%C3%BCk-B%C3%BClteni-11.01.2018.pdf
2019-01-17T20:06:31Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2019-04/segments/1547583659063.33/warc/CC-MAIN-20190117184304-20190117210255-00001.warc.gz
616,416,807
1,997
tur_Latn
tur_Latn
0.999787
tur_Latn
0.999822
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 1195, 2108, 2910, 3792, 4670, 6707 ]
null
null
null
null
null
null
Akdenizde Bilişim Fırtınası Sayın Valim, Sayın Rektörlerim, Sayın Konuklar, Sayın katılımcılar, Sayın Basın mensupları, netdaşlarım; hepinize, yürütme kurulu adına, 15. Akademik bilişim Konferansına hoş geldiniz diyorum. Bu konferansın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese, başta Rektörümüz ve Enformatik bölümü mensupları olmak üzere, tüm Akdeniz Üniversitesi mensuplarına, sponsor firmalarımıza, bildiri veren, seminer veren, panellerde konuşan tüm katkı verenlere, tüm konferans katılımcılarına teşekkür ederiz. Konferans öncesi kurslarında ders veren hocalarımıza çok teşekkür ederiz; Linux Kullanıcıları Derneği ve PHP Geliştiricileri Derneğine özellikle teşekkür ederiz. Bu Konferans Neyi Amaçlıyor ? Akademik Bilişim Konferansını İnternet ve Bilişimin getirdikleri açısından değerlendirmek gerekir. Bizler, İnterneti Sanayi Devrimi boyutlarında bir gelişme olarak görüyoruz. İnsanlık İnternetin tetiklediği yeni bir toplum biçimine, Bilgi Toplumuna, geçişin sancılarını ve çalkantılarını yaşamakta. Sektörler yeniden yapılanmakta, meslekler yeniden şekillenmekte, ekonomiler ve toplumsal yapı yeniden düzenlenmektedir. Sosyal ağlar milyonları örgütlemekte, rejimleri sarsmakta, yer yer devirmeye vesile olmaktadır. Sosyal ağlar halkla ilişkiler, tanıtım, pazarlama, iletişim ve örgütlemeyi yeniden tanımlamaktadır. İnternetin temsil ettiği değişim, bağımsız ve yaratıcı bireyleri öne çıkartmakta, hiyerarşik olmayan ve ağ yapılarını içeren toplumsal modelleri öne çıkartmakta; katılımı ve saydamlığı, demokrasiyi, gelişmenin önemli bir parçası ve etmeni olarak öne çıkartmaktadır. İnternetle somutlaşan bilgi ve iletişim alanındaki gelişmeler, üniversitelerin konumunu; teknoloji politikalarını, ar-ge, inovasyon, uzakten ağitim, ömür boyu eğitim gibi kavramları yeniden tanımlamaya zorlamaktadır. Bu değişim, hayatın her boyutunu köklü olarak değiştirmeye başlamıştır. Bu değişim ülkemizi de bilim ve bilgi ağırlıklı bir rotaya girmeye, bir başka deyişle, Bilgi Toplumuna yönelmeye zorluyor. Bu değişimler köklü değişimlerdir. Nasıl sanayi devrimi sancılı olduysa, Bilgi Toplumuna dönüşüm de uzun ve sancılı olacaktır Bu konferans dizisini İnternetin tetiklediği bu değişime ve bu meydan okumaya Türk Üniversitelerinin cevabının arandığı ve oluşturulduğu bir plotform olarak görüyoruz. Bu konferans dizisi, üniversitelerde bilgi teknolojileri konusunda ilgili grupları bir araya getirerek, bilgi teknolojilerini tüm boyutlarıyla tartışmak, tecrübeleri paylaşmak, ve ortak politika oluşturmak amaçlarıyla ulusal boyutta 1999′dan beri yapılmaktadır. Bu nedenle, bilimsel bildirilerin yanında, seminer, çalıştay ve paneller, teknoloji bildirileri, özel sektör deneyimleri ve konferans öncesi kurslar önemli yer tutmaktadır. Akademik Bilişim Konferansı, büyük şehirlerin dışında, Anadolu Üniversitelerini dolaşmakta , ve yapıldığı şehri bir Bilişim Fırtınası ile sarsmaya çalışmaktadır. Konferans üniversitelere yönelik gözüksede internet ve bilişimle ilgilenen herkese açık ve ücretsizdir. Öğretmenler, lise öğrencileri, ana babalar, iş dünyasına kapımız açıktır. Meslek odaları, ticaret ve sanayi odaları, baroları da aramızda görmek isteriz. Basın ve TV'leri de bu Bilişim Fırtınasına çekmek isteriz. Türkiye Bilgi Toplumu Yarışında Nerede ? Ülkemizdeki durumu ben "parçalı bulutlu" olarak görüyorum. Önemli gelişmeler olsada, Ülkemiz bir bütün olarak, işin boyutlarını kavramış, katılımcı mekanizmalarını kurmuş, strateji ve eylem planını yapmış, emin adımlarla ilerleyen bir görüntü veremiyor. Kaba cizgilerle dünya ortalamasını yakalamış, ama AB ve OECD'de genel olarak en geride bir konumdayız. Bazı indekslerde ilk 50'de olsak bile, kardeş indekslerde 70'lerde, 90'larda hatta 120'lerdeyiz. Rekabet indeksinde biraz ilerledik, 43. olduk, ama inavasyon indeksinde 73'ye geriledik. ITU'yunun indekslerinde Avrupada 36/37 konumundayız. Fiyat sepetinde 65/155 konumdayız. BM e-devlet indeksinde 80/192, bas1n özgürlüğünde 148., kadın erkek eşitliginde 120/140'lerdeyiz. Halkımızın %48′i internet kullanıyor; ama %52 hiç internet kullanmamış. Erkekte 58, 67,37 olan oranlar kadınlarda 37, 46, 16 oranında. Bir başka deyişte kırsal kesimde kadınlar sadece %16'sı internet kullanıyor. 2006-2010′u kapsayan, ama coğumuzun farkında olmadığı bir strateji ve eylem planımız vardı; büyük ölçüde eylemler bitmedi. 2013 de yenisi için çalışmalar yeni başladı. Ülkemizde son zamanlara ar-ge ve inovasyona yönelik önemli teşvikler gündemde. Ülkemizinde bu konudaki çabalarda İnsan gücü, rekabet, ve özgürlük boyutları eksik. Örgütlenme, ve katılımcı yapılar, yönetişim büyük ölçüde eksik. Bilişim örgütleri kalite insan gücü yerine ucuz insan gücü peşinde. Enerjimizi ana sorunlar yerine marjinal sorunlara harcıyoruz. İnternet gündemimizi yasaklar ve filtreler oluşturuyor. Kısaca, Türkiye gemisinin rotasını Bilgi Toplumuna henüz döndüremedik! Ülkemizin gündeminde olan Fatih ve Pardus Projesi hakkında bir kaç noktaya değinmek istiyorum. Fatih projesi çok endişe verici bir şekilde gelişiyor. Ortada kapsamlı bir yol haritesi ve yönetim gözükmüyor. İnternete kapalı tabletlerin mantığını anlamak mümkün değil. Pardus projesi, amaçsız bir şekilde kendi haline bırakılmış durumda. Bu, ülkenin özgür yazılım konusunda tutarlı bir politikası olmadığının göstergesi. İnternet Tehdit Altında Her devrimsel gelişmede birileri kaybeder, birileri kazanır. Kaybetme korkusunda olanlar değişime direnir. Ansiklepodiler kaybetti, bilimsel dergiler yavaşta olsa kaybediyor. Sayısal ürünlerde marjinal maliyet ve dağıtım maliyetinin pratik olarak sıfır olması, Fikri Haklarda ciddi bir sorunu yarattı. Film, Muzik ve İlaç endüstrisinin başı çekmesiyle, İnternet'e Fikri Haklar nedeniyle ciddi bir saldırı var. PIPA, SOPA tasarılarının ardından ACTA, CISPA ve ITU ile, hukukun evrensel ilkelerini çiğneyen uygulamalara kapıyı açan bir bakış açısı öne çıkıyor: "korsan" bahanesiyle, yargısız infaz ile orantısız cezalandırma. İnsanlık, yaratıcılığı teşvik etmek zorunda, ama bu değişen teknolojiler ışığında geniş kitlelerin hayati çıkarlarını gözönüne alarak makul bir düzeyde olmalı. İnternetden Korkmayın! İnternet yaşamın her boyutunu değiştiriyor; bir devrimsel değişimin temsilcisi. Teknolojiler ise kaygan. Bu değişimi zapturapt altına almak hem zor, hem de tehlikeli; önemli gelişmeleri engellemek söz konusu. Bu nedenle, düzenlemelerin, asgari, platformdan bağımsız, yavaş ve çok dikkatli yapılması gerekir. İnternet, sosyal ağlarla, yeni medyayla, kitlesel projelerle, pek çok insanı tedirgin ediyor. Biz diyoruz ki, İnternetden Korkmayın! Onu öğrenin! Olanaklarını ve olası risklerini öğrenin. İnterneti kendinizi geliştirmek, işinizi geliştirmek, daha iyi yapmak, daha iyi dünya vatandaşı olmak için kullanın. Nasıl elektriği, telefonu kullanıyorsanız, interneti de aynı ölçüde doğal, yaşamın bir parçası olarak kabul edin. Kendinizi özgürleştirmek, yenilemek için kullanın. Demokrasiyi geliştirmek, bir yurttaş olarak katkınızı göstermek için kullanın, toplumsal katılım ve denetim için kullanın. Bu konferans dizisinde eğitim seminerleri önemli bir rol oynamıştır. Bilişimci yetiştirmenin, yeni gelişmeleri aktarmanın, insanların ellerini kirletmekten geçtiğini bildiğimiz için hem konferans öncesi hemde konferans sırassında eğitim seminerlerine yer veriyoruz. Konferans öncesi eğitimler önceleri 1 gün, 1 salonda 30-40 kisinin eğitimiyle başladı. Sonraları gelişti. Çok sayıda yeni üniversite kurulduktan sonra 4 günlük kursalara başladık. O da tek salonda başladı. Bu konfereransta ise 530 öğrenciye 12 konuda 15 salonda eğitim verdik. Kursların ve eğitim seminerlerin ana teması Linux, açık kaynak ve Özgür Yazılımlardır. Bizler, bunların ülkede bilişimin gelişmesi, rekabet gücü, istihdam, tasarruf, güvenlik açılarından önemli olduğunu düşünüyoruz. Özgür Yazılıma Eşit Şans Tanıyın ! Açık kaynak ve özgür yazılım konusunda Üniversitelere önemli görevler düşmektedir. En başta temel bilişim eğitimin markadan bağımsız, kavram temelli eğitim olması gerekir. Bu eğitim öğrenciyi tüm seçeneklerle çalışabilir konumuna getirmesi gerekir. Daha temelde, MEB'in temel bilişim eğitimini yüzeysel ve tekele odaklı eğitimden vazgeçip, kavram temelli; konunun etik, estetik, güvenlik, mahremiyet boyutlarınıda kapsayan temel mantığını, olanak ve sınırlarını anlatan kademli bir eğitimi gündeme alması gerekir. Her üniversite öğrencisinin Linux ve özgür yazılımlara tanışmış olması gerekir. Üniversitenin kendisinin markalara bağımlı olmadan, tüm seçenekleri fayda, maliyet, taşınabilirlik, bakım gibi kriterler açısından değerlendirerek seçim yapmasını gerekir diye düşünüyoruz. Üniversitelerin açık kaynak'in yanında, Açık Erişim ve Açık Ders Malzemesi projelerini daha yakından takip etmesi ve desteklemesi gerekir. Üniversitelerin, ülkede bilgi birikimine ve insan gücü yetiştirmeye katkıda bulunması gerekir. Bu bakımdan, hem özgür yazılımlara destek olması, hemde internet servislerini kendisi çalıştırması gerekir. Konferansta, 14 Panel/Forum/Çalıştay/Davetli oturum, 25 seminer ve 7 Teknoloji sunumu oturumu gerçekleşecektir. Türkiye İnternetin ilginç deneyimlerin paylaşıldığı 5 Başarı Öyküsü oturumları yapılıyor. Toplam 60 Bildiri oturumunda 260 bildiri sunulacaktır. Oturumlar arasında, e-öğrenme, güvenlik, yazılım, yeni medya, inşaat ve mekansal bilişim, Tıp, Tarım, e-ticaret, gömülü sistemler, Temel Bilişim Eğitimi, Temel Bilimlerde Bilişim, İnternet Hukuku, Mobil, Üniversite , Açık Üniversite ve Sosyal Ağlar oturumları göze çarpmaktadır. Biz, düzenleyiciler için, bu konferansı bildiri sunma ve yayınlamanın çok ötesinde bir bilgi ve deneyim paylaşımı, fikir kıvılcımlarının aktarıldığı, ortak sorunların tartışıldığı, ve çözüm arandığı bir ortam olmasını hedefliyoruz. Esas olan diğer bildirileri dinleme, tartışmaya katılmadır; bildiri sunma buna vesile olduğu için önemlidir. Bir konferans aynı zamanda sosyal bir birlikteliktir; yeni dostlukların, ortaklıkların, projelerin ortaya çıktığı ortamlardır. Tüm katılımcıların 3 gün boyunca konferansta kalmasını, tartışmalara katılmasını, istiyoruz. Biz, İnterneti çok önemsiyoruz. Bu konferansları da ülkemizde üniversiteler ve internetin gelişmesine katkı verecek bir platform, ortak akıl için bir ortam olarak tutmaya çalışıyoruz, çalışacağız, bu davet bizim! Katkı veren herkese tekrar teşekkür eder, başarılar dilerim. AB2013 Yürütme Kurulu Adına Mustafa Akgül
<urn:uuid:2e56f2e0-1bf6-4060-b8df-aafb867c2a00>
CC-MAIN-2024-18
https://ab.org.tr/ab13/acilis.pdf
2024-04-14T13:16:41+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2024-18/subset=warc/part-00054-29538f81-5664-4df2-acb6-7d8ba3d2a1aa.c000.gz.parquet
65,903,489
3,053
tur_Latn
tur_Latn
0.999716
tur_Latn
0.999769
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2763, 6141, 8390, 10432 ]
null
null
null
null
null
null
ETKIGEN % 10 Enjeksiyonluk Çözelti Veteriner Sistemik Antibakteriyel BİLEŞİMİ Her mL'de, 100 mg gentamisin baz içeren renksiz, açık sarı berrak bir çözeltidir. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLERİ Gentamisin, Micromonospora purpurea'nm kültüründen elde edilen aminoglikozid grubu antibiyotiktir. Etkisi başlıca Gram negatif bakterilere karşıdır, buna rağmen bazı Gram pozitif bakterilere karşı da etkinliği vardır. Duyarlı mikorganizmalarda protein sentezini durdurarak bakterisid etki gösteril . Bu etkide bakteri ribozomlarmda protein sentezini inhibe etme ve mRNA'daki genetik bilginin doğru okunuşunu azaltma, bozma fonksiyonları önemlidir. Gentamisine başlıca duyarlı bakteriler şunlardır; Enterobacter sp., E.coli, Klebsiella sp, Serratia sp., Yersinia sp., Campylobacter sp., Haemophilus sp., Pasteuralla sp., Çoğu Pseudomnomas aeroginosa suşları ve Staph. aureus çoğunlukla duyarlıdır. Ancak Streptococcus sp.'lerinde aralarında bulunduğu diğer Gram pozitif bakteriler, bazı Pseudomonas sp. ve anaerob bakteriler dirençlidir. Enfeksiyonların sağaltımı için özellikle kasiçi olmak üzere parenteral yollardan uygulamr. Kasiçi enjeksiyon soması 30-60 dakikada maksimum serum konsantrasyonuna ulaşır. Geniş ölçüde vücuda dağılır. Beyin-omurilik sıvısı dışında, diğer sıvı ve dokularda etkili antibakteriyel ilaç düzeylerine ulaşır. Gentamisin başlıca böbreklerden yüksek konsantrasyonlarda aktif madde olarak idrarla atılır. KULLANIM SAHASI / ENDİKASYONLAR ETKİGEN % 10 Enjeksiyonluk Çözelti, sığır, at, köpek ve kedilerde gentamisine duyarlı bakterilerin oluşturduğu böbrek, ürogenital, solunum, sindirim sistemi ve diğer yumuşak doku enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır. KULLANIM ŞEKLİ VE DOZU ETKİGEN %10 Enjeksiyonluk Çözelti sığır, at, kedi ve köpekde kasiçi, damariçi, derialtı enjeksiyon şeklinde kullanılır. Veteriner hekim tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği takdirde günlük dozu 4 mg/kg canlı ağırlıktır. Tedaviye 2-3 gün devam edilir. Buna göre at ve sığırlarda her 25 kg canlı ağırlık için 1 ml, kedi ve köpeklerde ise her 2 kg canlı ağırlık için 0.1 ml uygulanır. Tedaviye ilk gün dozu ikiye bölerek daha sonra günde bir defa olmak üzere 2-3 gün boyunca devam edilir. Kesinlikle doz aşımı yapılmamalıdır, özellikle zayıf ve küçük cüsseli hayvanlarda doz ayarlaması dikkatli yapılmalıdır. ÖZEL KLİNİK BİLGİLER VE HEDEF TÜRLER İÇİN ÖZEL UYARILAR Hipovolemik hayvanlarda aminoglikozidlerin zehirliliği artmaktadır. Bu nedenle böyle hayvanlarda aminoglikozidlerle tedavi esnasında bu husus göz önünde bulundurularak, hastanın rehidrasyonunun sağlanması tavsiye edilir. Gram negatif bakteriyel enfeksiyonların aminoglikozidlerle tedavisi sırasında kandaki endotoksin düzeyinin artarak şoka neden olabileceği unutulmaması ve bununla ilgili önlemlerin alınması tavsiye edilir. Tüm aminoglikozidler kan basıncını ve kalp debisini düşürür, kalp hızını yavaşlatırlar. Ayrıca kan total kalsiyum seviyesini düşürürler. Hayvanın yaşı, şok, asidoz, akut renal yetmezlik, hepatik disfonksiyon, sepsis, daha önceden aminoglikozidlere maruz kalınmış olunması, elektrolit imbalansı, hipotansiyon aminoglikozidlere duyarlılığı arttırır. Diğer ilaçlarla olabilecek etkileşimleri nedeniyle ilaç geçimsizliği bölümü okunmalıdır. İSTENMEYEN / YAN ETKİLER Aminoglikozidlerin böbrek ve işitme organları üzerine ciddi istenmeyen etkileri vardır. Ayrıca nöromuskuler blokaja neden olurlar. Köpeklerde enjeksiyon bölgesinde geçici reaksiyon görülebilir. İLAÇ ETKİLEŞİMLERİ Aminoglikozidler yan etkileri nedeniyle diğer aminoglikozidlerle, nörotoksik, nefrotoksik, ototoksik tedavilerle eş zamanlı uygulanmamalıdır. Yine böbreklere zararlı etkileri olan tetrasiklinler, sulfonamidler gibi ilaçlar ile nöromuskuler blokaj yapıcı diğer ilaçlarla, anesteziklerle ve nonsteroidal antienflamatuvarlarla birlikte kullanılmamalıdır. Demir preparatları, furosemid, amfoterisin B, polimiksin B, vankomisin, sefalotrin ile birlikte kullanılmaları durumunda böbrek ve iç kulak üzerindeki toksik etki artar. Gentamisin ampisilin sodyum, furosemid, sefalotin sodyum, heparin sodyum, sefapirin sodyum ile kullanılmamalıdır. DOZ AŞIMINDA BELİRTİLER, TEDBİRLER VE ANTİDOT Çok yüksek dozlarda kullanıldığında oluşabilecek semptomlara göre tedavi uygulanır. GIDALARDA İLAÇ KALINTILARI HAKKINDA UYARILAR İlaç Kalıntı Arınma Süresi (i.k.a.s.) ; Tedavi süresince ve son ilaç uygulamasından sonra eti için yetiştirilen sığırlar 80 gün geçmeden kesime gönderilmemelidir. Tedavi süresince ve son ilaç uygulamasından sonra 2 gün (4 sağım) süreyle elde edilen süt tüketime sunulmamalıdır. KONTRENDİKASYONLAR işitme organları ile ilgili hastalığı olan hayvanlarda kullanılmamalıdır. Aminoglikozidlere duyarlı olduğu bilinen hayvanlarda, özellikle böbrek ve/ veya karaciğer yemıezliği, denge ve Gebelikte kullanım: Gebelikte fötal ototoksisiteye yol açabileceğinden kullanılmamalıdır. GENEL UYARILAR Kullanmadan önce veteriner hekime danışınız. Çocukların ulaşamayacağı yerde bulundurunuz. Beklenmeyen bir etki görüldüğünde veteriner hekime danışınız. UYGULAYICININ ALMASI GEREKEN ÖNLEMLER VE HEKİMLER İÇİN UYARILAR Gentamisin bazı bireylerde allerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle ilacm hayvanlara kullanımı sırasında temastan kaçınmalı ve temas halinde temas edilen yerin bol su ile temizlenmesi önerilir. MUHAFAZA ŞARTLARI VE RAF ÖMRÜ Raf ömrü üretim tarihinden itibaren 2 yıldır. Oda sıcaklığında güneş ışığından korunarak saklanmalıdır. AMBALAJIN NİTELİK VE MİKTARINI GÖSTEREN TİCARİ TAKDİM ŞEKLİ 20,50 ve 100 mL'lik renksiz cam şişelerde ve karton kutu içerisinde satışa sunulmuştur. SATIŞ YERİ VE ŞARTLARI Veteriner hekim reçetesi ile eczane ve veteriner muayenehanelerinde satılır. (VHR) İç Ambalaj Etiketi ETKIGEN % 10 Enjeksiyonluk Çözelti Veteriner Sistemik Antibakteriyel BİLEŞİMİ Her mL'de, 100 mg gentamisin baz içeren renksiz, açık sarı berrak bir çözeltidir. KULLANIM YERİ ETKİGEN % 10 Enjeksiyonluk Çözelti, sığır, at, köpek ve kedilerde gentamisine duyarlı bakterilerin oluşturduğu böbrek, ürogenital, solunum, sindirim sistemi ve diğer yumuşak doku enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır. KULLANIM ŞEKLİ VE DOZU ETKİGEN %10 Enjeksiyonluk Çözelti sığır, at, kedi ve köpekde kasiçi, damariçi, derialtı enjeksiyon şeklinde kullanılır. Veteriner hekim tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği takdirde günlük dozu 4 mg/kg canlı ağırlıktır. Tedaviye 2-3 gün devam edilir. Buna göre at ve sığırlarda her 25 kg canlı ağırlık için 1 ml, kedi ve köpeklerde ise her 2 kg canlı ağnlık için 0.1 ml uygulanır. Tedaviye ilk gün dozu ikiye bölerek daha sonra günde bir defa olmak üzere 2-3 gün boyunca devam edilir. Kesinlikle doz aşımı yapılmamalıdır, özellikle zayıf ve küçük cüsseli hayvanlarda doz ayarlaması dikkatli yapılmalıdır. GIDALARDA İLAÇ KALINTILARI HAKKINDA UYARILAR İlaç Kalıntı Arınma Süresi (i.k.a.s.) ; Tedavi süresince ve son ilaç uygulamasından sonra eti için yetiştirilen sığırlar 80 gün geçmeden kesime gönderilmemelidir. Tedavi süresince ve son ilaç uygulamasından sonra 2 gün (4 sağım) süreyle elde edilen süt tüketime sunulmamalıdır. Kullanmadan önce prospektüsü okuyunuz. Çocukların ulaşamayacağı yerde bulundurunuz.. Raf ömrü üretim tarihinden itibaren 2 yıldır. Oda sıcaklığında güneş ışığından korunarak saklanmalıdır. 20,50 ve 100 mL'lik renksiz cam şişelerde ve karton kutu içerisinde satışa sunulmuştur. Veteriner hekim reçetesi ile eczane ve veteriner hekim muayenehanelerinde satılır. (VHR) ETKIGEN % 10 Enjeksiyonluk Çözelti Veteriner Sistemik Antibakteriyel BİLEŞİMİ Her mL'de, 100 mg gentamisin baz içeren renksiz, açık sarı berrak bir çözeltidir. KULLANIM YERİ ETKİGEN % 10 Enjeksiyonluk Çözelti, sığır, at, köpek ve kedilerde gentamisine duyarlı bakterilerin oluşturduğu böbrek, ürogenital, solunum, sindirim sistemi ve diğer yumuşak doku enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır. KULLANIM ŞEKLİ VE DOZU ETKİGEN %10 Enjeksiyonluk Çözelti sığır, at, kedi ve köpekde kasiçi, damariçi, derialtı enjeksiyon şeklinde kullanılır. Veteriner hekim tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği takdirde günlük dozu 4 mg/kg canlı ağırlıktır. Tedaviye 2-3 gün devam edilir. Buna göre at ve sığırlarda her 25 kg canlı ağırlık için 1 ml, kedi ve köpeklerde ise her 2 kg canlı ağırlık için 0.1 ml uygulanır. Tedaviye ilk gün dozu ikiye bölerek daha sonra günde bir defa olmak üzere 2-3 gün boyunca devam edilir. Kesinlikle doz aşımı yapılmamalıdır, özellikle zayıf ve küçük cüsseli hayvanlarda doz ayarlaması dikkatli yapılmalıdır. GIDALARDA İLAÇ KALINTILARI HAKKINDA UYARILAR İlaç Kalıntı Arınma Süresi (i.k.a.s.) ; Tedavi süresince ve son ilaç uygulamasından sonra eti için yetiştirilen sığırlar 80 gün geçmeden kesime gönderilmemelidir. Tedavi süresince ve son ilaç uygulamasından sonra 2 gün (4 sağım) süreyle elde edilen süt tüketime sunulmamalıdır. Kullanmadan önce prospektüsü okuyunuz. Çocukların ulaşamayacağı yerde bulundurunuz.. Raf ömrü üretim tarihinden itibaren 2 yıldır. Oda sıcaklığında güneş ışığından korunarak saklanmalıdır. 20,50 ve 100 mLTik renksiz cam şişelerde ve karton kutu içerisinde satışa sunulmuştur. Veteriner hekim reçetesi ile eczane ve veteriner hekim muayenehanelerinde satılır. (VHR)
<urn:uuid:b9a8e517-e1bf-4c47-b3c2-830df2fd9ecb>
CC-MAIN-2021-49
https://etkinilac.com.tr/prospektus/etkigen.pdf
2021-12-09T02:24:36+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-49/subset=warc/part-00257-eb7089cf-762b-4a3e-8cab-20b677c0d246.c000.gz.parquet
313,167,995
2,947
tur_Latn
tur_Latn
0.999356
tur_Latn
0.999342
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 4121, 7464, 9199 ]
null
null
null
null
null
null
ile.) ``` Madde 3 – 4 – (İptal: Anayasa Mah. nin 13/4/1971 tarih ve 1970/63, K. 1971/38 sayılı kararı ile.) ``` Madde 5 – İş mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşme muteber sayılmaz. Madde 6 – (İptal: Anayasa Mah. nin 13/4/1971 tarih ve E. 1970/63, K. 1971/38 sayılı kararı ile) Madde 7 – İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlk oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veya vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas hakkında hüküm verilir. ————————— (1) Bu fıkranın belirlenen yerde bulunan "bir işveren temsilcisi ile bir işçi temsilcisinden" şeklindeki kısmı Anayasa Mah.nin 13/4/1971 tarih ve E. 1970/63, K.1971/38 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. İŞ MAHKEMELERİ KANUNU Kanun Numarası: 5521 Kabul Tarihi: 30/1/1950 Yayımlandığı R.Gazete: Tarih : 4/2/1950 Sayı : 7424 Yayımlandığı Düstur: Tertip : 3 Cilt : 31 Sayfa : 753 Madde 1 – İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur. Bu mahkemeler: A) (Mülga: 18/10/2012-6356/81 md.) B) İşçi Sigortaları Kurumu ile sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalara da bakarlar. İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerdeki bu davalara o yerde görevlendirilecek mahkeme tarafından, temsilci üyeler alınmaksızın, bu kanundaki esas ve usullere göre bakılır. Fiili ve hukuki imkansızlıklar dolayısiyle iş mahkemesinin toplu olarak görevini yapamadığı hallerde de yukarki fıkra hükmü uygulanır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/39 md.) Birden fazla iş mahkemesi bulunan yerlerde, sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan davaların görüleceği iş mahkemeleri, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Madde 2 – İş mahkemeleri bu iş için görevlendirilen yargıcın başkanlığında (....)(1) teşekkül eder. (İkinci fıkra iptal: Anayasa Mah. nin 14/5/1970 tarih ve E. 1967/40, K. 1970/26 sayılı kararı ile.) (3, 4 ve 5 inci fıkralar iptal: Anayasa Mah. nin 13/4/1971 tarih ve E. 1970/63, K. 1971/38 sayılı kararı İş Kanununun 79 uncu maddesinde yazılı uzlaşma teşebbüsünün yapılmamış olması davanın kabulüne ve görülmesine mani teşkil etmez. (Ek: 10/9/2014 – 6552/64 md.) 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunludur. Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz. (Ek: 10/9/2014 – 6552/64 md.) Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dâhi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür. Madde 8 – (Değişik: 2/3/2005-5308/1 md.) İş mahkemelerince verilen nihaî kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Şu kadar ki, para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararlar hariç, miktar veya değeri bin lirayı geçmeyen davalar hakkındaki nihaî kararlar kesindir. İstinaf yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür. Bölge adliye mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Kanun yoluna başvurulan kararlar, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtayca iki ay içinde karara bağlanır. Yargıtayın kararlarına karşı karar düzeltme yoluna başvurulamaz. Madde 9 – İş mahkemelerinin çalışma zamanları ihtiyaca göre haftanın münasip günleri ve iş bakımından günün münasip saatleri nazara alınarak Adalet Bakanlığınca tesbit olunur. Madde 10 – İş Kanununun uygulanması ile görevli olan idari merciler, kendilerine yapılan müracaatları 15 gün içinde idari yoldan neticelendiremedikleri ve iş mahkemelerinin görevi içinde gördükleri takdirde bu hususa dair olan evrak ve belgeleri yetkili iş mahkemesine tevdi ederler. Mahkeme, re'sen gün tayin ederek tarafları davet ve müracaat sahibinin davacı olduğunu tesbitten ve zabıtnameye imzasını aldıktan sonra bu kanundaki esas ve usullere göre davayı görerek kararını verir. İdari merciin bu yoldaki tevdii mahkemenin göreve mütaallik kararını takyit etmez. Madde 11 – (Birinci fıkra mülga: 21/11/1980-2345/3 md.) (Ek: 12/11/1980 – 2339/1 md.) Türkçe bilmeyen yabancı uyruklu kişilerin taraf oldukları iş davalarında mahkemece çağırılacak tercüman ve mütercim ücreti, mütekabiliyet şartı ile Devlet Hazinesinden karşılanır. 2245-2263 Madde 12 – 14 – (İptal: Anayasa Mah. nin 13/4/1971 tarih ve E. 1970/63, K. 1971/38 sayılı kararı ile.) Madde 15 – Bu Kanunda sarahat bulunmıyan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır. Madde 16 – İş kazalariyle meslek hastalıkları ve Analık Sigortaları hakkındaki 4772 sayılı kanunun 67 nci ve İhtiyarlık Sigortası hakkındaki 5417 sayılı kanunun 38 inci maddelerinin ikinci fıkraları hükümleri kaldırılmıştır. Geçici Madde 1- (Ek: 2/3/2005-5308/2 md.) Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında yapılan temyiz başvuruları, kesinleşinceye kadar Yargıtay tarafından sonuçlandırılır. Bu kararlar hakkında İş Mahkemeleri Kanununun bu Kanunla yapılan değişiklikten önceki temyize ilişkin hükümleri uygulanır. Geçici Madde 2- (Ek: 2/7/2012-6352/40 md.) Bölge adliye mahkemelerinin, 5235 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, Yargıtayın bozma kararlarına karşı verilen direnme kararının temyizi halinde dava dosyası, önce kararı veren daireye gönderilir. Direnme kararları daireler tarafından öncelikle incelenir. Kararı veren daire, direnmeyi yerinde görürse kararı düzeltir; yerinde görmezse talebi on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna iletir. Madde 17 – Bu Kanun yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girer. Madde 18 – Bu Kanunu Adalet ve Çalışma Bakanları yürütür. 2246-2318 5521 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN İPTAL EDİLEN HÜKÜMLERİN YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE ––––––––––––––––– (1) Bu Kanunun yürürlük tarihi 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun Geçici 1'inci maddesiyle "1 Haziran 2005" şeklinde değiştirilmiştir.
<urn:uuid:bd930712-43b4-44ee-9ea0-4a082990b0ee>
CC-MAIN-2021-31
https://ankarahedefosgb.com.tr/Mevzuatlar/%C4%B0%C5%9E%20MAHKEMELER%C4%B0%20KANUNU.pdf
2021-07-28T01:09:31+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-31/subset=warc/part-00278-a23f1677-939c-4b0d-b187-713170151123.c000.gz.parquet
118,675,321
2,433
tur_Latn
tur_Latn
0.996859
tur_Latn
0.999473
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2530, 5676, 7304, 7630 ]
null
null
null
null
null
null
OKUL YÖNETİCİLERİNİN TEKNOLOJİK LİDERLİK DAVRANIŞLARI Dr. Gökhan Cantürk Karatay Anadolu Lisesi, Kepez/Antalya email@example.com Yrd. Doç. Dr. Türkan Aksu Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü firstname.lastname@example.org Özet Bu araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışlarını belirlemektir. Çalışmada nitel ve nicel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Çalışmanın nitel kısmına Antalya ilindeki üç merkez ilçeden beş genel ve dört meslek lisesinde görev yapan on sekiz okul müdürü ve müdür yardımcısı katılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın deseni olgu bilim çalışmasıdır. Araştırmanın nicel yaklaşımın kullanıldığı bölümünün evrenini, 2015-2016 Eğitim Öğretim yılında Antalya İli Merkez İlçelerindeki kamu ortaöğretim kurumlarında görev yapan okul yöneticileri ile bu okulların öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda, teknolojiyi etkin kullanarak örnek olan kişi yaklaşımı yöneticiler tarafından en çok dile getirilen görüş olmuştur. Öğretmenlere ve öğrencilere teknolojiye erişim imkanı sağlaması okul yöneticilerinin ifade ettikleri bir başka konu olmuştur. Okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışlarına ilişkin cinsiyet, okul türü, çalışma süresi ve öğrenim süresi değişkenlerine göre yönetici görüşleri vizyoner liderlik, sistematik iyileştirme, mesleki uygulamada mükemmellik, dijital vatandaşlık ve dijital çağ öğrenme kültürü boyutlarında anlamlı farklılık göstermemektedir. Anahtar Sözcükler: Okul yöneticileri, teknolojik liderlik, nitel araştırma, nicel araştırma. 21
<urn:uuid:805659fc-f211-4f75-a662-8cb7dd7f81cf>
CC-MAIN-2017-51
http://www.jret.org/FileUpload/ks281142/File/03a.gokhan_canturk.pdf
2017-12-15T06:32:16Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2017-51/segments/1512948567042.50/warc/CC-MAIN-20171215060102-20171215080102-00505.warc.gz
400,540,068
422
tur_Latn
tur_Latn
0.999699
tur_Latn
0.999699
[ "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 1641 ]
null
null
null
null
null
null
“Kerimcan’ın Yolu” adlarını taşıyan altı bölümden meydana gelmektedir. Türk edebiyatında daha önce yazılan alışılmış tarihi romanlardan çok farklı bir anlayışla kaleme alınan *Devlet Ana*’da, daha ziyade Osmanlı Türkleri’nin devlet anlayışı ile Anadolu topraklarındaki hakimiyetleri konu edilmektedir. Yazının, Söğüt ve çevresinde Osmanlı Beyliği’nin kuruluş yılları, Konya’da Selçukluların çözülüşleriyle Bizans sınırlarında kaynasmaları, savascı dervişler, keşişler, Saint Jean şövalyelerinden Notus Gladyüs, Selçuklu beyleri, bazı Moğol eskiyaları, Orhan Gazi ile evlendikten sonra Nilüfer Hatun adını alan Tekfur krizi Lotüs, Şeyh Edebâli ve ahî teskilati ile devrin mutasavvif sairi Yûnus Emre gibi, çeşitli olaylar sembolize eden bellî başlı kahramanlar çevresinde gelişitilen hikâyede, Osmanlı’nın devlet kurmayla ve yönetmeye olan tabii yeteneği ile İslamiyet’ten gelen adalet ve mülkiyet anlayışına büyük ölçüde yer verdiği görülmektedir. Kemal Tahir’in bu romanda ortaya koymak istediği esas düşüncesi ise Osmanlı Devleti’nin, Batı dünyasında Ortaçağ’da sosyal ve iktisadi alanda görülen feudalizmden çok farklı bir gelişme gösterdiği şeklindeki görüşlerinin ifadesi olarak özetebilir. Yazının burada, Osmanlı toplum yapısında feodalitenin olmayışı, dolayısıyla Batı dünyasında gördüğü tarzda bir sosyal sınıf anlayışının da bulunmadığı ve Doğu toplumlardırı ferdiyetçilik anlayışının gelişmediği şeklindeki tezle ortaya çıkışı lehte ve aleyhde çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Bazı yazarlara göre Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan çok, Cumhuriyet’ten sonraki yıllarda Türkiye’nin içine düştüğü çıkmazdan kurtuluşu için çeşitli yollar teklif eden *Devlet Ana*, aynı zamanda yazarının da ifadesiyle “XX. yüzyılda yaşayan Türk insanına bir şeyler anlatmak için” yazılmıştır. Eserin Dede Korkut, Evliya Çelebi ve Nâimâ gibi klasik yazarları bazı mili destanlar, evliya menkâberleri ve efsanelerden gelen ifade ve anlatım tarzı da üzerinde ayrıca durulan yanlanlarından birini teşkil etmiştir. 1968 Türk Dil Kurumu roman ödülünü kazanan eser, edebiyat dünyasında çeşitli tartışmalara yol açmasıyla da ayrıca şöhret bulmuştur. İlk baskı 1967 yılında yapılan *Devlet Ana*’nın 1993’te 10. baskı yapılmıştır. **BİBLİYOGRAFYA:** - Kemal Tahir, *Devlet Ana*, Ankara 1967, I-II; - Mehmet Seyda, *Türk Romanı (Devlet Ana Üzerine Açık Oturum)*, İstanbul 1969; Hülsâ Dosdoğru, *Batı Aldatmacılığı ve Putlara Karşı Kemal Tahir*, İstanbul 1974, s. 385-410; Behçet Necatioglu, *Edebiyatımızda Eserler Sözluğu*, İstanbul 1979, s. 143-144; İsmet Bozdag, *Kemal Tahir’in Sohbetleri*, Ankara 1980, s. 99-104; - *Türkiye Defteri* (Kemal Tahir özel sayısı), sy. 6, İstanbul 1974; Berna Moran, “Devlet Ana”, *Veni Daşún*, sy. 62, İstanbul 1990, s. 10-23; “Devlet Ana”, *TDEA*, II, 277-278. **Abdullah Uçman** --- **DEVLET GIRAY** (ö. 985/1577) *Kırım hanı* *(1551-1577)* Mübârek Giray’ın oğlu olup 918’de (1512) doğdu. Kırım Hanı Saâdet Giray tarafından taht vârisi olarak seçildi ve *kalgay*’ oldu. Sâhib Giray’ın hanlığı sırasında eski hanı Saâdet Giray ile İstanbul’a gitti; uzun süre orada kalarak Osmanlı merkezi idaresini yakından tanıdı. Sâhib Giray, 1549’da Safâ Giray’ın ölümüyle boşalan Kazan Hanlığı’na onun getirilmesini istedi. Sâhib Giray’ı gözden çıkarılan Osmanlılar ise Devlet Giray’ı görünüşte Kazan hanı sıfatıyla Kırım’a han olarak gönderdiler. 2 Ekim 1551’de Bahçesaray’da hanlığını resmen ilân eden Devlet Giray, o sırada seferden dönemekte olan Sâhib Giray’ı öldürüterek durumunu sağlamlaştırdı. Böylece Kırım’da Osmanlı tesis ve nüfuzunun oldukça arttığı bir dönem başlamış oldu. Devlet Giray atalan gibi Rus düşmanlığına dayanan siyasetini büyük bir gayrette sürdürdü. Ancak Ruslar önce Kazan’ı (1552), ardından da Astarhan’ı (1556) alarak ilerisi için çok önemli sonuçlar doğuracak bir hamle yaptılar. Devlet Giray bu işgalleri önlemek istediyse de başarılı olamadı. Moskova üzerine yaptığı seferler neticesiz kaldı. Öte yandan Osmanlılar’ın 1569’da Astarhan seferine, Astarhan ve Kazan’ın doğrudan doğruya Osmanlı idaresi altına gireceği endişesiyle gizlice muhalefet etti. İsteksiz olarak katıldığı seferde Osmanlı kuvvetlerine gerekli yardımcı bulunmamı; seferin başarısızlıkla sonuçlanmasının kendi durumunu kuvvetlendireceğine, Astarhan ve Kazan’ı bizzat kendi idaresindeki kuvvetlerle geri alabileceği inanıyordu. Aşağı Volga bölgesinin kontrolünde başarılı olamayan Osmanlılar Moskova Carlığı ile olan mücadeleyi ona bıraktılar. Devlet Giray 1571’de Oka suyunda Rus müdahale hattını yarip Moskova önlerine geldi ve burayı ateşe verdikten sonra geri döndü. Bu başarı dolayısıyla kendisine “Taht-algan” unvanı verildi. İstanbul’da da büyük bir sevince yol açan bu seferin ardından Devlet Giray cardan Kazan ve Astarhan’ın iadesini istediyse de teklifi kabul edilmemi. Bunun üzerine 1572’de yeniden Moskova seferine çıktı, fakat Moskova yakınındırda Molodi’de yenilgiye uğradı. Bu arada Osmanlılar’ın dikkatlerini Lehistan’a çevirip krallık seçimlerine karışmaları, Devlet Giray’ı yeniden faal bir siyasi çekişmenin içine itti. Krallık seçimlerinde Osmanlılar’la yaptığı iş birliği başarıyla sonuçlandı. Az sonra da 985 Saferinde (Mayıs 1577) vefat etti. Devlet Giray’ın hanlık dönemi, Volga bölgesinde, Altın Orda’nın mirası üzerinde Ruslar’la hayati mücadelelerin verildiği ve Osmanlılar’la bütünleşme sürecinin kuvvetle hissedildiği oldukça önemli bir devreyi teşkil eder. 1571’de Gözleve’de bir cami inşa ettirmiş olduğu bilinmektedir. Sekiz oğlundan altısı Kırım hanı olmuştur. *Devlet Giray’ı Kanûnî Sultan Süleyman’ın huzurunda gösteren bir minyatür (Süleymanname, TSMK, Hazine, nr. 1517, vr. 519)* DEVLET GİRAY BİBLİYOGRAFYA: Remmâl Hoca, Târîh-i Sâhib Giray Hân (nsr. Özalp Gökbilgin), Ankara 1973, s. 120, 134-136, 142-143, 145-146; Feridun Bey, Mûrşeât, İstanbul 1265, II, 541, 558-559; Abdülgaffar Kirimî, Ümûdât-ı tevârîth (TTEM ilâvesi), İstanbul 1343, II, 110-111; Mehmed Rızâ, es-Seb’ü’seyyâr fî ahbârl’l-mulûkî’t-Târîh (nsr. Kâzım Bîk), Kazan 1248, s. 93-101; V. Zernov – Molla Hüseyin Feyzihanoğlu, Kurum Yurtuna ve ol Ta-raflarâda Dâir Bolgan Yurtulkar ve Hatlar, St. Petersburg 1281/1864, s. 558 vd.; Halim Gîray, Gülbûn-i Hânân, İstanbul 1287, s. 18-21; Ahmed Refîk, “Bah-r-i Hazâr – Karadeniz Kanâli ve Ejerdan Seferi”, TOEM, VIII/43 (1333), s. 1-14; Halil İnalçık, “Osmanlı-Rus Rekabetinin Mensesi ve Don-Volga Kanalı Teşebbüsü (1569)”, TTK Belleten, XII/46 (1948), s. 361-368, 376-391; a.mf., “Dawlat Giray”, EI² (lng.), II, 178-179. Halil İnalçık DEVLETÂBÂD ( دولت آباد ) Hindistan’ın Maharashtra eyaletinde kaya üzerine inşa edilmiş kaleyle meşhur tarihi bir şehir. Bugün Evrengâbâd’a bağlı bir köy olan Devletâbâd’ın asıl adı Devgâri (Tanrı dağı) olup daha sonra Deogiri diye sõhet bulmuş ve Yadava hânedanının başşehri olmuştur. Delhi Sultanı Celâleddin Fîrûz Şah Halâcî’nin yeğeni veliaht Alâeddin Halâcî, Deogiri Kale’sini bir süre kusattıktan sonra ele geçirdi (695/1296). Raca Ramçandra ona büyük bir servet vermek ve Delhi Sultanlığı’nın hakkımıyetini tanımak zorunda kaldı. Ramçandra’nın Elçipûr gelirlerini düzenli bir şekilde göndermemesi üzerine Melik Nâib ona karşı bir sefer düzenledi ve Ramçandra teslim alınarak Delhi’ye gönderildi (706/1307). Alâeddin Halâcî alîcenaplık gösterip Rây-i Râyân unvanıyla onu Deogiri valisi tayin etti. Ancak oğlu Şankara sultana karşı gelince Melik Kâfür 713’te (1313) onun üzerine yürüdü ve Şankara öldürüldü. Damadı bağımsızlığını ilân edince Kutbuddin Mübarek Şah Halâcî ayaklanmayı bastırmak için harekete geçti ve Deogiri Delhi Sultanlığı’na bağlanarak Kutbâbâd adını aldı. Şubbû’l-ā’sâ müellifine göre Tuğluklu Hükümdarı Muhammed b. Tuğluk şehri meslek erbabı, askerler, devlet ricali, kadılar, din adamları vb. için çeşitli semtlerde böldü. Her semtin camileri, pazaları, hamamları, deşirmenleri bulunmaktaydı. Ibn Battûta özellikle Devletâbâd’ın “tarab-âbâd”-larına (eşlençe merkezleri) işaret etmektedir. Kale Behmeniler tarafından tâdil edildi. Bugün sarayların hepsi harabe halindedir. Şâh Cihan da 1636’da burada bir sayfiye ișna etmiştir. IX. (XV.) yüzünün meşhur bilginlerinden Şehâbeddin Ahmed ed-Devletâbâdî burada doğmuştur. Devletâbâd’ın nûfusu 1901 yılında 1357 civarında iken 1951’de 827’ye düşmüşt, 1961 yılında ise 1406 olduğu tesbit edilmiştir. 1981 yılında nûfusu 2697 olan Devletâbâd. Huldâbâd yolunun 15. kilometresinde bulunur. Devletâbâd kâğıt endüstrisi ve tekstil ürünleriley meşhurdur. Şehrîde imal edilen kâğıda âbâdî adı verilir; burada dokunan kaliteli bir kumaş çeşidi ise deogiri adıyla bilinir. Devletâbâd, Ellora mağaralarını gezmeye giden turistlerin yol üzerinde ziyaret ettikleri ilgi çekici bir yerdir. BİBLİYOGRAFYA: Bereni, Târîh-i Fîrûzshâhî, Bibliotheca Indica, nr. 1860, s. 474 vd.; Emîr Hüseyev, Mesnevi’yi Sahifetü’l-evsâf (Divânû Nihâyetü’l-kemâl içinde), Delhi 1332, s. 50-54; İslami, Fütûhatü’s-selatin (nsr. A. S. Usha), Madras 1948; Ibn Battûta, er-Rihle, Kahire 1928, II, 105-106; Abdülhamid Lâhûrî, Bâdsâhâname, Bibliotheca Indica, s. 496-536; S. Piggot, Some Ancient Cities of India, Bombay 1945, s. 78 vd.; Sidney Toy, The Strongholds of India, London 1957, s. 37 vd.; el-Kâmûsü’l-Islâmî, II, 410; Virginia Fass, The Forts of India, London 1986, s. 189-193; T. W. Haig, “Devletâbâd”, IA, III, 559; H. K. Sherwani – J. Burton-Page, “Dawlatâbâd”, EI² (lng.), II, 179-180. K. A. Nîzâmi DEVLETÂBÂDÎ ( دولت آبادی ) Şihâbûddîn Ahmed b. Şemsiddîn b. Ömer ez-Zâvili ed-Devletâbâdî (ö. 849 / 1445) Hindistan’daki yetişen tefsir, fıkıh ve nahiyy alimi. Dekken’in Devletâbâd şehrinde doğdu. Tahsilini Delhi’de Şeyh Nasîrûddîn Cerâg ed-Dîlevî’nin önünde gelen talebelerinden Kadi Abdülmuktedir ve Mevlâna Hâceğî’nin yanında tamamladı. Timur’un Hindistan’ı işgalı sırasında Delhi’yi terkederek Câvpûr’a yerleşti. Bu bölgenin hükümdarı olan Sultan İbrâhim Şarkî onu büyük bir memnuniyete ülkesine kabul etti ve kâdîkudât olarak görevlendirdi. Bundan sonra kendisine “melikü’l-ulemâ” unvanı verilen Devletâbâdî’nin hükümdar nezdindeki itibari daha da art-
f4ff6be9-40fb-478b-a609-10b9d51b54b8
CC-MAIN-2021-49
https://cdn2.islamansiklopedisi.org.tr/dosya/9/C09003435.pdf
2021-12-09T12:31:30+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-49/subset=warc/part-00056-eb7089cf-762b-4a3e-8cab-20b677c0d246.c000.gz.parquet
230,966,189
3,374
tur_Latn
tur_Latn
0.987209
tur_Latn
0.995444
[ "tur_Latn", "tur_Latn" ]
true
docling
[ 5637, 10017 ]
null
null
null
null
null
null
lerin birer el kitabı haline gelmesine ve çok geniş bir coğrafyada uzun süre kullanılmasına sebep olmuştur. Eserleri. Hemen hepsi astronomiyle ilgili olan üçü Arapça, diğerleri Türkçe yirmi dört eseri bilinmektedir. Osmanlı astronomi tarihi açısından önemlileri şunlardır: 1. Ferah Fezâ (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 2282/3). Kendi icadı olan rub-i afkâf adlı bir astronomi aletinin yapım ve kullanımı hakkındadır. Bir mukaddime ile yirmi babadan oluşan kitap Sadrazam Makbul İbrahim Paşa'ya ithaf edilmiştir. 2. Kîfâyetü'l-vakî' bi-ma'rife-i'd-dâir ve fâzîli' ve s'semt (Viyana Kraliyet Ktp., nr. 1430/1, müellif nûşası). 935'te (1529) yazılan eser Risâle-i Mukantarât ve Risâle ii'l-mukantarât adlarıyla da bilinir. Rub-i mukantarât adlı astronomi aletinin özellikleriley nasıl kullanılagından bahseden risâlenin zamanımıza 120'ye yakın nûşası gelmiştir. 3. Risâle-i Usturlab-i Selimi (Süleymaniye Ktp., Serez, nr. 1923). 951 (1544) yılında kaleme alınan kitap kendi geliştirdiği bir usturlap türünün kullanımsıyla ilgilidir. Bir mukaddime ile kirb bes bab halinde düzenlenen eser, klassik astronominin en önemli aletlerinden olan usturlabın tarihi açısından büyük önem taşımaktadır. 4. Teshîl-i'mikât (Kandilli Rasathanesi Ktp., nr. 44). 935'te (1529) rub tahtasının (rub-i muceyyeb) yapımı, özellikleri ve kullanımı üzerine bir mukaddime ile yirmi beş bab olarak telif edilen eserin kütüphanelere de beş ayrı içerdiği 100'e yakın nûşası vardır. Bu durum, müellifin zaman içerisinde çalışmasını tekrar ele alıp yeni tecrübelerini eklediğini göstermektedir. 5. l'I'lâmü'l-ibâd fi a'lâmü'l-bilâd (Süleymaniye Ktp., Haci Mahmud Efendi, nr. 5633, müellif nûşası). Faş'tan Çin'e kadar 100 büyük şehrin İstanbul'a kuş uygumu uzaklığı, enlem ve boylamını, kibleisinin sapma açısı, ayrıca en uzun ve en kısa günler gibi çeşitli astronomi ve coğrafya bilgilerini içerir. 931 (1525) yılında kaleme alınmış olup Kanûni Sultan Süleyman'a ithaf edilmiştir. Müellif mukaddime İstanbul'u dünyanın merkezi olduğunu belirtmekte ve seçtiği şehirlerle bir aralarda Osmanlı hilâret urfûnun sınırlarını çizmektedir. Eserin otuzdan fazlası İstanbul kütüphanelerinde rinde olmak üzere pek çok nûşası bulunmaktadır. 6. Tuhfetü'z-zamân ve hari'detü'l-evân (İstanbul Arkeoloji Müzeleri Ktp., nr. 1087). Müellifin en önemli ve hâcmî çalışmalarından biri olan eserde astronomi, coğrafya ve kozmografi ile ilgili konular ayrıntılı biçimde incelenenin yedi iklim, dağlar, denizler, nehirlere ve önemli şehirlerden de bahsedilir. Mustafa b. Ali 932'de (1526) yazdığı bu kitabında Çağmının el-Mülahâsâ i'l-hey'e'si, Kadri'zâde Rûmî'nin bu esere serhi, Demîrî'nin Hayâtü'l-hayevânı ve Zekerîyâ'el-Kazvî'nin 'Acâ'ibü'l-mahlülâk'ından geniş ölçüde faydalannmıştır (diğer çalışmaları ile ona ait olduğu düşünülen altı Türkçe eser için bk. Ihsanoğlu v.dgr., I, 177-179). BİBLİYOGRAFYA: Atât, Zeyl-i Şekâk, s. 286; Kesfü'z-zunûn, I, 118, 366, 407, 519; II, 1501; Sicill-i Osmani, IV, 376-377; Osmanî Müellifleri, III, 300-301; Brockelmann, GAL, II, 168; Suppl., II, 216; İbrahîm Hakki Akyol, "Tanzimat Devrinde Bizde Coğrafya ve Jeoloji", Tanzimat I, İstanbul 1940, s. 518; İshâhu'l-meknûn, I, 203; Hediyyetü'l-ârifin, II, 435; Abdülhak Adnan Adıvar, Osmanlı Türklerinde İlim, İstanbul 1970, s. 83, 92-93; Sâlim Aydüz, Osmanlı Devleti'nde Münecibbaşılık ve Münecibbaşilar (yüksek lisans tezi, 1993), İd. Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 152-153; a.mif., "Mustafa b. Ali Muvakkîti", Yaşamlar ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, İstanbul 1999, II, 289-290; Ekmeleddin İhsanoğlu v.dgr., Osmanlı Astronomi Literatürü, Tarihî, İstanbul 1997, I, 161-179; Cevat İzgi, Osmanlı Medreselerinde İlim, İstanbul 1997, I, 433, 440, 441, 446, 450; II, 254-255; F. Taeschner, "Osmanlılarda Coğrafya" (trc. Hamid Sadi), TM, II (1928), s. 285. İhsan Fazlıoğlu MUSTAFA ANBER AĞA (ö. 1095/1684) Hattat ve bestekâr. İstanbul'da doğdu ve burada yaşadı. Babasının adı Mehmed'dir. Küçük yaşta saraya alınarak Enderun'da özellikle hat ve müsikide kendini yetiştirdi. Hattaki hocası Belgradî Mehmed Efendi'den nesih ve süsüsten öğrenerek içazet aldı. Neshinin süsüsten daha ileri olduğu söylenir. Sarayda meşk hocalığı yaptı, rikabdâr-i şehriyârlar arasına girdi. Köprülu Mehmed Paşa'ya karşı aldığı tavır sebebiyle 1067 Cemâziyelahirinde (Mart 1657) kapıcısılıkla çerağ edildi. Devhatü'l-küttâb'da hayatının son dönemlerinde yeniden saraya alınıp kâtip ve muallimlik görevlerine bulunduğu kaydedilmektedir. 1095'te (1684) vefatı üzerine Himmetzâde Abdi Efendi şu tarihi misrağını kaleme almıştır: "Bu dükkan içinde kalmadı nişânı Anber'in". Sicill-i Osmâni'de yer alan, 1067 (1657) yılını takip eden seneler içinde öldüğünü dair ifade doğru değildir. Mustafa Anber Ağa, hattatlığının yanı sıra bestekârlığı ile de dönemin müsikisinasıları arasına girmiştir. Bazı el yazması güfte mecmualarında bestelerine rastlanmaktadır ya da notası günümüze ulaşan eseri bulunmamaktadır. Sadettin Nüzhet Ergun sözleri Niyâzî-i Misri'ye ait, "Bir kimse aceb yok mu ki bu sînemi yaram" misrayla başlayan evic, "Ey bûlbûl-i seydâ yine efgâna mı geldin" misrayla başlayan usşak makamındaki iki ilâhisinin güftesiini kaydetmiştir. BİBLİYOGRAFYA: Suyolcuzade, Devhatü'l-küttâb, s. 83-84; Müstakimzade, Tuhefe, s. 538; Sicill-i Osmâni, IV, 395; Sadettin Nüzhet Ergun, Türk Musikisi Antolojisi, İstanbul 1942, I, 41, 77-78. Nuri ÖZCAN MUSTAFA ASIM EFENDİ (bk. ASİM EFENDİ, Mekkizâde). MUSTAFA AŞİR EFENDİ (bk. AŞİR EFENDİ). MUSTAFA BEHCET EFENDİ (bk. BEHCET MUSTAFA EFENDİ).
<urn:uuid:4b46d123-b1cd-4fde-a627-3ae019035f69>
CC-MAIN-2021-39
https://cdn2.islamansiklopedisi.org.tr/dosya/31/C31010157.pdf
2021-09-27T22:55:52+00:00
s3://commoncrawl/cc-index/table/cc-main/warc/crawl=CC-MAIN-2021-39/subset=warc/part-00021-f465d820-0362-4c4c-a396-c69f5fd24cc4.c000.gz.parquet
218,447,096
1,980
tur_Latn
tur_Latn
0.996673
tur_Latn
0.996673
[ "tur_Latn" ]
false
docling
[ 5523 ]
null
null
null
null
null
null
Borsa İstanbul, küresel hisse rallisine eşlik ederek bankacılık hisselerinin önderliğinde haftanın son işlem gününü %1,77 puan artış ile tarihi zirve seviyesini ifade eden 120.701 puanda kapattı. Cuma günü bankacılık endeksi %4,13 değer kazanırken, sanayi endeksi %0,70 değer kazandı. Yükselişte küresel faktörlerle birlikte 4. çeyrek bilançolarına dair olumlu beklentilerin de rol oynadığı söylenebilir. Zeytindalı Operasyonu'nun olumlu şekilde seyretmeye devam etmesi risk iştahının korunmasını sağlarken, güçlenme çabasındaki dolar gelişmekte olan ülke paraları karşısında bir miktar değer kazanıyor. Geçtiğimiz hafta içerisinde 3,7160'lara kadar inmiş olan dolar/TL paritesi bu sabah itibariyle 3,76 dolayında işlem görüyor. Suriye'deki operasyon ve Soçi görüşmeleri bugün gündemi oluşturacak. Rusya, Türkiye ve İran'ın liderliğinde Rusya'nın Soçi şehrinde gerçekleştirilecek 'Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nde Suriye'de süren iç savaşa siyasi çözüm yolu aranacak. Kongreye çeşitli ülkelerden 1600 delege katılacak. Zeytin Dalı Harekatı'nda Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu Afrin'in kuzeydoğusunda stratejik önemdeki Burseya Dağı'nı ele geçirdi. Askeri yetkililer, Burseya Dağı'ndan sonraki hedefin, Türkiye'ye yönelik roket ve havan saldırılarının yapıldığı Bafelyun Tepesi olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İngiltere Başbakanı Theresa May ile telefon görüşmesi yaptı. Erdoğan görüşmede Zeytin Dalı Harekatı'nda sivil halkın zarar görmemesi için azami özen gösterildiğine değindi. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, 15 milyon dolar üzerinde döviz borcu bulunan 2 bin 118 büyük ölçekli şirket için veri tabanı ve düzenleme çalışmalarının bu yılın ilk yarısında tamamlanacağını belirtti. Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Mersin ilini kuzeye bağlayan bir demiryolu hattının yatırım programına dahil edildiğini açıkladı. Fitch, Fransa'nın uzun dönem yabancı para cinsinden kredi notunun "AA" seviyesinde onaylarken, not görünümünü "durağan" olarak açıkladı. ABD Ticaret Bakanlığı verilerine göre 3. çeyrekte %3,2 büyüyen ABD ekonomisi 2017'nin son çeyreğinde %2,6 büyüdü. Ekonominin en büyük kısmını oluşturan kişisel tüketim 4. çeyrekte %3,8 arttı. ABD'de dayanıklı mal siparişleri, Aralık ayında %2,6 artışla %0,8 olan beklentinin oldukça üzerinde gerçekleşti. 29-Oca ABD, kişisel gelir&harcama, Ara Suriye Ulusal Diyalog Kongresi, Soçi (2 gün sürecek) TCMB, konut fiyatları, Kas 30-Oca Euro B., büyüme, 4Ç, ilk veri ABD, Başkanın yıllık konuşması TCMB, Enflasyon Raporu - I 31-Oca Fed toplantısı İtfa: 570mn TL (465mn TL piyasaya) TÜİK, dış ticaret, Ara Euro B., enflasyon, Oca Euro B., işsizlik, Ara ABD, ADP, istihdam raporu, Oca BIST-100 ve İşlem Hacmi 2 Otomotiv ve demir-çelik sektörü - Metal sektöründe yer alan üç sendika; Türk Metal Sendikası, Birleşik Metal İşçileri Sendikası ve Çelik-İş Sendikası'nın grev kararı ile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası'nın buna karşı aldığı lokavt kararı, Bakanlar Kurulu kararı ile 60 gün süreyle ertelendi. *Yılbaşından Beri Kaynak : Matriks 3 TSKB Ekonomik Araştırmalar Müdürlüğü firstname.lastname@example.org MECLİSİ MEBUSAN CAD. NO 81 FINDIKLI İSTANBUL 34427, TÜRKİYE tel: (90) 212 334 50 50 faks: (90) 212 334 52 34 2018 Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. her hakkı mahfuzdur. Bu doküman Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş.'nin yatırım bankacılığı faaliyetleri kapsamında, kişisel kullanıma yönelik olarak ve bilgi için hazırlanmıştır. Bu dokümana dayalı herhangi bir işlem yapılması tarafımızdan öngörülen bir husus değildir. Belirtilen görüşler sadece bizim güncel görüşlerimizdir. Bu raporda yer alan bilgileri makul bir esasa dayalı olarak güncelleştirirken, bu konuda mevzuat, uygunluk veya diğer başka nedenlerle amaca uygunluk tam olarak sağlanamamış olabilir. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. ve/veya bağlı kuruluşları veya çalışanları, burada belirtilen senetleri ihraç edenlere ait menkul kıymetlerle ilgili olarak bir pozisyon almış olabilir veya alabilir; menkul kıymetler üzerinde opsiyonları olabilir veya ilgili diğer bir yatırıma girebilir; bu menkul kıymetleri ihraç eden firmalara danışmanlık yapmış, hisselerinin halka arzına aracılık veya yüklenim taahhüdünde bulunmuş olabilir. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. ve/veya bağlı kuruluşları bu raporda belirtilen herhangi bir şirket için yatırım bankacılığı da dahil olmak üzere önemli tavsiyeler veya yatırım hizmetleri sağlıyor veya sağlamış olabilir. Bu raporun ilgili olduğu yatırım fiyatı veya değeri, direkt veya indirekt olarak, yatırımcıların menfaatlerine ters düşebilir. Döviz kurlarındaki herhangi bir değişmenin yatırımın değeri veya fiyatı veya bu yatırımdan sağlanan gelir üzerinde olumsuz bir etkisi olabilir. Geçmişteki performans her zaman gelecekteki performansın kılavuzu olacak demek değildir. Yatırım geliri dalgalanma gösterebilir. Bu rapor kamuya açık bilgilere dayalıdır. Doğru veya tamam olmayan hiçbir beyan yapılmamıştır. Bu rapor söz konusu menkul kıymetlerin alınması veya satılması için bir teklif, yorum ya da yatırım tavsiyesi değildir veya bu menkul kıymetlerin alınıp satılmasına yönelik bir teklif için de bir istek veya zorlama değildir. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. ve kendisiyle bağlantılı olan diğerleri bahsedilen şirketlerin menkul kıymetleriyle ilgili pozisyon alabilirler veya bu menkul kıymetlerle ilgili işlem yapabilirler, ayrıca bu şirketler için yatırım bankacılığı hizmetleri de verebilirler. Herhangi bir yatırım kararı yatırımcının tamamıyla kendi kişisel seçimine dayanmalıdır. Bu rapordaki bilgiler herhangi bir yatırım tavsiyesi olmayıp, raporda yer alan firmalara yatırım yapılmasından ötürü Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. hiç bir sorumluluk kabul etmez.
<urn:uuid:413d2747-315f-4996-b5a2-7ad22b665aaf>
CC-MAIN-2019-26
http://www.tskb.com.tr/i/assets/document/pdf/tskb-ekonomi-ve-piyasalar-gunluk-bulten-GN290118.pdf
2019-06-17T11:12:48Z
s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2019-26/segments/1560627998473.44/warc/CC-MAIN-20190617103006-20190617125006-00502.warc.gz
304,811,588
1,599
tur_Latn
tur_Latn
0.999652
tur_Latn
0.999842
[ "tur_Latn", "tur_Latn", "unknown", "tur_Latn" ]
false
rolmOCR
[ 2706, 3007, 3047, 5706 ]
null
null
null
null
null
null