diff --git "a/merged_qa_dataset_sorted.json" "b/merged_qa_dataset_sorted.json" new file mode 100644--- /dev/null +++ "b/merged_qa_dataset_sorted.json" @@ -0,0 +1,33880 @@ +[ + { + "id": "1", + "context": "Sosyoloji veya toplum bilimi, toplum ve insanın etkileşimi üzerinde çalışan bir bilim dalıdır. Toplumsal (sosyolojik) araştırmalar sokakta karşılaşan farklı bireyler arasındaki ilişkilerden küresel sosyal işleyişlere kadar geniş bir alana yayılmıştır. Bu disiplin insanların neden ve nasıl bir toplum içinde düzenli yaşadıkları kadar bireylerin veya birlik, grup ya da kurum üyelerinin nasıl yaşadığına da odaklanmıştır.\nToplum bilimi alanında çalışan bir kişiye de sosyolog denir. Bir akademik disiplin olarak toplum bilimi bir sosyal bilim olarak kabul edilmektedir ve 19. yüzyılın ilk çeyreğinde gelişmiş diğer bilim dalları ile karşılaştırıldığında göreceli olarak gençtir. Birçok sosyolog bir veya daha fazla uzmanlık alanında veya alt dallarında çalışmaktadır.\nSociology kelimesi, Yunanca “bilim” anlamına gelen “logy” eki ve Latince'de, genel anlamda insanı işaret eden, üye, arkadaş veya dost anlamındaki, “socius” kelimesinden gelen “socio-” kökünden oluşur.\nToplum bilimi geniş çerçeveli bir disiplin olduğu için profesyonel toplum bilimcilerin bile tanımını yapması güçtür. Bu disiplini tanımlamak için işe yarayan yollardan biri bu disiplini toplumun farklı boyutlarını inceleyen alt dalların oluşturduğu bir küme olarak tanımlamaktır. Örneğin toplumsal sınıflaşma; eşitsizliği ve sınıfsal yapıları, demografi; nüfusun miktar ve türündeki değişimleri, suç bilimi; suç davranışı ve çarpıklıkları, politik toplum bilimi; hükûmet ve yasaları, ırk toplum bilimi ve cinsiyet toplum bilimi; ırk ve cinslerin eşitsizliği kadar ırk ve cinsiyetlerin toplumsal yapılarını inceler. Doğadaki birçok çapraz disiplini içerecek şekilde, ağ çözümlemesi gibi yeni toplumsal alt bilim dalları ortaya çıkmaya devam etmektedir.\nBirçok toplum bilimci, akademi dışında yararlı araştırmalar yapmaktadır. Bulguları eğitimcilere, yasa yapıcılara, yöneticilere, yenilik yapmak isteyenlere, iş dünyasının liderlerine ve toplumsal sorunları çözme ve sosyal politikalar oluşturma konusuyla ilgilenenlere yardımcı olmaktadır.", + "question": "Sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyoloji veya toplum bilimi, toplum ve insanın etkileşimi üzerinde çalışan bir bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2", + "context": "Ahlak sosyolojisi, toplumlardaki sosyal gruplardaki ahlâkî ölçü ve kaidelerinin, bilhassa toplum bütünü içindeki yeri ile oluşum, işleyiş ve değişimini, düzenlilikleri içinde inceleyip açıklamayı hedefleyen genel toplumbilim dalının bir alt disiplinidir.", + "question": "Ahlak sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ahlak sosyolojisi, toplumlardaki sosyal gruplardaki ahlâkî ölçü ve kaidelerinin, bilhassa toplum bütünü içindeki yeri ile oluşum, işleyiş ve değişimini, düzenlilikleri içinde inceleyip açıklamayı hedefleyen genel toplumbilim dalının bir alt disiplinidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "3", + "context": "Aile veya ocak, toplumun en küçük birimi olarak kabul edilen sosyal bir yapı. En küçük, yani \"çekirdek\" olarak adlandırılan bir aile; baba, anne ve çocuklardan oluşur.\nÇekirdek ailedeki çocukların kendi aileleri dışındaki bireylerle evlenmesiyle yeni bir çekirdek aile ortaya çıkar. Ama aile sözcüğünün bundan daha geniş bir anlamı da vardır. Daha çok sayıda akrabadan oluşan bir birimi, hatta bir soyu ya da sülaleyi tanımlamak için de aile sözcüğü kullanılır.\n\"Aile\" sözcüğü günlük dilde çok değişik grupları tanımlamak için de kullanılır. Örneğin \"Bu bir aile toplantısıdır.\" dendiğinde, o toplantıda yalnızca akrabaların bulunabileceği anlaşılır. Bunlar, amcalar, dayılar, teyzeler, halalar, yeğenler ve evlilik bağıyla aileye katılmış kişiler olabilir. Bütün bunlar bize, \"aile\" kavramının her zaman evliliğe ya da ortak atalara dayalı ilişkileri kapsadığını göstermektedir.\nToplumsal bir kurum olan aile yüzyıllar boyunca birçok evrim geçirmiş, aile yapısıyla birlikte akraba ilişkileri, evlilik anlayışı ve genel davranış şekillerinde de birçok değişiklikler görülmüştür. Geçmişten bugüne geniş aileden çekirdek aileye ve çekirdek aileden de tek ebeveynli aileye doğru bir evrim olduğu bilinmektedir.", + "question": "Aile nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aile veya ocak, toplumun en küçük birimi olarak kabul edilen sosyal bir yapı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "4", + "context": "Alan çalışmaları (bölgesel çalışmalar olarak da bilinir), belirli coğrafi, ulusal/federal veya kültürel bölgelere ilişkin disiplinlerarası araştırma ve öğrenim alanlarıdır. Terim, öncelikle, bilgi pratiği bakımından, hem sosyal bilimleri hem de beşeri bilimleri kapsayan birçok heterojen araştırma alanının ne olduğu hakkında genel bir tanımdır. Tipik alan çalışma programları arasında uluslararası ilişkiler, stratejik çalışmalar, tarih, siyaset bilimi, siyasi ekonomi, kültürel çalışmalar, diller, coğrafya ve edebiyat vardır. Kültürel çalışmaların aksine, alan çalışmaları genellikle diasporayı ve bölge göçlerini içerir.", + "question": "Alan çalışmaları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Alan çalışmaları (bölgesel çalışmalar olarak da bilinir), belirli coğrafi, ulusal/federal veya kültürel bölgelere ilişkin disiplinlerarası araştırma ve öğrenim alanlarıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "5", + "context": "Marksist üstyapı, Marksist toplum kuramında, insan öznelliği ve toplumun maddi varlığının birlikteliğinin özgün biçimidir. Biçim bir dereceye kadar nesnel bir dereceye kadar özneldir. Altyapı, üretici güçler ve üretim ilişkilerinden (işçi-işveren çalışma şartları, işbölümü, mülkiyet ilişkileri vb.) oluşur. Marksist teoride altyapı, üstyapıyı oluşturan kültür, kurumlar, siyasi iktidar ilişkileri, roller, ritüeller, devlet gibi toplumun diğer ilişkilerini ve düşüncelerini belirler. Üstyapı ve altyapı arasındaki ilişkinin diyalektik olduğu, \"dünya\"daki gerçek varlıklarla arasında bir ayrım olmadığı düşünülmektedir.\nMarksist teoride toplum iki bölümden oluşur: altyapı ve üstyapı. Altyapı, insanların hayatın gerekliliklerini ve kolaylıklarını üretmek için girdiği üretim güçlerini ve ilişkilerini (örneğin, işveren-çalışan çalışma koşulları, teknik işbölümü ve mülkiyet ilişkileri) içeren üretim tarzını ifade eder. Üstyapı, toplumun kültürü, kurumları, politik yapısı dahil olmak üzere doğrudan üretimle ilgili olmayan diğer ilişkileri ve fikirleri ifade eder. güç yapıları, roller, ritüeller, din, medya ve devlet. İki parçanın ilişkisi kesinlikle tek yönlü değildir. Üstyapı altapıyı etkileyebilir. Ancak altyapını etkisi baskındır.", + "question": "Altyapı ve üstyapı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Marksist üstyapı, Marksist toplum kuramında, insan öznelliği ve toplumun maddi varlığının birlikteliğinin özgün biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "6", + "context": "Ampirik sosyoloji veya Görgül toplumbilim, birincil sosyolojik bilgilerin toplanması, işlenmesi ve anlatılması için metodolojik yöntem ve tekniklere dayanan toplumbilim çalışmasıdır. Toplum yaşamının ekonomi, hukuk, aile ve siyaset gibi yanlarının inceleme sırasındaki durumunu betimler. Gündelik hayatın yönleriyle; kaynak veya bilgi formu olarak kullanılan ya da kullanılabilen sağduyu ile ilişkilendirilir. İnsanların birbirlerini nasıl takdir ettiklerini ve birbirleriyle nasıl anlaştıklarını tümevarımsal biçimde inceler. 1895 ve 1929 yılları arasında Amerika'da gelişimi başlayan ampirik sosyoloji, İlerici Dönem'in sosyal reform hareketlerinde kökleri olan bir Amerikan geleneğidir.", + "question": "Ampirik sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ampirik sosyoloji veya Görgül toplumbilim, birincil sosyolojik bilgilerin toplanması, işlenmesi ve anlatılması için metodolojik yöntem ve tekniklere dayanan toplumbilim çalışmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "7", + "context": "Anket, kişilerin belli konulardaki tutumlarını, düşünce ve duygularını, önerilerini almak üzere yazılı olarak hazırlanmış soru listeleridir. Bilimsel değer taşıması için, geçerli ve güvenli sonuç vermesi beklenir. Burada sosyal gruplar dikkate alınmalı farklı gruptaki bireylerin anketlere vereceği cevapların farklılık arzedeceği değerlendirmelerde dikkate alınmalıdır. Anketler şirketlerin yatırımlarını yapmadan önce insanlardan aldıkları bilgi kaynağıdır. Şirketler bu anketler aracılığıyla yatırım yapmakta ve anket sonuçlarına bakarak var olan riski minimum seviyeye çekerler. Ayrıca anketler sorunların çözümü, gruplaşmalar ve seçim sonucu tahminleri için kullanılır.", + "question": "Anket nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Anket, kişilerin belli konulardaki tutumlarını, düş��nce ve duygularını, önerilerini almak üzere yazılı olarak hazırlanmış soru listeleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "8", + "context": "Askerî sosyoloji, askerî bir kurum içindeki bireyi ve askerlik mesleğini inceleyen akademik alanı tanımlamak için kullanılan terimdir. Savaş, askerlik ve silahlı kuvvetler ile toplum arasındaki karşılıklı ilişkileri ve etkileşimleri mercek altına alıp sistemli bir biçimde inceler. Askerî sosyoloji, ordu kavramını bir kurum ve yapı olarak ele alır.\nAskerî sosyoloji, silahlı kuvvetlerin iç hallerini, uygulamalarını ve ayrıca ordunun diğer sosyal kurumlarla arasındaki ilişkilerini analiz etmek için sosyolojik kavramları, teorileri ve yöntemleri kullanan disiplinler arası bir sosyoloji alt dalıdır.\nSavaş dönemlerinde doğmuştur. Politikacıların ve savaş tekelinde bulunanların aydınlatıcısı olmuş ve günümüzdeki haline gelmiştir. Askerî sosyoloji kavramı direkt olarak ordu içerisinde, savaş meseleleri çerçevesinde ortaya çıkmıştır. 2. Dünya Savaşı sonrası Amerikan Ordusu bünyesinde ortaya çıkan psikolojik çalışmalarla başlamaktadır.\nAskerî sosyoloji günümüzde Avrupa ve Amerika orduları içerisinde sosyolojik yöntemler kullanılan uygulamalı bir alan olmasıyla birlikte, ordunun toplumsal boyutunu inceler.\nAskerî sosyolojinin tarihsel kaynaklarına katkıda bulunan diğer unsur ise sosyoloji disiplinin bizzat kendisidir.\nAskerî sosyolojiye katkısı olan sosyologlar vardır. Bu sosyologlar:\n\nAuguste Comte\nAlexis de Tocqueville\nHerbert Spencer\nGaetano Mosca\nMax Weber\nTürkçe literatürde askerî sosyoloji adına yapılmış çalışmalar yok denecek kadar azdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Askerî sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Askerî sosyoloji, askerî bir kurum içindeki bireyi ve askerlik mesleğini inceleyen akademik alanı tanımlamak için kullanılan terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "9", + "context": "Barış, savaş ve sosyal çatışmanın sosyolojik incelemesi, grup çatışmalarını, özellikle kollektif şiddeti ve alternatif yapıcı şiddet içermeyen çatışma dönüşümü biçimlerini analiz etmek için sosyolojik teori ve yöntemleri kullanır.\n\nAmerikan Sosyoloji Kurumunun Barış, Savaş ve Sosyal Çatışma bölümünün tüzüğü şöyledir:Barış, Savaş ve Sosyal Çatışma bölümü'nün amacı, toplu çatışma dinamiklerini ve bunun önlenmesi, yürütülmesi ve çözülmesinin anlaşılması ve incelenmesi için sosyolojik teorilerin ve yöntemlerin geliştirilmesini ve uygulanmasını teşvik etmektir. Ülkeler, etnik gruplar, siyasi hareketler ve dini gruplar gibi kolektif yapılar ve askeri kurumlar ile çatışmalar üzerine yapılan çalışma dahildir. Ayrıca askeri kuruluşların, diğer devlet kuruluşlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve sosyal hareketlerin rolleri de dahildir.", + "question": "Barış, savaş ve sosyal çatışma sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Barış, savaş ve sosyal çatışmanın sosyolojik incelemesi, grup çatışmalarını, özellikle kollektif şiddeti ve alternatif yapıcı şiddet içermeyen çatışma dönüşümü biçimlerini analiz etmek için sosyolojik teori ve yöntemleri kullanır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "10", + "context": "Beden toplum bilimi; insanların bir araya gelmesiyle bilinçsizleşmesi, kendi aklını kullanamamasıdır.\nKişiselleşememiş, kişiliksiz insandan bahseder. Kendi kendini yönetemezken, toplum içerisinde kendine kimlik bulur, o toplumun yasal veya yasal olmayan her türlü hareketine ortak olur.\nBatı dillerinde; beden ile cisim genellikle aynı sözle karşılanmaktadır. Yani canlı bir varlığın bedensel gerçekliği ile cansız bir varlığın fiziksel gerçekliği aynı kavram altında düşünülmektedir. Genel olarak batı düşüncesinde hakim olan görüş “bedenin aklın karşıtı” olarak değerlendirilmesidir. Beden, zihne karşıt olumsuz niteliklerle anılmıştır.\nBeden, Antik Yunan Felsefesi'nden başlayarak insan ruhunu tutsak etmiş bir kafes olarak görülmüştür.\nFoucault'ya göre sosyoloji beden meselesini çok ihmal etmiştir.", + "question": "Beden sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Beden toplum bilimi; insanların bir araya gelmesiyle bilinçsizleşmesi, kendi aklını kullanamamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "11", + "context": "Bilgi sosyolojisi, bilgi ve toplum kuramı arasındaki ilişkileri inceleyen sosyoloji dalı. Klasik Marksizme göre bilgi tarzları burjuvazide başka proletaryada başka biçimler alır. Bu bilgi biçimlerini Karl Mannheim incelemiş ve buna ilişin esasları çıkarmaya çalışmıştır. Son dönemlerde bu alanda kültürel çalışmalar disiplini hakimdir. Sosyolojik bakış açıları, bilginin ve iktidarın yapısı ve gücü üzerinde, bilgi biçimlerinin ortaya çıkışı üzerinde, otorite ve kitlelerin bilgiyi nasıl kullandığı üzerinde çalışmaktadır. Bilim sosyolojisi adıyla yapılan çalışmalarda Robert Merton, Thomas S. Kuhn bilişsellik üzerinde durur.", + "question": "Bilgi sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilgi sosyolojisi, bilgi ve toplum kuramı arasındaki ilişkileri inceleyen sosyoloji dalı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "12", + "context": "Bilim sosyolojisi, bilimi sosyal bir kuruluş olarak inceleyen ve temel olarak bilim insanlarını sosyal bir grup olarak ele alıp, daha sonra bu sosyal grubun diğer sosyal gruplarla olan ilişkisini merkezine alan sosyolojinin alt dallarından birisidir.\n\n\n== Dipnotlar ==", + "question": "Bilim sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilim sosyolojisi, bilimi sosyal bir kuruluş olarak inceleyen ve temel olarak bilim insanlarını sosyal bir grup olarak ele alıp, daha sonra bu sosyal grubun diğer sosyal gruplarla olan ilişkisini merkezine alan sosyolojinin alt dallarından birisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "13", + "context": "Bilimsel bilgi sosyolojisi, özellikle bilimin sosyal koşullarını, etkilerini, sosyal süreçlerini mercek altına alan bir bilimin incelemesidir. Bilimsel cehalet sosyolojisi de bilimsel bilgi sosyolojisinin tamamlayıcısı görevini görmektedir. Bilimsel bilgi sosyolojisi, insan bilgisinin etkisini, etki alanlarını ve toplumlar üzerinde hakim olan fikirleri ve ortaya çıkışına neden olan sosyal etkileri incelemektedir.\nBilimsel bilgi sosyologları, bilimsel bir alanı inceleyerek gelişimlerini ve gelişimlerindeki engelleri yorumlayarak belirlemeye çalışır. Birçok engel çeşitli siyasi, tarihi, sosyo-kültürel veya ekonomik nedenle ilişki içerisinde olmaktadır. Bilimsel bilgi sosyolojisinde araştırmacının amacı tüm bu faktörlere irdeleyerek, bir analizin diğer analizden daha başarılı olduğunu açıklamaktır.\n1970'li yılların başlarına doğru ortaya çıkan bu sosyoloji alanı, başlarda sadece İngilizlere özgü bir uygulama olarak kaldı. Daha sonra Amerika, Fransa ve Almanya gibi farklı ülke sosyologları da bu alanın çalışmalarına katkı sunmaya başladılar, özellikle Cornell Üniversitesi bu sosyologların araştırma merkezi konumunda yer aldı. Bu alanın başlıca teorisyenleri:\n\nBarry Barnes\nDavid Bloor\nSal Restivo\nRandall Collins\nGasyon Bashelard\nHarry Collins\nKarin Knorr Cetina\nPaul Feyerabend\nSteve Fuller\nMartin Kusch\nBruno Latour\nMike Mulkay\nDerek J. de Solla Price\nLucy Suchman\nAnselm Strauss", + "question": "Bilimsel bilginin sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilimsel bilgi sosyolojisi, özellikle bilimin sosyal koşullarını, etkilerini, sosyal süreçlerini mercek altına alan bir bilimin incelemesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "14", + "context": "Ceza sosyolojisi, cezanın genel olarak meşrulaştırma amacı ve dağıtım ilkesi olarak niçin ve nasıl ceza verdiğimizi anlamaya çalışır. Ceza, kasten acı çektirmeyi ve/veya hak ve özgürlüklerden yoksun bırakılmayı kapsar. Ceza sosyologları genellikle yasayı çiğnemeyle ilgili olarak devlet tarafından yapılan eylemleri inceler. Örneğin, vatandaşlar şiddet eylemlerinin meşrulaştırılmasına neden itiraz etmez?\nResmi ceza için en yaygın siyasi ve etik motivasyonlardan ikisi faydacılık ve intikamcılıktır. Bu kavramların her ikisi de kanun yapıcılar ve kanun uygulayıcılar tarafından ifade edilmiştir ancak tanımlamaktan ziyade açıklayıcı olarak görülebilir. Sosyologlar, bu ilkeler çerçevesinde meşrulaştırma girişimleri yapmasına rağmen bunun şiddet içeren cezalandırma eylemlerinin neden meydana geldiğini tam olarak açıklamadığını belirtiyorlar. Sosyal psikoloji ve sembolik etkileşim genellikle bu alandaki teori ve metodu bilgilendirir.", + "question": "Ceza sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ceza sosyolojisi, cezanın genel olarak meşrulaştırma amacı ve dağıtım ilkesi olarak niçin ve nasıl ceza verdiğimizi anlamaya çalışır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "15", + "context": "Çevre sosyolojisi toplumların doğal çevreleriyle ilişkisini konu alan toplumbilim dalıdır. Çevresel kaynak yönetimini etkileyen ve çevresel sorunlara yol açan etmenlere odaklanmaktadır. 1960'larda ortaya çıkan çevre hareketinin sonuçlarından biridir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Çevre sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çevre sosyolojisi toplumların doğal çevreleriyle ilişkisini konu alan toplumbilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "16", + "context": "Çocukluk sosyolojisi, sosyoloji toplumu inceler.Çocukluk sosyolojisi ise toplumdaki çocuklara dair konuları inceler. Çocukların sosyolojide uzun süre ihmal edilmesi; 19.YY'ın baskın epistemolojik ve ontolojik yaklaşımları ile Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi gibi toplumsal, ekonomik, kültürel ve politik dönüşümlere neden olan tarihsel olayın karmaşık etkileşiminin bir sonucudur. Yeni çocukluk sosyolojisi Amerika ve Avrupa'da önemli sosyolojik çalışma alanı olarak kabul edilmiştir. Türkiye sosyolojisinde akademik bir alan olarak yeterli ilgiyi görmemektedir. Prout, çocukluk sosyolojisinin 19.yy sosyoloji anlayışı zihniyetinde modernist sosyolojinin 'dikotomileri' temelinde kurulduğunu belirtir. Çocukluk sosyolojisinin tarihsel gelişimine bakıldığında 20.YY ortalarına dek çocukluk sosyolojisinin baskın paradigmasıdır. Çocuklar minyatür yetişkinler olarak görülüp tasvir edilirdi. Ariès’in çocukluk konusunda yaklaşımı ses getirdi. Zamanla çocuklarla ilgili çalışma yapanların sayısı arttı.\n20.YY'ın egemen çocuk paradigması şunlardır:\n1) Çocuklar yetişkinlerden farklı bir konumdadır veya çocuklar özel bir biyolojik kategoridir.\n2) Çocukların yetişkinliğe temel atması ve yetiştirilmesi lazımdır veya yetişkinlik kazanımdır.\n3) Çocukların yetiştirilmesi vazifesi büyüklere aittir.\nModern Türkiye’de çocukluk sosyolojisiyle ilgili olarak Türk modernleşleşmesiyle Türkiye’de çocukların ulusalcılık ülküsü çerçevesinde eğitim almıştır.Yeni çocukluk sosyolojisinde çocuklar birey şeklinde ifade edilmiş ve yetişkin çocuk zıtlığı ilişkisinden çok sürekliliğe vurgu yapılmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Çocukluk sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çocukluk sosyolojisi, sosyoloji toplumu inceler." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "17", + "context": "Demografi (Antik Yunanca δῆμος démos, halk + γραφή graphé‚ yazı), diğer adıyla nüfus bilimidir. Dünya'da veya bir ülkede bulunan nüfusun yapısını, durumunu, dinamik özelliklerini inceleyen bilim dalıdır. Yunanca demos (halk) ve graphein (yazmak) kelimelerinden meydana gelmiştir. Doğumlar, ölümler göçler ve yaşlanma ile ilgili çalışmalar bu bilim dalı tarafından yapılır. Demografi; coğrafyanın \"Nüfus Coğrafyası\", isimli alt dalından yararlanır. Bunun yanında kişilerin etnik kökenlerini tekrar nüfus başlığı altında inceler.", + "question": "Demografi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Demografi (Antik Yunanca δῆμος démos, halk + γραφή graphé‚ yazı), diğer adıyla nüfus bilimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "18", + "context": "Dil sosyolojisi, dil ve toplum arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Toplumun dil üzerindeki etkisine odaklanan toplumdilbilim alanıyla yakından ilgilidir. En önemli savunucularından biri, International Journal of the Sociology of Language Dergisinin kurucu editörü Joshua Fishman'dır. Dil sosyolojisi toplumun dil ile ilişkisini incelerken toplumdilbilim dilin toplumla ilişkisini inceler. İlki için toplum çalışmanın konusu, ikincisi için dil çalışmanın konusudur. Yani toplumdilbilim dilin kişinin cinsiyeti, etnik kökeni ve sosyoekonomik sınıfı gibi sosyolojik geçmişine göre nasıl değiştiğini inceler. Dil sosyolojisi toplumu ve onun dilden nasıl etkilendiğini inceler. Trent Üniversitesi'nden küresel siyaset profesörü Andreas Pickel'in belirttiği gibi, \"Din, sosyal uygulamalar ve siyasi yönelimleri güçlü bir şekilde şekillendiren sistemler, dillerin sahip olabileceği sosyal önemi gösteren örneklerdir.\"\nDil sosyolojisi, sosyal dinamiklerin bireysel ve grup dil kullanımından nasıl etkilendiğini anlamaya çalışır. Ulusal Tayvan Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Dil kürsüsünden Su-Chiao Chen'e göre dil, çokdillilik ve dil çatışması gibi fenomenler için sosyal grupları araştıran bu alan sosyal bir değerdir. Dil sosyolojisi, kimin hangi dili, kiminle ve hangi koşullar altında kullandığıyla, bireysel veya grup kimliğinin kullanılan dil tarafından nasıl oluşturulduğuyla ilgilenir.", + "question": "Dil sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dil sosyolojisi, dil ve toplum arasındaki ilişkilerin incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "19", + "context": "Din sosyolojisi, dini kurum ve dini yapılanmaları, dini temalarla toplumsal yapı arasındaki ilişkileri ve dinin toplum, toplumun din üzerindeki etkilerini araştıran bilimsel bir disiplindir. Din sosyologları toplumun din üzerinde dinin toplum üzerindeki etkilerini bir başka deyişle toplum ve din arasındaki diyalektik ilişkiyi açıklamaya çalışır.", + "question": "Din sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Din sosyolojisi, dini kurum ve dini yapılanmaları, dini temalarla toplumsal yapı arasındaki ilişkileri ve dinin toplum, toplumun din üzerindeki etkilerini araştıran bilimsel bir disiplindir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "20", + "context": "Dramaturjik model, toplumsal etkileşmenin incelenmesinde tiyatrodan gelen metaforların kullanımına dayanan bir yaklaşımdır.", + "question": "Dramaturjik model nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dramaturjik model, toplumsal etkileşmenin incelenmesinde tiyatrodan gelen metaforların kullanımına dayanan bir yaklaşımdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "21", + "context": "Edebiyat sosyolojisi, edebiyatın toplumsal üretimi ve etkilerini araştıran toplumbilim dalıdır. Kültür sosyolojisinin bir parçası olan dalın ana hatları Pierre Bourdieu'nün 1992 çıkışlı Les Règles de L'Art: Genèse et Structure du Champ Littéraire kitabında yer almaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Edebiyat sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Edebiyat sosyolojisi, edebiyatın toplumsal üretimi ve etkilerini araştıran toplumbilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "22", + "context": "Eğitimsel toplum bilimi (ya da eğitim sosyolojisi), eğitim kurumlarını ve okullaşma ile modern endüstri toplumlarında okullaşma sistemlerini, ‘okul ile toplumsal yapı arasındaki ilişkileri konu alan, eğitim kurumunun toplumun diğer büyük kurumsal düzenleriyle, yani iktisat, politika, din vb. ile olan ilişkilerini sosyolojinin yöntemleri ve bakış açısıyla araştıran sosyoloji dalı.", + "question": "Eğitim sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Eğitimsel toplum bilimi (ya da eğitim sosyolojisi), eğitim kurumlarını ve okullaşma ile modern endüstri toplumlarında okullaşma sistemlerini, ‘okul ile toplumsal yapı arasındaki ilişkileri konu alan, eğitim kurumunun toplumun diğer büyük kurumsal düzenleriyle, yani iktisat, politika, din vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "23", + "context": "Ekonomik sosyoloji veya ekonomi sosyolojisi, ekonomik olay, olgu ve ekonomik çıkarları, tek­nolojiye dayalı sosyal ilişkiler ağı içinde ele alan bir bi­lim dalıdır. Bilim dalının kurucuları Weber ve Durkheimdir.", + "question": "Ekonomik sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ekonomik sosyoloji veya ekonomi sosyolojisi, ekonomik olay, olgu ve ekonomik çıkarları, tek­nolojiye dayalı sosyal ilişkiler ağı içinde ele alan bir bi­lim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "24", + "context": "Eleştirel teori; Immanuel Kant, Georg Wilhelm Friedrich Hegel, Max Weber, Karl Marx ve Sigmund Freud'un düşüncelerinin etkisi temelinde; sosyal ve beşeri bilimler bilgisiyle toplum ile kültür inceleme ve eleştirisine dayanan sosyal teori. Eleştirel teori, epistemolojik olarak; nesnelleştirici değil, düşünsel olduğu için doğabilimsel teorilerden farklıdır.\nKavramın farklı köken ve geçmişlerle iki boyutu vardır: sosyoloji ve edebiyat teorisi. Diğer yandan \"eleştirel teori\", eleştiri üzerine kurulu teoriler için genel olarak kullanılan bir kavramdır. Eleştirel teorisyen Max Horkheimer'e göre bir teori; insanları, bulundukları kısıtlayıcı koşulları değiştirerek onları özgürleştirdiği kadar eleştireldir.\nEleştirel teori, dar anlamda Frankfurt Okulu'nun 1930'lu yıllarda Friedrich Nietzsche ve Sigmund Freud gibi düşünürlerin eserlerine oluşan eğilimle gelişen Batı Marksizmi, diğer bir deyişle neo-Marksist felsefesine dayanır.\nFrankfurt Okulu'ndan beş teorisyen, eleştirel teorinin temel anlamıyla var olmasına olanak sağlamıştır: Herbert Marcuse, Theodor W. Adorno, Max Horkheimer, Walter Benjamin ve sonradan kısmen Jürgen Habermas. Jürgen Habermas ile, eleştirel teori Alman idealizminden uzaklaşmış ve Amerikan faydacılığına yaklaşmıştır. Sosyal yapı ve üstyapı düşüncesi, eleştirel teoride kalmış az miktardaki Marksist kavramdan biridir.", + "question": "Eleştirel teori nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Eleştirel teori; Immanuel Kant, Georg Wilhelm Friedrich Hegel, Max Weber, Karl Marx ve Sigmund Freud'un düşüncelerinin etkisi temelinde; sosyal ve beşeri bilimler bilgisiyle toplum ile kültür inceleme ve eleştirisine dayanan sosyal teori." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "25", + "context": "Çalışma toplum bilimi toplum biliminin temel olarak çalışma yaşamına ve endüstri ilişkilerine odaklanmış alt disiplinidir. Endüstrileşmeyle birlikte ortaya çıkan toplumsal dönüşümlerin çalışma yaşamındaki yansımalarıyla ilgilenir.\nÇalışma toplum bilimi, toplum biliminin en dinamik alt disiplinlerinden biridir. Emek süreci, sınıf tartışmaları, ayrımcılık, insan kaynakları yönetimi, dışlanma, yabancılaşma gibi tartışma başlıkları üzerine birçok toplum bilimci eserler vermekte ve çağdaş kapitalist toplumların irdelenmesi açısından tartışmalar sürdürülmektedir. Çalışma kavramının toplum bilimsel çalışmalara konu edilmesinin, toplumların geçmişleri kadar geleceklerine de ışık tutması beklenmektedir.", + "question": "Endüstri sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çalışma toplum bilimi toplum biliminin temel olarak çalışma yaşamına ve endüstri ilişkilerine odaklanmış alt disiplinidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "26", + "context": "Etnografya (budun betimi, kavmiyat), kavimleri karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran, kültür bilimidir. İnsanın toplumsal varlığını niteliksel ve niceliksel olarak inceler. Bu incelemeleri alan çalışmasına göre gerçekleştirir. Bütünlükçü bir yöntem tercih eder. Bu yönteme göre insan-toplum ilişkisi birbirinden ayrı ögeler olarak anlaşılamaz. Geleneği gezi yazıları ve sömürgecilik dönemi raporlarına da dayanmaktadır.\nKüçük yapıda sosyal grupların yaşamının her yönünü akrabalık açısından olduğu kadar, ekonomi, siyaset, dil ya ekoloji açısından da eksiksiz bir biçimde ve yerinde inceleyen bilgi dalı. Sömürgeciliğin sona erişi ve “ilkel” denen halk topluluklarının giderek uygarlaşması, etnografların bundan böyle kendi toplumlarındaki kırsal ve kentsel topluluklarla ilgilenmelerine yol açtı. İlgilenilen, incelenen topluluğun dilini bir ölçüde olsun bilmeyi gerektiren etnografya anket (soruşturma) yöntemini kullanır, toplanan bilgilerin ve konuların yazımını ve düzenlemesini yapar\nEtnografya kelimesinin anlamı; Yunancada cins ve topluluk manasına gelen ethnos ile yazma, çizme anlamına gelen grapho kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir.\nEtnografya, terim olarak insan topluluklarının çeşitli zaman ve yerlerde tabiata hakim olmak, sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için sarf ettikleri gayretlerin sonucunda ortaya çıkan maddi ve manevi kültürlerin tasviri analizlerini yapan bilim dalının adıdır.\nMilletlerin yaşayış şekillerinin tasvir edilmesi ve onları tanıma ilmi. Kavim, kabile, aşiret gibi insan topluluklarını tasvir eder. Terim olarak 19. asır başında ortaya çıktı. Önce insan topluluklarının dillerinin bilgisi yerine kullanıldı. 1910'dan sonra maddi kült ürün bütün sahalarına yayıldı. Türkçede etnografyanın, karşılığı olarak ilm-i akvam, kavmiyet, akvamiyyet, tasvir-i akvam tabirleri kullanıldı etnografya, insan topluluklarının meydana getirdiği maddi kültürlerini tasvir eder. giyim, süs eşyası, ev aletleri, avcılık, yapı maddeleri, tarım aletleri, halk sanatlarına ait aletler, bir yayık veya beşiğin yapılışı etnografyanın hususu içine girer.\nTürkler'de etnografik araştırmalar Meşrutiyet devrinden sonra başlamıştır.1912'de Satı Bey, Mekteb-i Mülkiye'de müstakil ders olarak okutmuş, ders notlarını da Etnografya İlm-i Akvam ismiyle kitap halinde yayımlamıştır. Daha sonra gelişerek araştırmalar artıp, kitap ve dergilerde bu konular işlenmeye başlamıştır. Dr. Hamit Zübeyir Koşay ve Rıza Yalman'ın araştırma ve yayımları ile gerçek etnografya çalışmaları yapılmıştır.\nTürk Ocağı tarafından yayımlanan Türk Yurdu dergisinde Türkler'in Orta Asya'daki ve Anadolu'daki etnografya malzemeleri hakkında çeşitli makaleler, bazı il dergilerinde de bu saha ile ilgili çalışmalar yayımlanmıştır.\nDaha sonraki yıllarda devlet kuruluşları ve özel kuruluşlarca çeşitli eserler yayımlanmıştır. 1930 senesinde Ankara'da açılan ilk etnografya müzesinde birçok eser toplanarak sergilenmiştir.", + "question": "Etnografya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Etnografya (budun betimi, kavmiyat), kavimleri karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran, kültür bilimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "27", + "context": "Etnometodoloji, insanların günlük hayatta karşılaştıkları deneyimleri, nasıl anlamlandırdıklarının ampirik incelenmesidir. Etnometodologlar, düzenin kendi başına bir gerçekliği olduğu fikrine karşıdırlar. Onlar daha çok düzenin ortam içinde bulunanlar tarafından o ortama mal edildiğini önerirler. Dolayısıyla insanlar karşılaştıkları durum veya eylem ne olursa olsun \"anlamlandırmaya\" veya \"düzenlemeye\" çalışırlar.\nDikkatini \"pratik eylemin rasyonel açıklanabilirliği\" üzerinde yoğunlaştıran bu yaklaşım şunları içerir:\n\nNesnel ve öznel ifadeler arasındaki ayrım\nPratik eylemin karşılıklılığı\nEylemlerin günlük yaşam bağlamında çözümlenebilirliği.\nEtnometodoloji, diğer sosyolojik yaklaşımlara kıyasla oldukça yenidir, 1960-70'li yıllarda gelişmiştir. En önemli ismi ve aynı zamanda kurucusu Harold Garfinkel'dir. Garfinkel, etnometodolojiyi Alfred Schutz'un fenomenoloji alanındaki görüşleri üzerine kurmuştur. Schutz'un fikirleri üzerine deneyler yaparak fenomenolojideki görüşleri ampirik yöntemlerle ortaya koymaya çalışmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Etnometodoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Etnometodoloji, insanların günlük hayatta karşılaştıkları deneyimleri, nasıl anlamlandırdıklarının ampirik incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "28", + "context": "Fei Xiaotong veya Fei Hsiao-tung (2 Kasım 1910 - 24 Nisan 2005), Çinli sosyolog ve insanbilimci.\nÇin'deki etnik gruplar üzerine yaptığı araştırmalarla tanınmıştır. Çin'deki sosyolojik ve antropolojik çalışmalara iyi bir dayanak oluşturmasının yanı sıra Çin'in sosyal ve kültürel fenomenlerinin uluslararası topluluklarda tanınmasını sağladı. Ölümünden önce Pekin Üniversitesi'nde Sosyoloji Profesörü olarak görev yapmaktaydı.", + "question": "Fei Xiaotong nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fei Xiaotong veya Fei Hsiao-tung (2 Kasım 1910 - 24 Nisan 2005), Çinli sosyolog ve insanbilimci." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "29", + "context": "Felsefe sosyolojisi veya felsefi sosyoloji, felsefe üzerindeki toplumsal etkinin yanı sıra felsefi düşüncenin toplum üzerindeki etkisini anlamaya çalışan hem sosyoloji hem de felsefenin akademik bir disiplinidir.\nFelsefenin etkilerinin yer aldığı sosyal koşulları, gerçeği ve bilgiyi sosyal keşfetme anlayışımızı çerçevelemeye çalışır.", + "question": "Felsefe sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Felsefe sosyolojisi veya felsefi sosyoloji, felsefe üzerindeki toplumsal etkinin yanı sıra felsefi düşüncenin toplum üzerindeki etkisini anlamaya çalışan hem sosyoloji hem de felsefenin akademik bir disiplinidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "30", + "context": "Feminist eleştiri’nin (ya da teorinin) etkileşimli ya da çelişkili farklı okulları ve akımları söz konusudur. Marksist feminizm, radikal feminizm, psikanalitik feminizm, postyapısalcı feminizm söz konusu olduğundan, feminist eleştiri çok genel bir başlık olarak bütün bu eleştiri geleneklerini içermektedir demek gerekir. Özellikle 1960'lardan sonra Fransa, Amerika ve İngiltere'de ortaya çıkan ve güçlenen yeni kuramsal akımlarla ve disiplinlerle feminist hareket de toplumsal ve siyasal bir savaşım olarak canlanma gösterir.\nFeminist eleştiri, toplum eleştirisinden edebiyata kadar özgül bir örnek sergiler ve bu örnekler içinde yeni kuramsal perspektifler ve önermeler geliştirir. Özellikle edebiyat metinlerinin incelenmesinde feminist eleştiri kendi başına bir ağırlık ve önem kazanır. Simone de Beauvoir’un özgül Marksizm bağlantılı feminist değerlendirmeleri ilk önemli kaynak olarak olarak anılabilir. Bu eleştirinin kuramsal ve felsefi içerimleri ve bu alanda ortaya konulan görüşler, hem siyasal hem de felsefi olarak edebiyat eleştirisinin çok ötesine taşındı ya da edebi metinlerin incelenmesinde köklü bir toplumsal/kuramsal/felsefi hesaplaşma örneği ortaya konuldu. Böylece feminist eleştiri geleneğinde de yeni bir döneme girildi; meseleye erkek-kadın eşitliği sorunu olarak bakmaktan, eşitsizliği üreten yapının dilsel, söylemsel, ideolojik niteliklerinin ortaya serilmesine yönelen bir perspektife yönelindi. Özellikle, \"cinsiyetin politik nitelikli bir sınıflama\" (Kate Millet) olduğundan hareketle, feminist eleştiri yeni bir yönelim kazandı.\nBunun yanı sıra, Jacques Lacan ve Jacques Derrida gibi isimlerin postyapısalcı felsefe çalışmalarından yararlanan feminist eleştiri, dilin ve düşüncenin eleştirisine yönelerek kadın söyleminin deşifre edilmesini içeren siyasal ve kuramsal bir yönelim gösterdi. Bu yönelim özellikle Héléne Cixous, Luce Irigaray, Julia Kristeva, Monique Wittig ile belirginlik kazanır. Feminist eleştiri, toplumsal cinsiyeti kuran söylemleri her alanda izlemeye ve eleştiriden geçirmeye, bu söylemsel yapıları kendi içinde bozmaya ve yerinden etmeye yönelir. Burada artık önemli olan kadınların yok sayıldıkları alanlarda varolduklarının söylenmesi ve erkeklerle belirli başlıklar altında eşitlenmesi değil, söz konusu cinsiyetçi yapının söylemsel yapısının kendi içinde istikrarsızlaştırılmasıdır.", + "question": "Feminist eleştiri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Feminist eleştiri’nin (ya da teorinin) etkileşimli ya da çelişkili farklı okulları ve akımları söz konusudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "31", + "context": "Feminist sosyoloji cinsiyetin güçle olan ilişkisini inceleyen çatışma kuramıdır. Cinsel yönelim, ulus, ırk ve ekonomik statü konularına odaklanmaktadır. Bu dalın temelleri Charlotte Perkins Gilman'ın 1960'larda ortaya koyduğu görüşlerle atılmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Feminist sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Feminist sosyoloji cinsiyetin güçle olan ilişkisini inceleyen çatışma kuramıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "32", + "context": "Feminizm, kadınların haklarını tanıyarak bu hakların korunması amacıyla eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik çeşitli ideolojiler, toplumsal hareketler ve kitle örgütlerinden oluşan hareket. Sözcüğün köken olarak Latince \"femina\" ve onun Fransızca türevi olan \"féminisme\" sözcüğünden geldiği ve Türkçe eş anlamlısının hatunculuk olduğu belirtilmektedir. Kadın hareketi doğrudan kadınları ilgilendiren ve dolaylı olarak kültürü ilgilendiren konularda bilinç uyandırır. Feminizmin temel amaçları; eğitim, iş, çocuk bakımı, yönetim gibi konularda eşit haklara sahip olmaktan, yasal kürtaj hakkından, kadın sağlığı konusunda ilerlemelere, tacizin ve tecavüzün engellenmesinden lezbiyen haklarına kadar uzanır.\nKadınların hakları ve ilgi alanlarını konu alan ayrışık anlayışın belirleyicisi kadındır. Kadın ve erkek arasındaki toplumsal eşitsizliğin süregelmesi, feminizmin amacının kadının toplumdaki yerinin iyileştirilmesi ve toplumda gerçek bir eşitlik durumunun sağlanması olmasına neden olmuştur. \"Feminizm\" kavramı altında sayısız hareket özetlenmiştir.\nCinsiyet eşitliğinden ise cinsiyetlerin, tüm yaşam alanlarında gerçek bir eşitliğe sahip olmaları anlaşılır. \"Kadının erkek egemenliğinden kurtulması\"nın asıl amacı ekonomik, toplumsal, siyasal haklar; eşitlik ve daha da ayrıntılı anlatmak gerekirse: Yasadan önce eşitlik, inanç özgürlüğü, mal ve mülk sahibi olabilme özgürlüğüdür. Kadının erkek egemenliğinden kurtulması, cinsiyet yüzünden yapılan ayrıma karşıt bir düşünce yapısıdır. Asıl olarak kadın ve erkek eşitliği; bugün yalın olarak \"cinsiyet\" kavramının kullanılmasındansa, biyolojik ve toplumsal cinsiyetler arasındaki farklara daha ayrıntılı olarak girilmesini tercih eder.\nFeminizm, sosyoloji, politik akım ve etik alanlarından oluşur; temeli kadın özgürlüğüne dayanmaktadır. Bazı yorumları geçmiş ve şimdiki toplumsal ilişkilere karşı eleştireldir. Çoğunun toplumsal cinsiyet ve cinselliğe ilişkin toplumsal yapı olduğuna inandığı ögeleri çözümlemeye odaklanmıştır. Yine çoğu feminist, cinsiyet eşitsizliği ve kadın hakları, ilgileri ve kadın sorunlarını araştırmaya odaklanmıştır.\nFeminist teori toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin doğasını anlamayı amaçlar ve toplumsal cinsiyet politikaları, iktidar ilişkileri ve cinsellik üzerine odaklaşır. Feminist hareket içinde kadın ve erkeğin eşitliğini savunan gruplar olduğu gibi kadının biyolojik ve duygusal olarak erkeğe üstün ve erkeğin \"tamamlanmamış kadın\" olduğunu savunan daha \"köktenci\" gruplar da yer almaktadır.", + "question": "Feminizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Feminizm, kadınların haklarını tanıyarak bu hakların korunması amacıyla eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik çeşitli ideolojiler, toplumsal hareketler ve kitle örgütlerinden oluşan hareket." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "33", + "context": "Fenomenoloji veya görüngü bilimi (Osmanlı Türkçesinde zahiriye), kurucusu Edmund Husserl olan bir felsefe akımı. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde görülen bilimlerdeki ve düşüncedeki genel bunalım içinde doğup gelişen bir felsefe akımıdır. Husserlci fenomenoloji, bu bağlamda, Metafiziği sona erdirerek somut yaşantıya dönmek ve böylece tıkanmış olan felsefeye yeni bir başlangıç yapmak iddiasıyla ortaya çıkmıştır.\nBir felsefe akımı olmaktan çok bir yöntem olarak tarif edilmesi yaygındır.[kime göre?] Çünkü fenomenoloji, her şeyden önce, fenomeni, yani dolaysız olarak verilmiş olanı betimlemeye dayanan bir yöntemdir. Bunu nasıl yaptığı ya da yapıp yapamadığı, yani yöntemin iddiasını geçerli kılmak bakımından teorik düzlemdeki statüsü tartışılırdır. Öte yandan, fenomenoloji, bu yöntem üzerinden kavramlar ve kategoriler geliştirerek özgün bir felsefe akımı da meydana getirir. Fenomenolojik yöntemin ilk önemli ismi Alfred Schütz 'dur.\nFenomenoloji, 20. yüzyıl felsefesinde ve kuramsal tartışmalarında etkili ve belirleyici bir yere sahiptir. Heidegger'den Sartre'a, Frankfurt Okulu'ndan Foucault'a ve postmodern düşünürlere kadar pek çok düşünür ve felsefe eğilimde etkisi görülür.\nFenomenoloji, genel felsefe akımlarında olduğu gibi özne-nesne ilişkisini konu edinir. Nesneyi, en genel anlamda öznenin dış dünya ile kurduğu ilişkilerinde algıladığı, deneyimlediği \"şey\"ler olarak görmesiyle pozitivizm ve ampirizm ile aynı noktada dursa da, temelde fenomonoloji bu iki felsefe akımına karşı çıkar. Bu karşı çıkış en başta, tek tek nesnelerin ele alınması konusunda ortaya çıkar. Tek tek nesneler, fenomenolojiye göre, belirli genel yasalara bağlı şeyler değil, varlıkları yalnız rastlantı kavramıyla açıklanabilir olan şeylerdir. Ayrıca, dolaysız olarak verilmiş olanı betimlemeye dayalı bir yöntem olmasıyla ilkin doğabilimini dışta bırakır ve böylece her iki teorik eğilimi yadsır.\nFenomenoloji, yaygın olarak kullanılan deyişle, \"öz\"lerin araştırılması konusudur. Çünkü, bütün sorunlar sonunda özlerin betimlenmesi sorununa geri götürülebilir. Ancak, bu noktada ayrımı belirginleştirmek gerekir; fenomonoloji, \"öz\"lerin bilimi değil, \"öz\"ü görüleyen \"bilinç\"in bilimidir aslında. Algının ya da bilincin \"öz\"ünün betimlenmesi sorunu, fenomenolojinin konusudur.\nFenomenolojik bakışa göre, gerçekliğin kendiliği diye bir şey olamaz. Çünkü gerçeklik, her zaman kendine yönelmiş bir bilinç tarafından bilinen bir gerçekliktir. Yani kendisine yönelen bilinç tarafından görülen, algılanan ve bilincine varılan bir şeydir. Öyle ise, dünya deneyimlerimizin tamamı, bilinç tarafından kurulmuştur, en somut algılardan en soyut matematik formüllerine kadar. Bu nedenle fenomenoloji, bilincin sistematik incelemesini hedefler. Hareket noktası olarak belli bir epistemolojiye dayanma düşüncesinden uzak durur.\nBöylece \"fenomenolojik yöntem\" ortaya çıkar. Buna göre, hem bildiklerimiz hem de gerçeklik dışta bırakılarak, bilginin nasıl ve hangi süreçlerde oluştuğu/oluşturulduğu anlaşılmaya çalışılır. Fenomonoloji bu noktada özgün yöntemsel kategoriler geliştirir. Bu yöntemin iki temel kategorisi vardır: Askıya alma ve fenomenolojik indirgeme.\nBunlar, kısaca belirtilecek olursa, bir yandan verilmiş ögelerin, yani dış görünümlerin raslantılsallığının paranteze alınarak dışta bırakılmasını ve öte yandan da, bilimsel ya da mantıksal olsun, çıkarsama yoluyla türetilmiş olan her tür yargıların ve çıkarsamaların dışta bırakılmasını ifade ederler.\nBöylece, ikili bir işlemle hem özne hem de nesne askıya alınmış ve hem raslantısal olgular dünyasından hem de bilinci yönlendiren öznel yargılardan kurtulunmuş olunur ki sonuçta rastlantısal dış görünümleri bir yana bırakılarak dünyanın özü ortaya konulabilsin. Salt öze ancak bu şekilde varılabilecektir.", + "question": "Fenomenoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fenomenoloji veya görüngü bilimi (Osmanlı Türkçesinde zahiriye), kurucusu Edmund Husserl olan bir felsefe akımı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "34", + "context": "Figürasyonel sosyoloji, insan figürasyonlarının - gelişen birbirine bağımlı insan ağlarının - araştırma geleneğidir. Belirli bir uygulama okulundan çok metodolojik bir duruş olsa da, geleneğin temel bir özelliği vardır:\n\nDurumla değil, süreçle ilgilenir. Figürasyon sosyolojisi aynı zamanda süreç sosyolojisi olarak da adlandırılır. Bu özellik, süreçleri statik öğelere indirgemek, örneğin insan aktörleri eylemlerinden ayırmak için teoriyi eğen yerleşik bir dil önyargısını düzeltme girişimidir. Nasıl dilbilimciler, bir kelimenin daha sonraki kullanımlarını anlamaya yardımcı olabilecek zengin bir tarih anlayışı elde etmek için etimolojiye güvenirlerse, mecazi sosyologlar da sosyal bir özelliğin ortaya çıkış ve evrim sürecine bakmaya çalışırlar.\nUygulayıcıların, mikro (örn. psikolojik) ve makro (örn. devlet teşkilatı) arasındaki olağan beşeri bilimler engelinin kaldırılması ve bunların nedensel bağlantılarının incelemeye açılması idealinden ilham aldıkları söylenebilir. Sonuç olarak, bu yaklaşım adına yapılan çalışmaların çoğu, bir yandan psikoloji ve kişilikteki değişiklikler ile diğer yandan makro sosyal yapılardaki değişiklikler arasındaki bağlantıyı incelemiştir.\nNorbert Elias, çığır açan 1939 çalışması The Civilizing Process'in bir sonucu olarak genellikle erken veya birincil uygulayıcı olarak kabul edilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Figürasyonel sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Figürasyonel sosyoloji, insan figürasyonlarının - gelişen birbirine bağımlı insan ağlarının - araştırma geleneğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "35", + "context": "George Herbert Mead (27 Şubat 1863 - 26 Nisan 1931), öncelikle birkaç seçkin pragmatistten biri olduğu Chicago Üniversitesi'ne bağlı Amerikalı bir filozof, sosyolog ve psikologdur. Simgesel etkileşimciliğin ve Chicago sosyolojik geleneğinin kurucularından biri olarak kabul edilir.", + "question": "George Herbert Mead nedir?", + "answers": { + "text": [ + "George Herbert Mead (27 Şubat 1863 - 26 Nisan 1931), öncelikle birkaç seçkin pragmatistten biri olduğu Chicago Üniversitesi'ne bağlı Amerikalı bir filozof, sosyolog ve psikologdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "36", + "context": "Gerçek ütopik sosyoloji, Erik Olin Wright tarafından yaratılan ve uygulanan özgürleştirici bir sosyal bilimdir. Adındaki bariz çelişki kasıtlıdır: Bu sosyoloji, mevcut ütopik projeleri bulmaya ve özellikle bir anti-kapitalizm stratejisi olarak tahakküm sistemlerinin yerini alma potansiyellerini değerlendirmeye çalışır. Basitçe söylemek gerekirse, gerçek ütopik sosyoloji, toplum için uygulanabilir ütopik modellerin ve bunları başarmanın yollarının incelenmesi üzerine yapılan araştırmalardır.", + "question": "Gerçek ütopik sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gerçek ütopik sosyoloji, Erik Olin Wright tarafından yaratılan ve uygulanan özgürleştirici bir sosyal bilimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "37", + "context": "Gıda sosyolojisi, toplumun ilerleyen tarihi ve gelecekteki gelişimi ile ilgili kaygılardan ortaya çıkan gıda çalışmasıdır. Gıda sosyolojisi içerisinde; üretim, hazırlık, tüketim, dağıtım, etik, kültürel vb. konular barındırır. Toplumumuzdaki gıda dağıtımının yönü, gıda tedarik zincirindeki değişikliklerin analizi ile incelenebilir. Özellikle küreselleşme, gıda dağıtım endüstrisinde baskı etkisi yaratarak gıda tedarik zinciri üzerinde önemli etkilere sahiptir.", + "question": "Gıda sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gıda sosyolojisi, toplumun ilerleyen tarihi ve gelecekteki gelişimi ile ilgili kaygılardan ortaya çıkan gıda çalışmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "38", + "context": "Göç sosyolojisi ya da göç hareketleri insanlık tarihi kadar eskiye dayanan toplumsal bir olgudur. Öyle ki göç, bir kişinin veya belirli bir kitlenin farklı amaçlarla, belli bir zaman aralığında, bulundukları noktadan farklı noktalara gerçekleştirdikleri nüfus hareketleridir. Göç eden bireylerin geldikleri kaynak nokta ve ulaşmayı amaçladıkları hedef noktalar üzerinden tanımlanan bu demografik geçişler, toplumların sahip oldukları sosyal yapıyı ve değişim hacmini etkilemektedir.\nSöz konusu nüfus hareketleri siyasi, iktisadi, kültürel ya da çevresel faktörlere dayalı olarak gerçekleşebilmektedir. Toplum veyahut topluluklarda sosyal değişim ve dönüşüme neden olan bu faktörler, göçün sosyolojik açıdan incelenmesini ve tartışılmasını mümkün kılmaktadır. Dolayısıyla göç, bireylerarası ya da toplumlararası etkileşime neden olmakta ve sürecin dinamizmine ivme kazandırmaktadır.\nGöçü kategorize etmek, çok aktörlü ve yönlü bir süreç olmasından dolayı oldukça zordur. Ancak kavramsal açıdan göçün farklı tasniflere tabi tutulduğu da görülmektedir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Göç sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Göç sosyolojisi ya da göç hareketleri insanlık tarihi kadar eskiye dayanan toplumsal bir olgudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "39", + "context": "Görsel sosyoloji, sosyoloji biliminin bir alanıdır. Toplumsal yaşamın görsel boyutları ile ilgilenmektedir.", + "question": "Görsel sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Görsel sosyoloji, sosyoloji biliminin bir alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "40", + "context": "Hukuk sosyolojisi, sosyoloji boyutuyla hukuk eksenli araştırmalar yapan bir bilim dalıdır.\nHukuk çok boyutlu bir olgu, bir kurumdur. Hukukun bir norm düzeni olarak olumlu hukuk niteliğinde uygulama boyutu, sağtöresel değer içermesi bakımından felsefi boyutu, toplumsal bir olgu olması bakımından da sosyolojik boyutu vardır. Birincisi hukuk bilimini, ikincisi hukuk felsefesini, üçüncüsü hukuk sosyolojisini ilgilendirmektedir.\nHukuk sosyolojisi yeni ilkeler yaratmaz, yaratılan ilkelerin gelişimine katkıda bulunur onları düzenler. Hukuk bilimiyle etkileşim, işbirliği ve yardımlaşma halindedir. Bunun nedenini ise sosyologların, kurumsal gerçekliği ön planda tutmalarıdır.\nHukuk sosyolojisi açısından değerlendirildiğinde hukuk, basit bir yürürlük problemi olarak ele alınamamaktadır. Bir hukuk normunun usulüne uygun çıkartılmış olması onu kendiliğinden etkin hale getirmemektedir. Hukukun etkinliğinin öne çıkartılması, hukukun varlığının gözlem yoluyla ve fiili bir ilişki olarak “sonradan” saptanması anlamına gelmekteyken hukuku bir yürürlük problemi çerçevesinde ele alan yaklaşımlar açısından hukuk, ortaya çıktığı andan itibaren var kabul edilmektedir. Mahkemelerin ya da yargılamanın hukuk sosyolojisi yaklaşımı açısından hukukun saptanması söz konusu olduğunda özel bir yeri olduğu ilk anda dikkatleri çekmektedir. Yargılama, soyut normatif düzenlemenin olgusal olarak görünür olduğu yer; ideal bir tasarım olan hukuksal düzenlemenin gerçek dünyadaki yansıması özelliğini taşımaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Hukuk sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hukuk sosyolojisi, sosyoloji boyutuyla hukuk eksenli araştırmalar yapan bir bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "41", + "context": "Irawati Karve (15 Aralık 1905 – 11 Ağustos 1970), Hindistan, Maharaştra'dan öncü bir Hint sosyolog, antropolog, eğitimci ve yazardır. Hindistan'da Hint Sosyolojisi ve Sosyolojisi'nin kurucusu G. S. Ghurye'nin öğrencilerinden biridir. İlk kadın Hint Sosyolog olduğu iddia edildi.", + "question": "Irawati Karve nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Irawati Karve (15 Aralık 1905 – 11 Ağustos 1970), Hindistan, Maharaştra'dan öncü bir Hint sosyolog, antropolog, eğitimci ve yazardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "42", + "context": "Irk ve etnik ilişkiler sosyolojisi, toplumun tüm seviyelerinde ırklar ve etnik gruplar arasındaki toplumsal, politik ve ekonomik ilişkilerin incelenmesini kapsar. Bu alan, konut ayrımı, farklı ırk ve etnik gruplar arasındaki diğer karmaşık sosyal süreçler gibi sistematik ırkçılık üzerine yapılan çalışmalarla da ilgilenir.\nIrk ve etnisitenin sosyolojik analizi, sıklıkla postkolonyal teori, toplumsal tabakalaşma ve sosyal psikoloji gibi sosyolojinin diğer alanlarıyla etkileşim içine girmektedir. Siyasi politika düzeyinde, etnik ilişkiler ya asimilasyon ya da çok kültürlülük açısından tartışılmaktadır. Irkçılık karşıtlığı, özellikle 1960'larda ve 1970'lerde popüler olan başka bir siyaset tarzını oluşturur. Akademik araştırma düzeyinde, etnik ilişkiler; ya bireysel ırksal-etnik grupların deneyimleriyle ya da kapsayıcı teorik konularla tartışılır.", + "question": "Irk ve etnik ilişkiler sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Irk ve etnik ilişkiler sosyolojisi, toplumun tüm seviyelerinde ırklar ve etnik gruplar arasındaki toplumsal, politik ve ekonomik ilişkilerin incelenmesini kapsar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "43", + "context": "İletişim sosyolojisi, iletişimin sosyolojik açıdan incelenmesidir. Bu bağlamda iletişimin toplumsal anlamı, topluma etkileri, toplum-iletişim ilişkisi, toplumsal iletişimin tarihsel süreç içindeki gelişimi gibi konular iletişim sosyolojisinin inceleme alanları içerisinde yer alır.\nGünümüzde, özellikle de Batı üniversitelerinde, iletişim sosyolojisi genellikle medya ya da kitle iletişim sosyolojisiyle neredeyse eş anlamlı kullanılır. Bunun nedeni, iletişimin teknikler bütünü şeklinde tanımlanan anlamına daha fazla temayül gösterilmesidir. İletişimin telgrafın icadından itibaren dolayımlı hale gelmesi nedeniyle iletişimin tanımında tekniğe daha fazla gönderme yapılmıştır. Böylece, insanın diğer insanlarla ve doğayla doğrudan deneyiminin kopmasına aracılık yapan sinema, telgraf, telefon, radyo, televizyon ve internet gibi teknolojiler iletişimle eşitlenmiş ve bu alanın sosyolojisi yapılmaya başlanmıştır. İletişim sosyolojisi, insanbilimsel tanım yerine daha çok kitle iletişim sosyolojisi olarak anlaşılmıştır. Oysa iletişim, temelde insani bir etkinliktir. Teknoloji de olsa o teknolojiyi üreten ve kullanan da nihayetinde insandır. İnsani bir etkinlik olan iletişimi, kitle iletişimi içine indirgemek, sınırlamak ve iletişim sosyolojisini sadece medya/kitle iletişim sosyojisi olarak algılamak çok sağlıklı bir yaklaşım değildir.\nİletişim sosyolojisiyle ilgili çalışmalar, iletişim alanının oluşumuna katkıda bulunan alan dışından kimseler tarafından başlatılmıştır. İlk çalışmalar siyaset bilimciler ve sosyologlardan daha çok gelmiştir. Propaganda, sinemanın etkileri, gazetenin toplumsal dayanışma ve çatışmadaki yeri, matbaanın toplumsal değişimdeki yeri gibi konular üzerine yapılan incelemeler iletişim sosyolojisinin temellerini hazırlamıştır. İletişim alanının yavaş yavaş bilimselleşmeye başlamasıyla birlikte özgün katkılar artmıştır. Anadamar bilim insanlarından Daniel Lerner ve Wilbur Schramm medyanın modernleşmedeki yerini incelerlerken, eleştirel teorisyenler başka bir kulvarda medya endüstrisi, mesajı ve izleyici arasındaki ilişkileri tarihsel ve kültürel bağlamı ihmal etmeden daha derinlikli araştırmışlardır. Frankfurt Okulu teorisyenlerinin medya merkezli eleştirel çalışmaları eleştirel anlamda ilk iletişim sosyolojisi incelemeleri arasında yer alır.", + "question": "İletişim sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İletişim sosyolojisi, iletişimin sosyolojik açıdan incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "44", + "context": "İnsan davranışı, insan bireylerinin veya gruplarının yaşamları boyunca iç ve dış uyaranlara yanıt verme potansiyeli ve kapasitesi olarak ifade edilir. Davranış, bireyi etkileyen genetik ve çevresel faktörler tarafından yönlendirilir. Davranış aynı zamanda kısmen bireyin psişesinin anlaşılmasını sağlayan, tutum ve değerler gibi şeyleri açığa çıkaran düşünce ve duygular tarafından da yönlendirilir. Kişilik tipleri kişiden kişiye farklılık gösterebildiği gibi farklı eylem ve davranışlar üretmesi nedeniyle insan davranışı psikolojik özellikler tarafından şekillenir.", + "question": "İnsan davranışı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnsan davranışı, insan bireylerinin veya gruplarının yaşamları boyunca iç ve dış uyaranlara yanıt verme potansiyeli ve kapasitesi olarak ifade edilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "45", + "context": "İnternet sosyolojisi toplumbilim kuramının bir bilgi ve iletişim kaynağı olan internete uygulanmasıdır. Toplumsal ağlar, sanal topluluklar, etkileşim yöntemleri ve bilişim suçları bu dalın ilgilendiği konular arasındadır.\n\"Bilgi devriminin\" en son tezahürü olan internet, sosyologları birçok yönden ilgilendirmektedir: bir araştırma aracı olarak (örneğin çevrimiçi anketler şeklinde), tartışma ve işbirliği platformu olarak ve kendi başına bir araştırma konusu olarak. Dar anlamda internet sosyolojisi sanal alemin, sanal toplulukların ve örneğin haber gruplarında olduğu gibi sanal iletişim ortamlarının analiziyle ilgilenir. İnternet ve yanı sıra sosyal medya araçlarının yol açtığı yapısal değişime ve aynı zamanda sanayi toplumundan bilgi toplumuna evrilen toplumsal yapıdaki değişime odaklanır. Çevrimiçi topluluklar, örneğin ağ analizi yoluyla istatistiksel olarak araştırılabilir, ancak aynı zamanda örneğin sanal etnografi yoluyla niteliksel olarak da yorumlanabilirler. Sosyal değişim demografik araçlarla veya örneğin medya çalışmalarında da yaygın olan değişen mesaj ve sembollerin yorumlanmasıyla analiz edilebilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "İnternet sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnternet sosyolojisi toplumbilim kuramının bir bilgi ve iletişim kaynağı olan internete uygulanmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "46", + "context": "İşlemsel sosyoloji, sosyal fenomenleri analiz etmek ve modellemek için yoğun hesaplamalı yöntemler kullanan bir sosyoloji dalıdır. Bilgisayar simülasyonlarını, yapay zekayı, karmaşık istatistiksel yöntemleri ve sosyal ağ analizi gibi analitik yaklaşımları kullanarak, hesaplamalı sosyoloji, sosyal etkileşimlerin aşağıdan yukarıya modellenmesi yoluyla karmaşık sosyal süreçlerin teorilerini geliştirir ve test eder.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "İşlemsel sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İşlemsel sosyoloji, sosyal fenomenleri analiz etmek ve modellemek için yoğun hesaplamalı yöntemler kullanan bir sosyoloji dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "47", + "context": "İşlevselcilik (işlevsel analiz olarak da adlandırılır) (İngilizce:Functionalism), Sosyal Bilimlerde, özellikle Sosyoloji ve Sosyokültürel Antropoloji disiplinlerinde esas olarak en derinde bireysel biyolojik gereksinimleri yerine getirme temelinde ortak çareler arayarak tesis edilmiş olan toplumsal kurumları ya da kurumlaşmayı açıklamaya çalışan bir paradigmadır. Sosyal gereksinimleri yerine getiren sosyal kurumların bunu yerine getiriş biçimlerine; özellikle istikrarlı, kararlı toplum yapısı üzerine odaklanır. İşlevselcilik, yaklaşımın diğer öğretileri ile beraber ana sosyolojik yaklaşımdır. Tıpkı çatışmacı kuram ve etkileşimcilik gibi. İşlevselcilik, önce Emile Durkheim ile şekillenmiş daha sonra ise yakın yüzyılda Talcott Parsons tarafından geliştirilmiştir. Aynı zamanda 20. yy. sosyologları tarafından da kurama çok önemli katkılar yapılmıştır ve bu yaklaşım 1970'lere kadar, yani yeni ve eleştirel argümanlarla karşılaşıncaya kadar popüler etkinliğini sürdürmüştür.\nİşlevselcilik, yapı ve toplumun işleyişi ile ilgilenir. İşlevselciler toplumu, varlığını devam ettirebilmesi için gereklilikleri yerine getirirken beraber işleyen, birbirine bağımlı birimlerin bütünlüğü olarak görürler. İnsanlar toplumun ihtiyaçlarını yerine getiren davranışlar ve roller içerisinde sosyalleşirler. İşlevselciler yapının toplum içindeki davranış biçimi olduğunu söylerler. Onlar, kuralların ve düzenlemelerin toplumunun üyeleri arasındaki karşılıklı organize ilişkilere yardım ettiğini savunurlar. Değerler, normlar ve rollere göre şekillenen davranışlara genel anlamda rehberlik yaparlar. Aile, ekonomi, eğitim, politik sistemler gibi toplumun kurumları, sosyal yapının ana görünümleridir. Bu kurumlar, normlar arası ilişkiyi ya da roller arası iletişimi kurar. Örneğin aile kurumunda iletişimi, bağlılığı sağlayan roller, eşler arası, anne, baba, çocuklar arası bir işlev görür.\nKuram birkaç anahtar kavram etrafında temellenir. İlk olarak toplum, dengeyi sağlama eğiliminde olan birbirine bağımlı parçaların toplamı bir \"sistem\" olarak görülür. İkincisi toplumda, nüfusun yeniden üretimi gibi yaşamsal önemde değerlendirilmesi gereken işlevsel gereklilikler vardır. Üçüncüsü ise, kurumların bir işlev sundukları için var oldukları görülür (Holmwood,2005:87).\nİşlevselciler, toplum ile büyük bir vücudun işlevini yerine getirebilmesi için birlikte çalışan parçalar (organlar) veya sistemlerden oluşan canlı bir organizma arasında kıyaslama, benzetme yapılabileceğini öne sürerler. Buna yönelik örnek varlığın ortaya çıkışı ile ilgili veya sistem teorisinde görülebilir (bkz.ing.emergence veya etiology). İşlevselci sosyologlar, aile, eğitim, din, hukuk, medya gibi toplumun farklı parçalarının, toplumun tümünün işlevini oluşturan, buna katkı sağlayan ögeler olarak görülmesi zorunluluğundan bahsederler. Bu \"organik analoji\", varlığın birbirine sıkıca bağlı organik biçimini oluşturan farklı parçalarını ve buna benzer şekilde beraber işleyen farklı parçalardan oluşan sosyal bir sistem biçimini, bu benzeşmeyi anlatır.", + "question": "İşlevselcilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İşlevselcilik (işlevsel analiz olarak da adlandırılır) (İngilizce:Functionalism), Sosyal Bilimlerde, özellikle Sosyoloji ve Sosyokültürel Antropoloji disiplinlerinde esas olarak en derinde bireysel biyolojik gereksinimleri yerine getirme temelinde ortak çareler arayarak tesis edilmiş olan toplumsal kurumları ya da kurumlaşmayı açıklamaya çalışan bir paradigmadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "48", + "context": "Kalkınma teorisi, toplum içerisinde istenilen ve hayal edilen değişimin nasıl başarılacağına dair fikirler içeren bir teori türüdür. Kalkınma teorisi altında birçok teori bulunmaktadır. Bu makale içerisinde de farklı teorilerin bakış açıları \"kalkınma teorisi\"ne göre belirtilmektedir.", + "question": "Kalkınma teorisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kalkınma teorisi, toplum içerisinde istenilen ve hayal edilen değişimin nasıl başarılacağına dair fikirler içeren bir teori türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "49", + "context": "Kamu sosyolojisi, akademik olmayan izleyicilerle etkileşim kurmak için sosyolojinin disiplin sınırlarını genişletmeyi vurgulayan daha geniş sosyoloji disiplininin bir alt alanıdır. Belki de en iyi, belirli bir bilimsel yöntem, teori veya bir dizi politik değerden ziyade bir sosyoloji tarzı olarak anlaşılması daha makul bir yoldur. Yirmi birinci yüzyıldan beri bu terim, 2004 Amerikan Sosyoloji Derneği (ASA) başkanlık konuşmasında kamu sosyolojisinin disipline edilmesi için ateşli bir çağrıda bulunan Berkeley sosyologu Michael Burawoy ile geniş çapta ilişkilendirilmiştir. Burawoy konuşmasında, halk sosyolojisini, öncelikle diğer akademik sosyologlara hitap etmekle ilgilenen bir sosyoloji biçimi olan \"profesyonel sosyoloji\" olarak adlandırdığı olguyla karşılaştırır.\nBurawoy ve diğer kamu sosyolojisi savunucuları, bu disiplini önemli kamusal ve politik kaygılara ilişkin sorunlarla ilgilenmeye teşvik eder. Bunlar, kamu politikası, siyasi aktivizm, toplumsal hareketlerin amaçları ve sivil toplum kurumları hakkındaki tartışmaları da içerir. Kamu sosyolojisi, disiplin içinde bir \"hareket\" olarak kabul edilirse, yalnızca toplumda ne olduğu veya ne olmuş olduğu hakkında değil, tartışmalara katkıda bulunmak için ampirik yöntemlerden ve teorik anlayışlarından yararlanarak sosyoloji disiplinini yeniden canlandırmayı amaçlayan bir sosyoloji alt dalıdır. Bu nedenle, kamu sosyolojisinin birçok versiyonu inkâr edilemez bir şekilde normatif ve politik karaktere sahiptir - bu, önemli sayıda sosyologun yaklaşıma karşı çıkmasına neden olan bir gerçektir.", + "question": "Kamu sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kamu sosyolojisi, akademik olmayan izleyicilerle etkileşim kurmak için sosyolojinin disiplin sınırlarını genişletmeyi vurgulayan daha geniş sosyoloji disiplininin bir alt alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "50", + "context": "Kantitatif, Analitik kimyada maddenin analiz edilmesi için kullanılan iki işlemden bir tanesi. Kantitatif, sıfat olarak Fransızcadaki \"quantitatif\" kelimesinden gelmektedir. Analiz, kalitatif ve kantitatif diye ikiye ayrılır. Kantitatif (nicel) analiz ; bir maddenin içindekilerin ne olduğunu değil, bu maddenin içinde bulunanların ne kadar olduğunu analiz etmek için kullanılan bir analiz yöntemidir.", + "question": "Kantitatif araştırma yöntemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kantitatif, Analitik kimyada maddenin analiz edilmesi için kullanılan iki işlemden bir tanesi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "51", + "context": "Karşılaştırmalı sosyoloji, ulus devletler arasındaki veya farklı toplum türleri (örneğin kapitalist ve sosyalist) arasındaki sosyal süreçlerin karşılaştırmasını içerir. Karşılaştırmalı sosyolojiye iki ana yaklaşım vardır: bazıları farklı ülkeler ve kültürler arasında benzerlik arar, bazıları ise farklılık arar. Örneğin, Yapısalcı Marksizm, farklı toplumlardaki görünüşte farklı toplumsal düzenlerin altında yatan genel süreçleri keşfetmek için karşılaştırmalı yöntemler kullanmaya çalıştılar. Bu yaklaşımın tehlikesi, varsayılan evrensel yapıların arayışında farklı sosyal bağlamların göz ardı edilmesidir.", + "question": "Karşılaştırmalı sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karşılaştırmalı sosyoloji, ulus devletler arasındaki veya farklı toplum türleri (örneğin kapitalist ve sosyalist) arasındaki sosyal süreçlerin karşılaştırmasını içerir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "52", + "context": "Karşılaştırmalı tarihsel araştırma, belirli bir zaman ve yerin ötesinde geçerli olan açıklamalar oluşturmak ya da diğer tarihsel olaylarla doğrudan karşılaştırmak, teori oluşturmak veya günümüze atıfta bulunmak için tarihsel olayları inceleyen bir sosyal bilim yöntemidir.", + "question": "Karşılaştırmalı tarihsel araştırma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karşılaştırmalı tarihsel araştırma, belirli bir zaman ve yerin ötesinde geçerli olan açıklamalar oluşturmak ya da diğer tarihsel olaylarla doğrudan karşılaştırmak, teori oluşturmak veya günümüze atıfta bulunmak için tarihsel olayları inceleyen bir sosyal bilim yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "53", + "context": "Kent sosyolojisi, tanım olarak Batı'da 19. yüzyıl sonlarında ortaya çıkmış olan disiplinin adıdır. Sosyoloji disiplinleriyle aynı zemini paylaşmakla birlikte büyük ölçüde bu disiplinlerden ayrılan yönlere sahip olarak şekillendi. Kent sosyolojisinin ana sorunu ya da meselesi, modern kent toplumlarının yapısal özelliklerini ve sorunlarını anlamaya çalışmak olarak şekillenmiştir. Buna göre, kent sosyolojisi alanı içinde, belirli bir yöntemsel tercihle araştırmacılar, kentte meydana gelen sosyal gruplaşmaları, bu grupların birbirleriyle olan ilişkilerini, etkileşim ve çatışmalarını, kentsel kurumlaşmaları ve örgütlenme biçimlerini, demografik dağılımın sosyal bağlantılarını ve söz konusu grupların kent sosyal yaşamına uyum problemlerini vb. ele alıp irdeleyebilirler.\nToplumbilimsel düşünce tarihi içinde kent, geleneksel toplumdan modern topluma geçişin bir parçası olarak ele alınmıştır. Marx, Weber, Durkheim Simmel gibi düşünürlerin endüstriyel toplum analizleri daha sonra gelişen kent teorilerini etkilemiştir. Kentin ayrı bir çalışma konusu olarak ele alınması 1920'li yıllarda Chicago okulu ile birlikte başlamıştır. 1960'lı yıllardan sonra ise kent, ekonomi politik bir yaklaşımla analiz edilmiştir.", + "question": "Kent sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kent sosyolojisi, tanım olarak Batı'da 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "54", + "context": "Kırsal sosyoloji kırsal alanlardaki gıda, tarım ve doğal kaynaklar konusunda çalışmaların yürütüldüğü toplumbilim dalıdır. Bu alan 1910'larda Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıkmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kırsal sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kırsal sosyoloji kırsal alanlardaki gıda, tarım ve doğal kaynaklar konusunda çalışmaların yürütüldüğü toplumbilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "55", + "context": "Kişilerarası bağlar, sosyal ağ analizinde ve matematiksel sosyolojide, insanlar arasında bilgi taşıyan bağlantılar olarak tanımlanır. Kişilerarası bağlar genellikle üç çeşittir: güçlü, zayıf veya yok. Zayıf sosyal bağların, toplumdaki sosyal ağların yerleşikliğinden, yapısından ve bu ağlar aracılığıyla bilgi aktarımından sorumlu olduğu ileri sürülmektedir. Spesifik olarak, bireylere güçlü bağlar yerine zayıf bağlar yoluyla daha yeni bilgiler akar. Yakın arkadaşlarımız bizimle aynı çevrelerde hareket etme eğiliminde olduklarından, aldıkları bilgiler zaten bildiklerimizle önemli ölçüde örtüşür. Tanıdıklar ise aksine bizim tanımadığımız insanları tanır ve böylece daha yeni bilgiler alırlar.", + "question": "Kişilerarası bağlar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kişilerarası bağlar, sosyal ağ analizinde ve matematiksel sosyolojide, insanlar arasında bilgi taşıyan bağlantılar olarak tanımlanır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "56", + "context": "Kolektif davranış, (İngilizce: Collective behavior) belirli durumlarda ortaya çıkan ve süreli olarak kolektif bir bilinç ile yönlendirilen topluluk davranışı. Kolektif davranış belirli bir süre devam edebilir. Toplulukları bir araya getiren ortak bilinç ortadan kalkınca kolektif davranış da yok olur.\n\nKolektif davranış kuramını ilk ortaya atan kişi Gustave Le Bon'dur. Ona göre 3 çeşit kolektif davranış vardır: kalabalık, kitle, halk.\nKolektif davranışı ortaya çıkartan birtakım ön koşullar vardır. Bu ön koşullar meydana gelince topluluk ortak bir kitle ruhunda birleşir. Bu durumlar çoğu zaman kriz dönemleridir. Le Bon'a göre bireyler kriz dönemlerinde normalde yapmaktan çekinecekleri davranışları kitle ruhu ile yapabilir duruma gelirler. Kitle konumuna gelmiş topluluklar mantıklı düşünme yetilerini kaybederler ve olaylara daha çok duygusal olarak tepki verirler.\nHerbert George Blumer'e göre kolektif davranışları ortaya çıkartan şey sosyal hoşnutsuzluktur. Bireyler, rutin aktivitelerinin kesilmesiyle yeni dürtü ve eğilimler geliştirirler. Bunun sonucunda Blumer'ın \"huzursuzluk\" dediği durum ortaya çıkar ve bu etki bireyler arasında yayılır. Bireyler arasında bu etkinin yayılmasına \"dairesel döngü\" denir. Bu dairesel döngü ile huzursuzluğun birleşimi sosyal hoşnutsuzluğu ortaya çıkartır. Sosyal hoşnutsuzluk durumu kolektif davranış formlarının gelişeceği bir bağlam sağlar.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kolektif davranış nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kolektif davranış, (İngilizce: Collective behavior) belirli durumlarda ortaya çıkan ve süreli olarak kolektif bir bilinç ile yönlendirilen topluluk davranışı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "57", + "context": "Kolektif eylem, (İngilizce: Collective action) çeşitli menfaat sahipleri arasındaki işbirlikçi ve sürdürülebilir yardımlaşma ya da bireylerin eylemlerinin birbiriyle ilişkili hâle getirilerek uyum sağlaması. Psikoloji, sosyoloji, antropoloji, siyaset bilimi ve ekonomi dahil olmak üzere sosyal bilimlerin birçok alanında formülasyonları ve teorileri olan bir terimdir.George Herbert Mead'a göre, bireylerin diğer insanların rolünü alması ile kendilerini başka bakış açılarıyla gözlemlemeleri, toplumsal eylem için bir temel oluşturur. Bireyler bu eylemler ile kendilerinden beklenilen davranış hakkında bilgi sahibi olarak kendi eylemlerini değiştirmeye yönelir ve toplumun genel tutumunun bilincinde olarak kendilerini yargılayıp değerlendirirler.\nKolektif eylemlerin problemi, birden fazla bireyin belirli bir eylemden yararlanacağı, ancak herhangi bir bireyin bunu tek başına üstlenip çözmesini mantıksız kılan bir maliyete sahip olduğu durumlarda ortaya çıkar. Bu durumda en ideal çözüm, bunu, maliyeti paylaşılan kolektif bir eylem olarak üstlenmektir. Bu sorunu ifade etmek için İngilizcede \"belling the cat\" yani \"kediye çan takmak\" metaforu kullanılır. Bu metafor imkansız derecede zor bir görevi yerine getirmeyi kabul eden gruplar için kullanılan bir deyimdir.", + "question": "Kolektif eylem nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kolektif eylem, (İngilizce: Collective action) çeşitli menfaat sahipleri arasındaki işbirlikçi ve sürdürülebilir yardımlaşma ya da bireylerin eylemlerinin birbiriyle ilişkili hâle getirilerek uyum sağlaması." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "58", + "context": "Kriminoloji ya da suç bilimi suçun açıklamasını yapan, suçlu davranışın nedenlerini inceleyen, suçun önlenmesi ve suçlulukla mücadele ile ilgilenen bir bilimsel öğretidir.\nİngiliz yazar Thomas More, sınırsız suçun daha az ahlaki ve hukuki ama \"sosyolojik\" açıklamasının arayışının yerindeliğinin farkına vararak kriminolojinin doğuşunu sağlamıştır. Ancak o devirlerde anlaşılamayan bu görüş geçerliliği görmesi için 18. hatta 19. yüzyılı bekleme zorunda kalacaktır.\nKriminoloji sözcüğünün mucidinin kim olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte isim babalığı çoğunlukla bir Fransız doktoru olan 1851-1911 yılları arasında yaşayan P. Topinard'ın bulduğu yönünde yakıştırmalar yapılmaktadır. Ancak İtalyan yargıç Garofalo 1855 yılında La Criminologie (Kriminoloji) adlı kitabını yayınlayarak büyük oranda bu bilimin tanınmasını sağlamıştır. 1855 tarihinden 1913'e kadar suç ve onun bastırılması amacıyla uluslararası düzeyde birçok kongre \"Kriminal Antropoloji\" adı altında düzenlenmiştir.\nAuguste Comte'nin etkisinde kalan Les Horizons Du Droit Penal (Ceza Yasasının Yeni Ufukları) adlı eserini yayınlayan Dr. Cesare Lombroso'nun, 1876 yılında iki cilt halinde yayınlanan Homo Criminalis (Suçlu İnsan'ıyla) belli yakınlıkları olmakta ve kendisini suç karşısında savunmanın toplumun ödevi olduğu yönünde fikirlerini beyan etti. Öylece öncülüğü toplumun korunmasına veren ama artık bunun gerçekleştirmek için yollar öngörene toplumsal savunma kavramının ortaya çıkmasına neden oldu.\nKriminoloji çoğunlukla bir gözlem bilimi olarak kabul edilmesine rağmen uyumlu bir strateji belirlenmesi ile toplumun suç karşısındaki tepkisinin derinlemesine değişmesine öncelik ederek toplumu daha huzurlu bir zemine oturtmasında ana damar olma vasfını gösterebilir. Kriminoloji yalnızca ceza hukukunun yetersizliklerinden doğmakla kalmamış, onun yenilenmesinin koşullarını da belirlemede aktif rol almıştır.\nSuç nedenleri bilimi olarak da tanımlanan Kriminoloji, o kadar geniş bir bilim alanıdır ki, sosyoloji, psikoloji, tıp, psikiyatri gibi daha birçok sosyal bilim dalları ile insan üzerinde etkili olan fen bilimlerinden de faydalanmaktadır. Bu bilimlerdeki gelişmelere paralel olarak kriminoloji kendisini geliştirecek ve toplumun sağlığa kavuşmasında bir toplum doktorluğu görevini üstlenecektir.\nSuça karşı açılmış savaşın yetersizliklerinden doğmuş olan kriminoloji günümüzde hala daha tam olarak yerine oturamamıştır. Bunda bilim dalının yeterince bilinemeyişi ve siyasetçiler tarafından gevşek politikaların uygulanmasına dayanmaktadır. Suçla mücadele edebilmek için suçu tanımanın önemli olduğundan yola çıkılacak olursa özgürlükçü anlayışa dayalı bir bilim ile huzurlu topluma ulaşmak mümkün olabilir. Kriminoloji biriminde araştırmalar yapan Roger Hood ve Richard Sparks'ın gözlemleri sonucunda kriminolojinin bir sosyal hizmet türünden ziyade toplumdaki suç olgusuna akılcı bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.", + "question": "Kriminoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kriminoloji ya da suç bilimi suçun açıklamasını yapan, suçlu davranışın nedenlerini inceleyen, suçun önlenmesi ve suçlulukla mücadele ile ilgilenen bir bilimsel öğretidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "59", + "context": "Toplum, ortak bir coğrafi mekandan, kurumsallaşma davranış biçimleri sergileyen ve bir arada yaşayan bireylerden oluşmuş bir bütündür. Toplumu oluşturan bireyler arasında düzenli ilişkiler ve davranış kalıpları vardır. Davranış kalıpları, dil ve kültür sayesinde oluşur. Toplumun sahip olduğu bu davranış kalıpları zamanla değişebilir.\nSosyolojide kurum, kültür ve insanların yaşam tarzlarının biçimlendirilmiş bir parçası anlamında kullanılır. Toplumun temel ve önemli ihtiyaçları çerçevesinde teşkilatlanmış ve bütünleşmiş değerlerin, kuralların ve davranış kalıplarının bileşimi olan sosyal kurumlar, sosyolojik yöntem ve tekniklerle inceleme yapan bir toplum bilim dalıdır. Toplumsal ihtiyaçların karşılanması için, biçim ve yöntemlerin süreklilik hallerini ifade etmek için kurum sözcüğüne başvurulur.\nKurumlar bireylerin ihtiyaçlarını karşılama amacıyla ortaya çıkmıştır. Kurumlar içerisinde her bireyin bir rolü bulunmaktadır. Bu roller, bireylerin bulunduğu toplumun beklediği davranışlardır. Birey birden fazla statüde birden çok role sahiptir. Örneğin, bir kadın bir kuruluşta yönetici olabileceği gibi aynı zamanda hem anne, hem eş, hem de çocuk olabilir. Kadının yönetici rolündeki konumundan sergilenmesi istenen davranışlarıyla anne rolündeki konumundan beklenen davranışlar aynı değildir. Yani bireyin her rolünde beklenen davranışlar farklıdır.\nKurumsal sosyoloji; toplumu, toplumsal olaylardan ziyade, karşılıklı olarak birbirlerine uyarlanmış ve bağlı kılınmış kurumların oluşturduğu yapısal toplum olarak ele alınan ve bu bütünlüğü inceleyen sosyolojinin bir alt dalıdır. Bu çerçevede belli temel kurumlar belirlenmiştir. Bu kurumlar (aile kurumu, ekonomi kurumu, din kurumu, siyaset kurumu, eğitim kurumu, boş zamanlar kurumu gibi) öncelikli olarak tek başına ele alınır ve daha sonra kurumlar arası ilişkiler ve kurumların birbirleri üzerindeki etkileri incelenir.", + "question": "Kurumlar sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toplum, ortak bir coğrafi mekandan, kurumsallaşma davranış biçimleri sergileyen ve bir arada yaşayan bireylerden oluşmuş bir bütündür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "60", + "context": "Küçük gruplar sosyolojisi, sosyal ilişkilerden kaynaklanan eylem, etkileşim ve bunların sonucunda oluşan sosyal grup tiplerini inceleyen sosyoloji dalıdır. Kavram ilk defa Fransız yazar ve sosyolog Gabriel Tarde tarafından kullanılmıştır. Sosyal hayatta toplum, büyük bir sosyal gruptur, toplumun içinde alt gruplar yer almaktadır. Küçük grupların büyük gruplar içinde olmaları sosyal gruplarla ilgili bir özelliktir. Alan, uluslararası ilişkilerde kullanılan alanlardandır ve grup özelliklerinin karar vermeyi nasıl etkilediği ile ilgili çalışmaları ele alır. Kültürel antropologlar ve siyaset bilimciler tarafından veri toplama amaçlı olarak kullanılmıştır. Küçük gruplar sosyolojisi, toplumların içerisinde barındırdığı çeşitli küçük grupları mikro sosyolojik düzeyde ele alır, küçük grupların iletişimindeki görev, süreç ve ilişki çatışmalarını inceler.", + "question": "Küçük gruplar sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Küçük gruplar sosyolojisi, sosyal ilişkilerden kaynaklanan eylem, etkileşim ve bunların sonucunda oluşan sosyal grup tiplerini inceleyen sosyoloji dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "61", + "context": "Kültür toplumbilimi, sosyal hayatın yorumlanmasında kültür çözümlemesi kullanılmasına dayanan bir toplumbilim yöntemidir. Özellikle ABD toplumbiliminde yaygın olarak kullanılır.\nKültür toplumbilimcileri, pek çok sosyal ve kültürel kuramdan etkilenmiştir. Toplumbilimin diğer yöntem ve sahalarında göre, kültür toplumbiliminde sosyal ve kültürel disiplinler arası yaklaşım daha çok kullanılır. Bu yaklaşımlara postmodern ve yapısalcılık sonrası kuramlar dahildir. Buna karşın, pek çok kültür toplumbilimcisi, klasik bilimsel araştırmadan, yani deneysel olarak sınanabilir kuram ve çözümlemelerden uzak durur.\nİncelediği konuyla tanımlanan toplumbilim türlerinden (hukuk toplumbilimi gibi) farklı olarak, kültür toplumbilimi, bir paradigmalar bütünüdür. Amerikan Toplumbilim Derneği'ne göre, kültür toplumbilimi, \"maddi ürünleri, fikirleri ve simgesel araçları inceleyen bir bakış açısıdır\".", + "question": "Kültür sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültür toplumbilimi, sosyal hayatın yorumlanmasında kültür çözümlemesi kullanılmasına dayanan bir toplumbilim yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "62", + "context": "Küreselleşme sosyolojisi, çağdaş toplumlardaki küreselleşmenin değişim süreci, toplumsal etki ve sonuçlarını inceleyen bir sosyoloji dalıdır. Yerel dönüşümlerin küresel süreçlere yakından bağlı olduğunu vurgular. Küreselleşme sosyolojisi küreselleşmenin; sosyal, ekonomik, politik, kültürel ve çevresel unsurlarına odaklanır.", + "question": "Küreselleşme sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Küreselleşme sosyolojisi, çağdaş toplumlardaki küreselleşmenin değişim süreci, toplumsal etki ve sonuçlarını inceleyen bir sosyoloji dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "63", + "context": "Likert ölçeği, adını mucidi olan psikolog Rensis Likert'ten almış, genellikle anketlerin kullanıldığı araştırmalarda yer alan psikometrik bir ölçektir.", + "question": "Likert ölçeği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Likert ölçeği, adını mucidi olan psikolog Rensis Likert'ten almış, genellikle anketlerin kullanıldığı araştırmalarda yer alan psikometrik bir ölçektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "64", + "context": "Mali sosyoloji kamu maliyesinin, özellikle vergi politikasının sosyolojisidir. Bir alan olarak, vergilendirmeye uyumu belirleyen kültürel ve tarihi faktörler de dahil olmak üzere vergilendirmenin vatandaşlar ve devlet arasında oluşturduğu ilişkiyi araştırmayı amaçlamaktadır. Joseph Schumpeter'in 1918 tarihli çalışması \"Vergi Devletinin Krizi\" mali sosyolojinin kurucu metnidir, ancak Schumpeter bu terimi Avusturyalı sosyolog Rudolf Goldscheid'in 1917 Almanca: Staatssozialismus oder Staatskapitalismus(\"Devlet Sosyalizmi veya Devlet Kapitalizmi\") eserinden ödünç almıştır. 1990'lardan bu yana, \"yeni mali sosyoloji\", modernitenin ortaya çıkışının sadece bir sonucu değil, bir nedeni olarak vergilendirmenin temel rolünü analiz eder.", + "question": "Mali sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mali sosyoloji kamu maliyesinin, özellikle vergi politikasının sosyolojisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "65", + "context": "Mantıksal pozitivizm, Viyana Çevresi olarak adlandırılan filozofların felsefi düşünüş sistemlerini adlandırır. Başlıca temsilcileri Moritz Schlick, Rudolph Carnap ve Otto Neurath olan bu çevre, yeni pozitivistler ya da mantıkçı empiristler olarak da adlandırılır. Bu çevrenin oluşumunda önemli etkisi olan isim Ernst Mach'tır ki Mach'ın Viyana'da belirli dönemlerde mantık, fizik ve felsefe profesörlüğü yaptığı bilinmektedir. Mantıksal pozitivizmin çok farklı konumlardaki ve disiplinlerdeki filozofları bir araya getirir. Söz konusu akımın içinde sayılan ya da sayılmış olan belli başlı filozoflar şöyledir: Ernest Nagel, Hans Hahn, Kurt Gödel, Felix Kaufmann, Philipp Frank, Bertrand Russell, Whitehead, A. J. Ayer, Wittgenstein.", + "question": "Mantıksal pozitivizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mantıksal pozitivizm, Viyana Çevresi olarak adlandırılan filozofların felsefi düşünüş sistemlerini adlandırır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "66", + "context": "Matematik sosyolojisi, hem sosyolojik araştırmalarda matematiğin kullanımıyla hem de matematik ile toplum arasında var olan ilişkilerin araştırılmasıyla ilgilenen disiplinler arası bir araştırma alanıdır.\nBu yüzden, matematiksel sosyoloji, söz konusu yazarlara ve yürütülen araştırmanın türüne bağlı olarak farklı anlamlara sahip olabilir. Bu durum, matematiksel sosyolojinin sosyolojinin bir türevi mi, iki disiplinin kesişimi mi yoksa kendi başına bir disiplin mi olduğu konusunda bir tartışma yaratır. Bu, matematiksel sosyolojiyi bazen bulanık ve tekdüzelikten yoksun bırakan, gri alanlar sunan ve akademik alanını geliştirmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyan dinamik, devam eden bir akademik gelişmedir.", + "question": "Matematiksel sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematik sosyolojisi, hem sosyolojik araştırmalarda matematiğin kullanımıyla hem de matematik ile toplum arasında var olan ilişkilerin araştırılmasıyla ilgilenen disiplinler arası bir araştırma alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "67", + "context": "Mezososyoloji, gelir, yaş, cinsiyet, ırk, etnik köken ve örgütler gibi sosyal unsurların incelenmesidir.\nMezososyoloji, ekonomi veya insan toplumları gibi büyük ölçekli makro güçlerin analizini yapan makrososyoloji ile günlük insan sosyal etkileşimlerini inceleyen mikrososyoloji arasındadır.", + "question": "Mezososyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mezososyoloji, gelir, yaş, cinsiyet, ırk, etnik köken ve örgütler gibi sosyal unsurların incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "68", + "context": "Mikrososyoloji, günlük insan sosyal etkileşimleri ve ajandalarının küçük ölçekte doğasıyla ilişkili ve sosyolojinin temel analiz (veya odak noktası) düzeyidir: Bu yüz-yüze demektir. Mikrososyoloji, istatistiksel veya deneysel gözlemlerden ziyade yorumsal analiz temellidir ve felsefede fenomenoloji ile yakın ortaklıklar taşır. Metotların arasında şunlar vardır: sembolik etkileşimcilik ve etnometodoloji; etometodoloji -özellikle- mikro-linguistik araştırmalar gibi çalışmalar ve insan sosyal davranışınıa diğer ilişkili yönlerden birçok akademik alt-alan meydana gelmesine sebep olmuştur. Makrososyoloji, zıt olarak, sosyal yapı ve daha geniş sistemler ile ilgilidir.", + "question": "Mikrososyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mikrososyoloji, günlük insan sosyal etkileşimleri ve ajandalarının küçük ölçekte doğasıyla ilişkili ve sosyolojinin temel analiz (veya odak noktası) düzeyidir: Bu yüz-yüze demektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "69", + "context": "Mimarlık sosyolojisi, yapılmış çevrenin sosyolojik çalışması ve modern toplumlarda mimarların rolü ve kapsamıdır.\nMimarlık temel olarak estetik, mühendislik ve sosyal kavramlardan meydana gelir. Yapılmış çevre, insanların aktivitelerinden oluşan tasarlanmış alanlardır. Bu alanlar birbiriyle ilişkili ve birbirinden ayrılamaz bir bütündür. Birbirinden farklı birçok sosyal kurum bulunmaktadır. Bu sosyal kurumlar, bazen binayı kullanan insanların hem binada yaşayanların amacından hem de çeşitli yapı ve organize iletişim akışından tüm yönlerden faydalanmalarını sağlamak için işlevsel alanlara ihtiyaç duyar. Binaların bu sosyal kurumların ihtiyaçlarını, toplumsal gereksinimleri, karşılamak üzere tasarlanma biçiminin, mimaride sosyal yönlerin uyumu olduğu söylenebilir.", + "question": "Mimarlık sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mimarlık sosyolojisi, yapılmış çevrenin sosyolojik çalışması ve modern toplumlarda mimarların rolü ve kapsamıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "70", + "context": "Modernizm veya çağdaşlık, 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında Batı toplumunda sanayileşme, kentleşme ve teknolojik ilerlemenin getirdiği hızlı değişimlere bir yanıt olarak ortaya çıkan kültürel ve sanatsal bir harekettir. Hareket, yenilik arzusu ve geleneksel sanat, edebiyat ve felsefe biçimlerinin reddedilmesiyle karakterize edilir.\nModernist sanatçılar, gelişen endüstriyel dünyayı yansıtan yeni ifade biçimleri yaratmaya çalıştılar. Gerçekçiliği reddettiler ve deneyselliği, öz farkındalığı ve yaratıcı süreci benimsediler. Akımın anahtar kavramlarından biri, şair Ezra Pound tarafından ortaya atılan \"yeniyi yapma\" fikriydi.\nModernist yenilikler arasında soyut sanat, bilinç akışı romanları, montaj sineması, atonal ve on iki tonlu müzik, bölünmüş resimler ve modern mimari yer alıyordu. Hareket aynı zamanda geçmişin unsurlarını genellikle tekrarlama, sentezleme, yeniden yazma, özetleme, revizyon ve parodi yoluyla bir araya getirdi.\nModernizm, Aydınlanma düşüncesinin ve dini kesinliğin reddedilmesiyle karakterize edildi. Bunun yerine, modernistler sanatsal ve sosyal geleneklerin öz farkındalığını benimsemiş, bu da genellikle sanat eserlerinin yaratılmasında kullanılan biçim ve tekniklerin test edilmesine yol açmıştır.\nBazı akademisyenler modernizmin 21. yüzyıla kadar devam ettiğine inanırken diğerleri bunun geç modernizm veya yüksek modernizme dönüştüğünü düşünmektedir. Postmodernizm, modernizmden bir kopuş olarak ortaya çıkmış, onun temel varsayımlarını reddederek kültürel çeşitliliğin ve öznel deneyimin önemini vurgulamıştır.\nModernizmin 19. yüzyılın ortalarında Fransa'da ortaya çıktığı ve hareketin kabaca 1884-1914 yıllarını kapsadığı kabul edilir. Temel fikir, geleneksel sanatların, edebiyatın, sosyal organizasyonların ve günlük yaşamın zamanını doldurduğu ve yeni bir kültürle değiştirilmesi gerektiğiydi. Modernizm, ticaretten felsefeye kadar her şeyin sorgulanması gerektiğini, böylece kültür unsurlarının daha yeni ve daha iyi olanlarla değiştirilebileceğini savunuyordu. Modernizme göre, 20. yüzyılın değişimleri ve yenilikleri kalıcıydı ve tam da yeni oldukları için \"iyi\" ve \"güzeldi\" ve toplumun dünya görüşünü buna göre uyarlaması gerekiyordu.\nModernizm, yeni bir çağa daha uygun biçimler yaratmak amacıyla yerleşik geleneklerin kırılmasını tanımlamak için stilistik bir terim olarak kullanılmıştır. Bazıları modernizm ve postmodernizmi 20. yüzyıldaki iki hareket olarak görürken diğerleri bunları tek bir hareketin parçası olarak görmektedir.", + "question": "Modernizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Modernizm veya çağdaşlık, 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "71", + "context": "Müzik sosyolojisi ya da Sosyomüzikoloji (ing.Sociomusicology) (Latince:socius \"refakatçi, Eski Fransızca musique ve Eski Grekçe dilinden \".. çalışması\" anlamına gelen λόγος (lógos):\"söylem,tartışma\"), hem sosyolojinin alt akademik alanı olan müzik ile ilişkili olarak hem de müziksel davranışın ve müziğin toplumda rolünün sosyal yönlerine yoğunlaşan müzikolojinin alt alanıdır.", + "question": "Müzik sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Müzik sosyolojisi ya da Sosyomüzikoloji (ing." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "72", + "context": "Nitel araştırma metotları ya da bazen sadece nitel metotlar, nitel araştırmada olayların ve algıların laboratuvar ortamı dışında tümel bir biçimde anlamlarını bulmaya yönelik çalışma- kullanılan yöntem.\nGünümüz araştırma sistemlerinde özellikle sosyal disiplinlerde kullanılan, insan ve insan gruplarının davranışlarının,sosyal olaylarının oluşumunu ve anlamını açıklamada kullanılır.Nitel metotlar, katılımcı ve yorumlayıcı bir tavırla ele alınır.", + "question": "Nitel araştırma metotları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nitel araştırma metotları ya da bazen sadece nitel metotlar, nitel araştırmada olayların ve algıların laboratuvar ortamı dışında tümel bir biçimde anlamlarını bulmaya yönelik çalışma- kullanılan yöntem." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "73", + "context": "Norm, grup üyelerinin belirli bir bağlamda nasıl davranmaları gerektiğini belirleyen kurallar veya ilkeler bütünü. Toplumbilimciler normları yazılı olmayan ve toplumun davranışlarına hükmeden anlayış olarak tanımlarken, ruhbilimciler ise daha genel bir tanımı benimserler. Sosyoloji'de normlar yazılı ve yazısız olmak üzere ikiye ayrılır. Yazılı normlar resmi normlar olarak da bilinirler. Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge ve kararname gibi şeyler yazılı normlarının kapsamına girer. Yazılı normlar daha çok kamu kurumları ve özel sektörde kullanılır. Yazılı normların yaptırım gücü yüksektir. Yazısız normlar ise resmi olmayan normlardır. Toplum içerisindeki genelgeçer kurallar bütünü olarak da bilinir. Yazısız normların başlıca çeşitleri: töre, örf, adet, gelenek, görenek ve ahlaktır. Yazısız normlara uymayanlar toplum tarafından dışlanma gibi yaptırımlarla karşılaşabilirler. Yazısız normlar, yazılı normların olmadığı yerlerde onun yerine kullanılabilir. Normlardaki temel amaç sosyal kontroldür.", + "question": "Norm (sosyoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Norm, grup üyelerinin belirli bir bağlamda nasıl davranmaları gerektiğini belirleyen kurallar veya ilkeler bütünü." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "74", + "context": "Paradigma değişimi, herhangi bir alanda yerleşik tüm kurallar ve uygulamaların, içinde bulunulan çağa uygun kavrayış, bakış açıları ve anlayışlarla kökten bir değişime uğraması durumudur. Yaşanılan bu kökten değişim sonrası, yeni bir anlayış ve kavrayış biçimi olan farklı bir paradigma doğar.", + "question": "Paradigma değişimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Paradigma değişimi, herhangi bir alanda yerleşik tüm kurallar ve uygulamaların, içinde bulunulan çağa uygun kavrayış, bakış açıları ve anlayışlarla kökten bir değişime uğraması durumudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "75", + "context": "Postkolonyalizm sömürgeciliğin bıraktığı mirası sorunsallaştıran bir dizi felsefi, sosyolojik, psikolojik, edebi teoriyi içine alır. Bir edebiyat kuramı ve eleştirel yaklaşım olarak postkolonyalizm, bir zamanlar başka devletlerin, özellikle de Avrupa’nın büyük sömürgeci güçleri Britanya, Fransa ve İspanya’nın sömürgeleri olan ülkelerde üretilen edebi eserleri irdeler; hâla kolonyal düzenlemeleri bulunan ülkeleri (Kanada, Avustralya vb.) de ayrıca kapsar. Bunun yanında, postkolonyal edebiyat sömürgeci ülkelerin vatandaşları tarafından yazılan, sömürülen ülkeleri ve insanlarını ana konusu yapan eserleri de içine alır.\nSömürge ülkelerden, özellikle de İngiliz İmparatorluğu’nun sömürgelerinden insanların Britanya’daki üniversitelere gelmeleri, burada kendi topraklarında mevcut olmayan bir eğitimi almaları, postkolonyalizmin, çoğunlukla edebiyatta, özellikle de romanda yeni bir eleştiri anlayışı olarak ortaya çıkmasını sağlamıştır. Postkolonyal teori 1970'lerde eleştiri alanının bir parçası haline gelmiştir. Postkolonyalizmle ilgilenen birçok düşünür, Edward Said’in Oryantalizm isimli kitabını bu teorinin baş eseri olarak kabul eder.", + "question": "Postkolonyalizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Postkolonyalizm sömürgeciliğin bıraktığı mirası sorunsallaştıran bir dizi felsefi, sosyolojik, psikolojik, edebi teoriyi içine alır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "76", + "context": "Pozitivizm veya olguculuk; Auguste Comte'un başını çektiği, doğru bilginin yalnızca bilimsel bilgi olduğu, doğru bilgiye ise yalnızca ampirizm (deneycilik) ile ulaşılabileceğini ve bu bilginin kendisinin deneysel olmadığını savunan düşünce akımıdır. Pozitivizm, sosyal bilimlerin fen bilimleri gibi kesin gerçeklikler içeren kurallara dayanması ve felsefi tartışmalardan uzaklaşmak hedefiyle, 19. yüzyıl içindeki toplumsal ilişkiler çerçevesinde şekillenmiştir.", + "question": "Pozitivizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Pozitivizm veya olguculuk; Auguste Comte'un başını çektiği, doğru bilginin yalnızca bilimsel bilgi olduğu, doğru bilgiye ise yalnızca ampirizm (deneycilik) ile ulaşılabileceğini ve bu bilginin kendisinin deneysel olmadığını savunan düşünce akımıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "77", + "context": "Sağlık sosyolojisi, toplumda sağlığa dair konuları inceleyen sosyoloji alt dalıdır. Sağlık ve hastalıkla ilgilenir. Sağlık sosyolojisi sosyolojik bir disiplindir. İlişkili olarak Medikal Sosyoloji, insanların kendilerini ne zaman hasta şeklinde belirttiklerine, hastalıkları nasıl atlattıklarına, engelli olanların ne şekilde tedavi göreceklerine ilişkin yol gösterir. Sağlık sosyolojisi tıptaki hedefleri kendine seçmiş bir durumdadır. Sağlık sosyolojisi geçmiş zamandan itibaren çeşitli faktörlerden etkilenmiştir. Örneğin; Sanayi devriminden dolayı makineleşmeyle zamanla sağlık alanı daha gelişmiştir. Önceki zamanlarda hastalıkların nedenini bulmak zor olabiliyordu veya bulunsa bile yanlış —teşhis konulabiliyordu. Makineleşmeyle hastalıkları veya sorunları bulmak daha kolaylaştı. Sağlık alanında uğraşanların işini daha kolaylaştırdı. Dijitalleşmeye geçilmesiyle birlikte toplumda sağlık konuları gerek mobil uygulama olsun gerek internet olsun gerek bilgisayar olsun insanlar sağlık alanındaki sorunlarını veya sorularını dijital ortamda daha rahat bir şekilde belirtebilecek bir hale geldi. Zamanla işlerin kolaylaşmasıyla doktorların hastalara bakış açısını değiştirmiştir. Onların tutumlarında değişme olmuştur .Geleneksel yöntemlerini bırakıp veya bir kısmını bırakıp daha modern yöntemleri kullandılar.Sağlık sosyolojisi, toplumun fiziksel, psikolojik ve sosyal durumlarını inceler. Dünya Sağlık Örgütü; sağlığı fiziksel, psikolojik ve sosyal bakımdan tam normallik hali olarak tanımlar. R. Straus, Sağlık sosyolojisinde çalışmaların iki seçenekle kullanılabileceğini belirtmektedir. Bunlar; Tıbbın Sosyolojisi ve Tıpta Sosyoloji kavramlarıdır.Sağlık sosyolojisi çeşitli alanlarla ilgilenir.\n\nBunlardan bazılarını sayacaksak hastalıkların dağılımı, tıp eğitimi, toplum sağlığı, toplumun sağlıkla ilgili örgütlenmesini,sağlık politikaları gibi çeşitli alanlarla ilgilenir. Sağlık sosyolojisi, Amerika ve Avrupa'da gelişmiş durumdadır. Sağlık sosyolojisi kavramı ilk defa 1894'te Charles McIntrie’nin yazmış olduğu ‘Sağlık Sosyolojisi Çalışmalarının Önemi’ adlı makaledir.Türkiye’de, Sağlık Sosyolojisiyle alakalı alanda çalışmalar Türkdoğan’ın 1965’li yıllarda yapmaya başladığı görülür. Türkdoğan’dan sonra Kasapoğlu’nun çalışmaları sağlık sosyolojisinde ilkler olmaktadır. Türkdoğan çalışmasında Erzurum’un Ilıca kasabası üzerinden, 37 köy ve bir mahalley inceledi.Sağlık ve hastalık probleminde,toplumun değeri, sosyal tabakalaşma, toplumun görüşü, kültürü, çeşitli faktörlerin rol oynadığını vurgular.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sağlık sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sağlık sosyolojisi, toplumda sağlığa dair konuları inceleyen sosyoloji alt dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "78", + "context": "Sanat sosyolojisi, sosyolojinin alt dallarından biridir ve sanatı toplumsal bir süreç olarak, diğer toplumsal fenomenlerle bağlantı içinde ele alır ve analiz eder. Modern sanatın gelişimi, sosyolojik bir araştırma sürecini gerektirdiğinde ve sosyoloji de kendi içinde alt dallara doğru ayrılırken, Avrupa'da ve ABD'de bazı sosyal bilimcilerin katkısıyla sanat sosyolojisi giderek özerkleşen bir alan olarak ortaya çıkmıştır. Özellikle 20. yy.'ın ortalarında Frankfurt Okulu düşünürlerinin (T. Adorno, M. Horkheimer, H. Marcuse) katkıları bugün sanat sosyolojisi literatürü içinde önemli bir yer tutmaktadır. Frankfurt Okulu, \"sanat sosyolojisi\" ve \"sanat felsefesi\" arasındaki dinamik etkileşim için de iyi bir örnektir.\nSanat sosyolojisi, sanatın toplum ile olan ilişkisi ile toplumun sanata olan ilişkisini bir arada incelemeye çalışır. Çünkü sanat, üretimi bireysel gibi görünen ancak toplumsal düzeyde açıklanabilecek bir olgudur. Bu sebeple toplumun ve dolayısı ile toplumsal kurumların (aile, eğitim, din, siyaset, ekonomi, hukuk, boş zamanları değerlendirme) ve hatta teknoloji ile etkileşime girip şekillenen ve doğrusal bir evrim sürecine sahip olmamakla birlikte sürekli olarak gelişen ve kendini yeniden üreten bir süreçtir. Bu süreç insanın varlığı ile başlayıp günümüze kadar uzanan süreç içerisinde, değişimin durmayacağı koşulu ile süregelmiştir. Bu etkilenme süreci de sanatı ve sanatsal eseri geçmişe yönelik, toplumların, toplumsal kurumların analizlerinde bir veri olarak kullanılmasını sağlamaktadır.\nPierre Bourdieu, Howard S. Becker, Robert W. Witkin, sanat sosyolojinin gelişiminde ve kurumsallaşmasında önemli katkıları olan isimlerdir. Bugün, ISA (International Sociological Association) ve ESA (European Sociological Association) gibi uluslararası sosyoloji organizasyonlarının bünyesinde, sanat sosyolojisi çalışmaları yapan sosyologların bir araya geldikleri alt bölümler bulunmaktadır. Bu alanda her yıl sözü edilen kurumlar tarafından uluslararası konferanslar ve seminerler organize edilmektedir.\nTürkiye'de sanat sosyolojisi, görece yeni bir araştırma alanıdır. 1980'lerle birlikte sanat piyasasının gelişmeye başlaması, Batı sosyoloji literatürünün her geçen gün daha fazla Türkiye'de tanınması ve post-yapısalcılık, post-modernizm gibi söylemlerin yaygınlaşmasıyla beraber; üniversitelerde ve üniversite dışında sanat sosyolojisi çerçevesi içine dahil edilebilecek çalışmaların yapılmaya başlandığına tanık oluyoruz. Türkiye'de sanat sosyolojisine örnek gösterilebilecek çalışmalar için Ünal Nalbantoğlu, Besim Dellaloğlu, Ali Akay, Hasan Bülent Kahraman ve Hilmi Yavuz alınabilir.", + "question": "Sanat sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanat sosyolojisi, sosyolojinin alt dallarından biridir ve sanatı toplumsal bir süreç olarak, diğer toplumsal fenomenlerle bağlantı içinde ele alır ve analiz eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "79", + "context": "Sanayideki iş sistemlerini inceleyen koldur.Çalışanların birbirleriyle ve işletmeye karşı olan ilişkisini, işin insana olan etkisini gibi konuları inceler. İnsanlık tarihi boyunca, ilkel dönemlerden tarım toplumuna, tarım toplumundan endüstri toplumuna, bugün ise post endüstriyel topluma doğru değişme görülmektedir. Buna göre; her devrin özelliklerinin iş ilişkileri ortaya çıkmaktadır.Örneğin;Sanayi Devrimi'yle daha ucuz mal ve hizmetin ortaya çıkmasıdır.Bir başka örnek Sanayi Devrimi'ne bağlı olarak daha hızlı imalat süreci ortaya çıkıp makinelerin el emeğinden daha hızlı olmasıdır.Sanayi sosyolojisinin bir başka adı endüstri sosyolojisidir.Endüstri sosyolojisinin temel kavramları endüstri ve sosyolojidir.Endüstri sosyolojisinin önemi endüstriyel toplumda istikrarı sağlama ve sanayi toplumunun probmlemlerine çözümler bulmaktır.Sanayi sosyolojisi,Sektördeki probmlemleri bulmaya destek olur ve çözümler sunar.Kişinin bireysel faaliyetleri ile sanayi faaliyetleriyle olan ilişkiyi anlamaya destek olur.Sanayileşmenin gelişmesiyle ortaya çıkan problemlerin büyüklüğünü analiz eder.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sanayi sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanayideki iş sistemlerini inceleyen koldur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "80", + "context": "Sekülerizasyon ya da lâikleştirme (İngilizce: Secularization; Fransızca: Sécularisation), dinî yönetime son verme; dinî ve ruhanî olmayan, manastır sistemine bağlı olmayan dünyevî bir idare sistemine geçirme.\n\nKirman, M. Ali, 2005, Din ve Sekülerleşme, Adana, Karahan Kitabevi", + "question": "Sekülerizasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sekülerizasyon ya da lâikleştirme (İngilizce: Secularization; Fransızca: Sécularisation), dinî yönetime son verme; dinî ve ruhanî olmayan, manastır sistemine bağlı olmayan dünyevî bir idare sistemine geçirme." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "81", + "context": "Ses analizi ya da Konuşma analizi, iletişimi ve gelecekteki etkileşimi iyileştirmek için müşteri bilgilerini toplamak üzere kaydedilen çağrıları analiz etme sürecidir. Süreç, öncelikle müşteri iletişim merkezleri tarafından bir işletmeyle müşteri etkileşimlerinde ihtiyaçları çıkarmak için kullanılır.\nKonuşma analitiği, otomatik konuşma ve tanıma unsurlarının varlığına rağmen, konuşmanın duygusal tonu ve etkileşim sırasında konuşma ile konuşmama miktarına bağlı konumlarına göre tartılan konuyu analiz ettiği bilinmektedir. İletişim merkezlerindeki konuşma analitiği, etkin maliyet sınırlaması ve müşteri hizmetleri stratejileri oluşturmak için gerekli olan zekayı ortaya çıkarmak ve kaydedilen müşteri etkileşimlerini araştırmak için kullanılabilir. Teknoloji, maliyet etkenlerini belirleyebilir ve trend analizi yapabilir, süreçler ile birlikte ürünlerinde güçlü ve zayıf yönleri belirleyebilir bunun sonucunda pazarın teklifleri nasıl algıladığını anlamaya yardımcı olmayı sağlamaktadır.", + "question": "Ses analizi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ses analizi ya da Konuşma analizi, iletişimi ve gelecekteki etkileşimi iyileştirmek için müşteri bilgilerini toplamak üzere kaydedilen çağrıları analiz etme sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "82", + "context": "Simgesel etkileşim, büyük ölçekli sosyal yapılar yerine insan eylemine odaklanan ve bununla birlikte insanlar ve toplum arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışan teorik yaklaşım. Sembolik etkileşimcilik insan eyleminin ve etkileşimin yalnızca anlamlı iletişim veya sembol alışverişi yoluyla anlaşılabilir olmasıdır. Sembolik etkileşimcilik mikro düzey etkileşimlere odaklanmanın bir sonucu olarak, sosyal ve sosyal sistemlerin makro yapılarının nesnel yönlerini değil, sosyal yaşamın öznel ve kültürel yönlerini incelemeye odaklanmıştır.\nSimgesel iletişimcilik ise insanların yaşadıkları dünyadaki nesnelere bir anlam yüklemeleri ve bu anlamlara bağlı olarak dünyaya verdikleri anlamları niteleyen bir kavramdır. Simgesel iletişimcilik terimi Herbert Blumer tarafından ortaya konmuştur. George Herbert Mead’in benlik ile ilgili ileri sürdüğü görüşleri onun simgesel etkileşimin kurucusu olarak bilinmesinde önemli bir yere sahiptir . C. H. Cooley ve W. I. Thomes'in de simgesel etkileşim kavramına katkıları bulunmaktadır. Nesnelere anlamlar yükleyen ve bu anlamlar üzerine düşünebilen tek varlıklar insanlardır.", + "question": "Simgesel etkileşim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Simgesel etkileşim, büyük ölçekli sosyal yapılar yerine insan eylemine odaklanan ve bununla birlikte insanlar ve toplum arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışan teorik yaklaşım." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "83", + "context": "Sivil dikkatsizlik, kişinin çevresindeki şeyleri görmesi ancak görmezden gelmesidir.", + "question": "Sivil dikkatsizlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sivil dikkatsizlik, kişinin çevresindeki şeyleri görmesi ancak görmezden gelmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "84", + "context": "Siyaset sosyolojisi, devlet ve sivil toplumdan aileye kadar uzanan politik fenomenlerin sosyolojik analizi, araştırması vatandaşlık, toplumsal hareketler ve sosyal güç kaynakları gibi konuları araştırmakla ilgilenen bir bilim disiplinidir. Siyaset sosyolojisinin konusu toplumsal bağlamı içinde iktidardır. 19. yüzyıl ile beraber genel olarak toplumsal ve özel olarak siyasal düşüncenin bilimselleşmeye başladığı görülmüştür. Teknoloji, sanayileşme gibi unsurlar kalabalıklaşmayı beraberinde getirmiş, kalabalıklaşma ise siyasal düşünceye yönelim sağlamıştır.\nBu disiplinin fikir kaynakları, Montesquieu, Adam Smith ve Adam Ferguson gibi düşünürlerden, sosyoloji biliminin kurucu babaları Karl Marx, Émile Durkheim ve Max Weber'den ve Ernest Gellner, Anthony Giddens, Jürgen Habermas ve Michael Mann gibi çağdaş teorisyenlere kadar izlenebilir. Siyaset sosyolojisinde tipik araştırma soruları, \"Neden bu kadar az ABD veya Avrupa vatandaşı oy kullanmayı seçiyor?\" veya \"Kadınların seçilmesi ne farklılık yaratır?\", gibi örneklendirilebilir. Siyasal sosyologlar daha sonra \"Beden nasıl bir güç alanıdır?\", \"Duyguların küresel yoksullukla ilişkisi nasıldır?\" ve \"Bilgi demokraside ne farklılık yaratır?\" gibi sorular da geliştirmeye başladılar.", + "question": "Siyaset sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Siyaset sosyolojisi, devlet ve sivil toplumdan aileye kadar uzanan politik fenomenlerin sosyolojik analizi, araştırması vatandaşlık, toplumsal hareketler ve sosyal güç kaynakları gibi konuları araştırmakla ilgilenen bir bilim disiplinidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "85", + "context": "Sosyal araştırma, sosyal bilimciler tarafından sistematik bir plan izlenerek yürütülen araştırmalardır. Sosyal araştırma metodolojileri nicel ve nitel olarak sınıflandırılabilir.\n\nKantitatif çalışma tasarımları; miktarla ilgilidir, sosyal olgulara nicel kanıtlar aracılığıyla yaklaşır, geçerli ve güvenilir genel iddialar oluşturmak için çoğu zaman birçok vakanın istatistiksel analizine dayanır.\nNiteliksel çalışma tasarımları; kalite ile ilgilidir, doğrudan gözlem, katılımcılarla iletişim veya metinlerin analizi yoluyla sosyal fenomenlerin anlaşılmasını vurgular ve genellikten ziyade bağlamsal öznel doğruluğu vurgulayabilir.\nYöntemler nicel veya nitel olarak sınıflandırılabilirken, çoğu yöntem her ikisinin öğelerini içerir. Örneğin, nitel veri analizi, genellikle, ham verileri sistematik bilgilere kodlamak ve kodlayıcılar arası güvenilirliği ölçmek için oldukça yapılandırılmış bir yaklaşımı içerir. Bu nedenle, \"nitel\" ve \"niceliksel\" yaklaşımlar arasında basit bir ayrım çizerek önerildiğinden daha karmaşık bir ilişki vardır.\nSosyal bilimciler, çok geniş bir sosyal fenomeni analiz etmek için bir dizi yöntem kullanır: milyonlarca bireyden elde edilen nüfus sayımı anket verilerinden tek bir failin sosyal deneyimlerinin derinlemesine analizine; çağdaş sokaklarda neler olup bittiğini izlemekten, eski tarihi belgelerin araştırılmasına kadar. Kökleri klasik sosyoloji ve istatistikte bulunan y��ntemler, siyaset bilimi, medya çalışmaları, program değerlendirme ve pazar araştırması gibi diğer disiplinlerdeki araştırmaların temelini oluşturmuştur.", + "question": "Sosyal araştırma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal araştırma, sosyal bilimciler tarafından sistematik bir plan izlenerek yürütülen araştırmalardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "86", + "context": "Sosyal coğrafya, sınıf, etnik köken ve din olmak üzere toplum içindeki bölünmelere odaklanır; bununla birlikte yakın zamanda cinsiyet ve yaş gibi başkaları eklenmiştir. Sosyal coğrafyanın kökenleri 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa'da ortaya çıkmıştır. Sosyal coğrafya kavramı ilk olarak Le Play okulunun bir üyesi tarafından kullanılmıştır.[kim?] Sosyal coğrafya sanayi devrimiyle büyük ölçüde etkilendi. Toplumsal coğrafya eylem-teorik yaklaşımlar ile genişletilmiştir. 1960'ların radikalizminin ürünü olan sosyal coğrafya, 1970'lerde insan coğrafyasının tüm alanıyla neredeyse eş anlamlı olana dek önemli ölçüde genişledi. Sosyal coğrafyanın entelektüel kökleri çok daha derine uzanır ve daha karmaşıktır. Genellikle bir Anglo-Amerikan geleneği olarak kabul edilir. Günümüzde sosyal coğrafya, çeşitli teorik bakış açılarıyla bilgilendirilmiş çok çeşitli ampirik çalışmaları kapsamaktadır. Sosyal coğrafyacılar, sosyal yaşamın yerinin önemini anlamayla daha fazla ilgilenmişlerdir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sosyal coğrafya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal coğrafya, sınıf, etnik köken ve din olmak üzere toplum içindeki bölünmelere odaklanır; bununla birlikte yakın zamanda cinsiyet ve yaş gibi başkaları eklenmiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "87", + "context": "Sosyal hareket teorisi, sosyal bilimler içinde, genellikle sosyal mobilizasyonun neden meydana geldiğini, ortaya çıkardığı biçimleri açıklamaya çalışan disiplinler arası bir düşünceler bütünüdür. Sosyal hareketlerin oluşumu ve işleyişinin potansiyel sosyal, kültürel ve politik sonuçları üzerine incelemeler içerir.", + "question": "Sosyal hareket teorisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal hareket teorisi, sosyal bilimler içinde, genellikle sosyal mobilizasyonun neden meydana geldiğini, ortaya çıkardığı biçimleri açıklamaya çalışan disiplinler arası bir düşünceler bütünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "88", + "context": "Sosyal inşacılık, sosyoloji, sosyal ontoloji ve iletişim teorisinde kullanılan bir terimdir. Bu terim her alanda farklı işlevlere hizmet edebilmektedir; ancak bu teorik çerçevenin temeli, kavramlar, inançlar, normlar ve değerler gibi toplumsal gerçekliğin çeşitli yönlerinin, fiziksel gerçekliğin ampirik gözleminden ziyade toplum üyeleri arasındaki sürekli etkileşimler ve müzakereler yoluyla oluşturulduğunu öne sürmektedir. Sosyal inşacılık teorisi, bireylerin 'gerçeklik' olarak algıladıkları oluşumların çoğunun aslında sosyal gelenekler ve yapılardan etkilenen dinamik bir inşa sürecinin sonucu olduğunu öne sürmektedir.\nDoğuştan gelen veya biyolojik olarak önceden belirlenmiş olguların aksine, bu sosyal yapılar içinde var oldukları sosyal çevreler tarafından toplu olarak formüle edilir, sürdürülür ve şekillendirilir. Bu kurgular, bireylerin hem davranışlarını hem de algılarını önemli ölçüde etkiler ve deneysel olarak doğrulanabilir olsun ya da olmasın, genellikle kültürel anlatılara dayalı olarak içselleştirilir. Bu iki yönlü gerçeklik inşası sürecinde, bireyler sadece sosyal ilişkileri aracılığıyla bilgiyi yorumlayıp özümsemekle kalmaz, aynı zamanda mevcut toplumsal anlatıların şekillenmesine de katkıda bulunurlar.\nSosyal yapıların örnekleri, paranın belirlenmiş değerini, öz/öz kimlik kavramı kavramlarını, Fiziksel çekiciliği, Toplumsal cinsiyeti, dili, ırkı, etnik kökeni, Toplumsal sınıfı, Toplumsal tabakalaşmayı, milliyeti, dini, sosyal normları, modernliği kapsayan geniş bir yelpazeye sahiptir. takvim ve diğer zaman birimleri, evlilik, eğitim, vatandaşlık, stereotipler, kadınlık ve erkeklik, sosyal kurumlar ve hatta 'sosyal yapı' fikrinin kendisidir. Bu yapılar evrensel doğrular olmayıp, farklı kültürler ve toplumlar arasında önemli farklılıklar gösterebilen esnek varlıklardır. İşbirliğine dayalı uzlaşıdan doğarlar ve toplu insan etkileşimleri, kültürel uygulamalar ve paylaşılan inançlar yoluyla şekillenir ve sürdürülürler. Bu, toplumdaki insanların, bu kavramları doğrulayacak insanlar veya dil olmadan var olamayacak fikirler veya kavramlar inşa ettiği görüşünü ifade eder; yani bir toplum olmadan bu yapılar var olmayacaktır.", + "question": "Sosyal inşacılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal inşacılık, sosyoloji, sosyal ontoloji ve iletişim teorisinde kullanılan bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "89", + "context": "Sosyal kontrol, toplumun veya toplumdaki bazı unsurların bireyi belli normlara uymaya zorlamasıdır. Sosyal kontrolün amacı toplumda düzeni sağlamaktır. Resmi ve gayri resmi olmak üzere iki çeşidi vardır.", + "question": "Sosyal kontrol nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal kontrol, toplumun veya toplumdaki bazı unsurların bireyi belli normlara uymaya zorlamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "90", + "context": "Sosyal psikoloji bireylerin düşüncelerinin, iç dünyalarının ve davranışlarının başkalarının gerçek, hayalî ve anlaşılan oluşundan nasıl etkilendiğine dair bir bilimsel çalışmadır. Bu alanda araştırma yapanlar genellikle psikolog veya sosyolog'lardan oluşmaktadır. Buna rağmen bütün sosyal psikologlar hem birey, hem de topluluk bazında çalışırlar. Benzerliklerine rağmen iki alan amaçları, yaklaşımları, yöntemleri ve terimlerinde farklılaşırlar. Biyofizik ve kavrama psikolojisi gibi sosyal psikoloji de disiplinlerarası bir alandır.\nSosyal psikolojinin belli başlı konuları:\n\nYardım, Altruism: İnsanlar neden ve ne durumlarda birbirlerine yardım eder veya etmezler.\nSosyal uyum: Bireyler neden grup kurallarına uyarlar veya uymazlar.\nSöz dinleme, İtaat: İnsanlar neden söz dinlerler, itaat ederler.\nToplum ve birey etkileşimi\nÖnyargı: Önyargı nasıl oluşur.\nHiddet ve saldırı: Bireyler neden ve ne durumlarda başkalarına saldırırlar.\nSosyal Psikoloji ve Alanları, düşüncelerin, duyguların ve davranışların diğer insanların gerçek veya hayali varlığından veya sosyal normlardan nasıl etkilendiğinin bilimsel olarak incelenmesidir. Sosyal psikologlar tipik olarak insan davranışını, zihinsel durumlar ve sosyal durumlar arasındaki ilişkinin bir sonucu olarak, düşüncelerin, duyguların ve davranışların meydana geldiği sosyal koşulları ve bu değişkenlerin sosyal etkileşimleri nasıl etkilediğini inceleyerek açıklarlar", + "question": "Sosyal psikoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal psikoloji bireylerin düşüncelerinin, iç dünyalarının ve davranışlarının başkalarının gerçek, hayalî ve anlaşılan oluşundan nasıl etkilendiğine dair bir bilimsel çalışmadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "91", + "context": "Sosyal sistem, sosyolojide bireyler, gruplar ve kurumlar arasında var olan ve tutarlı bir bütün oluşturan örüntülü ilişkiler ağı olarak tanımlanır. Küçük, istikrarlı bir grupta oluşabilecek rol ve statünün resmi yapısıdır. Bir birey aynı anda birden fazla sosyal sisteme ait olabilir; sosyal sistemlere örnek olarak çekirdek aile birimleri, topluluklar, şehirler, uluslar, üniversite kampüsleri, şirketler ve endüstriler verilebilir. Bir sosyal sistem içindeki grupların organizasyonu ve tanımı; konum, sosyoekonomik statü, ırk, din, toplumsal işlev veya diğer ayırt edilebilir özellikler gibi çeşitli ortak özelliklere bağlıdır.", + "question": "Sosyal sistem nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal sistem, sosyolojide bireyler, gruplar ve kurumlar arasında var olan ve tutarlı bir bütün oluşturan örüntülü ilişkiler ağı olarak tanımlanır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "92", + "context": "Sosyal teoriler, sosyal fenomenleri incelemek ve yorumlamak için kullanılan analitik çerçeveler veya paradigmalardır. Sosyal bilimciler tarafından kullanılan bir araç olan sosyal teoriler, farklı metodolojilerin (pozitivizm ve antipozitivizm) geçerliliği ve güvenilirliği, yapının veya kurumun önceliği ve olasılık ile zorunluluk arasındaki ilişki hakkındaki tarihsel tartışmalarla ilgilidir. Kayıt dışı nitelikteki sosyal teori, akademik sosyal ve siyaset bilimi dışında kurulan yazarlık, \"sosyal eleştiri\", \"sosyal yorum\" veya \"kültürel eleştiri\" olarak adlandırılabilir ve hem resmi kültürel hem de edebi bilimle ve diğer akademik olmayan veya gazetecilik dışı yazı biçimleriyle ilişkilendirilebilir.", + "question": "Sosyal teori nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal teoriler, sosyal fenomenleri incelemek ve yorumlamak için kullanılan analitik çerçeveler veya paradigmalardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "93", + "context": "Sosyokültürel evrim, sosyokültürel evrimcilik veya kültürel evrim, toplumların ve kültürün zaman içinde nasıl değiştiğini tanımlayan sosyobiyoloji ve kültürel evrim teorilerinin ortaya konduğu alandır. Sosyokültürel gelişme, bir toplumun veya kültürün karmaşıklığını artırma eğiliminde olan süreçleri takip ederken, sosyokültürel evrim, karmaşıklıkta azalmaya (sosyal dejenerasyon) yol açabilen veya karmaşıklıkta görünürde önemli değişiklikler olmaksızın varyasyon veya çoğalma üretebilen (kladogenez) süreçleri de dikkate alır. Sosyokültürel evrim, \"yapısal yeniden yapılanmanın zaman içinde etkilendiği, nihayetinde atasal biçimden niteliksel olarak farklı bir biçim veya yapı ürettiği süreçtir\".\nİnsanlık tarihi boyunca pek çok farklı toplum var olmuştur ve tahminler toplamda bir milyonu aşkın sayıda ayrı toplum olduğunu yönündedir; ancak, (2013 (2013) itibarıyla) mevcut farklı toplumların sayısı sadece yaklaşık iki yüz olarak tahmin edilmiştir.", + "question": "Sosyokültürel evrim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyokültürel evrim, sosyokültürel evrimcilik veya kültürel evrim, toplumların ve kültürün zaman içinde nasıl değiştiğini tanımlayan sosyobiyoloji ve kültürel evrim teorilerinin ortaya konduğu alandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "94", + "context": "Bu bir sosyolog listesidir. Herhangi bir sosyolojik alt alan da dahil olmak üzere, sosyal teori ve araştırmaya önemli katkılarda bulunanları kapsaması amaçlanmıştır. Diğer alanlardaki bilim adamları ve filozoflar, çalışmalarının en azından bir kısmı özellikle sosyolojik olarak tanımlanmadıkça dahil edilmez.", + "question": "Sosyologların listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu bir sosyolog listesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "95", + "context": "Bu listede, sosyolojiyi ve çeşitli alt alanlarını kapsamakta olan ilgili akademik dergiler yer alır.", + "question": "Sosyoloji dergileri listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu listede, sosyolojiyi ve çeşitli alt alanlarını kapsamakta olan ilgili akademik dergiler yer alır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "96", + "context": "Bu liste sosyoloji maddelerinin dizinini içermektedir. Özet liste için Genel sosyoloji listesi.", + "question": "Sosyoloji maddeleri listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu liste sosyoloji maddelerinin dizinini içermektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "97", + "context": "Sosyoloji sosyolojisi, sosyal teorileri sosyolojik entelektüel üretimde sosyo-tarihsel bağlamların etkisinin analizi ile birleştiren bir sosyoloji alanıdır.\nFransız sosyolog Pierre Bourdieu'ye göre sosyoloji sosyolojisinin görevi, kanonların irdelenmesine odaklanarak ve yeni epistemolojilere doğru hareket ederek, kabul edilmiş doğruları sorgulamaktır.\nİngiliz sosyolog Andrew Halsey, 2004 yılında yayınlanan A History of Sociology in Britain (Britanya'da Sosyolojinin Tarihi) adlı kitabında bir sosyoloji sosyolojisinin ana hatlarını çiziyor. 20. yüzyıldaki siyasi ekonomik rejimler ile sosyolojinin akademik bir disiplin olarak gelişimi arasında bir bağlantı olduğunu öne sürüyor.", + "question": "Sosyoloji sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyoloji sosyolojisi, sosyal teorileri sosyolojik entelektüel üretimde sosyo-tarihsel bağlamların etkisinin analizi ile birleştiren bir sosyoloji alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "98", + "context": "Genel kuramlar olarak, başlıca genel toplum bilimi kuramlarından bazılarını (ve çeşitlerini ) içerecek şekilde;\n\nÇatışmacı kuram: Bir toplumsal grubun diğer toplumsal gruplar üzerindeki hakimiyet kurma veya tahhakküme karşı direnme yetileri üzerine odaklanır. Eşitsizlik ve değişim üzerinde çalışmalar yapılmıştır.\nEtnometodoloji: Üyelerinin pratik uslamlamada kullandıkları sağduyusal yöntemlerce sergilenen kırılgan düzen olarak görür toplumu.\nFeminizm: Toplumdaki kadın (cinsiyet olarak) hakimiyetinin toplumsal yaşamı nasıl biçimlendirdiği üzerine odaklanır.\nİşlevselcilik: Tamamıyla bütünün işlevselliğini, toplumsal birimlerin birlikte çalışarak nasıl gerçekleştirdiği üzerine odaklanan ana kuramsal yaklaşımdır.\nYorumsamacılık: Max Weber'in çalışmasında şekillenen bu kuramsal yaklaşım der ki; toplumsal olan süreçlerde, iktisadi ve tarihsel araştırmalar kavramsal araçlarla değerlendirilmesi gerektiği için tamamıyla tarif edici ve deneysel olamaz.\nToplumsal inşacılık: Bilginin sosyolojik teorisidir. Belli ve özel bir bağlamda sosyal fenomenin nasıl geliştiği üzerine düşünür.\nFenomenoloji: Alfred Schütz'ün sosyal fenomenolojisi, sosyal inşacılığı ve etnometodolojinin gelişimini etkilemiştir.\nPozitivizm: Gözlemlenebilir (genellikle ölçülebilir) toplumsal görüngüler arasındaki ilişkilerin yapısı olarak görür toplumu. Auguste Comte öncüsüdür.\nYapısal işlevselcilik: Tüm sistem üzerinde geçerli olan sosyal sisteme ait çeşitli parçaların işlevlerine yönelik düşünüşün paradigmasıdır.\nSembolik etkileşimcilik: Sosyal etkileşim kademelerindeki gelişim bazında, anlamların ve sosyal davranışların nasıl paylaşıldığını sınar.\nDramaturjik model: Yaşamı bir uygulama (performans) olarak gören özele indirgenmiş sembolik etkileşimci paradigmadır. Erving Goffman tarafından geliştirilmiştir.\nRasyonel seçimler kuramı: Bireylerin, yararlarını çoğaltma amaçlı etkileşimlerindeki sosyal davranışlarını inceler.", + "question": "Sosyoloji teorileri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Genel kuramlar olarak, başlıca genel toplum bilimi kuramlarından bazılarını (ve çeşitlerini ) içerecek şekilde;\n\nÇatışmacı kuram: Bir toplumsal grubun diğer toplumsal gruplar üzerindeki hakimiyet kurma veya tahhakküme karşı direnme yetileri üzerine odaklanır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "99", + "context": "Sapma veya sapma sosyolojisi, resmi kuralları ihlal eden davranışları, eylemleri araştırmaktadır. Örnek olarak sapma sosyolojisi, toplum kuralların ihlalini, suç vb. durumları ele almaktadır.[3]Sapma teriminin olumsuz bir anlamı olsa da, sosyal kuralların çiğnenmesi her zaman olumsuz bir eylem oluşturmamaktadır. Bazı durumlarda kuralların ihlal edilmesine rağmen, davranış olumlu veya toplum tarafından kabul edilebilir olarak adlandırılabilir.\nSosyal kurallar toplumların gelenek, görenek ve kültürlerine göre farklılık gösterebilir. Belirli bir toplumda ceza gerektiren eylem, diğer toplumlarda çok doğal bir şekilde karşılanabilir. Bu duruma örnek vermek gerekir ise; Singapur'da sakız çiğnemek yasak iken diğer ülkeler de sakız çiğnemek çok doğal bir şekilde karşılanmaktadır.\nSapma; işlendiği yere ve zamana göre olumlu veya olumsuz karşılanabilir. Toplumlar arasında başka bir insanı öldürmek ciddi bir suç olarak kabul edilse de, savaş sırasında veya meşru müdafaa anında normal karşılanabilir.", + "question": "Sosyolojide sapma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sapma veya sapma sosyolojisi, resmi kuralları ihlal eden davranışları, eylemleri araştırmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "100", + "context": "Aşağıdakiler, sosyoloji disiplinine genel bakış ve güncel bir rehber olarak sunulmaktadır:\nSosyoloji – mikro düzeyde bireysel faillik ve etkileşimden makro düzeyde sistemler ve toplumsal yapıya kadar insan sosyal ilişkisini anlamak, çeşitli ampirik araştırma ve eleştirel analiz yöntemlerini kullanarak toplumsal yapıyı inceleyen bir çalışmadır.", + "question": "Sosyolojinin dalları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aşağıdakiler, sosyoloji disiplinine genel bakış ve güncel bir rehber olarak sunulmaktadır:\nSosyoloji – mikro düzeyde bireysel faillik ve etkileşimden makro düzeyde sistemler ve toplumsal yapıya kadar insan sosyal ilişkisini anlamak, çeşitli ampirik araştırma ve eleştirel analiz yöntemlerini kullanarak toplumsal yapıyı inceleyen bir çalışmadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "101", + "context": "Bu liste sosyolojinin bir zaman çizelgesidir . Her giriş, o on yılda yayınlanan önemli çalışmaları listeler.\n\n1810'larda sosyoloji\n1820'lerde sosyoloji\n1830'larda sosyoloji\n1840'larda sosyoloji\n1850'lerde sosyoloji\n1860'larda sosyoloji\n1870'lerde sosyoloji\n1880'lerde sosyoloji\n1890'larda sosyoloji\n1900'lerde sosyoloji\n1910'larda sosyoloji\n1920'lerde sosyoloji\n1930'larda sosyoloji\n1940'larda sosyoloji\n1950'lerde sosyoloji\n1960'larda sosyoloji\n1970'lerde sosyoloji\n1980'lerde sosyoloji\n1990'larda sosyoloji\n2000'lerde sosyoloji\n2010'larda sosyoloji", + "question": "Sosyolojinin zaman çizelgesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu liste sosyolojinin bir zaman çizelgesidir ." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "102", + "context": "Sosyometri, bir gruptaki toplumsal ilişkileri ve etkileşim örüntülerin incelemek amacıyla uygulanan bir tekniktir. Sosyometriyle arkadaş örüntüleri saptanabilir. Oku ldaki bir sınıfta, yurtta, bir iş yerinde veya küçük bir köyde sosyometri tekniği uygulanabilir. Sosyometride amaç grup içi dayanışmayı tespit etmek, çatışmaları ve uyumsuzlukları azaltmaktır. Sosyometriyle bireylerle ilişkilerin derecesi, kimin lider özelliği taşıdığını, hangi bireylerin birbirleriyle daha çok iletişimi olduğu öğrenilir. Böylelikle ne yapılması gerektiği tespit edilir. Bulduğu sonuç üzerinden gerekeni yapabilir. Sosyometriyi uygularken çeşitli sorular sorulabiliyor. Bu sorular üzerinden çatışmalar ve uyumsuzluklar azaltılır. Böylelikle belli bir toplumsal gruptaki duygu ve düşünceler öğrenilip ona göre hareket edilebiliniyor. Sosyometriden elde edilen sonuçlar Sosyogram adında bir grafikte gösterilir.", + "question": "Sosyometri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyometri, bir gruptaki toplumsal ilişkileri ve etkileşim örüntülerin incelemek amacıyla uygulanan bir tekniktir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "103", + "context": "Sosyosibernetik, sosyoloji, genel sistem teorisi ve sibernetik arasında disiplinler arası bir bilimdir. Uluslararası Sosyoloji Derneği'nin (elektronik) Journal of Sociocybernetics'i yayınlayan alanda uzman bir araştırma komitesi vardır.", + "question": "Sosyosibernetik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyosibernetik, sosyoloji, genel sistem teorisi ve sibernetik arasında disiplinler arası bir bilimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "104", + "context": "Spor sosyolojisi, spora sosyal bir fenomen olarak odaklanan bir sosyoloji alt disiplinidir. Sosyoloji ve spor arasındaki ilişki, ayrıca çeşitli sosyo-kültürel yapılar, kalıplar ve sporla ilgili organizasyonlar veya gruplar ile ilgili bir alan çalışmasıdır.", + "question": "Spor sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Spor sosyolojisi, spora sosyal bir fenomen olarak odaklanan bir sosyoloji alt disiplinidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "105", + "context": "Sürü zihniyeti, insanların akranlarından etkilenerek belirli davranışları, trendleri veya satın alma ögelerini benimsemesi durumudur. Alışveriş alışkanlıkları, doğaüstü güçlerle ilgili düşünceler ve ev düzeni gibi konularda kendini gösterir.", + "question": "Sürü zihniyeti nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sürü zihniyeti, insanların akranlarından etkilenerek belirli davranışları, trendleri veya satın alma ögelerini benimsemesi durumudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "106", + "context": "Toplumsal cinsiyet sosyolojisi, kadın ve erkek arasındaki farkılılıkların kültürel ve toplumsal olarak nasıl kurulduğunu, kadın ve erkeğin sosyal yapı içindeki durumlarını, kadınlık ve erkeklik kimliğinin oluşum sürecini inceleyen sosyoloji alt dalıdır.\nSosyal etkileşim, sosyal yapının sosyolojisiyle doğrudan bağlantılı olduğu gibi en önemli sosyal yapı da statüdür. Statü, bir bireyin sahip olduğu ve toplum tarafından nasıl karşılanacağını etkileyen konumundan kaynaklanır ki bir bireyin sahip olabileceği en önemli statülerden birisi cinsiyettir.", + "question": "Toplumsal cinsiyet sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toplumsal cinsiyet sosyolojisi, kadın ve erkek arasındaki farkılılıkların kültürel ve toplumsal olarak nasıl kurulduğunu, kadın ve erkeğin sosyal yapı içindeki durumlarını, kadınlık ve erkeklik kimliğinin oluşum sürecini inceleyen sosyoloji alt dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "107", + "context": "Toplum biliminde ve diğer sosyal bilimlerde, toplumsal tabakalaşma kavramı hiyerarşik bir düzene ve toplum içerisindeki güç ve refahın bölümlenmesine, bireylerin bu bölümlenmedeki konumlarına atıfta bulunur. Kavram, sosyo-ekonomik bir içerik taşıyan sınıf kavramıyla ilişkilidir ve ekonomik, toplumsal, siyasi ve ideolojik eşitsizlikler ya da farklılıklar temelindeki sosyo-ekonomik koşulların farklı görüngüleri üzerine kuruludur. \nToplumda tabakalaşma süreci, en temelde insanoğlunun bir arada beraber yaşama güdüsüyle ortaya çıkan bir kavramdır. Toplumların temelinde yer alan katmanlaşma, farklı toplumlarda farklı şekillerde bulunabilir. Tabakalaşma, toplumun sosyal yapısından bağımsız değildir.\nToplumsal tabakalaşma, toplumda bazı sorunların varlığının da işareti olabilir. Özellikle ekonomik açıdan temellendirilebilecek olan cinayet, çocuk ölümleri, obezite, çocuk yaşta hamilelik, depresyon ve mahkûm nüfusundaki artış gibi örnekler yüksek düzeyde toplumsal eşitsizliğin de göstergesi olabilir.", + "question": "Toplumsal tabakalaşma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toplum biliminde ve diğer sosyal bilimlerde, toplumsal tabakalaşma kavramı hiyerarşik bir düzene ve toplum içerisindeki güç ve refahın bölümlenmesine, bireylerin bu bölümlenmedeki konumlarına atıfta bulunur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "108", + "context": "Toplumsal yapı, toplumda organize olmuş ilişkiler bütünüdür. Toplumun bir çerçevesini oluşturur ve bu çerçeve birey doğmadan önce kültürle korunmuş ve ilişkiler sistematik bir şekilde örgütlenmiştir. Toplumsal yapıyı oluşturan bileşenler, kültür, toplumsal sınıflar, statü, statüyle bağlaşık roller ve organik bütünlüğünün devam etmesi için gerekli olan kurumlardır (sağlık, eğitim, güvenlik vb.). Toplumsal yapının bileşenleri bireyin toplumsallaşma sürecine de yoğun etkide bulunur; bireyin hangi kültüre bağlı olduğu, sınıfsal konumu, kendisine miras kalan edinilmiş statüsü, zamanla sahip olduğu kazanılmış statüleri, buna bağlı rolleri onun karakter ve kimliğinin oluşmasında birinci dereceden etkilidir. Böylece toplumsal yapı geçmişin mirasını bugüne taşımakla kalmaz, mirasın bugündeki hayat damarlarıdır ve gelecekte nasıl bir ilişkiler bütünü yaşayacağımızın da belirleyicisidir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Toplumsal yapı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toplumsal yapı, toplumda organize olmuş ilişkiler bütünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "109", + "context": "Tüketim teorileri, mikroekonomideki temel kavramdır. Tüketim teorilerinde çeşitli ekonomik kararlar incelenir. Fayda tüketim teorisinin temellerinden biridir. Tüketim sisteminde ana faktör imalatçılardır.Tüketim konusunda arz ve talep önemlidir.Tüketici talep eder.Üretici arza sunar.\nGossen'in nadirlik, fayda ve yasaları bir ürünün imalatının sınırlı olduğunu belirtir. Keynes'in tüketim teorisi'nde John Maynard Keynes'e göre tüketim müşterilerin satın aldığı mal ve hizmetler kombinasyonudur. Nüfusun bu amaçlarla harcadığı finansman, tüketici harcamaları şeklindedir.Keynesyen tüketim teorisinde tüketimin marjinal eğilimi sıfırdan büyüktür. Kâr marjı arttıkça, hedef tüketimi olan payın azalmasına neden olur. Aynı teoriye göre tasarruf ve tüketimi tetikleyen faktörler vardır.Göreceli gelir teorisi tüketim teorisiyle bağlılık içerir. Dusenberry, tüketici kararları üçüncü tarafın satın alımları tarafından önceliklendirildiği olmasıdır. Göreceli gelir kavramı en sade haliyle bir kişinin tüketiminin doğrudan geliri ile ilgili olmasıdır. Yaşam döngüsü teorisi cari müstehlikte cari gelirin değil toplam müstehliğin servetinin bir işlevi olduğunu savunur. Zamanlar arası tüketim optimizasyonu teorisinde Tüketimi belirleyen faizdir. Müstehliğin kararları bugünkü gelirle gelecekte beklenen gelirin, günümüz değerinindeki toplamına bağlı olarak alınır.Tüketim bulmacası teorisi marjinal tüketimin eğilimi verili durumdayken ortalama olarak müstehlik eğilimi kısa dönemde düşmekte fakat uzun dönemde değişmediğini savunur.Tüketimi sürükleme etkisi teorisinde uzun dönemde ortalama tüketimi şehirleşme, yaşam standardı ve servet gibi unsurlar etkiler.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Tüketim teorileri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tüketim teorileri, mikroekonomideki temel kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "110", + "context": "Türkiye'de sosyoloji alanında çalışmalar Türkiye’de sosyolojinin önderi olan Ziya Gökalp ile başlamıştır. Osmanlı'nın şekil olarak dağılmasıyla birlikte yaşanan sorunların olduğu dönemde sosyoloji fark edilmiştir.\nTürkiye’de Ziya Gökalp’in temsilciliğinde kurulan sosyoloji, Cumhuriyet’in yeni bilgilerle gelişmesine önemli bir konu olmuştur. Bu noktada sosyoloji toplumu anlama ve çözümlemede bir yardımcı kaynak olarak görülmüştür. Türkiye’de sosyolojiyi ele alırken toplum yapısına ve olaylara daha geniş bakmamız gerekir. Sadece sosyoloji alanındaki gelişmelere değil, Türk toplumunda tarihsel zamanlar içerisinde yaşadığı değişimler önemlidir. Bu çalışmada sosyolojinin Türkiye’ye gelişi ve 1940’lara kadar olan dönem göz önünde bulundurarak, Türkiye’deki sosyoloji çalışmalarına etkileri bağlamında bir değerlendirme yapılmıştır.\nSosyoloji Türkiye'deki ve genel olanı karşılaştırıldığında ilk fark edilen Türk sosyolojisinin Batılı bilgi olan sosyolojiye neredeyse aynı biçimde takip etmesidir fakat Türkiye sosyolojisi, ne tamamen batıya benzeyebilmiş ne de kendi özelliklerine has bir sosyoloji anlayışı geliştirebilmiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Türkiye'de sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türkiye'de sosyoloji alanında çalışmalar Türkiye’de sosyolojinin önderi olan Ziya Gökalp ile başlamıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "111", + "context": "Uygulamalı sosyoloji ya da \"sosyolojik uygulama\" (politika sosyolojisi), uygulamalı bir ortamda sosyolojik bilgiyi kullanan müdahaleye atıfta bulunur hale geldi. Uygulamalı sosyologlar, toplum destekli polisliğin ve suç önlemenin geliştirilmesi, uyuşturucu mahkemelerinin değerlendirilmesi ve iyileştirilmesi, şehir içi ihtiyaçların değerlendirilmesi gibi toplumların günlük sorunları çözmelerine yardımcı olmak için sosyolojik yöntemler kullanarak üniversiteler, hükûmet ve özel muayenehane gibi çok çeşitli ortamlarda çalışırlar.\nUygulamalı Sosyal Bilimler Forumu (ASSF) tarafından tanımlandığı gibi, Uygulamalı Sosyal Bilimler (ASS), belirli bir toplumda meydana gelen sosyal ve politik dönüşüm süreçlerini vurgulamayı amaçlar. Ürettiği bilginin operasyonel yönü ile karakterize edilir. Saf akademik bilginin aksine, uygulamalı sosyal bilimler, tartışmayı sosyal ve politik reformun bilimsel önceliklerine ve beraberindeki sosyal dönüşümlere yönlendirmeye çalışır. Bu açıdan bakıldığında uygulamalı sosyal bilimler, hem eylemi hem de akademik bilimleri zenginleştiren tamamlayıcı bilgiler olarak görülebilir.\nASS'nin amaçları, amaçlarıyla ilgili pratik konular üzerinde derinlemesine düşünmek, toplumda önemli karar vermeyi desteklemek ve araştırmacıların bilgilerini desteklemelerini ve olası çözüm yelpazesini zenginleştirmelerini sağlamaktır.\n\"Eylem araştırması\", uygulamalı sosyal bilimler için tercih edilen çerçevedir. Eylem araştırması burada, araştırmacı tarafından tek bir tanısal test tipinin veya envanterin geri döndürülmesinin ötesinde daha fazla müdahaleyi içeren bir süreç olarak tanımlanabilir.\nSSA'nın metodolojik araçları şunlardır:\n\nNitel yaklaşımlar (farklı türde mülakatlar ve/veya toplu)\nAnketleri ve/veya literatür araştırmalarını, veri işleme istatistiklerini kullanan nicel yöntemler Uygulamaların analizi\nEylem araştırması\nKatılımcı yöntemler", + "question": "Uygulamalı sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uygulamalı sosyoloji ya da \"sosyolojik uygulama\" (politika sosyolojisi), uygulamalı bir ortamda sosyolojik bilgiyi kullanan müdahaleye atıfta bulunur hale geldi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "112", + "context": "Yapısal-işlevselcilik (İngilizce: Structural-functionalism): Öncelikle yapısal işlevselcilik ontolojik olarak Holistik paradigma içerisinde değerlendirilebilir. Esas itibarıyla metodolojik bir araç olarak sosyoloji disiplini içerisinde kullanılmakta olan bu yaklaşım; siyaset bilimi, antropoloji, psikoloji, sosyobiyoloji, sosyal psikoloji gibi disiplinler ve alt disiplinler bünyesinde sosyal bilimler alanında önemli bir hareket noktası konumundadır. 19. yy.da Herbert Spencer'ın organizmacı toplum yapısı yaklaşımı ile bağlantılı olarak gelişen, ama asıl olarak işlevselci yaklaşımın devamı niteliğindeki bu metodolojik yaklaşım, özellikle 20. yüzyılda \nTalcott Parsons ile şekillenmiştir. Kuramsal çerçeve açısından antropoloji disiplinindeki en önemli kuramcıları Bronislaw Malinowski ve Alfred Radcliffe-Brown'dır. Sosyolojik gelişim çizgisinde bu yaklaşımın en önemli kuramcıları Herbert Spencer, Auguste Comte, Emile Durkheim, Talcott Parsons, Robert K. Merton ve David Keen'dir.", + "question": "Yapısal işlevselcilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yapısal-işlevselcilik (İngilizce: Structural-functionalism): Öncelikle yapısal işlevselcilik ontolojik olarak Holistik paradigma içerisinde değerlendirilebilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "113", + "context": "Yapısalcılık, 1950'lerde dilbilimden doğmuş; sanat, antropoloji ve psikolojiyi de etkilemiş bir eleştirel analiz biçimidir. Yapısalcılığa göre, kültürel olaylar sözlü ve sözsüz işaret sistemlerinden oluşur. Bu tür sistemler bir \"dil\" içerir ve bu diller insan aklının ve davranışlarının belirleyici unsuru olma işlevini taşır.\n19. yüzyılın ikinci yarısında dil, kültür, matematik felsefesi ve toplumun analizinde en fazla kullanılan yaklaşım olmuştur. Yapısalcılığın çok belirgin bir okulu olmamasına rağmen Ferdinand de Saussure'ün çalışmaları genellikle bir başlangıç noktası olarak kabul edilir. Birçok çeşitlemesi olan genel bir yaklaşım olarak görülür.\nYapısalcılık temelde büyük yapılar, sistemler ve oluşumlarla ilgilidir. Yapısalcı hareket çerçevesinde insan davranışları ve olgular bu büyük sistem ve yapılar aracığıyla (örneğin: psikanaliz, marksizm, darvinizm) incelenmeye ve açıklanmaya çalışılmıştır. Yapısalcılığın en etkili olduğu alanlar dilbilim, göstergebilim ve antropoloji olmuştur.\nYapısalcılık bir kültürde anlamı ortaya çıkaran alt birimler arasındaki ilişkileri inceler. Yapısalcılığın ikinci bir kullanımı matematik felsefesinde ortaya çıkmıştır. Yapısalcılık teorisine göre bir kültürdeki mana (anlam) önem sistemleri olarak çalışan çeşitli pratikler, olgular ve aktivitelerle tekrar ve tekrar üretilir. Bir yapısalcı, bir kültürde üretilen ve tekrar üretilen anlamın derin yapılarını keşfedebilmek için yemek hazırlanması ve sunulması ritüelleri, dini ayinler, oyunlar, edebi ve edebi olmayan yazılar ve diğer eğlence formları gibi çok geniş bir aktivite çeşidini çalışır. Örneğin, yapısalcılığın öncülerinden kültür antropoloğu ve etnograf Claude Levi-Strauss kültür olgusunu mitoloji, akrabalık ve yemek hazırlamasını içine alacak şekilde analiz etmiştir.\nJean Piaget'e göre", + "question": "Yapısalcılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yapısalcılık, 1950'lerde dilbilimden doğmuş; sanat, antropoloji ve psikolojiyi de etkilemiş bir eleştirel analiz biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "114", + "context": "Akademicilik ya da Akademizm, ilk olarak ortaya çıktığı anlamıyla bilhassa sanat ile ilgili alanlarda her türlü yeni akım ve atılımı reddeden tutucu yaklaşım. Kavram, akademiyi eleştiren kesim tarafından üretildiğinden olumsuz bir konotasyona sahiptir.\nAkademicilik, neredeyse bir dogmaymışçasına bir sanat eserinin, sanat eseri olarak kabul edilmesi ve değer görmesi için ön şart olarak çeşitli form ve kurallar belirler. Akademici eserler, akademilerin yeniliklere kapalı tutucu yapısının gözler önüne serildiği eserlerdir ve daima belirli benzer formlarda kendilerini gösterirler.\nSanat alanındaki kullanıldığı anlamın ötesinde genişleyen kavram, farklı alanlarda artık engeller yaratan aşırı kuralcılığı ve pratikte yaratıcı olmaktan uzak teori bazlı çalışmaları ve yapıları eleştirmek için de kullanılmaktadır.", + "question": "Akademicilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Akademicilik ya da Akademizm, ilk olarak ortaya çıktığı anlamıyla bilhassa sanat ile ilgili alanlarda her türlü yeni akım ve atılımı reddeden tutucu yaklaşım." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "115", + "context": "Analitik sosyoloji, tipik inançlar, kültürel zevkler, ortak davranışlar, sosyal ağlar ve onların yapıları gibi sosyal olguları açıklamakla ilgilenen bir sosyoloji dalıdır. Analitik sosyoloji, sosyal olguları sadece diğer mikro ve makro düzeydeki eylemlerle ilişkilendirerek açıklamak yerine, onları unsurlarına ayrıştırır, soyutlar ve net bir açıklama sunar. Onların üretildiği mekanizmaları kesin bir şekilde detaylandırır. Birbiriyle bağlantılı eylemlerin bu şekilde düzenli olarak belirli tipte sonuçlara nasıl sebep olduğunu araştırır.\nAnalitik yaklaşım, uygun açıklamaların ve sosyal sonuçların ortaya çıktığı \"dişleri ve çarkları\" detaylandıran öncülüne dayanır. İnsan motivasyonu, bilişsel süreçler, bilgiye erişim veya sosyal ilişkiler hakkındaki ampirik olan yanlış varsayımlar, açıklanacak sonucu ne kadar iyi tahmin etse de, mekanik bir açıklamada anlatım yükünü taşıyamaz.\nAnalitik sosyoloji, birbirleriyle etkileşim halindeki bireylerin ortaya çıkardığı makro düzeydeki sonuçlara da odaklanmasıyla, sosyoloji içindeki \"karmaşıklık dönüşünün\" bir parçasıdır. Yakın zamana kadar sosyologlar, karmaşık sistemlerin dinamiklerini analiz etmek için gerekli araçlara sahip değildi. Ancak, şimdi güçlü bilgisayarlar ve simülasyon yazılımları, resmi önemli ölçüde değiştirdi. Ajan tabanlı olarak adlandırılan bilgisayar simülasyonları, büyük karmaşık sistemlerin titiz teorik analizlerine izin verir. Bilgisayar simülasyonları bu yüzden sosyolojinin önemli kısımlarını dönüştürmektedir. Bu tür analizlerin arka planında, analistin teorik fikirlerini ve bireylerin eylemini etkileyen sosyal mekanizmalar hakkında, ampirik temelli bilgileri yansıtan sanal deneyler gerçekleştirilmektedir. Kilit nokta, iş başındaki temel mekanizmaları belirlemek, onları bir simülasyon modelinde birleştirmektir. Ve bireylerin bu mekanizmalara uygun olarak hareket ederken ve etkileşimde bulunurken ortaya çıkardığı makro düzeydeki sonuçları tanımlamaktır.\nAnalitik sosyoloji üzerine çalışan çağdaş akademisyenler arasında Peter Bearman, Peter Hedström, Michael Macy ve Gianluca Manzo bulunmaktadır. Ayrıca James Coleman, Jon Elster, Robert Merton, Thomas Schelling ve Raymond Boudon'un çalışmaları, analitik yaklaşımın geliştirilmesi için büyük katkı sağlamıştır.", + "question": "Analitik sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Analitik sosyoloji, tipik inançlar, kültürel zevkler, ortak davranışlar, sosyal ağlar ve onların yapıları gibi sosyal olguları açıklamakla ilgilenen bir sosyoloji dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "116", + "context": "Beklenti etkisi, edebiyat ve psikolojide bir olgudur. \"Kendini gerçekleştiren kehanet\" ya da \"Pygmalion etkisi\" olarak da adlandırılan bu olgu; kişinin, bir süre sonra başkalarının (özellikle herhangi bir yanıyla kendinden üstün gördüğü insanların) ona ilişkin beklentilerine denk düşen davranışlar sergilemesi şeklinde açıklanabilir. Beklenti etkisi bilimde, mitolojide ve sanatta değişik boyutlarıyla işlenmiştir. Sosyal psikolojide başlangıçta gerçekliği olmayan bir durum hakkındaki beklentilerin gerçekleşmesine yol açma süreciyle beklenen davranışın sergilenmesi sonucu, olmayan bu halin gerçeğe dönüşmesi biçiminde \"self fulfilling prophecy\" teorisi olarak tanımlanır. Yani kişi kendi kehanetini kendi yerine getirir. olumsuz duygular, olumsuz sonuçlar doğurur. Bu teori 1911 yılında iki Alman araştırmacının bir at üzerindeki deneyleriyle bilimsel platforma oturtulmuştur. İnsandaki bilinçaltının beklenti etkisini açıklamaktaki rolü büyüktür.\nSelf fulfilling prophecy'de ''Illusion of Transparency'' yani şeffaflık yanılsaması olarak da söylenen tabire göre kronik anksiyete yaşayan insanların, diğerlerinin düşüncelerini ne ölçüde fark ettiklerini abartması daha olasıdır. Örneğin insanların sizin heyecanınızı fark ettiğini düşünüyorsunuz ve bunu düşündüğünüz için anksiyeteniz, heyecanınız artıyor ve özgüveniniz daha da azalıyor.\nRosenthal ve Jacobson (1968 aktaran: REYNOLDS, 2007, 476) yüzlerce denemeden sonra öğretmen beklentilerinin öğrenci performansı üzerinde önemli etkileri olduğunu buldular. Yansız atama ile oluşturulan gruplara rağmen öğretmenleri yüksek beklenti içinde olan gruptaki öğrenciler daha başarılı olmuşlardır. Çeşitli araştırmalarda pygmalion etkisinin etki büyüklüğü hesaplanmış ve d=.81, d=1.13 gibi Cohen'e göre (1988; aktaran: REYNOLDS, 2007, 476) büyük etki büyüklükleri elde edilmiştir.", + "question": "Beklenti etkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Beklenti etkisi, edebiyat ve psikolojide bir olgudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "117", + "context": "Beyin göçü, yetiştirilmesi için büyük kaynak gerektiren veya yetiştiği halde ilgisizlik ve olanaksızlık nedeniyle bilim insanı, hekim, mühendis gibi vasıflı insan gücünün daha gelişmiş bir ülkeye göç etmesi. İyi eğitimli, üreten, düşünen, nitelikli çalışanların araştırma veya çalışma hedefiyle yurt dışına gitmesi durumudur.\nBeyin göçünden bahsedilebilmesi için terk edilmiş olan ülke ile göç edilen ülke arasında gelişmişlik ve olanaklar açısından az da olsa bir fark bulunmalıdır. Beyin göçü temelde gelişmiş ülkelere yönelik bir kaynak aktarımı olarak değerlendirilir.\nBeyin göçü terimini ilk kez, 1950-60'lı yıllarda İngiltere'den ABD ve Kanada'ya göçü ifade etmek amacıyla 1962 yılında Royal Society tarafından kullanılmıştır.", + "question": "Beyin göçü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Beyin göçü, yetiştirilmesi için büyük kaynak gerektiren veya yetiştiği halde ilgisizlik ve olanaksızlık nedeniyle bilim insanı, hekim, mühendis gibi vasıflı insan gücünün daha gelişmiş bir ülkeye göç etmesi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "118", + "context": "Bireycilik, bireyin özgürlüğüne büyük ağırlık veren ve genellikle kendine yeterli, kendi kendini yönlendiren, görece özgür bireyi ya da benliği vurgulayan siyaset ve toplum felsefesidir.\nBireycilik, her şeyden önce insanlığın toplumsal birliklerden değil, bireylerden oluştuğu düşüncesine dayanır. Bu varlıklar, biri diğerinden ayrılamaz ve indirgenemez varlık özelliği taşırlar. Duygulanımları, hareketleri ve düşünceleri kendilerine aittir. Bireycilik, bir değerler sistemi olduğu kadar, insan yapısıyla ilgili bir kuram, genel bir davranış biçimi ve belirli siyasal ekonomik, toplumsal ve dinsel düzenlemelere yönelik bir inanç anlamına gelir. Genel bir davranış biçimi olarak bireycilik, öz güvene, gizliliğe ve başka bireylere saygı göstermeye büyük önem verir. Otoriteye ve birey üzerindeki özellikle devlet tarafından uygulanan her türlü denetime karşı çıkar. Ayrıca \"ilerleme\"ye inanır, ilerlemenin bir aracı olarak da bireye farklı olma hakkı tanınır. Yalnızca en aşırı bireyciler anarşi yanlısıdır. Ama çoğu devletin bireylerin yaşamına en az karışması gerektiğine, bireylerin birbirleriyle çatışmasını önlemek ve gönüllü olarak varılmış anlaşmaların uygulanabilmesi için yasaları ve düzeni koruma görevini üstlenmek zorunda olduğuna inanır. Bireycilik, devleti zorunlu bir olumsuzluk olarak görme eğilimindedir ve \"en iyi yönetim, en az yönetimdir\" sloganını benimser.", + "question": "Bireycilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bireycilik, bireyin özgürlüğüne büyük ağırlık veren ve genellikle kendine yeterli, kendi kendini yönlendiren, görece özgür bireyi ya da benliği vurgulayan siyaset ve toplum felsefesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "119", + "context": "Dalga etkisi, başlangıç halinde oluşan bir etkiyle dışa doğru adım adım genişleme durumudur; tıpkı suya bir cisim düştüğünde dalgaların dairesel yayılması gibi.\nEkonomi alanında, bir kişinin harcamalarını azaltmasıyla diğer kişilerin gelirini düşürmesi ve onların da harcamalarını azaltması durumu örnek verilebilir.\nSosyoloji'de benzer duruma örnek olarak, topluluklar arası hızla büyüyebilecek hayır aktiviteleri gösterilebilir. Başlangıç durumunu yaratan etkileşimin, direkt olarak bağlı olmayan diğer etkileşimleri ve sonuçları peş peşe doğurması durumudur.\nBilgisayar bilimi bu konuyu yazılım ölçümleri alanında blum aksiyomu olarak kullanmıştır.", + "question": "Dalga etkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dalga etkisi, başlangıç halinde oluşan bir etkiyle dışa doğru adım adım genişleme durumudur; tıpkı suya bir cisim düştüğünde dalgaların dairesel yayılması gibi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "120", + "context": "Değerlerin değişmesi kavramı; geleneksel ve bireysel norm ve değerlerin dönüşüm evresini anlatmaktadır.", + "question": "Değerlerin değişmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Değerlerin değişmesi kavramı; geleneksel ve bireysel norm ve değerlerin dönüşüm evresini anlatmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "121", + "context": "Disneyleşme terimi sosyoloji alanında, nesnelerin, karakterlerin veya ortamların -Walt Disney markasını anımsatacak şekilde- ticari olarak basitleştirilmiş, kontrollü ve 'güvenli' bir şeye dönüştürülmesini tanımlar (medya, tasarım, tema parkları vb.).\nBu terim genel olarak, gerçek bir yerin veya şeyin orijinal karakterinden sıyrılması ve olumsuz, sakıncalı veya tartışmalı herhangi bir şeye yapılan atıfların kaldırılmasıdır. Böylece konu daha hoş ve kolay anlaşılır hale getirilerek, gerçeklerin basitleştirildiği, sterilize edilmiş bir formatta temsil edilme süreci hedeflenir. Hızlı, batı tarzı küreselleşme ve tüketim toplumu yaşam tarzlarına dayanan Disneyleşme terimi, çoğunlukla aşağılayıcı bir şekilde, bir şeylerin sosyal ve kültürel olarak homojenleştirilmesini ima etmek için kullanılmaktadır. Başka bir deyişle, Toplumun Disneyleşmesi'ne göre, “Disneyleşme, bir nesneyi yüzeysel ve hatta basit bir şeye çevirmek veya d��nüştürmek anlamına gelir.”\nDisneyleşme terimi ilk kez 1959 yılında ortaya çıkarken, New York Üniversitesi'nden Peter K. Fallon tarafından kullanılmış ve Alan Bryman tarafından Toplumun Disneyleşmesi (2004) adlı kitabında “Disney tema parkları ilkelerinin Amerikan toplumu ve dünyanın geri kalanında giderek daha fazla sektörde hakim olmaya başladığı süreç” olarak tanımlanarak popüler hale getirilmiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Disneyleşme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Disneyleşme terimi sosyoloji alanında, nesnelerin, karakterlerin veya ortamların -Walt Disney markasını anımsatacak şekilde- ticari olarak basitleştirilmiş, kontrollü ve 'güvenli' bir şeye dönüştürülmesini tanımlar (medya, tasarım, tema parkları vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "122", + "context": "Duygu sosyolojisi, insani duyguların incelenmesini ele alarak, sosyolojik teoriler ve tekniklerden yararlanır. Sosyoloji modernleşmenin getirdiği olumsuz faktörler incelemek için ortaya çıktığından, birçok alt dalı da duygularla ilgilenmektedir. Duygularla ilgilenen birçok araştırma bulunmaktadır, örnek olarak Georg Simmel, kentselleşmenin bireyler üzerindeki etkisini araştırırken, Karl Marx ise kapitalizmin insan varlığına zarar verdiğini belirtti.", + "question": "Duygu sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Duygu sosyolojisi, insani duyguların incelenmesini ele alarak, sosyolojik teoriler ve tekniklerden yararlanır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "123", + "context": "Ekolojik sistemler teorisi, Urie Bronfenbrenner’in (1917-2005) 1940’lı yıllar boyunca çocukluk ve arkadaşlık örüntülerine dayanan çalışmalarından ortaya çıkmıştır. Ekolojik sistemler kuramı üzerinde, Sovyet gelişim psikoloğu Lev Vygotsky ve Alman doğumlu psikolog Kurt Lewin’in önemli etkileri bulunmaktadır. Kuram; hem gelişim psikolojisinde hem de kültür ve insan gelişiminin incelenmesinde ileri sürülen ekolojik-ortamsal yaklaşımlara temel olmuştur. Aktif bireyin; fiziksel, toplumsal ve kültürel çevre içerisinde karşılıklı etkileşimini temel alan dinamik bir modeldir. Çocuğun sosyalizasyonunu şekillendiren ekolojik bağlam; kişiler arası ilişkilere ve bu ilişkilerin bağlam ile ilişkisine vurgu yapmaktadır. Her bağlam, başarılı uyuma engel olan veya başarıyı sağlayan belirli riskler ve koruyucu faktörler içermektedir. Çocuk geliştikçe ortamındaki etkileşimler daha karmaşık hale gelmektedir. Bu karmaşıklık, çocuğun fiziksel ve bilişsel yapıları büyüdükçe ve olgunlaştıkça ortaya çıkabilir.", + "question": "Ekolojik sistemler teorisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ekolojik sistemler teorisi, Urie Bronfenbrenner’in (1917-2005) 1940’lı yıllar boyunca çocukluk ve arkadaşlık örüntülerine dayanan çalışmalarından ortaya çıkmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "124", + "context": "Emanet veya eminlik, (Osmanlıca امانت) maddi mal veya eşyanın güvenilir bir kişiye muhafazası veya korunması amacıyla bırakılmasıdır. Emanet maddi olabileceği gibi, manevi de olabilir.\nEmanet teslim edilen kişiye ise emanetçi, emin (yediemin ya da yed-i emin) denilir. Emanet'in muhafazası karşılığı olarak maddi veya manevi bir bedel de alınıyor olabilir. Emanet edilme işleminde halk arasında genelde sözleşme yapılmamakla birlikte, emanet eden ve emanet verilen kişiler arasında hukuki geçerliliği olan bir sözleşme de yapılmış olabilir. Genellikle sözleşmeli veya sözleşmesiz tüm emanet işlemlerinde, emanetin bırakıldığı kişi emanete zarar geldiği takdirde bu zararı karşılar. Emanet bırakılan bir eşya veya mal ya da maneviyat istenildiği zaman veya sözleşme yapıldıysa sözleşmede belirtilen bir zamanda emanete bırakan tarafından teslim alınabilir veya emanetçi tarafından sahibine iade edilir.\nEmanet kelime anlamı itibarıyla oldukça geniş kapsamlarda kullanılır. Örneğin Osmanlı İmparatorluğunda gümrük vergileri mali yapı içerisinde hazineye bağlı olarak İltizam ve emanet olarak iki ayrı usulde toplanıyordu. Emanet usulü vergilerin devlet tarafından görevlendirilen bir memur vasıtasıyla toplanması şeklinde işlemiştir.", + "question": "Emanet nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Emanet veya eminlik, (Osmanlıca امانت) maddi mal veya eşyanın güvenilir bir kişiye muhafazası veya korunması amacıyla bırakılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "125", + "context": "Grup ya da öbek, bir araya gelen, toplanan veya sınıflanmış bir dizi kişi veya nesnedir.", + "question": "Grup nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Grup ya da öbek, bir araya gelen, toplanan veya sınıflanmış bir dizi kişi veya nesnedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "126", + "context": "İdeal tip, sosyolog Max Weber (1864–1920) ile ilişkilendirilen tipolojik bir terimdir. Weber'e göre, sosyal bilimin yürütülmesi soyut, varsayımsal kavramların inşasına bağlıdır. \"İdeal tip\" bu nedenle sosyal teori ve araştırmada öznel bir unsurdur ve sosyolojiyi doğa bilimlerinden ayıran öznel unsurlardan biridir.", + "question": "İdeal tip nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İdeal tip, sosyolog Max Weber (1864–1920) ile ilişkilendirilen tipolojik bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "127", + "context": "Kentsel dönüşüm, şehrin bir bölümünün veya ciddi anlamda büyük bir kısmının proje kapsamında sistematik bir şekilde mevcut yapı stoklarının olası depremlere karşı toprak zeminin ve üzerindeki yapının risk değerlerinin belirlenmesi, olası depremde yıkılması ve yıkılırken çevredeki diğer yapılara zarar vermesi olasılıklarının da içine katılarak, riskli toprak zemin ve riskli yapıların kullanım dışına çıkarılarak yerine toprak zeminin yapısına uygun temelli yapıların yapılması ve bu sayede olası depremlerde yaşanabilecek can ve mal kaybının en aza indirmek için yapılan kamusal çalışmalardan biridir.\nI. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı sonrası kentsel dönüşüm ön plana çıktığı dönemler olmuştur. Savaşlarda yıkılan şehirlerin inşası kentsel dönüşüm olarak planlanmıştır ve şehirlerin kültürel ve tarihsel değerlerini korumak öncelik olmuştur.\n2012 yılında AK Parti hükûmetinin depreme yönelik olarak hazırladığı 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” ile birlikte “Kentsel Dönüşüm” kavramı gündemimize gelmiştir. Bu kanunda 'Riskli Yapı' ve 'Riskli Alan' diye iki çeşit tanım yapılmıştır. Halkın riskli yapıların depremlere dayanıklı hale getirilmesi sürecini de “Kentsel Dönüşüm” kavramı ile ifade etmeye başlaması sonucu 6306 sayılı kanun Kentsel Dönüşüm Kanunu olarak telaffuz edilegelmiştir.\nYapılan eleştiriler arasında hak sahiplerine önerilecek konutların genelde hak sahibinin tapulu alanı dışında olan bölge ve yerlerin gösterilmesi nedeniyle sosyolojik açıdan çevre ve komşuluk ilişkilerinin zarar görmesi. Ayrıca, daha sonradan yapılacak yapıların emlak değerinin daha çabuk yükseleceği için bırakılan alanın tam değerine denk gelmeyecek yerlerin önerilmesi.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kentsel dönüşüm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kentsel dönüşüm, şehrin bir bölümünün veya ciddi anlamda büyük bir kısmının proje kapsamında sistematik bir şekilde mevcut yapı stoklarının olası depremlere karşı toprak zeminin ve üzerindeki yapının risk değerlerinin belirlenmesi, olası depremde yıkılması ve yıkılırken çevredeki diğer yapılara zarar vermesi olasılıklarının da içine katılarak, riskli toprak zemin ve riskli yapıların kullanım dışına çıkarılarak yerine toprak zeminin yapısına uygun temelli yapıların yapılması ve bu sayede olası depremlerde yaşanabilecek can ve mal kaybının en aza indirmek için yapılan kamusal çalışmalardan biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "128", + "context": "Kültür emperyalizmi, bir ülkenin kendi kültürel değerlerini ve ideolojisini başka bir ülkenin halkına benimsetmesidir.\n\nEmperyalizm veya yayılmacılık, bir devletin veya ulusun başka devlet veya uluslar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda etkide bulunmaya çalışmasıdır. Kültür emperyalizmi, bu etkinin ilk öğesinin kültür olduğu emperyalizm türüdür. Gelişmiş ülkelerin az gelişmiş diğer kültürleri, özellikle kitle iletişim araçlarıyla etkilemesi ve kendine benzetmesi olarak da tanımlanabilen kültür emperyalizmi, sömürgeciliği kolaylaştırmaktadır. Kitle iletişim araçlarının gelişmesi ve yaygınlaşması üzerine, her devlet kendi kültürel değerlerini başka devletlerin halklarına iletme olanağına kavuşmuştur. Bir ulusun ya da toplumun öz değerlerine olan bağlarını zayıflatmak için etkin bir kontrol yöntemi olarak kabul edilebilir. Kültür emperyalizmi, diğer emperyalizm yöntemlerinin uygulanması için uygun zemini hazırlar, yani tamamlayıcı bir rol oynamaktadır. Başarıya ulaşma şansı en yüksek ve en yumuşak görünen emperyalizm türüdür. Klasik emperyalizme göre, daha yumuşak görünen bir yöntem olması, toplumların verdikleri anî tepkileri minimum düzeye indirmektedir.\nKültür emperyalizmi, modern çağlarda çeşitli yer ve zamanlarda uygulama alanı bulmuştur. Ciddi biçimde uygulandığı ilk örnek olarak Afrika'nın sömürgeleştirilmesi verilebilir. Afrika örneğinde, sömürgeci uluslar tarafından silahlı faaliyetlerin yanı sıra; yerel dillerin edilgin hâle getirilmesi, yerel kültürlerin unutturulması ve son olarak Hristiyanlığın kıtanın güneyi ve orta kısımlarında yaygın bir biçimde kabul edilmesi ile kapsamlı olarak uygulanmıştır. 20. yüzyıla gelindiğinde ise kültür emperyalizminin en önemli kaynağı Anglosfer olarak da adlandırılan ortak Anglo-Amerikan kültürüdür. Yine bir başka örnek olarak, Soğuk Savaş sırasında Komintern'in bütün ülkelerdeki üye komünist partilerin Sovyet dış politikasını ve kültürünü desteklemesi yolundaki çalışmaları verilebilir.\nBatı kültürü 20. yüzyıl itibarıyla, televizyon programları ve filmleriyle diğer kültürleri giyim, eğlence ve tüketim alışkanlıkları bakımından kendine benzetmektedir. Böylece Batı, ürettiği ürünlere daha çok pazar bulmaktadır. Kültürel emperyalizmin sahip olduğu bakış açısı; otomobillerden dövüş sanatlarına, filmlerden yayıncılık ve kitaplara, yiyecekten giyeceğe kadar her türlü kültür alanını, özellikle de en çok tüketilen malzeme olan popüler kültür alanına uygulanmaktadır. Uygulamaların sonuçları ülkeden ülkeye farklılık gösterebilmekle beraber, genel olarak kültür emperyalizminin matematiği aynı kalmaktadır. Amerikalı NPQ dergisinin editörü Nathan Gardels, derginin Türkiye'de yayınlanan ilk nüshasında kültür emperyalizmine ilişkin, \"Amerika, CIA ya da ordusu ile giremediği yerlere MTV ve Hollywood'u gönderir.\" açıklamasında bulunmuştur. Yaptığı müzik temelli yayınla popüler kültür üzerinde etkisi olan ve ayrıca yaptığı programlarla gençlerin ilgisini ve kültür konusunda muhafazakâr kesimlerin tepkisini çeken bir kanal olan MTV, tıpkı Coca-Cola ve McDonald's gibi kapitalizmin ve Amerikan kültürünün dünyaya empoze edilmesinin simgeleri olarak görülmüştür. Özellikle yoğun olarak yayınladığı Yeşil Kart reklamları ile gençleri ABD lehine etkilediği konusunda eleştirilere ve tartışmalara sebep olmuştur.\nKültür emperyalizmi kavramı, modern dünyada kültür endüstrisi olgusu ile göbekten bağlı bir kavramdır. Frankfurt Okulu'nun, özellikle Max Horkheimer ve Theodor W. Adorno tarafından geliştirilen ve kullanılan ve Okul'un genel yaklaşımını ifade ana kavramlardan birisi olan kültür endüstrisi, kültürün kendisinin bir endüstri olduğunu ve kültür ürünlerinin de metalar hâline geldiği savını taşımaktadır. Adorno ve Horkheimer'a göre kültür endüstrisi, modern sistemin -günümüzde kapitalizm- ve endüstri toplumunun kendini her düzeyde, altyapıda ya da üstyapıda yeniden üretmekte ve meşrulaştırma yöntemini izlemektedir. Emperyal kültürün ürünleri dünya çapında standartlaştırılarak ve buna karşı farklılıklar marjinalleştirilerek bu ürünlerin tanıtım ve dağıtım tekniklerinin rasyonelleştirilmesi, kültür emperyalizminin önemli bir tekniğidir. Yine kültür endüstrisine değindikleri Aydınlanmanın Diyalektiği adlı eserlerine göre; ana akım medyanın insanı düşünemez hale getirdiği savından hareketle, sanal ihtiyaçlar yaratıldığını öne sürmektedirler. Toplumun sahip olduğu eski kültürel öğeler, toplum tarafından yoz olarak algılanmaktadır. Zira yaygın medya, topluma, kültürel öğeleri seçim ve analiz şansı vermemektedir. Bu durumun sonucunda, kültür emperyalizmine maruz kalan toplumlar, emperyal kültürü eninde sonunda büyük ölçüde benimseyecekler ve bu durumdan rahatsız olmayacaklardır.\nEgemenlik konusunda daha hassas toplumlar, bu konuda dikkatli davranarak, kendi adlarını ve giysilerini özüne sadık olarak koruyarak Batılı yaşam tarzından kendilerini kurtarabileceklerini ve dolayısıyla bağımlılıklarından kurtulabileceklerini düşünmektedirler.\nKendi kültürel ve inanç bağlarından koparılan insanlar, kültür erozyonuna uğrayarak, popüler olarak onlara hazır sunulan hegemonik emperyalist kültüre teslim olurlar. Teslimiyet gerçekleşince inanç ve kültürel değerler yozlaşarak ortadan kalması da sağlanmış olur. Yerel kültürü ve dolayısıyla toplumsal hafızası silinen bu topluma, “Üst Kültür” olarak sunulan popüler kültür, kişilerin yerel inanç ve değerlerinden kopardığı ölçüde başarı kazanmaktadır.", + "question": "Kültür emperyalizmi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültür emperyalizmi, bir ülkenin kendi kültürel değerlerini ve ideolojisini başka bir ülkenin halkına benimsetmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "129", + "context": "Marcello Musto (14 Nisan 1976 doğumlu) Kanada’daki York University’de sosyoloji profesörü ve The Laboratory for Alternative Theories’in kurucu direktörüdür. Son on yıl içinde Marx çalışmalarının yeniden canlanmasına önemli katkılarda bulunan yazarlardan biri olarak dünya çapında kabul görmektedir ve araştırma alanları arasında Sosyalist Düşünce, emek hareketi tarihi ve alternatif sosyo-ekonomik sistemler de bulunmaktadır. Karl Marx’ın Son Yılları: Entelektüel Bir Yaşam Öyküsü kitabının yazarıdır ve başlıca eserleri dört tek yazarlı kitap, on iki derleme kitap ve 50’den fazla dergi makalesi ve kitap bölümünden oluşmaktadır. Çalışmaları dünya çapında yirmi beş dile çevrilmiştir.", + "question": "Marcello Musto nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Marcello Musto (14 Nisan 1976 doğumlu) Kanada’daki York University’de sosyoloji profesörü ve The Laboratory for Alternative Theories’in kurucu direktörüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "130", + "context": "Meyil (Latince tendo - yönlendiriyorum, çabalıyorum) belirli bir olayın nispeten istikrarlı bir gelişme yönüdür. Ekonomide ekonomik analizin bir sonucu olarak tanımlanır. Gözlemlenen istikrarlı ilişkiler, özellikler, ekonomik sistemin doğasında bulunan özelliklerdir. Eğilimler temelinde, gelecekteki ekonomik süreçlerin seyri hakkında sonuçlar çıkarılabilir, ekonomik göstergeler tahmin edilebilir.\nMeyil sanatta yazarın yansıtılan gerçekliğe yönelik ideolojik ve duygusal tutumu, problemlerin ve karakterlerin anlaşılması ve değerlendirilmesidir. Bu anlayışta meyil, sanatsal bir fikrin organik bir parçası, değer yönüdür. Pathos kavramı genellikle eğilimin eşanlamlısı olarak kullanılır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Meyil nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Meyil (Latince tendo - yönlendiriyorum, çabalıyorum) belirli bir olayın nispeten istikrarlı bir gelişme yönüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "131", + "context": "Mobbing ya da bezdiri (Yıldırma), bir grup insanın, bir kimseye veya başka bir gruba sosyal kabadayılık yapması.\nLatince kökenli sözcük; psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek anlamlarına gelir. En iyi ifade eden anlamıyla yıldırma veya iş yerinde psikolojik terör anlamlarıdır. Özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulamasıdır. Son dönemde sosyoloji ve hukuk başta olmak üzere çeşitli alanlarda disiplinler arası çalışılan bir konu haline gelmiştir.\nTers Mobbing (Reverse Mobbing), bir astın veya grup olarak astların üstlerine, kendilerine yapılan mobbing sonucunda, kişisel anlaşmazlıklar sonucunda veya politik oyunlar sonucunda kasıtlı olarak psikolojik tacizde bulunarak, işten ayrılmadan ziyade üstün hiyerarşik pozisyonunu bozmayı hedeflediği bir yıldırma eylemidir. Ters mobbingin uygulanmasında en yaygın olarak asttan üste; sabote etme, talimatlara uymama, kasti yanlış işlem yapma, asılsız söylentiler çıkarma ve bilgi saklama gibi eylemler gerçekleştirilmektedir.", + "question": "Mobbing nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mobbing ya da bezdiri (Yıldırma), bir grup insanın, bir kimseye veya başka bir gruba sosyal kabadayılık yapması." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "132", + "context": "Moda tasarımı (gerçek adı \"moda, kreasyon\"dur) toplumun farklı kesimlerinde, özellikle genç neslin yenilik ihtiyacını, daha doğru bir ifadeyle yenilikçilik (inovasyon); {yenileşim} arayışını karşılamak üzere oluşan endüstirel tasarım alanıdır.", + "question": "Moda tasarımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Moda tasarımı (gerçek adı \"moda, kreasyon\"dur) toplumun farklı kesimlerinde, özellikle genç neslin yenilik ihtiyacını, daha doğru bir ifadeyle yenilikçilik (inovasyon); {yenileşim} arayışını karşılamak üzere oluşan endüstirel tasarım alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "133", + "context": "Modernleşme teorisi sanayileşmiş Batı toplumlarının ya da G-7 ülkelerinin sahip olduğu yapı, kurum, değer ve sistemlere sahip olmak amacı ile sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda gelişmekte olan ülkeler (GÖÜ) ve az gelişmiş ülkeler (AGÜ) tarafından yapılan tüm düzenlemelere modernleşme denir. Modernleşme teorisi ise gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin gelişmeleri için, gelişmiş ülkelerin keşfettiği yöntemleri izleme dışında bir yolunun olmadığını savunan uluslararası politik ekonomi görüşüdür. Avrupa şartlarında ortaya çıkmış olan bu durum, modern olarak adlandırılırken, buna karşılık \"modern olmayan\" bir öteki yaratılarak \"gelenek\" adı verilmiştir. Batı Avrupa'da \"Rönesans ve Reform Hareketleri\" ile ortaya çıkmış ve Fransız İhtilali ile devam etmiştir. Temeline bakıldığı zaman, \" eski rejime \" düşünce yapısına ve inanç sistemine zıt olarak geliştirilen bir tepki olduğu görülebilir. Bu süreçte ortaya çıkan yönetim şekli, düşünce yapısı ve fikir akımları gibi bazı unsurlar eski düzenin değişme vakti geldiğinin habercisidir. Bu sayede eski rejim değişerek modern rejime geçildi. Modernleşme, sürekli olan bir değişimi, farklılaşmayı temel alan dinamik bir süreçtir. Bu sebeple modern insanlar arasında iletişim çok hızlı ve mesafeli bir duruma gelmiştir. Nüfusun artması ile birlikte artan iş bölümü, herkesin ayrı bir işlevi olması sebebi ile aralarında bir bağımlılık ilişkisi olan yapı anlamında farklılaşmış bir toplumu meydana getirmiştir.\nModern dediğimiz kavramın hangi zaman diliminde ortaya çıkmış olduğu ve ne tür özellikleri olduğu bilinmez iken, şu anda da devam eden bir tartışma konusudur. Ancak tahminlere göre bu kavramın tarihi XV. yüzyıllara kadar uzanmakta olduğu düşünülmektedir. Sosyoloji bilimi de, modern kavramının içinde bulunan belirsizliği analiz etmeye çalışırken ortaya çıkmış bir bilim dalıdır. Hakkında pek çok tanımlama yapılan \" modern/modernlik \" kavramı yeni bir dünya görüşünün doğmasına ve farklı, alışılagelmişin dışında bir yaşam tarzı ortaya çıkarmıştır. Yapılan veya yapılmaya çalışılan tanımların geneline baktığımızda aklımızda bu kavrama uyan bir düşünce belirmektedir. Modern/modernlik; sürekli bir ilerleme ve değişim halinde bulunan, rönesans ve reform hareketleri ile başlayan ve hala devam etmekte olan her türlü faaliyetler bütünü diyebiliriz. Ancak bu yorum da, diğer tüm yorumlar gibi tam olarak bu kavramı karşılayamamaktadır. Bir başka deyiş ile modernleşmeyi geçmiş ve geleceğimiz arasında bir köprü olarak görebiliriz. Geçmişimizden, bugüne kadar gelen ve daha uzun yıllarca, nesiller arası aktarımları sürmesi beklenen durum ve olaylara \" gelenek \" denilmektedir. Acaba modernleşme bir anlamda gelenektir diyebilir miyiz? Geleneğin sabit fikirlere dayalı, herhangi bir değişimden etkilenmeyen bir kavram olduğunu düşünmemek gerek. Bu durumda gelenek, bulunduğu zamandaki tüm şartlara göre şekil alabilen bir kavramdır.", + "question": "Modernleşme teorisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Modernleşme teorisi sanayileşmiş Batı toplumlarının ya da G-7 ülkelerinin sahip olduğu yapı, kurum, değer ve sistemlere sahip olmak amacı ile sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "134", + "context": "Mübeccel Belik Kıray (d. 1923, İzmir - ö. 7 Kasım 2007, İstanbul), Türk akademisyendir. Türkiye'de sosyolojinin kurumsallaşmasında önemli rol oynamıştır.", + "question": "Mübeccel Kıray nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mübeccel Belik Kıray (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "135", + "context": "Oksidentalizm veya Garbiyatçılık, Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya'yı içeren Batı dünyasına ilişkin klişelerle ilişkili bir terimdir. Terim Mısırlı yazar Hasan Hanefi tarafından \"Oksidentalizm Bilimine Giriş\" kitabı ile temellendirilmesine rağmen Ian Buruma and Avishai Margalit'nin Occidentalism: the West in the Eyes of its Enemies (2004) adlı kitaplarıyla popülerlik kazanmıştır. Terim, Doğuculuğun tersine çevrilmiş halidir. Fakat oryantalist manada olan Doğuculuğun karşıtı olarak değil kendi argümanları ile Batı'yı anlamaya çalışma ve karşı söylem üretmeye çalışılması sürecidir. Bunlara ek olarak da Batı'nın tanımladığı Doğu imajını reddedip Doğunun asıl imajının ne olduğuna odaklanmış bir disiplindir. En büyük karşı çıktığı nokta ise Batı'nın belirlemiş olduğu ilkel, gelişmemiş ve gelişmeye kapalı Doğu imajını kırıp, Batı'nın tek tipleştirdiği Doğu algısını kırmaktır.", + "question": "Oksidentalizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Oksidentalizm veya Garbiyatçılık, Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya'yı içeren Batı dünyasına ilişkin klişelerle ilişkili bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "136", + "context": "Ortadirek veya orta direk; Türkçede toplumun küçük memur, emekli, küçük esnaf, küçük çiftçi gibi \"düşük ve sabit gelirli\" kişilerden oluşan kesimini tanımlamakta kullanılan bir kavram. Ortadirek, toplumun geniş bir kesimini kapsar ve buna bağlı olarak ülke ekonomisi ve siyasetin önemli aktörlerindendir.\nKavram ilk kez Turgut Özal tarafından, bir seçim sloganı olarak kullanılmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Ortadirek nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ortadirek veya orta direk; Türkçede toplumun küçük memur, emekli, küçük esnaf, küçük çiftçi gibi \"düşük ve sabit gelirli\" kişilerden oluşan kesimini tanımlamakta kullanılan bir kavram." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "137", + "context": "Pluralizm veya Çoğulculuk, birçok mutlak ilke, güç, enerji veya madde kabul eden teori veya sistemleri tanımlar. Farklı konularda, bu (aynı) temelden hareket eden çeşitli kullanımları vardır. Politikada, çoğulluğun kabulü ile beliren birkaç siyasi partiye dağıtılmış güçler dağılımını içeren herhangi bir politik teori veya sistemi tanımlamakta kullanılır.", + "question": "Plüralizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Pluralizm veya Çoğulculuk, birçok mutlak ilke, güç, enerji veya madde kabul eden teori veya sistemleri tanımlar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "138", + "context": "Popülasyon, her türlü canlı varlığın sayısal yoğunluk ve dağılımıdır. Sözcük Türkçeye Fransızcadan geçmiştir. Türkçe karşılığı nüfus olmasına rağmen biyoloji ve toplumbilim terimi olarak sıklıkla kullanılır. Bunun yanında biyolojideki anlamı ile popülasyon, belli bir yerde belli bir zamanda bulunan, birbirleriyle çiftleşip üreyebilen ve aynı tür içinde yer alan canlıların oluşturduğu bireyler topluluğuna verilen isimdir. Bir popülasyonda sadece bir tür bulunabilir.\n\nPopülasyon: Belirli bir bölgede yaşayan aynı türe ait bireyler topluluğudur.\nTür: Ortak bir atadan gelen çiftleştiklerinde verimli döller meydana getirebilen bireylerdir.\nEkosistem: Belirli bir bölgede bulunan canlı ve cansız varlıkların oluşturduğu yapıdır.\nHabitat: Bir organizmanın yaşadığı ve geliştiği yer.\nEkoton: İki ekosistemin kesiştiği yerlerdir. Canlı çeşitliliği yüksektir.\nBaskın tür: Ekosistemde en fazla bulunan tür.\nSüksesyon: Çevre koşulları ile baskın türün değişmesidir.\nKomünite: Belirli bir bölgede yaşayan popülasyonların tümüdür.", + "question": "Popülasyon (biyoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Popülasyon, her türlü canlı varlığın sayısal yoğunluk ve dağılımıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "139", + "context": "Pozitif ayrımcılık, yalnızca “dezavantajlı” gruplara mensup bireylere verilen ekstra haklardır. Pozitif ayrımcılık, dezavantajlı gruplar herkesin rahatça kullanabildiği bazı hakları çeşitli sebeplerden dolayı kullanamayabileceği için; onlar ancak bazı özel bir takım haklara sahip olurlarsa çoğunlukla gerçekten eşit olma şansını yakalayabilecekleri düşüncesiyle yapılır.\nÖrneğin Türkiye'de herkesin kamuya açık tuvaletlerden yararlanması bir (negatif) haktır. Ne var ki tekerlekli sandalye kullanan veya başka engeli olan kişiler çoğu zaman bu tuvaletlerden (merdivenler, dar alanlar vb. sebeplerden dolayı) yararlanamazlar. Bu durumda devlet bu tuvaletlerin açılması ve kullanılması ile ilgili düzenlemelere bir madde ekleyerek bu dezavantajlı grup için ekstra pozitif düzenleme yapar ve der ki: \"tuvaletlerin girişinde şu-şu ölçülerde rampa, tuvalet kabinleri, kapıları, lavabolar şu-şu özelliklerde olmak zorundadır\". \nİşte bu durumda devlet dezavantajlı kişiler için bir pozitif hak öngörmüş, bu kişilerin herkesle gerçekten eşit olabilmesini ve negatif haklardan yararlanabilmesini sağlamış oluyor.\nPozitif ayrımcılık fazladan bir hak değildir. Sadece herkesle gerçekten eşit olunabilmesinin garanti altına alınmasıdır.", + "question": "Pozitif ayrımcılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Pozitif ayrımcılık, yalnızca “dezavantajlı” gruplara mensup bireylere verilen ekstra haklardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "140", + "context": "Sosyalist yurtseverlik (veya sosyalist vatanseverlik), Marksist-Leninist düşünce yapısı içerisinde, çeşitli komünist partilerin yönettiği sosyalist devletlerin bulunduğu topraklara yurtseverlik kapsamında duyulan sevgiye verilen ad. Bir başka tanıma göre ise; sosyalist vatana, toplumun devrimci dönüşümü ve komünizm ideali doğrultusunda sevgi beslemektir. Bu terim, milliyetçilik ve şovenizm kapsamında değerlendirilen vatanseverlik kapsamına girmez.", + "question": "Sosyalist yurtseverlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyalist yurtseverlik (veya sosyalist vatanseverlik), Marksist-Leninist düşünce yapısı içerisinde, çeşitli komünist partilerin yönettiği sosyalist devletlerin bulunduğu topraklara yurtseverlik kapsamında duyulan sevgiye verilen ad." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "141", + "context": "Sosyoloji bibliyografyası listesi sosyoloji ve onun alt disiplinlerine ilişkin eserleri içerir. Eserlerin bir kısmı sosyoloji antolojisi; diğer bir kısmı da sosyoloji tarihi ya da kayda değer eserlerden seçilmiştir.", + "question": "Sosyoloji bibliyografyası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyoloji bibliyografyası listesi sosyoloji ve onun alt disiplinlerine ilişkin eserleri içerir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "142", + "context": "Sosyoloji; bilimsel bir disiplin olarak öncelikle, aydınlanma düşüncesinin yanı sıra, Fransız Devrimi'nden kısa bir süre sonra pozitivist bir toplum bilimi olarak ortaya çıktı. Sosyoloji oluşumu, modernite, kapitalizm, kentleşme, rasyonalizasyon, sekülerleşme, sömürgeleştirme ve emperyalizm gibi konulara tepki olarak ortaya çıkan bilim felsefesi ve bilgi felsefesindeki çeşitli kilit hareketlere borçludur.\n19. yüzyılın sonlarında, ortaya çıkan aşamaları sırasında, sosyolojik tartışmalar, kurumları, toplumsallaşma birimleri ve gözetim araçları dahil olmak üzere modern ulus devlet'in ortaya çıkışına özel ilgi gösterdi. Bu itibarla, Aydınlanma'dan ziyade modernite kavramına yapılan vurgu, sosyolojik söylemi klasik siyaset felsefesinden sıklıkla ayırır. Aynı şekilde, daha geniş anlamda toplumsal analiz, felsefenin ortak stoğunda kökenlere sahiptir, bu nedenle sosyolojik alandan önce gelir.\nÇeşitli nicel sosyal araştırma teknikleri, hükûmetler, işletmeler ve kuruluşlar için ortak araçlar haline geldi ve diğer sosyal bilimlerde de kullanım buldu. Bu; sosyal dinamiklerin teorik açıklamalarından ayrılan, sosyal araştırmaya sosyoloji disiplininden bir dereceye kadar özerklik verdi. Benzer şekilde, \"sosyal bilim\", insanları, etkileşimi, toplumu veya kültürü inceleyen çeşitli disiplinlere atıfta bulunmak için bir şemsiye terim olarak kullanılmaya başlandı.", + "question": "Sosyoloji tarihi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyoloji; bilimsel bir disiplin olarak öncelikle, aydınlanma düşüncesinin yanı sıra, Fransız Devrimi'nden kısa bir süre sonra pozitivist bir toplum bilimi olarak ortaya çıktı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "143", + "context": "Sosyolojik Tahayyül, Amerikalı sosyolog C. Wright Mills'in Oxford University Press tarafından yayınlanan 1959 tarihli bir kitabıdır. İçinde, benlik ve toplum arasındaki ilişkinin anlaşılabileceği araçlar olan sosyolojik tahayyül fikrini geliştirir.\nMills, sosyoloji ve sosyologların ana görevini, bireylerin belirli sosyal çevreleri (\"sosyal çevre\" olarak da bilinir) ile karşılaştıkları daha geniş sosyal ve tarihsel güçler arasındaki bağlantıları bulmak (ve ifade etmek) olarak gördü. Bu yaklaşım, sosyolojiye yönelik yapısal işlevselci yaklaşıma meydan okur çünkü daha geniş sosyal yapıyla ilişkili olarak birey için yeni habitatlar açar. Daha geniş sosyal yapıyı yeniden üretmenin bireysel işlevi, birçok olası rolden yalnızca biridir fakat kesinlikle en önemlisi değildir. Mills ayrıca, modern toplumların yaratılması ve sürdürülmesiyle ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olduğuna inandığı atalet (ilgisizlik) tehlikesi hakkında da yazdı. Bu, onu, modern toplumlarda yaygın olarak anlaşılan \"bireysellik\" anlamında bireylerin var olup olmadığını sorgulamaya yöneltti (Mills, 1959, 7-12).\nThe Sociological Imagination'ı yazarken Mills, toplumsal gerçekliğin iki farklı, soyut kavramını, \"birey\" ve \"toplum\"u uzlaştırmaya çalıştı ve böylece en temel terimlerinden bazılarını tanımlaması ve öncülleri hakkında açık sözlü olması için baskın sosyolojik söyleme meydan okudu. tanımlarının arkasındadır. Uzlaşma ve meydan okuma projesine \"büyük teori\" ve \"soyut ampirizm\" eleştirileriyle başladı ve bunların günün mevcut sosyolojisindeki kullanımlarını özetledi ve eleştirdi.\n1998'de Uluslararası Sosyoloji Derneği, çalışmayı 20. yüzyılın en önemli ikinci sosyoloji kitabı olarak listeledi.", + "question": "Sosyolojik Tahayyül nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyolojik Tahayyül, Amerikalı sosyolog C." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "144", + "context": "Sosyoloji, insan ve toplumların ilişkilerini ele alan bir bilim dalıdır. Konu bakımından, birçok konuyu ele alabilir. Din, siyaset, kültür, ırk ve sosyal sınıf gibi birçok konu sosyoloji biliminin araştırması kapsamındadır.", + "question": "Sosyolojinin öncüleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyoloji, insan ve toplumların ilişkilerini ele alan bir bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "145", + "context": "Susmak, konuşma eyleminin durduralarak muhatap olunanla bir fikir veya görüş paylaşılmaması eylemidir.\nSusmanın savunma yapmamak olarak da tanımlanması, karşı tarafın iddia edilen suçlamaları kabul etmesi olarak da yorumlanılabilir.", + "question": "Susmak nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Susmak, konuşma eyleminin durduralarak muhatap olunanla bir fikir veya görüş paylaşılmaması eylemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "146", + "context": "Sosyoloji ve tarih arasında yer alan bir araştırma disiplinidir. Bu iki kavram arasında sıkı bir ilişki bulunur. En yüzeysel anlamıyla tarihi, geçmişteki olaylara ait bilgilerin keşfedilip, toplanması ve bir araya getirilip sunan bilim olarak tanımlarsak sosyolojiyi de tarih boyunca yaşayan insanların, toplumların çeşitli yönlerini inceleyen bilim olarak kabul etmeliyiz. Bir tarihi olay örneği ile sosyoloji tarih ilişkisini anlayabiliriz. Her tarihi olay bir sosyo-kültürel olaydır. Sosyoloji de bu sosyo-kültürel olayları, sosyal ilişkileri araştırır. Böylece tarih ile sosyoloji birbirleriyle örtüşür.", + "question": "Tarihsel sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyoloji ve tarih arasında yer alan bir araştırma disiplinidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "147", + "context": "Taymis kıyıları, Türk yazar, gazeteci, yazar ve milletvekili Falih Rıfkı Atay'ın (1894 - 1971) 1934 yılında yazdığı İngiltere ve Avrupa gezilerindeki izlenim ve düşüncelerini içeren eseridir.\nKitap, ikinci kez 1970 yılında yayınlanmıştır. Elli yılı aşkın bir süre boyunca baskısı olmayan Taymis Kıyıları, son olarak, 1934 baskısı esas alınarak 2020 yılında İstanbul'da, antropolog ve sosyolog Seyhan Kurt'un editoryal çalışmalarıyla, aslına uygun, diline sadık kalınmış, düzeltilmiş ve açıklamalı olarak Pozitif Yayınları'nca yayınlanmıştır.\nFalih Rıfkı Atay Taymis Kıyıları'nda özellikle İngiltere'deki izlenimlerinden bir Doğu/ Batı karşılaştırması yapar. Ankara'dan Paris'e, buradan da Londra'ya geçen Atay, bu memleketlerin siyasal ve ekonomik konjonktürünü, toplumsal gündeliğini, sokak yaşamını, adab-ı muaşeretini, giyim-kuşamını ve kolonyal yönelimlerini gözlemleyerek sosyolojik ve antropolojik çözümlemelerde bulunur.\nTaymis Kıyıları, diğer Avrupa kentleri dışında, Atay'ın özellikle Londra'daki Thames nehrinin kıyılarında gezerken aldığı duygu dünyasını yansıtan notları da içermesiyle aynı zamanda Cumhuriyet döneminin en önemli gezi kitaplarından biri olmuştur.", + "question": "Taymis kıyıları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Taymis kıyıları, Türk yazar, gazeteci, yazar ve milletvekili Falih Rıfkı Atay'ın (1894 - 1971) 1934 yılında yazdığı İngiltere ve Avrupa gezilerindeki izlenim ve düşüncelerini içeren eseridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "148", + "context": "Terör sosyolojisi, terörizmi sosyal bir fenomen olarak anlamaya çalışan sosyolojinin bir alandır. Alan, terörizmi tanımlar, niçin gerçekleştiğini araştırır ve toplum üzerindeki etkisini değerlendirir. Terörizm sosyolojisi, siyaset bilimi, tarih, ekonomi ve psikoloji alanlarından meydana gelmektedir. Terörizm sosyolojisi, terörizmi meydana getiren sosyal koşullara vurgu yapması ile önemli terörizm araştırmalarından farklılık göstermektedir. Terörizm sosyolojisi ayrıca devletlerin böyle olaylara nasıl tepki gösterdiğini araştırır.", + "question": "Terör sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Terör sosyolojisi, terörizmi sosyal bir fenomen olarak anlamaya çalışan sosyolojinin bir alandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "149", + "context": "Toplumsal cinsiyet kalıp yargısı, farklı cinsiyetlere mensup bireylerin özellikleri ve davranışlarının neler olduğu ve toplumda bu cinsiyetler için uygun veya arzu edilir olarak kabul edilen tutum ve davranışların neler olduğu hakkında o cinsiyetin tüm bireylerine genelleştirilen fikirlerdir.\nKadınların tipik olarak duygusal ve kırılgan olarak tarif edilmesi ve ev ile ilişkilendirilmesi; erkeklerin rekabetçi ve agresif olduğuna dair yaygın olarak paylaşılan kültürel inançlar, toplumsal cinsiyet kalıp yargılarının tipik örneklerindendir.\nKalıp yargılar, kişiler arasında akıcı bir iletişimin sağlanmasında kimi zaman olumlu bir işlev görmektedir ve kalıp yargılara başvurmak, bir kişinin nasıl değerlendirileceği ya da ona nasıl bir tepki verileceği konusunda hızlı karar verilmenin şart olduğu koşullarda bazen işlevseldir. Ancak toplumsal cinsiyet kalıp yargıların, toplumsal eşitsizliğin makul görülmesi, cinslere yönelik korku, olumsuz hisler ve ayrımcı davranışların pekiştirilmesinde de rol oynadığı görülür. Toplumsal cinsiyet kalıp yargıları, genellikle bir cinsin diğerinden üstün olduğunu empoze ederek cinsiyetler arasındaki eşitsizliğin kaynağını oluşturur.", + "question": "Toplumsal cinsiyet kalıp yargısı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toplumsal cinsiyet kalıp yargısı, farklı cinsiyetlere mensup bireylerin özellikleri ve davranışlarının neler olduğu ve toplumda bu cinsiyetler için uygun veya arzu edilir olarak kabul edilen tutum ve davranışların neler olduğu hakkında o cinsiyetin tüm bireylerine genelleştirilen fikirlerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "150", + "context": "Sapma davranışı, çoğunluğun onayladığının dışında kalan ayıplanan sapan davranışlarını cezalandırılan bir davranıştır. Sapma davranışlar kültürün içeriği olan örf, adet, gelenek ve sosyal problemler ile yakından ilgilidir. Toplumun çoğunluğu tarafından itirazla karşılanan ve istenmeyen bir takım davranış kalıpları ve olaylar olarak beliren sosyal problemler düzenlenmesi ve giderilmesi gereken sosyal olaylardır. Bunların çıkış nedenleri sosyal oluşumlardır.\nSapkınlık, topluluk ya da toplumda insanların çoğunluğu tarafından değerli/önemli kabul edilen verili norm setine uygun olmayan davranış biçimidir. Bu davranış biçimi toplumsal niteliği nedeniyle sosyolojinin araştırma alanına girer.\nSapma kavramı yanında açıklanması gereken bir başka kavram da “sapmış” kavramıdır. Sapmış, basit olarak sapma eylemine katılan bir kişi olarak tanımlanabilir. Başka bir ifade ile sapmış, toplumun benimsenmiş standartlarından veya normlarından farklılaşmış kişidir. Sapkın kişiler ortalama kişi ve ortalama davranış çeşitleri ile karşılaştırıldıklarında farklı ve anormal olarak görülürler. Fakat her toplumda çeşitli derece ve biçimlerde anormallikler bulunur. Kişiler aşırı uyumsuz veya göreneklere aykırı olabileceği gibi hukuksal normlara da aykırı olabilir. Hukuk kurallarına uymayan davranışın yaptırımı yasalarda yazılı olarak belirlenmişken, gelenek, görenek, örf ve adetlere uymamanın sapma olarak nitelendirilmesi durumu görelidir. Aynı zamanda sapmış davranışa gösterilen tepki de sosyal gruplara göre farklılaşır. Buna karşılık bazı sapma türleri (adam öldürme gibi) toplumun tüm üyelerinin tepkisini çekerken, sokağa tükürme gibi bir davranış sapma olarak herkesin tepkisini çekmez).\nSapma davranışlar zaman, toplum, sosyal gruplar ve bireyler bakımından görecedir. Neyin sapma olup olmadığına karar vermek çok sayıda değişkenin hesaba katılmasıyla mümkündür. Her sapma davranışı suç olmayabilir. Fakat her suç olarak kabul edilen davranış aynı zamanda sapma davranışıdır.\nSapma, sosyal sistemlerde sadece orta düzeyde uyumsuz olabilirler. Fiziki, psikolojik, moral veya kültürel açılardan anormal olabilirler. Ancak böyle bir yaklaşımla açıklama değil sınıflama yapılır.\nSapmalar olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrılır. Olumlu sapma, ideal davranış görüntüleri oluşturan bir sapmadır. Bu toplumun yücelttiği ideal normlara ve kişilerin daha erdemli olarak adlandırdığı davranışlara doğru yöneltilen bir uyumdur. Buna benzer sapma davranışı içinde olanlar, olağanüstü birer kişi ve kahramandırlar. Toplumdaki diğer kişilere örnek olurlar. Bu çeşit insanlar, kahramanlık öyküleri içinde sıkça yer alırlar.\nDaha çok, ideal davranış kalıpları yönünde bir sapmadır. Bazı kişiler toplumun kabul ettiği davranış kalıplarını aşarlar, bunların üstüne çıkarlar. Normalin dışında alışılagelmiş, yinelenen modelin dışında olduğundan sapkın davranışlardır.\nSapma nadiren arzu edilebilir olarak düşünülmesine rağmen, bazen sosyal sistemin istenilen yönde değişmesine ve işlevselliğine yardım edebilir. Sapmanın olumlu etkileri olarak ifade edilebilecek sonuçları aşağıdaki başlıklar altında sıralanabilir).\n\nSapma sosyal normları izah etmeye ve sınıflandırmaya yardım eder. Birçok sosyal norm ihlal edilinceye kadar, toplum hayatı açısından öneminin farkına varılamaz ve belirsizdir. Sapma, grubun tepkisine sebep olduktan sonra norm tanımlanır ve öneminin farkına varılır.\nSapma, grup dayanışmasını artırabilir.\nSapma, sosyal sistemde ihtiyaç duyulan değişmeyi davet eder. İntibak edici olmayan sapmalardan dolayı sosyal değişme beklenir.\nSapma, uygunluğun daha çok arzu edilmesini sağlar. Bu netice, sapmanın yalnızca başarısız ve cezalandırıcı olduğu durumlarda ortaya çıkar. Herkes, normlara uygun davrandığı zaman, sapmayan insanlar hareket tarzlarının doğruluğu hakkında inanç sahibi olacaklardır.\nOlumsuz sapma ise toplum içinde onaylanmayan davranış görüntüleri oluşturan sapmadır. Bunlar; toplum içinde kabul edilebilir davranış görüntülerinden daha aşağıda yer alan davranışlardır. Bu davranışa sahip kişiler, genellikle kendi toplumları tarafından aşağı sosyal statülere yerleştirilirler.\nOnaylanmayan, aşağı ve yetersiz davranış kalıpları yönündeki sapmadır. Sosyal sorunlarla ilgili olumsuz sapma davranışları farklı ve anormal olarak görünürler. Fakat her toplumda çeşitli derece ve biçimlerde anormallikler vardır. Aşırı uyumsuzlar, orta düzeyde uyumsuzlar, fiziksel, psikolojik, moral ya da kültürel açılardan anormaller gibi\nZihinsel engelliler ve psikolojik uyumsuzlar, davranış yanlışlığı içindedirler. Çünkü kendilerini toplumda normal olarak kabul edilen davranış biçimlerine uyarlamaya ehil değildirler. Ruhsal yetersizlikleri yüzünden toplumun normal davranış kalıplarına uyarlanmazlar. Zekâ geriliği olanlar, aptallar, ciddi psikolojik ve nevrotik rahatsızları olanlar bu gruba girerler.\nFizik ya da organik engelliler, aklen normaldirler. Fakat fiziksel bir özür nedeniyle normal davranışları başaramayan kişilerdir. Sağır – dilsizler, kötürümler ve kronik hastalar gibi\nBağımlı sapkınlar, terk edilmişler, sürgünler, dilenciler, kimsesiz çocuklar. Bunlar, normal bir sosyal yapı içinde yerlerini bulamamış olan, sosyal yapı dışında kalmış kişilerdir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Toplumsal sapma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sapma davranışı, çoğunluğun onayladığının dışında kalan ayıplanan sapan davranışlarını cezalandırılan bir davranıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "151", + "context": "Toplumsal sözleşme veya sosyal sözleşme; bireylerin karşılıklı uzlaşma, bazı kurallara uymak üzerinde anlaşma ve birbirlerini şiddet, sahtekarlık veya dikkatsizlikten korumak için birleştirdiğini varsayan bir kavramdır. İnsanlar arasındaki kullanımı, insanların bir devlete ya da otoriteye bağımsızlıklarının bir kısmından hukukun üstünlüğü anlayışı ile vazgeçmeleridir. Yönetilenler tarafından, bir takım bazı kurallar ile yönetilme üzerine anlaşma olarak da düşünülebilir.\nToplumsal sözleşme kuramı, meşru devlet otoritesinin yönetilenlerin izni ile oluşması gerektiğinin önemli bir destekçisi olmuştur. Bu tür teorilerin genel olarak başlangıç noktasını, sosyal düzenin hiç olmadığı bir ortamdaki insanın doğasının incelenmesi oluşturur. Bu durumda bireyin davranışları sadece kendi kişisel gücüne ve bilincine dayalıdır. Bu başlangıç noktasından itibaren, toplumsal sözleşme kuramcıları, neden bir bireyin politik ve ekonomik düzenlilikten faydalanmak için kendi rasyonel çıkarlarından ve doğal özgürlüklerinden gönüllü olarak vazgeçtiğini ispatlamaya çalışırlar.\nThomas Hobbes (1651) ve Jean-Jacques Rousseau (1762) toplumsal sözleşme kuramının en ünlü filozoflarıdır. Bu filozofların teorik çalışmaları anayasal monarşi, liberal demokrasi ve cumhuriyetçiliğin temelini hazırlamıştır.", + "question": "Toplumsal sözleşme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toplumsal sözleşme veya sosyal sözleşme; bireylerin karşılıklı uzlaşma, bazı kurallara uymak üzerinde anlaşma ve birbirlerini şiddet, sahtekarlık veya dikkatsizlikten korumak için birleştirdiğini varsayan bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "152", + "context": "Toplumsallaşma, sosyalizasyon ya da sosyalleşme, toplumun mevcut değer ve normlarının bireylere öğretilmesi süreci olarak tanımlanabilir. Bu süreç içerisinde birey ferdi olduğu toplum içerisinde nasıl davranacağını öğrenir. Aynı zamanda, bireyin sahip olduğu ya da toplum tarafından verilen rollerin ve sahip olunan statülerin gerektirdiği davranış biçimlerini, toplumun kendilerinden beklentilerini öğrenir. Toplumsallaşma sürecinde birey kendi toplumunun bir üyesi olmayı, toplumu tarafından kabul gören davranış örüntülerini, insanın davranışlarına yön veren, bunları belirleyip şekillendiren temel toplumsal ve kültürel değerleri (normları) öğrenir. Öğrenmekle de kalmayıp bunları içselleştirip kendisine mal eder ve bu değer ve normlar doğrultusunda davranmaya başlar. Daha öz bir anlatımla, birey toplumu ile bütünleşir ve toplumunun bir parçası haline gelir.\nBu süreç bireylerin varlığı kadar toplumların da varlığı açısından oldukça önemlidir. Toplumun sağlıklı bir şekilde büyümesi ve hayatını devam ettirebilmesi toplumsallaşma sisteminin sağlıklı bir şekilde sürmesi ile mümkündür. Bir başka şekli ile toplumsallaşma yeni nesile toplumun sahip olduğu kültürel mirasın aktarılması da denilebilir. Bu açıdan bakılacak olursa ulusal ve evrensel kültür mirası toplumsallaşma süreci sayesinde yeni nesillere aktarılmaktadır.", + "question": "Toplumsallaşma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toplumsallaşma, sosyalizasyon ya da sosyalleşme, toplumun mevcut değer ve normlarının bireylere öğretilmesi süreci olarak tanımlanabilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "153", + "context": "Ünlü; mesleği, herhangi bir konudaki başarısı veya diğer ünlü kişilerle olan bağlantıları nedeniyle geniş bir kesim tarafından tanınan kişi. Modern kullanımda ünlü kelimesi ile daha çok magazin basınına ve televizyon programlarına konu olan; genellikle sosyeteye mensup; aktör, şarkıcı, futbolcu, sunucu gibi meslekleri icra eden kimseler kastedilir.", + "question": "Ünlü (sosyoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ünlü; mesleği, herhangi bir konudaki başarısı veya diğer ünlü kişilerle olan bağlantıları nedeniyle geniş bir kesim tarafından tanınan kişi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "154", + "context": "Yerel toplum, (İngilizce: Local community) yeryüzünün belli bir bölgesinde yaşayan ve düşünce, duygu, ilgi ve uğraşı bakımından ortak özellikler taşıyan, kimi durumlarda aralarında akrabalık bağları da bulunan insan topluluğu. Genellikle bir haneden daha büyük sosyal birimler için kullanılır. Şehir, kasaba ve köyler yerel toplum örnekleridir.\nToplum veya topluluk duygusu, insanların karşılıklı bağlantı ve bağımlılıklarını; ortak sorumluluk ve hedef algılarını ifade eder.\nBir topluluğu anlamak o topluluğun ihtiyaç ve kaynakları hakkında bilgi sahibi olmayı, o topluluğa saygı duyarak kilit topluluk üyelerini programlara dahil etmeyi gerektirir. Aksi takdirde söz konusu topluluk hakkında isabetli bilgi elde edilemeyecektir.", + "question": "Yerel toplum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yerel toplum, (İngilizce: Local community) yeryüzünün belli bir bölgesinde yaşayan ve düşünce, duygu, ilgi ve uğraşı bakımından ortak özellikler taşıyan, kimi durumlarda aralarında akrabalık bağları da bulunan insan topluluğu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "155", + "context": "Yoğun betimleme antropoloji, sosyoloji, din bilimleri ve insan ve örgütsel gelişim alanlarında insan davranışı üzerine yalnızca davranışı değil bağlamını da dış gözlemciye anlamlı gelecek şekilde açıklayan bir betimlemedir.\nTerim ilk olarak 20. yüzyıl filozofu Gilbert Ryle tarafından ortaya atılmış, ardından antropolog Clifford Geertz tarafından kendi etnografi yöntemini tanımladığı The Interpretation of Cultures (1973, Kültürlerin Yorumu) eserinde geliştirilmiştir. O zamandan beri sunduğu terim ve yöntem toplum bilimleri ve ötesinde kullanım kazandı. Bugün, \"yoğun betimleme\" Yeni Tarihselcilik olarak da bilinen edebiyat eleştirisi dahil çok çeşitli alanlarda kullanılır.\n\"Thick Description: Toward an Interpretive Theory of Culture\" (1973) adlı denemesinde Geertz, terimi filozof Gilbert Ryle'dan, özellikle onun \"What is le Penseur doing?\" dersinden aldığını açıklar.", + "question": "Yoğun betimleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yoğun betimleme antropoloji, sosyoloji, din bilimleri ve insan ve örgütsel gelişim alanlarında insan davranışı üzerine yalnızca davranışı değil bağlamını da dış gözlemciye anlamlı gelecek şekilde açıklayan bir betimlemedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "156", + "context": "Yoksulluk veya fakirlik, günlük temel ihtiyaçların tamamını veya büyük bir kısmını karşılayacak yeterli gelire sahip olmama durumudur. Özellikle yiyecek, içecek, barınma ve giyim gibi temel ihtiyaçlara zor erişmek veya erişememek yoksulluk olarak tanımlanabilmektedir. Ancak kimi gelişmiş ülkelerde bu tanımın standartlarında değişiklik görülmektedir.", + "question": "Yoksulluk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yoksulluk veya fakirlik, günlük temel ihtiyaçların tamamını veya büyük bir kısmını karşılayacak yeterli gelire sahip olmama durumudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "157", + "context": "Yorum, bir bilgi ya da gözleme dayanan sözlü ya da yazılı ifadedir.", + "question": "Yorum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yorum, bir bilgi ya da gözleme dayanan sözlü ya da yazılı ifadedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "158", + "context": "Yurtseverlik ya da vatanseverlik bir bireyin ülkesine veya coğrafyasına duyduğu sevgi ve bağlılıktır. Zaman içerisinde farklı anlamlara gelmiştir ve anlamı çevre koşullarına, coğrafyaya ve felsefeye oldukça bağımlıdır.\nVatanseverlik, milliyetçiliğe, daha detaylı şekilde liberal milliyetçilik ideolojisine yakın olmakla beraber vatanseverlik, her zaman milliyetçiliği beraberinde getirmez. Benzer şekilde, milliyetçilik de vatanseverliği şart koşmaz.\nİngilizcesi patriot ilk defa Elizabeth Çağı'nda kullanılmış olup geç dönem Latincesinden gelmektedir. Patriota \"vatandaş\" anlamına gelmektedir.", + "question": "Yurtseverlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yurtseverlik ya da vatanseverlik bir bireyin ülkesine veya coğrafyasına duyduğu sevgi ve bağlılıktır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "159", + "context": "Mind, Self, and Society (Zihin, Benlik ve Toplum), Amerikalı sosyolog George Herbert Mead'in öğretilerine dayanan, ölümünden sonra 1934'te öğrencileri tarafından yayınlanan bir kitaptır. Simgesel etkileşim teorisinin temeli olarak kabul edilir. Mind, Self, and Society'nin Charles W. Morris baskısı, kitap sözlü söyleme ve Mead'in öğrencilerinin notlarına dayandığı için kaynak hakkında tartışmalar başlattı. Bununla birlikte, öğrencilerinin derlemesi, Mead'in sosyal bilimlerdeki en önemli çalışmasını temsil eder. Bunların arasında Mead, rol teorisi, folklor metodolojisi, simgesel etkileşimcilik, bilişsel sosyoloji, eylem teorisi ve fenomenoloji gibi çeşitli düşünce okulları dahil olmak üzere insan davranışı, etkileşimi ve organizasyonuna ilişkin kavramsal bir görüş yayınladı.\nGeorge H. Mead, davranış ve bireysel benliğin gerçeklikle etkileşimi yoluyla psikolojik analizi gösterir. Davranış genellikle sosyolojik deneyimler ve karşılaşmalar yoluyla gelişir. Bu deneyimler, sosyal etkileşimi oluşturan sosyal faktörleri şekillendiren bireysel davranış kalıplarına yol açar. İletişim, başka bir bireyin jestlerinin anlaşılması olarak tanımlanabilir. Mead, iletişimin sosyal bir eylem olduğunu çünkü iki veya daha fazla kişinin etkileşime girmesini gerektirdiğini açıklıyor. Ayrıca benliğin, benliğin saf biçimi olan \"Ben\" ile benliğin sosyal biçimi olan \"Ben\" arasındaki iletişimin olduğu sosyal bir süreç olduğunu açıklar. \"Ben\", \"Ben\" e bir yanıt olur ve bunun tersi de geçerlidir. Aynı \"Ben\", bir bireyin tepkisiyle ilgilenir ve \"Ben\" üstlendiğiniz tutumlar olarak kabul edilir. Her ikisi de sosyal benliklerle ilgilidir.", + "question": "Zihin, Benlik ve Toplum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mind, Self, and Society (Zihin, Benlik ve Toplum), Amerikalı sosyolog George Herbert Mead'in öğretilerine dayanan, ölümünden sonra 1934'te öğrencileri tarafından yayınlanan bir kitaptır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "160", + "context": "Antropoloji ya da insan bilimi, geçmiş ve günümüz topluluklarında yaşayan insanların çeşitli yönlerini inceleyen bilim dalı. İnsanın kültürel ve fiziki yapısını araştıran antropoloji, insanlık tarihinin en eski dönemlerinin aydınlatılmasına yardımcı olur. Bu bilim, insanı kültürel, toplumsal ve biyolojik çeşitliliği içinde anlamaya; insanlığın başlangıcından beri toplulukların çeşitli koşullara nasıl uyarlandığını, bu uyarlanma biçimlerinin nasıl gelişip değiştiğini, çeşitli küresel olayların nasıl dönüştüğünü görmeye ve göstermeye çalışır.\nİki anlamda holistiktir (bütünsel ve inanılır), tüm zamanlarda yaşamış olan veya yaşayan tüm insanlara ilişkindir ve insanlığın tüm boyutlarını kapsar. Prensipte, tüm toplulukların tüm kurumlarıyla ilgilenir. Antropoloji özellikle kültürel görelilik, bağlamın derinlemesine incelenmesi ve kültürler-arası karşılaştırmalara verdiği önem ile diğer sosyal disiplinlerden ayrılır. Antropoloji yöntem bilimsel açıdan çok zengindir ve hem nitel metotları hem de nicel metotları kullanır. Antropoloji disiplinin tarihinde etnografiler önemli bir yer tutmuş ve bir anlamda odağı oluşturmuştur. Bununla birlikte özellikle 20. yüzyıl'da etnografik çalışmaların ve etnografik ilgi odaklarının farklı antropoloji alt dallarında farklı eğilimler gösterdiği görülebilir. Örneğin tıbbî antropoloji’de 20. yüzyılın ortalarında çalışma odaklarında küçük topluluklardan, modern Batı toplumlarına doğru bir kayış olmuştur.", + "question": "Antropoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Antropoloji ya da insan bilimi, geçmiş ve günümüz topluluklarında yaşayan insanların çeşitli yönlerini inceleyen bilim dalı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "161", + "context": "Adli antropoloji, antropolojinin bir bilim olarak adli işlemlere uygulanması ya da geniş tanımı ile; adli ve kamuya ait problemlerde iskeletlerin kimliklendirilmesine ve osteoloji tekniklerinin bunlara uygulanması için özelleşmiş fizik antropolojinin alt disiplinidir.\nAdli antropologlar, farklı metot ve teknikler kullanarak iskelet ve iskelete ait parçaları, kemik/kemikler üzerinde özel vurma, çarpma ve oluşmuş olan çiziklere bakarak ve kapsamlı ölçüler alarak incelerler.\nBu işlemlerle, birey/bireylerin cinsiyeti, yaklaşık ölüm yaşı, boy uzunluğu ve ırksal (etnik) kökeni hakkında bilgi sahibi olunur. Daha detaylı incelemelerle, birey/bireylerin sağlık durumları,hangi ellerini kullandıkları, çocuk doğurup doğurmadıkları ve bazen hayattayken sahip oldukları meslekleri hakkında bilgi sahibi olunabilmektedir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Adli antropoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Adli antropoloji, antropolojinin bir bilim olarak adli işlemlere uygulanması ya da geniş tanımı ile; adli ve kamuya ait problemlerde iskeletlerin kimliklendirilmesine ve osteoloji tekniklerinin bunlara uygulanması için özelleşmiş fizik antropolojinin alt disiplinidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "162", + "context": "Aktör-ağ-teorisi, (İngilizce Actor-network-theory ya da kısaca ANT), 1980'lerden itibaren bilim ve teknoloji çalışmaları alanında gelişen ve buradan sosyolojinin diğer alanlarına ve komşu disiplinlere kendini kabul ettirmeyi başaran bir sosyal bilim ekolüdür. Nesneleri de sosyal yapının birer parçası olarak kabul eden bir sosyal araştırma yöntemidir.\nİnsandan başka, nesne ve makinelerin de sosyal yapının birer parçası olduğunu ortaya koyması ile ön plana çıkmıştır ve daha önceki teorilere eleştirel bir bakış açısı getirir. Bilim ve teknoloji araştırmaları alanında yapılan çalışmalar sırasında gün yüzüne çıkmış ve bu alanda yoğun olarak kullanılmıştır. Kuramın çıkışında önemli rolü olan Michel Callon ve Bruno Latour, bilim ve teknoloji araştırmaları alanında çalışan araştırmacılardır. Ayrıca sosyoloji alanında çalışan John Law'ın da önemli katkıları olmuştur. Maddeler arası bir ilişkinin yanında semiyotik (kavramlar arası) bir ilişki de tanımlanmaktadır. Doğruları ve yanlışları tanımlayan temelci yaklaşımların aksine sosyal yapıyı inşa eden varlıkların birleşimi ve iletişimi gibi ilişkiler üzerinde durmaktadır. Bu yapısı itibarıyla diğer bilim ve teknoloji araştırmaları ve sosyal ağ teorilerinden ayrılmaktadır.", + "question": "Aktör ağ teorisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aktör-ağ-teorisi, (İngilizce Actor-network-theory ya da kısaca ANT), 1980'lerden itibaren bilim ve teknoloji çalışmaları alanında gelişen ve buradan sosyolojinin diğer alanlarına ve komşu disiplinlere kendini kabul ettirmeyi başaran bir sosyal bilim ekolüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "163", + "context": "Anasoyluluk veya matriliniyal sistem, bir toplulukta soyun ana tarafından, ana esaslı bir çizgi halinde geçmesini anlamına gelir. Babasoyluluktan farklı olarak, ailenin soyağacı (şecere) baba tarafına değil, annenin ailesine dayandırılır. Terim sık sık anaerkillik ile eşanlamlı olarak kullanılsa da, anasoyluluk ana tarafının egemen olduğu bir yapıyı gerektirmez.\nAnasoyluluk, aile reisi öldüğünde mirasın nasıl paylaşılacağını belirlemede önemli rol oynar. Patriliniyal sistem baba soyunun hakimiyeti ve üstünlüğünü, matriliniyal sistem ana soyunun üstünlüğünü, bilateral sistem ise her iki tarafın eşit olarak pay almasını öngörür. Matriliniyal sistemde baba tarafının akrabaları, akraba olarak kabul edilmez.", + "question": "Anasoyluluk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Anasoyluluk veya matriliniyal sistem, bir toplulukta soyun ana tarafından, ana esaslı bir çizgi halinde geçmesini anlamına gelir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "164", + "context": "Antropojen bozkır, İnsanlar tarafından orman örtüsünün tahrip edilmesi sonucu oluşan bozkırlara verilen isimdir. Yapılan araştırmalar, İç Anadolu Bölgesi'nde ve Ergene Havzası'nda önceleri ormanların çok daha yaygın olduğu göstermektedir. Ancak yüzyıllar boyunca bu ormanlar çeşitli nedenlerle tahrip edilmiş ve giderek azalmıştır. İşte bu tahrip edilen ormanların yerinde oluşan bozkırlara antropojen bozkır denir.", + "question": "Antropojen bozkır nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Antropojen bozkır, İnsanlar tarafından orman örtüsünün tahrip edilmesi sonucu oluşan bozkırlara verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "165", + "context": "Antroposantrizm (Yunancadan: ἄνθρωπος, ánthrōpos, \"insan\" ve κέντρον, kéntron, \"merkez\"), Türkçedeki karşılığı İnsanmerkezcilik olmasına karşın, çoğu Batı dillerinde kullanıldığı şekliyle, antroposantrizm olarak da kullanılır. Antroposantrizm, insanın her şeyin merkezinde olduğunu öne sürer. Evrendeki her şey insan içindir ya da insana hizmet etmek için vardır. Antroposantrizm Batı Yahudi-Hristiyan kültürünü oluşturan temel düşüncelerden biridir.", + "question": "Antroposantrizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Antroposantrizm (Yunancadan: ἄνθρωπος, ánthrōpos, \"insan\" ve κέντρον, kéntron, \"merkez\"), Türkçedeki karşılığı İnsanmerkezcilik olmasına karşın, çoğu Batı dillerinde kullanıldığı şekliyle, antroposantrizm olarak da kullanılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "166", + "context": "Antrozooloji, insan-insan-olmayan-hayvan çalışmaları (HAS) olarak da bilinen etnobiyolojinin insanlarla diğer hayvanlar arasındaki etkileşimlerle ilgilenen alt kümesidir. Antropoloji, etnoloji, tıp, psikoloji, sosyal hizmet, Veteriner tıp ve zooloji gibi diğer disiplinler ile örtüşen disiplinler arası bir alandır. Antrozoolojik araştırmaların ana odak noktalarından biri, insan-hayvan ilişkilerinin her iki taraf üzerindeki olumlu etkilerinin ölçülmesi ve bunların etkileşimlerinin incelenmesidir. Antropoloji, sosyoloji, biyoloji, tarih ve felsefe gibi alanlardan akademisyenleri içerir.\nPauleen Bennett gibi antrozooloji bilim insanları, geçmişte insan olmayan hayvanlara ve insan ve insan olmayan hayvanlar arasındaki ilişkilere, özellikle hayvan temsillerinin, sembollerin, hikâyelerin büyüklüğü ve insan toplumlarındaki gerçek fiziksel varlıkları ışığında, verilen bilimsel ilgi eksikliğinin farkındadır. Birleşik bir yaklaşımdan ziyade, alan şu anda insan-insan olmayan hayvan ilişkilerini ve zaman zaman Sui generis yöntemler geliştirmeye yönelik çabaları kapsayan çeşitli katılımcı disiplinlerden uyarlanmış birkaç yöntemden oluşmaktadır.", + "question": "Antrozooloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Antrozooloji, insan-insan-olmayan-hayvan çalışmaları (HAS) olarak da bilinen etnobiyolojinin insanlarla diğer hayvanlar arasındaki etkileşimlerle ilgilenen alt kümesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "167", + "context": "Arkeoloji, arkeolojik yöntemlerle ortaya çıkarılmış kültürleri, sosyoloji, coğrafya, tarih, etnoloji, antropoloji, nümizmatik, filoloji, gibi birçok bilim dalından yararlanarak araştıran ve inceleyen bilim dalıdır. Türkçeye yanlış bir şekilde \"kazıbilim\" olarak çevrilmiş olsa da kazı, arkeolojik araştırma yöntemlerinden sadece bir tanesidir. Arkeoloji asıl olarak insanlığın kültürel geçmişini, kültürlerin değişimini ve birbirleriyle ilişkilerini inceler.\nArkeoloji, Yunancadaki ἀρχé ar(ch)ke: eski, eskiden kalma ve ό λόγος logos: bilgi, bilim, öğreti, öğretme, tanımlama, ortaya koyma kelimelerinden türemiştir. Kelime anlamı olarak da \"Eskinin -Bilgisi, -Bilimi, - Öğretisi, -Tanımlanması ve -Ortaya Çıkarılması\" anlamlarına gelebilmektedir.\nArkeoloji, kendi içinde birçok farklı bilim dalını barındırmaktadır. Bunlar arasında Tarihöncesi (Prehistorya) arkeolojisi, Klasik arkeoloji, Protohistorya ve Önasya arkeolojisi, Mısır arkeolojisi, Tevrat arkeolojisi ve Orta Çağ arkeolojisi sayılabilir.\nArkeoloji, yazılı tarihten önce ve sonra yaşamış insanlara ilişkin bilgi edinme olanağı sağlaması açısından özellikle önemlidir. Bu bilim dalının uzmanları olan arkeologlar araç, eşya, sikke ve yapı kalıntılarını inceleyerek, eski insanların nasıl yaşadıklarını anlayabilirler.\nArkeologlar çalışmalarını çoğunlukla eskiden insanların yaşadığı varsayılan yerleşimleri gün yüzüne çıkararak yürütürler. Yıkılan bir kentin üstüne yenisi yapıldığından eski kentler genellikle toprağın altında kalır ve üst üste kurulan yerleşmelerin mimari (özellikle kerpiç) yıkıntıları zamanla bir tepe oluşturur. Bu tür tepeler Türkiye'de höyük, Yunanistan'da \"Magula\", Yakındoğu'da \"Tell\", İran'da \"Teppe\" olarak adlandırılır.\nTürkiye'deki Alacahöyük, Yalıhüyük ve Çatalhöyük gibi eski yerleşmeler höyük türünü oluşturmaktadır. Ancak her arkeolojik buluntu yeri bir höyük değildir. İnler, düz yerleşme yerleri, antik kentler de arkeolojinin araştırma alanları arasında yer almaktadır.\nTarih öncesi arkeolojisi (Prehistorya arkeolojisi) yazının ortaya çıkmasından önceki dönemleri inceler. Bu incelemede kazılar çok büyük bir dikkatle yürütülür. Tarih öncesi dönemden günümüze kalan çanak çömlek parçaları, taş araçlar, mimari kalıntılar ya da organik kalıntılar çok önem taşımaktadır.", + "question": "Arkeoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Arkeoloji, arkeolojik yöntemlerle ortaya çıkarılmış kültürleri, sosyoloji, coğrafya, tarih, etnoloji, antropoloji, nümizmatik, filoloji, gibi birçok bilim dalından yararlanarak araştıran ve inceleyen bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "168", + "context": "Ataerkillik ya da patriyarki, erkek otoritesine dayanan bir tür toplumsal örgütlenme düzenidir. Bu düzenin temelini erkeğin üstünlüğü fikri oluşturur; soy erkekler tarafından belirlenir, hakimiyet erkeklerindir. Bu toplumlarda erkeklere kadınlardan daha çok saygı gösterilir. Bu erkek üstünlüğü ilkesi etrafında, toplumun kültürü, adetleri, inancı ve mitolojisi, anaerkil düzenli toplumunkinden farklı bir biçim oluşturur.\nAtaerkillik sözcüğü Türkçe kökenlidir. Türkçeye Fransızcadan geçmiş olan ve batı dillerinde Ataerkillik manasında kullanılan patriarka sözcüğü ise Latince patria (baba) ve Yunanca achein (hükmetmek) kelimelerinden türemiştir. \nAtaerkilliğe dayanan, ata erki temelli olan oluşumlara \"ataerkil\" veya \"patriarkal\" denir.\nAtaerkil olduğu söylenen toplumlar arasında büyük farklılıklar göze çarpmaktadır. Ataerkillik, maço kültürün yaygınlaşmasına da zemin hazırlamıştır. Bazı tarihçilere göre ataerkillik (patriyarka) dünya toplumlarına egemen olmadan önce bazı toplumlar anaerkil bir düzene sahipti, bazılarında da cinsiyet egemenliği bulunmamaktaydı.", + "question": "Ataerkillik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ataerkillik ya da patriyarki, erkek otoritesine dayanan bir tür toplumsal örgütlenme düzenidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "169", + "context": "Bagui Okulu (Çince: 八桂學派/八桂学派; pinyin: Bāguì Xuépài), Çin etnoloji okulu, Zhuang'ın tarihi ve kültürü üzerine odakalama. Guangxi’da 1953 yılında kurulan ve etnoloji, siyaset bilim, tarih, antropoloji, edebiyat, tıp, arkeoloji gibi farklı disiplinlerden insanları bir araya getiren Guangxi Öğretmen Üniversitesi'nde bir düşünce akımı olarak ifade edilmesidir. Dolayısıyla da Okul üyelerinin çalışmaları birbirine sıkıca bağlı belli bir projenin hayata geçirilmesi değildir. Kısmen Qin Cailuan,Qin Naichang, Qin Shengmin arasında paralel çalışmalar olsa bile, yine de temel fikir ayrılıkları söz konusudur.\nHuang Xianfan ve öğrencileri Huang Zengqing, Zhang Yiming, Su Guanchang, Qin Shuguan, Li Ganfen, Li Guozhu, Huang Weicheng tarafından etnoloji, siyaset bilim, tarih, antropoloji ve arkeoloji gibi çeşitli toplum bilimleri ile işbirliğini sağlayacak bir etnik gruplar bilimi(Zhuang Araştırmaları) yaklaşımı geliştirmek üzere 1953 yılında Guangxi Üniversitesi ’nde ders verdikleri bir dönemde kuruldu. Antropologlar Huang Xianfan'in kurucusu olduğu okuludur. Önemli üyeleri arasında Huang Zengqing, Ban Xiouwen, Zhang Yiming, Ou Yang Ruoxiou,Lan Hongen, Huang Shaoqing, Qin Cailuan, Qin Naichang, Qin Shengmin, Pan Qisui ve Zheng Chaoxiong sayılabilir.", + "question": "Bagui Okulu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bagui Okulu (Çince: 八桂學派/八桂学派; pinyin: Bāguì Xuépài), Çin etnoloji okulu, Zhuang'ın tarihi ve kültürü üzerine odakalama." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "170", + "context": "Baskınlık, psikolojide, başkalarıyla yüz yüze ilişkilerde baskın olma veya liderlik rolünü alma eğilimidir.\nKavramların baskınlık sırası, tecrübi psikolojide kullanılan bazı kavramların, diğer bazı kavramlara oranla, deneklerin ortalaması tarafından daha çabuk tanınabilmesi.\nGenel psikolojide baskınlık kişinin teslim olması veya başkalarının hakimiyetine boyun eğmesi şeklinde tanımlanan altkınlık (submission) ile birlikte, toplum hayatına uymanın iki esas tarzı olarak kabul edilir. Diğer kişilik nitelikleri gibi baskınlık ve altkınlık da her fert için her durumda her zaman sabit ve yerleşik değildir. Fakat baskın ve altkın davranış keyfi olarak değişmez veya kesin bir uyarım ortamına bağlı kalmaz. Bu niteliklerin ölçümlerine tam güvenilebilir ve genel davranışın önceden tahmini başarılıdır. Kurala aykırı durumlar bulunsa da her ferdin kendine baskın-altkın yönde bir rahatlama düzeyi bulması ve bu düzeyi değişik ortamlarda devam ettirmesi bir kuraldır. Amerikalı psikolog G. Allport, baskınlık ve altkınlık tek bir bölünmezlik içinde sınıflandırılmaya müsait ise de aynı nitelik olduğunu ve baskınlığın sadece altkınlığın yokluğu olmayıp, kendi başına bir yaşama tarzı olduğunu söyler. Mc. Dougall da altkınlığının pozitif karakteri üzerinde durarak bunu asli bir içgüdü olarak tanımlanır.\nKavramların baskınlık sırası, psikolog E. Heidbreder tarafından 1946 ve 1947'de ortaya kondu. Heidbreder bu gerçeği “kavram oluşması” denen deneylere ve çok yönlü sınıflama denemelerine dayanarak göz önüne serdi. Bu deneylerde kavram, bir şekiller grubunun ortak unsurudur. Denek, bu unsuru başka unsurlarla karışmış olduğu vakit bulup çıkarmakla görevlidir. Bu sınıflama deneylerinde, deneğin ilk önce aklına gelen konu sınıflama ilkesidir; şekli, rengi ve sayıyı daha sonra düşünür. İster yazı ile ilgili tasarımlar, isterse bunlara tekabül eden kelimeler kullanılsın, baskınlık sırası değişmez. Bu durum şunu gösterir: Kelimeler algı ile ilgili değerleriyle değil de, ancak anlamları yoluyla etkili olurlar. Oysa anlamlar, en eski oldukları ve en kullanışlı olan düzenlere yöneldikleri için nesnelerle ilgilidirler (nesne, insanın ilkin, dokunduğu, ele alıp kullandığı şeydir). İşte, nesne kavramının baskınlığını açıklanması bu gerçeğe dayanmaktadır.", + "question": "Baskınlık (etoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Baskınlık, psikolojide, başkalarıyla yüz yüze ilişkilerde baskın olma veya liderlik rolünü alma eğilimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "171", + "context": "Cehennem banknotu, özel antik Çin kâğıtlarından yapılan ve çeşitli bölgesel dinlerde ciddi bir önem arzeden bir tür sembolik kâğıt para. Ahirette kullanılmak üzere atalara sunulur. Para, genellikle Batı Çin'in geleneksel banknotlarına benzer.\nÇeşitli mitolojik inanışlarda, Cehennem Banknotları'nın ahirette yaşamak için gönderilmesine ilişkin çok sayıda görüş öne sürülmektedir. Yama, Budizm ve Çin mitolojisinde Çinlilerin ataları için bu \"rüşvet\"i verdikleri takdirde Cehennemin Kralı tarafından parasızlıktan ve cezalardan kurtarılacağına inanılır.\n\nDaha modern çağların tutulan bir diğer tercihi ise \"Cehennem Bankası Kredi Kartları\"dır. Tasarımda, kredi kartlarının çeşitli olmasıyla beraber sade ve estetik olmasına özen gösterilir. Sadece altın mukavva karta sanatçının ismi yazılarak \"VISA\" diye damgalanır. Bazıları inanışlarda bu para cehennemde alevlenerek şekilli kâğıtlara dönüşecek ve cehennemde kullanılabilir kâğıt para olacaktır.\nCehennem Banknotları, büyüklükleri $10,000'den, $100,000, $1,000,000 ve de $500,000,000'a kadar olan absürt meblağlar için üretilirler. Bir kâğıt paranın en önemli vasıfları Jade İmparator yazan yerde görünmektedir. Batı (bekçisinin) imzasını,(Yu Wong veya Yuk Wong) ve onay imzasını Yanluo, Cehennem'in Kralı (Yen Loo)' atar. Kağıdın arka tarafında Cehennem Bankası'nın portresi bulunur.", + "question": "Cehennem banknotu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Cehennem banknotu, özel antik Çin kâğıtlarından yapılan ve çeşitli bölgesel dinlerde ciddi bir önem arzeden bir tür sembolik kâğıt para." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "172", + "context": "Davranışsal modernite, mevcut Homo sapiens'i diğer anatomik olarak modern insanlardan, homininlerden ve primatlardan ayıran bir dizi davranışsal ve bilişsel özelliktir. Bilim insanlarının çoğu, modern insan davranışının diğerlerinin yanı sıra soyut düşünme, planlama derinliği, sembolik davranış (örneğin; sanat, süsleme), müzik ve dans, büyük oyunlardan yararlanma ve bıçak teknolojisi ile karakterize edilebileceği konusunda hemfikirdir. Bu davranışların ve teknolojik yeniliklerin altında, evrimsel ve kültürel antropologlar tarafından deneysel ve etnografik olarak belgelenmiş bilişsel ve kültürel temeller yatar. Bu insan evrensel kalıpları, kümülatif kültürel adaptasyonu, sosyal normları, dili ve yakın akrabaların ötesinde kapsamlı yardım ve işbirliğini içermektedir.\nEvrimsel antropoloji geleneği ve ilgili disiplinler içinde modern davranışsal özelliklerin gelişiminin, Son Buzul Dönemi ve Son Buzul Maksimumunun nüfus darboğazlarına neden olan iklim koşullarıyla birlikte dünya çapında Neandertaller, Denisovalılar ve diğer arkaik insanlarla akraba olan Homo sapiens'in evrimsel başarısına katkıda bulunduğu ileri sürülmüştür.\nArkeolojik kayıtlardaki farklılıklardan dolayı anatomik olarak modern insanların davranışsal olarak da modern olup olmadığı konusundaki tartışmalar devam etmektedir. Davranışsal modernitenin evrimi üzerine birçok teori vardır. Bunlar genellikle iki bölüme ayrılır: tedrici ve bilişsel yaklaşımlar. Geç Üst Paleolitik Model, modern insan davranışının yaklaşık 40.000-50.000 yıl önce, Afrika Dışına göç sırasında Afrika'da aniden bilişsel, genetik değişiklikler yoluyla ortaya çıktığını ve modern insanların Afrika'dan ve dünyanın her yerinden hareketini hızlandırdığını öne sürer. Diğer modeller, modern insan davranışının kademeli adımlarla ortaya çıkmış olabileceğine odaklanır ve bu tür davranışların arkeolojik imzaları yalnızca demografik veya geçime dayalı değişiklikler yoluyla görülmektedir. Birçok kanıt daha önce (en az yaklaşık 150.000-75.000 yıl önce ve muhtemelen daha da önce) davranışsal modernitenin kanıtlarını Afrika Orta Taş Devri'nde gösteriyor. Sally McBrearty ve Alison S. Brooks, tedriciliğin kayda değer savunucularıdır ve daha fazla değişikliği Afrika ön tarihini Orta Taş Devri'ne yerleştirerek Avrupa merkezli modellere meydan okurlar.", + "question": "Davranışsal modernite nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Davranışsal modernite, mevcut Homo sapiens'i diğer anatomik olarak modern insanlardan, homininlerden ve primatlardan ayıran bir dizi davranışsal ve bilişsel özelliktir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "173", + "context": "Devletin kökeni, daha önce böyle bir kurumun yokluğunda merkezi bir devletin ortaya çıkması durumunu ifade eder. Devletin neden ve nasıl ortaya çıktığı yüzyıllardır düşünürlerin üzerinde teoriler ürettiği bir konudur. Hatta Jonathan Haas, bu durumu \"Geçen yüzyıl boyunca toplum bilimcilerin en sevdiği meşgalelerden birisi dünyanın büyük medeniyetlerinin evrimi hakkında teoriler üretmekti,\" sözleriyle anlatmıştır.\nDevletin kökeni hakkındaki çalışmalar genellikle devletsiz toplumların içerisinden ortaya çıkan ilksel devletlerin incelenmesi ve özellikle 17. yüzyılda Avrupa'da ortaya çıkan ve oradan tüm dünyaya yayılan şekliyle modern devletlerin incelenmesi olarak ikiye ayırılır. Devletin kökenine dair çalışma alanları hukuk, sosyoloji, siyaset bilimi, antropoloji, ekonomi ve felsefe gibi birçok disiplinin konusu olmuştur.", + "question": "Devletin kökeni nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Devletin kökeni, daha önce böyle bir kurumun yokluğunda merkezi bir devletin ortaya çıkması durumunu ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "174", + "context": "Devletsiz toplum, devlet tarafından yönetilmeyen toplumdur. Devletsiz toplumlarda otoritede biraz yoğunlaşma vardır, çoğu pozisyon çok sınırlı güçtedir ve kalıcı değildir. Devletsiz toplumlarda ekonomik organizasyon ve kültürel uygulamalar oldukça değişkendir.", + "question": "Devletsiz toplum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Devletsiz toplum, devlet tarafından yönetilmeyen toplumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "175", + "context": "Diderot etkisi, tüketim mallarıyla ilgili sosyal bir olgudur. İki fikir üzerine kuruludur. İlk fikir, tüketiciler tarafından satın alınan ürünlerin kimlikleriyle uyumlu olacağıdır. İkinci fikir, tüketicinin mevcut tamamlayıcı mallarından sapan yeni bir mülkiyetin tanıtılmasının, sarmal bir tüketim süreciyle sonuçlanabileceğini belirtir. Terim, 1988'de antropolog ve tüketim kalıpları uzmanı Grant McCracken tarafından icat edildi ve adını, etkiyi ilk kez bir denemede tanımlayan Fransız filozof Denis Diderot'tan (1713-1784) alıyor.\nTerim, satın alınan veya hediye edilen bir ürünün kişinin mülkiyetindeki diğer metalarla ilgili memnuniyetsizlik yaratması ve olumsuz çevresel, psikolojik ve sosyal etkileri olabilecek sarmal bir tüketim modelini kışkırtması süreciyle ilgili olarak sürdürülebilir tüketim ve yeşil tüketicilik tartışmalarında yaygın bir kullanım buldu.", + "question": "Didero Etkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Diderot etkisi, tüketim mallarıyla ilgili sosyal bir olgudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "176", + "context": "Dünya görüşü, halk arasındaki kullanımıyla edinilmiş bilgi veya bir insanın hayat görüşü veya bir şeye erişmenin arkasındaki yöntem veya prensipler olarak da kullanılmaktadır. Buna aynı zamanda bu anlamda o kişinin hayat felsefesi de denilir.\nHerhangi bir dünya görüşü, bireylerin onu çocukluklarından beri içselleştirdikleri ölçüde, yani doğruluğunu kabul edip kendi parçaları yaparak, o bakış açısını sorgulamadıkları ölçüde başarılıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Dünya görüşü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya görüşü, halk arasındaki kullanımıyla edinilmiş bilgi veya bir insanın hayat görüşü veya bir şeye erişmenin arkasındaki yöntem veya prensipler olarak da kullanılmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "177", + "context": "Erkeksilik veya maskülenlik, genellikle erkek olmakla ilişkilendirilen roller, davranışlar ve nitelikler dizisi. Erkeklik hem sosyal tanımlı hem de biyolojik yaradılışlı etmenlerden oluşur.", + "question": "Erillik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Erkeksilik veya maskülenlik, genellikle erkek olmakla ilişkilendirilen roller, davranışlar ve nitelikler dizisi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "178", + "context": "Etno-linguistik, dil ile kültür arasındaki ilişkiyi inceleyen ve farklı etnik grupların dünyayı algılama biçimini inceleyen bir dilbilim alanıdır. Etno-linguistik, etnoloji ve dilbilimin bir kombinasyonudur.", + "question": "Etnolinguistik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Etno-linguistik, dil ile kültür arasındaki ilişkiyi inceleyen ve farklı etnik grupların dünyayı algılama biçimini inceleyen bir dilbilim alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "179", + "context": "Feminist antropoloji, feminist teorinin içgörülerini kullanarak araştırma bulgularını, antropolojik uygulamalarını ve bilimsel bilgi üretimini dönüştürmeyi amaçlayan antropolojidir.\nFeministler, sadece kadınlar ve erkeklerin eşit haklara sahip olması gerektiğini savunan kadın veya erkek kişilerdir. Zira feminizmin biyolojik bir dişilik kavramı ile hiçbir ilgisi yoktur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Feminist antropoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Feminist antropoloji, feminist teorinin içgörülerini kullanarak araştırma bulgularını, antropolojik uygulamalarını ve bilimsel bilgi üretimini dönüştürmeyi amaçlayan antropolojidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "180", + "context": "Finansın sosyal çalışmaları, birçok disiplini birbirine bağlayan disiplinler arası bir araşt��rma alanıdır. Finansın sosyal çalışma alanları içerisin antropoloji, ekonomik sosyoloji, bilim ve teknolojik çalışmaları, uluslararası politik ekonomi, davranışsal finans gibi disiplinler bulunmaktadır. Finansın sosyal çalışma alanında; finansal faaliyetlerin, sosyal kültürel boyutları ele alınır. Ancak bunun yanında ticaret, fiyatlandırma, ekonomi ve ekonomi ile ilgili teknik konulara da yoğunlaşır.", + "question": "Finansın sosyal çalışmaları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Finansın sosyal çalışmaları, birçok disiplini birbirine bağlayan disiplinler arası bir araştırma alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "181", + "context": "Fiziksel görünüş kişilik gelişimi ve sosyal ilişkilerde önemli bir faktör olup görünüşü üzerine kişi algısıdır.\nFiziksel görünüm ya da algı antropoloji bilimi tarafından incelenir. Fiziksel görünüş algısı, bireyin çocukluğundan itibaren kendisini kendi dışındaki bireylerde olup kendinde daha farklı olan görünümü yönüyle ayırt etmeye başlar ve aşama aşama yaşamı boyu sürekli gelişerek değişebilir. Geçmişte de hemen tüm toplumların dış görünüşe, çekicilik, güzel ve iyi görünmeye verdikleri önem bilinmektedir.\nFiziksel görünüm bireyden bireye bazı genetikten gelen farklılıklar taşır. Fiziksel görünümde genetik önemlidir, yaş veya hastalık bireyin görünümünü değiştirebilir. Bireyde fiziksel görünümü genellikle şunlarla tanımlanır:\n\nDudaklar\nKilo\nGülümseme\nBeden ve oranı\nSaç\nCilt\nGöz şekli, rengi\nDoğallık\nKonuşma dili, tonu\nGörgü", + "question": "Fiziksel görünüm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fiziksel görünüş kişilik gelişimi ve sosyal ilişkilerde önemli bir faktör olup görünüşü üzerine kişi algısıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "182", + "context": "Gaf, genel olarak kabul görmüş toplumsal kuralların ihlali.\nGaflar kültürden kültüre değişiklik gösterir; bir kültürde iyi bir davranış olarak yorumlanacak bir hareket başka bir kültürde gaf olarak yorumlanabilir. Örneğin İngilizce konuşulan batı ülkelerinde birinin evine akşam yemeğine davetliyseniz, yanınızda bir şişe şarap getirmeniz ince ve hoş bir jesttir. Oysa Fransa'da bu hareket bir hakarettir ve ev sahibinin iyi bir şarap sunamayacak durumda olduğu anlamına gelir; yani bir gaftır.", + "question": "Gaf nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gaf, genel olarak kabul görmüş toplumsal kuralların ihlali." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "183", + "context": "Görsel antropoloji, kültürel çalışmalar, etnoloji ve diğer bazı sosyal bilimlerin görsel tasvirlere odaklanarak, görselliği analiz ettiği bir araştırma alanıdır. Fotoğraf, film, video, televizyon, yeni medya, performans sanatı, müzeler ve görsel sanatlar alanın araştırma konusudur. Görsel antropoloji ilk kez 1970'lerde akademik bir alan olarak ortaya çıkmıştır.", + "question": "Görsel antropoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Görsel antropoloji, kültürel çalışmalar, etnoloji ve diğer bazı sosyal bilimlerin görsel tasvirlere odaklanarak, görselliği analiz ettiği bir araştırma alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "184", + "context": "Guançe mumyaları, Kanarya Adalarının eski yerli halkı olan Guançeler tarafından yapılan ve Tenerife adasında görülen mumya kalıntıları. Guançelerin bu uygulaması Eski Mısırlılar gibi diğer antik uygarlıklardaki tekniklere benzerdir. Guançe inacına göre yapılan tahnit ölünün vücudunu korumak içindir.\nKarbon-14 ile yapılan radyokarbon tarihleme yöntemine göre Guançe mumyalarının yaşı 3. yüzyıldan adaların İspanyol egemenliğine girdiği 15. yüzyıla kadarki döneme aittir.\nTenerife adasının güneyinde San Miguel de Abona belediyesinde 1933 yılında keşfedilen Uchova nekropolü en büyük Guançe nekropolü olup tamamen kaçak hazineciler tarafından talan edilmiştir. Bu nekropolde 60 ilâ 74 arasında mumyanın olabileceği düşünülüyor.\nKanarya Adalarındaki bu mumyalar Santa Cruz de Tenerife Tabiat ve İnsan Müzesi'nde (Museo de la Naturaleza y el Hombre) görülebilir. İngiltere Londra'da British Museum'da ve Fransa Paris'teki Louvre Müzesinde de Guançe mumyaları bulunmaktadır.", + "question": "Guançe mumyaları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Guançe mumyaları, Kanarya Adalarının eski yerli halkı olan Guançeler tarafından yapılan ve Tenerife adasında görülen mumya kalıntıları." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "185", + "context": "Irk ilişkileri, sosyolog Robert E. Park'ın çalışmaları ve 1919 Chicago ırk isyanı ile bağlantılı olarak Chicago'da ortaya çıkan sosyolojik bir kavramdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Irk ilişkileri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Irk ilişkileri, sosyolog Robert E." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "186", + "context": "İkili kalıtım teorisi veya bilinen adıyla gen-kültür birlikte evrimi, insan davranışının genetik evrim ve kültürel evrim gibi nasıl iki farklı evrimsel sürecin bir ürünü olabileceğini açıklamak için 1970'lerin sonu ve 1980'lerin başında geliştirilmiş olan bir kuramdır. İkili kalıtım kuramı, insanlardaki davranış çeşitliğinin birincil nedeni olarak kültürü gören sosyal bilimler ile kültürü genetik seçilimin bir yan ürünü olarak gören sosyobiyoloji ve evrimsel psikoloji arasında bir \"orta taban\" oluşturur. İkili kalıtım kuramında kültür, sosyal öğrenme yoluyla insan beynine ulaşan bilgi olarak tanımlanır. Kültürel evrim, kültürel bilgiler üzerinde hareket eden Darwinci bir seçim süreci olarak kabul edilir. İkili kalıtım kuramcıları, genellikle Darwinci seçilim sürecinin genetik bilgileri etkilediği genetik evrime benzeterek tanımlarlar.\nGenetik evrim nispeten iyi anlaşılmış olduğundan, ikili kalıtım kuramcılarının çoğu kültürel evrim ile kültürel evrim ve genetik evrim arasındaki etkileşimleri incelerler.", + "question": "İkili kalıtım teorisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İkili kalıtım teorisi veya bilinen adıyla gen-kültür birlikte evrimi, insan davranışının genetik evrim ve kültürel evrim gibi nasıl iki farklı evrimsel sürecin bir ürünü olabileceğini açıklamak için 1970'lerin sonu ve 1980'lerin başında geliştirilmiş olan bir kuramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "187", + "context": "İlk temas, daha önce birbirlerinin varlığından haberdar olmayan iki kültürün buluşmasıdır. Kayda değer ilk temaslara 1492 yılında İspanya İmparatorluğu ile Arawak (ve sonunda tüm Amerika) topluluğunun karşılaşması ve 1778'de İlk Filo'nun Sidney'e ulaşması ile gerçekleşen Avustralya Aborjinleri ile Avrupalılar arasındaki karşılaşma örnek gösterilebilir.", + "question": "İlk temas (antropoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İlk temas, daha önce birbirlerinin varlığından haberdar olmayan iki kültürün buluşmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "188", + "context": "İnsan (Homo sapiens lit. \"bilge insan\") ya da modern insan, primatların en yaygın türüdür. İki ayaklılığı ve yüksek zekâsıyla karakterize edilen büyük insansı maymun olan insan, çeşitli ortamlarda gelişip son derece karmaşık araçlar geliştirmiş, karmaşık toplumsal yapılar ve medeniyetler oluşturmuştur. İnsanlar son derece sosyaldir; tek bir insan, ailelerden ve yaşıt gruplarından şirketlere ve siyasi devletlere kadar iş birliği yapan, farklı ve hatta rekabet eden sosyal grupların çok katmanlı bir ağına ait olma eğilimindedir. Bu nedenle, insanlar arasındaki sosyal etkileşimler, her biri insan toplumunu destekleyen çok çeşitli değerleri, sosyal normları, dilleri ve gelenekleri oluşturmuştur. İnsanlar aynı zamanda son derece meraklıdır: Olguları anlama ve etkileme arzusu, insanlığın bilim, teknoloji, felsefe, mitoloji, din ve diğer bilgi çerçevelerindeki gelişimini motive etmiştir; insanlar aynı zamanda antropoloji, sosyal bilimler, tarih, psikoloji ve tıp gibi alanlar aracılığıyla da kendilerini incelerler.\nBazı bilim insanları Homo cinsinin tüm türlerini insan olarak tanımlasa da, genel kullanımda insan denilirken yalnızca Homo sapiens'ten bahsedilir. Homo sapiens'in yaklaşık 300.000 yıl önce Homo heidelbergensis'ten evrilerek ortaya çıktığı ve Afrika'dan dünyanın diğer kısımlarına göç ettiği, bu sırada yavaş yavaş gittiği yerlerdeki Arkaik insan popülasyonlarının yerini aldığı düşünülür. Tarihin büyük çoğunluğunda insanlar, göçebe avcı-toplayıcılar olarak varlıklarını sürdürürler.\nYaklaşık 13.000 yıl önce Orta Doğu olarak adlandırılan Güneybatı Asya'da başlayan tarım devrimi ile tarım ve yerleşik insan yerleşimleri ilk kez ortaya çıkar. Nüfuslar büyüyüp yoğunlaştıkça, hem topluluklar içinde hem de arasında çeşitli yönetim biçimleri gelişir ve bir dizi uygarlıklar yükselir, yıkılır ve insanlar yayılmaya devam eder. Kasım 2022 itibarıyla nüfusu 8 milyarı aşmıştır.\nGenler ve çevre; dış görünüş, fizyoloji, hastalıklara yakalanmaya yatkınlık, zihinsel yetenek ve beceriler, vücut ölçüleri ve yaşam süresini bireyden bireye farklı şekilde etkileyerek insanın biyolojik varyasyonlarının var olmasını sağlar. İnsanlar birçok özellikte (genetik yatkınlıklar ve fiziksel özellikler gibi) bireyden bireye farklılık gösterse de, iki farklı birey ortalama olarak %99'un üzerinde genetik benzerliğe sahiptir ve genetik olarak en çeşitli popülasyonlar Afrika'da yer alır. En büyük genetik farklar eril ve dişi bireyler arasındadır. Ortalama olarak, erkeklerin bedensel gücü daha yüksektir ve kadınlar genellikle daha yüksek bir vücut yağ oranına sahiptir. Dişilerde 50 yaş civarında menopoz denilen olay yaşanır ve kısırlaşırlar. Buna ek olarak, hemen hemen her toplulukta dişilerin ortalama olarak daha uzun bir yaşam süresi vardır. Dişi ve eril bireylerin cinsiyet rollerinin doğası tarih boyunca değişiklik gösterdi ve ağır basan cinsiyet normlarına karşı çıkan kültürler birçok toplumda yer edindi.\nİnsanlar, hem bitkisel hem de hayvansal besinlerin içerisinde bulunduğu, çok çeşitli besinlerle beslenen hepçillerdir. Homo erectus zamanlarından beri yemek hazırlamak ve pişirmek için ateşi ve diğer şekillerde ısıyı kullanmışlardır. Yiyecek tüketmeden sekiz haftaya kadar ve susuz olarak üç veya dört güne kadar hayatta kalabilirler. İnsanlar genellikle gündüzcüldürler ve günde ortalama 7 ila 9 saat uyurlar. Doğum, komplikasyonların ve ölüm riskinin yüksekliği nedeniyle tehlikelidir. Çoğu zaman, ebeveynler doğumdan sonra aciz olan çocuklarına, belli bir olgunluğa ulaşmalarına değin bakar.\nİnsanların büyük ve oldukça gelişmiş bir prefrontal korteksi (beynin yüksek bilişsellikle ilişkili bölgesi) vardır. Zeki varlıklardır; epizodik belleğe, esnek mimiklere, öz farkındalığa ve zihin kuramına sahip canlılardır. Ayrıca insan zihni; içgözlem yapma, kişisel düşünceler edinme, hayal etme, set ve varoluş üzerine görüşler geliştirme yeteneğine de sahiptir. Bu durum, bilginin gelecek kuşaklara aktarılmasını, akıl ile mümkün olan büyük teknolojik ilerlemeleri ve karmaşık araçların geliştirilmelerini sağlamıştır. Dil, sanat ve ticaret, insanı tanımlayan özelliklerdendir. Uzun ticaret yolları, farklı coğrafyalardaki insanların birbirine bağlanmasını sağlayarak kültür patlamalarına ve kaynakların dünya çapında dağılmasına neden olmuştur.", + "question": "İnsan nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnsan (Homo sapiens lit." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "189", + "context": "Etnolojik sergiler ve insan hayvanat bahçeleri olarak da bilinen insanat bahçeleri, genellikle hatalı bir şekilde \"medeniyetin henüz etkilemediği\" veya \"ilkel\" olarak nitelendirilmiş insanların halka açık sergileriydi. En çok 19. ve 20. yüzyıllarda meşhurdu. Bu sergiler genellikle sergi kültürünün varsayılan aşağılığını vurguladı ve \"Batı toplumu\"nun üstünlüğünü ima etti. Bu tür sergiler varlıkları boyunca alçaltıcı, aşağılayıcı ve insanlıktan çıkarıcı doğaları konusunda tartışmalara yol açtı. Egzotik insanları, farklılıklarını abartan bir karikatüre benzer şekilde sergileyen sirklerin ve \"ucube gösterileri\"nin bir parçası olarak başladı. Daha sonra, sergilerin batı kültürüne göre daha düşük olduğunu vurgulayan ve boyun eğdirilmeleri için daha fazla gerekçe sağlayan bağımsız gösterimler haline geldi. Bu tür gösterimler, birçok Dünya fuarında yer aldı ve daha sonra hayvanlardan oluşturulan hayvanat bahçelerinin bölümlerine dönüştü.\nBatılı olmayan dünyanın tamamına dair emperyalist bir görüş, bu sergileri Beyazların yerli insan ve insan olmayan sakinleri yöneten hayvan bakıcıları şeklinde tanımlayan geniş bir hayvan parkı olarak tasvir etti.\nViktorya döneminden sonra insan sergilerinin önemi yavaş yavaş azaldığından hayvanat bahçeleri günümüze kadar birçok tartışmayı beraberinde getirmektedir.", + "question": "İnsanat bahçesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Etnolojik sergiler ve insan hayvanat bahçeleri olarak da bilinen insanat bahçeleri, genellikle hatalı bir şekilde \"medeniyetin henüz etkilemediği\" veya \"ilkel\" olarak nitelendirilmiş insanların halka açık sergileriydi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "190", + "context": "İnsanın evrimi, modern insanın (Latince: Homo sapiens) evrimsel kökenini ve ne tür evrimsel süreçlerle ortaya çıktığını incelediği gibi insanın en eski atalarını ve atasal kökenlerini de konu edinir. Bunun yanında insanla ortak ataları paylaşan ve insan ile yakın akraba olan türlerin evrimini ve kökenini de araştırır. İnsan evrimi, konu olarak 1863 yılında T. H. Huxley tarafından oluşturulan bilim dalı primatolojiyi ve günümüz maymunlarının tüm canlılar ile onların eski atalarının fosillerini de dikkate almaktadır. Bunun yanında insanın evrimsel tarihi üzerindeki çalışma ve araştırmalar fiziksel antropoloji, paleoantropoloji, primatoloji, arkeoloji, dilbilim, genetik ve embriyoloji dâhil olmak üzere birçok bilimsel alanı de içerir.\nGenetik araştırmalar ve fosil kayıtlar ışığında, insanın da üyesi olduğu primat takımının evrim sürecinde günümüzden yaklaşık 65-55 milyon yıl öncesinde Paleosen dönemde ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Hominidae ailesi veya büyük insansı maymunlar, 15-20 milyon yıl önce Miyosen dönemde Hylobatidae (Gibongiller) ailesinden ayrılmıştır. Yaklaşık 13 milyon yıl önce Ponginae veya orangutanlar, Hominidae ailesinden ayrılmıştır. Goril atalarının insan ve şempanzenin dâhil olduğu Hominini oymağından 8,5 ila 12 milyon yıl önce, insan ile şempanzelere evrimleşecek ataların 7 ila 5,5 milyon yıl önce ayrıldığı düşünülmektedir. Homo cinsi bundan yaklaşık 2,5 milyon yıl önce Afrika'da hominin türlerinden evrilmiştir. Bu anlamda insanın yakın dönem evrimi, insan ve şempanzelerin ortak ataları olan toplulukların birbirinden ayrılmasından sonra başlamıştır. Bu iki topluluktan insanın ortaya çıktığı grup ile bu grubun tüm soyu tükenen türleri hominin olarak adlandırılırlar.\nAfrika, Asya ve Avrupa'nın farklı bölgelerinde giderek artan sayıda iyi korunmuş fosillerin bulunuşu, insan evrimi hakkındaki bulguların genişlemesine ve insanların ataları hakkında bilgilerin artmasını sağlamıştır. Bununla birlikte bu bulgulardan elde edilen bilgiler, insan ve insan öncesi türlerin tam olarak yaşadıkları zaman aralıkları ile dağılım bölgelerinin eksiksiz olarak belirlenmesinde bilim insanları arasında tam bir görüş birliği sağlamamıştır. Dolayısıyla insan atalarının nasıl ve nerede evrimleştiğine dair tartışmalar ve araştırmalar sürmektedir. İnsan evrimi hakkındaki araştırmalar, mevcut yöntemlerin sınırlarında ya da bu bulguların sağladığı analitik verilerin altında hareket ettiği için insanın soyağacı hakkındaki tartışmalar, insanın atası olan tarih öncesi birçok türün soyağacında sistematik sınıflandırması ile bu türlerin birbirleriyle olan akrabalık dereceleri tartışmalı olup tam olarak tamamlanmamıştır.\nÇoğu kez hominin türleri şu şekilde tanımlanmıştır: İnsandan önce yaşamış insana yakın türleri içeren ve \"ön insan\" denilen australopitesinler; \"ilk insanlar\" olarak tanımlanan Homo habilis ve Homo rudolfensis; \"erken insanlar\" olarak daha sonra ortaya çıkan ve Homo cinsine dâhil olan tüm türler (Homo sapiens hariç) ve \"modern insan\" veya \"günümüz insanı\" olarak tanımlanan Homo sapiens. Bunun yanında insanın evrimine, bazen insandan önceki bir zaman dilimi olan ve günümüzden 23 ila 5,3 milyon yıl öncesini kapsayan Miyosen dönemindeki hayvandan insana geçiş aşaması da dâhil edilir.", + "question": "İnsanın evrimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnsanın evrimi, modern insanın (Latince: Homo sapiens) evrimsel kökenini ve ne tür evrimsel süreçlerle ortaya çıktığını incelediği gibi insanın en eski atalarını ve atasal kökenlerini de konu edinir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "191", + "context": "İnsanlarda cinsiyet oranı, antropoloji ve demografi bilimlerinde erkek ve dişilerin toplam nüfus içindeki oranıdır. İnsan ve diğer canlılar için geçerli olmakla birlikte, daha çok insanlarla ilgili cinsiyet oranları üzerinde çalışılmaktadır.\nÇoğu diğer türler gibi, insanlarda da cinsiyet oranı yaklaşık olarak bire birdir. Bilim dünyasında tartışma konusu olmasına rağmen, yaygın görüşe göre doğumdaki cinsiyet oranının 100 kız 107 erkek olduğu kabul edilir. Tüm dünya nüfusu içinde 100 kadına 101 erkek düşer. Kullanılan tanıma bağlı olarak, canlı doğumdaki interseks (interseksüel) oranı %0,1 ve %1,7 arasındadır.", + "question": "İnsanlarda cinsiyet oranı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnsanlarda cinsiyet oranı, antropoloji ve demografi bilimlerinde erkek ve dişilerin toplam nüfus içindeki oranıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "192", + "context": "İzotopik imza (aynı zamanda izotopik parmak izi), araştırılan bir materyaldeki belirli elementlerin radyojenik olmayan 'kararlı izotoplarının', kararlı radyojenik izotoplarının veya kararsız radyoaktif izotoplarının bir oranıdır. Bir numune malzemesindeki izotop oranları, izotopik bir referans malzemeye karşı izotop oranı kütle spektrometresi ile ölçülür. Bu işleme izotop analizi denir.", + "question": "İzotopik imza nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İzotopik imza (aynı zamanda izotopik parmak izi), araştırılan bir materyaldeki belirli elementlerin radyojenik olmayan 'kararlı izotoplarının', kararlı radyojenik izotoplarının veya kararsız radyoaktif izotoplarının bir oranıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "193", + "context": "Katil maymun teorisi veya katil maymun hipotezi (Orijinal: Killer ape hypothesis), savaş ve insanlar arasındaki agresifliğin insan evriminin arkasındaki itici güç olduğunu söyler. (Türkçede ape sözcüğünün tam bir karşılığı olmamakla beraber genellikle maymun kelimesi kullanılır) Raymon Dart tarafından 1950'lerde ortaya atılmış, daha sonrasında Robert Ardrey tarafından Afrika Kökenleri kitabıyla güçlendirilmiştir.\nBu teoriye göre insanın ataları (insan primatındaki diğer üyeler) saldırgan hareketleri, öfkeleri ve bununla birlikte gelen öldürme eğilimleri sebebiyle diğer primatlardan ayrılmış, ayrışmıştır.\nBu teori geniş bir çapta duyulmasını psikoloji alanında şiddetin insanın temel bir güdüsü olduğunun açıklanmasına borçludur. Av hipotezi ile birlikte aynı klasmanda tutulan bu teori av hipoteziyle aynı temele sahiptir ve Robert Ardrey bu iki hipotezi birleştirmiştir.", + "question": "Katil maymun teorisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Katil maymun teorisi veya katil maymun hipotezi (Orijinal: Killer ape hypothesis), savaş ve insanlar arasındaki agresifliğin insan evriminin arkasındaki itici güç olduğunu söyler." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "194", + "context": "Kemikbilim veya Osteoloji, kemikler hakkında olan bilimsel çalışmadır. Anatomi'nin alt dalı olan kemikbilim kemikler, iskelet ögeleri, diş, morfoloji, işlev, hastalık, patoloji, kemikleşme süreci (kıkırdaklı yapılardan itibaren), kemiklerin direnci ve sertliği (biyofizik), gibi konularda detaylı çalışır. Genellikle bilimadamları tarafından insan cesetleri üzerinde biyokültürel bağlamda yaş, ölüm, cinsiyet, gelişme ve olgunlaşma konularında araştırma yaparak cesedin kimliğinin belirlenmesinde kullanılır.\nAdli tıp, Biyolojik antropoloji ve arkeoloji alanında sıklıkla kullanılır.", + "question": "Kemikbilim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kemikbilim veya Osteoloji, kemikler hakkında olan bilimsel çalışmadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "195", + "context": "Kişisel yaşam, bireyin kimliğini oluşturan tercihler bütünüdür. Çağdaş yaşam koşullarının geçerli olduğu Batı Avrupa ve Kuzey Amerika gibi bölgelerde sıkça atıfta bulunulan bir kavramdır. İnsanların yaşam standartları psikoterapi ve yaşam koçluğu gibi yöntemlerle iyileştirilebilmektedir.", + "question": "Kişisel yaşam nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kişisel yaşam, bireyin kimliğini oluşturan tercihler bütünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "196", + "context": "Kon-Tiki, Norveçli bilim insanı Thor Heyerdahl ve beş arkadaşının 1947'de Güney Amerika'nın batı kıyılarından Tahiti'nin doğusundaki adalara yaptıkları yolculukta kullandıkları sal. Heyerdahl, eski çağlarda Amerika'da yaşayan insanların, okyanusu salla geçerek Polinezya'da koloniler kurmuş olabileceği düşüncesini kanıtlamak istiyordu. Heyerdahl, arkadaşlarıyla birlikte Callao'da (Peru) yetişen balsa ağacı kütüklerinden yaptığı ve efsanevi İnka tanrısı Kon-Tiki adını verdiği bu salla 4,300 millik yolu 101 günde almayı başardı. Kon-Tiki bugün Oslo'da aynı adla anılan müzede sergilenmektedir.", + "question": "Kon-Tiki nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kon-Tiki, Norveçli bilim insanı Thor Heyerdahl ve beş arkadaşının 1947'de Güney Amerika'nın batı kıyılarından Tahiti'nin doğusundaki adalara yaptıkları yolculukta kullandıkları sal." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "197", + "context": "Koteka, Papua Adası'ndaki bazı yerli halkın kültüründe erkeklerin cinsel organlarını örtmek için giyilen bir giysidir. Koteka kelimesi, Mee dilinde giysi anlamına gelir ve Dani dilinde holim olarak adlandırılır. Koteka, taun-taun kuşunun (Rhyticeros plicatus) gagası ve kabak derisinden yapılır. Taun-taun kuşunun gagası avlanarak elde edilirken, su kabağı (lagenaria siceraria) ekilip işlenir ve erkekler tarafından kullanılan koteka haline getirilir.\nBaliem Vadisi'nde yaşayan Hubula (Dani) halkı için holim'in şekli, giyenin statüsüyle ilgilidir. Ucu öne doğru kıvrılan koteka (kolo) Ap Kain (konfederasyon lideri) tarafından giyilirken, yana doğru kıvrılan koteka (haliag) Ap Menteg (savaş komutanı) veya Ap Ubalik (şifacı veya geleneksel lider) gibi orta sınıf tarafından giyilir. Dik duran koteka ise sıradan halk tarafından kullanılır.\nAncak, her kabilenin koteka şekli farklıdır. Örneğin, Yali kabilesi üyeleri humi'leri için uzun kabak şekillerini tercih ederler. Tiom'daki Lani halkı ise koteka oluşturmak için genellikle iki kabak kullanır.", + "question": "Koteka nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Koteka, Papua Adası'ndaki bazı yerli halkın kültüründe erkeklerin cinsel organlarını örtmek için giyilen bir giysidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "198", + "context": "Küçültülmüş kafa, hatıra, ritüel ve ticaret gibi çeşitli amaçlarla kullanılan, ayrılmış ve özel olarak işlem görmüş insan kafasıdır.\nKafa avcılığı dünyanın pek çok bölgesinde görülse de kafa küçültme işlemine sadece Amazon yağmur ormanlarının kuzeybatı bölgelerinde rastlanmıştır. Kafa küçültme işlemi yaptığı bilinen tek kabile Jivaroan kabileleridir. Söz konusu kabileleri Ekvador ve Peru'da bulunan Shuar, Achuar, Huambisa ve Aguaruna kabileleri oluşturmaktadır. Shuar kabilesi küçülmüş kafalara tsantsa, ya da tzantza adını vermektedir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Küçültülmüş kafa nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Küçültülmüş kafa, hatıra, ritüel ve ticaret gibi çeşitli amaçlarla kullanılan, ayrılmış ve özel olarak işlem görmüş insan kafasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "199", + "context": "Kültürel ekoloji, insanların sosyal ve fiziksel çevrelere adaptasyonlarının incelenmesidir. İnsan adaptasyonu, bir nüfusun belirli veya değişen bir çevrede hayatta kalmasını ve çoğalmasını sağlayan hem biyolojik hem de kültürel süreçleri kapsar. Bu çalışma artzamanlı (farklı dönemlerde var olan unsurların incelenmesi) ya da eşzamanlı (mevcut bir sistemin ve bileşenlerinin incelenmesi) olarak gerçekleştirilebilir. Temel argüman, doğal çevrenin, kısmen ona bağımlı olan küçük ölçekli veya geçimlik toplumlarda, sosyal organizasyona ve diğer insan kurumlarına önemli bir katkıda bulunduğudur. Akademik alanda, ekonomilerin yönetimler olarak incelendiği politik ekonomi çalışmasıyla birleştirildiğinde, başka bir akademik alt alan olan politik ekoloji haline gelir. Ayrıca Paskalya Adası Sendromu gibi tarihsel olayların sorgulanmasına da yardımcı olur.", + "question": "Kültürel ekoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürel ekoloji, insanların sosyal ve fiziksel çevrelere adaptasyonlarının incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "200", + "context": "Kültürel kimlik, bir grubun ya da kültürün ya da bireyin ait olduğu grup veya kültüre ait kimliğine verilen isimdir. Yakın dönemlere ait olan kültürel kimlik kavramı kimlik ile ilgili birçok soruya birçok kültürel ve sosyal teoriler ile cevap aramaktadır. Kişi, yaşadığı kültür içinde kendine özgü bir sosyal hayat alanı ile yaşamını sürdürür. Kültürün ortak paydasından alınan pay ile bağlı bulunan sosyal hayat alanı, o kişinin kültürel kimliğini oluşturur.", + "question": "Kültürel kimlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürel kimlik, bir grubun ya da kültürün ya da bireyin ait olduğu grup veya kültüre ait kimliğine verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "201", + "context": "\"Lapedo Çocuğu\" olarak da bilinir. Portekiz'de bulunmuş tarih öncesi tam bir iskelettir. 25 bin yıl önce yaşadığı tahmin edilmektedir. Kafatası, çene kemiği ve diş yapısı erken Modern İnsan'a ve Neanderthal özelliklerine dair bilgiler sunar.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Lagar Velho çocuğu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "\"Lapedo Çocuğu\" olarak da bilinir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "202", + "context": "Nikâh (Arapça: نكاح) veya evlenme, evlilik amacıyla bir araya gelmiş bir çiftin, nikâh memuru önünde, kamuya açık olarak evlenmeyi kabul etmesi ve bunun belgelenmesidir. Nikâh, Medeni hukuk ile ilgili bir husustur.\nEvlenenlere aile cüzdanı verilir. Nüfus kaydında değişiklik yapılır. Nüfus cüzdanındaki medeni durumu hanesine evli yazılır.\nNikâh törenini genellikle düğün resepsiyonu veya düğün kahvaltısı takip eder.", + "question": "Nikâh nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nikâh (Arapça: نكاح) veya evlenme, evlilik amacıyla bir araya gelmiş bir çiftin, nikâh memuru önünde, kamuya açık olarak evlenmeyi kabul etmesi ve bunun belgelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "203", + "context": "Nöroantropoloji, kültür ve beyin arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalıdır.", + "question": "Nöroantropoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nöroantropoloji, kültür ve beyin arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "204", + "context": "Ota Benga (ölüm belgesindeki adı: Otto Bingo, d. c. 1883 – ö. 20 Mart 1916), Belçika Kongosu'ndan (bugünkü Kongo Demokratik Cumhuriyeti) ABD'ye getirilen bir pigme'dir.", + "question": "Ota Benga nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ota Benga (ölüm belgesindeki adı: Otto Bingo, d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "205", + "context": "Friedrich Engels'in geniş bir biçimde Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni adlı kitabında bahsettiği ve Lewis H. Morgan'ın saptadığı, insanlık tarihinde kandaş aileden sonra gelen aile tipidir. Bu aile tipinin özellikleri şunlardır: Grup evliliği vardır. Birinci dereceden akrabalar birbirinin eşi sayılmaz, ancak onun dışındaki uygun yaştaki herkes birbiriyle evli sayılır. Çocuklarsa herkesin ortak sorumluluğundadır.\nBu aile modern tarihte Havai'de yaşayan Punalua yerlilerinde gözlenmiştir ve adını buradan almıştır.\nEngels şöyle yazıyordu:\n\"Bir ananın çocukları arasındaki cinsel ilişkilerin uygunsuzluğu düşüncesi, ortaya çıkar çıkmaz, eski ev topluluklarının bu tür bölünmelerine ve (aile grubuyla örtüşmeleri zorunlu olmayan) yeni ev topluluklarının kurulmasına yol açmış olmalı. Bir ya da daha fazla grup oluşturan kız kardeşler bir ev topluluğunun, öz erkek kardeşleri de bir başkasının çekirdeği hâline geldi Kandaşlığa dayalı aileden, bu yolla ya da benzer bir yolla, Morgan’ın Punalua ailesi dediği biçim çıktı. Havai töresine göre, belirli bir sayıda öz ya da daha uzak kız kardeş (yani birinci, ikinci ya da daha uzak dereceden kuzinler), ortak kocalarının ortak karılarıydı, ama erkek kardeşleri bu erkekler arasında yer almıyordu; sözkonusu kocalar kendi aralarında birbirlerine birader diye hitap etmiyor (zaten artık erkek kardeş olmaları gerekmiyordu), punaula, yani samimi dost, deyim yerindeyse associe {ortak} diyorlardı. Aynı şekilde, bir dizi öz ya da daha uzak erkek kardeş, kız kardeşleri olmayan belirli bir sayıda kadınla ortak evlilik ilişkisi içinde bulunuyordu ve bu kadınlar birbirlerine punalua diye hitap ediyordu.\"\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Punalua ailesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Friedrich Engels'in geniş bir biçimde Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni adlı kitabında bahsettiği ve Lewis H." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "206", + "context": "Saharasya. Kuzey Afrika, Yakın Doğu ve Orta Asya'yı kapsayan aşırı kurak çöl kuşağı ve bu kuşağın temsil ettiği kültür yapısı. Bu kültür, çocuk ve bebeklerin travmatize edilmesi, cinselliğin baskı altına alınması kadınların toplumdaki düşük konumları ve şiddete eğilimlilik ile karakterize edilir. (James DeMeo, 1990, Kyoto)\nSaharasya kuramı, antropolog ve sosyologlar tarafından yaygın şekilde kullanılan Murdock Etnoğrafik Atlası'ndaki 1170 topluma ait antropolojik verilerin James DeMeo tarafından haritalandırılması ile ortaya çıkmıştır. Bunun sonucunda, ana-çocuk ve kadın-erkek bağını engelleyen, baskıcı, acı verici, travma yapıcı, şiddet dolu ve kişilik zırhlı davranış biçimi ve sosyal kurumlarının en şiddetlisinin bu çöl kuşağında olduğu görüldü. James DeMeo bu davranış biçimine İngilizce ataerkil, \"patriarchal\" kelimesinden türetilen \"patrist\" adını vermiştir. Arkeolojik ve tarihi verilerin sistemli bir şekilde incelenmesi sonucu patrizmin, yaklaşık olarak MÖ 4000 sonrasında, yağışlı bir sistemden kurak çöl koşullarına geçiş sırasında Saharasya bölgesinde ortaya çıktığı görülmüştür. Patrizmin bu bölgenin dışında görülmesini anlayabilmek için ise patrist halkların anavatanlarından dışarıya göç edişleri ve yerleşimleri incelenmiştir. Patrizme karşılık olarak \"matrizmin\" insanlığın en eski, orijinal ve doğal davranış ve toplumsal örgütlenme şekli olduğu, patrizmin ise travma yaratıcı toplumsal kurumlarla desteklenip sürdürülerek, ilk önce ağır çöl koşulları, açlık ve göç baskısı altında Saharasya halkları arasında geliştiği öne sürülmektedir.", + "question": "Saharasya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Saharasya." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "207", + "context": "Siyasi ekoloji, siyasal, ekonomik ve sosyal faktörler ile çevresel sorunlar ve değişimler arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Siyasi ekoloji, çevre konularını ve fenomenlerini politikleştirerek incelediğinden, apolitik ekolojik çalışmalardan farklıdır.\nAkademik disiplin, bozulma, marjinalleşme, çevresel çatışma, koruma ve kontrol, çevresel kimlikler ve sosyal hareketler gibi konularda ekolojik sosyal bilimleri, siyasi ekonomi ile bütünleştiren geniş kapsamlı çalışmalar hazırlamaktadır.", + "question": "Siyasi ekoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Siyasi ekoloji, siyasal, ekonomik ve sosyal faktörler ile çevresel sorunlar ve değişimler arasındaki ilişkilerin incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "208", + "context": "Somatoloji, beden bilgisi anlamına gelen, ilk olarak 1762 yılında Ernst Gottfried Baldinger tarafından kullanılan bir terimdir. Antropolojinin alt dallarından biridir.", + "question": "Somatoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Somatoloji, beden bilgisi anlamına gelen, ilk olarak 1762 yılında Ernst Gottfried Baldinger tarafından kullanılan bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "209", + "context": "Sosyokültürel evrim, sosyokültürel evrimcilik veya kültürel evrim, toplumların ve kültürün zaman içinde nasıl değiştiğini tanımlayan sosyobiyoloji ve kültürel evrim teorilerinin ortaya konduğu alandır. Sosyokültürel gelişme, bir toplumun veya kültürün karmaşıklığını artırma eğiliminde olan süreçleri takip ederken, sosyokültürel evrim, karmaşıklıkta azalmaya (sosyal dejenerasyon) yol açabilen veya karmaşıklıkta görünürde önemli değişiklikler olmaksızın varyasyon veya çoğalma üretebilen (kladogenez) süreçleri de dikkate alır. Sosyokültürel evrim, \"yapısal yeniden yapılanmanın zaman içinde etkilendiği, nihayetinde atasal biçimden niteliksel olarak farklı bir biçim veya yapı ürettiği süreçtir\".\nİnsanlık tarihi boyunca pek çok farklı toplum var olmuştur ve tahminler toplamda bir milyonu aşkın sayıda ayrı toplum olduğunu yönündedir; ancak, (2013 (2013) itibarıyla) mevcut farklı toplumların sayısı sadece yaklaşık iki yüz olarak tahmin edilmiştir.", + "question": "Sosyokültürel evrim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyokültürel evrim, sosyokültürel evrimcilik veya kültürel evrim, toplumların ve kültürün zaman içinde nasıl değiştiğini tanımlayan sosyobiyoloji ve kültürel evrim teorilerinin ortaya konduğu alandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "210", + "context": "Steatopiji, (İngilizce: Steatopygia) kalça ve uyluklarda büyük düzeylerde vücut dokusu toplanması durumudur. Yapı, sadece ilye bölgeleri ile sınırlı olmayıp aynı zamanda uylukların dışına doğru uzanır ve dize doğru incelerek kıvrımlı bir şekil oluşturur. Terim, Yunanca \"donyağı\" anlamına gelen stéar (στέαρ) ve \"kıç\" anlamına gelen pugḗ (πυγή) sözcüklerinden türetilmiştir.\n\nKalça bölgesinde artan yağ dokusu birikimine yol açan genetik bir özellik olan steatopiji, Sahra Altı bölgede yaşayan Afrika kökenli bazı kadınlarda, özellikle Güney Afrika'nın Koisanları ve Orta Afrika Pigmeleri arasında daha sık görülür. Ayrıca, Andaman Adaları'nda yaşayan Onge kabilesi'nde de aynı duruma rastlanmıştır. Bu genetik özellik kadınlarda çok daha yaygın olmakla birlikte erkeklerde de az sayıda görülmüştür.\nSteatopiji'nin bir zamanlar Aden Körfezi'nden Ümit Burnu'na kadar uzanan bölgede yaşayan Koisan ve Pigme kökenli insanlarda da görüldüğü düşünülmektedir. Koisanlarda bebeklik döneminde ilk belirtileri görünür olmaya başlar ve hamilelik döneminde tam haline ulaşır.\nBu genetik özelliğin dünya toplumlarında eski çağlarda daha yaygın olduğu öne sürülmüştür. Avrupa'da ve Asya'ya keşfedilen ve bazen \"Steatopijik Venüs\" figürleri olarak da adlandırılan eski taş çağına ait Venüs heykelcikleri, bu teoriyi destekler nitelikteki kalça kıvrımlarına sahiptir. Ancak bu iddiaların gerçekçi mi yoksa abartılı mı olduğu belirsizliğini korumaktadır. Bununla birlikte, Venüs heykelciklerinin sırtları ve kalçaları arasında yaklaşık 120 derecelik bir açı bulunmaktayken, steatopiji durumuna sahip olan kişilerdeki bu açı oranı yaklaşık 90 derecedir. Bu sebeple heykeller ile steatopiji arasındaki ilişki reddedilebilmektedir.\nVictoria devri İngiltere'sinde kurulan ucube gösterilerinde genellikle steatopijili kadınlar istismar edilmiştir. En iyi bilinen örneklerden birisi, lipödeme hastalığına sahip olduğu düşünülen Sarah Baartman adlı Güney Afrikalı bir Khoikho kadınıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Steatopiji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Steatopiji, (İngilizce: Steatopygia) kalça ve uyluklarda büyük düzeylerde vücut dokusu toplanması durumudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "211", + "context": "Suda hareket, biyolojik olarak sıvı bir ortamda hareket edilmesidir. En basit yürütücü sistemler, siller ve kamçılardır. Yüzme; eklem bacaklılar, balık, yumuşakçalar, sürüngenler, kuşlar ve memeliler dahil olmak üzere çeşitli organizmalarda birkaç kez evrilmiştir.", + "question": "Suda hareket nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Suda hareket, biyolojik olarak sıvı bir ortamda hareket edilmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "212", + "context": "Şehir devrimi, 20. yüzyılın en büyük kazıbilim uzmanlarından olan Gordon Childe'ın Man Makes Himself adlı yapıtında bahsettiği, uygarlık tarihinin üçüncü aşamasının başlangıcıdır. Childe bu yapıtında, geleneksel üç aşamalı sistem (taş devri, bronz devri ve demir devri) yerine dört aşamalı bir sistem önermiştir. Bu aşamalar sırasıyla Paleolitik çağ, Neolitik Çağ, Şehir Çağı ve de Endüstriyel Çağdır. Şehir devrimi Childe'ın, Neolitik Çağdan Şehir Çağına geçişi tetikleyen olaylar dizisine verdiği isimdir.", + "question": "Şehir devrimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Şehir devrimi, 20." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "213", + "context": "Tarihsel tikelcilik, kültürün kendi bağımsız yasalarının denetimindeki özgül, tekil süreçlerin bir ürünü olduğunu savunan görüştür.\nİlk olarak Marvin Harris tarafından 1968 yılında kullanılmış bir kavram tarihsel tikelcilik, kültürleri yorumlarken yapılan genellemelere karşı çıkan bir çeşit antropolojik düşünce okuludur. Buna göre her tür sınıflandırma rastlantısal ve keyfidir. Tarihsel tikelci yaklaşım, kültürlerin incelenmesinde tek hatlı evrim kuramını reddetmektedir.", + "question": "Tarihsel tikelcilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tarihsel tikelcilik, kültürün kendi bağımsız yasalarının denetimindeki özgül, tekil süreçlerin bir ürünü olduğunu savunan görüştür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "214", + "context": "Taymis kıyıları, Türk yazar, gazeteci, yazar ve milletvekili Falih Rıfkı Atay'ın (1894 - 1971) 1934 yılında yazdığı İngiltere ve Avrupa gezilerindeki izlenim ve düşüncelerini içeren eseridir.\nKitap, ikinci kez 1970 yılında yayınlanmıştır. Elli yılı aşkın bir süre boyunca baskısı olmayan Taymis Kıyıları, son olarak, 1934 baskısı esas alınarak 2020 yılında İstanbul'da, antropolog ve sosyolog Seyhan Kurt'un editoryal çalışmalarıyla, aslına uygun, diline sadık kalınmış, düzeltilmiş ve açıklamalı olarak Pozitif Yayınları'nca yayınlanmıştır.\nFalih Rıfkı Atay Taymis Kıyıları'nda özellikle İngiltere'deki izlenimlerinden bir Doğu/ Batı karşılaştırması yapar. Ankara'dan Paris'e, buradan da Londra'ya geçen Atay, bu memleketlerin siyasal ve ekonomik konjonktürünü, toplumsal gündeliğini, sokak yaşamını, adab-ı muaşeretini, giyim-kuşamını ve kolonyal yönelimlerini gözlemleyerek sosyolojik ve antropolojik çözümlemelerde bulunur.\nTaymis Kıyıları, diğer Avrupa kentleri dışında, Atay'ın özellikle Londra'daki Thames nehrinin kıyılarında gezerken aldığı duygu dünyasını yansıtan notları da içermesiyle aynı zamanda Cumhuriyet döneminin en önemli gezi kitaplarından biri olmuştur.", + "question": "Taymis kıyıları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Taymis kıyıları, Türk yazar, gazeteci, yazar ve milletvekili Falih Rıfkı Atay'ın (1894 - 1971) 1934 yılında yazdığı İngiltere ve Avrupa gezilerindeki izlenim ve düşüncelerini içeren eseridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "215", + "context": "Tıbbî antropoloji (uygulamalı) antropolojinin alt dallarındandır. Tıbbî açılardan birey ve toplumu inceleyen tıbbî antropoloji nispeten yeni bir bilim dalıdır. Sağlık, hastalık, tedavi gibi fenomenlerin kültürel, toplumsal ve biyolojik izdüşümlerini inceler. Bunun dışında çok farklı konuları da inceleyen tıbbî antropolojinin gelişimi çoğu antropolog tarafından 4 evrede tanımlanmaktadır. 1870’lerde ortaya çıkan kültürel antropoloji, bugün tıbbî antropoloji altında incelenen çoğu konu, kavram ve sorunu ele almıştır. Tıbbî antropoloji terimi 1963 yılından bu yana antropologların sağlık, hastalık ve bunlarla ilgili hemşirelik / bakım uygulamalarının sosyal süreçleri ve kültürel temsilciliğine ilişkin deneysel araştırma ve teoriler geliştirmek için bir etiket olarak kullanılmıştır 1970’lerle birlikte tıbbî antropoloji odak noktasını yerli tıp anlayışlarından, çoğunlukla kendi toplumları içinde yer etmiş, biyomedikal kurumlara ve bu kurumlara ilişkin kavramlara çevirmiştir. Son dönemlerde ise tıbbî antropologlar tıbbın araştırma ile ilişkin konularını incelemeye başlamışlardır. Tıbbî antropoloji, antropoloji ve tıbbın yanı sıra, sosyoloji, epidemiyoloji, etyoloji, ekoloji, ekonomi gibi farklı bilimlerden de kavram ve metodoloji açısından yararlanır.\nBugün birçok üniversitede bölümü bulunan tıbbî antropoloji, sosyal bilimlerle tıbbın incelenmesi hususunda önemli bir bilim dalıdır. Sivil sağlık örgütlerinden, tıp sistemlerinin incelenmesi ve değerlendirilmesine kadar birçok çeşitli meseleyi konu almaktadır. \nAyrıca yakın bir gelecekte de hızla ilerlemekte olan moleküler antropoloji kavramı da gerek tıp hizmetlerinin daha çok insana uygun hale getirilmesinde gerekse ilaçların daha insana uygun şekilde üretilmesine olanak sağlayacak bir bilim dalıdır.Türkiye'de bu konuya giderek artan bir hassasiyetin olduğu bunun da gelecek kuşaklar için artı bir değişim olduğunun bilinmesinde büyük yarar vardır. Moleküler Antropoloji insan ve de diğer canlıların evrimsel ilerleme ve değişim süreçlerini moleküler düzeyde inceleyerek olası moleküler bazda değişimin yönünü saptamaya ve de gelişen nesillerin olası moleküler altyapılarını tanımlayarak mevcut hastalıkların ve de tedavilerin incelenmesini amaçlamaktadır.", + "question": "Tıbbi antropoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tıbbî antropoloji (uygulamalı) antropolojinin alt dallarındandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "216", + "context": "Toplumsal sınıf toplumlar veya kültürler içindeki bireyler veya gruplar arasında hiyerarşik farklılığı (veya katmanlaşmayı) ifade etmektedir. Genellikle bireyler sınıf içinde ekonomik konumlarına ve katmanlaşma sistemi içinde benzer siyasi ve ekonomik ilgilerine göre gruplaşmaktadırlar.\nÇoğu toplum, özellikle ulus devletlerin toplumsal sınıflaşma özelliği gösterdiği görülmektedir. Ancak sınıf evrensel bir görüngü değildir. Birçok avcı-toplayıcı toplumda toplumsal sınıf yoktur, sıklıkla sürekli liderleri olmaz ve toplum üyelerini hiyerarşik güç yapıları içinde bölmekten kaçınırlar.", + "question": "Toplumsal sınıf nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toplumsal sınıf toplumlar veya kültürler içindeki bireyler veya gruplar arasında hiyerarşik farklılığı (veya katmanlaşmayı) ifade etmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "217", + "context": "Tören, merasim veya seremoni, belirli bir amaca yönelik yönelik yapılan, genellikle sanatsal unsurların yer aldığı bir ritüeldir. Çoğunlukla özel günlerde organize edilir.\nSeremoni kelimesinin kökeni Etrüskçeden Latinceye \"caerimonia\" olarak geçmiş, Latinceden ise diğer dillere yayılmıştır. Dini ve seküler olmak üzere 2 tür merasim vardır. Merasim kelimesi ise Arapça kökenlidir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Tören nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tören, merasim veya seremoni, belirli bir amaca yönelik yönelik yapılan, genellikle sanatsal unsurların yer aldığı bir ritüeldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "218", + "context": "Transkültürel hemşirelik, özellikle Avrupa'da yükselerek artan kültürlerarasılık sebebiyle farklı kültürel arka planlardan gelen insanlara bakım verme ihtiyacından ortaya çıkmış bir profesyonel hemşireliğin kültür ile ilişkisini konu edinen bir alt dalıdır. İlk olarak Madeleine Leininger tarafından ortaya atılan bu kavram, hemşireliğin yabancı kültürlere saygı göstererek, kültürel evrenselci bir anlayışla yapılması gerektiğini ileri sürer. Buna uygun olarak da yabancı kültürlerin değerleri, inançları, gelenekleri ve kültürel özgülüklerinin araştırılması ve anlaşılması ön plana çıkmaktadır.\nYabancı kültürleri tanımanın, sağlık bakım kalitesini de yükselteceğini savunan transkültürel hemşirelik yaklaşımı, toplumun kültürel yapısını değerlendirme ve anlamada yardımcı olabilmektedir. Madeleine Leininger’i takip eden dönemde Purnell, Paulanka, Campinha-Bacote, Andrews, Boyle, Spector, Giger ve Davidhizar gibi farklı isimler de Leininger’ın fikirlerini temel alan, geliştirerek yeni farklı modeller üretmişlerdir.", + "question": "Transkültürel hemşirelik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Transkültürel hemşirelik, özellikle Avrupa'da yükselerek artan kültürlerarasılık sebebiyle farklı kültürel arka planlardan gelen insanlara bakım verme ihtiyacından ortaya çıkmış bir profesyonel hemşireliğin kültür ile ilişkisini konu edinen bir alt dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "219", + "context": "Trifonksiyonel hipotez, Proto-Hint-Avrupa toplumunun ruhban, savaşçı ve avam tabakası (çiftçiler ve esnaf) olmak üzere kutsallığı, savaşı ve ekonomiyi temsilen üç sosyal sınıfa veya kasta ayrılmış olduğunu savunan teoridir. Hipotez, ilk olarak Fransız mitograf Georges Dumézil tarafından 1929'da Flamen-Brahman kitabında önerilmiş ve daha sonra Mitra-Varuna kitabı ile desteklenmiştir.\nHipotezi destekleyenler arasında Émile Benveniste, Bernard Sergent ve Iaroslav Lebedynsky bulunur.", + "question": "Trifonksiyonel hipotez nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Trifonksiyonel hipotez, Proto-Hint-Avrupa toplumunun ruhban, savaşçı ve avam tabakası (çiftçiler ve esnaf) olmak üzere kutsallığı, savaşı ve ekonomiyi temsilen üç sosyal sınıfa veya kasta ayrılmış olduğunu savunan teoridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "220", + "context": "Tropenmuseum (Türkçe: Tropikal Müze), Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da bulunan etnografya müzesidir.\nHollanda'nın en büyük müzesi olan Tropenmuseum, aynı anda pek çok sergiye ev sahipliği yapabilir. Müzenin sahibi ve yöneticisi Koninklijk Instituut voor de Tropen (Türkçe: Tropikal Kraliyet Enstitüsü)'dür.", + "question": "Tropenmuseum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tropenmuseum (Türkçe: Tropikal Müze), Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da bulunan etnografya müzesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "221", + "context": "Ülkelerin ortalama IQ'ları veya ülkelerin ortalama zekâ seviyeleri zekâ testlerinde alınan millî puanlar çerçevesinde çeşitli psikolog ve akademisyenler tarafında araştırılan bir konudur. Ülke ve milletlerin ekonomik ve sosyal durumları ile zekâ testlerince ölçülmüş zekâ seviyeleri arasındaki bağlantılar toplumsal ve akademik çevrelerde tartışmalı bir konu olmaktadır.\nBu konu hakkında ülkelerin zekâ testleri, PISA puanları ve diğer kaynaklardan yola çıkarak detaylı çalışmalar yürütmüş ve ülkelere göre ortalama IQ tahminleri oluşturmuş olan Richard Lynn ve Tatu Vanhanen bazı akademik çevreler tarafından gerek teoritik, gerekse metodolojik olarak pek çok eleştiri almışlardır. Bu çalışmalara ek olarak Earl B. Hunt, Jelte Wicherts ve Heiner Rindermann gibi psikologlar da milletler arasındaki zekâ farklılıklarını incelemiş ve kişi başına GSYİH, beklenen yaşam süresi ve yönetim şekli arasında bağlantılar olduğunu öne sürmüşlerdir.", + "question": "Ülkelere göre IQ nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ülkelerin ortalama IQ'ları veya ülkelerin ortalama zekâ seviyeleri zekâ testlerinde alınan millî puanlar çerçevesinde çeşitli psikolog ve akademisyenler tarafında araştırılan bir konudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "222", + "context": "Yapısal endogami ya da grup içi evlilik soy ve evlilik bağlantılarını kullanarak bir toplulukta endogaminin sınırlarını tespit etmeyi sağlayan bir ağ konseptidir. Konsept, yapısal birleşme ile ilgilidir. Örnekler ücretsiz olarak Pajek Programı aracıyla yapılmıştır. Yapısal endogaminin bir diğer adı, Fransız sosyal antropolojisinden gelen (marital) relinking evlilikle yeniden bağlanmadır ve toplulukların halihazırda birbiriyle bağlı olan olan kişilerin evlilikleriyle nasıl şekillendiğini inceler: birbirine bağlı, yani akrabalık ve evlilik zincirleriyle, aile içi evliliklerde olduğu gibi bir veya daha fazla ortak ataya sahip insanlar arasındaki evliliklerdir (kuzenler, kan akrabaları gibi). Örneğin, Türk göçebe figüründe temsil edilen evliliklerin çoğu kuzenlerledir. Ancak, Meksika'daki Apetatitlán de Antonio Carvajal bölgesindeki Belén Atzitzi-Mititlán Köyü örneğinde olduğu gibi, yeniden bağlanma kan evlilikleri olmadan da gerçekleşebilir.", + "question": "Yapısal Endogami nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yapısal endogami ya da grup içi evlilik soy ve evlilik bağlantılarını kullanarak bir toplulukta endogaminin sınırlarını tespit etmeyi sağlayan bir ağ konseptidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "223", + "context": "Kültürel antropolojide, yerleşik hayat ya da sedentizm uzun süre boyunca tek bir yerde yaşama eylemidir. Günümüzde insanların çoğu yerleşik kültürlerde yaşamaktadır. Evrimsel antropoloji ve arkeolojide ise daha çok göçebe bir toplumun kalıcı olarak tek bir yerde kalmasını içeren bir yaşam tarzı anlamında yerleşik hayata geçiş olarak kullanılır. Özünde sedentizm tek bir yerde kalıcı olarak gruplar hâlinde birlikte yaşamak anlamını taşır.", + "question": "Yerleşik hayat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürel antropolojide, yerleşik hayat ya da sedentizm uzun süre boyunca tek bir yerde yaşama eylemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "224", + "context": "Yoğun betimleme antropoloji, sosyoloji, din bilimleri ve insan ve örgütsel gelişim alanlarında insan davranışı üzerine yalnızca davranışı değil bağlamını da dış gözlemciye anlamlı gelecek şekilde açıklayan bir betimlemedir.\nTerim ilk olarak 20. yüzyıl filozofu Gilbert Ryle tarafından ortaya atılmış, ardından antropolog Clifford Geertz tarafından kendi etnografi yöntemini tanımladığı The Interpretation of Cultures (1973, Kültürlerin Yorumu) eserinde geliştirilmiştir. O zamandan beri sunduğu terim ve yöntem toplum bilimleri ve ötesinde kullanım kazandı. Bugün, \"yoğun betimleme\" Yeni Tarihselcilik olarak da bilinen edebiyat eleştirisi dahil çok çeşitli alanlarda kullanılır.\n\"Thick Description: Toward an Interpretive Theory of Culture\" (1973) adlı denemesinde Geertz, terimi filozof Gilbert Ryle'dan, özellikle onun \"What is le Penseur doing?\" dersinden aldığını açıklar.", + "question": "Yoğun betimleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yoğun betimleme antropoloji, sosyoloji, din bilimleri ve insan ve örgütsel gelişim alanlarında insan davranışı üzerine yalnızca davranışı değil bağlamını da dış gözlemciye anlamlı gelecek şekilde açıklayan bir betimlemedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "225", + "context": "Zhuangoloji (veya Çuangoloji; Zhuangca: Hagcueŋь / Hagcuengh; Çince (basitleştirilmiş): 壮学; Çince (geleneksel): 壯學; pinyin: Zhuàngxué), bir bilim dalıdır. Zhuang dilin, edebiyat, tarih, din ve manevi, maddi kültürünü sistematik şekilde toplar ve araştırır. Günümüz Çin politikası ve ekonomisinin yanı sıra çok çeşitli edebiyat, dans ve müzik kültürüyle Zhuangoloji alanında yapılan çalışmalara yeni bir yön kazandırmıştır. Zhuangoloji alanındaki bu gelişmeler, şimdiye kadar sınırlı iş imkânları olan Zhuangologlar için ekstra iş olanakları sağlamıştır.", + "question": "Zhuangoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zhuangoloji (veya Çuangoloji; Zhuangca: Hagcueŋь / Hagcuengh; Çince (basitleştirilmiş): 壮学; Çince (geleneksel): 壯學; pinyin: Zhuàngxué), bir bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "226", + "context": "Diğer anlam için Ekonomi (bilim dalı) sayfasına bakınız\n\nEkonomi, üretim, ticaret, dağıtım ve tüketim, ithalat ve ihracattan oluşan insan etkinliğidir. İnsanın ihtiyaçlarını karşılamada yapılan her türlü faaliyeti içerir.\nEkonomi belli bir bölge içindeki ekonomik sistemden oluşur. Bu sistem o bölgedeki iş gücünü, sermayeyi, doğal kaynakları; üretim, ticaret ile dağıtımda rol alan ekonomik kuruluşları ve o bölgedeki mal ile hizmetlerin tüketimini içerir. Bir ekonomi teknolojik evrim, tarih ve sosyal organizasyon ile coğrafya, doğal kaynaklar, gelir ve ekoloji gibi ana faktörlerin birleşmesiyle oluşur.\nEkonomi, insanların ihtiyaçlarını karşılamak için hangi kaynakların kullanılması gerektiğini inceler ve bu kaynakların en etkin bir şekilde kullanılmasını sağlar. Ekonomi sözcüğünün; \"oikia\" (Yunanca: ev) ve \"nomos\" (Yunanca: kural) köklerinden gelir, \"ev yönetimi\" anlamındadır.\nTüm meslekler, kuruluşlar veya ekonomik faaliyetler ekonomiye katkıda bulunur. Tüketim, tasarruf ve yatırım ekonominin çekirdek öğelerindendir ve pazarın dengesini belirler. Ekonominin birincil, ikincil ve üçüncül olmak üzere üç sektörü mevcuttur.\nTarih boyunca toplumlar karmaşıklaştıkça ekonomi de gelişti. Sümerler mal paraya dayanan büyük ölçekte bir ekonomi oluştururken, günümüzdeki anlamıyla ilk ekonomiyi Babilliler ve komşu şehir devletleri kurdu.\nEkonomi, genellikle aşağıdaki alt dalları içerir.\nMikroekonomi: Bir firma, bir birey ya da bir grubun mal ve hizmetlerle ilgili davranışlarını inceler.\nMakroekonomi: Bir ülkenin genel ekonomik durumunu inceler. Bu alt dal, ülkenin büyüme oranı, enflasyon oranı, işsizlik oranı gibi genel ekonomik göstergeleri inceler.\nİktisat: Mal ve hizmetlerin üretim, dağıtım ve tüketimini inceler.\nFinans: Bir ülkenin ya da bir kuruluşun finansal yapısını inceler.", + "question": "Ekonomi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Diğer anlam için Ekonomi (bilim dalı) sayfasına bakınız\n\nEkonomi, üretim, ticaret, dağıtım ve tüketim, ithalat ve ihracattan oluşan insan etkinliğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "227", + "context": "Ekonomi alanındaki başlıklar Journal of Economic Literature (JEL) denilen bir makale sınıflandırma sistemiyle sınıflandırılırlar. \nOn dokuz ana kategori bulunmaktadır ve her biri alt kategorilerine ayrılmıştır.\nBaşlıca kodlar şunlardır:\n\nJEL: A - Genel ekonomi and Çalışmalar\nJEL: B - İktisadi Düşünce Okulları ve\nMetodoloji\n\nJEL: C - Matematiksel ve kantitatif metotlar\nJEL: D - Mikroekonomi\nJEL: E - Makroekonomi ve Monetarizm\nJEL: F - Uluslararası ekonomi\nJEL: G - Finansal ekonomi\nJEL: H - Kamu ekonomisi\nJEL: I - Sağlık, Eğitim, and Refah ekonomisi\nJEL: J - Çalışma\nJEL: K - Hukuk ve ekonomi\nJEL: L - Endüstriyel organizasyon\nJEL: M - İşletme Yönetimi and İşletme Ekonomisi; Pazarlama; Muhasebe\nJEL: N - Ekonomi tarihi\nJEL: O - İktisadi Kalkınma, Teknolojik Değişim ve Büyüme\nJEL: P - Ekonomik sistemler\nJEL: Q - Tarım Ekonomisi, Doğal Kaynak Ekonomisi, Çevresel Ekonomi ve Ekolojik Ekonomi\nJEL: R - Kent, Kırsal ve Bölgesel\nJEL: Y - Çeşitli kategoriler\nJEL: Z - Diğer özel başlıklar", + "question": "JEL sınıflandırma kodları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ekonomi alanındaki başlıklar Journal of Economic Literature (JEL) denilen bir makale sınıflandırma sistemiyle sınıflandırılırlar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "228", + "context": "2020–2023 küresel çip kıtlığı, 169'dan fazla sektörü etkileyen, dünya çapında devam eden bir çip kıtlığıdır. Kriz, (genellikle \"çip\" olarak adlandırılan) entegre devreleri gerektiren otomobillerde, grafik kartlarında, oyun konsollarında, bilgisayarlarda, ev aletlerinde ve diğer tüketici elektroniklerinde büyük fiyat artışlarına, bunlar için uzun kuyruklara ve tüketici ve üreticiler arasında tekrar satışlara neden olmuştur.\n2020'nin başlarından itibaren, COVID-19 salgının etkileri ve bu etkileri hafifletme çabaları, tedarik zincirlerinde ve lojistikte aksamalara neden olmuştur. Bazı ülkelerin de uzaktan çalışma ekonomisine geçmesi nedeniyle kişisel bilgisayarlara küresel talepte %13'lük bir artış oluşmuş; bu da oldukça geniş olan elektronik ürün yelpazesinin üretimi için gerekli olan temel çiplerin tedarikini etkilemiştir. Pandeminin Güney Kore ve Tayvan'daki yarı iletken üretimi üzerindeki etkisi, kıtlığın nedeni olarak gösterilirken, kısıtlı arzın konsol oyunları ve otomotiv endüstrisi gibi geniş sektörleri etkilediği belirtilmiştir.\nŞubat 2021'de BBC'nin aktardığına göre, piyasa analisti IHS Markit, k��tlığın etkisinin 2021'in üçüncü çeyreğine kadar süreceği tahmininde bulundu; bu tarihte çip tedarikinde tedarik süreleri 2017'den bu yana en uzun süre olan 15 haftaya uzamıştı. Nisan 2021 itibarıyla, Broadcom Inc. tarafından üretilen yarı iletkenler için tedarik süreleri \"Şubat 2020'deki 12,2 haftadan 22,2 haftaya çıkmıştır.\"\nTayvan'da 2021 yazında yaşanan kuraklık da dahil olmak üzere şiddetli hava olayları da önemli bir etken olmuştur. Kuraklıklar, fabrikaları ve tabakaları temizlemek için gereken ultra saf suyun bulunamaması nedeniyle üretimi etkilemiştir.\n2021 yılının birinci çeyreğinin sonunda, bazı ülkelerde ikinci el otomobil fiyatları hem ekonomik toparlanmadan hem de çip sıkıntısından kaynakalanan talep nedeniyle artmaktaydı. Bazı otomobillerin fiyatları birinci çeyrekte %10'a kadar artmıştı.", + "question": "2020–2023 küresel çip kıtlığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "2020–2023 küresel çip kıtlığı, 169'dan fazla sektörü etkileyen, dünya çapında devam eden bir çip kıtlığıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "229", + "context": "Albüm satış sertifikası müzik kayıtlarının kaç tane kopya satıldığını veya sipariş edildiğini tasdikleyen sistemdir. Satış barajları ülkeye veya şarkıcıya-türe göre değişebilir.", + "question": "Albüm satış sertifikası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Albüm satış sertifikası müzik kayıtlarının kaç tane kopya satıldığını veya sipariş edildiğini tasdikleyen sistemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "230", + "context": "Ana akım iktisat, halihazırda üniversitelerde öğretilmekte olan ekonomi yaklaşımını ifade eder. Genel olarak üniversitelerde Heteredoks yaklaşıma yönelik değil ana akım iktisata yönelik eğitim verilmektedir. Neoklasik iktisat ile neoklasik sentez, neoklasik yöntemler ile makro ekonomik keynesyen yaklaşımla ilişkilendirilmiştir.\nAna akım iktisat yaklaşımı kendi içinde tuzlu su ekonomi(temsilcileri; Berkeley, Harvard, MIT, Pennsylvania, Princeton ve Yale) ve Laissez faire düşüncesini temsil eden tatlı su ekonomisi(temsilcileri; Chicago okulu, Carnegie Mellon University,Rochester Üniversitesi ve Minnesota Üniversitesi) olarak bir ayrıma tabi tutulmaktadır. Bu düşünce okullarının ikisi de neoklasik sentez ile ilişkilidir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Ana akım iktisat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ana akım iktisat, halihazırda üniversitelerde öğretilmekte olan ekonomi yaklaşımını ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "231", + "context": "Anayasal iktisat teorisi devletin gücü ve yetkilerinin nasıl sınırlandırılabileceğini ve nasıl sınırlandırılması gerektiğini inceleyen bir disiplindir. James M. Buchanan ve Anthony Downs, anayasal iktisadı şu şekilde tanımlamaktadır: \n\nAnayasal iktisat...ekonomik ve politik birimlerin tercihlerini ve faaliyetlerini sınırlayan alternatif yasal-kurumsal ve anayasal kurallar bütününün işleyiş özelliklerini açıklamaya çalışır.", + "question": "Anayasal iktisat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Anayasal iktisat teorisi devletin gücü ve yetkilerinin nasıl sınırlandırılabileceğini ve nasıl sınırlandırılması gerektiğini inceleyen bir disiplindir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "232", + "context": "Aracı azınlık, ana meslekleri üreticiler ve tüketiciler arasında bağlantı kurmak olan bir azınlık nüfusudur. Tüccarlar, tefeciler gibi meslekler örnek olarak gösterilebilir. Aracı bir azınlık, muhtemelen ayrımcılık ve zorbalığa maruz kalsa da, toplumda \"aşırı ikincil\" bir statüye sahip değildir.\n\"Aracı azınlık\" kavramı 1960'lı yıllarda sosyolog Hubert Blalock ve Edna Bonacich tarafından icat edilmiştir ve bu kavram siyaset bilimciler ve ekonomistler tarafından da kullanılmaktadır.\nBu fikir Amerikalı ekonomist Thomas Sowell tarafından daha da geliştirilmiştir.", + "question": "Aracı azınlık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aracı azınlık, ana meslekleri üreticiler ve tüketiciler arasında bağlantı kurmak olan bir azınlık nüfusudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "233", + "context": "Asgari ücret veya minimum ücret, yasal bakımdan işçilere ödenebilecek en düşük ücret seviyesidir; işçilerin belirlenen sınırın altında emeğini satamayacaklarını belirtir. Çoğu ülke 20. yüzyılın sonuna doğru asgari ücret mevzuatını uygulamaya başlamıştır.\nİşçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım, kültür vb. gereksinimlerini günün fiyatları üzerinden en az düzeyde karşılayacak biçimde hesaplanır. Ülkelere göre asgari ücret açıklamaları değişkenlik gösterebilir kimileri sadece saatlik bazda açıklarken kimileri de doğrudan belirli bir saatlik çalışmanın karşılığı olarak aylık bazda açıklar. Asgari ücret çalışma süresiyle yakından bağlantılıdır.", + "question": "Asgari ücret nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Asgari ücret veya minimum ücret, yasal bakımdan işçilere ödenebilecek en düşük ücret seviyesidir; işçilerin belirlenen sınırın altında emeğini satamayacaklarını belirtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "234", + "context": "Baltık Kuru Yük Endeksi (BDI), Londra merkezli Baltic Exchange tarafından günlük yayınlanan bir ekonomik göstergedir. Adından farklı olarak Baltık Denizi ülkeleriyle sınırlı değildir. Endeks Handysize, Supramax, Panamax ve Capesize dökme yük gemilerinin tonajları, sayıları, rotaları, taşıdıkları yük ve fiyatı göz önünde tutularak hesaplanan bir değerdir.", + "question": "Baltık Kuru Yük Endeksi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Baltık Kuru Yük Endeksi (BDI), Londra merkezli Baltic Exchange tarafından günlük yayınlanan bir ekonomik göstergedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "235", + "context": "Bankalararası Döviz Piyasası, 1990'dan beri çalışan piyasada bankalar, kurumlar ve özel finans kurumları işlem yapar. Bankalar, birbirleriyle ve sadece line'ı olan bankalarla sadece line limitleriyle iş yapar. Bu iş için teminat talep etmezler. Reuters'de, bir Amerikan doları için alış satış kotasyonları ilan edilir. Bu kotasyonlar ancak 1.000.000 Amerikan doları için geçerlidir. Fiyat, pazarlıklıdır.\nMerkez Bankası bu piyasaya müdahale edebilmektedir. Piyasanın 10'da açılmasını takiben kotasyonları izler, eğer kotasyonlar tolere edilebilen seviyeyi aşarsa müdahaleye başlar. Merkez Bankası Döviz ve Efektif Piyasaları Müdürlüğü,en yüksek dolar alış kuru veren bankalardan başlayarak telefonla, minimum işlem limiti olan 1.000.000 dolarlık satışlar yapar ve satışlar hedeflenen fiyata kadar devam eder. Bankalar, aldıkları dolar karşılığı TL'yi EFT sistemi kapanıncaya kadar Merkez Bankası'na yatırır. Bankalar, TL yükümlülüğünü karşılayamazsa cezai işlem yapılır. Döviz Interbankında Londra kaynaklı işlemlerde büyük bankalarla Türk bankaları brokerlar aracılığıyla işlem yapmaktadırlar.", + "question": "Bankalararası Döviz Piyasası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bankalararası Döviz Piyasası, 1990'dan beri çalışan piyasada bankalar, kurumlar ve özel finans kurumları işlem yapar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "236", + "context": "Beytü'l-mal, İslam devletlerinde devlet hazinesidir. Ömer zamanında oluşturulmuştur. Arap-İslam Devleti'nin kuruluşundan Osmanlı Devleti'nin yıkılışına dek bu ad kullanılmıştır.\nİslami özellikteki devletlerde Beytü'l-mal'ın en önemli gelir kaynakları:\n\nMüslümanlar'dan alınan vergiler (Aşar, Ağnam vb.)\nMüslüman olmayanlardan (Zimmi) alınan vergiler (Haraç, Cizye vb.)\nMaden, orman, tuzla kiraları\nGümrük (Baç) vergileri\nSavaş ganimetleri (1/40'ı Sultana, 1/5'i Hazineye)\nBağlı devletler ile beyliklerin yıllık vergileri ve gönderilen armağanlar", + "question": "Beytü'l-mal nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Beytü'l-mal, İslam devletlerinde devlet hazinesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "237", + "context": "Birincil mallar, Amerika Birleşik Devletleri'li filozof John Rawls tarafından 1971 yılında yazılmış A Theory of Justice adlı eserde tanımlanan kavramlar. Birincil mallar Rawls tarafından \"Her rasyonel insan tarafından istenildiği düşünülen şeylerdir\" şeklinde tanımlanmaktadır. Adalet Teorisi'nde tanımlandığı üzere, temel haklar, hürriyetler, bir toplumda bölüşümü olanaklı kılan gelir ve servet birincil malları oluşturur. Rawls'ın adalet dağılımı bu malların bireyler arasında dağılımı koşullarına biçimlenmektedir.", + "question": "Birincil mallar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Birincil mallar, Amerika Birleşik Devletleri'li filozof John Rawls tarafından 1971 yılında yazılmış A Theory of Justice adlı eserde tanımlanan kavramlar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "238", + "context": "Çalışma ekonomisi, ücretli işçi pazarının etkinliğiyle dinamiğini anlamaya çalışan iktisat dalıdır. Emek pazarları işçilerle işverenlerin karşılıklı etkinliğiyle çalışır. Emek pazarının talep yanını işverenler, arz yanını işçiler oluşturur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Çalışma ekonomisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çalışma ekonomisi, ücretli işçi pazarının etkinliğiyle dinamiğini anlamaya çalışan iktisat dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "239", + "context": "Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünün geçmişi, İstanbul Üniversitesi'nde \"İçtimai Siyaset\" kürsüsüne kadar uzanmaktadır. 1933 yılında Almanya'da Hitler iktidarından kaçarak Atatürk'ün daveti ile Türkiye'ye gelen akademisyenlerden olan Gerhard Kessler İstanbul Üniversitesi \"İçtimai Siyaset\" (Sosyal Siyaset) kürsüsünü kurar ve çok sayıda öğrenci yetiştirir. 1953 yılından itibaren Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde Cahit Talas öncülüğünde ikinci bir sosyal siyaset ekolü gelişir. Gerhard Kessler, bu bilim dalının Türkiye'de yerleşmesine çok önemli katkılar sağlamıştır. Ankara'da ise Prof. Dr. Cahit Talas bu bilim dalının kurumsallaşması ve gelişmesinde belirleyici olmuştur. Türkiye'de \"Sosyal Siyaset\" (Sosyal Politika) bu iki temel ekol etrafında gelişmeye başlamıştır.", + "question": "Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünün geçmişi, İstanbul Üniversitesi'nde \"İçtimai Siyaset\" kürsüsüne kadar uzanmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "240", + "context": "Çalışma süresi, bireyin ücretli emeği için harcadığı zaman aralığıdır. Ev işleri, çocuk veya evcil hayvanların bakımı gibi ücretsiz emek, çalışma haftasının parçası bağlamında düşünülmez.\nNice ülkede çalışma haftası; günlük en az dinlenme süresi, yıllık tatiller ve her hafta başına maksimum çalışma saati sayısı gibi yasayla düzenlidir. Çalışma süresi, kişiler arasında değişkenlik gösterir; genellikle ekonomik koşullar, lokasyon, kültür, yaşam tarzı seçimi ve bireyin geçim kaynağının kârlılığına bağlıdır.\nStandart çalışma saati; çalışma süresini saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık bağlamda sınırlı kılan mevzuatı belirtir. İşçinin fazla çalışmasının gerektiği durumlarda işverenin yasada istendiği gibi fazla mesai ödemesi gerekecektir. Maksimum çalışma saati, bir çalışanın maksimum çalışabileceği saat toplamını belirtir. Çalışan, maksimum çalışma saatlerini düzenleyen yasanın belirttiği saatin üzerinde çalışamaz.", + "question": "Çalışma süresi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çalışma süresi, bireyin ücretli emeği için harcadığı zaman aralığıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "241", + "context": "Çin Tüccarlar Bankası, (İngilizce: China Merchants Bank), (Çince: 招商银行), 1987 yılında kurulmuş olan ve tamamı Çin'deki tüzel kişiliklere ait olan ilk hisse sahibi ticari bankadır.\nÇin Tüccarlar Bankası'nın, Çin anakarasında beş yüzün üzerinde ve Hong Kong'da bir şubesi bulunmaktadır. Kasım 2007'de, uluslararası büyümenin bir parçası olarak, New York'ta bir şube açmak için federal onay aldı.", + "question": "Çin Tüccarlar Bankası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çin Tüccarlar Bankası, (İngilizce: China Merchants Bank), (Çince: 招商银行), 1987 yılında kurulmuş olan ve tamamı Çin'deki tüzel kişiliklere ait olan ilk hisse sahibi ticari bankadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "242", + "context": "== Tanım ==\nİhraç ürünleri üretmek için gerekli olan ve dışarıdan ithal edilen, bu yüzden de ithali gümrük vergisine tabi ara mallara ya da girdilere gümrük muafiyeti getiren bir ihracatı teşvik sistemidir. İhracat yapmayı düşünen işletmeler, ihraç edilmesi planlanan malların üretiminde kullanılacak olan hammadde, yardımcı madde, yarı mamul, mamul, ara malı ve ambalaj malzemelerinin başta değişik vergisel yüklerden muaf olmak üzere ve devlete ihracat taahhüdünde bulunmak şartıyla, çeşitli kolaylıklar ve teşviklerden yararlanabilirler.\nTeşviklerden yararlanabilmek için Dahilde İşleme İzin Belgesi alınması zorunludur. Söz konusu olan bu Dahilde İşleme İzin Belgesi, Gümrük muafiyetli ithalat ya da yurt içi alımlara olanak sağlayan değiştirilmeden önce Dış Ticaret Müsteşarlığı´nca şu anda T.C.Ekonomi Bakanlığı tarafından düzenlenen bir belgedir.", + "question": "Dahilde İşleme Rejimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "== Tanım ==\nİhraç ürünleri üretmek için gerekli olan ve dışarıdan ithal edilen, bu yüzden de ithali gümrük vergisine tabi ara mallara ya da girdilere gümrük muafiyeti getiren bir ihracatı teşvik sistemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "243", + "context": "Dalga etkisi, başlangıç halinde oluşan bir etkiyle dışa doğru adım adım genişleme durumudur; tıpkı suya bir cisim düştüğünde dalgaların dairesel yayılması gibi.\nEkonomi alanında, bir kişinin harcamalarını azaltmasıyla diğer kişilerin gelirini düşürmesi ve onların da harcamalarını azaltması durumu örnek verilebilir.\nSosyoloji'de benzer duruma örnek olarak, topluluklar arası hızla büyüyebilecek hayır aktiviteleri gösterilebilir. Başlangıç durumunu yaratan etkileşimin, direkt olarak bağlı olmayan diğer etkileşimleri ve sonuçları peş peşe doğurması durumudur.\nBilgisayar bilimi bu konuyu yazılım ölçümleri alanında blum aksiyomu olarak kullanmıştır.", + "question": "Dalga etkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dalga etkisi, başlangıç halinde oluşan bir etkiyle dışa doğru adım adım genişleme durumudur; tıpkı suya bir cisim düştüğünde dalgaların dairesel yayılması gibi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "244", + "context": "Değişim aracı, ticarette takas sisteminin doğurduğu dezavantajların önüne geçmek için geliştirilmiş bir araçtır.\nTakas sisteminde, değiş tokuşun yapılabilmesi için, takası yapacak olan iki insanın da diğerinin elinde bulunan malı tam olarak aynı anda aynı yerde istiyor olmaları gerekmektedir. Değişim aracı kullanıldığında ise, kişilerin ellerindeki malların değeri bu değişim aracı cinsinden hesaplanarak ticaretin bu araç üzerinden yapılması mümkün kılınmaktadır.", + "question": "Değişim aracı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Değişim aracı, ticarette takas sisteminin doğurduğu dezavantajların önüne geçmek için geliştirilmiş bir araçtır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "245", + "context": "Az gelişmiş bir ekonomide kaynakların yetersizliği nedeniyle yatırımların tüm sektörlere aynı anda yapılmamasını, yatırımların seçilmiş ve stratejik öneme sahip sektörlere dağılımını öngören kalkınma stratejisidir.", + "question": "Dengesiz kalkınma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Az gelişmiş bir ekonomide kaynakların yetersizliği nedeniyle yatırımların tüm sektörlere aynı anda yapılmamasını, yatırımların seçilmiş ve stratejik öneme sahip sektörlere dağılımını öngören kalkınma stratejisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "246", + "context": "Dirsekli talep eğrisi ya da Sweezy modeli, piyasa fiyatının istikrarlı olmasını pazardaki firmalar arasındaki örtük anlaşmaya bağlayan bir oligopol piyasası modelidir.\nModele göre, oligopol piyasasında yer alan firmaların sayıları az olduğu için firmalar endüstri içerisinde karşılıklı bağlılık ilişkileri içinde bulunurlar ve birbirlerinin davranışlarını dikkatle izlemek durumundadırlar. Bir firma fiyatını yükseltirse, diğer firmalar kendisini takip etmeyerek fiyatlarını değiştirmedikleri için satışı süratle düşer. Buna karşılık fiyatı düşürürse, rakip firmalar bu düşüşe uyarak derhal fiyatlarını indirirler. Bu nedenle, fiyat düşüren firma, sağlamayı düşündüğü kazancı gerçekleştiremez. Oligolpolcü firmalar piyasada oluşan fiyatı kabullenerek, satış fiyatlarını bu fiyatın altına düşürmek gibi rakiplerinin aleyhine olacak bir fiyatlama politikasından kaçınırlar; çünkü rakipleriyle mücadele etmek yerine rakiplerine yardımcı olmanın kendi çıkarlarına uygun olduğu deneyimini edinirler ve rakiplerinin de böyle düşüneceği beklentisine girerler.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Dirsekli talep eğrisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dirsekli talep eğrisi ya da Sweezy modeli, piyasa fiyatının istikrarlı olmasını pazardaki firmalar arasındaki örtük anlaşmaya bağlayan bir oligopol piyasası modelidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "247", + "context": "Ekonomi veya İktisat, mal ve hizmetlerin üretim, dağıtım ve tüketimini inceleyen sosyal bilimdir. Ekonomi, ekonomik aktörlerin davranış ve etkileşimlerine ve ekonomilerin nasıl işlediğine odaklanır. Mikroekonomi, bireysel ajanlar ve piyasalar, bunların etkileşimleri ve etkileşimlerin sonuçları da dahil olmak üzere ekonomideki temel unsurlar olarak görülen şeyleri analiz eden bir alandır. Bireysel aracılar arasında örneğin hane halkı, firmalar, alıcılar ve satıcılar yer alabilir. Makroekonomi, üretim, tüketim, tasarruf ve yatırımın etkileşim içinde olduğu bir sistem olarak ekonomi ve emek, sermaye ve toprak kaynaklarının istihdamı, para birimi enflasyonu, ekonomik büyüme ve bu unsurlara etkisi olan kamu politikaları gibi ekonomiyi etkileyen faktörleri analiz eder.\nEkonomideki diğer geniş ayrımlar arasında \"olanı\" tanımlayan pozitif ekonomi ile \"olması gerekeni\" savunan normatif ekonomi, ekonomi teorisi ile uygulamalı ekonomi, rasyonel ekonomi ile davranışsal ekonomi ve ana akım ekonomi ile heterodoks ekonomi arasındaki ayrımlar yer alır.", + "question": "Ekonomi (bilim dalı) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ekonomi veya İktisat, mal ve hizmetlerin üretim, dağıtım ve tüketimini inceleyen sosyal bilimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "248", + "context": "Ekonomi eğitimi veya iktisat eğitimi, iktisat içinde iki ana temaya odaklanan bir alandır: (i) iktisat müfredatının mevcut durumu ve iyileştirme çabaları, tüm eğitim seviyelerinde iktisat öğretmek için kullanılan materyaller ve pedagojik teknikler; ve (ii) iktisatta alternatif öğretim tekniklerinin etkinliği, çeşitli grupların iktisadi okuryazarlık düzeyi ve ekonomik okuryazarlık düzeyini etkileyen faktörlerin araştırılması. Ekonomi eğitimi, eğitim kurumunun ekonomisine odaklanan eğitim ekonomisinden farklıdır. Bu makale alanı kavramsal olarak tartışmakta ve ayrıca tipik müfredatın genel bir taslağını sunmaktadır.", + "question": "Ekonomi eğitimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ekonomi eğitimi veya iktisat eğitimi, iktisat içinde iki ana temaya odaklanan bir alandır: (i) iktisat müfredatının mevcut durumu ve iyileştirme çabaları, tüm eğitim seviyelerinde iktisat öğretmek için kullanılan materyaller ve pedagojik teknikler; ve (ii) iktisatta alternatif öğretim tekniklerinin etkinliği, çeşitli grupların iktisadi okuryazarlık düzeyi ve ekonomik okuryazarlık düzeyini etkileyen faktörlerin araştırılması." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "249", + "context": "Ekonomik yaptırımlar, bir veya daha fazla ülke tarafından hedeflenen bir devlete, gruba veya bireye karşı uygulanan ticari ve finansal cezalardır. Ekonomik yaptırımlar çeşitli siyasi, askeri ve sosyal konular için uygulanabilir. Ekonomik yaptırımlar yerel ve uluslararası amaçlara ulaşmak için kullanılabilir.\nEkonomik yaptırımlar genellikle yaptırımları uygulayan ülke ile söz konusu yaptırımları alan ülke arasında iyi ilişkiler kurmayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte, yaptırımların etkinliği tartışmalıdır ve yaptırımların istenmeyen sonuçları olabilir.\nEkonomik yaptırımlar, çeşitli ticaret engelleri, gümrük vergileri ve finansal işlemlerle ilgili kısıtlamaları içerebilir. Bir ambargoya benzerdir, ancak ambargo genellikle doğrudan uçuşa yasak bölge veya deniz ablukası ile daha ciddi bir yaptırım anlamına gelir .", + "question": "Ekonomik yaptırımlar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ekonomik yaptırımlar, bir veya daha fazla ülke tarafından hedeflenen bir devlete, gruba veya bireye karşı uygulanan ticari ve finansal cezalardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "250", + "context": "Emek, İşgücü; mal veya hizmet üretimi sırasında ortaya konan insan kaynağıdır. Üretimi gerçekleştirenlerin fiziksel ve düşünsel katkılarıdır.\nKavram, kol emekçilerinin verdiği hizmetlerin yanı sıra, başka birçok hizmet türünü de kapsar. Zahmet ve çabayla eşanlamlı olmayan emek kavramının fiziksel ve fizyolojik anlamda \"yapılmış iş\" terimiyle de uzak bir ilişkisi vardır. İnsanların fiziksel enerjilerini üretimde kullanmaları emeği oluşturan başlıca öğedir. Bunun yanı sıra, az veya çok oranda beceri ve kendini yönlendirme de emeğin öğeleri arasında sayılır. Emeğin ayırt edici özelliklerinden biri zamanı kullanmasıdır.\nSomuta indirgendiğinde bu özellik, insan yaşamının bir bölümünün emek sürecine ayrıldığı anlamına gelir. Emeğin başka bir özelliği de, oyunun tersine, kendi başına bir amaç değil, insan gereksinimlerini karşılamaya yönelik oluşudur. Emek, yaratılan üründen; çağdaş ekonomik yaşam söz konusu olduğunda da ülke ekonomisinin toplam ürününden belirli bir pay almak için harcanır.", + "question": "Emek nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Emek, İşgücü; mal veya hizmet üretimi sırasında ortaya konan insan kaynağıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "251", + "context": "Emekleyen kur sistemi, döviz kurunun belirli aralıklar arasında kaldığı ve bu aralık dahilinde hareketinin serbest bırakıldığı kur rejimidir. Emekleyen kur aralığı ekonomik göstergelere ve piyasa koşullarına göre sürekli düzenlenir.", + "question": "Emekleyen kur nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Emekleyen kur sistemi, döviz kurunun belirli aralıklar arasında kaldığı ve bu aralık dahilinde hareketinin serbest bırakıldığı kur rejimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "252", + "context": "Fabrika veya üretimevi, içerisinde işlenmemiş veya yarı işlenmiş ürünün işçiler tarafından, makine, araç ve aygıtlar yardımıyla işlenerek tüketime hazır duruma getirildiği sanayi kuruluşu. Fabrika terimi, söz konusu işlemlerin gerçekleştirildiği, belli bir büyüklüğe sahip endüstriyel yapılar için de kullanılmaktadır. Fabrikalar gerekli işgücü, ana para ve tesis kaynaklarının bir araya gelmesi ile oluşur ve etkinlik gösterir.", + "question": "Fabrika nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fabrika veya üretimevi, içerisinde işlenmemiş veya yarı işlenmiş ürünün işçiler tarafından, makine, araç ve aygıtlar yardımıyla işlenerek tüketime hazır duruma getirildiği sanayi kuruluşu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "253", + "context": "Fark kontratları, (diğer adı ile CFD Sözleşmeleri) yatırımcı ile fark kontrat sağlayıcısı arasında yapılan, dayanak varlığın açılış ile kapanış fiyatı arasındaki farkın, mevcut pozisyonun yönüne göre nakit olarak hesaba yansıtıldığı finansal enstrümanlardır.\nFark kontratları ile yapılan yatırımlarda, dayanak varlığa fiziksel olarak sahip olunmaz fakat işlemler kaldıraç içermektedir. En yaygın olarak fark kontratları ile işlem yapıldığı enstrümanlar; hisse senetleri, emtialar, hisse senedi endeksleri, borsa yatırım fonları ve FX sözleşmeleridir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Fark kontratları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fark kontratları, (diğer adı ile CFD Sözleşmeleri) yatırımcı ile fark kontrat sağlayıcısı arasında yapılan, dayanak varlığın açılış ile kapanış fiyatı arasındaki farkın, mevcut pozisyonun yönüne göre nakit olarak hesaba yansıtıldığı finansal enstrümanlardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "254", + "context": "Freiwirtschaft (Türkçe: \"serbest ekonomi\"), Silvio Gesell tarafından 1916 yılında kurulan ekonomik bir fikirdir. Buna Natürliche Wirtschaftsordnung (doğal ekonomik düzen) adını verdi. 1932'de bir grup İsviçreli iş insanı fikirlerini kullanarak WIR Bankası'nı (WIR) kurdu.\nGesell günümüzde sol piyasa anarşisti olarak görülüyor.", + "question": "Freiwirtschaft nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Freiwirtschaft (Türkçe: \"serbest ekonomi\"), Silvio Gesell tarafından 1916 yılında kurulan ekonomik bir fikirdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "255", + "context": "Geçimlik ekonomi; avcılık, toplayıcılık ve tarım sâyesinde temel ihtiyaçların temin edildiği, doğal kaynaklara bağlı bir ekonomik yapıdır. Geçim, asgârî düzeyde kendi kendine yetebilmeyi ve geçinmeyi gerektirir.\nGeçimlik ekonomide endüstrileşme yoktur, katma değer yoktur, birikim çok azdır ve bu birikim yalnızca temel ihtiyaçların temînine yönelik alışveriş için kullanılır.", + "question": "Geçimlik ekonomi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Geçimlik ekonomi; avcılık, toplayıcılık ve tarım sâyesinde temel ihtiyaçların temin edildiği, doğal kaynaklara bağlı bir ekonomik yapıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "256", + "context": "Girişimci, ticaret, sanayi gibi alanlarda sermaye koyarak bir işi yapmaya girişen, kâr amacıyla riski üzerine alan kişidir. Girişimci mal ve hizmet üretebilmek için bütün üretim öğelerini en iyi koşullarda bir araya getirir. Kâr amacı güderek riski üzerine alır ve ihtiyaçları karşılamak için üretim öğelerini satın alır, bunları bir araya getirecek imkânı sağlar. Kâr amacı gütmekle beraber zararı da kabullenir. Müteşebbis terimi ilk defa 19. yüzyılda Fransız ekonomist Jean-Baptiste Say tarafından kullanılmıştır.\nÜretim, genellikle \"Doğal Kaynaklar + Sermaye + Emek + Girişimci = Mal veya Hizmet üretimi\" formülüyle tanımlanır.\nGirişimcilik genellikle zor ve karmaşık bir iştir. Birçok girişim başarısızlıkla sonuçlanır, ancak başarılı girişimler sonucunda önemli yenilikler ve ilerlemeler gerçekleşir.\nGirişimci ekonomiyi canlandırmada önemli bir rolü vardır. Yeni iş olanakları yaratması, ürün, hizmet ve süreçlerde yenilikler getirmesi, mevcut işletmeler tarafından karşılanmayan tüketici isteklerini karşılaması girişimciye önem kazandırır. Yenilikçi ve yaratıcı olmak, esneklik, risk alabilmek, önceden görebilmek gibi girişimcilik özellikleri iş yaşamında başarı etkenleridir.\nDaha dar tanımlar, girişimciliği, genellikle küçük bir işletmeye benzer şekilde yeni bir işletmeyi tasarlama, başlatma ve işletme süreci veya (İşletme Sözlüğü 'ne göre) \"kâr elde etmek için bir işletme girişimini tüm riskleriyle birlikte geliştirme, organize etme ve yönetme kapasite ve isteği\" olarak verilmiştir. Bu işletmeleri kuran kişilere genellikle \"girişimci\" denir.\nEkonomi alanında, girişimci terimi, buluşları veya teknolojileri ürün ve hizmetlere dönüştürme yeteneğine sahip bir varlık için kullanılır. Bu anlamda girişimcilik, hem yerleşik firmaların hem de yeni işletmelerin faaliyetlerini tanımlar.", + "question": "Girişimci nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Girişimci, ticaret, sanayi gibi alanlarda sermaye koyarak bir işi yapmaya girişen, kâr amacıyla riski üzerine alan kişidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "257", + "context": "İnovasyon (günlük dilde yenilik), yeni yaratıcı fikirlerin veya buluşların ticaret, endüstri ve hizmet gibi ekonomik alanlara uygun hale getirilip uygulanmasıdır. Uluslararası ölçü standartları kurumu ISO, inovasyonu \"değeri gerçekleştiren veya yeniden dağıtan yeni veya değiştirilmiş bir varlık\" olarak tanımlamaktadır. Diğerlerinin farklı tanımları vardır; tanımlardaki ortak unsur yeniliğe, iyileştirmeye ve fikirlerin veya teknolojilerin yayılmasına odaklanmaktır.\nBir diğer tanımıyla, gözle görülür açık ihtiyaçların çözümüne yönelik sunulmuş yaratıcı çözümler süreci. İnovasyonun tanımı konusunda, uluslararası düzeyde kabul gören kaynakların başında OECD ile Avrupa İstatistik Kurumu'nun birlikte yayınladığı Oslo Kılavuzu gelir. Kılavuzun halen yürürlükte olan 2005 sürümünde inovasyon aşağıdaki şekilde tanımlanır:\n\n\"İnovasyon, yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (ürün veya hizmet) veya sürecin; yeni bir pazarlama yönteminin veya iş uygulamalarında, iş yeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır.\"", + "question": "İnovasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnovasyon (günlük dilde yenilik), yeni yaratıcı fikirlerin veya buluşların ticaret, endüstri ve hizmet gibi ekonomik alanlara uygun hale getirilip uygulanmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "258", + "context": "İş veya çalışma, insanların kendilerinin, başkalarının veya toplumun ihtiyaç ve isteklerini karşılamak için yaptığı amaçlı bir faaliyettir. Ekonomi bağlamında iş, ekonomide diğer üretim faktörleri ile birlikte mala ve hizmete katkıda bulunan insan faaliyetidir.\nÇalışma, tüm toplum için temeldir ama doğal kaynakları elle toplamaktan, birçok insanın fiziksel ve hatta zihinsel çabasının yerine geçen karmaşık teknolojileri kullanmaya kadar toplumda büyük farklılıklar gösterir. En basit görevler dışındaki tüm görevler ayrıca belirli beceri, ekipman veya araç ve diğer kaynakları (mal üretmek için malzeme gibi) gerektirir.\nTarih boyunca kültürler ve bireyler, işe karşı çeşitli tutumlar sergilediler. İnsanlık, herhangi bir özel sürecin veya endüstrinin dışında, işi toplum içinde yerleştirmek için çeşitli kurumlar geliştirdi.\nİnsanlar gündüzcül olduğundan esasen gündüz çalışırlar.\nNesnel farklılıkların yanı sıra bir kültür diğerinden farklı çalışma rolleri düzenleyebilir veya sosyal statü atfedebilir. Tarih boyunca iş, iktidar, sınıf, gelenek, haklar ve ayrıcalıklar gibi toplumun ve siyasetin diğer yönleriyle yakından bağlantılıydı. Buna göre iş bölümü, hem soyut bir kavram hem de bireysel kültürlerin bir özelliği olarak sosyal bilimlerde öne çıkan bir konudur.\nBazı insanlar da işi eleştirmekle uğraştı. Örneğin Paul Lafargue, Tembel Olma Hakkı adlı kitabında gibi işi ortadan kaldırmak istediğini ifade etmiştir.\nÇalışmayla ilgili terimler meslek ve iş, ilgili kavramlarsa iş unvanı ve meslek'tir.", + "question": "İş (sosyal-ekonomi verimlilik) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İş veya çalışma, insanların kendilerinin, başkalarının veya toplumun ihtiyaç ve isteklerini karşılamak için yaptığı amaçlı bir faaliyettir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "259", + "context": "İş etüdü, gelişme olanağı yaratabilmek amacıyla, belirli bir olayı ya da etkinliği ekonomiklik ve etkenlik yönünden etkileyen tüm kaynakları ve etmenleri dizgesel olarak araştırmaya yönelik ve insan çalışmasını geniş kapsamda inceleyen bir teknik olup özellikle İş Ölçümü ve Zaman Etüdü teknikleri için kullanılan genel bir terimdir.\nİş etüdü verimlilikle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle mevcut kaynaklardan sağlanacak üretimi, çok az ya da hiç yatırım gerektirmeksizin, artırmak amacıyla çok yaygın olarak kullanılmaktadır. İş etüdü bilen ve uygulayan meslek gruplarının başında endüstri mühendisleri ve işletme mühendisleri gelmektedir.", + "question": "İş etüdü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İş etüdü, gelişme olanağı yaratabilmek amacıyla, belirli bir olayı ya da etkinliği ekonomiklik ve etkenlik yönünden etkileyen tüm kaynakları ve etmenleri dizgesel olarak araştırmaya yönelik ve insan çalışmasını geniş kapsamda inceleyen bir teknik olup özellikle İş Ölçümü ve Zaman Etüdü teknikleri için kullanılan genel bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "260", + "context": "İşletmeden işletmeye ya da sıkça kullanılan İngilizce business-to-business ibaresinin kısaltılmış şekli olan B2B, şirketler arası pazarlama ya da satış uygulamalarına verilen addır. B2B genellikle işletmeden tüketiciye satış (B2C) ve tüketiciden tüketiciye satış (C2C) ile karşılaştırılır. Son yıllarda e-B2B türü de yaygınlaşmıştır. Elektronik Ticaret Koordinasyon Kurulu (ETKK) Hukuk Çalışma Grubu’nun 8 Mayıs 1998 tarihli raporunda elektronik ticaret; “bireyler ve kurumların, açık ağ ortamında internet ya da sınırlı sayıda kullanıcı tarafından ulaşılabilen kapalı ağ ortamlarında internet, yazı, ses ve görüntü şeklindeki sayısal bilgilerin işlenmesi, iletilmesi ve saklanması temeline dayanan ve bir değer yaratmayı amaçlayan ticari işlemlerin tümünü ifade etmektedir.” şeklinde tanımlanmıştır. \n\nTüm firmalar, özellikle KOBİ'ler için çok uygun bir ticaret şekli olan e-ticarette, ürün seçeneklerinin artması, ürünlerin kalitesinin yükselmesi ve ödeme ve teslimat sıkıntılarının giderilmesine yardımcı olmaktadır. e-ticaret, potansiyel tüketicilerin dünyanın her yanında pazara arz edilen ürünler hakkında bilgi sahibi olmalarına ve yeni üreticilerin dünya pazarlarına girmelerine imkan vermektedir. Daha düşük fiyatlı ve kaliteli ürünlerin pazara girmesi, üreticiler arasında rekabetin artmasına ve tüm ticari işlemlerin maliyetinin düşmesine neden olmaktadır.\nElektronik ticaret, üretici ve tüketicileri, özellikle KOBİ'leri geleneksel ticaret engelleri olan pazara uzaklık, bilgi eksikliği ve talebe uygun üretim yapılamaması gibi dezavantajlardan kurtardığı için yararlı olacaktır.\nB2B ve e-iş, e-ticaret, geleneksel iş modellerini değiştirerek aşağıda sıralanan birçok faydayı sağlayacaktır:\nDaha iyi müşteri tatmini ve desteği\nYeni ürün ve hizmetlerin pazara hızla sunulması\nDaha iyi servis\nDaha iyi alış ve satış işlemleri\nDaha az işletim maliyeti\nDaha az üretim maliyeti\nDaha düşük stok maliyeti\nElektronik pazarlar, satıcı ve alıcı şirketlerin hizmet ve ürünleriyle ticareti oluşturulan aracı sitelerdir. Bu model çoktan-çoğa (many-to-many) model olarak da tanımlanır. Bu konu için online exchange, infomediary, I-market, digital marketplace, net hub gibi birçok terim de kullanılmaktadır. Bu modelde e-pazar, tedarikçilerin sağladığı ürün kataloglarını birleştirerek kullanıma sunar. Bu yapı bilgilerin tutarlı bir şekilde kullanıcılara sunulmasını, aranmasını ve alıcı - satıcı arasındaki entegrasyonu sağlar. Aynı zamanda alıcı ve satıcı taraflarındaki yükü azaltır. Böylelikle fiyat isteme, açık artırma, ters açık artırma gibi birçok işlem kolay bir şekilde gerçekleştirilir.\nB2B, şirketlerin ihtiyaç duydukları maddelere kavuşmak için kurulan bir sistemdir. Bu yönüyle B2B şirketlerin tedarik pazarı işlevini görür. Birçok şirket İnternet üzerinden, mal ve hizmet üretim aşamasında ihtiyaç duydukları ürünlerini veya ara malların toptan satışlarını kolaylıkla yapabilme olanağına kavuşabilmektedirler. B2B, öncelikle paylaşabilecek doğru bilgi ve paylaşma isteği, sonra teknolojik yatırımdır. Sanal ortamda ürün katalogları arasında arama, sipariş, faturalama, ödeme işlemleri bu kapsama sokulabilir. Ayrıca ortak araştırma-geliştirme, projelendirme, ürün tasarımı, mühendislik hizmetleri ile ürün dağıtım ve teslimat işlemleri bu kapsamdadır. İşletmeler arası ilişkiler, yatay ilişkiler olabileceği gibi dikey ilişkileri de kapsayabilir. Bunları firma, bayi, dağıtıcı ve tedarikçi olarak sayabiliriz. Varsayın ki müşterileriniz size hiç sormadan stoklarınız hakkında bilgi almak istiyor. Bu durumda sisteminizden çıkacak her rapor her zaman doğru ve açık olmalıdır. Çünkü ortada sizin şirketinizden çıkan rakamları yorumlayacak hiç kimse olmaz, müşteriniz ekranında ne görüyorsa ona inanır. Bugünkü çalışma kültürümüzde şirketin dışındaki herkes yabancıdır. Bir yabancının bize ait olan bilgiye bize sormadan doğrudan ulaşmasını kabul etmek kolay değildir. B2B ortamında çalışmak isteyen bir şirket, hem yazılım hem de donanım sistemini buna uygun hale getirmelidir. Şirket öncelikle kendi içinde bilginin hızlı ve doğru dolaşımını sağlamalı, bir sonraki aşamada ise bu bilginin bir kısmını müşteri, tedarikçi ve iş ortakları ile paylaşmanın yollarını geliştirmelidir. Bunun için tüm işlemlerin oldukları zaman ve yerde en az hata ile girilebilmesi gerekir.e-ticarette B2B, son dönemde hareketlilik gösterse de henüz çok yaygın olarak kullanılan bir sistem değildir, Çünkü B2B uygulamaları yavaş bir artış izlemiyor, artış katlanarak gerçekleşiyor. Bu nedenle B2B çalışma ortamının çok hızlı yaygınlaşmasını tahmin etmek güç değil, çünkü süreç zincirleme reaksiyon halinde gelişiyor. Örneğin 300 tedarikçi ile çalışan ve yaptırım gücü olan bir şirket, bu alanda bir adım attığı an, arkasından 300 şirketi de sürüklüyor. Bir süre sonra ise, B2B ortamına geçen bu tedarikçiler, çalıştıkları diğer şirketlerin (müşteri veya kendi tedarikçileri) kapısını çalmaya başlıyor. Bunun nedeni ise, iki farklı çalışma biçiminin uzun süre aynı şirket içinde izlenmesinin daha pahalı olmasıdır. Bu zincirleme reaksiyon bir kez başladı mı durdurmak veya direnmek mümkün değildir. Çünkü gerçekten de maliyet avantajı, sürat ve daha verimli bir çalışma ortamı sağlıyor; bu nedenle de bir moda veya gelip geçici bir akım değildir.\nAyrıca B2B hizmet veren firmalar arasında faturalandırma ve tahsilat adımlarında farklı yapılar olabilmektedir. B2B ticaret içerisinde üretici firmalar hizmet verdikleri firmalara farklı ödeme yöntemleri ile kolaylıklar ve seçenekler sunabilmektedir. B2B firmalar, standart olarak cari borç yöntemi ile yönetilmektedir ve öncelikli olarak faturalama yapılır. Firmalar aralarında anlaştıkları gün sonrasında da ödemeleri yaparlar.\nBahsi geçen ödeme yöntemleri\n\nNakit ile tahsilat,\nÇek, senet ile tahsilat, (Senet kullanımı yasal geçerliliğini günümüzde kaybetmiştir.)\nDBS ile tahsilat- Banka aracılığı ile Doğrudan Borçlanma Sistemi (Ticari firmalarda bir tür borçlanma.)\nKredi kartı ile tahsilat\nFiziki Pos / Mobil Pos ile Kredi Kartı Tahsilatı\nSanal Pos Kredi Kartı Tahsilatı ya da\nOnline Bayi Tahsilat Sistemi olarak da adlandırılabilir.", + "question": "İşletmeden işletmeye nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İşletmeden işletmeye ya da sıkça kullanılan İngilizce business-to-business ibaresinin kısaltılmış şekli olan B2B, şirketler arası pazarlama ya da satış uygulamalarına verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "261", + "context": "İthalat (dış alım), başka bir ülkeden mal veya hizmet satın alımıdır. Bir ithalatçı ülke ise ihracatı gerçekleştiren bir ülkeden çıkan mal veya hizmeti alan ülkedir. İthalat ve ihracat, uluslararası ticarette kullanılmakta olan finansal işlemlerdir. İthalat, başka bir ülkede üretilen mal veya hizmetlerin satın alınmasını, kullanılmasını veya yararlanılmasını içeren bir dış ticaret etkileşimidir. Bu tür mal ve hizmetlerin satıcısına ihracatçı, yabancı alıcısına ise ithalatçı adı verilir.\nUluslararası ticarette malların ithalat veya ihracatı gümrük otoriteleri tarafından yönetilir ve ithalat kotaları ile sınırlandırılabilir. İthalat ve ihracat düzenlemeleriyle mallar üzerine tarife (vergi) konulabilir. Buna ek olarak, malların ihracat veya ithalatı ticaret anlaşmalarının konusu olabilir.", + "question": "İthalat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İthalat (dış alım), başka bir ülkeden mal veya hizmet satın alımıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "262", + "context": "İzmir İktisat Kongresi veya I. İktisat Kongresi (17 Şubat-4 Mart 1923), İzmir'de Banka-Han binasında toplanan 1135 delege ile yeni Türkiye'nin ekonomik sorunlarının tartışıldığı bir kongredir. Dönemin Türkiye yönetici kadrosu Kurtuluş Savaşı ile kazanılan zaferden sonra prensip olarak siyasi ve ekonomik bağımsızlığı öngörmüştü. TBMM'nin bu dönemde başlıca uğraşısı yurdu işgalden kurtarmak olsa da, öngörülen bu ekonomik bağımsızlık hedefinin nasıl gerçekleştirileceğine dair bir kongre yapıldı. Başkanı Kazım Karabekir seçildi.\nKongrenin açılışına Sovyetler Birliği'nin temsilcileri İbrahim Abilov ile Semyon Aralov davet edilmiş ve Mustafa Kemal'in isteği ile açılışta konuşma yapmışlardır.", + "question": "İzmir İktisat Kongresi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İzmir İktisat Kongresi veya I." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "263", + "context": "Japan Post Bank (Japonca: ゆうちょ銀行), Tokyo'da bulunan bir Japon bankasıdır. 2007 yılına kadar, Japan Post Bank tamamen devlete aitti ve örgütsel olarak posta sisteminin bir parçasıydı.\nBanka, finansal hizmetleri kırsal alanlara da ulaştırarak önemli bir sosyal fayda da sağlamaktadır. Japonya'nın nüfusun azaldığı veya yaşlıların oranının yüksek olduğu bazı bölgelerinde, postane üzerinden faaliyet gösteren Japan Post Bank, mevcut tek finans kurumu olabilir.", + "question": "Japan Post Bank nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Japan Post Bank (Japonca: ゆうちょ銀行), Tokyo'da bulunan bir Japon bankasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "264", + "context": "Kanlıkavak, Kahramanmaraş ilinin Göksun ilçesine bağlı klasik bir Anadolu kasabasıdır. Kanlıkavak, Kahramanmaraş-Malatya ve Kayseri-Malatya yolu üzerindedir. Kanlıkavak ve çevresinde çok yüksek dağlar mevcuttur. Kanlıkavak herhangi bir doğa güzelliğine, tarihi ya da turizm güzelliğine sahip değildir. İklim olarak sert karasal iklim hakimdir. Eski usul tarım ve mera hayvancılığı bu bölgenin geçim kaynağıdır. Kanlikavak, 6 Şubat depremlerinden bölgenin diğer yerleşim yerlerinde olduğu gibi büyük hasar almıştır.", + "question": "Kanlıkavak, Göksun nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kanlıkavak, Kahramanmaraş ilinin Göksun ilçesine bağlı klasik bir Anadolu kasabasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "265", + "context": "Karşılıkçılık veya mutualizm, herkes serbest piyasada emeğine eşdeğer oranda, bireysel veya topluca üretim araçlarına sahip olabilir düşüncesidir. Mutualizm taraftarları kapitalist serbest piyasa karşıtıdır.\nMutualizm, 18. yüzyılda İngiliz ve Fransız işçi hareketleri ile ortaya çıktı ve ardından Fransa'da Pierre-Joseph Proudhon, ABD'de diğer bazı düşünürlerle bağlantılı olarak anarşist görünüm kazandı. Birleşik Devletler'de, örneğin Benjamin Tucker ve William B. Greene gibi bireyci anarşistler üzerinde etkisi görüldü.\nMutualizmin önemli kavramları arasında; federasyon, karşılıklılık, özgür ortaklık, gönüllülüğe dayanan sözleşmeler, kredi ve para reformu bulunur. Birçok mutualistin görüşüne göre hükûmet müdahalesinin olmadığı bir serbest piyasa - emek değer teorisine göre - kar, kira ve faizi kaldırarak, fiyatları emek maliyetlerine çeker ve şirketler için işçilerin rekabeti yerine; firmaların ücretleri arttırarak işçiler için rekabet ettiği bir düzen sağlanır. \nMutualizm, kimi zaman bireyci ve kollektivist anarşizm arasında bir yerlerde bir sentez olarak görülür. Bu düşünce mutualistlerin kendi eserlerinde dile getirilmiştir. \"Mülkiyet Nedir?\" adlı eserinde Proudhon \"özgürlük\" kavramına eşdeğer olarak komünizm ve mülkiyetin diyalektik sentezi olan \"anarşi\" kavramını önerir. Pierre-Leroux'tan esinlenen Greene, mutualizmi üç felsefenin sentezinde arar:“komünizm, kapitalizm ve sosyalizm. Sonraki bireyci anarşistler mutualist terimini “sentez” temasına çok az vurgu yaparak kullandılar.\nProudhon'dan önce, Josiah Warren'de başarısız Owencı deneyimin ardından benzer görüşler öne sürmüştür. 1840 ve 1850'lerde, Charles A. Dana ve William B. Greene, Proudhon'un çalışmalarını ABD'de tanıttı. Greene Proudhon'un mutualizm kavramını ABD koşullarında yeniden değerlendirdi ve Benjamin R. Tucker'a bundan bahsetti. \n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Karşılıkçılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karşılıkçılık veya mutualizm, herkes serbest piyasada emeğine eşdeğer oranda, bireysel veya topluca üretim araçlarına sahip olabilir düşüncesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "266", + "context": "Kaynak bazlı ekonomi, para, kredi, takas ya da benzeri hiçbir borç ve kölelik şeklini kullanmadan, insanların ihtiyaçları olan her şeye erişimini sağlamayı öngören ekonomik model. Endüstriyel tasarımcı, mucit, yazar ve aynı zamanda bir fütürist olan Jacque Fresco tarafından geliştirilmiştir.\nİnsanlığın gelişimi için para yerine kaynakların kullanmasını hedefleyen bu modele göre, dünya üzerindeki yoksulluğun, kıtlığın, toplumdaki her türlü yozlaşmanın, suçun ve savaşların nedenini, günümüz dünyasının toplumun yararına olan teknolojik gelişmeleri bilinçli bir şekilde yavaşlatan kâr bazlı ekonomik sistemdir. Topraklar, fabrikalar ve diğer kaynaklar var olduğu sürece, üretmek istenilen her şey üretilebilir ve maddi ihtiyaçlar karşılanabilir. İnsanlığın esas ihtiyacı olan para değil, hayatın ihtiyaçlarına ulaşabilmektir.\nKaynak bazlı bir ekonomide tüm kaynakların, doğrudan doğruya nüfusun hayatını daha iyi bir hale getirmek amacıyla kullanılması hedeflenir. Paradan ziyade kaynaklara bağlı olan bir ekonomide, hayatın ihtiyaçlarının rahatça üretilebileceği, herkes için çok yüksek bir yaşam standardının sağlanabileceği düşünülür.\nFresco, Dünya'daki doğal kaynakların ve enerji kaynaklarının modern teknolojiyle akıllıca kullanılması durumunda tüm insanlar için yeterince bol olduğunu savunur.\nBu görüşü açıklamak için şu örneği verir:\n\nFresco, Dünya'daki tüm doğal kaynakların sadece seçilmiş azınlığın değil tüm insanlığın ortak mirası olduğunu ve doğal kaynakların piyasa ekonomisi yoluyla azınlığın çıkarına sunulmasının insan türünün varlığı için hem tehlikeli hem de yersiz olduğunu belirtmektedir.\nKâr bazlı ekonomik sistem tarafından teknolojinin gelişiminde kasıtlı olarak yaratılan yavaşlamanın, \"kârlılık\"tan kurtarıldığında daha fazla insan için daha çok kaynak bolluğu ve buna bağlı olarak daha fazla ürün sağlayacağı ve kıtlık, yoksulluk, açlığı ortadan kaldıracağı fikrini geliştirdi. Buna göre yeni keşfedilmiş kaynak bolluğu, insanların bencillik, yozlaşma ve açgözlülüğe olan eğilimini azaltacak ve birbirlerine güvenme eğilimini aşılayacaktır.\nFresqo'nun fikirleri Büyük Buhran yıllarında şekillendi. Fresqo dünyadaki, Büyük Buhran dönemine benzer olmakla birlikte onun kadar sert olmayan mevcut ekonomik durumun insanları serbest piyasa ekonomisi ve kapitalizmden uzaklaştırarak paranın yönetimini elinde tutan kurumlara karşı insanların güvenini yıkacağına inanmaktadır.\nJacque Fresco, 1980 yılında kaynak bazlı ekonominin temel alındığı Venüs Projesi'ni hayata geçirmiştir. Florida'da Okeechobee Gölü yakınlarında 85.000 m² alana sahip bir araştırma merkezinde çalışmalarını sürdüren Fresco, internet üzerinden yayınladığı video ve belgelerle, çeşitli konferanslarla toplumu geliştirmek ve daha ileri taşımak adına kaynak bazlı ekonomiye geçmenin; yenilenebilir şehirlerin, doğal kaynak yönetiminin ve gelişmiş otomasyonun önemini anlatmaya 2017 yılındaki ölümüne kadar devam etmiştir.", + "question": "Kaynak bazlı ekonomi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kaynak bazlı ekonomi, para, kredi, takas ya da benzeri hiçbir borç ve kölelik şeklini kullanmadan, insanların ihtiyaçları olan her şeye erişimini sağlamayı öngören ekonomik model." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "267", + "context": "Kırmızının geçim hakkı ekonomi kuramcılarından Robert Solow'un dünyanın varlığına ilişkin yürüttüğü bir hesaplama yöntemidir.\nHer ne kadar felsefi yazında pek fazla değer görmese de, Solow'un bu alanda yazdığı Latince makaleler yarı deli bir insanın neler yapabileceğinin bir ispatıdır. Çocukluğunda geçirdiği zatürre hastalığı sonucu ailesi tarafından bir anlamda görmezden gelinen Solow, üst sınıf matematikçilere taş çıkarırcasına gerek Dünya gerekse de uyduları hakkında ilgi çeken saptamalarda bulunmuştur.\nKırmızının geçim hakkı düşüncesine göre bir varlık, diğer bir varlığın yansımasından başka bir şey değildir.", + "question": "Kırmızının Geçim Hakkı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kırmızının geçim hakkı ekonomi kuramcılarından Robert Solow'un dünyanın varlığına ilişkin yürüttüğü bir hesaplama yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "268", + "context": "Kobra etkisi, bir problemi çözmek için yapılan bir eylemin ya da teşviklerin, problemi daha da kötüleştirmesine denir. Bu terim, genellikle ekonomi ve siyasetteki yanlış kararların nasıl istenmeyen sonuçlara neden olabileceğini göstermek için kullanılır.\n\nKobra etkisi terimi, İngiliz yönetimi altındaki Hindistan'da meydana gelen bir olayı tanımlayan bir anekdottan gelir. İngiliz Hükûmeti, Delhi'deki zehirli kobraların sayısı konusunda endişeliydi. Bu nedenle Hükûmet, her ölü kobra için bir ödül teklif etti. Başlangıçta bu başarılı bir stratejiydi, ödül için çok sayıda yılan öldürüldü. Ancak nihayetinde girişimci insanlar, gelir elde etmek için kobra üretmeye başladı. Hükûmet bu durumun farkına vardıktan sonra ödül programını iptal etti. Kobra yetiştiricileri artık değersiz yılanlarını doğaya serbest bıraktıklarında vahşi kobra nüfusu daha da arttı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kobra etkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kobra etkisi, bir problemi çözmek için yapılan bir eylemin ya da teşviklerin, problemi daha da kötüleştirmesine denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "269", + "context": "Komprador veya kompradore (English /kɒmprəˈdɔːr/); yatırım, ticaret veya ekonomi ya da siyasi sömürü yapan yabancı kuruluşlar için aracı olarak hareket eden kişidir. Aynı zamanda \"kompradore\" sözcüğü İspanyol sömürgecilerinin sömürgelerde kendilerinden yana iş yapmayı kabul etmiş yerlilere verdikleri addır.\nDoğu ve Güney Doğu Asya'da Avrupalı bir şirket için çalışan yerli bir yönetici ve buna bağlı olarak dünyanın diğer bölgelerinde geniş ölçüde benzer roller oynayan sosyal gruplar kompradorlara örnek olarak verilebilir.", + "question": "Komprador nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Komprador veya kompradore (English /kɒmprəˈdɔːr/); yatırım, ticaret veya ekonomi ya da siyasi sömürü yapan yabancı kuruluşlar için aracı olarak hareket eden kişidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "270", + "context": "Konsolide bütçe, kamu maliyesinde, genel ve katma bütçelerin birleştirilmesi ve ve bundan hazine yardımları ile devlet katkısının düşülmesi yoluyla bulunan bütçeye denilmektedir. Konsolide bütçeyi oluşturan bileşenlerden bir tanesi olan genel bütçe merkezi devlet teşkilatı bütçesidir. Katma bütçe ise genel bütçe kuruluşlardan ayrı bir tüzel kişiliğe ve özel gelirlere sahip kuruluşların bütçesine denir. Katma bütçeli kuruluşlara örnek olarak üniversiteler,bankalar veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi mal ve hizmet üreten bazı genel müdürlükler gösterilebilir. Mehmet Genç, Ahmet Kılıçbay, Güngör Uras, Sabri Ülgener ve Oğuz Oyan konu üzerine çalışmalar yapmışlardır.", + "question": "Konsolide bütçe nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Konsolide bütçe, kamu maliyesinde, genel ve katma bütçelerin birleştirilmesi ve ve bundan hazine yardımları ile devlet katkısının düşülmesi yoluyla bulunan bütçeye denilmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "271", + "context": "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne karşı uluslararası ambargolar şu anda çeşitli alanlarda uygulanıyor. Ambargo, Birleşmiş Milletler politikası tarafından desteklenmekte ve Avrupa Birliği tarafından uygulanması, 1994 yılında alınan Avrupa Adalet Divanı (ECJ) kararı ile onaylanmaktadır.\nYalnızca Türkiye tarafından tanınan bir ülke olan Kuzey Kıbrıs, 1983'te tek taraflı bağımsızlık ilanından bu yana ciddi ambargolara maruz kalıyor ve ambargolar Kıbrıs Rum Kesimi tarafından aktif olarak teşvik ediliyor. Kıbrıs Türk toplumu ile muhatap olmayı reddeden kurumlar arasında Dünya Posta Birliği, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ve Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği yer alıyor. Ekonomik ambargo, 1994 yılında, Kuzey Kıbrıs tarafından verilen gıda sertifikalarının Avrupa Birliği için kabul edilemez görüldüğü Avrupa Adalet Divanı kararıyla büyük ölçüde şiddetlendi. Kuzey Kıbrıs'tan ihracat ve uçuşlar Türkiye üzerinden gerçekleştirilmekte olup, uluslararası direkt uçuşlar yasaklanmıştır. Kıbrıslı Türkler spor ve kültür alanlarında da ambargolarla karşı karşıya; Kıbrıs Türk takımları uluslararası maçlar oynayamazlar, Kıbrıslı Türk sporcular başka bir ülkeyi temsil etmedikçe uluslararası müsabakalara giremezler ve uluslararası müzisyenlerin veya grupların Kuzey Kıbrıs'ta yapacakları bazı konserler engellenmiştir.", + "question": "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne karşı ambargo nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne karşı uluslararası ambargolar şu anda çeşitli alanlarda uygulanıyor." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "272", + "context": "Küçülme, üretimin neden olduğu çevresel ve sosyal etkileri en aza indirmek için sürdürülebilir bir şekilde maddi üretimin azaltılmasını savunan politik ve ekonomik ideolojidir. Bu düşüncenin taraftarları ekonomik büyümenin ve onu destekleyen tüketimin uzun vadede sürdürülemeyeceğini ve bu sürecin esasında toplumun gelişimine ve hayat standartlarına da bir katkıda bulunmadığını savunur.", + "question": "Küçülme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Küçülme, üretimin neden olduğu çevresel ve sosyal etkileri en aza indirmek için sürdürülebilir bir şekilde maddi üretimin azaltılmasını savunan politik ve ekonomik ideolojidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "273", + "context": "Laffer eğrisi ekonomide vergi oranı ile hazinenin vergi geliri arasındaki ilişkiyi gösteren bir grafiktir. Grafik adını 1974 yılında bu eğriyi çizen Amerikalı ekonomist Arthur Laffer'den almıştır. Grafiğe bu adı veren kişi de bir ekonomi yazarı olan June Wanniski'dir. Ancak grafiğe esas olan görüş çok daha eskidir. Hatta 14. yüzyılda İbn Haldun'un da buna benzer görüşler ileri sürdüğü bilinmektedir.", + "question": "Laffer eğrisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Laffer eğrisi ekonomide vergi oranı ile hazinenin vergi geliri arasındaki ilişkiyi gösteren bir grafiktir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "274", + "context": "Libidinal ekonomi, Jean François Lyotard’ın insan varlığındaki, aklın ve mantığın işleyişine karşı koyup, direnç gösteren itkiler için kullandığı terim.\nLyotard’a göre, bu itki ve dürtülerin, Freud gibi psikanalistler tarafından ortaya konan bilinçaltı yaşantı, itki ve dürtülerin bir benzeri olarak değerlendirilmeleri gerekir. Şu farkla ki, Lyotard bu itkilerin özgürce ifa­desini daha açık bir biçimde savunup, onla­rın anarşik ve sosyal olarak düzen bozucu et­kisine dikkat çeker. Nitekim, eski bir Marksist olarak Lyotard’ın Marksizme yöne­lik en önemli itirazlarından biri, itkileri akıl­dışı, öngörülemez ve dolayısıyla karşı kon­ması gereken şeyler olarak görmek suretiyle, onlara teorilerinde yer vermemesidir. Oysa Lyotard için libidinal itkilerin bu şekilde yadsınması, otoriter ve son çözümlemede başarısızlığa mahkûm bir eylem olmak duru­mundadır. Libidinal ekonomi deyimi, şu halde, postmodernizm tarafından hem bir felsefe ve hem de kültürel bir proje olarak Marksizme yönelik bir saldırıyı ifade eder. Biraz daha ileriye gidilecek olursa, o felsefe­nin akılcı mirasının reddedilmesini ifade edip, post-felsefi ya da anti-felsefi bir tavrı tanımlar.", + "question": "Libidinal ekonomi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Libidinal ekonomi, Jean François Lyotard’ın insan varlığındaki, aklın ve mantığın işleyişine karşı koyup, direnç gösteren itkiler için kullandığı terim." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "275", + "context": "Maaş; bir kişiye yaptığı işin karşılığı olarak, düzenli şekilde ödenen para. Ücret ise genel anlamıyla maaşı ve ikramiye gibi diğer ödeme çeşitlerini de kapsar. Maaş, İşveren tarafından, çoğunlukla günlük, haftalık veya aylık şekilde ödenir. Maaşın miktarı genellikle bir iş günü veya saati baz alınarak hesaplanır. Günlük olarak ödenen maaşa yevmiye denir. Ekonomide, belirli ve uzun bir sürede (genellikle takvim yılı) elde edilen mal ve para miktarını belirtmekte kullanılan gelir ve kazanç sözcükleri de gündelik kullanımda zaman zaman maaş ile eş anlamlı olarak kullanılır.\nTürkçeye aynı anlamdaki Arapça \"maˁāş\" (معاش) sözcüğünden geçmiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Maaş nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Maaş; bir kişiye yaptığı işin karşılığı olarak, düzenli şekilde ödenen para." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "276", + "context": "Millîleştirme, özel malları millî bir hükûmet veya devlet adına devlet mülkiyeti vererek kamusal mala dönüştürme sürecine verilen addır. Millîleştirme, daha çok özel mallara veya devlet bürokrasisinin alt kanatlarınca - belediyeler gibi - sahip olunan malların devlete transferini içerir. Millileştirmenin karşıtları özelleştirme, kamulaştırmadır. Daha önceden millileştirilen mallar özelleştirildiğinde ve daha sonradan hükûmet tarafından kamu mülkiyeti halini aldığında, yeniden millileştirme yapılmış olur. Genellikle millîleştirmeye tabi bırakılan sektörlere örnek olarak ulaşım, iletişim, enerji, bankacılık ve doğal kaynaklar örnek verilebilir.\nMillîleştirme devlete transferi sağlanan malın eski sahibine tazminat yolu ile olabileceği gibi hiç ödemeden de olabilir. Millîleştirme hükûmetin millîleştirilmiş mülk üzerinde hak sahibi olduğu mülklerin yeniden dağıtımından farklıdır. Bazı millîleştirmeler hükûmetin yasadışı işler yapan şirketi doğrudan edinmesi ile gerçekleşir. Örneğin, 1945 yılında Fransız hükûmeti Naziler'le işbirliği yaptığı için araba üreticisi Renault'a el koymuştur.\nMillileştirme aynı zamanda sosyalizmden farklı bir kavramdır. Sosyalizm; ekonomik ve örgütsel yapıyı sosyalist temellere dayandırarak yeniden yapılandırmayı içerir. Buna zıt olarak, millleştirme sosyal mülk veya ekonomik sistemin yeniden yapılandırılmasına atıfta bulunmaz. Kendi başına, millileştirmenin sosyalizm ile hiçbir ilgisi yoktur. Tarih boyunca birbirinden farklı politik ve ekonomik sistemler tarafından kullanılmıştır. Millîleştirme Laissez faire kapitalistleri tarafından hükûmetin bireylerin ekonomik ilişkileri üzerinde aşırı kontrol sağladığı gerekçesiyle karşı çıkılan bir uygulamadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Millîleştirme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Millîleştirme, özel malları millî bir hükûmet veya devlet adına devlet mülkiyeti vererek kamusal mala dönüştürme sürecine verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "277", + "context": "Mortgage, Türkçe anlam karşılıklarında; Tutsat, tutulu satış, ipotekli satış, rehinli satış ya da mortgage bir malın kendisinin güvence olarak gösterilerek, ödünç alınan parayla satın alınması anlamına gelen iktisadi terimdir.\nTutulu satış genellikle taşınmaz mal (çoğunlukla da yapı) satınalımlarında kullanılır. Bu gibi satışlarda, parasal kurumlar ödünç verdikleri tutar (kredi) geri ödenene dek, taşınmaz mala el koyabilme yetkisini ellerinde tutarlar. Bu tutu, parasal kurumların ödünç verdikleri para için bir güvence niteliğindedir. Bu yöntem, özel ya da tüzel kişilerin, bir taşınmaz malın ederi kadar paraları başlangıçta olmasa da, malı alıp, genellikle 15-30 yıllık süre (Türkiye'de bu süre maksimum 10 yıldır) içerisinde parça parça ödemelerini ve sonunda da tümüyle sahip olmalarını sağlar. Ödeme tamamlandığında, tutu durumu ortadan kalkar.", + "question": "Mortgage nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mortgage, Türkçe anlam karşılıklarında; Tutsat, tutulu satış, ipotekli satış, rehinli satış ya da mortgage bir malın kendisinin güvence olarak gösterilerek, ödünç alınan parayla satın alınması anlamına gelen iktisadi terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "278", + "context": "== Çok kullanılan ödeme şekilleri ==\nNakit Para\nBanka Kartları\nBankamatik Kartları\nKredi Kartları\nPara Transferi (havale)\nOtomatik Ödeme Talimatları\nBanka Hesabından Para Çekme\nAyrıca, bunların dışında da belirli ödeme şeklileri bulunmaktadır. Bu ödeme şekilleri şunlardır:\n\nÖn ödeme (prepaid), örnek: Teslimat öncesi ödeme\nSonradan ödeme (postpaid), örnek: Fatura ile satın alma\nPeşin ödeme (takas), örnek: Pazarda yapılan alışveriş", + "question": "Ödeme şekilleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "== Çok kullanılan ödeme şekilleri ==\nNakit Para\nBanka Kartları\nBankamatik Kartları\nKredi Kartları\nPara Transferi (havale)\nOtomatik Ödeme Talimatları\nBanka Hesabından Para Çekme\nAyrıca, bunların dışında da belirli ödeme şeklileri bulunmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "279", + "context": "Özyönetimli sosyalizm, Yugoslavya Komünist Partisi (YKP) tarafından tasarlanan ve Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyetinde 1950'den Yugoslavya'nın dağılmasına kadar uygulanan sosyal ve ekonomik bir modeldir. Temel fikir, fabrikanın yönetimini işçilerin eline devretmek ve SSCB'nin akisne devleti ekonomiden ayırmaktı. Bu özyönetim biçimi, sosyalist hareketin tarihi boyunca pek çok kez ortaya çıkan ve piyasa sosyalistleri, komünistler ve anarşistler tarafından çeşitli şekillerde savunulan özyönetim önerileriyle, birçok sosyalizm biçiminin karakteristlik özelliği barındırıyordu.", + "question": "Özyönetimli sosyalizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Özyönetimli sosyalizm, Yugoslavya Komünist Partisi (YKP) tarafından tasarlanan ve Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyetinde 1950'den Yugoslavya'nın dağılmasına kadar uygulanan sosyal ve ekonomik bir modeldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "280", + "context": "Para ekonomisi, bir ekonomik sistemde bir ekonomide dolaşımdaki paranın genel bir ödeme aracı olarak yönetilmesidir. Paranın karşılığı mal yönetimidir.", + "question": "Parasal ekonomi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Para ekonomisi, bir ekonomik sistemde bir ekonomide dolaşımdaki paranın genel bir ödeme aracı olarak yönetilmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "281", + "context": "Post Otistik İktisat hareketi, Neoklasik İktisat öğretisine karşıt bir duruş olarak 2000 yılında Fransa'da bir grup üniversite öğrencisinin bildirisiyle şekillenen düşünce hareketidir. Bu düşünce akımı, üniversitelerde yaygın şekilde yapılan İktisat eğitiminin yalnızca Neoklasik ve Neoliberal öğretilerle desteklendiği, İktisat biliminde Matematiğin yalnızca bir araç olmaktan çıkıp neredeyse amaç haline geldiği ve İktisat biliminin ürettiği çıktıların ve vardığı sonuçların günümüz ekonomik sıkıntılarına çözüm üretemediği yönünde eleştiriler getirmektedir.", + "question": "Post otistik iktisat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Post Otistik İktisat hareketi, Neoklasik İktisat öğretisine karşıt bir duruş olarak 2000 yılında Fransa'da bir grup üniversite öğrencisinin bildirisiyle şekillenen düşünce hareketidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "282", + "context": "Rehn-Meidner modeli, 1951 yılında İsveç Sendikalar Konfederasyonu (LO), Gösta Rehn ve Rudolf Meidner araştırma departmanında çalışan iki iktisatçı tarafından geliştirilen bir ekonomi ve ücret politikası modelidir. Ulaşılması gereken dört ana hedef şunlardı:\n\nDüşük enflasyon\nTam istihdam\nYüksek büyüme\nGelir eşitliği", + "question": "Rehn-Meidner modeli nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Rehn-Meidner modeli, 1951 yılında İsveç Sendikalar Konfederasyonu (LO), Gösta Rehn ve Rudolf Meidner araştırma departmanında çalışan iki iktisatçı tarafından geliştirilen bir ekonomi ve ücret politikası modelidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "283", + "context": "Ekonomide rekabet, farklı ekonomik firmaların, pazarlama karmasının unsurlarını (kalite, fiyat, ürün, promosyon ve yer) değiştirerek sınırlı olan malları elde etmek için çekiştiği bir senaryodur. Klasik ekonomik düşüncede rekabet, ticari firmaların yeni ürünler, hizmetler ve teknolojiler geliştirmesine neden olur, bu da tüketicilere daha fazla seçenek ve daha iyi ürünler sunar. Pazarda ürün alternatifleri ne kadar fazla olursa, rekabet olmaması (tekel) ya da az rekabet olması (oligopol) durumunda fiyatın ne olacağına kıyasla, ürünlerin fiyatları tipik olarak o kadar düşük olur.\nPiyasada var olan rekabet düzeyi, hem firma/satıcılara hem de piyasadaki alıcılara bağlıdır; firma sayısı, piyasaya girişin önündeki engeller, bilgi ve kaynakların mevcudiyeti/erişilebilirliği ve alıcı tarafında pazardaki alıcıların sayısı ve her bir alıcının ödeme istekliliği pazardaki ürüne olan genel talebi etkiler.\nRekabet gücü, bir firmanın, alt sektörün veya ülkenin belirli bir pazarda mal ve hizmet satma ve tedarik etme yeteneği ve performansı ile aynı pazardaki diğer firmaların, alt sektörlerin veya ülkelerin yeteneği ve performansı ile ilgilidir. Bir şirketin başka bir şirketten pazar payını nasıl alacağını bulmaya çalışmasını içerir.\nBelirli bir pazarda mevcut olan rekabetin kapsamı; rakiplerin sayısı, büyüklüklerinin benzerliği ve özellikle en büyük firmanın sahip olduğu endüstri çıktısı payı ne kadar küçükse, rekabetin o kadar güçlü olması muhtemeldir.", + "question": "Rekabet (ekonomi) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ekonomide rekabet, farklı ekonomik firmaların, pazarlama karmasının unsurlarını (kalite, fiyat, ürün, promosyon ve yer) değiştirerek sınırlı olan malları elde etmek için çekiştiği bir senaryodur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "284", + "context": "Royal Bank of Canada, Kanadalı çok uluslu bir finansal hizmetler şirketidir ve piyasa değerine göre Kanada'nın en büyük bankasıdır. 2011 yılında gelir ve piyasa değeri açısından en büyük Kanada şirketiydi.\nBanka, 17 milyondan fazla müşteriye hizmet veriyor ve dünya çapında 89.000'den fazla çalışana sahip. 1864 yılında Halifax, Yeni İskoçya'da kurulan şirketin genel merkezi Toronto'da ve merkez ofisi de Montreal'de bulunuyor.", + "question": "Royal Bank of Canada nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Royal Bank of Canada, Kanadalı çok uluslu bir finansal hizmetler şirketidir ve piyasa değerine göre Kanada'nın en büyük bankasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "285", + "context": "Safi millî hasıla bir ülkenin ekonomik gelişmişlik düzeyini ve refahını hesaplarken Gayri safi milli hasıladan amortismanların çıkarılmasıyla ortaya çıkan değere denir. Safi milli hasıladan dolaylı vergilerin çıkarılması ve sübvansiyonların eklenmesiyle \"Milli gelir\" (MG) ya da İngilizce ismiyle \"National Income\" elde edilir.", + "question": "Safi millî hasıla nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Safi millî hasıla bir ülkenin ekonomik gelişmişlik düzeyini ve refahını hesaplarken Gayri safi milli hasıladan amortismanların çıkarılmasıyla ortaya çıkan değere denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "286", + "context": "Scotiabank, toplam varlık değerine göre Kanada'nın en büyük üçüncü bankası olarak 754 milyar dolara sahip olan Kanadalı bir bankacılık ve finansal hizmetler şirketidir.\nScotiabank, 1832'de Halifax'ta kuruldu ve merkezi 1900'de Toronto'ya taşınana kadar buradaydı.", + "question": "Scotiabank nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Scotiabank, toplam varlık değerine göre Kanada'nın en büyük üçüncü bankası olarak 754 milyar dolara sahip olan Kanadalı bir bankacılık ve finansal hizmetler şirketidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "287", + "context": "Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), idari ve mali özerkliğe sahip düzenleyici ve denetleyici bir kamu kurumudur. 1981 yılında 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile kurulmuştur. Sermaye Piyasası Kurulunun amacı; Sermaye Piyasası Kanunu'nun 1. maddesinde açıkça belirtilmiş olup; tasarrufların menkul kıymetlere yatırılarak halkın iktisadi kalkınmaya etkin ve yaygın bir şekilde katılmasını sağlamak amacıyla; sermaye piyasasının güven, açıklık ve kararlılık içinde çalışmasını, tasarruf sahiplerinin hak ve yararlarının korunmasını, düzenlemek ve denetlemektir.\nSPK'nın ilk başkanı İsmail Türk'tür. Mevcut başkan İbrahim Ömer Gönül, 18 Nisan 2022 tarihinden bu yana Kurulun başkanlığını yürütmektedir. Kurul başkanları beş yıl için seçilir ve idari tasarrufla (Cumhurbaşkanı, ilgili bakan kararı vb.) görevden alınamaz.\nHalihazırda SPK, Ankara Merkez ve İstanbul Temsilciliği olmak üzere iki lokasyonda faaliyet göstermektedir. SPK'nın merkezinin İstanbul Finans Merkezi projesi kapsamında Ankara'dan İstanbul'a taşınması planlanmaktadır.\n\nSermaye Piyasası Kurulunun düzenlemeleri, sermaye piyasası hukukunun temel kaynaklarından birisidir. \nSPK düzenlemeleri genellikle \"tebliğ\" şeklinde çıkarılmaktadır. Diğer taraftan, bireysel emeklilikte olduğu gibi, \"yönetmelik\" şeklinde SPK düzenlemeleri de yok değildir. Ayrıca, günümüzün hızla değişen ekonomik koşullarına uyum sağlamak ve uygulamaları belirli esaslara bağlamak bakımından Kurul İlke Kararları da yayınlamaktadır.", + "question": "Sermaye Piyasası Kurulu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), idari ve mali özerkliğe sahip düzenleyici ve denetleyici bir kamu kurumudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "288", + "context": "Stabil kripto paralar, fiyatı bir kripto para birimine, itibari paraya veya borsada işlem gören emtialara (kıymetli veya endüstriyel metaller gibi) sabitlenmek üzere tasarlandığı kripto para birimleridir.\nBitcoin ve altcoinlerin fiyatları yüksek oranda birbirleriyle ilişkilidir, bu nedenle kripto para sahipleri yatırımlarını piyasadan tamamen çıkmadan veya varlığa dayalı stabil kripto para birimlerine aktarmadan fiyat düşüşlerinden kaçamazlar. Ayrıca, stabil kripto paraların iyi niyetle yönetildiklerini ve onları destekleyen varlıkları geri almak için bir mekanizmaya sahip olduklarını varsayarsak, arbitraj nedeniyle temel fiziksel varlığın değerinin altına düşmesi olası değildir.\nStabil kripto paralar, bazı ülkelerde ödeme sistemlerine ve dolayısıyla gündelik hayata giriş yapmaktadır. Ayrıca stabil kripto paralar mevcut durumda, kripto paraların değerleri değişken olduğundan kripto para borsalarına ve merkeziyetsiz finans uygulamalarına girerken paranın değerini koruyabilmek için kullanılır.", + "question": "Stabil kripto para nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Stabil kripto paralar, fiyatı bir kripto para birimine, itibari paraya veya borsada işlem gören emtialara (kıymetli veya endüstriyel metaller gibi) sabitlenmek üzere tasarlandığı kripto para birimleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "289", + "context": "İktisat, işletme, muhasebe ve diğer ilgili alanlar genellikle stok ve akım değişkenler arasında ayrım yapmaktadırlar. Bu değişkenler ölçü birimi olarak farklılık göstermektedir. Stok değişken, sermaye birikimi gibi belirli bir zaman noktasında ölçülen ve o an var olan büyüklüğü gösteren bir değişkendir. Akım değişken ise bir zaman aralığı içerisinde ölçülmektedir. Dolayısıyla akım birim zaman cinsinden ölçülebilir.\nÖrneğin, ABD'nin nominal GSYİH'si belirli bir zaman aralığında, örneğin bir yıl, harcanan toplam dolar sayısını göstermektedir. Dolayısıyla bir akım değişkendir ve dolar/yıl birimine sahiptir. Buna karşın, ABD'nin nominal sermaye stoğu ABD ekonomisinde var olan ekipman, bina, mal stoğu ve diğer reel varlıkların dolar cinsinden değerinin toplamıdır ve birimi dolar cinsindendir. Grafik sermaye stoğunun yeni yatırım akımı ile nasıl arttığını ve amortisman akımı ile nasıl azaldığını göstermektedir.", + "question": "Stok ve akım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İktisat, işletme, muhasebe ve diğer ilgili alanlar genellikle stok ve akım değişkenler arasında ayrım yapmaktadırlar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "290", + "context": "Tam rekabet piyasası; bir pazarda hiçbir satıcının sattığı ürünün fiyatını etkileme gücüne sahip olmadığı piyasadır. Bir piyasanın tam rekabet içinde bulunabilmesi için çok sıkı koşullar vardır ve bu nedenle gerçek dünyada bir tam rekabet piyasası bulmak oldukça zordur. Tam rekabette P=MR=D'dir. Miktar eksenine paraleldir.", + "question": "Tam rekabet piyasası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tam rekabet piyasası; bir pazarda hiçbir satıcının sattığı ürünün fiyatını etkileme gücüne sahip olmadığı piyasadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "291", + "context": "Teknoloji açığı teoremi 1961’de Posner tarafından ortaya atılmıştır. Malın ilk icat edilmesi ile başkaları tarafından taklit edilmesi arasındaki gecikme süresi üzerinde durduğu için buna “gecikmeli taklit hipotezi “de denir. Sanayileşmiş ülkeler arasındaki ticaretin büyük bir bölümü yeni mal ve üretim süreçlerine dayalıdır. Bunlar çoğunluğu ileri sanayileşmiş ülkelerde kurulu bulunan yenilikçi firmalar tarafından geliştirilir. Yenilikler, patent ve fikrî mülkiyet hakları yasaları ile korunur. Yeniliği ilk kez bulan firma onun monopolcüsü olur. Bu hipoteze göre, yeni bir mal veya üretim süreci bulan sanayileşmiş ülkeler, bu malların ilk ihracatçıları olurlar. Ancak zamanla teknoloji taklit yoluyla ya da zamanla serbest bir mal durumuna gelerek öteki ülkelerin ellerine geçtikten sonra, o ülkeler emeğin ucuzluğu veya doğal kaynak üstünlükleri nedeniyle söz konusu malı ilk icat eden ülkelerden daha ucuza üretirler. Böylece adı geçen mal, daha az gelişmiş durumdaki bu ülkeler tarafından ihraç olunmaya başlar. Malı ilk icat edenler bu ülkelerle rekabet edemedikleri için onu şimdi dışarıdan ithal ederler.", + "question": "Teknoloji açığı teoremi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji açığı teoremi 1961’de Posner tarafından ortaya atılmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "292", + "context": "Tüketici, iktisadi mal ve hizmetleri belirli bir bedel karşılığında satın alarak kullanan kişidir. Tüketim denildiğinde daha çok maddi anlamda tüketim anlaşılmaktadır. Hâlbuki maddi tüketim öğelerinin dışında maddi olmayan kültür, eğlence gibi tüketim öğeleri de vardır. Dolayısıyla, tüketicinin duygusal ve düşünsel ihtiyaçlarıyla da ilgilenmek gereği vardır.", + "question": "Tüketici nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tüketici, iktisadi mal ve hizmetleri belirli bir bedel karşılığında satın alarak kullanan kişidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "293", + "context": "Tüketim toplumu, tüketimcilik, tüketicilik veya alıcılık, hizmetler ve üretim sektörü ekseninde olmaktan ziyade boş zamanın ve üretilen malların tüketimi ekseninde örgütlü hale gelen ya da örgütlenen toplumları ve bu eylemi açıklayan sosyoloji terimi. Bu kavram sosyoloji içerisinde net bir açıklığa sahip olmasa da tüketimcilik çoğunlukla zenginliğin, bireyciliğin ve popüler kültür özelliklerinin arttığı, toplumsal sınıfların sınırlarının azaldığı toplumlarda görülür.", + "question": "Tüketim toplumu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tüketim toplumu, tüketimcilik, tüketicilik veya alıcılık, hizmetler ve üretim sektörü ekseninde olmaktan ziyade boş zamanın ve üretilen malların tüketimi ekseninde örgütlü hale gelen ya da örgütlenen toplumları ve bu eylemi açıklayan sosyoloji terimi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "294", + "context": "Uluslararası dolar (İngilizce: International dollar) veya yaygın bilinen ismiyle Geary-Khamis doları, küresel ticarî ve ekonomik karşılaştırmalar için kullanılan varsayımsal bir para birimidir. \"Int'l$.\", \"Intl$.\" veya \"Int$\" olarak kısaltılabilir. Belirli bir zamanda Amerika Birleşik Devletleri'nde belli miktarda ABD dolarının sahip olduğu satın alma gücüne sahip varsayımsal değere tekabül eder.\n1958 yılında Roy C. Geary tarafından önerilmiştir. Salem Hanna Khamis, 1970 ile 1982 yılları arasında bu kavramı geliştirmiştir. Bu yüzden \"Geary-Khamis doları\" ismiyle de anılır. Günümüzde Dünya bankası ve IMF gibi pek çok finans kuruluşu tarafından sıkça kullanılmaktadır.\nGenellikle ekonomik ve finansal istatistiklerde çeşitli amaçlarla, özellikle de çeşitli ülke ve pazarların satın alma gücü paritesini (SAGP) ve gayri safi yurtiçi hasılasını (GSYİH) hesaplamak ve karşılaştırmak için kullanılır. Ülke içinde ve ülkeler arasında kıyaslama yapmak için kullanışlıdır çünkü sadece ABD doları (veya başka bir para birimi) kullanıldığında ülkesel ve bölgesel fiyat farkları ihmal edilmiş olur.", + "question": "Uluslararası dolar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uluslararası dolar (İngilizce: International dollar) veya yaygın bilinen ismiyle Geary-Khamis doları, küresel ticarî ve ekonomik karşılaştırmalar için kullanılan varsayımsal bir para birimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "295", + "context": "Ücret hırsızlığı, işverenin çalışanın emeği için tam ödeme yapmaması veya sözleşmede belirtilen yan hakların karşılanmaması durumudur. Başka bir deyişle işçinin kazandığı bir faydayı alamamasıdır. Birçok durumda ücret hırsızlığı, işveren tarafından işçinin haklı ve yasal olan ücretini çalmak için kasıtlı olarak yapılan bir eylemdir.\nHırsızlık, işverenler tarafından çeşitli şekillerde yapılabilir; bunlardan kimileri fazla mesai ücretinin ödenmemesi, minimum ücret yasasının ihlal edilmesi, çalışanların bağımsız yükleniciler olarak yanlış sınıflandırılması, ücrette yasadışı kesintiler, sözleşmede üzerinde anlaşılan ödemenin alınmaması, çalışanların mesai saati dışında çalışmaya zorlanması, ücretlerin zamanında alınmaması, işveren için bir şey satın alınması ancak ürün ücretinin işçiye geri ödenmemesi, işçilerin yemek ve dinlenme molalarına izin verilmemesi, işçi bahşişlerinin alınması, yıllık izin veya tatil haklarının ödenmemesi veya çalışana hiç ödeme yapılmamasıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Ücret hırsızlığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ücret hırsızlığı, işverenin çalışanın emeği için tam ödeme yapmaması veya sözleşmede belirtilen yan hakların karşılanmaması durumudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "296", + "context": "Vadesiz mevduat, faiz getirmeyen banka hesaplarındaki paradır. Anında nakit paraya dönüştürülebilir. Vadesiz mevduat hesabının amacı nakit para kullanılmadan banka hesapları ve kişiler arasında ödeme akışları gerçekleştirmektir.", + "question": "Vadesiz mevduat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vadesiz mevduat, faiz getirmeyen banka hesaplarındaki paradır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "297", + "context": "Varant; finans sektöründe, varant yatırımcısına bir dayanak varlığı, belirli bir fiyattan ve belirli bir vade içerisinde alma ya da satma hakkı veren finansal enstrümandır. Temel olarak ALIM varantları (dayanak varlığı alma hakkı) ve SATIM varantları (dayanak varlığı satma hakkı) olarak ikiye ayrılmaktadır.\nVarantlar menkul kıymetleştirilmiş opsiyon olarak da nitelendirilebilir. Opsiyonlardan temel farkı, opsiyonlar türev ürünler borsalarında işlem gören kontratlar olurken, varantlar menkul kıymetler borsalarında işlem gören bir ihraççı tarafından ihraç edilmiş olan ürünlerdir.\nVarantlar genel olarak gelişmiş ülke piyasalarında işlem görürken, Almanya, Hong Kong gibi bazı finansal piyasalarda yatırımcılar tarafından yoğun ilgi görmektedir. Türkiye’de de 2010 yılından bu yana Borsa İstanbul’da işlem görmektedir.", + "question": "Varant nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Varant; finans sektöründe, varant yatırımcısına bir dayanak varlığı, belirli bir fiyattan ve belirli bir vade içerisinde alma ya da satma hakkı veren finansal enstrümandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "298", + "context": "Venüs Projesi, Jacque Fresco'nun gelecekle ilgili planlarını gerçekleştirmek amacıyla kurduğu bir organizasyon. Bir web site aracılığıyla yayınladığı video ve belgelerle, toplumu geliştirmek ve daha ileri taşımak amacıyla kaynak bazlı ekonomiye geçmenin; yenilenebilir şehirlerin, enerji etkinliğinin, doğal kaynak yönetiminin ve gelişmiş otomasyonun önemini topluma sağlayacağı faydaya odaklanarak açıkladığı bir organizasyondur.. Bu organizasyon, Jacque Fresco ve Roxanne Meadows tarafından 1995 yılında başlatıldı. Jacque Fresco'nun hayatının ve çalışmalarının anlatıldığı Planlı Gelecek (Future by Design) 2006 yılında yayınlandı. Venüs Projesi'ne isim kaynağı olan Venüs, Florida'da Okeechobee Gölü yakınlarında 85.000 m2 alana sahip bir araştırma merkezidir.", + "question": "Venüs Projesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Venüs Projesi, Jacque Fresco'nun gelecekle ilgili planlarını gerçekleştirmek amacıyla kurduğu bir organizasyon." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "299", + "context": "Vergi direnci, mükelleflerin vergi ödememek ya da olabildiğince az vergi ödemek adına gösterdikleri tepki.\n\nDevletlerin vergiyi ilk almaya başladıkları dönemlerden beri insanlar vergi ödemeye karşı bir direnç göstermişler, ekonomik kazançlarından karşılıksız ve zorunlu olarak alınan payın önüne geçebilmek ya da bu payın miktarını azaltabilmek adına çeşitli yöntemler geliştirmişlerdir.\nTarihte bu direncin bilinen örneklerinden birisi 1773 yılında Amerika'da gerçekleşen Boston Çay Partisi adıyla anılan olaydır. 16 Aralık 1773'te Amerika'daki kolonistler Büyük Britanya'dan gelen yüksek vergili çayı ve Büyük Britanya'yı protesto etmek amacıyla Boston Limanı'nda İngiliz gemilerindeki tonlarca çayı Kızılderili kılığına girerek denize dökmüşlerdir. Bu olay aynı zamanda Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nı başlatan bir kıvılcım etkisi yaratmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Vergi direnci nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vergi direnci, mükelleflerin vergi ödememek ya da olabildiğince az vergi ödemek adına gösterdikleri tepki." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "300", + "context": "Yönetici; mal ve hizmet üretimi için üretim faktörlerinin bir araya getirilmesini yöneten kişidir. Bir yönetici aynı zamanda girişimci olabilir ya da bir girişimci adına ücret karşılığında bu işi üstlenmiş olabilir. Eğer yönetici bu işi ücret karşılığında yapıyorsa, işletmenin kâr ve zarar durumlarından doğrudan etkilenmez fakat bu durumlar kariyer olarak başarı ya da başarısızlığının bir göstergesi olabilir.", + "question": "Yönetici nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yönetici; mal ve hizmet üretimi için üretim faktörlerinin bir araya getirilmesini yöneten kişidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "301", + "context": "Zarar, bir mal ve hizmet üretiminde elde edilen gelirin maliyetten düşük olma durumudur.\nBu ilişkinin ters olması durumunda kâr ortaya çıkar.", + "question": "Zarar (ekonomi) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zarar, bir mal ve hizmet üretiminde elde edilen gelirin maliyetten düşük olma durumudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "302", + "context": "Dilbilim, dil bilimi, lengüistik ya da lisaniyat; dilleri dilbilgisi, söz dizimi (sentaks), ses bilgisi (fonetik), ses bilimi (fonoloji), biçimbilim (morfoloji) ve edimbilim (pragmatik) gibi çeşitli yönlerden yapısal, anlamsal ve bildirişimin çıkış bağlamını temel alarak sözlerin gönderimlerini ve iletişimde dilin yaptırım gücünü inceleyen bilim dalıdır.\nGenel dilbilim (ya da kuramsal dilbilim), dillerin yapılarını (dilbilgisi) ve anlamlarını (anlambilimi) inceler. Dilbilgisinin incelenmesi, biçimbilimi (kelimelerin oluşumu ve değişimi) ve sözdizimi (sözlerin kelime öbeği veya cümle oluşturmak için bir araya getirilmesi ile ilgili kurallar) kapsar. Dili sesler aracılığıyla ifade etmek için kullanılan sistem olan sesbilim de dilbilimin bir alt dalıdır. Dilbilim, genelgeçer dil niteliklerini bulmak ve gelişimleri ile kökenlerini açıklamak için dilleri karşılaştırır (karşılaştırmalı dilbilim) ve dillerin tarihleri üzerinde araştırma yapar (tarihî dilbilim). Sesbilim, dilbilimin bir dalı olarak, seslerin üretilişi, hareketi ve algılanışını inceler. Sosyal bir bilim olan dilbilim ile doğa bilimlerinden fiziğin ilişkilendirilebileceği bir nokta, sesbilimdir. Uygulamalı dilbilim, dilbilimsel teorileri, yabancı dil öğretimi, konuşma terapisi, çeviri ve konuşma bozukluğu gibi alanlarda uygulamaya geçirir.", + "question": "Dilbilim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dilbilim, dil bilimi, lengüistik ya da lisaniyat; dilleri dilbilgisi, söz dizimi (sentaks), ses bilgisi (fonetik), ses bilimi (fonoloji), biçimbilim (morfoloji) ve edimbilim (pragmatik) gibi çeşitli yönlerden yapısal, anlamsal ve bildirişimin çıkış bağlamını temel alarak sözlerin gönderimlerini ve iletişimde dilin yaptırım gücünü inceleyen bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "303", + "context": "Ethnologue: Languages of the World (Ethnologue: Dünya Dilleri), 2015'teki yayımındaki 18. sayısında 7,472 dil ile lehçenin istatistiklerini barındıran ağ tabanlı bir yayındır. 2009 yılındaki 16. baskısına kadar yayın bir cilt olarak yayımlandı. Ethnologue dilin konuşan sayısı, yeri, lehçesi, dilsel bağları, kutsal geçerliliği ve Genişletilmiş Kuşaklar Arası Bozulma Ölçeği (Expanded Graded Intergenerational Disruption Scale (EGIDS)) kullanılarak yapılan dil canlılığının öngörüsü üzerine türlü konulardaki bilgi gereksinimini karşılayacak bir kapsamda bulunmaktadır. William Bright, Language: Journal of the Linguistic Society of America dergisinin o zamanki editörü, Ethnologue ile ilgili dünya dilleri üzerine herhangi bir başvurusunun kaçınılmaz olduğunu yazmıştır.", + "question": "Ethnologue nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ethnologue: Languages of the World (Ethnologue: Dünya Dilleri), 2015'teki yayımındaki 18." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "304", + "context": "Glottolog, Leipzig, Almanya'daki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nde geliştirilmiş, daha az bilinen dilleri hedef alan bibliyografik bir veritabanıdır. 2015'ten beri Jena, Almanya'daki Max Planck İnsan Tarihi Bilimi Enstitüsü tarafından yürütülmektedir.\nGlottolog, dünya dillerinin ve dil ailelerinin bir kataloğu ile dünyanın daha az konuşulan diller hakkında bir kaynakça sunar. Benzeri Ethnologue'dan, sadece varlığı kesin olan aileleri sınıflandırması ve kaynak sunması gibi çeşitli açılardan farklıdır:\nBibliyografik kayıtlarda kullanılan dil adları ISO 639-3 kodu veya Glottolog'un kendi kodu (Glottocode) ile tanımlanır. Glottolog, dillerin coğrafi merkezinde yer alan tek bir nokta dışında, etnografik veya demografik bilgi sağlamaz. Dış bağlantılar ise ISO, Ethnologue ve diğer çevrimiçi dil veritabanlarına sağlanır.\nSürüm 2.2, 2013 yılında çevrimiçi olarak yayınlanmış ve bir \"Creative Commons Atıf-Benzeri Paylaşım 3.0 Aktarılmamış Lisansı\" altında lisanslanmıştır. Sürüm 2.4, 2015'te, 3.0 2017'de, 3.3.2 Ağustos 2018'de, 3.4 Nisan 2019'da, 4.0 Haziran 2019'da yayınlanmıştır. En son sürüm Kasım 2019'da sürülen 4.1'dir. Son sürüm, 420 konuşma dilinin varlığını rapor etmiştir.", + "question": "Glottolog nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Glottolog, Leipzig, Almanya'daki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nde geliştirilmiş, daha az bilinen dilleri hedef alan bibliyografik bir veritabanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "305", + "context": "Linguist List (Türkçe: Dilbilimci Listesi), akademik dilbilim alanı için önemli bir çevrimiçi kaynaktır. Anthony Aristar tarafından 1990 başlarında Batı Avustralya Üniversitesinde kuruldu. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Ulusal Bilim Vakfı tarafından referans olarak kullanılmaktadır. Linguist List'in, ana ve en eski özelliği, şimdi tüm dünyada binlerce aboneye sahip olan, sorguların ve özetlenmiş sonuçlarının, tartışmaların, dergi içindekiler tablosunun, tez özlerinin, bildiri çağrılarının, kitap ve konferans duyurularının, yazılım bildirimlerinin bulunduğu, önceden denetlenen elektronik posta listesidir ve diğer faydalı dil bilgisi parçaları da yayınlanır.", + "question": "Linguist List nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Linguist List (Türkçe: Dilbilimci Listesi), akademik dilbilim alanı için önemli bir çevrimiçi kaynaktır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "306", + "context": "Açık uçlu soru, \"evet\" veya \"hayır\" yanıtıyla yanıtlanamayan, seçeneksiz bir soru türüdür. Açık uçlu sorulara kişinin kendi cümleleriyle cevap vermesi gerekir. Bu sorular özellikle sınavlar, iş görüşmesi ve başka alanlarda kullanılır.", + "question": "Açık uçlu soru nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Açık uçlu soru, \"evet\" veya \"hayır\" yanıtıyla yanıtlanamayan, seçeneksiz bir soru türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "307", + "context": "Ağız ya da alt lehçe; aynı standart dilin birleştirdiği lehçe içinde birbirine benzeyen konuşma biçimlerinin ve bireydillerinin toplamı. Örneğin: Kütahya, Rize, Erzurum, Urfa, Nevşehir ağzı; İstanbul ağzı ölçünlü Türkçeye temel olan ağızdır.", + "question": "Ağız (dilbilim) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ağız ya da alt lehçe; aynı standart dilin birleştirdiği lehçe içinde birbirine benzeyen konuşma biçimlerinin ve bireydillerinin toplamı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "308", + "context": "Dünya üzerindeki değişik dillerde ama özellikle Amerika kıtasında çoğunlukla konuşulan İngilizce, İspanyolca ve Portekizce dillerinde “Amerikan” sözcüğünün kullanımı konusunda çeşitli ve değişik görüşler bulunmaktadır.\nTürkçede “Amerikan” sözünün iki anlamı bulunmaktadır:\n\n(isim) Amerikalı.\n(sıfat) Amerika'ya özgü, Amerika ile ilgili olan.\n“Amerikalı” ise “Amerika Birleşik Devletleri halkından olan kimse” olarak tanımlanır.\nİngilizce’de \"American\" sözcüğü genel olarak “Amerika Birleşik Devletleri ile ilgili olan” anlamında kullanılmaktadır. Örneğin: “Elvis Presley was an American singer” yani “Elvis Presley Amerikalı bir şarkıcıydı.” Özellikle Amerika kıtasındaki İngilizce konuşmayan ülkelerde “Amerikan” sözcüğünün anlamının doğru olarak kullanılmadığını öne süren bazı karşı çıkmalar bulunmaktadır. Sözcüğün bu kullanılışı Latince Totum pro parte olarak değerlendirilir.\nYine de günlük kullanım dışında Amerika Birleşik Devletleri’nde bile “American\" sözcüğü “Amerika kıtası ile ilgili” anlamında da kullanılmaktadır. Örneğin : “The ancient American civilizations of the pre-Columbian period were advanced in Mathematics and Astronomy” yani “Kolomb öncesi dönemin eski Amerikan medeniyetleri matematik ve astronomi alanlarında ileriydiler.”\nİspanyolca’da da \"americano/americana\" sözcüğü iki anlamda kullanılmaktadır:\n\nGeleneksel olarak “Amerika” kıtasındaki halklardan olanlar için\nÖzellikle İngilizce’nin etkisiyle gelişen ikinci bir anlam ile Amerika Birleşik Devletleri halkından olanlar için.\nBu farklı iki kullanım nedeniyle ve totum pro parte kullanımın doğal sonucu olarak şu noktalar karşıt görüşlerin çatışmasına neden olmaktadır:\n\nAmerika kıtasında bulunan ve dili İngilizce olmayıp Latin kökenli diller olan İspanyolca ve Portekizce olan ülkeler topluluğuna “Latin Amerika” denilmesi.\nAmerika kıtasının yapısı :\nTek bir Amerika kıtasının varlığı\nKuzey Amerika, Orta Amerika ve Güney Amerika gibi üç bölümden oluşan “Amerikalar”ın varlığı.\nBu konuda Amerika Birleşik Devletleri’nden olanların, Avrupalıların ve Amerika kıtasında İspanyolca ile Portekizce konuşulan ülkeden olanların hepsi tarihsel, coğrafî ve politik nedenlerden ötürü farklı görüşlere sahiptir.\n“Amerika”, Avrupalılar tarafından keşfedildikten sonra “Yeni Dünya” diye adlandırılan kıtaya yine Avrupalılar tarafından verilen ve Amerika kıtasındaki, özellikle Avrupa kıtasından gelen ve Avrupa kültürü ile etnik yapısını taşıyan çoğunluk tarafından kabul edilmiş isimdir. Öte yandan, bu kıtanın en az “Eski Dünya”daki kıtalar kadar eski olduğunu ileri süren yerli halklar, milliyetçi bazı gruplar ve Amerika kıtasındaki solcular tarafından da kabul edilmeyen bir isimdir. Tarih boyunca birçok değişik şekilde adlandırılan kıtanın adlandırılması üzerine hâlâ farklı gruplar tarafından farklı görüşler öne sürülmektedir.", + "question": "Amerikan (sözcük) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya üzerindeki değişik dillerde ama özellikle Amerika kıtasında çoğunlukla konuşulan İngilizce, İspanyolca ve Portekizce dillerinde “Amerikan” sözcüğünün kullanımı konusunda çeşitli ve değişik görüşler bulunmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "309", + "context": "Analoji ya da andırışma; iki farklı şey arasındaki benzerlik veya benzerliklerden hareket edilerek birincisi için dile getirilenlerin diğeri için de söz konusu olduğunu ifade etmektir (çıkarım). Astronomi, antropoloji, psikoloji gibi daha çok benzetmeler yoluyla sonuca gitmek zorunda kalınan bilgi dallarında kullanılan bir problem çözme/sonuca ulaşma ve akıl yürütme yöntemidir. Ulaşılan sonuçlar, gözlem ve deneyle kanıtlanmadıkça ihtimaliyet düzeyinde kalır.\nAnalojide benzetme ilişkinin muhakeme edilmesini gerektiren analoji türüdür. Basit bir dille açıklamak gerekirse \"a:b=c:d\" ifadesinde belirtilen (kuş:tüy=köpek:?) ilişkinin kurulmasını gerektirir. Yapısal teoride benzerliğin kurulması benzerliğin anlaşılmasını sağlayan kurallarla ilgilidir. Temsil edilen bilginin sözdizimi kuralları bu kurallara bağlıdır. Soyutlanmış yüklemler yerine, üst düzey ilişkilerin kullanılarak yapıldığı planlamalar tercih edilir. Pragmatik teori ise analojiyi, amacı doğrultusunda ele alır. Amaç bilinmeyenin bilinenler ile benzeştirme yoluyla anlaşılır kılınmasıdır.\nPragmatik teoride ana etken bir kaynaktan hedefe doğru planlanırken bilginin amacı anlaşılır olmasıdır. Analoji farklı planlamalar gerektirebilir. Bu nedenle kaynak analogtan hedef analoga transfer edilen şeyin ne olduğu çeşitli faktörlerle belirlenir.\nÖrneğin deprem oluşumu yaydaki gerilimin boşalması ile şu şekilde anlatılır;\n\nHedef kavramının tanıtılması (deprem)\nBenzer kavramın incelenmesi (ok ve yay)\nHedef ve benzer kavram ile ilgili açıklayıcı tanımlamanın yapılması (toprak ve ip)\nBenzerliğin ayrıntısının çıkarılması (enerji)\nSonucun çıkarılması (toprakta oluşan gerilim enerjisi\nAnaloji yapılırken benzerliğin uymayan yönünün belirtilmesi gereklidir.\n\nDeprem - Ok/Yay\nFay hattı - Yay\nToprak - Yayın İpi\nGerilim Enerjisi - Ok", + "question": "Analoji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Analoji ya da andırışma; iki farklı şey arasındaki benzerlik veya benzerliklerden hareket edilerek birincisi için dile getirilenlerin diğeri için de söz konusu olduğunu ifade etmektir (çıkarım)." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "310", + "context": "Antroponim, kişi adlarını inceleyen bilimdir. TDK sözlüğüne göre Fransızca \"anthroponymie\" den Türkçeye geçmiştir.", + "question": "Antroponim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Antroponim, kişi adlarını inceleyen bilimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "311", + "context": "Apofoni, dilbilimde, bir kelime içinde dilbilgisi bilgisini (genellikle çekimsel) gösteren herhangi bir değişimdir.", + "question": "Apofoni nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Apofoni, dilbilimde, bir kelime içinde dilbilgisi bilgisini (genellikle çekimsel) gösteren herhangi bir değişimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "312", + "context": "Arapça ses işaretleri (Arapça: تشكيل teşkil), Arapça öğretiminde ve Kur'an'ın okunuşunu daha kolay kılmak için kullanılan değişik işaretlerden oluşan sistemdir. Bu sistem sadece Arap harflerini okumayı bilenlerin Arapça metinleri ve Kur'an'ı okuyabilmelerine imkân sağlar. Bu işaret sistemi sayesinde tamamı sessiz olan harflere ses verilebilmesi, sessizleştirilebilmesi, seslerin uzun okutulabilmesi veya seslerin birleştirilebilmesi sağlanır.\nSistem 8. yüzyılda Halil ibni Ahmed (El Farahidi) tarafından oluşturulmuştur.", + "question": "Arapça ses işaretleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Arapça ses işaretleri (Arapça: تشكيل teşkil), Arapça öğretiminde ve Kur'an'ın okunuşunu daha kolay kılmak için kullanılan değişik işaretlerden oluşan sistemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "313", + "context": "Artdişyuvasıl ünsüzler veya post-alveolar ünsüzler, dilin diş yuvası sırtının arkasına yakın bir şekilde durarak veya ona dokunarak çıkardığı ünsüzlerdir. Mafsal yeri, sırtın kendisinde bulunan dişyuvasıl ünsüzlerden daha geridedir, ancak damak ünsüzlerinin mafsal yeri olan sert damak kadar geride değildir. Türkçedeki örnekleri: ç [t͡ʃ], c [d͡ʒ], ş [ʃ], j [ʒ], l [l].\nÖzellikle ıslıklılar arasında pek çok artdişyuvasıl ses türü vardır. Üç ana tür ise şunlardır: damaksıl-dişyuvasıl ([ʃ ʒ] gibi, zayıf damaksıllar) dişyuvasıl-damaksıl ([ɕ ʑ] gibi, güçlü dudaksıllar) ve üstdamaksıl ünsüzler ([ʂ ʐ] gibi, damaksıl olmayanlar). Bunlardan ilk ikisi ve alt tipleri, gerçek damak ünsüzleriyle nadiren zıt olduklarından, fonolojide yaygın olarak damaksıl olarak sayılır.", + "question": "Artdişyuvasıl ünsüz nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Artdişyuvasıl ünsüzler veya post-alveolar ünsüzler, dilin diş yuvası sırtının arkasına yakın bir şekilde durarak veya ona dokunarak çıkardığı ünsüzlerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "314", + "context": "Ayrışkan dil, kelime başına morfem oranı bire yakın olan ve herhangi bir çekim morfolojisi olmayan bir dil türüdür. Aşırı durumda, her kelime tek bir morfem içerir. Yaygın olarak konuşulan ayrışkan dillerin örnekleri, Batı Afrika'daki Yorubaca ve Güneydoğu Asya'daki Vietnamca (özellikle günlük konuşma dili)'dir.\nYakından ilişkili bir kavram, gramer ilişkilerini belirtmek için bağımsız morfemleri veya sözdizimsel yapıları kullanan analitik dildir. Ayrışkan diller ve analitik diller, dil biliminde örtüşme eğilimindedir. Ayrışkan diller, kelimelerin genellikle birden çok morfemden oluştuğu çekim dilleri olarak da adlandırılan sentetik dillerle tezat oluşturur. Sentetik diller dilbilimsel sınıflandırmada, morfemlerin nasıl birleştirildiğine dayanan bükümlü, sondan eklemeli ve polisentetik sınıflandırmalara bölünmüştür.", + "question": "Ayrışkan dil nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ayrışkan dil, kelime başına morfem oranı bire yakın olan ve herhangi bir çekim morfolojisi olmayan bir dil türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "315", + "context": "Bâleybelen (dilsizlere dil veren), Muhyi-i Gülşeni (1528-1604) tarafından itikadî bilgileri avamdan sakınıp sırlamak ve Osmanlı'da ortak kültür dili yaratmak üzere 1574'te kurgulanan yapay dil. 12. yüzyılda yaratılan Lingua Ignota'nın ardından dünyanın en eski ikinci yapay dilidir.\nMuhyî, Bâleybelen ile 200 eser yazdı. Öğrencileri Bâleybelen'i devam ettirmeye çalışır; ancak Muhyî'nin ölümünün ardından bu dil de kullanılmaz olur. Günümüze bu dille yazılan eserlerden pek azı gelebilmiştir.", + "question": "Bâleybelen nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bâleybelen (dilsizlere dil veren), Muhyi-i Gülşeni (1528-1604) tarafından itikadî bilgileri avamdan sakınıp sırlamak ve Osmanlı'da ortak kültür dili yaratmak üzere 1574'te kurgulanan yapay dil." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "316", + "context": "Balkan dil birliği, Balkanlar’da konuşulan ve özünde çok farklı olan diller arasında dil bilgisi, söz dizimi, sözcük dağarcığı ve ses bilimi açısından mevcut bazı benzerlikleri açıklamak için ortaya atılmış bir dilbilim kuramıdır. Kuramın Türkçeyi ilgilendiren yönleri de bulunmaktadır. Ancak öncelikle, hepsi özgün birer Hint-Avrupa dili olan Yunanca ve Arnavutça, üç Slav dili (Bulgarca, Makedonca, Sırpça) ve dört Latin dili (Rumence, Arumence, Megleno-Rumence ve İstro-Rumence) arasındaki ilişkileri konu etmektedir.\nBu dört grupta anılan diller arasındaki ortak sözcük varlığı görece azdır. Ancak dilbilim ve sözdizimi çözümlemelerinde dikkat çekici ortak eğilimler mevcuttur.", + "question": "Balkan dil birliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Balkan dil birliği, Balkanlar’da konuşulan ve özünde çok farklı olan diller arasında dil bilgisi, söz dizimi, sözcük dağarcığı ve ses bilimi açısından mevcut bazı benzerlikleri açıklamak için ortaya atılmış bir dilbilim kuramıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "317", + "context": "Biçimbirim, biçim birimi veya morfem, dildeki anlam ayırıcı özelliğe sahip en küçük dilsel birimdir. Çekim ve türetim biçimbirimleri olarak ikiye ayrılır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Biçimbirim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biçimbirim, biçim birimi veya morfem, dildeki anlam ayırıcı özelliğe sahip en küçük dilsel birimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "318", + "context": "Bükümlü dil, çoklu dilbilgisel, sözdizimsel veya anlamsal özellikleri belirtmek için tek bir çekimsel morfem kullanma eğilimleriyle sondan eklemeli dillerden ayrılan bir tür sentetik dildir. Örneğin, İspanyolca comer fiili (\"yemek\") birinci tekil geçmiş zaman kipli comí (\"Yedim\") biçimine sahiptir; -í tek eki, her özellik için ayrı bir eke sahip olmak yerine, hem birinci tekil şahıs uyumunun özelliklerini hem de geçmiş zaman kipini temsil eder. Bükümlülüğün bir başka örneği Latince bonus (\"iyi\") kelimesidir. Biten -us eril cinsiyeti, yalın hali ve tekil sayıyı belirtir. Bu özelliklerden herhangi birinin değiştirilmesi, -us ekinin farklı bir ek ile değiştirilmesini gerektirir. Bonum biçiminde, -um bitişi eril tekil ve belirtme durumunu veya nötr tekil veya nötr belirtme hali ve tekil durumunu veya nötr yalın hal ve tekil durumu belirtmektedir.", + "question": "Bükümlü dil nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bükümlü dil, çoklu dilbilgisel, sözdizimsel veya anlamsal özellikleri belirtmek için tek bir çekimsel morfem kullanma eğilimleriyle sondan eklemeli dillerden ayrılan bir tür sentetik dildir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "319", + "context": "Codex Cumanicus (Kodeks Kumanikus), Karadeniz’in kuzeyindeki Kıpçak Türkleri (Kumanlar), İtalyanlar ve Almanlar tarafından 14. yüzyılda derlenmiş iki bölümlük bir eserdir. Kumanlar arasında Hristiyanlığı yaymaya yönelik Katolik misyonerler tarafından “Codex Cumanicus” isminde Türk dilinde bir rehber ve ilmihal olarak geliştirilmiştir.\nSözlük-metinler derlemesi olarak sayılabilecek eserin adı Latincedir ve Kuman Kitabı olarak Türkçeye çevrilebilir. \nDoğrudan Karadeniz bozkırlarının Kıpçakları (Polovtsy, Kumanlar) ve özellikle Kırım yarımadası ile ilgili olan Kodeks Kumanikus, Kırım'da oluşturulmuştur. Kıpçak ve Oğuz lehçelerinin tarihi için büyük önem taşıyan Kırım-Tatar dilinin en eski anıtı olarak kabul edilmektedir.", + "question": "Codex Cumanicus nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Codex Cumanicus (Kodeks Kumanikus), Karadeniz’in kuzeyindeki Kıpçak Türkleri (Kumanlar), İtalyanlar ve Almanlar tarafından 14." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "320", + "context": "Normlar Gideon Toury tarafından geliştirilen çevirmenin süreç öncesi ve çeviri sürecinde aldığı öznel kararlardır. Çevirmenin bu konuda sınırlanamaz hakları vardır. Her çevirmenin kendine özgü normları vardır. Çevirmen, bu normlarla topluma hizmet eder ve bu normları topluma uygun olarak değiştirebilir. Bu bakımdan, çevirmenin aslında toplumsal bir rolü vardır. Sosyo-kültürel sınırlamaların üstesinden gelmek için çevirmen normları kullanır. Sonuç olarak da farklı stratejilerle, yani, farklı normlarla farklı erek metinler ortaya çıkar.\nNormlar, çeviri sürecinde nelerin yapıldığını, belirli bir alt dizge içerisinde neyin doğru ve neyin yanlış kabul edildiğini açıklar. Normlar, her koşulda uyulması gereken normatif kurallar değil, çevirmene yol gösteren kabul görmüş fakat dinamik değerlerdir.\nÇeviri işlemi iki farklı dil ve kültür dizgesine ek olarak normlardan oluşur. Çevirmen normlara karar vermeden önce kaynak metnin kaynak kültürdeki konumunu göz önünde tutmalıdır. Böylelikle de oluşacak metnin erek kültürdeki konumu da normlarla belli olur.\nHer norm her kültür için geçerli değildir çünkü bir norma anlam kazandıran aslında normun içinde bulunduğu dizgedir.", + "question": "Çeviri normları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Normlar Gideon Toury tarafından geliştirilen çevirmenin süreç öncesi ve çeviri sürecinde aldığı öznel kararlardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "321", + "context": "Demotik (Grekçe: δημοτικός dēmotikós \"halkın olan\"), Nil Deltası'nda kullanılan hiyeratiğin kuzey biçimlerinden türetilmiş Eski Mısır yazısıdır. Terim ilk olarak Yunan tarihçi Herodot tarafından yazıyı hiyeratik ve hiyeroglif yazılarından ayırt etmek için kullanılmıştır.", + "question": "Demotik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Demotik (Grekçe: δημοτικός dēmotikós \"halkın olan\"), Nil Deltası'nda kullanılan hiyeratiğin kuzey biçimlerinden türetilmiş Eski Mısır yazısıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "322", + "context": "Derlem dilbilim; bir dilin, \"gerçek dünya\" metninin gövdesi olan metin derleminde ifade edildiği şekliyle bir dilin incelenmesidir. Derlem dilbilim, bir dilin güvenilir bir analizinin, minimum deneysel müdahale ile sahada toplanan derlemlerle - o dilin doğal bağlamı (\"realia\")- ile daha mümkün olduğunu öne sürer. Metin-derlem yöntemi, o dili yöneten soyut kurallar dizisini türetmek için herhangi bir doğal dilde yazılmış metinlerin derlemini kullanır. Bu sonuçlar, konu dili ile benzer bir analizden geçmiş diğer diller arasındaki ilişkileri keşfetmek için kullanılabilir. Bu tür ilk derlemler, kaynak metinlerden manuel olarak türetilmiştir ancak artık bu iş otomatikleştirilmiştir.", + "question": "Derlem dilbilim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Derlem dilbilim; bir dilin, \"gerçek dünya\" metninin gövdesi olan metin derleminde ifade edildiği şekliyle bir dilin incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "323", + "context": "Dil oyunu (gizli dil de denir), bir dili değiştirerek, kulağa yabancı gelecek ve anlaşılmayacak şekilde kullanma sistemidir. Dil oyunları genellikle konuşmalarını diğerlerinin anlamasını istemeyenler tarafından kullanılır. Örnek olarak tüm dünyada kullanılan Kuş Dili verilebilir.\nTüm dil oyunları genellikle basit, standart bir şekilde konuşmayı değiştirmek, böylece onu kodlamaktır. Dil, yetenekli ve deneyimli bir konuşmacı tarafından kolayca akılda kodlanıp, normal bir şekilde anlanabilir. Fakat deneyimli veya yetenekli olmayanlar sadece abuksabuk sözler duyarlar.\nDil oyunlarının en zor tarafı sözlü olmasıdır. Yazılı çevirmeler yapılabilir, fakat genellikle kusurlu olurlar ve böylece yazım çok değişebilir. Bazı insanlar kelimelerin okunduğu biçimde yazılmasında ısrar ederken, bazıları değişimin kâğıt üzerinde çok kolay fark edileceğini savunmaktadır. İki tarafın dediklerine rağmen, dil oyunlarının belli bir yazımı yoktur. Daha çok konuşmaya bağlıdır.", + "question": "Dil oyunları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dil oyunu (gizli dil de denir), bir dili değiştirerek, kulağa yabancı gelecek ve anlaşılmayacak şekilde kullanma sistemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "324", + "context": "Dilbilimsel betimleme, gerçekleşmiş her türlü öğenin meydana getirdiği bütünceleri inceleyerek o dilin yapısını analiz eden ve betimleyen yapısal dilbilim akımlarından biridir. Dilin nasıl işlendiği ile ilgilidir. Kısacası objektif olarak bir dilin o dil konuşurları tarafından gerçekte nasıl kullanıldığını (veya geçmişte nasıl kullanıldığını) analiz etme ve betimleme işidir. Dilbilimsel betimleme, bir dili tanımlamak için temel veri toplama ve ortaya çıkarma gibi farklı yöntemler kullanır.\nDilbilim alanındaki tüm akademik araştırmalar betimleyicidir; diğer tüm bilimsel disiplinler gibi, gerçekliği, nasıl olması gerektiğine dair önyargılı fikirlerden arındırarak betimlemeye çalışır. Modern betimleyici dilbilim, Leonard Bloomfield ve diğerlerinin çalışmalarında örneklendiği gibi, dile yapısal temelde yaklaşır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Dilbilimsel betimleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dilbilimsel betimleme, gerçekleşmiş her türlü öğenin meydana getirdiği bütünceleri inceleyerek o dilin yapısını analiz eden ve betimleyen yapısal dilbilim akımlarından biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "325", + "context": "Dilbilimsel saflık, Dilbilimsel sadelik veya dilbilimsel korumacılık, bir dilin bir çeşidini diğer çeşitlerden daha saf veya doğası gereği daha yüksek kalitede olarak tanımlamanın veya tanımanın kuralcı uygulamasıdır. Dilbilimsel saflık, dil akademileri aracılığıyla kurumsallaştırıldı (bunlardan 1572 İtalyanca: Accademia della Crusca Avrupa'da bir örnek teşkil ederler) ve kararları genellikle kanun gücüne sahiptir.\nDilbilimsel saflığı bozan benzerlik genellikle dili konuşan halka kültürel veya politik olarak baskın olan komşu bir dil aracılığıyla olur.", + "question": "Dilbilimsel Saflık (Dilbilimsel Sadelik) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dilbilimsel saflık, Dilbilimsel sadelik veya dilbilimsel korumacılık, bir dilin bir çeşidini diğer çeşitlerden daha saf veya doğası gereği daha yüksek kalitede olarak tanımlamanın veya tanımanın kuralcı uygulamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "326", + "context": "Doğal Dil Üretme (DDÜ), makine gösterimi sisteminden doğal dil üretmeyi amaçlayan bir doğal dil işleme alanıdır.\nKimileri DDÜ'yi doğal dil anlamanın tersi olarak görse de, ayrımları şöyle açıklanabilir: doğal dil anlamada sistem, girilen cümledeki anlam bulanıklığını gidermeye çalışırken, DDÜ'de sistem bir kavramı nasıl sözcüklere dökeceği konusunda kararlar almak zorundadır.", + "question": "Doğal dil üretme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğal Dil Üretme (DDÜ), makine gösterimi sisteminden doğal dil üretmeyi amaçlayan bir doğal dil işleme alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "327", + "context": "Dünya İngilizceleri, özellikle Birleşik Krallık veya Amerika Birleşik Devletleri'nden etkilenen bölgelerde gelişen yerelleşmiş veya yerelleştirilmiş İngilizce çeşitleri için bir terimdir. Dünya İngilizceleri çalışması, küresel olarak çeşitli toplum dil bilimsel bağlamlarda kullanılan İngilizce çeşitlerini belirlemekten ve toplum dil bilimsel geçmişlerin, çok kültürlü geçmişlerin ve işlev bağlamlarının dünyanın farklı bölgelerinde İngilizce kullanımını nasıl etkilediğini analiz etmekten oluşur.\nDünya İngilizceleri konusu ilk olarak 1978'de bölgesel İngilizce kavramlarını küresel olarak incelemek için gündeme getirildi. Uygunluk, anlaşılabilirlik ve yorumlanabilirlik gibi pragmatik faktörler, İngilizcenin uluslararası ve ulusal bir dil olarak kullanılmasını haklı çıkardı. 1988'de Honolulu, Hawaii'de düzenlenen Teachers of English to Speakers of Other Languages (TESOL) konferansında, Uluslararası Dünya İngilizceleri Çalışmaları Komitesi (ICWE) kuruldu. 1992'de ICWE, ABD'nin Illinois Üniversitesi'nde düzenlenen \"World Englishes Today\" konferansında Uluslararası Dünya İngilizceleri Birliği'ni (IAWE) resmen başlattı. Bu konunun araştırılmasına ayrılmış, English World-Wide (1980'den beri) ve World Englishes (1982'den beri) başlıklı iki akademik dergi bulunmaktadır. Konuyla ilgili yayınlanmış çok sayıda el kitabı ve ders kitabı bulunmaktadır.\nŞu anda, İngilizcenin hükümet, hukuk ve eğitim gibi alanlarda birinci dil (L1) veya resmi olmayan veya kurumsallaşmış ikinci dil (L2) olarak konuşulduğu yaklaşık 75 bölge vardır. Sürekli olarak yeni İngilizce çeşitleri geliştirilip keşfedildiğinden, dünyadaki toplam İngilizce konuşan kişi sayısını belirlemek zordur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Dünya İngilizceleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya İngilizceleri, özellikle Birleşik Krallık veya Amerika Birleşik Devletleri'nden etkilenen bölgelerde gelişen yerelleşmiş veya yerelleştirilmiş İngilizce çeşitleri için bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "328", + "context": "Edip Ahmet Yükneki 12. yüzyılda yaşamış bir şair.\nBir nasihatname veya siyasetname niteliği taşıyan ve Karahanlı Türkçesinin önemli eserlerinden biri olan Atabetü'l Hakayık (Gerçeklerin Eşiği) adlı eseri günümüze ulaşmıştır.\nDoğduğu yer, doğum ve vefat tarihi konusunda belgelere dayanan kesin bir bilgi yoktur. Orta Çağlarda Orta Asya'nın üç farklı bölgesi olan Semerkant, Fergana ve Otrar'da aynı adı taşıyan köylerden hangisinde doğduğu konusunda araştırmacılar arasında görüş birliği sağlanmamıştır.\nAhmet Yükneki eserini, Karahanlılar hanedanına mensup bir idareci olduğu düşünülen Muhammed Dad Sipehsalar Bek'e sunmuştur. Eserin günümüze ulaşan en eski nüshası 15. yüzyıl başına ait Semerkant nüshasıdır. Timurlular devrinde edebi faaliyetleriyle ilgilenmiş önemli devlet adamlarından biri olan Emir Arslan Hoca Tarhan tarafından düzenlenmiş bu nüshanın sonuna Arslan Hoca Tarhan'ın yazdığı ek kısmında Edip Ahmet'in doğuştan kör ve babasının adının Mahmud olduğu belirtilir.\nEserlerinde sık sık hadis ve ayetlere değinmesi, onları açıklaması ve nasihatlerde bulunması Edip Ahmet Yükneki'nin Arapça bilen, tefsir ve hadis gibi İslâmî ilimleri tahsil etmiş bir kişi olduğunu göstermektedir. Eserde dindarlığın faziletlerinden, ilmin mutluluğa götüren yol oluşundan, cömertliğin bütün ayıpları, kirleri yıkayan, hatta şeref, şan ve güzellik artırıcı bir tabiat olduğundan, tevazuun iyiliğinden, kibrin ve ihtirasın kötülüğünden bahsedilmiştir. Eseri Kutadgu Bilig'in etkisinde yazdığı düşünülür.\nAli Şir Nevai'nin Nesayimü'l Mahabbe adlı eserinde Edib Ahmet'in İmam-ı Azam'ın öğrencisi olduğundan bahsedilmiştir; gerçekle ilgisi bulunmayan bu rivayetin Edip Ahmet'in dinî kimliğinin ve bilgilerinin halk arasında İmam-ı Azam'a talebe olacak kadar yüksek görülmesi ile ilgisi olabilir.\nŞairin ölümü hakkında da bir bilgi bulunmaz.", + "question": "Edip Ahmet Yükneki nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Edip Ahmet Yükneki 12." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "329", + "context": "Emik ve etik, sosyal bilimlerde bir grubu incelerken kullanılan temel yöntemlerden ikisi. Emik yaklaşım, araştırmanın konusu olan gruba dahil olarak o grubu anlamaya çalışırken, etik yaklaşım grubu tamamen dışardan gözlemleyerek, grubun davranış normlarını anlamaya çalışır.", + "question": "Emik ve etik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Emik ve etik, sosyal bilimlerde bir grubu incelerken kullanılan temel yöntemlerden ikisi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "330", + "context": "Ermeni-Frigler Bronz Çağı ve Bronz Çağı Çöküşü dönemlerinde, Batı Asya'nın (özellikle Küçük Asya ve Ermeni Dağlık Bölgesinin) varsayımsal insanlarıdır. Terim, hem Friglerin hem de Proto-Ermenilerin dilsel ve ortak soy atasını tanımlar. Dolayısıyla Ermeni-Frigler; Ön-Yunanların, Antik Makedonların, Friglerin ve ayrıca Ermenilerin de ortak ataları olan çok daha eski Greko-Frigler'in aynı zamanda da torunları olacaklardır.", + "question": "Ermeni-Frig nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ermeni-Frigler Bronz Çağı ve Bronz Çağı Çöküşü dönemlerinde, Batı Asya'nın (özellikle Küçük Asya ve Ermeni Dağlık Bölgesinin) varsayımsal insanlarıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "331", + "context": "Derlem dilbiliminde eşdizim, tesadüfen beklenenden daha sık bir arada ortaya çıkan bir dizi kelime veya terimdir. Deyimbilimde, bir eşdizim, bir tür kompozisyon öbeğidir, yani onu oluşturan kelimelerden anlaşılabileceği anlamına gelir. Bu, bütünün anlamının parçalarından çıkarılamadığı ve tamamen ilgisiz olabileceği bir deyimle çelişir.\nDeyimsel eşdizimli bir örnek, strong tea ifadesidir. Aynı anlam, kabaca eşdeğer powerful tea tarafından da aktarılabilirken, bu sıfat tea sözcüğünü İngilizce konuşurlarının kullanımına alışmaları ve onu öbeksel ve işaretlenmemiş olarak görmeleri için yeterince nitelemez.(Karşı örnek olarak, computer veya car sözcüklerini nitelerken öbeksel olarak powerful sözcüğü strong sözcüğüne tercih edilir.)\nYaklaşık altı ana eşdizim türü vardır: sıfat + isim, isim + isim (toplu isimler gibi), fiil + isim, zarf + sıfat, fiiller + edat öbeği (öbek fiiller) ve fiil + zarf.\nEşdizimlilik çıkarımı, veri madenciliğine benzeyen çeşitli hesaplamalı dil bilimi öğelerini kullanarak bir belgede veya derlemde eşdizimleri bulan bir hesaplama tekniğidir.", + "question": "Eşdizimlilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Derlem dilbiliminde eşdizim, tesadüfen beklenenden daha sık bir arada ortaya çıkan bir dizi kelime veya terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "332", + "context": "Etno-linguistik, dil ile kültür arasındaki ilişkiyi inceleyen ve farklı etnik grupların dünyayı algılama biçimini inceleyen bir dilbilim alanıdır. Etno-linguistik, etnoloji ve dilbilimin bir kombinasyonudur.", + "question": "Etnolinguistik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Etno-linguistik, dil ile kültür arasındaki ilişkiyi inceleyen ve farklı etnik grupların dünyayı algılama biçimini inceleyen bir dilbilim alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "333", + "context": "Halk etimolojisi, çözümlenmesi zor yabancı gelen bilinmedik bir formdan, daha bilindik yerli bir forma zaman içinde dönüşen ve etimolojik açıdan yanlış ve yakıştırma olan kelime ya da deyim.", + "question": "Halk etimolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Halk etimolojisi, çözümlenmesi zor yabancı gelen bilinmedik bir formdan, daha bilindik yerli bir forma zaman içinde dönüşen ve etimolojik açıdan yanlış ve yakıştırma olan kelime ya da deyim." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "334", + "context": "Haplografi, dilbilimde elyazmaları incelenirken tespit edilen birbiri arkasına yazılan iki harfin ya da iki kelimenin tekinin hatalı biçimde unutulması ya da yazılmamasına verilen isimdir.", + "question": "Haplografi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Haplografi, dilbilimde elyazmaları incelenirken tespit edilen birbiri arkasına yazılan iki harfin ya da iki kelimenin tekinin hatalı biçimde unutulması ya da yazılmamasına verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "335", + "context": "Hareke (Arapça: حركات, okunuşu: Ḥarakāt), Arap alfabesindeki ünsüz harflere ünlü özelliği kazandırmak için kullanılan ek işaretlere denir.\nArap alfabesinde sadece ünsüz harfler ve uzun okunan ünlü harfler (a, u, i) içerdiği için kısa ünlü sesleri için değişik harekeler geliştirilmiştir.\n\nHarekelerin kullanımı neredeyse sadece Kur'an ve Arapça öğretim kitaplarına sınırlıdır. Bunlar gazete ve kitaplarda genellikle kullanılmaz. Bu tür metinlerde kısa ünlülerin belirlenmesi için dile hakim olup kelimeleri ve dilin gramer yapısını bilmek gereklidir.", + "question": "Hareke nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hareke (Arapça: حركات, okunuşu: Ḥarakāt), Arap alfabesindeki ünsüz harflere ünlü özelliği kazandırmak için kullanılan ek işaretlere denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "336", + "context": "Hece ölçüsü, şiirin her dizesindeki hece sayısının eşit olmasına dayanan bir vezindir. Türkçenin millî ölçüsü olarak bilinir.\nTürkçede heceler uzunluk kısalık bakımından hemen hemen aynı değerdedir. Bu yapısal özellik şiirde hece ölçüsünün kolayca kullanılmasına imkan verir. İlk yazılı Türk edebiyatının ürünleri olarak bilinen Göktürk Kitabeleri'nde şiir bulunmamasına rağmen şiirsel özellikler taşıyan ve hece ölçüsüne uyan bölümler vardır. Kaşgarlı Mahmut’un Divanü Lugati’t Türk adlı eserindeki şiirler de hece ölçüsüyle yazılmışlardır. Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra divan edebiyatı ve aruz ölçüsünün yaygınlaşması hece ölçüsünün yalnızca tekke ve aşık edebiyatına özgü bir ölçü olmasına yol açmıştır.\nHece ölçüsünde kalıbı dizelerdeki hecelerin sayısı belirler. Örneğin her dizesinde 11 hece bulunan bir şiirin kalıbı \"11’li hece ölçüsü\" olarak gösterilir. Bir hecenin belli bölümlere ayrılmasına \"durgulanma\", bu bölümlerin okuma sırasında hafifçe durularak vurgulanan yerlerine de \"durak\" denir. Kalıplar 2'liden başlayarak 20'lilere kadar çıkar. Az heceli, yani 2'liden 6'lıya kadar kalıplar tekerleme, atasözü, bilmece gibi ürünlerin şiirsel parçalarında uyum öğesi olarak yer alır. Bu tür kısa kalıpların durakları dizenin sonundadır.\nHece ölçüsünde durağın önemi büyüktür. Bir kalıp en az 2, en çok 5 duraklı olabilir. Bir durakta bulunan hece sayısı ise 1 ile 10 arasında değişir. Hece kalıpları duraklar ve duraklardaki hece sayıları bakımından bölümlenir. Bu kalıplar içinde en çok kullanılanlar 7'li, 8'li, 11'li ve 14'lü olanlardır. 7'li ölçü daha çok mani türünde kullanılmıştır. 8'li kalıp semai, varsağı, destan ve türkülerin ölçüsüdür. 11'li ölçü ise başta koşma ve destan olmak üzere aşık ve tekke edebiyatı şiirlerinde kullanılmıştır. 14'lü hece ölçüsüne ise daha çok tekke şiiri ve çağdaş Türk şiirinde rastlanır.", + "question": "Hece ölçüsü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hece ölçüsü, şiirin her dizesindeki hece sayısının eşit olmasına dayanan bir vezindir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "337", + "context": "Hungaroloji Anabilim Dalı, 09 Ocak 1935 tarihinde Atatürk'ün emriyle kurulmuştur. Hungaroloji Kürsüsü, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin kuruluşuyla birlikte açılan ilk 13 kürsü arasında yer alır. Kürsünün başına, yine Atatürk'ün isteğiyle Kürsü kurucusu ve hocası olarak ünlü Macar Türkolog ve kütüphanecisi Prof. Dr. László Rásonyi getirilir. Anabilim Dalı'nın esas amacı Türk-Macar ortak geçmişini araştırmak, Macar dilini, kültürünü, edebiyatını Türkiye'de tanıtmaktır. Anabilim Dalı'nda dört öğretim elemanı ve bir yabancı uzman görev yapmaktadır. Anabilim Dalı'nda lisans programına ek olarak lisansüstü program da yürütülmektedir.\nAnabilim Dalı Türkiye ve Macaristan arasındaki dostluğun geliştirilmesindeki gayretleri nedeniyle iki kez (1992 ve 2001 yıllarında) Macaristan Cumhuriyeti tarafından Onur Beratı ile ödüllendirilmiştir.\nHungaroloji Anabilim Dalından mezun olan kişilere Hungarolog unvanı verilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Hungaroloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hungaroloji Anabilim Dalı, 09 Ocak 1935 tarihinde Atatürk'ün emriyle kurulmuştur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "338", + "context": "İç ek(inflix), bir kelime gövdesinin (mevcut bir kelime veya bir kelime ailesinin çekirdeği) içine eklenen bir ektir. Bir ön ek veya son ek gibi bir gövdenin dışına eklenmiş bir ek için nadir bir terim olan dış ek (adfix) kavramının tam tersidir.\nSatırlar arası çeviride metni işaretlerken çoğu ek bir tire - ile ayrılır, ancak iç ekler ⟨açılı ayraçlar⟩ ile ayrılır.", + "question": "İç ek nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İç ek(inflix), bir kelime gövdesinin (mevcut bir kelime veya bir kelime ailesinin çekirdeği) içine eklenen bir ektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "339", + "context": "İki nokta (diğer adıyla Trema veya Umlaut), Türkçede ve pek çok dilde yalnızca sesli harflerde kullanılan ve harflerin ses değerlerini değiştiren bir işarettir. Bu değişim genellikle ince bir harfe dönüme şeklinde ortaya çıkar.", + "question": "İki nokta (ayırıcı im) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İki nokta (diğer adıyla Trema veya Umlaut), Türkçede ve pek çok dilde yalnızca sesli harflerde kullanılan ve harflerin ses değerlerini değiştiren bir işarettir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "340", + "context": "İletişim modelleri, iletişim sürecinin basitleştirilmiş temsilleridir. Çoğu model hem sözlü hem de sözsüz iletişimi tanımlamaya çalışır ve genellikle bunları bir mesaj alışverişi olarak görür. İşlevleri, karmaşık iletişim sürecine ilişkin genel bir bakış sunmaktır. Bu, araştırmacıların hipotezler oluşturmasına, iletişimle ilgili kavramları gerçek dünyadaki durumlara uygulamasına ve öngörülerini test etmesine yardımcı olur. Kullanışlı olmalarına rağmen birçok model, temel unsurları göz ardı ettiklerinden dolayı çok basit oldukları iddiasıyla eleştirilmektedir. Farklı bileşenler ve bunların etkileşimleri genellikle bir diyagram şeklinde sunulur. Bazı temel bileşenler ve etkileşimler modellerin çoğunda sıklıkla kullanılmaktadır. Bunlar arasında bir göndericinin bilgiyi bir mesaj şeklinde kodlaması ve bir kanal aracılığıyla bir alıcıya göndermesi fikri yer almaktadır. Alıcı, ilk fikri anlamak için mesajın kodunu çözmeli ve bir tür geri bildirim sağlamalıdır. Her iki durumda da gürültü araya girebilir ve mesajı bozabilir.\nİletişim modelleri, kullanım amaçlarına ve süreci nasıl kavramsallaştırdıklarına göre çeşitli biçimlerde sınıflandırılır. Genel modeller tüm iletişim biçimlerine uygulanırken, özel modeller kendilerini kitle iletişimi gibi belirli biçimlerle sınırlandırır. Doğrusal iletim modelleri iletişimi, bir göndericinin bir fikri bir alıcıya ilettiği tek yönlü bir süreç olarak değerlendirir. Etkileşim modelleri, alıcının mesajı aldıktan sonra yanıt verdiği bir geri bildirim döngüsü içerir. İşlemsel modeller, gönderme ve yanıt vermeyi eşzamanlı faaliyetler olarak görür. Anlamın bu süreç esnasında yaratıldığını ve ondan önce var olmadığını savunurlar. Kurucu ve inşacı modeller, iletişimin gerçekliği nasıl anladığımız ve deneyimlediğimizden sorumlu temel bir olgu olduğunu vurgular. Diğer türler arasında kodlama-kod çözme modelleri, hipodermik modeller ve ilişkisel modeller yer almaktadır.\nİletişim konusu Antik Yunan'da da tartışılmaktaydı ancak iletişim bilimleri alanı ancak 20. yüzyılın ortalarında ayrı bir araştırma disiplini haline geldi. Lasswell modeli, Shannon-Weaver modeli, Gerbner modeli ve Berlo modeli gibi tüm eski modeller doğrusal iletim modelleriydi. Birçok amaç için daha sonra bunların yerini Schramm modeli gibi etkileşim modelleri almıştır. 1970'lerden itibaren, etkileşim modellerinin sınırlamalarının üstesinden gelmek için Barnlund modeli gibi çeşitli işlemsel iletişim modelleri ortaya atıldı. Bunlar, kurucu modeller biçimindeki daha sonraki gelişmelerin kökenini oluşturmaktadır.", + "question": "İletişim modelleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İletişim modelleri, iletişim sürecinin basitleştirilmiş temsilleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "341", + "context": "İran sözcüğü, ilk kez Nakş-ı Rüstem'deki I. Ardeşir'in kabartmasına eşlik eden yazıtta tespit edilmiş Orta Farsça Ērān, Pehlevice ʼyrʼn sözcüklerinden gelmektedir. Burada Orta Farsça yazıta eşlik eden Partça dilindeki yazıtta kral için ardašīr šāhān šāh aryān (Pahlavi: ... ʼryʼn) ifadesi kullanılırken, kralın Orta Farsça yazıttaki adı ardašīr šāhān šāh ērān dır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "İran (kelime) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İran sözcüğü, ilk kez Nakş-ı Rüstem'deki I." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "342", + "context": "Kapalı ön yuvarlak ünlü sesi bazı konuşulan dillerde kullanılan bir ünlü sestir. IPA’da bu ses [y] olarak gösterilir. Bazı dillerin abecelerinde \"ü\", \"uu\", \"u\", \"ű\", \"y\", \"уь\" veya \"위\" olarak yazılır.\nTürkçede bu sesi \"ü\" harfi verir. Bazı örnekleri süt, yük, bükmek olabilir.", + "question": "Kapalı ön yuvarlak ünlü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kapalı ön yuvarlak ünlü sesi bazı konuşulan dillerde kullanılan bir ünlü sestir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "343", + "context": "Kapsayıcılık, dilbilimde kapsayıcı ve dışlayıcı birinci şahıs zamirleri ile sözel morfoloji arasındaki gramer ayrımıdır ve kapsayıcı \"biz\" ve dışlayıcı \"biz\" olarak da adlandırılır. Kapsamlı \"biz\" özellikle muhatabı içerir (\"biz\" kelimelerinden biri \"siz, ben ve muhtemelen diğerleri\" anlamına gelir), özel \"biz\" ise muhatabı özellikle hariç tutar (\"biz\" için başka bir kelime) başka kimin dahil olabileceğine bakılmaksızın \"o / onlar ve ben, ama sen değil\") anlamına gelir. Bu tür bir ayrımın diğer kişilerde (özellikle ikinci kişide) yapılabileceğini hayal etmek kolay olsa da, aslında doğal dillerde ikinci tekil şahıs kümelenmesinin (sen vs. sen ve onlar) varlığı tartışmalıdır ve pek iyi kanıtlanmamıştır.Kümelenme, standart İngilizce dilinin bir özelliği olmasa da dünya çapında birçok dilde bulunur.", + "question": "Kapsayıcılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kapsayıcılık, dilbilimde kapsayıcı ve dışlayıcı birinci şahıs zamirleri ile sözel morfoloji arasındaki gramer ayrımıdır ve kapsayıcı \"biz\" ve dışlayıcı \"biz\" olarak da adlandırılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "344", + "context": "Konuşma dili, bölgelere göre farklı sesletim özellikleri gösteren, günlük yaşayışta kullanılan ve yazı dilinden az farklarla ayrılmış bulunan doğal dil, günlük konuşmadır. Dünya üzerindeki hemen her dilde \"konuşma dili - yazı dili\" özellikleri bulunur. Bir dilde yazılış ile okunuş birbirinden az ya da çok farklı olabilir.\nKonuşma dili sese dayalıdır; ses telleri ve vokal organlar kullanılır; yazılı ve somut bir esasa dayanmaz, dolayısıyla konuşma dilinin geçmişini ve gelişim sürecini tarihlendirmek ve takip etmek imkansızdır.", + "question": "Konuşma dili nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Konuşma dili, bölgelere göre farklı sesletim özellikleri gösteren, günlük yaşayışta kullanılan ve yazı dilinden az farklarla ayrılmış bulunan doğal dil, günlük konuşmadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "345", + "context": "Kürdoloji veya Kürt çalışmaları, Kürtçe, Kürtler, Kürt kültürü, geleneği vb. üzerine farklı disiplinler ile akademik olarak inceleme ve araştırma yapmayı amaçlayan öğreti. Günümüzde Kürdoloji şeklinde bir disiplinin olduğunu söylemek mümkündür. Genel olarak ilk varoluş yeri Kürt nüfusunun yoğunlukta ve etkinlikte olmadığı ülkelerdir. Sovyetler Birliği'ndeki Kürtler Kürdolojinin temellerini atmıştır ve Sovyetler Birliği'ndeki çalışmalar öne çıkmıştır. Sovyet ulus sistemi ve Kürt milliyetçi hareketinin de katkısı olmuştur. Sovyetlerdeki önemli dört Kürdoloji merkezi Leningrad, Erivan, Moskova ve Bakü'de ortaya çıktı. Erivan'da düzenlenen 1934 Kürdoloji Kongresi sonrasında \"Kürdoloji\" kavramı yaygın hale geldi. Potansiyeli olmasına rağmen günümüzde az gelişmiş durumdadır.", + "question": "Kürdoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kürdoloji veya Kürt çalışmaları, Kürtçe, Kürtler, Kürt kültürü, geleneği vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "346", + "context": "Laforizma Türkçeye ve argoya bugüne dek pek çok sözcük kazandırmış olan mizah yazarı Cihan Demirci'nin 1993'te, aforizma sözcüğüne bir \"L\" harfi ekleyerek ürettiği, kısa özdeyişlerine verdiği ad. Cihan Demirci'nin isim babası olduğu Laforizma sözcüğü sayesinde, yabancı dilden Türkçeye giren aforizma'da bu şekilde Türkçeleştirilmiş oldu.\nMizahçı Cihan Demirci başta; Yeni Günaydın-Pes (1994), Panik (1996), Cumhuriyet (1995-1997), Milliyet (1997-2002) olmak üzere pek çok gazete ve dergiye \"Cihan Demirci'den Laforizmalar\" başlığı altında özdeyişlerden oluşan köşeler hazırladı.\nBugüne dek ilki; Sürüden Ayrılan Kişilik Kapar diğeri de Aklımızda Hayırlısı Olsun olmak üzere iki adet \"Laforizma\" kitabı yayınladı.", + "question": "Laforizma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Laforizma Türkçeye ve argoya bugüne dek pek çok sözcük kazandırmış olan mizah yazarı Cihan Demirci'nin 1993'te, aforizma sözcüğüne bir \"L\" harfi ekleyerek ürettiği, kısa özdeyişlerine verdiği ad." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "347", + "context": "Lambdasizm (Yunancadaki λ -Λάμδα, Lambda- harfinden. Türkçe: l'leşme), Macar Türkolog Zoltan Gombocz tarafından ortaya atılan; Türkçe \"-ş-\" sesinin aslî ses olduğu ve Çuvaşça ile Moğolcadaki \"-l-\" sesinin ise bu sesten türediğini iddia eden altayist görüştür.\nÖrneğin; Türkçe “Taş” sözcüğündeki ş, Çuvaşçada “l” sesine dönüşmüştür: \"çul\" (burada ayrıca t>ç ve a>u değişimleri de vardır)\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Lambdasizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Lambdasizm (Yunancadaki λ -Λάμδα, Lambda- harfinden." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "348", + "context": "Lehçe tesviyesi veya diyalekt düzleşmesi, iki veya daha fazla lehçe arasındaki özelliklerin varyasyonunda veya çeşitliliğindeki bir eksilme sürecidir. Tipik olarak bu, belirli lehçelerin asimilasyonu, karıştırılması ve birleştirilmesi yoluyla, genellikle dil standardizasyonu yoluyla ortaya çıkar. Konuşulan alanların sanayileşme ve modernleşmesinden sonra çok sayıda konuşmacıya sahip çoğu dilde gözlemlenmiştir.", + "question": "Lehçe tesviyesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Lehçe tesviyesi veya diyalekt düzleşmesi, iki veya daha fazla lehçe arasındaki özelliklerin varyasyonunda veya çeşitliliğindeki bir eksilme sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "349", + "context": "Lingua Libre, Wikimedia France tarafından oluşturulmuş bir çevrimiçi iş birliği projesi ve aracıdır. Özgür lisans altında iş birliğine dayalı, çok dilli, görsel-işitsel bir konuşma külliyatı oluşturmayı amaçlamaktadır.", + "question": "Lingua Libre nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Lingua Libre, Wikimedia France tarafından oluşturulmuş bir çevrimiçi iş birliği projesi ve aracıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "350", + "context": "Menzerath yasası veya Menzerath-Altmann yasası (adını Paul Menzerath ve Gabriel Altmann'dan almıştır), dilbilimsel bir yapının boyutundaki artışın bileşenlerinin boyutunda bir azalmaya yol açtığı ve bunun tersinin de geçerli olduğu bir dil yasasıdır.\nÖrneğin, bir cümle ne kadar uzunsa (yan tümce cinsinden ölçülür) tümceler o kadar kısadır (kelime sayısı cinsinden ölçülür) veya: bir kelime ne kadar uzunsa heceler ve biçimbirimler (morphs) o kadar kısadır.", + "question": "Menzerath yasası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Menzerath yasası veya Menzerath-Altmann yasası (adını Paul Menzerath ve Gabriel Altmann'dan almıştır), dilbilimsel bir yapının boyutundaki artışın bileşenlerinin boyutunda bir azalmaya yol açtığı ve bunun tersinin de geçerli olduğu bir dil yasasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "351", + "context": "Metindilbilim ya da metin dil bilimi, dilbilim içinde ve bağlamında 1960'lı yıllarından itibaren geliştirilen yeni bir alandır (sonraki yıllarda bu alan, metin bilimi kavramı adı altında daha geniş bir özerklik boyutuna doğru evrilmiş, günümüzde de hâlâ bu gelişimsel çizgide ilerlemektedir). Metnin bir bütün olarak yapısı ile işlevi ve metni oluşturan ögeler arasındaki ilişkileri ele alır. Çeşitli metin türlerindeki her türlü dilsel olguyu, ölçüt ve kuralları saptar. Tüm bunlar için metin dil biliminin yararlandığı diğer bilim dalları edebiyat, hukuk ve teolojidir.", + "question": "Metindilbilim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Metindilbilim ya da metin dil bilimi, dilbilim içinde ve bağlamında 1960'lı yıllarından itibaren geliştirilen yeni bir alandır (sonraki yıllarda bu alan, metin bilimi kavramı adı altında daha geniş bir özerklik boyutuna doğru evrilmiş, günümüzde de hâlâ bu gelişimsel çizgide ilerlemektedir)." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "352", + "context": "Niceliksel dilbilim (Quantitative linguistics), genel dilbilimin ve daha spesifik olarak matematiksel dilbilimin bir alt disiplinidir. Niceliksel dilbilim, doğal dillerin yapısı kadar dil öğrenimi, dil değişimi ve uygulamasıyla da ilgilenir. Niceliksel dilbilim, dilleri istatistiksel yöntemler kullanarak araştırır; en zorlu hedefi, dil yasalarının formüle edilmesi ve nihayetinde birbiriyle ilişkili bir dizi dil yasası anlamında genel bir dil teorisinin formüle edilmesidir. Sinerjik dilbilim en başından beri özellikle bu amaç için tasarlanmıştır. Niceliksel dilbilim ampirik olarak, dil istatistikleri veya herhangi bir dilbilimsel konunun istatistikleri olarak yorumlanabilen bir alan olan dil istatistiklerinin sonuçlarına dayanır. Bu alan mutlaka önemli teorik amaçlarla bağlantılı değildir. Derlem dilbilimi ve hesaplamalı dilbilim, önemli ampirik kanıtlara katkıda bulunan diğer alanlardır.", + "question": "Niceliksel dilbilim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Niceliksel dilbilim (Quantitative linguistics), genel dilbilimin ve daha spesifik olarak matematiksel dilbilimin bir alt disiplinidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "353", + "context": "Prototip kuramı, bilişsel bilimde, özellikle psikoloji ve bilişsel dilbilim alanlarında kullanılan, bir kavramın bir kategoriye üyeliğini farkı derecelerde değerlendiren bir kategorileme kuramdır. Bu kurama göre, verili bir dilde kullanılan bir kavram için gerçek dünyada onu en tipik şekilde temsil eden bir örnek vardır. Örneğin, \"kuş\" denince akla \"güvercin\" gelebilmesi gibi.\n1971 yılında psikolog Eleanor Rosch'un çalışmasıyla ortaya çıkmış ve geleneksel Aristotelesçi kategorilerden ayrılması nedeniyle kategorizasyon teorisinde \"Kopernik devrimi\" olarak tanımlanmıştır. Dilbilimci Eugenio Coseriu ve yapısal anlambilim paradigmasının diğer savunucuları gibi geleneksel kategoriler teorisini hâlâ destekleyenler tarafından eleştirilmiştir. Bu prototip teorisinde, herhangi bir dildeki herhangi bir kavram, bu kavramı en iyi şekilde temsil eden gerçek dünya örneğine sahiptir. Örneğin: mobilya konseptine bir örnek vermeniz istendiğinde, örneğin bir gardıroptan çok bir kanepeden bahsedilir. Prototip teorisi, fonolojik yapıdan anlambilime haritalamanın bir parçası olarak dilbilimde de uygulanmıştır.\nRosch, prototip teorisini formüle ederken, kısmen önceki kavrayışlardan, özellikle de Wittgenstein (1953) tarafından aile benzerliğine (family resemblance) dayalı bir kategori modelinin formülasyonundan ve Roger Brown'ın How shall a thing be called? (1958) eseri gibi önceki kavrayışlardan yararlanmıştır.", + "question": "Prototip kuramı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Prototip kuramı, bilişsel bilimde, özellikle psikoloji ve bilişsel dilbilim alanlarında kullanılan, bir kavramın bir kategoriye üyeliğini farkı derecelerde değerlendiren bir kategorileme kuramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "354", + "context": "Dilbilimde prozodi (/ˈprɒsədi, ˈprɒzədi/) tek haldeki fonetik birimler olmayan(ünlüler ve ünsüzler) fakat ton, vurgu ve ritim gibi dilsel işlevleri içeren daha büyük boyuttaki konuşma birimleri ve hecelerin özellikleri ile ilgilenir.\nProzodi; duygusal durumlar ifade biçimi (ifade, soru veya emir); ironi veya alayın varlığı; vurgu, kontrast ve odak gibi özellikleri yansıtabilir. Dilbilgisi veya kelime seçimi tarafından kodlanmayan dil unsurlarını yansıtabilir.", + "question": "Prozodi (dilbilim) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dilbilimde prozodi (/ˈprɒsədi, ˈprɒzədi/) tek haldeki fonetik birimler olmayan(ünlüler ve ünsüzler) fakat ton, vurgu ve ritim gibi dilsel işlevleri içeren daha büyük boyuttaki konuşma birimleri ve hecelerin özellikleri ile ilgilenir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "355", + "context": "Serpik ek (circumfix) biri kelimenin başına, diğeri sonuna yerleştirilen iki bölümden oluşan bir ektir. Serpik ekler, sözcüklerin başına eklenen ön ekler, sonuna eklenen son ekler ve ortasına eklenen iç eklere karşı tezatlık oluşturur. Malayca ve Gürcücede serpik ekler yaygındır.", + "question": "Serpik ek nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Serpik ek (circumfix) biri kelimenin başına, diğeri sonuna yerleştirilen iki bölümden oluşan bir ektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "356", + "context": "Ses, dilin parçalanamayan en küçük parçasıdır. Sesten daha küçük bir dilbirliği yoktur. Sesler bazen tek başlarına, çok defa da yan yana gelerek, canlı cansız varlıkları, kavramları ve durumları karşılayan dil öğelerini, dil biçimlerini meydana getirirler.", + "question": "Ses (dilbilim) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ses, dilin parçalanamayan en küçük parçasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "357", + "context": "SIL International (önceleri \"The Summer Institute of Linguistics\" olarak bilinmekteydi) Ana amacı az bilinen azınlık dillerini dilbilimi yöntemlerine uygun olarak araştırmak, desteklemek ve belgelemek olan Evangelist organizasyon. Araştırma sonuçları ethnologue.com adresinde duyurulmaktadır. SIL'in felsefesi \"hiçbir dil önemsiz değil\" dir. 50'den fazla ülkede 6000'in üzerinde üyesi vadır.\nMerkezi ABD'nin Dallas şehrindedir.", + "question": "SIL International nedir?", + "answers": { + "text": [ + "SIL International (önceleri \"The Summer Institute of Linguistics\" olarak bilinmekteydi) Ana amacı az bilinen azınlık dillerini dilbilimi yöntemlerine uygun olarak araştırmak, desteklemek ve belgelemek olan Evangelist organizasyon." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "358", + "context": "Sınıfbirim (Fransızca: classème), üreysel anlambirimcik toplamına denir.\nSınıfbirim, temel anlamın bir kısmını oluşturan zorunlu ve ayırt edici anlambirimciktir. Bir anlambirimcik demetinin üreysel anlambirimcik grubu sınıfbirimi oluşturur. Sınıfbirim, anlambirimcik demetinin üreysel (Fransızca: générique) ve değişmez anlambirimcikler grubunu belirtir.\nSınıfbirimler, temel anlamın belli bir kısmını oluşturan zorunlu ve ayırt edici anlambirimciklerdir. Kavrambirim (Fr.: sémantème) olgusu gibi, sınıfbirim de düz anlamla (ya da mantıksal tanımlama ile içlemle) ilgilidir. Kavrambirim de sınıfbirim de sözcükle ya da anlambirimle (Fransızca: monème) tanımlanır. Bir sözlükte, sınıfbirim anlambirimcik çözümlemesinden ayrılamaz. Sözlük birim ve sınıfbirim düzanlam düzlemiyle ilgilidir, her ikisi de sözcük ya da anlambirim tarafından betimlenir.\nÜreysel anlambirimcik topluluğu anlamındaki sınıfbirim (örneğin sandalye, koltuk, kanepe, vb.), /canlı değil/ /sert maddeden/ ve /sayılabilir/ gibi anlambirimciklerden oluşacaktır.", + "question": "Sınıfbirim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sınıfbirim (Fransızca: classème), üreysel anlambirimcik toplamına denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "359", + "context": "Di��er dillerle olan genetik ilişkisi tam olarak saptanamamış dillere sınıflandırılmamış dil denir. Diller, güvenilir veri eksikliğinin başta olduğu çeşitli sebeplerden sınıflandırılmamış olabilir, temaslı olduğu bir dilin kelimeleri veya morfolojisi farklı yönlere işaret ettiğinde ve hangisinin dilin ata biçimi olduğu belli olmadığında ortaya çıkan kafa karıştırıcı etki de dillerin sınıflandırılamamasında etkendir. Kut dili ve Cacán dili gibi bazı az bilinen soyu tükenmiş diller basitçe sınıflandırılamazlar ve bu durumun gelecekte değişmesi de çok olası değildir.\nEğer önemli sayılabilecek bir belgelendirme yapılmışsa ve dilin başka dillerle ve ailerle kıyaslanmasının ardından hala o dilin başka dillerle olan genetik ilişkisi açıklanamıyorsa - Avrupa'daki Baskça durumundaki gibi - o dil izole dil sayılır, bu da onu tek başına bir dil ailesi yapar. Bu yüzden sınıflandırılmamış bir dil, daha iyi veriler elde edildiğinde veya daha kapsamlı karşılaştırmalı araştırmalar yapıldığında belirli bir dil ailesine dahil olabilir. Çok az bulgunun günümüze ulaştığı soyu tükenmiş ve sınıflandırılmamış dillerin ise kayıp belgeler veya konuşan bir nüfus keşfedilmedikçe belirsizlik içinde kalmaları daha olasıdır.", + "question": "Sınıflandırılmamış dil nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Diğer dillerle olan genetik ilişkisi tam olarak saptanamamış dillere sınıflandırılmamış dil denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "360", + "context": "Duyu-Dil Programlama (DDP), Nörolinguistik Programlama ya da neuro-linguistique programlama (NLP), kişilerin amaçlarına ulaşmaları için \"nörolojik programlarını\" keşfetmelerini ve en iyi şekilde kullanmalarını sağlamayı hedefleyen, tartışmalı ve sözdebilim sayılan bir psikolojik terapi anlayışıdır. NLP, metodolojiye yer veren, bir seri teknik müdahalenin yer aldığı bir yaklaşımdır. Bilimsel olduğu iddiaları tartışmalıdır. Metodoloji modellemeye dayanır. NLP özel bir alanda başarılı sonuçlar alan kişilerin tecrübelerini biçimleme ve çözmeyi, NLP'nin anlaşılır olmasını ve ulaşmak isteyeni de eğitmeyi sağlıyor. Modellemeden çıkan müdahale teknikleri kullanımı kolay, hızlı ve doğrulanabilir sonuçlar taşırlar. Bu müdahale teknikleri, etkin bir iletişim kazanılmasına neden olurken, zihinsel fonksiyonları geliştirir, potansiyeli yükseltir, yeni modeller yaratmak ve geliştirmek için kişinin ihtiyacı olan değişimi kolaylaştırır.\nNLP üç temel kavrama dayanmaktadır:\n\nNeuro: Bütün davranışlar nörolojik bir sürecin sonucudur.\nLinguistik: Sinirsel süreçler dil ve iletişim sistemleri yoluyla modeller ve stratejiler halinde temsil edilir, düzenlenir ve sıralanır.\nProgramlama: Bir sistemin unsurları belirli sonuçlara ulaşmak için düzenlenir veya programlanır.", + "question": "Sinirdilbilimsel programlama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Duyu-Dil Programlama (DDP), Nörolinguistik Programlama ya da neuro-linguistique programlama (NLP), kişilerin amaçlarına ulaşmaları için \"nörolojik programlarını\" keşfetmelerini ve en iyi şekilde kullanmalarını sağlamayı hedefleyen, tartışmalı ve sözdebilim sayılan bir psikolojik terapi anlayışıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "361", + "context": "Sözlükbirim (sözlük birimi, sözlüksel birim veya madde başı), sözlüklerde tanımlanan, açıklanan, anlatılan konulardan veya kavramlardan her biri.\nSözlükbirim, basılı sözlüklerde geleneksel olarak koyu harflerle veya dışarı çıkıntılı olarak gösterilir. Sözlükbirimler genellikle varlık ve eylem isimlerinden oluşur. Sözlükbirimler yapı olarak, yalın, türemiş ve birleşik yapıda olabilir.\nHer bir sözlükbirim, bir sözcüğün değişik biçimlerinin (örn. “gel”, “geliniz”, “geldi” …) ortak paydası olarak kabul edilir. Sözlükbirim, kısaltmalardan, sözcüklerden, öbeklerden, tümcelerden oluşabilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sözlükbirim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sözlükbirim (sözlük birimi, sözlüksel birim veya madde başı), sözlüklerde tanımlanan, açıklanan, anlatılan konulardan veya kavramlardan her biri." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "362", + "context": "Sözlükçe, lügatçe veya leksikon, bir dilin şubesini oluşturan söz varlığı, şube bilgisi ve ek sözlüktür. Dilbilimde bir dilin sözlük birimlerinin envanteridir. Leksikon sözcüğü Koini Grekçesinde \"sözcükler için\" anlamına gelen \"λεξικός\" sözcüğünden türemiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sözlükçe nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sözlükçe, lügatçe veya leksikon, bir dilin şubesini oluşturan söz varlığı, şube bilgisi ve ek sözlüktür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "363", + "context": "Spoonerism, ismi, Oxford'da din profesörü olan William Archibald Spooner'dan gelme bir dil sürçmesi türü. Prof. Spooner, günlük hayatında bu hatayı sık sık yaptığı için onun adı verilmiştir. Daha çok ikili kelime gruplarında, hecelerin yerlerini karıştırarak yapılır.", + "question": "Spoonerism nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Spoonerism, ismi, Oxford'da din profesörü olan William Archibald Spooner'dan gelme bir dil sürçmesi türü." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "364", + "context": "Swadesh listesi (/ˈswɑːdɛʃ/), leksikostatistik amacına yönelik evrensel kavramların derlemesidir. Swadesh listesinin bir dizi dile çevrilmesi, araştırmacıların bu dillerin birbiriyle olan ilişkisini ölçmesine olanak tanır. Swadesh listesi, dilbilimci Morris Swadesh'in adını almıştır. Leksikostatistikte (dillerin soyağacıyla ilgili akrabalığının nicel değerlendirmesi) ve glottokronolojide (dil farklılığının tarihlenmesi) kullanılır. Birkaç farklı liste olduğundan, bazı yazarlar \"Swadesh listelerine\" de atıfta bulunmaktadır.", + "question": "Swadesh listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Swadesh listesi (/ˈswɑːdɛʃ/), leksikostatistik amacına yönelik evrensel kavramların derlemesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "365", + "context": "Şive koçu, oyuncunun, kamera karşısında, sahnede ya da seslendirme işinde karakterin lehçesiyle konuşmasına yardımcı olur. Lehçe Koçu genellikle bir ön araştırma yaparak, örnekler ve eğitim materyalleri toplar ve oyuncuyla replikleri üzerine çalışır. Oyuncuya anlaşılırlık, tutarlık ve inandırıcılık açısından rehberlik eder.\nTanınmış lehçe koçları arasında, \"Bin Sesli Adam\" olarak bilinen, Good Will Hunting filminin lehçe koçu Robert Easton, Yüzüklerin Efendisi filminde kullanılan Elf aksanının uzmanı Roisin Carty ve Titanik de dahil olmak üzere pek çok filmde Kate Winslet'in lehçe koçluğunu yapan Susan Hegarty sayılabilir.\nMaryland Üniversitesi'nin, İngilizce konuşan oyuncular için dünyanın pek çok bölgesinden toplanmış lehçeleri içeren Visual Accent and Dialect Archive isimli bir video sitesi bulunmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Şive koçu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Şive koçu, oyuncunun, kamera karşısında, sahnede ya da seslendirme işinde karakterin lehçesiyle konuşmasına yardımcı olur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "366", + "context": "Telaffuz, söyleyiş, sesletim ya da boğumlanma; bir dildeki sözcüklerin söyleniş biçimi. Telaffuz sözcüğü Arapça kökenlidir. Dilbilimde, ilgili sözcük ya da cümlenin kullanıldığı dilin okuma özellikleri ve sese dönüşmesinin ifadesi olan telaffuz, kendi içinde yöresel farklılıklar gösterebilir. Her dilin söyleyiş özellikleri farklıdır. Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dil olmasına karşın, yerel söyleniş ayrımları ile bunun geçerli olmadığı durumlar görülür. Ayrıca Türkçeye yabancı dillerden geçen sözcükler için de telaffuzdaki vurgu kuralları söz konusu olmayabilir.\nÖrnek: \n\nGidelim\nGidek", + "question": "Telaffuz nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Telaffuz, söyleyiş, sesletim ya da boğumlanma; bir dildeki sözcüklerin söyleniş biçimi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "367", + "context": "Ton geçişkenliği, tonlu dillerde bir kelime ya da hece boyunca söyleyişin diğer bir ses yükselti alanına geçmesine denir. Ton geçişkenliği, Doğu ve Güneydoğu Asya dillerinde görülür. Ancak Liberya'daki Kru dilleri ve Namibya'daki Ju dillerinde de bu ses özelliği görülmektedir.", + "question": "Ton geçişkenliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ton geçişkenliği, tonlu dillerde bir kelime ya da hece boyunca söyleyişin diğer bir ses yükselti alanına geçmesine denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "368", + "context": "Triliteralizm, Semitik dillerin ortak özelliğini belirten bir kavramdır. Anlamı, üç sessiz harften meydana gelen kelime kökü ve bu kökten türeyen kelimeleri içeren bir yapıdır. Arapçada bu çekimli yapı belirgindir. Fiil çekimleri dilin esasını meydana getirir. Bu yapı aynı zamanda kelime zenginliği ve anlambilimsel açıdan nüans mükemmeliyeti oluşturur. Mesela Arapçada aslanın 350, devenin 255, yılanın 100, suyun 170 adı vardır.", + "question": "Triliteralizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Triliteralizm, Semitik dillerin ortak özelliğini belirten bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "369", + "context": "Turan dilleri, 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın başlarında kullanılan ve farklı dil ailelerini, özellikle Ural dilleri, Altay dilleri, Dravid dilleri ve Ural-Altay dilleri gibi birbirleriyle bağlantılı olduğu düşünülen dilleri kapsayan bir dil grubu terimidir. Bu terim, özellikle 19. yüzyılda yaygın olan, dilsel olmayan ırksal bir teori olan \"Turan\" kavramından esinlenmiştir. Ancak modern dilbilim, bu dillerin büyük çoğunluğunun akraba olmadığını ortaya koymuştur.", + "question": "Turan dilleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Turan dilleri, 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "370", + "context": "Uygulamalı dilbilim, genel dilbilimin bir alanıdır. Dil öğrenimi araştırmaları, dil betimlemesi (sözlük bilgisi), ayrıca dilbilimsel görüş altında doğa bilimleri, kültür bilimi, bilgi bilimi, hukuk ve ruhbilimdeki sorunlarla disiplinlerarası olarak ilgilenmektedir. Diğer alanlardaki dille ilgili problemlerin çözümlenmesinde dilbilimsel teori, metot ve bilgilerin kullanımı da bu alanın konusunu oluşturmaktadır. Araştırma nesnesi olarak dille ilgili çok farklı görüşler ile farklı yaklaşımlar ve dilbilimin başka bilimlerden yararlanma özelliğinden dolayı genel dilbilim ve uygulamalı dilbilim arasında genel belirlenmiş bir sınırlama yoktur. \"Uygulamalı dilbilim\" kavramı altında ne anlaşıldığı tam olarak net değildir. Bir taraftan (dilsel sistemin teorik yapısının, gramer modelinin ve benzeri şeylerin tersine) gerçek uygulamalı dilleri araştıran bir alt alan olarak anlaşılırken, diğer taraftan uygulama sonunda elde edilen araştırma sonuçlarının kullanılmasıyla ilgili bir alt alan olarak anlaşılmaktadır. Genel/teorik ve uygulamalı dilbilim arasındaki bu özel durum sorun yaratmaktadır. İngiliz dili ile ilgili bilimsel alanda \"applied linguistics\" (ilk durumda söz konusu olan algılama biçimine göre) mi yoksa \"linguistics applied\" (ikinci durumda söz konusu olan algılama biçimine göre) kavramının kullanılacağı konusundaki adlandırma karşıtlığı tartışılmaktadır.\nSon olarak özellikle son zamanlarda kendine özgü bilimsel alanlar olmaya başlayan nicel dilbilim ya da bütünce dilbilim gibi dilbilimsel yöntemler de araştırma alanlarına göre ya genel dilbilime ya da uygulamalı dilbilime ait sayılır.\nUygulamalı dilbilim hiçbir şekilde dilbilimin homojen bir alt alanı olarak anlaşılmamalıdır. Uygulamalı dilbilim daha çok öncelikle dil ile soyut bir sistem olarak ilgilenen, hatta dili dilin \"gerçek\" çevresiyle bağlantıda gören, kendini gerçekten uygulamalı dillere adayan alt disiplinleri bir üst kavrama bağlamaktadır. \"Uygulamalı\", diğer adıyla \"applied linguistics\" anlayışında bu anlayış \"linguistics applied\"ın karşısında durmaktadır, örneğin (genel dilbilim bilgilerinin bilişim alanında uygulama bulduğu) bilgisayar dilbilimi, (araştırmanın terapi türlerinin işlenmesi hizmetinde bulunduğu) klinik dilbilim, (öğretim malzemelerinin gelişimi için) dil öğretimi araştırması ya da (pedagojik amaçlar için) yazım araştırması ve yazma öğretisi durumlarında ortaya çıktığı gibi linguistics applied kavramı altında dilbilimsel araştırma sonuçlarının pratik olarak yer değiştirmesi anlaşılmaktadır.\nDahası psikodilbilim, toplum dilbilimi ve genel dilbilimin diğer alanları genellikle buna dâhil edilmektedir. Çünkü bu alanlar bireyin parçası olarak dilin tanımlanmasıyla uğraşmaktadırlar ve -pratik hayata dair bir bilgi üreten ve böylelikle dilin \"uygulanması\" ile ilgilenen disiplinlerin tersine- genel ilkeleri ve süreçleri ortaya çıkarmak istemektedirler.", + "question": "Uygulamalı dilbilim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uygulamalı dilbilim, genel dilbilimin bir alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "371", + "context": "Yapay dil (İngilizce: Constructed language veya kısaca Conlang), diğer pek çok dilin aksine kaynağı belli olan, yani o dili oluşturan kişi ya da komisyonun adı bilinen, grameri tarihin akışı içerisinde insanların günlük kabulleri ya da yönelimleriyle evrilmemiş, tamamen insan eliyle yapılandırılmış olan dillerdir.\n\nBilinen en erken yapay diller 12. yüzyılda Bingenli Hildegard tarafından yapılan Lingua Ignota ve 1580'de Muhyî-i Gülşenî tarafından yapılan Bâleybelen'dir. En yaygın yapay dil ise Esperanto'dur.\n2003 Eurovision Şarkı Yarışması'nda Belçika'yı temsil eden Urban Trad grubu Sanomi adlı parçasıyla Eurovision tarihinin ilk uydurma dil şarkısını seslendirerek 165 puanla 2. olmuştur.", + "question": "Yapay dil nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yapay dil (İngilizce: Constructed language veya kısaca Conlang), diğer pek çok dilin aksine kaynağı belli olan, yani o dili oluşturan kişi ya da komisyonun adı bilinen, grameri tarihin akışı içerisinde insanların günlük kabulleri ya da yönelimleriyle evrilmemiş, tamamen insan eliyle yapılandırılmış olan dillerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "372", + "context": "Yeniden ödünçleme, bir sözcüğün bir dilden diğerine geçtiği ve daha sonra farklı bir biçimde ya da farklı bir anlamla özgün dile geri döndüğü süreçtir. Bu yol, A'nın kaynak dil olduğu ve birçok biçimde olabileceği A → B → A ile gösterilir. Yeniden ödünç alınan bir sözcüğe bazen Rückwanderer (Almanca: \"geri dönen\") de denir.", + "question": "Yeniden ödünçleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yeniden ödünçleme, bir sözcüğün bir dilden diğerine geçtiği ve daha sonra farklı bir biçimde ya da farklı bir anlamla özgün dile geri döndüğü süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "373", + "context": "Zipf yasası veya dilde tutumluluk yasası, matematiksel istatistik bilimi kullanılarak ortaya çıkartılan bir empirik yasa olarak formüle edilmiştir. Yasaya ad olarak, 1930'da Amerika'da Harvard Üniversitesi'nde dilbilim profesörü olan George Kingsley Zipf tarafından yayımlanması üzerine, onun adı verilmiştir. Bu empirik yasa herhangi bir insan dili ile yazılmış bir metinde bulunan sözcüklerin sıklılıkları hakkındadır.\nBu yasa daha önce de Alman Felix Auerbach tarafından 1913'te yayımlanmıştır. Ama bu yayımda yapılan sıralama dünya șehirlerinin nüfus itibarıyla sıralanması idi. Fransız stenografi uzmanı Jean-Baptiste Estoup (1868-1950) de metinlerde bulunan sözcüklerinin sistemik sıklıkları hakkında Zipf'den önce yayım yapmıştır. Bu sıralamalar şirket büyüklükleri sıralamaları, gelir sıralamaları vb. için de uygulanmıştır. Benoît Mandelbrot bu yasayı genelleştirmiştir.\nZipf yasasının niçin insan dillerinin çoğunda uygulanabileceği bilinmemektedir.", + "question": "Zipf yasası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zipf yasası veya dilde tutumluluk yasası, matematiksel istatistik bilimi kullanılarak ortaya çıkartılan bir empirik yasa olarak formüle edilmiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "374", + "context": "Mimarlık veya mimari, binaları ve diğer fiziki yapıları tasarlama ve kurma sanatı ve bilimidir. İnsanların yaşamasını kolaylaştırmak ve barınma, dinlenme, çalışma, eğlenme gibi eylemlerini sürdürebilmelerini sağlamak üzere gerekli mekânları, işlevsel gereksinmeleri ekonomik ve teknik olanaklarla bağdaştırarak estetik yaratıcılıkla inşa etme sanatı; başka bir tanımlamayla, yapıları ve fiziksel çevreyi uygun ölçülerde tasarlama ve inşa etme sanat ve bilimidir. İnsan yaşamak için yurtlanmak ve doğa şartlarından korunmak için bir mekan ihtiyacı duyar ve bu mekanı kendine özgü kültürel, fonksiyonel, teknik ve farklı zevklerde inşa eder. \nMimarlık evrensel bir meslektir. İnsanlık tarihinin her döneminde önemli olmuştur. Dini yapıların tanrıya ulaşma arzusundan, iktidarı simgeleyen saraylara ya da bir kentin dokusunu oluşturan basit konut tiplemelerine kadar her türlü açık ve kapalı mekanı tasarlar.\nBu çevre kırsal veya kentsel olabileceği gibi, yapıları veya mekanları kuşatan yakın dış çevre de mimari tasarımın kapsamına girer. Mekan, içinde yaşamın gerçekleştiği fizik ortam olarak tanımlanabilir. Mekanın oluşabilmesi ve üretilebilmesi için yapılara, yaşamın her gün artan çeşitliliği göz önüne alınırsa, oldukça karmaşık ilişkiler düzeni içinde yapılaşmış fizik çevreye gereksinme vardır. Mimari tasarımın öznesi olan yaşam, coğrafi, iklimsel, kültürel, demografik farklılıklar içerir.", + "question": "Mimarlık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mimarlık veya mimari, binaları ve diğer fiziki yapıları tasarlama ve kurma sanatı ve bilimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "375", + "context": "Bina tasarımı, binaların tasarımına yönelik geniş tabanlı mimari, mühendislik ve teknik uygulamaları ifade etmektedir. Tüm bina projeleri, genellikle lisanslı bir mimar olan bir yapı tasarımcısının hizmetlerini gerektirmektedir. Daha küçük, daha az karmaşık projeler genellikle lisanslı bir profesyonel gerektirmez ve bu tür projelerin tasarımı genellikle bina tasarımcıları, taslakçılar, iç mimarlar (iç mekan fit-out'ları veya tadilatları için) veya yükleniciler tarafından üstlenilmektedir. Daha büyük, daha karmaşık bina projeleri, genellikle bir mimar tarafından koordine edilen uzman disiplinlerde eğitilmiş birçok profesyonelin hizmetlerini gerektirmektedir.", + "question": "Bina tasarımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bina tasarımı, binaların tasarımına yönelik geniş tabanlı mimari, mühendislik ve teknik uygulamaları ifade etmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "376", + "context": "Endüstriyel mimari, modern mimarinin özellikle sanayi bölgelerinin yoğun olduğu yerlerde kullanılan bir tarzı. Sanayi ve endüstri şirketlerine kullanışlı binaların yapılması için başlatılan çalışmalarla birlikte temeli atılmıştır. \n\nKitlesel şekilde modernleşme hareketlerinin yaşandığı Sanayi Devrimi ile öneminin arttığı dönemde, modern mimarinin ilk örneklerini çıkarmaya başladığı söylenebilir. Özellikle 1800'lü yıllarda etkisi göstermeye başlayan bu mimari tarz, genellikle fabrikalar, dökümhaneler, enerji santralleri, sondaj kuleleri ve depolar gibi ticari alanlarda kullanılmıştır.", + "question": "Endüstriyel mimari nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Endüstriyel mimari, modern mimarinin özellikle sanayi bölgelerinin yoğun olduğu yerlerde kullanılan bir tarzı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "377", + "context": "Mimari fotoğraf, fotoğrafçılıkta mimari yapıların çekimi ile ilgilenen daldır. Mimari fotoğrafçılıkta kendine has güzelliği olan binalar, sıradan binalardan farklı özelliği fotoğrafa yansıtılarak dış tarafından veya içinden çekilir. Bazen sırf belgelemek için mimari çekim de yapılır. Mimari fotoğrafların çok iyi bir bakış açısı, kendi içinde dinamiği olmalıdır. Simetrik bir fotoğraf çekiliyorsa simetrisi kusursuz olmalıdır. Konu durağan olduğundan aslında çalışmak kolaydır. Mevcut ekipmanlar ve objektifler çekilecek fotoğrafı etkileyen en büyük etmenlerdir. İç mimari çekimlerde çoklukla geniş açılı lensler veya balık göz lensler kullanılır. Dış mekan mimari çekimlerde fiziksel zorluklardan dolayı süper geniş açılı lensler kullanıldığı olur.", + "question": "Mimari fotoğraf nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mimari fotoğraf, fotoğrafçılıkta mimari yapıların çekimi ile ilgilenen daldır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "378", + "context": "İmar affı veya imar barışı, taşınmaz gayrimenkullerin yasal hale getirilmesi için popülist yaklaşımı olan hükûmetlerin siyasi olarak mevcut düzenlemeler uymayan yapılara resmi olarak izin vermesidir.", + "question": "İmar affı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İmar affı veya imar barışı, taşınmaz gayrimenkullerin yasal hale getirilmesi için popülist yaklaşımı olan hükûmetlerin siyasi olarak mevcut düzenlemeler uymayan yapılara resmi olarak izin vermesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "379", + "context": "Mekân veya yer, çeşitli yaklaşımlarca farklı ele alınmakla beraber geniş bir çerçeve ile 'insanı çevreden belli bir ölçüde ayıran ve içinde eylemlerini sürdürmesine elverişli olan boşluk' ve 'sınırları gözlemci(ler) tarafından algılanabilen uzay parçası' olarak tanımlanabilir.\nMekân mimarlık, peyzaj mimarlığı, iç mimarlık mesleklerinin konusunu oluşturmakta ve aynı zamanda bir mimari ürünün vazgeçilmez tek niteliği, bir mimari ürünü var eden temel koşuldur. Mekân var olmadan mimari bir eserin varlığından da söz etmek mümkün olmayacaktır.\nCanlı varlığın korunma içgüdüsünün onu ittiği yapıcılık temelde canlıyı çevreden ayırma işlemidir, yani bir yalıtmadır. Özel bir kavram olarak kullanıldığı anlamda yapı, canlıyı içine alan, onu evrensel boşluktan ayıran bir uzay parçasını belirtmektedir. Mimari eylemin ilk basamağı olarak insan kendisini güvende hissettiği sınırlı bir hacim yaratmıştır. Kavramakta güçlük çektiği evrensel boşluğu ve doğal çevrenin bir parçasını bir veya birkaç yönde sınırlandırmış, onu içe dönük, kendisine özel bir boşluk haline getirmiştir.", + "question": "Mekân nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mekân veya yer, çeşitli yaklaşımlarca farklı ele alınmakla beraber geniş bir çerçeve ile 'insanı çevreden belli bir ölçüde ayıran ve içinde eylemlerini sürdürmesine elverişli olan boşluk' ve 'sınırları gözlemci(ler) tarafından algılanabilen uzay parçası' olarak tanımlanabilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "380", + "context": "Mimari mühendislik, bir mühendislik disiplinidir. Çevresel sistemlerin analizi ve entegre tasarımı (enerji tasarrufu, HVAC, sıhhi tesisat, aydınlatma, yangından korunma, akustik, dikey ve yatay ulaşım, elektrik güç sistemleri), yapısal sistemler, yapı bileşenleri ve malzemelerinin davranışı ve özellikleri, inşaat yönetimini içerir.", + "question": "Mimari mühendislik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mimari mühendislik, bir mühendislik disiplinidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "381", + "context": "Mimari planı, bir yapının teknik çizimidir. Mimar düşüncelerini geliştirmek, başkalarına sunup göstermek için eskizlerle çizimleri kullanır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Mimari plan nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mimari planı, bir yapının teknik çizimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "382", + "context": "Mimari teknoloji veya yapı teknolojisi, teknolojinin yapıların tasarımına uygulanmasıdır. Mimarlık ve inşaat mühendisliğinin bir bileşenidir ve bazen ayrı bir disiplin veya alt kategori olarak görülmektedir. Yeni malzemeler ve teknolojiler, özellikle 19.yüzyılda sanayileşmenin ortaya çıkmasından bu yana, yapının evrimi boyunca yeni tasarım zorlukları ve inşaat yöntemleri ortaya çıkarmıştır. Mimari teknoloji, bir binanın farklı unsurları ve etkileşimleri ile ilgilidir; bina bilimlerindeki gelişmelerle yakından uyumludur. Mimari teknoloji, \"İnşaat teknolojilerinin yapı tasarım sürecinde uygulanmasında ve entegrasyonunda kullanılan teknik tasarım ve uzmanlık\" olarak özetlenmektedir. \"Performans, üretim ve tedarik kriterlerini karşılayan verimli ve etkili teknik tasarım çözümleri üretmek için bina tasarım faktörlerini analiz etme, sentezleme ve değerlendirme becerisidir.\"", + "question": "Mimari teknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mimari teknoloji veya yapı teknolojisi, teknolojinin yapıların tasarımına uygulanmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "383", + "context": "Mimarlık sosyolojisi, yapılmış çevrenin sosyolojik çalışması ve modern toplumlarda mimarların rolü ve kapsamıdır.\nMimarlık temel olarak estetik, mühendislik ve sosyal kavramlardan meydana gelir. Yapılmış çevre, insanların aktivitelerinden oluşan tasarlanmış alanlardır. Bu alanlar birbiriyle ilişkili ve birbirinden ayrılamaz bir bütündür. Birbirinden farklı birçok sosyal kurum bulunmaktadır. Bu sosyal kurumlar, bazen binayı kullanan insanların hem binada yaşayanların amacından hem de çeşitli yapı ve organize iletişim akışından tüm yönlerden faydalanmalarını sağlamak için işlevsel alanlara ihtiyaç duyar. Binaların bu sosyal kurumların ihtiyaçlarını, toplumsal gereksinimleri, karşılamak üzere tasarlanma biçiminin, mimaride sosyal yönlerin uyumu olduğu söylenebilir.", + "question": "Mimarlık sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mimarlık sosyolojisi, yapılmış çevrenin sosyolojik çalışması ve modern toplumlarda mimarların rolü ve kapsamıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "384", + "context": "Düşey bir taşıyıcıyı, binayı ya da tekneyi gerek dengede tutabilmek gerek devrilmesini, çökmesini ya da kaymasını engellemek amacıyla kullanılan ahşap ya da betondan göğüsleyici dayanak.\nÇeşitli anlamlarda kullanılır:\n\nMimari lügatında ahşap tekniğine dayalı eski Türk mimarisinde zemin katın üstündeki çıkma bölmeyi (cumba) desteklemeye yarayan dayanaklara payanda adı verilir.\nAyrıca, bakım ve onarım yapılabilmesi için karaya çekilen teknelerin karada alabora olmasını engellemek için yerden ya da iskeleden destek alarak teknenin gövdesine yaslanan tahta dayanaklar da payanda olarak isimlendirilir.\n[1]", + "question": "Payanda nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Düşey bir taşıyıcıyı, binayı ya da tekneyi gerek dengede tutabilmek gerek devrilmesini, çökmesini ya da kaymasını engellemek amacıyla kullanılan ahşap ya da betondan göğüsleyici dayanak." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "385", + "context": "Sabin akustikte kullanılan bir ölçü birimidir. Yüzeylerin ses emiş oranını gösterir. Yüzde ile ifade edildiği için fiziki boyutu yoktur. Wallace Clement Sabine (1868-1919) adlı fizikçi tarafından önerilmiştir. İlk defa Boston senfoni orkestrası konser salonunda uygulanmış ve başarılı bulunmuştur.", + "question": "Sabin nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sabin akustikte kullanılan bir ölçü birimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "386", + "context": "Serender, genellikle Orta ve Doğu Karadenize özgü, kırsal yörelerde görülen mimari bir yapıdır. Bu bölgelerde bu yapı nalya olarak da bilinir. Nalya adı ise, Gürcüce \"nalia\"dan (ნალია) gelir.\nSerender, dört direk üzerine oturtulmuş bir tür odadır. Mutlaka evin dışında bulunur, kesinlikle ev ile serender arasında herhangi bir geçit, köprü bulunmaz. Yerden yüksekliği yaklaşık 5-7 metredir. Genellikle kare şeklinde tasarlanmıştır. Serenderin bölgede yüzyılı aşkın süredir kullanıldığı tahmin edilmektedir. Yapımında ahşap dışında herhangi bir malzeme kullanılmamaktadır.Yapının üstü sac veya \"harduma\" adı verilen yassı olarak yontulmuş ya da kesilmiş tahtalarla örtülerek su geçirmesi engellenir. Ancak yan taraflarında 20–30 cm. boyunda, bir buçuk iki santim genişliğinde ızgaralar bulunur. Bu ızgaraların yapılma amacı serenderin içerisine hava döngüsü oluşturmaktır. Genellikle yiyeceklerin saklanması ve mısır kurutma işleminin gerçekleştirilmesi için kullanılmak maksadıyla yapılmışlardır. Yerden yüksek olması ürünlerin haşerelerden ve yaban hayvanlarından korunmasını sağlar. Yapıya, genellikle akasya ağacından yapılan seyyar bir merdiven ile çıkılır ve inilir. Bu direklerin yukarı kısmına teneke çakılarak kaplanması veya tahtadan dört tekerlek konulması vasıtasıyla yapıya fare ve çeşitli böceklerin ulaşması engellenir.\nEski tip serenderlerde, bilhassa eski köklü ailelerin serenderlerinde ince ahşap işçiliğinin güzel örnekleri göze çarpar. Eski tip serenderlerin yapımı artık gerçekleştirilmemekle birlikte, bölgenin turistik hale gelmesiyle serendere benzer, yerden yüksek odalar yapılmış ve turistlere yönelik, temalı konaklama işletmelerinin ürünleri sunulmaya başlanmıştır. \n\nKuzey Avrupa'nın Sápmi bölgesinde bir kabile olan samiler tarafından da kullanılmaktadır.\nKuzey İspanya'da \"horreos\" denilen benzerleri aynı amaçla kullanılmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Serender nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Serender, genellikle Orta ve Doğu Karadenize özgü, kırsal yörelerde görülen mimari bir yapıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "387", + "context": "Sundurma, bir kapı ya da herhangi bir geçidin girişini küçük bir çatı gibi yağmur, güneş vb. etmenlerden koruyan ve arkası duvara verilen yapı. Sundurmaların daha büyük boyutlarda, bütün ön cepheyi kaplayan türlerine veranda denir.\nBölgesel mimariye göre değişkenlik gösterebilecek pek çok sundurma tipi bulunur. Yapıların dış cephelerinde bulunan sundurmalar yerle temassız olabileceği gibi parmaklık, ince duvarlar vb. ögelerle desteklenebilir. Sundurmaların altındaki zemin yer ile aynı hizada olabilir ya da birkaç basamaklık merdiven ile çıkılabilir. En az bir kişinin rahatlıkla içinde durabileceği boyutlarda inşa edilir.\nSundurmalar yeterli genişlikte oldukları takdirde üst kat zemininde balkon olarak kullanılabilirler. Bu yapılar Hint mimarisinde önemli bir yer tutar.", + "question": "Sundurma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sundurma, bir kapı ya da herhangi bir geçidin girişini küçük bir çatı gibi yağmur, güneş vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "388", + "context": "Ters dubleks, dubleks yapıların aksine girişte bulunan salon ve mutfağın mimari olarak binanın veya dairenin üst (veya giriş katının altında ) katında bulunduğu yapı türüdür.\nGünümüzde mimarlar yapıların tüm kullanım alanlarından en fazla şekilde yararlanabilecek biçimde binalarda düzenlemeler ve uygulamalar yapmaktadırlar. Bu kapsamda özellikle yazlık (sayfiye ) alanlarda kullanımı oldukça yaygın olan dubleks (iki katlı ve katlar içten birleşik) veya tripleks (üç katlı ve katlar içten birleşik) binaların kullanımı, arazilerdeki küçük metrekareli alanlarda yapılan bu yapılardan en üst seviyede faydalanılması ve daha fazla yaşam alanının kullanılması amacıyla günümüz toplumunda kendilerine daha fazla yer bulmuşlardır.\nGöreceli olarak ters dubleks yapıların kış mevsiminde ısıtılması en kolay daire tipi olduğu belirtilmektedir. Ayrıca daha sessiz bir uyku ve istirahat alanı arayanların vazgeçilmezi olacağı, asıl olarak ise aynı fiyata daha küçük daire almak yerine bu tip ters dubleksleri tercih etmenin, alan kişiyi memnun edeceği belirtilmektedir.\nTers dubleks evler için özellikle, üst katın giriş katı olduğu durumlarda yapının bu duruma uygun dizayn edilmesi uygulamalarda daha fazla yer bulmuştur. Bu durum özellikle eğimli arazilerdeki yapı türlerinde, bodrum katlarından nasıl daha fazla kullanım alanı oluşturabileceği fikrinden yola çıkılarak üretilmiş olduğu düşünülmektedir.", + "question": "Ters dubleks nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ters dubleks, dubleks yapıların aksine girişte bulunan salon ve mutfağın mimari olarak binanın veya dairenin üst (veya giriş katının altında ) katında bulunduğu yapı türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "389", + "context": "Yapı bilgi modellemesi (İngilizce: Building information modeling (BIM)), mekanların fiziksel ve fonksiyonel özelliklerinin dijital temsillerinin üretilmesini ve yönetilmesini içeren çeşitli araçlar, teknolojiler ve sözleşmeler tarafından desteklenen bir süreçtir. Yapı bilgi modelleri, inşa edilmiş bir yapıyla ilgili karar almayı desteklemek için çıkarılabilen, değiştirilebilen veya ağa bağlanabilen dosyalardır. Mevcut BIM yazılımı su, atık yönetimi, elektrik, gaz, iletişim hizmetleri, yollar, demiryolları, köprüler, limanlar ve tüneller gibi çeşitli fiziksel altyapıları planlayan, tasarlayan, inşa eden, işleten ve sürdüren bireyler, işletmeler ve devlet kurumları tarafından kullanılmaktadır.", + "question": "Yapı bilgi modellemesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yapı bilgi modellemesi (İngilizce: Building information modeling (BIM)), mekanların fiziksel ve fonksiyonel özelliklerinin dijital temsillerinin üretilmesini ve yönetilmesini içeren çeşitli araçlar, teknolojiler ve sözleşmeler tarafından desteklenen bir süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "390", + "context": "Müzik, insanın doğaya eklediği uyumlu seslerdir. Ses, bir doğa olayıdır. Müzik, bu doğal ve etkin olaydan bilinçli bir çalışma ve emek ile bir sanat yapıtı yaratmak, sesi bilimsel ve estetik bir temele oturtmaktır. Bütün müzik türleri için ana öğeler ritim, tonalite, dinamik ve ses rengi olarak belirtilir. Bu önemli elemanlardan anlaşılacağı gibi müzik yalnız insanın içinden yansıyan duygularla değil, bilgi ve anlayışla yaratılabilir. Müziğin bilgisine bakış, bir sanat olayını anlamamızı da sağlar. Ritim, tonalite, dinamik ve ses renginden hiçbiri, müzikte tek başına yer almaz ancak birlikte müziksel bir bütünlük yaratırlar. Değişik müzik türlerinde farklı oranlarda ağırlık taşıyabilirler. Müzik teorisi, müzik sanatını gerçekleştiren belirli kavram ve sistemlerin bir araya gelmesinden oluşur.\nMüzik, bütün insan topluluklarında öyle veya böyle bir şekilde mevcut olan bir sanattır. Günümüzde (modern) müzik, kimi güncel, kimi de geçmiş dönemlerden gelen inanılmaz çok sayıda stilin bir araya gelmesiyle oluşur.", + "question": "Müzik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Müzik, insanın doğaya eklediği uyumlu seslerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "391", + "context": "Sinema veya Sinema sanatı, kamera aracılığı ile elde edilmiş görüntülerin bir ışık aracılığı ile beyaz renkte bir perdeye yansıtılarak film adı verilen sesli veya sessiz hareketli videolar elde edilmesi işidir. Üretilen bu filmler, sinema salonu adı verilen özel binalarda gösterilmektedir. Sinema sanatı genel olarak diyalog, kurgu, sahnenin düzeni, ışık, ses ve dekor gibi şeyleri yapılan filme uygun sekilde dizayn edilir. Bu işlemlerin tamamına ise sinema endüstrisi adı verilmektedir. İtalyan asıllı Fransız film kuramcısı Ricciotto Canudo sinemayı, \"yedinci sanat\" olarak tanımlamış ve ilk sinema 1895 yılında çekilmiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sinema nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sinema veya Sinema sanatı, kamera aracılığı ile elde edilmiş görüntülerin bir ışık aracılığı ile beyaz renkte bir perdeye yansıtılarak film adı verilen sesli veya sessiz hareketli videolar elde edilmesi işidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "392", + "context": "5.1 çevresel ses düzeni, altı kanallı üç boyutlu ses sistemleri için kullanılan ortak addır. 5.1, ev sinemalarında en sık kullanılan yerleşim düzenidir. Beş tam bant genişliği kanalı ve bir düşük frekans efekt kanalı (\".1 kısmı\") kullanır. Dolby Digital, Dolby Pro Logic II, DTS, SDDS ve THX, ortak 5.1 sistemlerdir. 5.1 aynı zamanda dijital yayın ve müziğin standart üç boyutlu ses bileşenidir.\nTüm 5.1 sistemleri, ön sol ve sağ, orta kanal, iki çevresel kanal (sol ve sağ) ve bir subwoofer için tasarlanmış düşük frekans efekt kanalına sahip aynı hoparlör kanallarını ve yapılandırmasını kullanır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "5.1 çevresel ses düzeni nedir?", + "answers": { + "text": [ + "5." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "393", + "context": "Resim, herhangi bir yüzey üzerine çizgi ve renklerle yapılan, günümüzde kavramsal bir boyutta ele alınması açısından hemen her tür malzemenin kullanılabildiği bir anlatım tekniğidir. Resim yapma sanatıyla meşgul kişiler, ressam olarak adlandırılırlar.", + "question": "Resim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Resim, herhangi bir yüzey üzerine çizgi ve renklerle yapılan, günümüzde kavramsal bir boyutta ele alınması açısından hemen her tür malzemenin kullanılabildiği bir anlatım tekniğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "394", + "context": "Açık hava ressamlığı, (Fransızca: En plein air, (Fransızca telaffuz: [ɑ̃ plɛn ɛːʁ], açık havada), dar anlamda, ressamın atölyesi gibi kapalı mekanlar dışında doğrudan doğruya doğa içinde yapılan manzara ressamlığı, geniş anlamda ise, manzara resimlerinde (peyzaj) açık hava (Fransızca plein air) duygusunun yoğun biçimde sağlanabilmesi. İzlenimci sanatçılar tarafından uygulanmıştır.", + "question": "Açık hava ressamlığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Açık hava ressamlığı, (Fransızca: En plein air, (Fransızca telaffuz: [ɑ̃ plɛn ɛːʁ], açık havada), dar anlamda, ressamın atölyesi gibi kapalı mekanlar dışında doğrudan doğruya doğa içinde yapılan manzara ressamlığı, geniş anlamda ise, manzara resimlerinde (peyzaj) açık hava (Fransızca plein air) duygusunun yoğun biçimde sağlanabilmesi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "395", + "context": "İslam dini, müminlere helal ve haram işleri bildirmiştir. Resim ve heykel meselesindeki İslam dini hükümleri Kur'an ve hadislere dayandırılır.\nEmeviler döneminde yapılan Kuseyr Amra ve çöl saraylarında, fresklerde ve stuko heykellerde müstehcen tasvirlerin bulunduğu görülmektedir. El-Harîrî'nin makamatlarının 13. yüzyıldan kalma yazmalarında da müstehcen minyatürlerin bulunduğu belirtilmektedir. Bahname adı verilen kitaplarda müstehcen hikâyelere ve minyatürlere yer verildiği de ifade edilmektedir. Halife olarak görülen bazı Osmanlı padişahlarının albümlerinde müstehcen minyatürlerin bulunduğu belirtilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "İslam'da resim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İslam dini, müminlere helal ve haram işleri bildirmiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "396", + "context": "Nü, çıplak anlamına gelen, Fransızca, 'nu' kelimesinden kaynaklanır. İnsan bedeninin çıplak olarak resmedildiği eserlere verilen isimdir.", + "question": "Nü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nü, çıplak anlamına gelen, Fransızca, 'nu' kelimesinden kaynaklanır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "397", + "context": "Otoportre, bir sanatçının kendi kendine yaptığı bir portredir. Otoportreler en eski zamanlardan beri yapılmış olsa da, 15. yüzyılın Erken Rönesans'ına kadar, kendilerini eserlerinde ana konu ya da önemli karakterler olarak tasvir eden sanatçıların sıklıkla tanımlanabildiği görülmemektedir.\nBir otoportre, sanatçının bir portresi olabileceği gibi, grup portresi de dahil olmak üzere daha büyük bir eserin içinde yer alan bir portre de olabilir.", + "question": "Otoportre nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Otoportre, bir sanatçının kendi kendine yaptığı bir portredir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "398", + "context": "Portre resim, resim sanatında belirli bir insan öznesini temsil etmeyi amaçlayan bir türdür. 'Portre Ressamlığı' terimi aynı zamanda boyanmış gerçek portreyi de tanımlayabilir. Portre Ressamları eserlerini kamu ve özel kişiler için sipariş üzerine yaratabilir ya da özneye duydukları hayranlık veya sevgiden esinlenebilirler. Portreler genellikle önemli devlet ve aile kayıtlarının yanı sıra hatıra olarak da kullanılır.\nTarihsel olarak, portre resimleri ile öncelikle zengin ve güçlü kişiler tasvir ediliyordu. Ancak zamanla orta sınıf patronların, ailelerinin ve iş arkadaşlarının portrelerini yaptırmaları daha yaygın hale gelmişti. Günümüzde portre resimleri hala hükûmetler, şirketler, gruplar, kulüpler ve bireyler tarafından yaptırılmaktadır. Portreler resmin yanı sıra baskı (gravür ve litografi dahil), fotoğraf, video ve dijital medya gibi diğer ortamlarda da yapılabilir.\n\nBoyalı bir portrenin, onları görenlerin tanıyabileceği ve ideal olarak görünüşlerinin çok iyi bir kaydı olan bakıcının benzerliğini elde etmeyi amaçladığı açık görünebilir. Aslında bu kavramın gelişmesi yavaş oldu ve farklı geleneklerdeki sanatçıların iyi bir benzerliği resmetmek için farklı beceriler kazanması yüzyıllar aldı.", + "question": "Portre resim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Portre resim, resim sanatında belirli bir insan öznesini temsil etmeyi amaçlayan bir türdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "399", + "context": "Tür sanatı, pazarlar, ev ortamları, iç mekanlar, partiler, han manzaraları, iş ve sokak ortamları gibi gündelik hayattan yerlerin veya olayların çeşitli ortamlardaki resimli temsilidir. Bu tür temsiller (tür eserleri, tür sahneleri veya tür manzaraları da denir) gerçekçi, hayal ürünü veya sanatçı tarafından romantikleştirilmiş olabilir. \"Tür sanatı\" teriminin bazı çeşitleri, \"tür resmi\", \"tür baskıları\", \"tür fotoğrafları\" vb. gibi görsel eserin araç veya türünü belirtir.\nAşağıdaki içerik resme yoğunlaşmıştır ancak tür motifleri de dekoratif sanatlar’ın birçok biçiminde, özellikle de 18. yüzyılın başlarındaki Rokoko'dan beri çok beğeniliyordu. Tek figürler veya küçük gruplar, porselen, mobilya, duvar kâğıdı ve tekstil ürünleri gibi çok çeşitli nesneleri süslemiştir.", + "question": "Tür sanatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tür sanatı, pazarlar, ev ortamları, iç mekanlar, partiler, han manzaraları, iş ve sokak ortamları gibi gündelik hayattan yerlerin veya olayların çeşitli ortamlardaki resimli temsilidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "400", + "context": "Türkiye'de resim sanatının temelleri 19. yüzyılın ortasında atılmıştır. Bilinen ilk resim dersi 1793'te Mühendishane-i Berr-i Hümâyun'da verilmiştir.", + "question": "Türkiye'de resim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türkiye'de resim sanatının temelleri 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "401", + "context": "Heykel ya da yontu, sanatsal bakış açısıyla meydana getirilmiş üç boyutlu formlara denir. Heykel temelde mekânın kapsanması, kavranması ve mekân ile ilişki kurulması ile ilgilenir.\nGenellikle insan, hayvan ya da nesnelerin heykelleri yapılır. Taş ve ahşap gibi malzemelerden yontularak yapılabileceği gibi, kil, seramik, lif, cam, beton, balmumu, oyun hamuru gibi ara malzemelerden modellenerek, bronz ve tunç gibi metallerden de dökülebilir. Büst, rölyef, asamblaj, alçak rölyef, yüksek kabartma, hatıra plaketi, çevresel heykel, gotik heykel, bahçe heykeli, tunç heykel, taş heykel, mimari heykel, anıtsal heykel, sosyal heykel, yumuşak heykel, kubist heykel, mikro minyatür, heykelcik, mobil heykel, yontu, tors gibi heykel türleri vardır.", + "question": "Heykel nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Heykel ya da yontu, sanatsal bakış açısıyla meydana getirilmiş üç boyutlu formlara denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "402", + "context": "Adamkayalar, Mersin ilinde taş kabartmaları ile ünlü bir kanyondur.", + "question": "Adamkayalar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Adamkayalar, Mersin ilinde taş kabartmaları ile ünlü bir kanyondur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "403", + "context": "Diyojen Heykeli, 2006 yılında Sinop kenti girişindeki terminal alanına dikilmiş bir heykel.\nMÖ 412 yılında Sinop kentinde doğmuş bir Antik Yunan filozofu olan Diyojen'i elinde fener ve yanında köpeği ile bir fıçının üstünde durur şekilde gösterir. 5.5 metre uzunluğundadır.\nDiyojen, dünya nimetlerine önem vermeyen yaşayışıyla ve gündüz vakti elinde fenerle dolaşırken nedenini soranlara, \"İnsan arıyorum\" yanıtı vermesi ile hatırlanır. Heykel, Diyojen'in elinde fenerle insan arayışını simgeler.\nOndokuz Mayıs Üniversitesi öğretim üyesi Turan Baş önderliğinde 20 kişilik bir ekip tarafından altı ayda hazırlanmıştır. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından Sinop Belediyesi'ne hediye edilen eser, Sinop şehrinin üzerinde bulunduğu yarımadanın en ince noktasında yer alan terminal alanına 28 Ekim 2006'da dikilmiştir.", + "question": "Diyojen Heykeli nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Diyojen Heykeli, 2006 yılında Sinop kenti girişindeki terminal alanına dikilmiş bir heykel." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "404", + "context": "Felix Dzerzhinsky Heykeli (Rusça: Памятник Дзержинскому), Bolşevik devrimci ve ilk iki Sovyet devlet güvenliği gizli polis teşkilatı olan Çeka ve OGPU'nun başkanı Felix Dzerzhinsky'yi (1877–1926) adına yapılmıştır. Grigory Zakharov ve Yevgeny Vuchetich'in yaptığı heykel, 1958 yılında Moskova'daki Dzerzhinsky Meydanı'nda Lubyanka Binası'nın önüne dikildi.\n1918'de, Lubyanska Meydanı'ndaki binalarda, kurucusu ve ilk başkanı Felix Dzerzhinsky olan ve daha sonra orada bulunan diğer devlet güvenlik gizli polis teşkilatlarına başkanlık eden Tüm Rusya Olağanüstü Komisyonu bulunuyordu. 1926 sonbaharında, Dzerzhinsky'nin ölümünden kısa bir süre sonra, Lubyanka Meydanı, Moskova Kent Konseyi Başkanlığı'nın kararıyla Dzerzhinsky Meydanı olarak yeniden adlandırıldı.\nAnıtın inşaatına Temmuz 1958'de Yevgeny Vuchetich tarafından yapılan heykel ve Grigory Zakharov'un genel tasarımıyla başlandı. Anıt, 1958 yılında, Sovyet güvenlik servislerini barındıran Lubyanka Binası önüne dikildi.\n22 Ağustos 1991 akşamı, Devlet Acil Durum Komitesi'nin gerçekleştirdiği darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasından kısa bir süre sonra, binlerce kişi Lubyanka Meydanı'ndaki KGB binasının etrafında toplanmaya başladı ve Dzerzhinsky'nin heykelini devirmek için toplandı. İnsanlar kaidenin üzerine \"cellat\", \"deccal\", \"Feliks'in işi bitti\" sözcüklerini ve Rus Ortodoks Kilisesi'nin sembolünü astılar. Aynı günün akşamı Moskova Kent Konseyi başkan yardımcısı Sergei Stankevich kalabalığa hitap etti ve Moskova Kent Konseyi'ne anıtın kaldırılması yönünde bir karar sundu. Daha sonra bir inşaat vinciyle sökülerek Tretyakov Galerisi'nin yeni binasının yakınındaki çorak araziye götürüldü. 1992 yılında anıt, Sovyet döneminden kalma diğer anıtların toplandığı Muzeon Sanat Parkı'na törensiz bir şekilde yerleştirildi.\nYıllar boyunca, özellikle kendisi de eski bir KGB ajanı olan Vladimir Putin'in 2000 yılında Rusya'nın başkanı olmasından sonra, Dzerzhinsky heykelini Lubyanka Meydanı'na iade edilip edilmeyeceği konusunda tartışmalar yaşandı. Sonunda heykelin bire bir kopyası Rus Dış İstihbarat Teşkilatı karargâhının önüne 11 Eylül 2023'te dikildi.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Feliks Dzerjinski Heykeli nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Felix Dzerzhinsky Heykeli (Rusça: Памятник Дзержинскому), Bolşevik devrimci ve ilk iki Sovyet devlet güvenliği gizli polis teşkilatı olan Çeka ve OGPU'nun başkanı Felix Dzerzhinsky'yi (1877–1926) adına yapılmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "405", + "context": "Franz Kafka'nın kafası, Kafka Heykeli olarak da bilinir. David Černý tarafından yapılmış bir açık hava heykelidir. Çekya, Prag, Quadrio'da bulunan heykel 11 metre yüksekliğinde 42 döner panelden oluşmakta ve her kat ayrı ayrı dönebilmektedir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Franz Kafka'nın Kafası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Franz Kafka'nın kafası, Kafka Heykeli olarak da bilinir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "406", + "context": "Herma (Grekçe: ἑρμῆς, telaffuz; ἑρμαῖ hermai), başı ve gövdesi düz, genellikle kare şeklinde bir alt bölümün üzerinde olan ve erkek cinsel organının da uygun yükseklikte oyulabileceği bir heykeldir. Hermae, ya Hermes'in başı en yaygın olduğu için ya da başlangıçta Hermes'e hiç atıfta bulunmayan Yunanca ἕρματα (taş blokları) sözünden, etimolojik olarak adlandırılmıştır. Biçim, Antik Yunanistan'da ortaya çıktı, daha sonra Romalılar tarafından kabul edildi ve Rönesans'ta terim figürleri ve atlant şeklinde yeniden canlandırıldı.", + "question": "Herma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Herma (Grekçe: ἑρμῆς, telaffuz; ἑρμαῖ hermai), başı ve gövdesi düz, genellikle kare şeklinde bir alt bölümün üzerinde olan ve erkek cinsel organının da uygun yükseklikte oyulabileceği bir heykeldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "407", + "context": "Kesme taş, her yüzeyi mimari bir yapıda kullanılmak üzere yontulup düzeltilmiş düzgün taşlara verilen isimdir.", + "question": "Kesme taş nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kesme taş, her yüzeyi mimari bir yapıda kullanılmak üzere yontulup düzeltilmiş düzgün taşlara verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "408", + "context": "Riace bronzları (İtalyanca: Bronzi di Riace, [ˈbrondzi di riˈaːtʃe]) ya da Riace Savaşçıları olarak da adlandırılan, 1972 yılında Güney İtalya'da Calabria'daki Riace yakınında denizde bulunan, MÖ 460 – 450 yıllarına tarihlenen, çıplak sakallı savaşçıların iki tam boyutlu bronz Yunan heykelidir. Heykeller halen yakınlardaki Reggio Calabria kentindeki Museo Nazionale della Magna Grecia adlı ulusal müzede bulunuyor. Heykeller nadir sayıdaki tam boyutlu antik Yunan bronzlarından ikisidir (benzerleri genellikle daha sonraki zamanlarda eritilmiştir). O dönemde ulaşılan teknik işçilik ve sanatsal özellikleri göstermektedirler.\nBronzlar müzede Carrara mermeriyle kaplı sismik önleyici platforma yerleştirilmiş mikro iklimlendirmeli bir odada sergilenmektedir. Odada bronzların yanı sıra iki baş heykeli de bulunmaktadır: Yine MÖ 5. yüzyıldan kalma Testa del Filosofo ve Testa di Basilea .\nBronzlar 1972'de keşfedilmesine rağmen 1981 yılına kadar koruma altına alınamadı. Floransa ve Roma'da halka açık sergilenmeleri, o yılın İtalya'daki kültürel etkinliğiydi ve çok sayıda derginin kapak hikayesini oluşturdu. Günümüzde Calabria'nın sembollerinden biri olarak kabul edilen bronz heykeller, bir çift İtalyan posta pulu ile de anıldı.\nİki bronz heykel, daha genç bir savaşçıyı tasvir edene atıfta bulunarak \"Heykel A\" ve daha yetişkin ve olgun görünüşü bulunan \"Heykel B\" olarak tanımlanıyor. Her iki heykel de kayıp balmumu döküm tekniği kullanılarak yapılmıştır.", + "question": "Riace bronzları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Riace bronzları (İtalyanca: Bronzi di Riace, [ˈbrondzi di riˈaːtʃe]) ya da Riace Savaşçıları olarak da adlandırılan, 1972 yılında Güney İtalya'da Calabria'daki Riace yakınında denizde bulunan, MÖ 460 – 450 yıllarına tarihlenen, çıplak sakallı savaşçıların iki tam boyutlu bronz Yunan heykelidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "409", + "context": "Torso, kolları, bacakları ve başı eksik olan bir insan bedeni heykelini ifade etmek için kullanılan bir sanat tarihi terimi.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Torso nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Torso, kolları, bacakları ve başı eksik olan bir insan bedeni heykelini ifade etmek için kullanılan bir sanat tarihi terimi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "410", + "context": "Totem direği (İngilizce: totem pole), Pasifik Kuzeybatısı Kızılderilileri kültüründe kullanılan, tek parça uzun boylu ağaçlardan, özellikle de yöredeki boylu mazı ağacının dallarından arındırılan gövdesinden oyulan totem ağacı olarak anıt heykel.\nAlaska yerli sanatı içinde de değerlendirilen Alaska Kızılderilileri Tlingit, Hayda ve Çimşiyan Kızılderilileri ile Kanada'daki Kanada Kızılderililerinden Kwakwaka'wakw (Kwakiutl) ile Nuu-chah-nulth (Nootka) halkları birlikte Pasifik Kuzeybatısı sanatı (Northwest Coast art of Pacific Northwest) adı altında da ele alınırlar.\nBüyük şehirlerde ve şehir çıkışlarında bayrak direği uzunluğunda fakat ondan kalın olan devasa reklam panosu taşıyan direklere de totem direği denmektedir.", + "question": "Totem direği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Totem direği (İngilizce: totem pole), Pasifik Kuzeybatısı Kızılderilileri kültüründe kullanılan, tek parça uzun boylu ağaçlardan, özellikle de yöredeki boylu mazı ağacının dallarından arındırılan gövdesinden oyulan totem ağacı olarak anıt heykel." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "411", + "context": "Triptik, (Yunanca) yan yana ve birbiriyle ilişkili üç resmin oluşturduğu pano şeklindeki hareketli grup resimlerdir.\nÜç parça halindeki bu resimlerin ortada olanı daha büyüktür; yan tarafında bulunan ve ortadakinin yarı boyutunda olan diğer iki pano ise gerektiğinde ortadaki panonun üzerine kapanacak şekilde tasarlanmıştır. Ana tema orta panoda, ilişkili temalarsa kanatlarda işlenir. Panolar birbirine menteşe ile tutturulur.\nGenellikle pano biçimindeki resimler için kullanılan triptikler, Orta Çağ ve Rönesans dönemleri boyunca kiliselerin altarları için tasarlanmış, zamanla Doğudaki Bizans kiliselerinden batıdaki Keltik İngiliz kiliselerine kadar geniş bir kullanım alanı bulmuştur.\nHans Memling ve Hieronymus Bosch gibi Rönesans ressam ve heykeltıraşları tarafından kullanılmıştır.\nBu formun en ünlü örnekleri ise şunlardır:\n\nBeşaret (Simone Martini)\nThe Merode Altarpiece (Robert Campin)\nDünyevi Zevkler Bahçesi ve The Haywain Triptych (Hieronymus Bosch)\nThe Portinari Altarpiece (Hugo Van Der Goes)\nThe Raising of the Cross (Peter Paul Rubens)\nAyrılış (Max Beckmann)\nThree Studies for Figures at the Base of a Crucifixion (Francis Bacon)", + "question": "Triptik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Triptik, (Yunanca) yan yana ve birbiriyle ilişkili üç resmin oluşturduğu pano şeklindeki hareketli grup resimlerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "412", + "context": "Türkiye'de heykelcilik 19. yüzyılın ilk yıllarına dayanmaktadır.", + "question": "Türkiye'de heykel nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türkiye'de heykelcilik 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "413", + "context": "Üzeyir Hacıbeyov'un heykeli, 1985 yılında Azerbaycanlı besteci, müzikolog-bilim adamı, gazeteci, dramatuk, pedagog ve modern Azerbaycan profesyonel müzik sanatının ve milli operasının kurucusu, Müslüman Doğusun'daki ilk operanın yazarı, Azerbaycan Ulusal Marşının bestecisi Üzeyir Hacıbeyov'a memleketi Şuşa'da dikilmiş bir anıttır. Heykel, Şuşa şehrinin işgalinden sonra Ermeni vandalizminin kurbanı oldu. Şehrin işgalden kurtarılmasının ardından 2021 yılında restore edilmiş ve 29 Ağustos'ta resmi açılışı yapılmıştır.", + "question": "Üzeyir Hacıbeyov'un heykeli (Şuşa) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Üzeyir Hacıbeyov'un heykeli, 1985 yılında Azerbaycanlı besteci, müzikolog-bilim adamı, gazeteci, dramatuk, pedagog ve modern Azerbaycan profesyonel müzik sanatının ve milli operasının kurucusu, Müslüman Doğusun'daki ilk operanın yazarı, Azerbaycan Ulusal Marşının bestecisi Üzeyir Hacıbeyov'a memleketi Şuşa'da dikilmiş bir anıttır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "414", + "context": "Yapıştırıcı yapışkanlık veya kohezyon ile mekanik, kimyasal, yapışkan bir bütün oluşturmak üzere diğer malzemeleri tutan veya çeken herhangi bir malzeme veya maddedir.\nDaha dar anlamda, bağlayıcılar kimyasal veya fiziksel bir prosesle sertleşen ve elyaf, dolgu tozu ve diğer partiküllerin içine eklenen sıvı veya hamur benzeri maddelerdir. Örnekler tutkal, yapışkan ve koyulaşmayı içerir.\nMekanik bağlayıcıların örnekleri taş işlerinde bağ taşları ve ahşap çerçevelemede bağ kirişleridir.", + "question": "Yapıştırıcı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yapıştırıcı yapışkanlık veya kohezyon ile mekanik, kimyasal, yapışkan bir bütün oluşturmak üzere diğer malzemeleri tutan veya çeken herhangi bir malzeme veya maddedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "415", + "context": "Tıp, bir hastaya bakma, teşhis, prognoz, önleme, tedavi, yaralanma veya hastalıklarının palyasyonunu yönetme ve sağlığını geliştirme bilimi ve uygulamasıdır. Tıp, hastalıkların önlenmesi ve tedavisi yoluyla sağlığı korumak ve iyileştirmek için geliştirilen çeşitli sağlık uygulamalarını kapsar. Çağdaş tıp, yaralanma ve hastalıkları teşhis etmek, tedavi etmek ve önlemek için biyomedikal bilimleri, biyomedikal araştırmaları, genetiği ve tıbbi teknolojiyi, tipik olarak farmasötikler veya cerrahi yoluyla, ancak aynı zamanda psikoterapi, harici ateller ve traksiyon, tıbbi cihazlar, biyolojikler ve iyonlaştırıcı radyasyon gibi çeşitli tedaviler yoluyla uygular.\nTıp, tarih öncesi çağlardan beri uygulanmaktadır ve bu zamanın çoğunda bir sanat (bir yaratıcılık ve beceri alanı) olmuştur ve sıklıkla yerel kültürün dini ve felsefi inançlarıyla bağlantıları vardır. Örneğin, bir tıp adamı şifa için bitkileri uygular ve dualar ederdi ya da eski bir filozof ve hekim humorizm teorilerine göre kan alma işlemini uygulardı. Son yüzyıllarda, modern bilimin ortaya çıkışından bu yana çoğu tıp, sanat ve bilimin (tıp bilimi şemsiyesi altında hem temel hem de uygulamalı) bir kombinasyonu haline gelmiştir. Örneğin, sütur tekniği uygulama yoluyla öğrenilen bir sanat iken, dikiş atılan dokularda hücresel ve moleküler düzeyde neler olduğuna dair bilgi bilim yoluyla ortaya çıkmaktadır.\nGünümüzde geleneksel tıp veya halk tıbbı olarak bilinen bilimsel tıp öncesi tıp biçimleri, bilimsel tıbbın yokluğunda yaygın olarak kullanılmaya devam etmektedir ve bu nedenle alternatif tıp olarak adlandırılmaktadır. Bilimsel tıbbın dışında kalan, güvenlik ve etkililik kaygıları taşıyan alternatif tedaviler ise şarlatanlık olarak adlandırılmaktadır.", + "question": "Tıp nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tıp, bir hastaya bakma, teşhis, prognoz, önleme, tedavi, yaralanma veya hastalıklarının palyasyonunu yönetme ve sağlığını geliştirme bilimi ve uygulamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "416", + "context": "Beta motor nöronlar (β-MN'ler), alfa motor nöron ve gama motor nöronlar gibi bir tür alt motor nörondur. β-MN'ler, kas millerinin intrafusal kas liflerini sinirle donatır. Bu lifler yavaş seyirmeyi kontrol eden ekstrafusal kas liflerine yardım eder. Alfa ve gama motor nöronlarda olduğu gibi beta motor nöronun aksonları da miyelinlidir. β-MN'lerin hücre gövdeleri, omuriliğin anterior (ön) boynuzunda bulunur ve çizgili kasa (motor sinir lifine) doğru uzanır. β-MN'ler, alfa ve gama motor nöronlara göre daha büyüktür ve daha hızlı kasılırlar.", + "question": "Beta motor nöron nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Beta motor nöronlar (β-MN'ler), alfa motor nöron ve gama motor nöronlar gibi bir tür alt motor nörondur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "417", + "context": "Splanknik dolaşım ya da mezenterik dolaşım, gastrointestinal sistem, karaciğer, dalak ve pankreasın kanlanmasından oluşur. Kısmen seri halinde iki büyük kılcal yataktan oluşur. Küçük splanknik arter dalları kılcal yatakları besler ve daha sonra efferent venöz kan portal vene akar.", + "question": "Splanknik dolaşım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Splanknik dolaşım ya da mezenterik dolaşım, gastrointestinal sistem, karaciğer, dalak ve pankreasın kanlanmasından oluşur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "418", + "context": "Tıbbî araştırma, tıp alanında bir araştırma türüdür. İnsan hastalıkları hakkında bilgi üretmek amacıyla bilimsel yöntemlerin kullanılmasıdır. Tıbbi araştırma, \"temel araştırma\"dan başlayarak geniş bir araştırma yelpazesini kapsar.", + "question": "Tıbbî araştırma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tıbbî araştırma, tıp alanında bir araştırma türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "419", + "context": "Eğitim; okullar, kurslar ve üniversiteler vasıtasıyla bireylere hayatta gerekli olan bilgi ve kabiliyetlerin sistematik bir şekilde verilmesi. Öğretmen, eğitmen, mentor, pedagoglar gerekli bilgileri öğrencilere verirler.\nEğitim, bireyin doğumundan ölümüne süregelen bir olgu olduğundan ve politik, sosyal, kültürel ve bireysel boyutları aynı anda içinde bulundurduğundan, tanımının yapılması zor bir kavramdır. Bireylerin toplumun standartlarını, inançlarını ve yaşama yollarını kazanmasında etkili olan tüm sosyal süreçlerdir. Kişinin yaşadığı toplum içinde değeri olan, yetenek, tutum ve diğer davranış biçimlerini geliştirdiği süreçlerin tümüdür. Seçilmiş ve kontrollü bir çevrenin (özellikle okulun) etkisi altında sosyal yeterlilik ve optimum bireysel gelişmeyi sağlayan sosyal bir süreçtir. Eğitim, önceden saptanmış esaslara göre insanların davranışlarında belli gelişmeler sağlamaya yarayan planlı etkiler dizesidir. Eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı olarak istedik değişme meydana getirme sürecidir.\nGenellikle resmi, yani kurumsal, eğitimle bir kullanıldığından bağlama göre öğretim, öğrenim gibi kavramlarla sıkça karıştırılmaktadır. Bu söylemde düşünüldüğünde eğitim kavramı iki genel çatıda tartışılabilir: toplumsal ve kurumsal eğitim.\nÖrgün eğitim, devlet okulları gibi karmaşık bir kurumsal çerçevede gerçekleşir. Yaygın öğrenme de yapılandırılmıştır, ancak örgün eğitim sisteminin dışında gerçekleşirken, yaygın eğitim günlük deneyimler yoluyla yapılandırılmamış öğrenmedir. Örgün ve yaygın eğitim; erken çocukluk eğitimi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretimi kapsayan düzeylere ayrılmıştır. Diğer sınıflandırmalar öğretmen merkezli eğitim, öğrenci merkezli eğitim gibi öğretim yöntemine, fen eğitimi, dil eğitimi ve beden eğitimi gibi konuya odaklanır. \"Eğitim\" terimi aynı zamanda eğitimli kişilerin zihinsel durumlarına ve niteliklerine ve eğitim olaylarını inceleyen akademik alana da atıfta bulunabilir.\nTemel olarak eğitim, kültürel değer ve normları öğreterek çocukları topluma sosyalleştirir. Onları toplumun üretken üyeleri olmaları için gereken becerilerle donatır. Bu sayede ekonomik büyümeyi teşvik ederek yerel ve küresel sorunlara karşı farkındalığı artırır. Organize kurumlar eğitimin birçok yönünü etkiler. Örneğin hükûmetler okuldaki derslerin ne zaman yapılacağını, ne öğretileceğini ve kimlerin katılabileceğini veya katılması gerektiğini belirlemek için eğitim politikası belirler. UNESCO gibi uluslararası kuruluşlar, tüm çocuklar için ilköğretimin teşvik edilmesinde etkili olmuştur.\nEğitimin başarılı olup olmadığını birçok faktör etkilemektedir. Psikolojik faktörler motivasyonu, zekayı ve kişiliği içerir. Sosyoekonomik durum, etnik köken ve cinsiyet gibi sosyal faktörler sıklıkla ayrımcılıkla bağlantılıdır. Diğer faktörler arasında eğitim teknolojisine erişim, öğretmen kalitesi ve ebeveyn katılımı yer almaktadır.\nEğitimi inceleyen temel akademik alana eğitim çalışmaları denir. Eğitimin ne olduğunu, amaç ve etkilerinin neler olduğunu ve nasıl geliştirilebileceğini inceler. Eğitim çalışmalarının felsefe, psikoloji, sosyoloji, eğitim ekonomisi gibi birçok alt alanı vardır. Ayrıca karşılaştırmalı eğitim, pedagoji ve eğitim tarihi de tartışılmaktadır.", + "question": "Eğitim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Eğitim; okullar, kurslar ve üniversiteler vasıtasıyla bireylere hayatta gerekli olan bilgi ve kabiliyetlerin sistematik bir şekilde verilmesi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "420", + "context": "21. yüzyıl becerileri, 21. yüzyıl toplumlarında ve iş alanlarında başarılı olabilmek için eğitimciler, iş dünyası liderleri, akademisyenler ve devlet kurumları tarafından kabul görmüş yetenek ve öğrenme eğilimlerini, okuryazarlıkları, yetkinlikleri içeren becerilerdir. Bu beceriler, öğrencilerin hızla değişen, dijital bir toplumda başarılı olmaları için gereken becerilere odaklanır. Bu becerilerin birçoğu derin öğrenme ile ilişkilidir ve analitik düşünme, problem çözme ve işbirliği gerektirir. Bu beceriler bilgiye dayalı olmamaları bakımından geleneksel akademik becerilerden ayrılır.\n20. yüzyılın son yıllarında ve 21. yüzyılda toplumlar, ekonomi ve teknolojide hızlı bir değişimden geçti. İşyeri ve dolayısıyla öğrencileri işgücüne hazırlayan eğitim sistemi üzerindeki talepler de değişti. 1980'lerden başlayarak, hükûmet, eğitimciler ve büyük işverenler, öğrencileri ve çalışanları değişen iş yeri koşullarını ve toplumun taleplerini karşılamaya yönlendirmek için temel becerileri ve uygulama stratejilerini belirleyen bir dizi rapor yayınladılar.\nMevcut işgücünün kariyer alanlarını veya işleri değiştirme olasılığı geçmiştekilere göre önemli ölçüde daha yüksektir. Baby boomer kuşağındakiler, istikrar hedefiyle işgücüne girdiler. Onlardan sonraki nesiller, iş hayatlarında mutluluk ve tatmin bulmakla daha fazla ilgilendiler. Kuzey Amerika'daki genç işçiler günümüzde ortalama olarak her 4,4 yılda bir olmak üzere, eskisinden çok daha yüksek oranda iş değiştirme potansiyeline sahiptir. Bu istihdam hareketliliği, insanların farklı rollerde veya farklı kariyer alanlarında esnek ve uyumlu olmalarını sağlayan farklı becerilere yönelik bir talep ortaya çıkarmıştır.\nBu beceriler üç ana gruba ayrılmıştır: \n\nÖğrenme ve yenilik becerileri: eleştirel düşünme ve problem çözme, iletişim ve iş birliği, yaratıcılık ve inovasyon\nDijital okuryazarlık becerileri: bilgi okuryazarlığı, medya okuryazarlığı, Bilgi ve iletişim teknolojileri (ICT) okuryazarlığı\nKariyer ve hayat becerileri: esneklik ve uyum, girişimcilik and self-direction, sosyal ve kültürlerarası ilişki, üretkenlik ve sorumluluk\nBu becerilerin birçoğu Progressivizm akımıyla ilişkilidir.", + "question": "21. yüzyıl becerileri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "21." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "421", + "context": "Açık öğretim, alışılmış geleneksel eğitim tarzından farklı olarak, kampüse gelme zorunluluğunun olmadığı, derslerin bilgisayar vasıtasıyla tamamen sanal ortamda işlendiği, katılımcının istediği zaman bunları tekrar tekrar izleyebileceği eğitiminin adıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Açık öğretim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Açık öğretim, alışılmış geleneksel eğitim tarzından farklı olarak, kampüse gelme zorunluluğunun olmadığı, derslerin bilgisayar vasıtasıyla tamamen sanal ortamda işlendiği, katılımcının istediği zaman bunları tekrar tekrar izleyebileceği eğitiminin adıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "422", + "context": "Azerbaycan Mektebi Dergisi (\"Yeni məktəb\" - Azerice; - ينى مكتب) Uluslararası hakemli eğitim dergisidir. Derginin ilk sayısı 1924 yılında yayımlanan eğitim dergisidir. İlk editörü Azerbaycan Eğitim Komissarı Mustafa Guliyev olmuştur. 1924-1930'da Yeni Okul, 1930-1941'de Öğretmene Yardım adı verildi ve 1943'ten beri \"Azerbaycan Mektebi\" adı altında yayınlandı.\"Eğitim Politikası\", \"Pedagoji\", \"Metodoloji\", \"Müfredat\", \"Psikoloji\", \"Eğitim Tarihi\", \"Uluslararası Tecrübe\", \"Eğitim Teknolojileri\" ve d. alanlarda hemen hemen eğitimin her alanında makaleler kabul etmektedir.", + "question": "Azerbaycan Mektebi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Azerbaycan Mektebi Dergisi (\"Yeni məktəb\" - Azerice; - ينى مكتب) Uluslararası hakemli eğitim dergisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "423", + "context": "Çalışma kitabı, bir kitap türüdür. Kitapların birden fazla türü vardır. Çalışma kitabı, tekrar amacı ile yapılan bir kitap türüdür. Çalışma kitabında asla bilinmeyen konu öğrenilmez veya öğretilmez. Çalışma kitabı sadece tekrar için kullanılır.", + "question": "Çalışma kitabı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çalışma kitabı, bir kitap türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "424", + "context": "Ders, eğitim ve pedagojide öğrenmenin bölümlenmesi ile ortaya çıkan parçalardır. En yaygın dersler: İngilizce, tarih, matematik, beden eğitimi ve bilimdir.", + "question": "Ders nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ders, eğitim ve pedagojide öğrenmenin bölümlenmesi ile ortaya çıkan parçalardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "425", + "context": "Eğitim hukuku, \"özellikle örgün eğitim kurumlarının organizasyonu, hukuki durumu, temel yapısı, yönetim biçimi, organları arasındaki ilişkileri, bunların temel hak ve görevlerini, öğretmen, öğrenci gibi doğrudan doğruya okul içinde, içinde bulunmakla beraber veli gibi okulla ilişkisi olan kişilerin hukuki durumlarını düzenleyen kuralların tümü”dür.\nEğitim hukuku kavramı, eğitimin hukuk bağlamında ele alınması ve eğitim ile ilgili konulardaki yasal düzenlemeleri kapsayan geniş bir konu alanına sahiptir. Genel olarak eğitim ve hukuk iki farklı alan olmasına rağmen birbirinin uygulanmasını kolaylaştırma boyutunda ortak noktalarda buluşan yeni bir bilim dalıdır. Bu kavramın kapsamına hukukun çeşitli dalları ile eğitim bilimlerinin ortak noktada kesiştiği konular girmektedir. Eğitimin okulda ve okul dışında sürekli devam eden ve yaşamın bütününü kapsayan bir süreç olmasından dolayı eğitim hukuku da kapsamlı bir hukuk dalıdır. Bireylerin eğitimi ile ilgili bütün alanları kapsamaktadır. Örgün ve yaygın eğitimin içerisinde yer alan tüm paydaşların hukuksal boyuttaki haklarının tümü eğitim hukukunun konusunu oluşturur.\nEğitim hukuku; öğrencileri, velileri, eğitim kurumlarındaki idareci ve eğitmenleri, denetim kurumlarını, deneticileri, bunların bağlı bulunduğu Bakanlık gibi kamu üst kurumlarını ve bunların birbiriyle olan ilişkilerini Anayasa, kanunlar, yönetmelikler, kararnameler ve içtihatlarla düzenleyen bir hukuk dalıdır. Eğitim sadece okul aracılığı ile yapılan değil okul dışında, ailede, iş hayatında yapılan faaliyetleri de kapsamaktadır. Dolayısıyla eğitim hukuku örgütlü eğitimi aşarak insan eğitiminin bütün alanlarını kapsamaktadır. Bu bağlamda Medeni Kanun'un aile hukuku kapsamındaki çocuklara ilişkin hükümler, çocuk hukuku, okul hukuku, yaşam boyu süren eğitim faaliyetleriyle ilgili tüm konular eğitim hukukunun konusunu oluşturmaktadır. Eğitim hukuku dalına ihtiyaç duyulmasının sebebi, bu alanda doğacak sorunların yine bu alana özgü oluşturulmuş yasa ya da mevzuatlarla çözülmesi gerekliliğidir. Memur ve diğer kamu görevlileri Mili Eğitim Bakanlığı'nın çıkardığı yönetmelik gibi mevzuatın emrettiği koşullara uymak zorundadırlar. Örneğin herhangi bir bakanlığın merkez ya da taşra teşkilatında görevli personel 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi iken devlet üniversitelerinde görevli öğretim üyeleri 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na bağlıdırlar. Bu ve benzeri örnekler bağlamında eğitim alanı için ayrı bir hukuk dalının olması bir sorun yaşandığında sorunların çözümünün daha hızlı olmasını sağlayacaktır. Eğitim hukuku alanında, yalnızca eğitim ve öğretim alanındaki uyuşmazlıklara bakmakla görevli eğitim mahkemelerinin kurulması düşüncesiyle de bu alandaki davaların daha hızlı sonuçlandırılması sağlanır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Eğitim hukuku nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Eğitim hukuku, \"özellikle örgün eğitim kurumlarının organizasyonu, hukuki durumu, temel yapısı, yönetim biçimi, organları arasındaki ilişkileri, bunların temel hak ve görevlerini, öğretmen, öğrenci gibi doğrudan doğruya okul içinde, içinde bulunmakla beraber veli gibi okulla ilişkisi olan kişilerin hukuki durumlarını düzenleyen kuralların tümü”dür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "426", + "context": "ELTiS (English Language Test for International Students, Türkçe: Uluslararası Öğrenciler için İngilizce Dil Sınavı), Ballard & Tighe tarafından hazırlanmış, çoğunlukla Amerika Birleşik Devletleri'nde lise eğitimi almak isteyen ancak ana dili İngilizce olmayan öğrencilerin girmesi tavsiye edilen ve öğrencinin İngilizce işlenen dersleri yüz yüze takip edip edemeyeceğini ölçmek adına hazırlanmış dil seviye tespit sınavıdır. Sınav, CSIET üyesi tüm eğitim kurumları tarafından uluslararası öğrenci kabulü aşamasında en çok tercih edilen seçenek olmaktadır. CSIET'e üye bağımsız program yürütücülerin ve eğitim kurumlarının dışında, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı sponsorluğunda gerçekleştirilen Kennedy-Lugar YES Programına katılmak için de ELTiS Sınav sonucu gerekmektedir.\n2023 yılına kadar Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet okulları da belirli aralıklarla ELTiS düzenlenmiş, devlet okullarında okuyan öğrencilerin uluslararası programlara katılmasına yönelik çalışmalar yürütülmüştür. 2024 yılından itibaren lise öğrenci değişim programları için gerekli olan sınav, ELTiS'in Türkiye'de yetkilendirdiği sınav merkezleri aracılığıyla yapılmaktadır.", + "question": "Eltis Sınavı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "ELTiS (English Language Test for International Students, Türkçe: Uluslararası Öğrenciler için İngilizce Dil Sınavı), Ballard & Tighe tarafından hazırlanmış, çoğunlukla Amerika Birleşik Devletleri'nde lise eğitimi almak isteyen ancak ana dili İngilizce olmayan öğrencilerin girmesi tavsiye edilen ve öğrencinin İngilizce işlenen dersleri yüz yüze takip edip edemeyeceğini ölçmek adına hazırlanmış dil seviye tespit sınavıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "427", + "context": "Farklılaştırılmış denetim (differentiated supervision) modeli Allan A. Glatthorn tarafından ilk olarak 1980'lerin başında öğretmenlik mesleğindeki değişimlerden dolayı ortaya atılmış, öğretmene alacağı denetim ile değerlendirme hizmetleri konusunda yol gösteren ve seçenekler sunan bir çağdaş denetim yaklaşımıdır. Bu yaklaşım öğretmenin mesleki gelişimini ön planda tutarak, potansiyeli doğrultusunda en iyi noktaya gelmesini amaçlamaktadır. Öğretmenler denetimde aktif katılım göstermekte bunun yanında müdür, denetmen, meslektaş ve öğrenci gibi birçok kaynaktan da dönüt alabilmektedir. Bu modelde denetim anlık değil gelişimsel bir süreçtir ve öğretmenlerin mesleğinin her anında sürekli öğrenme ve kendini geliştirme çabalarını destekleyerek onları güdüleyen bir araç olarak görülebilmektedir.\nFarklılaştırılmış denetim modeli öğretmenlere akademik başarı seviyelerine göre üç farklı gelişim seçeneği sunmaktadır. Bu seçenekler; meslekte yeni ve öğretimle ilgili sıkıntı yaşayan öğretmenlere yönelik yoğun mesleki gelişim yaklaşımı, orta gelişim seviyesindeki öğretmenlere yönelik işbirlikçi mesleki gelişim yaklaşımı ve tecrübeli öğretmenler için kendi mesleki gelişimlerini sağlayan öz-yönetimli mesleki gelişim yaklaşımıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Farklılaştırılmış denetim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Farklılaştırılmış denetim (differentiated supervision) modeli Allan A." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "428", + "context": "Grup psikoeğitimi, \"katılımcıların kişisel (kişi-içi/içsel) veya kişilerarası problemleriyle başa çıkabilmeleri ve yaşayabilecekleri olası problemleri önleyebilmeleri için, sistematik olarak yapılandırılmış oturumlardan oluşan bir program aracılığıyla onlara bilişsel, duyuşsal ve davranışsal beceriler kazandırmayı amaçlayan eğitimsel, gelişimsel, önleyici ve terapötik yönelimli bir grup çalışmasıdır\".\nGrup psikoeğitimi, Grup Çalışması Uzmanları Derneği (The Association for Specialists in Group Work- ASGW) tarafından grupla psikolojik danışma, grup psikoterapisi ve görev/iş grupları ile birlikte dört temel grup çalışmasından birisi olarak tanımlanmaktadır.\nGrup psikoeğitimi, grupla psikolojik danışma ve grup psikoterapisine göre eğitimsel ve önleyici yönü daha fazla öne çıkan bir kavramdır. Eğitsel ve terapötik bileşenleri bulunan grup psikoeğitimi, yapılandırılmış bir içerik üzerinden psikolojik yönelimli bilgi ve beceri kazandırmaya çalışırken; grupla psikolojik danışma yaşantısal ve kişilerarası bir sürece dayalı olarak içgörü, beceri ve davranış kazandırmayı amaçlamaktadır. Grup psikoterapisi ise psikolojik rahatsızlıkların tedavisi ve kişiliğin yeniden yapılandırılmasına odaklıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Grup psikoeğitimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Grup psikoeğitimi, \"katılımcıların kişisel (kişi-içi/içsel) veya kişilerarası problemleriyle başa çıkabilmeleri ve yaşayabilecekleri olası problemleri önleyebilmeleri için, sistematik olarak yapılandırılmış oturumlardan oluşan bir program aracılığıyla onlara bilişsel, duyuşsal ve davranışsal beceriler kazandırmayı amaçlayan eğitimsel, gelişimsel, önleyici ve terapötik yönelimli bir grup çalışmasıdır\"." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "429", + "context": "Halk eğitimi, toplumun eğitimini kapsayan çalışmaların tümüne verilen ad.", + "question": "Halk eğitimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Halk eğitimi, toplumun eğitimini kapsayan çalışmaların tümüne verilen ad." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "430", + "context": "Hazırlık sınıfı Türkiye'de bazı Anadolu liselerinde, bazı özel okullarda ve bazı üniversitelerde yoğun dil eğitimiyle geçen ilk senedir. Sekizinci sınıftan yani ortaokuldan mezun olan öğrenciler ile liseden üniversitelere giden öğrenciler tarafından tam gün dil eğitimi ve temel derslerin eğitiminin verildiği sınıftır. Herhangi bir sınıf numarası yoktur.", + "question": "Hazırlık sınıfı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hazırlık sınıfı Türkiye'de bazı Anadolu liselerinde, bazı özel okullarda ve bazı üniversitelerde yoğun dil eğitimiyle geçen ilk senedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "431", + "context": "Aynı zamanda yazı tahtası olarak da bilinen kara tahta, bu amaçla kullanıldıklarında tebeşir olarak isimlendirilen kalsiyum sülfat ve kalsiyum karbonat çubuklarla üzerlerinde yazı yazılan ve çizim yapılan yeniden kullanılabilir yazım yüzeyleridir. Kara tahtalar ilk olarak siyah ve koyu gri renkli, yumuşak ve ince kayrak levhalarından yapılmıştır. Modern versiyonları gözü daha az yorduğu kabul edildiği için genellikle yeşil renklidir.", + "question": "Kara tahta nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aynı zamanda yazı tahtası olarak da bilinen kara tahta, bu amaçla kullanıldıklarında tebeşir olarak isimlendirilen kalsiyum sülfat ve kalsiyum karbonat çubuklarla üzerlerinde yazı yazılan ve çizim yapılan yeniden kullanılabilir yazım yüzeyleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "432", + "context": "Karma eğitim, kız ve erkeklerin bir arada olduğu eğitim sistemi. Karma eğitimin amacı cinsiyet ayrımı olmaksızın kız ve erkek öğrencilerin okuma, yazma, oynama, öğrenme ve yaşama unsurlarını eşit koşullarda gerçekleştirmektir.", + "question": "Karma eğitim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karma eğitim, kız ve erkeklerin bir arada olduğu eğitim sistemi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "433", + "context": "Küresel Öğretmen Ödülü (İngilizce olarak Global Teachers Award), eğitimde mükemmelliği teşvik etmek amacıyla, öğretmenlere verilen bu ödül; Varkey Vakfı tarafından oluşturulmuş bir ödüldür. Ödül; öğrencilerin hayatında büyük değişimler yaratan eğitimcilere verilmektedir.", + "question": "Küresel Öğretmen Ödülü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Küresel Öğretmen Ödülü (İngilizce olarak Global Teachers Award), eğitimde mükemmelliği teşvik etmek amacıyla, öğretmenlere verilen bu ödül; Varkey Vakfı tarafından oluşturulmuş bir ödüldür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "434", + "context": "Lisans derecesi veya bakalorya (Orta Latincede: baccalaureus; Yeni Latincede: baccalaureatus), kuruma ve akademik disipline bağlı olarak üç ila yedi yıl süren bir programın tamamlanması üzerine, üniversiteler tarafından verilen akademik derece. Nitelikler çerçevesine sahip ülkelerde, lisans derecesi normal olarak çerçevedeki temel düzeylerden biridir. Lisans dereceleri başlıklı bazı yeterlilikler diğer seviyelerde (ör. MBBS veya tıp fakültesi mezunu) olabilir ve lisans dışı başlıkları olan bazı nitelikler lisans dereceleri (ör. İskoç MA sanat ustası ve Kanada tıp doktoru) olarak sınıflandırılabilir.\n12. yüzyıldaki \"bachelor\" veya üniversite mezunu, kendi bayrağı altında vasalları toplamak için çok genç veya fakir olan bir şövalye bekçisine atıfta bulundu. Aynı zamanda sosyal olarak evlenebilen, ama henüz sahip olmayan bir erkek idi. 13. yüzyılın sonunda, lonca ya da üniversitelerin küçük üyeleri tarafından da kullanılmıştır. Halk etimolojisi veya kelime oyunu ile, baccalaureus kelimesi, akademik başarı ya da onur için verilen ödüllere referans olarak bacca lauri (\"laurel berry\" veya akdeniz defnesi) ile ilişkilendirilmiştir.\nİngiliz sistemi ve onun tarafından etkilenenler altında, lisans akademik dereceleri ya (onur derecesi, sıradan derece veya genel derece olarak bilinen) veya onur derecesi olarak onur derecesi olarak ayırt edilir. Bir onur derecesi genellikle bir geçiş derecesinden daha yüksek bir akademik standart gerektirir ve bazı sistemlerde bir çalışma yılı daha fazladır. Bazı ülkelerde, ör. Avustralyada, aynı alanda lisans diploması programından ya da (Birleşik Krallık sistemine benzer bir şekilde) tamamlanmasından sonra devam eden bir akademik lisans derecesi olarak kabul edilebilecek \"lisansüstü\" bir lisans derecesine sahiptir.", + "question": "Lisans derecesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Lisans derecesi veya bakalorya (Orta Latincede: baccalaureus; Yeni Latincede: baccalaureatus), kuruma ve akademik disipline bağlı olarak üç ila yedi yıl süren bir programın tamamlanması üzerine, üniversiteler tarafından verilen akademik derece." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "435", + "context": "3308 sayılı kanun, çırak, kalfa ve ustaların eğitimi ile okullarda, yükseköğretim kurumlarında ve işletmelerde yapılacak mesleki eğitime ilişkin esasları düzenleyen, kanundur.\nYÖK (Yüksek Öğretim Kurulu) ile MEK (Mesleki Eğitim Kurulu)'in belirleyeceği mesleklerde, kamu ve özel sektöre ait kurum, kuruluş ve iş yerleri ile mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarındaki eğitim ve öğretimi kapsar.\nBu kanunda aşağıdaki konularda düzenlemeler yapılmıştır.\n\nMesleki Eğitim Kurulunun görevleri ile nasıl ve kimlerden oluşturulacağı\nKimlerin çırak adayı olabileceği.\nÇıraklığa başlama ve çıraklık süresi\nİş yerlerindeki (Pratik) ve okullardaki (teorik) eğitim ile ilgili düzenlemeleri,\nÇırakların hangi iş yerlerinde çalışabileceği, (usta öğreticilik belgesi şartı)\nÇalışma şartları, alacağı en az ücret ve iş kazası sigortalarının kim tarafından yapılacağı,\nKalfalık ve Ustalık belgelerinin hangi şartlarda alınabileceği.", + "question": "Mesleki Eğitim Kanunu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "3308 sayılı kanun, çırak, kalfa ve ustaların eğitimi ile okullarda, yükseköğretim kurumlarında ve işletmelerde yapılacak mesleki eğitime ilişkin esasları düzenleyen, kanundur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "436", + "context": "Müfredat geliştirme, müfredatı iyileştirme sürecidir. Program geliştirme olarak da adlandırılan müfredat geliştirmede çeşitli yaklaşımlar kullanılmıştır. Yaygın olarak kullanılan yaklaşımlar; analiz (yani ihtiyaç analizi, görev analizi), tasarım, seçme (yani uygun öğrenme/öğretme yöntemlerini ve uygun değerlendirme yöntemlerinin seçilmesi) oluşturma (yani müfredat uygulama/değerlendirme alt kurulunun oluşturulması) ve gözden geçirme (alt kurulun müfredatı incelemesi) yaklaşımlarıdır.\n\nAnaliz\nTasarım\nSeçme\nOluşturma\nGözden geçirme", + "question": "Müfredat geliştirme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Müfredat geliştirme, müfredatı iyileştirme sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "437", + "context": "Okul çantası, sırt çantası veya omuz çantasına benzeyen, okul malzemelerini taşımak için arkaya takılan bir çantadır. Okul çantaları çocuklara anatomik olarak adapte edilmelidir. Çantalar kola değil sadece arkaya takılır. Taşıma sırasında istenirse kayışlar sıkılabilir veya tutulabilir.\nGünümüzde okul çocukları genellikle okul çantası yerine sırt çantası kullanıyor. Sırt çantası okul çantasına göre farklıdır; sırt çantasının sert gövdesi hem çocuğu hem de çantanın içindekileri korur ve sert sırt, içeriğin çocuğun arkasına baskı yapmasını önler. Bu nedenle, daha genç öğrencilerin el çantası almaları önerilir.", + "question": "Okul çantası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Okul çantası, sırt çantası veya omuz çantasına benzeyen, okul malzemelerini taşımak için arkaya takılan bir çantadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "438", + "context": "Sabahçı-öğlenci eğitim sistemi veya Yarım gün eğitim sistemi, dünya genelindeki ülkelerde birçok okulda uygulanan, zamansal odaklı eğitim sistemi. Bu sisteme göre, bir okulda olan eğitim ikiye ayrılmaktadır.\nBu sistemi uygulayan bir okulda, sabahçı ve öğlenci öğrenciler bulunur. Sabahçı öğrenciler, sabah 8:00 - öğlen 12:00 arasında ders yaparlar (genel olarak). Öğlenci öğrenciler ise, öğlen 13:00 - akşam 6:00 arasında ders görürler (genel olarak).\nBöylece okulda hem sabah hem de akşam eğitim görülür. Örneğin; bir okulun kapesitesi 500 öğrenci ise, sabahçı-öğlenci bu sayı ikiye katlanır, yani 1.000 olur. Bu sistem birçok okulda uygulanmaktadır. Genellikle o bölgede az okul ancak çok öğrenci varsa bu sistem hayata geçer.", + "question": "Sabahçı-öğlenci eğitim sistemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sabahçı-öğlenci eğitim sistemi veya Yarım gün eğitim sistemi, dünya genelindeki ülkelerde birçok okulda uygulanan, zamansal odaklı eğitim sistemi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "439", + "context": "SLEP® Sınavı veya Testi (The Secondary Level English Proficiency Test, Türkçe: Ortaöğretim Seviyesi İngilizce Yeterlilik Sınavı), TOEFL, GRE, TOEIC gibi tüm dünyada uygulanan birçok sınavı da geliştiren ETS tarafından hazırlanmış, Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan ortaöğretim kurumlarının anadili İngilizce olmayan öğrencileri tabi tuttuğu ve öğrencinin lise seviyesinde eğitim takip edecek İngilizcesi'nin olup olmadığını ölçmeye yarayan bir sınavdır.\n\nSınav, 2012 eğitim öğretim yılının sona ermesini takiben 30 Haziran 2012 yılından beri uygulanmamaktadır ve ETS ilgili sınavın uygulamasını tamamen kaldırmıştır. ETS, SLEP Test yerine TOEFL Junior testini piyasaya sunmuştur, lakin birkaç çok küçük sayıda özel okul hala SLEP Test'ini uygulamaya devam etmektedir. TOEFL Junior'a ek olarak Boston Educational Services tarafından geliştirilmiş iTEP SLATE ve Ballard & Tighe tarafından geliştirilmiş ELTiS Sınavı lise değişim programları için ve ABD'de eğitimine devam etmek isteyen ancak anadili İngilizce olmayan öğrencilerin dil yeterliliklerini ölçmek için kullanılmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "SLEP Sınavı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "SLEP® Sınavı veya Testi (The Secondary Level English Proficiency Test, Türkçe: Ortaöğretim Seviyesi İngilizce Yeterlilik Sınavı), TOEFL, GRE, TOEIC gibi tüm dünyada uygulanan birçok sınavı da geliştiren ETS tarafından hazırlanmış, Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan ortaöğretim kurumlarının anadili İngilizce olmayan öğrencileri tabi tuttuğu ve öğrencinin lise seviyesinde eğitim takip edecek İngilizcesi'nin olup olmadığını ölçmeye yarayan bir sınavdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "440", + "context": "Tek cinsiyetli eğitim veya Cinsiyete dayalı eğitim, kız ve erkek öğrencilerin ayrı binalarda veya okullarda, ayrı sınıflara ayrılarak yürütülen eğitim sistemi. Tek cinsiyetli eğitim uygulaması 20. yüzyıldan önce, özellikle orta ve yüksek öğretimde yaygındı.", + "question": "Tek cinsiyetli eğitim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tek cinsiyetli eğitim veya Cinsiyete dayalı eğitim, kız ve erkek öğrencilerin ayrı binalarda veya okullarda, ayrı sınıflara ayrılarak yürütülen eğitim sistemi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "441", + "context": "Toplum merkezi, bir toplulukta yaşayan bireylerin çeşitli sosyal, kültürel, eğitsel ve dinlenme amaçlı faaliyetlerde bulunmaları için kullanılan bir tesistir. Bu merkezler genellikle belediyeler, sivil toplum kuruluşları, vakıflar veya kâr amacı gütmeyen kuruluşlar tarafından işletilir. Toplum merkezleri, toplumun çeşitli kesimlerini bir araya getirerek ortak bir alan sunmayı ve sosyal uyumu artırmayı hedefler.", + "question": "Toplum merkezi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toplum merkezi, bir toplulukta yaşayan bireylerin çeşitli sosyal, kültürel, eğitsel ve dinlenme amaçlı faaliyetlerde bulunmaları için kullanılan bir tesistir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "442", + "context": "Eğitimde transkript, bir öğrencinin bir ders boyunca, giriştiği tüm dersler (veya konular), kazanılan notlar ve verilen dereceler ve ödüller de dahil olmak üzere tam kayıt geçmişine sahip sertifikalı bir kaydıdır (envanter).\nTürkiye'de transkript belgelerine hem üniversitelerin kendi bilgi yönetim sistemlerinden hem de üniversitelerin YÖK'e ilettiği veriler aracılığıyla E-Devlet üzerinden ulaşılabilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Transkript (eğitim) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Eğitimde transkript, bir öğrencinin bir ders boyunca, giriştiği tüm dersler (veya konular), kazanılan notlar ve verilen dereceler ve ödüller de dahil olmak üzere tam kayıt geçmişine sahip sertifikalı bir kaydıdır (envanter)." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "443", + "context": "Havacılık ve uzay mühendisi, hava ile etkileşen her çeşit mühendislik ürünün tasarlanması ve inşaat projelerinin hazırlanması, üretilmesi, bakım ve onarım teknolojisi ve işletmesi konularında eğitim ve araştırma yapar. Yapımı düşünülen hava taşıtının dizaynını, ön projesini hazırlar. Uçak yapımı için gerekli üretim, yöntemleri arasından hangisinin niçin daha ekonomik olacağına karar verir. Bu konuda gerekli modelleri hazırlayarak deneylerini yapar, tasarladığı hava taşıtının performans özelliklerini saptar ve istemlere göre incelemesini yapar. Havacılık ve Uzay mühendisleri, Türkiye'de THY’de, Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Kara ve Hava Kuvvetleri'nde ana bakım üstlerinde, TUSAŞ ve bazı özel hava taşıtları şirketlerinde temel elemanlar olarak çalışabilecekleri gibi, eğitimleri sırasında almış oldukları otomotiv gibi mekanik bilgi gerektiren alanlarda da çalışabilmektedirler. Kendi alanlarında çalışma imkânları, ülke şartlarındaki gelişmelere paralel olarak artmaktadır.\nHavacılık ve uzay mühendisliği programı havada seyreden her çeşit aracın tasarlanması ve inşa projelerinin hazırlanması, üretilmesi, bakım ve onarım teknolojisi ve işletmesi konularında eğitim ve araştırma yapar.", + "question": "Türkiye'de havacılık ve uzay mühendisliği eğitimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Havacılık ve uzay mühendisi, hava ile etkileşen her çeşit mühendislik ürünün tasarlanması ve inşaat projelerinin hazırlanması, üretilmesi, bakım ve onarım teknolojisi ve işletmesi konularında eğitim ve araştırma yapar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "444", + "context": "Udemy (veya Udemy.com), yetişkinlere ve öğrencilere yönelik, alanında profesyonel gönüllü eğitmenler tarafından oluşturulan kursları içeren eğitim teknolojisi, kitlesel çevrimiçi açık ders ve bir çevrimiçi öğrenme platformudur.\nUdemy, 40 milyondan fazla öğrenciye ve 65'ın üzerinde dilde 50.000 öğretim görevlisine sahiptir. 485 milyondan fazla kurs kaydı yapılmıştır. 180'dan fazla ülkeden öğrencilerin ve eğitmenlerin bulunduğu Udemy kullanıcılarının büyük bir bölümü ABD dışında bulunuyor. Udemy'de ayrıca 7.000'den fazla işletme müşterisi var ve iş gazetesi Fortune, şirketlerin (Udemy for Business) %80'inin çalışanlarını terfi ettirmek için Udemy kullandığını belirtmiştir. Öğrenciler, büyük ölçüde işle ilgili becerilerini geliştirme aracı olarak kursları almaktadırlar. Udemy, şirket çalışanları için ders oluşturmak isteyen kurumsal eğitimcileri çekmek için özel bir çaba sarf etmiştir.\nUdemy, eğitmenlerin seçtikleri konularda çevrimiçi kurslar oluşturmalarına izin veren bir platformdur. Eğitmenler Udemy'nin kurs geliştirme araçlarını kullanarak kurs oluşturmak için video, PowerPoint sunumları, PDF belgeleri, ses dosyaları, zip dosyaları ve canlı dersler yükleyebilmektedirler.\n2021 itibarıyla web sitesinde 155.000'den fazla kurs bulunmaktadır.\nMerkezi San Francisco, Kaliforniya'da bulunan Udemy'nin Denver, Colorado; Dublin, İrlanda; İstanbul, Türkiye; Austin, Texas; Melbourne, Avustralya; Gurgaoun, Hindistan'da merkezleri bulunmaktadır.", + "question": "Udemy nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Udemy (veya Udemy." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "445", + "context": "Uzaktan eğitim öğrenenlerin zaman ve mekan bağlamında birbirlerinden ve öğrenme kaynaklarından uzak olduğu eğitim modelidir. Uzaktan eğitimin gelişim evreleri incelendiğinde geçmişinin sanıldığından daha eskiye dayandığı; içeriğin sunumu ve kullanılan teknolojilere beş ana döneme ayrıldığı görülmektedir. Birinci dönem,1700'lü yılların ilk çeyreğinde ortaya çıkan yazışarak eğitimin sağlandığı ve özellikle posta hizmetlerinde yaşanan gelişmelerin önemli etkilerinin olduğu dönemdir. İkinci dönem ise 1900'lü yılların ilk çeyreğinde radyo ve televizyonun yaygınlaşması ile kitlesel eğitimin öne çıktığı dönemdir. Üçüncü dönem, 1960 ve 1970'li yıllarda açık üniversitelerin ortaya çıkmasıyla yaşanan gelişmeleri nitelemektedir. Dördüncü dönem 1980'li yıllarla beraber ortaya çıkan telekonferans teknolojileriyle yaşanmıştır. Son olarak beşinci dönem ise 1900'lü yıllarla başlayan ve bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler doğrultusunda özellikle bilgisayar, İnternet ve diğer iletişim araçlarının yaygın olarak kullanıldığı dönemi nitelemektedir. Uzaktan eğitim, disiplinler arası bir alandır ve öğrenen, öğreten ve öğrenme kaynaklarının birbirinden uzakta olmasından dolayı ortaya çıkan sınırlılığı ortadan kaldırabilmek için farklı teknolojileri kullanır. Uzaktan eğitimin bu özelliği kavramın bir çatı kavram olarak ortaya çıkmasına neden olmuş; yazışarak öğrenme, tele öğrenme, e-öğrenme, m-öğrenme, çevrimiçi öğrenme, esnek öğrenme gibi kavramları da nitelemek için kullanılmıştır. Çoğu zaman uzaktan eğitin ve açık ve uzaktan öğrenme kavramları birbiri yerine kullanılmaktadır. Günümüzde özellikle bilgisayar ve çevrimiçi teknolojilerle kullanılan hali en yaygın halidir ve sağladığı yaşam boyu öğrenme fırsatları ile eğitimde ana akımın bir parçası olmuştur. Uzaktan eğitim sisteminde sanal üniversite, sanal sınıf, sanal sınıf, teleseminar gibi kavramlar yaygındır.", + "question": "Uzaktan eğitim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uzaktan eğitim öğrenenlerin zaman ve mekan bağlamında birbirlerinden ve öğrenme kaynaklarından uzak olduğu eğitim modelidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "446", + "context": "Üye profesör (çoğunlukla doçent olarak büyük harfle yazılır), iki temel anlamı olan akademik unvandır.\nABD'de ve diğer birçok ülkede kullanılan Kuzey Amerika sisteminde, yardımcı doçent ile tam bir profesörlük arasında bir konumdur. Bu sistemde doçentlik genellikle fakülte pozisyonu kazandıktan sonra elde edilen ilk terfidir ve Amerika Birleşik Devletleri'nde genel olarak görev süresiyle bağlantılıdır.\nİngiliz Milletler Topluluğu sisteminde, doçentlik unvanı geleneksel olarak belirli ülkelerde okuyucunun yerine kullanılır.", + "question": "Üye profesör nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Üye profesör (çoğunlukla doçent olarak büyük harfle yazılır), iki temel anlamı olan akademik unvandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "447", + "context": "YouTube'da eğitim, YouTube sitesinin eğitim amaçları ile kullanılmasıdır. Video paylaşım platformu YouTube, eğitim ortamlarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Şu an sitede okul ve üniversite öğrencileri için 100 binlerle eğitim ve antrenman amaçlı sayfalar bulunmaktadır. Farklı programlar, özellikle YouTube Kids uygulaması ile çocukların uygulamadan okulöncesi, anaokulu öncesi, anaokulu, kreş, ilkokul ve okul'larda faydalanmasına yol açıyor.\nYouTube, 2005 yılında bir video dağıtım platformu olarak kuruldu ve şu anda 2019 itibarıyla ABD'de en çok ziyaret edilen web sitesidir. Sitenin lansmanından hemen sonra, MIT OpenCourseWare ve TED gibi eğitim kurumları içeriklerini dağıtmak için kullanıyorlardı. Kısa süre sonra, birçok bağımsız içerik oluşturucu fen öğrenimini denemeye başladı.\nYouTube, eğitim içeriği için 2009 yılında YouTube EDU'yu oluşturdu. 2015 itibarıyla 700.000'den fazla video YouTube EDU'nun parçasıydı. YouTube EDU'daki içerikler, PBS, Vsauce, 3Blue1Brown, Crash Course, The King of Random, AsapScience, Khan Academy, Steve Spangler Science, Numberphile ve TED tarafından üretilir.\nKhan Academy, bilim ve matematiğin hemen hemen tüm alanlarında öğreticiler oluşturmanın yanı sıra resmi SAT hazırlığı sağlar. YouTube kanalı, o zamanlar finansal analist olarak çalışan Sal Khan tarafından 2006 yılında kuruldu. Yarattığı videolar, ilk birkaç yılda yüz milyonlarca görüntülenme ile benzeri görülmemiş popülerlik düzeylerine ulaştı. Bu, Khan'ın 2008'de Khan Academy Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluş'u kurmasına ve 2009'da eğitime odaklanmak için işinden ayrılmasına yol açtı. Khan Academy bugüne kadar YouTube'da 1,7 milyardan fazla görüntülenen 20.000'den fazla video üretti.", + "question": "YouTube'da eğitim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "YouTube'da eğitim, YouTube sitesinin eğitim amaçları ile kullanılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "448", + "context": "Z-Kütüphane veya zenginleştirilmiş kütüphane, okul kütüphaneleri kapsamında geliştirilmiş yeni bir modeldir. Okullardaki geleneksel kütüphane ortamının dijitalleşen dünya ile yönünü değiştirmesi “Z- Kütüphane” modelini ortaya çıkmıştır. Z- Kütüphane, estetik, ergonomik tasarımı ve teknolojik altyapısı ile kullanıcıların okullarda bilgiyi arama davranışlarını desteklemeye imkân tanıyan sosyal bir etkinlik alanıdır.\n\nBu kütüphane modeli Türkiye’de ilk defa 2014 yılında Milli Eğitim Bakanlığının başlattığı Orman ve Su İşleri Bakanlığının ve Türkiye Belediyeler Birliğinin paydaşlığını üstlendiği “Okullara Hayat Olsun” adı altında faaliyete geçen projede gündeme gelmiştir.\nZ- Kütüphane uygulamasının faaliyete geçmesiyle okul, öğrencilerin eğitim ve öğretim faaliyetlerini destekleyerek kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak kütüphane uygulamasına da destek vermiş olmaktadır. Öğrencileri, anaokulundan liseye kadarki süreçte destekleyen Z-Kütüphane uygulaması, öğrencilere kitap ve kütüphane ilişkisini yaşayarak öğretmeyi hedeflemektedir. Bu bağlamda Z- Kütüphane, öğrenme faaliyetlerini elektronik kitap, bilgisayar ve internet destekli hizmet çerçevesinde oluşturan sosyal yapıyı ifade ederek, bir nevi okul kütüphanelerini sadece kitap okuma etrafında şekillendirilmiş durağan yapısından çağdaş dijital teknolojilerin de kullanılabildiği bir yaşam alanına dönüştürmüştür. Yeni modelde artık kütüphanede kitap okuma becerisinin kazandırılmasının yanında çeşitli zeka oyunları ve etkinlikler de bulunmaktadır.\nZ-Kütüphanelerinin iç dizaynı, kullanıcıların ilgisini çekebilecek şekilde tasarlanmıştır. Farklı tarzlarda raf çeşitleri ve oturma planları Z- Kütüphanenin karakteristik özelliklerinden bazılarını oluşturmaktadır. Örneğin kütüphaneye puf, minder ve koltuk konulması ya da hareketli kitaplıklar daha rahat ve ilgi çekici bir mekân sağlamaktadır. Kullanıcıların dikkatini kitap, eğlence ve dinlenme alanlarına yönlendirmek amacıyla duvarlar farklı renklere boyanmakta ve iç mekân süslemeleri ile kapalı kütüphane ortamına derinlik kazandırılmaktadır.\nZ-Kütüphane, anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise için farklı olmak üzere dörde ayrılır. Kütüphane tasarımında anaokulu için iki, ilkokul, ortaokul ve lise için üç model sunulmaktadır. Her düzey için farklı tasarımları bulunan Z-Kütüphanelerinin mekân tasarımları resim 1, resim 2, resim 3 ve resim 4’ te örnek olarak verilmiştir", + "question": "Z-Kütüphane nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Z-Kütüphane veya zenginleştirilmiş kütüphane, okul kütüphaneleri kapsamında geliştirilmiş yeni bir modeldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "449", + "context": "Kültür veya ekin, toplumların kendilerine özgü olan ve gelecek nesillere aktardıkları maddi veya manevi her şey. \nİnsana ilişkin bir kavram olarak kültür, tarih içerisinde yaratılan bir anlam ve önem sistemidir. Bir grup insanın bireysel ve toplu yaşamlarını anlamada, düzenlemede ve yapılandırmada kullandıkları inançlar ve adetler sistemidir.\nTürk Dil Kurumu sözlüğüne göre ise, kültür (ekin, eski dilde hars) kavramının tanımı şu şekildedir: \n\nSosyolojik olarak, kültür bizi saran, atalarımızdan kalan toplumsal mirastır. Kültürün oluşmasında iki süreç vardır; birinci süreçte insan pasif ve alıcı konumdadır. Belli bir coğrafi çevrede yaşıyor, beslenme ve barınma ihtiyaçlarını orada gideriyordur. Doğayla kurulan bu öncül ilişki, yani ihtiyaçları doğrultusunda edindiği bilgi, dili, davranışları ve maddi üretim ve tüketim aletleri kültürün yaratılmasında birinci aşama olarak karşımıza çıkar. İkinci aşamada ise insan alıcı konumdan çıkar ve üretmeye başlar; yani yaşadığı çevreye etkin ve aktif bir güç olarak katılır. Bu süreç ilk aletlerin yaratılmasıyla sınırlı olarak başlayıp Neolitik Çağ’la birlikte hız kazanmıştır. Kültür birikimle birlikte ivmesi artan bir toplumsal yapı bileşenidir. Giderek her nesil miras aldığı kültüre maddi ve manevi bir katkı yapar ve onu kendinden sonrakilere miras bırakır.\nBireyler için ise yargılama, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenme ve tecrübeler yoluyla geliştirilmiş olan biçimine o kişinin kültürü denir. Bireyin edindiği bilgileri anlatmak için de kültür sözcüğü kullanılır.", + "question": "Kültür nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültür veya ekin, toplumların kendilerine özgü olan ve gelecek nesillere aktardıkları maddi veya manevi her şey." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "450", + "context": "Çerofobi veya mutluluk korkusu olarak da adlandırılan mutluluktan kaçınma, bireylerin olumlu duygular veya mutluluk uyandıran deneyimlerden kasıtlı olarak kaçınabildikleri, mutluluğa karşı bir tutumdur.\nÇerofobinin ortaya çıkmasına yol açan birkaç nedenden biri, kişi mutlu olduğunda, o kişiyi yaşadığı bu tatmin için cezalandırmak amacındaymış gibi, bu mutluluğu bozacak olumsuz bir olayın yakında gerçekleşeceğine dair inançtır. Bu inancın Doğu kültürlerinde daha yaygın olduğu düşünülmektedir. Amerikan kültürü gibi Batı kültürlerinde, \"mutluluğun insanların yaşamlarını yönlendiren en önemli değerlerden biri olduğu neredeyse kabul edilir\". Batı kültürleri daha çok mutluluğu en üst düzeye çıkarma ve üzüntüyü en aza indirme dürtüsüyle hareket eder. Mutlu görünmemek çoğu zaman endişeye neden olur. Mutluluğa verilen değer, Batılı pozitif psikolojide ve öznel iyi oluş üzerine araştırmalarda yinelenir. Mutluluk korkusu, mutluluk inançlarının kırılganlığı ile ilişkilidir, bu durum mutluluktan kaçınma nedenlerinden bir başkasının da mutluluğun istikrarsız ve kırılgan olduğu inancı olabileceğini düşündürmektedir. Araştırmalar, mutluluk korkusunun, kaçınan ve endişeli bağlanma biçimleriyle ilişkili olduğunu göstermektedir.", + "question": "Çerofobi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çerofobi veya mutluluk korkusu olarak da adlandırılan mutluluktan kaçınma, bireylerin olumlu duygular veya mutluluk uyandıran deneyimlerden kasıtlı olarak kaçınabildikleri, mutluluğa karşı bir tutumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "451", + "context": "Kültür; Toplumun sadece kendisine ait olan maddi ve manevi birikimlerin tamamıdır. Kültürel miras ise geçmiş toplumların ardında bıraktığı halen korunmakta olan ve yararlanılması için gelecek kuşaklara bırakılan fiziksel eserler ve somut olmayan özelliklerdir. Dijital kültür dediğimizde ise tüm bu kültür mirasının, teknolojinin gelişimine ve internetin hayatımıza girmesine bağlı olarak elektronik ortamda belgelenmesi veya halihazırda dijital ortamda yaratılması durumudur. İçinde bulunduğumuz bilgi çağının bir gerekliliği olarak da bilgiye kolay ulaşma isteği kültürel mirasın dijital ortama aktarılmasına ve dijital mirasın oluşmasına olanak sağlamıştır. Her geçen gün daha fazla sayıda dijital format üretilmekte ve kaydedilmektedir. Dijital formatlarda üretilmiş metinler, e-kitaplar, Web sayfaları, çevrimiçi veritabanları, çizimler, fotoğraflar, görseller, hareketli görüntüler, üç boyutlu görüntüler, ses kayıtları vb. formattaki her türlü materyal tarihi ve kültürel birer belge ve dünya kültürel mirasının bir parçası olarak kabul edilmektedir.\nKültürel kaydın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması görevini günümüze kadar bellek kurumları üstlenmiştir. Bu bağlamda kültürel kaydın korunması geleneksel anlamda (fiziksel ortamdaki yazılı ve basılı belgeler) bellek kurumları (kütüphane, arşiv, müze vd.) tarafından sağlanıyordu ve kültürel kaydın korunması bu bellek kurumlarının da korunmasından geçiyordu. Bu kayıtlar zamanla ulusal ve toplumsal sınırlarını aşarak tüm insanlığın belleğini oluşturmuştur, buna neden olan en önemli sebeplerden biri ise bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte belleğin farklı dijital ortamlarda çoğaltılabilmesi ve bilginin herkes tarafından ulaşılabilir olmasıdır. Dijital ortama aktarılan ya da dijital ortamda yaratılmış belleği değişiklik yapmadan, kasten veya yanlışlıkla belleği silmeden gelecek nesillere taşımak bellek kurumları için hatırı sayılır şekilde önem taşımaktadır.\nGünümüzde ise bellek kurumları da çağın gerekliliğine ayak uydurarak giderek dijitalleşmiştir. Dijital ortamdaki kayıtları korumak geleneksel formattaki bilgileri korumaktan daha zordur. Geleneksel yöntemle sadece fiziksel olarak korunan formatın dijitale yansıtılmış halinde fiziksel olarak korunması (dijital kayıtların bulunduğu mekan, bilgisayarlar, ağlar vs.) bir şey ifade etmez. Geleneksel olarak bellek kurumlarında kültürel kaydın korunması bize uzun vadede erişim özelliğini sağlar fakat dijitalde durum daha farklıdır, dijitale aktarılmış kültürel kaydın ömrü kısadır (teknolojik eskime) bu nedenle kaydın aşamalarında koruma ve uzun vadede erişimi sağlamak için eskiyen dijital ortamı güncellemek ve yeni bir ortama aktarmak gerekmektedir. Bir diğer nokta ise fiziksel ortamda bulunan kaynakların birden fazla kopyası ya da farklı basımı olma durumudur bu yüzden asıl kaynak üzerinde değişiklik yapmak için bütün kopyalar üzerinde değişiklik yapmayı gerektirir. Dijital ortamdaki kaynaklara erişim ise daha merkezidir, merkezi bir komut ile dijital ortamdaki kültürel kaydın değişmesi fiziksel ortamın aksine daha kolaydır.\n\nKültürel bellek kurumları korumak ve gelecek nesillere aktarmakla yükümlü oldukları belgeler üzerinde değişiklik yapamazlar.\nBazı belgeler yanlış bilgiler içerse bile bu belgelerin hiç var olmadığı, yayımlanmadığı izlenimi verilmesi yanlıştır. Kültürel bellek kurumları bir toplumun belleğini oluşturan kültürel kaydı “olduğu gibi”, yani değiştirmeden, silmeden ve bazı belgeleri seçici davranarak “yok saymadan” korumak ve gelecek kuşaklara kültürel miras olarak aktarmak zorundadır.\nGizli veya geçici olarak erişilemeyen dijital belgeler kültürel kaydın bir parçasıdır. Bu bağlamda bu belgeler de arşivlenmeli ve korunmalıdır. Karşıt bir düşünce ile hareket geçmişi silmek anlamına gelir.\nYanlış ve sahte belgeler de dijital kültürel kaydın bir parçasıdır çünkü bellek kurumlarımızda da geçmişten günümüze bu belgelere yanlış, sahte veya doğru bakılmaksızın bir arada korunmuşlardır bu yüzden dijital ortamda da kültürel bellek kurumları yanlış ya da sahte içeriği ayırmadan korumak ve gelecek nesillere aktarmak zorundadır.\nDijital mirasın korunması için UNESCO sözleşmesi ekindeki belgede, koruma stratejileri hakkında iyi bir genel değerlendirme mevcuttur. Dijital ortamdaki kültürel kaydın korunması için farklı stratejiler vardır. Bunlar; göç, öykünme, verilerin kopyalanması, yenileme, teknoloji koruma, dijital arkeoloji, analog yedekleme, normalleştirme yöntemleridir.\n\nÖykünme; Eski nesil bilgisayar sistemleri taklit edilerek donanım ve yazılımın eskimesini önlemek amaçlanır.\nGöç; Mevcutta üzerinde bulunduğu teknolojiden daha istikrarlı ve yeni donanım ya da yazılımlara aktarılması veya dönüştürülmesi ile gerçekleşir. Her göç işlemi gerçekleşirken bazı riskleri de yanında getirir.\nVerilerin kopyalanması; Dijital obje ve bilgilerin birer tam kopyasının oluşturulması ile olur. Uzun dönemli koruma sağlamaz.\nYenileme; Aynı özelliğe sahip ortamın yenilmesidir.\nTeknolojik koruma; İşletim sistemleri, orijinal uygulama yazılımları, sürücüler gibi, sistemlerin çalıştığı teknik çevrenin korunmasını amaçlamaktadır.\nDijital Arkeoloji ; Zarar görmüş veya eskimiş donanım ve yazılımlardaki bilgileri kurtarmak amacıyla uygulanan bir stratejidir. Özel teknikler kullanılarak fiziksel olarak zarar görmüş veya artık kullanılmayan ortamlardaki içerik bilgilerini tekrar kullanılır formatlara ve ortamlara taşınması amaçlanmaktadır.\nAnalog Yedekleme; Mevcut dijital bilgileri analog formatlara çevirerek kopyalarının saklanması işlemidir. Örneğin dijital fotoğrafların bir kopyasının mikrofilme alınması gibi. Analog kopyalama dijital ortamda bulunan bilgilerin ya da formların kaybolma veya eskime riskinin çok yüksek olduğu durumlarda kullanılmaktadır.\nNormalleştirme; Dijital objelerin ve bilgilerin formatları ne olursa olsun (görsel, metin, video, vb.) arşiv için önceden tanımlanmış tek bir standart formata çevrilmesi işlemidir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Dijital kültürel kaydın korunması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültür; Toplumun sadece kendisine ait olan maddi ve manevi birikimlerin tamamıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "452", + "context": "İnsan davranışı, insan bireylerinin veya gruplarının yaşamları boyunca iç ve dış uyaranlara yanıt verme potansiyeli ve kapasitesi olarak ifade edilir. Davranış, bireyi etkileyen genetik ve çevresel faktörler tarafından yönlendirilir. Davranış aynı zamanda kısmen bireyin psişesinin anlaşılmasını sağlayan, tutum ve değerler gibi şeyleri açığa çıkaran düşünce ve duygular tarafından da yönlendirilir. Kişilik tipleri kişiden kişiye farklılık gösterebildiği gibi farklı eylem ve davranışlar üretmesi nedeniyle insan davranışı psikolojik özellikler tarafından şekillenir.", + "question": "İnsan davranışı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnsan davranışı, insan bireylerinin veya gruplarının yaşamları boyunca iç ve dış uyaranlara yanıt verme potansiyeli ve kapasitesi olarak ifade edilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "453", + "context": "Kültür yağmacılığı (İngilizce: cultural appropriation) bir kültür veya kimliğin herhangi bir unsurunun başka bir kültür veya kimliğe ait kişiler tarafından taklit edilmesidir. Baskın bir kültürün üyesi dezavantajlı azınlığın kültürünü kendi çıkarı için benimsediğinde bu durum tartışma konusu hâline gelebilir.\nUygulamayı eleştirenlere göre kültür yağmacılığı; kültürleşme, asimilasyon veya kültürel etkileşimden farklıdır; çünkü bu sahiplenme durumu bir \"sömürgecilik\" biçimidir. Kültürel unsurlar baskın bir kültürün üyeleri tarafından azınlık kültüründen kopyalandığında ve bu unsurlar orijinal kültürel bağlamlarının dışında kullanıldığında bu kültür yağmacılığı olarak kabul edilir.\nKültür yağmacılığı, kültürlerini muhafaza etmeye çalışan koruma için çalışan yerli halklar, kökenlerin toplu fikrî mülkiyet haklarını savunanlar, sömürge yönetimi altında yaşamış veya yaşamakta olanlar dahil olmak üzere çeşitli grup ve bireyler tarafından zararlı bir eylem olarak kabul edilir. Kültür yağmacılığı; başka bir kültürün dinî ve kültürel geleneklerinin, modasının, sembollerinin, dilinin ve müziğinin sömürülmesini içerebilir.\nBu tür yağmacılığı sömürü olarak görenler; kültürel ögelerin kendi bağlamlarından çıkarıldığında kaybolduğunu veya sömürenler tarafından çarpıtıldığını belirterek bu tür eylemlerin saygısızlık olduğunu ifade ederler. Azınlık kültürde derin bir anlam taşıyabilecek kültürel ögeler, baskın kültürden gelenler tarafından \"egzotik\" moda veya oyuncaklara indirgenebilir. Kjerstin Johnson, bu tür bir yağmacılık yapıldığında \"baskıyı deneyimlemeyen taklitçinin, başka kültürlerin karşılaştığı ayrımcılıkların hiçbirini yaşamadan geçici olarak\" egzotik bir \"ötekiyi\" oynayabileceğini yazmıştır. Afrikalı-Amerikalı akademisyen, müzisyen ve gazeteci Greg Tate de kültürlerin sahiplenilmesinin ve \"fetişleştirilmesinin\" kültürüne el konulanları yabancılaştırdığını savunmaktadır.\nKültür yağmacılığı ağır bir şekilde eleştirilmektedir. Eleştirmenler; kavramın genellikle halk tarafından yanlış anlaşıldığını, bazen \"kültürel sahiplenme\" suçlamalarının farklı bir kültürden yemek denemek veya farklı kültürler hakkında bilgi edinmek gibi durumlara yanlış şekilde yöneltildiğini belirtiyorlar. Bazı eleştirmenler de \"kültür yağmacılığı\" teriminin kavramsal tutarlılıktan yoksun olduğunu belirterek tanımlandığı şekliyle başka bir kültürü taklit etme eyleminin genellikle sosyal zarara sebep olmadığını söylemektedirler. Bunlara ek olarak terim, \"entelektüel özgürlüğe ve sanatçıların kendilerini ifade etmelerine keyfi sınırlar koyabilmekle beraber toplum ayrışmalarını güçlendirerek kurtuluştan ziyade düşmanlık oluşturarak şikayet duygusunu sürekli hâle getirebilir.\"", + "question": "Kültür yağmacılığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültür yağmacılığı (İngilizce: cultural appropriation) bir kültür veya kimliğin herhangi bir unsurunun başka bir kültür veya kimliğe ait kişiler tarafından taklit edilmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "454", + "context": "Kültürel akım, toplumsal düzenin ve onun değişiminin bir gereği olarak, dünya görüşü ve sanat anlayışı bakımından birleşen kişilerin, eserleriyle ortaya koydukları ve sürdürdükleri ilkelerin toplamından doğan tutarlılık. Okul da denir.", + "question": "Kültürel akım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürel akım, toplumsal düzenin ve onun değişiminin bir gereği olarak, dünya görüşü ve sanat anlayışı bakımından birleşen kişilerin, eserleriyle ortaya koydukları ve sürdürdükleri ilkelerin toplamından doğan tutarlılık." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "455", + "context": "Kültürel ekoloji, insanların sosyal ve fiziksel çevrelere adaptasyonlarının incelenmesidir. İnsan adaptasyonu, bir nüfusun belirli veya değişen bir çevrede hayatta kalmasını ve çoğalmasını sağlayan hem biyolojik hem de kültürel süreçleri kapsar. Bu çalışma artzamanlı (farklı dönemlerde var olan unsurların incelenmesi) ya da eşzamanlı (mevcut bir sistemin ve bileşenlerinin incelenmesi) olarak gerçekleştirilebilir. Temel argüman, doğal çevrenin, kısmen ona bağımlı olan küçük ölçekli veya geçimlik toplumlarda, sosyal organizasyona ve diğer insan kurumlarına önemli bir katkıda bulunduğudur. Akademik alanda, ekonomilerin yönetimler olarak incelendiği politik ekonomi çalışmasıyla birleştirildiğinde, başka bir akademik alt alan olan politik ekoloji haline gelir. Ayrıca Paskalya Adası Sendromu gibi tarihsel olayların sorgulanmasına da yardımcı olur.", + "question": "Kültürel ekoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürel ekoloji, insanların sosyal ve fiziksel çevrelere adaptasyonlarının incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "456", + "context": "Kültür ayrımcılığı insanların etnik yapılarına değil, kültürlerine göre birbirlerinden ayrılmasına dayanan bir ayrımcılık türüdür. Kültür ayrımcılığında; ulusları birbirinden ayırmak için dil, din, mimari yapı, giyim tarzı, yemek kültürü gibi unsurlar kullanılır. Kültür ayrımcılığını savunan bir kişi kendi ulusunun kültürünün diğer kültürlere oranla daha üstün olduğunu ve bu nedenle kendi ulusunun kültürünün evrensel olarak benimsenmesi gerektiğini savunur. Bu düşüncenin bir sonucu diğer ulusların kültürünün asimile edilmek istenmesidir. Kültür ayrımcılığı sömürgeciliğin de meydana gelme nedenleri arasında sayılmaktadır.", + "question": "Kültürel ırkçılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültür ayrımcılığı insanların etnik yapılarına değil, kültürlerine göre birbirlerinden ayrılmasına dayanan bir ayrımcılık türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "457", + "context": "Kültürel kahraman, belirli bir gruba (kültürel, etnik, dini, vb.) özgü, bir buluş veya keşifle dünyayı değiştiren mitolojik kahramandır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kültürel kahraman nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürel kahraman, belirli bir gruba (kültürel, etnik, dini, vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "458", + "context": "Kültürel radikalizm, önce Danimarka'da, daha sonra genel olarak Kuzey Avrupa kültüründe etkili olan bir hareketti. Özellikle İkinci Dünya Savaşı döneminde güçlüydü, ancak felsefesi 1870'lerde ortaya çıktı. Günümüzde hala modern toplumsal yorumlarda referans alınan birçok unsuru bulunmaktadır.\nKültürel radikal hareketin yükseliş döneminde, o zamanlar modern olarak adlandırılıyordu. Kültürel radikal ve kültürel radikalizm terimleri ilk kez Elias Bredsdorff tarafından 1956 yılında Politiken gazetesinde yayımlanan bir makalede kullanıldı. Bredsdorff, kültürel radikalleri toplumsal sorumluluk sahibi ve uluslararası bir bakış açısına sahip insanlar olarak tanımladı.\nKültürel radikalizm genellikle Georg Brandes'in Modern Çıkışı'nın mirası olarak tanımlanmıştır. Politiken gazetesinin kuruluşu ve erken dönem editöryalleri, Radikale Venstre siyasi partisinin kuruluşu ve Poul Henningsen (PH) tarafından çıkarılan Kritisk Revy dergisi gibi unsurlar kültürel radikalizmin temelini oluşturur.\nKültürel radikalizmle en sık ilişkilendirilen değerler arasında din eleştirisi, toplumsal normlara karşı çıkma, Viktorya dönemi cinsel ahlakının eleştirisi, anti-militarizm ve klasik batı kültürü dışında yeni kültürel etkilere (örneğin caz, modern mimari, sanat, edebiyat ve tiyatro) açıklık bulunur.", + "question": "Kültürel radikalizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürel radikalizm, önce Danimarka'da, daha sonra genel olarak Kuzey Avrupa kültüründe etkili olan bir hareketti." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "459", + "context": "Kültürlerarasılık, kültürlerarası diyaloğu destekleyen ve kültürlerin kendilerini ayrıştırma eğilimlerine karşı çıkan siyasi bir harekettir. Kültürlerarasılık, bir toplumda var olan çoklu kültürlerin sadece pasif kabulünün ötesine geçmeyi ve bunun yerine kültürler arasında diyalog ve etkileşimi teşvik etmeyi içerir. Kültürlerarasılık, genellikle karşılıklı saygı değerlerine dayanan yerli ve batılı idealler arasındaki ilişkiler kümesini tanımlamak için kullanılır.", + "question": "Kültürlerarasılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürlerarasılık, kültürlerarası diyaloğu destekleyen ve kültürlerin kendilerini ayrıştırma eğilimlerine karşı çıkan siyasi bir harekettir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "460", + "context": "Ekonomik ve siyasal küreselleşmenin yeni bir uluslararası kültür oluşturması ile kültürün küreselleşmesi ortaya çıkmıştır. Küreselleşme kavramıyla ilgili geçmişe veya günümüze baktığımızda ne zaman ortaya çıktığına dair herhangi bir kanıya rastlanılmamasıyla birlikte bu konu üzerinde kesin bir uzlaşıya varılmamış olunup hem dinamiği hem içerdiği farklı anlamlar ile anlaşılması zor bir olgudur. Yine de kültürün küreselleşmesinde geçmişe baktığımızda insanların yeni alanları keşfetme istekleri, ticari yolların ortaya çıkması ve göç etmenin başlamasına kadar eskiye dayanmaktadır. Bu sistemsel başlangıç bizi geçmişe götürse dahi şu anda olan tamamen etnik değişimlerin bir örneğidir. Son zamanların en çok ilgi gören kavramlarından biri olan küreselleşmenin kültürel sonuçlarını dile getiren bu çalışma, iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda küreselleşme kavramı teorik olarak ele alınmaktadır. İkinci kısımda ise kültürel bakımdan küreselleşmenin sonuçları yer almaktadır.\nTeorik analiz yönteminin kullanılacağı makalede, özellikle, az gelişmiş toplumlar açısından çok fazla büyük öneme sahip olan, parçalı sosyal bünyelerin tesis edilişinin özendirilmesinin ideolojik bir anlamı var olduğu fikri üzerinde durulmaktadır.\nGelişmiş toplumlar içinse ön görülen toplum modelleri ile az gelişmiş toplumlar için uygun görülen toplum modelleri incelendiğinde, varılmak istenen küreselleşmenin her toplum için ayrı bir anlamı olduğu anlaşılmakta olup, bu anlamı küreselleşmenin kültürel açıdan yarattığı sorunlara bakınca daha iyi anlamak mümkün olabilir.\nKüreselleşmenin ortaya çıkardığı sorunlar; milli kimlik krizine yol açması, toplumda yabancılaşan ve yalnızlaşan bireylerin artması, tüketim odaklı bir toplum modeli sunması, medya ve kültür emperyalizmine katkıda bulunması şeklinde sonuçlanabilir. Anlatılan bu tür sorunların toplumda nasıl bir yapının oluşmasına neden olacağı konumuzun bu boyutunu temsil ederken, küreselleşmenin sadece sorun yaratan bir olgu olup olmaması ise öteki boyutunu oluşturmaktadır. Özetle, kültürel açıdan, yarattığı kriz ve tehditler ile küreselleşme toplumumuza ne getiriyor ve toplumdan ne götürüyor bu makalede bunlar tartışılmaktadır. Küreselleşmenin kavramsal olarak, bu süreç zarfında birçok anlamı olduğunu açıklayan görüşlere de bakmakta fayda vardır. Küreselleşme kavramını inceleyecek olursak;", + "question": "Kültürün küreselleşmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ekonomik ve siyasal küreselleşmenin yeni bir uluslararası kültür oluşturması ile kültürün küreselleşmesi ortaya çıkmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "461", + "context": "Sofistike buraya yönlendirir.\nSofistikelik, incelik, zarafet, zevk ve bilgelik niteliklerini ifade eder. Buna karşılık, orijinal kullanımı, sofistten türetilen aşağılayıcı bir kelimeydi ve karmaşıklık veya sahtecilik fikrini içeriyordu. Günümüzde Faye Hammill'in araştırmalarına göre, kaba, aptal ve bayağı olmaktan ziyade iyi zevk, bilgelik ve incelik ölçüsü olarak yaygınlaşmıştır. Toplumsal sınıf algısında gelişmişlik, statü, ayrıcalık, üstünlük gibi kavramlarla ilişkilendirilebilir.\nSofistikelik ayrıca, çok gelişmiş, çok karmaşık, çok özel anlamlarına gelebilir. İnsan için bir sıfat olarak kullanıldığında çok yapmacıklı davranan anlamına da gelebilir.", + "question": "Sofistikelik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sofistike buraya yönlendirir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "462", + "context": "Yapaylık (yapay veya insan yapımı olma durumu), insan faaliyeti içermeyen veya gerektirmeyen süreçler yoluyla doğal olarak meydana gelmek yerine, kasıtlı insan üretiminin ürünü olma durumudur. Yapaycılık, Piaget'in Bilişsel Gelişim Dönemlerinden Sezgisel Düşünce Alt Evresi 4-7 yaş aralığını kapsayan dönemde ortaya çıkar. Yapaycılık, doğa olaylarının doğal olmayan yollarla açıklanmasıdır. Gece, gündüz, yağmur, deprem vb. her şey birileri tarafından yapılır. Örneğin ayın ışığı, biri onu yaktığı için parlıyordur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Yapaycılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yapaylık (yapay veya insan yapımı olma durumu), insan faaliyeti içermeyen veya gerektirmeyen süreçler yoluyla doğal olarak meydana gelmek yerine, kasıtlı insan üretiminin ürünü olma durumudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "463", + "context": "Yaşam tarzı bir grup, kültür veya bireyin ilgi alanı, görüş, davranış ve yönelimleridir. Avusturyalı psikolog Alfred Adler tarafından 1929 tarihli The Case of Miss R. adlı kitabında \"bir kişinin erken çocukluk döneminde kurulan temel karakteri\" anlamında kullanıldı. Bir \"yaşam stili veya tarzı olarak daha geniş yaşam tarzı anlayışı 1961'den beri belgelenmiştir. Yaşam tarzı, soyut veya somut faktörlerin bir kombinasyonudur. Somut faktörler özellikle demografik değişkenlerle, yani bireyin demografik profiliyle ilgiliyken, soyut faktörler kişisel değerler, tercihler ve bakış açıları gibi bireyin psikolojik yönleriyle ilgilidir.\nKırsal bir çevre, bir metropole kıyasla farklı tarza sahiptir. Kentsel yaşamda bile mahallenin doğası, zenginlik dereceleri arasındaki farklılıklar ve doğal ve kültürel çevrelere yakınlıklar o kişinin sahip olduğu yaşam tarzlarını etkiler. Örneğin, denize yakın bölgelerde bir sörf kültürü veya yaşam tarzı bulunabilir.", + "question": "Yaşam tarzı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yaşam tarzı bir grup, kültür veya bireyin ilgi alanı, görüş, davranış ve yönelimleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "464", + "context": "Filozof, felsefe ile uğraşan kişidir. Filozof kelimesi Antik Yunanca bilgelik aşığı anlamına gelen φιλόσοφος (filosofos) kelimesinden gelir. Cicero ve Diogenes Laertius’un, Eflâtun’un öğrencisi Herakleides Pontikos’un bugün elde bulunmayan bir eserine dayanarak verdikleri pek kesin olmayan bir rivayete göre filozof kelimesini ilk kullanan düşünür Pisagor olmuştur. (MÖ 6. yüzyıl)\nKlasik anlamda, bir filozof, belirli bir yaşam tarzına göre yaşayan, insanlık durumuyla ilgili varoluşsal soruları çözmeye odaklanan biriydi; teoriler üzerine söylem yapmaları veya yazarlar hakkında yorum yapmaları gerekli değildi. Kendilerini bu yaşam tarzına en zorlu şekilde adamış olanlar filozof olarak kabul edilirdi ve tipik olarak Helenistik felsefeyi izlerlerdi.\nModern anlamda bir filozof, estetik, etik, epistemoloji, bilim felsefesi, mantık, metafizik, sosyal teori, din felsefesi ve siyaset felsefesi gibi bir veya daha fazla felsefe dalına katkıda bulunan bir entelektüeldir. Bir filozof aynı zamanda sanat, tarih, ekonomi, sosyoloji, psikoloji, dilbilim, antropoloji, teoloji ve politika gibi yüzyıllar boyunca felsefeden ayrılan beşeri bilimler veya diğer bilimlerde çalışmış biri olabilir.", + "question": "Filozof nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Filozof, felsefe ile uğraşan kişidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "465", + "context": "Bergamalı Galen (Grekçe: Κλαύδιος Γαληνός; Yunanca: Klávdios Galīnós/ Galênós; Latince: Claudius Galenus; İngilizce: Galen veya Galen of Pergamum; Arapça: جالينوس Calinus; Eylül 129 – y. M.S. 216), Romalı ve Yunanlı bir hekim, cerrah ve filozoftur.\nAntik dönemin en başarılı tıp araştırmacılarından biri olarak kabul edilen Galen, anatomi, fizyoloji, patoloji, farmakoloji, nöroloji ile birlikte felsefe ve mantık gibi birçok bilim dalının gelişimine katkıda bulunmuştur.\n\nZengin bir Yunan mimarı ve bilimsel ilgi alanlarına sahip olan Aelius Nikon’un oğlu olan Galen, kendisini başarılı bir hekim ve filozof kariyerine hazırlayan kapsamlı bir eğitim almıştır. Eski Pergamon (Grekçe: Πέργαμον) (günümüzde Bergama, Türkiye) şehrinde doğmuş olan Galen, Roma'ya yerleşmeden önce tıbbi teoriler ve keşifler hakkında geniş bir bilgi birikimi edinmek amacıyla çeşitli seyahatler yapmıştır. \n\nAntik Roma'nın en önemli hekimlerindendir. Roma'da, hem Roma toplumunun önde gelen üyelerine hizmet etmiş hem de birkaç imparatorun özel hekimi olarak atanmıştır.\nDeneysel fizyolojinin kurucusu ve Roma dünyasının ilk spor hekimi olarak kabul edilmiş ve Hekimlerin İmparatoru, Şeyhû’s Seyadile (hekimlerin babası) gibi ünvanlarla anılmıştır. Galen'in tıbbi görüşleri “Galenizm” olarak adlandırılır ve yüzyıllar boyunca tıpta etkisini sürdürmüştür. \nÖte yandan Galen'in İslam tıp dünyası üzerinde büyük etkisi olduğu bilinmektedir. Mevlana C. Rumi: \"Ey bizim kibir ve azametimizin ilâcı, ey bizim Eflâtun'umuz. Ey bizim Calinus'umuz.\" (Mesnevi 24. beyit) diye söz etmiştir.\nGalen’in anatomi ve tıp anlayışı esas olarak, Hipokrat Külliyatı'nda (Corpus Hippocraticum) İnsanın Doğası Üzerine adlı eserin yazarı tarafından ilk kez ortaya atılan ve o zamanlar geçerli olan dört iç salgı teorisinden (kara safra, sarı safra, kan ve balgam) etkilenmiştir.\nBaşlangıçta isteksiz olsa da, sonrasında artan bir coşkuyla Galen, Hipokrat’ın veneseksiyon (damar kesimi) ve kan aldırma uygulamalarını Roma’da bilinmediği bir dönemde tanıtmıştır. Bu durum, damarların kan değil, pneuma (canlandırıcı ruh) taşıdığına inanan Erasistratosçular tarafından sert bir şekilde eleştirilmiştir. Ancak Galen, bu uygulamayı hem bu konuda yazdığı üç kitabında hem de halka açık tartışmalarında ve gösterilerinde şiddetle savunmuştur.\nGalen'in görüşleri, Batı tıp bilimine 1.300 yıldan fazla bir süre boyunca egemen olmuş ve onu derinden etkilemiştir. Anatomi raporları, esas olarak, Berberi maymunlarının diseksiyonlarına dayanıyordu. Ancak, bu maymunların yüz ifadelerinin insanlara çok benzediğini fark ettiğinde, domuz gibi başka hayvanlara yönelmiştir. \nGalen, kendisini hem hekim hem de filozof olarak görüyordu; bunu En İyi Hekim Aynı Zamanda Bir Filozof Olmalıdır başlıklı risalesinde açıkça dile getirmiştir.\nGalen, insan bedeninin çalışmasını sağlayan üç birbiriyle bağlantılı sistem olduğunu düşünmüştür. İlk sistem, düşünce ve duyuların kontrolünden sorumlu olan beyin ve sinirlerdir. İkinci sistem, yaşam enerjisi sağladığını düşündüğü kalp ve arterlerden oluşmaktadır. Üçüncü sistem ise, beslenme ve büyümeden sorumlu olduğunu öne sürdüğü karaciğer ve damarlardan oluşmaktaydı. Ayrıca, kanın karaciğerde üretildiğini ve vücuda bu şekilde dağıldığını ileri sürmüştür.\nGalen, rasyonalist ve empirist tıp mezhepleri arasındaki tartışmalara büyük ilgi duymuştur. Onun doğrudan gözlem, diseksiyon ve viviseksiyon kullanımı, bu iki görüşün aşırılıkları arasında karmaşık bir orta yol temsil eder. Çoğu çalışması korunmuş ve/veya orijinal Yunanca metinlerden tercüme edilmiştir, ancak birçok eser yok olmuştur ve bazıları ona atfedilmesine rağmen sahte olduğu düşünülmektedir.\nÖlüm tarihi üzerinde bir miktar tartışma bulunsa da, öldüğünde yetmiş yaşından küçük olmadığı kesindir.", + "question": "Galen nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bergamalı Galen (Grekçe: Κλαύδιος Γαληνός; Yunanca: Klávdios Galīnós/ Galênós; Latince: Claudius Galenus; İngilizce: Galen veya Galen of Pergamum; Arapça: جالينوس Calinus; Eylül 129 – y." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "466", + "context": "Vladimir Borisoviç Mikuşeviç (Rusça:Владимир Борисович Микушевич; 5 Temmuz 1936, Moskova – 23 Ekim 2024, Moskova), Sovyet-Rus şair, çevirmen ve filozof.", + "question": "Vladimir Mikuşeviç nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vladimir Borisoviç Mikuşeviç (Rusça:Владимир Борисович Микушевич; 5 Temmuz 1936, Moskova – 23 Ekim 2024, Moskova), Sovyet-Rus şair, çevirmen ve filozof." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "467", + "context": "Rönesans, Orta Çağ ve Reform arasındaki tarihsel dönem olarak bilinir. 15 - 16. yüzyıl İtalya'sında batı ile klasik İlk Çağ (Eski Roma ve Yunan Eserlerinin incelenmesi) arasında güzel sanatlar, bilim, felsefe ve mimarlıkta bağın tekrar kurulmasını sağlayan, Antik Yunan filozoflarının ve bilim insanlarının çalışmalarının çeviri yoluyla alındığı, deneysel düşüncenin canlandığı, insan yaşamı (hümanizm) üzerine yoğunlaşıldığı, matbaanın icat edilmesiyle bilginin geniş kitlelerle paylaşımının arttığı ve kökten değişimlerin yaşandığı bir dönemdir.\nBu çağ, uzun süredir geriye düşmüş olan Avrupa'nın ticaret ve Coğrafi Keşifler'le yükselişinin öncüsü olmuştur. İtalyan Rönesansı bu dönemin başlangıcındaki sanatsal ve bilimsel gelişmeyi ifade eder. İlk kez İtalyan sanatçı Giorgio Vasari tarafından Vite'de kullanılmış, 1550 yılında basılmıştır. Rönesans teriminin kökeni Fransızcadır. Fransız tarihçi Jules Michelet tarafından kullanılmış ve İsviçreli tarihçi Jacob Burckhardt tarafından 1860'larda geliştirilmiştir. Yeniden doğuş iki anlamı içerir. Birincisi İlk Çağ'daki klasik metinlerin yeniden keşfi, öğrenimi, sanat ve bilimdeki uygulamalarının belirlenmesidir. İkincisi ise bu entelektüel etkinliklerin sonuçlarının Avrupalılık kültürünü genelde güçlendirmesidir. Bu yüzden Rönesans'tan bahsederken iki ayrı ancak anlamlı yoldan söz edilebilir: Klasik öğrenmenin ve bilimin İlk Çağ metinlerinin yeniden keşfiyle yeniden doğması ve genel anlamda bir Avrupalılık kültürünün yeniden doğuşu. Bu dönemde, Raphael Sanzio ve Michelangelo gibi birçok ressam mevcuttur.\nRönesans döneminin yaratıcılığının esas yürütücü gücü tüccarlardır. Bunlar en kârlı ticaretin hangi alanda olduğunu araştırdılar ve bu yoldan sağladıkları zenginlikleri sanat ve endüstri yeniliklerine yatırdılar. Rönesans; Floransa, Venedik, İngiltere, Portekiz, Hollanda gibi büyük kent-devletlerinde ya da metropollerde doğmuştur.Bu dönem, İtalya'nın Floransa kentinde başlamış ve zamanla tüm Avrupa'ya yayılmıştır.\nRönesans üzerinde derin araştırmalar yapan Burkhard: “Rönesans insanın keşfedilmesidir.” demektedir. Gerçekten de Ortaçağ Avrupa'sında insanın hiçbir değeri yoktu. Engizisyon mahkemelerinde yüz binlerce insan haksız yere ve çok kez yalnızca servetlerini ele geçirebilmek için öldürüldü. Papazlar çeşitli çıkarlar karşılığında günahları bağışlıyorlarda. Hatta cennetten yerler satıyorlardı. Mantık ve insanî temeller kaybolmuştu. Dünya'nın döndüğü kanısına varan Galileo Galilei ve daha pek çok düşünür ya da bilim insanı çeşitli işkenceler görmüş pek çoğu öldürülmüştür. Bu saygınlıkla Rönesans hareketi bilim ve teknolojideki ilerlemenin yanı sıra insan ve doğa sevgisini de birlikte getirdi. Rönesans'ın öncüleri, sanat eylemlerinin yanı sıra edebiyat, tarih ve arkeolojiye de önem verdiler. Resim ve betimleme anlayışı gelişti. Mimaride Gotik tarzı bırakılarak barok ve rokoko üslubu geliştirildi. Rönesans mimarlığının başlıca özellikleri ölçü, yalınlık ve doğallıktır.\nBu biçimde İtalya’da başlayan Rönesans hareketi kısa zamanda bütün Avrupa’da yayıldı. Rönesans daha çok Fransa’da sanat; Almanya’da dinî tablo ve resimler; İngiltere’de edebiyat; İspanya'da resim ve edebiyat alanında gelişti. İtalya'daki rönesans hareketinde eski Yunan ve Roma edebiyatçılarından Tacitus, Sophokles, Domosten, Platon, Cicero ve Virgil'in eserleri yeniden ortaya çıkarıldı. İtalyan düşün adamı ve yazarlarından Niccolò Machiavelli (1469-1531) ve Tasso (1544-1595) yetişip eserler verdiler. Machiavelli'nin Prens adlı eseri ünlüdür. Ressamlardan Rafael (1483-1520) aynı zamanda heykeltıraş, mimar ve edebiyatçı da olan Leonardo da Vinci (1452-1519), Michelangelo (1475-1564) bu devirde İtalya'da yetişen sanatçılardır. Fransa, edebiyat ve düşün sahalarında İtalya’yı geçerek; Ronsard (1525-1585), Montaigne (1533-1592), Rabelais (1495-1555), mimarlıkta Louvre Sarayı'nı yapan Pierre Loscot, Tuileries Sarayını yapan Jean Bullant, resimde de François Clouet yetiştiler. Fransız krallarından I. François (1515-1547) zamanında Collège de France kuruldu. Almanya'da ise daha çok din alanında değişiklikler oldu. Almanya’da hümanizm akımında Erasmus (1467-1536), Röklen (1452-1522), Luther (1483-1546), resimde Albrecht Dürer (1471-1528) yetişti. İngiltere’de tiyatro sahasında eserleriyle tanınan ve Hamlet'in yazarı Shakespeare (1564-1616), İspanya’da Don Kişot'un yazarı Cervantes (1547-1616), ressam Velasquez (1599-1660), Hollanda’da ressam Rembrandt (1607-1669), Polonya'da ilk kez dünyanın güneş etrafında döndüğünü söyleyen Kopernik yetiştiler. Rönesans devrinde yapılan eserler Avrupa’da hâlâ bulunmaktadır. Ressam ve heykeltıraşların tablo ve heykelleri müzelerde bulunmaktadır.", + "question": "Rönesans nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Rönesans, Orta Çağ ve Reform arasındaki tarihsel dönem olarak bilinir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "468", + "context": "Papa IV. Eugenius (d. 1383 Venedik, Venedik Cumhuriyeti - ö. 23 Şubat 1447, Roma), doğum adı Gabriele Condulmer, 3 Mart 1431 - 23 Şubat 1447 döneminde Papalık yapmıştır.", + "question": "IV. Eugenius nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Papa IV." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "469", + "context": "Rönesans ve Aydınlanma Çağı'nda evrim düşüncesi, 17 ve 18. yüzyıllarda doğa tarihi bakımından daha kapsamlı bir gelişme yaşamıştır. Bilim devrimi olarak mekanik felsefenin de gelişmesiyle; doğal dünyanın, işlerliği araştırma konusu olan bir makine gibi görülmesi sağlanmıştır. Yine de 18. yüzyılın başlarındaki bu evrim fikirlerine rağmen, doğanın dinî ve ruhanî boyutu göz ardı edilmemiştir. Yüzyılın ikinci yarısında, biyolojik evrim ile ilgili, evrim düşüncesinin tarihinde önemli yer edinen, daha maddeci ve belirgin fikirler ortaya çıkmıştır.", + "question": "Rönesans ve Aydınlanma Çağı'nda evrim düşüncesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Rönesans ve Aydınlanma Çağı'nda evrim düşüncesi, 17 ve 18." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "470", + "context": "Hezârfen ya da polimat, pek çok farklı disiplinde engin bilgiye sahip olan kişi. Özellikle antik dönemin bilim insanlarının çoğu, günümüz standartlarında hezârfen kabul edilir. Ancak bu günümüzde, tarihte olduğundan çok daha ulaşılması zor bir hedeftir, çünkü günümüz bilim dünyası eskisinden, eklenmiş bilgilerin sayısının yüksekliğinden dolayı, çok daha gelişmiştir ve o kadar bilgiye sahip olmak da dolayısıyla gerçekleştirmesi çok daha güç bir şeydir.\nAntik Yunan bilim insanlarından Aristoteles ilk homo universalis (Latince: evrensel veya bütün insan) olarak biliniyor. Ancak homo universalis idealinin vücut bulmuş hâli olarak bilinen kişi Rönesans hümanistlerinden İtalyan bilim insanı ve ressam Leonardo da Vinci'dir.", + "question": "Hezârfen nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hezârfen ya da polimat, pek çok farklı disiplinde engin bilgiye sahip olan kişi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "471", + "context": "İlk Dönem Flaman Resmi, 15. yüzyıl ve 16. yüzyıl başında Aşağı Ülkeler adı verilen bölgede, Gent ve Brugge etrafında ortaya çıkmış bir grup ressamı ve bunların eserlerini içeren dönemi veya akımı tasvir etmek için kullanılır.\nAynı zamanda \"Geç Gotik\", İngilizcede \"Early Netherlandish Painting\" (Erken Dönem Aşağı Ülke Resmi) olarak anılır. Bu grup ressamların içinde Jan van Eyck, Rogier van der Weyden, Hugo van der Goes, Hans Memling, Dirk Bouts ve Gerard David sayılabilir.", + "question": "İlk dönem Flaman resmi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İlk Dönem Flaman Resmi, 15." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "472", + "context": "Jules Michelet (d. 21 Ağustos 1798, Paris, Fransa; ö. 9 Şubat 1874, Hyères, Fransa), Fransız tarihçi.\nRomantik tarihçiliğin en tanınmış isimlerindendir. En önemli eseri, on dokuz ciltlik \"Histoire de France\" (Fransa Tarihi) adlı yapıttır. Anlattığı olaylarda \"geçmişi canlandırma\" (\"tarihi yeniden yaratma\") yöntemini uyguladı.", + "question": "Jules Michelet nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jules Michelet (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "473", + "context": "Bu liste, Rönesans ile ilişkili önemli kişilerin bir listesidir.", + "question": "Rönesans şahsiyetleri listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu liste, Rönesans ile ilişkili önemli kişilerin bir listesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "474", + "context": "Rönesans döneminde coğrafya, astronomi, kimya, fizik, matematik, imalat, anatomi ve mühendislikte büyük ilerlemeler olmuştur. Eski bilimsel metinlerin yeniden keşfi 1453'te Konstantinopolis'in Osmanlı hâkimiyetine girmesinden sonra ivmelendi, matbaanın icadı öğrenmeyi demokratikleştirmiş ve yeni fikirlerin daha hızlı yayılmasını sağlamıştır. Ancak, en azından ilk döneminde, bazıları Rönesansı bilimsel bir geriye dönüklük olarak görmektedir. George Sarton ve Lynn Thorndike gibi tarihçiler ilerlemenin bir süre yavaşladığını savunarak Rönesans'ın bilimi nasıl etkilediğini eleştirirler. Hümanistler, siyaset ve tarih gibi insan merkezli konuları doğa felsefesine ve uygulamalı matematikğe tercih ettiler . Diğerleri ise kayıp veya belirsiz metinlerin yeniden keşfedilmesi ve dilin incelenmesi ve metinlerin doğru okunması üzerinde artan vurgu gibi etkenlere işaret ederek Rönesans'ın olumlu etkisine odaklanmıştır.\nMarie Boas Hall, Bilimsel Devrim'in 1450-1630 erken evresini belirlemek için Bilimsel Rönesans terimini türetmiştir. Daha yakın zamanlarda ise, Peter Dear erken modern bilimin iki aşamalı modelini tartıştı: eskilerin doğa bilgilerinin restorasyonuna odaklanan 15. ve 16. yüzyılların Bilimsel Rönesansı; ve bilim adamlarının iyileşmeden yeniliğe geçtikleri 17. yüzyılın Bilim Devrimi.", + "question": "Rönesans'ta bilim tarihi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Rönesans döneminde coğrafya, astronomi, kimya, fizik, matematik, imalat, anatomi ve mühendislikte büyük ilerlemeler olmuştur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "475", + "context": "Rönesans tiyatrosu, Rönesans dönemindeki tiyatro etkinliklerinin genel adıdır. Kilise baskılarından kurtulmaya çalışan tiyatronun da öncüsüdür. Rönesans tiyatrosu İtalya'da başladı, ama en önemli ürünlerini Rönesans'ı geç yaşayan İngiltere gibi ülkeler verdi.\n15. yüzyılda İtalya'da Plautus, Terentius ve Seneca'nın oyunları yeniden okunmaya başlamıştır. Yüzyılın sonuna doğru bu yazarların oyunları önce Roma, sonra Ferrara'da sahnelenmiştir. İtalyan Rönesans tiyatrosu, mimarlık açısından da klasik tiyatroya öykünüyordu. 1414'te, Romalı mimar Vitruvius'un Mimarlık Üzerine adlı kitabı keşfedildi ve Avrupa dillerine çevrildi. Bu yapıta dayanılarak İtalya'da Roma tiyatroları inşa edilmeye başladı. Bu çalışmaların ürünü olan Venedik'li mimar Andrea Palladio'nun tasarlayıp 1585'te Vincenzo Scamozzi'nin tamamladığı Vicenzo'daki Olimpico Tiyatrosu, Avrupa'nın günümüze ulaşan en eski kapalı tiyatrosudur. Scamozzi, geri plandaki kemerlerin arkasına, sokak sahnelerini gösteren üç boyutlu perspektif panoları yerleştirmişti.", + "question": "Rönesans Tiyatrosu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Rönesans tiyatrosu, Rönesans dönemindeki tiyatro etkinliklerinin genel adıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "476", + "context": "Yunan klasiklerinin çevrilmesi, Orta Çağların sonunda Avrupa'da felsefenin yeniden keşfedilmesini sağlayan ana etkendi.", + "question": "Yunan Klasiklerinin çevrilmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yunan klasiklerinin çevrilmesi, Orta Çağların sonunda Avrupa'da felsefenin yeniden keşfedilmesini sağlayan ana etkendi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "477", + "context": "Zindan, özellikle yer altında mahkûmların tutulduğu oda veya hücre. Zindanlar genellikle Orta Çağ kaleleri ile ilişkilendirilir. Eziyet ile ilişkileri büyük ihtimalle daha çok Rönesans çağına bağlıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Zindan nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zindan, özellikle yer altında mahkûmların tutulduğu oda veya hücre." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "478", + "context": "Avrupa Havayolları Birliği (kısaca AEA, kurumun İngilizce ismi olan Association of European Airlines), 22 büyük havayolunu bir araya getiren ve 60 yıldan uzun süredir Avrupa havayolu endüstrisinin sesi olan bir ticaret kuruluşuydu. 2016'nın sonunda kapandı. AEA, Avrupa Birliği kurumları ve değer zincirindeki diğer paydaşlarla ortaklık kurarak, Avrupa havayolu endüstrisinin küresel bağlamda sürdürülebilir büyümesini sağladı. 2016'daki kapanışında, AEA Üye Havayolları 300 milyondan fazla yolcu ve 4,5 milyon ton kargo taşıdı ve 270.000 kişiye doğrudan istihdam sağladı. Günde 8.000'den fazla uçuş gerçekleştirerek 140 ülkede 530 varış noktasına hizmet verdiler ve 100 milyar avroluk küresel ciroya ulaştılar.", + "question": "Avrupa Havayolları Birliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Avrupa Havayolları Birliği (kısaca AEA, kurumun İngilizce ismi olan Association of European Airlines), 22 büyük havayolunu bir araya getiren ve 60 yıldan uzun süredir Avrupa havayolu endüstrisinin sesi olan bir ticaret kuruluşuydu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "479", + "context": "Havacılık, insanlar tarafından üretilmiş hava taşıtlarıyla uçmak ya da uçmak için gerekli olan makinelerin tasarımıyla veya bakımlarıyla uğraşmak demektir. Daha genel bir anlamda, havacılık terimi, hava taşıtı ile ilgili olan tüm eylemleri, endüstrileri, kurumları kapsamaktadır. Ticari havacılık, sivil havacılık, genel havacılık, askerî havacılık, deniz havacılığı, kara havacılığı, ultralight havacılık, sanal havacılık gibi türleri bulunmaktadır.", + "question": "Havacılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Havacılık, insanlar tarafından üretilmiş hava taşıtlarıyla uçmak ya da uçmak için gerekli olan makinelerin tasarımıyla veya bakımlarıyla uğraşmak demektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "480", + "context": "A/G radio, bazı ülkelerde ATC veya AFIS ünitesi olmayan ve işlek olmayan bazı hava meydanlarında uçuş emniyetini artırmak için verilen bir \"bilgi\" hizmetidir. A/G yer istasyonları \"... radio\" şeklinde çağrı adı alırlar.\nA/G kısaltması İngilizce air/ground (hava/yer) sözcüklerini temsil eder. A/G radio frekansları ilgili ülkenin AIP'sinde yayınlanır. Eğer bir frekans tahsis edilmemişse safetycom vb. ortak frekanslar kullanılabilir.\nA/G radio operatörünün başlıca görevi şunlardır:\n\nHava ve meydan durumu gibi bazı temel bilgileri sağlamak\nMeydan civarındaki trafikle ilgili kısıtlı bilgi vermek\nHerhangi bir acil durumda ALRS (ikaz hizmeti) vermek (SAR birimlerini harekete geçirmek vs.)\nA/G radio operatörlerinin ATC eğitimi yoktur ve \"klerans\" veya \"direktif\" verme yetkisine sahip değildirler. A/G radio operatörü yerdeki bir ofisten veya seyyar bir radyodan yayın yapıyor olabilir. A/G ofisleri AFIS veya ATC kadar donanımlı değildir ve AFIS kadar dahi yetkili değildirler. Örneğin AFIS gibi \"take off at your discretion (kalkış kendi takdirinizdedir)\" anonsu dahi yapamazlar. Ancak -tıpkı AFIS gibi- yetkili birimlerin mesajlarını hava araçlarına iletebilirler ve uçucular bu mesajlardaki direktiflere uymak zorundadır.\nEğer meydan çalışma saatleri dışında iniş yapılıyorsa, pilot ilgili frekanstan kör (karşılıksız) yayın yapmaya devam etmelidir. Bu yayınlar meydan civarında aynı istasyonu dinleyen diğer uçaklar tarafından işitilir ve uçuş emniyetini artırır. Ancak istasyonu dinlemeyen uçakların olabileceği de göz önünde bulundurularak çok iyi çevre kontrolü yapılmalıdır.", + "question": "A/G radio nedir?", + "answers": { + "text": [ + "A/G radio, bazı ülkelerde ATC veya AFIS ünitesi olmayan ve işlek olmayan bazı hava meydanlarında uçuş emniyetini artırmak için verilen bir \"bilgi\" hizmetidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "481", + "context": "Aerodrom, hava sahası olan kara veya su alanıdır. Uçak, helikopter ve planörlerin kalkışını, inişini, rulesini, yerleştirilmesini ve bakımını sağlar.\nBir aerodrom, pistler, taksi yolları, operasyonel uçak bakım standları, hava trafik kontrol tesisleri (hava trafik kontrol kulesi, havaalanı meteoroloji servisi, radar araçları, radyo mühendisliği ve aydınlatma ekipmanı), uçuşlar için mühendislik ve teknik destek hizmetleri (üretim alanları, atölyeler, hangarlar, teknik ve depolama tesisleri), havaalanı nesneleri ve teknik destek hizmetleri (lojistik depolar, yakıt ve yağlama hizmeti, havaalanı teknik mülkiyet hizmeti, özel araç filosu), itfaiye istasyonu, güvenlik hizmeti binaları içerir.", + "question": "Aerodrom nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aerodrom, hava sahası olan kara veya su alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "482", + "context": "Aeronomi, (yunanca: αερονομία (aeronomía) - lit.= \"Havacılık\") Dünya veya öte gezegenlerin, ısıl denge, sıcaklık, yoğunluk ve kimyasal bileşenlerin dağılımı ve meydana gelen kimyasal reaksiyonlar dahil olmak üzere, üst atmosferin fiziği ve kimyasının incelenmesi ile ilgilen meteoroloji temelli bir bilim dalıdır.\nAeronomi, aynı zamanda atmosferin iyonosferik ve magnetosferik bölgelerini de kapsar. Aeronomi, atmosferdeki farklı gazların karşılıklı etkileşimlerini inceleyerek, atmosferin bileşimi, sıcaklığı, yoğunluğu, basıncı, hareketi ve elektriksel özellikleri hakkında bilgi sağlar. Bu çalışmalar, uzay araştırmaları ve atmosferin uzay ile olan etkileşimleri hakkında da önemli veriler sağlar. Birçok farklı disiplinin kesişiminde yer alır. Fizik, kimya, matematik, bilgisayar bilimi, atmosferik bilimler ve uzay bilimleri, aeronomi çalışmaları için temel alanları oluşturur. Bu disiplinler arasındaki kesişimler, atmosferin farklı katmanlarındaki gazların hareketi, kimyasal reaksiyonları ve ısı transferi gibi olayların anlaşılmasına yardımcı olur.\nAeronomi çalışmaları, uzay araştırmaları için de büyük önem taşır. Özellikle, uzay mekiği, uydu ve diğer uzay araçları, atmosferin üst tabakalarındaki hareketleri ve reaksiyonları izleyerek, atmosfer-uzay etkileşimleri hakkında önemli veriler sağlar. Atmosferik fizik ve kimya, manyetosferik fizik, atmosferik elektrik ve elektronik, uzay araştırmaları, uçak mühendisliği ve diğer birçok disiplin için önemli bir alan olarak kabul edilir. Ayrıca, havacılık ve uzay endüstrileri için de önemli bir araştırma alanıdır.", + "question": "Aeronomi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aeronomi, (yunanca: αερονομία (aeronomía) - lit." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "483", + "context": "Aerosvet (Sırp-Hırvatça: Аеросвет), Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nde Voyvodina Havacılık Birliği tarafından 1985-1991 arasında yayımlanan havacılık dergisi. Ayrıca Aerosvet International adıyla İngilizce dilinde de yayımlanmaktaydı.\nDergi ilk çıktığı yıllarda yaygın olarak dağıtılmış ve devlet eliyle yayılarak birçok kişiye ulaştırılmıştır. Derginin 1989-1991 yılları arasında 26.000 kopyası basılarak dağıtılmıştır.", + "question": "Aerosvet nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aerosvet (Sırp-Hırvatça: Аеросвет), Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nde Voyvodina Havacılık Birliği tarafından 1985-1991 arasında yayımlanan havacılık dergisi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "484", + "context": "Atilla Çelebi (1930 - 13 Temmuz 2022), Türk pilot.\nİlk uçuşunu 1950 yıllarında Türk Hava Kuvvetlerinde gerçekleştirmiştir. Orduda bir süre çalıştıktan sonra Türk Hava Yollarına katılmıştır. 1972 yılında Türk Hava Yollarında çalışan 100 kaptan pilottan birisidir. Türk Hava Yollarında çalıştığı süre zarfında DC-10'ları uçurmuş ve 1994 - 1997 yılları arasında Türk Hava Yolları Genel Müdürlüğü görevini icra etmiştir. 13 Temmuz 2022 tarihinde 92 yaşında öldü. Aynı zamanda 1972 yılında TRT'de Türk Hava Yolları hakkındaki bir belgeselde yer almaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Atilla Çelebi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atilla Çelebi (1930 - 13 Temmuz 2022), Türk pilot." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "485", + "context": "Avrupa Sivil Havacılık Konferansı (İngilizce: European Civil Aviation Conference (ECAC)), Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ve Avrupa Konseyi tarafından kurulmuş bir hükûmetler arası kuruluştur. Fransa'daki Neuilly-sur-Seine/Paris'te bulunmaktadır. 1955 yılında 19 üye ülkeyle kurulan ECAC, 2008'den beri 44 üyeye sahiptir.\nECAC \"güvenli, verimli ve sürdürülebilir bir Avrupa hava taşımacılığı sisteminin sürekli geliştirilmesini teşvik eder ve bunu yaparken sivil havacılık politikalarını ve uygulamalarını Üye Devletler arasında uyumlaştırmayı ve Üye Ülkeleri ile diğer ülkeler arasındaki politika konularında anlayışı teşvik etmeyi amaçlar\".", + "question": "Avrupa Sivil Havacılık Konferansı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Avrupa Sivil Havacılık Konferansı (İngilizce: European Civil Aviation Conference (ECAC)), Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ve Avrupa Konseyi tarafından kurulmuş bir hükûmetler arası kuruluştur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "486", + "context": "Bayrak taşıyıcı, havayolu veya gemicilik şirketi gibi, bir ülkede yerel olarak tescilli, uluslararası işletmeler için devlet tarafından verilen tercihli haklar veya imtiyazlar kullanabilen bir ulaşım şirketidir. Özelleştirilmelerinden uzun bir süre sonra bile, ıstılah herhangi bir devletin sahip olduğu taşıyıcıya da atfedilebilir.\nTarihsel olarak bu terim, kendi ülkelerinin hükûmetine ait olan ve o ülkenin ulusal kimliğiyle bağdaştırılan havayollarını ifade etmek için kullanılmıştır. Böyle bir havayolu, bazı ülkelerde farklı yasal anlamları olabilmesine rağmen, ulusal havayolu olarak da bilinir. Günümüzde, ülkeyle güçlü bağlantısı olan veya devlete ait olup olmadığına bakılmaksızın kendi ülkesini uluslararası sahada temsil eden herhangi bir uluslararası havayolu şirketine denir.", + "question": "Bayrak taşıyıcı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bayrak taşıyıcı, havayolu veya gemicilik şirketi gibi, bir ülkede yerel olarak tescilli, uluslararası işletmeler için devlet tarafından verilen tercihli haklar veya imtiyazlar kullanabilen bir ulaşım şirketidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "487", + "context": "Brifing bir konuda, yetkili birine ya da yetkililere, özet bilgi verilen basın toplantısıdır. Bir sunum bölümünün olmaması nedeniyle basın toplantısından farklıdır.\nAyrıca brifing kapalı niteliktedir, sadece önceden belirlenen medya ve basın-yayın temsilcileri davet edilir.\nBrifing, ayrıca İngilizce konuşulan ülkelerde, pilotların ve uçuş ekiplerinin sivil ve askeri havacılıkta uçuş öncesi veya uçuş sonrası eğitiminin bir unsurudur.", + "question": "Brifing nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Brifing bir konuda, yetkili birine ya da yetkililere, özet bilgi verilen basın toplantısıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "488", + "context": "Dönerkanat ya da dönerkanatlı hava aracı, dikey bir şafta bağlı olarak dönen pallerin (kanatların) ürettiği kaldırma kuvvetiyle yerçekimini yenen ve uçuşunu gerçekleştiren hava araçlarıdır. Tek bir şafta bağlı pallerden oluşan sistem de rotor olarak adlandırılır. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü tarafından yapılan dönerkanat tanımı, \"uçuş için bir ya da birden fazla rotor tarafından desteklenen hava aracı\" şeklindedir. Dönerkanat dendiğinde akla gelen hava araçları genellikle helikopter, cyclocopter, autogyro ve gyrodynedır. Bazı melez (hibrit) dönerkanatlı hava araçları ise motorlarıyla tahrik ettikleri ana rotorlarına ek olarak, fazladan itki sağlayan ek motorlar, pervaneler ve sabit taşıma yüzeylerine de sahip olabilirler.", + "question": "Döner kanatlı hava aracı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dönerkanat ya da dönerkanatlı hava aracı, dikey bir şafta bağlı olarak dönen pallerin (kanatların) ürettiği kaldırma kuvvetiyle yerçekimini yenen ve uçuşunu gerçekleştiren hava araçlarıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "489", + "context": "Genel maksat uçağı, genellikle insan, yük veya diğer malzemelerin taşınması için kullanılan, ancak daha özel uçakların gerekli veya mevcut olmadığı durumlarda diğer görevler için de kullanılan genel amaçlı hafif bir uçak veya helikopterdir.\n\nBu terim aynı zamanda Amerikan, Kanada, Avrupa veya Avustralya düzenlemeleri kapsamında Yardımcı Kategori Uçağı olarak sertifikalandırılmış bir uçak tipiyle de ifade edebilir ve bu da sınırlı aerobasi yapmasına izin verildiğini gösterir. Onaylanan manevralar arasında şandeller, akrobasi manevrası, dönüşler ve 60°'nin üzerindeki dik dönüşler yer alır.\nAmerika Birleşik Devletleri'nde, askerî hizmet uçaklarına tanımlamalarında U öneki verilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Genel maksat uçağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Genel maksat uçağı, genellikle insan, yük veya diğer malzemelerin taşınması için kullanılan, ancak daha özel uçakların gerekli veya mevcut olmadığı durumlarda diğer görevler için de kullanılan genel amaçlı hafif bir uçak veya helikopterdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "490", + "context": "Havacılık çizelgesi veya Aeronautical chart, deniz haritaları veya araba sürücüleri için bir yol haritası gibi, uçakların navigasyonuna yardımcı olmak için tasarlanmış kapsamlı haritalardır. Bu çizelgeleri ve diğer araçlar ile pilotlar konumlarını, güvenli irtifalarını, bir hedefe giden en iyi rotayı, yol boyunca seyrüsefer yardımcılarını, telsiz frekansları, uçuş sırasında acil durumlarda alternatif iniş meydanları ve hava sahası sınırları gibi bilgileri öğrenebilir. Dünyadaki tüm kara kütleleri için çizelgeler, okyanuslar arası seyahat için ise uzun mesafe çizelgeleri vardır.\nBir uçuşun her aşaması için özel çizelgeler kullanılır. Havacılık çizelgeleri belirli bir havaalanı haritasından, tüm kıta (örn. küresel navigasyon çizelgeleri) ve aletli uçuş (IFR) rotalarının genel görünümüne kadar çok geniş bir alanı kapsamaktadır.\nGörerek uçuş (VFR) çizelgeleri, haritanın kapsadığı alanın büyüklüğü ile orantılı olan ölçeklerine göre sınıflandırılır. Haritada daha büyük alanlar gösterildiğinde, ayrıntı miktarı mutlaka azaltılır.\n\nDünya havacılık çizelgeleri (WAC) 1:1,000,000 ölçeğe sahiptir ve nispeten geniş alanları kapsamaktadır. WAC kapsamı dışında, operasyonel navigasyon çizelgeleride (ONC) kullanılabilir. ONC'ler, WAC'lerle aynı ölçeği kullanırlar, fakat hava sahası kısıtlamaları gibi bazı yararlı bilgileri atlarlar.\nBölgesel çizelgeler tipik olarak haritanın her iki tarafına basılan yaklaşık 340x340 mil alanı kaplar. Ölçek 1:500,000'dir.\nVFR Terminal çizelgeleri, büyük bir havaalanının genel çevresine uygun bir ölçek ve kapsama alanı ile oluşturulur (1:250,000). Aynı zamanda sıkışık hava sahaları içindeki tercih edilen VFR uçuş rotalarını gösterebilirler.", + "question": "Havacılık çizelgesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Havacılık çizelgesi veya Aeronautical chart, deniz haritaları veya araba sürücüleri için bir yol haritası gibi, uçakların navigasyonuna yardımcı olmak için tasarlanmış kapsamlı haritalardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "491", + "context": "Havacılık ve uzay endüstrisi, uçak, uçak parçası, füze, roket veya uzay aracı tasarım, yapım, test, satış ve bakımının çeşitli yönleriyle ilgilenen yüksek teknolojiye sahip bir endüstridir.\nUçak endüstrisi, uçak inşa ederek ve bakım-onarım için uçak parçaları üreterek havacılığı destekleyen bir endüstridir. Bu sektör, sivil havacılık ve askeri havacılık için kullanılan uçak ve parçaları içermektedir. Üretimin çoğu, bir devlet kurumu tarafından verilen tip sertifikası ve \"Savunma Standardı\" uyarınca yapılmaktadır. Havacılık endüstrisi, uçak ve uzay endüstrisini de kapsayacak bir terim hâline gelmiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Havacılık endüstrisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Havacılık ve uzay endüstrisi, uçak, uçak parçası, füze, roket veya uzay aracı tasarım, yapım, test, satış ve bakımının çeşitli yönleriyle ilgilenen yüksek teknolojiye sahip bir endüstridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "492", + "context": "Havadan tohumlama, tohumları drone, uçak veya helikopter gibi havadan mekanik araçlarla püskürterek ekme tekniğidir.\nHavadan tohumlama, yayın tohumlama yöntemi olarak kabul edilmektedir. Genellikle yangınlardan sonra vejetatif örtü ihtiyacı olan geniş arazilere farklı ot ve bakliyatları yaymak için kullanılmaktadır. Büyük orman yangınları, erozyon tehlikeleriyle sonuçlanan geniş bitki yaşam alanlarını yok edebilmektedir. Havadan tohumlama, erozyon tehlikelerini hızlı ve etkili bir şekilde azaltabilir ve istilacı bitki türlerinin büyümesini engelleyebilmektedir. Havadan tohumlama, arazinin aşırı derecede kayalık olduğu veya yüksek rakımlarda olduğu veya başka bir şekilde erişilemediği durumlarda diğer tohumlama yöntemlerine bir alternatiftir.\n\nHavadan tohumlama da genellikle örtü bitkilerini dikmek için kullanılmaktadır. Aşağıda, genellikle bu yöntemle tohumlanan bitkilerin küçük bir listesi bulunmaktadır.", + "question": "Havadan tohumlama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Havadan tohumlama, tohumları drone, uçak veya helikopter gibi havadan mekanik araçlarla püskürterek ekme tekniğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "493", + "context": "Havadan yangın söndürme, orman yangınlarıyla mücadele etmek için hava taşıtlarının kullanılmasıdır. Orman yangınlarını söndürmek için uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarından yangın söndürücü maddeler atılır. Yangınlarla mücadelede kullanılan kimyasallar arasında su, köpükler ve jel gibi su arttırıcılar ve Phos-Chek gibi özel olarak formüle edilmiş yangın önleyicileri bulunmaktadır.", + "question": "Havadan yangın söndürme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Havadan yangın söndürme, orman yangınlarıyla mücadele etmek için hava taşıtlarının kullanılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "494", + "context": "Hostes veya kabin görevlisi, uçuşlarda yolcuların rahatlığını ve güvenliğini sağlamak amacıyla istihdam edilen görevli. Özel iş jetlerinde de hostes kullanılır.", + "question": "Hostes nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hostes veya kabin görevlisi, uçuşlarda yolcuların rahatlığını ve güvenliğini sağlamak amacıyla istihdam edilen görevli." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "495", + "context": "Hugo Junkers Teknik Müzesi, Almanya'nın Dessau eyaletinde bulunan, Alman mühendis Hugo Junkers adına müzeye dönüştürülmüş havacılık uzay müzesidir.", + "question": "Hugo Junkers Teknik Müzesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hugo Junkers Teknik Müzesi, Almanya'nın Dessau eyaletinde bulunan, Alman mühendis Hugo Junkers adına müzeye dönüştürülmüş havacılık uzay müzesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "496", + "context": "iletişim veya haberleşme konusu, yer istasyonları ile hava istasyonları arasındaki radyo/telsiz (radyotelefon) iletişimi ile görsel iletişim usullerini kapsar. Havacılıkta uluslararası olarak standart İngilizce ICAO freyzolojisi kullanılır. Bu nedenle hem uçuş personelinin hem de hava trafik hizmeti birimlerinin, gerek standart ICAO freyzolojisini kullanabilecek, gerekse standart dışı durumlarda düz İngilizce ile iletişim kurabilecek kadar İngilizceye hakim olmaları gerekir.\nHavacılıkta radyotelefon görüşmelerinin büyük bir kısmı VHF frekanslarında gerçekleştirilir. Bunun yanı sıra, ihtiyaçlara bağlı olarak, diğer frekans aralıklarını kullanan istasyonlar da mevcuttur.", + "question": "Havacılıkta iletişim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "iletişim veya haberleşme konusu, yer istasyonları ile hava istasyonları arasındaki radyo/telsiz (radyotelefon) iletişimi ile görsel iletişim usullerini kapsar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "497", + "context": "İrtifa, havacılık ve astronomide bir cisim ile referans alınan nokta arasındaki dikey mesafeyi ifade eden bir yükseklik kavramı. Coğrafi şekillerin ortalama deniz seviyesinden yüksekliğini belirten rakım kavramından farklı olarak, hava taşıtlarının ortalama deniz seviyesinden yüksekliği ile astronomide gök cisimlerinin ufuk hattından açısal yüksekliğini ifade etmede kullanılır.\nAtmosfer basıncının yükseklik arttıkça azalması hava araçlarının herhangi bir referans noktasına göre yüksekliğini (irtifa) hesaplamada yaygın olarak kullanılır. Hava araçlarında kullanılan basınç altimetresi, üzerinde yükseklik değerleri skalası bulunan aneroid bir barometredir. Altimetrenin ayar penceresine herhangi bir basınç değeri girilir. Altimetre aracın, pencereye girilen bu basınç hattından o andaki yüksekliğini gösterir.", + "question": "İrtifa nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İrtifa, havacılık ve astronomide bir cisim ile referans alınan nokta arasındaki dikey mesafeyi ifade eden bir yükseklik kavramı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "498", + "context": "Jeppesen (Jeppesen Sanderson olarak da bilinir), navigasyonel bilgi, operasyon planlama araçları, uçuş planlama ürünleri ve yazılım sunan bir Amerikan şirketidir. Jeppesen'in havacılık navigasyon çizelgelerine, grafiklerin popülaritesi nedeniyle pilotlar tarafından genellikle \"Jepp çizelgeleri\" veya sadece \"Jepps\" denir. Bu popülerlik, mobil bilgi işlem cihazları, elektronik uçuş chart ları, entegre elektronik köprü sistemleri ve diğer görüntüleme cihazları daha yaygın ve kullanıma hazır hale geldikçe, pilotlar ve denizciler tarafından kağıt çizelgeler yerine tercih edilen elektronik çizelgeleri de kapsamaktadır.\nJeppesen'in merkezi, Colorado'nun Inverness şehrinde bulunmaktadır. Englewood'un posta adı şirketin posta adresinde kullanılır. Jeppesen, Neu-Isenburg (Almanya), Massa (İtalya), Crawley (Birleşik Krallık), Gothenburg (İsveç), Canberra (Avustralya) ve Gdańsk (Polonya) dahil olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde ofislere sahiptir. Şirkette yaklaşık 3.200 kişi çalışmaktadır.", + "question": "Jeppesen nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jeppesen (Jeppesen Sanderson olarak da bilinir), navigasyonel bilgi, operasyon planlama araçları, uçuş planlama ürünleri ve yazılım sunan bir Amerikan şirketidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "499", + "context": "Bu liste önemli kadın havacıların yer aldığı listedir. Havacılık alanında imalatçı, tasarımcı, pilot ve sponsor olarak öne çıkan kadınlar yer almaktadır. Ayrıca kadın havacı örgütlerinin bir listesini de içermektedir.", + "question": "Kadın havacılar listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu liste önemli kadın havacıların yer aldığı listedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "500", + "context": "Kaman K-225, Kaman Uçak şirketi tarafından geliştirilen deneysel bir helikopterdi. Dünyanın ilk gaz türbini ile çalışan helikopteri olarak tarihe geçti.", + "question": "Kaman K-225 nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kaman K-225, Kaman Uçak şirketi tarafından geliştirilen deneysel bir helikopterdi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "501", + "context": "Bir kanat ucu, sabit kanatlı bir uçağın gövdesine en uzak olan parçasıdır.\nKanat ucu şekli, kanat uçlarının oluşturduğu girdapların boyutunu ve direncini etkilediği için, farklı kanat ucu tasarımları geliştirilmiştir.\n\nKöşeli\nAluminium tube bow\nYuvarlak\nHourner stili\nAşağı sarkan kanat uçları\nEğik kanat uçları\nKanat ucu tankları\nYelkenler\nÇitler\nUç plakaları", + "question": "Kanat ucu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bir kanat ucu, sabit kanatlı bir uçağın gövdesine en uzak olan parçasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "502", + "context": "Makas, askeri savaş pilotları tarafından yaygın olarak kullanılan bir it dalaşı manevrasıdır. Özellikle saldırı altındaki bir uçak tarafından kullanılan bir savunma manevrasıdır. \n\nMakas, yakın manevra tekniğidir ve bu nedenle, yalnızca silahlara veya düşük performanslı füzelere karşı savunurken yararlıdır. Kore Savaşı'nda çok kullanılan bir teknik idi. Ancak bugün çok daha az yaygındır.\nİki çeşit manevra vardır: Düz makas ve dönen makas", + "question": "Makas (havacılık) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Makas, askeri savaş pilotları tarafından yaygın olarak kullanılan bir it dalaşı manevrasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "503", + "context": "Maximum elevation figure (MEF), havacılık haritalarında herhangi bir grid içerisinde rakımı en yüksek olan noktayı belirten rakam. Bu nokta düz bir alan, bir dağ zirvesi veya yüksek bir yapının tepesi olabilir. MEF, uçak ile yer arasında emniyet ayrımı \"sağlamaz\"; bu nedenle kontrollü uçuşta yere çarpma (CFIT) riskine karşı pilotların azamî dikkat göstermesi gerekir.\nMEF'ler 1 büyük 1 küçük rakamdan meydana gelir. Büyük rakam 1000 feetleri, küçük rakam yüz feetleri belirtir ve büyük rakamın üssü şeklinde gösterilir. Örneğin 96 şeklindeki bir MEF, o griddeki en yüksek noktanın 9600 feet yüksekliğinde olduğunu belirtir. MEF tespit edilirken 100'den farklı olan irtifâlar bir üst 100'e yuvarlanır. Örneğin MEF tespitinde 1310 feet yüksekliğindeki bir kule kullanıldıysa MEF 14 şeklinde gösterilir.", + "question": "Maximum elevation figure nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Maximum elevation figure (MEF), havacılık haritalarında herhangi bir grid içerisinde rakımı en yüksek olan noktayı belirten rakam." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "504", + "context": "Niki Operasyonu (Yunanca: Επιχείρηση Νίκη), Zafer Tanrıçası Nike adına hitaben, Kıbrıs Harekâtı sırasında 21/22 Temmuz 1974 tarihinde Hanya, Giritten bir Komando taburunun taşınması amacıyla Yunan komutasının gerçekleştirdiği gizli hava destek operasyonudur. Uçakların Lefkoşa'ya varışları üzerine, Dost ateşine maruz kalıp 33 Yunan askerinin kaybına, onlarcasının yaralanmasına ve üç uçağın imha edilmesi ile sonuçlanan hava harekâtıdır.", + "question": "Niki Operasyonu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Niki Operasyonu (Yunanca: Επιχείρηση Νίκη), Zafer Tanrıçası Nike adına hitaben, Kıbrıs Harekâtı sırasında 21/22 Temmuz 1974 tarihinde Hanya, Giritten bir Komando taburunun taşınması amacıyla Yunan komutasının gerçekleştirdiği gizli hava destek operasyonudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "505", + "context": "Nord Noratlas, Fransız uçak üreticisi Nord Aviation tarafından geliştirilen ve üretilen özel bir askeri nakliye uçağıdır.\n1940'ların sonlarında, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri hizmette olan ve etkin bir şekilde kullanılan sayısız eski tip Fransız Hava Kuvvetleri askeri nakliye uçaklarını, yenileri ile değiştirmek için ve uygun bir uçak üretmek amacıyla yeni bir askeri nakliye uçak projesi başladı.\nDirection Technique Industrielle (DTI) tarafından düzenlenen bir yarışmaya katılım olarak Nord, en umut verici olarak seçilen Nord 2500 önerisini sundu. Gnome-Rhône 14R motorları tarafından desteklenen ilk prototiple ilgili deneyimler etkileyici olmayınca, bu nedenle tasarım, kabul edilebilir bulunan SNECMA yapımı Bristol Hercules 738/9 motorları tarafından desteklenen Nord 2501 olarak revize edildi. Buna göre Noratlas, 6 Aralık 1953'te Fransız Hava Kuvvetleri tarafından hizmete alındı.\nFransız Hava Kuvvetleri tarafından kabul edilmesinin ardından, hem Avrupa hem de Afrika'daki diğer bazı operatörler, Noratlas'ı kendi askeri hava hizmetleri için tedarik etmeyi seçti. Kendini Fransa ile benzer bir durumda bulan Batı Almanya Alman Hava Kuvvetleri, aynı çözümü benimseyerek modeli kendi amaçları için tedarik etmeyi seçti. İsrail Hava Kuvvetleri, Yunan Hava Kuvvetleri ve Portekiz Hava Kuvvetleri, Noratlas'ı savaş koşulları altında konuşlandırdı. Dahası, operatörler genellikle uçağı bazı durumlarda ikincil rollere uyacak şekilde kapsamlı bir şekilde modifiye ederek çok çeşitli kullanımlar buldular. Noratlas, çoğu askeri müşteriler tarafından uçurulmasına rağmen, bir dizi sivil operatör tarafından da talep edildi. Bu nedenle, Noratlas'ın on yıldan fazla süren üretim çalışması sırasında yüzlerce modeli üretildi.", + "question": "Nord Noratlas nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nord Noratlas, Fransız uçak üreticisi Nord Aviation tarafından geliştirilen ve üretilen özel bir askeri nakliye uçağıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "506", + "context": "Önleme, havacılıkta uçuş amacı belli olmayan ve herhangi bir hava sahasını izinsiz bir şekilde ihlal eden hava araçlarının bu sahadan çıkarılmaya zorlanmasıdır. Önlemeye maruz kalan hava araçları askeri veya sivil olabilir, fakat önleme yapan hava aracı askeridir. Bu durumlar için uluslararası standartlaştırılmış prosedürler vardır.", + "question": "Önleme (havacılık) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Önleme, havacılıkta uçuş amacı belli olmayan ve herhangi bir hava sahasını izinsiz bir şekilde ihlal eden hava araçlarının bu sahadan çıkarılmaya zorlanmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "507", + "context": "STS-115, Atlantis’in uluslararası uzay istasyonuna yaptığı uzay mekiği uçuş görevidir. Bu görev, Columbia Uzay Mekiği faciasından sonra gerçekleştirilen ilk tamamlanan görevdi. Bu görevden sonra iki başarılı görev (STS-114 ve STS-121) daha gerçekleştirildi. STS-115, 9 Eylül 2006’da (Greenwich saatine göre 15.14.55) Kennedy Uzay Merkezi Pad 39-B rampasından fırlatıldı.\nBu görev aynı zamanda uluslararası uzay istasyonu görevi ISS-12A olarak da bilinmektedir. Bu görev, ikinci liman bölgesi destek segmenti (ITS P3/P4), bir çift güneş paneli (2A/4A) ve bataryalar taşımıştır. Bu görevle toplamda üç kere uzay yürüyüşü gerçekleştirildi. Yürüyüş sırasında astronotlar bir destek bağlantı sistemiyle ana gemiye bağlandılar. Bu sayede aracın dışında serbestçe hareket etmeleri ve istasyonda yapılması gereken işleri yapmaları sağlanmış oldu.\nSTS-115 için fırlatma tarihi olarak Nisan 2003 planlanmıştı. Fakat Şubat 2003’te gerçekleşen Columbia faciası fırlatma tarihinin 27 Ağustos 2006’ya ertelenmesine sebep oldu. Daha sonra bu tarihte çeşitli nedenlerden dolayı ertelendi. Tropikal Ernesto Kasırgası'nın tehdit oluşturması ve çok güçlü şimşeklerin mekik fırlatma rampasına çarpması bu nedenlerden bazılarıydı.", + "question": "STS-115 nedir?", + "answers": { + "text": [ + "STS-115, Atlantis’in uluslararası uzay istasyonuna yaptığı uzay mekiği uçuş görevidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "508", + "context": "Tek Kanatlılar Kabin Memurluğu Mesleği ve Tarihçesi, Türk yazar Semra Dereli tarafından yazılmış akademik kitaptır. Türkiye’de kabin memurluğu mesleği ve tarihi hakkında yazılmış ilk ve tek kitap olarak sektördeki bir boşluğu kapatmıştır. Türkiye'de, Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri mesleki alanında yazılan ilk akademik yayın ve dünya kabin memurluğu tarihine ait ilk bütünsel ve akademik çalışma olarak kabul edilir. Bu bağlamda yazarına Antalya Bilim Üniversitesi tarafından 2019 Havacılık Ödülleri kapsamında \"Havacılığa Emek ve Katkıda Bulunma Nişanı\"nı kazandırmıştır.", + "question": "Tek Kanatlılar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tek Kanatlılar Kabin Memurluğu Mesleği ve Tarihçesi, Türk yazar Semra Dereli tarafından yazılmış akademik kitaptır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "509", + "context": "Ticari havacılık, sivil havacılığın bir parçasıdır. Özel havacılık'dan farklı, ücret veya kiralama için uçak çalıştırmayı içerir. Havayolu kargo taşımacılığı, ticari hava taşımacılığı ve hava işi operasyonları, bazı genel havacılık uçuşları da ticari havacılık olarak kabul edilir.", + "question": "Ticari havacılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ticari havacılık, sivil havacılığın bir parçasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "510", + "context": "Uzay mekiği harici tankı, uzay mekiği fırlatma aracının bir parçasıydı. Bu bölümde sıvı hidrojen ve sıvı oksijen yükseltgenleri bulunurdu. Aracın kalkış ve yükselme sırasında bu tank yörünge aracındaki üç uzay mekiği ana motoru için gerekli olan yakıtı ve yükseltgenlerini belli bir basınç altında sağlardı. Uzay mekiği harici tankı ana motorların devre dışı kalmasından 10 saniye sonra mekikten ayrılarak düşmeye başlar ve Dünya atmosferine yeniden girerdi. Katı roket iticilerinden farklı olarak harici tanklar tekrar tekrar kullanılamazlardı. Harici tank Hint Okyanusu’ na(veya Pasifik Okyanusu’ na düşmesi) düştükten sonra yeniden kullanılabilecek duruma getirilemediğinden dolayı ve transfer alanının dışına düşmesinden dolayı kurtarılamıyordu.", + "question": "Uzay mekiği harici yakıt tankı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uzay mekiği harici tankı, uzay mekiği fırlatma aracının bir parçasıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "511", + "context": "Yabancı madde hasarı (FOD), uçak hasarlarının en önemli nedenlerinden biri. Yabancı madde; bir donanımın emniyetli çalışmasını veya performans karakteristiklerini negatif yönde etkileyebilecek fiziksel ya da ekonomik terimler olarak açıklanabilir.\nYabancı madde hasarı literatürde FOD (İngilizce: Foreign object damage) olarak da adlandırılır. FOD; hem yabancı maddelerin uçaklara verdiği zarar, hem de yabancı maddelerin kendisi şeklinde açıklanan ve havacılık sektöründe çok sık kullanılan bir kısaltmadır. \"Hasar\" kelimesi askeri havacılık sektöründe hüküm gören ve kullanılan bir terimdi ancak en son sivil havacılık sektöründeki değişiklik ile \"döküntü\" kelimesi kullanılmaya başlanmış ve bu değişiklik resmiyet kazanmıştır.\nYabancı madde hasarı; uçak, yer destek teçhizatı ve uçak motorları için her zaman tehdit oluşturabilecek yabancı maddelerin neden olduğu istenmeyen bir sonuçtur. Uçak motorları tarafından uçuş hatlarında, apronlarda, uçuş pistlerinde uçak motorunun içine çekilmesi, motor parçalarının içine girince sistemlerin tamamen arızalanmasına veya devam eden uçuşun emniyetsiz olmasına sebep olmaktadır. Uçuş hattında uygunsuz bulunan pet şişeler, kâğıt parçaları, metal parçalar, meşrubat kutuları, ekipman parçaları, canlı veya cansız hayvanlar, uçuş hattı kaplama parçaları, takozlar, uyarı levhaları, vida, lastik parçaları, taş, toprak, moloz, ot, emniyet teli, kalem, şapka, gözlük, branda, ambalaj, bagaj etiketleri yabancı madde olarak kabul edilenlerden sadece bazılarıdır.", + "question": "Yabancı madde hasarı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yabancı madde hasarı (FOD), uçak hasarlarının en önemli nedenlerinden biri." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "512", + "context": "Yaklaşma, havacılıkta hava taşıtlarının piste inişine yakın safhasına verilen bir terimdir.\nYaklaşma iki şekilde yapılabilir;", + "question": "Yaklaşma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yaklaşma, havacılıkta hava taşıtlarının piste inişine yakın safhasına verilen bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "513", + "context": "Yeniden kullanılabilir fırlatma sistemleri sayesinde uzaya birden fazla kez yük taşıması yapılabilir. Bu sistem genişletilebilir fırlatma sistemlerininin çalışma prensibinin tam zıttında yürüyordu. Genişletilebilir fırlatma sistemlerinde araç bir kere kullanıldıktan sonra kullanılmıyordu.\nYeniden kullanılabilir orbital fırlatma araçları şu an halihazırda kullanılmaktadır. Yeniden kullanılabilir fırlatma aracına en iyi örnek olarak uzay mekiği verilebilir. Uzay mekiğinin ana motorları ve iki katı roket iticileri kullanıldıktan aylar sonra tekrar görevlerde kullanılmıştır. Harici tank ve fırlatma aracı yük taşıma yapısı her uçuştan sonra atılıyordu. Fakat kısmen yeniden kullanılabilir sistemler hala gelişim aşamasındadır. Buna en iyi örnek Falcon 9 roketinin tam iticileridir (ilk bölüm).\nYeniden kullanılabilir orbital araçların düşük maliyet ve uzaya erişim için yüksek güvence verdikleri düşünülüyor. Fakat yeniden kullanılma işlemi ağırlıksal sorunlara yol açabilmektedir. Bunlardan başlıcaları atmosfere giriş sırasında kalkanlama ve araçların yeniden kullanılmasını zorlaştırma ihtimali bulunmaktaydı. Ayrıca bu araçlarla daha önce hiç deneyim sahibi olunmadığı için maliyeti ve güvenilirlikleri hala daha tartışılmaktadır.", + "question": "Yeniden kullanılabilir fırlatma sistemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yeniden kullanılabilir fırlatma sistemleri sayesinde uzaya birden fazla kez yük taşıması yapılabilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "514", + "context": "Tasarım, bir nesne, süreç veya sistem için kavram veya öneridir. Elizabeth Adams Hurwitz tarafından kısa ve öz olarak “gerekli olanın araştırılması” şeklinde tanımlanan tasarım, genellikle tatbikî sanatlar ve görsel sanatlar, mühendislik, mimarî, peyzaj ve diğer yaratıcı işler çerçevesinde ele alınır.\nTasarım sözcüğü, düşünen bir kimse tarafından kasıtlı olarak oluşturulan veya oluşturulmuş olan bir şeye atıfta bulunur ve bazen bir şeyin içsel doğasına - tasarımına - atıfta bulunmak için kullanılır. Tasarlamak fiili, yeni bir nesne veya ürün (makine, mobilya, endüstriyel ürün vb.), mekân ve alan (yapı, peyzaj) için bir plan oluşturma ve geliştirme sürecine denir. Bazı durumlarda, önceden açık bir plan olmaksızın bir planın, nesnenin ya da bir inşa sürecinin (mimarî çizimler, mühendislik çizimleri, vb.) meydana getirilmesine de denir. Tasarı ise hem son plan veya taslak (bir çizim, modelleme vb.), hem de bir plan veya taslağın sonucu için kullanılır. Bir tasarımın belirli bir bağlamda bir amacı olması, genellikle belirli hedefleri ve kısıtlamaları karşılaması ve estetik, işlevsel, ekonomik, çevresel veya sosyo-politik hususları dikkate alması beklenir.", + "question": "Tasarım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tasarım, bir nesne, süreç veya sistem için kavram veya öneridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "515", + "context": "Ambigram, diğer bir deyişle tersine çevirme (inversion), sunulduğu şekliyle okunabildiği gibi, tam tersine çevrildiğinde de okunabilen grafiksel figürlerdir. Douglas R. Hofstadter ambigramı \"2 farklı okunuşu, birbirinin aynı eğrileri tıkıştırmak için yöneten bir kaligrafik dizayn\" olarak tanımlamıştır. Ambigram sanatı ilk olarak kelimenin orijinini arkadaşına atfeden Hofstadter tarafından yayınlanmıştır. Hofstadter'in 1999 yayını Gödel, Escher, Bach kapakta 3 boyutlu bir ambigramı belirtiyordu.", + "question": "Ambigram nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ambigram, diğer bir deyişle tersine çevirme (inversion), sunulduğu şekliyle okunabildiği gibi, tam tersine çevrildiğinde de okunabilen grafiksel figürlerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "516", + "context": "Barbara Brukalska (d. 4 Aralık 1899 - ö. 6 Mart 1980) Polonyalı mimar, mimari teorisyen, fonksiyonalizmin önde gelen bir temsilcisi, Praesens grubunun bir üyesi ve Varşova Politeknik'te profesördü. Aynı zamanda mimar Stanisław Brukalski'nin de karısıydı.", + "question": "Barbara Brukalska nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Barbara Brukalska (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "517", + "context": "Biçim işlevi takip eder (İngilizce: Form follows function) 20. yüzyılda ağırlıklı olarak modern mimarlık ve endüstri ürünleri tasarımı alanlarında eklektisizme karşı çıkıp daha işlevselci bir üslup takınmasıyla geçerliliğini korumuş bir prensiptir. Bu prensibin en önemli dayanak noktası bir yapının veya cismin şeklinin sadece onun işlevine veya amacına göre şekillenmesidir.\nBu özdeyişle ifade edilmek istenen yeni mimari biçim ve formların ancak yeni işlevlere göre üretilip tasarlanabileceği düşüncesidir. Dolayısıyla biçim işlevi izler denirken, mimari formların tarihsel üsluplardan devşirilmesi yadsınmaktadır.\nİlk olarak 1895 yılında Amerikan mimar Louis Sullivan tarafından ortaya atılan sloganda vücut bulan prensip, her ne kadar teoride kulağa mantıklı gelse de, daha detaylı incelendiğinde bir takım problemleri de beraberinde getirir. Ayrıca farklı amaçlar ve uygulamalar içinde yoruma açık bir prensiptir. Bir yapının şeklini amaçlanan kullanımına uygulamak her zaman tam ve doğru bir tasarım çözümü olmayabilir. Bu sebepten dolayı biçim işlevi takip eder terimi sektörde uzun süren ve hararetli tartışmalara yol açmıştır.", + "question": "Biçim işlevi takip eder nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biçim işlevi takip eder (İngilizce: Form follows function) 20." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "518", + "context": "Dekor veya bezem, bir tiyatro oyunu sırasında sahnede kullanılan ve oyunu tamamlayan aksesuarların tümüdür.\nSeyirlik bir tiyatro oyununun dekoru, tiyatronun dekor görevlileri tarafından, çeşitli malzemeler kullanılarak yapılır.\nDekor, aksesuar ile karıştırılmamalıdır. Örneğin bir gözlük aksesuarken, bir veya birkaç panodan oluşturulan ev duvarı dekordur.\nDekorlar üç türde incelenir. Bunlar da realist dekor, şairane dekor ve stilize dekordur.", + "question": "Dekor nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dekor veya bezem, bir tiyatro oyunu sırasında sahnede kullanılan ve oyunu tamamlayan aksesuarların tümüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "519", + "context": "Dekorativ sanat, hem güzel hem de işlevsel olan nesnelerin tasarımı ve üretimi olan sanat veya el sanatlarıdır. İç mimarlık içerir, ancak genellikle mimariyi içermez. Dekoratif sanatlar, genellikle yalnızca estetik kaliteleri ve zekayı harekete geçirme kapasiteleri için nesneler üreten \"güzel sanatlar\", yani resim, çizim, fotoğrafçılık ve büyük ölçekli heykeller olarak sınıflandırılır.", + "question": "Dekoratif sanat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dekorativ sanat, hem güzel hem de işlevsel olan nesnelerin tasarımı ve üretimi olan sanat veya el sanatlarıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "520", + "context": "Bilgisayar illüstrasyonu veya dijital illüstrasyon, tamamen dijital araçlar kullanarak yapılan ve tablet, mouse gibi çizer kontrolü altında olan ve kendi hünerini kullandığı bazı işaretleyici cihazlar kullanarak oluşturulan illüstrasyon türüdür.\nSanatçının sadece tamamen bir bilgisayar kullanarak yarattığı matematiksel modeller olan “Bilgisayarca oluşturulan Sanat”‘tan (CG art) ayrılır.\nDijital illüstrasyonlar için kullanılan iki ana araç vardır; Bitmap ve vektör. Bitmap programlarının en ünlüleri, Photoshop, Painter ve Paintshop Pro’dur. Vektör programların en ünlüleri ise Freehand ve Adobe Illustrator’dır. İlerleyen zaman ve dijital medyanın gelişmesiyle beraber daha birçok program ve araç geliştirilip sanatçıların kullanımına sunulmuştur.", + "question": "Dijital illüstrasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilgisayar illüstrasyonu veya dijital illüstrasyon, tamamen dijital araçlar kullanarak yapılan ve tablet, mouse gibi çizer kontrolü altında olan ve kendi hünerini kullandığı bazı işaretleyici cihazlar kullanarak oluşturulan illüstrasyon türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "521", + "context": "Diorama, gerçek veya kurgu bir olayın, anın veya hikâyenin ışık oyunlarının da yardımıyla üç boyutlu olarak modellenmesidir. Sergi amacıyla yapılmış üç boyutlu büyük tablo olarak da tanımlanabilir.\nDiğer dillerde de karşılığı aynı olan bu sözcük Türkçede bazen diyorama şeklinde de yazılmaktadır. Sözcüğün kökeni Fransızcadır ve 1823 yılında bu dilde kullanılmaya başlamıştır. Fransızcaya da Yunancadan girmiş olan ve \"içinden\" anlamına gelen dia sözcüğü ile \"görünen\" anlamına gelen orama ('panorama'daki gibi) sözcüğünün birleşmesiyle oluşmuş diorama nın eş anlamlı sözcükleri cyclorama ve panorama'dır.\n\nGenellikle müzeler veya sergiler için ısmarlanan dioramalar gerçek boyutlarında olabileceği gibi belli ölçeklerde küçültülerek de yapılabilirler. Bir olayın veya anın canlandırılması söz konusu olduğu için dioramalarda birden fazla nesne belli bir kompozisyon oluşturacak şekilde yer alır. Müze ve sergiler dışında maketçi ve modelciler de bir hobi olarak dioramalarla uğraşırlar.\nGünümüz kullanımında yukarıdaki anlamlara gelen diorama, 19. yüzyılda bazı seyyar tiyatro gereçlerini tarif etmek için kullanılıyordu.", + "question": "Diorama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Diorama, gerçek veya kurgu bir olayın, anın veya hikâyenin ışık oyunlarının da yardımıyla üç boyutlu olarak modellenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "522", + "context": "Duygu panosu, bir kompozisyondaki resimlerden, metinlerden ve nesne örneklerinden oluşan bir tür görsel sunum veya 'kolaj'dır. Belirli bir konuya dayanabileceği gibi rastgele seçilen herhangi bir materyal de olabilir. Belirli bir konu hakkında genel bir fikir veya duyguyu iletmek için bir ruh hali panosu kullanılabilir. Fiziksel veya dijital olabilirler ve etkili sunum araçları olabilirler.", + "question": "Duygu panosu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Duygu panosu, bir kompozisyondaki resimlerden, metinlerden ve nesne örneklerinden oluşan bir tür görsel sunum veya 'kolaj'dır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "523", + "context": "Etkileşim tasarımı, etkileşimli dijital ürünler, ortamlar, sistemler ve hizmetler tasarlama pratiğidir. Etkileşim tasarımı, dijital yönün ötesinde, fiziksel ürünler oluştururken, bir kullanıcının bu ürünlerle nasıl etkileşim kurabileceğini keşfetmesinde de yararlıdır. Etkileşim tasarımının ortak konuları arasında tasarım, insan-bilgisayar etkileşimi ve yazılım geliştirme yer alır. Etkileşim tasarımı biçimle ilgilenirken, asıl odak noktası davranıştır. Etkileşim tasarımı, şeylerin nasıl olduğunu analiz etmek yerine, şeyleri olabilecekleri gibi sentezler ve hayal etmektedir. Etkileşim tasarımının bu unsuru, etkileşim tasarımını bir bilim veya mühendislik alanının aksine bir tasarım alanı olarak karakterize eden unsurdur.\nYazılım mühendisliği gibi disiplinler, teknik paydaşlar için tasarım yapmaya yoğun bir şekilde odaklanırken, etkileşim tasarımı, ilgili teknik veya iş kısıtlamaları dahilinde kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamaya ve deneyimlerini optimize etmeye odaklanmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Etkileşim tasarımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Etkileşim tasarımı, etkileşimli dijital ürünler, ortamlar, sistemler ve hizmetler tasarlama pratiğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "524", + "context": "Evrensel tasarım, üretilecek bir yapının, ürünlerin, yazılımın veya ortamların; dünyadaki tüm insanların fizyolojik özelliklerine, yaşına, cinsiyetine, ırkına, boyuna, kilosuna, yetersizliğine, ekonomik ve eğitim düzeyine vb bakılmaksızın herkes için eşit kullanılabilir tasarlanması anlamına gelir. Evrensel tasarım terimi, mimar Ronald Mace tarafından farklılığı ne olursa olsun tüm insanların mümkün olan en geniş ölçüde, eşit şekilde faydalanabileceği bir tasarım kavramı olarak ortaya çıkmıştır.", + "question": "Evrensel tasarım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Evrensel tasarım, üretilecek bir yapının, ürünlerin, yazılımın veya ortamların; dünyadaki tüm insanların fizyolojik özelliklerine, yaşına, cinsiyetine, ırkına, boyuna, kilosuna, yetersizliğine, ekonomik ve eğitim düzeyine vb bakılmaksızın herkes için eşit kullanılabilir tasarlanması anlamına gelir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "525", + "context": "Fiziksel veya gömülü programlama en geniş anlamıyla yazılım ve donanım kullanarak analog dış dünyayla veri alışverisi yapan fiziksel sistemler tasarlama işine verilen isimdir. Her ne kadar bu açıklama akıllı trafik kontrol sistemleri veya fabrika otomasyonu gibi şeyleri de içerse de aslında bu terim bu gibi şeyler için kullanılmamaktadır. Fiziksel programlama aslında insanların dijital dünyayla ilişkilerini anlamaya yardımcı bir yaratıcı çerçevedir. Günlük kullanımda bu terim algılayıcılar ve mikrodenetleyiciler ile analog dünyadan bilgi alarak bu bilgiyi işleyip motor, servo gibi elektromekanik sistemler veya ışıklandırma aygıtları gibi çıkış cihazlarına ileten el yapımı sanat nesneleri, tasarımlar ve \"kendin yap\" hobi projelerini kapsamaktadır.", + "question": "Fiziksel programlama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fiziksel veya gömülü programlama en geniş anlamıyla yazılım ve donanım kullanarak analog dış dünyayla veri alışverisi yapan fiziksel sistemler tasarlama işine verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "526", + "context": "Futuristik, kendi zamanına göre ileriyi öngörebilen, ilerici-modern çizgiler taşıyan demektir. Latin dillerindeki \"futur\", \"futura\" kelimelerinden gelir.\nMimarlıkta ve tasarımda kullanılan bir terimdir. Ayrıca çağın ötesinde düşünceleri olan filozofların düşünceleri için de kullanılır.", + "question": "Fütüristik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Futuristik, kendi zamanına göre ileriyi öngörebilen, ilerici-modern çizgiler taşıyan demektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "527", + "context": "Görsel tasarım öğeleri ve ilkeleri hakkında, görsel tasarım pratiği hakkında temel", + "question": "Görsel tasarım öğeleri ve ilkeleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Görsel tasarım öğeleri ve ilkeleri hakkında, görsel tasarım pratiği hakkında temel." + ], + "answer_start": [ + -1 + ] + } + }, + { + "id": "528", + "context": "Hizmet tasarımı, bir hizmetin kalitesini ve hizmet sağlayıcı ile kullanıcıları arasındaki etkileşimi geliştirmek için insanları, altyapıyı, iletişim ve malzeme bileşenlerini planlama ve düzenleme faaliyetidir. Hizmet tasarımı, mevcut bir hizmetteki değişiklikleri bilgilendirmenin veya tamamen yeni bir hizmet yaratmanın bir yolu olarak işlev görebilmektedir.\nHizmet tasarım metodolojilerinin amacı, hem kullanıcıların ihtiyaçlarına hem de hizmet sağlayıcıların yetkinlik ve yeteneklerine göre hizmetlerin tasarlanması için en etkili uygulamaları oluşturmaktır. Başarılı bir hizmet tasarımı yöntemi uyarlanırsa, hizmet kullanıcı dostu ve kullanıcılarla ilgili olurken, hizmet sağlayıcı için sürdürülebilir ve rekabetçi olacaktır. Bu amaçla hizmet tasarımı, etnografiden bilgi ve yönetim biliminden etkileşim tasarımına kadar farklı disiplinlerden türetilen yöntem ve araçları kullanılmaktadır. Hizmet tasarımı kavramları ve fikirleri, hizmet süreçlerinde yer alan paydaşların kültür, beceri ve anlayış düzeyine göre farklı temsil teknikleri kullanılarak tipik olarak görsel olarak tasvir edilmektedir.", + "question": "Hizmet tasarımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hizmet tasarımı, bir hizmetin kalitesini ve hizmet sağlayıcı ile kullanıcıları arasındaki etkileşimi geliştirmek için insanları, altyapıyı, iletişim ve malzeme bileşenlerini planlama ve düzenleme faaliyetidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "529", + "context": "Italdesign-Giugiaro S.p.A, (kısaca Italdesign) İtalyan otomobil tasarım ve mühendislik firmasıdır. Şirket 1968 yılında kurulmuştur. Studi Italiani Realizzazione Prototipi SpA olarak başta Fiat grubu olmak üzere (Ferrari, Maserati, Alfa Romeo, Lancia) birçok marka için tasarımlar yapmıştır. 2010 yılında hisselerinin %90'ı Volkswagen'e satılmıştır. Italdesign, otomotiv mühendisliği, prototip ve test hizmetleri sunmaktadır.", + "question": "Italdesign Giugiaro nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Italdesign-Giugiaro S." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "530", + "context": "İllüstrasyon (Fransızca: illustration), resimleme, bezeme. Basılı, el yazması veya dijital yayınların (dergi, kitap, gazete vb.) içinde yer alan bir metinle ilgili, onu açıklayan, somutlaştıran, süsleyen resim, desen. İllüstrasyon sanatını icra edenlere illüstratör denir.\nAntik mağara resimlerinden, günümüzde gazetelerde çizilen karikatürlere kadar farklı illüstrasyon örnekleri vardır. Grafik sanatların bir koludur.", + "question": "İllüstrasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İllüstrasyon (Fransızca: illustration), resimleme, bezeme." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "531", + "context": "Veri görselleştirme, belirli bir konuda büyük miktarda karmaşık veri ve enformasyonu anla��ılır kılabilmek amacıyla tasarlanan ve statik, dinamik veya interaktif öğeler içeren bir tasarım pratiğidir.", + "question": "Veri görselleştirme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Veri görselleştirme, belirli bir konuda büyük miktarda karmaşık veri ve enformasyonu anlaşılır kılabilmek amacıyla tasarlanan ve statik, dinamik veya interaktif öğeler içeren bir tasarım pratiğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "532", + "context": "Kullanılabilirlik kavramı incelenmesi gereken çok boyutlu bir kavramdır. Arayüz bu kavramlardan biridir; kullanılan sistemle olan etkileşim ve iletişimi sağlayan araç olması nedeniyle önemli bir ögesidir. Kullanılabilirlik, sistem ve kullanılanların arayüz aracılığı ile açık ve hızlı bir biçimde iletişim kurabilmektir. Geniş anlamıyla kullanılabilirlik; herhangi bir ürünün belirli bir kullanım çerçevesinde, belirli kullanıcılar için, belirli amaçları gerçekleştirmek üzere etkin, verimli ve tatmin edici bir şekilde kullanılmasıdır. Yani kullanılabilirlik kavramı etkililik, etkinlik, performans ve kullanıcı memnuniyeti gibi kavramları içermektedir. Etkinlik; kullanılan amaçlarını ve görevlerini doğru ve tam bir biçimde tamamlama düzeyleridir. Verimlilik; amaçları gerçekleştirirken gösterilen çabayı ve zamanı aynı zamanda da kullanılan kaynakları ifade eder. Memnuniyet ise kullanıcıların sistem kullanımı ile ilgili pozitif tutumları inceler ve kullanıcıların rahatlıklarını ölçer.\nKullanılabilirlik ürünün kabul edilebilirliği üzerinde etkili olmakta ve öğrenilebilirlik, verimlilik, hatırlanabilirlik, hata kontrolü ve memnuniyet olmak üzere beş ayrı özellikten oluşmaktadır.\nKullanabilirlik; iletişim, anlama ve problem çözme etkinlikleri için kullanıcıların bilişsel düzeylerini ifade etmektedir. Kullanılabilir sistemler kullanıcıların verimliliğini ve sistemin kabul edilebilirliğini artırır, hata oranını azaltır ve öğrenme sürecini hızlandırdığı için kullanıcı desteğine olan ihtiyacı azaltır. Kullanıcılar iyi tasarlanmış, gereksinim duydukları ve kolay erişebildikleri sistemlere güvenirler ve pozitif yönde bir tutum sergilerler.\nKullanılabilirlik kavramı aynı zamanda kullanışlılık ile ilişkili bir kavram olup kullanılabilirlik ve yararlılık sisteminin kullanıcılar tarafından kabul edilen ölçütler olarak tanımlanır. Kullanışlılık sistemin amaca uygunluğunu, kullanılabilirlik ise kullanıcıların kullanım kolaylığını göstermektedir. Kullanılabilirlik; kullanıcı, çevre ve görevler gibi faktörleri içeren kullanım bağlamı ile doğrudan ilişkili bir kavramdır. Tasarım ürünleri, kullanıcı kitlesinin özelliklerine ve kullanım çevresine uygun olarak tasarlanmalıdır.", + "question": "Kullanılabilirlik ve etkileşim tasarımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kullanılabilirlik kavramı incelenmesi gereken çok boyutlu bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "533", + "context": "LoCoS, (Lovers Communication System) Yukio Ota tarafından 1960'larda tasarlanmış olan, cümlelerin piktogram ve ikonlardan oluştuğu bir görsel işaret dilidir. Biçim, okunuş ve anlamı bir araya getirmeyi mümkün kılar. Bir cümleye bakıldığında anlam ve okunuşu çıkarmak mümkündür. Bunun yanında, okunuş duyulduğu zaman buna rastgelen cümle ve anlama da varmak mümkündür. LoCos, 18 temel işaretten oluşur.", + "question": "LoCoS nedir?", + "answers": { + "text": [ + "LoCoS, (Lovers Communication System) Yukio Ota tarafından 1960'larda tasarlanmış olan, cümlelerin piktogram ve ikonlardan oluştuğu bir görsel işaret dilidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "534", + "context": "Fikir ve hayallerle oluşturulan soyut kurgunun, somut kurguya dönüştürülmesi.\nBir ürünle ilgili olarak; fonksiyon, renk, ebat, performans, görsellik gibi talepleri, üretilebilir ürün olarak sınır şartlar çerçevesinde karşılama faaliyetidir.\nSınır şartlar, standartlar, regülasyonlar ve patentler gibi yasal çerçevelerle birlikte; fizik, kimya ve matematik bilimlerinden alınan verilerle ortaya çıkar.\nKarakalemle eskiz olarak çizilmiş bir sürahinin; sürahilerle ilgili yasal mevzuata uygun,\niçinde su taşıyabilecek bir hacme, sürahiyi ve içindeki suyu taşıyabilecek bir kulpa ve\nuzun bir kullanım ömrüne sahip, ekonomik olarak kabul edilebilir proseslerle üretilebilen,\ninsanlığa ve emek verenlere, fayda veya katma değer sağlar hale getrilmesi ile örneklendirilebilir.", + "question": "Mekanik tasar��m nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fikir ve hayallerle oluşturulan soyut kurgunun, somut kurguya dönüştürülmesi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "535", + "context": "Montaj odaklı tasarım (MOT, İngilizce: Design for assembly, DFA), ürünlerin ve parçaların, montaj kolaylıkları göz önünde bulundurularak tasarlandığı bir süreçtir. Bir ürün daha az parça içeriyorsa montajı daha az zaman alır ve böylece montaj maliyetleri düşer. Ayrıca, parçaların el ile kavranmasını, taşınmasını, yönlendirilmesini ve takılmasını kolaylaştıran özelliklere sahip olması, montaj süresini ve montaj maliyetlerini de azaltacaktır. Bir montajdaki parça sayısının azaltılması, genel olarak montajdaki parçaların toplam maliyetinin düşürülmesi gibi ek bir avantaj sağlar. Bu, genellikle montaj odaklı tasarım uygulamasının büyük maliyet avantajları sağladığı durumdur.", + "question": "Montaj odaklı tasarım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Montaj odaklı tasarım (MOT, İngilizce: Design for assembly, DFA), ürünlerin ve parçaların, montaj kolaylıkları göz önünde bulundurularak tasarlandığı bir süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "536", + "context": "Sahne tasarımı (ya da set tasarımı), bir tiyatro oyununun sahne üzerinde canlandırılması için dekor, kostüm, aksesuar, butafor, ışık, efekt ve diğer tüm görsel işitsel ortamının tasarımıdır. Sahne tasarımı tüm sayılan alanların tasarımının genel adıdır. Sahne tasarımcıları çeşitli sanatsal alanlardan olabilir; ancak, günümüzde bu işle uğraşanlar genellikle güzel sanatlar fakültesi mezunlarıdır.", + "question": "Sahne tasarımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sahne tasarımı (ya da set tasarımı), bir tiyatro oyununun sahne üzerinde canlandırılması için dekor, kostüm, aksesuar, butafor, ışık, efekt ve diğer tüm görsel işitsel ortamının tasarımıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "537", + "context": "Sanat eseri, insanın duyularına hitap eden, öncelikli olarak amacı estetik haz uyandırmak olan, çeşitli malzemeler ile sanatçı tarafından meydana getirilen özgün üründür. Edebiyat ve müzik eserleri de dahil olmak üzere, sanat olarak kabul edilen herhangi bir eser dışında, bu terim temel olarak somut, taşınabilir görsel sanat formları için geçerlidir. Görsel sanatlarda bir sanat eseri, profesyonel olarak belirlenen veya öncelikle bağımsız bir estetik işlevi yerine getirdiği düşünülen fiziksel iki veya üç boyutlu bir nesnedir.\nSanat eseri, onu oluşturan sanatçının algı, fikir, sezgi ve zevklerine göre şekillenir; sanatçı iletmek istediği düşünceyi esere yansıtır, dolayısıyla sanat eserleri özneldir. Sanat eserinin asıl yapım amacı güzel olanı ortaya koymaktır, fayda sağlamak için yapılmaz ve ticari kazanç elde etme amacı taşımamalıdır.\nVarlık amacı yararlı olmak olan ve ürettiği eserlerden maddi kazanç sağlayan, günlük ihtiyaçları karşılamaya yarayan eserler meydana getiren işlere zanaat; bu işler ile uğraşıp zanaat yapan kişiye de zanaatkâr denir. Bu ürünler tek ve öznel olmayabilir; bir zanaatkâr bir eserin benzerlerini çok kez yapılabilir.\nSanatçının ve zanaatkârın kullandıkları malzemeler çoğu zaman aynı olsa da bu malzemeleri kullanış ve eseri meydana getirme amaçları birbirinden farklıdır. Sanatçı estetik zevk oluşturmak; zanaatkâr ise faydalı olmak amacı ile eserler üretir. Sanatçı bir eser üretirken her defasında özgün olmalı ve farklı ürünler ortaya koymalıyken; zanaatkâr bir eserin aynısını çok kez aynı şekilde yapabilir ve bundan standardı belirlenmiş bir ücret alır.", + "question": "Sanat eseri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanat eseri, insanın duyularına hitap eden, öncelikli olarak amacı estetik haz uyandırmak olan, çeşitli malzemeler ile sanatçı tarafından meydana getirilen özgün üründür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "538", + "context": "Skeomorfizm, bir nesnenin çalışma prensibi farklı olmasına rağmen daha önceden bilinen farklı bir nesneyi hatırlatacak şekilde tasarlanması.\nSkeuomorphism, nesnelerin 2 boyutlu düzleme aktarılırken daha gerçekçi ve 3 boyutlu çizgiler ve şekiller kullanılarak tasarlandığı bir tasarım trendidir. Skeuomorphism kelimesi Yunanca kökenlidir ve \"kap veya alet\" anlamına gelen \"skeuos\" ile \"şekil\" anlamına gelen \"morphḗ\" kelimelerinden türetilmiştir. Bu tasarım akımı özellikle 2000-2013 yılları arasında ikonlar ve arayüzlerde yaygın olarak tercih edilmiştir.\nBilgisayar sistemlerine yeni alışmaya başlayan insanlar için tasarımcılar, kullanımı daha kolay hale getirmek için düğmeler ve şekiller gibi unsurları detaylı bir şekilde hazırlamışlardır. Skeuomorphism tasarımında gölgeler ve 3 boyutlu detaylar sıkça kullanılır. Temel amacı, bilgisayar kullanmayı bilmeyen kişiler için bilgisayar kullanımını kolaylaştırmaktır. Özellikle 1980'lerden itibaren bilgisayar teknolojisi hayatımıza girdiğinde, bu yeni teknoloji insanlar için oldukça karmaşık bir hal aldı. Kullanıcılar için birçok zorluk barındıran bilgisayarlar, zor bir şekilde kullanıldı. Bu nedenle, içerik açısından karmaşık olan bilgisayar arayüzleri daha basit ve anlaşılır hale getirilmeliydi. İşte bu sebeple Skeuomorphism tasarım akımı ortaya çıktı. Bu tasarım akımı, kullanıcılara daha anlaşılır bir deneyim sunarak bilgisayar kullanımını kolaylaştırmayı amaçlamıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Skeomorfizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Skeomorfizm, bir nesnenin çalışma prensibi farklı olmasına rağmen daha önceden bilinen farklı bir nesneyi hatırlatacak şekilde tasarlanması." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "539", + "context": "Takı tasarımı, altın, gümüş, platin gibi değerli madenler ile değerli taş ve yarı değerli taşları işleyerek takı üretme işidir. Maddi değeri yüksek malzemeler kullanarak yapılan tasarıma mücevher tasarımı denir.\nEn eski el sanatlarından birini icra eden takı ve mücevher tasarımcıları büyük duygusal önemi ya da sembolik anlamı olabilecek, dekoratif nesneler ya da takılabilir sanat eserleri olarak da kabul gören parçalar üretebilme becerisine sahiptir. Sipariş edilen tasarım özelliklerine tam anlamıyla vakıf olabilmeleri için siparişcilerine ya da müşterilerine doğrudan ilişki kurabilecek beceride olmanın yanı sıra üretimi gerçekleştirmek için gerekli el becerisi ve yaratıcılık konusunda da usta olmaları beklenmektedir.\nTakı/mücevher tasarımcıları üretim sürecinin farklı aşamalarını gerçekleştirmeleri için uzmanlaşmış firmalarla bağlantı kurarak kendileri sadece tasarım aşamasına yoğunlaşabilirler.", + "question": "Takı tasarımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Takı tasarımı, altın, gümüş, platin gibi değerli madenler ile değerli taş ve yarı değerli taşları işleyerek takı üretme işidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "540", + "context": "Tasarım araçları, tasarım yapmak için kullanılan her türlü nesne, ortam veya bilgisayar programlarıdır. Tasarım araçları tasarım fikirlerini, üretim biçimini ve algıyı etkilerler. Bu nedenle yetkin tasarımcılar tarafından doğru bir şekilde kullanılmaları gerekir.", + "question": "Tasarım aracı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tasarım araçları, tasarım yapmak için kullanılan her türlü nesne, ortam veya bilgisayar programlarıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "541", + "context": "Tasarım odaklı düşünme, tasarım kavramlarının (yeni ürünler, binalar, makineler, vb.) geliştirildiği bilişsel, stratejik ve pratik süreçleri ifade eder. Tasarım odaklı düşünmenin temel kavramlarının ve yönlerinin birçoğu, hem deneylerle hem de doğal bağlamlarda farklı tasarım alanlarında, bilgi ve pratiğe dayalı araştırmalar ve çalışmalarla tanımlanmıştır.\nAynı zamanda tasarım odaklı düşünme, hem sosyal hem de iş bağlamında ürün ve hizmetlerin inovasyonu ile ilişkilendirilebilir. Diğer yandan tasarım odaklı düşünme, ürün ve hizmetlerde tasarımın ön plana çıkmasını sağlayıp teknik açıdan zayıflamasını ve hatta teknik bilgi ve becerilerin rolünü önemsizleştirmesi sebebiyle sıkça eleştirilmektedir.", + "question": "Tasarım düşüncesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tasarım odaklı düşünme, tasarım kavramlarının (yeni ürünler, binalar, makineler, vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "542", + "context": "Tasarımcı, bir şeyin şeklini veya yapısını, yapılmadan önce çizim veya planlarını hazırlayan kişidir. Tasarım yönetimi, tasarım yöntemleri, tasarım aracı ve tasarım düşüncesini kullanmak, tasarımcı olmanın en önemli yönleridir.\nSomut veya soyut nesneler, ürünler, süreçler, yasalar, oyunlar, grafikler, hizmetler veya deneyimler yaratan herkes tasarımcı olarak adlandırılabilir.\nTarihsel olarak, tasarımın ana alanı sadece mimari olarak kabul edildi. Giysi, mobilya ve diğer yaygın eserlerin tasarımı çoğunlukla geleneğe veya zanaatkarlara bırakıldı.", + "question": "Tasarımcı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tasarımcı, bir şeyin şeklini veya yapısını, yapılmadan önce çizim veya planlarını hazırlayan kişidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "543", + "context": "Teknik Estetik (Rusça: Техническая эстетика), Ocak 1964 ve Temmuz 1992 arasında yayınlanan ve 30.000 tiraja sahip tasarım konularına adanmış bir aylık Sovyet dergisidir. Sovyetler Birliği Teknik Estetik Araştırma Enstitüsü VNIITE tarafından çıkarılmıştır. Kapsadığı konulardan bazıları Rusya'da ve yurtdışında tasarım tarihi, teorisi ve pratiği, ergonomi, sanat ve tasarım eğitimi, tasarım sergileri ve kitaplarının incelenmesiydi. Dergi, genellikle Sovyet meslektaşlarıyla karşılaştırılan batılı tasarımcıları ve yeniliklerini düzenli olarak ortaya koydu. Ayrıca, 1920'lerin başında Rus tasarımının temellerini atmış olsalar bile, Stalin tarafından Sosyalist gerçekçilik adına kınanan Rus yapısalcılık gibi hareketlerin anısını canlı tutuyordu.\nO zamanlarda Rusçada tasarım kavramı neredeyse bulunmuyordu. Bu kavramı karşılamaya başlayan teknik estetik terimi kullanılmaya başlanmıştı. Sanat tarihçisi Alexandra Chiriac'a göre de, teknik estetik terimi 1960'larda Rusya'da, o sırada ülkede gerçekten gelişmemiş olan, sonrasında da VNIITE araştırma enstitüsü ve Teknik Estetik dergisi aracılığıyla tanıtılacak olan, tasarım alanı hakkında konuşabilmek için üretilmişti.", + "question": "Tehniçyeskaya estetika nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknik Estetik (Rusça: Техническая эстетика), Ocak 1964 ve Temmuz 1992 arasında yayınlanan ve 30." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "544", + "context": "Ticarileştirme veya ticarileşme, yeni bir ürünü veya üretim yöntemini ticarete sokma ve onu pazarda bulundurma sürecidir. Bu terim genellikle özellikle kitlesel pazara girişi ifade etmektedir (önceki niş pazarlara girişin aksine), ancak aynı zamanda laboratuvardan ticarete geçişi de içerir. Pek çok teknoloji, araştırma ve geliştirme laboratuvarında veya bir mucidin atölyesinde başlayarak başlangıç aşamasında (prototip olarak) ticari kullanım için pratik olmayabilir. Araştırma ve geliştirme sürecinin \"geliştirme\" aşaması, ürün veya yöntemi karlı bir ticari teklif haline getirmek amacıyla sistemlerin tasarlanması nedeniyle zaman ve para gerektirir.\nYeni bir ürünün piyasaya sürülmesi yeni ürün geliştirmenin son aşaması olup bu noktada reklam, satış promosyonu ve diğer pazarlama çabaları ürün veya yöntemin ticari olarak benimsenmesini teşvik etmektedir. Teknolojilerin iş dünyasına girdiği ticarileşmenin ötesinde, bilgisayarların laboratuvardan işletmeye ve ardından eve, cebe veya vücuda girmesi gibi, tüketim malları haline geldikleri tüketicileşme de söz konusu olabilmektedir.", + "question": "Ticarileştirme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ticarileştirme veya ticarileşme, yeni bir ürünü veya üretim yöntemini ticarete sokma ve onu pazarda bulundurma sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "545", + "context": "Doğuştan gelen yetenek, sanatsal yetenek ve yaratıcılık yoluyla canlı hayal gücünü ifade etme becerisi olan uygulamalı sanat, bir meslek olarak ele alınabilecek bir zanaattır. 'Uygulamalı sanatların' tek amacı, yalnızca çeşitli ve geniş hayal gücünü kullanarak görsel bir muamele sağlamaktır. Uygulamalı sanat genellikle 'güzel sanatlar' olarak karıştırılır ancak iki terim arasında ince bir fark vardır. 'Güzel Sanatlar', sanatçının herhangi bir pratik faydası olmayan yaratıcı yeteneğini ifade ederken, 'uygulamalı sanatlar' çevremizdeki şeyleri ve günlük kullanımı güzel ve göze rahatlatıcı görünmesini sağlamaktadır. Bu nedenle 'uygulamalı sanatlar' grafik tasarım, iç tasarım, moda tasarımı, mimari, reklam ve görsel iletişimi içermektedir. Aynı zamanda fonksiyonel sanat, sepet dokuma, çanak çömlek, mücevher yapımı vb. el sanatı gerektiren unsurları da içermektedir. İnsanın doğuştan gelen bir çizim ve resim yeteneğine sahip olduğu söylenmektedir. Ama bazı insanlar için bu bir tutkudur. Bir kişi bir sanatçı olarak başarılı olmak istiyorsa, 'uygulamalı sanat'ın nüanslarını kavramak için bilgi edinmek için eğitimden geçmelidir.\n\nUygulamalı sanat örnekleri şunlardır.\n\nEndüstriyel tasarım ve seri üretilen nesneler.\nMimarlık (aynı zamanda güzel bir sanat olarak sayılır.)\nSeramik\nOtomotiv tasarımı\nModa tasarımı\nHat\nDekorasyon\nGrafik tasarım\nKartografik (harita) tasarım", + "question": "Uygulamalı sanat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğuştan gelen yetenek, sanatsal yetenek ve yaratıcılık yoluyla canlı hayal gücünü ifade etme becerisi olan uygulamalı sanat, bir meslek olarak ele alınabilecek bir zanaattır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "546", + "context": "Wabi-sabi (Japonca: 侘寂), Japon estetiğinde geçiş ve kusurun kabulü üzerine odaklanmış bir dünya görüşüdür. Budist öğretisinin, özgüven (無常, mujō), ızdırap (苦, ku) ve boşluk veya anlamsızlık (空, kū) olmak üzere varoluşun üç işareti (三法印, sanbōin) öğretisinden türetilmiş bir kavram olup bazen kusurlu, kalıcı ve eksik bir güzellik olarak tanımlanır.", + "question": "Wabi-sabi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Wabi-sabi (Japonca: 侘寂), Japon estetiğinde geçiş ve kusurun kabulü üzerine odaklanmış bir dünya görüşüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "547", + "context": "WYSIWYG, İngilizcede \"What You See Is What You Get\" teriminin baş harflerinden oluşan bir bilgisayar terimidir. Türkçesi Ne Görüyorsan Onu Alırsın demek olup ekranda görülene çok benzer bir çıktı alınacağı ortamları tanımlar.\nKelime, işlemci ve metin düzenleyiciler sınıflandırmasında kullanılmaktadır.\nBir Ne Görüyorsan Onu Alırsın aracını diğer uygulamalardan ayıran en önemli özellik, yeni girilen veya değiştirilen bir bilgisayar nesnesinin sonlandırılmış hâlinin (önizlemesinin) gerçek veya gerçeğe yakın zamanlı olarak gösterebilmesidir. Yazı düzenleyicileri arasında bu farklılık sayesine WYSIWYG düzenleyicileri daha çok tercih edilmektedir.\nWYSIWYG tanımında göz önüne alınması gereken bir diğer nokta, aslında hiçbir düzenleyicinin gerçek anlamda bire bir önizleme yapmadığı, fakat bu terimin bilgisayar terminolojisine bu şekilde yerleştiğidir. Mesela bir WYSIWYG yazı düzenleyicisi genelde bütün değiştiricilerde olduğu gibi bit atamalı olarak haritalanmış (bit-map veya bitmap) yazı biçimleri kullanmaktadır. Bu durumda aslında bilgisayar ekranında görülen asıl dosya ile bu dosyadan kağıda basılacak olan belge arasında gözle hissedilir bir farka yol açmaktadır; zirâ standart bir lazer yazıcı, ortalama 300 dpi çözünürlüğünde iken iyi bir bilgisayar ekranının çözünürlüğü 100 dpi civarındadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "WYSIWYG nedir?", + "answers": { + "text": [ + "WYSIWYG, İngilizcede \"What You See Is What You Get\" teriminin baş harflerinden oluşan bir bilgisayar terimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "548", + "context": "Yeni medya (yeni ortamlar, yeni araçlar, yeni mecralar), bilgisayarların işlem gücü olmadan oluşturulamayacak veya kullanılamayacak olan ortamlara denir. Genellikle dijital olup kullanıcısına veya hedef kitlesine etkileşim olanağı sağlar.\nYeni medyaya örnek olarak internet, web siteleri, video oyunları, CD-ROM ve DVD'ler sayılabilir. Dijital etkileşimi etkin kılan teknoloji ile birleştirilmedilerse, yeni medya televizyon programlarını, dergileri, kitapları ya da kâğıt üzerine yayınları içermez. Örnekler: Vikipedi, çevrimiçi ansiklopedi, internet ortamındaki dijital belgeler, görüntü ve videolar, web bağlantıları ve bir editor topluluğunun yaratıcı katkısı, kullanıcıların etkileşimli geri bildirimleri ya da bağışcı grubunun yardımlarının bir araya geldiği yerler. Facebook da çoğu kullanıcının aynı zamanda katılımcı olarak yer aldığı sosyal medya örneğidir.\nYeni medya olarak sayılabilecek ortamlar tartışmalı da olsa aşağıdakiler çoğunlukla bu terime dahil edilir:\n\nBilgisayar oyunları\nSanal gerçeklik ortamları\nMultimedya (Çok ortamlı; Ses, Video, İnteraktif platformlar, Animasyon, Metin vb) CD-ROM'lar gibi...\nYazılım\nWeb siteleri (blog'lar, wiki'ler de dahil olmak üzere)\nElektronik posta\nElektronik kiosklar\nİnteraktif televizyon\nMobil medya\nSosyal medya\nPodcast\nHypertext edebiyatı\nBlog", + "question": "Yeni medya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yeni medya (yeni ortamlar, yeni araçlar, yeni mecralar), bilgisayarların işlem gücü olmadan oluşturulamayacak veya kullanılamayacak olan ortamlara denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "549", + "context": "Tasarım yönetimi proje yönetimi, tasarım, strateji ve besleme zinciri (supply chain) tekniklerini yaratıcı bir süreci, yaratıcı bir kültürü desteklemek için, aynı zamanda tasarım için bir yapı ve organizasyon oluşturmakta kullanan bir işletme disiplinidir.\nBasitçe ifade etmek gerekirse, tasarım yönetimi tasarımın işletme yönüdür. Tasarım yönetimi devam eden süreçleri, işletme kararlarını ve stratejilerini ele alarak, inovatif ve yaratıcı çözümler üretmek üzere ürünler, hizmetler, iletişimler, çevreler ve markalar oluşturarak yaşam konforumuzu artırır ve organizasyonel başarı sağlar. Tasarım yönetimi disiplini pazarlama yönetimi, operasyon yönetimi ve stratejik yönetim ile iç içe geçmiştir.\nSoyut düzeyde, tasarım yönetimi tasarımın arayüzü, organizasyon ve pazar ile ilgili 3 ana noktada kilit rol oynar.\n\nTasarım stratejisini şirket ve marka stratejisine entegre etmek\nFarklı alanlarda ortaya çıkan tasarım sonuçlarının kalitesini ve sürekliliğini kontrol etmek\nYeni kullanıcı deneyimleri (UX-User Experience) metotları üretmek, kullanıcı ihtiyaçları ve rakiplerden farklılaşmak ile ilgili çalışmalar yapmak\nYani tasarım yönetimi bir organizasyonda görev alacak kişilerden, çalışmaların nasıl yürütüldüğüne, belirlenen stratejilerin uygulanmasına kadar geniş kapsamda çalışmalar yürütür.\nTasarım yönetimi bir firmadaki çalışanlar, ortaya çıkan ürün ve kullanıcılar arasında ilişki kurar.", + "question": "Tasarım yönetimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tasarım yönetimi proje yönetimi, tasarım, strateji ve besleme zinciri (supply chain) tekniklerini yaratıcı bir süreci, yaratıcı bir kültürü desteklemek için, aynı zamanda tasarım için bir yapı ve organizasyon oluşturmakta kullanan bir işletme disiplinidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "550", + "context": "Karşılaştırmalı mitoloji, dünyadaki mitolojik motif, karakter, anlatı ve kurguları birbirleriyle karşılaştırarak inceleyen disiplindir. Temel olarak difüzyoncu ve evrimci olarak iki anlayışa ayrılır. Difüzyoncu anlayış, mitler ve anlatıların bir kaynaktan diğerine geçerek yayıldığını söyler ve benzerliklerin bundan ileri geldiğini iddia ederken, evrimci anlayış insanoğlunun kolektif bilincinin, bilinçaltının yahut birtakım bilişsel özelliklerinin etkisiyle, benzer anlatıların birbirinden bağımsız olarak farklı yerlerde ortaya çıkabileceğini söyler.", + "question": "Karşılaştırmalı mitoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karşılaştırmalı mitoloji, dünyadaki mitolojik motif, karakter, anlatı ve kurguları birbirleriyle karşılaştırarak inceleyen disiplindir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "551", + "context": "Mitoloji, mit veya söylen bilimi belirli bir din veya kültürdeki insanlık ile evrenin yaratılış ve doğasını, geleneklere özgü inanç ve uygulamaların sebebini açıklamaya yönelik söylencelerin tümü. Mit (söylen) sözcüğü gerçekte doğru olmayan bir hikâye veya anlatı için tercih edilir ve çoğunlukla bir yanlışlık, doğru olmayan unsur vurgusu barındırır.", + "question": "Mitoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mitoloji, mit veya söylen bilimi belirli bir din veya kültürdeki insanlık ile evrenin yaratılış ve doğasını, geleneklere özgü inanç ve uygulamaların sebebini açıklamaya yönelik söylencelerin tümü." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "552", + "context": "2012 fenomeni, 21 Aralık 2012 tarihinde felaket ve dönüşümlerin yaşanılacağına inanılan bir dizi eskatolojik inancı içermektedir. Bu tarih, Mesoamerican Uzun Sayım takviminin 5125 yıllık uzun bir döngüsünün bitişi olarak kabul edilmektedir. Çeşitli gök bilimsel sıralanmalar ve ebced formüllerinin bu tarihe ait olduğu ileri sürülmektedir fakat bu, bilim tarafından kabul edilmemektedir.\n2012 ile ilgili bazı teoriler ve kehanetler şunlardır:\n\nMuhyiddin İbni Arabi'nin verdiği haberler\nNibiru, Gezegen X, Marduk veya 12'nci gezegen\nFoton kuşağı teorisi\nSchumann rezonansı\nNostradamus’un kehaneti\nBaba Vanga'nın kehaneti\nGüneş fırtınaları\n5125 yıllık Maya takviminin sonu", + "question": "2012 fenomeni nedir?", + "answers": { + "text": [ + "2012 fenomeni, 21 Aralık 2012 tarihinde felaket ve d��nüşümlerin yaşanılacağına inanılan bir dizi eskatolojik inancı içermektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "553", + "context": "Roma efsanelerinde Orta İtalya'nın en eski sakinleridir. Aborigenler, kendilerini ağaçların çocuğu sayarlardı. Yasasız, kentsiz, orada burada gezerek yaşarlar ve yabani meyvelerle beslenirlerdi. İsimlerinin \"ilk halk\" anlamına geldiği düşünülmüştür. Aineias, Troialıların başında Latium'a geldiği zaman, bu halka Latinus krallık ediyordu. Aborigenler, Troialılarla birleşerek, kral Latinus'un onuruna \"Latin\" adını alan halkı oluşturdular.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Aborigenler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Roma efsanelerinde Orta İtalya'nın en eski sakinleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "554", + "context": "Psikolojik anlamda \"affetme\" diğer adıyla \"bağışlama\" veya bir kişi tarafından affedilme/ bağışlanma; başlangıçta mağdur edildiğini veya haksızlığa uğradığını düşünen bir kişinin, belirli bir suçluya ilişkin duygu ve tutumlarında bir değişikliğe gittiği ve kızgınlık ve intikam arzusu (ne kadar haklı olursa olsun) gibi olumsuz duygular\n\n da dahil olmak üzere suçun etkisinin üstesinden geldiği kasıtlı ve gönüllü bir süreçtir. Teorisyenlerin inançları affetmenin aynı zamanda olumsuz duyguların olumlu tutumlarla değiştirilmesini sağladığı (yani suçluyu tolere etme yeteneğinin artması) veya suçluyla uzlaşmayı gerektirdiği yönünde farklılık göstermektedir. Bazı yasal bağlamlarda, affetme, birisini borç, kredi, yükümlülük veya diğer taleplerden kurtarmak için kullanılan eşanlamlısı \"ibra\" olan bir terimdir.\n Ancak buradaki \"affetme\" ve \"bağışlama\" kavramları basitçe bir cezanın silinmesi anlamına gelen af ile veyahut bir malın bir hakkın bir kişiye/kişilere karşılıksız veya şartlı ama bedelsiz şekilde devrini içeren bir hukuki sözleşme olan bağışlama sözleşmesi ile karıştırılmamalıdır.\nPsikolojik düzeyde bağışlama/affetme; belirli \"hayırseverlik\", bir çıkar ilişkisi nedeniyle, bir eylem zararlı olarak görülmesine rağmen kerhen \"bağışlanması\" veya görmezden gelinmesi anlamında basit bir \"göz yummadan\"/\"mazur görmekten\" veya yalnızca suçluyu bir eylemin sorumluluğundan kurtarmak olan affetmekten veya bir kişinin bilincinden bir suçla ya da suç işleyenle ile ilgili anısını çıkarmaya çalışması anlamına gelen unutmaktan farklıdır. Bazı düşünce ekollerinde, kişinin bir başkasıyla olan ilişkisinin kendi yarısını dönüştürmek için kişisel ve \"gönüllü\" bir çabayı içerir, öyle ki kişi barışa ve ideal olarak psikolog Carl Rogers'ın diğerine karşı \"koşulsuz olumlu saygı\" olarak adlandırdığı şeye geri döner. Bağışlama, geçmişteki bir yanlışı örtebilir ve onu şimdiki zamandan kaldırabilir.\nPsikolojik bir kavram ve bir erdem olarak affetmenin faydaları dini düşünce, felsefe, sosyal bilimler ve tıpta araştırılmıştır. Bağışlama basitçe bağışlayan kişi açısından ele alınabilir, ki bu kişinin kendisini bağışlamasını da içerebilir. Bu [muğlak] affedilen kişi açısından olabileceği gibi, affeden ve affedilen arasındaki ilişki açısından da olabilir. Çoğu bağlamda, bağışlama herhangi bir onarıcı adalet beklentisi olmaksızın ve suçlunun herhangi bir yanıtı olmaksızın yapılır (örneğin, iletişim kurulamayan veya ölmüş bir kişi bağışlanabilir). Pratik anlamda, haksızlığa uğrayan kişinin kendisini affedebileceğine inanması için failin özür (apology) gibi bir tür kabul sunması veya açıkça af dilemesi gerekebilir.\nBağışlamanın sosyal ve siyasi boyutları, \"bağışlamanın\" tamamen özel ve dini alanını içerir. \"Bağışlama\" kavramı genellikle siyasi alanda olağandışı kabul edilir. Ancak Hannah Arendt, \"bağışlama yetisinin\" kamusal meselelerde yeri olduğunu düşünmektedir. Arendt affetmenin, telafisi mümkün olmayan bir durum karşısında kaynakları hem bireysel hem de kolektif olarak özgürleştirebileceğine, insanları sadece orijinal yanlışa tepki göstermeyecek şekilde hareket etmekte serbest bırakabileceğine inanmaktadır: \"Affetmek, sadece yeniden harekete geçmeyen, yeni ve beklenmedik bir şekilde harekete geçen, onu kışkırtan eylem tarafından koşullandırılmayan ve bu nedenle hem affeden hem de affedilen kişiyi sonuçlarından kurtaran tek tepkidir.\"\nSosyolog Benoit Guillou, 1994 soykırımının ardından affetme söylem ve uygulamalarını incelemek üzere Ruanda'da yürüttüğü bir çalışmada, \"affetme\" terimiyle ilişkilendirilen çok çeşitli anlamların ve bunun altında yatan siyasi doğanın altını çizmiştir. Çalışman��n bulgularında yazar, hem çok yönlü uygulamalarının hem de affetmenin sosyal bağların yeniden kurulmasına katkıda bulunabileceği koşulların daha net bir şekilde anlaşılmasını kolaylaştırmak için affetmenin dört temel yönünü ortaya koymuştur.\nDünya dinlerinin çoğunda affetmeye ilişkin öğretiler yer alır ve bunların birçoğu çeşitli modern affetme gelenekleri ve uygulamaları için bir temel oluşturur. Bazı dini doktrinler veya felsefeler, insanların kusurları için ilahi bağışlanma bulmaları gerektiğini vurgularken diğerleri insanların birbirlerini affetmeleri gerektiğine daha fazla vurgu yapar; ancak diğerleri insani ve ilahi bağışlama arasında çok az ayrım yapar veya hiç ayrım yapmaz.\nBağışlama farklı insanlar ve kültürler tarafından birçok şekilde yorumlanır. Bu, ilişki odaklı iletişimde önemlidir. Tüm taraflar bağışlama konusunda ortak bir görüşü paylaştığında, ilişki sürdürülebilir. \"Bağışlamanın öncüllerini anlamak, bağışlamanın fizyolojisini araştırmak ve insanları daha bağışlayıcı olmaları için eğitmek, bu terim için ortak bir anlayışa sahip olduğumuz sonucuna ulaşmamızı sağlar.\"", + "question": "Affetme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikolojik anlamda \"affetme\" diğer adıyla \"bağışlama\" veya bir kişi tarafından affedilme/ bağışlanma; başlangıçta mağdur edildiğini veya haksızlığa uğradığını düşünen bir kişinin, belirli bir suçluya ilişkin duygu ve tutumlarında bir değişikliğe gittiği ve kızgınlık ve intikam arzusu (ne kadar haklı olursa olsun) gibi olumsuz duygular\n\n da dahil olmak üzere suçun etkisinin üstesinden geldiği kasıtlı ve gönüllü bir süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "555", + "context": "Ahit Sandığı veya Sözleşme Sandığı (İbranice: אֲרוֹן הַבְּרִית, Modern: ʾărōn ha'brēt, Tiberyan: ʾārôn habbərîṯ) ya da İslam'da geçen adıyla Tâbutu Sekîne (Arapça: ٱلتَّابُوتُ فِیهِ سَكِینَةࣱ, romanize: et-Tâbûtu fîhi Sekînetu, \"İçinde sukûnet olan tabut\"), Çıkış Kitabı'nda sözü geçen On Emir'in yazılı olduğu iki orijinal taş tableti barındıran, kapaklı ve altın kaplamalı ahşap bir sandıktır. İbraniler'in Yeni Ahit kitabına göre, sandığın içinde aynı zamanda Harun'un asası ve bir tencere man meyvesi bulunuyordu.\nTanakh'a göre Yahudiler'in Antik Mısır'dan çıkışından bir ila iki sene sonrasında Musa'nın emriyle yapımına başlanmıştır. Başlangıçta sandık, Sina Dağı'nın eteklerinde Yahudilerin tarafından kurulmuş taşınabilir ibadethaneler olan Mişkan'larda saklanıyordu. Göçler sırasında Leviyiler tarafından sandık, tahta kollarından tutularak halkın yaklaşık 2,000 cubit (~ 800 metre) önünde olma kuralıyla taşınıyordu.\nTevrat'a göre yapılışı Yahudiler'in Mısır'dan göç edişinden bir yıl kadar sonrasına denk gelmektedir. Sandık Yahudiler Sina Dağında saklanmaktayken Tanrının tarifi ile Musa tarafından yapılmıştır. Akasya ağacından yapılmış bu altın kaplı sandık, Leviler tarafından tahta kollarından tutularak insanların 2,000 cubit (yaklaşık 800 metre) önünden olmak suretiyle taşınmıştır. Sandık taşınırken kendini taşıyan Levilerin ve din adamlarının görmemesini sağlamak için üzerine kat kat deriler ve mavi kumaşlar örtülmüştü. Tanrı sandığın üzerinde yer alan iki melek figürünün arasından Musa'ya görünür ve bu yolla onunla konuşurdu.\nİncil'deki kayıt, İsrailoğullarının Mısır'dan göçünden yaklaşık bir yıl sonra, Sandığın, İsrailliler Sina Dağı'nın eteklerinde kamp kurduklarında Tanrı tarafından Musa'ya verilen modele göre yaratıldığını anlatır. Daha sonra, altın kaplama akasya sandığı, Levililer tarafından, yürüyüş sırasında veya savaşanların ordusu olan İsrail ordusunun önünde halktan yaklaşık 2.000 arşın (yaklaşık 800 metre veya 2.600 fit) önce sopaları tarafından taşındı. Sandık taşındığında deriden ve mor kumaştan yapılmış büyük bir örtü altında saklanıyordu, onu taşıyan rahiplerin ve Levililerin gözlerinden bile her zaman dikkatlice gizlenmişti.", + "question": "Ahit Sandığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ahit Sandığı veya Sözleşme Sandığı (İbranice: אֲרוֹן הַבְּרִית, Modern: ʾărōn ha'brēt, Tiberyan: ʾārôn habbərîṯ) ya da İslam'da geçen adıyla Tâbutu Sekîne (Arapça: ٱلتَّابُوتُ فِیهِ سَكِینَةࣱ, romanize: et-Tâbûtu fîhi Sekînetu, \"İçinde sukûnet olan tabut\"), Çıkış Kitabı'nda sözü geçen On Emir'in yazılı olduğu iki orijinal taş tableti barındıran, kapaklı ve altın kaplamalı ahşap bir sandıktır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "556", + "context": "Asklepios'un Asası (Asklepian olarak da bilinen), Yunan Mitolojisinde şifa ve tıpla ilişkili bir tanrı olan Asklepios tarafından kullanılan yılanla dolanmış bir çubuktur. Sembolün Yunan kökeni ve etkileri hakkında çeşitli teoriler mevcuttur. Modern zamanlarda, acil sağlık hizmetleri için çokça kullanılan bir sembol olmakla birlikte benzerlikler nedeniyle yanlışlıkla Caduceus (ticaretin sembolü) ile karıştırılır.", + "question": "Asklepios'un Asası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Asklepios'un Asası (Asklepian olarak da bilinen), Yunan Mitolojisinde şifa ve tıpla ilişkili bir tanrı olan Asklepios tarafından kullanılan yılanla dolanmış bir çubuktur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "557", + "context": "Chilote mitolojisi veya Chilota mitolojisi, Şili'nin güneyindeki Chiloé Takımadaları'nda yaşayan insanların mitleri, efsaneleri ve inançlarından oluşur. Bu mitoloji, Chilotes'un yaşamında denizin önemini yansıtır.\nChilote mitolojisi, Chiloé Takımadalarında yaşayan yerlilerin (Chonos ve Huilliches ) yerli dinleri ve inançları ile 1567'de Chiloé'de fetih sürecini başlatan İspanyol fatihlerin getirdiği efsaneler ve batıl inançların bir karışımına dayanmaktadır.", + "question": "Chilote mitolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Chilote mitolojisi veya Chilota mitolojisi, Şili'nin güneyindeki Chiloé Takımadaları'nda yaşayan insanların mitleri, efsaneleri ve inançlarından oluşur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "558", + "context": "Dindimene (Eski Yunanca: Δινδυμήνη), eski Frig mitolojisinde tanrıların annesi Kibele'nin isimlerinden biridir. Dindymene tapınakları, Menderes üzerindeki Magnesia gibi antik İyonya'nın bazı bölgelerinde inşa edilmiştir.\nAdını, Kibele Dindimene adına bir tapınağın inşa edildiği Pessinus Frigya'daki Dindymos Dağı'ndan (günümüzde Murat dağı) almış olabilir. Kütahya ve Uşak illeri arasında bulunan Murat Dağı'ndan antikçağ yazarları kutsal sayılan Dindymos dağı olarak söz etmektedir. Efsaneye göre tapınak Argonautlar tarafından inşa edilmiştir. Maeon'un karısı ve Kybele'nin annesi olan Dindyme isminden de türemiş olabilir.\n1847'de Phacopida takımından soyu tükenmiş bir trilobit cinsine Dindiymene adı verilmiştir.", + "question": "Dindymene nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dindimene (Eski Yunanca: Δινδυμήνη), eski Frig mitolojisinde tanrıların annesi Kibele'nin isimlerinden biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "559", + "context": "Efik mitolojisinde Abasi, Yüce Yaratıcı (Tanrı) olarak kabul edilir. Eşi Atai arabulucu olarak bilinir. Atai mısır çocukları olarak bilinen iki insan (bir erkek bir kadın) yarattı, Abasi Akşam yemeği zilini her çaldığında çocukların Abasi ile cennete dönmeleri gerekiyordu. Bu kurallar, Efik halkının bilgelik ve güç olarak Abasi'yi geçmemesi için oluşturulmuştur. Sonunda çocuklar itaatsizlik etti ve Abasi ikisini de öldürdü. Abasi ve Atai tiksindi ve insanlara kaos ve ölüm olmak üzere iki armağan verdiler.", + "question": "Efik mitolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Efik mitolojisinde Abasi, Yüce Yaratıcı (Tanrı) olarak kabul edilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "560", + "context": "Eki (ayrıca Ekhi, Eguzki, Iuski, Iguzki, Iduzki veya Eguzku) Bask dilinde Güneş'in isimleridir. Bask mitolojisinde Eki veya Eguzki, Toprak Ana'nın her gün yanına döndüğü kızı/oğlu olarak görülür.\nİnsanlığın koruyucusu ve tüm kötü ruhların düşmanı olarak görülüyordu. Eski Eski Basklar ona \"büyükanne\" derdi; ve günbatımında onun onuruna ayinler düzenlerlerdi. Güneş battığında Ekhi'nin dünyanın altındaki Itxasgorrieta'ya (\"Kırmızı Denizler\"), annesi Amalur namı diğer Lurbira'nın rahmine gittiğine inanıyorlardı.", + "question": "Eki nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Eki (ayrıca Ekhi, Eguzki, Iuski, Iguzki, Iduzki veya Eguzku) Bask dilinde Güneş'in isimleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "561", + "context": "Fiji mitolojisi, Fiji adasının yerli halkı tarafından uygulanan bir dizi inançtır. En önemli tanrılar Degei ve yüce bir yılan tanrı olan Fiji'dir. O (Fiji) dünyanın yaratıcısıdır. Yeni ölen ruhları iki mağaradan birinden geçtikten sonra yargıçlar: Cibaciba veya Drakulu tarafından sorgulanırdı. Daha sonra yargıçlar birkaçını cennet Burotu'ya gönderdi. Diğerlerinin çoğu, uygun bir şekilde ödüllendirilmek veya cezalandırılmak için sonunda dibe (Murimuria) batacakları bir göle atılırdı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Fiji mitolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fiji mitolojisi, Fiji adasının yerli halkı tarafından uygulanan bir dizi inançtır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "562", + "context": "Guarani halkı Güney Amerika'nın güney-orta kesiminde, özellikle Paraguay'da ve Arjantin, Brezilya ve Bolivya'nın çevre bölgelerinde yaşar.", + "question": "Guarani mitolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Guarani halkı Güney Amerika'nın güney-orta kesiminde, özellikle Paraguay'da ve Arjantin, Brezilya ve Bolivya'nın çevre bölgelerinde yaşar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "563", + "context": "İfigenia veya İphigenia, Miken Kralı Agamemnon ile Clytemnestra'nın kızıdır. Kardeşleri ise Elektra, Orestes ve Khrysothemis'tir.\nAgamemon, Artemis Korusunda avlanırken kutsal bir geyiği öldürüp, böbürlendiği için tanrıça Artemis'i kızdırır. Böylece Akha Ordusunun Aulis'ten Truva'ya açılmasını sağlayacak uygun rüzgarlar çıkmaz. Agamemnon böylece ordunun bilicisi Kalkhas'a danışır. Kalkhas, düş yorumcularının en büyüğüdür; geçmişi, geleceği, şimdiyi bilmektedir. Ona, bu hüneri Apollon vermiştir. Kalkhas, tanrıça Artemis'in Agamemnon'a sinirli olduğunu, eğer kızını tanrıçaya kurban ederse yola çıkmasını sağlayacağını söyler.\nBunun üzerine kızı İphigenia'yı Miken'den Akhilleus ile evlendireceğini bahanesi ile getirtir ve onu Artemis'e kurban ederek uygun rüzgarların çıkmasını sağlar. Bu hikâye özellikle Euripides'in İphegenia Aulis'te isimli oyununda anlatılır. Truva Savaşı'nın başlaması, Yunan prenses İphigenia'nın kurban edilmesi ile olur. Yine Truva Savaşı'nın bitimi ise, Truvalı prenses Polyksena'nın kahraman Akhilleus'un mezarında kurban edilmesi ile sonlanır. İki kadın da, herkesi hayran bırakacak bir şekilde, ölümlerine isteyerek, omuzları dik giderler ve erkeklerin hayranlığını kazanırlar.\nKızının ölümüne çok üzülen Clytemnestra ise Agamemnon Truva Savaşı'ndan döndükten sonra onu öldürecektir. Böylece oğulları Orestes de kız kardeşi Elektra ile birlikte, annesi Clytemnestra'yı ve aşığını öldüreceklerdir.\nBaşka bir versiyona göre, İphegenia, Aulis'te ölmez; Artemis onu kurtarır ve onu Tauris'e götürerek Artemis rahibesi yapar. İphegenia, buradaki tapınakta gemileri batıp, Tauris'e çıkan yabancıları kurban etmektedir. Günün birinde kardeşi Orestes ile arkadaşı Pylades gelirler. Delphoi kahininin verdiği görev, buradaki Artemis Heykeli'ni Yunanistan'a götürmektir. İphigenia onlara yardım eder ve birlikte Yunanistan'a kaçarlar. İphigenia, Pylades ile evlenir. Bu hikâyede yine Euripides'in İphigenia Tauris'de isimli oyununda anlatılır.\nEpik Döngü'nün kayıp destanlarından Cypria'da İphigenia'nın kurbanından bahseder. Kahin Kalkhas, Artemis'i yatıştırmak için kızın kurban edilmesi gerektiğini bildirir. İphigenia, Akhilleus ile evlendirilme bahanesi ile getirilir ve kurban edilmeden önce, Artemis, kızın yerine bir geyik koyarak, kızı Tauris'e kaçırır ve orada onu ölümsüz yapar.", + "question": "İfigenia nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İfigenia veya İphigenia, Miken Kralı Agamemnon ile Clytemnestra'nın kızıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "564", + "context": "İspanyol mitolojisi, İspanyol kültürlerindeki kutsal mitlere atıfta bulunur. Galiçya mitolojisi, Avusturya mitolojisi, Cantabrian mitolojisi, Katalan mitolojisi, Lusitan mitolojisi ve Bask mitolojisini içerir . Keltlerin, Keltiberlerin, İberyalıların, Miletlerin, Kartacalıların, Süevilerin, Vizigotların, İspanyolların ve Roma (ve Yunan) mitolojisinin mitlerini ve dinlerini de içerir.", + "question": "İspanyol mitolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İspanyol mitolojisi, İspanyol kültürlerindeki kutsal mitlere atıfta bulunur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "565", + "context": "Joseph John Campbell (26 Mart 1904 – 30 Ekim 1987) Amerikalı bir mitolojist, yazar ve okutmandır. Karşılaştırmalı mitoloji ve karşılaştırmalı din alanlarında tanınmıştır. Çalışmaları geniş ve insan deneyimlerini birçok açıdan kapsar niteliktedir. Felsefesi genellikle şu deyişle özetlenir: \"Mutluluğunun peşinden git.\"\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Joseph Campbell nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Joseph John Campbell (26 Mart 1904 – 30 Ekim 1987) Amerikalı bir mitolojist, yazar ve okutmandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "566", + "context": "Kadüse (☤; Latince: cādūceum veya cādūceus, Yunanca: κηρύκειον kērū́keion \"habercinin asası veya asa\"), Yunan mitolojisinde Hermes ve dolayısıyla Greko-Mısır Mitolojisinde Hermes Trismegistus tarafından taşınan asadır. Aynı asa genel olarak haberciler tarafından örneğin Hera'nın habercisi İris tarafından da taşınırdı. İki yılanın dolandığı, bazen kanatları bulunan kısa bir asadır. Roma ikonografisinde, genellikle tanrıların habercisi Merkür'ün sol elinde taşınırken tasvir edilmiştir.\nAteş çıkarabilme ve uzlaştırma gücüne sahiptir. Mitolojiye göre Hermes'e, ağabeyi Apollon zenginlik ve servetin sihirli asasını verir. Asa, uyuşmazlık içinde olan herhangi iki şeyi uzlaştırma gücüne de sahiptir. Hermes yeni asasını denemek için birbirlerine öfkeyle tıslayan iki yılanın arasına sokar. Yılanlar kavgalarını unutup, asanın etrafına sarılırlar ve o günden sonra hep asanın üzerinde kalırlar. Ayrıca çift yılanlı Hermes'in Kadüse'ninun üzerinde de bir çift kanat bulunmaktadır.\nBazı araştırmacılar, Kadüse'nin bilinen en eski imgesinin yani etrafında iç içe geçmiş iki yılan bulunan bir asa olan sembolün köklerinin Sümer tanrısı Ningishzida ile Mezopotamya'da bulunduğunu ve MÖ 4000 ila 3000 arasına uzandığını öne sürmektedirler.\nSembolik bir nesne olarak, Hermes'i (veya Roma mitolojisinde Merkür'ü) ve buna bağlı olarak tanrıyla ilişkili ticaretleri, meslekleri veya teşebbüsleri temsil eder. Daha sonraki Antik Çağ'da Merkür gezegenini temsil eden astrolojik sembolün temelini oluşturdu. Böylece, astroloji, simya ve astronomide kullanımı sayesinde gezegeni ve aynı adı taşıyan elemental metali ifade etmeye başlamıştır. Asanın uyuyanları uyandırıp, uyananları da uyutacağı söylenir. Ölmekte olanlara uygulandığında ölümlerinin acısız olduğuna; ölülere uygulanırsa hayata döneceklerine inanılmaktadır.\nMerkür ve Hermes ile olan ilişkisinin uzantısı olarak aynı zamanda ticaret ve müzakerenin tanınan bir sembolüdür. Bu iki alanda dengeli takas ve karşılıklılık ideal olarak kabul edilir. Bu ilişkilendirme oldukça eskidir ve Klasik dönemden modern zamanlara kadar uzanmaktadır. Kadüse, Merkür'ün niteliklerinin genişletilmesiyle (yazı ve belagat ile ilişkilendirilir) matbaayı temsil eden bir sembol olarak da kullanılır.\nTek yılanı olan ve hiçbir zaman kanatlı olarak tasvir edilmeyen Asklepios'un Asası, tıbbın geleneksel ve daha yaygın kullanılan sembolü olmasına rağmen, Kadüse bazen sağlık kuruluşları tarafından da kullanılmaktadır. Kadüse'nin öncelikle bir ticaret sembolü ve diğer tıbbi olmayan sembolojiden olduğu göz önüne alındığında birçok sağlık uzmanı bu kullanımı onaylamamaktadır.", + "question": "Kadüse nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kadüse (☤; Latince: cādūceum veya cādūceus, Yunanca: κηρύκειον kērū́keion \"habercinin asası veya asa\"), Yunan mitolojisinde Hermes ve dolayısıyla Greko-Mısır Mitolojisinde Hermes Trismegistus tarafından taşınan asadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "567", + "context": "Karaçuka, bir fal. Bir kişinin mali durumu, işi olsun ya da olmasın, Karaçukha'nın faaliyetleriyle koordine edilmiştir. İnanışa göre, bir kişinin işi, Karaçukası uyanıksa iyi gider. Karaçuka'ya dikkat etmek için ona bir isim verilmelidir, bu sayede hatırlanabilir. Bu nedenle Azerbaycan'ın birçok bölgesinde Karaçuka için Yasin okunur ve yemek pişirilirken Karaçuka adına yemeğe tuz atılır. Tatlı, Karaçuka adına kapıya gelen fakir ailelere dağıtılır. İnanışlara göre Karaçuka'yı kurtarmayı reddetmek günahtır.\nMetinlerde Karaçuka her zaman evdedir. Çatıda yatarken ve eve girerken insanların Karaçuka'yı selamlaması gerektiği belirtilmektedir. Karaçuka'nın evi terk etmesi, ailenin servetinin kapatılması anlamına gelmektedir.\nKaraçuka adı Azerbaycan'ın Karabağ, Salyan-Neftçala, Lenkeran-Masallı, Mugan bölgelerinde kullanılmaktadır ve bu karakter Şeki-Zagatala bölgesinde Nahş olarak bilinmektedir. İşlevsel açıdan bakıldığında, bu karakterler birbirine benzerdir, ancak görünümlerinden farklıdır. Yani KIaraç genellikle omzunda kara delik olan bir adama benzeyen bir insan olarak tanımlanır. Şahsa Karaçuka denmesinin sebebi burada geliyor. Sürüyü koruyan deniz feneri, kuşları beslemesine izin vermez ve hırsızların sürüden koyun çalmasına izin vermez, geceleri uyandığında yangının yayılmasını önler, evin yalpalamasına neden olur. Modelin dışa dönük işaretlerinin net bir açıklaması yoktur. Karaçuka genellikle insanların dışında var olur ve nakışlarınız diğerlerinin içinde ve dışında bazı metinlerde yazılıdır. Örneğin Bakht ve Nakhsh'ın tartışmasıyla ilgili peri masalında Nakhsh, bir adamın içinde tarif edilir. Bir kişinin vücuduna işlendiğinde işi iyi gider ve bedenini terk ettiğinde başarısızlıklar başlar. Ruhun insan vücudundaki varlığı, arkaik mitolojik tasavvurlarda mevcuttur. Birinin kaderi olan altı tür şaman inancı vardır.\nAraştırmacılara göre Karaçuka, Nahçıya efsaneleri Azerbaycan ortamında ortaya çıkmış ve bu karakterlerin arkaik isimleri Güney Sibirya Türk halkları arasında korunmuştur. Trouble, Milk, Yula olarak bilinen bu mitolojik karakter, insanın az sayıdaki ruhundan biridir. Mümin gibidir ve vücuttan çıkabilir. Bu mitolojik kişiliğin Goyche, Borchali ve Gazakh bölgeleri (A.Asgar) için tipik olan \"güvercin\" veya \"sürüklenme\"nin alkış ve küstahlığındaki adıdır.\nKaraçuka hakkındaki hayal gücü farklı şiirsel biçimlerde bulunur. Bu metinlerin büyük çoğunluğu mitolojik geleneklerdir. Çarpık efsaneler olarak kabul edilen bu tür efsaneler, tanıkların dili veya tanıdıkları birinin başına gelen olay gibi yakın geçmişte de ortaya çıkar. Masallarda Karaçuka, büyüleyici bir yaratık olarak hareket eder. \"Bir Kutsama Bulmak\", \"Kutsama Çatışması\", \"Şanslı Adam\" ve \"Yanlış Falcine\" gibi birçok nesne, Karaçuka kavramlarına dayanmaktadır. Ayrıc Karaçuka'nın hayal gücünde inançlar ve diğer türler de görülebilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Karaçuka nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karaçuka, bir fal." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "568", + "context": "Kültürel kahraman, belirli bir gruba (kültürel, etnik, dini, vb.) özgü, bir buluş veya keşifle dünyayı değiştiren mitolojik kahramandır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kültürel kahraman nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürel kahraman, belirli bir gruba (kültürel, etnik, dini, vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "569", + "context": "Mikronezya mitolojisi Mikronezya halkının geleneksel inanç sistemlerini kapsar. Her ada bölgesinin kendi mitolojik varlıkları olduğu için Mikronezya adalarında tek bir inanç sistemi yoktur.", + "question": "Mikronezya mitolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mikronezya mitolojisi Mikronezya halkının geleneksel inanç sistemlerini kapsar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "570", + "context": "Samoa mitolojisi birçok farklı tanrının hikâyelerini anlatır. Ormanın, denizlerin, yağmurun, hasadın, köylerin ve savaşın tanrıları vardır. Mitolojide insan kökenli olmayan atua ve insan kökenli aitu olmak üzere iki tür tanrı vardı.\nTagaloa, adaları ve insanları yaratan yüce bir tanrıydı. Mafui'e depremlerin tanrısıydı. Ayrıca birkaç savaş tanrısı da vardı. Nafanua bu tanrıçalardan biriydi. Bir başka efsane Nafanua'nın annesi Tilafaiga ve Taema'nın Fiti'den Samoa'ya dövme sanatını getirdiğini anlatır.\nBaşka bir efsanevi figür, Matautu köy bölgesindeki Fagamalo köyünde yaşayan Tui Fiti'dir. Köyü Falelima, tanrı Nifoloa ile ilişkilidir. Başka bir Polinezya efsanesi Sina ve Eel'den Mata o le Alelo, Safune köy ilçesinin kuzey kıyısındaki Matavai köyüyle ilişkilidir.\nSamoa mitolojisi, Samoa Adaları'ndaki daha genel olan Polinezya mitolojisinin bir çeşididir.", + "question": "Samoa mitolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Samoa mitolojisi birçok farklı tanrının hikâyelerini anlatır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "571", + "context": "Tahiti mitolojisi, Tahiti, Bora Bora, Raiatea, Huahine, Moorea ve diğer adalardan oluşan Society Adaları'nda eskiden yaşamış insanların efsanelerini, tarihi hikâyelerini ve sözlerini içerir. Genellikle daha genel bir mitoloji olan Polinezya mitolojisinin bir çeşidi olarak kabul edilir ve birkaç yüzyıl boyunca kendi benzersiz karakterini geliştirdiği düşünülür. Din, 19. yüzyılda resmen bastırıldı ve nihayetinde yerliler tarafından Hıristiyanlık lehine terk edildi.", + "question": "Tahiti mitolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tahiti mitolojisi, Tahiti, Bora Bora, Raiatea, Huahine, Moorea ve diğer adalardan oluşan Society Adaları'nda eskiden yaşamış insanların efsanelerini, tarihi hikâyelerini ve sözlerini içerir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "572", + "context": "Talamancan mitoloji Kosta Rika'nın yerlı halklarından oluşan iki grup olan Bribri ve Cabecar insanlarının mitolojisidir. Bu insanlar iki farklı gruptur ama birbiriyle yakından ilişkili dil konuşurlar ve kültürel açıdan tek bir topluluk oluştururlar. Bazı istisnalar dışında, aynı dini inançları, aynı hikâyeleri, aynı ritüel şarkıları vb. Paylaşırlar.", + "question": "Talamanca mitolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Talamancan mitoloji Kosta Rika'nın yerlı halklarından oluşan iki grup olan Bribri ve Cabecar insanlarının mitolojisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "573", + "context": "Tarḫunna veya Tarḫuna/Tarhunda, Hatti hava tanrısı. Ayrıca \"Cennetin Hava Tanrısı\" veya \"Hatti Ülkesinin Efendisi\" olarak da anılırdı. MÖ 1400-612 dönemine ait Hitit ve Asur kaynaklarında adı geçer. Son­raki dönemlerde ise, Kilikya bölgesindeki kişi adlarında onun adına rastlanır. Mitolojik anlatılarda da adı sıkça geçmektedir. simgesi, üç çatallı yıldırım, kutsal hay­vanı ise boğadır. Bu tanrı, sanat yapıtlarında ya boğa ile simgelenmiş ya da boğaya binmiş olarak gösterilmiştir. Bu tanrının Hititlerdeki adı Teşrup, Greklerdeki adı ise Zeus'tur. Farklı adlarla anılsalar da, bu tanrıların temsil ettikleri olaylar aynıdır.\nGüneş tanrıçası Arinna Tarhun’un eşidir.", + "question": "Tarhunna nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tarḫunna veya Tarḫuna/Tarhunda, Hatti hava tanrısı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "574", + "context": "İnsanların taşa dönüştürülmesini tanımlayan taşa çevirme, folklor, mitoloji ve modern edebiyatın bazı eserlerindeki ortak temadır. Taşa çevirmenin en çok bilinen örnekleri, Medusa, Basilisk, Svartalfar ve horoz başlı kanatlı yılanla ilişkilidir.", + "question": "Taşa çevirme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnsanların taşa dönüştürülmesini tanımlayan taşa çevirme, folklor, mitoloji ve modern edebiyatın bazı eserlerindeki ortak temadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "575", + "context": "Spor, önceden belirlenmiş kurallara göre bireysel veya takım halinde yapılan, genellikle rekabete dayalı yarışma ve kişisel eğlence veya mükemmelliğe ulaşmak için yapılan fiziksel veya zihinsel aktivite. Sporları kabaca homo sapiens türünün medeniyete ulaşmadan önce doğayla veya diğer canlılarla yaptığı fiziksel mücadelelerin günümüzdeki medeni karşılığı olarak da tanımlayabiliriz. Sporlar güç, kardiyovasküler dayanıklılık ve esneklik bazlı veya bunların heterojen birleşiminden oluşmuş kompleks aktiviteler olabilir. Güç bazlı sporlara fitness, powerlifting, halter; kardiyovasküler dayanıklılık bazlı sporlara yüzme, atletizm; esneklik bazlı sporlara jimnastik, pilates gibi örnekler verilebilir. Bu unsurların birleşiminden doğan sporlara futbol, basketbol, tekvando, judo gibi örnekler verilebilir. Çünkü spor kişilerin yaptıkları hareketlere ek olarak top, hayvan gibi birtakım objelerle yapılan hareketlerin tümünü kapsamaktadır. Bazı kesimlerce yalnızca zihinsel yeteneklere dayalı bazı masa oyunları da spor olarak kabul edilmektedir. Günümüzde, kendine has kuralları ve oynayış biçimi olan birçok spor dalı bulunmaktadır. Bilinen en eski spor dalı atletizmdir.", + "question": "Spor nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Spor, önceden belirlenmiş kurallara göre bireysel veya takım halinde yapılan, genellikle rekabete dayalı yarışma ve kişisel eğlence veya mükemmelliğe ulaşmak için yapılan fiziksel veya zihinsel aktivite." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "576", + "context": "Küçüten möge - Tıva Cumhuriyetinde Tıvalar arasında kutlanan bayramlardan en önemlisi Naadımın güreş yarışmasında beş kez kazanan şampiyonu.", + "question": "Küçüten möge nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Küçüten möge - Tıva Cumhuriyetinde Tıvalar arasında kutlanan bayramlardan en önemlisi Naadımın güreş yarışmasında beş kez kazanan şampiyonu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "577", + "context": "Uçurtma kayağı, kış mevsiminde kar üzerinde yapılan bir ekstrem spordur ve snowkite olarak da bilinir. Bu spor, bir uçurtma ve bir kış kayak ekipmanı kullanılarak yapılır.", + "question": "Uçurtma kayağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uçurtma kayağı, kış mevsiminde kar üzerinde yapılan bir ekstrem spordur ve snowkite olarak da bilinir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "578", + "context": "Futbol, on birer oyuncudan oluşan iki takım arasında, kendine özgü bir topla oynanan takım sporudur. 21. yüzyıl itibarıyla 200'ün üzerinde ülkede 250 milyonu aşkın oyuncu tarafından oynanmakta olup dünyadaki en popüler spordur.\nHer iki kısa kenarında birer kalenin yer aldığı, dikdörtgen şeklindeki bir sahada oynanır. Oyuncuların amacı, temelde ayak olmak üzere, eller ve kollar hariç vücudun kısımlarını kullanarak topu karşı takımın kalesine sokarak gol atmaktır. İstisnai olarak her iki takımın kalesini koruyan kaleciler, ceza alanı olarak adlandırılan, kendileri için belirlenmiş alanların sınırları dâhilinde topa elle müdahale edebilmektedir. Topun, sahanın uzun kenarlarından saha dışına çıkması durumunda taç atışı (topa son olarak hangi takım oyuncusu temas etmişse karşı takım kullanır), kısa kenarlarından dışarı çıkması durumunda ise köşe (bir oyuncunun, topu kendi kale çizgisi dışına çıkarması durumunda karşı taraf lehine kale çizgisi ile yan çizgisinin kesiştiği noktadan kullanılır) veya aut vuruşu (topun, hücum oyuncuları tarafından kale çizgisi dışına vurulması sonucunda ceza sahası içindeki kale sahasından vuruşu yapılarak top oyuna sokulur) ile oyun yeniden başlar. Kırk beşer dakikalık iki devreye ayrılan 90 dakikadan oluşan bir maçta karşı takımdan daha fazla gol atmayı başaran takım galip gelirken atılan gol sayılarının eşit olması durumunda maç berabere tamamlanır. Bazı müsabakalardaki kurallara göre normal süresi berabere tamamlanan maçlarda on beşer dakikalık iki devre hâlinde oynanan uzatma dakikaları, eşitliğin bu sürede de bozulmaması durumunda penaltı vuruşları sonucunda galip gelen taraf belirlenir.\nMÖ 300-200 yıllarında Çin'de ortaya çıkan ve günümüzdeki futbolla benzerlikler taşıyan cuju, oynanış bakımından futbola benzeyen ilk oyun olarak kabul edilmektedir. Yıllar boyunca dünyanın farklı yerlerinde futbola benzeyen oyunlar oynansa da modern futbol kuralları ilk olarak 1863 yılında Futbol Birliği tarafından sistemleştirilmiş olup günümüze kadar birçok değişikliğe uğramıştır. Futbolun uluslararası alandaki yönetim teşkilatı Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğidir (FIFA).", + "question": "Futbol nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Futbol, on birer oyuncudan oluşan iki takım arasında, kendine özgü bir topla oynanan takım sporudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "579", + "context": "Futbolcu veya Futbol oyuncusu, futbolun farklı türlerinden birini oynayan sporcudur. Başlıca futbol türleri: Futbol, Amerikan futbolu, Kanada futbolu, Avustralya futbolu, Gal futbolu, Ragbi ligi ve Ragbi birliğidir.\nDünyada 250 milyon futbol oyuncusunun olduğu ve futbolun diğer türlerini oynadığı tahmin edilmektedir.", + "question": "Futbolcu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Futbolcu veya Futbol oyuncusu, futbolun farklı türlerinden birini oynayan sporcudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "580", + "context": "Basketbol ya da Sepettopu, elle idare edilen bir topla oynanan popüler bir takım oyunu ve spor dalı. Profesyonel basketbolda beşer kişilik iki takım, yerden yüksekliği Avrupa standartlarına göre 3,05 metre olan ve pota adı verilen, yere paralel konumdaki bir çemberden topu geçirerek, rakibinden daha fazla sayı yapmak suretiyle, on ikişer, onar veya sekizer dakikalık dört periyottan oluşan maçı kazanmaya çalışır.", + "question": "Basketbol nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Basketbol ya da Sepettopu, elle idare edilen bir topla oynanan popüler bir takım oyunu ve spor dalı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "581", + "context": "İşitme Engelli Basketbolu, işitme engelli bireylerin oynadığı basketboldur. Oyuncular, kendi aralarında iletişim kurabilmek için işaret dili ve düdük kullanır.", + "question": "Sağır basketbolu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İşitme Engelli Basketbolu, işitme engelli bireylerin oynadığı basketboldur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "582", + "context": "Su basketbolu, basketbol ve sutopunun kurallarının karmasıyla havuzda oynanan bir su sporudur. Beşer kişilik oyuncudan oluşan takımların amacı, topu ele geçirdikten sonra belirli bir süre içerisinde atış yaparak sayı elde etmektir.", + "question": "Su basketbolu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Su basketbolu, basketbol ve sutopunun kurallarının karmasıyla havuzda oynanan bir su sporudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "583", + "context": "Tenis, raket ve topla iki kişi arasında ya da ikişer kişilik iki takım arasında oynanan olimpik bir spor. Oyuncular raketleri ile içi boş lastik bir tenis topunu ağ (file) üzerinden rakibinin sahasına (kort) atmaya çalışırlar. Kort toprak kort, çim kort ve sert kort türlerinde olur. Kurallar dahilinde en çok puanı alan oyuncu kazanır.\nKökleri Orta Çağ Fransa'sında elle oynanan bir oyuna dayanan ancak bugünküne oldukça yakın şekilde 1800'lü yıllar İngiltere'sinde oynanmaya başlayan oyun, öncelikle İngilizce konuşulan ülkelerde yayılmıştır. Tenis bugün bir olimpiyat sporu olup, her seviyeden, her yaştan ve her ülkeden oyuncusu bulunmaktadır.\nTenis dikdörtgen düz bir kortta genellikle beton (sert), kil (toprak), reçine kaplama, çim veya ahşap bir yüzeyde oynanır. Profesyonel teniste kortlar belirli ölçülere göre yapılmak zorundadır.", + "question": "Tenis nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tenis, raket ve topla iki kişi arasında ya da ikişer kişilik iki takım arasında oynanan olimpik bir spor." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "584", + "context": "Sanayi Devrimi ya da Endüstri Devrimi, bazen Birinci Sanayi Devrimi ve İkinci Sanayi Devrimi olarak ayrılan ve insan ekonomisinin Tarım Devrimi'ni takip eden, daha yaygın, verimli ve istikrarlı üretim süreçlerine doğru küresel bir geçiş dönemidir. Büyük Britanya'da başlayan Sanayi Devrimi, yaklaşık 1760'tan yaklaşık 1820-1840 yılları arasındaki dönemde Kıta Avrupasına ve Amerika Birleşik Devletleri'ne yayıldı. Bu geçiş, elle üretim yöntemlerinden makinelere geçişi; yeni kimyasal üretim ve demir üretim süreçlerini; su gücü ve buhar gücünün artan kullanımını; takım tezgâhlarının geliştirilmesini ve makineleşmiş fabrika sisteminin yükselişini içeriyordu. Üretim büyük ölçüde arttı ve bunun sonucunda nüfusta ve nüfus artış hızında benzeri görülmemiş bir artış yaşandı. Tekstil endüstrisi modern üretim yöntemlerini ilk kullanan sektör oldu ve tekstil istihdam, çıktı değeri ve yatırılan sermaye açısından baskın sektör haline geldi.\nTeknolojik ve mimari yeniliklerin çoğu İngiliz kaynaklıydı. 18. yüzyılın ortalarında Britanya, Kuzey Amerika ve Karayipler'deki kolonileriyle küresel bir ticaret imparatorluğunu kontrol eden dünyanın önde gelen ticari ülkesiydi. Britanya, Doğu Hindistan Şirketi'nin faaliyetleri aracılığıyla Hindistan alt kıtasında, özellikle de sanayileşme öncesi Babür Bengal'inde büyük bir askeri ve siyasi hegemonyaya sahipti. Ticaretin gelişmesi ve iş dünyasının yükselişi Sanayi Devrimi'nin başlıca nedenleri arasındaydı: 15 Mahkemelerin mülkiyet hakları lehine karar vermesi gibi hukuk alanındaki gelişmeler de devrimi kolaylaştırdı. Girişimcilik ruhu ve tüketici devrimi İngiltere'de sanayileşmenin başlamasına yardımcı oldu ve 1800'den sonra Belçika, Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa'da da bu durum taklit edildi.\nSanayi Devrimi, maddi ilerleme açısından insanlığın tarımı benimsemesiyle kıyaslanabilecek, tarihte önemli bir dönüm noktası oldu. Sanayi Devrimi günlük yaşamın hemen her alanını bir şekilde etkiledi. Özellikle, ortalama gelir ve nüfus daha önce benzeri görülmemiş sürekli bir büyüme sergilemeye başladı. Bazı ekonomistler, Sanayi Devrimi'nin en önemli etkisinin Batı dünyasındaki genel nüfusun yaşam standardının tarihte ilk kez istikrarlı bir şekilde artmaya başlaması olduğunu söylerken diğerleri 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyıla kadar anlamlı bir şekilde iyileşmeye başlamadığını belirtti. Sanayi Devrimi ve modern kapitalist ekonominin ortaya çıkışından önce kişi başına düşen GSYH genel olarak istikrarlıyken, Sanayi Devrimi kapitalist ekonomilerde kişi başına düşen ekonomik büyüme dönemini başlattı. Ekonomi tarihçileri, Sanayi Devrimi'nin başlangıcının, hayvanların ve bitkilerin evcilleştirilmesinden bu yana insanlık tarihindeki en önemli olay olduğu konusunda hemfikirdir.", + "question": "Sanayi Devrimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanayi Devrimi ya da Endüstri Devrimi, bazen Birinci Sanayi Devrimi ve İkinci Sanayi Devrimi olarak ayrılan ve insan ekonomisinin Tarım Devrimi'ni takip eden, daha yaygın, verimli ve istikrarlı üretim süreçlerine doğru küresel bir geçiş dönemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "585", + "context": "1844 Yılında İngiltere'de İşçi Sınıfının Koşulları (Almanca: Die Lage der arbeitenden Klasse in England Friedrich Engels'in en ünlü çalışması.\nVictoria devri'nde İngiltere'deki işçi sınıfının koşullarının anlatıldığı bu çalışma, Engels'in ilk kitabıdır. Engels'in 1842-1844 yılları arasında kaldığı Manchester'da yazdığı bu kitap, 1845 yılında Almanca olarak basılmıştır. Manchester, o sıralarda Sanayi Devrimi'nin hızla yaşandığı şehirlerden biriydi, Engels de bu çalışmasında hem kendi gözlemlerinden hem de o dönemde yayımlanan çeşitli rapor ve makalelerden yararlanmıştır.\nEndüstriyel işçi sınıfının durumunun özetlendiği bu kitap, konunun Alman takipçilerine sesleniyordu. Babasının ortak olduğu firmada çalışması için yollandığı Manchester`da yaptığı gözlemler Engels'i daha radikal bir düşünceye taşımıştır. Daha sonra Paris'e gelerek Karl Marx'a bu çalışmasını göstermiş ve Marx ile ömür boyu sürecek bir dostluğa başlamışlardır. Kitap ancak 1887 yılında İngilizceye çevrilmiştir.", + "question": "1844 Yılında İngiltere'de İşçi Sınıfının Koşulları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "1844 Yılında İngiltere'de İşçi Sınıfının Koşulları (Almanca: Die Lage der arbeitenden Klasse in England Friedrich Engels'in en ünlü çalışması." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "586", + "context": "Avrupa'nın ekonomik tarihi, Avrupanın geçmişte yaşadığı ekonomik olguların nasıl geliştiği ve bunun dönemlerini açıklar.", + "question": "Avrupa'nın ekonomik tarihi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Avrupa'nın ekonomik tarihi, Avrupanın geçmişte yaşadığı ekonomik olguların nasıl geliştiği ve bunun dönemlerini açıklar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "587", + "context": "Büyük Ayrışma ya da Avrupa Mucizesi, Batı dünyasının (yani Batı Avrupa ve Yeni Dünya'nın halklarının baskın nüfus haline geldiği kısımlarının) modern öncesi büyüme kısıtlamalarını aştığı ve 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu, Babür Hindistan'ı, Qing Çin'i, Tokugawa Japonyası ve Joseon Kore'sini gölgede bırakarak dünyanın en güçlü ve zengin medeniyeti olarak ortaya çıktığı sosyoekonomik değişimdir.\nBüyük Ayrışmanın ardındaki nedenleri açıklamaya çalışan coğrafya, kültür, kurumlar, sömürgecilik, kaynaklar ve tamamen şans gibi çeşitli teoriler vardır. Bazıları ayrışmanın 15. veya 16. yüzyıl gibi erken bir tarihte, Rönesans ve Keşifler Çağı sırasında merkantilizm ve kapitalizmin yükselişiyle başladığına inanırken diğerleri en önemli değişimin 18. ve 19. yüzyılların sonlarında Sanayi ve Teknoloji Devrimleri ile gerçekleştiğini savunmaktadır. Büyük Ayrışma, ulaşım ve tarım gibi teknolojik ilerlemelerin Batı'da Doğu'ya kıyasla daha büyük ölçüde benimsenmesiyle de belirginleşmiştir. Batı'da enerji kaynağı olarak kömürün kullanılması da enerji üretiminde Batı'ya avantaj sağlamıştır. Büyük Ayrışma I. Dünya Savaşı'ndan önce zirveye ulaşmış ve 1970'lerin başına kadar devam etmiş, ancak 1980'lerin sonunda birçok Üçüncü Dünya ülkesinin Birinci Dünya ülkelerinin çoğundan daha yüksek ekonomik büyüme oranlarına ulaşmasıyla yerini Büyük Yakınlaşmaya bırakmıştır.", + "question": "Büyük Ayrışma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Büyük Ayrışma ya da Avrupa Mucizesi, Batı dünyasının (yani Batı Avrupa ve Yeni Dünya'nın halklarının baskın nüfus haline geldiği kısımlarının) modern öncesi büyüme kısıtlamalarını aştığı ve 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "588", + "context": "\"Ekmek ve Güller\" adil ücretler ve onurlu çalışma koşulları için verilen mücadeleyle özdeşleşmiş bir deyimdir. Amerikalı kadınların oy hakkı aktivisti Helen Todd'un \"herkes için ekmek ve güller\" ihtiyacından bahsettiği bir konuşmasından ortaya çıkmıştır. Bu dize James Oppenheim'a ilk kez 1911 yılında The American Magazine'de yayınlanan \"Ekmek ve Güller\" başlıklı bir şiir yazması için ilham vermiştir. Şiir o zamandan beri başka dillere çevrilmiş ve çeşitli besteciler tarafından müziğe uyarlanmıştır. Bu ifade özellikle 1912 yılında Lawrence, Massachusetts'te gerçekleşen ve \"Ekmek ve Güller grevi\" olarak bilinen tekstil greviyle ilişkilendirilmektedir. Ekmeğin (temel ihtiyaçların sembolü) güllerle (güzellik ve saygınlığın sembolü) eşleştirilmesi, işçilerin sadece temel ihtiyaçlarının karşılanması değil, aynı zamanda saygı ve saygınlıkla muamele görmeleri gerektiği fikrini yansıtmaktadır.", + "question": "Ekmek ve Güller nedir?", + "answers": { + "text": [ + "\"Ekmek ve Güller\" adil ücretler ve onurlu çalışma koşulları için verilen mücadeleyle özdeşleşmiş bir deyimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "589", + "context": "Endüstri 4.0, 4. Endüstri Devrimi ya da 4. Sanayi Devrimi terimi ilk olarak 2011 yılında Almanya Hannover Fuarı'nda kullanıldı. Ekim 2012 yılında ise Robert Bosch GmbH ve Henning Kagermann çalışma grubu oluşturarak hazırladıkları 4. Sanayi Devrimi öneri dosyasını Alman Federal Hükûmeti'ne sunmuştur. 8 Nisan 2013 tarihinde yine Hannover Fuarı'nda çalışma grubu Endüstri 4.0 raporunu sunmuştur.\nGelişmiş ülkelerde hazırlıklarına yıllar önce başlanıp hayata geçirilmeye başlanmış sanayi-teknoloji bütünleşmesidir. Üretim sektöründeki önemli endüstriyel devrimler sonrası ülkeler ve şirketler küresel boyutta yaşanan bu değişimlere ayak uydurmak zorunda kalmış ve artan rekabet koşulları arasında rekabet üstünlüklerini devam ettirebilmek amacıyla bazı stratejiler geliştirmişlerdir. Almanya'da gündeme gelen Endüstri 4.0 da bu stratejilerden birinin adıdır.", + "question": "Endüstri 4.0 nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Endüstri 4." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "590", + "context": "Endüstri Çağı ya da Sanayi Devri, 1760 civarında Büyük Britanya'da ve daha sonra diğer ülkelerde başlayan ekonomik ve sosyal örgütlenmedeki değişiklikleri kapsayan, esas olarak el aletlerinin yerini dokuma tezgahı ve buhar makinesi gibi güçle çalışan makinelerin alması ve sanayinin büyük işletmelerde yoğunlaşmasıyla karakterize edilen bir tarihi dönemdir.\n20. yüzyılın sonunda Sanayi Çağı'nın yerini Bilişim Çağı aldığına yaygın olarak düşünülürken, 1989 Devrimlerinden bu yana yaygınlaşan bir görüş olmasına rağmen, Üçüncü Dünya ekonomisinin büyük bir kısmı hâlâ imalata dayanmaktadır. Telefonlar artık Afrika'nın en fakir ülkelerinde bile sıradan hale gelmiş durumdadır ve küresel bilgi ağlarına erişim sağlamaktadır. Gelişmekte olan ülkeler hala büyük oranda endüstriyel bir yapıya sahip olsa da, Bilişim Çağı gittikçe etkisini hissettirmektedir.", + "question": "Endüstri çağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Endüstri Çağı ya da Sanayi Devri, 1760 civarında Büyük Britanya'da ve daha sonra diğer ülkelerde başlayan ekonomik ve sosyal örgütlenmedeki değişiklikleri kapsayan, esas olarak el aletlerinin yerini dokuma tezgahı ve buhar makinesi gibi güçle çalışan makinelerin alması ve sanayinin büyük işletmelerde yoğunlaşmasıyla karakterize edilen bir tarihi dönemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "591", + "context": "Fabrika veya üretimevi, içerisinde işlenmemiş veya yarı işlenmiş ürünün işçiler tarafından, makine, araç ve aygıtlar yardımıyla işlenerek tüketime hazır duruma getirildiği sanayi kuruluşu. Fabrika terimi, söz konusu işlemlerin gerçekleştirildiği, belli bir büyüklüğe sahip endüstriyel yapılar için de kullanılmaktadır. Fabrikalar gerekli işgücü, ana para ve tesis kaynaklarının bir araya gelmesi ile oluşur ve etkinlik gösterir.", + "question": "Fabrika nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fabrika veya üretimevi, içerisinde işlenmemiş veya yarı işlenmiş ürünün işçiler tarafından, makine, araç ve aygıtlar yardımıyla işlenerek tüketime hazır duruma getirildiği sanayi kuruluşu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "592", + "context": "Güneş ve gezegen dişlisi, ileri geri hareketini bir dönme hareketine dönüştürme yöntemidir ve ilk döner kirişli motorlarda kullanılmıştır.\nBoulton ve Watt'ın bir çalışanı olan İskoç mühendis William Murdoch tarafından icat edilmiştir, ancak patenti Ekim 1781'de işvereni James Watt tarafından alınmıştır. Halihazırda James Pickard'a ait olan krank üzerindeki patenti devre dışı bırakmak için icat edilmiştir. Sanayi Devrimi'nde rotasyon için cihazların geliştirilmesinde önemli bir rol oynamıştır.", + "question": "Güneş ve gezegen dişlisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Güneş ve gezegen dişlisi, ileri geri hareketini bir dönme hareketine dönüştürme yöntemidir ve ilk döner kirişli motorlarda kullanılmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "593", + "context": "Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde 1860'larda kurulan, sanayi gelişmeler sağlamayı amaçlayan komisyondur.Devlet komisyonla batının sanayileşme sürecinin gündeme getirdiği büyük ölçekli, inorganik enerjiye dayalı fabrikalar kurmaktan çok, çökmeye yüz tutmuş zanaat birimleri arasında dayanışma amaçladı. Komisyon 1873'te dağılmıştır.\nSanayi Devrimi gibi batı teknolojik gelişmelerine ayak uyduramayan imparatorluk 19. yüzyılda sanayi konusunda somut adımlar attı. Şirketleşme komisyonun ana hedeflerinden biridir. Esnaf eskisi gibi dağınık bir biçimde üretimlerini sürdüreceğine ortak sermaye koyarak şirketleşmelidir.Osmanlı lonca geleneğinin tekrar ihyası Islah-ı Sanayi Komisyonu'nun ana hedefidir. Kurulacak şirketlerin başına esnafların getirilmesi amaçlanır.\nKomisyon kâr sınırına ve satış fiyatının tespitine kadar belirleyici olmak ister. Bu da liberal çağın ekonomik ölçülerine ters düşer. Bu nedenle de kısa ömürlü olur. En Önemli katkısı şirket olgusunu topluma tanırmış olmasıdır. Komisyon'un teşvikiyle İstanbul'un deri esnafı 10.000 altın sermayeli bir şirket kurmuşlardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Islah-ı Sanayi Komisyonu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde 1860'larda kurulan, sanayi gelişmeler sağlamayı amaçlayan komisyondur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "594", + "context": "Japonya'nın Meiji Sanayi Devrimi Alanları: Demir ve Çelik, Gemi Yapımı ve Kömür Madenciliği (明治日本の産業革命遺産 製鉄・鉄鋼、造船、石炭産業 Meiji nihon no sangyoukakumeiisan seitetsu tekkou, zousen sekitansangyou), Japonya'nın Bakumatsu ve Meiji dönemlerinde Japonya sanayileşmesinde önemli bir rol oynayan tarihi yerler grubudur ve Japonya'nın endüstriyel mirasının bir parçasıdır. 2009'da anıtlar, ii, iii ve iv kriterlere göre UNESCO Dünya Mirası listesinde aday olarak gönderildi. Alanlar, UNESCO'nun 39. Dünya Mirası oturumunda Dünya Mirası olarak ilan edildi.\nListeye, otuz bileşen alanla birlikte sekiz alan kaydedilmiştir.", + "question": "Japonya'nın Meiji Sanayi Devrimi Alanları: Demir ve Çelik, Gemi Yapımı ve Kömür Madenciliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Japonya'nın Meiji Sanayi Devrimi Alanları: Demir ve Çelik, Gemi Yapımı ve Kömür Madenciliği (明治日本の産業革命遺産 製鉄・鉄鋼、造船、石炭産業 Meiji nihon no sangyoukakumeiisan seitetsu tekkou, zousen sekitansangyou), Japonya'nın Bakumatsu ve Meiji dönemlerinde Japonya sanayileşmesinde önemli bir rol oynayan tarihi yerler grubudur ve Japonya'nın endüstriyel mirasının bir parçasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "595", + "context": "Karanlık fabrika, minimum veya sıfır insan müdahalesi ile üretim sağlayan, makinelerin operatöre veya gözetime ihtiyaç duymadan otomatik olarak çalışmasını hedefleyen bir üretim yöntemidir.\nKaranlık fabrika yöntemi, üretim sürecinin kritik kısımlarında daha fazla otomasyona dayanır. Aynı zamanda üretim sürecinin, insanlar fabrikadan ayrıldıktan sonra da devam edebilmesi sağlanır. Bu şekilde imalatta devamlılık sağlanırken, aynı ürün kalitesinde sabit bir üretim çıktısı elde edilmektedir. Karanlık üretim belirli bir proses değil, bir üretim metodolojisidir. Gerekli otomasyon sistemlerinin sağlanmasıyla birçok fabrika bu yöntemi işletmesinde uygulayabilir. Karanlık fabrika, “lights-out”, ışıksız olarak adlandırılsa da kullanılan otomasyon sistemleriyle üretimde ışıkları kapatmaktan çok daha geniş bir etkiye sahiptir. Personel kaynaklı katı ve sıvı atık oluşumunu, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma için gereken enerji ihtiyacını, tekrarlanan ve tehlikeli görevlerde veya iş kazalarında yaralanma ya da ölüm riskini ortadan kaldırmakla beraber, insan kaynaklı üretim hataları olmadığı için ürün kalitesini artırmakta ve hatalı ürünlerden kaynaklı hammadde atıklarını minimize etmektedir. Sanayi Devriminden bu yana giderek artan otomasyon eğilimi, teknoloji alanındaki gelişmelerle birlikte büyük bir ivme kazanmıştır. Günümüzde en gelişmiş üretim tesislerinde, insanlardan daha fazla robotlara yer verilmeye başlanmıştır. İnsanlar daha fazla yaratıcılık ve öngörü gerektiren görevlerle uğraşırken; daha basit ve tekrarlayan görevler robotlar tarafından üstlenilmiştir. Daha fazla otomasyon ve erişilebilirlik sağlayan bu faaliyetler, \"karanlık fabrika\" olarak bilinen yeni bir üretim metodolojisinin merkezidir.", + "question": "Karanlık fabrika nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karanlık fabrika, minimum veya sıfır insan müdahalesi ile üretim sağlayan, makinelerin operatöre veya gözetime ihtiyaç duymadan otomatik olarak çalışmasını hedefleyen bir üretim yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "596", + "context": "Leblanc yöntemi, 19. yüzyıl boyunca kullanılan ve mucidi Nicolas Leblanc'ın adını taşıyan soda külü (sodyum karbonat) üretimi için erken bir endüstriyel yöntemdi. İki aşamayı içeriyordu: sodyum klorürden sodyum sülfat üretimi, ardından sodyum sülfatın kömür ve kalsiyum karbonat ile reaksiyona sokulmasıyla sodyum karbonat üretilmesi. Solvay işlemi geliştirilmesinden sonra yöntem yavaş yavaş geçersiz hale geldi.", + "question": "Leblanc yöntemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Leblanc yöntemi, 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "597", + "context": "Ludizm, 19. yüzyıl İngiltere'sinde tekstil işçilerinin, iş gücünden tasarruf sağlayan makinelerin imalathanelere yerleştirilmesiyle işsiz kalacakları düşüncesiyle tepkilerini makineleri kırarak ortaya koydukları organize eylemlerin adıdır. 1811'in sonlarına doğru Nottingham civarında başlayan eylemler, sonraki yıl Yorkshire, Lancashire, Derbyshire ve Leicestershire'a yayılmıştır. Daha sonraları anlamında değişme yaşanarak bu ifade, teknolojik değişime karşı çıkan bireyleri veya grupları tanımlamak için yaygın olarak kullanılmıştır.\nEylem adını, eponim bir şekilde, muhtemelen efsanevi tekstil işçisi olan Ned Ludd'dan almaktadır. Genç bir çırak olan Ludd`un 1779'da bir örgü makinesini kırdığı söylenmektedir. Göstericiler, \"King Ludd\"un emirlerini uyguladıklarını iddia etmişler, onun adına bildiriler yayınlamışlar ve tehdit mektupları göndermişlerdir.\n18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başlarında birbirini izleyen savaşların yaşanması, gıda ham maddesinde yaşanan kıtlık, halkta oluşan umutsuzluk ve 1799'da çıkarılan Birleşme Yasası'yla birlikte işçilerin örgütlenmesinin önüne geçilmesi, işçileri yeraltı birtakım örgütler oluşturmaya itti. Kadın ve çocuk işçilerin katılımına açık olan harekette, üyelerinin yaklaşık %40'ını bu grup temsil etmiştir. İngiltere'de bu dönem işçi gruplarını temsil edecek örgütlenmelerinin eksikliği, kötü çalışma koşulları, sanayinin yeni yeni ortaya çıkması gibi nedenler Luddist hareketini, işçi nüfusunu azaltacak makineleri kırmaya itmiştir.\nLuddistler genellikle geceleri, maske takarak faaliyet gösteriyorlardı. Yerel destek gören eylemciler, kişilere karşı şiddetten kaçınıyorlardı. 1812'de bir Luddit grubu, Horsfall adlı tehdit altındaki bir işverenin emriyle vuruldu. Horsfall daha sonra misilleme olarak öldürüldü. Liverpool 2. Kontu Robert Banks Jenkinson hükümeti, 1813'te York'ta bir toplu yargılama ile, birçok asılma ve sürgünle sonuçlanacak, sert baskıcı önlemler aldı. 1816'daki benzer isyanlar Napolyon Savaşları'nı izleyen depresyondan kaynaklanmıştı. Ancak hareket kısa sürede şiddetli baskı ve refahın yeniden canlanmasıyla sona erdi.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Ludizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ludizm, 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "598", + "context": "Uxbridge bir kasaba, Worcester İlçesi Massachusetts Amerika Birleşik Devletleri içinde yer alır. 2009 Nüfus 13.247 olduğunu. Bu 1727 yılında ilçe olarak kurulmuştur. Bu imalat kaşmir ve 140 yıldır askeri üniforma bilinmektedir. O 1756 yılında Amerika'nın İlk Kadın Seçmen-Lydia Taft ev oldu. Bugün Blackstone \"River Valley, ulusal tarihi parkın merkezi", + "question": "Uxbridge, Massachusetts nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uxbridge bir kasaba, Worcester İl��esi Massachusetts Amerika Birleşik Devletleri içinde yer alır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "599", + "context": "Yüksek fırın, metal cevherlerini (çoğunlukla demir cevheri) işlemekte kullanılan dikey izabe fırını.\nBir yüksek fırında; demirli malzemeler (demir cevheri, sinter ve pelet), yakıt malzemeleri (metalurjik kok) ve cüruflaştırıcı malzemeler (kireçtaşı) fırının tepesinden kesintisiz bir şekilde şarj edilirken sıcak hava ise fırının alt kısmından (tüyer bölgesinden) üflenir. Bu sayede demir cevheri ergiyerek aşağı doğru akış sağlarken, yüksek fırın gazı yukarı akış ile bir karşı akım süreci ile kimyasal tepkimeler gerçekleşir. Fırındaki işlemin ürünü fırının alt kısmında toplanan sıvı ham demirin yanında yan ürün olarak curuf ve yüksek fırın gazı da elde edilir.\nEn geniş tanımı ile yüksek fırınlar cevherin yakıtla doğrudan temas halinde olduğu izabe üniteleridir. Bu tanıma göre yansımalı fırınlar (İng: reveberatory furnace) haricinde kalan bütün demirci ocakları (İng: bloomery), kalay üfleme ocakları (İng: blowing house) ve tarihte kurşun izabesinde kullanılan izabe değirmenleri (İng: smeltmill) bir yüksek fırındır. Ancak günümüzde yüksek fırın terimi çelik üretiminde bir ara ürün olan pik demir elde edilen fırınlar için kullanılmaktadır.\nYüksek fırınların 1900 ve 2015 yılları arasında küresel sera gazı emisyonlarının %4'ünden fazlasından sorumlu olduğu tahmin edilmektedir, ancak bu işlemin karbondan arındırılması zordur.", + "question": "Yüksek fırın nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yüksek fırın, metal cevherlerini (çoğunlukla demir cevheri) işlemekte kullanılan dikey izabe fırını." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "600", + "context": "Sürdürülebilirlik daimi olma yeteneği olarak adlandırılabilir. 21. yüzyılda genel olarak biyosfer ve uygarlığın bu yeteneğine atfen kullanılır. Aynı zamanda, kaynakların sömürülmesi, yatırımların yönü, teknolojik gelişmenin yönlendirilmesi ve kurumsal değişimin uyum içinde olduğu ve insan ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılayabilme potansiyelinin hem günümüzde hem de gelecek için korunduğu dengeli bir ortamda değişimin sağlanması olarak tanımlanabilir. Bu alanda çalışanların birçoğu için, sürdürülebilirlik birbirine bağlı şu etki alanları ile tanımlanır: çevre, ekonomik ve sosyal; ve bunlar Fritjof Capra'ya göre Sistemsel Düşüncenin prensiplerine dayanmaktadır. Sürdürülebilir gelişmenin alt etki alanları kültürel, teknolojik ve politik olarak kabul edilir. Bazıları için sürdürülebilir gelişme sürdürülebilirlik için ana prensip olmasına karşın diğerleri için bu iki terim paradoksaldır (ör. gelişme doğal olarak sürdürülebilir değildir). Sürdürülebilir gelişme gelecek neslin ihtiyaçlarını karşılama yetisine zarar vermeden günümüzdeki ihtiyaçları karşılayabilen gelişmedir. Sürdürülebilir Gelişme terimi Çevre ve Gelişme Dünya Komisyonu için Brundtland Raporu (1987) tarafından ortaya atılmıştır.\nSürdürülebilirlik, ortak bir idealin arayışıyla karakterize edilen sosyo-ekolojik bir süreç olarak da tanımlanabilir. Bir ideal, tanım itibarıyla belirli bir yer ve zaman için ulaşılabilir değildir. Ancak, ısrarlı ve dinamik bir şekilde yaklaşarak, süreç sürdürülebilir bir sisteme yol açar. \nEkoloji bilimi, sürdürülebilirliğin, türlerin ve çevresindeki kaynakların dengesi ile sağlandığına inanmaktadır. Bu dengeyi sağlamak için, mevcut kaynaklar doğal yollarla üretimden daha hızlı tüketilmemelidir.\nSürdürülebilirlik kavramının geniş bir alana yayılan modern kullanımının tam olarak tanımlanması zordur. Esasen, sürdürülebilirlik, insanların uzun vadede sadece girdilerine güvenmeye devam edebilecekleri şekilde, doğal ve yenilenebilir kaynaklardan faydalanılması anlamına geliyordu. Sürdürülebilirlik kavramı veya Almanca Nachhaltigkeit, Hans Carl von Carlowitz'e (1645-1714) kadar izlenebilir ve ormancılığa uygulanmıştı.\nSağlıklı ekosistemler ve doğal çevre insanların ve diğer organizmaların hayatta kalması için gereklidir. Olumsuz insan etkisini azaltmanın yolları çevre dostu çevre mühendisi, kimya mühendisliği, çevre kaynakları yönetimi ve çevre korumadır. Yeşil hesaplama, yeşil kimya, yer bilimi, çevre bilimi ve koruma biyolojisi kullanılarak veriler elde edilir. Ekolojik ekonomi insan ekonomileri ve doğal ekosistemleri hedef alan akademik araştırma alanlarını inceler.\nSürdürülebilirliğe doğru ilerlemek aynı zamanda uluslararası ve ulusal hukuk, kentsel planlama ve ulaşım, tedarik zinciri yönetimi, yerel ve bireysel yaşam tarzı ve etik tüketim konularını da ilgilendiren sosyal bir mücadeledir. Daha sürdürülebilir yaşamanın yolları, yaşam koşullarını yeniden düzenlemek (eko-köyler, eko-belediyeler ve sürdürülebilir şehirler), ekonomik sektörleri veya iş uygulamalarını yeniden değerlendirmek (permakültür, yeşil bina, sürdürülebilir tarım), yeni teknolojiler geliştirmek için bilimi kullanmak (yeşil teknolojiler, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir fisyon ve füzyon gücü) veya sistemleri esnek ve geri dönüşümlü bir şekilde tasarlamak ve doğal kaynakları koruyan bireysel yaşam tarzlarını ayarlamak gibi birçok şekil alabilir.\nSürdürülebilirlik terimi insan-ekosistem dengesinin (homoestaz) sağlandığı nihai hedef olarak görülmeli, \"sürdürülebilir kalkınma\" ise bizi sürdürülebilirliğin son noktasına götüren bütünsel yaklaşım ve zamansal süreçleri ifade eder. (305) \"Sürdürülebilirlik\" teriminin kullanımındaki artan popülariteye rağmen, insan toplumlarının çevresel sürdürülebilirliği sağlama olasılığı, çevresel bozulma, iklim değişikliği, aşırı tüketim, nüfus artışı ve toplumların kapalı bir sistemde sınırsız ekonomik büyüme peşinde olması ışığında kuşkulu bir durumdaydı ve hala da böyle olmaya devam ediyor.", + "question": "Sürdürülebilirlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sürdürülebilirlik daimi olma yeteneği olarak adlandırılabilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "601", + "context": "Algokrasi (Algoritma ile yönetim), özellikle yapay zeka ve blok zinciri gibi teknolojiler başta olmak üzere, bilgisayar algoritmalarının yasal düzenlemelerde, kanun yapımında ve genellikle ulaşım veya tapu kaydı gibi günlük yaşamın herhangi bir yerinde kullanıldığı alternatif bir hükûmet veya sosyal düzen biçimidir. \"Algoritma ile yönetim\" terimi, 2013 yılında akademik literatürde “Algoritmik Yönetim'e” alternatif olarak ortaya çıkmıştır. İlgili bir terim olan \"Algoritmik Düzenleme\", standart belirleme ve davranışın hesaplama algoritmaları aracılığıyla izlenmesi veya değiştirilmesi olarak tanımlanır - yargının otomasyonu da bu kapsamda bulunmaktadır.\nAlgoritma ile yönetim, e-devlet literatüründe ve geleneksel kamu yönetimi uygulamalarında yer almayan yeni zorluklar ortaya çıkarmaktadır. Bazı kaynaklar, bilginin etkin kullanımıyla hükmeden varsayımsal bir hükûmet biçimi olan siberokrasi ile algoritmik yönetim arasında bir ilişki kurar, ancak algoritmalar bilgiyi işlemenin tek yolu değildir. Nello Cristianini ve Teresa Scantamburlo, bir insan toplumu ile belirli düzenleme algoritmalarının (itibara dayalı puanlama gibi) birleşiminin bir sosyal makine oluşturduğunu savunur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Algokrasi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Algokrasi (Algoritma ile yönetim), özellikle yapay zeka ve blok zinciri gibi teknolojiler başta olmak üzere, bilgisayar algoritmalarının yasal düzenlemelerde, kanun yapımında ve genellikle ulaşım veya tapu kaydı gibi günlük yaşamın herhangi bir yerinde kullanıldığı alternatif bir hükûmet veya sosyal düzen biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "602", + "context": "Basit yaşam, bir kişinin yaşam tarzını basitleştirmek için bir dizi farklı gönüllü uygulamayı kapsar. Bunlar, örneğin, genellikle minimalizm olarak adlandırılan malların azaltılmasını veya kendi kendine yeterliliğin arttırılmasını içerebilir. Basit yaşam, bireylerin istedikleri şeyler yerine sahip oldukları ile tatmin olma ile karakterize edilebilir. Her ne kadar çilecilik genellikle basit yaşamı teşvik edip lüks ve düşkünlükten kaçınmayı teşvik etse de, basit yaşamın tüm savunucuları münzevi değildir. Basit yaşam, gönüllü bir yaşam tarzı seçimi olduğu için de, mecburi yoksulluk içinde yaşayanlardan ayrışır.\nKatılımcılar, maneviyat, sağlık, aile ve arkadaşlar ile birlikte daha kaliteli zaman geçirmek, iş-yaşam dengesi, kişisel zevk, finansal sürdürülebilirlik, tutumluluk, sürdürülebilirlik veya stresi azaltmak gibi çeşitli kişisel nedenlerle basit yaşamı seçebilirler. Basit yaşam, materyalizme ve aşırı tüketime karşı bir tepki de olabilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Basit yaşam nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Basit yaşam, bir kişinin yaşam tarzını basitleştirmek için bir dizi farklı gönüllü uygulamayı kapsar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "603", + "context": "Bir ekosistemin biyokapasitesi veya biyolojik kapasitesi, doğal kaynaklar gibi belirli biyolojik materyallerin üretiminin ve atmosferden karbondioksit gibi diğer materyallerin emilmesi ve filtrelenmesinin bir tahminidir.\nBiyolojik kapasite, kişi başına düşen küresel hektar olarak ifade edilir, bu nedenle insan nüfusuna bağlıdır. Küresel bir hektar, belirli bir yılda Dünya'daki tüm üretken hektarların ortalama biyolojik verimliliğini temsil eden ayarlanmış bir birimdir (çünkü tüm hektarlar aynı miktarda ekosistem hizmeti üretmez). Biyolojik kapasite Birleşmiş Milletler nüfusu ve arazi kullanım verilerinden hesaplanır ve şehir, ülke veya bir bütün olarak dünya gibi çeşitli bölgesel düzeylerde rapor edilebilir.", + "question": "Biyokapasite nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bir ekosistemin biyokapasitesi veya biyolojik kapasitesi, doğal kaynaklar gibi belirli biyolojik materyallerin üretiminin ve atmosferden karbondioksit gibi diğer materyallerin emilmesi ve filtrelenmesinin bir tahminidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "604", + "context": "Biyokütle, yaşayan ya da yakın zamanda yaşamış canlılardan elde edilen fosilleşmemiş tüm biyolojik malzemenin genel adıdır. Biyokütle, bir enerji kaynağıdır ve endüstriyel anlamda biyokütle, bu biyolojik maddelerden yakıt elde edilmesi ya da diğer endüstriyel amaçlarla kullanılması ile ilgilidir. Yaygın olarak, biyoyakıt elde etmek amacı ile yetiştirilen bitkiler ile lif, ısı ve kimyasal elde etmek üzere kullanılan hayvansal ve bitkisel ürünleri ifade eder. Biyokütleler, bir yakıt olarak yakılabilen organik atıkları da içerir. Buna karşın, fosilleşmiş ve coğrafi etkilerle değişikliğe uğramış, kömür, petrol gibi organik maddeleri içermez. Genellikle kuru ağırlıkları ile ölçülürler.\nBiyoyakıtlar, biyoetanol, biyobütanol, biyodizel ve biyogazlarla ilgilidir.\nBiyokütle elde etmek üzere, şeker kamışı, şeker pancarı, mısır, dallı darı, papatya, keten tohumu, ayçiçeği, kolza, soya fasulyesi gibi pek çok değişik bitki yetiştirilebilir. Petrol bağımlılığı azaltma ve küresel ısınma ile mücadelede yenilenebilir yakıtların artan önemi nedeniyle biyokütle üretimi büyüyen bir endüstri haline gelmiştir.\nBiyokütleler de, petrol ve kömür gibi, güneş enerjisinin depolanmış halidirler. Bitkiler güneş enerjisini fotosentez aracılığıyla tutarlar.\nBiyoyakıtların içerisindeki karbon, bitkilerin havadaki karbondioksiti parçalaması sonucu elde edildiği için, biyoyakıtların yakılması, dünya atmosferinde net karbondioksit artışına neden olmaz. Bu nedenle, pek çok insan, atmosferdeki karbondioksit miktarının artışına engel olabilmek için, fosil yakıtlar yerine biyoyakıtların kullanılması gerektiği görüşünü savunmaktadırlar.\nBiyoyakıtlar, enerji dışında yapı malzemesi, geri dönüşümlü kâğıt ve plastik üretiminde de kullanılırlar. İnsan eliyle biyokütle üretimi ve tüketimi aşağıdaki gibidir.", + "question": "Biyokütle nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyokütle, yaşayan ya da yakın zamanda yaşamış canlılardan elde edilen fosilleşmemiş tüm biyolojik malzemenin genel adıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "605", + "context": "Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim (İngilizce: Environmental, Social, and Corporate Governance) veya güncel kısaltmasıyla ESG, bir yatırımın performansı üzerinde önemli etkileri bulunabilecek çevresel, sosyal ve yönetişimsel uygulamaları ifade eder. ESG uygulaması, geleneksel finansal analizin yanı sıra finansal olmayan potansiyel risk ve fırsatları da inceleyerek yatırımcılara daha kapsamlı bir analiz yapma imkânı sunan bir uygulamadır.\nESG odaklı yatırımlarda sosyal etki yaratma bilinci vardır. Klasik yatırım anlayışının aksine paranın nasıl bir şirkete yatırıldığı, o şirketin çalışanlarına nasıl bir çalışma ortamı sunduğu, müşterilerine adil davranıp davranmadığı, yaptığı üretimin çevreye etkisi nedir gibi sorular ön plandadır. Ancak yine de her yatırımda olduğu gibi ESG yatırımcılığında da nihai amaç yapılan yatırımla her alanda en iyi finansal performansı elde etmektir.\nESG kavramıyla birlikte sosyal sorumlu yatırımcılık ve etki yatırımcılığı gibi kavramlar da doğmuştur. Her iki yatırımcılık anlayışı da ESG kriterlerini önceler ve buna göre bir yatırım kararı verilmesini sağlar. Ayrıldıkları nokta ise, sosyal sorumlu yatırımcılığın, riskli alanlardan daha uzak durması veya kâr maksimizasyonu ile ilgilenmesiyken, etki yatırımcılığında daha fazla riskin kabul edilebilir olması ve hatta kâr beklentisinin bile az olmasıdır. Etki yatırımcıları, kâr edememe pahasına ESG'ye önem veren şirketlere yatırım yapmaktan çekinmez. Öte yandan ESG'ye duyulan ilginin sonucunda sürdürülebilirlik yatırım araçları, sorumlu yatırım fonları, sürdürülebilirlik endeksleri gibi uygulamaların sayısı gün geçtikte artmaktadır.\n20 yıldan kısa bir sürede, ESG kavramı Birleşmiş Milletler tarafından başlatılan kurumsal bir sosyal sorumluluk girişiminden, 30 Trilyon Amerikan dolarından fazla finansal varlığı temsil eden küresel bir fenomene dönüştü.", + "question": "Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim (İngilizce: Environmental, Social, and Corporate Governance) veya güncel kısaltmasıyla ESG, bir yatırımın performansı üzerinde önemli etkileri bulunabilecek çevresel, sosyal ve yönetişimsel uygulamaları ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "606", + "context": "Kaya özdeşliği, Japon enerji ekonomisti Yoichi Kaya ve bir takım karbon uzmanı tarafından geliştirilmiş bir özdeşliktir. Kaya özdeşliği, Kaya faktörleri adı verilen karbon yoğunluğu, enerji yoğunluğu, kişi başı gayrisafi yurt içi hasıla ve nüfus olmak üzere dört adet değişkenle ifade edilir. Özdeşlik insanlar veya belli bir ülkenin sebep olduğu karbondioksit emisyonunun hesaplanmasında kullanılır.\n\n \n \n \n K\n =\n N\n ×\n \n (\n \n \n \n G\n S\n Y\n I\n H\n \n N\n \n \n )\n \n ×\n \n (\n \n \n E\n \n G\n S\n Y\n I\n H\n \n \n \n )\n \n ×\n \n (\n \n \n K\n E\n \n \n )\n \n \n \n {\\displaystyle K=N\\times \\left({\\frac {GSYIH}{N}}\\right)\\times \\left({\\frac {E}{GSYIH}}\\right)\\times \\left({\\frac {K}{E}}\\right)}\n \n\nK : Karbon yoğunluğu\nN : Nüfus\nE : Enerji yoğunluğu\nGSYIH : Gayrisafi yurt içi hasıla\nÇok basit bir denklem olarak görülse de değişkenleri -Kaya faktörleri- birbirine bağlı etmenler olduğu için özdeşliğin uygulanmasında büyük zorluklar ortaya çıkmaktadır.", + "question": "Kaya özdeşliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kaya özdeşliği, Japon enerji ekonomisti Yoichi Kaya ve bir takım karbon uzmanı tarafından geliştirilmiş bir özdeşliktir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "607", + "context": "Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC) GSTC Kriterleri olarak bilinen sanayi profesyonelleri ve hükûmetlerin küresel seyahat ve turizm sektöründe sürdürülebilir kalkınmanın temel standartları kurduğu uluslararası bir kâr amacı gütmeyen bir organizasyondur.\nGSTC, ABD'de 501(c)3 kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak yasal olarak kayıtlıdır ve bağımsız ve tarafsız bir kuruluş olarak hareket eder. Güvenilir sürdürülebilirlik standartları için küresel üyelik birliği olan ISEAL Alliance'ın bir üyesidir.\nGSTC Kriterleri iki kriter grubundan oluşur: Oteller/konaklamalar ve tur operatörleri için Endüstri Kriterleri; ve Destinasyon yöneticileri ve hükûmetler için Destinasyon Kriterleri. Kriterler, bir endüstrinin veya destinasyonun sürdürülebilirlik standartlarını karşılaması için minimum gerekliliklerdir. Kriterler, GSTC tarafından yürütülen tüm organizasyonel faaliyetlerin temelidir. Diğer standartlara benzer şekilde, GSTC Kriterleri eğitim ve öğretim, politika geliştirme, süreçlerin ölçülmesi ve kontrol edilmesi için bir kılavuz ve sertifikasyon için bir temel olarak kullanılır. GSTC, sürdürülebilir seyahat ve turizm standartlarının GSTC Kriterlerine ve kalite standartlarına bağlılıklarına göre derecelendirme alabildiği bir akreditasyon sistemi olarak çalışır.", + "question": "Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC) GSTC Kriterleri olarak bilinen sanayi profesyonelleri ve hükûmetlerin küresel seyahat ve turizm sektöründe sürdürülebilir kalkınmanın temel standartları kurduğu uluslararası bir kâr amacı gütmeyen bir organizasyondur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "608", + "context": "Sürdürülebilir tarım ya da permakültür (Latince: permanere sürmek, devam etmek, cultura tarım), doğadaki insan yerleşimlerini, doğal ekosistemlerden örneklenen ziraat uygulamaları ve sürdürülebilirlik görüşüne göre uygulayan bir ekolojik tasarım anlayışıdır.", + "question": "Permakültür nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sürdürülebilir tarım ya da permakültür (Latince: permanere sürmek, devam etmek, cultura tarım), doğadaki insan yerleşimlerini, doğal ekosistemlerden örneklenen ziraat uygulamaları ve sürdürülebilirlik görüşüne göre uygulayan bir ekolojik tasarım anlayışıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "609", + "context": "SDEWES Merkezi (The International Centre for Sustainable Development of Energy, Water and Environment Systems ya da Enerji, Su ve Çevre Sistemlerinin Sürdürülebilir Gelişmesi için Uluslararası Merkez), Zagreb Üniversitesi'nde yerleşik, hükûmet dışı bilimsel bir kurumdur.", + "question": "SDEWES Merkezi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "SDEWES Merkezi (The International Centre for Sustainable Development of Energy, Water and Environment Systems ya da Enerji, Su ve Çevre Sistemlerinin Sürdürülebilir Gelişmesi için Uluslararası Merkez), Zagreb Üniversitesi'nde yerleşik, hükûmet dışı bilimsel bir kurumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "610", + "context": "Sosyal sürdürülebilirlik, sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir gelişmeye farklı yaklaşım yollarının en az tanımlanmış ve en az anlaşılmış olanıdır. Sosyal sürdürülebilirlik, kamu diyaloğunda ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliğe göre çok daha az ilgi görmüştür.\nSürdürülebilirliğe yönelik birkaç yaklaşım vardır. Çevresel sürdürülebilirlik, ekonomik sürdürülebilirlik ve sosyal sürdürülebilirlik üçlüsünü oluşturan ilk model, sürdürülebilirliğe yönelik olarak en yaygın kabul gören modeldir. Bu yaklaşımdaki \"sosyal sürdürülebilirlik\" kavramı, sosyal eşitlik, yaşanabilirlik, sağlık eşitliği, toplum gelişimi, sosyal sermaye, sosyal destek, insan hakları, işçi hakları, yerleşme, sosyal sorumluluk, sosyal adalet, kültürel yeterlilik, toplumun \"resilience\"i ve insan adaptasyonu gibi konuları içine alır.\nİkinci, daha yeni bir yaklaşım, sürdürülebilirliğin tüm alanlarının sosyal olduğunu göstermektedir: ekolojik, ekonomik, politik ve kültürel sürdürülebilirlik dahil. Bu sosyal sürdürülebilirlik alanlarının tümü sosyal ve doğal arasındaki ilişkiye bağlıdır. \"Ekolojik alan\", doğal çevrenin içinde insanın yerleşik durumu olarak tanımlanır. Bu açıdan sosyal sürdürülebilirlik tüm insan faaliyetlerini kapsamaktadır. Sadece ekonominin, çevrenin ve toplumsal alanın odaklanmış kesişimi ile ilgili değildir. (Venn şemasına ve Sürdürülebilirlik Halkaları diyagramına bakınız).", + "question": "Sosyal sürdürülebilirlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal sürdürülebilirlik, sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir gelişmeye farklı yaklaşım yollarının en az tanımlanmış ve en az anlaşılmış olanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "611", + "context": "Sentetik deri veya esnek deri olarak da adlandırılan suni deri döşeme, giyim, mobilya, çanta, ayakkabı ve diğer kullanımlarda derinin yerini alan bir deri malzemedir.. Suni deri, vegan deri, PU deri ve plither gibi birçok isim altında bilinir. Suni deri üretimi için birçok farklı yöntem geliştirilmiştir. Şu an rezin, poliüretan (PU), polivinil klorür (PVC), polivinil asetat (PA), nitroselüloz (NC), termoplastik elastomerler (TPE), sintetik kauçuklar ve bunların karışımları sık uygulanır.", + "question": "Suni deri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sentetik deri veya esnek deri olarak da adlandırılan suni deri döşeme, giyim, mobilya, çanta, ayakkabı ve diğer kullanımlarda derinin yerini alan bir deri malzemedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "612", + "context": "Sürdürülebilir dağıtım, ürünlerin çevresel, sosyal ve ekonomik etkilerini en aza indirerek, tedarik zinciri boyunca taşınması ve dağıtılması sürecidir. Lojistik ve tedarik zinciri yönetimi içinde, çevresel sürdürülebilirlik ilkelerini benimseyen uygulamaları içerir. Bu, karbon emisyonlarının azaltılması, enerji verimliliğinin artırılması, atık yönetiminin iyileştirilmesi ve sosyal sorumluluk ilkelerinin benimsenmesini kapsar.", + "question": "Sürdürebilir dağıtım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sürdürülebilir dağıtım, ürünlerin çevresel, sosyal ve ekonomik etkilerini en aza indirerek, tedarik zinciri boyunca taşınması ve dağıtılması sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "613", + "context": "Sürdürülebilir tarım, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden toplumun mevcut gıda ve tekstil ihtiyaçlarını karşılayacak sürdürülebilir yollarla yapılan tarım anlamına gelir. Ekosistem hizmetleri anlayışına dayanabilir. Tarımın sürdürülebilirliğini artırmanın birçok yöntemi vardır. Sürdürülebilir gıda sistemleri içinde tarım geliştirirken, esnek iş süreci ve tarım uygulamalarının geliştirilmesi önemlidir.\nTarım çok büyük bir çevresel ayak izine sahiptir; çevresel değişikliklere neden olurken aynı zamanda bu değişikliklerden etkilenir. Eğer insan nüfusu artışı gıda üretiminde bir artıştan vazgeçmezse, bu gerekli olacaktır. Sürdürülebilir tarım, tarım sistemlerinin değişen çevre koşullarında büyüyen bir nüfusu beslemesini sağlamak için potansiyel bir çözüm sunmaktadır. Herhangi bir belirli maliyet ve yerde doğal kaynakların sınırlı temini göz önüne alındığında, gerekli kaynaklar için verimsiz veya zararlı tarım nihayetinde mevcut kaynakları veya bunları karşılayabilme ve edinebilme yeteneğini tüketebilir.", + "question": "Sürdürülebilir tarım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sürdürülebilir tarım, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden toplumun mevcut gıda ve tekstil ihtiyaçlarını karşılayacak sürdürülebilir yollarla yapılan tarım anlamına gelir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "614", + "context": "Sürdürülebilirlik bilimi ilk olarak 1980'lerde ortaya çıktı ve yeni bir akademik disiplin haline geldi. Tarım bilimi veya sağlık bilimine benzer şekilde, ele aldığı pratik problemlerle tanımlanan uygulamalı bir bilimdir. Sürdürülebilirlik bilimi, konusunun temel parçaları olarak sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir kalkınma ile ilgili konulara odaklanır. \"Uyguladığı disiplinlerden ziyade ele aldığı problemlerle tanımlanır\" ve \"ikisi arasında dinamik bir köprü oluşturarak hem bilgi hem de eylemi ilerletme ihtiyacına hizmet eder\".\nAlan, iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, çevre kirliliği, toprak ve su bozulması gibi gezegenin yaşam destek sistemlerinin bütünlüğünü ve insanlığın geleceğini tehdit eden karmaşık sorunların çözümlerini anlamak ve bunlara katkıda bulunmak için insan, çevre ve mühendislik sistemleri arasındaki etkileşimleri incelemeye odaklanmıştır.\nSürdürülebilirlik bilimi, sürdürülebilir kalkınma ve çevre biliminin birbiriyle ilişkili ancak özdeş olmayan kavramlarından yararlanır. Sürdürülebilirlik bilimi, sürdürülebilirlik için kritik bir çerçeve sunarken, sürdürülebilirlik ölçümü, sürdürülebilir yönetişimine rehberlik etmek için gereken kanıta dayalı nicel verileri sağlar.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sürdürülebilirlik bilimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sürdürülebilirlik bilimi ilk olarak 1980'lerde ortaya çıktı ve yeni bir akademik disiplin haline geldi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "615", + "context": "Ulusal varlık fonu (UVF) (İngilizce: Sovereign wealth fund (SWF)), cari işlemler fazlası veren ülkelerin yabancı para rezervlerindeki artışın yarattığı bir değerlendirme arayışından doğan bir kavram olup, basit anlamda, bir havuz oluşturan söz konusu rezervlerle finanse edilen devlet kontrolündeki yatırım kurumları olarak tanımlanmaktadır. Türkçede henüz tam kabul görmüş bir çevirisi olmayan bu kavram, çeşitli kaynaklarda bağımsız varlık fonları, ulusal yatırım fonları, ülke yatırım fonları, devlet refah fonları veya kısaca ulusal fonlar olarak adlandırılabilmektedir.", + "question": "Ulusal varlık fonu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ulusal varlık fonu (UVF) (İngilizce: Sovereign wealth fund (SWF)), cari işlemler fazlası veren ülkelerin yabancı para rezervlerindeki artışın yarattığı bir değerlendirme arayışından doğan bir kavram olup, basit anlamda, bir havuz oluşturan söz konusu rezervlerle finanse edilen devlet kontrolündeki yatırım kurumları olarak tanımlanmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "616", + "context": "Yeryüzü Şartı adaletli, sürdürebilir ve huzurlu bir dünya için başlıca etik prensipleri ayarlayan, küresel dayanışma ve evrensel sorumluluk üzerine kurulmuş beyannamedir. Bu, yirmi birinci yüzyılda insanlığın yüzleştiği kritik sorunlar ve seçimleri tanımlamak için çalışır. Yeryüzü Şartının prensipleri: “Tüm bireyler, organizasyonlar, şirketler, hükümetler ve uluslararası kurumların işine kılavuzluk yapmak ve değerlendirmek için ortak bir standart gibi tasarlanmıştır.\" şeklinde dile getirilmiştir.", + "question": "Yeryüzü Şartı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yeryüzü Şartı adaletli, sürdürebilir ve huzurlu bir dünya için başlıca etik prensipleri ayarlayan, küresel dayanışma ve evrensel sorumluluk üzerine kurulmuş beyannamedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "617", + "context": "Yeşil binalar (sürdürülebilir binalar olarak da bilinir), bir binanın yaşam döngüsü boyunca (planlama, tasarım, inşaat, işletim, bakım, yenileme ve yıkım) çevreyle uyumlu olması ve doğal kaynakları verimli kullanmasını ifade eder. Bu, tüm proje aşamalarında yüklenici, mimarlar, mühendisler ve müşterinin yakın işbirliğini gerektirir. Yeşil Bina uygulaması, ekonomi, fayda, dayanıklılık ve konfor gibi klasik bina tasarımı hakkındaki endişeleri genişletir. Bunu yaparken, sürdürülebilirliğin üç boyutu, yani gezegen, insanlar ve tüm tedarik zincirindeki etkiler dikkate alınmalıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Yeşil bina nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yeşil binalar (sürdürülebilir binalar olarak da bilinir), bir binanın yaşam döngüsü boyunca (planlama, tasarım, inşaat, işletim, bakım, yenileme ve yıkım) çevreyle uyumlu olması ve doğal kaynakları verimli kullanmasını ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "618", + "context": "== Yeşil Tahvilin Tanımı ==\nÇevresel projelerin finansman ihtiyacını karşılamak için ihraç edilen borçlanma araçlarına yeşil tahvil denir. Yeşil tahviller, hükûmet veya şirketler tarafından çevre dostu projelere yatırım yapmak için kullanılır. Bu fonlar, yenilenebilir enerji projeleri, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği geliştirme, ormancılık ve sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik projeler gibi çeşitli alanlarda faaliyet gösterir. Yeşil tahviller, devletler, uluslararası kuruluşlar, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları tarafından oluşturulabilir ve yönetilebilir. Yeşil tahvil yalnızca doğal yaşam, iklim, sürdürülebilirliğe ve çevreye katkıda bulunan yeşil projelerde kullanılır.", + "question": "Yeşil tahvil nedir?", + "answers": { + "text": [ + "== Yeşil Tahvilin Tanımı ==\nÇevresel projelerin finansman ihtiyacını karşılamak için ihraç edilen borçlanma araçlarına yeşil tahvil denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "619", + "context": "Robotik, robotların tasarımı, üretimi ve kullanımı ile ilgilenen çok disiplinli bir bilim dalıdır. Makine mühendisliği, uçak mühendisliği, uzay mühendisliği, elektronik mühendisliği, bilgisayar mühendisliği, mekatronik mühendisliği ve kontrol mühendisliği dallarının ortak çalışma alanıdır. Robotlar bir yazılım aracılığıyla yönetilen ve yararlı bir amaç için iş ve değer üreten karmaşık makinelerdir.\nRobotik teknolojisi insanın yerinde geçebilecek ya da insanın eylemlerini taklit edebilecek makineler yapmayı hedefler. Robotların birçok farklı durumda kullanılması amaçlansa da, günümüzde daha çok tehlikeli ortamlarda (örn. bomba imhası), üretim süreçlerinde, veya insanın yaşayamadığı uzay, sualtı, yüksek sıcaklık ve radyasyonlu ortamlarda kullanılmaktadır. Robotlar her biçimde yapılabileceği halde, bazı robotlar insana benzer olarak yapılmaktadır. Bunun, robotların insanlar tarafından kabulünü kolaylaştıracağı düşünülmektedir. Birçok robot doğadan esinlenerek yapılmıştır biyo-ilhamlı robotiğin konusudur.\nTürkiye'deki üniversitelerde açılan mekatronik bölümleri robotikle yakından ilişkilidir.", + "question": "Robotik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Robotik, robotların tasarımı, üretimi ve kullanımı ile ilgilenen çok disiplinli bir bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "620", + "context": "Bahçeşehir Integra (Bahçeşehir INTEGRA şeklinde stilize edilir) Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi öğrencilerinden oluşan ve FIRST robotik yarışmalarına katılan bir öğrenci takımıdır. Türkiye'nin çeşitli yerlerinden bir araya gelen takım üyeleri, Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesinde yatılı olarak eğitim görmektedir. 2011 yılında 4 erkek 1 kız öğrenci ile kurulan takımın şu an yarısı kız olmak üzere 20 takım üyesi bulunmaktadır.\nTürkiye'de kurulan ilk robotik takımlarından birisi olan Bahçeşehir INTEGRA, Türkiye'de STEM eğitimi uygulamaları konusunda öncü konumdadır. Bilim ve FIRST değerlerini yaymak amacıyla içerisinde kendi tasarladıkları deney merkezleri bulunan bilim tırı ile 11.256 km yol kat ederek 13 şehir dolaşmışlardır. Gittikleri şehirlerde 42 STEM Laboratuvarının kurulmasına öncülük etmişlerdir. Aynı zamanda dünyanın dört bir tarafına, çocukların temel mühendislik becerilerini kazanabilecekleri STEM kitleri hazırlayıp göndermişlerdir.\nGeliştirdikleri projeler ile toplumsal hayata fayda sağlamayı amaç edinen takım şu ana kadar: 24 FRC takımı, 60 FLL takımı kurmuş ve mentörlük desteği vermiş; KUYU köpeğin kurtarılmasında kullanılan kolu tasarlamış, yazdıkları 2 adet müfredat ile 5 milyondan fazla öğrenciye ulaşmıştır. Ayrıca bu müfredatları Next Generation Science (NGSS) standartlarına uyarlayarak uluslararası alanda geçerli bir eğitim materyali yapmışlardır. Yarısını kız üyelerin oluşturduğu takım, pozitif ayrımcılığı toplumlara aşılamak üzere “GirlsFIRST” isimli kadınları üretimde öne çıkarmayı amaçlayan kampanyayı başlatmış, kadınların iş hayatına katılımını desteklemişlerdir.\nKatıldıkları FRC Robotik Turnuvasının şampiyonasında, en prestijli ödül olan Chairman's Award Finalist'i kazanıp, teknik anlamda en gelişmiş takımların yarıştığı lig olan Einstein Field'a çıkan ilk Türk takım olmuştur.", + "question": "Bahçeşehir Integra nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bahçeşehir Integra (Bahçeşehir INTEGRA şeklinde stilize edilir) Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi öğrencilerinden oluşan ve FIRST robotik yarışmalarına katılan bir öğrenci takımıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "621", + "context": "Biyorobotik, robot biliminin bir alt alanıdır. Canlı biyolojik organizmaları taklit eden veya simüle eden robotların nasıl yapılacağını incelemek, daha verimli yöntemler geliştirmek, genetik bilgiyi değiştirmek ve biyolojik sistemleri taklit eden makineler yaratmak için biyolojiyi mekanik sistemlerle bütünleştiren bir bilimdir.", + "question": "Biyorobotik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyorobotik, robot biliminin bir alt alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "622", + "context": "Karel Čapek (d. 9 Ocak 1890 - ö. 25 Aralık 1938), 20. yüzyılın önemli Çek yazarıdır.\nAdı, \"Karel Çapek\" olarak okunur. Yaygın kullanımı ile robot kavramını ortaya atan kişi olarak bilinir. \"Robot\" kelimesi, ilk olarak Karel Čapek'in 1920 yılında yazdığı R.U.R. - Rossum's Universal Robots adlı eserinde yer almış ve daha sonra tüm dünyada kullanılmaya başlanmıştır. Türkçeye Halid Fahri Ozansoy tarafından R.U.R. - 'Âlemşümûl Sun'î Adamlar Fabrikası adıyla çevrilip Osmanlıca olarak 1927 yılında Devlet Matbaası tarafından yayınlanmıştır. Ancak aslında bu terimin gerçek yaratıcısı Karel Čapek'in kardeşi olan Josef Čapek'tir. Čapek, Malé Svatoňovice'de, sonraları adı sırasıyla Çekoslovakya ve Çekya olacak olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nda doğmuştur.", + "question": "Karel Čapek nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karel Čapek (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "623", + "context": "Evrimsel robotik, robotların Darwinci doğal seçilim ilkeleri kullanılarak otomatik olarak tasarlandığı Yapay Zeka'ya (Al) somutlaştırılmış bir yaklaşımdır. Bir robotun tasarımı veya bir robotun nöral kontrolör gibi bir alt sistemi, davranışsal bir amaca göre optimize edilmiştir (örneğin, mümkün olduğu kadar hızlı koş). Genellikle tasarımlar, simülasyonlarda binlerce veya milyonlarca tasarımın üretilmesi olarak değerlendirilir ve bunları gerçek dünyada test etmek zaman, para ve güvenlik açısından son derece pahalıdır.\nEvrimsel bir robotik deneyi, rastgele oluşturulmuş robot tasarımları popülasyonuyla başlar. En kötü performans gösteren tasarımlar atılır ve daha iyi tasarımların mutasyonları ve/veya kombinasyonları ile değiştirilir . Bu evrimsel algoritma, önceden belirlenmiş bir süre geçene veya bazı hedef performans ölçütleri aşılana kadar devam eder.\nEvrimsel robotik yöntemler, insanların sınırlı sezgiye sahip olduğu ortamlarda (nano ölçekli, uzay, vb.) çalışması gereken mühendislik makineleri için özellikle yararlıdır. Geliştirilmiş simüle edilmiş robotlar, biyoloji ve bilişsel bilimde yeni hipotezler oluşturmak ve gerçekte gerçekleştirilmesi zor veya imkansız olduğu kanıtlanan deneyleri gerektiren eski hipotezi test etmek için bilimsel araçlar olarak da kullanılabilir.", + "question": "Evrimsel robotik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Evrimsel robotik, robotların Darwinci doğal seçilim ilkeleri kullanılarak otomatik olarak tasarlandığı Yapay Zeka'ya (Al) somutlaştırılmış bir yaklaşımdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "624", + "context": "For Inspiration and Recognition of Science and Technology (FIRST), FIRST Robotics Competition, FIRST LEGO League Challenge, FIRST LEGO League Explore, FIRST LEGO League Discover ve FIRST Tech Challenge yarışmalarını yürüten uluslararası bir gençlik organizasyonudur. FIRST, kâr amacı gütmeyen bir kamu yardım kuruluşu olarak faaliyet göstermektedir. 1989 yılında Dean Kamen ve Woodie Flowers tarafından öğrencilere mühendislik ve teknoloji alanlarında ilham verecek yollar geliştirmek amacıyla kurulmuştur. Felsefesi organizasyon tarafından \"İşbirliği\" ve \"Duyarlı Profesyonellik\" olarak ifade edilmektedir.", + "question": "FIRST nedir?", + "answers": { + "text": [ + "For Inspiration and Recognition of Science and Technology (FIRST), FIRST Robotics Competition, FIRST LEGO League Challenge, FIRST LEGO League Explore, FIRST LEGO League Discover ve FIRST Tech Challenge yarışmalarını yürüten uluslararası bir gençlik organizasyonudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "625", + "context": "Figure AI, Inc., ABD merkezli bir robotik şirketi. Şirket, yapay zeka destekli insansı robotların geliştirilmesi konusunda çalışmalar yapmaktadır. Şirket, 2022 yılında, Archer Aviation ve Vettery'nin kurucusu Brett Adcock tarafından kurulmuştur. Figure AI'ın ekibi, robotik, yapay zeka, algılama, algı ve navigasyon gibi alanlarda uzmanlardan oluşmaktadır ve Boston Dynamics ve Tesla gibi önde gelen şirketlerden deneyimli kişileri bir arada tutmaktadır.", + "question": "Figure AI nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Figure AI, Inc." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "626", + "context": "Isaac Asimov'un romanlarında kullandığı Frankenstein kompleksi insanların insansı robotlara olan korkusu için kullanılan bir ifadedir. Kavram birçok yönden Masahiro Mori'nin tekinsiz vadi hipotezine benzemektedir. \"Frankenstein kompleksi\" adını Mary Shelley'in 1818'de basılan Frankenstein adlı romanından almaktadır. Romanda Frankenstein insana benzeyen, zeki bir canavar yaratmış ancak bu canavarı çok korkunç bulduğu için onu terk etmiş ve canavar da yaratıcısını öldürmüştür.", + "question": "Frankenstein kompleksi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Isaac Asimov'un romanlarında kullandığı Frankenstein kompleksi insanların insansı robotlara olan korkusu için kullanılan bir ifadedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "627", + "context": "Hızlı prototipleme, bilgisayarda hazırlanan üç boyutlu CAD çizimlerinden direkt olarak elle tutulur fiziksel modeller elde etmemizi sağlayan imalat teknolojisidir. Hızlı prototipleme cihazları vasıtasıyla bilgisayarda çizimi yapılmış her türlü ürünün birebir modelini saatler içerisinde elde etme imkânı doğmuştur. Hızlı prototipleme cihazları kendi içerisinde farklılıklar göstermekle beraber prensipleri aynıdır. Bu yöntemde fiziksel modeller tabandan başlayarak katman katman yüzeylerin üst üste eklenmesiyle oluşturulur..", + "question": "Hızlı prototipleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hızlı prototipleme, bilgisayarda hazırlanan üç boyutlu CAD çizimlerinden direkt olarak elle tutulur fiziksel modeller elde etmemizi sağlayan imalat teknolojisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "628", + "context": "Evrensel İnsan Yük Taşıyıcısı veya HULC, Profesör H. Kazerooni ve Ekso Biyonikleri ekibi tarafından geliştirilmiş, hidrolik sistem üzerine kurulmuş, insan biçimli bir dış iskelettir.\nAskerlerin 90 kiloya (200 lbs) kadar olan yükleri saatte 16 kilometrelik bir hızla taşıyabilmeleri için tasarlanmıştır. Berkeley Robotikleri ve İşbilim Laboratuvarı tarafından 2000 yılından beri geliştirme aşamasında olan sistem, Lockhead Martin lisansıyla 26 Şubat 2009 tarihinde AUSA Kış Sempozyumu'nda alenen duyurulmuştur.", + "question": "HULC nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Evrensel İnsan Yük Taşıyıcısı veya HULC, Profesör H." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "629", + "context": "Humanoid (/ˈhjuːmənɔɪd/; İngilizcedeki human [insan] ve-oid [benzeyen] birleşiminden; \"insansı\"), insan olmayanların insan görünümüne sahip olmasıdır. Terimin en erken kaydedilen kullanımı 1870 yılına gitmektedir ve bu terim, Avrupalılar tarafından kolonileştirilen bölgelerdeki yerli halklara atıfta bulunmak için kullanılırken 20. yüzyılda ise insan iskeletine morfolojik olarak benzeyen ancak aynı olmayan fosilleri tarif etmek için kullanılmıştır. Her ne kadar bu terim, 20. yüzyıl biliminde çok fazla kullanılsa da günümüzdeki kullanımı nadirdir. Terim genel olarak belirgin bir şekilde insani özelliklere veya adaptasyonlara sahip herhangi bir şey için kullanılabilir. Bilimkurgu medyası sık sık dünya dışı yaşam biçimlerini yakınsak evrim teorisinin bir yan ürünü olarak humanoid (insansı) olarak sunar.\nSophia (robot), Hong Kong merkezli Hanson Robotics tarafından geliştirilen sosyal bir insansı robot' dur. David Hanson, 2013 yılında kurulan Hong Kong merkezli bir robotik şirketi olan Hanson Robotics limited' in kurucusu ve İcra Kurulu Başkanı (CEO) olan Amerikalı bir robotikçidir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Humanoid nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Humanoid (/ˈhjuːmənɔɪd/; İngilizcedeki human [insan] ve-oid [benzeyen] birleşiminden; \"insansı\"), insan olmayanların insan görünümüne sahip olmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "630", + "context": "İnsansız hava aracı (İHA) veya dron (bazen orijinal İngilizce kökenli ismiyle drone, Türkçe telaffuz: [dˑɯron]), fiziksel olarak içinde insan bulunmayan bir tür uçan araçtır. Bazen helikopter anlamındaki dikuçar sözcüğünün insansız hava aracı anlamında kullanıldığı da görülmektedir. İHA'ların en önemli ve olmazsa olmaz bileşeni, yer tabanlı bir kontrolör ile uçak arasında bir iletişim sistemdir.\nİHA'lar iki sınıfa ayrılırlar: uzaktan kumanda edilerek uçanlar, kendiliğinden belli bir uçuş planı üzerinden otomatik olarak hareket edebilenler. Keşif amaçlı üretilen İHA'lar günümüzde birçok saldırı görevinde de kullanılmaktadır. Militanlara karşı birçok başarılı saldırı gerçekleştiren bu hava araçları çoğu zaman sivil hedefleri de vurarak insan ölümlerine neden olmaktadır. Bunun yanında İHA'lar, son zamanlarda yangın söndürme amaçlı da kullanılmıştır.\nGünümüzde çok farklı şekil, ebat, konfigürasyon ve karakterde araçlar üretilmektedir. Tarihsel olarak bakıldığında basitçe İHA'lar birer \"drone\"dur. Ancak bağımsız kumanda sistemleri çok geliştirilmiştir. Bu maddenin amacı İHA'lar ile güdümlü füzelerin farklarını ortaya çıkartmaktır. Öncelikle İHA'lar tekrar kullanılabilir. Mürettebatsız olarak kontrol edilerek durmadan belli bir irtifada uçabilir.\nAyrıca bu araçlar jet motoru veya iki zamanlı motor yardımıyla uçar. Bunun yanında seyir füzeleri her ne kadar insansız ve uzaktan kumanda ile yönetiliyor olsalar bile İHA olarak sınıflandırılmazlar. İHA kısaltması bazı durumlarda İHAS (insansız hava araçları sistemleri) olarak genişletilmiştir. Amerikan Federal Havacılık Dairesi ise insansız uçuş sistemleri (İUS) adıyla genel bir sınıf belirlemiştir. Aslında bu sınıf ilk olarak Birleşik Devletler Donanması tarafından sadece uçakları değil onunla beraber yer sistemleri ve diğer elementleri de yansıtması amacıyla kullanmıştır.", + "question": "İnsansız hava aracı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnsansız hava aracı (İHA) veya dron (bazen orijinal İngilizce kökenli ismiyle drone, Türkçe telaffuz: [dˑɯron]), fiziksel olarak içinde insan bulunmayan bir tür uçan araçtır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "631", + "context": "Robotikte, kaçırılan robot problemi genellikle faaliyetteki otonom bir robotun rastgele bir yere taşınması durumuyla ilgilidir.\nKaçırılan robot problemi, robotun yer saptama sistemiyle ilgili önemli sorunlar yaratır ve yalnızca belli bir yer saptama algoritması alt kümesi, yaratılan belirsizlikle başarılı bir şekilde başa çıkabilir. Kaçırılan robot problemi, genellikle bir robotun feci yer saptama hatalarından kurtulma yeteneğini test etmek için kullanılır.", + "question": "Kaçırılan robot problemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Robotikte, kaçırılan robot problemi genellikle faaliyetteki otonom bir robotun rastgele bir yere taşınması durumuyla ilgilidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "632", + "context": "Kalman Filtresi, durum uzayı modeli ile gösterilen bir dinamik sistemde, modelin önceki \nbilgileriyle birlikte giriş ve çıkış bilgilerinden sistemin durumlarını tahmin edilebilen filtredir. Macar asıllı Amerikan matematiksel sistem teoristi Rudolf Kalman tarafından bulunmuştur.\nGözlemleme teorisi; karar verilen bir bakış açısı temelinde, sistemin durum tahmini için izlenecek bir yoldur. Eğer sistemin stokastik veya rastgele gürültülü yönü hesaba katılırsa minimum varyans tahmini veya Kalman Filtresi çok uygun olmaktadır. Kalman Filtresi, geleneksel tahmin edicilerde olduğu gibi filtreleme özelliğine rağmen, sistemin ölçülemeyen durumlarını tahmin etmek için de çok güçlü ve yeteneklidir.\nKalman Filtresi, 1960'lardan sonra araç navigasyonu başta olmak üzere (havacılık uygulamaları tipik olmasına rağmen, başka uygulama alanlarında da) kullanılan ve sistemin durumu hakkında optimize edilmiş bir tahmin sağlayan bir algoritmadır. Algoritma, gürültülü bir gözlem veri akışı (tipik olarak, sensör ölçümleri) üzerinde gerçek-zamanlı, özyinelemeli çalışarak hatayı en aza indirecek şekilde filtreleme yapar ve sistemin fiziksel karakteristiklerinin modellenmesi ile üretilen gelecek durumun matematiksel tahminine göre optimize eder.\nModel tahmini, gözlem ile karşılaştırılır ve bu fark, Kalman kazancı olarak bilinen bir çarpan ile ölçeklendirilir. Bu daha sonra sıradaki tahminleri iyileştirmek için modele bir girdi olarak geri beslenir. Kazanç performansı iyileştirmek için ayarlanabilir. Yüksek kazanç değerleri kullanılırsa, filtre çıkışı gözlemleri daha yakından takip eder. Düşük kazanç değeri kullanıldığında filtre model tahminlerini daha yakından takip eder. Yöntem, gerçek bilinmeyen değerlere, tek bir ölçüme veya sadece model tahminlerine dayanarak elde edilebilecek tahminlerden daha yakın tahminler üretmek için kullanılmaktadır.\nHer bir zaman adımında, Kalman Filtresi, gerçek bilinmeyen değerlerin tahminlerini belirsizlikleriyle (uncertainty)) beraber üretir. Sıradaki ölçümün sonucu gözlendiğinde, bu tahminler, belirsizliği düşük tahminlere daha fazla ağırlık vererek, ağırlıklı ortalama ile güncellenir.\nTeorik bir bakış açısından, Kalman Filtresi'nin ana varsayımı alttaki sistemin doğrusal dinamik bir sistem olduğu ve tüm hataların ve ölçümlerin Gaussian dağılımına (sıklıkla çok değişkenli Gaussian dağılımı) sahip olduğudur. Yönteme eklentiler ve genelleştirmeler de geliştirilmiştir. Alttaki model Hidden-Markov-Modeli'ne benzeyen bir Bayesian modelidir ancak gizli-değişkenlerin durum uzayı devamlıdır ve tüm gizli ve gözlenen değişkenler'in dağılımı Gaussian'dır.", + "question": "Kalman Filtresi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kalman Filtresi, durum uzayı modeli ile gösterilen bir dinamik sistemde, modelin önceki \nbilgileriyle birlikte giriş ve çıkış bilgilerinden sistemin durumlarını tahmin edilebilen filtredir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "633", + "context": "KUKA dünya çapında endüstriyel robot üreticisi ve fabrika otomasyonu için çözümler üreten bir Alman şirketidir. KUKA Robotics Corporation'ın dünya genelinde, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Meksika, Brezilya, Çin, Japonya, Kore, Tayvan, Hindistan ve çoğu Avrupa ülkesi başta olmak üzere birçok satış ve servis iştiraki olan 25 iştiraki bulunmaktadır. Şirket ismi, KUKA, Keller und Knappich Augsburg'un baş harflerinin kısaltması olup, üretimi yapılan tüm endüstriyel robotlar ve ürünlerde geçerli olan tescilli ticari marka ismidir.", + "question": "KUKA nedir?", + "answers": { + "text": [ + "KUKA dünya çapında endüstriyel robot üreticisi ve fabrika otomasyonu için çözümler üreten bir Alman şirketidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "634", + "context": "Mekanik Eksoskeleton veya Mekanik Dış İskelet giyen kişiyi korumak ve ona yardımcı olmak için tasarlanmışlardır. Örnek olarak askerleri veya inşaat işçilerini korumak ve onlara yardım etmek veya başka tehlikeli çevrelerde bulunan insanların hayatta kalmalarına destek sağlamaktadır. Ayrıca yaşlılara ve sağlık durumu kötü olan bireylere hareket etmede destek olabilecek protezler geliştirilmesi gelecekte geniş bir tıbbi pazarı olanaklı kılmaktadır. Diğer fayda sağladığı alanlar kurtarma çalışmasıdır, çökmüş binalarda bu makine içerisinde bulunan bir cankurtaranın ağır enkazları kaldırmasına ve aynı zamanda düşen molozlardan korumasına da olanak sağlar.\nİlk eksoskeleton General Elektrik ortaklığında Amerika Birleşik Devletleri Ordusu tarafından 1960 yıllarında Hardiman adı altında geliştirilmiştir, bu makine vasıtasıyla 150 kg ağırlığında bir cisim taşıyanlar sanki 1 kg taşıyormuş gibi hissetmiştir. Ancak 680 kg ağırlığından dolayı mantıksızdı.\nÇalışmakta olan Mekanik Eksoskeleton örnekleri yapılmış fakat günümüzde pek fazla yaygınlaşmamıştır. Uygun güç kaynağı sorunu dahil olmak üzere çözülmesi gereken birçok sorunları bulunmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Mekanik dış iskelet nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mekanik Eksoskeleton veya Mekanik Dış İskelet giyen kişiyi korumak ve ona yardımcı olmak için tasarlanmışlardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "635", + "context": "Microp, Endüstride kullanılan Articulated diye adlandırılan Robotların prototipidir. Robotun oluşturulması 4 ana başlığı barındırıyor: Mekaniği, Elektroniği, Yazılımı ve Kinematik hesaplaması. Robot kolunun bilgisayarla 3 boyutlu similasyonla eşzamanlı olarak kontrolü ile ilgili bir uygulamadır. Robotun kontrolü için program C++ 5.02 de yazıldı. Bu yüzden OpenGL kütüphanesi kullanılarak görsel bir programa sahiptir. Buna ek olarak program kinematik hesaplamalarıda içermektedir. Ve Robotun kontrolü Paralel porttan sağlanmaktadır.\nProgramlama Dili\n\nC++ Version 5.02\nElektronik\nCircuit Maker\nAssembler\nPic-Up\nMDASM\nGrafik Tasarımı\n\nOpenGL\nDokümantasyon\n\nMs Word 2003\nMs PowerPoint 2003\nMs Excel 2003", + "question": "Microp nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Microp, Endüstride kullanılan Articulated diye adlandırılan Robotların prototipidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "636", + "context": "Microsoft Robotics Studio; MSRS, akademik, hobi amaçlı ve ticari geliştiricilerin çok çeşitli donanım platformlarında kolay bir şekilde robotik tabanlı uygulamalar geliştirmeleri için hazırlanmış Windows tabanlı geliştirme ortamıdır.", + "question": "Microsoft Robotics Studio nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Microsoft Robotics Studio; MSRS, akademik, hobi amaçlı ve ticari geliştiricilerin çok çeşitli donanım platformlarında kolay bir şekilde robotik tabanlı uygulamalar geliştirmeleri için hazırlanmış Windows tabanlı geliştirme ortamıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "637", + "context": "Moleküler nanoteknoloji (MNT) mekanosentez yoluyla atomik özellikli, kompleks yapılar yapabilen bir teknolojidir.\nMekanosentez yöntemi onu diğer nano ölçekli maddelerden ayırdeder. Richard Feynman'ın kompleks ürünler yapmak için nanomakineleri kullanma fikri temelli, bu ileri nanoteknoloji formu moleküler makine sistemleri ile kontrollü mekanosenteze rehberlik edebilir. MNT kimya, diğer nanoteknolojiler ve modern makro fakbikalarda bulunan moleküler makinalar ile gösterilen fiziksel ilkelerin bir araya gelmesini içerir.", + "question": "Moleküler nanoteknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Moleküler nanoteknoloji (MNT) mekanosentez yoluyla atomik özellikli, kompleks yapılar yapabilen bir teknolojidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "638", + "context": "Nanorobot bilimi, bir nanometre (10−9 metre) veya buna yakın ölçekli parçalar içeren makine veya robot yaratan gelişen bir teknoloji alanıdır. Daha özel bir deyişle, nanorobotics, 0,1-10 mikrometre ölçekli cihazlar ile nanoteknoloji mühendislik disiplini içinde nanorobotlar tasarlama ve inşa etmek ve aynı zamanda nano ölçekler ve moleküler bileşenler üretmektir. Nanobots, nanoids, nanites, nanomachines veya nanomites gibi özel isimlere sahip Türkçe anlamları cüce, nanomakina, böcekçik gibi anlamlara gelen bu isimler sürekli olarak araştırma ve geliştirme altında olan bu nanorobotları tanımlamak için kullanılırlar.Nanomakinalar büyük ölçüde araştırma v, e geliştirme aşamasında olmasına rağmen bazı ilkel moleküler makineler ve nanomotorlar test edilmiştir. Örneğin, yaklaşık 1,5 nanometre uzunluğundaki bir anahtara sahip bir sensör, bir kimyasal örnekteki özel moekülleri sayma yeteneğine sahiptir. Nanaomakinelerin ilk yararlı uygulamalar�� tıbbi teknoloji alanında; kanser hücrelerini tespit ve imha için olabilir. Bir diğer potansiyel uygulama alanı ise, ortamdaki zehirli kimyasalları tespit ve konsantrasyonunu ölçme olarak düşünülebilir. Rice üniversitesi kimyasal yollarla tek moleküllü ve jantları bucky küreleri içeren bir araba geliştirdi. Araba, çevre sıcaklığını kontrol ederek ve taramalı tünelleme mikroskobunu yerleştirerek çalıştırıldı.\nBir başka tanım ise, nanoölçek çözünürlük ile hareket ettirilen veya nanoölçekli nesneler ile etkileşime duyarlı robotlardır.Bu gibi cihazlar için moleküler makinalar tanımı yerine tarama ve araştırma mikroskobisi demek daha uygun olur. Mikroskop tanımı düşünülerek, atomik kuvvet mikroskobu gibi büyük aletler, manipülasyon göstermesi için ayarlandığında bir nanorobotik aygıt gibi düşünülebilir. Bu açıdan bakıldığında, makro ölçekli robotlar veya mikro robotlar, nano ölçek ile doğrulukla hareket edebilen nano robotlar olarak düşünülebilir.", + "question": "Nanorobot bilimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nanorobot bilimi, bir nanometre (10−9 metre) veya buna yakın ölçekli parçalar içeren makine veya robot yaratan gelişen bir teknoloji alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "639", + "context": "Otomat, otomatik olarak ardışık veya döngüsel işlemleri gerçekleştirebilen mekanik veya elektro-mekanik düzenektir.\n1920 yılında robot kelimesi kullanılmaya başlamadan önce robotlar için de otomat kelimesi kullanılmaktaydı.\nYaygın kullanımı ile otomatlar, kamuya açık alanlarda, örneğin gazete, meşrubat veya bisküvi satışı için kullanılan makinelerdir.", + "question": "Otomat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Otomat, otomatik olarak ardışık veya döngüsel işlemleri gerçekleştirebilen mekanik veya elektro-mekanik düzenektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "640", + "context": "Otonom araba bilinen diğer adlarıyla robot araba, sürücüsüz araba, çevresini algılayabilen ve çok az insan girdisi veya hiç girdi olmadan hareket edebilen bir otomobil türüdür. Otomotiv ve bilgi teknolojisi şirketlerinin birge çabaları ve ortak girişimleri ile geliştirildi.\nOtonom arabalar; radar, yapay zekâ, bilgisayar görüşü, mekatronik, çoklu ajan sistemi, Lidar, sonar, GPS, odometre ve atalet gibi ölçüm birimleri kullanarak çevrelerini algılamaya yarayan çeşitli sensörleri içinde bulundururlar. Gelişmiş kontrol sistemleri; uygun gezinme yollarını, engelleri ve ilgili işaretleri tanımlamak için duyusal bilgileri yorumlar. Ayrıca, son zamanlarda robotaksi, araçların interneti, araç otomasyonu, otonom kamyon, mürettebatsız araç, uçan otomobil gibi teknolojiler de gelişmiştir.\nPotansiyel faydalar arasında azaltılmış maliyetler, artırılmış güvenlik, artırılmış mobilite, artırılmış müşteri memnuniyeti ve azaltılmış suç sayılabilir. Güvenlik avantajları arasında trafik çarpışmalarında azalma, bunun sonucunda azalan yaralanmalar ve sigorta dahil olmak üzere diğer maliyetler bulunmaktadır.\nOtomatik araçların trafik akışını arttırması beklenirken; çocuklar, yaşlılar, engelli ve yoksullar için daha fazla hareketlilik sağlamak; yolcuları sürüş ve navigasyon işlerinden kurtarmak; aracın yakıt verimliliğini artırmak; park yeri gereksinimlerini önemli ölçüde azaltmak; suçu azaltmak; ve özellikle paylaşım ekonomisi yoluyla bir hizmet olarak ulaşım için iş modellerini kolaylaştırmak gibi çeşitli biçimlerde yararları olmaktadır.\nSorunlar arasında güvenlik, teknoloji, sorumluluk, yasal çerçeve ve hükûmet düzenlemeleri; bilgisayar korsanları veya terörizm gibi gizlilik ve güvenlik kaygıları riski; karayolu taşımacılığı endüstrisindeki sürüşle ilgili işlerin kaybıyla ilgili endişe; ve seyahat daha uygun hale geldikçe artan banliyöleşme riski sayılabilir.", + "question": "Otonom araba nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Otonom araba bilinen diğer adlarıyla robot araba, sürücüsüz araba, çevresini algılayabilen ve çok az insan girdisi veya hiç girdi olmadan hareket edebilen bir otomobil türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "641", + "context": "Özerk uzaylimanı insansız gemi(İngilizce: Autonomous spaceport drone ship); ASDS olarak da bilinen, Just Read the Instructions (Türkçesi: Sadece Talimatları okuyun) isimli gemi okyanusta çalışabilen, mavnadan türetilmiş, uzay ve havacılık şirketi SpaceX tarafından yörüngedeki görevlerinden dönen roketlerin ilk aşamalarını indirmeye çalıştığ�� bir yüzen iniş rampasıdır.\nGemi; 2014 yılının sonlarına doğru, Marmac 300 isimli bir mavnadan dönüştürülmüş ve 2015 Ocak ayında CRS-5 kargo ikmal görevi sırasında, uzaydan dönen hızlandırıcı aşaması uçuş testinde iniş rampası sağlaması amacıyla kullanıma alınmıştır.\nSpaceX tekrar kullanılabilir fırlatma sistemi geliştirme programının önemli bir parçasıdır ve uzaya fırlatma hizmetlerinin maliyetini önemli ölçüde düşürme hedeflenmektedir.\nSpaceX gemiyi nihayetinde yüzen bir fırlatma rampası olarak ve iniş yapmış olan ilk aşamanın yakıt deposunu, asıl fırlatma sahasına uçarak geri gidebilmesi ve yeteri kadar doldurabilmek için kullanmayı planlamaktadır. Bu yeteneklerin ne zaman geliştirileceğine, test edileceğine ya da hizmete gireceğine dair bir tarih verilmedi.", + "question": "Özerk uzaylimanı insansız gemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Özerk uzaylimanı insansız gemi(İngilizce: Autonomous spaceport drone ship); ASDS olarak da bilinen, Just Read the Instructions (Türkçesi: Sadece Talimatları okuyun) isimli gemi okyanusta çalışabilen, mavnadan türetilmiş, uzay ve havacılık şirketi SpaceX tarafından yörüngedeki görevlerinden dönen roketlerin ilk aşamalarını indirmeye çalıştığı bir yüzen iniş rampasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "642", + "context": "Robot, otonom veya önceden programlanmış görevleri yerine getirebilen elektro-mekanik bir cihazdır. Güncel tanımı ile robotlar, elektronik ve mekanik birimlerden oluşan, algılama yeteneğine sahip olan ve programlanabilen cihazlardır. Başka bir tanımla robotlar, canlıların işlevlerini ve davranışlarını taklit edebilen, fiziksel yeteneklere ve yapay zekâya sahip, disiplinler arası öğeler içeren mühendislik ürünleridir.\nRobotlar doğrudan bir operatörün kontrolünde çalışabildikleri gibi bağımsız olarak bir bilgisayar programının kontrolünde de çalışabilir. Robot deyince insan benzeri makineler akla gelse de robotların çok azı insana benzer.\nGünümüzde robotların en büyük kullanım alanı endüstriyel üretimdir. Özellikle otomotiv endüstrisinde çok sayıda robot kullanılır. Bunların çoğu kol şeklindeki robotlardır. Bunlar parçaları monte eden, birleştiren, kaynak ve boya yapan robotlardır.\nEvlerde robot kullanımı giderek artmaktadır. Evlere giren ilk robotlar Furby, AIBO gibi oyuncaklardır. Başta ABD'de olmak üzere ev işlerine yardımcı olan robotların kullanımı da giderek yaygınlaşmaktadır. Yerleri kendi kendine süpüren robot elektrik süpürgeleri büyük talep görmektedir.", + "question": "Robot nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Robot, otonom veya önceden programlanmış görevleri yerine getirebilen elektro-mekanik bir cihazdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "643", + "context": "Robot kinematiği, geometri kullanarak robotik sistemlerin yapısını oluşturan çoklu serbestlik derecesine sahip kinematik zincirleri inceleyen robotik konusudur. Geometri vurgusu robotun parçalarının katı cisimler olarak modellenmesinden ve eklemlerinin salt dönme ya da ötelemeye sahip olmasından kaynaklanır.\nRobot kinematiği, yapılacak hareketi planlamak, kontrol etmek ve eyleyicilerin kuvvetleri ile torklarını hesaplamak amacıyla kinematik zincirlerin boyutları ve bağlanırlıkları ile robotik sistemdeki her parçanın konum, hız ve ivmeleri arasındaki ilişkileri inceler. Kütle ve atalet özellikleri, hareket ve ilgili kuvvetler ve torklar arasındaki ilişkiler robot dinamiği konusu altında incelenir.", + "question": "Robot kinematiği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Robot kinematiği, geometri kullanarak robotik sistemlerin yapısını oluşturan çoklu serbestlik derecesine sahip kinematik zincirleri inceleyen robotik konusudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "644", + "context": "Robot Hukuku, robotların hem fiziksel hem de çevrimiçi ortamda artan kullanımı ile birlikte ortaya çıkan hukuki sorunları inceleyen, bunlarla ilgili kamu politikaları oluşturmaya çalışan hukuk alanıdır.\nGünümüzde robotların kullanımı giderek artmakta ve robotlar hayatımızın bir parçası haline gelmektedir. 2022 yılına kadar birçok kişinin kişisel robotu olacağı tahmin edilmektedir. İnsanların robotlarla olan etkileşimi de yeni hukuki sorunların oluşmasına neden olacaktır. Fakat bu hukuki sorunlardan önce robot kavramının ne olduğu açıklanmalıdır.", + "question": "Robotik hukuku nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Robot Hukuku, robotların hem fiziksel hem de çevrimiçi ortamda artan kullanımı ile birlikte ortaya çıkan hukuki sorunları inceleyen, bunlarla ilgili kamu politikaları oluşturmaya çalışan hukuk alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "645", + "context": "Siborg (İngilizce: Cyborg = \"cybernetic organism\"), biyolojik ve yapay (örneğin elektronik, mekanik veya robot) kısımları olan varlıklara verilen isimdir. Sibernetik organizma teriminin kısaltılmasıdır. Amerikalı bilim insanları Manfred Clynes ve Nathan S. Kline tarafından 1960 yılında icat edilen terim, ikilinin uzayda kendi kendini düzenleyen insan-makine sistemlerinin avantajlarını anlattıkları bir makalede kullanıldı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Siborg nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Siborg (İngilizce: Cyborg = \"cybernetic organism\"), biyolojik ve yapay (örneğin elektronik, mekanik veya robot) kısımları olan varlıklara verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "646", + "context": "Estetik olarak, tekinsiz vadi bir nesnenin insan benzerliği derecesi ile nesneye duyulan duygusal tepki arasındaki hipoteze dayalı bir ilişki olarak kabul edilir. Bu fenomen, robotik, 3D bilgisayar animasyonları ve gerçekçi bebekler arasındaki örneklerde görülebilir. “Tekinsiz vadi” hipotezi, neredeyse insan gibi görünen bir varlığın izleyicilerde soğuk, ürkütücü bir hissiyat oluşturmasıyla ilgilenmektedir. Diğer taraftan dijital teknolojilerin artan yaygınlığı günümüzde (örneğin, sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve foto-gerçekçi bilgisayar animasyonları) \"vadi\" ile ilgili tartışmaları yaygınlaştırmıştır.", + "question": "Tekinsiz vadi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Estetik olarak, tekinsiz vadi bir nesnenin insan benzerliği derecesi ile nesneye duyulan duygusal tepki arasındaki hipoteze dayalı bir ilişki olarak kabul edilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "647", + "context": "Telerobotik, robotiğin bir bölümü olup robotları uzaktan kumanda etmeyi hedefler. Bu, genellikle Bluetooth, Deep Space Network ya da Wi-Fi gibi kablosuz bağlantılarla veya İnternet üzerinden yapılmaktadır. Teleişlem ve uzaktan mevcudiyet adlı iki alt sahanın birleşmesinden oluşur.", + "question": "Telerobotik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Telerobotik, robotiğin bir bölümü olup robotları uzaktan kumanda etmeyi hedefler." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "648", + "context": "Vokoder veya ses kodlayıcı, ses verisi sıkıştırma, çoklama, ses şifreleme ve ses dönüştürme için insan sesi sinyalini analiz eden ve sentezleyen bir ses kaydedici bileşeni kategorisidir.", + "question": "Vokoder nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vokoder veya ses kodlayıcı, ses verisi sıkıştırma, çoklama, ses şifreleme ve ses dönüştürme için insan sesi sinyalini analiz eden ve sentezleyen bir ses kaydedici bileşeni kategorisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "649", + "context": "Büyük patlama (İngilizce: Big Bang), evrenin en eski 13,8 milyar yıl önce tekillik noktası denilen bir noktadan itibaren genişlediğini varsayan evrenin evrimi kuramı ve geniş şekilde kabul gören kozmolojik modeldir. İlk kez 1920'li yıllarda Rus kozmolog ve matematikçi Alexander Friedmann ve Belçikalı fizikçi papaz Georges Lemaître tarafından ortaya atılan bu teori, çeşitli kanıtlarla desteklendiğinden bilim insanları arasında, özellikle fizikçiler arasında geniş ölçüde kabul görmüştür.\nTeorinin temel fikri, hâlen genişlemeye devam eden evrenin geçmişteki belirli bir zamanda sıcak ve yoğun bir noktadan yani tekillik noktasından itibaren genişlemiş olduğudur. Georges Lemaître'in önceleri “ilk atom hipotezi” olarak adlandırdığı bu varsayım günümüzde “büyük patlama teorisi” adıyla yerleşmiş durumdadır. Modelin iskeleti Einstein'ın genel görelilik kuramına dayanmakta olup, ilk Big Bang modeli Alexander Friedmann tarafından hazırlanmıştır. Model daha sonra George Gamow ve çalışma arkadaşları tarafından savunulmuş ve ilk nükleosentez olayı eklenmek suretiyle geliştirilerek sunulmuştur.\n1929'da Edwin Hubble'ın uzak galaksilerdeki (galaksilerin ışığındaki) nispi kırmızıya kaymayı keşfinden sonra, bu gözlemi, çok uzak galaksilerin ve galaksi kümelerinin konumumuza oranla bir \"görünür hız\"a sahip olduklarını ortaya koyan bir kanıt olarak ele alındı. Bunlardan en yüksek \"görünür hız\"la hareket edenler en uzak olanlarıdır. Galaksi kümeleri arasındaki uzaklık gitgide artmakta olduğuna göre, bunların hepsinin geçmişte bir arada olmaları gerekmektedir. Big Bang modeline göre, evren genişlemeden önceki bu ilk durumundayken aşırı derecede yoğun ve sıcak bir hâlde bulunuyordu. Bu ilk hâle benzer koşullarda üretilen \"parçacık hızlandırıcı\"larla yapılan deney sonuçları teoriyi doğrulamaktadır. Fakat bu hızlandırıcılar, şimdiye dek yalnızca laboratuvar ortamındaki yüksek enerji sistemlerinde denenebilmiştir. Evrenin genişlemesi olgusu bir yana bırakılırsa, Big Bang teorisinin, ilk genişleme anına ilişkin bir bulgu olmaksızın bu ilk hâle herhangi bir kesin açıklama getirmesi mümkün değildir. Kozmozdaki hafif elementlerin günümüzde gözlemlediğimiz bolluğu, Big Bang teorisince kabul edilen ilk nükleosentez sonuçlarına uygun olarak, evrenin ilk hızlı genişleme ve soğuma dakikalarındaki nükleer süreçlerde hafif elementlerin oluşmuş olduğu tahminleriyle örtüşmektedir (Hidrojen ve helyumun evrendeki oranı, yapılan teorik hesaplamalara göre Big Bang'den arda kalması gereken hidrojen ve helyum oranıyla uyuşmaktadır. Evrenin bir başlangıcı olmasaydı, evrendeki hidrojenin tümüyle yanarak helyuma dönüşmüş olması gerekirdi.). Bu ilk dakikalarda, soğuyan evren bazı çekirdeklerin oluşmasına imkân sağlamış olmalıydı (Belirli miktarlarda hidrojen, helyum ve lityum oluşmuştu.).\nBig Bang terimi ilk kez İngiliz fizikçi Fred Hoyle tarafından 1949’da, “Eşyanın Tabiatı” adlı bir radyo (BBC) programındaki konuşması sırasında kullanılmıştır. Hoyle, hafif elementlerin bazı ağır elementleri nasıl meydana getirebilecekleri konusunda katkıları olmuş bir bilim insanıdır.\nBilim insanlarının çoğu, evrenin başlangıcında, bir Big Bang olayının cereyan etmiş olduğuna ancak 1964/1965'te, evrenin sıcak ve yoğun döneminin kanıtı olarak kabul edilen “kozmik mikrodalga arka plan ışıması\"nın ya da Georges Lemaître’in kullandığı terimlerle «Big Bang’ın soluk ışıklı yankısı»nın keşfinden sonra ikna oldular.", + "question": "Büyük Patlama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Büyük patlama (İngilizce: Big Bang), evrenin en eski 13,8 milyar yıl önce tekillik noktası denilen bir noktadan itibaren genişlediğini varsayan evrenin evrimi kuramı ve geniş şekilde kabul gören kozmolojik modeldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "650", + "context": "Büyük patlama teorisi'nin tarihi, büyük patlamanın gözlemlenmesi ve teorik değerlendirmesinin yapılmasıyla başladı. Kozmolojideki teorik çalışmaların çoğu artık temel Büyük Patlama modeline yapılan iyileştirmeleri içermektedir. Teorinin kendisi aslında Belçikalı Katolik rahip, matematikçi, astronom ve fizik profesörü Georges Lemaître tarafından resmîleştirilmiştir.", + "question": "Büyük patlama teorisinin tarihi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Büyük patlama teorisi'nin tarihi, büyük patlamanın gözlemlenmesi ve teorik değerlendirmesinin yapılmasıyla başladı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "651", + "context": "Evrenin genişlemesi, gözlemlenebilir evrenin kütleçekimsel olarak bağlı olmayan herhangi iki parçası arasındaki mesafenin zamanla artmasıdır. Bu, uzay ölçeğinin bizzat değiştiği içsel bir genişlemedir. Evren hiçbir şeyin \"içine\" genişlemez ve \"dışında\" var olmak için uzaya ihtiyaç duymaz. Teknik olarak ne uzay ne de uzaydaki cisimler hareket etmez. Bunun yerine ölçek içinde değişen şey metrikdir (uzay-zamanın boyutunu ve geometrisini yöneten). Evrenin uzay-zaman metriğinin uzaysal kısmı ölçek içinde arttıkça, cisimler giderek artan hızlarda birbirlerinden uzaklaşır.", + "question": "Evrenin genişlemesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Evrenin genişlemesi, gözlemlenebilir evrenin kütleçekimsel olarak bağlı olmayan herhangi iki parçası arasındaki mesafenin zamanla artmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "652", + "context": "Evrenin ivmelenerek genişlemesi, belli bir mesafedeki bir galaksinin gözlemciden sürekli olarak, zamanla artan bir hızla uzaklaşmasından yola çıkılarak gözlemlenen evrenin genişlemesi olayıdır. Evrenin ivmelenerek genişlemesi 1998'de, Supernova Cosmology Project ve High-Z Supernova Search Team olmak üzere birbirlerinden bağımsız iki proje tarafından tespit edilmiştir. Her iki projede de ivmelenmenin ölçümü için tip Ia süpernovalar kullanılmıştır. Bunun nedeni, bu tip süpernovaların neredeyse aynı iç parlaklığa sahip olmaları (standart mum) ve bunlardan uzak olan nesnelerin daha donuk görünmeleri sebebiyle, bu tip süpernovaların parlaklıklarının daha net gözlemlenebilmesidir. 2011'de Saul Perlmutter, Brian Schmidt ve Adam Riess, \"uzak süpernovaların incelenmesi sonucunda evrenin ivmelenerek genişlemesini keşiflerinden dolayı\" Nobel Fizik Ödülü'nü paylaşmışlardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Evrenin ivmelenerek genişlemesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Evrenin ivmelenerek genişlemesi, belli bir mesafedeki bir galaksinin gözlemciden sürekli olarak, zamanla artan bir hızla uzaklaşmasından yola çıkılarak gözlemlenen evrenin genişlemesi olayıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "653", + "context": "Evren'in yaşı, Büyük Patlama'dan günümüze dek geçen zamandır. Şu anki teori ve gözlemler, Evren'in yaşının 13,5 ile 14 milyar arası olduğunu önermektedir. Bu yaş aralığı birçok bilimsel araştırma projesinin görüş birliğiyle elde edilmiştir. Bu projeler arasında arka plan ışınımı ölçümlerini ve Evren'in genişlemesinin ölçümü için kullanılan diğer pek çok farklı yöntemi de içerir. Arka plan ışınımı ölçümleri Evren'in Büyük Patlama'dan bu yana olan soğuma süresini verir. Evren'in genişlediğine dair kanıtlardan biri olan kırmızıya kayma gözlemleri ise Evren'in yaşının hesaplanması için kesin bilgiler verir.", + "question": "Evrenin yaşı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Evren'in yaşı, Büyük Patlama'dan günümüze dek geçen zamandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "654", + "context": "İlkel element, primordial element ya da primordial izotop henüz dünya ve güneş sistemi oluşmadan önce oluşmuş olup, bugün de dünyada bulunabilen elementlerdir. Bu elementlerin Büyük Patlama'nın ya da güneş sistemi oluşmadan önce meydana gelen bir süpernova'nın artıkları olabileceği düşünülmektedir. Bugüne kadar 289 ilkel element bulunmuştur.", + "question": "İlksel nüklit nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İlkel element, primordial element ya da primordial izotop henüz dünya ve güneş sistemi oluşmadan önce oluşmuş olup, bugün de dünyada bulunabilen elementlerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "655", + "context": "Astronomide (Astrofizik, Kozmoloji vb.), lityum sorunu veya lityum tutarsızlığı, galaksimizdeki metal açısından fakir (Popülasyon II ) halo yıldızlarının gözlemlerinden anlaşılan lityumun ilkel bolluğu ile Big Bang nükleosentezi + WMAP, CMB'nın(Kozmik Mikrodalga Arkaalan Işınımı kozmik baryon yoğunluğu tahminleri nedeniyle teorik olarak var olması gereken miktar arasındaki tutarsızlığı ifade eder. Yani, Big Bang'in (Büyük Patlama) en yaygın kabul gören modelleri, ilkel lityumun, özellikle 7Li'nin üç katı kadar var olması gerektiğini öne sürüyor. Bu, tahminlerle tutarlı olan hidrojen (1H ve 2H ) ve helyum (3He ve 4He ) izotoplarının gözlenen bolluğuyla çelişir. Tutarsızlık, bu ilkel bollukları standart BBN (Büyük Patlama Nükleosentezi) tahminlerinden kozmik baryon içeriğinin bir fonksiyonu olarak tasvir eden, astrofizikçi David Schramm'ın onuruna adlandırılan sözde \"Schramm planı\" ile vurgulanmıştır.", + "question": "Kozmolojik lityum sorunu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Astronomide (Astrofizik, Kozmoloji vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "656", + "context": "Büyük Patlama Kronolojisi, Evrenin kronolojisi büyük patlama kozmolojisine göre evrenin geçmiş ve geleceğini tanımlar. Planck çağından beri evrenin egemen bilimsel modellere göre nasıl geliştiğini kozmolojik koordinatların zaman parametrelerini kullanarak açıklar. Evren'in genişlemesinin 13,8 milyar yıl önce başlamış olduğu tahmin edilmektedir. Evrenin kronolojisini özetlemek için 4 ana parçaya ayırmak uygundur.\n\nEvrenin çok erken safhalarında, Planck çağından kozmik enflasyona kadar ya da kozmik zamanın ilk pikosaniyelerinden itibaren bu süre şu andaki parçacık fiziğindeki deney kavrayışının ötesinde aktil teori araştırma alanıdır.\nErken evren, kuark çağından foton çağına kadar ya da kozmik zaman ilk 380.000 yılında tanıdık kuvvetler ve temel parçacıklar ortaya çıktı ancak evren plazma durumunda takip eden \"karanlık çağda\" 380.000 yılından 150 milyon yıla kadar kaldı. Bu durumda evren şeffaf olmasına rağmen büyük ölçeklerde yapılar henüz oluşmamıştı.\nYaklaşık 150 milyon yıl yıldız evrimi, galaksi oluşumu ve evrimi ve galaksi kümeleri ve üstkümelerin oluşumu da dahil olmak üzere büyük ölçekli yapı oluşumu günümüze kadar sürdü. Galaksimizin ince bir disk olarak oluşması yaklaşık 5 milyar (9 Gya) yıl sürdü. Güneş sistemimizin oluşması yaklasık 9.2 milyar (4.6 Gya) yıl sürdü. Bu oluşumla birlikte dünya üzerindeki hayatın doğması yaklaşık 9.8 milyar (4 Gya) yıl sürdü.\nUzak bir gelecekte yıldızların oluşumunun durmasından sonra evrenin nihai kaderı için çeşitli senaryolar vardır.", + "question": "Büyük Patlama kronolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Büyük Patlama Kronolojisi, Evrenin kronolojisi büyük patlama kozmolojisine göre evrenin geçmiş ve geleceğini tanımlar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "657", + "context": "Kuark dönemi, kütleçekimi temel kuvvetler, elektromanyetizma, güçlü etkileşim ve zayıf etkileşimin günümüzdeki şekillerini aldığı; ancak evrenin sıcaklığının kuarkların birleşerek hadronları oluşturması için hâlâ çok yüksek olduğu erken evrenin bir dönemidir. Büyük Patlama'dan yaklaşık olarak 10-12 saniye sonra, elektrozayıf etkileşimin zayıf etkileşim ve elektromanyetizmaya ayrılmasıyla sona eren elektrozayıf dönemin ardından başladı. Kuark dönemi süresince evren; kuarklar, leptonlar ve bunların antiparçacıklarını içeren kuark-gluon plazması ile doldu. Parçacıklar arasındaki çarpışmalar; kuarkların, mezonlar ya da baryonları meydana getirmesi için fazla enerjiliydi. Kuark dönemi; evren yaklaşık 10−6 saniye yaşındayken, parçacık etkileşimlerindeki ortalama enerjinin, hadronların bağlanma enerjisinin altına düştüğünde sona erdi. Bu dönemden sonra, kuarkların hadronları oluşturduğu bir sonraki dönem olan hadron dönemi başladı.", + "question": "Kuark dönemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kuark dönemi, kütleçekimi temel kuvvetler, elektromanyetizma, güçlü etkileşim ve zayıf etkileşimin günümüzdeki şekillerini aldığı; ancak evrenin sıcaklığının kuarkların birleşerek hadronları oluşturması için hâlâ çok yüksek olduğu erken evrenin bir dönemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "658", + "context": "Büyük Patlama nükleosentezi Büyük Patlama'dan sonraki birkaç dakika içinde meydana gelen, bir protondan fazla protona sahip olan elementlerin üretimine denir. Oldukça kısa bir sürede gerçekleşen bu süreçte yalnız hidrojen, helyum ve lityum elementleri oluşmuştur; bir protondan daha büyük çekirdeklere sahip diğer elementler üretilmemiştir. Büyük Patlama Teorisi'ne göre bu süreçte üretilen ilkel elementlerin kütle olarak %75'i hidrojen, %25'i ise helyumdur. Eser miktarda da lityum üretilmiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Büyük Patlama nükleosentezi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Büyük Patlama nükleosentezi Büyük Patlama'dan sonraki birkaç dakika içinde meydana gelen, bir protondan fazla protona sahip olan elementlerin üretimine denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "659", + "context": "Big Bang kozmolojisinde reiyonizasyon, evrendeki “karanlık dönem”den sonra maddeyi reiyonize eden süreçtir ve büyük faz geçişinden ikincisidir. Baryonik maddelerin çoğunluğu hidrojen formunda olduğundan dolayı, reiyonizasyon genellikle “Hidrojen gazının reiyonizasyonu” olarak anılmaktadır. Evren tarihinde ilksel Helyum da aynı faz değişimine uğrasa da, farklı noktalarda gerçekleşen bu olaya Helyum reiyonizasyonu ismi verilir.", + "question": "Reiyonizasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Big Bang kozmolojisinde reiyonizasyon, evrendeki “karanlık dönem”den sonra maddeyi reiyonize eden süreçtir ve büyük faz geçişinden ikincisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "660", + "context": "Nanoteknoloji, maddenin atomik, moleküler ayrıca supramoleküler seviyede kontrolüdür.\nNanoteknolojinin ayrıca bugün moleküler nanoteknoloji olarak bahsedilen en eski ve yaygın tanımı, tam olarak makroölçek ürünlerinin imalatı için atomların ve moleküllerin kontrolünün belirli bir amacını ifade etmektedir. Nanoteknolojinin daha genel tanımı sonradan National Nanotechnology Initiative tarafından yapılmıştır. National Nanotechnology Initiative, nanoteknolijiyi en az bir boyutunun büyüklüğü 1’den 100 nanometreye kadar olan maddenin kontrolü olarak tanımlar. Bu tanım şu gerçeği gösteriyor ki; kuantum mekaniği etkileri bu kuantum-alan ölçeğinde önemlidir. Bu yüzden tanım belirli bir teknolojik amaçtan çok, verilen büyüklük sınırının altında oluşan maddenin özel niteliklerini ele alan tüm teknoloji ve araştırma türlerini kapsayan bir araştırma kategorisine dönüştü. Bu yüzden “nanoteknolojileri”nin ve “nanoölçek teknolojileri\"nin çoğul formunun ‘ortak özelliği büyüklük olan geniş bir dizi araştırma ve uygulamaları ifade ettiğine sıkça rastlanır. Potansiyel uygulamaların (endüstriyel ve askeri dahil) çeşitliliği yüzünden devletler nanoteknoloji araştırmaları için milyarlarca dolar yatırım yaptı. National Nanotechnology Initiative dolayısıyla ABD 3.7 milyar dolar yatırım yaptı. Avrupa Birliği 1,2 milyar dolar ve Japonya 750 milyon dolar yatırım yaptı.\nNanoteknoloji büyüklükle tanımlandığı için yer bilimi, organik kimya, moleküler biyoloji, yarı iletken fiziği, mikrofabrikasyon gibi bilim alanlarını içerir ve doğal olarak çok geniştir. İlgili araştırma ve uygulamalar da aynı şekilde çeşitlidirler. Atomik olmayan aygıt fiziğinin uzantılarından temelleri moleküler kendinden montaj olan tamamen yeni yaklaşımlara, nano ölçekteki boyutlarıyla yeni materyaller geliştirmekten atomik ölçekteki maddenin direkt kontrolüne kadar çeşitlilik gösterirler.\nBugünlerde bilim adamları nanoteknolojinin olası sonuçları üzerinde tartışıyorlar. Nanoteknoloji ilaç, elektronik, biyomalzeme ve enerji üretiminde olduğu gibi geniş uygulama yelpazesiyle birçok araç ve madde yaratabilir. Diğer yandan, nanoteknoloji her yeni teknolojinin yarattığı sorunların çoğunu yaratabilir; bunlara zehirlilik, nanomaddelerin çevresel etkisi ve bunların küresel ekonomiye olası etkisi ve çeşitli kıyamet günü senaryoları şüpheleri gibi kaygılar örnek verilebilir. Bu kaygılar savunma grupları ve hükûmet arasında nanoteknoloji için özel bir düzenlemenin garanti olup olmadığı konusunda tartışmaya neden oldu.", + "question": "Nanoteknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nanoteknoloji, maddenin atomik, moleküler ayrıca supramoleküler seviyede kontrolüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "661", + "context": "Atom probu, 1967'de 3 Ağustos 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Erwin Wilhelm Müller ve JA Panitz tarafından 14. Alan Emisyon Sempozyumunda 3 Ağustos 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. tanıtıldı. Atom probu alan iyon mikroskobu ile tek bir parçacık algılama özelliğine sahip bir kütle spektrometresini birleştirdi ve böylece ilk kez bir alet \"... metal bir yüzeyde görülen ve gözlemcinin takdirine bağlı olarak komşu atomlardan seçilen tek bir atomun doğasını belirleyebildi\".\nAtom probları, geleneksel optik veya elektron mikroskoplarından farklıdır, çünkü büyütme etkisi, radyasyon yollarının manipülasyonundan ziyade oldukça eğimli bir elektrik alanı tarafından sağlanan büyütmeden gelir. Yöntem, doğası gereği tahrip edicidir, iyonları görüntülemek ve tanımlamak için bir numune yüzeyinden uzaklaştırır ve numune yüzeyinden çıkarılırken tek tek atomları gözlemlemek için yeterli büyütmeler üretir. Bu büyütme yönteminin uçuş zamanı kütle spektrometresi ile birleştirilmesi yoluyla, elektrik darbelerinin uygulanmasıyla buharlaşan iyonların kütle-yük oranı hesaplanabilir.\nMateryalin art arda buharlaştırılmasıyla, bir numuneden atom katmanları çıkarılır, bu da sadece yüzeyin değil, aynı zamanda materyalin kendisinin de araştırılmasına izin verir. Numunenin buharlaştırılmadan önce üç boyutlu görünümünü yeniden oluşturmak için bilgisayar yöntemleri kullanılır, bir numunenin yapısı hakkında atomik ölçek bilgisi sağlanır ve ayrıca tip atomik tür bilgileri sağlanır. Cihaz, keskin bir uçtan milyarlarca atomun üç boyutlu yeniden yapılandırılmasına izin verir.", + "question": "Atom probu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atom probu, 1967'de 3 Ağustos 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "662", + "context": "Brown motorları, ısıyla etkinleştirilen kimyasal reaksiyonların kontrol edilerek uzayda yönlü hareket oluşturmasını ve mekanik veya elektronik iş yapmasını sağlayan nano skalada veya moleküler aletlerdir. Bu küçük motorlar akışkanlığı eylemsizliğinden daha etkili olan ve ısıl gürültünün belirli bir yönde hareketi, fırtına'da yürümek kadar zor hale getirdiği ortamlarda kullanılır. Bu tip motorları istenen yönde döndüren kuvvet, rastlantısal yönlerde etki eden kuvvetlere kıyasla çok küçüktür. Bu tip motorun çalışması ısıl gürültüye bağlı olduğundan bu tip motorların ancak nano skalada mümkün olduğu düşünülür.\nBiyolojide rastladığımız protein tabanlı moleküler motorlardan birçoğu gerçekte birer Brown motoru olabilir. Bu moleküler motorlar ATP'de saklı olan enerjiyi mekanik enerjiye çevirirler.\nBrown motorlarının dinamiği şu anda teorik ve deneysel biyofiziğin alanına girmektedir. Brown motorları bazen Fokker-Planck denklemini kullanarak, bazen de Monte Carlo metodu ile modellenirler. Günümüzde birçok araştırmacı moleküler motorların ihmal edilemeyecek kadar ısıl gürültü içeren ortamlarda nasıl çalıştığını araştırmaktadır.", + "question": "Brown motoru nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Brown motorları, ısıyla etkinleştirilen kimyasal reaksiyonların kontrol edilerek uzayda yönlü hareket oluşturmasını ve mekanik veya elektronik iş yapmasını sağlayan nano skalada veya moleküler aletlerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "663", + "context": "Termal ve istatistiksel fizik felsefesinde, Brownian ratchet ya da Feynman-Smoluchowski ratchet 1912 tarihinde Polonyalı fizikçi Marian Smoluchowski tarafından analiz edilen ve 11 Mayıs 1962 tarihinde, Kaliforniya teknoloji enstitüsünde, Nobel Ödülü kazanmış Amerikan fizikçi Richard Feynman tarafından bilinir hale getirilen görünür devridaim makinedir. Bu basit makine küçük kısa kürekler ve mandallı çark içerir. Maxwell'in cini olarak görülse de, termal denge sistemindeki gelişigüzel dalgalanmadan işten kazanç sağlayabilmek için kullanılır. Termodinamiğin ikinci yasası ihlali, termal denge sistemindeki gelişigüzel dalgalanmayı kapsar. Detaylar Feynman ve diğerleri tarafından analiz edilmiş ve neden bunu yapamadığını göstermişlerdir.", + "question": "Brownian ratchet nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Termal ve istatistiksel fizik felsefesinde, Brownian ratchet ya da Feynman-Smoluchowski ratchet 1912 tarihinde Polonyalı fizikçi Marian Smoluchowski tarafından analiz edilen ve 11 Mayıs 1962 tarihinde, Kaliforniya teknoloji enstitüsünde, Nobel Ödülü kazanmış Amerikan fizikçi Richard Feynman tarafından bilinir hale getirilen görünür devridaim makinedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "664", + "context": "Elektrospinning cihazı, elektro-imalat yöntemi ile yüksek voltajla oluşturulan yüksek elektrik alan içerisinde polimer çözeltilerinden nanolif ağ üretimi için tasarlanmış düzenek.\nGerekli yüksek voltaj yüksek gerilim güç kaynağından 10-40 kV mertebelerinde uygun hazırlanmış polimer çözeltisine verilir. Yüksek voltajın oluşturduğu elektrik alan içerisinde yüklenen polimer çözeltisi karşı kutup olarak topraklanmış veya zıt kutup ile yüklenmiş bir metal yüzey üzerine doğru spin hareketi ile incelerek nanometre mertebelerinde lifler oluşturarak bir nanolif membran yüzey oluşumunu sağlar.\n\nBu sistemin kompak bir şekilde bir düzenek oluşturularak kolay uygulanabilir hale getirilmesi ile bir elektrospinning cihazı yapılabilir.", + "question": "Elektrospinning cihazı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Elektrospinning cihazı, elektro-imalat yöntemi ile yüksek voltajla oluşturulan yüksek elektrik alan içerisinde polimer çözeltilerinden nanolif ağ üretimi için tasarlanmış düzenek." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "665", + "context": "Nanoteknoloji kolay temizlenebilirlikten dayanıklılığa kadar uzanan yeni özellikleri olan ürünler sağlayarak tüketim sektörünü etkilemektedir.\nModern tekstil ürünleri kırışıklığa ve lekeye dayanıklıdır. Bu ürünler içlerine gömülü “giyilebilen elektronikler” sayesinde akıllı bir hal alacaklar. Nanomateryaller birçok ürünün bünyesinde vardır ve birçok insan ürünlerin nanopartiküller içerdiklerini fark etmezler. Örneğin araçların tamponlarını parlak yapmada, kıyafetleri kir tutmaz yapmada, güneş koruyucuları radyasyona karşı daha dayanıklı hale getirmekte, sentetik kemikleri daha güçlü hale getirmekte, cep telefonlarının ekranlarını daha hafifleştirmede, içeceklerin raf ömrünü uzatmak için cam şişelemede ve birçok spor için topları daha dayanıklı hale getirmekte nanoteknolojiden faydalanılır. Böyle yeni üretimler özellikle kozmetik alanında da umut vadedici bir potansiyele sahiptir. Ağır endüstride de nanoteknoloji sayısız potansiyel uygulamalara sahiptir. Nanoteknolojinin yüksek perfromanlı materyaller, akıllı sistemler, toplumun tüm açılardan yeni üretim şekilleri içerdiği, teknolojinin ana direği ve yüzyılın meselesi olduğu tahmin edilmektedir.", + "question": "Nanoteknolojinin endüstrideki uygulamaları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nanoteknoloji kolay temizlenebilirlikten dayanıklılığa kadar uzanan yeni özellikleri olan ürünler sağlayarak tüketim sektörünü etkilemektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "666", + "context": "Nanoteknolojinin etkileri nano sağlık, etik, yasal ve çevresel uygulamalar, mühendislik, biyoloji, kimya, programlama, malzeme bilimi ve iletişime kadar uzanmaktadır. \nNanoteknolojinin büyük yaraları üretim metotlarını geliştirmeyi, su arıtım sistemlerini, enerji sistemlerini, fiziksel iyileştirme, nano medikal, daha iyi besin üretim metodları üzerinedir.\nPotansiyel riskler, çevresel, sağlık ve güvenlik konularını içermektedir, nanoteknoloji ürünleri baskın hale geldiği için geleneksek sanayinin yer değiştirmesi gibi geçici etkilerde vardır. Nano partiküllerin olası olumsuz etkileri göz ardı edilir ise bu özellikle önemli olabilir.\nNanoteknolojinin doğru olup olmadığına dair özel hükûmet düzenlemeleri tartışmalı bir durumdur. Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı, Avrupa Komisyonu Sağlık ve Tüketicinin Korunması Müdürlüğü gibi düzenleyici kurumlar nano partiküllerin potansiyel riskleri ile ilgilenmeye başlamıştır. İlk olarak Avustralya ve İngiltere'de organik gıda sektörü organik sertifikalı ürünlerden nano parçacıkların ihracı ile başlamıştır sıklıkla kanada'da bütün yiyecekler Demeter uluslararası standartların da sertifikalanmıştır.", + "question": "Nanoteknolojinin etkileri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nanoteknolojinin etkileri nano sağlık, etik, yasal ve çevresel uygulamalar, mühendislik, biyoloji, kimya, programlama, malzeme bilimi ve iletişime kadar uzanmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "667", + "context": "Fotonik kristaller, ışığın hareketini kontrol eden periyodik yapılardır. Işığın bu yapılarla etkileşimi, Katı hâl fiziğinde kristal yapıların elektronlarla etkileşimine benzetilebilir; yapının periyodikliği, ışığın ilerleyemeceği bir fotonik bant aralığı oluşturur; bu bant aralığında bulunan dalga boylarındaki fotonlar fotonik kristalde ilerleyemez. Fotonik kristaller, doğada bazı canlılarda bulunmaktadır.\n1887'de Lord Rayleigh tek boyutta periyodik olan dielektrik katmanlarında fotonik bant aralığı olduğunu gözlemlemiştir; tek boyutlu bu yapılar aynı zamanda dielektrik ayna Bragg yansıtıcısı olarak bilinmektedir. 1987'de Eli Yablonovitch ve Sajeev John çok boyutlu periyodik yapılarda ışığın engellenmesini incelemiş ve bu yapılara fotonik kristal ismini vermiştir. İlk üç boyutlu fotonik kristal Yablonovitch'in araştırma grubu tarafından 1991'de mikrodalga frekansları için üretilmiştir ve Yablonovit olarak bilinmektedir. Yakın-kızılötesi dalga boyları için iki boyutlu fotonik kristaller ise Thomas Krauss ve araştırma ekibi tarafından 1996'ta tasarlanmıştır.\nFotonik kristallerin periyodikliğinin etkileşime geçeceği ışığın dalga boyu ile orantılı olması gerektir; bu nedenle optik spektrum ile 3. boyut için bu yapıların fabrikasyonu zor bir süreçtir. İki boyutlu fotonik kristaller fotolitografi ve elektron demeti litografisi gibi yöntemlerle üretilebilmektedir. Tek boyutlu fotonik kristal dalga kılavuzları ve iki boyutlu fotonik kristal fiberler fiber optik iletişim gibi alanlarda kullanılmaktadır. Fotonik kristal kaviteler ve dalga kılavuzları aynı zamanda kuantum bilgisayar sistemlerinde kullanılabilmektedir.\nFotonik kristallerin simülasyonu ve analizinde düzlem dalga açılımı ve zamanda sonlu farklar yöntemi gibi hesaplamalı metotlar kullanılabilmektedir.", + "question": "Fotonik kristal nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fotonik kristaller, ışığın hareketini kontrol eden periyodik yapılardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "668", + "context": "Genetik mühendisliğinde, bir gen tabancası veya biyolistik parçacık teslim sistemi, eksojen DNA (transgenler), RNA veya proteini hücrelere transfer etmek için kullanılan bir cihazdır. İlk olarak, ağır metal parçacıkları ilgilenilen genle kaplanır. Ardından ise bu mikro mermiler mekanik kuvvet kullanılarak hücrelere ateşlenir. Böylece istenen genetik bilginin hedef hücrelere entegrasyonu sağlanmış olur. DNA'nın bu tür mikro-mermi uygulamasına dahil olan teknikler genellikle biyolistik olarak adlandırılır.\nBu cihaz hemen hemen her tür hücreyi hedefleyebilir ve sadece çekirdeğin dönüşümü ile sınırlı değildir; ayrıca plastidler ve mitokondri de dahil olmak üzere organelleri de hedefleyebilir.", + "question": "Gen tabancası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Genetik mühendisliğinde, bir gen tabancası veya biyolistik parçacık teslim sistemi, eksojen DNA (transgenler), RNA veya proteini hücrelere transfer etmek için kullanılan bir cihazdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "669", + "context": "Görünmezlik pelerini, çeşitli bilimkurgu eserlerinde ve filmlerinde karşılaşılan futuristik bir tema ve günümüzde bilimadamları tarafından üzerinde çalışılan gerçek bir konudur.", + "question": "Görünmezlik pelerini nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Görünmezlik pelerini, çeşitli bilimkurgu eserlerinde ve filmlerinde karşılaşılan futuristik bir tema ve günümüzde bilimadamları tarafından üzerinde çalışılan gerçek bir konudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "670", + "context": "Kolloidal altın, nanoaltın olarak da bilinir, sıvı (genelde su) içinde mikrometre-altı büyüklükte altın tanecikleri süspansiyonudur (yani kolloididir). Sıvının rengi genelde parlak kırmızı (100 nm'den küçük tanecikler için) veya pis sarı renklidir (daha büyük tanecikler için).\nEski çağlardan beri varlığı bilinen kolloidal altın sentezi önceleri cam renklendirmede kullanılırdı. Kolloidal altının modern bilimsel incelemesi Michael Faraday'ın 1850'lerdeki çalışması ile başladı. Altın nanotaneciklerinin kendilerine has optik, elektronik ve moleküler tanıma özellikleri nedeniyle bunlar aktif bir araştırma konusudur, uygulama alanları elektron mikroskopisi, elektronik, nanoteknoloji, malzeme bilimi gibi alanlardadır.\nKolloidal altın nanotaneciklerinin özellikleri ve uygulamaları onların şekillerine bağlıdır. Örneğin çubuk şekilli taneciklerin hem yanlamasına hem de boylamasına ışık soğururlar; şeklin anizotropisi taneciklerin özbirleşmesine (İng. self assembly) etki eder.", + "question": "Kolloidal altın nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kolloidal altın, nanoaltın olarak da bilinir, sıvı (genelde su) içinde mikrometre-altı büyüklükte altın tanecikleri süspansiyonudur (yani kolloididir)." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "671", + "context": "Ksenobotlar (Xenobot), bir bilgisayar (evrimsel algoritma) tarafından tasarlanıp programlanan, biyolojik hücreler kullanılarak baştan inşa edilmiş kendi kendini iyileştirebilen ve adını Afrika pençeli kurbağası'ndan (Xenopus laevis) alan mikrobotlardır. Ksenobot, insan vücudunun içine girecek kadar küçük, 1 milimetre (0,039 inç) genişliğindeki bir biyolojik makinedir. Kurbağa embriyolarından alınan kök hücreler, deri ve kalp hücreleriyle yapılır. Vermont Üniversitesi ve Tufts Üniversitesi'nden bilim adamları, insan vücuduna güvenli bir şekilde ilaç gönderebilecek ve onarıcı tıp için organların nasıl oluşturulacağını anlamanın yolunu açabilecek bu canlı makineyi oluşturdular.\n\nKsenobotlar yürüyebilir, yüzebilir, haftalarca yiyeceksiz hayatta kalabilir, gruplar halinde birlikte çalışabilir ve çalışmaya devam ederken kendi başlarına iyileşebilirler.", + "question": "Ksenobot nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ksenobotlar (Xenobot), bir bilgisayar (evrimsel algoritma) tarafından tasarlanıp programlanan, biyolojik hücreler kullanılarak baştan inşa edilmiş kendi kendini iyileştirebilen ve adını Afrika pençeli kurbağası'ndan (Xenopus laevis) alan mikrobotlardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "672", + "context": "Langmuir-Blodgett filmi, Langmuir filmlerinin sıvı-gaz interfazdan katı faza geçmesiyle meydana gelen nanoyapısal bir sistemdir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Langmuir-Blodgett filmi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Langmuir-Blodgett filmi, Langmuir filmlerinin sıvı-gaz interfazdan katı faza geçmesiyle meydana gelen nanoyapısal bir sistemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "673", + "context": "Maxwell'in Cini veya Maxwell'in Şeytanı, İskoç fizikçi James Clerk Maxwell'in ikinci termodinamik yasasının geçerliliğini sorgulamak amacıyla 1867'de ortaya attığı bir \"düşünce deneyi\"dir.", + "question": "Maxwell'in Cini nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Maxwell'in Cini veya Maxwell'in Şeytanı, İskoç fizikçi James Clerk Maxwell'in ikinci termodinamik yasasının geçerliliğini sorgulamak amacıyla 1867'de ortaya attığı bir \"düşünce deneyi\"dir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "674", + "context": "Mikrofabrikasyon, mikrometre ölçekli yapılar üzerinde çalışan bir üretim tekniğidir. İlk örnekleri tümleşik devreler üzerinde uygulanan teknik \"yarı iletken aygıt üretimi\" olarak da adlandırılmaktadır. Nanometre ölçeğinde çalışan mikro elektro-mekanik sistemler üzerindeki araştırmalar da mikrofabrikasyon tekniğinin gelişimini hızlandırmıştır.", + "question": "Mikrofabrikasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mikrofabrikasyon, mikrometre ölçekli yapılar üzerinde çalışan bir üretim tekniğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "675", + "context": "Moleküler makine veya nano makine, belirli uyaranlara (input/girdi) yanıt olarak yarı-mekanik hareketler (output/çıktı) üreten moleküler bileşenlerinin herhangi ayrık bir sayısıdır. Moleküler makine ifadesi çoğunlukla, daha genel olarak sadece makroskobik seviyede meydana gelen işlevleri taklit eden moleküller için kullanılır. Bunun yanında moleküler makineler terimi, moleküler çevirici inşa etme amacı güden ve son derece karmaşık bir dizi moleküler makinelerin mevcut olduğunun ileri sürüldüğü nanoteknoloji biliminde de yaygın olarak kullanılır. Moleküler makineler, sentetik ve biyolojik olarak iki geniş kategoriye ayrılabilir.\nKimyasal veya mekanik süreçlerin yer değişimlerini yönlendirme yeteneğine sahip bu moleküler sistemler, kimya ve nanoteknolojide potansiyel olarak önemli bir dal temsil eder. Bu süreçler sonucu aşamalı gradyan değişimleri oluştuğu için çok yararlı işler meydana getiren bu tür sistemler, tanımı gereği moleküler makinelere örnek gösterilirler.", + "question": "Moleküler makine nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Moleküler makine veya nano makine, belirli uyaranlara (input/girdi) yanıt olarak yarı-mekanik hareketler (output/çıktı) üreten moleküler bileşenlerinin herhangi ayrık bir sayısıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "676", + "context": "Moleküler nanoteknoloji (MNT) mekanosentez yoluyla atomik özellikli, kompleks yapılar yapabilen bir teknolojidir.\nMekanosentez yöntemi onu diğer nano ölçekli maddelerden ayırdeder. Richard Feynman'ın kompleks ürünler yapmak için nanomakineleri kullanma fikri temelli, bu ileri nanoteknoloji formu moleküler makine sistemleri ile kontrollü mekanosenteze rehberlik edebilir. MNT kimya, diğer nanoteknolojiler ve modern makro fakbikalarda bulunan moleküler makinalar ile gösterilen fiziksel ilkelerin bir araya gelmesini içerir.", + "question": "Moleküler nanoteknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Moleküler nanoteknoloji (MNT) mekanosentez yoluyla atomik özellikli, kompleks yapılar yapabilen bir teknolojidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "677", + "context": "Nadrian Seeman (16 Aralık 1945 - 16 Kasım 2021), DNA nanoteknolojisi alanını icat etmesiyle tanınan Amerikalı nanoteknolog ve kristalograf.", + "question": "Nadrian Seeman nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nadrian Seeman (16 Aralık 1945 - 16 Kasım 2021), DNA nanoteknolojisi alanını icat etmesiyle tanınan Amerikalı nanoteknolog ve kristalograf." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "678", + "context": "Nano (sembol: n), Yunanca ‘cüce’ demektir. Nano önekli ifadeler, herhangi bir ölçünün milyarda birini gösterir. Örneğin; nanometre, metrenin milyarda birini (1 nm = 1/1.000.000.000 m) 10−9 ifade etmektedir.\nBununla beraber bilgisayarlar günümüzdekilerden milyarlarca defa daha güçlü olacak ve yeni tıbbi cihazların özellikleri bugün iyileştirme yöntemlerini bildiğimiz hastalıklara karşı daha etkin ve iz bırakmadan, çabuk bir şekilde uygulamamızı sağlayacak, yeni tedavi yöntemleri bulma yönündeki umutlarımızı arttıracak, bu yeni ve çok titiz üretim metotları günümüzün kirleten üretim şekillerinin de ortadan kalkmasını sağlayacak. Moleküler üretim, isteneni çok çok daha etkin olarak verecek, ne fazla ne eksik, böylece kirletici maddeler oluşamayacak.\nFikir olarak 1960'lı yıllarda ortaya çıkmış ve 1990'li yıllarda daha fazla araştırma yapılmaya başlamıştır. Yeni enerji gereksinimi ve artan çevre kirliliği bu araştırmaları hızlandırmıştır. Kısa zamanda dünyada tüm mekanik üretim anlayışını ortadan kaldıracağı ve yep yeni mesleklerin doğmasına yol açacağı bilim dünyasında ortak kanıya dönüyor.\nGünümüz teknolojisinde, kumaş, boya ve araba sanayinde, temizlik için ve yüzey kalitesini artırmak için zaten kullanılmakta olan bu teknoloji her gün yeni bir ürün sunmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Nano- nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nano (sembol: n), Yunanca ‘cüce’ demektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "679", + "context": "Nanoakışkan, nanoparçacıkların bir sıvı içerisindeki süspansiyonlarına denir. Nanoakışkanlar yüksek ısıl iletim katsayılarıyla ısı transferi artırımı için gelecek vadetmektedirler. Nanoparçacık olarak metaller, oksitler, karpitler ya da nanokarbon tüpler kullanılabilir. Temel akışkan olarak su ya da etilen glikol kullanılır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Nanoakışkan nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nanoakışkan, nanoparçacıkların bir sıvı içerisindeki süspansiyonlarına denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "680", + "context": "Nanofiltrasyon, moleküler ağırlık sınırı ultrafiltrasyon ile ters osmoz arasında olan bir membran ayırma yöntemidir. Bakterilerin, virüslerin, organik kalıntıların ve sertliğin uzaklaştırılmasında kullanılır. \nAyrılma işlemi organik bir yarı geçirgen membrandan oluşan seçici geçirgen bir tabaka üzerinde gerçekleşir. İşlemde itici güç membranın iki tarafındaki besleme ve süzüntü arasındaki basınç farkıdır. Membran seçiciliğinden dolayı su ve molekül ağırlığı 200 Da’dan küçük bileşenler yarı geçirgen ayrıştırma tabakasını geçebilirken çözünmemiş karışımların bir veya birkaç bileşeni itici güce rağmen membran tarafından tutulur.\nGenellikle membran materyalinin pozitif veya negatif yüklü olmasından dolayı nanofiltrasyon membranlar Donnan dengesiyle açıklanan iyonik seçiciliğe sahiptir. Buna göre küçük mineral iyonlarını içeren çözeltiler membrandaki sabit iyonik moleküllerle aralarında Donnan potansiyeli denen elektriksel bir potansiyel farkının doğmasına ve Donnan dengesi adı verilen dengenin oluşmasına neden olurlar. Bu dengenin sağlanması için zıt yüklü maddelerin ters yönde geçişi veya çözünmeyen formlarının çözünür hale dönüştürülmesi gerekir. Bu etki dolayısıyla nanofiltrasyon membranlar tek yüklü iyonları iki ve daha çok yüklü iyonlara göre daha fazla geçirir. Çözeltideki tuz oranı arttıkça membranın bu özelliği de artar.\nNanofiltrasyon cihazlarında yaygın olarak spiral sarılmış membran modülleri kullanılmıştır. Bunlarda membran alanı geniş olduğundan işletme maliyeti düşüktür fakat kapsamlı ön tasfiye gerektirmesi gibi bir dezavantajı vardır. Besleme tutucunun yüksekliğini düşük olması nedeniyle çok çabuk kirlenirler ve mikrofiltrasyon ve ultrafiltrasyonda olduğu gibi hidrolik olarak temizlenemezler. Kirlenmeyi önlemek ve membran yüzeyini temizlemek amacıyla geleneksel tasfiye işlemleri veya UF uygulamasının kimyasal (antiscalant, asit) dozlamasıyla birlikte uygulanması gerekmektedir. Ancak yeni geliştirilen kapiler nanofiltrasyon bu olumsuzluğu ortadan kaldırmıştır. Bu sistem genellikle su arıtmada kullanılır.", + "question": "Nanofiltrasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nanofiltrasyon, moleküler ağırlık sınırı ultrafiltrasyon ile ters osmoz arasında olan bir membran ayırma yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "681", + "context": "Nanofotonik ya da nano-optik, ışığın nanometre boylarındaki özelliklerini ve bu boyutlardaki maddelerle etkileşimini inceleyen fotonik ile nanoteknolojinin bir alt dalıdır. Optik, malzeme bilimi ile elektrik mühendisliği ile yakın bir ilişki içinde olan nanofotoniğin uygulamaları arasında dalga boyundan küçük nano-anten sensörleri, nanometre boyutlu dalga kılavuzları, yeni nesil fotolitografi teknikleri, yüksek çözünürlüklü mikroskoplar ve metamalzemeler bulunmaktadır.\nNanofotonik, morötesi, görünür ve kızılötesi frekanslardaki elektromanyetik dalgaları incelemektedir; bu frekanslar, boşlukta 300 ile 1200 nanometre dalga boylarına tekabül etmektedir.", + "question": "Nanofotonik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nanofotonik ya da nano-optik, ışığın nanometre boylarındaki özelliklerini ve bu boyutlardaki maddelerle etkileşimini inceleyen fotonik ile nanoteknolojinin bir alt dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "682", + "context": "Nanokristaller ile ayarlanabilir beyaz ışık üretimi, dünyada ilk kez, Bilkent Üniversitesi, 'Fizik' ve 'Elektrik-Elektronik Mühendisliği' bölümleri öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Hilmi Volkan Demir ile araştırma grubu tarafından gerçekleştirdi.", + "question": "Nanokristaller ile ayarlanabilir beyaz ışık üretimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nanokristaller ile ayarlanabilir beyaz ışık üretimi, dünyada ilk kez, Bilkent Üniversitesi, 'Fizik' ve 'Elektrik-Elektronik Mühendisliği' bölümleri öğretim üyelerinden Yrd." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "683", + "context": "Nanomekanik, mekanik biliminin moleküler düzeyde incelenmesini kapsayan, malzeme bilimi ile desteklenen bir daldır.", + "question": "Nanomekanik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nanomekanik, mekanik biliminin moleküler düzeyde incelenmesini kapsayan, malzeme bilimi ile desteklenen bir daldır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "684", + "context": "Nanomühendislik nanoboyutla ilgilenen bir mühendislik dalıdır. Adı metrenin milyarda birinin ölçüm birimi olan nanometre sözcüğünden türemektedir\nNanomühendislik genel olarak nanoteknolojinin eş anlamlısıdır, ancak alanın bilim kısmından ziyade araç geliştirme kısmını vurgulamaktadır.", + "question": "Nanomühendislik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nanomühendislik nanoboyutla ilgilenen bir mühendislik dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "685", + "context": "Nanorobot bilimi, bir nanometre (10−9 metre) veya buna yakın ölçekli parçalar içeren makine veya robot yaratan gelişen bir teknoloji alanıdır. Daha özel bir deyişle, nanorobotics, 0,1-10 mikrometre ölçekli cihazlar ile nanoteknoloji mühendislik disiplini içinde nanorobotlar tasarlama ve inşa etmek ve aynı zamanda nano ölçekler ve moleküler bileşenler üretmektir. Nanobots, nanoids, nanites, nanomachines veya nanomites gibi özel isimlere sahip Türkçe anlamları cüce, nanomakina, böcekçik gibi anlamlara gelen bu isimler sürekli olarak araştırma ve geliştirme altında olan bu nanorobotları tanımlamak için kullanılırlar.Nanomakinalar büyük ölçüde araştırma v, e geliştirme aşamasında olmasına rağmen bazı ilkel moleküler makineler ve nanomotorlar test edilmiştir. Örneğin, yaklaşık 1,5 nanometre uzunluğundaki bir anahtara sahip bir sensör, bir kimyasal örnekteki özel moekülleri sayma yeteneğine sahiptir. Nanaomakinelerin ilk yararlı uygulamaları tıbbi teknoloji alanında; kanser hücrelerini tespit ve imha için olabilir. Bir diğer potansiyel uygulama alanı ise, ortamdaki zehirli kimyasalları tespit ve konsantrasyonunu ölçme olarak düşünülebilir. Rice üniversitesi kimyasal yollarla tek moleküllü ve jantları bucky küreleri içeren bir araba geliştirdi. Araba, çevre sıcaklığını kontrol ederek ve taramalı tünelleme mikroskobunu yerleştirerek çalıştırıldı.\nBir başka tanım ise, nanoölçek çözünürlük ile hareket ettirilen veya nanoölçekli nesneler ile etkileşime duyarlı robotlardır.Bu gibi cihazlar için moleküler makinalar tanımı yerine tarama ve araştırma mikroskobisi demek daha uygun olur. Mikroskop tanımı düşünülerek, atomik kuvvet mikroskobu gibi büyük aletler, manipülasyon göstermesi için ayarlandığında bir nanorobotik aygıt gibi düşünülebilir. Bu açıdan bakıldığında, makro ölçekli robotlar veya mikro robotlar, nano ölçek ile doğrulukla hareket edebilen nano robotlar olarak düşünülebilir.", + "question": "Nanorobot bilimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nanorobot bilimi, bir nanometre (10−9 metre) veya buna yakın ölçekli parçalar içeren makine veya robot yaratan gelişen bir teknoloji alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "686", + "context": "Nanoskopik ölçek (veya nano ölçek) genellikle nanoteknolojiye uygulanabilen uzunluk ölçeğine sahip yapıları ifade eder ve genellikle 1-100 nanometre olarak anılır. Nanometre, metrenin milyarda biridir. Nanoskopik ölçek çoğu katı için mezoskopik ölçeğe daha düşük bir sınırdır.\nTeknik amaçlar için, nanoskopik ölçek, ortalama özelliklerdeki dalgalanmaların (tek tek parçacıkların hareketi ve davranışından dolayı) bir sistemin davranışı üzerinde önemli bir etkiye (genellikle yüzde birkaç) sahip olmaya başladığı boyuttur ve analizinde dikkate alınır.\nNanoskopik ölçek bazen bir materyalin özelliklerinin değiştiği nokta olarak işaretlenir; Bu noktanın üzerinde, bir malzemenin özelliklerine, 'hacim' veya 'hacim' etkilerinden, yani hangi atomların mevcut olduğu, nasıl ve hangi oranlarda bağlandıkları neden olur. Bu noktanın altında, bir materyalin özellikleri değişir ve mevcut atomların türü ve bunların göreceli yönelimleri hala önemliyken, 'yüzey alanı etkileri' (kuantum etkileri olarak da adlandırılır) daha belirgin hale gelir - bu etkiler geometriden kaynaklanmaktadır. Bu düşük boyutlarda nicelleştirilmiş durumlar ve dolayısıyla bir malzemenin özellikleri üzerinde ciddi bir etkiye sahip olabilen malzemenin (ne kadar kalın, ne kadar geniş olduğu vb.)\n8 Ekim 2014 tarihinde, Nobel Kimya Ödülü Eric Betzig, William Moerner ve Stefan Hell'e, \"optik mikroskobu nano boyuta getiren\" süper çözülmüş floresan mikroskobunun geliştirilmesi\" nedeniyle verildi.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Nanoskopik ölçek nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nanoskopik ölçek (veya nano ölçek) genellikle nanoteknolojiye uygulanabilen uzunluk ölçeğine sahip yapıları ifade eder ve genellikle 1-100 nanometre olarak anılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "687", + "context": "Nanoteknoloji öğretimi dünya çapında giderek artan sayıda üniversite tarafından sunulmaktadır. Nanoteknolojiyi içeren ilk program Toronto Üniversitesi tarafından Mühendislik Bilimi programında anabilim dalı olarak sunulmuştur.\nGenel olarak, nanoteknoloji öğretimi nanoteknoloji, fizik, kimya, matematik ve moleküler biyoloji derslerini içeren multidisipliner bir doğa bilimleri öğrenimini içermektedir.\nBurada nanoteknoloji öğretimi veren kurumların listesi ve verilen öğretimin dereceleri bulunmaktadır. Bu liste alanın çok hızlı gelişmesinden dolayı tam değildir ve sürekli güncellenmesi gerekmektedir.", + "question": "Nanoteknoloji öğretimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nanoteknoloji öğretimi dünya çapında giderek artan sayıda üniversite tarafından sunulmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "688", + "context": "Therapy ve Diagnostics/Diagnosis kelimelerinin birleşmesiyle oluşturulan Theranostics, Theragnostics veya Theranosis olarak tanımlanan terimdir. Tedavi edici ajanların ve tanısal ajanların tek bir platformda toplanmasıdır. Teranostik kavramı ilk kez 2002 yılında John Funkhouser tarafından tanımlanmıştır. Teranostik yöntem ile hastalıklar moleküler fenotiplere göre sınıflandırılabilir, molekülün biyodağılımı gözlenebilir, tedaviye cevap izlenebilir ve kişiselleştirilmiş tıp tedavilerine katkı sağlanabilir.\nTeranostik nanoparçacıklar; biyolojik bariyerleri kolayca geçebilen, hastalıkların tanı, tedavi ve tedaviye yanıt süreçlerinin gözlemlenmesinde kolaylık sağlayan nanosistemlerdir. Nanoparçacık; taşıyıcı bölüm ve ona yüklenen ilaçtan oluşur. Taşıyıcı bölüm sentetik polimer veya doğal makromoleküllerden (protein, selüloz gibi) hazırlanır.\nTeranostik nanoparçacıkların çeşitleri; demir oksit nanoparçacıkları, kuantum noktaları, altın nanoparçacıklar, silika nanoparçacıkları ve karbon nanotüpleriyle oluşturulabilir. Lipozomlar, kuantum noktacıkları, miseller, mikrobaloncuklar, mikroküreler gibi sistemlerle taşınabilir. görüntülemede ise; Nükleer Tıp yöntemleri ile görüntüleme (SPECT, PET), manyetik rezonans görüntüleme (MRG), bilgisayarlı tomografi (BT), optik görüntüleme ve ultrasonografi (US) kullanılabilir.\nbu yöntem ile kanser tedavilerinde hedef sadece kanser hücresi olacağı için daha hızlı, daha güvenilir sonuçlar almak mümkün hale gelebilecektir. kişiye özel yapılan tedavi ile vücudun diğer sistemlerine verilen zararında önüne geçilebilecektir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Teranostik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Therapy ve Diagnostics/Diagnosis kelimelerinin birleşmesiyle oluşturulan Theranostics, Theragnostics veya Theranosis olarak tanımlanan terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "689", + "context": "Türkiye Bilim Merkezleri Vakfı Bilim Merkezi'nin genç öğrencilere yönelik Nanoteknoloji atölyesi mevcuttur. Bu atölye eğitimi bir AB projesidir ve Türkiye'de bu yaş grubuna eğitim veren tek kuruluştur.\nNanoteknolojinin 2025 yılı itibarıyla hayatımızı büyük ölçüde etkileyeceği düşünülmektedir. Türkiye de şimdiden nanoteknolojiyi üretir hale gelebilmek için uygun adımlar atmaya başlamıştır. Tübitak'ın 2023 Vizyon Programı'nda nanoteknoloji yer almış ve yol haritası oluşturulmuştur. En önemli gelişme Bilkent Üniversitesi'nde Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi'nin (UNAM) kurulmasıdır. Bu merkezin amacı Türkiye'de nanoteknolojinin araştırma merkezi olmaktır. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından 28 milyon TL yatırım yapılan merkez son derece modern aletlerle donatılmıştır.\nTürkiye'nin her yerinden araştırmacılar UNAM'ın bu imkânlanlarından yararlanabilmektedir. Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, TÜBİTAK MAM, gibi merkezler de nanoteknoloji araştırması yapılan yerlerdendir. Türkiye'de nanoteknoloji ile ilgili etkinlikler de yapılmaktadır. Bunlardan bazıları 4 yıldan beri yapılan NANO TR konferansları, 22-23 Aralık 2008 tarihleri arasında Sabancı Center'daki \"Nanoteknoloji Pazarı\"'dır. Şu anda Türkiye'de yeni kurulan 13 tane nanoteknoloji şirketi vardır. Büyük şirketlerin de nanoteknolojik ürünleri piyasaya sürülmüştür.\nPamukkale Üniversitesi’nde, nano teknoloji kullanılarak pamuklu kumaşların deterjan ve suya gerek kalmadan güneş ışığında kendi kendini temizlemesini sağlayan ürün geliştirilmiştir. Ayrıca Yıldız Teknik Üniversitesi'nin Türkiye'de bir ilki gerçekleştirerek ulusal alanda 17-18 Haziran 2011 tarihlerinde \"Ulusal Nano-Teknoloji Öğrenci Kongresi\" düzenlemesi, Türkiye'nin nano teknolojiye olan ilgisini ve ufkunu daha da genişletecektir. İzmir'de bulunan Gediz Üniversitesi de Nanoteknoloji alanında çalışmalar yapmayı planlamaktadır.", + "question": "Türkiye'de nanoteknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türkiye Bilim Merkezleri Vakfı Bilim Merkezi'nin genç öğrencilere yönelik Nanoteknoloji atölyesi mevcuttur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "690", + "context": "Yüzey plazmonları, yalıtkanlık sabitinin işaret değiştirdiği iki yüzey arasında uyarılabilen delokalize elektron salınımlarıdır; bunlara örnek olarak görünür ışıkta dielektrik ve metaller arası yüzeyler verilebilir. Plazmonlar plazma salınımlarının kuantasıdır; bu elektromanyetik dalgaların kuantizasyonunun fotonlar olmasıyla benzer durumdur. Yüzey plazmonları toplu plazmon salınımlarından daha az güce sahiptir; yüzey plazmonlarının aksine bu tip salınımlar Fermi gazlarında (ya da plazmalarda) boylamasına gerçekleşir.\nYüzey plazmonlarındaki elektron salınımları metalin içinde ve dışında elektron salınımları yaratır. Bu salınımların bütünü yüzey plazmon polaritonu ya da lokalize yüzey plazmonu olarak tanımlanmaktadır; yüzey plazmon polaritonu düzlemsel yüzeylerde oluşurken, lokalize yüzey plazmonu bir nanoparçacığın kapalı yüzeylerinde oluşmaktadır.\nYüzey plazmonları ilk kez 1957'de Rufus Ritchie tarafından teorize edilmiştir. Bundan sonraki senelerde yüzey plazmonları birçok fizikçi tarafından incelenmiştir: bunlar arasında T. Turbadar, Heinz Raether, E. Kretschmann ve A. Otto bulunmaktadır. Yüzey plazmonlarının veri aktarımı gibi kullanım alanlarının incelenmesi fotoniğin bir alt kolu olan plazmonik bilimine girer.", + "question": "Yüzey plazmonu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yüzey plazmonları, yalıtkanlık sabitinin işaret değiştirdiği iki yüzey arasında uyarılabilen delokalize elektron salınımlarıdır; bunlara örnek olarak görünür ışıkta dielektrik ve metaller arası yüzeyler verilebilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "691", + "context": "Şiir, sözcüklerin düz anlamlarına ek olmak üzere ya da bunların yerine başka anlamlar oluşturmak için dilin ses estetiği veya ses sembolizmi ve ölçü gibi estetik ve ritmik özelliklerini kullanan bir edebiyat türüdür. Müellif İsmail Durmuş İslam ansiklopedisinde “mübalağa sanatı”nın şiirin temel karakteristiği olduğu üzerinde durmaktadır.\nŞiir, Sümerlerin Gılgamış Destanı’na kadar uzanan köklü bir tarihe sahiptir. İlk şiirler Çincede olduğu gibi halk şarkılarından ya da Sanskritçe Vedalar, Zerdüştlük inancının Gataları ve Homeros’un \"İlyada\" ile \"Odysseia\"sı gibi destanların yeniden sözlü anlatım ihtiyacından ortaya çıkmıştır. Şiirin tanımlanması için antik dönemdeki çalışmalar, Aristoteles’in Poetikasında olduğu gibi konuşmanın, retorik, drama, şarkı ve komedide kullanımına odaklanmıştır. Daha sonraki çalışmalar, yineleme, mısra biçimi ve kafiye gibi özelliklere yoğunlaşmış ve şiiri tartışmasız olarak bilgilendirici, düzyazı formlarından ayıran estetik olgusuna vurgu yapmıştır. Yirminci yüzyılın ortalarından itibaren şiir dile yön veren temel yaratıcı güç olarak daha fazla anılır olmuştur.\nŞiir, sözcüklere farklı yorumlar getirmek veya onlardan kaynaklanan duygusal tepkiler yaratmak için biçim ve bir araya getirmeleri kullanır. Asonans, aliterasyon, yansıma ve ritim gibi araçlar müzikal veya arpağ etkisi oluşturmak için bazen kullanılmaktadır. Şiir dilinin anlam belirsizliği, sembolizm, ironi ve diğer stilleri gibi araçları şiiri farklı yorumlamalara uygun hâle getirir. Benzer biçimde mecaz, benzetme ve mecaz-ı mürsel gibi konuşmanın öğeleri daha önce algılanmamış farklı imajlar arasında bir anlam katmanı içeren bir ilişki kurmaktadır. Kafiye ve ritim kurgusu içinde şiirin sözleri arasında da benzer yakınlıklar kurulabilir.\nBazı şiir biçimleri, şairin yazdığı dilin özelliğine bir yanıt ve ait olduğu kültüre ve türe özgüdür. Dante, Goethe, Mickiewicz ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî tarafından yazılan şiirleri okumaya alışık okurlar şiirin her zaman kafiye ve ölçü ile yazıldığını düşünebilir, ne var ki, kimi kutsal metinlerde olduğu gibi ritim ve ses estetiği oluşturmayı amaçlayan şiir gelenekleri de vardır. Modern şiir ise şiir geleneğine eleştiri üzerine kuruludur. Bunu yaparken birçok unsurun yanı sıra ses estetiği ilkeleriyle oynayıp test etmekte, bazen bunu kafiye ve ritimde de yapmaktadır. Günümüzün küreselleşen dünyasında şairler artan oranda farklı kültür ve dillerden biçimleri, tarzları ve teknikleri şiire uyarlamaktadır.", + "question": "Şiir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Şiir, sözcüklerin düz anlamlarına ek olmak üzere ya da bunların yerine başka anlamlar oluşturmak için dilin ses estetiği veya ses sembolizmi ve ölçü gibi estetik ve ritmik özelliklerini kullanan bir edebiyat türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "692", + "context": "Akrostiş' ya da Türkçe söylemiyle ilkleme, bir şiirde dizelerin ilk harflerinin yukarıdan aşağıya doğru sıralandığında anlamlı bir sözcük meydana getirmesidir.\nDivan edebiyatında akrostişe muvaşşah ya da istihrac denir.\nEski Yunan ve Latin dillerinde \"akro-\" ön eki \"uç taraf\" veya \"sivri taraf\" anlamına gelir. Ör. \"akromegali\" uçların (ellerin ve burun ucunun) irileştiği hastalık anlamındadır. \"akrostiş\" de \"uç taraftaki dize\" anlamındadır.\nÖrnek:\nElimde Değil Yapamıyorum\nGelip söyleyebilsem yanına\nÖlümüne sevdiğimi seni aslında\nKızar mıydın acaba bana\nÇabaladım her gün unutmaya\nElimde değil yapamıyorum\nGerçekleşmeyecek bir şey olsa da\nÖzrümü kabul etmek bir yana\nKaybettim seni biliyorum ama\nÇabalıyorum senin için hala\nElimde değil yapamıyorum\nGeri gidebilsem keşke zamanda\nÖzlemin kalbimde ölümcül yara\nKalbine girmek mümkün olsa\nÇıkabilecek cesaret olsa karşına\nElimde değil yapamıyorum", + "question": "Akrostiş nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Akrostiş' ya da Türkçe söylemiyle ilkleme, bir şiirde dizelerin ilk harflerinin yukarıdan aşağıya doğru sıralandığında anlamlı bir sözcük meydana getirmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "693", + "context": "Akyün (Kazakça: ақын, Kırgızca: акын, okunuşu [ɑˈqɯn]; her ikisi de aqın veya اقىن olarak yazılır), Kazak ve Kırgız kültürlerinde doğaçlama şair ve şarkıcılardır. Akyünler, destan anlatıcıları veya şarkı söyleyen jirovlar veya manasçılardan farklıdır.\nAytis veya aytış olarak bilinen şarkı yarışmalarında akyünler, genellikle bir dombra (Kazaklar arasında) veya bir komuz (Kırgızlar arasında) eşliğinde, şarkı benzeri bir söylem biçiminde doğaçlama yaparlar. Sovyet öncesi Orta Asya'nın göçebe yaşam tarzı ve kırsal nüfusun çoğunluğunun okuma yazma bilmemesi bağlamında akyünler, halkın düşünce ve duygularını ifade etme, toplumsal sorunları açığa çıkarma ve kahramanları yüceltme açısından önemli bir rol oynamışlardır. Sovyet döneminde repertuarlarına Lenin'i öven şarkılar da dahil edilmiştir.", + "question": "Akyün nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Akyün (Kazakça: ақын, Kırgızca: акын, okunuşu [ɑˈqɯn]; her ikisi de aqın veya اقىن olarak yazılır), Kazak ve Kırgız kültürlerinde doğaçlama şair ve şarkıcılardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "694", + "context": "Aliterasyon edebi sanat türüdür. Şiir ya da düzyazıda bir uyum yaratmak amacıyla, aynı sesin veya hecenin tekrarlanmasına aliterasyon denir.\nÖrneğin:\n\nSeherlerde seyre koyuldum semayı, deryayı. Tevfik Fikret\nKarşı yatan karlı kara dağlar karayıptır, otu bitmez. Dede Korkut\nDest busi arzusuyla ölürsem dostlar/Kuze eylen toprağım sunun anınla yâre su (Fuzûlî)\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Aliterasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aliterasyon edebi sanat türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "695", + "context": "Alvíssmál (Eski Norsça : 'Bilgelerin Şarkısı' veya ' Şiirsel Edda'da toplanmış, muhtemelen 12. yüzyıla tarihlenen ve tanrının nasıl Tanrı olduğunu anlatan bir şiirdir. Thor, kızıyla evlenmek isteyen Alviss (\"All-Wise\") adlı bir cüceyi alt eder.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Alvíssmál nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Alvíssmál (Eski Norsça : 'Bilgelerin Şarkısı' veya ' Şiirsel Edda'da toplanmış, muhtemelen 12." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "696", + "context": "Anjanbuman ya da ulantı, şiirde cümlelerin bir dize ya da beyitte bitmeyip diğer dize, beyit veya bendlere kaymasıdır.\nTürk şiirine Fransız şiirinden geçmiştir. Servet-i Fünûn döneminde yaygınlaşmıştır. Şiiri düzyazıya yaklaştırmada kullanılan bir tekniktir.", + "question": "Anjanbuman nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Anjanbuman ya da ulantı, şiirde cümlelerin bir dize ya da beyitte bitmeyip diğer dize, beyit veya bendlere kaymasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "697", + "context": "Asemik yazı, sözsüz açık anlamsal bir yazı şeklidir. Asemik /eɪˈsiːmɪk/ kelimesi \"belirli bir anlamsal içeriği olmayan\" veya \"en küçük anlam birimi olmayan\" anlamına gelir. Asemik yazının özgül olmamasıyla birlikte, okuyucunun doldurması ve yorumlaması için bırakılan bir anlam boşluğu ortaya çıkar. Bütün bunlar, soyut bir sanat eserinden anlam çıkarma yöntemine benzer. Asemik yazının kendisini soyut sanat gelenekleri arasında ayırdığı yer, asemik yazarın jestsel kısıtlamayı kullanması ve yazının çizgiler ve semboller gibi fiziksel özelliklerinin korunmasıdır. Asemik yazı, metin ve görüntüyü bir birlik içinde birleştiren ve ardından onu keyfi öznel yorumlara serbest bırakan melez bir sanat biçimidir. Sözel bağlam oluşturmak için yazmak yerine, serbest yazma veya kendi için yazma ile karşılaştırılabilir. Asemik çalışmaların açık doğası, dilbilimsel anlayışta anlamın oluşmasına izin verir; asemik bir metin, okuyucunun doğal dilinden bağımsız olarak benzer bir şekilde \"okunabilir\". Aynı sembolizm için birden fazla anlam, asemik bir çalışma için başka bir olasılıktır, yani asemik yazı çok anlamlı olabilir veya sıfır anlama, sonsuz anlamlara sahip olabilir veya anlamı zamanla gelişebilir. Asemik eserler, asemik bir metnin nasıl çevrileceğine ve keşfedileceğine okuyucunun karar vermesine izin verir; bu anlamda okuyucu, asemik çalışmanın ortak yaratıcısı olur.", + "question": "Asemik yazı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Asemik yazı, sözsüz açık anlamsal bir yazı şeklidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "698", + "context": "Saz şairleri arasındaki şiir yarışmalarını kazananlara verilmek üzere duvara tüfek, kılıç, heybe gibi çeşitli şeyler asılır. Bunlara askı, askıyı kazanmaya da askı indirmek denir.", + "question": "Askı (edebiyat) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Saz şairleri arasındaki şiir yarışmalarını kazananlara verilmek üzere duvara tüfek, kılıç, heybe gibi çeşitli şeyler asılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "699", + "context": "Asonans, bir şiirdeki bir veya birden fazla ünlü sesin tekrar edilmesiyle ahenkin sağlanmasıdır.", + "question": "Asonans nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Asonans, bir şiirdeki bir veya birden fazla ünlü sesin tekrar edilmesiyle ahenkin sağlanmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "700", + "context": "Âşık edebiyatında her türün özel bir ezgisi vardır. Buna makam adı verilir. Çalınan ezginin makamından âşıklar ve dinleyiciler hangi konu ve türde şiir söyleneceğini tahmin ederler.", + "question": "Âşık makamları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Âşık edebiyatında her türün özel bir ezgisi vardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "701", + "context": "Berceste; edebiyatta öz, güzel, latif, ince anlamlı, kolayca hatırlanan, yapısı sağlam dize ya da beyittir.\nGenel anlamda bir şiirdeki en güzel dize ya da beyit de denebilir.\nBazı berceste örnekleri:\n\nSü uyur düşmen uyur hasta-i hicrân uyumaz\nŞeyh Gâlib\nÇeşmini gördüm unutdum derdi de dermânı da\nŞeyh Gâlib\nOlmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi\nMuhibbî (I. Süleyman)\nÖlmek kaderde var; yaşayıp köhnemek hazin\nBuna bir çâre yok mudur ya Rabbilâlemin\nYahya Kemal Beyatlı\nTevbeler ittim ki itmeyim tevbe.\nTevbeye tevbe-i nasuh olsun.\n(Sadrazam Bozoklu Kara Mustafa Paşa) (1640-1698)", + "question": "Berceste nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Berceste; edebiyatta öz, güzel, latif, ince anlamlı, kolayca hatırlanan, yapısı sağlam dize ya da beyittir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "702", + "context": "Beş Hececiler (Hecenin Beş Şairi, Hececiler, Hecenin Beş Ozanı), I. Meşrutiyet'ten sonra hece vezniyle ve konuşulan halk diliyle, Millî Edebiyat akımının görüşleri doğrultusunda şiir yazan beş şairin Türk edebiyatındaki genel adıdır.\nBu grubu oluşturan beş şair: Orhan Seyfi Orhon, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortaç ve Faruk Nafiz Çamlıbel'dir.\nŞiire I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yıllarında başlamış ve aruz vezninde yazdıkları şiirlerle adlarını duyurmuş olan Beş Hececiler'in Türkçe ve hece vezniyle şiir yazmayı benimsemelerinde Ziya Gökalp'ın etkisi büyüktür. Daha çok şiirleriyle tanınmış ancak edebiyatın hemen her türünde eser vermişlerdir. Heceyi tiyatro eserlerinde de kullandıkları görülür. Millî zevke uygun olarak 11'li heceyi yaygın olarak kullanmışlardır.\nOrtak bir sanat bildirileri olmayan bu şairlerin sanat ve edebiyat görüşlerinde tam bir uyum yoktur. Konuları işleyişlerinde de dağınıklık görülür. Kahramanlık, aşk, kadın, hasret, ayrılık, kıskançlık, inanma ihtiyacı, tabiat görüntüleri, hatıralar, ölüm, yalnızlık ve vatan konularına geniş yer vermişlerdir.\nHece veznine geçtikten sonra en çok koşma tipinde şiir yazmış; semai, türkü ve mâni tipinde başarılı örnekler vermiş olan Beş Hececiler, Batı edebiyatlarından alınan nazım biçimlerinden çapraz kafiye, sarmal kafiye, terza rima, sone, düz kafiye örnekleri verirler. Serbest düzenli biçimlerde üçlüler, dörtlüler, beşliler, altılılar, yedililer ve sekizlilerle şiir yazarlar. Şiirde kafiyeyi gerekli görürler. Kafiyenin zorla aranmamasını ve tabii bir şekilde doğmasını isterler. Yarım kafiyenin yerine tam, tunç ve zengin kafiyeyi kullanırlar. Bir ahenk unsuru olarak redife de geniş yer verirler.\nSade Türkçenin kullanılması ve yaygınlaşması üzerinde ısrarla dururlar. Konuşulan dili edebiyata yerleştirerek Türk edebiyatına katkıda bulunmuşlardır.\nTürk şiirinin serbest vezne yönelmeye başlaması ile etkileri azalmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Beş Hececiler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Beş Hececiler (Hecenin Beş Şairi, Hececiler, Hecenin Beş Ozanı), I." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "703", + "context": "Biladiye, beldeleri konu edinen edebi eserlerdir. Sanatçılar gördükleri, gezdikleri, sevdikleri ya da görmek istedikleri beldeleri nazım ya da nesir şeklinde anlatır.\nDivan edebiyatında Ferdi, Derviş Ömer Efendi gibi şairlerin biladiyeleri vardır.", + "question": "Biladiye nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biladiye, beldeleri konu edinen edebi eserlerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "704", + "context": "Şiirde söyleyişleri kulağa sert gelen sözcükleri tanımlar.\nUyumu konuya göre ayarlayan önemli bir anlatım şeklidir. Örneğin, sanatçı şiddet, büyüklük, vakar, ölüm, korku, savaş gibi konuları anlatırken ya da işlerken, sözcükleri de anlattığı konuya uygun düşecek kalın sesliler arasından seçer. Savaşı anlatırken çekâçâk, gülbank gibi sözcüklerin kullanılması gibi. Bu tür kalın seslilere elfâz-ı cezele, taşıdıkları niteliğe de cezâlet denir.\nÖrneğin:\nSaflar düzüp hücum hücum edilecek hayl-i düşmene\nDehşet âsimân u zemîn pür-figân olur\nEvc-i havâda çekâçâk ı tigden\nÂvaz-ı ra’d u sâika reh-gümkünân olur\nNefi", + "question": "Cezâlet nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Şiirde söyleyişleri kulağa sert gelen sözcükleri tanımlar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "705", + "context": "Çapraz kafiye veya çaprazlama, dörder mısralı bentlerle kurulan nazım şeklidir. Her dörtlüğün tek sayılı dizeleri ile çift sayılı dizeleri kendi aralarında kafiyelidir. Dörtlük sayısı sınırlı değildir. Her tür konuya uygun olduğu için çok kullanılır.", + "question": "Çapraz kafiye nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çapraz kafiye veya çaprazlama, dörder mısralı bentlerle kurulan nazım şeklidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "706", + "context": "Deneysel edebiyatın bir kolu olan deneysel şiir, şairin daha önceki tarzından çok farklı kelime deneyleri üzerine kurduğu şiirdir. Teknik olarak da farklılıklar içeren bu tarz şiirde anlatım tekniğinin yanında anlamsal kırılmalar da söz konusudur. Fransız filozof Jacques Derrida'nın dekonstrüktivizm felsefesinden de yola çıkılarak anlatım ve anlam, obje ile suje arasındaki \"geleneksel\" bağlar yeniden inşa edilmeye çalışılır. Daha çok 18. yüzyıl düşünürlerin felsefeleriyle temellenmiş de olsa bu tür düşünüş tarzlarına Sokratesçi ve Platoncu düşünceye kadar gidilebilir. 19. yüzyıl Fransız şiiri ve 20. yüzyıl'da özellikle Fransa'dan Orta Avrupa'ya yayılmış olan devrimci edebiyat, Türkiye'deki deneysel şiir gelişimine kaynaklık etmiştir", + "question": "Deneysel şiir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Deneysel edebiyatın bir kolu olan deneysel şiir, şairin daha önceki tarzından çok farklı kelime deneyleri üzerine kurduğu şiirdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "707", + "context": "Didaktik (öğretici) şiir, belli bir düşünceyi aşılamak veya belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, bir ahlak dersi çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan, duygu yönü az olan şiir türüdür. Yusuf Has Hacip'in Kutadgu Bilig, Aşık Paşa'nın Garibname, Nabi'nin Hayriye adlı eserleri bu türün ünlü örnekleridir. Tanzimat'tan sonraki Türk Edebiyatında Ziya Paşa'nın Terkib-i Bend; Tevfik Fikret'in Haluk'un Defteri ve Şermin; Mehmet Akif'in Süleymaniye Kürsüsünde, Asım adlı eserleri de bu tarzda yazılmış ünlü eserlerdir. Fabl türündeki eserler de örnek olarak gösterilebilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Didaktik şiir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Didaktik (öğretici) şiir, belli bir düşünceyi aşılamak veya belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, bir ahlak dersi çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan, duygu yönü az olan şiir türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "708", + "context": "Divan (Osmanlıca: دیوان), Divan edebiyatı şairlerinin belli bir düzene göre şiirlerini topladıkları yapıt.", + "question": "Divan (edebiyat) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Divan (Osmanlıca: دیوان), Divan edebiyatı şairlerinin belli bir düzene göre şiirlerini topladıkları yapıt." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "709", + "context": "Dîvân-ı Kebîr (Büyük Divan) veya Dîvân-ı Şems-i Tebrizî, Muhammed Celâleddin-i Rûmî'nin söylediği ilahi aşk şiirlerinden oluşan, 44 bin 8 yüz 34 beyitlik (rubai beyitleri ile birlikte yaklaşık 50 bin beyit) nazım bir eserdir. Mevlânâ'nın \"Âşıklar Divanım\" biçiminde adlandırdığı eser aynı zamanda \"Şems Divanı\" ya da \"Divan-ı Şems-i Tebrizî\" olarak anılmaktadır. Divan edebiyatında divanların, şairlerinin isimleri ile anılması geleneğine ters düşen bu son adlandırma; Mevlânâ'nın gazellerinin sonunda kendi adı yerine (birkaç istisna dışında) her zaman Şems-i Tebrizi adını kullanmasından kaynaklanmaktadır.", + "question": "Dîvân-ı Kebîr nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dîvân-ı Kebîr (Büyük Divan) veya Dîvân-ı Şems-i Tebrizî, Muhammed Celâleddin-i Rûmî'nin söylediği ilahi aşk şiirlerinden oluşan, 44 bin 8 yüz 34 beyitlik (rubai beyitleri ile birlikte yaklaşık 50 bin beyit) nazım bir eserdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "710", + "context": "Dize veya mısra, manzum yazıların (şiir) her bir satırına verilen isimdir. Genelde belli bir vezne (ölçü) göre düzenlenir; fakat ölçüsü olmak zorunda değildir. Bütün şiirler mısralar halinde düzenlenir. Bu yönüyle en küçük nazım birimidir denilebilir.\nMısralar özelliklerine göre değişik adlar alırlar. Hiçbir manzumenin parçası olmayan mısralara azade mısra denir. Bir manzumenin içinde söyleniş bakımından, güçlü ve hoş olan mısra veya mısralara mısra-ı berceste denir.", + "question": "Dize nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dize veya mısra, manzum yazıların (şiir) her bir satırına verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "711", + "context": "Düğün kasidesi ya da epithalamium (Yunanca ἐπιθαλάμιον epithalamion - ἐπί epi \"üzere\" ve θάλαμος thalamos zifaf odası - kelimesinin Latinleştirilmiş hâli), çiftin gerdek odasına giderken okunmak üzere gelin için yazılan bir tür şiir. Klasik dönem boyunca popülerliğini sürdüren bu türün ünlü örneklerinden biri Sappho'nun artık kayıp olan bir eserinden Romalı şair Catullus tarafından tercüme edilen ya da uyarlanan şiirdir.", + "question": "Düğün kasidesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Düğün kasidesi ya da epithalamium (Yunanca ἐπιθαλάμιον epithalamion - ἐπί epi \"üzere\" ve θάλαμος thalamos zifaf odası - kelimesinin Latinleştirilmiş hâli), çiftin gerdek odasına giderken okunmak üzere gelin için yazılan bir tür şiir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "712", + "context": "Güfte, (Farsça: گفته) müzik eserlerinin yazılı metni, sözü veya bir müzik yaptının bestelenmiş sözleri'ne verilen isimdir. (Arapça: نشيده) Şiir veya besteli ve güfteli esere de neşîde denir.", + "question": "Güfte nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Güfte, (Farsça: گفته) müzik eserlerinin yazılı metni, sözü veya bir müzik yaptının bestelenmiş sözleri'ne verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "713", + "context": "Haiku (Japonca 俳句, Türkçesi eğlenceli mısra) bugün tüm dünyada meşhur olan geleneksel bir Japon şiir türüdür. Dünyanın en kısa şiir türü sayılır.\nEn önemli Haiku şairleri arasında Matsuo Bashō (1644-1694), Yosa Buson (1716-1783), Kobayashi Issa (1763-1827) ve Masaoka Shiki (1867-1902) gösterilebilir. Bashō öğrencileriyle Haikai şiirini yenilemiş ve ona ciddi bir edebiyat saygınlığı kazandırmıştır. Shiki modern Haiku'nun kurucusu sayılır. Aynı zamanda Haiku kavramının (Haikai veya Hokku karşısında) yerleşmesini sağlayan da o olmuştur.\nJapon Haiku'ları çoğunlukla 5-7-5 ölçülü üçlü kelime öbeklerinden oluşup kelimeler sütun halinde yan yana sıralanır. Haiku'nun vazgeçilmez bir unsuru da somutluğu ve halihazıra olan bağlantısıdır. Bilhassa geleneksel Haikular Kigo ile mevsimlere imada bulunurlar. Temel özellikleri olarak okuyanın kendi tecrübesiyle tamamladığı bitmemiş, açık metin karakteri de gösterilebilir. Metinde her şey söylenmezken duygular nadiren isimlendirilir ve bunların şiirde yer alan somut şeyler ve bağlamdan çıkarılmaları lazım gelir.\nModern Haiku ekolleri tüm dünyada sadece geleneksel şekilleri değil, aynı zamanda bazı metin biçimlendirme kurallarını da sorgulayıp yeni yollar bulmaya çalışıyorlar.", + "question": "Haiku nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Haiku (Japonca 俳句, Türkçesi eğlenceli mısra) bugün tüm dünyada meşhur olan geleneksel bir Japon şiir türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "714", + "context": "Hamriyyât (Arapça: خمريات), klasik Arap edebiyatında şarap konusunu ele alan şiirlere verilen isimdir. Hamriyye terimi, hamriyyât için kullanılan ifadelerden bir diğeridir.", + "question": "Hamriyyât nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hamriyyât (Arapça: خمريات), klasik Arap edebiyatında şarap konusunu ele alan şiirlere verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "715", + "context": "Kharkiv Romantik Okulu ( Ukraynaca: Харківська школа романтиків, latin harfleriyle: Kharkivska shkola romantykiv) 1830'larda ve 1840'larda Kharkiv Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencileri arasında genç bir şairler grubuydu. İsim, araştırmacı Ahapii Shamrai tarafından önerildi.\nÜyeler arasında Izmail Sreznevskyi, Amvrosii Metlynskyi, Mykola Kostomarov, Levko Borovykovskyi, Mykhailo Petrenko, Ivan Roskovshenko, Opanas Shpyhotskyi, Oleksandr Korsun ve Yakiv Shchoholiv yer alır.", + "question": "Harkiv Romantik Okulu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kharkiv Romantik Okulu ( Ukraynaca: Харківська школа романтиків, latin harfleriyle: Kharkivska shkola romantykiv) 1830'larda ve 1840'larda Kharkiv Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencileri arasında genç bir şairler grubuydu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "716", + "context": "Hece ölçüsü, şiirin her dizesindeki hece sayısının eşit olmasına dayanan bir vezindir. Türkçenin millî ölçüsü olarak bilinir.\nTürkçede heceler uzunluk kısalık bakımından hemen hemen aynı değerdedir. Bu yapısal özellik şiirde hece ölçüsünün kolayca kullanılmasına imkan verir. İlk yazılı Türk edebiyatının ürünleri olarak bilinen Göktürk Kitabeleri'nde şiir bulunmamasına rağmen şiirsel özellikler taşıyan ve hece ölçüsüne uyan bölümler vardır. Kaşgarlı Mahmut’un Divanü Lugati’t Türk adlı eserindeki şiirler de hece ölçüsüyle yazılmışlardır. Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra divan edebiyatı ve aruz ölçüsünün yaygınlaşması hece ölçüsünün yalnızca tekke ve aşık edebiyatına özgü bir ölçü olmasına yol açmıştır.\nHece ölçüsünde kalıbı dizelerdeki hecelerin sayısı belirler. Örneğin her dizesinde 11 hece bulunan bir şiirin kalıbı \"11’li hece ölçüsü\" olarak gösterilir. Bir hecenin belli bölümlere ayrılmasına \"durgulanma\", bu bölümlerin okuma sırasında hafifçe durularak vurgulanan yerlerine de \"durak\" denir. Kalıplar 2'liden başlayarak 20'lilere kadar çıkar. Az heceli, yani 2'liden 6'lıya kadar kalıplar tekerleme, atasözü, bilmece gibi ürünlerin şiirsel parçalarında uyum öğesi olarak yer alır. Bu tür kısa kalıpların durakları dizenin sonundadır.\nHece ölçüsünde durağın önemi büyüktür. Bir kalıp en az 2, en çok 5 duraklı olabilir. Bir durakta bulunan hece sayısı ise 1 ile 10 arasında değişir. Hece kalıpları duraklar ve duraklardaki hece sayıları bakımından bölümlenir. Bu kalıplar içinde en çok kullanılanlar 7'li, 8'li, 11'li ve 14'lü olanlardır. 7'li ölçü daha çok mani türünde kullanılmıştır. 8'li kalıp semai, varsağı, destan ve türkülerin ölçüsüdür. 11'li ölçü ise başta koşma ve destan olmak üzere aşık ve tekke edebiyatı şiirlerinde kullanılmıştır. 14'lü hece ölçüsüne ise daha çok tekke şiiri ve çağdaş Türk şiirinde rastlanır.", + "question": "Hece ölçüsü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hece ölçüsü, şiirin her dizesindeki hece sayısının eşit olmasına dayanan bir vezindir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "717", + "context": "Hikmet, Hoca Ahmet Yesevi'ye ait şiirlere ve bunlara benzeyen halk şiirlerine verilen isimdir. Hikmetlerin bir kısmı hece ölçüsü ve dörtlüklerle, diğer bir kısmıysa aruz ölçüsü ve beyitlerle oluşturulmuştur. Hikmetlerin Yesevi dervişlerince yazıya geçirilmesiyle Hoca Ahmet Yesevi'nin Divan-ı Hikmet adlı eseri oluşturulmuştur.", + "question": "Hikmet (şiir) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hikmet, Hoca Ahmet Yesevi'ye ait şiirlere ve bunlara benzeyen halk şiirlerine verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "718", + "context": "Hungry Nesil (Hungryalism), Kalküta, Hindistan'da 1960'larda Shakti Chattopadhyay, Malay Roy Choudhury, Debi Ray ve Samir Roychoudhury tarafından başlatılan Bengal dilinden bir edebiyat akımıdır. Bengali dilindeki ilk şiir hareketi ve etkileri ile Fransa'da sürrealizm ve Amerika'da Beat akımı ile karşılaştırılabilir.\nYukarıda sözü geçen isimlerin yanı sıra, Utpalkumar Basu, Binoy Majumdar, Sandipan Chattopadhyay, Basudeb Dasgupta, Subimal Basak, Falguni Roy, Tridib Mitra, Anil Karanjai, Karunanidhan Mukhopadhyay, Alo Mitra, Sobo Acharya, Pradip Choudhuri, Subhas Ghose, Arunesh Ghosh hareketin önde gelen yazarları ve sanatçıları arsinda yer aldı.", + "question": "Hungryalism nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hungry Nesil (Hungryalism), Kalküta, Hindistan'da 1960'larda Shakti Chattopadhyay, Malay Roy Choudhury, Debi Ray ve Samir Roychoudhury tarafından başlatılan Bengal dilinden bir edebiyat akımıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "719", + "context": "Irmak Şiir, Şair Hasan Hüseyin Korkmazgil'in isim babalı��ını yaptığı, uzun şiir türüdür.\nEdip Cansever, Blaga Dimitrova, Küçük İskender, Nâzım Hikmet, Ruhi Su, Jacques Prévert gibi şairler bu türde eserler vermişlerdir.", + "question": "Irmak şiir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Irmak Şiir, Şair Hasan Hüseyin Korkmazgil'in isim babalığını yaptığı, uzun şiir türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "720", + "context": "İkinci Yeni, Türk şiirinde 1950'li yıllarda ortaya çıkmış bir şiir hareketidir.\nGarip akımının şiir anlayışına tepki olarak doğmuş ve büyük bir şair topluluğu tarafından benimsenmiştr. İkinci Yeni şairlerinin en belirgin özelliği okuyucunun hayal dünyasında farklı çağrışımlar meydana getirebilmek için şiirlerinde Türkçenin kuralları dışına çıkmalarıdır. Hareketin kuramcısı ve isim babası Muzaffer İlhan Erdost'tur. Edip Cansever, İlhan Berk, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, Ece Ayhan ve Ülkü Tamer, Tevfik Akdağ İkinci Yeni Şiir topluluğu şairlerindendir.\nHareketin bir bildirgesi yoktur. İlkeleri sonradan şiirler yayımlandıkça ve de şiir üzerine yazılar, makaleler yayımlandıkça belirmeye başlamıştır. İkinci Yeni, birçok edebiyat eleştirmeni tarafından \"Çağdaş Türk Şiirinin en son ve en özgün atılımı\" olarak kabul görülürken bazıları için de edebiyatta bir skandal olarak değerlendirilmiştir.", + "question": "İkinci Yeni nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İkinci Yeni, Türk şiirinde 1950'li yıllarda ortaya çıkmış bir şiir hareketidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "721", + "context": "İsmail Emre (1900 - 14 Ağustos 1970), Adana'da yaşamış olan Tasavvuf şairi ve muvahhittir.\nAnnemarie Schimmel tarafından Tasavvufun Boyutları adlı kitabında Yeni Yunus Emre olarak adlandırılmıştır.", + "question": "İsmail Emre nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İsmail Emre (1900 - 14 Ağustos 1970), Adana'da yaşamış olan Tasavvuf şairi ve muvahhittir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "722", + "context": "Soylu savaşçılarla, hükümdarların kahramanlıklarını ağırbaşlı, yüce, dramatik bir üslupla, belirli biçimsel kurallara bağlı kalarak anlatan halk edebiyatı şiirleridir.\nGenellikle tek tip çalgı eşliğinde okunur ya da halk şarkısı olarak söylenirler. Halk ozanlarının yapıtları aracılığıyla kuşaktan kuşağa nakledilirler. Halk edebiyatında yiğitlik, yurt sevgisi gibi konuları ya da tarihsel olayları coşkulu bir anlatımla işleyen kahramanlık şiirleri vardır.\nŞiir, destan ve koçaklama türünde yazılmışlardır.", + "question": "Kahramanlık şiirleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Soylu savaşçılarla, hükümdarların kahramanlıklarını ağırbaşlı, yüce, dramatik bir üslupla, belirli biçimsel kurallara bağlı kalarak anlatan halk edebiyatı şiirleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "723", + "context": "Türkler İslamiyet öncesi belli dönemlerde, \"sığır töreni\" adı verilen av törenlerinde, \"Toy / Şölen\" \nadı verilen kurban törenlerinde ziyafetler ve kazanılan savaşlar sonunda, tüm boyların \nerkekleri bir araya gelerek eğlenirdi. Bu eğlencelerde söylenen çoklukla aşk, doğa ve \nyiğitlik konularını işleyen ve \"kopuz\" adı verilen sazla birlikte söylenen şiirlere \"koşuk\" adı verilir. Koşuklar İslamiyet sonrası edebiyatta yerini: Halk edebiyatında koşmalara, Divan edebiyatında ise gazellere bırakmıştır. Koşuklar dörtlük biçiminde yazılmış ve hece ölçüsüyle söylenmiştir. Ayrıca koşuklar kopuz eşliğinde söylenirdi Uyak düzenleri: aaab cccb dddb şeklindedir.", + "question": "Koşuk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türkler İslamiyet öncesi belli dönemlerde, \"sığır töreni\" adı verilen av törenlerinde, \"Toy / Şölen\" \nadı verilen kurban törenlerinde ziyafetler ve kazanılan savaşlar sonunda, tüm boyların \nerkekleri bir araya gelerek eğlenirdi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "724", + "context": "Má vlast (Çekçe okunuşu: [maː vlast], \"Vatanım\"), Çek besteci Bedřich Smetana'nın 1874-1874 arasında bestelediği altı senfonik şiirdir. Genelde 6 bölümlük tek bir eser olarak icra edildiği ve – Vltava hariç – tek bir eser olarak kaydedildiği hâlde 6 parça farkı eserler sayılırar. 1875-1880 arasında ayrı ayrı galaları yapılmış; tüm eserin premiyeri 5 Kasım 1882'de Prag'daki Žofín Sarayı'nda, önceki galaların ikisini de yönetmiş Adolf Čech'in şefliğinde icra edilmiştir.\nBu eserlerinde Smetana, Franz Liszt'in öncülüğünü yaptığı senfonik şiirle 19. yy. sonlarının modası olan milliyetçi müzik ideallerini birleştirmiştir. Her şiir, Bohemya kırsalı, tarihi veya efsanelerinin bir özelliğini anlatmaktadır.\n1952'den beri eserler 12 Mayıs'ta, Smetana'nın ölüm yıldönümünde Prag Uluslararası Bahar Müzik Festivali'ni açmak için icra edilmektedir.", + "question": "Má vlast nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Má vlast (Çekçe okunuşu: [maː vlast], \"Vatanım\"), Çek besteci Bedřich Smetana'nın 1874-1874 arasında bestelediği altı senfonik şiirdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "725", + "context": "Mahlas, müstear isim, tapşırma veya kalem adı; bazı şair ve yazarların gerçek isimleri yerine kullandıkları takma adlardır. Mahlas daha çok şairler, müstear yazarlar ve tapşırma da âşıklar için kullanılır. Rumuz kavramının edebi literatürdeki karşılığı olarak da ifade edilebilir.\nŞair ve yazarlar bazen cinsiyetlerini veya kendilerine dair diğer bilgileri saklamak istediklerinden, bazen de yazılarına karşılık (atışma) istemediklerinden kalem adı kullanırlar. Yazarın adı bazen sadece yayımcı tarafından bilinebilir fakat herkes tarafından bilinen kalem adları da mevcuttur. Geçmişte bazı sanat dallarında gerçek isim kullanmak ve dolayısıyla övgü almak olumlu karşılanmadığı için yazarlar kalem adı kullanmak zorunda kalmışlardır.\nBazı kalem adlarının ünü yazar veya şairin ününü aşar, gerçek kimliği bilinse dahi kişi mahlası ile anılmaya devam edilir. Örneğin Alis Harikalar Diyarında kitabının yazarı Charles Lutwidge Dodgson'ın adı pek çok kimseye yabancı gelirken Lewis Carroll kalem adı oldukça tanıdıktır. Benzer şekilde Gevheri ve Dadaloğlu'nun gerçek adları neredeyse unutulmuştur.", + "question": "Mahlas nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mahlas, müstear isim, tapşırma veya kalem adı; bazı şair ve yazarların gerçek isimleri yerine kullandıkları takma adlardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "726", + "context": "Mensur, ölçülü bir yazı türü olan nazımın karşıtıdır. Bir düşünceyi dil kurallarına uygun biçimde yazma metodu olan nesir, düşüncelerin iletimine daha elverişlidir. Ama nazıma göre çok geç oluşmuş, ancak matbaanın bulunuşundan sonra gelişmiştir.\nNazımın etkisinde gelişen eski edebiyatlarda, şiirli düzyazılar da geçerliydi. Söz gelimi, Divan Edebiyatı nesrinde (inşa), sözcük grupları ve cümle sonlarında ses uyumları (seci) aranıyordu. Böylece nesirde, şiirin bazı kuralları uygulanıyor ve süslü bir anlatım biçimi alıyordu. Eski Türk edebiyatında Sinan Paşa'nın (1437-1486), Nefi'nin (1572-1635), Fuzûlî'nin (1480-1566) ünlü", + "question": "Mensur nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mensur, ölçülü bir yazı türü olan nazımın karşıtıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "727", + "context": "Mersiye (Arapça: رثاء), şiirin temel konularından biridir. Ölülerin ardından, onların kaybı nedeniyle duyulan derin üzüntüyü ifade etmek için yazılan ağıt şiirlerini adlandırmak için kullanılan edebî bir terimdir.", + "question": "Mersiye nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mersiye (Arapça: رثاء), şiirin temel konularından biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "728", + "context": "Mesnevi, özellikle Arap, Fars ve Osmanlı edebiyatında kendi aralarında uyaklı beyitlerden oluşan ve aruz ölçüsüyle yazılan divan edebiyatı şiir biçimidir.", + "question": "Mesnevi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mesnevi, özellikle Arap, Fars ve Osmanlı edebiyatında kendi aralarında uyaklı beyitlerden oluşan ve aruz ölçüsüyle yazılan divan edebiyatı şiir biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "729", + "context": "Metafizik şiir 17. yüzyıl İngilizce edebiyat'nın bir dönemi. Bu dönem şiirleri daha ciddidir ve derin bir yoğunluk taşır.\nTürk edebiyatında metafizik gerilim Turgut Uyar ve Sezai Karakoç'ta hissedilirken, Edip Cansever'de metafiziklik bir dayatma şeklini almıştır.", + "question": "Metafizik şiir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Metafizik şiir 17." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "730", + "context": "Munâfere (Arapça: منافرة), Arap edebiyatı altında, hiciv sanatıyla ilişkili olan bir olgudur. Munâferede, iki rakip taraf, bir yargıcın önünde belirli bir takım savları savunurlar ve birbirleriyle mücadeleye girerlerdi. Arap hicvinin en kadim biçimlerine munâferelerde tesadüf edilmektedir. Munâfere organizasyonları, bilhassa İslam sonrasında gelişecek olan edebî tartışmaların filizlenmesine olanak sağlamıştır. İlk munâferelerin oldukça erken bir dönemde düzenlendiği düşünülmektedir.", + "question": "Munâfere nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Munâfere (Arapça: منافرة), Arap edebiyatı altında, hiciv sanatıyla ilişkili olan bir olgudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "731", + "context": "İskandinav mitolojisi'nde Naglfari, gece Nótt tarafından kişileştirilmiş Augr'un babasıdır. Naglfar, Nesir Edda'nın Gylfaginning adlı bölümünde, Nótt'un üç kocasından biri olarak tanımlanır ve çiftin Auðr adında bir oğullarının dünyaya geldiği yer alır. Naglfari hakkında ek bilgi verilmemiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Naglfari nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İskandinav mitolojisi'nde Naglfari, gece Nótt tarafından kişileştirilmiş Augr'un babasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "732", + "context": "Narfi (Eski İskandinav : [ˈnɑrve]), ayrıca Nörfi (Eski Norsça: Nǫrfi [ˈnɔrve]), Nari veya Nörr (Eski Norsça: Nǫrr [ˈnɔrː]), İskandinav mitolojisinde bir jötunn ve kişileştirilmiş karakteri ve gece olan Nótt'un babasıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Narfi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Narfi (Eski İskandinav : [ˈnɑrve]), ayrıca Nörfi (Eski Norsça: Nǫrfi [ˈnɔrve]), Nari veya Nörr (Eski Norsça: Nǫrr [ˈnɔrː]), İskandinav mitolojisinde bir jötunn ve kişileştirilmiş karakteri ve gece olan Nótt'un babasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "733", + "context": "Nükte veya epigram, her türlü konuda yazılmış kısa manzumelere verilen addır. Ancak epigramlar daha çok kısa ve özlü eleştiriler için kullanılmıştır.\nEpigramlar, kısa, keskin zekâ ürünü ve düşündürücü ifadelerdir. Epigram kelimesi Yunanca ἐπίγραμμα epigramma yani \"yazıt\" kökünden gelmektedir. Yazın tarihinde iki bin yıllık bir geçmişleri vardır. Doğu edebiyatlarının temelini oluşturan selâse-i lisâniyye'de (Arapça, Türkçe, Farsça) bu terim nükte olarak karşılık bulmuştur. Nükteler yalnızca manzume olarak yazılmamıştır. Nasrettin Hoca fıkralarında olduğu gibi Doğu edebiyatlarına ait birçok mensur nükte örnekleri de vardır. Nükte, Arapçada: ince manalı, zarif ve şakalı söz anlamına gelir. Nükte, fıkra ve şaka kavramlarıyla bağlantılı olup aynı şeyi ifade etmez. Yalnızca bazı fıkra ve şakalar nüktelidir.", + "question": "Nükte nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nükte veya epigram, her türlü konuda yazılmış kısa manzumelere verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "734", + "context": "Od (Yunanca: Ωδή, Grekçe: ᾠδή), dörtlükler hâlinde yazılan bir tür lirik şiir. Klasik bir od; strofi, antistrofi ve epodi adlarını taşıyan üç bölümden oluşur. Homostrofik od ve düzensiz od gibi alt türleri de vardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Od (edebiyat) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Od (Yunanca: Ωδή, Grekçe: ᾠδή), dörtlükler hâlinde yazılan bir tür lirik şiir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "735", + "context": "Pastoral şiir (fr. Pastorale) doğa güzelliklerini anlatan şiirlerdir. Kır, çoban hayatını, tabiat güzelliklerini tanıtıp sevdirmek gayesini taşıyan edebî eserlerdir. Doğaya karşı bir sevgi, bir imrenme söz konusudur. Bu kelime için Türk Dil Kurumu çobanlama karşılığı önermektedir.\nŞiir, roman, hikâye, tiyatro, mektup, makale, seyahat; fıkra; hayrat; sohbet gibi edebî türlerin hepsi pastoral bir görüşle yazılabilir. Batıda, pastoral şiirlerden doğrudan doğruya tabiat manzaralarını canlandıran idil; karşılıklı konuşma tarzında yazılan pastoral manzumelere eglog denilir. Yunan edebiyatından Theokritos (MÖ III. yüzyıl), Lâtin edebiyatından Vergilius (MÖ 70 - 19) en büyük pastoral şiir örneklerini veren şairlerdir.", + "question": "Pastoral şiir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Pastoral şiir (fr." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "736", + "context": "Rahîl (Arapça: رحيل), klasik Arap edebiyatında, klasik kasidenin dahili bölümlerinden birine verilen addır. Kadim Arap şairleri genellikle kasidelerine aşka ilişkin konulardan bahsedilen nesîb bölümüyle başlamaktadır. Nesîb bölümünün ardından, çoğu zaman çölde yapılan yolculukların konu edildiği rahîl bölümüne geçiş yapılmaktadır. Rahîl teması bir tür geçiş bölümüdür ve bu bölümü methiye, hiciv yahut fahriye gibi kasidenin ana temasını teşkil eden asli kısım izlemektedir.\nArap edebiyatında rahîl adı verilen bu bölümlerde, şairler göç temasını işlemekten çok, çöllerde çıktıkları seferlerin zorluklarını anlatmaktadırlar. Bu nedenle hamilerinden bahşiş almak için yola çıkan seyyah şairlerin yolculuklarını yahut sıla özlemlerini, modern bağlamdaki göç temasıyla ilişkilendirmemek daha doğru olacaktır.", + "question": "Rahîl nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Rahîl (Arapça: رحيل), klasik Arap edebiyatında, klasik kasidenin dahili bölümlerinden birine verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "737", + "context": "Recez (Arapça: رجز), Arap edebiyatında Arap şiirinin en yaygın formlarından biridir. Recez, nazım sanatıyla alakalı bir terimdir. Eski Arapların, kaside ve recez başta olmak üzere bir takım şiir nevileri bulunmaktadır.", + "question": "Recez nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Recez (Arapça: رجز), Arap edebiyatında Arap şiirinin en yaygın formlarından biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "738", + "context": "Redif ya da yedek, şiirlerde mısra sonlarında, görevleri aynı olan eklerin ya da anlamları aynı olan sözcüklerin tekrarlanmasına denir. Redifler daima mısranın en sonunda bulunur, yani kafiyeden sonra gelir.", + "question": "Redif nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Redif ya da yedek, şiirlerde mısra sonlarında, görevleri aynı olan eklerin ya da anlamları aynı olan sözcüklerin tekrarlanmasına denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "739", + "context": "Sagu, ölen bir kişinin ardından söylenen bir tür ağıt şiiridir. Genelde ölen kişinin erdemlerini ve yiğitliklerini konu alır. Geniş doğa tasvirlerine yer verilir. Yedili hece ölçüsü ile, nazım şeklinde söylenir. Edebi sanatlara yer verilir. Dörtlük esasına dayanır. Ölen kişinin kahramanlıklarını, başarılarını, erdemlerini; kalanların acısını ve duyulan üzüntüyü dile getirir. Bu şiirlere İslâmiyet sonrası halk edebiyatında ağıt, Divan edebiyatında mersiye denir. Yuğ denilen ölüm törenlerinde söylenir. Divân-ı Lugati-t Türk'teki Alp Er Tunga (Saka Türklerinin yazdığı) sagusu bu türün önemli örneklerindendir.", + "question": "Sagu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sagu, ölen bir kişinin ardından söylenen bir tür ağıt şiiridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "740", + "context": "Sâki-nâme, divan edebiyatında gerçek ve mecazi anlamda içki, içki çeşitleri, içki meclisleri ve bu meclisteki araç-gereçler hakkındaki eserlere verilen addır. Genellikle mesnevi şeklinde yazılmakla birlikte kaside ve terkib-i bend gibi şekillerde de yazılmıştır. Saki-namelerin bir bölümü gerçek hayata ilişkin olurken diğer bir bölüm tasavvufi nitelikler taşır. Arap edebiyatında Navenci'nin Hibetü'l Kümeyt adlı eseri 15. yüzyılda yazılmış ve sonraki saki-namelere de esin vermiştir. Hüsrev-i Dehlevi, Azmizade Haleti, Nizami, Hafız-ı Şirazi, Atayi ve Fuzuli'nin de önemli saki-nameleri bulunmaktadır. 19. yüzyılda ise Subhizade Feyzi ve Ayni'nin eserleri öne çıkar.", + "question": "Sâkînâme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sâki-nâme, divan edebiyatında gerçek ve mecazi anlamda içki, içki çeşitleri, içki meclisleri ve bu meclisteki araç-gereçler hakkındaki eserlere verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "741", + "context": "Salihli Şiir İkindileri, Manisa'nın Salihli ilçesinde 1985-2013 yılları arasında her yıl iki kez düzenlenen bir edebiyat etkinliğidir.\nŞiir İkindileri, Salihli ilçe belediyesi tarafından düzenlenmiştir. Salihli halkın Türk Edebiyat dünyanın önemli şairleri ile buluşturmayı amaçlar. Güz ve bahar mevsiminde (Nisan ve Kasım aylarında) gerçekleştirilmektedir. Türkiye'nin en uzun soluklu şiir etkinliği olarak bilinir. Özel konuk olarak davet edilen şaire Salihli halkı adına \"Dionysos Şiir Ödülü\" verilmektedir. 2019'dan itibaren İkindiden Sonra Şiir adıyla sürdürülmektedir.", + "question": "Salihli Şiir İkindileri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Salihli Şiir İkindileri, Manisa'nın Salihli ilçesinde 1985-2013 yılları arasında her yıl iki kez düzenlenen bir edebiyat etkinliğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "742", + "context": "Satirik şiir eleştirici bir anlatımı olan şiirlerdir. Bir kişi, olay veya durum iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Bunlarda Didaktik şiir özellikleri de görüldüğünden, Didaktik şiirler içinde de incelenebilir. Ancak açık bir eleştiri olduğundan ayrı bir sınıfa alınması daha doğrudur.\nBu tür şiirlere Divan Edebiyatında Hiciv, Halk Edebiyatında Taşlama ve yergi adı verilir.\nEdebiyatımızda Nef'i, Seyrani, Ziya Paşa, Neyzen Tevfik, Orhan Veli Kanık bu tür şiir örnekleri vermişlerdir.\n\nAşağıda satirik şiir örneği görülüyor. Bir arzuhal yazsan makama varsanAğlasan derdini davanı sorsanAğır hasta olsan hekime varsanYarana bir ilaç sürmez parasız.Yahya Kemal Beyatlı\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Satirik şiir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Satirik şiir eleştirici bir anlatımı olan şiirlerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "743", + "context": "Selis, halk şairlerinin aruzun feilâtün feilâtün feilâtün feilün kalıbıyla yazdıkları gazellere denmiştir. Murabba, muhammes, müseddes biçimiyle yazılmış selisler de vardır. Uyak düzeni, divan, semai ve kalenderi de olduğu gibidir. Kafiye düzeni şiire göre değişir.\n\nKelime anlamı: Aydınlık, yol gösteren, düzen, ahenk, akıcı konuşma, akıcı.", + "question": "Selis nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Selis, halk şairlerinin aruzun feilâtün feilâtün feilâtün feilün kalıbıyla yazdıkları gazellere denmiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "744", + "context": "Sessiz Gemi, Yahya Kemal Beyatlı tarafından yazılan poetik bir şiirdir. Şiirde aruz ölçüsü kullanılmıştır, Cumhuriyet dönemine aittir.\n\n\"Artık demir almak günü gelmişse zamandan / Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan\nHiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; / Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.\nRıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli / Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,\nBiçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! / Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.\nDünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; / Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.\nBirçok gidenin her biri memnun ki yerinden, / Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.\"\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sessiz Gemi (şiir) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sessiz Gemi, Yahya Kemal Beyatlı tarafından yazılan poetik bir şiirdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "745", + "context": "Sigrdrífumál (aynı zamanda Brynhildarljóð olarak da bilinir), Codex Regius'taki Şiirsel Edda metninin bir bölümüne verilen geleneksel başlıktır.\nKesintisiz olarak Fáfnismál'ı takip eder ve Sigurðr'un burada Sigrdrífa (\"zaferin sürücüsü\") olarak tanımlanan valkyrie Brynhildr ile karşılaşmasını anlatır. İçeriği çoğunlukla, Sigrdrifa tarafından Sigurd'a verilen tavsiyeler olarak sunulan runik büyü ve genel bilgelik literatürü ile ilgili ayetlerden oluşur. Metre, ilk dörtlük hariç , fornyrðislag'dır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sigrdrífumál nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sigrdrífumál (aynı zamanda Brynhildarljóð olarak da bilinir), Codex Regius'taki Şiirsel Edda metninin bir bölümüne verilen geleneksel başlıktır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "746", + "context": "Sjöfn, (veya Sjǫfn [ˈsjɔvn] Eski İskandinav imlasında), İskandinav mitolojisinde aşkla ilişkili bir tanrıçadır. Sjöfn, 13. yüzyılda Snorri Sturluson tarafından yazılan Nesir Edda'da karakterize edilmiştir.", + "question": "Sjöfn nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sjöfn, (veya Sjǫfn [ˈsjɔvn] Eski İskandinav imlasında), İskandinav mitolojisinde aşkla ilişkili bir tanrıçadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "747", + "context": "Skolion (Eski Yunanca: σκόλιον), Antik Yunanistan'daki ziyafetlerde davetlilerin söylediği bir şarkıydı. Genellikle tanrıların veya kahramanların erdemlerini öven skolion, duruma uygun olacak şekilde doğaçlama yapılırdı ve her scolionun zamanı geldiğinde şarkıcıdan şarkıcıya aktarılan bir lir eşliğinde söylenirdi. Önceki dizeyi değiştirerek, silerek, bilmeceyle veya akıllıca değiştirerek söylenirdi.", + "question": "Skolion nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Skolion (Eski Yunanca: σκόλιον), Antik Yunanistan'daki ziyafetlerde davetlilerin söylediği bir şarkıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "748", + "context": "Her türlü tipografik gösterenin sayfa boşluğu üzerinde hiçbir biçimsel kural olmadan düzenlenmesiyle oluşan şiir türüdür. Somut şiirde aktarılmasına niyet edilen duygu ve düşünceler sözcüklerin seslerinden tamamen kopmuş olmasalar da algılanımları çok büyük oranda şiirin görsel niteliği üzerinden gerçekleşir. Augusto De Campos1956'da yayınlanan Somut Şiir Manifestosu'nda somut şiirin bir özelliği olarak ''sözsel sessel görsel\" (verbivocovisual) terimini ortaya atar ve şöyle der:\nKısaca; somut şiirler şiirde anlatılan varlığın, duygunun imgesel bir halli şeklinde kağıda dökülmesidir. Yani şiire baktığınızda yazılış şeklinin dışarıdan bakıldığında somut bir varlığa benzemesidir.\n\"Grafik ve ses, işlevler ve bağıntılar (\"benzerlik ve yakınlık unsurları\") ve bir kompozisyon öğesi olarak uzamın özgürce kullanımı, anlamın ideogramik sentezleriyle bağlaşık gözün ve sesin eşzamanlı diyalektiğini besler, sözsel sessel görsel bir bütünlük yaratır.\nYaşar Bedri Özdemir \"şiirin üç boyutlu karşılığı olan görsel imge, söz kalabalığının zehrini alırken; görsel ve deneysel şiirin eksik kalan serüvenini tamamlamış olacaktır\" derken Yusuf Bal \"görsel şiir, görsellik olmadan da şiir olmak zorunda\" tezini savunur.", + "question": "Somut şiir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Her türlü tipografik gösterenin sayfa boşluğu üzerinde hiçbir biçimsel kural olmadan düzenlenmesiyle oluşan şiir türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "749", + "context": "Tahrîd (Arapça: تحريض) veya bazen yanlış trankribe edilen haliyle tahrîz şiirleri, Arap edebiyatında ortaya çıkmış edebî bir terimdir. Bu tabir, belirli kişi veya toplumları kışkırtmak için söylenen şiirleri nitelemek için kullanılmaktadır.", + "question": "Tahrîd şiiri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tahrîd (Arapça: تحريض) veya bazen yanlış trankribe edilen haliyle tahrîz şiirleri, Arap edebiyatında ortaya çıkmış edebî bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "750", + "context": "Tanka veya Waka, klasik Japon şiirinin günümüze kadar gelmiş en önemli nazım şekillerinden biridir. Çok uzun bir gelişme devresinden sonra bu form, bir nazım şeklinden çok bir şiir türü, hatta bir ekol haline gelmiştir.\nTanka 5 dizedir, hece ölçüsüyle yazılır, hecelerin ölçüsü 5-7-5-7-7 şeklindedir. İlk üç dizeye \" üst kıta\" anlamında KAMİ NO KU, son iki dizeye de \" alt kıta\" anlamında SHİMO NO KU denir. Hecelerin toplam sayısı 31 dir.\nTanka’nın ilk üç dizelik bölümünü bir şairin, ikinci bölümünü yanıt niteliğinde ikinci bir şairin söylediği olur. Haiku, buradaki ilk üç dizenin bağımsızlaşıp tek başına kullanılmasıyla ortaya çıkmıştır.", + "question": "Tanka nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tanka veya Waka, klasik Japon şiirinin günümüze kadar gelmiş en önemli nazım şekillerinden biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "751", + "context": "Terza Rima, üçer mısralık bendlerle yazılmış bir nazım biçimidir.\naba bcb cdc ded e biçimindeki uyak düzeni, örüşük uyak olarak adlandırılır. Bend sayısı belirsizdir. Tek bir mısra ile sona erer. Bu biçimde yazılmış kısa şiirlerin son mısrasının kuvvetli olmasına dikkat edilir. Kesin bir kural olmamakla birlikte genellikle 10 heceli mısralar kullanılır.\nİlk olarak İtalyan Edebiyatı'nda görülmüş, Dante, İlahi Komedya'yı bu nazım biçimiyle yazmıştır.\nTürk edebiyatında Terza Rima'yı ilk kez Tevfik Fikret Şehrâyîn adlı şiirinde denemiş, ancak 1908'den sonra pek kullanılmamıştır. Ayrıca Ali Canip, Ziya Osman Saba Terza Rima'yı kullanan şairlerdendir.", + "question": "Terza rima nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Terza Rima, üçer mısralık bendlerle yazılmış bir nazım biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "752", + "context": "Triyole, on mısralı bir nazım şeklidir. Önce iki mısralı kısım, sonra dörder mısralı iki kısım gelir. Birinci kısmın ilk mısrası birinci dörtlüğün sonunda, yine birinci kısmın ikinci mısrası ikinci dörtlüğün sonunda tekrarlanır. Dört mısralı kısımlarda, eklenen mısraların ilk üç mısra ile anlam bütünlüğü sağlaması gerekir. Edebiyatımızda çok fazla kullanılmamıştır. Triyolede iki tür uyak bulunur. Baştaki iki dize kendi arasında uyaksız olmakla birlikte, sonunda yinelendikleri dörtlüklerin uyaklarını bu iki dize oluşturur. Son dizesi duygu yönünden şiirin en güçlü dizesidir. Kafiye şeması şöyledir: Ab aaaa bbbb.", + "question": "Triyole nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Triyole, on mısralı bir nazım şeklidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "753", + "context": "Tuyuğ, Türklerin Divan şiirine kazandırdığı nazım şeklidir.", + "question": "Tuyuğ nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tuyuğ, Türklerin Divan şiirine kazandırdığı nazım şeklidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "754", + "context": "Türkiye'de genel olarak tüm alanlarda batılılaşma süreci, 1839 yılında ilân edilen Tanzimat Fermanı ile başlamıştır. 1838 - 1860 yılları arasında yetişmiş gençler 1860 yılında sonra Edebiyat alanında batılaşmayı sağlamışlardır. Bu dönem edebiyatına Tanzimat Edebiyatı denmektedir.\nTürk şiirinin halk ağzından derlenmiş en eski ürünlerinden bazıları Divân-ı Lügati't-Türk 'tedir. Çuçu adlı bir Türk şairinin adının da anıldığı bu kaynaktaki şiirler aşk, doğa, kahramanlık, ahlaksal öğütler gibi dünya şiirinin en eski ve yaygın konularını kapsar. Burada verilen örnekler hece vezniyle söylenmiş, uyaklı dörtlüklerden oluşur. VIII.-XIII. yüzyıllardan kalma manici ve buddhacı Uygurlar'a ait şiirler koşuğ, küğ gibi adlar taşır. Bazılarının adları (Aprınçur Tigin, Sıngku, Seli Tutung)da bilinen bu dönem şairlerinin ürünlerinde hece vezni ve uyak gibi öğelerin yanında dize başındaki uyaklardan, dize yenilemelerinden, aliterasyondan da geniş biçimde yaralanılmıştır. Şölen, sığır, yuğ gibi dinsel törenlerde kopuz eşiliğinde söylenen eski Türk şiiri İslam dininin benimsenmesinden sonra Türk halk şairlerin ürünlerinin prototipidir. İslam uygarlığı çerçevsinde din, tasavvuf, konularını ele alan şiir yanında aşk, şarap temalarını işleyen din dışı şiirin esin sonucu oluştuğuna inanılmıştır. Halk şiirinin hece ile söylenmiş dörtlüklerine karşın aruz vezniyle beyit birimine dayanılarak oluşturulan divan şiiride, İran şiiri aracılığıyla alınan biçimler yanında yerli biçimler de (tuyuğ, şarkı) görülür. Şiirin kapalı olmaması, kolay anlaşılması daima istenmiştir.\n\nBüyük ölçüde anlatı ustalığına dayanan eski şiirin bilgi kaynağından da beslenmesi ileri sürülmüştür. Bu yoldaki görüşler karşın divan şiiri ve XVIII. yüzyıldan itibaren ondan derin biçimde etkilenen halk şiiri, gerçek yaşamdan ve toplumdan alabildiğine uzaklaştı.", + "question": "Türk edebiyatında şiir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türkiye'de genel olarak tüm alanlarda batılılaşma süreci, 1839 yılında ilân edilen Tanzimat Fermanı ile başlamıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "755", + "context": "Vafþrúðnir (Eski İskandinav : [ˈwɑvˌθruːðnez̠] ; \"güçlü dokumacı\" ), İskandinav mitolojisinde bilge bir jötunn'dur. Adını, dokuma veya dolaşmak anlamına gelen Vaf ile güçlü veya güçlü anlamına gelen thrudnir'den almaktadır. Bazıları bunu \"bilmecelerde güçlü\" olarak yorumlar. İngilizceleştirilmiş Vafthruthnir veya Vafthrudnir olabilir . Şiirsel Edda şiiri Vafþrúðnismál'da Vafþrúðnir, Vafþrúðnir'in yenilgisiyle sonuçlanan ölümcül bir fikir savaşında (kılık değiştirmiş) Odin'in ev sahibi ve rakibi gibi davranır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Vafþrúðnir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vafþrúðnir (Eski İskandinav : [ˈwɑvˌθruːðnez̠] ; \"güçlü dokumacı\" ), İskandinav mitolojisinde bilge bir jötunn'dur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "756", + "context": "\"Vafþrúðnismál\" (Eski Norsça: \" Vafþrúðnir'in Düzeni \") Şiirsel Edda''nın üçüncü şiiridir. Başlangıçta Æsir Odin ve Frigg arasında, daha sonra Odin ve dev Vafþrúðnir arasında geçen şiir biçiminde bir konuşmadır. Şiir, İskandinav kozmogonisi hakkında ayrıntılara giriyor ve açıkça Snorri Sturluson tarafından, onu alıntılayan Nesir Edda'nın yapımında bir kaynak belge olarak yaygın bir şekilde kullanıldı. Şiir Codex Regius'ta ve kısmen AM 748 I 4to'da korunmaktadır. 40-41. kıtalarla ilgili koruma sorunları vardır. Vafşrúðnismál'ın 10. yüzyıl şiiri olduğuna inanılır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Vafþrúðnismál nedir?", + "answers": { + "text": [ + "\"Vafþrúðnismál\" (Eski Norsça: \" Vafþrúðnir'in Düzeni \") Şiirsel Edda''nın üçüncü şiiridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "757", + "context": "Hizmet olarak yazılım (SaaS) kullanıcılara internet üzerinden bulut tabanlı uygulamalara erişim ve kullanım olanağı sağlayan, merkezi olarak barındırılan (hosting), aboneliğe bağlı bir lisanslama ve dağıtım modeli olarak tanımlanmaktadır. E-posta servisleri, elektronik takvim ve çeşitli ofis uygulamaları yaygın kullanım alanlarıdır.", + "question": "Hizmet olarak yazılım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hizmet olarak yazılım (SaaS) kullanıcılara internet üzerinden bulut tabanlı uygulamalara erişim ve kullanım olanağı sağlayan, merkezi olarak barındırılan (hosting), aboneliğe bağlı bir lisanslama ve dağıtım modeli olarak tanımlanmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "758", + "context": "Teknoloji ya da uygulayım bilimi, (; tekno, \"zanaat, beceri, el sanatları\"; ;) İnsanlığın, içinde bulunduğu koşullarla başetmedeki yetersizliğini gidermek üzere faydalanabileceği malzeme, alet, araç ve yöntemlerin; bulunması, geliştirilmesi ve üretilmesi süreçlerine verilen ad dır.\nAvcı-Toplayıcı çağlarda kullanılan taş, sopa, ok, yay, kütük kano, tekerlekten; tarım toplumları'nda kulanılan toprak kap kacak, pulluk, at/öküz arabası, taş yapılar, yelkenli kayıklara; yerleşik düzene geçen topluluklarda kullanılan kerpiç barınaklar, köprüler, yel değirmenleri, piramidler, çelik, baruttan; günümüzde, uzay araştırmalarında veya parçacık hızlandırma deneylerinde kullanılan gelişmiş laboratuvar donanımlarına kadar tüm araç ve gereçler, insanın doğa karşısındaki zayıflık veya yetersiziliğini gidermek üzere üretilmişlerdir. Aynı zamanda, insanın doğaya karşı en yıkıcı silahı olmuştur. Teknolojik bilgi ve üretim seviyesi, tarihi boyunca devletlerin kurulması ve yıkılmasında, en güçlü etkenlerden biri haline gelmiştir. Silah, sağlık ve besin sektörleri, teknolojinin en gelişmiş araçlarını kullanmaya eğilim gösterirlerken, teknolojinin geliştirilmesinde de en çok yatırım yapan sahalardır. Teknolojik çalışmalar ile bilimsel araştırmalar aynı alanlar değillerdir fakat birbirini destekler. Bilim, bilimsel bilgiyi üretir; teknoloji ise bu bilgiyi araç geliştirilmesi ve yapımında kullanır. Teknoloji kullanımı farklı sanayi kollarının gelişimini sağlamıştır.", + "question": "Teknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji ya da uygulayım bilimi, (; tekno, \"zanaat, beceri, el sanatları\"; ;) İnsanlığın, içinde bulunduğu koşullarla başetmedeki yetersizliğini gidermek üzere faydalanabileceği malzeme, alet, araç ve yöntemlerin; bulunması, geliştirilmesi ve üretilmesi süreçlerine verilen ad dır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "759", + "context": "Biyonik (biyomimetik, biyognosis, yaratıcı mühendislik) teknik problemleri biyolojik işlevleri örnek alarak çözmeye çalışan uygulamalı bilim dalıdır. Doğada mevcut metot ve sistemleri inceleyip modern mühendislik sistemlerinde ve teknolojilerinde kullanmayı hedefler.", + "question": "Biyonik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyonik (biyomimetik, biyognosis, yaratıcı mühendislik) teknik problemleri biyolojik işlevleri örnek alarak çözmeye çalışan uygulamalı bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "760", + "context": "CORS Ağları, Gerçek Zamanlı Ulusal Sabit GNSS Ağları veya Sürekli Çalışan Referans İstasyonları (İngilizce: Continuously Operating Reference Stations (CORS)), genellikle internet üzerinden gerçek zamanlı düzeltme verileri sağlayan küresel konumlandırma ağıdır. Bu ağlar yapı ve çalışma sistemleri gereği sürekli aktiftir.\nÇalışma prensibi elektronik ölçüm cihazlarının GNSS uydularından aldıkları ham veri üzerinde anlık hesaplamalar yaparak gerçek zamanlı düzeltme verilerini geri yollamasına dayalıdır. Bu düzeltme verileri sayesinde GNSS yapıları ile belirlenen santimetre hassasiyet düzeyindeki konum belirleme işlemi milimetre düzeyine kadar daha hassas bir konum belirleme işlemine dönmektedir.", + "question": "CORS Ağları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "CORS Ağları, Gerçek Zamanlı Ulusal Sabit GNSS Ağları veya Sürekli Çalışan Referans İstasyonları (İngilizce: Continuously Operating Reference Stations (CORS)), genellikle internet üzerinden gerçek zamanlı düzeltme verileri sağlayan küresel konumlandırma ağıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "761", + "context": "Dijital miras teknolojik ortamda bırakılan maddi ve manevi miras. Alan adları, web siteleri, e-posta hesapları, sosyal ağlardaki resimler ve diğer paylaşımlar, oyun karakterleri, iTunes Match ve Spotify gibi müzik ve video servislerindeki üyelik hakları dijital miras kapsamına giren konulardır.\nDjital miras bırakabilmek için öncelikle bunun tespiti gerekmektedir. İnternet üzerinden kullanılan tüm hizmetlerdeki en güncel kullanıcı adı ve şifrelerin dökümü, mülkiyet hakkının kime geçeceğine karar verilmesi gereklidir.", + "question": "Dijital miras nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dijital miras teknolojik ortamda bırakılan maddi ve manevi miras." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "762", + "context": "Endüstriyel teknoloji, üretimi daha hızlı, daha basit ve daha verimli hale getirmek için mühendislik ve imalat teknolojisinin kullanılmasıdır. Endüstriyel teknoloji alanı, bir şirketin verimli ve karlı üretkenliğe ulaşmasına yardımcı olabilecek yaratıcı ve teknik açıdan yetkin bireyleri istihdam eder.\nEndüstriyel teknoloji programları tipik olarak optimizasyon teorisi, insan faktörleri, organizasyonel davranış, endüstriyel süreçler, endüstriyel planlama prosedürleri, bilgisayar uygulamaları ve rapor ve sunum hazırlama konularında talimatlar içerir.\nÜretim süreçlerini ve ekipmanlarını planlamak ve tasarlamak, endüstriyel teknoloji uzmanı olmanın temel yönüdür. Bir endüstriyel teknoloji uzmanı genellikle belirli tasarım ve süreçlerin uygulanmasından sorumludur.", + "question": "Endüstriyel teknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Endüstriyel teknoloji, üretimi daha hızlı, daha basit ve daha verimli hale getirmek için mühendislik ve imalat teknolojisinin kullanılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "763", + "context": "Gboard, Google tarafından yerel Android ve iOS cihazlar için geliştirilmiş bir sanal klavye uygulamasıdır. İlk olarak Mayıs 2016'da iOS'ta piyasaya sürüldü. Ardından Aralık 2016'da Android'de yayınlanan ve Android'de zaten kurulmuş olan Google Klavye uygulamasında büyük bir güncelleme olarak tanıtıldı.\nGboard, web sonuçları ve tahmini yanıtlar, GIF ve emoji içeriğinin kolay aranması ve paylaşılması, içeriğe bağlı olarak bir sonraki kelimeyi öneren tahmini bir yazma motoru ve çok dilli dil desteği de dahil olmak üzere Google Arama'ya sahiptir. Klavyede yapılan güncellemeler, GIF önerileri, koyu renk teması için seçenekler veya klavye arka planı olarak kişisel bir görüntü ekleme, sesli dikte desteği, sonraki ifade tahmini ve elle çizilmiş emoji tanıma gibi ek işlevleri etkinleştirdi. iOS'ta piyasaya sürüldüğünde, klavye sadece İngilizce için destek sunuyordu. Sonraki aylarda daha fazla dil kademeli olarak eklenirken, Android'de klavye piyasaya çıktığında 100'den fazla dili destekliyordu.\nAğustos 2018'de Gboard, Google Play Store'da 1 milyar yükleme gerçekleştirdi ve en popüler Android uygulamalarından biri haline geldi. Bu, Google Play Store tarafından ölçülür ve kullanıcılar tarafından yapılan indirmelerin yanı sıra uygulamanın önceden yüklenmiş örneklerini de içerir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Gboard nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gboard, Google tarafından yerel Android ve iOS cihazlar için geliştirilmiş bir sanal klavye uygulamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "764", + "context": "Hackathon (hackday, hackfest, datathon, ideathon, educathon veya codefest olarak da bilinir), bilgisayar programcıları, grafik tasarımcıları, arayüz tasarımcıları, ürün yöneticileri ve proje geliştiricileri dahil olmak üzere yazılım geliştirme ile ilgilenen kişilerin sprint benzeri bir tasarım etkinliğidir. yöneticiler, etki alanı uzmanları ve diğer mesleki gruplar yazılım projelerinde yoğun bir şekilde işbirliği yapar.\nHackathon yarışmalarının amacı etkinliğin sonuna kadar çalışan bir yazılım veya donanım oluşturmaktır. Hackathonlar, kullanılan programlama dilini, işletim sistemini, bir uygulamayı, bir API'yi veya programcıların konu ve demografik grubunu içerebilen belirli bir odak noktasına sahip olma eğilimindedir. hackday, hackfest gibi diğer etkinliklerde oluşturulan yazılımın türü veya yeni sistemin tasarımı üzerinde herhangi bir kısıtlama yoktur.", + "question": "Hackathon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hackathon (hackday, hackfest, datathon, ideathon, educathon veya codefest olarak da bilinir), bilgisayar programcıları, grafik tasarımcıları, arayüz tasarımcıları, ürün yöneticileri ve proje geliştiricileri dahil olmak üzere yazılım geliştirme ile ilgilenen kişilerin sprint benzeri bir tasarım etkinliğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "765", + "context": "Hedef izleme, temel görevi belli bir hedefin kinematik parametrelerini veya durumunu tahmin etmek olan hedef izleme sistemi sensör, donanım ve yazılımdan oluşmaktadır.", + "question": "Hedef izleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hedef izleme, temel görevi belli bir hedefin kinematik parametrelerini veya durumunu tahmin etmek olan hedef izleme sistemi sensör, donanım ve yazılımdan oluşmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "766", + "context": "Holografik veri depolama, büyük miktarda veriyi yüksek yoğunluklu optik depolama ortamlarında saklama amacı güden yenilikçi bir veri saklama teknolojisidir. Bu teknoloji, geleneksel optik depolama yöntemlerine göre daha büyük veri kapasitesi ve daha hızlı erişim sağlama potansiyeli sunar. Holografik veri depolama, 3D hologramlar kullanarak bilgiyi kaydeden ve yeniden çıkaran bir sistem üzerine kurulmuştur.", + "question": "Holografik Veri Depolama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Holografik veri depolama, büyük miktarda veriyi yüksek yoğunluklu optik depolama ortamlarında saklama amacı güden yenilikçi bir veri saklama teknolojisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "767", + "context": "Karanlık fabrika, minimum veya sıfır insan müdahalesi ile üretim sağlayan, makinelerin operatöre veya gözetime ihtiyaç duymadan otomatik olarak çalışmasını hedefleyen bir üretim yöntemidir.\nKaranlık fabrika yöntemi, üretim sürecinin kritik kısımlarında daha fazla otomasyona dayanır. Aynı zamanda üretim sürecinin, insanlar fabrikadan ayrıldıktan sonra da devam edebilmesi sağlanır. Bu şekilde imalatta devamlılık sağlanırken, aynı ürün kalitesinde sabit bir üretim çıktısı elde edilmektedir. Karanlık üretim belirli bir proses değil, bir üretim metodolojisidir. Gerekli otomasyon sistemlerinin sağlanmasıyla birçok fabrika bu yöntemi işletmesinde uygulayabilir. Karanlık fabrika, “lights-out”, ışıksız olarak adlandırılsa da kullanılan otomasyon sistemleriyle üretimde ışıkları kapatmaktan çok daha geniş bir etkiye sahiptir. Personel kaynaklı katı ve sıvı atık oluşumunu, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma için gereken enerji ihtiyacını, tekrarlanan ve tehlikeli görevlerde veya iş kazalarında yaralanma ya da ölüm riskini ortadan kaldırmakla beraber, insan kaynaklı üretim hataları olmadığı için ürün kalitesini artırmakta ve hatalı ürünlerden kaynaklı hammadde atıklarını minimize etmektedir. Sanayi Devriminden bu yana giderek artan otomasyon eğilimi, teknoloji alanındaki gelişmelerle birlikte büyük bir ivme kazanmıştır. Günümüzde en gelişmiş üretim tesislerinde, insanlardan daha fazla robotlara yer verilmeye başlanmıştır. İnsanlar daha fazla yaratıcılık ve öngörü gerektiren görevlerle uğraşırken; daha basit ve tekrarlayan görevler robotlar tarafından üstlenilmiştir. Daha fazla otomasyon ve erişilebilirlik sağlayan bu faaliyetler, \"karanlık fabrika\" olarak bilinen yeni bir üretim metodolojisinin merkezidir.", + "question": "Karanlık fabrika nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karanlık fabrika, minimum veya sıfır insan müdahalesi ile üretim sağlayan, makinelerin operatöre veya gözetime ihtiyaç duymadan otomatik olarak çalışmasını hedefleyen bir üretim yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "768", + "context": "Kiosk, Almanya'da ve bazı Avrupa ülkelerinde gazete, sigara ve benzeri ürünler satan büfeye verilen ad.\nTarihsel olarak, bir kiosk (Farsça kūshk'tan) 13. yüzyıldan itibaren İran, Hint altkıtası ve Osmanlı İmparatorluğu'nda bazı taraflarının veya tüm taraflarının ortak olarak kullanıldığı küçük bir bahçe köşküydü. Bugün, bu tür kioskların birkaç örneği İstanbul'daki Topkapı Sarayı ve çevresinde ve Balkan ülkelerinde görülebilir.\nKiosk, Avrupa dillerine Türkçe köşk kelimesinden geçen bir sözcüktür. İngilizce büfe anlamına gelen kiosk; havaalanları, mağazalar, süpermarketler, bankalar ve benzeri kalabalık yerlerde sipariş alma ya da bilgi verme amacıyla kullanılan mekan ve noktalardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kiosk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kiosk, Almanya'da ve bazı Avrupa ülkelerinde gazete, sigara ve benzeri ürünler satan büfeye verilen ad." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "769", + "context": "QR kodu (İngilizce: Quick Response) veya karekod, makinelerle okutulabilen bir matris barkod (iki boyutlu barkod) türüdür. 1994 yılında geliştiren Japon Denso firmasına patentlidir.\nKod genellikle kare beyaz fon üzerinde siyah motiflerden oluşur. Otomotiv sanayiinde kullanılması amacıyla geliştirilen QR Kodu Japonya ve Güney Kore'de oldukça yaygın kullanılmaktadır. Günümüzde dijital kameralı mobil telefonlarının etkisiyle QR Kodu kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Kaydedilen görsel çözümlenerek barkod içeriği kullanıcıyı internet adresine, e-posta adresine, telefon numarasına, iletişim bilgilerine, SMS veya MMS'ye veya coğrafi konum bilgisine yönlendirebilir. Piyasada birçok QR Kodu oluşturucusu ve okuyucusu vardır.", + "question": "QR kodu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "QR kodu (İngilizce: Quick Response) veya karekod, makinelerle okutulabilen bir matris barkod (iki boyutlu barkod) türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "770", + "context": "Sayısal kontrol (İngilizce: Numerical control, NC) veya tam ismi ile bilgisayarlı sayısal kontrol (İngilizce: Computer numerical control, CNC), işleme takımlarının (matkaplar, delme takımları, torna tezgâhları gibi) ve 3B yazıcıların bir bilgisayar aracılığıyla otomatik olarak kontrol edilerek şekil verilecek iş parçasının üzerinde operasyonda bulunan talaşlı imalat işlemidir. Bir CNC makinesi, kodlar ile programlanmış talimatı takip ederek manuel bir operatöre ihtiyaç duymadan, spesifikasyonları karşılamak için belli bir malzeme bazındaki iş parçasını (metal, plastik, ahşap, seramik veya kompozit gibi) istenilen şekle gelene kadar, manuelden daha hassas bir şekilde işler.\nBir CNC makinesi, programlanmış talimatlarına göre bir bilgisayar tarafından kontrol edilen, birden çok motora sahip ve hassas manevra kabiliyetine sahip bir platformdur. Programlanmış talimatlar, G-kodu ve M-kodu gibi makine kontrol kodlarının sıralı bir programı biçiminde, bir CNC makinesine yazılıp gönderilir ve ardından işlem başlatılır. Talimatlar, bir kişi tarafından veya çoğunlukla bilgisayar destekli grafik-tasarım (CAD) yazılımı ile yazılabilir. Yine G-kodlarını kullanan 3B yazıcılar söz konusu iken, talimatlar oluşturulmadan önce yazdırılacak obje \"dilimlenir\".\nCNC'nin, manuel olarak (el çarkları veya kollar gibi cihazları kullanarak) veya önceden üretilmiş model kılavuzları (kamlar) tarafından mekanik olarak kontrol edilmesi bilgisayarlı olmayan diğer makinelere göre büyük bir gelişmedir. Modern CNC sistemlerinde, mekanik bir objenin tasarımı ve üretimi son derece otomatiktir. Objenin mekanik boyutları CAD yazılımı kullanılarak tanımlanır ve ardından bilgisayar destekli üretim (CAM, Computer-aided manufacturing) yazılımı ile üretim direktiflerine çevrilir. Ortaya çıkan direktifler (\"son işlemci\" yazılımı tarafından) belirli bir makinenin bileşeni üretmesi için gerekli olan belirli komutlara dönüştürülür ve ardından CNC makinesine yüklenir. Herhangi bir bileşen, çok sayıda farklı aletin—matkaplar, testereler, v.b.—kullanımını gerektirebileceğinden, modern makineler genellikle birden çok aleti tek bir \"hücre\" içinde birleştirir. Diğer kurulumlarda ise bileşeni makineden makineye hareket ettiren harici bir kontrolör, insan veya robotik operatörler ile bir dizi farklı makine kullanılır. Her iki durumda da, herhangi bir objeyi üretmek için gereken adımlar dizisi tamamıyla otomatiktir ve orijinal CAD ile yakından eşleşen objeler üretir.\nAvantajları:\n\nAyarlama, ölçü, kontrolü, manuel hareket, v.b. gibi zaman harcayan işlemler olmadığından çok seridir.\nHassas işlem yapar.\nKalifiyeli insan gerek duymaz.\nÇalışma temposu her zaman yüksek ve aynıdır.\nHer türlü sarfiyat minimuma indirilmiştir.\nOperatörden kaynaklanacak kişisel hatalar minimuma indirilmiştir.\nDezavantajları:\n\nDetaylı bir imalat planı gerektirir.\nPahalı bir yatırım gerektirir.\nSaat başına harcadığı enerji yüksektir.\nTitiz kullanım ve bakım ister.\nYüksek kesme hızlarına dayanabilecek, kaliteli kesicilerin kullanılması gerekir.\nPeryodik bakımları uzman ve yetkili kişice, düzenli olarak yapılmalıdır.", + "question": "Sayısal kontrol nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sayısal kontrol (İngilizce: Numerical control, NC) veya tam ismi ile bilgisayarlı sayısal kontrol (İngilizce: Computer numerical control, CNC), işleme takımlarının (matkaplar, delme takımları, torna tezgâhları gibi) ve 3B yazıcıların bir bilgisayar aracılığıyla otomatik olarak kontrol edilerek şekil verilecek iş parçasının üzerinde operasyonda bulunan talaşlı imalat işlemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "771", + "context": "Sigorta teknolojisi (Insurtech), geleneksel sigorta endüstrisine dijital dönüşüm getiren ve teknoloji odaklı yenilikler sunan bir terimdir. Bu yeni teknolojiler, büyük veri analitiği, yapay zeka, makine öğrenimi ve blok zinciri gibi alanları kapsar. Bu sayede, sigorta süreçleri daha hızlı ve daha etkili bir şekilde gerçekleştirilirken, müşteri deneyimi ve hizmet kalitesi önemli ölçüde artırılır.", + "question": "Sigorta teknolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sigorta teknolojisi (Insurtech), geleneksel sigorta endüstrisine dijital dönüşüm getiren ve teknoloji odaklı yenilikler sunan bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "772", + "context": "Sina Robotik Sistemi , Laparoskopik cerrahi yapan İranlı Noaveran Robotik ve Sina Tıp firmasının bir ürünüdür.\nBu robotik cerrahi sistemi, cerrahların karmaşık ameliyatlarının gerçekleştirmesini sağlar.\nBu sistem Amerika Birleşik Devletleri patent ofisi tarafından onaylanmış ve tescil edildi.", + "question": "Sina Robotik Sistemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sina Robotik Sistemi , Laparoskopik cerrahi yapan İranlı Noaveran Robotik ve Sina Tıp firmasının bir ürünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "773", + "context": "Tek kartlı bilgisayar (SBC) (single board computer), tüm bilgisayar elemanlarını tek bir kart üzerinde barındıran bilgisayar türüdür.\nMasaüstü kişisel bilgisayardan farklı olarak tek kartlı bilgisayarlar harici bağlantılara çok gereksinim duymaz. Tek kartlı bilgisayarlar birçok farklı mikroişlemci ile inşa edilmiştir. Çoğu tek kartlı bilgisayar, ARM gibi RISC tabanlı işlemcilere sahipken daha güçlü olanlar x86 gibi CISC tabanlı işlemcilere sahiptir.", + "question": "Tek-kartlı bilgisayar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tek kartlı bilgisayar (SBC) (single board computer), tüm bilgisayar elemanlarını tek bir kart üzerinde barındıran bilgisayar türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "774", + "context": "Teknoloji gazeteciliği, teknoloji ile ilgili bir gazetecilik dalıdır. Teknoloji gazeteciliği, ürün incelemesi, iletişim teknolojileri, İnternet, sosyal medya, bilgi teknolojisi, bilimsel araştırma, robotik ve dijital dünyayla ilgili haberler, raporlar ve analizleri içerir. Teknoloji konularını kapsayan teknoloji gazetesi, teknoloji dergisi, blog haberciliği, radyo, televizyon kanalı, elektronik gazete, yeni medya, internet haberciliği, internet televizyonu türleri de popülerdir.", + "question": "Teknoloji gazeteciliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji gazeteciliği, teknoloji ile ilgili bir gazetecilik dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "775", + "context": "Teknoloji Transferi, teknolojik yeniliklerin üçüncü kişilerin kullanımına sunularak ticarileştirildiği ve sözleşme ile yürütülen süreçtir. Teknoloji pazarında transfer edilen teknolojik yenilikler tasarım, prototip, ürün aşamalarında olabilmektedir. Özü itibarıyla bir lisans sözleşmesi olan teknoloji transferi sözleşmesi için literatürde pek çok tanım yapılmıştır. Literatürdeki birinci yaklaşım; lisans anlaşmasını, en genel anlamıyla, kanunlarca özel olarak veya genel hukuk normlarıyla korunan gayri maddi bir mal ile fiili tekel durumundan, belirli bir bedel karşılığında, başkalarının yararlandırılması hakkındaki sözleşme olarak tanımlarken, bir diğer yaklaşımda ise sınai haklara ilişkin lisans sözleşmelerini, ekonomik ve ticari değeri olan bir sınai hakkı münhasıran kullanma hakkına sahip olan kişinin (lisans veren) sahip olduğu bu hakkın kullanımını lisans bedeli karşılığında kısmen veya tamamen başkasına (lisans alana) devrettiği sözleşme olarak açıklamaktadır.", + "question": "Teknoloji transferi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji Transferi, teknolojik yeniliklerin üçüncü kişilerin kullanımına sunularak ticarileştirildiği ve sözleşme ile yürütülen süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "776", + "context": "Türkiye, resmî adıyla Türkiye Cumhuriyeti, topraklarının büyük bölümü Batı Asya'da Anadolu'da, diğer bir bölümü ise Güneydoğu Avrupa'nın uzantısı Doğu Trakya'da olan kıtalararası bir ülkedir. Batıda Bulgaristan ve Yunanistan, doğuda Gürcistan, Ermenistan, İran ve Azerbaycan, güneyde ise Irak ve Suriye ile sınır komşusudur. Güneyini Kıbrıs ve Akdeniz, batısını Ege Denizi, kuzeyini ise Karadeniz çevreler. Marmara Denizi ise İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı ile birlikte Anadolu'yu Trakya'dan, yani Asya'yı Avrupa'dan ayırır. Resmî olarak laik bir devlet olan Türkiye'de nüfusun çoğunluğu Müslümandır. Ankara, Türkiye'nin başkenti ve ikinci en kalabalık şehri; İstanbul ise, Türkiye'nin en kalabalık şehri, ekonomik ve finansal merkezi ve aynı zamanda Avrupa'nın en kalabalık şehridir.\nTürkiye toprakları üzerindeki ilk yerleşmeler Yontma Taş Devri'nde başlar. Doğu Trakya'da Traklar olmak üzere, Hititler, Frigler, Lidyalılar ve Dor istilası sonucu Yunanistan'dan kaçan Akalar tarafından kurulan İyon medeniyeti gibi çeşitli eski Anadolu medeniyetlerinin ardından, Makedonya kralı Büyük İskender'in egemenliğiyle ve fetihleriyle birlikte Helenistik Dönem başladı. Daha sonra, sırasıyla Roma İmparatorluğu ve Anadolu'nun Hristiyanlaştığı Bizans dönemleri yaşandı. Selçuklu Türklerinin 1071 yılında Bizans'a karşı kazandığı Malazgirt Meydan Muharebesi ile Anadolu'daki Bizans üstünlüğü büyük ölçüde kırılarak Anadolu, kısa süre içerisinde Selçuklulara bağlı Türk beyleri tarafından ele geçirildi ve Anadolu toprakları üzerinde İslamlaşma ve Türkleşme faaliyetleri başladı. Kısa sürede Anadolu'daki diğer Türk beyliklerinin üzerinde hâkimiyet kuran Konya merkezli Anadolu Selçuklu Sultanlığı, 1243 yılındaki Moğollara karşı kaybedilen Kösedağ Muharebesi'ne kadar Anadolu'yu yönetti. Anadolu'daki Moğol istilalarından sonra zayıf duruma düşen Anadolu Selçuklu Devleti, Anadolu'da yerini yeni Türk beyliklerine bıraktı.\n13. yüzyılın sonlarından itibaren Batı Anadolu'daki Türk beyliklerinden biri olarak ön plana çıkan ve bağımsızlık kazanan Osmanlılar, 14. yüzyılda Balkan topraklarında gerçekleştirdiği fetihlerle büyük bir güç hâline geldi ve Anadolu'daki diğer Türk beylikleri üzerinde de hâkimiyet kurdu. Osmanlılar, 1453 yılında II. Mehmed'in İstanbul'u fethederek Bizans İmparatorluğu'na son vermesiyle imparatorluk hâline geldi. İmparatorluk, zirvesini 16. yüzyılda, özellikle I. Süleyman döneminde yaşadı. 1683 yılındaki II. Viyana Kuşatması sonrasında gelen bozgun ve 15 sene süren Kutsal İttifak Savaşları sonucunda Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa'ya karşı üstünlüğü sona erdi.\n19. yüzyıla gelindiğinde imparatorluk, Tanzimat adı verilen ciddi bir modernleşme sürecine girdi. 1876 yılında Türk tarihinin ilk yazılı anayasasının ilan edilip meclisin açılmasıyla başlayan I. Meşrutiyet devri, 1878 yılına kadar sürse de, 1908 yılında II. Meşrutiyet ilan edilerek anayasa tekrar yürürlüğe girdi. Ancak yapılan reformlar, imparatorluğun dağılmasını engelleyemedi. 1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı'na İttifak Devletleri'nin yanında giren imparatorluk, savaş sonucunda yenik düşerek 30 Ekim 1918 tarihinde tüm orduların teslim olması şartını kabul etti ve akabinde İtilaf Devletleri'nce işgal edildi. 16 Mart 1920'de İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u işgal edip bazı milletvekillerini tutuklayarak sürgüne göndermesi sonucunda Meclis-i Mebûsan'ın kapanmasıyla Mustafa Kemal Paşa önderliğinde 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi kuruldu. Onun önderliğinde işgalci kuvvetlere karşı yapılan Kurtuluş Savaşı (1919-1922) başarıya ulaşarak, 1 Kasım 1922 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından saltanatın kaldırılmasıyla Osmanlı monarşisi ve Osmanlı İmparatorluğu tarihe karıştı. Cumhuriyet, ülkenin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından 29 Ekim 1923'te ilan edildi. 3 Mart 1924'te hilafetin kaldırılıp Osmanlı Hanedanı'nın yurt dışına sürgün edilmesinden sonra, çağdaş Türkiye'nin oluşumunda önemli yer tutacak olan bir dizi devrim gerçekleştirildi.\nTürkiye gelişmekte olan bir ülkedir ve cumhurbaşkanlığı sistemiyle yönetilen demokratik, laik ve üniter bir anayasal cumhuriyettir. Resmî dili Türkçedir ve nüfusunun çoğunluğu Sünni Müslüman'dır. Türkiye, OECD, G20 ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın kurucu üyesidir. Türkiye NATO'nun ilk üyelerinden biridir. AB adayı olan Türkiye, AB Gümrük Birliği, Avrupa Konseyi, İslam İşbirliği Teşkilatı ve TÜRKSOY'un bir parçasıdır. Türkiye, askerî kapasitesi ve diplomatik girişimleri sayesinde bölgesel güç kabul edilirken; Avrupa ve Asya kıtalarının kavşak noktasında yer alması nedeniyle önemli bir jeostratejik güce sahiptir. Türkiye evrensel sağlık hizmetlerine, artan eğitim erişimine ve artan yenilikçiliğe sahiptir. 21 UNESCO Dünya Mirası alanı, 30 UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirası ve zengin mutfağı ile Türkiye, dünyanın en çok ziyaret edilen beşinci ülkesidir.", + "question": "Türkiye nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türkiye, resmî adıyla Türkiye Cumhuriyeti, topraklarının büyük bölümü Batı Asya'da Anadolu'da, diğer bir bölümü ise Güneydoğu Avrupa'nın uzantısı Doğu Trakya'da olan kıtalararası bir ülkedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "777", + "context": "Aşağıdaki ana hat, Türkiye'ye genel bir bakış ve güncel bir rehber olarak verilmiştir:\nTürkiye Cumhuriyeti; Batı Asya'daki Anadolu yarımadası ve Güney Avrupa'daki Balkan Yarımadası'nın güneydoğu ucundaki Trakya (Rumeli) bölgeleri boyunca uzanan egemen bir Avrasya ülkesidir. Türkiye, I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasının ardından Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra siyasi sistemi 1923 yılında kurulan demokratik, laik, üniter, anayasal bir cumhuriyettir.", + "question": "Türkiye'nin ana hatları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aşağıdaki ana hat, Türkiye'ye genel bir bakış ve güncel bir rehber olarak verilmiştir:\nTürkiye Cumhuriyeti; Batı Asya'daki Anadolu yarımadası ve Güney Avrupa'daki Balkan Yarımadası'nın güneydoğu ucundaki Trakya (Rumeli) bölgeleri boyunca uzanan egemen bir Avrasya ülkesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "778", + "context": "Dünya, Güneş Sistemi'nde Güneş'e en yakın üçüncü gezegen olup şu an için üzerinde yaşam ve sıvı su barındırdığı kesin olarak bilinen tek astronomik cisimdir. Radyometrik tarihleme ve diğer kanıtlara göre 4,55 milyar yıldan fazla bir süre önce oluşmuştur. Dünya'nın yer çekimi, uzaydaki diğer nesnelerle, özellikle Güneş'le ve tek doğal uydusu Ay'la etkileşime girer. Dünya'nın Güneş'in etrafındaki yörüngesi, 365,256 güneş günü, yani bir yıldız yılı sürer. Bu süre içerisinde Dünya, kendi ekseni etrafında 366,265 kez döner.\nDünya'nın dönme ekseni, yörünge düzlemine göre eğik olup bu eğiklik mevsimlerin oluşmasına neden olmaktadır. Dünya ile Ay arasındaki kütleçekimsel etkileşim; Dünya'nın eksenindeki yönelimi sabitler, gelgitlere neden olur ve dönmesini kademeli olarak yavaşlatır. Katı ya da kaya ağırlıklı yapısı nedeniyle üyesi bulunduğu yer benzeri gezegenler grubuna adını veren Dünya, bu gezegen grubunun kütlece ve hacimce en büyük üyesi olmasının yanı sıra Güneş Sistemi'ndeki en yoğun gezegendir.\nLitosfer (taşküre) olarak adlandırılan Dünya'nın en dış katmanı, milyonlarca yıldır hareket hâlindeki rijit tektonik levhalardan oluşmaktadır. Dünya yüzeyinin yaklaşık %29'u, kıtalar ve adaların meydana getirdiği kara iken; suyla kaplı olan kalan %71'lik bölüm ise okyanuslar, göller, akarsular ve diğer tatlı suların oluşturduğu hidrosfer (suküre) olarak adlandırılır. Günümüzde Dünya'nın kutup bölgelerinin çoğu buzla kaplıdır. Dünya'nın iç kısmı ise merkezde yer alan katı demir ve nikelden meydana gelen hâlâ etkin durumundaki iç çekirdek, gezegenin manyetik alanını oluşturan sıvı hâldeki dış çekirdek ve tektonik levhaların hareket etmelerine yol açan mantodan meydana gelmektedir.\nTarihinin ilk birkaç milyar yılı içerisinde okyanuslarda başlayan yaşam, atmosferi ve yeryüzünü etkileyerek, oksijensiz solunum yapan canlıların çoğalmasına, oksijen düzeylerinin artışının ardından da oksijenli solunum yapan canlıların ortaya çıkmasına yol açtı. Bazı yerbilimsel kanıtlara göre Dünya'da yaşam, yaklaşık 4,1 milyar yıl önce başladı. O zamandan beri, Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığı, fiziksel özellikleri ve yerbilimsel tarihi, canlıların evrimleşmelerini ve gelişmelerini sağladı. Dünya'daki yaşamın tarihi süresince canlı çeşitliliği zamanla artarken, zaman zaman kitlesel yok oluşlar da yaşandı. Gezegende yaşamış olan türlerin %99,9'undan fazlasının soyu tükendi. Günümüzde varlığını sürdüren türlerin sayısı için ayrı tahminler bulunmaktayken bazı türler ise tanımlanmamıştır. Dünya'da yaşayan 8 milyardan fazla insanın hayatta kalması, gezegenin biyosferi ve doğal kaynaklarına bağlıdır. Siyasi bakımdan dünyada, 200'ün üzerinde bağımsız devlet bulunmaktadır.", + "question": "Dünya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya, Güneş Sistemi'nde Güneş'e en yakın üçüncü gezegen olup şu an için üzerinde yaşam ve sıvı su barındırdığı kesin olarak bilinen tek astronomik cisimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "779", + "context": "Dünya, insan uygarlığı dahil, Dünya gezegeni ile üzerindeki hayatı ifade eden terimdir. Felsefi bağlamda \"dünya\", fiziksel evrenin ya da ontolojik dünyanın (bir bireyin \"dünya\"sı) tamamını ifade eder. Siyasi bakımdan dünyada, 200'ün üzerinde bağımsız devlet bulunmaktadır.", + "question": "Dünya (toplum) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya, insan uygarlığı dahil, Dünya gezegeni ile üzerindeki hayatı ifade eden terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "780", + "context": "Apsis (Grekçe: ἁψίς (hapsís) kemer veya tonoz; /ˈæpsɪˌdiːz/ AP-sih-deez), gök mekaniğinde, eliptik yörüngedeki bir cismin genelde sistemin kütle merkezi durumunda da olan çekim merkezine yörünge boyunca en yakın ve en uzak olduğu noktalara verilen addır.\nGenel anlamda cismin yörüngede, merkeze en yakın olduğu noktaya periapsis (enberi), en uzak olduğu noktaya ise apoapsis (enöte) denir. Dilimizde bu sözcükler, teknik adlandırmalarına uygun şekilde günberi, günöte, ayberi ve ayöte şeklinde de nitelenebilmektedir.\nPeriapsis ve apoapsis arasında çizilen düz çizgi apsis çizgisi olarak isimlendirilir. Bu çizgi elipsin ana eksenidir ve elips boyunca olan en uzun çizgiyi oluşturur.\nYörüngenin çevresinde bulunduğu gök cismine bağlı olarak apsis noktaları için farklı isimler türetilmiştir. En yaygın olanı Dünya çevresindeki bir yörüngeyi betimlerken kullanılan apoje ve perijedir. Apoje, Dünya çevresindeki yörüngelerde apoapsisi tanımlarken, perije de periapsisi belirtir. Ayrıca Güneş merkezli yörüngeler için benzer şekilde perihelion (günberi) ve aphelion (günöte) terimleri kabul edilmiş olup, Ay merkezli yörüngeler için de Apollo Projesi esnasında pericynthion ve apocynthion sözcükleri tercih edilmiştir.", + "question": "Apsis (astronomi) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Apsis (Grekçe: ἁψίς (hapsís) kemer veya tonoz; /ˈæpsɪˌdiːz/ AP-sih-deez), gök mekaniğinde, eliptik yörüngedeki bir cismin genelde sistemin kütle merkezi durumunda da olan çekim merkezine yörünge boyunca en yakın ve en uzak olduğu noktalara verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "781", + "context": "Atmosfer veya havaküre, Dünya'nın kütleçekimi ile gezegenin çevresini sarmalayan gaz tabakası. Yaklaşık %78'i azot, %21'i oksijen, %0,93 argon, %1 su buharı ve kalan kısmı diğer bazı gazların karışımından oluşmuştur. Bu gaz karışımına genel olarak hava adı verilir. Atmosfer, Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü nedeniyle kutuplarda ince (alçak), Ekvator'da geniştir.\nAtmosfer, morötesi güneş ışınımını emmek ve gece ve gündüz sıcaklıklarını dengelemek suretiyle Dünya'daki yaşamı korur.\nAtmosfer ve dış uzay ile kesin bir sınır yoktur. Yavaşça incelir ve gözden kaybolur. Atmosfer kütlesinin üç çeyreği gezegen yüzeyinin 11 km içerisindedir. Amerika'da 80,5 km üstünde seyahat eden insanlar astronot olarak gösterilirler. Bir irtifa 120 km (400.000 ft) sınırını gösterir ki orada atmosferik etkiler tekrar giriş esnasında fark edilir. Karman line 100 km'de (328.000 ft) sık sık atmosfer ve dış uzay arasında sınır olarak kullanılır.\nDünya atmosferinin sıcaklığı yükseklikle değişir.", + "question": "Dünya atmosferi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atmosfer veya havaküre, Dünya'nın kütleçekimi ile gezegenin çevresini sarmalayan gaz tabakası." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "782", + "context": "Doğal çevre veya doğal dünya, yalnızca doğal yollarla meydana gelmiş canlı ve cansız tüm varlıkları kapsar. Doğal çevre terimi çoğunlukla Dünya ve Dünya'nın bazı bölgeleri için kullanılır. Bu kavram, insanlığın hayatta kalmasını ve ekonomik faaliyetlerini etkileyen tüm canlı türlerinin, iklimin, hava durumunun ve doğal kaynakların etkileşimini kapsamaktadır. Doğal çevre kavramı, aşağıdaki bileşenlerine göre incelenebilir:\n\nBitki örtüsü, mikroorganizmalar, toprak, kayalar, atmosfer ve sınırları içinde gerçekleşen bütün doğa olayları dahil olmak üzere, modern kitlesel insan müdahalesi olmaksızın kendi başına birer doğal sistem olarak varlığını sürdürebilen ekolojik birimler.\nHava, su ve iklim gibi kesin sınırları olmayan; enerji, radyasyon, elektrik yükü ve manyetizma gibi modern insan faaliyetlerinden kaynaklanmayan evrensel doğal kaynaklar ve fiziksel olaylar.\nDoğal çevrenin zıttı beşerî çevredir. Beşerî çevre, insanların kent ortamları ve tarım arazileri gibi alanları en baştan dönüştürdüğü yerlerdir ve bu yerler insan eliyle doğal çevreye kıyasla büyük ölçüde daha basit birer beşerî çevreye dönüştürülmüştür. Bir kerpiç kulübe yapmak ya da çölde bir fotovoltaik sistem inşa etmek doğayı çok az etkiliyor gibi görünen işlerde bile, doğa insan eliyle değiştirildiği için beşerî çevre altında sınıflandırılır. Birçok hayvan türü, kendilerine daha uygun bir yaşam ortamı yaratmak için birtakım yapılar meydana getirse de, insan olmadıklarından kunduz barajları ve termit höyükleri gibi yapıların doğal olduğu düşünülür.\nDünya üzerinde tamamıyla doğal ortamlar bulunmamaktadır ve doğallık genellikle bir uçta %100'den, bir diğer uçta %0'a kadar bir süreklilik içinde değişir. İnsanlığın, iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, hava ve suda bulunan plastikler ve çeşitli kimyasallardan kaynaklanan kirlilik de dahil olmak üzere, Antroposen döneminde gerçekleştirdiği tüm bu büyük çevresel değişiklikler, Dünya'daki doğal ortamları derinden etkiledi. Daha iyi bir ifadeyle, bir çevresel ortamın farklı yönleri veya bileşenleri, ayrı ayrı değerlendirilebilir ve bunların doğallık derecelerinin tek tip olmadığı görülebilir. Örneğin, bir tarım alanındaki toprağın mineralojik bileşimi ve yapısı, bozulmamış bir ormanın toprağına benzerdir ancak yapıları birbirinden oldukça farklıdır.", + "question": "Doğal çevre nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğal çevre veya doğal dünya, yalnızca doğal yollarla meydana gelmiş canlı ve cansız tüm varlıkları kapsar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "783", + "context": "Dünya'nın dönüşü veya Dünya'nın dönme hareketi, Dünya gezegeninin kendi ekseni etrafında dönmesini ve uzayda dönüş ekseninin yönündeki değişiklikleri ifade eder. Dünya doğuya doğru, ileri-yönlü bir hareketle döner. Kuzey kutup yıldızı Polaris'ten bakıldığında Dünya, saat yönünün tersine döner.\nCoğrafi Kuzey Kutbu veya Karasal Kuzey Kutbu olarak da bilinen Kuzey Kutbu, Dünya'nın dönüş ekseninin yüzeyiyle kesiştiği Kuzey Yarımküre'deki noktadır. Bu nokta, Dünya'nın Manyetik Kuzey Kutbu'ndan farklıdır. Güney Kutbu, Dünya'nın dönüş ekseninin yüzeyiyle kesiştiği diğer noktadır ve Antarktika'da yer alır.\nDünya, Güneş'e göre yaklaşık 24 saatte bir, diğer uzak yıldızlara göre ise her 23 saat, 56 dakika, 4 saniyede bir döner. Dünya'nın dönüşü zamanla biraz yavaşlamaktadır, bu nedenle geçmişteki bir gün daha kısaydı. Bunun nedeni, Ay'ın Dünya'nın dönüşü üzerindeki gelgit etkisidir. Atom saatleri, modern bir günün bir asır öncesine göre yaklaşık 1,7 milisaniye daha uzun olduğunu gösteriyor ve bu da UTC'nin artık saniyelerle ayarlanma oranını yavaşça artırıyor. Tarihsel astronomik kayıtların analizi, bir günün uzunluğunun MÖ 8. yüzyıldan itibaren her yüzyılda yaklaşık 2,3 milisaniye arttığını göstermektedir.\nBilim insanları, önceki on yıllarda sürekli olarak günde 86.400 saniyeden daha yavaş dönen Dünya'nın 2020'de daha hızlı dönmeye başladığını bildirdiler. 29 Haziran 2022'de Dünya'nın dönüşü 24 saatin 1,59 milisaniye altında tamamlanarak yeni bir rekor kırıldı. Bu eğilim nedeniyle, dünya çapındaki mühendisler \"negatif artık saniye\" ve diğer olası zaman ölçüm önlemlerini tartışmaktadırlar.\nHızdaki bu artışın, erimiş çekirdeğin, okyanusların ve atmosferin karmaşık hareketi; Ay gibi gök cisimlerinin etkisi ve muhtemelen Dünya'nın kutuplarındaki buzların erimesine neden olan iklim değişikliği de dahil olmak üzere çeşitli faktörlerden kaynaklandığı düşünülüyor. Buz kütleleri, Dünya'nın şeklinin ekvator çevresinde şişkin, basık bir küre olmasından sorumludur. Bu kütleler azaldığında kutuplar ağırlık kaybıyla yükselir, Dünya daha küresel bir hale gelir ve bu da kütleyi ağırlık merkezine yaklaştırır. Açısal momentumun korunumu, kütlenin ağırlık merkezine daha yakın toplandığında dönüş hızının artacağını belirtir.", + "question": "Dünya'nın dönüşü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya'nın dönüşü veya Dünya'nın dönme hareketi, Dünya gezegeninin kendi ekseni etrafında dönmesini ve uzayda dönüş ekseninin yönündeki değişiklikleri ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "784", + "context": "Dünya yarıçapı (R🜨 veya \n \n \n \n \n R\n \n E\n \n \n \n \n {\\displaystyle R_{E}}\n \n ile gösterilir) Dünyanın merkezinden yüzeye en yakın veya yüzeyin kenarındaki bir noktaya kadar olan mesafedir. Basık bir Dünya göz önüne alınarak ölçeklenen Dünyanın şekli çalışmalarında yarıçap en çok yaklaşık 6.378 km (3.963 mi) (ki bu ekvatoral yarıçaptır ve a ile gösterilir); en az yaklaşık 6.357 km (3.950 mi)'dir. (ki bu da kutup yarıçapıdır ve b ile gösterilir.)\nNominal bir Dünya yarıçapı astronomi ve jeofizikte kimi zaman Uluslararası Astronomi Birliğince kullanılması önerilen ekvatoral yarıçap değeri bir ölçü birimi olarak kullanılmaktadır.\nOrtalama bir küresel değer aşağıda yer alan nedenler dolayısıyla genellikle %0,3 sapma payıyla (±10 km) birlikte 6.371 kilometre (3.959 mi) olarak varsayılır. Uluslararası Jeodezi ve Jeofizik Birliği (IUGG) iki ekvator noktası ve bir kutup noktasında ölçülen üç yarıçaptan oluşan ortalama yarıçap (R1), aynı yüzey alanına sahip bir kürenin yarıçapı olan otalik yarıçap (R2) ve elipsoid ile aynı hacme sahip bir kürenin yarıçapı olan hacimsel yarıçap (R3) olmak üzere üç adet referans değer belirlemiştir.\nDünyanın yarıçapını tanımlamanın ve ölçmenin diğer yolları eğrilik yarıçapını içerir. Birkaç tanım, yerel veya geoit topoğrafyayı içerdikleri veya soyut geometrik hususlara bağlı oldukları için kutup yarıçapı ile ekvator yarıçapı arasındaki aralığın dışında değerler verir.", + "question": "Dünya yarıçapı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya yarıçapı (R🜨 veya \n \n \n \n \n R\n \n E\n \n \n \n \n {\\displaystyle R_{E}}\n \n ile gösterilir) Dünyanın merkezinden yüzeye en yakın veya yüzeyin kenarındaki bir noktaya kadar olan mesafedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "785", + "context": "Dünya'nın geleceği konusunda birçok uzun vadeli etmenin muhtelif etkilerine dayanarak biyolojik ve jeolojik çıkarımlar yapılabilir. Bu etmenler Dünya yüzeyindeki kimyayı, gezegenin iç soğuma oranını, Güneş Sistemi'ndeki diğer nesnelerle yerçekimi etkileşimlerini ve Güneş'in parlaklığında sürekli bir artışı içerir. Bu ekstrapolasyondaki belirsiz faktör, gezegende değişimlere neden olabilecek iklim mühendisliği gibi insan teknolojilerinin sürekli etkisidir. Sonuçları beş milyon yıl sürebilecek mevcut Holosen yok oluşuna teknoloji neden olmaktadır. Ayrıca teknolojinin, insanlığın yok olmasına yol açabileceği ve gezegeni, yalnızca uzun vadeli doğal süreçlerden kaynaklı daha yavaş bir evrimsel hıza geri döndürebileceği de düşünülmektedir.\nGöksel olaylar yüz milyonlarca yıllık zaman aralıklarında biyosfer için küresel bir risk oluşturarak kitlesel yok oluşlara neden olabilir. Bu riskler, kuyruklu yıldız veya asteroit çarpmaları ve süpernova olarak adlandırılan yıldız patlamalarının 100 ışık yılı güneş yarıçapı içinde gerçekleşme olasılıklarından oluşur, diğer jeolojik etmenler ise daha öngörülebilirdir. Milankovitch teorisi, gezegenin en azından Kuvaterner buzullaşması sona erene kadar buzul dönemlerine devam edeceğini tahmin etmektedir, bu dönemler ise dışmerkezlilik, eksen eğikliği ve Dünya yörüngesinin salınım değişikliklerinden kaynaklanır. Devam eden süperkıta döngüsünün bir parçası olarak levha tektoniği muhtemelen 250-350 milyon yıl içinde süperkıta oluşumuna sebebiyet verecektir. Gelecek 1,5-4,5 milyar yıl içinde ise Dünya'nın eksen eğikliği, 90°'ye kadar olan değişiklikler sergileyerek kaotik bir değişkenlik içerisine girebilir.\nGüneş'in parlaklığı sürekli artarak yeryüzüne ulaşan Güneş radyasyonunda artışa sebep olacaktır. Bu, silikat minerallerinin daha yüksek bir oranda ayrışmasına neden olarak atmosferdeki karbondioksit seviyesinde azalmayla sonuçlanacaktır. Yaklaşık 600 milyon yıl sonra karbondioksit seviyesi ağaçların kullandığı C3 karbon tutulumu mekanizması için ihtiyaç duyulan seviyenin altına düşecektir; bazı bitkiler ise 10 ppm'e kadar düşük karbondioksit derişimi sağlayan bir yöntem olan C4 karbon tutulumu mekanizmasını kullanmaktadır. Yine de uzun vadeli gidişat bitki yaşamının tamamen son bulması yönündedir; Dünya'daki besin zincirinin temeli olan bitkilerin yok olması, neredeyse tüm hayvan yaşamının ölümü ile zincirleme bir reaksiyon gösterecektir.\nYaklaşık bir milyar yıl içinde Güneş'in parlaklığı şu ankinden %10 daha yüksek olacaktır. Bu, atmosferin nemli sera hâline gelip okyanusların kaçak buharlaşmasına neden olacak ve muhtemel bir sonuç olarak tüm karbon döngüsü ile levha tektoniği sona erecektir. Bu olaydan sonra yaklaşık 2-3 milyar yıl içinde gezegenin manyetik dinamosunun durma ihtimali vardır. Bu, manyetosferin bozulmasına neden olarak dış atmosferden hızlanan bir uçucu kaybına yol açabilir. Bundan dört milyar yıl sonra, Dünya'nın yüzey sıcaklığındaki artış kaçak sera etkisine neden olarak yüzeyi eritecek kadar ısıtacak, bu noktada gezegendeki tüm yaşam son bulmuş olacaktır. Dünya'nın olası kaderi ise, 7,5 milyar yıl içinde, Güneş'in kırmızı dev yıldız evresine girmesiyle gezegenin mevcut yörüngesinin ötesine genişlemesinden itibaren, Güneş tarafından yutulmasıdır.", + "question": "Dünya'nın geleceği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya'nın geleceği konusunda birçok uzun vadeli etmenin muhtelif etkilerine dayanarak biyolojik ve jeolojik çıkarımlar yapılabilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "786", + "context": "Dünya, Kuzey Yarımküre'den bakıldığında saat yönünün tersine doğru ortalama 149,60 milyon km (92,96 milyon mil) mesafede Güneş'in çevresinde dönmektedir. Bir tam yörünge 365.256 gün (1 yıldız yılı) sürer ve bu süre zarfında Dünya 940 milyon km (584 milyon mil) yol kat etmiş olur. Diğer Güneş Sistemi cisimlerinin etkisi göz ardı edildiğinde, Dünya'nın yörüngesi, Dünya'nın dönüşü olarak da bilinir. Dünya'nın dışmerkezliği 0,0167'dir. Bu nedenle Dünya-Güneş ağırlık merkezi odaklı, çift merkezli bir elipstir. Yörünge merkezi, yörüngenin büyüklüğüne göre Güneş'in merkezine nispeten yakın olduğundan, bu değer sıfıra yakındır.\nDünya'dan bakıldığında, gezegenin doğrusal yörünge hareketi, Güneş'in diğer yıldızlara göre her bir güneş gününde yaklaşık 1° doğuya doğru (ya da her 12 saatte bir Güneş veya Ay çapı kadar) hareket ediyormuş gibi görünmesine neden olur. Dünya'nın yörünge hızı ortalama 29,78 km/s (107.208 km/h; 66.616 mph) olup, gezegenin çapını 7 dakikada ve Ay'a olan mesafeyi ise 4 saatte kat edecek kadar hızlıdır.\nGüneş'in ya da Dünya'nın kuzey kutbunun üzerindeki bir noktadan bakıldığında, Dünya Güneş'in etrafında saat yönünün tersine dönüyor gibi görünmektedir. Aynı bakış açısından, hem Dünya hem de Güneş kendi eksenleri etrafında saat yönünün tersine dönüyor gibi görünür.", + "question": "Dünya'nın yörüngesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya, Kuzey Yarımküre'den bakıldığında saat yönünün tersine doğru ortalama 149,60 milyon km (92,96 milyon mil) mesafede Güneş'in çevresinde dönmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "787", + "context": "Dünya'ya yakın süpernova, Dünya'ya yakın (kabaca 100 ışık yılı uzaklıkta) bir yıldızın patlaması ile oluşan süpernovalardır. Biyosferde fark edilebilir etkiler yaratır.", + "question": "Dünya'ya yakın süpernova nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya'ya yakın süpernova, Dünya'ya yakın (kabaca 100 ışık yılı uzaklıkta) bir yıldızın patlaması ile oluşan süpernovalardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "788", + "context": "Dünya, giren enerji kazançlarını ve çıkan enerji kayıplarını içeren bir enerji bütçesine sahip fiziksel bir sistem olarak incelenebilir. Gezegenimiz yaklaşık olarak dengededir. Girenlerin toplamı neredeyse çıkanların toplamına eşittir.\nNot: Bu şematik resimler sadece net enerji transferini anlatmaktadır. Sera gazlarının etkisini veya herhangi bir değişikliği anlatmamaktadır.", + "question": "Dünya'nın enerji bütçesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya, giren enerji kazançlarını ve çıkan enerji kayıplarını içeren bir enerji bütçesine sahip fiziksel bir sistem olarak incelenebilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "789", + "context": "Jeomanyetizma, Dünya'nın manyetik alanını inceleyen jeofizik mühendisliği dalı.\nManyetik alanın kökeni, manyetik kutupların oluşumu ve kutupların zaman içinde yer değiştirmesi, kayaçlarda görülen kalıcı mıknatıslanma, yerel ya da bölgesel manyetik sapmalar, Güneş ve gezegenler ile Yer arasındaki manyetik ilişkiler ve manyetik mineral yataklarını ve çeşitli jeolojik yapıların belirlenmesi başlıca konularıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Jeomanyetizma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jeomanyetizma, Dünya'nın manyetik alanını inceleyen jeofizik mühendisliği dalı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "790", + "context": "Dünya'nın kabuğundaki elementlerin bolluğu, mg / kg olarak gösterilen her kimyasal element için tahmini kabuksal bolluk veya kütlece milyonda bir parça (ppm) (10.000 ppm =% 1) ile tablo halinde gösterilir.\nElemental bolluğun tahminleri zordur, çünkü (a) üst ve alt kabuğun bileşimi oldukça farklıdır ve (b) kıtasal kabuğun bileşimi bölgeye göre büyük ölçüde değişebilir.\n\n\n== Elementlerin Dünya'nın yerkabuğundaki bollukları listesi ==", + "question": "Kimyasal elementlerin Dünya'nın yerkabuğundaki bollukları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya'nın kabuğundaki elementlerin bolluğu, mg / kg olarak gösterilen her kimyasal element için tahmini kabuksal bolluk veya kütlece milyonda bir parça (ppm) (10." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "791", + "context": "Dünya'nın Evren'deki yeri son yüzyılda radikal bir şekilde artarak 400 yıllık teleskobik gözlemlerle oluşturulmuş bilgilerdir. Başlangıçta Dünya'nın Evren'in merkezi olduğuna inanılmakta, sadece uzaktaki sabit yıldızlar ve çıplak gözle gözlenen gezegenlerden oluşmaktaydı. 17. yüzyılda Güneşmerkez model kabul edildikten sonra William Herschel ve diğer gök bilimcilerin gözlemleriyle diğer bilgilere ulaşılabilmiştir. 20. yüzyıla gelindiğinde sarmal bulutsu gözlemleri gökadamızın; gruplar, kümeler ve süperkümelerle, genişleyen bir evren içinde milyarca gökadadan sadece bir tanesi olduğunu ortaya koymuştur. 21. yüzyıla gelindiğinde görünür Evren'in genel yapısı, iplikçikler ve boşlukların içinde şekillenen süperkümelerle netleşmeye başladı. Süperkümeler, iplikçikler ve boşluklar muhtemelen Evren'de var olan en büyük ve tutarlı yapılardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Dünya'nın konumu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya'nın Evren'deki yeri son yüzyılda radikal bir şekilde artarak 400 yıllık teleskobik gözlemlerle oluşturulmuş bilgilerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "792", + "context": "Dünya kütlesi (\n \n \n \n \n M\n \n \n E\n \n \n \n \n \n {\\displaystyle M_{\\mathrm {E} }}\n \n veya \n \n \n \n \n M\n \n ⊕\n \n \n \n \n {\\displaystyle M_{\\oplus }}\n \n olarak gösterilir, burada 🜨 Dünya için standart astronomik semboldür), Dünya gezegeninin kütlesine eşit olan bir kütle birimidir. Dünya'nın kütlesi için mevcut en iyi tahmin M🜨 = 5,9722×1024 kg'dır ve bu değerin bağıl belirsizliği 10−4'tür. Bu, 5.515 kg/m3'lük bir ortalama yoğunluğa eşittir. En yakın metrik öntakı kullanılarak, Dünya kütlesi yaklaşık olarak altı ronnagram veya 6,0 Rg'ye denk gelir.\nGüneş Sistemi'ndeki dört karasal gezegen, Merkür, Venüs, Dünya ve Mars kütleleri sırasıyla 0,055, 0,815, 1,000 ve 0,107 Dünya kütlesidir.\nBir Dünya kütlesi ilgili birimlere şu şekilde dönüştürülebilir:\n\n81,3 Ay kütlesi (ML)\n0,00315 Jüpiter kütlesi (MJ)\n0,000003003 Güneş kütlesi (M☉)", + "question": "Dünya kütlesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya kütlesi (\n \n \n \n \n M\n \n \n E\n \n \n \n \n \n {\\displaystyle M_{\\mathrm {E} }}\n \n veya \n \n \n \n \n M\n \n ⊕\n \n \n \n \n {\\displaystyle M_{\\oplus }}\n \n olarak gösterilir, burada 🜨 Dünya için standart astronomik semboldür), Dünya gezegeninin kütlesine eşit olan bir kütle birimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "793", + "context": "Mavi Bilye, 7 Aralık 1972'de Apollo 17 uzayaracı mürettebatınca Dünya'dan 29.000 km mesafeden çekilen ve yerküreyi bütün olarak gösteren ünlü fotoğraf.\nBu isim, ayrıca, NASA tarafından uyduların farklı zamanlarda çektiği fotoğraflar birleştirilerek yaratılan ve mümkün olduğunca az bulut içermesine çalışılan kolaj fotoğrafları için de kullanılır.\nApollo uzayadamlarının çektiği Mavi Bilye, tarihteki en ünlü fotoğraflardan biridir. Fotoğraf, çekildiği anda Güneş'in uzayaracının arkasında olması ve uzayaracının dünyadan hayli uzakta olması sayesinde, dünyayı tam aydınlık bir küre olarak gösterir, bu şekilde çekilebilen çok az fotoğraf bulunmaktadır. Uzayadamları, dünyanın bu görünüşünü mavi bir bilyeye benzetmiştir, fotoğrafın adı bu benzetmeden gelir.", + "question": "Mavi Bilye nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mavi Bilye, 7 Aralık 1972'de Apollo 17 uzayaracı mürettebatınca Dünya'dan 29." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "794", + "context": "Nadir Dünya hipotezi, gezegen bilimi, astronomi ve astrobiyolojide, hayatın kaynağının ve dünyadaki gibi üremenin, çok çekirdekli organizmaların evriminin biyolojik bir kompleksliğe ulaşmasında, astrofiziksel ve jeolojik durumların ve olayların umulmadık bir birleşimi ile mümkün olabileceğini söyler. Aynı hipotez, dünya dışı akıllı yaşam formlarının varlığının da oldukça az olması gerektiğini ileri sürer. \"Nadir Dünya\" teriminin özü, Nadir Dünya: Evrende Karmaşık Yaşam Neden Yaygın Değil? (2000) isimli, Peter Ward tarafından yazılan kitaba (kendisi bir paleontolojist ve jeologdur) ve bir astronot ve astrobiyolog olan Donal E. Brownlee'nin (ikisi de Washington Üniversitesi üyesidir) yazılarına dayanır.\nCarl Sagan ve Frank Drake, alternatif bir bakış açısı sunmuştur. Bu bakış açısında, dünya, tipik bir kayaç gezegendir ve istisnai olmayan bir bölgede bulunmaktadır. Sıradanlık prensibine göre, evren pek çok karmaşık yaşamla dolu olabilir. Ward ve Brownlee ise bunun aksini iddia eder: gezegen sistemlerinde de galaktik bölgelerde yer alan gezegenlere karmaşık yaşamı başlatmaları için gerekli olan uygun şartları sağlayabilecek, Güneş Sisteminde ve Samanyolu Galaksisinde çok nadir bölgeler vardır.", + "question": "Nadir Dünya hipotezi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nadir Dünya hipotezi, gezegen bilimi, astronomi ve astrobiyolojide, hayatın kaynağının ve dünyadaki gibi üremenin, çok çekirdekli organizmaların evriminin biyolojik bir kompleksliğe ulaşmasında, astrofiziksel ve jeolojik durumların ve olayların umulmadık bir birleşimi ile mümkün olabileceğini söyler." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "795", + "context": "Dünya nüfusu ya da dünya insan nüfusu, dünya üzerinde yaşayan insan sayısını belirtmektedir. Birleşmiş Milletler tarafından Kasım 2022'de yapılan açıklamaya göre, dünya nüfusu 8 milyarı aşmıştır. Dünyadaki insan nüfusunun 1 milyara ulaşması, modern insanlığın ortaya çıkışından sonra 200.000 yıldan fazla zaman aldı ve 8 milyara ulaşması sadece 219 yıl sürdü. 20. yüzyılın son 70 yılında dünya nüfusu tarihte en hızlı yükselişini gösterdi.\nİnsan nüfusu, 1315–1317 arasındaki Büyük Kıtlık ve 1346–1353 arasındaki Kara Veba'nın sona ermesinin ardından sürekli bir büyüme yaşadı. En yüksek küresel nüfus artış oranları, yılda %1,8'in üzerinde artışlarla 1955 ile 1975 yılları arasında gerçekleşti ve 1965–1970 arasında %2,1 ile zirve yaptı. Büyüme oranı, 2015 ile 2020 yılları arasında %1,1'e geriledi ve 21. yüzyılda daha da düşeceği tahmin edilmektedir. Dünyadaki insan nüfusu hâlâ artmaktadır, ancak değişen doğurganlık ve ölüm oranları nedeniyle uzun vadeli gidişatı hakkında önemli bir belirsizlik de bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi, 2050 yılına kadar dünyadaki nüfusun 9–10 milyar olacağını, 21. yüzyılın sonuna kadar ise 10–12 milyar arasında olacağını tahmin etmektedir. Diğer demograflar ve araştırmacılar ise, insan nüfusunun 21. yüzyılın ikinci yarısında azalmaya başlayacağını tahmin etmektedir. 2020 yılında, dünyadaki ortalama insan yaşı 31 idi.\nKüresel olarak toplam doğum sayısı 2015–2020 arasında \"yılda 140 milyon\" olup, bunun 2040–2045 yılları arasında \"141 milyon/yıl\" ile zirveye ulaşacağı ve ardından 2100 yılına kadar yavaş yavaş yılda 126 milyona kadar düşeceği tahmin edilmektedir. Toplam ölüm sayısı şu an \"yılda 57 milyondur\" ve 2100 yılına kadar istikrarlı bir şekilde yılda 121 milyona çıkması beklenmektedir.", + "question": "Dünya nüfusu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya nüfusu ya da dünya insan nüfusu, dünya üzerinde yaşayan insan sayısını belirtmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "796", + "context": "Sıradanlık ilkesi, bilim felsefesinde Dünya üzerinde yaşayan insanların hiçbir ayrıcalığı ve olağanüstülüğü bulunmadığını savunan görüş. Kopernikçi bir prensiptir. Hem insanın evrendeki fiziksel bulunuşu hakkında, hem de felsefi konumu hakkında aynı şeyi söyler. Bir örnek üzerinden gidilirse sıradanlık ilkesi şunu söyler: Biri bir fenomeni gözlemlediğinde, bu olay diğer pek çok olay içinden biridir; ancak biri sıra dışı bir olaya tanıklık ederse, bu sıra dışı olayın gereken koşullar sağlandığında tekrar edilebileceği kabul edilmelidir.", + "question": "Sıradanlık ilkesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sıradanlık ilkesi, bilim felsefesinde Dünya üzerinde yaşayan insanların hiçbir ayrıcalığı ve olağanüstülüğü bulunmadığını savunan görüş." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "797", + "context": "Terra Mater ya da Tellus, Roma mitolojisinde tanrıların yaratıcısı olarak bilinir. Terra Mater ve Tellus Mater Latince'de Toprak Ana anlamına gelir.\nBazı dilbilimciler Hint-Avrupa dillerinde Terra ve Tellus kelimelerinin formüllü olarak \"Tersa Tellus\" yani \"kuru toprak\" anlamına geldiğine inanmaktadırlar. Eğer bu gerçekse, Tellus kelimesinin tarihi daha eski olması gerekir.\nOxford Klasik Sözlüğü'ne göre Terra, dört ana elementi (toprak, hava, su ve ateş) simgelemektedir. Tellus'u ise yeryüzünün koruyucu tanrısı ve yerkürenin bir uzantısı olarak ifade etmektedir. Ayrıca Yunan mitolojisindeki Gaia'ya karşılık gelir.", + "question": "Tellus nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Terra Mater ya da Tellus, Roma mitolojisinde tanrıların yaratıcısı olarak bilinir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "798", + "context": "Uluslararası toplum, jeopolitik ve uluslararası ilişkilerde dünyadaki geniş bir insan ve hükûmet grubunu ifade etmek için kullanılan bir terimdir.", + "question": "Uluslararası toplum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uluslararası toplum, jeopolitik ve uluslararası ilişkilerde dünyadaki geniş bir insan ve hükûmet grubunu ifade etmek için kullanılan bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "799", + "context": "Yer merkezli yörünge veya Dünya merkezli yörünge (veya Jeosantrik yörünge), Dünya merkezli yörüngelerdir. Örnek olarak Ay ve yapay uydular verilebilir. Şu an için yaklaşık olarak 2,666 Dünya merkezli yapay uydu bulunmaktadır. Astronomide bir cismin yörüngesinin Yer etrafında olduğunu ifade eder.\n\nİrtifası 160–2,000 km (100–1,240 mil) arasında değişen yer merkezli yörüngeler Alçak Dünya yörüngesidir. 2,000 km (1,240 mil) irtifadan başlayarak yer eşzamanlı yörüngenin hemen altına, 35,786 km (22,240 mil) yüksekliğe, kadar çıkan Yer merkezli yörüngeler Orta Dünya yörüngesidir. Üzerinde yer alan cismin dönüş hızının, Dünya’nın kendi ekseni civarındaki dönüş hızıyla aynı olduğu Dünya merkezli yörünge Yer eşzamanlı yörüngedir. Yer eşzamanlı yörünge'den daha yüksek irtifaya sahip (35,786 km /22,240 mil üzeri) yörüngeler ise Yüksek Dünya yörüngesidir.", + "question": "Yer merkezli yörünge nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yer merkezli yörünge veya Dünya merkezli yörünge (veya Jeosantrik yörünge), Dünya merkezli yörüngelerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "800", + "context": "Yerölçüm, yeryüzünün büyüklüğü, biçimi, yerçekim alanları ve üzerindeki değişmez noktaları konu alan bilim dalıdır.\nUygulamada en yaygın kullanımı, yeryüzü üzerinde varsayilan noktalar ağı ve yükseklikler aracılığı ile nesnelerin yerlerinin saptanmasıdır. Yerölçüm bu ve öteki uygulamalarında, matematik, gökbilim ve fizik ilkelerini çağdaş teknolojinin olanakları ile birleştirir.", + "question": "Yerölçüm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yerölçüm, yeryüzünün büyüklüğü, biçimi, yerçekim alanları ve üzerindeki değişmez noktaları konu alan bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "801", + "context": "Dünya atmosferindeki ve kabuğundaki suyun çoğu tuzlu deniz suyundan gelirken, tatlı su toplamın yaklaşık %1'ini oluşturur. Dünyadaki suyun büyük bir kısmı tuzlu sudur ve ortalama tuzluluk oranı ‰ 35'tir (veya %3,5, kabaca 1 kg sudaki 34 gram tuza eşdeğerdir) ancak bu, çevredeki karadan alınan akış miktarına göre biraz değişir. Toplamda, okyanuslardan ve marjinal denizlerden, tuzlu yeraltı sularından ve tuzlu kapalı göllerden gelen su, dünyadaki suyun %97'sinden fazlasını oluşturur, ancak hiçbir kapalı göl küresel olarak önemli miktarda su depolamaz.\nDünya suyunun geri kalanı, gezegenin tatlı su kaynağını oluşturur. Tipik olarak tatlı su, tuzluluğu okyanuslarınkinden yüzde 1'den daha az, yani yaklaşık ‰ 0,35'ten daha az olan su olarak tanımlanır. Tuzluluğu bu seviye ile ‰ 1 arasında olan su, insanlar ve hayvanlar tarafından birçok kullanım için marjinal olduğundan, tipik olarak marjinal su olarak adlandırılır. Dünyadaki tuzlu suyun tatlı suya oranı yaklaşık 50'ye 1'dir.\nGezegenin tatlı suyu da çok düzensiz bir şekilde dağılmış durumda. Gezegenin hiçbir yerinde buzulların olmadığı Mesozoyik ve Paleojen gibi sıcak dönemlerde tüm tatlı su nehirlerde ve akarsularda bulunurken, günümüzde çoğu tatlı su buz, kar, yeraltı suyu ve toprak nemi şeklinde sadece 0,3 oranında bulunur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Yeryüzündeki su dağılımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya atmosferindeki ve kabuğundaki suyun çoğu tuzlu deniz suyundan gelirken, tatlı su toplamın yaklaşık %1'ini oluşturur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "802", + "context": "Hizmet olarak yazılım (SaaS) kullanıcılara internet üzerinden bulut tabanlı uygulamalara erişim ve kullanım olanağı sağlayan, merkezi olarak barındırılan (hosting), aboneliğe bağlı bir lisanslama ve dağıtım modeli olarak tanımlanmaktadır. E-posta servisleri, elektronik takvim ve çeşitli ofis uygulamaları yaygın kullanım alanlarıdır.", + "question": "Hizmet olarak yazılım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hizmet olarak yazılım (SaaS) kullanıcılara internet üzerinden bulut tabanlı uygulamalara erişim ve kullanım olanağı sağlayan, merkezi olarak barındırılan (hosting), aboneliğe bağlı bir lisanslama ve dağıtım modeli olarak tanımlanmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "803", + "context": "Teknoloji ya da uygulayım bilimi, (; tekno, \"zanaat, beceri, el sanatları\"; ;) İnsanlığın, içinde bulunduğu koşullarla başetmedeki yetersizliğini gidermek üzere faydalanabileceği malzeme, alet, araç ve yöntemlerin; bulunması, geliştirilmesi ve üretilmesi süreçlerine verilen ad dır.\nAvcı-Toplayıcı çağlarda kullanılan taş, sopa, ok, yay, kütük kano, tekerlekten; tarım toplumları'nda kulanılan toprak kap kacak, pulluk, at/öküz arabası, taş yapılar, yelkenli kayıklara; yerleşik düzene geçen topluluklarda kullanılan kerpiç barınaklar, köprüler, yel değirmenleri, piramidler, çelik, baruttan; günümüzde, uzay araştırmalarında veya parçacık hızlandırma deneylerinde kullanılan gelişmiş laboratuvar donanımlarına kadar tüm araç ve gereçler, insanın doğa karşısındaki zayıflık veya yetersiziliğini gidermek üzere üretilmişlerdir. Aynı zamanda, insanın doğaya karşı en yıkıcı silahı olmuştur. Teknolojik bilgi ve üretim seviyesi, tarihi boyunca devletlerin kurulması ve yıkılmasında, en güçlü etkenlerden biri haline gelmiştir. Silah, sağlık ve besin sektörleri, teknolojinin en gelişmiş araçlarını kullanmaya eğilim gösterirlerken, teknolojinin geliştirilmesinde de en çok yatırım yapan sahalardır. Teknolojik çalışmalar ile bilimsel araştırmalar aynı alanlar değillerdir fakat birbirini destekler. Bilim, bilimsel bilgiyi üretir; teknoloji ise bu bilgiyi araç geliştirilmesi ve yapımında kullanır. Teknoloji kullanımı farklı sanayi kollarının gelişimini sağlamıştır.", + "question": "Teknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji ya da uygulayım bilimi, (; tekno, \"zanaat, beceri, el sanatları\"; ;) İnsanlığın, içinde bulunduğu koşullarla başetmedeki yetersizliğini gidermek üzere faydalanabileceği malzeme, alet, araç ve yöntemlerin; bulunması, geliştirilmesi ve üretilmesi süreçlerine verilen ad dır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "804", + "context": "Biyonik (biyomimetik, biyognosis, yaratıcı mühendislik) teknik problemleri biyolojik işlevleri örnek alarak çözmeye çalışan uygulamalı bilim dalıdır. Doğada mevcut metot ve sistemleri inceleyip modern mühendislik sistemlerinde ve teknolojilerinde kullanmayı hedefler.", + "question": "Biyonik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyonik (biyomimetik, biyognosis, yaratıcı mühendislik) teknik problemleri biyolojik işlevleri örnek alarak çözmeye çalışan uygulamalı bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "805", + "context": "CORS Ağları, Gerçek Zamanlı Ulusal Sabit GNSS Ağları veya Sürekli Çalışan Referans İstasyonları (İngilizce: Continuously Operating Reference Stations (CORS)), genellikle internet üzerinden gerçek zamanlı düzeltme verileri sağlayan küresel konumlandırma ağıdır. Bu ağlar yapı ve çalışma sistemleri gereği sürekli aktiftir.\nÇalışma prensibi elektronik ölçüm cihazlarının GNSS uydularından aldıkları ham veri üzerinde anlık hesaplamalar yaparak gerçek zamanlı düzeltme verilerini geri yollamasına dayalıdır. Bu düzeltme verileri sayesinde GNSS yapıları ile belirlenen santimetre hassasiyet düzeyindeki konum belirleme işlemi milimetre düzeyine kadar daha hassas bir konum belirleme işlemine dönmektedir.", + "question": "CORS Ağları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "CORS Ağları, Gerçek Zamanlı Ulusal Sabit GNSS Ağları veya Sürekli Çalışan Referans İstasyonları (İngilizce: Continuously Operating Reference Stations (CORS)), genellikle internet üzerinden gerçek zamanlı düzeltme verileri sağlayan küresel konumlandırma ağıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "806", + "context": "Dijital miras teknolojik ortamda bırakılan maddi ve manevi miras. Alan adları, web siteleri, e-posta hesapları, sosyal ağlardaki resimler ve diğer paylaşımlar, oyun karakterleri, iTunes Match ve Spotify gibi müzik ve video servislerindeki üyelik hakları dijital miras kapsamına giren konulardır.\nDjital miras bırakabilmek için öncelikle bunun tespiti gerekmektedir. İnternet üzerinden kullanılan tüm hizmetlerdeki en güncel kullanıcı adı ve şifrelerin dökümü, mülkiyet hakkının kime geçeceğine karar verilmesi gereklidir.", + "question": "Dijital miras nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dijital miras teknolojik ortamda bırakılan maddi ve manevi miras." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "807", + "context": "Endüstriyel teknoloji, üretimi daha hızlı, daha basit ve daha verimli hale getirmek için mühendislik ve imalat teknolojisinin kullanılmasıdır. Endüstriyel teknoloji alanı, bir şirketin verimli ve karlı üretkenliğe ulaşmasına yardımcı olabilecek yaratıcı ve teknik açıdan yetkin bireyleri istihdam eder.\nEndüstriyel teknoloji programları tipik olarak optimizasyon teorisi, insan faktörleri, organizasyonel davranış, endüstriyel süreçler, endüstriyel planlama prosedürleri, bilgisayar uygulamaları ve rapor ve sunum hazırlama konularında talimatlar içerir.\nÜretim süreçlerini ve ekipmanlarını planlamak ve tasarlamak, endüstriyel teknoloji uzmanı olmanın temel yönüdür. Bir endüstriyel teknoloji uzmanı genellikle belirli tasarım ve süreçlerin uygulanmasından sorumludur.", + "question": "Endüstriyel teknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Endüstriyel teknoloji, üretimi daha hızlı, daha basit ve daha verimli hale getirmek için mühendislik ve imalat teknolojisinin kullanılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "808", + "context": "Gboard, Google tarafından yerel Android ve iOS cihazlar için geliştirilmiş bir sanal klavye uygulamasıdır. İlk olarak Mayıs 2016'da iOS'ta piyasaya sürüldü. Ardından Aralık 2016'da Android'de yayınlanan ve Android'de zaten kurulmuş olan Google Klavye uygulamasında büyük bir güncelleme olarak tanıtıldı.\nGboard, web sonuçları ve tahmini yanıtlar, GIF ve emoji içeriğinin kolay aranması ve paylaşılması, içeriğe bağlı olarak bir sonraki kelimeyi öneren tahmini bir yazma motoru ve çok dilli dil desteği de dahil olmak üzere Google Arama'ya sahiptir. Klavyede yapılan güncellemeler, GIF önerileri, koyu renk teması için seçenekler veya klavye arka planı olarak kişisel bir görüntü ekleme, sesli dikte desteği, sonraki ifade tahmini ve elle çizilmiş emoji tanıma gibi ek işlevleri etkinleştirdi. iOS'ta piyasaya sürüldüğünde, klavye sadece İngilizce için destek sunuyordu. Sonraki aylarda daha fazla dil kademeli olarak eklenirken, Android'de klavye piyasaya çıktığında 100'den fazla dili destekliyordu.\nAğustos 2018'de Gboard, Google Play Store'da 1 milyar yükleme gerçekleştirdi ve en popüler Android uygulamalarından biri haline geldi. Bu, Google Play Store tarafından ölçülür ve kullanıcılar tarafından yapılan indirmelerin yanı sıra uygulamanın önceden yüklenmiş örneklerini de içerir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Gboard nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gboard, Google tarafından yerel Android ve iOS cihazlar için geliştirilmiş bir sanal klavye uygulamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "809", + "context": "Hackathon (hackday, hackfest, datathon, ideathon, educathon veya codefest olarak da bilinir), bilgisayar programcıları, grafik tasarımcıları, arayüz tasarımcıları, ürün yöneticileri ve proje geliştiricileri dahil olmak üzere yazılım geliştirme ile ilgilenen kişilerin sprint benzeri bir tasarım etkinliğidir. yöneticiler, etki alanı uzmanları ve diğer mesleki gruplar yazılım projelerinde yoğun bir şekilde işbirliği yapar.\nHackathon yarışmalarının amacı etkinliğin sonuna kadar çalışan bir yazılım veya donanım oluşturmaktır. Hackathonlar, kullanılan programlama dilini, işletim sistemini, bir uygulamayı, bir API'yi veya programcıların konu ve demografik grubunu içerebilen belirli bir odak noktasına sahip olma eğilimindedir. hackday, hackfest gibi diğer etkinliklerde oluşturulan yazılımın türü veya yeni sistemin tasarımı üzerinde herhangi bir kısıtlama yoktur.", + "question": "Hackathon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hackathon (hackday, hackfest, datathon, ideathon, educathon veya codefest olarak da bilinir), bilgisayar programcıları, grafik tasarımcıları, arayüz tasarımcıları, ürün yöneticileri ve proje geliştiricileri dahil olmak üzere yazılım geliştirme ile ilgilenen kişilerin sprint benzeri bir tasarım etkinliğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "810", + "context": "Hedef izleme, temel görevi belli bir hedefin kinematik parametrelerini veya durumunu tahmin etmek olan hedef izleme sistemi sensör, donanım ve yazılımdan oluşmaktadır.", + "question": "Hedef izleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hedef izleme, temel görevi belli bir hedefin kinematik parametrelerini veya durumunu tahmin etmek olan hedef izleme sistemi sensör, donanım ve yazılımdan oluşmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "811", + "context": "Holografik veri depolama, büyük miktarda veriyi yüksek yoğunluklu optik depolama ortamlarında saklama amacı güden yenilikçi bir veri saklama teknolojisidir. Bu teknoloji, geleneksel optik depolama yöntemlerine göre daha büyük veri kapasitesi ve daha hızlı erişim sağlama potansiyeli sunar. Holografik veri depolama, 3D hologramlar kullanarak bilgiyi kaydeden ve yeniden çıkaran bir sistem üzerine kurulmuştur.", + "question": "Holografik Veri Depolama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Holografik veri depolama, büyük miktarda veriyi yüksek yoğunluklu optik depolama ortamlarında saklama amacı güden yenilikçi bir veri saklama teknolojisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "812", + "context": "Karanlık fabrika, minimum veya sıfır insan müdahalesi ile üretim sağlayan, makinelerin operatöre veya gözetime ihtiyaç duymadan otomatik olarak çalışmasını hedefleyen bir üretim yöntemidir.\nKaranlık fabrika yöntemi, üretim sürecinin kritik kısımlarında daha fazla otomasyona dayanır. Aynı zamanda üretim sürecinin, insanlar fabrikadan ayrıldıktan sonra da devam edebilmesi sağlanır. Bu şekilde imalatta devamlılık sağlanırken, aynı ürün kalitesinde sabit bir üretim çıktısı elde edilmektedir. Karanlık üretim belirli bir proses değil, bir üretim metodolojisidir. Gerekli otomasyon sistemlerinin sağlanmasıyla birçok fabrika bu yöntemi işletmesinde uygulayabilir. Karanlık fabrika, “lights-out”, ışıksız olarak adlandırılsa da kullanılan otomasyon sistemleriyle üretimde ışıkları kapatmaktan çok daha geniş bir etkiye sahiptir. Personel kaynaklı katı ve sıvı atık oluşumunu, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma için gereken enerji ihtiyacını, tekrarlanan ve tehlikeli görevlerde veya iş kazalarında yaralanma ya da ölüm riskini ortadan kaldırmakla beraber, insan kaynaklı üretim hataları olmadığı için ürün kalitesini artırmakta ve hatalı ürünlerden kaynaklı hammadde atıklarını minimize etmektedir. Sanayi Devriminden bu yana giderek artan otomasyon eğilimi, teknoloji alanındaki gelişmelerle birlikte büyük bir ivme kazanmıştır. Günümüzde en gelişmiş üretim tesislerinde, insanlardan daha fazla robotlara yer verilmeye başlanmıştır. İnsanlar daha fazla yaratıcılık ve öngörü gerektiren görevlerle uğraşırken; daha basit ve tekrarlayan görevler robotlar tarafından üstlenilmiştir. Daha fazla otomasyon ve erişilebilirlik sağlayan bu faaliyetler, \"karanlık fabrika\" olarak bilinen yeni bir üretim metodolojisinin merkezidir.", + "question": "Karanlık fabrika nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karanlık fabrika, minimum veya sıfır insan müdahalesi ile üretim sağlayan, makinelerin operatöre veya gözetime ihtiyaç duymadan otomatik olarak çalışmasını hedefleyen bir üretim yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "813", + "context": "Kiosk, Almanya'da ve bazı Avrupa ülkelerinde gazete, sigara ve benzeri ürünler satan büfeye verilen ad.\nTarihsel olarak, bir kiosk (Farsça kūshk'tan) 13. yüzyıldan itibaren İran, Hint altkıtası ve Osmanlı İmparatorluğu'nda bazı taraflarının veya tüm taraflarının ortak olarak kullanıldığı küçük bir bahçe köşküydü. Bugün, bu tür kioskların birkaç örneği İstanbul'daki Topkapı Sarayı ve çevresinde ve Balkan ülkelerinde görülebilir.\nKiosk, Avrupa dillerine Türkçe köşk kelimesinden geçen bir sözcüktür. İngilizce büfe anlamına gelen kiosk; havaalanları, mağazalar, süpermarketler, bankalar ve benzeri kalabalık yerlerde sipariş alma ya da bilgi verme amacıyla kullanılan mekan ve noktalardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kiosk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kiosk, Almanya'da ve bazı Avrupa ülkelerinde gazete, sigara ve benzeri ürünler satan büfeye verilen ad." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "814", + "context": "QR kodu (İngilizce: Quick Response) veya karekod, makinelerle okutulabilen bir matris barkod (iki boyutlu barkod) türüdür. 1994 yılında geliştiren Japon Denso firmasına patentlidir.\nKod genellikle kare beyaz fon üzerinde siyah motiflerden oluşur. Otomotiv sanayiinde kullanılması amacıyla geliştirilen QR Kodu Japonya ve Güney Kore'de oldukça yaygın kullanılmaktadır. Günümüzde dijital kameralı mobil telefonlarının etkisiyle QR Kodu kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Kaydedilen görsel çözümlenerek barkod içeriği kullanıcıyı internet adresine, e-posta adresine, telefon numarasına, iletişim bilgilerine, SMS veya MMS'ye veya coğrafi konum bilgisine yönlendirebilir. Piyasada birçok QR Kodu oluşturucusu ve okuyucusu vardır.", + "question": "QR kodu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "QR kodu (İngilizce: Quick Response) veya karekod, makinelerle okutulabilen bir matris barkod (iki boyutlu barkod) türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "815", + "context": "Sayısal kontrol (İngilizce: Numerical control, NC) veya tam ismi ile bilgisayarlı sayısal kontrol (İngilizce: Computer numerical control, CNC), işleme takımlarının (matkaplar, delme takımları, torna tezgâhları gibi) ve 3B yazıcıların bir bilgisayar aracılığıyla otomatik olarak kontrol edilerek şekil verilecek iş parçasının üzerinde operasyonda bulunan talaşlı imalat işlemidir. Bir CNC makinesi, kodlar ile programlanmış talimatı takip ederek manuel bir operatöre ihtiyaç duymadan, spesifikasyonları karşılamak için belli bir malzeme bazındaki iş parçasını (metal, plastik, ahşap, seramik veya kompozit gibi) istenilen şekle gelene kadar, manuelden daha hassas bir şekilde işler.\nBir CNC makinesi, programlanmış talimatlarına göre bir bilgisayar tarafından kontrol edilen, birden çok motora sahip ve hassas manevra kabiliyetine sahip bir platformdur. Programlanmış talimatlar, G-kodu ve M-kodu gibi makine kontrol kodlarının sıralı bir programı biçiminde, bir CNC makinesine yazılıp gönderilir ve ardından işlem başlatılır. Talimatlar, bir kişi tarafından veya çoğunlukla bilgisayar destekli grafik-tasarım (CAD) yazılımı ile yazılabilir. Yine G-kodlarını kullanan 3B yazıcılar söz konusu iken, talimatlar oluşturulmadan önce yazdırılacak obje \"dilimlenir\".\nCNC'nin, manuel olarak (el çarkları veya kollar gibi cihazları kullanarak) veya önceden üretilmiş model kılavuzları (kamlar) tarafından mekanik olarak kontrol edilmesi bilgisayarlı olmayan diğer makinelere göre büyük bir gelişmedir. Modern CNC sistemlerinde, mekanik bir objenin tasarımı ve üretimi son derece otomatiktir. Objenin mekanik boyutları CAD yazılımı kullanılarak tanımlanır ve ardından bilgisayar destekli üretim (CAM, Computer-aided manufacturing) yazılımı ile üretim direktiflerine çevrilir. Ortaya çıkan direktifler (\"son işlemci\" yazılımı tarafından) belirli bir makinenin bileşeni üretmesi için gerekli olan belirli komutlara dönüştürülür ve ardından CNC makinesine yüklenir. Herhangi bir bileşen, çok sayıda farklı aletin—matkaplar, testereler, v.b.—kullanımını gerektirebileceğinden, modern makineler genellikle birden çok aleti tek bir \"hücre\" içinde birleştirir. Diğer kurulumlarda ise bileşeni makineden makineye hareket ettiren harici bir kontrolör, insan veya robotik operatörler ile bir dizi farklı makine kullanılır. Her iki durumda da, herhangi bir objeyi üretmek için gereken adımlar dizisi tamamıyla otomatiktir ve orijinal CAD ile yakından eşleşen objeler üretir.\nAvantajları:\n\nAyarlama, ölçü, kontrolü, manuel hareket, v.b. gibi zaman harcayan işlemler olmadığından çok seridir.\nHassas işlem yapar.\nKalifiyeli insan gerek duymaz.\nÇalışma temposu her zaman yüksek ve aynıdır.\nHer türlü sarfiyat minimuma indirilmiştir.\nOperatörden kaynaklanacak kişisel hatalar minimuma indirilmiştir.\nDezavantajları:\n\nDetaylı bir imalat planı gerektirir.\nPahalı bir yatırım gerektirir.\nSaat başına harcadığı enerji yüksektir.\nTitiz kullanım ve bakım ister.\nYüksek kesme hızlarına dayanabilecek, kaliteli kesicilerin kullanılması gerekir.\nPeryodik bakımları uzman ve yetkili kişice, düzenli olarak yapılmalıdır.", + "question": "Sayısal kontrol nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sayısal kontrol (İngilizce: Numerical control, NC) veya tam ismi ile bilgisayarlı sayısal kontrol (İngilizce: Computer numerical control, CNC), işleme takımlarının (matkaplar, delme takımları, torna tezgâhları gibi) ve 3B yazıcıların bir bilgisayar aracılığıyla otomatik olarak kontrol edilerek şekil verilecek iş parçasının üzerinde operasyonda bulunan talaşlı imalat işlemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "816", + "context": "Sigorta teknolojisi (Insurtech), geleneksel sigorta endüstrisine dijital dönüşüm getiren ve teknoloji odaklı yenilikler sunan bir terimdir. Bu yeni teknolojiler, büyük veri analitiği, yapay zeka, makine öğrenimi ve blok zinciri gibi alanları kapsar. Bu sayede, sigorta süreçleri daha hızlı ve daha etkili bir şekilde gerçekleştirilirken, müşteri deneyimi ve hizmet kalitesi önemli ölçüde artırılır.", + "question": "Sigorta teknolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sigorta teknolojisi (Insurtech), geleneksel sigorta endüstrisine dijital dönüşüm getiren ve teknoloji odaklı yenilikler sunan bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "817", + "context": "Sina Robotik Sistemi , Laparoskopik cerrahi yapan İranlı Noaveran Robotik ve Sina Tıp firmasının bir ürünüdür.\nBu robotik cerrahi sistemi, cerrahların karmaşık ameliyatlarının gerçekleştirmesini sağlar.\nBu sistem Amerika Birleşik Devletleri patent ofisi tarafından onaylanmış ve tescil edildi.", + "question": "Sina Robotik Sistemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sina Robotik Sistemi , Laparoskopik cerrahi yapan İranlı Noaveran Robotik ve Sina Tıp firmasının bir ürünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "818", + "context": "Tek kartlı bilgisayar (SBC) (single board computer), tüm bilgisayar elemanlarını tek bir kart üzerinde barındıran bilgisayar türüdür.\nMasaüstü kişisel bilgisayardan farklı olarak tek kartlı bilgisayarlar harici bağlantılara çok gereksinim duymaz. Tek kartlı bilgisayarlar birçok farklı mikroişlemci ile inşa edilmiştir. Çoğu tek kartlı bilgisayar, ARM gibi RISC tabanlı işlemcilere sahipken daha güçlü olanlar x86 gibi CISC tabanlı işlemcilere sahiptir.", + "question": "Tek-kartlı bilgisayar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tek kartlı bilgisayar (SBC) (single board computer), tüm bilgisayar elemanlarını tek bir kart üzerinde barındıran bilgisayar türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "819", + "context": "Teknoloji gazeteciliği, teknoloji ile ilgili bir gazetecilik dalıdır. Teknoloji gazeteciliği, ürün incelemesi, iletişim teknolojileri, İnternet, sosyal medya, bilgi teknolojisi, bilimsel araştırma, robotik ve dijital dünyayla ilgili haberler, raporlar ve analizleri içerir. Teknoloji konularını kapsayan teknoloji gazetesi, teknoloji dergisi, blog haberciliği, radyo, televizyon kanalı, elektronik gazete, yeni medya, internet haberciliği, internet televizyonu türleri de popülerdir.", + "question": "Teknoloji gazeteciliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji gazeteciliği, teknoloji ile ilgili bir gazetecilik dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "820", + "context": "Teknoloji Transferi, teknolojik yeniliklerin üçüncü kişilerin kullanımına sunularak ticarileştirildiği ve sözleşme ile yürütülen süreçtir. Teknoloji pazarında transfer edilen teknolojik yenilikler tasarım, prototip, ürün aşamalarında olabilmektedir. Özü itibarıyla bir lisans sözleşmesi olan teknoloji transferi sözleşmesi için literatürde pek çok tanım yapılmıştır. Literatürdeki birinci yaklaşım; lisans anlaşmasını, en genel anlamıyla, kanunlarca özel olarak veya genel hukuk normlarıyla korunan gayri maddi bir mal ile fiili tekel durumundan, belirli bir bedel karşılığında, başkalarının yararlandırılması hakkındaki sözleşme olarak tanımlarken, bir diğer yaklaşımda ise sınai haklara ilişkin lisans sözleşmelerini, ekonomik ve ticari değeri olan bir sınai hakkı münhasıran kullanma hakkına sahip olan kişinin (lisans veren) sahip olduğu bu hakkın kullanımını lisans bedeli karşılığında kısmen veya tamamen başkasına (lisans alana) devrettiği sözleşme olarak açıklamaktadır.", + "question": "Teknoloji transferi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji Transferi, teknolojik yeniliklerin üçüncü kişilerin kullanımına sunularak ticarileştirildiği ve sözleşme ile yürütülen süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "821", + "context": "Tarih, geçmiş zamanın incelenmesi bilimidir. \"Tarih\", geçmişte yaşanan olayların incelenmesinin yanı sıra, bu olaylarla ilgili bilgilerin keşfi, toplanması, organizasyonu, sunumu ve yorumlanması ile ilgilenen disiplindir.\nİnsan veya insan dışı farkı gözetmeksizin, yer ve zaman aralığının kestirildiği bir geçmiş zaman diliminde, sebep-sonuç ilişkisi kurup, yazılı veya yazısız belge ve bulgular eşliğinde bilgiler toplayan bir akademik disiplin olan tarih, herhangi bir bilim kümesine dahil edilmez; çünkü tarih, her alanın geçmişini inceleyebilecek kadar geniş bir disiplindir. Örneğin, antik çağlardan günümüze bilimin ve bilimsel bilginin evrimini ve gelişimini incelemek isteyen kişi \"bilim tarihi\"ne, insanlığın dinî duygularını, düşüncelerini ve yeryüzündeki dinleri benzer ve farklı yönleri ile karşılaştırmalı olarak incelemek isteyen kişi \"dinler tarihi\"ne, insanlık tarihi boyunca süregelen ve savaş olarak adlandırabileceğimiz silahlı olayları ve bunların toplumlar, kültürler ve ekonomiler üzerindeki etkisini araştırmak isteyen kişi ise \"askerî tarih\"e başvurur.\nTarihî inceleme, geçmiş zamandaki olaylara ilişkin tüm bilgilerin, olayların vuku bulduğu dönemin şartları göz önüne alınarak, mümkün olduğunca nesnel bir şekilde sunulması ile oluşur. Tarih, yaşanan olayların bir daha yaşanabilmesi gibi bir olasılık olmadığından, doğa bilimlerindeki gibi deney ve gözleme dayanmaz.\n\nTarihin nihai amacı, insanın kendini tanımasıdır. 20. yüzyıl tarihçisi R. G. Collingwood'un sözleriyle, \"Tarihin değeri, insanın neler yaptığını, dolayısıyla insanın ne olduğunu bize öğretmesidir\". \"Tarih\" insanla başlar ve insanın bütün gelişim sürecini incelediği gibi dünyadaki değişimi de hafızasında taşır.\nGeçmişlerini hatırlayamayanlar, onu tekrar yaşamaya mahkûmdur.\n\n— George Santayana (İspanyol-Amerikalı filozof ve yazar)İlk olarak Antik Yunan tarihçisi Herodotos tarafından kullanılan \"tarih\" sözcüğü, Grekçe: ἱστορία, historiá (anlamı: soruşturma, araştırma) teriminden türemiştir. Sözcük, \"soruşturma, araştırma, açıklama, hesap, geçmiş olayların yazılı hesabı, geçmiş olayların kayıtlı bilgisi, hikâye, anlatı\" gibi anlamlara gelen historia olarak Klasik Latinceye geçmiştir. Oradan da bazı değişikliklere uğrayarak İngilizceye girmiştir.", + "question": "Tarih nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tarih, geçmiş zamanın incelenmesi bilimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "822", + "context": "Büyük Tarih, mevcut en iyi ampirik kanıtları ve bilimsel yöntemleri kullanarak Kozmosun, Dünyanın, Yaşamın ve İnsanlığın bütünleşmiş tarihini disiplinler arası bir yaklaşımla uzun zaman dilimlerinde anlamaya çalışır. Yaklaşık 13,8 milyar önce büyük patlamayla (big bang) başlayan geçmişimizden günümüze nasıl vardığımızı gelecekte bizi neler beklediği gibi konuları geniş bir perspektifte sunarak tarih öğretimine yeni bir yaklaşım geliştirir (büyük tarih projesi).\nGeleneksel tarih 5.500 yıl önceki yazılı kayıtlarla sınırlı kalırken, büyük tarih yazılı belgelere sınırlı kalmadan her türlü ampirik kanıtları ve bilimsel yöntemleri kullanarak geniş bir çerçeve sunmaya çalışır. 5000 yıllık tarih Dünya'nın ömrünün yalnızca milyonda birine tekabül eder.\nİlk olarak tarihçi David Christian 1991 yılında Journal of World History dergisi'ndeki bir makalesinde büyük tarihten bahsetmiş ve Macquarie Üniversitesi'nde büyük tarihle ilgili dersler vermiştir. 2 mart 2011 yılında David Christian tarafından ve Bill Gates'in sponsorluğunda kurulan büyük tarih projesi (BHP) ortaokul ve lise düzeyinde büyük tarih öğrenmek isteyenler için ücretsiz kaynaklar sağlayan çevrimiçi bir kurs olarak kurulmuştur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Büyük Tarih nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Büyük Tarih, mevcut en iyi ampirik kanıtları ve bilimsel yöntemleri kullanarak Kozmosun, Dünyanın, Yaşamın ve İnsanlığın bütünleşmiş tarihini disiplinler arası bir yaklaşımla uzun zaman dilimlerinde anlamaya çalışır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "823", + "context": "Bu, Vikipedideki kronoloji maddelerinin listesidir.", + "question": "Kronolojiler listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu, Vikipedideki kronoloji maddelerinin listesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "824", + "context": "Şeki Han Mezarlığı'ndaki epigrafik anıtlar, şu anda ya da bir zamanlar var olan yazıtlı mezar taşları, yazıtlı mezar taşları parçaları ve bir yazıtlı mezarüstü taşdan oluşmaktadır.", + "question": "Şeki Han Mezarlığı'ndaki epigrafik anıtlar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Şeki Han Mezarlığı'ndaki epigrafik anıtlar, şu anda ya da bir zamanlar var olan yazıtlı mezar taşları, yazıtlı mezar taşları parçaları ve bir yazıtlı mezarüstü taşdan oluşmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "825", + "context": "Tarihî figür, tarihte önemli olmuş, lakin artık yaşamayan bir kişidir. Kavram genellikle efsanevi olmaktan ziyade kişinin geçmişte gerçekten var olduğu anlamında kullanılmaktadır, lakin tarihi şahsiyetler etrafında gelişebilen efsaneleri gerçeklerden ayırt etmek zor olabilir.\nKaynaklar genellikle eksiktir ve özellikle tarihin erken dönemlerinden olan şahsiyetlerin bilgileri hatalı olabilir. Kişisel belgeler olmadan, tarihî bir figürün kişiliğinin daha incelikli yönleri ancak çıkarsanabilir.\nEğitimde, bilgiyi tarihî bir figürü anlatıyormuş gibi sunmak daha büyük etki sağlayabilir. Klasik zamanlardan beri, öğrencilerden tarihe hayat vermenin bir yolu olarak kendilerini tarihi bir figürün yerine koymaları istenmiştir. Tarihsel figürler genellikle gerçek ve hayalin birleştirildiği kurguda temsil edilir. Daha önceki geleneklerde, eleştirel bir tarihsel geleneğin yükselişinden önce, yazarlar, olaylara ahlaki bir amaca hizmet etmeyi amaçlayan hayali unsurları araya ekleyerek, tarihsel figürler ve eylemleri hakkında bildiklerini tanımlarken doğru olmaya daha az özen gösteriyorlardı. Daha yakın zamanlarda, yazarlar için yaratıcı hedefleriyle çatıştıklarında \"gerçeklerden\" özgürce ayrılma eğilimi bir kez daha olmuştur.", + "question": "Tarihî figür nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tarihî figür, tarihte önemli olmuş, lakin artık yaşamayan bir kişidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "826", + "context": "Bilim veya ilim, (bil- fiilinden türetilmiştir) nedensellik, merak ve amaç besleyen, olguları ve iddiaları deney, gözlem ve düşünce aracılığıyla sistematik bir şekilde inceleyen entelektüel ve uygulamalı disiplinler bütünüdür. Kimi kullanımlarda bu tanımın \"ilim\" için geçerli olmadığının altını çizmek gerekir. Çünkü bilim somut, evrensel olayları kendine konu edinmişken ilim doğaötesi olaylarla da ilgilenebilir fakat somut kanıt sunmaz. Bilimi sınıflandıran bilim felsefecileri bilimi formal bilimler, sosyal bilimler ve doğa bilimleri olmak üzere üçe ayırır. Bilimin diğer tüm dallardan en ayırt edici özelliği, savunmalarını somut kanıtlarla sunmasıdır. Bu sayede bilim, bilinmeyen olguları açıklamamıza ve evreni idrak etmemize güçlü destek olur.\nBilimsel çalışmalar belirli kıstasları karşılamak zorundadır. Tüm bilim dalları, deneysel yöntemlere ve gerçek olayla ilgili varsayımın ilişiklik gücüne bağlı olarak kanunlar çıkarmaya çalışır. Einstein bilimi, her türlü düzenden yoksun duyu verileri ile düzenli düşünceler arasında uygunluk sağlama çabası, Bertrand Russell ise gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabası olarak tanımlar.\nGeleneksel bilim sadece anlamaya ve çözmeye gereksinim duysa da ileri evrelere ulaşan bilim türleri sadece çözmeyi değil çözümden öte ilerlemeyi de kapsar. Geçmişe bakıldığında en önemli sayılan bilim dallarından bazıları matematik, geometri, gök bilimi ve tıptır. Çok çeşitli matematiksel çözümleme sistemlerinin geliştirildiği ilk zamanlardan bu yana yeni formüller, sistemler, kuramlar geliştirilmektedir ki bu da bilimin sürekliliğine bir örnektir.\nBilim ve bilimsel yöntem denenebilirliğe öncelik verir. Böylece nesnel sahicilik sağlanır ve araştırma belirli bir çerçeveye oturur. Bir varsayım (hipotez), türlü sınamalar sonucunda doğrulanırsa kuram (teori) statüsünü alabilir ve diğer bilim insanlarının çalışmalarında dayanak işlevi görür.", + "question": "Bilim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilim veya ilim, (bil- fiilinden türetilmiştir) nedensellik, merak ve amaç besleyen, olguları ve iddiaları deney, gözlem ve düşünce aracılığıyla sistematik bir şekilde inceleyen entelektüel ve uygulamalı disiplinler bütünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "827", + "context": "Matematik (Yunanca μάθημα máthēma, \"bilgi, çalışma, öğrenme\"); sayılar, felsefe, uzay ve fizik gibi konularla ilgilenir. Matematikçiler ve filozoflar arasında matematiğin kesin kapsamı ve tanımı konusunda görüş ayrılığı vardır.\nMatematikçiler örüntüleri araştırır ve bunları yeni konjektürler formüle etmekte kullanırlar. Bu konjektürlerin doğruluğunu veya yanlışlığını matematiksel ispat yoluyla çözmeye çalışırlar. Matematiksel yapılar gerçek fenomenleri iyi modelize ettiklerinde matematiksel düşünce doğa hakkında tahmin yürütmemizi ve onun iç yüzünü anlamamızı sağlayabilir. Matematik soyutlama ve mantığı kullanarak ve sistemli çalışmayla fiziksel objelerin şekillerini ve hareketlerini saymayı, hesaplamayı ve ölçmeyi mümkün kılar ve böylece gelişir. Pratik matematik yazılı kayıtlardan beri insan etkinliği olagelmiştir. Matematiksel problemlerinin çözümü için gerekli araştırma yıllarca hatta yüzyıllarca süren bir çaba gerektirebilmektedir.\nİlk titiz kayıtlara Yunan matematiğinde rastlanır. (Özellikle Öklid'in Elementler kitabında) Giuseppe Peano (1858-1932), David Hilbert (1862-1943) ve diğerlerinin geç 19 yüzyılda belitsel sistemler üzerine kurdukları çalışmalarından beri matematiksel araştırmada doğruyu kurmanın geleneği değişti. (Artık uygun olarak seçilen aksiyom ve tanımlardan titiz bir şekilde tümdengelim yapılmaktadır.) Matematik Rönesans'a kadar görece yavaş gelişti. Sonra matematikteki yenilikler diğer yeni bilimsel keșiflerle etkileșerek matematiksel keșiflerde günümüzde hâlâ devam eden hızlı bir artış sağladı.\nGalileo Galilei (1564-1642) \"Kainat dediğimiz kitap, yazıldığı dil ve harfler öğrenilmedikçe anlaşılamaz. O, matematik dilinde yazılmış; harfleri üçgen, daire ve diğer geometrik şekillerdir. Bu dil ve harfler olmaksızın kitabın tek bir kelimesinin anlaşılmasına olanak yoktur. Bunlar olmaksızın yapılan karanlık bir labirentte amaçsızca dolaşmaktır.\" Carl Friedrich Gauss (1777-1855) matematiği bilimlerin kraliçesine benzetmiştir. Benjamin Peirce (1809-1880) matematik için bilimlerin sonuçlarının çizilmesi için gereken bilim demiştir. David Hilbert \"Biz burada gelişigüzel konuşmayız. Matematik şart koşulan rastgele kuralların olduğu bir oyun gibi değildir. O yalnızca içsel gerekliliğin olduğu kavramsal bir sistemdir, aksi hiçbir şey değil.\" Albert Einstein (1879-1955), \"Matematik kesin olduğunda gerçeği yansıtmaz, gerçeği yansıttığında kesin değildir.\" Fransız matematikçi Claire Voisin, \"Matematikte yaratıcı itki, her yerinde kendini ifade etmeyi denemesidir.\" der.\nMatematik dünya genelinde doğa bilimleri, mühendislik, teknoloji ve maliye gibi birçok alanın temel aracıdır. Uygulamalı matematik, matematiksel bilginin diğer alanlara uygulanmasıyla ilgilidir. Bu uygulamalar sayesinde istatistik ve oyun teorisi gibi tamamıyla yeni matematik disiplinleri doğmuştur. Ayrıca matematikçiler soyut matematikle akıllarında herhangi bir kullanım olmadan da yalnızca matematik yapmak için uğraşırlar. Soyut matematikle uygulamalı matematiği ayıran belirgin bir çizgi yoktur. Soyut matematikteki keşifler sıklıkla pratik matematik uygulamalarının başlatıcısı olurlar.", + "question": "Matematik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematik (Yunanca μάθημα máthēma, \"bilgi, çalışma, öğrenme\"); sayılar, felsefe, uzay ve fizik gibi konularla ilgilenir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "828", + "context": "Archimedes-lab.org, görsel düşünme ve eğitim alanlarında otuz yılı aşkın deneyime sahip iki müellif ve yazar olan Gianni A. Sarcone ve Marie-Jo Waeber tarafından geliştirilen ve sürdürülen ücretsiz ve ortak çalışmaya dayalı İtalya menşeli bir eğlendirerek eğitim projesidir. Bu eğitim projesi, \"Açık Eğitim Konsorsiyumu\"nun bir parçasıdır ve çevrimiçi eğitim konusunda uzmanlaşmış danışmanlardan oluşan bir ağ tarafından denetlenmektedir.\nWeb sitesinin temel amacı, matematiği farklı şekilde öğretmek, görsel bulmacalar ve oyunlar aracılığıyla herkesin erişimine açık hale getirmektir. Site, ziyaretçilere rekreasyonel (eğlence amaçlı) matematik dünyasında çeşitli problem çözme stratejileri ve keşifler konusunda rehberlik etmektedir.\nSitenin sınırlı bölümleri Fransızca, İtalyanca, İspanyolca ve Almanca olarak sunulmaktadır. Ancak \"Haftanın Bulmacası\", \"Pazar Bulmacası\" ve \"Ayın Bulmacası\" gibi normal bulmaca özellikleri üç dilde mevcuttur: İngilizce, Fransızca ve İtalyanca.", + "question": "Archimedes-lab.org nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Archimedes-lab." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "829", + "context": "Sayı teorisinde, Bertrand'ın varsayımı n > 3 için n ile 2n-2 arasında en az bir asal sayı olduğunu belirten bir teoremdir.\nDaha az kısıtlayıcı bir formülasyon şöyledir: n > 1 için n ile 2n arasında her zaman en az bir asal sayı vardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Bertrand varsayımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sayı teorisinde, Bertrand'ın varsayımı n > 3 için n ile 2n-2 arasında en az bir asal sayı olduğunu belirten bir teoremdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "830", + "context": "Bessel polinomları, matematikteki ortogonal polinomların bir dizisidir. Bessel polinomlarıyla ilgili birbirinden farklı ama birbiriyle yakından ilişkili çok sayıda tanım vardır. Matematikçiler tarafından tercih edilen tanım şu seriyle verilmektedir: \n\n \n \n \n \n y\n \n n\n \n \n (\n x\n )\n =\n \n ∑\n \n k\n =\n 0\n \n \n n\n \n \n \n \n \n (\n n\n +\n k\n )\n !\n \n \n (\n n\n −\n k\n )\n !\n k\n !\n \n \n \n \n \n \n (\n \n \n x\n 2\n \n \n )\n \n \n k\n \n \n .\n \n \n {\\displaystyle y_{n}(x)=\\sum _{k=0}^{n}{\\frac {(n+k)!}{(n-k)!k!}}\\,\\left({\\frac {x}{2}}\\right)^{k}.}\n \n\nElektrik mühendisleri tarafından tercih edilen başka bir tanım bazen ters Bessel polinomları olarak bilinir. \n\n \n \n \n \n θ\n \n n\n \n \n (\n x\n )\n =\n \n x\n \n n\n \n \n \n \n y\n \n n\n \n \n (\n 1\n \n /\n \n x\n )\n =\n \n ∑\n \n k\n =\n 0\n \n \n n\n \n \n \n \n \n (\n n\n +\n k\n )\n !\n \n \n (\n n\n −\n k\n )\n !\n k\n !\n \n \n \n \n \n \n \n x\n \n n\n −\n k\n \n \n \n 2\n \n k\n \n \n \n \n .\n \n \n {\\displaystyle \\theta _{n}(x)=x^{n}\\,y_{n}(1/x)=\\sum _{k=0}^{n}{\\frac {(n+k)!}{(n-k)!k!}}\\,{\\frac {x^{n-k}}{2^{k}}}.}\n \n\nİkinci tanımın katsayıları birinciyle aynıdır ancak ters sıradadır. Örneğin üçüncü derece Bessel polinomu;\n\n \n \n \n \n y\n \n 3\n \n \n (\n x\n )\n =\n 15\n \n x\n \n 3\n \n \n +\n 15\n \n x\n \n 2\n \n \n +\n 6\n x\n +\n 1\n \n \n {\\displaystyle y_{3}(x)=15x^{3}+15x^{2}+6x+1}\n \n\nüçüncü derece ters Bessel polinomu ise;\n\n \n \n \n \n θ\n \n 3\n \n \n (\n x\n )\n =\n \n x\n \n 3\n \n \n +\n 6\n \n x\n \n 2\n \n \n +\n 15\n x\n +\n 15.\n \n \n {\\displaystyle \\theta _{3}(x)=x^{3}+6x^{2}+15x+15.}\n \n\nBessel elektronik filtrelerinin tasarımında ters Bessel polinomu kullanılmaktadır.", + "question": "Bessel polinomları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bessel polinomları, matematikteki ortogonal polinomların bir dizisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "831", + "context": "Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler; a sıfırdan farklı, b ise herhangi bir gerçek veya karmaşık sayı olmak üzere,\n\n \n \n \n a\n x\n +\n b\n =\n 0\n \n \n {\\displaystyle ax+b=0}\n \n\nformunda polinom ifadeleridir. Bu eşitlikteki x değişken, a başkatsayı ve b sabittir.", + "question": "Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler; a sıfırdan farklı, b ise herhangi bir gerçek veya karmaşık sayı olmak üzere,\n\n \n \n \n a\n x\n +\n b\n =\n 0\n \n \n {\\displaystyle ax+b=0}\n \n\nformunda polinom ifadeleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "832", + "context": "Çevre, bir geometrik cismi oluşturan kenarların uzunlukların toplamasıyla elde edilen bir geometrik terimdir.", + "question": "Çevre (geometri) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çevre, bir geometrik cismi oluşturan kenarların uzunlukların toplamasıyla elde edilen bir geometrik terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "833", + "context": "Ebced (Arapça: ابجد), İslamiyet'in kabulünden ve Arabistan'da Hint rakamları kullanılmaya başlanmadan önce hesap yapabilmek için harflerin rakam olarak kullanıldığı bir sayı sistemidir. Çağdaş ondalık sayı sistemi olan Hint sayıları çıktıktan sonra hesap yapmak için uygun olmayan ebced terk edilmiştir. Ebced rakamları kullanılarak ebced hesabı yapılabilir.\nEbced, geleneksel Arap alfabesinin eski sıralanışından (elif, ba, cim, dal) ilk dört harfinin okunuşlarıyla (E-B-Ce-D) türetilmiş bir sözcüktür. Ebced hesabı ise Ebced rakamları denilen alfabetik bir sayı sistemini kullanarak, kelime, cümlecik veya cümlelerin sayısal değerini hesaplama ve bunlardan anlamlar çıkartma işlemidir. Teori incelenen kelime, cümlecik veya metinde bir şekilde gizli şifreleme bulunduğu varsayımına dayanır.\nSemitik alfabelerde olduğu gibi Arap alfabesiyle yazılan bir yazıda da harflerin sayısal değerleri ile bir şifreleme (cifr) yapılmış olabilirdi ve gelecekte hâdiselerin vukuu zamanının tespiti (Kehanet) için harflerin sayısal değerleri kullanılarak bu kehanetlerin sırrı gizemi açılabilirdi. Bir cümle veya cümleciğin Ebced değeri (\"cümle hesabı\") varsayılan bu gizem'in anahtarı olurdu.", + "question": "Ebced hesabı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ebced (Arapça: ابجد), İslamiyet'in kabulünden ve Arabistan'da Hint rakamları kullanılmaya başlanmadan önce hesap yapabilmek için harflerin rakam olarak kullanıldığı bir sayı sistemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "834", + "context": "Matematiksel tümevarımda üslü sayılarda bir toplama ilkesidir.\nDaha önce bilinen 1+r+r²+r³+···+rn-1=(1-rn)/(1-r) formülü ile tüm terimleri pozitif, tabanı aynı olan ve bu yapıdaki üslü sayıların toplamı bulunabiliyordu. Ekin Yöntemi 1-r+r²-r³+···-rn=1-rn+1/1+r (fakat burada \"n\" teriminin tek sayı olması gerekli.) formülü ile bu yapıdaki toplamları bulmak için kısayol sağlar. Bu tümevarımdan da ispatlanabilir.\nTümevarımdan İspat:\n(Burada yapılan ispatta \"k\" terimine (+1) eklendiği için \"k\" tek değil çift bir sayı olmuştur bundan dolayı formülde aşşağıdaki gibi değişiklik olmuştur.)\nP(1) için=> 1-1=1-11-1/1+1 'den P(1) doğrudur.\nP(k) için=> 1-r+r²-r³+···-rk-1=1-rk/(1+r) 'nin doğruluğunu kabul edip;\nP(k+1)için=> 1-r+r²-r³+···-rk-1+rk=1+rk+1/(1+r) nin doğruluğuna bakalım.\nP(k) polinomunda her iki tarafa +rk ekleyelim.\n1-r+r²-r³+···-rk-1+rk=(1-rk/1+r)+rk\nİçler dışlar çarpımı yapıldığında;\n\n1-r+r²-r³+···-rk-1+rk=(1-rk+rk+rk+1)/1+r\n\nve sonuç olarak;\n1-r+r²-r³+···-rk-1+rk=1+rk+1/(1+r) doğruluğu ispatlanır.", + "question": "Ekin yöntemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematiksel tümevarımda üslü sayılarda bir toplama ilkesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "835", + "context": "Integral hesapla Eliptik integralin bağlantısı elipsin yay uzunluğu ile ilgilidir.\nBunu ilk gösteren Leonhard Euler'in öğrencisi Giulio Fagnano olmuştur.\nModern Matematikte eliptik integral'in en geniş şekilde bir f fonksiyonu olarak tanımlanmış formu:\n\n \n \n \n f\n (\n x\n )\n =\n \n ∫\n \n c\n \n \n x\n \n \n R\n (\n t\n ,\n P\n (\n t\n )\n )\n \n d\n t\n \n \n \n \n {\\displaystyle f(x)=\\int _{c}^{x}R(t,P(t))\\ dt\\,\\!}\n \n şeklindedir.\nBurada R rasyonel fonksiyon ikinci arjuman,P ise 3 veya 4 derceden kökleri katlı olmayan bir polinomdur.\nGenel olarak eliptik fonksiyonlar elemanter olarak ifade edilemezler.Bu genel kurala istisna lar vardır köklerin katlı olması veya R (x,y)'de y'nin tek kuvvetlerden yoksun olması gibi, ancak uygun indirgeme formülü ile her eliptik fonksiyon rasyonel fonksiyonlara ayrılabilir.Bu şekilde üç kanonik şekli olan integraller tek bir form haline getirilebilir, yani birinci tür, ikinci tür, üçüncü tür eliptik integraller gibi.\nFormlar aşağıda verilmiştir, Ayrıca Legendre formu ve Carlson simetrik şekli şeklinde de ifadeleri vardır, ek olarak Schwarz–Christoffel haritalaması'da teoriye eklenebilir. Tarihsel olarak eliptik integraller eliptik fonksiyonların tersi olarak keşfedilmiştir. Özellikle, E var (sn (z, k); k) = z, burada sn, Jacobi eliptik fonksiyonu'ndan biridir.", + "question": "Eliptik integral nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Integral hesapla Eliptik integralin bağlantısı elipsin yay uzunluğu ile ilgilidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "836", + "context": "EqWorld matematiksel denklemlerle ilgili bilgileri listeleyen ücretsiz bir çevrimiçi matematik referans web sitesidir. Web sitesinin ilk sayfası 2 Nisan 2004'te oluşturulmuştur.\nEqWorld web sitesi, adi diferansiyel denklemler, kısmi diferansiyel denklemler, integral denklemler, fonksiyonel denklemler ve diğer matematiksel denklemler hakkında kapsamlı bilgiler sunar. Ayrıca denklemleri çözmek için bazı yöntemleri özetler, denklemleri çözmek için birçok kaynağı listeler ve kullanıcıların da ilave yapabileceği bir denklem arşivine sahiptir.\nEqWorld web sitesi, dünyanın her yerindeki araştırmacılar, üniversite öğretmenleri, mühendisler ve öğrenciler için tasarlanmıştır. Yaklaşık 2000 web sayfası içerir ve sitede sunulan tüm kaynaklar kullanıcılarına ücretsizdir.\n\nWeb sitesi, Mekanik Problemleri Enstitüsü, Rusya Bilimler Akademisi tarafından barındırılmakta olup Alexei I. Zhurov, Alexander L. Levitin ve Dmitry A. Polyanin tarafından yönetilmektedir. Genel Yayın Yönetmeni Andrei D. Polyanin'dir. EqWorld, Rusya Temel Araştırma Vakfı (RFBR:Russian Foundation for Basic Research) tarafından kısmen desteklenmektedir.", + "question": "EqWorld nedir?", + "answers": { + "text": [ + "EqWorld matematiksel denklemlerle ilgili bilgileri listeleyen ücretsiz bir çevrimiçi matematik referans web sitesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "837", + "context": "Kartezyen çarpımı, A ve B kümeleri verildiğinde, birinci bileşeni A kümesinden ve ikinci bileşeni B kümesinden alınarak oluşturulmuş tüm sıralı ikililerin oluşturduğu kümeye A kartezyen B kümesi denir, yapılan bu işleme de A ile B’nin kartezyen çarpımı denir ve AxB ile gösterilir.\n1. bileşen A kümesinden, 2. bileşen B kümesinden olunmasına dikkat edilmelidir. 1. bileşen B kümesinden ve 2. bileşen A kümesinden alınsaydı bu işlem BxA olarak gösterilirdi.\n\nÖrnek\nA = {1, 2} ve B = {3, 4, 5} kümeleri için A×B ve B×A kümeleri:\nA×B = {(1, 3), (1, 4), (1, 5), (2, 3), (2, 4), (2, 5)}\nB×A = {(3, 1), (4, 1), (5, 1), (3, 2), (4, 2), (5, 2)}", + "question": "Kartezyen çarpımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kartezyen çarpımı, A ve B kümeleri verildiğinde, birinci bileşeni A kümesinden ve ikinci bileşeni B kümesinden alınarak oluşturulmuş tüm sıralı ikililerin oluşturduğu kümeye A kartezyen B kümesi denir, yapılan bu işleme de A ile B’nin kartezyen çarpımı denir ve AxB ile gösterilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "838", + "context": "Kesin artan; dizinin bir sonraki teriminin, her zaman için bir önceki teriminden büyük olduğunu ifade eder. Monoton artanlıktan farkı ise; dizinin bir sonraki teriminin, bir önceki teriminden büyük eşit (\n \n \n \n ≥\n \n \n {\\displaystyle \\geq }\n \n) değil, sadece büyük (\n \n \n \n >\n \n \n {\\displaystyle >}\n \n) olduğunu ifade eder. (\n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n +\n 1\n \n \n {\\displaystyle a_{n}+1}\n \n\n \n \n \n >\n \n \n {\\displaystyle >}\n \n\n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle a_{n}}\n \n) olur.", + "question": "Kesin artan nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kesin artan; dizinin bir sonraki teriminin, her zaman için bir önceki teriminden büyük olduğunu ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "839", + "context": "Matematik, sayı, uzay, matematiksel yapı ve değişim gibi konuları araştıran bir çalışma alanıdır. Matematik ve bilim arasındaki ilişki hakkında daha fazla bilgi Matematik ve bilim bölümünde bulunabilir.", + "question": "Matematiğin ana hatları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematik, sayı, uzay, matematiksel yapı ve değişim gibi konuları araştıran bir çalışma alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "840", + "context": "Matematik konularının listesi, matematik ile ilgili çeşitli konuları kapsar. Bu listelerden bazıları yüzlerce makaleye bağlantı içerir; bazıları sadece birkaç tane ile bağlantılıdır. Bu makale, aynı içeriği, göz atmaya daha uygun bir şekilde organize halde bir araya getirmektedir. Listeler, temel ve ileri matematik, metodoloji, matematiksel ifadeler, integraller, genel kavramlar, matematiksel nesneler ve referans tablolarının özelliklerini kapsar. Ayrıca insanların adını taşıyan denklemleri, matematiksel toplulukları, matematikçileri, matematik dergilerini ve meta listeleri de kapsar.\nBu listenin amacı, American Mathematical Society tarafından formüle edilen Matematik Konu Sınıflandırmasına benzer değildir. Birçok matematik dergisi, araştırma makalelerinin ve açıklayıcı makalelerin yazarlarından, makalelerinde Matematik Konu Sınıflandırmasındaki konu kodlarını listelemelerini ister. Bu şekilde listelenen konu kodları, iki ana gözden geçirme veritabanı olan Mathematical Reviews ve Zentralblatt MATH tarafından kullanılmaktadır. Bu liste, üstel konuların listesi ve faktöryel ve binom konuların listesi gibi bu tür bir sınıflandırmaya uymayan bazı öğeler içerir; bu, kapsama alanlarının çeşitliliği okuyucuyu şaşırtabilir.", + "question": "Matematik konularının listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematik konularının listesi, matematik ile ilgili çeşitli konuları kapsar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "841", + "context": "Mathematics Genealogy Project (MGP) (Türkçe: Matematik Şecere Projesi), matematikçilerin akademik soyağacı için web tabanlı bir veritabanıdır. 31 Aralık 2021'e kadar, araştırma düzeyinde matematiğe katkıda bulunan 274.575 matematik bilimcisi hakkında bilgi içeriyordu. Tipik bir matematikçi için proje girişinde mezuniyet yılı, tez başlığı (Matematik Konu Sınıflandırmasına göre), alma mater, doktora danışmanı ve doktora öğrencileri bulunur.", + "question": "Matematik Soyağacı Projesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mathematics Genealogy Project (MGP) (Türkçe: Matematik Şecere Projesi), matematikçilerin akademik soyağacı için web tabanlı bir veritabanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "842", + "context": "Matematiksel nesneler, matematikte karşılaşılan soyut kavramlara denir. Matematiğin alışıldık dilinde nesne, formal olarak tanımlanmış veya tanımlanabilecek ve matematiksel kanıtlarda kullanılabilecek herhangi bir şey olabilir. Her matematik dalının kendi nesneleri vardır, bu dallara göre bazı örnekler:\n\nKombinatorik\npermütasyonlar, kombinasyonlar\n\nKüme kuramı\nkümeler, küme ayrışımları/bölütleri, işlevler, bağıntılar\n\nGeometri\nnoktalar, doğrular, doğru parçaları, çokgenler (üçgenler, dörtgenler, beşgenler, altıgenler, ...), daireler, elipsler, paraboller, hiperboller, küreler, elipsoitler, paraboloitler, hiperboloitler, silindirler, koniler\n\nÇizge (graf) kuramı\nçizgeler, ağaçlar, düğümler, kenarlar\n\nTopoloji\ntopolojik uzaylar ve çok katlılar\n\nDoğrusal (lineer) cebir\nskalerler, vektörler, matrisler, tensörler\n\nSoyut cebir\ngruplar, halkalar, modüller, alanlar, vektör uzayları", + "question": "Matematiksel nesne nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematiksel nesneler, matematikte karşılaşılan soyut kavramlara denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "843", + "context": "Matematikte, Artin Örgü Grubu olarak da bilinen n iplik üzerindeki örgü grubu (\n \n \n \n \n B\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle B_{n}}\n \n ile gösterilir), elemanları n-örgülerin denklik sınıfları olan gruptur. Örgü gruplarının örnek uygulamaları arasında düğüm teorisi (knot theory), matematiksel fizikte; Artin'in örgü grubunun Yang-Baxter denklemine karşılık geldiği kanonik sunumu (matematiksel fizik konusu) ve cebirsel geometrinin monodromy değişmezleri yer alırlar.", + "question": "Örgü grubu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematikte, Artin Örgü Grubu olarak da bilinen n iplik üzerindeki örgü grubu (\n \n \n \n \n B\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle B_{n}}\n \n ile gösterilir), elemanları n-örgülerin denklik sınıfları olan gruptur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "844", + "context": "Makalenin kısa özeti; farklı nesnelerin koleksiyonları olarak kümeler hakkında konuşur, matematikte birçok kullanımları olduğunu ve matematiğin set teorisinde kodlanabileceğini ve matematiğin çoğunu yapmak için yeterince küme teorisinin aksiyomatize edilebileceğini belirtir. Konunun aksiyomları veya amaçlanan yorumu ile tanımlanıp tanımlanmadığı konusunda tarafsız kalır. Antinomilerden bahsedilirse, aksiyomatizasyonun çözüm olduğunu iddia etmemeli, ancak bazılarının onları aksiyomatizasyon ile çözüldüğünü, diğerleri de kümülatif hiyerarşi ile değerlendirdiğini belirtmelidir.\n->\n Venn diyagramı, ikisinin set matematik Kümeleri.\nKüme teorisi, gayri resmi olarak nesne koleksiyonları olan matematiksel mantığın ' kümeleri üzerinde çalışan bir dalıdır. Herhangi bir nesne türü bir kümede toplanabilse de, küme teorisi çoğunlukla matematikle ilgili nesnelere uygulanır. Küme teorisinin dili neredeyse tüm matematiksel nesne leri tanımlamak için kullanılabilir.\nModern set teorisi çalışması 1870'lerde Georg Cantor ve Richard Dedekind tarafından başlatılmıştır. Naif küme teorisi 'de Russell'ın paradoksu gibi paradokslar keşfinden sonra, yirminci yüzyılın başlarında çok sayıda aksiyom sistemleri, Zermelo – Fraenkel aksiyomları, tercih edilen aksiyomu ile veya bunlar olmadan en iyi bilinenlerdir.\nKüme teorisi yaygın olarak Matematiğin temel sistemi, özellikle Zermelo – Fraenkel set teorisinin tercih edilen aksiyomu şeklinde kullanılır. Set teorisi, temel rolünün ötesinde, aktif bir araştırma topluluğu ile matematiğin bir dalıdır. Kümeler teorisine yönelik çağdaş araştırma, gerçek sayı çizgisinin yapısından büyük kardinal 'in tutarlılığı' nın incelenmesine kadar çok çeşitli konuları içermektedir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Set teorisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Makalenin kısa özeti; farklı nesnelerin koleksiyonları olarak kümeler hakkında konuşur, matematikte birçok kullanımları olduğunu ve matematiğin set teorisinde kodlanabileceğini ve matematiğin çoğunu yapmak için yeterince küme teorisinin aksiyomatize edilebileceğini belirtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "845", + "context": "Sıkıştırılmış algılama (İngilizce: Compressed sensing) (sıkıştırmalı algılama, sıkıştırmalı örnekleme veya seyrek örnekleme olarak da bilinir), bir sinyali verimli bir şekilde elde etmek ve yeniden oluşturmak için kullanılan bir sayısal sinyal işleme tekniğidir. Bu yöntem, sinyalin elde ediliş işlemi belirsiz doğrusal denklem sistemi olarak ifade edilip seyreklik kısıtlamaları empoze edilerek çözülmesine dayanır. Bu yöntemle sinyal, Nyquist–Shannon örnekleme teoreminde belirtilenden daha az örnekle oluşturulabilir.", + "question": "Sıkıştırılmış algılama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sıkıştırılmış algılama (İngilizce: Compressed sensing) (sıkıştırmalı algılama, sıkıştırmalı örnekleme veya seyrek örnekleme olarak da bilinir), bir sinyali verimli bir şekilde elde etmek ve yeniden oluşturmak için kullanılan bir sayısal sinyal işleme tekniğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "846", + "context": "Bu Spiraller listesi, matematiksel olarak tanımlanan spiralleri içerir.", + "question": "Spiraller listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu Spiraller listesi, matematiksel olarak tanımlanan spiralleri içerir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "847", + "context": "Normal dağılım kullanılarak bazı olasılık değerlerini hesaplamak zor ve zahmetli olabilir. Bu nedenle, normal dağılımın ortalaması sıfıra ve varyansı bire eşitlenerek işlemler daha kolay hale getirilir. Bu yönteme standart normal dağılım adı verilir.\n\n \n \n \n X\n ∼\n N\n (\n μ\n ,\n \n σ\n \n 2\n \n \n )\n \n \n {\\displaystyle X\\sim N(\\mu ,\\sigma ^{2})}\n \n\nşeklinde gösterilen normal dağılımda, X değişkeninden ortalamayı çıkarıp standart sapmaya bölerek standartlaştırma yapılır. Bu işlem şu şekilde gösterilir:\n\n \n \n \n \n \n \n X\n −\n μ\n \n σ\n \n \n =\n Z\n ∼\n N\n (\n 0\n ,\n 1\n )\n \n \n {\\displaystyle {\\frac {X-\\mu }{\\sigma }}=Z\\sim N(0,1)}\n \n\nÖrneğin, bir sınıftaki not ortalaması 20 ve varyansı 25 olan bir normal dağılımda, 22'den daha az not alınma olasılığını hesaplamak için:\n\n \n \n \n X\n ∼\n N\n (\n 20\n ,\n 25\n )\n \n \n {\\displaystyle X\\sim N(20,25)}\n \n\nşeklinde tanımlama yapılır ve bu veriler standart normal dağılıma dönüştürülür:\n\n \n \n \n \n \n \n 22\n −\n 20\n \n 5\n \n \n =\n Z\n ∼\n N\n (\n 0\n ,\n 1\n )\n \n \n {\\displaystyle {\\frac {22-20}{5}}=Z\\sim N(0,1)}\n \n\nP(X<22) = P(Z<(22-20)/5) = P(Z<0.4) olur. Standart normal dağılım tablosundan 0.4 olasılığı bulunarak P(Z<0.4) ≈ 0,6554 elde edilir. Bu durumda 22'den daha az not alma olasılığı yaklaşık %65 olarak hesaplanır. Normal dağılım, üniversitelerde not dağılımını hesaplamak için kullanıldığı için sıklıkla \"çan eğrisi\" olarak da adlandırılır.\nStandart normal dağılımın olasılık gösterimleri:\nP(Z>Z₀) = 1 - P(Z-Z₀) = P(Z\n \n \n {\\displaystyle >}\n \n\n \n \n \n \n n\n \n 0\n \n \n \n \n {\\displaystyle n_{0}}\n \n) (\n \n \n \n \n n\n \n 0\n \n \n \n \n {\\displaystyle n_{0}}\n \n\n \n \n \n ∈\n \n \n {\\displaystyle \\in }\n \nN) bir a sayısına (a\n \n \n \n ∈\n \n \n {\\displaystyle \\in }\n \nR) istenildiği kadar (ε kadar) yakınlaşabileceğini gösterir. ε\n \n \n \n >\n \n \n {\\displaystyle >}\n \n0 olmak üzere dizinin \n \n \n \n \n n\n \n 0\n \n \n \n \n {\\displaystyle n_{0}}\n \n'dan sonraki tüm terimleri a sayısının ε civarındadır. Eğer ki \n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle a_{n}}\n \n dizisi bir süre sonra a sayısının ε kadar etrafında yer alıyorsa matematiksel tanımı;\n\n \n \n \n {\n \n \n {\\displaystyle \\{}\n \n\n \n \n \n ∀\n \n \n {\\displaystyle \\forall }\n \nε\n \n \n \n >\n \n \n {\\displaystyle >}\n \n0, \n \n \n \n ∃\n \n \n {\\displaystyle \\exists }\n \n\n \n \n \n \n n\n \n 0\n \n \n \n \n {\\displaystyle n_{0}}\n \n\n \n \n \n ∈\n \n \n {\\displaystyle \\in }\n \nN | \n \n \n \n ∀\n \n \n {\\displaystyle \\forall }\n \nn\n \n \n \n ≥\n \n \n {\\displaystyle \\geq }\n \n\n \n \n \n \n n\n \n 0\n \n \n \n \n {\\displaystyle n_{0}}\n \n\n \n \n \n ⇒\n \n \n {\\displaystyle \\Rightarrow }\n \n |\n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle a_{n}}\n \n-a|\n \n \n \n <\n \n \n {\\displaystyle <}\n \nε\n \n \n \n }\n \n \n {\\displaystyle \\}}\n \n şeklindedir ve \n \n \n \n \n \n (\n \n \n \n \n {\\displaystyle {\\bigl (}}\n \n\n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle a_{n}}\n \n\n \n \n \n \n \n )\n \n \n \n \n {\\displaystyle {\\bigr )}}\n \n\n \n \n \n →\n \n \n {\\displaystyle \\rightarrow }\n \na olarak gösterilir. \n \n \n \n \n lim\n \n n\n →\n ∞\n \n \n \n \n {\\displaystyle \\lim _{n\\to \\infty }}\n \n\n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle a_{n}}\n \n=a olur.", + "question": "Yakınsaklık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yakınsaklık kavramı dizilerde, serilerde vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "850", + "context": "Biyoloji ya da dirim bilimi, yaşamın bilimsel olarak incelenmesidir. Geniş bir kapsama sahip bir doğa bilimidir ancak onu tek ve tutarlı bir alan olarak birbirine bağlayan birkaç birleştirici teması vardır. Örneğin, tüm organizmalar, gelecek nesillere aktarılabilen genlerde kodlanmış kalıtsal bilgileri işleyen hücrelerden oluşur. Bir diğer ana tema ise yaşamın birliğini ve çeşitliliğini açıklayan evrimdir. Enerji işleme, organizmaların hareket etmesine, büyümesine ve çoğalmasına izin verdiği için yaşam için de önemlidir. Son olarak, tüm organizmalar kendi iç ortamlarını düzenleyebilmektedir.\nBiyologlar, bir hücrenin moleküler biyolojisinden bitki ve hayvanların anatomi ve fizyolojisine ve popülasyonların evrimine kadar yaşamı çoklu organizasyon seviyelerinde inceleyebilirler. Bu nedenle, biyoloji içinde her biri araştırma sorularının doğası ve kullandıkları araçlarla tanımlanan çok sayıda alt disiplin vardır. Diğer bilim insanları gibi biyologlar da gözlem yapmak, sorular sormak, hipotezler üretmek, deneyler yapmak ve çevrelerindeki dünya hakkında sonuçlar çıkarmak için bilimsel yöntemi kullanırlar.\nDünya üzerinde 3,7 milyar yıldan daha uzun bir süre önce ortaya çıkan yaşam son derece çeşitlidir. Biyologlar, arkea ve bakteriler gibi prokaryotik organizmalardan protistler, mantarlar, bitkiler ve hayvanlar gibi ökaryotik organizmalara kadar çeşitli yaşam biçimlerini incelemeye ve sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bu çeşitli organizmalar, biyofiziksel çevreleri aracılığıyla besin ve enerji döngüsünde özel roller oynadıkları bir ekosistemin biyolojik çeşitliliğine katkıda bulunurlar.", + "question": "Biyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyoloji ya da dirim bilimi, yaşamın bilimsel olarak incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "851", + "context": "Aerobik organizma ya da kısaca aerob terimi, oksijenli ortamlarda üreyen organizmalara verilen isimdir. Tam tersi olan anaerobik organizma ise gelişim için oksijene ihtiyaç duymayan organizmadır. Bazı anaerob canlılar oksijen varlığında negatif reaksiyon verirler ve hatta ölebilirler. Aerobların oksijenli solunum yapabilmeleri, anaeroblara göre daha kazançlı olmalarını sağlamaktadır, çünkü aerobik solunumda daha fazla enerji açığa çıkmaktadır.", + "question": "Aerob nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aerobik organizma ya da kısaca aerob terimi, oksijenli ortamlarda üreyen organizmalara verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "852", + "context": "Barr cisimciği veya X- Kromatin; Somatik Hücrelerde Nükleus Zarı'na yapışık olarak bulunan 0.7 ila 1.4 mikron büyüklüğündeki DNA parçası olup, inaktif forma geçen X kromozomunu ifade etmektedir.", + "question": "Barr cisimciği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Barr cisimciği veya X- Kromatin; Somatik Hücrelerde Nükleus Zarı'na yapışık olarak bulunan 0." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "853", + "context": "Besin ağı ya da besin döngüsü besin zincirlerinin doğal olarak bağlaşmasıdır ve genellikle ekolojik bir topluluk içinde neyin ne ile beslendiğini gösteren grafiksel bir gösterimdir. Çevrebilimciler tüm yaşam biçimleri kabaca trofik düzey adı verilen iki kategoride sınıflandırırlar: ototroflar ve heterotroflar. Ototroflar büyümek, gelişmek ve üremek için mineraller ve karbon dioksit gibi gazlardan oluşan inorganik maddelerden organik madde üreterek kendi besinlerini sağlarlar. Bu kimyasal tepkimelerin gerektirdiği enerji güneşten çoğunlukla fotosentez yoluyla elde edilir. Hidrotermal bacalar ve kaplıcalar az da olsa güneşin yanında diğer enerji kaynaklarıdır. Trofik düzeyler karbon gereksinimlerini yalnızca atmosferden elde eden tam ototroflardan, organik maddeyi atmosferden elde etmenin yanı sıra diğer kaynakları da kullanan etçil bitkiler gibi miksotroflara ve organik madde elde etmek için beslenmek zorunda olan tam heterotroflara kadar uzanır. Besin ağında besin zincirleri heterotrofların hangi ototroflar ya da heterotroflar ile beslendiğini gösteren bağlantılar ile gösterilir. Besin ağı bir ekosistemi değiş-tokuş yapan birleşik bir sistem olarak çeşitli beslenme yöntemlerinin basit olarak tasvir edilmesidir. Kabaca otçul, etçil, leşçil ve parazitik olarak ayrılabilen değişik beslenme ilişkileri vardır. Heterotroflar tarafından yenilen şekerler gibi bazı organik maddeler enerji sağlar. Siyanobakterilerden sekoyaya ve virüslerden mavi balinaya kadar ototroflar ve heterotroflar mikroskobik boyuttan tonlarca ağırlığa kadar her boyutta bulunmaktadırlar.\nCharles Elton besin döngüsü, besin zinciri ve besin boyutu kavramlarına 1927 yılında yayımlanan \"Animal Ecology\" (Hayvan Ekolojisi) adlı kitabıyla öncülük etmiştir; daha sonra gelen ekoloji ile ilgili metinlerde \"besin döngüsü\" terimi \"besin ağı\" ile değiştirilmiştir. Elton'ın türleri sınıflandırdığı işlevsel gruplar Raymond Lindeman'ın 1942 yılında trofik dinamikleri üzerine yayımladığı önemli makalesine temel olmuştur. Lindeman bu makalesinde trofik sınıflandırma sistemi içinde ayrıştırıcı organizmaların önemini vurgulamıştır. Besin ağı terimi tarihi olarak Charles Darwin'in eserlerinde geçen \"girift yamaç\", \"yaşam ağı\" ve \"karmaşık ilişkiler ağı\" gibi terimlere dayanmaktadır. Hatta daha önceden John Bruckner 1768 yılında doğayı \"süregelen bir yaşam ağı\" olarak tanımlamıştır.\nBesin ağları, aynı avlara sahip olan ve aynı avcılar tarafından avlanan çok sayıda türü işlevsel grup olarak trofik türlere indirgeyerek gerçek ekosistemlerin sınırlı olarak tasvirleridir. Çevrebilimciler bu sadeleştirmeleri trofik ya da üretici-tüketici sistem dinamiklerinin kantitatif modellemesinde kullanırlar. Bu modellemeler sayesinde gerçek besin ağı örgülerinin yapısında yer alan genel örüntüleri ölçebilmekte ve değerlendirebilmektedirler. Bu çalışmalar sonucunda besn ağlarının topolojisinde tesadüfî olmayan nitelikleri tanımlamışlardır. Meta analizde kullanılan yayımlanmış besin ağı örnekleri içerisinde eksikler bulunan çeşitli kalite düzeyindedir. Ancak topluluk aüları üzerine yapılan ampirik çalışmalar artmaktadır ve ağ teorisi kullanılarak besin ağlarının matematiksel analizi tüm besin ağlarında görülen ortak özellikleri ortaya çıkarmıştır. Örneğin üstel kanun besin ağı topolojisi içinde avcı-av bağlantılarını ve tür zenginliğini öngörmek için kullanılmaktadır.", + "question": "Besin ağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Besin ağı ya da besin döngüsü besin zincirlerinin doğal olarak bağlaşmasıdır ve genellikle ekolojik bir topluluk içinde neyin ne ile beslendiğini gösteren grafiksel bir gösterimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "854", + "context": "Biyolog, biyoloji alanında araştırma yapan bir bilim insanıdır. Biyologlar, ister tek bir hücre, ister çok hücreli bir organizma ya da etkileşim halindeki popülasyonlardan oluşan bir komünite olsun, Dünya üzerindeki yaşamı incelemekle ilgilenirler. Genellikle biyolojinin belirli bir dalında (örneğin, moleküler biyoloji, zooloji ve evrimsel biyoloji) uzmanlaşırlar ve belirli bir araştırma odağına sahiptirler (örneğin, sıtma veya kanser üzerine çalışmak).\nTemel araştırmalarla ilgilenen biyologların amacı doğal dünya hakkındaki bilgileri ilerletmektir. Araştırmalarını, hipotezleri test etmek için ampirik bir yöntem olan bilimsel yöntemi kullanarak yürütürler. Keşifleri, insanlar için tıbbi açıdan faydalı ürünler geliştirmeyi amaçlayan biyoteknoloji gibi bazı özel amaçlara yönelik uygulamalara sahip olabilir.\nModern zamanlarda, çoğu biyolog lisans derecesi gibi bir veya daha fazla akademik derecenin yanı sıra yüksek lisans veya doktora gibi ileri bir dereceye sahiptir. Diğer bilim insanları gibi biyologlar da akademi, kar amacı gütmeyen kuruluşlar, özel sektör veya devlet gibi ekonominin farklı sektörlerinde çalışabilirler.", + "question": "Biyolog nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyolog, biyoloji alanında araştırma yapan bir bilim insanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "855", + "context": "Biyolojik organizasyon, indirgemeci bir yaklaşım kullanarak yaşamı tanımlayan karmaşık biyolojik yapıların ve sistemlerin organizasyonudur. Aşağıda ayrıntıları verilen geleneksel hiyerarşi, atomlardan biyosferlere kadar uzanmaktadır. Bu şemanın daha yüksek seviyeleri genellikle ekolojik organizasyon kavramı veya hiyerarşik ekoloji alanı olarak adlandırılır.\nHiyerarşideki her seviye, organizasyonel karmaşıklıkta bir artışı temsil eder ve her \"nesne\" öncelikle bir önceki seviyenin temel biriminden oluşur. Organizasyonun arkasındaki temel ilke belirme kavramıdır - hiyerarşik bir seviyede bulunan özellikler ve işlevler daha düşük seviyelerde mevcut değildir ve ilgisizdir.\nYaşamın biyolojik organizasyonu, başta tıp bilimleri olmak üzere birçok bilimsel araştırma alanı için temel bir öncüldür. Bu gerekli organizasyon derecesi olmadan, çeşitli fiziksel ve kimyasal olayların etkilerinin incelenmesini hastalıklara ve fizyolojiye (vücut işlevi) uygulamak çok daha zor ve muhtemelen imkansız olurdu. Örneğin, beyin belirli hücre türlerinden oluşmasaydı bilişsel ve davranışsal sinirbilim gibi alanlar var olamazdı ve hücresel düzeydeki bir değişikliğin tüm organizmayı etkileyebileceği bilinmeseydi farmakolojinin temel kavramları var olamazdı. Bu uygulamalar ekolojik düzeylere de uzanmaktadır. Örneğin, DDT'nin doğrudan böcek öldürücü etkisi hücre altı düzeyde gerçekleşir, ancak çoklu ekosistemler de dahil olmak üzere daha yüksek düzeyleri etkiler. Teorik olarak, bir atomdaki değişiklik tüm biyosferi değiştirebilir.", + "question": "Biyolojik organizasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyolojik organizasyon, indirgemeci bir yaklaşım kullanarak yaşamı tanımlayan karmaşık biyolojik yapıların ve sistemlerin organizasyonudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "856", + "context": "Biyolojik Termodinamik, hücrelerin, yapıların, organizmaların arasında veya içinde gerçekleşen enerji dönüşümlerini ve bu dönüşümlerin temelini oluşturan kimyasal süreçlerin işleyişini inceleyen kantitatif (sayısal) bir daldır. Biyolojik Termodinamik herhangi belirli bir fenotipik nitelikle özdeşleşen kazancın gerekli olan enerjiyle değişimine değip değmeyeceği sorusunu sorabilir.", + "question": "Biyolojik termodinamik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyolojik Termodinamik, hücrelerin, yapıların, organizmaların arasında veya içinde gerçekleşen enerji dönüşümlerini ve bu dönüşümlerin temelini oluşturan kimyasal süreçlerin işleyişini inceleyen kantitatif (sayısal) bir daldır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "857", + "context": "Biyosemiyotik (Yunanca hayat anlamındaki bios ve gösterge anlamındaki \"semeion\" kelimelerinden) semiyotik ve biyoloji içerisinde büyüyen bir alandır. Biyoloji bilim dalı kapsamındaki göstergeler ve kodların üretilmesi ve yorumlaması üzerine çalışır. Biyosemiyoloji, biyoloji ile semiyotik bulgularının birleştirilmesine teşebbüs eder. Batı dünyasının bilimsel hayat görüşünde, semiyozisi (gösterge süreci, anlam ve yorumu kapsar) hayat kavramının içten ve değişmez bir kısmı olarak göstererek, bir paradigma kayması önerir. “Biyosemiyotik” terimi ilk defa Friedrich S. Rothschild tarafından 1962'de kullanılmıştır fakat Thomas Sebeok ve Thure von Uexküll bu terimi kendi alanında uygulamışlardır. Biyolojinin normatif bakış açılarını zorlayan bu alan, genellikle teorik ve uygulamalı biyosemiyotik olarak ikiye ayrılır.", + "question": "Biyosemiyotik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyosemiyotik (Yunanca hayat anlamındaki bios ve gösterge anlamındaki \"semeion\" kelimelerinden) semiyotik ve biyoloji içerisinde büyüyen bir alandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "858", + "context": ".\n\nTavşan balığı veya sıçan balığı olarak da bilinen Chimaera monstrosa, Chimaeridae familyasındaki kuzeydoğu Atlantik ve Akdeniz kıkırdaklı balık türüdür. Chimaera monstrosa, karakteristik olarak büyük kafası ve küçük, sivrilen gövdesi ile bilinir. Büyük gözleri, burun delikleri ve diş plakaları ile kafaları onlara tavşan benzeri bir görünüm verir, bu nedenle \"Tavşan balığı\" takma adı verilir. 1.5 metre derinde ve 30 yıla kadar yaşayabilir. Bu tür kıkırdaklı balıkların en eski soy ağacından hayatta kalmış bir tür olduğu için kıkırdaklı balıkların evrim konusunda önemli bir tür olarak görülür.", + "question": "Chimaera monstrosa nedir?", + "answers": { + "text": [ + "." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "859", + "context": ".\n\nYaygın olarak mor çizgili jöle olarak bilinen Chrysaora colorata (Russell), öncelikle Kaliforniya kıyılarında Bodega Körfezi'nden San Diego'ya kadar var olan bir denizanası türüdür. Denizanasının çanı (gövdesi) 70 cm (2,3 ft) kadardır. çapında, tipik olarak radyal şerit desenli. Dokunaçlar, tipik olarak sekiz marjinal uzun koyu kol ve dört merkezi fırfırlı oral koldan oluşan, bireyin yaşına göre değişir. Beslenme alışkanlıkları hakkında pek bir şey bilinmediği için bilim adamları tarafından yakından incelenmektedir.\nGenellikle genç Yengeç yengeçleri denizanasında yuva kurar ve denizanasını besleyen ve ona zarar veren asalak amfipodları yerler. Chrysaora colorata, avlarını yakalamak için hareket etmelerini kolaylaştıran canlı bir akıntıda daha aktiftir.", + "question": "Chrysaora colorata nedir?", + "answers": { + "text": [ + "." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "860", + "context": "İnsan biyolojisinde el tercihi, ikinci ele göre daha fazla beceri, performans, hız ve kesinlik sağlayan, çocukken karar verilen bireysel bir tercih sürecidir. Baskın el tercihi veya baskın olmayan el tercihi olarak da isimlendirilen bu süreç, cinsiyet faktöründen etkilenmektedir; sol elin baskın olma olasılığı erillerde dişilere göre daha yüksektir. Günümüzde insanlar açık ara sağ elini baskın el olarak kullanmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "El tercihi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnsan biyolojisinde el tercihi, ikinci ele göre daha fazla beceri, performans, hız ve kesinlik sağlayan, çocukken karar verilen bireysel bir tercih sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "861", + "context": "Gliozis, merkezi sinir sistemindeki yaygın bir parankimal reaksiyondur ve patolojik bir sürecin göstergesi olmasına rağmen, tamamen spesifik değildir. Gliozis, MSS'nin beyin veya omurilik yaralanmasına verdiği bir tepkidir. İnce değişiklikler daha erken meydana gelse de gliozis, genellikle bir yaralanmadan iki ila üç hafta sonra fark edilir. Neredeyse herhangi bir MSS yaralanması gliozise neden olabilir, bu nedenle varlığı belirli bir patolojik antite için tanısal değildir.\nGliozis, multipl skleroz ve felç dahil olmak üzere merkezi sinir sisteminin birçok hastalığının belirgin bir özelliğidir. Çünkü hasar alanlarında yoğun bir lifli nöroglia ağının üretimini içeren, merkezi sinir sisteminde yara izlerine yol açan bir süreçtir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Gliozis nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gliozis, merkezi sinir sistemindeki yaygın bir parankimal reaksiyondur ve patolojik bir sürecin göstergesi olmasına rağmen, tamamen spesifik değildir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "862", + "context": "Hallucigenia, Kanada ve Çin'deki Burgess Shale tipi yataklardaki eklemli fosillerden ve dünya çapında izole edilmiş dikenlerden bilinen solucanlara benzeyen bir Kambriyen hayvanı cinsidir. Jenerik ad, türün alışılmadık görünümünü ve eksantrik çalışma geçmişini yansıtır; Hallucigenia sparsa baş aşağı ve arka arkaya esrarengiz bir hayvan olarak yeniden inşa edildi. Hallucigenia daha sonra kadife solucanlar, su ayıları ve eklembacaklıların ortaya çıktığı bir Paleozoyik panarthropod sınıfı olan bir lobopodian olarak kabul edildi.", + "question": "Hallucigenia nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hallucigenia, Kanada ve Çin'deki Burgess Shale tipi yataklardaki eklemli fosillerden ve dünya çapında izole edilmiş dikenlerden bilinen solucanlara benzeyen bir Kambriyen hayvanı cinsidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "863", + "context": "HUMARA Assay bir tümörün klonal kökenini bulmak için en sık kullanılan yöntemlerden biridir. Metod, X kromozomu inaktivasyonuna (bkz: X inaktivasyonu) dayanmaktadır ve X kromozomu üzerinde bulunan HUMARA (Human Androgen Receptor: İnsan Androjen Reseptörü) geni allellerinin farklı metillenme durumlarına sahip olmaları gerçeğini kullanmaktadır. Bir hücrede X kromozomlarından biri bir kez metillendikten sonra, bu hücreden bölünmeyle oluşacak tüm diğer hücreler aynı X kromozomunu metiller. Yani, aynı ata hücreye sahip (monoklonal) hücreler aynı X kromozomunu inaktive etmişlerdir. HUMARA geninin sahip olduğu üç özellik, onu klonal köken belirleme amacı için oldukça uygun hale getirmiştir:\n1-) HUMARA geni X kromozomunda bulunmaktadır ve dişi memelinin embriyogenezinde metillenme yoluyla inaktifleştirilebilir. X kromozomundaki tüm genlerin inaktifleştirilmediği düşünüldüğünde (her ne kadar çoğu gen inaktifleştirilse de), bu önemli bir özellik haline gelmektedir.\n2-) İnsan Androjen Reseptörü alelleri değişen sayılarda -CAG- tekrarları içerirler. Böylece, sağlıklı bir dişi dokusundan alınan DNA, genin belirli bir bölgesi için PCR ile çoğaltıldığında, jel üzerinde ayrılmış iki bant görülür.\n3-) PCR ile çoğaltılan bölge, metillenmediğinde HpaII (ya da HhaI) gibi restriksiyon enzimleri ile parçalanabilme özelliği gösteren kısımlar içermektedir. Bu ayrıntı, araştırmacılara metillenmiş bir aleli metillenmemiş allelden ayırt edebilmek için bir fırsat sağlar.\nGenin bu özellikleri deneysel süreçlerde kullanılarak incelenen bir tümör dokusunun (dişi bir bireyden edinilmiş) klonak kökeni belirlenebilir. İşlem, basitçe aşağıdaki basamaklar takip edilerek gerçekleştirilebilir:\n1-) Elde edilmiş dokudan DNA izole edilmesi.\n2-) İzole edilmiş DNA'nın uygun enzim (HpaII gibi) ile en uygun koşullarda, önerilen zaman boyunca muamele edilmesi.\n3-) DNA'nın temizlenmesi ve ilgili gen bölgesinin uygun primerler kullanılarak PCR ile çoğaltılması (kullanılan primerlere örnek için şu makaleye göz atabilirsiniz:).\n4-) PCR ürünlerinin jelde yürütülmesinden sonra jelin görüntülenmesi ve sonuçların analiz edilmesi; eğer, tümör hücreleri enzim ile muameleden sonra iki bant vermişse, tümörün poliklonal olduğu söylenebilir. Eğer tek bir bant gözlenmişse, tümör büyük ihtimalle monoklonaldır-ancak her iki alelde aynı sayıda CAG tekrarı olabileceği ya da çoklu hücrelerden başlatılmış olsa da aynı X kromozomunun inaktivasyonu dolayısıyla, monoklonal gibi görünen bir doku olması olasılığı da değerlendirilmelidir.\nAlınan deneysel sonuçların, tümörün klonal kökenine dair kesin sonucuna dair yorumu sağlayabilmesi için deneyde, (mümkünse) aynı bireyden alınmış normal doku hücreleri ve her iki tip hücrenin (normal ve tümör) enzim ile muamele edilmemiş DNA'ları da PCR ile çoğaltılmalıdır. Eğer, enzim ile muamele etmediğin normal dokuda dahi tek bir bant görülüyorsa, bu şöyle açıklanabilir; çalışılan kişi XO kromozomal düzenine sahip olabilir. Ancak, böyle bir durumda, var olan tek X kromozomu metillenmeyeceği için, enzim ile muameleden sonra bandın yok olması gerekmektedir. Eğer, enzimle muameleden sonra bant varlığını koruyorsa bu durumda, bu birey HUMARA geninin iki alellinde aynı sayıda -CAG- tekrarı bulunduruyor demektir. Eğer, çalışılan iki tür hücre için, hem enzimli hem enzimsiz iki bant gözleniyorsa, tümörün poliklonala sahip olduğunu kesin olarak söyleyebilirsiniz. Ancak, enzimle muamele ettiğiniz tümör örneğinde tek bant görürken diğerlerinde çift bant görüyorsanız, elinizdeki tümör büyük ihtimalle monoklonaldır. Kesin olarak söyleyememenizin nedeni; yukarıda değinildiği gibi, farklı hücrelerin aynı metillenme yapısı gösterebilme ihtimalinin hala var olmasıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "HUMARA assay nedir?", + "answers": { + "text": [ + "HUMARA Assay bir tümörün klonal kökenini bulmak için en sık kullanılan yöntemlerden biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "864", + "context": "İleri yaş, insanın yaşam beklentisine yaklaşan veya aşan yaşları ifade eder ve bu nedenle insan yaşam döngüsünün sonudur.\n\"İleri yaş\" olarak belirtilen kronolojik yaş, kültürel ve tarihsel olarak farklılık gösterdiğinden, yaşlılık kesin bir biyolojik evre değildir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "İleri yaş nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İleri yaş, insanın yaşam beklentisine yaklaşan veya aşan yaşları ifade eder ve bu nedenle insan yaşam döngüsünün sonudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "865", + "context": "İş bölümü bir organizmada, bir toplumda veya bir üretim düzeni içinde değişik hizmet ve görevlerin değişik organlar, kişiler vb. arasında bölünmesidir.", + "question": "İş bölümü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İş bölümü bir organizmada, bir toplumda veya bir üretim düzeni içinde değişik hizmet ve görevlerin değişik organlar, kişiler vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "866", + "context": "İzoflavonoid, birçoğu biyolojik olarak aktif olan bir flavonoid fenolik bileşikler sınıfıdır. İzoflavonoidler ve türevleri bazen fitoöstrojenler olarak adlandırılır, çünkü birçok izoflavonoid bileşiği östrojen reseptörü yoluyla biyolojik etkilere sahiptir.\nTıbbi olarak, izoflavonoidler ve ilgili bileşikler birçok diyet takviyesinde kullanılmıştır, ancak tıbbi ve bilimsel topluluk genellikle kullanımlarına şüpheyle yaklaşmaktadır. Son zamanlarda, bazı doğal izoflavonoidler, bebekler bitki ürününe maruz kaldığında biliyer atreziye neden olabilen biliatreson da dahil olmak üzere toksin olarak tanımlanmıştır.\nİzoflavonoid grubu geniştir ve aşağıdakiler de dahil olmak üzere yapısal olarak benzer birçok grubu içerir:\n\nizoflavonlar\nizoflavanonlar\nizoflavanlar\npterokarpanlar\nrotenoidler\nİzoflavonoidler, flavonoid biyosentez yolundan liquiritigenin veya naringenin yoluyla elde edilir.", + "question": "İzoflavonoid nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İzoflavonoid, birçoğu biyolojik olarak aktif olan bir flavonoid fenolik bileşikler sınıfıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "867", + "context": "Kir3 Kanalları, içeri doğrultucu K+ kanallarının (Kir) alt ailesinden olan Kir3 kanalları kalp kası hücrelerinde ve nöronlarda elektriksel uyarılabilirliğin düzenleyicilerindendir. G-protein bağlı içeri doğrultucu potasyum (GIRK) kanalları olarak da bilinen Kir3 kanalları, G-protein gibi moleküller aracılığıyla hücre trafiğinde görevlidir. Kir3 kanalları, her biri özelleşmiş işlevlere sahip Kir3.1, Kir3.2, Kir3.3 ve Kir3.4 olmak üzere 4 homolog alt birime ayrılmaktadır. Kir3 kanalları, nöronal, atriyal ve endokrin dokularda yaygın olarak lokalize edilerek geç baskılayıcı post-sinaptik potansiyeller oluşturmaktadır. Kir3 kanalları, asetilkolin (ACh), dopamin, opioidler, serotonin, somatostatin, adenozin ve gama aminobütirik asit (GABA) gibi çeşitli nörotransmitterler tarafından uyarılmaktadır. Ek olarak, GIRK kanalları sırasıyla etanol ve kolesterol gibi hem eksojen hem de endojen küçük moleküller tarafından modüle edilebilir.", + "question": "Kir3 kanalları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kir3 Kanalları, içeri doğrultucu K+ kanallarının (Kir) alt ailesinden olan Kir3 kanalları kalp kası hücrelerinde ve nöronlarda elektriksel uyarılabilirliğin düzenleyicilerindendir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "868", + "context": "Paleogenetik, eski organizmaların kalıntılarından korunmuş genetik materyalin incelenmesi yoluyla geçmişin incelenmesidir. Emile Zuckerkandl ve Linus Pauling, 1963'te, DNA'nın dizilenmesinden çok önce, geçmiş organizmaların polipeptit dizilerinin olası yeniden inşasına atıfta bulunarak bu terimi ortaya attılar. Soyu tükenmiş bir canlının müze örneğinden izole edilen antik DNA'nın ilk dizisi, 1984 yılında Allan Wilson liderliğindeki bir ekip tarafından yayınlandı.\nPaleogenetikçiler gerçek organizmaları yeniden yaratmazlar, ancak çeşitli analitik yöntemler kullanarak eski DNA dizilerini bir araya getirirler. Fosiller, \"soyu tükenmiş türlerin ve evrimsel olayların tek doğrudan tanıklarıdır\" ve bu fosillerde DNA bulunması, bu türler hakkında, tüm fizyolojileri ve anatomileri hakkında çok daha fazla bilgi vermektedir.\nBugüne kadarki en eski DNA dizisi, Şubat 2021'de bir milyon yıldan uzun süredir donmuş bir Sibirya mamutunun dişinden rapor edildi.", + "question": "Paleogenetik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Paleogenetik, eski organizmaların kalıntılarından korunmuş genetik materyalin incelenmesi yoluyla geçmişin incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "869", + "context": "Popülasyon, her türlü canlı varlığın sayısal yoğunluk ve dağılımıdır. Sözcük Türkçeye Fransızcadan geçmiştir. Türkçe karşılığı nüfus olmasına rağmen biyoloji ve toplumbilim terimi olarak sıklıkla kullanılır. Bunun yanında biyolojideki anlamı ile popülasyon, belli bir yerde belli bir zamanda bulunan, birbirleriyle çiftleşip üreyebilen ve aynı tür içinde yer alan canlıların oluşturduğu bireyler topluluğuna verilen isimdir. Bir popülasyonda sadece bir tür bulunabilir.\n\nPopülasyon: Belirli bir bölgede yaşayan aynı türe ait bireyler topluluğudur.\nTür: Ortak bir atadan gelen çiftleştiklerinde verimli döller meydana getirebilen bireylerdir.\nEkosistem: Belirli bir bölgede bulunan canlı ve cansız varlıkların oluşturduğu yapıdır.\nHabitat: Bir organizmanın yaşadığı ve geliştiği yer.\nEkoton: İki ekosistemin kesiştiği yerlerdir. Canlı çeşitliliği yüksektir.\nBaskın tür: Ekosistemde en fazla bulunan tür.\nSüksesyon: Çevre koşulları ile baskın türün değişmesidir.\nKomünite: Belirli bir bölgede yaşayan popülasyonların tümüdür.", + "question": "Popülasyon (biyoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Popülasyon, her türlü canlı varlığın sayısal yoğunluk ve dağılımıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "870", + "context": "Psammon (yunanca: \"psammos\", \"kum\"), tortularda gömülü kıyı kumunun nemli biyotasında yaşayan bir grup organizmadır. Psammon, periphyton, plankton, nekton ve benthos ile birlikte su faunasının bir parçasıdır. Psammon da bazen dibe yakın dağılımı nedeniyle benthosun bir parçası olarak kabul edilir. Psammon terimi yaygın olarak göller gibi tatlı su rezervlerini ifade etmek için kullanılır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Psammon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psammon (yunanca: \"psammos\", \"kum\"), tortularda gömülü kıyı kumunun nemli biyotasında yaşayan bir grup organizmadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "871", + "context": "Sosyobiyoloji, davranışların sahip olmuş olabileceği evrimsel avantajları göz önüne alarak türlerin sosyal davranışlarını açıklamaya çalışan bilimsel disiplinlerin neo-Darwinci bir sentezidir. Başka bir ifadeyle, sosyal davranışın biyoloji, daha spesifik olarak evrimsel biyoloji temelli olarak ele alındığı disiplinlerarası bir çalışmadır. Sosyobiyolojinin konuları etoloji, antropoloji, evrim, zooloji, arkeoloji, popülasyon genetiği, davranışsal ekoloji, evrimsel psikoloji, felsefe gibi birçok disiplinin konuları arasındadır.\nSosyobiyoloji tartışmalı bir disiplindir. Özellikle insan davranışı konusu sosyobiyolojinin en tartışmalı konusudur. Richard Lewontin ve Stephen Jay Gould öne çıkan sosyobiyoloji eleştirmenleri arasındadır ve bu eleştiriler, genlerin insan davranışını oluşturmada merkezi bir rol oynadığı kabulünün yeterli olmadığı üzerine kuruludur. Buna cevap olarak antropolog John Tooby ve psikolog Leda Cosmides, sosyobiyolojinin bir dalı olarak evrimsel psikoloji kavramını önermişler ve böylece konuyu biyolojik çeşitlilik sorunlarından uzak durarak ele almışlardır.\nSosyobiyoloji şu iki ön kabule dayanır:\n\nBazı davranışsal karakterler kalıtsaldır.\nDavranışsal karakterler doğal seçilim ile gelişmiştir.\nBu sebeple, bu davranışlar muhtemelen türlerin doğal ortamlarında adaptasyona uğramıştır.\nİnsanlar hayvanlar alemindendir.\nDolayısıyla, davranışları doğal seçilim ile değişmiştir.\nYani, insan davranışlarının kökeni kalıtsaldır. ve onları değiştirme yeteneğimiz kısıtlıdır.\nBu, en çok tartışmaya neden olan kısımdır.", + "question": "Sosyobiyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyobiyoloji, davranışların sahip olmuş olabileceği evrimsel avantajları göz önüne alarak türlerin sosyal davranışlarını açıklamaya çalışan bilimsel disiplinlerin neo-Darwinci bir sentezidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "872", + "context": "Biyolojik transmutasyon canlı organizma içerisinde gerçekleşen çekirdek transmutasyonu olarak tanımlanır. Fizik, kimya ve biyolojideki hakim görüş bu tip transmutasyonların gerçekleşmediği yönündedir ama transmutasyon hipotezinin savunucuları gerçekleştiğine dair deneysel kanıtlar bulunduğunu iddia ederler.", + "question": "Transmutasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyolojik transmutasyon canlı organizma içerisinde gerçekleşen çekirdek transmutasyonu olarak tanımlanır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "873", + "context": "Yitmemiş takson ya da kaim takson biyolojide türler, cinsler ve familyalar gibi hâlâ var olan, yani soyu tükenmemiş yitmemiş taksonları kast ederken kullanılan bir kavramdır. Misal olarak dodo soyu tükenmiş bir türken sığın yitmemiş, kaim bir türdür. Bu bağlamda, yumuşakçalardan kafadan bacaklılar grubunda 1987 yılında 600 civarında yitmemiş tür ve 7,500 soyu tükenmiş tür vardı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Yitmemiş takson nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yitmemiş takson ya da kaim takson biyolojide türler, cinsler ve familyalar gibi hâlâ var olan, yani soyu tükenmemiş yitmemiş taksonları kast ederken kullanılan bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "874", + "context": "Fizik (Grekçe: φυσική (ἐπιστήμη), romanize: physikḗ (epistḗmē), lit. \"doğa bilgisi\"), maddeyi, maddenin uzay-zaman içinde hareketini, enerji ve kuvvetleri inceleyen doğa bilimi. Fizik, Temel Bilimler'den biridir. Temel amacı evrenin işleyişini araştırmaktır. Fizik en eski bilim dallarından biridir. 16. yüzyıldan bu yana kendi sınırlarını çizmiş modern bir bilim olmasına karşın, Bilimsel Devrim'den önce 2.000 sene boyunca felsefe, kimya, matematik ve biyolojinin belirli alt dalları ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Buna karşın, matematiksel fizik ve kuantum kimyası gibi alanlardan dolayı fiziğin sınırlarını net olarak belirlemek güçtür.\nFizik, tüm bilimsel sahalar üzerinde etkilidir. Matematik, felsefe gibi soyut sahalara yeni sistemler sunar. Teknolojilerin kökeni tümüyle fizik bilimine yaslanır. Teknolojiler tarafından öylesine yoğun kullanılır ki fizik biliminin doğa bilimi olmaktan çıktığı iddia edilir hale gelmiştir. Örneğin, elektromanyetik, nükleer fizik ve malzeme bilimi günümüzde tıbbın ve hekimlik anlayışının, savaşların ve ticaretin, yönetim anlayışlarının tümünün uygulamasında kökten değişikliklere yol açmıştır. Ancak, bu etkilerin bilim olarak fiziğin değil insan kaynaklı etkilerin sonucu olarak bu yöne evrildiği hatırlanmalıdır.", + "question": "Fizik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fizik (Grekçe: φυσική (ἐπιστήμη), romanize: physikḗ (epistḗmē), lit." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "875", + "context": "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı yarı iletken fiziğinde iki bant aralığı tiptir. Hem iletim bantındaki minimum enerji durumu, hem değerlik bantındaki maksimum enerji durumu, Brillouin bölgesinde belirli bir kristal momentumu (k-yöney) ile karakterize edilir. K-yöneyleri aynı ise, buna \"doğrudan bant aralığı\" denir. Eğer farklısa, “dolaylı bant aralığı” denir. Elektronların ve deşiklerin kristal momentumu, hem iletim bandında hem de değerlik bantında aynı ise, bant aralığı \"doğrudan bant aralığı\" olarak adlandırılır; elektron doğrudan foton yayabilir. Bir \"dolaylı bant aralığında\", bir foton yayıla bilinmez, zira elektron bir ara durumdan geçmeli ve momentumu kristal kafesine aktarmalıdır.\nDoğrudan bant aralıklı malzeme örnekleri, InAs, GaAs gibi bazı III-V materyallerini içerir. Dolaylı bant aralıklı malzemeleri Si, Ge içerir. Bazı III-V materyalleri de, örneğin AlSb gibi dolaylı bant aralıklıdır.", + "question": "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı yarı iletken fiziğinde iki bant aralığı tiptir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "876", + "context": "Fiziksel bir sembol sistemi (resmi sistem olarak adlandırılmaktadır), fiziksel kalıpları kullanır, bu yapılarda birleştirir ve yeni ifadeler üretmek için onları manipüle etmektedir.\nFiziksel sembol sistemi hipotezi (FSSH), Allen Newell ve Herbert A. Simon tarafından yapay zeka Konseyi felsefesinde bulunan konumdur. Yazarlar:\n\"Fiziksel bir sembol sistemi, genel akıllı eylem için gerekli ve yeterli araçlara sahiptir.\"\n Allen Newell ve Herbert A. Simon\nBu iddia, hem insan düşüncesinin bir tür sembol manipülasyonu olduğunu hem de makinelerin zeki olabileceğini (çünkü bir sembol sistemi zeka için yeterlidir) imalıdır.\nBu fikrin kökleri Hobbes'ta (akıl yürütmenin \"hesaptan başka bir şey olmadığını\" iddia eden), Leibniz tüm insan fikirlerinin mantıksal bir hesabını yaratmaya çalıştı, Hume ve hatta Kant (resmi kurallar tarafından kontrol edilen tüm deneyimleri analiz etti). En son sürüm, filozoflar Hilary Putnam ve Jerry Fodor ile ilişkilendirilen hesaplamalı zihin teorisi olarak adlandırılır.\nHipotez, çeşitli taraflarca güçlü bir şekilde kabul edildi, ancak AI araştırmasının temel bir parçası. Yaygın bir eleştirel görüş, hipotezin satranç oynamak gibi daha yüksek seviyeli zeka için uygun göründüğü, ancak görme gibi sıradan zeka için daha az uygun olduğudur. Genellikle, ve gibi dünyadaki nesnelere doğrudan karşılık gelen yüksek seviyeli semboller ile sinir ağı gibi bir makinede bulunan daha karmaşık \"semboller\" arasında bir ayrım yapılır.", + "question": "Fiziksel bir sembol sistemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fiziksel bir sembol sistemi (resmi sistem olarak adlandırılmaktadır), fiziksel kalıpları kullanır, bu yapılarda birleştirir ve yeni ifadeler üretmek için onları manipüle etmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "877", + "context": "Fiziksel kopyalanamayan fonksiyon (FKF), çözülmesi kolay fakat tahmin edilmesi oldukça zor olan bir fonksiyonun fiziksel bir yapıda şekillendiği bir oluşumdur.\nBütün FKF'ler sıcaklık, gerilim, elektromanyetik parazitler gibi çevresel faktörlerden etkilenirler ve performansları bu faktörler etkisinde değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle FKF'lerin asıl gücü sadece rassal olmalarına değil, farklı cihazlarda ve farklı ortamlarda farklılık gösterebilmeleri ve aynı zamanda bazen farklı çevresel koşullarda aynı olabilmeleridir.", + "question": "Fiziksel kopyalanamayan fonksiyon türleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fiziksel kopyalanamayan fonksiyon (FKF), çözülmesi kolay fakat tahmin edilmesi oldukça zor olan bir fonksiyonun fiziksel bir yapıda şekillendiği bir oluşumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "878", + "context": "Mermi düşmesi, mermi çekirdeğinin namlu ağzından çıktıktan sonra yerçekimi ve sürtünmenin etkisiyle yavaşlayıp yere doğru düşmesidir. Mermi çekirdeği, namlu ağzından çıktıktan sonra güçlü bir kinetik enerjiyle ilerler. Mermi çekirdeği düşüşe geçince yorgun mermi olarak kabul edilir. Mermi çekirdeğinin azami menzile ulaşabilmesi için 45°'lik bir açıyla ateşlenmesi gerekir.\nTürkiye'de 2000-2012 yılları arasında mermi çekirdeğinin serbest düşmesine bağlı 65 ateşli silah yaralanmasının gerçekleştiği tespit edildi. Bu yaralanmalarının 39'u (%60) baş, 4'ü (%6) boyun, 3'ü (%5) omuz ve üst ekstremite, 9'u (%14) sırt, 2'si (%3) toraks, 2'si (%3) karın, 2'si (%3) kalça ve 4'ü (%6) alt ekstremite bölgesinde meydana gelmiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Mermi düşmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mermi düşmesi, mermi çekirdeğinin namlu ağzından çıktıktan sonra yerçekimi ve sürtünmenin etkisiyle yavaşlayıp yere doğru düşmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "879", + "context": "Mutlak konum veya Matematik konumu coğrafi terminolojide kullanılan ve bir yerin enlem ve boylamlara göre Dünya üzerindeki yerini koordinat sistemiyle kesin olarak belirleyen konumdur.", + "question": "Mutlak konum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mutlak konum veya Matematik konumu coğrafi terminolojide kullanılan ve bir yerin enlem ve boylamlara göre Dünya üzerindeki yerini koordinat sistemiyle kesin olarak belirleyen konumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "880", + "context": "Nörofizik veya nörobiyofizik, sinir sistemi hakkında moleküler düzeyde bilgi edinmek için fiziksel tekniklerin geliştirilmesi ve kullanılmasıyla ilgilenen biyofizik dalıdır. Nörofizik, sinir sistemini incelemek için deneysel biyofizik yaklaşım ve yöntemlerini uygulayan disiplinler arası bir bilimdir.\n\"Nörofizik\" terimi \"nöron\" ve \"fizik\" sözcüklerinin birleşimidir.\nNörofizikte geliştirilen ve kullanılan tekniklerin örnekleri manyetik rezonans görüntüleme (MRI), yama klemp, tomografi ve iki foton uyarma mikroskopisidir .", + "question": "Nörofizik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nörofizik veya nörobiyofizik, sinir sistemi hakkında moleküler düzeyde bilgi edinmek için fiziksel tekniklerin geliştirilmesi ve kullanılmasıyla ilgilenen biyofizik dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "881", + "context": "Sosyofizik kelimesi, bulguları keşfedilmiş veya keşfedilmeyi bekleyen toplumsal olayları tanımlamakta kullanılır. Mitoloji biliminin bir dalı olan sosyofizik günümüzde sosyal etkileşimlerin tablosu olma misyonunu kazanmıştır.\nKomplo teorisinden farklı olarak, kurgular gerçekleri muhatap alarak var olur. Komplo teorisinde kurgunun var olma süreci, gerçek olmayan argümanların gerçek olan argümanlardan daha önemli bulunması ve alakasız argümanlarla komplo teorilerinin temelini doldurmakla başlar, teorilerin sunumuyla son bulur.\nSosyofizik örneklerine mitolojide gerçekleşen savaşlarda ya da toplumsal hareketlerde sıkça rastlamak mümkündür.", + "question": "Sosyofizik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyofizik kelimesi, bulguları keşfedilmiş veya keşfedilmeyi bekleyen toplumsal olayları tanımlamakta kullanılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "882", + "context": "Süperkatı (Superfluid Solid), klasik katı maddeler ve süperakışkanlar arasında geçiş yapabilen, oldukça sıra dışı ve kuantum mekaniği temelli bir madde fazıdır. Bu fenomen, özellikle çok düşük sıcaklıklarda, maddenin katılaşırken aynı zamanda süperakışkanlık gibi sıvı özellikleri de sergileyebileceğini gösterir. Süperkatı, genellikle sıfır viskoziteye sahip süperakışkanlık ve katılaşma gibi fiziksel özelliklerin bir arada bulunduğu bir hal olarak tanımlanır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Süperkatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Süperkatı (Superfluid Solid), klasik katı maddeler ve süperakışkanlar arasında geçiş yapabilen, oldukça sıra dışı ve kuantum mekaniği temelli bir madde fazıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "883", + "context": "Kimya, maddenin yapısını, özelliklerini, birleşimlerini, etkileşimlerini, tepkimelerini araştıran ve uygulayan bilim dalıdır. Kimya bilimi daha kapsamlı bir ifadeyle maddelerin özellikleriyle, sınıflandırılmasıyla, atomlarla, atom teorisiyle, kimyasal bileşiklerle, kimyasal tepkimelerle, maddenin hâlleriyle, moleküller arası ve moleküler kuvvetlerle, kimyasal bağlarla, tepkime kinetiğiyle, kimyasal dengenin prensipleriyle vb konularla ilgilenir. Kimyanın en önemli dalları arasında analitik kimya, anorganik kimya, organik kimya, fizikokimya ve biyokimya sayılır.", + "question": "Kimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kimya, maddenin yapısını, özelliklerini, birleşimlerini, etkileşimlerini, tepkimelerini araştıran ve uygulayan bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "884", + "context": "Aktiflik, kimyasal tepkimelerde elektron (\n \n \n \n \n e\n \n −\n \n \n \n \n {\\displaystyle e^{-}}\n \n) alma ve/veya elektron verme isteğine denir. Yarı pil tepkimelerinde elektrotları (anot ve katot) belirlemede kullanılır.", + "question": "Aktiflik (kimya) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aktiflik, kimyasal tepkimelerde elektron (\n \n \n \n \n e\n \n −\n \n \n \n \n {\\displaystyle e^{-}}\n \n) alma ve/veya elektron verme isteğine denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "885", + "context": "Amatör kimya veya ev kimyası, kimyanın özel bir hobi olarak yapılması. Amatör kimya genellikle kişinin evinde bulunabilen kimyasallarla yapılır. Kontrollü maddelerin ve uyuşturucuların yasa dışı üretimini içeren Kaçak kimya (\"clandestine chemistry\") ile karıştırılmamalıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Amatör kimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Amatör kimya veya ev kimyası, kimyanın özel bir hobi olarak yapılması." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "886", + "context": "== Dipol ==\nBir molekülün uç kısımlarında kısmen dağılmış yükler bulunuyorsa, yani bir ucu kısmi pozitif diğer ucu kısmi negatif ise bu moleküle dipol denir. Dipol, iki kutuplu demektir.", + "question": "Dipol nedir?", + "answers": { + "text": [ + "== Dipol ==\nBir molekülün uç kısımlarında kısmen dağılmış yükler bulunuyorsa, yani bir ucu kısmi pozitif diğer ucu kısmi negatif ise bu moleküle dipol denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "887", + "context": "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı yarı iletken fiziğinde iki bant aralığı tiptir. Hem iletim bantındaki minimum enerji durumu, hem değerlik bantındaki maksimum enerji durumu, Brillouin bölgesinde belirli bir kristal momentumu (k-yöney) ile karakterize edilir. K-yöneyleri aynı ise, buna \"doğrudan bant aralığı\" denir. Eğer farklısa, “dolaylı bant aralığı” denir. Elektronların ve deşiklerin kristal momentumu, hem iletim bandında hem de değerlik bantında aynı ise, bant aralığı \"doğrudan bant aralığı\" olarak adlandırılır; elektron doğrudan foton yayabilir. Bir \"dolaylı bant aralığında\", bir foton yayıla bilinmez, zira elektron bir ara durumdan geçmeli ve momentumu kristal kafesine aktarmalıdır.\nDoğrudan bant aralıklı malzeme örnekleri, InAs, GaAs gibi bazı III-V materyallerini içerir. Dolaylı bant aralıklı malzemeleri Si, Ge içerir. Bazı III-V materyalleri de, örneğin AlSb gibi dolaylı bant aralıklıdır.", + "question": "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı yarı iletken fiziğinde iki bant aralığı tiptir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "888", + "context": "Isı çatlağı. Özellikle endüstriyel sanayii de oluşan bir üretim ürününün kullanılan malzemenin niteliğine bağlı olarak farklı genleşme ve büzülme ısı dereceleri ve değerlerine bağlı olarak ortaya çıkan ve ürünün kullanım ömrünü ciddi bir şekilde kısaltan sorunun genel adına ısı çatlağı denilmektedir.", + "question": "Isı çatlağı (kimya) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Isı çatlağı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "889", + "context": "Kaçak kimya, gizlice ve özellikle yasa dışı uyuşturucu laboratuvarlarında yürütülen kimyadır. Daha büyük laboratuvarlar genellikle karaborsada dağıtılmak üzere üretim yapmak isteyen çeteler veya organize suçlar tarafından yönetilir.\nKaçak laboratuvar terimi, kullanılan tesislerin gerçek bir laboratuvar olup olmadığına bakılmaksızın, genellikle yasa dışı bileşiklerin üretimini içeren herhangi bir durumda kullanılır.", + "question": "Kaçak kimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kaçak kimya, gizlice ve özellikle yasa dışı uyuşturucu laboratuvarlarında yürütülen kimyadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "890", + "context": "Kemofobi (İngilizce adıyla chemophobia ya da chemonoia) kimyasal madde korkusudur. Bazı kimyasalların yol açtığı potansiyel kötü olaylar, kişiye zarar verme düşüncesi ve kansere yol açma ihtimalleri nedeniyle bu korku ortaya çıkmaktadır. \"Doğal\" ve \"kimyasal içermez\" gibi etiketlere sahip tüketici ürünleri (tüm tüketici ürünleri kimyasal maddelerden oluştuğu için ikincisi imkansızdır), tüketicilere \"daha güvenli\" bir alternatif gibi görünen bir şey sunar, bu da \"kimyasalların\" doğal olmadığı ve tehlikeli olduğu yönündeki yanlış algıyı güçlendiriyor.\nKimyager Michelle Francl şöyle yazmıştır: \"Biz kemofobik bir toplumuz. Kimyasal kelimesi; yapay, katkılı, tehlikeli veya toksik bir şeyin eşanlamlısı hâline geldi.\" Kemofobiyi \"gerçek bir fobiden çok renk körlüğüne benziyor\" olarak nitelendiriyor çünkü kemofobikler karşılaştıkları kimyasalların çoğuna karşı \"kör\"; Evrendeki her madde kimyasaldır. Francl, belgelenmiş diş kaybı ve beslenme eksikliği vakalarına rağmen, kamu suyunun florlanmasına karşı çıkan yerel yasaların bir vakada gösterdiği gibi, bu tür yanlış anlaşılmaların masum ve zararsız olmadığını öne sürüyor.\nMichael Siegrist ve Angela Bearth, kemofobiyi ölçmek için 8 Avrupa Ülkesi (Avusturya, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İsveç, İsviçre ve Birleşik Krallık) üzerinde 5.631 katılımcıdan oluşan bir örneklemle bir anket gerçekleştirdi. Sonuçlar katılımcıların %30'unun kimyasal maddelerden korktuğunu ortaya çıkardı. Ayrıca katılımcıların %40'ı \"günlük yaşamlarında kimyasal maddelerden uzak durduklarına\" inanıyordu ve katılımcıların %39'u \"kimyasalların olmadığı\" bir dünyada yaşamak istiyordu.\nProfesör Gordon Gribble, kemofobinin başlangıcının muhtemelen Sessiz Bahar'a atfedilebileceğini ve Times Beach'in kirlenmesi ve Bhopal felaketi gibi sonraki olayların durumu yalnızca daha da kötüleştirdiğini yazdı.", + "question": "Kemofobi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kemofobi (İngilizce adıyla chemophobia ya da chemonoia) kimyasal madde korkusudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "891", + "context": "Kimya felsefesi, kimya biliminin temelindeki varsayımları ve metodolojiyi inceler. Kimya felsefesi, filozoflar, kimyagerler ve filozof kimyacılar tarafından araştırılmıştır. Tarihin büyük bölümünde bilim felsefesi büyük oranda fizik felsefesinden oluşmaktaydı fakat kimya kaynaklı felsefi sorular 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren artan düzeyde ilgi görmüştür.", + "question": "Kimya felsefesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kimya felsefesi, kimya biliminin temelindeki varsayımları ve metodolojiyi inceler." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "892", + "context": "Kimyada kimyasal enerji, pil, ampul ve hücre gibi bir kimyasal maddenin tepkime esnasındaki değişiminin potansiyelidir. Kimyasal bağ kurma veya koparma sonucu enerji açığa çıkar. Bu enerji bir kimyasal sistem tarafından ya emilir ya da yayılır.\nKimyasal maddelerin tepkimesi sonucu yayılan (veya emilen) enerji, maddelerde bulunan enerji ile ayıraçları (reaktantları) arasındaki farka eşittir. Enerjideki bu değişim, kimyasal tepkimenin integral enerjisindeki değişimdir.\nKimyasal enerji, moleküldeki atomları tepkimesi sonucu açığa çıkan enerjidir ve element birleşimine göre çeşitli türde olur. Elektriksel yükler, elektronlar ve protonların pozisyonlarının karşılıklı yer değişmesi esnasında ortaya çıkan elektriksel kuvvet tarafından yapılan iş olarak tanımlanabilir. Bu yüzden aslında elektriksel yüklerin elektrostatik potansiyel enerjisidir. Eğer bir sistemin kimyasal enerjisi, kimyasal tepkime esnasında azalırsa, bu azalma farkı, (daha çok ısı ve ışık gibi) bazı biçimlere dönüştürülür. Diğer tarafından eğer bir sistemin kimyasal enerjisi kimyasal tepkime sonucu azalırsa fark, (genellikle ısı veya ışık biçimindeki) enerjiye dönüşür. Örneğin; \n\niki hidrojen atomu tepkimeye girerse dihidrojen molekülü biçimine dönüşür. Kimyasal enerji (H-H bağının bağ enerjisi) 724 zJ kadar azalır;\nbir hidrojen atomundan elektron koparılırsa, hidrojen iyonuna (gaz haline) dönüşür. Kimyasal enerjisi (hidrojenin iyonlaşma enerjisi) 2,18 aJ kadar artar.\nYukarıda tanımlanan kimyasal enerji kimyagerler tarafından integral enerji (U) olarak ifade edilir. Burada sistemin hacmi ve basıncı sabit kabul edilir. Tepkime esnasında eğer hacim değişirse (örneğin gaz uçarsa) entalpiyi (H) elde etmek için, atmosfer tarafından yapılan işin miktarına bir düzeltme uygulanır. Bu düzeltme, uçan gaz tarafından yapılan iştir ve eşitliği şöyledir:\n\n \n \n \n Δ\n E\n =\n p\n Δ\n V\n \n \n \n \n {\\displaystyle \\Delta E=p\\Delta V\\,\\!}\n \n,\nburada entalpi şöyle yazılabilir;\n\n \n \n \n Δ\n H\n =\n Δ\n U\n +\n p\n Δ\n V\n \n \n \n \n {\\displaystyle \\Delta H=\\Delta U+p\\Delta V\\,\\!}\n \n.\nİkinci bir düzeltme entropideki, (S) değişiklik için yapılır. S, kimyasal bir tepkimenin bir yer kaplayıp kaplamadığı dikkate alınarak uygulanır. Bu Gibbs serbest enerjisini (G) verir. Düzeltme, kaybolan enerjiyi elde etmek için gereken enerjidir.\n\n \n \n \n Δ\n E\n =\n T\n Δ\n S\n \n \n \n \n {\\displaystyle \\Delta E=T\\Delta S\\,\\!}\n \n,\nböylece aşağıdaki eşitlik elde edilir;\n\n \n \n \n Δ\n G\n =\n Δ\n H\n −\n T\n Δ\n S\n \n \n \n \n {\\displaystyle \\Delta G=\\Delta H-T\\Delta S\\,\\!}\n \n.\nBu düzeltmeler bazen (özellikle gazlar arasındaki tepkimelerde) göz ardı edilir, çoğunlukla değil.\nBohr teorisine göre kimyasal enerji Rydberg sabiti tarafından karakterize edilir.\n\n \n \n \n \n R\n \n y\n \n \n =\n \n \n \n \n m\n \n e\n \n \n \n e\n \n 4\n \n \n \n \n 8\n \n ε\n \n 0\n \n \n 2\n \n \n \n h\n \n 2\n \n \n \n \n \n =\n \n \n 1\n 2\n \n \n \n α\n \n 2\n \n \n \n m\n \n e\n \n \n \n c\n \n 2\n \n \n =\n 13\n ,\n 605\n \n 692\n \n 53\n (\n 30\n )\n \n \n e\n V\n \n \n \n {\\displaystyle R_{y}={\\frac {m_{e}e^{4}}{8\\varepsilon _{0}^{2}h^{2}}}={\\frac {1}{2}}\\alpha ^{2}m_{e}c^{2}=13,605\\;692\\;53(30)\\ \\mathrm {eV} }", + "question": "Kimyasal enerji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kimyada kimyasal enerji, pil, ampul ve hücre gibi bir kimyasal maddenin tepkime esnasındaki değişiminin potansiyelidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "893", + "context": "Reaksiyon kinetiği olarak da bilinen kimyasal kinetik, kimyasal reaksiyonların hızlarını ve mekanizmalarını araştırmakla ilgilenen bir fiziksel kimya dalıdır. Bir sürecin gerçekleştiği yön ile ilgilenen ancak gerçekleşme hızları hakkında bir bilgi vermeyen termodinamik ile karıştırılmamalıdır. Kimyasal kinetik, deneysel koşulların kimyasal reaksiyonların hızı üzerine etkilerini, reaksiyon mekanizmaları ile geçiş hâllerinin verim bilgilerini ve kimyasal reaksiyonların karakteristiklerini tanımlayan matematiksel modellerin çıkarılmasını kapsayan bir bilim alanıdır.", + "question": "Kimyasal kinetik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Reaksiyon kinetiği olarak da bilinen kimyasal kinetik, kimyasal reaksiyonların hızlarını ve mekanizmalarını araştırmakla ilgilenen bir fiziksel kimya dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "894", + "context": "Kimyasal tür, aynı moleküler enerji seviyelerini karakteristik veya belirlenmiş bir zaman ölçeğinde keşfedebilen, kimyasal olarak özdeş moleküler varlıklardan oluşan kimyasal bir madde veya topluluktur. Bu enerji seviyeleri, kimyasal türlerin diğerleriyle etkileşime girme şeklini belirler (kimyasal bağlarla meşgul olma vb.). Türler atom, molekül, iyon, radikal olabilir ve kimyasal bir adı ve kimyasal formülü vardır. Terim aynı zamanda katı bir dizide kimyasal olarak özdeş atomik veya moleküler yapı birimleri kümesine de uygulanır.\nSupramoleküler kimyada, kimyasal türler, etkileşimleri ve ilişkileri moleküller arası bağlanma ve bağın kırılması eylemleri yoluyla ortaya çıkan ve bu kimya dalının temelini oluşturma işlevi gören supramoleküler yapılardır.\nÖrneğin:\n\nKimyasal tür argon, Ar formülünün atomik bir türüdür;\nDioksijen ve ozon farklı moleküler türlerdir; O2 ve O3\nKlorür iyonik bir türdür; Cl−\nNitrat moleküler ve iyonik bir türdür; NO3−\nMetil moleküler ve radikal bir türdür; CH3•\nSodyum klorür bir tür değildir: birimleri özdeş değildir, sodyum ve klorür iyonlarının her birinin kendine özgü enerji seviyeleri vardır;\nDNA bir tür değildir: isim jenerik olarak farklı formüllere sahip birçok moleküle uygulanır (her DNA molekülü benzersizdir).", + "question": "Kimyasal tür nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kimyasal tür, aynı moleküler enerji seviyelerini karakteristik veya belirlenmiş bir zaman ölçeğinde keşfedebilen, kimyasal olarak özdeş moleküler varlıklardan oluşan kimyasal bir madde veya topluluktur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "895", + "context": "Kimyada, koligatif özellikler, çözünen parçacıkların sayısının, mevcut kimyasal türlerin doğasına değil, bir çözelti içindeki çözücü moleküllerinin sayısına oranına bağlı olan çözeltilerin özellikleridir. Sayı oranı, örneğin molarite, molalite, normallik (kimya) vb. çözeltilerin konsantrasyonu için çeşitli birimlerle ilişkili olabilir. Çözelti özelliklerinin çözünen parçacıkların doğasından bağımsız olduğu varsayımı sadece ideal çözeltiler için doğrudur ve seyreltik gerçek çözeltiler için yaklaşık değerlerdir. Başka bir deyişle, koligatif özellikler, çözümün ideal olduğunu varsayarak makul bir şekilde yaklaşılabilen bir çözüm özellikleri kümesidir.\nSadece uçucu olmayan çözünenin uçucu bir sıvı çözücüde çözünmesinden kaynaklanan özellikler dikkate alınır. Esas olarak çözünenin varlığı ile değiştirilen çözücü özellikleridir. Çözünen parçacıklar, sıvı fazdaki bazı çözücü moleküllerini değiştirir ve bu nedenle çözücü konsantrasyonunu azaltır, böylece koligatif özellikler çözünenin doğasından bağımsızlaşır. Colligative kelimesi, birbirine bağlı Latince colligatus anlamından türetilmiştir. Bu, tüm koligatif özelliklerin ortak bir özelliğe sahip olduğunu, yani sadece çözünen moleküllerin sayısına göre çözünen moleküllerin sayısına bağlı değiştiğini ve çözünenin doğasına bağlı olmadığını gösterir.\nKoligatif özellikleri şunlardır:\n\nBuhar basıncının göreceli olarak düşürülmesi\nKaynama noktasının yükselmesi\nDonma noktasının alçalması\nOzmotik basınç\nBelirli bir çözünen çözücü kütle oranı için, tüm koligatif özellikler çözünen molar kütle ile ters orantılıdır.\nÜre veya suda glikoz veya başka bir çözücü gibi iyonize olmayan bir çözünenin seyreltik bir çözeltisi için koligatif özelliklerin ölçülmesi, hem küçük moleküller hem de başka yollarla çalışılamayan polimerler için göreceli molar kütlelerin belirlenmesini sağlayabilir. Alternatif olarak, iyonize çözünenler için Ölçümler, ayrılma yüzdesinin tahmin edilmesine yol açabilir.\nKoligatif özellikler çoğunlukla seyreltik çözeltiler için incelenir, davranışları ideal bir çözümün davranışı olarak yaklaştırılabilir. Aslında, yukarıda listelenen tüm özellikler seyreltik limitte sadece koligatiftir: daha yüksek konsantrasyonlarda, donma noktası depresyonu, kaynama noktası yükselmesi, buhar basıncı yükselmesi veya depresyonu ve ozmotik basınç, çözücünün ve çözünenin kimyasal yapısına bağlıdır.", + "question": "Koligatif özellikler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kimyada, koligatif özellikler, çözünen parçacıkların sayısının, mevcut kimyasal türlerin doğasına değil, bir çözelti içindeki çözücü moleküllerinin sayısına oranına bağlı olan çözeltilerin özellikleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "896", + "context": "Otopsi kimyası, nekrokimya veya ölüm kimyası, ölü bir organizmanın kimyasal yapılarının, reaksiyonlarının, süreçlerinin ve parametrelerinin araştırıldığı bir kimya alt disiplinidir. Ölüm sonrası kimya, adli patolojide önemli bir rol oynar. Camsı sıvı, beyin omurilik sıvısı, kan ve idrarın biyokimyasal analizleri ölüm nedeninin belirlenmesinde veya adli vakaların aydınlatılmasında önemlidir.", + "question": "Otopsi kimyası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Otopsi kimyası, nekrokimya veya ölüm kimyası, ölü bir organizmanın kimyasal yapılarının, reaksiyonlarının, süreçlerinin ve parametrelerinin araştırıldığı bir kimya alt disiplinidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "897", + "context": "Supramoleküler kimya, moleküllerarası kuvvetlerle bir arada tutulan büyük molekül topluluklarının oluşumu ve özelliklerini inceleyen kimya dalı.", + "question": "Supramoleküler kimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Supramoleküler kimya, moleküllerarası kuvvetlerle bir arada tutulan büyük molekül topluluklarının oluşumu ve özelliklerini inceleyen kimya dalı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "898", + "context": "Sürdür��lebilir kimya olarak da adlandırılan yeşil kimya, tehlikeli maddelerin kullanımını ve üretimini en aza indirecek veya ortadan kaldıracak ürün ve süreçlerin tasarımına odaklanan bir kimya ve kimya mühendisliği alanıdır. Çevre kimyası kirletici kimyasalların doğa üzerindeki etkilerine odaklanırken, yeşil kimya yenilenemeyen kaynakların tüketimini azaltma yollarını araştırır, kirliliği önlemek için teknolojik yaklaşımlar geliştirir ve kimyanın çevresel etkisine odaklanır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Yeşil kimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sürdürülebilir kimya olarak da adlandırılan yeşil kimya, tehlikeli maddelerin kullanımını ve üretimini en aza indirecek veya ortadan kaldıracak ürün ve süreçlerin tasarımına odaklanan bir kimya ve kimya mühendisliği alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "899", + "context": "Güneş Sistemi, Güneş'in kütleçekim kuvvetiyle yörüngede tutulan ve çeşitli gök cisimlerinden oluşmuş bir sistemdir. Güneş ve 8 gezegen ile onların doğruluğu onaylanmış 150 uydusu, 5 cüce gezegen (Ceres, Plüton, Eris, Haumea, Makemake) ile onların bilinen toplam 8 uydusu ve çok sayıda küçük Güneş Sistemi cisminden oluşur. Küçük cisimler kategorisine asteroitler, Kuiper Kuşağı cisimleri, kuyruklu yıldızlar, gök taşları ve gezegenler arası toz girer.\nGüneş Sistemi; Güneş, dört karasal iç gezegen; küçük, kaya ve metal içerikli asteroitlerden oluşan bir asteroit kuşağı; dört dev dış gezegen ve Kuiper Kuşağı denen buzsu cisimlerden oluşan ikinci bir kuşaktan ibarettir. Kuiper Kuşağı'nın ötesinde ise seyrek disk, gündurgun (İngilizce: heliopause) ve en son olarak da varsayımsal Oort Bulutu bulunur.\nGüneş'ten olan uzaklıklarına göre gezegenler sırasıyla Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün'dür. Bu sekiz gezegenin altısının çevresinde doğal uydular döner. Ayrıca dış gezegenlerin her birinin toz ve diğer parçacıklardan oluşan halkaları vardır. Dünya dışındaki tüm gezegenler adlarını Yunan ve Roma mitolojisinin tanrılarından alır. Beş cüce gezegen ise Kuiper Kuşağı'nda yer alan Plüton, Haumea, Makemake, asteroit kuşağındaki en büyük cisim olan Ceres ve dağınık diskte yer alan Eris'tir. Plüton bilinen en büyük cüce gezegendir.", + "question": "Güneş Sistemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Güneş Sistemi, Güneş'in kütleçekim kuvvetiyle yörüngede tutulan ve çeşitli gök cisimlerinden oluşmuş bir sistemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "900", + "context": "10199 Chariklo, Satürn ve Uranüs arasında Uranüs'ün yörüngesine yakın şekilde Güneş etrafında dönen bir centaur gökcismidir. Centaur grubu içinde bilinen en büyük küçük gezegendir. 26 Mart 2014 tarihinde gök bilimciler bir yıldız örtülmesi gözlemleyerek Chariklo'nun etrafında iki halka (Brezilya'nın sınırlarını belirleyen nehirlerin adları olan Oiapoque ve Chuí lakaplı) keşfettiklerini duyurdular. Halkaları olduğu keşfedilen ilk küçük gezegendir.\n2001 yılında yapılan bir fotometrik çalışma, kesin bir dönüş periyodu tespit edemedi. Chariklo'nun kızılötesi gözlemleri su buzunun varlığını göstermektedir ve bu su buzları halkalarda bulunuyor olabilir. Chariklo bir cüce gezegen adayıdır.", + "question": "10199 Chariklo nedir?", + "answers": { + "text": [ + "10199 Chariklo, Satürn ve Uranüs arasında Uranüs'ün yörüngesine yakın şekilde Güneş etrafında dönen bir centaur gökcismidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "901", + "context": "Sedna (küçük gezegen tanımı 90377 Sedna) Güneş Sistemi'nin en dışında yer alan ve 2003 yılında keşfedilen bir cüce gezegendir. Spektroskopisi, Sedna'nın yüzey bileşiminin diğer bazı Neptün ötesi cisimlere benzer şekilde büyük ölçüde su, metan ve azot buzları ile tholinlerin bir karışımı olduğunu ortaya koymuştur. Yüzeyi Güneş Sistemi nesneleri arasında en kırmızı olanlardan biridir. Sedna, tahmini belirsizlikler dahilinde bir uyduya sahip olduğu bilinmeyen en büyük gezegenimsi olarak Ceres ile eşdeğerdir. Yaklaşık 1.000 km'lik bir çapa sahiptir (büyük olasılıkla cüce gezegen Ceres ile Satürn'ün uydusu Tethys'in boyutları arasındadır) ve kütlesi bilinmemektedir.\nSedna, Güneş Sistemi'ndeki en büyük yörüngelerden birine sahiptir ve günötesi (Güneş'ten en uzak mesafe) yaklaşık 937 astronomik birimdir (AU). Bu, Neptün'ün Güneş'e olan uzaklığının 31 katıdır ve gezegenler arası uzayın dış sınırını tanımlayan helyopozun en yakın bölgesinin çok ötesindedir. 2023 itibarıyla Sedna, Neptün'den neredeyse üç kat daha uzakta 84 AU (13 milyar km) mesafede Güneş'e en yakın yaklaşımı olan günberi yakınındadır. Cüce gezegenler Eris ve Gonggong şu anda Güneş'e Sedna'dan daha uzaktadır. Günberi sırasında Sedna'ya yönelik bir keşif uçuşu Jüpiter'in kütleçekimsel yardımı kullanılarak 24,5 yıl içinde tamamlanabilir.\nSedna olağanüstü derecede uzun (basık) bir yörüngeye sahiptir ve Güneş'e en yakın olduğu 76 AU mesafeye ulaşması yaklaşık 11.400 yıl sürer. IAU (Uluslararası Astronomi Birliği) başlangıçta Sedna'yı Neptün'ün kütleçekimsel etkisiyle oldukça uzamış yörüngelere gönderilen cisimlerin oluşturduğu bir grup olan dağınık diskin bir üyesi olarak kabul etti. Bununla birlikte bazı gök bilimciler bu sınıflandırmaya itiraz etmiştir çünkü günberisi, bilinen gezegenlerden herhangi biri tarafından saçılmış olamayacak kadar büyüktür. Bu durum bazı gök bilimcilerin gayri resmi olarak onu iç Oort bulutunun bilinen ilk üyesi olarak belirtmesine yol açmıştır. Bu cisim, 2012 VP113 ve Leleākūhonua'yı da içeren yeni bir yörünge sınıfı olan sednoidlerin prototipidir.\nSedna'nın kaşiflerinden gök bilimci Michael E. Brown, Sedna'nın alışılmadık yörüngesini anlamanın Güneş Sistemi'nin kökeni ve erken evrimi hakkında bilgi sağlayabileceğine inanmaktadır. Güneş'in doğduğu kümedeki bir ya da daha fazla yıldız tarafından etkilenmiş ya da başka bir yıldızın gezegen sisteminden yakalanmış olabilir. Sedna ve benzeri cisimlerin yörüngelerinin kümelendiği bu durum, Neptün yörüngesinin ötesinde bir gezegenin varlığına dair bir kanıt olarak düşünülmektedir.", + "question": "90377 Sedna nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sedna (küçük gezegen tanımı 90377 Sedna) Güneş Sistemi'nin en dışında yer alan ve 2003 yılında keşfedilen bir cüce gezegendir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "902", + "context": "Aile Portresi veya bazen gezegenlerin portresi Güneş Sistemi tarafından edinilen bir görüntüdür. Voyager 1, 14 Şubat 1990'da Dünya'dan 6 milyar kilometre uzaklıkta altı gezegenin bir bir çerçevelerine ve göreceli konumlarını gösteren kısmi bir arka plana sahiptir.Resim 60 karelik bir mozaiktir. Voyager görüntüleme ekibinde yer alan gök bilimci Carl Sagan, fotoğrafları çektirmek için uzun yıllar kampanya yapmıştır. Mozaikte sağdan sola altı gezegen görülebilir. Görüntüler yaklaşık altı milyar kilometre mesafeden ve ekliptikten 32 derece yüksek bir açıdan çekildi. Görüntünün birleşik bir görünümü yoktur.Bir bir çerçeveler, her birinde mümkün olduğunca fazla ayrıntı ortaya çıkarmak için çeşitli pozlamalarda çeşitli filtreler kullanılarak elde edildi.Görüntü, Dünya'dan yaklaşık 40,11 AU (6,0 milyar km; 3,7 milyar mil) uzaklıkta ve ekliptik düzlemden yaklaşık 32° yükseklikte elde edildi. Uzay aracı güneş sistemimizin kenarına ulaştığında, tam 6,4 milyar kilometre uzaklıktan Dünya'ya son bir bakış atıp resmi çekti. Resimde Dünya küçük bir yer olarak gözüküyordu.Sagan buna özetle kısaltırsak şunu anlatıyordu Uzayın derinliğinden çektiği bu resmi o yerin evimizin olduğunu tüm tandıklarınız adını duyduğunuz gelmiş geçmiş tüm insanların burada yaşadığını sevinç, acı, ideoloji, inanç kısacası türlü türlü çeşit insanların bir güneş ışınında asılı duran o toz zerreceğinde yaşadığını anlatıyordu.", + "question": "Aile Portresi (Voyager) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aile Portresi veya bazen gezegenlerin portresi Güneş Sistemi tarafından edinilen bir görüntüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "903", + "context": "Asteroit kuşağı, Güneş Sistemi'nde Güneş merkezli ve kabaca Jüpiter ile Mars gezegenlerinin yörüngeleri arasındaki uzayı kaplayan torus şeklinde bir bölgedir. Bu bölgede asteroit veya küçük gezegen olarak adlandırılan çok sayıda katı ve düzensiz şekillerde gök cisimleri bulunur. Tanımlanan nesneler çok farklı boyutlarda olabilir, fakat gezegenlerden çok daha küçüklerdir ve birbirlerinden ortalama olarak bir milyon kilometre (veya altı yüz bin mil) uzaklıklarda bulunurlar. Bu asteroit kuşağı, Güneş Sistemi'ndeki diğer asteroit popülasyonlarından ayırt edilebilmesi için ana asteroit kuşağı veya ana kuşak olarak da adlandırılır.\nAsteroit kuşağı, Güneş Sistemi'ndeki bilinen en küçük ve en içteki çöküntü çemberidir. Diğer bölgelerdeki küçük Güneş Sistemi cismi sınıfları; Dünya'ya yakın cisimler, centaurlar, Kuiper kuşağı cisimleri, dağınık disk cisimleri, sednoidler ve Oort bulutu cisimleridir. Ana kuşak kütlesinin yaklaşık %60'ı, Ceres, Vesta, Pallas ve Hygiea adlı dört büyük asteroitte bulunur. Asteroit kuşağının toplam kütlesinin, Ay'ın kütlesinin yaklaşık %3'ü kadar olduğu tahmin edilmektedir.\nAsteroit kuşağında cüce gezegen olabilecek kadar büyük tek cisim olan Ceres'in çapı yaklaşık 950 km iken Vesta, Pallas ve Hygiea'nın ortalama çapları 600 km'den azdır. Geriye kalan cisimler bir toz parçası büyüklüğüne kadar çeşitlilik gösterir. Asteroit malzemesi o kadar seyrek dağılmıştır ki birçok mürettebatsız uzay aracı sorunsuz bir şekilde aralarından geçmiştir. Buna rağmen büyük asteroitler arasında çarpışmalar meydana gelir ve benzer yörünge özellikleri ve bileşimlere sahip asteroit aileleri oluşabilir. Kuşak içindeki bireysel asteroitler, spektrumlarına göre kategorize edilir ve çoğunluğu karbonlu (C-tipi), silikatlı (S-tipi) ve metal zengini (M-tipi) olmak üzere üç temel gruba ayrılır.\nAsteroit kuşağı, ilkel güneş bulutsusundan, öngezegenlerin daha küçük öncülleri olan bir grup gezegenimsiden oluşmuştur. Bununla birlikte Mars ile Jüpiter arasında, Jüpiter'den kaynaklanan kütleçekimsel tedirginlik nedeniyle gezegen oluşturabilecek yığılma engellenmiş ve çarpışan gezegenimsiler ile çoğu yeni oluşmaya başlamış olan öngezegenler, aktarılan kinetik enerjiyle parçalanmıştır. Sonuç olarak, asteroit kuşağının orijinal kütlesinin %99,9'u Güneş Sistemi'nin tarihindeki ilk 100 milyon yıl içinde kaybedilmiştir. Bazı kırıntılar, sonunda iç Güneş Sistemi'ne girmenin bir yolunu bulmuş ve iç gezegenlerle göktaşı çarpışmalarına yol açmıştır. Asteroit yörüngeleri, Güneş etrafındaki dönüş periyotları Jüpiter ile yörüngesel rezonans oluşturduğunda kayda değer ölçüde tedirginlik yaşamaya devam ediyor. Bu yörünge mesafelerinde, diğer yörüngelere doğru sürüklenirken bir Kirkwood boşluğu oluşur.", + "question": "Asteroit kuşağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Asteroit kuşağı, Güneş Sistemi'nde Güneş merkezli ve kabaca Jüpiter ile Mars gezegenlerinin yörüngeleri arasındaki uzayı kaplayan torus şeklinde bir bölgedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "904", + "context": "Astronomi, gök bilimi ya da gökbilim gök cisimlerinin kökenlerini, evrimlerini, fiziksel ve kimyasal özelliklerini açıklamaya çalışan doğa bilimi dalıdır. Astronominin sınırlı ve özel bir alanı olan gök mekaniği ile karıştırılmaması gerekir. Astronomi daha açık bir deyişle, yörüngesel cisimleri ve Dünya atmosferinin dışında gerçekleşen, yıldızlar, gezegenler, kuyrukluyıldızlar, kutup ışıkları, gökadalar ve kozmik mikrodalga arkaalan ışınımı gibi gözlemlenebilir tüm olay ve olguları inceleyen bilim dalıdır.\nAstronomi terimi Eski Yunanca'daki astron ve nomos (άστρον ve νόμος) sözcüklerinden türetilmiş olup \"yıldızların yasası\" anlamına gelir. Asteroitlerin ve kuyruklu yıldızların keşfindeki katkıları göz önüne alınırsa astronomi, amatörlerin de etkin bir rol oynayabildikleri seyrek bilim dallarından biridir.\nAstronomi yeryüzündeki en eski bilimlerden biri olarak kabul edilir. Arkeolojik bulgular, en eski çağlarda bile insanların gök hakkında bilgileri olduğunu ortaya koymaktadır. Cilalı Taş Devri'nde insanlar ekinoksların tekrarlayan özelliğini, mevsimlerle ilişkisini ve bazı takımyıldızları bilmekteydiler. Çağdaş gök bilimi gelişimini, özellikle Antik Çağ'daki ve onları izleyen matematikçilere ve Orta Çağ'ın sonunda keşfedilmiş gözlem aletlerine borçludur. Başlangıçta ayrılmaz bir ikili sayılan ve paralel olarak ilerleyen astroloji (günümüzde bir sözdebilim olarak kabul edilir) ve gök bilimi zamanla yollarını birbirlerinden ayırmak zorunda kalmışlardır.", + "question": "Astronomi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Astronomi, gök bilimi ya da gökbilim gök cisimlerinin kökenlerini, evrimlerini, fiziksel ve kimyasal özelliklerini açıklamaya çalışan doğa bilimi dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "905", + "context": "Astronomik çekişme (‘’Tug of war’’) popüler bilim kitapları yazarı Isaac Asimov tarafından geliştirilmiş bir kavramdır ve Güneş sistemindeki uydular üzerindeki gezegen ve Güneş etkisini karşılaştırmak amacıyla kullanılır. Uzaydaki bütün nesneler diğer nesnelerin çekim alanı içindedirler. Ancak Güneş sistemindeki uydular için bu etkilerin çoğu ihmal edilecek kadar küçüktür. En önemli etkiler ise ilgili gezegenin ve Güneşin kütleçekim kuvvetleridir.", + "question": "Astronomik çekişme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Astronomik çekişme (‘’Tug of war’’) popüler bilim kitapları yazarı Isaac Asimov tarafından geliştirilmiş bir kavramdır ve Güneş sistemindeki uydular üzerindeki gezegen ve Güneş etkisini karşılaştırmak amacıyla kullanılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "906", + "context": "Ay, Dünya'nın tek doğal uydusu ve Güneş Sistemi içindeki beşinci büyük doğal uydudur. Dünya ile Ay arasında ortalama merkezden merkeze uzaklık 384.403 km, yani Dünya'nın çapının yaklaşık otuz katı kadardır. Jeofiziksel açıdan Ay, gezegen kütleli gök cismi veya uydu gezegendir. Kütlesi, Dünya'nın kütlesinin %1,2'si ve çapı 3.474 km (2.159 mi) ile Dünya'nın yaklaşık dörtte biri kadardır. Yüzeyinde kütleçekim etkisi yerçekiminin yaklaşık %17'sidir. Ay, Dünya'nın yörüngesinde bir turunu 27 gün 7 saatte tamamlar. Dünya, Ay ve Güneş geometrisinde görülen periyodik değişimler sonucunda her 29,5 günde tekrar eden Ay'ın evreleri oluşur.\nAy, insanların üzerine iniş yaparak yürüdükleri gökcismidir. Yer çekiminden kurtulup uzaya çıkan ve Ay'ın yakınından geçen ilk yapay nesne Sovyetler Birliği'nin Luna 1 uydusudur. Ay yüzeyine çarpan ilk insan yapısı nesne Luna 2 uydusudur. Normalde görünmeyen Ay'ın öteki yüzünün ilk fotoğraflarını ise Luna 3 uydusu çekmiştir. Bu üç uydu da 1959 yılında uzaya fırlatılmıştır. Ay yüzeyine ilk yumuşak iniş yapabilen uzay aracı Luna 9 ve Ay yörüngesine giren ilk insansız uzay aracı da Luna 10'dur. Bu iki uydu da 1966'da uzaya fırlatılmıştır. ABD'nin Apollo programı 1969 ve 1972 yılları arasında altı başarılı inişle, günümüze kadar insanlı görevleri başaran tek uzay programıdır. Ay'ın doğrudan insanlar tarafından incelenmesine Apollo programının bitişiyle son verilmiştir.\nEn yaygın olarak kabul edilen köken açıklaması, Ay'ın 4,51 milyar yıl önce, (Dünya'dan kısa bir süre sonra) Dünya ile Theia adlı Mars büyüklüğündeki varsayımsal bir cisim arasındaki dev çarpışma enkazından oluştuğunu ileri sürer. Sonrasında Dünya ile gelgit etkileşimi nedeniyle daha uzak bir yörüngeye çekildi. Ay'ın yakın tarafı parlak ve eski kabuksal yüksek dağlar ile, göze çarpan darbe kraterileri arasındaki boşlukları dolduran koyu volkanik maria \"karanlık denizler\" ile dikkat çekicidir. Büyük çarpışma havzaları ve karanlık yüzeylerinin mare çoğu yaklaşık üç milyar yıl önce Imbrian döneminin sonuna kadar yerindeydi. Ay yüzeyi nispeten yansıtıcı değildir, yansıma derecesi aşınmış asfaltdan biraz daha parlaktır. Ancak, açısal çapı büyük olduğu için dolunayda gece gökteki en parlak gök cismi olur. Ay'ın görünen boyutu Güneş'inkiyle hemen hemen aynıdır, bu ise tam güneş tutulması esnasında Güneş'i neredeyse tamamen kaplamasına neden olur, Aya ilk ayak basan insan Neil Armstorg' dur", + "question": "Ay nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ay, Dünya'nın tek doğal uydusu ve Güneş Sistemi içindeki beşinci büyük doğal uydudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "907", + "context": "Bulutsu hipotezi, Güneş Sistemi'nin oluşumu ve evrimini (yanı sıra diğer gezegen sistemlerinin) açıklamak için kozmogoni alanında en yaygın kabul gören modeldir. İlk olarak 1734 yılında Emanuel Swedenborg tarafından öne sürülmüştür. Swedenborg'un çalışmalarını bilen Immanuel Kant 1755 yılında bu teoriyi daha da geliştirmiştir. Bulutsuların yavaşça döndüğünü, kütleçekim nedeniyle aşama aşama düzleşip, içeri çöktüğünü ve sonuçta da gezegen oluşumu denen bir süreçten geçerek yıldız ve gezegenlerin oluştuğunu öne sürmüştür. Benzer bir model de 1796 yılında Pierre-Simon Laplace tarafından şekillendirilmiştir. Bunlar evrenbilimin ilk teorilerinden sayılır.\nÖnceleri bu teori Güneş Sistemi için geçerli olarak görülse de teorisyenler bu gezegen sistemleri oluşumu sürecinin evrenin tamamında oluştuğuna inanmaktadırlar. Samanyolu Galaksisi'nde yaklaşık 250 gezegenin varlığı tespit edilmiştir.", + "question": "Bulutsu hipotezi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bulutsu hipotezi, Güneş Sistemi'nin oluşumu ve evrimini (yanı sıra diğer gezegen sistemlerinin) açıklamak için kozmogoni alanında en yaygın kabul gören modeldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "908", + "context": "Buz devi, gaz devlerine benzer biçimde katı yüzey barındırmayan ve önemli ölçüde gazlardan oluşan ama içerdikleri elementlerden dolayı onlardan ayrılan bir gezegen kümesidir. Buz devleri, buzdan oluşmuş bir sert yüzey barındırmazlar. Buzlu maddeler yüksek sıcaklığa sahip bir çekirdeğin üzerinde yoğun biçimde bulunurlar. Güneş sisteminde iki adet buz devi bulunmaktadır, bunlar sırayla Uranüs ve Neptün'dür. Buz devleri Voyager 2 isimli insansız uzay aracı tarafından ziyaret edilmiştir.", + "question": "Buz devi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Buz devi, gaz devlerine benzer biçimde katı yüzey barındırmayan ve önemli ölçüde gazlardan oluşan ama içerdikleri elementlerden dolayı onlardan ayrılan bir gezegen kümesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "909", + "context": "Callisto, Jüpiter'in doğal uydularından biridir. Büyüklükte Jüpiter'in uyduları arasında ikinci, Güneş Sistemi'ndeki tüm uydular arasında üçüncü sırayı alır. 7 Ocak 1610 tarihinde Galileo Galilei tarafından bulundu ve o dönemde tanımlanan 4 Galilei uydusu içinde gezegene en uzaktaki olması nedeniyle Jüpiter'in 'IV' numaralı uydusu olarak adlandırılmıştır. Diğer Galilei uyduları ile yörüngesel rezonansda olmayan tek Galilei uydusudur. Güneş Sistemi'nde, üzerinde en çok krater bulunan gök cismidir. Yüzeyi son 4 milyar yıldır hiç değişmemiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Callisto (uydu) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Callisto, Jüpiter'in doğal uydularından biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "910", + "context": "Çakıl birikimi, çapı santimetreden metreye kadar değişen parçacıkların, diskte bulunan gazdan kaynaklanan aerodinamik sürükleme ile güçlendirilen bir protogezegensel diskte gezegenimsiler halinde birikmesidir. Bu sürükleme, küçük cisimlerin bazılarının daha büyük cisimlerin yanından geçerken göreceli hızlarını azaltarak kütle çekiminden kaçmasını engeller. Bu taşlar daha sonra spiral çizerek ya da çeken cismin yüzeyine doğru yerleşerek birikir. Bu süreç, büyük cisimlerin malzeme biriktirebileceği alanı artırarak büyümeyi hızlandırır. Gezegenimsi cisimlerin bu yolla hızlı büyümesi, gaz diskinin dağılmasından önce dış Güneş Sistemi'nde dev gezegen çekirdeklerinin oluşmasını sağlar. Buz çizgisini geçtikten sonra su buzunu kaybeden çakıl taşlarının boyutlarındaki azalma ve Güneş'ten uzaklaştıkça azalan gaz yoğunluğu, iç Güneş Sistemi'ndeki çakıl taşı yığılma oranlarını yavaşlatarak daha küçük karasal gezegenlerin, küçük kütleli Mars cisimlerinin ve düşük kütleli asteroit kuşağının oluşmasına neden olur.", + "question": "Çakıl birikimi (astronomi) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çakıl birikimi, çapı santimetreden metreye kadar değişen parçacıkların, diskte bulunan gazdan kaynaklanan aerodinamik sürükleme ile güçlendirilen bir protogezegensel diskte gezegenimsiler halinde birikmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "911", + "context": "Dış gezegen, Güneş Sistemi'nin en dıştaki yörüngelerde bulunan gezegenlere verilen isimdir. Dev gezegenler veya Jovian gezegenleri olarak da adlandırılan bu dört dış gezegen: Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün'dür. Toplu olarak Güneş'in yörüngesinde olduğu bilinen kütlenin %99'unu oluştururlar. Bu gezegenler, Güneş'e en yakın ilk 4 gezegenden farklı olarak gaz yapıdadırlar. Jüpiter ve Satürn gaz devi, Uranüs ve Neptün ise buz devi olarak sınıflandırılır. Dört dev gezegen de halkalara sahiptir, fakat yalnızca Satürn'ün halka sistemi Dünya'dan kolayca gözlemlenebilir. Jüpiter, Satürn ve Uranüs'ün halka-uydu sistemleri Güneş Sistemi'nin adeta minyatür versiyonları gibidir. Neptün'ün halka sistemi, en büyük uydusu Triton'un yakalanmasıyla dağıldığı için önemli ölçüde farklıdır.\n2006 yılına kadar bir gezegen ve ayrıca dış gezegen olan Plüton, 24 Ağustos 2006 tarihinde yapılan Uluslararası Gökbilim Birliği (International Astronomical Union; IAU) toplantısında Cüce gezegen sınıfına konularak bu sıfatlarını kaybetmiştir.", + "question": "Dış gezegen nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dış gezegen, Güneş Sistemi'nin en dıştaki yörüngelerde bulunan gezegenlere verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "912", + "context": "Dünya'ya Yakın Cisimler (DYC, İng. Near-Earth Objects ya da NEOs), yörüngeleri günberi noktasında Dünya'ya 1,3 Astronomik Birim (AB) mesafeden daha yakın olup Dünya'nın çok yakınına gelen gök cisimleridirler. Bunlar birkaç bin Dünya'ya Yakın Asteroit (DYA), Dünya'ya Yakın Kuyruklu yıldız (DYK), bir miktar Güneş etrâfında dolanan uzay aracı ve uzayda Dünya'yla çarpışmadan tâkip edilebilecek büyüklükte meteoritlerden oluşurlar. Makbul olan görüşe göre DYC'lerin geçmişte Dünya'yla çarpışmalarının gezegenimizin jeolojik ve biyolojik târihinde kayda değer rolü olduğu merkezindedir. Dünya'mıza getireceği tehlikelerin farkına varılmasıyla 1980'lerden beri gittikçe artan ilgiyle bu cisimler izlenmişler, gelebilecek tehlikeleri aktif olarak azaltmak için çözümler aranmaya başlamışlardır.\nAsteroit olan DYC'lerin (DYA) yörüngeleri 0,983 ilâ 1,3 AB Güneş'ten uzakta bulunmaktadırlar. Bir DYA keşfedildiğinde kataloglanmak üzere Harvard Minor Planet Center27 Ocak 2008 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.'e bildirilir. Kimi DYA yörüngeleri Dünya yörüngesiyle kesiştiğinden bir çarpışma tehlikesi arzederler.\nAmerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve başka milletler, şu sıralar Spaceguard adı verilen bir projede DYC'leri bulmak için gökyüzünü taramaktadırlar.\nBu yüzden NASA'ya Amerika Birleşik Devletleri Kongresi'nce çapı en az 1 km olup Dünya'ya çarptığında kayda değer ya da şiddetli küresel problemlere yol açacak olan DYC'leri kataloglama yetkisi verilmiştir. 2008 Ekim'inden beri 982 DYC tespit edilmiştir. 2006'da o târihe kadar cisimlerin %20'sinin daha bulunamadığı tahmin ediliyordu. Avustralya'daki bir teleskopla göğün şimdiye kadar taranmamış olan neredeyse %30'u kadar bir bölümünü incelemeye başlamak için gayret sarf edilmektedir. Tehlikeli Olabilecek Cisimler (TOC, İng. Potentially Hazardous Object (PHO)) de (2008 sonunda) Dünya'ya yakın geçme olasılığı yüksek olduğunu gösteren parametrelerle tanımlanır. Bilhassa Dünya'yla minimum yörünge kesişme mesafesi (İng. Earth Minimum Orbit Intersection Distance ya da kısaca MOID) 0,05 AB'ni geçmeyen ve mutlak kadri en az 22.0 olan cisimler, TOC sayılırlar. Başka bir deyişle Dünya'ya 0,05 AB (neredeyse 7,480,000 km)'den daha yakın gelemeyen ya da çapı 150 m'den az (yâni %13'lük aklıkla H = 22.0) olan gök cisimleri TOC sayılmazlar.\nKimi DYC'lere Dünya'dan uzay araçlarıyla Ay'a gitmek için gerekenden daha düşük bir yolculuk hızıyla erişilebildiğinden fiziksel olarak kolaylıkla incelenebileceğinden bilginler için çok ilgi çekicidirler. Bu özel konumlarını Dünya'ya göre düşük olan hız ΔV ve çekimlerinden dolayı tutmakta olup doğrudan jeokimyâsal ve astronomik araştırmalar için ilginç görülen bilimsel imkânlar verdirler ve insanlığın yararlanabileceği dünyâdışı malzemeler için potansiyel ekonomik kaynaktırlar. Bu, onları araştırmak için çekici bir hedef konumuna getirmektedir. 2008 sonuna kadar iki DYC'e uzay araçlarıyla gidilmiştir:\n\nNASA'nın Near Earth Asteroid Rendezvous uzay aracıyla 433 Eros'a,\nJAXA'nın Hayabusa uçuşuyla 25143 Itokawa'ya.", + "question": "Dünya'ya yakın cisim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya'ya Yakın Cisimler (DYC, İng." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "913", + "context": "Dysnomia (resmi olarak (136199) Eris I Dysnomia), cüce gezegen Eris'in bilinen tek uydusudur ve muhtemelen Pluto I Charon'dan sonra bir cüce gezegende bilinen en büyük ikinci uydudur. Mike Brown tarafından 2005 yılında keşfedilmiştir. Geçici adı S/2005 (2003 UB313) 1 'dir. Adı Yunan mitolojisinde Eris'in kızı Dysnomia'dan gelir. Grekçe: Δυσνομία (kanunsuzluk) anlamındadır.\nDysnomia'nın çapı tahminen 700 ± 115 km'dir (Eris'in çapının %25 ile %35'i) ve Neptün ötesi bölgesinin en büyük cisimleri arasındadır.", + "question": "Dysnomia (uydu) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dysnomia (resmi olarak (136199) Eris I Dysnomia), cüce gezegen Eris'in bilinen tek uydusudur ve muhtemelen Pluto I Charon'dan sonra bir cüce gezegende bilinen en büyük ikinci uydudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "914", + "context": "Eris (küçük gezegen tanımı 136199 Eris), Güneş Sistemi'nde bilinen en kütleli ve ikinci en büyük cüce gezegendir. Dağınık diskte bulunan bir Neptün ötesi cisimdir (TNO) ve yüksek bir yörünge dışmerkezliğine sahiptir.\nPalomar Gözlemevi merkezli keşif ekibi, NASA ve bazı basın organları tarafından Güneş Sistemi'nin onuncu gezegeni olarak tanımlanmaktaydı. Uluslararası Astronomi Birliği, Ağustos 2006'da, Eris'in de durumunu netleştirecek olan, \"gezegen\" teriminin tanımını yayınladıktan sonra, gezegen olmadığına karar verildi. Onun yerine Plüton, Haumea, Makemake ve Ceres ile birlikte cüce gezegen sıfatını aldı.\nKaliforniya Teknoloji Enstitüsü'nden Michael E. Brown başkanlığındaki ekip, Hubble Uzay Teleskopu ile Temmuz 2005'te Dünya'dan 15 milyar km ötede bir gezegen tespit ettiğini açıklamış ve gezegene gayriresmî olarak \"Xena\" (Zeyna) adını vermişti. Teleskop Zeyna'nın çapını 2.389 km olarak ölçmüştür. Daha sonra 2015 yılında Plüton'a ulaşan New Horizons (Yeni Ufuklar) uzay sondasının yaptığı gözlemler sonucu, \"Xena\" (Zeyna)'nın çapının 2326 km olduğu ve Plüton'dan büyük değil ondan çok az küçük olduğu anlaşılmıştır. (Ancak Plüton'un kütlesi Eris'ten küçüktür.) 2005 yılında yapılan gözlemlerde Eris'in bir uydusunun bulunduğu keşfedilmiştir ve bu uyduya Dysnomia adı verilmiştir.\nEris'in yörüngesi, Güneş Sistemi'ndeki diğer gezegenlerin yörüngesel düzlemine 45 derece eğik konumda bulunuyor. Bu eğim yüzünden 2005 yılına kadar gözlerden uzak kaldığı düşünülen Eris, Güneş'in çevresindeki turunu 560 yılda tamamlıyor.\nEris aynı zamanda herhangi bir uzay aracı tarafından ziyaret edilmemiş en büyük cisimdir.\nEris'in yörüngesi, Güneş Sistemi'ndeki diğer gezegenlerin yörüngesel düzlemine 45 derece eğik konumda bulunuyor. Bu eğim yüzünden 2005 yılına kadar gözlerden uzak kaldığı düşünülen Eris, Güneş'in çevresindeki turunu 560 yılda tamamlıyor. Böylesine uzun bir periyoda sahip olabilmesi için Eris'in Güneş'ten oldukça uzak olması gereklidir. Bu uzaklıkla Şubat 2016'da Güneş'ten uzaklığı 96.3AU'ydu. (Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığının 96.3 katı, Neptün ve Plüton'unkindense 3 kat uzun). Öyle ki, Eris 2018'de 2018 VG18'in keşfine kadar Güneş Sisteminde bilinen en uzak gökcismiydi. Yörünge hızı 3 kilometre 616 metre 92 santimetre saniye olması gerekir.", + "question": "Eris (cüce gezegen) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Eris (küçük gezegen tanımı 136199 Eris), Güneş Sistemi'nde bilinen en kütleli ve ikinci en büyük cüce gezegendir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "915", + "context": "Europa (veya Jupiter II), Jüpiter'in yörüngesinde bulunan dört Galilei uydusunun en küçüğüdür. Galileo Galilei tarafından keşfedilen dört büyük uydudan gezegene yakınlık açısından ikinci sırada bulunur, bu nedenle Jüpiter'in \"II\" numaralı uydusu olarak adlandırılmıştır. Jüpiter'in bilinen 80 uydusu arasında gezegene en yakın altıncı uydudur ve ayrıca Ay'dan biraz küçük olan 3.100 kilometrelik çapı ile Güneş Sistemi'ndeki altıncı en büyük uydudur. 1610 yılında Galileo Galilei tarafından keşfedildi ve adını Girit Kralı Minos'un Fenikeli annesi ve Zeus'un sevgilisi (Roma tanrısı Jüpiter'in Yunan muadili) olan Europa'dan aldı.\nAy'dan biraz daha küçük olan Europa, esas olarak silikatlardan oluşur ve bir su-buz kabuğuna sahiptir. Muhtemelen içinde demir-nikel bir çekirdek vardır ve dıştan çoğunlukla oksijenden oluşan ince bir atmosfer ile çevrilidir. Ganymede ve Callisto'nun aksine, beyaz-bej yüzeyi bronz renkli çatlaklar ve çizgilerle kaplıdır. Kraterler nispeten azdır ve yüzeyi, Güneş sistemi'nde bilinen herhangi bir katı nesneden daha pürüzsüzdür.\nUydunun yüzeyi buzla kaplıdır ve bu buz kalınlığının 19-25 kilometre olduğu tahmin edilmektedir. Europa'nın kalın buz tabakasının altında bütün uyduyu kaplayan bir okyanus olduğu ve bu sebeple Europa'da yaşamın mümkün olabileceği düşünülmektedir. Son yapılan keşiflerde buz katmanlarının altında büyük göllerin izlerine rastlanmıştır. Hubble Uzay Teleskobu, patlayan kriyogayzerlerden kaynaklandığı düşünülen Satürn'ün uydusu Enceladus'ta gözlemlenenlere benzer su buharı bulutlarını tespit etti. Mayıs 2018'de gök bilimciler, 1995'ten 2003'e kadar Jüpiter'in yörüngesinde dönen Galileo uzay sondasından elde edilen verilerin güncellenmiş bir analizine dayanarak, Europa'daki su bulutu aktivitesinin destekleyici kanıtlarını sağladılar. Bu türden bir bulut faaliyetinin, araştırmacıların uyduya inmek zorunda kalmadan Europa'nın yer altı okyanusundaki yaşam arayışına yardımcı olabileceği düşünülmektedir.\n1989'da başlatılan Galileo görevi Europa hakkındaki mevcut verilerin büyük kısmını sağlamaktadır. Her ne kadar birkaç keşif görevi önerilmiş olsa da, henüz hiçbir uzay aracı Europa'ya iniş yapmamıştır. Europa'dan iki yakın geçişi de içerecek olan Avrupa Uzay Ajansı'nın JUICE (Jupiter Icy Moons Explorer) görevi 4 Nisan 2023'te Ganymede'ye yönelik olarak başlatılmıştır. Europa'ya yönelik NASA'nın Europa Clipper uzay aracının, 21 günlük bir fırlatma aralığı sürecinde Ekim 2024 tarihinde bir Falcon Heavy roketiyle fırlatılması planlanmaktadır. Uzay aracı Nisan 2030'da Europa'ya varmadan önce, Şubat 2025'te Mars'tan ve Aralık 2026'da Dünya'dan kütleçekimsel yardım alacak.", + "question": "Europa (uydu) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Europa (veya Jupiter II), Jüpiter'in yörüngesinde bulunan dört Galilei uydusunun en küçüğüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "916", + "context": "Gezegenler arası ortam, Güneş Sistemi’ni dolduran, gezegenler, asteroidler ve kuyrukluyıldızlar gibi Güneş Sistemi cisimleri içerisinden geçen materyaldir.", + "question": "Gezegenler arası ortam nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gezegenler arası ortam, Güneş Sistemi’ni dolduran, gezegenler, asteroidler ve kuyrukluyıldızlar gibi Güneş Sistemi cisimleri içerisinden geçen materyaldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "917", + "context": "Gezegenler arası toz bulutu veya zodyak bulutu, Güneş Sistemi gibi gezegen sistemleri içindeki gezegenler arası boşluğu kaplayan kozmik tozdan (dış uzayda yüzen küçük parçacıklar) oluşur. Doğasını, kökenini ve daha büyük cisimlerle olan ilişkisini anlamak için uzun yıllar araştırılmıştır.\nGüneş sistemi'nde gezegenler arası toz parçacıkları sadece güneş ışığını dağıtmazlar, aynı zamanda gece gökyüzündeki ışığın en belirgin özelliği olan 5-50 μm dalga boyu alanlı termal emisyonu üretirler. Dünya'nın yörüngesindeki kızıl ötesi yayılımı karakterize eden taneler, tipik olarak 10-100 μm boyutlarına sahiptir.\nGezegenlerarası toz dağılımının toplam kütlesi, yaklaşık olarak 15 km çaplı (2,5 g / cm3'lük bir yoğunluğa sahip) bir asteroit kütlesine eşittir. Zodyak'ı tutulum boyunca saran bu toz bulutu, aysız ve doğal olarak karanlık bir gökyüzünde zodyak ışığı olarak, en iyi Güneş yönünde astronomik alacakaranlık sırasında görülür.\n1970'lerde Pioneer uzay aracı gözlemleriyle zodyak ışığının Güneş sistemi'ndeki gezegenler arası toz bulutu ile alakalı olduğu anlaşıldı. Ayrıca, New Horizons sondasındaki VBSDC cihazı Güneş sistemi'ndeki zodyak bulutundan gelen tozun etkilerini tespit etmek için tasarlanmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Gezegenler arası toz bulutu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gezegenler arası toz bulutu veya zodyak bulutu, Güneş Sistemi gibi gezegen sistemleri içindeki gezegenler arası boşluğu kaplayan kozmik tozdan (dış uzayda yüzen küçük parçacıklar) oluşur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "918", + "context": "Güneş, Güneş Sistemi'nin merkezinde yer alan bir yıldızdır. Çekirdeğindeki nükleer füzyon reaksiyonları ile akkor hale gelene kadar ısınan, %10'u morötesi olmak üzere esas olarak görünür ışık ve kızılötesi radyasyon olarak yüzeyinden enerji yayan, oldukça büyük ve sıcak bir plazma küresidir. Dünya'daki yaşam için açık ara en önemli enerji kaynağıdır. Güneş birçok kültürde kutsallık atfedilen bir nesne olmuştur. Antik çağlardan beri astronomik araştırmalar için merkezi bir konudur.\nGüneş'in Samanyolu galaksisinin merkezinin etrafında bir dönüşünü yaklaşık 225-250 milyon yılda bir tamamladığı ve merkeze göre yaklaşık 24.000 ila 28.000 ışık yılı mesafede 828.000 km/s hızda hareket etmekte olduğu bir yörüngesi vardır. Dünya'ya olan mesafesi 1 AU (1.496×108 km) yani yaklaşık 8 ışık dakikasıdır. Güneş, yaklaşık olarak, Dünya'nın çapının 109 katına (1.391.400 km), hacminin 1,3 milyon katına (1.412×1012 km3) ve kütlesinin 332,9 bin katına (1.988,4×1024 kg) sahiptir. Orta büyüklükte bir yıldız olan Güneş, tek başına Güneş Sistemi kütlesinin % 99,86'sını oluşturur. Kütlesinin %74'ü hidrojen, %24-25'ü ise helyumdan oluşmakta olup, kütlenin geri kalanı daha ağır olan demir, nikel, oksijen, silikon, kükürt, magnezyum, karbon, neon, kalsiyum ve krom gibi diğer elementlerden oluşur.\nGüneş'in yıldız sınıfı G-tipi Ana Kol Yıldızı, yani G2V'dir. Resmi olmayan adlandırmada, esasında beyaz renkli olmasına rağmen sarı cüce olarak nitelenir. Yaklaşık 4,6 milyar yıl önce büyük bir moleküler bulutun bir bölgesindeki maddenin kütleçekimsel olarak çökmesiyle oluşmuştur. Bu maddenin çoğu merkezde toplanırken, geri kalanı Güneş Sistemi’ni oluşturan yörüngeli bir disk şeklinde basıklaşmıştır. Merkezi kütle o kadar sıcak ve yoğun hale gelmiştir ki sonunda çekirdeğinde nükleer füzyonu başlatmıştır. Güneş'in çekirdeği her bir saniyede, yaklaşık 600 milyar kilogram (kg) hidrojeni helyuma dönüştürmekte ve 4 milyar kg maddeyi enerjiye çevirmektedir.\nÇok uzak bir gelecekte, çekirdeğindeki hidrojen füzyonu artık hidrostatik dengede olamayacağı bir noktaya kadar azaldığında, Güneş'in çekirdeğindeki yoğunluk ve sıcaklıkta belirgin bir artış yaşanacak, bu da dış katmanların genişlemesine neden olarak sonunda Güneş'i bir kırmızı deve dönüştürecektir. Bu süreç günümüzden yaklaşık beş milyar yıl sonra Dünya'yı yaşanmaz hale getirecek kadar Güneş'i büyütecektir. Daha sonra Güneş dış katmanlarını dökecek ve yoğun bir tür soğuyan yıldız (beyaz cüce) haline gelecek ve artık füzyon yoluyla enerji üretmeyecek, ancak trilyonlarca yıl boyunca önceki füzyonundan kaynaklanan ısıyı yaymaya ve parlamaya devam edecektir. Ardından da ihmal edilebilir düzeyde bir enerji yayan, süper yoğun bir kara cüce haline geleceği tahmin edilmektedir.", + "question": "Güneş nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Güneş, Güneş Sistemi'nin merkezinde yer alan bir yıldızdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "919", + "context": "Aşağıda Güneş Sistemi'ndeki muhtelif dünyalarda bulunan en büyük çarpma kraterleri sıralanmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Güneş Sistemi'ndeki en büyük kraterlerin listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aşağıda Güneş Sistemi'ndeki muhtelif dünyalarda bulunan en büyük çarpma kraterleri sıralanmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "920", + "context": "Aşağıda yer alan ana hat, Güneş Sistemi'ne genel bir bakış ve güncel bir rehber olarak hazırlanmıştır:\nGüneş Sistemi – Güneş yıldızından ve bu yıldız etrafındaki yörüngelerde dönmekte olan astronomik cisimlerden oluşan, doğrudan veya dolaylı olarak kütleçekimsel olarak birbirine bağlı bir gezegen sistemidir. Doğrudan Güneş'in yörüngesinde dönen nesnelerden en büyük sekizi gezegenlerdir, geri kalanı ise cüce gezegenler ve küçük Güneş Sistemi cisimleri gibi önemli ölçüde daha küçük nesnelerdir. Güneş'in yörüngesinde dolaylı olarak dönen doğal uydulardan iki tanesi, en küçük gezegen olan Merkür'den daha büyük boyutludur. Bunların dışında insan yapımı çok sayıda yapay uydu sistem içerisinde bulunmaktadır.", + "question": "Güneş Sistemi'nin ana hatları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aşağıda yer alan ana hat, Güneş Sistemi'ne genel bir bakış ve güncel bir rehber olarak hazırlanmıştır:\nGüneş Sistemi – Güneş yıldızından ve bu yıldız etrafındaki yörüngelerde dönmekte olan astronomik cisimlerden oluşan, doğrudan veya dolaylı olarak kütleçekimsel olarak birbirine bağlı bir gezegen sistemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "921", + "context": "Bu, Güneş Sistemi'ndeki en yüksek dağların bir listesidir. Liste, önemli dağların tespit edildiği tüm gök cisimlerini içermektedir. Bazı gök cisimleri için farklı ölçüm türlerinde farklı zirveler verilmiştir. Güneş sisteminin en yüksek dağı, muhtemelen Mars'taki 21,9 ila 26 km yüksekliğindeki büyük kalkan volkanı Olympus Mons'tur. Vesta asteroidi üzerindeki Rheasilvia'nın merkezi zirvesi de, zirveden tabana kadar 20 ila 25 km arasında tahmin edilen yüksekliğiyle en yüksek adaylardan biridir.", + "question": "Güneş Sistemi'nin en yüksek dağları listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu, Güneş Sistemi'ndeki en yüksek dağların bir listesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "922", + "context": "Güneş Sistemi'nin oluşumu ve evrimi hakkındaki bilimsel düşüncenin tarihi Kopernik Devrimi ile başlamıştır. \"Güneş Sistemi\" teriminin kayıtlara geçen ilk kullanımı 1704 yılına dayanmaktadır. On yedinci yüzyıldan beri filozoflar ve bilim insanları Güneş Sistemi ve Ay'ın kökenine ilişkin hipotezler oluşturmakta ve Güneş Sistemi'nin gelecekte nasıl değişeceğini tahmin etmeye çalışmaktadır. René Descartes, Güneş Sistemi'nin başlangıcı üzerine ilk hipotezi ortaya atan kişidir. On sekizinci yüzyılda tartışmaya daha fazla bilim insanı katılmış ve konuyla ilgili daha sonraki hipotezlerin temelini oluşturmuştur. Daha sonra özellikle yirminci yüzyılda, günümüzde yaygın olarak kabul edilen bulutsu hipotezi de dahil olmak üzere çeşitli hipotezler oluşmaya başlamıştır.\nBu arada, Güneş'in evrimini açıklayan hipotezler ise on dokuzuncu yüzyılda, özellikle de bilim insanlarının yıldızların genel olarak nasıl işlediğini anlamaya başlamasıyla ortaya çıkmıştır. Öte yandan, Ay'ın kökenini açıklamaya çalışan hipotezler yüzyıllardır dolaşımda olmasına rağmen yaygın olarak kabul gören hipotezlerin hepsinin yanlış olduğu yirminci yüzyılın ortalarında Apollo misyonları tarafından kanıtlanmıştır. Apollo'nun ardından, 1984'te, Ay'ın oluşumuna dair en yaygın açıklama olarak halihazırda çürütülmüş olan ikili yığılma modelinin yerini alan Büyük Çarpışma Hipotezi oluşturulmuştur.", + "question": "Güneş Sistemi'nin oluşumu ve evrimi hipotezleri tarihi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Güneş Sistemi'nin oluşumu ve evrimi hakkındaki bilimsel düşüncenin tarihi Kopernik Devrimi ile başlamıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "923", + "context": "Astronomy dergisi, 1999'da yayınladığı bir makalede \"Güneş Sistemi'nin Yedi Harikası\"nı listeledi. Bu makale daha sonra bir video haline getirildi.\n\nEnceladus, Satürn'ün bir uydusu\nJüpiter'in Büyük Kırmızı Lekesi\nAsteroit Kuşağı\nGüneş'in yüzeyi\nDünya'nın Okyanusları\nSatürn'ün halkaları\nMars'taki Olympus Mons", + "question": "Güneş Sistemi'nin Yedi Harikası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Astronomy dergisi, 1999'da yayınladığı bir makalede \"Güneş Sistemi'nin Yedi Harikası\"nı listeledi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "924", + "context": "Haumea (küçük gezegen tanımı: 136108 Haumea; sembolü: ) Neptün'ün yörüngesinin ötesinde bulunan bir cüce gezegendir. 2004 yılında Caltech'ten Michael E. Brown liderliğindeki bir ekip tarafından Palomar Gözlemevi'nde keşfedildi ve resmi olarak 2005 yılında İspanya'daki Sierra Nevada Gözlemevi'nden José Luis Ortiz Moreno liderliğindeki bir ekip tarafından duyuruldu. Moreno'nun ekibi, 2003 yılında aynı ekip tarafından çekilen ön keşif görüntülerinde gök cismini keşfetmişti. Bu duyurudan sonra 2003 EL61 geçici adını almıştır. 17 Eylül 2008'de, Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) tarafından cüce gezegen olarak kabul edildi ve Hawaii doğum tanrıçasının adı olan Haumea olarak adlandırıldı. Plüton'un sadece üçte biri kütlesindedir.\nHaumea'nın aşırı şekil değiştirmesi bilinen cüce gezegenler arasında kendisini benzersiz yapar. Şeklinin doğrudan gözlemlenmemesine rağmen ışık eğrisinden yapılan hesaplamalar ve küçüğünden iki kat uzun olan ana ekseni ile bir Jacob elipsoid'i olduğu düşünülür. Yine de hidrostatik denge içinde rahat olması için yerçekiminin yeterli olduğuna inanılır. Bu onu cüce gezegen yapar. Bu uzanım onun yüksek yoğunluklu alışılmadık hızlı dönmesi ve yüksek yansıtabilirliği (kristalli buzun yüzeyinden) ile birlikte çarpma olaylarının sonucu olarak düşünülebilir. Bunlar Haumeayı en büyük üçüncü Neptün ötesi cisim (TNO) ve bir uydu sistemi bulunan bilinen iki büyük uydusu Hi'iaka ve Namaka'yı da içeren çarpışma ailesinin en büyük üyesi yapar.\nHaumea kütle bakımından yaklaşık olarak Plüton'un 1/3'ü, Dünya'nın 1/1400'ü kadardır. Araştırmacılar 2017'de Haumea'nın bir halka sistemine sahip olduğunu yayınladı ve bu bir TNO'da keşfedilen halka sistemiydi. Kısa bir süre öncesine kadar Haumea'nın kütle çekiminin, hidrostatik denge için yeterli olduğu düşünülüyordu, fakat şimdi bu konuda belirsizlik bulunmaktadır. Haumea'nın uzun şekli, hızlı dönüşü, halkaları ve yüksek albedosu (kristal su buzundan oluşan bir yüzeyden dolayı) dev bir çarpışmanın sonuçları olarak düşünülmektedir.", + "question": "Haumea nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Haumea (küçük gezegen tanımı: 136108 Haumea; sembolü: ) Neptün'ün yörüngesinin ötesinde bulunan bir cüce gezegendir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "925", + "context": "Helyum odaklı koni, Güneş'in helyosferinden geçen helyum atomlarının yoğunlaşmasıdır ve parçacıkların giriş yaptığı yerin tam tersindeki bir konik bölgede toplaşmış halidir.", + "question": "Helyum odaklı koni nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Helyum odaklı koni, Güneş'in helyosferinden geçen helyum atomlarının yoğunlaşmasıdır ve parçacıkların giriş yaptığı yerin tam tersindeki bir konik bölgede toplaşmış halidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "926", + "context": "İo veya Io (eski adıyla Jüpiter I), Jüpiter'in Galilei uydularından yörüngesi en içte bulunanı ve üçüncü en büyük olanıdır. Güneş Sisteminin en büyük dördüncü uydusudur. 1610 yılında Galileo Galilei tarafından keşfedilmiştir. Adını Yunan mitolojisinde Zeus'un sevgililerinden biri olan \"Io\" karakterinden alır. Güneş Sistemi'nde üzerinde sürekli olarak gazlar ve lav püskürten yanardağlar bulunan tek uydudur.\nIo, 400 aktif yanardağı ve jeolojik yapısı ile Güneş Sistemi'ndeki en aktif gök cismi ve en yüksek yoğunluk ve yüzey yerçekimine sahip olan uydudur. Jüpiter'in çekim gücü ile kendi çekim gücü arasındaki iç sürtünmeden dolayı sürekli gelgitlere maruz kalmaktadır. Volkanları, yüzeyden 500 km yukarıya sülfür ve sülfür dioksit püskürtür.\nIo, Europa ve Ganymede ile 1:2:4 oranında bir Laplace rezonansı içinde gezegeninin etrafında dönmektedir.", + "question": "İo (uydu) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İo veya Io (eski adıyla Jüpiter I), Jüpiter'in Galilei uydularından yörüngesi en içte bulunanı ve üçüncü en büyük olanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "927", + "context": "Jüpiter, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegenidir. Güneş'ten uzaklığa göre beşinci sırada yer alır. Adını Roma mitolojisindeki tanrıların en büyüğü olan Jüpiter'den alır. Büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşmakta ve gaz devi sınıfına girmektedir.", + "question": "Jüpiter nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jüpiter, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegenidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "928", + "context": "Aşağıda, artan sayısal sırayla numaralandırılmış küçük gezegenlerin bir listesi bulunmaktadır. Kuyruklu yıldızlar hariç, asteroitler, uzak cisimler ve cüce gezegenler dahil olmak üzere küçük gezegenlerin tümü Güneş Sistemi'ndeki küçük gök cisimleri olarak bilinir. Bu gezegenlerin listeleri, her biri 1000 küçük gezegen içeren yüzlerce sayfalık kataloglardan oluşmaktadır. Uluslararası Astronomi Birliği adına, Küçük Gezegen Merkezi, Minor Planet Sirkülerlerinde her yıl binlerce yeni numaralandırılmış küçük gezegen yayınlamaktadır. Haziran 2024 itibarıyla, toplamda 1.367.486 adet gözlemlenen cisimden 669.991 tanesi numaralandırılmış küçük gezegenlerdir. Geriye kalanlar ise henüz numaralandırılmamış küçük gezegenler ve kuyruklu yıldızlardır.\nKataloğun ilk nesnesi, 1801 yılında Giuseppe Piazzi tarafından keşfedilen 1 Ceres iken, en bilinen kaydı 134340 Pluto olarak listelenen cüce gezegen Plüton'dur. Küçük gezegenlerin büyük çoğunluğu (%97) asteroit kuşağındaki asteroitlerden oluşmaktadır. Kataloglarda bir cismin dinamik sınıflandırmasını belirtmek için bir renk kodu kullanmaktadır. Giderek artan kayıtlı gözlemevleri listesinden gözlem yapan binden fazla farklı küçük gezegen kaşifi bulunmaktadır. Sayılar açısından en üretken keşif görevleri LINEAR, Spacewatch, MLS, NEAT ve CSS olarak bilinmektedir. Çoğunlukla mitoloji ve kurgu dünyasından kişi, yer ve figürlerin adlarını taşıyan 23.542 adet adlandırılmış küçük gezegen de bulunmaktadır, bunlar tüm numaralandırılmış katalog girişlerinin yalnızca %3,8'ini oluşturmaktadır. (4596) 1981 QB ve 677772 Bettonvil şu anda sırasıyla en düşük numaralı adlandırılmamış ve en yüksek numaralı adlandırılmış küçük gezegenlerdir.\nVera C. Rubin Gözlemevi (LSST) tarafından yapılan olan ankete göre, önümüzdeki on yıl içinde 5 milyon küçük gezegen daha keşfedilmesi beklenmektedir. Bu durum mevcut rakamlardan on kat artış göstermesi anlamına gelmektedir. Çapı 10 kilometrenin üzerinde olan tüm ana kuşak asteroitleri zaten keşfedilmiş olsa da, Jüpiter'in yörüngesinde 10 trilyon 1 metre veya daha büyük boyutlu cisimlerin olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca, Kuiper kuşağında yüzlercesi olası cüce gezegen olmak üzere bir trilyondan fazla küçük gezegen bulunduğu değerlendirilmektedir.", + "question": "Küçük gezegenler listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aşağıda, artan sayısal sırayla numaralandırılmış küçük gezegenlerin bir listesi bulunmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "929", + "context": "Mars (Eski Türkçede Bakır Sokım, Merih), Güneş Sistemi'nin Güneş'ten itibaren dördüncü gezegeni. Roma mitolojisindeki savaş tanrısı Mars'a ithafen adlandırılmıştır. Yüzeyindeki yaygın demir oksitten dolayı kızılımsı bir görünüme sahip olduğu için \"Kızıl Gezegen\" olarak da bilinmektedir.\nİnce bir atmosferi olan Mars gerek Ay'daki gibi meteor kraterlerini, gerekse Dünya'daki gibi volkan, vadi, çöl ve kutup bölgelerini içeren çehresiyle bir karasal gezegendir. Ayrıca dönme periyodu ve mevsim dönemleri Dünya’nınkine çok benzer. 2 adet uydusu bulunmaktadır.\nMars’taki Olimpos Dağı (Olympus Mons, yüksekliği 21 km) , Güneş Sistemi’nde bilinen en yüksek dağdır ve Marineris Vadisi (Valles Marineris, uzunluğu 4.000 km) adı verilen kanyon en büyük kanyondur. Ayrıca Haziran 2008’de Nature dergisinde yayımlanan üç makalede açıklandığı gibi, Mars’ın kuzey yarımküresinde 10.600 km uzunluğunda ve 8.500 km genişliğindeki dev bir meteor kraterinin varlığı saptanmıştır. Bu krater, bugüne kadar keşfedilmiş en büyük meteor kraterinin (Ay'ın güney kutbu kısmındaki Atkien Havzası) dört misli büyüklüğündedir.\nMars, Dünya hariç tutulursa, hâlen Güneş Sistemi’ndeki gezegenler içinde sıvı su ve yaşam içermesi en muhtemel gezegen olarak görülmektedir. Mars Express ve Mars Reconnaissance Orbiter keşif projelerinin radar verileri gerek kutuplarda (Temmuz 2005) gerekse orta bölgelerde (Kasım 2008) geniş miktarlarda su buzlarının var olduğunu ortaya koymuş bulunmaktadır. 31 Temmuz 2008’de Phoenix Mars Lander adlı robotik uzay gemisi Mars toprağının sığ bölgelerindeki su buzlarından örnekler almayı başarmıştır.\nGünümüzde, Mars, yörüngelerine oturmuş üç uzay gemisine evsahipliği yapmaktadır: Mars Odyssey, Mars Express ve Mars Reconnaissance Orbiter. Mars, Dünya hariç tutulursa, Güneş Sistemi’ndeki herhangi bir sıradan gezegenden ibaret değildir. Yüzeyi pek çok uzay aracına ev sahipliği yapmıştır. Bu uzay araçlarıyla elde edilen jeolojik veriler şunu ortaya koymuştur ki, Mars önceden su konusunda geniş bir çeşitliliğe sahipti; hatta geçen on yıllık süre sırasında gayzer (kaynaç) türü su fışkırma veya akıntıları meydana gelmişti. NASA’nın Mars Global Surveyor projesi kapsamında sürdürülen incelemeler Mars’ın güney kutbu buz bölgesinin geri çekilmiş olduğunu ortaya koymuştur. Bilim insanları, 2006'da Mars yörüngesine oturtulan \"Mars Reconnaissance Orbiter\" (Mars Yörünge Kaşifi) uydusundan alınan veriler sonucu, Mars'ta sıcak aylarda tuzlu su akıntılarının oluştuğunu bildirmişlerdir.\nMars'ın 1877 yılında astronom Asaph Hall tarafından keşfedilen Phobos ve Deimos adları verilmiş, düzensiz biçimli iki küçük uydusu vardır. Mars Dünya'dan çıplak gözle görülebilmektedir. \"Görünür kadir\"i −2,9’a ulaşır ki bu, çıplak gözle çoğu zaman Jüpiter Mars’tan daha parlak görünmesine karşın; ancak Venüs, Ay ve Güneş’çe aşılabilen bir parlaklıktır.", + "question": "Mars nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mars (Eski Türkçede Bakır Sokım, Merih), Güneş Sistemi'nin Güneş'ten itibaren dördüncü gezegeni." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "930", + "context": "Mars gezegeni, 20. yüzyılın sonlarından itibaren Dünya'dan gönderilen sondalar aracılığıyla uzaktan araştırılmaktadır. Bu araştırmalar, öncelikli olarak jeolojisini ve yaşanabilirlik potansiyelini anlama üzerine odaklanarak, Mars sistemi hakkında büyük bir bilgi artışı sağladı. Gezegenler arası yolculukların mühendisliği karmaşık bir iştir ve Mars'ın araştırılması, özellikle ilk girişimlerde yüksek bir başarısızlık oranıyla karşılaşmıştır. Mars'a gönderilen tüm uzay araçlarının yaklaşık yüzde altmışı görevlerini tamamlayamadan başarısız olmuş, bazıları ise gözlemlerine bile başlayamadan arızalanmıştır. Bununla birlikte teknik ömürlerinin çok ötesinde çalışan ikiz Mars araştırma araçları, Spirit ve Opportunity gibi beklenmedik başarılara da imza atılmıştır.", + "question": "Mars'ın araştırılması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mars gezegeni, 20." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "931", + "context": "Meteorit; kuyruklu yıldız, asteroit veya meteoroit gibi dış uzay kaynaklı bir cismin, bir gezegen veya uydunun yüzeyine ulaşmak üzere atmosferden geçişinde sağlam kalabilmiş katı bir enkaz parçasıdır. Orijinal nesne atmosfere girdiğinde, sürtünme, basınç ve atmosfer gazlarıyla kimyasal etkileşim gibi çeşitli faktörler, ısınmasına ve enerji yaymasına neden olur. Daha sonra bir meteor haline gelir ve kayan yıldız olarak da bilinen bir ateş topu oluşturur. Gök bilimciler en parlak örneklerine \"bolit\" adını verirler. Meteor, daha büyük olan cismin yüzeyine ulaştıktan sonra meteorit haline gelir. Meteoritlerin boyutları büyüklük açısından farklılıklar gösterir. Jeologlara göre bolit, bir çarpma krateri oluşturacak kadar büyük bir meteorittir.\nAtmosferden geçişi gözlemlenip Dünya yüzeyine çarptıktan sonra ortaya çıkarılan meteoritlere meteorit düşüşleri adı verilir. Diğerleri ise meteorit buluntuları olarak adlandırılır. Meteoritler geleneksel olarak üç geniş kategoriye ayrılmıştır: Büyük ölçüde silikat minerallerinden oluşan kayaçlar olan taşsı meteoritler; büyük ölçüde ferronikel içeren demir meteoritler ve büyük miktarlarda hem metal hem de kayaç malzeme içeren taşsı-demir meteoritler. Modern sınıflandırma şemaları meteoritleri yapılarına, kimyasal ve izotopik bileşimlerine ve mineralojisine göre gruplara ayırır. ~1 mm çapında olan \"meteoritler\" mikrometeoritler olarak sınıflandırılır, fakat mikrometeoritler genellikle atmosferden geçerken tamamen erir ve sönümlenmiş damlacıklar olarak Dünya'ya düşerler. Ay'da ve Mars'ta Dünya dışı meteoritler bulunmuştur.", + "question": "Meteorit nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Meteorit; kuyruklu yıldız, asteroit veya meteoroit gibi dış uzay kaynaklı bir cismin, bir gezegen veya uydunun yüzeyine ulaşmak üzere atmosferden geçişinde sağlam kalabilmiş katı bir enkaz parçasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "932", + "context": "Mikrometeorit, Dünya atmosferinden geçerek hayatta kalmayı başarmış bir mikrometeoroittir. Dünya yüzeyinde bulunan mikrometeoritler genellikle, daha küçük boyutları, daha fazla sayıda olmaları ve bileşimlerinin farklı olması bakımından meteoritlerden ayrılırlar. Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) meteoroitleri resmi olarak 30 mikrometre ile 1 metre arasında tanımlar; mikrometeoritler bu aralığın alt ucunu (~milimetrenin altında) oluşturur. Bunlar, daha küçük gezegenler arası toz parçacıklarını da (IDP) içeren kozmik tozun bir alt kümesidir.\nMikrometeoritler, Dünya atmosferine yüksek hızlarda (en az 11 km/s) girer ve atmosferik sürtünme ve basınç nedeniyle ısınır. Tek tek mikrometeoritlerin ağırlıkları 10−9 ila 10−4 g arasında olup, günümüz Dünya'sına ulaşan dünya dışı malzemelerin çoğunu oluştururlar.\n\"Mikro-meteorit\" terimi ilk olarak, Dünya'ya düşen toz büyüklüğündeki cisimleri tanımlamak için Fred Lawrence Whipple tarafından kullanılmıştır. Bazen meteoroitler ve mikrometeoritler yere ulaşıp, meteoritler ve mikrometeoritler olarak hayatta kalıp kalmamalarına bakılmaksızın Dünya atmosferine girdiklerinde meteorlar veya \"kayan yıldızlar\" olarak görünürler.", + "question": "Mikrometeorit nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mikrometeorit, Dünya atmosferinden geçerek hayatta kalmayı başarmış bir mikrometeoroittir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "933", + "context": "Minimum yörünge kesişme mesafesi (İngilizce: Minimum orbit intersection distance - kısaca MOID), astronomide iki astronomik cisim arasındaki çarpışma riskini değerlendirmek için kullanılan bir ölçüdür. İncelenen iki cismin salınan yörüngelerinin en yakın iki noktası arasındaki mesafe olarak tanımlanır. Genellikle bir gezegenden daha küçük olan bir cisim için, gezegenin yörüngesinin kesişme noktasındaki minimum mesafe olarak hesaplanır. En yoğun ilgi Dünya ile çarpışma riskidir. Dünya MOID genellikle JPL Small-Body Database gibi kuyruklu yıldız ve asteroit veri tabanlarında listelenir. MOID değerleri diğer cisimlere göre de tanımlanır: Jüpiter MOID, Venüs MOID vb.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Minimum yörünge kesişme mesafesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Minimum yörünge kesişme mesafesi (İngilizce: Minimum orbit intersection distance - kısaca MOID), astronomide iki astronomik cisim arasındaki çarpışma riskini değerlendirmek için kullanılan bir ölçüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "934", + "context": "Neptün-kesişeni, yörüngesi Neptün'ün yörüngesiyle kesişen bir küçük gezegendir. Cüce gezegen Plüton, bu nesne sınıfının en büyük örneğidir. 2005 itibarıyla bilinen numaralı Neptün-kesişenleri aşağıda listelenmiştir.\nNot: ‡ dış-cisim;\n† 134340 Pluto o zamanlar biliniyordu ama numaralandırılmamıştı\n\n5145 Pholus\n7066 Nessus\n10370 Hylonome\n(15788) 1993 SB\n(15820) 1994 TB\n(15875) 1996 TP66\n(19299) 1996 SZ4\n(20161) 1996 TR66\n20461 Dioretsa\n(26308) 1998 SM165 ‡\n28978 Ixion ‡\n(29981) 1999 TD10\n(32929) 1995 QY9\n(33128) 1998 BU48\n(33340) 1998 VG44\n38628 Huya\n42355 Typhon\n(44594) 1999 OX3\n(47932) 2000 GN171\n52975 Cyllarus\n(54520) 2000 PJ30\n55576 Amycus\n(55638) 2002 VE95\n(60608) 2000 EE173\n(65407) 2002 RP120\n65489 Ceto\n(73480) 2002 PN34\n(78799) 2002 XW93\n(84719) 2002 VR128\n(87269) 2000 OO67\n(87555) 2000 QB243\n(88269) 2001 KF77\n(134340) Pluto †", + "question": "Neptün'ün yörüngesinden geçen küçük gezegenler listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Neptün-kesişeni, yörüngesi Neptün'ün yörüngesiyle kesişen bir küçük gezegendir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "935", + "context": "Nice modeli, Güneş Sistemi'nin dinamik evrimi için önerilmiş bir senaryodur. Adını, ilk olarak 2005 yılında geliştirildiği Côte d'Azur Gözlemevinin bulunduğu Fransa'nın Nice kentinden almıştır. Model temel olarak ön gezegen diskinin dağılmasından uzun bir süre sonra dev gezegenlerin ilk oluşum yapılanmasından mevcut konumlarına doğru hareket ettiğini öne sürmektedir. Bu yönüyle Güneş sisteminin oluşumuna dair öne sürülen önceki modellerden farklıdır. Bu gezegen hareketi, Güneş sisteminin dinamik simülasyonlarındaki Geç Dönem Ağır Bombardımanı, Oort bulutunun oluşumu ve Kuiper kuşağı cisimleri, Jüpiter truvaları ve Neptün ötesi cisimler de dahil olmak üzere küçük Güneş sistemi kütlelerinin ortaya çıkışı gibi tarihi olayları açıklamak için kullanılır.", + "question": "Nice modeli nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nice modeli, Güneş Sistemi'nin dinamik evrimi için önerilmiş bir senaryodur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "936", + "context": "Güneş Sistemi'nin oluşumu ve evrimi, yaklaşık 4,5 milyar yıl önce dev bir moleküler bulutun küçük bir parçasının yerçekimi etkisiyle çökmesiyle başladı. Çöken kütlenin çoğu, merkezde toplanarak Güneş'i oluştururken, geri kalanı düzleşerek gezegenlerin, uyduların, asteroitlerin ve diğer küçük gök cisimlerinin oluştuğu bir proto-gezegen diskine dönüştü.\nGüneş Sistemi'nin ilk olarak Emanuel Swedenborg tarafından 1734 yılında öne sürülen, daha sonra Immanuel Kant tarafından 1755 yılında genişletilen bulutsu hipotezine uygun olarak oluştuğu düşünülmektedir. Benzer bir teori Pierre-Simon Laplace tarafından bağımsız olarak 1796'da üretilmiştir. Bu teoriye göre Güneş Sistemi 4,6 milyar yıl önce dev bir moleküler bulutun çökmesi sonucu oluşmuştur. Bu ilk bulutun birkaç ışık yılı genişliğinde olduğu ve birkaç yıldızın doğumuna da sebep olduğu düşünülmektedir. Çok eski göktaşlarının incelenmesi sonucunda, ancak çok büyük patlayan yıldızların merkezinde oluşabilecek kimyasal elementlere rastlanması Güneş'in bir yıldız kümesi içinde ve birkaç süpernova patlamasının yakınında oluştuğunu kanıtlar. Bu süpernovalardan gelen şok dalgası çevrede bulunan bulutun içinde yüksek yoğunluk bölgeleri oluşturarak iç gaz basıncını yenecek ve içe çöküşe neden olacak kütleçekimsel kuvvetlerin oluşmasına izin vererek Güneş'in oluşmasını tetiklemiş olabilir.", + "question": "Güneş Sistemi'nin oluşumu ve evrimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Güneş Sistemi'nin oluşumu ve evrimi, yaklaşık 4,5 milyar yıl önce dev bir moleküler bulutun küçük bir parçasının yerçekimi etkisiyle çökmesiyle başladı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "937", + "context": "Plüton (küçük gezegen tanımı: 134340 Pluto; sembolleri: veya ), Kuiper Kuşağı'nda bulunan bir cüce gezegendir. Güneş Sistemi'nde bilinen en büyük cüce gezegen ve Neptün ötesi cisim ve doğrudan Güneş etrafında dolanan en büyük on altıncı cisimdir. 2006 yılına dek gezegen olarak sınıflandırılmaktaydı. Plüton, bünyesinde birçok cisim barındıran Kuiper Kuşağı'nın en belirgin üyelerinden biridir.\nPlüton, diğer Kuiper Kuşağı üyelerine benzer biçimde taş ve buzdan oluşmaktadır ancak bu kuşaktaki cüce gezegenlere nispeten oldukça küçüktür. Kütle ve hacim olarak Ay'ın yaklaşık olarak beşte biri kadardır. Plüton, eksenindeki dış merkezli eğim sayesinde yörüngesinin yaklaşık olarak 1/6'lık bir kısmında Güneş'e Neptün'den daha yakındır.\nPlüton, 1930'da keşfedildiğinden 2006 yılına kadar, Güneş Sistemi'nin dokuzuncu gezegeni olarak değerlendirilmiştir. 1970'li yıllardan sonra Güneş Sistemi'nin dışında bir cüce gezegen olan 2060 Chiron saptanana kadar küçük bir gezegen olarak düşünülen Plüton'un gezegenlik durumu tartışılmaya başlanmıştır.\n20. yüzyılın sonları ve 21. yüzyılın başlarında Güneş Sistemi'nin dışında Plüton'a benzeyen birçok nesne gözlemlenip 2005'te buna, o sırada Plüton'dan yaklaşık %27 daha büyük olarak değerlendirilen Eris de eklenmiştir. 24 Ağustos 2006'da, Uluslararası Astronomi Birliği (IAU ya da UAB) Güneş Sistemi'nde bir gezegen olmanın koşullarını tanımlamıştır. Bu tanımlamaya göre Plüton kendi komşu bölgesini gezegenimsilerden temizleyemediği için gezegenlikten çıkartılmış, Eris ve Ceres ile birlikte yeni bir küme olan \"Cüce Gezegenler\" diğer bir adıyla \"Kuiper Kuşağı\" sınıfına dahil edilmiştir. Böylece Plüton yeniden sınıflandırılmış, küçük gezegenler dizinine eklenmiş ve astronomik adı yani numarası 134340 olarak değiştirilmiştir. Plüton, bazı araştırmacılar tarafından hâlâ gezegen olarak onaylanmaktadır.\nPlüton'un en büyük uydusu Charon, Plüton'un yarısı büyüklüğündedir ve bazı bilim insanlarınca ikili sistem olarak gösterilir, çünkü yörüngesi başka bir ağırlık merkezinin içinde yer almaz. IAU tarafından Plüton cüce gezegen sınıfına alınana dek geçen sürede, Charon, Plüton'un uydusu olarak kabul edilmiştir. Plüton'un bilinen iki küçük uydusu daha vardır, bunlar Nix ve Hydra'dır. Bu uydular 2005'te saptanmıştır. Ayrıca New Horizons uzay aracı Plüton'un dağlarının 3.500 metre olduğunu bulmuştur ve uydunun içinde Plüton'u bulan kişinin (Clyde Tombaugh) külleri vardır. Bunun nedeni ise bu kişinin Plüton'a giden uydunun fırlatılışını görmeden önce ölmesidir.", + "question": "Plüton nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Plüton (küçük gezegen tanımı: 134340 Pluto; sembolleri: veya ), Kuiper Kuşağı'nda bulunan bir cüce gezegendir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "938", + "context": "Potansiyel olarak tehlikeli cisim (İngilizce: Potentially Hazardous Object veya PHO), Dünya'ya yakın geçişler yapabilen bir yörüngeye sahip olan ve çarpma durumunda önemli ve yaygın hasara yol açabilecek büyüklükteki bir asteroit veya kuyruklu yıldızdır. Genellikle Dünya ile minimum yörünge kesişme mesafesi 0,05 astronomik birimden (19,5 ay mesafesi) az ve mutlak büyüklüğü 22 veya daha büyük olan cisimler olarak tanımlanırlar ki bu da yaklaşık 140 metreden büyük bir boyuta denk gelir. Bilinen potansiyel olarak tehlikeli cisimlerin %99'undan fazlası, önümüzdeki 100 yıl içinde Dünya için bir tehdit oluşturmamaktadır. Eylül 2022 itibarıyla, Sentry Risk Tablosu'nda listelenen bilinen potansiyel olarak tehlikeli cisimlerden yalnızca 17'si önümüzdeki yüz yıl için potansiyel tehdit olarak dışlanamaz. Bununla birlikte yüzlerce, hatta binlerce yıl boyunca bazı \"potansiyel olarak tehlikeli\" asteroitlerin yörüngeleri bu adlandırmayı hak edecek bir şekilde evrilebilir.\nBu cisimlerin pek çoğu potansiyel olarak tehlikeli asteroitler (PHA) ve bazıları da kuyruklu yıldızlardır. Kasım 2022 itibarıyla, 2.304 bilinen PHA (toplam Dünya'ya yakın cisimlerin yaklaşık %8'i) vardır ve bunlardan 153'ünün çapının bir kilometreden büyük olduğu tahmin edilmektedir. Keşfedilen PHA'ların çoğu Apollo asteroitleridir (1.965) ve daha az bir kısmı Aten asteroitleri grubuna aittir (185).\nBir potansiyel olarak tehlikeli cismin yörüngesi makul derecede iyi belirlenmişse, önümüzdeki 100 yıl veya daha uzun bir süre boyunca Dünya için tehdit oluşturmayacağı beklenebilir. Önümüzdeki 100 yıl içinde Dünya'ya çarpma tehlikesi bulunan potansiyel olarak tehlikeli asteroitler, Sentry Risk Tablosu'nda listelenmiştir. Eylül 2022 itibarıyla, sadece 17 potansiyel tehlikeli asteroit Sentry Risk Tablosu'nda yer alır. Potansiyel olarak tehlikeli asteroitlerin pek çoğu, en iyi yörünge modelleri yeterince sınırlandırıldığında yüzlerce yıl boyunca tehlikeli olmaktan çıkarılır, fakat yeni keşiflerin yörüngesel kısıtlamaları yeterince bilinmediği için mekanik modelleri gözlemle daha fazla veri sağlayana kadar farklılık gösterir ya da eksik kalır. Birkaç astronomi araştırmasının ardından 1990'ların sonundan bu yana bilinen PHA sayısı on kat artmıştır. Küçük Gezegen Merkezi'nin web sitesindeki Potansiyel Olarak Tehlikeli Asteroitlerin Listesi de (List of the Potentially Hazardous Asteroids) bu cisimler hakkında ayrıntılı bilgiler yayınlamaktadır.\nMayıs 2021'de NASA astronomları, en son 2021 Gezegen Savunma Konferansı'nda (Planetary Defense Conference) yapılan simülasyon temelli bir çalışmaya dayanarak, potansiyel bir çarpışmayı önlemek için 5 ila 10 yıllık bir hazırlığa ihtiyaç duyulabileceğini bildirmişlerdir.", + "question": "Potansiyel olarak tehlikeli cisim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Potansiyel olarak tehlikeli cisim (İngilizce: Potentially Hazardous Object veya PHO), Dünya'ya yakın geçişler yapabilen bir yörüngeye sahip olan ve çarpma durumunda önemli ve yaygın hasara yol açabilecek büyüklükteki bir asteroit veya kuyruklu yıldızdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "939", + "context": "Satürn-kesişeni, yörüngesi Satürn'ün yörüngesiyle kesişen bir küçük gezegendir. 2005 itibarıyla bilinen numaralı Satürn-kesişenleri aşağıda listelenmiştir. Sadece bir iç-cisim (944 Hidalgo) ve bilinen dış-cisimler veya eş-yörüngeliler yoktur. Hepsi olmasa da çoğu kesişenler centaur'dur. (15504) 1999 RG33 bir damokloid'dir.\nNot: † iç-cisim.\n\n944 Hidalgo †\n2060 Chiron\n5145 Pholus\n5335 Damocles\n8405 Asbolus\n(15504) 1999 RG33\n20461 Dioretsa\n31824 Elatus\n32532 Thereus\n37117 Narcissus\n52872 Okyrhoe\n60558 Echeclus\n(63252) 2001 BL41\n(65407) 2002 RP120", + "question": "Satürn'ün yörüngesinden geçen küçük gezegenler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Satürn-kesişeni, yörüngesi Satürn'ün yörüngesiyle kesişen bir küçük gezegendir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "940", + "context": "Theia, 4,5 milyar yıl önce Dünya ile çarpıştığı varsayılan gezegen.\nÇarpışma sonucu Theia gezegeni paramparça olmuş; bir kısmı Dünya'nın üzerine saçılmış, geri kalan kısmı ise Ay'ı oluşturmuştur. Bu düşünce Ay'ın çekirdeğinin büyüklüğünü, yoğunluğunu ve jeolojik açıdan birçok farklılığını açıklamaktadır.\nMars büyüklüğünde olduğu düşünülmektedir. Bazı antik gezegen kuramcılarına göre tamamen ortadan kaybolmamış, halen 4 ve 5 no'lu Lagrange noktalarında varlığını sürdürmektedir.", + "question": "Theia (gezegen) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Theia, 4,5 milyar yıl önce Dünya ile çarpıştığı varsayılan gezegen." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "941", + "context": "Uranüs-kesişeni, yörüngesi Uranüs'ün yörüngesiyle kesişen bir küçük gezegendir. 2005 itibarıyla bilinen numaralı Uranüs-kesişenleri aşağıda listelenmiştir. Hepsi olmasa da çoğu kesişenler centaur'dur.\nNot: † iç-cisim; ‡ dış-cisim\n\n2060 Chiron †\n5145 Pholus\n5335 Damocles\n7066 Nessus\n8405 Asbolus\n10199 Chariklo †\n10370 Hylonome ‡\n20461 Dioretsa\n(29981) 1999 TD10\n42355 Typhon\n(44594) 1999 OX3\n49036 Pelion\n52975 Cyllarus\n54598 Bienor †\n55576 Amycus\n(65407) 2002 RP120\n65489 Ceto\n(73480) 2002 PN34\n83982 Crantor\n(87555) 2000 QB243\n(88269) 2001 KF77 ‡\n(95626) 2002 GZ32", + "question": "Uranüs'ün yörüngesinden geçen küçük gezegenler listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uranüs-kesişeni, yörüngesi Uranüs'ün yörüngesiyle kesişen bir küçük gezegendir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "942", + "context": "Zodyak ışığı, sabah güneş doğmadan önce veya akşam battıktan hemen sonra, ufukta Güneş’in yakınından gökyüzüne doğru yükselen, hemen hemen üçgen şeklindeki sönük ışıktır. En güzel gözüktüğü zamanlar ilkbahar ve sonbahar aylarıdır çünkü o aylarda ekliptik denilen tutulma düzlemi ufka dik olur. Güneş ışınlarının tutulma düzlemindeki tozlardan saçılması sonucu oluşur ve o kadar sönüktür ki Ay ışığı veya ışık kirliliği varsa görünmesi çok zordur.\nSabah şafak sökmeden önce görülüp şafaktan önce kaybolduğu için yalancı şafak olarak da adlandırılmaktadır.\nGüneş’ten uzaklık arttıkça zodyak ışığının da şiddeti azalır. Fakat çok karanlık gecelerde tutulma düzlemi boyunca bir bant şeklinde kendini gösterir. Aslında zodyak ışığı tüm gökyüzünü sarar ve Ay’sız bir gecede toplam gökyüzünün arka plan ışımasının asıl kaynağıdır.", + "question": "Zodyak ışığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zodyak ışığı, sabah güneş doğmadan önce veya akşam battıktan hemen sonra, ufukta Güneş’in yakınından gökyüzüne doğru yükselen, hemen hemen üçgen şeklindeki sönük ışıktır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "943", + "context": "Evren, Kâinat veya Kozmos, gezegenler, yıldızlar, gökadalar ve diğer tüm madde ile enerji yapıları dahil olmak üzere uzay ve zamanın tamamı ve muhtevasıdır. Bununla birlikte gözlemlenebilir evren, temel parçacıklardan başlayarak gökadalar ve gökada kümeleri gibi büyük ölçekli yapılara kadar tüm madde ve enerjinin mevcut düzeniyle sınırlıdır.\nEnerji dalga veya partikülleri homojen ve dengeli olarak çözüldüğünde 'var oluş' ile 'anti-varoluş' olamayacağı ya da toplam karşıtları 'yok oluşta' ise bir patlama olamayacağından, evren soğuyor mu, ısınıyor mu, evrenin durması sonu mudur, Büyük patlama evrenin merkezi mi, başlangıcı mıdır, güneş evrenin merkezinde midir gibi problemler hareket veya başka deyişle zamanın popüler sorularını teşkil etmiştir.\nEvrenin oluşumuna dair günümüzde en çok benimsenen teori, Büyük Patlama teorisidir. Bu teoriye göre evren, sıfır hacimli ve ��ok yüksek bir enerji potansiyeline sahip, sıkışmış bir noktanın patlamasıyla oluştu. İlk patlamanın nasıl oluştuğu, evren meydana gelmeden önce evrenin yerinde ne olduğu ya da evrenin neyin içinde genişlediği sorularına günümüzde bile tam olarak bilimsel bir cevap bulunamamıştır, bununla birlikte evren öncesi durum, evren dışı varoluş hakkında hipotezler öne sürülmüştür. Büyük Patlama sonucunda uzun bir dönem boyunca birbirlerinden bağımsız hareket ettiler. Sürekli genişleyen evrenin her yerinde geçerli olan fizik kanunlarından kütle çekimi kanunu vasıtasıyla bağımsız gazlar birleşerek gökadaları (galaksiler) oluşturdular.\nAynı evrensel fizik kanunu neticesinde gökadalar da birbirlerine yaklaşarak devasa gruplar oluşturdu. Gökadalar içinde yıldızlar ve bazı yıldızların çevresinde sistemler oluştu. İçinde yaşadığımız Güneş Sistemi bunlardan birisidir. Keşfedebildiğimiz evrende 400 milyardan fazla gökada ve 300 sekstilyon (3 × 1023) yıldız olduğu tahmin edilmektedir.", + "question": "Evren nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Evren, Kâinat veya Kozmos, gezegenler, yıldızlar, gökadalar ve diğer tüm madde ile enerji yapıları dahil olmak üzere uzay ve zamanın tamamı ve muhtevasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "944", + "context": "Dünya'nın Evren'deki yeri son yüzyılda radikal bir şekilde artarak 400 yıllık teleskobik gözlemlerle oluşturulmuş bilgilerdir. Başlangıçta Dünya'nın Evren'in merkezi olduğuna inanılmakta, sadece uzaktaki sabit yıldızlar ve çıplak gözle gözlenen gezegenlerden oluşmaktaydı. 17. yüzyılda Güneşmerkez model kabul edildikten sonra William Herschel ve diğer gök bilimcilerin gözlemleriyle diğer bilgilere ulaşılabilmiştir. 20. yüzyıla gelindiğinde sarmal bulutsu gözlemleri gökadamızın; gruplar, kümeler ve süperkümelerle, genişleyen bir evren içinde milyarca gökadadan sadece bir tanesi olduğunu ortaya koymuştur. 21. yüzyıla gelindiğinde görünür Evren'in genel yapısı, iplikçikler ve boşlukların içinde şekillenen süperkümelerle netleşmeye başladı. Süperkümeler, iplikçikler ve boşluklar muhtemelen Evren'de var olan en büyük ve tutarlı yapılardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Dünya'nın konumu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya'nın Evren'deki yeri son yüzyılda radikal bir şekilde artarak 400 yıllık teleskobik gözlemlerle oluşturulmuş bilgilerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "945", + "context": "== Evrenin Geometrisindeki Evrim ==\nUzun bir süre boyunca, evrenin genel olarak düz bir geometriye sahip olduğu düşünülmüştür. Ancak, yapılan çalışmalar ve gözlemler, evrenin geometrisinin daha karmaşık bir şekilde değiştiğini ve üç farklı temel geometriye sahip olduğunu göstermektedir: hiperbolik, düz ve küresel.\nHiperbolik bir evren, Hipotezik olarak, hiperbolik evren, evrenin genişlemesinin sürekli devam ettiği ve geometrik olarak hiperbolik (negatif eğrilikli) uzay geometrisine sahip olduğu bir modeli ifade eder. Bu evrende paralel ışınlar birbirinden uzaklaşarak sınırsız bir şekilde yayılır. Hiperbolik evren modeli, genellikle kozmolojik incelemelerde kullanılır ve evrenin sonlu olmadığı, ancak sınırsız bir şekilde genişlediği bir senaryoyu temsil eder.\nDüz bir evren, evrenin genişlemesinin devam ettiği ancak geometrik olarak düz (sıfır eğrilikli) bir uzay geometrisine sahip olduğu bir hipotezi ifade eder. Bu modelde, paralel ışınlar birbirine sabit bir uzaklıkta seyahat eder. Düz evren, evrenin sonsuz bir şekilde genişlediği ve uzayın geometrisinin ölçeklendikçe değişmediği bir senaryoyu temsil eder. Uzayın geometrisi düzlemsel bir yapıya sahiptir. Ancak, düz bir evrenin sonsuz enerji taşıma kapasitesi sınırlıdır. Eğer çok fazla enerji eklenirse, uzay kendini içe kapatır ve bir \"Isının Ölümü\" meydana gelir. Bu durum, uzayın sınırlı enerji kapasitesini açıkça gösterir.\nKüresel bir evren ise uzayın geometrisi, bir kürenin yüzeyine benzer. Bu evrende, uzay sonsuz bir hacme sahip olabilirken, toplam eğriliğin belirli bir değeri vardır. Uzayın toplam eğriliği, bir küreninki kadar olmalıdır. Bu, enerjinin belirli bir üst sınıra kadar eklenmesine izin verirken, uzayın kapanmayacağı anlamına gelir. Sonsuzluk kavramı, evrenin açık-kapalı sistematiği ile bağlantılıdır. Gözlemlenen olgular açık sistemleri temsil ederken, kapalı sistemler sonsuzluğa işaret eder.\nAçık bir evrende, ışık ışınları belirli bir noktadan sonra kesişip yön değiştirebilirler. Bu da evrenin hiperbolik geometrisini işaret eder. Kapalı bir evren ise uzayın bir düzlem yerine küre gibi göründüğü geometrik bir yapıya sahiptir.\nEvrenin şeklinin belirlenmesi, kozmoloji ve genel görelilik gibi alanlarda yapılan çalışmaların sonucunda ortaya çıkan bir bilimsel bulgudur. Evrenin başlangıcı, genişlemesi ve evrimi gibi konular, bu çalışmaların temelini oluşturur. Hiperbolik, düz ve küresel geometriler, evrenin farklı evrelerini ve gelişimini anlamamıza yardımcı olurken, evrenin sırlarını çözmede ilerlememize olanak sağlar.\nEvrenin genişlemesi ve galaksilerin dağılması gibi süreçler, madde ve enerjinin daha düzensiz ve homojen bir şekilde dağılmasına yol açarak entropinin artmasına sebep olur. Yani, evrenin entropisinin artması, bu süreçlerin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Sonuç olarak evrenin veya evrenlerin olası evrimi sırasıyla şu şekildedir:\nHiperbolik Evren Modeli\nEvrenin evrimi için bakacağımız ilk model hiperbolik evren modelidir. Hiperbolik evren, negatif eğrilikli bir geometriye sahiptir ve sonsuz diyebileceğimiz bir hacme sahip olabilir. Bu modelde, evrenin genişlemesi sürekli hızlanır. Uzak galaksiler birbirlerinden giderek daha hızlı uzaklaşır. Hiperbolik evrenin yaşlanma süreci, galaksiler arası mesafelerin artması ve evrenin genişlemesinin ivme kazanmasıyla belirlenir. Büyüme hızı arttıkça, galaksiler arasındaki göreceli hareket hızları da artar. Ancak bu aşamada evrenin sonunun nasıl geleceği hala belirsizdir. Bunu G1 çarpanı olarak adlandırabiliriz.\nDüz Evren Modeli:\nEvrenin yaşlanış sürecindeki ikinci model düz evren modelidir. Yani şu anki model. Düz evrende, pozitif eğrilik yok denecek kadar düşüktür ve evrenin genişlemesi yavaşlar. Galaksiler arası mesafeler artmaya devam eder, ancak genişleme oranı zamanla azalır. Düz evrenin yaşlanma süreci, galaksiler arası etkileşimlerin yavaşlaması ve evrenin enerjisinin giderek dengelenmesiyle karakterizedir. Evrenin bu aşamasında, maddenin ve enerjinin dağılımı daha istikrarlı bir şekilde evrenin evrimini yönlendirir. Üçgenin iç açıları toplamı 180'dir. Bunu ise G2 çarpanı olarak adlandırıyoruz.\nKapalı Evren Modeli:\nEvrenin yaşlanış sürecinin son aşamasında ise kapalı evren modeline odaklanırız. Kapalı evren, pozitif eğrilikli bir geometriye sahip olup sonlu bir hacmi vardır. Genişleme süreci yavaşlar ve nihayetinde tersine döner. Galaksiler arası mesafeler azalmaya başlar ve evren büzüşmeye başlar. Kapalı evrenin yaşlanma süreci, galaksiler arası etkileşimlerin artması, yapıların bir araya gelmesi ve evrenin sıkışması ile karakterizedir. Bu aşamada evren, giderek daha yoğun bir hale gelebilir. Bu da bizim açımızdan G3 çarpanı olmuş oluyor.\nEvrenin yaşlanış süreci, hiperbolik (açık), düz ve kapalı evren modelleri aracılığıyla incelendiğinde karmaşık bir seyir izler. Hiperbolik evrenin hızlı genişlemesi, düz evrenin yavaş dengelenmesi ve kapalı evrenin sıkışması, evrenin farklı evrelerini temsil eder.\n\nHiperbolik Evren Modeli (G1 Çarpanı): Hiperbolik evrenin hızla genişleyen başlangıç evresini temsil eden denklem: a(t) = e^(H1 * t) Burada \"a(t)\" evrenin ölçek faktörünü, \"H1\" genişleme hızının başlangıçta hızla artan oranını ve \"t\" zamanı temsil eder.\nDüz Evren Modeli (G2 Çarpanı): Düz evrenin dengelenen orta evresini temsil eden denklem: a(t) = t^(H2) Burada \"a(t)\" evrenin ölçek faktörünü, \"H2\" genişleme hızının orta evrede azalan oranını ve \"t\" zamanı temsil eder.\nKapalı Evren Modeli (G3 Çarpanı): Kapalı evrenin sıkışmaya başlayan son evresini temsil eden denklem: a(t) = 1 / (H3 * t) Burada \"a(t)\" evrenin ölçek faktörünü, \"H3\" genişleme hızının son evrede daha hızla azalan oranını ve \"t\" zamanı temsil eder.", + "question": "Evrenin Geometrik Entropisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "== Evrenin Geometrisindeki Evrim ==\nUzun bir süre boyunca, evrenin genel olarak düz bir geometriye sahip olduğu düşünülmüştür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "946", + "context": "Evrenin ivmelenerek genişlemesi, belli bir mesafedeki bir galaksinin gözlemciden sürekli olarak, zamanla artan bir hızla uzaklaşmasından yola çıkılarak gözlemlenen evrenin genişlemesi olayıdır. Evrenin ivmelenerek genişlemesi 1998'de, Supernova Cosmology Project ve High-Z Supernova Search Team olmak üzere birbirlerinden bağımsız iki proje tarafından tespit edilmiştir. Her iki projede de ivmelenmenin ölçümü için tip Ia süpernovalar kullanılmıştır. Bunun nedeni, bu tip süpernovaların neredeyse aynı iç parlaklığa sahip olmaları (standart mum) ve bunlardan uzak olan nesnelerin daha donuk görünmeleri sebebiyle, bu tip süpernovaların parlaklıklarının daha net gözlemlenebilmesidir. 2011'de Saul Perlmutter, Brian Schmidt ve Adam Riess, \"uzak süpernovaların incelenmesi sonucunda evrenin ivmelenerek genişlemesini keşiflerinden dolayı\" Nobel Fizik Ödülü'nü paylaşmışlardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Evrenin ivmelenerek genişlemesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Evrenin ivmelenerek genişlemesi, belli bir mesafedeki bir galaksinin gözlemciden sürekli olarak, zamanla artan bir hızla uzaklaşmasından yola çıkılarak gözlemlenen evrenin genişlemesi olayıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "947", + "context": "Gözlemlenebilir evren, evrenin ışık ve başka sinyallerin galaksiler ve maddenin, kozmolojik genişlemeden beri Dünya’ya ulaşacak zamanı bulması sonucu, şimdiki zamanda Dünya'dan gözlemlenebilen cisim ve maddelerden oluşan bölgesidir. Evrenin izotropik olduğu varsayılırsa, gözlemlenebilir evrenin sınırı, her yönde aşağı yukarı aynıdır. Dolayısıyla, gözlemlenebilir evren, gözlemcisini merkeze alan, küresel bir hacme sahiptir. Evrendeki her nokta kendi gözlemlenebilir evrenine sahiptir ve bu evren Dünya merkezli olanla çakışıyor olabilir de, olmayabilir de.\n“Gözlemlenebilir” sözcüğü, günümüz teknolojisinin, bu alandan radyasyon saptayıp saptamadığına veya alanda gerçekten radyasyon olup olmadığına bağımlı olmadığına işaret etmek amacıyla kullanılmaktadır. Yalnızca, temelde ışık veya başka sinyallerin bir cisimden, Dünya'daki bir gözlemciye ulaşmasının mümkün olduğunu vurgulamaktadır. Uygulamada, yalnızca kozmolojik yeniden birleşme evresindeki foton ayrıklaştırması kadar önceden gelen ışığı gözlemlemek mümkündür; yani parçacıkların, başka parçacıklar tarafından o kadar da hızlı bir şekilde emilmeyen fotonlar yayabildikleri zamandan gelen. Bunun öncesinde, evren tamamen opak fotonlarla, yani kuark-gluon plazmasıyla doluydu.\nSon serpintinin yüzeyi, ışık özleri (foton) dekuplajından gelen ışık özlerinin bize bugün ulaşma mesafesinde noktaların uzayda toplanmasıdır. Bunlar bizim bugün kozmik mikrodalga arka plan radyasyonu (CMBR) olarak tespit ettiğimiz ışık özleridir. Ancak geleceğin teknolojisiyle daha eski kalıntı nötrino arka planları gözlemlemek mümkün olabilecektir; aynı şekilde, (ışık hızında hareket eden) yer çekimsel dalgalar aracılığıyla çok daha uzakta oluşan eylemleri görebileceğiz. Bazen astrofizikçiler, yeniden birleşimden bu yana salınan sinyalleri içeren görünür evren ile kozmolojik büyümenin başlangıç (geleneksel kozmolojide Büyük Patlama, modern kozmolojide enflasyon çağının sonu) zamanından beri gelen sinyalleri kapsayan gözlemlenebilir evren arasında bir ayrıma gitmektedir. Hesaplamalara göre, parçaların CMBR'den comoving mesafesi –ki bu mesafe görünen evrenin yarıçapına denktir-yaklaşık olarak 14.0 milyar parsektir (bu da yaklaşık 45.7 milyar ışık yılıdır). Öte yandan gözlemlenebilir evrenin kıyısına olan comoving mesafesi, yaklaşık % 2 daha büyük bir biçimde 14.3 milyar parsektir (bu da yaklaşık 46.6 milyar ışık yılına denktir).\n2013 yılı itibarıyla evrenin yaşı hakkında yapılan tahminler, 13.798 (± 0,037) milyar yıldır. Ancak uzayın genişlemesi sebebiyle insanoğlu, bir zamanlar çok daha yakınken şu anda statik bir 13,8 milyar ışık yılı mesafeden daha uzak cisimleri gözlemlemektedir. Gözlemlenebilir evrenin çapının yaklaşık 28 milyar parsek (93 milyar ışık yılı) olduğu tahmin edilmektedir. Bu hesaplamada gözlemlenebilir evrenin en uzak ucu yaklaşık 46-47 milyar ışık yılı ötede olarak hesaplanmıştır.", + "question": "Gözlemlenebilir evren nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gözlemlenebilir evren, evrenin ışık ve başka sinyallerin galaksiler ve maddenin, kozmolojik genişlemeden beri Dünya’ya ulaşacak zamanı bulması sonucu, şimdiki zamanda Dünya'dan gözlemlenebilen cisim ve maddelerden oluşan bölgesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "948", + "context": "== HM Draconis Gerçekleri ==\nHM Draconis Değişken bir Yıldızdır .\nHM Draconis, Draco takımyıldızı taslağının bir parçası değildir, ancak takımyıldızın sınırları içindedir.\nYıldızın tayf tipine (K5) bağlı olarak, HM Draconis rengi turuncu ila kırmızıdır.\nYıldız çıplak gözle görülemez, onu görmek için teleskop gerekir.\nHM Draconis'in Dünya'ya uzaklığı 10872.11 ışık yılıdır.\nHM Draconis Konumu\nDeğişen yıldızın gece gökyüzündeki konumu Sağ Yükseliş (RA) ve Eğim (Aralık) tarafından belirlenir, bunlar Dünyadaki Boylam ve Enlem ile eşdeğerdir. Doğru Yükseliş, yıldızın gök ekvatoru boyunca ne kadar uzakta olduğunu (ss:dd:ss) ifade eder. RA pozitifse, doğuya doğru. Eğim, nesnenin gök ekvatoruyla ne kadar kuzey veya güneyde olduğudur ve derece olarak ifade edilir. HM Draconis için konum 18h 37m 43.68 ve +59° 45` 30.5 .", + "question": "HM Draconis nedir?", + "answers": { + "text": [ + "== HM Draconis Gerçekleri ==\nHM Draconis Değişken bir Yıldızdır ." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "949", + "context": "Kozmografi; coğrafya ve astronomi alanlarına girmeksizin, semayı ve Dünya'yı da kapsayacak şekilde, tüm kozmosun ya da evrenin genel işleyişini saptama çabasında olan bilim dalıdır. Kökleri 14. yüzyıla dayanır.", + "question": "Kozmografi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kozmografi; coğrafya ve astronomi alanlarına girmeksizin, semayı ve Dünya'yı da kapsayacak şekilde, tüm kozmosun ya da evrenin genel işleyişini saptama çabasında olan bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "950", + "context": "Uzay veya dış uzay (Arapçadan geçtiği haliyle feza), Dünya atmosferinin ötesinde ve gök cisimleri arasında var olan genişliktir. Uzay düşüncelerin aksine tamamıyla boş bir alan değildir; son derece düşük parçacık yoğunlukları içerir ve ağırlıklı olarak hidrojen, helyum ve plazma, ayrıca elektromanyetik radyasyon, manyetik alanlar, nötrinolar, Kozmik toz ve kozmik ışınlar içeren neredeyse mükemmel bir vakum oluşturur.\nBüyük Patlama'nın kozmik fon radyasyonuyla belirlenen uzayın taban sıcaklığı 2,7°K kelvindir. bu da (−270,45 °C - 454,81 °F) tekabül etmektedir. Aslında bu sıcaklık Büyük Patlamadan sonra ortaya çıkan ışınımın günümüze gelen dalga boyudur. Galaksiler arasındaki plazma, evrendeki baryonik maddenin yaklaşık yarısını oluşturur. Metreküp başına bir hidrojen atomundan daha az sayı yoğunluğuna ve milyonlarca Kelvin sıcaklığına sahiptir. Büyük patlama sonrası lokal madde konsantrasyonları, yıldızlara ve galaksilere yoğunlaşmıştır. Araştırmalar, çoğu galaksideki kütlenin %90'ının karanlık madde adı verilen bilinmeyen bir biçimde olduğunu ve diğer maddelerle yerçekimsel kuvvetler yoluyla etkileşime girebilen ancak elektromanyetik kuvvetlerle etkileşime girmeyen bir maddenin yoğunluğu ile birlikte olduğu yönündedir.Teleskoplar yardımıyla yapılan gözlemler sonucu, gözlemlenebilir evrendeki kütle-enerjisinin çoğunun karanlık enerji olduğu, çok az ayırt edilebilen bir tür vakum enerjisi olduğunu göstermektedir.\nEvrenin 4,9% normal madde, 26,8% karanlık madde ve 68,3% karanlık enerji ile oluştuğu bilim insanlarınca tahmin edilmiştir. Galaksiler arasındaki uzay, evrenin hacminin çoğunu kaplar, ancak galaksiler ve yıldız sistemleri bile neredeyse tamamen boş uzaydan oluşur.\nUzay, Dünya yüzeyinin belirli bir yüksekliğinde başlamaz. 100 km (62 mi) deniz seviyesi yüksekliğindeki Kármán hattı, uzay antlaşmalarında ve uzay sahası kayıtlarının tutulmasında uzayın başlangıcı olarak kabul edilir. Üst stratosfer ve mezosferin bazı kısımları bazen \"yakın uzay\" olarak adlandırılır. Uluslararası uzay hukukunun çerçevesi, 10 Ekim 1967'de yürürlüğe giren Dış Uzay Anlaşması tarafından oluşturulmuştur. Bu antlaşma, herhangi bir ulusal egemenlik iddiasını engeller ve tüm devletlerin uzayı serbestçe keşfetmesine izin verir. Uzayın barışçıl amaçlarla kullanılması için BM kararları tasarlanmış olmasına rağmen, Dünya yörüngesinde anti-uydu silahları test edilmiştir.", + "question": "Uzay nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uzay veya dış uzay (Arapçadan geçtiği haliyle feza), Dünya atmosferinin ötesinde ve gök cisimleri arasında var olan genişliktir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "951", + "context": "== Evrenin Geometrisindeki Evrim ==\nUzun bir süre boyunca, evrenin genel olarak düz bir geometriye sahip olduğu düşünülmüştür. Ancak, yapılan çalışmalar ve gözlemler, evrenin geometrisinin daha karmaşık bir şekilde değiştiğini ve üç farklı temel geometriye sahip olduğunu göstermektedir: hiperbolik, düz ve küresel.\nHiperbolik bir evren, Hipotezik olarak, hiperbolik evren, evrenin genişlemesinin sürekli devam ettiği ve geometrik olarak hiperbolik (negatif eğrilikli) uzay geometrisine sahip olduğu bir modeli ifade eder. Bu evrende paralel ışınlar birbirinden uzaklaşarak sınırsız bir şekilde yayılır. Hiperbolik evren modeli, genellikle kozmolojik incelemelerde kullanılır ve evrenin sonlu olmadığı, ancak sınırsız bir şekilde genişlediği bir senaryoyu temsil eder.\nDüz bir evren, evrenin genişlemesinin devam ettiği ancak geometrik olarak düz (sıfır eğrilikli) bir uzay geometrisine sahip olduğu bir hipotezi ifade eder. Bu modelde, paralel ışınlar birbirine sabit bir uzaklıkta seyahat eder. Düz evren, evrenin sonsuz bir şekilde genişlediği ve uzayın geometrisinin ölçeklendikçe değişmediği bir senaryoyu temsil eder. Uzayın geometrisi düzlemsel bir yapıya sahiptir. Ancak, düz bir evrenin sonsuz enerji taşıma kapasitesi sınırlıdır. Eğer çok fazla enerji eklenirse, uzay kendini içe kapatır ve bir \"Isının Ölümü\" meydana gelir. Bu durum, uzayın sınırlı enerji kapasitesini açıkça gösterir.\nKüresel bir evren ise uzayın geometrisi, bir kürenin yüzeyine benzer. Bu evrende, uzay sonsuz bir hacme sahip olabilirken, toplam eğriliğin belirli bir değeri vardır. Uzayın toplam eğriliği, bir küreninki kadar olmalıdır. Bu, enerjinin belirli bir üst sınıra kadar eklenmesine izin verirken, uzayın kapanmayacağı anlamına gelir. Sonsuzluk kavramı, evrenin açık-kapalı sistematiği ile bağlantılıdır. Gözlemlenen olgular açık sistemleri temsil ederken, kapalı sistemler sonsuzluğa işaret eder.\nAçık bir evrende, ışık ışınları belirli bir noktadan sonra kesişip yön değiştirebilirler. Bu da evrenin hiperbolik geometrisini işaret eder. Kapalı bir evren ise uzayın bir düzlem yerine küre gibi göründüğü geometrik bir yapıya sahiptir.\nEvrenin şeklinin belirlenmesi, kozmoloji ve genel görelilik gibi alanlarda yapılan çalışmaların sonucunda ortaya çıkan bir bilimsel bulgudur. Evrenin başlangıcı, genişlemesi ve evrimi gibi konular, bu çalışmaların temelini oluşturur. Hiperbolik, düz ve küresel geometriler, evrenin farklı evrelerini ve gelişimini anlamamıza yardımcı olurken, evrenin sırlarını çözmede ilerlememize olanak sağlar.\nEvrenin genişlemesi ve galaksilerin dağılması gibi süreçler, madde ve enerjinin daha düzensiz ve homojen bir şekilde dağılmasına yol açarak entropinin artmasına sebep olur. Yani, evrenin entropisinin artması, bu süreçlerin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Sonuç olarak evrenin veya evrenlerin olası evrimi sırasıyla şu şekildedir:\nHiperbolik Evren Modeli\nEvrenin evrimi için bakacağımız ilk model hiperbolik evren modelidir. Hiperbolik evren, negatif eğrilikli bir geometriye sahiptir ve sonsuz diyebileceğimiz bir hacme sahip olabilir. Bu modelde, evrenin genişlemesi sürekli hızlanır. Uzak galaksiler birbirlerinden giderek daha hızlı uzaklaşır. Hiperbolik evrenin yaşlanma süreci, galaksiler arası mesafelerin artması ve evrenin genişlemesinin ivme kazanmasıyla belirlenir. Büyüme hızı arttıkça, galaksiler arasındaki göreceli hareket hızları da artar. Ancak bu aşamada evrenin sonunun nasıl geleceği hala belirsizdir. Bunu G1 çarpanı olarak adlandırabiliriz.\nDüz Evren Modeli:\nEvrenin yaşlanış sürecindeki ikinci model düz evren modelidir. Yani şu anki model. Düz evrende, pozitif eğrilik yok denecek kadar düşüktür ve evrenin genişlemesi yavaşlar. Galaksiler arası mesafeler artmaya devam eder, ancak genişleme oranı zamanla azalır. Düz evrenin yaşlanma süreci, galaksiler arası etkileşimlerin yavaşlaması ve evrenin enerjisinin giderek dengelenmesiyle karakterizedir. Evrenin bu aşamasında, maddenin ve enerjinin dağılımı daha istikrarlı bir şekilde evrenin evrimini yönlendirir. Üçgenin iç açıları toplamı 180'dir. Bunu ise G2 çarpanı olarak adlandırıyoruz.\nKapalı Evren Modeli:\nEvrenin yaşlanış sürecinin son aşamasında ise kapalı evren modeline odaklanırız. Kapalı evren, pozitif eğrilikli bir geometriye sahip olup sonlu bir hacmi vardır. Genişleme süreci yavaşlar ve nihayetinde tersine döner. Galaksiler arası mesafeler azalmaya başlar ve evren büzüşmeye başlar. Kapalı evrenin yaşlanma süreci, galaksiler arası etkileşimlerin artması, yapıların bir araya gelmesi ve evrenin sıkışması ile karakterizedir. Bu aşamada evren, giderek daha yoğun bir hale gelebilir. Bu da bizim açımızdan G3 çarpanı olmuş oluyor.\nEvrenin yaşlanış süreci, hiperbolik (açık), düz ve kapalı evren modelleri aracılığıyla incelendiğinde karmaşık bir seyir izler. Hiperbolik evrenin hızlı genişlemesi, düz evrenin yavaş dengelenmesi ve kapalı evrenin sıkışması, evrenin farklı evrelerini temsil eder.\n\nHiperbolik Evren Modeli (G1 Çarpanı): Hiperbolik evrenin hızla genişleyen başlangıç evresini temsil eden denklem: a(t) = e^(H1 * t) Burada \"a(t)\" evrenin ölçek faktörünü, \"H1\" genişleme hızının başlangıçta hızla artan oranını ve \"t\" zamanı temsil eder.\nDüz Evren Modeli (G2 Çarpanı): Düz evrenin dengelenen orta evresini temsil eden denklem: a(t) = t^(H2) Burada \"a(t)\" evrenin ölçek faktörünü, \"H2\" genişleme hızının orta evrede azalan oranını ve \"t\" zamanı temsil eder.\nKapalı Evren Modeli (G3 Çarpanı): Kapalı evrenin sıkışmaya başlayan son evresini temsil eden denklem: a(t) = 1 / (H3 * t) Burada \"a(t)\" evrenin ölçek faktörünü, \"H3\" genişleme hızının son evrede daha hızla azalan oranını ve \"t\" zamanı temsil eder.", + "question": "Evrenin Geometrik Entropisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "== Evrenin Geometrisindeki Evrim ==\nUzun bir süre boyunca, evrenin genel olarak düz bir geometriye sahip olduğu düşünülmüştür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "952", + "context": "Gana Uzay Bilimi ve Teknoloji Merkezi (GSSTC) 2 Mayıs 2012'de Gana'nın ilk uzay bilimi, uzay araştırması, astronomi ve teknoloji uzay ajansı olarak resmen açıldı. GSSTC ve Gana Uzay Ajansı (GhSA), öğretim, öğrenme, özel uzay uçuşu ve uzay araştırması ticarileştirme yoluyla uzay bilimi, uzay keşfi ve uzay teknolojisinde mükemmellik arenası olmayı hedeflemektedir. Merkezi ve uzay ajansı ayrıca bilim insanları ve astronotların doğal kaynak yönetimi, hava durumu tahmini, tarım ve ulusal güvenlik konularında araştırma yapmalarına izin verecek.", + "question": "Gana Uzay Bilim ve Teknoloji Merkezi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gana Uzay Bilimi ve Teknoloji Merkezi (GSSTC) 2 Mayıs 2012'de Gana'nın ilk uzay bilimi, uzay araştırması, astronomi ve teknoloji uzay ajansı olarak resmen açıldı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "953", + "context": "Intersputnik ya da Intersputnik Uluslararası Uzay İletişimi Organizasyonu, 15 Kasım 1971 tarihinde Sovyetler Birliği tarafından sekiz eski sosyalist devletle (Polonya Halk Cumhuriyeti, Çekoslovakya Sosyalist Cumhuriyeti, Doğu Almanya, Macaristan Halk Cumhuriyeti, Romanya Sosyalist Cumhuriyeti, Bulgaristan Halk Cumhuriyeti, Moğolistan Halk Cumhuriyeti ve Küba) birlikte kurulmuş uluslararası bir uydu iletişim hizmetleri organizasyonudur. Günümüzde pek çok ülke bu organizasyona üyedir.", + "question": "Intersputnik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Intersputnik ya da Intersputnik Uluslararası Uzay İletişimi Organizasyonu, 15 Kasım 1971 tarihinde Sovyetler Birliği tarafından sekiz eski sosyalist devletle (Polonya Halk Cumhuriyeti, Çekoslovakya Sosyalist Cumhuriyeti, Doğu Almanya, Macaristan Halk Cumhuriyeti, Romanya Sosyalist Cumhuriyeti, Bulgaristan Halk Cumhuriyeti, Moğolistan Halk Cumhuriyeti ve Küba) birlikte kurulmuş uluslararası bir uydu iletişim hizmetleri organizasyonudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "954", + "context": "JuMBO (İngilizce: Jupiter Mass Binary Objects, Türkçe: Jüpiter Kütleli İkili Cisimler) Avcı Takımyıldızı'nın içerisindeki Orion Bulutsusu'nun sınırları içerisinde James Webb Uzay Teleskobu tarafından keşfedilen ve kütlelerinin Jüpiter ile benzer olduğu tahmin edilen serbest olarak hareket ettikleri tespit edilen gökcisimlerinin genel adıdır. James Web ile yapılan gözlemler sonucunda bu cisimlerin en az 40 tanesinin ikili veya üçlü kümelerden oluştuğu ve sistem içerisinde en az 540 tane JuMBO'nun bulunduğu tahmin ediliyor. Bu gökcisimleri yıldız oluşum diski sınırlarında bulunsalar bile hem yıldız olmayacak kadar ufak kütleli olmaları hem de bir gezegenin sahip olduğu ana yıldız çevresinde dolanan yörüngeye sahip olmadıkları için sınıflandırmaya dahil edilemedi. Bu nedenle bu gökcisimlerine Jüpiter Kütleli İkili Cisimler anlamına gelen \"JuMBO\" ismi verildi.\nJuMBO'ların nasıl oluştukları henüz kesinlik kazanmamıştır. Genel olarak iki hipotez üzerinde durulur. Bunlardan birincisi bu cisimlerin bulutsu içerisindeki madde yoğunluğunun yıldız oluşumuna yetmeyecek bir alanda doğmuş olması, ikincisi ise asteroit veya gezegen gibi bu cisimlerin daha önceden bir ana yıldızın etrafında bir yörüngeye sahip oldukları fakat bir etkileşimden dolayı ana yıldız tarafından yıldızlararası boşluğa itilmesidir. İkinci hipotez aynı zamanda ikili veya üçlü bir gökcismi sisteminin sahip olduğu yörüngeden atılırken birbirleriyle olan bağlarını kopartmadığı konusunda yeni tartışmalara neden oldu.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "JuMBO (astronomi) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "JuMBO (İngilizce: Jupiter Mass Binary Objects, Türkçe: Jüpiter Kütleli İkili Cisimler) Avcı Takımyıldızı'nın içerisindeki Orion Bulutsusu'nun sınırları içerisinde James Webb Uzay Teleskobu tarafından keşfedilen ve kütlelerinin Jüpiter ile benzer olduğu tahmin edilen serbest olarak hareket ettikleri tespit edilen gökcisimlerinin genel adıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "955", + "context": "Modüler roket, farklı görevler için değiştirilebilen bileşenlere sahip bir tür çok kademeli rokettir. Bu tür roketler genelde nakliye, üretim ve uçuş hazırlıkları için gerekli olan altyapı masraflarını en aza indirmek için birleşik modüller gibi benzer konseptleri kullanır.\nUlusal Fırlatma Sistemi (National Launch System) yaptığı bir çalışma (1991-1992), gelecekteki fırlatıcılar modüler bir şekilde ele almıştır. Bu fikir NASA'nın kuruluşundan beri var olmuştur.", + "question": "Modüler roket nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Modüler roket, farklı görevler için değiştirilebilen bileşenlere sahip bir tür çok kademeli rokettir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "956", + "context": "NARSS, (Arapça:الهيئة القومية للاستشعار من البعد وعلوم الفضاء; İngilizce: National Authority for Remote Sensing and Space Sciences; Türkçe: Ulusal Uzaktan Algılama Merkezi) Mısır'ın uydu ve uzaktan algılama alanında öncü kurumudur.", + "question": "Uzaktan Algılama ve Uzay Bilimleri Ulusal Yönetimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "NARSS, (Arapça:الهيئة القومية للاستشعار من البعد وعلوم الفضاء; İngilizce: National Authority for Remote Sensing and Space Sciences; Türkçe: Ulusal Uzaktan Algılama Merkezi) Mısır'ın uydu ve uzaktan algılama alanında öncü kurumudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "957", + "context": "Uzay, nesnelerin ve olayların göreceli konuma ve yöne sahip olduğu sınırsız üç boyutlu bir boyuttur. Modern fizikçiler genellikle zamanla, uzay-zaman olarak bilinen sınırsız dört boyutlu bir sürekliliğin parçası olduğunu düşünmesine rağmen, fiziksel alan genellikle üç doğrusal boyutta düşünülür. Mekan kavramının fiziksel evrenin anlaşılması için temel öneme sahip olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte, filozoflar arasında kendisinin bir varlık mı, varlıklar arasındaki ilişkinin mi yoksa kavramsal çerçevenin bir parçası mı olduğu konusunda anlaşmazlık devam eder.\nMekanın doğası, özü ve varoluş tarzı ile ilgili tartışmalar antik döneme kadar uzanmaktadır; yani, Platon'un Timaeus'u veya Sokrates gibi, Yunanların khora (yani \"boşluk\") olarak adlandırdığı şeye ya da topos tanımındaki Aristoteles'in Fiziğine (Kitap IV, Delta) yansımalarında ya da daha sonraki \"geometrik yer anlayışı\" nda, 11. yüzyıl Arap polimeri Alhazen'in Yerdeki Söyleminde (Qawl fi al-Makan) \"uzay qua uzantısı\" olarak yer alır. Bu klasik felsefi soruların çoğu Rönesans'ta tartışılmış ve daha sonra 17. yüzyılda, özellikle klasik mekaniğin erken gelişimi sırasında yeniden şekillendirilmiştir. Isaac Newton'un görüşüne göre, mekan mutlaktı - bu, uzayda herhangi bir maddenin olup olmadığı konusunda kalıcı ve bağımsız bir şekilde var olduğu anlamında. Diğer doğal filozoflar, özellikle Gottfried Leibniz, bunun yerine uzayın aslında nesneler arasındaki mesafeler ve yönleriyle verilen ilişkiler arasındaki bir koleksiyon olduğunu düşünüyordu. 18. yüzyılda filozof ve ilahiyatçı George Berkeley, Yeni Bir Vizyon Teorisine Yönelik Makalesinde \"uzamsal derinliğin görünürlüğünü\" çürütmeye çalıştı. Daha sonra metafizikçi Immanuel Kant, uzay ve zaman kavramlarının dış dünyanın deneyimlerinden türeyen ampirik kavramlar olmadığını, insanların tüm deneyimleri yapılandırmak için sahip oldukları ve kullandığı sistematik bir çerçevenin unsurları olduğunu söyledi. Kant Saf Akıl Eleştirisinde \"uzay\" deneyiminden öznel \"saf a priori bir sezgi biçimi\" olarak bahsetti.\n19. ve 20. yüzyıllarda matematikçiler, uzayın düz değil kavisli olarak tasarlandığı Öklid olmayan geometrileri incelemeye başladılar. Albert Einstein'ın genel görelilik teorisine göre, yerçekimi alanlarının çevresindeki boşluk Öklid uzayından sapıyor. Genel göreliliğin deneysel testleri, Öklid olmayan geometrilerin alanın şekli için daha iyi bir model sağladığını doğruladı.", + "question": "Uzay (geometri) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uzay, nesnelerin ve olayların göreceli konuma ve yöne sahip olduğu sınırsız üç boyutlu bir boyuttur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "958", + "context": "İnsanlar 1960'larda uzaya gitmeden önce bilim adamlarının uzay uçuşunun biyolojik etkilerini araştırabilmeleri için çok sayıda başka primat da dahil olmak üzere birkaç başka hayvan uzaya fırlatıldı. Amerika Birleşik Devletleri 1948 ile 1961 yılları arasında primat yolcuları içeren uçuşlar başlattı. Fransa 1967'de iki maymun taşıyan uçuşu başlattı. Sovyetler Birliği ve Rusya 1983 ile 1996 arasında maymunları Uzay görevlerinde kullandı. uzay programında otuz iki primat uçtu.", + "question": "Uzay görevlerinde Maymunlar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnsanlar 1960'larda uzaya gitmeden önce bilim adamlarının uzay uçuşunun biyolojik etkilerini araştırabilmeleri için çok sayıda başka primat da dahil olmak üzere birkaç başka hayvan uzaya fırlatıldı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "959", + "context": "Uzay ve zaman felsefesi, uzay ve zamanın ontolojisi, epistemolojisi ve karakterini çevreleyen konularla ilgilenen felsefe dalıdır.\nBu tür fikirler tarihinden itibaren felsefenin merkezinde yer alırken, uzay ve zaman felsefesi erken dönem analitik felsefenin hem esin kaynağıydı hem de merkezi bir yönüydü. Konu, zaman ve uzayın zihinden bağımsız olarak var olup olmadığı, birbirinden bağımsız olarak var olup olmadığı, zamanın görünüşte tek yönlü akışını neyin açıkladığı, şimdiki andan başka zamanların var olup olmadığı gibi bir dizi temel konuya odaklanmaktadır (özellikle zaman içinde kimliğin doğası).", + "question": "Uzay ve zamanın felsefesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uzay ve zaman felsefesi, uzay ve zamanın ontolojisi, epistemolojisi ve karakterini çevreleyen konularla ilgilenen felsefe dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "960", + "context": "An, bir orta çağ zaman birimi.\nGüneş saatindeki bir gölgenin hareketi, güneşin doğuş saatiyle, güneşin doğuşu ile batışı arasındaki sürenin on ikide biri olan 40 dakikayı kapsıyordu. Bir güneş saatinin uzunluğu, günün mevsimine bağlı olarak günün uzunluğuna bağlıydı. Modern saniyelerde bir anın uzunluğu bu nedenle sabit olmasa da, ortalama olarak bir an 90 saniyeye karşılık geldi. Bir gün, eşit veya eşit olmayan uzunluklarda 24 saate bölünmüştür; birincisi doğal veya teknokratik, ikincisi yapaydır. Saat dört nokta, on dakika veya 40 dakikaya bölünmüştür.", + "question": "An (zaman) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "An, bir orta çağ zaman birimi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "961", + "context": "Ayrık zaman, sürekli ve kesintisiz akmayan, atlaya atlaya ilerleyen zamandır. Matematiksel modellerde kullanılır.\nÖrneğin belirli bir yerdeki sıcaklığın gün boyunca değişimini takip etmek için her on dakikada bir bu yerdeki sıcaklık ölçülüp bir grafiğe işlenirse, sonuçta elde edilen grafiğe ayrık zamanlı grafik denir. Sıcaklığı aralıksız ölçüp her bir andaki sıcaklık grafiğe işlenebilse, elde edilen grafik sürekli zamanlı olur.", + "question": "Ayrık zaman nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ayrık zaman, sürekli ve kesintisiz akmayan, atlaya atlaya ilerleyen zamandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "962", + "context": "Zaman veya vakit (Eski Türklerde öd), ölçülmüş veya ölçülebilen bir dönem, uzaysal boyutu olmayan bir süreklilik. Zaman kavramı, tarih boyunca felsefenin ilgi alanlarından biri olmasının yanı sıra matematik ve fizikteki önemli çalışma alanlarından biridir.", + "question": "Zaman nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zaman veya vakit (Eski Türklerde öd), ölçülmüş veya ölçülebilen bir dönem, uzaysal boyutu olmayan bir süreklilik." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "963", + "context": "Açısal frekans periyodik harekette birim zaman içinde kaç radyan olduğunun ölçüsüdür.", + "question": "Açısal frekans nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Açısal frekans periyodik harekette birim zaman içinde kaç radyan olduğunun ölçüsüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "964", + "context": "Zaman Bankacılığı (İngilizce: Time Banking), değişim aracı olarak para yerine zaman birimleri kullanılan ve alternatif bir ekonomik sistem örneği olarak değerlendirilebilecek bir karşılıklı hizmet değişimi modelidir. Zaman bankacılığı modelini uygulayan cemiyetlere Zaman Bankası (İngilizce: Time Bank) denir. Dolaşım birimi daima herhangi bir insanın bir saatlik işçilik bedeli olarak değerlendirilir ve genellikle ABD'de \"Zaman Doları\", Birleşik Krallık'ta ise \"Zaman Kredisi\" olarak adlandırılır. Zaman Bankacılığı öncelikle serbest pazar sisteminin değer vermediği çocuk danışmanlığı, yaşlı bakımı, komşulara yardım gibi gönüllülük esasına dayanan işleri teşvik etmek ve ödüllendirmek için kullanılır. Esas itibarıyla kişi bu tip toplumsal hizmetler için harcadığı \"zaman\" ölçüsünde benzer hizmetleri alabilmek için \"zaman\" kazanır. \nBu nedenle dernekler zaman bankacılığını \"sosyal kapital oluşturmak\" olarak da bilinen cemiyet içi ilişkileri güçlendirmekte kullanırlar. Zaman bankacılığı düşüncesinin doğuşu 1980'lerin başlarında ABD'de olmuştur. 1990 yılında Robert Wood Johnson Vakfı yaşlı bakımı konusunda çalışacak örnek bir Zaman Bankacılığı projesi için 1.2 milyon Amerikan doları bağışladı. Bugün 26 ülkede aktif olarak faaliyet gösteren Zaman Bankaları mevcuttur. Birleşik Krallık'ta 93 adet aktif Zaman Bankası vardır. ABD'de ise resmi olarak tanınmış 53 adet Zaman Bankası mevcuttur.", + "question": "Zaman bankacılığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zaman Bankacılığı (İngilizce: Time Banking), değişim aracı olarak para yerine zaman birimleri kullanılan ve alternatif bir ekonomik sistem örneği olarak değerlendirilebilecek bir karşılıklı hizmet değişimi modelidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "965", + "context": "Büyüklük sıralaması; zamanın büyüklük sırası, mikrosaniye veya milyon yıl gibi bir temel zaman birimi ile birlikte genellikle ondalık bir önek veya ondalık büyüklük sırası miktarı.\nBazı durumlarda, büyüklük sırası \"ikinci\" veya \"yıl\" gibi ifade edilebilir. Diğer durumlarda, miktar adı \"yüzyıl\" gibi ana birimi ifade eder. Çoğu durumda ana birim, saniye veya yıldır. Ön ekler genellikle yıl baz birimi ile kullanılmaz. Bu nedenle \"mega yıl\" yerine \"milyon yıl\" denir. Saat ve takvim zamanı ondalık yerine on iki veya on altı büyüklük derecesine sahiptir. Yani bir yıl 12 aydır ve bir dakika 60 saniyedir. En küçük anlamlı zaman artışı Planck süresidir.", + "question": "Büyüklük sıralaması (zaman) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Büyüklük sıralaması; zamanın büyüklük sırası, mikrosaniye veya milyon yıl gibi bir temel zaman birimi ile birlikte genellikle ondalık bir önek veya ondalık büyüklük sırası miktarı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "966", + "context": "Geri sayım, gerçekleşme zamanı belirli bir olay için geriye doğru yapılan sayım. Geri sayımların en bilinen örneklerinden biri roket fırlatma esnasında yapılan sayımlar olup yeni yılın başlangıcı, yarış sayımı, film ekranı sayımı ve 2012 fenomenini bekleyiş yaygın diğer örneklerdir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Geri sayım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Geri sayım, gerçekleşme zamanı belirli bir olay için geriye doğru yapılan sayım." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "967", + "context": "Fizikte, hayat çizgisi bir objenin 4 boyutlu uzayda işlediği yola denir. Objenin geçmiş mekanını her an takip etmeye de bu ad verilir. Hayat çizgisi yörüngeden ayrı bir kavramdır. Bu kavramlar zaman boyutuyla ayrılır. Ve genelde yörüngelerden daha geniş bir alanı temsil ederler, diğerlerine oranla özel göreliliğin gerçek doğasını ortaya çıkarırlar. Bu fikir Hermann Minkowski tarafından ortaya atılmıştır.Bu terim, genelde Görelilik Teorisinde kullanılır (özel görelilik ve genel görelilik).\nDünya çizgileri olayların oluşunu temsil ederler. Bu terimin kullanılması herhangi bir teoriyle bağlı olmamasına rağmen, çoğunlukla insanların zaman ve mekan bazında yaptıklarını temsil etmekte kullanılır. İnsanların geçmişini anlatır. Bir insanın doğumundan ölümüne kadar olan zamanı konu alabilir. Bir geminin günlüğü, geminin hayat çizgisi olarak tanımlanır. Bunun için günlükte zaman ve mekan etiketlerinin olması gerekmektedir. Geminin hayat çizgisi geminin hızını hesaplamakta ve Dünya üzerinde konumunu belirlemekte kullanılabilir.", + "question": "Hayat Çizgisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fizikte, hayat çizgisi bir objenin 4 boyutlu uzayda işlediği yola denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "968", + "context": "Lorentz dönüşümü (veya dönüşümleri) adını Hollandalı fizikçi Hendrik Lorentz'den almıştır. Lorentz ve diğerlerinin referans çerçevesinden bağımsız ışık hızının nasıl gözlemleneceğini açıklama ve elektromanyetizma yasalarının simetrisini anlama girişimlerinin sonucudur. Lorentz dönüşümü, özel görelilik ile uyum içerisindedir. Ancak özel görelilikten daha önce ortaya atılmıştır.\nDönüşümler iki gözlemci tarafından ölçülen uzay ve zaman ölçümlerinin nasıl ilişkili olduğunu açıklar. Farklı hızlarda hareket eden gözlemcilerin farklı uzunluklar, geçen zamanlar ve hatta farklı olayların sıralamaları ölçebileceği gerçeğini yansıtır. Mutlak uzay ve mutlak zaman varsayımında bulunan Newton fiziğinin Galile dönüşümünün (bkz: Galile Değişmezliği) yerini alır. Galile dönüşümü sadece ışık hızından çok daha küçük, göreli hızlarda iyi bir yaklaşımdır.\nLorentz dönüşümü bir lineer dönüşümdür. Bu uzayda bir dönme içerebilir, dönmesiz bir Lorentz dönüşümü Lorentz artışı olarak adlandırılır.\nMinkovski uzayı'nda, Lorentz dönüşümleri herhangi iki olay arasında uzay aralığını korumaktadır. Bunun kökeni de sabit kalan uzay-zamanda sadece olay dönüşümlerini tanımlamak, böylece hiperbolik dönme olarak kabul edilebilir bir Minkovski uzayı elde edilir ve ayrıca bu dönüşümlerin çevirilerinin daha genel kümesi Poincaré grubu olarak da bilinir.", + "question": "Lorentz dönüşümü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Lorentz dönüşümü (veya dönüşümleri) adını Hollandalı fizikçi Hendrik Lorentz'den almıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "969", + "context": "Sol (Latince 'güneş' kelimesinden), Mars gezegenindeki bir güneş günü, yani bir Mars günüdür. Tıpkı Dünya'da bir günün Güneş'in aynı noktaya dönüşü ile ölçülmesi gibi, Mars'ta da Güneş'in aynı meridyeni (güneş saati zamanı) iki kez geçişi arasında geçen süredir. Mars'ta zamanı ölçmek için kullanılan birimlerden biridir.\nBir sol, Dünya gününden biraz daha uzundur ve yaklaşık olarak 24 saat, 39 dakika, 35 saniye sürer. Bir Mars yılı yaklaşık 668,6 soldur, bu da yaklaşık 687 Dünya gününe veya 1,88 Dünya yılına eşittir.\nSol terimi, 1976'da Viking iniş aracı görevleri sırasında benimsenmiştir ve genellikle Mars keşif aracının kullanımı gibi zaman planlaması yapılırken NASA tarafından kullanılan bir zaman ölçüsüdür.", + "question": "Mars sol nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sol (Latince 'güneş' kelimesinden), Mars gezegenindeki bir güneş günü, yani bir Mars günüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "970", + "context": "Bir nanosaniye (ns) saniyenin milyarda birine eşit bir SI zaman birimidir, yani saniyenin 1⁄1 000 000 000'ine eşittir veya 10−9 saniyedir.\nTerim, nano- ön eki ve dakikanın altmışta biri olan saniye sözlerinin birleşimidir.\nBir nanosaniye, 1000 pikosaniye veya 1⁄1000 mikrosaniyeye eşittir. 10−8 ile 10−7 saniye arasında değişen zaman birimleri tipik olarak onlarca veya yüzlerce nanosaniye olarak ifade edilir.\nBu taneciğin zaman birimleri telekomünikasyon, darbeli lazerler ve elektroniğin ilgili yönlerinde yaygın olarak bulunur.", + "question": "Nanosaniye nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bir nanosaniye (ns) saniyenin milyarda birine eşit bir SI zaman birimidir, yani saniyenin 1⁄1 000 000 000'ine eşittir veya 10−9 saniyedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "971", + "context": "Öğleden önce (ÖÖ) veya ante meridiem (am veya a.m.), günün 12 saatlik bölüme bölündüğü gösterimde, öğleden önce saatlerin sonuna eklenir.", + "question": "Öğleden önce nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Öğleden önce (ÖÖ) veya ante meridiem (am veya a." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "972", + "context": "Öğleden sonra (ÖS) ya da post meridiem (pm veya p.m.), günün 12 saatlik bölüme bölündüğü gösterimde, öğleden sonra saatlerin sonuna eklenir.", + "question": "Öğleden sonra nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Öğleden sonra (ÖS) ya da post meridiem (pm veya p." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "973", + "context": "24 saat esaslı saatler en az 15. yüzyıldan bu yana kullanıla gelmiştir. Saatlerin zaman göstermek dışında da işlevleri bulunmaktadır. Bir aracı zamana göre ayarlamak bunlardan birisi olarak gösterilebilir. Böyle bir kullanılışın örneği bombalarda ve fırınlarda görülebilir.", + "question": "Saat (zaman) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "24 saat esaslı saatler en az 15." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "974", + "context": "Zaman serisi, istatistik, sinyal işleme, ekonometri ve finansal matematikte veri noktalarının sıklığını ifade eder ve düzenli zaman aralıklarında, ardışık zaman alanlarında tipik olarak ölçülür. Zaman serisine örnek olarak, İMKB endeksinin günlük kapanış değeri veya Türkiye'deki Kızılırmak nehrinin yıllık akış hacmi (debisi) verilebilir. Zaman serisi analizi, anlamlı istatistikleri ve verinin diğer istatistiklerini almak için birkaç yöntemi vardır. Zaman serisi tahmini önceden bilinen olayları baz alarak gelecek olayları tahmin etmenin kavramsal modelidir. Ekonometride zaman serisi tahminine bir örnek, önceki başarımlarına (performanslarına) bakarak bir hisse senedinin açılış fiyatını öngörmektir.\nZaman serisi analizinin yöntemleri iki sınıfa ayrılabilir: frekans domeni (frekans uzayı) ve zaman domeni yöntemleri. Önceden tayf analizini (spektrum analizi) içerirken son zamanlarda dalgacık analizini de kapsar.", + "question": "Zaman serisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zaman serisi, istatistik, sinyal işleme, ekonometri ve finansal matematikte veri noktalarının sıklığını ifade eder ve düzenli zaman aralıklarında, ardışık zaman alanlarında tipik olarak ölçülür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "975", + "context": "Sinodik ay Ay evrelerinin kendini tekrar etmesi için geçen süredir. Ay takviminin esas aldığı ay da sinodik aydır. Bu süre iki sürenin toplamıdır:\n\nAy'ın Dünya çevresinde 3600 derecelik bir tam dönüş süresi (yıldızlara göre ay süresi)\nBu süre içinde Dünya Güneş çevresinde yer değiştirdiği için Güneş'e göre açı değişikliğinden ileri gelen süre\nAy Dünya çevresindeki dönüşünü 27 gün 7 saat 43 dakika 11.6 saniyede tamamlar. Ancak aynı süre içinde Dünya'nın Güneş'e göre açısı da değişmiştir. Bu sebepten Ay'ın Güneş'e göre aynı konuma gelmesi için ortalama olarak 2.3 gün daha geçmesi gerekir. Bu iki sürenin toplamı ortalama olarak 29 gün 12 saat 44 dakika 2.8 saniyedir. Ancak bu süre uzun süreli ortalamadır. Çünkü Ay'ın Dünya çevresindeki yörüngesi eliptiktir ve Kepler'in 2. yasasına göre Ay'ın elips üzerindeki sürati de değişkendir. En kısa sinodik ay 29 gün 4 saat 19 dakika ve en uzun sinodik ay da 29 gün 22 saat 19 dakikadır. Yandaki şekilde 2000-2018 yılları arasında sinodik ay süreleri gösterilmiştir. (Bu şekilde noktadan sonra gelen sayı saat değil, ondalık kesirdir)\nAy evreleri hesaplanırken, esas alınan süre sinodik aydır.", + "question": "Sinodik ay nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sinodik ay Ay evrelerinin kendini tekrar etmesi için geçen süredir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "976", + "context": "Standart zaman, bir yerel ortalama zaman standardı oluşturmak için güneş zamanı veya yerel olarak seçilen bir meridyen kullanmak yerine, bir coğrafi alan veya bölgedeki saatlerin tek bir zaman standardıyla senkronize edilmesi.\nÇoğu insanın günlük yaşamda kullandığı normal saat ve resmi sivil zamanın temelidir. Evrensel zamana dayanır ancak Dünya'nın farklı bölümlerinin Güneş'e göre coğrafi konumunu dikkate almaya çalışır.", + "question": "Standart zaman nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Standart zaman, bir yerel ortalama zaman standardı oluşturmak için güneş zamanı veya yerel olarak seçilen bir meridyen kullanmak yerine, bir coğrafi alan veya bölgedeki saatlerin tek bir zaman standardıyla senkronize edilmesi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "977", + "context": "Takvim, zamanın yüzyıl, yıl, ay, hafta ve gün gibi parçalara bölünüp düzenli bir sırayla gösterildiği çizelgedir.\nTakvim, sosyal, ticarî, dinî ya da idarî amaçla gün organize bir sistemdir. Takvim organizasyonu, zamanı dilimlere bölerek gün, hafta, ay ve yıl gibi isimlendirerek yapılır.\nTakvimde süreler, Güneş ve Ay döngüsü gibi bazı astronomik olayların çevrimi ile eşitlendiği gibi hasat zamanı, suların yükselmesi ve çekilmesi gibi doğal olaylar üzerinden de belirlenebilir. Birçok uygarlık ve toplum kendi özel ihtiyaçlarına uygun modelli takvimler geliştirmiştir.\nDünyada en çok Miladi ve Hicri takvimler kullanılır. Miladî takvim, İsa'nın doğumunu (0) başlangıç olarak alır ve Güneş'e göre hazırlanmıştır. Hicrî takvim ise İslâm Peygamberi'nin Mekke'den Medine'ye hicretini başlangıç olarak alır (M.S. 622) ve Ay'a göre hazırlanmıştır.", + "question": "Takvim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Takvim, zamanın yüzyıl, yıl, ay, hafta ve gün gibi parçalara bölünüp düzenli bir sırayla gösterildiği çizelgedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "978", + "context": "Unix Zaman (Epoch veya Posix zamanı olarak da bilinir), 1 Ocak 1970'ten (01/01/1970) beri geçen saniye sayısına denilen sayısal veri tipidir. 9 Eylül 2001 (09/09/2001) saat 04:46:40 itibarıyla Unix Zaman 10 haneye yükselmiştir, 20 Kasım 2286 (20/11/2286) saat 19:46:40'ta 11 haneye, 16 Kasım 5138 (16/11/5138) saat 12:46:40'ta 12 haneye ve 27 Eylül 33658 (27/09/33658) saat 04:46:40'ta 13 haneye yükselecektir.\nUnix zamana göre saniye türünden zaman dilimleri.", + "question": "Unix zaman nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Unix Zaman (Epoch veya Posix zamanı olarak da bilinir), 1 Ocak 1970'ten (01/01/1970) beri geçen saniye sayısına denilen sayısal veri tipidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "979", + "context": "Zaman algısı, psikolojide, bilişsel dilbilimde ve nörobilimde, birinin belirsiz olayların süresinin algılanması ve olayların gelişmesi ile ölçülen öznel deneyime veya zaman duygusuna atıfta bulunan bir çalışma alanıdır. İki ardışık olay arasındaki algılanan zaman aralığı algılanan süre olarak adlandırılır . Başka bir kişinin zaman algısını doğrudan deneyimlemek veya anlamak mümkün olmasa da, böyle bir algı nesnel olarak incelenebilir ve bir dizi bilimsel deney yoluyla çıkarılabilir . Bazı zamansal yanılsamalar zaman algısının altında yatan sinirsel mekanizmaları ortaya çıkarmaya yardımcı olur.\nTürlere özgü farklılıkları vurgulayan öncü çalışmalar Karl Ernst von Baer tarafından yapılmıştır.", + "question": "Zaman algısı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zaman algısı, psikolojide, bilişsel dilbilimde ve nörobilimde, birinin belirsiz olayların süresinin algılanması ve olayların gelişmesi ile ölçülen öznel deneyime veya zaman duygusuna atıfta bulunan bir çalışma alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "980", + "context": "Zaman Baba (İngilizce: Father Time), Avrupa kültüründe zamanın kişileştirilmiş bir halidir. Zaman Baba ikonografisinin doğuşuna, Yunan mitolojisindeki Khronos mefhumunun ilham verdiği düşünülmektedir. Zaman baba genellikle elindeki tırpanıyla resmedilmektedir. Zurvan ve dehr gibi kavramlarla da dolaylı bir ilişkisi olması muhtemeldir.", + "question": "Zaman Baba nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zaman Baba (İngilizce: Father Time), Avrupa kültüründe zamanın kişileştirilmiş bir halidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "981", + "context": "Zaman damgası, herhangi bir olayın ne zaman meydana geldiğini, genellikle saniyenin küçük bir kısmına yakın bir doğrulukta, tarih ve zaman olarak tanımlayan bir karakter veya kodlanmış bilgi dizisidir. Zaman damgası terimi postanelere gelen evrakın ne zaman teslim alındığını belirlemek için, gelen evrak ya da diğer belgeler üzerine tarih ve zamanın damgalanmasından türemiştir. En çok karşılaşılan zaman damgası örnekleri mektuplar üzerindeki posta damgaları veya kartlara kaydedilen giriş ve çıkış zamanlarıdır.\nGünümüzde ise zaman damgası teriminin anlamı genişlemiş ve bu terim dijital veriye eklenen dijital tarih ve zaman bilgisini de tanımlamak için kullanılmaktadır. Örneğin, bilgisayar dosyaları, dosyanın en son ne zaman değiştirildiğini bildiren zaman damgaları içerir, dijital kameralar ise çekilen resimlere zaman damgaları ekleyerek resmin çekildiği tarih ve saati kaydederler.", + "question": "Zaman damgası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zaman damgası, herhangi bir olayın ne zaman meydana geldiğini, genellikle saniyenin küçük bir kısmına yakın bir doğrulukta, tarih ve zaman olarak tanımlayan bir karakter veya kodlanmış bilgi dizisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "982", + "context": "Zaman sabiti matematikte ve fizikte genliği zamanla asimptotik olarak artan veya azalan fonksiyonların genliğinin artış veya azalış hızını gösteren bir sabittir.\n \n \n \n τ\n \n \n {\\displaystyle \\tau }\n \n ile gösterilir.\nGenliği zamanla azalan fonksiyonlarda zaman sabiti ilk andaki azalış sürati değişmeden devam ettiği takdirde genliğin sıfıra düşeceği zamandır. Bu ilk andaki türev doğrusunun zaman eksenini kestiği noktadır. Ancak genlik asimtotik olarak azaldığı için, \n \n \n \n τ\n \n \n {\\displaystyle \\tau }\n \n zamanında genlik sıfırdan yüksektir. Bu genlik maksimum düzeyin yüzdesi olarak şu şekilde bulunur: \n\n \n \n \n f\n (\n τ\n )\n =\n \n \n 1\n e\n \n \n ≈\n 0.368\n =\n %\n 36.8\n \n \n {\\displaystyle f(\\tau )={\\frac {1}{e}}\\approx 0.368=\\%36.8}\n \n\nGenliği zamanla artan fonksiyonlarda ise zaman sabiti ilk andaki artış hızının değişmeden devam etmesi halinde, genliğin asimtot doğrusunu keseceği zamandır. Bu ilk andaki türev doğrusunun asimtot çizgisini kestiği noktadır. Ancak genlik asimtotik olarak arttığı için, \n \n \n \n τ\n \n \n {\\displaystyle \\tau }\n \n zamanında genlik asimtottan düşüktür. Bu düzey maksimum düzeyin yüzdesi olarak şu şekilde bulunur:\n\n \n \n \n f\n (\n τ\n )\n =\n 1\n −\n \n \n 1\n e\n \n \n ≈\n 0.632\n =\n %\n 63.2\n \n \n {\\displaystyle f(\\tau )=1-{\\frac {1}{e}}\\approx 0.632=\\%63.2}\n \n\nBurada e ile gösterilen sabit e sayısıdır ve değeri yaklaşık olarak\n\n \n \n \n e\n ≈\n 2.71828.\n \n \n {\\displaystyle e\\approx 2.71828.}", + "question": "Zaman sabiti nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zaman sabiti matematikte ve fizikte genliği zamanla asimptotik olarak artan veya azalan fonksiyonların genliğinin artış veya azalış hızını gösteren bir sabittir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "983", + "context": "Zaman standartı, zamanın geçme hızı veya zaman içindeki puanları ölçmek için bir spesifikasyon.\nZaman standartlarının birçoğu bağlantılı veya ilişkilidir, ancak belirli küçük detaylarda birbirinden farklıdır ve bazıları çok özel amaçlar için kullanılır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Zaman standardı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zaman standartı, zamanın geçme hızı veya zaman içindeki puanları ölçmek için bir spesifikasyon." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "984", + "context": "Zamanın ölçülmesi, kullandığımız zaman sistemi Dünya'nın kendi ekseni çevresindeki hareketini esas almaktadır. Gezegenin kendi etrafındaki bir tam dönüşü bir gün;Güneşin yörüngesindeki bir tam dönüşü ise bir yıldır. Dünya dönerken güneş gökyüzünde yükselmeye başlar, en tepeye tırmanır ve gözden kaybolana dek alçalır.", + "question": "Zamanın ölçülmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zamanın ölçülmesi, kullandığımız zaman sistemi Dünya'nın kendi ekseni çevresindeki hareketini esas almaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "985", + "context": "Fizikte enerji (Antik Yunanca ἐνέργεια (enérgeia) 'aktivite'den gelir), bir cisime veya fiziksel bir sisteme aktarılan, işin performansında ve ısı ve ışık biçiminde tanınabilen niceliksel özelliktir. Enerji korunan bir miktardır; Enerjinin korunumu yasası, enerjinin istenen biçime dönüştürülebileceğini ancak yaratılamayacağını veya yok edilemeyeceğini belirtir. Uluslararası Birimler Sisteminde (SI) enerjinin ölçü birimi joule'dür (J).\nEnerji, bir sistemin iş yapma kapasitesidir. Fizikte iş, kuvvetin yer değişim yönündeki bileşeninin etkisinin yer değiştirmeyle çarpımı olarak tanımlanır ve enerji, iş ile aynı birimle ölçülür.\nEnerjinin yaygın biçimleri arasında, hareket eden bir nesnenin kinetik enerjisi, bir nesnenin depoladığı potansiyel enerji (örneğin bir alandaki konumu nedeniyle), katı bir nesnede depolanan esneklik enerjisi, kimyasal reaksiyonlarla ilişkili kimyasal enerji, elektromanyetik radyasyon tarafından taşınan ışınım enerjisi ve termodinamik sistemin içerdiği iç enerji yer alır. Tüm canlılar sürekli olarak enerji alır ve verir.\nEnerjinin 3 temel formülü vardır:\nE=Fd\n\n1 Joule enerjisi olan bir madde, 1 metreyi 1 Newton ile gidebilir.\nE=mc2 \n\n1 kg kütlesi olan bir maddenin ışık hızının karesinin sayısal değeri kadar (Joule) enerjisi vardır.\nE=Pt\n\n1 Joule enerjisi olan bir madde, 1 saniye boyunca, 1 Watt'lık güç uygulayabilir.\nFizikte, enerjinin önemi için bir sebep; enerjinin korunma özelliğidir. Enerjinin korunumu yasası şöyle söyler: Enerji ne yaratılabilir ne de yok edilebilir, sadece farklı biçimlere dönüştürülebilir. Enerjinin bir hacim alanı içerisindeki bütün biçimlerinin toplamı sadece o hacme giren ya da o hacimden çıkan enerji miktarı ile değiştirilebilir. Enerjinin önemi için diğer sebep; enerjinin alabileceği farklı biçimlerin sayısıdır. Kinetik enerji (hareket enerjisi) ve potansiyel enerji enerjinin iki temel kategorisidir. Kinetik enerji atılan bir beyzbol topu gibi hareketli bir kütle tarafından taşınan hareketin enerjisidir. Potansiyel enerji kütleçekim alanı, elektrik ya da manyetik alan gibi bir kuvvet alanı içerisindeki objelerin konumları tarafından etkilenen enerjidir. Örneğin; yer çekimine karşı kaldırılan bir nesne içerisinde, eğer düşerse kinetik enerjiye dönüştürülen, kütleçekim potansiyel enerjisi depolar. Işık gibi elektromanyetik dalgaların ışıma enerjisi, katı cisimlerin bozulması ya da esnemesi sonucu elastik enerji, örneğin; bir yakıtın yanmasıyla oluşan kimyasal enerji ve ısı enerjisi, maddeyi oluşturan parçacıkların belirli bir rastgele hareketinin mikroskobik kinetik ve potansiyel enerjileri enerjinin özel biçimlerini içerir.\nAncak, bir sistemdeki toplam enerjinin tamamı işe dönüştürülemez. Bir sistemin enerjisinin işe dönüştürülebilen miktarına kullanılabilir enerji denir. En fazla bozulan ve enerjinin en yüksek entropi biçimi olarak ısı enerjisi özel bir duruma sahiptir. Termodinamiğin ikinci yasası, enerjinin değişik biçimlerine dönüştürülebilen ısı enerjisinin miktarını belirler.\nHer cisim durgunken kütleye sahiptir. Buna hareketsiz kütle denir. Eylemsizlik kuvveti, Albert Einstein'ın E=mc2 eşitliği kullanılarak hesaplanabilir.\nEnerjinin bir biçimi olan durgun enerji enerjinin başka biçimlerine çevrilebilir. Tüm enerji dönüşümlerindeki gibi, enerjinin toplam miktarı bu durumda da azalmaz ya da artmaz. Bu perspektiften dolayı; evrendeki maddenin miktarı onun toplam enerjisine katkıda bulunur.\nBenzer bir biçimde, tüm enerji kütlenin bir eşdeğer miktarını gösterir. Güneşimiz (ya da bir nükleer bomba) nükleer potansiyel enerjiyi enerjinin başka biçimlerine dönüştürür; toplam kütlesi haddi zatından dolayı azalır. Çünkü, Güneş büyükçe bir ışık enerjisi olarak hala içerisinde aynı toplam enerjiyi içerir. (Enerji Güneşin çevresinden uzaklaştığı zaman kütlesi azalır.)\nEnerjinin tüm egzotik biçimleri boş alanı da içeren tüm uzaya nüfuz eder. Örneğin; tüm uzay sıfır noktası enerjisi olarak adlandırılan bir enerji yoğunluğunu içerir.\nEnerji maddelerin değişmesi için gereklidir. Tüm yaşayan şeyler canlı kalabilmek için kullanılabilir enerjiye ihtiyaç duyar. İnsanlar bu enerjiyi oksijen ile birlikte metabolizmanın ihtiyacını karşılayan yiyeceklerden alır. İnsan uygarlığı enerjinin devamlı kullanılmasına gereksinim duyar. Örneğin; fosil yakıtlar ekonomide ve politikada hayati bir konudur. Dünya'nın iklimi ve ekosistemi ışık enerjisi ile sürdürülür. Dünya ışık enerjisini büyük oranda Güneşten alır ve iklim ile ekosistem alınan enerji miktarı ile hassas bir biçimde değişir.", + "question": "Enerji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fizikte enerji (Antik Yunanca ἐνέργεια (enérgeia) 'aktivite'den gelir), bir cisime veya fiziksel bir sisteme aktarılan, işin performansında ve ısı ve ışık biçiminde tanınabilen niceliksel özelliktir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "986", + "context": "Tüketicilere daha ucuz enerji, daha yüksek kalitede ve kesintisiz bir hizmet sağlanması Avrupa Birliği'nin enerji politikasının esas hedefini teşkil etmektedir. Avrupa Birliği'nin enerji politikasının hedefleri, rekabet gücü, enerji arzının güvenliği ve çevrenin korunması arasında bir dengeye varmak, toplam enerji tüketiminde kömürün payını düşürmek, doğalgazın payını artırmak, nükleer enerji santralleri için azami güvenlik şartları tesis etmek ve yenilenebilir enerji kaynaklarının payını artırmak olarak açıklanabilir.", + "question": "Avrupa Birliği'nin enerji politikası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tüketicilere daha ucuz enerji, daha yüksek kalitede ve kesintisiz bir hizmet sağlanması Avrupa Birliği'nin enerji politikasının esas hedefini teşkil etmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "987", + "context": "Birincil enerji, herhangi bir enerji dönüşümünden henüz geçmemiş enerjidir.\nBirincil enerji kavramı yenilenemez ve yenilenebilir enerjiyi kapsar.", + "question": "Birincil enerji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Birincil enerji, herhangi bir enerji dönüşümünden henüz geçmemiş enerjidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "988", + "context": "Birleşik ısı ve güç ısı farkından yararlanarak, şehrin sularını ısıtan enerji sistemidir. Enerjide verimliliği sağlar.", + "question": "Birleşik ısı ve güç nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Birleşik ısı ve güç ısı farkından yararlanarak, şehrin sularını ısıtan enerji sistemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "989", + "context": "Enerji akışı, besinlerdeki enerjinin üreticilerden otçullara ve otçullardan etçillere kadar iletilmesidir. Bazı canlılar doğal enerjiden faydalanarak ürettikleri maddeleri besin zinciri yoluyla diğer canlılara iletmek suretiyle enerji akışını sağlarlar.\nBesin zincirindeki enerji akışı üreticiden tüketiciye doğru tek yönlüdür ve bu akışta enerjinin ancak %10'u diğer halkaya iletilebilir. Canlının boyutu bu yüzdeyi etkilemez.\nEnerji akışının dengeli bir şekilde devam etmesinde üretici, tüketici ve ayrıştırıcılar önemli rol oynar. Enerji akışı süreci üretici canlılar ile başlar. Fotosentez ve güneş enerjisini organik besinlerde depolanır ve döngü halinde üreticilerden tüketicilere kadar devam eder. Sadece üreticilerle beslenen canlılara birincil tüketici, birincil tüketicilerle beslenenlere ikincil tüketici denir. Birincil tüketicilere herbivor (otçul); ikincil tüketiciler ise karnivor (etçil) denir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Enerji akışı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Enerji akışı, besinlerdeki enerjinin üreticilerden otçullara ve otçullardan etçillere kadar iletilmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "990", + "context": "Fotoelektrokimyasal hücre (kısaca FEKH), ışıktan elektrik enerjisi eldesini sağlayan güneş hücresidir. Her hücre, elektrolite daldırılmış yarı iletken bir foto anot ve metal (katot) içerir.\nBazı fotoelektrokimyasal hücreler sadece elektrik enerjisi üretirlerken, diğerleri suyun elektrolizinde olduğu gibi hidrojen üretirler.", + "question": "Fotoelektrokimyasal hücre nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fotoelektrokimyasal hücre (kısaca FEKH), ışıktan elektrik enerjisi eldesini sağlayan güneş hücresidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "991", + "context": "Isıl verim (\n \n \n \n \n η\n \n t\n h\n \n \n \n \n \n {\\displaystyle \\eta _{th}\\,}\n \n), içten yanmalı motor, ısı makinası, ısı pompası gibi termodinamik çevrim gerçekleştiren makinelerde boyutsuz bir ısıl başarım ölçüsüdür. Bu makinelerde sisteme ısı \n \n \n \n \n Q\n \n i\n n\n \n \n \n \n \n {\\displaystyle Q_{in}\\,}\n \n verilir ve genellikle mekanik olmak üzere başka tip bir enerji biçimi \n \n \n \n \n W\n \n o\n u\n t\n \n \n \n \n \n {\\displaystyle W_{out}\\,}\n \n ya da ısı \n \n \n \n \n Q\n \n o\n u\n t\n \n \n \n \n \n {\\displaystyle Q_{out}\\,}\n \n elde edilmek istenir. Genel anlamda ısıl verim:\n\n \n \n \n \n η\n \n t\n h\n \n \n ≡\n \n \n \n A\n l\n i\n n\n a\n n\n \n i\n s\n \n v\n e\n y\n a\n \n i\n s\n i\n \n \n V\n e\n r\n i\n l\n e\n n\n \n i\n s\n i\n \n \n \n \n \n {\\displaystyle \\eta _{th}\\equiv {\\frac {Alinan\\ is\\ veya\\ isi}{Verilen\\ isi}}}\n \n\nTermodinamiğin birinci ve ikinci yasalarına göre bu değerin 1'den büyük olması, yani alınan işin verilen işten yüksek olması mümkün değildir.\n\n \n \n \n 0\n ≤\n \n η\n \n t\n h\n \n \n ≤\n 1.0\n \n \n {\\displaystyle 0\\leq \\eta _{th}\\leq 1.0}\n \n\nİdeal sistemlerde (tersinir sistemler, mükemmel sistemler) bu değer bir çıkar; fakat gerçek hayatta ideal sisteme rastlamak mümkün değildir. Gerek sürtünmeler, gerek ısı kayıpları gibi entropiyi arttıran ve kayba sebep olan etkenler dolayısıyla ısıl verim daima birden küçük çıkar. Bugün kombine ısı makinelerde %70'i (0.7) geçen makinelere rastlanmaktadır.", + "question": "Isıl verim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Isıl verim (\n \n \n \n \n η\n \n t\n h\n \n \n \n \n \n {\\displaystyle \\eta _{th}\\,}\n \n), içten yanmalı motor, ısı makinası, ısı pompası gibi termodinamik çevrim gerçekleştiren makinelerde boyutsuz bir ısıl başarım ölçüsüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "992", + "context": "İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü veya kısaca İTÜ Enerji Enstitüsü, 1961 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'nde Nükleer Enerji Enstitüsü olarak faaliyetlerine başlamıştır. 2003 yılında ise Enstitü, enerjinin diğer branşlarını da kapsayacak şekilde yeniden yapılandırılarak Enerji Enstitüsü halini almıştır. Enstitüde Yenilenebilir Enerji, Nükleer Araştırmalar, Enerji Planlaması ve Yönetimi ve Konvansiyonel Enerji anabilim dalları altında çalışmalar yapılmaktadır. Türkiye'nin çalışan tek nükleer araştırma reaktörü olan İTÜ TRIGA Mark-II Nükleer Araştırma ve Eğitim Reaktörü de bu enstitüde bulunmaktadır. Endüstri ile yakın iş birliği içerisinde bulunan Enstitüde doğrudan endüstri tarafından kurulmuş çok sayıda laboratuvar, endüstri destekli araştırma projeleri ve yine endüstri destekli araştırma görevlileri yer almaktadır. Enstitü aynı zamanda Türkiye'nin ilk tematik Teknokenti olan \"Enerji Teknokenti\"ne de ev sahipliği yapmaktadır. Enstitüde sadece lisansüstü eğitim verilmekte olup; 2012 - 2013 öğretim yılı itibarıyla, 250 yüksek lisans ve 50 doktora öğrencisi bulunmaktadır.", + "question": "İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü veya kısaca İTÜ Enerji Enstitüsü, 1961 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'nde Nükleer Enerji Enstitüsü olarak faaliyetlerine başlamıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "993", + "context": "Deneysel parçacık fiziğinde kayıp enerji, varlığı enerjinin ve momentumun korunum yasalarıyla bilinen fakat parçacık dedektöründe saptanamayan enerji demektir. Kayıp enerji; elektromanyetik veya güçlü kuvvetlerle etkileşime girmeyen, bu yüzden de parçacık dedektöründe kolayca gözükmeyen parçacıklar tarafından taşınır. Bunların en büyük örneği nötrinolardır. Genellikle, tespit edilemeyen parçacıkların varlığına işaret etmek için kullanılır ve Standart Model Ötesi Fizik teorilerinin imzasıdır.\nKayıp enerji kavramı, Hadron çarpıştırıcılarında genel olarak uygulanır. partonların Z ekseni yönünde olan başlangıç momentumları bilinemez -çünkü çarpışan hadronların enerjileri bileşenleri arasında paylaşılmıştır ve sürekli yer değiştirmektedir- Bu yüzden de toplam kayıp enerji belirlenemez. Bunun yerine, enine \"transvers\" momentum ölçülür. Çünkü, başlangıçta bu eksen boyunca toplam enerji sıfırdır. Çarpışmadan sonraki tespit edilen parçacıkların enerjilerinin vektörel toplamının eksi işaretlisi, kayıp transvers enerji diye adlandırılır.\nKayıp enerjinin kesin ölçümleri çok zordur çünkü etkileşimden oluşan tüm parçacıkların enerjilerinin tam ve isabetli olarak bilinmesini gerektirir.\nAyrıca parcaçıkların enerjilerinin yanlış ölçülmesi de başka parçacıklar tarafından taşınmış kayıp enerji olmasa bile varmış gibi gösterir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kayıp enerji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Deneysel parçacık fiziğinde kayıp enerji, varlığı enerjinin ve momentumun korunum yasalarıyla bilinen fakat parçacık dedektöründe saptanamayan enerji demektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "994", + "context": "Kinetik enerji, fiziksel bir cismin hareketinden dolayı sahip olduğu enerjidir.\nKinetik enerji, hareketsiz kütleli bir cismi belli bir hıza çıkarmak için yapılan iş olarak tanımlanır. İvmelenmede elde edilen kinetik enerji, cisim hızı sabit kaldığı sürece sabittir. Cismi bu sabit hızından hareketsizlik durumuna döndürmek için aynı düzeyde iş yapılması gerekir.\nKlasik mekanikte, v hızlı ve m kütleli dönmeyen bir cismin kinetik enerjisi şudur: \n \n \n \n \n \n 1\n 2\n \n \n m\n \n v\n \n 2\n \n \n \n \n {\\textstyle {\\frac {1}{2}}mv^{2}}\n \n. Lagrange mekaniğine göre ise bir sistemin Lagrange denklemindeki herhangi bir terim kinetik enerji olarak tanımlanabilir. İzafiyet mekaniğinde ise bu eşitlik v ışık hızından çok daha az olduğu durumlarda yaklaşık olarak geçerlidir.\nKinetik enerjinin standart birimi jouledür.", + "question": "Kinetik enerji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kinetik enerji, fiziksel bir cismin hareketinden dolayı sahip olduğu enerjidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "995", + "context": "Kondansatör (bugünkü İngilizcede capacitor, \"kapasitör\") ya da sığaç veya yoğunlaç, elektronların kutuplanıp elektriksel yükü elektrik alanın içerisinde depolayabilme özelliklerinden faydalanılarak bir yalıtkan malzemenin iki metal tabaka arasına yerleştirilmesiyle oluşturulan temel elektrik ve elektronik devre elemanı. Piyasada kapasite, kapasitör, sığaç gibi isimlerle anılan kondansatörler, 18. yüzyılda icat edilip geliştirilmeye başlanmış ve günümüzde teknolojinin ilerlemesinde büyük önemi olan elektrik-elektronik dallarının en vazgeçilmez unsurlarından biri olmuştur. Elektrik yükü depolama, reaktif güç kontrolü, bilgi kaybı engelleme, AC/DC arasında dönüşüm yapmada kullanılır ve tüm entegre elektronik devrelerin vazgeçilmez elemanıdır. \nKondansatörlerin karakteristikleri olarak;\n\nPlakalar arasında kullanılan yalıtkanın cinsi,\nÇalışma ve dayanma gerilimleri,\nDepolayabildikleri yük miktarı\nsayılabilir. Bu kriterler göz önünde bulundurulduktan sonra gereksinime uygun olan kondansatör tercih edilir. Kondansatörlerin fiziksel büyüklükleri, çalışma gerilimleri ve depolayabilecekleri yük miktarına bağlıdır. Tasarım açısından ise çeşitlilik boldur, hemen hemen her boyut ve şekilde kondansatör temin edilebilir.", + "question": "Kondansatör nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kondansatör (bugünkü İngilizcede capacitor, \"kapasitör\") ya da sığaç veya yoğunlaç, elektronların kutuplanıp elektriksel yükü elektrik alanın içerisinde depolayabilme özelliklerinden faydalanılarak bir yalıtkan malzemenin iki metal tabaka arasına yerleştirilmesiyle oluşturulan temel elektrik ve elektronik devre elemanı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "996", + "context": "Elektrik rezonans kondansatör (\n \n \n \n C\n \n \n {\\displaystyle C}\n \n) ve indüktör (\n \n \n \n L\n \n \n {\\displaystyle L}\n \n) gibi devre elemanları olan bir devrede maksimum enerji transferinin yapılabildiği durumdur.\nBir alternatif akım devresinde kondansatör ve indüktör reaktif elemanlardır. Frekansa bağlı olarak her iki eleman da enerji transferini sınırlar. Çok düşük frekanslarda indüktör kısa devre gibi, buna karşılık kondansatör açık devre gibi davranır. Çok yüksek frekanslarda ise indüktör açık devre gibi, kondansatör kısa devre gibidir. Bir seri devrede her iki durumda da girişten çıkışa enerji transferi sağlanamaz. Ancak kapasitif ve indüktif reaktansın birbirini giderdiği optimum frekans vardır. Bu frekansta elektrik rezonans sağlanmış olur. Bir LC devresinde \n\n \n \n \n ω\n =\n 2\n ⋅\n π\n ⋅\n f\n \n \n {\\displaystyle \\omega =2\\cdot \\pi \\cdot f}\n \n açısal frekans ve \n \n \n \n X\n \n \n {\\displaystyle X}\n \n te reaktans ise\n\n \n \n \n j\n ⋅\n X\n =\n j\n ⋅\n ω\n ⋅\n L\n −\n \n \n j\n \n ω\n ⋅\n C\n \n \n \n \n \n {\\displaystyle j\\cdot X=j\\cdot \\omega \\cdot L-{\\frac {j}{\\omega \\cdot C}}}\n \n\nBu durumda kapasitif ve indüktif reaktansın biribirini gidermesi için, toplam reaktansın 0 olması gerekir ;\n\n \n \n \n 0\n =\n ω\n ⋅\n L\n −\n \n \n 1\n \n ω\n ⋅\n C\n \n \n \n \n \n {\\displaystyle 0=\\omega \\cdot L-{\\frac {1}{\\omega \\cdot C}}}\n \n\nYa da; \n\n \n \n \n ω\n =\n \n \n 1\n \n L\n ⋅\n C\n \n \n \n \n \n {\\displaystyle \\omega ={\\frac {1}{\\sqrt {L\\cdot C}}}}\n \n\nBu frekans rezonans frekansıdır.\nAncak ideal LC devresi pratikte mümkün değildir. Devrede mutlaka direnç te (\n \n \n \n R\n \n \n {\\displaystyle R}\n \n) vardır. Direncin varlığı rezonans halindeki devreden geçen akımı sınırlar, fakat rezonans frekansını değiştirmez.", + "question": "Rezonans (elektrik) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Elektrik rezonans kondansatör (\n \n \n \n C\n \n \n {\\displaystyle C}\n \n) ve indüktör (\n \n \n \n L\n \n \n {\\displaystyle L}\n \n) gibi devre elemanları olan bir devrede maksimum enerji transferinin yapılabildiği durumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "997", + "context": "Rüzgâr türbini, rüzgârdaki kinetik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren sistemdir. Rüzgar türbinleri, aralıklı yenilenebilir enerjinin giderek daha önemli bir kaynağı haline gelmekte ve birçok ülkede enerji maliyetlerini düşürmek ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmak için kullanılmaktadır. Bir çalışma, 2009 yılı itibarıyla rüzgarın fotovoltaik, hidro, jeotermal, kömür ve gaz enerji kaynaklarına kıyasla \"en düşük göreceli sera gazı emisyonlarına, en az su tüketimi talebine ve en olumlu sosyal etkilere\" sahip olduğunu öne sürmüştür.\nRüzgâr türbini genellikle kule, kanatlar, rotor, dişli kutusu, generatör (alternatör), elektrik-elektronik elemanlardan oluşur. Rüzgârın kinetik enerjisi rotorda dönme kinetik enerjisine çevrilir. Rotor milinin dönüş hareketi hızlandırılarak gövdedeki alternatöre aktarılır. Alternatörden elde edilen elektrik enerjisi aküler vasıtasıyla depolanarak veya doğrudan alıcılara ulaştırılır.\nRüzgâr türbinlerinin nasıl çalıştığını anlamak için iki önemli aerodinamik kuvvet iyi bilinmelidir. Bunlar sürükleme ve kaldırma kuvvetleridir.\nSürükleme kuvveti, cisim üzerinde akış yönünde oluşan bir kuvvettir. Örneğin düz bir plaka üzerinde oluşabilecek maksimum sürükleme kuvveti hava akışının cisim üzerine 90o dik geldiği durumda iken; minimum sürükleme kuvveti ise hava akışı cismin yüzeyine paralel iken oluşur.\nKaldırma kuvveti ise, akış yönüne dik olarak oluşan kuvvettir. Uçakların yerden havalanmasına da bu kuvvet sebep olduğu için kaldırma kuvveti denilir.\nSürükleme kuvvetine en iyi örnek olarak paraşüt verilebilir. Bu kuvvet sayesinde paraşütün hızı kesilmektedir. Sürükleme kuvvetinin etkilerini en aza indirebilmek için yapılmış özel cisimlere akış hatlı cisimler denir. Bunlara örnek olarak balık ve zeplin verilebilir.\nDüz bir plaka üzerine etkiyen kaldırma kuvveti, hava akışı plaka yüzeyine 0o açı ile geldiğinde görülür. Havanın akış yönüne göre oluşan küçük açılarda akış şiddetinin artmasıyla alçak basınçlı bölgeler oluşur. Bu bölgelere akış altı da denir. Dolayısıyla, hava akış hızı ile basınç arasında bir ilişki meydana gelmiş olur. Yani hava akışı hızlandıkça basınç düşer, hava akışı yavaşladıkça basınç artar. Bu olaya Bernoulli etkisi denir. Kaldırma kuvveti de cismin üzerinde emme veya çekme oluşturur.", + "question": "Rüzgâr türbini nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Rüzgâr türbini, rüzgârdaki kinetik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren sistemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "998", + "context": "Serbest enerji; İngilizce \"free energy\" özgür, bağımsız, serbest anlamlarında tekelleşen enerji lobilerine karşılık olarak geliştirilen, karşıt bir kuramdır.\nbirçok ülkede Belli veya belirsiz bir veya birçok ticari enerji üreticisi dolaylı olarak kanunlarla uygulattığı \nbir enerji tekeli oluşturmaktadır. dahası yeraltı kaynakları nedeniyle ticari açıdan sömürülen ülkelerin toplam rezevlerinin yarısından daha fazlasına sahip olunmadan o maddenin birçok endüstriel uygulaması gizlenilmektedir.\nbuna en iyi örnek olarak : bor madeni uzun bir süredir yardımcı yan madde olarak bilinmekteydi ama son gelişmeler noktasında borun tek başına temel hammadde niteliğinde kullanılabilineceği sonradan öğrenilmiştir.", + "question": "Serbest enerji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Serbest enerji; İngilizce \"free energy\" özgür, bağımsız, serbest anlamlarında tekelleşen enerji lobilerine karşılık olarak geliştirilen, karşıt bir kuramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "999", + "context": "Güneşten çıkan enerjiyi %100 olarak kabul ettiğimizde Dünya atmosferine giren ortalama güneş ışığı miktarı, atmosfere giren toplam enerjinin yaklaşık %51'i kadardır. Bu gelen enerjinin diğer kısımları %30'u uzayda yansır ve %19'u atmosfer ve bulutlar tarafından emilir. Yüzeye ulaşan enerjinin, en fazla %33`ü silisyum güneş hücresi tarafından elektrik enerjisine dönüştürülebilmektedir. Bu üst limite, Shockley ve Quiser (SQ) sınırı denmektedir.", + "question": "Shockley – Queisser sınırı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Güneşten çıkan enerjiyi %100 olarak kabul ettiğimizde Dünya atmosferine giren ortalama güneş ışığı miktarı, atmosfere giren toplam enerjinin yaklaşık %51'i kadardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1000", + "context": "Soğutma kuleleri, çeşitli amaç ve büyüklükteki endüstriyel tesislere soğutma suyu sağlamak için tasarlanmış yapılardır. Değişik ölçülerde olabilir; 100 metre çapına ve 120 metre yüksekliğe erişen kuleler mevcuttur.\nEndüstriyel soğutma kuleleri, doğalgaz işleme tesisleri, petrokimya tesisleri, petrol rafinerileri, enerji santralleri ve diğer endüstriyel tesislerde sistemde dolaşan soğutma suyunun sistemden aldığı ısıyı soğutma suyundan uzaklaştırmak için kullanılır.\n700 MW'lık kömürlü bir enerji santralindeki soğutma suyu dolaşım miktarı yaklaşık saatte 71.600 m³tür ve dolaşan suyun yaklaşık yüzde 5 civarı buharlaşma ile kaybolur (bu miktarın eklenmesi gereklidir). Eğer aynı tesis soğutma kulesine sahip olmasaydı ve soğutulup tekrar sistemde dolaşan yerine tek geçişli soğutma suyu kullansaydı, saatte 100.000 m³ civarı su ihtiyacı olacak ve bu su okyanus, göl veya nehirden karşılanıp, tekrar oraya akacaktı. Bununla beraber, bu kadar büyük miktarda sıcak suyun göl veya nehir gibi bölgesel ekosistemlere verilmesi kabul gören bir durum değildir. Soğutma kulesi, sudan aldığı atık ısıyı atmosfere verip, rüzgâr ve hava difüzyonu ile ısı dağılımını geniş bir alana yayar.\nBazı kömürlü ve nükleer enerji santralleri kıyı bölgelerine inşa edilmiştir ve tek geçişli okyanus suyu kullanır. Fakat bu tip tesislerin çevresel riskler yaratmaması için su çıkışının kıyıdan uzakta olması ve tasarımının çok dikkatli yapılması gereklidir.", + "question": "Soğutma kulesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Soğutma kuleleri, çeşitli amaç ve büyüklükteki endüstriyel tesislere soğutma suyu sağlamak için tasarlanmış yapılardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1001", + "context": "Yakıt, fiziksel ve kimyasal yapısında bir değişim meydana geldiğinde ısı enerjisi açığa çıkaran her türlü maddenin genel adı.\nYakıtlar içerdikleri enerjiyi yakmak gibi kimyasal anlamda ya da nükleer füzyon gibi nükleer anlamda serbest bırakırlar. Yakıtların en önemli özelliklerinden biri enerji üretebilmeleri için depolanabilmeleri ve sadece gerektiğinde bir iş üretebilmek için gerekli olan enerjinin üretimi için kullanılabilmeleridir.\nYakıtların esas maddesini organik karbon teşkil eder. Isı, bu organik karbonun oksijen ile reaksiyonu sonucunda açığa çıkar. Bu reaksiyon ısısından sanayide büyük ölçüde faydalanılır.", + "question": "Yakıt nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yakıt, fiziksel ve kimyasal yapısında bir değişim meydana geldiğinde ısı enerjisi açığa çıkaran her türlü maddenin genel adı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1002", + "context": "Tüketim oranını koruyabilecek bir ölçekte üretilemeyen, yeniden oluşturulamayan veya yeniden kullanılamayan doğal kaynaklar yenilenemeyen kaynak (sürdürülebilir olmayan kaynak) olarak kabul edilir. Bu kaynaklar genellikle sabit miktardadır ve doğanın yeniden oluşturabileceğinden çok daha hızlı tüketilir.\nElde edilmesinden kâr sağlanan varlıklara kaynak denir. Ekonomik (parasal) değer, kaynağın azlığına ve kaynağa olan talebe bağlıdır ve ekonomiyi ilgilendiren bir konudur. Kaynağın faydası hem kullanışlılığına hem de ekonomik maliyeti ile enerji maliyetine (bulunduğu yerden çıkarılıp kullanıma sunulma bedeline) bağlıdır. Örneğin, bir rezervden petrol çıkarmak için gereken Enerji yatırımı, bu rezervin sağlayacağı enerjiden daha fazla ise, burası bir \"kaynak\" olarak kabul edilemez. Yenilenemeyen kaynaklardan bazıları şunlardır: petrol, madenler, metaller, doğal gaz ve yer altı suyu (yeniden dolmayan kapalı akiferler).\nKaynak kullanımı konusunda sorumluluk büyük bir tartışma konusu. Şirketler çok iyimser tahminlerde bulunurken çevreci gruplar ve bilim insanları durum hakkında daha kötümser tahminlerde bulunuyor. Hidrokarbon rezervleri bu anlaşmazlığın en bariz olduğu konudur: Bu konuda şirketler bilinen tüm rezervlere bulmayı umdukları rezervleri de ekleyerek kaynakları çok gösterirken, çevreciler hidrokarbon kaynaklarını arama ve bunları çıkartmanın giderek artan maliyetini, tüketilen her dört varil kaynak için sadece bir varil yeni kaynak bulunmasını, yükselen enerji (termodinamik) maliyetini de hesaba katıyorlar; bunların hesaba katılması yeni bulunan kaynakların kullanım değerini düşürüyor.", + "question": "Yenilenemeyen enerji kaynağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tüketim oranını koruyabilecek bir ölçekte üretilemeyen, yeniden oluşturulamayan veya yeniden kullanılamayan doğal kaynaklar yenilenemeyen kaynak (sürdürülebilir olmayan kaynak) olarak kabul edilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1003", + "context": "Psikoloji veya Ruh bilimi, içgüdüsel davranışları ve zihni inceleyen bilimdir. Bilinçli ve bilinçsiz olayların yanı sıra daha çok duygu ve düşüncenin incelemesini içeren Psikoloji, çok kapsamlı bir bilimsel alandır. Bu alanda uzman olan ve aynı zamanda bilgi araştırması yapanlara psikolog denir. Psikologlar, beyinin ortaya çıkan özelliklerini ve ortaya çıkan özelliklerle bağlantılı tüm fenomenleri anlamaya çalışırlar ve bu şekilde daha geniş nöro-bilimsel araştırmacı grubuna katılırlar. Psikoloji bilimi, bir sosyal bilim olmasına rağmen aynı zamanda doğa bilimleri olarak da kategorize edilebilir. Özellikle beyin biyolojisi bilgisini oldukça kullanır ve geliştirir.\nOrganizmaların hem doğrudan gözlenen davranışları, hem de düşünme, zihinde canlandırma, hatırlama ve hayal etme gibi doğrudan gözlenemeyen karmaşık zihinsel süreçleri psikolojinin inceleme alanına girer. Bir yandan algı, dikkat, duygu, motivasyon, zekâ, kişilik gibi içsel süreçler; bir yandan kişiler arası ilişki süreçleri (örneğin aşk, evlilikte uyum ve çatışma, anne ve çocuk arasında bağlanma gibi), grup-içi (örneğin gruba uyma ve itaat etme) ve gruplar arası ilişki süreçleri (örneğin gruplar arası önyargı ve ayrımcılık, kolektif eylem vb.) psikoloji biliminin çalıştığı konulardır. Psikoloji bilimi dâhilinde hem insanların hem de hayvanların davranışları üzerinde çalışılabilir. Tüm bu özellikleriyle psikoloji, hem fen ve tıp bilimleri ile hem de sosyal bilimlerle yakından ilişkilidir.\nPsikolojinin hedefi, zihinsel süreçleri ve davranışları tanımlamak, neden ve nasıl oluştuklarını açıklamak, ileride nasıl bir değişim-gelişim göstereceklerini öngörmek ve bu süreçleri kontrol etmektir. Bu hedefler doğrultusunda görgül yöntemlerle –örneğin deneysel ya da korelasyonel yöntemler- araştırmalar yürütülür. Psikoloji biliminin ürettiği bilgiler, insan etkinliklerinin değerlendirilmesi ve düzenlenmesi ile ilgili pek çok alanda kullanılır.", + "question": "Psikoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikoloji veya Ruh bilimi, içgüdüsel davranışları ve zihni inceleyen bilimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1004", + "context": "Çocuk Dostu Alanlar (ÇDA), çocukların desteklenmesine ve korunmasına yardımcı olmak için acil durumlarda kurulan güvenli alanlardır.\nBu alanlarda; savaş, doğal afet, göç veya diğer acil durumlar nedeniyle çocukların yaşadığı travmalarını atlatabilmelerini sağlamak ve uyum sorunlarını en aza indirmek amacıyla kişisel gelişimi artırmaya yönelik psikososyal destek faaliyetleri yürütülmektedir. ÇDA'lar çocuklara, oynama, öğrenme, değişen koşullara uyum sağlama ve kendilerini özgürce ifade edebilme imkânları sunarlar. Kâr amacı gütmeyen sivil toplum kuruşları ve/veya hükûmetler genellikle toplum desteğine dayanarak Çocuk Dostu Alanları katılımcı bir şekilde tasarlar ve uygular. ÇDA kısa veya orta vadeli bir müdahaledir ve genellikle çadırlarda veya geçici yapılarda hizmet vermektedir.\nÇDA, acil durumlarda en çok kullanılan çocuk koruma ve psikososyal destek müdahalelerinden biridir.\nYaygın olarak tercih edilmelerinin sebebi, aktivitelerin çeşitli etmenlere uyarlanabilirliği ile ÇDA’ların hızlı ve düşük maliyetli bir müdahale şekli olmalarıdır. ÇDA’lar, Çocuk Merkezli Alanlar, Güvenli Alanlar, Güvenli Oyun Alanları ve Çocuk Dostu Alanlar / Ortamlar olmak üzere farklı kuruluşlarca farklı adlarla da ifade edilebilir. \nÇDA’lar, çocuklara kriz sırasında maruz kalabilecekleri kalabalık yaşam koşullarından kaçma fırsatı sunar. Öte yandan, ebeveynlere hayatlarını sürdürme noktasında temel ihtiyaçlarını karşılamalarına yönelik gerekli olabilecek çocuksuz zamanı da sağlarlar. Acil durumlarda stres düzeylerinin ve istismar olaylarının artması riskleri, bu alanların sağlanması ile azaltılabilir. ÇDA, acil durumlarda sıklıkla ihmal edilen küçük çocukları veya ergenleri desteklemek için uyarlanabilir.", + "question": "Çocuk Dostu Alanlar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çocuk Dostu Alanlar (ÇDA), çocukların desteklenmesine ve korunmasına yardımcı olmak için acil durumlarda kurulan güvenli alanlardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1005", + "context": "Ağrı eşiği, kronik veya geçici rahatsızlıktan dolayı oluşan ağrının \nzaman içerisinde hasta tarafından daha az algılanması veya ağrı duygusunun geçici bir süre algılanmamasıdır. Bir başka şekilde aynı derece rahatsızlığı olan hastalarda ağrı duygusunun farklı şiddetlerde algılanması olarak da tanımlandırılır. Örneğin bir hasta ağrıdan bayılabilirken diğeri aynı tepkileri göstermeyebilir veya çok dayak yiyen biri hiç dayak yemeyen birine göre ağrıyı daha az algılar.", + "question": "Ağrı eşiği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ağrı eşiği, kronik veya geçici rahatsızlıktan dolayı oluşan ağrının \nzaman içerisinde hasta tarafından daha az algılanması veya ağrı duygusunun geçici bir süre algılanmamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1006", + "context": "Akılcı (Rasyonel) Duygusal Davranışçı Terapi, Albert Ellis tarafından geliştirilmiş br psikoterapi yöntemidir.\nTerapi; \"Bilişsel\", \"Davranışsal\" ve \"Emosyonel\" süreçler üzerinden açıklamalar ve tedavi sunmaktadır.", + "question": "Akılcı duygusal davranışçı terapi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Akılcı (Rasyonel) Duygusal Davranışçı Terapi, Albert Ellis tarafından geliştirilmiş br psikoterapi yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1007", + "context": "Akıllı Hans (Almanca: der Kluge Hans) (1895-1916), aritmetik işlemler yapabildiği ve zekâ gerektiren başka problemleri çözebildiği iddia edilen bir at.\nAtın sahibi, Almanya'da bir lisede matematik öğretmeni olan Wilhelm von Osten, Hans'a toplamayı, çıkartmayı, çarpmayı, bölmeyı, kesirli sayılarla işlem yapmayı, zamanı söylemeyi, günün tarihini takip etmeyi, notaları, okumayı, yazmayı ve Almancayı öğrettiğini iddia ediyordu. Hans, \"eğer ayın sekizinci günü salıya isabet ederse, bir sonraki cuma ayın kaçıncı günü olur?\" gibi sorulara toynağını yere vurarak cevap veriyodu. Sorular sözlü olarak sorulabildiği gibi ata yazılı olarak da verilebiliyordu. Sahibi, Hans'la tüm Almanya'yı gezdi ve gösteriler düzenledi.\nHans Almanya'da ve diğer ülkelerde ün kazandı. Bunun üzerine, durumu araştırmak üzere bilim insanlarından oluşan bir Hans Komisyonu kuruldu. Komisyon, 1904 yılında Hans'ın gösterilerinde hiçbir hile yapılmadığı sonucuna vardı ve dosya, karşılaştırmalı biyolog ve psikolog Oskar Pfungst'a devredildi.\nHayvan psikolojisi ve fenomenoloji üzerine çalışmalar yapan ünlü Alman felsefeci Carl Stumpf'un asistanı Oskar Pfungst, 1907 yılında Hans'ı inceledi. Atın gerçekte (zannedilen anlamda) zihinsel işlemler yapmadığını, fakat kendisini izleyen insanların tepkilerindeki küçük değişimler yoluyla beklentilerini algılayarak yanıt verdiğini gösterdi. Pfungst, atın bakıcısının vücut dilindeki istemsiz ipuçlarına tepki verdiğini gösterdi. Bakıcı, bu durumun farkında değildi.\nPfungst, araştırmasında şu yöntemleri denedi:\n\nHans'ı bakıcısından ve seyircilerden yalıtarak ipucu almasını önlemek.\nSoruları bakıcı dışındaki kişilerin sormasını sağlamak.\nAtın gözlerini bağlayarak soru soranı görmesini önlemek.\nSoru soranın cevabı bilip bilmemesi durumunu kontrollü olarak değiştirmek.\nPek çok deneme sonunda, Pfungst, Hans'ın bakıcı dışındaki kişilere de doğru cevap verebildiğini gösterdi. Bu, hile olasılığını ortadan kaldırıyordu. Ancak Hans, sadece soru soran kişi doğru cevabı biliyorsa cevap verebiliyor, ayrıca soru soranı görmesi gerekiyordu. Bakıcı doğru cevabı bildiğinde, Hans'ın cevapları %89 oranında doğru oluyordu. Ancak bilmediğinde, bu oran %6'ya düşüyordu.\nPfungst olayı dikkatle incelediğinde, atın toynağı yere doğru sayıda vurmaya yaklaşınca, soru soranın duruşunda ve yüz ifadesinde gerilim ifade eden küçük değişimler olduğunu fark etti. Tam doğru sayıda toynak vuruşundan sonra bu gergin ifade yerini rahatlamaya bırakıyordu. Böylece Hans'a durması için gerekli sinyal veriliyordu.\nPfungst'un çalışmasından sonra bu olaya Akıllı Hans etkisi adı verildi. Bu etki, izleyici beklentisinin olaylar üzerindeki etkileri ve hayvan bilişselliği konusundaki araştırmalarda önem taşımaktadır.\nAtların, insanların vücut dilindeki nüansları fark edebildiğini ortaya çıkaran Pfungst, deneylere kendisi üzerinde devam etti. Cevabını bilmediği soruları kendisine yönelten kişilere Hans gibi yere vurarak cevap veren Pfungst, vücut dilindeki ipuçlarına dikkat ederek soruların %90'ını bilebildiğini gördü.\nWilhelm von Osten, Pfungst'un bulgularına asla inanmadı ve Hans ile birlikte Almanya'yı gezerek meraklı kalabalıklara gösteriler yapmaya devam etti.", + "question": "Akıllı Hans nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Akıllı Hans (Almanca: der Kluge Hans) (1895-1916), aritmetik işlemler yapabildiği ve zekâ gerektiren başka problemleri çözebildiği iddia edilen bir at." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1008", + "context": "Pozitif psikolojide, akış, aynı zamanda alan (the zone) olarak da bilinmekte, bir etkinliği gerçekleştiriyor olan kişinin enerjik bir şekilde odaklandığını, tamamen dahil olduğunu ve etkinlik süresince keyif aldığını hissederek kendini tamamen etkinliğe verdiği zamanki zihinsel durumdur. Özünde, akış kişinin yaptığı şeye tamamen dikkatini vermesi ile karakterize olur. Binlerce yıldır başka biçimlerde, özellikle doğulu dinlerde var olmasına rağmen Mihaly Csikszentmihalyi tarafından isimlendirilen kavramdan birçok alanda söz edilmektedir (özellikle mesleki terapide bilinmektedir). Akışı gerçekleştirmekten genellikle alanın içinde olmak (being in the zone) olarak söz edilmektedir.\nCsikszentmihályi'ye göre, akış tamamen bir noktada toplanmış motivasyondur. Kararlı bir biçimde kendini vermedir ve belki de duyguları, uygulama ve öğrenmenin hizmetinde kullanmada en üst düzey bir deneyimi temsil etmektedir. Akışta, duygular yalnızca göreve eşlik etmekte ve yönlendirilmekte değil; olumlu, harekete geçirilmiş ve görevle bir bütün halindedir. Akış etkinlik dışında başka hiçbir şeyden -kişinin kendi ve duyguları da dahil olmak üzere- etkilenmeyerek etkinliğe yoğun bir şekilde odaklanma olarak tanımlansa da, akışın özü, bir görevi gerçekleştiriyorken kendiliğinden bir sevinç hissi, hatta kendinden geçme hissetmektir.", + "question": "Akış (psikoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Pozitif psikolojide, akış, aynı zamanda alan (the zone) olarak da bilinmekte, bir etkinliği gerçekleştiriyor olan kişinin enerjik bir şekilde odaklandığını, tamamen dahil olduğunu ve etkinlik süresince keyif aldığını hissederek kendini tamamen etkinliğe verdiği zamanki zihinsel durumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1009", + "context": "Ambivalenz, yani duygu; birbiriyle bağdaşmayan duygu, düşünce, istek ve amaçların kişide aynı zamanda toplanmasıdır.\nAmbivalenz deyimini ilk Eugen Bleuler (1857-1939) ortaya atmıştır. Bleuler, üç ayrı ambivalensin olduğunu benimsenmiştir.\nBirincisi; istem alanındaki ambivalensdir. Yani kişi aynı zamanda hem su içmek isteyip, hem istemeyebilir.\nİkincisi; düşünsel alandaki ambivalensdir. Yani kişi bir görüşü hem savunup, hem karşısında durabilir.\nÜçüncüsü; duygu alanındaki ambivalensdir. Yani kişi bir kimseyi hem sevip, hem ondan nefret edebilir.\nBleuler, ambivalensi şizofreninin birincil belirtisi sayar. Yalnız normal ruh bilim alanında da ambivalensin varlığı benimsemezlik etmez. Ambivalenz kavramını Bleuler'den alan Sigmund Freud, bunu daha çok duygusal alanda kullanmıştır. Buna göre ambivalenz, gelişimin pregenital (ilk altı yıllık cinsel gelişim süreci) evresinde ön plandadır. Söz konusu dönemde cinsel ve saldırgan içtepiler varlığını sürdürür. Amvibalenz, kimi belli duygularda, örneğin yas ve kıskançlıkta ya da belli durumlarda, örneğin depresyonda ya da saplantı nevrozunda çok belirgindir. Bütün psikanalistler (ruh çözümcüler) duygusal çelişkinin nevrozlarda alabildiğine önemli bir rol oynadığında hem görüşlüdür.", + "question": "Ambivalenz nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ambivalenz, yani duygu; birbiriyle bağdaşmayan duygu, düşünce, istek ve amaçların kişide aynı zamanda toplanmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1010", + "context": "Anal sadistik evre, psikanalizde Sigmund Freud'a göre libido gelişiminin iki ila dört yaşları arasına rastlayan evresidir.\nBelirleyici özelliği, libidonun anal-erojen (ağızsal - sevisel) bölgenin egemenliği altında toplanmasıdır.", + "question": "Anal sadistik evre nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Anal sadistik evre, psikanalizde Sigmund Freud'a göre libido gelişiminin iki ila dört yaşları arasına rastlayan evresidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1011", + "context": "Asılma fetişizmi, kişinin tekrarlı kısmi boğulma yaratmak amacıyla kendisini iplerle bağlayarak cinsel zevk elde etmesidir. Kazayla ölüm sonucunda, cinayetten şüphe edilebilir. Bu fetiş genellikle sadomazohizmle ilgilidir.", + "question": "Asılma fetişizmi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Asılma fetişizmi, kişinin tekrarlı kısmi boğulma yaratmak amacıyla kendisini iplerle bağlayarak cinsel zevk elde etmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1012", + "context": "Asosyal, sosyal olmayan insan davranışları sergileyen bireye verilen ad. Asosyallik sosyal etkileşim ile meşgul olmak için motivasyon eksikliği veya yalnız faaliyetlere olan ilgiyi ifade eder. Asosyallik avolisyon ile ilişkilendirilebilir, ancak sosyal ilişkiler için sınırlı fırsatların bir tezahürü de olabilir.\nAsosyallik toplum tarafından tamamen olumsuz bir özellik olarak algılanmak zorunda değildir, çünkü asosyallik hakim fikirlere muhalif olduğunu ifade etmenin bir yolu olarak kullanılmıştır. Başta Hinduizm, Jainizm, Roma Katolikliği, Doğu Ortodoksluğu, Budizm ve Sufizm olmak üzere birçok mistik ve monastik geleneğinde arzu edilen bir özellik olarak görülür.\nAsosyal, kalabalık ortamlarda bulunmayı sevmeyen ve bu ortamlarda genelde saklanma isteği içinde olan kişidir. Kimsenin olmadığı sakin yerler bu tip insanlar için her zaman ilgi çekicidir. Bu davranışlar bireyin toplumdan zamanla uzaklaşmasına neden olur.\nAsosyallik mesleki durumlardan da kaynaklanabilmektedir ve bir veya iki örnekle asosyalliği kısıtlamak yanlış olabilir. Psikolojik kalıtımların yanı sıra gündelik hayatında ve faaliyetlerinde aşırı sosyal olan insanlarda özel hayatlarında asosyal davranışlar ve tutumlar sergileyebilmektedirler.\nBunun yanında en önemli etkenlerden sayılabilecek bir diğer unsur da kişilerin insanlarla ilişkilerinde yanılgılarından kaynaklanan bir asosyalliktir. Buna kısmen toplumdan kendini izole etmek denebilir.\nPsikolojik olgular ve hayatımızdaki süreçlerin etkilediği sadece genetik olarak algılanamayacak bir durumdur.\nTemel olarak yoğun iş ve şehir hayatı içerisinde karşımıza çıkan ilk problem strestir. İlerleyen ve terapi görmeyen, tedbir alınmayan süreçte depresyona dönüşmesi kaçınılmazdır. Ağır tedavi görmemiş depresyon vakalarında sıklıkla karşılaşılan durum ise kısmen asosyalliktir. Sonuçta nedenleri olan bir durum ve birdenbire ya da kalıtımsal olarak ortaya çıkmış bir tutum değildir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Asosyal nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Asosyal, sosyal olmayan insan davranışları sergileyen bireye verilen ad." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1013", + "context": "Aşağılık kompleksi ya da Aşağılık karmaşası, bireysel psikoloji ekolünün kurucusu Alfred Adler tarafından ortaya atılan ve kişinin bazı yönlerden kendini diğerlerinden aşağı hissetmesine neden olan karmaşasına verilen addır.\nBu komplekse sahip kişilerde genellikle kendini ispat etme çabası görülür. Sıklıkla farkına varılmaz ve telafi etme düşüncesi kişileri eziyet içine sürükler ve şaşırtıcı bir kazanım veya aşırı bir antisosyal davranışla sonuçlanır. İlk çalışmalarında teorisini göstermek için Napolyon komplekslerini kullanan Alfred Adler öncülük etmiştir. Özgüven eksikliği, saplantı bozuklukları ve kültürel yozlaşma aşağılık kompleksinin nedenleri arasında gösterilebilir. Psikiyatrik bir hastalıktan çok psikolojik bir durumdur.\nAdler, bütün gelişme dönemi süresince çocuğun ebeveyni ve genel dünyayla ilgili bir yetersizlik duygusu hissettiği kavramını geliştirmiştir. Hastanın kompensasyon için gösterdiği psikolojik veya fiziki çabaların sonuçsuz kalmasıyla psikonevrozlar gelişir; hasta başarısızlıklarını örtbas etmek ve başkaları üzerinde bir güç kazanmak için bu semptomlarını kullanır. Çok kere depresyonla birlikte beliren aşağılık duygularına emeklilikte ve yaşlılıkta sık rastlanır. Bu vakalarda hasta kendisine saygısını önemli derecede kaybetmiştir. Kişi toplumsal bakımdan düştüğünü ve önemsiz kaldığını hisseder ve böylece paranoid reaksiyon tipleri gelişebilir.", + "question": "Aşağılık kompleksi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aşağılık kompleksi ya da Aşağılık karmaşası, bireysel psikoloji ekolünün kurucusu Alfred Adler tarafından ortaya atılan ve kişinin bazı yönlerden kendini diğerlerinden aşağı hissetmesine neden olan karmaşasına verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1014", + "context": "Ayna benlik, bireylerin benlik görüşlerinin başkalarının kendilerini nasıl gördüğü algısı yoluyla etkilendiği süreçlerdir. Ayna benlik hem \"kişinin kendi hakkındaki görüşlerini\" hem de \"başkalarının kendisi ile ilgili görüşlerine yönelik algısını\" kapsamaktadır. Yansıtılmış değerlendirme, yansıyan benlik gibi kavramlarla da eş anlamlıdır.\nBu iki yönlü ve döngüsel bir süreçtir. Bireyin kendilik görüşü başkalarının birey hakkındaki görüşünü etkilerken başkalarının birey hakkındaki görüşleri hakkındaki yargılar da yine bireyin kendilik görüşünü etkilemektedir.", + "question": "Ayna benlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ayna benlik, bireylerin benlik görüşlerinin başkalarının kendilerini nasıl gördüğü algısı yoluyla etkilendiği süreçlerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1015", + "context": "Ballard Olayı, verilen bir konunun ne ölçüde hatırlandığını anlamak için yapılan yoklama sonunda hafızanın güçlenmesidir.\nBu güçlenme günlerce sürer ve özellikle yazı parçalarıyla ilintilidir (şiirler, anlamlı nesir parçaları). Olay, Ballard'ın yaptığı bir deneyle 1913 yılında ortaya kondu.\nÜzerinde deney yapılan kimse, şiir ve nesir parçaları, anlamsız heceler gibi sözle ilintili çeşitli malzemeyi ezberlemek zorundaydı; ama öğrenme süresi, öğrenilecek malzemeyi tam olarak benimsemesine yetmeyecek kadar kısaydı. Öğrenme döneminden hemen sonra, denekler hatırlama yöntemine göre bir ezber yoklamasından geçiriliyordu; denekten neyi hatırlıyorsa onu söylemesi isteniyordu. 24 saat ile 7 gün arasında değişen bir süre içinde ikinci bir yoklama daha yapılıyordu. Ballard, öğrenme döneminin hemen sonunda değil de 2 veya 3 gün sonra yoklama yapılırsa, hatırlama yüzdesinin daha yüksek olduğunu gördü. Öğrenme döneminin hemen sonunda hatırlanan bir şiirin unsurları %100 sayılacak olursa; iki gün sonra yapılan yoklamada bu miktar %117'ye; altı gün sonra ise %100'ün üstünde çıkıyordu.\nBallard olayı, genel olarak Brown'un varsayımına dayanır (1923). Bu varsayıma göre, her hafıza yoklanması (hatırlatma), verilen cevapları pekiştirdiği için, daha sonraki bir hatırlamada bu cevapların verilmesi ihtimalini arttırır; hatta, aynı konuyla ilintili yeni cevapların verilmesine de yol açar.\n1954'te Ammon ve Irion, Ballard'ın deneyini yeniden ele aldılar ve öğrenme döneminden hemen sonraki hatırlatma ortadan kaldırılacak olursa, Ballard olayının da ortadan kalkacağını gösterecek bu varsayımı doğruladılar.", + "question": "Ballard Olayı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ballard Olayı, verilen bir konunun ne ölçüde hatırlandığını anlamak için yapılan yoklama sonunda hafızanın güçlenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1016", + "context": "Beklenti etkisi, edebiyat ve psikolojide bir olgudur. \"Kendini gerçekleştiren kehanet\" ya da \"Pygmalion etkisi\" olarak da adlandırılan bu olgu; kişinin, bir süre sonra başkalarının (özellikle herhangi bir yanıyla kendinden üstün gördüğü insanların) ona ilişkin beklentilerine denk düşen davranışlar sergilemesi şeklinde açıklanabilir. Beklenti etkisi bilimde, mitolojide ve sanatta değişik boyutlarıyla işlenmiştir. Sosyal psikolojide başlangıçta gerçekliği olmayan bir durum hakkındaki beklentilerin gerçekleşmesine yol açma süreciyle beklenen davranışın sergilenmesi sonucu, olmayan bu halin gerçeğe dönüşmesi biçiminde \"self fulfilling prophecy\" teorisi olarak tanımlanır. Yani kişi kendi kehanetini kendi yerine getirir. olumsuz duygular, olumsuz sonuçlar doğurur. Bu teori 1911 yılında iki Alman araştırmacının bir at üzerindeki deneyleriyle bilimsel platforma oturtulmuştur. İnsandaki bilinçaltının beklenti etkisini açıklamaktaki rolü büyüktür.\nSelf fulfilling prophecy'de ''Illusion of Transparency'' yani şeffaflık yanılsaması olarak da söylenen tabire göre kronik anksiyete yaşayan insanların, diğerlerinin düşüncelerini ne ölçüde fark ettiklerini abartması daha olasıdır. Örneğin insanların sizin heyecanınızı fark ettiğini düşünüyorsunuz ve bunu düşündüğünüz için anksiyeteniz, heyecanınız artıyor ve özgüveniniz daha da azalıyor.\nRosenthal ve Jacobson (1968 aktaran: REYNOLDS, 2007, 476) yüzlerce denemeden sonra öğretmen beklentilerinin öğrenci performansı üzerinde önemli etkileri olduğunu buldular. Yansız atama ile oluşturulan gruplara rağmen öğretmenleri yüksek beklenti içinde olan gruptaki öğrenciler daha başarılı olmuşlardır. Çeşitli araştırmalarda pygmalion etkisinin etki büyüklüğü hesaplanmış ve d=.81, d=1.13 gibi Cohen'e göre (1988; aktaran: REYNOLDS, 2007, 476) büyük etki büyüklükleri elde edilmiştir.", + "question": "Beklenti etkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Beklenti etkisi, edebiyat ve psikolojide bir olgudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1017", + "context": "Ben, Freud’un ruhsal cihazla ilgili ikinci kuramında es ve über-ich ile birlikte ruhsal cihazın üç beliriminden biridir. Ben'in kaynağı (ki Es'in dış alemle teması sonucunda farklılaşmasıdır) ve muhtevaları, bilinçli, bilinçöncesi veya bilinçdışı olabilir. Ben'in yapısı gerçeklik ilkesinin baskısı altındadır. 'Ben'in fonksiyonu ise, kişiliğin korunması, gerçeğe uyum ve çatışmaların çözümlenmesidir.\nBen'in ideali, birincil narsisizmden (kişinin kendisine karşı duyduğu sevgi) ve çevremizdeki kişilerle ve aile ile özdeşlikten meydana gelen kişiliğin eğilimi; bu özdeşlik, kişinin kendi benliğine karşı beslediği sevgiyi değiştirir ve ikincil narsisizm derecesine düşürür.\nİdeal 'ben', çocukluktaki \"her şeyi yapabilme\" hayalinin daha sonraki özdeşliklerle değişerek aldığı yeni şekil; bu değişme \"kahramanlarla özdeşleşme\"ye, yani ünlü ve güçlü kişileri benimsemeye dayanarak olmaktadır. (Ben'in ideali ile ideal ben ayrımı Freud'da yoktur. Nunberg, Lagache ve Lacan gibi bilginler, ideal ben'in oluşumunda Narsisizmi iyice belirtmek için bu ayrıma başvurmuşlardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Ben (psikoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ben, Freud’un ruhsal cihazla ilgili ikinci kuramında es ve über-ich ile birlikte ruhsal cihazın üç beliriminden biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1018", + "context": "Benlik kaynaklarının tükenmesi, öz-kontrol ya da özgür irade gücünün kullanılabilecek sınırlı kaynaklara dayandığı düşüncesini ifade etmektedir. Zihinsel aktivite için enerji düşük olduğunda, öz kontrol zayıflar ve bu durum benlik kaynaklarının tükenmesi olarak adlandırılır. Özellikle, benlik kaynaklarının tükenmesi durumunun deneyimlenmesi, kişinin daha sonraki aktivitelerde kendini kontrol etme becerisini zayıflatır. Öz-kontrol gerektiren benlik kaynaklarını tüketici bir görev, sonrasında gelen öz-kontrol görevi için, her ne kadar görevler birbiriyle ilişkisiz görünse de, engelleyici bir etki yaratır. Öz-kontrol benliğin hem birey hem de bireylerarası düzeyindeki işlevinde önemli bir role sahiptir. Bu nedenle, benlik kaynaklarının tükenmesi, deneysel psikolojide ve spesifik olarak sosyal psikolojide önemli bir konudur, çünkü mekanizması, insanın öz-kontrol süreçlerinin anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır.", + "question": "Benlik kaynakları tükenmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Benlik kaynaklarının tükenmesi, öz-kontrol ya da özgür irade gücünün kullanılabilecek sınırlı kaynaklara dayandığı düşüncesini ifade etmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1019", + "context": "Bilinçdışına itim, (Fr. refulment, İng. represion.) gerçekleştirilmesi uygun görülmeyen içgüdüsel isteklerin ya da bunların belli düşünce, imaj ve tasarım kılığına bürünmüş temsilcilerinin bilinçten itilip uzaklaştırılmasını ve daha sonra bilinçte boy göstermesinin önlenmesini sağlayan bir savunu mekanizmasıdır. Geriye itim olarak da bilinir.\nSigmund Freud'a göre, bilinçdışına itimler yaşantıların kendileri değil, anıları üzerinde gerçekleşirler. Ancak, söz konusu istekler gerçeğe dönüştürüldüğünde, daha doğrusu doyurulduğunda karşılaşılacak üzüntü ve pişmanlık duygusundan kaçınılmaktadır. Üzüntü duygusundan kişiyi koruyamayan bilinçdışına itimlere başarısız gözüyle bakılır, örneğin yüceltme sonucu başarıyla gerçekleştirimiş geriye itimler çokluk saptanamaz.Başarısız geriye itim nevrozların oluşumunda önemli rol oynar. Başarısız geriye itimlere özellikle histeride rastlanır ama bunlar diğer nevrozlarda, ayrıca normallerin psikolojisinde de görülür.\nPsikanalizin katman modelinde bilinçdışına itim es ile ben'in biliçsiz bölümleri ve üstben arasındaki çatışmada savunma işlevini yerine getirir.\nEkonomik açıdan bakıldığında, bir tasarıma eşlik eden psişik enerji başlangıçta söz konusu tasarımla ilgisiz bir başka tasarım üzerine aktarılır. Örneğin herhangi bir sözcük, mesela \"lale\" sözcüğü bir insana söylendiğinde onda derin duygular yaratabilir, itilmiş duygularını geri çağırabilir.\nBilinçdışına itilmiş yaşantı malzemesi belli bir içgüdüsel enerjiyle yüklüdür ve bu enerji sürekli olarak doyum peşinde koşar. Öte yandan ben, enerjisinin bir bölümünü harcayarak bilinçdışına itilmiş enerjiyi bulunduğu yerde tutmaya çalışır.", + "question": "Bilinçdışına itim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilinçdışına itim, (Fr." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1020", + "context": "Bilişsel psikolojide, bilişsel yük, birim zamanda çalışma belleği kaynaklarının ne derecede kullanıldığını ifade eder. Üç tür bilişsel yük bulunur. Asıl bilişsel yük, öğrenenin bir konuyu öğrenirkenki çalışma belleği kullanımı ifade eder. Konu dışı bilişsel yük, bilgi veya görevlerin öğrenene sunulma şeklinin ve öğrenenin bunlarla etkileşimlerini ifade eder. Son olarak etkili bilişsel yük, kalıcı bir bilgi deposu (bir şema) yaratmak için yapılan çalışmayı ifade eder.\nBilişsel yük teorisi, 1980'lerin sonlarında John Sweller tarafından problem çözme çalışmasından geliştirildi. Sweller, öğretim tasarımının öğrenenlerdeki bilişsel yükü azaltmak için kullanılabileceğini savundu. İleri tarihlerde diğer araştırmacılar, bilişsel yükün göstergesi olan algılanan zihinsel çabayı ölçmek için bir yol geliştirdiler. Göreve bağlı gözbebeği tepkisi doğrudan işleyen bellekle ilgili olan bilişsel yükün güvenilir ve hassas bir ölçümüdür. Bilgi uzun süreli bellekte ancak dikkat edildikten ve çalışma belleğinde işlendikten sonra saklanabilir. Ancak çalışma belleği hem kapasite hem de süre açısından son derece sınırlıdır. Bu sınırlamalar, bazı koşullar altında öğrenmeyi engelleyebilir. Ağır bilişsel yükün, görevin tamamlanması üzerinde olumsuz etkileri olabilir ve bilişsel yük deneyiminin herkeste aynı değildir. Örneğin yaşlılar, öğrenciler ve çocuklar farklı ve sıklıkla daha yüksek miktarlarda bilişsel yükle karşılaşırlar.\nBilişsel yük teorisinin temel ilkesi, işleyen belleğin rolüne ve sınırlamalarına daha fazla önem verilirse öğretim tasarımının kalitesinin artacağıdır. Öğrenciler, özellikle cep telefonu kullanımından kaynaklanan artan dikkat dağınıklığı ile, akademik başarıyı azaltabilecek yüksek bilişsel yük yaşamaya daha yatkındır.", + "question": "Bilişsel yük nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilişsel psikolojide, bilişsel yük, birim zamanda çalışma belleği kaynaklarının ne derecede kullanıldığını ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1021", + "context": "Bilişselcilik aşağıdaki anlamlara gelebilir:\n\nBilişselcilik (etik), etik cümlelerin önermeler ifade ettiği ve doğru ya da yanlış olabildiği felsefi görüş\nBilişselcilik (psikoloji), zihinsel işlevin sembollerin içsel manipülasyonu olarak anlaşılabileceğini savunan psikolojik bir yaklaşım\nBilişselcilik (estetik), bilişsel psikolojinin sanatı ve buna tepkiyi anlamaya yardımcı olabileceği görüşü\nAnekdot bilişselcilik, hayvan davranışlarını zihinsel durumlar açısından yorumlamak için psikolojik bir metodoloji", + "question": "Bilişselcilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilişselcilik aşağıdaki anlamlara gelebilir:\n\nBilişselcilik (etik), etik cümlelerin önermeler ifade ettiği ve doğru ya da yanlış olabildiği felsefi görüş\nBilişselcilik (psikoloji), zihinsel işlevin sembollerin içsel manipülasyonu olarak anlaşılabileceğini savunan psikolojik bir yaklaşım\nBilişselcilik (estetik), bilişsel psikolojinin sanatı ve buna tepkiyi anlamaya yardımcı olabileceği görüşü\nAnekdot bilişselcilik, hayvan davranışlarını zihinsel durumlar açısından yorumlamak için psikolojik bir metodoloji." + ], + "answer_start": [ + -1 + ] + } + }, + { + "id": "1022", + "context": "Bilişsellik (ya da biliş veya kognisyon) aralarında dikkat, bellek, dil kullanma ve anlama, öğrenme, değerlendirme, sorun çözme ve karar verme gibi zihinsel yetileri oluşturan bir kümeyi tanımlamada kullanılan bilimsel terimdir. Psikoloji, felsefe, dilbilim ve bilişim bilimi gibi çeşitli bilimsel disiplinler bilişselliği de inceler. Ancak disiplinlere göre bilişselik teriminin kullanımı farklılık gösterebilir. Örneğin psikoloji ve bilişsel bilimde \"bilişsellik\" genellikle bireyin psikolojik işlevlerinin bilgi işleme açısından bakış olarak kullanılır. Sosyal psikolojinin sosyal bilişsellik dalı tutum, yükleme ve grup dinamiğini açıklamaya çalışır. Bilişsel psikoloji ve bilişsel mühendislikte \"bilişsellik\" tipik olarak katılımcının ya da işletimcinin zihninde ya da beyninde meydana gelen bilgi işleme süreci olarak anlamlandırılır.\nBilişsellik, bilgi birikimini ve değişen tercihleri kullanarak alınan bilgiyi işleme yeteneğidir. Bilişsellik ya da bilişsel süreçler doğal ya da yapay; bilinçli ya da bilinçsiz olabilir. Bu süreçler, dilbilim, anestezi, nöroloji, psikiyatri, psikoloji, felsefe, antropoloji, sistem bilimi ve bilişim bilimi dallarında farklı bağlamlarda farklı açılardan analiz edilirler.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Bilişsellik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilişsellik (ya da biliş veya kognisyon) aralarında dikkat, bellek, dil kullanma ve anlama, öğrenme, değerlendirme, sorun çözme ve karar verme gibi zihinsel yetileri oluşturan bir kümeyi tanımlamada kullanılan bilimsel terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1023", + "context": "Cesaret, aynı zamanda yiğitlik, kararlılık, ataklık ve dayanıklılık özelliklerini de içeren, korku, acı, risk, belirsizlik veya tehdit ile başa çıkabilme yeteneğidir.\n\"Fiziksel cesaret\" fiziksel bir acı, zorluk veya ölüm tehlikesi ile yüzleşme sırasındaki cesareti tanımlarken, \"ahlaki cesaret\" çoğunluk muhalefeti, utanç, skandal veya şevk kırıcılığı karşısında etik davranmayı ifade etmektedir.", + "question": "Cesaret nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Cesaret, aynı zamanda yiğitlik, kararlılık, ataklık ve dayanıklılık özelliklerini de içeren, korku, acı, risk, belirsizlik veya tehdit ile başa çıkabilme yeteneğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1024", + "context": "Çoklu zekâ kuramı 1983 yılında Howard Gardner tarafından zekâyı tek ve baskın bir yetenek olarak görmekten ziyade, çeşitli ve özel boyutlardan oluştuğunu öneren bir modeldir.\nGardner bilişsel yeteneklerin geniş bir yelpazeden oluştuğunu ve aralarında sadece çok zayıf bir korelasyonun bulunduğunu savunmaktadır. Örneğin, kuram çarpma işlemini kolayca öğrenen bir çocuğun, bu görevde zorluk yaşayan bir çocuğa göre daha zeki olduğunu söylemez. Basit çarpma işlemlerinde uzmanlaşmak için zaman harcayan bir çocuk 1) çarpma işlemini farklı bir yolla öğrenebilir, 2) matematik dışındaki bir alanda üstün olabilir, 3) hatta çarpım sürecini derin bir seviyede anlıyor veya tamamen farklı bir süreç olarak görüyor olabilir. Temelde derin bir anlayış içermesi de yavaşlığa ve çarpım tablosunu hızlı hatırlayan çocuğa bakıldığında potansiyel matematiksel zekâsının gizlenmesine neden olabilir.\nKuram ortaya atıldıktan sonra farklı tepkilerle karşılaştı. Geleneksel zekâ testleri ve psikometrikler genellikle zekânın boyutları ve farklı görevler arasında Gardner'ın kuramının öngördüğü düşük ilişkiden ziyade yüksek korelasyon bulmakta. Yine de birçok eğitimci kuramın önerdiği yaklaşımların uygulamalı değerini destekler.", + "question": "Çoklu zekâ teorisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çoklu zekâ kuramı 1983 yılında Howard Gardner tarafından zekâyı tek ve baskın bir yetenek olarak görmekten ziyade, çeşitli ve özel boyutlardan oluştuğunu öneren bir modeldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1025", + "context": "Çağrışım, psikoloji ve pazarlamada bir olayın başka bir olaya birkaç kez sebep olması anlamına gelen kavramdır. Bu fenomene bazen İvan Pavlov'un klâsik koşullandırma konusundaki öncü çalışmalarından dolayı Pavlov çağrışımı da denmektedir.\nÇağrışım, çok kullanılan bir mekân yöntemidir. Yeni bir (nesneyi, resmi, kokuyu veya bir kişinin hatırlamak istediği sair bir) şeyi daha kolay hatırlanabilecek başka bir şeye çağrıştırmak, her ikisini birden hatırlatabilir.", + "question": "Çağrışım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çağrışım, psikoloji ve pazarlamada bir olayın başka bir olaya birkaç kez sebep olması anlamına gelen kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1026", + "context": "== Anlam ==\nAlbert Camus bir işi durmadan yapan insanlar arasında fatihleri ve çapkınları da saymaktadır (Başkaldıran İnsan, Çeviren Tahsin Yücel). Fatih, nasıl birçok ülke fethettiğinde bile mutlu olamıyorsa, tıpkı onun gibi, çapkın da birçok sevgili edindiğinde mutlu olamamaktadır. Bu da çapkının asıl sorununun kendisinde olduğunu göstermektedir. Bir çapkın kendisine saygı duyabilmek için değer kazanmaya çalışmakta, çok sayıda sevgili edinince bu amacını gerçekleştirebileceğini ummaktadır.", + "question": "Çapkınlık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "== Anlam ==\nAlbert Camus bir işi durmadan yapan insanlar arasında fatihleri ve çapkınları da saymaktadır (Başkaldıran İnsan, Çeviren Tahsin Yücel)." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1027", + "context": "Davranış, psikolojik anlamda canlıların dış dünyaya karşı gösterdikleri her türlü bilişsel, duyuşsal ve psikomotor (bedensel-fiziksel) tepkilerin genel adıdır. Söz konusu bilişsel, duyuşsal ve psikomotor boyutlar birbiri ile etkileşim halindedir. Bunun sonucunda davranış ortaya çıkar.\nDavranışın, bitkiler ve diğer organizmalar için geçerli olan daha geniş bir davranış tanımı ise, fenotipik esneklik kavramına benzer. Davranış, bireyin yaşam süresi boyunca, daha hızlı ortaya çıkan diğer fizyolojik veya biyokimyasal değişikliklerden farklı olan ve gelişim sonucu olan (ontojenik) değişiklikler hariç tutularak bir olaya veya ortam değişikliğine verilen bir yanıt olarak tanımlanır.", + "question": "Davranış nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Davranış, psikolojik anlamda canlıların dış dünyaya karşı gösterdikleri her türlü bilişsel, duyuşsal ve psikomotor (bedensel-fiziksel) tepkilerin genel adıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1028", + "context": "Davranışçılık veya behaviorizm, I. Dünya Savaşı sıralarında bir grup Amerikalı psikoloğun, yapısalcılığa ve işlevselciliğe karşı çıkmaları ve bilincin iç gözlem yöntemi ile incelenmesine kuşku ile bakmaları sonucu ortaya çıkan, bilinç hallerinin değil, davranışların, gözlenebilir durumların incelenmesi gerekliliğini savunan psikoloji kuramı akımıdır.\nDavranışçıların önde gelen temsilcileri Watson ve Pavlov'dur. Bunlar bilinç kavramını bir yana bırakıp davranışları incelemişlerdir. Davranışçılara uyaran (stimulus)-tepki (response) psikologları da denir. Davranışçılara göre objektif tekniklerle gözlenebilen sadece çevresel uyarıcılara, insanların bu uyaranlara karşılık gösterdikleri tepkilerdir. Davranışçılar, gözlem ve deney yöntemini kullanırlar. Davranışçılar, organizma ve çevre ilişkilerinin insan ve hayvanlarda birbirinin aynı olduğu kanısındadırlar. Bu nedenle hayvanlar üzerinde psikolojik araştırmalar yapmışlardır. Örneğin Pavlov koşullu öğrenme deneylerini köpekler üzerinde yapmıştır.\nDavranışçı psikologlar, insan davranışlarının açıklanmasında çevre faktörüne çok fazla önem verdikleri ve diğer etmenleri görmezden geldikleri gerekçesiyle diğer ekollerin savunucuları tarafından eleştirilmiştir.Bununla birlikte davranışçı akım, psikolojinin bir bilim niteliği kazanmasına önemli katkılar sağlamıştır.", + "question": "Davranışçılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Davranışçılık veya behaviorizm, I." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1029", + "context": "Değişik şuur hâlleri, parapsikolojide insanın uyanıkken bulunduğu olağan şuur hâlinden farklı şuur hâllerini kapsayan bir terim olarak kullanılmaktadır.\nTerim ilk kez Amerikalı psikoloji profesörü ve parapsikolog olan Charles Tart tarafından ortaya atılmıştır. Elektroansefalograf aygıtının icadı, beyin dalgalarının ölçülebilmesine ve insanın “uyanık şuur hâli”nden farklı olan şuur hâllerinin sınıflandırılabilmesine olanak sağlamıştır. (Beyin dalgalarını 1924'te keşfeden Alman psikiyatr Hans Berger ile başlayan laboratuvar testleri sonucunda beynin alfa, beta, teta ve delta dalgaları diye adlandırılan elektriksel etkinliklerde bulunduğu saptanmıştır.)\nBu alandaki bilimsel araştırma sonuçlarına göre, örneğin hafif hipnoz, meditasyon, dalgınken düş görme, uyku-uyanıklık arası gibi hâllerde beyin, alfa ritmi denilen, 8 Hz. ile 13 Hz. arası dalgalar yayınlamaktadır. Beta dalgaları (14-27 Hz.) ise yalnızca insanın olağan “uyanık şuur hâli” sırasında yayınlanmaktadır.", + "question": "Değişik şuur halleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Değişik şuur hâlleri, parapsikolojide insanın uyanıkken bulunduğu olağan şuur hâlinden farklı şuur hâllerini kapsayan bir terim olarak kullanılmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1030", + "context": "Déjà vu (daha önceden görmek) (Fransızca telaffuz: [deʒa vy] [deja vü]), yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusu. Anı daha önceden yaşamışlık hâlidir. Fransızca; déjà (daha önceden) ve voir (görmek) kelimelerinden oluşmaktadır.", + "question": "Déjà vu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Déjà vu (daha önceden görmek) (Fransızca telaffuz: [deʒa vy] [deja vü]), yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1031", + "context": "Delilik veya çılgınlık, ortak değerlere ve davranma şekillerine sahip olan bir toplumun normlarına riayet etmeyen sapkın bireyi tanımlayan damgalıyıcı bir kategoridir. Bu nedenle, delilik, tıbbî anlamdan çok bir toplumsal kimlik olduğu düşünülür. Delilik, tarih boyunca toplumsal kontrol mekanizmasının alanına girmiştir. Deliliğe yönelik yaygın müdahale biçimi, onun kontrol altına alınması gerektiği zemininin teşkil ettiği inanç üzerine kuruludur. İktidar kurumları, Orta Çağ'dan 19. yüzyıla kadar hiç ayrım yapılmadan cüzzamlılar, sakatlar, çalışamayan veya çalışmak istemeyen kimseler, eşcinseller ve akıl hastaları, toplumsal düzeni bozdukları için sıklıkla şehirlerden uzak adalara gönderilmişlerdir.\n19. yüzyıla gelindiğinde ise tecrit, yerini akıl hastanelerine bıraktı. Psikiyatrlar gibi psikiyatri tarihçileri de meslekî güvenirliklerini devam ettirmek için, akıl hastalıklarının kanserle aynı anlamda gerçek olduklarına inanmalıdırlar – ya da inanıyormuş gibi yapmalıdırlar.\"\nGünümüzde delilik, akıl hastalığı, ruhsal boşluk, zihinsel bozuklukların düzenlenmesine yönelik oluşturulmuş tanı sistemi aracılığıyla değerlendirilmektedir.\nAkıl sağlığı ve delilik arasındaki sınır, tarih boyunca değişmiş olup günümüzde de geçirgen ve tartışmalı olmaya devam etmektedir.", + "question": "Delilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Delilik veya çılgınlık, ortak değerlere ve davranma şekillerine sahip olan bir toplumun normlarına riayet etmeyen sapkın bireyi tanımlayan damgalıyıcı bir kategoridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1032", + "context": "Kompensation olarak da bilinen dengesel giderim, (Fr. compenation, mêchanisme de compensat'im, İng. compensation, Osm. telafi) Psikanaliz terimi olarak bireyde varlığı kabul edilen bir sistemin adı; bireyin etkinliğinde baş gösteren bazı güçsüzlük ve bozukluklar bu sistemin yardımıyla bireydeki diğer kusursuz davranış biçimlerinin eskisinden daha güçlü ve etkin kendini açığa vurması sağlanarak giderilir ve böylelikle organizmadaki denge yeniden korunmuş olur.", + "question": "Dengesel giderim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kompensation olarak da bilinen dengesel giderim, (Fr." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1033", + "context": "Dışyansıtım, diğer ismiyle projeksiyon; ruhçözümsel terim olarak kişinin kendi kendine özgü istek ve duygularını, tasarımlarını dış dünyaya yansıtmasıdır.\nBu yolla kişi, nesnelere, kendinde olmayan özellikler verir. Öznel tasarımlara nesnel nitelik kazandıran bu süreç, ruhçözümsel (psikanalitik) açıdan savunu mekanizması olup çok kez normal düşünü eyleminde karşımıza çıkar, sanılarda büyük bir rolü bulunur.", + "question": "Dışyansıtım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dışyansıtım, diğer ismiyle projeksiyon; ruhçözümsel terim olarak kişinin kendi kendine özgü istek ve duygularını, tasarımlarını dış dünyaya yansıtmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1034", + "context": "Doyumsal yoksunluk, diğer adıyla Frustrasyon, kişinin içgüdüsünde arzuladığı istekleri doyuma kavuşturamayarak el çekmesi.", + "question": "Doyumsal yoksunluk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doyumsal yoksunluk, diğer adıyla Frustrasyon, kişinin içgüdüsünde arzuladığı istekleri doyuma kavuşturamayarak el çekmesi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1035", + "context": "Duygu düzenleme, bireyin hedeflerine ulaşması için duygusal tepkilerini kontrol edebilmesi, olası duygusal tepkilerini gözlemleyebilmesi, değerlendirebilmesi ve değiştirebilmesidir. Duygu düzenlemenin temel amacı duyguları değiştirmektir. Yani duygu düzenleme sürecinde insanlar, o anki yoğun duygusuyla spontane karar vermemek için epey bir çaba sarf ederler. Ancak duygu düzenlemenin otomatikleşen ve çaba gerektirmeyen şekilde olabileceğine ilişkin görüşler de vardır. Öte yandan duygu düzenleme becerisi, bir duyguyu değiştirmek veya kontrol etmekten çok daha karmaşık bir sürece sahiptir.\nDuygu düzenleme, ‘içsel’ ve ‘dışsal’ süreçlerden oluşmaktadır. Bu süreçler duyguları başlatma, sürdürme ve düzenlemeyi kapsar. Duygular ise bireyin kendi davranışlarını olduğu kadar ötekinin davranışlarını da değiştirmeye yönelik değerlendirmesini ve de davranış biçimlerini kapsar. Bu bağlamda; içsel süreçler, kişinin kendi regülasyonunu sağlaması iken, dışsal süreçler ise başka birinin duygu düzenleme konusunda bize yardımcı olmasıdır (Örneğin, bakım verenin, bebeğini sakinleştirmesi ). Birey duygu düzenleme becerisi için söz konusu durumun zihinsel, duygusal ve sosyal gereklerinin farkında olmalıdır. Duygu düzenleme sadece negatif duyguları değil aynı zamanda pozitif duyguları da değiştirmeyi içermektedir.", + "question": "Duygu düzenleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Duygu düzenleme, bireyin hedeflerine ulaşması için duygusal tepkilerini kontrol edebilmesi, olası duygusal tepkilerini gözlemleyebilmesi, değerlendirebilmesi ve değiştirebilmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1036", + "context": "Edim veya eylem, bireyin herhangi bir alandaki gözlemlenebilen davranışıdır. Eğitim bağlamında edim, öğrencinin derslerde yaptıklarıdır. Öğrencinin herhangi bir soruya verdiği yanıt, ürettiği herhangi bir şey, arkadaşlarıyla ya da öğretmenle olan etkileşimi onun edimidir. Hukuk alanında ise edim borçlu kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.", + "question": "Edim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Edim veya eylem, bireyin herhangi bir alandaki gözlemlenebilen davranışıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1037", + "context": "Ekolojik sistemler teorisi, Urie Bronfenbrenner’in (1917-2005) 1940’lı yıllar boyunca çocukluk ve arkadaşlık örüntülerine dayanan çalışmalarından ortaya çıkmıştır. Ekolojik sistemler kuramı üzerinde, Sovyet gelişim psikoloğu Lev Vygotsky ve Alman doğumlu psikolog Kurt Lewin’in önemli etkileri bulunmaktadır. Kuram; hem gelişim psikolojisinde hem de kültür ve insan gelişiminin incelenmesinde ileri sürülen ekolojik-ortamsal yaklaşımlara temel olmuştur. Aktif bireyin; fiziksel, toplumsal ve kültürel çevre içerisinde karşılıklı etkileşimini temel alan dinamik bir modeldir. Çocuğun sosyalizasyonunu şekillendiren ekolojik bağlam; kişiler arası ilişkilere ve bu ilişkilerin bağlam ile ilişkisine vurgu yapmaktadır. Her bağlam, başarılı uyuma engel olan veya başarıyı sağlayan belirli riskler ve koruyucu faktörler içermektedir. Çocuk geliştikçe ortamındaki etkileşimler daha karmaşık hale gelmektedir. Bu karmaşıklık, çocuğun fiziksel ve bilişsel yapıları büyüdükçe ve olgunlaştıkça ortaya çıkabilir.", + "question": "Ekolojik sistemler teorisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ekolojik sistemler teorisi, Urie Bronfenbrenner’in (1917-2005) 1940’lı yıllar boyunca çocukluk ve arkadaşlık örüntülerine dayanan çalışmalarından ortaya çıkmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1038", + "context": "İnsan biyolojisinde el tercihi, ikinci ele göre daha fazla beceri, performans, hız ve kesinlik sağlayan, çocukken karar verilen bireysel bir tercih sürecidir. Baskın el tercihi veya baskın olmayan el tercihi olarak da isimlendirilen bu süreç, cinsiyet faktöründen etkilenmektedir; sol elin baskın olma olasılığı erillerde dişilere göre daha yüksektir. Günümüzde insanlar açık ara sağ elini baskın el olarak kullanmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "El tercihi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnsan biyolojisinde el tercihi, ikinci ele göre daha fazla beceri, performans, hız ve kesinlik sağlayan, çocukken karar verilen bireysel bir tercih sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1039", + "context": "Engelleme terapisi ya da aversiyon terapisi; bir davranış terapisi türüdür ve istenmediği halde tekrarlı olarak yapılan bir davranış biçimini engellemeyi kapsar.\nEn basit şekliyle, yaramazlık eden bir çocuğu cezalandırmak bir engelleme terapisi sayılabilir. Fakat psikolojik öğrenme ve Pavlov şartlama deneylerinin sonucunda bu teknikler son derece ayrıntılı bir hale getirilmiştir; en önemlisi hastanın engellenmesi istenen davranışlarda bulunduğu zaman rahatsız edici durumlara maruz bırakılması tekniğidir. Tırnak yiyen insanların ellerine sürülen acı tatlı cila bu tekniğin örneklerindendir. Engelleme terapisi çoğu zaman alkolizmde ve cinsel davranış bozukluklarında uygulanır. Ayrıca uyuşturucu madde bağımlılıkları, pedofili ve egzibisyonizm (teşhircilik)de denenmiştir. Eskiden başvurulan ve alkoliklerin içki içmeleri üzerine bulantı ve/veya kusma yaratan apomorfin enjeksiyonları tekniğinin yerini, kesin zaman ayarlaması yapılabilen elektrik şoku teknikleri almıştır.\nAversion terapiler toplumun dışladığı, kabul etmek istemediği kişileri kendi bakış açısına göre, \"topluma uydurmaya\" çalıştığı, psikolojik işkence sistemleridir. \"Toplum kurallarına uymayan\" insanları ki bu kurallar da insanlar tarafından belirlenir, suçlu, ayıplı olarak gören anlayışın ürünüdür. Ellilerden beri uygulanan bu terapinin insanlarda değişim yaratmaktan çok, psikolojik olarak yıpratan bir uygulama olduğu görülmüştür.\nEngelleme terapisi 1932'de başlamıştır. Bu terapi, American Society of Addiction Medicine tarafından 2003'te yazılan Principles of Addiction Medicine, makalesinde tartışılmıştır.\nEngelleme terapisi öncelikli olarak uyuşturucu ve alkolün görüntüsünün, tadının, kokusunun uyandırdığı pozitif duyguları değiştirmek amacıyla yapılmıştır. İnsanlar üzerinde yapılan 6 ila 12 aylık deneyler sonucunda engelleme terapisi olumlu sonuç vermiştir fakat buna rağmen ilaç tedavisi popülerliğini yitirmemiştir.\nAyrıca bu terapi, daha az zararlı davranış bozukluklarının bireysel tedavilerinde de kullanılmıştır. Tedavi için bileğe lastik bir bant bağlanması yeterlidir. Zararlı düşünce veya davranışın kontrol edilemez hale gelmesi durumunda birey bu bandı ısırarak kendini bu düşünce veya davranıştan arındırır.\n1967'de kimyasal veya şok etkisiyle yapılan tiksindirme yöntemleri yerini, covert sensitization adı verilen soyut tiksindirme yöntemlerine bırakmıştır.", + "question": "Engelleme terapisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Engelleme terapisi ya da aversiyon terapisi; bir davranış terapisi türüdür ve istenmediği halde tekrarlı olarak yapılan bir davranış biçimini engellemeyi kapsar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1040", + "context": "Es, O ve İd (Fransızca ça, İngilizce id.) olarak da bilinen ruhsal yapının en eski ve en bilinçsiz mekanizmasına Sigmund Freud tarafından verilen isimdir.\nFreud'a göre, varlığımızın çekirdeğini oluşturmakta ve haz ilkesinin amansız egemenliği altında bulunmaktadır.", + "question": "Es nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Es, O ve İd (Fransızca ça, İngilizce id." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1041", + "context": "Forer etkisi (P. T. Barnum'un gözlemlerinden sonra Barnum Etkisi olarak da adlandırılmıştır) bireylerin, özellikle kendileri için hazırlanmış gibi görünen ama aslında büyük çoğunluktaki insanlara uyacak kadar genel ve belirsiz kişilik betimlemelerine yüksek puan verme eğilimlerini anlatan bir gözlemdir. Bu etki, tarot, grafoloji, falcılık ve kişilik testlerinin bazı türleri gibi yaygın olarak kabul görmüş inanış ve uygulamalar için kısmen açıklama getirmektedir.\nBununla ilgili ve daha genel bir etki ise kişisel onaylamadır. Kişisel onaylama, birbiriyle alakası olmayan ya da tamamıyla rastsal olan iki olay, bir inanış, beklenti ya da hipotez bir ilişkilendirmeye ihtiyaç duyduğundan dolayı, ilişkiliymiş gibi algılanması durumudur. Bundan dolayı insanlar, kendi kişiliklerini algılayışlarıyla, burçlarının gösterdikleri arasında ilişki kurmaya yatkındırlar.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Forer etkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Forer etkisi (P." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1042", + "context": "Gece terörü, (pavor nocturnus, Fransızca: terreur nocturne, İngilizce: night terror, sleep terror) çocukların geceleri uykudan çığlık atarak korkuyla sıçrayıp uyanmalarıdır.\nÖzellikle küçük çocuklarda uyuduklarından bir, iki saat sonra görülür. Bir çığlıkla uyanan çocuk kalkıp yatakta oturur ya da ayakta dikilir, bazen de büyük bir kaygı içinde bağırarak odanın içinde döner, koşar. Çocuk odada birtakım hayvanların ve yabancı kimselerin bulunduğunu sanarak, sayıklar. Yönelim gücü kaybolur. Çevresindeki kişileri tanımaz. Birkaç dakika sonra nöbet geçer, çocuk yeniden uykuya dalar, ertesi sabah uyandığında gece olup bitenleri hatırlamaz. Kimi zaman uyurgezerlikle bağlantılıdır. Eskiden beyindeki organsal bir bozukluğun, örneğin saranın belirtisi görülmüşse de günümüzde çocuksal bir nevrozun ya da nöropatinin bir belirtisi sayılmaktadır.", + "question": "Gece terörü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gece terörü, (pavor nocturnus, Fransızca: terreur nocturne, İngilizce: night terror, sleep terror) çocukların geceleri uykudan çığlık atarak korkuyla sıçrayıp uyanmalarıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1043", + "context": "Gerçeklik ilkesi, (Fr. principe de realite, İng. reality-principle, principle of reality) Sigmund Freud'a göre ruhsal olaylara egemen olan iki ilkeden birisidir. Ötekiyse Haz ilkesidir.\nGerçeklik ilkesi, ruhsal gelişimin haz ilkesinden bir modifikasyonu sonucu ortaya çıkar.", + "question": "Gerçeklik ilkesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gerçeklik ilkesi, (Fr." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1044", + "context": "Geri bildirim, geri dönüş veya geri besleme, bir sürecin basamaklarındaki bir değişimin önceki bir basamağa etki etmesi ve neden-sonuç ilişkisi içerisinde bir döngü oluşturması olayına denir. Burada süreç sıcaklık ayarlı bir soba gibi fiziksel olabileceği gibi kan şekeri döngüsü gibi biyolojik, hatta paradokslarda olduğu gibi tamamen soyut olabilir.", + "question": "Geri bildirim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Geri bildirim, geri dönüş veya geri besleme, bir sürecin basamaklarındaki bir değişimin önceki bir basamağa etki etmesi ve neden-sonuç ilişkisi içerisinde bir döngü oluşturması olayına denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1045", + "context": "Gerileme, geriye dönüş, regsesyon olarak da bilinir. Bireyin geride bıraktığı evre ve dönemlere özgü olup, ilkel ve çocuksal diye nitelenenilecek davranış, düşünce ve dışavurum biçimlerinin iç ve dış zorlamalar, birtakım çalışmalar, ruh üzerine binen aşırı yükler sonucu kendilerine yeniden açığa vurması, bireyin sanki bunları geri dönmesi.", + "question": "Gerileme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gerileme, geriye dönüş, regsesyon olarak da bilinir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1046", + "context": "Geriye ket vurma hafıza ve bellek altında Bilişsel Psikolojinin incelediği bir başlıktır.\nGeriye Ket Vurma (Engelleme – Bozma – Unutma), Önceden öğrenilen bilginin yeni öğrenilmiş olan bilgi ile karıştırılması ve önceden öğrenilen bilgiyi hatırlamayı zorlaştırmasına verilen isimdir. Örnek olarak, kişinin öğrenmiş olduğu bazı İngilizce kelimelerin karşılığına yönelik bilgileri, yeni öğreniyor olduğu bazı Fransızca kelimelerin karşılığıyla karıştırmasına ve eski öğrendiği kelimeyi unutmasına sebep olur. Geriye ket vurmayı önlemek, yani yeni edinilen bir olgunun öncekini unutturmasını önlemek için iki yöntem bulunmaktadır. Bunlardan ilki, iki öğrenme süresinin arasına uygun bir zamansal mesafe koymak, ikincisi ise ilk bilgiyi yeterince öğrendikten ve yer etmesini sağladıktan sonra yeni bilginin öğrenilmesine geçmektir.", + "question": "Geriye ket vurma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Geriye ket vurma hafıza ve bellek altında Bilişsel Psikolojinin incelediği bir başlıktır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1047", + "context": "Gestalt terapisi; hümanist psikoloji ile varoluşçu psikoloji akımlarından etkilenmiş ve son otuz yıl içinde geliştirilmiş bir tedavi kuramı ve yaklaşımıdır. Fritz Perls bu terapinin kurucusu ve öncüsü say��lır. Gestalt psikolojisi, özellikle algı alanında ortaya çıkmıştır. \nDayandığı kuramsal temelin özü şöyle; bütün, parçalardan oluşur, ancak parçalar tek tek bütünü yansıtmazlar, belirlemezler. Tersine bu parçalar bütünün özelliğine göre belirlenirler. Perls'de organizmayı bir bütün olarak içinde bulunduğu çevre ile birlikte ele alarak bu tedavi yöntemini geliştirmiştir.\nGestalt, Almanca şekil, form (ing. shape, form) anlamına gelmektedir.", + "question": "Gestalt terapisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gestalt terapisi; hümanist psikoloji ile varoluşçu psikoloji akımlarından etkilenmiş ve son otuz yıl içinde geliştirilmiş bir tedavi kuramı ve yaklaşımıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1048", + "context": "Grafoloji, el yazısından karakter tahlili yapmaya çalışan bir çalışma sahası. Grafolojistlere göre, diğer davranış şekilleri gibi, el yazısı da insanın kişiliği hakkında bilgi vermektedir. Bu teori her şahsın belirli bir şahsiyet ve davranışlarında devamlılık göstereceğini kabul etmektedir.\nEl yazısının zaman ile değiştiği doğrudur. Hastalık, ruhî gerginlik gibi hallerde de el yazısı değişmektedir. Fakat şahsiyet üzerine ilmî bir çalışmanın yalnız bu teori üzerine kurulması mümkün değildir. Ama örneğin yıllar içinde saklanan defterler sayesinde el yazınızdaki ciddi değişikliklerin bir arada incelenebilmesi olanağı sayesinde neredeyse karakterden sağlık durumunuza kadar her şeyi öğrenebilirsiniz. En az bir yıllık yazılarınızın birlikte incelenmesi ile birlikte el yazınıza bakılarak check-up yapılması da mümkün olan incelemeler arasında yer alır. Bunların dışında henüz yazı yazmayı bilmeyecek kadar küçük yaşta olan çocukların yaptığı resimler ya da sadece çizgiler onun gelecekte nasıl yetenekleri olacağına dair de bilgiler vererek onların hayat içinde daha iyi yönlendirilmesine yardımcı olur.\nPsikoloji ilmi içinde elyazısı ile karakterleri belirleme ve ölçme metotları henüz geliştirilmemiştir. Yine de elyazısı stiliyle şahsiyet arasındaki alakayı gösteren tecrübi sonuçlar mevcuttur. Bu bakımdan grafoloji, davranış ilminde son zamanlarda önemli bir yer tutmaya başlamıştır. Yalnız yukarıda anlatılanlar adli (in. en:forensic) grafoloji için geçerli değildir. Adli grafoloji, bir imzanın asıl mı, kopya mı olduğunu veya iki ayrı belgenin aynı şahıs tarafından yazılıp yazılmadığı gibi konuları inceler. Bulduğu neticeler adli delil kabul edilir.", + "question": "Grafoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Grafoloji, el yazısından karakter tahlili yapmaya çalışan bir çalışma sahası." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1049", + "context": "Grup psikoeğitimi, \"katılımcıların kişisel (kişi-içi/içsel) veya kişilerarası problemleriyle başa çıkabilmeleri ve yaşayabilecekleri olası problemleri önleyebilmeleri için, sistematik olarak yapılandırılmış oturumlardan oluşan bir program aracılığıyla onlara bilişsel, duyuşsal ve davranışsal beceriler kazandırmayı amaçlayan eğitimsel, gelişimsel, önleyici ve terapötik yönelimli bir grup çalışmasıdır\".\nGrup psikoeğitimi, Grup Çalışması Uzmanları Derneği (The Association for Specialists in Group Work- ASGW) tarafından grupla psikolojik danışma, grup psikoterapisi ve görev/iş grupları ile birlikte dört temel grup çalışmasından birisi olarak tanımlanmaktadır.\nGrup psikoeğitimi, grupla psikolojik danışma ve grup psikoterapisine göre eğitimsel ve önleyici yönü daha fazla öne çıkan bir kavramdır. Eğitsel ve terapötik bileşenleri bulunan grup psikoeğitimi, yapılandırılmış bir içerik üzerinden psikolojik yönelimli bilgi ve beceri kazandırmaya çalışırken; grupla psikolojik danışma yaşantısal ve kişilerarası bir sürece dayalı olarak içgörü, beceri ve davranış kazandırmayı amaçlamaktadır. Grup psikoterapisi ise psikolojik rahatsızlıkların tedavisi ve kişiliğin yeniden yapılandırılmasına odaklıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Grup psikoeğitimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Grup psikoeğitimi, \"katılımcıların kişisel (kişi-içi/içsel) veya kişilerarası problemleriyle başa çıkabilmeleri ve yaşayabilecekleri olası problemleri önleyebilmeleri için, sistematik olarak yapılandırılmış oturumlardan oluşan bir program aracılığıyla onlara bilişsel, duyuşsal ve davranışsal beceriler kazandırmayı amaçlayan eğitimsel, gelişimsel, önleyici ve terapötik yönelimli bir grup çalışmasıdır\"." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1050", + "context": "Gülmek insanlarda bir olaya karşı oluşan fiziksel bir reaksiyon olup, karşılaştığı komik, eğlenceli ve mutlu olduğu durumlarda verdiği bir davranış biçimidir. Her insan kendisinin hoşuna giden durumlarda gülme refleksi gösterir. Ama bazı kişilerin yaradılış mizacından, karakterinden ya da olaylara karşı hissettiği negatif duygu ve bakış açısından dolayı diğer kişilere göre daha az gülmektedirler. Ve bu kişilerin sosyal ve özel hayatına bakacak olursak, toplumdan kendini soyutlamış, insanlardan uzak duran, çevresiyle sorunlu, hayata sürekli negatif bakan, hayattan zevk alamayan ve sürekli ciddi duruş sergileyen kişilerdir. Bu kişiler toplumda sevilmeyen soğuk insan olarak görünürler.\nGülmek ve daima gülen bir kişi olmak hayata ve insanlara karşı pozitif bir enerji verir. Gülmeyi ve güldürmeyi bilen kişiler çevresinde sevilen pozitif duygulara sahip kişilerdir. Gülümsemek kişiyi hayata bağlar, kişi hayatındaki olumsuzluklardan uzaklaşıp yaşantısındaki güzelliklerin tadını çıkarır. Aile ve çevresinde saygı duyulan, sevilen birisi olarak kabul görür. İş ve sosyal hayatında başarılı olur ve bu başarısını sürekli ilerletir.\nHayatlarında gülmeyi seven kişilerin stres ve depresyonu diğer kişilere göre hiç yaşamadığı, olumsuz bir anda bile gülümsemeyi bilen kişinin yaşayabileceği diğer olumsuzluklara karşı da kendisini koruduğu bir gerçektir.\n1962 yılında Tanzanya'da gülme krizi yaşanmış, en az 14 okul kapanmış ve olaydan 30.000 kişi etkilenmiştir.", + "question": "Gülmek nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gülmek insanlarda bir olaya karşı oluşan fiziksel bir reaksiyon olup, karşılaştığı komik, eğlenceli ve mutlu olduğu durumlarda verdiği bir davranış biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1051", + "context": "Gündüz düşü, (Fr. rêve diurne, rêverie, İngilizce: daydream) uyanık durumda kişinin kafasında yaşattığı, içerisinde çeşitli düşüncelerin, isteklerin, hayallerin ve çevresel gerçek olayların birbirine karıştığı canlı hayallerdir. Gündüz düşü kurarken beyindeki varsayılan durum şebekesi çalışır.\nGelecekte olayları önceleyen istekleri özel bir güçle donatabildiğinden, yaşamın şekillendirmesine olumlu katkıda bulunur. Kişinin istekleri bu hayallerde bütün çıplaklığıyla kendini belli eder, düşlerdeki gibi simgesel değil, gerçeklik çerçevesinde görülür. Örneğin bir kişi düşmanını nasıl öldürdüğünü ya bir konuşma sırasında dinleyicilerin onu ayakta alkışladığını hayallerinde yaşatabilir.\nSigmund Freud'un Düşlerin Yorumu adlı eserinde bu konu üzerinde de hayli durulmuştur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Gündüz düşü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gündüz düşü, (Fr." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1052", + "context": "Gymnophobia veya gimnofobi çıplaklık korkusu. (Yunanca:γυμνός (çıplak) ve φόβος(korku))kelimelerinden türemiştir.", + "question": "Gymnophobia nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gymnophobia veya gimnofobi çıplaklık korkusu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1053", + "context": "Hastalık kazancı, belli bir rahatsızlıktan dolayı ya da dolaysız sağlanan her türlü doyum, bu deyimin içindedir. Birincil ve ikincil olmak üzere ikiye ayrılır.", + "question": "Hastalık kazancı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hastalık kazancı, belli bir rahatsızlıktan dolayı ya da dolaysız sağlanan her türlü doyum, bu deyimin içindedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1054", + "context": "Helen Singer Kaplan (6 Şubat 1929 - 17 Ağustos 1995) Avusturyalı-Amerikalı bir cinsel terapisttir. Amerika Birleşik Devletleri'nde bir tıp fakültesinde kurulan, ilk cinsel terapi kliniğinin kurucusudur. New York Times, Kaplan'ı \"bilim odaklı seks terapistleri arasında lider olarak kabul edilen biri\" olarak tanımladı. Psikanalizin bazı vizyonlarını ve tekniklerini davranışsal yöntemlerle birleştirme çabalarıyla dikkat çekti.\" 1960'ların Amerika'sındaki cinsel devrim sırasında cinsel terapi konusundaki önderliği ve cinselliği müstehcen görmenin aksine cinsel aktivitelerden olabildiğince zevk alınması gerektiği fikrini savunduğu için \"Seks Kraliçesi\" olarak da anıldı. Tezinin temel amacı, psikoseksüel işlev bozukluklarını değerlendirmektir çünkü bu sendromlar modern zamanların en yaygın, endişe verici ve sıkıntı verici tıbbi şikayetleri arasındadır.", + "question": "Helen Singer Kaplan nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Helen Singer Kaplan (6 Şubat 1929 - 17 Ağustos 1995) Avusturyalı-Amerikalı bir cinsel terapisttir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1055", + "context": "Hipnopompi, bir insanın hipnagogik durumda, yani uykuya dalma sürecinde tecrübe ettiklerini anlatmak için kullanılır. Hipnopompia ise bir insanın hipnopompik durumda yani uyanma sürecinde tecrübe ettiği şeyleri ifade eder. Hipnagogik duyular, uykuya dalarken veya uyanırken dokunsal, işitsel ve görsel sanrılar için kullanılan genel bir ifadedir. Bu duyular, vücudun geçici bir felç ile hareketsiz kaldığı uyku felciyle birlikte de yaşanabilir.\nHipnagogik terimi, 19. yüzyılda psikolog Louis Ferdinand Alfred Maury tarafından Yunanca kelimeler hupnos yani uyku ve agogos yani devam etmekten ortaya çıkartılan Fransızca hypnagogique sözcüğünden türemiştir. Karşıtı olan hipnopompik ise Frederic William Henry Myers tarafından hupnos yani uyumak ve pompe yani uzaklaştırmak kelimelerinden ortaya çıkartılmıştır.", + "question": "Hipnopompi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hipnopompi, bir insanın hipnagogik durumda, yani uykuya dalma sürecinde tecrübe ettiklerini anlatmak için kullanılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1056", + "context": "Hipnotizör, hazırlanmış bir ortam (mekân sıcaklığı, sessizlik ve belirli zaman dilimleri) içerisinde, hipnoz metotlarını kullanarak telkin yolu ile sujeyi transa sokan kişidir. Hipnotizör, ilk seansta sujeye verdiği şifreyi diğer seans başlarında tekrarladığı zaman suje daha kısa zamanda hipnotik uykuya girer.\nBazı hipnotizörler, uygun ortamlarda birden fazla kişiye kolektif hipnoz uygulayabilirler. Araştırmalar, gerekli çalışma yaptıkları takdirde insanların %15 kadarının hipnotizör olabileceklerini göstermiştir.", + "question": "Hipnotizör nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hipnotizör, hazırlanmış bir ortam (mekân sıcaklığı, sessizlik ve belirli zaman dilimleri) içerisinde, hipnoz metotlarını kullanarak telkin yolu ile sujeyi transa sokan kişidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1057", + "context": "Hümanistik veya varoluşçu-hümanistik veya insancıl terapi, hümanistik psikoloji yaklaşımından hareketle oluşan, duygusal yönden rahatsız insanlar yerine psikolojik olarak sağlıklı insanlar üzerine odaklanan bir terapi biçimidir.\nHümanistik terapiler Gestalt psikologlarından Kurt Lewin'in çalışmalarından türetilmiştir. Normal veya ortalama ruh sağlığına sahip insanlarla uygulanan bir terapidir. Bireylerin bilinç seviyeleri yükseltmek, kendi kendileriyle daha iyi ilişkiler kurabilmelerine yardım etmek ve kendini geliştirme ve yaratıcılığa ait gizli potansiyellerini ortaya çıkarmak amacıyla uygulanmaktadır.\nHümanistik terapiye azınlıklara yönelik terapi, eşcinsellere yönelik danışmanlık, gruplarla yapılan özgürleştirici çalışmalar, kaygılı ve fobik danışanlara yönelik yapılan bilişsel-davranışçı müdahaleler, spiritüel ve dini bağlamlarda zorluk yaşayan danışanların psikodinamiklerine yönelik çalışmalar gibi çeşitli uygulama ortamlarında rastlanılmaktadır. İnsancıl terapi aynı zamanda öğrencilerin erteleme ve sınav korkusu gibi sorunlarına uygulanmaktadır. Çağdaş hümanistik terapi kişinin sınırları dahilinde kim olacağını seçme, o seçimlerin anlamlarını kavrama ve yaptığı seçimleri hayata geçirme kapasitesini vurgular.", + "question": "Hümanistik Terapi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hümanistik veya varoluşçu-hümanistik veya insancıl terapi, hümanistik psikoloji yaklaşımından hareketle oluşan, duygusal yönden rahatsız insanlar yerine psikolojik olarak sağlıklı insanlar üzerine odaklanan bir terapi biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1058", + "context": "İçgözlem veya içebakış, psikolojide bir uyarıcı karşısında kişinin deneyimlediği algı, duyum, düşünce ve duygularındaki gözlem ve çıkarımlarını ifade etmesini içeren bir metottur. Bu metot: \"Bir deneyimi onu yaşayan kişiden başkası gözlemleyemez.\" varsayımına dayanmaktadır. Yani gözleyen ve gözlenen aynı kişidir.\nİçgözlem psikoloji bilimiyle ortaya çıkmış bir metot değildir. Metodun geçmişi Sokrates'e dek uzanmaktadır. Wundt, içgözlem metodunu 19.yüzyılda deneysel olarak sistematize eden ve psikoloji biliminin yöntemi olarak gösteren ilk kişidir. İçgözlemin psikolojide kullanılması 19.yüzyıldaki fizik ve fizyoloji alanlarındaki gelişmelerden kaynaklanmıştır. İlk çalışmalar fizikte ışık ve ses, fizyolojide ise duyu organlarının incelenmesinde kullanılmıştır. Psikoloji biliminde, yapısalcı ve hümanist dünya görüşünü benimseyen kişiler içgözlem yöntemini kabul ederken Bihevyorizm, yani davranışçı ekolü benimseyenler ise içgözlem yönteminin bilimsel olmadığını öne sürerek bu anlayışı reddetmişlerdir.", + "question": "İçgözlem nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İçgözlem veya içebakış, psikolojide bir uyarıcı karşısında kişinin deneyimlediği algı, duyum, düşünce ve duygularındaki gözlem ve çıkarımlarını ifade etmesini içeren bir metottur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1059", + "context": "Psikanalizde id, ego ve süper-ego, insan zihninde etkileşime giren üç katman kümesidir. İlk defa Sigmund Freud tarafından, yapısal psişe modellemesiyle tanımlandı. Bu üç katman, bir kişinin zihinsel yaşamının faaliyetlerini ve etkileşimlerini tanımlayan teorik yapılardır. Psişenin ego psikolojisi modelinde id, koordine edilmemiş, zevk temelli içgüdüsel arzular kümesidir—temel ve en ilkel benliktir, ana kaynağı cinsellik ve açlık gibi ihtiyaçların en bencilce doyurulmasıdır; süper-ego eleştirel ve ahlaki rolü oynar; ego, idin içgüdüsel arzuları ile eleştirel süper-egonun arasında aracılık eden gerçekçi bir katmandır—id, bu hayali istekleri gerçeklikle ölçüp mümkünatını değerlendiren katmandır. Freud, ego hakkında şunu dedi: Ego, şahlanmış bir at üzerindeki şövalye gibidir. [Ego] İd ve süperegonun isteklerini uzlaştırmaya çalışan hakemdir.\nSüper-ego, baba figürünün ve kültürel adetlerin içselleştirilmiş bir sembolüdür. İdin ihtiyaç ve talepleriyle çatışma halindedir. İde karşı saldırgandır. Tabuları ayakta tutar, oidipus kompleksinin çözümü için baba figürünün içselleştirilmesidir.İnsanların kendilerini nasıl suçlu veya kötü, utanç verici veya zayıf olarak gördüklerine veya bazı şeyleri yapmaya mecbur hissettiklerine bakılarak süper-egonun varlığı gözlemlenebilir. Das Ich und das Es kitabında yayımladığı çalışmalarında Freud, \"[ego] idealinin sergilediği sertlik ve zulmün genel karakterini sunar—Thou shalt diktatörlüğü gibi; bu nedenle ego psikolojisinde Freud, daha büyük ideallerle farklı ego ideal veya süper-ego gelişimi seviyelerini hipotez etti.\nEgo (yani ben), insanın kendine özgü ruhsal ve bedensel bütünlügünün, ve bunun zihinsel algılanışının genel ve soyut adıdır. Egonun yapısı gerçeklik ilkesinin baskısı altındadır, fonksiyonu ise kişiliğin korunması, gerçeğe uyum ve çatışmaların çözümlenmesidir. Egonun ideali, birincil narsisizmden (kişinin kendisine karşı duyduğu sevgi) ve çevremizdeki kişiler ve aile ile özdeşlikten meydana gelen kişiliğin eğilimidir bu özdeşlik, kişinin kendi benliğine karşı beslediği sevgiyi değiştirir ve ikincil narsisizm derecesine düşürür. İdeal ego, çocukluklardaki her şeyi yapabilme' hayalinin daha sonraki özdeşliklerle değişerek, çizgi roman kahramanlarıyla özdeşleşmeye, yani ünlü ve güçlü kişileri benimsemeye dayanarak aldığı yeni şekildir.", + "question": "İd, ego ve süperego nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikanalizde id, ego ve süper-ego, insan zihninde etkileşime giren üç katman kümesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1060", + "context": "İmago, belli bir kişide bilinçsiz olarak gelişen, biliçsiz kalan ve belli özelliklerle donatılan bir içsel tablodur.\nİki önemli türü:\nErken çocukluk döneminde anneye karşı oluşturulan tablo ile\nerken çocukluk döneminde babaya karşı oluşturulan tablodur.\nBu tablolar özellikle nevrozlular tarafından dışa yansıtılarak başka kişilere mal edilir, dolayısıyla bireyin çevreleriyle ilişkisinde önemli rol oynarlar.", + "question": "İmago (psikanaliz) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İmago, belli bir kişide bilinçsiz olarak gelişen, biliçsiz kalan ve belli özelliklerle donatılan bir içsel tablodur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1061", + "context": "İnce-dilimleme (İngilizce: Thin-slicing) veya İnce kesit, ilk olarak 1992'de Nalini Ambady ve Robert Rosenthal tarafından kullanılan terim. Kişilerin yaşamından kısa bir kesit veya dilim alarak varacağımız yargıların şaşırtıcı bir şekilde başarılı olmasını anlatır. İnsanların, hakkında hiç bilgi sahibi olmadıkları konularda, sezgileriyle hareket ederek büyük oranda doğru karara vardıklarını belirtir. Konu hakkında elde edilen tüm veriler, zamanla bu sezgileri zayıflatmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "İnce-dilimleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnce-dilimleme (İngilizce: Thin-slicing) veya İnce kesit, ilk olarak 1992'de Nalini Ambady ve Robert Rosenthal tarafından kullanılan terim." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1062", + "context": "İş tasarımı endüstri ve örgüt psikolojisinin temel bir işlevidir. İş tasarımı, üretkenlik, güvenlik ve inovasyon dahil olmak üzere çok çeşitli organizasyonel sonuçlarla ilişkilendirilmiştir. Bu, gibi bireysel çalışanlar için iş memnuniyeti, kişisel gelişim ve motivasyon anlamında önemlidir.", + "question": "İş tasarımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İş tasarımı endüstri ve örgüt psikolojisinin temel bir işlevidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1063", + "context": "İyimserlik ya da optimizm, kötümserliğin karşıtı olan kavramdır. Her olaya ve düşünceye iyi, olumlu bakabilme fikridir.", + "question": "İyimserlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İyimserlik ya da optimizm, kötümserliğin karşıtı olan kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1064", + "context": "Jamais vu (Fransızca telaffuz: [ʒamɛ vy] [jame vü]), Dejavu'nün zıddıdır. Fransızca hiç görmedim anlamına gelir. Yaşanan bir durumun, tamamen yabancı geldiği, sanki hiç yaşanmamış gibi hissedildiği bir bellek yanılmasıdır. Kişi kendini anlık olarak daha önce bulunduğu mekânlarda hiç bulunmamış, daha önce konuştuğu insanlarla hiç konuşmamış gibi hisseder. Genellikle amnezinin belli tiplerinde ya da epileptik durumlarda gözlenir.", + "question": "Jamais vu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jamais vu (Fransızca telaffuz: [ʒamɛ vy] [jame vü]), Dejavu'nün zıddıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1065", + "context": "Kabul ve kararlılık terapisi veya KKT (İngilizce: ACT) klinik davranış analizinin psikoterapide kullanılan bir şeklidir. Kararlılık, davranış değişim stratejileri ile psikolojik esneklik sağlamak için çeşitli şekillerde harmanlanmış kabul ve farkındalık stratrejilerini kullanan kanıta dayalı psikolojik müdahale yöntemleri bütünüdür. Hayes, Wilson ve Strosahl tarafından seksenlerin sonunda geliştirilen bu yaklaşım ilk olarak kapsayıcı uzak durma (comprehensive distancing) olarak adlandırılmıştır.", + "question": "Kabul ve kararlılık terapisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kabul ve kararlılık terapisi veya KKT (İngilizce: ACT) klinik davranış analizinin psikoterapide kullanılan bir şeklidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1066", + "context": "Kâbus en genel olarak uyurken kişiye güçlü bir duygusal rahatsızlık veren rüyalardır. Hayalet, canavar, cadı, vahşi hayvan gibi korku ve terör ögeleri içerebilirler. Acı çekme, düşme, boğulma ve ölme de sık rastlanan kâbuslardandır. Yüksek ateş gibi fizyolojik nedenlerden olabilecekleri gibi, kâbusu görenin hayatındaki beklenmedik bir stres ya da travma gibi psikolojik nedenleri de olabilir. Kimi zaman nedensiz yere görüldükleri de olabilir. Bazen kâbuslar o kadar etkili olur ki, uyuyan kişiyi halen yaşadığı duyguları taşır bir halde uyandırır ve kişi uzun bir süre etkisinden kurtulamaz.\nArada bir kâbus görmek normal olarak kabul edilmektedir. Ama sürekli kâbus görme durumu daha önemli bir sorunun habercisi olabilir, kişinin uyku düzenini bozabilir ve sağlığını etkileyebilir. Bu nedenle sürekli kâbus gören kişilerin doktora gitmesi gerekebilir.", + "question": "Kâbus nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kâbus en genel olarak uyurken kişiye güçlü bir duygusal rahatsızlık veren rüyalardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1067", + "context": "Kaçışçılık (İngilizce: Escapism), bir bireyin günlük yaşamın stresinden, sıkıntılarından veya gerçeklikle başa çıkmakta zorlandığı durumlardan kaçınma eğilimini ifade eder.\nBu kaçış, sanat eserleri, eğlence medyası, hayal gücü kullanma veya diğer aktiviteler aracılığıyla gerçekleşebilir. Kaçışçılık, kişinin geçici bir süreliğine gerçek dünyadan uzaklaşma gereksinimini yansıtabilir.", + "question": "Kaçışçılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kaçışçılık (İngilizce: Escapism), bir bireyin günlük yaşamın stresinden, sıkıntılarından veya gerçeklikle başa çıkmakta zorlandığı durumlardan kaçınma eğilimini ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1068", + "context": "Kanaat Lideri kavramı, psikolojik bir kavram olup, fertlerin ve toplumların anlama ve kavrama farklılıklarından ötürü, bir gruba veya topluluğa sosyal mesajları veya sosyal olayları, onların anlayacağı ve kavrayacağı dilde anlatan liderdir. Kanaat lideri, kendi grubu gibi yaşar. Dolayısıyla grup üzerinde hayli etkindir. Onun yaptıkları grup tarafından çok çabuk benimsenir.\nBirisinin, insanları etkileme becerisinin yüksek olması, onun kanaat lideri olması için yeterli değildir. Kişilerin kanaat lideri olmaları için her seviyeye inebilmesi, hatipliğinin olması, her türlü olgudan sonuç çıkarabilmesi şarttır.\nÖrneğin:\n\nYeni kurulan A partisinin hedeflerini anlatmak için televizyonda yayınlanmak üzere bir reklam filmi hazırlattığını farzedelim. Kanaat lideri, bu partinin reklam filmini izler izlemez verilen mesajı kendi süzgecinden geçirir ve grubuna: A partisi bizi karanlığa götürecektir veya A partisi geleceğimiz için çok iyi şeyler yapacaktır gibi bir sonuç çıkarır ve bu sonucu gruba yayar. Topluluk da buna göre oyunun rengini belirler ve kanaat önderinin olumlu baktığı partiye oy verir.\nKanaat liderinin yaşantısından esinlenen grup üyeleri, liderin hayatına katttığı yeniliklerin kendi hayatlarına da girmesine özen gösterirler veyahut girmesi için çalışırlar. Eğer bir kanaat lideri karısına veya kızına ehliyet alır, araba kullanmasına izin verirse o ilde bayan sürücü sayısında ani artış gözlenebilir. Gençlerdeki akran benzeri sosyal davranış, yetişkinlerde böyle tecelli eder. Ünlüler, sanatçılar, köşe yazarları veya yazarlar kanaat lideri değildirler.\nKanaat liderlerinin en belirgin özellikleri şunlardır: \n\nTüm gelişmeleri sıkı sıkıya takip etmeleri\nToplumda sözü dinlenilen kişiler olmaları\nHer olgudan fikir üretme kabiliyetine sahip olmaları\nGrup üyeleri gibi yaşamalarıdır.", + "question": "Kanaat önderi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kanaat Lideri kavramı, psikolojik bir kavram olup, fertlerin ve toplumların anlama ve kavrama farklılıklarından ötürü, bir gruba veya topluluğa sosyal mesajları veya sosyal olayları, onların anlayacağı ve kavrayacağı dilde anlatan liderdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1069", + "context": "Kapıya Ayak Koyma Tekniği (KAK), ilk olarak 1966 yılında uzmanlar tarafından araştırılmaya başlanan bir olgudur. Bilinen en yaygın manipülasyon tekniklerinden biridir. KAK Tekniği ilk olarak Stanford Üniversitesi’nden Jonathan Freedman ve Scott Froser tarafından \"İnsanları Baskı Altında Hissettirmeden İkna Etme: Kapıya Ayak Koyma Tekniği\" başıklı bir çalışma ile hazırlanmış ve bu konu üzerinde bir deney yapılmıştır. Ardından sosyal bilimci Arthur L. Beaman, 1983 yılında bu konu üzerine çalışmış ve teknik resmen tanımlanmıştır.\nKapıya ayak koyma tekniği basit olarak, büyük bir iyilik istenecek birinden daha öncesinde ufak bir iyilik istemek olarak tanımlanabilir. Beaman, büyük iyiliği kabul etmenin, kabul edilebilecek ufak iyilikle başladığını savunur. Bir süre sonra kişi daha büyük bir istekte bulunur, ancak asıl isteği ikinci ve büyük olan istektir.\nİkinci ve büyük isteğe karşılıkta bulunulmasına yol açan en önemli unsurların başında tutarlılık ve bağlılık gelmektedir. Bir isteği gönüllü olarak yapmayı kabul eden kişi, sonrasında aynı alıcıdan gelecek isteklere karşı da duyarlı olacaktır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kapıya ayak koyma tekniği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kapıya Ayak Koyma Tekniği (KAK), ilk olarak 1966 yılında uzmanlar tarafından araştırılmaya başlanan bir olgudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1070", + "context": "Karşı koyma, bilinçsiz ruhsal içeriklerin biliçli duruma getirilmesinden duyulan hoşnutsuzluk, dolayısıyla belirtilerin giderilmesine ve iyileşmeye karşı direniştir.\nBiliçsiz karşı koyma, örneğin hekimin yeteneklerine ve psikanaliz kuramlarına karşı yöneltilen eleştiri, inatla susup sağaltım çalışmaları sırasında hekime yardımcı olmaya yanaşma vb. davranışlarla kendini açığa vurabilir. Amaç, nevrotik belirtilerin sağlanmış kararsız dengeyi ayakta tutan psişik özlerin analizini önlemektir. Dolayısıyla Freud, karşı koymanın psikanalizini tedavinin can alıcı noktalarından biri sayar, başlangıçta psikanalize gösterilen tepki ve düşmanlığı da söz konusu karşı koymayla açıklar.", + "question": "Karşı koyma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karşı koyma, bilinçsiz ruhsal içeriklerin biliçli duruma getirilmesinden duyulan hoşnutsuzluk, dolayısıyla belirtilerin giderilmesine ve iyileşmeye karşı direniştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1071", + "context": "Katartik yöntem, tarih bakımından psikanalizin başlangıcında başvurulan sağaltım yöntemidir.", + "question": "Katartik yöntem nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Katartik yöntem, tarih bakımından psikanalizin başlangıcında başvurulan sağaltım yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1072", + "context": "Kendinden ayrışma (İngilizce: dissociation) zihinsel savunma mekanizmalarıyla ilgili zihinsel bir süreçtir. Bu mekanizmanın işleyişinin bir sonucu olarak kişi, başına gelen olayı kendisi değil, başka biri yaşıyor olarak algılar. Böyle bir \"yabancılaşma\" konumu, bir kişiyi aşırı ve dayanılmaz duygulardan korur.\nBu terim ilk olarak Fransız psikolog-doktor P. Jane tarafından öne sürüldü. Bir takım fikirlerin kişiden bağımsız, ayrı ayrı ve serbestçe var olabileceğini gözlemledi. Bununla birlikte, hipnoz yardımıyla bilinç kendine geri aktarılabilir.", + "question": "Kendinden Ayrışma (psikoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kendinden ayrışma (İngilizce: dissociation) zihinsel savunma mekanizmalarıyla ilgili zihinsel bir süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1073", + "context": "Felsefede, kimlik, Latince identitas (\"benzerlik\") kelimesinden gelir ve her şeyin yalnızca kendisiyle olan ilişkisi demektir. Özdeşlik kavramı, ayırt edilemeyen özdeşlik (eğer x ve y aynı özelliklere sahipse, bunlar tekil ve aynı şey midir?) ve zamanla değişen kişisel kimlik (x kişisi belirli bir zamandayken, y kişisinin ise daha sonraki başka bir zamanda olduğu durumda yine tekil ve aynı kişi midir?) de dahil olmak üzere birçok felsefi sorgulamanın oluşmasına yol açar. Niteliksel özdeşlik ve sayısal özdeşlik arasındaki ayrımı yapabilmek önemlidir. Örneğin, annesi seyrederken birbiriyle aynı bisikletleri kullanan iki çocuğun yarıştığı varsayılırsa, bir yanda iki çocuğun aynı bisikleti kullanması (niteliksel özdeşlik), diğer yanda aynı anneye sahip olması (sayısal özdeşlik) arasındaki farktır. Burada işlenecek konu daha katı şekilde olan sayısal özdeşliktir. Felsefi kimlik kavramı, psikoloji ve sosyal bilimlerde kullanılan ve daha aşina olunan kimlik kavramından farklıdır. Felsefi kavram daha çok x ve y'nin sadece ve sadece tek ve aynı şey veya birbirleri ile birebir eş olanlar arasındaki ilişkiye odaklıdır (ör. eğer, sadece ve sadece x=y ise). Sosyolojik kimlik kavramı ise bu durumun aksine, kişinin benlik algısı, sosyal sunumu ve daha genel anlamda kişinin kendisini diğerlerinden ayıran benzersiz veya niteliksel özelliklerine odaklıdır (ör. kültürel kimlik, cinsiyet kimliği, ulusal kimlik, çevrimiçi kimlik ve kimliği oluşturma süreçleri)", + "question": "Kimlik (felsefe) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Felsefede, kimlik, Latince identitas (\"benzerlik\") kelimesinden gelir ve her şeyin yalnızca kendisiyle olan ilişkisi demektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1074", + "context": "Kişilik, yetenek ve özellikleriyle toplumsal yaşamda etkili olan insanı, kendine özgü ve benzersiz bir varlık olarak dile getiren kavram. Psikolojide ağırlıklı bir yer taşır ve değişik anlayışlara göre farklı biçimlerde tanımlanır. En genel anlatımla kişilik, bilinçli bir insanın kendini (ben) benzersiz ve süregen bir özne olarak kavrama işlevini dile getirir.\nKişiliğin oluşumunda belirleyici ağırlığı fizyolojik, psikolojik, toplumsal öğelerden herhangi birine vermekle birbirinden farklı anlayışlara ulaşılır. Tarih içinde insan kişiliklerini tiplere ayırma anlayışı esas olarak XIX. yüzyılla birlikte ortaya çıktı. Fizyolojik özelliklere bağlı olarak insanlar kimi tip sınırlarının içine sokulmaya çalışıldı. Salgı bezlerinin işlev görme özelliklerinden, kandaki kalsiyum-potasyum oranının büyüklüğü ne dek değişik göstergeler bu tiplemede rol oynadı.E. Kreschmer ve sonraları W.H. Sheldon tarafından dış görünüşe göre tiplemelere gidilerek insanlar piknik, astenik, atletik ya da egdoformik ve mezoformik diye adlandırdıkları üçlü sınıflamalar içine sokulmaya çalışıldı. Aynı tekyanlı yaklaşım, bu kez psikolojik öğeye ağırlık verilerek XX. yüzyılda C. G. Jung ve E. Spanger tarafından gerçekleştirildi. Jung'un içedönük ve dışadönük tiplerinin yanında E. Spanger teorik, ekonomik, estetik, toplumsal, siyasal ve dinsel olarak sıraladığı ana değerlerden egemen değer yönünün saptanmasına dayalı bir tiplemeye gitti. Ne ki insan kişiliğini böyle tiplere sokma girişimlerinin yerinde olmadığı anlayışı bilim çevrelerinde ortaya konunca, kişilik analizinde yeni kavram ve yöntemler savunuldu. Bunların başlıcalarından biri G. W. Allport'un kişilik özelliği kavramıdır. Allport, bu özelliği biyolojik yapı temelinde deneyim boyunca kazanılmış psiko-fizyolojik durum olarak tanımlayarak, fizyolojik, psikolojik ve toplumsal öğeleri dengelemeye çalıştı.\nKimi psikologlar kişilik yapısının oluşumunu incelemeye yöneldi; değişik yöntem ve test uygulamalarına gidildi. Çocukluğun, toplumsal çevrenin kişiliğin oluşumundaki rolü incelendi. Diyalektik maddeci anlayışta ise kişilik, insanı oluşturan sosyo-politik, manevi ve kültürel koşulların bağlamı içinde ele alınır. Toplumsal ilişkilerin toplamı olarak görülen insanın kişiliği büyük ölçüde bu bağlamda, özellikle bağlı olduğu sınıfın çıkarları ve ona özgü psikolojik öğeler çerçevesinde biçimlenir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kişilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kişilik, yetenek ve özellikleriyle toplumsal yaşamda etkili olan insanı, kendine özgü ve benzersiz bir varlık olarak dile getiren kavram." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1075", + "context": "Kişisel kimlik, herhangi bir bireyin hangi koşullar ve durumlar dahilinde bir ‘kişi’ sayılabileceğini, 'kişi kimliğine' sahip olabileceğini konu alan felsefî meseledir. Kökeni çok eskiye dayanan bu ontolojik mesele, biyoloji ve psikoloji gibi çeşitli bilimlerde kaydedilen önemli gelişmelerle çok farklı açılar edinmiştir. 'Kişi olmanın' aslında 'ne olduğunun' ve 'neyin (veya kimin)' 'kişi sayılabileceği' farklı felsefî ve dinî öğretilerde farklı şekillerde ele alınmıştır. Kişi kavramı, kimlik, özellikle çağdaş etik sorunlarında çok önemli bir yere sahiptir. Kürtaj, ötanazi gibi uygulamaların ahlâkî yönünü tartışan kuram ve çalışmalarda kişi kavramı temellerden birini oluşturmaktadır. Bu sebeple, kişisel kimlik son zamanlarda özellikle filozoflar, ahlâkbilimciler ve hekimler tarafından daha çok tıbbî etik meseleleriyle ilişkili olarak araştırılmış ve işlenmiştir.\n\nBu maddede genel anlamda farklı 'kimlik' kuramları, inanışları ve hipotezleri ele alınır. Her düşünce hakkında daha geniş ve detaylı bilgi için o alt başlığın ana maddesine bakılabilir.", + "question": "Kişisel kimlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kişisel kimlik, herhangi bir bireyin hangi koşullar ve durumlar dahilinde bir ‘kişi’ sayılabileceğini, 'kişi kimliğine' sahip olabileceğini konu alan felsefî meseledir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1076", + "context": "Genetik köklerde bulunan etmenlerin kitle psikolojisini belirlemesi etrafa sinen enerjinin birbirinden ayrı bireylerde ve ayrı mekân ve zamanlarda benzer dışavurumlar ve düşünsel yönelişlerde bulunmaya iten etkileri, özellikle sanatçılar. Kitlenin ruhunu ve yönelimlerini hissederek yaptıkları üretimlerde dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar benzer dışavurumlarla ortaya koyarlar, bu toplumsal bilinçaltının bir sonucudur.", + "question": "Kolektif (toplumsal) bilinçaltı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Genetik köklerde bulunan etmenlerin kitle psikolojisini belirlemesi etrafa sinen enerjinin birbirinden ayrı bireylerde ve ayrı mekân ve zamanlarda benzer dışavurumlar ve düşünsel yönelişlerde bulunmaya iten etkileri, özellikle sanatçılar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1077", + "context": "Kolektif hipnoz, hipnotizör'ün birden fazla sujeyi uygun şartlarda ayn�� anda hipnotik uykuya sokmasıdır. Genel kanının aksine; kendilerinin istemeleri halinde, zeki, genç ve dikkatini bir noktada toplama özelliğine sahip kişilerin hipnotize edilmeleri daha kolaydır.", + "question": "Kolektif hipnoz nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kolektif hipnoz, hipnotizör'ün birden fazla sujeyi uygun şartlarda aynı anda hipnotik uykuya sokmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1078", + "context": "Kompülsiyon ya da zorlantı, obsesyonların verdiği sıkıntıyı azaltmak için yapılan çoğu zaman mantıksız olan hareket veya düşüncelerdir. Örneğin eli paraya değen kişinin elinin kirlendiği düşüncesi obsesyon, bu düşünceden kurtulmak için elini defalarca yıkaması kompülsiyondur.\nKişi kompülsiyonların mantıksız olduğunu bilir ancak kendini yapmaktan alıkoyamaz. Yapmadığı takdirde kişide bir iç sıkıntısı belirir. Bu hareket ve düşüncelerin sayısı ve sıklığı zamanla artar ve günlük işlerinde büyük zaman kaybı olmasına yol açar.", + "question": "Kompulsiyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kompülsiyon ya da zorlantı, obsesyonların verdiği sıkıntıyı azaltmak için yapılan çoğu zaman mantıksız olan hareket veya düşüncelerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1079", + "context": "Konversiyon, (Fr. conversion, İng. conversion) bilinçdışına itilen libido yüklü psişik içeriklerin bedensel belirtilere dönüşümüne psikanaliz verilen isimdir. Libidonun başlangıçtaki içgüdüsel amaçlara yönelmesi, biliçdışına atılmış istekler, konversiyon belirtileriyle kendilerine simgesel yoldan dışavurum sağlarlar.", + "question": "Konversiyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Konversiyon, (Fr." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1080", + "context": "Konversiyon histerisi, bir nevroz çeşidi, belirtilerini konversiyon bozukluğunun belirtilerinin oluşturduğu histeri tablosudur.", + "question": "Konversiyon histerisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Konversiyon histerisi, bir nevroz çeşidi, belirtilerini konversiyon bozukluğunun belirtilerinin oluşturduğu histeri tablosudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1081", + "context": "Kötümserlik kavramı (pesimizm) iyimserlik (optimizm) kavramının tam karşıtı olarak, dünya görüşü ve yaklaşımında düzeltilemeyecek kötü bir dünya portresidir. Kötümserler her zaman kötü biten bir son düşünürler. Kötümser birinin \"Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?\" sorusuna vereceği yanıt, yarısının boş olduğu yönünde olacaktır. Kötümserlik, tarih boyunca, düşüncenin birçok temel alanında etkili olmuştur.", + "question": "Kötümserlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kötümserlik kavramı (pesimizm) iyimserlik (optimizm) kavramının tam karşıtı olarak, dünya görüşü ve yaklaşımında düzeltilemeyecek kötü bir dünya portresidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1082", + "context": "Mikro ifadeler (ya da mikro mimikler) insanların, yaşadıkları bir hissi veya düşünceyi bastırmak veya gizlemek isterken yaptıkları ani ve istem dışı yüz hareketleridir. Genellikle bir kazanım veya yitirim söz konusu olan gergin durumlarda ortaya çıkarlar. Normal yüz ifadeleri gibi taklit edilmeleri ve gizlenmeleri neredeyse imkânsızdır fakat çok kısa sürede olup bittikleri veya bir başka yüz ifadesinin altında anlık olarak ortaya çıktıkları için gözleri eğitilmemiş veya doğal yeteneği olmayan kişilerin dahi bunları yakalaması zordur. Mikro ifadeler temelde 6 evrensel hissi dışa vururlar: iğrenme, kızgınlık, korku, üzüntü, mutluluk, şaşkınlık . Bir mikro-ifade saniyenin 1/15'i ile 1/25'i arasındaki hızlarda gerçekleşirler.", + "question": "Yüz ifadeleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mikro ifadeler (ya da mikro mimikler) insanların, yaşadıkları bir hissi veya düşünceyi bastırmak veya gizlemek isterken yaptıkları ani ve istem dışı yüz hareketleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1083", + "context": "Mizantropi sözlük anlamıyla \"insanlardan nefret etmek, ürkmek veya sevmemek\" anlamına gelir. Bu görüş ve düşüncelerin etkin olduğu kimselere ise mizantrop veya mizantropist denir.", + "question": "Mizantropi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mizantropi sözlük anlamıyla \"insanlardan nefret etmek, ürkmek veya sevmemek\" anlamına gelir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1084", + "context": "Mobbing ya da bezdiri (Yıldırma), bir grup insanın, bir kimseye veya başka bir gruba sosyal kabadayılık yapması.\nLatince kökenli sözcük; psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek anlamlarına gelir. En iyi ifade eden anlamıyla yıldırma veya iş yerinde psikolojik terör anlamlarıdır. Özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulamasıdır. Son dönemde sosyoloji ve hukuk başta olmak üzere çeşitli alanlarda disiplinler arası çalışılan bir konu haline gelmiştir.\nTers Mobbing (Reverse Mobbing), bir astın veya grup olarak astların üstlerine, kendilerine yapılan mobbing sonucunda, kişisel anlaşmazlıklar sonucunda veya politik oyunlar sonucunda kasıtlı olarak psikolojik tacizde bulunarak, işten ayrılmadan ziyade üstün hiyerarşik pozisyonunu bozmayı hedeflediği bir yıldırma eylemidir. Ters mobbingin uygulanmasında en yaygın olarak asttan üste; sabote etme, talimatlara uymama, kasti yanlış işlem yapma, asılsız söylentiler çıkarma ve bilgi saklama gibi eylemler gerçekleştirilmektedir.", + "question": "Mobbing nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mobbing ya da bezdiri (Yıldırma), bir grup insanın, bir kimseye veya başka bir gruba sosyal kabadayılık yapması." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1085", + "context": "Narsisizm veya özseverlik, kişinin kendi bedensel ve/veya zihinsel benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan bir terimdir. Kelime kökeni Yunan mitolojisinde bir kahraman olan Narkissos'dan gelir. Narkissos adını narkoza ve bir çiçek familyası olan nergisgillere de vermiştir. Narsisizmin ileri boyutlarda olmasına tıpta narsisistik kişilik bozukluğu adı verilmektedir. Sigmund Freud narsisizmi \"dış dünyadan soyutlanan libidonun (cinsel enerji) egoya (ben) yönlendirilmesi\" şeklinde açıklamıştır. Yani libidonun büyük bir depoda toplanır gibi egoda toplanması ve daha sonra nesnelere yönlendirilmesi; fakat kolaylıkla tekrar soyutlanarak egoya yönlenmesi durumudur.\nBebek dış dünya ile ilişki kuramadığı erken bebeklik döneminde gerçek bir narsisizm durumu içindedir. Libido dış dünyaya yönlendirilmemiştir. Bebeğin nesneleri \"ben olmayan nesneler\" olarak algılaması aylar alır. \"Ben\" ve \"ben olmayan\" arasında bir ayrım yapamaz. Dış dünyaya ilgi duymuyordur ve dış dünyada bile değildir. Bebek için tek gerçek kendisidir. Acıkması, susaması, üşümesi bebek için tek gerçekliktir. Bu durum \"birincil narsisizm\" olarak tanımlanır.\nBebek büyüdükçe dış dünya ile ilişkileri artar ve dış dünya kurallarını öğrenir. Giderek libidosunu nesnelere yönlendirir; nesne sevgisi ve giderek nesnel düşünce ağırlık kazanır. İnsan her ne kadar libidosuna nesne bulabilse de mutlaka görece olarak bir ölçüde narsisist kalır. Bu durumu \"ikincil narsisizm\" olarak tanımlanmıştır.\nNarsisizm insan için yaşamını sürdürebilmesi açısından bir ölçüde gereklidir. Bazı durumlarda; kişinin narsisizmi toplum için, hatta kendi akıl sağlığı için makul oranlarda değilse, kişi akıl hastalıklarıyla karşılaşabilir. Önemli psikiyatrik rahatsızlıklar olan nevroz, paranoya hatta psikozda narsisizm etkileri görülmektedir. Birincil narsisizmde bebek dış dünyanın ayrımına varmamışken; ikincil narsisizmde dış dünya gerçekliğini yitirmiştir.\nNarsisizmin çok özel bir türü de, Roma sezarları, Mısır firavunları, diktatörler gibi çok güçlü kişilerde bulunan türüdür. Bu insanlar adeta nefes alıp yürüyen yeryüzü tanrıları gibidirler kendi gözlerinde. Yaşam ya da ölüm gibi önemli doğa olaylarına bile bir tek cümleyle karar verebilmekteydiler. En büyük korkuları güçlerini kaybetmeleri, ölüm, etraflarındaki herkesin kendilerine düşman olmasıydı. Güçlerinin ve şehvetlerinin bir sınırı yokmuş gibi davranmaya çalışırlar; sayısız insan öldürüp, sayısız şatolar kurarlardı. Varlıklarının kendilerinin de çözemediği sorununu insan değilmiş gibi çözmeye çalışsalar da aslında durumları düpedüz deliliktir. Dış dünya \"ben\" olmadığı için, narsisist kişi dış dünyayı anlayamaz/algılayamaz ve bu durum kişide korku yaratır. Diktatör gitgide daha yıkıcı, daha yalnız ve korkak olur.\nNarsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler, başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken ilgiyi gösteremeyen kişilerdir. Plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında, gereken ilgiyi göremediklerinde aynı Narkissos gibi erirler, çökerler. Başkalarının hakkına saygı göstermeden ve gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendilerini haklı göstererek ve o hedefi, gerekli emeği vermeden bile hak etmiş sayarak en önde, en gözde ve tek olmak isterler. Kendilerini başkalarının yerine koyamaz ve başkalarını anlayamazlar. Sanki her şey sadece kendileri için vardır ve ne olursa olsun her şeyin kendi amaçlarına hizmet etmesi gerekir. Başkalarının fikir ve hareketleri kendi amaçlarına hizmet ediyorsa vardır, aksi halde bu fikir ve hareketler tahammül edilemez düşüncelerdir. Gerçekle bağdaşmayan, başkalarının zararına olup sadece kendi çıkarlarına uygun, kendi plan ve hedeflerine hitap eden maddi ve manevi kazanç sağlayabilecek plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında öfkelerine hakim olamaz, saldırganlaşır, çöker, hatta ağır psikotik tablolara girerler.", + "question": "Narsisizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Narsisizm veya özseverlik, kişinin kendi bedensel ve/veya zihinsel benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1086", + "context": "Nesne kalıcılığı veya Nesne devamlılığı, nesnelerin hiçbir şekilde görülemediği, duyulmadığı, dokunulmadığı, koklanmadığı veya algılanmadığı durumlarda dahi var olmaya devam ettiği anlayışıdır. Bu, küçük çocukların sosyal ve zihinsel kapasitelerinin gelişimini ele alan psikolojinin alt alanı olan gelişim psikolojisi alanında incelenen temel bir kavramdır. Nesne kalıcılığı anlayışının insani gelişmede ne zaman ortaya çıktığı konusunda henüz bilimsel bir fikir birliği yoktur.\nBebeklerde nesne kalıcılığını ilk kez inceleyen İsviçreli psikolog Jean Piaget, bu kavram olmadan nesnelerin ayrı, kalıcı bir varlığı olmayacağından, bebeğin en önemli başarılarından biri olduğunu savunmuştur. Piaget'in bilişsel gelişim teorisinde, bebekler bu anlayışı doğumdan yaklaşık iki yaşına kadar devam eden \"sensorimotor aşama\"nın sonuna kadar geliştirirler. Nesne kalıcılığı Piaget’in bilişsel gelişim teorisine göre bir yaşlarındaki bir bebeğin bir nesneyi göremeyeceği bir alana çıksa dahi varlığını devam ettirdiğinin kavranması şeklinde tanımlanmıştır. Bu yeti daha sonraki yıllarda bebeğin zihinsel simgeleme oluşturması için temel bir durumdur. Piaget, bir bebeğin dünyayı algılayışının ve anlayışının, bebeğin nesnelerin görsel, dokunsal ve motor temsillerini birbirine bağlaması için gerekli olan motor gelişimlerine bağlı olduğunu düşünmektedir. Bu görüşe göre, bebeklerin nesne kalıcılığı geliştirmesi, nesnelere dokunmak ve onları ele almaktır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Nesne kalıcılığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nesne kalıcılığı veya Nesne devamlılığı, nesnelerin hiçbir şekilde görülemediği, duyulmadığı, dokunulmadığı, koklanmadığı veya algılanmadığı durumlarda dahi var olmaya devam ettiği anlayışıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1087", + "context": "Objektivizm, Rus-Amerikan yazar ve filozof Ayn Rand tarafından geliştirilen bir felsefi sistemdir. Kendisi bu sistemi \"insanı kahraman bir varlık olarak, kendi mutluluğunu hayatının ahlaki amacı olarak, üretken başarıyı en asil faaliyeti olarak ve aklı tek mutlak olarak gören bir kavram\" olarak tanımlamıştır.\nRand Objektivizmi ilk olarak kurmaca eserlerinde, özellikle de Yaşamak İstiyorum (1943) ve Atlas Silkindi'da (1957) ve daha sonra kurmaca olmayan deneme ve kitaplarında ifade etmiştir. Profesyonel bir filozof ve Rand'ın entelektüel varisi olarak gösterilen Leonard Peikoff daha sonra ona daha resmi bir yapı kazandırmıştır. Peikoff, Objektivizmi \"temel ilkeleri\" Rand tarafından belirlendiği ve değişime tabi olmadığı sürece \"kapalı bir sistem\" olarak nitelendirmektedir. Bununla birlikte, \"yeni çıkarımların, uygulamaların ve bütünleştirmelerin her zaman keşfedilebileceğini\" belirtmiştir.\nNesnelciliğin ana ilkeleri, gerçekliğin bilinçten bağımsız olarak var olduğu, insanların duyu algısı yoluyla gerçeklikle doğrudan temas kurduğu, kişinin kavram oluşturma ve tümevarımsal mantık süreci yoluyla algıdan nesnel bilgiye ulaşabileceği, kişinin hayatının uygun ahlaki amacının kendi mutluluğunun peşinde koşmak olduğudur (bkz. rasyonel egoizm), Bu ahlakla tutarlı tek sosyal sistemin, laissez-faire kapitalizminde somutlaşan bireysel haklara tam saygı gösteren bir sistem olduğunu ve sanatın insan hayatındaki rolünün, gerçekliğin seçici bir şekilde yeniden üretilmesi yoluyla insanların metafizik fikirlerini, kişinin anlayabileceği ve duygusal olarak tepki verebileceği fiziksel bir forma -sanat eserine- dönüştürmek olduğunu savunur.\nAz sayıda akademisyen Rand'ın felsefesini desteklese de akademik filozoflar genellikle Rand'ın felsefesine çok az ilgi göstermiş ya da onu reddetmiştir. Bununla birlikte, Objektivizm sağ-liberteryenler ve Amerikan muhafazakârları arasında kalıcı bir etki yaratmıştır. Rand'ın kurucusu olduğu Objektivist hareket, onun fikirlerini halka ve akademik ortamlara yaymaya çalışılmaktadır.", + "question": "Objektivizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Objektivizm, Rus-Amerikan yazar ve filozof Ayn Rand tarafından geliştirilen bir felsefi sistemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1088", + "context": "Olmuşu olmamış yapma, (Fransızca annulation (retroactive), İngilizce undoing) özellikle saplantı nevrozunda karşılaşılan bir savunma mekanizmasıdır.\nBilinçli ve bilinçsiz suçluluk duyguları, yasak davranışı ortadan kaldıran majik (büyülü) bir davranışla giderilir. Özne, sanki daha önce başvurduğu davranışlar, söylediği sözler ve kafasından geçirdiği düşünceler hiç olmamış gibi davranır.\nSevgilisinin arabasıyla geçeceği yolun üzerindeki bir taşı kaldırıp bir kenara koyan bir kimsenin biraz sonra aynı taşı alıp eski yerine koymasını buna örnek göstererilebilir.", + "question": "Olmuşu olmamış yapma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Olmuşu olmamış yapma, (Fransızca annulation (retroactive), İngilizce undoing) özellikle saplantı nevrozunda karşılaşılan bir savunma mekanizmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1089", + "context": "Online terapi, çevrimiçi terapi veya internet terapisi, internet teknolojileri kullanılarak bireysel veya grup terapilerinin gerçekleştirildiği bir uzaktan psikolojik yardım uygulamasıdır. Online terapi uygulamaları, başta ABD ve Avrupa olmak üzere çeşitli ülkelerde uzun yıllardır uygulanmakta olan bilimsel bir yöntemdir. Telepsikiyatri, Telepsikoloji, Çevrimiçi Psikolojik Danışmanlık gibi isimlerle ifade edilen bu uygulamanın dünyadaki gelişim sürecine bakıldığında oldukça eskiye dayandığı görülmektedir.", + "question": "Online terapi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Online terapi, çevrimiçi terapi veya internet terapisi, internet teknolojileri kullanılarak bireysel veya grup terapilerinin gerçekleştirildiği bir uzaktan psikolojik yardım uygulamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1090", + "context": "Ortoreksiya nervoza, kısaca ortoreksi, kişinin sağlıklı beslenmesi hakkında aşırı kaygıya sahip olması ile karakterize edilen önerilmiş bir yeme bozukluğu. Durumdan etkilenen kişilerde, kişinin beslenmesi ve sağlığı hakkında tekrar eden beklenmedik düşüncelerin olması, hastanın kirlendiğini veya pislendiğini sanması, aşırı kuralcılık veya bir tören misali yemek yeme gözlemlenebilir (Duran, 2016). Ortorektik kişilerde yapılan araştırmalara göre yemeğin hazırlanması esnasında kullandığı malzemeler ve hazırlanış metodunda kaygı duyduğu, bundan dolayı farklı yiyeceklerin ve içeceklerin karıştırılmasını reddetmektedir. Bu durumun nedeni yemeğin hazırlanış şeklidir (Gezer, Kabaran, 2013). Ortoreksi, durum için geliştirilmiş testlerle tespit edilebilmektedir. Hastalık literatürde ilk defa Steven Bratman tarafından 1997 senesinde isimlendirilmiştir.\n2009 yılında İngiliz Diyetisyenler Derneği başkanı ve Leeds Metropolitan Üniversitesi'nde kıdemli öğretim görevlisi olan Ursula Philpot, ortoreksiya nervoza hastalarını \"yalnızca vücutlarına koydukları gıdaların kalitesiyle ilgilenen, diyetlerini hangi gıdaların gerçekten 'saf' olduğuna dair kişisel anlayışlarına göre rafine eden ve kısıtlayan\" kişiler olarak tanımlamıştır. Bu durum, anoreksiya nervoza ve bulimiya nervoza gibi diğer yeme bozukluklarından farklıdır bu hastalıklardan etkilenen kişiler yenilen yiyecek miktarına odaklanır.\nOrtoreksiya nervoza, bir cinsiyeti orantısız bir şekilde etkilememesi bakımından anoreksiya nervozadan da farklıdır. Araştırmalar ortoreksiya nervozanın hem erkeklerde hem de kadınlarda eşit oranda görüldüğünü ve cinsiyetler arasında önemli bir fark bulunmadığını ortaya koymuştur. Ayrıca, araştırmalar ortoreksiya nervoza ile hem narsisizm hem de mükemmeliyetçilik arasında anlamlı pozitif korelasyonlar bulmuş, ancak ortoreksiya nervoza ile benlik saygısı arasında anlamlı bir korelasyon bulamamıştır. Bu durum, yoğun ortoreksiya nervoza bireylerinin sağlıklı beslenme alışkanlıklarıyla diğerlerine göre daha fazla gurur duyduklarını ve anoreksiya gibi beden imajının aksine ortoreksiyalarının arkasındaki itici gücün bu olduğunu göstermektedir.\nOrtoreksiya nervoza, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından bir yeme bozukluğu olarak tanınmamaktadır ve bu nedenle yaygın olarak kullanılan Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabında (DSM) resmi bir tanı olarak belirtilmemiştir.", + "question": "Ortoreksiya nervoza nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ortoreksiya nervoza, kısaca ortoreksi, kişinin sağlıklı beslenmesi hakkında aşırı kaygıya sahip olması ile karakterize edilen önerilmiş bir yeme bozukluğu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1091", + "context": "Öngörü, gelecekte ne olacağını veya neye ihtiyaç duyulacağını tahmin etme yeteneği veya tahmin etme eylemidir. Araştırmalar, insanların günlük düşüncelerinin çoğunun gelecekteki potansiyel olaylara yönelik olduğunu göstermektedir. Bu ve bunun gezegendeki insan kontrolündeki rolü nedeniyle öngörü doğası ve evrimi psikolojide önemli bir konudur. Yakın zamanda yapılan nörobilimsel, gelişimsel ve bilişsel çalışmalar, geçmiş dönemleri hatırlama konusunda insanın yeteneğiyle birçok ortak yön belirledi. Science'ta, 2007'nin ilk on bilimsel buluşundan biri olan bu tür ortaklıklar için yeni kanıtlar ortaya konuldu. Bununla birlikte, zamanda zihinsel olarak geleceğe seyahat etmek (yani, öngörü) ile geçmişe zihinsel olarak yolculuk etmek (yani, epizodik bellek) arasında temel farklılıklar bulunmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Öngörü (psikoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Öngörü, gelecekte ne olacağını veya neye ihtiyaç duyulacağını tahmin etme yeteneği veya tahmin etme eylemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1092", + "context": "Öz sunum (kendini sunma ya da benlik sunumu) bireylerin, etkileşim içinde bulundukları kişilerdeki izlenimlerini kontrol etme çabası olarak tanımlanır. İzlenim yönetimi bazı kaynaklarda öz sunum ile aynı anlamda kullanılmasına rağmen tanım olarak öz sunumu içinde barındıran, daha kapsayıcı bir kavramdır. Kısaca, izlenim yönetimi bireyin bir eşya, grup, olay veya kendisi hakkında başkalarının izlenimini şekillendirme çabası olarak tanımlanmaktadır.\nÖz sunum, başta sosyal psikoloji olmak üzere klinik psikoloji, gelişim psikolojisi, spor psikolojisi, endüstriyel ve örgüt psikolojisi gibi psikolojinin birçok dalında çalışılmakta olan bir kavramdır. Ayrıca siyaset bilimi, pazarlama ve sosyoloji alanlarında da yaygın olarak ele alınır. Özellikle sosyolog Erving Goffman'ın \"Günlük Hayatta Benliğin Sunumu\" adlı kitabı bu kavramı detaylı olarak ele alan değerli bir eserdir.", + "question": "Öz sunum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Öz sunum (kendini sunma ya da benlik sunumu) bireylerin, etkileşim içinde bulundukları kişilerdeki izlenimlerini kontrol etme çabası olarak tanımlanır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1093", + "context": "Özdeşleşme, bireyin diğerinin bir yönünü, özelliğini veya niteliğini özümsediği ve diğerinin sağladığı model tarafından tamamen veya kısmen dönüştürüldüğü psikolojik bir süreçtir. Kişilik, bir dizi özdeşleşme aracılığıyla oluşturulur ve belirlenir. Kavramın kökleri Freud'un yazılarında bulunabilir. Freud tarafından tanımlanan en belirgin üç özdeşleşme kavramı şunlardır: birincil özdeşleşme, narsisistik (ikincil) özdeşleşme ve kısmi (ikincil) özdeşleşme.\n\"Psikanalitik literatürde, özdeşleşmenin temel anlamının basit olduğu konusunda fikir birliği vardır - başka biri gibi olmak ya da başkası gibi olmak\", aynı zamanda psikanalizde \"en kafa karıştırıcı klinik/teorik alan\" olarak değerlendirilmiştir.", + "question": "Özdeşleşme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Özdeşleşme, bireyin diğerinin bir yönünü, özelliğini veya niteliğini özümsediği ve diğerinin sağladığı model tarafından tamamen veya kısmen dönüştürüldüğü psikolojik bir süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1094", + "context": "Özyeterlilik, bireyin belirli performans kazanımları elde etmek için gerekli davranışları gerçekleştirme kapasitesine olan inancını ifade eder, 1997. Bu kavram ilk olarak psikolog Albert Bandura tarafından ortaya atılmıştır.\nÖzyeterlilik, kişinin kendi motivasyonu, davranışı ve sosyal çevresi üzerinde kontrol uygulayabilme yeteneğine olan güvenini yansıtır. Bu bilişsel öz-değerlendirmeler, insanların çabaladığı hedefler için harcanan enerji miktarı ve belirli davranışsal performans düzeylerine ulaşma olasılığı dahil olmak üzere her türlü insan deneyimini etkiler. Geleneksel psikolojik yapılardan farklı olarak, öz yeterlilik inançlarının işlev alanına ve davranışın ortaya çıkışını çevreleyen koşullara bağlı olarak değiştiği varsayılmaktadır.\nGüçlü bir özyeterlilik duygusu, insan başarısını ve kişisel refahı teşvik eder. Öz yeterliliği yüksek olan bir kişi, zorlukları kaçınılması gereken tehditler olarak değil, üstesinden gelinmesi gereken şeyler olarak görür. Bu kişiler başarısızlıktan daha hızlı kurtulabilir ve başarısızlığı çaba eksikliğine bağlama olasılıkları daha yüksektir. Tehdit edici durumlara onları kontrol edebilecekleri inancıyla yaklaşırlar. Bunlar daha düşük stres seviyeleri ve depresyona karşı daha az kırılganlıkla ilişkilendirilmiştir.\nBuna karşılık, özyeterlilik duygusu düşük olan kişiler zor görevleri kişisel tehdit olarak görür ve bu görevlerden uzak dururlar. Zor görevler, sahip oldukları becerilerden ziyade eksik oldukları becerilere bakmalarına neden olur. Bir başarısızlıktan sonra kendi yeteneklerine olan inançlarını kaybetmeleri kolaydır. Düşük öz yeterlilik daha yüksek stres ve depresyon seviyeleriyle bağlantılı olabilir.\nBandura'ya göre öz yeterlilik 4 faktörden etkilenir.\n\nDavranışa ilişkin seçimler\nMotivasyon\nİş performansı\nDüşünce kalıpları ve tepkiler\nSağlık davranışları\nKontrol odağı ile ilişkisi\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Özyeterlilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Özyeterlilik, bireyin belirli performans kazanımları elde etmek için gerekli davranışları gerçekleştirme kapasitesine olan inancını ifade eder, 1997." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1095", + "context": "Piromani, birçok kez istekli ve kasıtlı olarak yangın çıkarma eylemi. Psikolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanır.\nYangın ve bunun yarattığı olaylar ile büyülenme, bunlara merak duyma ve bunları çekici bulma söz konusudur. Erkeklerde daha yaygın olduğu bilinmektedir. Alkolün kötüye kullanımı, antisosyal özellikler, enürezis ve hayvanlara karşı şiddet kullanma birlikte bulunabilen özelliklerdir. Genellikle çocukluk çağında başlamaktadır ve bozukluğu çocukluk çağında başlayan vakalar tedaviye daha iyi yanıt vermektedir. Davranışçı teknikler yararlı olabilmektedir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Piromani nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Piromani, birçok kez istekli ve kasıtlı olarak yangın çıkarma eylemi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1096", + "context": "Problem çözme, problem çözücü için açık bir çözüm yöntemi bulunmadığında, belirli bir durumu, bir sonuç durumuna dönüştürmeye yönelik bilişsel süreçtir.\nProblem çözme, hedefe yönelik (goal-directed) davranıştır. Hamlelerin uygulanmasını mümkün kılan alt hedefleri içerir.\nProblem çözmenin temel özelliklerini şunlardır: (1) hedefe yönelik olması, (2) alt hedeflere ayrıştırılması (subgoal decomposition), (3) hamlelerin (operatör) uygulanması. Burada bir problemin pozisyonundan diğer problem pozisyonuna geçişteki eyleme 'hamle denmektedir. Böylelikle hedefin tamamı alt hedeflere ayrıştırılır ve bu alt hedefler arasında hamleler uygulanır, problemin çözümü gerçekleşir.", + "question": "Problem çözme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Problem çözme, problem çözücü için açık bir çözüm yöntemi bulunmadığında, belirli bir durumu, bir sonuç durumuna dönüştürmeye yönelik bilişsel süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1097", + "context": "Proteus etkisi, çevrimiçi sanal oyun içindeki bireyin davranışlarının, kendi avatarının görsel özellikleri ile ilişkili olarak değişmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu değişim, o sanal ortama dahil diğer kullanıcıların bu karakterlerle tipik bir biçimde eşleştirdiği davranışlar hakkındaki bilgiden kaynaklanmaktadır. Değişken (protean) sıfatına benzer olarak, kavramın ismi Yunan tanrısı Proteus'un şekil değiştirme yeteneğine yapılan bir imadır. Proteus etkisi ilk kez 2007 Haziranında Stanford Üniversitesi'nde Nick Yee ve Jeremy Bailenson tarafından kullanılmıştır.", + "question": "Proteus etkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Proteus etkisi, çevrimiçi sanal oyun içindeki bireyin davranışlarının, kendi avatarının görsel özellikleri ile ilişkili olarak değişmesi olarak tanımlanmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1098", + "context": "Psyche, Yunan mitolojisinde olağanüstü güzelliğiyle tanrıça Afrodit'i kıskandıran, aşk tanrısı Eros ile aşk yaşayan ve dünyaya bir ölümlü olarak gelip sonradan ölümsüzlük kazanan bir kızdır. Birçok eserde, kelebek kanatlı bir kız olarak tasvir edilir.\n\"Psikoloji\", \"psikolog\" gibi kelimeler Psycheden gelir. Psyche aynı zamanda ruh anlamına gelir. Psyche Eros tarafından ruh tanrıçasına dönüştürülür.", + "question": "Psihe nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psyche, Yunan mitolojisinde olağanüstü güzelliğiyle tanrıça Afrodit'i kıskandıran, aşk tanrısı Eros ile aşk yaşayan ve dünyaya bir ölümlü olarak gelip sonradan ölümsüzlük kazanan bir kızdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1099", + "context": "Psikolog, psikolojik yaklaşımları uygulayan; zihinsel durumları, algısal, bilişsel, duygusal ve sosyal süreçleri ve davranışları inceleyen bir profesyoneldir. Psikologların çalışmaları genellikle bireylerin birbirleriyle ve çevreleriyle nasıl ilişki kurduğunun deneysel, gözlemsel bilgileri ve yorumunu içerir.\nPsikologlar, psikoloji alanında lisans derecesi alırlar, ardından psikoloji alanında yüksek lisans veya doktora derecesi alırlar. Psikiyatri doktorlarının aksine, psikologlar ilaç yazamazlar.\nPsikologlar psikolojik testler, iletişim teknikleri, testlerin puanlanması, yorumlanması ve raporlanması konularında kapsamlı bir eğitim alırken, psikiyatristler genellikle psikolojik testler konusunda eğitim almamaktadır. Psikologlar aynı zamanda anksiyete, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, şizofreni, bipolar bozukluk, kişilik bozuklukları ve yeme bozukluklarının tedavisi dahil birçok zihinsel bozukluğun semptomlarını iyileştirmek için bir veya daha fazla psikoterapi konusunda eğitimlidir ve bu konuda uzmanlaşırlar. Psikologların uyguladığı tedaviler bireysel veya grup halinde olabilir. Bilişsel davranışçı terapi, yaygın olarak kullanılan yüksek etkili bir psikoterapidir. Psikologlar okullar, cezaevleri,, özel bir klinikte, işyerinde veya bir spor takımı gibi çok çeşitli kurum ve kişilerle çalışabilirler.\nUygulamalı psikoloji, insan ve hayvan davranışlarındaki sorunları çözmek için teorileri uygulayan bir alandır. Uygulamalı alanlar arasında klinik psikoloji, danışmanlık psikolojisi, spor psikolojisi, adli psikoloji, endüstri ve organizasyon psikolojisi, sağlık psikolojisi ve okul psikolojisi yer alır.", + "question": "Psikolog nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikolog, psikolojik yaklaşımları uygulayan; zihinsel durumları, algısal, bilişsel, duygusal ve sosyal süreçleri ve davranışları inceleyen bir profesyoneldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1100", + "context": "Psikoloji felsefesi, modern psikolojinin teorik temellerinde yatan birçok konuyu ifade eder.", + "question": "Psikoloji felsefesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikoloji felsefesi, modern psikolojinin teorik temellerinde yatan birçok konuyu ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1101", + "context": "Psikolojik şiddet (psikolojik istismar, duygusal şiddet ya da duygusal istismar olarak da bilinir), failin mağduru duygusal olarak sindirmek ve aşağılamak, ona yaptırım uygulamak veya cezalandırmak için toplumdan soyutlamak üzere baskı uyguladığı bir saldırganlık ve istismar biçimidir.\nPsikolojik şiddet uygulayan fail bağırma, korkutma, küfür etme, tehdit, hakaret, küçük düşürme, devamlı eleştirme, mağdurun hareketlerini, giyimini, başkalarıyla ilişkilerini denetleme, sınırlama, değersizlik duygusu uyandırma gibi yollarla sistematik olarak mağdura duygusal baskı uygular. Sıklıkla yakın duygusal ilişkilerde, aile içinde ve iş yerinde görülmektedir. En sık rastlanan ancak en zor önlem alınan şiddet türlerindendir. Daha çok kadına ve çocuklara yönelen bir saldırganlık biçimidir.\nŞartların yerine gelmesi halinde Türk Ceza Kanunu madde 96 uyarınca “eziyet” ve/veya madde 106 uyarınca “tehdit” suçu olarak yorumlanabilmektedir.", + "question": "Psikolojik şiddet nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikolojik şiddet (psikolojik istismar, duygusal şiddet ya da duygusal istismar olarak da bilinir), failin mağduru duygusal olarak sindirmek ve aşağılamak, ona yaptırım uygulamak veya cezalandırmak için toplumdan soyutlamak üzere baskı uyguladığı bir saldırganlık ve istismar biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1102", + "context": "Psikoloji, davranış ve zihinsel süreçlerin bilimidir. Öncelikli hedefi, hem genel prensipler oluşturarak hem de spesifik vakaları araştırarak bireyleri ve grupları anlamaktır.\nPsikolojiye genel bir bakış ve güncel bir rehber olarak aşağıdaki ana hatlar verilmiştir:", + "question": "Psikolojinin ana hatları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikoloji, davranış ve zihinsel süreçlerin bilimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1103", + "context": "Psikometri, davranışların ölçülmesi ve değerlendirilmesi, istatistik yöntemlerinin psikolojiye uygulanması, davranışın açıklanması ve yorumlanmasında yararlanılabilecek matematiksel modellerin geliştirilmesi ile ilgili bir bilim dalı. Bir diğer adı psikometrik psikolojidir.\nPsikoloji biliminde tutum, kişilik, zeka, yetenek gibi doğrudan gözlemlenmesi pek mümkün olmayan insan özelliklerinin dolaylı olarak ölçülmesine imkân sağlayacak test, envanter, ölçek, anket gibi ölçüm araçlarının geliştirilmesine ve bunların geçerlik ve güvenirliklerinin belirlenmesine ihtiyaç duyulur. Psikometri alanında çalışanların görevi; kliniklerde, rehberlik ve araştırma merkezlerinde, eğitim kurumlarında, endüstride görev alarak diğer psikologların kullandığı araçları ve yöntemleri geliştirmektir.\nPsikometri, Eski Yunanca’daki “psikhe” sözcüğü ile \"ölçme\" anlamına gelen “metron” sözcüklerinden türetilmiş bir terimdir. Metapsişikte kullanılan “bir nesneye dokunarak, geçmişte o nesneye dokunmuş kişi ya da kişiler hakkında bilgi edinebilme” anlamındaki terimle karıştırılmaması gereklidir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Psikometri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikometri, davranışların ölçülmesi ve değerlendirilmesi, istatistik yöntemlerinin psikolojiye uygulanması, davranışın açıklanması ve yorumlanmasında yararlanılabilecek matematiksel modellerin geliştirilmesi ile ilgili bir bilim dalı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1104", + "context": "Psikosomatik, psikolojik kökenli fiziksel hastalıklar için kullanılan adlandırma. Eski Yunanca'da \"ruh\" anlamına gelen \"psyche\" ile \"beden\" anlamına gelen \"soma\" kelimelerinin birleşmesinden türetilmiştir.\nDert, tasa, keder, sıkıntı gibi psikolojik sorunlar, özellikle içine kapanık insanlarda, bir müddet sonra sadece psikolojik bir sorun veya rahatsızlık olmakla kalmaz, bedene de sirâyet etmeye başlar. Kişi, davranışlarını ve hareketlerini kısmen kontrol edemez. Mide ya da karın ağrıları, yorgunluk, halsizlik; egzama, sivilce gibi ciltte ya da sindirim sisteminde veya iç organlarda arızalara yol açar.\nÇocukluk veya ergenlik döneminde psikosomatik hastalıkların görülebilme olasılığı, yetişkinlere oranla daha yüksektir. Çünkü üzüntüsünü, sıkıntısını dışa vuramama ve duygularını içine atan kişinin psikolojik olarak vücudunda sorunlar, arızalar görülmesi şeklinde ortaya çıkar. Çocukluk döneminde yaşanan olumsuz bir olay veya durumların sonradan açığa çıkması şeklinde de başlayabilir.\nPsikosomatik hastalık ve rahatsızlıklarda, kişinin mutlaka uzman bir doktora görünüp tedaviye başlaması gerekir.", + "question": "Psikosomatik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikosomatik, psikolojik kökenli fiziksel hastalıklar için kullanılan adlandırma." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1105", + "context": "Reaktans, Psikolojik Tepkisellik Kuramı veya Karşıt Tepki Kuramı, davranışsal özgürlüklerin teklifler, kişiler, kurallar ya da düzenlemeler yoluyla tehdit edilmesi veya ortadan kaldırılması durumunda ortaya çıkan motivasyonel uyarılmadır. Reaktans, birilerinin veya bir şeyin seçeneklerini elinden aldığını veya alternatiflerin kapsamını sınırladığını hissettiğinde ortaya çıkar.\nReaktans, birisinin belirli bir görüşü veya tutumu kabul etmesi için ağır bir şekilde baskı altına alındığında ortaya çıkabilir. Reaktans, kişinin amaçlanana aykırı bir görüş veya tutumu benimsemesine veya güçlendirmesine neden olabilir, ayrıca ikna edilmeyi zorlaştırabilir.\nTers psikoloji, reaktans etkisine oynanarak, birilerinin istediklerinin tersini seçmesi için etkilemeye çalışıldığı durumlarda kullanılır.", + "question": "Reaktans (psikoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Reaktans, Psikolojik Tepkisellik Kuramı veya Karşıt Tepki Kuramı, davranışsal özgürlüklerin teklifler, kişiler, kurallar ya da düzenlemeler yoluyla tehdit edilmesi veya ortadan kaldırılması durumunda ortaya çıkan motivasyonel uyarılmadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1106", + "context": "Sadist kişilik bozukluğu, Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı'nın (DSM-III-R) bir ekinde ortaya çıkan sadomazoşizmi içeren bir kişilik bozukluğudur. DSM'nin sonraki sürümleri (DSM-IV, DSM-IV-TR ve DSM-5) bunu içermez.\nSadizm ve sadist kelimeleri Marquis de Sade'den türetilmiştir.", + "question": "Sadist kişilik bozukluğu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sadist kişilik bozukluğu, Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı'nın (DSM-III-R) bir ekinde ortaya çıkan sadomazoşizmi içeren bir kişilik bozukluğudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1107", + "context": "Sanal seks, cinselliğin fiziki cinsel temas yolu ile değil de, fiziki olmayacak şekilde beyinde yaratılması veya kafada yaşanılmasıdır. Örnek olarak rüyasında sevişen erkeğin ereksiyon olması ve orgazm sonucu spermlerinin boşalması gösterilebilir.\nİnternet ortamında yaşanılan cinsel yazışmalar da kişi üzerinde aynı etkileri gösterebilir. Kişi bundan haz duyabilir. Sanal (İnternet) ortamında olan bu türüne siber seks denir.\nTelefon seksi ve sanal gerçeklik seksi de bir tür sanal sekstir.", + "question": "Sanal seks nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanal seks, cinselliğin fiziki cinsel temas yolu ile değil de, fiziki olmayacak şekilde beyinde yaratılması veya kafada yaşanılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1108", + "context": "Sanat psikolojisi, estetik eserlerin duyusal algısıyla ortaya çıkan bilişsel ve duygusal süreçleri üzerine yapılan bilimsel çalışmasıdır. Estetik psikolojisi ve nöroestetik ile yakından ilişkili olarak ortaya çıkan çok disiplinli bir araştırma alanıdır.\nSanat psikolojisi, sanata verilen psikolojik tepkilerin nitel olarak incelenmesi için deneysel yöntemleri ve nörogörüntüleme yöntemiyle ortaya çıkan nörobiyolojik ilişkilerini kapsayan deneysel bir araştırma alanıdır.", + "question": "Sanat psikolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanat psikolojisi, estetik eserlerin duyusal algısıyla ortaya çıkan bilişsel ve duygusal süreçleri üzerine yapılan bilimsel çalışmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1109", + "context": "Sembolik modelleme, psikolog David Grove'nin danışmanlık çalışmalarına dayanan, psikoterapistler Penny Tompkins ve James Lawley tarafından geliştirilen terapötik ve koçluk sürecidir. Grove’un \"Temiz Dili\"ni kullanarak, müşterilerin tam kelimelerini kullanan aşamalı bir sorgulama tekniğidir. Kolaylaştırıcı kişisel inançları, hedefleri ve çatışmaları açıklığa kavuşturmak ve anlamlı bir değişim yaratmak için müşterinin kendi ürettiği metaforlarla çalışır. Ortaya çıkış ve kendi kendini örgütleme konusundaki güveni nedeniyle “post-modern odaklı terapötik yaklaşım” olarak adlandırılmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sembolik modelleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sembolik modelleme, psikolog David Grove'nin danışmanlık çalışmalarına dayanan, psikoterapistler Penny Tompkins ve James Lawley tarafından geliştirilen terapötik ve koçluk sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1110", + "context": "Seyirci etkisi (İngilizce: Bystander effect), yardıma ihtiyaç duyulan bir durumda, çevrede olaya tanıklık eden kişi sayısı ne kadar fazla ise, müdahale eden kişi sayısının o oranda düştüğünü belirten psikolojik terim. Olası bir yardım ihtiyacı durumunda, etrafta çok sayıda tanık varsa, her bir tanık orada bulunan diğerlerinin müdahale edeceğini düşünerek duruma kayıtsız kalıyor ve bu durum hiç kimsenin müdahale etmemesi gibi sonuçlara yol açabiliyor. İlk olarak 1964 yılında ortaya atılan etki hakkındaki çalışmalar tanıkların sayısı, grup bağlılığı (İngilizce: Group cohesiveness), sorumluluğun dağılması (İngilizce: Diffusion of responsibility) gibi farklı faktörler üzerinde yoğunlaşmıştır. Otuz sekiz kişi izlerken Kitty Genovese'nin öldürülmesi iddiası üzerine teori üzerine çalışılmaya başlanmıştır.", + "question": "Seyirci etkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Seyirci etkisi (İngilizce: Bystander effect), yardıma ihtiyaç duyulan bir durumda, çevrede olaya tanıklık eden kişi sayısı ne kadar fazla ise, müdahale eden kişi sayısının o oranda düştüğünü belirten psikolojik terim." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1111", + "context": "Simparafili yangın, trafik kazası gibi felaketleri izlerken ya da felaketlere tanık olurken cinsel uyarılmaya sebep olan parafili çeşidi. Terim seksolojist, psikolog yazar John Money'nin 1984'teki \"Paraphilias: Phenomenology and classification\" adlı makalesinde geçmiştir. Yunanca kökenlidir:\"συμφορά\" (\"symphora\").", + "question": "Simparafili nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Simparafili yangın, trafik kazası gibi felaketleri izlerken ya da felaketlere tanık olurken cinsel uyarılmaya sebep olan parafili çeşidi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1112", + "context": "Duyu-Dil Programlama (DDP), Nörolinguistik Programlama ya da neuro-linguistique programlama (NLP), kişilerin amaçlarına ulaşmaları için \"nörolojik programlarını\" keşfetmelerini ve en iyi şekilde kullanmalarını sağlamayı hedefleyen, tartışmalı ve sözdebilim sayılan bir psikolojik terapi anlayışıdır. NLP, metodolojiye yer veren, bir seri teknik müdahalenin yer aldığı bir yaklaşımdır. Bilimsel olduğu iddiaları tartışmalıdır. Metodoloji modellemeye dayanır. NLP özel bir alanda başarılı sonuçlar alan kişilerin tecrübelerini biçimleme ve çözmeyi, NLP'nin anlaşılır olmasını ve ulaşmak isteyeni de eğitmeyi sağlıyor. Modellemeden çıkan müdahale teknikleri kullanımı kolay, hızlı ve doğrulanabilir sonuçlar taşırlar. Bu müdahale teknikleri, etkin bir iletişim kazanılmasına neden olurken, zihinsel fonksiyonları geliştirir, potansiyeli yükseltir, yeni modeller yaratmak ve geliştirmek için kişinin ihtiyacı olan değişimi kolaylaştırır.\nNLP üç temel kavrama dayanmaktadır:\n\nNeuro: Bütün davranışlar nörolojik bir sürecin sonucudur.\nLinguistik: Sinirsel süreçler dil ve iletişim sistemleri yoluyla modeller ve stratejiler halinde temsil edilir, düzenlenir ve sıralanır.\nProgramlama: Bir sistemin unsurları belirli sonuçlara ulaşmak için düzenlenir veya programlanır.", + "question": "Sinirdilbilimsel programlama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Duyu-Dil Programlama (DDP), Nörolinguistik Programlama ya da neuro-linguistique programlama (NLP), kişilerin amaçlarına ulaşmaları için \"nörolojik programlarını\" keşfetmelerini ve en iyi şekilde kullanmalarını sağlamayı hedefleyen, tartışmalı ve sözdebilim sayılan bir psikolojik terapi anlayışıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1113", + "context": "Sosyal baskınlık kuramı (SBK) artı değer üreten toplumlarda görülen grup temelli sosyal hiyerarşinin nasıl oluştuğunu ve sürdürüldüğünü açıklamak hedefiyle Jim Sidanius ve Felicia Pratto isimli iki Amerikalı sosyal psikolog tarafından geliştirilen bir gruplararası ilişkiler kuramıdır.\nKurama göre sosyal hiyerarşi, belirli grupların hiyerarşinin üst kısmında, diğer grupların ise alt kısmında konumlanmasıyla oluşmaktadır. Sosyal hiyerarşinin üst kısmında konumlanan gruplar olumlu sosyal değerlere (zenginlik, sağlık hizmetleri, politik güç ve eğitim gibi sembolik ya da materyal kaynaklar) daha kolay ulaşmaktadır. Alt konumdaki gruplar ise olumsuz sosyal değerlere (hastalık, işsizlik, orantısız cezalar ve ayrımcılık gibi) orantısız biçimde daha fazla maruz kalmaktadır.\nKuramcılara göre insan toplumları bütüncül bir sistemdir ve bu sistemdeki ayrımcılıkları açıklayabilmek için kuramcılar farklı analiz düzeylerini bir araya getirmeyi hedeflemişlerdir. Kuramın odaklandığı üç temel düzey şu şekilde sınıflandırılabilir: Kişisel düzey, grup düzeyi ve toplumsal düzey.", + "question": "Sosyal baskınlık kuramı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal baskınlık kuramı (SBK) artı değer üreten toplumlarda görülen grup temelli sosyal hiyerarşinin nasıl oluştuğunu ve sürdürüldüğünü açıklamak hedefiyle Jim Sidanius ve Felicia Pratto isimli iki Amerikalı sosyal psikolog tarafından geliştirilen bir gruplararası ilişkiler kuramıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1114", + "context": "Sosyal biliş sosyal etkileşimde rol oynayan bilgiyi işleme, kodlama, depolama ve hatırlama gibi bilişsel süreçlerdir. İnsanların kendilerini kuşatan fiziksel, sosyal çevrelerini ve çevreleriyle olan ilişkilerini, diğer insanlar ve kendileri hakkında nasıl izlenim oluşturduklarını, nasıl hissettiklerini ve düşündüklerini ve bu türden bir düşünce biçiminin yargıları ve davranışları nasıl etkilediğini incelemektedir. Toplumsal bağlamdan etkilenen ve toplumsal bağlamı etkileyen bilişsel süreç ve yapıları incelemektedir Ancak sosyal biliş terimi diğer psikoloji ve bilişsel sinirbilim alanlarında yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bu alanlarda sosyal biliş terimi çoğunlukla otizm ve diğer bozukluklar nedeniyle kesintiye uğrayan çeşitli sosyal becerilere karşılık gelmektedir. Bilişsel sinirbilim alanında ise sosyal bilişin biyolojik temelleri araştırılmaktadır. Benzer şekilde Gelişim psikolojisi alanında da sosyal biliş becerileri gelişimsel perspektifle incelenmektedir.", + "question": "Sosyal biliş nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal biliş sosyal etkileşimde rol oynayan bilgiyi işleme, kodlama, depolama ve hatırlama gibi bilişsel süreçlerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1115", + "context": "Sosyal karşılaştırma teorisi, 1954 yılında sosyal psikolog Leon Festinger tarafından geliştirilmiş bir sosyal psikoloji kuramı.\nKişilerde çeşitli açılardan (beceriler, yetenekler, vb.) yeterliliklerinin düzeyine ve çeşitli konulardaki görüşlerinin doğruluğuna dair bilgiye sahip olarak kendilerini değerlendirme güdüsünün var olduğu ve bu değerlendirmeyi yapmanın bir yolu olarak sahip oldukları özellikleri (becerilerini, yeteneklerini, vb.) başkalarınınkilerle karşılaştırdıkları iddialarının öne sürüldüğü kuramdır. Kuramın temelinde, kişilerin kendilerine dair doğru değerlendirmelerde bulunabilmelerine yönelik bir güdü olduğu varsayımı yatmaktadır. Kuram, kişilerin yetenekleri ve görüşleri hakkındaki belirsizlikleri giderebilmek ve doğru bir benlik tanımı elde edebilmek üzere kendilerini diğer insanlarla nasıl karşılaştırdıklarını açıklamaktadır. \nFestinger'in sonrasında kurama katkıda bulunan bazı araştırmacılar tarafından, benlik yüceltme motivasyonu doğrultusunda gerçekleştirilen sosyal karşılaştırma süreçlerine odaklanılmıştır. Ayrıca, yukarı ve aşağı yöndeki sosyal karşılaştırmalara neden olabilecek diğer bazı motivasyonlar da kuramsal çerçeve kapsamında geliştirilmiştir.", + "question": "Sosyal karşılaştırma kuramı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal karşılaştırma teorisi, 1954 yılında sosyal psikolog Leon Festinger tarafından geliştirilmiş bir sosyal psikoloji kuramı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1116", + "context": "Sosyal pedagoji, Alman bilim insanı Adolf Diesterweg (1790-1866) tarafından ilk defa ortaya atılan bu terim, toplumda mağdur duruma düşmüş, sosyal yönden tecrit edilmiş veya şahsî yönden problemleri olan insanların sosyal hayata yeniden kazandırılmaları, bağımsız ve üretken hâle gelmelerini sağlayan terapoytik, eğitimsel ve danışmaya yönelik hizmetlerin bütünüdür. Daha basit bir yaklaşımla sosyal pedagoji, sosyal sorunlu çocuk, genç ve yetişkinlerin okul dışı eğitim ve terbiyesidir.\nBazı sosyal bilimciler, sosyal pedagojiyi, toplumsal eğitim veya yaygın eğitim anlayışı ile daha çok halk eğitimi veya kitle-toplum eğitimi olarak tanımlamaktadır. Bazıları da sosyal pedagojiyi, halk eğitimi çerçevesinde dar anlamda sadece yetişkinler eğitimi olarak görmektedir.\n\nTopluma yönelik eğitim faaliyetlerinin ortak noktası, okul dışı, bir başka ifadeyle örgün eğitimin dışında kalmasıdır. Dolayısıyla, sosyal pedagoji; mecburî eğitimini tamamlamış olan veya buna paralel olarak bazı sosyal sorunlu kişiler için, genelde kamu kurum ve kuruluşlarca düzenli, planlı ve sistemli bir şekilde yürütülen yaygın eğitim faaliyetlerinin bütünüdür.\nÖrgün eğitim sistemine hiç girmemiş veya herhangi bir kademesinde bulunan veya bu kademeden çıkmış gençlere ve bütün yaş gruplarına, örgün eğitimin yanında veya dışında düzenlenen eğitim, öğretim, rehberlik ve uygulama faaliyetleri, sosyal pedagoji kapsamına girmektedir.\nHalk eğitiminin yöneldiği kitle; yaş, akıl, cinsiyet, eğitim düzeyi, öğrenme ihtiyacı-isteği, sosyal statü ve sosyal gereklilik bakımından birbirinden farklı kişilerden meydana gelmektedir.\nTürkiye'de halk eğitiminden yararlanan kişilerin başında daha çok okuma yazma bilmeyenler, ev kadınları; beceri sahibi olmayan veya niteliksiz işsizler¸ serbest meslek erbabı; yaşadıkları ülkenin lisanını bilmeyen yabancılar, işçiler; işverenler; çiftçi; öğrenci; zanaatkâr ve esnaf gelmektedir.\nSosyal pedagojik faaliyetlerin kapsamına hemen hemen aynı sosyal gruplar girmektedir. Ancak, bu hedef kitlelerin içinde psiko-sosyal yönden sorunlu olan kişiler, asıl sosyal pedagojin ilgi alanına girmektedir.\nSosyal eğitim faaliyetleri, sosyal politikalar, sosyal hizmetler, gençlik hizmetleri ve aile hizmetleri aracılığı ile yürütülmektedir.\nAvrupa'da sosyal pedagojik hizmetler, 19. yüzyılda kilise tarafından başlatılmıştır. Hedef grup, daha ziyâde sanayi devriminden olumsuz yönde etkilenen ve şehirlere göç eden büyük ailelerin çocukları olmuştur. Bu dönemde örneğin Almanya'da, özellikle büyük şehirlerde kilise örgütleri tarafından muhtaç gençlere, meslekî eğitim imkânı tanıyan yurtlar, dernekler ve okulların yanında özel çocuk bakım evleri açılmıştır.\nBugün, sosyal pedagojik hizmetlerin faaliyet alanları ile sosyal çalışmanın faaliyet alanları birbirine çok yakındır. Bir kamusal sosyal faaliyet biçimi olarak sosyal çalışma, kötü sosyal şartları ortadan kaldırmak ve sosyal sorunlu kişi ve ailelere aynî veya nakdî destek sağlamakla bu maddî sorunun ortadan kalkmasına yardımcı olurken, sosyal eğitim daha çok bu sosyal grupların eğitimleri ile ilgilenmektedir.", + "question": "Sosyal pedagoji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal pedagoji, Alman bilim insanı Adolf Diesterweg (1790-1866) tarafından ilk defa ortaya atılan bu terim, toplumda mağdur duruma düşmüş, sosyal yönden tecrit edilmiş veya şahsî yönden problemleri olan insanların sosyal hayata yeniden kazandırılmaları, bağımsız ve üretken hâle gelmelerini sağlayan terapoytik, eğitimsel ve danışmaya yönelik hizmetlerin bütünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1117", + "context": "Sosyal zekâ, kendini ve başkalarını tanıma kapasitesi, nesne veya sesleri bilme kapasitesi gibi insani koşulların vazgeçilmez parçasıdır ve pek çok yönüyle araştırılmaya değerdir. Sosyal bilimci Ross Honeywill'e göre sosyal zekâ, kendinin ve toplumsal farkındalığın, gelişen sosyal inançların, tutumların ve karmaşık sosyal değişimi yönetme kapasitesin toplu bir ölçüsüdür. Psikolog Nicholas Humphrey, insan olarak kim olduğumuzu tanımlayanın, niceliksel zekâdan ziyade sosyal zekâ olduğunu öne sürmüştür.\nEdward Thorndike 1920'de sosyal zekâ kavramını “insan ilişkilerinde akıllıca davranmak için yetişkin erkekleri ve kadınları, genç erkekleri ve kızları anlama ve yönetme yeteneği” şeklinde tanımlamıştır. Bu, Howard Gardner'ın çoklu zekâ kuramında tanımlanan kişilerarası zekâya eşdeğerdir ve zihin teorisi ile yakından ilişkilidir. Bazı yazarlar, yalnızca sosyo-psikolojik reklamcılık ve pazarlama stratejileri ile ilgisine bakarak, sosyal zekânın tanımını sadece sosyal durumlar hakkında bilgi sahibi olmak şeklinde daraltmışlardır. Sean Foleno'ya göre sosyal zekâ, çevreyi en iyi şekilde anlamak ve başarılı bir sosyal davranışa yönelik uygun tepkiyi vermek için bireyin yetkinliğidir.\nSosyal zekânın yetenek, sözlü ve sözsüz işaretleri okuma, bilgileri kullanma, insanlari bilgilendirme gibi birçok farklı bileşenleri oldugu gözlenmiştir. Sosyal etkileşimlerde başarılı olan bireylerin aynı zamanda duyguları kontrol etme becerisinde başarılı oldukları belirtilmiştir. Ayrıca empati, sosyal zekâ yapısı içeriğinin bir parçası olarak ortaya çıkmaktadır. Sosyal zekânın operasyonel tanımı konusunda henüz tam bir fikir birliği bulunmadığından, yukarıda sıralanan çoklu tanımları göz önünde bulundurmak önemlidir.\n\nSosyal zeka hipotezi, sosyal zekânın, yani siyaset, romantizm, aile ilişkileri, çekişmeler, işbirliği, karşılıklılık ve özgecilik gibi karmaşık sosyalleşmenin, insan beyninin boyutunu geliştirmede itici güç olduğunu ve bugünkü karmaşık sosyal ortamlarda bu büyük beyinleri kullanım yeteneğimizi sağladığını belirtir.\nBu hipotez, zekaya duyduğumuz ihtiyaca yönlendiren şeyin, birlikte yaşama gereksinimi olduğunu iddia eder. Arkeolog Steven Mithen 14 Temmuz 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., sosyal zeka hipotezini bağlamsallaştıran iki beyinsel büyüme döneminin olduğunu öne sürmüştür. Bunlardan ilki, beyin boyut olarak iki kat fazla büyüdüğü iki milyon yıl öncesidir. Mithen, bu büyümenin, insanların daha büyük, daha karmaşık gruplarda yaşamasından ve daha fazla insanı ve ilişkileri takip etme zorunluluğundan kaynaklandığına inanıyor. Bu değişiklikler daha büyük bir zihinsel kapasite ve daha büyük bir beyin boyutu gerektiriyordu.\nİnsan beyni için ikinci kritik büyüme dönemi, beyin modern boyutuna ulaştığı 600.000 ila 200.000 yıl önce meydana geldi. Bu büyüme hala tam olarak açıklanmamıştır. Mithen bu değişimin dilin evrimi ile ilgili olduğuna inanır. Dil, üstlendiğimiz en karmaşık bilişsel görev olabilir. Sosyal zeka ile doğrudan ilgilidir çünkü temel olarak sosyal ilişkilerimize aracılık etmek için dili kullanırız.\n\nSosyal zeka bölümü (SQ), geleneksel IQ testlerinde kullanılan “standart puan” yaklaşımına benzer istatistiksel bir soyut terimdir ve ortalama olarak 100 puandır. 140 veya üstü puanlar çok yüksek olarak kabul edilir. Standart IQ testinden farklı olarak, sabit bir model değildir. Jean Piaget’in teorisine göre zeka, sabit bir özellik değildir ve birey ile çevre arasındaki uyumsal bir dengenin altında yatan karmaşık bir bilgi işlem becerisi hiyerarşisine dayanır. Bu nedenle, bireyler kendi SQ düzeyini karmaşık sosyal çevrelerine yönelik tutum ve davranışlarını değiştirerek ayarlayabilir.\nSQ yakın zamana kadar soru ve cevap oturumları gibi tekniklerle ölçülmüştür. Bu oturumlar, bireyin belirli özel eğitim alanlarındaki niteliğini test etmek için pragmatik yeteneklerini değerlendirir. Ancak son zamanlarda sosyal zekayı ölçmek için bazı istatistiksel testler geliştirilmiştir. Bu testler otizm ve Asperger sendromu da dahil olmak üzere otizm spektrum bozukluklarını teşhis ederken kullanılabilir. Ayrıca,semantik pragmatik bozukluk, şizofreni, dyssemia ve DEHB gibi otistik olmayan veya yarı otistik bazı durumları ölçmek için de kullanılabilir.\nÖz-bildirime dayanan bazı sosyal zeka ölçümleri vardır. Uygulanması kolay olmakla birlikte, öz-bildirime dayanan sosyal zeka ölçümlerinin sosyal özyeterlilik (yani kişinin sosyal bilgilerle başa çıkabilme becerisine olan güveni) açısından daha iyi yorumlanıp yorumlanmayacağı sorusu akla gelmektedir.\n\nDüşük SQ'lu kişiler, müşteriler veya diğer çalışanlarla başarıya ulaşmak için gerekli kişilerarası iletişim ve sosyal becerilere sahip olamayabildikleri için, müşteri ilişkilerinde çalışmaya daha az uygundur veya daha küçük gruplarla veya ekiplerle, çalışmaya daha uygundur. 120'den fazla SQ'su olan insanlar sosyal olarak yetenekli kabul edilir ve diğer insanlarla doğrudan temas ve iletişim içeren işlerde son derece iyi çalışabilirler.\nGeorge Washington Üniversitesi Sosyal Zeka Testi: Sosyal zekayı değerlendirmek için mevcut olan tek beceri ölçüsüdür ve 1928 Haziran'ında George Washington Üniversitesi'nde bir psikolog olan Dr.Thelma Hunt tarafından geliştirilmiştir. Başlangıçta, bireyin diğerleriyle ve sosyal ilişkilerle ilgilenme kapasitesinin bir ölçüsü olarak önerilmiştir. Test, insan davranışlarını, sosyal durum değerlendirmelerini, isim ve yüz hafızasını ve yüz ifadelerinden gelen zihin teorisini gözlemlemeye dayanan çeşitli sosyal yetenekleri değerlendirmek için tasarlanmıştır. George Washington Üniversitesi Sosyal Zeka Testi ikinci baskısında revize edilen şu ğelerden oluşmaktadır:\n\nİnsan davranışlarının gözlemlenmesi\nKonuşmacının zihinsel durumunun tanınması\nİsimler ve yüzlere yönelik hafıza\nSosyal durumlarda yargı\nMizah duygusu\n\nNicholas Humphrey 21 Temmuz 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., IQ testleri ve sosyal zeka ile ölçülen zeka arasındaki bir farklılığa işaret eder. Bazı otistik çocuklar son derece zekidir, çünkü bilgi birikimlerini gözlemleme ve ezberleme becerilerini geliştirmişlerdir, ancak sosyal zekaları düşüktür. Benzer şekilde şempanzeler gözlem ve ezberlemede çok ustadırlar, fakat Humphrey'e göre, kişilerarası ilişkileri ele alma konusunda becerikli değillerdir. Onların eksikliği, başkalarının zihinlerinin bir teorisine sahip olmamalarıdır. Uzun bir süre boyunca, davranışçılık disiplini alana hakimdi, yani insan ve hayvan davranışlarının yalnızca gözlemleme ve korelasyonlar bulma yoluyla anlaşılacağı düşünülüyordu. Ancak son teoriler, kişinin içsel yapısının davranışı değerlendirirken dikkate alınması gerektiğini gösterir.\nHem Nicholas Humphrey hem de Ross Honeywill, insanı insan yapanın niceliksel zekamızdan ziyade, sosyal zeka ya da niteliksel yaşamımızın zenginliği olduğuna inanırlar. Örneğin, insan olmak, bilinçliliğin merkezinde yaşamak, kokular, tatlar, hislerle çevrili olmak ve fiziksel dünyaya pek benzemeyen olağanüstü bir metafizik varlık olmaktır. İşte bu sosyal zeka olarak belirtilir.\n\nSosyal zeka, biliş ve duygusal zeka ile yakından ilişkilidir. Sosyal biliş ve sosyal nörobilim alanında çalışan araştırmacı psikologlar, insan sosyal zekasının işlediği birçok ilkeyi keşfettiler. Psikolog Nancy Cantor ve John Kihlstrom bu konudaki ilk çalışmasında, insanların sosyal ilişkilerini anlamlandırmak için kullandıkları kavram türlerini (örneğin, “Nasıl bir durumdayım?”. Bu nasıl bir kişidir ?, Benimle kim konuşuyor?), çıkarımları yapmak için kullandıkları kuralları (“ Ne demek istedi?”) ve eylem planlarını (“ Bu konuda ne yapacağım? ”) belirtmişlerdir.\nSameer M. Babu, sınıf iklimi ve sosyal zeka hakkında çalışmalar bir profesördür. Babu, sosyal zekâyı “kişinin kendi kimliğini koruyarak ve empatik işbirliğini göz önünde bulundurarak, sosyal çevreyi daha geniş bir anlayışta birleştiren sosyal girdilerden yararlanması ve etkili, düşünceli bir şekilde başa çıkabilme yeteneği” olarak tanımlamaktadır.\nSon zamanlarda, ünlü bilim yazarı Daniel Goleman sosyal zekanın, sosyal farkındalıktan (örneğin, empati, uyum ve sosyal biliş) ve sosyal becerilerden (eşzamanlılık, benlik sunumu 14 Aralık 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., etkilenme ve kaygı) oluştuğunu öne sürmek için sosyal nörobilim araştırmaları gerçekleştirmiştir. Goleman’ın araştırması, sosyal ilişkilerimizin fiziksel sağlığımız üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olduğunu ve daha derin ilişkilerin daha derin fiziksel etkilelerinin olduğunu göstermektedir. Kan akışının düşmesi, nefes almada zorluk, yorgunluk ve depresyon gibi duygudurum bozuklukları ve bağışıklık sisteminin zayıflaması, bu etkiler arasında yer alır.\nMaalesef, sosyal zekaya yapılan çoğu referans bireyin sosyal becerileri ile ilgilidir. Daha önce değinilmeyen ve daha önemlisi, sosyal zekânın dünya hakkında bilgiyi nasıl işlediği ve bunu gruplardaki katılımcılarla paylaştığıdır. Sosyal yapılar var mıdır, yoksa bilgi biriktirmek ya da bireye ve diğer gruplara göstermek için sonradan tasarlanabilirler mi? Daha büyük soru, grupların ve toplumların çevreyi (ekolojik, sosyal ve kişisel) bir sosyal yapıya nasıl yerleştirdikleridir. Bu yapı, nasıl bir dünya görüşü içerir ve bu görüşü katılımcılara nasıl açıklayabilir? Kararlar nasıl verilir? Tüm bu sorular cevaplanmayı beklemektedir.", + "question": "Sosyal zekâ nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal zekâ, kendini ve başkalarını tanıma kapasitesi, nesne veya sesleri bilme kapasitesi gibi insani koşulların vazgeçilmez parçasıdır ve pek çok yönüyle araştırılmaya değerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1118", + "context": "Sosyobiyoloji, davranışların sahip olmuş olabileceği evrimsel avantajları göz önüne alarak türlerin sosyal davranışlarını açıklamaya çalışan bilimsel disiplinlerin neo-Darwinci bir sentezidir. Başka bir ifadeyle, sosyal davranışın biyoloji, daha spesifik olarak evrimsel biyoloji temelli olarak ele alındığı disiplinlerarası bir çalışmadır. Sosyobiyolojinin konuları etoloji, antropoloji, evrim, zooloji, arkeoloji, popülasyon genetiği, davranışsal ekoloji, evrimsel psikoloji, felsefe gibi birçok disiplinin konuları arasındadır.\nSosyobiyoloji tartışmalı bir disiplindir. Özellikle insan davranışı konusu sosyobiyolojinin en tartışmalı konusudur. Richard Lewontin ve Stephen Jay Gould öne çıkan sosyobiyoloji eleştirmenleri arasındadır ve bu eleştiriler, genlerin insan davranışını oluşturmada merkezi bir rol oynadığı kabulünün yeterli olmadığı üzerine kuruludur. Buna cevap olarak antropolog John Tooby ve psikolog Leda Cosmides, sosyobiyolojinin bir dalı olarak evrimsel psikoloji kavramını önermişler ve böylece konuyu biyolojik çeşitlilik sorunlarından uzak durarak ele almışlardır.\nSosyobiyoloji şu iki ön kabule dayanır:\n\nBazı davranışsal karakterler kalıtsaldır.\nDavranışsal karakterler doğal seçilim ile gelişmiştir.\nBu sebeple, bu davranışlar muhtemelen türlerin doğal ortamlarında adaptasyona uğramıştır.\nİnsanlar hayvanlar alemindendir.\nDolayısıyla, davranışları doğal seçilim ile değişmiştir.\nYani, insan davranışlarının kökeni kalıtsaldır. ve onları değiştirme yeteneğimiz kısıtlıdır.\nBu, en çok tartışmaya neden olan kısımdır.", + "question": "Sosyobiyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyobiyoloji, davranışların sahip olmuş olabileceği evrimsel avantajları göz önüne alarak türlerin sosyal davranışlarını açıklamaya çalışan bilimsel disiplinlerin neo-Darwinci bir sentezidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1119", + "context": "Sosyonik (Almanca: Sozionik, İngilizce: socionics, Rusca: соционика), bir psikolojik teoridir.\nBu teoriye göre, insanlar arasındaki ilişkiler, onların genetik olarak doğuştan psikolojik türleri tarafından belirlenir.\nSosyonik düşünce, C.G. Jung'un yaratıp sınıflandırdığı psikolojik tipler teorisine dayanır.", + "question": "Sosyonik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyonik (Almanca: Sozionik, İngilizce: socionics, Rusca: соционика), bir psikolojik teoridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1120", + "context": "Susmak, konuşma eyleminin durduralarak muhatap olunanla bir fikir veya görüş paylaşılmaması eylemidir.\nSusmanın savunma yapmamak olarak da tanımlanması, karşı tarafın iddia edilen suçlamaları kabul etmesi olarak da yorumlanılabilir.", + "question": "Susmak nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Susmak, konuşma eyleminin durduralarak muhatap olunanla bir fikir veya görüş paylaşılmaması eylemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1121", + "context": "Takılıp kalma veya fiksasyon; libido, saldırganlık içgüdüsü ve benin, psikoseksüel gelişim evrelerinin birinde duraklama, bu evreye takılıp kalma olayıdır.\nMikroskopide, incelenecek canlı dokunun, zamanla yapı değişimini önleyip; örneğin kararlı hale gelmesini sağlayan alkol, formaldehit çözeltisi vb. bir sıvıda yeterli süre bekletilmesi işlemidir.", + "question": "Takılıp kalma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Takılıp kalma veya fiksasyon; libido, saldırganlık içgüdüsü ve benin, psikoseksüel gelişim evrelerinin birinde duraklama, bu evreye takılıp kalma olayıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1122", + "context": "Tanrı geni hipotezine göre, VMAT2 isimli özel bir gen, insanları manevi ve mistik tecrübelere yatkınlaştırmaktadır. Bu fikir, genetikçi Dean Hamer tarafından ortaya atılmıştır. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü'nün, Gen Yapısı ve Düzenlenmesi Birimi'nin müdürü olan Dean Hamer, 2005 yılında \"Tanrı Geni: İnanç Genlerimizde Nasıl Donanmıştır\" isimli bir kitap yazmıştır.\nTanrı Geni hipotezi, bazı davranış-genetiksel, nörobiyolojik ve psikolojik çalışmalara dayanmaktadır. Hipotezin ana önermeleri şu şekildedir:\n\nManeviyat, psikometrik ölçümler ile nicel olarak gözlemlenebilir.\nManeviyatın altında yatan eğilim kısmen kalıtsaldır.\nBu kalıtımın bir kısmı VMAT2 genine isnat edilebilir.\nBu gen monoamin seviyelerini değiştirir.\nManeviyatlı bireyle doğal seçilim tarafından tercih edilirler zira onlarda hem doğuştan bir iyimserlik duygusu vardır ve hem de fiziksel ya da psikolojik seviyelerde pozitif etkiler üretirler.", + "question": "Tanrı geni nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tanrı geni hipotezine göre, VMAT2 isimli özel bir gen, insanları manevi ve mistik tecrübelere yatkınlaştırmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1123", + "context": "Tepkisel ürün, Sigmund Freud'un 1905 yılında bulguladığı önemli bir ruhsal savunu mekanizmasıdır.\nBu sistem yardımıyla bir kimseye karşı beslenen kin, öfke, saldırganlık vb. duygular tersine dönüştürülerek eylemsel yoldan açığa vurdurulur. Ancak bu tür eylemler çıktıkları kaynağın şiddet ve enerjisini kendilerinde taşıdıklarından, dıştan bakılınca akıl almaz bir irrasyonal (ölçüde aşırı) izlenim bırakır. Örneğin bir kimseye karşı beslenen aşırı kinin aşırı bir sevgiyle kendini dışarı vurması, bir annenin nefret ettiği çocuğuna karşı aşırı özen göstermesi gibi tepkisel ürünlerdendir.\nÖzellikle saplantı nevrozunda karşılaşılan tepkisel ürünlerle ilgili kişilerde karakter özelliğine dönüşerek, bu kişilerin bilinçdışına itilmiş isteklerin \"dönüp gelme tehlikesi\" sürekli olarak kendilerini bekliyormuş gibi davranışı sergilerler. Freud, tepkisel ürünlerin normal karakterin ve toplumsal erdemlerin oluşumundaki rolüne de işaret eder.", + "question": "Tepkisel ürün nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tepkisel ürün, Sigmund Freud'un 1905 yılında bulguladığı önemli bir ruhsal savunu mekanizmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1124", + "context": "Teşhircilik, Egzibisyonizm olarak da bilinir, cinsel organlarını başkalarına göstererek haz ve doyum sağlama.\nCinsel teşhir hem hayvanlarda, hem de insanlarda cinsel eylemi başlatan davranışlardan biridir. Ama mahrem bir ilişki çerçevesinde yer almadığı sürece bu davranış, psikolojide cinsel sapma olarak değerlendirilir. Teşhircilerin genellikle tehlikesiz olmasına karşın 'kurban' çoğu zaman bu davranışı tehdit edici olarak algılar; teşhirden sonra çok ender olarak şiddet ya da cinsel saldırıya rastlanır.\nTeşhirci kurbanının iğrenme ya da korku gibi tepkilerinden de haz ve doyum sağlayabilir, ama heyecanlanması için böyle bir tepki gerekli değildir. Zihinsel bir travma ya da çok yakın birinin kaybedilmesinden sonra teşhirciliğe yönelen kişiler görülmüştür. Ama kronik teşhircilerde genellikle ciddi bir kişilik bozukluğu vardır.\nTeşhircilik olarak nitelenen davranışa hemen hemen yalnızca erkekler arasında rastlanır. Bunda kültürel koşullanmaların da rolü vardır. Kadınların çok çeşitli biçimlerde zaten kendilerini teşhir ettiği ya da kadın bedeninin çeşitli vesilelerle sürekli teşhir edildiği, bu yüzden kadınlar söz konusu olduğunda teşhircilik gibi bir terimin akla gelmediği de ileri sürülebilir. Fakat böylesi bir açıklamanın cinsiyetçi bir yaklaşımın neticesi olduğu aşikardır.", + "question": "Teşhircilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teşhircilik, Egzibisyonizm olarak da bilinir, cinsel organlarını başkalarına göstererek haz ve doyum sağlama." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1125", + "context": "Toplumsal cinsiyet psikolojisi, kültürler arasında cinsiyet kavramının araştırılması ve bu kavramların davranış, sağlık, kişilerarası ilişkiler ile psikolojik süreçler üzerindeki etkisidir. Cinsiyet genellikle belirli bir cinsiyet (erkek veya kadın) ilişikli karakter veya kişisel özellikleri olarak düşünülür. Bazı batı olmayan ülkelerinde cinsiyet her zaman ikili olarak düşünülür veya cinsiyet ve biyolojik cinsiyet aynı kabul edilmez. Sonuç olarak, bazı kültürlerin üçüncü, dördüncü, beşinci veya daha fazla cinsiyeti vardır. Cinsiyeti genelde tanımlayan özelliklere erkeklik veya kadınlık denir.\nCinsiyet oluşumu, psikoloji de dahil olmak üzere birçok bilimsel alanda çok tartışmalıdır. Spesifik olarak, araştırmacılar ve teorisyenler biyolojiye, nörokimyasal ve evrimsel faktörlere veya kültür ve sosyalleşmenin sonucuna bağlı olarak cinsiyetin ne kadar olduğuna ilişkin farklı bakış açıları almaktadır. Bu, doğana karşı yetiştirme koşullarının münazarası olarak bilinir. Psikolojinin alt alanları, onların doğana karşı yetiştirme koşullarının münazarası perspektifine dayanarak her bir cinsiyetin özellikleri arasındaki belirli farklılıkları not eder.", + "question": "Toplumsal cinsiyet psikolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toplumsal cinsiyet psikolojisi, kültürler arasında cinsiyet kavramının araştırılması ve bu kavramların davranış, sağlık, kişilerarası ilişkiler ile psikolojik süreçler üzerindeki etkisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1126", + "context": "Türk Psikologlar Derneği merkezi Ankara'da olan bir sivil toplum kuruluşudur.\nTürk Psikologlar Derneği, 1976 yılında bir grup psikolog tarafından Ankara'da kurulmuştur.", + "question": "Türk Psikologlar Derneği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türk Psikologlar Derneği merkezi Ankara'da olan bir sivil toplum kuruluşudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1127", + "context": "Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği (PDR-Der), merkezi Ankara'da olan bir Sivil toplum kuruluşu'dur.\n\nTürk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği, 1989'da Prof. Dr. İbrahim Ethem Özgüven, Doç. Dr. Yadigar Kılıççı, Doç. Dr. Nilüfer Voltan Acar, Doç. Dr. Oya G. Ersever, Araş. Gör. İbrahim Yıldırım ve Araş. Gör. Tuncay Ergene tarafından kurulmuştur.\nDernek, Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında çalışan meslek elemanlarının sosyal, bilimsel, mesleki, kültürel yönden gelişimlerine yardım etmek, meslek üyelerinin haklarını korumak ve savunmak amacına yönelik çalışmalar yapmayı amaçlamaktadır.\nTürk PDR derneği, felsefesini, Bireyi, bireyin gelişimini (akademik, sosyal,duygusal, mesleki) ve mesleki dayanışmayı temel alan, mesleki etik kurallara bağlı, kişilik haklarına saygılı, gelişime ve yeniliklere açık, bilimsellik temelinde sorgulayıcı, girişken bir meslek örgütlülüğü yaratarak, üyelerinin ve toplumun Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri kapsamındaki ihtiyaçlarına destek olmak şeklinde açıklamaktadır.", + "question": "Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği (PDR-Der), merkezi Ankara'da olan bir Sivil toplum kuruluşu'dur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1128", + "context": "Ussallaştırma, diğer bir adıyla rasyonalizasyon, şahsın gerçek sebeplerini bilmediği kimi davranış, düşünce ve duygularını mantık açısından tutarlı ya da ahlak yönünden benimsenebilir ve anlayabileceği bir nedene bağlamasıdır.\nPsikolojideki daha geniş anlamıyla rasyonalizasyon, bir bireyin veya toplumun olumlu karşılamadığı, ahlaki kurallara, sosyal normlara uymayan bir düşünceyi, bir duyguyu veya tavrı, bireyin ve toplumun onaylayacağı cinsten bir kalıba sokacak şekilde yeni bir düşünce, duygu, tavır vs. yaratarak gayri şuuri bir şekilde gizlemeyi ifade eden bir mekanizmadır. Diğer bir deyimle, bireyin kendi hareketlerinin sosyal normlara ters düşen, akıl-dışı ve gayri şuuri saiklerini, rasyonel(ussal) ve şuurlu bir takım saiklerle örtbas etmesini, normlara uygun ve toplum tarafından makul görünen bir bahaneye bağlamış olmasını ifade etmektedir.", + "question": "Ussallaştırma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ussallaştırma, diğer bir adıyla rasyonalizasyon, şahsın gerçek sebeplerini bilmediği kimi davranış, düşünce ve duygularını mantık açısından tutarlı ya da ahlak yönünden benimsenebilir ve anlayabileceği bir nedene bağlamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1129", + "context": "Uzmanlık, bir veya daha fazla alanda üstün performans gösterme olarak tanımlanır. Bir alanda uzman olan kişi bu alanın gerektirdiği becerilere ve bilgilere sahip olan kişidir. Uzmanlık, uzmanları acemilerden ve ilgili alandaki daha az deneyimli kişilerden ayıran özellikler, beceriler ve alanın bilgisi ile ilgilidir. Bilişsel psikoloji için önemli bir çalışma alanıdır. Literatürde müzik, satranç, spor gibi alanlardaki uzmanlıkla ilgili çalışmalar yapılmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Uzmanlık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uzmanlık, bir veya daha fazla alanda üstün performans gösterme olarak tanımlanır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1130", + "context": "Véronique Marie Alice Henriette De Keyser (23 Mart 1945'te Brüksel'de doğdu), 2001'den 2014'e kadar Avrupa Parlamentosu Üyesi olarak görev yapan Belçikalı kadın politikacı . Sosyalist Grubun bir bölümü olan Parti Socialiste üyesidir.\nDe Keyser, Université Libre de Bruxelles'de (1968) Psikoloji departmanından diplomasını aldı ve iş psikolojisi alanında da doktorasını yaptı (1974).\nParlamentoda ise De Keyser, Dışişleri Komitesinde görev yaptı. Aynı zamanda Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komitesi ile İç Pazar ve Tüketicinin Korunması Komitesi'nin de yedek üyesiydi.", + "question": "Véronique De Keyser nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Véronique Marie Alice Henriette De Keyser (23 Mart 1945'te Brüksel'de doğdu), 2001'den 2014'e kadar Avrupa Parlamentosu Üyesi olarak görev yapan Belçikalı kadın politikacı ." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1131", + "context": "Victor Tausk (ayrıca Viktor; d. 12 Mart 1879, Zsolna – ö. 3 Temmuz 1919, Viyana), Avusturyalı bir psikanalist ve nörologdu.", + "question": "Victor Tausk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Victor Tausk (ayrıca Viktor; d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1132", + "context": "İllüzyon ya da yanılsama, duyu yanılsaması ve yanılsama olarak bilinir. Gerçek bir nesnenin duyular üzerindeki izlenimlerinin yanlış değerlendirilmesidir. Bazı devletler için Büyü olarak nitelendirilir.\nGerçeklikteki fiziksel olayların algılanması sırasında yalnız bir nesnellik içinde kayda geçirilmez, sürekli değişim gösterebilir, kimi düzeltim ve bütünlemelerden geçirilerek; okunan bir kitaptaki kimi dizgi yanlışlıklarının farkına varılamaması örnek gösterilebilinir.", + "question": "Yanılsama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İllüzyon ya da yanılsama, duyu yanılsaması ve yanılsama olarak bilinir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1133", + "context": "Yanımdaki Yabancı (İngilizce: The Stranger Beside Me) bir dizi cinayetten tutuklanmadan önce ve sonra kişisel olarak tanıdığı seri katil Ted Bundy hakkında Ann Rule tarafından 1980'de yazılmış otobiyografik ve biyografik gerçeğe dayalı bir suç kitabı. Kitabın sonraki revizyonları 1986, 1989, 2000 ve 2008'de yayınlandı.", + "question": "Yanımdaki Yabancı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yanımdaki Yabancı (İngilizce: The Stranger Beside Me) bir dizi cinayetten tutuklanmadan önce ve sonra kişisel olarak tanıdığı seri katil Ted Bundy hakkında Ann Rule tarafından 1980'de yazılmış otobiyografik ve biyografik gerçeğe dayalı bir suç kitabı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1134", + "context": "Yaratıcı düşünme, yeni nesnelerin, süreçlerin ya da kavramların ortaya çıkmasını sağlayan düşünme sürecidir. Yaratıcı düşünme yeni ve özgün fikriler biçiminde tezahür etmektedir. Yeni fikirler rastlantısal olarak ortaya çıkabildiği gibi, görece sistematik bir sürecin sonucu olarak da ortaya çıkabilmektedir. Yaratıcı düşünme giderek yaratıcı eyleme dönüştüğünde, çok yalın kişisel ve günlük sorunlara çözüm bulmaktan, kurumlara ve toplumlara dek kendini hissettiren paradigma değişimlerine varan bir yelpaze oluşturur. Belirli bir sorun için o soruna özgün yaratıcı bir çözüm üretmek durumsaldır. Buna karşın, belirli bir problem türüne özgü yaratıcı bir yöntem, teknik ya da çözüm üretmek ise yaratıcı bir genellemedir. \nYaratıcı düşünmeyi eleştirel düşünmeden ayıran başlıca özellik, mevcut fikirlerden yola çıkarak bilgi, sağduyu ve mantık kullanımı ile bir yargıya varmak yerine, mevcut fikirlere ek olarak yenilerini önermesidir. Eleştirel düşünme süreci analitik ve dikeydir. Önermeler mantık çerçevesinde birbirine bağlı zincirler ve bu zincirler arasındaki mantıksal bağlardan oluşan bir ağ oluşturarak argümanı meydana getirmektedir. Bu nedenle eleştirel düşünmeye dikey düşünme veya programlı düşünme adı da verilmektedir. Yaratıcı düşünme süreci ise yanaldır. Mevcut önermelere ek olarak ileri sürülen yeni önermelerin mevcut önermelerle arasındaki bağ görece daha zayıf, hatta kimi zaman tümüyle kopuktur.Yeni fikirlerin kendi başlarına saçma olması gerekmemekle birlikte, bu fikirler kimi zaman kendilerini çağrıştıran öncüllere göre saçma olarak kabul edilebilmekte; hatta geçerli oldukları durumlarda bile, bireysel ya da sosyo-kültürel nedenlerle yadsınabilmektedir. Yaratıcı argümanlar mantıksal bir disiplinden görece daha uzaktır. Bu anlamda, yaratıcı düşünme, eleştirel düşünmeyi tamamlamakta ve yanal düşünme olarak da adlandırılmaktadır.Yaratıcı düşünceye olanak tanımak ve yeni fikirler üretmek için kullanılabilecek bireysel ya da grup düşünme süreçlerini içerisinde barındıran pek çok teknik bulunmaktadır. Bu teknikler arasında beyin fırtınası (İng. brainstorming), zihin haritaları (İng. mind maps), rastegele sözcükler (İng. random words), öykü tahtaları (İng. storyboarding), mecazî (metaforik) düşünme, NLP ve bulanık (İng. fuzzy) düşünme yer almaktadır.", + "question": "Yaratıcı düşünme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yaratıcı düşünme, yeni nesnelerin, süreçlerin ya da kavramların ortaya çıkmasını sağlayan düşünme sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1135", + "context": "Yineleme saplantısı, (İngilizce: Compulsion to repeat ya da repetition compulsion, Fransızca: Compulsion répétition), daha öncelerde kalmış tatsız durumların, tatsız yaşantıların, travmatik olayların sürekli yeniden canlandırılıp yaşanması, bir türlü önüne geçilememesidir.\nGeçmişteki tatsız durumların etkin olarak canlandırılıp yaşanırken, bunların ne zaman kendini açığa vurduğu anımsanamaz. Hatta yinelenen tatsız durum yaşanan zaman içinde bir nedene dayandırılır ve bunda diretilir. Geçmişteki korku uyandıran durumlar yüz değiştirerek ya da simgesel yoldan yinelenebilir. Çocuklarda oyun biçiminde kendine açığa vurabilir. Örneğin yedikleri iğnelerden canları yanmış çocukların daha sonradan doktorluk oynamaları, böyle bir yineleme saplantısıdır.", + "question": "Yineleme saplantısı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yineleme saplantısı, (İngilizce: Compulsion to repeat ya da repetition compulsion, Fransızca: Compulsion répétition), daha öncelerde kalmış tatsız durumların, tatsız yaşantıların, travmatik olayların sürekli yeniden canlandırılıp yaşanması, bir türlü önüne geçilememesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1136", + "context": "Yokumsama, diğer bir ismiyle skotomizasyon, bireyin dışında, bireyden bağımsız olarak bulunan, ama bireyin kendini savunduğu kimi istek ve düşüncelerin üzerine yansıtıldığı gerçek olguların yoksanmasıdır.", + "question": "Yokumsama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yokumsama, diğer bir ismiyle skotomizasyon, bireyin dışında, bireyden bağımsız olarak bulunan, ama bireyin kendini savunduğu kimi istek ve düşüncelerin üzerine yansıtıldığı gerçek olguların yoksanmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1137", + "context": "Yorum, bir bilgi ya da gözleme dayanan sözlü ya da yazılı ifadedir.", + "question": "Yorum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yorum, bir bilgi ya da gözleme dayanan sözlü ya da yazılı ifadedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1138", + "context": "Zihin haritası başlangıç olarak anahtar kelimeler ve şekiller kullanılarak gerçekleştirilen bir not tutma tekniği olarak ortaya çıkmıştır. Bu not tutma tekniğinin temelini Exeter Üniversitesi'nden Dr. Gordon Howe ve arkadaşlarının yaptığı araştırma sonuçları oluşturmaktadır. Bu teknik daha sonra daha çok batı ülkelerinde \"Zihin Haritaları (İngilizce: Mind Maps), \"Mental Haritalar (İngilizce: Mental Maps), \"Öğrenme Haritaları (İngilizce: Learning Maps) gibi isimlerle anılmışlardır. Ancak bunların içinde Tony Buzan tarafından İngilitere'de tescil ettirilen \"Mind Map\" ismi ticari bir ürün haline getirilerek tanıtımında ve pazarlanmasında başarı sağlanmıştır. Bir teknik olarak kamusal alanda olmasına rağmen \"Mind Map\" ifadesi Tony Buzan'ın tescilli bir markasıdır.\nTekniğin Türkiye'de tanınmasını ve Türkçeye girmesini sağlayan ilk eser 1995 yılında Tony Buzan ile Memoriad Dünya Hafıza Olimpiyatları kurucularından olan yazar Melik Duyar'ın birlikte hazırladıkları \"Beyin Haritaları ve Derslere Uygulama Teknikleri\" başlıklı kaset ve kitap kombinasyonlu eğitim seti olmuştur. \"Zihin Haritaları\" ve \"Beyin Haritaları\" kavramları Türkçeye bu eserle kazandırılmıştır. Bir teknik olarak yine kamusal alanda olmasına rağmen, \"Zihin Haritaları\" ve \"Beyin Haritaları\" kavramları bir ticari veya hizmet emtiası olarak yazar Melik Duyar'ın daha sonraki yıllarda kurduğu Mega Hafıza şirketinin tescilli markalarıdır.\nZihin haritaları sadece not tutma sistemi olarak değil, düşünceleri oluşturmak, görselleştirmek, tasarlamak ve sınıflandırmak ile birlikte, eğitim alanında, organizasyonda, problem çözümünde ve karar alma süreçlerinde de etkin olarak kullanılmaktadır. Ana konu veya tema merkezde olmak üzere bilgiler arasındaki anlamsal ya da diğer bağlantılar anahtar kelimeler ve görsel resim ve şekillerle desteklenmektedir. Elemanları kelimeler, resimler, çizgiler, semboller, renkler ve şekillerdir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Zihin haritası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zihin haritası başlangıç olarak anahtar kelimeler ve şekiller kullanılarak gerçekleştirilen bir not tutma tekniği olarak ortaya çıkmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1139", + "context": "Zihinsel imge, dış dünyanın kişinin zihnindeki temsilidir Çoğu durumda, bazı cisim, olay veya manzarayı algılarken yaşadığımız deneyime ciddi anlamda benzer ancak bahsi geçen ilgili cisim, olay veya manzara gerçekte duyularımızda var olmadığı zaman gerçekleşir.\nBazı zamanlarda, özellikle uykuya dalmak (hipnagojik imgeleme) ve uyanma (hipnopompik) zamanında, zihinsel imgeleme, hızlı, hayali görünüşlere ait olan istemsiz karakteriyle, algıya meydan okur ve sürekli değişen bir alan sunar. Bu alanda herhangi bağımsız bir cisim seçilemez.\nBu deneyimlerin doğası, nasıl gerçekleşebildikleri ve fonksiyonları(eğer varsa) uzun zamandır felsefe, psikoloji, bilişşel bilim ve son zamanlarda sinirbilim alanındaki araştırma ve tartışmaların konusu olmuştur. Günümüzde araştırmacıların kullandığı ifadeyle, zihinsel imgeler veya imgeleme duyusal girdilerin herhangi bir kaynağındaki bilgiyi içermektedir; kişi işitsel imgeleri, kokusal imgeleri. ve benzerlerini deneyimleyebilir. Ancak, konuyla ilgili felsefi ve bilimsel araştırmaların çoğu görsel zihinsel imgeleme üzerinde odaklanmıştır. Kimi zaman, bazı hayvan türlerinin insanlar gibi zihinsel imgeleri deneyimleyebildikleri varsayılmıştır. Olgunun özünden gelen içebakışçı doğasından dolayı, bu görüşün lehinde veya aleyhinde neredeyse hiçbir kanıt yoktur.\nGeorge Berkeley ve David Hume gibi filozoflar, Wilhelm Wundt ve William James gibi erken dönem deneysel psikologlar ideaları genel zihinsel imgeler olarak yorumladı. Günümüzde, zihinsel temsiller (veya zihinsel modeller) gibi bu oranda imgelem fonsiyonlarının hafıza ve düşüncede önemli rol oynadıklarına inanılmaktadır. William Brant (2013,p. 12) ‘zihinsel imgeler’ ifadesinin bilimsel olarak kullanımının kaynağını John Tyndall’ın 1870 tarihli ‘Hayalgücünün Bilimsel Kullanımı' (Scientific Use of the Imagination) adlı konuşmasında buldu. Bazıları imgelerin en iyi şekilde, tanım gereği, içsel, zihinsel veya sinirsel temsil formu olarak anlaşılabileceğini önerecek kadar ileri gittiler, hipnagojik ve hipnopompik imgeleme durumlarında, hiçbir biçimde temsili değildir. Başkaları ise, imge deneyiminin zihindeki veya beyindeki herhangi bir temsil ile aynı olduğu ( veya doğrudan ondan kaynaklandığı) görüşünü reddettiler. ancak imgelemin kavramsal olmayan yani soyut formlarını hesaba katmadılar.\n2010 yılında, IBM insan yüzlerinin zihinsel imgelerini insan beyninden seçip çıkarmaya yarayan bir yöntem için patent başvurusunda bulundu. Bu yöntem, beyinde bulunan ve yüzü tanıma derecesiyle orantılı olarak etkinleşen Fusiform yüz bölümündeki beyin ölçümlerini temel alan Geribildirim döngüsünü kullanıyordu. Bu patent 2015 yılında çıkarıldı.", + "question": "Zihinsel imge nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zihinsel imge, dış dünyanın kişinin zihnindeki temsilidir Çoğu durumda, bazı cisim, olay veya manzarayı algılarken yaşadığımız deneyime ciddi anlamda benzer ancak bahsi geçen ilgili cisim, olay veya manzara gerçekte duyularımızda var olmadığı zaman gerçekleşir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1140", + "context": "Sürdürülebilirlik daimi olma yeteneği olarak adlandırılabilir. 21. yüzyılda genel olarak biyosfer ve uygarlığın bu yeteneğine atfen kullanılır. Aynı zamanda, kaynakların sömürülmesi, yatırımların yönü, teknolojik gelişmenin yönlendirilmesi ve kurumsal değişimin uyum içinde olduğu ve insan ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılayabilme potansiyelinin hem günümüzde hem de gelecek için korunduğu dengeli bir ortamda değişimin sağlanması olarak tanımlanabilir. Bu alanda çalışanların birçoğu için, sürdürülebilirlik birbirine bağlı şu etki alanları ile tanımlanır: çevre, ekonomik ve sosyal; ve bunlar Fritjof Capra'ya göre Sistemsel Düşüncenin prensiplerine dayanmaktadır. Sürdürülebilir gelişmenin alt etki alanları kültürel, teknolojik ve politik olarak kabul edilir. Bazıları için sürdürülebilir gelişme sürdürülebilirlik için ana prensip olmasına karşın diğerleri için bu iki terim paradoksaldır (ör. gelişme doğal olarak sürdürülebilir değildir). Sürdürülebilir gelişme gelecek neslin ihtiyaçlarını karşılama yetisine zarar vermeden günümüzdeki ihtiyaçları karşılayabilen gelişmedir. Sürdürülebilir Gelişme terimi Çevre ve Gelişme Dünya Komisyonu için Brundtland Raporu (1987) tarafından ortaya atılmıştır.\nSürdürülebilirlik, ortak bir idealin arayışıyla karakterize edilen sosyo-ekolojik bir süreç olarak da tanımlanabilir. Bir ideal, tanım itibarıyla belirli bir yer ve zaman için ulaşılabilir değildir. Ancak, ısrarlı ve dinamik bir şekilde yaklaşarak, süreç sürdürülebilir bir sisteme yol açar. \nEkoloji bilimi, sürdürülebilirliğin, türlerin ve çevresindeki kaynakların dengesi ile sağlandığına inanmaktadır. Bu dengeyi sağlamak için, mevcut kaynaklar doğal yollarla üretimden daha hızlı tüketilmemelidir.\nSürdürülebilirlik kavramının geniş bir alana yayılan modern kullanımının tam olarak tanımlanması zordur. Esasen, sürdürülebilirlik, insanların uzun vadede sadece girdilerine güvenmeye devam edebilecekleri şekilde, doğal ve yenilenebilir kaynaklardan faydalanılması anlamına geliyordu. Sürdürülebilirlik kavramı veya Almanca Nachhaltigkeit, Hans Carl von Carlowitz'e (1645-1714) kadar izlenebilir ve ormancılığa uygulanmıştı.\nSağlıklı ekosistemler ve doğal çevre insanların ve diğer organizmaların hayatta kalması için gereklidir. Olumsuz insan etkisini azaltmanın yolları çevre dostu çevre mühendisi, kimya mühendisliği, çevre kaynakları yönetimi ve çevre korumadır. Yeşil hesaplama, yeşil kimya, yer bilimi, çevre bilimi ve koruma biyolojisi kullanılarak veriler elde edilir. Ekolojik ekonomi insan ekonomileri ve doğal ekosistemleri hedef alan akademik araştırma alanlarını inceler.\nSürdürülebilirliğe doğru ilerlemek aynı zamanda uluslararası ve ulusal hukuk, kentsel planlama ve ulaşım, tedarik zinciri yönetimi, yerel ve bireysel yaşam tarzı ve etik tüketim konularını da ilgilendiren sosyal bir mücadeledir. Daha sürdürülebilir yaşamanın yolları, yaşam koşullarını yeniden düzenlemek (eko-köyler, eko-belediyeler ve sürdürülebilir şehirler), ekonomik sektörleri veya iş uygulamalarını yeniden değerlendirmek (permakültür, yeşil bina, sürdürülebilir tarım), yeni teknolojiler geliştirmek için bilimi kullanmak (yeşil teknolojiler, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir fisyon ve füzyon gücü) veya sistemleri esnek ve geri dönüşümlü bir şekilde tasarlamak ve doğal kaynakları koruyan bireysel yaşam tarzlarını ayarlamak gibi birçok şekil alabilir.\nSürdürülebilirlik terimi insan-ekosistem dengesinin (homoestaz) sağlandığı nihai hedef olarak görülmeli, \"sürdürülebilir kalkınma\" ise bizi sürdürülebilirliğin son noktasına götüren bütünsel yaklaşım ve zamansal süreçleri ifade eder. (305) \"Sürdürülebilirlik\" teriminin kullanımındaki artan popülariteye rağmen, insan toplumlarının çevresel sürdürülebilirliği sağlama olasılığı, çevresel bozulma, iklim değişikliği, aşırı tüketim, nüfus artışı ve toplumların kapalı bir sistemde sınırsız ekonomik büyüme peşinde olması ışığında kuşkulu bir durumdaydı ve hala da böyle olmaya devam ediyor.", + "question": "Sürdürülebilirlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sürdürülebilirlik daimi olma yeteneği olarak adlandırılabilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1141", + "context": "Algokrasi (Algoritma ile yönetim), özellikle yapay zeka ve blok zinciri gibi teknolojiler başta olmak üzere, bilgisayar algoritmalarının yasal düzenlemelerde, kanun yapımında ve genellikle ulaşım veya tapu kaydı gibi günlük yaşamın herhangi bir yerinde kullanıldığı alternatif bir hükûmet veya sosyal düzen biçimidir. \"Algoritma ile yönetim\" terimi, 2013 yılında akademik literatürde “Algoritmik Yönetim'e” alternatif olarak ortaya çıkmıştır. İlgili bir terim olan \"Algoritmik Düzenleme\", standart belirleme ve davranışın hesaplama algoritmaları aracılığıyla izlenmesi veya değiştirilmesi olarak tanımlanır - yargının otomasyonu da bu kapsamda bulunmaktadır.\nAlgoritma ile yönetim, e-devlet literatüründe ve geleneksel kamu yönetimi uygulamalarında yer almayan yeni zorluklar ortaya çıkarmaktadır. Bazı kaynaklar, bilginin etkin kullanımıyla hükmeden varsayımsal bir hükûmet biçimi olan siberokrasi ile algoritmik yönetim arasında bir ilişki kurar, ancak algoritmalar bilgiyi işlemenin tek yolu değildir. Nello Cristianini ve Teresa Scantamburlo, bir insan toplumu ile belirli düzenleme algoritmalarının (itibara dayalı puanlama gibi) birleşiminin bir sosyal makine oluşturduğunu savunur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Algokrasi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Algokrasi (Algoritma ile yönetim), özellikle yapay zeka ve blok zinciri gibi teknolojiler başta olmak üzere, bilgisayar algoritmalarının yasal düzenlemelerde, kanun yapımında ve genellikle ulaşım veya tapu kaydı gibi günlük yaşamın herhangi bir yerinde kullanıldığı alternatif bir hükûmet veya sosyal düzen biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1142", + "context": "Basit yaşam, bir kişinin yaşam tarzını basitleştirmek için bir dizi farklı gönüllü uygulamayı kapsar. Bunlar, örneğin, genellikle minimalizm olarak adlandırılan malların azaltılmasını veya kendi kendine yeterliliğin arttırılmasını içerebilir. Basit yaşam, bireylerin istedikleri şeyler yerine sahip oldukları ile tatmin olma ile karakterize edilebilir. Her ne kadar çilecilik genellikle basit yaşamı teşvik edip lüks ve düşkünlükten kaçınmayı teşvik etse de, basit yaşamın tüm savunucuları münzevi değildir. Basit yaşam, gönüllü bir yaşam tarzı seçimi olduğu için de, mecburi yoksulluk içinde yaşayanlardan ayrışır.\nKatılımcılar, maneviyat, sağlık, aile ve arkadaşlar ile birlikte daha kaliteli zaman geçirmek, iş-yaşam dengesi, kişisel zevk, finansal sürdürülebilirlik, tutumluluk, sürdürülebilirlik veya stresi azaltmak gibi çeşitli kişisel nedenlerle basit yaşamı seçebilirler. Basit yaşam, materyalizme ve aşırı tüketime karşı bir tepki de olabilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Basit yaşam nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Basit yaşam, bir kişinin yaşam tarzını basitleştirmek için bir dizi farklı gönüllü uygulamayı kapsar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1143", + "context": "Bir ekosistemin biyokapasitesi veya biyolojik kapasitesi, doğal kaynaklar gibi belirli biyolojik materyallerin üretiminin ve atmosferden karbondioksit gibi diğer materyallerin emilmesi ve filtrelenmesinin bir tahminidir.\nBiyolojik kapasite, kişi başına düşen küresel hektar olarak ifade edilir, bu nedenle insan nüfusuna bağlıdır. Küresel bir hektar, belirli bir yılda Dünya'daki tüm üretken hektarların ortalama biyolojik verimliliğini temsil eden ayarlanmış bir birimdir (çünkü tüm hektarlar aynı miktarda ekosistem hizmeti üretmez). Biyolojik kapasite Birleşmiş Milletler nüfusu ve arazi kullanım verilerinden hesaplanır ve şehir, ülke veya bir bütün olarak dünya gibi çeşitli bölgesel düzeylerde rapor edilebilir.", + "question": "Biyokapasite nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bir ekosistemin biyokapasitesi veya biyolojik kapasitesi, doğal kaynaklar gibi belirli biyolojik materyallerin üretiminin ve atmosferden karbondioksit gibi diğer materyallerin emilmesi ve filtrelenmesinin bir tahminidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1144", + "context": "Biyokütle, yaşayan ya da yakın zamanda yaşamış canlılardan elde edilen fosilleşmemiş tüm biyolojik malzemenin genel adıdır. Biyokütle, bir enerji kaynağıdır ve endüstriyel anlamda biyokütle, bu biyolojik maddelerden yakıt elde edilmesi ya da diğer endüstriyel amaçlarla kullanılması ile ilgilidir. Yaygın olarak, biyoyakıt elde etmek amacı ile yetiştirilen bitkiler ile lif, ısı ve kimyasal elde etmek üzere kullanılan hayvansal ve bitkisel ürünleri ifade eder. Biyokütleler, bir yakıt olarak yakılabilen organik atıkları da içerir. Buna karşın, fosilleşmiş ve coğrafi etkilerle değişikliğe uğramış, kömür, petrol gibi organik maddeleri içermez. Genellikle kuru ağırlıkları ile ölçülürler.\nBiyoyakıtlar, biyoetanol, biyobütanol, biyodizel ve biyogazlarla ilgilidir.\nBiyokütle elde etmek üzere, şeker kamışı, şeker pancarı, mısır, dallı darı, papatya, keten tohumu, ayçiçeği, kolza, soya fasulyesi gibi pek çok değişik bitki yetiştirilebilir. Petrol bağımlılığı azaltma ve küresel ısınma ile mücadelede yenilenebilir yakıtların artan önemi nedeniyle biyokütle üretimi büyüyen bir endüstri haline gelmiştir.\nBiyokütleler de, petrol ve kömür gibi, güneş enerjisinin depolanmış halidirler. Bitkiler güneş enerjisini fotosentez aracılığıyla tutarlar.\nBiyoyakıtların içerisindeki karbon, bitkilerin havadaki karbondioksiti parçalaması sonucu elde edildiği için, biyoyakıtların yakılması, dünya atmosferinde net karbondioksit artışına neden olmaz. Bu nedenle, pek çok insan, atmosferdeki karbondioksit miktarının artışına engel olabilmek için, fosil yakıtlar yerine biyoyakıtların kullanılması gerektiği görüşünü savunmaktadırlar.\nBiyoyakıtlar, enerji dışında yapı malzemesi, geri dönüşümlü kâğıt ve plastik üretiminde de kullanılırlar. İnsan eliyle biyokütle üretimi ve tüketimi aşağıdaki gibidir.", + "question": "Biyokütle nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyokütle, yaşayan ya da yakın zamanda yaşamış canlılardan elde edilen fosilleşmemiş tüm biyolojik malzemenin genel adıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1145", + "context": "Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim (İngilizce: Environmental, Social, and Corporate Governance) veya güncel kısaltmasıyla ESG, bir yatırımın performansı üzerinde önemli etkileri bulunabilecek çevresel, sosyal ve yönetişimsel uygulamaları ifade eder. ESG uygulaması, geleneksel finansal analizin yanı sıra finansal olmayan potansiyel risk ve fırsatları da inceleyerek yatırımcılara daha kapsamlı bir analiz yapma imkânı sunan bir uygulamadır.\nESG odaklı yatırımlarda sosyal etki yaratma bilinci vardır. Klasik yatırım anlayışının aksine paranın nasıl bir şirkete yatırıldığı, o şirketin çalışanlarına nasıl bir çalışma ortamı sunduğu, müşterilerine adil davranıp davranmadığı, yaptığı üretimin çevreye etkisi nedir gibi sorular ön plandadır. Ancak yine de her yatırımda olduğu gibi ESG yatırımcılığında da nihai amaç yapılan yatırımla her alanda en iyi finansal performansı elde etmektir.\nESG kavramıyla birlikte sosyal sorumlu yatırımcılık ve etki yatırımcılığı gibi kavramlar da doğmuştur. Her iki yatırımcılık anlayışı da ESG kriterlerini önceler ve buna göre bir yatırım kararı verilmesini sağlar. Ayrıldıkları nokta ise, sosyal sorumlu yatırımcılığın, riskli alanlardan daha uzak durması veya kâr maksimizasyonu ile ilgilenmesiyken, etki yatırımcılığında daha fazla riskin kabul edilebilir olması ve hatta kâr beklentisinin bile az olmasıdır. Etki yatırımcıları, kâr edememe pahasına ESG'ye önem veren şirketlere yatırım yapmaktan çekinmez. Öte yandan ESG'ye duyulan ilginin sonucunda sürdürülebilirlik yatırım araçları, sorumlu yatırım fonları, sürdürülebilirlik endeksleri gibi uygulamaların sayısı gün geçtikte artmaktadır.\n20 yıldan kısa bir sürede, ESG kavramı Birleşmiş Milletler tarafından başlatılan kurumsal bir sosyal sorumluluk girişiminden, 30 Trilyon Amerikan dolarından fazla finansal varlığı temsil eden küresel bir fenomene dönüştü.", + "question": "Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim (İngilizce: Environmental, Social, and Corporate Governance) veya güncel kısaltmasıyla ESG, bir yatırımın performansı üzerinde önemli etkileri bulunabilecek çevresel, sosyal ve yönetişimsel uygulamaları ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1146", + "context": "Kaya özdeşliği, Japon enerji ekonomisti Yoichi Kaya ve bir takım karbon uzmanı tarafından geliştirilmiş bir özdeşliktir. Kaya özdeşliği, Kaya faktörleri adı verilen karbon yoğunluğu, enerji yoğunluğu, kişi başı gayrisafi yurt içi hasıla ve nüfus olmak üzere dört adet değişkenle ifade edilir. Özdeşlik insanlar veya belli bir ülkenin sebep olduğu karbondioksit emisyonunun hesaplanmasında kullanılır.\n\n \n \n \n K\n =\n N\n ×\n \n (\n \n \n \n G\n S\n Y\n I\n H\n \n N\n \n \n )\n \n ×\n \n (\n \n \n E\n \n G\n S\n Y\n I\n H\n \n \n \n )\n \n ×\n \n (\n \n \n K\n E\n \n \n )\n \n \n \n {\\displaystyle K=N\\times \\left({\\frac {GSYIH}{N}}\\right)\\times \\left({\\frac {E}{GSYIH}}\\right)\\times \\left({\\frac {K}{E}}\\right)}\n \n\nK : Karbon yoğunluğu\nN : Nüfus\nE : Enerji yoğunluğu\nGSYIH : Gayrisafi yurt içi hasıla\nÇok basit bir denklem olarak görülse de değişkenleri -Kaya faktörleri- birbirine bağlı etmenler olduğu için özdeşliğin uygulanmasında büyük zorluklar ortaya çıkmaktadır.", + "question": "Kaya özdeşliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kaya özdeşliği, Japon enerji ekonomisti Yoichi Kaya ve bir takım karbon uzmanı tarafından geliştirilmiş bir özdeşliktir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1147", + "context": "Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC) GSTC Kriterleri olarak bilinen sanayi profesyonelleri ve hükûmetlerin küresel seyahat ve turizm sektöründe sürdürülebilir kalkınmanın temel standartları kurduğu uluslararası bir kâr amacı gütmeyen bir organizasyondur.\nGSTC, ABD'de 501(c)3 kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak yasal olarak kayıtlıdır ve bağımsız ve tarafsız bir kuruluş olarak hareket eder. Güvenilir sürdürülebilirlik standartları için küresel üyelik birliği olan ISEAL Alliance'ın bir üyesidir.\nGSTC Kriterleri iki kriter grubundan oluşur: Oteller/konaklamalar ve tur operatörleri için Endüstri Kriterleri; ve Destinasyon yöneticileri ve hükûmetler için Destinasyon Kriterleri. Kriterler, bir endüstrinin veya destinasyonun sürdürülebilirlik standartlarını karşılaması için minimum gerekliliklerdir. Kriterler, GSTC tarafından yürütülen tüm organizasyonel faaliyetlerin temelidir. Diğer standartlara benzer şekilde, GSTC Kriterleri eğitim ve öğretim, politika geliştirme, süreçlerin ölçülmesi ve kontrol edilmesi için bir kılavuz ve sertifikasyon için bir temel olarak kullanılır. GSTC, sürdürülebilir seyahat ve turizm standartlarının GSTC Kriterlerine ve kalite standartlarına bağlılıklarına göre derecelendirme alabildiği bir akreditasyon sistemi olarak çalışır.", + "question": "Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC) GSTC Kriterleri olarak bilinen sanayi profesyonelleri ve hükûmetlerin küresel seyahat ve turizm sektöründe sürdürülebilir kalkınmanın temel standartları kurduğu uluslararası bir kâr amacı gütmeyen bir organizasyondur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1148", + "context": "Sürdürülebilir tarım ya da permakültür (Latince: permanere sürmek, devam etmek, cultura tarım), doğadaki insan yerleşimlerini, doğal ekosistemlerden örneklenen ziraat uygulamaları ve sürdürülebilirlik görüşüne göre uygulayan bir ekolojik tasarım anlayışıdır.", + "question": "Permakültür nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sürdürülebilir tarım ya da permakültür (Latince: permanere sürmek, devam etmek, cultura tarım), doğadaki insan yerleşimlerini, doğal ekosistemlerden örneklenen ziraat uygulamaları ve sürdürülebilirlik görüşüne göre uygulayan bir ekolojik tasarım anlayışıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1149", + "context": "SDEWES Merkezi (The International Centre for Sustainable Development of Energy, Water and Environment Systems ya da Enerji, Su ve Çevre Sistemlerinin Sürdürülebilir Gelişmesi için Uluslararası Merkez), Zagreb Üniversitesi'nde yerleşik, hükûmet dışı bilimsel bir kurumdur.", + "question": "SDEWES Merkezi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "SDEWES Merkezi (The International Centre for Sustainable Development of Energy, Water and Environment Systems ya da Enerji, Su ve Çevre Sistemlerinin Sürdürülebilir Gelişmesi için Uluslararası Merkez), Zagreb Üniversitesi'nde yerleşik, hükûmet dışı bilimsel bir kurumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1150", + "context": "Sosyal sürdürülebilirlik, sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir gelişmeye farklı yaklaşım yollarının en az tanımlanmış ve en az anlaşılmış olanıdır. Sosyal sürdürülebilirlik, kamu diyaloğunda ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliğe göre çok daha az ilgi görmüştür.\nSürdürülebilirliğe yönelik birkaç yaklaşım vardır. Çevresel sürdürülebilirlik, ekonomik sürdürülebilirlik ve sosyal sürdürülebilirlik üçlüsünü oluşturan ilk model, sürdürülebilirliğe yönelik olarak en yaygın kabul gören modeldir. Bu yaklaşımdaki \"sosyal sürdürülebilirlik\" kavramı, sosyal eşitlik, yaşanabilirlik, sağlık eşitliği, toplum gelişimi, sosyal sermaye, sosyal destek, insan hakları, işçi hakları, yerleşme, sosyal sorumluluk, sosyal adalet, kültürel yeterlilik, toplumun \"resilience\"i ve insan adaptasyonu gibi konuları içine alır.\nİkinci, daha yeni bir yaklaşım, sürdürülebilirliğin tüm alanlarının sosyal olduğunu göstermektedir: ekolojik, ekonomik, politik ve kültürel sürdürülebilirlik dahil. Bu sosyal sürdürülebilirlik alanlarının tümü sosyal ve doğal arasındaki ilişkiye bağlıdır. \"Ekolojik alan\", doğal çevrenin içinde insanın yerleşik durumu olarak tanımlanır. Bu açıdan sosyal sürdürülebilirlik tüm insan faaliyetlerini kapsamaktadır. Sadece ekonominin, çevrenin ve toplumsal alanın odaklanmış kesişimi ile ilgili değildir. (Venn şemasına ve Sürdürülebilirlik Halkaları diyagramına bakınız).", + "question": "Sosyal sürdürülebilirlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal sürdürülebilirlik, sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir gelişmeye farklı yaklaşım yollarının en az tanımlanmış ve en az anlaşılmış olanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1151", + "context": "Sentetik deri veya esnek deri olarak da adlandırılan suni deri döşeme, giyim, mobilya, çanta, ayakkabı ve diğer kullanımlarda derinin yerini alan bir deri malzemedir.. Suni deri, vegan deri, PU deri ve plither gibi birçok isim altında bilinir. Suni deri üretimi için birçok farklı yöntem geliştirilmiştir. Şu an rezin, poliüretan (PU), polivinil klorür (PVC), polivinil asetat (PA), nitroselüloz (NC), termoplastik elastomerler (TPE), sintetik kauçuklar ve bunların karışımları sık uygulanır.", + "question": "Suni deri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sentetik deri veya esnek deri olarak da adlandırılan suni deri döşeme, giyim, mobilya, çanta, ayakkabı ve diğer kullanımlarda derinin yerini alan bir deri malzemedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1152", + "context": "Sürdürülebilir dağıtım, ürünlerin çevresel, sosyal ve ekonomik etkilerini en aza indirerek, tedarik zinciri boyunca taşınması ve dağıtılması sürecidir. Lojistik ve tedarik zinciri yönetimi içinde, çevresel sürdürülebilirlik ilkelerini benimseyen uygulamaları içerir. Bu, karbon emisyonlarının azaltılması, enerji verimliliğinin artırılması, atık yönetiminin iyileştirilmesi ve sosyal sorumluluk ilkelerinin benimsenmesini kapsar.", + "question": "Sürdürebilir dağıtım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sürdürülebilir dağıtım, ürünlerin çevresel, sosyal ve ekonomik etkilerini en aza indirerek, tedarik zinciri boyunca taşınması ve dağıtılması sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1153", + "context": "Sürdürülebilir tarım, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden toplumun mevcut gıda ve tekstil ihtiyaçlarını karşılayacak sürdürülebilir yollarla yapılan tarım anlamına gelir. Ekosistem hizmetleri anlayışına dayanabilir. Tarımın sürdürülebilirliğini artırmanın birçok yöntemi vardır. Sürdürülebilir gıda sistemleri içinde tarım geliştirirken, esnek iş süreci ve tarım uygulamalarının geliştirilmesi önemlidir.\nTarım çok büyük bir çevresel ayak izine sahiptir; çevresel değişikliklere neden olurken aynı zamanda bu değişikliklerden etkilenir. Eğer insan nüfusu artışı gıda üretiminde bir artıştan vazgeçmezse, bu gerekli olacaktır. Sürdürülebilir tarım, tarım sistemlerinin değişen çevre koşullarında büyüyen bir nüfusu beslemesini sağlamak için potansiyel bir çözüm sunmaktadır. Herhangi bir belirli maliyet ve yerde doğal kaynakların sınırlı temini göz önüne alındığında, gerekli kaynaklar için verimsiz veya zararlı tarım nihayetinde mevcut kaynakları veya bunları karşılayabilme ve edinebilme yeteneğini tüketebilir.", + "question": "Sürdürülebilir tarım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sürdürülebilir tarım, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden toplumun mevcut gıda ve tekstil ihtiyaçlarını karşılayacak sürdürülebilir yollarla yapılan tarım anlamına gelir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1154", + "context": "Sürdürülebilirlik bilimi ilk olarak 1980'lerde ortaya çıktı ve yeni bir akademik disiplin haline geldi. Tarım bilimi veya sağlık bilimine benzer şekilde, ele aldığı pratik problemlerle tanımlanan uygulamalı bir bilimdir. Sürdürülebilirlik bilimi, konusunun temel parçaları olarak sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir kalkınma ile ilgili konulara odaklanır. \"Uyguladığı disiplinlerden ziyade ele aldığı problemlerle tanımlanır\" ve \"ikisi arasında dinamik bir köprü oluşturarak hem bilgi hem de eylemi ilerletme ihtiyacına hizmet eder\".\nAlan, iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, çevre kirliliği, toprak ve su bozulması gibi gezegenin yaşam destek sistemlerinin bütünlüğünü ve insanlığın geleceğini tehdit eden karmaşık sorunların çözümlerini anlamak ve bunlara katkıda bulunmak için insan, çevre ve mühendislik sistemleri arasındaki etkileşimleri incelemeye odaklanmıştır.\nSürdürülebilirlik bilimi, sürdürülebilir kalkınma ve çevre biliminin birbiriyle ilişkili ancak özdeş olmayan kavramlarından yararlanır. Sürdürülebilirlik bilimi, sürdürülebilirlik için kritik bir çerçeve sunarken, sürdürülebilirlik ölçümü, sürdürülebilir yönetişimine rehberlik etmek için gereken kanıta dayalı nicel verileri sağlar.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sürdürülebilirlik bilimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sürdürülebilirlik bilimi ilk olarak 1980'lerde ortaya çıktı ve yeni bir akademik disiplin haline geldi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1155", + "context": "Ulusal varlık fonu (UVF) (İngilizce: Sovereign wealth fund (SWF)), cari işlemler fazlası veren ülkelerin yabancı para rezervlerindeki artışın yarattığı bir değerlendirme arayışından doğan bir kavram olup, basit anlamda, bir havuz oluşturan söz konusu rezervlerle finanse edilen devlet kontrolündeki yatırım kurumları olarak tanımlanmaktadır. Türkçede henüz tam kabul görmüş bir çevirisi olmayan bu kavram, çeşitli kaynaklarda bağımsız varlık fonları, ulusal yatırım fonları, ülke yatırım fonları, devlet refah fonları veya kısaca ulusal fonlar olarak adlandırılabilmektedir.", + "question": "Ulusal varlık fonu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ulusal varlık fonu (UVF) (İngilizce: Sovereign wealth fund (SWF)), cari işlemler fazlası veren ülkelerin yabancı para rezervlerindeki artışın yarattığı bir değerlendirme arayışından doğan bir kavram olup, basit anlamda, bir havuz oluşturan söz konusu rezervlerle finanse edilen devlet kontrolündeki yatırım kurumları olarak tanımlanmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1156", + "context": "Yeryüzü Şartı adaletli, sürdürebilir ve huzurlu bir dünya için başlıca etik prensipleri ayarlayan, küresel dayanışma ve evrensel sorumluluk üzerine kurulmuş beyannamedir. Bu, yirmi birinci yüzyılda insanlığın yüzleştiği kritik sorunlar ve seçimleri tanımlamak için çalışır. Yeryüzü Şartının prensipleri: “Tüm bireyler, organizasyonlar, şirketler, hükümetler ve uluslararası kurumların işine kılavuzluk yapmak ve değerlendirmek için ortak bir standart gibi tasarlanmıştır.\" şeklinde dile getirilmiştir.", + "question": "Yeryüzü Şartı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yeryüzü Şartı adaletli, sürdürebilir ve huzurlu bir dünya için başlıca etik prensipleri ayarlayan, küresel dayanışma ve evrensel sorumluluk üzerine kurulmuş beyannamedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1157", + "context": "Yeşil binalar (sürdürülebilir binalar olarak da bilinir), bir binanın yaşam döngüsü boyunca (planlama, tasarım, inşaat, işletim, bakım, yenileme ve yıkım) çevreyle uyumlu olması ve doğal kaynakları verimli kullanmasını ifade eder. Bu, tüm proje aşamalarında yüklenici, mimarlar, mühendisler ve müşterinin yakın işbirliğini gerektirir. Yeşil Bina uygulaması, ekonomi, fayda, dayanıklılık ve konfor gibi klasik bina tasarımı hakkındaki endişeleri genişletir. Bunu yaparken, sürdürülebilirliğin üç boyutu, yani gezegen, insanlar ve tüm tedarik zincirindeki etkiler dikkate alınmalıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Yeşil bina nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yeşil binalar (sürdürülebilir binalar olarak da bilinir), bir binanın yaşam döngüsü boyunca (planlama, tasarım, inşaat, işletim, bakım, yenileme ve yıkım) çevreyle uyumlu olması ve doğal kaynakları verimli kullanmasını ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1158", + "context": "== Yeşil Tahvilin Tanımı ==\nÇevresel projelerin finansman ihtiyacını karşılamak için ihraç edilen borçlanma araçlarına yeşil tahvil denir. Yeşil tahviller, hükûmet veya şirketler tarafından çevre dostu projelere yatırım yapmak için kullanılır. Bu fonlar, yenilenebilir enerji projeleri, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği geliştirme, ormancılık ve sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik projeler gibi çeşitli alanlarda faaliyet gösterir. Yeşil tahviller, devletler, uluslararası kuruluşlar, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları tarafından oluşturulabilir ve yönetilebilir. Yeşil tahvil yalnızca doğal yaşam, iklim, sürdürülebilirliğe ve çevreye katkıda bulunan yeşil projelerde kullanılır.", + "question": "Yeşil tahvil nedir?", + "answers": { + "text": [ + "== Yeşil Tahvilin Tanımı ==\nÇevresel projelerin finansman ihtiyacını karşılamak için ihraç edilen borçlanma araçlarına yeşil tahvil denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1159", + "context": "Atmosfer, gaz yuvarı veya hava yuvarı herhangi bir gök cisminin etrafını saran ve gaz ile buhardan oluşan tabaka.\nYer çekimi sayesinde tutulan atmosfer, büyük ölçüde gezegenin iç katmanlarından kaynaklanan gazların yanardağ etkinliği ile yüzeye çıkması sonucu oluşmakla birlikte, gezegenin tarihi boyunca Dünya dışı kaynaklardan da beslenmiş ve etkilenmiştir. Dünya'nın atmosferi, basınç ve yoğunluk açısından diğer yer benzeri gezegenlerden Mars'a göre yaklaşık 100 kat daha büyük, Venüs'e göre ise yaklaşık 100 kat daha küçük bir gaz kütlesini ifade eder. Ancak bileşim açısından bu iki gezegenin atmosferlerinden çok farklı olduğu gibi, Güneş Sistemi içinde de eşsizdir.", + "question": "Atmosfer nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atmosfer, gaz yuvarı veya hava yuvarı herhangi bir gök cisminin etrafını saran ve gaz ile buhardan oluşan tabaka." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1160", + "context": "Genellikle Armstrong hattı olarak adlandırılan Armstrong sınırı atmosferin yaklaşık 19. kilometresindeki sıvıların ve kanın buharlaştığı, insan hayatının tehlikeye girdiği, sıcaklığın -60 santrigrat derece civarında olduğu sınırdır.\nArmstrong sınırında atmosfer basıncı 0,0618 atmosfer gibi oldukça düşük bir seviyededir. Atmosfer basıncının düşüklüğü suyun (ve benzer diğer sıvıların) kaynama noktasını 37 derecelere kadar düşürür. Bu da insanın vücut sıcaklığına eşittir. Kanın da bu seviyede buharlaşmaya başlayacağı öngörülmektedir.\n1947 yılında ABD Hava Kuvvetleri'nden emekli Harry George Armstrong tarafından tespit edilmiştir. İnsanın hayatta kalamayacağı bir yükseklikte gerçekleşen bu fenomeni George Armstrong ilk tanımlayan kişi oldu.", + "question": "Armstrong Sınırı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Genellikle Armstrong hattı olarak adlandırılan Armstrong sınırı atmosferin yaklaşık 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1161", + "context": "Atmosferik dağılım başlıca şu şekilde gösterilir:\n\nOptiksel atmosferik dağılım\nRadyo dalgaları dağılımı, dünyanın iyonosferinden gelen radyo frekansları ya da daha düşük frekanslardır.\nSes dalgaları, ses geometrik objelerin köşelerinden geçerkenki ses dalgalarının bükümüdür. Kaynak katı bir cisim tarafından engellense dahi, bu etki sesin duyulabilmesini sağlar. Ses dalgaları katı cisimlerin etrafını gözle görülür bir şekilde büker.\nEğer bir objenin çapı akustik dalga boyundan daha büyük olsa bile, ses gölgeleri, sesin duyulamayacağı şekilde objenin arkasına atılır (Not: sesin bir kısmı maddeye bağlı olan objeye doğru yayılabilir.)", + "question": "Atmosferik dağılım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atmosferik dağılım başlıca şu şekilde gösterilir:\n\nOptiksel atmosferik dağılım\nRadyo dalgaları dağılımı, dünyanın iyonosferinden gelen radyo frekansları ya da daha düşük frekanslardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1162", + "context": "Atmosferik nehirler (AR) (İngilizce: AR (Atmospheric Rivers), romanize: Atmosferik nehirler), dünya atmosferinde (troposferde) yüksek seviyelerde su buharının taşınması sonucu oluşan su buharı akımlarıdır. Bu akımlar genellikle, ekvator yakınlarındaki okyanuslardan başlayarak kutuplara doğru hareket ederler. Atmosferik nehirler, çoğunlukla 250 ila 500 km genişliğinde ve 2000 ila 4000 km uzunluğundadır ve içerdikleri su buharı miktarı, dünyadaki tüm nehirlerin yıllık akışından daha fazla olabilir.\nOrtalama olarak, Dünya'da her zaman dört ila beş aktif atmosferik nehir bulunur. Her biri, Amazon Nehri'nin ağzından akan sıvı suya eşdeğer miktarda nem taşır. Karaya ulaştıklarında, atmosferik nehirler bu nemini salar ve yoğun kar ve yağmur oluşur.\nAtmosferik nehirler, Dünya'nın ikliminin önemli bir parçasıdır. Nem taşımanın %90'ından sorumludurlar ve tropiklerden kutuplara doğru bulut oluşumunun önemli bir faktörüdür. Bu nedenle, atmosferik nehirler hava sıcaklıkları, deniz buzluğu ve iklimin diğer bileşenleri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.\nAtmosferik nehirler genellikle ekvatoral olmayan Kuzey Pasifik / Atlantik, güneydoğu Pasifik ve Güney Atlantik okyanuslarında meydana gelir ve genellikle Kuzey ve Güney Amerika'nın batı sahillerine karaya çıkarlar. Atmosferik nehir karaya çıkışı yaşayan diğer bölgeler arasında Grönland, Antarktika ve güney-merkez Amerika Birleşik Devletleri yer alır.", + "question": "Atmosferik nehir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atmosferik nehirler (AR) (İngilizce: AR (Atmospheric Rivers), romanize: Atmosferik nehirler), dünya atmosferinde (troposferde) yüksek seviyelerde su buharının taşınması sonucu oluşan su buharı akımlarıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1163", + "context": "Barometre, atmosfer basıncını ölçmeye yarayan alet. Genellikle cıvalı (sıvılı) ve aneroid (havalı) olmak üzere yaygın olarak kullanılan iki çeşidi vardır.", + "question": "Barometre nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Barometre, atmosfer basıncını ölçmeye yarayan alet." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1164", + "context": "Açık hava basıncı, atmosfer basıncı, atmosferik basınç veya barometrik basınç; belirli bir yüzeye, üzerindeki atmosfer kolonu tarafından uygulanan birim kuvvet. Atmosfer basıncı genellikle civalı ve aneroid (sıvısız) barometreler ile ölçülür.\nAtmosfer basıncını ifade ederken ülkeye veya amaca göre değişen çok çeşitli birimler kullanılır:\n\nMilimetreciva (MmHg veya torr)\nİnçciva (InHg)\nİnçkareye etki eden pound (psi)\nSantimetrekareye etki eden dyne (dyne/cm2)\nMilibar (mb)\nStandart atmosfer (atm)\nPaskal (kilopaskal veya hektopaskal)", + "question": "Atmosfer basıncı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Açık hava basıncı, atmosfer basıncı, atmosferik basınç veya barometrik basınç; belirli bir yüzeye, üzerindeki atmosfer kolonu tarafından uygulanan birim kuvvet." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1165", + "context": "Atmosfer veya havaküre, Dünya'nın kütleçekimi ile gezegenin çevresini sarmalayan gaz tabakası. Yaklaşık %78'i azot, %21'i oksijen, %0,93 argon, %1 su buharı ve kalan kısmı diğer bazı gazların karışımından oluşmuştur. Bu gaz karışımına genel olarak hava adı verilir. Atmosfer, Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü nedeniyle kutuplarda ince (alçak), Ekvator'da geniştir.\nAtmosfer, morötesi güneş ışınımını emmek ve gece ve gündüz sıcaklıklarını dengelemek suretiyle Dünya'daki yaşamı korur.\nAtmosfer ve dış uzay ile kesin bir sınır yoktur. Yavaşça incelir ve gözden kaybolur. Atmosfer kütlesinin üç çeyreği gezegen yüzeyinin 11 km içerisindedir. Amerika'da 80,5 km üstünde seyahat eden insanlar astronot olarak gösterilirler. Bir irtifa 120 km (400.000 ft) sınırını gösterir ki orada atmosferik etkiler tekrar giriş esnasında fark edilir. Karman line 100 km'de (328.000 ft) sık sık atmosfer ve dış uzay arasında sınır olarak kullanılır.\nDünya atmosferinin sıcaklığı yükseklikle değişir.", + "question": "Dünya atmosferi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atmosfer veya havaküre, Dünya'nın kütleçekimi ile gezegenin çevresini sarmalayan gaz tabakası." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1166", + "context": "Yüksek Frekanslı Etkin Kutup Işıkları Araştırma Programı (İngilizce: High-frequency Active Auroral Research Program) ya da HAARP; ABD Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Alaska eyaletinin en büyük üniversitesi Alaska Fairbanks ve Defansif İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından finanse edilmiş, etkin kutup ışıkları tabanlı, iyonosferin özelliklerini ve davranışlarını araştırmak üzere Alaska'da sürdürülen çalışma. İngiliz havacılık şirketi BAE Systems tarafından tasarlanmış ve inşa edilmiştir.", + "question": "HAARP nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yüksek Frekanslı Etkin Kutup Işıkları Araştırma Programı (İngilizce: High-frequency Active Auroral Research Program) ya da HAARP; ABD Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Alaska eyaletinin en büyük üniversitesi Alaska Fairbanks ve Defansif İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından finanse edilmiş, etkin kutup ışıkları tabanlı, iyonosferin özelliklerini ve davranışlarını araştırmak üzere Alaska'da sürdürülen çalışma." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1167", + "context": "Hava kütlesi, sıcaklık ve nem bakımından benzer olan büyük atmosfer parçalarına verilen isimdir. Hava kütlelerinin çevresindeki diğer hava parselleriyle belirli ve açık bir sınırı vardır.", + "question": "Hava kütlesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hava kütlesi, sıcaklık ve nem bakımından benzer olan büyük atmosfer parçalarına verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1168", + "context": "Atmosfer kimyası, Atmosfer biliminin bir dalıdır. Dünya atmosferi ile diğer gezegenlerin atmosferlerini inceler. Atmosfer kimyası disiplinler arası araştırma alanıdır ve çevre kimyası, fizik, meteoroloji, bilgisayar modelleme, volkanoloji, iklim bilimi gibi diğer alanlarla da çalışır.\nAtmosferin bileşimi ve kimyası birçok sebepten, özellikle atmosfer ve canlılar arasındaki etkileşimden dolayı önem taşımaktadır. Atmosfer bileşimi antropojenik kaynaklı sebepler nedeniyle değişmektedir ve bu değişim insan sağlığına, tarıma ve ekosisteme zarar vermektedir. Zararlardan en önemlileri asit yağmurları, ozon delinmesi, fotokimyasal sis, küresel ısınmadır. Atmosfer kimyası, problemlerin sebeplerini araştırıp, uygulanabilir teorilerle çözümler sunarak (daha çok Dünya için) daha iyi bir yaşam alanını amaçlamaktadır.", + "question": "Atmosfer kimyası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atmosfer kimyası, Atmosfer biliminin bir dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1169", + "context": "Mie saçılması veya Mie teorisi, düzlem bir elektromanyetik dalganın (ışık) homojen bir küre tarafından saçılmasını ifade eder. Maxwell denklemlerinin Lorenz–Mie–Debye çözümü olarak da bilinmektedir. Denklemlerin çözümü sonsuz bir vektör küresel harmonik serisi şeklinde yazılır. Saçılma ismini fizikçi Gustav Mie'den almaktadır; analitik çözümü ilk kez 1908 yılında yayınlanmıştır.\n\"Mie saçılması\" terimi aynı zamanda ışığın dalga boyunun kürenin yarıçapı ile yaklaşık eşit olduğu saçılma durumları için de kullanılmaktadır; bu saçılma özellikle atmosferde görülür. Genel Mie saçılmasının teknik olarak bir boyut limiti yoktur: saçılma sonuçları kürenin dalga boyundan küçük olduğunu durumlarda Rayleigh saçılmasına, büyük olduğu özel durumlarda ise geometrik optiğe yakınsar. Mie saçılması ve tesir kesitinin hesaplanması için birçok kod bulunmaktadır; Mie teorisinin konsentrik küreler, sonsuz silindir ve küre kümelerine uygulandığı kodlar da mevcuttur.", + "question": "Mie saçılması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mie saçılması veya Mie teorisi, düzlem bir elektromanyetik dalganın (ışık) homojen bir küre tarafından saçılmasını ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1170", + "context": "Atmosfer optiği Dünya atmosferinin kendine özgü optik özelliklerinin nasıl geniş ölçüde optik olgulara yol açtığını inceler. Gökyüzünün mavi rengi, yüksek frekanstaki mavi güneş ışığını gözlemcinin görüş alanına yönlendiren Rayleigh dağılımının direkt bir sonucudur. Mavi ışık kırmızıdan daha kolay dağılıma uğradığı için güneş kalın bir atmosferden gözlendiğinde kırmızı bir ton alır, bu da gündoğumu veya günbatımında olur. Ek olarak gökyüzündeki parçacıklar farklı renkleri farklı açılarda kırarak akşam veya şafak vaktinde rengarenk parlayan bir gökyüzü meydana getirebilir. Haleler, günbatımı parlaklığı, koronalar, güneş ışınları ve yalancı güneşlerin oluşmasında buz kristallerinden ve diğer parçacıklardan saçılım sorumludur. Bu olgulardaki çeşitlilik parçacık boyut ve geometrilerine bağlıdır.\nSeraplar, ışık ışınlarının havanın kırıcılık endeksindeki termal çeşitlilik sonucu eğilmesiyle gözlenen bir olgu olup, uzak cisimlerin görüntülerinde yerdeğiştirme ya da bozulma gözlenmesine yol açar. Bununla ilgili diğer optik olguların arasında, güneşin bozulmuş bir şekille beklenenden daha erken doğması veya daha geç batması olan Novaya Zemlya efekti vardır. Sıcaklık değişimi ile Fata Morgana adında, ufuktaki veya daha uzaktaki cisimlerin -ada, kayalık, gemi veya buzdağı gibi- uzamış veya yükselmiş olarak algılanmasıyla görülmeye değer bir kırılma formu oluşur.\nGökkuşağı ışığın yağmur damlacıklarındaki iç yansıması ve kırınımının bir birleşimidir. Gökkuşağı gökyüzünde güneşin zıt tarafında görüldüğü için, güneş ufka yakınken aralarındaki mesafe arttığından daha belirgin olur.", + "question": "Atmosfer optiği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atmosfer optiği Dünya atmosferinin kendine özgü optik özelliklerinin nasıl geniş ölçüde optik olgulara yol açtığını inceler." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1171", + "context": "Radyatif transfer elektromanyetik radyasyon formunda fiziksel bir enerji transferi olayıdır. Radyasyon bir ortam boyunca yayılırken\nabsorbsiyon, emisyon ve saçılma işlemlerinden etkilenir. Işınım Taşınım Denklemi bu etkileşimleri matematiksel olarak tanımlar. Radyatif Transfer Denklemi optik, astrofizik, atmosfer bilimi ve uzaktan algılama gibi çok çeşitli konularda uygulanmaktadır. Radyatif Transfer Denkleminin (RTD) analitik çözümleri basit durumlar için mevcuttur, ancak daha gerçekçi ortamlar için karmaşık çoklu saçılma parametreleri ile sayısal yöntemler gereklidir. Bu makale büyük ölçüde radyasyon dengesinin durumuna odaklanmıştır.", + "question": "Radyatif transfer nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Radyatif transfer elektromanyetik radyasyon formunda fiziksel bir enerji transferi olayıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1172", + "context": "Sera etkisi, bir gezegenin atmosferinden gelen radyasyonun, gezegenin yüzeyini normalden daha yüksek bir sıcaklığa ulaştırarak ısıtması sürecine denir.", + "question": "Sera etkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sera etkisi, bir gezegenin atmosferinden gelen radyasyonun, gezegenin yüzeyini normalden daha yüksek bir sıcaklığa ulaştırarak ısıtması sürecine denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1173", + "context": "Sıvı hava, atmosferden kompresörler yardımı ile emilen havanın basınçlandırılıp ardından çok geniş hacimlere genleştirildiğinde 1.013 bar atmosferik basınçta -194,4 °C sıcaklıkta sıvılaşmış şeklidir.\nGenleştirme işlemi hava ayrıştırılması için dizayn edilmiş tesislerde genleşme türbinleri ve küçük hacimden geniş bir hacime geçişi sağlayan genleşme valfleri yardımıyla olur. Bu prensip Joule-Thomson efekti olarak adlandırılır ve hava ayrıştırma işleminde soğukluk oluşturmanın ana sebebidir.", + "question": "Sıvı hava nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sıvı hava, atmosferden kompresörler yardımı ile emilen havanın basınçlandırılıp ardından çok geniş hacimlere genleştirildiğinde 1." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1174", + "context": "Sübsidans, üst atmosferde soğuyarak ağırlaşan havanın yeryüzüne inmesi olayıdır. Konveksiyonel hava hareketlerinden yukarıdan aşağıya doğru olandır. Sübsidans gerçekleşen yerde bağıl nem azalır, bulutlar kaybolur, hava kuraklaşır. Kışın gökyüzünün açık, bulutsuz ve çok soğuk olduğu günler iyi birer örnektir. Sübsidans hareketi, oluşum şekline göre üç farklı kategoriye ayrılır:\n\nTermik sübsidans: Yalnızca sıcaklık değişimine bağlı, soğuk bölgelerde havanın ağırlaşarak çökmeye zorlandığı yerlerde görülür.\nOrografik sübsidans: Yalnızca rüzgar altı yamaçlarda görülür.\nDinamik sübsidans: Yalnızca antisiklon alanlarında görülür ve bundan ötürü termik sübsidans ile karıştırılır. Dünyanın hareketlerinden dolayı havanın zorunlu alçalması durumudur.", + "question": "Sübsidans nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sübsidans, üst atmosferde soğuyarak ağırlaşan havanın yeryüzüne inmesi olayıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1175", + "context": "Termosfer, Atmosferin bir tabakasıdır. Yunanca termos: sıcaklık ve sferes: küre kelimelerinden müteşekkildir. Termosfer, Dünya atmosferinde doğrudan mezosferin üzerinde ve ekzosferin altındaki tabakadır.\nAdını ısı anlamına gelen Yunanca θερμός'dan (termos olarak telaffuz edilir) alan termosfer, deniz seviyesinden yaklaşık 80 km (50 mil) yüksekte başlar. Bu yüksek irtifalarda, artık atmosferik gazlar, moleküler kütleye göre katmanlara ayrılır (bkz. Türbosfer). Yüksek enerjili güneş radyasyonunun soğurulması nedeniyle termosferik sıcaklıklar irtifa ile artar. Sıcaklıklar büyük ölçüde güneş aktivitesine bağlıdır ve 1.700 °C'ye (3.100 °F) yükselebilir. Radyasyon, bu katmandaki atmosfer parçacıklarının elektrik yüklü parçacıklar haline gelmesine neden olarak radyo dalgalarının kırılmasını ve böylece ufkun ötesine alınmasını sağlar. Ekzosferde, deniz seviyesinden yaklaşık 600 km (375 mil) itibaren başlayan atmosfer uzaya dönüşür, ancak Kármán hattının tanımı için belirlenen değerlendirme kriterlerine göre termosferin kendisi uzayın bir parçasıdır. Bu katmandaki yüksek oranda zayıflatılmış gaz, gün boyunca 2.500 °C'ye (4.530 °F) ulaşabilir. Yüksek sıcaklığa rağmen, bir gözlemci veya nesne termosferde soğuk sıcaklıklar yaşayacaktır, çünkü gazın aşırı düşük yoğunluğu (pratikte sert bir vakum) moleküllerin ısıyı iletmesi için yetersizdir. Normal bir termometre, en azından geceleri 0 °C'nin (32 °F) önemli ölçüde altında okuyacaktır, çünkü termal radyasyonla kaybedilen enerji, doğrudan temasla atmosferik gazdan elde edilen enerjiyi aşacaktır. 160 kilometrenin (99 mil) üzerindeki akustik bölgede yoğunluk o kadar düşüktür ki moleküler etkileşimler sesin iletilmesine izin vermeyecek kadar seyrektir. Termosferin dinamiklerine, ağırlıklı olarak günlük ısınma ile yönlendirilen atmosferik gelgitler hakimdir. Atmosferik dalgalar, nötr gaz ve iyonosferik plazma arasındaki çarpışmalar nedeniyle bu seviyenin üzerinde dağılır. Termosfer, Uluslararası Uzay İstasyonu haricinde tamamen ıssızdır. Uluslararası Uzay İstasyonu, 408 ila 410 kilometre (254 ila 255 mil) arasında, termosferin ortasında Dünya'nın etrafında dönüyor.", + "question": "Termosfer nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Termosfer, Atmosferin bir tabakasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1176", + "context": "Uluslararası Standart Atmosfer (ISA), Dünya atmosferinin sıcaklık, basınç, yoğunluk, viskozite gibi özelliklerinin irtifaya bağlı olarak nasıl değiştiğini gösteren bir atmosfer modeli. ISA kısaltması, İngilizce International Standard Atmosphere kavramının akronimidir.\nISA şartlarında deniz seviyesinde sıcaklık +15 °C; atmosfer basıncı 1013,25 mb; yoğunluk 1 ρ/ρ0; kinematik vizkozite 1,461 x 10−5 m2/sn; ısı iletkenliği 2,534 x 10−2 W/m; ses hızı 340,3 m/sn'dir.", + "question": "Uluslararası Standart Atmosfer nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uluslararası Standart Atmosfer (ISA), Dünya atmosferinin sıcaklık, basınç, yoğunluk, viskozite gibi özelliklerinin irtifaya bağlı olarak nasıl değiştiğini gösteren bir atmosfer modeli." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1177", + "context": "Toplum ya da cemiyet, bir arada yaşayan canlıların oluşturduğu topluluktur. Sosyolojide toplum, onu oluşturan canlıların basit bir toplamından ziyade, farklı biçimler ve özellikler gösterip özgün olan ve nesnel yasalar gereğince insanların maddi üretim içindeki gündelik hayat faaliyetleriyle ve sınıfsal savaşımıyla değiştirilen ve gelişen ilişkilerden oluşan sisteme denir. Bir nevi örgütlenmedir.\nToplumların sahip oldukları davranış kalıpları vardır. Bu davranış kalıpları; eylemlerin veya dil, kültür gibi kalıpların kabul edilmesi veya edilmemesiyle oluşur. Bu davranış kalıpları toplumsal norm olarak bilinir. Toplumun sahip olduğu normlar zamanla değişebilir.", + "question": "Toplum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toplum ya da cemiyet, bir arada yaşayan canlıların oluşturduğu topluluktur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1178", + "context": "Sosyolojide, etnonim (Yunanca: ἔθνος, éthnos, lit. 'millet' ve ὄνομα ónoma, lit. 'isim' birleşimi), belirli bir etnik grubu belirtmek için uygulanan isimdir. Bazen etnisite ile aynı anlamda kullanılabilir. Etnik isimler iki kategoriye ayrılabilir: egzonimler (etnik grubun adı başka bir grup insan tarafından yaratılır), otonimler ve endonimler (isim etnik grubun kendisi tarafından oluşturulmuş ve kullanılmıştır). Örneğin Almanya'daki etnik olarak baskın grubun etnik adı Almanlardır; bu terim (yani \"Alman\" terimi) Türkçeye Arapça ve Fransızcadan girmiştir, ancak tersine Almanlar, kendinerini ifade ederken Deutschen terimini kullanır.", + "question": "Etnonim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyolojide, etnonim (Yunanca: ἔθνος, éthnos, lit." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1179", + "context": "Gecekondulaşma, kitlesel göç hareketleri ile birlikte ülkenin görece daha gelişmiş şehirlerinin eski ve kenar mahallerine veya bölgelerine gelen insanların, kendilerine ait olmayan boş arazilere sağlıksız ve alelacele barınaklar yapmasıyla ortaya çıkan yapılar ve bu yapıların zaman içinde geçirdiği süreçtir.", + "question": "Gecekondulaşma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gecekondulaşma, kitlesel göç hareketleri ile birlikte ülkenin görece daha gelişmiş şehirlerinin eski ve kenar mahallerine veya bölgelerine gelen insanların, kendilerine ait olmayan boş arazilere sağlıksız ve alelacele barınaklar yapmasıyla ortaya çıkan yapılar ve bu yapıların zaman içinde geçirdiği süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1180", + "context": "Bir veba çeşididir. Havayla yayılabilen tek veba türüdür. Adını hastalarda gösterdiği ağır zatürre semptomundan alır.\nKurbanlarda ateş, baş ağrısı, hâlsizlik, nefes darlığı, göğüs ağrısı, öksürük ve kanlı öksürük ile hızla pnömoni gelişir. Damlacık yoluyla yayılır ve akciğerlerde yayılım gösterir. Zatürre, solunum yetmezliği ve şoka sebep olabilir. Pnömonik veba, vebanın en tehlikeli ve havadan damlacık yoluyla yayılabilen tek cinsidir. Pnömonik veba %90 ile 95 arasında bir ölüm oranına sahiptir.", + "question": "Pnömonik veba nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bir veba çeşididir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1181", + "context": "Reform ya da inkılap, yanlış, yozlaşmış, tatmin edici olmayan, vb. şeylerin iyileştirilmesi veya köklü değiştirilmesi. Sözcüğün bu anlamda kullanımı 18'inci yüzyılın sonlarında ortaya çıkmaktadır ve Christopher Wyvill'in \"Parlamento Reformu\"nu birincil amacı olarak belirleyen dernek hareketinden kaynaklandığına inanılmaktadır.\nReform genellikle devrime aykırı olarak görülüyor ve devrime kıyasla bir şeyleri, daha yumuşak girişimler yaparak düzeltiyor veya iyileştiriyor. Toplumda gerekli değişikliklerin aniden değil, reformlar yoluyla olması gerektiğini savunan görüşe reformizm (inkılapçılık) denir. Gelişmekte olan ülkeler, genellikle uluslararası finans kurumları ve yardım kuruluşlarının desteğiyle yaşam standartlarını iyileştirmek için çok çeşitli reformlar gerçekleştirebilirler. Bu makroekonomik politika, kamu hizmeti ve kamu mali yönetimi reformlarını içerebilir.", + "question": "Reform nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Reform ya da inkılap, yanlış, yozlaşmış, tatmin edici olmayan, vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1182", + "context": "Sosyal pedagoji, Alman bilim insanı Adolf Diesterweg (1790-1866) tarafından ilk defa ortaya atılan bu terim, toplumda mağdur duruma düşmüş, sosyal yönden tecrit edilmiş veya şahsî yönden problemleri olan insanların sosyal hayata yeniden kazandırılmaları, bağımsız ve üretken hâle gelmelerini sağlayan terapoytik, eğitimsel ve danışmaya yönelik hizmetlerin bütünüdür. Daha basit bir yaklaşımla sosyal pedagoji, sosyal sorunlu çocuk, genç ve yetişkinlerin okul dışı eğitim ve terbiyesidir.\nBazı sosyal bilimciler, sosyal pedagojiyi, toplumsal eğitim veya yaygın eğitim anlayışı ile daha çok halk eğitimi veya kitle-toplum eğitimi olarak tanımlamaktadır. Bazıları da sosyal pedagojiyi, halk eğitimi çerçevesinde dar anlamda sadece yetişkinler eğitimi olarak görmektedir.\n\nTopluma yönelik eğitim faaliyetlerinin ortak noktası, okul dışı, bir başka ifadeyle örgün eğitimin dışında kalmasıdır. Dolayısıyla, sosyal pedagoji; mecburî eğitimini tamamlamış olan veya buna paralel olarak bazı sosyal sorunlu kişiler için, genelde kamu kurum ve kuruluşlarca düzenli, planlı ve sistemli bir şekilde yürütülen yaygın eğitim faaliyetlerinin bütünüdür.\nÖrgün eğitim sistemine hiç girmemiş veya herhangi bir kademesinde bulunan veya bu kademeden çıkmış gençlere ve bütün yaş gruplarına, örgün eğitimin yanında veya dışında düzenlenen eğitim, öğretim, rehberlik ve uygulama faaliyetleri, sosyal pedagoji kapsamına girmektedir.\nHalk eğitiminin yöneldiği kitle; yaş, akıl, cinsiyet, eğitim düzeyi, öğrenme ihtiyacı-isteği, sosyal statü ve sosyal gereklilik bakımından birbirinden farklı kişilerden meydana gelmektedir.\nTürkiye'de halk eğitiminden yararlanan kişilerin başında daha çok okuma yazma bilmeyenler, ev kadınları; beceri sahibi olmayan veya niteliksiz işsizler¸ serbest meslek erbabı; yaşadıkları ülkenin lisanını bilmeyen yabancılar, işçiler; işverenler; çiftçi; öğrenci; zanaatkâr ve esnaf gelmektedir.\nSosyal pedagojik faaliyetlerin kapsamına hemen hemen aynı sosyal gruplar girmektedir. Ancak, bu hedef kitlelerin içinde psiko-sosyal yönden sorunlu olan kişiler, asıl sosyal pedagojin ilgi alanına girmektedir.\nSosyal eğitim faaliyetleri, sosyal politikalar, sosyal hizmetler, gençlik hizmetleri ve aile hizmetleri aracılığı ile yürütülmektedir.\nAvrupa'da sosyal pedagojik hizmetler, 19. yüzyılda kilise tarafından başlatılmıştır. Hedef grup, daha ziyâde sanayi devriminden olumsuz yönde etkilenen ve şehirlere göç eden büyük ailelerin çocukları olmuştur. Bu dönemde örneğin Almanya'da, özellikle büyük şehirlerde kilise örgütleri tarafından muhtaç gençlere, meslekî eğitim imkânı tanıyan yurtlar, dernekler ve okulların yanında özel çocuk bakım evleri açılmıştır.\nBugün, sosyal pedagojik hizmetlerin faaliyet alanları ile sosyal çalışmanın faaliyet alanları birbirine çok yakındır. Bir kamusal sosyal faaliyet biçimi olarak sosyal çalışma, kötü sosyal şartları ortadan kaldırmak ve sosyal sorunlu kişi ve ailelere aynî veya nakdî destek sağlamakla bu maddî sorunun ortadan kalkmasına yardımcı olurken, sosyal eğitim daha çok bu sosyal grupların eğitimleri ile ilgilenmektedir.", + "question": "Sosyal pedagoji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal pedagoji, Alman bilim insanı Adolf Diesterweg (1790-1866) tarafından ilk defa ortaya atılan bu terim, toplumda mağdur duruma düşmüş, sosyal yönden tecrit edilmiş veya şahsî yönden problemleri olan insanların sosyal hayata yeniden kazandırılmaları, bağımsız ve üretken hâle gelmelerini sağlayan terapoytik, eğitimsel ve danışmaya yönelik hizmetlerin bütünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1183", + "context": "Soylulaştırma, İngilizce \"gentrification\" kelimesinin karşılığı olan ve Türkçede mutenalaştırma, seçkinleştirme, burjuvalaştırma, nezihleştirme, kibarlaştırma, centrifikasyon, jantileşme vb. kullanımları da olan \"soylulaştırma\", kısaca orta ve üst sınıfların dar gelirlilerin yaşadığı, kent merkezlerindeki semtlere yerleşme süreci olarak tanımlanmaktadır.\nSoylulaştırma, en basit ve sınırlı tanımıyla, dar gelirlilerin yaşadığı, kent içerisindeki köhneleşmekte olan konut alanlarına, daha üst sınıfların yerleşmeye başlaması süreci olarak tanımlanmaktadır. Değişimin gerçekleştiği mahallelerde, bir taraftan eski ve bakımsız kalmış konutların yenilenmesiyle gözle görülür fiziksel iyileşmeler yaşanırken; diğer taraftan eski sakinlerin, yerlerini biraz da gönülsüz olarak sonradan gelenlere bıraktığı, literatürde yerinden edilme (displacement) olarak adlandırılan bir süreç yaşanıyor. Bu süreç ile birlikte kentsel fiziki alt yapı ne kadar sabit kalırsa kalsın el, işlev ve tip değiştirilmiş olmaktadır.\n\"Soylulaştırma\" ile ilgili semtlerde var olan mahalle kültürü farklı grupların varlığıyla giderek değişime uğruyor.\nBaşlangıç aşamasında eski sakinlerin, güvendikleri \"güçlü\" komşularının varlığıyla yaşam alanlarına olan aidiyet duyguları güçleniyor. Ancak zamanla yaşadıkları semtler üst gelir gruplarının tercih ettiği yerler haline geliyor ve dolayısıyla emlak yatırımcılarının ilgisini çekiyor ve çoğunlukla spekülatif bir biçimde bu semtlerdeki emlak fiyatları artıyor. Bu evreden sonra mahallenin dokusunda yaşanan ciddi değişimler sonucunda, genellikle kiracılardan oluşan eski sakinler gönülsüz de olsa yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalıyorlar.\nSoylulaştırma ilk olarak, 1950’li ve 1960’lı yıllarda Londra ve New York gibi merkez ülke şehirlerinde karşımıza çıkıyor. İstanbul ise soylulaştırmayla 1970’li yılların sonlarına doğru tanışıyor. Dolayısıyla soylulaştırma İstanbul’da en az 25 senedir gerçekleşiyor. Süreç, İstanbul içerisinde on senelik aralıklarla yeni bölgelere sıçrayarak ilerliyor: 1980’lerde Boğaziçi (Arnavuktöy, Ortaköy ve Kuzguncuk), 1990’larda Beyoğlu (Cihangir, Galata ve Asmalımescit) ve 2000’lerde Haliç (Fener ve Balat) bu şekilde soylulaşıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde ise Süleymaniye, Tarlabaşı, Tophane ve Sulukule gibi kentsel dönüşüm projeleri ile gündeme gelen bölgeler soylulaştırma tartışmalarına konu oluyor.\nSoylulaştırma, büyük oranda içerdiği yerinden edilme boyutu nedeniyle 1980’li ve 1990’lı yıllar boyunca yurtdışındaki akademik çevrelerde yoğun tartışmalara konu oldu. Türkiye’de ise, son beş-altı yıldır ortaya çıkan ve sayıları giderek artmakta olan konuya ilişkin araştırmalar ve yayınlarla, soylulaştırma yeni yeni akademik çevrelerin gündemine giriyor.\nSoylulaştırma, çok sayıda farklı faktörü ve süreci tek bir çatıda toplamaktadır. Bu durumda, sürecin genel işleyişi hakkında fikir sahibi olabilmek için izlenebilecek yollardan birisi, soylulaştırmayı farklı bileşenlerine ayırıp bunları kendi içerisinde değerlendirmektir. Bu noktada Çağlar Keyder’in devlet, müteahhit ve birey merkezli gerçekleşen iç içe geçmiş üç farklı süreci birbirinden ayırarak yaptığı sınıflandırma literatüre önemli katkılar sağlıyor. Keyder, sürecin İstanbul’daki gelişimini bu üç dinamik çerçevesinde Avrupa ve Amerika örnekleriyle paralellikler kurarak aktarıyor. Keyder’in dikkat çektiği bir diğer önemli konu da soylulaştırmanın, kapitalizmin içinde bulunduğumuz evresinin karşı konulamaz bir parçası olduğu gerçeği. Dolayısıyla aslında soylulaştırma karşıtı söylemin, Keyder’e göre kapitalizme karşı olmaktan farkı yok.\nİhsan Bilgin soylulaştırmayı; sanayisizleşme, sosyal projelerin azalması ve büyük sermayenin küresel ölçekte konut piyasasına girmesi süreçleri ile birlikte tarihsel bir perspektife yerleştirdikten sonra, yukarıda sözü edilen kentsel dönüşüm projelerini üç farklı kesitte inceleyerek (büyük sermaye yatırımları, küçük girişimler ve kültür yatırımları) bunların, çevrelerini dönüştürme potansiyellerini irdeliyor. Bilgin özellikle kültür eksenli projelerin, kayda değer sınıfsal bir değişime yol açmadığının altını çiziyor. Bilgin aynı zamanda, sosyal politikalar ile desteklendiği takdirde, soylulaştırmanın kentsel politika aracı olarak kullanılabileceğine dikkat çekiyor.\nDoğan Kuban, Behiç Ak, Tan Morgül, Pelin Tan ve Ahmet Polat ise süreci farklı boyutlarıyla tartışıyor. Doğan Kuban, içinde bulunduğumuz dönemde yerel yönetimler tarafından İstanbul’da Süleymaniye ve benzeri bölgelerde gerçekleştirilmesi düşünülen dönüşüm projelerinin, tahmin edilenin aksine, üst sınıfların ilgisini bölgeye çekmeye yetmeyeceğine, belli bir tarihsel ve kültürel bilince ulaşmadan, sadece “fiziksel kılıflar” üreterek soylulaştırmanın tetiklenemeyeceğine işaret ediyor.\nBehiç Ak, kendine özgü ilginç üslubuyla kentte gerçekleşmekte olan farklı süreçlerin tek bir kavram ile ifade edilmeye çalışılmasını eleştiriyor ve ortaya attığı “hipotetik kâr” kavramı ile soylulaştırmanın gözlerden kaçan çıkmazlarına dikkat çekiyor. Tan Morgül, Kuzguncuk’taki sivil toplum hareketinin, yeni gelenlerle eski sakinlerin bir araya gelmesinde ve kaynaşmasındaki katkısına vurgu yapıyor. Morgül aynı zamanda, artan kira değerlerine rağmen, dar gelirlilerin mahallede kalmalarına olanak sağlayan enformel mekanizmaları açığa çıkarıyor.\nPelin Tan, sanat ve sanatçının, soylulaştırmanın farklı aşamalarında değişen rolünü, konumunu ve soylulaştırma karşısındaki duruşunu tartışıyor; özellikle 1990 sonrasında ortaya çıkan sanat ve kültür eksenli kentsel dönüşüm projelerini aktarıyor. Son olarak, Ahmet Polat, Balat’ta ve Lahey’de (Hollanda) yaşanmakta olan soylulaştırmaya ilişkin gözlemlerini karşılaştırmalı olarak aktarırken sürecin, fotoğraflarına nasıl yansıdığına ve soylulaştırmanın yerel halk için taşıdığı anlamlara değiniyor.\nHer bir \"soylulaştırma\" örneği kendine özgü dinamikler taşımakta olsa da, sonuçları itibarıyla sınıfsal ayrışmaların kentsel ayrışma olarak yeniden üretilmesinden başka bir anlam ifade etmemektedir.", + "question": "Soylulaştırma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Soylulaştırma, İngilizce \"gentrification\" kelimesinin karşılığı olan ve Türkçede mutenalaştırma, seçkinleştirme, burjuvalaştırma, nezihleştirme, kibarlaştırma, centrifikasyon, jantileşme vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1184", + "context": "Toplum 5.0 ya da bir başka deyişle ‘‘süper akıllı toplum’’, dijitalleşme ve yapay zekânın toplumsal yaşamdaki etkilerinin her yönüyle değerlendirildiği, insanların makine ve robotlarla ilişkisinin en verimli biçimde sağlandığı, büyüme ve kalkınmayı amaçlayan bir toplum modelidir.\nToplum 5.0’ın merkezinde insan ve insanın yaşam kalitesi yer almaktadır. Toplum 5.0 ideali gelecekte meydana çıkabilecek gelişmelerin toplumsal yaşam üzerindeki etkilerini de göz önünde bulunduran oldukça geniş ve derin bir bakış açısına sahiptir. Bu bakış açısının dayanak noktası, teknolojik yenilikleri topluma en verimli şekilde entegre etmek, toplumsal sorunlara çözüm üretmek ve teknolojiyi insanların çıkarları doğrultusunda kullanarak toplumun refah seviyesini artırmak suretiyle insan merkezli bir toplum meydana getirmektir.", + "question": "Toplum 5.0 nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toplum 5." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1185", + "context": "Yerel toplum, (İngilizce: Local community) yeryüzünün belli bir bölgesinde yaşayan ve düşünce, duygu, ilgi ve uğraşı bakımından ortak özellikler taşıyan, kimi durumlarda aralarında akrabalık bağları da bulunan insan topluluğu. Genellikle bir haneden daha büyük sosyal birimler için kullanılır. Şehir, kasaba ve köyler yerel toplum örnekleridir.\nToplum veya topluluk duygusu, insanların karşılıklı bağlantı ve bağımlılıklarını; ortak sorumluluk ve hedef algılarını ifade eder.\nBir topluluğu anlamak o topluluğun ihtiyaç ve kaynakları hakkında bilgi sahibi olmayı, o topluluğa saygı duyarak kilit topluluk üyelerini programlara dahil etmeyi gerektirir. Aksi takdirde söz konusu topluluk hakkında isabetli bilgi elde edilemeyecektir.", + "question": "Yerel toplum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yerel toplum, (İngilizce: Local community) yeryüzünün belli bir bölgesinde yaşayan ve düşünce, duygu, ilgi ve uğraşı bakımından ortak özellikler taşıyan, kimi durumlarda aralarında akrabalık bağları da bulunan insan topluluğu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1186", + "context": "Coğrafya; beşerî (insanî) sistemleri ve yeryüzünü araştıran, bunlar arasındaki ilişkiyi neden-sonuç ve dağılış ilkesine bağlı olarak inceleyen ve sorgulayan bir bilim dalıdır. Yer ve insanlar arasındaki ilişkiler coğrafyanın konusunu oluşturur. Coğrafya sözcüğü Yunanca “γεωγραφία” gaia (yer) ve gráphein (yazmak, betimlemek) sözcüklerinden türemiştir. Türkçesi yerçizim sözcüğüdür. Zamanımızdan 2200 yıl önce coğrafya terimini ilk kullanan kişi Eratosthenes (MÖ 276-MÖ 194) olmuştur. Gregg ve Leinhardt (1994), coğrafyayı 4 özellikle karakterize edilen bir disiplin olarak tanımlamaktadırlar:\n\nBirincisi, bir yere eşsiz bir karakter kazandıran, yeryüzü üzerindeki özelliklerin dağılımıdır (örneğin dağlar, ırmaklar, denizler vb.).\nİkincisi, bazı şeylerin oldukları yerlerde ve zamanda neden ve nasıl meydana geldiğini anlamaktır (örneğin yanardağlar gibi).\nÜçüncüsü, meydana gelen olayların, diğer olaylarla ilgisi ve bağlantısıdır (örneğin yağmur ormanlarının tahribi).\nSonuncusu, coğrafyanın haritalar ile bilgilerin ve düşüncelerin iletişimini sağlamasıdır.\nBu dört özellik birbiri ile çok çeşitli yollardan etkileşim içindedir. Bunlardan ilk üçü coğrafyanın dayanak ilkeleridir. Sonuncusu ise coğrafî araştırmalar sonucu elde edilen bilgilerin söylenişidir.\nCoğrafyanın bu değişik yönleri arasındaki etkileşim, onu tanımlama amaçlı olarak kesin çizgilerle bölünmesini zorlaştırır. Coğrafi beceriler, yerler, fizikî, beşerî ve çevre coğrafyası biçiminde bir bölümleme, bunlardan bir veya iki alanın coğrafya eğitiminin çeşitli basamaklarında yer alması; öğrencinin çeşitli alanlar arasındaki ilişkiyi anlamasının engellenmesi şeklinde bir sonuç doğurabilir.\nCoğrafya, bazı yeteneklerin gelişimini ve kavramların anlaşılmasını içerir. Bu kavram ve yetenekler ise fizikî çevre (ortam), beşerî çevre ve bunlar arasındaki ilişki ile ilgilidir. Coğrafya hem bir doğa bilimidir (fiziki coğrafya) hem de bir sosyal bilimdir (beşeri ve ekonomik coğrafya).", + "question": "Coğrafya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Coğrafya; beşerî (insanî) sistemleri ve yeryüzünü araştıran, bunlar arasındaki ilişkiyi neden-sonuç ve dağılış ilkesine bağlı olarak inceleyen ve sorgulayan bir bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1187", + "context": "Boyuna kıyı, dağların kıyıya paralel uzandığı kıyı tipidir. Kıyıda girinti-çıkıntı çok az sayıdadır. Kıta sahanlığı, diğer bir deyişle şelfler, dardır. Doğal limanlar azdır. Deniz etkileri içerilere fazla sokulamaz. Falez sayısı fazladır. Kıyı ile iç kesimler arasında ulaşım zordur, geçitlerle sağlanır. İklim farklılığı da vardır. Türkiye'de Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında görülür.kıı ve ic kesımler arasında ulasım zordur \n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Boyuna kıyı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Boyuna kıyı, dağların kıyıya paralel uzandığı kıyı tipidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1188", + "context": "Dağılış ilkesi, diğer adıyla yayılma ilkesi, coğrafyayı diğer bilim dallarından ayıran temel ilkedir. Olayların oluş sahası ve yerini göstermektedir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Dağılış ilkesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dağılış ilkesi, diğer adıyla yayılma ilkesi, coğrafyayı diğer bilim dallarından ayıran temel ilkedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1189", + "context": "Peyzaj sözlük anlamı \"görünüm, manzara\" olan Fransızca \"paysage\" kelimesinden dilimize girmiştir. Avrupa peyzaj sözleşmesine göre; peyzaj, insanlar tarafından algılandığı şekliyle, karakteri doğal ve insani unsurların eyleminin ve etkileşiminin bir sonucu olan alan anlamına gelir. Doğal peyzaj ise, doğada kendiliğinden var olan obje ve özellikler ile doğal hayatın oluşturduğu bir sentezdir. İnsan etkisine çok az açık olan, hatta hiçbir antropojen etkiye uğramamıştır. Doğa koşullarının etkisiyle kurulu düzeni içinde baş başa bırakılmış alanlardır.\nBu alanlardaki biyolojik veya ekolojik değişimler yine doğa kaynaklı deprem, erozyon, yanardağ püskürmeleri gibi olaylar sonucu ortaya çıkar. Dünya üzerinde sayısız doğal peyzaj örneği görmek mümkündür; göller, sazlıklar, kumul alanlar.", + "question": "Doğal peyzaj nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Peyzaj sözlük anlamı \"görünüm, manzara\" olan Fransızca \"paysage\" kelimesinden dilimize girmiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1190", + "context": "Etnocoğrafya veya Etnik Coğrafya (ἔθνος + γεωγραφία), etnik grupların coğrafi dağılımının bilimidir. Etnocoğrafya, geniş anlamda coğrafya ile, insan faaliyetlerinin ve bir bütün olarak etnik varlıkların etkisine ilişkin çalışmasıyla ilişkilidir.", + "question": "Etnocoğrafya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Etnocoğrafya veya Etnik Coğrafya (ἔθνος + γεωγραφία), etnik grupların coğrafi dağılımının bilimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1191", + "context": "Fiziksel oşinografi, okyanus içindeki fiziksel koşulların ve fiziksel süreçlerin, özellikle okyanus sularının hareketlerinin ve fiziksel özelliklerinin incelenmesidir. Fiziksel oseonografi, oşinografinin bölündüğü birkaç alt alandan biridir. Diğerleri biyolojik, kimyasal ve jeolojik oseonografidir.\nFiziksel oşinografi, tanımlayıcı ve dinamik fiziksel oşinografi olarak alt bölümlere ayrılabilir. Tanımlayıcı fiziksel oşinografi, sıvı hareketlerini olabildiğince kesin bir şekilde tanımlayan gözlemler ve karmaşık sayısal modeller aracılığıyla okyanusu araştırmayı amaçlar. Dinamik fiziksel oşinografi, öncelikle teorik araştırma ve sayısal modellere vurgu yaparak sıvıların hareketini yöneten süreçlere odaklanır. Bunlar, meteoroloji ile birlikte paylaşılan geniş Jeofizik Akışkanlar Dinamiği (GFD) alanının bir parçasıdır. GFD, Coriolis kuvvetinden büyük ölçüde etkilenen uzaysal ve zamansal ölçeklerde meydana gelen akışları tanımlayan Akışkanlar dinamiğinin bir alt alanıdır.", + "question": "Fiziksel oşinografi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fiziksel oşinografi, okyanus içindeki fiziksel koşulların ve fiziksel süreçlerin, özellikle okyanus sularının hareketlerinin ve fiziksel özelliklerinin incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1192", + "context": "Bir kayacın litolojisi, kayacın yüzeyinde, el veya çekirdek numunelerinde ya da mikroskop altında görünen fiziksel özelliklerinin tanımıdır. Kayaçların fiziksel özelliklerine örnek olarak renk, doku, tane boyutu ve bileşimi verilebilir. Litoloji, bu özelliklerin ayrıntılı tanımı veya kayacın fiziksel karakterinin kabaca bir özetidir. Kumtaşı, arduvaz, bazalt veya kireçtaşı, litoloji biliminin kayaçların fiziksel karakterinin kabaca özetlemesine verilebilecek bazı örneklerdir.\nHaritalama ve alanlar arasındaki korelasyon amacıyla kayaç dizilerini ayrı litostratigrafik birimlere ayırmak için litoloji biliminden yararlanılır. Litololoji, saha araştırmaları gibi belli bazı uygulamalarda tıpkı Avrupa jeoteknik standardı Eurocode 7'deki gibi standart bir terminoloji kullanılarak tanımlanır.", + "question": "Litoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bir kayacın litolojisi, kayacın yüzeyinde, el veya çekirdek numunelerinde ya da mikroskop altında görünen fiziksel özelliklerinin tanımıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1193", + "context": "Orta enlemler Dünya üzerinde Yengeç Dönencesi (23°26'22\" enlemler ) ile Kuzey Kutup Dairesi (66°33'39\") arasında yer alan uzamsal bir bölgedir. Oğlak Dönencesi'nden (-23°26'22\") Antarktika Çemberine (-66°33'39\") kadar da gider. Bunlar, iki tropik ve kutup daireleri arasında yer alan Dünya'nın subtropikal ve ılıman bölgelerini içerir. Hava cepheleri ve tropikal olmayan siklonlar genellikle bu bölgede bulunur ve ayrıca oluşum alanlarından Ekvator'a daha yakın olan ara sıra tropikal siklonlar veya subtropikal siklonlar bulunur.\nOrta enlemlerde hakim rüzgarlar genellikle çok kuvvetlidir. Dünyanın bu bölgeleri, kutuplardan gelen soğuk hava kütleleri ve tropik bölgelerden gelen sıcak hava kütleleri sürekli olarak birbirlerinin üzerinde yukarı ve aşağı ittiğinden çok çeşitli hızlı değişen hava koşullarına tanık olur.\nBeş tür orta enlem iklimi vardır: akdeniz, nemli subtropikal, Okyanusal iklim, nemli kıta ve subarktik.", + "question": "Orta enlemler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Orta enlemler Dünya üzerinde Yengeç Dönencesi (23°26'22\" enlemler ) ile Kuzey Kutup Dairesi (66°33'39\") arasında yer alan uzamsal bir bölgedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1194", + "context": "Rakapoşi, (Urduca: راکاپوشی / رَکی پُوشِہ‎) Karakurum Sıradağları'nda bulunan bir dağdır. Dumani adıyla da bilinmektedir. Dünyanın en yüksek 27. zirvesidir. Kaydedilmiş ilk başarılı tırmanışı 1958 yılında Mike Banks ve Tom Patey gerçekleştirmiştir.", + "question": "Rakapoşi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Rakapoşi, (Urduca: راکاپوشی / رَکی پُوشِہ‎) Karakurum Sıradağları'nda bulunan bir dağdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1195", + "context": "Taban seviyesi ovası, bir coğrafik bölge türüdür. Ova, genellikle yüksek dağların çevresinde yer alan, düzlük bir alandır. Taban seviyesi ovası ise, diğer ovalardan daha alçak bir yerleşim alanıdır ve genellikle su kaynaklarının bol olduğu alanlarda bulunur. Taban seviyesi ovasının özellikleri, yerleşim yerlerinin alçak yerlerde olması, yüksek dağların ve vadilerin etkisiyle oluşan iklimsel şartlar ve toprağın verimliliği gibi faktörlerdir.\nTaban seviyesi ovası, genellikle tarım ve hayvancılık gibi sektörlerde önemli bir rol oynar. Bu bölgelerde, genellikle sulu tarım yapılır ve çeşitli tahıl, sebze ve meyve yetiştirilir. Hayvancılık da bu bölgelerde önemli bir ekonomik faaliyet olabilir, çünkü yüksek dağların etkisiyle oluşan iklim koşulları, hayvanların beslenmesi için uygun ortamlar oluşturur.\nTaban seviyesi ovası, coğrafik olarak önemli bir bölgedir ve genellikle yüksek dağların çevresinde yer alır. Bu bölgelerde, tarım ve hayvancılık gibi ekonomik faaliyetler önemli rol oynar ve iklim koşulları, toprak verimliliği ve su kaynakları gibi faktörler etkili olur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Taban seviyesi ovası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Taban seviyesi ovası, bir coğrafik bölge türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1196", + "context": "Tektonik ovalar, fay hatları sebebiyle oluşan çöküntüler sonrasında ortaya çıkan alüvyon birikintileri sonucu oluşan ovalardır. Bu ovalar tarım ve yerleşim açısından önemli ovalardır çünkü bu ovalarda zengin sıcak su kaynakları bulunur ve ulaşım kolaydır. Türkiye'de bulunan tektonik ovalar Kuzey Anadolu Fay Hattı, Batı Anadolu Fay Hattı ve Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde yoğunlaşmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Tektonik ova nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tektonik ovalar, fay hatları sebebiyle oluşan çöküntüler sonrasında ortaya çıkan alüvyon birikintileri sonucu oluşan ovalardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1197", + "context": "Sinema veya Sinema sanatı, kamera aracılığı ile elde edilmiş görüntülerin bir ışık aracılığı ile beyaz renkte bir perdeye yansıtılarak film adı verilen sesli veya sessiz hareketli videolar elde edilmesi işidir. Üretilen bu filmler, sinema salonu adı verilen özel binalarda gösterilmektedir. Sinema sanatı genel olarak diyalog, kurgu, sahnenin düzeni, ışık, ses ve dekor gibi şeyleri yapılan filme uygun sekilde dizayn edilir. Bu işlemlerin tamamına ise sinema endüstrisi adı verilmektedir. İtalyan asıllı Fransız film kuramcısı Ricciotto Canudo sinemayı, \"yedinci sanat\" olarak tanımlamış ve ilk sinema 1895 yılında çekilmiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sinema nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sinema veya Sinema sanatı, kamera aracılığı ile elde edilmiş görüntülerin bir ışık aracılığı ile beyaz renkte bir perdeye yansıtılarak film adı verilen sesli veya sessiz hareketli videolar elde edilmesi işidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1198", + "context": "5.1 çevresel ses düzeni, altı kanallı üç boyutlu ses sistemleri için kullanılan ortak addır. 5.1, ev sinemalarında en sık kullanılan yerleşim düzenidir. Beş tam bant genişliği kanalı ve bir düşük frekans efekt kanalı (\".1 kısmı\") kullanır. Dolby Digital, Dolby Pro Logic II, DTS, SDDS ve THX, ortak 5.1 sistemlerdir. 5.1 aynı zamanda dijital yayın ve müziğin standart üç boyutlu ses bileşenidir.\nTüm 5.1 sistemleri, ön sol ve sağ, orta kanal, iki çevresel kanal (sol ve sağ) ve bir subwoofer için tasarlanmış düşük frekans efekt kanalına sahip aynı hoparlör kanallarını ve yapılandırmasını kullanır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "5.1 çevresel ses düzeni nedir?", + "answers": { + "text": [ + "5." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1199", + "context": "Siyaset veya politika, gruplar arasında kararların alındığı veya bireyler arasındaki güç ilişkilerinin, kaynakların dağıtımı veya statü gibi diğer etkileşim biçimlerinin ilişkilendirildiği bir dizi faaliyeti ifade eder. Siyaset ve hükümeti inceleyen sosyal bilim dalı ise siyaset bilimi olarak adlandırılır.\nSiyaset terimi, olumlu bir bağlamda \"siyasi bir çözüm\" olarak kullanılabileceği gibi uzlaşmacı ve şiddetsiz bir anlam taşırken, tanımlayıcı bir anlamda \"hükümetin sanatı veya bilimi\" olarak da kullanılabilir. Ancak sıklıkla olumsuz bir çağrışım taşır. Bu kavram çeşitli şekillerde tanımlanmıştır ve farklı yaklaşımlar, siyasetin yaygın veya sınırlı bir şekilde kullanılması gerekip gerekmediği, deneysel veya normatif bir şekilde ele alınıp alınmaması gerektiği ve çatışmanın mı yoksa işbirliğinin mi daha temel olduğu konularında temel farklı görüşlere sahiptir.\nPolitikada bir dizi yöntem kullanılır, bunlar arasında kişinin kendi siyasi görüşlerini halk arasında tanıtması, diğer siyasi öznelerle müzakere, yasalar çıkarma ve içsel ve dışsal güç kullanma, rakiplere karşı savaş da dahil olmak üzere bulunur. Politika, geleneksel toplumların kabilelerinden ve kabilelerinden modern yerel hükûmetlere, şirketlere ve kurumlara kadar geniş bir sosyal seviyede icra edilir ve uluslararası seviyeye kadar uzanır.\nModern ulus devletlerde insanlar genellikle fikirlerini temsil etmek için siyasi partiler kurarlar. Bir partinin üyeleri genellikle birçok konuda aynı pozisyonu almaya ve aynı yasa değişikliklerini ve aynı liderleri desteklemek üzerine uzlaşmışlardır. Seçim ise genellikle farklı siyasi partiler arasında bir yarışmadır.\nBir siyasi sistem, bir toplum içinde kabul edilebilir siyasi yöntemleri tanımlayan bir çerçevedir. Siyasi düşünce tarihi antik çağlara kadar izlenebilir ve bu alandaki önemli eserler arasında Plato'nun \"Devlet\", Aristoteles'in \"Politika\", Konfüçyüs'ün siyasi yazıları ve Çanakya'nın \"Arthashastra\" gibi eserleri bulunur.", + "question": "Siyaset nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Siyaset veya politika, gruplar arasında kararların alındığı veya bireyler arasındaki güç ilişkilerinin, kaynakların dağıtımı veya statü gibi diğer etkileşim biçimlerinin ilişkilendirildiği bir dizi faaliyeti ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1200", + "context": "Åland bölgesel düzeyde bir yasama meclisi seçer. Åland Parlamentosu'nun orantılı temsil yoluyla dört yıllık bir dönem için seçilen 30 üyesi vardır. Åland'ın çok partili bir sistemi vardır ve hiçbir parti tek başına güç kazanma şansı yoktur, partiler koalisyon hükûmetleri oluşturmak için birbirleriyle çalışmak zorundadırlar.", + "question": "Åland Adaları'ndaki Seçimler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Åland bölgesel düzeyde bir yasama meclisi seçer." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1201", + "context": "Åland Parlamento Başkanı, Aland Parlamentosu'nun başındaki kişiye verilen isim. 4 Kasım 2019'dan beri parlamento başkanı Roger Nordlund'dur.", + "question": "Åland Parlamentosu başkanı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Åland Parlamento Başkanı, Aland Parlamentosu'nun başındaki kişiye verilen isim." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1202", + "context": "Amerika Birleşik Devletleri'nde, başkanlık onay derecelendirmeleri George Gallup tarafından 1930'ların sonunda (1937 olduğu tahmin edilmektedir), görev süreleri boyunca Amerika Birleşik Devletleri başkanına kamuoyu desteğini ölçmek için verilmiştir. Onay derecesi, belirli bir kişi veya programı onaylayan bir görüş anketine katılanların yüzdesini belirten bir anket tarafından belirlenen bir yüzdedir. Tipik olarak, bir siyasetçiye, bir örnek insanın söz konusu politik figürü onaylayıp onaylamadığı ya da onaylamadığı sorulan bir ankete verilen yanıtlara dayalı olarak bir onay derecelendirmesi verilir. Şöyle bir soru sorabilir:\n\nMevcut başkanın başkanlık görevini yürütme şeklini onaylıyor veya onaylamıyor musunuz? \nFikirleri ölçen çoğu anket gibi, bireysel anket sonuçları yanlış olabilir. Yanlış istatistikler gösteren birçok bilimsel olmayan onay derecelendirme sistemi mevcuttur. Çevrimiçi sorular gibi kullanıcının cevapları kendi seçtiği örnekler bu türdendir.\n2018'de Başkan Donald Trump, Cumhuriyetçilerde yaklaşık %81-91, Bağımsızlarda %50-65 ve Demokratlarda %43-56 gibi bir onay oranına sahipti. Gallup anketi, 2019 itibarıyla Amerikalıların %47'sinin Demokrat olduğu veya Demokrat eğilimler gösterdiğini,% 42'sinin Cumhuriyetçi olduğu veya Cumhuriyetçi eğilimler gösterdiğini bulmuştur.", + "question": "Amerika Birleşik Devletleri başkanlık onay derecelendirmeleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Amerika Birleşik Devletleri'nde, başkanlık onay derecelendirmeleri George Gallup tarafından 1930'ların sonunda (1937 olduğu tahmin edilmektedir), görev süreleri boyunca Amerika Birleşik Devletleri başkanına kamuoyu desteğini ölçmek için verilmiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1203", + "context": "Andiçme, birçok parlamento sisteminde kullanılan, bir siyasi parti liderinin veya bir parti adayının, bir yasama organına seçilmesi durumunda, lider veya aday olarak görev yapacak kişinin anayasaya bağlılığını teyit etmek için kullanılan bir terimdir. Genellikle, başbakanlık gibi hükûmetin başı olma pozisyonuna aday olan parti lideri, seçildiğinde genellikle milletvekili olur. Hükûmet kurulduğunda, siyasi partilerin milletvekilleri andiçme için kürsüye davet edilir.", + "question": "Andiçme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Andiçme, birçok parlamento sisteminde kullanılan, bir siyasi parti liderinin veya bir parti adayının, bir yasama organına seçilmesi durumunda, lider veya aday olarak görev yapacak kişinin anayasaya bağlılığını teyit etmek için kullanılan bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1204", + "context": "Çifte standart, insanlar ve insan grupları arasında seçkinci davranmak, bir meselede birini herhangi bir ölçüt belirlemeden kayırmaktır.\nErkekler için geçerli olan hak ve özgürlüklerin kadınlar için uygulanmaması veya ABD'de yüzyıllarca süregelen beyazın siyaha üstünlüğü bir çifte standart örneğidir. Politikada ise Batılı devletlerin İsrail ile Filistin'e ve Ermenistan ile Azerbaycan'a yönelik tavrının farklılığı çifte standart örneği olabilir.", + "question": "Çifte standart nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çifte standart, insanlar ve insan grupları arasında seçkinci davranmak, bir meselede birini herhangi bir ölçüt belirlemeden kayırmaktır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1205", + "context": "Çoğunluk lideri, yasama organında çoğunluk olan partiye mensup bir pozisyondur. Başkanlık sistemi kullanan bazı ülkelerde yaygın olarak kullanılır.", + "question": "Çoğunluk lideri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çoğunluk lideri, yasama organında çoğunluk olan partiye mensup bir pozisyondur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1206", + "context": "Ekolojik mültecilik, ani veya uzun vadeli çevre­sel değişikler sonucunda yaşamları veya yaşam koşulları kötü bir şe­kilde etkilenen; bunun neticesinde daimi yerleşimlerini bir süreliğine veya sürekli olarak terk etmek zo­runda kalan veya bırakılan; aynı ülke içerisinde veya başka bir ülke­ye göç etmek tercihinde bulunan ya da zorunda kalan kişiler veya grupların göç hareketini tanımlayan bir kavramdır. Ayrıca, ekolojik mültecilik hakkında son dönemlerde yapılan çalışmalar incelendiğinde karşımıza ekolojik mültecilik kavramı yerine çevresel mülteci, iklim mültecisi/göçü, iklim değişikliği mültecisi, çevresel olarak yerinden edilmiş kişi, afet mültecisi ve eko-mülteci gibi kavramlar da çıkmaktadır.", + "question": "Ekolojik mültecilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ekolojik mültecilik, ani veya uzun vadeli çevre­sel değişikler sonucunda yaşamları veya yaşam koşulları kötü bir şe­kilde etkilenen; bunun neticesinde daimi yerleşimlerini bir süreliğine veya sürekli olarak terk etmek zo­runda kalan veya bırakılan; aynı ülke içerisinde veya başka bir ülke­ye göç etmek tercihinde bulunan ya da zorunda kalan kişiler veya grupların göç hareketini tanımlayan bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1207", + "context": "Bir grup başkanı, çeşitli ülkelerde kullanılan bir siyasi unvan veya tanımlayıcı terimdir ve bir yasama organında bir parlamento grubunu veya meclis grubunu yöneten kişiyi belirtmek için kullanılır, bu ulusal veya alt ulusal bir yasama organı olabilir. Çoğu parlamenter demokraside, parlamento lideri parti üyesi milletvekilinin en kıdemli üyesidir.\nBir parti lideri, parlamento lideriyle aynı kişi olabilir veya bu roller ayrı kişilere verilebilir.", + "question": "Grup başkanı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bir grup başkanı, çeşitli ülkelerde kullanılan bir siyasi unvan veya tanımlayıcı terimdir ve bir yasama organında bir parlamento grubunu veya meclis grubunu yöneten kişiyi belirtmek için kullanılır, bu ulusal veya alt ulusal bir yasama organı olabilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1208", + "context": "Hakikat sonrası siyaset, kamu politikasını görmezden gelerek, duygulara hitap ederek ve olgularla desteklenmeyen bir mesajı tekrar tekrar öne sürerek siyaset yapma kültürüdür. Hakikat sonrası ile geleneksel tartışmayla olguları yanlışlamanın farkı, birincide olgulara itirazın ve uzman görüşlerinin duygulara seslenmekten daha önemsiz kalmas��dır. Bu çağdaş bir sorun olarak görülse de, bazı uzmanlar bunun çok uzun zamandır siyasi yaşamın bir parçası olduğunu ve internetin getirdiği sosyal değişimler sebebiyle son dönemde daha çok belirginleştiğini savunur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Hakikat sonrası siyaset nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hakikat sonrası siyaset, kamu politikasını görmezden gelerek, duygulara hitap ederek ve olgularla desteklenmeyen bir mesajı tekrar tekrar öne sürerek siyaset yapma kültürüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1209", + "context": "Hükümdar, hünkâr ya da monark, bir monarşinin, yani normalde ömür boyu ya da makamından vazgeçene dek bir ülkenin başında durduğu ve genellikle makamına verasetle geçtiği bir sistemle yönetilen bir ülkenin başındaki kişidir. Hükümdarlar, mutlak monarşilerdeki gibi otokrat da olabilir, çoğu meşrutiyette (ya da anayasal monarşide) olduğu gibi gerçek otoritenin yasama organının ya da bakanlar kurulunun elinde olduğu, kendilerinin sadece kısıtlı yetkilerle ya da sıfır yetkiyle hareket ettiği sembolik liderler de. Çoğu durumda hükümdar, bir devlet diniyle de bağlantılıdır. Çoğu devlette bir seferde sadece bir hükümdar olur. Ancak bir naip (hükümdar vekili), hükümdar küçükken, yokken ya da yönetme ehliyetinden yoksunken onun yerine ülkeyi yönetebilir. İki hükümdarın tek bir ülkeyi aynı anda yönettiği Andorra'daki gibi sistemlere \"eş prenslik\" denir.\nSiyasi ve sosyokültürel araştırmalarda hükümdar kelimesi normalde kalıtsal monarşiyle özdeşleştirilir; zira çoğu tarihi ve çağdaş monarşide hükümdarlık ebeveynlerden çocuklara geçmiştir. \nVerasetin kime geçeceği, kan bağı yakınlığı, ilk doğan payı ve baba soylu payı gibi çeşitli formüllerle belirlenir.\nAncak bazı monarşiler kalıtsal değildir ve onlarda hükümdar seçimle belirlenir; Malezya tahtı bunun çağdaş bir örneğidir. Bu sistemler, alışıldık monarşi tanımına aykırı olmakla beraber taşıdıkları bir takım ortak özellikler sebebiyle yine de monarşi sayılırlar. Birçok sistem ırsiyet ve seçim sistemlerini karma bir şekilde kullanır ki bunlarda selefliğe aday olma ya da seçilme payı sadece hükümdarlık kanı taşıyanların olabilecektir.", + "question": "Hükümdar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hükümdar, hünkâr ya da monark, bir monarşinin, yani normalde ömür boyu ya da makamından vazgeçene dek bir ülkenin başında durduğu ve genellikle makamına verasetle geçtiği bir sistemle yönetilen bir ülkenin başındaki kişidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1210", + "context": "Hürriyetçilik, toplumda gerekli değişikliklerin aniden, liberal ve liberteryen şeklinde değil, köle olmayan yoluyla, yumuşak bir geçiş şeklinde olması gerektiğini savunan dünya görüştür. Hürriyetçilik ülkelerin ve insanların huzurlu bir şekilde var olması için önemlidir.", + "question": "Hürriyetçilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hürriyetçilik, toplumda gerekli değişikliklerin aniden, liberal ve liberteryen şeklinde değil, köle olmayan yoluyla, yumuşak bir geçiş şeklinde olması gerektiğini savunan dünya görüştür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1211", + "context": "İVME Hareketi, demokratik sosyalizmin evrensel ilkelerini savunan, Türkiye'de faaliyet gösteren sivil bir siyasal harekettir. Kökenleri, 2017 yılında yapılan anayasa değişikliği referandumundan sonra 20 Nisan 2017 tarihinde bir grup Cumhuriyet Halk Partisi üyesi genç tarafından kurulan 20 Nisan Hareket’ine dayanmaktadır. Zaman içerisinde genişleyerek yeni bir siyasi zeminde hareket eden demokratik sosyalist ilkeleri savunan bir sivil toplum hareketine evrilmiştir. Her ne kadar kökleri CHP'ye dayansa da, İVME Hareketi'nin CHP ile organik bir bağı bulunmamaktadır. Kuruluşundan bu yana Türkiye'deki sol partiler, TİP ve HDP gibi ve hareketlerle iletişim ve dayanışmada bulunmuş, ortaklaşa hareket etmiştir.\n29 Ekim 2020 tarihinde bir manifesto yayınlayarak kuruluş amaç ve ilkelerini deklare etmişlerdir. İVME Hareketi son olarak yayınladığı Politika Vizyon Metni ile temel ideolojik hattını belirlemiştir.\nİVME Hareketi, farklı siyasi partilere üye olan ancak ortak bir sol siyaset anlayışında buluşan insanlardan oluşmaktadır. Çeşitli akademik faaliyetlerde bulunan İVME Hareketi, Akademik Özgürlükler ve Beyin Göçü isimli bir belgesel ve İklim Krizine Karşı Yeşil Adil Dönüşüm: Türkiye için Politika Önerileri isimli bir rapor hazırlamıştır. 2022 yılında Türkiye'nin ulusal siyasetinde barınma sorununun çözümüne katkı sunmak üzere, Barınma Hakkı ve Derinleşen Konut Krizi isimli raporlarını yayımlayarak barınma hakkı ve sosyal devlet merkezli çözüm önerilerini kamuoyuna sunmuşlardır. Bu rapor ve belgesellerin yanı sıra 2022 ve 2023 yıllarında temel çalışma alanlarından olan konularda Türkiye’de Çalışma Saatleri - İşsizlik İlişkisi Üzerine Değerlendirme, İVME Hareketi Çocuk Yoksulluğu Bildirisi ve Yolsuzluk Rejiminin Yapısal Sorunları başlıklarıyla bildiriler ve raporlar yayımlamışlardır.\nCHP, HDP ve TİP dahil olmak üzere çeşitli partiler ve sivil hareketler ile kendi ilkeleri çerçevesinde dayanışma çağrısında bulunmaktadırlar. CHP’nin periyodik aralıklarla yayımlanan dergisi olan İkinci Yüzyıl Dergisi'ne katkıda bulunmuşlardır. Bu katkılar çerçevesinde \"Kürt Sorunu\", \"Yeni Kamuculuk\" ve \"Ekolojik Kriz\" üzerine görüşlerini beyan etmişlerdir. İnternet siteleri ve sosyal medya platformları aracılığıyla çeşitli röportajlar, bildiriler ve yayınlar paylaşmaktadırlar.\n\nResmi Site 1 Mayıs 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.\nTwitter'da İvme Hareketi\nYouTube'de İvme Hareketi 26 Eylül 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.", + "question": "İVME Hareketi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İVME Hareketi, demokratik sosyalizmin evrensel ilkelerini savunan, Türkiye'de faaliyet gösteren sivil bir siyasal harekettir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1212", + "context": "Karşılaştırmalı siyaset, hem bir ülke içindeki hem de ülkeler arasındaki siyasal etkileşimi analiz etmek için karşılaştırmalı yöntemi kullanan siyaset biliminin bir alt alanıdır. Diğer ampirik yöntemleri de kullanarak bu alanda özellikle, siyasi kurumlar, siyasi davranış, çatışma ve ekonomik gelişme gibi konulardaki sorunların sebepleri ve sonuçları incelenir. Belirgin çalışma alanlarına uygulandığında, karşılaştırmalı siyaset, karşılaştırmalı yönetim (hükümet biçimlerinin karşılaştırmalı çalışması) gibi başka isimlerle de anılabilir.", + "question": "Karşılaştırmalı siyaset nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karşılaştırmalı siyaset, hem bir ülke içindeki hem de ülkeler arasındaki siyasal etkileşimi analiz etmek için karşılaştırmalı yöntemi kullanan siyaset biliminin bir alt alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1213", + "context": "Girişimci parti veya kişi partisi, çoğunlukla kendi çıkarlarını ilerletmek amacıyla o kişi tarafından oluşturulan, karizmatik bir siyasi girişimciye odaklanan bir siyasi parti türüdür.", + "question": "Kişi partisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Girişimci parti veya kişi partisi, çoğunlukla kendi çıkarlarını ilerletmek amacıyla o kişi tarafından oluşturulan, karizmatik bir siyasi girişimciye odaklanan bir siyasi parti türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1214", + "context": "Kukla hükümdar, siyasi bir otorite olduğunu belirten bir unvana sahip olan ancak gerçekte başka kişilere veya gruplara sadık olan veya onlar tarafından kontrol edilen kişidir. Yabancı bir hükûmet bu tür bir dış kontrolü elinde tutabilir ve kukla hükümdarın topraklarına kukla devlet denir. İç güçler de kukla hükümdar üzerinde nüfuz kullanabilir. Göstermelik hükümranlık, tarih boyunca birçok durumda ve yerde kullanılan bir yönetim biçimi olmuştur.", + "question": "Kukla hükümdar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kukla hükümdar, siyasi bir otorite olduğunu belirten bir unvana sahip olan ancak gerçekte başka kişilere veya gruplara sadık olan veya onlar tarafından kontrol edilen kişidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1215", + "context": "Liderlik seçimi, çeşitli ülkelerde siyasi bir parti üyelerinin partinin liderini belirlemek için yaptığı bir siyasi yarışmadır.\nGenel olarak, herhangi bir siyasi parti, liderlik seçiminin nasıl ve ne zaman yapılacağına ilişkin kendi kurallarını belirleyebilir. Örneğin, Birleşik Krallık'ta:\nLiderlik seçimleri genellikle mevcut liderin ölümü veya istifası nedeniyle gerçekleşir, ancak bir parti liderini görevden almanın ve böylece bir seçim yarışını başlatmanın resmi ve gayri resmi yöntemleri de bulunmaktadır. Ancak, ana partilerin liderlerini nasıl seçtikleri konusunda ortak bir prosedür bulunmamaktadır.\nLiderlik seçimi, parti kuralları tarafından belirlenen aralıklarda gerekebilir veya mevcut liderliğe olan güvensizliği ifade eden oy verenlerin belirli bir oranının talebi üzerine düzenlenebilir. Örneğin, İngiltere Muhafazakar Partisi'nde \"Muhafazakar milletvekillerinin mevcut liderlerine olan güvensizlik oyuyla liderlik seçimi tetiklenebilir\".\nDar anlamıyla, liderlik seçimi tamamen iç işleridir. Bir parti iç seçimi, bir başkan, vali, başbakan veya bir yasama organının üyesi gibi harici görevler için adaylarını seçmek amacıyla düzenlenir ve bunlara birincil seçim denir.\nLiderlik seçimleri, başkanlık sistemlerinde büyük öneme sahiptir. Başbakan gibi başkanlık sisteminin başlıca yürütme organı, parlamentonun çoğunluğundan gücünü alır ve parti içindeki liderler parlamentoda önemli pozisyonlarda bulunur, hatta bazen bakan olarak görev yaparlar - lider parti hükûmet partisi ise Başbakan, diğer bir koalisyon ortağı ise başka bir bakanlık görevinde. Bu nedenle, çoğu parlamento sistemi, Başbakanlık önseçimleri düzenlememekte, sadece iç liderlerini başbakan adayı olarak seçmektedir.\nAncak, liderlik seçimleri, bir parti liderinin federal bir seçimde başbakan veya başbakan/premier/başbakanın adayı olması durumunda, birincil seçimlerle benzerlik gösterir. Bu nedenle, liderlik seçimi genellikle bir partinin gerçekten başbakan veya başbakan/premier/başbakan adayı için yapılan bir seçim olarak kabul edilir, birincil seçim de bir partinin başkanlık adayı için yapılan bir seçim olarak kabul edilir.\nÇok sayıda partiden oluşan bir seçim ittifakı, her birinin ayrı lideri ve organları olan bir seçim ittifakı, 2021 Macaristan muhalefet birincil seçiminde olduğu gibi, birlikte bir Başbakanlık önseçimi de düzenleyebilir veya bir parti, liderini korumak isteyebilir, ancak Başbakanlık adayını başka biri olarak seçebilir, Portekiz Sosyalist Partisi'nin 2014'te yaptığı gibi.\nBaşkanlık ve yarı başkanlık sistemlerinde, başkan (Cumhurbaşkanı) yalnızca belirli durumlarda ve özel bir prosedürle (genellikle bir yasama üstün çoğunluğu, anayasa mahkemesi tarafından yapılan bir soruşturma veya her ikisiyle birlikte) başlatılabilen bir azil prosedürü ile görevden alınabilir ve görevden alınma hızlı bir seçim veya başkan yardımcısı tarafından otomatik olarak göreve devam etme anlamına gelir. Sonuç olarak, liderlik seçimleri çoğunlukla arka planda kalan olaylardır, çünkü yönetim partisinin politikaları parti içindeki lider tarafından değil, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir. Bununla birlikte, bazı sistemlerde bir kişinin hem Cumhurbaşkanı hem de yönetim partisinin lideri olarak aynı anda görev yapmasına veya hatta bunu zorunlu kılmasına izin verilir (Tayvan Demokratik İlerici Partisi gibi).\nAncak, bu, parlamento durumuna tamamen benzemez, çünkü başkanlık sistemlerindeki siyasi partilerin çoğunluk ve azınlık liderleri (bir başbakan gibi) ülkelerinin başyürütme organı değillerdir, ancak ülkelerinin yasama organının görevlileridir ve bunlar da başbakanın altında bir konumda olan bir politik partinin grup lideri (ki bu da benzer şekilde bir başbakanın altında bulunan bir gönderme lideri görevi) olarak kabul edilir.", + "question": "Liderlik seçimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Liderlik seçimi, çeşitli ülkelerde siyasi bir parti üyelerinin partinin liderini belirlemek için yaptığı bir siyasi yarışmadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1216", + "context": "Mariya Maruneviç (25 Ekim 1937 - 15 Şubat 2004) Eski Gagavuzya Kültür ve Eğitim İşleri Bakanı, Gagavuz Türklerinin kültürü ve tarihi ile ilgili çalışmalar yapmış ve Gagavuzya'ya özerk statü kazandırmakta büyük rol oynamış bilim insanı ve siyasetçi.", + "question": "Mariya Maruneviç nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mariya Maruneviç (25 Ekim 1937 - 15 Şubat 2004) Eski Gagavuzya Kültür ve Eğitim İşleri Bakanı, Gagavuz Türklerinin kültürü ve tarihi ile ilgili çalışmalar yapmış ve Gagavuzya'ya özerk statü kazandırmakta büyük rol oynamış bilim insanı ve siyasetçi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1217", + "context": "Millîleştirme, özel malları millî bir hükûmet veya devlet adına devlet mülkiyeti vererek kamusal mala dönüştürme sürecine verilen addır. Millîleştirme, daha çok özel mallara veya devlet bürokrasisinin alt kanatlarınca - belediyeler gibi - sahip olunan malların devlete transferini içerir. Millileştirmenin karşıtları özelleştirme, kamulaştırmadır. Daha önceden millileştirilen mallar özelleştirildiğinde ve daha sonradan hükûmet tarafından kamu mülkiyeti halini ald��ğında, yeniden millileştirme yapılmış olur. Genellikle millîleştirmeye tabi bırakılan sektörlere örnek olarak ulaşım, iletişim, enerji, bankacılık ve doğal kaynaklar örnek verilebilir.\nMillîleştirme devlete transferi sağlanan malın eski sahibine tazminat yolu ile olabileceği gibi hiç ödemeden de olabilir. Millîleştirme hükûmetin millîleştirilmiş mülk üzerinde hak sahibi olduğu mülklerin yeniden dağıtımından farklıdır. Bazı millîleştirmeler hükûmetin yasadışı işler yapan şirketi doğrudan edinmesi ile gerçekleşir. Örneğin, 1945 yılında Fransız hükûmeti Naziler'le işbirliği yaptığı için araba üreticisi Renault'a el koymuştur.\nMillileştirme aynı zamanda sosyalizmden farklı bir kavramdır. Sosyalizm; ekonomik ve örgütsel yapıyı sosyalist temellere dayandırarak yeniden yapılandırmayı içerir. Buna zıt olarak, millleştirme sosyal mülk veya ekonomik sistemin yeniden yapılandırılmasına atıfta bulunmaz. Kendi başına, millileştirmenin sosyalizm ile hiçbir ilgisi yoktur. Tarih boyunca birbirinden farklı politik ve ekonomik sistemler tarafından kullanılmıştır. Millîleştirme Laissez faire kapitalistleri tarafından hükûmetin bireylerin ekonomik ilişkileri üzerinde aşırı kontrol sağladığı gerekçesiyle karşı çıkılan bir uygulamadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Millîleştirme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Millîleştirme, özel malları millî bir hükûmet veya devlet adına devlet mülkiyeti vererek kamusal mala dönüştürme sürecine verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1218", + "context": "Monokrasi, (Monocracy) Tek kişinin yönetimi veya belirli bir siyasal amacın gerçekleştirilmesi için tek kişinin desteklendiği geçici yönetim biçimi.", + "question": "Monokrasi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Monokrasi, (Monocracy) Tek kişinin yönetimi veya belirli bir siyasal amacın gerçekleştirilmesi için tek kişinin desteklendiği geçici yönetim biçimi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1219", + "context": "Nolan diyagramı bir siyasi görüş değerlendirme diyagramı olup 1969 yılında David Nolan tarafından oluşturulmuştur. Diyagram siyasi düşünceleri iki vektöre - iktisadi görüş ve kişisel görüş - ayırarak bir çeşit Kartezyen diyagram sunar. Böylece siyasi görüş analizini geleneksel tek boyutlu çizgisel değerlendirme ölçütü olan \"sağ-sol\" çizgisi dışına çıkarıp iktisadi ve şahsi özgürlükler derecesinde iki boyutlu bir grafiğe yerleştirir.", + "question": "Nolan diyagramı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nolan diyagramı bir siyasi görüş değerlendirme diyagramı olup 1969 yılında David Nolan tarafından oluşturulmuştur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1220", + "context": "Postfeminizm (alternatif olarak post-feminizm olarak da çevrilir), 1990'lardan itibaren kadınlar tarafından feminizme verilen her türlü desteğin azaldığı iddiasını tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Feminizm, kadınlık ve popüler kültür arasındaki değişen ilişkileri anlamanın eleştirel bir yolu olarak da düşünülebilir. Terim bazen dördüncü dalga feminizm, postmodern feminizm ve siber feminizm sonraki birlikte anılmamalı veya bu feminizmlerle karıştırılmamalıdır.\n2000'li yıllarda Kent State Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma postfeminizmi dört ana iddiaya indirgemiştir: feminizme verilen destek azalmıştır; kadınlar feminizmden ve feministlerden nefret etmeye başlamıştır; toplum zaten sosyal eşitliğe ulaşmıştır, dolayısıyla feminizmin modası geçmiştir; ve \"feminist\" etiketi olumsuz damgalama nedeniyle sevilmemektedir.", + "question": "Postfeminizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Postfeminizm (alternatif olarak post-feminizm olarak da çevrilir), 1990'lardan itibaren kadınlar tarafından feminizme verilen her türlü desteğin azaldığı iddiasını tanımlamak için kullanılan bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1221", + "context": "Resmi parti statüsü, resmi olarak Kanada Parlamentosu ve eyalet yasama organlarında kullanılan Westminster uygulamasına atıfta bulunan ve siyasi partilerin parlamento grubunu tanımanın bir yöntemi olarak kullanılan bir terimdir. Resmi belgelerde bunun bazen \"tanınmış parti\" olarak adlandırıldığı görülmektedir.\nBu uygulama, belirli kriterleri karşılayan siyasi partilerin parlamento içinde ayrıcalıklı bir statüye sahip olmasını sağlamaktadır. Bu kriterler genellikle seçim sonuçlarına dayanmakta ve partiye, belirli sayıda seçilmiş milletvekiline veya belirli bir oy yüzdesine ulaşma gerekliliği getirmektedir. Resmi parti statüsüne sahip olan siyasi partilere, çeşitli avantajlar ve haklar tanınabilir, örneğin daha fazla finansal destek, daha fazla konuşma süresi veya daha geniş katılım imkanları gibi.\nResmi parti statüsü, siyasi partilerin parlamentoda etkin bir şekilde temsil edilmesini ve demokratik süreçlere katılımlarını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu statü, parlamentoda daha fazla ağırlığı olan ve politika oluşturma süreçlerine daha aktif bir şekilde katılan partilerin tanınmasını ve desteklenmesini sağlamaktadır.", + "question": "Resmi parti statüsü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Resmi parti statüsü, resmi olarak Kanada Parlamentosu ve eyalet yasama organlarında kullanılan Westminster uygulamasına atıfta bulunan ve siyasi partilerin parlamento grubunu tanımanın bir yöntemi olarak kullanılan bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1222", + "context": "Seçkin parti, özellikle parlamento üyeleri olmak üzere toplumsal seçkinlerden oluşan bir siyasi partidir. Bu parti üyeleri, prensip ve hedefler ruhunda siyasi olarak işbirliği yapmayı kabul ederler.\nSeçkin partiler, bireysel politikacıların geniş halk desteği olmaksızın siyasi duruşlarını sağlayabildikleri durumlarda, özellikle toplumun elit üyelerinden oluşan bir siyasi parti olarak ortaya çıkar. Seçkin bir parti, genellikle parlamenter içinde oluşur ve siyasi gücü, bireysel üyelerinin gücünden türetilir. Seçkin partilerin pratikte ekstra-parlamento yapısı neredeyse yoktur ve genellikle kitle partilerinden daha esnektirler. Bağımsız, güçlü bireylerin merkezi rolü, yapının genellikle gevşek olduğunu ve politikalarının bireysel üyeler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle içten içe tartışmalı olabileceğini gösterir.", + "question": "Seçkin parti nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Seçkin parti, özellikle parlamento üyeleri olmak üzere toplumsal seçkinlerden oluşan bir siyasi partidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1223", + "context": "Siyaset karşıtlığı veya anti-politika, geleneksel siyasete karşı çıkma veya güvensizlik durumunu tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bu, anti-establishment duygusu ve resmi siyasetten kamuoyunun uzak durmasıyla yakından ilişkilidir. Sosyal bilimde, anti-politika, politik tartışmayı halk alanından çıkarmayı amaçlayan uygulamaları ve aktörleri ifade edebilir ve bu durumda terim, politik apatiye neden olan bir durumu ifade eder; bu şekilde kullanıldığında terim apolitikleşme ile benzerlik gösterir. Eğer siyaset, tüm toplumsal kurumları ve güç ilişkilerini kapsayan bir şekilde anlaşılıyorsa, anti-politika, politik yabancılaşmadan kaynaklanan politik faaliyeti ve \"alışılagelmiş siyaseti\" reddetmeyi ifade edebilir.\nAnti-politika genellikle sivil toplum örgütleri, medya ve vatandaşlar tarafından siyasetçilere ve siyasi elitlere yönelik olumsuz değerlendirmelere odaklanırken, politik yabancılaşma siyasi sistemdeki diğer unsurlarla, örneğin seçim sistemi veya parti sistemiyle[4] ilgili hoşnutsuzluğu içerebilir. 2000'lerden bu yana, demokrasiye duyulan artan memnuniyetsizlik Amerika ve Avrupa'da bilimsel çalışmaların bir teması olmuş ve bazı siyaset bilimciler yüksek düzeyde siyasi antipatinin demokratik konsolidasyonu tehlikeye atabilecek bir 'kriz' olarak tanımlamıştır. Anti-politika, liberal demokrasilerde siyasi işlev bozukluğu anlatılarında önemli bir kavram haline gelmiş olup genellikle siyasete duyulan memnuniyetsizlik ve siyasetçilere duyulan güvensizliği ifade eder.\nAnti-politika duygusunun olası nedenleri, depolitizasyon süreçleriyle ilişkilendirilen özellikle teknokratik yönetim biçimlerinde artış, beceriksiz yönetim algısı ve siyasetçilerin kötü performansı olarak kabul edilebilir. Siyasi güvensizlik, sol ve sağ siyasi pozisyonları ve bu pozisyonların aşırı uçlarını da içeren çeşitli siyasi ideolojilerin desteklenmesine ve yayılmasına kaynaklık edebilir. Siyasete duyulan sağlıklı düzeyde güvensizlik, genellikle meşru bir şüphecilik olarak görülür ve demokratik işleyiş için faydalı kabul edilir. Yüksek düzeyde güvensizlik, politika yapıcılar (siyasetçiler veya siyasi kurumlar) ile vatandaşlar arasındaki ayrımı artırabilir ve popülist retoriğe olanak sağlar. Anti-politika genellikle \"halk\" çağrılarıyla ifade edilir ve bu nedenle özellikle sağ popülizmle ilişkilendirilir, ancak yalnızca onunla sınırlı değildir.", + "question": "Siyaset karşıtlığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Siyaset karşıtlığı veya anti-politika, geleneksel siyasete karşı çıkma veya güvensizlik durumunu tanımlamak için kullanılan bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1224", + "context": "Siyasetin estetikleştirilmesi, ilk kez Walter Benjamin tarafından faşist rejimlerin temel bileşeni olarak ortaya atılan bir fikirdi.\nBenjamin, faşizmin, kitlelerin haklarının tanındığını görmeden ve proleter kitlelerin ortadan kaldırmayı amaçladığı mülkiyet ilişkilerini etkilemeden kendilerini ifade etmelerine izin verdiği bir gösteri anlamında siyasetin estetize edilmesine yöneldiğini söylemiştir. Benjamin şunları söyledi:\n\nFaşizm, yeni proleterleşen kitleleri, o kitlelerin ortadan kaldırmaya çalıştığı mülkiyet yapısını etkilemeden örgütlemeye çalışır. Faşizm, kurtuluşunu bu kitlelere haklarını vermekte değil, kendilerini ifade etme şansı vermekte görüyor. Kitlelerin mülkiyet ilişkilerini değiştirme hakkı vardır; faşizm mülkiyeti korurken onlara bir ifade kazandırmaya çalışıyor. Faşizmin mantıksal sonucu, estetiğin siyasi hayata girmesidir. (...) Homeros'un zamanında Olimpos tanrıları için bir gösteri olan insanoğlu, kendisi için bir gösteri haline gelmiştir.\n(...) Komünizm buna sanatı siyasallaştırarak karşılık verir.\nBu aynı zamanda İtalyan Fütürist hareketiyle bağlantılı olarak kaydedilmiş ve İtalya'nın faşist rejimine dahil olmasının ana motivasyonu olarak varsayılmıştır.\nAlternatif olarak, \"estetiğin siyasallaşması\" (ya da \"sanatın siyasallaşması\") ideolojik olarak karşıt bir sentez için bir terim olarak kullanılmıştır; burada sanat nihai olarak siyasi hayata tabidir ve dolayısıyla onun bir sonucudur, ondan ayrıdır, ancak sanatın sonuçsal siyasi doğasına ilişkin teori olarak siyasi kullanım için dahil edilmeye çalışılır. Tarihçi Emilio Gentile, bu iki fikrin birbirini dışlamadığını ve büyük ölçüde birbirini içerdiğini vurgulamıştır.\nBenjamin'in orijinal formülasyonunda, estetiğin siyasallaşması, siyasetin estetize edilmesinin karşıtı olarak görülüyordu; ikincisi muhtemelen totaliter Faşist rejimleri \"mitleştirmenin\" bir aracı olarak gösteriliyordu. Buna karşılık sanatın siyasallaştırılması, \"deha ve ebedi değer gibi kavramların gizemini çözerek ve sanatın bir ulusun ya da ırkın özsel doğasını ifade ettiği fikrini ... gizemden arındırarak\" sanatın siyasi değerini ve gücünü onaylamayı gerektirir. Başka bir deyişle sanatı politize etmek, onun temelde belirli bir sosyo-kültürel bağlamda var olan bir ürün olduğunu kabul etmektir; dolayısıyla komünizm \"sanatı yalnızca kültürel bir ürün olarak değil, kültürel bir güç olarak da ciddiye alır\".\nBenjamin'in konsepti Guy Debord'un 1967 tarihli Gösteri Toplumu kitabıyla ilişkilendirilmiştir.", + "question": "Siyasetin estetikleştirilmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Siyasetin estetikleştirilmesi, ilk kez Walter Benjamin tarafından faşist rejimlerin temel bileşeni olarak ortaya atılan bir fikirdi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1225", + "context": "Siyasetin kurumsallaşması, genellikle anayasa yapımı veya diğer anayasal mekanizmalar aracılığıyla devletin çeşitli kurumlarının kurulması, düzenlenmesi ve kodifikasyonu olarak bilinir. Bu süreç, siyasi yapıların ve uygulamaların gelenekselleştiği süreçtir.", + "question": "Siyasetin kurumsallaşması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Siyasetin kurumsallaşması, genellikle anayasa yapımı veya diğer anayasal mekanizmalar aracılığıyla devletin çeşitli kurumlarının kurulması, düzenlenmesi ve kodifikasyonu olarak bilinir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1226", + "context": "Siyasi gazetecilik, gazeteciliğin haber ve dergi alanıdır. Siyaset ve siyaset biliminin tüm yönlerinin kapsamını içerir, ancak bu terim genellikle özel olarak sivil hükûmetler ve politik güç kapsamına atıfta bulunur. Siyasi gazetecilik, seçmenlere kendi fikirlerini oluşturmaları ve kendilerini etkileyecek topluluk, yerel veya ulusal meselelere katılmaları için bilgi sağlamayı amaçlamaktadır. Sağlanan bilgiler gerçekleri içerir, bakış açısı özneldir ve tek bir bakış açısına dayanır.", + "question": "Siyasi gazetecilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Siyasi gazetecilik, gazeteciliğin haber ve dergi alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1227", + "context": "Siyasi kutuplaşma, siyasi tutumun veya tavrın merkezden uzaklaşarak ideolojik aşırılıklara doğru ayrışmasıdır.\nSiyaset bilimi literatüründe kutuplaşma genellikle siyasi partilerin ve demokratik hükûmet sistemlerinin bağlamında ele alınır. İki partili sistemlerde, siyasi kutuplaşma genellikle ikili siyasi ideolojilerin ve parti kimliklerinin gerilimini içerir. Bununla birlikte, bazı siyaset bilimciler çağdaş kutuplaşmanın sol ve sağ ölçeğindeki politika farklılıklarından ziyade dini-seküler, milliyetçi-küreselci, geleneksel-modern veya kırsal-kentsel gibi diğer ayrışmalara bağlı olarak arttığını iddia etmektedir. Kutuplaşma, siyasileştirme süreciyle ilişkilidir.\nAraştırmacılar, ideolojik kutuplaşma (politika pozisyonları arasındaki farklılıklar) ile duygusal kutuplaşma (siyasi dış gruplara duyulan hoşnutsuzluk ve güvensizlik) arasında ayrım yapmaktadır.", + "question": "Siyasi kutuplaşma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Siyasi kutuplaşma, siyasi tutumun veya tavrın merkezden uzaklaşarak ideolojik aşırılıklara doğru ayrışmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1228", + "context": "Siyasi modernleşme, bir ülkenin anayasal sistem ve siyasi yaşamının, otoritenin batıl inançlarından, otokrasi ve kişi yönetiminden rasyonelliğe, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne doğru gelişme ve evrim sürecini ifade eder. Siyasal entegrasyon, siyasal farklılaşma, siyasal sekülerleşme gibi belirli türde siyasi değişimlerde kendini gösterir. Siyasal modernleşme süreci, bir toplumun siyasi sisteminin kapasitesini, yani performansının etkinliğini ve verimliliğini artırmıştır.\nSürdürülebilirlik çalışmaları araştırmacısı George Francis, 'siyasal modernleşme'nin 1970'lerden bu yana neoliberal küreselleşme süreciyle ortaya çıkan ulus-devlet üzerindeki değişiklikler olduğunu savunmaktadır. Bu değişim, başlıca siyasi yapıların farklılaşması ve siyasi kültürün sekülerleşmesi süreçlerinden oluşmaktadır.\nSamuel Huntington'a göre, siyasal modernizasyon üç temel unsurdan oluşmaktadır: otoritenin rasyonelleştirilmesi, yapıların farklılaşması ve siyasi katılımın genişlemesi.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Siyasi modernleşme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Siyasi modernleşme, bir ülkenin anayasal sistem ve siyasi yaşamının, otoritenin batıl inançlarından, otokrasi ve kişi yönetiminden rasyonelliğe, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne doğru gelişme ve evrim sürecini ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1229", + "context": "Halkla ilişkiler ve siyasette spin, bir etkinlik, organizasyon ya da kişi hakkında bir konuyu bilerek belli bir yönde aktarmak ve bu şekilde kamuoyunu etkilemek yoluyla yapılan bir propaganda biçimidir. Reklamcılık gerçeklerin sunumunu yönetebilirken, \"spin\" genellikle samimiyetsiz, aldatıcı ve manipülatif taktiklerin kullanılmasını ima eder.\nSpin ve basın toplantıları (özellikle hükümet basın toplantıları) arasındaki sık ilişki nedeniyle, bu konferansların yapıldığı oda bazen \"spin odası\" olarak tanımlanmaktadır. Aldatıcı veya yanıltıcı mesajlar geliştiren halkla ilişkiler danışmanları, anketörler ve medya danışmanları \"spin doctors\" veya \"spinmeisters\" olarak adlandırılabilir.\n\"Spinning\"de kullanılan standart bir taktik, kamuoyu üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için bir konunun veya olayın algısını yeniden düzenlemek veya değiştirmektir. Örneğin, en çok satan ürününde önemli bir güvenlik sorunu bulunan bir şirket, ana rakibinin ürünlerinin güvenliğini eleştirerek veya tüm ürün kategorisiyle ilişkili riski vurgulayarak konuyu \"yeniden çerçeveleyebilir\". Bu, kamuoyunu şirketin önyargılı bakış açısına ikna etmeye yardımcı olabilecek \"akılda kalıcı\" bir slogan veya sağlam bir alıntı kullanılarak yapılabilir. Bu taktik, şirketin halkın dikkatini ürününün olumsuz yönlerinden uzaklaştırmasını sağlayabilir.\nSpin, genellikle ücretli medya danışmanları ve medya danışmanları tarafından sağlanan bir hizmettir. En büyük ve en güçlü şirketler, spin konularında uzmanlığa sahip şirket içi çalışanlara ve sofistike birimlere sahip olabilir. Spin genellikle bir özel sektör taktiği olarak kabul edilirken, 1990'larda ve 2000'lerde bazı politikacılar ve siyasi personel, halkı manipüle etmek veya aldatmak için aldatıcı \"spin\" taktikleri kullanmakla suçlandı. Spin, potansiyel olarak olumsuz yeni bilgileri uzun bir hafta sonundan önceki son gün iş gününün sonunda serbest bırakarak halkın dikkatinden kaçmasını içerebilir; seçici cımbızlama onların işveren veya belli bir pozisyon savunan izlenimini vermek karşıt politikacı tarafından yapılan daha önceki konuşmalarından alıntılara yer vermek; veya muhalif bir politikacı veya aday hakkında, onları olumsuz bir ışık altında bırakacak şekilde kasıtlı olarak yanlış bilgi sızdırmak olabilir.\n\n\n== Kaynaklar ==", + "question": "Spin (propaganda) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Halkla ilişkiler ve siyasette spin, bir etkinlik, organizasyon ya da kişi hakkında bir konuyu bilerek belli bir yönde aktarmak ve bu şekilde kamuoyunu etkilemek yoluyla yapılan bir propaganda biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1230", + "context": "‘Suskunluk sarmalı’, Alman siyaset bilimci Elisabeth Noelle-Neumann tarafından geliştirilen bir siyaset bilimi ve kitle iletişim teorisidir.\nBir kişinin/grubun savunduğu fikir, mensubu olduğu toplumun (okulda sınıf, fabrikada soyunma odası, orduda yemekhane, belediye otobüsü, akraba ziyareti, hastane koridoru vs.) ‘genelgeçer’ kabul ettiği görüşlere uygun değilse, bu kişi toplumdan dışlanma korkusu nedeniyle konuşurken kendini kısıtlar veya fikrini söylemekten vazgeçer. Aynı kişi fikrinin (veya kendi fikrine yakın görüşlerin) toplum nezdinde yaygınlaşmaya başladığını sezerse, bu kez fikrini yüksek sesle söylemeye başlar.\n‘Suskunluk Sarmalı’ teorisi içinde dört temel faktör vardır:\n\nKendi görüşlerinin toplum nezdinde, ‘kabul görmeyeceğini’ bilen fakat kaybedecek bir şeyleri olmadığına inanarak veya inanmayarak ‘sarmaldan’ çıkmış, her zaman azınlıkta kalacağının farkında olarak görüşlerinden taviz vermeyen kişi/gruplar,\nKitle iletişim araçlarının (Medya; [1], [2], [3] ) etkisiyle (ve çoğu zaman bizzat medyanın sürekli tekrarlaması ile) yaratılmaya çalışılan ve en sonunda baskın gelen ‘Genelgeçer görüş’ bir diğer adla ‘Toplumsal Algı’,\nFikirleri ‘aykırı’ addedilen sınıf ile ‘genelgeçer’ addedilen sınıfa dahil olmak arasında, dışlanma korkusu nedeniyle fikirlerini açıkça söylemeyen ve kararsız kalan kişilerin toplamı.\nTeori sadece ‘iki kutbun (düalizm)’ birbirine olan etkisini incelemek üzerine kurulu değildir. Hangi fikrin, siyasi görüşün, kanının, yaklaşımın, inanışın, geleneğin, tezin, anti-tezin, felsefenin vs. doğru hangisinin yanlış saptamasını yapmaya çalışmaz. Birden fazla algının bir arada yaşadığı ‘iklim içinde’, ‘Suskunluk Sarmalı’ teorisi eğilimlerin ne yönde olduğunu ve zamanla değişiklik gösterip göstermediğini araştırır.", + "question": "Suskunluk sarmalı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "‘Suskunluk sarmalı’, Alman siyaset bilimci Elisabeth Noelle-Neumann tarafından geliştirilen bir siyaset bilimi ve kitle iletişim teorisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1231", + "context": "Taymis kıyıları, Türk yazar, gazeteci, yazar ve milletvekili Falih Rıfkı Atay'ın (1894 - 1971) 1934 yılında yazdığı İngiltere ve Avrupa gezilerindeki izlenim ve düşüncelerini içeren eseridir.\nKitap, ikinci kez 1970 yılında yayınlanmıştır. Elli yılı aşkın bir süre boyunca baskısı olmayan Taymis Kıyıları, son olarak, 1934 baskısı esas alınarak 2020 yılında İstanbul'da, antropolog ve sosyolog Seyhan Kurt'un editoryal çalışmalarıyla, aslına uygun, diline sadık kalınmış, düzeltilmiş ve açıklamalı olarak Pozitif Yayınları'nca yayınlanmıştır.\nFalih Rıfkı Atay Taymis Kıyıları'nda özellikle İngiltere'deki izlenimlerinden bir Doğu/ Batı karşılaştırması yapar. Ankara'dan Paris'e, buradan da Londra'ya geçen Atay, bu memleketlerin siyasal ve ekonomik konjonktürünü, toplumsal gündeliğini, sokak yaşamını, adab-ı muaşeretini, giyim-kuşamını ve kolonyal yönelimlerini gözlemleyerek sosyolojik ve antropolojik çözümlemelerde bulunur.\nTaymis Kıyıları, diğer Avrupa kentleri dışında, Atay'ın özellikle Londra'daki Thames nehrinin kıyılarında gezerken aldığı duygu dünyasını yansıtan notları da içermesiyle aynı zamanda Cumhuriyet döneminin en önemli gezi kitaplarından biri olmuştur.", + "question": "Taymis kıyıları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Taymis kıyıları, Türk yazar, gazeteci, yazar ve milletvekili Falih Rıfkı Atay'ın (1894 - 1971) 1934 yılında yazdığı İngiltere ve Avrupa gezilerindeki izlenim ve düşüncelerini içeren eseridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1232", + "context": "Tek sorun siyaseti, siyasi kampanyasını tek bir sorun üzerine kuran siyasi partilerin temel politikası veya düşüncesini ifade eder.\nTek sorun siyasetini takip eden partiler kürtaj, vergi, hayvan hakları, çevre, bireysel silahlanma veya esrarın yasallaşması gibi konuları ele alır. Korsan partiler ve yeşil partiler, tek sorun siyasetini güden partilere örnektir. Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi'nden ayrılan Nigel Farage'ın kurduğu Brexit Partisi, Birleşik Krallık siyasetinde köklü değişim yaratması bakımından bu partilerin en çarpıcı örneklerindendir.\nBu tür partilerin zayıf noktası, büyük çadır partilerinin çıkar gruplarına dayanarak etkili olmasıdır. Tek sorun siyasetini takip eden partiler, bu yönde düşünen kişilerin tamamını kendi bünyesinde toplayamayacağı için çoğunlukla kamuoyu oluşturmaktan ileri gidemez. Ancak mesele edindiği sorunu dile getirmeleri seçimlerin gidişatını etkileyebilir. Bu sorunların büyük partilerin ajandalarına eklenmesini sağlayabilirler.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Tek sorun siyaseti nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tek sorun siyaseti, siyasi kampanyasını tek bir sorun üzerine kuran siyasi partilerin temel politikası veya düşüncesini ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1233", + "context": "Topluluk önünde konuşma, Topluluk önünde konuşma (retorik veya hitabet olarak da adlandırılır), canlı şekilde seyirci'lere konuşma yapma süreci veya eylemidir. Topluluk önünde konuşma genellikle resmi, yüz yüze, tek bir kişinin bir grup dinleyiciye konuşması olarak anlaşılır. Bununla birlikte, topluluk önünde konuşma, modern bir şekilde bir dinleyici ile konuşmacı arasındaki herhangi bir konuşma (resmî ve gayriresmî) olarak görülüyor. İlk olarak açılışda konuşma olursa buna \"açılış konuşması\" denir. Retorik araçlar ilk olarak Sofistler adlı bir grup retorik öğretmeni tarafından öğretildi. Daha sonra, Sokrates, Platon ve Aristoteles konuşma beceriklerini geliştirdi ve bu ilkeleri öğrencilere öğretti.\nModern zamanda topluluk önünde en fazla konuşanlar genellikle motivasyon konuşmacısı, hatipler, fenomenler, ünlüler, bilim adamları, mucidler, iş adamları, kamusal figürler, politikacılar ve bu gibi kişilerdir.", + "question": "Topluluk önünde konuşma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Topluluk önünde konuşma, Topluluk önünde konuşma (retorik veya hitabet olarak da adlandırılır), canlı şekilde seyirci'lere konuşma yapma süreci veya eylemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1234", + "context": "Kültür veya ekin, toplumların kendilerine özgü olan ve gelecek nesillere aktardıkları maddi veya manevi her şey. \nİnsana ilişkin bir kavram olarak kültür, tarih içerisinde yaratılan bir anlam ve önem sistemidir. Bir grup insanın bireysel ve toplu yaşamlarını anlamada, düzenlemede ve yapılandırmada kullandıkları inançlar ve adetler sistemidir.\nTürk Dil Kurumu sözlüğüne göre ise, kültür (ekin, eski dilde hars) kavramının tanımı şu şekildedir: \n\nSosyolojik olarak, kültür bizi saran, atalarımızdan kalan toplumsal mirastır. Kültürün oluşmasında iki süreç vardır; birinci süreçte insan pasif ve alıcı konumdadır. Belli bir coğrafi çevrede yaşıyor, beslenme ve barınma ihtiyaçlarını orada gideriyordur. Doğayla kurulan bu öncül ilişki, yani ihtiyaçları doğrultusunda edindiği bilgi, dili, davranışları ve maddi üretim ve tüketim aletleri kültürün yaratılmasında birinci aşama olarak karşımıza çıkar. İkinci aşamada ise insan alıcı konumdan çıkar ve üretmeye başlar; yani yaşadığı çevreye etkin ve aktif bir güç olarak katılır. Bu süreç ilk aletlerin yaratılmasıyla sınırlı olarak başlayıp Neolitik Çağ’la birlikte hız kazanmıştır. Kültür birikimle birlikte ivmesi artan bir toplumsal yapı bileşenidir. Giderek her nesil miras aldığı kültüre maddi ve manevi bir katkı yapar ve onu kendinden sonrakilere miras bırakır.\nBireyler için ise yargılama, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenme ve tecrübeler yoluyla geliştirilmiş olan biçimine o kişinin kültürü denir. Bireyin edindiği bilgileri anlatmak için de kültür sözcüğü kullanılır.", + "question": "Kültür nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültür veya ekin, toplumların kendilerine özgü olan ve gelecek nesillere aktardıkları maddi veya manevi her şey." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1235", + "context": "Çerofobi veya mutluluk korkusu olarak da adlandırılan mutluluktan kaçınma, bireylerin olumlu duygular veya mutluluk uyandıran deneyimlerden kasıtlı olarak kaçınabildikleri, mutluluğa karşı bir tutumdur.\nÇerofobinin ortaya çıkmasına yol açan birkaç nedenden biri, kişi mutlu olduğunda, o kişiyi yaşadığı bu tatmin için cezalandırmak amacındaymış gibi, bu mutluluğu bozacak olumsuz bir olayın yakında gerçekleşeceğine dair inançtır. Bu inancın Doğu kültürlerinde daha yaygın olduğu düşünülmektedir. Amerikan kültürü gibi Batı kültürlerinde, \"mutluluğun insanların yaşamlarını yönlendiren en önemli değerlerden biri olduğu neredeyse kabul edilir\". Batı kültürleri daha çok mutluluğu en üst düzeye çıkarma ve üzüntüyü en aza indirme dürtüsüyle hareket eder. Mutlu görünmemek çoğu zaman endişeye neden olur. Mutluluğa verilen değer, Batılı pozitif psikolojide ve öznel iyi oluş üzerine araştırmalarda yinelenir. Mutluluk korkusu, mutluluk inançlarının kırılganlığı ile ilişkilidir, bu durum mutluluktan kaçınma nedenlerinden bir başkasının da mutluluğun istikrarsız ve kırılgan olduğu inancı olabileceğini düşündürmektedir. Araştırmalar, mutluluk korkusunun, kaçınan ve endişeli bağlanma biçimleriyle ilişkili olduğunu göstermektedir.", + "question": "Çerofobi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çerofobi veya mutluluk korkusu olarak da adlandırılan mutluluktan kaçınma, bireylerin olumlu duygular veya mutluluk uyandıran deneyimlerden kasıtlı olarak kaçınabildikleri, mutluluğa karşı bir tutumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1236", + "context": "Kültür; Toplumun sadece kendisine ait olan maddi ve manevi birikimlerin tamamıdır. Kültürel miras ise geçmiş toplumların ardında bıraktığı halen korunmakta olan ve yararlanılması için gelecek kuşaklara bırakılan fiziksel eserler ve somut olmayan özelliklerdir. Dijital kültür dediğimizde ise tüm bu kültür mirasının, teknolojinin gelişimine ve internetin hayatımıza girmesine bağlı olarak elektronik ortamda belgelenmesi veya halihazırda dijital ortamda yaratılması durumudur. İçinde bulunduğumuz bilgi çağının bir gerekliliği olarak da bilgiye kolay ulaşma isteği kültürel mirasın dijital ortama aktarılmasına ve dijital mirasın oluşmasına olanak sağlamıştır. Her geçen gün daha fazla sayıda dijital format üretilmekte ve kaydedilmektedir. Dijital formatlarda üretilmiş metinler, e-kitaplar, Web sayfaları, çevrimiçi veritabanları, çizimler, fotoğraflar, görseller, hareketli görüntüler, üç boyutlu görüntüler, ses kayıtları vb. formattaki her türlü materyal tarihi ve kültürel birer belge ve dünya kültürel mirasının bir parçası olarak kabul edilmektedir.\nKültürel kaydın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması görevini günümüze kadar bellek kurumları üstlenmiştir. Bu bağlamda kültürel kaydın korunması geleneksel anlamda (fiziksel ortamdaki yazılı ve basılı belgeler) bellek kurumları (kütüphane, arşiv, müze vd.) tarafından sağlanıyordu ve kültürel kaydın korunması bu bellek kurumlarının da korunmasından geçiyordu. Bu kayıtlar zamanla ulusal ve toplumsal sınırlarını aşarak tüm insanlığın belleğini oluşturmuştur, buna neden olan en önemli sebeplerden biri ise bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte belleğin farklı dijital ortamlarda çoğaltılabilmesi ve bilginin herkes tarafından ulaşılabilir olmasıdır. Dijital ortama aktarılan ya da dijital ortamda yaratılmış belleği değişiklik yapmadan, kasten veya yanlışlıkla belleği silmeden gelecek nesillere taşımak bellek kurumları için hatırı sayılır şekilde önem taşımaktadır.\nGünümüzde ise bellek kurumları da çağın gerekliliğine ayak uydurarak giderek dijitalleşmiştir. Dijital ortamdaki kayıtları korumak geleneksel formattaki bilgileri korumaktan daha zordur. Geleneksel yöntemle sadece fiziksel olarak korunan formatın dijitale yansıtılmış halinde fiziksel olarak korunması (dijital kayıtların bulunduğu mekan, bilgisayarlar, ağlar vs.) bir şey ifade etmez. Geleneksel olarak bellek kurumlarında kültürel kaydın korunması bize uzun vadede erişim özelliğini sağlar fakat dijitalde durum daha farklıdır, dijitale aktarılmış kültürel kaydın ömrü kısadır (teknolojik eskime) bu nedenle kaydın aşamalarında koruma ve uzun vadede erişimi sağlamak için eskiyen dijital ortamı güncellemek ve yeni bir ortama aktarmak gerekmektedir. Bir diğer nokta ise fiziksel ortamda bulunan kaynakların birden fazla kopyası ya da farklı basımı olma durumudur bu yüzden asıl kaynak üzerinde değişiklik yapmak için bütün kopyalar üzerinde değişiklik yapmayı gerektirir. Dijital ortamdaki kaynaklara erişim ise daha merkezidir, merkezi bir komut ile dijital ortamdaki kültürel kaydın değişmesi fiziksel ortamın aksine daha kolaydır.\n\nKültürel bellek kurumları korumak ve gelecek nesillere aktarmakla yükümlü oldukları belgeler üzerinde değişiklik yapamazlar.\nBazı belgeler yanlış bilgiler içerse bile bu belgelerin hiç var olmadığı, yayımlanmadığı izlenimi verilmesi yanlıştır. Kültürel bellek kurumları bir toplumun belleğini oluşturan kültürel kaydı “olduğu gibi”, yani değiştirmeden, silmeden ve bazı belgeleri seçici davranarak “yok saymadan” korumak ve gelecek kuşaklara kültürel miras olarak aktarmak zorundadır.\nGizli veya geçici olarak erişilemeyen dijital belgeler kültürel kaydın bir parçasıdır. Bu bağlamda bu belgeler de arşivlenmeli ve korunmalıdır. Karşıt bir düşünce ile hareket geçmişi silmek anlamına gelir.\nYanlış ve sahte belgeler de dijital kültürel kaydın bir parçasıdır çünkü bellek kurumlarımızda da geçmişten günümüze bu belgelere yanlış, sahte veya doğru bakılmaksızın bir arada korunmuşlardır bu yüzden dijital ortamda da kültürel bellek kurumları yanlış ya da sahte içeriği ayırmadan korumak ve gelecek nesillere aktarmak zorundadır.\nDijital mirasın korunması için UNESCO sözleşmesi ekindeki belgede, koruma stratejileri hakkında iyi bir genel değerlendirme mevcuttur. Dijital ortamdaki kültürel kaydın korunması için farklı stratejiler vardır. Bunlar; göç, öykünme, verilerin kopyalanması, yenileme, teknoloji koruma, dijital arkeoloji, analog yedekleme, normalleştirme yöntemleridir.\n\nÖykünme; Eski nesil bilgisayar sistemleri taklit edilerek donanım ve yazılımın eskimesini önlemek amaçlanır.\nGöç; Mevcutta üzerinde bulunduğu teknolojiden daha istikrarlı ve yeni donanım ya da yazılımlara aktarılması veya dönüştürülmesi ile gerçekleşir. Her göç işlemi gerçekleşirken bazı riskleri de yanında getirir.\nVerilerin kopyalanması; Dijital obje ve bilgilerin birer tam kopyasının oluşturulması ile olur. Uzun dönemli koruma sağlamaz.\nYenileme; Aynı özelliğe sahip ortamın yenilmesidir.\nTeknolojik koruma; İşletim sistemleri, orijinal uygulama yazılımları, sürücüler gibi, sistemlerin çalıştığı teknik çevrenin korunmasını amaçlamaktadır.\nDijital Arkeoloji ; Zarar görmüş veya eskimiş donanım ve yazılımlardaki bilgileri kurtarmak amacıyla uygulanan bir stratejidir. Özel teknikler kullanılarak fiziksel olarak zarar görmüş veya artık kullanılmayan ortamlardaki içerik bilgilerini tekrar kullanılır formatlara ve ortamlara taşınması amaçlanmaktadır.\nAnalog Yedekleme; Mevcut dijital bilgileri analog formatlara çevirerek kopyalarının saklanması işlemidir. Örneğin dijital fotoğrafların bir kopyasının mikrofilme alınması gibi. Analog kopyalama dijital ortamda bulunan bilgilerin ya da formların kaybolma veya eskime riskinin çok yüksek olduğu durumlarda kullanılmaktadır.\nNormalleştirme; Dijital objelerin ve bilgilerin formatları ne olursa olsun (görsel, metin, video, vb.) arşiv için önceden tanımlanmış tek bir standart formata çevrilmesi işlemidir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Dijital kültürel kaydın korunması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültür; Toplumun sadece kendisine ait olan maddi ve manevi birikimlerin tamamıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1237", + "context": "İnsan davranışı, insan bireylerinin veya gruplarının yaşamları boyunca iç ve dış uyaranlara yanıt verme potansiyeli ve kapasitesi olarak ifade edilir. Davranış, bireyi etkileyen genetik ve çevresel faktörler tarafından yönlendirilir. Davranış aynı zamanda kısmen bireyin psişesinin anlaşılmasını sağlayan, tutum ve değerler gibi şeyleri açığa çıkaran düşünce ve duygular tarafından da yönlendirilir. Kişilik tipleri kişiden kişiye farklılık gösterebildiği gibi farklı eylem ve davranışlar üretmesi nedeniyle insan davranışı psikolojik özellikler tarafından şekillenir.", + "question": "İnsan davranışı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnsan davranışı, insan bireylerinin veya gruplarının yaşamları boyunca iç ve dış uyaranlara yanıt verme potansiyeli ve kapasitesi olarak ifade edilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1238", + "context": "Kültür yağmacılığı (İngilizce: cultural appropriation) bir kültür veya kimliğin herhangi bir unsurunun başka bir kültür veya kimliğe ait kişiler tarafından taklit edilmesidir. Baskın bir kültürün üyesi dezavantajlı azınlığın kültürünü kendi çıkarı için benimsediğinde bu durum tartışma konusu hâline gelebilir.\nUygulamayı eleştirenlere göre kültür yağmacılığı; kültürleşme, asimilasyon veya kültürel etkileşimden farklıdır; çünkü bu sahiplenme durumu bir \"sömürgecilik\" biçimidir. Kültürel unsurlar baskın bir kültürün üyeleri tarafından azınlık kültüründen kopyalandığında ve bu unsurlar orijinal kültürel bağlamlarının dışında kullanıldığında bu kültür yağmacılığı olarak kabul edilir.\nKültür yağmacılığı, kültürlerini muhafaza etmeye çalışan koruma için çalışan yerli halklar, kökenlerin toplu fikrî mülkiyet haklarını savunanlar, sömürge yönetimi altında yaşamış veya yaşamakta olanlar dahil olmak üzere çeşitli grup ve bireyler tarafından zararlı bir eylem olarak kabul edilir. Kültür yağmacılığı; başka bir kültürün dinî ve kültürel geleneklerinin, modasının, sembollerinin, dilinin ve müziğinin sömürülmesini içerebilir.\nBu tür yağmacılığı sömürü olarak görenler; kültürel ögelerin kendi bağlamlarından çıkarıldığında kaybolduğunu veya sömürenler tarafından çarpıtıldığını belirterek bu tür eylemlerin saygısızlık olduğunu ifade ederler. Azınlık kültürde derin bir anlam taşıyabilecek kültürel ögeler, baskın kültürden gelenler tarafından \"egzotik\" moda veya oyuncaklara indirgenebilir. Kjerstin Johnson, bu tür bir yağmacılık yapıldığında \"baskıyı deneyimlemeyen taklitçinin, başka kültürlerin karşılaştığı ayrımcılıkların hiçbirini yaşamadan geçici olarak\" egzotik bir \"ötekiyi\" oynayabileceğini yazmıştır. Afrikalı-Amerikalı akademisyen, müzisyen ve gazeteci Greg Tate de kültürlerin sahiplenilmesinin ve \"fetişleştirilmesinin\" kültürüne el konulanları yabancılaştırdığını savunmaktadır.\nKültür yağmacılığı ağır bir şekilde eleştirilmektedir. Eleştirmenler; kavramın genellikle halk tarafından yanlış anlaşıldığını, bazen \"kültürel sahiplenme\" suçlamalarının farklı bir kültürden yemek denemek veya farklı kültürler hakkında bilgi edinmek gibi durumlara yanlış şekilde yöneltildiğini belirtiyorlar. Bazı eleştirmenler de \"kültür yağmacılığı\" teriminin kavramsal tutarlılıktan yoksun olduğunu belirterek tanımlandığı şekliyle başka bir kültürü taklit etme eyleminin genellikle sosyal zarara sebep olmadığını söylemektedirler. Bunlara ek olarak terim, \"entelektüel özgürlüğe ve sanatçıların kendilerini ifade etmelerine keyfi sınırlar koyabilmekle beraber toplum ayrışmalarını güçlendirerek kurtuluştan ziyade düşmanlık oluşturarak şikayet duygusunu sürekli hâle getirebilir.\"", + "question": "Kültür yağmacılığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültür yağmacılığı (İngilizce: cultural appropriation) bir kültür veya kimliğin herhangi bir unsurunun başka bir kültür veya kimliğe ait kişiler tarafından taklit edilmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1239", + "context": "Kültürel akım, toplumsal düzenin ve onun değişiminin bir gereği olarak, dünya görüşü ve sanat anlayışı bakımından birleşen kişilerin, eserleriyle ortaya koydukları ve sürdürdükleri ilkelerin toplamından doğan tutarlılık. Okul da denir.", + "question": "Kültürel akım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürel akım, toplumsal düzenin ve onun değişiminin bir gereği olarak, dünya görüşü ve sanat anlayışı bakımından birleşen kişilerin, eserleriyle ortaya koydukları ve sürdürdükleri ilkelerin toplamından doğan tutarlılık." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1240", + "context": "Kültürel ekoloji, insanların sosyal ve fiziksel çevrelere adaptasyonlarının incelenmesidir. İnsan adaptasyonu, bir nüfusun belirli veya değişen bir çevrede hayatta kalmasını ve çoğalmasını sağlayan hem biyolojik hem de kültürel süreçleri kapsar. Bu çalışma artzamanlı (farklı dönemlerde var olan unsurların incelenmesi) ya da eşzamanlı (mevcut bir sistemin ve bileşenlerinin incelenmesi) olarak gerçekleştirilebilir. Temel argüman, doğal çevrenin, kısmen ona bağımlı olan küçük ölçekli veya geçimlik toplumlarda, sosyal organizasyona ve diğer insan kurumlarına önemli bir katkıda bulunduğudur. Akademik alanda, ekonomilerin yönetimler olarak incelendiği politik ekonomi çalışmasıyla birleştirildiğinde, başka bir akademik alt alan olan politik ekoloji haline gelir. Ayrıca Paskalya Adası Sendromu gibi tarihsel olayların sorgulanmasına da yardımcı olur.", + "question": "Kültürel ekoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürel ekoloji, insanların sosyal ve fiziksel çevrelere adaptasyonlarının incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1241", + "context": "Kültür ayrımcılığı insanların etnik yapılarına değil, kültürlerine göre birbirlerinden ayrılmasına dayanan bir ayrımcılık türüdür. Kültür ayrımcılığında; ulusları birbirinden ayırmak için dil, din, mimari yapı, giyim tarzı, yemek kültürü gibi unsurlar kullanılır. Kültür ayrımcılığını savunan bir kişi kendi ulusunun kültürünün diğer kültürlere oranla daha üstün olduğunu ve bu nedenle kendi ulusunun kültürünün evrensel olarak benimsenmesi gerektiğini savunur. Bu düşüncenin bir sonucu diğer ulusların kültürünün asimile edilmek istenmesidir. Kültür ayrımcılığı sömürgeciliğin de meydana gelme nedenleri arasında sayılmaktadır.", + "question": "Kültürel ırkçılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültür ayrımcılığı insanların etnik yapılarına değil, kültürlerine göre birbirlerinden ayrılmasına dayanan bir ayrımcılık türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1242", + "context": "Kültürel kahraman, belirli bir gruba (kültürel, etnik, dini, vb.) özgü, bir buluş veya keşifle dünyayı değiştiren mitolojik kahramandır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kültürel kahraman nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürel kahraman, belirli bir gruba (kültürel, etnik, dini, vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1243", + "context": "Kültürel radikalizm, önce Danimarka'da, daha sonra genel olarak Kuzey Avrupa kültüründe etkili olan bir hareketti. Özellikle İkinci Dünya Savaşı döneminde güçlüydü, ancak felsefesi 1870'lerde ortaya çıktı. Günümüzde hala modern toplumsal yorumlarda referans alınan birçok unsuru bulunmaktadır.\nKültürel radikal hareketin yükseliş döneminde, o zamanlar modern olarak adlandırılıyordu. Kültürel radikal ve kültürel radikalizm terimleri ilk kez Elias Bredsdorff tarafından 1956 yılında Politiken gazetesinde yayımlanan bir makalede kullanıldı. Bredsdorff, kültürel radikalleri toplumsal sorumluluk sahibi ve uluslararası bir bakış açısına sahip insanlar olarak tanımladı.\nKültürel radikalizm genellikle Georg Brandes'in Modern Çıkışı'nın mirası olarak tanımlanmıştır. Politiken gazetesinin kuruluşu ve erken dönem editöryalleri, Radikale Venstre siyasi partisinin kuruluşu ve Poul Henningsen (PH) tarafından çıkarılan Kritisk Revy dergisi gibi unsurlar kültürel radikalizmin temelini oluşturur.\nKültürel radikalizmle en sık ilişkilendirilen değerler arasında din eleştirisi, toplumsal normlara karşı çıkma, Viktorya dönemi cinsel ahlakının eleştirisi, anti-militarizm ve klasik batı kültürü dışında yeni kültürel etkilere (örneğin caz, modern mimari, sanat, edebiyat ve tiyatro) açıklık bulunur.", + "question": "Kültürel radikalizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürel radikalizm, önce Danimarka'da, daha sonra genel olarak Kuzey Avrupa kültüründe etkili olan bir hareketti." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1244", + "context": "Kültürlerarasılık, kültürlerarası diyaloğu destekleyen ve kültürlerin kendilerini ayrıştırma eğilimlerine karşı çıkan siyasi bir harekettir. Kültürlerarasılık, bir toplumda var olan çoklu kültürlerin sadece pasif kabulünün ötesine geçmeyi ve bunun yerine kültürler arasında diyalog ve etkileşimi teşvik etmeyi içerir. Kültürlerarasılık, genellikle karşılıklı saygı değerlerine dayanan yerli ve batılı idealler arasındaki ilişkiler kümesini tanımlamak için kullanılır.", + "question": "Kültürlerarasılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürlerarasılık, kültürlerarası diyaloğu destekleyen ve kültürlerin kendilerini ayrıştırma eğilimlerine karşı çıkan siyasi bir harekettir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1245", + "context": "Ekonomik ve siyasal küreselleşmenin yeni bir uluslararası kültür oluşturması ile kültürün küreselleşmesi ortaya çıkmıştır. Küreselleşme kavramıyla ilgili geçmişe veya günümüze baktığımızda ne zaman ortaya çıktığına dair herhangi bir kanıya rastlanılmamasıyla birlikte bu konu üzerinde kesin bir uzlaşıya varılmamış olunup hem dinamiği hem içerdiği farklı anlamlar ile anlaşılması zor bir olgudur. Yine de kültürün küreselleşmesinde geçmişe baktığımızda insanların yeni alanları keşfetme istekleri, ticari yolların ortaya çıkması ve göç etmenin başlamasına kadar eskiye dayanmaktadır. Bu sistemsel başlangıç bizi geçmişe götürse dahi şu anda olan tamamen etnik değişimlerin bir örneğidir. Son zamanların en çok ilgi gören kavramlarından biri olan küreselleşmenin kültürel sonuçlarını dile getiren bu çalışma, iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda küreselleşme kavramı teorik olarak ele alınmaktadır. İkinci kısımda ise kültürel bakımdan küreselleşmenin sonuçları yer almaktadır.\nTeorik analiz yönteminin kullanılacağı makalede, özellikle, az gelişmiş toplumlar açısından çok fazla büyük öneme sahip olan, parçalı sosyal bünyelerin tesis edilişinin özendirilmesinin ideolojik bir anlamı var olduğu fikri üzerinde durulmaktadır.\nGelişmiş toplumlar içinse ön görülen toplum modelleri ile az gelişmiş toplumlar için uygun görülen toplum modelleri incelendiğinde, varılmak istenen küreselleşmenin her toplum için ayrı bir anlamı olduğu anlaşılmakta olup, bu anlamı küreselleşmenin kültürel açıdan yarattığı sorunlara bakınca daha iyi anlamak mümkün olabilir.\nKüreselleşmenin ortaya çıkardığı sorunlar; milli kimlik krizine yol açması, toplumda yabancılaşan ve yalnızlaşan bireylerin artması, tüketim odaklı bir toplum modeli sunması, medya ve kültür emperyalizmine katkıda bulunması şeklinde sonuçlanabilir. Anlatılan bu tür sorunların toplumda nasıl bir yapının oluşmasına neden olacağı konumuzun bu boyutunu temsil ederken, küreselleşmenin sadece sorun yaratan bir olgu olup olmaması ise öteki boyutunu oluşturmaktadır. Özetle, kültürel açıdan, yarattığı kriz ve tehditler ile küreselleşme toplumumuza ne getiriyor ve toplumdan ne götürüyor bu makalede bunlar tartışılmaktadır. Küreselleşmenin kavramsal olarak, bu süreç zarfında birçok anlamı olduğunu açıklayan görüşlere de bakmakta fayda vardır. Küreselleşme kavramını inceleyecek olursak;", + "question": "Kültürün küreselleşmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ekonomik ve siyasal küreselleşmenin yeni bir uluslararası kültür oluşturması ile kültürün küreselleşmesi ortaya çıkmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1246", + "context": "Sofistike buraya yönlendirir.\nSofistikelik, incelik, zarafet, zevk ve bilgelik niteliklerini ifade eder. Buna karşılık, orijinal kullanımı, sofistten türetilen aşağılayıcı bir kelimeydi ve karmaşıklık veya sahtecilik fikrini içeriyordu. Günümüzde Faye Hammill'in araştırmalarına göre, kaba, aptal ve bayağı olmaktan ziyade iyi zevk, bilgelik ve incelik ölçüsü olarak yaygınlaşmıştır. Toplumsal sınıf algısında gelişmişlik, statü, ayrıcalık, üstünlük gibi kavramlarla ilişkilendirilebilir.\nSofistikelik ayrıca, çok gelişmiş, çok karmaşık, çok özel anlamlarına gelebilir. İnsan için bir sıfat olarak kullanıldığında çok yapmacıklı davranan anlamına da gelebilir.", + "question": "Sofistikelik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sofistike buraya yönlendirir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1247", + "context": "Yapaylık (yapay veya insan yapımı olma durumu), insan faaliyeti içermeyen veya gerektirmeyen süreçler yoluyla doğal olarak meydana gelmek yerine, kasıtlı insan üretiminin ürünü olma durumudur. Yapaycılık, Piaget'in Bilişsel Gelişim Dönemlerinden Sezgisel Düşünce Alt Evresi 4-7 yaş aralığını kapsayan dönemde ortaya çıkar. Yapaycılık, doğa olaylarının doğal olmayan yollarla açıklanmasıdır. Gece, gündüz, yağmur, deprem vb. her şey birileri tarafından yapılır. Örneğin ayın ışığı, biri onu yaktığı için parlıyordur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Yapaycılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yapaylık (yapay veya insan yapımı olma durumu), insan faaliyeti içermeyen veya gerektirmeyen süreçler yoluyla doğal olarak meydana gelmek yerine, kasıtlı insan üretiminin ürünü olma durumudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1248", + "context": "Yaşam tarzı bir grup, kültür veya bireyin ilgi alanı, görüş, davranış ve yönelimleridir. Avusturyalı psikolog Alfred Adler tarafından 1929 tarihli The Case of Miss R. adlı kitabında \"bir kişinin erken çocukluk döneminde kurulan temel karakteri\" anlamında kullanıldı. Bir \"yaşam stili veya tarzı olarak daha geniş yaşam tarzı anlayışı 1961'den beri belgelenmiştir. Yaşam tarzı, soyut veya somut faktörlerin bir kombinasyonudur. Somut faktörler özellikle demografik değişkenlerle, yani bireyin demografik profiliyle ilgiliyken, soyut faktörler kişisel değerler, tercihler ve bakış açıları gibi bireyin psikolojik yönleriyle ilgilidir.\nKırsal bir çevre, bir metropole kıyasla farklı tarza sahiptir. Kentsel yaşamda bile mahallenin doğası, zenginlik dereceleri arasındaki farklılıklar ve doğal ve kültürel çevrelere yakınlıklar o kişinin sahip olduğu yaşam tarzlarını etkiler. Örneğin, denize yakın bölgelerde bir sörf kültürü veya yaşam tarzı bulunabilir.", + "question": "Yaşam tarzı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yaşam tarzı bir grup, kültür veya bireyin ilgi alanı, görüş, davranış ve yönelimleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1249", + "context": "Osmanlı İmparatorluğu ya da Osmanlı Devleti (Osmanlıca: دَوْلَتِ عَلِيَّهٔ عُثْمَانِیَّه, romanize: Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye), resmî olarak Devlet-i Aliyye, 19. yüzyıldan itibaren Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye ve yine resmî olarak antlaşmalarda ve uluslararası kullanımlarda Türkiye, Batı kroniklerindeki kullanımlarda ise Türk İmparatorluğu, 1299 yılında Oğuz Türklerinden Osman Gazi'nin kurduğu Osmanoğlu Hanedanı'nın hükümdarlığında Orta Çağ'dan Yakın Çağ'a kadar varlığını sürdürmüş bir imparatorluktur.\nOsmanlı Devleti, bugünkü Türkiye'nin Bilecik ilinin Söğüt ilçesinde bir beylik olarak kuruldu. Bağımsız bir devlet olarak tarih sahnesine çıkması, yaygın kabule göre 1299 yılında oldu. Ancak Prof. Dr. Halil İnalcık ve bazı diğer akademisyenler, Osmanlı Devleti'nin 1299'da Söğüt'te değil, 1302'de Yalova'da, Bizans'a karşı yapılan Koyunhisar Muharebesi sonrasında devlet niteliğini kazandığını iddia etti.\nİslam'dan kaynaklanan gaza ve cihat anlayışıyla sürekli genişleme eyleminde bulunan devletin egemenliği altındaki topraklarda yaşayan halklar, zaman zaman toplu ya da yerel ayaklanmalar ile Osmanlı iktidarına karşı çıktılar. Osmanlı İmparatorluğu meşruiyet kaynağını dinde bulması ve hukuk kurallarının oluşumu bağlamında, laik bir devlet değildi; Müslüman ve gayrimüslimlere yaklaşım farklılıkları bağlamında, seküler bir devlet değildi; dinin devlete hakim değil, devletin kontrolünde olması bağlamında, teokratik bir devlet değildi. Vicdan özgürlüğü Müslümanlara kıyasla gayrimüslimlere daha geniş kapsamda tanındı; inancını açıklama özgürlüğü ise gayrimüslimlere kıyasla Müslümanlara daha geniş kapsamda tanındı.\nOsmanlı İmparatorluğu dönemi; Osmanlı Hanedanı'nın ve saray erkanının, Rum kadınlarla ve Slav Hristiyan halklardan (Sırplar, Bulgarlar, Ukraynalılar gibi) kadınlarla evlilik yapması, iskan politikası sebebiyle devşirilen Hristiyan çocukların Türk-İslam örf ve gelenekleri ile yetiştirilip yeniçeri ordusuna ve devlet kurumlarına alınmasıyla beraber, Türk tarihinin Roma-Doğu Roma tarihi ile kaynaştığı dönem olarak görülür.\n1453 yılında II. Mehmed Konstantinopolis'i fethedip Bizans İmparatorluğu'na son vererek \"Roma İmparatoru\" (Kayser-i Rûm) unvanını üstlendi. 1517 yılında, I. Selim Büyük Mısır Seferi sırasında Ridâniye Muharebesi'nde Memlûk Devleti'ni yıkıp \"İslam Halifesi\" unvanını üstlendi ve Osmanlı hükümdarlarının unvanlarına yeni bir unvan daha ekledi.\nOsmanlı İmparatorluğu 29 eyaletten ve özerklik tanınmış olan Boğdan, Erdel ve Eflak prensliklerinden oluşmaktaydı. Osmanlı Devleti, zaman zaman deniz aşırı topraklarda da etkisini gösterdi. Atlantik Okyanusu'ndaki kısa süreli toprak kazanımları Lanzarote (1585), Madeira (1617), Vestmannaeyjar (1627) ve Lundy (1655) bu duruma örnek olarak gösterilebilir.\nOsmanlı İmparatorluğu gücünün doruğunda olduğu 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupa, Asya ve Afrika'nın bazı bölgelerine yayıldı ve Balkanlar, Orta Doğu, Kuzey Afrika'nın bir bölümü ve Doğu Avrupa'nın küçük bir bölümünü egemenliği altında tuttu. Bu yüzyıllarda ülkenin sınırları batıda Cebelitarık Boğazı, doğuda Hazar Denizi ile Basra Körfezi'ne; kuzeyde Avusturya, Macaristan ve Ukrayna'nın bir bölümüne ve güneyde ise Sudan, Eritre, Somali ve Yemen'e kadar uzanmaktaydı. İmparatorluk 1699 yılında Karlofça Antlaşması sonrası gerileme dönemine girdi, toprak kayıplarının sonucunda sınırları sürekli daraldı.\nTürkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Kasım 1922 tarihinde Osmanlı saltanatını kaldırdı ve 3 Mart 1924 tarihinde hem Osmanlı halifeliğini kaldırdı hem de Osmanlı Hanedanı'nın Türkiye'den sürgün edilmesi kararını aldı. Günümüzde hanedan ile soy bağı olanların küçük bir kısmı Türkiye'de, bir kısmı ise yurt dışında farklı ülkelerde yaşamaktadır.\nArnold Joseph Toynbee gibi bazı tarihçiler, Türkiye'nin Osmanlı Devleti'nin tek ardıl devleti sayılması gerektiğini savunurlar.", + "question": "Osmanlı İmparatorluğu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Osmanlı İmparatorluğu ya da Osmanlı Devleti (Osmanlıca: دَوْلَتِ عَلِيَّهٔ عُثْمَانِیَّه, romanize: Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye), resmî olarak Devlet-i Aliyye, 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1250", + "context": "== Yapı ==\nEkonomik yapı\nDevlet teşkilatı\nSosyal yapı\nKültür\nBilim ve teknoloji\nDil\nDemografi\nDin\nMillet\nHukuk\nBâb-ı Âli\nTuğra\nHanedan reisleri\nOrdu\nEnderun\nYeniçeri\nSipahi\nCebeci\nNizam-ı Cedid Ordusu\nTımar\nİkta\nEyalet\nVilayetler\nSancak\nAğalık\nKadılık\nSalname", + "question": "Osmanlı İmparatorluğu'nun ana hatları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "== Yapı ==\nEkonomik yapı\nDevlet teşkilatı\nSosyal yapı\nKültür\nBilim ve teknoloji\nDil\nDemografi\nDin\nMillet\nHukuk\nBâb-ı Âli\nTuğra\nHanedan reisleri\nOrdu\nEnderun\nYeniçeri\nSipahi\nCebeci\nNizam-ı Cedid Ordusu\nTımar\nİkta\nEyalet\nVilayetler\nSancak\nAğalık\nKadılık\nSalname." + ], + "answer_start": [ + -1 + ] + } + }, + { + "id": "1251", + "context": "Adalet fermanı 1875 yılında Padişah Abdülaziz devrinde çıkarılmış bir fermandır.\n1875 Adalet Fermanı Türkiye'de İnsan Hakları'nın gelişiminde önemli bir yer teşkil etmektedir. Hemen ardından 1876 yılında Padişah 2.Abdülhamid döneminde Kanun-i Esasi ilan edilmiştir. Adalet Fermanı vergilerin yükümlüleri tarafından varlıkları ölçüsünde hak ve adalete uygun şekilde toplanmasını ifade edilmiştir. Günümüzde de vergide ödeme gücü -iktidar teorisi- ilkesi uygulanmaktadır. Vergilemede ödeme gücü ilkesi anayasanın ilkelerinden olan belirlilik ve kanunilik ilkeleriyle de ilişkilidir. Bu da fermanın önemini nitelemektedir. Padişah Abdülaziz ve ondan önce yapılan borçlanmalar sebebiyle Osmanlı imparatorluğu borç batağındaydı. Ancak vergilerin devlet giderlerini karşılayamamasından ötürü yeni gelir kalemleri oluşturulmak istenmiştir. Ancak Padişah Abdülaziz döneminde yapılan harcamalar daha önceki borçlanmalar ve bu fermanın ekonomik kriz altında çıkarılmış olması ardından da 1876 yılında 1.Meşrutiyetin ve Kanuni Esasinin ilan edilmesiyle 1875 yılındaki Adalet Fermanı uygulama alanı bulamamıştır. Ferman'da halkın bazı hak ve özgürlüklere kavuşması amaçlanmış, mahkemelerin tarafsız olması, baskı ve zulmün sona ermesi; vergide adalet ve hakkaniyet ile mülkiyetin korunması öngörülmüştür.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Adalet fermanı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Adalet fermanı 1875 yılında Padişah Abdülaziz devrinde çıkarılmış bir fermandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1252", + "context": "Ahılkelek Sancağı (Osmanlıca: آخلكلك / آخالقلاك; Ahalkalak), Ahalkalak livası ya da Ahalkalak sancağı olarak da bilinir, Osmanlı Devleti’nin 16. yüzyılda Gürcülerden ele geçirdiği topraklarda kurduğu Gürcistan Vilayeti veya Çıldır Eyaleti’nin livalarından biridir. 1595 tarihli Osmanlı tahrir defterine göre sekiz livadan (sancak) oluşan Gürcistan Vilayeti’nin diğer livaları Hertvis, Ahasihe, Çıldır, Poshov, Bedre, Ardahan-i Büzürg ve Penek’ti.", + "question": "Ahılkelek Sancağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ahılkelek Sancağı (Osmanlıca: آخلكلك / آخالقلاك; Ahalkalak), Ahalkalak livası ya da Ahalkalak sancağı olarak da bilinir, Osmanlı Devleti’nin 16." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1253", + "context": "Ahıska Sancağı, Liva-i Ahısha veya Ahıska Livası (Osmanlıca: (آخسخه; okunuşu: “ahasihe / ahısha”), Osmanlı Devleti’nin 16. yüzyılda Gürcülerden ele geçirdiği topraklarda kurduğu Çıldır Eyaleti’nin livalarından biridir.\n1595 tarihli Osmanlı mufassal defterine göre sekiz livadan (sancak) oluşan Çıldır Eyaleti’nin diğer livaları Hertvis, Ahalkalak, Çıldır, Poshov, Bedre, Ardahan-i Büzürg ve Penek’ti. 16. yüzyıldan itibaren Osmanlıların Ahısha (آخسخه) olarak kaydettiği bu yer adı, 20. yüzyılda Latin harfli Türkçeyle Ahıska biçiminde yazılmıştır.", + "question": "Ahıska Sancağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ahıska Sancağı, Liva-i Ahısha veya Ahıska Livası (Osmanlıca: (آخسخه; okunuşu: “ahasihe / ahısha”), Osmanlı Devleti’nin 16." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1254", + "context": "Farsçada 'Yıldız' anlamına gelen Ahteri takma adıyla bilinen Muslihiddin Mustafa (d.1496 - ö.1578), 16. yüzyılda yaşamış bir Türk alim, sözlükçü, tarihçi ve şairdir.", + "question": "Ahteri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Farsçada 'Yıldız' anlamına gelen Ahteri takma adıyla bilinen Muslihiddin Mustafa (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1255", + "context": "Alaturka Saat (Osmanlı Türkçesi: آلاتورقه ساعت ), Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında kullanılan ve eşit saatlere (yani eşit uzunluktaki saatlere) dayanan yerel bir zaman ölçüm yöntemiydi.\nAlaturka saat, güneşin batışına göre düzenlenirdi. Bir mahallin en yüksek noktasından güneşin batışı esas alınarak her gün saatlerin 12:00'a (yani takvimlerde gösterilen akşam namazı vaktine) ayarlandığı bir saat sistemi olup mevsimlere göre değişiklik gösterirdi.", + "question": "Alaturka saat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Alaturka Saat (Osmanlı Türkçesi: آلاتورقه ساعت ), Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında kullanılan ve eşit saatlere (yani eşit uzunluktaki saatlere) dayanan yerel bir zaman ölçüm yöntemiydi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1256", + "context": "Amasya Sancağı, Osmanlı Devleti döneminde şehzadelerin deneyim kazanması için gönderilen yerlerden bir tanesidir. Amasya Sancağı, genellikle ikinci taht veliahtı olanlar gönderilirdi. İlk bu sancağa, Yıldırım Beyazıd tayin edilmiştir, en son ise II.Selim'in oğlu Şehzade Murad tayin edilmiştir. Yaklaşık olarak 182 yıl şehzadelere ev sahipliği yaptı.", + "question": "Amasya Sancağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Amasya Sancağı, Osmanlı Devleti döneminde şehzadelerin deneyim kazanması için gönderilen yerlerden bir tanesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1257", + "context": "Osmanlı İmparatorluğu–Amerika Birleşik Devletleri ilişkileri 1780'te başlamıştır.", + "question": "Amerika Birleşik Devletleri-Osmanlı İmparatorluğu ilişkileri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Osmanlı İmparatorluğu–Amerika Birleşik Devletleri ilişkileri 1780'te başlamıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1258", + "context": "Asfuriye Hastanesi veya Asfuriye Bimarhanesi, Lübnan'da ruh ve sinir hastalıkları konusunda hizmet vermiş bir kurumdur.", + "question": "Asfuriye Hastanesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Asfuriye Hastanesi veya Asfuriye Bimarhanesi, Lübnan'da ruh ve sinir hastalıkları konusunda hizmet vermiş bir kurumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1259", + "context": "Balyos, elçi, aracı, arabulucu anlamı taşıdığı gibi, aynı zamanda İstanbul'da görev yapan Venedik ve bazı diğer Frenk elçilerine verilen isimdir. Daha çok Venedik elçisi için kullanılmıştır.", + "question": "Balyos nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Balyos, elçi, aracı, arabulucu anlamı taşıdığı gibi, aynı zamanda İstanbul'da görev yapan Venedik ve bazı diğer Frenk elçilerine verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1260", + "context": "Barut İmparatorlukları ya da Ateşli Silah İmparatorlukları, üçü de farklı çizgilerde de olsa müslüman Osmanlı, Safevi ve Babür imparatorluklarını anlatmak için kullanılan bir terimdir. Bu imparatorluklar, daha tarih sahnesinde yeni geliştirilmeye başlanmış olan ateşli silahları kısa sürede askeriyelerinin ana silah unsurları haline getirmiş, ateşli silahların sistemli ve yaygın kullanımıyla güçlü birer imparatorluk haline gelmişlerdir. Bu üç imparatorluğun ateşli silahları son derece etkin bir şekilde kullanan ilk devletler oldukları ileri sürülür.\nÜç imparatorluk, ateşli silah teknolojisi sayesinde geniş ve verimli toprakları ele geçirerek, erken modern dönemin en güçlü ve en istikrarlı ekonomileri arasında yer aldılar. Bunlar ticari büyümeye ve kültürel faaliyetlerin himayesine yol açarken, siyasi ve yasal kurumları artan bir merkezileşme derecesiyle konsolide edildi. Kişi başına gelir ve nüfusta önemli bir artış ve sürekli bir teknolojik inovasyon hızı elde ettiler.\nYeni icat edilen ya da geliştirilen ateşli silahların, özellikle de top ve aynı mantıkla çalı��an ve kolay taşınabilen tüfek gibi hafif ateşli silahların, imparatorluk inşası sırasında kullanılması ve geliştirilmesiyle İslami Barut İmparatorlukları tarafından oldukça geniş bölgelerin fethedilmesi mümkün oldu. Avrupa'nın aksine, ateşli silahlarının kullanılması, bu imparatorluklarda, askeri örgütlenmenin çok ötesinde değişikliklere yol açtı. Hindistan alt kıtasında bulunan Babürler, gösterişli mimarileri ve bir proto-sanayileşme çağını müjdelemeleri ile tanınırlar. Safeviler, İran için verimli ve modern bir devlet idaresi yarattılar ve güzel sanatlarda büyük gelişmelere sponsor oldular. İstanbul merkezli Osmanlı İmparatorluğunun halife sultanı İslam dünyasının da başıydı. Güçleri, zenginlikleri, mimarisi ve çeşitli katkıları Asya tarihinin gidişatını önemli ölçüde etkiledi.", + "question": "Barut İmparatorlukları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Barut İmparatorlukları ya da Ateşli Silah İmparatorlukları, üçü de farklı çizgilerde de olsa müslüman Osmanlı, Safevi ve Babür imparatorluklarını anlatmak için kullanılan bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1261", + "context": "Bostancı Ocağı, Şimdiki Devlet Başkanı Özel Koruması Görevinde olan tüfekli Osmanlı askerlerinin yetiştiği yerdir. Bostancıların görevi genellikle bahçe ve bağlarda Padişah'ın yanı başında ya da Saltanat Kayıklarında Padişah'ı koruma görevini üstlenirler.", + "question": "Bostancı Ocağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bostancı Ocağı, Şimdiki Devlet Başkanı Özel Koruması Görevinde olan tüfekli Osmanlı askerlerinin yetiştiği yerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1262", + "context": "Bostancıbaşı, Osmanlı Devleti'nde güvenlik amiridir. Yeniçeri ağası, cebecibaşı ve topçubaşı ile birlikte, İstanbul ve çevresinin güvenliğini sağlamakla yükümlü teşkilatın parçasıdır. Bostancılar, 17. yüzyıla kadar Topkapı Sarayı'nın ve hükümdara ait sur dışı dinlence yerlerindeki bahçelerinin bakımını yapmaktaydılar. Giderek imparatorluk sarayının korunması, imparatorluk mavnasının kullanılması ve yeni binaların yapımı için malzeme taşıma gibi görevler edindiler. İhtiyaç olursa askeri seferberlik de yapmaktaydılar. 17. yüzyılın ikinci yarısından itibaren başta Topkapı Sarayı olmak üzere Haliç'ten Karışdıran'a kadar olan yerlerle, Boğaziçi ve Şile'den Yalova'ya kadar olan yerlerin asayişinden sorumlu oldular.", + "question": "Bostancıbaşı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bostancıbaşı, Osmanlı Devleti'nde güvenlik amiridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1263", + "context": "Bulgaristan Prensliği (Bulgarca: Княжество България - Knyajestvo Bılgariya), Berlin Antlaşması'ndan (1878) sonra kurulan, Osmanlı Devleti'ne bağlı vasal devlet.\nBulgaristan Prensliği, Osmanlı Devleti'ne bağlı vasal bir devlet olmasına karşın kendi anayasası, bayrağı, marşı ve dış politikası vardı. 1885'te savaş olmaksızın Doğu Rumeli fiilen Bulgaristan tarafından ilhak edildi. Bulgar Prensi I. Ferdinand, 5 Ekim 1908 tarihinde tek taraflı olarak Bulgaristan Bağımsızlık Bildirgesi vasıtasıyla bağımsız Bulgaristan Krallığı'nı ilan etti ve çar unvanını aldı.", + "question": "Bulgaristan Prensliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bulgaristan Prensliği (Bulgarca: Княжество България - Knyajestvo Bılgariya), Berlin Antlaşması'ndan (1878) sonra kurulan, Osmanlı Devleti'ne bağlı vasal devlet." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1264", + "context": "Bursalı Ali Rıza Efendi (1815-1905), Osmanlı döneminde Evkaf Nazırı (Vakıflar Bakanı)\nBursalı Ali Rıza Efendi 1815 yılında Bursa'da doğmuştur. Babası çeşitli sancak mutasarraflıklarında bulunmuş olan Sıdkızade Mehmet Şerif Ağa'dır. Soyu, anne tarafından Nakşibendi Şeyhi Mehmet Emin Agâh Efendi'ye dayanmaktadır. Arapça, Farsça okumuş ve hat sanatı üzerine çalışmıştır.\nMemuriyete Bursa'da başlamış, 1835'te İstanbul'a gelerek merkezi hükûmette çeşitli görevler almıştır. Bu arada Sultan Abdülmecid’in 1844'te Marmara, Midilli ve Rumeli’ne seyahatlerinde maiyetinde bulunmuş, 1852’de Meclis-i Vâlâ üyeliğine atanmıştır. 1853’de Anadolu Harb Ordusu’nu teftiş için Erzurum’a gönderilmiştir. 1856’da önce Evkaf Nazırı (Vakıflar Bakanı), daha sonra bu bakanl��ğın adı değişince Hazine-i Hassa Nazırı olarak görev yapmıştır.\nSultan Abdülaziz döneminde de Meclis-i Vâlâ üyeliğine yeniden seçilmiş, Meclis-i Vâlâ’nın kaldırılıp Şûrâ-yı Devlet kurulduğunda Maliye Dairesi Başkanlığı’na, 1873'te Adliye Muhakemat Dairesi Başkanlığı’na, 1874'te Şûrâ-yı Devlet üyeliğine ve 1876’da Temyiz Mahkemesi üyeliğine atanmıştır. Sultan II. Abdülhamid döneminde Meclis-i Âyan üyeliğine seçilmiş ve 1896'da emekli olmuştur. 1905 yılında Üsküdar Doğancılar Yokuşu’ndaki aile evinde ölen Ali Rıza Efendi’nin cenazesi Selimiye dergâhına defnedilmiştir.\nTanınmış bir Mevlevi olan Bursalı Ali Rıza Efendi aynı zamanda iyi bir hattat olup, özellikle rık’a ve ta’lik yazılarında uzmanlaşmıştır. Ressam/hattat Murtazâ Elker ile araştırmacı eski Arşivler Genel Müdür Yardımcısı Selâhaddin Elker’in babası ve mimar Prof. Dr. Cüneyt Elker’in büyük dedesidir.", + "question": "Bursalı Ali Rıza Efendi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bursalı Ali Rıza Efendi (1815-1905), Osmanlı döneminde Evkaf Nazırı (Vakıflar Bakanı)\nBursalı Ali Rıza Efendi 1815 yılında Bursa'da doğmuştur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1265", + "context": "Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan (Osmanlıca: دفتر مفصل ولايت كورجستان; Gürcüce: გურჯისტანის ვილაიეთის დიდი დავთარი; okunuşu.: \"gurcist'anis vilaetis didi davtari\": \"Gürcistan Vilayeti Büyük Defteri\"), Osmanlı Devleti tarafından 1595 yılında, hazine gelirlerini tespit etmek amacıyla, Gürcistan’dan ele geçirilmiş toprakların tahririyle oluşturulmuş mufassal defterdir. Tahrir defteri, Osmanlıların ele geçirdiği Samtshe-Saatabago topraklarının 16. yüzyılın son çeyreğindeki toplumsal ve ekonomik, siyasal tarih ve tarihsel coğrafya konularında araştırma yapanlar için eşsiz bir kaynaktır. Adları değiştirilmiş yerleşim birimlerinin eski adlarının saptanması da bu defterdeki kayıtlar üzerinden mümkün hale gelmektedir.\nOsmanlı Devleti'nin daha erken dönemde Gürcülerden ele geçirdiği toprakların 1574 yılındaki tahririyle oluşmuş olan mufassal defter de Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan adını taşımaktadır.\nOsmanlı Devleti, tarihsel Gürcistan’ın güney bölümünü 16. yüzyılın ikinci yarısında ele geçirdi ve Gürcistan Vilayeti olarak adlandırdı. Bu bölgenin tahrirlerini kapsayan Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan'a göre Osmanlıların Gürcülerden ele geçirdiği topraklar liva denilen 8 bölgeye bölündü. Bu livalar Ahasihe (اخسخه ; Gürcüce: Ahaltsihe), Hertvis (خرتوس ; Gürcüce: Hertvisi), Ahalkalak (اخلكلك ; Gürcüce: Ahalkalaki), Çıldır (چلدر ; Gürcüce: Çrdili), Poshov (پوسخو ; Gürcüce: Potshovi), Bedre (بدره ; Gürcüce: Petre), Penek (پنك ; Gürcüce: Panaki) ve Ardahan-i Büzürg (اردهان بزرك ; Gürcüce: Didi Artaani) adını taşıyordu. Livalar ise nahiyelere bölünmüştü. Defterde 1.160 yerleşim birimi kaydedilmiştir. Bu yerleşim yerlerinde yaşayanların temel uğraşının tarım olduğu defterdeki kayıtlardan anlaşılmaktadır.\n\nDefter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan adlı mufassal defteri yeni kurallara göre düzenlenmiştir. Çünkü Osmanlı padişahı I. Süleyman döneminde yeni kurallar getirilmiştir. Bundan dolayı bu defter yeni yerleşim yerlerinin (köyler) ve beylere ait çiftliklerin gelirlerini ayrıntılı tahririni kapsamaktadır. Defterde kaydedilmiş köylülere (reaya) çıkarılmış vergilerin timar, zeamet ve has olup olmadığı belirtilmemiştir. Defterde değişik nedenlere bağlı olarak 53 köyün tahriri yapılmamış ve Osmanlı Devleti’ne vergi vermekle yükümlü kılınmamıştır.\nDefter-i Mufassal Vilayet-i Gürcistan, Gürcü Türkolog Sergi Cikia tarafından özgün metin (1. cilt; 1947), çeviri (2. cilt; 1941), inceleme ve açıklamalarla (3. cilt; 1958) Gürcistan Vilayeti Büyük Defteri (გურჯისტანის ვილაიეთის დიდი დავთარი; 1941-1958, 3 cilt) adı altında yayımlanmıştır. M. Fahrettin Kırzıoğlu 1976 yılında yayımlanan kitabında, mufassal defterdeki “Gürcistan Vilayeti” adı üzerinden Sergi Cikia’yı defterin adını değiştirmekle suçlamıştır. Bu suçlama daha sonra Kırzıoğlu’nun ekolünden gelen tarih yazarları tarafından da sürdürülmüştür. Oysa söz konusu defterin kanunnamesi de \"Kanunname-i Vilayet-i Gürcistan” adını taşımaktadır. Öte yandan “Gürcistan Vilayeti” terimi çok daha erken dönemde, Osmanlıların Gürcistan’ın güneybatısının bir kısmını ele geçirdiği ilk dönemde ortaya çıkmıştır.\nDefter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan'ın iki nüshası mevcuttur. Bunlardan biri Ankara'da Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nde, diğeri Tiflis'te Gürcistan Devlet Müzesi'nin Elyazmaları Bölümü'nde korunmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan (Osmanlıca: دفتر مفصل ولايت كورجستان; Gürcüce: გურჯისტანის ვილაიეთის დიდი დავთარი; okunuşu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1266", + "context": "Düstur veya Destur olarak da bilinen Osmanlı Kamu Hukuku Kanunu, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki bir dizi kanunun adıdır. Osmanlı Türkçesindeki isim, Farsça hukuk derlemesi anlamındaki \"Destur\" kelimesinden gelmektedir. Ceza kanunu ile bazı medeni ve ticari kanunları içerir.\nTanzimat döneminde hazırlanmış ve kabul edilmiş olan kanun ve nizamnâmeleri resmî bir kitap içinde bir araya getirme zarureti hissedilince ilk defa 1851'de, Tanzimat'ın başlangıcından o tarihe kadarki hukukî mevzuat 142 sayfalık isimsiz bir kitapta toplandı. Şubat 1863'te Cevdet Paşa'nın gayretleriyle, kabul edilen yeni kanun ve yönetmelikleri eklemek, yürürlükten kaldırılanları çıkarmak suretiyle ilk defa Düsturadıyla bir kitap meydana getirildi (Tezâkir, IV, 74). Mayıs 1866'da o tarihe kadar kabul edilen kanun ve nizamnâmeler eklenip yürürlükten kaldırılanlar çıkarıldı ve Düstur ikinci defa neşredildi. Daha sonra yeni ilâve ve çıkarmalarla 1872, 1873, 1876 ve 1879 yıllarında I, II, III ve IV. cilt Düstur'lar yayımlandı. 1882'de IV. cildin ikinci baskısı yapıldı. 1879'dan 5 Aralık 1884'e kadar kabul edilen kanun, nizamnâme ve tâlimatnâmeler dört zeyil halinde neşredildi. Bu tarihten II. Meşrutiyet'e kadar olan dönemdeki mevzuat uzun süre yayımlanmamış, ancak Cumhuriyet'in ilânından sonra Ankara'da 1937'den itibaren birinci tertibin V (1937), VI (1939), VII (1941) ve VIII. (1943) ciltleri olarak neşredilmiştir.\nİlk Osmanlı Türkçesi cildi 1862'de, ikincisi ise 1865'te yayınlandı. Serileştirme 1872'de başladı ve \"Destur\" adlı ilk cilt 1873'te yayınlandı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Düstur nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Düstur veya Destur olarak da bilinen Osmanlı Kamu Hukuku Kanunu, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki bir dizi kanunun adıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1267", + "context": "Empire of the Sultans: Ottoman Art of the Khalili Collection, 1995–2004 yılları arasında, Halili İslam Sanatı Koleksiyonu'ndan eserlerin sergilendiği bir gezici sergidir. Hat sanatı, tekstil, çömlek, silah ve metal işçiliğinin de aralarında bulunduğu yaklaşık iki yüz sergi, Osmanlı İmparatorluğu'nun altı yüzyıllık sanatını ve günlük yaşamını resmediyordu. Eserlerin çoğu imparatorluğun hükümdarları olan sultanlar için üretilmişti. Hat eserlerinden ikisi bizzat sultanlara aittir.\nİsviçre, Birleşik Krallık ve İsrail'deki kurumlar 1990'lı yıllarda sergiye ev sahipliği yaptı. 11 Eylül saldırıları ve müteakip Ortadoğu'daki savaşlar sebebiyle İslam'ın tartışmalı hale geldiği bir dönemde, 2000 ila 2004 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'nde on üç şehre geldi. Eleştirmenlere göre sergi, geniş kapsamlı ve bilgilendiriciydi. Sergilenen sanat eserlerinin güzelliği (özellikle hat sanatı başta olmak üzere) ve İslam'a yeni bir bakış açısı sunması sebebiyle eleştirmenlerden övgü aldı. Kataloglar, İngilizce ve Fransızca olarak basıldı.", + "question": "Empire of the Sultans nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Empire of the Sultans: Ottoman Art of the Khalili Collection, 1995–2004 yılları arasında, Halili İslam Sanatı Koleksiyonu'ndan eserlerin sergilendiği bir gezici sergidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1268", + "context": "Fatma Sultan (19 Haziran 1879 - 23 Kasım 1930), Osmanlı padişahı V. Murad ile eşi Resan Hanım'ın kızıdır.", + "question": "Fatma Sultan (V. Murad'ın kızı) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fatma Sultan (19 Haziran 1879 - 23 Kasım 1930), Osmanlı padişahı V." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1269", + "context": "Grek projesi veya Yunan projesi, 1787-1792 yılları arasında Osmanlılar ile savaşan Avusturya ve Rusya'nın yürütmüş olduğu gizli plandır. Bu plana göre Osmanlı topraklarının bir bölümü Avusturya'ya verilecek, Bizans İmparatorluğu yeniden kurulacak ve başına II. Katerina'ın torunu Konstantin Pavloviç getirilecekti. Böylece Avusturya Balkanlarda, Rusya ise Avrupa ve Akdeniz'de daha da güçlenecekti.", + "question": "Grek Projesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Grek projesi veya Yunan projesi, 1787-1792 yılları arasında Osmanlılar ile savaşan Avusturya ve Rusya'nın yürütmüş olduğu gizli plandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1270", + "context": "Gürcistan Vilayeti, Osmanlı Devleti'nin 16. yüzyılda Gürcülerden ele geçirdiği topraklara erken dönemde yaptığı tahrirlerde verdiği isimdir. Nitekim Osmanlı Devleti'nin Gürcülerden ele geçirdiği topraklar 1574 ve 1595 tarihli tahrir defterlerinde \"Gürcistan Vilayeti'nin mufassal defteri\" anlamında Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan (دفتر مفصل ولایت كورجستان) kayda geçirilmiştir. Bununla birlikte tahrir defterlerinin tutulduğu dönemden önce Gürcülerden ele geçirilen veya Osmanlı Devleti'nin sınrındaki Gürcü topraklarına da \"Gürcistan Vilayeti\" dendiği İbrahim Peçevi'nin tarihinden de anlaşılmaktadır. Sonraki dönemde Gürcistan Vilayeti yerine Çıldır Eyaleti adı kullanılmıştır. Osmanlıların Gürcülerden ele geçirdiği topraklar uzun tarih dilimi boyunca \"Osmanlı Gürcistanı\", \"Türk Gürcistanı\", \"Müslüman Gürcistan\" şeklinde de adlandırılmıştır.\nOsmanlı Devleti'nin Gürcülerden ele geçirdiği topraklar erken Orta Çağ'da geniş anlamıyla Mesheti adını taşıyordu. Bu toprakların bugün Türkiye sınırları içinde kalan kısmı Tao-Klarceti olarak adlandırılmaktadır. Tarihsel Gürcistan'ın güneybatı kesimini oluşturan bu bölge erken Orta Çağ'da Gürcü Krallığı sınırları içinde kalıyordu. 1071 yılında Malazgirt Savaşı'ında Bizans'ı yenen Büyük Selçuklular, Kveli Kalesi Savaşı'nda Gürcü kralı II. Giorgi'yi de ağır yenilgiye uğratıp Mesheti bölgesini ele geçirdiler. 1121 yılında Didgori Savaşı'yla bölgeden Büyük Selçuklular çıkarılınca, Mesheti bölgesini yeniden Gürcülerin denetimine girdi. Bu bölgeye daha sonra, birleşik Gürcü Krallığı dağılmaya başlaması üzerine bağımsız devlete dönüşen Samtshe-Saatabago (1268-1625) hakim oldu. Osmanlı Devleti 16. yüzyılda Samtshe-Saatabago topraklarını aşama aşama ele geçirdi ve bu toprakların tahririni Gürcistan Vilayeti adı altında gerçekleştirdi.\n\nGürcistan Vilayeti adı altında 1574 yılında gerçekleştirilen ilk tahrirlerden biri, Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan adını taşımaktadır. Bu tahrir defteri 2017 yılında, 1574 Yılı Gürcistan Vilayeti Büyük Defteri adıyla Türkolog Nodar Şengelia tarafından Osmanlıca ve Gürcüce yayımlandı. Aynı tarihlerde Ardahan-i Küçük ile Kars livalarının da Gürcistan Vilayeti adı altında yazıldığı, tımar icmal defterinden anlaşılmaktadır.\nGürcistan Vilayeti adı altında bir başka tahrir ise, yaklaşık yirmi yıl sonra, 1595 yılında gerçekleştirildi. Bu mufassal defter daha erken tarihte, 1941-1958 arasında, Türkolog Sergi Cikia tarafından üç cilt olarak yayımlanmıştır. 1595 tarihli deftere göre Gürcistan Vilayeti, Ahasihe (اخسخه ; Gürcüce: Ahaltsihe), Hertvis (خرتوس ; Gürcüce: Hertvisi), Ahalkalak (اخلكلك ; Gürcüce: Ahalkalaki), Çıldır (چلدر ; Gürcüce: Çrdili), Poshev (پوسخو ; Gürcüce: Potshovi), Bedre (بدره ; Gürcüce: Petre), Penek (پنك ; Gürcüce: Panaki) ve Ardahan-i Büzürg (اردهان بزرك ; Gürcüce: Didi Artaani) olmak üzere sekiz livadan oluşuyordu. Livalar ise nahiyeleri ve köyleri kapsıyordu.\nAhısha livası, Kuzay, Güney, Ude, Azğur, Kvabliyan, Oshe, Altunkala, Çeçerek ve Aspinza nahiyelerinden oluşuyordu. Hertvis livası Hertvis, Meşe-Cavahet ve Buzmaret olmak üzere üç nahiyeden ibaretti. Ahalkalak livasına Akşehir, Tümeg ve Niyaliskur nahiyeleri bağlıydı. Canbaz, Kenarbel ve Kurd Kalası nahiyeleri Çıldır livasını oluşturuyordu. Poshov livası Güney ve Kuzay nahiyelerini kapsıyordu. Bedre livasına ise, Bedre ve Kaşvet nahiyeleri bağlıydı. Ardahan-i Büzürg livası Güney, Kuzay ve Meşe nahiyelerini, Penek livası da Penek, Kamhis ve Panaskerd nahiyelerini kapsıyordu.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Gürcistan Vilayeti nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gürcistan Vilayeti, Osmanlı Devleti'nin 16." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1271", + "context": "Gürcü Boğazı (Gürcüce: ქართლის ყელი), Türkiye'nin doğu kesimindeki boğazlardan biridir. Fırat Nehri'nin bir kolu olan Karasu ile Çoruh Nehri'nin bir kolu olan Tortum Çayı arasındaki su ayrımı çizgisidir. Erzurum tarafından tarihsel Gürcistan'a geçişi sağladığı için bu şekilde adlandır��lmıştır. Bu boğazdan geçen yol tarihsel Gürcüce kaynaklarda \"Gza Kartlisa\" (გზა ქართლისა), yani \"Kartli Yolu\" olarak ifade edilmiştir. Erzurum kentinden tarihsel Gürcistan'a açılan kapı ise, Gürcü Kapı adını taşımaktadır.\nVahuşti’nin tarifine göre Gürcü Boğazı, Deveboynu Dağından İspir Çayına kadar uzanır. Bu boğaz, dar, kayalık ve dağlık bir vadidir. Bayburt Dağına kadar uzanan Gürcü Boğazı, Osmanlı dönemi öncesinde Gürcistan ile Bizans arasındaki sınırı oluşturuyordu. Gürcistan tarihinde Tao-Klarceti olarak ifade edilen bölgeler de Gürcü Boğazı’ndan başlayıp Küçük Kafkaslar’a değin uzanıyordu.\nOsmanlı seyyah Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Erzurum'dan Tortum, İspir ve Bayburt'a doğru seyahat ederken Fırat Nehri üzerindeki bir köprüyü Gürcü Boğazı Köprüsü olarak isimlendirmiş, bu noktadan altı saatte Gürcü Boğazı'nı geçtiğini yazmıştır. Erzurum sınırında bir yerleşimin de Gürcü Boğazı köyü adını taşıdığını belirtmiştir.\nKuzeyde, Otu ve Tortum'dan gelen yollar Gürcü Boğazı'ndan geçerek Erzurum kentine ulaşır. Bundan dolayı bu boğaz Osmanlı tarihinde de önemli bir yere sahip olmuştur. Tao-Klarceti bölgesini 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın bir sonucu olarak Rusların egemenliğine girmesinin ardından Osmanlı idaresi, Karagöbek köyünün 1 kilometre güneyinde, Gürcü Boğazı'nda 1884 - 1896 yılları arasında Karagöbek Tabyası'nı inşa etmiştir. Birinci Dünya Savaşı sırasında Ruslar, Gürcü Boğazı'ndan Erzurum'a girmek için bu tabyayı hedef almış ve buradaki muharebelerde tabya ağır hasar görmüştür.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Gürcü Boğazı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gürcü Boğazı (Gürcüce: ქართლის ყელი), Türkiye'nin doğu kesimindeki boğazlardan biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1272", + "context": "Hafize Hafsa Sultan, I. Selim'in ve muhtemelen en sevdiği eşi Hafsa Hatun'un kızı olan bir Osmanlı sultanıydı. Dolayısıyla Kanuni Sultan Süleyman'ın öz veya üvey kız kardeşiydi.\n\nHafize, 10 Temmuz 1538'de İstanbul'da öldü. Yavuz Selim Camii'ne babasının yanına defnedildi.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Hafize Sultan (I. Selim'in kızı) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hafize Hafsa Sultan, I." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1273", + "context": "Haile-i Osmaniye (Osmanlı Faciası), Osmanlı Padişahı II. Osman'ın öldürüldüğü olaya verilen isimdir. 20 Mayıs 1622'de Yeniçeri Ocağı içindeki başıboş ve emir komuta zincirinden ayrı hareket eden bir tugay tarafından gerçekleştirilmiş olaydır. Olay sonucu Sultan II. Osman öldürülmüş, imparatorluğun dört bir yanında isyanlar çıkmıştır. Bu isyanlara Abaza İsyanları denmiştir.", + "question": "Haile-i Osmaniye nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Haile-i Osmaniye (Osmanlı Faciası), Osmanlı Padişahı II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1274", + "context": "Hasan, Prut Savaşı sırasında yaşadığı deneyimleri aktaran bir Osmanlı kâtibiydi.", + "question": "Hasan (Yeniçeri kâtibi) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hasan, Prut Savaşı sırasında yaşadığı deneyimleri aktaran bir Osmanlı kâtibiydi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1275", + "context": "İmrahor (Osmanlıca: مير اخور), mirahur, mirahor ya da emîr-i ahûr, Osmanlı İmparatorluğu'nda padişahın atlarına bakmakla görevli olan saray görevlisi. Dış sarayda yetişen imrahorlar genelde saray oğlanlarından seçilirdi. Bu görevlilerin padişahın bazı özel işlerinde de kullanıldığı biliniyor. İstanbul ili, Fatih ilçesindeki İmrahor semti ismini buradan almıştır.", + "question": "İmrahor nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İmrahor (Osmanlıca: مير اخور), mirahur, mirahor ya da emîr-i ahûr, Osmanlı İmparatorluğu'nda padişahın atlarına bakmakla görevli olan saray görevlisi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1276", + "context": "Kırım'ın fethi veya Kırım'ın Osmanlı İmparatorluğuna katılması, Osmanlı İmparatorluğu'nun Kefe ve Sudak liman bölgelerine 1454-1475 yılları arasındaki askerî harekâtıdır. Harekât sonucu Kırım, Osmanlı himayesi altına girmiştir ve 1524'ten itibaren Kırım Hanları, Padişahlar tarafından seçilmeye başlandı.", + "question": "Kırım'ın Osmanlı İmparatorluğu'na katılması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kırım'ın fethi veya Kırım'ın Osmanlı İmparatorluğuna katılması, Osmanlı İmparatorluğu'nun Kefe ve Sudak liman bölgelerine 1454-1475 yılları arasındaki askerî harekâtıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1277", + "context": "Osmanlı Arabistanı, Arap Yarımadası'nın 1517-1918 yılları arasında Osmanlılar tarafından yönetildiği dönemdir. Osmanlı'nın bu bölgedeki kontrol gücü, 4 asır boyunca devlet otoritesinin gücüyle orantılı olarak değişmiştir.", + "question": "Osmanlı Arabistanı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Osmanlı Arabistanı, Arap Yarımadası'nın 1517-1918 yılları arasında Osmanlılar tarafından yönetildiği dönemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1278", + "context": "Osmanlı Devleti arması ya da Osmanlı arması, 19. yüzyılda Birleşik Krallık geleneğindeki nişanlardan etkilenilerek Osmanlı Devleti için hazırlanmıştır. Öncesinde, padişah tuğraları devlet nişanı yerine geçiyordu. Osmanlı arşivlerinde yapılan araştırma sonucu armanın yapılışı hakkında şu bilgilere rastlanmıştır: Osmanlı ile Rusya arasındaki Kırım Savaşı sırasında, Fransızların Sultan Abdülmecid'e verdiği Légion d'honneur nişanı, Osmanlı Devleti ile yakın ilişkiler kurmaya çalışan İngiltere'yi harekete geçirir. İngiltere Kraliçesi Victoria, Fransa'nın verdiği nişana karşılık Kasım 1856'da Dizbağı Nişanı'nı Osmanlı Sultanı'na sunar. 1346'da Kral III. Edward tarafından ortaya çıkarılan Dizbağı Nişanı'nın geleneğinde şöyle bir uygulama vardır: Nişanı alan kişi ya da hükümdarların armaları Londra'da Windsor Sarayı'nda bulunan Saint George Kilisesi'nin duvarında asılmaktadır. Ancak Osmanlı Padişahı'nın arması bulunmamaktadır. Bunun üzerine Kraliçe Victoria, Prens Charles Young ismindeki arma uzmanını Osmanlı için arma tasarlamak üzere görevlendirir. İstanbul'a gelerek araştırmalarda bulunan Young'a, Etyen Pizani isminde bir tercüman yardımcı olur.\nİngiliz tasarımcı, padişahlık alameti olan saltanat kavuğunu, sorgucu, ay-yıldızlı sancağı ve tuğrayı ön plana çıkararak bir arma hazırlar. Bir yılda hazırlanarak İstanbul'a gönderilen arma çizimlerini Sultan Abdülmecid de beğenir. Bu şekilde oluşan Osmanlı Devleti arması İngiltere'nin Saint George Kilisesi'ndeki yerini alır. Osmanlı nişanının son hali, 17 Nisan 1882'de Sultan II. Abdülhamid tarafından yürürlüğe konmuştur.", + "question": "Osmanlı İmparatorluğu arması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Osmanlı Devleti arması ya da Osmanlı arması, 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1279", + "context": "Osmanlı İmparatorluğunda nüfus sayımları çok geç başladığı ve Müslümanlar milletler ayırt edilmeden birlikte sayıldığı için Osmanlı İmparatorluğunda etnik yapı büyük bir tartışma konusudur. Osmanlı'nın kuruluş döneminde nüfusun tamamını Türkler oluşturmaktaydı. Daha sonra Bizans ile yapılan savaşlar sonrası Osmanlının bünyesine Rumlar, I. Murad döneminde yapılan Balkan fetihleri sonucunda birçok Balkan ulusu Osmanlıya girmiştir. Osmanlı Balkanları Türk-İslamlaştırmak için Anadoludaki Türklerin kimini sürgün yoluyla kimini ekonomik destek yollarıyla iskan etmiş kimi Türklerde gaza ve cihat anlayışı dolayısıyla Balkanlara yerleşmiştir. Fakat bu Türklerin Balkanlara ilk gelişi olmadığından eskiden de Balkanlarda Türkler olduğundan yeni gelenlerle birlikte Türk nüfusu Balkanlarda bir hayli artmıştır.\nDevam eden yıllarda Trabzon İmparatorluğu'nun yıkılması ile Karadeniz Bölgesinin tamamını ele geçiren Osmanlı Karadenizi de Türk-İslamlaştırmaya başlamıştır. I. Selim ile Afrikaya kadar sınırlarını genişleterek Mısır'a da Türk Kültürünü götürmüş ve Mısır'a bazı Türk aileler yerleşmiştir. I. Süleyman döneminde önemli denizciler çıkartan Osmanlı Akdenizde de söz sahibi olmuş ve Kuzey Afrika'yı topraklarına katmıştır. Kuzey Afrikaya Türk nüfusun yerleştirilmesi daha çok sürgünler ile olmuştur. Bunun yanında Türk Denizcilerin emekli olduktan sonra Kuzey Afrika'ya yerleşmeleri ve aileler kurmaları ile Kuzey Afrika'da da Türk nüfusu oluşmuş oldu. 1800'lü yılların başlarında Osmanlı'nın nüfusu yaklaşık 25 milyondu ve bu nüfusun %35-40'ını Türkler oluşturmaktaydı. Fakat bu oran Osmanlı İmparatorluğu'nun en geniş s��nırlara sahip olduğu 17. yüzyılda daha da düşmektedir. 20. yüzyıla kadar Anadolu'nun kıyı bölgelerinde Rum varlığı devam etmekteydi bu bölgelerden biri Aydın Vilayeti'dir. Aydın Vilayeti'nde 1893 Nüfus Sayımına göre 196.664 Rum yaşamaktaydı. Selanik Vilayetinde ise 1893 Nüfus sayımına göre 447.904 Müslüman,277.237 Rum vardı. Ermenilerin ise en çok nüfusunun bulunduğu yer 149.590 kişi ile İstanbul Vilayetidir. Aynı nüfus sayımına göre 27.481 Müslüman Ege Adalarında yaşamaktaydı. \nCumhuriyet'in ilanı sonrasında Nüfus Mübadeleleri ve Ulus Devlet anlayışı ile Anadolu tamamen Türkleşmiştir. Günümüzde hala Bulgaristan'da 588 bin, Yunanistan'da 150 bin, Suriye ve Irakta toplam 4 milyon ve Kuzey Afrika'da yaklaşık 5 milyona yakın Türk vardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Osmanlı imparatorluğu etnik dağılımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Osmanlı İmparatorluğunda nüfus sayımları çok geç başladığı ve Müslümanlar milletler ayırt edilmeden birlikte sayıldığı için Osmanlı İmparatorluğunda etnik yapı büyük bir tartışma konusudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1280", + "context": "Osmanlı İmparatorluğu'nda yayınlanan çok sayıda dergi ve gazete bulunuyordu. Bu gazete ve dergi yayınları Osmanlı İmparatorluğu'nda basın kültürünün yaygınlaşmasına sebep oldu.", + "question": "Osmanlı İmparatorluğu'nda basın nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Osmanlı İmparatorluğu'nda yayınlanan çok sayıda dergi ve gazete bulunuyordu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1281", + "context": "Osmanlı Milletler Topluluğu, Türkiye'nin eski başbakanı olan Ahmet Davutoğlu'nun dışişleri bakanlığı yaptığı dönemde gündeme getirdiği,Osmanlı İmparatorluğu'nun hakim olduğu topraklar üzerinde kurulan tüm devletleri, dağılan Britanya İmparatorluğu'nun toprakları üzerinde kurulan devletlerin oluşturduğu İngiliz Milletler Topluluğu gibi bir yapılanmayla bir araya getirmesi planlanan uluslararası örgüt.\n2006 yılında dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ve 2012 yılında dönemin dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu'nun gerçekleştirdikleri Cezayir seyahatinde Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika tarafından bu şekilde bir yapılanmanın Türkiye'nin öncülüğünde kurulması Türk yetkililere beyan edilmiştir.\nCezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika, Abdullah Gül'e şunları söylemiştir:\n\nFikir, Türkiye'nin Osmanlı coğrafyası ile ilgili dış politikasında daha etkin bir rol oynamasını ifade edecek şekilde Yeni Osmanlıcılık kavramı ile birlikte ele alınmaktadır.\nHasan Celal Güzel, farklı gazeteler için kaleme aldığı birçok yazısında Türkiye'nin gelecek dış politika perspektifi içerisinde Osmanlı Milletler Topluluğu'nun kurulması gerektiğini yazmıştır.", + "question": "Osmanlı Milletler Topluluğu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Osmanlı Milletler Topluluğu, Türkiye'nin eski başbakanı olan Ahmet Davutoğlu'nun dışişleri bakanlığı yaptığı dönemde gündeme getirdiği,Osmanlı İmparatorluğu'nun hakim olduğu topraklar üzerinde kurulan tüm devletleri, dağılan Britanya İmparatorluğu'nun toprakları üzerinde kurulan devletlerin oluşturduğu İngiliz Milletler Topluluğu gibi bir yapılanmayla bir araya getirmesi planlanan uluslararası örgüt." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1282", + "context": "Osmanlı Sırpları, Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan etnik Sırpları tanımlamak için kullanılan ifadedir. Sırp Ortodoks Kilisesine bağlı olan Osmanlı Sırpları, Rum Milletine (millet-i Rûm, \"Roma Milleti\") mensuptu. Sırp Kilisesi, Sırpların Osmanlı İmparatorluğu'ndaki yasal olarak onaylanmış temsili örgütüydü.\n\n1826'da Akkerman Antlaşması'nda Sırp Milletinden söz edilmiştir.", + "question": "Osmanlı Sırpları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Osmanlı Sırpları, Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan etnik Sırpları tanımlamak için kullanılan ifadedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1283", + "context": "Osmanlı Suriyesi, 16. yüzyılın başlarında Osmanlı'nın fethi ile 1922'de Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılması arasında Osmanlı yönetiminde olan modern Suriye ya da Büyük Suriye'nin bölümlerini ifade eder.\nEle geçirilen bölgeler başlangıçta Şam Eyaleti ve Halep Eyaleti'ne bölünmüştü. Trablus Eyaleti 1579 yılında kuruldu ve daha sonra Adana Eyaleti Halep Eyaleti'nden ayrıldı. 1660 yılında Sayda Eyaleti kuruldu. Bu eyaletler, Tanzimat reformlarının bir parçası olarak 1864 yılında Suriye Vilayeti, Halep Vilayeti ve Beyrut Vilayeti'ne dönüştürüldü.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Osmanlı Suriyesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Osmanlı Suriyesi, 16." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1284", + "context": "Osmanlı İmparatorluğu 1526 yılında Macaristan Krallığı'na karşı kazandığı Mohaç zaferiyle bu ülkeyi kendine bağımlı hale getirmiş; Macar Kralı II. Layoş'un muharebe sırasında ölümü üzerine İstolni Belgrad'da toplanan Macar Dieti (soylular meclisi) 10 Kasım 1526'da Erdel Voyvodası Yanoş Zapolya'yı krallığa seçmişti. Kararı kabul etmeyen soyluların oluşturduğu bir diğer Diet ise 17 Aralık 1526'da Presburg'da toplanarak Avusturya Arşidükü Ferdinand'a (ölen Macar Kralı II. Layoş'un kayınbiraderiydi) krallığı tevcih etmişti.\nAvusturya Arşidükü Ferdinand'ın bu hak iddiası çerçevesinde Macaristan'a girmesi ve Yanoş Zapolya'yı iki muharebede mağlup ederek Budin dahil Macaristan'ın önemli bölümünü işgal etmesi üzerine, Zapolya metbuu olduğu Osmanlı İmparatorluğu'ndan yardım istemiş, Osmanlıların üstünlüğüyle biten 1527-1533 Osmanlı-Alman Savaşı sonucunda imzalanan İstanbul Antlaşması'yla Macaristan üçe bölünürken, merkezî Macaristan ile Erdel Prensliği üzerindeki Osmanlı hâkimiyeti tanınmış, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu da elinde tuttuğu kuzey Macaristan toprakları için Osmanlılara yıllık vergi vermeyi kabul etmişti.\nBununla birlikte, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu Macaristan üzerindeki iddiasından vazgeçmemişti. Çocuğu olmayan Macar Kralı Zapolya 24 Şubat 1538'de Avusturya Arşidükü Ferdinand'la, ölümü halinde Macar krallık tacını kendisine bırakmayı taahhüt ettiği gizli bir anlaşma imzaladı (Nagyvarad Antlaşması). Ancak, Macar Kralı bu gizli antlaşmadan yaklaşık bir yıl sonra (1539 başlarında) Polonyalı Jagiellon Hanedanına mensup Izabela Jagiellonka'yla evlendi ve 15 Temmuz 1540'ta Yanoş Sigismund adlı oğlu dünyaya geldi. Bir hafta sonra ise Macar Kralı Zapolya öldü.\nKanuni Sultan Süleyman Kral Zapolya'nın ölümünden 15 gün önce, Kraliçe İzabela'dan gerçekten çocuğu olup olmadığını araştırmak için Budin'e bir elçi göndermiş, Kraliçe de Osmanlı elçisinin huzurunda Yanoş Sigismund'a süt vermek suretiyle anneliğine ikna etmiş, bu suretle de yeni kral için Kanuni Sultan Süleyman'ın himayesini talep etmişti. Osmanlı elçisi de (aldığı yetki doğrultusunda) bu himaye talebinin kabul edildiğini bildirmişti.\nAğustos ayında Ferdinand'ın elçileri Budin'e gelerek Nagyvarad Antlaşması uyarınca Kral Zapolya'nın hakim olduğu tüm toprakları Macarlardan talep ettiler. Kuzey ve Doğu Macaristan'daki bazı Macar komutanlar Ferdinand'a sığındılar.\nKralın hazinedârı György Martinuzzi süratle Budin'e gelerek duruma el koydu ve onun önerisi üzerine 13 Eylül 1540'ta Macar Dieti Yanoş Sigismund'u kral olarak seçti, ayrıca Martinuzzi, kralın annesi İzabela, Temeşvar Muhafızı Peter Petroviç ve Csesznek Lordu Balint Török kral naipleri olarak belirlendiler.\nKral Ferdinand ise 9 Eylül'de General Leonard Freiherr von Vels'e Buda'nın işgalini emretmişti. General Vels komutasındaki yaklaşık 10.000 kişilik Alman birliği, Vişegrad, Vaç, Tata ve İstolni Belgrad'ı işgal ettikten sonra 21 Ekim'de Kral II. Yanoş ve annesi İzabela'nın sığındığı Budin kalesi önüne gelerek kuşatmayı başlattı. Bu harekât ve işgaller Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ile Macaristan'ın hâkimi Osmanlı İmparatorluğu arasında savaşın fiilen başladığı anlamına geliyordu. 1530 yılındaki kuşatma sonrasında İtalyan tarzına göre tahkim edilen Budin kalesi ise kuşatmacılara dayanmayı başardı. Kayıplara uğrayan Alman birliği Budin'in karşısındaki Peşte'de bir garnizon bırakarak 1 Kasım'da Viyana'ya çekildi.\nBu çarpışmalar başlar başlamaz 1540 Ekim'inde Macar elçileri İstvan Verboczy ve Yanoş Eszeki Kanuni Sultan Süleyman'ın huzuruna çıkarak ölen Kral Zapolya'nın vasiyetinin yerine getirilmesini istifsar ettiler. Kanuni Sultan Süleyman da, 1528 tarihli ittifak ve tâbiyet anlaşmasını teyidle, yıllık 25.000 altın flori karşılığında bebek Yanoş Sigismund'u babasının tahtının vârisi olarak tanıdı ve kendisine Kral Zapolya'nın arazisini bağışladı.\nAynı dönemde Ferdinand'ın elçisi Jerom Laçki 8 Ekim 1540'ta İstanbul'a vasıl olarak 7 Kasım'da Kanuni Sultan Süleyman'ın huzuruna çıktı ve Nagyvarad Antlaşması hakkında bilgi vererek tüm Macaristan'ın Ferdinand'a terkine rıza gösterilmesini talep etti. Kanuni ise, Alman birliğinin işgallerini ve Budin'i kuşatmasını kınayarak ve Yanoş Sigismund'un krallığını tanıdığını vurgulamak suretiyle, elçi Laski'nin öne sürdüğü talepleri reddetti.\nBudin'i askerî yöntemlerle elde etmeyi başaramayan Kral Ferdinand ise General Vels'ten Kral naibi ve Yanoş Sigismund'un himayedarı Martinuzzi ile Buda halkının rüşvetle kendi tarafına çekilmesini istediyse de, bunda da başarılı olamadı.", + "question": "Osmanlı-Alman Savaşları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Osmanlı İmparatorluğu 1526 yılında Macaristan Krallığı'na karşı kazandığı Mohaç zaferiyle bu ülkeyi kendine bağımlı hale getirmiş; Macar Kralı II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1285", + "context": "Osmanlı'nın Fas seferi, 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun Fas'a düzenlediği birkaç seferden oluşur.", + "question": "Osmanlı'nın Fas seferi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Osmanlı'nın Fas seferi, 16." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1286", + "context": "== Kuruluş Dönemi'nde Nikâh ==\nOsmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında nikâh geleneği vardı. Orhan Gazi, I. Murat, I. Bayezid gibi bazı padişahlar siyasi nedenlerle bir tekfurun, Bizans İmparatoru'nun ya da Anadolu'dan bir beyin kızıyla evlilik yapmıştır. I. Bayezid, 1402 yılında Ankara Savaşı'nda Timur'a esir düşmüştür. Timur'un I. Bayezid'in eşine hizmetçilik yaptırdığı rivayet edilir. Osmanlı padişahları, bir daha böyle bir lekeyle karşılaşmamak için I. Süleyman'a kadar eşlerine nikâh kıymaktan kaçınmıştır.", + "question": "Osmanlı padişahlarının nikâhlanması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "== Kuruluş Dönemi'nde Nikâh ==\nOsmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında nikâh geleneği vardı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1287", + "context": "Pax Ottomana (Latince \"Osmanlı Barışı\" anlamına gelmektedir), Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaki, dünyanın diğer bölgelerine nazaran mevcut istikrar ve düzeni tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Daha yaygın bir tabir olan Pax Romana'dan türetilmiştir.\nOsmanlı İmparatorluğu, gücünün doruğunda olduğu 16. ve 17. yüzyıllarda, bütün Balkanlar'ı, Orta Doğu'yu, Kuzey Afrika'yı ve kısmen Kafkaslar'ı kapsar. Osmanlı yönetiminin ayrılmasıyla birlikte, özellikle I. Dünya Savaşı ile II. Dünya Savaşı'nın ardından ve son olarak da Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra bu bölgeler toplumsal, ekonomik ve politik birtakım istikrarsızlıklar yaşadılar.\nBu sebeple, birçok modern Türk tarihçisi, Osmanlı İmparatorluğu dönemine bir bakış açısı olarak, bu ülkelerde var olduğu düşünülen, Osmanlı yönetimine dair olumlu izlenimlerin altını çizmek için bu tabiri kullanırlar.", + "question": "Pax Ottomana nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Pax Ottomana (Latince \"Osmanlı Barışı\" anlamına gelmektedir), Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaki, dünyanın diğer bölgelerine nazaran mevcut istikrar ve düzeni tanımlamak için kullanılan bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1288", + "context": "1299 yılında Oğuz Türklerinden Osman Gazi'nin kurduğu Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan itibaren zaman içerisinde kullanmış olduğu Osmanlı saraylarında, saray teşkilatı yapılanması zaruri ihtiyaçlar sonrasında gelişme gösterdi. Kul sistemi üzerine kurulu Osmanlı devlet idaresi bey sarayından itibaren asırlarca daha farklı saraylardan yürütülmüştür. Bursa ve Edirne saraylarından sonra, İstanbul'un Fethi üzerine II. Mehmed tarafından Saray-i Atik (Eski Saray) kuruldu. Daha sonra yine II. Mehmed tarafından (Saray-ı Cedid) Topkapı Sarayı yaptırıldı.\nOsmanlı devlet sistemi, Osmanlı saray teşkilatı ile yapılandırılmış ve Osmanlı sarayları padişahların hem ikamet ettikleri yer hem de bütün devlet işlerinin görüşülüp karar verildiği en yüksek devlet dairesiydi.\nOsmanlı Devleti'nde saray teşkilatı ana temada Harem, Enderûn ve Birun olarak üç kısımdan meydana gelmekteydi.", + "question": "Osmanlı saray teşkilatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "1299 yılında Oğuz Türklerinden Osman Gazi'nin kurduğu Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan itibaren zaman içerisinde kullanmış olduğu Osmanlı saraylarında, saray teşkilatı yapılanması zaruri ihtiyaçlar sonrasında gelişme gösterdi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1289", + "context": "Serhat, Serhad olarak da bilinir, Osmanlı Devleti'nin, komşu ülkelerle arasındaki sınır bölgesine verilen ad.\nOsmanlı Devleti'nin doğu ve batı komşularıyla olan sınırları kesin biçimde belirlenmemişti. Antlaşmalarda kent, kasaba ve köy adları, nehir ya da tepeler, köprü ve yollar belirtilerek sınır kabaca belirtilirdi. Serhat adı verilen bu sınır şeridine önceleri akıncılar, sonra serhadkulu (serhadli) denen askerler yerleştirildi.\nSınıra yakın kalelerde muhafızlık yapan ve genellikle yerli halk arasından seçilen ulufeli askerler olan serhadkullarının bir kısmı ise tımarlıydı. Serhadkulları, 18. yüzyıl sonlarında ayrıntılı sınır protokollerinin imzalanması sonucu zamanla ortadan kalktı.", + "question": "Serhat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Serhat, Serhad olarak da bilinir, Osmanlı Devleti'nin, komşu ülkelerle arasındaki sınır bölgesine verilen ad." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1290", + "context": "Seyfiye, Osmanlı toplum yapısında askerleri ve askeri yöneticileri tanımlayan toplumsal sınıf. Ehl-i seyf veya Ehl-i örf olarak da bilinir. Toplum içerisinde savaş zamanında savaş bölgesinde görev almaktan, barış zamanında ise halkın güvenliğini sağlamak ve iç karışıklık çıkmasını önlemekten sorumluydular. Sadrazam, vezirler, tımarlı sipahiler, kapıkulu askerleri ve deniz askerleri seyfiye üyelerinden bazılarıdır. Osmanlı İmparatorluğu'nda sivil ve idari yönetimden sorumlu Mülkiye sınıfı oluşana kadar Seyfiye, kamu yönetiminden de sorumluydu.", + "question": "Seyfiye nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Seyfiye, Osmanlı toplum yapısında askerleri ve askeri yöneticileri tanımlayan toplumsal sınıf." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1291", + "context": "Trabzon Sancağı, 1461 yılında gerçekleşen Trabzon’un fethi sonucunda Osmanlılarca kurulan bir idari yapıdır. 1514 yılına kadar hiçbir eyalete bağlanmadan bağımsız bir sancak olarak idare edildi ve 23 Ekim 1514’te Erzincan-Bayburt Eyaleti’ne, 1520’den sonra da Erzurum ve Rum eyaletlerine bağlandı. 16’ncı yüzyılın sonlarında ise eyalet halini alarak Trabzon Eyaleti oluşturuldu. 1867'de Trabzon Eyaleti kaldırılarak Trabzon Vilayeti kuruldu ve Trabzon Sancağı bu vilayete dahil edildi. 1920'de Trabzon Sancağı'na bağlı Giresun, Ordu, Tirebolu ve Görele kazaları birleşerek Giresun Sancağı'na dönüştü. 1921'de Giresun Sancağı'na bağlı Ordu Kazası, Trabzon Vilayeti'nin Canik Sancağı'na bağlı Fatsa ve Ünye kazalarıyla birleşerek Ordu Sancağı'nı oluşturdu. Cumhuriyetin ilanından sonra Nisan 1924'te yayınlanan Teşkilat-ı Esasiye'nin 60. maddesi gereği sancaklar kaldırıldı. O zamana kadar da sancak olarak idare edilen şehir günümüzde de aynı adla valiliği olan bir yerleşim yeridir.", + "question": "Trabzon Sancağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Trabzon Sancağı, 1461 yılında gerçekleşen Trabzon’un fethi sonucunda Osmanlılarca kurulan bir idari yapıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1292", + "context": "Vieste'nin Yağmalaması, 15 Temmuz 1554'te Turgut Reis önderliğinde gerçekleşti. Bu yağma, kalenin ele geçirilmesiyle, bir katliamla ve binlerce kişinin köleleştirilmesiyle sonuçlandı.\n1554 yılında Turgut Reis 60 veya 70 kadırga ile Vieste'ye ulaştı. Onun gelişinden sonra Vieste sakinleri bir katedral ile kale arasına barikat kurup sığındılar. İtalyanlar teslim olmak için pazarlık teklif ettiler ve Vieste'yi kurtarmak için yeterli olacağını umarak altın ve gümüş teslim ettiler.\n24 Temmuz'da kapıları açtılar ve Türkler içeri girip kasabayı yağmalamaya başladılar. Yabancı kaynaklara göre kiliseler, evler yağmalandı, kadınlar, çocuklar ve yaşlılar öldürdü. Vieste'nin baş rahibi ve ailesi esir alındı ve fidye karşılığı salındı.\nYine yabancı kaynaklara göre 5.000 ila 7.000 yerli köleleştirildi ve Turgut Reis, köle olarak götüremediği herkesin kafasının kesilmesini emretti ve 5.000 kişinin kafasının kesilmesine neden oldu. Bir kaynak, Vieste nüfusunun tamamının kafasının kesildiğini iddia ediyor ve bu olay bir katliam olarak tanımlanıyor. Aynı yıl Napoli'de Cezayirlilerin 7.000 köleyi ele geçirdiği başka bir baskın daha gerçekleşti.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Vieste'nin Yağmalanması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vieste'nin Yağmalaması, 15 Temmuz 1554'te Turgut Reis önderliğinde gerçekleşti." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1293", + "context": "Mustafa Kemal Atatürk (1881, Selanik - 10 Kasım 1938, İstanbul), Türk mareşal, devlet adamı, tarihçi,yazar, matematik ve cebir dalında bilim adamı Türk Kurtuluş Savaşı'nın başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanıdır. Türkiye'yi laik, sanayileşen bir ulusa dönüştüren kapsamlı ilerici reformlar üstlenmiştir. İdeolojik olarak sekülarist ve milliyetçi politikaları ve sosyo-politik teorileri Kemalizm olarak tanınmıştır.\nI. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusunda görev yapan Atatürk, Çanakkale Cephesi'nde miralaylığa, Sina ve Filistin Cephesi'nde ise Yıldırım Ordular Grubu komutanlığına atandı. Savaşın sonunda, Osmanlı İmparatorluğu'nun yenilgisini izleyen Kurtuluş Savaşı ile simgelenen Anadolu Hareketi'ne öncülük ve önderlik etti. Türk Kurtuluş Savaşı sürecinde Ankara Hükûmeti'ni kurdu, Türk Orduları Başkomutanı olarak Sakarya Meydan Muharebesi'ndeki başarısından dolayı 19 Eylül 1921 tarihinde \"gazi\" sanını aldı ve mareşallik rütbesine yükseldi. Askerî ve siyasal eylemleriyle İtilaf Devletleri ve destekçilerine karşı yengi kazandı. Savaşın ardından Cumhuriyet Halk Partisini \"Halk Fırkası\" adıyla kurdu ve ilk genel başkanı oldu. 29 Ekim 1923'te cumhuriyetin ilan edilmesinin ardından cumhurbaşkanı seçildi. 1938'deki ölümüne dek dört dönem bu görevi yürütmüş olup günümüze kadar Türkiye'de en uzun süre cumhurbaşkanlığı yapmış kişidir.\nAtatürk; çağdaş, ilerici ve laik bir ulus devlet kurmak için siyasal, ekonomik ve kültürel alanlarda sekülarist ve milliyetçi nitelikte yenilikler gerçekleştirdi. Yabancılara tanınan ekonomik ayrıcalıklar kaldırıldı ve onlara ait üretim araçları ve demir yolları millîleştirildi. Tevhîd-i Tedrîsât Kanunu ile eğitim, Türk hükûmetinin denetimine girdi. Seküler ve bilimsel eğitim esas alındı. Binlerce yeni okul yapıldı. İlköğretim ücretsiz ve zorunlu duruma getirildi. Yabancı okullar devlet denetimine alındı. Köylülerin sırtına yüklenen ağır vergiler azaltıldı. Erkeklerin serpuşlarında ve giysilerinde bazı değişiklikler yapıldı. Takvim, saat ve ölçülerde değişikliklere gidildi. Mecelle kaldırılarak yerine seküler Türk Kanunu Medenisi yürürlüğe konuldu. Kadınların sivil ve siyasal hakları pek çok Batı ülkesinden önce tanındı. Çok eşlilik yasaklandı. Kadınların tanıklığı ve miras hakkı, erkeklerinkiyle eşit duruma getirildi. Benzer olarak, dünyanın çoğu ülkesinden önce olarak Türkiye'de kadınlara ilkin yerel seçimlerde (1930), sonra genel seçimlerde (1934) seçme ve seçilme hakkı tanındı. Ceza ve borçlar hukukunda seküler yasalar yürürlüğe konuldu. Sanayi Teşvik Kanunu kabul edildi. Toprak reformu için çabalandı. Arap harfleri temelli Osmanlı alfabesinin yerine Latin harfleri temelli yeni Türk alfabesi kabul edildi. Halkı okuryazar kılmak için eğitim seferberliği başlatıldı. Üniversite Reformu gerçekleştirildi. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı yürürlüğe konuldu. Sınıf ve durum ayrımı gözeten lakap ve unvanlar kaldırıldı ve soyadları yürürlüğe konuldu. Bağdaşık ve birleşmiş bir ulus yaratılması için Türkleştirme siyaseti yürütüldü.\nTürkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları, Türk Hava Yolları, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Hıfzıssıhha Enstitüsü, Türkkuşu, Sümerbank, Etibank, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Diyanet İşleri Başkanlığı ve daha birçok kamu kurumu Atatürk tarafından veya Atatürk'ün desteğiyle kuruldu. Yerli tarım, tekstil, makine, uçak ve otomobil endüstrilerinin gelişimini destekledi. Tüm bunlara karşın Atatürk'ün hedefleri ile ülkenin sosyopolitik yapısı arasındaki uçurum kapanmadı.", + "question": "Mustafa Kemal Atatürk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mustafa Kemal Atatürk (1881, Selanik - 10 Kasım 1938, İstanbul), Türk mareşal, devlet adamı, tarihçi,yazar, matematik ve cebir dalında bilim adamı Türk Kurtuluş Savaşı'nın başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1294", + "context": "10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü, 10 Kasım 1938 günü saat 09.05'te yaşamını yitiren, Türkiye'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk anısına her yıl tutulan ulusal yastır. 10 Kasım gününü kapsayan Atatürk Haftası ise Atatürk'ün yurt genelinde anıldığı, ilke ve devrimlerinin anlatıldığı, radyo ve televizyonda konuşmalarının kendi sesinden yayımlandığı, Atatürk'le ilgili filmlerin gösterildiği; 10-16 Kasım tarihleri arasına karşılık gelen haftaya denir.\n10 Kasım günleri saat 09.05'te çalan siren sesleriyle birlikte Türkiye genelinde 2 dakika süreyle Atatürk anısına saygı duruşuna geçilmektedir. Ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi binası önündeki bayraklar hariç, Türkiye'deki tüm resmi binalarda ve ülkenin dış temsilciliklerde bayraklar, yas göstergesi olarak yarıya indirilir. Anıtkabir'de bulunan bayraklar diğer günlerde hiçbir sebeple yarıya indirilmez. Bayrağın sürekli çekili bulunmadığı yerlerde, bayrak önce göndere çekilir; daha sonra da yarıya indirilir.", + "question": "10 Kasım Atatürk'ü anma günü ve Atatürk haftası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü, 10 Kasım 1938 günü saat 09." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1295", + "context": "1923 Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçimi, 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimidir. Cumhuriyet'in ilan edilmesinden hemen sonra yapılan seçimlere 333 milletvekilinin 158'i katıldı. TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa 1. turda katılanların oy birliğiyle kurucu cumhurbaşkanı seçildi.", + "question": "1923 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "1923 Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçimi, 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1296", + "context": "1927 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi, 1 Kasım 1927 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimidir. III. Dönem TBMM üyelerinin seçiminden hemen sonra yasa gereği yapılan seçimlere 316 milletvekilinin 288'i katılmış ve mevcut Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk 1. turda oy birliğiyle tekrar Cumhurbaşkanı seçilmiştir.", + "question": "1927 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "1927 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi, 1 Kasım 1927 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1297", + "context": "1931 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi, 4 Mayıs 1931 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimidir. IV. Dönem TBMM üyelerinin seçiminden hemen sonra yasa gereği yapılan seçimlere 317 milletvekilinin 289'u katıldı. Mevcut Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk 1. turda oy birliğiyle yeniden cumhurbaşkanı seçildi.", + "question": "1931 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "1931 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi, 4 Mayıs 1931 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1298", + "context": "1935 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi, 1 Mart 1935 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimidir. V. Dönem TBMM üyelerinin seçiminden hemen sonra yasa gereği yapılan seçimlere 399 milletvekilinin 386'sı katıldı. Mevcut Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk 1. turda oy birliğiyle yeniden Cumhurbaşkanı seçildi.", + "question": "1935 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "1935 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi, 1 Mart 1935 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1299", + "context": "Bu sayfada adını Mustafa Kemal Atatürk'ten alan şeyler listelenmektedir.", + "question": "Mustafa Kemal Atatürk'ün adını taşıyan şeyler listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu sayfada adını Mustafa Kemal Atatürk'ten alan şeyler listelenmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1300", + "context": "Alaturka Saat (Osmanlı Türkçesi: آلاتورقه ساعت ), Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında kullanılan ve eşit saatlere (yani eşit uzunluktaki saatlere) dayanan yerel bir zaman ölçüm yöntemiydi.\nAlaturka saat, güneşin batışına göre düzenlenirdi. Bir mahallin en yüksek noktasından güneşin batışı esas alınarak her gün saatlerin 12:00'a (yani takvimlerde gösterilen akşam namazı vaktine) ayarlandığı bir saat sistemi olup mevsimlere göre değişiklik gösterirdi.", + "question": "Alaturka saat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Alaturka Saat (Osmanlı Türkçesi: آلاتورقه ساعت ), Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında kullanılan ve eşit saatlere (yani eşit uzunluktaki saatlere) dayanan yerel bir zaman ölçüm yöntemiydi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1301", + "context": "Ali Galip Olayı, Sadrazam Damat Ferit Paşa hükûmetinin, Elazığ Valisi Ali Galip Bey'in önderliğinde Sivas Kongresi'nin yapılmasını engellemeye ve Mustafa Kemal Paşa'yı ortadan kaldırmaya, Heyet-i Temsiliye ve Millî Mücadeleyi durdurmaya çalıştığı girişim.\nBu olaya Elazığ Valisi Ali Galip Bey'in yanı sıra Malatya Mutasarrıfı Halil Bey, İngiliz istihbarat Binbaşısı Covbertin Noel ve Kürt Teali Cemiyeti'nin kurucularından olan Kürt aşiret reislerinin oğulları da katılmıştır.", + "question": "Ali Galip Olayı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ali Galip Olayı, Sadrazam Damat Ferit Paşa hükûmetinin, Elazığ Valisi Ali Galip Bey'in önderliğinde Sivas Kongresi'nin yapılmasını engellemeye ve Mustafa Kemal Paşa'yı ortadan kaldırmaya, Heyet-i Temsiliye ve Millî Mücadeleyi durdurmaya çalıştığı girişim." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1302", + "context": "Türk Ulusal Hareketi, Millî Hareket, Milliyetçi Hareket ve Kemalist Hareket adlarıyla da anılan Anadolu Hareketi, Kuvâ-yi Milliye'nin direnişiyle Ankara Hükûmeti'nin diplomatik ve askerî eylemlerini kapsayan siyasî harekettir. I. Dünya Savaşı'nın kötü sonuçlarından sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun bölünmesi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına kadar geçen süreyi kapsar. Ulusal hareketin ilk adımı Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışı kabul edilmektedir. Türkler aşamalı olarak, Mustafa Kemal Paşa'nın liderliği çevresinde birleşti.\nBu hareket, Sevr Antlaşması'nı tanımadı ve Mîsâk-ı Millî ile belirlenen sınırların çok büyük bölümünü kapsayan Lozan Antlaşması ile güvence edildi.", + "question": "Anadolu Hareketi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türk Ulusal Hareketi, Millî Hareket, Milliyetçi Hareket ve Kemalist Hareket adlarıyla da anılan Anadolu Hareketi, Kuvâ-yi Milliye'nin direnişiyle Ankara Hükûmeti'nin diplomatik ve askerî eylemlerini kapsayan siyasî harekettir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1303", + "context": "Mustafa Kemal Atatürk'ün askerî kariyeri, İstanbul'daki Harp Okulundan 1905'te kurmay yüzbaşı olarak mezun olmasıyla başladı. 8/9 Temmuz 1919'da Osmanlı ordusundan istifa eden Atatürk, Türk Kurtuluş Savaşı boyunca askerî bir lider olarak yaşamını sürdürdü.", + "question": "Mustafa Kemal Atatürk'ün askerî hayatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mustafa Kemal Atatürk'ün askerî kariyeri, İstanbul'daki Harp Okulundan 1905'te kurmay yüzbaşı olarak mezun olmasıyla başladı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1304", + "context": "Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun veya 5816 sayılı kanun, kamuoyunda anıldığı şekliyle Atatürk'ü koruma kanunu, 25 Temmuz 1951'de kabul edilmiş bir lèse-majesté kanunudur. Konusu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün hatırasına karşı işlenecek suçlardır.\nKemal Pilavoğlu liderliğindeki Ticani tarikatının Atatürk'ün heykel ve büstlerine saldırıları nedeniyle Demokrat Parti iktidarınca çıkarılmıştır.\nBu kanun çerçevesinde 2007 yılında YouTube, GeoCities ve birçok blog sitesine Türkiye'den erişim engellenmiştir. 2010 yılının kasım ayında bir Alman şirketinin YouTube'daki söz konusu videolarda kendisine ait bazı telif haklarının ihlal edildiğini iddia etmesi üzerine, Google YouTube'dan bu videoları kaldırmıştır. Bunun üzerine ilgili Türk mahkemesi de erişim engelini kaldırmıştır. Ancak kısa bir süre sonra şirketin iddialarının asılsız çıkması üzerine bahse konu videolar sitede tekrar yayınlanmaya başlanmış; buna rağmen mahkeme yeniden erişim engeli kararı almamıştır.\n2010 yılında Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun'un Avrupa Birliği'nin temel standartlarından biri olan basında ifade özgürlüğüne ters olduğunu iddia etmiştir.", + "question": "Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun veya 5816 sayılı kanun, kamuoyunda anıldığı şekliyle Atatürk'ü koruma kanunu, 25 Temmuz 1951'de kabul edilmiş bir lèse-majesté kanunudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1305", + "context": "Atatürk Araştırma Merkezi, Türkiye Anayasası'nın 134. maddesi gereğince, Atatürk ve eseri hakkında bilimsel araştırmalar yapmak, yaptırmak ve sonuçlarını yaymak, Atatürkçü düşünce, Atatürk İlke ve İnkılapları konularındaki bilimsel araştırma ve etkinlikleriyle, ulusal ve uluslararası alanda temel kurum olarak Atatürk ve eserini dünyaya tanıtmak amacıyla, 2876 Sayılı Kanun ile 11 Ağustos 1983 tarihinde kuruldu. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'na bağlı, kamu tüzel kişiliğine sahip dört kurumdan biridir.", + "question": "Atatürk Araştırma Merkezi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atatürk Araştırma Merkezi, Türkiye Anayasası'nın 134." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1306", + "context": "Atatürk Devlet Modeli Lisesi (Bengali: আতাতুর্ক সরকারি আদর্শ উচ্চ বিদ্যালয়) Bangladeş'in Feni ilçesinde bulunan bir orta öğretim okuludur. İlçenin en eski okullarından biridir. 8 dönüm arazi üzerine inşa edilen okul, adını milletin babası ve Türkiye'nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ten alıyor.", + "question": "Atatürk Devlet Modeli Lisesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atatürk Devlet Modeli Lisesi (Bengali: আতাতুর্ক সরকারি আদর্শ উচ্চ বিদ্যালয়) Bangladeş'in Feni ilçesinde bulunan bir orta öğretim okuludur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1307", + "context": "Atatürk İlkeleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün yürürlüğe koyduğu, döneminin pragmatik politikalarını belirlemiş altı ilkedir. \"Altı Ok\" denilen altı ilkeye ilk olarak 1931'de \"Kemalizm\" adı verildi ve Atatürk'ün Dil Devrimi sürecinde, 1935'te Arapça Kemal adını 1937'ye dek kullanacağı Eski Türkçe Kamâl adıyla değiştirmesini takiben 13 Mayıs 1935'te \"Kamâlizm\" adıyla ülkenin kurucu ve tek partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin program ilkeleri olarak benimsendi. Daha sonra, 1937'de çıkarılan bir kanunla 1924 Anayasası'na eklenen ilkeler, anayasal olarak Türkiye'nin ulusal ideolojisi hâline geldi.\nAhmet Taner Kışlalı'ya göre bu ilkelerden laiklik, milliyetçilik ve cumhuriyetçilik, Fransız Devrimi'nin etkisinde, diğer üç ilke olan halkçılık, devrimcilik ve devletçilik ise Sovyet Devrimi'nin etkisinde oluşmuştur.", + "question": "Atatürk İlkeleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atatürk İlkeleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün yürürlüğe koyduğu, döneminin pragmatik politikalarını belirlemiş altı ilkedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1308", + "context": "İBB Atatürk Kitaplığı, İstanbul'un Taksim semtinde Miralay Şefikbey Sokağı üzerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü'ne bağlı, araştırmacılara hizmet veren bir kitaplıktır.\n1924 yılında belediye kütüphanesi olarak oluşturulmuştur; Cumhuriyet döneminin ilk kütüphanelerindendir. 1981 yılından beri Taksim'deki binada hizmet vermektedir. 2007 yılında ve 2011 yılında Türkiye'nin en iyi kütüphanesi seçilmiştir.", + "question": "Atatürk Kitaplığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İBB Atatürk Kitaplığı, İstanbul'un Taksim semtinde Miralay Şefikbey Sokağı üzerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü'ne bağlı, araştırmacılara hizmet veren bir kitaplıktır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1309", + "context": "Atatürk Kurtuluş Savaşında, Cahit Külebi'nin Türk Kurtuluş Savaşı üzerine yazdığı yapay destan. Bazı yerlerde sadece manzum metin olarak geçer. 1952 tarihli bu eserde yazarın Rüzgâr adlı şiir kitabınında bulunan Atatürk şiiri çeşitli yerlerde kullanılmıştır. Şiir dizeleriyle eserin temeli oluşturulmuştur. Yapıt ülke güzellikleri ve yurt sevgisini işleyen bir anlatımla başlar. Sonrasında işgal altında yaşanan acılar işlenir. Devamında Mustafa Kemal Atatürk'ün kurtarıcı olarak görülmesi, ondan duyulan umut ve beklentiler, Türk halkının direnişi ve elde edilen zafer sıralanır. Atatürk'ün özgürlükçü, halkçı ve devrimci nitelikleri vurgulanır. Halk şiiri anlatımına uyan ve içerikle yaratılan coşku unsuru dikkat çekmektedir. Nevit Kodallı bu eserden esinlenerek Atatürk Oratoryosu'nu bestelemiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Atatürk Kurtuluş Savaşında nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atatürk Kurtuluş Savaşında, Cahit Külebi'nin Türk Kurtuluş Savaşı üzerine yazdığı yapay destan." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1310", + "context": "Atatürk Uluslararası Barış Ödülü, 1986-2000 yılları arasında dünya barışına katkıda bulunanlara tevcih edilmiş bir devlet ödülüdür.\nMevzuat dayanağını 14.11.1984 tarih ve 84/8769 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan \"Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Tüzüğü\" teşkil etmekteydi. 2000 yılından beri verilmeyen ödül 2002 yılından bu yana iktidar olan AK Parti hükûmeti döneminde de verilmedi ve sonunda 17. 08. 2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan \"Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Tüzüğünün Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tüzük\" ile lağvedildi.\nMustafa Kemal Atatürk'ün \"Yurtta Sulh Cihanda Sulh\" ilkesinden yola çıkan ödül; barış, dostluk, anlayış ve iyi niyetin gelişimine katkıda bulunan kişilere verilirdi.\nÖdülü alanlar şöyledir:\n\n1 Nelson Mandela, Türkiye'de (özellikle Kürt sorununda) yaşanan baskı ve insan hakları ihlallerini gerekçe göstererek ödülü kabul etmedi. 1999'da fikrini değiştirerek ödülü kabul etti.\n\n\n== Dipnot ==", + "question": "Atatürk Uluslararası Barış Ödülü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atatürk Uluslararası Barış Ödülü, 1986-2000 yılları arasında dünya barışına katkıda bulunanlara tevcih edilmiş bir devlet ödülüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1311", + "context": "Müzenin binası, Atatürk'ün Yalova'da Yürüyen Köşkü yaptırmadan önce kaldığı evdir. 1981 yılında restore edilmiştir ve Atatürk'ün eşyalarının sergilendiği bir müze olarak faaliyete geçmiştir. Sonrasında, Kocaeli Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 20 Kasım 2007 tarih ve 193 sayılı kararıyla tescil edilen Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Atatürk Köşkü Baltacı Çiftliği Köşkü olarak bilinmekte olan köşk, çocuk müzesi olarak faaliyete geçmesi için Şubat 2013'te restorasyonuna başlanmıştır. Temmuz 2014'te tamamlanıp 30 Ağustos 2014 yılında faaliyete başlamıştır.\nİlkokul çocuklarının ilgisini çekmek amacıyla müze klasik Atatürk müzelerinden farklı olarak modern şekilde dizayn edilmiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Atatürk ve Çocuk Müzesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Müzenin binası, Atatürk'ün Yalova'da Yürüyen Köşkü yaptırmadan önce kaldığı evdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1312", + "context": "Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi ya da resmi adıyla Anıtkabir Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi, Anıtkabir'de Atatürk'ün mozolesinin bulunduğu Şeref Salonu'nun altındaki 3 bin metrekarelik sütunlu alanda bulunan 21 Haziran 1960'ta ziyarete açılmış müze.\nMüzenin Misak-ı Millî Kulesi ve İnkılap Kulesi arasında bulunan kısım, 1960'tan bu yana \"Atatürk Müzesi\" olarak hizmet vermekteydi. Bu bölüm, Kasım 2001'de başlayan ve 9 ay süren bir çalışma sonunda yeni bölümlerle birleştirildi ve Büyük Taarruz'un 80. yıl dönümü olan 26 Ağustos 2002 tarihinde dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakanı Bülent Ecevit tarafından ziyarete açıldı. Müze, dönemin Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun talimatı ile yaptırılarak Genelkurmay Başkanlığının sanat danışmanı Mehmet Özel'in koordinatörlüğünde hazırlanmıştır.", + "question": "Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi ya da resmi adıyla Anıtkabir Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi, Anıtkabir'de Atatürk'ün mozolesinin bulunduğu Şeref Salonu'nun altındaki 3 bin metrekarelik sütunlu alanda bulunan 21 Haziran 1960'ta ziyarete açılmış müze." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1313", + "context": "UNESCO'nun 27 Kasım 1978'de Paris'te düzenlediği 20. Genel Kurul toplantısında 1981 yılının Atatürk Yılı olarak kutlanmasına karar verildi. 12 Eylül Darbesi ile yönetime gelen Millî Güvenlik Konseyi de bir kanun çıkararak 1981 yılını Atatürk Yılı kabul ve ilan etti.\nMustafa Kemal Atatürk'ün doğumunun yüzüncü yılı dolayısıyla UNESCO'nun da girişimleriyle; Atatürk'ün kişiliğini, icraatlarını ve görüşlerini dünyaya tanıtmak için çeşitli etkinlikler düzenlendi. Devlet sanatçıları çeşitli konserler verdi. UNESCO Genel Merkezinde ise sergiler açıldı. Kıbrıs Türk Federe Devleti'nde de kutlamalar yapıldı. Türkiye'de ise Atatürk Yılı 5 Ocak 1981 tarihinde Kenan Evren'in TBMM'de yaptığı konuşmayla başladı. Ülkedeki kutlama programları \"Millî Komite\" tarafından düzenlendi. Ayrıca kutlamaların gerçekleşebilmesi için de \"Kutlama Koordinasyon Kurulu\" oluşturuldu. Koordinasyonun amaç ve hedefleri Kenan Evren tarafından yazılı olarak belirlendi. Ülkede 1981 yılı içerisinde Atatürk adına gerçekleştirilen çeşitli spor temasları, basın-yayın etkinlikleri ve kültürel programlar ile 100. yılın kalıcılığını sağlamak maksadı güdüldü.", + "question": "Atatürk Yılı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "UNESCO'nun 27 Kasım 1978'de Paris'te düzenlediği 20." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1314", + "context": "Atatürk'ün Sevdiği Şarkılar, Atatürk'ün sevdiği şarkıların yer aldığı, toplamda 20 şarkıdan oluşan, Müzeyyen Senar ve Safiye Ayla tarafından seslendirilen Türk sanat müziği şarkılarından oluşan albümdür.", + "question": "Atatürk'ün Sevdiği Şarkılar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atatürk'ün Sevdiği Şarkılar, Atatürk'ün sevdiği şarkıların yer aldığı, toplamda 20 şarkıdan oluşan, Müzeyyen Senar ve Safiye Ayla tarafından seslendirilen Türk sanat müziği şarkılarından oluşan albümdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1315", + "context": "Atatürklü Türkiye İş Bankası reklamı, Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün canlandırıldığı reklam. İlk kez 9 Kasım 2007'de, prime-time kuşağında saat 21.00'da yayınlanmış olup 10 Kasım 2007'de Atatürk'ün 69. ölüm yıldönümünde genel olarak yayınlanmıştır.", + "question": "Atatürklü İş Bankası reklamı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atatürklü Türkiye İş Bankası reklamı, Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün canlandırıldığı reklam." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1316", + "context": "Atatürk Barajı, Adıyaman ve Şanlıurfa illeri arasında, enerji ve sulama amaçlı bir barajdır. GAP Projesi içinde, Karakaya Barajının 180 km mansabında, Adıyaman iline 51 km uzaklıkta, Şanlıurfa ilinin Bozova ilçesine ise 24 km uzaklıkta olup, Fırat Nehri üzerinde kurulmuştur. Barajın tamamlanmasıyla Türkiye'nin en büyük üçüncü gölü olan Atatürk Baraj Gölü oluşmuştur.", + "question": "Atatürk Barajı ve Hidroelektrik Santrali nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atatürk Barajı, Adıyaman ve Şanlıurfa illeri arasında, enerji ve sulama amaçlı bir barajdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1317", + "context": "Atatürk Devrimleri ya da Atatürk İnkılâpları (Atatürk Reformları, Kemalist Devrim, Türk Devrimi, Cumhuriyet Devrimi vb. adlarla da anılır), I. Dünya Savaşı'ndan sonra çokuluslu Osmanlı Devleti'nin Türk laik ulus devletine dönüşmesiyle sonuçlanan, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün kişiliği, önerileri, girişimleri ile gerçekleştirilmiş toplumsal, kültürel, yasal ve iktisadi bir dizi düzenlemenin genel adıdır.\nKimi kaynaklara göre devrimler, 1919'da ülkenin İtilaf Devletleri'ne teslim olmasından sonra Anadolu'daki direniş hareketinin Mustafa Kemal tarafından örgütlenmesiyle başlamıştır. Kimileri ise millî bir meclisin toplanıp vergi ve vatana ihanete ilişkin kanunlar yayımlaması, sonrasında ise anayasal nitelikte Teşkîlât-ı Esâsiye'yi yayımlamasını devrimlerin başlangıcı kabul eder.\nI. Dünya Savaşı'nın ertesinde ülkenin işgaline karşı direnmekle sınırlı bir kitle hareketi dışında eski rejimin yıkımını tetikleyen herhangi bir başkaldırı ya da kitle hareketi mevcut değildi. 1923'e kadar eski rejimin içerisindeki bir grup, ikinci bir iktidar merkezi yaratıp toplumsal dokuyu yavaş yavaş değiştirerek iktidara yerleşmiştir ve bundan ötürü 1919-1923 arası dönem \"pasif devrim\" olarak adlandırılır. İktidarın ele geçirilip geleneksel aristokrasinin ortadan kaldırılmasıyla merkezi millî devlet güçlendirilmiş; daha sonra sanayi başlatılmıştır.\nAtatürk Devrimleri'nin tarihsel bir süreç olarak, Osmanlı Devleti'nde 1839 yılında başlayıp 1876'da Birinci Meşrutiyet'in ilanı ile son bulan Tanzimat Dönemi'ndeki yenilik ve modernleşme hareketlerinin devamı olduğu görüşü yaygındır. Ancak Mustafa Kemal Atatürk, meşrutiyet aydınlarının hedefleriyle yetinmemiş; modernistlerin önerdiği Latin harflerine geçiş, Batı'dan yurttaşlık yasası alınması, medreselerin ve tekkelerin kapatılması önerilerinin ötesine geçerek cumhuriyetin ilanı, hilafetin kaldırılması, laiklik ve kadınlara siyasal haklar tanınması devrimlerini de hayata geçirmiştir.\nAtatürk rehberliğinde gerçekleştirilen birtakım devrimler, Müslüman toplumlardaki muhafazakâr ve İslamcı çevrelerce eleştirildi ve din karşıtı uygulamalar olmakla suçlandı. Pakistan'ın ilk dışişleri bakanı Muhammed Zafirullah Han, 1951'de Pakistan başbakanının talimatı üzerine Türkiye'ye resmî bir ziyarette bulundu. Kendisi anılarında Atatürk sonrası Türkiye'yi şöyle anlatmaktadır: \"Atatürk devriminden sonra, İslam ülkelerinin genel kanısı, Türkiye'de dini değerlere saygısızlık ediliyor şeklindeydi. Ama benim gördüklerim bunun tam tersiydi ve söylentilerin sadece bir itham olduğunu gördüm.\"", + "question": "Atatürk Devrimleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atatürk Devrimleri ya da Atatürk İnkılâpları (Atatürk Reformları, Kemalist Devrim, Türk Devrimi, Cumhuriyet Devrimi vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1318", + "context": "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, Teşkilat-ı Esasiye Kanunundan bu yana Türkiye anayasasında yer alan, TBMM'de kürsünün arkasındaki duvarda tamamı büyük harflerle yazılı bulunan ve Türk milleti adına Türkiye'nin kuruluşunu ilan eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin temel dayanağını oluşturan ilkedir.\nTürkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 6. maddesi bu cümle ile başlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulmasında önderlik yapan Mustafa Kemal Atatürk'e ait “Hakimiyet bilâ kayd-u şart Milletindir.” sözünün günümüz Türkçesi ile söylenişidir. Türk Milleti olarak kullanılan ifadenin yerine kısaltmalı söyleyiş olarak kullanılan Milletindir ifadesi büyük harfle yazılır.\nAtatürk ilke ve devrimleri olarak bilinen, Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal egemenliğini sağlaması yolunda TBMM'nin yaptığı yasalar bu temel ilke üzerinden hareketle ortaya çıkmıştır.", + "question": "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, Teşkilat-ı Esasiye Kanunundan bu yana Türkiye anayasasında yer alan, TBMM'de kürsünün arkasındaki duvarda tamamı büyük harflerle yazılı bulunan ve Türk milleti adına Türkiye'nin kuruluşunu ilan eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin temel dayanağını oluşturan ilkedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1319", + "context": "Güneş Dil Teorisi, Türkçenin dünya tarihindeki ilk dillerden biri olduğunu savunan sözdebilimsel ve sözdedilbilimsel bir teoridir. Teori, 1930'lu yıllarda Mustafa Kemal Atatürk tarafından desteklendi ve bizzat geliştirildi, ancak dilbilimciler tarafından kabul görmedi ve kısa sürede önemini yitirdi. Terimin kökeni, \"dili Güneşe saygı göstermek için yarattığı varsayılan Güneş'e tapan Orta Asyalılardı\".", + "question": "Güneş-Dil Teorisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Güneş Dil Teorisi, Türkçenin dünya tarihindeki ilk dillerden biri olduğunu savunan sözdebilimsel ve sözdedilbilimsel bir teoridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1320", + "context": "İzmir Suikastı, Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa'ya 14 Haziran 1926 tarihinde, İzmir'de yapılması planlanan suikast girişimidir. Aralarında eski bakanlar, milletvekilleri ve valiler de bulunan bir grup tarafından planlanmış ancak hayata geçirilmeden engellenmiştir.\nSuikastın İzmir'in Kemeraltı semtinde yapılması planlanmıştı. Buradaki kavşakta dönmek için yavaşlayacak olan Mustafa Kemal Paşa'nın otomobiline; Ziya Hurşit Bey'in kaldığı Gaffarzâde Oteli ve Gürcü Yusuf ile Laz İsmail'in bulunduğu otelin altındaki berber dükkânından ateş edilecek ve bomba atılacaktı. Bu sırada yan sokaktaki otomobilde bekleyecek olan Çopur Hilmi ve Giritli Şevki ile birlikte olay yerinden kaçılması ve daha sonra bir motorla Sakız Adası'na geçilmesi planlanmıştı. Ancak 14 Haziran günü İzmir Valisi Kâzım Bey tarafından Mustafa Kemal Paşa'ya çekilen telgraf sonrasında kendisinin İzmir'e seyahatini ertelemesi üzerine plan gün yüzüne çıkarıldı. 15 Haziran 1926'da Giritli Şevki'nin İzmir Valiliğine yazdığı mektupta ise suikastın kimler tarafından düzenleneceği bilgisi yer aldı. Bir müddet sonra dört kişi yakalandı ve suçlarını itiraf ettiler.\nBu olaydan sonra İzmir'e gelen istiklâl mahkemesi heyetince yapılan duruşmalarda, olayın arkasında daha geniş muhalif grupların olduğu belirlendi. İzmir'de 26 Haziran-13 Temmuz günleri arasında yargılanan kırk kişiden, ikisi gıyabında olmak üzere on beşi idamla, biri ise sürgünle cezalandırıldı. Birkaç hafta sonra, 2-26 Ağustos günleri arasında Ankara'da gerçekleştirilen duruşmalarda yargılanan elli yedi kişiden dördü idam, altısı sürgün, ikisi ise hapis cezasına çarptırılırdı. Bu iki aşamada toplam yüz otuz bir sanık hakkında sorgulama yapılırken, bunların otuz dördü yargılamaya gerek kalmadan serbest bırakıldı.", + "question": "İzmir Suikastı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İzmir Suikastı, Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa'ya 14 Haziran 1926 tarihinde, İzmir'de yapılması planlanan suikast girişimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1321", + "context": "Kemalizm, 1935'ten 1937'ye kadar Kamâlizm veya Atatürk'ün ölümü sonrası yaygınlaşan bir diğer adıyla Atatürkçülük; Türkiye Cumhuriyeti'nin, Atatürk İlkeleri'ni esas alan kurucu ideolojisidir. Kemalizm, Mustafa Kemal Atatürk tarafından uygulandığı şekliyle laikliğe ve Batı demokrasisine dayanan ulusal ve üniter bir cumhuriyet rejiminin kurulması, ekonomik kalkınma ve sanayileşme, yüksek öğrenime ve bilimsel faaliyetlere devlet desteği, spora ve sanata teşvik, ücretsiz ve zorunlu eğitim gibi kapsamlı siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve dinî reformları içermektedir. Reformların amacı Atatürk'ün ifadesiyle \"muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak\", çağdaş bir hayat tarzını benimsemektir.\nKemalizm'in kökeni, Osmanlı İmparatorluğu'nun yaklaşan çöküşünü önlemek için yapılmış olan çeşitli reformlara, özellikle 19. yüzyılın başlarındaki Tanzimat reformlarına dayanmaktadır. 19. yüzyılın ortalarında Genç Osmanlılar, imparatorlukta yükselen etnik milliyetçiliği bastırmak, bir vatan bilinci oluşturmak ve meşrutiyet rejimi kurmak için Osmanlıcılık ideolojisini ileri sürdü. 20. yüzyılın başlarında ise, Jön Türkler içerisinden laiklik ve Türk milliyetçiliği düşünceleri ortaya çıktı ve özellikle İttihat ve Terakki yönetiminde çokça taraftar buldu. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasının ardından, hem Genç Osmanlılar'ın hem de Jön Türkler'in fikir ve deneyimlerinden etkilenen Atatürk, laiklik ve Türk milliyetçiliği akımlarından esinlenerek 1923'te Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanına öncülük etti ve çok sayıda reform gerçekleştirdi.\nKemalizm, Altı Ok'un (Altı İlke) bütünleyici adı olarak Cumhuriyet Halk Partisi'nin 9 Mayıs 1935'te toplanan IV. Kurultayı'nda kabul edilen 1935 Programı'na Atatürk'ün Dil Devrimi sürecinde, 1935'te Arapça Kemal adını 1937'ye dek kullanacağı Eski Türkçe Kamâl adıyla değiştirmesini takiben \"Kamâlizm\" olarak geçmiştir. 1953'teki 10. Kurultay'a kadar Kemalizm, parti programındaki yerini korumuş, bu tarihte kaldırılarak \"Atatürk Yolu\" kavramı getirilmiştir.", + "question": "Kemalizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kemalizm, 1935'ten 1937'ye kadar Kamâlizm veya Atatürk'ün ölümü sonrası yaygınlaşan bir diğer adıyla Atatürkçülük; Türkiye Cumhuriyeti'nin, Atatürk İlkeleri'ni esas alan kurucu ideolojisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1322", + "context": "Atatürk kişi kültü, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün kişiliği, fikirleri ve siyaseti etrafında, yaşadığı dönemde oluşmaya başlamış ve daha çok ölümünden sonra takipçileri tarafından oluşturulmuş bir kişi kültüdür.", + "question": "Atatürk kişi kültü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atatürk kişi kültü, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün kişiliği, fikirleri ve siyaseti etrafında, yaşadığı dönemde oluşmaya başlamış ve daha çok ölümünden sonra takipçileri tarafından oluşturulmuş bir kişi kültüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1323", + "context": "Atatürk Koşusu, Atatürk'ün Ankara'ya ilk gelişine rastlayan 27 Aralık g��nü yapılan ve bir gelenek halini almış bulunan 10.800 m'lik sokak koşusudur. İlk kez 27 Aralık 1936'da yapılmıştır. Bu koşuyu Galip Darılmaz kazanmıştır (41 dakika 08 saniye ile).", + "question": "Atatürk Koşusu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atatürk Koşusu, Atatürk'ün Ankara'ya ilk gelişine rastlayan 27 Aralık günü yapılan ve bir gelenek halini almış bulunan 10." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1324", + "context": "Latife Uşşakî ya da Latife Hanım (d. 17 Haziran 1898, İzmir - ö. 12 Temmuz 1975, İstanbul), Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün ilk ve tek evliliğinde eşiydi. 29 Ocak 1923 ile 5 Ağustos 1925 tarihleri arasında, iki buçuk yıl Atatürk ile evli kalmıştır. Atatürk ile evliliği ve bu evliliğin bitişi, Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından önemli ve popüler bir konudur.", + "question": "Latife Uşşakî nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Latife Uşşakî ya da Latife Hanım (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1325", + "context": "Liberal Kemalizm veya liberal Atatürkçülük, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu ideolojisi olan Kemalizm ile liberal sosyal tutumun bir arada savunulması görüşünü ifade eder. Ahmet Ağaoğlu'nun liberal perspektiften Kemalizm yorumu olarak tanımlanabilir. Liberal Kemalistler laiklik, cumhuriyetçilik, inkılapçılık gibi Altı Ok düşüncelerini benimsemeye devam eder.", + "question": "Liberal Kemalizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Liberal Kemalizm veya liberal Atatürkçülük, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu ideolojisi olan Kemalizm ile liberal sosyal tutumun bir arada savunulması görüşünü ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1326", + "context": "Mustafa Kemal Atatürk'ün biyografik kronolojisidir.\n\n1881 — Osmanlı İmparatorluğu'nun Selanik şehrinde Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım'ın oğlu olarak doğdu.\n1893 — Selânik Askerî Rüştiyesi'ne yazıldı ve öğretmeni Mustafa Sabri Efendi, kendisine Kemal ikinci adını verdi.\n1895 — Manastır Askeri İdadisi'ne girdi.\n18 Mart 1899 — İstanbul'da Harp Okulu piyade sınıfına yazıldı.\n1902 — Harp Akademisi'ne girdi.\n11 Ocak 1905 — Kurmay yüzbaşı olarak Harp Akademisi'ni bitirdi. Merkezi Şam'da bulunan 5. Ordu'da göreve başladı.\nEkim 1906 — Arkadaşlarıyla birlikte Şam'da gizli Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni kurdu.\n20 Haziran 1907 — Rütbesi Kolağası rütbesine yükseltildi.\nEylül 1907-3. Ordu'ya atanarak Selanik'e gitti.\n13 Nisan 1909 — 31 Mart Ayaklanması'nı bastırmak üzere Hareket Ordusu'nda kurmay oldu.\n1910 — Mahmud Şevket Paşa'nın kurmay başkanı olarak Arnavutluk isyanının bastırılmasında görev aldı.\n13 Eylül 1911 İstanbul'da genelkurmayda göreve atandı.\n27 Kasım 1911 Binbaşılığa yükseltildi.\n18 Aralık 1911 Trablusgarp'ta Şark Gönüllüleri komutanlığına atandı.\n9 Ocak 1912 Trablusgarp'ta Tobruk Savaşı'nı yönetti.\n27 Ekim 1913 Sofya'ya askeri ateşe atandı.\n1 Mart 1914 Yarbaylığa yükseltildi.\nŞubat 1915 Tekirdağ'da 19. Tümen'i kurdu.\n25 Nisan 1915 ANZAK askerlerini Arıburnu'nda durdurdu.\n1 Haziran 1915 Albaylığa yükseltildi.\n10 Ağustos 1915 Anafartalar Grubu komutanı olarak İngiliz ve ANZAK birliklerini durdurdu.\n14 Ocak 1916 Edirne'de 16. Kolordu komutanı oldu.\n1 Nisan 1916 Mirlivalığa (Tuğgeneralliğe) yükseltildi.\n5 Temmuz 1917 7. Ordu Komutanlığı'na atandı.\nEkim 1917 7. Ordu Komutanlığı'ndan ayrılarak İstanbul'a döndü.\n31 Ekim 1918 Yıldırım Orduları Grubu komutanı oldu.\n19 Mayıs 1919 Samsun'a vardı.\n28 Mayıs 1919 Havza Genelgesi'ni yayınladı.\n21/22 Haziran 1919 Amasya Tamimi'ni açıkladı.\n8 Temmuz 1919 9. Ordu Müfettişliği'nden ve askerlikten çekildi.\n23 Temmuz 1919 Erzurum Kongresi'ne başkan seçildi.\n4 Eylül 1919 Sivas Kongresi'ne başkanlık etti.\n7 Kasım 1919 Meclis-i Mebûsan için yapılan seçimde Erzurum'dan milletvekili seçildi.\n27 Aralık 1919 Heyet-i Temsiliye ile birlikte Ankara'ya geldi.\n23 Nisan 1920 Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisini açtı.\n11 Mayıs 1920 İstanbul Divan-ı Harp tarafından ölüm cezasına çarptırıldı.\n5 Ağustos 1921 Türkiye Büyük Millet Meclisince başkomutan yapıldı.\n23 Ağustos 1921 Sakarya Savaşı'nı yönetti.\n19 Eylül 1921 Türkiye Büyük Millet Meclisince mareşallik rütbesi ve gazi sanı verildi.\n26 Ağustos 1922 Kocatepe'den Büyük Taarruz'u yönetti.\n30 Ağustos 1922 Dumlupınar'da Başkomutanlık Meydan Savaşı'nı kazandı.\n9 Eylül 1922 İzmir'i düşmandan kurtardı.\n1 Kasım 1922 Saltanat kaldırıldı.\n29 Ocak 1923 İzmir'de Latife Hanım ile evlendi(5 Ağustos 1925'te ayrıldı).\n17 Şubat 1923 İzmir İktisat Kongresi açıldı.\n11 Ağustos 1923 İkinci Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlığına seçildi.\n9 Eylül 1923 Halk Fırkası'nı kurdu.\n29 Ekim 1923 Cumhuriyet ilan edildi; Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı seçildi.\n3 Mart 1924 Halifelik kaldırıldı.\n20 Nisan 1924 Yeni Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edildi.\n17 Kasım 1924 Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruldu. (3 Haziran 1925'te kapatıldı.)\n25 Kasım 1925 Şapka Yasası kabul edildi.\n26 Aralık 1925 Uluslararası takvim ve saat kabul edildi.\n1 Kasım 1927 İkinci kez cumhurbaşkanlığına seçildi.\n1 Kasım 1928 Yeni Türk harflerinin kabulüne ilişkin yasa çıktı.\n12 Ağustos 1930 Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruldu. (17 Kasım 1930'da dağıldı.)\n15 Nisan 1931 Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti'ni kurdu.\n4 Mayıs 1931 Üçüncü kez cumhurbaşkanı seçildi.\n12 Temmuz 1932 Türk Dili Tetkik Cemiyeti'ni kurdu.\n8 Kasım 1934 - Yalova'ya gerçekleştirdiği geziden Ankara'ya döndü.\n24 Kasım 1934 Atatürk soyadı verildi.\n27 Ocak 1937 Hatay'ın bağımsızlığı Milletler Cemiyeti'nce kabul edildi.\n10 Kasım 1938 Dolmabahçe Sarayı'nda öldü.", + "question": "Mustafa Kemal Atatürk kronolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mustafa Kemal Atatürk'ün biyografik kronolojisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1327", + "context": "Mustafa Kemal Atatürk'ün dinî inancı tartışma konusu olmuştur. Kimi araştırmacılar onun dine ilişkin söylemlerinin dönemsel olduğunu vurgulamakta ve bu konuyla alakalı olumlu görüşlerinin 1920'lerin başlarıyla kısıtlı olduğunu belirtmektedirler. Atatürk'ün dinî inancı hakkında farklı kaynaklar, farklı çıkarımlarda bulunmuştur. Bazı kaynaklar Müslüman olduğunu iddia ederken, bazı kaynaklar deist veya ateist ya da agnostik olduğunu iddia etmektedir.", + "question": "Mustafa Kemal Atatürk'ün dinî inancı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mustafa Kemal Atatürk'ün dinî inancı tartışma konusu olmuştur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1328", + "context": "MV Savarona, 28 Mart 1931'de Hamburg'da denize indiğinde dünyanın en büyük yatı olan, 23 Şubat 1938'de yedi yaşındayken Türk Hükûmeti tarafından satın alınarak devrin cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'e hediye edilmiş yat.\nGünümüzde de dünyanın en büyük yatlarından birisidir. Türkiye'nin Ertuğrul yatı'ndan sonraki Cumhurbaşkanlığı yatıdır. Atatürk; ölümünden önce gemide elli gün vakit geçirmiş, bu süre boyunca yatta kabine toplantıları düzenlemiş, önemli konuklar ağırlamıştır.\nYatın sahibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. 1989 yılında hurdaya çıkarılan, gelen tepkilerden sonra bir iş adamına kiralanan yat, 2013 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesine alınmış, 2019'da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na devredilmiştir.", + "question": "MV Savarona nedir?", + "answers": { + "text": [ + "MV Savarona, 28 Mart 1931'de Hamburg'da denize indiğinde dünyanın en büyük yatı olan, 23 Şubat 1938'de yedi yaşındayken Türk Hükûmeti tarafından satın alınarak devrin cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'e hediye edilmiş yat." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1329", + "context": "\"Ne mutlu Türk'üm diyene\", Mustafa Kemal Atatürk'ün, 1933 yılındaki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında verdiği Onuncu Yıl Nutku'nun son cümlesidir.\nTürkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun ilk yıllarında, bağımsızlığa kavuşmak ve ülkenin gelişimini sağlamak için gerekli olan kimlik duygusu vermek üzere söylenmiş bir sözdür. Ülkede yaşayan farklı etnik kökenden gelen insanların \"Türk\" adıyla milletleşmesine vurgu yapar; tarihte \"Türk\" adının bazen küçümsenmiş olması sebebiyle, yeni bir devlet kurulurken vatandaşlara özgüven aşılama amacı taşır.\nSöz, 1972 yılında Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı tarafından öğrenci andına eklenmiştir. Kimi siyasi miting ve eylemlerde bir slogan olarak kullanılagelmiştir. Özellikle 1980 darbesinin ardından Türkiye'deki ve KKTC'deki kimi dağ ve tepelere; ayrıca kalıp modeller yoluyla hızla çoğaltılarak yaptırılmış Atatürk büstlerinin kaidelerine yerel yönetimler ya da emniyet ve jandarma personeli tarafından sıklıkla bu söz yazılmıştır.\n\"Ne mutlu Türk'üm diyene\" sözü, zaman zaman etnik ayrımcılığa yol açtığı iddiasıyla eleştirilmiştir. Bu eleştiriye karşı \"Türk” kelimesinin bir etnik, dil veya din kökene dayanmadığı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını ifade ettiği belirtilir. Medeni Bilgiler (1930) kitabında Türk milletini \"Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” şeklinde tanımlayan Atatürk'ün, \"Ne mutlu Türk'üm diyene\" sözü ile, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, mensup olduğu köken fark etmeksizin Türkiye coğrafyası üzerinde yaşamaktan ve ortak bir ideal uğruna verilen mücadeleyi kutlamaktan duydukları mutluluğu ifade ettiği vurgulanır.", + "question": "Ne mutlu Türk'üm diyene nedir?", + "answers": { + "text": [ + "\"Ne mutlu Türk'üm diyene\", Mustafa Kemal Atatürk'ün, 1933 yılındaki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında verdiği Onuncu Yıl Nutku'nun son cümlesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1330", + "context": "Bu maddede, Mustafa Kemal Atatürk'ün Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye döneminde aldığı ödüllerin bir listesi yer almaktadır. Atatürk'ün madalya ve nişanları ile manevi evlatlarından Afet İnan, Rukiye Erkin, Sabiha Gökçen'in armağan ettikleri Atatürk'e ait eşyalar, Anıtkabir'deki Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi'nde sergilenmektedir.", + "question": "Mustafa Kemal Atatürk'ün ödülleri listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu maddede, Mustafa Kemal Atatürk'ün Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye döneminde aldığı ödüllerin bir listesi yer almaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1331", + "context": "Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümü, kendisinin sağlığının 1937 yılından itibaren bozulmaya başlamasına müteakiben 10 Kasım 1938'de gerçekleşti. Ölümünün ardından, 21 Kasım 1938'de geçici olarak Ankara Etnografya Müzesi'ne konulan naaşı, 10 Kasım 1953'te kendisi için inşa edilmiş anıt mezar olan Anıtkabir'e nakledildi.", + "question": "Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümü ve devlet cenaze töreni nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümü, kendisinin sağlığının 1937 yılından itibaren bozulmaya başlamasına müteakiben 10 Kasım 1938'de gerçekleşti." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1332", + "context": "1938'deki ölümünden bu yana, Mustafa Kemal Atatürk günümüz kültüründe farklı tasvirlere konu olmuştur. Bu tasvirler müzik, sinema ve şiir gibi çeşitli sanat alanlarında hayat bulmuştur. Bunların yanı sıra televizyon belgeselleri ve reklamlarına konu olmuştur.", + "question": "Popüler kültürde Mustafa Kemal Atatürk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "1938'deki ölümünden bu yana, Mustafa Kemal Atatürk günümüz kültüründe farklı tasvirlere konu olmuştur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1333", + "context": "Sağduyu Tanrısızlığın İlmihali, 1772'de Fransa'da Aydınlanma filozofu Baron d'Holbach tarafından ateist papaz Jean Meslier'nin adı kullanılarak Le Bon Sens, ou Idées naturelles opposées aux idées surnaturelles (\"Sağduyu, veya doğaüstü fikirlere karşı doğal fikirler\") başlığıyla yayımlanmış bir din eleştirisi kitabıdır. Türkiye'de ilk olarak Doktor Abdullah Cevdet tarafından \"Rahib Melye'nin Vasiyetnamesi Hakkında\" adıyla 1924 yılında eski harflerle neşredilmiştir. 1928'de Atatürk'ün emriyle Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları'nca \"Aklı Selim\" adıyla basılmıştır. Ertesi yıl 2. baskısı yeni harflerle yapılan kitap bugün ise Kaynak Yayınları'nca \"Sağduyu Tanrısızlığın İlmihali\" adıyla yayımlanmaktadır.\nKitabın ilk baskısı Mustafa Kemal Atatürk'e Dr. Abdullah Cevdet'in yeni harfler ile yazdığı 29 Aralık 1928 tarihli ve imzalı \"En büyük acizden en büyük iktidara\" ithafını içermektedir. Devamında ise 1912'de İstanbul'da yazmış olduğu şu dörtlüğü eski harfler ile eklemiştir:\n\nÖlen tayyûr-i hayalâta muntazır-ı elzem\nYanan tebessümü bir gülistan-ı lügattır\nBu maneviyyat-ı meçhûle-i yetimânem\nOkunmadan yakılan nâme-i muhabbettir\n\nAtatürk'ün çeşitli yerlerin altını çizerek okuduğu bu baskı Çankaya'daki Atatürk Müze Köşkü Kütüphanesinde 146 numarayla kayıtlı bulunmaktadır.", + "question": "Sağduyu Tanrısızlığın İlmihali nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sağduyu Tanrısızlığın İlmihali, 1772'de Fransa'da Aydınlanma filozofu Baron d'Holbach tarafından ateist papaz Jean Meslier'nin adı kullanılarak Le Bon Sens, ou Idées naturelles opposées aux idées surnaturelles (\"Sağduyu, veya doğaüstü fikirlere karşı doğal fikirler\") başlığıyla yayımlanmış bir din eleştirisi kitabıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1334", + "context": "Atatürk silüeti, bir doğa olayı ile her yıl Ardahan ilinin Damal ilçesinin Ata Mahallesi'nde Karadağlar'ın eteğine her yıl beliren ünlü silüet. Atatürk silüeti Ardahan'ın Karadağlar'ın eteğine yanındaki tepenin gölgesinin düşmesiyle oluşuyor. Her yıl haziran ayının 15'i ile temmuz ayının 15'ine kadar saat 18 sıralarında Karadağ sırtlarında Atatürk'ün bu silüeti net olarak yaklaşık 20 dakika izlenmektedir.", + "question": "Damal'daki Atatürk silüeti nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Atatürk silüeti, bir doğa olayı ile her yıl Ardahan ilinin Damal ilçesinin Ata Mahallesi'nde Karadağlar'ın eteğine her yıl beliren ünlü silüet." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1335", + "context": "The Incredible Turk (İnanılmaz Türk, Muhteşem Türk ya da Müthiş Türk), 1958 yılında America Prudential Insurance Company tarafından Mustafa Kemal Atatürk hakkında hazırlanan belgesel filmdir. Film '20. yüzyıl serisi' için yapılmış ve Walter Cronkite tarafından sunulmuştur.", + "question": "The Incredible Turk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "The Incredible Turk (İnanılmaz Türk, Muhteşem Türk ya da Müthiş Türk), 1958 yılında America Prudential Insurance Company tarafından Mustafa Kemal Atatürk hakkında hazırlanan belgesel filmdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1336", + "context": "Türk Tarih Tezi, 1930'lu yıllarda, Mustafa Kemal Atatürk'ün teşvikiyle oluşturulan tarih yorumu. 1930 yılında yüz adet basılan Türk Tarihinin Ana Hatları isimli eser Türk Tarih Tezi'nin bildirgesi sayılır. Bu eser doğrultusunda hazırlanan ve 1931-1941 yılları arasında liselerde okutulan dört ciltlik ders kitabı da Türk Tarih Tezi'nin temel metinlerindendir. İslam ve Hristiyan çatışmasına dayalı Osmanlı tarihi tezine ve Türkler aleyhinde yazılan Batılı tarih tezlerine tepki olarak ortaya konmuştur. Bilimsel çevrelerde Türk Tarih Tezi, siyasi gayeler taşıdığı, hayalci veya romantik milliyetçi yönlerinin olduğu savlarıyla eleştirilmiştir.", + "question": "Türk Tarih Tezi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türk Tarih Tezi, 1930'lu yıllarda, Mustafa Kemal Atatürk'ün teşvikiyle oluşturulan tarih yorumu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1337", + "context": "Türk Tarihinin Ana Hatları, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde hazırlanan ve 1930 yılı sonlarında yayımlanan tarih kitabıdır. 1931-1941 yılları arasında liselerde ders kitabı olarak okutuldu. 1939 yılında ise Şemsettin Günaltay'ın hazırladığı cilt okutuldu. 1942 yılında müfredattan kalktı ve yerine Mansel, Baysun ve Karal'ın hazırladığı üç ciltlik eser okutulmaya başlandı.", + "question": "Türk Tarihinin Ana Hatları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türk Tarihinin Ana Hatları, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde hazırlanan ve 1930 yılı sonlarında yayımlanan tarih kitabıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1338", + "context": "Türkiye Türklerindir, 8 Kasım 1949'dan beri Hürriyet gazetesinin mottosu olan söz.\nMustafa Kemal Atatürk bu sözü, 1921'de Anadolu topraklarının o topraklarda yaşayan yurttaşlara ait olduğunu belirtmek için kullanmıştı. Söz, 1949'da yayın hayatına başlayan Hürriyet gazetesinin mottosu olmuştur. Bu mottonun, farklı kökenden yurttaşlara karşı ayrımcılık içerdiği, ırkçı bir anlamı olduğu ileri sürülmüş ve bir günlük gazetenin logosuna eklenmesi eleştirilere konu olmuştur. Türkiye Türklerindir sözü, farklı zamanlarda çeşitli siyasetçiler ve yazarlar tarafından da kullanılmıştır.", + "question": "Türkiye Türklerindir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türkiye Türklerindir, 8 Kasım 1949'dan beri Hürriyet gazetesinin mottosu olan söz." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1339", + "context": "Vatan ve Hürriyet Cemiyeti, 20. yüzyılın başlarında Padişah II. Abdülhamid'in otokratik yönetimine karşı olan reformist subayların kurduğu gizli dernek.", + "question": "Vatan ve Hürriyet Cemiyeti nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vatan ve Hürriyet Cemiyeti, 20." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1340", + "context": "\"Ya istiklal ya ölüm\", Mustafa Kemal Atatürk'ün Sivas Kongresi'ne dayanan sözüdür.\nNutuk'ta da bulunan hali:\n\nBu kararın dayandığı en güçlü muhakeme ve mantık şuydu: Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklâle sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, istiklâlden yoksun bir millet, medenî insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık görülemez.\nYabancı bir devletin koruyup kollayıcılığını kabul etmek, insanlık vasıflarından yoksunluğu, güçsüzlük ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten de bu seviyesizliğe düşmemiş olanların, isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.Halbuki, Türk’ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!…\nO halde, ya istiklâl ya ölüm!\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Ya istiklâl ya ölüm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "\"Ya istiklal ya ölüm\", Mustafa Kemal Atatürk'ün Sivas Kongresi'ne dayanan sözüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1341", + "context": "174. Rezerv (Yedek) Tümeni, II.Dünya Savaşı sırasında Alman Wehrmacht'ın bir oluşumuydu. 10 Haziran 1940'ta 174. Rezerv Tümeni olarak kurulan bu birim, Chemnitz merkezli Saksonya ve Sudetenland'daki (Südetler) yedek eğitim birimlerine komuta etti. Bohemya ve Moravya Himayesinde 15 Eylül 1942'de 174. Rezerv Tümen olarak yeniden düzenlendi. Tümen, birliklerinin kuzey Polonya'ya gönderildiği 1943 yılına kadar eğitim birimlerini komuta etmeye devam etti. 31 Temmuz 1944'te tümen Kursk Muharebesi'nde ağır kayıplar veren 26. Piyade Tümeni ile birleştirildi. 26. Piyade Tümeni kötü kumanda edildiği Doğu Cephesi'n deki Kovel savaşında çok ağır kayıplar verdi ve10 Eylül 1944 tarihinde Radom'da 253. Piyade Tümeni ile birleştirildi .", + "question": "174. Rezerv Tümeni (Wehrmacht) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "174." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1342", + "context": "1941-1942 Sovyet Karşı Taarruzu, Nazi Almanyası'nın Moskova önlerinde doğal sınırlarına ulaştıklarında başlatılan karşı taarruzdur. Kızıl Ordu, 5 Aralık 1941 tarihinde harekete geçerek düşmanı 150-300 kilometre kovaladı. Ancak ilk şoku atlatan Almanlar, güçlü mevzi kurarak Kızıl Ordu'yu durdurdu. Sovyetler sadece Moskova önlerinde değil cephenin neredeyse bütün bölgelerinde karşı taarruza geçmişti. Ancak Kızıl Ordu birkaç bölge hariç kayda değer bir başarı elde edemedi ve operasyonları 30 Nisan 1942'de sona erdirdi. Gerçekleştirilen bu operasyonlar Doğu Cephesi açıldığından beri Kızıl Ordu'nun yaptığı ilk karşı taarruzdur. Taarruz sonucunda Almanların güçlü bir şekilde ülke topraklarına direnecekleri anlaşılmıştı. Ancak Almanlar eldeki toprakları ile yetinmeyecek ve yaz ayında Mavi Durum adı verilen operasyonlarla Sovyetler'in güney bölgesine taarruza geçecekti.\nBu yıllarda Doğu Cephesi iyice çetin bir muhabere sahasına dönüyordu yeni silahlar, politik sorunlar, malzeme yetersizlikler kayıplar ve iyice artan kayıplar ile ülkeler birbirlerini bu yıllarda yıpratma savaşına girdiler.\nO dönemler kısaca şöyle tanımlana bilir kışları Ruslar harekat kabiliyeti kazanıyor yazın ise Almanlar. Afrika da yaşanan muharebeler sona eriyor seneye yaşanacak büyük operasyonlar için müttefik kuvvetler hazırlanıyordu.\nAlmanlar bu yılarda büyük petrol sorunları ile boğuşuyordu ve bu petrol sorunları her yıl daha fazla artacaktı. İleriki sürelerde Luftwaffe iyice doğudan uzaklaşacak ve cephe çıkmaza girecek. Bunların hepsi Mavi Durum'da daha belirli olacak", + "question": "1941-1942 Sovyet Karşı Taarruzu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "1941-1942 Sovyet Karşı Taarruzu, Nazi Almanyası'nın Moskova önlerinde doğal sınırlarına ulaştıklarında başlatılan karşı taarruzdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1343", + "context": "1943 Bengal kıtlığı, Britanya Bengal'de 1943 yılında çeşitli tahminlere göre, 60,3 milyonluk nüfustan 0,8 ila 3,8 milyon kişi yetersiz beslenme ve hastalıktan öldü.", + "question": "1943 Bengal kıtlığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "1943 Bengal kıtlığı, Britanya Bengal'de 1943 yılında çeşitli tahminlere göre, 60,3 milyonluk nüfustan 0,8 ila 3,8 milyon kişi yetersiz beslenme ve hastalıktan öldü." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1344", + "context": "22. Panzer Tümeni, II. Dünya Savaşı'nda bir Alman Panzer Tümeni idi. Eylül 1941'de Fransa'da kuruldu. Mart 1942'de Doğu Cephesi'nin Güney Ordu grubuna transfer edildi. 22. tümen, Çek yapımı Panzer 38(t) ile oluşturulmuş son Panzer Tümeniydi ve az silahlı, zırhsız ve modası geçmiş olarak kabul edildi.", + "question": "22. Panzer Tümeni (Wehrmacht) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "22." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1345", + "context": "38. Piyade Tümeni İkinci Dünya Savaşı'n daAlman Ordusu'n da bir piyade tümeniydi . Temmuz 1942'de kuruldu, Kasım 1943'te Doğu Cephesinde savaşta tamamen yok edildi. Tümen sadece 15 ay varlığını sürdürebildi.", + "question": "38. Piyade Tümeni (Wehrmacht) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "38." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1346", + "context": "İtalyan Amerikalıların enterne edilmesi, ABD hükümetinin İkinci Dünya Savaşı sırasında İtalyan vatandaşlarını gözaltına alması anlamına geliyor. İtalya ve ABD savaşa girdikten sonra gelenek olduğu üzere, bunlar \"düşman yabancılar\" olarak sınıflandırıldı ve bazıları, Yabancılar ve İsyan Yasası kapsamında Adalet Bakanlığı tarafından gözaltına alındı. Ancak uygulamada ABD, ABD vatandaşlarına veya uzun süredir ABD'de ikamet edenlere değil, yalnızca İtalyan vatandaşlarına gözaltı uyguladı. Savaştan önceki yıllarda İtalyan göçmenlerin vatandaşlığa kabul süreci yoluyla vatandaşlık kazanmalarına izin veriliyordu ve 1940'a gelindiğinde İtalya'da doğmuş milyonlarca ABD vatandaşı vardı.\n1942'de Amerika Birleşik Devletleri'nde 695.000 İtalyan göçmen vardı. Yaklaşık 1.881 kişi gözaltına alındı ve savaş zamanı kısıtlamaları altında gözaltına alındı. Bunlar çoğunlukla Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı tarafından ABD'de öğrenci olan diplomatlara, iş adamlarına ve İtalyan vatandaşlarına, özellikle de onları hassas kıyı bölgelerinden dışlamak için uygulandı. Ayrıca savaşın başlamasıyla ABD limanlarında mahsur kalan ticari denizciler de gözaltına alındı. İtalyan işçi liderleri, savaş başlamadan önce vatandaşlığa kabul sürecini başlatan İtalyan Amerikalıların sadık olarak tanınması için lobi faaliyeti yürüttüler, İtalyan vatandaşlarının genel olarak yıkıcı olarak sınıflandırılmasına itiraz ettiler.\nEylül 1939'da Adolf Hitler'in Polonya'yı işgal etmesinden sonra İngiltere ve Fransa Almanya'ya savaş ilan etti. Savaşın sonunda Amerika Birleşik Devletleri'ni de içine alma olasılığının farkında olan Başkan Franklin D. Roosevelt, Federal Soruşturma Bürosu Direktörü J. Edgar Hoover'a, ulusal acil durumlarda tutuklanacak kişilere ilişkin bir Gözaltı Gözaltı Endeksi derlemesi yetkisi verdi. Almanya ile ittifak kuran Mihver güçleri arasında Faşist İtalya ve Japonya İmparatorluğu da vardı. Pearl Harbor saldırısından bir yıldan fazla bir süre önce Adalet Bakanlığı, Alman, Japon ve İtalyan Amerikalılar arasındaki olası sabotajcıları ve düşman ajanlarını listelemeye başladı.\n2001 yılında ABD Başsavcısı, Adalet Bakanlığı'nın II. Dünya Savaşı sırasında İtalyan Amerikalılara yönelik muamelesinin gözden geçirilmesi hakkında Kongre'ye rapor verdi. 2010 yılında Kaliforniya Yasama Meclisi, ABD'nin savaş sırasında İtalyan sakinlerine kötü muamelesi nedeniyle özür dileyen bir kararı kabul etti.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "ABD vatandaşı İtalyanların enterne edilmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İtalyan Amerikalıların enterne edilmesi, ABD hükümetinin İkinci Dünya Savaşı sırasında İtalyan vatandaşlarını gözaltına alması anlamına geliyor." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1347", + "context": "II. Dünya Savaşı sırasında Amerika Birleşik Devletleri, Başkan Franklin D. Roosevelt'in emriyle en az 125.284 Japon kökenli kişiyi zorla başka yere yerleştirdi ve belirlenen 75 hapsetme yerinde hapsedildi. Çoğu Pasifik kıyısında, ülkenin batı iç kısımlarındaki toplama kamplarında yaşıyordu. Mahkûmların yaklaşık üçte ikisi ABD vatandaşıydı. Bu eylemler, Japonya İmparatorluğu'nun Pearl Harbor'a saldırısının ardından 9066 sayılı Yürütme Emri ile başlatıldı. O zamanın pek çok Amerikalısı gibi, ülkeden çıkarma politikasının mimarları da Japon göçmenler ile Japon Amerikalılar arasında ayrım yapmayı başaramadı. Pearl Harbor saldırısı sırasında Amerika Birleşik Devletleri kıtasında yaşayan 127.000 Japon Amerikalıdan 112.000'i Batı Kıyısında ikamet ediyordu. Yaklaşık 80.000 kişi Nisei (ikinci nesil ABD vatandaşlığına sahip Amerika doğumlu Japon) ve Sansei ('üçüncü nesil', Nisei'nin çocukları) idi. Geri kalanlar, Japonya'da doğan ve ABD yasalarına göre ABD vatandaşlığına uygun olmayan Issei (birinci nesil) göçmenlerdi.\nJapon Amerikalılar, yerel nüfus yoğunlaşmaları ve bölgesel politikalar nedeniyle toplama kamplarına yerleştirildi. Batı Kıyısı'nda yaşayan 112.000'den fazla Japon Amerikalı, iç kısımdaki kamplara hapsedildi. 150.000'den fazla Japon Amerikalının bölge nüfusunun üçte birinden fazlasını oluşturduğu Hawaii'de yalnızca 1.200 ila 1.800'ü hapsedildi. Batı Savunma Komutanlığının kilit üyelerinden Albay Karl Bendetsen, \"İçlerinde bir damla Japon kanı varsa kampa gitmeleri gerektiğine kararlıyım\" diyecek kadar ileri gitti. Amerika Birleşik Devletleri Nüfus Sayım Bürosu, Japon Amerikalılara ilişkin belirli bireysel nüfus sayımı verileri sağlayarak hapsetme çabalarına yardımcı oldu. Büro, aksi yöndeki bilimsel kanıtlara rağmen onlarca yıldır rolünü inkâr etti ve rolü 2007'ye gelindiğinde daha geniş çapta kabul görmeye başladı. ABD Yüksek Mahkemesi, 1944 tarihli Korematsu - Amerika Birleşik Devletleri kararında, Amerika Birleşik Devletleri Anayasası'nın Beşinci Değişikliğinin Dava Süreci Maddesi kapsamındaki uzaklaştırma işlemlerinin anayasaya uygunluğunu onayladı. Mahkeme, ABD vatandaşlarının yasal süreç olmaksızın hapsedilmesi sorununu ortadan kaldırarak kararını ihraç kararlarının geçerliliğiyle sınırladı, ancak aynı gün Ex parte Endo'da sadık bir vatandaşın gözaltına alınamayacağına karar vererek serbest bırakılmaya başladı. Korematsu ve Endo kararlarının kamuoyuna açıklanmasından bir gün önce, ihraç kararları iptal edildi. Japon Amerikalıların başlangıçta askerlik hizmeti yasaklanmıştı, ancak 1943'te savaş sırasında 20.000 askerlik hizmetle katılmalarına izin verildi. 4.000'den fazla öğrencinin üniversiteye gitmek için kamplardan ayrılmasına izin verildi. Kamplardaki hastanelerde hapsedilme sırasında 5.981 doğum ve 1.862 ölüm kaydedildi. O zamanlar Japon hapsetme, Japon Amerikalıların oluşturduğuna inanılan bir güvenlik riskini hafifletmeyi amaçlıyordu. Japon Amerikalı nüfusun büyüklüğüyle orantılı olarak hapsedilme ölçeği, sayıları milyonları bulan ve çoğu vatandaş olmayan binlercesi tutuklanan Alman ve İtalyan Amerikalılara karşı alınan benzer önlemleri çok geride bıraktı.\nPearl Harbor saldırısından sonraki iki ay içinde, kamuoyunda hapsedilmeye yönelik bir gelişme olduğuna dair çok az belirti vardı. Gerçekler ve Rakamlar Ofisi'nin 4 Şubat'ta yaptığı bir anket, Amerikalıların çoğunluğunun Japon Amerikalılar üzerindeki mevcut hükûmet kontrollerinden memnun olduklarını ifade ettiğini bildirdi. Dahası, hapsedilmeye karşı çıkan Başsavcı Francis Biddle, 1962'deki otobiyografisinde, başkanın kararının alınmasında kamuoyunun etkisini küçümsedi. Hatta \"siyasi ve özel grup basını bir yana, Batı Yakası'ndaki kamuoyunun bile tahliyeyi destekleyip desteklemediğinin\" şüpheli olduğunu düşündü. Japon Amerikalılara yönelik daha sert önlemlere verilen destek zamanla arttı, bunun nedeni kısmen Roosevelt'in tutumları sakinleştirmek için ofisini kullanmak için çok az şey yapmasıydı. Amerikan Kamuoyu Enstitüsü tarafından Mart 1942'de yapılan bir ankete göre, hapsedilme kaçınılmaz hale geldikten sonra, Amerikalıların %93'ü Japon vatandaşı olmayanların Pasifik Kıyısından taşınmasını desteklerken, yalnızca %1 buna karşı çıktı. Aynı ankete göre halkın yüzde 59'u ülkede doğmuş ve ABD vatandaşı olan Japonların yer değiştirmesini desteklerken, yüzde 25 karşı çıktı.\n1970'lerde, Japon Amerikan Yurttaşlar Birliği'nin (JACL) ve tazminat örgütlerinin artan baskısı altında Başkan Jimmy Carter, Japon Amerikalıları toplama kamplarına koyma kararının hükûmet tarafından haklı olup olmadığını belirlemek için bir soruşturma başlattı. Kampları araştırmak için Savaş Zamanında Sivillerin Yer Değiştirmesi ve Gözaltına Alınması Komisyonunu (CWRIC) görevlendirdi. 1983'te Komisyon'un Kişisel Adalet Reddedildi raporu, o dönemde Japonların sadakatsizliğine dair çok az kanıt buldu ve hapsetmenin ırkçılığın ürünü olduğu sonucuna vardı. Hükûmetin tutuklulara tazminat ödemesini tavsiye etti. 1988'de Başkan Ronald Reagan, ABD hükümeti adına hapsetme nedeniyle resmi olarak özür dileyen ve Kanun kabul edildiğinde hâlâ hayatta olan eski tutukluların her birine 20.000 ABD Doları özür niteliğinde verildi. Yasa, hükûmetin eylemlerinin ırk önyargısına, savaş histerisine ve siyasi liderliğin başarısızlığına dayandığını kabul ediyordu. 1992 yılına gelindiğinde ABD hükûmeti hapsedilen 2022 Japon Amerikalıya tazminat olarak. 1,6 milyar dolardan fazla para harcadı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "ABD vatandaşı Japonların enterne edilmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1348", + "context": "Agorelitsas Savaşı, Yunan Direnişi sırasında ELAS ile işgalci Almanya arasında gerçekleşen savaştır. ELAS gerillaları gıda ve askeri malzeme olarak bol olan bir Alman konvoyunun Agorelitsas bölgesinden geçeceğini haber aldı. Bunun üzerine gerillalar yolda pusu kurarak Almanları bekledi. Konvoy gelince harekete geçen komünistler konvoyunu yok etmeyi başardı. Çatışmalar sırasında komünistlerin liderlerinden Binbaşı Elias Sfakianakis öldürüldü.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Agorelitsas Savaşı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Agorelitsas Savaşı, Yunan Direnişi sırasında ELAS ile işgalci Almanya arasında gerçekleşen savaştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1349", + "context": "Alman İmparatorluğu ve Nazi Almanyası hükûmetleri, önce Herero ve Namaqua soykırımında ve ardından Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında önemli sayıda savaş suçunu emretmiş, organize etmiş ve göz yummuştur. Bunlardan en dikkate değer olanı, milyonlarca Avrupalı Yahudi, Polonyalı ve Roman'ın sistematik olarak istismar edildiği, sınır dışı edildiği ve öldürüldüğü Holokost'tur. Milyonlarca sivil ve savaş esiri de bu iki çatışmada Almanların uyguladığı suiistimaller, kötü muamele ve kasıtlı açlık politikaları sonucunda öldü. Delillerin çoğu, Sonderaktion 1005'te olduğu gibi, suçlarını gizlemek amacıyla failler tarafından kasıtlı olarak yok edildi.", + "question": "Alman savaş suçları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Alman İmparatorluğu ve Nazi Almanyası hükûmetleri, önce Herero ve Namaqua soykırımında ve ardından Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında önemli sayıda savaş suçunu emretmiş, organize etmiş ve göz yummuştur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1350", + "context": "Alman sorunu, 19. yüzyılda, özellikle de 1848 Devrimleri boyunca süren Almanya'nın birleşmesinin en iyi yolu hakkındaki bir tartışmadır. 1815'ten 1871'e kadar, Alman Konfederasyonu'nda 37 bağımsız Almanca konuşulan eyalet bulunuyordu. Großdeutsche Lösung (Büyük Almanya çözümü) tüm Almanca konuşan insanları bir devlet altında birleştirmeyi amaçlıyordu ve Avusturya İmparatorluğu ile onun destekçileri tarafından benimsenmişti. Kleindeutsche Lösung (Küçük Almanya çözümü) ise Avusturya'yı içermeyecek şekilde sadece kuzey Alman eyaletlerini birleştirmeyi amaçlıyordu ve Prusya Krallığı tarafından benimsenmişti.\nÇözümler oluşturmayı amaçladıkları devletlerin toprak büyüklüklerine göre Kleindeutschland ve Großdeutschland (Küçük Almanya ve Büyük Almanya) olarak isimlendirilmiş, iki hareket de gittikçe büyüyen Alman milliyetçiliğinin birer parçası olmuştur. Genel olarak Almanlar, İtalya'nın Savoya Hanedanı tarafından birleştirilmesi ve Sırp bağımsızlık devrimleri gibi ortak bir köken ve dili paylaşan insanların birleşik bir ulus devlet oluşturduğu benzer hareketlerden de etkilenmişlerdi.", + "question": "Alman sorunu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Alman sorunu, 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1351", + "context": "Alman Toprak ve Taş İşleri (Deutsche Erd- und Steinwerke GmbH, DEST), Nazi Almanyası'ndaki devlet inşaat projeleri için inşaat malzemeleri tedarik etmek ve üretmek üzere kurulmuş, SS'e ait bir şirketti. DEST, SS Ana Ekonomik ve İdari Ofisinin (WVHA) Amtsgruppe W'nin bir yan kuruluşuydu. Her ikisi de Amt. W ve WVHA'ya Waffen-SS generalleri Oswald Pohl ve Georg Lörner başkanlık ediyordu. DEST'in genel merkezi, Mauthausen'in bir yan kampı olan Gusen II'nin 1944'te inşa edildiği Avusturya'nın küçük bir kasabası olan Sankt Georgen an der Gusen'de bulunuyordu.\n29 Nisan 1938'de Berlin'de kurulan DEST, inşaat malzemeleri tedarik etmek, köle emeğini organize etmek ve taş ocağı operasyonlarını denetlemek amacıyla WHVA tarafından yönetiliyordu. Sachsenhausen (1936), Buchenwald (1937), Flossenbürg (1938), Mauthausen (1938), Natzweiler-Struthof (1939), Gross Rosen (1940) ve Neuengamme (1940) toplama kampları, tuğla yapmak için veya bir tuğla fabrikasına, taş ocağına yakınlığı nedeniyle seçildi.\nDEST, çoğu Yahudi olan köle emeğinin taş ocaklarında sömürülmesinde büyük başarı elde etti. İnsan emeği acımasızca kullanıldı ve Nürnberg Duruşmalarında savaş suçu suçlamalarının ana ilkelerinden biri haline geldi. Berlin'de görev yapan programın yöneticisi SS-Obergruppenführer Oswald Pohl, 1947'de Nürnberg'de savaş suçları nedeniyle ölüm cezasına çarptırıldı ve 1951'de idam edildi. 1943'te DEST, odağını taş endüstrisinden silahlanmaya çevirdi. Bu andan itibaren örgüt, SS'nin bazı önemli savaş endüstrilerine girmesine yardımcı olarak kilit bir rol oynadı. DEST, Gusen ve Mauthausen toplama kamplarındaki mahkûmlarla işlerini yürütmek için, 1940 ile 1945 yılları arasında, en büyük ve en önemli \"Werkgruppe\" (endüstri grubu) olan Sankt Georgen an der Gusen kasabasındaki Granitwerke Mauthausen genel merkezini işletti.", + "question": "Alman Toprak ve Taş İşleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Alman Toprak ve Taş İşleri (Deutsche Erd- und Steinwerke GmbH, DEST), Nazi Almanyası'ndaki devlet inşaat projeleri için inşaat malzemeleri tedarik etmek ve üretmek üzere kurulmuş, SS'e ait bir şirketti." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1352", + "context": "4 Mayıs 1945'te, İngiliz Yaz Saati ile 18:30'da, Hamburg'un güneyinde, Lüneburg Heath'de Mareşal Sir Bernard Law Montgomery, Hollanda'daki Alman kuvvetlerinin, Danimarka'daki tüm adalar dahil kuzeybatı Almanya'nın ve bu bölgelerdeki tüm donanma gemilerinin koşulsuz teslim olmasını kabul etti. Teslim olma belgesi, Avrupa'da II. Dünya Savaşı'nın sona ermesinden önce gerçekleşti ve Montgomery'nin Wendisch Evern'deki Timeloberg tepesindeki karargahında halı kaplı bir çadırda imzalandı.", + "question": "Almanların Lüneburg Heath'te teslim olması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "4 Mayıs 1945'te, İngiliz Yaz Saati ile 18:30'da, Hamburg'un güneyinde, Lüneburg Heath'de Mareşal Sir Bernard Law Montgomery, Hollanda'daki Alman kuvvetlerinin, Danimarka'daki tüm adalar dahil kuzeybatı Almanya'nın ve bu bölgelerdeki tüm donanma gemilerinin koşulsuz teslim olmasını kabul etti." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1353", + "context": "Almanya'daki Sovyet işgal bölgesi (Almanca: Sowjetische Besatzungszone (SBZ) or Ostzone, lit. 'East Zone', Rusça: Советская оккупационная зона Германии), 1 Ağustos 1945'te Potsdam Anlaşması sonucunda kurulan, Sovyetler Birliği tarafından komünist bölge olarak işgal edilen Almanya'nın bir bölgesiydi. 7 Ekim 1949'da Sovyet işgal bölgesinde İngilizcede Doğu Almanya olarak anılan Alman Demokratik Cumhuriyeti (GDR) kuruldu.\nSovyet işgal bölgesi, İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda Müttefiklerin zaferiyle oluşturulan Almanya'daki dört Müttefik işgal bölgesinden biriydi. Potsdam Anlaşması'na göre, Almanya'daki Sovyet Askeri İdaresi'ne (Almanca baş harfleri: SMAD), Almanya'nın orta kısmının sorumluluğu verildi. Oder-Neisse hattının ötesinde, toprak bakımından SİB'e eşit olan Doğu Almanya, Polonya tarafından ilhak edilecek ve Almanya ile nihai bir barış konferansına kadar nüfusu sınır dışı edilecekti.\nAmerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık'ın silahlı kuvvetleri, Temas Hattını oluşturan Sovyetler Birliği kuvvetleriyle karşılaşmaya başladığında, Almanya'nın Sovyet bölgesi haline gelecek bölgenin önemli alanları Sovyet kontrolü dışındaydı. Birkaç ay süren işgalin ardından İngilizlerin ve Amerikalıların elde ettiği bu kazanımlar, daha önce üzerinde anlaşmaya varılan işgal bölgesi sınırlarına göre Temmuz 1945'te Sovyetlere devredildi.\nSMAD, dört siyasi partinin gelişmesine izin verdi, ancak hepsinin Demokratik Blok olarak bilinen bir ittifak altında birlikte çalışması gerekiyordu. Nisan 1946'da Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) ve Almanya Komünist Partisi (KPD), daha sonra Doğu Almanya'nın iktidar partisi olacak olan Sosyalist Birlik Partisi'ni oluşturmak üzere zorla birleştirildi.\n1952'de, Soğuk Savaş'taki siyasi çatışmanın iyice sürmekte olduğu bir dönemde Joseph Stalin, Batılı Güçlere, bağlantısız, bağımsız ve birleşik bir Almanya olması için nota verdi. Batı'nın bu öneriye ilgisizliği, önümüzdeki kırk yıl boyunca Sovyet Bölgesi'nin Doğu Almanya kimliğinin güçlenmesine yardımcı oldu.", + "question": "Almanya'daki Sovyet işgal bölgesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Almanya'daki Sovyet işgal bölgesi (Almanca: Sowjetische Besatzungszone (SBZ) or Ostzone, lit." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1354", + "context": "Almanya'nın teslimiyet belgesi, II. Dünya Savaşı'nın Avrupa Cephesi'ni kapatmak için bir mütarekeyi sağlayan hukukî anlaşma belgesidir.\nTeslimiyet belgesi Oberkommando der Wehrmacht, Müttefik Sefer Kuvvetleri (Allied Expeditionary Force) ve Sovyetler Birliği Yüksek Komutanlığı tarafından 7 Mayıs 1945 tarihinde imzalanıp 8 Mayıs 1945 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu tarih Batı Dünyasında V-E Day (Avrupa Zafer Günü) olarak bilinir.\nTeslimiyet belgesinin Almanca, İngilizce ve Rusça olmak üzere üç dil sürümü vardı. Sadece İngilizce ve Rusça sürümlerinin yetkisi vardı. İngilizce sürümü, Susan Hibbert tarafından daktilo ile yazılmıştır.", + "question": "Almanya'nın teslimiyet belgesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Almanya'nın teslimiyet belgesi, II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1355", + "context": "Amerika Cephesi, II. Dünya Savaşı sırasında tüm kıta Amerika topraklarını kapsayan ve okyanusa 320 km uzanan bir harekât sahasıydı.\nKuzey ve Güney Amerika'nın merkezi çatışma alanlarından (Avrupa, Akdeniz, Orta Doğu ve Pasifik) coğrafi olarak ayrılması nedeniyle, ABD kıtasının veya Amerika'daki diğer bölgelerin Mihver Güçleri tarafından işgal edilmesi tehdidi ihmal edilebilir düzeydeydi ve savaş nispeten az çatışmaya tanık oldu. Askeri angajmanlar arasında River Plate Muharebesi, Doğu Kıyısı açıklarındaki denizaltı saldırıları, Aleut Adaları harekatı, St. Lawrence Muharebesi ve Newfoundland'e yapılan saldırılar yer alıyor. Casusluk çabaları arasında Bolivar Operasyonu da vardı.\nSavaş sırasındaki ilk deniz savaşı 13 Aralık 1939'da Güney Amerika'nın Atlantik kıyısı açıklarında yapıldı. Alman cep savaş gemisi Admiral Graf Spee, onu arayan İngiliz deniz birimlerinden biriyle karşılaştı. Üç Kraliyet Donanması kruvazöründen oluşur, HMS Exeter, Ajax ve Achilles oluşan birlik, Arjantin ve Uruguay'ın River Plate açıklarında devriye geziyordu. Kanlı bir çatışmada Amiral Graf Spee, İngiliz saldırılarını başarıyla püskürttü. Kaptan Hans Langsdorff daha sonra hasarlı gemisini onarım için tarafsız Uruguay'a sığındı. Ancak İngiliz istihbaratı, Langsdorff'u çok daha üstün bir İngiliz kuvvetinin kendisini beklemek için toplandığına inandırarak başarılı bir şekilde kandırdı ve Langsdorff, intihar etmeden önce mürettebatının hayatını kurtarmak için gemisini Montevideo'da batırdı. Alman savaş kayıpları, 72 İngiliz denizcinin öldürülmesi ve 28'inin yaralanmasına karşı 96 kişi öldü veya yaralandı. İki Kraliyet Donanması kruvazörü ciddi şekilde hasar görmüştü.\nBölgedeki (Brezilya ile Batı Afrika arasındaki Atlantik Darlıkları merkezli) denizaltı operasyonları 1940 sonbaharında başladı. Brezilya Dışişleri Bakanı Osvaldo Aranha diktatör Getúlio Vargas adına yapılan görüşmelerin ardından ABD, 1941'in ikinci yarısında Brezilya kıyılarına Hava Kuvvetlerini yerleştirdi. Almanya ve İtalya daha sonra denizaltı saldırılarını, nerede olurlarsa olsunlar Brezilya gemilerini kapsayacak şekilde genişletti ve Nisan 1942'den itibaren Brezilya sularında bulundu. 22 Mayıs 1942'de, ilk Brezilya saldırısı Brezilya Hava Kuvvetleri uçakları tarafından Italian submarine Barbarigo'ya karşı gerçekleştirildi. U-507 tarafından Brezilya kıyılarındaki ticari gemilere yapılan bir dizi saldırının ardından Brezilya, 22 Ağustos 1942'de resmen savaşa girdi ve Müttefiklerin Güney Atlantik'teki stratejik konumuna önemli bir katkı sağladı. Brezilya Donanması küçük olmasına rağmen, kıyı konvoyu eskortuna uygun modern mayın gemilerine ve deniz devriyesine uygun hale gelmek için yalnızca küçük modifikasyonlara ihtiyaç duyan uçaklara sahipti. Brezilya, başta Karayipler ve Güney Atlantik olmak üzere üç yıl süren savaşı sırasında tek başına ve ABD ile birlikte 614 konvoyda 3.167 gemiye, toplam 16.500.000 ton gemiye %0,1 kayıpla eşlik etti. Brezilya, savaş gemilerinden üçünün battığını ve çatışma sırasında 486 kişinin öldürüldüğünü gördü. Düşman denizaltılarının saldırısına uğrayan 32 Brezilya ticari gemisinde de 972 denizci ve sivil yolcu hayatını kaybetti. Amerikan ve Brezilya hava ve deniz kuvvetleri, Savaşın sonuna kadar birlikte yakın çalıştı. Bunun bir örneği U-199 Temmuz 1943'te Brezilya ve Amerikan uçaklarının koordineli eylemiyle batırılmasıydı. Yalnızca Brezilya sularında, Ocak ve Eylül 1943 arasında on bir Mihver denizaltısının battığı biliniyordu, İtalyan Archimede ve on Alman teknesi: U-128, U-161, U-164, U-507, U U-513, U-590, U-591, U-598, U-604 ve U-662. 1943'ün sonlarına doğru, Güney Atlantik'te Müttefiklerin nakliye kayıplarının azalması, burada faaliyet gösteren Mihver denizaltılarının artan şekilde ortadan kaldırılmasıyla aynı zamana denk geldi. O andan itibaren bölgedeki savaş Almanlar için kaybedildi, hatta bölgede kalan denizaltıların çoğu yalnızca bir sonraki yılın Ağustos ayında resmi olarak geri çekilme emri aldı ve son Müttefik ticaret gemisi bir Alman gemisi tarafından batırıldı.", + "question": "Amerika Cephesi (İkinci Dünya Savaşı) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Amerika Cephesi, II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1356", + "context": "Amfilochia Savaşı, Yunan Direnişi sırasında ELAS ile işgalci Almanya arasında gerçekleşen savaştır. Savaş ELAS'a bağlı yaklaşık 200 komünistin 104. Komando Bölümü ile bunları destekleyen tanklardan oluşan Alman birliği ile karşılaşması sonucunda gerçekleşti. Çatışmalar 10 saat sürdü ve partizanların zaferi ile sonuçlandı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Amfilochia Savaşı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Amfilochia Savaşı, Yunan Direnişi sırasında ELAS ile işgalci Almanya arasında gerçekleşen savaştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1357", + "context": "Auschwitz Albümü, Holokost'un fotografik bir kaydıdır. Bu ve Sonderkommando fotoğrafları, işgal Polonyası'ndaki Alman imha kampı olan Auschwitz II-Birkenau'daki imha sürecinin bilinen tek resimli ispatıdır.", + "question": "Auschwitz Albümü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Auschwitz Albümü, Holokost'un fotografik bir kaydıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1358", + "context": "Avrupa'da II. Dünya Savaşı'nın sonlanması, Almanya'nın Nisan ayında başlayarak Mayıs ortalarına kadar Sovyetler Birliği ve Batılı Müttefiklerine teslim olmasıyla savaşın sona ermesidir.", + "question": "Avrupa'da II. Dünya Savaşı'nın sonlanması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Avrupa'da II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1359", + "context": "Bahar 1945 İtalya taarruzu, (Kod adı: Grapeshot Operasyonu) İkinci Dünya Savaşı'nın son aşamalarındaki İtalyan Harekatı sırasında Müttefiklerin son saldırısıydı. 15. Müttefik Ordu Grubu'nun Lombard Ovası'na saldırısı 6 Nisan 1945'te başladı ve 2 Mayıs'ta İtalya'daki Alman kuvvetlerinin teslim olmasıyla sona erdi.\nMüttefikler Gotik Hat üzerindeki son büyük saldırılarını Ağustos 1944'te İngiliz Sekizinci Ordusu'nunAdriyatik'in kıyı düzlüğüne saldırmasıyla ve ABD Beşinci Ordusu'nun merkezi Apenin Dağları olan Gotik Hat üzerinden saldırmasıyla başlatmışlardı. Her ne kadar müthiş Gotik Hat savunmasını aşmayı başarsalar da Müttefikler, kış havası daha fazla girişimi imkansız hale getirmeden önce Po Vadisi'ne girmeyi başaramadılar. Müttefik ileri birlikleri 1944 kışının geri kalanını zor koşullarda geçirirken, 1945'te bir bahar saldırısı için hazırlıklar yapılıyordu.\nWashington DC'deki İngiliz Misyonu'nun başkanı Feldmareşal Sir John Dill 5 Kasım'da öldüğünde, yerine Mareşal Sir Henry Maitland Wilson atandı. Mareşal rütbesine terfi ettirilen General Harold Alexander, 12 Aralık'ta Akdeniz Müttefik Yüksek Komutanı olarak Wilson'ın yerini aldı. Clark, Alexander'ın yerine İtalya'daki Müttefik kuvvetlerinin komutanı oldu ve 15. Ordu Grubu olarak yeniden adlandırıldı, ancak terfi etmedi. Anzio Muharebesi'nden ve Roma'nın Alsace'ye kadar ele geçirilmesinden itibaren ABD VI Kolordu'nun komutanı Korgeneral Lucian Truscott, Dragoon Operasyonu sırasında Güney Fransa'ya çıktı ve Beşinci Ordu'nun komutasını devralmak için İtalya'ya döndü.\n23 Mart'ta Albert Kesselring, General Mareşal Gerd von Rundstedt'in yerine Batı Başkomutanı olarak atandı. Heinrich von Vietinghoff, Kesselring'in yerine Baltık'tan döndü ve LXXVI Panzer Kolordusu'nun deneyimli komutanı Traugott Herr, 10. Ordu'nun başına geçti. Geçici olarak 10'uncu Ordu'ya komuta eden Joachim Lemelsen, 14'üncü Ordu'nun komutanlığına geri döndü.\nMüttefiklerin insan gücü sıkıntısı Ekim 1944'te de devam etti. 4. Hint Piyade Tümeni Yunanistan'a gönderilmişti ve onları Kasım ayında İngiliz 4. Piyade Tümeni ve İngiliz 46. Piyade Tümeni'nin 139. Tugayı takip etmişti. Tümenin geri kalanı Aralık ayında 3. Yunan Dağ Tugayı ile birlikte onu takip etti. Ocak 1945'in başlarında İngiliz 1. Piyade Tümeni Filistin'e gönderildi ve ayın sonunda I Kanada Kolordusu ve İngiliz 5. Piyade Tümeni'ne kuzeybatı Avrupa'ya gitme emri verildi. Bu, şu anda Korgeneral Richard McCreery tarafından komuta edilen Sekizinci Ordu'yu yedi tümene indirdi. Diğer iki İngiliz tümeni onları kuzeybatı Avrupa'ya kadar takip edecekti, ancak Alexander onları İtalya'da tuttu.\nABD Beşinci Ordusu, Eylül ve Kasım 1944 arasında 1. Brezilya Tümeni ile ve Ocak 1945'te uzman ABD 10. Dağ Tümeni ile takviye edilmişti. Müttefik gücü İtalyan Ortak Savaşan Ordusu'ndan İngilizler tarafından donatılan ve eğitilen 4 İtalyan gönüllü grubu dahil, 17 tümen ve sekiz bağımsız tugaydan oluşuyordu bu 20 tümenin biraz altına eşdeğerdi. 15. Ordu Grubunun gücü 1.334.000 adamdı, Sekizinci Ordunun fiili gücü 632.980 adamdı ve Beşinci Ordunun 266.883 gücü vardı.\n9 Nisan itibarıyla, İtalya'daki Mihver, yaklaşık 349.000 Alman ve 45.000 İtalyan askerinden oluşan 21 çok daha zayıf Alman tümenine ve dört İtalyan Ulusal Cumhuriyet Ordusu (ENR) tümenine sahipti. İletişim hatlarında 91.000 Alman askeri daha vardı ve Almanlar yaklaşık 100.000 İtalyan polisine komuta ediyordu. İtalyan tümenlerinden üçü, Fransa'ya bakan batı kanadını koruyan Rodolfo Graziani komutasındaki Ligurya Ordusu'na tahsis edildi. Son olarak dördüncü tümen, saldırıya uğrama olasılığının daha az olduğu düşünülen bir bölgede 14. Ordu ile birlikteydi.\nNisan ayının ilk haftasında, Alman rezervlerini ana saldırılardan uzaklaştırmak için Müttefik cephesinin aşırı sağ ve soluna dikkat dağıtıcı saldırılar başlatıldı. Kızartma Operasyonu, 2. Komando Tugayı ve tanklar tarafından Comacchio Gölü sınırındaki karadaki kıstağı ele geçirmek ve gölün kuzey tarafındaki Garibaldi Limanı'nı ele geçirmek için yapılan bir saldırıydı. Diğer ulaşım altyapısının hasar görmesi, Mihver kuvvetlerini ikmal için deniz, kanal ve nehir yollarını kullanmaya zorladı. Bu süre zarfında Mihver gemileri, Bowler Operasyonu gibi bombalama baskınlarında saldırıya uğruyordu.\nAna taarruzun hazırlıkları 6 Nisan'da Senioro savunmasının ağır topçu bombardımanıyla başladı. 9 Nisan öğleden sonra erken saatlerde 825 ağır bombardıman uçağı, Senio'nun arkasındaki destek bölgesine parçalanma bombaları attı, ardından orta ve avcı bombardıman uçakları geldi. 15:20'den 19:10'a kadar, her biri 30 dakika süren, aralarına avcı bombardıman uçaklarının saldırıları serpiştirilmiş beş ağır topçu ateşi ateşlendi. Yeni Zelanda operasyonlarını desteklemek için 28 Churchill Crocodiles ve 127 Wasp alev makinesi aracı cepheye konuşlandırıldı. 8. Hint Piyade Tümeni, 2. Yeni Zelanda Tümeni ve 3. Karpat Tümeni alacakaranlıkta saldırdı. Çatışmada 8. Hint Piyade Tümeni tarafından kazanılan iki Victoria Haçı vardı. Santerno'ya 35 mi (56,3 km) ulaşmışlardı. ötesinde, 11 Nisan'da şafak vakti. Yeni Zelandalılar 10 Nisan akşam karanlığında Santerno'ya ulaşmışlardı ve 11 Nisan şafak vakti geçiş yapmayı başardılar. Polonyalılar da 11 Nisan gecesi Santerno'yu kapatmıştı.\n12 Nisan sabahı geç saatlerde, bütün gece süren bir saldırının ardından, Santerno'nun uzak tarafında 8. Hint Piyade Tümeni kuruldu ve 78. Piyade Tümeni, Argenta'ya saldırı yapmak için geçişine başladı. Bu arada, 56. Piyade Tümeni'nin bir parçası olan 24. Muhafız Tugayı, Argenta Geçidi'nin sağındaki sudan amfibi bir kanat saldırısı başlatmıştı. Bir yer edinmiş olmalarına rağmen 14 Nisan gecesi hâlâ Fossa Marina'daki mevzilerde bekletiliyorlardı. 78. Piyade Tümeni de aynı gün Bastia'daki Reno Nehri üzerinde tutuldu.\nBeşinci Ordu, 2.000 ağır bombardıman uçağı ve 2.000 silahla bombardımanın yanı sıra soldaki IV. Kolordu'nun saldırılarının ardından 14 Nisan'da saldırıya başladı. Bunu, 15 Nisan gecesi, II. Kolordu'nun 6. Güney Afrika Zırhlı Tümeni ve 88. Piyade Tümeni ile saldırarak 64 ve 65. Karayolu ile 65. Karayolu boyunca 91. ve 34. Piyade Tümenleri arasından Bologna'ya doğru ilerlemesi izledi \nKararlı bir Alman savunmasına karşı ilerleme yavaştı, ancak sonuçta Müttefiklerin üstün ateş gücü ve Alman rezervlerinin eksikliği, Müttefiklerin dağ savunmasını aşmasına ve Po vadisindeki düzlüklere ulaşmasına izin verdi. 10. Dağ Tümeni, sağdan Bologna'yı atlayıp kuzeye doğru ilerlemeye yönlendirildi ve II. Kolordu'yu Bologna ile başa çıkmak için bıraktı ve sağlarından ilerleyen Sekizinci Ordu birimleriyle birlikte.\n19 Nisan'a gelindiğinde, Sekizinci Ordu cephesinde, Argenta Gap zorlandı ve 6. Zırhlı Tümen, ilerleyen 78. Piyade Tümeni'nin sol kanadından serbest bırakılarak Reno nehri hattı boyunca kuzeybatıya doğru Bondeno'ya doğru sola doğru sallandı ve bağlantı kuruldu. Bologna'yı savunan Alman ordularının kuşatılmasını tamamlamak için Beşinci Ordu ile birlikte hareket etti.\nAynı gün, İtalyan direniş hareketinin komutasındaki Kuzey İtalya İtalyan Ulusal Kurtuluş Komitesi genel bir ayaklanma emrini verdi; Sonraki günlerde Torino ve Cenova ayrıca Kuzey İtalya'daki diğer birçok kasabada, İtalyan partizan ile Alman ve RSI güçleri arasında çatışmalar çıktı ve Alman kuvvetleri Milano'dan çekilmeye hazırlandı. Alman savunması tüm cephelerde güçlü ve etkili olmaya devam etti ancak Bondeno 23 Nisan'da yakalandı. 6. Zırhlı Tümen, ertesi gün Finalde yaklaşık 8 km 10. Dağ Tümeni ile bağlantı kurdu. Bondeno'dan Panaro nehri boyunca yukarı yönde. Bologna'ya 21 Nisan sabahı II. Polonya Kolordusu'nun 3. Karpat Piyade Tümeni ve İtalyanca: Friuli tarafından girildi. İtalyan Ortak Savaşan Ordusu'nun Savaş Grubu, Route 9 hattında ilerliyor, onu iki saat sonra güneyden II. ABD Kolordusu takip ediyor. 24 Nisan'da Parma ve Reggio Emilia partizanlar tarafından kurtarıldı.\nMüttefik kuvvetler Po'yu geçerken, sol kanattan Brezilya Tümeni, 34. Piyade Tümeni ve IV. Kolordu'nun 1. Zırhlı Tümeni, olası kaçış yollarını kapatmak için 9. Otoyol hattı boyunca batı ve kuzeybatıya Piacenza'ya ve Po Garda Gölü üzerinden Avusturya ve İsviçre'ye itildi. 27 Nisan'da 1. Zırhlı Tümen, 25 Nisan'da partizanlar tarafından kurtarılan Milano'ya girdi ve IV. Kolordu komutanı Willis D. Crittenberger, 30 Nisan'da şehre girdi. Torino da beş gün süren çatışmaların ardından 25 Nisan'da partizan güçleri tarafından kurtarıldı. 27 Nisan'da General Günther Meinhold 14.000 askerini Cenova'daki partizanlara teslim etti. Milano'nun güneyinde, Collecchio-Fornovo'da Brezilya Tümeni, 28 Nisan'da 13.500 esir alarak Ulusal Cumhuriyet Ordusu'nun son birimleriyle birlikte iki Alman tümeninin kalan etkililerini sıkıştırdı. Müttefiklerin aşırı sağ kanadında, azalan direnişle karşılaşan V Kolordu, Venedik Hattını geçerek 29 Nisan'ın erken saatlerinde Padua'ya girdi ve partizanların 5.000 kişilik Alman garnizonunu kilitlediğini gördü.", + "question": "Bahar 1945 İtalya taarruzu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bahar 1945 İtalya taarruzu, (Kod adı: Grapeshot Operasyonu) İkinci Dünya Savaşı'nın son aşamalarındaki İtalyan Harekatı sırasında Müttefiklerin son saldırısıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1360", + "context": "Batı Cephesi, Almanya'nın işgal ettiği Belçika, Hollanda ve Fransa'da Müttefikler ile geçen savaşlar dizisine verilen addır. Cephe iki evreden oluşur. Birinci evre 1940'ta Fransa Seferi ile Fransa'nın Almanlar tarafından işgal edilişi, ikinci evre ise 1944'te Normandiya Çıkarması ile daha çok ABD, Birleşik Krallık ve Kanada'dan oluşan Müttefik Birleşik Ordusu'nun Fransa'yı Almanlardan geri alması ve Almanya'yı işgal etmesidir.", + "question": "Batı Cephesi (II. Dünya Savaşı) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Batı Cephesi, Almanya'nın işgal ettiği Belçika, Hollanda ve Fransa'da Müttefikler ile geçen savaşlar dizisine verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1361", + "context": "Batı Hunan Savaşı, İkinci Çin-Japon Savaşı'nın son aylarında, 6 Nisan ile 7 Haziran 1945 arasında meydana gelen, Batı Hunan'ın Japon işgali ve ardından Müttefiklerin karşı saldırısıydı. Japonların bu muharebedeki stratejik hedefleri, Çin hava alanlarını ele geçirmek ve Batı Hunan'daki demiryollarını güvence altına almak ve tükenmiş kara kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu kesin bir zafere ulaşmaktı.\nBu muharebede başarılı olsaydı, Japonya'nın Sichuan'a ve sonunda Çin'in savaş zamanı başkenti Chongqing'e saldırmasına da olanak tanıyacaktı. Japonya başlangıçta ilerleme kaydedebilmiş olsa da, Amerikalıların hava desteğiyle Çin kuvvetleri gidişatı tersine çevirmeyi başardı ve Japonları bozguna uğratarak önemli miktarda kaybedilen toprağı geri aldı.\nBu, son büyük Japon saldırısıydı ve savaş sırasında 100.000'den fazla askerin katıldığı 22 büyük savaşın sonuncusuydu. Eşzamanlı olarak Çinliler, Henan ve Hubei'deki bir Japon saldırısını püskürtmeyi başardılar ve Guangxi'deki Japon kuvvetlerine başarılı bir saldırı başlattılar; Güney Çin'de tam ölçekli bir karşı saldırı başlatmaya hazırlanırken bile savaşın gidişatını keskin bir şekilde Çin'in lehine çevirdiler.\nJapon kuvvetleri çok az direnişle Hunan'ın dış mahallelerini ele geçirdi. Ancak Çin kuvvetlerinin Japon saldırısına iyi hazırlandığının farkında değillerdi. Dağlık arazi, alçak bölgelerden yaklaşan Japon kuvvetlerine yönelik pusu ve havan bombardımanı için idealdi. Bu savaşta Çinlilerin hava üstünlüğü de vardı. Bazı yenilgilerden sonra Japonya geri çekilmeye karar verdi. Ancak Çin kuvvetleri Japonları takip etti ve ağır kayıplar verdirdi. Yerel Çin gerilla güçleri daha sonra Japon mevzilerine saldırdı. Japonya bir zamanlar işgal ettiği toprakların büyük bir kısmını kaybetti.\nJaponlar doğuya doğru ilerlerken, kuzey ve güneydeki iki küçük kuvvet genellikle ana sütuna paralel hareket etti. Çin Savaş Komutanlığının danışma ve irtibat sistemi derhal devreye alındı. Japon genel ilerlemesinin başlamasının ertesi günü, 14 Nisan'daki bir toplantıda Generaller Ho ve McClure, düşman saldırısına karşı koymaya yönelik temel plan üzerinde anlaştılar. Çin orduları, düşmanın kanatlardan ve arkadan ilerleyişine saldırmaya hazırlanmak için kuzeyde ve güneyde yoğunlaşacaktı. Chihchiang çevresindeki Çin merkezi, Burma harekâtının iki kıdemli tümeninden oluşan Yeni 6. Ordu'nun bölgeye taşınmasıyla güçlendirilecek.\nNisan ayı sonlarında Yeni 6. Ordu Chihchiang'da yoğunlaşmaya başladı. Burma'dan konuşlandırılmaları, ABD On Dördüncü Hava Kuvvetleri'nin kıt yakıtını başka yöne çekmesine rağmen, Amerikalı havacılar, saldıran Japonlara karşı tekrar tekrar görevlerde uçmaya devam etti. Bu arada, diğer Çin orduları güneyde 94'üncü ve kuzeyde 100'üncü ve 18'inci olmak üzere mevzilendi. Bu arada, elli millik bir cephede Çin merkezini savunan 74. Ordu, güçlü bir direniş göstererek Japonların ilerleyişini yavaşlatıyordu 3 Mayıs'ta bir Çin-Amerikan personel konferansı, Chihchiang'ın yetmiş mil güneydoğusundaki Wu-yang yakınlarındaki bir Japon müfrezesine karşı saldırı yapılmasına karar verdi. 94. Ordu'nun 5. Tümeninin 5 ve 6 Mayıs'taki müteakip angajmanı tamamen başarılı oldu. Sonraki birkaç gün içinde, yine 94. Ordu'nun 5. ve 121. Tümenleri, Japonları defalarca geride bıraktı ve onları kuzeye doğru sürükledi. Çin'in 18. ve 100. Orduları Japonya'nın arkasına geçti. 94. Ordu'nun güneyden tehdit oluşturmasıyla Japonlar genel bir geri çekilmeye zorlandı ve 7 Haziran'da başlangıç pozisyonlarına geri döndüler.\nSavaştan sonra Japonlar ilk olarak yalnızca 11.000 kayıp verdiklerini duyurdu. Daha sonra rakamları hastalıklardan kaynaklanan 15.000 kayıp daha içerecek şekilde revize ettiler. Sonunda 27.000 kayıp rakamını kabul ettiler. Öte yandan Çinliler, Japonlara 12.498'i çatışmada ölüm olmak üzere 36.358 kayıp verdiklerini iddia etti. Çinliler, 823'ü subay olmak üzere 7.817 çatışmada ölüm ile 20.660 kayıp verdi.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Batı Hunan Muharebesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Batı Hunan Savaşı, İkinci Çin-Japon Savaşı'nın son aylarında, 6 Nisan ile 7 Haziran 1945 arasında meydana gelen, Batı Hunan'ın Japon işgali ve ardından Müttefiklerin karşı saldırısıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1362", + "context": "Hastane gemileri Lahey Sözleşmesi ile uluslararası güvenceye alınmış olmalarına rağmen, I. Dünya Savaşı'nda olduğu gibi, II. Dünya Savaşı'nda da bilerek ya da yanlışlıkla, savaşa taraf devletlerin saldırısına maruz kalmışlardır. Aşağıdaki liste, II.Dünya Savaşı sırasında batan hastane gemilerine ait detaylar bulunmaktadır.", + "question": "II. Dünya Savaşı'nda batırılan hastane gemileri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hastane gemileri Lahey Sözleşmesi ile uluslararası güvenceye alınmış olmalarına rağmen, I." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1363", + "context": "Bezuidenhout bombardımanı 3 Mart 1945'te, Kraliyet Hava Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilmiştir. İngiliz bombardıman ekibi, Almanların İngiliz şehirlerini bombalamak için kurduğu V-2 fırlatma üssü olan Haagse Bos (Lahey ormanları) bombalamak istedi ama pilotlara yanlış koordinatlar iletildi ve bunun sonucunda bombardıman uçağı pilotlarının meteorolojik araçları yanlış ayarlandı. Bundan ötürü birçok Hollanda vatandaşı öldü ve birçok bina yok oldu.", + "question": "Bezuidenhout bombardımanı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bezuidenhout bombardımanı 3 Mart 1945'te, Kraliyet Hava Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilmiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1364", + "context": "Blitzkrieg ya da yıldırım harbi, II. Dünya Savaşı sırasında Almanların temel savaş doktrinidir. Doktrinin amacı hızlı ve ani saldırılarla, düşmanın düzenli bir savunma kurmasını engelleyip sonra da hızlı bir şekilde yok etmektir. I. Dünya Savaşı'nda uygulanan siper savaşı yöntemine karşı geliştirilmiştir. Tankların, uçakların ve zehirli gazların gelişmesiyle siper savaşları terk edilmeye başlanmış, daha çok hareketli savunmaya geçilmiştir. Almanların bütün savaş araçları bu doktrin üzerine üretilmiştir.\nBlitzkrieg doktrinin başarılı olabilmesi için dört önemli koşul vardı: iyi arazi, iyi hava desteği, iyi lojistik ve iyi eş güdüm. II. Dünya Savaşı'nda Almanların SSCB'yi işgal girişiminde Sovyet coğrafyasının yazları yoğun tozlu stepleri, kışları ise aşırı soğuk ve çamurlu oluşu, lojistik desteğin de sıkıntılı olması yüzünden başarısız olan doktrin, Batı Cephesi'nde ise hava üstünlüğünün kaybedilmesi ve eş güdümün azalması yüzünden başarısız olmuştur.", + "question": "Blitzkrieg nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Blitzkrieg ya da yıldırım harbi, II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1365", + "context": "Bob Semple tankı Yeni Zelanda Bayındırlık Bakanı Bob Semple tarafından İkinci Dünya Savaşı sırasında tasarlanmış bir tanktı. Mevcut malzemelerden askeri donanım yapma ihtiyacından yola çıkan tank, bir traktör şasesi üzerine oluklu sacdan inşa edilmişti. Yeni Zelanda'nın, dışarıdan yardım almadan Japon işgaline karşı kendini savunmaktan korktuğu bir belirsizlik döneminde tasarlanmış ve inşa edilmiş olan bu tanklar, Yeni Zelanda'yı korumak için bir araç inşa etmek için sivil bir çabaydı.\nHiçbir resmi plan veya taslak olmadan inşa edilen tankın, çok sayıda tasarım kusuru ve pratik zorluğu vardı bu yüzden asla seri üretime girmedi ve savaşta kullanılmadı.", + "question": "Bob Semple tankı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bob Semple tankı Yeni Zelanda Bayındırlık Bakanı Bob Semple tarafından İkinci Dünya Savaşı sırasında tasarlanmış bir tanktı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1366", + "context": "Borneo Muharebesi, Japon İmparatorluk güçlerinin Borneo adasının kontrolüne yönelik başarılı bir seferiydi ve esas olarak Sarawak Raj'ı, Brunei, Kuzey Borneo ve Hollanda Doğu Hint Adaları'nın bir parçası olan Kalimantan'ın batı kısmını işgal amacıydı. Bu görevdeki Japon ana birimi Tümgeneral Kiyotake Kawaguchi liderliğindeki 35. Piyade Tugayıydı.\nBorneo'nun işgali, 7 Aralık 1941'den başlayarak Burma, Malaya ve Pasifik'teki bölgeler de dahil olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri, Büyük Britanya ve Tayland'a saldıran ve işgal eden Pasifik'teki büyük Japon istilasının bir parçasıydı. Daha önce Nazi Almanyası ve Sovyetler Birliği ile üçlü anlaşma imzalamış olmalarından dolayı sadece Çin ile savaş halindeydiler.\n1941'de Borneo, Hollanda Doğu Hint Adaları ve İngiliz himayesi altındakiler kraliyet kolonileri arasında bölündü. Beyaz Rajahlar olarak adlandırılan Brooke ailesi, neredeyse bir yüzyıl boyunca Borneo'nun kuzeybatısındaki Sarawak'ı, önce Brunei Sultanlığı'nın tamamen sınırlar içinde kalan Rajahlar olarak yönetmişti ve 1888'den itibaren Britanya İmparatorluğu'nun koruyucusu olarak adanın kuzeydoğusu, 1882'den beri İngiliz Kuzey Borneo Şirketi'ne bağlı bir başka İngiliz himayesi olan Kuzey Borneo'yu kapsıyordu. Açık denizde küçük İngiliz kraliyet kolonisi bulunuyordu.\nKalimantan olarak bilinen adanın geri kalanı Hollanda kontrolü altındaydı. Hollanda 1940 yılında Nazi Almanyası tarafından işgal edildi. Bununla birlikte, Özgür Hollanda kuvvetleri (esas olarak Hollanda Kraliyet Donanması ve 85.000 kişilik Hollanda Kraliyet Doğu Hint Adaları Ordusu savaşmaya devam etti. Üç Mihver gücü olan Almanya, Japonya ve İtalya arasındaki Üçlü Pakt karşılıklı desteği garanti ediyordu ve bu Temmuz 1941'de Fransa'nın Almanya'ya yenilmesinin ardından Fransa'nın zayıflığı Japonya'nın Fransız Çinhindi'ni işgal etmesine izin verdi. Bu, Japonya'nın 1937'den beri İkinci Çin-Japon Savaşı'ndan beri savaştığı Kuomintang'ın tedarik yolunu tıkadı. Aynı zamanda İmparatorluk Japonya'sına Çin Denizi boyunca Sarawak ve Kuzey Borneo'ya bakan bir sahil şeridi verdi. Pakt'a göre Aralık 1941'de Japonya, ABD'nin Hawaii ve Filipinler'deki topraklarına saldırdı, ABD'ye savaş ilan etti ve sonunda Almanya'nın Amerika'ya resmi savaş ilanını hızlandırdı.\nTarakan, Balikpapan ve Banjarmasin gibi zengin petrol çıkarma kapasitesiyle Borneo, Japonya için birincil hedefti ve çok zayıf korunuyordu. Doğal kaynakların kronik olarak kıt olduğu Japonya'nın, Pasifik'teki en büyük güç olma yönündeki uzun vadeli hedefine ulaşmak için garantili bir yakıt tedarikine ihtiyacı vardı. Borneo ayrıca Java, Sumatra, Malaya ve Celebes arasındaki ana deniz yollarının üzerinde bulunuyordu. Bu yolların kontrolü, bölgenin güvenliğinin sağlanması açısından hayati önem taşıyordu.\nJapon kuvvetlerinin bir kısmı Miri ve Seria'yı ele geçirmek için tahsis edilirken, geri kalanı Kuching ve yakındaki hava alanlarını ele geçirecekti. Konvoy tespit edilmekten kurtuldu ve 16 Aralık 1941 şafak vakti, iki çıkarma birimi Miri ve Seria'yı İngiliz kuvvetlerinin çok az direnişiyle karşılaştı ve kolayca ele geçirdi.\nJaponların Pearl Harbor Saldırısı haberinin hemen ardından Japon uçaklarının Miri üzerinde keşif uçuşları yaptığı görüldü. Brooke hükûmeti Miri'deki petrol sahalarının ve hava alanlarının tamamen yok edilmesine karar verdi. Shell şirketi yetkilileri, 8 Aralık 1941'de Reddetme Planını uygulama emri aldı. Aynı günün akşamı görev tamamlandı. Üretilen tüm petrol kuyuları hayati önem taşıyan ekipman ve makinelerle kapatıldı ve sökülerek Singapur'a gönderildi. Nitelikli işçiler ve önemli şirket evrakları da ekipmanlarla birlikte Singapur'a gönderildi. Pencap Alayı ve birkaç yetkili Kuching'i korumak için gönderildi. 16 Aralık 1941'de, Pearl Harbor bombalamasından 9 gün sonra, 10.000 kişilik Japon birlikleri Miri'deki Tanjung Lobang Plajı'na pek fazla direnişle karşılaşmadan çıktı. Ancak 17 Aralık 1941'de Tarakan Adası'ndan bir Hollandalı uçan tekne, Miri açıklarında Japon muhrip Shinonome'ye (Hiroshi Sasagawa komutasındaki) saldırdı. Gemi, 228 kişilik mürettebatın tamamıyla birlikte battı Başka bir X-33 uçan botu da bir Japon nakliye gemisine zarar verdi.\n25 Aralık günü saat 16:40 civarında, Japon birlikleri Kuching hava sahasını başarıyla kontrol etti. Pencap alayı ormanın içinden Singkawang bölgesine çekildi. 29 Aralık'ta Singkawang da emniyete alındıktan sonra, İngiliz ve Hollandalı birliklerin geri kalanı güneye doğru ormanın derinliklerine çekildi ve Kotawaringin'deki Hollanda hava sahasının bulunduğu Sampit ve Pangkalanbun'a ulaşmaya çalıştı. Güney ve orta Kalimantan, doğudan ve batıdan gelen saldırıların ardından Japon Donanması tarafından ele geçirildi. Pontianak kasabası nihayet 29 Ocak 1942'de Japon İmparatorluk kuvvetleri tarafından işgal edildi. Ormanlarla kaplı dağlarda on hafta kaldıktan sonra Müttefik birlikleri 1 Nisan 1942'de teslim oldu.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Borneo Muharebesi (1941-42) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Borneo Muharebesi, Japon İmparatorluk güçlerinin Borneo adasının kontrolüne yönelik başarılı bir seferiydi ve esas olarak Sarawak Raj'ı, Brunei, Kuzey Borneo ve Hollanda Doğu Hint Adaları'nın bir parçası olan Kalimantan'ın batı kısmını işgal amacıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1367", + "context": "Borneo savaşı veya İkinci Borneo Muharebesi, İkinci Dünya Savaşı sırasında Güney Batı Pasifik Bölgesi'nde Japonların elindeki İngiliz Borneo ve Hollanda Borneo'sunu kurtarmak için yapılan son büyük Müttefik harekâtıydı. Toplu olarak Obua Operasyonu olarak adlandırılan, 1 Mayıs ile 21 Temmuz 1945 tarihleri arasında, Korgeneral Leslie Morshead komutasındaki Avustralya I Kolordu tarafından, 1941'in sonlarından 1942'nin başlarından beri adayı işgal eden Japon İmparatorluk kuvvetlerine karşı bir dizi amfibi saldırı gerçekleştirildi. Adadaki ana Japon oluşumu Korgeneral Masao Baba komutasındaki Otuz Yedinci Ordu'ydu ve deniz garnizonu Koramiral Michiaki Kamada tarafından komuta ediliyordu. Avustralya kara kuvvetleri ABD ve diğer Müttefik hava ve deniz kuvvetleri tarafından destekleniyordu. ABD, operasyonun yürütülmesi için gerekli nakliye ve lojistik desteğin büyük kısmını sağlıyordu. Muharebenin başlangıçta altı aşamayı içermesi planlanmıştı, ancak sonunda dört noktaya çıkarma yapıldı: Tarakan, Labuan, Kuzey Borneo ve Balikpapan. Dayaklar ve adanın iç kesimlerinde az sayıda Müttefik personeli tarafından da gerilla operasyonları gerçekleştirildi. Büyük muharebe operasyonları Temmuz ortasında tamamlanırken, Borneo'da yerel çatışmalar Ağustos ayında savaşın sonuna kadar devam etti. Başlangıçta gelecekteki operasyonları desteklemek için hayati önem taşıyan hava alanlarını ve liman tesislerini güvence altına almayı amaçlayan hazırlık bombardımanı, petrol üretim tesisleri de dahil olmak üzere adanın altyapısında ağır hasara yol açtı. Sonuç olarak Müttefiklerin harekâttan elde ettiği stratejik faydalar ihmal edilebilir düzeydeydi.\nMuharebenin ardından Avustralyalı personel, sivil idareyi yeniden kurmak, yeniden inşa çabalarını denetlemek, Japon birliklerinin teslim edilmesini denetlemek ve Borneo çevresindeki kamplarda tutulan eski Müttefik savaş esirlerini kurtarmak için 1945'in sonlarına kadar Borneo'da kaldı. Beaufort yakınlarındaki Avustralya kuvvetlerinin, yaklaşık 6.000 Japon'un öldürüldüğü Sandakan Ölüm Yürüyüşlerinin intikamını almak için yerel savaşçıları savaştan sonra teslim olan Japon birliklerini katletmeye teşvik ettiği iddia edildi. Tarihçi Ooi Keat Gin, bu iddiaları hiçbir belgesel kanıtın desteklemediğini belirtiyor. \nTarihçi Eustace Keogh'a göre Avustralya kuvvetleri tarafından Borneo harekâtı boyunca gerçekleştirilen amfibi operasyonlar harekâtın olağanüstü özelliği idi ve Avustralyalıların savaş sırasında gerçekleştirdiği bu tür en büyük operasyonları temsil ediyordu. Çok büyük miktarda deniz ve hava desteğinin yanı sıra çeşitli ulusların hava, kara ve deniz kuvvetleri arasında karmaşık planlama ve işbirliği gerektiriyordu. Görevlendirilen kuvvetlerin eğitimi için operasyon öncesinde önemli miktarda zaman ve kaynak harcandı. Tarihçi Peter Dennis, operasyonların \"stratejik açıdan şüpheli değere sahip olduğunu...[ancak]... ustaca yürütüldüğünü\" belirtiyor. Sefer sırasında Müttefikler tarafında kayıplar yaklaşık 2.100'ü bulurken, Japonlar yaklaşık 4.700 kayıp verdi. Önemli sayıda sivil öldürüldü veya yaralandı, örneğin Tarakan'ın işgal öncesi bombardımanı en az 100 sivilin ölümüyle sonuçlandı. \n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Borneo Savaşı (1945) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Borneo savaşı veya İkinci Borneo Muharebesi, İkinci Dünya Savaşı sırasında Güney Batı Pasifik Bölgesi'nde Japonların elindeki İngiliz Borneo ve Hollanda Borneo'sunu kurtarmak için yapılan son büyük Müttefik harekâtıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1368", + "context": "Britanya Savaşı (İngilizce: Battle of Britain), Alman Hava Kuvvetleri olan Luftwaffe'nin Kraliyet Hava Kuvvetlerine karşı, Büyük Britanya'ya yönelik planlanmış çıkarma ve işgal harekâtını gerçekleştirmek için hava üstünlüğü elde etmek amacıyla giriştiği hava savaşlarıdır.\nAlman Hava Kuvvetleri (Luftwaffe), Britanya adalarına saldırılara 10 Temmuz 1940 tarihinde başladı. Kraliyet Hava Kuvvetlerini (RAF) imha edemeyen Alman Hava Kuvvetleri (Luftwaffe), 31 Ekim 1940 tarihinde saldırılarına son verdi. Kraliyet Hava Kuvvetlerinin imha edilememesi üzerine Almanya'nın hazırlamış olduğu İngiltere'ye karadan saldırı planı olan Denizaslanı Harekâtı iptal edildi.\nHitler ve Wehrmacht, Kraliyet Hava Kuvvetleri etkisiz hale getirilmeden Britanya'ya amfibik bir saldırı yapmanın olanaksız olduğunu biliyorlardı. Britanya Savaşı'nın ikincil amaçları ise İngiliz uçak üretim tesislerini yok etmek, yer hedeflerine zarar vermek, politik önemi olan alanlara saldırmak ve İngiliz halkını korkutarak teslimiyet sürecini hızlandırmaktı.\nBirleşik Krallık Ordusu radar sistemini henüz kullanmaya başlamıştır. Bu radarlar düşman uçağını 4–5 km öteden görebilmiş, böylece Birleşik Krallık birlikleri hazırlıklı olmuştur. Dünya tarihinde radarın kullanıldığı ilk savaş olarak tarihe geçmiştir.\nHavada kazanılan zafer sonrasında Winston Churchill, RAF pilotları için şunları söylemiştir; Savaş tarihinde hiçbir vakit bu kadar çok kişi bu kadar az kişiye bu kadar şey borçlu olmamıştır. \nBritanya'nın ada konumunda olması ve o dönemin en büyük donanmasına sahip olması ülkenin güvenliğini sağlamıştır. Britanya Savaşının başarısızlığı adanın işgal edilemeyeceğini göstermiştir. Daha sonra Hitler gözünü doğuya, Sovyetler Birliği'ne çevirmiş ve Barbarossa Harekatını başlatmıştır.", + "question": "Britanya Muharebesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Britanya Savaşı (İngilizce: Battle of Britain), Alman Hava Kuvvetleri olan Luftwaffe'nin Kraliyet Hava Kuvvetlerine karşı, Büyük Britanya'ya yönelik planlanmış çıkarma ve işgal harekâtını gerçekleştirmek için hava üstünlüğü elde etmek amacıyla giriştiği hava savaşlarıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1369", + "context": "Brno Ölüm yürüyüşü (Almanca: Brünner Todesmarsch) II. Dünya Savaşının sona ermesinin ardından işgal altındaki Brno kentinden Alman yerleşimcilerin zorla Avusturya sınırına doğru zorla göç ettirilmesi anlamına gelen Almanca kökenli bir terimdir. Yürüyüş 30 Mayıs 1945 tarihinde gece yarısı başlatıldı.\n25 Mart 1945 tarihinde 2. Ukrayna Cephesi'nin Romen ve Sovyet orduları Brno ve çevre şehirleri kurtarmak için Brno-Bratislava Taarruzunu başlattı. Taarruz sonucunda 26 Nisan 1945 tarihinde Brno 6 yıllık Alman işgalinden kurtuldu. Ertesi gün Nazi iktidarı düşürüldü ve yerine Brno Halk Komitesi getirildi. 1945 yılının başlarında Brno'da yaklaşık 58,000 Alman yerleşimci bulunuyordu. Sovyetlerin ilerlemesi nedeniyle şehirdeki Almanlar tahliye edilse bile savaşın ardından şehirde yaklaşık 26,000 Alman bulunuyordu. Bu kişiler beyaz kolluklarla işaretlendi ve Nazilerin Yahudilere yaptıkları gibi kısıtlamalara maruz kaldılar.\nSavaşın sona ermesinin ardından Çekoslovakya Alman azınlığın acilen ülkeden atılmasına karar verdi. 30 Mayıs'ta 78/1945 numaralı yasa kabul edildi ve bütün kadınların, 14 yaşın altındaki oğlanların ve 60 yaşın üstündeki bütün erkeklerin, çalışan erkeklerin ise işlerini değiştirdikten sonra şehri terk etmesine karar verildi.\n29 Mayıs 1945 akşam 6 civarında polis ve yardımcı birlikler \"D\" olarak işaretlenen Almanları toplamaya başladı. 30 Mayıs akşam 10 civarında ise yaklaşık 18,072 kişiden oluşan ilk Alman grubu 55 kilometre uzaklıkta bulunan Avusturya sınırına doğru yürümeye zorlandı.\nGece saatlerinde Almanlar Brno'ya 15 km uzaklık bulunan Rajhrad şehrine ulaştılar. 1 Haziran'da yürüyüşe zorlanan insanların büyük bir kısmı yorulmuştu gardiyanlar yürüyecek durumda olan yaklaşık 10.000 kişiyi seçip onları Avusturya sınırındaki Mikulov şehrine gönderdi. Brno'daki Avusturya ve Avusturya'daki Sovyet makamları büyük sayıdaki bu göçü protesto etti ve Çekoslovakya hükûmetini sınır dışı faaliyetlerini durdurmak için ikna etti. Bu sayede sürgün edilenlerin yaklaşık yarısı 7 Temmuz'a kadar terk edilmiş Pohořelice kampında kaldı.", + "question": "Brno ölüm yürüyüşü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Brno Ölüm yürüyüşü (Almanca: Brünner Todesmarsch) II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1370", + "context": "Budapeşte kuşatması, Sovyet ve Romanya ordularının Macaristan'a ve onların Nazi Almanyası'ndan gelen Mihver müttefiklerine karşı genel saldırısıydı. Saldırı 29 Ekim 1944'ten 13 Şubat 1945'te Budapeşte'nin düşüşüne kadar sürdü. Bu, Sovyet Ordusunun Orta Avrupa'da gerçekleştirdiği en zor ve karmaşık saldırılardan biriydi. Bu, Nazi Almanyası'nın Avrupalı son müttefikini mağlup eden ve Avrupa'da II. Dünya Savaşı'nın sona ermesini büyük ölçüde hızlandıran SSCB için kesin bir zaferle sonuçlandı.\nYaz aylarında Iasi-Kishinev saldırısında Romanya'yı güvence altına alan Sovyet kuvvetleri, Balkanlar'daki saldırılarına devam etti. Kızıl Ordu 31 Ağustos'ta Bükreş'e girdi, ardından batıya doğru Karpat Dağları üzerinden Macaristan'a ve güneye doğru Bulgaristan'a doğru ilerleyerek Belgrad saldırısında Yugoslav Partizanlara katıldı. Bu süreçte Kızıl Ordu güçleri, Alman rezervlerini Varşova - Berlin merkez ekseninden uzaklaştırdı, 6. Ordu'yu ikinci kez kuşatıp yok etti ve Güney Ukrayna Ordu Grubu'nun parçalanmış 8. Ordusunu batıya, Macaristan'a çekilmeye zorladı.\nEkim 1944'ten itibaren 2., 3. ve 4. Ukrayna Cepheleri Macaristan'a doğru ilerledi. Aralık ayı sonlarında Macaristan'ın başkentini izole ettikten sonra Sovyetler, Budapeşte'yi kuşattı ve saldırdı. 13 Şubat 1945'te şehir düştü.\nTarihi belgelere göre Budapeşte taarruzu beş döneme ayrılabilir:\n\nBirinci (29 Ekim 1944 - 3 Kasım 1944) ve ikinci dönem (7 Kasım 1944 - 24 Kasım 1944), Rodion Malinovsky liderliğindeki 2.Ukrayna Cephesi'nin iki büyük taarruzuyla belirlendi. Bu iki dönemdeki savaşlar son derece kanlı ve şiddetliydi, çünkü Almanlar Sovyet saldırısına karşı güçlü bir direniş gösterdi. Kızıl Ordu hatırı sayılır bir toprak kazanmayı başarsa da, şiddetli Alman direnişi ve kendi saldırı güçlerinin eksikliği nedeniyle Budapeşte'yi ele geçirmeyi başaramadılar.\nÜçüncü dönem (3 Aralık 1944 - 26 Aralık 1944), Fyodor Tolbukhin'in 3. Ukrayna Cephesi, Belgrad'ı kurtardıktan sonra Tuna nehrine ulaştı ve böylece Macaristan'daki Sovyet saldırı gücünü büyük ölçüde artırdı. Artık yeterli kuvvete sahip olan Sovyet cepheleri, Budapeşte'nin kuzeyi ve güneyinde iki yönlü bir saldırı başlattı ve sonunda şehri kuşattı ve yaklaşık 79.000 Alman ve Macar askerini Budapeşte'nin içinde kıstırdı.\nDördüncü dönem (1 Ocak 1945 - 26 Ocak 1945), Budapeşte kuşatmasını hafifletmek amacıyla Alman takviye kuvvetleri tarafından başlatılan bir dizi güçlü karşı saldırıyla kutlandı. Bazı Alman birimleri şehrin dış mahallelerinin derinliklerine girmeyi başardı. Macaristan'ın başkentinden sadece 25 km uzaktaydı. Ancak Sovyetler, Almanların tüm saldırılarına karşı koymayı ve kuşatmayı sürdürmeyi başardı.\nBeşinci dönemde (27 Ocak 1945 – 13 Şubat 1945) Sovyetler, şehirdeki kuşatma altındaki savunucuları ortadan kaldırmak için güçlerini topladı. Alman birlikleri, 13 Şubat 1945'te teslim olmadan önce yaklaşık yarım ay daha savaştı ve Budapeşte bölgesinde dört ay süren kanlı çatışmalara son verdi. Tahmini 79.000 savunucudan 1.000'den azı ölümden veya esaretten kaçmayı başardı.\nBudapeşte saldırısından sonra Güney Ordu Grubu'nun ana kuvvetleri neredeyse çöktü. Viyana'ya, Çekoslovakya'ya ve Almanya'nın güney sınırına giden yol Sovyetler ve müttefikleri için sonuna kadar açıktı. Sovyet iddialarına göre, Budapeşte'de Almanlar ve Macarlar 49.000 ölü asker kaybetti, 110.000'i ele geçirildi ve 269 tank imha edildi.\nBölgedeki Alman kuvvetlerinin çoğu yok edildiğinden, Batı Cephesinden birlikler bölgeye akın etti ve Mart ayında Almanlar, Balaton Gölü bölgesinde başarısız Bahar Uyanışı Operasyonunu başlattı. Bu operasyonun geniş hedefleri, Mihver'in elindeki son petrol üreten bölgelerden birini korumak ve Budapeşte'yi geri almaktı. Her iki hedefe de ulaşılamadı. Sovyet propagandasında bu saldırı Belgrad Taarruzu ve Doğu Karpat Taarruzu ile birlikte Stalin'in on darbesinden biri olarak listelendi.", + "question": "Budapeşte Kuşatması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Budapeşte kuşatması, Sovyet ve Romanya ordularının Macaristan'a ve onların Nazi Almanyası'ndan gelen Mihver müttefiklerine karşı genel saldırısıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1371", + "context": "Burma savaşı, İkinci Dünya Savaşı'nın Güneydoğu Asya Cephesi'ndeki öncelikle İngiliz Milletler Topluluğu, Çin ve Amerika Birleşik Devletleri kuvvetleri tarafından Burma Ulusal Ordusu, Hindistan Ulusal Ordusu ve bir dereceye kadar Tayland tarafından tarafından desteklenen Japonya İmparatorluk kuvvetlerine karşı gerçekleştirildi. İngiliz Milletler Topluluğu kara kuvvetleri esas olarak Birleşik Krallık, Britanya Hindistanı ve Afrika'dan geliyordu.\nKısmen muson yağmurları yılın yalnızca yaklaşık yarısında etkili muharebeleri mümkün kıldığından, Burma savaşın neredeyse en uzun muhareberesiydi. 1942 yılında Japonlar Burma'yı işgal etmiş, İngiliz, Hint ve Çin kuvvetlerini ülkeden sürmüş ve İngiliz yönetimini Hindistan'a kaçmaya zorlamıştı. 1943'te savunmada bazı başarılar elde ettikten sonra, 1944'te Hindistan'ı işgal ederek Müttefiklerin saldırılarını engellemeye çalıştılar. Fakat bu, büyük kayıplarla başarısız oldu.\nAralık 1944'te başlayan bir sonraki sefer sezonunda Müttefikler Burma'ya birkaç saldırı başlattı. Burma'nın en kuzeyinden ilerleyen Amerikan ve Çin kuvvetleri, Yunnan'a ilerleyen Çin Cumhuriyeti ordularıyla bağlantı kurdu ve bu Müttefiklerin savaşın son aylarında Burma Yolu'nu tamamlamasına olanak sağladı. Müttefiklerin kıyı bölgesi Arakan'da amfibi çıkarmaları hayati önem taşıyan açık deniz adalarını güvence altına aldı ve ağır kayıplara neden oldu, ancak Japonlar harekâtın sonuna kadar bazı mevzileri korudu. Orta Burma'da Müttefikler Irrawaddy Nehri'ni geçtiler ve Japon ordularını mağlup ettiler. Müttefik oluşumlar daha sonra başkent ve ana liman olan Rangoon'a doğru ilerledi. Japon arka muhafızları muson vurana kadar onları oyaladı, ancak Müttefiklerin havadan ve amfibi saldırısı Japonların terk ettiği şehri güvence altına aldı.\nSavaşın bitiminden hemen önce yapılan son operasyonda, Güney Burma'da izole edilmiş olan Japon kuvvetleri, ağır kayıplar vererek Sittang Nehri'ni geçerek kaçmaya çalıştı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Burma Savaşı 1944-1945 nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Burma savaşı, İkinci Dünya Savaşı'nın Güneydoğu Asya Cephesi'ndeki öncelikle İngiliz Milletler Topluluğu, Çin ve Amerika Birleşik Devletleri kuvvetleri tarafından Burma Ulusal Ordusu, Hindistan Ulusal Ordusu ve bir dereceye kadar Tayland tarafından tarafından desteklenen Japonya İmparatorluk kuvvetlerine karşı gerçekleştirildi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1372", + "context": "Changde Muharebesi, Çin'in Hunan eyaletindeki Changde şehri ve çevresinde İkinci Çin-Japon Savaşı'nda önemli bir çatışmaydı. Savaş sırasında Japon İmparatorluk Ordusu yoğun bir şekilde kimyasal silah kullandı.\nJapon saldırısının amacı, Çin Ulusal Devrim Ordusu'nun bölgedeki savaş kabiliyetini ve Burma Harekatı'ndaki gücünü azalmaya çalışmaktı. Japonlar başlangıçta bakterilerle enfekte olmuş bombalar kullanarak saldırı operasyonlarında başarılı oldular ve sivilleri tahliye etmeye zorlayan Changde şehrinin bazı kısımlarını ele geçirdiler. Japonlar, diğer Çin birimlerinin onları bir karşı kuşatma ile çevrelemesine yetecek kadar bir süre boyunca bir Çin tümeni tarafından şehirde sıkıştırıldı. Ağır kayıplar ve ikmal hatlarının kaybı Japonları geri çekilmeye zorladı ve bu da bölgesel kontrolü eski statükoya döndürdü.\nBazı çağdaş Batılı gazeteler savaşı Çin'in zaferi olarak tasvir etti. Amerikan hükûmetinin film görüntüleri, Japon mahkûmlarla birlikte muzaffer Çin birliklerini ve savaştan sonra sergilenen Japon bayraklarını ve ekipmanlarını gösteriyordu. Buna ek olarak, Çin birlikleri Japonları Changteh'den sürüyor başlıklı bir Amerikan haber filmi, Çin birliklerinin ateş ettiğini, ölü ve esir Japonların sergilendiğini gösterdi. Japs Loose Changteh Aka Japs Lose Changte başlıklı İngiliz haber filmi de benzer görüntüleri gösterdi.\n2010 Çin savaş filmi Changde'deki Ölüm ve Zafer bu savaştaki olaylara dayanıyor.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Changde Muharebesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Changde Muharebesi, Çin'in Hunan eyaletindeki Changde şehri ve çevresinde İkinci Çin-Japon Savaşı'nda önemli bir çatışmaydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1373", + "context": "Üçüncü Çangşa Muharebesi (24 Aralık 1941 - 15 Ocak 1942; Chinese), Batı Müttefiklerine yapılan Japon saldırısı ve Pearl Harbor saldırısının ardından Japon İmparatorluk kuvvetleri tarafından Çin'de yapılan ilk büyük saldırıydı. Çin kuvvetleri onları tuzağa düşürüp kuşatmayı başardığı için saldırı Japonlar için başarısızlıkla sonuçlandı. Ağır kayıplar verdikten sonra Japon kuvvetleri geri çekilmek zorunda kaldı.\nSaldırı başlangıçta Çin kuvvetlerinin Hong Kong'da görev yapan İngiliz Milletler Topluluğu güçlerini takviye etmesini engellemeyi amaçlıyordu. Çin'in Eylül-Ekim 1941'deki Changsha Taarruzu'nda kendisini mağlup ettiği iddialarına öfkelenen Japon Onbirinci Ordu komutanı General Korechika Anami, başlangıçta Yirmi Üçüncü Ordu'nun Hong Kong'a saldırısını desteklemek için ordusuyla bir saldırı düzenlemeyi planlıyordu. Anami'nin ana gücü 27 piyade taburu, 10 topçu taburu ve bir topçu bataryasından oluşuyordu.\nJaponlar, 24 Aralık 1941'de 6. ve 40. Tümenlerin önderliğinde savaşa başlad. Japon kuvvetleri başlangıçta Çinli savunucuları geri çekilmeye zorladı. 29 Aralık 1941'de, Changsha şehrinin yetersiz savunulduğuna inanan Anami, onu ele geçirmeyi hedefe koydu. Hankou'nun güneyinden yaklaşık 31 km uzağa gitmesi gerekiyordu. Hankou-Kanton Demiryolu'nun doğusunda ve Miluo Nehri'ne ulaştı, ancak İmparatorluk Genel Karargahından gelen emirlere uymadı ve Changsha'ya doğru 35 km kadar Çin hatlarına girdi. 3. ve 6. Tümenleri görevlendirdi ve güçleri şiddetli bir savunma ile karşılaşınca şaşırdı. 3. Tümen şehrin güneydoğu tarafına girdi ancak daha fazla ilerleme kaydedemedi. 4 Ocak 1942'de Onbirinci Ordu şehrin tüm önemli noktalarını işgal etti, ancak Çinlilerin karşı saldırılarıyla kuşatılma tehlikesiyle karşı karşıyaydılar.\nKuşatılma ihtimali ve cephane ile erzakların azalması nedeniyle Onbirinci Orduya, 4 Ocak 1942'de geri çekilme emri verdi. Onbirinci Ordu güçleri, arka hizmet birimlerini ve yaralı personeli hem geri çekerken, dokuz Çin ordusunun saldırısıyla karşılaştı. Sadece bir kişinin hayatta kaldığı 9. Bağımsız Karma Tugay'ın 200 kişilik müfrezesi gibi bazı Japon birimleri neredeyse tamamen yok edildi.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Changsha Muharebesi (1941-1942) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Üçüncü Çangşa Muharebesi (24 Aralık 1941 - 15 Ocak 1942; Chinese), Batı Müttefiklerine yapılan Japon saldırısı ve Pearl Harbor saldırısının ardından Japon İmparatorluk kuvvetleri tarafından Çin'de yapılan ilk büyük saldırıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1374", + "context": "Chuuk Lagoon veya bilinen eski adıyla Truk Lagoon, Büyük Okyanus'taki adalardır. Yeni Gine'nin yaklaşık 1800 km kuzey-doğusunda bulunmaktadır. 47.871 nüfusludur. Önceleri İspanyol İmparatorluğu'nun kolonisiydi, İspanyol-Amerikan Savaşı'ndan sonra Alman İmparatorluğu'nun idaresine geçmiştir. I. Dünya Savaşı'nda Almanların yenilmesi üzerine, Milletler Cemiyeti'nin de onayıyla adanın hakimiyeti Japonya'ya geçmiştir. Günümüzde Mikronezya Federal Devletleri'ne bağlıdır.", + "question": "Chuuk Adaları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Chuuk Lagoon veya bilinen eski adıyla Truk Lagoon, Büyük Okyanus'taki adalardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1375", + "context": "Crossbow veya Arbelet Operasyonu, II. Dünya Savaşı'nda Alman uzun menzilli misilleme silahları programına karşı Anglo-Amerikan operasyonlarının kod adıydı. Başlıca V silahları, 1944'ten 1945'e kadar Britanya'ya karşı fırlatılan ve kıta Avrupası hedeflerine karşı da kullanılan V-1 uçan bomba ve V-2 roketiydi.\nAlman uzun menzilli silahlarının ilerleyişine ilişkin ilk istihbarat araştırmaları 1943 yılında Bodyline kod adı altında yürütüldü. 15 Kasım'da Arbalet adı altında daha büyük bir operasyon düzenlendi. Savaş sonrası Arbalet operasyonları, özellikle 1965 yılında yayınlanan aynı adlı filmin ardından \"Arbalet Operasyonu\" olarak anılmaya başlandı. Arbalet, silahların araştırılması ve geliştirilmesine, bunların üretimine, nakliyesine ve fırlatma sahalarına saldırılara ve uçuş sırasında füzelere karşı savaş uçaklarının müdahalesine yönelik stratejik operasyonları içeriyordu. Bir noktada, neredeyse paniğe kapılan İngiliz hükûmeti, bombardıman uçaklarının %40'ından fazlasının fırlatma sahalarını hedef almasını emretti.\nArbalet saldırıları pek başarılı olmadı ve bir V-1 veya V-2 fırlatma sahasına yapılan her baskın, Üçüncü Reich'taki diğer hedeflere yapılan baskınlardan bir tanesinin azalması anlamına geliyordu. Müttefik kaynaklarının diğer hedeflerden saptırılması Hitler için büyük bir başarıyı temsil ediyordu.", + "question": "Crossbow Operasyonu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Crossbow veya Arbelet Operasyonu, II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1376", + "context": "Dervenochoria Savaşı, Yunan Direnişi sırasında ELAS ile işgalci Almanya arasında gerçekleşen savaştır. Savaş ELAS'ın bölgelerde kurmuş olduğu hakimiyetini kırmak için Almanlara bağlı kuvvetler taarruza geçti. Ancak Almanlar hiç beklemedik bir güçle karşılaştı. Ancak bu kuvvetlerde partizanları yenmekte yeterli olmadı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Dervenochoria Savaşı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dervenochoria Savaşı, Yunan Direnişi sırasında ELAS ile işgalci Almanya arasında gerçekleşen savaştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1377", + "context": "Dieppe Baskını veya Jubilee Harekâtı, İkinci Dünya Savaşı sırasında Kuzey Fransa'daki Alman işgali altındaki Dieppe limanına Müttefiklerin yaptığı başarısız bir amfibi saldırısıydı. Çoğunluğu Kanadalı olan ve bir tank alayı tarafından desteklenen 6.050'den fazla piyade, Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) pilotlarının koruması altında faaliyet bir deniz kuvvetiyle karaya çıkarıldı.\nBir çıkarmayı test etmek ve istihbarat toplamak için limanın ele geçirilmesi ve kısa bir süre için tutulması gerekiyordu. Baskının amacı Müttefiklerin moralini yükseltmek, Birleşik Krallık'ın Batı Cephesini yeniden açma ve Doğu Cephesinde savaşan Sovyetler Birliği'ni destekleme konusundaki kararlılığını göstermekti.\nKara kuvvetlerinin hedeflerine ulaşması için hava ve deniz desteği yetersizdi. Tanklar sahilde mahsur kaldı ve piyadelerin şehre girişi Alman ateşi nedeniyle büyük ölçüde engellendi. Altı saatten kısa bir süre sonra artan kayıplar geri çekilmeyi zorunlu kıldı. Operasyon, yalnızca bir çıkarma kuvvetinin amacına ulaştığı ve bir miktar istihbaratın toplandığı bir fiyaskoydu.\nOn saat içinde karaya çıkan 6.086 kişiden 3.623'ü öldürüldü, yaralandı veya esir alındı. Luftwaffe RAF'ın beklediği gibi inişe karşı azami çaba gösterdi, ancak RAF, 48 Alman kaybına karşı 106 uçak kaybetti. Kraliyet Donanması 33 çıkarma gemisini ve bir destroyeri kaybetti.\nHer iki taraf da kıyı saldırılarına ilişkin önemli dersler aldı. Müttefikler D Günü çıkarmalarının başarısını etkileyen dersler aldılar. Yapay limanların hayati önemde olduğu ilan edildi, tanklar özellikle sahiller için uyarlandı, yeni entegre taktik hava kuvvetleri yer desteğini güçlendirdi ve başlangıçta büyük bir limanın ele geçirilmesi artık bir öncelik olarak görülmüyordu. Winston Churchill ve Mountbatten, bu derslerin maliyetinden fazla olduğunu iddia etti. Almanlar ayrıca Dieppe'nin bir öğrenme deneyimi olduğuna inanıyordu ve Avrupa'nın işgal altındaki kıyılarını savunma yöntemlerini geliştirmek için hatırı sayılır bir çaba harcadılar.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Dieppe Baskını nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dieppe Baskını veya Jubilee Harekâtı, İkinci Dünya Savaşı sırasında Kuzey Fransa'daki Alman işgali altındaki Dieppe limanına Müttefiklerin yaptığı başarısız bir amfibi saldırısıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1378", + "context": "II. Dünya Savaşı'nda Doğu Cephesi (Almanca: Die Ostfront 1941-1945, der Rußlandfeldzug 1941-1945 (Rusya Harekâtı) veya der Ostfeldzug 1941-1945 (Doğu Harekâtı) Rusça: Великая Отечественная война (Büyük Vatanseverlik Savaşı) Avrupalı Mihver Devletleri ve Finlandiya'nın Sovyetler Birliği, Polonya ve diğer Müttefik Devletlere karşı verdikleri savaşı anlatır. Nazi propagandası savaşa Bolşevizme karşı haçlı seferi anlamı yüklemiş, Sovyetlere karşı savaşmak üzere Avrupa'nın neredeyse tamamından gönüllüleri Waffen SS birliklerine dahil etmiştir. Savaş 22 Haziran 1941 - 9 Mayıs 1945 tarihleri arasında orta, doğu, kuzeydoğu (Baltıklar) ve güneydoğu (Balkanlar) Avrupa topraklarında gerçekleşmiştir.\nDoğu Cephesindeki savaş insanlık tarihindeki en büyük askeri karşı karşıya gelişlerden birisidir. Ayrıca en geniş bölgeye yayılan savaşlardandır. Doğu Cephesinde, olağanüstü can kaybının olduğu muharebeler, Yahudi Soykırımı, sivillere ve savaş esirlerine yönelik katliamlar ve muazzam bir yıkım yaşanmıştır. Saldırgan Nazi Almanyasının ideolojik olarak işgal ettiği topraklardakileri alt insan görmesi ve tamamen yok etmeye yönelik bir tutum takınması kayıpları artırmıştır. İkinci Dünya Savaşı'nda yaşanan yaklaşık 70 milyon seviyesindeki kaybın yaklaşık 30 milyonu bu cephede yaşanmıştır.\nDoğu Cephesinde asıl çarpışan taraflar Nazi Almanyasıyla Sovyetler Birliği olsa da iki tarafın da müttefikleri savaşa aktif olarak katılmıştır. Romanya 1944 yılına kadar Mihver saflarında olduktan sonra Müttefiklerin tarafına geçmiştir. Bulgaristan 1944 yılından sonra Müttefiklerin saflarında savaşmıştır. Polonya Nazi işgalinden kurtulduktan sonra kurulan Armia Ludowa Sovyet Kızıl Ordusuyla beraber hareket etmiştir. Cephe gerisinde özellikle savaşın ilk dönemlerinde savaşan Sovyet partizanları 1944 yılından sonra düzenli birliklere dahil edilmiştir. Finlandiya, 1939 yılındaki Kış Savaşı ve sonrasındaki Devam Savaşıyla Sovyetler Birliği'ne saldırmış, sonrasında barış anlaşma imzalanmasının ardından Nazilere karşı cephe almıştır.", + "question": "Doğu Cephesi (II. Dünya Savaşı) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1379", + "context": "Dunkerque Tahliyesi, diğer adıyla Dinamo Harekâtı, Britanya Ordusunun Fransa'nın Dunkerque (İngilizce: Dunkirk) kıyılarında 400 bin askerle kuşatılması üzerine Kraliyet Donanması ve Dunkerque filosu sayesinde 338.226 askerin tahliye edilmesidir. Tahliye sırasında 68.111 asker geride kalmıştır.", + "question": "Dunkerque Tahliyesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dunkerque Tahliyesi, diğer adıyla Dinamo Harekâtı, Britanya Ordusunun Fransa'nın Dunkerque (İngilizce: Dunkirk) kıyılarında 400 bin askerle kuşatılması üzerine Kraliyet Donanması ve Dunkerque filosu sayesinde 338." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1380", + "context": "II. Dünya Savaşı, 1939'dan 1945'e kadar süren küresel savaştır. Savaşa dönemin büyük güçleri ve dünya ülkelerinin büyük çoğunluğu katıldı, Müttefikler ve Mihver olmak üzere iki karşıt askerî ittifak kuruldu. 30'dan fazla ülkeden gelen 100 milyondan fazla personelin doğrudan katıldığı bu topyekûn savaşta, savaşın büyük tarafları tüm ekonomik, endüstriyel ve bilimsel kapasitelerini savaş için seferber ettiler. 70 ila 85 milyon ölümle sonuçlanan II. Dünya Savaşı, insanlık tarihindeki en ölümcül savaştı ve savaş boyunca askerî personelden daha çok sivil kayıp verildi. Milyonlarca insan soykırımdan (Holokost gibi), planlanmış açlık ölümlerinden, katliamlardan ve hastalıklardan öldü. Tanklar, zırhlı araçlar, savaş uçakları, stratejik bombardımanlar, uçak gemileri, radar ve sonar, nükleer silahların geliştirilmesi ve roketler gibi birçok savaş teknolojisi savaşta önemli rol oynadı.\nII. Dünya Savaşı'nın 1 Eylül 1939'da Almanya'nın Polonya'yı istila etmesi ve ardından 3 Eylül'de Birleşik Krallık ve Fransa'nın Almanya'ya savaş ilan etmesiyle başladığı kabul edilir. 1939'un sonlarından 1941'in başlarına kadar; Almanya bir dizi harekât ve antlaşma ile Kıta Avrupası'nın çoğunu istila etti ve kontrolü altına aldı. Ayrıca İtalya, Japonya ve diğer ülkeler ile Mihver ittifakını kurdu. Ağustos 1939'daki Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı ile Almanya ve Sovyetler Birliği, Polonya'yı paylaştı ve istila etti. Bu saldırmazlık anlaşmasından yararlanan Sovyetler Birliği Finlandiya ve Romanya'nın bir kısmını, Baltık devletlerinin ise tamamını ilhak etti. Kuzey Afrika ve Doğu Afrika'da harekâtların başlamasının ve 1940'ın ortalarında Fransa'nın 6 hafta içerisinde çöküşünün ardından savaş çoğunlukla Avrupalı Mihver devletleri ve Britanya İmparatorluğu arasında Balkanlar'daki harekâtlarla, Atlantik Savaşı'yla, Britanya'da hava savaşıyla ve Blitz'le devam etti. 22 Haziran 1941'de başlarında Almanya, Avrupalı Mihver devletleri ile Sovyetler Birliği'ni istila ederek tarihin en büyük kara cephesi olan Doğu Cephesi'ni açtı ve Mihver'i, özellikle de Alman Wehrmacht'ını bir yıpratma savaşına soktu. Almanya'nın Sovyetler Birliği seferine Japon İmparatorluğu dahil olmadı.\nAsya ve Pasifik üzerinde hükmetmeyi amaçlayan Japonya, 1937'den beri Çin Cumhuriyeti ile savaş içerisindeydi. Aralık 1941'de Japonya, Güneydoğu Asya ve Orta Pasifik'te bulunan Amerikan ve İngiliz topraklarının ve kolonilerinin neredeyse tamamına Pearl Harbor Saldırısı gibi eşzamanlı saldırılar düzenledi. ABD'nin ve Birleşik Krallık'ın Japonya'ya savaş ilanından sonra Avrupalı Mihver devletleri, müttefikleri ile dayanışma içinde ABD'ye savaş ilan etti. Japonya kısa süre içinde Batı Pasifik'in çoğunu ele geçirdi 1942'de Midway Muharebesi'ni kaybetmelerinin ardından ilerlemeleri durduruldu. Daha sonra Almanya ile İtalya Kuzey Afrika'da müttefik güçlerine ve Stalingrad'da Sovyetler Birliği'ne karşı ağır yenilgilere uğradı. 1943'teki aksilikler (örneğin Doğu Cephesi'ndeki bir seri Alman yenilgisi, Müttefiklerin Sicilya'yı ve İtalyan anakarasını istilası ve Pasifik'teki müttefik harekâtı) Mihver'i bütün cephelerde stratejik geri çekilmeler yapmaya zorladı. 1944'te Batılı Müttefikler Alman işgali altındaki Fransa'yı geri aldı ve Sovyetler Birliği Mihver güçlerini topraklarından tamamen atıp Almanya'yı istila etmeye başladı. 1944 ve 1945 boyunca, Japonya'nın Çin'deki ilerlemeleri tersine dönerken, Müttefikler Japon Donanması'na önemli darbeler vurdu ve stratejik Batı Pasifik adalarını ele geçirdi.\nAvrupa'daki savaş, Alman işgali altındaki bölgelerin özgürleştirilmesi, Sovyetler Birliği'nin ve Batılı Müttefiklerin Almanya'yı istilası, Berlin Muharebesi, Adolf Hitler'in intiharı ve 8 Mayıs 1945'te Almanya'nın koşulsuz teslimiyetiyle sonuçlandı. 26 Temmuz 1945'te Müttefiklerin Potsdam Konferansı'ndan ve Japonya'nın bu şartlara göre teslim olmayı reddetmesinin ardından, ABD ilk atom bombalarını 6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya ve 9 Ağustos'ta Nagazaki'ye attı. Japon adalarının potansiyel bir istilası, ek atom bombası saldırıları olasılığı ve 9 Ağustos'ta Japonya'ya karşı Sovyetlerin savaşa girmesi ve Mançurya'yı istilasıyla karşı karşıya kalan Japonya, 15 Ağustos 1945'te teslim olmaya niyetini açıkladı ve Asya'da Müttefikler zafer elde etti. Savaşın ardından, Almanya ve Japonya işgal edildi ve Alman ve Japon liderlere karşı savaş suçları mahkemeleri açıldı. Çoğunlukla Yunanistan ve Yugoslavya'da işlenmiş belgeli savaş suçlarına rağmen, İtalyan liderler ve generaller diplomatik faaliyetler sayesinde genellikle cezalar ile karşı karşıya kalmadılar.\nII. Dünya Savaşı, dünyanın siyasi gruplaşmasını ve sosyal yapısını değiştirdi. Birleşmiş Milletler (BM), uluslararası işbirliğini geliştirmek ve gelecekteki potansiyel çatışmaları önlemek için kuruldu ve muzaffer büyük güçler (Çin, Fransa, Sovyetler Birliği, Birleşik Krallık ve ABD) Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri oldu. Sovyetler Birliği ve ABD rakip süper güçler olarak ortaya çıktı ve bu neredeyse yarım yüzyıl süren Soğuk Savaş için zemin hazırladı. Avrupa'nın savaştan gördüğü büyük zararın ardından, büyük güçlerinin etkisi azaldı ve bu Asya ile Afrika'nın dekolonizasyonunu tetikledi. Endüstrileri zarar gören çoğu ülke ekonomik iyileşme ve genişlemeye yöneldi. Siyasi bütünleşme, özellikle Avrupa'da, gelecekteki düşmanlıkları önleme, savaş öncesi düşmanlıkları sona erdirme ve ortak bir kimlik oluşturma çabası ile başladı.", + "question": "II. Dünya Savaşı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1381", + "context": "Einsatzgruppen (Özel Harekât Birimleri), SS'e bağlı, Heinrich Himmler'in kontrolünde ve Reinhard Heydrich'in yönetimi altındaki, II. Dünya Savaşı sırasında Alman Ordusunun işgal ettiği bölgeleri ev ev arayarak Yahudileri, Romanları ve komünistleri öldüren seyyar infaz birlikleri. A B C ve D isminde 4 Einsatzgruppe timi vardı ve her birlik 600-1000 askerden oluşuyordu. Toplama kampları kurulmadan önce infazlarda etkin rol oynamışlardır. En önemli eylemleri Babi Yar Katliamı'dır. Gezici birliklerdir. Sürekli hareket halinde olup bir infazdan ötekine doğru eylemlerini gerçekleştirmişlerdir. Çukur kazıp öldürüp gömme işi oyalayıcı olduğundan ve öldürme sırasında çok fazla mermi harcandığından bunun yerine toplama kampları kurulmuştur.\nEinsatzgruppen mensuplarının, komutanları tarafından kendilerine verilen emirler gereği 1941-1945 yılları arasında 1,3 milyondan fazla Yahudiyi kurşuna dizdikleri tahmin edilmektedir. Einsatzgruppen komutanları II. Dünya Savaşı sonrasında yapılan duruşmalarda Barbarossa Harekâtı öncesinde tüm Sovyet Yahudilerini öldürmelerini gerektiren bir emir aldıklarını iddia etmişlerdir. Bugüne kadar böyle bir emrin verildiğine dair herhangi bir kanıt bulunamamıştır. İngiliz tarihçi Sir Ian Kershaw, Adolf Hitler'in Barbarossa Harekâtı'ndan önce, \"Yahudi-Bolşevizm\" güçlerini \"yok etmek\" için merhametsiz bir savaşın gerekliliği hakkındaki kıyametvari sözlerinin, Einsatzgruppen komutanları tarafından aşırı antisemitik şiddete başvurma izni ve teşviki olarak yorumlandığını ve her Einsatzgruppen komutanının ne kadar ileri gitmeye hazır olduğu konusunda kendi takdir yetkisini kullandığını ileri sürmektedir.", + "question": "Einsatzgruppen nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Einsatzgruppen (Özel Harekât Birimleri), SS'e bağlı, Heinrich Himmler'in kontrolünde ve Reinhard Heydrich'in yönetimi altındaki, II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1382", + "context": "Einsatzkommando (gezici ölüm mangaları),İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Alman Einsatzgruppen bir alt grubuydu. Toplam 3.000'e kadar adam genellikle görevi Yahudileri, Polonyalı entelektüelleri, Romanları ve genellikle ilerleyen Alman cephesinin çok gerisinde ele geçirilen topraklardaki komünistleri yok etmek olan SS ve Gestapo'nun 500-1.000 görevlisinden oluşuyordu. Einsatzkommandos, Sonderkommandos ile birlikte, Sovyetler Birliği'nin işgali olan Barbarossa Operasyonu sonrasında Yahudilerin sistematik öldürülmesinden sorumluydu. Savaştan sonra Einsatzgruppen davasında birçok komutan yargılandı, mahkûm edildi ve idam edildi.\nEinsatzgruppen, ilk olarak 1938'de SD Şefi Reinhard Heydrich ve Sicherheitspolizei'nin yönetimi altında kurulan paramiliter gruplardı. Schutzstaffel (SS) tarafından organize edildiler. İkinci Dünya Savaşı'nın ilk Einsatzgruppen'i 1939'da Polonya'nın işgali sırasında kuruldu. Daha sonra Hitler-Himmler'in direktifini takiben Einsatzgruppen, 1941'de Sovyetler Birliği'nin işgali beklentisiyle yeniden oluşturuldu. Einsatzgruppen bir kez daha Reich Güvenlik Ana Ofisi (RSHA) Şefi Reinhard Heydrich'in kontrolü altına girdi ve suikastın ardından halefi Ernst Kaltenbrunner'ın kontrolüne verildi. \nHitler, SD'ye ve Güvenlik Polisine, Wehrmacht'ın savaş cephesinin arkasındaki yerli direniş tehdidini bastırma emrini verdi. Heydrich, operasyon ve ekipman tablosunda Güvenlik Polisi ve SD birimlerinin aktivasyonu, taahhüdü, komutası ve yargı yetkisini kabul eden Wilhelm Keitel'i temsil eden General Eduard Wagner ile görüştü. Arka operasyonel bölgelerde Einsatzgruppen, Heydrich tarafından kendilerine verilen görevleri yerine getirmek için saha ordularına idari bağlı olarak görev yapacaktı. SS Generali Erich von dem Bach'a göre Nürnberg Duruşmalarındaki başlıca görevleri: \"Yahudileri, Çingeneleri ve Sovyet siyasi komiserlerini yok etmekti\". Bunlar, fethedilen topraklarda \"Yahudi Sorununun Nihai Çözümü\"nün (Almanca: Die Endlösung der Judenfrage) uygulanmasında önemli bir bileşendi. Bu katliam birimleri Holokost'la birlikte değerlendirilmelidir.\nAskeri komutanlar Einsatzgruppen'in görevini biliyorlardı. Einsatzgruppen, konaklama, yiyecek ve ulaşım konusunda sponsor ordu komutanlarına bağlıydı. Düzenli ordu ile SiPo ve SD arasındaki ilişkiler yakındı. Einsatzgruppen komutanları, Wehrmacht komutanlarının Einsatzgruppen görevlerini anlamalarının operasyonlarını önemli ölçüde kolaylaştırdığını bildirdi. Barbarossa Operasyonu için, başlangıçta her biri 500-990 kişiden oluşan ve toplam 3.000 kişilik bir kuvvetten oluşan dört Einsatzgruppen oluşturuldu. Her birlik bir ordu grubuna bağlıydı: Einsatzgruppe A , Kuzey Ordu Grubuna, Einsatzgruppe B, Ordu Grup Merkezine, Einsatzgruppe C, Güney Ordu Grubuna ve Einsatzgruppe D, 11. Alman Ordusuna . SD, Gestapo ve Kriminal Polis (Kripo) memurları tarafından yönetilen Einsatzgruppen'de, yerel yardımcı polis gücünden üniformalı gönüllüler tarafından desteklenen normal polis (Orpo), SD ve Waffen-SS'den askerler vardı. Durum gerektirdiğinde, Alman Ordusu komutanları Einsatzgruppen'in gücünü, Yahudilerin kendi istekleriyle toplanıp öldürülmesine yardımcı olan kendi düzenli ordu birlikleriyle güçlendirdiler.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Einsatzkommando nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Einsatzkommando (gezici ölüm mangaları),İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Alman Einsatzgruppen bir alt grubuydu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1383", + "context": "Fallschirmjäger, II. Dünya Savaşı'nda Almanya'ya ait elit hava indirme (paraşütçü) birlikleridir. Fallschirmjäger Luftwaffe'ye bağlıydı. Tarihin ilk hava indirme operasyonları ve işgallerini gerçekleştirmiş, Almanya'nın en iyi askerlerini barındıran birliklerden biridir. Girit Savaşı sırasında verdikleri yüksek kayıp yüzünden Adolf Hitler tarafından bir daha büyük çaplı bir operasyonda kullanılmamışlardır. 1941'deki Girit'in işgalinden sonra Hitler, verilen büyük kayıplar nedeniyle General Kurt Student'e, paraşüt birlikleri vasıtasıyla yapılan işgalin zamanının dolduğunu ve bir daha büyük hava indirme operasyonlarının düzenlenemeyeceğini bildirmiştir. Bu sebeple Fallschirmjäger tümenleri 1941 sonlarından itibaren normal piyade tümenleri gibi iş görmeye başlamışlardır. Norveç, Hollanda, Belçika ve Yunanistan'da gösterdikleri büyük başarılarda, müttefiklere ilham kaynağı olmuş ve 1940'larda Müttefikler de kendi hava indirme birliklerini oluşturmaya başlamışlardır.\nFallschirmjäger tümenleri 1941'den sonra büyük çapta hava indirme görevleri gerçekleştiremedilerse bile, cephede büyük başarılar göstermişlerdir. Bunun en önemli örneği, 1944'te İtalya'da yapılan Monte Cassino Savaşı'dır. Güney cephesi dışında Doğu ve Batı cephelerinde de savaş sona erene kadar yer almışlardır.\nNormal Fallschirmjäger birlikleri dışında, 2 adet SS-Fallschirmjäger taburuna da sahiptiler. Bunlar: SS-Fallschirmbataillone nr. 500 ve SS-Fallschirmbataillone nr. 501'dir.", + "question": "Fallschirmjäger nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fallschirmjäger, II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1384", + "context": "Fat Man çev. 'şişman adam', ABD tarafından 9 Ağustos 1945 günü Nagasaki'ye atılan atom bombasının takma ismi. II. Dünya Savaşı sırasında kullanılan nükleer silahların ikincisidir ve o güne kadar yapılmış üçüncü nükleer patlamayı gerçekleştirmiştir. Gerçekleşmiş ilk nükleer patlama Trinity Testi ve ikinci patlama ise Little Boy'un patlatılmasıdır. Fat Man, iç patlamalı plütonyum çekirdekli bir atom bombasıydı. Bomba pilot Charles Sweeney (1919-2004) tarafından atılmıştı. Ve Little Boy'dan 2 gün sonra atılmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Fat Man nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fat Man çev." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1385", + "context": "Fırtına Harekâtı, Polonya direnişinin baskın gücü olan Polonya İç Ordusu tarafından işgalci Alman kuvvetlerine karşı II. Dünya Savaşı sırasında gerçekleştirilen bir dizi ayaklanmaydı.\nOperasyonunun amacı, Almanlar ilerleyen Sovyet Kızıl Ordusuna karşı savunmalarını hazırlarken, Alman işgali altındaki şehir ve bölgelerin kontrolünü ele geçirmekti. Polonya Yeraltı Devleti, Sovyetler gelmeden iktidarı ele geçirmeyi umuyordu. Londra'da sürgündeki Polonya hükümetinin bir hedefi, Curzon Hattı sınırını reddederek Polonya'nın 1939'da SSCB ile olan sınırlarını yeniden tesis etmekti. Polonyalı diplomat Jan Ciechanowski'ye göre, \"[Sürgündeki] Polonya Kabinesi, Curzon Hattını kabul etmeyi reddederek, ülkelerinin ulusal bir varlık olarak var olma hakkını savunduklarına inanıyordu. Rus-Polonya ilişkilerinin 1939 öncesi toprak düzenlemeleri temelinde yeniden kurulması gerektiğine kararlıydılar. \"\nİç Ordu, başlangıcından beri Almanlara karşı ulusal bir silahlı ayaklanma hazırlığı yapıyordu. Gelecekteki ayaklanmanın temel çerçevesi Eylül 1942'de oluşturuldu. Plana göre, Wehrmacht'ın Doğu Cephesinde yenilgisi açıkça ortaya çıktığında, ayaklanmanın emri sürgündeki Polonyalı Hükûmet tarafından verilecekti. Ayaklanma Genel Hükümet, Dąbrowa Havzası, Kraków Voyvodalığı ve Białystok ve Brześć bölgeleri olan Orta Polonya'da başlayacaktı.\nAyaklanmanın temel hedefleri şunlardı:\n\nAlman işgaline son vermek,\nPolonya topraklarındaki Polonya düzenli ordusu için gerekli silah ve malzemeleri ele geçirmek,\nUkrayna İsyan Ordusu'nun tehdidine karşı koymak (bkz. Volhynia'daki Polonyalı Katliamları ),\nDüzenli bir Polonya Ordusunu yeniden inşa etmek,\nSivil otoriteyi, iletişimi ve silah endüstrisini yeniden inşa etmek,\nÖn safların gerisinde barışı ve düzeni korumak,\nHala Polonya topraklarında bulunan Wehrmacht kuvvetlerine karşı saldırı operasyonlarına başlamak.\nPolonya düzenli ordusunun yeniden inşası, savaş öncesi Polonya savaş düzenine dayanacaktı. Ana Ordu birimleri düzenli tümenlere dönüştürülecekti. Başlangıçta, ele geçirilen silahlarla veya Müttefikler tarafından sağlanan silah ve malzemelerle donatılacak 16 piyade tümeni, üç süvari tugayı ve bir motorlu tugay oluşturulacaktı. İkinci aşamada, İkinci Dünya Savaşı'ndan önce doğu ve batı Polonya'da konuşlanmış olan ilave 15 tümen ve 5 süvari tugayının yeniden kurmaktı. Plan kısmen uygulandı. 1943'ten başlayarak, İç Ordu birimleri, savaş öncesi Polonya tümenlerinin, tugaylarının ve alaylarının adlarını ve numaralarını taşıyan daha büyük birimler halinde gruplandırıldı.\n1943'ün başlarında, Almanya'nın Stalingrad'daki yenilgisinden sonra, Ana Ordu'nun büyük olasılıkla uğraşması gereken gücün Sovyetler olacağı ve planlanan Polonya ayaklanmasının birimlerden ziyade hâlâ güçlü bir Alman ordusuyla karşı karşıya olacağı açıklığa kavuştu. Şubat 1943'te İç Ordu şefi General Stefan Rowecki planı değiştirdi. Ayaklanma üç aşamada gerçekleşecekti. İlk aşama, yaklaşan Kızıl Ordu'dan önce doğuda silahlı bir ayaklanma olacaktı. Hazırlık aşamasında Wachlarz örgütü kuruldu. İkinci aşama Curzon Hattı ile Vistül Nehri arasındaki bölgede silahlı mücadele olacak ve üçüncü aşama Polonya'nın geri kalanında ulusal bir ayaklanma olacaktır.\n25 Nisan 1943'te Polonya'nın Katyn katliamlarıyla ilgili soruşturması nedeniyle Polonya-Sovyet diplomatik ilişkileri Joseph Stalin tarafından kesildi ve ilerleyen Kızıl Ordu'nun Polonya'ya bir kurtarıcı olarak değil, General Rowecki'nin belirttiği gibi gelebileceği ortaya çıktı. o, \"müttefiklerimizin müttefiki.\" 26 Kasım 1943'te sürgündeki Polonya hükûmeti, Sovyetler Polonya'ya girmeden önce Sovyetler Birliği ile diplomatik ilişkilerin devam etmemesi halinde, İç Ordu kuvvetlerinin yeni kararlar alınana kadar yeraltında kalması yönünde talimat yayınladı. Ancak Ana Ordu'nun sahadaki komutanı farklı bir yaklaşım benimsedi ve 30 Kasım 1943'te planın son versiyonu taslağı hazırlandı.\nPlan, ilerleyen Kızıl Ordu ile taktik düzeyde işbirliği yaparken, Polonyalı sivil yetkililer yeraltından çıkıp Müttefiklerin kontrolündeki Polonya topraklarında iktidarı ele geçirmekti. Bu plan, sürgündeki hükûmetin Delegesi ve Polonya yeraltı parlamentosu olan İç Siyasi Temsilcilik tarafından onaylandı. 2 Ocak 1944'te 2. Beyaz Rusya Cephesi'nin Kızıl Ordu kuvvetleri savaş öncesi Polonya sınırını geçti ve Fırtına Operasyonu başladı. Tümen, ilerleyen Kızıl Ordu'nun komutanlarıyla temasa geçmeyi başardı ve Wehrmacht'a karşı başarılı ortak operasyonlara başladı. Birlikte Kowel'i (6 Nisan) ve Włodzimierz'i geri aldılar. Ancak kısa süre sonra batıya çekilmek zorunda kaldı ve Polezya'da hem Alman hem de Sovyet kuvvetleri tarafından saldırıya uğradı. Sovyetler tarafından esir alınan Polonyalı askerlere Kızıl Ordu'ya katılma veya Sovyet zorunlu çalışma kamplarına gönderilme seçeneği sunuldu. Tümenin kalıntıları Bug Nehri'ni geçti ve burada Sovyet partizan birimlerinin saldırısına uğradı. Lubartów ve Kock kasabalarını kurtardıktan sonra, Tümen yaklaşık 3.200 adama düşürüldükten sonra Kızıl Ordu tarafından kuşatıldı ve esir alındı.\nAlmanların, isyancılara Sovyet yardımının yokluğunda Varşova Ayaklanmasını bastırması, Fırtına Operasyonunun sonunu işaret ediyordu. Askeri açıdan bir başarı, siyasi açıdan bir yenilgiydi. NKVD'nin Polonya kuvvetlerini takip ettiği Kızıl Ordu, çok geçmeden gerçek yüzünü gösterdi. Fırtına Operasyonuna katılan Polonyalı askerlerin neredeyse yarısı tutuklandı. Zorla Berling'in ordusuna alındılar, Rusya'nın derinliklerine sürüldüler ya da öldürüldüler.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Fırtına Harekatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fırtına Harekâtı, Polonya direnişinin baskın gücü olan Polonya İç Ordusu tarafından işgalci Alman kuvvetlerine karşı II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1386", + "context": "Filipinler cephesi, Filipinler Savaşı olarak da bilinir veya Filipinler'in Düşüşü, İkinci Dünya Savaşı sırasında Filipinler'deki Amerika topraklarının Japonya İmparatorluğu tarafından işgal edilmesi ve adaların ABD ve Filipin Orduları tarafından savunulmasıydı.\nJaponlar işgali deniz yoluyla Formosa'dan 200 mil (320 km) uzakta başlattı. Filipinler'in kuzeyinde. Savunma kuvvetleri Japonlardan 3:2 oranında sayıca üstündü, ancak savaş deneyimi olmayan düzenli, ulusal muhafız, polis teşkilatı ve yeni oluşturulan İngiliz Milletler Topluluğu birimlerinden oluşan karma bir kuvvetti. Japonlar, harekâtın başlangıcında birinci hat birliklerini kullandılar ve güçlerini yoğunlaştırarak ilk ay içinde hızla Luzon'un çoğunu istila ettiler.\nHarekâtı kazandıklarına inanan Japon yüksek komutanlığı, 1942 Ocak ayı başlarında Borneo ve Endonezya'daki operasyon takvimini bir ay ilerletmek ve en iyi tümenlerini ve hava kuvvetlerinin büyük kısmını geri çekmek yönünde stratejik bir karar aldı Bu, savunucuların Bataan Yarımadası'ndaki savunma pozisyonuna çekilme kararı ve ayrıca Noktalar Muharebesi ve Cepler Muharebesi'nde üç Japon taburunun yenilgisiyle birleştiğinde, Amerikalıların ve Filipinlilerin dört taburu aylarca dayanmalarını sağladı. Şubat ayında Japonların Bataan savunma çevresine girememesinin ardından Japonlar 40 günlük bir kuşatma düzenledi. Manila Körfezi'nin önemli büyük doğal limanı ve liman tesisleri Mayıs 1942'ye kadar Japonların erişimine kapalıydı. Hollanda Doğu Hint Adaları operasyonları etkilenmemiş olsa da, bu durum Japonların Yeni Gine ve Solomon Adaları'ndaki saldırı operasyonlarını büyük ölçüde engelledi ve ABD Donanması'nın Japonlarla çok daha doğuda değil Guadalcanal'da çatışmaya girme planları yapması için zaman kazandı. \nJaponya'nın Filipinler'i fethi genellikle ABD tarihindeki en kötü askeri yenilgi olarak kabul edilir. Yaklaşık 23.000 Amerikan askerî personeli ve yaklaşık 100.000 Filipinli asker öldürüldü veya esir alındı.\nGeneral Homma'nın Filipinler'deki zaferi İmparatorluk Genel Karargahında ve özellikle Başbakan Hideki Tojo tarafından umduğu kadar sıcak karşılanmadı. Homma'nın sözde verimsizliği ve Amerikalıları planladıkları takvime göre yenme konusundaki isteksizliğiyle alay ettiler. Homma daha sonra yedek subay olarak görev yapmak üzere Tokyo'ya geri çağrıldı.\nYenilgi , Bataan Ölüm Yürüyüşü, Japon esir kamplarındaki sefalet ve Amerikalı ve Müttefik adamların Japonya'ya gönderildiği \" cehennem gemileri \" gibi zulümler de dahil olmak üzere Müttefiklerin hayatta kalanlarına yönelik üç buçuk yıllık sert muamelenin başlangıcıydı. madenlerde ve fabrikalarda köle işçi olarak kullanılmak üzere. Binlerce kişi su, yiyecek veya yeterli havalandırmanın olmadığı Japon gemilerinin ambarlarına tıkıldı. Japonlar bu gemilerin güvertesine \"POW\" işareti koymadı, ve bazıları Müttefik uçakları ve denizaltıları tarafından saldırıya uğradı ve batırıldı. Örneğin 7 Eylül 1944 SS Shinyō Maru USS tarafından batırıldı 668 savaş esirinin bulunduğu gemide, yalnızca 82 savaş esiri hayatta kaldı.\nSavaş Japonlar için bir zafer olsa da Filipinlileri ve Amerikalıları yenmek beklenenden daha uzun sürdü. Bu, Borneo ve Java'ya saldırmak için kullanılacak kuvvetlerin Filipinler'deki savaşa yönlendirilmesini gerektirdi ve ayrıca Yeni Gine ve Solomon Adaları'ndaki ilerlemeyi yavaşlattı.\nFilipinler'in işgali sırasında Amerikalı ve Filipinli gerillalar işgalci güçlere karşı savaştı . Müttefik ve Filipin Milletler Topluluğu güçleri, 1944'te Leyte adasına çıkarma yaparak Filipinler'i yeniden ele geçirmye başladı. 29 Ocak 1945'te ABD ve Filipin güçleri Cabanatuan Baskınında savaş esirlerini kurtardı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Filipinler Cephesi (1941-1942) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Filipinler cephesi, Filipinler Savaşı olarak da bilinir veya Filipinler'in Düşüşü, İkinci Dünya Savaşı sırasında Filipinler'deki Amerika topraklarının Japonya İmparatorluğu tarafından işgal edilmesi ve adaların ABD ve Filipin Orduları tarafından savunulmasıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1387", + "context": "Gamalı Haç ile Kızıl Yıldız Arasında, 23 Ocak 2006'da TRT 2 kanalında gösterime giren belgesel film. II. Dünya Savaşı'nda ölen, kaybolan, sürgüne gönderilen Sovyet Doğu halklarının; Kazak, Kazan Tatar, Kırım Tatar, Kırgız, Türkmen, Kafkas halkları, Karaçaylar ve Malkarlar'ın hayatlarını konu almaktadır.", + "question": "Gamalı Haç ile Kızıl Yıldız Arasında nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gamalı Haç ile Kızıl Yıldız Arasında, 23 Ocak 2006'da TRT 2 kanalında gösterime giren belgesel film." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1388", + "context": "Gotik Hattı, İkinci Dünya Savaşı'nın İtalyan Seferi'nde yer alan bir Alman ve İtalyan savunma hattıydı . General Sir Harold Alexander komutasındaki İtalya'daki üttefik Ordularına karşı savaşarak geri çekilmesi sırasında Mareşal Albert Kesselring'in Apenin Dağları'nın kuzey kesiminin zirveleri boyunca uzanan son büyük savunma hattını oluşturmuştur.\nAdolf Hitler'in Gotik Hat'ın hazırlık durumuyla ilgili endişeleri vardı. Müttefiklerin savunmasını aşmak için amfibi çıkarmaları kullanacağından korkuyordu. Hem dostun hem de düşmanın gözündeki önemini azaltmak için, Müttefiklerin geçmeyi başarmaları halinde zafer iddialarını büyütmek için daha etkileyici bir isim kullanamayacaklarını düşünerek ismin tarihi çağrışımlarıyla birlikte değiştirilmesini emretti. Bu emre yanıt olarak Kesselring, Haziran 1944'te hattın adını \" Yeşil Hat \" (Grüne Linie) olarak değiştirdi.\nAlmanlar, 15.000'den fazla köle işçiyi kullanarak, Gotik Hattı aşmaya yönelik her türlü girişimi engellemek için 2.000'den fazla iyi güçlendirilmiş makineli tüfek yuvası, kazamatlar, sığınaklar, gözlem noktaları ve topçu savaş mevzileri oluşturdu. sırasında aşılmış, ancak Kesselring'in kuvvetleri sürekli olarak iyi bir düzen içinde geri çekilebilmiştir. Bu durum Mart 1945'e kadar devam etmiş, Gotik Hat aşılmış ancak kesin bir ilerleme kaydedilememiştir. Bu durum Nisan 1945'e kadar İtalya Seferi'nin son Müttefik taarruzu sırasında gerçekleşmeyecektir.\nZeytin Operasyonu, İtalya'da bugüne kadar yapılan en büyük malzeme savaşı olarak tanımlanıyor. Savaşa 1.200.000'den fazla erkek katıldı. Muharebe, İngiliz Sekizinci Ordusu ve ABD Beşinci Ordusu tarafından Alman 10. Ordusu ve Alman 14. Ordusuna karşı gerçekleştirilen kıskaç manevrası şeklini aldı. Daha önceki hava saldırılarında vurulan Rimini şehrine müttefik kara kuvvetleri tarafından 1.470.000 mermi atıldı. İngiliz Sekizinci Ordusu komutanı Korgeneral Oliver Leese'ye göre: \"Rimini savaşı, Sekizinci Ordunun en zorlu savaşlarından biriydi. Çatışma El Alamein, Mareth ve Gustav Hattı (Monte-Cassino) ile karşılaştırılabilir düzeydeydi.\"\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Gotik Hattı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gotik Hattı, İkinci Dünya Savaşı'nın İtalyan Seferi'nde yer alan bir Alman ve İtalyan savunma hattıydı ." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1389", + "context": "Hearts of Iron III, Europa Universalis III'ün geliştiricisi olan Paradox Development Studio tarafından geliştirilen ve Paradox Interactive tarafından 7 Ağustos 2009 tarihinde yayımlanan II.Dünya Savaşı odaklı, tek oyunculu ve çok oyunculu olmak üzere 2 tür mod seçeneği bulunan, Europa Universalis III gibi motoru Clausewitz Engine olan strateji türündeki video oyunudur.", + "question": "Hearts of Iron III nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hearts of Iron III, Europa Universalis III'ün geliştiricisi olan Paradox Development Studio tarafından geliştirilen ve Paradox Interactive tarafından 7 Ağustos 2009 tarihinde yayımlanan II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1390", + "context": "Hendricus Josephus Franciscus Marie Sneevliet, Henk Sneevliet olarak veya takma adı olan Maring olarak bilinir (13 Mayıs 1883 – 13 Nisan 1942) Hollandalı komünist, hem Hollanda hem de Hollanda sömürgesi olan Doğu Hint Adalarında (bugünkü Endonezya) aktif faaliyet göstermiştir. II. Dünya Savaşı sırasında ülkesi Nazi Almanyası tarafından işgal edildiğinde komünist direniş hareketinde yer almış ve 1942 yılında Almanlar tarafından idam edilmiştir.", + "question": "Henk Sneevliet nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hendricus Josephus Franciscus Marie Sneevliet, Henk Sneevliet olarak veya takma adı olan Maring olarak bilinir (13 Mayıs 1883 – 13 Nisan 1942) Hollandalı komünist, hem Hollanda hem de Hollanda sömürgesi olan Doğu Hint Adalarında (bugünkü Endonezya) aktif faaliyet göstermiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1391", + "context": "Herzogenbusch toplama kampı, Hollanda'nın 's-Hertogenbosch kenti yakınlarındaki Vught'ta bulunan bir Nazi toplama kampıydı. Kamp 1943'te açıldı ve 31.000 mahkûmu barındırıyordu. Kampta 749 mahkûm öldü ve geri kalanlar, Herzogenbusch'un 1944'te Müttefik Kuvvetler tarafından kurtarılmasından kısa bir süre önce başka kamplara nakledildi. Savaştan sonra kamp, Almanlar ve Hollandalı işbirlikçiler için hapishane olarak kullanıldı. Bugün sergilerin yer aldığı bir ziyaretçi merkezi ve kampı ve kurbanlarını anan bir anma töreni bulunmaktadır.\nİkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası 1940'tan 1945'e kadar Hollanda'yı işgal etti. 1942'de Naziler, Mauthausen toplama kampına gönderilen 850 mahkûm dışında, Hollanda'daki Yahudi ve diğer mahkûmları Amersfoort ve Westerbork geçiş kampları aracılığıyla Auschwitz toplama kampına nakletti. Amersfoort ve Westerbork'un çok sayıda mahkûmu kaldıramayacak kadar küçük olduğu ortaya çıkınca Schutzstaffel (SS), 's-Hertogenbosch şehri yakınlarındaki Vught'ta bir toplama kampı kurmaya karar verdi.\n's-Hertogenbosch'un Almanca adı olan Herzogenbusch'taki kampın inşasına başlandı. Kamp, Almanya'daki toplama kamplarını örnek aldı. 1943 yılında gelen ilk mahkûmlar, Ocak 1943 ile Eylül 1944 arasında kullanımda olan kampın inşaatını bitirmek zorunda kaldılar. Bu dönemde Yahudiler, siyasi mahkumlar, direniş savaşçıları, Çingeneler, Yehova Şahitleri, eşcinseller, evsizler, karaborsa tüccarları, suçlular ve rehinelerden oluşan yaklaşık 31.000 mahkûm tutuldu.\nAçlık, hastalık ve istismar nedeniyle Herzogenbusch'ta en az 749 erkek, kadın ve çocuk öldü. Bunlardan 329'u kampın hemen dışındaki infaz alanında öldürüldü. Müttefik kuvvetler Herzogenbusch'a yaklaşırken kamp boşaltıldı ve mahkûmlar daha doğudaki toplama kamplarına nakledildi. 4-5 Eylül 1944'te kadın mahkûmlar Ravensbrück Toplama Kampına, erkekler ise Sachsenhausen toplama kampına gönderildi. 26 Ekim 1944'te, 7. Kara Gözcü'nün İskoç birlikleri, Sülün Operasyonu sırasında, neredeyse boşaltılan tesisi savunmak için ayrılan SS personelinin arka korumasıyla savaştıktan sonra kampı kurtardı. O öğleden sonra idam edilecek olan ve kurtarıcı güçlerin gelişiyle hayatları kurtarılan yaklaşık 500-600 mahkûm hayatta kaldı. Kampın kurtarıldığı günün sabahında idam edilen yaklaşık 500 mahkûmun da kapıların yakınında yığınlar halinde ölü olduğu keşfedildi.\nSavaşı takip eden ilk yıllarda kamp, Almanların, Hollandalı SS adamlarının, işbirlikçi olduğu iddia edilenlerin ve onların çocuklarının ve savaş suçlularının gözaltına alınması için kullanıldı. İlk başta Müttefik askerler tarafından korundular, ancak kısa süre sonra Hollandalılar tarafından korundular.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Herzogenbusch toplama kampı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Herzogenbusch toplama kampı, Hollanda'nın 's-Hertogenbosch kenti yakınlarındaki Vught'ta bulunan bir Nazi toplama kampıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1392", + "context": "Hitler ve Mannerheim kaydı, Nazi Almanyası Führeri Adolf Hitler ile Finlandiya Savunma Kuvvetleri Komutanı Carl Gustaf Emil Mannerheim'ın Devam Savaşı sırasında 4 Haziran 1942'deki 75. doğum gününü onurlandıran gizli bir ziyaretin ses kaydıdır. Finlandiya yayın şirketi Yle'nin mühendisi Thor Damen, Hitler'in ilk 11 dakikasını ve Mannerheim'ın özel görüşmesini kaydetti. Damen resmî doğum günü konuşmalarını ve Mannerheim'ın yanıtlarını kaydetmek için görevlendirilmişti. Ancak Damen, konuşma resmî görevden özel konulara geçtikten sonra -Hitler'in bilgisi olmadan- kayıt yapmaya devam etti. Hitler'in gayriresmî bir tonda konuştuğu bilinen tek kaydıdır.", + "question": "Hitler ve Mannerheim kaydı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hitler ve Mannerheim kaydı, Nazi Almanyası Führeri Adolf Hitler ile Finlandiya Savunma Kuvvetleri Komutanı Carl Gustaf Emil Mannerheim'ın Devam Savaşı sırasında 4 Haziran 1942'deki 75." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1393", + "context": "Hollanda Muharebesi, II. Dünya Savaşı'nda Batı Cephesi'nde Alman ve Hollanda orduları arasında yapılan muharebedir. Muharebeler Hollanda'nın teslim olmasıyla sonuçlanmıştır. Almanya Avrupa'yı ele geçirmek için Benelüks ülkelerine saldırdı. Hollanda bu ülkelerden biriydi. Luftwaffe, (Alman Hava Kuvvetleri) Rotterdam şehrini yerle bir etti. Ardından B Grubu Ordusu Komutanı Generalfeldmarschall Fedor von Bock 750.000 kişi, 759 tank, 1.378 top ve 1.150 uçak ile Hollanda'ya saldırdı. Hollanda ise bu saldırıya karşı 280.000 kişi, 124 uçak, 679 top ve 1 tankla savunma yapıyordu. Ancak Alman orduları kısa sürede zafere ulaştı ve kraliçe ve hükûmeti Britanya'ya kaçtı. Hollandalı general Henri Winkelman birlikleriyle beraber teslim oldu.\n\n\t\t\n\t\t\t\n\t\t\t\n\t\t\n\t\t\n\t\t\t\n\t\t\t\n\t\t\n\t\t\n\t\t\t\n\t\t\t\n\t\t\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Hollanda Muharebesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hollanda Muharebesi, II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1394", + "context": "Bu liste, Holokost'un yaşanmasında ismi geçen başlıca faillerinin listesidir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Holokost'un başlıca faillerinin listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu liste, Holokost'un yaşanmasında ismi geçen başlıca faillerinin listesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1395", + "context": "Holokost'un zaman çizelgesi, aşağıda listelenen olaylarda ayrıntılı olarak açıklanmıştır. İbranice Shoah olarak da anılan Holokost, yaklaşık altı milyon Avrupalı Yahudinin Nazi Almanyası ve onun İkinci Dünya Savaşı işbirlikçileri tarafından öldürüldüğü bir soykırımdı. Yaklaşık 1.5 milyon kurban çocuktu. Avrupa'da yaşayan dokuz milyon Yahudinin üçte ikisi öldürüldü. Aşağıdaki zaman çizelgesi, Amerika Birleşik Devletleri Holokost Anıt Müzesi de dahil olmak üzere çeşitli kaynaklardan derlenmiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Holokost'un zaman çizelgesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Holokost'un zaman çizelgesi, aşağıda listelenen olaylarda ayrıntılı olarak açıklanmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1396", + "context": "Hula Projesi, II. Dünya Savaşı sırasında, Sovyetlerin sonunda Japonya'ya karşı savaşa katılması beklentisiyle, özellikle güney Sakhalin ve Kuril adalarına yönelik planlı Sovyet işgallerine hazırlık amacıyla, Amerika Birleşik Devletleri'nin donanma gemilerini Sovyetler Birliği'ne transfer ettiği bir programdı. Alaska Bölgesi'ndeki Cold Bay'de bulunan proje, 1945 yılının ilkbahar ve yaz aylarında planlandı. Dünya Savaşı'nın en büyük ve en iddialı transfer programıydı.\nSovyetler Birliği, Almanya'nın Haziran 1941'de işgal etmesiyle II. Dünya Savaşı'na girdi ve Aralık 1941'de Japonya, Müttefik kuvvetlerine ve Batı Pasifik ve Güneydoğu Asya'daki bölgelere saldırarak savaşa girdi. Bu olaylar, ülkeleri savaşta karşıt taraflara yerleştirse de, her ikisinin de diğerine karşı askeri operasyonlara girmek gibi bir niyeti yoktu, her ikisi de zaten dahil oldukları savaşlarla tamamen meşguldü. Böylece ülkeler, İkinci Dünya Savaşı'nın neredeyse sonuna kadar birbirlerine karşı titizlikle tarafsızlıklarını korudular; Kargoların savaş malzemeleri içermediğinden emin olmak için teftiş etmek ve Amerikan gemilerinin Sovyet gemileri olarak yeniden işaretlenmesini protesto etmek dışında, Japonya, 19. yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri'nden Sovyetler Birliği'ne savaş malzemesi taşıyan Ödünç Verme-Kiralama konvoylarına askeri olarak müdahale etmedi. Kuzey Pasifik ve Sovyetler Birliği, Amerika'nın Japonya'ya karşı operasyonlar için Amerikan uçaklarının Sovyet topraklarında konuşlandırılması yönündeki taleplerini geri çevirdi ve Müttefiklerin Japonya'yı kışkırtabilecek diğer eylemlere yönelik taleplerini görmezden geldi. Sovyetler Birliği'nin lideri Josef Stalin, Sovyetlerin Japonya'ya karşı savaşa girişinin Almanya'nın yenilgisinden sonra mümkün olmayacağı görüşünü benimsedi. \nEkim 1944'te Amerika Birleşik Devletleri'nin Sovyetler Birliği Büyükelçisi Averell Harriman'la yaptığı görüşme sırasında Stalin, sonunda Japonya'ya karşı savaşa girmeyi teklif etti, ancak bu ancak Almanya'nın teslim olmasından üç ay sonra mümkün oldu. Sovyetler Birliği savaş sırasında çok büyük askeri, sivil ve ekonomik kayıplara maruz kalmıştı, bu nedenle Müttefiklerin Doğu Asya ve Pasifik'te silahlı kuvvetlerini ve askeri malzemelerini oluşturmada Sovyetler Birliği'ne önemli yardım sağlaması koşuluna bağlı olarak böyle bir giriş yaptı. Sovyetler Birliği'nin, Amerikalıların MILEPOST kod adını verdiği, ihtiyaç duyduğu ekipmanın bir listesini sunmasının ardından, Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetlere yıllık Ödünç Verme-Kiralama yardımı tahsislerinin dışında ve buna ek olarak Sovyet gereksinimlerini karşılama çalışmalarına başladı.\nMILEPOST'un bir parçası olarak, Sovyet Ana Donanma Kurmay Başkanı Amiral Vladimir Alafuzov ve Moskova'daki ABD Askeri Misyonu komutan yardımcısı Tuğamiral Clarence E. Olsen, 20 Aralık 1944'te bir düzine türden oluşan bir liste üzerinde anlaştılar. Amerika Birleşik Devletleri'nin Sovyetlere devredeceği gemiler ve uçaklar. Gemiler arasında çeşitli eskort gemileri, çıkarma gemileri ve mayın tarama gemileri vardı. Olsen ayrıca, Sovyet mürettebatının kendilerine devredilen gemi ve araçların kullanımı konusunda Amerikan personelinden talimat alabilmesi için personel eğitimi ve her tür geminin bir kısmının teslimi için bir programın aynı anda oluşturulması gerektiğini tavsiye etti. \nOcak 1945'in başlarında, Sovyet Donanması Başkomutanı Amiral Nikolai Kuznetsov, Aleut Adaları'nı Amerika Birleşik Devletleri'nin gemileri ve mürettebatı eğiteceği bir yer olarak önerdi, burada yalnızca çok küçük bir sivil nüfusun varlığı katkıda bulundu. Japonları uyarmamak ve Japonya'yı Sovyetler Birliği'ne saldırmaya kışkırtmamak için operasyonun gerçekleştirileceği katı gizlilik koşullarının sürdürülmesi en önemli öncelikti. Sovyet donanması ve ticaret filosu burayı ve Akutan yakınlarını sık sık ziyaret ettiğinden, Unalaska Adası'ndaki Hollanda Limanı'nı önerdi, Sovyet denizcileri bu sulara en aşinaydı. ABD Donanması Başkomutanı Ernest King, limanın küçüklüğünü ve altyapının zayıflığını gerekçe göstererek Dutch Harbor'ın adaylığını reddetti ve operasyon için daha uygun bir şehir olan Cold Bay'i önerdi. \n8 Şubat 1945'te Yalta Konferansı'nda King ile yaptığı görüşmede Kuznetsov, SSCB'nin operasyon yerleri olarak Hollanda Limanı ve Kodiak'ı düşündüğünü belirtti. King ona Amerika Birleşik Devletleri'nin Cold Bay'i seçtiğini bildirdi. Kuznetsov Cold Bay'e aşina değildi, ancak onu haritada bulduktan sonra şehri eğitim alanı olarak kullanmayı hemen kabul etti.\nSovyetler Birliği, Stalin'in söz verdiği gibi, Almanya'nın teslim olmasından tam üç ay sonra, 8 Ağustos 1945'te Japonya'ya savaş ilan etti ve ertesi gün Kuzeydoğu Asya'daki Japon kuvvetlerine karşı saldırıya başladı. Her ne kadar 15 Ağustos 1945'te diğer Müttefikler ile Japonya arasındaki çatışma ateşkesle durdurulmuş olsa da ve Japonya, USS savaş gemisiyle Müttefiklere resmen teslim oldu. Missouri (BB-63) 2 Eylül 1945'te Tokyo Körfezi'nde, Sovyet saldırı operasyonları 5 Eylül 1945'e kadar devam etti, bu sırada Sovyet kuvvetleri, Kore'nin kuzey yarısı olan Mançurya'daki Japon kukla devleti Mançukuo'yu ve Japonya'nın Karafuto eyaleti, Sakhalin Adası'nın güney yarısı ve Kuril Adaları'nı istila etti. Sovyetler savaşa açıkça katılmasına rağmen, Hula Projesi gizli kaldı ve sıkı sansüre tabi tutuldu.\n5 Eylül 1945'te, Sovyet kuvvetlerinin Kuril Adaları'ndaki işgalini tamamlamasından birkaç saat sonra Maxwell, Sovyet mürettebatının halihazırda eğitimde olduğu gemiler dışındaki gemilerin transferini durdurma emri aldı, bu iki devriye fırkateyninin, beş yardımcı motorlu mayın tarama gemisinin ve 24 denizaltı avcısının transferini iptal etti. Transferi durdurma emri, USS devriye fırkateynleri de dahil olmak üzere transfer edilmesi planlanan bazı gemiler durduruldu. Diğer gemiler geri döndü, ancak Annapolis ve Bangor Cold Bay'e doğru ilerlediler, Amerika Birleşik Devletleri kıtasına gitmek isteyen Amerikan personelini gemiye aldılar ve buharla Seattle'a geri döndüler. \nCold Bay'de Sovyet ve Amerikalı personel Hula Projesini kapatma işine girişti. Transfer edilen son dört devriye fırkateyni, 17 Eylül 1945'teki son Hula Projesi konvoyunda Sovyetler Birliği'ne doğru yola çıkmadan önce ek eğitim ve deneme için Cold Bay'de kaldı. Sovyet 5. Bağımsız Müfrezesinin geri kalan personeli 27 Eylül 1945'te Sovyet vapuru Carl Schurz ile Cold Bay'den Sovyetler Birliği'ne doğru yola çıktı. Maxwell, 30 Eylül 1945'te Cold Bay'deki üssü hizmet dışı bıraktı. [1]\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Hula Projesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hula Projesi, II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1397", + "context": "Kriptografi, radyo iletişiminin önemi ve radyo müdahalesinin kolaylığı nedeniyle II. Dünya Savaşı sırasında yaygın olarak kullanıldı. İlgili ülkeler çok sayıda kod ve şifre sistemi kullandılar, bunların çoğu rotorlu makineler kullanıyordu. Sonuç olarak, kriptanalizin veya kod kırmanın teorik ve pratik yönleri çok ileri düzeydeydi.\nMuhtemelen savaşın en önemli şifre kırma olayı, Alman Enigma Şifresinin Müttefikler tarafından başarıyla çözülmesiydi. Enigma'ya ilk giriş 1932 civarında Polonya Şifreleme Bürosu tarafından gerçekleştirildi, kullanılan teknikler ve içgörüler, 1939'da savaşın başlamasından hemen önce Fransız ve İngiliz Müttefiklerine aktarıldı. Savaş sırasında Bletchley Park'taki İngiliz çabalarıyla önemli ölçüde geliştirildiler. Enigma Şifresinin şifresinin çözülmesi, Müttefiklerin önemli ağlardaki Alman radyo trafiğinin önemli kısımlarını okumasına olanak sağladı ve savaş boyunca paha biçilmez bir askeri istihbarat kaynağı oldu. Bu kaynaktan ve Lorenz şifresinin Kriptanalizi gibi diğer üst düzey kaynaklardan elde edilen istihbarata sonunda Ultra adı verildi.\nABD Ordusu Sinyal İstihbarat Servisi tarafından Mor olarak adlandırılan en güvenli Japon diplomatik şifresine benzer bir kırılma, ABD savaşa girmeden önce başlamıştı. Bu kaynaktan gelen ürüne Magic adı verildi. Öte yandan, İkinci Dünya Savaşı'ndaki Alman şifre kırma çalışmaları, İngiliz donanması ve diğer şifreleri kırmada bazı dikkate değer başarılar elde etti.", + "question": "II. Dünya savaşı kriptografisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kriptografi, radyo iletişiminin önemi ve radyo müdahalesinin kolaylığı nedeniyle II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1398", + "context": "İkinci Dünya Savaşı sırasındaki askeri üretim, devletlerin İkinci Dünya Savaşı sırasındaki üretimidir. kinci Dünya Savaşı sırasındaki savunma üretimi, dünya hakimiyeti için yapılan topyekün savaşta Nazi Almanya'sına karşı zafer elde edilmesinde önemli bir faktördü.", + "question": "II. Dünya Savaşı sırasında askeri üretim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İkinci Dünya Savaşı sırasındaki askeri üretim, devletlerin İkinci Dünya Savaşı sırasındaki üretimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1399", + "context": "Tarafsız güçler, II. Dünya Savaşı sırasında tarafsız kalan ülkelerdi. Bu ülkelerden bazılarının yurt dışında büyük kolonileri veya büyük ekonomik gücü vardı.\nII. Dünya Savaşı sırasında tarafsız güçler, saldırıdan kaçınmayı umarak resmi bir taraf tutmadı. Bununla birlikte, Portekiz, İsveç ve İsviçre, Müttefiklere Birleşik Krallık'a \"gönüllü\" tugaylar sağlayarak yardım ederken, İspanya, Müttefiklerden Mihver lehine kaçınarak onlara kendi gönüllü tugayı olan Mavi Tümen'i tedarik etti. İrlanda, Birleşik Devletler'de olduğu gibi genellikle Müttefik tarafını tercih etti. Amerika Birleşik Devletleri, Japonya'nın Pearl Harbor Saldırısını takip eden 8 Aralık 1941'e kadar tarafsız kaldı.\nİtalya ile Vatikan arasında 1929'da imzalanan Laterano Antlaşması, Papa'nın Vatikan Şehri'ni tarafsız bir devlet haline getiren \"uluslararası ilişkilerde daimi tarafsızlığı\" sürdürmesini gerektiriyordu.\nTarafsız olma çabalarına rağmen birçok ülke işgale uğradı. Bunlar arasında, Nazi Almanyası'nın 9 Nisan 1940'ta Danimarka ve Norveç'i - ardından 10 Mayıs 1940'ta Belçika, Hollanda ve Lüksemburg'u işgal etmesi de vardı. Aynı gün, 10 Mayıs 1940'ta, Nisan ayında Faroe Adaları'nı zaten işgal eden İngilizler, İzlanda'yı işgal etti. ve işgalci bir güç kurdu (daha sonra yerini o zamanlar tarafsız olan Birleşik Devletler aldı). Sovyetler Birliği, Litvanya'yı 15 Haziran 1940'ta, Letonya ve Estonya'yı 17 Haziran'da işgal etti. Balkanlar'da 28 Ekim 1940'ta Yunan-İtalyan Savaşı başladı ve Nisan 1941'de Yugoslavya işgal edildi. İran da Ağustos 1941'de İngiltere ve Sovyetler Birliği tarafından saldırıya uğradı ve işgal edildi.", + "question": "II. Dünya Savaşı sırasında tarafsız güçler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tarafsız güçler, II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1400", + "context": "Teknoloji, İkinci Dünya Savaşı'nda önemli bir rol oynadı. Savaş sırasında kullanılan teknolojilerin bazıları 1920'ler ve 1930'ların iki savaş arası yıllarında geliştirildi, çoğu savaş sırasında ihtiyaçlara ve öğrenilen derslere göre geliştirildi, diğerleri ise savaş sona erdiğinde geliştirilmeye başlandı. Pek çok savaşın günlük yaşamımızda kullandığımız teknolojiler üzerinde büyük etkileri oldu ancak İkinci Dünya Savaşı, günümüzde kullanılan teknoloji ve cihazlar üzerinde en büyük etkiyi yarattı. Teknoloji aynı zamanda II. Dünya Savaşı'nın yürütülmesinde tarihteki diğer savaşlardan daha büyük bir rol oynadı ve sonuçlarında kritik bir rol oynadı.\nPek çok teknoloji türü askeri kullanım için geliştirilmiştir ve aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda büyük gelişmeler meydana gelmiştir:\n\nSilahlar: gemiler, araçlar, denizaltılar, uçaklar, tanklar, toplar, hafif silahlar; ve biyolojik, kimyasal ve atom silahları\nLojistik destek: Askerlerin ve malzemelerin taşınması için gerekli olan tren, kamyon, tank, gemi ve uçak gibi araçlar\nİletişim ve istihbarat: uzaktan algılama, navigasyon, iletişim, kriptografi ve casusluk için kullanılan cihazlar\nTıp: cerrahi yenilikler, kimyasal ilaçlar ve teknikler\nRoketçilik: güdümlü füzeler, orta menzilli balistik füzeler ve otomatik uçaklar.\nAskeri silah teknolojisi, İkinci Dünya Savaşı sırasında hızlı ilerlemeler kaydetti ve altı yıl boyunca, uçaklardan hafif silahlara kadar her alanda, savaşta büyük bir değişim yaşandı. Aslında savaş, çoğu ordunun Birinci Dünya Savaşı'ndan çok az değişen ve bazı durumlarda 19. yüzyıldan bu yana değişmeden kalan teknolojiyi kullanmasıyla başladı. Örneğin süvariler, siperler ve Birinci Dünya Savaşı dönemi savaş gemileri 1940'ta normaldi, ancak altı yıl sonra dünyanın dört bir yanındaki ordular jet uçakları, balistik füzeler ve hatta ABD örneğinde olduğu gibi atom silahları geliştirdi.\nİkinci Dünya Savaşı, askeri operasyonların sıklıkla düşmanın araştırma çabalarını hedef aldığı ilk savaştı. Bu, Niels Bohr'un 1943'te Alman işgali altındaki Danimarka'dan İngiltere'ye kaçırılmasını da içeriyordu. Norveç'teki ağır su üretiminin sabote edilmesi ve Peenemünde'nin bombalanması. Düşmanın teknolojisi hakkında istihbarat elde etmek için askeri operasyonlar da yürütüldü. Örneğin, Alman radarı için Bruneval Baskını ve Alman V-2 için Most III Operasyonu.", + "question": "II. Dünya Savaşı sırasında teknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji, İkinci Dünya Savaşı'nda önemli bir rol oynadı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1401", + "context": "II. Dünya Savaşı'nda Amerikan savaş suçları, II. Dünya Savaşı sırasında ABD Silahlı Kuvvetleri tarafından işlenen savaş suçlarının toplamıdır. Savaş suçlarının büyük çoğunluğu Uluslararası Ceza Mahkemesi, Cenevre Sözleşmeleri ve ilgili uluslararası kanunlarla tanımlansa da ABD Hükûmeti silahlı kuvvetlerinin Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından yargılanmasını kabul etmez. Burada Jus ad bellum olarak adlandırılan kabul edilen savaş uygulamaları içinde geçmeyen uygulamalar alınmıştır. Nürnberg Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi tarafından uygulandıktan sonra Nürnberg prensipleri olarak adlandırılan saldırı savaşı veya dünya barışına karşı tutumlar burada ele alınmamıştır.", + "question": "II. Dünya Savaşı'nda Amerikan savaş suçları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1402", + "context": "II.Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında çeşitli grupların ve bireyler birçok ideolojik fikre kapıldılar bunlardan bazıları ölümcül seviyelere dahi ulaşabildi.", + "question": "II. Dünya Savaşı'nda ideolojiler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1403", + "context": "İkinci Dünya Savaşı sırasında, Japon İmparatorluk Silahlı Kuvvetlerinin 35.000 ila 50.000 üyesinin, Ağustos 1945'te Asya'da İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden önce Müttefik askerlere teslim olduğu tahmin ediliyordu. Ayrıca Sovyet birlikleri, Çin'de ve diğer yerlerde yarım milyondan fazla Japon askerini ve sivili yakalayıp hapse attı. Teslim olan Japon askerlerinin, denizcilerinin ve havacılarının sayısı, Japon ordusunun personeline ölümüne savaşmayı telkin etmesi, Müttefik savaş personelinin çoğu zaman esir almaya isteksiz olması ve birçok Japon askerinin teslim olanların kendilerini esir edenler tarafından öldürüleceklerini düşünmeleri nedeniyle teslim olma sayıları sınırlıydı.\nBatılı Müttefik hükûmetler ve üst düzey askeri komutanlar, Japon savaş esirlerine ilgili uluslararası sözleşmelere uygun olarak davranılması talimatını verdi. Ancak pratikte pek çok Müttefik askeri, Japonların işlediği zulümler nedeniyle Japon birliklerinin teslim olmasını kabul etmekte isteksizdi. 1944'te esir almayı teşvik etmek amacıyla başlatılan kampanya kısmen başarılı oldu ve savaşın son yılında alınan esirlerin sayısı önemli ölçüde arttı.\nJapon savaş esirleri genellikle teslim olmakla Japonya ile tüm bağlarını kopardıklarına inanıyorlardı ve birçoğu Müttefiklere askeri istihbarat sağlıyordu. Batılı Müttefikler tarafından alınan esirler, Avustralya, Yeni Zelanda, Hindistan ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kamplarda genel olarak iyi koşullarda tutuldu. Sovyetler Birliği tarafından alınanlar Sibirya'daki çalışma kamplarında sert muameleye maruz kaldı. Savaşın ardından mahkûmlar Japonya'ya geri gönderildi, ancak Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere sırasıyla 1946 ve 1947'ye kadar binlerce kişiyi alıkoydu ve Sovyetler Birliği 1950'lerin başına kadar yüz binlerce Japon savaş esirini alıkoymaya devam etti. Sovyetler Birliği, önümüzdeki birkaç on yıl boyunca yavaş yavaş bazı savaş esirlerini serbest bıraktı, ancak bazıları 1990'larda Sovyetler Birliği'nin çöküşüne kadar geri dönmedi, Sovyetler Birliği'ne yerleşip aile kuran diğerleri ise kalmayı tercih etti.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "II. Dünya Savaşı'nda Japon savaş esirleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İkinci Dünya Savaşı sırasında, Japon İmparatorluk Silahlı Kuvvetlerinin 35." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1404", + "context": "II. Dünya Savaşı'nda Sovyet propagandası, Büyük Vatanseverlik Savaşı sırasında Sovyetler Birliği'nin Nazi Almanyası'na karşı oluşturduğu antifaşist propagandadır.\nİlk ciddi propaganda çalışmaları Nazilerin Sovyetler Birliği'ni işgal girişiminden sonra başlatıldı. Sovyetler Birliği, Barbarossa Harekâtı öncesi Nazi Almanyası'na nazaran daha az bir propaganda gücü sergilemiştir. 1941 yılında Josef Stalin'in 1941 Ekim Devrimi Geçit Töreni'nde yaptığı konuşmada, Nazilerin üstün bir propaganda sergiledikleri hakkında \"Eğer Alman propagandacıların şaşalı açıklamalarına göre değil, Almanya'nın gerçek durumuna hüküm verecek olursak, faşist Alman işgalcilerinin felaketin eşiğinde olduklarını anlamak pek de zor olmayacaktır.\" ifadelerini kullanmıştır. Sovyetler Birliği'ndeki en önemli propaganda baskısının organları Krasnaya Zvezda (Kızıl Yıldız) ve Pravda (Gerçek) gazeteleriydi. Sovyet propaganda tarihinde bu iki gazete savaş zamanı Sovyetler Birliği için önemli bir yer teşkil etmiştir.", + "question": "II. Dünya Savaşı'nda Sovyet propagandası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1405", + "context": "İkinci Dünya Savaşı'nın askeri ödülleri, bu liste İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonunda, savaşçılara üstün hizmetlerinden dolayı verilen nişan ve ödülleri gösterir.", + "question": "II. Dünya Savaşı'nın askeri ödülleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İkinci Dünya Savaşı'nın askeri ödülleri, bu liste İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonunda, savaşçılara üstün hizmetlerinden dolayı verilen nişan ve ödülleri gösterir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1406", + "context": "Hava savaşı, II. Dünya Savaşı'nın tüm cephelerinde önemli bir bileşendi ve uçaksavar savaşıyla birlikte, büyük güçlerin endüstriyel üretiminin büyük bir kısmını kapsıyordu. Almanya ve Japonya, kara ve deniz kuvvetleriyle sıkı bir şekilde bütünleşmiş hava kuvvetlerine bağımlıydı, Mihver güçleri, stratejik bombardıman uçakları filolarının avantajını küçümsediler ve Müttefiklerin stratejik bombardımanına karşı savunma yapmakta geç kaldılar. Bunun tersine, İngiltere ve ABD, yeterli hava savunmasının yanı sıra stratejik bombalamayı ve savaş alanının hava yoluyla taktiksel kontrolünü büyük ölçüde vurgulayan bir yaklaşım benimsedi. Hem İngiltere hem de ABD, büyük, uzun menzilli bombardıman uçaklarından oluşan çok daha büyük stratejik kuvvetler inşa etti. Aynı zamanda, savaş alanlarında hava üstünlüğü sağlayabilecek taktik hava kuvvetleri de oluşturdular ve böylece kara birliklerine hayati destek sağladılar. ABD Donanması ve Kraliyet Donanması da, Japon İmparatorluk Donanması'nın yaptığı gibi, uçak gemilerine dayalı güçlü bir deniz-hava bileşeni oluşturdu ve bunlar denizdeki savaşta merkezi rol oynadılar.\n1939'dan önce tüm taraflar büyük ölçüde teorik hava savaşı modelleri altında faaliyet gösteriyordu. İtalyan teorisyen Giulio Douhet, 1920'lerde, Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında havacıların stratejik bombalamanın etkinliği konusunda geliştirdiği inancı özetledi. Pek çok kişi, \" bombardıman uçağının her zaman başarılı olacağını \" belirterek, tek başına savaşları kazanabileceğini söyledi. Amerikalılar, Boeing B-17 Flying Fortress bombardıman uçağının kendi silahlarıyla korunan hedeflere ulaşabileceğinden ve Norden bomba vizörünü kullanarak \"turşu namlusu\" doğruluğuyla bombalayabileceğinden emindiler. Japon havacılığın öncüleri dünyadaki en iyi deniz havacılarını geliştirdiklerini düşünüyorlardı.", + "question": "II. Dünya Savaşı'nın Hava savaşları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hava savaşı, II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1407", + "context": "II. Dünya Savaşı'nda görev almış en önemli politik veya askeri liderler.", + "question": "II. Dünya Savaşı'nın müttefik liderleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1408", + "context": "İtalyan Etiyopyası (bilinen diğer adıyla İtalyan Etiyopya İmparatorluğu) (İtalyanca: Etiopia italiana), yaklaşık beş yıl boyunca İtalya tarafından işgal edilen Etiyopya İmparatorluğu topraklarıdır. İtalyan Etiyopyası, İtalyan Doğu Afrikası'nın (Africa Orientale Italiana, AOI) kurulmasından sonra Amhara, Harar, Galla-Sidamo ve Scioa valiliklerinden oluşan Etiyopya İmparatorluğu'nun eski topraklarının resmi adıydı, idari bir birim değildi.\nEtiyopya'nın Faşist İtalya tarafından işgal edildiği İkinci İtalya-Etiyopya Savaşı'ndan sonra, Etiyopya toprakları 1936'da AOI, Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa merkezli olarak kuruldu. Kuruluş sonrasında III. Vittorio Emanuele, kendisini Etiyopya İmparatoru ilan etmiştir. Etiyopya ve İtalyan kuvvetleri arasındaki savaşlar düzenli olarak Şubat 1937'ye kadar devam etti, ardından da 1940'lara kadar devam edecek gerilla savaşları başlamıştır.\n1941'deki II. Dünya Savaşı sırasında Etiyopya, Doğu Afrika cephesinde çoğunlukla İngiliz İmparatorluğu'ndan gelen Müttefik Devletler tarafından kurtarıldı, ancak İtalyan gerilla savaşı 1943'e kadar devam etti. İmparator Haile Selassie'nin sürgünden dönmesine ve Aralık 1944'te İngiliz-Etiyopya Antlaşması'nın imzalanmasıyla Etiyopya egemenliğinin tanınmasına rağmen, bazı bölgeler birkaç yıl daha İngiliz işgali altında kaldı. 1947 barış antlaşmasında İtalya, Etiyopya'nın egemenliğini ve bağımsızlığını tanıdı ve Etiyopya'daki tüm özel çıkar veya nüfuz iddialarından feragat etti. Birçok İtalyan göçmen, İmparator Selassie'den tam bir af aldıktan sonra onlarca yıl ülkede kaldı.", + "question": "İtalyan Etiyopyası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İtalyan Etiyopyası (bilinen diğer adıyla İtalyan Etiyopya İmparatorluğu) (İtalyanca: Etiopia italiana), yaklaşık beş yıl boyunca İtalya tarafından işgal edilen Etiyopya İmparatorluğu topraklarıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1409", + "context": "Jäger Raporu, (tam başlık: 1 Aralık 1941'e kadar Einsatzkommando 3 bölgesinde gerçekleştirilen infazların tam tablosu) 1 Aralık 1941'de Einsatzkommando 3 (EK 3) komutanı Karl Jäger tarafından yazılmıştır. Barbarossa Harekatı'nda Kuzey Ordular Grubu'na bağlı Einsatzgruppe A'nın faaliyetlerinin hayatta kalan en ayrıntılı ve kesin kroniğidir ve Letonya ve Beyaz Rusya'nın yanı sıra Litvanya'daki Holokost'u belgeleyen önemli bir kayıttır.\nJäger Raporu, Rollkommando Hamann ölüm mangası da dahil olmak üzere Einsatzkommando 3'ün eylemlerinin bir çetelesidir. Raporda, 2 Temmuz 1941'den 25 Kasım 1941'e kadar büyük çoğunluğu Yahudi olan 137.346 kişinin öldürüldüğü cinayetlerin neredeyse günlük toplamı yer alıyor. Raporda katliamların tarihi, yeri, kurban sayısı ve bunların kategorilere göre Yahudiler, komünistler, suçlular vb. şekilde dağılımı belgeleniyor. Toplamda Litvanya, Letonya ve Beyaz Rusya'nın 71 farklı yerinde 112 infaz gerçekleştirildi. 17 olayda günlük kayıplar 2.000 kişiyi aştı. 9 Şubat 1942'de Franz Walter Stahlecker'e el yazısıyla yazdığı bir notta Jäger, toplamları 136.421 Yahudi 46.403 erkek, 55.556 kadın ve 34.464 çocuk olarak güncelledi, 1.064 komünist, 653 zihinsel engelli ve 134 kişi daha. Rapor, Vilnius, Kaunas ve Šiauliai Gettos'unda yoğunlaşan yaklaşık 34.500 Yahudi dışında Litvanya'nın artık Yahudilerden arındırıldığı sonucuna vardı. Ancak Jäger Raporu, Einsatzkommando 2'nin Šiauliai bölgesinde yaklaşık 46.000 kişi ve bazı sınır bölgelerinde örneğin, 13 Eylül'de Šakiai'deki ve 19 Eylül'de Kudirkos Naumiestis'teki infazlarını içermediğinden Litvanya'daki tüm Yahudi ölümlerinin kaydını tutmadı.Temmuz-Ağustos'ta Kretinga, 24 Haziran 1941'de Gargždai veya hatta Vilnius'ta 1 Ekim'de yaklaşık 4.000 Yahudi'nin katledilmesi eksik.\nDokuz sayfalık rapor beş nüsha halinde hazırlandı ancak yalnızca bir tanesi hayatta kaldı ve Rus Askeri Özel Arşivi'nde tutuldu. Kopya, Kızıl Ordu'nun Litvanya'yı yeniden işgal ettiği 1944'te keşfedildi, ancak Nazi savaş suçlarını değerlendiren bilim adamları veya yargı tarafından bilinmiyordu. Ancak 1963 yılında, Hans Globke'nin Doğu Almanya'daki gıyaben duruşması sırasında ve Jäger'in intiharından dört yıl sonra, Sovyet Dışişleri Bakanlığı belgeyi Ulusal Suçların Soruşturulması için Alman Devlet Adalet İdaresi Merkez Ofisine açıkladı. Belge ilk olarak 1965 yılında Litvanya'daki Masinės žudynės Lietuvoje belge koleksiyonunda ve Batı basınında Adalbert Rückerl tarafından yayımlandı.\nJager raposunu şu cümlelerle tamamladı:\n\"Bugün EK'nin Litvanya'daki Yahudi sorununu çözme hedefine ulaştığını söyleyebilirim. 3. Litvanya'da Arbeitsjuden (\"işçi Yahudileri\") ve aileleri dışında artık Yahudi yok.\nBu sayı\nŠiauliai'da 4.500\nKaunas'ta... 15.000\nVilnius'ta... 15.000.\nArbeitsjuden'leri ve ailelerini de uzaklaştırmak istedim, bu da bana sivil idareden (Reichskommissar) ve Wehrmacht'tan sert eleştirilere yol açtı. \"Bu Yahudiler ve aileleri vurulamaz!\" Litvanya'yı judenfrei yapma hedefine ancak hedeflerimi tamamen benimseyen ve Litvanyalı partizanlar ve yetkili sivil makamlarla işbirliğini nasıl garanti edeceğini bilen SS-Obersturmführer Hamann'ın liderliğinde seçilmiş adamlarla bir Rollkomando kurarak ulaşılabilirdi.\"\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Jäger Raporu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jäger Raporu, (tam başlık: 1 Aralık 1941'e kadar Einsatzkommando 3 bölgesinde gerçekleştirilen infazların tam tablosu) 1 Aralık 1941'de Einsatzkommando 3 (EK 3) komutanı Karl Jäger tarafından yazılmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1410", + "context": "Japonya'nın Burma'yı işgali, II. Dünya Savaşı'nın Güneydoğu Asya bölgesinde 1942'den 1945'e kadar dört yıl boyunca süren Burma harekatının ilk aşamasıydı. Seferin ilk yılında (Aralık 1941'den 1942'nin ortalarına kadar), Japon Ordusu Tayland Phayap Ordusu ve Burmalı isyancıların yardımıyla Britanya İmparatorluğunu ve Çin kuvvetlerini Burma'dan sürdü, ardından Burma'da Japon işgaline başladı. Japonya sözde bağımsız Burma idari hükûmeti ve bir ordu kurdu.\nİkinci Dünya Savaşı başlamadan önce Burma, Britanya İmparatorluğu'nun bir parçasıydı ve 19. yüzyıldaki üç İngiliz-Birmanya savaşının ardından işgal ve ilhak edildi. Başlangıçta İngiliz Hindistan'ının bir parçası olarak yönetilen Burma, 1935 tarihli Hindistan Hükûmeti Yasası uyarınca ayrı bir koloni halinde oluşturuldu. İngiliz yönetimi altında önemli bir ekonomik gelişme yaşanmıştı, ancak Birmanlar topluluğunun çoğunluğu giderek daha huzursuz hale geliyordu. Kaygıları arasında, birçok yeni endüstriye işgücü sağlamak için Hint işçilerin ithalatı ve arazinin ihraç mahsullerinin ekimi için kullanılması veya Hint tefecilere ipotek edilmesi nedeniyle kırsal kesimdeki geleneksel toplumun aşınması vardı. Burma saldırıya uğradığında Birmanlar, İngiliz düzeninin savunmasına katkıda bulunmak konusunda isteksizdi ve pek çok kişi Japonlara yardım eden hareketlere kolayca katıldı.\nBritanya'nın Uzak Doğu'daki topraklarını savunmaya yönelik İngiliz planları, Singapur ve Malaya'yı Hindistan'a bağlayan hava limanlarının inşasını içeriyordu. Bu planlarda Britanya'nın da Almanya ile savaş halinde olduğu ve Japonya savaşa girdiğinde bu toprakları savunmak için gerekli güçlerin mevcut olmadığı gerçeği dikkate alınmamıştı. Burma, Japon tehdidine maruz kalması muhtemel olmayan askeri bir \"durgun su\" olarak görülüyordu.\nKarargahı Rangoon'da bulunan Burma Ordusu'nun komutanı Korgeneral Thomas Hutton'un ülkeyi savunmak için yalnızca 17. Hint Piyade Tümeni ve 1. Burma Tümeni vardı, ancak Çan Kay-şek yönetimindeki Çin Milliyetçi hükûmetinden yardım bekleniyordu. Savaş sırasında İngiliz Hint Ordusu, barış zamanındaki 200.000 kişilik gücünün on iki katından fazla genişledi, ancak 1941'in sonlarında bu genişleme, çoğu birimin yetersiz eğitimli ve kötü donanımlı olduğu anlamına geliyordu. Çoğu durumda, Burma'daki Hint birimlerinin aldığı eğitim ve teçhizat, ormanlardan ziyade Batı Çölü harekâtındaki veya Hindistan'ın Kuzey Batı Sınırındaki operasyonlar içindi. 1. Burma Tümeni'nin çoğunu oluşturan Burma taburları, başlangıçta yalnızca Karenler gibi Burma'daki azınlık toplulukları arasından iç güvenlik birlikleri olarak yetiştirilmişti. Ayrıca Birman askerlerinin akınıyla hızla genişlemişlerdi, teçhizat sıkıntısı vardı ve çoğunlukla yeni askerlerden oluşuyordu.\nJaponya savaşa öncelikle, Avrupa'daki savaş nedeniyle zayıf bir şekilde savunulan Güneydoğu Asya'daki Avrupa (özellikle Hollanda) topraklarından hammadde, özellikle de petrol elde etmek için girdi. Planları, kısmen Burma'nın kendi doğal kaynakları nedeniyle (Yenangyaung çevresindeki tarlalardan elde edilen bir miktar petrolün yanı sıra kobalt gibi mineraller ve büyük miktarda pirinç fazlalığı da dahil) Burma'ya bir saldırıyı içeriyordu, ama aynı zamanda Malaya'ya ve Malaya'ya karşı ana saldırılarının Singapur ve işgal etmeyi düşündükleri bölgeleri korumak için bir tampon bölge sağlamak korumak içindi. Ek bir etken, 1938'de tamamlanan ve Rangoon limanından bir demiryolunun sonundaki Lashio'yu Çin'in Yunnan eyaletine bağlayan Burma Yolu idi. Yeni tamamlanan bu bağlantı, birkaç yıldır Japonlarla savaşan Çan Kay-Şek'in Çin Milliyetçi güçlerine yardım ve mühimmat taşımak için kullanılıyordu. Japonlar doğal olarak bu bağlantıyı kesmek istiyordu. General Hisaichi Terauchi'nin genel komutası altındaki Güney Seferi Ordu Grubu, Güneydoğu Asya'daki tüm askeri operasyonlardan sorumluydu. Korgeneral Shojiro Iida komutasındaki Japon On Beşinci Ordusu'na, başlangıçta 21 Aralık 1941'de Japonya ile dostluk anlaşması imzalayan kuzey Tayland'ı işgal etme ve Tenasserim Tepeleri üzerinden güney Burma eyaleti Tenasserim'e saldırma görevi verildi. Ordu, son derece saygın 33. Tümen ve 55. Tümen'den oluşuyordu, ancak her iki tümen de diğer operasyonlardaki müfrezeler nedeniyle birkaç hafta boyunca zayıflatılmıştı.\nSavaş tehdidi büyüdükçe Japonlar, Burma'daki potansiyel müttefiklerle bağlantılar kurmaya çalıştı. 1940 sonlarında Burmalı öğrenci aktivisti Aung San, Amoy'da Suzuki Keiji ile temasa geçti ve görüşmeler için Japonya'ya gitti. O ve diğer birkaç gönüllüye daha sonra Hainan Adası'nda yoğun askeri eğitim verildi. Burma Bağımsızlık Ordusu resmi olarak 28 Aralık 1941'de Tayland'ın Bangkok kentinde kuruldu. Başlangıçta 227 Burmalı ve 74 Japon personelden oluşuyordu. ancak ana Japon istilasının bir parçası olarak Burma'ya geçtikten sonra çok sayıda gönüllü ve asker tarafından hızla takviye edildi.\n22 Ocak 1942'de Japon 55. Tümeninin ana gövdesi, Kawkareik Geçidi üzerinden Tayland'daki Rahaeng'den batıya doğru ana saldırıya başladı. Bu yaklaşımı koruyan 17. Hint Tümeni'nin 16. Hint Piyade Tugayı aceleyle batıya doğru çekildi. Japon tümeni, 2. Burma Piyade Tugayı tarafından garnize edilen Salween Nehri ağzındaki Moulmein'e ilerledi. Konumun savunulması neredeyse imkansızdı ve Salween Nehri'nin neredeyse 24 km yakınındaydı. Sonunda büyük miktarda malzeme ve ekipmanı bıraktıktan sonra 31 Ocak'ta feribotla nehrin üzerinden geri çekildi. Gücün bir kısmı Moulmein'de kaldı ve nehirde yüzmek zorunda kaldı.\n12 Şubat 1942'nin erken saatlerinde, 10. Beluc Alayı'nın 7. taburunun üç bölüğü ile 33. Japon Tümeni'nin 215. Piyade Alayı'nın üç taburu arasında şiddetli bir savaş yaşandı. Kuzeik'in Salween Nehri'nin batı yakası boyunca. Küçük Pa-an kasabası nehrin tam karşısında, doğu kıyısında yer alıyordu. Japonlar, 11 Şubat gecesi karanlığın örtüsü altında Pa-an'dan nehri geçtiler ve 12 Şubat gece yarısını 45 dakika geçe saldırıya başladı. Dogralar, Pencaplı Müslümanlar ve Pathanlardan oluşan bölüklerden oluşan Beluciler çoğunlukla yeni askere alınmış, savaşta deneyimsiz, çöl savaşında eğitim almış ve silah ve cephane stokları az olan adamlardan oluşuyordu. Yine de o gece sert bir direniş gösterdiler, birkaç saat pozisyonlarını korudular ve göğüs göğüse çarpışmaya giriştiler. Bununla birlikte Japonlar, sayılarının çok daha fazla olması sayesinde 12 Şubat sabahı İngiliz mevzilerini aşmayı başardılar. Önceki gün ve saatlerde Japon bombardıman uçaklarının Kuzeik'teki İngiliz mevzilerine saldırıları. Bu savaştan kalan İngiliz oluşumları kuzeye, Thaton'daki Tugay komutanlığına çekildi. 7/10 Beluc'un üçte birinden azı bu savaştan sağ çıktı. Bu savaş çoğunlukla 'Pa-an Savaşı', bazen de 'Kuzeik-Pa-an Savaşı' olarak anılır.\n22 ve 23 Subat'ta Sittang Köprüsü'nü ele geçeren japon ilerlemesi, 28 Şubat'ta Yangon'un düşüşü izledi. Çaresiz kalan Müttefik güçler için geri çekilme korkunç koşullar altında gerçekleştirildi. Açlıktan ölmek üzere olan mülteciler, düzensiz başıboş insanlar ve hasta ve yaralılar Hindistan'a giden ilkel yolları ve yolları tıkadı. En az 500.000 sivil kaçak Hindistan'a ulaşırken, 10.000 ile 50.000 arasında olduğu tahmin edilen bilinmeyen sayıda kişi de yol boyunca öldü. Daha sonraki aylarda Hindistan'a ulaşanların %70 ila 80'i dizanteri, çiçek hastalığı, sıtma veya kolera gibi hastalıklara yakalandı. 26 Nisan'da İngiliz, Hint ve Burma kuvvetleri tam bir geri çekilmeyle sivillere katıldı. Burma Kolordusu Hindistan'daki Manipur'a çekildi. Bir aşamada İskender, 7. Zırhlı Tugay ve bir piyade tugayının Çin ordularına Yunnan'a kadar eşlik etmesini önerdi, ancak zırhlı tugayın Hindistan'la bağlantısı kesildiğinde hızla etkisiz hale geleceğine ikna oldu. Japonlar, 1/2 Mayıs gecesi Monywa'nın nehir kenarındaki limanını ele geçirmek için Chindwin Nehri'ne tekneyle asker göndererek Burma Kolordusunu kesmeye çalıştı. Aceleyle yeniden oluşturulan Burma Tümeni Monywa'yı yeniden ele geçiremedi, ancak Kolordu'nun geri kalanının kuzeye çekilmesine izin verdi. Kolordu, 10 Mayıs'ta köhne feribotlarla Chindwin'in batı yakasındaki Kalewa'ya geçmeye çalışırken, Monywa'dan ilerleyen Japonlar, onları doğu yakasındaki Shwegyin'de kayalıklarla çevrelenmiş bir havzada kuşatmaya çalıştı. Karşı saldırılar birliklerin kaçmasına izin vermesine rağmen, Burma Kolordusu'nun geri kalan ekipmanlarının çoğunun imha edilmesi veya terk edilmesi gerekiyordu. 12 Mayıs'ta Japonlar, 127 günde 2.400 km yol kat ederek ve 34 savaş yaparak Kalewa'yı işgal etti.\nBurma Kolordusu, Mayıs 1942'de musonun patlamasından hemen önce Manipur'daki Imphal'a ulaştı. Özel Burma Kolordu Karargahı dağıtıldı ve yakın zamanda Hindistan'a gelen IV. Kolordu Karargahı cepheyi devraldı. Birlikler kendilerini aşırı derecede sağlıksız koşullarda, sağanak muson yağmurları altında açık havada yaşarken buldular. Hindistan'daki ordu ve sivil yetkililer, askerlerin ve sivil mültecilerin ihtiyaçlarına yanıt vermekte çok yavaş davrandılar. Ön cephedeki birimler bir miktar düzeni korumuş olsa da, pek çok doğaçlama birim ve arka bölge birlikleri düzensiz bir bozguna dönüşmüştü. Birlikler, \"vahşet ve acılarla ilgili tüyler ürpertici hikayeler\" nedeniyle endişe verici bir durumdaydı. Bu arada Burma'nın İngiliz Sivil Hükûmeti, birçok İngiliz, İngiliz-Hint ve Hint siville birlikte Kuzey Burma'daki Myitkyina'ya geri çekilmişti. Vali ve en nüfuzlu siviller, bazı hasta ve yaralılarla birlikte Myitkyina Havaalanından uçtu. Myitkyina'daki mültecilerin çoğunluğu sağlıksız Hukawng Vadisi ve sarp ormanlarla kaplı Patkai Sıradağları üzerinden Hindistan'a doğru yola çıkmak zorunda kaldı. Birçoğu yolda öldü ve Hindistan'a ulaştıklarında, sivil yetkililerin beyaz ve Avrasyalı sivillerin devam etmesine izin verirken Hintlerin ilerlemesini engellediği ve pek çok kişiyi fiilen ölüme mahkûm ettiği birkaç örnek yaşandı. Buna karşılık Assam Çay Yetiştiricileri Derneği gibi pek çok özel kişi yardım sağlamak için ellerinden geleni yaptı.\nJapon ilerlemesi Çin birliklerinin çoğunun Çin'den bağlantısını kesti. Birçoğu Hukawng Vadisi yoluyla Hindistan'a çekildi ve geçimlerini büyük ölçüde yağmalayarak sağladı, bu da mültecilerin sefaletini daha da artırdı. Ancak Sun Li-jen komutasındaki Çin 38. Tümeni, Chindwin boyunca batıya doğru savaşarak 24 Mayıs'ta Imphal'a ağır kayıplarla birlikte büyük ölçüde sağlam bir şekilde ulaştı, kalan Çin birlikleri uzak dağlık ormanlardan Yunnan'a dönmeye çalıştı ama çoğu yolda öldü. Amerikalı General Joseph Stilwell de 20 Mayıs'ta Imphal'a yürüyerek ulaştı. Hindistan'a çekilen 23.000 Çinli asker General Stilwell'in komutasına verildi ve Bihar'daki Ramgarh'daki kamplarda toplandılar. İyileştikten sonra Amerikalı eğitmenler tarafından yeniden donatıldılar ve yeniden eğitildiler.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Japonya'nın Burma'yı işgali nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Japonya'nın Burma'yı işgali, II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1411", + "context": "Müttefik birlikler, Pasifik Savaşı'nın son aylarındaki Okinawa Muharebesi ve ardından Müttefiklerin Japonya'yı işgali sırasında bir dizi tecavüz gerçekleştirdi. Müttefikler, II. Dünya Savaşı'nın sona ermesinin ardından 1952'ye kadar Japonya'yı işgal etti ve Okinawa Eyaleti, sonrasında yirmi yıl boyunca ABD yönetimi altında kaldı. Müttefik işgal personelinin cinsel şiddet vakalarına ilişkin tahminler önemli ölçüde farklılık gösteriyor.\n1945'e gelindiğinde ABD birlikleri, Japon sivil nüfusun bulunduğu bölgelere giriyor ve onları işgal ediyordu. 19 Şubat 1945'te ABD birlikleri Iwo Jima'ya ve 1 Nisan 1945'te Okinawa'ya çıkarma yaptı. Ağustos 1945'te Japonya teslim oldu ve Müttefik işgal birlikleri ana adalara çıkararak Japonya'nın resmi işgalini başlattı. Müttefik işgali Japonya'nın büyük bölümünde 28 Nisan 1952'de sona erdi, ancak Okinawa'da San Francisco Antlaşması hükümlerinin yürürlüğe girdiği 15 Mayıs 1972'ye kadar sona ermedi. Pasifik Savaşı sırasında Japon Hükûmeti sık sık, ülkenin yenilmesi durumunda Japon kadınlarına Müttefik askerler tarafından tecavüz edileceğini ve öldürüleceğini iddia eden propaganda yayınladı. Hükûmet bu iddiayı, Müttefik kuvvetlerin işgal ettiği bölgelerdeki askerlere ve sivillere ölümüne savaşmaları veya intihar etmeleri yönündeki emirleri haklı çıkarmak için kullandı.\nBazı tarihçiler işgalin ilk aşamalarında toplu tecavüzlerin yaşandığını belirtiyor. Örneğin Fujime Yuki, Amerikan birliklerinin karaya çıkışından sonraki ilk ayda 3.500 tecavüzün gerçekleştiğini belirtti. Tanaka, vilayetin başkenti Yokohama'da Eylül 1945'te bilinen 119 tecavüz olayının yaşandığını aktarıyor En az yedi akademik kitap ve diğer pek çok çalışma, Kanagawa Vilayeti'nin işgalinin ilk 10 günü boyunca 1.336 tecavüz olayının rapor edildiğini belirtiyor. Walsh, bu rakamın Yuki Tanaka'nın Gizli Korkular kitabından kaynaklandığını ve yazarın kaynağındaki suç rakamlarını yanlış okumasından kaynaklandığını belirtiyor. Kaynak, Japon Hükûmeti'nin Amerikan güçlerinin dahil olduğu her türden 1.326 suç olayını kaydettiğini ve bunların belirtilmeyen bir kısmının tecavüz olduğunu belirtiyor.\nTarihçiler Eiji Takemae ve Robert Ricketts, \"ABD paraşütçüleri Sapporo'ya indiğinde, bir yağma, cinsel şiddet ve sarhoş kavgası ortaya çıktı. Toplu tecavüzler ve diğer cinsel zulümler nadir değildi\" ve tecavüz kurbanlarından bazıları intihar etti. Buna karşılık Walsh, işgalin ilk aşamalarında \"kısa bir suç dalgası\" yaşanırken, bu dönemde göreceli olarak çok az tecavüz yaşandığını belirtiyor. Svoboda'ya göre, RAA genelevlerinin 1946'da kapatıldığı sırada Yuki Tanaka tarafından kaydedilen iki büyük toplu tecavüz olayı var.\nAmerikan İşgal yetkilileri, 10 Eylül 1945'ten işgalin sona erdiği yıla kadar Japon medyasına geniş kapsamlı sansür uyguladılar; buna hassas sosyal meselelerin haberleştirilmesine ilişkin yasaklar ve İşgal güçleri üyeleri tarafından işlenen ciddi suçlar da dahil. Eiji Takemae ve Robert Ricketts'e göre Müttefik İşgal güçleri tecavüz gibi suç faaliyetlerine ilişkin haberleri bastırdı;. 10 Eylül 1945'te SCAP \"'Mesleğin hedeflerine aykırı' tüm rapor ve istatistiklerin yayınlanmasını yasaklayan basın ve ön sansür yasalarını yayınladı\". Teresa Svoboda'ya göre Japon basını işgalden iki hafta sonra tecavüz ve yağma olaylarını bildirdi ve İşgal yönetimi buna tüm medyayı derhal sansürleyerek yanıt verdi. Ancak Walsh, sansür başlamadan önce basının az sayıda tecavüz vakasına yer verdiğini belirtiyor. Örneğin, Asahi Shimbun'da Müttefik kuvvetlerin tecavüzlerine ilişkin herhangi bir tartışmayı içeren son makale, hiçbirinin gerçekleşmediğini belirtiyordu. İşgalin ardından Japon dergileri Amerikalı askerlerin gerçekleştirdiği tecavüzlere ilişkin yazılar yayınladı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Japonya'nın işgali sırasında tecavüz nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Müttefik birlikler, Pasifik Savaşı'nın son aylarındaki Okinawa Muharebesi ve ardından Müttefiklerin Japonya'yı işgali sırasında bir dizi tecavüz gerçekleştirdi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1412", + "context": "Jiro Horikoshi (堀越 二郎, Horikoshi Jirō, 22 Haziran 1903 – 11 Ocak1982) Mitsubishi A6M Zero avcı uçağı da dahil olmak üzere II.Dünya Savaşı'nın birçok Japon avcı uçak tasarımının baş mühendisiydi.", + "question": "Jiro Horikoshi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jiro Horikoshi (堀越 二郎, Horikoshi Jirō, 22 Haziran 1903 – 11 Ocak1982) Mitsubishi A6M Zero avcı uçağı da dahil olmak üzere II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1413", + "context": "Kaiserwald Toplama Kampı (Ķeizarmežs), günümüz Letonya'sındaki Mežaparks'ın Riga banliyösü yakınında bir Nazi toplama kampıydı. Kaiserwald, Mart 1943'te, Alman ordusunun Letonya'yı işgal ettiği dönemde inşa edildi. Kampın ilk mahkûmları Almanya'dan gelen birkaç yüz mahkûmdu. Haziran 1943'te Riga, Liepāja ve Daugavpils (Dvinsk) gettolarının tasfiyesinin ardından, Letonya Yahudilerinin geri kalanı, Vilna Gettosu'nun tasfiyesinden hayatta kalanların çoğuyla birlikte Kaiserwald'a sürüldü. 1944'ün başlarında, Riga çevresindeki bir dizi küçük kamp, Kaiserwald kampının yetkisi altına alındı. Macaristan'ın Almanlar tarafından işgal edilmesinin ardından, Macar Yahudileri ve Polonya'daki Łódź'dan bazı Yahudiler Kaiserwald'a gönderildi. Mart 1944 itibarıyla, kampta ve bağlı kuruluşlarında 6.182'si erkek ve 5.696'sı kadın olmak üzere 11.878 mahkûm vardı ve bunların yalnızca 5'i Yahudi olmayanlardandı.\nAuschwitz veya Treblinka'nın aksine, Kaiserwald bir imha kampı değildi ve mahkûmlar, pil gibi elektrikli eşyaların üretiminde Kaiserwald'dan çok sayıda kadın köle kullanan Allgemeine Elektrizitäts-Gesellschaft gibi büyük Alman şirketleri tarafından çalıştırılıyordu.\n5 Ağustos 1944'te Kızıl Ordu batıya doğru ilerleyip Letonya'ya girerken, Almanlar Kaiserwald'daki mahkûmları Polonya'daki Stutthof toplama kampına tahliye etmeye başladı. 18 yaşın altındaki veya 30 yaşın üzerindeki tüm Yahudiler, herhangi bir suçtan hüküm giymiş olan veya Letonya'dan Polonya'ya olan yolculukta hayatta kalamayacağı düşünülen herkesle birlikte öldürüldü. Yolculuk sırasında ölmeyen mahkûmlar Eylül 1944'te Stutthof'a ulaştı. Kızıl Ordu, 15 Ekim 1944'te kampı ele geçirdi ve daha sonra kampı Mihver savaş esirlerini barındırmak için kullandı.", + "question": "Kaiserwald Toplama Kampı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kaiserwald Toplama Kampı (Ķeizarmežs), günümüz Letonya'sındaki Mežaparks'ın Riga banliyösü yakınında bir Nazi toplama kampıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1414", + "context": "Karoutes Savaşı, Yunan Direnişi sırasında ELAS ile işgalci Almanya arasında gerçekleşen savaştır. ELAS gerillaları yapmış olduğu baskın birkaç saat süren savaş sonucunda zaferle sonuçlandırdı. Bölge komutanı Otto Weber, iki komutanın öldürülmesi ile birlikte direnişçilere bir subay yollayarak sağ kalan Almanların teslim olacağını belirtti. Direnişçiler bunu kabul ederek Almanları esir aldı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Karoutes Savaşı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karoutes Savaşı, Yunan Direnişi sırasında ELAS ile işgalci Almanya arasında gerçekleşen savaştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1415", + "context": "Kauen toplama kampı, eski Kovno Gettosu'nda bulunan bir Nazi toplama kampıydı. 15 Eylül 1943'ten 14 Temmuz 1944'e kadar faaliyet gösterdi ve günümüz Litvanya'sındaki Kaunas şehri çevresinde on yedi uydu kampı vardı. Mahkûmların çoğu, Litvanya'daki Holokost'un önceki yıllarında hayatta kalan Yahudilerdi. Temmuz 1944'te alt kamplardan sekizi kapatıldı. Ana kamp 1 Ağustos 1944'te Kızıl Ordu tarafından kurtarıldı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kauen toplama kampı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kauen toplama kampı, eski Kovno Gettosu'nda bulunan bir Nazi toplama kampıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1416", + "context": "Keelhaul Operasyonu, II. Dünya Savaşı'ndan sonra Sovyet vatandaşlarının ve Batı'daki Sovyet Ordusu üyelerinin Sovyetler Birliği'ne zorla geri gönderilmesiydi. Zorunlu geri dönüş, Almanya'daki Sovyet Silahlı Kuvvetleri savaş esirlerine ve Rusya Kurtuluş Ordusu üyelerine odaklanmış olsa da, Müttefiklerin kontrolü altındaki diğer birçok kişiyi de içeriyordu. Zulüm tehlikesi altındaki kişilerin zorla ülkelerine geri gönderilmesi anlamına gelen geri gönderme, bir insan hakları ihlali ve uluslararası hukukun ihlalidir. Bu nedenle, Keelhaul Operasyonu, modern uluslararası insancıl hukuka göre, özellikle de çoğu hiçbir zaman Sovyet vatandaşı olmayan ve Rus İç Savaşı'nın bitiminden önce Rusya'dan kaçan, Sovyet çalışma kamplarına zorlanan çok sayıda sivil göz önüne alındığında, bir savaş suçu olarak adlandırılabilirdi.\nOperasyon, 14 Ağustos 1946 ile 9 Mayıs 1947 tarihleri arasında İngiliz ve Amerikan kuvvetleri tarafından Kuzey İtalya ve Almanya'da gerçekleştirildi Jasenovac toplama kampını yöneten faşist Ustaše rejiminin üyeleri de dahil olmak üzere anti-komünist Yugoslavlar ve Macarlar da kendi hükûmetlerine geri gönderildi. \"Yerinden Edilmiş Sovyet Vatandaşlarının Zorla Ülkelerine Geri Gönderilmesi-Keelhaul Operasyonu\" başlıklı üç ciltlik kayıt, 18 Eylül 1948'de ABD Ordusu tarafından Çok Gizli olarak sınıflandırıldı ve 383.7-14.1 gizli dosya numarasını taşıyor.\nYalta Konferansı'nın vardığı sonuçlardan biri, Batılı Müttefiklerin kendi bölgelerinde bulunan tüm Sovyet vatandaşlarını Sovyetler Birliği'ne geri gönderecekleriydi. Bu durum, serbest bırakılan Sovyet savaş esirlerini hemen etkiledi ama aynı zamanda onların isteklerine bakılmaksızın tüm Sovyet vatandaşlarını da kapsıyordu. Buna karşılık Sovyet hükûmeti, Alman savaş esiri kamplarından kurtardığı binlerce Batılı Müttefik savaş esirini teslim etmeyi kabul etti.\nAvrupa'nın Sovyet işgali altındaki bölgelerinden kaçan mülteci grupları arasında anti-komünistler, siviller ve Doğu Avrupa ülkelerinden Nazi işbirlikçileri vardı. Zaten Batı Avrupa'da bulunan ve büyük çoğunluğu Sovyet savaş esirleri ve zorunlu işçi olan Sovyetler Birliği'nden gelen yerinden edilmiş kişiler kitlesine eklendiler. Alman Ordusu Ostlegionen ve/veya Waffen SS birimleri için gönüllü olan Sovyet tebaası zorla ülkelerine geri gönderildi. Bunlar arasında, Müttefik işgali altındaki Avusturya'nın Batı işgal bölgelerinden Avusturya ve Müttefik işgali altındaki Almanya'nın Sovyet işgal bölgelerine nakledilen akrabalarıyla birlikte XV. SS Kazak Süvari Kolordusu'nun Rus Kazakları da vardı. Teslim edilenler arasında hiçbir zaman Sovyet vatandaşı olmayan Beyaz göçmen Ruslar da vardı. General Andrei Shkuro ve Don Kazak Pyotr Krasnov'un Ataman'ı da dahil olmak üzere bazıları savaş sırasında Sovyetlere karşı Nazi Almanyası için savaşmıştı. Bu, Yalta Konferansı sonrasında İngiliz Dışişleri Bakanlığı'nın, yalnızca 1 Eylül 1939'dan sonra böyle olan Sovyet vatandaşlarının Sovyetler Birliği'ne dönmeye zorlanacağı veya başka yerlerdeki Sovyet yetkililerine teslim edileceği yönündeki resmi açıklamasına rağmen yapıldı.\nDiğer taraftan, Sovyet liderliği, Stalin'in taleplerine rağmen, İngiliz istihbaratının, Sovyet karşıtı operasyonları yeniden canlandırmak amacıyla Churchill'in emriyle bir dizi anti-komünist mahkumu alıkoyduğunu öğrendi. Galiçya'daki Ukraynalılardan toplanan 14. Waffen Grenadier Tümeni, görünüşte Galiçya'nın Eylül 1939'dan önce Polonya'ya ait olması nedeniyle, gerçekte MI6'nın mahkûmları gelecekteki operasyonlarda kullanmak istemesi nedeniyle ülkelerine geri gönderilmedi. 14. Bölüm'ün savaş suçlularını taramasından sorumlu subay Fitzroy Maclean, 1989'daki bir röportajda \"aralarında savaş suçlularının da bulunması ihtimalinin oldukça açık\" olduğunu itiraf etti, ancak şu bağlamda şunu savundu: Soğuk Savaş'ta Sovyetler Birliği'ne karşı savaşmak için bu tür adamlara ihtiyaç vardı. 23 Mart 1947'de Birleşik Krallık, adamları daha sonra Birleşik Krallık, Kanada ve Avustralya'ya yerleştirilen 14. Tümenin tamamına sığınma hakkı verdi. Sovyet hükûmeti, bölümdeki adamların çoğunun daha önce Galiçya'daki Alman polis birimlerinde görev yaptığını ve savaş suçları işlemeye derinden karıştıklarını belirterek, ancak bölümdeki bir subay olan Pavlo Shandruk tarafından yazılan bir brifingden yararlanarak bu kararı protesto etti. Buna dayanarak Dışişleri Bakanlığı, 14. tümenin savaş suçlarına karıştığını reddeden bir bildiri yayınladı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Keelhaul Operasyonu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Keelhaul Operasyonu, II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1417", + "context": "Kış Savaşı ya da Fin-Sovyet Savaşı (Fince: talvisota, İsveççe: vinterkriget, Rusça: Зимняя война, Zimnyaya voyna), II. Dünya Savaşı'nın başlarında Finlandiya ile Sovyetler Birliği arasında yaşanan savaştır. Savaş, II. Dünya Savaşı ve Sovyetlerin Polonya İstilasından iki ay sonra, 30 Kasım 1939'da Sovyetlerin saldırısıyla başladı ve 13 Mart 1940'ta Moskova Barış Antlaşması'yla sona erdi. Milletler Cemiyeti saldırıyı yasa dışı olarak kabul etti ve 14 Aralık 1939'da Sovyetler Birliği'ni cemiyetten attı.", + "question": "Kış Savaşı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kış Savaşı ya da Fin-Sovyet Savaşı (Fince: talvisota, İsveççe: vinterkriget, Rusça: Зимняя война, Zimnyaya voyna), II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1418", + "context": "Kore Kurtuluş Günü (Korece: Kuzey Kore'de Jogukhaebangui nal, 조국해방의 날 ; Güney Kore'de Gwangbokjeol, 광복절), II. Dünya Savaşı’nda Japon İmparatorluğu’nun yenilmesi ile Kore halkı, Japon sömürgeciliğinden 15 Ağustos 1945’te kurtulmasının kutlandığı özel gün.", + "question": "Kore Kurtuluş Günü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kore Kurtuluş Günü (Korece: Kuzey Kore'de Jogukhaebangui nal, 조국해방의 날 ; Güney Kore'de Gwangbokjeol, 광복절), II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1419", + "context": "RMS Laconia, Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi'nde müttefiklerin Amiral Karl Doenitz'in 10 yıl hücre cezası almasına mazeret olarak gösterdikleri, 12 Eylül 1942 yılında bir Alman denizaltısı (U-156) tarafından batırılan İngiliz yolcu gemisi.\nGeminin inşası 9 Nisan 1921'de tamamlanmış, ilk yolculuğunu 25 Mayıs 1922'de Southampton'dan New York'a yapmıştır.", + "question": "RMS Laconia (1921) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "RMS Laconia, Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi'nde müttefiklerin Amiral Karl Doenitz'in 10 yıl hücre cezası almasına mazeret olarak gösterdikleri, 12 Eylül 1942 yılında bir Alman denizaltısı (U-156) tarafından batırılan İngiliz yolcu gemisi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1420", + "context": "Leyte Körfezi Muharebesi 200.000'den fazla deniz personelinin katıldığı, II. Dünya Savaşı'nın en büyük deniz savaşıydı ve bazı kriterlere göre tarihteki en büyük deniz savaşıydı. Japonya'yı izole etmeyi amaçlayan Leyte işgalinin bir parçası olarak, birleşik Amerikan ve Avustralya kuvvetleri ile Japon İmparatorluk Donanması (IJN) arasında 23-26 Ekim 1944 tarihleri arasında Filipin adaları Leyte, Samar ve Luzon yakınındaki sularda savaşıldı. Bölge Japonya'nın Güneydoğu Asya'da işgal ettiği kolonilerdeki hayati bir sanayi ve petrol kaynağı kaynağı. Bu muharebe, Japonların İkinci Dünya Savaşındaki son büyük deniz saldırısıdır.\nSavaş sırasında Japonya'nın, Müttefik kuvvetlerinin Pasifik'teki toplam uçak gemilerine kıyasla daha az ana gemisi (uçak gemileri ve savaş gemileri) kalmıştı, bu da savaşın o noktasında kuvvet gücündeki eşitsizliğin altını çiziyordu. Ne olursa olsun Japon İmparatorluk Donanması, Müttefiklerin işgalini durdurmak amacıyla geri kalan büyük donanma gemilerinin neredeyse tamamını seferber etti, ancak ABD Donanması'nın Üçüncü ve Yedinci Filoları tarafından geri püskürtüldü.\nSavaş dört ana ayrı çatışmadan ve daha küçük eylemlerden oluşuyordu. Müttefik kuvvetler Aralık ayı sonunda adadaki organize Japon direnişinin sona erdiğini duyurdu.\nJapon uçaklarının organize kamikaze saldırıları gerçekleştirdiği ilk muharebe olup, tarihte zırhlılar arasındaki son deniz muharebesi olmuştur. Japon Donanması ağır kayıplara uğradı ve savaşın geri kalanında üslerinde yakıt eksikliği nedeniyle mahsur kaldığı için bundan sonra asla benzer bir güçle denize açılamadı.", + "question": "Leyte Körfezi Muharebesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Leyte Körfezi Muharebesi 200." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1421", + "context": "Lin Wang (Çince: 林旺, Pinyin: Lín Wàng}} (d. 1917 - ö. 26 Şubat 2003), İkinci Çin-Japon Savaşı sırasında (1937-1945) Çin Seferi Kuvvetlerinde hizmet vermiş ve sonrasında Kuomintang kuvvetleri ile Tayvan'a yerleştirilmiş bir Asya filidir. Lin Wang hayatının çoğunu Taipei Hayvanat Bahçesi'nde geçirmiştir ve Tayvan'da en çok tanınan hayvandır. Hem yetişkinler hem de çocuklar tarafından bu erkek fil \"Büyükbaba Lin Wang\" adı ile anılmıştır.\nBir Asya fili için ortalama yaşam süresi 70 yıldır ancak Lin Wang bundan çok daha uzun yaşamış ve 86 yaşında ölmüştür. Esaret altında en uzun süre yaşamış olan hayvandır.", + "question": "Lin Wang nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Lin Wang (Çince: 林旺, Pinyin: Lín Wàng}} (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1422", + "context": "Locarno Antlaşması, 5-16 Ekim 1925 tarihleri arasında İsviçre'nin Locarno kentinde müzakere edilen ve 1 Aralık 1925'te Londra'da imzalanan antlaşma.\nI. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkileri normalleştirmeyi hedefleyen çabaların bir zinciri olan Locarno Antlaşması, Batı Avrupa'daki sınırların değişmezliğini teyit ederken Doğu Avrupa'daki sınırların revizyona tabi tutulmasına imkân tanıdı.", + "question": "Locarno Antlaşmaları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Locarno Antlaşması, 5-16 Ekim 1925 tarihleri arasında İsviçre'nin Locarno kentinde müzakere edilen ve 1 Aralık 1925'te Londra'da imzalanan antlaşma." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1423", + "context": "Almanya'da Remagen'deki Ludendorff Demiryolu Köprüsü, 1912'de planlandı. Birinci Dünya Savaşı sırasında 1916 - 1918 yılları arasında Batı Cephesine asker getirmek için inşa edildi. Alman imparatoru Kaiser II. Wilhelm, Ordu Genel Komutanı Erich Ludendorff'un onuruna \"Ludendorff Köprüsü\" adını verdi. 325 metre uzunluğundaki çelik köprü, nehrin her iki kıyısına inşa edilmiş ayrıntılı taş kulelerle çevriliydi.", + "question": "Ludendorff Köprüsü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Almanya'da Remagen'deki Ludendorff Demiryolu Köprüsü, 1912'de planlandı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1424", + "context": "Mançurya Operasyonu (Манчжурская стратегическая наступательная операция, Mançjurskaya Strategiçeskaya Nastupatelnaya Operatsiya), Sovyetler'in Mançurya'yı Japon İmparatorluğu'nun elinden alması için düzenlenmiştir. Operasyon sonucunda Japonya teslim oldu. Bu operasyon daha sonra \"Ağustos Fırtınası\" olarak da adlandırılmıştır.", + "question": "Mançurya Operasyonu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mançurya Operasyonu (Манчжурская стратегическая наступательная операция, Mançjurskaya Strategiçeskaya Nastupatelnaya Operatsiya), Sovyetler'in Mançurya'yı Japon İmparatorluğu'nun elinden alması için düzenlenmiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1425", + "context": "Manila Muharebesi, II. Dünya Savaşı sırasındaki 1944-45 Filipin harekatının büyük bir savaşıdır. Filipinler'in başkenti Manila'da Japon birliklerine karşı hem ABD hem de Filipinler güçleri tarafından savaşıldı. En az 100.000 sivilin ölümü ve şehrin tamamen yerle bir edilmesiyle sonuçlanan bir ay süren savaş, Amerikan kuvvetlerinin Pasifik bölgesinde yaptığı en zorlu şehir çatışmalarına sahne oldu. Savaş sırasında Japon kuvvetleri, Filipinli sivillere karşı toplu katliam gerçekleştirirken, Amerikan ateş gücü de birçok insanı öldürdü. Japon ve Amerikan topçularının direnişi, Manila'nın şehrin kuruluşundan bu yana uzanan mimari ve kültürel mirasının çoğunu da yok etti. Savaş, şimdiye kadar yapılmış en yoğun ve en kötü şehir savaşlarından biri olarak kabul edilmekte olup Amerikan kuvvetleri tarafından şimdiye kadar yapılan en büyük şehir savaşıdır.\nManila, Berlin ve Varşova'nın yanı sıra tüm savaş boyunca en çok harap olmuş başkentlerden biri oldu. Savaş, Filipinler'deki neredeyse üç yıllık Japon askeri işgaline (1942–1945) son verdi. Şehrin ele geçirilmesi, General Douglas MacArthur'un yeniden fetih harekâtındaki zaferinin anahtarı olarak işaretlendi. Bu, bugüne kadar Manila'da yapılan en son savaştır.\nManila Savaşı, Amerikan kuvvetlerinin tüm Pasifik Savaşı boyunca yaptığı ilk ve en şiddetli şehir çatışmasıydı. İkinci Dünya Savaşı'nın son aylarındaki çok az çatışma, Manila'daki katliamların ve vahşetin yarattığı yıkımı ve vahşeti aşmıştı. Manila'nın ticaret bölgesinde yalnızca iki bina hasar görmedi ve bu ikisinin su tesisatı yağmalandı.\nErmita'daki eski ABD Büyükelçiliği binasının girişinde bugün hala çelik bir bayrak direği duruyor, duvarlarla çevrili şehir için verilen yoğun, sert mücadelenin bir kanıtı olan çok sayıda kurşun ve şarapnel isabetiyle delik deşik olmuş durumda.\nFilipinliler, bugün ulusal bir trajedi olarak anılan Manila'nın katliamı ve yıkımı sonucunda yeri doldurulamaz bir kültürel ve tarihi hazineyi kaybetti. Şehrin kuruluşundan bu yana sayısız hükûmet binası, üniversite ve kolej, manastır, manastır ve kilise ve bunlara eşlik eden hazineler harap oldu. Bir zamanlar \"Doğu'nun İncisi\" olarak lanse edilen ve Asya ile Avrupa kültürlerinin buluşmasının yaşayan bir anıtı olarak ünlenen Manila neredeyse yok oldu.\nSavaş sırasında hasar gören binaların çoğu, kurtuluştan sonra Manila'nın yeniden inşasının bir parçası olarak yıkıldı ve İspanyol ve erken Amerika döneminden kalma Avrupa tarzı mimarinin yerini modern Amerikan tarzı mimari aldı. Sadece birkaç eski bina sağlam kaldı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Manila Muharebesi (1945) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Manila Muharebesi, II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1426", + "context": "Diğer birçok Batılı ülke gibi Almanya da 1929 Wall Street Çöküşü etrafında yükselen işsizlikle birlikte Büyük Buhran'ın ekonomik etkilerinden acı çekti. Adolf Hitler 1933'te Almanya Şansölyesi olduğunda, ekonomiyi iyileştirmeye yönelik politikalar getirdi. Değişiklikler, devlet endüstrilerinin özelleştirilmesini, otarşiyi (ulusal ekonomik kendi kendine yeterlilik) ve ithalat tarifelerini içeriyordu. Haftalık kazançlar 1933'ten 1939'a kadar reel olarak %19 arttı, ancak bu büyük ölçüde çalışanların daha uzun saatler çalışmasından kaynaklanıyordu, saatlik ücret oranları ise Büyük Buhran sırasında ulaşılan en düşük seviyelere yakın kaldı. Ek olarak, azalan dış ticaret, birçok Alman için kümes hayvanları, meyve ve giyim gibi tüketim mallarının karneye bağlanması anlamına geliyordu. Naziler, Büyük Buhran'ın ortasında iktidara geldi. O dönemde işsizlik oranı %30'a yakındı. 1938'de Almanya'da işsizlik ortadan kalktı. 1933 yılında 56 olan sanayi üretimi, 1938 yılında 144'e çıktı. Hitler liderliğindeki Nazilerin iktidara geldiği 1933 yılından itibaren Almanya ekonomisi üzerindeki gelişmeler ve Hitler'in izlediği ekonomi politikaları günümüzde dahi olağanüstü başarı olarak değerlendirilmektedir.\n\nNaziler, savaşın insani ilerlemenin birincil motoru olduğuna inanıyorlardı ve bir ülkenin ekonomisinin amacının, o ülkenin savaşmasını ve genişleme savaşlarını kazanmasını sağlamak olması gerektiğini savundu. Bu nedenle, iktidara geldikten hemen sonra, sivil yatırımı hızla gölgede bırakan geniş bir askeri yeniden silahlanma programına başladılar. 1930'larda, Nazi Almanyası askeri harcamalarını barış zamanında diğer tüm devletlerden daha hızlı artırdı, ve ordu, sonunda 1940'larda Alman ekonomisinin çoğunluğunu temsil etmeye başladı. Bu, esas olarak savaştan önce açık finansman yoluyla finanse edildi ve Naziler, savaş sırasında ve sonrasında fethedilen ulusların servetini yağmalayarak borçlarını karşılamayı umuyordu. Böyle bir yağma gerçekleşti, ancak sonuçları Nazi beklentilerinin çok gerisinde kaldı.\nNazi hükûmeti, avantajlı sözleşmeler, sübvansiyonlar ve sendikal hareketin bastırılması karşılığında rejimin hedeflerini ve savaş çabalarını destekleyen önde gelen Alman ticari çıkarlarıyla bir ortaklık geliştirdi. Naziler küçük işletme sahiplerinden önemli ölçüde seçim desteği almış olsalar da, karteller ve tekeller küçük işletmeler pahasına teşvik edildi.\nNazi Almanyası, II. Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra büyük ölçüde genişletilen mahkûmlar ve toplama kampı mahkumlarından oluşan bir köle emeği arzını sürdürdü. Yalnızca Polonya'da, savaş boyunca yaklaşık beş milyon insan (Polonya Yahudileri dahil) köle işçi olarak kullanıldı. İşgal altındaki bölgelerdeki köle işçiler arasında, Thyssen, Krupp, IG Farben, Bosch, Blaupunkt, Daimler-Benz, Philips, Demag, Henschel, Junkers, Messerschmitt, Siemens ve Volkswagen gibi önde gelen Alman şirketleri tarafından yüz binlerce işçi kullanıldı. 1944'e gelindiğinde, köle emeği Almanya'nın tüm iş gücünün dörtte birini oluşturuyordu ve Alman fabrikalarının çoğunda mahkûmlar vardı.", + "question": "Nazi Almanyası ekonomisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Diğer birçok Batılı ülke gibi Almanya da 1929 Wall Street Çöküşü etrafında yükselen işsizlikle birlikte Büyük Buhran'ın ekonomik etkilerinden acı çekti." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1427", + "context": "Nazi Almanyası'nda propaganda, NSDAP'nin iktidara gelmeden önce çoğunlukla Joseph Goebbels'in ve Adolf Hitler'in yürüttüğü II. Dünya Savaşı'nın öncesinde ve savaştaki zaman zarfını teşkil eden dönemde nasyonal sosyalizm öğütleri doğrultusunda yapılan antisemitik, antikapitalist ve antikomünist konuşmalar ve propagandalardır.", + "question": "Nazi Almanyası'nda propaganda nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nazi Almanyası'nda propaganda, NSDAP'nin iktidara gelmeden önce çoğunlukla Joseph Goebbels'in ve Adolf Hitler'in yürüttüğü II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1428", + "context": "İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonya'nın işgaliyle başlayan Nazi rejimi, Yahudileri ve bazen de Romanları, sömürülerini daha da artırmak için kasaba ve şehirlerin küçük bölümlerine ayırmak ve hapsetmek amacıyla Alman işgali altındaki Doğu Avrupa'da gettolar kurdu. Alman belgelerinde ve getto girişlerindeki tabelalarda, Naziler onlardan genellikle Jüdischer Wohnbezirk veya Wohngebiet der Juden olarak bahsediyordu ve her ikisi de Yahudi Mahallesi olarak tercüme ediliyordu. Holokost tarihçilerinin tanımladığı şekliyle açık gettolar, kapalı gettolar, çalışma, geçiş ve yıkım gettoları dahil olmak üzere birçok farklı tür vardı. Bazı durumlarda, topluca getto ayaklanmaları olarak bilinen, Alman işgaline karşı Yahudi yeraltı direnişinin mekanıydılar.\nYahudi karşıtı ilk tedbirler Almanya'da Nazizmin başlamasıyla birlikte yürürlüğe girdi, bu önlemler Alman Yahudilerinin gettolaştırılmasını içermiyordu, bu tür planlar Kristallnacht sonrası dönemde reddedildi. Ancak, 1939'da Almanya'nın Polonya'yı işgalinden kısa bir süre sonra Naziler, Polonya'nın daha büyük şehir ve kasabalarının bölgelerini yalnızca Yahudi olarak tanımlamaya başladı ve birkaç hafta içinde, Polonyalı Yahudileri zorla sınır dışı etme yoluyla evlerinden ve işyerlerinden sökmeye yönelik büyük bir programa girişti. Tüm Yahudi toplulukları, Düzen Polisi taburları kullanılarak, önce Reichsgaue'de ve daha sonra Generalgouvernement bölgesinin tamamında, sistematik bir şekilde, yerlerinden trenle bu kapalı bölgelere sürüldü.\nNazilerin Polonyalılara ve diğer doğulu Yahudilere karşı özel bir nefreti vardı. Nazi ideolojisi, Yahudileri, Slavları ve Romanları, Almanya'nın Aryan Herrenrasse'sinin saflığını tehdit eden aşağı ırk Untermenschen olarak tasvir etti ve bu insanları ve ayrıca Nazi partisinin siyasi muhaliflerini, parazit haşarat veya hastalıklar olarak gördü. Alman ırk topluluğu Volksgemeinschaft'ın genel sağlığını tehlikeye attığı belirtildi. Alman doktorlar ve kamu sağlığı görevlileri bu ırkçı korku çığırtkanı fikirlerin geliştirilmesine yardımcı oldu. Almanya'nın Polonya'yı işgal etmesi ve Yahudi gettolarının oluşması açlığa, yoksulluğa, kalabalıklığa ve sağlıksız koşullara neden oldu ve bu da işgal altındaki Polonya'da tifüs salgınlarının oluşmasına neden oldu. Nazi rejimindeki Alman doktorlar ve kamu sağlığı yetkilileri bunu kabul etmedi, bunun yerine Alman tıp uzmanları, tifo salgınlarının nedeni olarak Yahudi halkının sözde \"düşük kültürel düzeyini\" ve \"kirliliğini\" suçlayan makaleler yayınladılar. Yahudileri, tifüs salgınına neden olan bakterileri kişiden kişiye bulaştıran bitler olarak tasvir eden posterler kamuoyuna duyuruldu ve Alman doktorların saygın konumu, tifüsün yayılmasından Yahudilerin sorumlu olduğu inancının yayılmasına yardımcı oldu. İşgal altındaki Polonya'daki Alman halk sağlığı yetkilileri yalnızca Alman personelin sağlığıyla ilgileniyordu, bu nedenle işgal yetkililerini Yahudileri nüfusun geri kalanından daha fazla izole etmeye defalarca çağırdılar.", + "question": "Nazi gettoları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonya'nın işgaliyle başlayan Nazi rejimi, Yahudileri ve bazen de Romanları, sömürülerini daha da artırmak için kasaba ve şehirlerin küçük bölümlerine ayırmak ve hapsetmek amacıyla Alman işgali altındaki Doğu Avrupa'da gettolar kurdu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1429", + "context": "Nemmersdorf Katliamı, 21 Ekim 1944'te, Kızıl Ordu işgali altında olan Doğu Prusya'daki bir Alman köyü Nemmersdorf'ta (günümüzde Mayakovskoye, Rusya) meydana gelen ve mevcut bilgilere göre çoğu yaşlı, kadın veya çocuk olan en az 26 insanın öldürüldüğü ve iki kadının tecavüze uğradığı olaylardır.\nOlaylar, Wehrmacht ve Sovyet askerleri arasındaki çatışmaların ortasında kalan ve bir sığınaktayken Sovyet askerleri tarafından 13 Nemmersdorflunun öldürülmesi ile başladı. Bunun yanında, köyün Kızıl Ordu tarafından ele geçirilmesi sırasında köy halkından olmayan bazı silahsız kişiler ve en az 6 Nemmersdorflu daha öldürüldü. Sivillerin ölümlerinin koşulları hâlâ tam olarak aydınlatılamamıştır ve olayların nasıl gerçekleştiği hakkında kesin bir görüş birliği yoktur, ancak 21. yüzyılda akademisyenlerin büyük çoğunluğu olayların bir Sovyet savaş suçu örneği olduğunu kabul etmektedir.\nKızıl Ordu'nun Nemmersdorf'tan çekilmesinin sonrasında; Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı, olayları Nasyonal Sosyalist rejimin çıkarlarına uygun bir şekilde \"Bolşevik barbarlığının bir eseri\" olarak yorumlamaya ve yansıtmaya çalıştı. Amaç, Alman halkının ilerlemekte olan Sovyet askerlerini zalim işgalciler olarak görmesini sağlayarak Kızıl Ordu'ya karşı direnmelerini sağlamaktı. Bu amaçla Nemmersdorf'ta ölmüş sivillerin fotoğrafları medyaya verildi ve tecavüz ile işkence gibi suçları rapor eden, doğrulukları hâlâ tartışılan raporlar basıldı. Ancak bütün bunlara rağmen, propaganda çabaları Almanya ve dünya toplumunu Kızıl Ordu'ya karşı savaşmaya motive etme hedefine ulaşamadı. Her ne kadar Nemmersdorf'taki olaylar kısa bir süreliğine Volkssturm'a gönüllü olarak katılanların sayısını arttırsa da, çok daha yüksek sayıda sivil olaylara panik ile karşılık verdi ve bölgeyi topluca terk etmeye başladı.\nBatı Almanya'da Nemmersdorf, II. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Doğu'daki Almanların yaşadıklarının bir sembolü hâline geldi. Nazi propagandasının bir parçası olarak katliam hakkında yazılan hikâyeler halk arasında yayıldı ve şu an mevcut olan kaynaklarla veya o zamanın Nazi propagandasıyla uyuşmayan tartışmalı görgü tanığı raporları medyada kesin doğruymuş gibi yer edindi. Alman Demokratik Cumhuriyeti ve Sovyetler Birliği'nde ise Nemmersdorf bir tabuydu ve halka hiçbir doğruluğu olmayan bir Nazi propagandasıymış gibi sunuldu. Günümüz Rus tarihyazımında Sovyet askerlerinin olaylara dair sorumluluğu hâlâ reddedilir. Olaydan onyıllar sonra Bernhard Fisch'in olay hakkındaki tüm rapor ve belgeleri derleyerek yaptığı çalışmalar sayesinde olayların halk arasındaki bilinirliği arttı ve uluslararası tarihyazımı olay hakkında daha kesin bir şekilde yazmaya başladı. Nemmersdorf olaylarının tarihyazımının ülkeden ülkeye yaşadığı büyük değişim, ilgili ülkelerin kamuoyunun savaşa dair olan tek taraflı bakış açısının ve kurban milliyetçiliğinin bir göstergesi olarak kabul edilir.", + "question": "Nemmersdorf Katliamı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nemmersdorf Katliamı, 21 Ekim 1944'te, Kızıl Ordu işgali altında olan Doğu Prusya'daki bir Alman köyü Nemmersdorf'ta (günümüzde Mayakovskoye, Rusya) meydana gelen ve mevcut bilgilere göre çoğu yaşlı, kadın veya çocuk olan en az 26 insanın öldürüldüğü ve iki kadının tecavüze uğradığı olaylardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1430", + "context": "Irksal Politikası Bürosu, Nazi Partisi'nin nüfus ve ırk siyaseti alanındaki tüm beyin yıkama ve propaganda çalışmalarını birleştirmek ve denetlemek için kurulmuş bir departmanıydı. 1933'te Nazi Partisi Nüfus Politikası ve Irk Refahı Konusunda Aydınlanma Bürosu olarak kurulan kurum 1935'te adını Nazi Partisi Irk Politikası Bürosu olarak değiştirildi. Dr. Walter Gross ofisi oluşturmakla görevlendirildi ve Nisan 1945'te İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda ölene kadar ofisin lideri olarak kaldı.\nRPA'nın ana rolü, Kuzey Aryan üstün ırkının etnik bilincine ilişkin propagandanın üretimini ve sürdürülmesini denetlemekti. Bu, Nazi otoriteleri tarafından propaganda yerine aydınlanma olarak adlandırıldı çünkü bu, acil eylem çağrısı değil, tutumda uzun vadeli bir değişiklikti. Dr. Gross, insanların kendilerini birey olarak düşünmelerini değil, \"büyük yaşam zincirindeki tek halkalar\" olarak düşünmelerini istiyordu.\nNazi Partisi'nin tüm ırksal bilgileri, yayınlanmadan önce Gross'un ofisinin onayını gerektiriyordu. Bakanlık, RKFDV gibi diğer Nazi ve SS teşkilatlarıyla işbirliği içinde nüfus ve ırk politikaları alanına ilişkin tüm tedbirleri ele aldı. RPA, ırk meselelerine ilişkin tüm Nazi Partisi basın açıklamalarını kontrol etti ve kabul etti. Aynı zamanda ırk meselesine ilişkin Nazi mevzuatı taslağının hazırlanmasına da girdi sağladı.\nOfis aynı zamanda ideal Aryan tipini insan dışı tiplerin aksine değişmez olarak sunan gezici sergiler de yarattı. Ofis ilk yılında ırk eğitimi için 14 broşür yayınlamıştı. Bu, etnik eğitimciler yaratmak için yoğun eğitim kurslarının kurulmasına yol açtı. 1945'e kadar her yıl binden fazla Sturmabteilung personeline ve yeni tıp fakültesi mezunlarına Nazi ırkıyla ilgili konularda beyin yıkama yapılıyordu.", + "question": "NSDAP Irksal Politika Bürosu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Irksal Politikası Bürosu, Nazi Partisi'nin nüfus ve ırk siyaseti alanındaki tüm beyin yıkama ve propaganda çalışmalarını birleştirmek ve denetlemek için kurulmuş bir departmanıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1431", + "context": "20. yüzyıl, teknolojik ilerleme ve başarı bakımından aynı zamanda uygarlaşmış milletlerin birbirlerine sarf ettikleri şiddet içerici suçlamalar bakımından dikkate değerdir. Birkaç saat içerisinde, hatta bir anda bile insanoğlunun tümünü yok edebilecek nükleer silahların icadı ve nükleer enerjinin gelişmesi, medeniyet ve tehdit kavramlarını hiçbir yerde birbirine bu kadar yaklaştırmamıştı.", + "question": "Nükleer silahlanmanın kronolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "20." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1432", + "context": "ABD askerleri, Fransa'nın kurtuluşu sırasında ve sonrasında, İkinci Dünya Savaşı'nın sonraki aşamalarında Fransız kadınlarına tecavüz etti. Northern Kentucky Üniversitesi'nden sosyolog J. Robert Lilly, ABD askerlerinin Haziran 1944'ten savaşın sonu olan Mayıs 1945'e kadar Fransa'da yaklaşık 4.500 tecavüz gerçekleştirdiğini tahmin ediyor.\nHaziran'da Normandiya'nın işgali ve Ağustos'ta güneydeki ikinci işgal, 1944'te Batı Müttefiklerinin iki milyondan fazla cephe hattını ve destek birliklerini Fransa'ya soktu. Bunu 25 Ağustos'ta Paris'in Kurtuluşu izledi ve Alman birliklerinin çoğu 1944'ün sonunda Siegfried Hattı'na geri püskürtüldü. Savaştan sonra birliklerin terhis edilmesi için ülkelerine geri gönderilmesi zaman aldı. Avrupa'da Zafer Günü'nden aylar sonra, 1946'da bile Avrupa'da hâlâ yaklaşık 1,5 milyon asker vardı. Life dergisi, Fransa'daki Amerikan birlikleri arasındaki yaygın görüşü, \"tüm zamanlarını yiyerek, içerek, sevişerek ve genel olarak harika vakit geçirerek geçiren 40 milyon hedonistin yaşadığı muazzam bir genelev\" olarak bildirdi.\n1944 yazının sonlarında, Normandiya'nın işgalinden hemen sonra, Normandiya'daki kadınlar Amerikan askerlerinin tecavüzlerini bildirmeye başladı ve yüzlerce vaka bildirildi. 1945'te Avrupa'daki savaşın sona ermesinin ardından Le Havre, Amerika'ya dönmeyi bekleyen Amerikalı askerlerle doldu. Bir Le Havre vatandaşı belediye başkanına, Le Havre halkının \"saldırıya uğradığını, soyulduğunu, hem sokakta hem de evlerimizde ezildiğini\" ve \"Bu, üniformalı haydutların dayattığı bir terör rejimidir\" diye yazdı. Le Havre'dan bir kahvehane sahibi şöyle ifade verdi: \"Bizi yenilgimizden utandırmayacak arkadaşlar bekliyorduk. Bunun yerine sadece anlayışsızlık, kibir, inanılmaz derecede kötü davranışlar ve fatihlerin kibirleri geldi.\" Bu tür davranışlar Cherbourg'da da yaygındı. Yerel bir deyiş vardı: \"Almanlarda erkekler kendilerini kamufle etmek zorundaydı, ama Amerikalılarda kadınları saklamak zorundaydık.\" ABD askerleri Manche bölgesinde 208 tecavüz ve yaklaşık 30 cinayet işledi.\nÖzgür Fransız Kuvvetleri yüksek komutanlığı, Müttefik Seferi Kuvvetleri Yüksek Komutanı General Dwight D. Eisenhower'a bir şikayet mektubu gönderdi. Komutanlarına her türlü cinayet, tecavüz, saldırı, soygun ve diğer suç iddialarına karşı harekete geçme emri verdi. Ağustos 1945'te Le Havre belediye başkanı Pierre Voisin, bölgedeki ABD komutanı Albay Thomas Weed'i Le Havre dışında genelevler kurmaya çağırdı. Ancak ABD'li komutanlar bu teklifi reddetti. Beyaz Amerikan askerlerinin tecavüz nedeniyle idam edilme olasılığı çok daha düşüktü. Fransa'da Ordu tarafından tecavüzle suçlanan 180 askerden 130'u Afrika kökenli Amerikalıydı. ABD güçleri, 25'i Afrikalı Amerikalı olmak üzere 29 askeri tecavüz suçundan infaz etti. Afrikalı Amerikalılara yönelik bazı mahkûmiyetler ikinci dereceden kanıtlara dayanıyordu. Örneğin Marie Lepottevin, William Downes'ı yalnızca diğer askerlerden \"çok daha büyük\" olduğu için teşhis etti.\nAmerikalı Fransa tarihçisi ve Yale Üniversitesi Fransızca Bölümü başkanı Alice Kaplan'a göre ABD ordusu, Fransız kadınlarına yönelik tecavüze Alman kadınlarına göre daha az tolerans gösteriyordu. Tecavüz sayısının iyi belgelendiğini ve o dönemdeki diğer bazı ordulardan daha az olduğunu savunarak şunları yazdı: \"Avrupa'da dokuz yüz dört Amerikan askeri tecavüzden yargılandı ve gerçek sayılar çok daha yüksek olsa bile, Örneğin Nanking'de Japonlar, Alman işgali altındaki bölgelerde Almanlar, İtalya'da Fransız-Faslılar ve Doğu Avrupa'daki Sovyet askerleri tarafından işlenen II. Dünya Savaşı dönemindeki korkunç tecavüz mirasıyla karşılaştırılamaz. Kuzey Kentucky Üniversitesi'nde Regents sosyoloji ve kriminoloji profesörü J. Robert Lilly, Taken by Force: Rape and American GIs in Europe in World War II'de Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık'ta ABD askerleri tarafından 1942 ile 1945 arasında 14.000 tecavüzün işlendiği tahminini bildirdi. Daha spesifik olarak Lilly, ABD askerlerinin Haziran 1944'ten savaşın sonuna kadar Fransa'da yaklaşık 3.500 tecavüz gerçekleştirdiğini tahmin etti.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Overlord Harekâtı sırasında tecavüz nedir?", + "answers": { + "text": [ + "ABD askerleri, Fransa'nın kurtuluşu sırasında ve sonrasında, İkinci Dünya Savaşı'nın sonraki aşamalarında Fransız kadınlarına tecavüz etti." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1433", + "context": "Oveta Culp Hobby (19 Ocak 1905 - 16 Ağustos 1995), 1953'ten 1955'e kadar Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk sağlık, eğitim ve refah sekreteri olarak görev yapan Amerikalı bir politikacı ve iş adamıydı. Cumhuriyetçi Parti'nin bir üyesi olan Hobby, cumhurbaşkanlığı kabinesinde görev yapan ikinci kadındı.\nAyrıca 1942'den 1945'e kadar Kadın Kolordusu'nun ilk direktörü olarak görev yaptı; sırasıyla editör, yayıncı ve Houston Post'un yönetim kurulu başkanıydı. Başkan Dwight D. Eisenhower, daha sonra ABD Sağlık, Eğitim ve Refah Bakanlığı olarak bilinen federal yürütme departmanı olarak yeniden düzenlendikten kısa bir süre sonra Federal Güvenlik Ajansı'nın yöneticisini atadı ve Hobby ilk başkanı oldu.", + "question": "Oveta Culp Hobby nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Oveta Culp Hobby (19 Ocak 1905 - 16 Ağustos 1995), 1953'ten 1955'e kadar Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk sağlık, eğitim ve refah sekreteri olarak görev yapan Amerikalı bir politikacı ve iş adamıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1434", + "context": "Lend-Lease (Public Law 77-11) (Türkçe: Ödünç Verme ve Kiralama Yasası) ABD tarafından, Birleşik Krallık, SSCB, Çin, Fransa ve müttefik ülkelere 1941 ile 1945 yılları arasında savaş malzemesi destek programına verilen addır.\n11 Mart 1941 tarihinde yapılan bu antlaşmanın 9 ay sonrasında Japon ordusu Pearl Harbor saldırısını gerçekleştirdi. Bu program VE-day (Avrupa Zaferi Günü) ardından aniden kesilmiştir.\nLend-Lease Yasası 11 Mart 1941'de yasalaştı ve 20 Eylül 1945'te sona erdi. Toplam 50,1 milyar $ (2021'de 719 milyar $'a eşdeğer) değerinde malzeme sevk edildi veya ABD'nin toplam savaş harcamalarının %17'si Toplamda 31,4 milyar dolar Birleşik Krallık'a, 11,3 milyar dolar Sovyetler Birliği'ne, 3,2 milyar dolar Fransa'ya, 1,6 milyar dolar Çin'e ve kalan 2,6 milyar dolar diğer Müttefiklere gitti. Roosevelt'in baş dış politika danışmanı Harry Hopkins, Lend-Lease üzerinde etkili bir kontrole sahipti ve bunun Roosevelt'in dış politika hedefleriyle uyumlu olmasını sağlıyordu.\nYasa kapsamında teslim edilen tüm malzemeler, iade edilene veya imha edilene kadar kullanılmak üzere ücretsiz olarak sağlandı. Uygulamada, bazı donanımlar (gemiler gibi) savaştan sonra iade edilse de çoğu ekipman imha edildi. Fesih tarihinden sonra gelen mallar, Amerika Birleşik Devletleri'nden uzun vadeli krediler kullanılarak 1.075 milyar £ karşılığında büyük bir indirimle Birleşik Krallık'a satıldı ve nihayet 2006'da geri ödendi. Benzer şekilde, Sovyetler Birliği 1971'de 722 milyon doları geri ödedi ve borcun geri kalanı silindi.\nAmerika Birleşik Devletleri'ne Ters Ödünç Verme-Kiralama toplam 7,8 milyar doları buldu. Bunun 6,8 milyar doları İngiltere ve İngiliz Milletler Topluluğu'ndan geldi. Kanada ayrıca Birleşik Krallık ve diğer Müttefiklere toplam 3,4 milyar dolarlık malzeme ve hizmet (2020'de 61 milyar dolara eşdeğer) Milyar Dolarlık Hediye ve Karşılıklı Yardım ile yardım etti.\nLend-Lease, Amerika Birleşik Devletleri'nin 1930'ların Tarafsızlık Yasalarında kutsanmış olan tarafsızlık iddiasını etkili bir şekilde sona erdirdi. Müdahaleci olmayan politikadan uzaklaşıp Müttefikler için açık desteğe doğru kararlı bir adımdı. Lend-Lease'in II. Dünya Savaşı'ndaki Müttefik zaferindeki kesin önemi tartışılıyor. Bununla birlikte, Sovyet Başbakanı Nikita Kruşçev ve Sovyet Mareşal Georgy Zhukov, Lend-Lease'in Sovyetler Birliği'nin Doğu Cephesinde Almanya'yı yenmesini sağladığını belirtmişlerdir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Ödünç Verme ve Kiralama Kanunu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Lend-Lease (Public Law 77-11) (Türkçe: Ödünç Verme ve Kiralama Yasası) ABD tarafından, Birleşik Krallık, SSCB, Çin, Fransa ve müttefik ülkelere 1941 ile 1945 yılları arasında savaş malzemesi destek programına verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1435", + "context": "Ölüm maçı (Rusça: Матч смерти), II. Dünya Savaşı sürerken Nazi Almanyası işgali altındaki Sovyet kenti olan Kiev'de 1942 yazında Almanlarla yerel takım arasında oynanan futbol maçını anlatır. Propaganda amaçlı düzenlenen maçta Naziler takımlarının başarısız olması üzerine bekledikleri sonuçla karşılaşmamış, tam aksine yenilgileri direnişi güçlendirmiş, Almanların Üstün ırk ve Sovyet halklarının da alt insan olarak görüldüğü yaklaşımı yalanlamıştır. Maçın ardından çok sayıda Kievli Sovyet futbolcu Naziler tarafından toplama kamplarına gönderilmiş, bazıları da kurşuna dizilmiştir. Sovyet takımında yer almış olan sporcular önceden Dinamo Kiev, Lokomotif Kiev ve Spartak Odessa kulüplerinde futbol oynamıştır.", + "question": "Ölüm maçı (Start vs. Flakelf) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ölüm maçı (Rusça: Матч смерти), II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1436", + "context": "Holokost sırasında ölüm yürüyüşleri, mahkûmların bir Nazi kampından diğer yerlere devasa zorla nakledilmesiydi. Bu, uzun mesafeler yürümeyi içeriyordu ve bu da çok sayıda zayıflamış insanın ölümüyle sonuçlandı. Ölüm yürüyüşlerinin çoğu, İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru, çoğunlukla da 1944 yazı/sonbaharından sonra gerçekleşti. Doğu Cephesi yakınlarındaki Nazi kamplarından çoğu Yahudi olan yüzbinlerce mahkûm, Müttefik kuvvetlerden uzakta, Almanya içindeki kamplara taşındı. Amaçları mahkumların köle emeğini kullanmaya devam etmek, insanlığa karşı işlenen suçlara ilişkin kanıtları ortadan kaldırmak ve mahkûmların Müttefiklerle pazarlık yapmasını engellemekti.\nMahkumlar genellikle uzun bir yoldan tren istasyonlarına götürülüyordu, yük trenlerinde günlerce yiyeceksiz taşınıyor daha sonra tekrar yeni bir kampa yürümek zorunda kaldı. Geride kalanlar veya düşenler vuruldu. En büyük ölüm yürüyüşü Ocak 1945'te gerçekleşti. Sovyet Kızıl Ordusu'nun Auschwitz toplama kampına varmasından dokuz gün önce, Almanlar 56.000 mahkûmu 56 km uzaklıktaki Wodzisław'daki uzakta, diğer kamplara nakledilmek üzere bir tren istasyonuna doğru yürüttü. Yolda yaklaşık 15.000 kişi öldü. Ölüm yürüyüşleri olarak da bilinen mahkûmların daha önceki yürüyüşleri arasında 1939'da Polonya'daki Lublin Rezervasyonu ve 1942'de Ukrayna'nın Reichskommissariat'ındaki yürüyüşler de yer alıyor.\nDünya Savaşı'nın sonlarına doğru 1945'te II. Nazi Almanyası, çoğunluğu Doğu Prusya'dan olmak üzere tahminen 10 ila 15 milyon insanı tahliye etmiş ve Doğu ve Orta Avrupa'yı işgal etmişti. Müttefik kuvvetler Batı'dan, Kızıl Ordu ise ortada sıkışıp kalarak Doğu'dan ilerlerken, Alman SS tümenleri, yaptıkları zulümlerin kanıtlarını hareket ettirerek veya yok ederek toplama kamplarını terk etti. Yürüyüşler başlamadan önce kamplarda binlerce mahkûm öldürüldü. Nürnberg duruşmaları sırasında bu infazlar insanlığa karşı suç sayılmıştı. Mahkûmların çoğu, rutin şiddete, aşırı çalışmaya ve toplama kampı ya da esir kampı yaşamının açlığına katlandıktan sonra zaten çok zayıf ya da hasta olmasına rağmen, kilometrelerce kar altında tren istasyonlarına götürüldüler, orijinal olarak sığırlar için tasarlanmış yük vagonlarında barınaklarda günlerce yiyeceksiz, susuz nakledildiler. Hedeflerine vardıklarında yeniden yeni kamplara yürümek zorunda kaldılar. Yorgunluk veya hastalık nedeniyle yetişemeyen mahkûmlar genellikle kurşunla idam ediliyordu. Majdanek mahkûmlarının tahliyesi Nisan 1944'te başladı. Kaiserwald mahkûmları Ağustos ayında Stutthof'a nakledildi veya öldürüldü. Mittelbau-Dora, Nisan 1945'te tahliye edildi.\nSS, yürüyüşlerden önce çok sayıda mahkûmu açlıktan öldürdü ve çok daha fazlasını, yürüyüş sırasında ve sonrasında, tempoya ayak uyduramadığı için vurarak öldürdü. Danzig bölgesindeki kamplardan taşınan 6.000'i kadın olmak üzere 7.000 Yahudinin on günlük yürüyüşü sırasında yedi yüz mahkûm öldürüldü. Yürüyüşçüler sahile ulaştığında hâlâ hayatta olanlar zorla Baltık Denizi'ne atıldı ve vuruldu. Holokost'tan sağ kurtulan ve 1986 Nobel Barış Ödülü sahibi Elie Wiesel, Night (1960) adlı kitabında kendisi ve babası Shlomo'nun Buna'dan (Auschwitz III) Gleiwitz'e nasıl ölüm yürüyüşüne zorlandıklarını anlatıyor.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Ölüm yürüyüşleri (Holokost) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Holokost sırasında ölüm yürüyüşleri, mahkûmların bir Nazi kampından diğer yerlere devasa zorla nakledilmesiydi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1437", + "context": "Palmira Muharebesi (1 Temmuz 1941), İkinci Dünya Savaşı'nda Suriye-Lübnan harekâtı sırasında Müttefiklerin Suriye'yi işgalinin bir parçasıydı. İngiliz mekanize süvarileri ve bir Arap Lejyonu çöl devriyesi, Palmira şehrinin kuzeydoğusundaki bir Vichy Fransız seyyar birliğini bozguna uğrattı. Palmira'daki Vichy garnizonunun teslim olmasına neden olan dört subay ve 60 adamı yakaladılar.", + "question": "Palmira Muharebesi (1941) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Palmira Muharebesi (1 Temmuz 1941), İkinci Dünya Savaşı'nda Suriye-Lübnan harekâtı sırasında Müttefiklerin Suriye'yi işgalinin bir parçasıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1438", + "context": "Pastorius Operasyonu, ABD içindeki bazı hedefleri sabotajlar yoluyla imha etmeyi içeren Nazi Almanyası planıdır. Operasyon Haziran 1942'de yürürlüğe konmuş ve ABD'deki stratejik ekonomik hedeflere yöneltilmiştir. Operasyonun adı Alman Haberalma Teşkilatı Abwehr Başkanı Amiral Wilhelm Canaris tarafından konmuştur ve Amerika kıtasına ilk yerleşen Almanlardan olan Francis Daniel Pastorius'dan gelmektedir.", + "question": "Pastorius Operasyonu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Pastorius Operasyonu, ABD içindeki bazı hedefleri sabotajlar yoluyla imha etmeyi içeren Nazi Almanyası planıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1439", + "context": "Pointblank Operasyonu veya Kombine Bombardıman Operasyonu (CBO), Müttefiklerin İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa'da gerçekleştirdiği stratejik bombalama saldırısıydı. CBO'nun birincil kısmı, Haziran 1943'ten 1 Nisan 1944'e kadar en yüksek öncelik olan Luftwaffe hedeflerine yönelikti Sonraki en yüksek öncelikli kampanyalar V-silah tesislerine ve petrol, yağ ve yağlama (POL) tesislerine karşıydı. Ek CBO hedefleri arasında, özellikle Normandiya'nın işgalinden önce ve Avrupa'daki savaşın son aşamalarında ordu teçhizatının yanı sıra demiryolları ve diğer ulaşım hedefleri yer alıyordu.\nİngiliz bombardıman taarruzu, Alman savaş uçağı savunmasının büyük kayıplar riski olmadan gündüz bombardımanının mümkün olacağı kadar azaldığı savaşın son aşamalarına kadar, esas olarak çok sayıda ağır bombardıman uçağı tarafından geceleri yürütülüyordu. ABD savaşçılarının eşlik ettiği kitlesel bombardımanları gündüzleriydi, Hava koşullarının operasyonları engellediği yerler dışında, birlikte 24 saat bombardıman yaptılar.\nPointblank direktifi, Müttefik Kombine Bombardıman Uçağı Taarruzunun, Alman uçak avcı gücünü sakatlama veya yok etme, böylece onu ön cephe operasyonlarından uzaklaştırma ve Kuzeybatı Avrupa'nın işgaline bir engel olmamasını sağlama amaçlı birincil kısmını başlattı. 14 Haziran 1943'te yayınlanan direktif, RAF Bombardıman Komutanlığı ve ABD Sekizinci Hava Kuvvetlerine uçak fabrikaları gibi belirli hedefleri bombalama emri verdi, emir 1943'teki Quebec Konferansı'nda onaylandı.\nBu noktaya kadar Kraliyet Hava Kuvvetleri ve Amerika Birleşik Devletleri Ordusu Hava Kuvvetleri çoğunlukla Alman endüstrisine kendi yöntemleriyle saldırıyordu. İngilizler endüstriyel bölgelere gece boyunca saldırılar düzenleyerek ve ABD ise belirli hedeflere hassas saldırılar düzenleyerek saldırıyordu. Yönergenin operasyonel olarak uygulanması kuvvet komutanlarına bırakıldı ve bu nedenle, yönergeden sonra bile İngilizler, Alman savaş uçağı üretimine yönelik saldırılarını çoğunlukla geceleri yaptı. \nPointblank Operasyonu, Almanya'nın uçak ve bilyalı rulman tesislerinin hava saldırılarına karşı çok savunmasız olmadığını gösterdi. Sentetik kauçuk, mühimmat, nitrojen ve etil sıvı üretimi daha az sayıda fabrikada yoğunlaşmıştı ve muhtemelen çok daha savunmasız olacaktı. Bombalamaya rağmen, Alman tek motorlu avcı uçağı üretimi 1944'ün ilk çeyreğinde, temel rakam olarak kabul edebileceğimiz 1943'ün üçüncü çeyreğine göre %30 daha yüksekti. 1944'ün ikinci çeyreğinde iki katına çıktı, 1944'ün üçüncü çeyreğine gelindiğinde bir yıl içinde üç katına çıktı. Eylül 1944'te Almanya'nın aylık tek motorlu avcı uçağı üretimi savaş zamanı 3031 savaş uçağı ile zirveye ulaştı. 1944 yılı toplam Alman tek motorlu avcı uçağı üretimi şaşırtıcı bir şekilde 25.860 ME-109 rakamına ulaştı. Pointblank Operasyonu'nun ardından Almanya uçak endüstrisinin 27 büyük tesisini dağıttı.\nAncak Pointblank Operasyonu, Luftwaffe'nin Müttefiklere yönelik tehdidini azaltmaya yardımcı oldu ve Normandiya Çıkarması sırasında Luftwaffe'nin Kuzey Fransa Sahilinde yalnızca 80 operasyonel uçağı vardı ve bu uçaklar, Kuzey Fransa'ya karşı yaklaşık 250 savaş sortisi gerçekleştirdi. O gün 13.743 Müttefik sortisi yapıldı.", + "question": "Pointblank Operasyonu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Pointblank Operasyonu veya Kombine Bombardıman Operasyonu (CBO), Müttefiklerin İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa'da gerçekleştirdiği stratejik bombalama saldırısıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1440", + "context": "Politische Abteilung (Siyasi Departman), Toplama Kampları Müfettişliği (CCI) tarafından kampları işletmek üzere kurulan bir Nazi toplama kampının beş departmanından biriydi. Hem Gestapo'nun hem de kriminal polisin ileri karakolu olan siyasi departman, beşinin en önemlisi haline geldi.\nTheodor Eicke, Reichsführer-SS Heinrich Himmler tarafından toplama kamplarını yönetecek bir sistem kurmak üzere atandı. Eicke, gardiyanlar ve mahkûmlar için düzenlemeler hazırladı ve kampı denetlemek için beş departman kurdu.\nBeş departman şunlardı:\n\nAbteilung I: Komuta karargahı\nAbteilung II: Siyasi departman\nAbteilung III: Önleyici gözaltı kampı\nAbteilung IV Genel yönetim\nAbteilung V: Tıbbi birim\n1936 yazından itibaren Politische Abteilung, toplama kampı komuta yapısının zorunlu bir parçasıydı. Diğer departmanların aksine, Toplama Kampları Müfettişliği'ne bağlı değildi, daha ziyade yerel Gestapo ofisine veya Eylül 1939'dan sonra Reich Güvenlik Ana Ofisi'nin (RSHA) Amt IV'üne bağlıydı. Bölüm başkanı ve yardımcısı genellikle Gestapo veya Kripo'nun memurlarıydı veya Sicherheitsdienst'in (SD) üyeleriydi. Bölümün diğer çalışanları, teknik olarak aynı zamanda Gestapo subayları olan Waffen-SS üyeleriydi, ancak SS üyeleri olarak, komuta karargahına bağlı şirket olan Stabskompanie'ye ve dolayısıyla komutan ve emir subayının disiplin otoritesine bağlıydılar.\nPolitische Abteilung, belirli görevleri yerine getiren diğer beş veya altı bölüme ayrılmıştı. Örneğin Auschwitz'de Politische Abteilung şunlardan oluşuyordu:\n\nKimlik belgeleri\nSoruşturmalar\nSorgulamalar\nİstihbarat teşkilatı\nGözetim\nKamp kayıt memuru (bazen krematoryumun denetimiyle birlikte)\nKamp kayıt memuru, mahkûmların kabul edildikleri ve ayrıldıkları zaman (serbest bırakma, nakil, firar veya ölüm yoluyla) kayıtlarını tutuyordu. Mahkûm dosyaları oluşturuldu, portre fotoğrafları çekildi, fiziksel tanımları not edildi, mahkûmun hayatıyla ilgili kısa ayrıntılar ve parmak izleri dosyalandı.\nPolitische Abteilung ayrıca kampların polis işlerini de üstlendi ve bu işi yine belirli alt bölümlere ayırdı. İzleme servisi mahkûmların kimlik belgelerini hazırlıyor, bir diğeri soruşturma ve sorgulamaları yürütüyor, üçüncüsü ise mahkûmların gözetimini üstleniyordu. Buna gizli kamp direniş gruplarına karşı mücadele ve kaçışın önlenmesi de dahildi. Departman sert sorgulamaları, işkenceleri ve infazlarıyla tanınıyordu ve bu departmanın SS üyelerinden mahkûmlar korkuyordu. Bölüm ayrıca Gestapo, Kripo ve RSHA ile yazışmaları da yürütüyordu. Bir mahkûm için siyasi departman, bir toplama kampının acımasız dünyasında çalışmak için nispeten hoş bir yer anlamına gelebilir veya işkence ve infaz anlamına gelebilir.", + "question": "Politische Abteilung nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Politische Abteilung (Siyasi Departman), Toplama Kampları Müfettişliği (CCI) tarafından kampları işletmek üzere kurulan bir Nazi toplama kampının beş departmanından biriydi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1441", + "context": "Radio Oranje (Turuncu Radyo) İkinci Dünya Savaşı döneminde Londra sürgünündeki Hollanda hükûmetinin BBC Avrupa Servisini kullanarak işgal altındaki Hollanda topraklarında yayın yaptığı radyo programıdır.\n1940 ve 1945 tarihleri arasında akşam saat 9'da yayınlanan program yaklaşık 15 dakika sürüyordu ve programın içeriği genel olarak güncel olaylar, siyasi konuşmaların yanı sıra Özgür Hollanda kuvvetleri, sömürgeler ve ticaret donanmasıyla alakalı haberlerden oluşuyordu.\n\nİlk yayın 28 Temmuz 1940'ta Kraliçe Wilhemmina tarafından yapılan konuşma ile başladı ve kraliçe Hollanda halkını teşvik etmek için programı 34 kez kullandı. Kraliçenin \"Doğru zamanda hareket eden kişi Nazileri parçalayacak\" cümlesi yayın tarihinin en ünlü ifadelerinden oldu.\nProgram işgal altındaki Hollanda'da İngiliz yayınlarının dinlenmesinin yasak olması nedeniyle gizlice dinlendi. Almanlar daha sonra radyonun dinlenmesini engellemek amacıyla 1943 yılında halkı radyolarını teslim etmeye zorladı buna rağmen Hollandalılar sakladıkları radyolarla yayını dinlemeye devam etti.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Radio Oranje nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Radio Oranje (Turuncu Radyo) İkinci Dünya Savaşı döneminde Londra sürgünündeki Hollanda hükûmetinin BBC Avrupa Servisini kullanarak işgal altındaki Hollanda topraklarında yayın yaptığı radyo programıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1442", + "context": "Rapallo Antlaşması, I. Dünya Savaşı'ndan sonra Sovyetler Birliği ve Alman Weimar Cumhuriyeti arasında İtalya'nın Rapallo kentinde 16 Nisan 1922 tarihinde imzalanan antlaşma.\nÇarlık Rusya içe kapalı, müttefikleri tarafından güvensiz görülen bir ülke olmasına karşın değişen dünya dengelerinde Fransa'nın ve Büyük Britanya'nın önde gelen müttefiklerinden bir tanesi oldu. Mart Devrimi sonrası Çarlık Rusya yıkıldı ve hemen ardından Rusya'nın ilk anayasal hükûmeti oluşturuldu. Rusya'da anayasal hareketlerin başlaması Fransa'yı ve Büyük Britanya'yı memnun ederken, Amerika Birleşik Devletleri'nin de savaşa dahil olmasını kolaylaştırdı. Yine de Birinci Dünya Savaşı Rus toplumunu yormuştu. Kurulan ilk hükûmetin başında yer alan Aleksandr Kerenski savaşı devam ettireceğini açıklayınca yıllarca sürgünde kalan ve Alman hükûmetinin de desteği sonrası Mühürlü Tren ile ülkesine dönen Vladimir Lenin geniş halk kitlelerini yanına alarak 7 Kasım'da hükûmeti devirdi ve Rusya'da Lenin Dönemi başladı.\nLenin iktidara gelir gelmez savaşın sonlandırılması için çeşitli adımlar attı, savaş boyunca yapılan gizli anlaşmaları kamuoyu ile paylaştı ve yapılan ilhakları kınadı. Büyük Britanya, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkeler Rusya'da başlayan yeni dönemden çekiniyordu. Avrupa'da da birçok insan Vladimir Lenin'den etkilenmişti. Lenin sadece alt ve orta sınıfı değil, savaş karşıtı insanları da peşinden sürükleyebiliyordu. Bu durum savaşa katılan ülkelerin liderlerini yeni açıklamalar yapmaya itti. Lenin'in politikasına karşı özellikle Woodrow Wilson'ın On Dört Maddesi alternatif olarak ortaya koyuldu.\nMerkezi Devletler Lenin'in barışçıl politikalarına olumlu şekilde karşılık vermedi. Brest-Litovsk Antlaşması'nda Rusya ağır bir faturayla karşılaştı ve Avrupa'daki Rus gücü ortadan kaldırıldı. Rus topraklarının batısında küçük devletler oluşturuldu. Büyük toprak kayıpları Rus toplumunda soru işaretleri yaratırken Vladimir Lenin ülkesinin esas düşmanı olarak Almanları değil İngilizleri, Fransızları ve Amerikalıları görüyordu. Halihazırda Almanya'nın bu milletlerle savaşması Lenin'in bu tavizi vermesine neden olmuştu.\nVladimir Lenin'in beklentisinin aksine Alman ordularının Temmuz 1918'de Batı Cephesi'nde yaptığı taarruz başarısız oldu. Bu gelişme üstüne Almanya, Wilson'ın On Dört Maddesi'ne dayalı bir ateşkes istedi. Yapılan barış görüşmelerine Amerika Birleşik Devletleri, Büyük Britanya ve Fransa öncülük etti. Almanya ve Rusya barış görüşmelerinde büyük ölçüde görmezden gelindi ve talepleri önemsenmedi. Barış görüşmeleri sonucunda Milletler Cemiyeti'nin kurulmasına karar verildi fakat bu cemiyetin içinde yer alacak ülkeler arasında büyük fikir ayrılıkları mevcuttu, bununla birlikte Almanya ve Rusya bu birliğe dahil edilmemişti. Bu durum dünyada bütün aktörlerin kabul edeceği bir barışın oluşmasını engelliyordu.\nEn nihayetinde Versay Antlaşması ile Birinci Dünya Savaşı resmen son buldu ve anlaşmaya bağlı olarak Milletler Cemiyeti kuruldu. Almanlar bu anlaşma ile birlikte büyük bir yenilgi aldı. Vladimir Lenin bu anlaşmayı \"yağmacıların ve talancıların anlaşması\" şeklinde eleştirdi. Lenin, her ne kadar yenilmiş olsa bile Amerika Birleşik Devletleri, Büyük Britanya ve Fransa'ya karşı Almanya ile ilişkileri önemsiyordu ve aynı zamanda Batı sermayesi ile ideolojik savaş içerisindeydi fakat bu ideolojik savaş pek uzun sürmedi, 1921 yılında Rusya'da ciddi bir krizin başlaması sonrası çeşitli tavizler vermeye başladı ve Batı ile ekonomik ilişkileri güçlendirmeyi hedefledi. Lenin'in bu adımı Batı'da görüş ayrılıklarına yol açtı. Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa kesin olarak Sovyet Rusya karşıtı bir politika izlemek isterken İngiltere'nin isteği Sovyet Rusya ile ilişkileri canlandırarak ekonomisini toparlamaktı. Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa tarafından yürütülen Sovyet karşıtı politika uzun süremedi. Dünyada barışın tesis edilememesi çeşitli ekonomik krizlere sebep oluyordu. Avrupa'da enflasyonun ve işsizliğin yüksek olması, çiftçinin daralan piyasalar sebebiyle zarar görmesi Lenin'in düşüncelerinin güçlenmesine yol açıyordu ve bu durum, Sovyet karşıtı politika izlemek isteyen ülkeleri korkutuyordu.\nKüresel sorunlara çözüm bulunması, Avrupa ekonomisinin canlandırılması amacıyla 34 devletin katılımıyla 10 Nisan 1922 ile 19 Mayıs 1922 tarihleri arasında Cenova Konferansı gerçekleştirildi. Bu konferansın başlamasından bir hafta sonra Birinci Dünya Savaşı'nın ardından dışlanan iki devlet Sovyet Rusya ile Almanya arasında bütün ilişkileri yeniden başlatan, ekonomik ve askeri iş birliğini de içeren Rapallo Antlaşması imzalandı. İki ülke arasında Brest Litovsk Barış Antlaşması'ndan doğan tüm mali ve siyasi hükümler geçersiz sayıldı. 29 Temmuz'da söz konusu antlaşmaya Versay Barış Antlaşması hükümlerine aykırı olarak Almanya'nın Sovyetler Birliği'ne askeri eğitim vermesi hususunu içeren gizli bir ek iliştirildi.\nAncak söz konusu antlaşma, Almanya'nın Batılı devletlerle ilişkilerini yumuşama sürecine sokması ve Locarno Antlaşması'nı imzalamasıyla, yürürlükte kalmasına rağmen, bir anlamda etkinliğini yitirmiştir.", + "question": "Rapallo Antlaşması (1922) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Rapallo Antlaşması, I." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1443", + "context": "Ravensbrück toplama kampı, 1939'dan 1945'e kadar Kuzey Almanya'da, Berlin'in kuzeyine 90 km uzaklukta Ravensbrück köyünün yakınındaki bir bölgede yalnızca kadınlara yönelik bir Nazi toplama kampıydı. Kamp anıtının, savaş sırasında kampta bulunan 132.000 kadına ilişkin tahmini rakamı arasında, yaklaşık 48.500'ü Polonya'dan, 28.000'i Sovyetler Birliği'nden, neredeyse 24.000'i Almanya ve Avusturya'dan, yaklaşık 8.000'i Fransa'dan ve binlercesi diğer ülkelerden yer aldı. Toplamda 20.000'den fazla mahkûm (yüzde 15) Yahudiydi. Yüzde seksen beşi diğer ırklardan ve kültürlerdendi. Yüzde 80'den fazlası siyasi mahkûmlardı. Pek çok mahkûm Siemens & Halske tarafından köle işçi olarak çalıştırıldı. 1942'den 1945'e kadar Naziler, sülfonamidlerin etkinliğini test etmek için Ravensbrück mahkûmları üzerinde tıbbi deneyler yaptı. 1941 baharında SS, 1944'te kampın gaz odalarını inşa eden ve yöneten erkek mahkûmlar için bitişikte küçük bir kamp kurdu. Ravensbrück kampından geçen kadın mahkûmlardan yaklaşık 50.000'i öldü, gaz odalarında yaklaşık 2.200 kişi öldürüldü.\nKampın inşaatı, SS lideri Heinrich Himmler'in emriyle Kasım 1938'de başladı ve kampın yalnızca kadın mahkûmları barındırması nedeniyle alışılmadık bir durumdu. Ravensbrück mahkûmlara ilk kez Mayıs 1939'da, SS'nin Saksonya'daki Lichtenburg toplama kampından 900 kadını nakletmesiyle ev sahipliği yaptı. İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasından sekiz ay sonra kampın maksimum kapasitesi çoktan aşılmıştı. Polonya'nın işgalinden sonra büyük bir genişleme yaşadı. 1941 yazında Barbarossa Harekatı'nın başlatılmasıyla birlikte tahmini olarak toplam 5.000 kadın hapsedildi ve bu kadınlar, giderek azalan açlık oranlarıyla beslendi. 1942'nin sonunda Ravensbrück'teki mahkûm nüfusu yaklaşık 10.000'e çıktı. Ravensbrück'te aynı anda en fazla mahkûm sayısı muhtemelen 45.000 civarındaydı.\n1939 ve 1945 yılları arasında yaklaşık 130.000 ila 132.000 kadın mahkûm Ravensbrück kamp sisteminden geçti. Encyclopædia Britannica'ya göre bunların yaklaşık 50.000'i hastalıktan, açlıktan, aşırı çalışmadan ve umutsuzluktan öldü. Gaz odalarında yaklaşık 2.200 kişi öldürüldü. 29-30 Nisan 1945'te ana kampta yaklaşık 3.500 mahkûm hâlâ hayattaydı. Mahkûmlar Alman işgali altındaki Avrupa'nın her ülkesinden gelmiş olsa da, kamptaki en büyük ulusal grup Polonyalıydı. 1941 baharında SS yetkilileri ana kampın bitişiğinde küçük bir erkekler kampı kurdu. Erkek mahkûmlar 1944'te kampın gaz odalarını inşa edip işlettiler.\nKampta çocuklar da vardı. İlk başta, kampta hapsedilen Roman veya Yahudi annelerle veya hapsedilmiş kadınlardan doğan annelerle geldiler. Erken yaşta çok az çocuk vardı, bunlara Temmuz 1942'de Lidice'den gelen birkaç Çek çocuk da dahil. Daha sonra kamptaki çocuklar Almanya'nın işgal ettiği Avrupa'nın neredeyse tüm uluslarını temsil ediyordu. Nisan ve Ekim 1944 arasında iki gruptan oluşan sayıları önemli ölçüde arttı. Bir grup, Auschwitz-Birkenau'daki Roman kampının kapatılmasının ardından anneleri veya kız kardeşleriyle birlikte kampa getirilen Roman çocuklardan oluşuyordu. Diğer grup çoğunlukla 1944 Varşova Ayaklanması'nın çöküşünden sonra Ravensbrück'e gönderilen Polonyalı annelerle birlikte getirilen çocukları içeriyordu. Bu çocukların çoğu açlıktan öldü. Ravensbrück'te, Baltık Denizi'nden Bavyera'ya kadar bir alana yayılmış, köle emeği için kullanılan 70 alt kamp vardı.\nRavensbrück'te idam edilen binlerce kişi arasında İngiliz İkinci Dünya Savaşı örgütü Özel Harekât İdaresi'nin (SOE) dört üyesi de vardı. Diğer kurbanlar arasında Roma Katolik rahibesi Élise Rivet, Elisabeth de Rothschild (Rothschild ailesinin Holokost'ta ölen tek üyesi), Rus Ortodoks rahibesi St. Maria Skobtsova, 25 yaşındaki Fransız Prenses Anne de Bauffremont-Courtenay, Franz Kafka'nın sevgilisi Milena Jesenská ve Brezilyalı komünist lider Luís Carlos Prestes'in ve Olga Benário. Kampta idam edilen en büyük kadın grubu, Ana Ordu'nun 200 genç Polonyalı üyesiydi. Henny Schermann ve Mary Pünjer de dahil olmak üzere çok sayıda lezbiyen kampta hapsedildi ve öldürüldü.\nRavensbrück'ten sağ kurtulanlar arasında, Hollanda'nın Haarlem kentindeki evlerinde Yahudileri barındırdığı için ailesiyle birlikte tutuklanan yazar Corrie ten Boom da vardı. Kız kardeşi Betsie ten Boom ile birlikte yaşadığı çileyi, sonunda sinema filmi olarak çekilen The Hiding Place adlı kitabında yazdı. Sanat tarihçisi ve Ravensbrück'teki Michelangelo'nun yazarı Polonyalı Kontes Karolina Lanckoronska, 1943'ten 1945'e kadar orada hapsedildi. Hayatta kalan SOE ajanları, 1944'te başka bir çalışma kampına nakledilip kaçmadan önce tutuklu olan Yvonne Baseden ve Eileen Nearne idi. Her ikisi de Fransa'daki kaçış ve kaçırma hatlarının liderleri olan İngiliz Mary Lindell ve Amerikalı Virginia d'Albert-Lake hayatta kaldı. Başka bir SOE ajanı olan Odette Sansom da hayatta kaldı ve onun çektiği sıkıntıları belgeleyen birçok biyografiye konu oldu. Kamptan kurtulan komünistler arasında Fransız Direniş üyesi Louise Magadur da vardı. Gilbert Renault'nun kız kardeşi Maisie Renault, 1948'de Fransa'nın Prix Verite ödülünü kazanan La Grande Misere'de Ravensbrück'teki esaretini yazdı. Deneyimleri hakkında anılar yazan diğer hayatta kalanlar arasında New York Belediye Başkanı Fiorello La Guardia'nın kız kardeşi Gemma La Guardia Gluck 1975'te kampla ilgili kendi görgü tanıklığını yayınlayan Fransa'dan Ravensbrück'ten sağ kurtulan Germaine Tillion yer alıyor. Kurtuluştan sonra, Fransız ressam ve Fransız Direnişi üyesi Anna Garcin-Mayade, mahkûmları ve kampların korkunç koşullarını gösteren eserler çizdi, bunlar kamplardayken yarattığı eserlerin yeniden canlandırılmasıydı.\n\n2005 yılında Ravensbrück'ten sağ kurtulan Judith Sherman, Adını Söyle başlıklı düzyazı ve şiirden oluşan bir kitap yayınladı. Sherman, çocukluğunun Çekoslovakya'nın Kurima kentindeki evinden ve nihai kurtuluşundan önce evlerde ve ormanda saklandığı, işkence gördüğü ve Ravensbrück'te cinayete tanık olduğu birçok sürgünden bahsediyor. Ravensbrück'ten yaklaşık 500 kadın Dachau'ya transfer edildi ve burada Agfa-Komando'ya işçi olarak atandılar. Kadınlar bombalar, topçu mühimmatı ve V-1 ve V-2 roketleri için ateşleme zamanlama cihazları monte etti. Erkek siyasi mahkûm Gustav Noske, 1944'te Gestapo tarafından tutuklandıktan sonra Ravensbrück toplama kampında kaldı. Daha sonra Noske, Müttefik birliklerinin Berlin'deki Gestapo hapishanesinden ilerletilmesiyle serbest bırakıldı.\nRavensbrück'e yeni bir mahkûm geldiğinde, kendisini kategoriye göre tanımlayan renk kodlu bir üçgen takması gerekiyordu ve üçgenin içine mahkûmun uyruğunu belirten bir harf dikilmişti. Örneğin Polonyalı kadınlar, üzerinde \"P\" harfi bulunan, siyasi mahkûmu simgeleyen kırmızı üçgenler takıyordu. Sovyet savaş esirleri ile Alman ve Avusturyalı komünistler kırmızı üçgen takıyordu, adi suçlular yeşil üçgenler takıyordu ve Yehova'nın Şahitleri lavanta renkli üçgenlerle etiketlendi. Fahişeler, Romanlar, eşcinseller ve evlenmeyi reddeden kadınlar siyah üçgenlerle bir araya getirildi. Yahudi kadınlar sarı üçgen takıyordu ama bazen diğer mahkûmların aksine diğer kategoriler için ikinci bir üçgen takıyordu. Çekoslovakya ve Polonya'dan gelenler gibi bazı tutukluların saçları tıraş edildi, ancak diğer nakillerde bu yapılmadı. Örneğin 1943'te bir grup Norveçli kadın kampa geldi ve hiçbirinin saçı tıraş edilmedi.\n1942 ile 1943 yılları arasında, Ravensbrück kampındaki neredeyse tüm Yahudi kadınlar, Nazilerin Almanya'yı Judenrein (Yahudilerden arındırılmış) yapma politikası doğrultusunda çeşitli nakliyelerle Auschwitz'e gönderildi. Naziler tarafından kampa gönderilen 25.028 kadının adını belgeleyen, Nazilerin tamamlanmamış nakil listesine dayanarak, Ravensbrück mahkûm nüfusunun etnik yapısının şunlardan oluştuğu tahmin edilmektedir: Polonyalılar %24,9, Almanlar %19,9, Yahudiler %15,1, Sovyetler %15,0. %, Fransız %7,3, Roman %5,4, diğer %12,4. Gestapo mahkûmları ayrıca şu şekilde sınıflandırdı: %83,54'ü siyasi, %12,35'i anti-sosyal, %2,02'si suçlu, %1,11'i Yehova'nın Şahitleri, %0,78'i rassenschande (ırksal kirlilik) ve %0,20'si diğer. Liste, Polonya yeraltı kız rehberleri birimi Mury (Duvarlar) üyeleri tarafından kamp operasyonunun son anlarında saklanan en önemli belgelerden biri. Kamp belgelerinin geri kalanı, kaçan SS gözetmenleri tarafından çukurlarda veya krematoryumda yakıldı.\n1942 yazından itibaren 86 kadının rızası olmadan tıbbi deneyler yapıldı. Bunlardan 74'ü Polonyalı mahkûmlardı. Polonyalı siyasi mahkûmlar üzerinde iki tür deney yapıldı. İlk tip, sülfonamid ilaçlarının etkinliğini test etti. Bu deneyler, bacak kemiklerinin ve kaslarının kasıtlı olarak kesilmesini ve öldürücü bakterilerle enfekte edilmesini, sinirlerin kesilmesini, dokulara tahta veya cam parçaları gibi maddelerin sokulmasını ve kemiklerin kırılmasını içeriyordu. İkinci deney grubunda kemik, kas ve sinir rejenerasyonu ve kemiklerin bir kişiden diğerine nakledilme olasılığı araştırıldı. Ocak 1945'te kampta 120 ila 140 Roman kadın kısırlaştırıldı. Kamp gözetmenleri, Alman yetkililerin uymaları halinde onları serbest bırakacağını söylediğinden, herkes kandırılarak rıza formunu imzalamıştı.\n\nTüm mahkûmların, zorlu dış mekan işlerinden Siemens için V-2 roket parçalarının yapımına kadar uzanan ağır işler yapması gerekiyordu. SS ayrıca tekstil ve elektrikli bileşenlerin üretimi için Ravensbrück yakınlarında birkaç fabrika kurdu. Ravensbrück, savaşın sonlarına doğru birçok büyük Nazi kampında kurulan genelevlerin ana kadın tedarikçisiydi. Her ne kadar kadınlar, en zor fiziksel işlerden kurtulacaklarını ve belki de daha iyi karne alacaklarını umarak bu pozisyonlar için sıklıkla gönüllü olsalar da aslında çoğu, cinsel istismar ve zührevi hastalıkların hızla yayılması nedeniyle hızla öldü. Kamptaki kadınlar için onurlarının ve insanlık duygularının bir kısmını korumak önemliydi. Bu nedenle hatıra olarak kolyeler, bilezikler ve küçük bebekler ve kitaplar gibi diğer kişisel eşyaları yaptılar. Bu kişisel eşyalar kadınlar için büyük önem taşıyordu ve birçoğu bu eşyaları korumak için hayatlarını riske atıyordu. Kampta öldürülenlerin cesetleri, SS yetkililerinin kamp hapishanesinin yakınında bir krematoryum inşa ettiği 1943 yılına kadar yakındaki Fürstenberg krematoryumunda yakıldı. Ocak 1945'te SS, krematoryum yakınındaki bir kulübeyi de gaz odasına dönüştürdü. Burada, Nisan 1945'te kampın kurtarılmasından önce birkaç bin mahkûmu öldürdüler. Özellikle, 1945'in başında Ravensbrück SS'nin kontrolü altına alınan \"sapkın\" kızlar ve kadınlara yönelik Uckermark polis kampından yaklaşık 3.600 mahkûmu idam ettiler\nOcak 1945'te, kampta hayatta kalanların serbest bırakılmasından önce, tahmini olarak 45.000 kadın mahkûm ve 5.000'den fazla erkek mahkûm Ravensbrück'te kalmıştı, çocuklar ve aceleyle gerçekleştirilen gazla zehirleme için uydu kamplarından nakledilenler de dahil. 1945 baharında Sovyet Kızıl Ordusu'nun hızlı yaklaşmasıyla, SS liderliği, kampta olup bitenlere dair tanıklık edebilecek canlı tanıkların geride kalmasını önlemek için mümkün olduğu kadar çok mahkûmu uzaklaştırmaya karar verdi. Mart ayının sonunda SS, fiziksel olarak yetenekli tüm kadınlara bir grup oluşturup kuzey Mecklenburg yönünde kamptan çıkmalarını emretti ve 24.500'den fazla mahkûmu ölüm yürüyüşüne zorladı. Geriye kalan yaklaşık 2.500 etnik Alman mahkûm serbest bırakıldı ve tahliyeden kısa bir süre sonra 500 kadın İsveç ve Danimarka Kızılhaçı yetkililerine teslim edildi. 30 Nisan 1945'te, kamp Kızıl Ordu tarafından kurtarıldığında 3.500'den az yetersiz beslenen ve hasta mahkûmun canlı olduğu keşfedildi. Ölüm yürüyüşünden sağ kurtulanlar, ilerleyen saatlerde bir Sovyet izci birimi tarafından kurtarıldı.\nSS muhafızları, kadın Aufseherinnen muhafızları ve kampta idari görevlerde bulunan eski mahkûm memurlar, savaşın sonunda Müttefikler tarafından tutuklandı ve 1946'dan 1948'e kadar Hamburg Ravensbrück duruşmalarında yargılandılar. Sanıklardan 16'sı savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan suçlu bulunarak ölüm cezasına çarptırıldı. Bavyera'ya kaçan Fritz Suhren ve Hans Pflaum 1949'da Amerikan birlikleri tarafından yakalanıp Fransız işgal bölgesine gönderildi. Duruşma ve temyiz Şubat'tan Mayıs 1950'ye kadar gerçekleşti. Jüri , Fransa bölgesinin baş adalet görevlisinin başkanlığında Fransız, Hollanda ve Lüksemburg hükûmetlerinin temsilcilerinden oluşuyordu. Birkaç düzine eski mahkûm mahkemeye çağrıldı. Suhren ve Pflaum savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla suçlandı. Ölüm cezasına çarptırıldılar ve 12 Haziran 1950'de idam edildiler.\nNazilerin Sovyet savaş esirlerine karşı işledikleri suçlar kapsamında pek çok kişi burada infaz edildi.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Ravensbrück toplama kampı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ravensbrück toplama kampı, 1939'dan 1945'e kadar Kuzey Almanya'da, Berlin'in kuzeyine 90 km uzaklukta Ravensbrück köyünün yakınındaki bir bölgede yalnızca kadınlara yönelik bir Nazi toplama kampıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1444", + "context": "Reichsnährstand (RNST), Tarım ekonomisi ve Tarım politikasını düzenlemesi için Nazi Almanyası döneminde kamu işleri için görevlendirilmiş bir kamu şirketi, devlet organı. Kendi bütçesi vardı ve tüzüğünün yanı sıra kamu hukukuna da tabi idi. RNST'nin çalışmaları öncelikle tarım ürünlerinin üretimi, dağıtımı ve fiyatların kontrolüne odaklandı. Ayrıca üyelerinin beklendik sosyal ve kültürel kaygıları da görevlerinin bir parçasıydı. 1933-1948 yılları arasında var oldu.", + "question": "Reichsnährstand nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Reichsnährstand (RNST), Tarım ekonomisi ve Tarım politikasını düzenlemesi için Nazi Almanyası döneminde kamu işleri için görevlendirilmiş bir kamu şirketi, devlet organı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1445", + "context": "Rus ve Sovyet ordusundaki kadınlar ülkelerinin askeri tarihinde birçok rol oynamıştır. Rusya ve Sovyetler Birliği'nin kadınları Dünya Savaşlarında, özellikle de II. Dünya Savaşı sırasında önemli bir rol oynamıştır.", + "question": "Rus ve Sovyet ordusunda kadınlar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Rus ve Sovyet ordusundaki kadınlar ülkelerinin askeri tarihinde birçok rol oynamıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1446", + "context": "Sanitätswesen (Tıbbi hizmetler), Holokost sırasında Nazi toplama veya imha kampı örgütünün beş bölümünden biriydi. Diğer bölümler komuta merkezi, idari departman, Politische Abteilung ve koruyucu gözaltı kampıydı.\nTıbbi birlik, bir toplama kampının komuta merkezi personelinin zorunlu bir bileşeniydi. Bu bölüm, 1937'den sonra Leitender Artzt (baş doktor) olarak adlandırılan Toplama Kampları Müfettişliği'nin (CCI) başhekimine bağlıydı. CCİ'nin başhekimi, toplama kamplarına tıbbi personel görevlendirmek ve görevlendirmek, kamp doktorlarına teknik talimatlar vermek ve aylık raporlarının değerlendirilmesinden sorumluydu. Daha sonra CCI, SS-Wirtschafts-Verwaltungshauptamt'ın \"Amt D\"si oldu ve Enno Lolling, 3 Mart 1942'de merkezi Oranienburg'da bulunan \"Tıbbi Birlikler Birimleri ve Kamp Hijyeni için Amt D III\"ün başına geçti. Bu nedenle, tüm toplama kampı doktorlarını denetleyen baş doktordu ve o da Reichsarzt SS Ernst-Robert Grawitz'e bağlıydı.\nKamp baş doktoru ve aynı zamanda \"birinci kamp doktoru\" olarak da adlandırılan Standortarzt (Garnizon Doktoru), toplama kampındaki tıbbi birlikleri yönetiyordu. Bu sıfatla baş doktor, kampın tüm sağlık personelinin amiriydi. Aynı zamanda CCİ başhekiminin talimatlarının yürütülmesinden ve onlara aylık raporların hazırlanmasından da sorumluydu. Asker doktoru SS muhafızlarının ve aile üyelerinin tıbbi bakımından sorumluydu. Kamp doktorlarının geri kalanı, görev listesine göre kampın geri kalan alanlarını paylaştırdı. Mahkûmların tıbbi bakımı, asıl görevlerinin yanında ikinci plandaydı. Hastalıkların önlenmesi ve mahkûmların çalışma kapasitesinin sürdürülmesinin hijyenik yönleri öncelikli öneme sahipti. Bu amaçla revirde yardımcı personel olarak görev yapacak doktor ve hemşire mahkûmlardan yararlandılar.\nAuschwitz toplama kampı komutanı Rudolf Höss'e göre tıbbi olmayan görevleri şunlardı:\n\nÇalışabilecek erkek ve kadınların seçimini yapmak üzere Yahudi nakliye araçlarının gelişinde hazır bulunacaklardı.\nÖldürme prosedürlerini gözlemlemek ve herkesin öldüğünü doğrulamak için gaz odalarında olacaklardı.\nZahnärzte (Diş Hekimleri), Sonderkommando'daki mahkûm diş hekimlerinin ölülerin ağızlarındaki tüm altını krematoryumda yakılmadan önce çıkardıklarını ve altını güvenli kaplara koyduklarını doğrulamak için sürekli nokta testleri yapmak zorunda kaldı.\nEmekli olacaklar ve iş göremez hale gelen ve tahminlerin dört hafta içinde işe dönmelerini öngörmediği Yahudileri yok edilmeye göndereceklerdi. Yataktan çıkamayanlar iğneyle öldürülecekti.\nSiyasi nedenlerden dolayı ölüm cezasına çarptırılan Politische Abteilung tarafından tutuklanan sağlıklı mahkûmlar için verschleierten Exekutionen (gizli infazlar) yürütmek zorunda kaldılar. Bunlar enjeksiyon yoluyla öldürüldü. Gestapo kampı infazların gizli tutulmasını istedi, bu nedenle doktorlar ölüm nedeninin doğal nedenlerden kaynaklandığı yazıldı.\nÖlümün belgelenmesi için adli kamp infazlarına katılmak gerekiyordu.\nMahkûmun engel teşkil ettiğini incelemek için mahkûmların bedensel cezalarına katılmaları gerekiyordu.\nAlman olmayan kadınlara beşinci aya kadar zorla kürtaj yaptırmak zorunda kaldılar.\nÜstelik doktorlara tıbbi araştırma yapma fırsatı verildi ve bazı durumlarda görevlendirildiler. Bu deneyler yaşayan mahkûmlar üzerinde veya bazen belirli bir araştırma projesinin amaçları doğrultusunda idam edilen mahkûmlar üzerinde gerçekleştirildi. Bununla birlikte, Alman Reich'ı boyunca, Kaiser Wilhelm Enstitüsü gibi tıp fakülteleri ve kurumlarındaki Nasyonal Sosyalist profesörlerle, aynı zamanda ilaç endüstrisi ve tıbbi kuruluşlarla çok çeşitli ilişkiler vardı. Yerel nüfus müdürlüğü bu ölen mahkûmlardan biri için ölüm belgesi talep ettiğinde, bu belgede doktorun adı ve ölüm nedeni açısından sahtecilik yapılmıştı.\nSavaştan sonra, her ne kadar en önemli Nazi doktorlarından bazıları Nürnberg'de yargılanmış ve bazıları idam edilmiş olsa da, pek çok Nazi doktoru savaştan sonra rahat ve saygın pozisyonlara kaydı. Örneğin, Doğu Almanya'da Hermann Voss tanınmış bir anatomist oldu ve Batı Almanya'da Eugen Wannenmacher Münster Üniversitesi'nde profesör oldu ve Josef Mengele'nin akıl hocası ve sponsoru olan Otmar Freiherr von Verschuer'in çalışmalarına devam etmesine izin verildi. Bazıları sahte isimler altında çalışmaya zorlansa da, Nazi geçmişleri genellikle göz ardı edildi. Yaptıkları deneyler tıp dergilerinde alıntılanmış ve bazen araştırma verilerinin nasıl elde edildiğine dair hiçbir referans veya sorumluluk reddi olmaksızın yeniden yayınlanmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sanitätswesen nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanitätswesen (Tıbbi hizmetler), Holokost sırasında Nazi toplama veya imha kampı örgütünün beş bölümünden biriydi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1447", + "context": "Savaş yardım pulu (War saving stamp, kısaca: WSS), I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı katılım fonlarına yardımcı olması için Amerika Birleşik Devletleri Maliye Bakanlığı tarafından yürütülen ve esas olarak okul çağındaki çocukları hedef alan yurtsever programı.\n25 ve 10 centlik pul (kupon) seçenekleri vardı ve pullara faiz uygulanıyordu. Bazı durumlarda biriktirilen pulu savaş bonosuna çevirilebiliyordu.\nSatış artışına katkıda bulunan Boy Scouts of America (BSA) ve Girl Scouts of the United States of America (GSUSA) üyelerini motive etmek için Every Scout to Save a Soldier (\"Her İzci bir Askeri Kurtar\") sloganı kullanıldı.\nII. Dünya Savaşı sırasında Mennonite Central Committee (MCC, \"Mennonite Merkez Komitesi\") kırmızı renkli Civilian Public Service (CPS, \"Sivil Kamu Hizmeti\") pulu ve Savaş Kurban Kurtarma pulunu onar cent ile sundu.\nBarışçıl amaçlı fon programlarına da yardım edildi ve Vicdanî ret'ten dolayı Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi'ne yatırım yapamayan ailelerin çocukları için alternatifler sunuldu. Brethren in Christ Church (BIC) üyeleri için de de benzer bir program uygulandı.\n\n\n== Not ==", + "question": "Savaş yardım pulu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Savaş yardım pulu (War saving stamp, kısaca: WSS), I." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1448", + "context": "Tuğgeneral Sereno Elmer Brett (31 Ekim 1891 - 9 Eylül 1952), hem I.Dünya Savaşı'nda hem de II.Dünya Savaşı'nda savaşan ve bugün çok az tanınsa da, savaşın gelişmesinde kilit bir rol oynayan son derece donanımlı bir Birleşik Devletler Ordusu subayıydı. Aynı zamanda ABD Başkanı ve eski ordu meslektaşı Dwight D. Eisenhower'ın ömür boyu arkadaşıydı.", + "question": "Sereno E. Brett nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tuğgeneral Sereno Elmer Brett (31 Ekim 1891 - 9 Eylül 1952), hem I." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1449", + "context": "Slovak Ulusal Ayaklanması (Slovakça: Slovenské národné povstanie, SNP), II. Dünya Savaşı sırasında 29 Ağustos-28 Ekim 1944 tarihleri arasında Slovak partizanların Nazi Almanyası'na karşı başlattıkları büyük çapta direniştir.\nAyaklanma Alman iş birlikçisi Jozef Tiso rejimini devirmek amacıyla Banská Bystrica'da başlamış olup ayaklanma her ne kadar Alman ve Slovak iş birlikçi güçler tarafından bastırılmış olsa da partizan direnişi devam etti ve 1945 yılında Sovyet, Çekoslovakya ve Romanya orduları Slovakya'ya girdi.", + "question": "Slovak Ulusal Ayaklanması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Slovak Ulusal Ayaklanması (Slovakça: Slovenské národné povstanie, SNP), II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1450", + "context": "Solomon Adaları Savaşı, İkinci Dünya Savaşı Pasifik Savaşı'nın önemli bir harekâtıydı . Sefer, 1942'nin ilk altı ayında Japonların çıkarma yapması ve Britanya Solomon Adaları ile Yeni Gine Bölgesi'ndeki Bougainville'deki çeşitli bölgeleri ele geçirmesiyle başladı. Japonlar bu yerleri işgal etti ve Yeni Gine'deki Japon taarruzunun kanatlarını korumak, Yeni Britanya'daki Rabaul'daki büyük Japon üssü için bir güvenlik bariyeri oluşturmak ve saldırıları durdurmak, Amerika Birleşik Devletleri'nin Müttefik güçleri ile Avustralya ve Yeni Zelanda arasındaki tedarik hatlarını engellemek için üsler sağlamak amacıyla çeşitli deniz ve hava üslerinin inşasına başladı.\nMüttefikler, Güney Pasifik'teki iletişim ve ikmal hatlarını savunmak için Yeni Gine'de bir karşı saldırı başlattılar, Rabaul'daki Japon üssünü izole ettiler ve Solomon Adaları'ndaki Japonlara Guadalcanal'a (bkz. Guadalcanal seferi) ve küçük komşu adalara çıkarma yaparak 7 Ağustos 1942'te karşı saldırıya geçtiler. Bu çıkarmalar, iki düşman arasında Guadalcanal çıkarmasıyla başlayan ve orta ve kuzey Solomons'ta, New Georgia Adası ve Bougainville Adası üzerinde ve çevresinde çeşitli savaşlarla devam eden bir dizi birleşik silahlı savaş başlattı.\nKarada, denizde ve havada yürütülen bir yıpratma harekâtında Müttefikler Japon askeri varlıklarına yeri doldurulamaz kayıplar verdiler. Müttefikler Solomon Adaları'nın bir kısmını geri aldılar ve ayrıca bazı Japon mevzilerini izole edip etkisiz hale getirdiler. Solomon Adaları savaşı daha sonra Yeni Gine Muharebesiyle birleşti.\n7 Ağustos 1942'de ABD Deniz Kuvvetleri Guadalcanal Seferi'ni başlatarak Guadalcanal'a çıktı. Müttefikler, gündüz saatlerinde hava üstünlüğünü sağlayan Kaktüs Hava Kuvvetleri adında birleşik bir hava oluşumu yarattılar. Japonlar daha sonra New Georgia Sound aracılığıyla Fare Taşımacılığı adını verdikleri gece ikmal görevlerine başladılar. Japon malzemelerinin geçmesini engellemek için birçok zorlu savaş yapıldı. Guadalcanal seferi sırasında her iki taraf da o kadar çok gemi kaybetti ki, Guadalcanal'ın kuzeyinde, daha önce Savo Sound olarak adlandırılan bölge olan New Georgia Sound'un güney ucu Demir Tabanlı Ses olarak bilinmeye başlandı.\nMüttefiklerin Solomon Adaları harekâtındaki başarısı, Japonların Avustralya ve Yeni Zelanda'yı ABD'den ayırmasını engelledi. 30 Haziran 1943'te başlatılan Müttefiklerin Solomon Adaları ve Yeni Gine seferlerine yönelik büyük stratejisi Cartwheel Operasyonu başlatıldı. Rabaul'u izole edip etkisiz hale getirdi ve Japonya'nın deniz ve hava üstünlüğünün çoğunu yok etti. Bu, Müttefik kuvvetlerinin Filipinler'i yeniden ele geçirmesinin ve Japonya'yı Hollanda Doğu Hint Adaları'ndaki önemli kaynak alanlarından ayırmasının yolunu açtı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Solomon Adaları Savaşı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Solomon Adaları Savaşı, İkinci Dünya Savaşı Pasifik Savaşı'nın önemli bir harekâtıydı ." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1451", + "context": "Sonderaktion 1005 (Özel Eylem 1005), Haziran 1942'den 1944'ün sonlarına kadar yürütülen çok gizli bir Nazi operasyonuydu. Projenin amacı, Polonya'nın Genel Hükümetin işgal ettiği bölgedeki tüm Yahudilerin yok edilmeye çalışıldığı Reinhard Operasyonu kapsamında gerçekleştirilen toplu katliama ilişkin tüm kanıtları gizlemek veya yok etmekti. Resmi olarak Leichenkommandos (ceset birimleri) olarak adlandırılan Sonderkommando mahkum grupları, toplu mezarları açmaya ve cesetleri yakmaya zorlandı. Mahkumlar kaçmalarını önlemek için sıklıkla zincirlendi.\nOperasyon, Düzen Polisi taburları ve 1 milyondan fazla Yahudi, Roman ve Slav da dahil olmak üzere milyonlarca kişiyi katleden Alman ölüm mangaları Einsatzgruppen tarafından gerçekleştirilen soykırımın kanıtlarını yok etmek için uygulamaya konuldu. Operasyon, Sicherheitsdienst'in (SD) seçilmiş ekipleri ve üniformalı Düzen Polisi tarafından denetleniyordu.\nMart 1942'de, Reich Güvenlik Ana Ofisi başkanı Reinhard Heydrich, yüksek rütbeli SS görevlisi Paul Blobel'i Aktion 1005'in baş��na atadı, ancak Heydrich'in Haziran 1942'nin başlarında bir suikast girişiminde aldığı yaralardan ölmesinin ardından başlaması ertelendi. Gestapo başkanı Heinrich Müller nihayet Haziran ayının sonunda Blobel'e emirlerini verdi. Temel amaç Yahudi katliamlarına ilişkin kanıtları silmek olsa da, Operasyonaynı zamanda Nazi zulmünün Yahudi olmayan kurbanlarını da kapsayacaktı.\nBlobel çalışmalarına Chełmno imha kampında deneyler yaparak başladı. Mezardan çıkarılan cesetleri yok etmek için yangın bombası kullanma girişimleri, silahlar yakındaki ormanları ateşe verdiği için başarısız oldu. Sonunda en etkili yolun demir ızgaralar üzerinde devasa odun yığınları olduğu anlaşıldı. Yöntem, demiryolu rayları üzerine dönüşümlü ceset ve yakacak odun katmanları inşa etmeyi içeriyordu. Odun yakıldıktan sonra kalan kemik parçaları ağır dübellerle dövülerek veya taşlama makinesinde ezilip çukurlara yeniden gömülebiliyordu. Operasyon resmi olarak Sobibór imha kampında başladı. Leichenkommando, cesetleri kampın etrafındaki toplu mezarlardan çıkardı ve ardından yaktı, işleri bittikten sonra kendileri idam edildi. Süreç daha sonra Kasım 1942'de Bełżec'e taşındı Auschwitz ve Majdanek kamplarında cesetlerin imhası için fırın odaları bulunan krematoryumlar vardı ve bu nedenle orada Aktion 1005 komandolarına ihtiyaç yoktu. Fazlalık cesetler kendi mahkûmları tarafından yakıldı.\nCesetlerin Treblinka imha kampında yarı endüstriyel olarak yakılması, daha önceki cenaze törenleriyle bağlantılı siyasi tehlikenin farkına varıldığı anda başladı. 1943'te Sovyet Katyn katliamının 22.000 Polonyalı kurbanı Smolensk yakınlarında keşfedildi ve Adolf Hitler'e bildirildi. Kalıntıları yeraltında iyi korunmuştu ve Sovyet toplu katliamını kanıtlıyordu. Nisan 1943'ten itibaren Nazi propagandası uluslararası toplumun dikkatini bu savaş suçuna çekmeye başladı. Müttefiklerin arasını açmak amacıyla detaylı incelemeler yapmak üzere Katyn Komisyonu oluşturuldu. Bu arada, toplu mezarların açılması ve bunun yerine yüzbinlerce kurbanın yakılması yönündeki gizli emirler, Nisan ayında doğrudan Nazi liderliğinden geldi. Treblinka'da paletli ekskavatör kullanılarak gömülen cesetler, Mart 1943'te kampı ziyaret eden Heinrich Himmler'in emriyle kazılarak yakıldı. Rayların ızgara olarak kullanılması talimatı kampın ölü yakma uzmanı Herbert Floss'tan geldi. Cesetler, yüksekliği 30 metre kadar olan ölü yakma ateşlerinin üzerine yerleştirildi. Odunların üzerine benzin döküldü ve odun yığınlarını yöneten yaklaşık 300 mahkûmun katıldığı büyük bir yangında yakıldı. Bełżec'te 24 saat süren operasyon Mart 1943'e kadar sürdü Treblinka'da temmuz ayı sonuna kadar tüm hızıyla devam etti.\nOperasyon aynı zamanda Babi Yar, Ponary, Dokuzuncu Kale ve Bronna Góra gibi daha önceki toplu katliamların yaşandığı alanlarda faaliyet aynı faaliyet yapıldı. 1944'e gelindiğinde, Sovyet orduları ilerlerken, Reichsgau Wartheland'ın başkanı Wilhelm Koppe, Genel Hükümet bölgesinin beş bölgesinin her birinin toplu mezarları temizlemeye başlamak için kendi Aktion 1005 komandolarını kurmasını emretti. İlerleyen Sovyet birlikleri bazı bölgelere temizlenemeden ulaştığı için operasyonlar tam olarak başarılı olmadı.\nOperasyonun yöneticisi Blobel, Einsatzgruppen Davası'nda ABD Nürnberg Askeri Mahkemesi tarafından ölüm cezasına çarptırıldı. 7 Haziran 1951'de Landsberg Hapishanesinde asıldı. Yaklaşık 60.000 kişinin ölümünden sorumlu Blobel, ancak Nürnberg'deki ifadesinde yalnızca 10.000 ila 15.000 kişiyi öldürdüğünü iddia etti.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sonderaktion 1005 nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sonderaktion 1005 (Özel Eylem 1005), Haziran 1942'den 1944'ün sonlarına kadar yürütülen çok gizli bir Nazi operasyonuydu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1452", + "context": "1939 yılında gizlice imzalanan Molotov–Ribbentrop Paktı uyarınca, Sovyetler Birliği II. Dünya Savaşı sırasında, Nazi Almanyası tarafından kendisine terk edilen kimi ülke ve bölgeleri ilhak ve işgal etti. İşgal edilen bölgeler arasında; Doğu Polonya (iki farklı Sovyet Cumhuriyeti), Letonya (sonrasında Letonya SSC), Estonya (sonrasında Estonya SSC), Litvanya (sonrasında Litvanya SSC), Doğu Finlandiya'nın bir parçası (sonrasında Karelo-Fin SSC) ve Doğu Romanya (sonrasında Moldava SSC ve Ukrayna SSC'nin bir parçası) bulunmaktaydı. Bunların yanı sıra, Karpat Rutenyası Çekoslovakya'dan ilhak edilerek, Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin bir parçası haline getirildi.\nAşağıda SSCB tarafından II. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında işgal ve ilhak edilen bölgelerle ait bilgiler bulunmaktadır.", + "question": "Sovyet askerî işgalleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "1939 yılında gizlice imzalanan Molotov–Ribbentrop Paktı uyarınca, Sovyetler Birliği II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1453", + "context": "Sovyet Askeri Mezarlığı (Rusça: Кладбище-мавзолей советских воинов в Варшаве; Lehçe: Cmentarz Mauzoleum Żołnierzy Radzieckich), Varşova'nın Mokotów semtinde yer alan, Polonya'nın Nazi Almanyası işgalinden kurtuluşu sırasında ölen 21.468 Kızıl Ordu mensubu askeri anmak için inşa edilen anıt mezar.", + "question": "Sovyet Askerî Mezarlığı (Varşova) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sovyet Askeri Mezarlığı (Rusça: Кладбище-мавзолей советских воинов в Варшаве; Lehçe: Cmentarz Mauzoleum Żołnierzy Radzieckich), Varşova'nın Mokotów semtinde yer alan, Polonya'nın Nazi Almanyası işgalinden kurtuluşu sırasında ölen 21." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1454", + "context": "İkinci Dünya Savaşı sırasında yaklaşık üç milyon Alman savaş esiri Sovyetler Birliği tarafından ele geçirildi, bunların çoğu savaşın son yılında Kızıl Ordu'nun büyük ilerleyişi sırasındaydı. Savaş esirleri, Sovyet savaş zamanı ekonomisinde ve savaş sonrası yeniden yapılanmada zorunlu işçi olarak çalıştırıldı. 1950'ye gelindiğinde hayatta kalan savaş esirlerinin neredeyse tamamı serbest bırakıldı ve son mahkûm 1956'da SSCB'den döndü Sovyet kayıtlarına göre 381.067 Alman Wehrmacht savaş esiri NKVD kamplarında öldü. Batı Almanya hükûmeti tarafından kurulan bir komisyon, 3.060.000 Alman askerî personelinin SSCB tarafından esir alındığını ve 1.094.250 kişinin esaret altında öldüğünü tespit etti. Alman tarihçi Rüdiger Overmans'a göre 3.000.000 savaş esiri SSCB tarafından ele geçirildi. Sovyetlerin elindeki Alman savaş esiri ölümlerinin maksimum sayısını 1,0 milyon olarak belirledi. Overmans, araştırmasına dayanarak, Sovyet esaretinde 363.000 savaş esirinin ölümünün Deutsche Dienststelle (WASt) dosyalarıyla doğrulanabileceğine inanıyor ve ayrıca şunu savunuyor: \"700.000 Alman askeri personelinin listede yer alması kanıtlanabilir olmasa da tamamen makul görünüyor. Kayıp aslında Sovyet gözetiminde öldü.\" \nBarbarossa Harekatı'nın ilk altı ayında çok az sayıda Alman Kızıl Ordu güçleri tarafından ele geçirildi. Moskova Muharebesi ve Alman kuvvetlerinin geri çekilmesinin ardından, Sovyet savaş esiri kamplarındaki mahkûmların sayısı 1942'nin başlarında 120.000'e yükseldi Alman 6. Ordusu Stalingrad Muharebesi'nde teslim oldu, hayatta kalanların 91.000'i savaş esiri oldu ve bu sayı 1943'ün başlarında 170.000'e ulaştı, ancak Stalingrad'da yakalanmalarını takip eden aylarda 85.000 kişi öldü, yalnızca yaklaşık 6.000'i hayatta kalarak savaştan sonra ülkesine geri gönderilecekti. 1943'te Sovyetler Birliği'ndeki umutsuz ekonomik durum hafifledikçe savaş esiri kamplarındaki ölüm oranı da azaldı. Aynı zamanda savaş esirleri, insan gücünden yoksun Sovyet ekonomisi için önemli bir zorunlu çalıştırma kaynağı haline geldi. Özgür Almanya için Ulusal Komite ve Alman Subaylar Birliği\"nin kurulmasıyla, Sovyetlerle işbirliği yapan savaş esirleri daha fazla ayrıcalık ve daha iyi tayınlara kavuştu. Bagration Harekatı ve Doğu Cephesi'nin güney kısmının çökmesi sonucunda Alman savaş esirlerinin sayısı 1944'ün ikinci yarısında neredeyse iki katına çıktı. 1945'in ilk aylarında Kızıl Ordu Oder nehrine ve Balkanlara doğru ilerledi. Nisan 1945'e gelindiğinde savaş esirlerinin sayısı 2.000.000'e yükseldi.\nSovyet kayıtlarına göre, savaşın sonunda toplam 2,8 milyon Wehrmacht personeli Sovyetler Birliği tarafından savaş esiri olarak tutuldu. Sovyetler Birliği'nin aralarında Birleşik Krallık ve Fransa'dan daha az savaş esiri tuttuğu 1946'nın sonlarında sayıda Alman savaş esiri serbest bırakılmıştı. Ekim 1949'da Almanya'nın Sovyet işgal bölgesinde Sovyet yanlısı Alman Demokratik Cumhuriyeti devletinin kurulmasıyla birlikte, 85.000 savaş esiri dışında tümü serbest bırakıldı ve ülkelerine geri gönderildi. Halen tutuklu bulunanların çoğu savaş suçlusu olarak hüküm giymiş ve zorunlu çalışma kamplarında genellikle 25 yıl olmak üzere uzun süreli cezalara çarptırılmıştı. Bu savaş mahkûmları sonuncuları, Batı Almanya Şansölyesi Konrad Adenauer'in Moskova'ya müdahalesinin ardından 1956'da ülkelerine geri gönderildi. Sovyetler Birliği Avusturyalı mahkûmları Almanlara göre çok daha hızlı bir şekilde serbest bıraktı, ancak son Avusturyalılar 1955'e kadar serbest bırakılmadı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sovyetler Birliği'nde Alman savaş esirleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İkinci Dünya Savaşı sırasında yaklaşık üç milyon Alman savaş esiri Sovyetler Birliği tarafından ele geçirildi, bunların çoğu savaşın son yılında Kızıl Ordu'nun büyük ilerleyişi sırasındaydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1455", + "context": "Sovyetler Birliği'ndeki Holokost, II. Dünya Savaşı'ndaki Holokost'un bir parçası olarak Nazi Almanyası ve Romanya'nın Yahudilere, Romanlara ve eşcinsellere yönelik zulmüydü. Aynı zamanda Barbarossa Operasyonu başlamadan önce Sovyetler Birliği tarafından ilhak edilen Baltık ülkelerindeki Holokost'a da atıfta bulunabilir.\nÇatışmanın başlangıcında, Sovyetler Birliği'nde yaklaşık beş milyon Yahudi olduğu tahmin ediliyordu. Bunların dört milyonu, 1941 ve 1942'de Nazi Almanyası tarafından işgal edilen bölgelerde yaşıyordu. Holokost'ta öldürülen Sovyet Yahudilerinin çoğunluğu, işgalin ilk dokuz ayında öldürüldü. Yaklaşık 1,5 milyon Yahudi doğudaki Sovyet topraklarına kaçmayı başardı. Aralık 1942 itibarıyla 1.152 milyon Sovyet Yahudisinin öldürüldüğü düşünülüyor.\nÇatışma sırasında Kızıl Ordu'da yaklaşık 300.000 ila 500.000 Sovyet Yahudisi görev yaptı. 1941'de kurulan Yahudi Anti-Faşist Komitesi, Sovyet savaş çabalarının propagandasını yapmakta aktifti. Sıkı bir şekilde sansürlenen Sovyet basını, Holokost'un özellikle Yahudi karşıtı motivasyonunu çoğu zaman kasıtlı olarak gizledi.", + "question": "Sovyetler Birliği'nde Holokost nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sovyetler Birliği'ndeki Holokost, II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1456", + "context": "Sovyetler Birliği'ndeki İtalyan savaş esirleri, Rusya'daki İtalyan Ordusu'ndaki savaş esirlerinin ve onların II. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında Sovyetler Birliği'ndeki kaderlerinin öyküsüdür.\nİkinci Dünya Savaşı'nda 60.000'den fazla İtalyan savaş esiri Kızıl Ordu tarafından esir alındı. Neredeyse tamamı, Aralık 1942'de Rusya'daki İtalyan Ordusunu[(ARMIR) yok eden Sovyet Küçük Satürn Operasyonu saldırısı sırasında ele geçirildi.\nARMIR en yüksek noktasında yaklaşık 235.000 kişiydi ve Aralık 1942 ile Şubat 1943 arasında Stalingrad ve çevresinde savaşan Alman kuvvetlerine destek sağlamak için faaliyet gösterdi. Bu dönemde kayıp İtalyan askerlerinin toplam sayısı 84.830'du. Sovyet arşivlerine göre 54.400 İtalyan savaş esiri Sovyet esir kamplarına canlı olarak ulaştı. Çoğu 1943 kışında olmak üzere 44.315 mahkûm (%81'den fazlası) kamplarda esaret altında öldü.\nAskerlerin isimlerinin Kiril alfabesiyle yazılmış, ölüm tarihi ve yerini de içeren bir listesi 1989'dan sonra Rus yetkililer tarafından İtalyan makamlarına verildi. 1945 ile 1954 yılları arasında 10.085 mahkûm ülkelerine geri gönderildi. Çatışmalarda ve geri çekilme sırasında ya da yakalandıktan sonra ölen 30.430 askerin bireysel akıbeti daha az biliniyor. Çatışmalarda yaklaşık 20.000 erkeğin hayatını kaybettiği, esir düştükleri andan kamplara kaydoldukları zamana kadar ise 10.000 erkeğin öldüğü tahmin ediliyor. Rus kaynakları, 1942-1954 yılları arasında Sovyetler Birliği'ndeki 49.000 İtalyan savaş esirinden 28.000'inin öldüğünü listeliyor.\nSovyetler Birliği'ndeki İtalyan savaş esirleri pek çok propagandaya maruz kalıyordu. Propaganda, İtalya'daki faşizmden Sovyetler Birliği'ne kaçan ve İtalya'da fuoriusciti (gurbetçiler) olarak bilinen İtalyan komünist kadrolar tarafından yapılıyordu. Cazibe ve tehditlere rağmen mahkûmların çoğu, özellikle de daha önce faşizmle uzlaşmamışlarsa, propagandaya direndiler. Mahkûmların koşulları, Sovyet Hükûmeti'nin kaygıları ve daha iyi kamp yönetimi nedeniyle 1943 baharında büyük ölçüde iyileşti, yiyecek tedariki ve hayatta kalan askerlerin sayısı keskin bir şekilde arttı\nHayatta kalanların çoğunun 1945-1946'da İtalya'ya dönmesine izin verildi. Aynı yıllarda, tutuklu bulunan bir grup İtalyan subayı savaş suçlarıyla suçlandı ve uzun yıllar zorunlu çalışma cezasına çarptırıldı. Stalin'in ölümünden sonra suçlamaların asılsız olduğu ortaya çıktı ve 1954'te serbest bırakıldılar. Sovyetler Birliği'ndeki İtalyan savaş esirleri meselesi, savaş sonrası İtalya'da sıcak bir siyasi konu olmaya devam etti. Sovyet yetkililerinin onbinlerce kayıp askerin akıbeti hakkında bilgi verme konusundaki isteksizliği nedeniyle hiçbir zaman ciddi bir şekilde soruşturulmadı. Davaları, Sovyetler Birliği'ni savaş esirlerini geri vermemekle suçlayan merkez sağ partiler tarafından araçsal bir şekilde kullanıldı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sovyetler Birliği'nde İtalyan savaş esirleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sovyetler Birliği'ndeki İtalyan savaş esirleri, Rusya'daki İtalyan Ordusu'ndaki savaş esirlerinin ve onların II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1457", + "context": "Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda Polonya'nın Sovyet işgali sırasında tecavüz konusu , Sovyetler Birliği'nin dağılmasına kadar savaş sonrası tarih yazımında yer almıyordu, ancak dönemin belgeleri sorunun hem savaş sırasında hem de sonrasında ciddi olduğunu gösteriyor. 1944-1945'te Sovyet kuvvetlerinin Nazi Almanya'sına karşı ilerleyişi. Katherine Jolluck'a göre, Sovyet erkekleri tarafından uygulanan cinsel şiddetin kapsamına ilişkin neredeyse yarım yüzyıldır araştırma yapılmaması, kurbanları arasındaki geleneksel tabuların kendilerine yardımcı olacak bir ses bulma ve onurlarını koruyarak savaş zamanı deneyimleri hakkında açıkça konuşma yeteneğinden yoksun olması nedeniyle daha da büyümüştü. Polonya Bilimler Akademisi'nden Joanna Ostrowska ve Marcin Zaremba, Kızıl Ordu'nun 1945 Kış Taarruzu sırasında Polonyalı kadınlara yönelik tecavüzlerin kitlesel bir ölçeğe ulaştığını yazdı.\nPolonya'nın işgali sırasında kadınlara yönelik cinsel şiddetin artmasına katkıda bulunan faktörler arasında, askeri liderleri tarafından kendi başlarının çaresine bakmak zorunda bırakılan bireysel Sovyet birimlerinin cezasızlık duygusu vardı. Ulusal Anma Enstitüsü'den Dr Janusz Wróbel, yiyecek ve erzak arayışı içinde yağmacı askerlerin ateş açmaya hazır çeteler kurduğunu yazdı. Hayvancılık sürüler halinde sürülüyor, tarlalar karşılıksız olarak tahıllardan arındırılıyor ve Polonya'daki evler yağmalanıyordu. Bir Łódź ilçe starosta'sı, Voyvodasına yazdığı bir mektupta, Zalesie, Olechów, Feliksin ve Huta Szklana'da olduğu gibi mağazalardan ve çiftliklerden malların yağmalanmasına genellikle çiftçilerin tecavüzünün eşlik ettiği konusunda uyardı, tecavüz-cinayet dahil diğer suçlardan bahsetmeye bile gerek yok. Ağır silahlı yağmacılar arabaları, at arabalarını, hatta trenleri bile soydular. Polonyalı yetkililere yazdığı bir sonraki mektubunda aynı starosta, tecavüz ve yağmanın halkın Sovyet rejiminden korkmasına ve nefret etmesine neden olduğunu yazdı.\nKızıl Ordu tarafından ele geçirilen büyük Polonya şehirlerinde toplu tecavüz vakaları meydana geldi. Kraków'da Sovyetlerin şehre girişine kadınlara ve kızlara yönelik tecavüz dalgası ve yaygın kişisel mal hırsızlığı eşlik etti. Jagiellonian Üniversitesi'nden Prof. Chwalba'ya göre bu davranış öyle bir boyuta ulaştı ki, Sovyetler Birliği'nin şehre yerleştirdiği Polonyalı komünistler bizzat Joseph Stalin'e bir protesto mektubu yazdılar. Kraków Ana istasyonunda toplu tecavüz kurbanlarını kurtarmaya çalışan Polonyalılara ateş açıldı. Bu arada, Sovyetlerin geri çekilmesi beklentisiyle kilise ayinleri düzenlendi.\nOstrowska ve Zaremba'ya göre köle olarak çalıştırılmak üzere Almanya'ya götürülen Polonyalı kadınlara, eski savaş esirlerinin yanı sıra Sovyet askerleri tarafından da büyük çapta tecavüze uğradı. Mayıs 1945'te, çeşitli geri gönderme ofislerinden delegelerin katıldığı konferansın nihai kararında şunlar belirtiliyordu: \"Stargard ve Szczecin aracılığıyla, Üçüncü Reich'ta zorunlu çalışmadan dönen Polonyalıların kitlesel bir hareketi var. Onlar, bireysel askerler ve organize gruplar tarafından sürekli saldırılara maruz kalıyorlar.\" Yolculuk boyunca Polonyalılar sık sık soyuluyor ve Polonyalı kadınlara tecavüz ediliyor. Polonya delegasyonuna, Polonyalı kadınlara yönelik tecavüzlerin istisnai olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusuna yanıt olarak, yerel yönetimin yönetimi Ülkesine geri dönüş ofisi, geri dönen Polonyalılarla sürekli temas temelinde, kadınların şiddet içeren saldırganlığın hedefi olduğunu, bunun tersinin olmadığını ilan etti\". Rus tarihçi Ia. S. Drabkin 1989'da yaptığı bir röportajda \"işgal idaresindeki tecavüzle ilgili sorunların çoğuna neden olanların askerler değil, aynı görünen eski Sovyet savaş esirleri ve Almanya'daki Sovyet Askeri Yönetimi için çalışan ve genellikle üniforma giyen Sovyet vatandaşları\" olduğunu öne sürdü.\nNaimark, \"Sovyet işgali altındaki Avrupa'da neredeyse iki milyona yakın Rus asker kaçağı ve eski savaş esiri serbestken, eşkıyalığın işgal için ciddi bir sorun haline gelmesi şaşırtıcı değil\" diye yazdı. 1944-1947'de Polonyalı tecavüz kurbanlarının sayısını doğru bir şekilde tahmin etmek zor olacaktır. Sayılarını tahmin etmedeki en büyük zorluk, kurbanların etnik yapısının Polonya resmi raporlarında her zaman belirtilmemesinden kaynaklanmaktadır. Genel olarak konuşursak, Sovyet askerlerinin Slav kökenli kadınlara karşı tutumu, Almanca konuşanlara göre daha iyiydi. Ostrowska & Zaremba'ya göre, tamamen Polonyalı kurbanların sayısının 100.000'e ulaşıp ulaşamayacağı veya hatta aşabileceği bir tahmin meselesi olmaya devam ediyor.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sovyetler Birliği'nin Polonya'yı işgali sırasında tecavüz nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda Polonya'nın Sovyet işgali sırasında tecavüz konusu , Sovyetler Birliği'nin dağılmasına kadar savaş sonrası tarih yazımında yer almıyordu, ancak dönemin belgeleri sorunun hem savaş sırasında hem de sonrasında ciddi olduğunu gösteriyor." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1458", + "context": "Stalin'in on darbesi, Sovyet tarih yazımında, Kızıl Ordu'nun 1944'te II. Dünya Savaşı sırasında gerçekleştirdiği on başarılı stratejik saldırıya verilen addı. Sovyet saldırıları Mihver kuvvetlerini Sovyet topraklarından uzaklaştırdı ve Nazi Almanyası'nın çöküşünü hızlandırdı.\nTerim ilk kez Kasım 1944'te Moskova'daki Sovyet milletvekillerinin toplantısı sırasında Joseph Stalin'in Ekim Devrimi'nin 27. yıldönümü konuşmasında duyuldu. Terim, o dönemde Sovyetler Birliği'nde hakim olan Stalin'in kişilik kültünün bir yansıması olarak türetildi. Stavka'nın spesifik stratejik planlamasını yansıtmıyordu ve Stalin'in ertesi gün yayınladığı, Rusya'nın 12 şehrinde 24 silahla topçu selamı atılmasına izin veren emre dayanarak zaman zaman \"Oniki Zafer Yılı\" olarak adlandırılmıştı. Bunlar; Moskova, Leningrad, Kiev, Minsk, Petrozavodsk, Tallinn, Riga, Vilnius, Kişinev, Tiflis, Sevastopol ve Lvov'du. Gençliğinde Tiflis'teki Rus Ortodoks Teoloji Okuluna kayıtlı olan Stalin, İncil'e ve özellikle Mısır'ın ünlü On Felaketi'ne, yani Tanrı'nın kötü Firavun'a indirdiği ve ona yol açtığı söylenen on büyük darbeye aşinaydı. Firavun'un teslim olmasına. Terimin kullanımı, Nikita Kruşçev'in 1956'da Stalin'i suçlayan ve ölümünün ardından kişilik kültüne son veren Gizli Konuşmasının ardından durduruldu.\nAlman Altıncı Ordusu'nun Stalingrad'da yıkılmasından, Sovyet karşı saldırılarından ve 1943'teki Kursk Savaşı'ndan sonra, savaşın gidişatının Almanya'nın aleyhine döndüğü açıkça ortaya çıktı. Sovyet kuvvetleri tüm cephe boyunca savaş öncesi sınıra yaklaşıyordu. Kısmen, 3 Kasım 1943'te yayınlanan beklenen Müttefik İstilası'nı karşılamak için tüm yeni adam ve malzemeleri Batı Cephesi'ne aktaran 51 No'lu Führer Direktifi nedeniyle, Doğu Cephesi'ndeki Mihver kuvvetleri, Sovyet rakiplerine kıyasla ciddi şekilde yetersiz donanıma sahipti. Takviye kuvvetleri nadirdi ve rezervler zayıftı. Her ne kadar Hitler bu direktifte geri çekilmelere izin verebileceğini, zamanı zamanla değiş tokuş edebileceğini ima etse de, bunun yanlış olduğu ortaya çıktı. Bu, Hitler'in ele geçirilen toprakları ne pahasına olursa olsun elinde tutma konusundaki ısrarıyla birleştiğinde, 1944'teki Sovyet zaferlerini neredeyse kaçınılmaz hale getirdi.", + "question": "Stalin'in on darbesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Stalin'in on darbesi, Sovyet tarih yazımında, Kızıl Ordu'nun 1944'te II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1459", + "context": "Stimfalia Savaşı, Yunan Direnişi sırasında ELAS ile işgalci Almanya arasında gerçekleşen savaştır. Savaş ELAS gerillaların Stimfalia bölgesinde bulunan Alman kuvvetlerine karşı başlatmış olduğu operasyondur. Almanlar ilk günde 3 askerini kaybetti. 3 Temmuz günü ise Almanlar gerillalar karşısında direnci kırıldı ve geri çekildi.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Stimfalia Savaşı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Stimfalia Savaşı, Yunan Direnişi sırasında ELAS ile işgalci Almanya arasında gerçekleşen savaştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1460", + "context": "Stolperstein (Türkçe: \"Tökezleme taşları\") 10x10 cm boyutlarında betondan yapılan üzerinde genelde II. Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından öldürülen kurbanların isimlerinin yazıldığı pirinç kaplı plakalardır.\n\nStolperstein projesi, Alman Sanatçı Gunter Demnig tarafından 1992 yılında Nazi terörüne kurban giden (toplama kamplarında ölenler, imha kamplarında öldürülenler, sınır dışı edilenler, zorunlu göçe zorlananlar, zulümden kaçmak amacıyla intihar eden) insanları anmak için geliştirildi. 23 Ekim 2018 itibarıyla, Stolperstein toplam 70.000 taşıyla dünyanın en büyük merkezi olmayan anıtı haline geldi. \n\nStolperstein taşları kurbanların daha önceden yaşamış oldukları binaların önlerine yerleştirir, sadece yakın mesafeden yürüyen kişiler tarafından fark edilirler.Bütün taşlar ülkelerin dillerine göre değiştirilen \"Burada yaşadı\" mesajıyla başlar ve altına kişinin adı soyadı, doğum tarihleri, öldürülme tarihi, tutuklanma tarihi, ölüm yeri gibi bilgiler verilir.\nStolperstein çoğunlukla Holokost kurbanları için hazırlanmış olsa bile, o dönemlerde öldürülen Çingeneler, eşcinseller, fiziksel veya zihinsel engelliler, Yehova Şahitleri, siyahiler, Komünist Parti üyeleri, Nazi muhalifleri, Masonlar, İspanyol İç Savaşı kurbanları, askerden firar edenler, Müttefik askerleri gibi çeşitli kurbanlar için de hazırlanmıştır.\nİlk Stolperstein, 16 Aralık 1992 tarihinde Almanya'nın Köln şehrindeki Tarihi Belediye Binası'nın önüne yerleştirildi. İlk anıtın buraya yerleştirilmesinin amacı Himmler'in emriyle Yahudilerin ve Çingenelerin ilk defa buradan toplama kamplarına sürgün edilmesi ve toplu olarak sınır dışı edilmenin başlangıcı olarak kabul edilmesidir.", + "question": "Stolperstein nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Stolperstein (Türkçe: \"Tökezleme taşları\") 10x10 cm boyutlarında betondan yapılan üzerinde genelde II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1461", + "context": "Sürgündeki Çekoslovak Hükûmeti, Çekoslovakya Geçici Hükûmeti ya da Çekoslovakya Ulusal Özgürlük Komitesi nin gayriresmî unvanı. İlk olarak İngiliz hükûmeti tarafından tanınan bu geçici hükûmet, sonraları Müttefik Devletler'in de resmi muhatabı haline gelecekti. Çekoslovakya Ulusal Özgürlük Komitesi, Çekoslovakya eski Cumhurbaşkanı Edvard Beneš tarafından, Paris'te Ekim 1939'da kurulmuştu. Diplomatik tanınma konusunda Fransa ile yapılan görüşmelerin akametle sonuçlanması ve akabinde Nazilerin Fransa'yı işgali neticesinde, oluşturulan bu komite, 1940 yılında Londra'ya sığınmak zorunda kaldı. Nazi bombardmanı başlayınca, Komite 1941'de Buckinghamshire-Aston Abbots'a taşındı.\nII. Dünya Savaşı boyunca, Çekoslovakya'nın meşru hükûmeti olarak kaldı. Bu antifaşist hükûmet, Münih Antlaşması sonucu işgal edilen ülkesini kurtarmak, bu antlaşmanın hükümlerini ortadan kaldırarak, Çekoslovakya'nın 1937 öncesi sınırlarına dönmesini amaçlıyordu. Böylelikle ülke, Birinci Çekoslovak Cumhuriyeti'nin devamı olarak, uluslararası platformda yasal varlığını sürdürme imkânına kavuşacaktı.", + "question": "Sürgündeki Çekoslovakya Hükûmeti nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sürgündeki Çekoslovak Hükûmeti, Çekoslovakya Geçici Hükûmeti ya da Çekoslovakya Ulusal Özgürlük Komitesi nin gayriresmî unvanı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1462", + "context": "Tallinn taarruzu, Kızıl Ordu'nun 2. Şok ve 8. orduları ile Baltık Filosu tarafından, 17-26 Eylül 1944'te, II. Dünya Savaşı'nın Doğu Cephesinde, Estonya ana karasındaki Alman Ordusu Müfrezesi Narwa ve Estonya birliklerine karşı gerçekleştirilen stratejik bir saldırıdır. Alman karşılığı, Aster Operasyonu kod adlı bir geri çekilme ile Estonya topraklarının terk edilmesiydi.\nSovyet saldırısı, Sovyet 2. Şok Ordusu'nun, Tartu yakınlarındaki Emajõgi Nehri boyunca II. Ordu Kolordusu'nun savunmasını delmesiyle başladı. Savunmacılar, Ordu Müfrezesi Narwa'nın Estonya anakarasından düzenli bir şekilde tahliye edilmesine yetecek kadar Sovyet ilerlemesini yavaşlatmayı başardılar. 18 Eylül'de Estonya'nın anayasal hükûmeti Tallinn'deki hükûmet binalarını Almanlardan ele geçirdi ve şehir 22 Eylül'e kadar Alman kuvvetleri tarafından terk edildi. Leningrad Cephesi başkenti ele geçirdi ve 26 Eylül 1944'e kadar Estonya anakarasının geri kalanını ele geçirdi.\nAlmanya'nın tahliyesi düzenli bir şekilde gerçekleştirildi. Kuzey Ordu Grubu'nun planları meyvesini vermişti ve hem Sovyetler hem de Oberkommando der Wehrmacht (Alman Yüksek Komutanlığı) tahliyenin hızından şaşırmış ve etkilenmişti. 8. Ordu, amfibi bir saldırı olan Moonsund Çıkarma Operasyonu'nda geri kalan Batı Estonya adalarını almaya devam etti. Genel olarak Baltık saldırısı, Alman kuvvetlerinin Estonya, Litvanya ve Letonya'nın büyük bir bölümünden atılmasıyla sonuçlandı.\nEstonya'da Sovyet yönetimi zorla yeniden kuruldu ve bunu çoğunlukla 1944-1950'de gerçekleştirilen sovyetleştirme izledi. Tarımın zorla kolektifleştirilmesi 1947'de başladı ve Mart 1949'da Estonyalıların kitlesel sınır dışı edilmesinin ardından tamamlandı. Tüm özel çiftliklere el konuldu ve çiftçiler kolektif çiftliklere katılmaya zorlandı. Kitlesel tehcirlere gerilla savaşı yapan Orman kardeşleri grubu ile karşılık verildi. Harekete toplam 30.000 kişi katıldı veya destek verdi, 2.000 kişi öldürüldü. Gerilla kuvvetleriyle savaşan Sovyet tarafından da yüzlerce kişi öldü. Her iki taraftan da ölenler arasında masum siviller de vardı. Orman kardeşlerinin silahlı direnişinin yanı sıra, bir dizi yeraltı milliyetçi okul çocuğu grubu da aktifti. Üyelerinin çoğu uzun süreli hapis cezalarına çarptırıldı. Cezalandırma eylemleri Joseph Stalin'in 1953'teki ölümünden sonra hızla azaldı. 1956'dan 1958'e kadar sınır dışı edilenlerin ve siyasi mahkûmların büyük bir kısmının Estonya'ya dönmesine izin verildi. İşgal dönemi boyunca 1980'lerin sonlarına kadar siyasi tutuklamalar ve çok sayıda insanlığa karşı suç işlendi. Sonuçta Estonya toplumunu Sovyet sistemine entegre etme girişimi başarısız oldu. Silahlı direnişin yenilgiye uğratılmasına rağmen halk Sovyet karşıtı kaldı. Bu, Estonyalıların 1980'lerin sonlarında yeni bir direniş hareketi örgütlemelerine, 1991'de bağımsızlıklarını yeniden kazanmalarına ve ardından hızla modern bir toplum geliştirmelerine yardımcı oldu.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Tallinn Taarruzu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tallinn taarruzu, Kızıl Ordu'nun 2." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1463", + "context": "Tannenberg Hattı Muharebesi veya Mavi Tepeler Savaşı Narva Muharebesi ile Leningrad Cephesi arasındaki askeri bir çatışmaydı. 25 Temmuz - 10 Ağustos 1944 tarihleri arasında stratejik açıdan önemli Narva Kıstağı için savaştılar. Savaş, İkinci Dünya Savaşı sırasında Doğu Cephesinde yapıldı. Sovyet Estonya Operasyonunun stratejik amacı, Finlandiya ve Doğu Prusya'nın işgali için uygun bir üs olarak Estonya'yı yeniden işgal etmekti. Waffen-SS kuvvetleri , SS Nordland Tümeni, SS Langemarck Tümeni, Nederland SS Tümeni ve Valon Lejyonu'ndan 24 gönüllü piyade taburunu içeriyordu. Piyadelerin kabaca yarısı SS'nin 20. Waffen Grenadier Tümeni'nin personelinden oluşuyordu. 22.250 kişilik Alman kuvveti 136.830 Sovyet askerini durdurdu. Başarısız olan bu taarruzun devamında 14 Eylül'de Sovyet 1., 2. ve 3. Baltık Cepheleri tarafından Riga Taarruzu ve daha sonra 17 Eylül'de 3. Baltık Cephesi, Peipus Gölü ile Võrtsjärv Gölü'nü birleştiren Emajõgi Nehri Cephesinden Tallinn Taarruzunu başlatıp Almanları geri çekilmeye zorladı.\nSovyet kuvvetleri sürekli takviye edildiğinden, Estonyalı tarihçi Mart Laar, toplam kayıplarının 170.000 ölü ve yaralı olduğunu tahmin ediyor.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Tannenberg Hattı Muharebesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tannenberg Hattı Muharebesi veya Mavi Tepeler Savaşı Narva Muharebesi ile Leningrad Cephesi arasındaki askeri bir çatışmaydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1464", + "context": "The End: Hitler's Germany 1944–45 (Türkçe: Çöküş: Almanya 1944-45), Ian Kershaw'ın 2011 yılında yazdığı kitaptır. Kitap II. Dünya Savaşı'nın, başarısız 20 Temmuz darbesi ve 1945 yılının Mayıs ayının sonlarına, Nazi rejiminin son liderlerinin tutuklanıp hükûmetin feshedildiği zamana kadarki olayları konu alır.", + "question": "The End: Hitler's Germany, 1944–45 nedir?", + "answers": { + "text": [ + "The End: Hitler's Germany 1944–45 (Türkçe: Çöküş: Almanya 1944-45), Ian Kershaw'ın 2011 yılında yazdığı kitaptır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1465", + "context": "TOGII* veya TOG2, II. Dünya Savaşı'nın ilk zamanlarında üretilen İngiliz prototip süper ağır tankı. I. Dünya savaşı'nda Fransa'nın kuzeyindeki savaşlarda oluşan kraterler, çamurluklar ve açılan hendeklerin benzerlerinin tekrar oluşacağı düşünüldüğü için tasarlanan tankın üretimi, bu durumların oluşmaması ile durdurulmuştur. Proje iptal edilmeden önce bir adet prototip üretilmiştir. Tank, TOG I tankının geliştirilmiş halidir.", + "question": "TOGII* nedir?", + "answers": { + "text": [ + "TOGII* veya TOG2, II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1466", + "context": "Toplama Kampları Müfettişliği (Inspektion der Konzentrationslager, IKL), Nazi Almanyası'nın toplama kampı sistemini yöneten SS'nin merkezi departmanıydı.\nToplama Kampı Müfettişliği, Dachau toplama kampı komutanı Theodor Eicke'nin baş müfettiş olarak atanmasının ardından 5 Temmuz 1934'te kuruldu. Başlangıçta \"Toplama Kampları ve SS Muhafız Birimleri Müfettişliği\" (Inspektion der Konzentrationslager und SS-Wachverbände) olarak adlandırılıyordu ve 10 Aralık 1934'ten itibaren merkezi Berlin'de, Gizli Devlet Polisi'nin genel merkezinin bulunduğu Prinz-Albrechtstrasse 8'de bulunuyordu.\n30 Ocak 1935'ten itibaren teftiş SS Ana Müdürlüğünün bir parçası oldu ve bir süre sonra caddedeki Berlin'e taşındı. 29 Mart 1936'da Theodor Eicke tarafından SS Totenkopf'un oluşturulmasından sonra, Ekim 1939'a kadar onun liderliğindeki yapıya \"Toplama kamplarının ve SS \"Totenkopf\" oluşumlarının denetimi\" (Inspektion der Konzentrationslager und der SS) -Totenkopfverbände) adı verildi. Ekim 1939'da, Güçlendirilmiş SS Birimleri Genel Müfettişliği \"Totenkopf\" (Generalinspektion der verstärkten SS-Totenkopf-Einheiten), 1 Ağustos 1940'ta SS birliklerinin genel liderliğinin bir parçası haline gelen teftişten ayrıldı. 1940 yılında Toplama Kampları Müfettişliği, aslında bağımsız bir departman olan ve büyük ölçüde T. Eicke'nin istisnai konumu tarafından belirlenen SS Ana Harekat Müdürlüğü'ne devredildi.\nİkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesinden önce, Toplama Kampı Müfettişliği'nin küçük bir kadrosu vardı. 1935'in sonunda 11 çalışanı vardı, 1936 - 32'nin sonunda ve 1938 - 45'in sonunda. Savaşın sonunda doğru (1944) bile 20 yönetici ve 80 çalışandan oluşan küçük bir yapı olmaya devam etti.\n1934'ten beri IKL'nin çeşitli departmanları ortaya çıktı.1937'den itibaren başkanı Arthur Liebehenschel olan Siyasi Departman (Politische Abteilung), 1936'dan itibaren başkanı Anton Kaindl olan İdari Departmanı (Verwaltungsabteilung ) ve başkanı Friedrich Karl Dermietzel olan Tıp Departmanı (Leitender Arzt)'ydı. T. Eicke'nin 1936'dan bu yana en önemli çalışanı, 1 Nisan 1936'da genelkurmay başkanı ve 18 Kasım 1939'da yardımcısı olan Richard Glück'tü.\nToplama Kampı Müfettişliği, Reich Güvenlik Ana Ofisi (RSHA) altındakiler hariç, Üçüncü Reich'ın tüm toplama kamplarını yönetiyordu. Nisan 1942 itibarıyla bunlar arasında dört saf imha kampı (Belzec, Sobibor, Treblinka ve Chelomno) ve Moringen gençlik kampı vardı. Savaşın başlangıcında, Toplama Kampı Müfettişliği'nin kontrolü altında 6 toplama kampı vardı. Bunlar; Dachau, Sachsenhausen, Buchenwald, Mauthausen, Flossenbürg, Ravensbrück. Daha sonra 1940-1942'de. IKL tarafından işletilen toplama kamplarının sayısı yeni inşa edilen kamplarla önemli ölçüde arttı. Bunların en önemlileri Auschwitz, Neuengamme, Gusen, Natzweiler, Gross-Rosen, Majdanek, Niederhagen, Stutthof, Arbeitsdorf'du.\nReichsführer SS Heinrich Himmler'in 3 Mart 1942 tarihli emri uyarınca, Toplama Kampları Müfettişliği, 16 Mart 1942'de SS Ana İdari ve Ekonomi Müdürlüğü'ne(SS- WVHA) devredildi. Burada \"D\" Yönetim Grubunu oluşturdu. IKL'nin WVHA'ya devredilmesi, mahkûm emeğinin en verimli şekilde kullanılması görevi tarafından belirlendi. Theodor Eicke'nin 26 Şubat 1943'te Sovyet-Alman cephesinde ölümünden sonra, 3 Mart 1943'te T. Eicke'nin yardımcısı Richard Glück, toplama kamplarının Başmüfettişi ve WVHA Yönetim Grubu \"D\" başkanı olarak atandı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Toplama Kampları Müfettişliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toplama Kampları Müfettişliği (Inspektion der Konzentrationslager, IKL), Nazi Almanyası'nın toplama kampı sistemini yöneten SS'nin merkezi departmanıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1467", + "context": "Ulusal Birlik Hükûmeti (Macarca: Nemzeti Összefogás Kormánya) Ekim 1944 ile Mayıs 1945 arasında Nazi Almanyası tarafından Macaristan'ın işgali sırasında kurulan bir kukla hükûmetti. Nazi Ok Haç Partisi tarafından 16 Ekim 1944'te kuruldu.", + "question": "Ulusal Birlik Hükümeti (Macaristan) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ulusal Birlik Hükûmeti (Macarca: Nemzeti Összefogás Kormánya) Ekim 1944 ile Mayıs 1945 arasında Nazi Almanyası tarafından Macaristan'ın işgali sırasında kurulan bir kukla hükûmetti." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1468", + "context": "United Service Organizations Inc. (USO), Amerikan Ordusu üyeleri ile ailelerine eğlence ve bakım hizmetleri sunan bir kuruluştur. 1941'de kurulmuş olan kâr amacı gütmeyen örgüt ABD Savunma Bakanlığı ile yakından ilişkili bir konuma sahip olmakla birlikte, etkinliğini bireysel bağışçıların desteğiyle sürdürmektedir. USO ABD Kongresi tarafından tanınmasına karşın devlete bağlı bir örgüt değildir. Dünya çapında 160 merkeze sahiptir.\nUSO'nun II. Dünya Savaşı sırasında başlayan eğlence hizmetlerine 1,5 milyon Amerikan yurttaşı katkı sağlamıştır. 1947'den sonra sekteye uğrayan hizmetler Kore Savaşı'nda yeniden başlamış; USO birimleri Vietnam Savaşı sırasında cephede de görev almışlardır.", + "question": "United Service Organizations nedir?", + "answers": { + "text": [ + "United Service Organizations Inc." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1469", + "context": "Ústredňa Židov (Yahudi Merkezi), Holokost sırasında Nazi emirlerini uygulamak için Mihver Devletlerine bağlı Slovakya eyaletindeki Yahudi cemaatine dayatılan Bratislava'daki Judenrat'tı.Schutzstaffel yetkilisi Dieter Wisliceny'nin tavsiyesi üzerine kuruldu. İlk lider Heinrich Schwartz, Nazi talepleriyle işbirliği yapmayı reddettikten sonra görevden alındı ve yerine etkisiz Arpad Sebestyen getirildi. Karol Hochberg tarafından yönetilen işbirlikçi Özel İşler Departmanı, yetkililere Yahudi mülklerine el konulmasında ve Yahudileri tutuklayıp sınır dışı etmek için kullanılan bilgilerin toplanmasında yardımcı oldu. Bununla birlikte, ÚŽ üyelerinin çoğu, topluluğun azalan kaynakları nedeniyle engellenmiş olsalar da, Slovakya'da kalan Yahudilerin sosyal refahını iyileştirmeye ve göç için fırsatlar sağlamaya odaklandılar. Buna ek olarak ÚŽ, Slovak yetkililere rüşvet vererek, önceki mesleklerinden ihraç edilen Yahudileri yeniden eğiterek ve Slovakya'daki Yahudiler için çalışma kamplarını iyileştirerek ve genişleterek sınır dışı edilmeye direnmeye çalıştı. Onun himayesi altında çalışan yeraltı direniş örgütü Çalışma Grubu, Aralık 1943'te ÚŽ liderliğini devraldı. Çalışma Grubu, 1942'nin başlarında kurulduğundan bu yana, ÚŽ'yi yasadışı kurtarma faaliyetleri için kılıf olarak kullanmıştı. Ağustos 1944'te Almanya'nın Slovakya'yı işgalinden sonra ÚŽ dağıtıldı ve üyelerinin çoğu tutuklanarak toplama kamplarına sürüldü.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Ústredňa Židov nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ústredňa Židov (Yahudi Merkezi), Holokost sırasında Nazi emirlerini uygulamak için Mihver Devletlerine bağlı Slovakya eyaletindeki Yahudi cemaatine dayatılan Bratislava'daki Judenrat'tı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1470", + "context": "Vaivara toplama kampı, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi rejimi tarafından işgal altındaki Estonya'da kurulan 22 toplama ve çalışma kampının en büyüğüydü. Çoğu Vilna ve Kovno Gettosu'ndan olmak üzere Letonya, Polonya, Macaristan ve Theresienstadt toplama kampından olmak üzere yaklaşık 20.000 Yahudi mahkûm kapılardan geçti. Vaivara kurulan son kamplardan biriydi. Ağustos 1943'ten Şubat 1944'e kadar faaliyetteydi.\n21 Haziran 1943'te Heinrich Himmler, Baltık ülkelerinde kalan gettoların tasfiye edilmesini emretti. Daha sonra Alman işgal yetkilileri, Güvenlik Polisi Komutanı ve SD'nin himayesinde, bir IG olan Baltöl'deki petrol-şeyl çıkarma operasyonları için zorunlu çalışma kamplarının kurulmasını planlamak üzere Reval'de bir araya geldi.\nAğustos 1943'ten itibaren Todt Örgütü tarafından Estonya'nın her yerinde bir dizi toplama kampı kuruldu. Kamp kompleksinin idari merkezi Auschwitz'in eski kamp komutanı Hans Aumeier görev yaptığı Vaivara'daydı. Toplamda kampta yalnızca 15 Alman görev yaptı. Muhafızların çoğu 287. ve 290. Güvenlik Taburlarının Estonyalı ve Rus yardımcılarıydı.\nKamp, Ağustos 1943'ün başında Vaivara tren istasyonunun yakınında kuruldu. Bu, Estonya'daki 20 zorunlu çalışma kampının ana kampı olarak hizmet ediyordu, bunlardan bazıları kısa süreliğine var oldu ve hepsine genel olarak Vaivara [toplama] kampı kompleksi adı verildi. İlk başta kamp Uzatma tarafından yönetiliyordu, ancak birkaç hafta sonra Kurt Pannicke görevi devraldı. Pannicke, Eylül ayı sonunda Narva alt kampının yönetimini devraldığında Helmut Schnabel komutan oldu. 1944 sonbaharında mahkûmların bir kısmı deniz yoluyla Stutthof toplama kampına tahliye edildi. Oradan Natzweiler-Struthof toplama kampının uydu kamplarına dağıtıldılar.\n1944'ün başlarında Kızıl Ordu'nun yaklaşmasıyla Vaivara kampı 4 ve 5 Şubat 1944'te boşaltıldı. Toplam 2.466 mahkûm 46 km uzaklıktaki Kiviõli'deki kamplara götürüldü. Mahkûmlar, kötü kış koşullarında, yetersiz kıyafet, ayakkabı ve yiyecekle üç gün boyunca yürümek zorunda kaldı. Ağustos ve Eylül aylarında Almanlar Estonya'yı tahliye etmeye hazırlanırken mahkûmlar batıya gönderildi. Yeterli gemi olmadığı için Klooga ve Lagedi kamplarına akın ettiler. 19 Eylül 1944'te Klooga kampındaki yaklaşık 2.000 mahkûm idam edildi ve cesetler ateşlerde yakıldı. Benzer toplu infazlar Lagedi'de de gerçekleşti.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Vaivara toplama kampı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vaivara toplama kampı, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi rejimi tarafından işgal altındaki Estonya'da kurulan 22 toplama ve çalışma kampının en büyüğüydü." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1471", + "context": "Varşova toplama kampı, İkinci Dünya Savaşı sırasında işgal altındaki Polonya'da bulunan bir Alman toplama kampıydı. Reichsführer-SS Heinrich Himmler'in emriyle, bugün Muranów'un Varşova mahallesi olan, şu anda var olmayan Gęsiówka hapishanesinin temelinde kuruldu. Kamp Temmuz 1943'ten Ağustos 1944'e kadar faaliyet gösterdi.\nVarşova Gettosu'nun harabelerinde yer alan KL Warschau, ilk olarak kendi başına bir kamp olarak işlev gördü, ancak Mayıs 1944'te Majdanek toplama kampının bir şubesine geldi. Aynı yılın Temmuz ayı sonlarında Kızıl Ordu'nun Varşova'ya yaklaşması nedeniyle Naziler kampı boşaltmaya başladı. Yaklaşık 4.000 mahkûm yürüyerek Kutno'ya yürümek zorunda kaldı.Hayatta kalanlar daha sonra Dachau'ya nakledildi. 5 Ağustos 1944'te KL Warschau, Varşova Ayaklanması sırasında Tabur Zośka tarafından hâlâ tesislerinde kalan 348 Yahudiyi kurtardı. Polonya'da Müttefik birlikleri yerine Nazi karşıtı direniş güçleri tarafından kurtarılan tek Alman kampıydı. Kızıl Ordu'nun Ocak 1945'te Almanları Varşova'dan kesin olarak çıkarmasından sonra, yeni komünist yönetim binaları 1956'da kapatılıncaya kadar önce zorunlu çalışma kampı, ardından hapishane olarak işletmeye devam etti. Kampın tüm binaları 1965'te yıkıldı.\nKamplar ve Gettolar Ansiklopedisi burada toplam 8.000 ila 9.000 mahkûmun tutulduğunu belirtirken, Bogusław Kopka bu sayının en az 7.250 mahkûm olduğunu tahmin ediyor, bunların 300'ü dışında tümü çeşitli Avrupa ülkelerinden, özellikle Macaristan ve Yunanistan'dan gelen Yahudilerdi. Yahudi mahkûmlar, eski getto bölgesinde bir park oluşturmak amacıyla Varşova Gettosu'nun kalıntılarını temizlemek için zorunlu işçi olarak kullanıldı. Ayrıca kendi topraklarında kalan değerli eşyaları da bulup sınıflandırmaları gerekiyordu. Kamp ve bitişik harabeler ayrıca Alman yönetimi tarafından bir infaz yeri olarak kullanıldı. Kampın varlığı sırasında yaklaşık 4.000 ila 5.000 mahkûm öldü, kampta öldürülenlerin toplam sayısının ise 20.000 olduğu tahmin ediliyor. \nKamp, Holokost'ta nispeten küçük bir rol oynadı ve bu nedenle ana akım tarih yazımında nadiren yer alıyor. Ancak, ilk olarak Polonya Milletine Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Baş Komisyonu'nun 22 yıl üyesi olarak görev yapan Polonyalı yargıç Maria Trzcińska tarafından öne sürülen bir komplo teorisinin merkezinde yer aldı. Ana akım tarihçiler tarafından yalanlanan teori, KL Warschau'nun Warszawa Zachodnia demiryolu istasyonu yakınındaki bir tünel içinde dev bir gaz odası işleten bir imha kampı olduğunu ve çoğunluğu Yahudi olmayan 200.000 Polonyalının burada gazla öldürüldüğünü ileri sürüyor.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Varşova toplama kampı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Varşova toplama kampı, İkinci Dünya Savaşı sırasında işgal altındaki Polonya'da bulunan bir Alman toplama kampıydı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1472", + "context": "Waffen-SS (Türkçe: Silahlı SS), Nazi Partisi'nin yarı askeri Schutzstaffel (SS) örgütünün muharebe koluydu. Oluşumları arasında Nazi Almanyası'ndan gelenler, Alman işgali altındaki Avrupa'dan ve işgal edilmemiş topraklardan gelen gönüllüler ve askerler vardı. Mayıs 1945'te dağıtıldı.\nWaffen-SS, Nazi Partisi'nin Schutzstaffel (SS) örgütünün alaydan 38'den fazla tümene yükseldi ve Alman Ordusu (Heer), Ordnungspolizei (üniformalı polis) ve diğer güvenlik birimlerinin yanında hizmet verdi. Başlangıçta, SS başkanı Reichsführer-SS Heinrich Himmler'in altındaki SS Führungshauptamt'ın (SS operasyonel komuta ofisi) kontrolü altındaydı. II. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte, taktik kontrol Oberkommando der Wehrmacht (OKW, \"Silahlı Kuvvetlerin Yüksek Komutanlığı\") tarafından uygulandı ve bazı birimler doğrudan Himmler'in komutasındaki Kommandostab Reichsführer-SS'ye (Komuta Kurmay Reichsführer-SS) bağlıydı.\nBaşlangıçta, Nazi Almanya'sının ırksal politikasına uygun olarak, üyelik yalnızca Germen kökenli insanlara (\"Aryan soy\" denir) açıktı. Kurallar 1940'ta kısmen gevşetildi ve Haziran 1941'de Barbarossa Harekatı'nın Sovyetler Birliği'ni işgalinden sonra, Nazi propagandası savaşın \"Bolşevizme karşı bir Avrupa haçlı seferi\" olduğunu iddia etti ve ardından büyük ölçüde veya yalnızca yabancı gönüllülerden birlikler oluşturdu. Bu Waffen-SS birimleri, çoğunlukla Nazi işgali altındaki Avrupa vatandaşları arasından erkeklerden oluşuyordu. Kuralların gevşetilmesine rağmen, Waffen-SS hala Nazizm'in ırkçı ideolojisine dayanıyordu ve (insan altı olarak görülen) etnik Polonyalıların oluşumlara girmesi özellikle yasaklandı.\nWaffen-SS üyeleri çok sayıda vahşete ve zulme karıştı. Holokost, Porajmos ve işkence, insan deneyleri, çocukların kaçırılması, toplu tecavüz, çocuklara yönelik cinsel istismar ve toplu cinayet nedeniyle 1946'da, savaş sonrası kurulan Nürnberg Duruşmaları'nda, Waffen-SS, Nazi Partisi ile bağlantısı ve çok sayıda savaş suçu ve insanlığa karşı suça doğrudan karışması nedeniyle bir suç örgütü olduğuna karar verildi. Üyeliğin yaklaşık üçte birini oluşturan askere alınanlar dışındaki eski Waffen-SS üyeleri, eski askerlere tanınan hakların çoğundan mahrum bırakıldı.", + "question": "Waffen-SS nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Waffen-SS (Türkçe: Silahlı SS), Nazi Partisi'nin yarı askeri Schutzstaffel (SS) örgütünün muharebe koluydu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1473", + "context": "Westerbork Kampı (Hollandaca: Kamp Westerbork, Almanca: Durchgangslager Westerbork) II. Dünya Savaşı sırasında Hollanda'nın kuzeydoğusundaki Drenthe ilinde kurulan transit kamp. 1939 yazında Hollanda hükûmeti tarafından Hollanda'ya yasadışı yollardan giren Yahudiler için bir mülteci kampı olarak inşa edilmişti.", + "question": "Westerbork transfer kampı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Westerbork Kampı (Hollandaca: Kamp Westerbork, Almanca: Durchgangslager Westerbork) II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1474", + "context": "Zafer Günü (Rusça: День Победы / Den Pobedi) veya 9 Mayıs, II. Dünya Savaşı'nın sonunda Nazi Almanyası'nın kayıtsız şartsız teslimiyetini imzaladığı Sovyetler Birliği tarafından ilan edilen ve kutlanan gündür.\nTeslimiyet belgesinin Moskova Saati ile 9 Mayıs gününün ilk saatlerinde Berlin'de imzalanmasının ardından Sovyet hükûmeti, sabahın ilk saatlerinde zaferini ilan etti. Zafer günü 1965 yılında resmi tatil ilan edilmiştir.\nDoğu Almanya'da 8 Mayıs 1950'den 1966'ya kadar Kurtuluş Günü olarak kutlanmış. 1985 yılında zaferin 40. yıldönümünde tekrar kutlanmıştır. 1967 yılında ise 8 Mayıs'ta Sovyet tarzı bir \"Zafer Günü\" kutlandı. Almanya'nın Mecklenburg-Vorpommern eyaleti 2002 yılından bu yana Nasyonal Sosyalizmden Kurtuluş Günü ve İkinci Dünya Savaşı'nın Sonu adında kutlanmaktadır.\nRusya Federasyonu, 1991'deki kuruluşundan bu yana 9 Mayıs'ı resmi olarak kutlamaktadır. Avrupa'daki diğer ülkelerin çoğu 8 Mayıs'ta Avrupa Zaferi Günü'nü (genellikle VE Günü veya V-E Günü olarak kısaltılır) ve 9 Mayıs'ta Avrupa Günü'nü ulusal anma veya zafer günleri olarak kutlamaktadır.\nSovyetler Birliği'nin çöküşüne yakın tarihte 1988'den itibaren Özbekistan'da bu kutlama sona erdirildi ama 1999'da Anma/Hatırlama Günü adıyla tekrar özel bir gün haline getirildi. Baltık ülkeleri de Sovyetler Birliği'nden ayrıldıktan sonra 8 Mayıs 2002 tarihine kadar bu günü andılar.", + "question": "Zafer Günü (9 Mayıs) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zafer Günü (Rusça: День Победы / Den Pobedi) veya 9 Mayıs, II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1475", + "context": "Rönesans, Orta Çağ ve Reform arasındaki tarihsel dönem olarak bilinir. 15 - 16. yüzyıl İtalya'sında batı ile klasik İlk Çağ (Eski Roma ve Yunan Eserlerinin incelenmesi) arasında güzel sanatlar, bilim, felsefe ve mimarlıkta bağın tekrar kurulmasını sağlayan, Antik Yunan filozoflarının ve bilim insanlarının çalışmalarının çeviri yoluyla alındığı, deneysel düşüncenin canlandığı, insan yaşamı (hümanizm) üzerine yoğunlaşıldığı, matbaanın icat edilmesiyle bilginin geniş kitlelerle paylaşımının arttığı ve kökten değişimlerin yaşandığı bir dönemdir.\nBu çağ, uzun süredir geriye düşmüş olan Avrupa'nın ticaret ve Coğrafi Keşifler'le yükselişinin öncüsü olmuştur. İtalyan Rönesansı bu dönemin başlangıcındaki sanatsal ve bilimsel gelişmeyi ifade eder. İlk kez İtalyan sanatçı Giorgio Vasari tarafından Vite'de kullanılmış, 1550 yılında basılmıştır. Rönesans teriminin kökeni Fransızcadır. Fransız tarihçi Jules Michelet tarafından kullanılmış ve İsviçreli tarihçi Jacob Burckhardt tarafından 1860'larda geliştirilmiştir. Yeniden doğuş iki anlamı içerir. Birincisi İlk Çağ'daki klasik metinlerin yeniden keşfi, öğrenimi, sanat ve bilimdeki uygulamalarının belirlenmesidir. İkincisi ise bu entelektüel etkinliklerin sonuçlarının Avrupalılık kültürünü genelde güçlendirmesidir. Bu yüzden Rönesans'tan bahsederken iki ayrı ancak anlamlı yoldan söz edilebilir: Klasik öğrenmenin ve bilimin İlk Çağ metinlerinin yeniden keşfiyle yeniden doğması ve genel anlamda bir Avrupalılık kültürünün yeniden doğuşu. Bu dönemde, Raphael Sanzio ve Michelangelo gibi birçok ressam mevcuttur.\nRönesans döneminin yaratıcılığının esas yürütücü gücü tüccarlardır. Bunlar en kârlı ticaretin hangi alanda olduğunu araştırdılar ve bu yoldan sağladıkları zenginlikleri sanat ve endüstri yeniliklerine yatırdılar. Rönesans; Floransa, Venedik, İngiltere, Portekiz, Hollanda gibi büyük kent-devletlerinde ya da metropollerde doğmuştur.Bu dönem, İtalya'nın Floransa kentinde başlamış ve zamanla tüm Avrupa'ya yayılmıştır.\nRönesans üzerinde derin araştırmalar yapan Burkhard: “Rönesans insanın keşfedilmesidir.” demektedir. Gerçekten de Ortaçağ Avrupa'sında insanın hiçbir değeri yoktu. Engizisyon mahkemelerinde yüz binlerce insan haksız yere ve çok kez yalnızca servetlerini ele geçirebilmek için öldürüldü. Papazlar çeşitli çıkarlar karşılığında günahları bağışlıyorlarda. Hatta cennetten yerler satıyorlardı. Mantık ve insanî temeller kaybolmuştu. Dünya'nın döndüğü kanısına varan Galileo Galilei ve daha pek çok düşünür ya da bilim insanı çeşitli işkenceler görmüş pek çoğu öldürülmüştür. Bu saygınlıkla Rönesans hareketi bilim ve teknolojideki ilerlemenin yanı sıra insan ve doğa sevgisini de birlikte getirdi. Rönesans'ın öncüleri, sanat eylemlerinin yanı sıra edebiyat, tarih ve arkeolojiye de önem verdiler. Resim ve betimleme anlayışı gelişti. Mimaride Gotik tarzı bırakılarak barok ve rokoko üslubu geliştirildi. Rönesans mimarlığının başlıca özellikleri ölçü, yalınlık ve doğallıktır.\nBu biçimde İtalya’da başlayan Rönesans hareketi kısa zamanda bütün Avrupa’da yayıldı. Rönesans daha çok Fransa’da sanat; Almanya’da dinî tablo ve resimler; İngiltere’de edebiyat; İspanya'da resim ve edebiyat alanında gelişti. İtalya'daki rönesans hareketinde eski Yunan ve Roma edebiyatçılarından Tacitus, Sophokles, Domosten, Platon, Cicero ve Virgil'in eserleri yeniden ortaya çıkarıldı. İtalyan düşün adamı ve yazarlarından Niccolò Machiavelli (1469-1531) ve Tasso (1544-1595) yetişip eserler verdiler. Machiavelli'nin Prens adlı eseri ünlüdür. Ressamlardan Rafael (1483-1520) aynı zamanda heykeltıraş, mimar ve edebiyatçı da olan Leonardo da Vinci (1452-1519), Michelangelo (1475-1564) bu devirde İtalya'da yetişen sanatçılardır. Fransa, edebiyat ve düşün sahalarında İtalya’yı geçerek; Ronsard (1525-1585), Montaigne (1533-1592), Rabelais (1495-1555), mimarlıkta Louvre Sarayı'nı yapan Pierre Loscot, Tuileries Sarayını yapan Jean Bullant, resimde de François Clouet yetiştiler. Fransız krallarından I. François (1515-1547) zamanında Collège de France kuruldu. Almanya'da ise daha çok din alanında değişiklikler oldu. Almanya’da hümanizm akımında Erasmus (1467-1536), Röklen (1452-1522), Luther (1483-1546), resimde Albrecht Dürer (1471-1528) yetişti. İngiltere’de tiyatro sahasında eserleriyle tanınan ve Hamlet'in yazarı Shakespeare (1564-1616), İspanya’da Don Kişot'un yazarı Cervantes (1547-1616), ressam Velasquez (1599-1660), Hollanda’da ressam Rembrandt (1607-1669), Polonya'da ilk kez dünyanın güneş etrafında döndüğünü söyleyen Kopernik yetiştiler. Rönesans devrinde yapılan eserler Avrupa’da hâlâ bulunmaktadır. Ressam ve heykeltıraşların tablo ve heykelleri müzelerde bulunmaktadır.", + "question": "Rönesans nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Rönesans, Orta Çağ ve Reform arasındaki tarihsel dönem olarak bilinir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1476", + "context": "Papa IV. Eugenius (d. 1383 Venedik, Venedik Cumhuriyeti - ö. 23 Şubat 1447, Roma), doğum adı Gabriele Condulmer, 3 Mart 1431 - 23 Şubat 1447 döneminde Papalık yapmıştır.", + "question": "IV. Eugenius nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Papa IV." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1477", + "context": "Rönesans ve Aydınlanma Çağı'nda evrim düşüncesi, 17 ve 18. yüzyıllarda doğa tarihi bakımından daha kapsamlı bir gelişme yaşamıştır. Bilim devrimi olarak mekanik felsefenin de gelişmesiyle; doğal dünyanın, işlerliği araştırma konusu olan bir makine gibi görülmesi sağlanmıştır. Yine de 18. yüzyılın başlarındaki bu evrim fikirlerine rağmen, doğanın dinî ve ruhanî boyutu göz ardı edilmemiştir. Yüzyılın ikinci yarısında, biyolojik evrim ile ilgili, evrim düşüncesinin tarihinde önemli yer edinen, daha maddeci ve belirgin fikirler ortaya çıkmıştır.", + "question": "Rönesans ve Aydınlanma Çağı'nda evrim düşüncesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Rönesans ve Aydınlanma Çağı'nda evrim düşüncesi, 17 ve 18." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1478", + "context": "Hezârfen ya da polimat, pek çok farklı disiplinde engin bilgiye sahip olan kişi. Özellikle antik dönemin bilim insanlarının çoğu, günümüz standartlarında hezârfen kabul edilir. Ancak bu günümüzde, tarihte olduğundan çok daha ulaşılması zor bir hedeftir, çünkü günümüz bilim dünyası eskisinden, eklenmiş bilgilerin sayısının yüksekliğinden dolayı, çok daha gelişmiştir ve o kadar bilgiye sahip olmak da dolayısıyla gerçekleştirmesi çok daha güç bir şeydir.\nAntik Yunan bilim insanlarından Aristoteles ilk homo universalis (Latince: evrensel veya bütün insan) olarak biliniyor. Ancak homo universalis idealinin vücut bulmuş hâli olarak bilinen kişi Rönesans hümanistlerinden İtalyan bilim insanı ve ressam Leonardo da Vinci'dir.", + "question": "Hezârfen nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hezârfen ya da polimat, pek çok farklı disiplinde engin bilgiye sahip olan kişi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1479", + "context": "İlk Dönem Flaman Resmi, 15. yüzyıl ve 16. yüzyıl başında Aşağı Ülkeler adı verilen bölgede, Gent ve Brugge etrafında ortaya çıkmış bir grup ressamı ve bunların eserlerini içeren dönemi veya akımı tasvir etmek için kullanılır.\nAynı zamanda \"Geç Gotik\", İngilizcede \"Early Netherlandish Painting\" (Erken Dönem Aşağı Ülke Resmi) olarak anılır. Bu grup ressamların içinde Jan van Eyck, Rogier van der Weyden, Hugo van der Goes, Hans Memling, Dirk Bouts ve Gerard David sayılabilir.", + "question": "İlk dönem Flaman resmi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İlk Dönem Flaman Resmi, 15." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1480", + "context": "Jules Michelet (d. 21 Ağustos 1798, Paris, Fransa; ö. 9 Şubat 1874, Hyères, Fransa), Fransız tarihçi.\nRomantik tarihçiliğin en tanınmış isimlerindendir. En önemli eseri, on dokuz ciltlik \"Histoire de France\" (Fransa Tarihi) adlı yapıttır. Anlattığı olaylarda \"geçmişi canlandırma\" (\"tarihi yeniden yaratma\") yöntemini uyguladı.", + "question": "Jules Michelet nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jules Michelet (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1481", + "context": "Bu liste, Rönesans ile ilişkili önemli kişilerin bir listesidir.", + "question": "Rönesans şahsiyetleri listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu liste, Rönesans ile ilişkili önemli kişilerin bir listesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1482", + "context": "Rönesans döneminde coğrafya, astronomi, kimya, fizik, matematik, imalat, anatomi ve mühendislikte büyük ilerlemeler olmuştur. Eski bilimsel metinlerin yeniden keşfi 1453'te Konstantinopolis'in Osmanlı hâkimiyetine girmesinden sonra ivmelendi, matbaanın icadı öğrenmeyi demokratikleştirmiş ve yeni fikirlerin daha hızlı yayılmasını sağlamıştır. Ancak, en azından ilk döneminde, bazıları Rönesansı bilimsel bir geriye dönüklük olarak görmektedir. George Sarton ve Lynn Thorndike gibi tarihçiler ilerlemenin bir süre yavaşladığını savunarak Rönesans'ın bilimi nasıl etkilediğini eleştirirler. Hümanistler, siyaset ve tarih gibi insan merkezli konuları doğa felsefesine ve uygulamalı matematikğe tercih ettiler . Diğerleri ise kayıp veya belirsiz metinlerin yeniden keşfedilmesi ve dilin incelenmesi ve metinlerin doğru okunması üzerinde artan vurgu gibi etkenlere işaret ederek Rönesans'ın olumlu etkisine odaklanmıştır.\nMarie Boas Hall, Bilimsel Devrim'in 1450-1630 erken evresini belirlemek için Bilimsel Rönesans terimini türetmiştir. Daha yakın zamanlarda ise, Peter Dear erken modern bilimin iki aşamalı modelini tartıştı: eskilerin doğa bilgilerinin restorasyonuna odaklanan 15. ve 16. yüzyılların Bilimsel Rönesansı; ve bilim adamlarının iyileşmeden yeniliğe geçtikleri 17. yüzyılın Bilim Devrimi.", + "question": "Rönesans'ta bilim tarihi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Rönesans döneminde coğrafya, astronomi, kimya, fizik, matematik, imalat, anatomi ve mühendislikte büyük ilerlemeler olmuştur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1483", + "context": "Rönesans tiyatrosu, Rönesans dönemindeki tiyatro etkinliklerinin genel adıdır. Kilise baskılarından kurtulmaya çalışan tiyatronun da öncüsüdür. Rönesans tiyatrosu İtalya'da başladı, ama en önemli ürünlerini Rönesans'ı geç yaşayan İngiltere gibi ülkeler verdi.\n15. yüzyılda İtalya'da Plautus, Terentius ve Seneca'nın oyunları yeniden okunmaya başlamıştır. Yüzyılın sonuna doğru bu yazarların oyunları önce Roma, sonra Ferrara'da sahnelenmiştir. İtalyan Rönesans tiyatrosu, mimarlık açısından da klasik tiyatroya öykünüyordu. 1414'te, Romalı mimar Vitruvius'un Mimarlık Üzerine adlı kitabı keşfedildi ve Avrupa dillerine çevrildi. Bu yapıta dayanılarak İtalya'da Roma tiyatroları inşa edilmeye başladı. Bu çalışmaların ürünü olan Venedik'li mimar Andrea Palladio'nun tasarlayıp 1585'te Vincenzo Scamozzi'nin tamamladığı Vicenzo'daki Olimpico Tiyatrosu, Avrupa'nın günümüze ulaşan en eski kapalı tiyatrosudur. Scamozzi, geri plandaki kemerlerin arkasına, sokak sahnelerini gösteren üç boyutlu perspektif panoları yerleştirmişti.", + "question": "Rönesans Tiyatrosu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Rönesans tiyatrosu, Rönesans dönemindeki tiyatro etkinliklerinin genel adıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1484", + "context": "Yunan klasiklerinin çevrilmesi, Orta Çağların sonunda Avrupa'da felsefenin yeniden keşfedilmesini sağlayan ana etkendi.", + "question": "Yunan Klasiklerinin çevrilmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yunan klasiklerinin çevrilmesi, Orta Çağların sonunda Avrupa'da felsefenin yeniden keşfedilmesini sağlayan ana etkendi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1485", + "context": "Zindan, özellikle yer altında mahkûmların tutulduğu oda veya hücre. Zindanlar genellikle Orta Çağ kaleleri ile ilişkilendirilir. Eziyet ile ilişkileri büyük ihtimalle daha çok Rönesans çağına bağlıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Zindan nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zindan, özellikle yer altında mahkûmların tutulduğu oda veya hücre." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1486", + "context": "Sanayi Devrimi ya da Endüstri Devrimi, bazen Birinci Sanayi Devrimi ve İkinci Sanayi Devrimi olarak ayrılan ve insan ekonomisinin Tarım Devrimi'ni takip eden, daha yaygın, verimli ve istikrarlı üretim süreçlerine doğru küresel bir geçiş dönemidir. Büyük Britanya'da başlayan Sanayi Devrimi, yaklaşık 1760'tan yaklaşık 1820-1840 yılları arasındaki dönemde Kıta Avrupasına ve Amerika Birleşik Devletleri'ne yayıldı. Bu geçiş, elle üretim yöntemlerinden makinelere geçişi; yeni kimyasal üretim ve demir üretim süreçlerini; su gücü ve buhar gücünün artan kullanımını; takım tezgâhlarının geliştirilmesini ve makineleşmiş fabrika sisteminin yükselişini içeriyordu. Üretim büyük ölçüde arttı ve bunun sonucunda nüfusta ve nüfus artış hızında benzeri görülmemiş bir artış yaşandı. Tekstil endüstrisi modern üretim yöntemlerini ilk kullanan sektör oldu ve tekstil istihdam, çıktı değeri ve yatırılan sermaye açısından baskın sektör haline geldi.\nTeknolojik ve mimari yeniliklerin çoğu İngiliz kaynaklıydı. 18. yüzyılın ortalarında Britanya, Kuzey Amerika ve Karayipler'deki kolonileriyle küresel bir ticaret imparatorluğunu kontrol eden dünyanın önde gelen ticari ülkesiydi. Britanya, Doğu Hindistan Şirketi'nin faaliyetleri aracılığıyla Hindistan alt kıtasında, özellikle de sanayileşme öncesi Babür Bengal'inde büyük bir askeri ve siyasi hegemonyaya sahipti. Ticaretin gelişmesi ve iş dünyasının yükselişi Sanayi Devrimi'nin başlıca nedenleri arasındaydı: 15 Mahkemelerin mülkiyet hakları lehine karar vermesi gibi hukuk alanındaki gelişmeler de devrimi kolaylaştırdı. Girişimcilik ruhu ve tüketici devrimi İngiltere'de sanayileşmenin başlamasına yardımcı oldu ve 1800'den sonra Belçika, Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa'da da bu durum taklit edildi.\nSanayi Devrimi, maddi ilerleme açısından insanlığın tarımı benimsemesiyle kıyaslanabilecek, tarihte önemli bir dönüm noktası oldu. Sanayi Devrimi günlük yaşamın hemen her alan��nı bir şekilde etkiledi. Özellikle, ortalama gelir ve nüfus daha önce benzeri görülmemiş sürekli bir büyüme sergilemeye başladı. Bazı ekonomistler, Sanayi Devrimi'nin en önemli etkisinin Batı dünyasındaki genel nüfusun yaşam standardının tarihte ilk kez istikrarlı bir şekilde artmaya başlaması olduğunu söylerken diğerleri 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyıla kadar anlamlı bir şekilde iyileşmeye başlamadığını belirtti. Sanayi Devrimi ve modern kapitalist ekonominin ortaya çıkışından önce kişi başına düşen GSYH genel olarak istikrarlıyken, Sanayi Devrimi kapitalist ekonomilerde kişi başına düşen ekonomik büyüme dönemini başlattı. Ekonomi tarihçileri, Sanayi Devrimi'nin başlangıcının, hayvanların ve bitkilerin evcilleştirilmesinden bu yana insanlık tarihindeki en önemli olay olduğu konusunda hemfikirdir.", + "question": "Sanayi Devrimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanayi Devrimi ya da Endüstri Devrimi, bazen Birinci Sanayi Devrimi ve İkinci Sanayi Devrimi olarak ayrılan ve insan ekonomisinin Tarım Devrimi'ni takip eden, daha yaygın, verimli ve istikrarlı üretim süreçlerine doğru küresel bir geçiş dönemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1487", + "context": "1844 Yılında İngiltere'de İşçi Sınıfının Koşulları (Almanca: Die Lage der arbeitenden Klasse in England Friedrich Engels'in en ünlü çalışması.\nVictoria devri'nde İngiltere'deki işçi sınıfının koşullarının anlatıldığı bu çalışma, Engels'in ilk kitabıdır. Engels'in 1842-1844 yılları arasında kaldığı Manchester'da yazdığı bu kitap, 1845 yılında Almanca olarak basılmıştır. Manchester, o sıralarda Sanayi Devrimi'nin hızla yaşandığı şehirlerden biriydi, Engels de bu çalışmasında hem kendi gözlemlerinden hem de o dönemde yayımlanan çeşitli rapor ve makalelerden yararlanmıştır.\nEndüstriyel işçi sınıfının durumunun özetlendiği bu kitap, konunun Alman takipçilerine sesleniyordu. Babasının ortak olduğu firmada çalışması için yollandığı Manchester`da yaptığı gözlemler Engels'i daha radikal bir düşünceye taşımıştır. Daha sonra Paris'e gelerek Karl Marx'a bu çalışmasını göstermiş ve Marx ile ömür boyu sürecek bir dostluğa başlamışlardır. Kitap ancak 1887 yılında İngilizceye çevrilmiştir.", + "question": "1844 Yılında İngiltere'de İşçi Sınıfının Koşulları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "1844 Yılında İngiltere'de İşçi Sınıfının Koşulları (Almanca: Die Lage der arbeitenden Klasse in England Friedrich Engels'in en ünlü çalışması." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1488", + "context": "Avrupa'nın ekonomik tarihi, Avrupanın geçmişte yaşadığı ekonomik olguların nasıl geliştiği ve bunun dönemlerini açıklar.", + "question": "Avrupa'nın ekonomik tarihi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Avrupa'nın ekonomik tarihi, Avrupanın geçmişte yaşadığı ekonomik olguların nasıl geliştiği ve bunun dönemlerini açıklar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1489", + "context": "Büyük Ayrışma ya da Avrupa Mucizesi, Batı dünyasının (yani Batı Avrupa ve Yeni Dünya'nın halklarının baskın nüfus haline geldiği kısımlarının) modern öncesi büyüme kısıtlamalarını aştığı ve 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu, Babür Hindistan'ı, Qing Çin'i, Tokugawa Japonyası ve Joseon Kore'sini gölgede bırakarak dünyanın en güçlü ve zengin medeniyeti olarak ortaya çıktığı sosyoekonomik değişimdir.\nBüyük Ayrışmanın ardındaki nedenleri açıklamaya çalışan coğrafya, kültür, kurumlar, sömürgecilik, kaynaklar ve tamamen şans gibi çeşitli teoriler vardır. Bazıları ayrışmanın 15. veya 16. yüzyıl gibi erken bir tarihte, Rönesans ve Keşifler Çağı sırasında merkantilizm ve kapitalizmin yükselişiyle başladığına inanırken diğerleri en önemli değişimin 18. ve 19. yüzyılların sonlarında Sanayi ve Teknoloji Devrimleri ile gerçekleştiğini savunmaktadır. Büyük Ayrışma, ulaşım ve tarım gibi teknolojik ilerlemelerin Batı'da Doğu'ya kıyasla daha büyük ölçüde benimsenmesiyle de belirginleşmiştir. Batı'da enerji kaynağı olarak kömürün kullanılması da enerji üretiminde Batı'ya avantaj sağlamıştır. Büyük Ayrışma I. Dünya Savaşı'ndan önce zirveye ulaşmış ve 1970'lerin başına kadar devam etmiş, ancak 1980'lerin sonunda birçok Üçüncü Dünya ülkesinin Birinci Dünya ülkelerinin çoğundan daha yüksek ekonomik büyüme oranlarına ulaşmasıyla yerini Büyük Yakınlaşmaya bırakmıştır.", + "question": "Büyük Ayrışma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Büyük Ayrışma ya da Avrupa Mucizesi, Batı dünyasının (yani Batı Avrupa ve Yeni Dünya'nın halklarının baskın nüfus haline geldiği kısımlarının) modern öncesi büyüme kısıtlamalarını aştığı ve 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1490", + "context": "\"Ekmek ve Güller\" adil ücretler ve onurlu çalışma koşulları için verilen mücadeleyle özdeşleşmiş bir deyimdir. Amerikalı kadınların oy hakkı aktivisti Helen Todd'un \"herkes için ekmek ve güller\" ihtiyacından bahsettiği bir konuşmasından ortaya çıkmıştır. Bu dize James Oppenheim'a ilk kez 1911 yılında The American Magazine'de yayınlanan \"Ekmek ve Güller\" başlıklı bir şiir yazması için ilham vermiştir. Şiir o zamandan beri başka dillere çevrilmiş ve çeşitli besteciler tarafından müziğe uyarlanmıştır. Bu ifade özellikle 1912 yılında Lawrence, Massachusetts'te gerçekleşen ve \"Ekmek ve Güller grevi\" olarak bilinen tekstil greviyle ilişkilendirilmektedir. Ekmeğin (temel ihtiyaçların sembolü) güllerle (güzellik ve saygınlığın sembolü) eşleştirilmesi, işçilerin sadece temel ihtiyaçlarının karşılanması değil, aynı zamanda saygı ve saygınlıkla muamele görmeleri gerektiği fikrini yansıtmaktadır.", + "question": "Ekmek ve Güller nedir?", + "answers": { + "text": [ + "\"Ekmek ve Güller\" adil ücretler ve onurlu çalışma koşulları için verilen mücadeleyle özdeşleşmiş bir deyimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1491", + "context": "Endüstri 4.0, 4. Endüstri Devrimi ya da 4. Sanayi Devrimi terimi ilk olarak 2011 yılında Almanya Hannover Fuarı'nda kullanıldı. Ekim 2012 yılında ise Robert Bosch GmbH ve Henning Kagermann çalışma grubu oluşturarak hazırladıkları 4. Sanayi Devrimi öneri dosyasını Alman Federal Hükûmeti'ne sunmuştur. 8 Nisan 2013 tarihinde yine Hannover Fuarı'nda çalışma grubu Endüstri 4.0 raporunu sunmuştur.\nGelişmiş ülkelerde hazırlıklarına yıllar önce başlanıp hayata geçirilmeye başlanmış sanayi-teknoloji bütünleşmesidir. Üretim sektöründeki önemli endüstriyel devrimler sonrası ülkeler ve şirketler küresel boyutta yaşanan bu değişimlere ayak uydurmak zorunda kalmış ve artan rekabet koşulları arasında rekabet üstünlüklerini devam ettirebilmek amacıyla bazı stratejiler geliştirmişlerdir. Almanya'da gündeme gelen Endüstri 4.0 da bu stratejilerden birinin adıdır.", + "question": "Endüstri 4.0 nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Endüstri 4." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1492", + "context": "Endüstri Çağı ya da Sanayi Devri, 1760 civarında Büyük Britanya'da ve daha sonra diğer ülkelerde başlayan ekonomik ve sosyal örgütlenmedeki değişiklikleri kapsayan, esas olarak el aletlerinin yerini dokuma tezgahı ve buhar makinesi gibi güçle çalışan makinelerin alması ve sanayinin büyük işletmelerde yoğunlaşmasıyla karakterize edilen bir tarihi dönemdir.\n20. yüzyılın sonunda Sanayi Çağı'nın yerini Bilişim Çağı aldığına yaygın olarak düşünülürken, 1989 Devrimlerinden bu yana yaygınlaşan bir görüş olmasına rağmen, Üçüncü Dünya ekonomisinin büyük bir kısmı hâlâ imalata dayanmaktadır. Telefonlar artık Afrika'nın en fakir ülkelerinde bile sıradan hale gelmiş durumdadır ve küresel bilgi ağlarına erişim sağlamaktadır. Gelişmekte olan ülkeler hala büyük oranda endüstriyel bir yapıya sahip olsa da, Bilişim Çağı gittikçe etkisini hissettirmektedir.", + "question": "Endüstri çağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Endüstri Çağı ya da Sanayi Devri, 1760 civarında Büyük Britanya'da ve daha sonra diğer ülkelerde başlayan ekonomik ve sosyal örgütlenmedeki değişiklikleri kapsayan, esas olarak el aletlerinin yerini dokuma tezgahı ve buhar makinesi gibi güçle çalışan makinelerin alması ve sanayinin büyük işletmelerde yoğunlaşmasıyla karakterize edilen bir tarihi dönemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1493", + "context": "Fabrika veya üretimevi, içerisinde işlenmemiş veya yarı işlenmiş ürünün işçiler tarafından, makine, araç ve aygıtlar yardımıyla işlenerek tüketime hazır duruma getirildiği sanayi kuruluşu. Fabrika terimi, söz konusu işlemlerin gerçekleştirildiği, belli bir büyüklüğe sahip endüstriyel yapılar için de kullanılmaktadır. Fabrikalar gerekli işgücü, ana para ve tesis kaynaklarının bir araya gelmesi ile oluşur ve etkinlik gösterir.", + "question": "Fabrika nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fabrika veya üretimevi, içerisinde işlenmemiş veya yarı işlenmiş ürünün işçiler tarafından, makine, araç ve aygıtlar yardımıyla işlenerek tüketime hazır duruma getirildiği sanayi kuruluşu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1494", + "context": "Güneş ve gezegen dişlisi, ileri geri hareketini bir dönme hareketine dönüştürme yöntemidir ve ilk döner kirişli motorlarda kullanılmıştır.\nBoulton ve Watt'ın bir çalışanı olan İskoç mühendis William Murdoch tarafından icat edilmiştir, ancak patenti Ekim 1781'de işvereni James Watt tarafından alınmıştır. Halihazırda James Pickard'a ait olan krank üzerindeki patenti devre dışı bırakmak için icat edilmiştir. Sanayi Devrimi'nde rotasyon için cihazların geliştirilmesinde önemli bir rol oynamıştır.", + "question": "Güneş ve gezegen dişlisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Güneş ve gezegen dişlisi, ileri geri hareketini bir dönme hareketine dönüştürme yöntemidir ve ilk döner kirişli motorlarda kullanılmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1495", + "context": "Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde 1860'larda kurulan, sanayi gelişmeler sağlamayı amaçlayan komisyondur.Devlet komisyonla batının sanayileşme sürecinin gündeme getirdiği büyük ölçekli, inorganik enerjiye dayalı fabrikalar kurmaktan çok, çökmeye yüz tutmuş zanaat birimleri arasında dayanışma amaçladı. Komisyon 1873'te dağılmıştır.\nSanayi Devrimi gibi batı teknolojik gelişmelerine ayak uyduramayan imparatorluk 19. yüzyılda sanayi konusunda somut adımlar attı. Şirketleşme komisyonun ana hedeflerinden biridir. Esnaf eskisi gibi dağınık bir biçimde üretimlerini sürdüreceğine ortak sermaye koyarak şirketleşmelidir.Osmanlı lonca geleneğinin tekrar ihyası Islah-ı Sanayi Komisyonu'nun ana hedefidir. Kurulacak şirketlerin başına esnafların getirilmesi amaçlanır.\nKomisyon kâr sınırına ve satış fiyatının tespitine kadar belirleyici olmak ister. Bu da liberal çağın ekonomik ölçülerine ters düşer. Bu nedenle de kısa ömürlü olur. En Önemli katkısı şirket olgusunu topluma tanırmış olmasıdır. Komisyon'un teşvikiyle İstanbul'un deri esnafı 10.000 altın sermayeli bir şirket kurmuşlardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Islah-ı Sanayi Komisyonu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde 1860'larda kurulan, sanayi gelişmeler sağlamayı amaçlayan komisyondur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1496", + "context": "Japonya'nın Meiji Sanayi Devrimi Alanları: Demir ve Çelik, Gemi Yapımı ve Kömür Madenciliği (明治日本の産業革命遺産 製鉄・鉄鋼、造船、石炭産業 Meiji nihon no sangyoukakumeiisan seitetsu tekkou, zousen sekitansangyou), Japonya'nın Bakumatsu ve Meiji dönemlerinde Japonya sanayileşmesinde önemli bir rol oynayan tarihi yerler grubudur ve Japonya'nın endüstriyel mirasının bir parçasıdır. 2009'da anıtlar, ii, iii ve iv kriterlere göre UNESCO Dünya Mirası listesinde aday olarak gönderildi. Alanlar, UNESCO'nun 39. Dünya Mirası oturumunda Dünya Mirası olarak ilan edildi.\nListeye, otuz bileşen alanla birlikte sekiz alan kaydedilmiştir.", + "question": "Japonya'nın Meiji Sanayi Devrimi Alanları: Demir ve Çelik, Gemi Yapımı ve Kömür Madenciliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Japonya'nın Meiji Sanayi Devrimi Alanları: Demir ve Çelik, Gemi Yapımı ve Kömür Madenciliği (明治日本の産業革命遺産 製鉄・鉄鋼、造船、石炭産業 Meiji nihon no sangyoukakumeiisan seitetsu tekkou, zousen sekitansangyou), Japonya'nın Bakumatsu ve Meiji dönemlerinde Japonya sanayileşmesinde önemli bir rol oynayan tarihi yerler grubudur ve Japonya'nın endüstriyel mirasının bir parçasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1497", + "context": "Karanlık fabrika, minimum veya sıfır insan müdahalesi ile üretim sağlayan, makinelerin operatöre veya gözetime ihtiyaç duymadan otomatik olarak çalışmasını hedefleyen bir üretim yöntemidir.\nKaranlık fabrika yöntemi, üretim sürecinin kritik kısımlarında daha fazla otomasyona dayanır. Aynı zamanda üretim sürecinin, insanlar fabrikadan ayrıldıktan sonra da devam edebilmesi sağlanır. Bu şekilde imalatta devamlılık sağlanırken, aynı ürün kalitesinde sabit bir üretim çıktısı elde edilmektedir. Karanlık üretim belirli bir proses değil, bir üretim metodolojisidir. Gerekli otomasyon sistemlerinin sağlanmasıyla birçok fabrika bu yöntemi işletmesinde uygulayabilir. Karanlık fabrika, “lights-out”, ışıksız olarak adlandırılsa da kullanılan otomasyon sistemleriyle üretimde ışıkları kapatmaktan çok daha geniş bir etkiye sahiptir. Personel kaynaklı katı ve sıvı atık oluşumunu, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma için gereken enerji ihtiyacını, tekrarlanan ve tehlikeli görevlerde veya iş kazalarında yaralanma ya da ölüm riskini ortadan kaldırmakla beraber, insan kaynaklı üretim hataları olmadığı için ürün kalitesini artırmakta ve hatalı ürünlerden kaynaklı hammadde atıklarını minimize etmektedir. Sanayi Devriminden bu yana giderek artan otomasyon eğilimi, teknoloji alanındaki gelişmelerle birlikte büyük bir ivme kazanmıştır. Günümüzde en gelişmiş üretim tesislerinde, insanlardan daha fazla robotlara yer verilmeye başlanmıştır. İnsanlar daha fazla yaratıcılık ve öngörü gerektiren görevlerle uğraşırken; daha basit ve tekrarlayan görevler robotlar tarafından üstlenilmiştir. Daha fazla otomasyon ve erişilebilirlik sağlayan bu faaliyetler, \"karanlık fabrika\" olarak bilinen yeni bir üretim metodolojisinin merkezidir.", + "question": "Karanlık fabrika nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karanlık fabrika, minimum veya sıfır insan müdahalesi ile üretim sağlayan, makinelerin operatöre veya gözetime ihtiyaç duymadan otomatik olarak çalışmasını hedefleyen bir üretim yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1498", + "context": "Leblanc yöntemi, 19. yüzyıl boyunca kullanılan ve mucidi Nicolas Leblanc'ın adını taşıyan soda külü (sodyum karbonat) üretimi için erken bir endüstriyel yöntemdi. İki aşamayı içeriyordu: sodyum klorürden sodyum sülfat üretimi, ardından sodyum sülfatın kömür ve kalsiyum karbonat ile reaksiyona sokulmasıyla sodyum karbonat üretilmesi. Solvay işlemi geliştirilmesinden sonra yöntem yavaş yavaş geçersiz hale geldi.", + "question": "Leblanc yöntemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Leblanc yöntemi, 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1499", + "context": "Ludizm, 19. yüzyıl İngiltere'sinde tekstil işçilerinin, iş gücünden tasarruf sağlayan makinelerin imalathanelere yerleştirilmesiyle işsiz kalacakları düşüncesiyle tepkilerini makineleri kırarak ortaya koydukları organize eylemlerin adıdır. 1811'in sonlarına doğru Nottingham civarında başlayan eylemler, sonraki yıl Yorkshire, Lancashire, Derbyshire ve Leicestershire'a yayılmıştır. Daha sonraları anlamında değişme yaşanarak bu ifade, teknolojik değişime karşı çıkan bireyleri veya grupları tanımlamak için yaygın olarak kullanılmıştır.\nEylem adını, eponim bir şekilde, muhtemelen efsanevi tekstil işçisi olan Ned Ludd'dan almaktadır. Genç bir çırak olan Ludd`un 1779'da bir örgü makinesini kırdığı söylenmektedir. Göstericiler, \"King Ludd\"un emirlerini uyguladıklarını iddia etmişler, onun adına bildiriler yayınlamışlar ve tehdit mektupları göndermişlerdir.\n18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başlarında birbirini izleyen savaşların yaşanması, gıda ham maddesinde yaşanan kıtlık, halkta oluşan umutsuzluk ve 1799'da çıkarılan Birleşme Yasası'yla birlikte işçilerin örgütlenmesinin önüne geçilmesi, işçileri yeraltı birtakım örgütler oluşturmaya itti. Kadın ve çocuk işçilerin katılımına açık olan harekette, üyelerinin yaklaşık %40'ını bu grup temsil etmiştir. İngiltere'de bu dönem işçi gruplarını temsil edecek örgütlenmelerinin eksikliği, kötü çalışma koşulları, sanayinin yeni yeni ortaya çıkması gibi nedenler Luddist hareketini, işçi nüfusunu azaltacak makineleri kırmaya itmiştir.\nLuddistler genellikle geceleri, maske takarak faaliyet gösteriyorlardı. Yerel destek gören eylemciler, kişilere karşı şiddetten kaçınıyorlardı. 1812'de bir Luddit grubu, Horsfall adlı tehdit altındaki bir işverenin emriyle vuruldu. Horsfall daha sonra misilleme olarak öldürüldü. Liverpool 2. Kontu Robert Banks Jenkinson hükümeti, 1813'te York'ta bir toplu yargılama ile, birçok asılma ve sürgünle sonuçlanacak, sert baskıcı önlemler aldı. 1816'daki benzer isyanlar Napolyon Savaşları'nı izleyen depresyondan kaynaklanmıştı. Ancak hareket kısa sürede şiddetli baskı ve refahın yeniden canlanmasıyla sona erdi.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Ludizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ludizm, 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1500", + "context": "Uxbridge bir kasaba, Worcester İlçesi Massachusetts Amerika Birleşik Devletleri içinde yer alır. 2009 Nüfus 13.247 olduğunu. Bu 1727 yılında ilçe olarak kurulmuştur. Bu imalat kaşmir ve 140 yıldır askeri üniforma bilinmektedir. O 1756 yılında Amerika'nın İlk Kadın Seçmen-Lydia Taft ev oldu. Bugün Blackstone \"River Valley, ulusal tarihi parkın merkezi", + "question": "Uxbridge, Massachusetts nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uxbridge bir kasaba, Worcester İlçesi Massachusetts Amerika Birleşik Devletleri içinde yer alır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1501", + "context": "Yüksek fırın, metal cevherlerini (çoğunlukla demir cevheri) işlemekte kullanılan dikey izabe fırını.\nBir yüksek fırında; demirli malzemeler (demir cevheri, sinter ve pelet), yakıt malzemeleri (metalurjik kok) ve cüruflaştırıcı malzemeler (kireçtaşı) fırının tepesinden kesintisiz bir şekilde şarj edilirken sıcak hava ise fırının alt kısmından (tüyer bölgesinden) üflenir. Bu sayede demir cevheri ergiyerek aşağı doğru akış sağlarken, yüksek fırın gazı yukarı akış ile bir karşı akım süreci ile kimyasal tepkimeler gerçekleşir. Fırındaki işlemin ürünü fırının alt kısmında toplanan sıvı ham demirin yanında yan ürün olarak curuf ve yüksek fırın gazı da elde edilir.\nEn geniş tanımı ile yüksek fırınlar cevherin yakıtla doğrudan temas halinde olduğu izabe üniteleridir. Bu tanıma göre yansımalı fırınlar (İng: reveberatory furnace) haricinde kalan bütün demirci ocakları (İng: bloomery), kalay üfleme ocakları (İng: blowing house) ve tarihte kurşun izabesinde kullanılan izabe değirmenleri (İng: smeltmill) bir yüksek fırındır. Ancak günümüzde yüksek fırın terimi çelik üretiminde bir ara ürün olan pik demir elde edilen fırınlar için kullanılmaktadır.\nYüksek fırınların 1900 ve 2015 yılları arasında küresel sera gazı emisyonlarının %4'ünden fazlasından sorumlu olduğu tahmin edilmektedir, ancak bu işlemin karbondan arındırılması zordur.", + "question": "Yüksek fırın nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yüksek fırın, metal cevherlerini (çoğunlukla demir cevheri) işlemekte kullanılan dikey izabe fırını." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1502", + "context": "Roma İmparatorluğu, Roma Cumhuriyeti döneminde, Augustus'un cumhuriyeti tek başına yönetebilecek yetkiler alması ve cumhuriyet döneminde kimseye verilmemiş haklara sahip olmasıyla oluşan Antik Roma devletidir. Augustus, MÖ 2 yılına kadar cumhuriyeti kendinden sonra da tek bir kişinin yönetebilmesini sağlayacak anayasal reformlar gerçekleştirdi ve Roma İmparatorluğu tam anlamıyla oluşmuş oldu.\nUzun yıllar Akdeniz çevresinde hüküm süren imparatorluk, 375 yılındaki Kavimler Göçü'yle başlayan iç karışıklıklardan sonra 395 tarihinde doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrıldı, kuruluşundan ikiye ayrılışına kadar süper güç olarak kaldı. İmparatorluğun batıdaki kısmı olan Batı Roma İmparatorluğu Kavimler Göçü'yle Avrupa'ya gelen Hunların baskılamasıyla hareketlenen Cermen kavimlerinin Roma topraklarına saldırıları sonucu 476 yılında yıkılmış, doğu kısmıysa varlığını Doğu Roma İmparatorluğu veya Bizans İmparatorluğu olarak 1453'te Osmanlı İmparatorluğu'nun yedinci Padişahı II. Mehmet'in İstanbul'u fethine kadar sürdürmüştür.\n\"Roma İmparatorluğu\" ünlü Latince Imperium Romanum'un Türkçesidir. Bu deyişte imperium sözcüğü bir bölge, vilayet anlamında kullanılmaktadır. Roma İmparatorluğu Avrupa'nın Romalıların egemenliği altında kalan kısmı için kullanılan bir isimdi, denilebilir. Aslında Roma kent sınırlarının aşılması ve yayılma politikası imparatorluk döneminden çok önce başlamıştı. Roma İmparatorluğu en geniş olduğu dönemde yaklaşık 5.900.000 km² büyüklüğündeydi. Avrupa tarihinin \"klasik antikite\" dönemindeki en geniş imparatorluğuydu.\nAugustus'un hükümdarlığından yüzyıllar önce Roma (Roma Krallığı ve Roma Cumhuriyeti) zaten İtalyan Yarımadası'nı aşmış, önemli rakiplerini yenilgiye uğratmıştı. Augustus'un reformları Roma Devleti'ni bir imparatorluğa çevirmiş, 3. yüzyılın sonlarındaki Diokletian reformuna kadar sistem büyük oranda değişmeden devam etmiştir. Diokletian reformu imparatorluğu tetrarşiye dönüştürmüştür. Her ne kadar Diokletian'ın sunduğu politik sistem kısa bir süre boyunca varlığını korusa da, imparatorluğun ikiye bölünmesine yol açmıştır. Bu da Roma'nın egemenliğinin iki yüzyıl boyunca daha Doğu ve Batı Roma İmparatorluğu olarak sürdürmesine olanak sağlamıştır.\nBatı Roma İmparatorluğu'nun geleneksel çöküş tarihi 4 Eylül 476'dır. Yaklaşık bin yıl sonra, 1453'te, daha çok Bizans İmparatorluğu olarak anılan Doğu Roma İmparatorluğu Osmanlıların egemenliğine geçmiştir. Augustus'tan Batı Roma imparatorluğu'nun çöküşüne kadar Roma, Batı Avrasya'da egemen olmuş, nüfusun yarısını barındırmıştır.", + "question": "Roma İmparatorluğu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Roma İmparatorluğu, Roma Cumhuriyeti döneminde, Augustus'un cumhuriyeti tek başına yönetebilecek yetkiler alması ve cumhuriyet döneminde kimseye verilmemiş haklara sahip olmasıyla oluşan Antik Roma devletidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1503", + "context": "Beş İyi İmparator ya da Evlatlık İmparatorlar, 96-180 arasında Roma İmparatorluğu'nu birbiri ardınca yönetmiş olan Nerva, Trajan, Hadrianus, Antoninus Pius ve Marcus Aurelius adlı imparatorlardır. Zalim ve baskıcı halef ve seleflerine oranla daha ılımlı olan politikaları sayesinde yönetimleri boyunca Roma İmparatorluğu Pax Romana altında en müreffeh dönemini yaşamıştır. Bazen bu dönem aslında Nervo-Trajanic ve Antonine hanedanlarının birleşmesinden oluşan, Commodus'un da dahil olduğu Nerva-Antonin Hanedanı olarak da adlandırılır.\nRoma İmparatorluğu boyunca beş imparator dönemi özellikle yönetimdeki yer değiştirmelerin barışçıl yollarla yapılması açısından dikkat çekicidir. Her imparator kendi halefini yetenekli vârisleri arasından dikkatlice seçerek evlat edinmiş, geleneksel — anayasal değil — hanedan prensiplerine göre eşit yasal bir bağla yakınlık kurularak teknik olarak saygı görmeleri sağlanmış ve böylece yer değiştirmeler sırasında bu dönemin öncesinde ve sonrasında sıkça görülen politik kargaşalar önlenebimiştir. Bu tanımlama Marcus Aurelius'un talihsizce vâris seçtiği oğlu Commodus tarafından bozulmuş ve bazı tarihçiler tarafından (özellikle Edward Gibbon) imparatorluğun çöküşünün başlangıç işareti olarak kabul edilmiştir.", + "question": "Beş İyi İmparator nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Beş İyi İmparator ya da Evlatlık İmparatorlar, 96-180 arasında Roma İmparatorluğu'nu birbiri ardınca yönetmiş olan Nerva, Trajan, Hadrianus, Antoninus Pius ve Marcus Aurelius adlı imparatorlardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1504", + "context": "Agnomen, lakâp anlamında Latince terim. Bir takma ad olmayıp gerçek bir isim gibi kullanılır ancak agnomen genellikle takılan bir lakâp olup gerçek isim için bir \"yerine koyma\" değildir. Örnek olarak; \"Fatih\" Sultan Mehmet ya da \"Kanuni\" Sultan Süleyman\n\"Britannicus\" ya da \"Nero\" gibi agnomen kullanımları antik Roma'da benzer isimlerdeki aile üyelerini ayırt edebilmek ya da etkileyici başarılar onuruna verilirdi. Örneğin; Coriolanus bu agnomen'i Corioli'niyi ele geçirmesi nedeniyle almıştır.", + "question": "Agnomen nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Agnomen, lakâp anlamında Latince terim." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1505", + "context": "Akmonya, Uşak'ın Banaz ilçesinin Ahat Köyü'nde bulunan bir antik yerleşim birimidir. Aynı zamanda Roma Katolik Kilisesi hiyerarşisi içerisinde Akmonya bir ünvansal piskoposluktur (titular see), yalnız Akmonya Piskoposluğu'na 1962 yılından beri herhangi bir atama yapılmamıştır.", + "question": "Akmonya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Akmonya, Uşak'ın Banaz ilçesinin Ahat Köyü'nde bulunan bir antik yerleşim birimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1506", + "context": "Antik Roma'da özgür doğmuş kadınlar (cives) vatandaş statüsüne sahipti, ancak oy kullanma veya siyasi makam elde etme hakları yoktu. Kadınların kamusal rolleri sınırlı olması sebebiyle, Roma tarihçileri tarafından erkeklere göre daha az yer almışlardır. Ancak Roma kadınları doğrudan siyasi güce sahip olmasalar da, varlıklı veya nüfuzlu ailelerden gelenler özel müzakereler yoluyla etki gösterebilmişlerdir. Bu açıdan tarihe damgasını vuran istisnai kadınlar arasında, hikâyeleri mitsel bir önem kazanan Lucretia ve Claudia Quinta; Cumhuriyet dönemi'nin cesur kadınları Cornelia (Gracchus kardeşlerin annesi) ve bir orduya komuta etmiş, kendi imgesiyle para bastırmış olan Fulvia; Julio-Claudian hanedanından gelen ve Roma İmparatorluğu'nun mores'ine (ahlak yapısı) katkıda bulunmuş Livia (MÖ 58 – MS 29) ve Julia Agrippina (MS 15-59); ve Hristiyanlığı teşvik etmede öncü bir rol göstermiş Büyük Konstantin'in annesi imparatoriçe Helena (y. MS 250–330) yer almaktadır.\nRoma toplumundaki erkeklerde de olduğu gibi, tarihsel kayıtlarda soylu kadınlar ve yaptıkları siyasi eylemler, onlardan daha düşük statüde bulunan kadınların önüne geçmektedir. İmparatorluk genelinde çok sayıda kadının adı yazıtlar ve özellikle mezar taşları üzerinde yer almakla birlikte, çoğunlukla onlarla ilgili başka bir bilgiye rastlanmamaktadır. Kadınların gündelik yaşamını yansıtan kesitler, Latin edebiyatı aracılığıyla, komedi, hiciv ve şiir gibi yazınlar ile korunmuştur. Bunlar arasında, özellikle Catullus ve Ovidius'un şiirleri, Roma kadınlarını yemek odalarında, yatak odalarında, spor ve tiyatro etkinliklerinde, alışveriş yaparken, makyaj yaparken, büyü uygularken, hamilelik konusunda endişelenirken gösteren kısa kesitler aktarmaktadır—ancak tüm bunlar erkeklerin bakış açısından yansıtılmıştır. Söz gelimi Cicero'nun yayımlanmış mektupları, eşi Terentia ve kızı Tullia ile ev ortamındaki ilişkilerini resmi olmayan bir şekilde aktarırken, geçen konuşmaları da Roma kadınlarının özgür cinsel ve sosyal yaşamlarını nasıl yaşayabileceğini alaycı bir dille açıklar.\nToplumda kadınlara ayrılan en önemli rol, din alanındaydı: Vesta rahibeliği. Otuz yıl boyunca evlilik ve cinsel ilişkiden uzak durmak zorunda olan Vestaller, Roma'nın güvenliği ve hayatta kalması için gerekli olan, ancak erkek rahipler tarafından gerçekleştirilemeyen ritüellerin doğru şekilde uygulanmasına adanmışlardı.", + "question": "Antik Roma'da kadın nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Antik Roma'da özgür doğmuş kadınlar (cives) vatandaş statüsüne sahipti, ancak oy kullanma veya siyasi makam elde etme hakları yoktu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1507", + "context": "Antik Roma mühendisliği, tarihte eşine az rastlanır bir teknik beceri ve pratik zekanın ürünüdür. Bu mühendislik başarısı, Roma İmparatorluğu'nun genişlemesini, şehirleşmesini ve sosyal yaşamını şekillendirmiş ve modern dünyanın mühendislik prensiplerine ilham vermiştir.\n\nAntik Roma, tarih boyunca mühendislik alanında en gelişmiş medeniyetlerden biri olarak kabul edilir. Roma İmparatorluğu'nun geniş coğrafyasında, mühendislik başarıları Roma'nın gücünü pekiştirmiş, şehirleşmeyi desteklemiş ve halkın yaşam kalitesini artırmıştır. Roma mühendisliği, yalnızca görkemli yapılar inşa etmekle kalmamış, aynı zamanda günlük yaşamı kolaylaştıran, büyük kitlelerin kullanımına yönelik pratik çözümler sunmuştur. Bu mühendislik başarıları, yüzyıllar boyunca Batı medeniyetini etkilemiş ve modern mühendisliğin temelini oluşturmuştur.", + "question": "Antik Roma'da mühendislik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Antik Roma mühendisliği, tarihte eşine az rastlanır bir teknik beceri ve pratik zekanın ürünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1508", + "context": "Areani ya da bilinen adıyla Arcani (Türkçe:'Gizli Olanlar') Roma İmparatorluğu'nda istihbarat görevi yapan askerlere verilen addır.\nÖzellikle Roma Britanyası'nda faaliyet gösteren bu kuruluşun, kuruluş amacına ve tarihine dair yeterli bilgi bulunmamış olup, bu teşkilatın rivayetlerden ibaret olduğunu söyleyenlerde olmuştur. Lakin Arcanilerin varlığına dair tatmin edici bulgular ve kanıtlar mevcuttur. O da Ammianus Marcellinus isimli Romalı asker ve tarihçinin 'Res Gestae' isimli eserinde yazdığı satırlardır.\nMarcellinus, eserinde 'Büyük Komplo' adıyla bilinen; Hadrian Duvarı'nda bir grup garnizonun başlattığı ve sonrasında yurt genelinde yaşayan barbar kabilelerin uzun süreli isyana ve kalkışmaya sebep olmasında İmparatorluğa bağlı Arcanilerinde payı olduğunu ve 1.Theodosius döneminde teşkilatın lağvediliğini yazar. Aynı zamanda Arcanilerin daha önce kurulduğunu, hatta Büyük Konstantin'in oğlu Constans döneminde aktif olduğunu tarif etmiştir.\nEserde Arcanilerin espiyonaj görevlerine şöyle değinilmiş:\nResmi görevleri; uzun ve çetin yolları aşıp bize komşu olan milletlerin durumu hakkında komutanlara rapor vermekti.\nArcani sözcüğü bu eserde bir defa geçmiş olup, çoğu tarihçi Arcani deyişi için hapax legomenon yani 'yalnızca bir kez geçen (sözcük)' deyimini kullanmışlardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Arcani nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Areani ya da bilinen adıyla Arcani (Türkçe:'Gizli Olanlar') Roma İmparatorluğu'nda istihbarat görevi yapan askerlere verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1509", + "context": "Augustus, zamanla Latince'de \"Majesteleri\" anlamını kazanmış bir kelimedir. Dişi hâli Augusta'dır.\nRoma imparatoru Caesar Divi Filius Augustus'un onuruna, sonraki pek çok Roma imparatoru, isimlerinin başına bunu bir ünvan olarak eklediler. Tıpkı Jül Sezar'ın (Julius Caesar) isminin 2.000 yıl boyunca Kayzer ünvanına esin kaynağı olması gibi, Augustus ismi de bir ünvana dönüşmüştür. Bu nedenle çoğu Roma imparatorunun isminin önünde Imperator Caesar Augustus tamlaması görülür.", + "question": "Augustus (ünvan) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Augustus, zamanla Latince'de \"Majesteleri\" anlamını kazanmış bir kelimedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1510", + "context": "Cestus, eski bir savaş eldivenidir, bazen pankration'da kullanılır. Modern boks eldivenleri gibi giyildiler, ancak deri şeritlerle yapıldılar ve bazen demir plakalarla dolduruldular veya bıçaklar veya çivilerle donatıldılar ve silah olarak kullanıldılar.", + "question": "Cestus nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Cestus, eski bir savaş eldivenidir, bazen pankration'da kullanılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1511", + "context": "Cognomen (\"bilinen adıyla\") anlamına gelen Latince bir isimlendirme terimidir. Köken olarak Roma isimlendirme geleneği' ne göre bir Roma Yurttaşının 3. ismidir. Terim aynı zamanda günümüzde ara sıra takma ad veya lakap ile eş anlamlı kullanılmaktadır.\nRoma isimlerinin sınırlı doğası yüzünden, bazen cognomen bir aileyi diğer bir aileden ayırt etmek için gelişim gösterdi, bazen de bir savaşta olduğu gibi ilgi çekici olayları arşivlerken. Scipio Africanus Major cognomen'e bir örnek ancak bazen özellikle general Gaius Marius gibi bazı Romalılar cognomen taşımazlardı. Roma Cumhuriyeti'nin son dönemlerinde, hernasılsa, cognomen (Latince çoğul: cognomina) günlük kullanımda sıradan bir hale gelmiştir.\nBir tezat olarak en onurlu cognomenler başarılı generaller tarafından benimsenirken, birçok cognomen fiziksel ya da kişisel tuhaflık kökenlidir; örneğin, Rufus 'kızıl saçlı' ya da ' Scaevola' 'solak' gibi.\nGünümüzde, birçok önemli Romalıyı cognomen ile tanırız; örneğin,Marcus Tullius Cicero için 'nohut anlamında Cicero ve Gaius Julius Caesar için 'Sezar(caesar)'. Historia Augusta bu cognomen için 3 değişik açıklama getirir: ilki Caesar savaşta bir fil tarafından öldürüldü (Moorcada Fil=caesai) ; ikincisi çok sık saçlıydı (Latince caesaries); ya da parlak gri gözleri (Latince oculis caesiis) vardı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Cognomen nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Cognomen (\"bilinen adıyla\") anlamına gelen Latince bir isimlendirme terimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1512", + "context": "Çanakçı Kaya Mezarları, Mersin ilinde bulunan ve kabartma figürlerle süslenmiş bir grup kaya mezarıdır.", + "question": "Çanakçı Kaya Mezarları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çanakçı Kaya Mezarları, Mersin ilinde bulunan ve kabartma figürlerle süslenmiş bir grup kaya mezarıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1513", + "context": "Gergovia, Arvernilerin başkentidir. Kelt medeniyetine bağlı olan Galyalılar Romalılara karşı efsaneleşmiş bir direniş savaşı burada gerçekleşmiştir. Günümüzde Clermont-Ferrand ve Auvergne'ye bağlı Gergovie kentine yakın, ufak bir yerleşim yeridir.\nGalya Savaşı'nda Julius Caesar MÖ 52 yılında başarısız bir şekilde Arvernilerin başkentini fethetme çabasını gösterdi. Vercingetorix şehir savunmasını yönetti ve Gergovia Muharebesi'nde Romalılar büyük kayıplara maruz kaldılar.Asteriks çizgi romanında Gergovia'ya ve bu savaşa sık sık değinilmektedir. Galya Kalkanı albümü bu bölgede geçmektedir.\n\n\n== Dış bağlantılar ==", + "question": "Gergovia nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gergovia, Arvernilerin başkentidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1514", + "context": "Halk Latincesi (Latince: sermo vulgaris, Konuşulan Latince), Latin dilinin halk lehçelerinin ve sosyolektlerini kapsayan bir genel terimdir. Bu farklı lehçeler Orta Çağların başlarında birbirlerinden farklılaşarak 9. yüzyılda Latin dillerine dönüştüler.\nKonuşulan Latince, edebî Latinceden telaffuz, söz dağarcığı (vokabüler) ve gramer açısından farklıdır ancak kendisine has bazı özellikleri Roma İmparatorluğu'nun geç dönemlerinde ortaya çıkmıştır. Başka özellikleri, konuşma Latincesinde çok daha önceden muhtemelen mevcuttu.\nOrta Çağlarda, Orta Çağ Latincesi olarak adlandırılan, Latincenin klasik biçimli bir şekli, alimler, kâtipler ve din adamlarınca kullanılırdı. Bu dil eğitimle edinilirdi, anadil olarak bilinmezdi. Halk Latincesi ise herkesin gündelik olarak kullandığı dildi.", + "question": "Halk Latincesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Halk Latincesi (Latince: sermo vulgaris, Konuşulan Latince), Latin dilinin halk lehçelerinin ve sosyolektlerini kapsayan bir genel terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1515", + "context": "Hastati, Roma ordularında bulunan MÖ 220-MÖ 180'e kadar ordunun bel kemiğini oluşturan askeri birimdir.\nBu birim genelde genç ve daha iyi ekipmanlara parası yetmeyen insanlardan oluşur. Zamanına göre ağır silahlıdır. Klasik Roma kılıcı gladius kullanırlar ve 2 adet de pilum adı verilen fırlatma mızrakları bulunurdu. Savaşlarında genel olarak ilk önce mızraklarını atarlar daha sonra ise klasik Roma kılıçlarıylarıyla düşmana hücum ederlerdi. Bulundukları zamanın piyadelerine karşı çok güçlü olsalar bile Yunanların, Makedonların ve kısmen diğer ülkelerin mızraklı birliklerine karşı çok da etkili değillerdi. Velite birliklerinin hemen arkasında, Roma ordusunun ana bölümünün ilk sırasını oluştururlardı.", + "question": "Hastati nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hastati, Roma ordularında bulunan MÖ 220-MÖ 180'e kadar ordunun bel kemiğini oluşturan askeri birimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1516", + "context": "Hipokaust (Latince: hypocaustum) Romalıların kurdukları merkezî ısıtma sistemidir. Bu sistem bir yapının zeminine inşa edilen bir fırınla işlemekteydi. Fırının ürettiği sıcak hava sütunlardan oluşmuş \"hipokaust\" adlı kanallardan geçiyor ve buradan da bir bacayla evin duvarlarına veriliyordu. Genel olarak halka açık hamamların ısıtılmasında kullanılsa da soğuk aylarda evlerin ısıtılmasında da kullanılmıştır.\nRomalı mimar ve yazar Vitruvius hipokaust sisteminin MÖ 80 yılında Romalı mühendis Sergius Orata tarafından bulunduğunu yazmasına rağmen böyle bir sisteme yapılan en eski referans MÖ 350'de Efes tapınağıdır.\nHipokaustların çalışma prensibine göre iki adet zemin bulunur, altta bulunan zemin üzerine sık mesafeler ile yaklaşık 60 cm yüksekliğindeki kiremit sütunlar eklenir ve bu sütunlar üzerinde ikinci zemin yükselir. Sütunlar ile birlikte iki zemin arasında oluşan boşluk praefurnium adı verilen bir fırın tarafından ısıtılır. Bu Roma icadı 5. yüzyılda Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra Batı'da unutulmuştur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Hipokaust nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hipokaust (Latince: hypocaustum) Romalıların kurdukları merkezî ısıtma sistemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1517", + "context": "İdrar Vergisi (Latince Vectigal Urinae) Roma İmparatoru Nero tarafından 1. yüzyılda idrarların toplanması için zorla alınan bir vergidir. Roma toplumunun alt sınıfları idrarlarını bir kabın içine yapar ve foseptiğe dökerdi. Sıvı olanı daha sonra halk tuvaletlerinden toplanır ve birçok kimyasal işlem için hammadde olarak kullanılırdı. Örneğin; tabaklama işlemi için ve aynı zamanda Roma çamaşırhaneleri tarafından amonyak kaynağı olarak, yünden toga'ların beyazlatılması için kullanılırdı.\nNeticede bu vergiden vazgeçildi ama Nero'nun vergi-aç'ı halefi Vespasian tarafından tüm halk tuvaletlerinde tekrar uygulandı. Romalı tarihçiler Suetonius ve Dio Cassius anlattıklarına göre, Vespasian'ın oğlu Titus, verginin tiksindirici doğası hakkında şikayet ettiğinde, babası bir altın sikke alır ve \"Non olet! (\"kokmuyor!\") der. Bu deyim günümüzde bile paranın kaynağını önemsemeden hepsinin eşit derecede kirli (ya da temiz) olduğunu anlatmak için kullanılır. Vespasian'nın adı hala Fransa'da (vespasiennes) ve İtalya'da (vespasiani) olarak halk tuvaletleriyle ilişkili olarak kullanılır.", + "question": "İdrar Vergisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İdrar Vergisi (Latince Vectigal Urinae) Roma İmparatoru Nero tarafından 1." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1518", + "context": "Jovianlar (Latince: Ioviani) ve Herculianlar (Latince: Herculiani), 290'lardan 7. yüzyıla kadar uzanan bir süre boyunca Geç Roma İmparatorluğu İmparatorlarının kişisel muhafızlığını yapmış olan kıdemli palatine birlikleri.", + "question": "Jovianlar ve Herculianlar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jovianlar (Latince: Ioviani) ve Herculianlar (Latince: Herculiani), 290'lardan 7." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1519", + "context": "Kilikya korsanları Antik Çağda Akdeniz’e korku saçan bir Korsan grubudur. Bu grup Taşlık Kilikya denilen ve genellikle Mersin ilindeki Lamas Çayı ile Antalya ilindeki Melas Çayı (Manavgat Çayı) arasında yer alan ve Antik Çağda karadan ulaşılması zor olan kıyılardaki küçük koylarda gizleniyorlardı.", + "question": "Kilikya korsanları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kilikya korsanları Antik Çağda Akdeniz’e korku saçan bir Korsan grubudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1520", + "context": "Antik Yunanistan'da ve Roma İmparatorluğunda koinon, (Antik Yunanca κοινον, \"ortak\"'tan türeme, \"ortaklık\" veya \"birlik\"; çoğul hali koina) bir bölgedeki birkaç şehir devletin iç işlerinde özerk, dış işlerinde birleşik, yani federatif bir yapı içindeki yönetim kurulu anlamına gelir.\nRoma İmparatorluğu'nda da, doğudaki taşra şehirleri çoğu zaman koinonlar halinde organize olurdu. Koinonların kendi parlamentoları ve başkanları olurdu ama bunlar imparatorluğun idarî yapısının bir parçası değildiler, coğrafî sınırları da mutlaka bulundukları Roma vilayetinin sınırlarına uymayabilirdi. Koinonlar belli bir bölgede aynı etnik gruba ait olan ve ortak çıkarları olan şehirlerin bir örgütüydü. Genelde belli bir kültün dinî gereklerini yerine getirmek onları bir araya getirirdi.\nRoma imparatorluğundaki koinonların kültü, yaşayan bir Roma imparatoruna tapmaya karşılık geliyordu. MS 1. yüzyıl sonlarından itibaren, bu amaç için bir tapınak bulunuduran koinonların coğu ayrıca \"neokoros\" olarak adlandırılıyordu. Bu koinonların gerçek anlamda bir güçleri yoktu, ne de olsa Roma İmparatorluğunun egemenliği altındaydılar. Bir başka işlevleri de, taşra şehirlerinin başkent Roma ile olan ilişkilerinde, bu kentleri resmen temsil etmekti. Genelde imparator adına bir tapınak kurulması için hem imparatorun kendisinden ve ayrıca Roma Senatosu'ndan izin isterlerdi. Ayrıca, kültler onuruna festivaller ve yarışmalar düzenlerlerdi. Bastıkları paralar bu etkinliklerine değinirdi. Örneğin Galatya Koinon'unun bastığı sikkelerde Augustus Tapınağı'nın resmi olurdu.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Koinon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Antik Yunanistan'da ve Roma İmparatorluğunda koinon, (Antik Yunanca κοινον, \"ortak\"'tan türeme, \"ortaklık\" veya \"birlik\"; çoğul hali koina) bir bölgedeki birkaç şehir devletin iç işlerinde özerk, dış işlerinde birleşik, yani federatif bir yapı içindeki yönetim kurulu anlamına gelir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1521", + "context": "Konstantin Forumu (Yunanca: Φόρος Κωνσταντίνου Fóros Konstandínou) imparator I. Konstantin tarafından yeni başkenti Konstantinopolis’in merkez meydanı işlevini görmesi için yaptırılmıştır. Kentin bu ilk forumu, Septimius Severus döneminden kalma Byzantion kent surlarının ana kapısının hemen önüne inşa edilmiştir. Dairesel meydanın doğu ve batısında kentin ana caddesi olan Mese’ye çıkan iki anıtsal geçit bulunmaktaydı. Forumun merkezinde günümüzde de ayakta olan ve Çemberlitaş olarak bilinen porfir sütun yer almaktadır. Forum 328’deki inşasından 1204’te yağmalanmasına kadar büyük ölçüde bozulmadan varlığını sürdürmüştür.", + "question": "Konstantin Forumu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Konstantin Forumu (Yunanca: Φόρος Κωνσταντίνου Fóros Konstandínou) imparator I." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1522", + "context": "Kuşkayası Batı Karadeniz Bölgesinde Roma İmparatorluğu döneminde yaptırılmış İpek yolu üzerinden geçen bir anıttır.", + "question": "Kuşkayası Anıtı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kuşkayası Batı Karadeniz Bölgesinde Roma İmparatorluğu döneminde yaptırılmış İpek yolu üzerinden geçen bir anıttır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1523", + "context": "Bu sayfa Antik Roma Tarihi ile bağlantılıdır. Katolik organizasyonu için bkz. Legatus (organizasyon); kuş cinsi için, bkz. Legatus (kuş).\nLegatus, Roma ordusunda görevli olan ve modern ordulardaki general rütbesine karşılık gelen askeri unvan.\nSenatoryal bir derece olarak, dux rütbesinden bir üst dereceydi ve tüm askeri tribünlerin üzerinde bir mevkiye sahipti. Bir ordunun özgür bir biçimde dux ya da eyalet valisi tarafından komuta edilebilmesi emrini verebilmek için, legatus praetoryan derecesinde ya da daha yukarı bir mevkide olmak zorundaydı; bir legatus'un etrafında propraetoryan imperium'lar (legatus propraetore) denilen Legatus adayları bulunabilirdi. Legatus, savaşın sonunda elde edilen ganimetin büyük bir kısmını kendine alır ve böylece en kazançlı çıkan kişi olurdu.\nLegatus görevini yerine getiren kişiler Roma'nın senatoryal sınıfından seçilirdi. İki ana pozisyon mevcuttu; legatus legionis, Roma'nın seçkin lejyon'larından birisinin komutasına verildiği eski-praetor, ve legatus propraetor, Roma eyaletlerinde praetor'a ait magisteryal güçle donatılmış vali olarak görev yapan ve bazı nedenlerle emrine dört ve daha fazla \nLejyonun komutasının verildiği bir eski-Konsül.\nBu derece aynı zamanda tüm Lejyonların komutasını da kapsayan bir rütbeydi ve genellikle bizzat İmparator tarafından atama yapılırdı. Bu rütbe için seçilen kişi eski bir Tribün olurdu ve en az 3 ya da 4 yıllık komuta deneyimi aranırdı. Sadece bir tane lejyona sahip eyaletlerde, Legatus aynı zamanda eyalet valisi görevini de üstlenirdi ancak birden çok lejyona sahip eyaletlerde, her lejyona bir Legatus komuta eder ve eyalet valisi tüm lejyonlar üzerinde tam bir komuta yetkisi taşırdı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Legatus nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu sayfa Antik Roma Tarihi ile bağlantılıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1524", + "context": "Magister Equitum (Atların (Süvarilerin) efendisi), Roma Cumhuriyeti'nde var olan az sayıda olağanüstü makamlardan birisidir.", + "question": "Magister equitum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Magister Equitum (Atların (Süvarilerin) efendisi), Roma Cumhuriyeti'nde var olan az sayıda olağanüstü makamlardan birisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1525", + "context": "Manoryalizm, Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra büyük arazi parçalarına sahip Latifundium'ların imtiyazlı kişilerin elinde kalması ve ayrıcalıklı bir zümrenin oluşmasıyla ortaya çıkan bir sistemdir.\nManoryalizmde arazi üçe ayrılır. Birincisi, sadece imtiyazlı sınıfa ait olan toprak parçalarıdır ve buna \"Demesne\" denir. İkincisi, köylülerin kendi geçimlerini sağlamak için işledikleri topraklardır. Üçüncüsü ise, serbest arazi parçalarıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Manoryalizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Manoryalizm, Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra büyük arazi parçalarına sahip Latifundium'ların imtiyazlı kişilerin elinde kalması ve ayrıcalıklı bir zümrenin oluşmasıyla ortaya çıkan bir sistemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1526", + "context": "Marcus Antonius (d. 14 Ocak MÖ 83 - ö. 1 Ağustos MÖ 30), Roma Cumhuriyeti'nin sona ermesinde ve Roma İmparatorluğu'nun yükselişinde önemli bir figür olan Romalı bir politikacı ve generaldi. Julius Caesar'ın yakın müttefikiydi ve daha sonra Octavian (daha sonra Augustus olarak bilinir) ve Lepidus ile birlikte Roma Cumhuriyeti'nin triumvirlerinden biri olarak görev yaptı. Antonius en çok Jül Sezar'la kurduğu siyasi ve askeri ittifaklar ve Mısır Ptolemaios Krallığı'nın son hükümdarı Kleopatra ile yaşadığı romantik ilişki ile tanınır.", + "question": "Marcus Antonius nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Marcus Antonius (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1527", + "context": "Metropolis, Romalılar zamanında eyalet işlerinin görüşüldüğü göreceli büyük, zengin veya eski şehirler (civitates) de bu terimle adlandırıldı. Roma imparatorluğunun önde gelen metropolleri kendi paralarında hem Yunanca, hem Latince belirtiliyordu. Romalılarda bir şehrin metropolis olabilmesi imparatorun resmî iznine bağlıydı. Daha evvel onursal bir unvan olan ve bir şehrin önemine işaret eden metropolis terimi, üçüncü yüzyıldan sonra bir eyalet valisinin oturduğu şehir hâline geldi, yani metropolis bölgenin tartışılmaz hukukî ve idarî başkenti anlamını kazandı.\nHristiyanlık tarihinde metropolis, bir baş piskoposun baktığı dinî topluluktu. Bu terim eskimiş olmakla beraber Ortodoks Hristiyanlıkta kullanılmaktadır: metropolis, metropolit denen dinî liderin sorumlu olduğu bölgedir.\nModern kullanımda metropolis, büyük şehir anlamında, yani büyük bir şehir merkezi etrafında oluşmuş, bitişik ve birbirine bağlı şehirler kümesidir. Sıfat olarak metropoliten, tüm metropolisi kapsayan veya metropolise has anlamını taşır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Metropolis (şehir) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Metropolis, Romalılar zamanında eyalet işlerinin görüşüldüğü göreceli büyük, zengin veya eski şehirler (civitates) de bu terimle adlandırıldı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1528", + "context": "Mil taşı, Romalılar döneminde yollara dikilen, yolun yönünü ve merkeze uzaklığını gösteren taşlara verilen isimdir. Kilometre taşı olarak kullanılan bu taşlar yuvarlak beyaz mermerden yapılmışlardır. Bazı Roma mil taşlarının üzerinde dönemin Roma İmparatorunun ve yöneticilerinin (vali) isimleri yazılıdır.", + "question": "Mil taşı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mil taşı, Romalılar döneminde yollara dikilen, yolun yönünü ve merkeze uzaklığını gösteren taşlara verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1529", + "context": "Nero Redivivus, MS 1. yüzyılın sonlarında Roma İmparatoru Nero'nun MS 68'deki ölümü sonrası yeniden dirilerek geri döneceği yönündeki bir inanç ve bir efsaneydi. Bu efsaneye MS 5. yüzyıla değin inananlar vardı. Gerçekten de tarihi kayıtlara Nero olduğunu iddia ederek ortaya çıkan en az 3 farklı kişi Augustinus'un metinlerinde geçmektedir. Bu kişilerin efsaneden etkilenerek kendilerini sahte Nero olarak mı lanse ettikleri yoksa Nero Redivivus efsanesinin sahte Neroların ortaya çıkmasıyla birlikte mi yayıldığı bilinmemektedir.\nEfsanenin günümüze yazılı olarak ulaşmış farklı versiyonları vardır. Bunlardan biri İmparator Nero'nun ölmeyip Part İmparatorluğu topraklarına kaçtığını, burada bir ordu toplamakta olduğunu ve günün birinde Roma'yı yıkmaya geleceğini aktarmaktadır. Yunan tarihçi Dio Chrysostom eserinde yaşadığı dönemde Nero'nun ölmemiş olmasını uman bir grup insandan bahseder. Keza Augustinus da Nero'nun ölmediğini, gizlilik içinde yaşadığı ve geri geleceği inancının varlığını aktarmaktadır. Efsanenin hristiyanların arasında yayıldıktan belirli bir zaman sonra, Nero'nun deccal olduğu inanışına evrildiği kaynaklardan anlaşılmaktadır.", + "question": "Nero Redivivus nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nero Redivivus, MS 1." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1530", + "context": "Notitia Dignitatum, Roma imparatorluk kayıtlarından günümüze ulaşabilmiş ender örneklerden biri olan ve Doğu ve Batı Roma İmparatorluklarının askeri ve idari yapılanmaları, İmparatorluk saraylarında ve eyaletlerde bulunan resmî görevler (Officium) hakkında detaylı bilgi veren resmî imparatorluk dokümanı. Eser adını Notitia dignitatum continet omnium tam civilium quam militarium dignitatum utriusque imperii occidentis orientisque şeklinde başlayan metinden alır. Genellikle 4. yüzyıl başlarına tarihlenir.\nNotitia İmparatorluğun her iki yarısı içinde tüm yüksek makamları, bulundukları yerler ve kesin görevleri açısından sıralar. Şu şekilde düzenlenmiştir;\n\nSaray görevlileri (Praetorian Prefectler de dahil tüm üst düzey görevliler).\nPraetorian prefecture ve dioecesisler için atanmış Vicarlar ve eyalet valileri,\nAskerî komutanlar (magistri militum, comites rei militaris ve dux), tam rütbeleri ve komuta ettikleri birliklerin konumlarını ile birlikte.", + "question": "Notitia Dignitatum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Notitia Dignitatum, Roma imparatorluk kayıtlarından günümüze ulaşabilmiş ender örneklerden biri olan ve Doğu ve Batı Roma İmparatorluklarının askeri ve idari yapılanmaları, İmparatorluk saraylarında ve eyaletlerde bulunan resmî görevler (Officium) hakkında detaylı bilgi veren resmî imparatorluk dokümanı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1531", + "context": "Pater Patriae (çoğulu Patres Patriae), Latincede \"Vatanın Babası\" anlamına gelen ve Roma İmparatorluğu döneminde verilen bir onur unvanıdır. Ayrıca Parens Patriae şeklinde de kullanılmıştır.\nTüm diğer Antik Roma unvanları gibi Pater Patriae unvanı da, Roma Senatosunun kararıyla verilmiştir. İlk olarak Marcus Tullius Cicero'ya verilmiştir. İkinci olarak ise Jül Sezar'a verilmiştir. Bunun dışında bu unvanı sadece Roma İmparatorları'na verilmiştir.", + "question": "Pater Patriae nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Pater Patriae (çoğulu Patres Patriae), Latincede \"Vatanın Babası\" anlamına gelen ve Roma İmparatorluğu döneminde verilen bir onur unvanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1532", + "context": "Pax Romana (MÖ 27 - MS 180), Latince \"Roma Barışı\" anlamına gelir. Roma İmparatorluğu'nun uzun soluklu barış dönemi için kullanılır. Terim, Roma yönetimi ve Roma hukuku altında, aralarında kavga eden rakip liderlerin ve eyaletlerin, bazen sert bir şekilde, barıştırılmasından çıkmıştır. Roma'da \"Pax Romana\"yı sağlayan lider Augustus Caesar'dır.", + "question": "Pax Romana nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Pax Romana (MÖ 27 - MS 180), Latince \"Roma Barışı\" anlamına gelir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1533", + "context": "Princeps senatus (çoğul principes senatus) Roma Senatosu'nun kıdemli üyeleri arasındaki birinci senatör. Resmi olarak cursus honorum dışında olmasına ve imperium (emretme yetkisi) yetkisi olmamasına rağmen, bu unvanı taşıyan senetöre çok büyük bir prestij sağlardı.", + "question": "Princeps senatus nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Princeps senatus (çoğul principes senatus) Roma Senatosu'nun kıdemli üyeleri arasındaki birinci senatör." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1534", + "context": "Principes (tekil: Princeps), Roma Cumhuriyetinin erken dönem ordularında başlangıçta mızrakçı, sonradan ise kılıç kullanımında uzmanlaşmış askerler olarak görev yapan birim. Genellikle hayatlarının en verimli çağlarında, iyi askeri teçhizatlar satın alabilecek kadar zengin erkeklerden seçilirlerdi. Lejyonun ağır piyadeleri olan ve büyük kalkanlar taşıyan bu lejyonerler iyi kalite örme zincir zırhlar giyerdi. Genellikle ordunu savaş tertibinde ikinci hat olarak görev yaparlardı. Hafif birlikler tarafından desteklendikleri quincunx adlı savaş düzeninde dövüşürlerdi. MÖ 107 yılındaki Marian reformlarının ardından lağvedilmişlerdir.", + "question": "Principes nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Principes (tekil: Princeps), Roma Cumhuriyetinin erken dönem ordularında başlangıçta mızrakçı, sonradan ise kılıç kullanımında uzmanlaşmış askerler olarak görev yapan birim." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1535", + "context": "Promagistra, magistra yetkisine ve sıfatına sahip ancak henüz magistral makama sahip olmayan kamu görevlisi.\nRoma Cumhuriyeti'nde bir yenilik olarak, Roma'da düzeni sağlayabilmek amacıyla her yıl daha fazla magistra seçmek yerine denizaşırı toprakların valileri kullanılarak promagistralık kurumu oluşturulmuştur. Promagistralar, Roma Senatosu'nun tüm eylemleri gibi bir senatus consultum ile atanırlar; bu atamalar her zaman tam olarak yasal olmaz ve bazen tıpkı Jugurthine savaşı sırasında Quintus Caecilius Metellus Numidicus'un Gaius Marius ile yer değiştirilmesi örneğinde olduğu gibi Romalılar Meclisi kararıyla iptal edilebilirdi.\nPromagistralar genellikle hem proquaestorlar (quaestor'ların yerine hareket eden), hem propraetorlar, (praetor'ların yerine hareket eden) hem de prokonsüller (Konsül'lerin yerine hareket eden) olarak görev yapabilirlerdi. Bir Promagistra, magistra ile eşit yetkiye sahipti ve ayrıca maiyetinde aynı sayıda lictor'lar bulunur, eyaletinde otokratik güce sahip olurdu. Promagistralar, zorunlu olmadığı halde genellikle kimin yerine görev yapıyorlarsa kendiliğinden onun makamına ve yetkilerine sahip olurlardı. Procurator da dahil diğer promagistralar, curator yerine görev yaparlardı.\nRomalılar, mevcut magistralara yenilerinin eklenmeye devam edilmesini yeni ele geçirilmiş sömürgelerin yönetimi için yetersiz bulduklarından zaman içerisininde Promagistratlık kurumu geliştirildi. Magistralara ilave olarak, aynı yetkiye sahip ve onların yerine hareket edebilen (pro) magistralar (magistratu) atamaya başladılar. Sonradan, Pompeius Magnus'a Quintus Sertorius'la savaşması için prokonsüler imperium yetkisi verildiği zaman Senato onun aslında promagistra olarak atanmadığı vurguladı; bir Konsülün yerine (pro konsül) hareket etmek için değil ama onun adına (pro consulibus) hareket etmek için seçilmişti.\nRoma dünyasında imperium kavramı, yasal olarak, makamının salahiyeti içinde mutlak otoriteye sahip \"imperyal\" magistra ya da promagistra anlamına geliyordu. Promagistralar eyaletlere imperium ile atanır ve bu sebeple o eyaletlerin valisi olarak mutlak yetkiye sahip olurlardı. Gerçekten de provincia kelimesi hem valilik makamı ya da yargılama yetkisi hem de valinin yönettiği topraklar anlamına gelir. Bir eyalet valisi, eyalet üzerinde neredeyse sınırsız yetkiye sahip olur ve sık sık eyalet halkından zorla muazzam miktarda paralar toplardı— makamda kaldığı sürece kovuşturma dokunulmazlığına sahipti. Rüşvet ve gasp yargılamalarından kaçmak için makama sürekli seçimler yapmak eyalet valileri için oldukça sıradan bir durum haline gelmişti. Bu durum için verilebilecek iki ünlü örnek Gaius Verres ve Lucius Sergius Catilina'dır.\nYüksek rütbeli Promagistraların neredeyse sınırsız olan yetkileri, eyaleti yönetmek için yerel politik kurumları dikkate alması gerekmeyen, yukarıdan atanan yüksek rütbeli ve tam yetkili görevlileri tanımlamak için kullanılan \"proconsul\" terimine ışık tutmuştur. En bilinen örneklerden birisi, II. Dünya savaşı'nın ardından Japonya'da reformları gerçekleştirmek ve ülkeyi yeniden ayağa kaldırmak için olağanütü yetkilerle göreve gelen Douglas MacArthur'dur ve zaman zaman \"Birleşik Devletler'in Japonya Prokonsülü\" olarak adlandırılmıştır.", + "question": "Promagistratus nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Promagistra, magistra yetkisine ve sıfatına sahip ancak henüz magistral makama sahip olmayan kamu görevlisi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1536", + "context": "== Cumhuriyet sırasındaki ilişkiler ==\nCumhuriyet ve Partlar arasındaki ilk doğrudan temas MÖ 96'da Lucius Cornelius Sulla, Kilikya konsülü iken Part elçisi Orobazus ile görüşmesi ile sağlandı. Plutarkos, Sulla'nın Part ve Pontus elçileri arasında bir orta yol bularak Fırat ırmağını iki güç arasında sınır kabul eden bir antlaşmaya ikna ettiğini rapor etmiştir. Orobazus ülkesine dönünce onayladığı antlaşmadan dolayı idam edilirken Sulla da çok cömert davranmakla eleştirildi.Ancak Romalılar, Pontos krallı VI. Mithradates ile olan savaşları sırasında Parthlarla münasebetleri başlamıştı. Roma konsilleri Lucullus, Pompeus ve Crassus’un faaliyetleri Roma’nın saldırgan tavrını artırdı.", + "question": "Roma Part ve Sasani İlişkileri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "== Cumhuriyet sırasındaki ilişkiler ==\nCumhuriyet ve Partlar arasındaki ilk doğrudan temas MÖ 96'da Lucius Cornelius Sulla, Kilikya konsülü iken Part elçisi Orobazus ile görüşmesi ile sağlandı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1537", + "context": "Antik Roma'da vatandaşlık (Latince: civitas) özgür bireylerin yasalar, mülkiyet ve yönetim ile ilgili olarak elde ettiği ayrıcalıklı siyasi ve hukuki bir statüdür.\n\nRomalı kadınlar sınırlı bir vatandaşlık biçimine sahipti. Oy kullanamazlardı veya seçimler için aday olamazlardı. Zengin kadınlar, inşaat projelerine, dini törenlere veya diğer etkinliklere kaynak sağlayarak kamusal hayata katılabilirlerdi. Kadınların mülk edinme, iş yapma ve boşanma hakları vardı ancak yasal hakları zamanla değişiklik gösterdi. Evlilikler, Cumhuriyet döneminde önemli bir siyasi ittifak biçimiydi.\nBağımlı devlet veya müttefik (socii) vatandaşları Roma vatandaşlığının sınırlandırılmış biçimi olan Latin vatandaşlığı haklarına sahipti. Yine de seçme seçilme hakkı yoktu.\nAzat edilmiş kölelere doğrudan vatandaşlık verilmiyordu. Aynı zamanda magistratus olma hakları da yoktu. Azat edilmiş kölelerin çocukları doğuştan özgür vatandaş oluyordu. Horatius bunlardan biriydi.\nKöleler bir eşya olarak görüldüğü için kişilik haklarından yoksundu. Zaman içinde, Roma yasalarınca az da olsa korundular. Bazı köleler, sunduğu hizmetlerin karşılığında veya efendileri öldüğünde serbest bırakıldı. Özgür olduklarında, Roma toplumuna katılmak için birkaç engelle karşılaştılar. Bir kişinin doğuştan ziyade yasayla vatandaş olabileceği ilkesi Roma mitolojisinde yer almıştır; Romulus, savaşta Sabinleri yendiğinde, Roma'da bulunan savaş esirlerine vatandaş olabileceklerine söz verdi.", + "question": "Roma vatandaşlığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Antik Roma'da vatandaşlık (Latince: civitas) özgür bireylerin yasalar, mülkiyet ve yönetim ile ilgili olarak elde ettiği ayrıcalıklı siyasi ve hukuki bir statüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1538", + "context": "Romanesk (İngilizce: Romanesque), sözcük anlamıyla \"Roma soyundan gelen\", \"Romalılardan gelen\" anlamlarında bir önaddır. Genellikle \"Roma tarzından gelen\" anlamında kullanılır.\nRomanesk şu anlamlar gelebilir:\n\nRomanesk sanat (İngilizce: Romanesque art), 11. yüzyıl ile 13. yüzyıl ve sonrasına kadar Batı Avrupa'nın sanat anlayışı.\nRomanesk mimari (İngilizce: Romanesque architecture), 11. yüzyıl ile 13. yüzyıl arasında Avrupa'da ortaya çıkan mimari anlayış.\nİlk Romanesk (İngilizce: First Romanesque), Romanesk mimarinin başlangıç sürecindeki akım.\nÖnromanesk (İngilizce: Pre-Romanesque), Sanat ve mimaride Romanesk tarzına ulaşmadan önceki süreç.\nYeni Romanesk mimari (İngilizce: Neo-Romanesque), 19. yüzyılın sonlarında başlayan Romanesk mimariden esinlenen mimari anlayış.", + "question": "Romanesk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Romanesk (İngilizce: Romanesque), sözcük anlamıyla \"Roma soyundan gelen\", \"Romalılardan gelen\" anlamlarında bir önaddır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1539", + "context": "Saeculum, kabaca bir insanın olası yaşam süresini ya da bir insan neslinin tamamen yenilenme süresini anlatan bir zaman uzunluğudur. Terim, ilk olarak Etrüskler tarafından kullanılmıştır. Aslında tam olarak bir şeyin olduğu zamandan (örneğin bir şehrin kuruluşu) o ana şahitlik etmiş olan tüm insanların öldüğü zamana kadar olan süreyi vurgular. Bu noktada yeni saeculum başlar. Söylenceye göre, Tanrılar her kişi ya da uygarlık için kesin bir saecula belirlemiş olup örneğin Etrüskler için belirlenen miktar on saecula'dır.\nM.Ö. 2. yüzyıl'dan itibaren Romalı tarihçiler saeculum' terimini tarihi kayıtları ve iz bırakan savaşları dönemselleştirmek için kullandılar. \nİmparator Augustus'un yönetimi sırasında, bir saeculumun 110 yıl olduğuna karar verildi. Augustus tarafından M.Ö. 17 yılında Roma'nın beşinci saeculum'unu kutlamak için Ludi saeculares oyunları ('yüzyıl-oyunları') organize edildi. Claudius ve Septimius Severus gibi daha sonraki imparatorlar, saecula geçişini düzensiz aralıklarda kutlamaya devam ettiler. 248 yılında İmparator Arap Philip Ludi saeculares ve Roma'nın kuruluşunun 'ab urbe condita' 1000'nci yıldönümü törenlerini birleştirdi. Roma'nın girdiği yeni milenyum, Saeculum Novum terimi ile adlandırıldı ve terim Hristiyanlıkta dünyevi çağı kasteden metafiziksel bir çağrışım içerir.\nBir saeculum aslında belirli bir zamana sabitlenmemiş olup genel kullanımına göre yaklaşık 90 yıllık bir süreye denk gelir. 22 şer yıllık dört döneme bölünmüş olabilir ve her bir dönem sırasıyla çcukluktan gençliğe, yetişkinliğe, orta yaşa ve yaşlılığa geçişi simgeler.\nSözcük Latin dillerinde \"yüzyıl\" anlamında gelişmiştir.", + "question": "Saeculum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Saeculum, kabaca bir insanın olası yaşam süresini ya da bir insan neslinin tamamen yenilenme süresini anlatan bir zaman uzunluğudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1540", + "context": "Samsatlı Lukianos (Grek: Λουκιανός ο Σαμοσατεύς, Latin: Lucianus, d. 125 – ö. 180), retorikçi, Hiciv yazarı.\nNüktesi ve alaycı doğası ile tanınır. Ona ait olduğu düşünülen günümüze kadar gelmiş seksen kadar eser bulunur. Aya yapılan bir yolculuğu anlattığı “Gerçek Bir Hikaye” adlı eseri, dünyadaki ilk bilimkurgu eseri kabul edilir.", + "question": "Samsatlı Lukianos nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Samsatlı Lukianos (Grek: Λουκιανός ο Σαμοσατεύς, Latin: Lucianus, d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1541", + "context": "Bu, Roma İmparatorluğu hanedanlarından Severus Hanedanı Soy Ağacıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Severus Hanedanı soyağacı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu, Roma İmparatorluğu hanedanlarından Severus Hanedanı Soy Ağacıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1542", + "context": "Sicarii (Latince Sicarius \"hançer taşıyan adam\" ya da \"suikastçı\" kelimesinin çoğulu, günümüz İbranicesi'nde siqariqim סיקריקים olarak ifade edilir), Kudüs'ün MS 70 yılında Roma İmparatorluğu tarafından işgali neticesinde yıkılıp yağmalanmasından hemen önceki yıllarda, Romalıları ve taraftarlarını Yahudiye (Judea) bölgesinden uzaklaştırmaya çalışan köktenci Yahudi politik örgütünün (Zealots), radikal eylemleriyle ayrışan bir alt grubudur. Sicarii, ismini cübbelerinin altında gizledikleri sicae denilen hançerlerden almaktadır. İnsanların yoğun bir biçimde toplandığı alanlarda, hançerlerini çekerek Romalılara ve taraftarlarına saldırı gerçekleştirir ve görevlerini tamamladıktan sonra kalabalığın içine kaynaşıp uzaklaşarak kaçarlardı. Ortadoğu (haşhaşi benzeri) ya da Japonya'daki (ninja benzeri) gruplardan yüzyıllarca önce ortaya çıkan, tarihteki en eski organize suikast örgütlerinden biridir.", + "question": "Sicarii nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sicarii (Latince Sicarius \"hançer taşıyan adam\" ya da \"suikastçı\" kelimesinin çoğulu, günümüz İbranicesi'nde siqariqim סיקריקים olarak ifade edilir), Kudüs'ün MS 70 yılında Roma İmparatorluğu tarafından işgali neticesinde yıkılıp yağmalanmasından hemen önceki yıllarda, Romalıları ve taraftarlarını Yahudiye (Judea) bölgesinden uzaklaştırmaya çalışan köktenci Yahudi politik örgütünün (Zealots), radikal eylemleriyle ayrışan bir alt grubudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1543", + "context": "Theodosius Forumu veya Teodosyüs forumu (Yunanca: φόρος Θεοδοσίου Foros Theodosiou) bugün kısmen Beyazıt Meydanı'nın olduğu alana tekabül eden Doğu Roma İmparatorluğu meydanıdır. Bu bölgeye bir forum yapılması ilk olarak bu alanın I. Konstantin zamanında şehrin sınırları içine katılmasıyla beraber kararlaştırılmıştır. I. Theodosius döneminde Roma’daki Trajan Forumu’ndan ilham alınarak yoğun bir şekilde yapılaştırılmış ve bu dönem sonrası Theodosius Forumu olarak isimlendirilmiştir. Forumun büyüklüğü tam belli olmasa da şehrin en büyük forumu olduğu tahmin edilmektedir.\nAynı Konstantin Forumunda olduğu gibi bu forumun arazisi de Konstantinopolis’in kurulmasından önce Byzantion şehrinin nekropolisi olarak kullanılıyordu. I. Konstantin zamanında forum yapılması için ayrılan alanda Valens döneminde 372/373 yıllarında bir çeşme inşa edilmiş ve forumun inşası için gerekli ön adımlar atılmıştır.\nAsıl inşaatlar Theodosius döneminde gerçekleşmiştir. Foruma şu an tam yeri belli olmayan Theodosius Bazilikası inşa edilmiştir. Bu bazilika yaklaşık 28x80m büyüklüğünde üç nefli bir kiliseydi.\nForumdaki zafer sütununun inşasına 386 yılında başlandı, bunun aynı yıl gerçekleşen zafer töreniyle bağlantılı olması muhtemeldir. Theodosius Sütunu olarak bilinen bu anıtsal sütunun açılışı 393 yılında I. Theodosius’un oğlu imparator Arkadius döneminde gerçekleşti. Sütunu saran rölyeflerde Theodosius’un barbarlara karşı kazandığı zaferler resmedilmişti. İçinde bulunan sarmal bir merdivenle sütunun tepesine çıkılabiliyordu ve burada Theodosius’un bir heykeli yer almaktaydı. Sütunun yakınlarında ayrıca imparator Hadrian’ın heykeli, Theodosius’un atlı heykeli ve Theodosius’un oğulları Arkadius ile Honorius’un heykelleri dikildi. Bunlar dışında foruma ilerleyen zamanlarda başka heykeller de eklendi.\n407 yılındaki depremde forumdaki bazı yapılar hasar gördü, 447 yılındaki depremde ise forumun bir kısmı çöktü. 465 yılındaki büyük şehir yangınında Theodosius Bazilikası hasar gördü. 480 yılındaki bir depremde ise Theodosius’un gümüş heykeli yıkıldı.\nİmparator I. Anastasius 506 yılında sütunun tepesindeki Theodosius heykelinin yerine kendi heykelini yerleştirdi, ancak daha 512 yılında bir ayaklanma sırasında bu heykel kaldırıldı. 557 yılında forumdaki Arkadius heykeli bir depremde yıkıldı. 569/570 yıllarında foruma II. Jüstinyen tarafından bir hamam yaptırıldı.\n8. yüzyıldan itibaren forumun bir kısmı dana pazarı olarak kullanılmaktaydı, bu sebeple forum aynı zamanda Forum Tauri olarak da anılmaktadır. 10. Yüzyıldan sonra bu pazar alanları yapılaşmaya başladı. 1204’teki Latin işgalinden hemen sonra son imparator V. Aleksius halkın gözü önünde anıtsal sütundan aşağı atıldı. İşgalciler Theodosius’un atlı heykelini söküp erittiler.\n\n15. yüzyıl gezginleri Ancona’lı Cyriacus ve Buondelmonti’nin anlatılarında bu dönem hala rölyefleriyle beraber pek zarar görmeden ayakta duran zafer sütununa rastlanır. 1453’te İstanbul’un fethinden sonra bu arazinin bir kısmı bugünlerde eski saray olarak bilinen sarayın inşası i��in ayrılır. Bu sarayın inşasına Fatih Sultan Mehmet’in emriyle 1454’te başlanır. G.M. Angiolello’nun 1477’teki anlatısına göre anıtsal sütun da bu sarayın sınırları içinde kalmıştır. Bu durum Andrea Vavassore’nin 1520 tarihli İstanbul haritasında net bir şekilde görünmektedir. Bu dönemde forumun bazı kısımlarını sıkça bürüyen ağaçlar güvenlik gerekçesiyle II. Mehmet’in emriyle kesilir.\nSultan II. Bayezid forumun arazisinde 1506-12 yılları arasında kendi adıyla anılacak külliyeyi yaptırır. Cami, imaret ve medrese kendi ömrü sırasında tamamlanır, hamam ise külliyeye ölümünden sonra eklenir. Bu hamamın temelinin inşasında, 1517 yılında bir fırtına sonucu yıkılan Theodosius Sütunu’nun parçaları kullanılmıştır. P. Gyllius’un anlattığına göre bu dönemde eski sarayın önündeki alanda eski bir sarnıcın kalıntıları hala görünür durumdadır. Forumun güney tarafındaki kalıntılar ise taş ocağı olarak kullanılmaktadır ve Şahzade Camisi’nin inşasında buradan gelecek taşlar kullanılacaktır. Bayezid Camisi ve Medresesi arasındaki meydan, yakınlarda bulunan Kapalıçarşı’nın da etkisiyle gelecek pek çok yıl boyunca şehir hayatının merkez noktası olmuştur.\n19. yüzyılda, eski sarayın kullanılmamaya başlamasıyla bu arazide yapılmasına karar verilen yeni seraskerlik binasının inşası sırasında Theodosius Forumu’na ait temeller, sütun başlıkları ve yazıtlar bulunmuştur. 1927 yılında Ordu Caddesi’nin genişletilme çalışmaları sırasında 1517’de yıkılan sütuna ait tek tük parçalar bulunmuştur. Yine aynı yıl Simkeş Hanı’nda yapılan çalışmalar sonucu 3 kemerli zafer takına ait kalıntılar keşfedilir, 1957/58 yıllarında ise yine Ordu Caddesi’nde yapılan yol çalışmalarında zafer takına ait başka parçalar bulunur.", + "question": "Theodosius Forumu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Theodosius Forumu veya Teodosyüs forumu (Yunanca: φόρος Θεοδοσίου Foros Theodosiou) bugün kısmen Beyazıt Meydanı'nın olduğu alana tekabül eden Doğu Roma İmparatorluğu meydanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1544", + "context": "Tiberius Sempronius Gracchus (MÖ 169 veya 164 - MÖ 133, Roma), Romalı komutan, politikacı ve tribün. Gracchus kardeşlerin büyüğü. Agrarian Reformu da denen toprak reformunun mimarı.", + "question": "Tiberius Gracchus nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tiberius Sempronius Gracchus (MÖ 169 veya 164 - MÖ 133, Roma), Romalı komutan, politikacı ve tribün." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1545", + "context": "Triarii (tekil: Triarius) Roma Cumhuriyeti'nin erken dönem manipüler ordularında görev yapan ve ordunun iyi savaş teçhizatları satın alabilecek kadar zengin ve kıdemli askerlerinden oluşan birimdir. Ağır ve sağlam zırhlar giyen ve büyük kalkanlar taşıyan bu askerler Roma lejyonlarının savaş düzeninde üçüncü ve son hat olarak görev yapardı. Triarii, ordunun en yaşlı ve tecrübeli üyeleriydi. Her bir triarii maniplesinde 60 asker bulunuyordu. Manipüler lejyonun diğer birimleri olan hastati ve principes pila taşırken, triarii düşmana saldırmak ya da toprağa saplanarak mızraklardan oluşan sabit bir savunma hattı oluşturmak için kullanılabilen hasta mızraklarına sahipti.\nMarcus Furius Camillus döneminde hafif birlikler tarafından desteklen falanks düzeninde savaşmışlardır. Triarii pek çok savaşta kullanılmamıştır çünkü düşman bu hatta ulaşmadan önce daha hafif birlikler tarafından durdurulmuştur. Triarii lejyonerlerinin avantajlı silahlı düzenleri, hastati ve principes birliklerini takip etmeye niyetli gözü kara düşmanlar için bile yeterince caydırıcı bir durumdu. Triarilere sığınmak sözü, son çare anlamında kullanılan bir Roma deyimiydi. Gaius Marius'un MÖ 107 yılındaki Marius Reformları'nın ardından lağvedilmişlerdir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Triarii nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Triarii (tekil: Triarius) Roma Cumhuriyeti'nin erken dönem manipüler ordularında görev yapan ve ordunun iyi savaş teçhizatları satın alabilecek kadar zengin ve kıdemli askerlerinden oluşan birimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1546", + "context": "Tribün (Latince: tribunus; Yunanca tribounos), Roma Cumhuriyeti ve İmparatorluğunda 2-3 seçilmiş magistyra ve idari veya askerî görevlilerce paylaşılan unvan. Kelime, Antik Roma'da insanların askerlik ya da oy verme amacıyla bölünmüş oldukları kabile anlamındaki Tribe (tribus) sözcüğünden türetilmiştir.", + "question": "Tribün nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tribün (Latince: tribunus; Yunanca tribounos), Roma Cumhuriyeti ve İmparatorluğunda 2-3 seçilmiş magistyra ve idari veya askerî görevlilerce paylaşılan unvan." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1547", + "context": "Triumvirlik (Latince: triumviratus) ya da üçler erki, Roma Cumhuriyeti’nin ilanının ilk yıllarından itibaren devletin yönetim ve idare mekanizmalarının bir parçası olarak oluşturulmuş, gerekliliği mevcut devlet idaresi tarafından öngörüldükten sonra farklı yetkilerle donatılmış, üç memurun bu birimlere atanmasıyla oluşturulmuş teşkilatlanmadır.", + "question": "Triumvirlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Triumvirlik (Latince: triumviratus) ya da üçler erki, Roma Cumhuriyeti’nin ilanının ilk yıllarından itibaren devletin yönetim ve idare mekanizmalarının bir parçası olarak oluşturulmuş, gerekliliği mevcut devlet idaresi tarafından öngörüldükten sonra farklı yetkilerle donatılmış, üç memurun bu birimlere atanmasıyla oluşturulmuş teşkilatlanmadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1548", + "context": "Vicarius, Latince vekil ya da yardımcı anlamına gelen sözcük. İngilizce \"vicar\" ve Farsça wazīr kelimelerinin kökenidir. (Farsça aracacılığı ile Türkçeye vezir olarak geçmiştir ve \"hükümdarın yardımcısı\", \"danışman\" ya da \"bakan\" anlamına gelir.)\nKelime Antik Roma'da muhtelif resmî görevlerin bir parçası olarak kullanılmıştır. Vicarius, asıl görevlinin sahip olduğu tüm yetkileri kullanabilme yetkisiyle, daha üst bir göreve vekalet etmesi amacıyla atanırdı. Toplumun alt sınıflarında, bir kölenin manumission satın alabilmek için gerekli parayı toplayabilmek için kiraladığı köleye servus vicarius adı verilirdi.\nRoma İmparatorluğu'nun Dominatus olarak bilinen son dönemlerinde, bir vicarius diocese olarak adlandırılan Roma eyaletlerininin meşruluğundan sorumlu olan imparatorluk vekiliydi. Ünvan basitçe \"vicarius\" olarak kullanılmıştır. Bu resmi pozisyonu yaratan kişi yaptığı yönetim reformu ile imparatorluğun yönetimini dörde bölerek Tetrarşi sistemini getiren İmparator Diocletianus'tur. Bu reform sonucu doğu ve batı eyaletleri her biri bir praefectus praetorio tarafından yönetilen iki büyük praetorian prefecture'e, bu prefectureler ise her biri birkaç eyaletten sorumlu olan dioceselere bölünmüştür. Vicarius, her biri kendi valisine sahip Roma eyaletlerinden birkaçının birleşmesinden oluşmuş bir Roma diocese'sinin yönetiminden sorumlu olarak görev yapmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Vicarius nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vicarius, Latince vekil ya da yardımcı anlamına gelen sözcük." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1549", + "context": "Vigintisexviri (tekil: vigintisexvir), Roma Cumhuriyeti'nde düşük seviyedeki magistratların (magistratus minores) oluşturduğu birliğe (collegium) verilen ad. kelime tam olarak \"Yirmi-Altılar\" anlamına gelir. Birlik altı kuruldan oluşurdu:\n\nDecemviri stlitibus iudicandis - Bir kişinin köle mi özgür mü olduğuna karar verme yetkisine de sahip olan dava yargıçlarından oluşan 10 magistra;\nTresviri capitales, nocturni olarak da bilinir- Roma kentinde Polis yetkisine sahip olan ve hapishane ve suçluların infazından sorumlu olan 3 magistra;\nTresviri aere argento auro flando feriundo, tresviri monetales olarak da bilinir- Roma Cumhuriyetine ait bronz, gümüş ve bakır sikkelerin basım ve döküm işlerinden sorumlu 3 magistra;\nQuattuorviri viis in urbe purgandis, quattorviri viarum curandarum olarak da bilinir- Roma kenti içerisindeki yolların bakımından sorumlu 4 magistra;\nDuoviri viis extra urbem purgandis, duoviri curatores viarum olarak da bilinir - Roma kentinin çevresindeki yolların bakımından sorumlu 2 magistrae;\nPraefecti Capuam Cumas - Campania'daki Capua ve Cumae'ye gönderilen ve oradaki adaleti sağlamakla sorumlu 4 praefecti.\nTresviri kelimesinin tekili triumvir şeklindedir; bazen çoğul durumu için triumviri kullanılmakla beraber genellikle daha az doğru olduğu düşünülür.\nCumhuriyette Vigintisexvirate, senetörlerin oğulları için cursus honorum olarak bilinen kamu hizmetindeki kariyerlerine başlayabilmeleri için ilk basamak olarak hizmet verirdi; Julius Caesar, curator viarum olarak hizmet vermiş ve Via Appia olarak bilinen yolu tamir ettirmişti. Ancak MS 13 yılında, Senatodan geçen bir senatus consultum ile Equestrianların Vigintivirate olmalarına kısıtlamalar getirilmiştir.\nPrinceps döneminde, duoviri viis extra urbem purgandis ve dört praefecti Capuan Cumas, Caesar Augustus tarafından feshedilmiş, bu sebeple adı vigintisexviri yerine vigintiviri (\"Yirmiler\") olarak değiştirilmiştir.", + "question": "Vigintisexviri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vigintisexviri (tekil: vigintisexvir), Roma Cumhuriyeti'nde düşük seviyedeki magistratların (magistratus minores) oluşturduğu birliğe (collegium) verilen ad." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1550", + "context": "Orta Çağ, tarihçiler tarafından 5. yüzyılın sonlarından 15. yüzyılın sonlarına kadar sürdüğü söylenen tarihî dönemi ifade eden kavramdır. Orta Çağ dönemine verilen bir diğer isim olan \"Klasik Sonrası Dönem\" terimi, \"Klasik Antik Çağ\" döneminin adından türetilmiş olsa da, daha geniş bir coğrafi tanıma sahiptir. Orta Çağ, tarihçiler tarafından ihtilaflar olmasıyla birlikte, genel olarak MS 500–1500 aralığındaki dönemi kapsamaktadır ve Antik Çağ (MÖ 3000–MS 500) ile modern zamanlar arasında ayrı bir dönem olarak görülmektedir.\nGenel kabule göre Orta Çağ, MS 375 civarında gerçekleşen Kavimler Göçü veya y. 476'da Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküşü ile başlamış ve 1453 yılında Osmanlılar tarafından İstanbul'un ele geçirilmesi ve Bizans İmparatorluğu'nun yıkılışı veya 1492'de Kristof Kolomb öncülüğünde Amerika kıtasının keşfedilmesiyle sona ermiştir. Ancak genel olarak Orta Çağ, 500 – 1500 yılları arasını kapsamaktadır.\nAntik Çağ'ın en güçlü devletlerinden biri olan Roma İmparatorluğu'nun Doğu kanadı olan Bizans İmparatorluğu, Orta Çağ'ın sonlarına kadar varlığını sürdürdü. 7. yüzyıl başlarında, Orta Doğu'da, Muhammed önderliğinde yeni bir monoteist İbrahimî din olan İslam doğdu. Yeni inanç, Avrasya ve dünya tarihini köklü bir biçimde değiştirdi. Erken Müslüman fetihleri sonucunda Orta Doğu'nun tamamı, Kuzey Afrika, Batı Asya, Hint anakarası ve İber Yarımadası'nı kapsayan büyük ölçekte bir İslam İmparatorluğu ortaya çıktı. İslam dünyası, 8. yüzyılın ortalarından 15. yüzyıl sonlarına kadar bilimsel, teknolojik, sanat, kültür, askerî gibi pek çok alanda dünyanın en gelişmiş medeniyeti oldu. Bu bilgi birikimi, \"İslam'ın Altın Çağı\" olarak bilinen dönemi yaşattı.\nOrta Çağ ayrıca; Haçlı Seferleri'nin başlangıcını, Mezoamerika'da medeniyetlerin gelişmesini ve etkileyici eserler inşa etmelerini, Hristiyan dünyasının 11. yüzyıl ortalarında ikili mezhep ayrılığına düşmesini, 13. yüzyıl başlarında Orta Asya'da başlayan Moğol istilalarını, Abbâsî Halifeliği'nin parçalanıp dünyanın farklı bölgelerinde farklı İslam devletlerinin ortaya çıkmasını, Batı Afrika'da Mali İmparatorluğu'nun yükselişini, 1299'da Batı Anadolu'da Osmanlı Beyliği'nin kuruluşunu ve Orta Doğu ticaret yolları vasıtasıyla Avrupa ve Asya medeniyetleri arasında ekonomik ve kültürel temasın sağlanmasını kapsamaktadır.", + "question": "Orta Çağ nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Orta Çağ, tarihçiler tarafından 5." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1551", + "context": "Erken Orta Çağ ile birlikte Avrupa Tarihi'nde Orta Çağ başlamış oldu. MS 6. yüzyıldan 10. yüzyıla kadar sürmüştür. Erken Orta Çağ, Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküşünün devamındaki ve Yüksek Orta Çağ'dan (yaklaşık MS 10. yüzyıl-13. yüzyıl) önceki dönemdir. Erken Orta Çağ dönemi Geç Antik Çağ ile üst üste gelir. Geç Antik Çağ, Roma İmparatorluğu'nun devam unsurlarına vurgu yapmak için kullanılırken, \"Erken Orta Çağ\" daha sonraki dönemin özelliklerine vurgu için kullanılır.\nBu dönemde Geç Klasik Çağ'da başlayan eğilimlerin devam ettiği görülmüştür. Bunlardan bazıları nüfusun azalması, özellikle şehirleşmiş merkezlerde, ticaretin azalması ve göçün artmasıdır. Edebi ve kültürel üretimin kıtlığına (Özellikle Kuzeybatı Avrupa'da) dikkat çekmek için bu dönem \"Karanlık Çağ\" olarak da adlandırılmıştır. Doğu Roma ya da Bizans İmparatorluğu bu dönemde varlığını sürdürmüş ve 7. yüzyılda Hilâfet devletleri eski Roma topraklarını fethetmştir.\nBu eğilimlerin birçoğu daha sonraki dönemde tersine dönmüştür. 800 yılında \"İmparator\" unvanı Batı Avrupa'da Şarlman tarafından diriltilmiştir. Şarlman daha sonra Avrupa toplumunun yapısına ve tarihine büyük etki edecek olan Karolenj İmparatorluğu'nunda kurucusudur. Avrupa, Nadas ve Ağır pulluk gibi yenilikleri getiren Feodal sistem yapısıyla sistematik tarıma geri dönüş geçirmiştir. Barbar göçleri Avrupa'nın önemli bir kısmında dengelenmişti, ancak Kuzey Avrupa, Viking İlerlemesinden büyük ölçüde etkilenmeye devam etti.", + "question": "Erken Orta Çağ nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Erken Orta Çağ ile birlikte Avrupa Tarihi'nde Orta Çağ başlamış oldu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1552", + "context": "Azize Ludmila (c. 860 – 15 Eylül 921), Ortodoks ve Roma Katoliklerinin saygı duyduğu bir Çek azizidir ve şehididir. Mělník'te, Sorb prensi Slavibor'un kızı olarak doğdu. Aziz Ludmila, yaygın olarak iyi Kral Wenceslaus olarak da adlandırılan Aziz Wenceslaus'un büyükannesiydi. Aziz Ludmila, ölümünden kısa bir süre sonra kutsandı. Takdis edilme sürecinin bir parçası olarak, 925 yılında Wenceslaus, kalıntılarını Prag'daki Aziz Yorgi Bazilikası'na taşıdı.", + "question": "Bohemyalı Ludmila nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Azize Ludmila (c." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1553", + "context": "Düello, iki kişi arasında bir onur sorununu çözmek için belirli kurallara göre ölümcül silahlarla yapılan dövüştür.\nİlk Çağ'da savaştan önce ya da savaş sırasında teke tek çarpışmalar yapılırdı ve Kabileler arasındaki anlaşmazlıkların çözüm yolu da bu tür dövüşlerdi. Bu uygulama Orta Çağ'da Avrupa'ya giderek biçim değiştirdi. 10.-12. yüzyıllarda yalnızca özgür insanlar düello yapabiliyordu.\nDüello, açık bir biçimde hakemler önünde gerçekleşirdi. Bu dönemde Tanrı önünde haklının yenilmeyeceğine inanılıyor ve bundan dolayı düelloya bir yargı aracı olarak bakılıyordu. Örneğin suçlayan ile suçlanan arasındaki sorunu yargıçlar kanıt bulunmadığı için çözemezse, tarafların düello yapmalarını isterdi.\nDüello halk önünde yapılırdı. Düelloyu kaybeden ölmemişse, bu yolla suçu kanıtlanmış sayıldığı için cezalandırılırdı. Düellonun bu biçimi Fransa'da 1547'de yasaklanırken, İngiltere'de 1819'a kadar sürdü. Düello bundan sonra soylular arasında onur sorunlarını çözmek için başvurulan bir yöntem oldu. Onurunun zedelendiğine inanan kişi, kendisine hakaret eden kişiyle düello teklif ederek onurunu kurtaracağına inanırdı.\nOnurunun zedelendiğini düşünen kişi, yanına iki tanık alarak rakibini düelloya çağırırdı. Rakibi de iki tanık bulur, bu tanıklar düelloda uyulacak kurallar saptarlardı. Silah seçimini düelloyu isteyen kişi yapardı. Genelde kılıç ya da tabanca kullanılırdı. Tanıklar düellonun yapılacağı alanın enini boyunu ölçer ve silahları denetlerdi. Düellocular kılıçla dövüşüyorlarsa, bunun belirlenmiş alan içinde gerçekleşmesi gerekirdi. Düello için silah saptanmışsa, düelloya tutuşan kişiler tanıkların saptamış olduğu uzaklıktaki işaretli yerlerden ateş ederlerdi. Eğer çok ağır bir suçlama söz konusu değilse, karşılıklı birer el ateşle ya da hafif bir yaralanmayla düello sona ererdi. Ağır bir suçlamada ise, düello ölümle ya da ağır yaralanmayla sonuçlanacak biçimde gerçekleşirdi. Tanıkların da birbirleriyle dövüştüğü dönemler de olmuştur. Bilinen son düello 1967 yılında Marsilya Belediye Başkanı Gaston Defferre'nin parlemento üyesi René Ribière'e hakaret etmesi üzerine Fransa'da kılıçlarla yaşanmıştır. Hakemliğini dönemin Fransa Dışişleri Bakanı Jean de Lipkowskiin'in yaptığı karşılaşma René Ribière'in kolundan iki kez yaralanması sonucu Gaston Defferre'nin galibiyeti ile sonuçlanmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Düello nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Düello, iki kişi arasında bir onur sorununu çözmek için belirli kurallara göre ölümcül silahlarla yapılan dövüştür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1554", + "context": "Barışçıl Edgar ya da I. Edgar (Eski İngilizce: Ēadgār; yaklaşık 7 Ağustos 943 – 8 Temmuz 975), (lakabı ingilizce genellikle \"the Peaceful\" ya da çok seyrek the Peaceable olarak kullanılmıştır), 959 ile 975 yıları arasında İngiltere Kralı. I. Edmund'un en küçük oğludur.", + "question": "Edgar (İngiltere kralı) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Barışçıl Edgar ya da I." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1555", + "context": "Günah Çıkartıcı Edward (İngilizce: Edward the Confessor; Eski İngilizce: Ēadƿeard se Andettere; Fransızca: Édouard le Confesseur) (d. yak. 1003; Islip, Oxfordshire, İngiltere - ö. 5 Ocak 1066; Londra) 8 Haziran 1042 – 5 Ocak 1066 döneminde İngiltere kralı. Anglo-Sakson Wessex Hanedanı'na mensup olarak İngiltere tahtına çıkan son kraldır.", + "question": "Edward (Æthelred'in oğlu) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Günah Çıkartıcı Edward (İngilizce: Edward the Confessor; Eski İngilizce: Ēadƿeard se Andettere; Fransızca: Édouard le Confesseur) (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1556", + "context": "Endüljans (Fransızcaː indulgence, Latinceː indulgentia, kökeni indulgēre, 'göz yummak') teriminin güncel tanımı iuris canonici Kodeksinde (Kilise’nin Kanon Hukuku / Canon Law n. 992) bulunabilir ; “itiraf gizemi aracılığıyla affedilmiş olan günahların Tanrı önünde geçici bir ceza ile hafifletilmesi.”", + "question": "Endüljans nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Endüljans (Fransızcaː indulgence, Latinceː indulgentia, kökeni indulgēre, 'göz yummak') teriminin güncel tanımı iuris canonici Kodeksinde (Kilise’nin Kanon Hukuku / Canon Law n." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1557", + "context": "Frig başlığı; yumuşak, kırmızı renkli, tepesi öne kıvrımlı, koni biçiminde bir başlıktır. Antik Çağ'da Frigya yerlilerince kullanılmış olan donatı, heykel, resim ve karikatürde bağımsızlık ve özgürlük savaşımının simgesidir.", + "question": "Frig başlığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Frig başlığı; yumuşak, kırmızı renkli, tepesi öne kıvrımlı, koni biçiminde bir başlıktır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1558", + "context": "Aziz II. Heinrich (6 Mayıs 973, Bavyera, Bavyera düklüğü - 13 Temmuz 1024, Göttingen, Aşağı Saksonya, Kutsal Roma İmparatorluğu), the Holy veya the Saint olarak adlandırılıyordu, Roma'daki 1014 tarihindeki taç giyme töreninden on yıl sonra meydana gelecek olan ölümüne kadar Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'ndaki Saksonya veya Ottoyan hanedanlığının beşinci ve son hükümdarıydı. 1002 yılında Almanya Kralı olarak ve 1004 yılında da İtalya Kralı olarak taç giydirildi. Ölümünden sonra Kilisesi tarafından aziz diye resmen kabul edilip tanınan tek Alman kraldır.\nII. Heinrich (Bavyera Dükü)'nün oğludur. Babası önceki iki imparatora isyan ettiğinde, sık sık sürgüne gönderildi. Bu durum genç Heinrich'i genç yaşında kiliseye yönlendirdi. İlk sığınma buluşması \"Freising piskoposu\" Abraham ile ve daha sonra eğitimi katedral okulu Hildesheim'de oldu. 995 yılında babasının yerine \"Bavyera Dükü\" unvanıyla geçti.", + "question": "II. Heinrich nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aziz II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1559", + "context": "Hürmüz Savaşı 1622'de gerçekleşti. 10 haftalık bir kuşatmanın ardından İngiliz-Safevi devletlerinin müttefik kuvvetleri, kaledeki Portekiz garnizonunu yenmeyi başardı. Böylece İngiltere ile Safevi devleti arasındaki ticaret yolu Basra Körfezi'nde açıldı. Hürmüz, Safeviler tarafından yeniden ele geçirilmeden önce, Portekiz onu yaklaşık yüzyıl boyunca fethetmişti. Hürmüz, Portekizli general Alfonso de Albuerque tarafından fethedildiği 1507 yılından beri Portekiz'e bağlıydı. Bu yer aracılığıyla Portekiz, Hindistan ile Avrupa arasındaki tüm ticareti kontrol ediyordu.", + "question": "Hürmüz Kuşatması (1622) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hürmüz Savaşı 1622'de gerçekleşti." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1560", + "context": "I. Ladislaus (Macarca: I or Szent László; Hırvatça: Ladislav I.; Slovakça: Svätý Ladislav I; Lehçe: Władysław I Święty; y. 1040 – 29 Temmuz 1095), 1077'ten itibaren Macaristan, 1091'den itibaren Hırvatistan kralıdır. I. Béla'nın ikinci oğludur.", + "question": "I. László nedir?", + "answers": { + "text": [ + "I." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1561", + "context": "IX. Eric, (İsveççe: Erik Jedvardsson; Erik den helige; Sankt Erik; ö. 18 Mayıs 1160), aynı zamanda Aziz Eric ve Kanun koyucu Eric olarak da anılır. 12. yüzyılda yaşamış 1156–1160 arasında hüküm sürmüş İsveç kralıdır. Katolik Kilisesi, tarafından aziz kabul edilir ve 18 Mayıs'ta anılır. İsveç'i 1156'dan 1250'ye kadar kesintilerle yöneten Eric Hanedanı'nın kurucusudur.\n18 Mayıs 1160 günü Uppsala'da kiliseden çıkmakta iken Magnus Henriksen tarafından katledildi.\nİsveçin başkenti Stockholm şehrinin armasında IX. Eric'in portresi vardır.", + "question": "IX. Eric nedir?", + "answers": { + "text": [ + "IX." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1562", + "context": "Küçük Buz Çağı, Medieval Warm Period (Orta Çağ Sıcak Dönemi)'dan sonra gelen soğuma dönemi oldu. Gerçek bir Buzul Çağı olmamasına rağmen terim, 1939'da François E. Matthes tarafından bilimsel literatüre girmiştir. Bazı görüşlere göre 15. yüzyıldan 19. yüzyılın ortalarına kadar, bazı görüşlere göre ise 1300-1850 arasında süren göreceli serin iklim periyodudur.\nKüçük Buz Çağı, bugünkü iklim tartışmalarında, kısa süreli iklimsel değişmelerin, doğal iklim farklılıklarına verdiği şekil konusunda klasik bir örnektir. Küçük Buz Çağı süresince hatırı sayılır iklim değişiklikleri olmuştur. Örneğin bu şekilde, 1570-1630 veya 1675-1715 arasında kalan zaman aralığında, özellikle soğuk zaman dilimleri meydana gelmiştir.\nGrönlandda buzulların ve Kuzey Atlantik’te deniz buzlarının güneye doğru ilerlediği ve Kuzey Avrupa'da ortalama sıcaklıkların 1 °C’ye kadar düştüğü dönemdir. 1315 yılında başlayan şiddetli yağışlar, daha serin geçen yaz mevsimleri ve 1315- 1317 yıllarında Avrupa’da yaşanan Büyük Kıtlık bu kötü hava koşullarının bir yansıması olarak kabul edilebilir. Araştırmacılar Küçük Buz Çağı’nın yaşanmasını kesin bir nedenle gösterememekle birlikte bazı olasılıklara ve teorilere bağlamışlardır. Bu dönemde en fazla ılımlı soğuma Kuzey Yarımkürede oldu. Güneş Radyasyonundaki Döngüsel Yörüngeler, artan volkanik aktivite, okyanus dolaşımındaki değişiklikler, Dünya'nın yörüngesindeki ve eksenel eğimdeki farklılıklar, küresel iklimde doğal değişkenlik ve insan popülasyonunda azalma (örneğin; Kara Ölüm ve Avrupa ile temasın ardından Amerika'da çıkan salgın).", + "question": "Küçük Buz Çağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Küçük Buz Çağı, Medieval Warm Period (Orta Çağ Sıcak Dönemi)'dan sonra gelen soğuma dönemi oldu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1563", + "context": "Malleus Maleficarum (İngilizcesi Hammer of Witches, Türkçesi Cadı Çekici), 1486 yılında Dominikan Tarikatı rahibi Heinrich Kramer (Institoris) tarafından yazılmış demonoloji literatürünün en ünlü kitabı. 1519 tarihli Nürnberg baskısında kitabın yazarları Heinrich Kramer ve Jacob Sprenger olarak verilmesine rağmen yapılan son çalışmalar kitabın yazarının Heinrich Kramer olduğunu ortaya koymaktadır.\nHeinrich Kramer, Avusturya Salzburg Üniversitesi ilahiyat profesörü ve Avusturya Tirol bölgesi engizisyon görevlisi olarak görev yapmaktaydı. Kramer'in Malleus Maleficarum'u kaleme almasından önce Papa VIII. Innocentius'un 5 Aralık 1484 tarihli Summis desiderantes affectibus adlı fermanı cadılık ile mücadeleye yeni bir boyut kazandırmış ve Kramer'in bu kitabı yazmasında etkili olmuştur. Kitabın tüm baskılarında önsöz olarak yer alan ferman Papa'nın büyücülük ve cadılık olaylarının özellikle Almanya'da artmasından endişe duyduğunu ortaya koymaktadır ve bununla birlikte kitabının ününü artırmasına da yardımcı olmuştur.\nKitap temelde Alp folklorünü ve inançlarını esas almaktadır ve temel mantığını Kutsal Kitap'ın Mısır'dan Çıkış (Exodus) bölümünde 22:18 deki; \"Büyücü kadını yaşatmayacaksınız.\" ifadesi üzerine kurmaktadır.\nKitap üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm özellikle cadıların varlığını vurgulamaktadır. Cadı ayini (Şabat) ve gece uçuşlarının o güne kadar kilisenin \"hasta insanların uydurmaları/sanrıları\" şeklinde tanımlamasına karşı çıkan kitap, Katolik Kilisesi'nin doğaüstü güçlere sahip sapkın bir tarikatın komplosu ile karşı karşıya olduğunu ifade etmektedir. Buna göre de temel kural olarak \"Haeresis est maxima, opers maleficarum non credere\" yani demonolojiyi inkâr etmenin bir diğer ifadeyle cadıyı ve cadılığın varlığını inkârın sapkınlık ve kâfirlik olduğu belirtilmiştir.\nİkinci bölüm büyücülük ve cadılık suçlarının nasıl işlendiği, nasıl tespit edileceği ve ne şekilde önleneceği konusunda bilgiler vermektedir. Kadınların zayıf yaratılışlarından ötürü şeytanın komplolarına daha kolay kandığı ve şehvetli olduğu için günahkâr olduğu vurgulanmaktadır. Özellikle cadıların şeytanla iletişimleri, gece uçuşları ve şeytanla girdikleri cinsel ilişkiden (Incubus ve Succubus) bahsedilmektedir.\nÜçüncü bölümde ise cadılar ve tüm kâfirlere karşı dinî ve hukuki işlemlerin nasıl yapılacağı ile ilgili uygulamalar gösterilmektedir. Yargılamaların usulleri ve yöntemleri heretik ve sapkın kabul edilenlere karşı var olan uygulamalara da düzenleme getirmekteydi. Yargılamadaki en temel yöntem işkencedir. İşkence ile cadılık ile suçlanan kişinin itirafı istenmektedir. Hâlihazırda kitap cadılık suçunun inkârını suç saydığı için yargılanan sanık kendisine atfedilen suçu inkâr etse dahi suçlu sayılıyordu. Yargılanan tüm sanıklar her şekilde suçlu oluyorlardı. Ayrıca kitap inançlı insanlardan şeytanla iş birliği yapan bu insanların bertaraf edilmesinde engizitörlere yardımcı olmaları çağrısını yapıyordu.\nMalleus Maleficarum, 1486 ile 1600 yılları arasında 28 baskı yaptı. Yayınladığı dönemde cadı avcılarının \"İncil'i\", Katolikler ve Protestanlar tarafından satanizm hakkında bir bilgi kaynağı ve Hristiyanlığa karşı var olduğu düşünülen komplonun savunmasında önemli bir kaynak olarak kabul edilmekteydi.\nMalleus Maleficarum, Türkçe \"Cadı Çekici\" ismi ile 2018 yılında Artes Yayınları tarafından yayımlanmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Malleus Maleficarum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Malleus Maleficarum (İngilizcesi Hammer of Witches, Türkçesi Cadı Çekici), 1486 yılında Dominikan Tarikatı rahibi Heinrich Kramer (Institoris) tarafından yazılmış demonoloji literatürünün en ünlü kitabı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1564", + "context": "Orta Çağ edebiyatı, 5. yüzyılın sonlarından 15. yüzyılın sonlarına kadar süren tarihî dönemde üretilen edebiyattır. Bu dönemde genellikle Latince dilinde yazılan eserler, kültürel, dini ve tarihsel temaları işler. Aynı zamanda Bizans İmparatorluğu’nun varlığı ve Yunan edebiyatının etkisi de bu dönemde önemlidir.\nOrta Çağ, tarihçiler tarafından 5. yüzyılın sonlarından 15. yüzyılın sonlarına kadar sürdüğü söylenen tarihî dönemi ifade eden kavramdır. Bu dönem, Antik Çağ (MÖ 3000–MS 500) ile modern zamanlar arasında ayrı bir dönem olarak görülmektedir. Genel kabule göre Orta Çağ, MS 500–1500 aralığındaki dönemi kapsamaktadır ve Antik Çağ ile modern zamanlar arasında bir geçiş dönemidir. İşte Orta Çağ’ın bazı önemli özellikleri:", + "question": "Orta Çağ edebiyatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Orta Çağ edebiyatı, 5." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1565", + "context": "Orta Çağ teknolojisi Orta Çağ'da Hristiyan Avrupa'da teknoloji kullanımını tanımlar. 12. yüzyıl rönesansı sonrasında, Orta Çağ Avrupasında gerçekleştirilen icatlar köklü değişimler sağladı. Top teknolojisi, yeldeğirmenleri, mekanik saatler, daha gelişmiş su değirmenleri, inşaat teknolojisi(Gotik mimari) ve tarımda yapılan teknolojik icatlar, Avrupa'nın önemli bir ekonomik gelişme kaydetmesini sağladı.\nAvrupa teknik gelişmelerini yaparken hem Roma ve Bizans'ın geçmiş tecrübelerinden hem de İslam, Hint ve Çin medeniyetleri ile girdiği kültür alışverişinden yararlandı. 12. - 14. yüzyıllar arası gelişmelerin devrimci bir yanı olmamasına karşın siyasi ve ekonomik büyümede etkili oldu. Ateşli silahların geliştirilmesi ilerleyen yüzyıllarda Avrupa emperyalizminin hakim olmasını sağladı.\nDenizcilikte yaşanan gelişmelerde Avrupa'yı etkiledi. Gemilerde dümen sisteminin gelişmesi, çok yelkenli gemiler, tek iskelet gövdeler inşa edildi. Usturlab, kuru pusula geliştirildi, dürbün sistemleri denizlerde yön bulmayı ve etkin olmayı sağladı. Avrupa'nın askeri ve ekonomik olarak denizlerde hakim duruma gelmesi Coğrafi keşiflere giden yolu açtı.", + "question": "Orta Çağ'da teknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Orta Çağ teknolojisi Orta Çağ'da Hristiyan Avrupa'da teknoloji kullanımını tanımlar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1566", + "context": "Safevi-Rus Savaşı (1651-1653) - II. Abbas saltanatı sırasında, Safevi İmparatorluğu'nun Kuzey Kafkasya'daki etkisini artırmaya yönelik girişimi Ruslarla bir çatışmaya neden oldu. 1646'dan itibaren, Rus hükûmeti, İsveç'e Safevi topraklarından ipek ticareti yapan yabancı tüccarların pozisyonlarını zayıflatmaya başladı ve 1649'da Sobornoe Ulojenie kabul edildi. Sonuç olarak, yabancı tüccarlar için olanaklar daha da sınırlı hale geldi. II. Abbas'ın saltanatının ilk yıllarında, Ruslarla ilişkilere önem vermedi ve Osmanlı İmparatorluğu ile ilişkilerini geliştirme tekliflerini görmezden geldi. 1647 ve 1653 yıllarında kervan soygunları ve Rus tüccarlarının Safevi topraklarında tutuklanması nedeniyle ikili ilişkilerdeki gerilimler arttı. Ayrıca, Rus sınırlarının güneye doğru genişlemesi, bu alanları kendi mülkleri olarak gören Safevilerden karşı tepki aldı. Bu gerilimler 1651-1653 savaşı veya çatışmasına yol açtı. Bu savaşın patlak vermesinin bir diğer nedeni de, Rusların devrilen Gürcü kralı I. Teimuraz için bir kale inşa etme isteği oldu. Ruslardan yardım talep eden I. Teimuraz, bu haber Şah II. Abbas'a ulaştıktan sonra amacına ulaşamadı. Hemen, Şah II. Abbas konuyu çözmek için askerler hazırladı. Azerbaycan beylerbeyi Hosrov Han, Erdebil, Karabağ ve Astara'daki yerel Kızılbaş kuvvetleri ile birlikte Rusları yenilgiye uğrattı, üslerini ele geçirdi ve kovdu. Sonra İsfahan ve Moskova arasında elçiler seyahat ederek son bir barış antlaşması imzalandı, ancak bu on yıl sonra oldu.", + "question": "Safevî-Rus Savaşı (1651-1653) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Safevi-Rus Savaşı (1651-1653) - II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1567", + "context": "Sebastokratōr (Yunanca: σεβαστοκράτωρ, Bulgarca: Севастократор ve Sırpça: Севастократор, \"sevastokrator\" olarak okunur), Geç Bizans İmparatorluğu kıdemli saray ünvanıdır. Ayrıca İmparatorluğun komşusu ve etkisindeki devletlerde de kullanılmıştır. Sebastokratores karısına verilen dişil ünvan sebastokratorissa (Yunanca: σεβαστοκρατόρισσα), sebastokratitsa (Bulgarca: севастократица ve Sırpça: севастократица) idi.\nKelime, gramer olarak, sebastos (\"Kutsal\", Augustus yunanca çevirisi) ve kratōr (\"hükümdar\", aynı kelime autokratōr \"imparator\" kelimesinde de geçmektedir) kelimelerinin birleşimidir. Ünvan ilk defa Bizans İmparatoru I. Aleksios (h. 1081-1118) tarafından kardeşi İsaakios Komnenos'a verilmiştir. Anna Komnini'ya göre, bu ünvan Aleksios'un kızkardeşi Eudokia'nın kocası Nikiforos Melissenos'a verdiği Caesar ünvanının üstündedir. Anna Komnini bu üvanı \"ikinci imparator\" olarak adlandırır ve ayrıca her ne kadar imparatorluk tacından daha az detaylı olsa da taç giyme hakkı olduğunu kaydeder. Komnenos Hanedanı hükümdarlığı boyunca, I. Manuil (h. 1143-1180) tarafından 1163 yılında despotluk ünvanı yaratılana kadar, imparatordan sonra en yüksek ünvandı. Özellikle imparatorun genç kardeşleri olmak üzere imparatorluk ailesinin üyelerine verilen ayrıcalıklı bir ünvandı. 1204 yılında Dördüncü Haçlı seferi sonucu imparatorluk çözüldükten sonra ünvan Latin İmparatorluğu, İznik İmparatorluğu ve İkinci Bulgar İmparatorluğu tarafından kullanılmıştır. İznik ve 1261'den sonra Bizans İmparatorluğu'nun tekrar kurulmasından sonra imparatorluk ailesi içinde kullanılmak şartı ile en yüksek ünvanlardan biri olarak kalmıştır. Bu ünvana sahip bilinen en son kişi geç 14. yüzyılda Dimitrios Kantakuzinos'tır.\nKaynaklara göre, ünvanın ayırıcı rengi maviydi. ünvan sahiplerinin tören elbiseleri mavi kaftan ve mavi ayakkabılardı. Georgios Akropolites'e göre, yaklaşık 1260 yılında, sebastokratores ünvanlılar, imparatorluk ailesinin diğer üyelerinden ayakkabılarında altın kartal süslemesi ile ayrılırlardı. 14. yüzyılın ortalarında pseudo-Kodinos'un zamanında, kırmızı zeminde kartal standart hale geldi. Kodinos'e göre, tören elbisesi kırmızı tünik (chlamys) ve kırmızı ve altın bir tactı (stephanos). Ünvan sahibi ayrıca evrakları özel mavi mürekkeple imzalardı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sebastokrator nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sebastokratōr (Yunanca: σεβαστοκράτωρ, Bulgarca: Севастократор ve Sırpça: Севастократор, \"sevastokrator\" olarak okunur), Geç Bizans İmparatorluğu kıdemli saray ünvanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1568", + "context": "Sebastos (Yunanca: σεβαστός \"saygın biri\", çoğul σεβαστοί, sebastoi) Antik Yunanlar tarafından Augustus'un Roma imparatorluk unvanı için kullanılan bir onursal ifade. Başlığın dişi formu sebastē (σεβαστή) idi. 11. yüzyılın sonlarından itibaren, Komnenos Hanedanı döneminde, Bizans İmparatorluğu için saray unvanlarının yeni sisteminin temelini oluşturan Sebastokrator, protosebastos, panhypersebastos ve sebastohypertatos gibi kelimeden çeşitli şekilleri türetilmiştir. .", + "question": "Sebastos nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sebastos (Yunanca: σεβαστός \"saygın biri\", çoğul σεβαστοί, sebastoi) Antik Yunanlar tarafından Augustus'un Roma imparatorluk unvanı için kullanılan bir onursal ifade." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1569", + "context": "Vikingler'in Galiçya seferleri, Vikinglerin dokuzuncu yüzyıldan başlayıp on ikinci yüzyıla kadar devam eden Atlas Okyanusu üzerinden Galiçya'ya yaptıkları yağma ve fetih hareketlerini kapsar.", + "question": "Vikinglerin Galiçya seferleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vikingler'in Galiçya seferleri, Vikinglerin dokuzuncu yüzyıldan başlayıp on ikinci yüzyıla kadar devam eden Atlas Okyanusu üzerinden Galiçya'ya yaptıkları yağma ve fetih hareketlerini kapsar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1570", + "context": "Yedi özgür sanat (ya da yedi liberal sanat, Lat. septem artes liberales), antikçağ okul ve eğitim dünyasında öğretilen çeşitli bilim ve sanat alanlarını belirtir. Daha sonra Orta Çağ felsefesinde de Skolastik okullarda öğretilen bölümler olmuştur bunlar. Bahsedilen yedi özgür sanat ve bilim alanları şunlardır:\n\nİlk olarak Trivium denilen Üçlü Grup, yani;\nGramer\nMantık\nRetorik gelmektedir.\nİkinci olarak da Quadrivium denilen Dörtlü Grup gelmektedir.Bunlar da,\nAritmetik\nGeometri\nMüzik\nGökbilim'den meydana gelmektedir.\nBu sanat ve bilim dalları söz konusu dönem içinde özgür insana yakışmadığı ya da uygun olmadığı düşünülen el zanaatlarından kesin bir şekilde ayrıştırılır ve onların karşısına konulur. Bunların öğretilmesini amaçlayan okullar, düşünce tarihinde etkili olan akımlara ve düşünsel gelişmelere katkıda bulunmuşlardır.\nBahsi geçen yedi ana \"liberal sanat\" arasında, Antik Yunanda insanların özgürleşmesini ve aynı zamanda da dünyanın aslında hiç var olmadığını savunan felsefi akımlara öncülük etmiş ana sanatları içinde barındırmaktadır. Bu ana felsefi akımların sonucu olarak ortaya çıkan bir soru insanoğlunun Antropik İlke ile cevaplamaya çalıştığı şu soruyu getiriyor akıllara “Modern fizik neden başka kurallarla değil de bu kurallarla yaşadığımızı açıklamıyor?”", + "question": "Yedi özgür sanat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yedi özgür sanat (ya da yedi liberal sanat, Lat." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1571", + "context": "Zindan, özellikle yer altında mahkûmların tutulduğu oda veya hücre. Zindanlar genellikle Orta Çağ kaleleri ile ilişkilendirilir. Eziyet ile ilişkileri büyük ihtimalle daha çok Rönesans çağına bağlıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Zindan nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zindan, özellikle yer altında mahkûmların tutulduğu oda veya hücre." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1572", + "context": "Fransa, resmî adıyla Fransız Cumhuriyeti (Fransızca: République française [ʁepyblik fʁɑ̃sɛz]), Batı Avrupa'da bulunan ve dünyanın pek çok bölgesinde denizaşırı toprakları olan bir ülkedir. Fransa'nın Avrupa kıtasındaki komşuları Belçika, Lüksemburg, Almanya, İsviçre, İtalya, İspanya, Monako ve Andorra'dır. Akdeniz'de İtalya'ya ait Sardinya Adası'ndan sadece 12 km uzaktaki Korsika adası da Fransa'ya aittir. Sahip olduğu denizaşırı illerde de, Fransız Guyanası aracılığıyla Brezilya ve Surinam'a, Saint Martin Adası aracılığıyla da Hollanda Antilleri'ne sınırı vardır. Fransa, Manş Denizi'nde deniz yüzeyinin altından geçen Manş Tüneli'yle Birleşik Krallık'a bağlanmaktadır.\n\nFransa, yönetimde yarı başkanlık sisteminin uygulandığı üniter bir devlettir. Ülkenin başlıca ilkeleri İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'nde açıklanmıştır.\nFransa, güneyde Akdeniz'den kuzeyde Manş Denizi ve Kuzey Denizi'ne, doğuda Ren Nehri'nden batıda Atlas Okyanusu'na kadar yayılan topraklarda yer alır. Fransızlar, ülkelerini topraklarının biçiminden ötürü Altıgen (Fransızca: L'Héxagone, okunuşu: \"l'e-gza-gon\") olarak adlandırırlar.\nFransa, 17. yüzyılın ikinci yarısından bu yana dünya genelinde uluslararası ilişkiler alanında önde gelen ülkelerden olmuştur. 18 ve 19. yüzyıllar arasında, Fransa dönemin en büyük sömürge imparatorluklarından birini kurmuştur. Bu dönemlerde Fransa'nın sınırları Batı Afrika'dan, Güneydoğu Asya'ya kadar uzanmış, etki ettiği bölgelerdeki toplumların kültür ve siyasetlerinde belirgin izler bırakmıştır.\nDünya sıralamasında 6. sırada bulunan nominal gayrisafi yurt içi hasılası ve 7. sırada yer alan satın alma gücü paritesi ile ileri bir ekonomiye sahiptir ve gelişmiş ülkeler sınıfında yer almaktadır.\nİş gezileri için gelenler dâhil, ülkede yirmi dört saatten az kalanlar hariç tutulmak üzere, yıllık olarak ağırladığı yaklaşık 82 milyon turistle Fransa, dünyada en çok ziyaret edilen ülkedir.\nFransa, Avrupa Birliği adlı siyasi ve ekonomik örgütlenmenin kurucu üyelerinden biridir ve birlik üyesi ülkeler içinde yüzölçümü en büyük olanıdır. Ülke, bunun yanında Birleşmiş Milletler'in de kurucu üyelerinden; Frankofon, G8 Zirveleri, Latin Birliği ve NATO'nun da katılımcılarındandır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin beş daimî üyesinden biridir. 360 etkin savaş başlığı ve 59 nükleer santraliyle önemli bir nükleer güçtür.", + "question": "Fransa nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fransa, resmî adıyla Fransız Cumhuriyeti (Fransızca: République française [ʁepyblik fʁɑ̃sɛz]), Batı Avrupa'da bulunan ve dünyanın pek çok bölgesinde denizaşırı toprakları olan bir ülkedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1573", + "context": "Clamecy, Fransa'nın Burgonya-Franche-Comté bölgesine bağlı Nièvre departmanında bulunan bir alt prefektörlük ve belediyedir. Belediye, Yonne ve Beuvron nehirlerinin birleştiği noktada yer almaktadır. Yüzölçümü 30,26 km² olan belediyenin nüfusu Ocak 2018 tarihi itibarı ile 3.590'dır.", + "question": "Clamecy, Nièvre nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Clamecy, Fransa'nın Burgonya-Franche-Comté bölgesine bağlı Nièvre departmanında bulunan bir alt prefektörlük ve belediyedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1574", + "context": "Bu listede Fransa'nın bölgeleri ve denizaşırı toprakları 2018 İnsani Gelişme Endeksi'ne göre sıralanmıştır. 2016 yılından önce ve sonraki bölgelerin karşılık geldiği veya bir parçası olduğu bölgeler de listede belirtilmiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "İnsani Gelişme Endeksi'ne göre Fransa bölgeleri listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu listede Fransa'nın bölgeleri ve denizaşırı toprakları 2018 İnsani Gelişme Endeksi'ne göre sıralanmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1575", + "context": "İngiltere (İngilizce: England İngilizce telaffuz: [ˈɪŋɡlənd] ( dinle)), Birleşik Krallık'ı meydana getiren dört ülkeden biridir. Ülke, kabaca %62'sini kapladığı Büyük Britanya adasında ve 100'den fazla küçük bitişik adada yer almaktadır. Kuzeyde İskoçya ve batıda Galler ile kara sınırı bulunmaktadır ve doğuda Kuzey Denizi, güneyde Manş Denizi, güneybatıda Kelt Denizi ve batıda İrlanda Denizi ile çevrilidir. Kıta Avrupası güneydoğuda, İrlanda ise batıda yer alır. Başkenti ve en büyük şehri Londra'dır.\nİngiltere'nin arazisi, özellikle orta ve güneyde, esas olarak alçak tepeler ve ovalardan oluşur. Yüksek ve engebeli araziler çoğunlukla Dartmoor, Göller Bölgesi, Pennine Dağları ve Shropshire Tepeleri dahil olmak üzere kuzeyde ve batıda yer alır. İngiltere'nin 56,3 milyonluk nüfusu, Birleşik Krallık nüfusunun %84'ünü oluşturur ve nüfus büyük ölçüde Londra, Güney Doğu ve her biri 19. yüzyılda büyük sanayi bölgeleri olarak gelişen Midlands, Kuzey Batı, Kuzey Doğu ve Yorkshire'daki kentsel alanlarda yoğunlaşmıştır. Ülkenin başkenti olan Londra, 2021 yılı itibarıyla 14,2 milyon nüfusu ile Birleşik Krallık'ın en büyük metropoliten alanıdır.\nGünümüzde İngiltere olarak adlandırılan bölge, ilk olarak Üst Paleolitik dönemde modern insanlar tarafından iskân edilmeye başlansa da adını, 5 ve 6. yüzyıllarda bölgeye Angeln Yarımadası'ndan yerleşen Cermen kökenli Angluslardan almıştır. İngiltere, 10. yüzyılda birleşik bir devlet hâline geldi ve 15. yüzyılda başlayan Keşifler Çağı'ndan bu yana dünya genelinde geniş bir kültürel ve yasal etkiye sahip olmaya başladı. 1535'ten sonra Galler'i de kapsayan İngiltere Krallığı, 1707 Birlik Yasaları'nın yürürlüğe girmesiyle 1 Mayıs 1707'de ayrı bir egemen devlet olmaktan çıktı. Bunun sonucunda İskoçya Krallığı'nın da dahil olduğu Büyük Britanya Krallığı kuruldu.\nİngiltere, İngilizcenin, diğer birçok ülkenin ortak hukuk sistemlerinin temelini oluşturan İngiliz hukuk sisteminin, futbol ve İngiltere Kilisesi dahil olmak üzere dünya çapında bilinen birçok ihracatın kökenidir; parlamenter hükûmet sistemi diğer ülkeler tarafından geniş çapta benimsenmiştir. Ülkenin toplumunu dünyanın ilk sanayileşmiş ulusuna dönüştüren Sanayi Devrimi de yine burada gerçekleşmiştir.", + "question": "İngiltere nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İngiltere (İngilizce: England İngilizce telaffuz: [ˈɪŋɡlənd] ( dinle)), Birleşik Krallık'ı meydana getiren dört ülkeden biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1576", + "context": "İngiltere bayrağı, Birleşik Krallık'ın bir parçası olan İngiltere'nin kullandığı, beyaz zemin üzerine kırmızı haç işaretinden oluşan bayrak. Aziz Yorgi Haçı olarak da bilinir.\nİngiltere ülkesi uluslararası arenada Birleşik Krallık'ın bir parçasıdır. Ancak bazı sportif ve kültürel faaliyetlerde bağımsız hareket etmekte ve bu bayrağı kullanmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "İngiltere bayrağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İngiltere bayrağı, Birleşik Krallık'ın bir parçası olan İngiltere'nin kullandığı, beyaz zemin üzerine kırmızı haç işaretinden oluşan bayrak." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1577", + "context": "Guy Fawkes Gecesi, İngiltere'de her 5 Kasım gecesi bahçelerde büyük ateşlerin oluşturulup üzerlerinde Guy Fawkes'un içine saman doldurulmuş temsilî kuklalarının yakıldığı, maytap ve havai fişeklerin patlatıldığı, Guy Fawkes maskeli çocukların sokaklarda dolaşıp \"Guy için bir kuruş lütfen? (İngilizce Penny for the Guy?) \" diyerek para topladıkları gün.\nİngilizler, barut komplosunu, ülkenin demokrasi zincirinde önemli bir halka olarak kabul ederler. Her yıl 5 Kasım gecesi, Birleşik Krallık ve krallığa ait diğer eyaletlerde komplonun başarısızlığa uğratılmış olması, Guy Fawkes Gecesi olarak şenliklerle kutlanır. Şenliklerde havai fişekler patlatılır, büyük fıçılar ateşe verilerek caddelerde yuvarlanır ve bu büyük vatan haininin cezalandırılmasını anmak için Guy Fawkes maskesi takılmış kuklalar yakılır. Günümüzde politikadan çok, eğlence amaçlı yapılan bir kutlamadır.\nBahçelerde, parklarda havai fişek partileri düzenlenir. Kendi havai fişek gösterilerini yapamayanlar ise parklarda yapılan gösterilere katılırlar. Bir hafta boyunca gökyüzü top sesleri ile uğuldar. En şatafatlı olanı ise tabii ki 5 Kasım gecesidir. Bu gecenin bir de özel yemek menüsü vardır: Ateşler sönüp, maytaplar bittikten sonra fırında kabukları ile pişmiş patates, sosis ve kuru fasulye.", + "question": "Guy Fawkes Gecesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Guy Fawkes Gecesi, İngiltere'de her 5 Kasım gecesi bahçelerde büyük ateşlerin oluşturulup üzerlerinde Guy Fawkes'un içine saman doldurulmuş temsilî kuklalarının yakıldığı, maytap ve havai fişeklerin patlatıldığı, Guy Fawkes maskeli çocukların sokaklarda dolaşıp \"Guy için bir kuruş lütfen? (İngilizce Penny for the Guy?) \" diyerek para topladıkları gün." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1578", + "context": "İngiliz kraliyet eşlerinin listesi İngiltere Krallığı’nın yöneten hükümdarların yaptığı görev yaptıkları süre boyunca olan eşlerini gösterir. Kraliyet eşleri normalde hükümdar yetkilerine sahip değildir. 16. yüzyılda birlikte hüküm süren Mary I ve Philip; 17. yüzyılda birlikte hüküm süren William III ve Mary II. bu durumun istisnalarıdır.\nBu listedeki kişilerin çoğu kadındır ve bir konsort kraliçeye ait unvan ve onurlara sahiptir; bazıları ise, eşlerinin saltanatının koşullarına bağlı olarak unvanları değişebilen erkeklerdir. İngiltere Krallığı, 1707'de İskoçya Krallığı ile birleşerek Büyük Britanya Krallığı'nı oluşturdu. Bu nedenle, o tarihten beri İngiltere hükümdarının eşi olmamıştır. Liste Britanya hükümdarlarının eşleri listesi ile devam etmektedir.", + "question": "İngiltere hükümdarlarının eşleri listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İngiliz kraliyet eşlerinin listesi İngiltere Krallığı’nın yöneten hükümdarların yaptığı görev yaptıkları süre boyunca olan eşlerini gösterir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1579", + "context": "Peppa Pig, İngiliz okul öncesi çocuk programıdır. İlk yıllarda sadece Nick Jr. (Birleşik Krallık)'ta yayınlanmıştır. Daha sonraki yıllarda Türkiye dahil birçok ülkeye sürüldü. Ve IMDb üzerinden dizi aileler tarafından beğeni topladı.", + "question": "Peppa Pig nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Peppa Pig, İngiliz okul öncesi çocuk programıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1580", + "context": "Royal Shakespeare Company (RSC), merkezi Stratford-upon-Avon, Warwickshire, İngiltere'de bulunan büyük bir İngiliz tiyatro topluluğudur. Şirket 1.000'den fazla personel istihdam etmekte ve yılda yaklaşık 20’den dazla yapıma imza atmaktadır. RSC düzenli olarak Londra, Stratford-upon-Avon'da ve Birleşik Krallık'ta ve uluslararası turlarda oynuyor.\nŞirketin merkezi, 112,8 milyon sterlinlik bir \"Dönüşüm\" projesinin parçası olarak Royal Shakespeare ve Swan tiyatrolarını yeniden geliştirdiği Stratford-upon-Avon'da bulunuyor. Tiyatrolar 2007’de kapandıktan sonra Kasım 2010'da yeniden açıldı. Yeni binalar ilk hafta içinde 18.000 ziyaretçi çekti ve hem açılışta hem de ilk tam Shakespeare performanslarının ardından medyadan olumlu tepki aldı. Stratford-upon-Avon'daki gösteriler, Geçici Avlu Tiyatrosu'ndaki Dönüşüm projesi boyunca devam etti.\nShakespeare ve çağdaşlarının oyunlarının yanı sıra, RSC, yaşayan sanatçılardan yeni eserler üretir ve dünyanın dört bir yanından tiyatro yapımcılarıyla yaratıcı bağlar geliştirir ve aynı zamanda gençlerle ve gençlere ömür boyu William Shakespeare sevgisini aşılamak için öğretmenlerle birlikte çalışır. herkesin keşfetmesi ve çalışmalarına katılması için etkinlikler yürütüyor.\nRSC, ellinci yaş gününü Nisan-Aralık 2011 arasında, iki aktör şirketinin yeni Royal Shakespeare ve Swan Theatre sahneleri için özel olarak tasarlanmış ilk yapımları sunması ile kutladı. 2011 sezonu Macbeth'in performansları ve yeniden hayal edilen kayıp bir oyun olan The History of Cardenio ile başladı . Ellinci doğum günü sezonunda ayrıca Sir Patrick Stewart ile birlikte Venedik Taciri ve Marat/Sade'in yeni bir sahnelenmesi de dahil olmak üzere RSC'nin en büyük oyunlarından bazılarının canlandırmaları da yer aldı. Kültür Olimpiyatı'nın bir parçası olarak Londra 2012 Festivali için, RSC, dünyanın dört bir yanından sanatçıların Birleşik Krallık'taki mekanlarda performans gösterdiği Dünya Shakespeare Festivali'ni üretti. 2013 yılında şirket Shakespeare yapımlarının canlı gösterimlerine başladı – Live from Stratford-upon-Avon – dünya çapında gösterime girdi. 2016 yılında şirket, The Tempest'i sahnelemek için Intel ve The Imaginarium Studios ile işbirliği yaptı ve Royal Shakespeare Theatre'a ilk kez performans yakalama getirdi.", + "question": "Royal Shakespeare Company nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Royal Shakespeare Company (RSC), merkezi Stratford-upon-Avon, Warwickshire, İngiltere'de bulunan büyük bir İngiliz tiyatro topluluğudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1581", + "context": "Amerika (İngilizce: Americas; İspanyolca ve Portekizce: América; Fransızca: Amérique) veya Amerika Kıtası, Batı Yarımküre'de Yeni Dünya olarak adlandırılan bölgede, Kuzey Amerika, Orta Amerika, Güney Amerika ve bunlara bağlı adalardan meydana gelen kıtalar ve adalar topluluğu. Amerika Kıtası, Batı Yarımküre'deki kara alanının çoğunu kapsar ve Yeni Dünya'yı oluşturur. Amerika sözcüğü birçok dilde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) anlamında da kullanıldığı için kavram karmaşasına neden olabilmektedir.\nYakınındaki adalarla birlikte Dünya yüzeyinin %8'ini ve kara alanının %28.4'ünü barındıran Amerika'nın topoğrafyasına Amerikan Kordilerası adı verilen ve kıtanın batı sahili boyunca ilerleyen uzun bir sıradağ hakimdir. Amerika'nın daha düzlük olan doğu kısmınaysa Amazon, Mississippi, Río de la Plata ve St. Lawrance nehirlerinin ve Büyük Göller'in havzaları hakimdir. Amerika, kuzeyden güneye 14.000 km (8.700 mi) boyunca uzandığı için kıtanın iklimi ve ekolojisi Kuzey Kanada, Grönland ve Alaska'daki kutup tundralarından Orta ve Güney Amerika'daki Tropik yağmur ormanlarına kadar devasa çeşitlilik gösterir.\nİnsanlar, Amerika'ya ilk olarak 42 bin ilâ 17 bin yıl önce Beringia'dan geçerek Asya'dan gelmiştir. Na-Dene dillerinin konuşurlarından müteşekkil ikinci bir göç dalgası da aynı yoldan onları takip etmiştir. Amerika yerlilerinin Amerika'ya yerleşmesinin son aşaması, genellikle MÖ 3500'de İnuitlerin kutup bölgelerine yerleşmesi olarak kabul edilir.\nAmerika'ya ilk yerleşen Avrupalı, Leif Ericson adlı bir Viking kâşifidir. Ancak Kuzey Amerika'daki Viking kolonisi asla kalıcı olamamış ve sonra terk edilmiştir.\n15. yüzyılın başlarında Avrupa iç savaşlar ve Kara Ölüm'ün neden olduğu nüfus kaybından yavaş yavaş toparlanıyordu. Osmanlı'nın Asya'ya giden ticaret yollarında tuttuğu hakimiyet, Batı Avrupalı hükümdarları alternatifler aramaya sevk etti, bu da Kristof Kolomb'un yolculuklarına ve \"Yeni Dünya\"nın keşfine neden oldu.\nİspanyol kâşif Kristof Kolomb'un 1492-1502 arasındaki yolculukları, kıtanın Avrupa'yla (ve daha sonraları diğer Eski Dünya devletleriyle) kalıcı etkileşimini başlatmıştır. Kolombiyen değişim adı verilen bu dönem, etkileri ve sonuçları günümüzde hâlen devam eden keşifler, fetihler ve sömürgeleşmelere yol açacaktı. İspanyollar, çok sayıda Amerika yerlisini köleleştirdi.\nAvrupa ve Batı Afrika'dan gelen hastalıklar, Amerika yerlilerini perişan etti ve Avrupa devletleri Amerika'da koloniler kurdular. Aralarında büyük miktarda senetli kölenin ve Afrika'dan getirtilen kölelerin de bulunduğu Avrupa kökenli toplu göç dalgaları, büyük ölçüde yerlilerin yerine geçmiştir.\nAmerika'nın dekolonizasyonu 1774'teki Amerikan Devrimi'yle başlamış, 1890' ların sonundaki İspanya-Amerika Savaşı'yla büyük ölçüde bitmiştir. Günümüzde Amerika nüfusunun neredeyse tamamı bağımsız ülkelerde yaşamakta, ancak sömürgeciliğin etkisi yüzünden bu nüfus, Avrupalı kolonici ve sömürgecilerin kültürel mirasını taşımaktadır. Bunlar arasında en belirginleri Hristiyanlık ve Hint-Avrupa dillerinin konuşulmasıdır. Amerika nüfusu, çoğunlukla İngilizce, İspanyolca, Portekizce ve Fransızca ve az da olsa Felemenkçe konuşur.", + "question": "Amerika nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Amerika (İngilizce: Americas; İspanyolca ve Portekizce: América; Fransızca: Amérique) veya Amerika Kıtası, Batı Yarımküre'de Yeni Dünya olarak adlandırılan bölgede, Kuzey Amerika, Orta Amerika, Güney Amerika ve bunlara bağlı adalardan meydana gelen kıtalar ve adalar topluluğu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1582", + "context": "Amerika'nın kişiselleştirilmesi, Amerika kıtasının keşfiyle birlikte yapılan bir ulusal kişileştirme örneğidir.\nAmerika'daki etnik çeşitlilik, kişileştirmelerin ayrık biçimde gösterilmesine yol açtı. Olağan hâliyle kadındı, Avrupalı kraliçeler gibi gösterişli giyinmişlerdi ve açıkça grubun lideriydiler. Asyalı betimde tamamen zengin bir şekilde giyinmiş ancak egzotik bir üslupla; Afrika ve Amerika en fazla yarı giyinmiş ve egzotik aksesuarlar verilmiş biçimde bir kişiselleştirme yapıldı.\n18. yüzyılda Britanya Amerikası, Britannia ve Liberty'nin yanı sıra Columbia'ya dayanan, bunların bir kombinasyonu olan kişileştirmeleri kullanmaya başladı. Amerika'da daha fazla yeni ulus bağımsız hale geldikçe, yeni ulusal kişilikler benimsendi.", + "question": "Amerika'nın kişileştirilmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Amerika'nın kişiselleştirilmesi, Amerika kıtasının keşfiyle birlikte yapılan bir ulusal kişileştirme örneğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1583", + "context": "Hispanik Amerika (İspanyolca: Hispanoamérica veya América hispana) ya da İspanyol Amerikası (İspanyolca: América española), Amerika'da İspanyolca konuşan uluslardan oluşan bölge.\nBu ülkelerin birbirleriyle ve eski Avrupa metropolü olan İspanya ile önemli ortak noktaları vardır. Bu ülkelerin tamamında, İspanyolca ana dildir ve arada resmî statüsünü Guaraní, Keçuva, Aymara veya Maya gibi bir veya daha fazla yerli dillerle ve Porto Riko'da İngilizceyle paylaşmaktadır. Katolik Hıristiyanlık bölgede egemen dindir.\nHispanik Amerika bazen Brezilya ile \"Ibero-Amerika\" terimi altında gruplandırılmaktadır ve İber yarımadasında kültürel kökenleri olan Amerika kıtasındaki ülkeler anlamına gelmektedir.", + "question": "Hispanik Amerika nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hispanik Amerika (İspanyolca: Hispanoamérica veya América hispana) ya da İspanyol Amerikası (İspanyolca: América española), Amerika'da İspanyolca konuşan uluslardan oluşan bölge." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1584", + "context": "Orta Amerika, Amerika kıtasının Orta enlemlerinde yer alan bir alt bölgedir. Genellikle Meksika, Orta Amerika'daki yedi ülke ve Karayipler'deki 13 ada ülkesi ile 18 bölgeyi kapsar. Amerika'nın Kuzeyi ile birlikte Kuzey Amerika kıtasını oluştururlar.\nKarayip Güney Amerikası'nın Kolombiya ve Venezuela'sı bazen bu alt bölgeye dahil edilir. Karayipler zaman zaman bu alt bölgenin dışında tutulurken, Bermuda ve Guyanalar nadiren dahil edilir.", + "question": "Orta Amerika (Amerikalar) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Orta Amerika, Amerika kıtasının Orta enlemlerinde yer alan bir alt bölgedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1585", + "context": "Çin, resmî adıyla Çin Halk Cumhuriyeti (Çince: Çin; Kuzey Çin Ovası'ndaki verimli Sarı Irmak havzasında Dünya'nın ilk uygarlıklarından biri olarak ortaya çıktı. Çin'deki siyasi sistem, binlerce sene boyunca ilki yarı efsanevî Şia Hanedanı olan ırsî monarşiler veya hanedanlıklara dayalıydı. İlk hanedanlıklardan beri Çin defalarca genişledi, bölündü ve tekrar birleşti. 1912'de Çin Cumhuriyeti (ÇC), son hanedan olan Çing Hanedanı'nı devirerek Çin'in yönetimini üstlendi ve 1949'da Çin İç Savaşı'nda Halk Kurtuluş Ordusu tarafından yenilene dek Çin anakarasını yönetti. 21 Eylül 1949'da Komünist Parti, Pekin'de Çin Halk Cumhuriyeti'ni kurdu; ÇC hükûmetiyse Tayvan'a çekilip Taipei'yi de facto başkent yaptı. Hem ÇC hem de ÇHC, tüm Çin'in tek meşru hükûmeti olduğunu savunmaktadır ancak ÇHC dünya çapında daha çok tanınmakta olup çok daha fazla toprak ve insana egemendir.\nÇin Halk Cumhuriyeti, Çin Komünist Partisi (ÇKP) tarafından yönetilen üniter ve tek parti rejimine sahip sosyalist cumhuriyettir. ÇHC, 1971'de ÇC'nin BM'deki yerini alarak Güvenlik Konseyi'nde daimî üye olmuştur. Asya Altyapı Yatırım Bankası, İpek Yolu Fonu, Yeni Kalkınma Bankası ve Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık gibi çeşitli çok taraflı ve bölgesel kuruluşların kurucu üyelerindendir. Aynı zamanda DTÖ, APEC, BRICS, ŞİÖ, BCIM, G20 ve birçok diğer resmî ve gayriresmî çok yönlü örgütün üyesidir. Çin, demokrasi, şeffaflık ve insan hakları alanında, basın özgürlüğü, din özgürlüğü ve etnik eşitlik gibi alanlarda düşük sıralamalara sahiptir. Dünya ekonomisinin yaklaşık beşte birini oluşturan Çin, 2021 yılı itibarıyla nominal GSYİH açısından dünyanın ikinci en büyük, satın alma gücü paritesi (SAGP) açısındansa en büyük ekonomisi ve ayrıca dünyanın en büyük mal ihracatçısı ve en büyük ikinci mal ithalatçısıdır. 1978'de ekonomik reformların uygulanmasından beri Çin ekonomisi, dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olmuştur. Nükleer silahlı bir devlet olan Çin, Dünyanın en büyük aktif asker sayısına ve en büyük ikinci savunma bütçesine sahiptir.", + "question": "Çin nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çin, resmî adıyla Çin Halk Cumhuriyeti (Çince: Çin; Kuzey Çin Ovası'ndaki verimli Sarı Irmak havzasında Dünya'nın ilk uygarlıklarından biri olarak ortaya çıktı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1586", + "context": "1421: Çin'in Dünyayı Keşfettiği Yıl (İngilizcesi 1421: The Year China Discovered the World) 2002 yılında emekli denizaltı komutanı ve amatör tarihçi Gavin Menzies tarafından yazılan eser. Eserde Avrupalı kaşiflerden önce bilinen dünyanın Çinli denizciler tarafından keşfedildiği iddia edilmektedir. Menzies'in iddiaları modern akademik tarih çevreleri tarafından sorgulanmaktadır.", + "question": "1421 (kitap) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "1421: Çin'in Dünyayı Keşfettiği Yıl (İngilizcesi 1421: The Year China Discovered the World) 2002 yılında emekli denizaltı komutanı ve amatör tarihçi Gavin Menzies tarafından yazılan eser." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1587", + "context": "An Luşan İsyanı, Çin'de Tang Hanedanı döneminde, 16 Aralık 755'ten 17 Şubat 769'a kadar sürmüş, büyük toplumsal kargaşa ve huzursuzluk ortamına neden olan ayaklanma\nGeneral An Luşan'ın Kuzey Çin'de kendi imparatorluğunu ilan etmesiyle başladı. An Luşan Yan Hanedanlığını kurarak ayaklanmayı ilan etti. Onun kendi oğlu tarafından öldürülmesiyle vekili ve yol arkadaşı Shi Sming ve oğlu mücadelesini devraldı ve devam ettirdiler.\nİsyan üç Tang imparatoru döneminde devam etti. Tang hanedanına sadık aileler ve onların karşısında yer alan aileler ile isyan büyüdü. An Luşan Arap, Göktürk ve Sogdluları da etkileyerek kendi saflarına çekti.\nİsyan sonrası büyük bir kargaşaya, dev kayıplara ve geniş bir sahada yıkıma neden oldu. Tang Hanedanı zayıfladı ve batı Çin üzerindeki hakimiyetini kaybetti.\n742 yılı başlarında, Asya 13 yıl süren bir kaos dönemindeydi. Bölgedeki imparatorlar büyük ayaklanma, devrim, hanedan değişikleriyle çalkalanıyordu. Bu yılda doğu steplerinde Türk-Sogd etkisiyle 744 yılında Uygur Kağanlığı kuruldu. Bu İpek Yolunu kullanan tacirler ve gezginler aracılığıyla samimi ilişkiler arttı. Abbasiler Horasan'da başlattıkları isyan sonucunda Emeviler'e son vermiş ve Abbasi Halifeliğini kurmuşlardı.\nBatıda genişlemek isteyen Tang hanedanlığı müslüman Araplar ve Karluk Türkleriyle Talas Muharebesi'ne girmiş ve muharebeyi kaybetmişti. Bu arada güneyde Nanzo Krallığına karşı yapılan sefer etkisiz olmuştu. Aynı zamanlarda Tibet üzerine yapılan sefer görece daha başarılı olmuştu, bu sefer ile Tibetlilerin orta Asya toprakları ele geçirildi. 755 yılında Tibet imparatorunun suikasta uğramasıyla Tang imparatorluğu zaferini sağlamlaştırdı. Bu arada Türk bir general imparatorluk içerisinde güçlü bir pozisyona gelmişti.", + "question": "An Luşan İsyanı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "An Luşan İsyanı, Çin'de Tang Hanedanı döneminde, 16 Aralık 755'ten 17 Şubat 769'a kadar sürmüş, büyük toplumsal kargaşa ve huzursuzluk ortamına neden olan ayaklanma\nGeneral An Luşan'ın Kuzey Çin'de kendi imparatorluğunu ilan etmesiyle başladı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1588", + "context": "Song İmparatorluğu, Song Hanedanı ya da kısaca Song (Çince: 宋), 960'tan 1279'a kadar Çin'i yöneten hanedandır. Hanedan, Sonraki Zhou Hanedanı'nın verasetini gasp eden ve On Krallık'ın geri kalanını fetheden, Beş Hanedan On Krallık dönemini sona erdiren Taizu tarafından kuruldu. Song, kuzey Çin'deki çağdaş Liao, Batı Şia ve Kin hanedanlarıyla sık sık çatışırdı. Song, Kin Hanedanı'nın saldırılarının ardından Güney Çin'e çekildikten sonra sonunda Moğol İmparatorluğu'na bağlı Yuan Hanedanı tarafından fethedildi.\nHanedan, Kuzey Song ve Güney Song olmak üzere iki döneme ayrılmıştır. Kuzey Song döneminde (Çince: 北宋; 960–1127), başkent kuzeydeki Kaifeng şehrindeydi ve Hanedan, şu anki Doğu Çin'in çoğunu kontrol ediyordu. Güney Song ise (Çince: 南宋; 1127–1279), Song'un elinde tuttuğu Kuzey Çin'in kontrolünü Jin-Song Savaşları'nda Curçenler'in liderliğindeki Kin Hanedanı'na kaptırmasından sonraki dönemi ifade eder. Güney Song döneminde, Song imparatorunun konaklama sarayı Yangtze'nin güneyine çekildi ve yeni başkent Hangzhou'da kuruldu. Song Hanedanı, Sarı Irmak çevresindeki tarihi Çin merkezlerinin kontrolünü kaybetmiş olsa da, Güney Song İmparatorluğu büyük bir nüfusa, verimli tarım arazilerine ve güçlü bir ekonomiye sahipti. 1234'te Kin Hanedanı, Kuzey Çin'in kontrolünü ele geçiren ve Güney Song ile düşmanca ilişkileri sürdüren Moğol İmparatorluğu tarafından fethedildi. Moğol İmparatorluğu'nun dördüncü hanı Möngke Han, 1259'da Çongçing'deki Diaoyucheng Kalesi'ni kuşatırken öldü. Küçük kardeşi Kubilay Han ise yeni Moğol hanı ilan edildi ve 1271'de Yuan Hanedanı'nı kurdu. Yirmi yıl süren aralıklı savaşların ardından Kubilay Han'ın orduları, Yamen Muharebesi'nde Güney Song'u yendikten sonra 1279'da Song Hanedanı'nı fethetti ve Çin'i Yuan Hanedanı yönetimi altında yeniden birleştirdi.\nSong döneminde teknoloji, bilim, felsefe, matematik ve mühendislik gelişti. Song Hanedanı, dünya tarihinde banknot veya gerçek kağıt parayı basan ilk hanedandı ve kalıcı bir donanma kuran ilk Çin hükûmetiydi. Song Hanedanı döneminde, barutun kimyasal formülü keşfedildi, ateşli oklar, bombalar ve ateş mızrağı gibi barutlu silahların icat edildi. Aynı zamanda yine bu dönemde, pusula kullanılarak gerçek kuzeyin ilk kez algılandı, pound kilidinin ilk kaydedilen tanımı ve astronomik saatlerin geliştirilmiş tasarımları da ortaya çıktı. Ekonomik açıdan Song Hanedanı, 12. yüzyıl Avrupası'ndan üç kat daha fazla gayri safi yurtiçi hasılaya sahipti. Çin'in nüfusu 10. ve 11. yüzyıllar arasında iki katına çıktı. Bu büyüme, pirinç ekiminin yaygınlaştırılması, Güneydoğu ve Güney Asya'dan erken olgunlaşan pirincin kullanılması ve yaygın gıda fazlasının üretilmesiyle mümkün oldu. Kuzey Song Hanedanı'ndaki nüfus sayımında, Han ve Tang hanedanlarının iki katı olan 20 milyon hane kaydedildi. Kuzey Song'un nüfusunun 90 milyon, Ming Hanedanı'nın döneminde ise nüfusun 200 milyon olduğu tahmin ediliyor. Nüfustaki bu artış, Yeni Çağ Çini'nde bir ekonomik devrime sebep oldu.\nNüfusun artması, şehirlerin büyümesi ve millî ekonominin ortaya çıkması, merkezî hükûmetin ekonomik işlere doğrudan müdahaleden kademeli olarak çekilmesine yol açtı. Alt sınıf, yerel yönetimlerde daha büyük bir rol üstlendi. Song Hanedanı döneminde sosyal yaşam canlıydı. Vatandaşlar değerli sanat eserlerini görmek ve takas etmek için bir araya geliyor; insanlar, halka açık festivallerde ve özel kulüplerde birbiriyle kaynaşıyor ve şehirlerde canlı eğlence mekanları bulunuyordu. Edebiyatın ve bilginin yayılması, ahşap baskının hızla yayılması ve 11. yüzyılda hareketli tipte baskının icadıyla daha da arttı. Cheng Yi ve Zhu Xi gibi filozoflar, Konfüçyüsçülüğü Budist ideallerle aşılanmış yeni yorumlarla yeniden canlandırdı ve Neokonfüçyüsçülük doktrinini oluşturan klasik metinlerin yeni bir organizasyonunu ortaya attılar. Her ne kadar memuriyet sınavları Sui Hanedanı'ndan beri mevcut olsa da Song döneminde çok daha ön plana çıktı. Yetkililerin imparatorluk sınavları yoluyla güç kazanması, askeri-aristokrat seçkinlerden akademisyen-bürokrat seçkinlere doğru bir geçişe yol açtı.", + "question": "Song Hanedanı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Song İmparatorluğu, Song Hanedanı ya da kısaca Song (Çince: 宋), 960'tan 1279'a kadar Çin'i yöneten hanedandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1589", + "context": "Barat Hacı (16 Ekim 1910 - Şubat 2003), 16 Ekim 1910 tarihinde Doğu Türkistan'ın Kaşgar şehrinde dünyaya geldi. Berat gecesinde doğduğu için babası adını Barat koydu.\n1931 senesinde Doğu Türkistan'ın Kumul şehrinde Mançur-Çin istilacı hakimiyetine karşı Hoca Niyaz önderliğinde mücadele haberini duyan Barat Hacı, birkaç arkadaşıyla birlikte bu mücadeleye katıldı. Barat Hacı ayaklanmada etkin rol oynadı ve arkadaşlarıyla birlikte birçok bölgeyi kurtardılar.\n1932 senesinde, Hoca Niyaz'ın Kaşgar çıkartmasıyla beraber kendi evine Mücahit olarak döndü. 1933 senesinde kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti'nin ilanına kadar Kaşgar civarındaki birçok ilçe ve köydeki çarpışmalara katıldı.\n1937 senesinde Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti'nin yıkılmasıyla Barat Hacı'nın da hapishane hayatı başladı. İlk zindan deneyimi 1937-1942 arasında oldu. Çıktıktan sonra tekrar mücadele saflarına döndü. Barat Hacı'nın Doğu Türkistan'ın güney bölgelerindeki mücadeledeki azmi ve fedakarane tavrı Milliyetçi Çin'in yöneticilerini korkuya düşürdü ve tekrar takibe başladılar.\n1945'te kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin ilanına kadar birkaç defa ölüm tehlikesi atlatan Barat Hacı, kendi komutanlığında birkaç bölgeyi işgalden kurtardı.\n1952'ye kadar Doğu Türkistan ordusunda Binbaşı rütbesiyle görev aldıktan sonra, Kızıl Çin'in politikasına aldanan Doğu Türkistanlıların ordularını dağıtmaları üzerine Barat Hacı 1960'a kadar mücadeleyi ferdi olarak sürdürdü.\nBu sırada Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin üst düzey yöneticileri,Çinlilerce teker teker idam edilmeye başlandı. Daha alt görevlerde olanlar ise hapse atılmaya başlandı.Bu şekilde Barat Hacı'nın da ikinci hapis hayatı başlamış oldu.\n1960'tan 1981'e kadar tam 21 sene Pantürkizm suçundan Çin zindanlarında, hücrede kaldı Barat Hacı. 80 santimetre eninde bir metre uzunluğunda karanlık beton bir hücrede, elleri ve ayakları prangalarla bağlanarak, bir gün yiyip bir gün oruç tutarak 21 yıl direndi Barat Hacı.\n1981 senesinde hapisten çıktığında 38 kiloya kadar düşmüştü. Barat Hacı hapisten çıktıktan sonra 1985'e kadar gözetim altında tutulmuş, 1993'te Türkiye'ye gelmişti.\nDoğu Türkistan'da halen devam eden Çin Zulmünü tüm dünyaya haykırmak için zaman zaman Türkiye'de düzenlenen yığılışlara uzun ak sakalı, başında dopbasıyla, bir elinde Al Bayrak diğerinde Gök Bayrak olduğu halde, gençlerin önünde en ateşi mücahid olarak katıldı. Kendisini Çin konsolosluğunun kapısına kilitlediği zaman defalarca ekrana yansıdı.\n93 yıllık ömrünün bebeklik ve çocukluk dönemi de dahil tamamını zulüm, işkence, gözyaşı ile cephede ve hücrede geçiren Barat Hacı, hac farizasını ifa edip ismi gibi hacı olduktan sonra Şubat 2003'te Mekke'de öldü.\nSüleyman Çobanoğlu'nun Barat Hacı için yazdığı metin:\nhttp://www.youtube.com/watch?v=sD5UYeQatys", + "question": "Barat Hacı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Barat Hacı (16 Ekim 1910 - Şubat 2003), 16 Ekim 1910 tarihinde Doğu Türkistan'ın Kaşgar şehrinde dünyaya geldi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1590", + "context": "Çin (Geleneksel Çin yazısı: 中國; Basitleştirilmiş Çince: Çin, aynı zamanda dünyanın en eski süreklilik arz eden medeniyet noktalarındandır. Bölgede hakim dil olan Çince dünyanın en eski sürekli kullanılan yazılı dillerindendir. İnsanlık tarihinin en önemli buluşlarından kâğıt, pusula, barut ve matbaa Antik Çin medeniyetine aittir.\nÇin İç Savaşı'nın ardından \"Çin\" ismini kullanan iki devletin ortaya çıkması ile sonuçlanmıştır: Çin Halk Cumhuriyeti ve Çin Cumhuriyeti.", + "question": "Çin (bölge) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çin (Geleneksel Çin yazısı: 中國; Basitleştirilmiş Çince: Çin, aynı zamanda dünyanın en eski süreklilik arz eden medeniyet noktalarındandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1591", + "context": "Çin bahçesi üç bin yıldan fazla bir zamandan bu yana geliştirilen manzara bahçe stilidir. Eski Mısır ve Ön Asya'daki bahçe mimasrisinden farklı olarak bitkiler ön planda değildir. Çin bahçelerinin ana öğeleri yapay olarak oluşturulan havuzlar ve tepelikler ile alışılmadık şekilde biçimlendirilmiş ve yerleştirilmiş bitkiler ve taşlardır. Bu biçimlendirme ile daha çok insan ile doğa arasındaki harmoniyi anlatan ideal bir evreni canlandırmaya çalışırlar.\nTipik bir Çin bahçesi duvarlarla çevrilidir, bir veya birkaç havuz, kaya süslemeleri, çiçek ve ağaçlar bulunur. Bahçenin içindeki salon ve pavillon çeşitleri, birbirlerine sarmal ya da zıgzag biçimli galerilerle bağlanırlar. İzleyiciler bir yapıdan diğerine geçerlerken, adeta rulo şekline getirilmiş bir manzara resmi açıldıkça ortaya çıkan tablolara benzer biçimde, oldukça dikkatli şekilde bir araya getirilmiş sahnelerle karşılaşırlar.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Çin bahçesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çin bahçesi üç bin yıldan fazla bir zamandan bu yana geliştirilen manzara bahçe stilidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1592", + "context": "Çin İşçi ve Köylü Kızıl Ordusu (ya da Çin Kızıl Ordusu Basitleştirilmiş Çince: 中国工农红军; Geleneksel Çince: 中國工農紅軍; Pinyin: Zhōngguó Gōngnóng Hóngjūn) Çin Komünist Partisi'nin Halk Kurtuluş Ordusu'ndan önceki askeri kuvvetleri.", + "question": "Çin İşçi ve Köylü Kızıl Ordusu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çin İşçi ve Köylü Kızıl Ordusu (ya da Çin Kızıl Ordusu Basitleştirilmiş Çince: 中国工农红军; Geleneksel Çince: 中國工農紅軍; Pinyin: Zhōngguó Gōngnóng Hóngjūn) Çin Komünist Partisi'nin Halk Kurtuluş Ordusu'ndan önceki askeri kuvvetleri." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1593", + "context": "Çin mimarisi, Doğu Asya'da yüzyıllar boyunca şekillenmiş bir mimari sistemdir. Dekoratif detaylar haricinde yapısal ilkeleri büyük ölçüde bir değişime uğramamıştır. Tang Hanedanlığı'ndan beri Vietnam, Kore, Japonya ve Moğolistan mimarileri üzerindeki ana etkendir. Mimarinin başlıca malzemesi ahşaptır. Ahşabın yanı sıra bambu kamışı, sarı toprak gibi doğal maddeler kullanılarak, yapılar doğa ile en yüksek derecede uyumlu inşa edilmiştir\n19. yüzyılın ortalarına kadar kurulan Çin yapıları \"Antik Çin Mimarisi\", daha sonrakiler ise \"Modern Çin Mimarisi\" olarak adlandırılmaktadır. Konut mimarisi, saray mimarisi, tapınak mimarisi, mezarlık mimarisi ve bahçecilik mimarisi olmak üzere beş başlıkta incelenebilir.", + "question": "Çin mimarisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çin mimarisi, Doğu Asya'da yüzyıllar boyunca şekillenmiş bir mimari sistemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1594", + "context": "Çin-Hindistan Savaşı diğer bilinen adıyla Çin-Hindistan Sınır Çatışması, 1962 yılında Çin ile Hindistan arasında yaşanan sınır savaşı.\nYaklaşık 1 ay süren savaş Çin'in askeri zaferiyle sonuçlanmışsa da ateşkes sonucunda iki ülke de savaş öncesi sınırlarına dönmüşlerdir.", + "question": "Çin-Hindistan Savaşı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çin-Hindistan Savaşı diğer bilinen adıyla Çin-Hindistan Sınır Çatışması, 1962 yılında Çin ile Hindistan arasında yaşanan sınır savaşı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1595", + "context": "Çin anakarasında halihazırda 7 resmî tatil vardır.", + "question": "Çin'deki resmî tatiller nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çin anakarasında halihazırda 7 resmî tatil vardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1596", + "context": "Doğu Türkistan topraklarına hakim olan Çağatay Hanlığı'nın yıkıldığı 1688 yılından anılan bölgenin Çin işgaline girdiği 1759 yılına kadar hüküm süren yönetici grup.\nDünya ticaretinin okyanuslara kayması ile İpek Yolu gibi kıta içi ticaret yollarının giderek önemini yitirmesi sonucunda Doğu Türkistan'da giderek yoksulluk hâkim olmaya başladı. Buradaki idarecilerin de giderek dış dünyayla yalıtılmış bir hayat kurmaları ve orduların modern askerlik tekniklerinden uzak kalması başta Çin ve Rusya olmak üzere dış baskıların giderek daha yoğun bir şekilde hissedilmesine neden oldu. Kalmuk işgalinden sonra iyice zayıflayan Çağatay idaresi döneminde, Buhara'dan Kaşgar'a gelerek dini bir otorite kuran Hoca Mahdum-i Âzam Buharî'nin nesli gittikçe siyasi güce de kavuşmaya başladı.", + "question": "Hoca-Hanlar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğu Türkistan topraklarına hakim olan Çağatay Hanlığı'nın yıkıldığı 1688 yılından anılan bölgenin Çin işgaline girdiği 1759 yılına kadar hüküm süren yönetici grup." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1597", + "context": "Huangpu Nehri (Çince: 黄浦江; Geleneksel Çince: 黃浦江; Pinyin: Huángpŭ Jiāng; Wade-Giles: Huang-p'u Chiang; anlam olarak Sarı Kıyı Nehri) Çin'de, Şanghay'ın içinden akan, 97 km uzunluğunda bir nehirdir.\nHuangpu Nehri, Şanghay'daki en büyük nehirdir ve Suzhou Deresi onun koludur.\nOrtalama 400 metre genişliğe ve 9 metre derinliğe sahiptir. Şanghay, içme suyunun çoğunu Huangpu'dan alır, bu nedenle bu metropol için önemli bir role sahiptir.\nŞehri iki bölüme ayırır: Pudong (doğu) ve Puxi (batı).\nŞanghay'daki Bund, nehir boyunca uzanır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Huangpu Irmağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Huangpu Nehri (Çince: 黄浦江; Geleneksel Çince: 黃浦江; Pinyin: Huángpŭ Jiāng; Wade-Giles: Huang-p'u Chiang; anlam olarak Sarı Kıyı Nehri) Çin'de, Şanghay'ın içinden akan, 97 km uzunluğunda bir nehirdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1598", + "context": "Konfüçyüs Barış Ödülü (Çince: 孔子和平獎, İngilizce: Confucius Peace Prize), adını ünlü filozof Konfüçyüs'ten alan ve Çin tarafından \"Doğu bakış açısıyla dünya barışını teşvik eden ve önemli katkılar sunanlara\" verilen ödül.\nÇin, ödülü kazananlara ¥100,000 ($15,000) para ödülü vermektedir.", + "question": "Konfüçyüs Barış Ödülü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Konfüçyüs Barış Ödülü (Çince: 孔子和平獎, İngilizce: Confucius Peace Prize), adını ünlü filozof Konfüçyüs'ten alan ve Çin tarafından \"Doğu bakış açısıyla dünya barışını teşvik eden ve önemli katkılar sunanlara\" verilen ödül." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1599", + "context": "Nanjing Porselen Kulesi (ya da Pagoda) (Çince: 琉璃塔; Pinyin: Liúlí tǎ), eski Bao'en Tapınağı'nın (Çince: 報恩寺; Pinyin: Bao'en Si; kelime manası olarak: \"Geri Ödenmiş Memnuniye Tapınağı\") bir bölümü, Çin'de yer alan Nanjing kentindeki Kinhuay Nehri'nin çıkışında yer almaktadır. Pagoda, 15. yüzyılda Ming Hanedanı tarafından yaptırılmıştı, ancak 19. yüzyıldaki Taiping Korsanlığı döneminde büyük ölçüde yıkılmıştır.\n2010 yılında Çinli bir iş insanı 1 milyar yuan (156 milyon Amerikan Doları) bağışlayarak yapının yeniden inşasının başlamasını sağladı. Bu meblağ, Çin'deki bireysel bağışlar içinde tek seferde ödenen en yüksek meblağ olarak kayıtlara geçti.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Nanjing Porselen Kulesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nanjing Porselen Kulesi (ya da Pagoda) (Çince: 琉璃塔; Pinyin: Liúlí tǎ), eski Bao'en Tapınağı'nın (Çince: 報恩寺; Pinyin: Bao'en Si; kelime manası olarak: \"Geri Ödenmiş Memnuniye Tapınağı\") bir bölümü, Çin'de yer alan Nanjing kentindeki Kinhuay Nehri'nin çıkışında yer almaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1600", + "context": "Çin, Olimpiyat oyunlarında 237 altın, 195 gümüş 176 bronz olmak üzere toplamda 608 madalya kazanmıştır. Toplam Madalya sıralamasında 7. sırada yer alır.\n\nOlimpiyat oyunlarına 1924-1976 yılları arasında Tayvan temsilciliğinde katılmış olan Çin, ilk olarak 1952'de Çin Halk Cumhuriyeti adı altında Helsinki Yaz Olimpiyatları'na katıldı. Bu katılımda dahil oldukları tek etkinlik olan Erkekler 100 metre sırtüstü yüzme alanında Wu Chuanyu sıralamada 28. oldu.\nÇin ile Tayvan arasında yaşanan politik gerilimler sebebiyle Çin, Olimpiyat oyunlarına 1980 Kış Olimpiyatları, Yaz Olimpiyatlarına ise Los Angeles'da düzenlenen 1984 Yaz Olimpiyatları'na kadar katılmamıştır.", + "question": "Olimpiyat Oyunları'nda Çin nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çin, Olimpiyat oyunlarında 237 altın, 195 gümüş 176 bronz olmak üzere toplamda 608 madalya kazanmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1601", + "context": "Regong sanatları (ya da Rebgong sanatları), Tibet Budizmi konusunda popüler sanatlardır. Bunlar resim, heykel, gravür, mimari ve nakıştır. Onlar, Tongren İlçesindeki ve Çin'in Qinghai eyaletindeki mevcut Huangnan Tibet Özerk Bölgesi'ni geçen Rongwo nehri boyunca yer alan topluluklarla ilişkilidir.\nRegong sanatları, 2009 yılında somut olmayan kültürel mirası temsil eden listeye dahil edilmiştir.", + "question": "Regong sanatları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Regong sanatları (ya da Rebgong sanatları), Tibet Budizmi konusunda popüler sanatlardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1602", + "context": "Edebiyat, yazın veya literatür, dil aracılığıyla; duygu, düşünce, hayal, olay, durum veya herhangi bir olgunun edebî bir tarzda ve etkili bir şekilde yazılı veya sözlü anlatımını gerçekleştiren; malzemesi söz ve ses; muhatabı insan olan bir sanat dalıdır. Edebî yazılar yazan sanatçılara edebiyatçı denir. Daha kısıtlayıcı bir tanımla, edebiyatın; bir sanat formu olarak oluşturulan yazılar olduğu düşünülmüştür. Bunun nedeni, günlük kullanımdan farklı olarak edebiyatın, dil ürünü olmasıdır.\nEdebiyatın kendi içinde, ileti ve biçim farklılıkları yönünden ayrılan türleri vardır (şiir, roman, öykü, fıkra vb.). Edebi metinler özenli bir dil ile yazılır, özgündür; her edebi eser oluşturulduğu dönemin sosyopolitik özelliklerini taşır.\nEdebiyatın, Hint-Avrupa dil ailesinde kullanılan sözcük karşılıkları Latince \"literatura/litteratura\"dan türevlendirilmiştir. Literatura/litteratura ise Latincede mektup ve el yazısı anlamına gelen \"littera\" kelimesinden türemiştir. Yazın sözcüğü ise Türkçedir.\nEdebiyatın konuları; deneme, drama, söylence, öykü, roman ve şiirdir. Bazı edebiyat eserlerinde gerçeklik, kurmaca gerçeklik şeklindedir. Eseri ortaya koyan sanatçı gerçek hayattan esinlendiği olaylar ya da fikirler ile kendi kafasındakileri harmanlar. Bunun sonucunda eserler hem gerçek hayattan hem de sanatçının duygu, düşünce ve hayallerinden izler taşır. Edebiyat; genellikle yazılı ürünler için kullanılan bir terim olmasının yanında, aslında sözlü ürünleri de kapsayan bir genişliğe sahiptir. Bu şekilde yazılı olmayan ve halk anlatımlarıyla yaşayan edebiyata sözlü edebiyat adı verilmektedir.\n\nEdebiyat, kurgu veya gerçek algı temelinde sınıflandırılabilir. Yine edebî eserlerin tasnifindeki bir diğer ölçüt mevcut eserin manzum ya da nesir olmasıdır. Bu temel ölçütlerin yanında edebî eserler, büyüklük formlarına göre de farklı adlar altında toplanır. Örneğin öykü, roman, kısa öykü veya drama birbirinden uzunluk kısalık ilişkisiyle de ayrılabilir. Bunların yanında, tarihsel süreç içerisinde edebiyatın sınıflandırılmasında estetiğin ve tür-şekil ilişkisinin de dikkate alındığı gözlemlenmektedir. Zaman içerisinde edebiyat kavramı büyük bir değişim geçirmiştir. Bugün için yazın, yazılı olmayan sözlü sanat formlarını da kapsamaktadır. Son yıllarda sanal ortamın gittikçe yaygınlaşmasıyla, edebiyatın yeni bir kolu olan e-ortam edebiyatı ortaya çıkmıştır.", + "question": "Edebiyat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Edebiyat, yazın veya literatür, dil aracılığıyla; duygu, düşünce, hayal, olay, durum veya herhangi bir olgunun edebî bir tarzda ve etkili bir şekilde yazılı veya sözlü anlatımını gerçekleştiren; malzemesi söz ve ses; muhatabı insan olan bir sanat dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1603", + "context": "Alevi-Bektaşi Edebiyatı, Alevilik ve Bektaşilik inançlarının, felsefesinin, ritüellerinin ve toplumsal yaşamının edebi eserlere yansımasıdır. Anadolu'nun zengin kültürel mirasının önemli bir parçasını oluşturan bu edebiyat, genellikle sözlü gelenekle beslenir ve deme, nefes, deyiş, hikaye, fıkra gibi çeşitli türlerde kendini gösterir.\nAlevi-Bektaşi Edebiyatı, Alevilik ve Bektaşilik inançlarının etkisiyle şekillenen, zengin bir sözlü ve yazılı geleneğe sahip bir edebiyattır. Anadolu'nun kültürel ve dini dokusunu anlamak için önemli bir kaynaktır. Yüzyıllar boyunca Alevi-Bektaşi toplumunun inançlarını, değerlerini ve yaşam biçimini yansıtmış ve gelecek nesillere aktarılmasında önemli bir rol oynamıştır.", + "question": "Alevi-Bektaşi Edebiyatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Alevi-Bektaşi Edebiyatı, Alevilik ve Bektaşilik inançlarının, felsefesinin, ritüellerinin ve toplumsal yaşamının edebi eserlere yansımasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1604", + "context": "Edebiyat sosyolojisi, edebiyatın toplumsal üretimi ve etkilerini araştıran toplumbilim dalıdır. Kültür sosyolojisinin bir parçası olan dalın ana hatları Pierre Bourdieu'nün 1992 çıkışlı Les Règles de L'Art: Genèse et Structure du Champ Littéraire kitabında yer almaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Edebiyat sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Edebiyat sosyolojisi, edebiyatın toplumsal üretimi ve etkilerini araştıran toplumbilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1605", + "context": "Yeraltı edebiyatı, toplumsal yapıya bir eleştiri niteliğinde bir edebi tür.\nBu eleştiri, kurgusal karakter aracılığıyla bir aykırılık ve başkaldırı olarak kendini gösterirken ana akım ve alternatif karşıtlığı oluşturur. \nCinsellik ve şiddet gibi temalarla 18. yüzyıldan itibaren görülen bu tür eserlerde argo kullanımı yaygındır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Yeraltı edebiyatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yeraltı edebiyatı, toplumsal yapıya bir eleştiri niteliğinde bir edebi tür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1606", + "context": "Orhan Ferit Pamuk (d. 7 Haziran 1952, İstanbul), Türk romancı. Birçok başka edebiyat ödülünün yanı sıra, 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü ve 54 yaşında, bu ödülü kazanan en genç edebiyatçılardan biri oldu. Kitapları altmış üç dile tercüme edildi, yüzden fazla ülkede yayımlandı ve 13 milyon baskı yaptı. 2006 yılında Time dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 kişisi arasına seçilen Pamuk, Nobel ödülüne layık görülen ilk Türk'tür.\nSessiz Ev, Beyaz Kale, Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı, Kar, Masumiyet Müzesi, Kafamda Bir Tuhaflık ve Kırmızı Saçlı Kadın, Veba Geceleri gibi romanların yazarı olan Pamuk, Columbia Üniversitesi'nin beşeri bilimler bölümünde edebi yazarlık ve karşılaştırmalı edebiyat dersleri veriyor. Orhan Pamuk, 2018 yılında Amerikan Felsefe Topluluğu'na asil üye seçildi.\nBaba tarafından Çerkes kökenli olan Pamuk, çok sayıda önemli edebiyat ödülüne de layık görüldü. Benim Adım Kırmızı, 2002 yılında Fransız Prix du Meilleur Livre Étranger ile İtalyan Premio Grinzane Cavour ödülleri ile birlikte, 2003 yılında Uluslararası Dublin Edebiyat Ödülü'nü kazandı.\n2010 yılında Orhan Pamuk ve José Saramago'nun girişimleriyle İstanbul'da Avrupa Yazarlar Parlamentosu ya da İngilizce adıyla The European Writers' Parliament dünyanın dört bir yanından yazarları bir araya getirdi. Pamuk'un halk arasında tartışmalı tarihî ve siyasi olaylar hakkında fikir beyân etmesi ve yazması, kendisini kendi ülkesinde dahi kınanma cezasıyla karşı karşıya bıraktı.", + "question": "Orhan Pamuk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Orhan Ferit Pamuk (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1607", + "context": "Gizli Yüz, senaryosunu Orhan Pamuk'un yazdığı, yönetmenliğini Ömer Kavur'un yaptığı 1991 yapımı Türk filmidir. Pamuk senaryoyu Kara Kitap'taki \"Karlı Gecenin Aşk Hikâyeleri\" adlı bölümde bahsi geçen bir hikâyeden yola çıkarak yazmış ve 1992'de kitap haline getirmiştir.\nBaşrolleri Zuhal Olcay, Fikret Kuşkan, Sevda Ferdağ, Savaş Yurttaş ve Rutkay Aziz paylaşmıştır. Film 1991 yılında Antalya Film Festivali'nde en iyi film ve en iyi senaryo ödüllerini, yine aynı yıl Montreal Yeni Sinema Festivali'nde en iyi film ödülünü almıştır. Film MUBI'de izlenebilmektedir.", + "question": "Gizli Yüz nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gizli Yüz, senaryosunu Orhan Pamuk'un yazdığı, yönetmenliğini Ömer Kavur'un yaptığı 1991 yapımı Türk filmidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1608", + "context": "Aşağıda Orhan Pamuk'un Türkçe dışındaki dillerde yayımlanmış eserlerinin listesi bulunmaktadır.", + "question": "Orhan Pamuk'un diğer dillerde yayımlanmış eserleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aşağıda Orhan Pamuk'un Türkçe dışındaki dillerde yayımlanmış eserlerinin listesi bulunmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1609", + "context": "Resim, herhangi bir yüzey üzerine çizgi ve renklerle yapılan, günümüzde kavramsal bir boyutta ele alınması açısından hemen her tür malzemenin kullanılabildiği bir anlatım tekniğidir. Resim yapma sanatıyla meşgul kişiler, ressam olarak adlandırılırlar.", + "question": "Resim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Resim, herhangi bir yüzey üzerine çizgi ve renklerle yapılan, günümüzde kavramsal bir boyutta ele alınması açısından hemen her tür malzemenin kullanılabildiği bir anlatım tekniğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1610", + "context": "Açık hava ressamlığı, (Fransızca: En plein air, (Fransızca telaffuz: [ɑ̃ plɛn ɛːʁ], açık havada), dar anlamda, ressamın atölyesi gibi kapalı mekanlar dışında doğrudan doğruya doğa içinde yapılan manzara ressamlığı, geniş anlamda ise, manzara resimlerinde (peyzaj) açık hava (Fransızca plein air) duygusunun yoğun biçimde sağlanabilmesi. İzlenimci sanatçılar tarafından uygulanmıştır.", + "question": "Açık hava ressamlığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Açık hava ressamlığı, (Fransızca: En plein air, (Fransızca telaffuz: [ɑ̃ plɛn ɛːʁ], açık havada), dar anlamda, ressamın atölyesi gibi kapalı mekanlar dışında doğrudan doğruya doğa içinde yapılan manzara ressamlığı, geniş anlamda ise, manzara resimlerinde (peyzaj) açık hava (Fransızca plein air) duygusunun yoğun biçimde sağlanabilmesi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1611", + "context": "İslam dini, müminlere helal ve haram işleri bildirmiştir. Resim ve heykel meselesindeki İslam dini hükümleri Kur'an ve hadislere dayandırılır.\nEmeviler döneminde yapılan Kuseyr Amra ve çöl saraylarında, fresklerde ve stuko heykellerde müstehcen tasvirlerin bulunduğu görülmektedir. El-Harîrî'nin makamatlarının 13. yüzyıldan kalma yazmalarında da müstehcen minyatürlerin bulunduğu belirtilmektedir. Bahname adı verilen kitaplarda müstehcen hikâyelere ve minyatürlere yer verildiği de ifade edilmektedir. Halife olarak görülen bazı Osmanlı padişahlarının albümlerinde müstehcen minyatürlerin bulunduğu belirtilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "İslam'da resim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İslam dini, müminlere helal ve haram işleri bildirmiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1612", + "context": "Nü, çıplak anlamına gelen, Fransızca, 'nu' kelimesinden kaynaklanır. İnsan bedeninin çıplak olarak resmedildiği eserlere verilen isimdir.", + "question": "Nü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nü, çıplak anlamına gelen, Fransızca, 'nu' kelimesinden kaynaklanır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1613", + "context": "Otoportre, bir sanatçının kendi kendine yaptığı bir portredir. Otoportreler en eski zamanlardan beri yapılmış olsa da, 15. yüzyılın Erken Rönesans'ına kadar, kendilerini eserlerinde ana konu ya da önemli karakterler olarak tasvir eden sanatçıların sıklıkla tanımlanabildiği görülmemektedir.\nBir otoportre, sanatçının bir portresi olabileceği gibi, grup portresi de dahil olmak üzere daha büyük bir eserin içinde yer alan bir portre de olabilir.", + "question": "Otoportre nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Otoportre, bir sanatçının kendi kendine yaptığı bir portredir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1614", + "context": "Portre resim, resim sanatında belirli bir insan öznesini temsil etmeyi amaçlayan bir türdür. 'Portre Ressamlığı' terimi aynı zamanda boyanmış gerçek portreyi de tanımlayabilir. Portre Ressamları eserlerini kamu ve özel kişiler için sipariş üzerine yaratabilir ya da özneye duydukları hayranlık veya sevgiden esinlenebilirler. Portreler genellikle önemli devlet ve aile kayıtlarının yanı sıra hatıra olarak da kullanılır.\nTarihsel olarak, portre resimleri ile öncelikle zengin ve güçlü kişiler tasvir ediliyordu. Ancak zamanla orta sınıf patronların, ailelerinin ve iş arkadaşlarının portrelerini yaptırmaları daha yaygın hale gelmişti. Günümüzde portre resimleri hala hükûmetler, şirketler, gruplar, kulüpler ve bireyler tarafından yaptırılmaktadır. Portreler resmin yanı sıra baskı (gravür ve litografi dahil), fotoğraf, video ve dijital medya gibi diğer ortamlarda da yapılabilir.\n\nBoyalı bir portrenin, onları görenlerin tanıyabileceği ve ideal olarak görünüşlerinin çok iyi bir kaydı olan bakıcının benzerliğini elde etmeyi amaçladığı açık görünebilir. Aslında bu kavramın gelişmesi yavaş oldu ve farklı geleneklerdeki sanatçıların iyi bir benzerliği resmetmek için farklı beceriler kazanması yüzyıllar aldı.", + "question": "Portre resim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Portre resim, resim sanatında belirli bir insan öznesini temsil etmeyi amaçlayan bir türdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1615", + "context": "Tür sanatı, pazarlar, ev ortamları, iç mekanlar, partiler, han manzaraları, iş ve sokak ortamları gibi gündelik hayattan yerlerin veya olayların çeşitli ortamlardaki resimli temsilidir. Bu tür temsiller (tür eserleri, tür sahneleri veya tür manzaraları da denir) gerçekçi, hayal ürünü veya sanatçı tarafından romantikleştirilmiş olabilir. \"Tür sanatı\" teriminin bazı çeşitleri, \"tür resmi\", \"tür baskıları\", \"tür fotoğrafları\" vb. gibi görsel eserin araç veya türünü belirtir.\nAşağıdaki içerik resme yoğunlaşmıştır ancak tür motifleri de dekoratif sanatlar’ın birçok biçiminde, özellikle de 18. yüzyılın başlarındaki Rokoko'dan beri çok beğeniliyordu. Tek figürler veya küçük gruplar, porselen, mobilya, duvar kâğıdı ve tekstil ürünleri gibi çok çeşitli nesneleri süslemiştir.", + "question": "Tür sanatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tür sanatı, pazarlar, ev ortamları, iç mekanlar, partiler, han manzaraları, iş ve sokak ortamları gibi gündelik hayattan yerlerin veya olayların çeşitli ortamlardaki resimli temsilidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1616", + "context": "Türkiye'de resim sanatının temelleri 19. yüzyılın ortasında atılmıştır. Bilinen ilk resim dersi 1793'te Mühendishane-i Berr-i Hümâyun'da verilmiştir.", + "question": "Türkiye'de resim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türkiye'de resim sanatının temelleri 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1617", + "context": "Tiyatro, bir sahnede, seyirciler önünde oyuncuların sergilemesi amacıyla hazırlanmış gösterilerdir. Farklı bir şekilde duyguların ve olayların hareket (jest) ve konuşmalarla anlatılmasıdır. Genel olarak temsil edilen eser anlamında da kullanılır. Tiyatro eseri, olayları oluş yoluyla gösterir. Bu yönüyle konuşma ve eyleme dayanan bir gösteri sanatı olarak da tanımlanabilir. Yaygın bir deyişle tiyatro; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatı olarak Shakespeare'in sözüyle de ifade edilir.\nTiyatro eserinin diğer türlerden en önemli farkı; diğer edebî eserler okumak ve dinlemek için yazılmışken, tiyatro oyununun sahnede seyirci önünde oynanmasıdır. Değer ölçülerini, izleyenin kanaat ve anlayışlarından alır. Göze görünür bir karaktere sahip olması, canlı olarak meydana geliş niteliğiyle toplum psikolojisine hitap eder. Temsil yeri ve eser, tiyatronun edebiyat ögesidir. Bu edebiyat ögesi yanında tiyatro kavramı içinde; oyunculuk, sahne düzeni, ışıklandırma, dekor, kostüm, müzik gibi unsurların bütünlüğü söz konusudur.\nTiyatro metinlerine \"oyun\", metinleri yazan kişiye oyun yazarı (müellif) ve oyunu sahnede canlandıran kişilere ”oyuncu” (ya da daha genel olarak tiyatrocu) denir. Ayrıca eserin sahnelenmesinde görev alan sahne amiri, dekor ve kostüm sorumlusu, ışıkçı, suflör gibi diğer yardımcı elemanlar da vardır.\nEn yaygın tiyatro türlerine amatör tiyatro, uyumsuz tiyatro, epik tiyatro, Engelliler Tiyatrosu, radyo tiyatrosu, drama tiyatrosu, müzikal tiyatro, kurgusal tiyatro, çocuk tiyatroları, minyatür tiyatro, tulûat tiyatrosu, sokak tiyatrosu, varyete, oyuncak tiyatrosu, kukla tiyatrosu, opera tiyatrosu, gölge tiyatrosu, pandomim dahildir.", + "question": "Tiyatro nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tiyatro, bir sahnede, seyirciler önünde oyuncuların sergilemesi amacıyla hazırlanmış gösterilerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1618", + "context": "Amatör tiyatro, para kazanma amaçlı ve profesyonel olmayan bir tiyatro türüdür.\nAmatör tiyatronun en temel özelliği tiyatro teori ve pratiğinin bir eğitim kurumundan değil, kişinin veya topluluğun kendi istek ve eğilimleri doğrultusunda yaptığı araştırmalardan edinilmesidir.", + "question": "Amatör tiyatro nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Amatör tiyatro, para kazanma amaçlı ve profesyonel olmayan bir tiyatro türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1619", + "context": "Dördüncü duvar, üç yanı kapalı geleneksel proscenium tiyatrolarda izleyicilerin sahneyi gördükleri düşsel \"duvar\". İlk kez Denis Diderot tarafından dile getirilmiş olan kavram, 19. yüzyıl tiyatrosunda öne çıkan gerçekçilik akımıyla gelişmiştir.\nGerçekçi tiyatroda yaygın biçimde kullanılan dördüncü duvar, kimi sanatçılarca dram ve güldürüye yardımcı bir araç olarak kullanılmaktadır. İzleyicilere doğrudan hitap eden ve böylece bu duvarı \"yıkan\" bir oyuncu bu duruma örnek olarak gösterilebilir.\nDördüncü duvarın şeffaf olarak kabulü bir kurgusal yapıt ve izleyici arasındaki inançsızlıktan duyulan kuşkunun bir parçası olarak yorumlanmaktadır. Eleştirmen Vincent Canby dördüncü duvarı \"izleyiciyi sahneden ayıran görünmez bir ekran\" olarak tanımlamasına karşın, postmodern sanat biçimleri bu kavramı olduğu gibi kabul etmemekte; dördüncü duvarı, yapımın belirli bölümlerini vurgulayacak biçimde değiştirmektedirler.\nBir film, oyun ya da televizyon programında izleyiciye bir kamera aracılığıyla hitap etmek \"dördüncü duvarı yıkmak\" olarak tanımlanmaktadır.", + "question": "Dördüncü duvar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dördüncü duvar, üç yanı kapalı geleneksel proscenium tiyatrolarda izleyicilerin sahneyi gördükleri düşsel \"duvar\"." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1620", + "context": "Dünya Tiyatro Günü 1961'de Uluslararası Tiyatrolar Birliği (International Theatre Institute) tarafından kuruldu.\nHer yıl 27 Mart günü ITI merkezleri ve dünya çapında tiyatro grupları tarafından kutlanmaktadır. Pek çok ulusal ve uluslararası etkinlik kutlamalarda yer almaktadır. En önemli etkinliklerden biri, dünya çapında başarı kazanmış bir tiyatro oyuncusu, yönetmeni veya yazarın yazdığı evrensel bildirgedir. İlk bildirge 1962'de Jean Cocteau (Fransa) tarafından yazılmıştır.", + "question": "Dünya Tiyatro Günü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya Tiyatro Günü 1961'de Uluslararası Tiyatrolar Birliği (International Theatre Institute) tarafından kuruldu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1621", + "context": "Gala ya da prömiyer, ilk temsil anlamındaki sözcük. Türk Dil Kurumu'nun önerisine göre ilk gösterim. Bir tiyatro oyununun, filmin, dansın veya bestenin ilk çıkışı yani ilk halka açık sunumudur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Gala nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gala ya da prömiyer, ilk temsil anlamındaki sözcük." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1622", + "context": "İstanbul Dans Tiyatrosu (İDT+)'nun kurucu ve yaratıcı üyeleri, Geyvan McMillen, Dilara Akay, Sernaz Demirel ve Tan Temel, kendi sosyal ve kültürel ortamlarından yola çıkarak özgün sanat dillerini araştırıp sunmaktadır. Topluluğun Sanat Yönetmeni Geyvan McMillen, Türkiye'de modern dansın 35 yıldır gelişmesinde öncülük yapmış ve Devlet Opera ve Baleleri bünyesinde çalışmıştır. Ayrıca, Yıldız Teknik Üniversitesi Modern Dans Programı'nın da kurucusudur.\nTopluluk, 2003-2005 yıllarında CRR Dans Tiyatrosu adıyla gösteriler yapmış ve Chicago Dans Festivali, Saraybosna Kış Festivali ve Bodrum Bale Festivali'ne katılmıştır. 2005 yılında İstanbul Dans Tiyatrosu adını alan topluluk, Venedik Bienali 3. Dans Sempozyumu (2005), Venedik Bienali 4. Dans Festivali (2006), İstanbul Dans Festivali (2007), Uluslararası Chicago Dans Festivali (2006-2007), Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali (2008) ve Macau Kültür Merkezi \"Blackbox Serisi\" Festivali'nde (2009) sahne almıştır. İstanbul Dans Tiyatrosu, kendi dans tekniği ve kompozisyon çalışmalarını içeren master dersleri vererek Venedik Bienali bünyesinde düzenlenen Arsenale della Danza master class projesine eğitmen olarak davet edilmiştir (2009 ve 2010).\nİstanbul Dans Tiyatrosu, özgün dans tekniği ve koreografi yöntemleri üzerine çalışmalarına devam etmektedir ve disiplinlerarası projeler üretmektedir. Topluluk, uluslararası sanatçılarla işbirliği yaparak kendine özgü sanat dilini geliştirmeye devam etmektedir.\n\n\n== Kaynak ==", + "question": "İstanbul Dans Tiyatrosu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İstanbul Dans Tiyatrosu (İDT+)'nun kurucu ve yaratıcı üyeleri, Geyvan McMillen, Dilara Akay, Sernaz Demirel ve Tan Temel, kendi sosyal ve kültürel ortamlarından yola çıkarak özgün sanat dillerini araştırıp sunmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1623", + "context": "Tuluat tiyatrosu, 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti'nde ortaya çıkmış olan doğaçlama tekniklerine dayanan bir Türk tiyatro türüdür.", + "question": "İstanbul Tuluat Tiyatrosu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tuluat tiyatrosu, 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1624", + "context": "Jonglör, belirli bir sayıdaki nesneyi havaya atıp tutan, bu esnada en az bir adet nesnenin seyahat halinde (havada) olmasını sağlayan sirk veya sahne sanatçısı. Türkçeye Fransızca Jongleur sözcüğünden geçmiştir.\nTop, lobut, halka, kumaş, sopa, ateş, ip gibi bir ya da daha çok objeyi havaya atıp tutarak, çeşitli beceriler sergilemek bir jonglörün işidir. Açılışlar, fuarlar, festivaller, şenlikler, düğünler, şirket organizasyonları gibi oluşumlarda gösteriler yapan jonglörler, \"gösteri sanatları/sanatçıları\" kavramı içinde yer alırlar. Tarihte (örneğin Mısır) jonglörlük bir spor dalı olarak görülmekteydi. Geçmiş dönemler sürecinde tiyatro sanatı içinde yer almıştır. Tarihten gelen anlamla jonglörlük tüm bu aktiviteleri içerse de ; zaman içinde hobi olarak amatör alanda farklı gruplara ilerlemiştir.\nJonglörlüğün, top çevirme (ball juggling), lobut çevirme (club juggling), ipe bağlı ağırlık çevirme (poi) ve bir ipte makara yönlendirme (diabolo) iki kısa çubuk yardımı ile bir uzun çubuğu çevirme (devil stick) gibi çeşitleri bulunur.", + "question": "Jonglör nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jonglör, belirli bir sayıdaki nesneyi havaya atıp tutan, bu esnada en az bir adet nesnenin seyahat halinde (havada) olmasını sağlayan sirk veya sahne sanatçısı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1625", + "context": "Kırım Tatar Devlet Akademik Müzik ve Drama Tiyatrosu (крымскотат. Qırımtatar devlet akademik muzıkalı drama teatri ) Kırım'daki Kırım Tatarlarının Türkçe dilinin de kullanıldığı bir tiyatrosudur.\nBu tiyatronun kökeni muhtemelen XIV-XV. Yüzyıllarda Kırım hanlarının saraylarında gerçekleştirilen tiyatro gösterilerine dayanmaktadır.", + "question": "Kırım Tatar Devlet Akademik Müzik ve Drama Tiyatrosu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kırım Tatar Devlet Akademik Müzik ve Drama Tiyatrosu (крымскотат." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1626", + "context": "Köy seyirlik oyunu, Anadolu köylerinde amatör oyuncular tarafından önemli günlerde topluca oynanan ve Türk dram sanatının geleneğini oluşturan, ritüellerin kaynaklık ettiği ancak zamanla eğlence amaçlı ve taklide dayalı hal almış, belli bir metni olmayan tiyatro oyunlarıdır\nKöylüler tarafından düğünlerde, bayramlarda ya da hasat mevsimi, hayvanların çiftleşme veya ekinlerin ekilme zamanı, mevsim dönümleri gibi halk için önemli vakitlerde genellikle \"oyun yapma\" ya da \"oyun çıkarma\" adı altında sergilenir. Geçmişinin, ilkel insanların doğa ile iyi geçinmek için yaptığı görenlere dayandığı düşünülür. Pek çok inanç sisteminde insanların tanrılara olan şükranını sunmak, bolluk ve bereket dilemek üzere bir tür tapınma eylemi olarak doğan oyunlar günümüze kadar yaşatılmış, zamanla törensel ve büyüsel yan azalmış ve bir eğlence aracına dönüşmüştür.\nKöy seyirlik oyunları, \"Köylü temsilleri\", \"köy tiyatrosu\", \"Anadolu köy orta oyunları\", \"köy tiyatrosu \", \"köy oyunları\" olarak da adlandırılmıştır. Köy meydanı, ev önü, dam gibi oyuncuları da seyirciyi de içine alabilecek genişlikte bir alanda oynanır. Oyunların metni yoktur ancak belli bir dramatik çatısı vardır; o çatıya bağlı olarak oyuncuların yeteneği ve seyircilerin o anki tepkisi ve katılımıyla doğaçlama olarak oynanır. Oyunlar dans, maske, büyü, taklit gibi öğeleri içerir. Diyaloğa dayanmayan, müzik ve figürle doğa olaylarını yansılayan \"Samıt\" ya da \"Lal\" oyunlar denilen sözsüz oyunlar da mevcuttur.", + "question": "Köy seyirlik oyunu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Köy seyirlik oyunu, Anadolu köylerinde amatör oyuncular tarafından önemli günlerde topluca oynanan ve Türk dram sanatının geleneğini oluşturan, ritüellerin kaynaklık ettiği ancak zamanla eğlence amaçlı ve taklide dayalı hal almış, belli bir metni olmayan tiyatro oyunlarıdır\nKöylüler tarafından düğünlerde, bayramlarda ya da hasat mevsimi, hayvanların çiftleşme veya ekinlerin ekilme zamanı, mevsim dönümleri gibi halk için önemli vakitlerde genellikle \"oyun yapma\" ya da \"oyun çıkarma\" adı altında sergilenir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1627", + "context": "Kukla, tek aktörlü, üç boyutlu, taklit ve söze, karşılıklı konuşmaya dayalı geleneksel seyirlik oyunu.\nTürkçe oyuncak bebek anlamına gelen ve bugün Anadolu'da yaşayan korçak, kudurcuk, kaburcuk, koğurcak, kavırçak, lubet, ninik gibi isimlerle yaşayan kukla seyirlik oyunların en eskilerindendir. \"Korkolçak\", \"Çadır hayal\" (ipli kukla) adı ile yaşayan kukla Orta Asya'da da aynı isimle yaşatılmakta ve Orta Asya'dan getirildiği sanılmaktadır.\nBirçok Türk boyunda kendine özgü basit teknik içinde görülen ve 17. yüzyıldan beri Türkiye'de şehirlerde kukla adı ile bilinen oyun Anadolu'da köylüler arasında \"bebek, çömce gelin, karaçör\" gibi isimlerle yaygındır. Konusunu günlük yaşamdan ve edebi hikâyelerden alan kukla bir hareket ve hacim oyunudur. 14. yüzyıldan bu yana oynatıldığı bilinmektedir. Bu oyunun baş kahramanı \"İbiş\" ve ihtiyardır. İbiş kurnaz ve hazırcevaptır. İhtiyar ise varlıklı bir kişidir.\nEl kuklacısı, küçük bir sahnenin ardından iki eliyle kuklaları karşılıklı konuşturur, oynatır. İpli kuklada ise sahnenin üstünden iplerle kuklaları hareket ettirir. Sahnenin üstünde kukla köprüsü denilen bir yerde vardır kuklacı buraya çıkarak kendisi gözükmeden kuklasını oynatır. Sözlü veya sözsüz kukla olabilir. Eğer kukla oyunu sözlüyse perdenin arkasında seslendirilir.\nBir dönem kuklalar politik amaçlı kullanılmıştır. Ayrıca Hristiyan kiliselerinde dini konular kuklalar oynatılarak insanlara anlatılmaya çalışılmıştır.\nTürkiye'de ipli kukla, el kuklası, araba kuklası, iskemle kuklası, yer kuklası, ayak kuklası, baş kuklası gibi türlerle bilinen kukla sanatı 19. yüzyıl sonlarında önemini kaybetmeye başlamıştır. Cumhuriyet döneminde sınırlı sayıda sanatçı yaşatmaya çalışmıştır. Türkiye'de en çok bilinen Karagöz ve Hacivat kuklaları gölge oyunu kategorisinde yer alır.", + "question": "Kukla nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kukla, tek aktörlü, üç boyutlu, taklit ve söze, karşılıklı konuşmaya dayalı geleneksel seyirlik oyunu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1628", + "context": "Metot oyunculuğu birçok tiyatro uygulayıcısı tarafından formüle edilmiş, oyunculukta içtenlik ve duygusal etkileyiciliği ön planda olan performans ortaya koymaya yönelik alıştırma ve tekniklerin genel adıdır. Bu teknik, Rus oyuncu ve yönetmen Konstantin Stanislavskiy'in Bir Aktör Hazırlanıyor, Bir Karakter Yaratmak ve Bir Rol Yaratmak kitaplarında geliştirdiği Stanislavski sistemi'ne dayanmaktadır.\nLee Strasberg, Stella Adler ve Sanford Meisner metot oyunculuğun gelişimine katkıda bulunanlar isimler arasındadır. Ancak üç tiyatrocu da onlara göre başarılı bir performans ortaya koymak için bu yaklaşımın farklı bir yönüne vurgu yapmaktadır: Strasberg bu tekniğin psikolojik yönüne, Adler sosyolojik yönüne ve Meisner de davranışsal yönüne ağırlık vermektedir. Ortaya koydukları bu yaklaşımı New York'ta Group Theatre'ta çalışırken geliştirdiler.", + "question": "Metot oyunculuğu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Metot oyunculuğu birçok tiyatro uygulayıcısı tarafından formüle edilmiş, oyunculukta içtenlik ve duygusal etkileyiciliği ön planda olan performans ortaya koymaya yönelik alıştırma ve tekniklerin genel adıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1629", + "context": "Oyuncak tiyatrosu (kağıt tiyatro ve model tiyatro), Avrupa'da 19. yüzyılın başlarına kadar uzanan bir minyatür tiyatro biçimidir. Oyuncak tiyatrolar genellikle kâğıt tahta, karton ve mukavva kağıtlara basılır. Opera binası, oyun evi veya vodvil tiyatrosunda gösterilebilir.", + "question": "Oyuncak tiyatrosu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Oyuncak tiyatrosu (kağıt tiyatro ve model tiyatro), Avrupa'da 19." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1630", + "context": "Performans sanatı, 1960'lı yıllarda ortaya çıkan, izleyicinin önünde canlı olarak icra edilen bir sanat biçimidir. Performans sanatı etkinlikleri bazen happening olarak da adlandırılır. Performans\nsanatı metinden bağımsızdır ve o an olur. Tekrarı yoktur. Bunun yanı sıra Fluxus, beden sanatı, süreç sanatı ile yakından ilgilidir. Sahne ve gösteri sanatları ile ortak yönler taşısa da, dans, müzik, tiyatro, sirk, jimnastik gibi etkinliklerden farklı olarak görsel sanatların içinden çıkmış öncü bir akım olarak kabul edilir; tiyatro performanslarından farklı olarak olayların illüzyonu değil olduğu şekliyle olayın kendisi sergilenir. Marina\nAbramoviç aralarındaki farkı şu cümleleriyle açıklar:\n“ Tiyatroda bir rolü\nprova eder ve oynarsın. Tiyatro da kan ketçaptır ve bıçak gerçek bir bıçak\ndeğildir. Performansta her şey gerçektir. Bıçak, gerçek bıçak ve kan kandır.” \nPerformans\nsanatı, toplumun normlarını reddeder ve izleyiciyi aktif bir konuma getirmeyi\nhedefler. Sahne dışında halka açık başka yerlerde de sergilenebilir. Sergileme öncesi prova yapmak ya da doğaçlama yapmak sanatçıya bağlıdır. Performans\nsanatçılarının ortak hedefi izleyicinin hafızasında kalıcı olmaktır.\nKökleri 20.yy başındaki Dada akımının anarşist performanslarına, 1920 ve 30'lu yılların sürrealist ve fütürist performanslarına ve hatta Jackson Pollock'un aksiyon resmine kadar gider. Bildiğimiz anlamıyla performans sanatı 1960'larda doğduktan sonra yaygınlaşıp 70'lerde fikirleri ön plana çıkaran kavramsal sanatla bağlantılı olarak devam etmiştir.", + "question": "Performans sanatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Performans sanatı, 1960'lı yıllarda ortaya çıkan, izleyicinin önünde canlı olarak icra edilen bir sanat biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1631", + "context": "Royal Shakespeare Company (RSC), merkezi Stratford-upon-Avon, Warwickshire, İngiltere'de bulunan büyük bir İngiliz tiyatro topluluğudur. Şirket 1.000'den fazla personel istihdam etmekte ve yılda yaklaşık 20’den dazla yapıma imza atmaktadır. RSC düzenli olarak Londra, Stratford-upon-Avon'da ve Birleşik Krallık'ta ve uluslararası turlarda oynuyor.\nŞirketin merkezi, 112,8 milyon sterlinlik bir \"Dönüşüm\" projesinin parçası olarak Royal Shakespeare ve Swan tiyatrolarını yeniden geliştirdiği Stratford-upon-Avon'da bulunuyor. Tiyatrolar 2007’de kapandıktan sonra Kasım 2010'da yeniden açıldı. Yeni binalar ilk hafta içinde 18.000 ziyaretçi çekti ve hem açılışta hem de ilk tam Shakespeare performanslarının ardından medyadan olumlu tepki aldı. Stratford-upon-Avon'daki gösteriler, Geçici Avlu Tiyatrosu'ndaki Dönüşüm projesi boyunca devam etti.\nShakespeare ve çağdaşlarının oyunlarının yanı sıra, RSC, yaşayan sanatçılardan yeni eserler üretir ve dünyanın dört bir yanından tiyatro yapımcılarıyla yaratıcı bağlar geliştirir ve aynı zamanda gençlerle ve gençlere ömür boyu William Shakespeare sevgisini aşılamak için öğretmenlerle birlikte çalışır. herkesin keşfetmesi ve çalışmalarına katılması için etkinlikler yürütüyor.\nRSC, ellinci yaş gününü Nisan-Aralık 2011 arasında, iki aktör şirketinin yeni Royal Shakespeare ve Swan Theatre sahneleri için özel olarak tasarlanmış ilk yapımları sunması ile kutladı. 2011 sezonu Macbeth'in performansları ve yeniden hayal edilen kayıp bir oyun olan The History of Cardenio ile başladı . Ellinci doğum günü sezonunda ayrıca Sir Patrick Stewart ile birlikte Venedik Taciri ve Marat/Sade'in yeni bir sahnelenmesi de dahil olmak üzere RSC'nin en büyük oyunlarından bazılarının canlandırmaları da yer aldı. Kültür Olimpiyatı'nın bir parçası olarak Londra 2012 Festivali için, RSC, dünyanın dört bir yanından sanatçıların Birleşik Krallık'taki mekanlarda performans gösterdiği Dünya Shakespeare Festivali'ni üretti. 2013 yılında şirket Shakespeare yapımlarının canlı gösterimlerine başladı – Live from Stratford-upon-Avon – dünya çapında gösterime girdi. 2016 yılında şirket, The Tempest'i sahnelemek için Intel ve The Imaginarium Studios ile işbirliği yaptı ve Royal Shakespeare Theatre'a ilk kez performans yakalama getirdi.", + "question": "Royal Shakespeare Company nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Royal Shakespeare Company (RSC), merkezi Stratford-upon-Avon, Warwickshire, İngiltere'de bulunan büyük bir İngiliz tiyatro topluluğudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1632", + "context": "Senaryo (Fransızca: Scénario, İngilizce: Screenplay, Almanca: Szenarium) Tiyatro oyunu, piyes, dizi, film, video oyunu gibi eserlerin sahnelerini ve akışını gösteren yazılı metinlere verilen isimdir.\n\nTiyatro ve film senaryoları bu genel tanımın dışında, birbirlerinden ayrı özellikleri olan metinlerdir. Bu ayrımın en belirleyici unsuru sinema ve tiyatronun oluşum biçimleridir. Tiyatroda olay örgüsü sahnede, seyirci önünde gerçekleşirken sinemada, seyirci ile oyuncu aras��nda kamera vardır. Tiyatroda esas olan senaryo iken sinemada bu durum yönetmenin tasarrufu söz konusudur. Bu sebeple tiyatro eserleri senaristleriyle, sinema çalışmaları ise yönetmenleri ile anılır, çünkü bir filmde asıl anlamı olay örgüsünün yanı sıra görüntüyü de düzenleyen kişi verir. Yönetmen senaryo üzerinde istediği gibi oynayabilir.\nSenaryo, görüntü ve sese dönüşecek bir düşüncenin, bir olayın metinleştirilmiş halidir. Bu tür bir metni oluşturabilmek için görüntü bilgisi, sahne deneyimi, kamera açıları, görüntüsel geçişler ve harekete dair terminolojiye hakimiyet ve anlatıya ilişkin bilgi birikimi gereklidir.", + "question": "Senaryo nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Senaryo (Fransızca: Scénario, İngilizce: Screenplay, Almanca: Szenarium) Tiyatro oyunu, piyes, dizi, film, video oyunu gibi eserlerin sahnelerini ve akışını gösteren yazılı metinlere verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1633", + "context": "Seyirciler (Latince: publicus), edebiyat, tiyatro, müzik veya herhangi bir ortamda yapılan gösteriye izleyici olarak katılan insan grubu. Seyirci, oldukça farklı gruplardan insanların oluşturduğu heterojen bir kalabalıktır.", + "question": "Seyirci nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Seyirciler (Latince: publicus), edebiyat, tiyatro, müzik veya herhangi bir ortamda yapılan gösteriye izleyici olarak katılan insan grubu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1634", + "context": "Sokak tiyatrosu, seyirlik oyunların sergilendiği bir açık hava tiyatro türüdür.\nAlışılagelmiş \"tiyatro\" kavramından farklı olarak belirli bir yere (mekan) bağlı kalmaksızın, seçilen herhangi bir yerde halka açık oyunlar oynayan tiyatro çeşidi olan sokak tiyatrosu, genellikle kısa yoldan ifade tarzını seçerek ileti gönderen genç topluluklar tarafından benimsenmiştir. Politik içerikli olanları, keskin bir dil kullandığından \"gerilla tiyatrosu\" şeklinde anılan sokak tiyatroları, parklar, bahçeler, yarı - işlek sokaklar, alanlar vb. yerlerde, 10 - 20 dakikalık oyunlar sergiler.\nTürkiye'de çok eski ve köklü bir geçmişi olmayan sokak tiyatrolarının kökeni hristiyanlık propagandası yapmak amacıyla tekerlekli sahnelerde sokakları gezen gösterilerin yapıldığı Orta Çağ dinsel tiyatrosuna dayanır. Doğaçlama tekniği de sokak tiyatrosu kavramı içinde sıkça uygulanmaktadır.\nEn belirgin haliyle İtalya'da \"İtalyan Halk Tiyatrosu\" şekliyle görülmüş olup, sokaklarda oynanan ve kalıplaşmış tipleriyle birçok tiyatro akımını son derece etkilemiş tiyatro türü olan Sokak tiyatrosu, rönesans İtalya'sında saray tiyatrosuna karşı halkın tiyatrosu olarak ortaya çıkmıştır. Genelde kullanılan bazı motif ve esprilerin hangi sırayla yapılacağı önceden belirlenir ve sahneye çıkıp aradaki geçişler doğaçlama yoluyla doldurulurdu. Karakterlerin hemen tanınması için her karakterin bir kendine has bir özelliği olan maskesi bulunurdu. Espriler genellikle çok basitti ve fiziksel birçok espri vardı. Dolayısıyla İtalyan Halk Tiyatrosu'nda oyuncular atletik açıdan çok kabiliyetli olmalıydı. Moliere de Commedia dell'Arte adıyla bilinen İtalyan sokak tiyatrosundan yararlandığını açıklamıştır. Bir anlamda dönemsel olarak \"commedia dell arte\"'nin \"Ortaoyunu\"'na benzediği söylenebilir.\nTürkiye'de Kocaeli Fuarı ve İzmit Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun ortaklaşa düzenlediği \"Sokak Tiyatrosu Festivali\", İzmir Yenikapı Tiyatrosu'nun Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali'nde sergilediği oyunlar ve İzmir Konak Belediyesi'nin düzenlediği Mehmet Ulusoy Sokakta Tiyatro Şenliği örnekleri görülebilir.", + "question": "Sokak tiyatrosu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sokak tiyatrosu, seyirlik oyunların sergilendiği bir açık hava tiyatro türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1635", + "context": "Taşra Kabare, kültür-sanat işleri üretmek üzere 2015 yılında İstanbul'da kurulmuş, kültür, sanat, eğlence yapım merkezi ve İstanbul'un ilk ve tek kabare restoranıdır.\nKurucuları Cemal Toktaş ve Nergis Öztürktür.\n\"Kara güldürü’, ‘absürt’, ‘epik’ türlerini barındıran tiyatro oyunları, sinema filmleri, müzikli oyunlar, televizyon ve müzik projelerinin üretip geliştirmek üzere kuruldu. Kurucuları olan Cemal Toktaş ve Nergis Öztürk'ün taşra kökenli sanatçılar olması ve kabare yapma arzuları nedeniyle \"Taşra Kabare\" adını alan merkezin ilk projesi, Cemal Toktaş’ın yazdığı, Ali Altuğ’un yönetimindeki \"Temizlik İşleri\" adlı absürt komedi olmuştur. Türkiye ve Almanya’da sahnelenen oyunda Cemal Toktaş ve Nergis Öztürk'ün yanı sıra, Yeliz Kuvancı, Genco Özak, Orhan Bıyıklı, Onur Dikmen ve Serpil Göral rol aldı.\nTaşra Kabare, 2016 yılından itibaren Kadıköy'de kendisine ait iki sahneli bir mekanda oyun sergilemektedir.", + "question": "Taşra Kabare nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Taşra Kabare, kültür-sanat işleri üretmek üzere 2015 yılında İstanbul'da kurulmuş, kültür, sanat, eğlence yapım merkezi ve İstanbul'un ilk ve tek kabare restoranıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1636", + "context": "Old Vic, Waterloo, Londra, İngiltere'de bulunan 1.000 kişilik, kar amacı gütmeyen bir yapım tiyatrosudur. 1818'de Royal Coburg Theatre olarak kuruldu ve 1833'te Royal Victoria Theatre olarak yeniden adlandırıldı. 1871'de yeniden inşa edildi ve Royal Victoria Palace olarak yeniden açıldı. 1880'de Emma Cons tarafından devralındı ve resmi olarak Royal Victoria Hall olarak adlandırıldı, ancak o zamana kadar zaten \"Old Vic\" olarak biliniyordu. 1898'de Cons'un yeğeni Lilian Baylis yönetimi devraldı ve 1914'te bir dizi Shakespeare prodüksiyonuna başladı. Bina 1940 yılında hava saldırılarında hasar görmüş ve 1951 yılında yeniden açıldıktan sonra II. Derece* koruma statüsüne geçmiştir.\nOld Vic, bugün Londra'daki birçok sahne sanatları şirketinin ve tiyatrosunun birleştiği yerdir. 1963'te Laurence Olivier yönetimindeki oluşumunda Büyük Britanya Ulusal Tiyatrosu'nun çekirdeğini oluşturan (Chichester Festival Tiyatrosu ile birlikte) bir repertuar şirketinin adıydı. Ulusal Tiyatro, 1976'da açılan South Bank'ta yeni tesisler inşa edilene kadar Old Vic'de kaldı. The Old Vic daha sonra Prospect Theatre Company'nin , o zamanlar Derek Jacobi'nin Hamlet'i gibi beğeni toplayan yapımları sahneleyen oldukça başarılı bir turne şirketinin evi oldu. Ancak, 1980'de Büyük Britanya Sanat Konseyi tarafından tur yükümlülüklerini ihlal ettiği için şirket için fonun geri çekilmesiyle, Prospect 1981'de dağıldı. Tiyatro 1985 yılında tamamen yenilenmiştir. 2003 yılında Kevin Spacey, medyanın büyük ilgisini çekerek sanat yönetmeni olarak atandı. Spacey, 2015 yılına kadar sanat yönetmeni olarak görev yaptı; Görevden ayrıldıktan iki yıl sonra, birkaç öğrenciyi cinsel taciz etmekle suçlandı. 2015 yılında, Matthew Warchus, Spacey'nin sanat yönetmeni olarak yerini aldı.\n\n\n== Kaynaklar ==", + "question": "The Old Vic nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Old Vic, Waterloo, Londra, İngiltere'de bulunan 1." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1637", + "context": "Thrust stage ya da üç cepheli sahne (platform sahnesi veya açık sahne olarak da bilinir), Tiyatroda üç taraftan seyirciye uzanan ve sahne arkası ile bağlanan bir tiyatro sahnesidir. Öne doğru çıkan kısım oyuncular ve seyirciler arasında proscenium'dan daha fazla yakınlık kurma avantajına sahiptir ve aynı zamanda sahne arkası alanının kullanımını da sağlar. Bazı tiyatrolar, oyuncuların vomitorium girişlerini kullanarak izleyicilerin arasından girmesini sağlasa da, üç cepheli sahnelerde sahneye girişler en kolay sahne arkasından yapılır. Seyirciye her yönden açık olan yuvarlak tiyatrolarda sahne arkası yoktur ve tamamen oditoryumdaki veya sahnenin altından girişlere dayanır.", + "question": "Üç cepheli sahne nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Thrust stage ya da üç cepheli sahne (platform sahnesi veya açık sahne olarak da bilinir), Tiyatroda üç taraftan seyirciye uzanan ve sahne arkası ile bağlanan bir tiyatro sahnesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1638", + "context": "Viewpoints, tiyatro ve dansta kullanılan, hareket, jest ve yaratıcı alan üzerine düşünmeye ve eyleme geçmeye yönelik bir araç olan bir kompozisyon tekniğidir. Overlie'nin pratiği ve teorisi, ilhamın ve yaratıcılığın kaynağına erişmeyi amaçlar. En basit şekliyle Viewpoints, bir doğaçlama pratiğidir. Viewpoints adı İngilizcede \"bakış açıları\" anlamına gelir.\n1970'lerde Amerikalı Mary Overlie ve Aileen Passloff tarafından altı bakış açısı Anne Bogart ve Tina Landau tarafından geliştirilerek dokuz bakış açısı olarak sahnede yeni yaratım süreçlerini yapılandırmak üzere kullanılmaya başlanmıştır.", + "question": "Viewpoints nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Viewpoints, tiyatro ve dansta kullanılan, hareket, jest ve yaratıcı alan üzerine düşünmeye ve eyleme geçmeye yönelik bir araç olan bir kompozisyon tekniğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1639", + "context": "Yardımcı karakter bir kitap, tiyatro oyunu, film, video oyunu, televizyon ya da radyo programında ana karaktere destek amacıyla oluşturulan kurgusal karakterdir. Genellikle ana karakterle ilintili olan yardımcı karakter zaman zaman kendine özgü bir kişilik de kazanabilmektedir.\nYardımcı karakterler, çizgi roman ve televizyon dizisi gibi türlerde ana karaktere de dönüşebilmektedirler. Yardımcı karakterlerin olay örgüsünü varsıllaştırıcı etkisi de bulunmaktadır.", + "question": "Yardımcı karakter nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yardımcı karakter bir kitap, tiyatro oyunu, film, video oyunu, televizyon ya da radyo programında ana karaktere destek amacıyla oluşturulan kurgusal karakterdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1640", + "context": "Müzik, insanın doğaya eklediği uyumlu seslerdir. Ses, bir doğa olayıdır. Müzik, bu doğal ve etkin olaydan bilinçli bir çalışma ve emek ile bir sanat yapıtı yaratmak, sesi bilimsel ve estetik bir temele oturtmaktır. Bütün müzik türleri için ana öğeler ritim, tonalite, dinamik ve ses rengi olarak belirtilir. Bu önemli elemanlardan anlaşılacağı gibi müzik yalnız insanın içinden yansıyan duygularla değil, bilgi ve anlayışla yaratılabilir. Müziğin bilgisine bakış, bir sanat olayını anlamamızı da sağlar. Ritim, tonalite, dinamik ve ses renginden hiçbiri, müzikte tek başına yer almaz ancak birlikte müziksel bir bütünlük yaratırlar. Değişik müzik türlerinde farklı oranlarda ağırlık taşıyabilirler. Müzik teorisi, müzik sanatını gerçekleştiren belirli kavram ve sistemlerin bir araya gelmesinden oluşur.\nMüzik, bütün insan topluluklarında öyle veya böyle bir şekilde mevcut olan bir sanattır. Günümüzde (modern) müzik, kimi güncel, kimi de geçmiş dönemlerden gelen inanılmaz çok sayıda stilin bir araya gelmesiyle oluşur.", + "question": "Müzik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Müzik, insanın doğaya eklediği uyumlu seslerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1641", + "context": "Victor Marie Hugo (Fransızca telaffuz: [viktɔʁ maʁi yɡo]; 26 Şubat 1802, Besançon - 22 Mayıs 1885, Paris) Romantizm akımına bağlı Fransız şair, romancı ve oyun yazarı. En büyük ve ünlü Fransız yazarlardan biri kabul edilir. Hugo'nun Fransa'daki edebi ünü ilk olarak şiirlerinden sonra da romanlarından ve tiyatro oyunlarından gelir. Pek çok şiirinin içinde özellikle Les Contemplations ve La Légende des siècles büyük saygı görür. Fransa dışında en çok Sefiller ve Notre Dame'ın Kamburu romanlarıyla tanınır.\nGençliğinde şiddetli bir kral yanlısı olsa da, görüşü yıllar içinde değişti ve tutkulu bir cumhuriyet destekçisi oldu. Eserleri zamanının politik ve sosyal sorunlarına ve sanatsal akımlarına değinir. Hugo'nun cenazesi 1885'te Panthéon'da gömüldü. Hugo hakkında en çok eser yazılan ilk 100 kişi listesinde yer almaktadır.", + "question": "Victor Hugo nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Victor Marie Hugo (Fransızca telaffuz: [viktɔʁ maʁi yɡo]; 26 Şubat 1802, Besançon - 22 Mayıs 1885, Paris) Romantizm akımına bağlı Fransız şair, romancı ve oyun yazarı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1642", + "context": "Cosette Victor Hugo'nun Sefiller (Les Misérables) adlı romanında kurgusal bir karakterdir. Doğum adı olan Euphrasie romanda sadece kısaca bahsedilir. Evlenmemiş bir annenin babası tarafından terk edilmiş yetim çocuğu olan Hugo, ona asla bir soyadı vermemiştir. Roman boyunca ismi yanlışlık eseri Ursule, Lark veya Mademoiselle Lanoire olarak tanımlanmıştır.\nCosette, onu sömüren ve mağdur eden Thénardierler tarafından bakılmasını sağlayan Fantine'in kızıdır. Cosette'i kendi himayerine alıp onu kızı gibi yetiştiren Jean Valjean tarafından kurtarılmıştır ve bir manastır okulunda büyümüştür.\nRomanda genç bir avukat olan Marius Pontmercy'ye aşık olur.", + "question": "Cosette nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Cosette Victor Hugo'nun Sefiller (Les Misérables) adlı romanında kurgusal bir karakterdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1643", + "context": "Éponine Thénardier \"Jondrette kız\" olarak da anılan, 1862 yılında Victor Hugo'nun Sefiller (Les Misérables) adlı romanında kurgusal bir karakterdir.\nKarakter şımarık ve şımartılmış bir çocuk olarak tanıtıldı, ancak daha sonra romanda, eski cazibesinin ve masumiyetinin izlerini korurken Paris sokaklarında argo konuşa fakir bir genç kız olarak ortaya çıkıyor.", + "question": "Éponine nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Éponine Thénardier \"Jondrette kız\" olarak da anılan, 1862 yılında Victor Hugo'nun Sefiller (Les Misérables) adlı romanında kurgusal bir karakterdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1644", + "context": "Fantine Victor Hugo'nun 1862 tarihli romanı Sefiller'in (Les Misérables) kurgusal bir karakteri. Paris'te zengin bir öğrenci tarafından hamile kalan genç bir fransız kadındır. Sevgilisi onu terk ettikten sonra, çocukları Cosette'e tek başına bakmak zorunda kalır. Başlangıçta güzel ve naif bir kız olan Fantine, işini kaybederek, sonunda saçlarını ve ön dişlerini satarak, güzelliğini ve sağlığını kaybederek zor koşullarda bir fahişe olmaya zorlanır. Kazandığı para kızını desteklemek için gönderilir.\nİlk kez Fransa'da Rose Laurens tarafından müzikal olarak çalındı ve müzikal İngiltere'ye geldiğinde, Patti LuPone West End'de Fantine karakterini oynadı. Fantine o zamandan beri çok sayıda oyuncu tarafından tasvir edildi.\nFantine, kendini terk etmenin ve özverili anneliğin bir arketipi oldu. Hikâyenin sahne ve ekran versiyonlarında birçok aktris tarafından tasvir edildi ve sanat eserlerinde tasvir edildi.", + "question": "Fantine nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fantine Victor Hugo'nun 1862 tarihli romanı Sefiller'in (Les Misérables) kurgusal bir karakteri." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1645", + "context": "Hugo, Choctaw ilçesi, Oklahoma Amerika Birleşik Devletleri'nin bir şehir ve ilçe merkezidir. Teksas eyalet hattının yaklaşık 9 mil kuzeyinde Güneydoğu Oklahoma'da yer almaktadır. 2010 nüfus sayımı itibarıyla şehir nüfusu 5.310'dur. Şehir 1901'de kuruldu ve Fransız romancı Victor Hugo'nun adını aldı.", + "question": "Hugo, Oklahoma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hugo, Choctaw ilçesi, Oklahoma Amerika Birleşik Devletleri'nin bir şehir ve ilçe merkezidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1646", + "context": "Javert kurgusal bir karakter ve Victor Hugo'nun 1862 romanı Sefiller'in ana antagonistidir. Muhtemelen 1780'de doğdu. ve 7 Haziran 1832'de öldü. Önce bir hapishane gardiyanı, sonra bir polis müfettişi olan Javert'in karakteri, yasalara düşkün eğilimleri ve her türlü suçlulara duyduğu empati eksikliği ile tanımlanır. Sefiller'in (Les Misérables) ana kahramanı Jean Valjean'ın şartlı tahliye ihlali sonrasında peşinde düşer ve onu cezalandırmayı takıntı haline getirir.", + "question": "Javert nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Javert kurgusal bir karakter ve Victor Hugo'nun 1862 romanı Sefiller'in ana antagonistidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1647", + "context": "Jean Valjean kurgusal bir karakter ve Victor Hugo'nun 1862 romanı Sefiller'in baş kahramanıdır. Sefiller, yayımlandığı dönemde Fransa'da büyük ses getirmiştir. Dünya Edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biridir. Hugo bu karakterde ekonomik bunalım döneminde kız kardeşinin çocuklarını beslemek için ekmek çaldığı için hapis cezasınına çarptırılıp cezaevinden kaçmak için çeşitli girişimlerde bulunan ve cezasını çektikten sonra normal bir hayat sürmek için çabalayan karakterin mücadelesini anlatır. Ayrımcılık, zor hayat şartları ve toplumdan uzaklaşmayı anlatan bir karakterdir Valjean. Ayrıca Valjean karakteri romanda; Mösyö Madeleine, Ultime Fauchelevent, Mösyö Leblanc ve Urbain Fabre gibi adlarla da geçmektedir. Diğerlerinin aksine, Mösyö Leblanc'da Valjean karaktein asıl ismi değil beyaz saçlarından dolayı kendisine verilen bir takma addır.\nValjean'la defalarca karşılaşan ve onu hapse atmaya çalışan polis Müfettişi Javert, edebi kültürde arketipler haline gelmiştir. Popüler hayal gücünde, Jean Valjean karakteri Hugo'nun kendisini temsil etmiştir.\n1871'de Hugo, Paris Komünü olarak bilinen radikal isyan sırasında Brüksel'de yaşarken, anti-devrimci çeteler evine saldırır ve \"Jean Valjean aşağı!\" diye bağırarak pencereleri kırmıştır.", + "question": "Jean Valjean nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jean Valjean kurgusal bir karakter ve Victor Hugo'nun 1862 romanı Sefiller'in baş kahramanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1648", + "context": "Notre Dame de Paris, ilki 18 Eylül 1998'de, Paris'te bulunan Paris Kongre Sarayı'nda oynanan bir müzikaldir. Victor Hugo'nun aynı adlı romanından esinlenerek oluşturulan müzikalin sözlerini Luc Plamondon yazmış, bestelerini Richard Cocciante yapmıştır.\nFransa, Belçika, İsviçre ve Kanada gibi Fransızcanın ana dil ve/veya yoğun olarak kullanıldığı ülkelerin önemli şehirlerinde sahnelendikten sonra orijinal müzikalden daha kısa olan bir İngilizce versiyonu 2000 yılından itibaren Amerika, Las Vegas'ta ve tam İngilizce versiyonu da Londra'da oynanmış olup müzikalin dünya çapında tanınıp sevilmesine vesile olmuştur. Çok büyük bir başarı yakalamış ve birçok kere sahnelenmiştir.\nSahnelendiği diller arasında Fransızca, İngilizce, İtalyanca, İspanyolca, Rusça ve Türkçe gibi diller mevcuttur. Fransızca versiyonunun Paris Kongre Sarayı'nda, İtalyanca versiyonunun Verona Arenası'nda, Rusça versiyonunun Moskova'daki kayıtları CD ve/veya DVD ile yayınlanmış olup her dildeki albümü dünyada 10 milyon kopyadan fazla satmıştır. Seyirci sayısında 12 milyonu geçtiği bilinmektedir. Ayrıca bağımsız olarak Ermenice ve İsveççeye de çevrilse de hiçbir zaman sahneye konmamıştır.\nYakın geçmişte Uzak Doğu turnesine çıkan müzikalin buradaki dili Fransızca olmuş ve Seul, Pekin, Şangay ve Tayvan'da sahnelenmiştir. Buradan sonra 2005 yılında Paris'te tekrar sahnelenmiştir.", + "question": "Notre Dame de Paris (müzikal) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Notre Dame de Paris, ilki 18 Eylül 1998'de, Paris'te bulunan Paris Kongre Sarayı'nda oynanan bir müzikaldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1649", + "context": "Quasimodo, Victor Hugo tarafından 1831'de yazılan Notre Dame'ın Kamburu (Fransızca: Notre Dame de Paris, İngilizce: The Hunchback of Notre Dame) romanında Çingene Esmeralda'ya âşık olan çirkin, kambur, aksak ve sağır zangoç.\nRomandaki Quasimodo, vahşi ve asil ruhluluğun trajik bir örneğidir.", + "question": "Quasimodo nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Quasimodo, Victor Hugo tarafından 1831'de yazılan Notre Dame'ın Kamburu (Fransızca: Notre Dame de Paris, İngilizce: The Hunchback of Notre Dame) romanında Çingene Esmeralda'ya âşık olan çirkin, kambur, aksak ve sağır zangoç." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1650", + "context": "Futbol, on birer oyuncudan oluşan iki takım arasında, kendine özgü bir topla oynanan takım sporudur. 21. yüzyıl itibarıyla 200'ün üzerinde ülkede 250 milyonu aşkın oyuncu tarafından oynanmakta olup dünyadaki en popüler spordur.\nHer iki kısa kenarında birer kalenin yer aldığı, dikdörtgen şeklindeki bir sahada oynanır. Oyuncuların amacı, temelde ayak olmak üzere, eller ve kollar hariç vücudun kısımlarını kullanarak topu karşı takımın kalesine sokarak gol atmaktır. İstisnai olarak her iki takımın kalesini koruyan kaleciler, ceza alanı olarak adlandırılan, kendileri için belirlenmiş alanların sınırları dâhilinde topa elle müdahale edebilmektedir. Topun, sahanın uzun kenarlarından saha dışına çıkması durumunda taç atışı (topa son olarak hangi takım oyuncusu temas etmişse karşı takım kullanır), kısa kenarlarından dışarı çıkması durumunda ise köşe (bir oyuncunun, topu kendi kale çizgisi dışına çıkarması durumunda karşı taraf lehine kale çizgisi ile yan çizgisinin kesiştiği noktadan kullanılır) veya aut vuruşu (topun, hücum oyuncuları tarafından kale çizgisi dışına vurulması sonucunda ceza sahası içindeki kale sahasından vuruşu yapılarak top oyuna sokulur) ile oyun yeniden başlar. Kırk beşer dakikalık iki devreye ayrılan 90 dakikadan oluşan bir maçta karşı takımdan daha fazla gol atmayı başaran takım galip gelirken atılan gol sayılarının eşit olması durumunda maç berabere tamamlanır. Bazı müsabakalardaki kurallara göre normal süresi berabere tamamlanan maçlarda on beşer dakikalık iki devre hâlinde oynanan uzatma dakikaları, eşitliğin bu sürede de bozulmaması durumunda penaltı vuruşları sonucunda galip gelen taraf belirlenir.\nMÖ 300-200 yıllarında Çin'de ortaya çıkan ve günümüzdeki futbolla benzerlikler taşıyan cuju, oynanış bakımından futbola benzeyen ilk oyun olarak kabul edilmektedir. Yıllar boyunca dünyanın farklı yerlerinde futbola benzeyen oyunlar oynansa da modern futbol kuralları ilk olarak 1863 yılında Futbol Birliği tarafından sistemleştirilmiş olup günümüze kadar birçok değişikliğe uğramıştır. Futbolun uluslararası alandaki yönetim teşkilatı Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğidir (FIFA).", + "question": "Futbol nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Futbol, on birer oyuncudan oluşan iki takım arasında, kendine özgü bir topla oynanan takım sporudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1651", + "context": "Futbolcu veya Futbol oyuncusu, futbolun farklı türlerinden birini oynayan sporcudur. Başlıca futbol türleri: Futbol, Amerikan futbolu, Kanada futbolu, Avustralya futbolu, Gal futbolu, Ragbi ligi ve Ragbi birliğidir.\nDünyada 250 milyon futbol oyuncusunun olduğu ve futbolun diğer türlerini oynadığı tahmin edilmektedir.", + "question": "Futbolcu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Futbolcu veya Futbol oyuncusu, futbolun farklı türlerinden birini oynayan sporcudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1652", + "context": "Galatasaray, İstanbul'da Galatasaray Lisesinin de bulunduğu semtin ismidir. Galatasaray Spor Kulübü ismini bu semtten almıştır. Galatasaray Lisesinin önündeki meydan Galatasaray Meydanı olarak adlandırılır. Meydanda heykeltıraş Şadi Çalık tarafından yapılan 50. yıl Cumhuriyet anıtı bulunmaktadır.", + "question": "Galatasaray, Beyoğlu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Galatasaray, İstanbul'da Galatasaray Lisesinin de bulunduğu semtin ismidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1653", + "context": "Ömür Göksel (d. 2 Mayıs 1942, Kadıköy, İstanbul), Türk pop müzisyeni.", + "question": "Ömür Göksel nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ömür Göksel (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1654", + "context": "Nihat Kırmızı, (d. 1978) Türk iş insanı. İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı, Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı ve Galatasaray Sportif A.Ş. Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesidir.", + "question": "Nihat Kırmızı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nihat Kırmızı, (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1655", + "context": "Galatasaray Spor Kulübü, İstanbul'un Avrupa yakasında Beyoğlu ilçesinde kurulan, futbol, kadın futbol, erkek basketbol, kadın basketbol, tekerlekli sandalye basketbolu, kadın voleybol, erkek voleybol, su topu, hentbol, atletizm, yüzme, kürek, yelken, judo, briç, binicilik, espor ve satranç branşlarında faaliyet gösteren bir Türk spor kulübüdür. Türkiye'nin en başarılı ve en çok taraftara sahip spor kulüplerinden biri olup, özellikle erkek futbol takımıyla tanınmaktadır.\n1905 yılında Ali Sami Yen ve arkadaşları tarafından, öğrenci oldukları Galatasaray Lisesi'nde kurulan kulüp, Galatasaray Üniversitesi ve prestijli Galatasaray Lisesi ile birlikte Galatasaray Topluluğu'nun kilit üyeleri arasında yer almaktadır.\nGalatasaray futbol şubesi, Türkiye'de en çok Süper Lig (24), Türkiye Kupası (18) ve Türkiye Süper Kupası (17) şampiyonluğu elde ederek, Türkiye Futbol Federasyonu ve UEFA tarafından resmî olarak tanınan ve muhasebeleştirilen Türk futbol sistemi içindeki en üst ulusal profesyonel ligler ve kupalar olan bu müsabakalar nedeniyle Türkiye'nin en çok şampiyonluk kazanan futbol kulübü olmuştur.\nGalatasaray ayrıca 2000 yılında Arsenal'i yenerek UEFA Kupası şampiyonluğunu ve Real Madrid'i yenerek UEFA Süper Kupası'nı kazanmıştır. Bu başarılar Galatasaray'ı Türk futbol tarihinde Avrupa'da bu düzeyde başarıya ulaşan tek Türk futbol kulübü yapmaktadır.\nGalatasaray kadın basketbol takımı 2013-14 EuroLeague Women, 2009 ve 2018 yıllarında EuroCup Kadınlar şampiyonu olmuştur. 13 kez Kadınlar Basketbol Süper Ligi, 11 kez Kadınlar Türkiye Kupası, 8 kez Kadınlar Cumhurbaşkanlığı Kupasını müzesine götürmüştür. Galatasaray erkek basketbol takımı 2016 yılında Strasbourg'u mağlup ederek ilk EuroCup şampiyonluğunu elde etti. 5 kez Basketbol Süper Ligi, 3 kez Erkekler Türkiye Kupası, 2 kez Erkekler Cumhurbaşkanlığı Kupasını kazanmıştır.\nKulübün tekerlekli sandalye basketbol takımı 2008, 2009, 2011, 2013 ve 2014 yıllarında IWBF Şampiyonlar Ligi'ni kazanmıştır. Ayrıca 2008, 2009, 2011 ve 2012 yıllarında Kıtalararası Kitakyushu Kupasını kazanarak dünya şampiyonu olmuştur. Tekerlekli Sandalye Basketbol Süper Ligi'nde 10 kez şampiyonluk kazanan takım, bu alandaki rekorun sahibidir.\nErkek voleybol takımı 2016 yılında, kadın voleybol takımı ise 2023 ve 2024 yıllarında Balkan Şampiyonu olmuştur. Erkek voleybol takımı 4 kez Efeler Ligi, 1 kez Şampiyonlar Kupasını kazanmıştır.\nGalatasaray Sutopu Takımı, 2023-24 sezonunda LEN Challenger Kupası şampiyonu olmuştur. Sutopu takımı ayrıca 29 kez Türkiye Sutopu Süper Ligi'nde şampiyon olarak bu alandaki rekoru elinde bulundurur.\nGalatasaray Judo Takımı, 2012, 2014 ve 2021 yıllarında Avrupa Judo Şampiyonası'nda altın madalya kazanmıştır.\n2004 yılında Polonya'nın Poznań şehrinde gerçekleşen 23 Yaş Altı Dünya Kürek Şampiyonası'nda yarışan İhsan Emre Vural ve Ahmet Yumrukaya ikilisi, hafif kilo iki tek kategorisinde şampiyon olarak, Türkiye'nin kürekteki ilk şampiyonluğunu kazandırdılar.\nKulübün yelken, yüzme ve kürek şubelerinde birçok şampiyonluk ve madalyaları bulunmaktadır.", + "question": "Galatasaray SK nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Galatasaray Spor Kulübü, İstanbul'un Avrupa yakasında Beyoğlu ilçesinde kurulan, futbol, kadın futbol, erkek basketbol, kadın basketbol, tekerlekli sandalye basketbolu, kadın voleybol, erkek voleybol, su topu, hentbol, atletizm, yüzme, kürek, yelken, judo, briç, binicilik, espor ve satranç branşlarında faaliyet gösteren bir Türk spor kulübüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1656", + "context": "Beşiktaş, İstanbul ilinin bir ilçesidir. Adını İstanbul'un en eski semtlerinden biri olan Beşiktaş semtinden alır. 8,4 km uzunluğunda sahili olduğu İstanbul Boğazı'nın Rumeli yakasında yer alan ilçe batıda Şişli ve Kâğıthane, güneybatıda Beyoğlu, kuzeyde Sarıyer ilçeleriyle komşudur. Yüzölçümü 18 km², nüfusu ise 2019 ADNKS verilerine göre 182.649'dur.\nHem nüfus, hem de alan olarak İstanbul kentinin küçük ilçelerinden biri olmasına karşın iki kıtayı ve İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin bağlantı yolları, sahip olduğu son dönem Osmanlı mimarisi eserleri, Boğaziçi yamaçları, üniversiteler ile çeşitli bölüm ve fakülteler ve Levent-Maslak hattındaki iş merkezleri nedeniyle gündüz nüfusunun sayım nüfusuna göre birkaç misli arttığı bir alandır. Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın yaptığı araştırmaya göre Türkiye'nin en gelişmiş 3. ilçesi seçilmiştir.", + "question": "Beşiktaş nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Beşiktaş, İstanbul ilinin bir ilçesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1657", + "context": "2017 İstanbul gece kulübü saldırısı ya da Reina Katliamı, 1 Ocak 2017'de yerel saatle 01:15'te İstanbul'un Beşiktaş ilçesindeki Ortaköy semtinde bulunan Reina adlı gece kulübüne yeni yıl kutlamaları sırasında düzenlenen silahlı saldırı. Saldırı sonucunda 39 kişi öldü, 70 kişi ise yaralandı.\nIrak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) bir gün sonra saldırının sorumluluğunu üstlendiğini açıkladı. Saldırgan ve bazı örgüt militanları 17 Ocak 2017 yerel saatle 00.15'te İstanbul Esenyurt'ta bir sitede güvenlik güçleri tarafından yapılan operasyonla ele geçirildi.", + "question": "2017 İstanbul gece kulübü saldırısı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "2017 İstanbul gece kulübü saldırısı ya da Reina Katliamı, 1 Ocak 2017'de yerel saatle 01:15'te İstanbul'un Beşiktaş ilçesindeki Ortaköy semtinde bulunan Reina adlı gece kulübüne yeni yıl kutlamaları sırasında düzenlenen silahlı saldırı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1658", + "context": "Bebek Badem Ezmecisi, İstanbul'un Bebek semtinde bulunan bir badem ezmecisidir. Bebek'te hala faal olan en eski dükkânlardan biridir. Badem ezmecesindeki tatlılar tatlandırıcı kullanılmadan yapılmaktadır. Dükkânda sade ve fıstıklı olmak üzere iki çeşit badem ezmesi satılmaktadır. Bununla beraber şekerleme, çikolata ve lokum satışı da yapılmaktadır. Başka bir yerde şubesi olmayan dükkân kargo ile hizmet vermektedir.", + "question": "Bebek Badem Ezmecisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bebek Badem Ezmecisi, İstanbul'un Bebek semtinde bulunan bir badem ezmecisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1659", + "context": "Cristiano Ronaldo dos Santos Aveiro (d. 5 Şubat 1985, Funchal, Madeira), Suudi Profesyonel Ligi takımlarından En-Nasr'da forma giyen ve Portekiz millî futbol takımının kaptanlığını yapan Portekizli futbolcudur. Dünyanın en iyi futbolcularından biri olarak kabul edilir. Beş Ballon d'Or ve dört Altın Ayakkabı kazanarak bir Avrupalı olarak bu ödülü en çok kazanan oyuncu, 2020 yılında Ballon d'Or Rüya Takımı'na seçilmiştir. Yedi Lig şampiyonluğu, beş FIFA Kulüpler Dünya Kupası ve beş UEFA Şampiyonlar Ligi de dâhil olmak üzere toplamda 35 kupa kazanmıştır. Şampiyonlar Ligi tarihinde en çok maça (183) çıkan, gol (140) atan ve asist (42) yapan oyuncudur. 1200'den fazla resmî maça çıkan birkaç futbolcudan birisidir ve kariyeri boyunca 900'den fazla gol atmıştır. IFFHS ve diğer medya kuruluşlarına göre futbol tarihinin en golcü oyuncusudur.\nRonaldo, üst düzey kariyerine Sporting'de başladı. 2003 yılında İngiliz takımı Manchester United'a transfer oldu ve ilk sezonunda FA Kupası'nı kazandı. Ayrıca arka arkaya üç Premier League şampiyonluğu, bir UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu ve bir FIFA Kulüpler Dünya Kupası'nı kazandı. 23 yaşındayken ilk Ballon d'Or'unu kazandı. Ronaldo, 2009 yılında 94 milyon euro (80 milyon £) değerinde bir transferle Real Madrid'e imza attığında, o zamanların en pahalı futbol transferinin konusu olmuştu. Bu dönemde, 2013, 2014'te ve 2016, 2017'de arka arkaya Ballon d'Or kazandı. Aynı zamanda kulübün ve Şampiyonlar Ligi'nde tüm zamanların en golcü oyuncusu oldu. 2012 ve 2018 yılları arasında üst üste altı sezon boyunca turnuvayı en golcü oyuncu olarak tamamladı. Ronaldo, Real Madrid ile dört Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, iki La Liga şampiyonluğu, iki Copa del Rey, üç UEFA Süper Kupası ve üç Kulüpler Dünya Kupası kazandı. 2018'de İtalyan kulübü Juventus'a ilk 100 milyon euro (88 milyon £) değerinde bir transferle imza attı; bu, bir İtalyan kulübü ve 30 yaş üstü bir oyuncu için en pahalı transfer oldu. İki Serie A şampiyonluğu, iki Supercoppa Italiana kupası ve bir Coppa Italia kazandı ve Serie A'nın En Değerli Oyuncusu oldu. İngiliz, İspanyol ve İtalyan liglerini gol kralı olarak bitiren ilk futbolcu oldu. 2021'de Manchester United'a döndü ve sözleşmesi 2022'de feshedilmeden önce kulübün en golcü oyuncusu olarak tek sezonunu tamamladı. 2023'te En-Nasr'a imza attı.\nPortekiz ve tüm millî takımlar baz alındığında en fazla maça çıkan (216) ve en çok gol atan (133) atan kişidir. Real Madrid tarihinde La Liga'da (311), Şampiyonlar Ligi'nde (105) ve toplamda en çok gol (450) atan futbolcudur. Avrupa Futbol Şampiyonası tarihinin (14), Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinin (38) en çok gol atan futbolcusudur. FIFA Dünya Kupası tarihinde 5 farklı turnuvada gol atan ilk futbolcu olmuştur.\nDünyanın en iyi sporcularından biri olan Ronaldo, Forbes tarafından 2016, 2017 ve 2023'te dünyanın en çok kazanan sporcusu, 2016'dan 2019'a kadar ESPN tarafından dünyanın en ünlü sporcusu seçildi. Time onu 2014 yılında dünyadaki en etkili 100 kişi listesine dahil etmiştir. Kariyerinde bir milyar dolar kazanan ilk futbolcu olmuştur.", + "question": "Cristiano Ronaldo nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Cristiano Ronaldo dos Santos Aveiro (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1660", + "context": "Cristiano Ronaldo, Portekiz millî futbol takımında forvet pozisyonunda oynayan Portekizli futbolcudur. Millî takım formasını ilk kez 2003'te Kazakistan karşısında giymiştir. Oynadığı 217 maçta 135 gol kaydetmiştir.\nMillî takım formasını ilk kez 20 Ağustos 2003 tarihinde Kazakistan ile oynanan dostluk maçında giymiştir. İlk golünü ise bir yıl sonra sekizinci millî maçında 2004 Avrupa Futbol Şampiyonası grup aşamasında Yunanistan karşısında kaydetmiştir. Şu anda 204 maçta attığı 128 golle Portekiz'in ve dünyanın en golcü millî futbolcusudur.\n6 Eylül 2013 tarihinde 2014 FIFA Dünya Kupası elemeleri maçında Kuzey İrlanda'ya karşı ilk kez hat-trick yapmıştır. Millî takım ile 10 kere hat-trick yaparken 2 kere de bir maçta dört gol kaydetti. 5 Mart 2014'te Kamerun'a karşı attığı gollerle 49 gole ulaşarak Pauleta'nın 47 gollük rekorunu egale etti ve Portekiz tarihinin en golcü futbolcusu oldu. 14 Kasım 2014 tarihinde 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde Ermenistan'a attığı gol ile UEFA Avrupa Şampiyonası elemelerinde ve turnuvada toplam 23 gol atarak Türkiye'den Hakan Şükür'ü ve Danimarka'dan Jon Dahl Tomasson'u geride bıraktı ve en golcü oyuncu oldu. 20 Haziran 2018 tarihinde 2018 FIFA Dünya Kupası'nda Fas' karşı attığı 85. golünde Macaristan'dan Ferenc Puskás'ı geçerek tarihin en golcü Avrupalı futbolcusu olmuştur. 8 Eylül 2020 tarihinde 2020-21 UEFA Uluslar Ligi'nde İsviçre'ye karşı attığı 100. ve 101. golleriyle millî takımlarda 100 gol barajını aşan ilk Avrupalı futbolcu olmuştur. 1 Eylül 2021 tarihinde 2022 FIFA Dünya Kupası elemelerinde İrlanda'ya karşı attığı 110. ve 111. golleriyle İran'dan Ali Dayi'yi geçerek tarihin millî takımlardaki en golcü futbolcusu olmuştur.\nRonaldo millî takım ile 12 büyük turnuvaya katılmıştır. Bunlar 2004, 2008, 2012, 2016 ve 2020 (2021'de oynandı) Avrupa Futbol Şampiyonası; 2006, 2010, 2014, 2018 ve 2022 FIFA Dünya Kupası; 2017 FIFA Konfederasyonlar Kupası ve 2019 UEFA Uluslar Ligi Finalleri'dir. Katıldığı bu büyük turnuvaların hepsinde gol atma başarısı göstermiştir. 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda zafere ulaşan Portekiz'in kaptanlığını yapıp üç gol ve üç asist katkıyla turnuvanın ikinci en yüksek golcüsü olarak Gümüş Ayakkabı ödülünü kazanmıştır. Ayrıca kariyerinde üçüncü kez turnuvanın takımına seçilmiştir. Avrupa Futbol Şampiyonası'nda on dört, Dünya Kupası eleme aşamasında sekiz, UEFA Uluslar Ligi'nde yedi ve Konfederasyon Kupası'nda iki gol kaydetmiştir. FIFA Dünya Kupası elemelerinde 36, Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde 31 gol atarak Avrupa eleme maçlarında elliden fazla gol atan ilk oyuncu olmuştur. Kalan 20 gol ise dostluk maçlarında kaydedilmiştir. Tüm rakipleri arasında Lüksemburg 9 gol ile en çok gol attığı takımdır. Estádio Algarve'de millî forma ile toplam 16 gol kaydetmiştir. 12 Ekim 2021'de Ronaldo 10. kez hat-trick yaparak rekorun önceki sahibi İsveçli futbolcu Sven Rydell'i geçmiştir.", + "question": "Cristiano Ronaldo'nun attığı millî takım golleri listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Cristiano Ronaldo, Portekiz millî futbol takımında forvet pozisyonunda oynayan Portekizli futbolcudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1661", + "context": "Cristiano Ronaldo'nun kariyer başarıları listesi, Tüm zamanların en iyi futbolcularından biri olarak kabul edilen Portekizli futbolcu Cristiano Ronaldo, beş kez Ballon d'Or ödülünü, üç kez Avrupa'da En İyi Oyuncu ödülünü ve dört kez Altın Ayakkabı ödülünü kazanarak bir Avrupalı olarak bu ödülü en çok kazanan kişidir.\nRonaldo, futbol kariyeri boyunca toplamda 33 kupa kazandı. Ocak 2021 itibarıyla toplamda 300'den fazla kupa ve madalya kazandı; bunların bir kısmı çocukluğuna kadar uzanıyordu.", + "question": "Cristiano Ronaldo'nun kariyer başarıları listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Cristiano Ronaldo'nun kariyer başarıları listesi, Tüm zamanların en iyi futbolcularından biri olarak kabul edilen Portekizli futbolcu Cristiano Ronaldo, beş kez Ballon d'Or ödülünü, üç kez Avrupa'da En İyi Oyuncu ödülünü ve dört kez Altın Ayakkabı ödülünü kazanarak bir Avrupalı olarak bu ödülü en çok kazanan kişidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1662", + "context": "Madeira Havaalanı (Portekizce: Aeroporto da Madeira) (IATA: FNC, ICAO: LPMA), gayri resmi olarak Funchal Havaalanı (Aeroporto do Funchal), eski adıyla Santa Catarina Havaalanı (Aeroporto de Santa Catarina) ve resmi olarak Cristiano Ronaldo Uluslararası Havaalanı, Portekiz'deki uluslararası bir havaalanıdır. Portekiz takımadalarındaki ve Madeira özerk bölgesindeki Santa Cruz sivil cemaati. Havaalanı, bölgesel başkent Funchal'ın 13,2 km (8,2 mil) doğu-kuzeydoğusunda yer alır ve bazen gayri resmi olarak onun adıyla anılır. Madeira'nın bir eğlence destinasyonu olarak önemi nedeniyle çoğunlukla Avrupa metropol destinasyonlarına uçuşlara ev sahipliği yapıyor ve kargonun Madeira takımadalarına girip çıkmasında çok önemli. Portekiz'in dördüncü en yoğun havalimanıdır. Havaalanı, adını tüm zamanların en büyük futbolcularından biri olarak kabul edilen Madeira yerlisi Cristiano Ronaldo'dan almıştır.\nHavalimanı, konumu ve pist inşaatı nedeniyle dünyanın en tehlikeli havalimanlarından biri olarak kabul ediliyor. 2004 yılında Uluslararası Köprü ve Yapı Mühendisliği Derneği tarafından Üstün Yapı Ödülü'nü aldı. History Channel programı Most Extreme Airports, burayı dünyanın en tehlikeli dokuzuncu, Avrupa'nın ise üçüncü en tehlikeli havalimanı olarak sıraladı. Pilotların havalimanına inebilmeleri için ek eğitim almaları gerekiyor.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Madeira Havaalanı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Madeira Havaalanı (Portekizce: Aeroporto da Madeira) (IATA: FNC, ICAO: LPMA), gayri resmi olarak Funchal Havaalanı (Aeroporto do Funchal), eski adıyla Santa Catarina Havaalanı (Aeroporto de Santa Catarina) ve resmi olarak Cristiano Ronaldo Uluslararası Havaalanı, Portekiz'deki uluslararası bir havaalanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1663", + "context": "Messi-Ronaldo rekabeti veya Ronaldo-Messi rekabeti, Arjantinli futbolcu Lionel Messi ve Portekizli futbolcu Cristiano Ronaldo'yu içeren medya ve taraftarlar tarafından teşvik edilen, esas olarak çağdaş oldukları, benzer rekorları ve sportif başarıları nedeniyle futbolda bir spor rekabetidir. Birlikte sporda çeşitli tarihi dönüm noktalarına ulaştılar ve tüm zamanların en iyi iki oyuncusu olarak kabul edildiler. Şimdiye kadar üst düzey kariyerleri boyunca toplam 80 büyük kupa (Messi 45, Ronaldo 35) kazanan ve tek bir sezonda düzenli olarak 50 gol barajını aşarak gelmiş geçmiş en madalyalı futbolculardan olmuşlardır. Kariyerleri boyunca ikisi de 800 gol barajını aşmıştır. Ronaldo, IFFHS ve diğer medya kuruluşlarına göre futbol tarihinin en golcü oyuncusudur.\nRonaldo fiziksel özellikleri, gol atma becerileri, liderliği ve baskı altındaki performansıyla övgü alırken, Messi top sürme, oyun kurma, pas ve gol atma kombinasyonuyla övgü aldı. Boksta Muhammed Ali - Joe Frazier rekabeti ve Roger Federer - Rafael Nadal rekabeti gibi geçmişteki küresel spor rekabetleriyle karşılaştırılmıştır.\nBazı yorumcular ikisinin farklı fiziklerini ve oyun tarzlarını analiz etmeyi tercih ederken, tartışmanın bir kısmı iki oyuncunun zıt kişilikleri etrafında dönüyor; Ronaldo bazen mizaçlı biri olarak tanımlanırken, Messi'nin daha çekingen bir karaktere sahip olduğu düşünülür.\nMessi, Arjantin ile birlikte 2022 FIFA Dünya Kupası'nı kazanınca bazı yorumcular uzun yıllardır süregelen bu rekabeti Messi'nin kazandığını söylediler. Fakat bazı yorumcular ise, Ronaldo'nun Portekiz ile birlikte gerek 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası ve 2019 UEFA Uluslar Ligi'ni kazanmasıyla, gerekse millî takım istatistiklerinde Messi'den önde olması nedeniyle tartışmanın hâlâ devam ettiğini söyledi.", + "question": "Messi-Ronaldo rekabeti nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Messi-Ronaldo rekabeti veya Ronaldo-Messi rekabeti, Arjantinli futbolcu Lionel Messi ve Portekizli futbolcu Cristiano Ronaldo'yu içeren medya ve taraftarlar tarafından teşvik edilen, esas olarak çağdaş oldukları, benzer rekorları ve sportif başarıları nedeniyle futbolda bir spor rekabetidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1664", + "context": "Ronaldo, Anthony Wonke'nin yönettiği 2015 yapımı İngiliz belgesel filmidir. Portekizli profesyonel futbolcu Cristiano Ronaldo'nun hayatını ve kariyerini anlatıyor. Film, 9 Kasım 2015'te dünya çapında gösterime girdi. Filmin fragmanı 28 Eylül 2015'te yayınlandı.", + "question": "Ronaldo (film) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ronaldo, Anthony Wonke'nin yönettiği 2015 yapımı İngiliz belgesel filmidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1665", + "context": "Liolaemus messii, Iguanidae familyasından bir kertenkele türüdür. Arjantin'e özgü bir türdür. Adını Arjantinli futbolcu Lionel Messi'den almıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Liolaemus messii nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Liolaemus messii, Iguanidae familyasından bir kertenkele türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1666", + "context": "Lionel Andrés Messi (d. 24 Haziran 1987, Rosario), ayrıca Leo Messi olarak da bilinir, Major League Soccer takımlarından Inter Miami'de forma giyen ve Arjantin millî takımının kaptanlığını yapan Arjantinli futbolcudur. Dünyanın en iyi futbolcularından biri olarak kabul edilir. Sekiz Ballon d'Or ve altı Altın Ayakkabı kazanarak iki ödülde de rekor kıran oyuncu, 2020 yılında Ballon d'Or Rüya Takımı'na seçilmiştir. Kulüpten ayrılmadan önce bütün profesyonel kariyerini Barcelona'da geçirmiş; orada on La Liga şampiyonluğu, yedi Copa del Rey ve dört UEFA Şampiyonlar Ligi de dâhil olmak üzere 35 kupa kazanmış, toplamda ise 46 kupa kazanmıştır. La Liga'da en çok gol (474) atan, en çok Hat trick (36) yapan ve en çok asist (192) yapan oyuncu rekorlarını elinde tutmaktadır. Kulüp ve ülke kariyerinde 800'den fazla gol atmış ve bir kulüp için en fazla gol (672) atan oyuncu olmuştur.\nArjantin'in Rosario şehrinde dünyaya gelen Messi, futbola sekiz yaşındayken şehrin takımı olan Newell's Old Boys'da başladı. 13 yaşındayken büyüme hormonu eksikliği tedavisi görmesi ve futbola Barcelona'da devam etmesi için İspanya'nın Barselona şehrine taşındı. Takımın formasını ilk kez 2004-05 sezonunda giydi; 2005-06 sezonunda La Liga ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşadı. 2008-09 sezonunda ilk kez ellinin üzerinde maça çıkarak kulübün üç kupa kazanmasında merkezî rol alan oyuncu; o sene 22 yaşındayken ilk Ballon d'Or'unu kazandı. Takip eden üç sezonda da Ballon d'Or kazanarak tarihte bu ödülü üst üste dört kez kazanan ilk ve tek futbolcu oldu. 2011-12 sezonunda lig ve Avrupa için toplamda 73 gol atarak rekor kırarken aynı sezon Barcelona tarihinin en golcü futbolcusu oldu. Sonraki iki sezonun Ballon d'Or listesinde Ronaldo'nun arkasında yer aldı. 2014-15 sezonunda yeniden Şampiyonlar Ligi'ni kazanarak sezonu üç kupayla bitirdi ve beşinci Ballon d'Or'unu kazandı. Andrés Iniesta'nın takımdan ayrılmasıyla 2018'de Barcelona kaptanı olan Messi, 2019'da altıncı kez Ballon d'Or ödülünü kazandı. Sözleşmesinin bitişiyle beraber Ağustos 2021'de Paris Saint-Germain'le anlaştı. Takımıyla iki sezonda iki Ligue 1 şampiyonluğu kazandıktan sonra sözleşme yenilemedi ve Inter Miami'nin teklifini kabul etti.\nMessi, Arjantin millî takımı için en çok maça çıkan ve en çok gol atan oyuncu konumundadır. 2005 FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası'nda şampiyonluk yaşadı; turnuvanın en golcü oyuncusu olurken aynı zamanda en iyi oyuncusu seçildi. Oyun tarzlarındaki benzerlik sebebiyle vatandaşı Diego Maradona'yla karşılaştırıldı ve onun halefi olarak görülmeye başlandı. 2005 Ağustos'tan beri millî takım forması giyen Messi; 2006'da bir Dünya Kupası'nda oynayan ve gol atan en genç Arjantinli oldu. Turnuvanın en iyi genç oyuncusu seçildiği 2007 Copa América'da finalde Brezilya'ya 3-0 kaybetti. 2008 Yaz Olimpiyatları'nda takımıyla bir altın madalya kazandı. 2011'de millî takım kaptanı olmasından itibaren takımını 2014 Dünya Kupası'nda; 2015 ve 2016 Copa América'da finale taşıdı; ilk ikisinde turnuvanın en iyi oyuncusu seçildi ancak oynadığı üç finali de kaybetti. 2016'da millî takımdan emekliliğini duyurmasının ardından kararından geri dönerek takımını 2018 Dünya Kupası'na götürdü, 2019 Copa América'da üçüncü oldu ve 2021 Copa América'da finalde Brezilya'yı yenerek ilk şampiyonluğunu kazandı. Şampiyonluğun yanı sıra, turnuvanın en iyi oyuncusu seçildi ve dört golle gol kralı oldu. Bu başarı, Messi'nin yedinci Ballon d'Or'unu kazanmasına neden oldu. 2022 Dünya Kupası'nda, Arjantin'in 36 sene sonra gelen dünya şampiyonluğuna yedi gol üç asistle katkı verdi ve ikinci kez turnuvanın en iyi oyuncusu seçildi; bunun üzerine 2023 Ballon d'Or kazananı olarak ödül sayısını sekize çıkardı. 2024 Copa América şampiyonluğuyla birlikte üst üste üçüncü uluslararası turnuvasını kazandı.\nMessi, 2006'dan beri spor giyim markası Adidas'ın sözleşmeli sporcusudur. Forbes'a göre 2019 ve 2022 yıllarında dünyanın en çok kazanan sporcusu olmuştur. Aynı dergi, Messi'nin 2010-2019 arasındaki on yıllık dönemde 750 milyon dolar kazandığını; Floyd Mayweather ve Ronaldo'nun ardından en çok kazanan üçüncü sporcu olduğunu açıklamıştır. Time ise Messi'yi 2011, 2012 ve 2023'te dünyadaki en etkili 100 kişiden biri arasına koymuştur. 2020 ve 2023'te Laureus Yılın Erkek Sporcusu seçilerek bu ödülü kazanan ilk ve tek futbolcu olmuştur. Ayrıca toplam kazancı bir milyar dolara ulaşan Messi, Ronaldo'dan sonra bunu başaran ikinci futbolcudur.", + "question": "Lionel Messi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Lionel Andrés Messi (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1667", + "context": "Lionel Messi, Arjantin millî futbol takımında forvet pozisyonunda oynayan Arjantinli futbolcudur. Millî takım formasını ilk kez 2005'te giymiştir. Oynadığı 191 maçta 112 gol kaydetmiştir. 21 Haziran 2016 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı oynanan Copa América Centenario yarı final karşılaşmasında serbest vuruştan kaydettiği gol ile önceki rekor sahibi Gabriel Batistuta'nın 54 gol rekorunu geçerek Arjantin millî takımı tarihindeki en golcü oyuncu olmuştur. Ayrıca 9 Eylül 2021 tarihinde Bolivya karşısında yaptığı hat-trick ile Pelé'nin 77 gol rekorunu geçerek tarihin en golcü Güney Amerikalı futbolcusu olmuştur. Millî takım formasını ilk kez 17 Ağustos 2005 tarihinde Macaristan ile oynanan ve 2-1 galip gelinen maçta giymiştir. İlk golünü ise bir yıl sonra altıncı millî maçında Hırvatistan karşısında kaydetmiştir.\n16 Haziran 2006 tarihinde 18 yıl 357 gün ile Sırbistan-Karadağ karşısında attığı golle Arjantin'in FIFA Dünya Kupası'nda gol atan en genç oyuncusu olmuştur. Millî takım ile 10 kere hat-trick yaparken 13 kere de iki gol kaydetti. 5 Haziran 2022 tarihinde Estonya ile oynanan dostluk maçında millî forma ile ilk kez 5 gol kaydetti. Tüm rakipleri arasında 11 gol ile Bolivya en çok gol attığı takımdır.\nAttığı gollerin 34 tanesi FIFA Dünya Kupası elemelerinde, 14 tanesi ise Copa América'dadır. 2007, 2015 ve 2016 yıllarında finale kaldıktan sonra 2021'de ülkesini zafere taş��mıştır. 2015 Copa América'da, turnuvayı ikinci bitirdiği için kendisine verilen turnuvanın en iyi oyuncusu ödülünü reddetti ve ödül törenden çıkarılarak kimseye verilmedi. 2021 yılındaki performansından sonra en iyi oyuncu ödülünü kabul etti. FIFA Dünya Kupası'nda 13 gol ile Arjantin'in en golcü oyuncusudur. 2006'da bir kere, takımını finale taşıyıp Altın Top Ödülü kazandığı 2014'te dört kere, 2018'de bir kere ve 2022'de ise yedi kere ağları havalandırmıştır. 2022'de üçüncü kez Arjantin'in FIFA Dünya Kupası'nda kaptanlığını yaparak finalde attığı 2 golle Altın Top ödülünü ikinci kez kazandı ve bu ödülü en çok kazanan isim oldu. Messi'nin kalan 51 golü ise dostluk maçlarında kaydedildi.", + "question": "Lionel Messi'nin attığı millî takım golleri listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Lionel Messi, Arjantin millî futbol takımında forvet pozisyonunda oynayan Arjantinli futbolcudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1668", + "context": "Arjantinli futbolcu Lionel Messi, tüm zamanların en iyi futbolcularından biri olarak kabul edilmekte olup, kariyeri boyunca sekiz Ballon d'Or ve üç FIFA En İyi Erkek Futbolcu ödülünü kazanarak bu ödülleri en çok kazanan oyuncu unvanını elde etmiştir. Ayrıca, La Liga'da (474), Supercopa de España'da (14), UEFA Süper Kupa'da (3) gol rekorunu ve tarih boyunca en çok resmî asist (379) rekorunu elinde tutmaktadır. Profesyonel kariyerinde kulüp ve millî takım formasıyla 850 gol atan Messi, aynı zamanda Avrupa Altın Ayakkabısını beş ve altı kez kazanan ilk ve tek oyuncudur. Messi, futbol kariyeri boyunca toplamda 45 kupa kazanmıştır.", + "question": "Lionel Messi'nin kariyer başarıları listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Arjantinli futbolcu Lionel Messi, tüm zamanların en iyi futbolcularından biri olarak kabul edilmekte olup, kariyeri boyunca sekiz Ballon d'Or ve üç FIFA En İyi Erkek Futbolcu ödülünü kazanarak bu ödülleri en çok kazanan oyuncu unvanını elde etmiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1669", + "context": "Lionel Messi, hem Major League Soccer kulübü Inter Miami'de hem de Arjantin millî takımında forvet olarak oynayan ve kaptanlık yapan Arjantinli profesyonel futbolcudur. Bireysel başarıları arasında sekiz Ballon d'Or ödülü bulunmaktadır ki bu bir futbolcunun kazandığı en büyük ödüldür. 45 takım kupası kazanarak profesyonel futbol tarihinin en çok kupa kazanan oyuncusu olmuştur. Olağanüstü gol atma yeteneği, ustaca top kontrolü, üst düzey pasları ve oyun kuruculuğunun yanı sıra olağanüstü top sürme becerileri, futbol tarihinin en büyük ve en ikonik oyuncularından biri olarak tanınmasını sağlamıştır. ABD merkezli spor şirketi ESPN, 2024 yılında Messi'yi 21. yüzyılın en büyük oyuncusu seçti.", + "question": "Lionel Messi'nin kariyeri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Lionel Messi, hem Major League Soccer kulübü Inter Miami'de hem de Arjantin millî takımında forvet olarak oynayan ve kaptanlık yapan Arjantinli profesyonel futbolcudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1670", + "context": "Messi, Álex de la Iglesia'nın yönettiği 2014 yapımı belgesel filmdir. Film, vizyona girdiği dönemde FC Barcelona'da forma giyen Arjantinli futbolcu Lionel Messi'nin parlayışını konu alır.", + "question": "Messi (film, 2014) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Messi, Álex de la Iglesia'nın yönettiği 2014 yapımı belgesel filmdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1671", + "context": "Messi, Riingo Banerjee'nin yönettiği ve yapımcılığını Pradip Churiwal'ın üstlendiği 2017 yapımı Bengalce futbol filmidir. Filmin adı Arjantinli futbolcu Lionel Messi'ye göndermedir.", + "question": "Messi (film, 2017) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Messi, Riingo Banerjee'nin yönettiği ve yapımcılığını Pradip Churiwal'ın üstlendiği 2017 yapımı Bengalce futbol filmidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1672", + "context": "Messi (Rusça: Месси; d. 30 Ekim 2015), Rus çift Alexandr ve Mariya Dmitriev tarafından sahiplenen evcil bir puma, model and İnternet ünlüsüdür. Dmitrievler, Rusya'nın Penza kentinde geniş bir arsa üzerinde iki katlı bir evde Messi ile birlikte yaşıyor. Messi, 2016'da yerel bir hayvanat bahçesinden evlat edinildi. 2017'de Dmitrievler, 2018'de popülerleşen ve aboneleri artmaya devam eden Messi için bir Instagram hesabı ve bir YouTube kanalı açtı.", + "question": "Messi (puma) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Messi (Rusça: Месси; d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1673", + "context": "Messi-Ronaldo rekabeti veya Ronaldo-Messi rekabeti, Arjantinli futbolcu Lionel Messi ve Portekizli futbolcu Cristiano Ronaldo'yu içeren medya ve taraftarlar tarafından teşvik edilen, esas olarak çağdaş oldukları, benzer rekorları ve sportif başarıları nedeniyle futbolda bir spor rekabetidir. Birlikte sporda çeşitli tarihi dönüm noktalarına ulaştılar ve tüm zamanların en iyi iki oyuncusu olarak kabul edildiler. Şimdiye kadar üst düzey kariyerleri boyunca toplam 80 büyük kupa (Messi 45, Ronaldo 35) kazanan ve tek bir sezonda düzenli olarak 50 gol barajını aşarak gelmiş geçmiş en madalyalı futbolculardan olmuşlardır. Kariyerleri boyunca ikisi de 800 gol barajını aşmıştır. Ronaldo, IFFHS ve diğer medya kuruluşlarına göre futbol tarihinin en golcü oyuncusudur.\nRonaldo fiziksel özellikleri, gol atma becerileri, liderliği ve baskı altındaki performansıyla övgü alırken, Messi top sürme, oyun kurma, pas ve gol atma kombinasyonuyla övgü aldı. Boksta Muhammed Ali - Joe Frazier rekabeti ve Roger Federer - Rafael Nadal rekabeti gibi geçmişteki küresel spor rekabetleriyle karşılaştırılmıştır.\nBazı yorumcular ikisinin farklı fiziklerini ve oyun tarzlarını analiz etmeyi tercih ederken, tartışmanın bir kısmı iki oyuncunun zıt kişilikleri etrafında dönüyor; Ronaldo bazen mizaçlı biri olarak tanımlanırken, Messi'nin daha çekingen bir karaktere sahip olduğu düşünülür.\nMessi, Arjantin ile birlikte 2022 FIFA Dünya Kupası'nı kazanınca bazı yorumcular uzun yıllardır süregelen bu rekabeti Messi'nin kazandığını söylediler. Fakat bazı yorumcular ise, Ronaldo'nun Portekiz ile birlikte gerek 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası ve 2019 UEFA Uluslar Ligi'ni kazanmasıyla, gerekse millî takım istatistiklerinde Messi'den önde olması nedeniyle tartışmanın hâlâ devam ettiğini söyledi.", + "question": "Messi-Ronaldo rekabeti nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Messi-Ronaldo rekabeti veya Ronaldo-Messi rekabeti, Arjantinli futbolcu Lionel Messi ve Portekizli futbolcu Cristiano Ronaldo'yu içeren medya ve taraftarlar tarafından teşvik edilen, esas olarak çağdaş oldukları, benzer rekorları ve sportif başarıları nedeniyle futbolda bir spor rekabetidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1674", + "context": "Yeni Maradona veya Yeni Diego, basın ve halk tarafından gelecek vadeden Arjantinli futbolculara Diego Maradona'ya saygı olarak verilen bir unvandı. Maradona emekli olduğundan beri insanlar, Maradona'nın 1986 ve 1990'da yaptığı gibi Arjantin milli takımını Dünya Kupası finaline taşıyacak birini bekliyordu. Lionel Messi'nin Arjantin'i 2014 ve 2022'de Dünya Kupası finallerine taşımayı başarması, üçüncüsü kazandırması ve tartışmasız Maradona'yı geride bırakarak şimdiye kadarki en başarılı Arjantinli futbolcu olmasıyla bu terim yavaş yavaş kullanım dışı kaldı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Yeni Maradona nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yeni Maradona veya Yeni Diego, basın ve halk tarafından gelecek vadeden Arjantinli futbolculara Diego Maradona'ya saygı olarak verilen bir unvandı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1675", + "context": "National Basketball Association (Türkçe: Ulusal Basketbol Birliği) veya kısaca NBA, ABD'de kurulmuş profesyonel basketbol ligi organizasyonudur.\nTüm dünyada en çok izlenen spor organizasyonlarından biridir. 1995 yılında lige 2 tane Kanada takımı katılmıştır. Bu takımlar Toronto Raptors ve Vancouver Grizzlies'tir. Toronto Raptors hâlâ Kanada takımı olsa da Vancouver Grizzlies kurulduğu bölgede yeterli ilgiyi bulamadığından dolayı Amerika'nın Memphis şehrine taşınmıştır. Bundan dolayı Raptors, NBA'deki Amerikan olmayan tek takımdır.\nNBA'in resmî logosunda eski Los Angeles Lakers'lı oyuncu Jerry West'in silüeti bulunmaktadır.", + "question": "National Basketball Association nedir?", + "answers": { + "text": [ + "National Basketball Association (Türkçe: Ulusal Basketbol Birliği) veya kısaca NBA, ABD'de kurulmuş profesyonel basketbol ligi organizasyonudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1676", + "context": "Layla El, (d. 25 Haziran 1977), İngiliz dansçı, model ve profesyonel güreşçi. WWE'de Diva olarak 2006 - 2015 yılları arasında çalışmıştır.", + "question": "Layla El nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Layla El, (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1677", + "context": "Jeanie Marie Buss (26 Eylül 1961 doğumlu), Ulusal Basketbol Birliği'nin (NBA) Los Angeles Lakers'ın sahibi ve başkanı olan bir Amerikan spor yöneticisidir. Buss, daha sonra Lakers ve diğer spor işletmelerinin sahibi olan gayrimenkul yatırımcısı Jerry Buss'un kızıdır. 19 yaşındayken, Los Angeles Strings profesyonel tenis takımının genel müdürü olarak aile işine başladı. Buss daha sonra Los Angeles Blades profesyonel roller hokey takımının sahibi oldu. Ayrıca Lakers başkan yardımcısı olmadan önce Büyük Batı Forumu'nun başkanıydı. Buss'un babası 2013'te öldükten sonra, sahibi olduğu hisseler çocuklarına eşit olarak pay edildi. Buss, yönetim kurulu başkanlığı görevini devraldı ve NBA Yönetim Kurulunda Lakers'ı temsil etmeye başladı. 2021 itibarıyla 600 milyon dolar net servete sahip.", + "question": "Jeanie Buss nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jeanie Marie Buss (26 Eylül 1961 doğumlu), Ulusal Basketbol Birliği'nin (NBA) Los Angeles Lakers'ın sahibi ve başkanı olan bir Amerikan spor yöneticisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1678", + "context": "NBA Kıyafet Yönetmeliği, 2005-06 sezonunda yürürlüğe girmiş, kadroda olmayıp saha kenarında oturan takım oyuncuların kıyafetlerine belirli düzenlemeler getirmiştir. Yönetmelik'e göre oyuncular geleneksel kıyafetleri, bot, bol pantolon, forma vb. giyemeyecek, şapka takamayacaktır. Bu kural ilk başta birçok oyuncu tarafından ırkçılık olarak nitelendirilip, büyük tepki çekse de kısa zamanda kabul görmüştür.", + "question": "NBA Kıyafet Yönetmeliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "NBA Kıyafet Yönetmeliği, 2005-06 sezonunda yürürlüğe girmiş, kadroda olmayıp saha kenarında oturan takım oyuncuların kıyafetlerine belirli düzenlemeler getirmiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1679", + "context": "NBA 50-40-90 kulübü NBA'de bir sezonda %50 şut, %40 üçlük ve %90 serbest atış isabeti yüzdelerini yakalayan oyuncuların katılmayı başardığı kulüp ve unvandır. Steve Nash bu unvana dört kere erişerek en fazla kazanan oyuncudur.", + "question": "NBA 50-40-90 kulübü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "NBA 50-40-90 kulübü NBA'de bir sezonda %50 şut, %40 üçlük ve %90 serbest atış isabeti yüzdelerini yakalayan oyuncuların katılmayı başardığı kulüp ve unvandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1680", + "context": "NBA Kupası, sponsorluk adıyla Emirates NBA Kupası, eski adıyla NBA Sezon İçi Turnuvası, National Basketball Association (NBA) normal sezonunda gerçekleşen yıllık turnuvadır. Turnuva, resmî olarak 8 Temmuz 2023 tarihinde duyuruldu ve 2023-24 NBA sezonunda başladı.\nFormat, grup karşılaşmalarıyla başlayıp tek maçlı eleme turlarıyla devam eden çok aşamalı bir turnuvadır. Grup aşaması, konferans başına beş takımdan oluşan üç grup ve toplam altı gruptan oluşmaktadır. Her takım dört grup aşaması maçı oynamakta ve bu maçlar hem NBA Kupası grup sıralamasına hem de normal sezon sıralamasına dâhil edilmektedir. Her grubun galipleri ve her konferanstan bir wildcard takımı eleme turlarına yükselmektedir. Eleme aşamasının son iki turu tarafsız bir sahada oynanmaktadır.\nKazanan takım, NBA Kupası olarak da adlandırılan kupayı alır ve kazanan takımdaki her oyuncu, 500.000 $ olan nakit para ödülünü alır. NBA Kupası'nın ilk kazananı Los Angeles Lakers oldu ve turnuva MVP'si LeBron James seçildi.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "NBA Kupası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "NBA Kupası, sponsorluk adıyla Emirates NBA Kupası, eski adıyla NBA Sezon İçi Turnuvası, National Basketball Association (NBA) normal sezonunda gerçekleşen yıllık turnuvadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1681", + "context": "Lawrence Francis O'Brien (d. 7 Temmuz 1917 - ö. 28 Eylül 1990) 1975-1984 yılları arası NBA'in patronluğunu yapmıştır. NBA'in bugün bu kadar popüler olmasında selefi David Stern'den sonra en çok payı olan insandır. 1984'ten beri NBA şampiyonu olan takıma verilen kupa, onun adını taşımaktadır.", + "question": "Larry O'Brien nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Lawrence Francis O'Brien (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1682", + "context": "Netflix, merkezi Los Gatos, Kaliforniya'da bulunan Amerikan teknoloji ve medya hizmetleri sağlayıcısı ve yapım şirketidir. 1997 yılında Reed Hastings ve Marc Randolph tarafından Kaliforniya'da kuruldu. Şirketin ana faaliyeti, ücretli aboneliğe dayalı video akış hizmetidir. Aboneler, çeşitli film ve dizilerden oluşan kapsamlı bir arşivi internet üzerinden izleyebilir. Bu arşive Netflix yapımı film ve diziler de dahildir. Nisan 2023 itibarıyla Netflix'in dünya genelinde 232 milyon ücretli abonesi bulunmaktadır. Netflix hizmetleri Çin anakarası (yerel kısıtlamalar nedeniyle), İran, Suriye, Kuzey Kore, Rusya (Rusya'nın Ukrayna istilası nedeniyle) ve Kırım (ABD'nin yaptırımları nedeniyle) dışında tüm dünyada kullanılabilmektedir. Şirketin Türkiye, ABD, Brezilya, Hollanda, Hindistan, Japonya ve Güney Kore'de ofisleri bulunmaktadır. Netflix, Amerikan Sinema Filmleri Derneği üyesidir. Şirket, dünyanın birçok ülkesinde hem içerik üretimi hem de dağıtımı yapmaktadır.\nNetflix'in ilk iş modeli DVD satışı ve kiralama üzerineydi. Ancak şirketin kuruluşundan yaklaşık bir yıl sonra Hastings, posta yoluyla DVD kiralamaya odaklanmak üzere DVD satışlarını durdurdu. 2007'de Netflix, video akış hizmeti aracılığıyla internet üzerinden film izleme olanağı sunmaya başladı, ancak DVD ve Blu-ray kiralama işini de sürdürdü. 2010'da Kanada’ya, ardından Latin Amerika ve Karayipler'e açılarak uluslararası hizmet vermeye başladı. 2013'te House of Cards adlı ilk dizisiyle içerik üretmeye de başladı.\n2012'den bu yana Netflix, hem film hem de televizyon dizileri için yapımcı ve dağıtımcı olarak daha aktif bir rol üstlendi. Bunun sonucunda Netflix arşivine birçok \"Netflix Orijinal Yapımı\" eklendi. Ocak 2016 itibarıyla Netflix 190'dan fazla ülkede faaliyet göstermektedir. Netflix, 2016 yılında 126 orijinal dizi ve film yayımlayarak bu açıdan tüm televizyon kanallarının önüne geçti. 190 ülke için yeni içerik üretme, içerik hakları satın alma ve içeriği çeşitlendirme çalışmaları şirketin büyük miktarlarda borçlanmasına yol açtı: Şirketin 2016'da 16,8 milyar dolar olan borcu Eylül 2017'de 21,9 milyar dolara yükseldi. Ekim 2018'de Netflix, yeni içeriklerin finanse edilmesine yardımcı olmak için 2 milyar dolar daha borç alacağını açıkladı. 10 Temmuz 2020'de Netflix, piyasa değeri bakımından en büyük eğlence/medya şirketi oldu.", + "question": "Netflix nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Netflix, merkezi Los Gatos, Kaliforniya'da bulunan Amerikan teknoloji ve medya hizmetleri sağlayıcısı ve yapım şirketidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1683", + "context": "A Storm for Christmas (Norveççe adı Julestorm, uluslararası adı A Storm for Christmas), Per-Olav Sørensen tarafından yönetilen ve 16 Aralık 2022'de Netflix'te yayınlanan Norveç yapımı altı bölümlük bir Noel mini dizisidir. Hikâye Noel Arifesinde Oslo-Gardermoen Havalimanı'nda geçmektedir.", + "question": "A Storm For Christmas nedir?", + "answers": { + "text": [ + "A Storm for Christmas (Norveççe adı Julestorm, uluslararası adı A Storm for Christmas), Per-Olav Sørensen tarafından yönetilen ve 16 Aralık 2022'de Netflix'te yayınlanan Norveç yapımı altı bölümlük bir Noel mini dizisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1684", + "context": "\"Netflix and chill\", internette gerek romantik aşk gerek cinsel ilişki için kullanılan bir güzel adlandırmadır. İlk kullanımı, cinselliği kast etmemekle birlikte 2009'da kaydedilmiştir. 2015'te ise Twitter, Facebook ve Vine'da kullanılarak yaygınlık kazanmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Netflix and chill nedir?", + "answers": { + "text": [ + "\"Netflix and chill\", internette gerek romantik aşk gerek cinsel ilişki için kullanılan bir güzel adlandırmadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1685", + "context": "Netflix, orijinal seriler (özel stand-up komedi şovlarına dahil), mini diziler, belgeseller ve filmler dahil olmak üzere bir dizi orijinal program dağıtan Amerikalı küresel internet üzerinden gerçek zamanlı veri akılı sağlayan bir medya üreticisidir. Netflix'in orijinal prodüksiyonları arasında diğer kanallardan iptal edilen dizilerin devamının yanı sıra diğer bölgelerde özel yayınlar için Netflix orijinal içeriği olarak da markalanan içeriklerin lisanslanması veya ortak yapımcılığı da bulunmaktadır. Netflix daha önce Red Envelope Entertainment aracılığıyla içerik üretti. Netflix'in ilk orijinal içerik serisi, 2013'te yayınlanan House of Cards'dı ve şirket o zamandan beri orijinal içeriğini artırdı. Aksi belirtilmedikçe tüm programlama İngilizcedir, birincil türüne veya biçimine göre düzenlenmiştir ve yayın tarihine göre sıralanmıştır.", + "question": "Netflix orijinal içerikleri listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Netflix, orijinal seriler (özel stand-up komedi şovlarına dahil), mini diziler, belgeseller ve filmler dahil olmak üzere bir dizi orijinal program dağıtan Amerikalı küresel internet üzerinden gerçek zamanlı veri akılı sağlayan bir medya üreticisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1686", + "context": "Netflix, 2010'dan itibaren işini genişletmeye başladı. Netflix Platformu çevrimiçi yayıncılık hizmetidir. Platform Amerika Birleşik Devletleri'nde başladı ve ilk kez 2010'da Kanada'da hizmet vermeye başladı. Bu, uzun bir genişleme sürecinin başlangıcı oldu. 2015 yılına kadar Netflix 50 ülkede faaliyet gösteriyordu. Bugün, Netflix 190'dan fazla ülkede faaliyet gösteriyor ve son beş yılda genişleme oranlarını önemli ölçüde artırdı. 2020 itibarıyla, Netflix abone sayısı 203,67 milyon kişiye ulaştı. Abone sayısının 73 milyondan fazlası Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunuyor.", + "question": "Netflix'in dünyaya yayılma süreci nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Netflix, 2010'dan itibaren işini genişletmeye başladı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1687", + "context": "Thomas ve Arkadaşları: Tren Takımı Maceraları (özgün adı Thomas & Friends: All Engines Go), Cartoon Network'te yayınlanan bir çizgi film. Türkiye'deki yayın hakları Boomerang tarafından satın alınmıştır.", + "question": "Thomas ve Arkadaşları: Tren Takımı Maceraları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Thomas ve Arkadaşları: Tren Takımı Maceraları (özgün adı Thomas & Friends: All Engines Go), Cartoon Network'te yayınlanan bir çizgi film." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1688", + "context": "Twitter, Temmuz 2023'ten beri resmî adıyla X olarak biliniyor, Amerikan X Corp. şirketi tarafından işletilen çevrimiçi bir sosyal medya ve sosyal ağ hizmetidir. X'te kullanıcılar metin, fotoğraf ve video paylaşabilirler. Kayıtlı kullanıcılar gönderi paylaşabilir, gönderileri beğenebilir, yeniden paylaşabilir ve diğer kayıtlı kullanıcılara doğrudan mesaj (DM) gönderebilirken, kayıtsız kullanıcılar yalnızca herkese açık gönderileri görüntüleyebilir. Amerika Birleşik Devletleri dışındaki X kullanıcılarına yasal olarak İrlanda merkezli Twitter International Unlimited Company tarafından hizmet verilmekte olup, bu durum söz konusu kullanıcıları İrlanda ve Avrupa Birliği veri koruma yasalarına tabi kılmaktadır.\nTwitter; Jack Dorsey, Noah Glass, Biz Stone ve Evan Williams tarafından Mart 2006'da kuruldu ve aynı yılın Temmuz ayında faaliyete geçti. Eski ana şirketi Twitter, Inc. merkezi San Francisco, Kaliforniya'daydı ve dünya çapında 25'ten fazla ofisi vardı. 2013'te en çok ziyaret edilen 10 internet sitesinden biri oldu ve \"İnternetin SMS'i\" olarak tanımlandı. 2022'den itibaren Twitter'ın aylık 368 milyondan fazla aktif kullanıcısı vardı. Uygulamada, gönderilerin büyük çoğunluğu azınlıktaki kullanıcılar tarafından paylaşılmaktadır. 2020 yılında yaklaşık 48 milyon hesabın (tüm hesapların %15'i) sahte olduğu tahmin ediliyordu.\n27 Ekim 2022'de iş adamı Elon Musk Twitter'ı 44 milyar ABD doları karşılığında satın aldı. Satın alma işleminden bu yana platform, nefret söylemi içeren içeriklerin arttığı iddiası ile eleştirildi. Ancak bu iddiaların aksine Musk, kullanıcı sayısındaki artışa rağmen platformdaki nefret söylemlerinin azaldığını iddia etmiştir. 20 Aralık 2022'de Musk, yerine yeni bir CEO bulunmasının ardından CEO'luk görevinden istifa edeceğini açıkladı. 12 Mayıs 2023'te de yaklaşık altı hafta içinde CEO'luk görevinden istifa edeceğini ve NBCUniversal'ın eski reklam satış müdürü Linda Yaccarino'nun yeni CEO olacağını açıkladı. Temmuz 2023'te Musk, \"Twitter\" adının \"X\" olarak değiştirileceğini ve Twitter'ın \"kuş\" logosunun aşamalı bir şekilde kaldırılacağını duyurdu. 17 Mayıs 2024 tarihinde \"twitter.com\" alan adı \"x.com\" olarak değiştirildi.", + "question": "Twitter nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Twitter, Temmuz 2023'ten beri resmî adıyla X olarak biliniyor, Amerikan X Corp." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1689", + "context": "Twitter bir sosyal ağ ve mikroblog servisidir. Kullanıcılarına tweet (İng. cıvıldama) ismi verilen 140 karakterle sınırlandırılmış mesajlar gönderme olanağı sağlar. Merkezi San Francisco'da bulunur ve New York, Boston ve San Antonio gibi şehirlerde ofisleri vardır.", + "question": "Twitter tarafından satın alınan şirketler listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Twitter bir sosyal ağ ve mikroblog servisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1690", + "context": "İran'da 2009 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçiminin ardından seçimi hileli olduğu düşenen Mir Hüseyin Musavi ve Mehdi Kerrubi taraftarları başkent Tahran'da ve ülkenin diğer büyük şehirlerinde gösteriler düzenlediler. Ancak bu gösterilere karşılık olarak Tahran'da onbinlerce kişi Mahmut Ahmedinejad'ın zaferini desteklemek için toplandı. Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ülkedeki huzursuzlukları reddederek \"futbol maçından sonraki tutkular\" olarak niteledi. Bazı kaynaklar İran İslam Katılım Öncülüğünün (Jebheye Mosharekâte Iran-e Eslaami) merkezinin basıldığını ve tutuklamalar yapıldığını duyurdu.\nÜlkede gösteriler sırasında en az yirmi doğrulanmış ölüm kaydedildi.", + "question": "2009 İran cumhurbaşkanlığı seçimi protestoları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İran'da 2009 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçiminin ardından seçimi hileli olduğu düşenen Mir Hüseyin Musavi ve Mehdi Kerrubi taraftarları başkent Tahran'da ve ülkenin diğer büyük şehirlerinde gösteriler düzenlediler." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1691", + "context": "15 Haziran 2020'de, saat UTC'ye göre 20:00-22:00 arasıyken, 130 ünlü kişinin hesabı bir bitcoin dolandırıcılığı gerçekleştirmek için ele geçirilmiştir. Twitter ve diğer medya kaynakları hesabı ele geçirenlerin Twitter'in özel erişim aletlerine sahip olduklarını ve bu sayede her türlü hesaptan direkt olarak tweet atabildiklerini düşünmektedir. Dolandırıcılar, özel aletlere Twitter çalışanlarına sosyal mühendislik yaparak erişmiştir.\nDolandırıcılar tarafından atılmış tweetler, kişilerin belli bir kripto para cüzdanına para yollamalarını ve eğer yollarlarsa yollanan paranın iki katını geri yollayacaklarını belirtmiştir. Tweetlerin atılmasından dakikalar sonra cüzdana 320 para yollama olayı gerçekleşmiş, mesajlar Twitter yetkilileri tarafından kaldırılana kadar 110.000 Amerikan doları değerinde bitcoin aktarımı yapılmıştır.\nOlay, bazı kişiler tarafından büyük bir sosyal medya platformunda meydana gelmiş en kötü hacking olayı olarak tanımlanmıştır. Dolandırıcılık ve Twitter'ın güvenliği, FBI ve diğer yetkililer tarafından araştırılmaktadır.", + "question": "2020 Twitter bitcoin dolandırıcılığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "15 Haziran 2020'de, saat UTC'ye göre 20:00-22:00 arasıyken, 130 ünlü kişinin hesabı bir bitcoin dolandırıcılığı gerçekleştirmek için ele geçirilmiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1692", + "context": "Black Twitter, büyük ölçüde sosyal ağdaki siyah kullanıcılardan oluşan çevrimiçi bir altkültürdür. Twitter, özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde siyahiler topluluklarını ilgilendiren konulara odaklanmıştır. Benzer bir Black Twitter topluluğu 2010'ların başında Güney Afrika'da büyüdü. Black Twitter güçlü bir afroamerikalılar kullanıcı tabanına sahip olsa da, diğer insanlar ve gruplar, ortaklıklar ve bu tür çevrimiçi tepkiler yoluyla bu sosyal medya çemberinin bir parçası olabilirler. Zaman zaman #SolidarityIsForWhiteWomen, #IfTheyGunnedMeDown, #MigosSaid, #BlackLivesMatter, #OscarsSoWhite, #SayHerName, #IfIDieInPoliceCustody, #ICantBreathe, #HandsUpDontShoot, #BlackOnCampus, #BlackGirlMagic/#BlackBoyJoy, #StayMadAbby gibi hashtaglarla büyük protestolar gerçekleştirildi.", + "question": "Black Twitter nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Black Twitter, büyük ölçüde sosyal ağdaki siyah kullanıcılardan oluşan çevrimiçi bir altkültürdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1693", + "context": "Grok, xAI tarafından geliştirilen ve büyük dil modellerine (LLM'ler) dayanan, konuşmaya dayalı, üretken bir yapay zeka sohbet robotudur. OpenAI'nin ChatGPT'sinin yükselişine doğrudan yanıt olarak Elon Musk tarafından bir girişim olarak geliştirilmiştir. Chatbot'un \"mizah anlayışına sahip\" olduğu ve Twitter'a (X) doğrudan erişim sağladığı belirtilmiştir.", + "question": "Grok nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Grok, xAI tarafından geliştirilen ve büyük dil modellerine (LLM'ler) dayanan, konuşmaya dayalı, üretken bir yapay zeka sohbet robotudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1694", + "context": "Hashtag, (okunuşu: heşteg) ya da diyez etiketi, pek çok mikroblog ve toplumsal ağlarda bir sözcük ya da sözün başına kare işareti (#) eklenerek oluşturulur. Mikroblog ve Facebook, Instagram, Twitter ve benzeri toplumsal ağ hizmetlerinde, \"#\" simgesinin sözcük ya da sözcük öbeğinin önüne eklenerek oluşturulan bağlantılar, anlık bilgileri kategorileştirmeye ve kitlelere ulaştırmaya yardımcı olur. Hashtag'ler yalnızca belirli bir ortama bağlıdır; resim ve video dosyalarının içerisinden bağlantı veremezler. Bir hashtag, tüm bir tümce ya da tümce içinde birkaç sözcüğü vurgulayabilir (Örneğin; \"Türkiye'yi sarsan 19 günün saat saat dönüm noktaları #yaşarkenyazılantarih\" tümcesi, içinde yer alan \"#yaşarkenyazılantarih\" hashtag'ine gönderilerek o etiket altında herkesin birbirinin paylaştığı mesajları görmesi sağlanmış olur. Birçok toplumsal paylaşım ağında istenilen her sözcük ya da sözü bu şekilde hashtag ile yazarak, o etiket altında kişiler bir araya gelebilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Hashtag nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hashtag, (okunuşu: heşteg) ya da diyez etiketi, pek çok mikroblog ve toplumsal ağlarda bir sözcük ya da sözün başına kare işareti (#) eklenerek oluşturulur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1695", + "context": "Jack Patrick Dorsey (d. 19 Kasım 1976), Amerikalı yazılım mimarı ve iş insanı. Birçok kişi tarafından Twitter ve bir mobil ödeme şirketi olan Square'un kurucusu kimliği ile tanınır. 2008'de MIT Technology Review tarafından \"35 yaşın altındaki en yenilikçi 35 kişi\"den biri seçildi.", + "question": "Jack Dorsey nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jack Patrick Dorsey (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1696", + "context": "Omid Kordestani (Farsça: امید کردستانی, d. 1963, Tahran), İranlı-Amerikalı iş insanı. Google'ın eski yönetim kurulu üyesi. Ekim 2015 itibarıyla Twitter'ın icra kurulu başkanıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Omid Kordestani nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Omid Kordestani (Farsça: امید کردستانی, d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1697", + "context": "Monday Motivation (Pazartesi Motivasyonu), #MondayMotivation hashtag'i altında sosyal medya platformlarında bir internet trendidir. Pinterest, Instagram, Twitter ve Facebook gibi sosyal medya platformlarında kullanılmaktadır. Pazartesi, yaygın olarak bilinen Monday Blues fenomeninin bir sonucu olarak bu tür hashtag için seçilen gündü. Hashtag ayrıca, kullanıcıları Pazartesi sabahı yataktan kalkmaya motive etmek ve yeni haftaya başlamaya ilham vermeyi amaçlamaktadır.", + "question": "Monday Motivation nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Monday Motivation (Pazartesi Motivasyonu), #MondayMotivation hashtag'i altında sosyal medya platformlarında bir internet trendidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1698", + "context": "Christopher Isaac \"Biz\" Stone (doğum 10 Mart 1974), Amerikalı iş insanı ve girişimci. Birçok ünlü internet girişiminin oluşmasında ve gelişmesinde rol almıştır. Twitter, Blogger, Medium bunlardan bazılarıdır.", + "question": "Biz Stone nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Christopher Isaac \"Biz\" Stone (doğum 10 Mart 1974), Amerikalı iş insanı ve girişimci." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1699", + "context": "Throwback Thursday (#tbt), bir internet trendidir. Pinterest, Instagram, Twitter ve Facebook gibi sosyal medya platformlarında kullanılmaktadır. Kullanıcılar, #TBT veya #ThrowbackThursday hashtag'iyle birlikte hayatlarının farklı bir döneminden nostaljiye neden olan resimler yayınlar. TBT, ister çocukluk, ister eski ilişkiler, geçmiş tatiller, ister eski şarkılar olsun, geçmiş anılarındaki herhangi bir fotoğrafa atfedilebilir.\nTBT, Instagram'da 500 milyondan fazla kez kullanıldı. Trendin kökeni sosyal medyanın dışında olsa da, Instagram gibi büyük uygulamaların popülerliği artmaya başladığında popülerlik kazandı.", + "question": "Throwback Thursday nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Throwback Thursday (#tbt), bir internet trendidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1700", + "context": "Twittebiyat (Twitter ve edebiyat sözcüklerinin birleşmesinden oluşan bir birleşik sözcük, İngilizce: Twitterature), mikroblog sitesi Twitter'ın edebi amaçla kullanılmasıdır. Genel olarak özdeyiş, şiir ve kurgu olarak kendini gösterir. Twitter'in 2017'nin sonunda kullanılabilecek karakter sayısını 140'tan 280'e çıkarmasıyla daha yaratıcı twittebiyat denemeleri ortaya çıkmıştır.", + "question": "Twittebiyat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Twittebiyat (Twitter ve edebiyat sözcüklerinin birleşmesinden oluşan bir birleşik sözcük, İngilizce: Twitterature), mikroblog sitesi Twitter'ın edebi amaçla kullanılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1701", + "context": "Twitter altyazısı, video içeriği için altyazı oluşturmak için arka kanaldan canlı veya kaydedilmiş tweetleri kullanma işlemidir. 'Twitter altyazısının' kullanımı esas olarak canlı etkinliklerin video arşivini geliştirmek için kullanılmıştır (örn. televizyon yayınları, konferanslar vb.).\nKaydedilen etkinlikler için video ve Twitter beslemelerini birleştirme kavramı ilk olarak Graham Linehan tarafından Şubat 2009'da Tom Smith'e önerildi. Tam olarak 13 Şubat 2009'da saat 21:00'da 2.000'den fazla Twitter kullanıcısı aynı anda \"Mistik Olay\" filmine \"Oynat\" düğmesine bastılar ve izlerken toplu bir izleme deneyimi yaratarak \"tweet\" atmaya devam ettiler.\nSmith, yanıt olarak, DVD'ler ve YouTube videoları gibi medyanın da, Twitter kullanıcılarından gelen durum güncellemelerinin üst üste yerleştirilmesiyle geliştirilebileceğini öne sürdü.", + "question": "Twitter altyazısı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Twitter altyazısı, video içeriği için altyazı oluşturmak için arka kanaldan canlı veya kaydedilmiş tweetleri kullanma işlemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1702", + "context": "Twitter diplomasisi, (aynı zamanda \"Twiplomacy\" veya \"hashtag diplomasisi\"), sosyal medya web sitesi Twitter'ın devlet başkanları, hükümetlerarası kuruluşların (IGO) liderleri, diplomatlar tarafından diplomatik sosyal yardım ve kamu diplomasisi yürütmek için kullanılmasıdır.\nTwitter, yarandığı zamandan farklı olaylarda, diplomatik iletişimde çeşitli ve ara sıra roller üstlendi. Bununla birlikte, Twitter'ın dünya liderleri ve diplomatlar tarafından kullanımı Nisan 2014 itibarıyla artdı. Twitter diplomasisi, birçok dünya hükûmeti tarafından dijital diplomasi veya Facebook diplomasisi ile beraber yaygın kullanılmaya başlandı.\nTwitter diplomasisi yoluyla yapılan çatışmalar dünya çapında bir izleyici tarafından görülebilir. Nisan 2014'te, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı ile Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı arasındaki Rusya'nın Kırım'ı ilhakı ilgili gerginlikler tweetlere dönüştü ve her iki bakanlık da karşıt bakış açılarını iletmek için #UnitedforUkraine hashtag'ini kullandı.\nKüresel bir kitleye tweet atmak, liderler ve diplomatlar için de zorluklar yaratır. 2014'ün başlarında, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, medyanın ilgisini çeken tartışmalı bir tweet'i silmeye karar verdi.\nEski ABD Başkanı Barack Obama, Twitter hesabı açan ilk devlet başkanı olarak kabul edildi. 5 Mart 2007'de 2008 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimleri ile ilgili hesap açdı. Ayrıca Obama Twitter'da en çok takip edilen devlet başkanıydı. ABD'nin Rusya Büyükelçisi Michael McFaul, Twitter'ı diplomasi aracı olarak kullanan ilk diplomatlardan biriydi.\nTwitter diplomasisinin yürütülmesine öncülük eden diğer devlet ve hükûmet başkanları arasında, hepsi 2007 yılında Twitter'a katılan Meksika Cumhurbaşkanı Enrique Peña Nieto, Belçika Başbakanı Elio Di Rupo ve Kanada Başbakanı Stephen Harper bulundu.\nABD başkanı Donald Trump, görev yaptığı yıllar boyunca aktif olarak Twitter diplomasisine katıldı. 2016 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimleri sırasında Twitter'ı sık sık ve tartışmalı kullandı ve o zamandan beri dünya çapında iyi tanınır.\nTwitterin' araştırmasına göre, Twitter'ın hükûmetler tarafından kullanım kaydı şunları içerir:\n\nAfrika: hükûmetlerin% 71'i.\nAsya: hükûmetlerin% 75'i.\nAvrupa: Hükûmetlerin% 100'ü.\nKuzey Amerika: 18 hükûmet.\nOkyanusya: hükûmetlerin% 38'i.\nGüney Amerika: hükûmetlerin% 92'si.", + "question": "Twitter diplomasisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Twitter diplomasisi, (aynı zamanda \"Twiplomacy\" veya \"hashtag diplomasisi\"), sosyal medya web sitesi Twitter'ın devlet başkanları, hükümetlerarası kuruluşların (IGO) liderleri, diplomatlar tarafından diplomatik sosyal yardım ve kamu diplomasisi yürütmek için kullanılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1703", + "context": "Twitter doğrulaması, bir Twitter hesabının gerçekliğini kanıtlamayı amaçlayan bir sistemdir. Haziran 2009'da kullanıma açıldığında, Twitter okuyucularına ünlüler ve kuruluşlar gibi gerçek kayda değer hesap sahiplerini sahtekarlardan veya taklitçilerden ayırt etme olanağı sağladı. Kasım 2022'ye kadar, bir hesap adının yanında görüntülenen mavi bir onay rozeti, Twitter'ın hesabın gerçekten temsil ettiğini iddia ettiği kişi veya kuruluşa ait olduğundan emin olmak için adımlar attığını gösteriyordu. Onay rozeti, Twitter'ın hesabı onayladığı anlamına gelmez ve doğrulanmış bir hesaptan gelen tweet'lerin herhangi bir şekilde mutlaka doğru veya gerçeğe uygun olduğu garantisini vermez. Twitter'da doğrulanmış hesapları olan kişiler, sosyal medyada ve muhabirler tarafından halk arasında genellikle \"mavi tikli\" olarak anılır.\nKasım 2022'den bu yana, aktif bir Twitter Blue aboneliği olan Twitter kullanıcıları da mavi onay rozetine sahip olabilir. Önceki sistem aracılığıyla doğrulanan Twitter kullanıcılarının hesapları ise, \"eski doğrulanmış\" hesaplar olarak tanımlanmştır. Aralık 2022'de Twitter, sırasıyla kurumsal ve devlete bağlı hesaplar tarafından kullanılan altın ve gri renkli onay rozetlerini kullanıma sundu.", + "question": "Twitter doğrulaması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Twitter doğrulaması, bir Twitter hesabının gerçekliğini kanıtlamayı amaçlayan bir sistemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1704", + "context": "Twitter'ın 15 Temmuz 2006'da piyasaya sürülmesinden bu yana, hizmetin çeşitli alan ve ortamlarda birçok dikkate değer kullanımı oldu. Pek çok memurler Twitter'ı kendilerinin veya kuruluşlarının yaptıkları işlerle ilgili bilgi vermek için kullanıyor. Twitter'ın kendisi günümüzün aranan posteri olarak görülüyor. Web 2.0 araçlarının ve özellikle Twitter'ın kullanımı tam anlamıyla genişlemektedir. Twitter, kişisel alandan profesyonele büyük bir başarı ile sıçradı ve bilimsel kongrelere düzenli olarak yaygınlaştırma aracı olarak katıldı.\nTwitter, siyaset ve protestolarda etkili oldu. Twitter'ın misyon beyanlarından biri şudur: \"Twitter'da, açık bilgi alışverişinin olumlu bir küresel etkiye sahip olabileceğine inanıyoruz.\" Dünyanın her yerinden insanlar, bir neden veya sorun için ilgi uyandırmak veya dikkat çekmek için 140 karakterlik tweet'i kullanarak bu fikri benimsedi. Ancak 7 Kasım 2017'de sınır ikiye katlanarak 280 karaktere çıkarıldı.\nTwitter, bir iş tanıtım aracı olarak giderek daha fazla kullanılmaktadır. Twitter, iş kullanıcılarını hedefleyen web tabanlı bir eğitim olan \"Twitter 101\" aracılığıyla bunu teşvik edir. Örneğin, önemli ticari Twitter kullanıcılarından biri Dell, 2009 yılı satışlarının 9 milyon dolarının doğrudan Twitter ve Facebook üzerinden geldiğini bildirdi. Twitter platformu içinde daha büyük işletmelerle eşit şartlarda rekabet edebildikleri için, küçük işletmelerin de Twitter'dan yararlandığı iddia edilmiştir. Birleşik Krallık'ta yapılan bir anket, küçük İngiliz işletmelerinin% 17'sinin Twitter'ı özellikle yeni müşteriler çekmek için kullandığını gösterdi.", + "question": "Twitter kullanımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Twitter'ın 15 Temmuz 2006'da piyasaya sürülmesinden bu yana, hizmetin çeşitli alan ve ortamlarda birçok dikkate değer kullanımı oldu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1705", + "context": "Twitter trendleri, Twitter sosyal ağında trend olan bir şeydir. Trend olan konular ya kullanıcıların ortak çabasıyla ya da insanları belirli bir konu hakkında konuşmaya sevk eden bir olay nedeniyle popüler hale gelir. Bu konular, Twitter'ın ve kullanıcılarının dünyada neler olup bittiğini ve insanların bu konu hakkındaki fikirlerini anlamalarına yardımcı olur. Birçok konulara göre zaman zaman Twitter'a Türkiye'den erişimin engellenmesi olmuştur.\nTrend olan konular, bazen belirli ünlülerin veya kültürel olayların hayranlarının uyumlu çabalarının ve manipülasyonlarının sonucudur. Twitter, bu türden manipülasyonu sınırlı bir başarıyla önlemek için trend algoritmasını değiştirdi.\nYakın zamanda yapılan bir çalışma, 2018'in trend olan konularını çeşitli kriterlere göre analiz etti. Elde ettikleri sonuçlar birkaç noktayı vurgulamaktadır:\n\nTrendlerin% 68'inden fazlası hashtag'tı.\nTrendlerin yaklaşık% 45'i birden fazla kelimeden oluşuyor. Ortalama olarak 13 karakter içerirler.\nİlk sıradaki trend olan konuların% 28'i (2018'de 977 konu) bu konuma 10 dakikadan daha kısa bir sürede ulaştı.\nOrtalama olarak bir konunun ilk on listeye girmesi için 112 binden fazla tweet'e, birinci sıraya ulaşmak için ise 263 bin tweet'e ihtiyacı var.\nİngilizce tüm konuların% 39'unu oluşturdu. Trend konular için en popüler ikinci ve üçüncü diller% 20 ile Arapça ve% 7 ile İspanyolca oldu.", + "question": "Twitter trendleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Twitter trendleri, Twitter sosyal ağında trend olan bir şeydir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1706", + "context": "Twitter Zero, sosyal ağ servis şirketi Twitter tarafından cep telefonu tabanlı internet sağlayıcılarıyla işbirliği içinde gerçekleştirilen bir \"ağ tarafsızlığı\" girişimdir. Sağlayıcılar, web sitesinin sadeleştirilmiş bir salt metin sürümünü kullanırken telefonlardan Twitter'a erişmek için \"sıfır oran\" adı verilen veri (bant genişliği) ücretlerinden kullanır. Resimler resmi Twitter uygulaması kullanılarak yüklenebilir. Bu sürüm yalnızca Twitter ile anlaşmaya giren sağlayıcılar tarafından kullanılabilir. Nepal'da Ncell, Hindistan'da Reliance Communications, Özbekistan'da Ucell, Türkiye'de Turkcell, Filipinler'de Vodafone ve Smart Communications, Endonezya'da XL Axiata resmi partnyor oldu.", + "question": "Twitter Zero nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Twitter Zero, sosyal ağ servis şirketi Twitter tarafından cep telefonu tabanlı internet sağlayıcılarıyla işbirliği içinde gerçekleştirilen bir \"ağ tarafsızlığı\" girişimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1707", + "context": "Twitter'a Türkiye'den erişimin engellenmesi, Türkiye kanunlarına dayanılarak TİB tarafından Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin kararıyla 20 Mart 2014 tarihinde engellenmiştir\n3 Nisan 2014'te Twitter'a getirilen yasak kaldırıldı. Son olarak 6 Nisan 2015 tarihinde yeniden Twitter'a yasak gelmiştir. Daha sonrasında, yasak tekrar kaldırılmıştır.\nSiber güvenlik ve internet gözlemevi NetBlocks'a göre 8 Şubat 2023'te, Kahramanmaraş depremlerinin ardından hükûmet tarafından Twitter'a erişim kısıtlandı.", + "question": "Twitter'a Türkiye'den erişimin engellenmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Twitter'a Türkiye'den erişimin engellenmesi, Türkiye kanunlarına dayanılarak TİB tarafından Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin kararıyla 20 Mart 2014 tarihinde engellenmiştir\n3 Nisan 2014'te Twitter'a getirilen yasak kaldırıldı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1708", + "context": "Vine, Twitter'ın 2013 Ocak ayında kullanıma sunduğu ücretsiz bir video barındırma uygulamasıdır. Uygulama kullanıcının maksimum 6 saniyelik kısa videolar çekebilmesini sağlamaktadır. Facebook ve Twitter üzerinden paylaşılabilir.\nAyrıca Dünya'da ve Türkiye'de günlük hayatta kullanılan bir uygulama haline gelmiştir. 27 Ekim 2016 tarihinde uygulamanın kapanacağı duyurulmuştur.\nHizmet Haziran 2012'de kuruldu ve Amerikan mikroblog sitesi Twitter, resmi lansmanından hemen önce Ekim 2012'de satın aldı. Kullanıcıların videoları Vine'nin sosyal ağında yayınlandı ve Facebook, Instagram ve Twitter gibi diğer servislerde paylaşılabiliyor. Vine'nin uygulaması, diğer kullanıcıların yayınladığı videolara, tema gruplarına ve popüler veya trendli videolara göz atmak için de kullanılabilir. Vine Instagram ve Mobli gibi başkaları ile yarıştı. Aralık 2015'te Vine, 200 milyon aktif kullanıcıya sahipti.", + "question": "Vine nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vine, Twitter'ın 2013 Ocak ayında kullanıma sunduğu ücretsiz bir video barındırma uygulamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1709", + "context": "Hizmet olarak yazılım (SaaS) kullanıcılara internet üzerinden bulut tabanlı uygulamalara erişim ve kullanım olanağı sağlayan, merkezi olarak barındırılan (hosting), aboneliğe bağlı bir lisanslama ve dağıtım modeli olarak tanımlanmaktadır. E-posta servisleri, elektronik takvim ve çeşitli ofis uygulamaları yaygın kullanım alanlarıdır.", + "question": "Hizmet olarak yazılım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hizmet olarak yazılım (SaaS) kullanıcılara internet üzerinden bulut tabanlı uygulamalara erişim ve kullanım olanağı sağlayan, merkezi olarak barındırılan (hosting), aboneliğe bağlı bir lisanslama ve dağıtım modeli olarak tanımlanmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1710", + "context": "Teknoloji ya da uygulayım bilimi, (; tekno, \"zanaat, beceri, el sanatları\"; ;) İnsanlığın, içinde bulunduğu koşullarla başetmedeki yetersizliğini gidermek üzere faydalanabileceği malzeme, alet, araç ve yöntemlerin; bulunması, geliştirilmesi ve üretilmesi süreçlerine verilen ad dır.\nAvcı-Toplayıcı çağlarda kullanılan taş, sopa, ok, yay, kütük kano, tekerlekten; tarım toplumları'nda kulanılan toprak kap kacak, pulluk, at/öküz arabası, taş yapılar, yelkenli kayıklara; yerleşik düzene geçen topluluklarda kullanılan kerpiç barınaklar, köprüler, yel değirmenleri, piramidler, çelik, baruttan; günümüzde, uzay araştırmalarında veya parçacık hızlandırma deneylerinde kullanılan gelişmiş laboratuvar donanımlarına kadar tüm araç ve gereçler, insanın doğa karşısındaki zayıflık veya yetersiziliğini gidermek üzere üretilmişlerdir. Aynı zamanda, insanın doğaya karşı en yıkıcı silahı olmuştur. Teknolojik bilgi ve üretim seviyesi, tarihi boyunca devletlerin kurulması ve yıkılmasında, en güçlü etkenlerden biri haline gelmiştir. Silah, sağlık ve besin sektörleri, teknolojinin en gelişmiş araçlarını kullanmaya eğilim gösterirlerken, teknolojinin geliştirilmesinde de en çok yatırım yapan sahalardır. Teknolojik çalışmalar ile bilimsel araştırmalar aynı alanlar değillerdir fakat birbirini destekler. Bilim, bilimsel bilgiyi üretir; teknoloji ise bu bilgiyi araç geliştirilmesi ve yapımında kullanır. Teknoloji kullanımı farklı sanayi kollarının gelişimini sağlamıştır.", + "question": "Teknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji ya da uygulayım bilimi, (; tekno, \"zanaat, beceri, el sanatları\"; ;) İnsanlığın, içinde bulunduğu koşullarla başetmedeki yetersizliğini gidermek üzere faydalanabileceği malzeme, alet, araç ve yöntemlerin; bulunması, geliştirilmesi ve üretilmesi süreçlerine verilen ad dır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1711", + "context": "Biyonik (biyomimetik, biyognosis, yaratıcı mühendislik) teknik problemleri biyolojik işlevleri örnek alarak çözmeye çalışan uygulamalı bilim dalıdır. Doğada mevcut metot ve sistemleri inceleyip modern mühendislik sistemlerinde ve teknolojilerinde kullanmayı hedefler.", + "question": "Biyonik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyonik (biyomimetik, biyognosis, yaratıcı mühendislik) teknik problemleri biyolojik işlevleri örnek alarak çözmeye çalışan uygulamalı bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1712", + "context": "CORS Ağları, Gerçek Zamanlı Ulusal Sabit GNSS Ağları veya Sürekli Çalışan Referans İstasyonları (İngilizce: Continuously Operating Reference Stations (CORS)), genellikle internet üzerinden gerçek zamanlı düzeltme verileri sağlayan küresel konumlandırma ağıdır. Bu ağlar yapı ve çalışma sistemleri gereği sürekli aktiftir.\nÇalışma prensibi elektronik ölçüm cihazlarının GNSS uydularından aldıkları ham veri üzerinde anlık hesaplamalar yaparak gerçek zamanlı düzeltme verilerini geri yollamasına dayalıdır. Bu düzeltme verileri sayesinde GNSS yapıları ile belirlenen santimetre hassasiyet düzeyindeki konum belirleme işlemi milimetre düzeyine kadar daha hassas bir konum belirleme işlemine dönmektedir.", + "question": "CORS Ağları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "CORS Ağları, Gerçek Zamanlı Ulusal Sabit GNSS Ağları veya Sürekli Çalışan Referans İstasyonları (İngilizce: Continuously Operating Reference Stations (CORS)), genellikle internet üzerinden gerçek zamanlı düzeltme verileri sağlayan küresel konumlandırma ağıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1713", + "context": "Dijital miras teknolojik ortamda bırakılan maddi ve manevi miras. Alan adları, web siteleri, e-posta hesapları, sosyal ağlardaki resimler ve diğer paylaşımlar, oyun karakterleri, iTunes Match ve Spotify gibi müzik ve video servislerindeki üyelik hakları dijital miras kapsamına giren konulardır.\nDjital miras bırakabilmek için öncelikle bunun tespiti gerekmektedir. İnternet üzerinden kullanılan tüm hizmetlerdeki en güncel kullanıcı adı ve şifrelerin dökümü, mülkiyet hakkının kime geçeceğine karar verilmesi gereklidir.", + "question": "Dijital miras nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dijital miras teknolojik ortamda bırakılan maddi ve manevi miras." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1714", + "context": "Endüstriyel teknoloji, üretimi daha hızlı, daha basit ve daha verimli hale getirmek için mühendislik ve imalat teknolojisinin kullanılmasıdır. Endüstriyel teknoloji alanı, bir şirketin verimli ve karlı üretkenliğe ulaşmasına yardımcı olabilecek yaratıcı ve teknik açıdan yetkin bireyleri istihdam eder.\nEndüstriyel teknoloji programları tipik olarak optimizasyon teorisi, insan faktörleri, organizasyonel davranış, endüstriyel süreçler, endüstriyel planlama prosedürleri, bilgisayar uygulamaları ve rapor ve sunum hazırlama konularında talimatlar içerir.\nÜretim süreçlerini ve ekipmanlarını planlamak ve tasarlamak, endüstriyel teknoloji uzmanı olmanın temel yönüdür. Bir endüstriyel teknoloji uzmanı genellikle belirli tasarım ve süreçlerin uygulanmasından sorumludur.", + "question": "Endüstriyel teknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Endüstriyel teknoloji, üretimi daha hızlı, daha basit ve daha verimli hale getirmek için mühendislik ve imalat teknolojisinin kullanılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1715", + "context": "Gboard, Google tarafından yerel Android ve iOS cihazlar için geliştirilmiş bir sanal klavye uygulamasıdır. İlk olarak Mayıs 2016'da iOS'ta piyasaya sürüldü. Ardından Aralık 2016'da Android'de yayınlanan ve Android'de zaten kurulmuş olan Google Klavye uygulamasında büyük bir güncelleme olarak tanıtıldı.\nGboard, web sonuçları ve tahmini yanıtlar, GIF ve emoji içeriğinin kolay aranması ve paylaşılması, içeriğe bağlı olarak bir sonraki kelimeyi öneren tahmini bir yazma motoru ve çok dilli dil desteği de dahil olmak üzere Google Arama'ya sahiptir. Klavyede yapılan güncellemeler, GIF önerileri, koyu renk teması için seçenekler veya klavye arka planı olarak kişisel bir görüntü ekleme, sesli dikte desteği, sonraki ifade tahmini ve elle çizilmiş emoji tanıma gibi ek işlevleri etkinleştirdi. iOS'ta piyasaya sürüldüğünde, klavye sadece İngilizce için destek sunuyordu. Sonraki aylarda daha fazla dil kademeli olarak eklenirken, Android'de klavye piyasaya çıktığında 100'den fazla dili destekliyordu.\nAğustos 2018'de Gboard, Google Play Store'da 1 milyar yükleme gerçekleştirdi ve en popüler Android uygulamalarından biri haline geldi. Bu, Google Play Store tarafından ölçülür ve kullanıcılar tarafından yapılan indirmelerin yanı sıra uygulamanın önceden yüklenmiş örneklerini de içerir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Gboard nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gboard, Google tarafından yerel Android ve iOS cihazlar için geliştirilmiş bir sanal klavye uygulamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1716", + "context": "Hackathon (hackday, hackfest, datathon, ideathon, educathon veya codefest olarak da bilinir), bilgisayar programcıları, grafik tasarımcıları, arayüz tasarımcıları, ürün yöneticileri ve proje geliştiricileri dahil olmak üzere yazılım geliştirme ile ilgilenen kişilerin sprint benzeri bir tasarım etkinliğidir. yöneticiler, etki alanı uzmanları ve diğer mesleki gruplar yazılım projelerinde yoğun bir şekilde işbirliği yapar.\nHackathon yarışmalarının amacı etkinliğin sonuna kadar çalışan bir yazılım veya donanım oluşturmaktır. Hackathonlar, kullanılan programlama dilini, işletim sistemini, bir uygulamayı, bir API'yi veya programcıların konu ve demografik grubunu içerebilen belirli bir odak noktasına sahip olma eğilimindedir. hackday, hackfest gibi diğer etkinliklerde oluşturulan yazılımın türü veya yeni sistemin tasarımı üzerinde herhangi bir kısıtlama yoktur.", + "question": "Hackathon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hackathon (hackday, hackfest, datathon, ideathon, educathon veya codefest olarak da bilinir), bilgisayar programcıları, grafik tasarımcıları, arayüz tasarımcıları, ürün yöneticileri ve proje geliştiricileri dahil olmak üzere yazılım geliştirme ile ilgilenen kişilerin sprint benzeri bir tasarım etkinliğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1717", + "context": "Hedef izleme, temel görevi belli bir hedefin kinematik parametrelerini veya durumunu tahmin etmek olan hedef izleme sistemi sensör, donanım ve yazılımdan oluşmaktadır.", + "question": "Hedef izleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hedef izleme, temel görevi belli bir hedefin kinematik parametrelerini veya durumunu tahmin etmek olan hedef izleme sistemi sensör, donanım ve yazılımdan oluşmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1718", + "context": "Holografik veri depolama, büyük miktarda veriyi yüksek yoğunluklu optik depolama ortamlarında saklama amacı güden yenilikçi bir veri saklama teknolojisidir. Bu teknoloji, geleneksel optik depolama yöntemlerine göre daha büyük veri kapasitesi ve daha hızlı erişim sağlama potansiyeli sunar. Holografik veri depolama, 3D hologramlar kullanarak bilgiyi kaydeden ve yeniden çıkaran bir sistem üzerine kurulmuştur.", + "question": "Holografik Veri Depolama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Holografik veri depolama, büyük miktarda veriyi yüksek yoğunluklu optik depolama ortamlarında saklama amacı güden yenilikçi bir veri saklama teknolojisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1719", + "context": "Karanlık fabrika, minimum veya sıfır insan müdahalesi ile üretim sağlayan, makinelerin operatöre veya gözetime ihtiyaç duymadan otomatik olarak çalışmasını hedefleyen bir üretim yöntemidir.\nKaranlık fabrika yöntemi, üretim sürecinin kritik kısımlarında daha fazla otomasyona dayanır. Aynı zamanda üretim sürecinin, insanlar fabrikadan ayrıldıktan sonra da devam edebilmesi sağlanır. Bu şekilde imalatta devamlılık sağlanırken, aynı ürün kalitesinde sabit bir üretim çıktısı elde edilmektedir. Karanlık üretim belirli bir proses değil, bir üretim metodolojisidir. Gerekli otomasyon sistemlerinin sağlanmasıyla birçok fabrika bu yöntemi işletmesinde uygulayabilir. Karanlık fabrika, “lights-out”, ışıksız olarak adlandırılsa da kullanılan otomasyon sistemleriyle üretimde ışıkları kapatmaktan çok daha geniş bir etkiye sahiptir. Personel kaynaklı katı ve sıvı atık oluşumunu, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma için gereken enerji ihtiyacını, tekrarlanan ve tehlikeli görevlerde veya iş kazalarında yaralanma ya da ölüm riskini ortadan kaldırmakla beraber, insan kaynaklı üretim hataları olmadığı için ürün kalitesini artırmakta ve hatalı ürünlerden kaynaklı hammadde atıklarını minimize etmektedir. Sanayi Devriminden bu yana giderek artan otomasyon eğilimi, teknoloji alanındaki gelişmelerle birlikte büyük bir ivme kazanmıştır. Günümüzde en gelişmiş üretim tesislerinde, insanlardan daha fazla robotlara yer verilmeye başlanmıştır. İnsanlar daha fazla yaratıcılık ve öngörü gerektiren görevlerle uğraşırken; daha basit ve tekrarlayan görevler robotlar tarafından üstlenilmiştir. Daha fazla otomasyon ve erişilebilirlik sağlayan bu faaliyetler, \"karanlık fabrika\" olarak bilinen yeni bir üretim metodolojisinin merkezidir.", + "question": "Karanlık fabrika nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karanlık fabrika, minimum veya sıfır insan müdahalesi ile üretim sağlayan, makinelerin operatöre veya gözetime ihtiyaç duymadan otomatik olarak çalışmasını hedefleyen bir üretim yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1720", + "context": "Kiosk, Almanya'da ve bazı Avrupa ülkelerinde gazete, sigara ve benzeri ürünler satan büfeye verilen ad.\nTarihsel olarak, bir kiosk (Farsça kūshk'tan) 13. yüzyıldan itibaren İran, Hint altkıtası ve Osmanlı İmparatorluğu'nda bazı taraflarının veya tüm taraflarının ortak olarak kullanıldığı küçük bir bahçe köşküydü. Bugün, bu tür kioskların birkaç örneği İstanbul'daki Topkapı Sarayı ve çevresinde ve Balkan ülkelerinde görülebilir.\nKiosk, Avrupa dillerine Türkçe köşk kelimesinden geçen bir sözcüktür. İngilizce büfe anlamına gelen kiosk; havaalanları, mağazalar, süpermarketler, bankalar ve benzeri kalabalık yerlerde sipariş alma ya da bilgi verme amacıyla kullanılan mekan ve noktalardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kiosk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kiosk, Almanya'da ve bazı Avrupa ülkelerinde gazete, sigara ve benzeri ürünler satan büfeye verilen ad." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1721", + "context": "QR kodu (İngilizce: Quick Response) veya karekod, makinelerle okutulabilen bir matris barkod (iki boyutlu barkod) türüdür. 1994 yılında geliştiren Japon Denso firmasına patentlidir.\nKod genellikle kare beyaz fon üzerinde siyah motiflerden oluşur. Otomotiv sanayiinde kullanılması amacıyla geliştirilen QR Kodu Japonya ve Güney Kore'de oldukça yaygın kullanılmaktadır. Günümüzde dijital kameralı mobil telefonlarının etkisiyle QR Kodu kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Kaydedilen görsel çözümlenerek barkod içeriği kullanıcıyı internet adresine, e-posta adresine, telefon numarasına, iletişim bilgilerine, SMS veya MMS'ye veya coğrafi konum bilgisine yönlendirebilir. Piyasada birçok QR Kodu oluşturucusu ve okuyucusu vardır.", + "question": "QR kodu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "QR kodu (İngilizce: Quick Response) veya karekod, makinelerle okutulabilen bir matris barkod (iki boyutlu barkod) türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1722", + "context": "Sayısal kontrol (İngilizce: Numerical control, NC) veya tam ismi ile bilgisayarlı sayısal kontrol (İngilizce: Computer numerical control, CNC), işleme takımlarının (matkaplar, delme takımları, torna tezgâhları gibi) ve 3B yazıcıların bir bilgisayar aracılığıyla otomatik olarak kontrol edilerek şekil verilecek iş parçasının üzerinde operasyonda bulunan talaşlı imalat işlemidir. Bir CNC makinesi, kodlar ile programlanmış talimatı takip ederek manuel bir operatöre ihtiyaç duymadan, spesifikasyonları karşılamak için belli bir malzeme bazındaki iş parçasını (metal, plastik, ahşap, seramik veya kompozit gibi) istenilen şekle gelene kadar, manuelden daha hassas bir şekilde işler.\nBir CNC makinesi, programlanmış talimatlarına göre bir bilgisayar tarafından kontrol edilen, birden çok motora sahip ve hassas manevra kabiliyetine sahip bir platformdur. Programlanmış talimatlar, G-kodu ve M-kodu gibi makine kontrol kodlarının sıralı bir programı biçiminde, bir CNC makinesine yazılıp gönderilir ve ardından işlem başlatılır. Talimatlar, bir kişi tarafından veya çoğunlukla bilgisayar destekli grafik-tasarım (CAD) yazılımı ile yazılabilir. Yine G-kodlarını kullanan 3B yazıcılar söz konusu iken, talimatlar oluşturulmadan önce yazdırılacak obje \"dilimlenir\".\nCNC'nin, manuel olarak (el çarkları veya kollar gibi cihazları kullanarak) veya önceden üretilmiş model kılavuzları (kamlar) tarafından mekanik olarak kontrol edilmesi bilgisayarlı olmayan diğer makinelere göre büyük bir gelişmedir. Modern CNC sistemlerinde, mekanik bir objenin tasarımı ve üretimi son derece otomatiktir. Objenin mekanik boyutları CAD yazılımı kullanılarak tanımlanır ve ardından bilgisayar destekli üretim (CAM, Computer-aided manufacturing) yazılımı ile üretim direktiflerine çevrilir. Ortaya çıkan direktifler (\"son işlemci\" yazılımı tarafından) belirli bir makinenin bileşeni üretmesi için gerekli olan belirli komutlara dönüştürülür ve ardından CNC makinesine yüklenir. Herhangi bir bileşen, çok sayıda farklı aletin—matkaplar, testereler, v.b.—kullanımını gerektirebileceğinden, modern makineler genellikle birden çok aleti tek bir \"hücre\" içinde birleştirir. Diğer kurulumlarda ise bileşeni makineden makineye hareket ettiren harici bir kontrolör, insan veya robotik operatörler ile bir dizi farklı makine kullanılır. Her iki durumda da, herhangi bir objeyi üretmek için gereken adımlar dizisi tamamıyla otomatiktir ve orijinal CAD ile yakından eşleşen objeler üretir.\nAvantajları:\n\nAyarlama, ölçü, kontrolü, manuel hareket, v.b. gibi zaman harcayan işlemler olmadığından çok seridir.\nHassas işlem yapar.\nKalifiyeli insan gerek duymaz.\nÇalışma temposu her zaman yüksek ve aynıdır.\nHer türlü sarfiyat minimuma indirilmiştir.\nOperatörden kaynaklanacak kişisel hatalar minimuma indirilmiştir.\nDezavantajları:\n\nDetaylı bir imalat planı gerektirir.\nPahalı bir yatırım gerektirir.\nSaat başına harcadığı enerji yüksektir.\nTitiz kullanım ve bakım ister.\nYüksek kesme hızlarına dayanabilecek, kaliteli kesicilerin kullanılması gerekir.\nPeryodik bakımları uzman ve yetkili kişice, düzenli olarak yapılmalıdır.", + "question": "Sayısal kontrol nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sayısal kontrol (İngilizce: Numerical control, NC) veya tam ismi ile bilgisayarlı sayısal kontrol (İngilizce: Computer numerical control, CNC), işleme takımlarının (matkaplar, delme takımları, torna tezgâhları gibi) ve 3B yazıcıların bir bilgisayar aracılığıyla otomatik olarak kontrol edilerek şekil verilecek iş parçasının üzerinde operasyonda bulunan talaşlı imalat işlemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1723", + "context": "Sigorta teknolojisi (Insurtech), geleneksel sigorta endüstrisine dijital dönüşüm getiren ve teknoloji odaklı yenilikler sunan bir terimdir. Bu yeni teknolojiler, büyük veri analitiği, yapay zeka, makine öğrenimi ve blok zinciri gibi alanları kapsar. Bu sayede, sigorta süreçleri daha hızlı ve daha etkili bir şekilde gerçekleştirilirken, müşteri deneyimi ve hizmet kalitesi önemli ölçüde artırılır.", + "question": "Sigorta teknolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sigorta teknolojisi (Insurtech), geleneksel sigorta endüstrisine dijital dönüşüm getiren ve teknoloji odaklı yenilikler sunan bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1724", + "context": "Sina Robotik Sistemi , Laparoskopik cerrahi yapan İranlı Noaveran Robotik ve Sina Tıp firmasının bir ürünüdür.\nBu robotik cerrahi sistemi, cerrahların karmaşık ameliyatlarının gerçekleştirmesini sağlar.\nBu sistem Amerika Birleşik Devletleri patent ofisi tarafından onaylanmış ve tescil edildi.", + "question": "Sina Robotik Sistemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sina Robotik Sistemi , Laparoskopik cerrahi yapan İranlı Noaveran Robotik ve Sina Tıp firmasının bir ürünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1725", + "context": "Tek kartlı bilgisayar (SBC) (single board computer), tüm bilgisayar elemanlarını tek bir kart üzerinde barındıran bilgisayar türüdür.\nMasaüstü kişisel bilgisayardan farklı olarak tek kartlı bilgisayarlar harici bağlantılara çok gereksinim duymaz. Tek kartlı bilgisayarlar birçok farklı mikroişlemci ile inşa edilmiştir. Çoğu tek kartlı bilgisayar, ARM gibi RISC tabanlı işlemcilere sahipken daha güçlü olanlar x86 gibi CISC tabanlı işlemcilere sahiptir.", + "question": "Tek-kartlı bilgisayar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tek kartlı bilgisayar (SBC) (single board computer), tüm bilgisayar elemanlarını tek bir kart üzerinde barındıran bilgisayar türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1726", + "context": "Teknoloji gazeteciliği, teknoloji ile ilgili bir gazetecilik dalıdır. Teknoloji gazeteciliği, ürün incelemesi, iletişim teknolojileri, İnternet, sosyal medya, bilgi teknolojisi, bilimsel araştırma, robotik ve dijital dünyayla ilgili haberler, raporlar ve analizleri içerir. Teknoloji konularını kapsayan teknoloji gazetesi, teknoloji dergisi, blog haberciliği, radyo, televizyon kanalı, elektronik gazete, yeni medya, internet haberciliği, internet televizyonu türleri de popülerdir.", + "question": "Teknoloji gazeteciliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji gazeteciliği, teknoloji ile ilgili bir gazetecilik dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1727", + "context": "Teknoloji Transferi, teknolojik yeniliklerin üçüncü kişilerin kullanımına sunularak ticarileştirildiği ve sözleşme ile yürütülen süreçtir. Teknoloji pazarında transfer edilen teknolojik yenilikler tasarım, prototip, ürün aşamalarında olabilmektedir. Özü itibarıyla bir lisans sözleşmesi olan teknoloji transferi sözleşmesi için literatürde pek çok tanım yapılmıştır. Literatürdeki birinci yaklaşım; lisans anlaşmasını, en genel anlamıyla, kanunlarca özel olarak veya genel hukuk normlarıyla korunan gayri maddi bir mal ile fiili tekel durumundan, belirli bir bedel karşılığında, başkalarının yararlandırılması hakkındaki sözleşme olarak tanımlarken, bir diğer yaklaşımda ise sınai haklara ilişkin lisans sözleşmelerini, ekonomik ve ticari değeri olan bir sınai hakkı münhasıran kullanma hakkına sahip olan kişinin (lisans veren) sahip olduğu bu hakkın kullanımını lisans bedeli karşılığında kısmen veya tamamen başkasına (lisans alana) devrettiği sözleşme olarak açıklamaktadır.", + "question": "Teknoloji transferi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji Transferi, teknolojik yeniliklerin üçüncü kişilerin kullanımına sunularak ticarileştirildiği ve sözleşme ile yürütülen süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1728", + "context": "Bilim veya ilim, (bil- fiilinden türetilmiştir) nedensellik, merak ve amaç besleyen, olguları ve iddiaları deney, gözlem ve düşünce aracılığıyla sistematik bir şekilde inceleyen entelektüel ve uygulamalı disiplinler bütünüdür. Kimi kullanımlarda bu tanımın \"ilim\" için geçerli olmadığının altını çizmek gerekir. Çünkü bilim somut, evrensel olayları kendine konu edinmişken ilim doğaötesi olaylarla da ilgilenebilir fakat somut kanıt sunmaz. Bilimi sınıflandıran bilim felsefecileri bilimi formal bilimler, sosyal bilimler ve doğa bilimleri olmak üzere üçe ayırır. Bilimin diğer tüm dallardan en ayırt edici özelliği, savunmalarını somut kanıtlarla sunmasıdır. Bu sayede bilim, bilinmeyen olguları açıklamamıza ve evreni idrak etmemize güçlü destek olur.\nBilimsel çalışmalar belirli kıstasları karşılamak zorundadır. Tüm bilim dalları, deneysel yöntemlere ve gerçek olayla ilgili varsayımın ilişiklik gücüne bağlı olarak kanunlar çıkarmaya çalışır. Einstein bilimi, her türlü düzenden yoksun duyu verileri ile düzenli düşünceler arasında uygunluk sağlama çabası, Bertrand Russell ise gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabası olarak tanımlar.\nGeleneksel bilim sadece anlamaya ve çözmeye gereksinim duysa da ileri evrelere ulaşan bilim türleri sadece çözmeyi değil çözümden öte ilerlemeyi de kapsar. Geçmişe bakıldığında en önemli sayılan bilim dallarından bazıları matematik, geometri, gök bilimi ve tıptır. Çok çeşitli matematiksel çözümleme sistemlerinin geliştirildiği ilk zamanlardan bu yana yeni formüller, sistemler, kuramlar geliştirilmektedir ki bu da bilimin sürekliliğine bir örnektir.\nBilim ve bilimsel yöntem denenebilirliğe öncelik verir. Böylece nesnel sahicilik sağlanır ve araştırma belirli bir çerçeveye oturur. Bir varsayım (hipotez), türlü sınamalar sonucunda doğrulanırsa kuram (teori) statüsünü alabilir ve diğer bilim insanlarının çalışmalarında dayanak işlevi görür.", + "question": "Bilim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilim veya ilim, (bil- fiilinden türetilmiştir) nedensellik, merak ve amaç besleyen, olguları ve iddiaları deney, gözlem ve düşünce aracılığıyla sistematik bir şekilde inceleyen entelektüel ve uygulamalı disiplinler bütünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1729", + "context": "Robotik, robotların tasarımı, üretimi ve kullanımı ile ilgilenen çok disiplinli bir bilim dalıdır. Makine mühendisliği, uçak mühendisliği, uzay mühendisliği, elektronik mühendisliği, bilgisayar mühendisliği, mekatronik mühendisliği ve kontrol mühendisliği dallarının ortak çalışma alanıdır. Robotlar bir yazılım aracılığıyla yönetilen ve yararlı bir amaç için iş ve değer üreten karmaşık makinelerdir.\nRobotik teknolojisi insanın yerinde geçebilecek ya da insanın eylemlerini taklit edebilecek makineler yapmayı hedefler. Robotların birçok farklı durumda kullanılması amaçlansa da, günümüzde daha çok tehlikeli ortamlarda (örn. bomba imhası), üretim süreçlerinde, veya insanın yaşayamadığı uzay, sualtı, yüksek sıcaklık ve radyasyonlu ortamlarda kullanılmaktadır. Robotlar her biçimde yapılabileceği halde, bazı robotlar insana benzer olarak yapılmaktadır. Bunun, robotların insanlar tarafından kabulünü kolaylaştıracağı düşünülmektedir. Birçok robot doğadan esinlenerek yapılmıştır biyo-ilhamlı robotiğin konusudur.\nTürkiye'deki üniversitelerde açılan mekatronik bölümleri robotikle yakından ilişkilidir.", + "question": "Robotik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Robotik, robotların tasarımı, üretimi ve kullanımı ile ilgilenen çok disiplinli bir bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1730", + "context": "Bahçeşehir Integra (Bahçeşehir INTEGRA şeklinde stilize edilir) Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi öğrencilerinden oluşan ve FIRST robotik yarışmalarına katılan bir öğrenci takımıdır. Türkiye'nin çeşitli yerlerinden bir araya gelen takım üyeleri, Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesinde yatılı olarak eğitim görmektedir. 2011 yılında 4 erkek 1 kız öğrenci ile kurulan takımın şu an yarısı kız olmak üzere 20 takım üyesi bulunmaktadır.\nTürkiye'de kurulan ilk robotik takımlarından birisi olan Bahçeşehir INTEGRA, Türkiye'de STEM eğitimi uygulamaları konusunda öncü konumdadır. Bilim ve FIRST değerlerini yaymak amacıyla içerisinde kendi tasarladıkları deney merkezleri bulunan bilim tırı ile 11.256 km yol kat ederek 13 şehir dolaşmışlardır. Gittikleri şehirlerde 42 STEM Laboratuvarının kurulmasına öncülük etmişlerdir. Aynı zamanda dünyanın dört bir tarafına, çocukların temel mühendislik becerilerini kazanabilecekleri STEM kitleri hazırlayıp göndermişlerdir.\nGeliştirdikleri projeler ile toplumsal hayata fayda sağlamayı amaç edinen takım şu ana kadar: 24 FRC takımı, 60 FLL takımı kurmuş ve mentörlük desteği vermiş; KUYU köpeğin kurtarılmasında kullanılan kolu tasarlamış, yazdıkları 2 adet müfredat ile 5 milyondan fazla öğrenciye ulaşmıştır. Ayrıca bu müfredatları Next Generation Science (NGSS) standartlarına uyarlayarak uluslararası alanda geçerli bir eğitim materyali yapmışlardır. Yarısını kız üyelerin oluşturduğu takım, pozitif ayrımcılığı toplumlara aşılamak üzere “GirlsFIRST” isimli kadınları üretimde öne çıkarmayı amaçlayan kampanyayı başlatmış, kadınların iş hayatına katılımını desteklemişlerdir.\nKatıldıkları FRC Robotik Turnuvasının şampiyonasında, en prestijli ödül olan Chairman's Award Finalist'i kazanıp, teknik anlamda en gelişmiş takımların yarıştığı lig olan Einstein Field'a çıkan ilk Türk takım olmuştur.", + "question": "Bahçeşehir Integra nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bahçeşehir Integra (Bahçeşehir INTEGRA şeklinde stilize edilir) Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi öğrencilerinden oluşan ve FIRST robotik yarışmalarına katılan bir öğrenci takımıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1731", + "context": "Biyorobotik, robot biliminin bir alt alanıdır. Canlı biyolojik organizmaları taklit eden veya simüle eden robotların nasıl yapılacağını incelemek, daha verimli yöntemler geliştirmek, genetik bilgiyi değiştirmek ve biyolojik sistemleri taklit eden makineler yaratmak için biyolojiyi mekanik sistemlerle bütünleştiren bir bilimdir.", + "question": "Biyorobotik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyorobotik, robot biliminin bir alt alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1732", + "context": "Karel Čapek (d. 9 Ocak 1890 - ö. 25 Aralık 1938), 20. yüzyılın önemli Çek yazarıdır.\nAdı, \"Karel Çapek\" olarak okunur. Yaygın kullanımı ile robot kavramını ortaya atan kişi olarak bilinir. \"Robot\" kelimesi, ilk olarak Karel Čapek'in 1920 yılında yazdığı R.U.R. - Rossum's Universal Robots adlı eserinde yer almış ve daha sonra tüm dünyada kullanılmaya başlanmıştır. Türkçeye Halid Fahri Ozansoy tarafından R.U.R. - 'Âlemşümûl Sun'î Adamlar Fabrikası adıyla çevrilip Osmanlıca olarak 1927 yılında Devlet Matbaası tarafından yayınlanmıştır. Ancak aslında bu terimin gerçek yaratıcısı Karel Čapek'in kardeşi olan Josef Čapek'tir. Čapek, Malé Svatoňovice'de, sonraları adı sırasıyla Çekoslovakya ve Çekya olacak olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nda doğmuştur.", + "question": "Karel Čapek nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karel Čapek (d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1733", + "context": "Evrimsel robotik, robotların Darwinci doğal seçilim ilkeleri kullanılarak otomatik olarak tasarlandığı Yapay Zeka'ya (Al) somutlaştırılmış bir yaklaşımdır. Bir robotun tasarımı veya bir robotun nöral kontrolör gibi bir alt sistemi, davranışsal bir amaca göre optimize edilmiştir (örneğin, mümkün olduğu kadar hızlı koş). Genellikle tasarımlar, simülasyonlarda binlerce veya milyonlarca tasarımın üretilmesi olarak değerlendirilir ve bunları gerçek dünyada test etmek zaman, para ve güvenlik açısından son derece pahalıdır.\nEvrimsel bir robotik deneyi, rastgele oluşturulmuş robot tasarımları popülasyonuyla başlar. En kötü performans gösteren tasarımlar atılır ve daha iyi tasarımların mutasyonları ve/veya kombinasyonları ile değiştirilir . Bu evrimsel algoritma, önceden belirlenmiş bir süre geçene veya bazı hedef performans ölçütleri aşılana kadar devam eder.\nEvrimsel robotik yöntemler, insanların sınırlı sezgiye sahip olduğu ortamlarda (nano ölçekli, uzay, vb.) çalışması gereken mühendislik makineleri için özellikle yararlıdır. Geliştirilmiş simüle edilmiş robotlar, biyoloji ve bilişsel bilimde yeni hipotezler oluşturmak ve ger��ekte gerçekleştirilmesi zor veya imkansız olduğu kanıtlanan deneyleri gerektiren eski hipotezi test etmek için bilimsel araçlar olarak da kullanılabilir.", + "question": "Evrimsel robotik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Evrimsel robotik, robotların Darwinci doğal seçilim ilkeleri kullanılarak otomatik olarak tasarlandığı Yapay Zeka'ya (Al) somutlaştırılmış bir yaklaşımdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1734", + "context": "For Inspiration and Recognition of Science and Technology (FIRST), FIRST Robotics Competition, FIRST LEGO League Challenge, FIRST LEGO League Explore, FIRST LEGO League Discover ve FIRST Tech Challenge yarışmalarını yürüten uluslararası bir gençlik organizasyonudur. FIRST, kâr amacı gütmeyen bir kamu yardım kuruluşu olarak faaliyet göstermektedir. 1989 yılında Dean Kamen ve Woodie Flowers tarafından öğrencilere mühendislik ve teknoloji alanlarında ilham verecek yollar geliştirmek amacıyla kurulmuştur. Felsefesi organizasyon tarafından \"İşbirliği\" ve \"Duyarlı Profesyonellik\" olarak ifade edilmektedir.", + "question": "FIRST nedir?", + "answers": { + "text": [ + "For Inspiration and Recognition of Science and Technology (FIRST), FIRST Robotics Competition, FIRST LEGO League Challenge, FIRST LEGO League Explore, FIRST LEGO League Discover ve FIRST Tech Challenge yarışmalarını yürüten uluslararası bir gençlik organizasyonudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1735", + "context": "Figure AI, Inc., ABD merkezli bir robotik şirketi. Şirket, yapay zeka destekli insansı robotların geliştirilmesi konusunda çalışmalar yapmaktadır. Şirket, 2022 yılında, Archer Aviation ve Vettery'nin kurucusu Brett Adcock tarafından kurulmuştur. Figure AI'ın ekibi, robotik, yapay zeka, algılama, algı ve navigasyon gibi alanlarda uzmanlardan oluşmaktadır ve Boston Dynamics ve Tesla gibi önde gelen şirketlerden deneyimli kişileri bir arada tutmaktadır.", + "question": "Figure AI nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Figure AI, Inc." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1736", + "context": "Isaac Asimov'un romanlarında kullandığı Frankenstein kompleksi insanların insansı robotlara olan korkusu için kullanılan bir ifadedir. Kavram birçok yönden Masahiro Mori'nin tekinsiz vadi hipotezine benzemektedir. \"Frankenstein kompleksi\" adını Mary Shelley'in 1818'de basılan Frankenstein adlı romanından almaktadır. Romanda Frankenstein insana benzeyen, zeki bir canavar yaratmış ancak bu canavarı çok korkunç bulduğu için onu terk etmiş ve canavar da yaratıcısını öldürmüştür.", + "question": "Frankenstein kompleksi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Isaac Asimov'un romanlarında kullandığı Frankenstein kompleksi insanların insansı robotlara olan korkusu için kullanılan bir ifadedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1737", + "context": "Hızlı prototipleme, bilgisayarda hazırlanan üç boyutlu CAD çizimlerinden direkt olarak elle tutulur fiziksel modeller elde etmemizi sağlayan imalat teknolojisidir. Hızlı prototipleme cihazları vasıtasıyla bilgisayarda çizimi yapılmış her türlü ürünün birebir modelini saatler içerisinde elde etme imkânı doğmuştur. Hızlı prototipleme cihazları kendi içerisinde farklılıklar göstermekle beraber prensipleri aynıdır. Bu yöntemde fiziksel modeller tabandan başlayarak katman katman yüzeylerin üst üste eklenmesiyle oluşturulur..", + "question": "Hızlı prototipleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hızlı prototipleme, bilgisayarda hazırlanan üç boyutlu CAD çizimlerinden direkt olarak elle tutulur fiziksel modeller elde etmemizi sağlayan imalat teknolojisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1738", + "context": "Evrensel İnsan Yük Taşıyıcısı veya HULC, Profesör H. Kazerooni ve Ekso Biyonikleri ekibi tarafından geliştirilmiş, hidrolik sistem üzerine kurulmuş, insan biçimli bir dış iskelettir.\nAskerlerin 90 kiloya (200 lbs) kadar olan yükleri saatte 16 kilometrelik bir hızla taşıyabilmeleri için tasarlanmıştır. Berkeley Robotikleri ve İşbilim Laboratuvarı tarafından 2000 yılından beri geliştirme aşamasında olan sistem, Lockhead Martin lisansıyla 26 Şubat 2009 tarihinde AUSA Kış Sempozyumu'nda alenen duyurulmuştur.", + "question": "HULC nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Evrensel İnsan Yük Taşıyıcısı veya HULC, Profesör H." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1739", + "context": "Humanoid (/ˈhjuːmənɔɪd/; İngilizcedeki human [insan] ve-oid [benzeyen] birleşiminden; \"insansı\"), insan olmayanların insan görünümüne sahip olmasıdır. Terimin en erken kaydedilen kullanımı 1870 yılına gitmektedir ve bu terim, Avrupalılar tarafından kolonileştirilen bölgelerdeki yerli halklara atıfta bulunmak için kullanılırken 20. yüzyılda ise insan iskeletine morfolojik olarak benzeyen ancak aynı olmayan fosilleri tarif etmek için kullanılmıştır. Her ne kadar bu terim, 20. yüzyıl biliminde çok fazla kullanılsa da günümüzdeki kullanımı nadirdir. Terim genel olarak belirgin bir şekilde insani özelliklere veya adaptasyonlara sahip herhangi bir şey için kullanılabilir. Bilimkurgu medyası sık sık dünya dışı yaşam biçimlerini yakınsak evrim teorisinin bir yan ürünü olarak humanoid (insansı) olarak sunar.\nSophia (robot), Hong Kong merkezli Hanson Robotics tarafından geliştirilen sosyal bir insansı robot' dur. David Hanson, 2013 yılında kurulan Hong Kong merkezli bir robotik şirketi olan Hanson Robotics limited' in kurucusu ve İcra Kurulu Başkanı (CEO) olan Amerikalı bir robotikçidir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Humanoid nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Humanoid (/ˈhjuːmənɔɪd/; İngilizcedeki human [insan] ve-oid [benzeyen] birleşiminden; \"insansı\"), insan olmayanların insan görünümüne sahip olmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1740", + "context": "İnsansız hava aracı (İHA) veya dron (bazen orijinal İngilizce kökenli ismiyle drone, Türkçe telaffuz: [dˑɯron]), fiziksel olarak içinde insan bulunmayan bir tür uçan araçtır. Bazen helikopter anlamındaki dikuçar sözcüğünün insansız hava aracı anlamında kullanıldığı da görülmektedir. İHA'ların en önemli ve olmazsa olmaz bileşeni, yer tabanlı bir kontrolör ile uçak arasında bir iletişim sistemdir.\nİHA'lar iki sınıfa ayrılırlar: uzaktan kumanda edilerek uçanlar, kendiliğinden belli bir uçuş planı üzerinden otomatik olarak hareket edebilenler. Keşif amaçlı üretilen İHA'lar günümüzde birçok saldırı görevinde de kullanılmaktadır. Militanlara karşı birçok başarılı saldırı gerçekleştiren bu hava araçları çoğu zaman sivil hedefleri de vurarak insan ölümlerine neden olmaktadır. Bunun yanında İHA'lar, son zamanlarda yangın söndürme amaçlı da kullanılmıştır.\nGünümüzde çok farklı şekil, ebat, konfigürasyon ve karakterde araçlar üretilmektedir. Tarihsel olarak bakıldığında basitçe İHA'lar birer \"drone\"dur. Ancak bağımsız kumanda sistemleri çok geliştirilmiştir. Bu maddenin amacı İHA'lar ile güdümlü füzelerin farklarını ortaya çıkartmaktır. Öncelikle İHA'lar tekrar kullanılabilir. Mürettebatsız olarak kontrol edilerek durmadan belli bir irtifada uçabilir.\nAyrıca bu araçlar jet motoru veya iki zamanlı motor yardımıyla uçar. Bunun yanında seyir füzeleri her ne kadar insansız ve uzaktan kumanda ile yönetiliyor olsalar bile İHA olarak sınıflandırılmazlar. İHA kısaltması bazı durumlarda İHAS (insansız hava araçları sistemleri) olarak genişletilmiştir. Amerikan Federal Havacılık Dairesi ise insansız uçuş sistemleri (İUS) adıyla genel bir sınıf belirlemiştir. Aslında bu sınıf ilk olarak Birleşik Devletler Donanması tarafından sadece uçakları değil onunla beraber yer sistemleri ve diğer elementleri de yansıtması amacıyla kullanmıştır.", + "question": "İnsansız hava aracı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnsansız hava aracı (İHA) veya dron (bazen orijinal İngilizce kökenli ismiyle drone, Türkçe telaffuz: [dˑɯron]), fiziksel olarak içinde insan bulunmayan bir tür uçan araçtır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1741", + "context": "Robotikte, kaçırılan robot problemi genellikle faaliyetteki otonom bir robotun rastgele bir yere taşınması durumuyla ilgilidir.\nKaçırılan robot problemi, robotun yer saptama sistemiyle ilgili önemli sorunlar yaratır ve yalnızca belli bir yer saptama algoritması alt kümesi, yaratılan belirsizlikle başarılı bir şekilde başa çıkabilir. Kaçırılan robot problemi, genellikle bir robotun feci yer saptama hatalarından kurtulma yeteneğini test etmek için kullanılır.", + "question": "Kaçırılan robot problemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Robotikte, kaçırılan robot problemi genellikle faaliyetteki otonom bir robotun rastgele bir yere taşınması durumuyla ilgilidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1742", + "context": "Kalman Filtresi, durum uzayı modeli ile gösterilen bir dinamik sistemde, modelin önceki \nbilgileriyle birlikte giriş ve çıkış bilgilerinden sistemin durumlarını tahmin edilebilen filtredir. Macar asıllı Amerikan matematiksel sistem teoristi Rudolf Kalman tarafından bulunmuştur.\nGözlemleme teorisi; karar verilen bir bakış açısı temelinde, sistemin durum tahmini için izlenecek bir yoldur. Eğer sistemin stokastik veya rastgele gürültülü yönü hesaba katılırsa minimum varyans tahmini veya Kalman Filtresi çok uygun olmaktadır. Kalman Filtresi, geleneksel tahmin edicilerde olduğu gibi filtreleme özelliğine rağmen, sistemin ölçülemeyen durumlarını tahmin etmek için de çok güçlü ve yeteneklidir.\nKalman Filtresi, 1960'lardan sonra araç navigasyonu başta olmak üzere (havacılık uygulamaları tipik olmasına rağmen, başka uygulama alanlarında da) kullanılan ve sistemin durumu hakkında optimize edilmiş bir tahmin sağlayan bir algoritmadır. Algoritma, gürültülü bir gözlem veri akışı (tipik olarak, sensör ölçümleri) üzerinde gerçek-zamanlı, özyinelemeli çalışarak hatayı en aza indirecek şekilde filtreleme yapar ve sistemin fiziksel karakteristiklerinin modellenmesi ile üretilen gelecek durumun matematiksel tahminine göre optimize eder.\nModel tahmini, gözlem ile karşılaştırılır ve bu fark, Kalman kazancı olarak bilinen bir çarpan ile ölçeklendirilir. Bu daha sonra sıradaki tahminleri iyileştirmek için modele bir girdi olarak geri beslenir. Kazanç performansı iyileştirmek için ayarlanabilir. Yüksek kazanç değerleri kullanılırsa, filtre çıkışı gözlemleri daha yakından takip eder. Düşük kazanç değeri kullanıldığında filtre model tahminlerini daha yakından takip eder. Yöntem, gerçek bilinmeyen değerlere, tek bir ölçüme veya sadece model tahminlerine dayanarak elde edilebilecek tahminlerden daha yakın tahminler üretmek için kullanılmaktadır.\nHer bir zaman adımında, Kalman Filtresi, gerçek bilinmeyen değerlerin tahminlerini belirsizlikleriyle (uncertainty)) beraber üretir. Sıradaki ölçümün sonucu gözlendiğinde, bu tahminler, belirsizliği düşük tahminlere daha fazla ağırlık vererek, ağırlıklı ortalama ile güncellenir.\nTeorik bir bakış açısından, Kalman Filtresi'nin ana varsayımı alttaki sistemin doğrusal dinamik bir sistem olduğu ve tüm hataların ve ölçümlerin Gaussian dağılımına (sıklıkla çok değişkenli Gaussian dağılımı) sahip olduğudur. Yönteme eklentiler ve genelleştirmeler de geliştirilmiştir. Alttaki model Hidden-Markov-Modeli'ne benzeyen bir Bayesian modelidir ancak gizli-değişkenlerin durum uzayı devamlıdır ve tüm gizli ve gözlenen değişkenler'in dağılımı Gaussian'dır.", + "question": "Kalman Filtresi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kalman Filtresi, durum uzayı modeli ile gösterilen bir dinamik sistemde, modelin önceki \nbilgileriyle birlikte giriş ve çıkış bilgilerinden sistemin durumlarını tahmin edilebilen filtredir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1743", + "context": "KUKA dünya çapında endüstriyel robot üreticisi ve fabrika otomasyonu için çözümler üreten bir Alman şirketidir. KUKA Robotics Corporation'ın dünya genelinde, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Meksika, Brezilya, Çin, Japonya, Kore, Tayvan, Hindistan ve çoğu Avrupa ülkesi başta olmak üzere birçok satış ve servis iştiraki olan 25 iştiraki bulunmaktadır. Şirket ismi, KUKA, Keller und Knappich Augsburg'un baş harflerinin kısaltması olup, üretimi yapılan tüm endüstriyel robotlar ve ürünlerde geçerli olan tescilli ticari marka ismidir.", + "question": "KUKA nedir?", + "answers": { + "text": [ + "KUKA dünya çapında endüstriyel robot üreticisi ve fabrika otomasyonu için çözümler üreten bir Alman şirketidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1744", + "context": "Mekanik Eksoskeleton veya Mekanik Dış İskelet giyen kişiyi korumak ve ona yardımcı olmak için tasarlanmışlardır. Örnek olarak askerleri veya inşaat işçilerini korumak ve onlara yardım etmek veya başka tehlikeli çevrelerde bulunan insanların hayatta kalmalarına destek sağlamaktadır. Ayrıca yaşlılara ve sağlık durumu kötü olan bireylere hareket etmede destek olabilecek protezler geliştirilmesi gelecekte geniş bir tıbbi pazarı olanaklı kılmaktadır. Diğer fayda sağladığı alanlar kurtarma çalışmasıdır, çökmüş binalarda bu makine içerisinde bulunan bir cankurtaranın ağır enkazları kaldırmasına ve aynı zamanda düşen molozlardan korumasına da olanak sağlar.\nİlk eksoskeleton General Elektrik ortaklığında Amerika Birleşik Devletleri Ordusu tarafından 1960 yıllarında Hardiman adı altında geliştirilmiştir, bu makine vasıtasıyla 150 kg ağırlığında bir cisim taşıyanlar sanki 1 kg taşıyormuş gibi hissetmiştir. Ancak 680 kg ağırlığından dolayı mantıksızdı.\nÇalışmakta olan Mekanik Eksoskeleton örnekleri yapılmış fakat günümüzde pek fazla yaygınlaşmamıştır. Uygun güç kaynağı sorunu dahil olmak üzere çözülmesi gereken birçok sorunları bulunmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Mekanik dış iskelet nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mekanik Eksoskeleton veya Mekanik Dış İskelet giyen kişiyi korumak ve ona yardımcı olmak için tasarlanmışlardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1745", + "context": "Microp, Endüstride kullanılan Articulated diye adlandırılan Robotların prototipidir. Robotun oluşturulması 4 ana başlığı barındırıyor: Mekaniği, Elektroniği, Yazılımı ve Kinematik hesaplaması. Robot kolunun bilgisayarla 3 boyutlu similasyonla eşzamanlı olarak kontrolü ile ilgili bir uygulamadır. Robotun kontrolü için program C++ 5.02 de yazıldı. Bu yüzden OpenGL kütüphanesi kullanılarak görsel bir programa sahiptir. Buna ek olarak program kinematik hesaplamalarıda içermektedir. Ve Robotun kontrolü Paralel porttan sağlanmaktadır.\nProgramlama Dili\n\nC++ Version 5.02\nElektronik\nCircuit Maker\nAssembler\nPic-Up\nMDASM\nGrafik Tasarımı\n\nOpenGL\nDokümantasyon\n\nMs Word 2003\nMs PowerPoint 2003\nMs Excel 2003", + "question": "Microp nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Microp, Endüstride kullanılan Articulated diye adlandırılan Robotların prototipidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1746", + "context": "Microsoft Robotics Studio; MSRS, akademik, hobi amaçlı ve ticari geliştiricilerin çok çeşitli donanım platformlarında kolay bir şekilde robotik tabanlı uygulamalar geliştirmeleri için hazırlanmış Windows tabanlı geliştirme ortamıdır.", + "question": "Microsoft Robotics Studio nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Microsoft Robotics Studio; MSRS, akademik, hobi amaçlı ve ticari geliştiricilerin çok çeşitli donanım platformlarında kolay bir şekilde robotik tabanlı uygulamalar geliştirmeleri için hazırlanmış Windows tabanlı geliştirme ortamıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1747", + "context": "Moleküler nanoteknoloji (MNT) mekanosentez yoluyla atomik özellikli, kompleks yapılar yapabilen bir teknolojidir.\nMekanosentez yöntemi onu diğer nano ölçekli maddelerden ayırdeder. Richard Feynman'ın kompleks ürünler yapmak için nanomakineleri kullanma fikri temelli, bu ileri nanoteknoloji formu moleküler makine sistemleri ile kontrollü mekanosenteze rehberlik edebilir. MNT kimya, diğer nanoteknolojiler ve modern makro fakbikalarda bulunan moleküler makinalar ile gösterilen fiziksel ilkelerin bir araya gelmesini içerir.", + "question": "Moleküler nanoteknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Moleküler nanoteknoloji (MNT) mekanosentez yoluyla atomik özellikli, kompleks yapılar yapabilen bir teknolojidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1748", + "context": "Nanorobot bilimi, bir nanometre (10−9 metre) veya buna yakın ölçekli parçalar içeren makine veya robot yaratan gelişen bir teknoloji alanıdır. Daha özel bir deyişle, nanorobotics, 0,1-10 mikrometre ölçekli cihazlar ile nanoteknoloji mühendislik disiplini içinde nanorobotlar tasarlama ve inşa etmek ve aynı zamanda nano ölçekler ve moleküler bileşenler üretmektir. Nanobots, nanoids, nanites, nanomachines veya nanomites gibi özel isimlere sahip Türkçe anlamları cüce, nanomakina, böcekçik gibi anlamlara gelen bu isimler sürekli olarak araştırma ve geliştirme altında olan bu nanorobotları tanımlamak için kullanılırlar.Nanomakinalar büyük ölçüde araştırma v, e geliştirme aşamasında olmasına rağmen bazı ilkel moleküler makineler ve nanomotorlar test edilmiştir. Örneğin, yaklaşık 1,5 nanometre uzunluğundaki bir anahtara sahip bir sensör, bir kimyasal örnekteki özel moekülleri sayma yeteneğine sahiptir. Nanaomakinelerin ilk yararlı uygulamaları tıbbi teknoloji alanında; kanser hücrelerini tespit ve imha için olabilir. Bir diğer potansiyel uygulama alanı ise, ortamdaki zehirli kimyasalları tespit ve konsantrasyonunu ölçme olarak düşünülebilir. Rice üniversitesi kimyasal yollarla tek moleküllü ve jantları bucky küreleri içeren bir araba geliştirdi. Araba, çevre sıcaklığını kontrol ederek ve taramalı tünelleme mikroskobunu yerleştirerek çalıştırıldı.\nBir başka tanım ise, nanoölçek çözünürlük ile hareket ettirilen veya nanoölçekli nesneler ile etkileşime duyarlı robotlardır.Bu gibi cihazlar için moleküler makinalar tanımı yerine tarama ve araştırma mikroskobisi demek daha uygun olur. Mikroskop tanımı düşünülerek, atomik kuvvet mikroskobu gibi büyük aletler, manipülasyon göstermesi için ayarlandığında bir nanorobotik aygıt gibi düşünülebilir. Bu açıdan bakıldığında, makro ölçekli robotlar veya mikro robotlar, nano ölçek ile doğrulukla hareket edebilen nano robotlar olarak düşünülebilir.", + "question": "Nanorobot bilimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nanorobot bilimi, bir nanometre (10−9 metre) veya buna yakın ölçekli parçalar içeren makine veya robot yaratan gelişen bir teknoloji alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1749", + "context": "Otomat, otomatik olarak ardışık veya döngüsel işlemleri gerçekleştirebilen mekanik veya elektro-mekanik düzenektir.\n1920 yılında robot kelimesi kullanılmaya başlamadan önce robotlar için de otomat kelimesi kullanılmaktaydı.\nYaygın kullanımı ile otomatlar, kamuya açık alanlarda, örneğin gazete, meşrubat veya bisküvi satışı için kullanılan makinelerdir.", + "question": "Otomat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Otomat, otomatik olarak ardışık veya döngüsel işlemleri gerçekleştirebilen mekanik veya elektro-mekanik düzenektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1750", + "context": "Otonom araba bilinen diğer adlarıyla robot araba, sürücüsüz araba, çevresini algılayabilen ve çok az insan girdisi veya hiç girdi olmadan hareket edebilen bir otomobil türüdür. Otomotiv ve bilgi teknolojisi şirketlerinin birge çabaları ve ortak girişimleri ile geliştirildi.\nOtonom arabalar; radar, yapay zekâ, bilgisayar görüşü, mekatronik, çoklu ajan sistemi, Lidar, sonar, GPS, odometre ve atalet gibi ölçüm birimleri kullanarak çevrelerini algılamaya yarayan çeşitli sensörleri içinde bulundururlar. Gelişmiş kontrol sistemleri; uygun gezinme yollarını, engelleri ve ilgili işaretleri tanımlamak için duyusal bilgileri yorumlar. Ayrıca, son zamanlarda robotaksi, araçların interneti, araç otomasyonu, otonom kamyon, mürettebatsız araç, uçan otomobil gibi teknolojiler de gelişmiştir.\nPotansiyel faydalar arasında azaltılmış maliyetler, artırılmış güvenlik, artırılmış mobilite, artırılmış müşteri memnuniyeti ve azaltılmış suç sayılabilir. Güvenlik avantajları arasında trafik çarpışmalarında azalma, bunun sonucunda azalan yaralanmalar ve sigorta dahil olmak üzere diğer maliyetler bulunmaktadır.\nOtomatik araçların trafik akışını arttırması beklenirken; çocuklar, yaşlılar, engelli ve yoksullar için daha fazla hareketlilik sağlamak; yolcuları sürüş ve navigasyon işlerinden kurtarmak; aracın yakıt verimliliğini artırmak; park yeri gereksinimlerini önemli ölçüde azaltmak; suçu azaltmak; ve özellikle paylaşım ekonomisi yoluyla bir hizmet olarak ulaşım için iş modellerini kolaylaştırmak gibi çeşitli biçimlerde yararları olmaktadır.\nSorunlar arasında güvenlik, teknoloji, sorumluluk, yasal çerçeve ve hükûmet düzenlemeleri; bilgisayar korsanları veya terörizm gibi gizlilik ve güvenlik kaygıları riski; karayolu taşımacılığı endüstrisindeki sürüşle ilgili işlerin kaybıyla ilgili endişe; ve seyahat daha uygun hale geldikçe artan banliyöleşme riski sayılabilir.", + "question": "Otonom araba nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Otonom araba bilinen diğer adlarıyla robot araba, sürücüsüz araba, çevresini algılayabilen ve çok az insan girdisi veya hiç girdi olmadan hareket edebilen bir otomobil türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1751", + "context": "Özerk uzaylimanı insansız gemi(İngilizce: Autonomous spaceport drone ship); ASDS olarak da bilinen, Just Read the Instructions (Türkçesi: Sadece Talimatları okuyun) isimli gemi okyanusta çalışabilen, mavnadan türetilmiş, uzay ve havacılık şirketi SpaceX tarafından yörüngedeki görevlerinden dönen roketlerin ilk aşamalarını indirmeye çalıştığı bir yüzen iniş rampasıdır.\nGemi; 2014 yılının sonlarına doğru, Marmac 300 isimli bir mavnadan dönüştürülmüş ve 2015 Ocak ayında CRS-5 kargo ikmal görevi sırasında, uzaydan dönen hızlandırıcı aşaması uçuş testinde iniş rampası sağlaması amacıyla kullanıma alınmıştır.\nSpaceX tekrar kullanılabilir fırlatma sistemi geliştirme programının önemli bir parçasıdır ve uzaya fırlatma hizmetlerinin maliyetini önemli ölçüde düşürme hedeflenmektedir.\nSpaceX gemiyi nihayetinde yüzen bir fırlatma rampası olarak ve iniş yapmış olan ilk aşamanın yakıt deposunu, asıl fırlatma sahasına uçarak geri gidebilmesi ve yeteri kadar doldurabilmek için kullanmayı planlamaktadır. Bu yeteneklerin ne zaman geliştirileceğine, test edileceğine ya da hizmete gireceğine dair bir tarih verilmedi.", + "question": "Özerk uzaylimanı insansız gemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Özerk uzaylimanı insansız gemi(İngilizce: Autonomous spaceport drone ship); ASDS olarak da bilinen, Just Read the Instructions (Türkçesi: Sadece Talimatları okuyun) isimli gemi okyanusta çalışabilen, mavnadan türetilmiş, uzay ve havacılık şirketi SpaceX tarafından yörüngedeki görevlerinden dönen roketlerin ilk aşamalarını indirmeye çalıştığı bir yüzen iniş rampasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1752", + "context": "Robot, otonom veya önceden programlanmış görevleri yerine getirebilen elektro-mekanik bir cihazdır. Güncel tanımı ile robotlar, elektronik ve mekanik birimlerden oluşan, algılama yeteneğine sahip olan ve programlanabilen cihazlardır. Başka bir tanımla robotlar, canlıların işlevlerini ve davranışlarını taklit edebilen, fiziksel yeteneklere ve yapay zekâya sahip, disiplinler arası öğeler içeren mühendislik ürünleridir.\nRobotlar doğrudan bir operatörün kontrolünde çalışabildikleri gibi bağımsız olarak bir bilgisayar programının kontrolünde de çalışabilir. Robot deyince insan benzeri makineler akla gelse de robotların çok azı insana benzer.\nGünümüzde robotların en büyük kullanım alanı endüstriyel üretimdir. Özellikle otomotiv endüstrisinde çok sayıda robot kullanılır. Bunların çoğu kol şeklindeki robotlardır. Bunlar parçaları monte eden, birleştiren, kaynak ve boya yapan robotlardır.\nEvlerde robot kullanımı giderek artmaktadır. Evlere giren ilk robotlar Furby, AIBO gibi oyuncaklardır. Başta ABD'de olmak üzere ev işlerine yardımcı olan robotların kullanımı da giderek yaygınlaşmaktadır. Yerleri kendi kendine süpüren robot elektrik süpürgeleri büyük talep görmektedir.", + "question": "Robot nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Robot, otonom veya önceden programlanmış görevleri yerine getirebilen elektro-mekanik bir cihazdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1753", + "context": "Robot kinematiği, geometri kullanarak robotik sistemlerin yapısını oluşturan çoklu serbestlik derecesine sahip kinematik zincirleri inceleyen robotik konusudur. Geometri vurgusu robotun parçalarının katı cisimler olarak modellenmesinden ve eklemlerinin salt dönme ya da ötelemeye sahip olmasından kaynaklanır.\nRobot kinematiği, yapılacak hareketi planlamak, kontrol etmek ve eyleyicilerin kuvvetleri ile torklarını hesaplamak amacıyla kinematik zincirlerin boyutları ve bağlanırlıkları ile robotik sistemdeki her parçanın konum, hız ve ivmeleri arasındaki ilişkileri inceler. Kütle ve atalet özellikleri, hareket ve ilgili kuvvetler ve torklar arasındaki ilişkiler robot dinamiği konusu altında incelenir.", + "question": "Robot kinematiği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Robot kinematiği, geometri kullanarak robotik sistemlerin yapısını oluşturan çoklu serbestlik derecesine sahip kinematik zincirleri inceleyen robotik konusudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1754", + "context": "Robot Hukuku, robotların hem fiziksel hem de çevrimiçi ortamda artan kullanımı ile birlikte ortaya çıkan hukuki sorunları inceleyen, bunlarla ilgili kamu politikaları oluşturmaya çalışan hukuk alanıdır.\nGünümüzde robotların kullanımı giderek artmakta ve robotlar hayatımızın bir parçası haline gelmektedir. 2022 yılına kadar birçok kişinin kişisel robotu olacağı tahmin edilmektedir. İnsanların robotlarla olan etkileşimi de yeni hukuki sorunların oluşmasına neden olacaktır. Fakat bu hukuki sorunlardan önce robot kavramının ne olduğu açıklanmalıdır.", + "question": "Robotik hukuku nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Robot Hukuku, robotların hem fiziksel hem de çevrimiçi ortamda artan kullanımı ile birlikte ortaya çıkan hukuki sorunları inceleyen, bunlarla ilgili kamu politikaları oluşturmaya çalışan hukuk alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1755", + "context": "Siborg (İngilizce: Cyborg = \"cybernetic organism\"), biyolojik ve yapay (örneğin elektronik, mekanik veya robot) kısımları olan varlıklara verilen isimdir. Sibernetik organizma teriminin kısaltılmasıdır. Amerikalı bilim insanları Manfred Clynes ve Nathan S. Kline tarafından 1960 yılında icat edilen terim, ikilinin uzayda kendi kendini düzenleyen insan-makine sistemlerinin avantajlarını anlattıkları bir makalede kullanıldı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Siborg nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Siborg (İngilizce: Cyborg = \"cybernetic organism\"), biyolojik ve yapay (örneğin elektronik, mekanik veya robot) kısımları olan varlıklara verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1756", + "context": "Estetik olarak, tekinsiz vadi bir nesnenin insan benzerliği derecesi ile nesneye duyulan duygusal tepki arasındaki hipoteze dayalı bir ilişki olarak kabul edilir. Bu fenomen, robotik, 3D bilgisayar animasyonları ve gerçekçi bebekler arasındaki örneklerde görülebilir. “Tekinsiz vadi” hipotezi, neredeyse insan gibi görünen bir varlığın izleyicilerde soğuk, ürkütücü bir hissiyat oluşturmasıyla ilgilenmektedir. Diğer taraftan dijital teknolojilerin artan yaygınlığı günümüzde (örneğin, sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve foto-gerçekçi bilgisayar animasyonları) \"vadi\" ile ilgili tartışmaları yaygınlaştırmıştır.", + "question": "Tekinsiz vadi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Estetik olarak, tekinsiz vadi bir nesnenin insan benzerliği derecesi ile nesneye duyulan duygusal tepki arasındaki hipoteze dayalı bir ilişki olarak kabul edilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1757", + "context": "Telerobotik, robotiğin bir bölümü olup robotları uzaktan kumanda etmeyi hedefler. Bu, genellikle Bluetooth, Deep Space Network ya da Wi-Fi gibi kablosuz bağlantılarla veya İnternet üzerinden yapılmaktadır. Teleişlem ve uzaktan mevcudiyet adlı iki alt sahanın birleşmesinden oluşur.", + "question": "Telerobotik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Telerobotik, robotiğin bir bölümü olup robotları uzaktan kumanda etmeyi hedefler." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1758", + "context": "Vokoder veya ses kodlayıcı, ses verisi sıkıştırma, çoklama, ses şifreleme ve ses dönüştürme için insan sesi sinyalini analiz eden ve sentezleyen bir ses kaydedici bileşeni kategorisidir.", + "question": "Vokoder nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vokoder veya ses kodlayıcı, ses verisi sıkıştırma, çoklama, ses şifreleme ve ses dönüştürme için insan sesi sinyalini analiz eden ve sentezleyen bir ses kaydedici bileşeni kategorisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1759", + "context": "Botanik veya bitki bilim(ler)i, bitki biyolojisi, fitoloji, bitki yaşamı ile ilgili bir bilim dalı ve biyolojinin bir koludur. Bir botanikçi, bitki bilimcisi veya fitolog, bu alanda uzmanlaşmış bir bilim insanıdır. \"Botanik\" terimi; otlak, ot veya yem anlamına gelen Grekçe: βοτάνη (botanē) kelimesinden türetilmiştir. Geleneksel olarak, botanik, mantarları ve algleri de de içine alan bir bilim dalıdır. Günümüzde, botanikçiler (tam anlamıyla), 391.000'i damarlı bitki türü (yaklaşık 369.000 çiçekli bitki türü dahil) ve yaklaşık 20.000'i kara yosunu olan yaklaşık 410.000 kara bitkisi türünü incelemektedir.\nBotanik, ilk insanların yenilebilir, şifalı ve zehirli bitkileri tanımlama ve daha sonra yetiştirme çabalarıyla herboloji olarak tarih öncesinde ortaya çıktı ve bu da onu bilimin en eski dallarından biri haline getirdi. Genellikle manastırlara bağlı orta çağ fizik bahçeleri, tıbbi öneme sahip bitkiler içeriyordu. Bunlar 1540'lardan itibaren kurulan üniversitelere bağlı ilk botanik bahçelerinin öncüleriydi. Bu bahçelerin en eskilerinden biri Padova botanik bahçesiydi. Bu bahçeler, bitkilerin akademik olarak çalışılmasını kolaylaştırdı. Bitki koleksiyonlarını kataloglama ve açıklama çabaları, bitki taksonomisinin de başlangıcıydı ve bu çabalar botaniği 1753'te, Carl Linnaeus'un bugüne kadar kullanımda olan ikili adlandırma sistemine götürdü.\n19. ve 20. yüzyıllarda, bitkilerin incelenmesi için optik mikroskopi ve canlı hücre görüntüleme yöntemleri, elektron mikroskobu, kromozom sayısının analizi, bitki kimyası ve enzimlerin ve diğer proteinlerin yapısı ve işlevi dahil olmak üzere yeni teknikler geliştirildi. 20. yüzyılın son yirmi yılında botanikçiler, bitkileri daha doğru bir şekilde sınıflandırmak için genomik ve proteomik ve DNA dizileri dahil olmak üzere moleküler genetik analiz tekniklerini kullandılar.\nModern botanik, bilim ve teknolojinin diğer alanlarının çoğundan girdiler içeren geniş, çok disiplinli bir konudur. Araştırma konuları arasında bitki yapısı, büyüme ve farklılaşma, üreme, biyokimya ve birincil metabolizma, kimyasal ürünler, gelişme, hastalıklar, evrimsel ilişkiler, sistematiği ve bitki taksonomisi çalışmaları yer alır. 21. yüzyıl bitki bilimindeki baskın temalar, bitki hücrelerinin ve dokularının farklılaşması sırasında gen ekspresyonunun mekanizmaları ve kontrolü olan moleküler genetik ve epigenetiktir. Botanik araştırmaları, temel gıda, kereste, yağ, kauçuk, lif ve ilaç gibi malzemeleri, modern bahçecilikte, tarım ve ormancılıkta, bitki çoğaltmada, ıslahta ve genetik modifikasyonda, inşaat için kimyasalların ve hammaddelerin sentezinde kullanmada çeşitli uygulamalara sahiptir ve enerji üretimi, çevre yönetimi ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi konularını içerir.", + "question": "Botanik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Botanik veya bitki bilim(ler)i, bitki biyolojisi, fitoloji, bitki yaşamı ile ilgili bir bilim dalı ve biyolojinin bir koludur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1760", + "context": "Ağaç, botanik bilimin de çoğu türünde dalları ve yaprakları destekleyen uzun bir sürgüne ya da gövdeye sahip çok yıllık bir bitkidir. Ağaç tanımı, bazı kullanımlarda sadece ikincil büyüme gösteren odunsu bitkileri, kereste olarak kullanılabilen bitkileri ya da belirli bir yüksekliğin üzerindeki bitkileri kapsayacak şekilde daha dar olabilir. Daha geniş tanımlarda ise uzun palmiyeler, eğrelti ağaçları, muz ağaçları ve bambular da birer ağaç olarak kabul edilir. Ağaçlar taksonomik bir grup değildir ancak güneş ışığı için rekabet etmek adına diğer bitkilerden daha fazla yükseğe çıkmanın bir yolu olarak birbirinden bağımsız şekilde evrimleşip gövde ve dalları olan çeşitli bitki türlerini içermektedir. Ağaçlar uzun ömürlü olma eğilimindedir ve bazıları birkaç bin yıl yaşar. Ağaçlar 370 milyon yıldır dünya üzerindeki varlığını sürdürmektedir. Dünyada yaklaşık üç trilyon olgunluğa erişmiş ağacın olduğu tahmin edilmektedir.\nAynı zamanda ağaçlar uçurum kenarlarına ve benzeri dikildikleri yerlere göre heyelan, toprak kayması, sel gibi doğal afetleri de engeller.", + "question": "Ağaç nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ağaç, botanik bilimin de çoğu türünde dalları ve yaprakları destekleyen uzun bir sürgüne ya da gövdeye sahip çok yıllık bir bitkidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1761", + "context": "Bu içerik, bitkilerin evrim sürecindeki kayda değer adaptasyonları ve önemli ekolojik değişiklikleri jeolojik zaman grafiğine dökerek sürecin daha anlaşılır olması için düzenlenmiştir.\n\nKapalı tohumlular, olarak da bilinen çiçekli bitkiler, dönemin sonuna kadar (83.6 -72.1 milyon yılları arası-Kampanyan zamanı) baskın hale gelmese de, bu dönemde yayıldı. Arıların ortaya çıkması onların evrimine yardımcı oldu; aslında kapalı tohumlular böcekler ile evrimin iyi bir örneğidir. İncir, çınar ve manolya da dahil olmak üzere birçok modern ağacın ilk temsilcileri Kretase'de ortaya çıktı. Aynı zamanda, Bennettitales gibi diğer taksonlar dönem sona ermeden önce ölmüş olsa da, İğne yapraklılar gibi bazı eski Mezozoik açık tohumlular gelişmeye devam etti.", + "question": "Bitki evriminin zaman çizelgesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu içerik, bitkilerin evrim sürecindeki kayda değer adaptasyonları ve önemli ekolojik değişiklikleri jeolojik zaman grafiğine dökerek sürecin daha anlaşılır olması için düzenlenmiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1762", + "context": "Bitki örtüsü, bir bölgede bitki türlerinin bir araya gelerek oluşturduğu örtüdür. Belirli taksonlara, canlıların şekillerine, yapılarına, uzamsal boyutlarına veya herhangi bir diğer özel botanik veya coğrafi özelliklere atıfta bulunmaksızın kullanılan genel bir terimdir.", + "question": "Bitki örtüsü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bitki örtüsü, bir bölgede bitki türlerinin bir araya gelerek oluşturduğu örtüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1763", + "context": "Çançuri (Gürcüce: ჭანჭური; Lat. Prunus domestica L.), Gürcistan'da ve tarihsel Gürcistan'ın bir parçası olan Tao-Klarceti bölgesinde yaygın bir meyve ağacı ve bu ağacın meyvesidir. Bir tür erik sayılan Çançuri, Tao-Klarceti bölgesinde Çançur, Cancur gibi biçimler almıştır. Çançuri kelimesi, bir Kolhi dili olan Megrelce \"çançi\" (ჭანჭი) kelimesinden gelir ve dizili anlamı taşır. Nitekim bu meyve dala dizilmiş gibi bir görünüme sahiptir.\nÇançuri orta boyda bir ağaçtır. Sıkı dalları vardır ve gövdesi piramidi andıran bir görünüme sahiptir. Beş-altı yaşlarında meyve vermeye başlar. Meyveleri, uzunca ve kızılımsı veya sarımsı renktedir. Sıkı bir dokusu olan meyvesi ince bir kabuğa sahiptir. Sarımsı çançuri sulu bir meyve olup kendine özgü bir aroması vardır. Çançuri meyvesi yaş veya kurutulmuş halde tüketilir. Yaş meyveden reçel, pekmez ve marmelat da yapılır. Ayrıca Artvin'in merkez ilçesine bağlı Beşağıl köyünde eskiden Çançuri'den alkollü içki yapılıyordu.\nTao-Klarceti bölgesinde bu meyvenin iyi yetiştiği yerlerden biri olan Çıldır ilçesinde \"Çıldır Cancur Festivali\" adıyla bir festival düzenlenmektedir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Çançuri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çançuri (Gürcüce: ჭანჭური; Lat." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1764", + "context": "Botanik'te, çiçek tablası üreme organlarının altında bulunan veya onları kaplayan üreme gövdelerinin sonuna yakın bitkisel dokuları ifade eder.", + "question": "Çiçek tablası (botanik) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Botanik'te, çiçek tablası üreme organlarının altında bulunan veya onları kaplayan üreme gövdelerinin sonuna yakın bitkisel dokuları ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1765", + "context": "Botanikte embriyonun radikulasından değil de, bitkinin başka bir organından oluşan köklere\nek kök ya da adventif kök adı verilir. Bunlara örnek olarak bazı yapraklardan meydana gelen köklerle, eşeysiz üreme yoluyla bitkilerin çoğaltılmasında kullanılan dal çeliklerinin verdikleri kökler gösterilebilir.", + "question": "Ek kök nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Botanikte embriyonun radikulasından değil de, bitkinin başka bir organından oluşan köklere\nek kök ya da adventif kök adı verilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1766", + "context": "Ex situ, doğa korumada, biyoçeşitliliği korumaya yönelik ex-situ önlemler, örneğin botanik ve hayvanat bahçelerinde veya gen bankalarında bir türün gerçek yaşam alanı dışında alınan önlemlerdir. Yerinde önlemler, örneğin korunan alanların belirlenmesi gibi doğal yaşam alanında gerçekleşir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Ex situ nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ex situ, doğa korumada, biyoçeşitliliği korumaya yönelik ex-situ önlemler, örneğin botanik ve hayvanat bahçelerinde veya gen bankalarında bir türün gerçek yaşam alanı dışında alınan önlemlerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1767", + "context": "Farmasötik botanik veya Tıbbi botanik, tıbbi açıdan ve sağlık hizmetleri açısından fonksiyonu olan bitkilerin morfolojisini, anatomisini, fizyolojik fonksiyonunu, sınıflandırılmasını, teşhis edilmesini, hücre doku kültürlerini ve rasyonel kullanımlarını inceleyen bir bilim dalıdır.\nBu bitkilerin bitki sistematiğindeki yerini esas alarak; anatomik ve morfolojik yapılarını, Dünya üzerindeki yayılışlarını, ilaç yapımında kullanılan kısımlarını (droglarını), droglarının kullanım şekillerini, etkilerini ve etken maddelerini incelemektedir.", + "question": "Farmasötik botanik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Farmasötik botanik veya Tıbbi botanik, tıbbi açıdan ve sağlık hizmetleri açısından fonksiyonu olan bitkilerin morfolojisini, anatomisini, fizyolojik fonksiyonunu, sınıflandırılmasını, teşhis edilmesini, hücre doku kültürlerini ve rasyonel kullanımlarını inceleyen bir bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1768", + "context": "Fasiyasyon (\"grup\" veya \"şerit\" anlamındaki Latince kökünden /ˌfæʃiˈeɪʃən/) olarak telaffuz edilir ve şerit püskül (İngilizce: cresting) olarak da bilinir, normalde tek nokta etrafında ve yaklaşık olarak silindirik doku oluşturan (büyüyen uç) damarlı bitkilerde apikal meristem de anormal büyümenin nispeten nadir bir durumudur, bunun yerine tepe büyüme yönüne dik olarak uzar, böylece düz, şerit gibi, püsküllü (veya \"kristat\") veya özenle bükülmüş doku üretir. Fasyasyon, bazı durumlarda bitki parçalarının ağırlık ve hacim olarak artmasına da neden olabilir. Bu doğa olayı gövdede, kökte, meyvede veya çiçek başında meydana gelebilir.\nBazı bitkiler tepelenmeleri için estetik olarak yetiştirilir ve ödüllendirilir. Herhangi bir şerit püsküllenmenin Herhangi bir fasya oluşumu, hormonal, genetik, bakteriyel, fungal, viral ve çevresel nedenler dahil olmak üzere çeşitli olası nedenleri vardır.", + "question": "Fasiyasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fasiyasyon (\"grup\" veya \"şerit\" anlamındaki Latince kökünden /ˌfæʃiˈeɪʃən/) olarak telaffuz edilir ve şerit püskül (İngilizce: cresting) olarak da bilinir, normalde tek nokta etrafında ve yaklaşık olarak silindirik doku oluşturan (büyüyen uç) damarlı bitkilerde apikal meristem de anormal büyümenin nispeten nadir bir durumudur, bunun yerine tepe büyüme yönüne dik olarak uzar, böylece düz, şerit gibi, püsküllü (veya \"kristat\") veya özenle bükülmüş doku üretir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1769", + "context": "Filiz; yeni sürgün, küçük, körpe dal ve yaprağa; taze ağaç ve çiçek fidanına; jeolojide maden ocağından çıkarılan bileşiğe verilen addır.\nBotanikte kartlaşmamış ağaç gövdesi ve dalına sürgün denir. Üzerinde aralıklı dizilmiş tomurcuklar vardır. Tomurcukların sürgüne bağlanmasına düğüm ve bunlar arasına düğümlerarası denir. Sürgünler, uzun sürgün ve kısa sürgündür.\nBeton atılırken, daha sonra atılacak betonun demirlerini bağlamak için, atılan betonun demirlerinin dışarı çıkmış olarak bırakılan uçlarına da filiz denir.", + "question": "Filiz nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Filiz; yeni sürgün, küçük, körpe dal ve yaprağa; taze ağaç ve çiçek fidanına; jeolojide maden ocağından çıkarılan bileşiğe verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1770", + "context": "Fitokimya, fitokimyasallar olarak adlandırılan ve bitkilerden elde edilen kimyasalların incelenmesiyle uğraşan bir bilim dalıdır. Bitkiler, böcek saldırılarına ve bitki hastalıklarına karşı korunmak için çeşitli fitokimyasallar üretirler. Bu kimyasallar, bitkilerin hayatta kalmasını ve gelişimini destekleyen önemli işlevlere sahiptir.\nFitokimya, botanik veya kimyanın bir alt dalı olarak ele alınabilir. Bu alandaki araştırmalar, botanik bahçelerde ya da doğal ortamlarda etnobotanik yaklaşımları kullanarak gerçekleştirilebilir. İnsan sağlığına yönelik uygulamaları, özellikle ilaç keşfi bağlamında, farmakognozi disiplini içinde değerlendirilir. Fitokimyasalların ekolojik işlevleri ve evrimi üzerine yapılan çalışmalar ise kimyasal ekoloji alanına girmektedir. Ayrıca, fitokimya çalışmaları bitki fizyolojisi ile de yakından ilişkilidir.\n2020 ve sonrası fitokimyaya yaklaşım, bitki kimyası ve fitokimyasallar olarak iki ana araştırma dalına ayrılmıştır. Özellikle organik maddelerin ilaç sınıfında kullanımı ya da bitki metabolizmasında varlığının anlaşılmasıyla fitoterapötikler ve alelopatikler olarak yeni bakış açıları meydana gelmiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Fitokimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fitokimya, fitokimyasallar olarak adlandırılan ve bitkilerden elde edilen kimyasalların incelenmesiyle uğraşan bir bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1771", + "context": "Fitoterapi, bitkilerle doğal tedavi anlamına gelmektedir. Terim ilk olarak Fransız hekim Henri Lenclerc (1870-1953) tarafından La Presce Medical adlı tıp dergisinde kullanılmıştır.\nHastalıkları tedavi etmek için insanoğlu çok eski çağlardan beri bitkilerden fayda ummuş ve karşılığını da almıştır. Günümüzde fitoterapi eczacılığın farmakognozi ana bilim dalınca ele alınır. Geçmişteki fitoterapi uygulamaları ile günümüz arasında en büyük fark artık bitkilerin bütünüyle değil, faydalı parçalarının tedavi amacıyla kullanılmasıdır. Örneğin eskiden bir bitkinin uçucu yağından faydalanmak için onun çayı yapılıp içilirken şimdi o bitkideki uçucu yağ ekstre edilerek tek başına kullanılmaktadır. Bu da bitkinin diğer faydasız ancak yan etkileri de olabilen bölümlerinden hastayı uzak tutmayı sağlamaktadır.\nGünümüzde fitoterapinin en çok geliştiği ülke Almanya'dır.", + "question": "Fitoterapi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fitoterapi, bitkilerle doğal tedavi anlamına gelmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1772", + "context": "Fotosentez, bitkiler ve diğer canlılar tarafından, ışık enerjisini organizmaların yaşamsal eylemlerine enerji sağlamak için daha sonra serbest bırakılabilecek kimyasal enerjiye dönüştürmek için kullanılan bir işlemdir. Bu kimyasal enerji, karbondioksit ve sudan sentezlenen şekerler gibi karbonhidrat moleküllerinde depolanır.", + "question": "Fotosentez nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fotosentez, bitkiler ve diğer canlılar tarafından, ışık enerjisini organizmaların yaşamsal eylemlerine enerji sağlamak için daha sonra serbest bırakılabilecek kimyasal enerjiye dönüştürmek için kullanılan bir işlemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1773", + "context": "Her dem yeşil ya da yaprak dökmeyen, botanikte yaprakları yılın her dönemi yeşil kalan ve dökülmeyen bitkileri tarif eden bir sıfattır. Her dem yeşil bitkiler, yaprak döken bitkilerin aksine kış ya da kurak mevsim gelince yapraklarını dökmeyen bitkileri kapsadığı gibi tamamen sıcak ve nemli iklimlerde yetiştiği için yaprak dökmeyen bitkileri de içerir.", + "question": "Her dem yeşil nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Her dem yeşil ya da yaprak dökmeyen, botanikte yaprakları yılın her dönemi yeşil kalan ve dökülmeyen bitkileri tarif eden bir sıfattır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1774", + "context": "Dışbeslenen, dışbeslek, ardıbeslek ya da heterotrof (Yunan. heterone = (bir)başka ve trophe = beslenme) canlılar; besinlerini kendi kendilerine sentezleyemeyen canlılardır. Yaşamlarını sürdürmek için gerekli enerjiyi bu sebeple diğer dışbeslenen ya da kendibeslek canlılardan alması gerekir. Heterotrof terimi mikrobiyoloji alanında ilk kez 1946 yılında, mikroorganizmaların beslenme tiplerine göre sınıflamasında kullanılmıştır. Bugün ise terim besin zincirinin tanımlanmasında birçok alanda kullanılmaktadır.\nHeterotrofların karşıtı olan kendibeslekler ise, besin karbon kaynağı olarak sadece kendi sentezledikleri organik karbonları tüketirler. Organik karbonlarını üretmek için inorganik karbon dioksit ya da bikarbonatları dönüştürürler. Bu süreçte güneş ışığı (fotoototrof) ya da inorganik bileşenlerden elde ettikleri enerjiyi kaynak olarak kullanırlar (Örn.: fotosentez yapan bitkiler.).\nDışbeslekler, besin zinciri içinde tüketici olarak bilinirler. Bâzı parazitik bitkiler de kısmen veyâ tamâmen dışbeslek olmuşlardır. Etobur bitkiler ise kendi besinlerini kendi üretmeye devam ettikleri ve et besinlerini sadece ek azot talebini tamamlamak için kullandıklarından kendibeslek sayılırlar.\nHeterotrofların enerji ve karbon kaynaklarına göre de iki altsınıfı vardır; Fotoheterotrof ve kemoheterotrof. Kemoheterotroflar enerji ihtiyâcını organik molekülleri ve karbonun başka bir organik şeklini hazmederek karşılar. İnsanlar, diğer hayvanlar ve mantarlar bu gruba örnektir. Fotoheterotroflar ise enerji ihtiyâcını ışıktan, karbon ihtiyâcını da organik maddelerden karşılar. Yeşil nonsülfür bakleriler bu gruba örnektir.", + "question": "Heterotrof nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dışbeslenen, dışbeslek, ardıbeslek ya da heterotrof (Yunan." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1775", + "context": "Hidrokültür, bir su ortamıdır. Bitki besin maddeleri su ile dağıtılır. \"Hidro\" kelimesi adını ὕδωρ (hudōr) anlamındaki su kelimesinden alır. Bu nedenle hidrokültür = su kültürüdür. Hidrokültür su bitkileri yetiştiriciliğidir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Hidrokültür nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hidrokültür, bir su ortamıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1776", + "context": "Jeokarpi, bitkilerin toprağın içinde diasporlarını ürettiği, \"son derece nadir bir çoğalma aracıdır\". Bu özellik, yeraltında açan çiçeklerde (protojeokarpi) veya çiçek açtıktan sonra toprağa nüfuz eden, havada açan çiçeklerde (histerokarpi) meydana gelebilir. Bitkinin yavruları için uygun bir ortam sağlamasının etkili bir yolu olarak gelişmiştir.\nJeokarpi ayrıca yüzey toprağının hızlı çözülmesinin ve donmasının neredeyse sürekli harekete neden olduğu soliflüksiyon topraklarla da bağlantılıdır. Bu fenomen, Doğu Afrika'nın yüksek rakımlı bölgelerinde yaygındır. Jeokarpik bitkiler çoğalmak için saplarını bükerler, böylece donma işlemi sırasında meyve hala bitkiye bağlıyken toprağa gömülebilir.\nJeokarpi en sık tropikal veya yarı çöl alanlarında görülür ve jeokarpik türler Araceae, Begoniaceae, Brassicaceae (Cruciferae), Callitrichaceae, Convolvulaceae, Cucurbitaceae, Fabaceae (Leguminosae), Loganiaceae, Moraceae ve Rubiaceae familyalarında bulunabilir. En iyi bilinen örnek yer fıstığı, Arachis hypogaea'dır .", + "question": "Jeokarpi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jeokarpi, bitkilerin toprağın içinde diasporlarını ürettiği, \"son derece nadir bir çoğalma aracıdır\"." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1777", + "context": "Klimakterik, dalından koparılmalarının ardından olgunlaşmaya devam eden meyve ve sebzeleri tanımlamak için kullanılan terim. Bu tür meyve ve sebzeler, dalında olgunlaşmaya başlar fakat yenilecek hâle gelmesi dalından koparıldıktan sonra olur. Örnek olarak; Muz, Kivi, Avokado, İncir, Kayısı, Şeftali, Elma, Armut, Erik, Mango, Karpuz, Domates verilebilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Klimakterik (botanik) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Klimakterik, dalından koparılmalarının ardından olgunlaşmaya devam eden meyve ve sebzeleri tanımlamak için kullanılan terim." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1778", + "context": "Linnaeus'un Havarileri, dünya çapında botanik ve zoolojik keşifler yapan ve botanikçi Carl Linnaeus tarafından görevlendirilen ya da önerilen bir grup öğrenciyi tanımlamak için kullanılan bir kavramdır. Söz konusu keşifler 18. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşti ve bu öğrenciler Linnaeus tarafından 'havariler' olarak adlandırıldı.\nBirçok havari yolculuklarına İsveç'ten başladı. Bazıları İsveç Doğu Hindistan Şirketi gemisinde vaiz veya doktor olarak görev yaptı. Seferler genellikle tehlikeliydi. On yedi havariden yedisi eve dönemedi. İlk havari Christopher Tärnström, 1746'da Côn Sơn Adası'nda tropikal bir ateşten öldü. Tärnström'ün dul eşi, çocuklarını babasız bıraktığı için Linnaeus'a tepki gösterdi. Bu olaydan sonra Linnaeus sadece bekar öğrencileri sefere gönderme kararı aldı.\nLinnaeus çoğu seferle yakından ilgilendi, sık sık havarileri için notlar yazdı ve yolculukları sırasında nelere dikkat etmeleri gerektiğini özetledi. Havariler de gittikleri bölgeden Linnaeus'a mektuplar ve botanik örnekler gönderdi. Döndüklerinde, topladıkları örneklerden Linnaeus'a bir seçki vermeleri rutindi. Ancak Daniel Rolander bunu yapmamayı seçti ve Linnaeus tarafından eleştirildi.\nYeni keşfedilen birçok bitki, hayvan ve böcek, Linnaeus ve havarileri tarafından isimlendirildi ve kataloglandı. Sonuç olarak, havarilerin seferleri, canlıları sınıflandırmak için yeni bir sistem olan Linnaeus taksonomisinin yayılmasına yardımcı oldu. Ek olarak, Linnaeus'un hayranlarından biri olan İngiliz botanikçi Joseph Banks, tüm İngiliz araştırma gemilerinde bir doğa bilimci bulundurma geleneğinin başlamasını sağladı. Bu durum, Charles Darwin'in HMS Beagle ile yaptığı sefer gibi gelecekteki keşifler üzerinde doğrudan bir etkiye sahipti.", + "question": "Linnaeus'un Havarileri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Linnaeus'un Havarileri, dünya çapında botanik ve zoolojik keşifler yapan ve botanikçi Carl Linnaeus tarafından görevlendirilen ya da önerilen bir grup öğrenciyi tanımlamak için kullanılan bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1779", + "context": "Toprak aşılayıcılar veya biyo aşılayıcılar olarak da bilinen mikrobiyal aşılayıcılar, bitki sağlığını geliştirmek için faydalı rizosferik veya endofitik mikropları kullanan tarımsal ıslahlardır. İlgili mikropların çoğu, her iki tarafın da fayda sağladığı hedef ürünlerle simbiyotik ilişkiler kurmaktadır (karşılıklılık). Mikrobiyal aşılayıcılar bitki beslenmesini iyileştirmek için uygulanırken, bitki hormon üretimini uyararak bitki büyümesini teşvik etmek için de kullanılabilmektedirler.\nAşıların tarımdaki faydalarına yönelik araştırmalar, biyogübre olarak kapasitelerinin ötesine geçmektedir. Mikrobiyal aşılayıcılar, mahsul türlerinin birkaç yaygın mahsul hastalığına karşı sistemik kazanılmış direncini (SAR) indükleyebilmektedir (patojenlere karşı direnç sağlar).\nEk olarak, mikrobiyal aşılayıcıların, dikkate alınması gereken toprak mikrobiyal topluluğunu sıklıkla değiştirdiği giderek daha fazla kabul edilmektedir (Mawarda ve diğerleri, 2020).", + "question": "Mikrobiyal aşılayıcı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toprak aşılayıcılar veya biyo aşılayıcılar olarak da bilinen mikrobiyal aşılayıcılar, bitki sağlığını geliştirmek için faydalı rizosferik veya endofitik mikropları kullanan tarımsal ıslahlardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1780", + "context": "Palmat veya elsi, botanik ve zooloji terimi. Avuç içi şeklinde anlamına gelir. Latince palma (avuç içi) sözcüğünden türemiştir.\nBotanik biliminde yaprakları tanımlamak için kullanılır. Bir noktadan çıkan beş veya daha fazla lobu olan yapraklara palmat yapraklar denir.\nZoolojide boynuzları tanımlamakta kullanılır. Boynuzunun dalları yassılaşıp genişleyerek geniş bir yüzey oluşturan hayvanlara palmat boynuzlu denir. Buna sığın geyiği örnek olarak gösterilebilir.", + "question": "Palmat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Palmat veya elsi, botanik ve zooloji terimi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1781", + "context": "Bir hücreli bitkilere verilen ad. Bitkiler âlemi de bir hücreli bitkiler, çok hücreli bitkiler olmak üzere ikiye ayrılır. Rose adlı bir müellif, bitkileri, aktif hareketi olanlar (protofit), aktif hareketi olmayanlar olmak üzere ikiye ayırmıştır. Aktif hareketi olan bitkiler, bir hücreli olduklarından, sonradan bu ayırmanın bir önemi kalmamıştır.", + "question": "Protofit nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bir hücreli bitkilere verilen ad." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1782", + "context": "Salep (Türkçe: salep; Farsça: ثعلب, saalab; Arapça: سحلب, saḥlab; Arnavutça: salep; Azerice: səhləb; İbranice: סַחְלֶבּּ, saḥleb; Yunanca: σαλέπι, salepi; Sırp, Makedon ve Boşnak dillerinde; салеп, salep), Orchidaceae (orkideler) ailesinin birçok türünün toprak altı yumrularından elde edilen toz ve bundan üretilen içecek. Ayrıca orkide türlerine Anadolu'da verilen genel ad. Salepgiller familyasından; tel köklü otsu bir bitkidir. Kökünde 2 tane yumru vardır. Bu yumrular nişasta benzeri polisakkarit glucomannan ismi verilen bileşikler içerir. Gövdesi, dik ve silindirimsidir. Çiçekleri salkım veya başak şeklindedir.", + "question": "Salep nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Salep (Türkçe: salep; Farsça: ثعلب, saalab; Arapça: سحلب, saḥlab; Arnavutça: salep; Azerice: səhləb; İbranice: סַחְלֶבּּ, saḥleb; Yunanca: σαλέπι, salepi; Sırp, Makedon ve Boşnak dillerinde; салеп, salep), Orchidaceae (orkideler) ailesinin birçok türünün toprak altı yumrularından elde edilen toz ve bundan üretilen içecek." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1783", + "context": "Çürükçül ya da saprotrof organizmalar gıdalarını cansız maddelerden elde eder, genelde ölmüş veya çürümekte olan bitki ve hayvanların içerdiği organik bileşikleri kullanır. Saprotroflar kendi gıdalarını yapamadıkları için bir tip heterotrof sayılırlar. Aralarında mantarların çoğu (kalanlar parazit, kommensal veya mutualistik simbiont gruplarındadır), bakteriler ve protozoalar bulunur. Bazı hayvanlar (örneğin gübre böcekleri ve leş akbabaları) ve fotosentez yapmayan bazı ender bitkilere de saprotrof olarak değinilebilir ama bunlara daha sık olarak saprofaj terimi kullanılır.\nEski bir terim olan saprofit artık geçersiz sayılmaktadır, çünkü -fit eki \"bitki\" demektir. Oysa embriyolu bitkiler arasında gerçek anlamda saprotrof canlılar yoktur, mantar ve bakteriler ise artık Bitkiler Alemi'nde yer almamaktadır. Fotosentez yapmayan orkideler ve monotroplar gibi, bir zamanlar saprofit sayılan bitkilerin artık başka bitkilerin parazitleri olduğu gösterilmiştir. Bu bitkiler için \"miko-heterotrof\" terimi kullanılır, çünkü parazit bitkiyi konak bitkiye köklerinden mikoriza (mycorrhiza) mantarlar ile bağlıdırlar.\nEkmek, peynir ve bunun gibi besin maddeleri üzerinde küf yaparak gelişen Penicillium ve Aspergillus saprofit mantarlardandır. Bunlar hayatlarını sürdürmek için hayvan ve bitki ölüleri ya da canlıların boşaltım maddelerinden yararlanırlar. Vücutlarında enzimler meydana getirerek üzerinde yaşadıkları bileşikleri hücrelerine alabilecekleri ufak moleküllere çevirirler veya bu çevirmelerden meydana gelen enerjiyi kullanırlar. Bu canlılar devamlı olarak ölü organizmaları kokuşturular ve ayrıştırırlar.\nBazı saprotrof organizmalar atık su tesislerinde ve çöplüklerde yaşayarak organik maddeleri çürüterek bunların yeşil bitkilerce kullanılabilir hale gelmesine yararlar.", + "question": "Saprotrof nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çürükçül ya da saprotrof organizmalar gıdalarını cansız maddelerden elde eder, genelde ölmüş veya çürümekte olan bitki ve hayvanların içerdiği organik bileşikleri kullanır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1784", + "context": "Jeolojide taşlaşma (petrifikasyon, petrifaction), organik materyallerin, orijinal materyallerin yerine konması yoluyla taş şekline dönüşmesi ve orijinal boşlukların mineraller ile dolması sürecidir. Taşlaşmış ağaç bu sürecin yaygın bir sonucudur. Omurgalılardan bakterilere kadar tüm organizmalar taşlaşabilir. Taşlaşma iki benzer sürecin birleşimi yoluyla meydana gelir. Bunlar Permineralizasyon ve değişimdir.", + "question": "Taşlaşma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jeolojide taşlaşma (petrifikasyon, petrifaction), organik materyallerin, orijinal materyallerin yerine konması yoluyla taş şekline dönüşmesi ve orijinal boşlukların mineraller ile dolması sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1785", + "context": "Ümit Burnu'ndaki Koruma Alanları ya da Ümit Burnu Floristik Bölgesi (İngilizce: Cape Floral Region Protected Areas), Güney Afrika Cumhuriyeti'nin güney ucu yakınında bulunan bir koruma alanıdır.\nDünyanın altı tanınmış bitki krallığından en küçüğü olan Cape Floristic Bölgesi, olağanüstü derecede yüksek çeşitlilik ve endemizm alanı ve %69'unun endemik olduğu 9 000'den fazla vasküler bitki türünü barındırmaktadır. Bu çeşitliliğin büyük kısmı, Akdeniz tipi bir çalılık olan fynbos türü ile ilişkilidir. Fynbos ürünlerinin (örneğin, Kır çiçekleri) ve eko-turizmin hasatına dayanan fynbos biyoçeşitliliğin ekonomik değerinin, yıllı €77,000,000.00 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Dolayısıyla, Ümit Burnu Floristik Bölgesi'nin Biyoçeşitlilik Sıcak Noktası olarak hem ekonomik hem de biyolojik değere sahip olduğu açıktır.", + "question": "Ümit Burnu'ndaki Koruma Alanları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ümit Burnu'ndaki Koruma Alanları ya da Ümit Burnu Floristik Bölgesi (İngilizce: Cape Floral Region Protected Areas), Güney Afrika Cumhuriyeti'nin güney ucu yakınında bulunan bir koruma alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1786", + "context": "Yaprak döken bitkiler, ağaçlar, çalılar ve çok yıllık otsu bitkiler dahil olmak üzere yılın bir bölümünde tüm yapraklarını kaybeden bitkiler. Yaprak kaybı, ılıman veya kutup iklimlerinde sonbahar ve kışla aynı zamana denk gelir, ancak tropikal, subtropikal ve kurak bölgeler dahil olmak üzere dünyanın diğer bölgelerinde bitkiler yapraklarını yağışın az olduğu kuru sezonda dökerler.\nYaprak dökmeyen bitkiler, yapraklarını farklı zamanlarda dökerek yıl boyunca yapraklı ve yeşil bir görünüme sahiptirler ve yaprak dökenlere zıtlık oluştururlar. Arada bulunan bitkiler yarı yaprak döken olarak adlandırılabilir; bu bitkiler yeni büyüme başladığında eski yapraklarını kaybederler.\nPek çok yaprak döken bitki, tozlaşmanın etkinliğini artırdığı için yapraksız oldukları dönemde çiçek açar. Yaprakların olmaması, rüzgarla tozlaşan bitkiler için polenin rüzgarda seyahatini iyileştirir ve böcekle tozlanan bitkilerde çiçeklerin böceklere görünürlüğünü arttırır. Bu strateji risksiz değildir, çünkü çiçekler dondan zarar görebilir veya kurak bölgelerde bitki üzerinde su stresi ile sonuçlanabilir.", + "question": "Yaprak döken bitkiler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yaprak döken bitkiler, ağaçlar, çalılar ve çok yıllık otsu bitkiler dahil olmak üzere yılın bir bölümünde tüm yapraklarını kaybeden bitkiler." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1787", + "context": "Yer bademi (Cyperus esculentus), dünyanın her tarafında yaygın Cyperus cinsinden, Papirüsgiller familyasından bir mahsul.", + "question": "Yer bademi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yer bademi (Cyperus esculentus), dünyanın her tarafında yaygın Cyperus cinsinden, Papirüsgiller familyasından bir mahsul." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1788", + "context": "Anatomi (Eski Yunanca ἀνατομή (anatomḗ) 'diseksiyon'), organizmaların ve parçalarının yapısının incelenmesi ile ilgili biyoloji dalıdır. Anatomi, canlıların yapısal organizasyonu ile ilgilenen bir doğa bilimi dalıdır. Tarih öncesi çağlarda başlangıcı olan eski bir bilim dalıdır. Anatomi doğası gereği gelişimsel biyoloji, embriyoloji, karşılaştırmalı anatomi, evrimsel biyoloji ve filogeniye bağlıdır, çünkü bunlar anatominin hem anlık hem de uzun vadeli zaman ölçeklerinde üretildiği süreçlerdir. Sırasıyla organizmaların ve parçalarının yapısını ve işlevini inceleyen anatomi ve fizyoloji, birbiriyle ilişkili disiplinlerin doğal bir çiftini oluşturur ve genellikle birlikte çalışılır. İnsan anatomisi, tıpta uygulanan temel bilimlerden biridir.\nAnatomi, yeni keşifler yapıldıkça sürekli gelişen karmaşık ve dinamik bir alandır. Son yıllarda, vücut yapılarının daha ayrıntılı ve doğru bir şekilde görüntülenmesini sağlayan MRI ve CT taramaları gibi gelişmiş görüntüleme tekniklerinin kullanımında önemli bir artış olmuştur.\nAnatomi disiplini makroskopik ve mikroskopik bölümlere ayrılır. Makroskopik anatomi veya kaba anatomi, bir hayvanın vücut parçalarının çıplak gözle incelenmesidir. Gross anatomi aynı zamanda yüzeysel anatomi dalını da içerir. Mikroskobik anatomi, histoloji olarak bilinen çeşitli yapıların dokularının incelenmesinde ve ayrıca hücrelerin incelenmesinde optik aletlerin kullanılmasını içerir.\nAnatomi tarihi, insan vücudundaki organların ve yapıların işlevlerinin giderek daha iyi anlaşılması ile karakterize edilir. Yöntemler de, karkasların ve kadavraların (cesetlerin) diseksiyonu yoluyla hayvanların incelenmesinden X-ışını, ultrason ve manyetik rezonans görüntüleme dahil olmak üzere 20. yüzyıl tıbbi görüntüleme tekniklerine kadar ilerleyerek önemli ölçüde gelişmiştir.", + "question": "Anatomi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Anatomi (Eski Yunanca ἀνατομή (anatomḗ) 'diseksiyon'), organizmaların ve parçalarının yapısının incelenmesi ile ilgili biyoloji dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1789", + "context": "Abdusens siniri (Latinceː nervus abducens), gözün dış (lateral) rectus kasını innerve eden, beyinsapından çıkan ve altıncı (CN VI) kraniyel siniri oluşturan sinirdir. Somatik motor bir sinirdir.", + "question": "Abdusens siniri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Abdusens siniri (Latinceː nervus abducens), gözün dış (lateral) rectus kasını innerve eden, beyinsapından çıkan ve altıncı (CN VI) kraniyel siniri oluşturan sinirdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1790", + "context": "Adamkiewics arteri (arteria radikülaris magna) en büyük ön segmentel arterdir. Genellikle aortanın T9-T12 arasındaki segmentlerinden, sol tarafından çıkan interkostal arterlerden köken alır. omuriliğin 2/3 alt kısmını besler ve yukarıdan gelen anterior spinal arterin uzantısı olarak devam eder.\nŻerków'da doğmuş Polonyalı bir patolog olan Albert Wojciech Adamkiewicz (11 Ağustos 1850 - 31 Ekim 1921) tarafından isimlendirilmiştir. Bunun dışında birçok farklı ismi de mavcuttur:\n\nAdamkiewics arteri\nAdamkiewics'in büyük radiküler arteri\nMajor anterior meduller segmentel arter\nLumbar genişlemenin arteri\nBüyük anterior radikülomedüller arter\nBüyük anterior segmental medüller arter", + "question": "Adamkiewics arteri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Adamkiewics arteri (arteria radikülaris magna) en büyük ön segmentel arterdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1791", + "context": "Anatomi tiyatrosu erken dönem modern üniversitelerde, anatomi öğretiminde kullanılan amfitiyatro şeklinde bir salondur.\nGenellikle ortasında insan veya hayvan bedenlerinin diseksiyonlarının yapıldığı bir masa bulunur. Bu masanın çevresinde öğrencilere veya diğer gözlemcilere, yapılan diseksiyonları yukarıdan kolaylıkla izleyebilecekleri bir görüş açısı sunan, dairesel, eliptik ya da sekizgen katlar ve bunlara ait korkuluklar bulunur.\nİlk anatomi tiyatrosu 1594 yılında Padova Üniversitesinde inşa edilmiş olup halen de korunmaktadır. Diğer erken örneklerinden Theatrum Anatomicum, Leiden Üniversitesinde 1596 yılında inşa edilmiş ve 1988 yılında restore edilmiştir. Archiginnasio Bologna'daki Anatomik tiyatro ise 1637 yılında inşa edilmiştir.", + "question": "Anatomi tiyatrosu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Anatomi tiyatrosu erken dönem modern üniversitelerde, anatomi öğretiminde kullanılan amfitiyatro şeklinde bir salondur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1792", + "context": "Anatomik varyasyon veya anatomik varyant, aynı türden hayvanların anatomik yapıları arasındaki farktır. Farklı bireyler arasında tutarlı olarak bulunması ve çoğunlukla semptomsuz olması gibi nedenleriyle varyantlar normal olarak kabul edilir. Normal parmak sayısından daha fazla parmağa sahip olma durumunu tanımlayan polidaktili gibi bazı varyasyonlar farklı türler arasında da bulunur.\nAnatomik varyasyonlar temel olarak genetik kaynaklıdır ve farklı popülasyonlar arasında önemli ölçüde değişkenlik gösterebilir. Varyasyon oranı, çifti olmayan organlarda, özellikle de kaslarda büyük ölçüde farklılık gösterir. Anatomik varyasyonların tespiti, bu varyasyonları patolojik durumlardan ayırt etmek için önemlidir.\n1898 yılında, çeşitli varyantlar ile bu varyantların tıbbi önemini tanımlayan en eski makalelerden biri yayınlanmıştır. X ışını teknolojisinin kullanılmasından önce, anatomik varyasyonlar çoğunlukla kadavralar üzerinde çalışırken tespit edilmiştir. Tıbbi görüntüleme tekniklerinin kullanımı, birçok diğer varyasyonun tanımlanmasına olanak sağlamıştır.", + "question": "Anatomik varyasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Anatomik varyasyon veya anatomik varyant, aynı türden hayvanların anatomik yapıları arasındaki farktır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1793", + "context": "Postkoital kanama, cinsel ilişkiden sonra vajinadan gelen kanamadır. Ağrı ile ilişkili olabilir veya olmayabilir. Kanama rahim, serviks, vajina ve vajina yakınında bulunan diğer doku veya organlardan olabilir. Postkoital kanama rahim ağzı kanserinin ilk belirtilerinden biri olabilir. İlişkiden sonra vajinal kanamanın ortaya çıkmasının başka nedenleri de vardır. Bazı insanlar ilk kez cinsel ilişkiden sonra kanar, ancak diğerlerinde olmaz. Kızlık zarı ince bir doku olduğu için gerilirse kanayabilir. Spor ve tampon kullanımı gibi diğer aktiviteler vajinayı etkileyebilir. Postkoital kanama tedavi olmaksızın durabilir. Bazı durumlarda, postkoital kanama adet düzensizliklerine benzeyebilir. Postkoital kanama gebelik boyunca ortaya çıkabilir. Servikal poliplerin varlığı gebelik sırasında postkoital kanamaya neden olabilir çünkü poliplerin dokusu daha kolay zarar görür. Postkoital kanama, rızalı ve rızasız cinsel ilişkiden sonra travmaya bağlı olabilir.\nNedeni belirlemek için tanı, tıbbi öykü almayı ve semptomları değerlendirmeyi içerecektir. Tedavi her zaman gerekli değildir.", + "question": "Cinsel ilişki sonrası kanama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Postkoital kanama, cinsel ilişkiden sonra vajinadan gelen kanamadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1794", + "context": "Duktus arteriyozus (ductus arteriosus), fetüste, akciğer atardamarı (pulmoner arter) ile aort arasında geçiş sağlayan bir damar bağlantısıdır. Pulmoner arter, kalbin sağ ventrikülüne gelen venöz kanı temizlenmek üzere akciğerlere getiren damardır. Akciğerlerde temizlenen kan kalbin sol ventrikülüne gelir ve aort damarına atılarak vücuda yayılır. Bu iki önemli damar arasındaki geçit (ductus arteriosus) doğumu izleyen ilk saatlerde involüsyona uğrar ve kaybolur. Bu geçidin kaybolmadığı olgularda “patent ductus arteriosus (PDA)” olarak nitelenen bir anomaliden söz edilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Ductus arteriosus nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Duktus arteriyozus (ductus arteriosus), fetüste, akciğer atardamarı (pulmoner arter) ile aort arasında geçiş sağlayan bir damar bağlantısıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1795", + "context": "Femoral sinir, insan vücudunda bulunan önemli bir sinirsel yapıdır. İngilizce ismiyle \"femoral nerve\" olarak da bilinir. Bu sinir, omurga bölgesindeki L2-L4 omurilik segmentlerinden köken alır ve pelvis (leğen kemiği) bölgesinden başlayarak uylu��un ön kısmına doğru uzanır.\nFemoral sinir, vücudun alt kısmında motor ve duyusal fonksiyonları sağlayan bir sinirsel yapıdır. Uyluğun ön yüzündeki kaslara (örneğin, quadriceps femoris) ve cilde innerve olur. Motor fonksiyonlarıyla uyluk ön yüzündeki kasları çalıştırarak bacak hareketlerini sağlar. Duyusal fonksiyonları ise cilt üzerindeki bazı bölgelerden gelen dokunma, basınç, sıcaklık gibi duyusal bilgilerin iletimini gerçekleştirir.\nFemoral sinir, kasık bölgesindeki femoral sinir boşluğundan çıkar ve uyluğun ön tarafındaki kaslar arasından geçerek aşağı doğru uzanır. Uyluğun ön yüzünde dallara ayrılarak çeşitli kasları innerve eder. Ayrıca, diz kapağının altındaki cilt bölgesinden gelen duyusal bilgileri de taşır.\nFemoral sinirle ilgili sorunlar, sinirin sıkışması, yaralanması veya hastalıklar nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu durumlar genellikle ağrı, uyuşma, güçsüzlük, hissizlik veya bacak hareketlerinde kısıtlama gibi belirtilerle kendini gösterebilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Femoral sinir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Femoral sinir, insan vücudunda bulunan önemli bir sinirsel yapıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1796", + "context": "Frenik sinir (veya nervus phrenicus), boyundan gelip kalp ve akciğerler arasından geçerek diyaframa sinir bağlantısı veren (innerve eden) sinir. Diyaframdan gelen duyuları ve beyinden gelen motor sinyalleri aktardığından solunum için önemlidir. Sol ve sağ olmak üzere iki frenik sinir bulunur. Aynı zamanda da 5. 3. ve servikal sinirlerin (C3-C5) katkıları alan insanlarda frenik esas olarak 4 servikal sinir servikal sinir kaynaklanır.\nFrenik sinir motor, duyusal ve sempatik dallar icerir. Motor dal diyafragmanin hareketini sağlar. [diyaframın [Merkez tendonu | merkez tendon]]. Yılında toraks, her frenik sinir malzemeleri mediastinal plevra ve perikard.", + "question": "Frenik sinir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Frenik sinir (veya nervus phrenicus), boyundan gelip kalp ve akciğerler arasından geçerek diyaframa sinir bağlantısı veren (innerve eden) sinir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1797", + "context": "Gastrik mukoza, mide iç yüzeyinde bulunan ve midenin kendini sindirmesini engelleyen yapılardan biridir. Yapı bakımıyla su ve glikoz bulundurur. Goblet hücrelerinin yüzeye bakan kısımlarıdan sentezi gerçekleşir. Protein yapılı olmaması sindirilmesini engelleyerek tampon görev almasını sağlar.", + "question": "Gastrik mukoza nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gastrik mukoza, mide iç yüzeyinde bulunan ve midenin kendini sindirmesini engelleyen yapılardan biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1798", + "context": "Hipoglossal sinir 12. kraniyal sinirdir. Vagus sinirinin uyardığı palatoglossus kası hariç dilin tüm intrinsik ve ekstrinsik kaslarını innerve eder. Saf motor nöronlardan oluşan bir sinirdir. Beyin sapında hipoglossal sinir çekirdeğinden çıkan lifler aşağı oksipital kemiğin hipoglossal kanalına doğru ilerler. Bu kanaldan geçerek boynun önünden yukarı dil altına doğru yönlenir. Dilin kasları içerisinde terminal dallarını verir.\nDilin yutma ve konuşma esnasında kullanılan kaslarını kontrol eder. Bu sinir travma, cerrahi veya motor nöron hastalıkları gibi durumlarda yaralanabilir veya fonksiyon kaybına uğrayabilir. Bu siniri tarihte ilk tarif eden kişi antik Yunan döneminde M.Ö. 3. YY'da yaşamış bir anatomist olan Herophilos'dur. Kelime köken olarak hypo (Yunanca: Altta) ve glossa (Yunanca: dil) kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiştir.", + "question": "Hipoglossal sinir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hipoglossal sinir 12." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1799", + "context": "İlye, insanın ve bazı hayvanların kaba etlerini oluşturan yumuşak bölge. İlye bölgesi kalçanın arka kısmında yer alır; üstte ilye ibiği altta ilye kıvrımı ile sınırlıdır.", + "question": "İlye nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İlye, insanın ve bazı hayvanların kaba etlerini oluşturan yumuşak bölge." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1800", + "context": "Karşılaştırmalı anatomi, farklı türlerin anatomisindeki benzerliklerin ve farklılıkların incelenmesidir. Evrimsel biyoloji, filogenenetik ve veteriner anatomi ile yakından ilişkilidir.\nKarşılaştırmalı anatomi bilimi, klasik çağda başladı, Erken Modern zamanlarda, kuş ve insan iskeletlerinin benzerliklerini kaydeden Pierre Belon'un çalışmasıyla devam etti. Karşılaştırmalı anatomi, ortak ataya dair kanıtlar sağlamış ve hayvanların sınıflandırılmasına yardımcı olmuştur.", + "question": "Karşılaştırmalı anatomi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karşılaştırmalı anatomi, farklı türlerin anatomisindeki benzerliklerin ve farklılıkların incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1801", + "context": "Kas gelişimi alınan besinler sayesinde kazanılan enerji ile protein yapılı kasların zorlanarak, sonrasında düzenli uyku ve beslenme ile onarılması sonucu, kasların ilk halinden daha güçlü olması olayıdır.\nKas gelişimi protein ağırlıklı beslenme ile desteklenirse iyileşme süreci hızlandırılabilir.\nVücut Geliştirme sporcularının yararlandığı bir biyolojik olaydır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kas gelişimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kas gelişimi alınan besinler sayesinde kazanılan enerji ile protein yapılı kasların zorlanarak, sonrasında düzenli uyku ve beslenme ile onarılması sonucu, kasların ilk halinden daha güçlü olması olayıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1802", + "context": "Kasık, insan anatomisi'nde kasık kemiği'nin herhangi bir tarafında bulunan, batın ve uyluk/but arasındaki birleşme yeri.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kasık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kasık, insan anatomisi'nde kasık kemiği'nin herhangi bir tarafında bulunan, batın ve uyluk/but arasındaki birleşme yeri." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1803", + "context": "Konfluens sinuum aynı zamanda torcular Herophili olarak da bilinir, kafatası arka kısmında dural venöz sinuslerden superior sagittal sinus, sinus rektus ve oksipital sinusun birleşmesi ile oluşan kavşak noktasıdır.\nKafa tasında, oksipital kemik iç yüzeyindeki internal oksipital protuberens içerisine gömülmüş şekildedir. Her iki taraftan transvers sinusler buraya boşalır fakat çoğu zaman superior sagittal sinus sağ transvers sinus olarak devam ederken, sinus rektus ise sol transvers sinus olarak devam eder.\nEski bir terim olan torcular Herophili eski Yunan anatomistlerinden Herophilos tarafından yapılan kadavra diseksiyonları sonrasında verilmiştir.", + "question": "Konfluens sinuum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Konfluens sinuum aynı zamanda torcular Herophili olarak da bilinir, kafatası arka kısmında dural venöz sinuslerden superior sagittal sinus, sinus rektus ve oksipital sinusun birleşmesi ile oluşan kavşak noktasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1804", + "context": "Kortikobulbar (veya kortikonükleer) yol, beyin korteksinde bulunan motor korteks ile beyin sapının medulla oblongata (bulbus) bölgesinin bir parçası olan medüller piramitleri birbirine bağlayan iki nöronlu beyaz cevher motor yoludur ve öncelikli olarak okülomotor olmayan kraniyal sinirlerin motor fonksiyonunu taşımakla ilgilidir. Kortikobulbar yol, kortikospinal yol ile beraber piramidal yolları oluşturur.", + "question": "Kortikobulbar Yol nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kortikobulbar (veya kortikonükleer) yol, beyin korteksinde bulunan motor korteks ile beyin sapının medulla oblongata (bulbus) bölgesinin bir parçası olan medüller piramitleri birbirine bağlayan iki nöronlu beyaz cevher motor yoludur ve öncelikli olarak okülomotor olmayan kraniyal sinirlerin motor fonksiyonunu taşımakla ilgilidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1805", + "context": "Lob, anatomide çizgi ve bölmelerle ayrılmış kısımlar olup, mikroskobik incelemeye gerek duyulmaksızın karar verilebilir.", + "question": "Lob nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Lob, anatomide çizgi ve bölmelerle ayrılmış kısımlar olup, mikroskobik incelemeye gerek duyulmaksızın karar verilebilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1806", + "context": "Meninksler (tekil: meninks), merkezi sinir sistemini çevreleyen zar tabakalarına verilen addır. Dura mater, araknoid mater ve pia mater yapıları bir araya gelerek meninks zarlarını oluşturmaktadır. Pia mater ve araknoid mater zarları birlikte leptomeninks adıyla anılmaktadır. Beyin-omurilik sıvısı, omurgada ve kafatasında araknoid materin hemen altındaki subaraknoid boşlukta dolaşmaktadır. Meninksler, hem internal hem de eksternal karotid arterlerden çıkan dallar tarafından beslenmektedir. Kirli kan genellikle en yakın sinüse aracılığıyla internal juguler venlere akmaktadır. Meninkslere ait lenfatik damarlar, çeşitli çözünmüş maddeleri toplamaktadır. Meninkslerin önemli bir görevi beyne koruyucu bir kaplama sağlamaktır. Kan-beyin bariyerinin oluşumuna katkıda bulunmaktadır. Buna ek olarak meninksler, çevre doku ile etkileşimin sağlandığı ek bir merkezi sinir sistemi bariyeri işlevi görmektedir.", + "question": "Meninksler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Meninksler (tekil: meninks), merkezi sinir sistemini çevreleyen zar tabakalarına verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1807", + "context": "Moleküler anatomi, bir organizmadaki hücrelerin, dokuların ve organların moleküler yapılarının tanımlanması ve bununla ilgili mikroskobik anatominin alt uzmanlığıdır.", + "question": "Moleküler anatomi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Moleküler anatomi, bir organizmadaki hücrelerin, dokuların ve organların moleküler yapılarının tanımlanması ve bununla ilgili mikroskobik anatominin alt uzmanlığıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1808", + "context": "Nekropsi ya da nekroskopi, necroscopie'den (necro:ölü - leş, opsie:görme) köken alır. İnsan dışındaki hayvanların kadavralarına veteriner hekimlerce uygulanan inceleme işlemidir.\nNekropsi hematolojik, biyokimyasal, tanısal görüntüleme, endoskopi veya tanısal cerrahi gibi klinik muayeneye değer katan bir uygulamadır. Bilimsel araştırmalarda ve adli durumlarda bilgi vermek söz konusu olduğunda daima kadavra tümden incelenerek lezyonlu doku ve organların yanında normal görülenlerinde durumunun kaydedilmesi gerekir. Nekropsi uygulaması; sürü sağlığı, hayvan bakımevlerindeki hayvanların sağlığı ve insan sağlığı için önem arz etmektedir.\nBirçok bölgede şarbon hastalığı gibi tehlikeli ve bulaşıcı hastalığa sahip olan hayvanlara nekropsi yapılması uygun görülmez veya yasaktır.", + "question": "Nekropsi (patoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nekropsi ya da nekroskopi, necroscopie'den (necro:ölü - leş, opsie:görme) köken alır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1809", + "context": "Okülomotor sinir (nervus oculomotorius), on iki kraniyal sinirden üçüncüsüdür (CN ΙΙΙ). Altı ekstrensek göz kasından dördünü innerve eden bu sinir orbita'ya üst orbital yarıktan (fissura orbitalis superior) girer. Bu sinir ayrıca akomodasyon refleksinin (görüntünün netlenmesi) gerçekleştirilmesini sağlayan intrensek göz kaslarına giden sinir liflerini de barındırır.", + "question": "Okülomotor sinir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Okülomotor sinir (nervus oculomotorius), on iki kraniyal sinirden üçüncüsüdür (CN ΙΙΙ)." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1810", + "context": "Olfaktör sinir (Latince: nervus olfactorius; CN I olarak kısaltılır) kraniyel sinirlerden birincisi olarak kabul edilen sinir. Özel visseral afferent bir duyu olan koku duyusunu burundan alıp koku korteksine (rhinencephalon) taşır.\nBir kraniyel sinir olarak kabul edilmesine rağmen diğer kraniyel sinirlerden bazı özellikleri ile ayrılır. Olfaktör sinir embriyolojik olarak ön beynin bir uzantısı şeklindedir. Koku duyusu diğer duyulardan farklı olarak talamus ile ilişkilenmeden doğruca algılanacağı beyin bölümüne yönelir. En kısa kraniyal sinir olarak sınıflandırılan olfaktör sinirin, optik sinire benzer şekilde beyinsapına seyri yoktur.", + "question": "Olfaktör sinir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Olfaktör sinir (Latince: nervus olfactorius; CN I olarak kısaltılır) kraniyel sinirlerden birincisi olarak kabul edilen sinir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1811", + "context": "Omur ya da vertebra, omurgayı oluşturan 33-34 kemikten her birine verilen bir addır. Kafatasının hemen altından başlayıp kuyruk sokumuna dek uzanırlar. Omurgada 7 adet boyun omuru (servikal vertebra), 12 adet sırt omuru (torasik vertebra), 5 adet bel omuru (lumbal vertebra), 5 sakral vertebra (sakrum) ve 4'de koksigeal (koksiks) vertebra bulunur. Bu vertebraların ilk 24 tanesi birbirine eklemler aracılığıyla bağlanmıştır. Bunlara presakral vertebralar denilir. Kalan 9 vertebradan daha üstteki 5 tanesinin birleşmesinden sakrum meydana gelmiştir. En altta bulunan küçük ve tam gelişmemiş 4 vertebranın birleşmesinden koksiks denilen kemik meydana gelmiştir. Bu vertebraların her birinin yapısı içlerinden geçen oluşumlara ve fonksiyonlarına göre değişiklik göstermesine karşın, hepsinin ortak özellikleri vardır.", + "question": "Omur nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Omur ya da vertebra, omurgayı oluşturan 33-34 kemikten her birine verilen bir addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1812", + "context": "Nervus opticus (optik sinir), nervi craniales (encephalici) olarak bilinen 12 sinir çiftinin ikincisidir ve retinadan beyne görme bilgisini taşır. Diensefalonda yer alan bir divertikül olan embriyonik retinal gangliyon hücrelerinden köken aldığı için kesildikten sonra rejenere olamaz.", + "question": "Optik sinir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nervus opticus (optik sinir), nervi craniales (encephalici) olarak bilinen 12 sinir çiftinin ikincisidir ve retinadan beyne görme bilgisini taşır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1813", + "context": "Otopsi, bir cesedin ölüm nedenini ve şeklini belirlemek için diseksiyon yoluyla kapsamlı bir şekilde incelenmesini içeren cerrahi bir prosedürdür. Araştırma veya eğitim amaçlı mevcut olabilecek herhangi bir hastalık veya yaralanmayı değerlendirmek için yapılabilir.\nOtopsiler genellikle patolog adı verilen uzman bir tıp doktoru tarafından yapılır. Ölümlerin yalnızca küçük bir kısmında belirli koşullar altında otopsi yapılması gerekir. Çoğu durumda, bir tıp doktoru veya adli tıp görevlisi ölüm nedenini belirleyebilir.\nOtopsi genellikle ailenin isteği üzerine yazılı izin vermesi nedeniyle yapılır. Adli vakalarda ise savcının isteği üzerine otopsi yapılır ve aileden izin alınması gerekmemektedir. Genellikle Cumhuriyet Savcısı tarafından şüpheli ölüm neticesinde öncelikle ölü muayene işlemi yapılır. Ölü muayene işlemi adli tabip refakatinde gerçekleşir ve sadece ölünün dış muayenesidir. Eğer Adli tabip ölüm muayene işlemi sonucunda kesin ölüm sebebini bildiremez ise, Cumhuriyet Savcısı ölümün kesin sebebi için Adli Tıp Kurumu'na sistematik otopsi yapılması için gönderir.", + "question": "Otopsi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Otopsi, bir cesedin ölüm nedenini ve şeklini belirlemek için diseksiyon yoluyla kapsamlı bir şekilde incelenmesini içeren cerrahi bir prosedürdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1814", + "context": "Sinüs, kafatasında burun boşlukları çevresindeki kemiklerin içinde bulunan ve burun boşluklarına açılan kemik boşlukları. Genellikle doğumdan sonra gelişerek ortaya çıkan sinüsler, mukoza ile döşeli olup sağlıklı şartlarda içlerinde hava bulunur. Bu boşlukların kafa ağırlığını azaltmak, ses rezonansına katkı sağlamak, solunum havasını nemlendirme, havanın içindeki partiküller ile organizmaları temizleme ve ısıtma gibi görevleri vardır.", + "question": "Paranazal sinüs nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sinüs, kafatasında burun boşlukları çevresindeki kemiklerin içinde bulunan ve burun boşluklarına açılan kemik boşlukları." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1815", + "context": "Septum, anatomide organ veya boşluğu kısımlara ayıran perde şeklinde ince bölmeye verilen isimdir. Vücutta farklı bölmeleri birbirinden ayıran pek çok septum bulunmasına rağmen, terim özellikle burnun iç kısmında, burunu orta hatta iki bölmeye ayıran anatomik yapıyı (nasal septum) tanımlamak için kullanılır. Buna ek olarak kalpte sağ ve sol kulakçıkları ayıran atriyal septum, ventrikülleri bölen interventriküler septum ile alveolleri birbirinden ayıran alveolar septum vücutta yer alan diğer septumlardır. Terim Latince kökenli olup, bu dilde \"çit\" anlamına gelir.\nBiyolojik açıdan incelendiğinde yapı diğer canlılarda yer alan yapıların tanımlanmasında da kullanılır. Meyve anatomisinde de septum bulunurken, mantarlarda hifleri bölen yapı da aynı isme sahiptir.", + "question": "Septum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Septum, anatomide organ veya boşluğu kısımlara ayıran perde şeklinde ince bölmeye verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1816", + "context": "Sigmoid sinus ismini şekli nedeniyle Sigma (Σ σ,ς) (Yunanca:Σίγμα, Sigma) harfinden almaktadır. İnsan beyninin posterior dural venöz sinüslerindendir.", + "question": "Sigmoid sinus nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sigmoid sinus ismini şekli nedeniyle Sigma (Σ σ,ς) (Yunanca:Σίγμα, Sigma) harfinden almaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1817", + "context": "Sinestezi veya duyum ikiliği, kişilerde herhangi bir duyunun uyarımı otomatik olarak başka bir duyu algısını tetiklemektedir.", + "question": "Sinestezi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sinestezi veya duyum ikiliği, kişilerde herhangi bir duyunun uyarımı otomatik olarak başka bir duyu algısını tetiklemektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1818", + "context": "Sinus rektus beynin oksipital lobun altında, orta hatta, duranın iki yaprağı arasında venöz kan taşıyan bir yapıdır. Rozental'in bazal veni (V. magna cerebri) ve inferior sagittal sinus birleşerek sinus rektusu oluşturur. Sinus rektus daha sonra konfluens sinuumda superior sagittal sinus ile birleşir.", + "question": "Sinus rektus nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sinus rektus beynin oksipital lobun altında, orta hatta, duranın iki yaprağı arasında venöz kan taşıyan bir yapıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1819", + "context": "Sinüs ya da girit, herhangi bir organ veya dokuda bulunan boşluk veya açıklık. Sinüs kelimesi günlük hayatta genellikle burunda bulunan paranazal sinüsleri anlatmak için kullanılır.", + "question": "Sinüs (anatomi) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sinüs ya da girit, herhangi bir organ veya dokuda bulunan boşluk veya açıklık." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1820", + "context": "Sobotta, Alman anatomist Johannes Sobotta tarafından yazılmış bir insan anatomisi atlasıdır.\nİki ciltten oluşmaktadır. Baş, boyun, üst ekstremite ve gövde, iç organlar ve alt ekstremite konularını içermektedir. 22. Almanca baskısı Prof. Dr. R. Putz ve Prof. Dr. R. Pablt tarafından yayına hazırlanmıştır. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilimdalı emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Kaplan Arıncı tarafından Türkçeye çevrilmiştir. 24. Almanca baskısı ise Prof. Dr. Friedrich Paulsen ve Prof. Dr. Jens Waschke tarafından yayına hazırlanmıştır. Prof. Dr. S. Tuna Karahan ise Türkçe baskı çeviri editörlüğünü yapmıştır. 24. Almanca baskı Türkçede 11. baskı olarak yayına hazırlanmış olup ”Genel Anatomi ve İskelet-Kas Sistemi”, ”İç Organlar”, “Baş, Boyun ve Nöroanatomi” olmak üzere üç ciltten oluşmaktadır.", + "question": "Sobotta nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sobotta, Alman anatomist Johannes Sobotta tarafından yazılmış bir insan anatomisi atlasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1821", + "context": "Terminal sinir veya \"0. kranial sinir\" olarak adlandırılan sinir ilk kez 1878 yılında bir Alman bilim insanı olan Gustav Fritsch tarafından köpek balığı beyninde keşfedilmiştir. İnsanlarda ilk kez 1913 yılında gösterilebilmiştir. 1990'da yapılan araştırmalarda insanlarda da görülen bir sinir olduğu tespit edilmiştir. Sinir \"Kranial sinir XIII\", \"Sinir 0\", \"Sinir N\" ve \"NT\" isimleri ile de kullanılmıştır.", + "question": "Terminal sinir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Terminal sinir veya \"0." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1822", + "context": "Troklear sinir (nervus trochlearis), ekstrensek göz kaslarından süperior oblik kası innerve eden bir motor sinir. On iki kraniyal sinir'den dördüncüsüdür. (CV IV) Çekirdeği mezensefalon'dadır. Beyin sapı'nı iki simetrik lif halinde terk eder.\nTroklear sinir bazı özellikleriyle diğer kraniyal sinirlerden ayrılır.\n\nEn az lif (akson) içeren kraniyal sinirdir.\nİntrakraniyal seyri en uzun olan sinirdir. Bu yüzden lezyonu diğer kraniyel sinirlere göre sık görülür.\nBeyinsapı'nı arka taraftan (dorsal) terk eden tek sinirdir.\nBeyinsapı'ndan çıkıp çapraz yapan tek kraniyal sinir'dir. Bu özelliği sayesinde bir taraftan çıkan sinir lifleri vücudun diğer tarafındaki (contralateral) süperior oblik kası innerve eder.", + "question": "Troklear sinir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Troklear sinir (nervus trochlearis), ekstrensek göz kaslarından süperior oblik kası innerve eden bir motor sinir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1823", + "context": "Üretral Sfinkter terimi, mesaneden üretra yoluyla idrar çıkışını kontrol eden iki kası ifade eder. Bu iki kas şunlardır:\n• İç Üretral Sfinkter: Sadece erkekte, mesanenin alt kısmında - bitiminde - bulunur. Otonom sinir sistemi kontrolündedir.\n• Dış Üretral Sfinkter: Konumları farklı olmakla birlikte hem erkekte hem de dişide bulunur. Erkekte İç Üretral Sfinkter'den sonra prostat bezinin alt kısmında, dişide mesane ile üretra arasında bulunur. Somatik sinir sistemi kontrolündedir yani bilinçli kontrol vardır.", + "question": "Üretral sfinkter nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Üretral Sfinkter terimi, mesaneden üretra yoluyla idrar çıkışını kontrol eden iki kası ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1824", + "context": "Vajina, memelilerde dişi genital sisteminin esnek ve kaslı kısmıdır. Vajina, insanlarda vulvadan servikse kadar uzanır. Dış vajinal açıklık normalde kısmen himen adı verilen bir zarla örtülüdür. Dip ucunda serviks (rahim boynu) vajinaya doğru çıkıntı yapar. Vajina cinsel ilişki ve doğumun gerçekleşmesini sağlar. Aylık âdet döngüsünün bir parçası olarak insanlarda ve insanlara yakın akraba olan primatlarda meydana gelen âdet kanamasını da (veya kısaca regl) yönlendirir.\nVajina üzerine yapılan araştırmalar özellikle farklı hayvanlar için eksik olmakla birlikte, vajinanın konumu, yapısı ve boyutunun türler arasında farklılık gösterdiği belgelenmiştir. Dişi memelilerde genellikle idrar yolu için üretral açıklık ve genital yol için vajinal açıklık olmak üzere iki dış açıklık bulunur. Bu özellik hem idrar çıkarma hem de üreme için genellikle tek bir üretral açıklığa sahip olan erkek memelilerden farklıdır. Vajinal açıklık, yakınında bulunan üretral açıklıktan çok daha büyüktür ve her ikisi de insanlarda labia tarafından korunmaktadır. Amfibiler, kuşlar, sürüngenler ve tek deliklilerde kloak, gastrointestinal kanal, idrar yolu ve üreme yolu için tek dış açıklıktır.\nCinsel ilişki veya diğer cinsel aktiviteler esnasında vajinaya daha yumuşak bir penetrasyon sağlamak için insan dişileri ve diğer dişi memelilerde cinsel uyarılma sırasında vajinadaki ıslaklık artar. Islaklıktaki bu artış, vajinal ıslanmayı sağlayarak sürtünmeyi azaltır. Vajina duvarlarının dokusu, cinsel ilişki sırasında penis için sürtünme ortamı yaratarak penisin boşalana kadar uyarılmasını ve döllenmenin gerçekleşmesini sağlar. Zevk ve bağlanmanın yanı sıra, kadınların başkalarıyla gerçekleştirdikleri cinsel davranışlar (bu davranışlar arasında heteroseksüel cinsellik veya lezbiyen cinselliği sayılabilir), tavsiye edilen güvenli seks uygulamalarıyla riskleri azaltılabilecek cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara neden olabilir.\nVajina ve vulva, tarih boyunca toplumlarda olumsuz algılar, olumsuz konuşma biçimleri, kültürel tabular ve bu tabuların kadın cinselliği, maneviyat ya da yaşamın yenilenmesi gibi kavramlar için birer sembol olarak kullanılması gibi güçlü tepkiler uyandırmıştır. Halk arasında vajina kelimesi genellikle vulva ya da genel olarak kadın cinsel organları için kullanılan bir sözcüktür. Ancak sözlük ve anatomi tanımlarında vajina sadece içeride bulunan özel yapıya karşılık gelir ve bu anlam ayrımını anlamak, kadın cinsel organı hakkındaki bilgileri geliştirerek sağlık hizmeti iletişiminde fayda sağlayabilir.", + "question": "Vajina nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vajina, memelilerde dişi genital sisteminin esnek ve kaslı kısmıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1825", + "context": "Vestibülokohlear sinir sekizinci kranial sinir olarak bilinir ve iç kulaktan aldığı işitme ve denge ile ilgili bilgileri beyine aktarır.", + "question": "Vestibülokoklear sinir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vestibülokohlear sinir sekizinci kranial sinir olarak bilinir ve iç kulaktan aldığı işitme ve denge ile ilgili bilgileri beyine aktarır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1826", + "context": "ROKETSAN, Roket Sanayii ve Ticaret AŞ, ulusal roket ve füze araştırma ve üretim programlarına önderlik yapmak üzere Savunma Sanayii İcra Komitesi kararıyla 1988 yılında kurulmuş olan savunma sanayisi şirketidir. Kuruluşundan bugüne kadar geçen süre içerisinde ROKETSAN, üstlendiği misyon gereği tasarım ve teknoloji altyapısı geliştirme projeleri, ürün geliştirme ve üretim programları ile fırlatma platformu ve komuta üniteleri de dahil olmak üzere füze/roket sistemlerini ihtiyaçlar doğrultusunda milli olarak tasarlama, üretme, kullanıcı personeli eğitme ve silah sistemlerinin lojistik destek ihtiyacını karşılama konusunda Türkiye'deki en yetkin kurum haline gelmiştir.\nŞirket Teknofest İstanbul'un paydaşlarından biridir.\nDefence News'in en değerli savunma sanayi şirketleri sıralamasında 2018'de 96, 2019'da 89. sırada, 2020'de 91. sırada ve 2022 yılında 86. sırada yer almıştır.", + "question": "ROKETSAN nedir?", + "answers": { + "text": [ + "ROKETSAN, Roket Sanayii ve Ticaret AŞ, ulusal roket ve füze araştırma ve üretim programlarına önderlik yapmak üzere Savunma Sanayii İcra Komitesi kararıyla 1988 yılında kurulmuş olan savunma sanayisi şirketidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1827", + "context": "Roketsan Araştırma Merkezi, (resmî olarak Roketsan Uydu Fırlatma, Uzay Sistemleri ve İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi), Türk savunma sistemleri şirketi Roketsan'ın uzay ile ilgili teknolojiler için bir araştırma merkezidir. 30 Ağustos 2020 tarihinde Ankara merkezli olarak kurulmuştur.\nAraştırma merkezinin projelerinden biri, 100 kg'a (220 lb) kadar olan küçük uyduları en az 400 km (250 mi) yüksekliğindeki alçak dünya yörüngelerine gönderebilen bir Mikro Uydu Fırlatma Sisteminin (MSLS) geliştirilmesidir. Sistemin 2025 yılında devreye girmesi planlanmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Roketsan Araştırma Merkezi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Roketsan Araştırma Merkezi, (resmî olarak Roketsan Uydu Fırlatma, Uzay Sistemleri ve İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi), Türk savunma sistemleri şirketi Roketsan'ın uzay ile ilgili teknolojiler için bir araştırma merkezidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1828", + "context": "Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu veya kısaca TÜBİTAK, Türkiye'de bilim ve teknolojiyi teşvik etme, yönlendirme ve popülerleştirmeyi amaçlayan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ilgili kuruluşlarından olup özel hukuk hükümlerine tabidir.\n1963'te Cemal Gürsel tarafından hükûmete danışmanlık yapılması ve milli bilim politikasına rehberlik edilmesi amaçlarıyla kurulduğunda \"Türkiye Bilim Teknik ve Araştırma Kurumu\" diye bilinirken, sonradan adı \"Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu\" olarak değiştirilmiş ve uzun süre bu adla anılmıştır. Bu arada 1993 yılından itibaren Popüler Bilim kitapları basılmaya başlanmıştır. Ardından \"teknik\" yerine \"teknolojik\" kelimesinin kullanılması ile 2005 yılında kurumun adı son halini almıştır.", + "question": "TÜBİTAK nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu veya kısaca TÜBİTAK, Türkiye'de bilim ve teknolojiyi teşvik etme, yönlendirme ve popülerleştirmeyi amaçlayan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ilgili kuruluşlarından olup özel hukuk hükümlerine tabidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1829", + "context": "Araştırma Destek Programları Başkanlığı' (Kısaca ARDEB), Türkiye'deki üniversiteler ve araştırma kurumlarındaki bilim insanlarına araştırma faaliyetleri için destek sağlayan bir kurumdur. TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu) bünyesinde yer alan ARDEB, Türkiye'nin bilimsel araştırmalar konusundaki rekabet gücünü artırmayı hedefleyen bir kurumdur. ARDEB'in ana amacı, ülkemizdeki bilim insanlarının bilimsel araştırmalarını yapmalarına yardımcı olmak, bilimsel bilgi birikimini artırmak, yenilikçi fikirler geliştirmelerine imkan sağlamak ve böylece bilimsel kalkınmayı desteklemektir. ARDEB, farklı disiplinlerdeki araştırma projelerini destekleyerek, ülkemizdeki bilimsel araştırmaların gelişmesine önemli katkılar sağlamaktadır.", + "question": "Araştırma Destek Programları Başkanlığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Araştırma Destek Programları Başkanlığı' (Kısaca ARDEB), Türkiye'deki üniversiteler ve araştırma kurumlarındaki bilim insanlarına araştırma faaliyetleri için destek sağlayan bir kurumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1830", + "context": "Bilim İnsanı Destek Programları Daire Başkanlığı ('BİDEB), eski adıyla Bilim Adamı Yetiştirme Grubu, TÜBİTAK'ın gençlere bilimi sevdirmeyi amaçlayan alt birimidir. Türkiye'de gençleri temel bilimlere yönlendirmek amacı ile Ulusal Bilim Olimpiyatları ve Ortaokul (2204-B) ve Lise (2204-A) Öğrencileri Arası Araştırma Projeleri Yarışması'nı düzenlemekte, lisans, lisans üstü ve doktora eğitimi için gerek yurt içinde gerek yurt dışındaki öğrencilere burs vermektedir.", + "question": "Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilim İnsanı Destek Programları Daire Başkanlığı ('BİDEB), eski adıyla Bilim Adamı Yetiştirme Grubu, TÜBİTAK'ın gençlere bilimi sevdirmeyi amaçlayan alt birimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1831", + "context": "Bilim ve Toplum Daire Başkanlığı, Türkiye'deki üniversitelerde bulunan bir idari birimdir. Bu birim, üniversitelerde yapılan bilimsel araştırmaların toplumla paylaşılması ve etkileşimi için çeşitli programlar ve projeler yürütmektedir.\nBilim ve Toplum Daire Başkanlığının görevleri arasında, bilim ve teknolojinin toplumsal ve ekonomik kalkınmaya katkısını artırmak, bilimsel çalışmaları popülerleştirmek, bilimsel etkinlikler düzenlemek, bilim adamlarını ve toplum liderlerini bir araya getirerek bilimsel tartışmalar yapmak, gençleri bilim ve teknolojiye yönlendirmek gibi konular yer almaktadır.\nAyrıca, Bilim ve Toplum Daire Başkanlığı, bilim ve teknoloji alanında toplumsal farkındalığı artırmak için eğitim programları da düzenlemektedir. Bu programlar, okullar ve toplumun farklı kesimlerinde bilim ve teknoloji konularını anlamak ve uygulamak için fırsatlar sunar.\nBilim ve Toplum Daire Başkanlığı, üniversitelerin araştırma ve toplumsal hizmet misyonlarını bir araya getirerek, toplumla bilimsel etkileşimi artırmaya çalışır.\n\n\n== Referans ==", + "question": "Bilim ve Toplum Daire Başkanlığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilim ve Toplum Daire Başkanlığı, Türkiye'deki üniversitelerde bulunan bir idari birimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1832", + "context": "DergiPark, TÜBİTAK'a bağlı alt kuruluş olan ULAKBİM tarafından 2013'ten günümüze ücretsiz olarak Türkiye'deki akademik ve hakemli dergilerin elektronik ortamda barındırma ve yayımı hizmeti veren internet sitesidir. Ayrıca yayımlanan makaleler için ücretsiz doi hizmeti de vermektedir.", + "question": "DergiPark nedir?", + "answers": { + "text": [ + "DergiPark, TÜBİTAK'a bağlı alt kuruluş olan ULAKBİM tarafından 2013'ten günümüze ücretsiz olarak Türkiye'deki akademik ve hakemli dergilerin elektronik ortamda barındırma ve yayımı hizmeti veren internet sitesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1833", + "context": "Türkiye Açık Kaynak Platformu (English: Türkiye Open Source Platform) Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Bilişim Vadisi ve TÜBİTAK TÜSSİDE ortaklığı ile kurulan açık kaynak olarak geliştirme yapan bir kuruluştur. Paydaşları arasında birçok üniversite, STK, topluluklar, kamu kurumları ve özel şirketler bulunmaktadır.", + "question": "Türkiye Açık Kaynak Platformu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türkiye Açık Kaynak Platformu (English: Türkiye Open Source Platform) Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Bilişim Vadisi ve TÜBİTAK TÜSSİDE ortaklığı ile kurulan açık kaynak olarak geliştirme yapan bir kuruluştur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1834", + "context": "Ulusal Bilim Olimpiyatları, TÜBİTAK'ın Türkiye'de düzenlediği 2 aşamadan oluşan sınavlardır. Her yıl astronomi-astrofizik, matematik, fizik, kimya, biyoloji, bilgisayar, ortaokul matematik ve ortaokul bilgisayar dallarında Bilim Olimpiyatları'nı düzenlemektedir. 1. aşamayı geçenler yapılan 2. aşama sınavına girerler. Bu sınavda başarılı olan öğrencilere 4 altın, 8 gümüş ve 12 bronz olarak madalya verilir. Aynı zamanda sınavda başarılı görülen öğrenciler, takım seçme sınavına çağrılır ve bu aşamanın sonunda 6 branşta ulusal takım seçilir. Bu öğrenciler Türkiye'yi dünyada Uluslararası Bilim Olimpiyatları ve Bölgesel Bilim Olimpiyatları'nda temsil eder.", + "question": "Ulusal Bilim Olimpiyatları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ulusal Bilim Olimpiyatları, TÜBİTAK'ın Türkiye'de düzenlediği 2 aşamadan oluşan sınavlardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1835", + "context": "Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi veya Fransızca adı olan Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire'in kısaltmasıyla CERN, İsviçre ve Fransa sınırında yer alan, dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarını yöneten araştırma kuruluşudur. 1954 yılında 12 ülkenin katılımıyla kurulmuş olan CERN'in 23 tam üyesi vardır. İsrail, Avrupa dışında yer alan tek tam üyedir. Türkiye, ortak üye statüsündedir.", + "question": "Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi veya Fransızca adı olan Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire'in kısaltmasıyla CERN, İsviçre ve Fransa sınırında yer alan, dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarını yöneten araştırma kuruluşudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1836", + "context": "Large Electron–Positron Collider, büyük elektron-pozitron çarpıştırıcısı (LEP) şimdiye kadar yapılmış en büyük parçacık hızlandırıcılarından birisiydi.\nCERN'de inşa edilip çalıştırılan, dairesel bir hızlandırıcı ve çarpıştırıcıydı. Çevresi yaklaşık 27 km olan bir tünel bu hızlandırıcı için yerin yaklaşık 100m altında, İsviçre-Fransa sınırında kazılmıştı.\nLEP, 1989 yılından 2000 yılına kadar çalıştırılmıştır. Bu güne kadar yapılmış en yüksek enerjili lepton çarpıştırıcısıydı.", + "question": "Büyük Elektron-Pozitron Çarpıştırıcısı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Large Electron–Positron Collider, büyük elektron-pozitron çarpıştırıcısı (LEP) şimdiye kadar yapılmış en büyük parçacık hızlandırıcılarından birisiydi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1837", + "context": "CERN Courier (veya bazen CERN Courier: International Journal of High Energy Physics), dünya çapında yüksek enerji fiziği ve ilgili alanlardaki güncel gelişmeleri içeren aylık bir ticari dergidir. 1959 yılında kurulmuştur. Ekim 1998'den bu yana dergi CERN adına IOP_Publishing tarafından basılmıştır. Cilt 45 no. 5' e kadar (2005) dergi hem İngilizce hem de Fransızca olarak basılmıştır. Fransız basımı Courrier CERN : Revue internationale de la physique des hautes énergies adı altında yayınlandı. Şu anda makalelerin çoğu İngilizce dilinde olmasına rağmen, makalelerin özet ksımlarının Fransızca ya da İngilizce olarak başka bir dilde de yayımlanmaktadır. CERN Courier, CERN'e bağlı üye devletlere, kurumlara, laboratuvarlara ve çalışanlarına dağıtılmaktadır. Ocak ve Ağustos ayları hariç, aylık olarak yayınlanmaktadır. İfade edilen görüşler mutlak şekilde CERN yönetimine ait değildir.", + "question": "CERN Courier nedir?", + "answers": { + "text": [ + "CERN Courier (veya bazen CERN Courier: International Journal of High Energy Physics), dünya çapında yüksek enerji fiziği ve ilgili alanlardaki güncel gelişmeleri içeren aylık bir ticari dergidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1838", + "context": "CMS deneyi, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nde (CERN) LHC hızlandırıcısı üzerinde kurulmuş olan ve 2008 yılında çalışmaya başlayarak proton-proton çarpışmaları sonucu ortaya çıkan parçacıkların izlerini ve enerjilerini ölçen beş deneyden biridir.\nİsmi İngilizcede Compact Muon Selenoid (Türkçesi: Tıkız Müon Selenoidi) sözcüklerinin baş harflerinden gelir. 15 m yükseklikte, 22 m boyunda, toplam 12500 ton ağırlığa sahip bir düzenektir. Dedektörün en iç bölgesinde 3.85 Tesla kadar magnetik bir alan şiddetine sahip güçlü bir süperiletken mıknatıstır ve özellikle yeni fizik kanunlarına ait sinyalleri keşfetmek üzere (Higgs bozonu, süpersimetri, vs.) dizayn edilmiştir, fakat daha önceki çarpıştırma deneylerinden daha yüksek enerjilere çıkabilmesi sebebi ile önceki deney sonuçlarını daha yüksek duyarlılıkta ölçümler (üst kuark) yapabilmektedır.", + "question": "CMS deneyi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "CMS deneyi, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nde (CERN) LHC hızlandırıcısı üzerinde kurulmuş olan ve 2008 yılında çalışmaya başlayarak proton-proton çarpışmaları sonucu ortaya çıkan parçacıkların izlerini ve enerjilerini ölçen beş deneyden biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1839", + "context": "LHCb (açılımı : Large Hadron Collider beauty-beauty(güzellik) Alt Kuark'a atıfta bulunur-) deneyi CERN'deki Hadron çarpıştırıcısı üzerinde yapılandırılan 6 ölçüm araştırmasından birisidir. LHCb deneyinin ihtisası b-fizik alanında, özellikle Alt kuark içeren ağır parçacıkların b-hadronunundaki etkileşimler sonucu maruz kaldıkları CP bozunumu ile ilgili parametreleri ölçmeyi amaçlar.", + "question": "LHCb deneyi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "LHCb (açılımı : Large Hadron Collider beauty-beauty(güzellik) Alt Kuark'a atıfta bulunur-) deneyi CERN'deki Hadron çarpıştırıcısı üzerinde yapılandırılan 6 ölçüm araştırmasından birisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1840", + "context": "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (Large Hadrom Collider (LHC)) TOTEM deneyi (Total Elastic ve Difraktif kesit ölçümü), CERN'in Büyük Hadron Çarpıştırıcısındaki sekiz dedektör deneyinden biridir.\nDiğer yedi tanesi şunlardır: ATLAS, ALICE, CMS, LHCb, LHCf, MoEDAL ve FASER . CMS ile bir etkileşim noktası paylaşır. Detektör, toplam kesit, elastik saçılma ve kırınım süreçlerinin ölçülmesini amaçlamaktadır. Dedektörün birincil enstrümanına Roma potası denir.", + "question": "TOTEM deneyi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (Large Hadrom Collider (LHC)) TOTEM deneyi (Total Elastic ve Difraktif kesit ölçümü), CERN'in Büyük Hadron Çarpıştırıcısındaki sekiz dedektör deneyinden biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1841", + "context": "UA1 (underground area 1), CERN'deki Süper Proton Senkrotronu'nda 1981'den 1993'e kadar yapılan yüksek enerji fiziği deneyidir. 1984'te Carlo Rubbia ve Simon van der Meer'e Nobel Fizik Ödülü kazandıran W ve Z bozonlarının keşfi UA1 ve UA2'de yapıldı.", + "question": "UA1 nedir?", + "answers": { + "text": [ + "UA1 (underground area 1), CERN'deki Süper Proton Senkrotronu'nda 1981'den 1993'e kadar yapılan yüksek enerji fiziği deneyidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1842", + "context": "Hayvan, canlılar dünyasının ökaryotlar (Eukaryota) üst âlemindeki hayvanlar (Animalia) âleminde sınıflanan canlıların ortak adıdır. Arapça \"canlı varlık\" anlamındaki ḥayevān sözcüğünden Türkçeye geçmiş olan \"hayvan\" sözcüğü, günlük kullanımda esasen insan dışı, nefes alan ve hareket eden canlıları ifade etmek için kullanılsa da, biyolojik bağlamda insanı da içerir. Anadolu ağızlarında hayvan anlamında bav, bobos, böçü, çer, çokgal, dölük, evcimen, evlük, karaböcü, karaltı, medek, tereke, töm gibi sözcükler kullanılmaktadır. Hayvan sözcüğünün eş anlamlısı döngül sözcüğüdür. Hayvanlar âleminin bilimsel ve Latince adı olan \"Animalia\" terimi ise yine Latince olan ve \"yaşayan\" ya da \"ruh\" anlamına gelen animadan türetilmiş animal sözcüğünün çoğuludur. Hayvanlar âlemini tanımlayan bir başka Yunanca bilimsel terim de metazoa'dır (μετάζωα).\nGenellikle çevrelerine uyum sağlayan ve diğer canlılarla beslenen çok hücreliler âlemidir. Vücutları, embriyonun bazı metamorfozlar geçirmesiyle gelişir. Ökaryotik çok hücreli organizmalardır. Besinlerini genel olarak sindirerek alırlar.\nHayvanların birçoğu hareketlidir ve bitkilerde tipik olan bulunan kalın hücre duvarları genellikle yoktur. Embriyonik gelişim esnasında büyük ölçülerde hücresel göçler ve doku organizasyonları görülür. Üremeleri primer (birincil) olarak seksüeldir; diploit kromozom taşıyan dişi ve erkekler mayozla haploit kromozomlu gametleri, bunlar da birleşerek diploit zigotu oluşturur.\nYaklaşık 1 milyonu böcek olmak üzere 1,5 milyondan fazla hayvan türü tanımlanmıştır, fakat tanımlanmamış olanlarla birlikte 7 milyondan fazla hayvan türü olduğu tahmin edilmektedir.", + "question": "Hayvan nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hayvan, canlılar dünyasının ökaryotlar (Eukaryota) üst âlemindeki hayvanlar (Animalia) âleminde sınıflanan canlıların ortak adıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1843", + "context": "Vahşi hayvanlar, hayvanlar dünyasının bir sınıfıdır. Doğal ortamları vahşi doğa'dır. Özgür durumda olan, yarı özgür koşullarda veya esaret altında tutulan hayvanları içerir. Bu tür hayvanlar karada ve suda yaşayabilirler. Vahşi hayvanlara memeliler, kuşlar, sürüngenler, amfibiler, balıklar, kordalılar, omurgasızlar (eklem bacaklılar, yumuşakçalar, derisi dikenliler ve diğer kategoriler aittir.", + "question": "Vahşi hayvanlar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vahşi hayvanlar, hayvanlar dünyasının bir sınıfıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1844", + "context": "Diğer dillerle olan genetik ilişkisi tam olarak saptanamamış dillere sınıflandırılmamış dil denir. Diller, güvenilir veri eksikliğinin başta olduğu çeşitli sebeplerden sınıflandırılmamış olabilir, temaslı olduğu bir dilin kelimeleri veya morfolojisi farklı yönlere işaret ettiğinde ve hangisinin dilin ata biçimi olduğu belli olmadığında ortaya çıkan kafa karıştırıcı etki de dillerin sınıflandırılamamasında etkendir. Kut dili ve Cacán dili gibi bazı az bilinen soyu tükenmiş diller basitçe sınıflandırılamazlar ve bu durumun gelecekte değişmesi de çok olası değildir.\nEğer önemli sayılabilecek bir belgelendirme yapılmışsa ve dilin başka dillerle ve ailerle kıyaslanmasının ardından hala o dilin başka dillerle olan genetik ilişkisi açıklanamıyorsa - Avrupa'daki Baskça durumundaki gibi - o dil izole dil sayılır, bu da onu tek başına bir dil ailesi yapar. Bu yüzden sınıflandırılmamış bir dil, daha iyi veriler elde edildiğinde veya daha kapsamlı karşılaştırmalı araştırmalar yapıldığında belirli bir dil ailesine dahil olabilir. Çok az bulgunun günümüze ulaştığı soyu tükenmiş ve sınıflandırılmamış dillerin ise kayıp belgeler veya konuşan bir nüfus keşfedilmedikçe belirsizlik içinde kalmaları daha olasıdır.", + "question": "Sınıflandırılmamış dil nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Diğer dillerle olan genetik ilişkisi tam olarak saptanamamış dillere sınıflandırılmamış dil denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1845", + "context": "Bu liste yalnızca Vikipedi'de yer alan doğal dilleri içermektedir.", + "question": "Diller listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu liste yalnızca Vikipedi'de yer alan doğal dilleri içermektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1846", + "context": "Alıntı kelime veya alıntı sözcük bir dilden başka bir dile çevrilmeden geçmiş sözcüktür. Alıntı sözcükler, ortak bir kökene sahip oldukları için iki veya daha fazla dilde birbirlerine benzer olan soydaş sözcüklerden farklıdır. Ayrıca başka bir dilden geçmiş olan, ancak geçerken o dile çevrilmiş, calque olarak adlandırılan sözcükler de alıntı olarak sınıflandırılmaz.", + "question": "Alıntı kelime nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Alıntı kelime veya alıntı sözcük bir dilden başka bir dile çevrilmeden geçmiş sözcüktür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1847", + "context": "Amerika'nın yerel dilleri, Amerika'yı oluşturan Alaska ve Grönland'dan Güney Amerika'nın ucuna kadar yayılan topraklarda yaşayan Kızılderililer tarafından konuşulmaktadır. Bu yerel diller içlerinde izole ve Sınıflandırılmamış diller de dahil olmak üzere birbirinden farklı çok sayıda dil ailelerinden meydana gelmektedir. Bunları daha yüksek seviyede aileler halinde gruplandırmak için üç makrofamilya; Eskimo - Aleut dilleri, Na-Dene dilleri ve Amerind dilleri gibi öneriler yapılmıştır. Bu öneri neredeyse bütün uzmanlar tarafından kabul edilmemiştir.\nUNESCO'ya göre, Kuzey Amerika'da birçok yerel dil yok olma tehlikesi altında ve önemli bir kısmı yok olmuştur.", + "question": "Amerika'nın yerel dilleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Amerika'nın yerel dilleri, Amerika'yı oluşturan Alaska ve Grönland'dan Güney Amerika'nın ucuna kadar yayılan topraklarda yaşayan Kızılderililer tarafından konuşulmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1848", + "context": "Avrupa Dil Günü, Avrupa Konseyi'nin Dil Politikası Bölümü tarafından yapılan Nisan 1997 tarihinde projenin son konferansı sırasında doğmuştur. Üye ülkelerin desteği ile öneri çeşitli organlarca incelenmiş ve Avrupa Komisyonu da katılım için davet edilmiştir.\nOcak 1999 yılında Bakanlar Komitesi 2001 yılını \"Avrupa Diller Yılı\" olarak ilan etmiş ve Avrupa Birliği Haziran 2000'de bir bildiri ile katılmıştır.\nDaha sonra sürekli hale getirilen bu organizasyon her yıl 26 Eylül tarihinde çeşitli etkinliklerle kutlanır olmuştur.", + "question": "Avrupa Dil Günü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Avrupa Dil Günü, Avrupa Konseyi'nin Dil Politikası Bölümü tarafından yapılan Nisan 1997 tarihinde projenin son konferansı sırasında doğmuştur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1849", + "context": "Azınlık dili; bir ülkede, çoğunluk diline kıyasla daha az kişi tarafından konuşulan dil. Toplumda baskın olmayan dilleri ifade etmek için kullanılır. Göçmenler, genellikle azınlık dili konumunda bulunan kendi dilleri ile birbirleriyle iletişim kurarlar. Örneğin Türkçe, Hollanda ve Almanya gibi ülkelerde azınlık dili olarak konuşulmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Azınlık dili nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Azınlık dili; bir ülkede, çoğunluk diline kıyasla daha az kişi tarafından konuşulan dil." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1850", + "context": "Balkan dilleri, Balkanlar'da konuşulan dillerdir. Bu diller içinde Macarca, birkaç Türk dili ve Kafkas dilleri dışında kalan diller, Hint-Avrupa dil ailesi dâhilindedir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Balkan dilleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Balkan dilleri, Balkanlar'da konuşulan dillerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1851", + "context": "Deda Ena (Gürcüce: „დედა ენა\"), Gürcü dilinde ilköğretimde başlangıç sınıflarında okutulan ders kitabıdır. Gürcü eğitimci ve yazar İakob Gogebaşvili tarafından ilk kez 1876 yılında hazırlanmıştır. \"Deda ena\", Gürcü dilinde \"anadili\" anlamına gelir.\nDeda Ena, Gürcü ilköğretim okullarında ilk iki yıl okutulmaktadır. Gürcüce okuma yazma ve dilin telaffuzu bu kitapla öğretilir. Deda Ena, 1906 yılında iki kitap olarak yayımlandı. İlk kitapta Gürcüce okuma-yazma öğreten metinler yer alıyordu. İkinci kitapta da çocuk edebiyatı, halk edebiyatı, coğrafya, tarih ve etnografya örneklerine yer verilmişti. Deda Ena yazarın sağlığında, 1912 yılında 33. baskısını gerçekleştirmişti.\nDeda Ena'nın bir baskısı 1914 yılında, açılacak olan Gürcü okulu için Patara Kartuli Anbani (“Küçük Gürcü Alfabesi”) adıyla İstanbul'da yapıldı. Kitabın kapağında Gürcüce “Osmanlı Gürcüleri için hazırlanmış ve basılmıştır” ibaresi yer alıyordu. Ancak I. Dünya Savaşı'nın çıkması üzerine Gürcü okulu açılamadı. Deda Ena ayrıca Fahrettin Çiloğlu tarafından Tükçeye uyarlandı ve Deda Ena / დედა ენა adıyla 2008 yılında Gürcüce-Türkçe yayımlandı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Deda Ena nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Deda Ena (Gürcüce: „დედა ენა\"), Gürcü dilinde ilköğretimde başlangıç sınıflarında okutulan ders kitabıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1852", + "context": "Bir dil adası, bir veya daha fazla farklı dille çevrili bir dilin izole edilmesidir.\nDil Adaları örnekleri:\n\nSaterland\nBrüksel\nSekelistan\nPalenquero\nAlghero\nSvabya Türkiyesi\nYukarı Harz\nBataviler\nChipilo\nMonako\nLausitz", + "question": "Dil adası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bir dil adası, bir veya daha fazla farklı dille çevrili bir dilin izole edilmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1853", + "context": "Eski Doğu Slavcası 10. ve 15. yüzyıllar arasında Kiev Knezliğinde konuşulmuş dildir. Dil, Kiev Knezliği'nin çöküşünden sonra evrimleşerek değişmiştir. Dilin mevcut yazılı kayıtları seyrek olduğu için, birlik düzeyini değerlendirmek zordur. Kiev Rus'u oluşturan aşiret ve klanların sayısı göz önüne alındığında, Eski Doğu Slavcasının birçok lehçesinin olması muhtemeldir. Bu nedenle, bugün yalnızca, bazı yorumlara göre, tarihsel kayıtların başından itibaren bölgesel farklılıklar gösteren, hayatta kalan el yazmalarının dillerinden kesin olarak bahsedebiliriz. Bununla birlikte, 1150'ye gelindiğinde, en az yerel varyasyonu gösteren Slavcılığın diğer herhangi bir dalından daha fazla birliğe sahipti. Bugün konuşulduğu bölge Rusya, Ukrayna ve Belarus'a aittir.", + "question": "Eski Doğu Slavcası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Eski Doğu Slavcası 10." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1854", + "context": "Frizce Hareketi Konseyi (RfdFB-Frizce Hareketi Konseyi), Frizya'yı seven, Frizce dillerini ve kültürünü destekleyen insanlar tarafından oluşturulmuş bir organizasyondur. Konsey, gönüllüler tarafından desteklenen bağımsız bir organizasyondur. Frizce Hareketi Konseyi, birkaç üyenin çalışmalarına dayanan ve 500'den fazla bağışçının katkılarıyla işleyen bir kuruluştur.", + "question": "Frizce Hareketi Konseyi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Frizce Hareketi Konseyi (RfdFB-Frizce Hareketi Konseyi), Frizya'yı seven, Frizce dillerini ve kültürünü destekleyen insanlar tarafından oluşturulmuş bir organizasyondur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1855", + "context": "Hınalık dili veya Kınalık dili (Azerbaycanca: Xınalıq dili, Hınalıkça: каьтш мицӀ); Azerbaycan sınırları içerisinde bulunan Hınalık Köyü(Xınalıq) halkınca konuşulan bir dil. Kuzeydoğu Kafkas dil ailesine mensup bir dildir. Konuşanların sayısı kaynaklara göre değişiklik barındırmaktadır. Dili konuşanların sayısı bir kaynağa göre 1000, başka bir kaynağa göre 3000 olarak geçmektedir.\nUNESCO'nun Tehlike Altındaki Dünya Dilleri listesinde \"ciddi tehlike altında\" sınıfındadır.", + "question": "Hınalık dili nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hınalık dili veya Kınalık dili (Azerbaycanca: Xınalıq dili, Hınalıkça: каьтш мицӀ); Azerbaycan sınırları içerisinde bulunan Hınalık Köyü(Xınalıq) halkınca konuşulan bir dil." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1856", + "context": "Hint-Hitit veya Hint-Anadolu; var olagelmiş tüm Hint-Avrupa dilleri ve de Anadolu dillerini'de içerisine alacak şekilde, bir bütünsel Hint-Avrupa terimine eş değer bir model olarak, ilk defa Amerikalı dilbilimci \"Edgar H. Sturtevant\" tarafından 1926 yılın da ortaya atılan ve tamamen hipoteze dayalı olan bir dil ailesidir.\nTerim; \"Hint\" ön eki ile Hint-Aryan veya İran kısmına atıfta bulunmaz, ancak geleneksel \"Hint-Avrupa\" terimi için ikoniktir, \"Hitit\" kısmı ise bir bütün olarak Anadolu dil ailesi'ni ifade eder.\nEdgar H. Sturtevant; Hitit (Anadolu dillerinin), Proto-Hint-Avrupa dilinin (PHA) yeniden yapılandırılmış formlarından daha fazla arkaik özellikler sergilediğini ve \"Proto Hint-Avrupa\" öncesinden, çok daha erken, ilkel bir aşamada ayrılmış olabileceğine dair atıfta bulunur.\nAnadolu dilleri uzmanı dilbilimci Haig C. Melchert ise, \"mevcut eğilimdeki Proto Hint-Avrupa dilinin evrimleştiğini, Anadolu'nun tarih öncesi konuşmacılarının, Proto Hint-Avrupa konuşan topluluğun, geriye kalanından büyük oranda izole edilmiş olduğunu ve birçok ortak yenilikleri ise paylaşmadıklarını varsaymaktadır. Hitit ve Anadolu kuzenlerinin, \"Proto Hint-Avrupa öncesi\" zamanının, çok erken bir aşamasında ayrılarak, diğer Hint-Avrupa dillerinde kaybolan arkaizmleri korudukları, benzer bir şekilde ifade edilmektedir.\nHint-Hitit hipotezinin savunucuları, ayrılığın Hint-Avrupa dillerinin geriye kalan tüm dallarının yayılmasından birkaç bin yıl önce, muhtemelen MÖ. 7000 yılların'da olduğunu savunur. Bu bağlamda, Anadolu şubesinin ayrılmasından önceki Proto dil, \"Proto Hint-Hitit\" (PHH) olarak adlandırılmaya uygundur. Buna istinaden, sonrası diğer tüm dalları birleştiren Proto-dilin ise, bir sonraki bölünme dalı olan (muhtemel Tohar) şubesine kadar \"Proto Hint-Avrupa dili (PHA)\" olarak adlandırılabilir.\nBu bir terminoloji meselesi olmakla beraber, Hipotez; Anadolu dillerinin, Hint-Avrupa dilleri ve geriye kalan dalları ile olan nihai genetik bağlantısını tartışmaz, sadece zamansal ayrılışların büyüklük sırasına ve de kronolojisine vurgu yapar.", + "question": "Hint-Hitit nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hint-Hitit veya Hint-Anadolu; var olagelmiş tüm Hint-Avrupa dilleri ve de Anadolu dillerini'de içerisine alacak şekilde, bir bütünsel Hint-Avrupa terimine eş değer bir model olarak, ilk defa Amerikalı dilbilimci \"Edgar H." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1857", + "context": "Kanonik sözcüğü, Yunanca kanon (kanun, kural) kökünden türemiş bir sıfat. \"genel olarak kabul edilen\" veya \"otoritelerce doğrulanmış\" anlamlarında kullanılır. Teolojiden matematiğe kadar çok geniş bir kullanım alanı vardır.", + "question": "Kanonik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kanonik sözcüğü, Yunanca kanon (kanun, kural) kökünden türemiş bir sıfat." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1858", + "context": "Kokborok, Çin-Tibet dillerinden bir Tibet dilidir. Hindistan ve Bangladeş'te konuşulur. Kokborok dil bilgisi de Kokborok dilinde konuşabilme ve yazabilmeyi sağlayan kurallar bütünüdür.", + "question": "Kokborok dilbilgisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kokborok, Çin-Tibet dillerinden bir Tibet dilidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1859", + "context": "Lingua franca veya geçer dil, ortak bir dili veya lehçeyi paylaşmayan insanların birbiriyle iletişim kurmak için kullandığı ortak dildir. Lingua francalar insan tarihi boyunca, ticari, kültürel, dinî, yönetimsel veya diplomatik gereklilikler dolayısı ile gelişmiş, farklı milletlere mensup bilim insanları ve akademisyenler arasındaki iletişimi sağlamak için de kullanılmıştır.\nTerimin ismi Orta Çağ'da denizciler ve tüccarlar tarafından 11. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar konuşulmuş, Latin dili bazlı bir pidgin olan Akdeniz Lingua Francası'ndan (Sabir) almıştır ve lingua franca, İtalyancada Frenk dili anlamına gelmektedir. Eğer bir dil belli bir bölgede yaşayan farklı gruplar yerine tüm dünya çapında geçer dil statüsüne sahip ise dünya dili olarak adlandırılır.", + "question": "Lingua franca nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Lingua franca veya geçer dil, ortak bir dili veya lehçeyi paylaşmayan insanların birbiriyle iletişim kurmak için kullandığı ortak dildir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1860", + "context": "Mauritius Kreolü veya Morisien (eski adıyla Morisyen) Mauritius'ta konuşulan Fransızca kökenli bir creole dilidir . İngilizce kelimeler, dilin standartlaştırılmış versiyonuna dahil edilmiştir. Ayrıca, Afrika ve Asya'daki kültürlerden köleler ve sözleşmeli hizmetçiler, ülkede farklı bir dil mirası bıraktılar. Bu grupların konuştuğu kelimeler de çağdaş Morisien'e dahil edilmiştir.\nMauritius Kreolü, 1968'de Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazanmış olan Mauritius Cumhuriyeti'nin köprü dilidir. Hem İngilizce hem de Fransızca, Mauritius Kreolü'ne alternatif olarak kullanılmaktadır. İngilizce öncelikle yönetim ve eğitim amaçlı konuşulur ve Fransızca medya tarafından ve ikinci dil olarak kullanılır.\nMauritiuslular evde Mauritius Kreolü ve iş yerinde Fransızca konuşma eğilimindedir. Okullarda Fransızca ve İngilizce öğretilir. Mauritiuslular çok sayıda etnik kökene sahip olsalar da (Hint, Afrika, Avrupa ve Çin dahil) Mauritius Kreolü, ülkenin birincil ana dili haline gelmek için nüfusun çoğunun atalarının dillerini yavaş yavaş değiştirdi. Bugün yaklaşık 1,3 milyon insan bu dili konuşuyor.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Mauritius Kreolü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mauritius Kreolü veya Morisien (eski adıyla Morisyen) Mauritius'ta konuşulan Fransızca kökenli bir creole dilidir ." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1861", + "context": "Nijer-Kongo dilleri, Afrika'nın konuşur, coğrafî yayılım ve dil sayısı bakımından en büyük dil ailesidir. Ethnologue'a göre yaklaşık 1500 dili barındıran ve 700 milyon konuşuru olan aile; dünyada dil sayısı bakımından en büyük, konuşur sayısı bakımından ise 3. en büyük aile olarak sınıflandırılır.\nSahraaltı Afrika'nın en çok konuşulan yerli dillerinin çoğu bu gruptadır. Sadece Bantu dilleri alt grubunun yaklaşık 350 milyon konuşuru vardır. En çok konuşulan Nijer-Kongo dili Swahilidir ve bu dili Fula, Igbo, Shona ve Yoruba izlemektedir. Bu gruba ait belli başlı diğer diller; Dogonca, Fangca, Gbece, Kruca, Kwaca (Akanca dahil), Senufoca, Zulucadır.", + "question": "Nijer-Kongo dilleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nijer-Kongo dilleri, Afrika'nın konuşur, coğrafî yayılım ve dil sayısı bakımından en büyük dil ailesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1862", + "context": "Resmî dil bir ülkede anayasa veya yasa ile onaylanan dili tanımlamak için kullanılan terimdir. Örneğin Türkiye Cumhuriyetinin devlet dili olan Türkçe aynı zamanda Türkiye'nin tek resmî dilidir.\nDevlet ile birey ve bireyler arasındaki tüm resmî işlemlerin resmî dilde yapılması gerekmektedir. Bir ülke sınırları içinde yaşayan kişiler ya da topluluklar farklı bir dil konuşsalar dahi resmî işlemlerini gerçekleştirirken resmî dil kullanmak durumundadırlar.\nBir ülkede birden fazla dil resmî dil olarak kabul edilebileceği gibi resmî bir dilin olmaması da mümkündür.\nÖrneğin Kanada'da hem İngilizce hem Fransızca resmî dildir. Filipinler'de Filipince hem resmî dil hem de devlet dilidir ve İngilizce ise resmî dildir.\nBazı ülkelerdeki resmî diller:\n\n Arnavutluk\nArnavutça\nYunanca (Azınlık dili)\n Bosna-Hersek\nBoşnakça\nHırvatça\nSırpça\n Kuzey Kıbrıs\nTürkçe\n Azerbaycan\nAzerice\n Finlandiya\nFince\nİsveççe\nSami (Azınlık dili)\n Almanya\nAlmanca\nDanca (Azınlık dili)\n Yunanistan\nYunanca\nİtalyanca (Rodos'ta)\n Irak\nArapça\nKürtçe\nTürkçe (Bölgesel Dil)\nSüryanice (Bölgesel Dil)\n İrlanda\nİrlandaca\nİngilizce\nİskoç dili (Azınlık olarak)\n İtalya\nİtalyanca\nArnavutça (Güney İtalya'da)\nKatalanca (Sicilya'da)\nHırvatça (Bazı bölgelerde)\nFransızca (Bazı bölgelerde)\nAlmanca (Bazı bölgelerde)\nYunanca (Bazı bölgelerde)\n Lüksemburg\nLüksemburgca\nFelemenkçe\nFransızca\nAlmanca\nPortekizce\n Rusya\nRusça\nTuvaca (Bölgesel dil)\nTatarca (Bölgesel dil)\nYakutça (Bölgesel dil)\n Romanya\nRumence\nMacarca (Azınlık dili)\nAlmanca (Azınlık dili)\nTürkçe (Azınlık dili)\n Slovenya\nSlovence\nMacarca (Azınlık dili)\nİtalyanca (Azınlık dili)\nHırvatça (Azınlık dili)", + "question": "Resmî dil nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Resmî dil bir ülkede anayasa veya yasa ile onaylanan dili tanımlamak için kullanılan terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1863", + "context": "Tsat dili (Tsatça veya Utset), Utsat, Hainan Çamcası veya Huíhuī olarak da bilinen Tsat dili (basitleştirilmiş Çince: 回 辉 语; geleneksel Çince: 回 輝 語; pinyin: Huíhuīyǔ), Yanglan'da 4.500 kişi tarafından konuşulan bir dildir Yangka yakınlarındaki Sanya, Hainan'da da konuşulur. Tsat dili, Avustronezya dil ailesi içindeki Malayo-Polinezya grubunun bir üyesidir ve günümüz Vietnam kıyılarında ortaya çıkan Çam dillerinden biridir.", + "question": "Tsat dili nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tsat dili (Tsatça veya Utset), Utsat, Hainan Çamcası veya Huíhuī olarak da bilinen Tsat dili (basitleştirilmiş Çince: 回 辉 语; geleneksel Çince: 回 輝 語; pinyin: Huíhuīyǔ), Yanglan'da 4." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1864", + "context": "Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2008 yılını Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün tavsiyesi üzerine Uluslararası Dil Yılı ilan etti. Birleşmiş Milletler kararnamesi aynı zamanda Birleşmiş Milletler websitesinde altı resmi dil arasında tam eşitliğin gereğine dikkat çekti. The resolution also reaffirmed the need to achieve full parity among the six official languages on United Nations websites.", + "question": "Uluslararası Dil Yılı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2008 yılını Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün tavsiyesi üzerine Uluslararası Dil Yılı ilan etti." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1865", + "context": "Ülkelerin yerel isimleri listesi ülkelerin kendi dillerinde isimlerinin alfabetik olarak sıralandığı listedir. De facto ve de jure ülkeleri ile bağlı bölgeler ve özel bölgeler de bu listede yer almaktadır.", + "question": "Ülkelerin yerel isimleri listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ülkelerin yerel isimleri listesi ülkelerin kendi dillerinde isimlerinin alfabetik olarak sıralandığı listedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1866", + "context": "Wergaia (bir diğer adıyla: Werrigia), Kuzeybatı Victoria'nın Wimmera bölgesinde bir Aborjin Avustralya dilidir. Wergaia dili dört farklı lehçeden oluşuyor bunlar: Wudjubalug, Wotjobaluk Djadjala, Djadjali Buibadjali ve Biwadjali'dir. Aborijin halkı Maligundidj olarak da biliniyordu, Maligundidj, topraklarının çoğunu kaplayan okaliptüs çalıl��klarına mensup insanlar anlamına geliyordu.", + "question": "Wergaia dili nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Wergaia (bir diğer adıyla: Werrigia), Kuzeybatı Victoria'nın Wimmera bölgesinde bir Aborjin Avustralya dilidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1867", + "context": "Din, nadiren de olsa ilmet, genellikle doğaüstü, transandantal ve cansal unsurlarla ilişkilendirilmiş, çeşitli ayinler ve uygulamaları içeren, ahlak, dünya görüşleri, kutsal metinler ve yerler, kehanetler, etik kuruluşlarından oluşan bir sosyo-kültürel sistemdir.\nZaman zaman inanç sözcüğünün yerine kullanıldığı gibi bazen de inanç sözcüğü din sözcüğünün yerinde kullanılır. Dinler tarihine bakıldığında farklı kültür, topluluk ve bireylerde din kavramının farklı biçimlere sahip olduğu, dinlerin mensupları tarafından her çağda coğrafya ve kültür değerlerine göre yeniden tasarlandığı görülür. Arapça kökenli bir sözcük olan din sözcüğü, köken itibarıyla \"yol, karar, ödül\" gibi anlamlara sahiptir.", + "question": "Din nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Din, nadiren de olsa ilmet, genellikle doğaüstü, transandantal ve cansal unsurlarla ilişkilendirilmiş, çeşitli ayinler ve uygulamaları içeren, ahlak, dünya görüşleri, kutsal metinler ve yerler, kehanetler, etik kuruluşlarından oluşan bir sosyo-kültürel sistemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1868", + "context": "Dinî ad, dinî amaçlarla verilen ve genellikle bu tür bağlamlarda kullanılan bir tür isimdir.", + "question": "Dinî ad nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dinî ad, dinî amaçlarla verilen ve genellikle bu tür bağlamlarda kullanılan bir tür isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1869", + "context": "Coğrafya; beşerî (insanî) sistemleri ve yeryüzünü araştıran, bunlar arasındaki ilişkiyi neden-sonuç ve dağılış ilkesine bağlı olarak inceleyen ve sorgulayan bir bilim dalıdır. Yer ve insanlar arasındaki ilişkiler coğrafyanın konusunu oluşturur. Coğrafya sözcüğü Yunanca “γεωγραφία” gaia (yer) ve gráphein (yazmak, betimlemek) sözcüklerinden türemiştir. Türkçesi yerçizim sözcüğüdür. Zamanımızdan 2200 yıl önce coğrafya terimini ilk kullanan kişi Eratosthenes (MÖ 276-MÖ 194) olmuştur. Gregg ve Leinhardt (1994), coğrafyayı 4 özellikle karakterize edilen bir disiplin olarak tanımlamaktadırlar:\n\nBirincisi, bir yere eşsiz bir karakter kazandıran, yeryüzü üzerindeki özelliklerin dağılımıdır (örneğin dağlar, ırmaklar, denizler vb.).\nİkincisi, bazı şeylerin oldukları yerlerde ve zamanda neden ve nasıl meydana geldiğini anlamaktır (örneğin yanardağlar gibi).\nÜçüncüsü, meydana gelen olayların, diğer olaylarla ilgisi ve bağlantısıdır (örneğin yağmur ormanlarının tahribi).\nSonuncusu, coğrafyanın haritalar ile bilgilerin ve düşüncelerin iletişimini sağlamasıdır.\nBu dört özellik birbiri ile çok çeşitli yollardan etkileşim içindedir. Bunlardan ilk üçü coğrafyanın dayanak ilkeleridir. Sonuncusu ise coğrafî araştırmalar sonucu elde edilen bilgilerin söylenişidir.\nCoğrafyanın bu değişik yönleri arasındaki etkileşim, onu tanımlama amaçlı olarak kesin çizgilerle bölünmesini zorlaştırır. Coğrafi beceriler, yerler, fizikî, beşerî ve çevre coğrafyası biçiminde bir bölümleme, bunlardan bir veya iki alanın coğrafya eğitiminin çeşitli basamaklarında yer alması; öğrencinin çeşitli alanlar arasındaki ilişkiyi anlamasının engellenmesi şeklinde bir sonuç doğurabilir.\nCoğrafya, bazı yeteneklerin gelişimini ve kavramların anlaşılmasını içerir. Bu kavram ve yetenekler ise fizikî çevre (ortam), beşerî çevre ve bunlar arasındaki ilişki ile ilgilidir. Coğrafya hem bir doğa bilimidir (fiziki coğrafya) hem de bir sosyal bilimdir (beşeri ve ekonomik coğrafya).", + "question": "Coğrafya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Coğrafya; beşerî (insanî) sistemleri ve yeryüzünü araştıran, bunlar arasındaki ilişkiyi neden-sonuç ve dağılış ilkesine bağlı olarak inceleyen ve sorgulayan bir bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1870", + "context": "Boyuna kıyı, dağların kıyıya paralel uzandığı kıyı tipidir. Kıyıda girinti-çıkıntı çok az sayıdadır. Kıta sahanlığı, diğer bir deyişle şelfler, dardır. Doğal limanlar azdır. Deniz etkileri içerilere fazla sokulamaz. Falez sayısı fazladır. Kıyı ile iç kesimler arasında ulaşım zordur, geçitlerle sağlanır. İklim farklılığı da vardır. Türkiye'de Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında görülür.kıı ve ic kesımler arasında ulasım zordur \n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Boyuna kıyı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Boyuna kıyı, dağların kıyıya paralel uzandığı kıyı tipidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1871", + "context": "Dağılış ilkesi, diğer adıyla yayılma ilkesi, coğrafyayı diğer bilim dallarından ayıran temel ilkedir. Olayların oluş sahası ve yerini göstermektedir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Dağılış ilkesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dağılış ilkesi, diğer adıyla yayılma ilkesi, coğrafyayı diğer bilim dallarından ayıran temel ilkedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1872", + "context": "Peyzaj sözlük anlamı \"görünüm, manzara\" olan Fransızca \"paysage\" kelimesinden dilimize girmiştir. Avrupa peyzaj sözleşmesine göre; peyzaj, insanlar tarafından algılandığı şekliyle, karakteri doğal ve insani unsurların eyleminin ve etkileşiminin bir sonucu olan alan anlamına gelir. Doğal peyzaj ise, doğada kendiliğinden var olan obje ve özellikler ile doğal hayatın oluşturduğu bir sentezdir. İnsan etkisine çok az açık olan, hatta hiçbir antropojen etkiye uğramamıştır. Doğa koşullarının etkisiyle kurulu düzeni içinde baş başa bırakılmış alanlardır.\nBu alanlardaki biyolojik veya ekolojik değişimler yine doğa kaynaklı deprem, erozyon, yanardağ püskürmeleri gibi olaylar sonucu ortaya çıkar. Dünya üzerinde sayısız doğal peyzaj örneği görmek mümkündür; göller, sazlıklar, kumul alanlar.", + "question": "Doğal peyzaj nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Peyzaj sözlük anlamı \"görünüm, manzara\" olan Fransızca \"paysage\" kelimesinden dilimize girmiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1873", + "context": "Etnocoğrafya veya Etnik Coğrafya (ἔθνος + γεωγραφία), etnik grupların coğrafi dağılımının bilimidir. Etnocoğrafya, geniş anlamda coğrafya ile, insan faaliyetlerinin ve bir bütün olarak etnik varlıkların etkisine ilişkin çalışmasıyla ilişkilidir.", + "question": "Etnocoğrafya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Etnocoğrafya veya Etnik Coğrafya (ἔθνος + γεωγραφία), etnik grupların coğrafi dağılımının bilimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1874", + "context": "Fiziksel oşinografi, okyanus içindeki fiziksel koşulların ve fiziksel süreçlerin, özellikle okyanus sularının hareketlerinin ve fiziksel özelliklerinin incelenmesidir. Fiziksel oseonografi, oşinografinin bölündüğü birkaç alt alandan biridir. Diğerleri biyolojik, kimyasal ve jeolojik oseonografidir.\nFiziksel oşinografi, tanımlayıcı ve dinamik fiziksel oşinografi olarak alt bölümlere ayrılabilir. Tanımlayıcı fiziksel oşinografi, sıvı hareketlerini olabildiğince kesin bir şekilde tanımlayan gözlemler ve karmaşık sayısal modeller aracılığıyla okyanusu araştırmayı amaçlar. Dinamik fiziksel oşinografi, öncelikle teorik araştırma ve sayısal modellere vurgu yaparak sıvıların hareketini yöneten süreçlere odaklanır. Bunlar, meteoroloji ile birlikte paylaşılan geniş Jeofizik Akışkanlar Dinamiği (GFD) alanının bir parçasıdır. GFD, Coriolis kuvvetinden büyük ölçüde etkilenen uzaysal ve zamansal ölçeklerde meydana gelen akışları tanımlayan Akışkanlar dinamiğinin bir alt alanıdır.", + "question": "Fiziksel oşinografi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fiziksel oşinografi, okyanus içindeki fiziksel koşulların ve fiziksel süreçlerin, özellikle okyanus sularının hareketlerinin ve fiziksel özelliklerinin incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1875", + "context": "Bir kayacın litolojisi, kayacın yüzeyinde, el veya çekirdek numunelerinde ya da mikroskop altında görünen fiziksel özelliklerinin tanımıdır. Kayaçların fiziksel özelliklerine örnek olarak renk, doku, tane boyutu ve bileşimi verilebilir. Litoloji, bu özelliklerin ayrıntılı tanımı veya kayacın fiziksel karakterinin kabaca bir özetidir. Kumtaşı, arduvaz, bazalt veya kireçtaşı, litoloji biliminin kayaçların fiziksel karakterinin kabaca özetlemesine verilebilecek bazı örneklerdir.\nHaritalama ve alanlar arasındaki korelasyon amacıyla kayaç dizilerini ayrı litostratigrafik birimlere ayırmak için litoloji biliminden yararlanılır. Litololoji, saha araştırmaları gibi belli bazı uygulamalarda tıpkı Avrupa jeoteknik standardı Eurocode 7'deki gibi standart bir terminoloji kullanılarak tanımlanır.", + "question": "Litoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bir kayacın litolojisi, kayacın yüzeyinde, el veya çekirdek numunelerinde ya da mikroskop altında görünen fiziksel özelliklerinin tanımıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1876", + "context": "Orta enlemler Dünya üzerinde Yengeç Dönencesi (23°26'22\" enlemler ) ile Kuzey Kutup Dairesi (66°33'39\") arasında yer alan uzamsal bir bölgedir. Oğlak Dönencesi'nden (-23°26'22\") Antarktika Çemberine (-66°33'39\") kadar da gider. Bunlar, iki tropik ve kutup daireleri arasında yer alan Dünya'nın subtropikal ve ılıman bölgelerini içerir. Hava cepheleri ve tropikal olmayan siklonlar genellikle bu bölgede bulunur ve ayrıca oluşum alanlarından Ekvator'a daha yakın olan ara sıra tropikal siklonlar veya subtropikal siklonlar bulunur.\nOrta enlemlerde hakim rüzgarlar genellikle çok kuvvetlidir. Dünyanın bu bölgeleri, kutuplardan gelen soğuk hava kütleleri ve tropik bölgelerden gelen sıcak hava kütleleri sürekli olarak birbirlerinin üzerinde yukarı ve aşağı ittiğinden çok çeşitli hızlı değişen hava koşullarına tanık olur.\nBeş tür orta enlem iklimi vardır: akdeniz, nemli subtropikal, Okyanusal iklim, nemli kıta ve subarktik.", + "question": "Orta enlemler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Orta enlemler Dünya üzerinde Yengeç Dönencesi (23°26'22\" enlemler ) ile Kuzey Kutup Dairesi (66°33'39\") arasında yer alan uzamsal bir bölgedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1877", + "context": "Rakapoşi, (Urduca: راکاپوشی / رَکی پُوشِہ‎) Karakurum Sıradağları'nda bulunan bir dağdır. Dumani adıyla da bilinmektedir. Dünyanın en yüksek 27. zirvesidir. Kaydedilmiş ilk başarılı tırmanışı 1958 yılında Mike Banks ve Tom Patey gerçekleştirmiştir.", + "question": "Rakapoşi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Rakapoşi, (Urduca: راکاپوشی / رَکی پُوشِہ‎) Karakurum Sıradağları'nda bulunan bir dağdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1878", + "context": "Taban seviyesi ovası, bir coğrafik bölge türüdür. Ova, genellikle yüksek dağların çevresinde yer alan, düzlük bir alandır. Taban seviyesi ovası ise, diğer ovalardan daha alçak bir yerleşim alanıdır ve genellikle su kaynaklarının bol olduğu alanlarda bulunur. Taban seviyesi ovasının özellikleri, yerleşim yerlerinin alçak yerlerde olması, yüksek dağların ve vadilerin etkisiyle oluşan iklimsel şartlar ve toprağın verimliliği gibi faktörlerdir.\nTaban seviyesi ovası, genellikle tarım ve hayvancılık gibi sektörlerde önemli bir rol oynar. Bu bölgelerde, genellikle sulu tarım yapılır ve çeşitli tahıl, sebze ve meyve yetiştirilir. Hayvancılık da bu bölgelerde önemli bir ekonomik faaliyet olabilir, çünkü yüksek dağların etkisiyle oluşan iklim koşulları, hayvanların beslenmesi için uygun ortamlar oluşturur.\nTaban seviyesi ovası, coğrafik olarak önemli bir bölgedir ve genellikle yüksek dağların çevresinde yer alır. Bu bölgelerde, tarım ve hayvancılık gibi ekonomik faaliyetler önemli rol oynar ve iklim koşulları, toprak verimliliği ve su kaynakları gibi faktörler etkili olur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Taban seviyesi ovası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Taban seviyesi ovası, bir coğrafik bölge türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1879", + "context": "Tektonik ovalar, fay hatları sebebiyle oluşan çöküntüler sonrasında ortaya çıkan alüvyon birikintileri sonucu oluşan ovalardır. Bu ovalar tarım ve yerleşim açısından önemli ovalardır çünkü bu ovalarda zengin sıcak su kaynakları bulunur ve ulaşım kolaydır. Türkiye'de bulunan tektonik ovalar Kuzey Anadolu Fay Hattı, Batı Anadolu Fay Hattı ve Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde yoğunlaşmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Tektonik ova nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tektonik ovalar, fay hatları sebebiyle oluşan çöküntüler sonrasında ortaya çıkan alüvyon birikintileri sonucu oluşan ovalardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1880", + "context": "Doğal çevre veya doğal dünya, yalnızca doğal yollarla meydana gelmiş canlı ve cansız tüm varlıkları kapsar. Doğal çevre terimi çoğunlukla Dünya ve Dünya'nın bazı bölgeleri için kullanılır. Bu kavram, insanlığın hayatta kalmasını ve ekonomik faaliyetlerini etkileyen tüm canlı türlerinin, iklimin, hava durumunun ve doğal kaynakların etkileşimini kapsamaktadır. Doğal çevre kavramı, aşağıdaki bileşenlerine göre incelenebilir:\n\nBitki örtüsü, mikroorganizmalar, toprak, kayalar, atmosfer ve sınırları içinde gerçekleşen bütün doğa olayları dahil olmak üzere, modern kitlesel insan müdahalesi olmaksızın kendi başına birer doğal sistem olarak varlığını sürdürebilen ekolojik birimler.\nHava, su ve iklim gibi kesin sınırları olmayan; enerji, radyasyon, elektrik yükü ve manyetizma gibi modern insan faaliyetlerinden kaynaklanmayan evrensel doğal kaynaklar ve fiziksel olaylar.\nDoğal çevrenin zıttı beşerî çevredir. Beşerî çevre, insanların kent ortamları ve tarım arazileri gibi alanları en baştan dönüştürdüğü yerlerdir ve bu yerler insan eliyle doğal çevreye kıyasla büyük ölçüde daha basit birer beşerî çevreye dönüştürülmüştür. Bir kerpiç kulübe yapmak ya da çölde bir fotovoltaik sistem inşa etmek doğayı çok az etkiliyor gibi görünen işlerde bile, doğa insan eliyle değiştirildiği için beşerî çevre altında sınıflandırılır. Birçok hayvan türü, kendilerine daha uygun bir yaşam ortamı yaratmak için birtakım yapılar meydana getirse de, insan olmadıklarından kunduz barajları ve termit höyükleri gibi yapıların doğal olduğu düşünülür.\nDünya üzerinde tamamıyla doğal ortamlar bulunmamaktadır ve doğallık genellikle bir uçta %100'den, bir diğer uçta %0'a kadar bir süreklilik içinde değişir. İnsanlığın, iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, hava ve suda bulunan plastikler ve çeşitli kimyasallardan kaynaklanan kirlilik de dahil olmak üzere, Antroposen döneminde gerçekleştirdiği tüm bu büyük çevresel değişiklikler, Dünya'daki doğal ortamları derinden etkiledi. Daha iyi bir ifadeyle, bir çevresel ortamın farklı yönleri veya bileşenleri, ayrı ayrı değerlendirilebilir ve bunların doğallık derecelerinin tek tip olmadığı görülebilir. Örneğin, bir tarım alanındaki toprağın mineralojik bileşimi ve yapısı, bozulmamış bir ormanın toprağına benzerdir ancak yapıları birbirinden oldukça farklıdır.", + "question": "Doğal çevre nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğal çevre veya doğal dünya, yalnızca doğal yollarla meydana gelmiş canlı ve cansız tüm varlıkları kapsar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1881", + "context": "Birleşmiş Milletler Çevre Programı (İngilizce: UN Environment Programme veya UNEP); Birleşmiş Milletler çevre etkinliklerini eş güdümleyen, gelişmekte olan ülkelere çevre politikaları konusunda yardımcı olan ve çevreye duyarlı kalkınma yöntemleri öneren BM kuruluşu. Haziran 1972'deki İnsan Çevresi üzerine Birleşmiş Milletler Konferansı sonrasında kurulmuştur. Merkezi Nairobi, Kenya'dadır. UNEP'in ayrıca altı bölge ofisi ve çok sayıda ülke ofisi vardır.", + "question": "Birleşmiş Milletler Çevre Programı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Birleşmiş Milletler Çevre Programı (İngilizce: UN Environment Programme veya UNEP); Birleşmiş Milletler çevre etkinliklerini eş güdümleyen, gelişmekte olan ülkelere çevre politikaları konusunda yardımcı olan ve çevreye duyarlı kalkınma yöntemleri öneren BM kuruluşu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1882", + "context": "Biyokütle, yaşayan ya da yakın zamanda yaşamış canlılardan elde edilen fosilleşmemiş tüm biyolojik malzemenin genel adıdır. Biyokütle, bir enerji kaynağıdır ve endüstriyel anlamda biyokütle, bu biyolojik maddelerden yakıt elde edilmesi ya da diğer endüstriyel amaçlarla kullanılması ile ilgilidir. Yaygın olarak, biyoyakıt elde etmek amacı ile yetiştirilen bitkiler ile lif, ısı ve kimyasal elde etmek üzere kullanılan hayvansal ve bitkisel ürünleri ifade eder. Biyokütleler, bir yakıt olarak yakılabilen organik atıkları da içerir. Buna karşın, fosilleşmiş ve coğrafi etkilerle değişikliğe uğramış, kömür, petrol gibi organik maddeleri içermez. Genellikle kuru ağırlıkları ile ölçülürler.\nBiyoyakıtlar, biyoetanol, biyobütanol, biyodizel ve biyogazlarla ilgilidir.\nBiyokütle elde etmek üzere, şeker kamışı, şeker pancarı, mısır, dallı darı, papatya, keten tohumu, ayçiçeği, kolza, soya fasulyesi gibi pek çok değişik bitki yetiştirilebilir. Petrol bağımlılığı azaltma ve küresel ısınma ile mücadelede yenilenebilir yakıtların artan önemi nedeniyle biyokütle üretimi büyüyen bir endüstri haline gelmiştir.\nBiyokütleler de, petrol ve kömür gibi, güneş enerjisinin depolanmış halidirler. Bitkiler güneş enerjisini fotosentez aracılığıyla tutarlar.\nBiyoyakıtların içerisindeki karbon, bitkilerin havadaki karbondioksiti parçalaması sonucu elde edildiği için, biyoyakıtların yakılması, dünya atmosferinde net karbondioksit artışına neden olmaz. Bu nedenle, pek çok insan, atmosferdeki karbondioksit miktarının artışına engel olabilmek için, fosil yakıtlar yerine biyoyakıtların kullanılması gerektiği görüşünü savunmaktadırlar.\nBiyoyakıtlar, enerji dışında yapı malzemesi, geri dönüşümlü kâğıt ve plastik üretiminde de kullanılırlar. İnsan eliyle biyokütle üretimi ve tüketimi aşağıdaki gibidir.", + "question": "Biyokütle nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyokütle, yaşayan ya da yakın zamanda yaşamış canlılardan elde edilen fosilleşmemiş tüm biyolojik malzemenin genel adıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1883", + "context": "Çevre bilimi, fiziksel bilimleri, biyolojik bilimleri ve bilgi bilimlerini (ekoloji, biyoloji, fizik, kimya, bitki bilimi, zooloji, mineraloji, okyanus bilimi, limnoloji, toprak bilimi, jeoloji, fiziki coğrafya ve atmosfer bilimleri de dahil olmak üzere) çevre araştırmalarına ve çevre sorunlarının çözümüne entegre eden disiplinlerarası bir akademik alandır. Çevre bilimi, Aydınlanma Çağı sırasında doğa tarihi ve tıp alanlarından doğmuştur. Günümüzde çevre sistemlerinin incelenmesine bütüncül, nicel ve disiplinlerarası bir yaklaşım sunmaktadır.\nÇevre çalışmaları insan ilişkilerini, çevreye yönelik algıları ve politikaları anlamak adına daha fazla sosyal bilimi bünyesinde bulundurur. Çevre mühendisliği de çevrenin kalitesini her açıdan iyileştirmek için tasarım ve teknolojiye odaklanmaktadır.\nÇevre bilimcileri, dünyada gerçekleşen süreçler, alternatif enerji sistemlerinin değerlendirilmesi, çevre kirliliğinin kontrolü ve azaltılması, doğal kaynakların yönetimi ve küresel iklim değişikliğinin etkileri gibi konular üzerine çalışmaktadırlar. Çevre sorunları dahilinde fiziksel, kimyasal ve biyolojik süreçlerin bir etkileşimi neredeyse her zaman bulunur. Çevre bilimcileri, çevre sorunlarının analizine sistematik bir yaklaşım getirmektedirler. Etkin bir çevre bilimcinin temel özellikleri arasında, zaman mekan ilişkileri arasında bağlantılar kurabilme yeteneğinin yanında nicel analiz yeteneği de yer alır.\nÇevre bilimi aşağıda verilen sebepler dolayısıyla 1960'lar ve 1970'lerde önemli ve etkin bir bilimsel araştırma alanı olarak canlanmıştır:\n\nKarmaşık çevre sorunlarını analiz edebilmek için disiplinler arası bir yaklaşıma duyulan ihtiyaç.\nSoruşturma için özel çevre protokolleri gerektiren temel çevre yasalarının yürürlüğe girmesi.\nÇevre sorunlarının ele alınmasında eyleme geçilmesi gerekliliği üzerine artan halk bilinci.\nBu gelişimi teşvik eden sebepler arasında Rachel Carson'ın bir dönüm noktası olan Sessiz Bahar adlı çevre kitabının yayınlanması ve büyük çevre sorunlarının ses getirmeye başlaması sayılabilir. 1969 Santa Barbara petrol sızıntısı ve Cleveland, Ohio'daki Cuyahoga Nehri'nin -yine 1969'da- \"alev alması\" gibi olaylar çevre sorunlarının görünürlüğünün arttırmasına ve bu yeni çalışma alanının ortaya çıkmasına katkıda bulunmuştur.", + "question": "Çevre bilimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çevre bilimi, fiziksel bilimleri, biyolojik bilimleri ve bilgi bilimlerini (ekoloji, biyoloji, fizik, kimya, bitki bilimi, zooloji, mineraloji, okyanus bilimi, limnoloji, toprak bilimi, jeoloji, fiziki coğrafya ve atmosfer bilimleri de dahil olmak üzere) çevre araştırmalarına ve çevre sorunlarının çözümüne entegre eden disiplinlerarası bir akademik alandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1884", + "context": "Dünya Su Konseyi, çokuluslu bir platformdur.\nDünya üzerinde adil su kullanımı bilincini geliştirmek amacıyla her düzeyde en etkili kararların alınması da dahil olmak üzere, su varlığının korunması, geliştirilmesi, planlamaları, su seviyesi kullanımı yönetimi için, kritik yaşam kaynaklarının küresel sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla gerektiğinde siyasi taahhütler gerçekleştirilmesi yolunda çalışan Dünya Su Konseyi, her üç yılda bir farklı bir ülkede Dünya Su Forumu düzenlemektedir.\nForuma ev sahipliği yapan ülke yetkilileriyla koordineli bir şekilde yapılan çalışmalarından\n\nDünya gündeminde suyun öneminin altını çizmek,\nDünyada su sorunlarınn çözümü çalışmalarına destek olmak,\nKesin çözüm olacak öneriler getirerek kamuoyunun dikkatini çekmek,\nPolitik kararlar üretmek\ngibi sonuçlar beklenmektedir.\nKonseyin organize ettiği forum, ev sahibi ülke tarafından finanse edilmekte, bu finansman özel projeler, bağışlar ve hükûmetler tarafından uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri tarafından hibe yoluyla karşılanmaktadır.\nKonseyin merkezi Marsilya olup, 1996 yılında kurulmuştur.\n5. Dünya Su Forumu, 16 - 22 Mart 2009 tarihleri arasında İstanbul'da düzenlenmiştir.", + "question": "Dünya Su Konseyi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya Su Konseyi, çokuluslu bir platformdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1885", + "context": "Eko etiketler, ürünlerin üretim ve kullanım aşamalarında diğer ürünlere kıyasla çevreye daha az zarar verdiği düşünüldüğü takdirde ürünlere eklenen etiketlerdir. Eko etiketleme ile tüketicilerin çevreye zarar vermeyen ürünleri tercih etmesi sağlanırken, üreticilerin de çevreye duyarlı üretim gerçekleştirmesi amaçlanmıştır.\nEko etiketler 3 ana başlık altında incelenebilir:", + "question": "Eko etiket nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Eko etiketler, ürünlerin üretim ve kullanım aşamalarında diğer ürünlere kıyasla çevreye daha az zarar verdiği düşünüldüğü takdirde ürünlere eklenen etiketlerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1886", + "context": "Küçülme, üretimin neden olduğu çevresel ve sosyal etkileri en aza indirmek için sürdürülebilir bir şekilde maddi üretimin azaltılmasını savunan politik ve ekonomik ideolojidir. Bu düşüncenin taraftarları ekonomik büyümenin ve onu destekleyen tüketimin uzun vadede sürdürülemeyeceğini ve bu sürecin esasında toplumun gelişimine ve hayat standartlarına da bir katkıda bulunmadığını savunur.", + "question": "Küçülme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Küçülme, üretimin neden olduğu çevresel ve sosyal etkileri en aza indirmek için sürdürülebilir bir şekilde maddi üretimin azaltılmasını savunan politik ve ekonomik ideolojidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1887", + "context": "Ozon Tabakasını İncelten Maddelere İlişkin Montreal Protokolü, ozon tabakasının incelmesine neden olan çok sayıda maddenin üretimini aşamalı olarak ortadan kaldırarak ozon tabakasını korumak için tasarlanmış uluslararası bir anlaşmadır. 16 Eylül 1987'de kabul edildi ve 1 Ocak 1989'da yürürlüğe girdi. O tarihten bu yana 1990 (Londra), 1991 (Nairobi), 1992 (Kopenhag), 1993 (Bangkok), 1995 (Viyana), 1997 (Montreal), 1999 (Pekin) ve 2016 (Kigali) olmak üzere dokuz revizyondan geçti.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Montreal Protokolü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ozon Tabakasını İncelten Maddelere İlişkin Montreal Protokolü, ozon tabakasının incelmesine neden olan çok sayıda maddenin üretimini aşamalı olarak ortadan kaldırarak ozon tabakasını korumak için tasarlanmış uluslararası bir anlaşmadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1888", + "context": "Dil, insanlar arasında anlaşmayı ve iletişimi sağlayan doğal bir araç, kendisine özgü kuralları olan ve ancak bu kurallar içerisinde gelişen canlı bir varlık, çok boyutlu kavramlar bütünü; temeli tarihin bilinmeyen dönemlerinde atılmış bir gizli anlaşmalar düzeni, seslerden örülmüş toplumsal bir kurum ve yapıdır.\nDil, birbirleriyle yakın ilişkili iki farklı tanımın kullanımını belirtir. Tekil anlamda dil, genel bir olgudur ve Almanca veya Çince gibi somut bir dili ifade eder. Aynı zamanda yapay şekilde oluşturulmuş kavramsal dizgelere (mantık dili vb.) ve konuşma ve yazma eyleminin kesitlerine de dil denir (yazı dili, bilim dili vb.).\nDil, iki farklı görüş açısı altında tanımlanabilir:\n\nİnsanlar arasındaki anlaşmayı sağlayan bir araç olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda dil, sözcüklerden oluşan, yani vücut dili gibi sözlü olmayan iletişim biçimlerinin yanı sıra insanların en etkili iletişim şekli olan sözlü iletişimi tanımlar. Dil, ses dalgaları aracılığıyla akustik olarak ve sözcükler aracılığıyla veya işaret dilinde olduğu gibi işaretler aracılığıyla görsel olarak aktarılır. Ayr��ca dokunma vasıtasıyla dokunsal işaretlerle veya normlar aracılığıyla aktarılır. Birbirlerini görmeyen ve duymayan insanlar arasında yazı ile bir iletişim mümkündür (“Yazı dili” ile kıyaslayınız. Konuşma dilinin ve yazı dilinin tanımları). Dil, anlambilimsel bilgiler içeren bir söz varlığına sahiptir ve dilin, sözcüklerin birbirleriyle ilişki kurmasını sağlayan bir dil bilgisi yapısı vardır. Bir dilin en küçük parçası sözcük, jest veya seslenmedir. Konuşmacıda olan hemen hemen aynı bilginin dinleyicide de olduğuna güvenilirse etkili bir iletişim sağlanmış olur. Bu bakımdan sözcükler bilinçli olarak seçilmiş sembollerdir ve aynı şekilde istence bağlı düşüncelerdir. Örnek olarak Edward Sapir’in dil tanımı şu şekildedir (1921): “Dil; duyguların, düşüncelerin ve isteklerin serbestçe oluşturulmuş semboller sistemi aracılığıyla aktarılması için ayrıcalıklı olarak insanlara özgü, içgüdüsel olmayan bir yöntemdir. ”\nMutlak anlamda dil, düşüncenin ve dünya görüşünün iletişim aracı olarak tanımlanır. İlk olarak Wilhelm von Humboldt'un yaptığı gibi bu tanım, dilin insanların bütün karmaşık etkinlikleri ve düşünce süreçleri için vazgeçilmez olduğu gerçeğinden yola çıkmaktadır. Dil insanlar arasındaki anlaşmayı sağlayan tamamlayıcı bir araç değildir, aksine dünyadaki nesnelerin ve olguların algıları da dilsel olarak oluşturulur. Nesneler ve durumlar dünyanın dilsel olarak kavranışı sayesinde anlamsal bağlamlara dönüşürler. Bu anlamsal bağlamlar olmadan insanlar için dünyada bir yol bulma olanağı mümkün olmazdı. O hâlde insan ilk olarak anlamsal sayılan bir dünyada hayvan gibi yaşamamıştır. İnsanlar bu dünya üzerinde başlangıçta bütünleyici olarak ve zaman zaman dil aracılığıyla anlaşmıştır, hatta dil ile iç içe yaşamıştır. Bu, nesnelerin her zaman dilsel bir bağlamda bulunduğu insanın var olmasını ifade eder. Bu yaklaşım da dilin olgusu karşısında bir iletişim aracı olarak bulunur. (Martin Heidegger, Ernst Cassirer, Hans-Georg Gadamer).\nAyrıca dilin göstergebilimle (işaret bilimi) bağlantılı olan tanımı da önemlidir. Bu gelenekten sonra Ferdinand de Saussure, dili bir göstergeler sistemi olarak tasarlamıştır ve bu dil göstergesini telaffuzun (signifiant = gösteren) ve fikrin (signifié = gösterilen) zorunlu ilişkisi olarak hatta \"zihinsel bir şeyler\" olarak ifade etmiştir.\nDil, kuşaklar arasında ve güncel durumda insanlığın kullandığı bağdır. Bu bağ kültürün taşıyıcısıdır. Bundan dolayıdır ki, dil ve kültür birbirini sürekli etkileyen iki olgudur. Bu iki olgudan herhangi birinde olan değişiklik diğerini de etkiler. Bu da doğal bir süreklilik ve tabii olma durumunu doğurur. Dil, toplumda var olan bir gerçekliktir. Onun için toplum örnekleminde bulunan unsurların benimsemesi olmadan bir dile dışarıdan etki etmek zordur.", + "question": "Dil nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dil, insanlar arasında anlaşmayı ve iletişimi sağlayan doğal bir araç, kendisine özgü kuralları olan ve ancak bu kurallar içerisinde gelişen canlı bir varlık, çok boyutlu kavramlar bütünü; temeli tarihin bilinmeyen dönemlerinde atılmış bir gizli anlaşmalar düzeni, seslerden örülmüş toplumsal bir kurum ve yapıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1889", + "context": "Dilbilim, dil bilimi, lengüistik ya da lisaniyat; dilleri dilbilgisi, söz dizimi (sentaks), ses bilgisi (fonetik), ses bilimi (fonoloji), biçimbilim (morfoloji) ve edimbilim (pragmatik) gibi çeşitli yönlerden yapısal, anlamsal ve bildirişimin çıkış bağlamını temel alarak sözlerin gönderimlerini ve iletişimde dilin yaptırım gücünü inceleyen bilim dalıdır.\nGenel dilbilim (ya da kuramsal dilbilim), dillerin yapılarını (dilbilgisi) ve anlamlarını (anlambilimi) inceler. Dilbilgisinin incelenmesi, biçimbilimi (kelimelerin oluşumu ve değişimi) ve sözdizimi (sözlerin kelime öbeği veya cümle oluşturmak için bir araya getirilmesi ile ilgili kurallar) kapsar. Dili sesler aracılığıyla ifade etmek için kullanılan sistem olan sesbilim de dilbilimin bir alt dalıdır. Dilbilim, genelgeçer dil niteliklerini bulmak ve gelişimleri ile kökenlerini açıklamak için dilleri karşılaştırır (karşılaştırmalı dilbilim) ve dillerin tarihleri üzerinde araştırma yapar (tarihî dilbilim). Sesbilim, dilbilimin bir dalı olarak, seslerin üretilişi, hareketi ve algılanışını inceler. Sosyal bir bilim olan dilbilim ile doğa bilimlerinden fiziğin ilişkilendirilebileceği bir nokta, sesbilimdir. Uygulamalı dilbilim, dilbilimsel teorileri, yabancı dil öğretimi, konuşma terapisi, çeviri ve konuşma bozukluğu gibi alanlarda uygulamaya geçirir.", + "question": "Dilbilim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dilbilim, dil bilimi, lengüistik ya da lisaniyat; dilleri dilbilgisi, söz dizimi (sentaks), ses bilgisi (fonetik), ses bilimi (fonoloji), biçimbilim (morfoloji) ve edimbilim (pragmatik) gibi çeşitli yönlerden yapısal, anlamsal ve bildirişimin çıkış bağlamını temel alarak sözlerin gönderimlerini ve iletişimde dilin yaptırım gücünü inceleyen bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1890", + "context": "Dil bilimi, dil felsefesi ve nöropsikolojide, doğal dil veya tabii dil, kullanıcılar tarafından bilinçli bir plânlama olmaksızın tekrar edilerek evrilmiş dildir. Doğal dil, konuşma ve şarkı biçiminde ortaya çıkabilir. İnsanlar tarafından bilinçli olarak geliştirilen yapay ve biçimsel dillerden ayrılır.\nİngilizce ve Türkçe gibi insan dilleri doğal dil örnekleridir. Arı dansları ve balina şarkıları gibi hayvan iletişim yöntemlerinin de doğal dil olarak değerlendirilmesi tartışılmaktadır.", + "question": "Doğal dil nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dil bilimi, dil felsefesi ve nöropsikolojide, doğal dil veya tabii dil, kullanıcılar tarafından bilinçli bir plânlama olmaksızın tekrar edilerek evrilmiş dildir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1891", + "context": "Ergatif dil veya özegeçişli dil, geçişsiz eylemlerin öznesinin, geçişli eylemlerdeki nesne gibi davrandığı dildir. Baskça, Maya dilleri, Hintçe, Güney Kafkas dilleri, Kuzeydoğu Kafkas dilleri, Kuzeybatı Kafkas dilleri, Kürt dilleri Tibetçe, Trans-Yeni Gine dilleri, Çipça dilleri, Çinuk dilleri, Eskimo - Aleut dilleri, Saliş dilleri, Çimmesyan dilleri, Assam dili, Çukçice ve çoğu Avustralya Aborjin dili günümüzde konuşulan; Urartuca, Sümerce ve Hurrice ise ölü ergatif dillere örnek olarak verilebilir. Öznenin hem geçişsiz hem de geçişli eylemlerde aynı durum örüntüsünü koruduğu diller ise yalın-belirtme dilleri olarak adlandırılır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Ergatif dil nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ergatif dil veya özegeçişli dil, geçişsiz eylemlerin öznesinin, geçişli eylemlerdeki nesne gibi davrandığı dildir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1892", + "context": "İkinci dil (L2), kişinin birinci diline (L1) ek olarak konuşulan dildir. İkinci dil; komşu dil, konuşanın kendi ülkesindeki başka bir dil veya yabancı dil olabilir. Bir konuşmacının en çok kullandığı veya en rahat olduğu dil olan baskın dilinin mutlaka konuşmacının ana dili olması gerekmez. Örneğin Kanada, birinci dili \"çocuklukta öğrenilen ve hâlâ konuşulan ilk dil\" olarak tanımlıyor ve bazıları için en eski dilin, dil yıpranması olarak bilinen bir süreçle kaybolabileceğini kabul ediyor. Bu, küçük çocuklar okula başladığında veya yeni bir dil ortamına taşındıklarında meydana gelebilir.", + "question": "İkinci dil nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İkinci dil (L2), kişinin birinci diline (L1) ek olarak konuşulan dildir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1893", + "context": "Kapalı uçlu soru, cevapları önceden belirlenmiş ve kişinin seçim yapmasına imkan tanıyan soru türleridir. Bu sorular özellikle sınavlar, anket ve başka alanlarda kullanılır.", + "question": "Kapalı uçlu soru nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kapalı uçlu soru, cevapları önceden belirlenmiş ve kişinin seçim yapmasına imkan tanıyan soru türleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1894", + "context": "Konuşma, kendi içinde bir düzeni ve bütünlüğü olan, sözeylemlerden oluşabilen ve kişiler arası iletişimin temelini oluşturan çok yönlü bir edimdir. Konuşma eylemi, insanların belirli bir dili kullanarak sesli şekilde iletişim kurmasını sağlar. Birçok hayvan duygularını dile getirecek çeşitli seslere sahiptir ancak insanlar bu sesleri gırtlak ve ağızda değiştirerek anlaşılabilir ve kompleks bir konuşma diline çevirmeyi öğrenmişlerdir.\nKonuşma özünde insanın doğal vücut fonksiyonlarının bir yan ürünüdür. Solunum amacıyla ciğerlere doldurulan hava, karbondioksit yüklü şekilde boşaltılır. Normalde nefes alıp verme sessiz şekilde gerçekleşir; ancak insan, vücudunu çeşitli şekillere sokarak, ses yolundaki organ ve yapılara müdahale ederek, vücuttan çıkan (egresif) havaya şekil verir ve çeşitli sesler çıkarır. Bu sesler, belirli bir düzende, konuşma birimlerinin oluşturulmasında kullanılırlar.", + "question": "Konuşma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Konuşma, kendi içinde bir düzeni ve bütünlüğü olan, sözeylemlerden oluşabilen ve kişiler arası iletişimin temelini oluşturan çok yönlü bir edimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1895", + "context": "Konuşma dili, bölgelere göre farklı sesletim özellikleri gösteren, günlük yaşayışta kullanılan ve yazı dilinden az farklarla ayrılmış bulunan doğal dil, günlük konuşmadır. Dünya üzerindeki hemen her dilde \"konuşma dili - yazı dili\" özellikleri bulunur. Bir dilde yazılış ile okunuş birbirinden az ya da çok farklı olabilir.\nKonuşma dili sese dayalıdır; ses telleri ve vokal organlar kullanılır; yazılı ve somut bir esasa dayanmaz, dolayısıyla konuşma dilinin geçmişini ve gelişim sürecini tarihlendirmek ve takip etmek imkansızdır.", + "question": "Konuşma dili nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Konuşma dili, bölgelere göre farklı sesletim özellikleri gösteren, günlük yaşayışta kullanılan ve yazı dilinden az farklarla ayrılmış bulunan doğal dil, günlük konuşmadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1896", + "context": "Toledo Çevirmenler Okulu (İspanyolca:Escuela de Traductores de Toledo) on ikinci ve on üçüncü yüzyılda İslami-Yahudi literatürü ve Klasik Arapçadaki(Fusha) ilmi eserleri hususan Latinceye tercüme etmek maksadıyla teşkil edilmiş bir müessesedir.\nOkul katiyyen tayin edilebilecek bir merhaleyle ayrılan iki farklı safha geçirdi.İlk safha on ikinci yüzyılda, umumen Klasik Arapçadan Latinceye dini ve felsefi eserlerin tercümesine sermaye temin eden Başpsikopos Don Raymond tarafından yürütüldü.On üçüncü yüzyılda Kastilyalı 10.Alfonso'nun emri tahtında artık mütercimlerin yegane maksadı Latinceye tercüme etmek değildi, eserleri Eski İspanyolcaya da çeviriyorlardı.Bu çalışma nihayetinde İspanyol dilinin biri Toledo'dan biri Sevilla'dan olmak üzere iki tür standardının temellerinin atılmasını netice verdi.", + "question": "Toledo Çevirmenler Okulu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toledo Çevirmenler Okulu (İspanyolca:Escuela de Traductores de Toledo) on ikinci ve on üçüncü yüzyılda İslami-Yahudi literatürü ve Klasik Arapçadaki(Fusha) ilmi eserleri hususan Latinceye tercüme etmek maksadıyla teşkil edilmiş bir müessesedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1897", + "context": "Doğa (Türkçe doğ- fiilinden türetilmiştir, \"Tabiat\") İnsan yapımı dışında kalan ve kendiliğinden var olan, sürekli değişen, dönüşen tüm fiziki evren ve onun kendiliğinden işleyişi. İnsan da doğanın parçasıdır. İnsan'ın doğadan koparak; doğaya, dünyaya müdahale eden bir canlıya dönüşmesiyle doğa ve insan ayrımı yapılmak durumu doğmuştur. İnsanın, kabaca on bin yıl öncesinden itibaren özellikle de yerleşik düzene geçmesiyle, yoğun şekilde besi hayvanlarını evcilleştirmesi, toprağı ekip dikmeye başlaması, tüm ekonomik faaliyetleri, kitlesel savaşları ve savaşlar için geliştirdiği teknolojileri, insanın doğadan kopması veya doğaya müdahale etmesi olarak yorumlanır. Antik Çin bilgelerinden Zhuangzi bu kopuşu \"İnsanın, öküzün burnuna halka takması\" diye anlatır: Öküzün iki kulağı, iki boynuzu, dört bacağının olması doğadan gelir; öküzü işinde gücünde kullanmak için burnuna halka takıp çekiştirmek ise insan müdahalesidir.\nBu yüzden her ne kadar insan, Doğa Bilimleri'nin konusu olsa da, doğadan koparak geliştirdiği kendi dünyasındaki etkileşim ve uğraşların tümü Sosyal Bilimler adı altında incelenir. Genellikle \"doğal çevre\" ya da yabani hayvanlar, dağlar, ormanlar, denizler, vbg. barındıran yabani/vahşi doğa, insan müdahalesi ile önemli ölçüde değiştirilmemiş ya da insan müdahalesine rağmen devam eden şeyler anlamına gelir. Örneğin, üretilen nesneler ve insan etkileşimi, \"insan doğası\" veya \"doğanın tamamı\" olarak nitelendirilmedikçe doğanın bir parçası olarak kabul edilmez.\nBunun üzerine doğal ve yapay kavramları kullanılır hale gelmiştir. İnsan yapımı her şey yapay olarak adlandırılır. Yapay sözcüğü, insan bilinci veya zihni tarafından ortaya çıkarılan şeyler için de kullanılır olmuştur.", + "question": "Doğa nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğa (Türkçe doğ- fiilinden türetilmiştir, \"Tabiat\") İnsan yapımı dış��nda kalan ve kendiliğinden var olan, sürekli değişen, dönüşen tüm fiziki evren ve onun kendiliğinden işleyişi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1898", + "context": "Peyzaj sözlük anlamı \"görünüm, manzara\" olan Fransızca \"paysage\" kelimesinden dilimize girmiştir. Avrupa peyzaj sözleşmesine göre; peyzaj, insanlar tarafından algılandığı şekliyle, karakteri doğal ve insani unsurların eyleminin ve etkileşiminin bir sonucu olan alan anlamına gelir. Doğal peyzaj ise, doğada kendiliğinden var olan obje ve özellikler ile doğal hayatın oluşturduğu bir sentezdir. İnsan etkisine çok az açık olan, hatta hiçbir antropojen etkiye uğramamıştır. Doğa koşullarının etkisiyle kurulu düzeni içinde baş başa bırakılmış alanlardır.\nBu alanlardaki biyolojik veya ekolojik değişimler yine doğa kaynaklı deprem, erozyon, yanardağ püskürmeleri gibi olaylar sonucu ortaya çıkar. Dünya üzerinde sayısız doğal peyzaj örneği görmek mümkündür; göller, sazlıklar, kumul alanlar.", + "question": "Doğal peyzaj nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Peyzaj sözlük anlamı \"görünüm, manzara\" olan Fransızca \"paysage\" kelimesinden dilimize girmiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1899", + "context": "Doğaya başvurma bir şeyin doğal olması nedeniyle iyi ve doğal olmaması nedeniyle kötü olduğunu savunan argüman veya retorik taktiktir. Genel olarak \"Ne doğalsa o iyidir\" biçiminde bir önermeyi temele aldığı için kötü argüman olarak kabul edilir..", + "question": "Doğaya başvurma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğaya başvurma bir şeyin doğal olması nedeniyle iyi ve doğal olmaması nedeniyle kötü olduğunu savunan argüman veya retorik taktiktir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1900", + "context": "Doğaya dönüş, yapay olan ve medeniyettense doğaya yakın olmayı tercih eden bir felsefe veya yaşam biçimidir. Kırsal yaşamın gelenekleri ve pastoralizm kent yaşamı ve modadan daha iyi olarak görülür. En ünlü savunucusu basit yaşam için iki yılını ahşap kulübede geçiren Henry David Thoreau'dur.", + "question": "Doğaya dönüş nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğaya dönüş, yapay olan ve medeniyettense doğaya yakın olmayı tercih eden bir felsefe veya yaşam biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1901", + "context": "Dünya, Güneş Sistemi'nde Güneş'e en yakın üçüncü gezegen olup şu an için üzerinde yaşam ve sıvı su barındırdığı kesin olarak bilinen tek astronomik cisimdir. Radyometrik tarihleme ve diğer kanıtlara göre 4,55 milyar yıldan fazla bir süre önce oluşmuştur. Dünya'nın yer çekimi, uzaydaki diğer nesnelerle, özellikle Güneş'le ve tek doğal uydusu Ay'la etkileşime girer. Dünya'nın Güneş'in etrafındaki yörüngesi, 365,256 güneş günü, yani bir yıldız yılı sürer. Bu süre içerisinde Dünya, kendi ekseni etrafında 366,265 kez döner.\nDünya'nın dönme ekseni, yörünge düzlemine göre eğik olup bu eğiklik mevsimlerin oluşmasına neden olmaktadır. Dünya ile Ay arasındaki kütleçekimsel etkileşim; Dünya'nın eksenindeki yönelimi sabitler, gelgitlere neden olur ve dönmesini kademeli olarak yavaşlatır. Katı ya da kaya ağırlıklı yapısı nedeniyle üyesi bulunduğu yer benzeri gezegenler grubuna adını veren Dünya, bu gezegen grubunun kütlece ve hacimce en büyük üyesi olmasının yanı sıra Güneş Sistemi'ndeki en yoğun gezegendir.\nLitosfer (taşküre) olarak adlandırılan Dünya'nın en dış katmanı, milyonlarca yıldır hareket hâlindeki rijit tektonik levhalardan oluşmaktadır. Dünya yüzeyinin yaklaşık %29'u, kıtalar ve adaların meydana getirdiği kara iken; suyla kaplı olan kalan %71'lik bölüm ise okyanuslar, göller, akarsular ve diğer tatlı suların oluşturduğu hidrosfer (suküre) olarak adlandırılır. Günümüzde Dünya'nın kutup bölgelerinin çoğu buzla kaplıdır. Dünya'nın iç kısmı ise merkezde yer alan katı demir ve nikelden meydana gelen hâlâ etkin durumundaki iç çekirdek, gezegenin manyetik alanını oluşturan sıvı hâldeki dış çekirdek ve tektonik levhaların hareket etmelerine yol açan mantodan meydana gelmektedir.\nTarihinin ilk birkaç milyar yılı içerisinde okyanuslarda başlayan yaşam, atmosferi ve yeryüzünü etkileyerek, oksijensiz solunum yapan canlıların çoğalmasına, oksijen düzeylerinin artışının ardından da oksijenli solunum yapan canlıların ortaya çıkmasına yol açtı. Bazı yerbilimsel kanıtlara göre Dünya'da yaşam, yaklaşık 4,1 milyar yıl önce başladı. O zamandan beri, Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığı, fiziksel özellikleri ve yerbilimsel tarihi, canlıların evrimleşmelerini ve gelişmelerini sağladı. Dünya'daki yaşamın tarihi süresince canlı çeşitliliği zamanla artarken, zaman zaman kitlesel yok oluşlar da yaşandı. Gezegende yaşamış olan türlerin %99,9'undan fazlasının soyu tükendi. Günümüzde varlığını sürdüren türlerin sayısı için ayrı tahminler bulunmaktayken bazı türler ise tanımlanmamıştır. Dünya'da yaşayan 8 milyardan fazla insanın hayatta kalması, gezegenin biyosferi ve doğal kaynaklarına bağlıdır. Siyasi bakımdan dünyada, 200'ün üzerinde bağımsız devlet bulunmaktadır.", + "question": "Dünya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya, Güneş Sistemi'nde Güneş'e en yakın üçüncü gezegen olup şu an için üzerinde yaşam ve sıvı su barındırdığı kesin olarak bilinen tek astronomik cisimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1902", + "context": "Uzay, nesnelerin ve olayların göreceli konuma ve yöne sahip olduğu sınırsız üç boyutlu bir boyuttur. Modern fizikçiler genellikle zamanla, uzay-zaman olarak bilinen sınırsız dört boyutlu bir sürekliliğin parçası olduğunu düşünmesine rağmen, fiziksel alan genellikle üç doğrusal boyutta düşünülür. Mekan kavramının fiziksel evrenin anlaşılması için temel öneme sahip olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte, filozoflar arasında kendisinin bir varlık mı, varlıklar arasındaki ilişkinin mi yoksa kavramsal çerçevenin bir parçası mı olduğu konusunda anlaşmazlık devam eder.\nMekanın doğası, özü ve varoluş tarzı ile ilgili tartışmalar antik döneme kadar uzanmaktadır; yani, Platon'un Timaeus'u veya Sokrates gibi, Yunanların khora (yani \"boşluk\") olarak adlandırdığı şeye ya da topos tanımındaki Aristoteles'in Fiziğine (Kitap IV, Delta) yansımalarında ya da daha sonraki \"geometrik yer anlayışı\" nda, 11. yüzyıl Arap polimeri Alhazen'in Yerdeki Söyleminde (Qawl fi al-Makan) \"uzay qua uzantısı\" olarak yer alır. Bu klasik felsefi soruların çoğu Rönesans'ta tartışılmış ve daha sonra 17. yüzyılda, özellikle klasik mekaniğin erken gelişimi sırasında yeniden şekillendirilmiştir. Isaac Newton'un görüşüne göre, mekan mutlaktı - bu, uzayda herhangi bir maddenin olup olmadığı konusunda kalıcı ve bağımsız bir şekilde var olduğu anlamında. Diğer doğal filozoflar, özellikle Gottfried Leibniz, bunun yerine uzayın aslında nesneler arasındaki mesafeler ve yönleriyle verilen ilişkiler arasındaki bir koleksiyon olduğunu düşünüyordu. 18. yüzyılda filozof ve ilahiyatçı George Berkeley, Yeni Bir Vizyon Teorisine Yönelik Makalesinde \"uzamsal derinliğin görünürlüğünü\" çürütmeye çalıştı. Daha sonra metafizikçi Immanuel Kant, uzay ve zaman kavramlarının dış dünyanın deneyimlerinden türeyen ampirik kavramlar olmadığını, insanların tüm deneyimleri yapılandırmak için sahip oldukları ve kullandığı sistematik bir çerçevenin unsurları olduğunu söyledi. Kant Saf Akıl Eleştirisinde \"uzay\" deneyiminden öznel \"saf a priori bir sezgi biçimi\" olarak bahsetti.\n19. ve 20. yüzyıllarda matematikçiler, uzayın düz değil kavisli olarak tasarlandığı Öklid olmayan geometrileri incelemeye başladılar. Albert Einstein'ın genel görelilik teorisine göre, yerçekimi alanlarının çevresindeki boşluk Öklid uzayından sapıyor. Genel göreliliğin deneysel testleri, Öklid olmayan geometrilerin alanın şekli için daha iyi bir model sağladığını doğruladı.", + "question": "Uzay (geometri) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uzay, nesnelerin ve olayların göreceli konuma ve yöne sahip olduğu sınırsız üç boyutlu bir boyuttur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1903", + "context": "İnanç, en geniş tanımıyla bir kişinin belli bir iddiayı ya da varsayımı, sezgisel yol ile (hissetme) \"doğru\" ya da \"yanlış\" kabul ettiği psikolojik bir durumdur. İnanç merkezli bir beyne sahip birey için ampirik veya bilimsel ispatın bir önemi yoktur. İnancın tanımlanmasının bir başka yolu ise bunun gerçek olma olasılığına karşı pozitif yönde tutum gösteren bir tutumun zihinsel temsil olarak görülüyor olmasıdır. Antik Yunan düşüncesi bağlamında inanç kavramıyla ilgili olarak pistis ve doxa olmak üzere iki ilgili terim belirlenmiştir. Basitleştirilmiş olarak, pistisin \"güven\" ve \"itimat\", doxanın ise \"görüş\" ve \"kabul\" anlamlarına geldiği söylenebilir. İngilizcedeki \"ortodoks\" sözcüğünün kökeni doxaya dayanmaktadır. Jonathan Leicester, inancın gerçeği göstermek yerine eylemde bulunma amacına sahip olduğu görüşünü önermektedir.\nEpistemolojide, filozoflar doğru ya da yanlış fikir ve kavramlarla ilişkili kişisel tutumları belirtmek için \"inanç\" terimini kullanırlar. Bununla birlikte, \"inanç\" aktif içgözlem ve tedbirli olmayı gerektirmez. Örneğin, asla güneşin yükselip yükselmediğini düşünmez, yalnızca güneşin yükseleceğini varsayarız. Stanford Ansiklopedisi'nde Eric Schwitzgebel'e göre \"inanç\" sıradan yaşamın önemli bir yönü olduğundan şöyle sorulmalıdır: \"fiziksel bir organizma nasıl inanca sahip olabilir?\".", + "question": "İnanç nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnanç, en geniş tanımıyla bir kişinin belli bir iddiayı ya da varsayımı, sezgisel yol ile (hissetme) \"doğru\" ya da \"yanlış\" kabul ettiği psikolojik bir durumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1904", + "context": "Alevîler'in dinî i'tikadı Siyâseten İslâmiyet’in “İsnâaşeriyye / On ikicilik” fıkhî mezhebinden olan Alevîler, itikaden Horasan Melâmetiliği’nden köken alan Ahmed Yesevî’in kurduğu “Ehl-i Sünnetin Tasavvufî–Yeseviyye Tarikatı” ile Fâtımîler Halifeliği devrinde Orta Asya ve Türkistan’da çok önemli fa’aliyetlerde bulunan Nâsır-ı Hüsrev’in kurucusu olduğu Pamir Alevîliği’nin de altyapısını oluşturan “Şiîliğin Bâtıniyye–İsmâilîyye” fıkhî mezhebinin şiddetli etkisi altında gelişimini tamamlayarak ortaya çıkan “Tasavvufî-Bâtıniyye” iitikadî mezhebi mensûplarıdır.\nAlevîlik içerisinde Kızılbaş, Dazalak, Kalenderiyye, Bedriyye, Bektaşîlik, Câm’îyye, Şems’îyye, Edhem’îyye gibi farklı birçok bâtınî tarikat yer almaktadır. 13. asırda Babâîlik’ten ve 14. asrın sonlarından itibaren de yoğun olarak Hurûfîlik’ten etkilenen Anadolu kaynaklı Bektaşîlik bunların içlerinde en meşhur olanıdır. 14. ve 15. asırlarda “Fadl’Allah Ester-Âbâdî” tarafından Şiîlikten ayrılarak zuhur eden “Hurûfîlik” mezhebinin tesirleri altında kendisini yeniden yapılandırmış olan Bektâşîlik, Alevîliğin içinde yer aldığı varsayılan bir tarikat olması itibarıyla Anadolu Alevîliği’nin tamamını tanımlamamaktadır.", + "question": "Alevilikte inanç nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Alevîler'in dinî i'tikadı Siyâseten İslâmiyet’in “İsnâaşeriyye / On ikicilik” fıkhî mezhebinden olan Alevîler, itikaden Horasan Melâmetiliği’nden köken alan Ahmed Yesevî’in kurduğu “Ehl-i Sünnetin Tasavvufî–Yeseviyye Tarikatı” ile Fâtımîler Halifeliği devrinde Orta Asya ve Türkistan’da çok önemli fa’aliyetlerde bulunan Nâsır-ı Hüsrev’in kurucusu olduğu Pamir Alevîliği’nin de altyapısını oluşturan “Şiîliğin Bâtıniyye–İsmâilîyye” fıkhî mezhebinin şiddetli etkisi altında gelişimini tamamlayarak ortaya çıkan “Tasavvufî-Bâtıniyye” iitikadî mezhebi mensûplarıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1905", + "context": "Batıl, bilimsel gerçeklere dayanmayan sonuçlar ve yargılar. Geçmişte edinilen bilgileri yanlış veya eksik yorumlayarak genel yargılara ulaşmaktır. Genellikle inanç şeklinde olur. İnancı etkileyen pek çok faktör olduğundan bu yargılar bilimsel çalışmalarda kullanılamaz.", + "question": "Batıl nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Batıl, bilimsel gerçeklere dayanmayan sonuçlar ve yargılar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1906", + "context": "Hurûfî-Bektâşî inancı Hurûfîlik akımı İranlı bir Şiî mutasavvıf olan “Fadl’Allah Ester-Âbâdî” tarafından kuruldu. Halep sınırlarından, Batı Anadolu’ya doğru hareket eden “Hurûfîler” Seyyid Nesîmî’nin H. 820 / M. 1417 yılında Halep’te idamından sonra Irak’tan Azerbaycan’a ve oradan da Doğu Anadolu’ya kadar olan bölgelerde Hurûfîliği yaydılar. Nesîmî’nin Divânı ve hayat hikayesi birçok mutasavvıf için iyi bir kaynak ve sermaye oldu. Nesîmî, daha Fadl’Allah Yezdânî’nin “Hurûfîlik” mezhebinin ortaya çıkmasından beş asır önce yaşayan Hulûl ve ilhada yönelik söylemleri nedeniyle de aynı sonucu paylaşmış olan Hallâc-ı Mansûr’un yolunda olarak kabul edildi. Aslen İbâh’îyyûn olan “Hurûfîler”, aynı zamanda Mücessime’den olduklarından dolayı, Cenâb-ı Hakk’ın cisim olarak, Bâtınîliğin esas prensibi olan hulûle olan inançları nedeniyle de “Fadl’Allah Hurûfî” şeklinde belirdiğine inanırlar.", + "question": "Bektaşî inancı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hurûfî-Bektâşî inancı Hurûfîlik akımı İranlı bir Şiî mutasavvıf olan “Fadl’Allah Ester-Âbâdî” tarafından kuruldu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1907", + "context": "Bozgunculuk, çaba gösterilmeden yenilginin kabullenilmesidir. Günlük hayatta bozgunculuk olumsuz bir çağrışıma sahiptir ve psikolojide pesimizm ile bağdaştırılır.", + "question": "Bozgunculuk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bozgunculuk, çaba gösterilmeden yenilginin kabullenilmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1908", + "context": "Sanrı, (hezeyan ve vehim olarak da adlandırılır) kanıtlar ışığında değiştirilemeyen yanlış ve sabit bir inançtır. Bir patoloji olarak, yanlış veya eksik bilgi, konfabulasyon, dogma, yanılsama, halüsinasyon veya algının diğer bazı yanıltıcı etkilerine dayanan bir inançtan farklıdır, çünkü bu inançlara sahip bireyler kanıtları gözden geçirdikten sonra inançlarını değiştirebilir veya yeniden ayarlayabilirler. Yine de:\n\"Bir sanrı ile güçlü bir şekilde kabul edilen bir fikir arasındaki ayrım yapmak bazen zordur ve kısmen, doğruluğuna ilişkin açık veya makul çelişkili kanıtlara rağmen kişinin sahip olduğu inancın derecesine bağlıdır.\"\nSanrıların birçok patolojik durum bağlamında (hem genel fiziksel hem de zihinsel) ortaya çıktığı bulunmuştur ve şizofreni, parafreni, bipolar bozukluğun manik atakları ve psikotik depresyon dahil olmak üzere psikotik bozukluklarda özellikle tanısal öneme sahiptir.", + "question": "Delüzyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanrı, (hezeyan ve vehim olarak da adlandırılır) kanıtlar ışığında değiştirilemeyen yanlış ve sabit bir inançtır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1909", + "context": "Doktrin veya öğreti (Latince: doctrina, Sanskrit: dukrn), belirli bir konu ya da inanç sistemine ilişkin kabul, ilke ve kurallar bütünü.\nDini bağlamda sıkça kullanılan öğreti kavramına önceki bilgilerden yararlanarak geliştirilmiş olan ortak hukuk ilkelerinde de rastlanmaktadır. Meşru müdafaa, adil kullanım ve ilk elden satış öğretisi bu ilkelere örnek gösterilebilir. Kimi kurumlarca \"öğretilen şey\" olarak tanımlanan doktrin, iş süreçlerine ilişkin bilgi paylaşımına vurgu yapmaktadır.", + "question": "Doktrin nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doktrin veya öğreti (Latince: doctrina, Sanskrit: dukrn), belirli bir konu ya da inanç sistemine ilişkin kabul, ilke ve kurallar bütünü." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1910", + "context": "Gerçek hayat, edebiyatta gerçek dünya ile kurgusal, sanal veya idealize edilmiş dünyalar arasında ayrım yapmak için ve oyunculukta aktörler ile canlandırdıkları karakterler arasında ayrım yapmak için kullanılan bir tabirdir. İnternette çevrimdışı gerçekleşen olayları, insanları, aktiviteleri ve etkileşimleri tanımlamak için popüler bir terim haline gelmiştir; veya başka bir şekilde öncelikli olarak İnternet ortamı aracılığıyla gerçekleşmemiştir. Ayrıca mesleki bir ortamda yaşamı akademik bir ortamdan veya yetişkinlik ve yetişkin dünyasını çocukluk veya ergenlikten ayırmak için bir metafor olarak da kullanılır.", + "question": "Gerçek hayat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gerçek hayat, edebiyatta gerçek dünya ile kurgusal, sanal veya idealize edilmiş dünyalar arasında ayrım yapmak için ve oyunculukta aktörler ile canlandırdıkları karakterler arasında ayrım yapmak için kullanılan bir tabirdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1911", + "context": "Astroteoloji veya astrolatri, yıldızlara ve diğer göksel cisimlere tanrı olarak ibadet etme veya tanrıların göksel cisimler ile ilişkilendirilmesidir. Bunun en yaygın örnekleri, dünyadaki politeistik sistemlerde güneş tanrıları ve ay tanrılarıdır. Ayrıca Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn gibi kayda değer gezegenlerin Babil'de tanrılarla ve dolayısıyla Greko-Romen dininde ilişkilendirilmesi de örnek olarak gösterilebilir.\nAstroteoloji terimi, 18 ile 19. yüzyılda, orijinal dinin, özellikle de ilkel tek tanrının keşfini açıklamak için kullanıldı. Eusebius'tan beri Hristiyan yazarlar tarafından putperest olarak kaşlarını çatmış, genellikle çok tanrıcılığı ima eden astrolatriğin aksine astroteoloji, \"göklerin gözlemlenmesi üzerine kurulmuş herhangi bir dini sistemdir\". Tanrılar, tanrıçalar ve iblisler de ay tutulmaları, gezegenlerin hizalanması ve gezegenlerin yıldızlarla görünür etkileşimleri gibi astronomik olayların kişileştirilmesi olarak düşünülebilir. Astroteoloji, Jan Irvin, Jordan Maxwell ve Andrew Rutajit (2006) tarafından dinin kökeni entheogen teorisini savunan \"bilinen en eski din ve doğa ibadet biçimleri\" ne referans olarak kullanılmaktadır.", + "question": "Gök cisimlerine tapma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Astroteoloji veya astrolatri, yıldızlara ve diğer göksel cisimlere tanrı olarak ibadet etme veya tanrıların göksel cisimler ile ilişkilendirilmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1912", + "context": "Bir kişinin yaşam duruşu ya da yaşam gücü, onun nihai önemde olduğunu kabul ettiği şeyle olan ilişkisidir. Böyle bir duruşun üzerine kurulabileceği varsayımları ve teorileri, bir inanç sistemini ve bunu kişinin hayatında ortaya çıkaracak potansiyellere bağlılığı içerir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Hayat duruşu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bir kişinin yaşam duruşu ya da yaşam gücü, onun nihai önemde olduğunu kabul ettiği şeyle olan ilişkisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1913", + "context": "İdol, bir kült nesnesi olarak kullanılmak üzere taş, pişmiş toprak, kemik ve ahşap gibi malzemeden yapılan stilize heykelciklerdir.\n\n\n== Galeri ==", + "question": "İdol nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İdol, bir kült nesnesi olarak kullanılmak üzere taş, pişmiş toprak, kemik ve ahşap gibi malzemeden yapılan stilize heykelciklerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1914", + "context": "Kaos büyüsü, modern bir büyü geleneğidir. 1970'lerde daha geniş neo-pagan ve ezoterik alt kültürün bir parçası olarak İngiltere'de ortaya çıkmıştır. Bazı yorumcuların bu akım ile Discordianism arasında benzerlikler çizmesiyle icat edilmiş bir din olarak nitelendirilmişttir. Bu gelenek içindeki büyülü organizasyonlar arasında Illuminates of Thanateros ve Thee Temple ov Psychick Youth yer alır. Kaos büyüsü,tüm kara büyülerin toplandığı ve en güçlü büyü türüdür.Büyülerde hiçbir malzeme kullanılmaz sadece hayal gücü ve tüm büyülere hakim olmak gerekir, ancak yapan kişiye bir şeytan musallat olur, bu şeytan aslında büyünün temelini oluşturur şeytan o kişinin düşüncelerini okur ve bu sayede o kişinin istediği şeyi Büyü yaparsanız asla bırakamazsın\nBU BÜYÜNÜ ŞEYTAN:FORAS\nBitkilerin ve değerli taşların erdemleri ve özellikleri hakkında bilgi sağlayabilir. Mantık, retorik, el falı ve kaos büyüsü öğretir. Hazineleri keşfedebilir ve kayıp şeyleri kurtarabilirsiniz. İnsan vücudunun sağlığına ilham verin. Bir kişiyi kelimelerin kullanımında görünmez ve zeki yapabilir, ayrıca kayıp nesneleri ve gizli hazineleri bulabilir. 29 lejyonu yönetiyor.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kaos büyüsü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kaos büyüsü, modern bir büyü geleneğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1915", + "context": "Kemetizm, 1970'lerden başlayarak zaman içinde gelişen, büyük ölçüde Antik Mısır inançlarının yenilenmesi sonucu oluşmuş bir dindir. Takipçileri kendilerine Kemetist demektedir.\nKemetizm farklı yaklaşımlarıyla kendi içinde üçe ayrılır: Ortodoks Kemetizm, Kara Kemetizm ve Neo-Atenizm.", + "question": "Kemetizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kemetizm, 1970'lerden başlayarak zaman içinde gelişen, büyük ölçüde Antik Mısır inançlarının yenilenmesi sonucu oluşmuş bir dindir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1916", + "context": "Mana (Arapça: المعنا), anlam, içyüz ve akla yakın sebep. Mana, zahiri ve batıni diye iki çeşittir. Mana, felsefe ile açıklanmaya çalışılsa dahi yeterli değildir. Felsefenin evrelerinden kabul edilen teolojik bölümde adı bulunsa da diğer evrelerle açıklanamaz. Medeniyeti açıklarken, maddenin ötesinde; mana, insan-tabiat ilişkisi ve muayyen bir varlık tasavvurunu ifade eder ifadesi mevcuttur.", + "question": "Mana nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mana (Arapça: المعنا), anlam, içyüz ve akla yakın sebep." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1917", + "context": "Olgu-değer ayrımı, epistemolojik bir ayrımdır:\n\nOlgusal önermeler veya olgu önermeleri gerekçeye ve fiziksel gözleme dayanır. Empirik yöntemle incelenirler.\nAhlaki önermeler veya değer önermeleri etik ve estetiğin alanına girer. Aksioloji alanında incelenirler.\n'Olgu' ile 'değer' arasındaki bu bariyer olgusal argümanlardan ahlaki iddialar türetmeyi ya da tersini imkansız hale getiriyor.\nOlgu-değer ayrımı ilk kez Hume tarafından dile getirilen olan-olması gereken sorunundan devşirilmiştir. Bununla birlikte, sıklıkla birbirleri yerine kullanılırlar.", + "question": "Olgu-değer ayrımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Olgu-değer ayrımı, epistemolojik bir ayrımdır:\n\nOlgusal önermeler veya olgu önermeleri gerekçeye ve fiziksel gözleme dayanır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1918", + "context": "Sinizm, çeşitli disiplinler açısından tanımı yapılmakla birlikte; başkalarına güvenmeme ve iletişimde bulunulan kişilerin gerçek karakterlerini yansıtmamaları inancıdır. \nSinizm kelimesi köken itibarıyla MÖ 500 yıllarında Antik Yunan'da ortaya çıkan ve Antik Yunan felsefe düşüncesi olan \"sinik\" kelimesine dayanmaktadır.\nÖrgütsel sinizm ise örgütün bütünlükten mahrum olması ve örgüte ilişkin olumsuz tutum olarak ifade edilebilir. Başka bir ifade ile örgütsel sinizm, örgüt içerisindeki küçük sorunların bile çözülmesinin ve iyileştirmenin mümkün olmadığını bu yüzden sorunların çözülmesi için emek sarf etmenin gereksiz olduğu düşüncesidir. Bu düşünce, bireylerin duygu durumları üzerinde olumsuz etki bırakmakta, güvensizlik, şüphe, şikâyet, eleştiri, alay gibi tutumların sergilenmesine yol açmaktadır. Örgütsel sinizmi etkileyen faktörler; aşırı iş yükü, örgüt içi zayıf iletişim, yönetsel becerisizlikler, yönetim tekniklerinin kullanım biçimi, rol belirsizliği ve rol çatışması olarak ifade edilebilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Örgütsel sinizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sinizm, çeşitli disiplinler açısından tanımı yapılmakla birlikte; başkalarına güvenmeme ve iletişimde bulunulan kişilerin gerçek karakterlerini yansıtmamaları inancıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1919", + "context": "Reflective equilibrium, John Rawls tarafından A Theory of Justice'da ortaya atılmış, Türkçeye \"yansımalı denge\" ya da \"aksettirici denge\" olarak çevrilen bir yöntemdir. Rawls bu yöntem ile, adaletin ilkelerinin özüne ulaşmayı hedefler.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Reflective equilibrium nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Reflective equilibrium, John Rawls tarafından A Theory of Justice'da ortaya atılmış, Türkçeye \"yansımalı denge\" ya da \"aksettirici denge\" olarak çevrilen bir yöntemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1920", + "context": "Ruhanilik, anlamı zamanla gelişip genişlemiş ve aynı anda çeşitli anlamlar içerebilen bir terimdir. Geleneksel anlamda ruhanilik, dünya dinlerinin kurucuları ve kutsal metinleri tarafından örneklendirildiği üzere \"insanın orijinal şeklini geri kazanmayı amaçlayan\", \"Tanrının suretine\" yönelik dinî bir yeniden şekillenme sürecidir. Terim, Hristiyanlık'ın ilk dönemlerinde Kutsal Ruh'a yönelik bir yaşamı ifade etmek için kullanıldı ve Geç Orta Çağ'da yaşamın zihinsel yönlerini içerecek şekilde genişledi.\nModern zamanlarda ruhanilik terimi, hem diğer dinî geleneklere yayıldı hem de bir dizi ezoterik ve dinî gelenek dahil olmak üzere daha geniş bir deneyim yelpazesine atıfta bulunacak şekilde genişledi. Modern kullanımlar, genellikle organize dinî kurumlardan ayrı bir bağlamda, kutsal bir boyuta ve \"insanların yaşadığı en derin değerlere ve anlamlara\" ilişkin öznel bir deneyime atıfta bulunma eğilimindedir. Bu kullanımlar arasında sıradan, gözlemlenebilir dünyanın ötesinde doğaüstü bir âleme inanma, bireysel gelişim, nihai veya kutsal bir anlam arayışı, dinî deneyim veya kişinin kendi \"içsel boyutuyla\" karşılaşması gibi olaylar bulunur.", + "question": "Ruhanilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ruhanilik, anlamı zamanla gelişip genişlemiş ve aynı anda çeşitli anlamlar içerebilen bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1921", + "context": "Sağduyu, insanın kişisel günlük yaşantısından edindiği görüş, duyuş, davranış ve düşünüş biçimlerininin tümü.\nBir yanıyla maddecilikle uyuşan sağduyu, diğer yanıyla metafizik bir özellik taşır. Çünkü, doğrudan gündelik pratikte sınırlandığından, nesnelerin ve süreçlerin özüne inmez. Böylece de, bir bakıma, bilimsel düşünceye aykırı düşer. Bertrand Russell, Batı Felsefesi Tarihi adlı yapıtında, Aristoteles'in öğretisini, bir ölçüde bir sağduyu öğretisi olarak değerlendirdi; “Aristotales'in yargıları, çoğunlukla sudan ayrıntılar üzerinde bile özenle duran ve öğretici bir hava içinde öne sürülen sağduyu önyargılarıdır.” Einstein ise, “sağduyunun on sekiz yaşından önce zihinde yerleşen önyargılardan başka bir şey olmadığını” ileri sürdü. Lincoln Barnett, Einstein'in başarısını, tartışmasız benimseyen sağduyu önyargılarına karşı çıkışında bulur.\nSağduyu Felsefesi'ni (Philosophy of Common Sense) öne süren İskoçya Okulu'nun öncüsü Thomas Reid, sağduyuyu, “doğuştan gelen ve herkesçe aynı biçimde duyulanı dile getiren ortakduyuş (Common Sense)” diye tanımladı. Thomas Ferguson (1723-1796) izleyen Adam Ferguson (1723-1816) ve Dugald Stewart (1753-1828) gibi düşünürler de, Hume, Berkeley, Descartes ve Locke'a bağlanabilecek metafizik bir sağduyu anlayışı geliştirdiler. Ancak sağduyu yalnızca bu yanıyla ele alma, kimi düşünürlere göre, doğru değildir. Çünkü sağduyu, doğru ve bilimsel muhakeme yapma yeteneğini de içerir. Bu açıdan, bilimsel bilgiye yaklaşan sağduyu ile bilimsel düşünüş arasındaki karşıtlık görelidir.\nZorunlu olarak günlük pratiğin bilgileriyle sınırlı olan sağduyu, yine ve ancak günlük pratiğin bilimselleşmesiyle serpilip gelişebilir. Bilim ile üretim arasındaki bağlar sıkılaşıp bilimsel görüşler yaygınlaştıkça, kişinin günlük pratiğinin niteliği de değişikliğe uğrar. Bu nedenle sağduyuyu bir süreç içinde ele almak gerektiğini ileri süren bu düşünürler şu tanımı yapmaktadır: “İnsanın günlük yaşamı içinde bulunan görüşlerin, alışkanlıkların ve düşünme biçimlerinin toplamı sağduyudur.”", + "question": "Sağduyu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sağduyu, insanın kişisel günlük yaşantısından edindiği görüş, duyuş, davranış ve düşünüş biçimlerininin tümü." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1922", + "context": "Satılmış bir erkek ismi. Genellikle kırsal kesimde daha önceki bebekleri ölmüş ailelerce bir sonraki bebeğe onun da ölmemesi için verilir. Dursun, Duran, Yaşar isimleri de erkek bebeklere aynı sebeple verilir. Bebek kız ise Satı ya da Satu ismi verilir.\nAile bebek ölümünü tanrının o aileyi bir sebepten sevmediği ya da cezalandırması olarak yorumlar ve yeni doğmuş bebeği hemen tanrının sevdiği kesin bilinen birine evlat verirler. Bu genellikle mezarı dertlerine çare arayanların çok ziyaret ettiği, ölmüş bir ulu kişidir. Mezar başında kurban keserek ve bebeğin adını Satılmış koyarak niyetlerinin ciddi olduğu ilan edilir. Ölmüş kişi bebeğe bakamayacağından aile bebeğe kendileri bakmaya devam ederler.", + "question": "Satılmış nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Satılmış bir erkek ismi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1923", + "context": "Seküler spiritüallik, bir dine bağlı olmaksızın manevi bir felsefeye bağlılıktır ve ilahi olanla ilişkiden ziyade bireyin iç huzurunu vurgular. Seküler spiritüallik, dini bir kurumun dışında anlam arayışından oluşur; kişinin kendisiyle, başkalarıyla, doğayla ve nihai olarak gördüğü her şeyle olan ilişkisini ele alır. Çoğunlukla seküler spiritüallizmin amacı mutlu yaşamak ve/veya başkalarına yardım etmektir.", + "question": "Seküler spiritüallik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Seküler spiritüallik, bir dine bağlı olmaksızın manevi bir felsefeye bağlılıktır ve ilahi olanla ilişkiden ziyade bireyin iç huzurunu vurgular." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1924", + "context": "İslam hukukunda, taklid (Arapça: تَقْليد taqlīd), bir müctehidi, dini kurallarda ve emirlerde onun türetmelerine ve yorumlarına göre takip etmek demektir. Kelime anlamı \"(birisini) takip etmek\", \"taklit etmek\" demektir. Dini uzmanın kararlarını, kutsal kitap temelini veya muhakemesini inceleme gereği duymadan takip etmektir. Mesela fıkıh alimlerinin hükümlerini, onlara hangi süreç ile vardıkları bir açıklamayı talep etmeden, kabul edip takip etmektir. Böylece taklitçi İctihad yetkilisi görülen kişinin hukuki-din yorumlarını olduğu gibi alır ve fıkıh mezheplerinden birisine bağlanmış olur.\nTaklidin bir üst makamı tercihtir. Tercih yapabilen din alimi, farklı veya birbirine zıt ictihatlar arasında seçim yapabilen kişidir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Taklid nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İslam hukukunda, taklid (Arapça: تَقْليد taqlīd), bir müctehidi, dini kurallarda ve emirlerde onun türetmelerine ve yorumlarına göre takip etmek demektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1925", + "context": "Gerçek mü'min sendromu 1976 yılında M. Lamar Keene tarafından, kitabı The Psychic Mafiada kullandığı bir terimdir. Keene bu terimi, metafizik ya da paranormal bir olaya, sahte olduğu ispatlandıktan sonra dahi inanan kişiler için kullanmıştır. Keene bunu bir bilişsel bozukluk, olarak ele almış ve pek çok medyumun başarısının ardındaki anahtar faktör olarak nitelemiştir.\n\"Gerçek Mü'min\" terimi daha önce Eric Hoffer tarafından 1951 yılında yayımlanmış The True Believer isimli, fanatik grupların psikolojik köklerini anlatan kitabında da kullanılmıştır.", + "question": "Gerçek mü'min sendromu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gerçek mü'min sendromu 1976 yılında M." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1926", + "context": "İşletme; kâr amaçlı kurumların kuruluşu, finansmanı, üretim araçlarının sağlanması, üretilen mal ve hizmetlerin pazarlanması, örgütlenmesi, yönetilmesi ve finansal olaylarının izlenmesini inceleyen bir sosyal bilimdir. Türkçede ayrıca mal ve hizmet üretiminin gerçekleştirildiği iktisadi birimler için de kullanılmaktadır.", + "question": "İşletme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İşletme; kâr amaçlı kurumların kuruluşu, finansmanı, üretim araçlarının sağlanması, üretilen mal ve hizmetlerin pazarlanması, örgütlenmesi, yönetilmesi ve finansal olaylarının izlenmesini inceleyen bir sosyal bilimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1927", + "context": "Antrepo ya da ardiye, gümrük vergisine konu olup da henüz vergi ve resimleri ödenmemiş malların korunduğu, gerekiyorsa küçük tamamlayıcı işlemlerin yapıldığı gümrük binalarına yakın olan bir tür ticari depodur. Antrepolar, üreticiler, imalatçılar, ithalatçılar, ihracatçılar, toptancılar, perakendeciler, nakliye işletmeleri vb. tarafından kullanılır.\nUlusal lojistik Antrepo kelime olarak Fransızcadan Türkçeye geçmiştir ve kelime anlamı olarak gümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer, ardiye anlamlarına gelmektedir. Antrepo gümrük gözetimi altında bulunan eşyanın konulması amacıyla kurulan ve kuruluşunda aranılacak koşulları ve nitelikleri yönetmelikle belirlenen yerlere denir. Ayrıca antrepolar eşyanın gümrük mevzuatında düzenlenen şekilde konulması halinde süresiz kalabildiği ve eşyanın antrepoda kaldığı süre içerisinde eşyaya terettüp eden vergilerin ödenmediği bir gümrük rejimidir.\nAntrepolarda genellikle malları kamyonlara yüklemek ve boşaltmak için yükleme peronu bulunur. Bazen antrepolar, malların doğrudan demiryollarından, havaalanlarından veya deniz limanlarından yüklenmesi ve boşaltılması için tasarlanır. Malları taşımak için genellikle ISO standart paletlere yerleştirilen ve ardından palet rafı'na yüklenen vinçler ve forkliftler bulunur. Ürünlerin devriyesi zamanı fiş, makbuz, fatura, pro forma, irsaliye, nakliye faturası, çeki listesi gibi belgeler kullanılır.", + "question": "Antrepo nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Antrepo ya da ardiye, gümrük vergisine konu olup da henüz vergi ve resimleri ödenmemiş malların korunduğu, gerekiyorsa küçük tamamlayıcı işlemlerin yapıldığı gümrük binalarına yakın olan bir tür ticari depodur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1928", + "context": "Karar verme sürecine yol gösteren genel açıklamaları kapsayan plan türüdür. Politikayı uygulamak için ayrıntılara ağırlık vererek politikaların nasıl ve ne yoldan uygulanacağını gösterir.", + "question": "Genyöntem nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karar verme sürecine yol gösteren genel açıklamaları kapsayan plan türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1929", + "context": "Girişimci, ticaret, sanayi gibi alanlarda sermaye koyarak bir işi yapmaya girişen, kâr amacıyla riski üzerine alan kişidir. Girişimci mal ve hizmet üretebilmek için bütün üretim öğelerini en iyi koşullarda bir araya getirir. Kâr amacı güderek riski üzerine alır ve ihtiyaçları karşılamak için üretim öğelerini satın alır, bunları bir araya getirecek imkânı sağlar. Kâr amacı gütmekle beraber zararı da kabullenir. Müteşebbis terimi ilk defa 19. yüzyılda Fransız ekonomist Jean-Baptiste Say tarafından kullanılmıştır.\nÜretim, genellikle \"Doğal Kaynaklar + Sermaye + Emek + Girişimci = Mal veya Hizmet üretimi\" formülüyle tanımlanır.\nGirişimcilik genellikle zor ve karmaşık bir iştir. Birçok girişim başarısızlıkla sonuçlanır, ancak başarılı girişimler sonucunda önemli yenilikler ve ilerlemeler gerçekleşir.\nGirişimci ekonomiyi canlandırmada önemli bir rolü vardır. Yeni iş olanakları yaratması, ürün, hizmet ve süreçlerde yenilikler getirmesi, mevcut işletmeler tarafından karşılanmayan tüketici isteklerini karşılaması girişimciye önem kazandırır. Yenilikçi ve yaratıcı olmak, esneklik, risk alabilmek, önceden görebilmek gibi girişimcilik özellikleri iş yaşamında başarı etkenleridir.\nDaha dar tanımlar, girişimciliği, genellikle küçük bir işletmeye benzer şekilde yeni bir işletmeyi tasarlama, başlatma ve işletme süreci veya (İşletme Sözlüğü 'ne göre) \"kâr elde etmek için bir işletme girişimini tüm riskleriyle birlikte geliştirme, organize etme ve yönetme kapasite ve isteği\" olarak verilmiştir. Bu işletmeleri kuran kişilere genellikle \"girişimci\" denir.\nEkonomi alanında, girişimci terimi, buluşları veya teknolojileri ürün ve hizmetlere dönüştürme yeteneğine sahip bir varlık için kullanılır. Bu anlamda girişimcilik, hem yerleşik firmaların hem de yeni işletmelerin faaliyetlerini tanımlar.", + "question": "Girişimci nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Girişimci, ticaret, sanayi gibi alanlarda sermaye koyarak bir işi yapmaya girişen, kâr amacıyla riski üzerine alan kişidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1930", + "context": "İhale, bir iş, emlak ya da bir malı, birçok istekli arasından en uygun koşul teklif eden bir katılımcıya bırakmadır. Müzayedelerin aksine, ihale katılımcıları, rakipler tarafından önerilen koşullara erişir.\nHer ihalede bir ihale komisyonu bulunur. Bunun nedeni yapılacak suistimallere ve güvensizliğe engel olmaktır. İhaleye katılan taraflar kendi tekliflerini komisyona takdim ederler. İhalelerde karar yetkisi bu ihale komisyonuna aittir. İhaleyi kazanan kişi veya şirketle işlerin zamanında yapılması için sözleşme yapılır. Sözleşmeler düşük, orta ve yüksek değerli olabilir.", + "question": "İhale nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İhale, bir iş, emlak ya da bir malı, birçok istekli arasından en uygun koşul teklif eden bir katılımcıya bırakmadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1931", + "context": "İşletmeler Bakanlığı Türk hükûmet sisteminde sadece bir dönem varlığını sürdürmüş olan eski bir bakanlıktır.\nBakanlık 5 Ocak 1978 tarihinde Bülent Ecevit tarafından kurulan 42. Türkiye Hükûmeti döneminde kurulmuştur. Bakanlık kamuya ait sanayi kuruluşlarının bir üst örgütü olarak kurulmuş, ancak 12 Kasım 1979 tarihinde Süleyman Demirel tarafından kurulan 43. Türkiye Hükûmeti döneminde lağvedilerek bağlı kuruluşlar Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesine aktarılmıştır.", + "question": "İşletmeler Bakanlığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İşletmeler Bakanlığı Türk hükûmet sisteminde sadece bir dönem varlığını sürdürmüş olan eski bir bakanlıktır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1932", + "context": "Kapitalizm ya da diğer adlarıyla sermayecilik ve anamalcılık, üretim araçlarının özel mülkiyetine ve kâr amacıyla işletilmesine dayanan ekonomik sistemdir. Kapitalizmin tanımlayıcı özellikleri arasında sermaye birikimi, rekabetçi piyasalar, fiyat sistemleri, özel mülkiyet, mülkiyet haklarının tanınması, kişisel çıkar, ekonomik özgürlük, meritokrasi, iş ahlakı, tüketici egemenliği, ekonomik verimlilik, hükûmetin sınırlı rolü, kâr güdüsü, kredi ve borcu mümkün kılan finansal bir para ve yatırım altyapısı, girişimcilik, metalaşma, gönüllü değişim, ücretli emek, mal ve hizmet üretimi, inovasyon ve ekonomik büyümeye güçlü bir vurgu yer alır. Bir piyasa ekonomisinde kararlar ve yatırımlar, servet, mülk veya sermaye ya da üretim kapasitesini yönlendirme yeteneğine sahip kişiler tarafından belirlenir. Fiyatlar, mal ve hizmetlerin dağıtımı ise büyük ölçüde mal ve hizmet pazarlarındaki rekabet tarafından şekillendirilir.\nEkonomistler, tarihçiler, politik ekonomistler ve sosyologlar, kapitalizm analizlerinde farklı bakış açıları benimseyerek uygulamada kapitalizmin çeşitli biçimlerini kabul ettiler. Bunlar arasında laissez-faire veya serbest piyasa kapitalizmi, anarko-kapitalizm, devlet kapitalizmi ve refah kapitalizmi yer almaktadır. Kapitalizmin farklı biçimlerinde farklı derecelerde serbest piyasalar, kamu mülkiyeti, serbest rekabetin önündeki engeller ve devlet onaylı sosyal politikalar bulunmaktadır. Piyasalardaki rekabetin derecesi, müdahale ve düzenlemenin rolü ve devlet mülkiyetinin kapsamı farklı kapitalizm modellerine göre değişmektedir. Farklı piyasaların ne ölçüde serbest olduğu ve özel mülkiyeti tanımlayan kurallar, siyaset ve politika meseleleridir. Mevcut kapitalist ekonomilerin çoğu, serbest piyasa unsurlarını devlet müdahalesi ve bazı durumlarda ekonomik planlama ile birleştiren karma ekonomilerdir.\nModern biçimiyle kapitalizm, İngiltere'deki tarımcılıktan ve 16. ve 18. yüzyıllar arasında Avrupa ülkelerinin merkantilist uygulamalarından ortaya çıktı. Kapitalizm, 18. yüzyıldaki Sanayi Devrimi ile birlikte fabrika işçiliği ve karmaşık bir işbölümüyle karakterize edilen baskın bir üretim biçimi haline geldi. Küreselleşme süreciyle birlikte kapitalizm, 19. ve 20. yüzyıllarda, özellikle de I. Dünya Savaşı öncesinde ve Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra tüm dünyaya yayıldı. 19. yüzyıl boyunca kapitalizm, büyük ölçüde devlet tarafından düzenlenmedi, ancak II. Dünya Savaşı sonrası dönemde Keynesçilik yoluyla daha fazla düzenlendi, ardından 1980'lerden itibaren neoliberalizm yoluyla daha düzenlenmemiş kapitalizme geri dönüldü.", + "question": "Kapitalizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kapitalizm ya da diğer adlarıyla sermayecilik ve anamalcılık, üretim araçlarının özel mülkiyetine ve kâr amacıyla işletilmesine dayanan ekonomik sistemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1933", + "context": "Kitle kaynak (İngilizce: crowdsourcing), bir sorunun çözümünün hazırı yoksa, kendi çalışanlarından veya piyasadaki seçme profesyonel danışman ya da uzmanlardan değil de, kitlelerden, yani becerebilen herhangi birisinden sağlanması sürecine verilen isim ya da sıfattır.\n\nDiyelim ki bir teşkilatın/kurumun bir sorunu var. Kurum bu sorunu dört yoldan çözmeye çalışabilir.\nEn ucuzu ve en kolayı hazır almaktır.\nHazır yoksa sorunun önce kendi çalışanları tarafından çözülmesi yolunu deneyecektir.\nO da olmazsa fiyat ve diğer olanaklar el verdiği kadarıyla piyasadaki seçme profesyonel danışman ya da uzmanlardan faydalanma yolunu deneyecektir.\nO da mümkün değilse yapılabilecek tek şey kalmıştır: Gereksinimi ilan etmek ve tahmin edilemeyen bir örgüt ya da kişinin olası çözümünü beklemek. Kitle kaynak bu sonuncusudur.", + "question": "Kitle kaynak nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kitle kaynak (İngilizce: crowdsourcing), bir sorunun çözümünün hazırı yoksa, kendi çalışanlarından veya piyasadaki seçme profesyonel danışman ya da uzmanlardan değil de, kitlelerden, yani becerebilen herhangi birisinden sağlanması sürecine verilen isim ya da sıfattır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1934", + "context": "İşlem maliyeti veya işlem maliyetleri, ekonomi ve ilişkili disiplinlerde, ekonomik alışveriş yapıldığındaki giderlerin ücretidir. Genel olarak firma ya da bireylerin herhangi bir mal ve/veya hizmete ulaşmak için geçirdiği zaman, istenilen mal ya da hizmete ulaşmak için yapılan tüm araştırma, ulaşma ve pazarlık-takip çabalarına ilişkin giderlerin toplamıdır.\nBu anlamda, üretim faktörlerinden işgücü ve hammadde arayışı, personelin verilecek görevi doğru yapması için sağlanan eğitim giderleri, mülkiyet hakkı doğuran işlemler, karşılıklı olarak diğer kişi ya da kurumlarla yapılan kontratlar ve tüm bunlara ulaşmak için yapılan diğer masrafları, ilan, araştırma, pazarlık, görüşme ve ulaşım giderleri ve işlerin istenildiği gibi gitmesinin takibi de dahil olmak üzere pek çok maliyeti içermektedir.\nİşlem maliyetlerinden önemliler söyle sıralanabilir:\n\nAraştırma ve bilgi alma maliyetleri: İstenilen mal veya hizmetin pazarlarda bulunup bulunmadığı, piyasa araştırması, bildirilen kalitelerin karşılaştılması, teklif edilen en düşük fiyatı bulma, o fiyatı açıklayan satıcının ünü vb.\nPazarlık etme ve karara varma maliyetleri: İki parti arasındaki kabul edilecek bir takas olması için yapılan müzakerelerin maliyeti, kontratın hazırlanma ve değişme maliyeti vb. Oyun teorisinde bu maliyetler özellikle kim daha önce korkup karara varacak oyunu (İngilizcesi: \"game of chicken\") için incelenmeleri gereklidir. Taşınmaz mallar piyasalarında ve piyasaların içsel bünyelerinin incelenmesinde bu maliyetler teklif fiyatı ile sorgu fiyatı arasındaki farkın fonksiyonudur.\nGözetme ve uygulatma maliyetleri: Bu maliyetler her iki tarafın da kontrat şartlarını kontratta bildirilenin aynıyla uygulamalarını sağlamak için yüklendikleri maliyetleridir. Örneğin malın tesliminden sonra kalite kontrolü. Eğer iki taraftan biri bu kontrata uyulmadığını iddia ederse bu iddianın doğru olup olmadığının kontrol maliyetleri ve uyulmaması halinde şartlara uymak için yeniden yüklenilen masraflar veya uyulmadığı açığa ortaya çıkarsa (gerekirse devlet adalet sistemini kullanarak) gereken yaptırım ve ceza maliyetleri.", + "question": "İşlem maliyeti nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İşlem maliyeti veya işlem maliyetleri, ekonomi ve ilişkili disiplinlerde, ekonomik alışveriş yapıldığındaki giderlerin ücretidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1935", + "context": "Müteahhit ya da yüklenici ya da üstlenici; sözleşme ve kontrat ile yüklenilen işi veya projeyi gerekli yöntemle temin ve tamamlamayı tahahhüt eden özel veya tüzel kişiye verilen addır. Ancak müteahhit kavramı daha çok inşaatı yapan özel veya tüzel kişilerle özdeşleştirilmektedir.\nTerim aşağıdakileri ifade edebilir:\n\nGenel yüklenici, bir binanın ya da başka bir tesisin inşaatından sorumlu bir kişi ya da kuruluş\nDevlet yüklenicisi, devlet için mal veya hizmet üreten özel bir şirket\nBağımsız yüklenici; bir sözleşmede belirtilen şartlar altında başka bir işletmeye mal veya hizmet sağlayan taraf\nSavunma müteahhidi, hükûmete silah veya askeri eşya sağlayan silah endüstrisi\nÖzel askeri şirket, askeri nitelikteki hizmetleri sağlamayı taahhüt eden bir kuruluş veya birey\nOkul otobüsü yüklenicisi, okul bölgesi veya devlet okulu olmayan okullara okul otobüsü hizmeti sağlayan özel bir şirket veya mülk\nTaşeron, bir başkasının sözleşmesinin yükümlülüklerinin bir kısmını veya tamamını yerine getirmek için bir sözleşme imzalayan bir şahıs veya işletme\nDanışman, belirli bir alanda veya uzmanlık alanında uzman tavsiyesi veren bir uzman\nPermatemp, bir personel kurumu aracılığıyla uzun süre bir kuruluşta çalışan kişi\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Müteahhit nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Müteahhit ya da yüklenici ya da üstlenici; sözleşme ve kontrat ile yüklenilen işi veya projeyi gerekli yöntemle temin ve tamamlamayı tahahhüt eden özel veya tüzel kişiye verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1936", + "context": "Para ekonomisi, bir ekonomik sistemde bir ekonomide dolaşımdaki paranın genel bir ödeme aracı olarak yönetilmesidir. Paranın karşılığı mal yönetimidir.", + "question": "Parasal ekonomi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Para ekonomisi, bir ekonomik sistemde bir ekonomide dolaşımdaki paranın genel bir ödeme aracı olarak yönetilmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1937", + "context": "Taylorculuk veya Bilimsel Yönetim, ilkeleri Amerikalı iktisatçı ve mühendis Frederick Winslow Taylor tarafından 1880'lerde geliştirilmiş olan ve 1911 yılında yayımladığı \"Bilimsel Yönetimin İlkeleri\" (Özgün adı: The Principles of Scientific Management) adlı eseri ile ortaya konmuş olan bir üretim yöntemidir. Temel olarak bilim insanları tarafından maksimum verimi elde etmek için üretimi yapmanın en iyi yolunu (İngilizce: The One Best Way) bulmayı amaçlar. Üretim organizasyonu, üretim için gereken jest, ritim ve kadans tekniklerinin analizine, üretim eylemlerinin önceden tasarlanmasına ve iş başına ücret yerine saat başına ücrete geçişe dayanır. Henry Ford tarafından üretim bandında çalışmayı içeren ve bir parçasını Taylorculuğun oluşturduğu Fordçuluk ile karıştırılmamalıdır.", + "question": "Taylorculuk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Taylorculuk veya Bilimsel Yönetim, ilkeleri Amerikalı iktisatçı ve mühendis Frederick Winslow Taylor tarafından 1880'lerde geli��tirilmiş olan ve 1911 yılında yayımladığı \"Bilimsel Yönetimin İlkeleri\" (Özgün adı: The Principles of Scientific Management) adlı eseri ile ortaya konmuş olan bir üretim yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1938", + "context": "Üretim faktörleri, bir ürünün ortaya çıkabilmesi için gerekli olan unsurlardır. Klasik endüstri teoreminde 3 tane olan faktörler, zamanla güncellenerek dördüncü faktör farklı bakış açılarına göre eklenmiştir. Bu bakış açıları arasında Marksizm, NeoKlasik ekonomik yaklaşım veya ekolojik ekonomi gibi kavramlar sayılabileceği gibi, yükselen bir trend olarak bilgi ekonomisi kavramı da sayılabilir.", + "question": "Üretim faktörleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Üretim faktörleri, bir ürünün ortaya çıkabilmesi için gerekli olan unsurlardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1939", + "context": "Veri (İng. ve Lat. datum; ç. data), ham (işlenmemiş) gerçek enformasyon parçacığına verilen addır. Veriler ölçüm, sayım, deney, gözlem ya da araştırma yolu ile elde edilmektedir. Ölçüm ya da sayım yolu ile toplanan ve sayısal bir değer bildiren veriler nicel veriler, sayısal bir değer bildirmeyen veriler de nitel veriler olarak adlandırılmaktadır. Her sembolik gösterim gibi, veri de belirli bir nesne, birey ya da olguya ilişkin bir soyutlamadır. Ancak enformasyon ve bilginin soyutluk düzeyleri ile karşılaştırıldığında, verilerin soyutluk düzeyi daha düşüktür. Bir verinin tek başına bir anlamı ve işlevi bulunmamaktadır. Veriler toplandıktan sonra gruplanarak, sıralanarak ve özetlenerek, elle ya da bilgisayarla işlenip enformasyona dönüştürüldüklerinde anlam kazanmakta; ait oldukları bağlamı açıklama gücüne kavuşmaktadır. Problem çözme ya da karar verme gibi bir amaca hizmet edebilecek duruma gelmektedir.", + "question": "Veri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Veri (İng." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1940", + "context": "Kategori ya da ulam, felsefi anlamda genel olarak öznitelik ya da bir nesneye yüklenen nitelik olarak anlaşılır. Kategoriler, bir konunun anlam ve sınırlarını, içerik ve biçiminin çerçevesini belirler.\nKategoriler, koşulu kendilerinde mevcut olan genel niteliklerdir; bu anlamda ve dolayısıyla koşulsuzdurlar. Kategorik denildiğinde belirtilen anlam, bu bağlamda, koşulsuzluktur. Bu genel anlamın ötesinde felsefe tarihi boyunca kategori kavramı içerik olarak kullanıldığı felsefi dizgeye (sistem) göre anlam kazanan bir içeriğe sahiptir. Bir anlamda kategori kavramının oluşturcusu Aristoteles'tir. Aristoteles on çeşit kategori belirlemiş ve bir konu hakkında bu on kategoriye göre bir şey söylenebileceğini belirtmiştir. Töz, nicelik, nitelik, yer, zaman, durum, sahiplik, etki, edilgi, bağıntı Aristotales'in ortaya koyduğu kategorilerdir. Böylece kategori, felsefede anlamlı bir şey söyleyebilmenin koşullarını belirleyen kavram olarak görünmektedir.\nKant'ın buna paralel ancak farklı içerikte bir kategori tanımı vardır. Kant, tecrübelerimizin önsel (a priori) koşulu olan mutlak zihinsel kavramları adlandırmak üzere kategori kavramını kullanır. Kant'a göre, zihnin duyumlardan gelen verileri toplayıp değerlendirmesi ve birleştirip sonuçlara varması için on iki ayrı kategori mevcuttur. Bu on iki kategori temelde dört ana kategoriye bağlıdır. Bunlar: Nitelik, nicelik, bağıntı ve modalite'dir.\nKant ile Aristoteles'in kategori anlayışlarındaki farklılık, Kant'ta kategoriler yalnızca düşüncenin özellikleri olmasına karşın, Aristoteles'te kategoriler hem düşüncenin hem de varlığın özelliklerini gösterirler.", + "question": "Kategori nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kategori ya da ulam, felsefi anlamda genel olarak öznitelik ya da bir nesneye yüklenen nitelik olarak anlaşılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1941", + "context": "Kavram, nesnelerin ya da olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarımdır. Kavramlar, soyuttur ve gerçek dünyada yoktur. Benzer olan fikirleri, insanları, olayları vs gruplandırmak için kullanılan bir sınıflamadır. Kavram yanılgıları ise daha çok kişisel deneyimler sonucu oluşmuş, bilimsel gerçeklere ve düşüncelere aykırı, anlamlı öğrenmeyi engelleyici bilgilerdir.\nKavram klasik mantıkta oldukça önemlidir. Kavramlar dille ifade edilirse buna terim adı verilir. Başka bir deyişle kavramlar nesnelerin soyut tasavvurları iken, bu tasavvurların dildeki karşılıkları ise terim olarak adlandırılır. Kavramlar işaretlerle ifade edilir. Bu işaretler sözlü veya sözsüz olabilirler. Bu işaretleri islam mantıkçıları \"delalet\" adıyla nitelemişler ve delaletleri tabii, akli ve vaazi delaletler olarak üç gruba ayırmışlardır. Her bir grup da sözlü veya sözsüz işaretler taşıyabilir ve böylece delaletler 6 gruba ayrılmış olur. İşte mantığı ilgilendiren sadece sözlü olan delaletlerdir.", + "question": "Kavram nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kavram, nesnelerin ya da olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarımdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1942", + "context": "Nitelik (Osm. keyfiyet, Lat. qualitas, İng. quality, Fr. qualité), bir şeyin oluş biçimi ya da bir şeyin yapısını belirleyen, onu şöyle ya da böyle yapan temel özellik olarak tanımlanan felsefe ve mantık terimi.\nNitelik mantıkta, bir önermenin olumlu ya da olumsuz oluşu anlamındadır. Mantıksal yargı, niteliğine göre evetleyici, değilleyici ve sınırlayıcıdır.\nFelsefede, Aristotales'ten beri, düşüncenin temel kategorlerinden biri kabul edilmiştir. Gerçekliğin niceliğe indirgenemeyen yanı anlamına gelir. Demokritos, ardından Skolastikler ve Locke ile Leibniz zorunlu olarak var olan birincil nitelikleri, zorunlu olarak var olmayan ikincil niteliklerden ayırmışlardır. Birincil nitelikler şeylerden ayrılmayan, onlara doğrudan bağlı nitelikler; ikincil nitelikler ise, birincillerden türeyen niteliklerdir.\nBir şeyin niteliği, o şeyin özelliklerine indirgenemez. Nitelik her zaman, bir şeyi kendisi yapan temel özelliği dile getirir. Nesnelerin, görüngülerin (fenomen) ve süreçlerin hepsine özgü nitelikler vardır. Niteliksiz şeyler var olmadığından, niteliğin mutlak karakterli olduğu söylenebilir. Öte yandan, nitelik şeylerin değişmez yanlarını dile getirmediği için göreli (relative) karakterlidir. Nesnelerin çeşitli bağıntılarında ve farklılaşma ya da gelişme evrelerinde farklı nitelikler göstermeleri de, niteliğin göreli karakterini gösterir.", + "question": "Nitelik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nitelik (Osm." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1943", + "context": "Sınıflama (Osmanlıca: tasnif, İngilizce: classification, Fransızca: classification, Almanca: Klassifikation), varlıkları benzer özelliklerine göre birbirinden ayırmak ve sistematik bir şekilde hazırlanmış, düzenlenmiş ve nitelikleri belirlenmiş gruplara (kümelere) atama, dahil etme işlemidir.", + "question": "Sınıflama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sınıflama (Osmanlıca: tasnif, İngilizce: classification, Fransızca: classification, Almanca: Klassifikation), varlıkları benzer özelliklerine göre birbirinden ayırmak ve sistematik bir şekilde hazırlanmış, düzenlenmiş ve nitelikleri belirlenmiş gruplara (kümelere) atama, dahil etme işlemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1944", + "context": "Analiz, karmaşık bir konuyu veya maddeyi daha iyi anlamak için daha küçük parçalara ayırma sürecidir. Teknik, matematik ve mantık çalışmalarında Aristoteles'ten önce uygulanmıştır.", + "question": "Analiz nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Analiz, karmaşık bir konuyu veya maddeyi daha iyi anlamak için daha küçük parçalara ayırma sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1945", + "context": "Bilinç dışı, Sigmund Freud'un psikanaliz kuramında geliştirilmiş bir kavramdır. Buna göre; bilinç yapısı ikili bir nitelik taşır, yani görülen bilinç durumlarının gerisinde çok daha derinde ve görünmez bir bölgede işleyen başka bir yapı daha söz konusudur. Bu bölgenin adı bilinç dışıdır ve bilinç durumunu etkileyen asıl şey bu yapıdır. Freud'un bilinçaltı ile ilgili imgelemeyi güçlendiren bir yorumu vardır. Freud bilinci okyanustaki buz dağına benzetir. Suyun altında kalan kısım bilinçaltı, su üzerinde kalan kısım bilinçtir. Bu yoruma göre bilinçaltıyla ilgili araştırma ve sentezlerde bulunmuştur.\nBilinçaltının rüyalarla açığa çıkacağını savunmuş ve hastalarıyla bunu örneklendirmiştir.", + "question": "Bilinç dışı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilinç dışı, Sigmund Freud'un psikanaliz kuramında geliştirilmiş bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1946", + "context": "Bilişsel şema ya da kısaca şema, aynı türden bilgilerin uzun süreli bellekte oluşturduğu küme, bilgi örüntüsü anlamına gelir.\nÖrneğin, beyinde tüm renkler renkler şemasında, tüm adlar adlar şemasında, tüm sıfatlar sıfatlar şemasında yer alır. Herhangi bir renk hem renkler şemasında yer alır, hem de renk sıfat olarak kullanılabileceği için sıfatlar şemasında yer alır. Dolayısıyla, aynı türden bilgiler şemaları oluşturur; ancak, değişik şemalardaki bilgiler doğrudan ya da dolaylı olarak birbirleriyle ilgili olduklarından şemalar da birbirleriyle ilgilidirler ve bilgiler bir örüntü oluşturduğu gibi, şemalar da birbirlerine bağlanarak bir örüntü oluştururlar.\nÖğrenme sürecinde duyu organları yoluyla yeni bir bilgi geldiğinde, beyin otomatik olarak ilintili gördüğü şemayı devindirir ve eski bilgiyle (şemadaki bilgiyle) yeni bilgiyi işler (anlama-öğrenme süreci) ve işlenmiş bilgi artık bir şemanın parçası olarak uzun süreli belleğe gönderilir.\n\n\"aşağıdan yukarıya süreç\": \"bottom-up process\": beyindeki, yani aşağıdaki, yani uzun süreli bellekteki bilginin kısa süreli belleğe çağrılması/getirilmesi\n\"yukarıdan aşağıya süreç\": \"top-down process\": yeni bilginin eskisiyle işlenerek uzun süreli belleğe gönderilmesi işlemi.", + "question": "Bilişsel şema nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilişsel şema ya da kısaca şema, aynı türden bilgilerin uzun süreli bellekte oluşturduğu küme, bilgi örüntüsü anlamına gelir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1947", + "context": "Doğa (Türkçe doğ- fiilinden türetilmiştir, \"Tabiat\") İnsan yapımı dışında kalan ve kendiliğinden var olan, sürekli değişen, dönüşen tüm fiziki evren ve onun kendiliğinden işleyişi. İnsan da doğanın parçasıdır. İnsan'ın doğadan koparak; doğaya, dünyaya müdahale eden bir canlıya dönüşmesiyle doğa ve insan ayrımı yapılmak durumu doğmuştur. İnsanın, kabaca on bin yıl öncesinden itibaren özellikle de yerleşik düzene geçmesiyle, yoğun şekilde besi hayvanlarını evcilleştirmesi, toprağı ekip dikmeye başlaması, tüm ekonomik faaliyetleri, kitlesel savaşları ve savaşlar için geliştirdiği teknolojileri, insanın doğadan kopması veya doğaya müdahale etmesi olarak yorumlanır. Antik Çin bilgelerinden Zhuangzi bu kopuşu \"İnsanın, öküzün burnuna halka takması\" diye anlatır: Öküzün iki kulağı, iki boynuzu, dört bacağının olması doğadan gelir; öküzü işinde gücünde kullanmak için burnuna halka takıp çekiştirmek ise insan müdahalesidir.\nBu yüzden her ne kadar insan, Doğa Bilimleri'nin konusu olsa da, doğadan koparak geliştirdiği kendi dünyasındaki etkileşim ve uğraşların tümü Sosyal Bilimler adı altında incelenir. Genellikle \"doğal çevre\" ya da yabani hayvanlar, dağlar, ormanlar, denizler, vbg. barındıran yabani/vahşi doğa, insan müdahalesi ile önemli ölçüde değiştirilmemiş ya da insan müdahalesine rağmen devam eden şeyler anlamına gelir. Örneğin, üretilen nesneler ve insan etkileşimi, \"insan doğası\" veya \"doğanın tamamı\" olarak nitelendirilmedikçe doğanın bir parçası olarak kabul edilmez.\nBunun üzerine doğal ve yapay kavramları kullanılır hale gelmiştir. İnsan yapımı her şey yapay olarak adlandırılır. Yapay sözcüğü, insan bilinci veya zihni tarafından ortaya çıkarılan şeyler için de kullanılır olmuştur.", + "question": "Doğa nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğa (Türkçe doğ- fiilinden türetilmiştir, \"Tabiat\") İnsan yapımı dışında kalan ve kendiliğinden var olan, sürekli değişen, dönüşen tüm fiziki evren ve onun kendiliğinden işleyişi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1948", + "context": "Entelektüel, aydın ya da münevver, zekâsını ve analitik düşünme yetisini mesleği gereği ya da kişisel amaçlarına erişmekte kullanan kişi. Entelektüel kelimesinin kökeni Latince intellectus (anlamak) sözcüğüne dayanır ve günümüzde genellikle şu anlamlardan birinde kullanılır:\n\nKapsamlı bilgi ve birikim gerektiren soyut konularla derinlemesine ilgilenen kişi.\nMesleği, mal ve hizmet üreten diğer meslek gruplarından farklı olarak, fikir ve bilgi üretmek ve/veya yaymak olan kişi (akademisyenler, bilim insanları vb).\nKültür ve sanat konularında uzman kabul edilen, bu konulardaki bilgisi birikimi kültürel bir otorite olmasına olanak sağlayan ve toplum karşısında çeşitli konularda değerlendirmeler yapan kişi.\nGeçmişte tahsilli, bilgili kişiye münevver denirdi. Daha sonraları aydın sözcüğü \"kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse)\" anlamında kullanılmaya başlandı.", + "question": "Entelektüel nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Entelektüel, aydın ya da münevver, zekâsını ve analitik düşünme yetisini mesleği gereği ya da kişisel amaçlarına erişmekte kullanan kişi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1949", + "context": "Kalite, insanlık tarihi boyunca hakkında ciddi olarak düşünülmüş, farklı fikirler ortaya konulmuş ve tarihin gelecek seyri boyunca da yoğun ilgisine devam edecek olan bir kavramdır.\nKalite'nin önemine ticari ve akademik olarak medya vasıtasıyla birçok kez işaret edilmiştir.\nSon zamanlarda yapılan bir araştırmaya göre, üst düzey yöneticiler tarafından en fazla geliştirilmesi gerektiği düşünülen kavramların başında ürün ve hizmet kalitesi geldiği belirlenmiştir.\nKalite ayrıca firmaların uluslararası alanda yükselmesine yardımcı olan en önemli güç olarak da tanımlanmaktadır.\nKalite'nin tek olarak kavramını aramak, araştıranları yorgun düşürmekten başka bir şeye yaramamıştır. Kalite; değer olarak, ürünün teknik özelliklerine uyması olarak, ihtiyaçlara uygunluk olarak, kullanıma uygunluk olarak, da tanımlanmıştır.Kavram açıklanılmaya, tanımlanılmaya çalışıldığı tarihten bağımsız olarak birçok kez ilginç ve şaşırtan tanımlara sahip olmuştur.\nKalite Kavramı, uzun yıllar önce başlatılan ve günümüze kadar gelen süreç içerisinde çeşitli değişimlere uğramış, Bütünsel Kalite Yönetim Felsefesinin öncülüğünde çağdaş adını bulmuş ve sonsuza kadar güncelliğini koruyacak olan süreç içerisinde yeni tanımlarını bulmaya devam edecektir.", + "question": "Kalite nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kalite, insanlık tarihi boyunca hakkında ciddi olarak düşünülmüş, farklı fikirler ortaya konulmuş ve tarihin gelecek seyri boyunca da yoğun ilgisine devam edecek olan bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1950", + "context": "Kavram Haritası, kavramlar arasındaki ilişkileri gösteren diyagramlardır. Ausubel'in \"Anlamlı Öğrenme\" yaklaşımını temel alarak Novak ve arkadaşları tarafından geliştirilmiştir. Bilgiyi düzenlemeye ve ifade etmeye yarayan bir grafiksel araçtır. Kavramlar bir tür kutu veya çember ile çevrelenir ve iki kavram arasındaki ilişki birbirleri arasına çizilmiş çizgilerle belirtilir.\nKavram haritası, insanların nasıl öğrendikleri ile anlamlı öğrenme konuları arasında köprü kuran bir öğrenme, öğretme stratejisidir. Bir kavram haritası daha geniş bir kavram başlığı altındaki kavramların birbirleriyle ilişkilerini gösteren iki boyutlu bir şemadır. Kavramların anlaşılması ve zihne girmesi için ön bilgilerin yeterli olması ve etkin olarak kavramları ve o kavramlar arasındaki ilişkileri düşünmek gereklidir. Diyagramlar, çizimler, fotoğraf, video gibi araçlar günümüzde kavram haritaları oluşturmak için kullanılabilecek araçlardır. Kullanım amacına göre çeşitli kavram haritaları vardır. Kavram haritaları öğrencilerin bilişsel düzeylerini ortaya koymak için kullanılabileceği gibi ölçme- değerlendirme aracı olarak da kullanılabilir.", + "question": "Kavram haritası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kavram Haritası, kavramlar arasındaki ilişkileri gösteren diyagramlardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1951", + "context": "Kavramsal model bir sistemin temsilidir ve modelin temsil ettiği sistemin insanların daha rahat bir şekilde anlamalarına yardımcı olur. Örneğin, montajı yapılarak oluşturulan bir oyuncak model temsil ettiği objenin çalışmasını modelini oluşturacak bir şekilde çalışabilir.\nKavramsal model terimi bazen konsept veya genelleme çalışmaları sonucunda meydana getirilen modellerden bahsetmek için kullanılabilir. Kavramsal modeller sık sık gerçek dünyaya ait sosyal veya fiziksel şeylerin soyutsal olarak ifadesidir. Semantik çalışmalar kavramsal model kavramının konsept çalışmalarının değişik versiyonları ile ilgili olduğunu ortaya koymuştur. Kavramsal modeli hedefleri, fonksiyonel ve davranışsal yeteneklere dönüştürmek için bir araç olarak kullanılan gerçekleştirimden bağımsız gösterimler olarak tanımlamıştır", + "question": "Kavramsal model nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kavramsal model bir sistemin temsilidir ve modelin temsil ettiği sistemin insanların daha rahat bir şekilde anlamalarına yardımcı olur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1952", + "context": "Kendini kopyalama, bir şeyin kendi kopyasını çıkartabileceği herhangi bir süreçtir. Biyolojik hücreler, uygun koşullar altında, hücre bölünmesi ile çoğalırlar. Hücre bölünmesi sırasında DNA kopyalanır ve kopyalanma sırasında iletilebilirler. Biyolojik virüsler ancak bir enfeksiyon süreci çerçevesinde ilişki kurdukları hücrelerin üreme mekanizmalarını yöneterek üreyebilirler. Bilgisayar virüsleri de kopyalanmak için bilgisayarlarda var olan yazılım ve donanımları kullanırlar. Mimler ise insan aklı ve kültürünü kendi kopyalanma mekanizması olarak kullanır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kendini kopyalama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kendini kopyalama, bir şeyin kendi kopyasını çıkartabileceği herhangi bir süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1953", + "context": "MacGuffin (McGuffin olarak da yazılır), kendi içinde sıradan ya da önemsiz gibi görünen ama filmin ya da romanın akışını ya da karakterin motivasyonunu belirleyen obje, unsur ya da olaya denir. Kavram, 1920'li yıllarda senarist Angus MacPhail tarafından icat edilmiş, birlikte pek çok filmde çalıştığı Alfred Hitchcock sayesinde popüler olmuştur.", + "question": "MacGuffin nedir?", + "answers": { + "text": [ + "MacGuffin (McGuffin olarak da yazılır), kendi içinde sıradan ya da önemsiz gibi görünen ama filmin ya da romanın akışını ya da karakterin motivasyonunu belirleyen obje, unsur ya da olaya denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1954", + "context": "Mr. Magoo Etkisi, toplumlarda görülen, giderek azalan açık seçik düşünme ve yorumlama kapasitesini tanımlamaktadır. Alınan bilginin ve mesajın yoğunluğu ve fazlalığından dolayı tümünün belirlenemediğinden, yorumlanamadığından, sınıflandırıp depolanamadığından ve bu nedenle de her şeyin birbirine karıştığından söz eden bir görüştür.\n1960'lı yıllarda çizgi filmleri yapılan eksantrik, sakar bir milyoner olan Mr. Magoo'nun (Quincy Magoo) aşırı miyop olması ve bu nedenle her şeyi birbirine karıştırması sebebiyle ismini bu çizgi film karakterinden almıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Mr. Magoo Etkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mr." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1955", + "context": "Ockham'ın usturası, Occam'ın usturası, Ocham'ın usturası (Latince: Novacula Occami), tutumluluk yasası veya basitlik yasası (Latince: Lex parsimoniae), \"olasılıkların zorunluluk olmadan çoğaltılmaması gerektiği\" prensibine dayanan problem çözme ilkesi. Fikir, ilahi mucizeler fikrini savunmak için basitliği tercih eden skolastik filozof ve teolog, İngiliz Fransisken rahibi Ockhamlı William'a (y. 1287-1347) atfedilir. \"En basit açıklama büyük olasılıkla doğru olandır\" gibi ifadelerle çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. Bu felsefi ustura, aynı tahminle ilgili rakip hipotezler sunulduğunda, en az varsayıma sahip çözümün seçilmesi gerektiğini savunur. Dolayısıyla, farklı tahminler yapan hipotezler arasında seçim yapmanın bir yolu değildir.\nOckham'ın usturası, bilimde de aday modeller arasında katı bir belirleyici olmaktan ziyade teorik modellerin geliştirilmesinde kaçınıcı bir buluşsal yöntem olarak kullanılır. Bilimsel yöntemde Ockham'ın usturası, reddedilemez bir mantık ilkesi veya bilimsel bir sonuç olarak görülmez. Bilimsel yöntemde basitlik tercihi yanlışlanabilirliğe dayanmaktadır. Bir olgunun kabul edilen her açıklaması için çok ve anlaşılmaz sayıda olası karmaşık seçenekler olabilir. Başarısız olan açıklamalar, yanlışlanmalarını önlemek için her zaman ad hoc hipotezlerle temellendirilebileceğinden, daha karmaşık olanlara göre daha basit teoriler tercih edilir çünkü daha test edilebilirdirler.", + "question": "Ockham'ın usturası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ockham'ın usturası, Occam'ın usturası, Ocham'ın usturası (Latince: Novacula Occami), tutumluluk yasası veya basitlik yasası (Latince: Lex parsimoniae), \"olasılıkların zorunluluk olmadan çoğaltılmaması gerektiği\" prensibine dayanan problem çözme ilkesi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1956", + "context": "Organik, \"bitki veya hayvan kökenli\", bazen de \"karbon içeren\" anlamında kullanılan bir sıfat. Organik sözcüğü ile şunlardan biri kastedilmiş olabilir:\n\nKimyada, karbon içermekte olan (istisnalar hariç) organik bileşikler.\nTarımda, organik kelimesi gübre ve böcek ilacı ile ilgilidir, bunların kesinlikle hayvan veya bitki kökenli olması gerekir. Kullanılan ürünlerin doğallığı sebebiyle Organik tarım olarak adlandırılır.\nOrganik gıda, doğal beslenmede kullanılan çeşitli ürünler.\nOrganik ürünler adı altında kullanıma sunulan veya satılan ürünlerdir.\nOrganik restoran veya doğaya yakın anlamında organik yaşam biçimi şeklinde de kullanımları mevcuttur.\nOrganik kozmetik - Organik tarım ile elde edilen sertifikalı organik bitkilerin özsuları (organik hidrosol) kullanılarak üretilen kozmetik veya dermokozmetik ürünler.\nOrganik yapım eşya, petrokimyasal ve insan yapımı malzemelerin (kontrplak, vinil, camelyaf (fiberglas)) kullanılmadığı anlamında gelir.\nAyrıca organik terimi bir bütünün ayrılmaz parçalarından birisi anlamında da kullanılır.\nOrganik (askeriye)", + "question": "Organik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Organik, \"bitki veya hayvan kökenli\", bazen de \"karbon içeren\" anlamında kullanılan bir sıfat." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1957", + "context": "Oryantasyon; yönlendirme, yön verme, kılavuzluk etme, Fransızca orientation sözcüğünün Türkçe söylenişi.\nGenellikle bir iş terimi olarak kullanılır. İplik üretiminde, ipliği oluşturan liflerin birçok kez çekilip uzatılarak birbirlerine paralel hale getirilmesi işlemine de oryantasyon denir.", + "question": "Oryantasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Oryantasyon; yönlendirme, yön verme, kılavuzluk etme, Fransızca orientation sözcüğünün Türkçe söylenişi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1958", + "context": "Özerklik ya da otonomi, başka bir kişi ya da durumdan bağımsız karar verme, kendi kendini yönetebilme yetisi. Yunancadan gelen \"auto\" (öz, kendi kendine) ve \"nomos\" (kural, yasa) kelimelerinin birleşiminden oluşur. Gelişim psikolojisinde ve ahlaki, politik ve biyoetik felsefede özerklik bilinçli, zorlanmamış karar verme kapasitesidir.\nÖzerk kuruluşlar veya kurumlar bağımsızdır veya kendi kendini yönetirler.", + "question": "Özerklik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Özerklik ya da otonomi, başka bir kişi ya da durumdan bağımsız karar verme, kendi kendini yönetebilme yetisi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1959", + "context": "Popüler genel anlamda, bir olay, konu, nesnenin insanların ilgilenmesine bağlı olarak artan bir kavramdır. Genellikle kültür kavramlarına (müzik, literatür, tiyatro ve sinema yapıtları) atfedilen bir olgudur. Buna göre popüler olan bir kavram şu özellikleri kapsar;\n\ngenel olan kavramlar;\ngeniş kitlelere hitap eden kavramlar;\ngenel halkın ulaşabileceği kavramlar.", + "question": "Popüler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Popüler genel anlamda, bir olay, konu, nesnenin insanların ilgilenmesine bağlı olarak artan bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1960", + "context": "Prototip (Yunanca πρωτότυπον (prototipon, orijinal) ve τύπος (tipos, gösterim, sunum)), genel terminoloji ve semantikte belirli bir kategoride ele alınabilecek herhangi bir somut nesne, varlık veya olgunun geri kalanlar için örnek teşkil edebilme vasfına sahip ilk ve en ilkel türevidir. Çok ögeli bir kümede grubun kendinden sonraki diğer tüm üyelerinin karakteristik özelliklerinin karşılaştırılarak tasnif ve derecelendirme yapılabilmesini mümkün kılan en özgün öbek elemanını ima eder.\nPrototip, yeni bir ürün geliştirme sürecinin önemli adımlarından biridir. Ürünün hedef kitlesiyle test edilmesini, etkileşimli hale getirilmesini ve kullanıcı geri bildirimlerinin alınmasını sağlayan bir araçtır. Prototipler, tasarımcıların ve mühendislerin, proje üzerinde ilerlerken daha iyi kararlar alabilmesine yardımcı olur. Herhangi bir ürünün geliştirilmesinde prototipin önemi büyüktür çünkü fikirlerin görsel ve işlevsel olarak test edilmesini sağlar. Prototip, sadece son kullanıcılar için değil; bazen yatırımcılar, iç kullanıcılar ve yöneticiler için de kullanılabilir. Prototipler, kağıt, ara yüz, oyun hamuru gibi çeşitli malzemelerle üretilebileceği gibi mekanik parçalar veya yazılım kodları halinde de olabilir. Önemli olan, ürünün detaylarına odaklanmak değil, tasarım sürecinin erken aşamalarında büyük hataları fark etmek ve büyük maliyetlere yol açmadan düzeltmektir.", + "question": "Prototip nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Prototip (Yunanca πρωτότυπον (prototipon, orijinal) ve τύπος (tipos, gösterim, sunum)), genel terminoloji ve semantikte belirli bir kategoride ele alınabilecek herhangi bir somut nesne, varlık veya olgunun geri kalanlar için örnek teşkil edebilme vasfına sahip ilk ve en ilkel türevidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1961", + "context": "\"Varlık neden var?\" veya \"Neden yokluk dışında bir şey var?\" sorusu Gottfried Wilhelm Leibniz, Ludwig Wittgenstein ve Martin Heidegger gibi filozoflara yöneltilmiş ve onlar tarafından cevaplandırılmaya çalışılmıştır. Bu filozoflar bu soruya metafiziğin temel sorusu adını verdiler.", + "question": "Varlık neden var nedir?", + "answers": { + "text": [ + "\"Varlık neden var?\" veya \"Neden yokluk dışında bir şey var?\" sorusu Gottfried Wilhelm Leibniz, Ludwig Wittgenstein ve Martin Heidegger gibi filozoflara yöneltilmiş ve onlar tarafından cevaplandırılmaya çalışılmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1962", + "context": "Vujá dé, tanıdık bir durumu ya da olayı, sanki ilk kez karşılaşılıyormuş gibi tamamen yeni bir bakış açısıyla algılama hissini ifade eden bir kavramdır. Fransızca kökenli déjà vu (daha önce görülmüş hissi) teriminin tersine, vujá dé bireyin aşina olduğu şeylerde yeni farkındalıklar keşfetmesini anlatır. Bu kavram, ilk olarak Amerikalı komedyen George Carlin tarafından kullanılmış ve sonrasında örgütsel psikoloji uzmanı Adam Grant tarafından popülerleştirilmiştir.\nVujá dé, alışılmış rutinleri sorgulamak, kabul edilmiş varsayımları eleştirel bir gözle yeniden değerlendirmek ve yaratıcılığı beslemek için önemli bir araç olarak kabul edilir. Bu kavram, özellikle problem çözme süreçlerinde ve yenilikçi düşüncenin geliştirilmesinde kullanılır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Vujá Dé nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Vujá dé, tanıdık bir durumu ya da olayı, sanki ilk kez karşılaşılıyormuş gibi tamamen yeni bir bakış açısıyla algılama hissini ifade eden bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1963", + "context": "Kişi ya da şahıs, akıl, ahlak, bilinç gibi özellikleri olan ve akrabalık, mülkiyet, yasal sorumluluk gibi kültürel temelli sosyal ilişkilere sahip insani varlıktır. Kişiliğin, yani bir varlığı kişi yapan şeyin ne olduğu kültürlere ve bağlamlara göre değişiklik gösterir.", + "question": "Kişi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kişi ya da şahıs, akıl, ahlak, bilinç gibi özellikleri olan ve akrabalık, mülkiyet, yasal sorumluluk gibi kültürel temelli sosyal ilişkilere sahip insani varlıktır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1964", + "context": "Kronoloji (Grekçe Chronos/zaman + logos/mantık), olayların tarihsel sıralanması ile ilgili bir bilim dalıdır. Tarih bilimi ile yakından ilgili bu bilim dalı, oluşum süreçlerinin tarihlenmesi ve raporlanması ile uğraşır.\nKronoloji, sadece tarih için değil astronomi, jeoloji, paleontoloji ve arkeoloji gibi birçok bilim dalı için önemlidir.\nTDK Büyük Sözlük, sözcüğün Türkçeye Fransızcadan (chronologie) girdiğini belirtir ve sözcüğü zaman bilimi, zaman dizini olarak Türkçeye çevirir.", + "question": "Kronoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kronoloji (Grekçe Chronos/zaman + logos/mantık), olayların tarihsel sıralanması ile ilgili bir bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1965", + "context": "\"Sıfır yılı\", yaygın olarak kullanılan Gregoryen takviminde veya onun selefi olan Jülyen takviminde milat olarak kullanılmamaktadır. Bu takvimde MÖ 1 yılını, MS 1 yılı takip etmektedir. Ancak bu diğer bütün Hindu ve Budist takvimlerdeki gibi astronomik yıl numaralandırmada kullanılmaktadır.", + "question": "0 (yıl) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "\"Sıfır yılı\", yaygın olarak kullanılan Gregoryen takviminde veya onun selefi olan Jülyen takviminde milat olarak kullanılmamaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1966", + "context": "Ab urbe condita (anno urbis conditae; kısaca A. U. C., AUC, a.u.c.; ayrıca \"anno urbis\", kısaca a.u.) anlamı \"Şehrin (Roma) kuruluşundan bu yana olan\" Latince bir deyiştir ki burada şehrin kuruluşu MÖ 753'tür. AUC ise bazı Roma tarihçileri tarafından belirli Roma yıllarını ayırt etmek için kullanılan bir takvim sistemidir. Rönesans editörleri, bazen kitaplarına yayınlanma yıllarını AUC sisteminde yazarlardı, bu da Romalıların AUC sistemini kullandıkları algısını yaratmıştır. Oysaki Roma zamanlarında takvim sistemi bundan çok daha farklıdır.", + "question": "Ab urbe condita nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ab urbe condita (anno urbis conditae; kısaca A." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1967", + "context": "Aşağıdaki tarihsel sıralama genel olarak algoritmaların ilk kökenlerinden başlayarak gelişimlerini ana hatlarıyla gösterir.", + "question": "Algoritmaların tarihsel sıralaması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aşağıdaki tarihsel sıralama genel olarak algoritmaların ilk kökenlerinden başlayarak gelişimlerini ana hatlarıyla gösterir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1968", + "context": "Ammi-Şaduqa Venüs tableti (Enuma Anu Enlil, 63 numaralı Tablet), MÖ 1. bin yıldan kalma çok sayıda çivi yazılı tablette korunduğu gibi, Venüs'ün astronomik konumlarının bir kaydıdır. Bu astronomik kaydın ilk kez Hammurabi'den sonra dördüncü hükümdar olan Kral Ammi-Şaduqa döneminde derlendiğine inanılmaktadır. Dolayısıyla bu metnin kökeni için iki farklı tarihten söz etmek mümkün olsa da muhtemelen MÖ 17. yüzyılın ortalarına (Orta kronolojiye göre) tarihlendirilebilir.\nTablet, Venüs'ün doğuş zamanlarını, Güneş'in doğuşundan ve batışından önce ve sonra ufuktaki ilk ve son görünürlüklerini (Venüs'ün Güneş'le eş zamanlı doğuşları ve batışları) Ay tarihleri şeklinde vermektedir. Bu konumlar 21 yıllık bir dönem için verilmiştir.", + "question": "Ammi-Şaduqa Venüs tableti nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ammi-Şaduqa Venüs tableti (Enuma Anu Enlil, 63 numaralı Tablet), MÖ 1." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1969", + "context": "Anakronizm, kişi, nesne veya olayların kendi gerçek zaman ve mekânlarından kopartılıp farklı bir çerçeveye oturtulması olarak değerlendirilmektedir. Anakronizm; edebiyatta kasıtlı olarak abartı, propaganda, komedi veya şok amacıyla da kullanılabilir. Bir yazar, sanatçı veya icracı; teknoloji, terminoloji ve dil; gelenek ve tutumlar ve hatta farklı tarihsel dönemler arasındaki moda farklılıklarının farkında olmadığında kasıtsız anakronizmler meydana gelebilir. Örneğin İbrani peygamber Yusuf'un ünlü hikâyesinde Mısırlı tüccarlar tarafından bulunarak kuyudan çıkarılan Yusuf, Mısır'a götürülür ve birkaç dirheme asillere satılır. Oysa dirhem, Yunanca kökenli drahmi sözcüğünden türetilen ve İslam'ın çıkış yıllarında da Sasaniler tarafından kullanılan bir para birimidir. Yusuf'un döneminde ise Mısır'da resmî olarak kullanılan bir para birimi yoktur.\nYunancadaki \"karşısında\" anlamına gelen ανά ile \"zaman\" anlamına gelen χρόνος kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulan \"anakronizm\" kavramı, Türkçeye Fransızca anachronisme sözcüğünden geçmiştir. Gazeteci ve yazar Emre Aköz, herhangi bir şeyin, kasıtlı veya kasıtsız olarak, başka bir tarihe taşınması demek olan ve bilgi hatalarından çok, dönemler arasındaki zıplamalar anlamına gelen Yunanca kökenli \"anakronizm\" sözcüğüne Türkçe bir karşılık bulabilmek için okuyucuları arasında bir soruşturma başlatmış, bu arada kendisi de zaman–bozum sözcüğünü önermiştir.", + "question": "Anakronizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Anakronizm, kişi, nesne veya olayların kendi gerçek zaman ve mekânlarından kopartılıp farklı bir çerçeveye oturtulması olarak değerlendirilmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1970", + "context": "Latince, anno Domini (AD) ve Mesih'ten sonra (MS), Jülyen ve Gregoryen takvimlerinde yılları etiketlemek veya numaralandırmak için kullanılır. Geleneksel olarak İsa'nın doğum tarihini tanımlar. İsa'nın efendi olarak tanımlanmasının nedeni, Hristiyanlıkta İsa'nın Tanrı'nın özünden olduğu yani Tanrı ve Tanrı'nın oğlu olduğu inancıdır. Latincede “Anno Domini” “Efendinin yılı” demektir, daha uzun yazılım şekli ise “Anno Domini Nostri Iesu Christi” buda “Efendimiz İsa’nın yılında” demektir. Hristiyan kronolojisi “0” yani sıfır yılını kullanmıyor. İsa'nın doğduğu yılı 1 olarak kabul ediyor. Örnek: 2022 yılı İsa'nın 2021 yıl önce doğduğunu belirtir.", + "question": "Anno Domini nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Latince, anno Domini (AD) ve Mesih'ten sonra (MS), Jülyen ve Gregoryen takvimlerinde yılları etiketlemek veya numaralandırmak için kullanılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1971", + "context": "Anno Mundi (İbranice: לבריאת העולם, ”yaratılışından sonrali yıl”; kısaca AM), \nKitab-ı Mukaddes'de dünyanın yaratılışının ve sonraki yılının hesaplarına dayanan bir takvim türüdür. Yaratılışın tarihinin hesaplanması üzerine farklı sonuçlar veren sayısız çaba harcanırken, bunlardan iki tanesi referans tarih için kullanılmıştır. Onlardan bir tanesi günümüzde hala kullanılmaktadır.", + "question": "Anno Mundi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Anno Mundi (İbranice: לבריאת העולם, ”yaratılışından sonrali yıl”; kısaca AM), \nKitab-ı Mukaddes'de dünyanın yaratılışının ve sonraki yılının hesaplarına dayanan bir takvim türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1972", + "context": "Antik Yakın Doğu kronolojisi çeşitli olayların, yöneticilerin ve hanedanların tarihlerinin yer aldığı bir çerçevedir. Tarihi yazıtlar ve metinler, olayları genellikle yetkililerin veya yöneticilerin ardışıklığı açısından kaydeder: \"Kral Y'nin X yılında\". Çok sayıda kaydın karşılaştırılması, geniş bir coğrafyadaki şehirlerdeki tarihleri ilişkilendiren göreceli bir kronoloji ortaya koymaktadır.\nMÖ 3. ve 2. bin yıllar için bu ilişki daha az kesin olmakla beraber aşağıdaki dönemler ayırt edilebilir:\n\nErken Tunç Çağı: Uruk döneminde ve Cemdet Nasr dönemlerinde çivi yazısının yükselişini, varlıkları çoğunlukla yetersiz çağdaş kaynaklara (örneğin En-me-barage-si) dayanan bir dizi hükümdar ve hanedan izledi; bunların yanı sıra bazıları sorunlu kabul edilen arkeolojik kültürler de vardı (örneğin II. Erken Hanedan). Dendrokronolojinin, astronomik korelasyonların eksikliği ve Güney Mezopotamya'dan gelen radyokarbon tarihlerinin modern, iyi tabakalanmış dizilerinin seyrekliği, bu değişken kronolojiye kesin tarihler atamayı zorlaştırmaktadır.\nOrta Tunç Çağı: M.Ö. 2300 civarında Akad İmparatorluğu'nun kurulmasıyla başlayan kronolojik kanıtlar kendi içinde daha tutarlı hale geliyor. Kimin kimi takip ettiği konusunda daha iyi bir resim çizilebilir ve Mezopotamya, Levant ve Antik Mısır'ın daha sağlam kronolojisi arasında eşzamanlılıklar kurulabilir. Önceki dönemden farklı olarak, bu değişken kronolojiyi sabit bir kronolojiye dönüştürmeye yardımcı olan çeşitli veri noktaları bulunmaktadır. Bunlar arasında astronomik olaylar, dendrokronoloji, radyokarbon tarihlemesi ve hatta volkanik patlamalar bile yer alıyor. Buna rağmen bir anlaşmaya varılamadı. En yaygın görülen çözüm, Hammurabi'nin hükümdarlığını \"orta kronoloji\" olan MÖ 1792-1750 arasına yerleştirmektir, ancak bu konuda bir fikir birliğinden uzaktır.\nGeç Tunç Çağı: Birinci Babil İmparatorluğu'nun çöküşünü, \"Geç Eski Babil kraliyet yazıtlarının az olduğu ve yıl adlarının siyasi olayları daha az çağrıştırdığı, erken Kassit kanıtlarının daha da nadir olduğu ve yakın zamana kadar Sealand I kaynaklarının neredeyse yok denecek kadar az olduğu\" bir kaos dönemi izledi. Daha sonra Asur Orta Krallığı, Hitit Yeni Krallığı ve Üçüncü Babil Hanedanlığı (Kasit) ile bir istikrar dönemi yaşandı.\nTunç Çağı çöküşü: MÖ 1200 civarında III. Babil Hanedanı'nın (Kassit) düşüşü, Deniz Kavimleri'nin istilaları ve Hitit İmparatorluğu'nun çöküşüyle \"Karanlık Çağ\" başlar.\nErken Demir Çağı: M.Ö. 900 civarında, Yeni Asur İmparatorluğu'nun yükselişiyle yazılı kayıtlar tekrar çoğaldı ve nispeten güvenilir kesin tarihler belirlendi. Batlamyus Kanonu, Berossus'un eserleri ve İbranice İncil gibi klasik kaynaklar kronolojik destek ve eşzamanlılık sağlar. Asur Kralı III. Aşur-Dan'ın hükümdarlığının onuncu yılına ait bir yazıtta güneş tutulmasından bahsedilmekte olup, makul yıllar aralığındaki astronomik hesaplamalar tutulmanın MÖ 15 Haziran 763'te gerçekleştiğini göstermektedir. Bu, astronomik olaylara ilişkin diğer ifadelerle ve güvenilir bir mutlak tarihlemenin oluşturulmasıyla doğrulanabilir; bu da, göreceli kronolojileri, günümüzde baskın olan Miladi takvime bağlar.", + "question": "Antik Yakın Doğu kronolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Antik Yakın Doğu kronolojisi çeşitli olayların, yöneticilerin ve hanedanların tarihlerinin yer aldığı bir çerçevedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1973", + "context": "Astronomik kronoloji veya astronomik tarihleme, astronomik olgularla ilişkili tarihsel olayların veya yapıtların tarihlendirilmesine yönelik teknik bir yöntemdir.\nAsurolojinin ilk günlerinden beri; çivi yazısı tabletlerde belirtilen ay ve güneş tutulmaları, gezegen görünüşleri ve diğer göksel fenomenlerin eski gözlemleri incelenmiş ve kronolojik amaçlar için kullanılmıştır. Birçok durumda bu gözlemler kesin gün ve saate kadar tarihlendirilebilir ve bu nedenle Mezopotamya'nın çeşitli kral ve yönetici listelerini düzenleyebilmek için çok önemlidir.", + "question": "Astronomik kronoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Astronomik kronoloji veya astronomik tarihleme, astronomik olgularla ilişkili tarihsel olayların veya yapıtların tarihlendirilmesine yönelik teknik bir yöntemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1974", + "context": "Astronomik yıl numaralandırma, MS (Latince AD (Anno Domini)) türü yıl numaralandırmayı temel alan ancak onluk tam sayı yıl numaralarını daha yakından izleyen bir numaralandırma yöntemidir. 0 yılını da içeren bu yöntem daha önceki yılları '-' işaretiyle belirtmektedir. Bu yöntem, MÖ (İngilizce BC) gibi dönem belirteçlerini içermemektedir. Böylece, MÖ 1 yılı 0, MÖ 2 yılı -1 ve MÖ n yılı (1 - n) olarak gösterilmektedir. MS 1 ve sonraki yıllar yalnızca sayıyla ya da '+' işaretiyle birlikte gösterilmektedir. Sıfır sayısı hesaplama kolaylığı açısından önem taşımaktadır. Şöyle ki; astronomide iki zaman dilimi arasındaki yıl farkı bu iki dönemin sona erdiği yılların farkı alınarak bulunabilmektedir.\nSistemin adı astronomideki kullanımından gelmektedir. Tarih dışındaki bilimlerin hemen hiçbiri 1 yılından öncesini konu edinmemektedir ancak arkeoloji ve jeoloji bu yılları 'günümüzden önce' biçiminde anmaktadır. Astronomik ve tarihi yıllar arasında 1 yılından önceki 1 yıllık fark, tutulmalar ve yörünge çakışmaları gibi olayların meydana geliş zamanlarının hesaplanmasında önem taşımaktadır.\nSıfır yılı ilk kez 18. yüzyıl Fransız gökbilimcileri Philippe de La Hire (1702) ve Jacques Cassini (1740) tarafından kullanılmıştır. Ancak, bu bilimadamları yılları ait oldukları dönem belirteçleriyle birlikte kullanıyorlardı (MÖ 2, MÖ 1, 0, MS 1, MS 2 şeklinde). 19. yüzyılda MÖ/0/MS ve −/0/+ gösterimleri birlikte kullanılmaya başlandı. −/0/+ gösterimi 20. yüzyıl ortalarına dek ağırlık kazanmamıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Astronomik yıl numaralandırma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Astronomik yıl numaralandırma, MS (Latince AD (Anno Domini)) türü yıl numaralandırmayı temel alan ancak onluk tam sayı yıl numaralarını daha yakından izleyen bir numaralandırma yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1975", + "context": "Binyıl veya milenyum, bin yıla eşit zaman dilimidir. Milenyum sözcüğü Latince bin anlamına gelen mille ve yıl anlamına gelen annus kelimelerinin birleşmesinden meydana gelir. Terim daha çok takvim binyılları için kullanılır.", + "question": "Binyıl nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Binyıl veya milenyum, bin yıla eşit zaman dilimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1976", + "context": "Devir veya dönem, kronoloji veya tarihyazımı amacıyla tanımlanan bir zaman aralığıdır. Kronolojide, bir \"devir\", zaman ölçümünün organizasyonu için en üst düzeydir. \"Dönem\" ya da \"devir\", tarih yazımında Roma Dönemi, Elizabeth Dönemi, Viktorya Dönemi, Lâle Devri, Tanzimat Devri vb. gibi iyi tanımlanmış dönemlere/devirlere atıfta bulunmak için kullanılabilir. Terimin daha yakın dönemler veya güncel tarihte kullanımı, Sovyet Dönemi ile modern popüler müzik tarihindeki \"büyük grup dönemi\", \"disko dönemi\" vb. gibi \"müzik dönemlerini\" içerebilir.", + "question": "Devir nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Devir veya dönem, kronoloji veya tarihyazımı amacıyla tanımlanan bir zaman aralığıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1977", + "context": "Elektrik ve elektronik mühendisliği kronolojisi aşağıda özetlenmiştir.", + "question": "Elektrik ve elektronik mühendisliği kronolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Elektrik ve elektronik mühendisliği kronolojisi aşağıda özetlenmiştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1978", + "context": "Glottokronoloji, bir dilbilim yöntemidir. Ortak bir dilden dallanan dillerin bu ayrımı hangi zamanda gerçekleştirdiğini belirlemekte kullanılır. Dillerin temel kelime dağarcıklarının çözümlenmesi esasına dayanır. Bu metot, çok kesin sonuçlar vermemekle birlikte, diğer kronolojik yöntemler ile birlikte kullanıldığında belirleyici olabilmektedir. Morris Swadesh'in icat ettiği bu yönteme zamanla çeşitli eklemeler yapılmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Glottokronoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Glottokronoloji, bir dilbilim yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1979", + "context": "Bu, Türk Kağanlığının kuruluşundan İkinci Türk Kağanlığının sonuna kadar Göktürklerin bir zaman çizelgesidir.", + "question": "Göktürklerin Zaman Çizelgesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu, Türk Kağanlığının kuruluşundan İkinci Türk Kağanlığının sonuna kadar Göktürklerin bir zaman çizelgesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1980", + "context": "Jülyen günü, Jülyen tarih sisteminde yer alan ve astronomi topluluğu tarafından bilimsel çalışmalarda kullanılan bir zaman ölçüm sistemidir. Jülyen günü, MÖ 1 Ocak 4713 tarihi Pazartesi günü Evrensel zaman (UT) ile öğle vaktinden itibaren bir günün zaman aralığını gün ve günün kesirleri halinde sunar. Jülyen günü Uluslararası Astronomi Birliği tarafından astronomiyle ilgili çalışmalarda kullanılmak üzere önerilmiştir.\nİlk gün 0. Jülyen günü olarak sayılır. Böylece, 7'nin katları her zaman Pazartesi gününe gelir. Negatif değerler de kullanılabilir, ancak bunlar kaydedilen tüm geçmişi geçersiz kılmaktadır.\n11 Ocak 2025 Cumartesi, 09.31 (UTC) anı itibarıyla Jülyen günü, 2460686 değerindedir.\nJülyen tarihinin ondalık kısımlarının saat, dakika ve saniye cinsinden karşılıkları:\n0,1 = 2,4 saat veya 144 dakika veya 8640 saniye\n0,01 = 0,24 saat veya 14,4 dakika veya 864 saniye\n0,001 = 0,024 saat veya 1,44 dakika veya 86,4 saniye\n0,0001 = 0,0024 saat veya 0,144 dakika veya 8,64 saniye\n0,00001 = 0,00024 saat veya 0,0144 dakika veya 0,864 saniye.", + "question": "Jülyen günü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jülyen günü, Jülyen tarih sisteminde yer alan ve astronomi topluluğu tarafından bilimsel çalışmalarda kullanılan bir zaman ölçüm sistemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1981", + "context": "Kronolojik tarihleme ya da kısaca tarihleme, bir nesne ya da olaya geçmişte bir tarih atfederek, söz konusu nesne ya da olayın önceden belirlenmiş bir kronoloji içinde yer almasını sağlama sürecidir. Bu işlem genellikle “tarihlendirme veya tarihleme yöntemi” (İngilizce: \"dating method\") olarak bilinen bir yöntem gerektirir. Farklı kriterlere ve tekniklere bağlı olarak çeşitli tarihleme yöntemleri mevcuttur ve bu tür teknikleri kullanan disiplinlerin çok iyi bilinen bazı örnekleri, örneğin tarih, arkeoloji, jeoloji, paleontoloji, astronomi ve hatta adli tıp, çünkü sonuncusunda bazen bir kadavra ölümünün geçmişte hangi anda gerçekleştiğini araştırmak gerekir. Bu yöntemler genel olarak, belirli bir tarih veya tarih aralığını içeren mutlak tarihleme veya eserler ile olayları diğer olaylara ve/veya eserlere göre bir zaman çizelgesine yerleştiren tarihlendirmeyi ifade eden göreceli tarihleme olarak tanımlanır. Yakın dönem aralığındaki yazılar ve stratigrafik işaretler gibi diğer belirteçler de bir eserin veya olayın kronolojiye yerleştirilmesine yardımcı olabilir.", + "question": "Kronolojik tarihleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kronolojik tarihleme ya da kısaca tarihleme, bir nesne ya da olaya geçmişte bir tarih atfederek, söz konusu nesne ya da olayın önceden belirlenmiş bir kronoloji içinde yer almasını sağlama sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1982", + "context": "Milat, tarih hesaplamalarında İsa'nın doğduğu kabul edilen gün. İsa'nın doğum tarihine dair net bir bilgi olmamakla birlikte, miladi takvime göre oluşturulmuş zaman çizelgesinde başlangıç noktası yani 1 Ocak 1 tarihi olarak kabul edilir. Bu takvimde 0 yılı tanımlanmamıştır. Bu tarihten önceki tarihler milattan önce (MÖ), bu tarihten sonraki tarihler milattan sonra (MS) olarak tanımlanır. Ayrıca İsa'dan önce (İÖ) ve İsa'dan sonra (İS) terimleri de aynı anlamda kullanılır.\nTarihi metinlerde 1 yılından sonraki tarihlerin MÖ tarihler ile karıştırılmaması için MS tabiri özellikle ilk birkaç yüzyıl için veya özellikle belirtilmesi gereken durumlarda kullanılır. Günümüze yakın tarihler için MS tabiri kullanmaya gerek yoktur.", + "question": "Milat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Milat, tarih hesaplamalarında İsa'nın doğduğu kabul edilen gün." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1983", + "context": "II. Murşili dönemine ait bir metinde bahsedilen güneş tutulması, Antik Yakın Doğu kronolojisi içinde Hitit İmparatorluğu'nun mutlak kronolojisi için büyük önem taşımaktadır. Metin, Murşili'nin hükümdarlığının onuncu yılında, kral kuzeydoğu Anadolu'da Hayasa-Azzi Krallığı'na karşı bir sefer başlatmak üzereyken, \"Güneş bir işaret verdi\" (Hititçe: istanus sakiyahta) demektedir.\nAnnallardaki referans ilk olarak Emil Forrer (1926) tarafından bir tutulmayı tanımladığı şeklinde yorumlandı, Schorr (1928) onu 13 Mart MÖ 1335'te öğleden sonra Anadolu'da halka şeklinde görünen tutulma olarak tanımladı.\n24 Haziran MÖ 1312 öğleden sonra kuzey Anadolu'da tam güneş tutulması günümüzde daha yaygın olarak kabul görmektedir. Paul Åström (1993), gün doğumunda kısmi bir tutulma olarak görülebilecek olan alternatif 13 Nisan MÖ 1308 tarihini önerir. Peter J. Huber ise 8 Ocak MÖ 1340 tarihini önerir.", + "question": "Murşili'nin tutulması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "II." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1984", + "context": "Sotik döngü, 1461 yıllık döngü anlamına gelir. Adını Antik Yunanların Sirius yıldızına verdikleri ad olan Sothisten alır.\n\nAntik Mısırlılar Güneş takvimini ilk kullanan halktı. Fakat bir yılı 365 gün olarak saptamış, yani artık yılı hesaba katmamışlardı. Ancak göğün en parlak yıldızı olan Sirius yıldızının doğu ufkundan doğuşunu yılbaşı saydıklarından, yılbaşının her yıl planlanandan yaklaşık olarak 0.25 gün geç geldiğini (aslında 0.2425 gün) saptadılar. Ayrıca çok düzenli olduğu bilinen Nil nehrinin yıllık taşması da ortalama olarak olarak 0.25 gün gecikiyordu. Bu sebepten Mısırlıların takvimi her yıl 0.25 gün ileri gidiyordu. Ancak Mısırlılar artık yıl uygulaması yapmadılar. Onun yerine, hesap yapıp 1460 (bugünkü hesaba göre 1461) yılda bir durumun eski haline geleceğini tahmin ettiler (1460 yıl, 365 yılın 4 ile çarpımıdır). Günümüzde bu süre \"Sotik döngü\" olarak bilinir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sotik döngü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sotik döngü, 1461 yıllık döngü anlamına gelir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1985", + "context": "Yeni Kronoloji Anatoli Fomenko ile Gleb Nosovski'nin öne sürdüğü sözdehistorik teorinin adı. Bu teoriye göre, günümüzde kabul gören kronoloji tamamıyle hatalı ve yanlış düzenlenmiştir. Fomenko'nun bu çalışmasının ilham kaynağı, şair, bilim insanı ve devrimci Nikolay Aleksandroviç Morozov'un astronomik eserleridir. Anatoli Fomenko'nun adı ile anılan yeni kronolojiye, Gleb Nosovski (d. 1958) ile Vladimir Kalaşnikov (1942-2001) gibi başka Rus matematikçilerde katkılarda bulunmuşlardır.\nFomenko grubunun temel tezi, günümüzde 'gerçek' diye bilinen tarihi olaylarla kişilerin aslında düş ürünü olduğu varsayımına dayanıyor. Bu tez, Firavunlardan'dan Büyük İskender'e tarihteki çok sayıda kahramanla onların döneminde geçtiği sanılan olayların başka kişilerle başka olayların 'yazınsal kopyaları' olduğunu ileri sürüyor. Fomenko, olaylar ve kişilerle ilgili ayrıntılı bilgiler edinilen tarihi belgelerin ait oldukları dönemin belirlenmesinde kullanılan 'karbon 14 yöntemini' de güvenilir bulmuyor. Grup üyeleri, binlerce tarihi belgeyi içeren araştırmaları sırasında, ayrı zaman dilimlerinde birbirine çok benzeyen olaylarla karşılaşıyor ve bunları 'tek bir doğrunun uzantıları' olarak yorumluyor.", + "question": "Yeni Kronoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yeni Kronoloji Anatoli Fomenko ile Gleb Nosovski'nin öne sürdüğü sözdehistorik teorinin adı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1986", + "context": "Kültür veya ekin, toplumların kendilerine özgü olan ve gelecek nesillere aktardıkları maddi veya manevi her şey. \nİnsana ilişkin bir kavram olarak kültür, tarih içerisinde yaratılan bir anlam ve önem sistemidir. Bir grup insanın bireysel ve toplu yaşamlarını anlamada, düzenlemede ve yapılandırmada kullandıkları inançlar ve adetler sistemidir.\nTürk Dil Kurumu sözlüğüne göre ise, kültür (ekin, eski dilde hars) kavramının tanımı şu şekildedir: \n\nSosyolojik olarak, kültür bizi saran, atalarımızdan kalan toplumsal mirastır. Kültürün oluşmasında iki süreç vardır; birinci süreçte insan pasif ve alıcı konumdadır. Belli bir coğrafi çevrede yaşıyor, beslenme ve barınma ihtiyaçlarını orada gideriyordur. Doğayla kurulan bu öncül ilişki, yani ihtiyaçları doğrultusunda edindiği bilgi, dili, davranışları ve maddi üretim ve tüketim aletleri kültürün yaratılmasında birinci aşama olarak karşımıza çıkar. İkinci aşamada ise insan alıcı konumdan çıkar ve üretmeye başlar; yani yaşadığı çevreye etkin ve aktif bir güç olarak katılır. Bu süreç ilk aletlerin yaratılmasıyla sınırlı olarak başlayıp Neolitik Çağ’la birlikte hız kazanmıştır. Kültür birikimle birlikte ivmesi artan bir toplumsal yapı bileşenidir. Giderek her nesil miras aldığı kültüre maddi ve manevi bir katkı yapar ve onu kendinden sonrakilere miras bırakır.\nBireyler için ise yargılama, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenme ve tecrübeler yoluyla geliştirilmiş olan biçimine o kişinin kültürü denir. Bireyin edindiği bilgileri anlatmak için de kültür sözcüğü kullanılır.", + "question": "Kültür nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültür veya ekin, toplumların kendilerine özgü olan ve gelecek nesillere aktardıkları maddi veya manevi her şey." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1987", + "context": "Çerofobi veya mutluluk korkusu olarak da adlandırılan mutluluktan kaçınma, bireylerin olumlu duygular veya mutluluk uyandıran deneyimlerden kasıtlı olarak kaçınabildikleri, mutluluğa karşı bir tutumdur.\nÇerofobinin ortaya çıkmasına yol açan birkaç nedenden biri, kişi mutlu olduğunda, o kişiyi yaşadığı bu tatmin için cezalandırmak amacındaymış gibi, bu mutluluğu bozacak olumsuz bir olayın yakında gerçekleşeceğine dair inançtır. Bu inancın Doğu kültürlerinde daha yaygın olduğu düşünülmektedir. Amerikan kültürü gibi Batı kültürlerinde, \"mutluluğun insanların yaşamlarını yönlendiren en önemli değerlerden biri olduğu neredeyse kabul edilir\". Batı kültürleri daha çok mutluluğu en üst düzeye çıkarma ve üzüntüyü en aza indirme dürtüsüyle hareket eder. Mutlu görünmemek çoğu zaman endişeye neden olur. Mutluluğa verilen değer, Batılı pozitif psikolojide ve öznel iyi oluş üzerine araştırmalarda yinelenir. Mutluluk korkusu, mutluluk inançlarının kırılganlığı ile ilişkilidir, bu durum mutluluktan kaçınma nedenlerinden bir başkasının da mutluluğun istikrarsız ve kırılgan olduğu inancı olabileceğini düşündürmektedir. Araştırmalar, mutluluk korkusunun, kaçınan ve endişeli bağlanma biçimleriyle ilişkili olduğunu göstermektedir.", + "question": "Çerofobi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çerofobi veya mutluluk korkusu olarak da adlandırılan mutluluktan kaçınma, bireylerin olumlu duygular veya mutluluk uyandıran deneyimlerden kasıtlı olarak kaçınabildikleri, mutluluğa karşı bir tutumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1988", + "context": "Kültür; Toplumun sadece kendisine ait olan maddi ve manevi birikimlerin tamamıdır. Kültürel miras ise geçmiş toplumların ardında bıraktığı halen korunmakta olan ve yararlanılması için gelecek kuşaklara bırakılan fiziksel eserler ve somut olmayan özelliklerdir. Dijital kültür dediğimizde ise tüm bu kültür mirasının, teknolojinin gelişimine ve internetin hayatımıza girmesine bağlı olarak elektronik ortamda belgelenmesi veya halihazırda dijital ortamda yaratılması durumudur. İçinde bulunduğumuz bilgi çağının bir gerekliliği olarak da bilgiye kolay ulaşma isteği kültürel mirasın dijital ortama aktarılmasına ve dijital mirasın oluşmasına olanak sağlamıştır. Her geçen gün daha fazla sayıda dijital format üretilmekte ve kaydedilmektedir. Dijital formatlarda üretilmiş metinler, e-kitaplar, Web sayfaları, çevrimiçi veritabanları, çizimler, fotoğraflar, görseller, hareketli görüntüler, üç boyutlu görüntüler, ses kayıtları vb. formattaki her türlü materyal tarihi ve kültürel birer belge ve dünya kültürel mirasının bir parçası olarak kabul edilmektedir.\nKültürel kaydın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması görevini günümüze kadar bellek kurumları üstlenmiştir. Bu bağlamda kültürel kaydın korunması geleneksel anlamda (fiziksel ortamdaki yazılı ve basılı belgeler) bellek kurumları (kütüphane, arşiv, müze vd.) tarafından sağlanıyordu ve kültürel kaydın korunması bu bellek kurumlarının da korunmasından geçiyordu. Bu kayıtlar zamanla ulusal ve toplumsal sınırlarını aşarak tüm insanlığın belleğini oluşturmuştur, buna neden olan en önemli sebeplerden biri ise bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte belleğin farklı dijital ortamlarda çoğaltılabilmesi ve bilginin herkes tarafından ulaşılabilir olmasıdır. Dijital ortama aktarılan ya da dijital ortamda yaratılmış belleği değişiklik yapmadan, kasten veya yanlışlıkla belleği silmeden gelecek nesillere taşımak bellek kurumları için hatırı sayılır şekilde önem taşımaktadır.\nGünümüzde ise bellek kurumları da çağın gerekliliğine ayak uydurarak giderek dijitalleşmiştir. Dijital ortamdaki kayıtları korumak geleneksel formattaki bilgileri korumaktan daha zordur. Geleneksel yöntemle sadece fiziksel olarak korunan formatın dijitale yansıtılmış halinde fiziksel olarak korunması (dijital kayıtların bulunduğu mekan, bilgisayarlar, ağlar vs.) bir şey ifade etmez. Geleneksel olarak bellek kurumlarında kültürel kaydın korunması bize uzun vadede erişim özelliğini sağlar fakat dijitalde durum daha farklıdır, dijitale aktarılmış kültürel kaydın ömrü kısadır (teknolojik eskime) bu nedenle kaydın aşamalarında koruma ve uzun vadede erişimi sağlamak için eskiyen dijital ortamı güncellemek ve yeni bir ortama aktarmak gerekmektedir. Bir diğer nokta ise fiziksel ortamda bulunan kaynakların birden fazla kopyası ya da farklı basımı olma durumudur bu yüzden asıl kaynak üzerinde değişiklik yapmak için bütün kopyalar üzerinde değişiklik yapmayı gerektirir. Dijital ortamdaki kaynaklara erişim ise daha merkezidir, merkezi bir komut ile dijital ortamdaki kültürel kaydın değişmesi fiziksel ortamın aksine daha kolaydır.\n\nKültürel bellek kurumları korumak ve gelecek nesillere aktarmakla yükümlü oldukları belgeler üzerinde değişiklik yapamazlar.\nBazı belgeler yanlış bilgiler içerse bile bu belgelerin hiç var olmadığı, yayımlanmadığı izlenimi verilmesi yanlıştır. Kültürel bellek kurumları bir toplumun belleğini oluşturan kültürel kaydı “olduğu gibi”, yani değiştirmeden, silmeden ve bazı belgeleri seçici davranarak “yok saymadan” korumak ve gelecek kuşaklara kültürel miras olarak aktarmak zorundadır.\nGizli veya geçici olarak erişilemeyen dijital belgeler kültürel kaydın bir parçasıdır. Bu bağlamda bu belgeler de arşivlenmeli ve korunmalıdır. Karşıt bir düşünce ile hareket geçmişi silmek anlamına gelir.\nYanlış ve sahte belgeler de dijital kültürel kaydın bir parçasıdır çünkü bellek kurumlarımızda da geçmişten günümüze bu belgelere yanlış, sahte veya doğru bakılmaksızın bir arada korunmuşlardır bu yüzden dijital ortamda da kültürel bellek kurumları yanlış ya da sahte içeriği ayırmadan korumak ve gelecek nesillere aktarmak zorundadır.\nDijital mirasın korunması için UNESCO sözleşmesi ekindeki belgede, koruma stratejileri hakkında iyi bir genel değerlendirme mevcuttur. Dijital ortamdaki kültürel kaydın korunması için farklı stratejiler vardır. Bunlar; göç, öykünme, verilerin kopyalanması, yenileme, teknoloji koruma, dijital arkeoloji, analog yedekleme, normalleştirme yöntemleridir.\n\nÖykünme; Eski nesil bilgisayar sistemleri taklit edilerek donanım ve yazılımın eskimesini önlemek amaçlanır.\nGöç; Mevcutta üzerinde bulunduğu teknolojiden daha istikrarlı ve yeni donanım ya da yazılımlara aktarılması veya dönüştürülmesi ile gerçekleşir. Her göç işlemi gerçekleşirken bazı riskleri de yanında getirir.\nVerilerin kopyalanması; Dijital obje ve bilgilerin birer tam kopyasının oluşturulması ile olur. Uzun dönemli koruma sağlamaz.\nYenileme; Aynı özelliğe sahip ortamın yenilmesidir.\nTeknolojik koruma; İşletim sistemleri, orijinal uygulama yazılımları, sürücüler gibi, sistemlerin çalıştığı teknik çevrenin korunmasını amaçlamaktadır.\nDijital Arkeoloji ; Zarar görmüş veya eskimiş donanım ve yazılımlardaki bilgileri kurtarmak amacıyla uygulanan bir stratejidir. Özel teknikler kullanılarak fiziksel olarak zarar görmüş veya artık kullanılmayan ortamlardaki içerik bilgilerini tekrar kullanılır formatlara ve ortamlara taşınması amaçlanmaktadır.\nAnalog Yedekleme; Mevcut dijital bilgileri analog formatlara çevirerek kopyalarının saklanması işlemidir. Örneğin dijital fotoğrafların bir kopyasının mikrofilme alınması gibi. Analog kopyalama dijital ortamda bulunan bilgilerin ya da formların kaybolma veya eskime riskinin çok yüksek olduğu durumlarda kullanılmaktadır.\nNormalleştirme; Dijital objelerin ve bilgilerin formatları ne olursa olsun (görsel, metin, video, vb.) arşiv için önceden tanımlanmış tek bir standart formata çevrilmesi işlemidir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Dijital kültürel kaydın korunması nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültür; Toplumun sadece kendisine ait olan maddi ve manevi birikimlerin tamamıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1989", + "context": "İnsan davranışı, insan bireylerinin veya gruplarının yaşamları boyunca iç ve dış uyaranlara yanıt verme potansiyeli ve kapasitesi olarak ifade edilir. Davranış, bireyi etkileyen genetik ve çevresel faktörler tarafından yönlendirilir. Davranış aynı zamanda kısmen bireyin psişesinin anlaşılmasını sağlayan, tutum ve değerler gibi şeyleri açığa çıkaran düşünce ve duygular tarafından da yönlendirilir. Kişilik tipleri kişiden kişiye farklılık gösterebildiği gibi farklı eylem ve davranışlar üretmesi nedeniyle insan davranışı psikolojik özellikler tarafından şekillenir.", + "question": "İnsan davranışı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnsan davranışı, insan bireylerinin veya gruplarının yaşamları boyunca iç ve dış uyaranlara yanıt verme potansiyeli ve kapasitesi olarak ifade edilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1990", + "context": "Kültür yağmacılığı (İngilizce: cultural appropriation) bir kültür veya kimliğin herhangi bir unsurunun başka bir kültür veya kimliğe ait kişiler tarafından taklit edilmesidir. Baskın bir kültürün üyesi dezavantajlı azınlığın kültürünü kendi çıkarı için benimsediğinde bu durum tartışma konusu hâline gelebilir.\nUygulamayı eleştirenlere göre kültür yağmacılığı; kültürleşme, asimilasyon veya kültürel etkileşimden farklıdır; çünkü bu sahiplenme durumu bir \"sömürgecilik\" biçimidir. Kültürel unsurlar baskın bir kültürün üyeleri tarafından azınlık kültüründen kopyalandığında ve bu unsurlar orijinal kültürel bağlamlarının dışında kullanıldığında bu kültür yağmacılığı olarak kabul edilir.\nKültür yağmacılığı, kültürlerini muhafaza etmeye çalışan koruma için çalışan yerli halklar, kökenlerin toplu fikrî mülkiyet haklarını savunanlar, sömürge yönetimi altında yaşamış veya yaşamakta olanlar dahil olmak üzere çeşitli grup ve bireyler tarafından zararlı bir eylem olarak kabul edilir. Kültür yağmacılığı; başka bir kültürün dinî ve kültürel geleneklerinin, modasının, sembollerinin, dilinin ve müziğinin sömürülmesini içerebilir.\nBu tür yağmacılığı sömürü olarak görenler; kültürel ögelerin kendi bağlamlarından çıkarıldığında kaybolduğunu veya sömürenler tarafından çarpıtıldığını belirterek bu tür eylemlerin saygısızlık olduğunu ifade ederler. Azınlık kültürde derin bir anlam taşıyabilecek kültürel ögeler, baskın kültürden gelenler tarafından \"egzotik\" moda veya oyuncaklara indirgenebilir. Kjerstin Johnson, bu tür bir yağmacılık yapıldığında \"baskıyı deneyimlemeyen taklitçinin, başka kültürlerin karşılaştığı ayrımcılıkların hiçbirini yaşamadan geçici olarak\" egzotik bir \"ötekiyi\" oynayabileceğini yazmıştır. Afrikalı-Amerikalı akademisyen, müzisyen ve gazeteci Greg Tate de kültürlerin sahiplenilmesinin ve \"fetişleştirilmesinin\" kültürüne el konulanları yabancılaştırdığını savunmaktadır.\nKültür yağmacılığı ağır bir şekilde eleştirilmektedir. Eleştirmenler; kavramın genellikle halk tarafından yanlış anlaşıldığını, bazen \"kültürel sahiplenme\" suçlamalarının farklı bir kültürden yemek denemek veya farklı kültürler hakkında bilgi edinmek gibi durumlara yanlış şekilde yöneltildiğini belirtiyorlar. Bazı eleştirmenler de \"kültür yağmacılığı\" teriminin kavramsal tutarlılıktan yoksun olduğunu belirterek tanımlandığı şekliyle başka bir kültürü taklit etme eyleminin genellikle sosyal zarara sebep olmadığını söylemektedirler. Bunlara ek olarak terim, \"entelektüel özgürlüğe ve sanatçıların kendilerini ifade etmelerine keyfi sınırlar koyabilmekle beraber toplum ayrışmalarını güçlendirerek kurtuluştan ziyade düşmanlık oluşturarak şikayet duygusunu sürekli hâle getirebilir.\"", + "question": "Kültür yağmacılığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültür yağmacılığı (İngilizce: cultural appropriation) bir kültür veya kimliğin herhangi bir unsurunun başka bir kültür veya kimliğe ait kişiler tarafından taklit edilmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1991", + "context": "Kültürel akım, toplumsal düzenin ve onun değişiminin bir gereği olarak, dünya görüşü ve sanat anlayışı bakımından birleşen kişilerin, eserleriyle ortaya koydukları ve sürdürdükleri ilkelerin toplamından doğan tutarlılık. Okul da denir.", + "question": "Kültürel akım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürel akım, toplumsal düzenin ve onun değişiminin bir gereği olarak, dünya görüşü ve sanat anlayışı bakımından birleşen kişilerin, eserleriyle ortaya koydukları ve sürdürdükleri ilkelerin toplamından doğan tutarlılık." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1992", + "context": "Kültürel ekoloji, insanların sosyal ve fiziksel çevrelere adaptasyonlarının incelenmesidir. İnsan adaptasyonu, bir nüfusun belirli veya değişen bir çevrede hayatta kalmasını ve çoğalmasını sağlayan hem biyolojik hem de kültürel süreçleri kapsar. Bu çalışma artzamanlı (farklı dönemlerde var olan unsurların incelenmesi) ya da eşzamanlı (mevcut bir sistemin ve bileşenlerinin incelenmesi) olarak gerçekleştirilebilir. Temel argüman, doğal çevrenin, kısmen ona bağımlı olan küçük ölçekli veya geçimlik toplumlarda, sosyal organizasyona ve diğer insan kurumlarına önemli bir katkıda bulunduğudur. Akademik alanda, ekonomilerin yönetimler olarak incelendiği politik ekonomi çalışmasıyla birleştirildiğinde, başka bir akademik alt alan olan politik ekoloji haline gelir. Ayrıca Paskalya Adası Sendromu gibi tarihsel olayların sorgulanmasına da yardımcı olur.", + "question": "Kültürel ekoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürel ekoloji, insanların sosyal ve fiziksel çevrelere adaptasyonlarının incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1993", + "context": "Kültür ayrımcılığı insanların etnik yapılarına değil, kültürlerine göre birbirlerinden ayrılmasına dayanan bir ayrımcılık türüdür. Kültür ayrımcılığında; ulusları birbirinden ayırmak için dil, din, mimari yapı, giyim tarzı, yemek kültürü gibi unsurlar kullanılır. Kültür ayrımcılığını savunan bir kişi kendi ulusunun kültürünün diğer kültürlere oranla daha üstün olduğunu ve bu nedenle kendi ulusunun kültürünün evrensel olarak benimsenmesi gerektiğini savunur. Bu düşüncenin bir sonucu diğer ulusların kültürünün asimile edilmek istenmesidir. Kültür ayrımcılığı sömürgeciliğin de meydana gelme nedenleri arasında sayılmaktadır.", + "question": "Kültürel ırkçılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültür ayrımcılığı insanların etnik yapılarına değil, kültürlerine göre birbirlerinden ayrılmasına dayanan bir ayrımcılık türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1994", + "context": "Kültürel kahraman, belirli bir gruba (kültürel, etnik, dini, vb.) özgü, bir buluş veya keşifle dünyayı değiştiren mitolojik kahramandır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kültürel kahraman nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürel kahraman, belirli bir gruba (kültürel, etnik, dini, vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1995", + "context": "Kültürel radikalizm, önce Danimarka'da, daha sonra genel olarak Kuzey Avrupa kültüründe etkili olan bir hareketti. Özellikle İkinci Dünya Savaşı döneminde güçlüydü, ancak felsefesi 1870'lerde ortaya çıktı. Günümüzde hala modern toplumsal yorumlarda referans alınan birçok unsuru bulunmaktadır.\nKültürel radikal hareketin yükseliş döneminde, o zamanlar modern olarak adlandırılıyordu. Kültürel radikal ve kültürel radikalizm terimleri ilk kez Elias Bredsdorff tarafından 1956 yılında Politiken gazetesinde yayımlanan bir makalede kullanıldı. Bredsdorff, kültürel radikalleri toplumsal sorumluluk sahibi ve uluslararası bir bakış açısına sahip insanlar olarak tanımladı.\nKültürel radikalizm genellikle Georg Brandes'in Modern Çıkışı'nın mirası olarak tanımlanmıştır. Politiken gazetesinin kuruluşu ve erken dönem editöryalleri, Radikale Venstre siyasi partisinin kuruluşu ve Poul Henningsen (PH) tarafından çıkarılan Kritisk Revy dergisi gibi unsurlar kültürel radikalizmin temelini oluşturur.\nKültürel radikalizmle en sık ilişkilendirilen değerler arasında din eleştirisi, toplumsal normlara karşı çıkma, Viktorya dönemi cinsel ahlakının eleştirisi, anti-militarizm ve klasik batı kültürü dışında yeni kültürel etkilere (örneğin caz, modern mimari, sanat, edebiyat ve tiyatro) açıklık bulunur.", + "question": "Kültürel radikalizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürel radikalizm, önce Danimarka'da, daha sonra genel olarak Kuzey Avrupa kültüründe etkili olan bir hareketti." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1996", + "context": "Kültürlerarasılık, kültürlerarası diyaloğu destekleyen ve kültürlerin kendilerini ayrıştırma eğilimlerine karşı çıkan siyasi bir harekettir. Kültürlerarasılık, bir toplumda var olan çoklu kültürlerin sadece pasif kabulünün ötesine geçmeyi ve bunun yerine kültürler arasında diyalog ve etkileşimi teşvik etmeyi içerir. Kültürlerarasılık, genellikle karşılıklı saygı değerlerine dayanan yerli ve batılı idealler arasındaki ilişkiler kümesini tanımlamak için kullanılır.", + "question": "Kültürlerarasılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültürlerarasılık, kültürlerarası diyaloğu destekleyen ve kültürlerin kendilerini ayrıştırma eğilimlerine karşı çıkan siyasi bir harekettir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1997", + "context": "Ekonomik ve siyasal küreselleşmenin yeni bir uluslararası kültür oluşturması ile kültürün küreselleşmesi ortaya çıkmıştır. Küreselleşme kavramıyla ilgili geçmişe veya günümüze baktığımızda ne zaman ortaya çıktığına dair herhangi bir kanıya rastlanılmamasıyla birlikte bu konu üzerinde kesin bir uzlaşıya varılmamış olunup hem dinamiği hem içerdiği farklı anlamlar ile anlaşılması zor bir olgudur. Yine de kültürün küreselleşmesinde geçmişe baktığımızda insanların yeni alanları keşfetme istekleri, ticari yolların ortaya çıkması ve göç etmenin başlamasına kadar eskiye dayanmaktadır. Bu sistemsel başlangıç bizi geçmişe götürse dahi şu anda olan tamamen etnik değişimlerin bir örneğidir. Son zamanların en çok ilgi gören kavramlarından biri olan küreselleşmenin kültürel sonuçlarını dile getiren bu çalışma, iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda küreselleşme kavramı teorik olarak ele alınmaktadır. İkinci kısımda ise kültürel bakımdan küreselleşmenin sonuçları yer almaktadır.\nTeorik analiz yönteminin kullanılacağı makalede, özellikle, az gelişmiş toplumlar açısından çok fazla büyük öneme sahip olan, parçalı sosyal bünyelerin tesis edilişinin özendirilmesinin ideolojik bir anlamı var olduğu fikri üzerinde durulmaktadır.\nGelişmiş toplumlar içinse ön görülen toplum modelleri ile az gelişmiş toplumlar için uygun görülen toplum modelleri incelendiğinde, varılmak istenen küreselleşmenin her toplum için ayrı bir anlamı olduğu anlaşılmakta olup, bu anlamı küreselleşmenin kültürel açıdan yarattığı sorunlara bakınca daha iyi anlamak mümkün olabilir.\nKüreselleşmenin ortaya çıkardığı sorunlar; milli kimlik krizine yol açması, toplumda yabancılaşan ve yalnızlaşan bireylerin artması, tüketim odaklı bir toplum modeli sunması, medya ve kültür emperyalizmine katkıda bulunması şeklinde sonuçlanabilir. Anlatılan bu tür sorunların toplumda nasıl bir yapının oluşmasına neden olacağı konumuzun bu boyutunu temsil ederken, küreselleşmenin sadece sorun yaratan bir olgu olup olmaması ise öteki boyutunu oluşturmaktadır. Özetle, kültürel açıdan, yarattığı kriz ve tehditler ile küreselleşme toplumumuza ne getiriyor ve toplumdan ne götürüyor bu makalede bunlar tartışılmaktadır. Küreselleşmenin kavramsal olarak, bu süreç zarfında birçok anlamı olduğunu açıklayan görüşlere de bakmakta fayda vardır. Küreselleşme kavramını inceleyecek olursak;", + "question": "Kültürün küreselleşmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ekonomik ve siyasal küreselleşmenin yeni bir uluslararası kültür oluşturması ile kültürün küreselleşmesi ortaya çıkmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1998", + "context": "Sofistike buraya yönlendirir.\nSofistikelik, incelik, zarafet, zevk ve bilgelik niteliklerini ifade eder. Buna karşılık, orijinal kullanımı, sofistten türetilen aşağılayıcı bir kelimeydi ve karmaşıklık veya sahtecilik fikrini içeriyordu. Günümüzde Faye Hammill'in araştırmalarına göre, kaba, aptal ve bayağı olmaktan ziyade iyi zevk, bilgelik ve incelik ölçüsü olarak yaygınlaşmıştır. Toplumsal sınıf algısında gelişmişlik, statü, ayrıcalık, üstünlük gibi kavramlarla ilişkilendirilebilir.\nSofistikelik ayrıca, çok gelişmiş, çok karmaşık, çok özel anlamlarına gelebilir. İnsan için bir sıfat olarak kullanıldığında çok yapmacıklı davranan anlamına da gelebilir.", + "question": "Sofistikelik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sofistike buraya yönlendirir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "1999", + "context": "Yapaylık (yapay veya insan yapımı olma durumu), insan faaliyeti içermeyen veya gerektirmeyen süreçler yoluyla doğal olarak meydana gelmek yerine, kasıtlı insan üretiminin ürünü olma durumudur. Yapaycılık, Piaget'in Bilişsel Gelişim Dönemlerinden Sezgisel Düşünce Alt Evresi 4-7 yaş aralığını kapsayan dönemde ortaya çıkar. Yapaycılık, doğa olaylarının doğal olmayan yollarla açıklanmasıdır. Gece, gündüz, yağmur, deprem vb. her şey birileri tarafından yapılır. Örneğin ayın ışığı, biri onu yaktığı için parlıyordur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Yapaycılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yapaylık (yapay veya insan yapımı olma durumu), insan faaliyeti içermeyen veya gerektirmeyen süreçler yoluyla doğal olarak meydana gelmek yerine, kasıtlı insan üretiminin ürünü olma durumudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2000", + "context": "Yaşam tarzı bir grup, kültür veya bireyin ilgi alanı, görüş, davranış ve yönelimleridir. Avusturyalı psikolog Alfred Adler tarafından 1929 tarihli The Case of Miss R. adlı kitabında \"bir kişinin erken çocukluk döneminde kurulan temel karakteri\" anlamında kullanıldı. Bir \"yaşam stili veya tarzı olarak daha geniş yaşam tarzı anlayışı 1961'den beri belgelenmiştir. Yaşam tarzı, soyut veya somut faktörlerin bir kombinasyonudur. Somut faktörler özellikle demografik değişkenlerle, yani bireyin demografik profiliyle ilgiliyken, soyut faktörler kişisel değerler, tercihler ve bakış açıları gibi bireyin psikolojik yönleriyle ilgilidir.\nKırsal bir çevre, bir metropole kıyasla farklı tarza sahiptir. Kentsel yaşamda bile mahallenin doğası, zenginlik dereceleri arasındaki farklılıklar ve doğal ve kültürel çevrelere yakınlıklar o kişinin sahip olduğu yaşam tarzlarını etkiler. Örneğin, denize yakın bölgelerde bir sörf kültürü veya yaşam tarzı bulunabilir.", + "question": "Yaşam tarzı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yaşam tarzı bir grup, kültür veya bireyin ilgi alanı, görüş, davranış ve yönelimleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2001", + "context": "Mühendislik, köprüler, tüneller, yollar, araçlar ve binalar dahil olmak üzere makineler, yapılar ve diğer öğeleri tasarlamak ve inşa etmek için bilimsel ilkelerin kullanılmasıdır. Mühendislik disiplini, her biri uygulamalı matematik, uygulamalı bilim ve uygulama türlerinin belirli alanlarına özel vurgu yapan, geniş bir yelpazede uzmanlaşmış mühendislik alanları’nı kapsar.\nModern anlamda mühendis, bilim insanlarının ürettiği teorik bilgiyi teknisyen ve ustaların uygulayabileceği pratik bilgiye dönüştüren kişidir. Demir yolları inşaat mühendisi Arthur Mellen Wellington'a göre mühendislik, \"Beceriksiz birinin iki dolara kötü yaptığı bir şeyi bir dolara iyi yapma sanatıdır.\".", + "question": "Mühendislik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mühendislik, köprüler, tüneller, yollar, araçlar ve binalar dahil olmak üzere makineler, yapılar ve diğer öğeleri tasarlamak ve inşa etmek için bilimsel ilkelerin kullanılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2002", + "context": "ABET (\"Accreditation Board for Engineering and Technology, Inc.), yükseköğretim kurumlarının uygulamalı bilim, mühendislik, teknoloji ve bilişim alanlarındaki programlarını akredite eden ve sivil toplum kuruluşu olarak faaliyet gösteren bir oluşumdur.", + "question": "ABET nedir?", + "answers": { + "text": [ + "ABET (\"Accreditation Board for Engineering and Technology, Inc." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2003", + "context": "Antik Roma mühendisliği, tarihte eşine az rastlanır bir teknik beceri ve pratik zekanın ürünüdür. Bu mühendislik başarısı, Roma İmparatorluğu'nun genişlemesini, şehirleşmesini ve sosyal yaşamını şekillendirmiş ve modern dünyanın mühendislik prensiplerine ilham vermiştir.\n\nAntik Roma, tarih boyunca mühendislik alanında en gelişmiş medeniyetlerden biri olarak kabul edilir. Roma İmparatorluğu'nun geniş coğrafyasında, mühendislik başarıları Roma'nın gücünü pekiştirmiş, şehirleşmeyi desteklemiş ve halkın yaşam kalitesini artırmıştır. Roma mühendisliği, yalnızca görkemli yapılar inşa etmekle kalmamış, aynı zamanda günlük yaşamı kolaylaştıran, büyük kitlelerin kullanımına yönelik pratik çözümler sunmuştur. Bu mühendislik başarıları, yüzyıllar boyunca Batı medeniyetini etkilemiş ve modern mühendisliğin temelini oluşturmuştur.", + "question": "Antik Roma'da mühendislik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Antik Roma mühendisliği, tarihte eşine az rastlanır bir teknik beceri ve pratik zekanın ürünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2004", + "context": "Entegre Lojistik Destek (ELD), ürün geliştirilirken fonksiyonel desteği en iyi şekilde kullanan, var olan kaynaklardan en yüksek seviyede faydalanılmasını sağlayan, ürün ömür devri maliyetini azaltacak ve sistem mühendisliği sürecinin niteliğini belirleyecek yöntemler sunan, sistemin desteklenebilirliğini kolaylaştıran tekrarlanan ve entegre bir süreçtir. Çıkış noktası askeri amaçlarla olmakla birlikte, ticari ürün desteği veya müşteri servisi organizasyonlarında da sıklıkla kullanılmaktadır.", + "question": "Entegre lojistik destek nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Entegre Lojistik Destek (ELD), ürün geliştirilirken fonksiyonel desteği en iyi şekilde kullanan, var olan kaynaklardan en yüksek seviyede faydalanılmasını sağlayan, ürün ömür devri maliyetini azaltacak ve sistem mühendisliği sürecinin niteliğini belirleyecek yöntemler sunan, sistemin desteklenebilirliğini kolaylaştıran tekrarlanan ve entegre bir süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2005", + "context": "Mühendislik etiği, mühendislerin mühendislik uygulamaları için geçerli olan ve mesleğe, topluma, işe, işverene, meslektaşlarına karşı uymaları gereken etik davranışlar bütünüdür. Bilimsel bir disiplin olarak bilim felsefesi, mühendislik felsefesi ve teknoloji etiği gibi konularla yakından ilgilidir. Mühendislik etiğinin tek bir uygulaması ve standardı yoktur, dallara göre değişen anlamı ve uygulaması vardır.\nÖzellikle teknik tasarımlar başta olmak üzere birçok uygulamada toplumun mühendislere bağımlı olması, mühendislerin ahlaki olarak güvenilir davranmalarını gerekli kılar. Eğer işlerini bilim ve kurallara uygun olarak ve en önemlisi de etik kurallara uygun olarak yapmazlarsa onlarca, yüzlerce hatta binlerce kişinin bundan etkilenmesine hatta ölümle sonuçlanacak kazalara neden olabileceklerini bilerek uygulamalarını yapmaları sadece çalıştıkları şirketlerin değil aynı zamanda da kendilerinin de sorumluluğudur.\nMühendisler mesleki görevlerini yerine getiriken aşağıdaki temel konuları dikkate almalıdırlar:\n\nHalkın güvenliğini, sağlığını ve refahını en üst düzeyde tutmak.\nHizmetleri yalnızca kendi yetki alanlarında gerçekleştirmek.\nHerkese açık beyanları sadece nesnel ve doğru bir şekilde yayınlamak.\nİşveren veya müşteriye karşı sadık ve güvenilir davranmak.\nYanıltıcı eylemlerden kaçınmak.\nMesleğin onurunu, itibarını ve saygınlığını artırmak için kendilerini onurlu, sorumlu, etik ve yasalara uygun şekilde davranmaya adamak.\nSosyo-teknik sistemdeki konumlarından dolayı mühendislerin teknik demokrasinin vatandaşı olması, toplumun diğer üyelerinden daha fazla beklenmektedir. Ayrıca, mühendisler, şirketleri içindeki yükümlülükleri ile ilgili olarak, teknik şartnamelerin iletilmesinden oluşan rolün yanı sıra, üstlerine veya müşterilerine alternatifler önerebilir ki bazı durumlarda buna zorunludurlar. Sorumludur çünkü önerilerini dikkate alarak seçimleri yapacaklar onlara güvenmektedirler.\nMühendislerin ahlaki yükümlülükleri, en azından teknik tasarım eylemleri gibi bazı şeyler için toplumun tamamının mühendislere bağımlı olmasından kaynaklanır. Mühendislerin büyük bir sorumluluğu vardır, çünkü işlerini teknik yeterlilik ve etik taahhüdüyle yapmazlarsa, sadece bir kişi zarar görmez veya ölmez (bir doktor işini yapmamasının aksine), onlarca, yüzlerce, hatta binlerce kişi etkilenebilir.", + "question": "Mühendislik etiği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mühendislik etiği, mühendislerin mühendislik uygulamaları için geçerli olan ve mesleğe, topluma, işe, işverene, meslektaşlarına karşı uymaları gereken etik davranışlar bütünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2006", + "context": "Olay zinciri metodolojisi proje çizelgelerini etkileyen olayları ve olay zincirlerini tanımlama ve yönetmeye odaklanan bir belirsizlik modelleme ve zamanlama ağ analizi tekniğidir. Olay zinciri metodolojisi, kritik yol metodunun ve kritik zincir proje yönetiminin ötesinde bir gelişmedir.\nOlay zinciri metodolojisi, tahmin ve zamanlamada motivasyonel ve bilişsel önyargıların etkisini azaltmaya yardımcı olur.", + "question": "Event chain methodology nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Olay zinciri metodolojisi proje çizelgelerini etkileyen olayları ve olay zincirlerini tanımlama ve yönetmeye odaklanan bir belirsizlik modelleme ve zamanlama ağ analizi tekniğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2007", + "context": "Genleşme döngüleri, boru hatlarında esnekliğin arttırılmasını sağlayan en önemli yöntemlerden biridir. Sıcaklık farklılıklarından kaynaklanan ısıl gerilimin hat doğrultusuna dik monte edilen kollarla sönümlenmesini sağlar. ASME B31.3 319.7’de belirtildiği üzere genleşme döngüleri ve genleşme bağlantıları endüstrilerde en yaygın şekilde kullanılan ve tasarımcının kanaatinde olan iki yöntemdir. Genleşme döngüleri genleşme bağlantılarına göre daha çok hacim kaplasa da, daha güvenilir ve uzun ömürlü olduklarından daha çok tercih edilirler.\nGenleşme döngüleri simetrik veya asimetrik olabilirler. Simetrik döngüler genleşmeyi iki yönden eşit miktarda sönümleyebildikleri için asimetrik döngülere göre daha verimlidirler. Ama sahada mevcut bulunan boru ve döngü yollarından faydalanabilmek için asimetrik olanları da kullanılır.\n\nGenleşme döngüsü yapımı kararı alınırken aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır:\n\nAna borunun durumu\nProses şartları\nStandart ve prosedürler\nBağlantılardaki gerilim miktarı\nSabit desteklerdeki gerilim miktarı\nsafety Teknik emniyet 21 Temmuz 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. kuralları\nÇevre ve kirlilik\nMali analiz", + "question": "Genleşme döngüsü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Genleşme döngüleri, boru hatlarında esnekliğin arttırılmasını sağlayan en önemli yöntemlerden biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2008", + "context": "Geri bildirim, geri dönüş veya geri besleme, bir sürecin basamaklarındaki bir değişimin önceki bir basamağa etki etmesi ve neden-sonuç ilişkisi içerisinde bir döngü oluşturması olayına denir. Burada süreç sıcaklık ayarlı bir soba gibi fiziksel olabileceği gibi kan şekeri döngüsü gibi biyolojik, hatta paradokslarda olduğu gibi tamamen soyut olabilir.", + "question": "Geri bildirim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Geri bildirim, geri dönüş veya geri besleme, bir sürecin basamaklarındaki bir değişimin önceki bir basamağa etki etmesi ve neden-sonuç ilişkisi içerisinde bir döngü oluşturması olayına denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2009", + "context": "Köklerin yer eğrisi (İngilizce: Root Locus), kontrol teorisinde, bir kapalı çevrim transfer fonksiyonunun kutuplarının sistemin \n \n \n \n K\n \n \n {\\displaystyle K}\n \n kazancına göre değişimini gösteren çizimlerdir.", + "question": "Köklerin yer eğrisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Köklerin yer eğrisi (İngilizce: Root Locus), kontrol teorisinde, bir kapalı çevrim transfer fonksiyonunun kutuplarının sistemin \n \n \n \n K\n \n \n {\\displaystyle K}\n \n kazancına göre değişimini gösteren çizimlerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2010", + "context": "MÜDEK (açılımı: Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği), çeşitli disiplinlerdeki mühendislik eğitim programları için akreditasyon, değerlendirme ve bilgilendirme çalışmaları yapan bir dernektir. \nMÜDEK, mühendislik eğitim kalitesinin artırılması için çalışır ve bağımsız bir kuruluştur.\nMühendislik eğitimi veren fakülte dekanlarından oluşan Mühendislik Dekanları Konseyi (MDK) tarafından, mühendislik lisans programlarının değerlendirmesi için program yapma ve uygulama hedefiyle 2002'de Mühendislik Değerlendirme Kurulu MÜDEK adıyla kuruldu. \n2003'de ise mühendislik programlarının değerlendirmesine başlandı. MÜDEK 2007'de dernekleşti.\n17.12.2006'dan beri ise MÜDEK, Avrupa Mühendislik Eğitimi Akreditasyon Ağının (İngilizce: ENAEE - European Network for Accreditation of Engineering Education) bir üyesidir.\nMÜDEK'ten başka EUR-ACE® Etiketi verme yetkili kuruluşlar şunlardır:\n\nAAQ: Eğitim akreditasyonu ve kalite güvencesi için İsviçre ajansı, İsviçre\nAEER: Rusya Mühendislik Eğitimi Derneği, Rusya\nANECA: İspanya Ulusal Kalite Değerlendirme ve Akreditasyon Ajansı, İspanya\nARACIS: Romanya Yüksek Öğrenimde Kalite Güvencesi Ajansı, Romanya\nASIIN: Mühendislik, Bilişim, Doğa Bilimleri ve Matematik Eğitim Programları için Akreditasyon Kurumu, Almanya\nCTI: Mühendis Unvanları Komisyonu, Fransa\nEI: Mühendisler İrlanda, İrlanda\nEngC: Mühendislik Konseyi, İngiltere\nFINEEC: Yüksek Öğrenim Değerlendirme Kurulu KKA, Finlandiya\nKAUT: Teknoloji Üniversiteleri Akreditasyon Komisyonu, Polonya\nKazSEE: Kazakistan Mühendislik Eğitimi Derneği, Kazakistan\nOE: Mühendisler Sırası, Portekiz\nQUACING: Kalite Belgelendirme ve Akreditasyon Kurumu, İtalya\nZSVTS: Slovak Bilim ve Teknik Dernekleri Birliği, Slovakya\nMÜDEK ayrıca 15.06.2011'den beri de Washington Accord (WA) kuruluşununda imza yetkilisidir.", + "question": "MÜDEK nedir?", + "answers": { + "text": [ + "MÜDEK (açılımı: Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği), çeşitli disiplinlerdeki mühendislik eğitim programları için akreditasyon, değerlendirme ve bilgilendirme çalışmaları yapan bir dernektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2011", + "context": "Mühendislik bilim dalı ve meslektir. Güvenlik, insan faktörleri, fiziksel yasalari, düzenlemeleri, teknolojik çözümler tasarlamak, oluşturmak ve analiz etmek için bilimsel teorileri, matematiksel yöntemleri ve ampirik kanıtları uygular.", + "question": "Mühendisliğin ana hatları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mühendislik bilim dalı ve meslektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2012", + "context": "Mühendislik felsefesi, mühendisliğin ne olduğunu, mühendislerin ne yaptığını ve çalışmalarının toplumu nasıl etkilediğini ele alan ve bu nedenle etik ve estetik yönlerinin yanı sıra ontoloji, epistemoloji, vb. gibi bilim felsefesi veya teknoloji felsefesi'nde incelenebilecek konuları da içeren gelişmekte olan bir disiplindir.", + "question": "Mühendislik felsefesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mühendislik felsefesi, mühendisliğin ne olduğunu, mühendislerin ne yaptığını ve çalışmalarının toplumu nasıl etkilediğini ele alan ve bu nedenle etik ve estetik yönlerinin yanı sıra ontoloji, epistemoloji, vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2013", + "context": "Olay zinciri metodolojisi proje çizelgelerini etkileyen olayları ve olay zincirlerini tanımlama ve yönetmeye odaklanan bir belirsizlik modelleme ve zamanlama ağ analizi tekniğidir. Olay zinciri metodolojisi, kritik yol metodunun ve kritik zincir proje yönetiminin ötesinde bir gelişmedir.\nOlay zinciri metodolojisi, tahmin ve zamanlamada motivasyonel ve bilişsel önyargıların etkisini azaltmaya yardımcı olur.", + "question": "Olay zinciri metodolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Olay zinciri metodolojisi proje çizelgelerini etkileyen olayları ve olay zincirlerini tanımlama ve yönetmeye odaklanan bir belirsizlik modelleme ve zamanlama ağ analizi tekniğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2014", + "context": "Pantograf, ölçekli çizimde daha büyük veya daha küçük ölçekte numune çıkarmak için elle kullanılan maket ölçeklendirme aracıdır. CNC makinelerinin yaygınlaşmadığı dönemde oldukça popüler kullanım alanı bulunmaktaydı.\nDaha sonradan gelişen CNC donanımları ile birlikte Pantograf, CNC'nin yapamayacağı ince el hassasiyeti isteyen model çıkarma işlemleri için kullanılmış, bazı açılardan CNC modelleme veya CNC kullanım bilgisi gerektirmeyen, el işçiliğinin ve emeğin değerli olduğu özel üretim numuneler için kullanımı devam etmiştir.\nÖzellikle madeni para basımında, büyük ebatlı taslak numunelerin madeni para üzerine geçirilmesi için mastır kalıp uygulamalarında kullanımı, birçok ülkenin merkez bankasına bağlı darphanelerinde uygulaması halen daha devam etmektedir.", + "question": "Pantograf nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Pantograf, ölçekli çizimde daha büyük veya daha küçük ölçekte numune çıkarmak için elle kullanılan maket ölçeklendirme aracıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2015", + "context": "Bir proje yöneticisi, proje idaresi alanında bir profesyoneldir. Proje yöneticileri, mühendisliğin herhangi bir alanında, planlama, temin etme ve projenin yerine getirilmesinde sorumluluk sahibidir. Proje yöneticileri bir organizasyonun çeşitli departmanlarında meydana gelen problemlerin ya da uyumsuzlukların daha yüksek otoritelere ulaşmadan önce başvurulması gereken ilk merci noktasıdır.\nProje idaresi, proje yöneticisinin sorumluluğundadır. Bu kişi nihai sonucu meydana getiren olaylara nadiren direkt olarak müdahil olur, ancak karşılıklı etkileşim, çeşitli bölümlerin iş aşaması, sürecin idaresi, bütünün hatasını azaltacak bir yöntem biçimi ile sürece katkıda bulunmak için çabalar, faydaları azaltır ve maliyeti düşürmektedir.", + "question": "Proje yöneticisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bir proje yöneticisi, proje idaresi alanında bir profesyoneldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2016", + "context": "Suseptans elektrik ve elektronik devrelerinde kullanılan reaktif devre elemanlarının sanal iletkenliğidir. Terim ilk defa 1894 yılında Alman kökenli Amerikan bilim insanı Charles Proteus Steinmetz tarafından kullanılmıştır.\nBir devre elemanının empedansı şu şekilde gösterilir;\n\n \n \n \n Z\n =\n R\n +\n j\n ⋅\n X\n \n \n {\\displaystyle Z=R+j\\cdot X}\n \n\nBurada Z empedans, R rezistans (direnç) ve X reaktanstır. Empedans birimi ohm'dur.\nAdmittans empedansın çarpıma göre tersidir, yani;\n\n \n \n \n Y\n =\n \n \n 1\n Z\n \n \n \n \n {\\displaystyle Y={\\frac {1}{Z}}}\n \n\nEşlenik kullanılarak paydadan sanal operatör kaldırıldığında \n\n \n \n \n Y\n =\n \n \n 1\n Z\n \n \n =\n \n \n 1\n \n R\n +\n j\n X\n \n \n \n =\n \n (\n \n \n R\n \n \n \n R\n \n 2\n \n \n +\n \n X\n \n 2\n \n \n \n \n \n )\n \n +\n j\n \n (\n \n \n \n −\n X\n \n \n \n \n \n \n R\n \n 2\n \n \n +\n \n X\n \n 2\n \n \n \n \n \n )\n \n \n \n \n {\\displaystyle Y={\\frac {1}{Z}}={\\frac {1}{R+jX}}=\\left({\\frac {R}{\\;R^{2}+X^{2}}}\\right)+j\\left({\\frac {-X\\;\\;}{\\;R^{2}+X^{2}}}\\right)\\,}\n \n\nBurada Y admittans (iletkenlik) ve j sanal operatördür. Admittansın birimi siemens’tir (Kısaltması S). Denklemde admittansın hem reel hem de sanal iki terimi olduğu görülüyor. Suseptans sanal terimdir, yani\n\n \n \n \n B\n =\n Im\n ⁡\n (\n Y\n )\n =\n \n \n \n −\n X\n \n \n \n \n \n R\n \n 2\n \n \n +\n \n X\n \n 2\n \n \n \n \n \n =\n \n \n \n −\n X\n \n \n \n \n \n \n \n \n |\n Z\n |\n \n \n 2\n \n \n \n \n \n \n \n {\\displaystyle B=\\operatorname {Im} (Y)={\\frac {-X\\;}{\\;R^{2}+X^{2}}}={\\frac {-X~\\;}{~\\;\\left|Z\\right|^{2}}}}\n \n \nBurada B suseptansdır. Kısaca ifade edilirse,\n\n \n \n \n Y\n =\n G\n +\n j\n ⋅\n B\n \n \n \n {\\displaystyle Y=G+j\\cdot B\\,}\n \n\nDevre elemanlarının suseptansı;\n\n \n \n \n B\n =\n j\n ⋅\n C\n \n \n \n {\\displaystyle B=j\\cdot C\\quad }\n \n ve \n \n \n \n \n B\n =\n −\n j\n ⋅\n \n \n 1\n L\n \n \n \n \n \n {\\displaystyle \\quad B=-j\\cdot {\\frac {1}{L}}\\quad }\n \nşeklindedir.\nAdmittansın mutlak genliği ise:\n\n \n \n \n \n |\n Y\n |\n \n =\n \n \n \n G\n \n 2\n \n \n +\n \n B\n \n 2\n \n \n \n \n \n \n \n \n {\\displaystyle \\left|Y\\right|={\\sqrt {G^{2}+B^{2}\\;}}\\,}\n \n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Suseptans nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Suseptans elektrik ve elektronik devrelerinde kullanılan reaktif devre elemanlarının sanal iletkenliğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2017", + "context": "Yapay zekâ mühendisliği, makinelerin insan beyni gibi düşünmesine yönelik programlama yapan bir mühendislik dalıdır. Yapay zekâ mühendisleri temelde makinelere insan gibi düşünebilme, karar verebilme, duyguları ayrıştırabilme ve olayları mantıklı kararlara bağlayabilme gibi yetenekler kazandırmayı hedefler. Bu hedefler doğrultusunda makine öğrenme algoritmaları ve modelleri geliştirmektedirler.\nDil çevirisi, görsel algı (nesnelerin tanınması) ve duygu analizine dayalı reklamcılık bu mühendislik dalının bazı uygulamalarındandır. Bu çalışmaları veri mühendisleri ve veri bilimcileri ile koordineli şekilde yürütürler.", + "question": "Yapay zekâ mühendisliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yapay zekâ mühendisliği, makinelerin insan beyni gibi düşünmesine yönelik programlama yapan bir mühendislik dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2018", + "context": "Bilim veya ilim, (bil- fiilinden türetilmiştir) nedensellik, merak ve amaç besleyen, olguları ve iddiaları deney, gözlem ve düşünce aracılığıyla sistematik bir şekilde inceleyen entelektüel ve uygulamalı disiplinler bütünüdür. Kimi kullanımlarda bu tanımın \"ilim\" için geçerli olmadığının altını çizmek gerekir. Çünkü bilim somut, evrensel olayları kendine konu edinmişken ilim doğaötesi olaylarla da ilgilenebilir fakat somut kanıt sunmaz. Bilimi sınıflandıran bilim felsefecileri bilimi formal bilimler, sosyal bilimler ve doğa bilimleri olmak üzere üçe ayırır. Bilimin diğer tüm dallardan en ayırt edici özelliği, savunmalarını somut kanıtlarla sunmasıdır. Bu sayede bilim, bilinmeyen olguları açıklamamıza ve evreni idrak etmemize güçlü destek olur.\nBilimsel çalışmalar belirli kıstasları karşılamak zorundadır. Tüm bilim dalları, deneysel yöntemlere ve gerçek olayla ilgili varsayımın ilişiklik gücüne bağlı olarak kanunlar çıkarmaya çalışır. Einstein bilimi, her türlü düzenden yoksun duyu verileri ile düzenli düşünceler arasında uygunluk sağlama çabası, Bertrand Russell ise gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabası olarak tanımlar.\nGeleneksel bilim sadece anlamaya ve çözmeye gereksinim duysa da ileri evrelere ulaşan bilim türleri sadece çözmeyi değil çözümden öte ilerlemeyi de kapsar. Geçmişe bakıldığında en önemli sayılan bilim dallarından bazıları matematik, geometri, gök bilimi ve tıptır. Çok çeşitli matematiksel çözümleme sistemlerinin geliştirildiği ilk zamanlardan bu yana yeni formüller, sistemler, kuramlar geliştirilmektedir ki bu da bilimin sürekliliğine bir örnektir.\nBilim ve bilimsel yöntem denenebilirliğe öncelik verir. Böylece nesnel sahicilik sağlanır ve araştırma belirli bir çerçeveye oturur. Bir varsayım (hipotez), türlü sınamalar sonucunda doğrulanırsa kuram (teori) statüsünü alabilir ve diğer bilim insanlarının çalışmalarında dayanak işlevi görür.", + "question": "Bilim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilim veya ilim, (bil- fiilinden türetilmiştir) nedensellik, merak ve amaç besleyen, olguları ve iddiaları deney, gözlem ve düşünce aracılığıyla sistematik bir şekilde inceleyen entelektüel ve uygulamalı disiplinler bütünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2019", + "context": "Tarih, geçmiş zamanın incelenmesi bilimidir. \"Tarih\", geçmişte yaşanan olayların incelenmesinin yanı sıra, bu olaylarla ilgili bilgilerin keşfi, toplanması, organizasyonu, sunumu ve yorumlanması ile ilgilenen disiplindir.\nİnsan veya insan dışı farkı gözetmeksizin, yer ve zaman aralığının kestirildiği bir geçmiş zaman diliminde, sebep-sonuç ilişkisi kurup, yazılı veya yazısız belge ve bulgular eşliğinde bilgiler toplayan bir akademik disiplin olan tarih, herhangi bir bilim kümesine dahil edilmez; çünkü tarih, her alanın geçmişini inceleyebilecek kadar geniş bir disiplindir. Örneğin, antik çağlardan günümüze bilimin ve bilimsel bilginin evrimini ve gelişimini incelemek isteyen kişi \"bilim tarihi\"ne, insanlığın dinî duygularını, düşüncelerini ve yeryüzündeki dinleri benzer ve farklı yönleri ile karşılaştırmalı olarak incelemek isteyen kişi \"dinler tarihi\"ne, insanlık tarihi boyunca süregelen ve savaş olarak adlandırabileceğimiz silahlı olayları ve bunların toplumlar, kültürler ve ekonomiler üzerindeki etkisini araştırmak isteyen kişi ise \"askerî tarih\"e başvurur.\nTarihî inceleme, geçmiş zamandaki olaylara ilişkin tüm bilgilerin, olayların vuku bulduğu dönemin şartları göz önüne alınarak, mümkün olduğunca nesnel bir şekilde sunulması ile oluşur. Tarih, yaşanan olayların bir daha yaşanabilmesi gibi bir olasılık olmadığından, doğa bilimlerindeki gibi deney ve gözleme dayanmaz.\n\nTarihin nihai amacı, insanın kendini tanımasıdır. 20. yüzyıl tarihçisi R. G. Collingwood'un sözleriyle, \"Tarihin değeri, insanın neler yaptığını, dolayısıyla insanın ne olduğunu bize öğretmesidir\". \"Tarih\" insanla başlar ve insanın bütün gelişim sürecini incelediği gibi dünyadaki değişimi de hafızasında taşır.\nGeçmişlerini hatırlayamayanlar, onu tekrar yaşamaya mahkûmdur.\n\n— George Santayana (İspanyol-Amerikalı filozof ve yazar)İlk olarak Antik Yunan tarihçisi Herodotos tarafından kullanılan \"tarih\" sözcüğü, Grekçe: ἱστορία, historiá (anlamı: soruşturma, araştırma) teriminden türemiştir. Sözcük, \"soruşturma, araştırma, açıklama, hesap, geçmiş olayların yazılı hesabı, geçmiş olayların kayıtlı bilgisi, hikâye, anlatı\" gibi anlamlara gelen historia olarak Klasik Latinceye geçmiştir. Oradan da bazı değişikliklere uğrayarak İngilizceye girmiştir.", + "question": "Tarih nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tarih, geçmiş zamanın incelenmesi bilimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2020", + "context": "Büyük Tarih, mevcut en iyi ampirik kanıtları ve bilimsel yöntemleri kullanarak Kozmosun, Dünyanın, Yaşamın ve İnsanlığın bütünleşmiş tarihini disiplinler arası bir yaklaşımla uzun zaman dilimlerinde anlamaya çalışır. Yaklaşık 13,8 milyar önce büyük patlamayla (big bang) başlayan geçmişimizden günümüze nasıl vardığımızı gelecekte bizi neler beklediği gibi konuları geniş bir perspektifte sunarak tarih öğretimine yeni bir yaklaşım geliştirir (büyük tarih projesi).\nGeleneksel tarih 5.500 yıl önceki yazılı kayıtlarla sınırlı kalırken, büyük tarih yazılı belgelere sınırlı kalmadan her türlü ampirik kanıtları ve bilimsel yöntemleri kullanarak geniş bir çerçeve sunmaya çalışır. 5000 yıllık tarih Dünya'nın ömrünün yalnızca milyonda birine tekabül eder.\nİlk olarak tarihçi David Christian 1991 yılında Journal of World History dergisi'ndeki bir makalesinde büyük tarihten bahsetmiş ve Macquarie Üniversitesi'nde büyük tarihle ilgili dersler vermiştir. 2 mart 2011 yılında David Christian tarafından ve Bill Gates'in sponsorluğunda kurulan büyük tarih projesi (BHP) ortaokul ve lise düzeyinde büyük tarih öğrenmek isteyenler için ücretsiz kaynaklar sağlayan çevrimiçi bir kurs olarak kurulmuştur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Büyük Tarih nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Büyük Tarih, mevcut en iyi ampirik kanıtları ve bilimsel yöntemleri kullanarak Kozmosun, Dünyanın, Yaşamın ve İnsanlığın bütünleşmiş tarihini disiplinler arası bir yaklaşımla uzun zaman dilimlerinde anlamaya çalışır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2021", + "context": "Bu, Vikipedideki kronoloji maddelerinin listesidir.", + "question": "Kronolojiler listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu, Vikipedideki kronoloji maddelerinin listesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2022", + "context": "Şeki Han Mezarlığı'ndaki epigrafik anıtlar, şu anda ya da bir zamanlar var olan yazıtlı mezar taşları, yazıtlı mezar taşları parçaları ve bir yazıtlı mezarüstü taşdan oluşmaktadır.", + "question": "Şeki Han Mezarlığı'ndaki epigrafik anıtlar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Şeki Han Mezarlığı'ndaki epigrafik anıtlar, şu anda ya da bir zamanlar var olan yazıtlı mezar taşları, yazıtlı mezar taşları parçaları ve bir yazıtlı mezarüstü taşdan oluşmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2023", + "context": "Tarihî figür, tarihte önemli olmuş, lakin artık yaşamayan bir kişidir. Kavram genellikle efsanevi olmaktan ziyade kişinin geçmişte gerçekten var olduğu anlamında kullanılmaktadır, lakin tarihi şahsiyetler etrafında gelişebilen efsaneleri gerçeklerden ayırt etmek zor olabilir.\nKaynaklar genellikle eksiktir ve özellikle tarihin erken dönemlerinden olan şahsiyetlerin bilgileri hatalı olabilir. Kişisel belgeler olmadan, tarihî bir figürün kişiliğinin daha incelikli yönleri ancak çıkarsanabilir.\nEğitimde, bilgiyi tarihî bir figürü anlatıyormuş gibi sunmak daha büyük etki sağlayabilir. Klasik zamanlardan beri, öğrencilerden tarihe hayat vermenin bir yolu olarak kendilerini tarihi bir figürün yerine koymaları istenmiştir. Tarihsel figürler genellikle gerçek ve hayalin birleştirildiği kurguda temsil edilir. Daha önceki geleneklerde, eleştirel bir tarihsel geleneğin yükselişinden önce, yazarlar, olaylara ahlaki bir amaca hizmet etmeyi amaçlayan hayali unsurları araya ekleyerek, tarihsel figürler ve eylemleri hakkında bildiklerini tanımlarken doğru olmaya daha az özen gösteriyorlardı. Daha yakın zamanlarda, yazarlar için yaratıcı hedefleriyle çatıştıklarında \"gerçeklerden\" özgürce ayrılma eğilimi bir kez daha olmuştur.", + "question": "Tarihî figür nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tarihî figür, tarihte önemli olmuş, lakin artık yaşamayan bir kişidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2024", + "context": "Sanat, en genel anlamıyla yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi olarak anlaşılır. Tarih boyunca neyin sanat olarak adlandırılacağına dair fikirler sürekli değişmiş, bu geniş anlama zaman içinde değişik kısıtlamalar getirilip yeni tanımlar yaratılmıştır. Bu tanımlardan en yaygın kabul göreni sanatın edebiyat, resim, müzik, tiyatro, sinema, mimari ve heykel alt türlerinden oluştuğu görüşüdür. Bugün sanat terimi birçok kişi tarafından çok basit ve net gözüken bir kavram gibi kullanılabildiği gibi akademik çevrelerde sanatın ne şekilde tanımlanabileceği, hatta tanımlanabilir olup olmadığı bile hararetli bir tartışma konusudur.\nSanat sözcüğü genelde görsel sanatlar anlamında kullanılır. Sözcüğün bugünkü kullanımı, Batı kültürünün etkisiyle, İngilizcedeki \"art\" sözcüğüne yakın olsa da halk arasında biraz daha geniş anlamda kullanılır. Gerek İngilizcedeki \"art\" (artificial = yapay), gerek Almancadaki \"Kunst\" (künstlich = yapay), gerekse Türkçedeki Arapça kökenli \"sanat\" (suni = yapay) sözcükleri içlerinde yapaylığa dair bir anlam barındırır. Sanat, bu geniş anlamından Rönesans zamanında sıyrılmaya başlamış, ancak yakın zamana kadar zanaat ve sanat sözcükleri dönüşümlü olarak kullanılmaya devam etmiştir. Buna ek olarak Sanayi Devrimi sonrasında tasarım ve sanat arasında da bir ayrım doğmuş, 1950 ve 1960'larda popüler kültür ve sanat arasında tartışma kaldıran bir üçüncü çizgi çekilmiştir.", + "question": "Sanat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanat, en genel anlamıyla yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi olarak anlaşılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2025", + "context": "Sanat tasarım ana sanat dalı, üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültesi ya da Güzel Sanatlar Enstitüsü bünyesinde yer alan, sanat ve tasarım alanında eğitim ve araştırma faaliyetleri yürüten akademik ve genellikle yüksek lisans seviyesinde birimdir. Bu ana sanat dalı, sanatsal ve tasarımsal yetenekleri geliştirmeyi, yaratıcı düşünme becerilerini artırmayı ve öğrencileri profesyonel sanat ve tasarım dünyasına hazırlamayı amaçlar.", + "question": "Sanat Tasarım Ana Sanat Dalı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanat tasarım ana sanat dalı, üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültesi ya da Güzel Sanatlar Enstitüsü bünyesinde yer alan, sanat ve tasarım alanında eğitim ve araştırma faaliyetleri yürüten akademik ve genellikle yüksek lisans seviyesinde birimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2026", + "context": "Artes mechanicae (mekanik sanatlar), genellikle geleneksel yedi özgür sanatla (artes liberales) birlikte anılan, düzenli uygulamalar ya da becerilerden oluşan bir ortaçağ kavramıdır. Aynı zamanda \"köle ruhlu\" ve \"kaba\" olarak da nitelendirilen bu sanatlar, antik çağlardan bu yana daha temel ihtiyaçlara hizmet ettikleri için özgür bir insana yakışmadıkları düşünülmüştür.", + "question": "Artes mechanicae nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Artes mechanicae (mekanik sanatlar), genellikle geleneksel yedi özgür sanatla (artes liberales) birlikte anılan, düzenli uygulamalar ya da becerilerden oluşan bir ortaçağ kavramıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2027", + "context": "\"Other World\" (Diğer Dünya), M.C. Escher'in karmaşık optik illüzyonları ve geometrik dönüşümleriyle tanınan eserlerinden biridir. Bu eser, Escher'in karakteristik tarzını yansıtan detaylı bir litografi çalışmasıdır. Boston Public Library'de bulunmaktadır.\n\n\"Other World\", Escher'in hayal gücünün sınırlarını zorlayan bir dünya yaratır. İzleyiciyi, yerçekimsiz bir ortamda, imkansız mimari yapılarla dolu bir manzaraya çeker. Eser, sonsuz döngüler, geometrik şekiller ve tekrar eden desenlerle doludur. Escher, perspektif, simetri ve geometriyi ustalıkla birleştirerek, izleyicinin gerçeklik algısını sorgulayan bir yapı oluşturur. \"Other World\" gibi eserler, Escher'in sanatında gerçeklik ve hayal gücünün kesişimini araştırdığı ve bu konuları izleyiciyle etkileyici bir şekilde paylaştığı önemli örneklerdir. \"Other World\", Escher'in sanatının derinliklerine inmek isteyenler için önemli bir durak olarak kabul edilir ve sanatçının optik illüzyonlarının ve matematiksel kavramların sanatsal ifadesi konusundaki ustalığını sergiler.\n1940'lar, aynı zamanda dünya tarihinde önemli bir döneme denk gelir. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından dünya, yeniden yapılanma sürecine girmiş ve sanat da bu dönemde çeşitli etkiler altında kalmıştır. Escher'in eserleri, bu dönemin karmaşık ve belirsiz atmosferini yansıtabilir. \"Other World\" gibi eserler, savaş sonrası dönemin belirsizliğini ve izleyicinin gerçeklik algısını sorgulayan bir ruhu yansıtabilir.\nEscher, \"Other World\" gibi eserlerini genellikle litografi tekniğiyle oluştururdu. Litografi, bir taş levha üzerine yağ bazlı mürekkebin uygulanmasıyla gerçekleştirilen bir baskı tekniğidir. Sanatçı, bu teknikle detaylı ve karmaşık desenler oluşturabilir ve dönemine göre oldukça yenilikçi bir yaklaşım sergileyebilirdi.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Diğer Dünya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "\"Other World\" (Diğer Dünya), M." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2028", + "context": "Etkileşimli sanat, izleyiciyi sanatın amacına ulaşmasını sağlayacak şekilde dahil eden bir sanat biçimidir. Bazı interaktif sanat enstalasyonları bunu, gözlemcinin ya da ziyaretçinin onların içinde, üzerinde ve çevresinde \"yürümesine\" izin vererek başarır; bazıları ise sanatçıdan veya izleyicilerden sanat eserinin bir parçası olmalarını ister.\nBu tür sanat eserlerinde sıklıkla hareket, ısı, meteorolojik değişiklikler veya yapımcılarının etkileşmek üzere programladığı diğer girdi türlerine yanıt vermek için bilgisayarlar, arayüzler ve bazen sensörler bulunur. Sanal internet sanatının ve elektronik sanatın çoğu örneği oldukça etkileşimlidir. Bazen ziyaretçiler bir hiper metin ortamında gezinebilir, bazı işler dışarıdan metinsel veya görsel girdi kabul eder, bazen bir seyirci bir performansın gidişatını etkileyebilir veya hatta ona katılabilir. Diğer bazı etkileşimli sanat eserleri, etkileşimin kalitesi, çevreleyen uyaranların tüm spektrumunu içerdiğinden sürükleyici olarak kabul edilir. Maurice Benayoun ve Jeffrey Shaw'ın eserleri oldukça etkileşimli sanat eserleridir\nEtkileşimli sanatın en eski örneklerinden bazıları 1920'lere dayanmasına rağmen, çoğu dijital sanat 1990'ların sonlarına kadar sanat dünyasına resmi olarak girmedi. Bu sanat türünün ilk çıkışından bu yana, sayısız müze ve mekan, dijital ve etkileşimli sanatı bünyelerine daha fazla dahil etmeye başlamıştır. Bu sanat türü, internet sosyal alt kültürü ve büyük ölçekli kentsel kurulumlar aracılığıyla hızlı bir şekilde büyümeye ve gelişmeye devam etmektedir.", + "question": "Etkileşimli sanat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Etkileşimli sanat, izleyiciyi sanatın amacına ulaşmasını sağlayacak şekilde dahil eden bir sanat biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2029", + "context": "Işık sanatı genel olarak, fiziksel ışığın bir görsel sanat formunda kullanıldığı anlamına gelir, ancak bu terimin kullanımları ve tanımları oldukça çeşitlidir. Işık, görsel algıyı etkileyen bir araç olduğundan, birçok görsel sanat eseri bu nedenle ışık sanatı olarak kabul edilebilir. Ancak bu tanım, çoğu sanat eserinin temel algısal gerçeğini yansıtmaz. Bazı yaklaşımlar, ışığın sanat eserine katkıda bulunan bir araç olduğunu belirtirken, diğerleri ise tasvir edilen sanat biçimlerini de ışık sanatına dahil eder. Bu nedenle, ışık sanatı terimi geniş bir yelpazede kullanılmaktadır ve farklı anlayışlara sahiptir. Dolayısıyla, \"lüminizm\" terimi ışık sanatına atıfta bulunabilir; ancak daha önceki kullanımları resim tarzlarına işaret etmişti. Bu terim, genellikle Caravaggisti tarzındaki barok dönem ressamlarını veya 19. ve 20. yüzyıldaki temelde izlenimci okulları tanımlamak için kullanılmıştır.\nSanat aracı olarak ışıkla ilgili olarak, tarihsel olarak ışık sanatı genellikle sanat eserlerinde yapay ışığın kullanımıyla sınırlı kalmıştır. Bu durumda, ışık üreten makineler sanat eserinin bir parçası olarak değil, sanat eserinin kendisini oluşturan çevreleri nasıl modüle ettiğiyle ilgilenmiştir. Böylece, ışığın sanat eserindeki rolü, çevresini nasıl değiştirdiği ve görsel algıyı nasıl etkilediği paradoksal bir durum yaratmıştır.\nGerhard Auer'in 2004'te belirttiği geniş anlamda:\n\n\"Belgelenmemiş bir terim olarak, Işık Sanatı son zamanlarda kendini doğal hale getirmiştir; ne bir tür ne de bir üslup terimi olarak, birçok simbiyotik ilişkide yapay ışığın oynadığı rolün büyük olduğu gözlenmiştir. Yapay ışık, sadece ilham kaynağı olarak hizmet etmek yerine, kendisinden yararlanan çeşitli sanat akımlarını adlandırmak yerine kendini daha doğal bir şekilde sunmuştur.\"\nIşık yayan bir şey içeren herhangi bir sanat eseri, bir ışık sanatı parçası olarak kabul edilebilmektedir.", + "question": "Işık sanatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Işık sanatı genel olarak, fiziksel ışığın bir görsel sanat formunda kullanıldığı anlamına gelir, ancak bu terimin kullanımları ve tanımları oldukça çeşitlidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2030", + "context": "Sanatsal ifade özgürlüğü, bir sanatçının çalışmalarını özgürce düşünebilmesi, tasarlanması, ürünün ortaya konması ve yaygınlaştırılması veya sanat eserlerinin yaygınlaştırılması ve bunun devlet veya başka bir kişi, zümre, platform tarafından müdahaleye uğramaması anlamına gelmektedir. Sanatsal ifade özgürlüğü denince sanatın herhangi bir dalında herhangi bir formu üretenlerin düşüme, tasarlama, ürünleştirme ve yaygınlaştırma aşamalarının tamamında tamamen özgür olmaları demektir. Sanatsal ifade özgürlüğü, sanatçının veya sanat eserlerinin devlet tarafından desteklenmesi ve sanat eserlerine ulaşmak isteyen kişilerin eserlere erişim hakkını güvence altına almasını da kapsayan hakların tümünü içermektedir.\nSanatsal ifade özgürlüğüne yönelik müdahaleler yalnızca eseri yaratan kişiyi değil, eserin yaratılmasında katkısı olan, çoğaltılmasında ve yaygınlaştırılmasında rol oynayan diğer kişileri de etkiler. Hatta sanat eserine erişimi engellendiği ve bu nedenle kültürel yaşama katılım hakkına müdahale edildiği için sanat eserinin izleyicileri de süreçten etkilenebilir. Örneğin bir sanat eserini farklı platformlarda yaygınlaştırmalarından dolayı haklarında soruşturma açılan kişilerin uğradıkları ihlal de sanatsal ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirildiği gibi bir sanat eserini paylaşmalarından dolayı haklarında soruşturma açılanlar da sanatsal ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir.\nSanatsal ifade özgürlüğünün korunması için çalışan birçok uluslararası sivil toplum kurumu/kuruluşu vardır. Bu uluslararası aktörlerden biri olan Freemuse bu alanda her sene yıllık raporlar yayımlamaktadır. Türkiye’de ise Susma Platformu sanatsal özgürlüğün korunması için çalışmalar yürütmekte ve yayınlar hazırlamaktadır.\nSanatsal ifade özgürlüğü; gerçek veya tüzel kişi olma ya da dil, din veya inanç, ırk veya etnik köken, cinsiyet, cinsel yönelim vs. ayrımı yapılmaksızın, herkes için geçerli ve herkesin önceden izin almaksızın kullanabileceği bir haktır.", + "question": "Sanatsal ifade özgürlüğü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanatsal ifade özgürlüğü, bir sanatçının çalışmalarını özgürce düşünebilmesi, tasarlanması, ürünün ortaya konması ve yaygınlaştırılması veya sanat eserlerinin yaygınlaştırılması ve bunun devlet veya başka bir kişi, zümre, platform tarafından müdahaleye uğramaması anlamına gelmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2031", + "context": "Kripto sanat (ayrıca Kriptosanat olarak da yazılabilir), blokzincir teknolojisi ile ilişkili bir sanat kategorisidir.\n2010'ların ortalarında Bitcoin ve Ethereum gibi blokzincir ağlarının gelişimini takiben niş bir sanatsal çalışma tarzı olarak ortaya çıkan kripto sanat, merkeziyetsizleştirilmiş (EN: decentralised) bir anlayışla herkesin işlem yapabileceği; dijital sanat eserleri için alım, satım ya da birikim yapabildiği temel bir teknoloji sağlamasıyla geniş kitleler tarafından olarak kabul görüp; hızlı ve büyük bir popülarite kazandı.", + "question": "Kripto sanat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kripto sanat (ayrıca Kriptosanat olarak da yazılabilir), blokzincir teknolojisi ile ilişkili bir sanat kategorisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2032", + "context": "Pastiş, bir veya daha fazla sanatçının eserinin stilini veya karakterini taklit eden görsel sanat, edebiyat, tiyatro, müzik veya mimari eseridir. Parodi'den farklı olarak bu türde amaç alay etmek değil eseri övmek, yüceltmektir. Pastiş(Pastiche) kelimesi, İtalyanca isim pasticcio'nun Fransızcaya geçmiş halidir. Gönderme pastiş değildir. Edebi bir gönderme başka bir esere atıfta bulunabilir, ancak onu tekrarlamaz.\nEdebi kullanımda bu terim, başka birinin tarzının genel olarak kaygısız bir şakacı taklidini kullanan bir edebi tekniği ifade eder; fakat pastiş genellikle saygılıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Pastiş nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Pastiş, bir veya daha fazla sanatçının eserinin stilini veya karakterini taklit eden görsel sanat, edebiyat, tiyatro, müzik veya mimari eseridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2033", + "context": "Performans sanatı, 1960'lı yıllarda ortaya çıkan, izleyicinin önünde canlı olarak icra edilen bir sanat biçimidir. Performans sanatı etkinlikleri bazen happening olarak da adlandırılır. Performans\nsanatı metinden bağımsızdır ve o an olur. Tekrarı yoktur. Bunun yanı sıra Fluxus, beden sanatı, süreç sanatı ile yakından ilgilidir. Sahne ve gösteri sanatları ile ortak yönler taşısa da, dans, müzik, tiyatro, sirk, jimnastik gibi etkinliklerden farklı olarak görsel sanatların içinden çıkmış öncü bir akım olarak kabul edilir; tiyatro performanslarından farklı olarak olayların illüzyonu değil olduğu şekliyle olayın kendisi sergilenir. Marina\nAbramoviç aralarındaki farkı şu cümleleriyle açıklar:\n“ Tiyatroda bir rolü\nprova eder ve oynarsın. Tiyatro da kan ketçaptır ve bıçak gerçek bir bıçak\ndeğildir. Performansta her şey gerçektir. Bıçak, gerçek bıçak ve kan kandır.” \nPerformans\nsanatı, toplumun normlarını reddeder ve izleyiciyi aktif bir konuma getirmeyi\nhedefler. Sahne dışında halka açık başka yerlerde de sergilenebilir. Sergileme öncesi prova yapmak ya da doğaçlama yapmak sanatçıya bağlıdır. Performans\nsanatçılarının ortak hedefi izleyicinin hafızasında kalıcı olmaktır.\nKökleri 20.yy başındaki Dada akımının anarşist performanslarına, 1920 ve 30'lu yılların sürrealist ve fütürist performanslarına ve hatta Jackson Pollock'un aksiyon resmine kadar gider. Bildiğimiz anlamıyla performans sanatı 1960'larda doğduktan sonra yaygınlaşıp 70'lerde fikirleri ön plana çıkaran kavramsal sanatla bağlantılı olarak devam etmiştir.", + "question": "Performans sanatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Performans sanatı, 1960'lı yıllarda ortaya çıkan, izleyicinin önünde canlı olarak icra edilen bir sanat biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2034", + "context": "Sanat müzayedesi veya güzel sanat müzayedesi, müzayede evinde sanat eserlerinin satışıdır.\nİngiltere'de bu, çoğu durumda müzayedecilerin adlarının bilindiği 17. yüzyıldan gelmektedir. Haziran 1693 yılında John Evelyn, \"Banqueting House, Whitehall'da büyük resimler müzayedesinden (Lord Melfort's) bahsetmiştir.\nEn iyi bilinen müzayede evlerinden bazı örnekler Christie's ve Sotheby's'dir. En eski müzayede evi 1674 yılında İsveç'te kurulmuş olan Stockholm Müzayede Evi'dir (Stockholms Auktionsverk).", + "question": "Sanat müzayedesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanat müzayedesi veya güzel sanat müzayedesi, müzayede evinde sanat eserlerinin satışıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2035", + "context": "Sanat psikolojisi, estetik eserlerin duyusal algısıyla ortaya çıkan bilişsel ve duygusal süreçleri üzerine yapılan bilimsel çalışmasıdır. Estetik psikolojisi ve nöroestetik ile yakından ilişkili olarak ortaya çıkan çok disiplinli bir araştırma alanıdır.\nSanat psikolojisi, sanata verilen psikolojik tepkilerin nitel olarak incelenmesi için deneysel yöntemleri ve nörogörüntüleme yöntemiyle ortaya çıkan nörobiyolojik ilişkilerini kapsayan deneysel bir araştırma alanıdır.", + "question": "Sanat psikolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanat psikolojisi, estetik eserlerin duyusal algısıyla ortaya çıkan bilişsel ve duygusal süreçleri üzerine yapılan bilimsel çalışmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2036", + "context": "Sanatta sahtecilik, yanlış bir şekilde genellikle daha ünlü sanatçılara atfedilen sanat diğer eserlerinin yaratılması ve satılmasıdır. Sanat sahteciliği son derece kazançlı olabilir ancak modern buluşma ve analiz teknikleri sahte sanat eserlerinin tanımlanmasını çok daha basit hale getirdi.", + "question": "Sanat sahteciliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanatta sahtecilik, yanlış bir şekilde genellikle daha ünlü sanatçılara atfedilen sanat diğer eserlerinin yaratılması ve satılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2037", + "context": "Sanatlar, insanların çok geniş bir yelpazedeki yaratıcı ifade, hikâye anlatımı ve kültürel katılım uygulamalarıdır. Son derece geniş bir medya yelpazesinde çeşitli ve çoğul düşünme, yapma ve olma kiplerini kapsarlar. Hem son derece dinamik hem de insan yaşamının karakteristik olarak sabit bir özelliği olarak, yenilikçi, stilize ve bazen karmaşık biçimlere dönüşmüşlerdir. Bu biçimler, genellikle belirli bir gelenek içinde, nesiller boyunca ve hatta medeniyetler arasında sürekli ve kasıtlı çalışma, eğitim ve/veya teorileştirme yoluyla elde edilir. Sanatlar, zaman ve mekan boyunca değerleri, izlenimleri, yargıları, fikirleri, vizyonları, manevi anlamları, yaşam kalıplarını ve deneyimleri aktarırken, insanların farklı sosyal, kültürel ve bireysel kimlikler geliştirmesini sağlayan bir araçtır.\nSanatların öne çıkan örnekleri aşağıdaki gibidir:\n\ngörsel sanatlar (mimari, seramik, çizim, film yapımı, resim, fotoğrafçılık ve heykeltıraşlık),\nedebî sanatlar (kurgu, drama, şiir ve nesir),\nperformans sanatları (dans, müzik ve tiyatro) ve\nNesneler, performanslar üretmek, kavrayışları ve deneyimleri aktarmak, yeni ortamlar ve alanlar inşa etmek için yetenek ve hayal gücünü kullanabilirler.\nSanatlar, yaygın, popüler veya gündelik uygulamalar olduğu kadar daha sofistike ve sistematik ya da kurumsallaşmış uygulamalarda da görülebilir. Ayrık ve bağımsız olabilecekleri gibi, çizgi romanlarda resimler ile yazılı kelimelerin birleşiminde görüldüğü üzere diğer sanat biçimleriyle birleşip iç içe geçebilirler. Sinematografide olduğu gibi, daha karmaşık bir sanat biçiminin belirli bir yönünü de geliştirebilir veya katkıda bulunabilirler. Tanımı gereği, sanatlar sürekli olarak yeniden tanımlanmaya açıktır. Örneğin, modern sanat uygulamaları, sanatın ve onun üretim, alımlama ve olasılık koşullarının maruz kalabileceği değişen sınırların, doğaçlamanın, deneylerin, düşünümsel doğanın, özeleştirinin ve sorgulamanın bir kanıtıdır.\nHem dikkat ve duyarlılık kapasitelerini geliştirmenin bir aracı olan hem de kendi içinde bir son barındıran sanatlar, aynı anda hem dünyaya bir tepki biçimi hem de tepkilerimizin ve değerli bulduğumuz hedeflerin veya arayışların dönüştürülmesinin bir yolu olabilir. Tarih öncesi mağara resimlerinden, antik ve çağdaş ritüel biçimlerine, günümüzdeki filmlere kadar sanat, birbirimizle ve dünyayla sürekli değişen ilişkilerimizi kaydetmeye, somutlaştırmaya ve korumaya hizmet etti.", + "question": "Sanatlar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanatlar, insanların çok geniş bir yelpazedeki yaratıcı ifade, hikâye anlatımı ve kültürel katılım uygulamalarıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2038", + "context": "Süsleme, bazı ilavelerle bir şeyi daha çarpıcı bir hale getirme sanatıdır. Başka bir değişle süsleme bir yeri veya bir başka sanat eserini süsleyip güzelleştirmektir. Mimarlık ve dekoratif sanatta, süsleme bir yapının veya nesnenin parçalarını süslemek için kullanılan bir dekorasyondur. Anıtsal heykel ve dekoratif sanattalardaki eşdeğerleri gibi büyük figüratif elemanlar bu terimden dışlanmıştır. Çoğu süs eşyası insan figürlerini içermemektedir. Genel ölçeğe göre küçüklerdir.\nMimari süsleme, sıva veya kil ile oluşturulmuş, taş, ahşap veya değerli metallerden oyulup oluşturulmaktadır. Diğer uygulamalı sanatlarda, nesnenin ana malzemesi boya veya camsı emaye gibi farklı olanı kullanılabilmektedir. Çömlekçilik, mobilya, metal işleri dahil olmak üzere mimarlık ve uygulamalı sanatlar için çok çeşitli dekoratif stiller ve motifler geliştirilmiştir. Tekstil, duvar kağıdı ve dekorasyonun varlığı ana gerekçe olabileceği diğer nesnelerde, terim kalıbı veya tasarımın kullanılması daha muhtemeldir. Süslemede kullanılan engin motifler, geometrik şekiller, desenler, bitkiler, insan ve hayvan figürlerinden esinlenmiştir. Avrasya ve Akdeniz Dünyası'nda üç bin yıldan fazla bir süredir zengin ve bağlantılı bir süsleme geleneği olmuştur. Dünyanın diğer bölgelerinden gelen geleneksel süsleme tipik olarak geometrik ve hayvan motiflerine daha fazla güven oluşmaktadır.\n\n1941'de bir denemede, tarihçi mimar Sir John Summerson, \"Yüzey Modülasyonu\" olarak adlandırmıştır. En erken dekorasyon ve süsleme genellikle, dövmeler dahil dekorasyonun kaybolduğu seramikteki basit işaretlerdir. Tarih öncesi kültürlerden hayatta kalmıştır. Potter'ın tekerleğinin kullanıldığı yerde, teknoloji bazı dekorasyon çeşitlerini çok kolaylaşmıştır. Dokuma, aynı zamanda dekorasyona veya deseni de çok kolay bir şekilde ödünç veren başka bir teknolojidir. Bir dereceye kadar formunu belirler, Antik Mısır mimarisinden 20. yüzyıl modernist mimarisinine bir süreçtir. Süsleme eksikliğine kadar, Antik Mısır mimarisinin iddialı olmayan tarihinden bu yana medeniyetler belirgindir.\nSüsleme, ahlaksız olmayan bir eşdeğerin de yerine getirebileceği bir fonksiyona sahip olduğunu ima etmektir. Nesnenin böyle bir fonksiyona sahip olmadığı durumlar, yalnızca bir heykel veya boyama gibi bir sanat eseri olmak için, kullanılması daha düşüktür. Son yüzyıllarda, ince sanatlar ve uygulanan veya dekoratif sanatlar arasında bir ayrım uygulanmıştır.", + "question": "Süsleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Süsleme, bazı ilavelerle bir şeyi daha çarpıcı bir hale getirme sanatıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2039", + "context": "Toplum sanatı, sanatçılar ile bir topluluk veya grup arasında işbirliği yapan ve toplulukların kendi yaratıcı yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olan bir sanat türüdür. Bu sanat dalı, genellikle toplumsal değişim yaratma amacı taşır ve toplulukları dâhil etmek, onların seslerini duyurmak ve toplumsal sorunları sanat yoluyla tartışmak için bir araç olarak kullanılır.", + "question": "Toplum sanatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toplum sanatı, sanatçılar ile bir topluluk veya grup arasında işbirliği yapan ve toplulukların kendi yaratıcı yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olan bir sanat türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2040", + "context": "Viewpoints, tiyatro ve dansta kullanılan, hareket, jest ve yaratıcı alan üzerine düşünmeye ve eyleme geçmeye yönelik bir araç olan bir kompozisyon tekniğidir. Overlie'nin pratiği ve teorisi, ilhamın ve yaratıcılığın kaynağına erişmeyi amaçlar. En basit şekliyle Viewpoints, bir doğaçlama pratiğidir. Viewpoints adı İngilizcede \"bakış açıları\" anlamına gelir.\n1970'lerde Amerikalı Mary Overlie ve Aileen Passloff tarafından altı bakış açısı Anne Bogart ve Tina Landau tarafından geliştirilerek dokuz bakış açısı olarak sahnede yeni yaratım süreçlerini yapılandırmak üzere kullanılmaya başlanmıştır.", + "question": "Viewpoints nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Viewpoints, tiyatro ve dansta kullanılan, hareket, jest ve yaratıcı alan üzerine düşünmeye ve eyleme geçmeye yönelik bir araç olan bir kompozisyon tekniğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2041", + "context": "Hizmet olarak yaz��lım (SaaS) kullanıcılara internet üzerinden bulut tabanlı uygulamalara erişim ve kullanım olanağı sağlayan, merkezi olarak barındırılan (hosting), aboneliğe bağlı bir lisanslama ve dağıtım modeli olarak tanımlanmaktadır. E-posta servisleri, elektronik takvim ve çeşitli ofis uygulamaları yaygın kullanım alanlarıdır.", + "question": "Hizmet olarak yazılım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hizmet olarak yazılım (SaaS) kullanıcılara internet üzerinden bulut tabanlı uygulamalara erişim ve kullanım olanağı sağlayan, merkezi olarak barındırılan (hosting), aboneliğe bağlı bir lisanslama ve dağıtım modeli olarak tanımlanmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2042", + "context": "Teknoloji ya da uygulayım bilimi, (; tekno, \"zanaat, beceri, el sanatları\"; ;) İnsanlığın, içinde bulunduğu koşullarla başetmedeki yetersizliğini gidermek üzere faydalanabileceği malzeme, alet, araç ve yöntemlerin; bulunması, geliştirilmesi ve üretilmesi süreçlerine verilen ad dır.\nAvcı-Toplayıcı çağlarda kullanılan taş, sopa, ok, yay, kütük kano, tekerlekten; tarım toplumları'nda kulanılan toprak kap kacak, pulluk, at/öküz arabası, taş yapılar, yelkenli kayıklara; yerleşik düzene geçen topluluklarda kullanılan kerpiç barınaklar, köprüler, yel değirmenleri, piramidler, çelik, baruttan; günümüzde, uzay araştırmalarında veya parçacık hızlandırma deneylerinde kullanılan gelişmiş laboratuvar donanımlarına kadar tüm araç ve gereçler, insanın doğa karşısındaki zayıflık veya yetersiziliğini gidermek üzere üretilmişlerdir. Aynı zamanda, insanın doğaya karşı en yıkıcı silahı olmuştur. Teknolojik bilgi ve üretim seviyesi, tarihi boyunca devletlerin kurulması ve yıkılmasında, en güçlü etkenlerden biri haline gelmiştir. Silah, sağlık ve besin sektörleri, teknolojinin en gelişmiş araçlarını kullanmaya eğilim gösterirlerken, teknolojinin geliştirilmesinde de en çok yatırım yapan sahalardır. Teknolojik çalışmalar ile bilimsel araştırmalar aynı alanlar değillerdir fakat birbirini destekler. Bilim, bilimsel bilgiyi üretir; teknoloji ise bu bilgiyi araç geliştirilmesi ve yapımında kullanır. Teknoloji kullanımı farklı sanayi kollarının gelişimini sağlamıştır.", + "question": "Teknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji ya da uygulayım bilimi, (; tekno, \"zanaat, beceri, el sanatları\"; ;) İnsanlığın, içinde bulunduğu koşullarla başetmedeki yetersizliğini gidermek üzere faydalanabileceği malzeme, alet, araç ve yöntemlerin; bulunması, geliştirilmesi ve üretilmesi süreçlerine verilen ad dır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2043", + "context": "Biyonik (biyomimetik, biyognosis, yaratıcı mühendislik) teknik problemleri biyolojik işlevleri örnek alarak çözmeye çalışan uygulamalı bilim dalıdır. Doğada mevcut metot ve sistemleri inceleyip modern mühendislik sistemlerinde ve teknolojilerinde kullanmayı hedefler.", + "question": "Biyonik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyonik (biyomimetik, biyognosis, yaratıcı mühendislik) teknik problemleri biyolojik işlevleri örnek alarak çözmeye çalışan uygulamalı bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2044", + "context": "CORS Ağları, Gerçek Zamanlı Ulusal Sabit GNSS Ağları veya Sürekli Çalışan Referans İstasyonları (İngilizce: Continuously Operating Reference Stations (CORS)), genellikle internet üzerinden gerçek zamanlı düzeltme verileri sağlayan küresel konumlandırma ağıdır. Bu ağlar yapı ve çalışma sistemleri gereği sürekli aktiftir.\nÇalışma prensibi elektronik ölçüm cihazlarının GNSS uydularından aldıkları ham veri üzerinde anlık hesaplamalar yaparak gerçek zamanlı düzeltme verilerini geri yollamasına dayalıdır. Bu düzeltme verileri sayesinde GNSS yapıları ile belirlenen santimetre hassasiyet düzeyindeki konum belirleme işlemi milimetre düzeyine kadar daha hassas bir konum belirleme işlemine dönmektedir.", + "question": "CORS Ağları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "CORS Ağları, Gerçek Zamanlı Ulusal Sabit GNSS Ağları veya Sürekli Çalışan Referans İstasyonları (İngilizce: Continuously Operating Reference Stations (CORS)), genellikle internet üzerinden gerçek zamanlı düzeltme verileri sağlayan küresel konumlandırma ağıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2045", + "context": "Dijital miras teknolojik ortamda bırakılan maddi ve manevi miras. Alan adları, web siteleri, e-posta hesapları, sosyal ağlardaki resimler ve diğer paylaşımlar, oyun karakterleri, iTunes Match ve Spotify gibi müzik ve video servislerindeki üyelik hakları dijital miras kapsamına giren konulardır.\nDjital miras bırakabilmek için öncelikle bunun tespiti gerekmektedir. İnternet üzerinden kullanılan tüm hizmetlerdeki en güncel kullanıcı adı ve şifrelerin dökümü, mülkiyet hakkının kime geçeceğine karar verilmesi gereklidir.", + "question": "Dijital miras nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dijital miras teknolojik ortamda bırakılan maddi ve manevi miras." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2046", + "context": "Endüstriyel teknoloji, üretimi daha hızlı, daha basit ve daha verimli hale getirmek için mühendislik ve imalat teknolojisinin kullanılmasıdır. Endüstriyel teknoloji alanı, bir şirketin verimli ve karlı üretkenliğe ulaşmasına yardımcı olabilecek yaratıcı ve teknik açıdan yetkin bireyleri istihdam eder.\nEndüstriyel teknoloji programları tipik olarak optimizasyon teorisi, insan faktörleri, organizasyonel davranış, endüstriyel süreçler, endüstriyel planlama prosedürleri, bilgisayar uygulamaları ve rapor ve sunum hazırlama konularında talimatlar içerir.\nÜretim süreçlerini ve ekipmanlarını planlamak ve tasarlamak, endüstriyel teknoloji uzmanı olmanın temel yönüdür. Bir endüstriyel teknoloji uzmanı genellikle belirli tasarım ve süreçlerin uygulanmasından sorumludur.", + "question": "Endüstriyel teknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Endüstriyel teknoloji, üretimi daha hızlı, daha basit ve daha verimli hale getirmek için mühendislik ve imalat teknolojisinin kullanılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2047", + "context": "Gboard, Google tarafından yerel Android ve iOS cihazlar için geliştirilmiş bir sanal klavye uygulamasıdır. İlk olarak Mayıs 2016'da iOS'ta piyasaya sürüldü. Ardından Aralık 2016'da Android'de yayınlanan ve Android'de zaten kurulmuş olan Google Klavye uygulamasında büyük bir güncelleme olarak tanıtıldı.\nGboard, web sonuçları ve tahmini yanıtlar, GIF ve emoji içeriğinin kolay aranması ve paylaşılması, içeriğe bağlı olarak bir sonraki kelimeyi öneren tahmini bir yazma motoru ve çok dilli dil desteği de dahil olmak üzere Google Arama'ya sahiptir. Klavyede yapılan güncellemeler, GIF önerileri, koyu renk teması için seçenekler veya klavye arka planı olarak kişisel bir görüntü ekleme, sesli dikte desteği, sonraki ifade tahmini ve elle çizilmiş emoji tanıma gibi ek işlevleri etkinleştirdi. iOS'ta piyasaya sürüldüğünde, klavye sadece İngilizce için destek sunuyordu. Sonraki aylarda daha fazla dil kademeli olarak eklenirken, Android'de klavye piyasaya çıktığında 100'den fazla dili destekliyordu.\nAğustos 2018'de Gboard, Google Play Store'da 1 milyar yükleme gerçekleştirdi ve en popüler Android uygulamalarından biri haline geldi. Bu, Google Play Store tarafından ölçülür ve kullanıcılar tarafından yapılan indirmelerin yanı sıra uygulamanın önceden yüklenmiş örneklerini de içerir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Gboard nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gboard, Google tarafından yerel Android ve iOS cihazlar için geliştirilmiş bir sanal klavye uygulamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2048", + "context": "Hackathon (hackday, hackfest, datathon, ideathon, educathon veya codefest olarak da bilinir), bilgisayar programcıları, grafik tasarımcıları, arayüz tasarımcıları, ürün yöneticileri ve proje geliştiricileri dahil olmak üzere yazılım geliştirme ile ilgilenen kişilerin sprint benzeri bir tasarım etkinliğidir. yöneticiler, etki alanı uzmanları ve diğer mesleki gruplar yazılım projelerinde yoğun bir şekilde işbirliği yapar.\nHackathon yarışmalarının amacı etkinliğin sonuna kadar çalışan bir yazılım veya donanım oluşturmaktır. Hackathonlar, kullanılan programlama dilini, işletim sistemini, bir uygulamayı, bir API'yi veya programcıların konu ve demografik grubunu içerebilen belirli bir odak noktasına sahip olma eğilimindedir. hackday, hackfest gibi diğer etkinliklerde oluşturulan yazılımın türü veya yeni sistemin tasarımı üzerinde herhangi bir kısıtlama yoktur.", + "question": "Hackathon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hackathon (hackday, hackfest, datathon, ideathon, educathon veya codefest olarak da bilinir), bilgisayar programcıları, grafik tasarımcıları, arayüz tasarımcıları, ürün yöneticileri ve proje geliştiricileri dahil olmak üzere yazılım geliştirme ile ilgilenen kişilerin sprint benzeri bir tasarım etkinliğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2049", + "context": "Hedef izleme, temel görevi belli bir hedefin kinematik parametrelerini veya durumunu tahmin etmek olan hedef izleme sistemi sensör, donanım ve yazılımdan oluşmaktadır.", + "question": "Hedef izleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hedef izleme, temel görevi belli bir hedefin kinematik parametrelerini veya durumunu tahmin etmek olan hedef izleme sistemi sensör, donanım ve yazılımdan oluşmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2050", + "context": "Holografik veri depolama, büyük miktarda veriyi yüksek yoğunluklu optik depolama ortamlarında saklama amacı güden yenilikçi bir veri saklama teknolojisidir. Bu teknoloji, geleneksel optik depolama yöntemlerine göre daha büyük veri kapasitesi ve daha hızlı erişim sağlama potansiyeli sunar. Holografik veri depolama, 3D hologramlar kullanarak bilgiyi kaydeden ve yeniden çıkaran bir sistem üzerine kurulmuştur.", + "question": "Holografik Veri Depolama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Holografik veri depolama, büyük miktarda veriyi yüksek yoğunluklu optik depolama ortamlarında saklama amacı güden yenilikçi bir veri saklama teknolojisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2051", + "context": "Karanlık fabrika, minimum veya sıfır insan müdahalesi ile üretim sağlayan, makinelerin operatöre veya gözetime ihtiyaç duymadan otomatik olarak çalışmasını hedefleyen bir üretim yöntemidir.\nKaranlık fabrika yöntemi, üretim sürecinin kritik kısımlarında daha fazla otomasyona dayanır. Aynı zamanda üretim sürecinin, insanlar fabrikadan ayrıldıktan sonra da devam edebilmesi sağlanır. Bu şekilde imalatta devamlılık sağlanırken, aynı ürün kalitesinde sabit bir üretim çıktısı elde edilmektedir. Karanlık üretim belirli bir proses değil, bir üretim metodolojisidir. Gerekli otomasyon sistemlerinin sağlanmasıyla birçok fabrika bu yöntemi işletmesinde uygulayabilir. Karanlık fabrika, “lights-out”, ışıksız olarak adlandırılsa da kullanılan otomasyon sistemleriyle üretimde ışıkları kapatmaktan çok daha geniş bir etkiye sahiptir. Personel kaynaklı katı ve sıvı atık oluşumunu, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma için gereken enerji ihtiyacını, tekrarlanan ve tehlikeli görevlerde veya iş kazalarında yaralanma ya da ölüm riskini ortadan kaldırmakla beraber, insan kaynaklı üretim hataları olmadığı için ürün kalitesini artırmakta ve hatalı ürünlerden kaynaklı hammadde atıklarını minimize etmektedir. Sanayi Devriminden bu yana giderek artan otomasyon eğilimi, teknoloji alanındaki gelişmelerle birlikte büyük bir ivme kazanmıştır. Günümüzde en gelişmiş üretim tesislerinde, insanlardan daha fazla robotlara yer verilmeye başlanmıştır. İnsanlar daha fazla yaratıcılık ve öngörü gerektiren görevlerle uğraşırken; daha basit ve tekrarlayan görevler robotlar tarafından üstlenilmiştir. Daha fazla otomasyon ve erişilebilirlik sağlayan bu faaliyetler, \"karanlık fabrika\" olarak bilinen yeni bir üretim metodolojisinin merkezidir.", + "question": "Karanlık fabrika nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karanlık fabrika, minimum veya sıfır insan müdahalesi ile üretim sağlayan, makinelerin operatöre veya gözetime ihtiyaç duymadan otomatik olarak çalışmasını hedefleyen bir üretim yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2052", + "context": "Kiosk, Almanya'da ve bazı Avrupa ülkelerinde gazete, sigara ve benzeri ürünler satan büfeye verilen ad.\nTarihsel olarak, bir kiosk (Farsça kūshk'tan) 13. yüzyıldan itibaren İran, Hint altkıtası ve Osmanlı İmparatorluğu'nda bazı taraflarının veya tüm taraflarının ortak olarak kullanıldığı küçük bir bahçe köşküydü. Bugün, bu tür kioskların birkaç örneği İstanbul'daki Topkapı Sarayı ve çevresinde ve Balkan ülkelerinde görülebilir.\nKiosk, Avrupa dillerine Türkçe köşk kelimesinden geçen bir sözcüktür. İngilizce büfe anlamına gelen kiosk; havaalanları, mağazalar, süpermarketler, bankalar ve benzeri kalabalık yerlerde sipariş alma ya da bilgi verme amacıyla kullanılan mekan ve noktalardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kiosk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kiosk, Almanya'da ve bazı Avrupa ülkelerinde gazete, sigara ve benzeri ürünler satan büfeye verilen ad." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2053", + "context": "QR kodu (İngilizce: Quick Response) veya karekod, makinelerle okutulabilen bir matris barkod (iki boyutlu barkod) türüdür. 1994 yılında geliştiren Japon Denso firmasına patentlidir.\nKod genellikle kare beyaz fon üzerinde siyah motiflerden oluşur. Otomotiv sanayiinde kullanılması amacıyla geliştirilen QR Kodu Japonya ve Güney Kore'de oldukça yaygın kullanılmaktadır. Günümüzde dijital kameralı mobil telefonlarının etkisiyle QR Kodu kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Kaydedilen görsel çözümlenerek barkod içeriği kullanıcıyı internet adresine, e-posta adresine, telefon numarasına, iletişim bilgilerine, SMS veya MMS'ye veya coğrafi konum bilgisine yönlendirebilir. Piyasada birçok QR Kodu oluşturucusu ve okuyucusu vardır.", + "question": "QR kodu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "QR kodu (İngilizce: Quick Response) veya karekod, makinelerle okutulabilen bir matris barkod (iki boyutlu barkod) türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2054", + "context": "Sayısal kontrol (İngilizce: Numerical control, NC) veya tam ismi ile bilgisayarlı sayısal kontrol (İngilizce: Computer numerical control, CNC), işleme takımlarının (matkaplar, delme takımları, torna tezgâhları gibi) ve 3B yazıcıların bir bilgisayar aracılığıyla otomatik olarak kontrol edilerek şekil verilecek iş parçasının üzerinde operasyonda bulunan talaşlı imalat işlemidir. Bir CNC makinesi, kodlar ile programlanmış talimatı takip ederek manuel bir operatöre ihtiyaç duymadan, spesifikasyonları karşılamak için belli bir malzeme bazındaki iş parçasını (metal, plastik, ahşap, seramik veya kompozit gibi) istenilen şekle gelene kadar, manuelden daha hassas bir şekilde işler.\nBir CNC makinesi, programlanmış talimatlarına göre bir bilgisayar tarafından kontrol edilen, birden çok motora sahip ve hassas manevra kabiliyetine sahip bir platformdur. Programlanmış talimatlar, G-kodu ve M-kodu gibi makine kontrol kodlarının sıralı bir programı biçiminde, bir CNC makinesine yazılıp gönderilir ve ardından işlem başlatılır. Talimatlar, bir kişi tarafından veya çoğunlukla bilgisayar destekli grafik-tasarım (CAD) yazılımı ile yazılabilir. Yine G-kodlarını kullanan 3B yazıcılar söz konusu iken, talimatlar oluşturulmadan önce yazdırılacak obje \"dilimlenir\".\nCNC'nin, manuel olarak (el çarkları veya kollar gibi cihazları kullanarak) veya önceden üretilmiş model kılavuzları (kamlar) tarafından mekanik olarak kontrol edilmesi bilgisayarlı olmayan diğer makinelere göre büyük bir gelişmedir. Modern CNC sistemlerinde, mekanik bir objenin tasarımı ve üretimi son derece otomatiktir. Objenin mekanik boyutları CAD yazılımı kullanılarak tanımlanır ve ardından bilgisayar destekli üretim (CAM, Computer-aided manufacturing) yazılımı ile üretim direktiflerine çevrilir. Ortaya çıkan direktifler (\"son işlemci\" yazılımı tarafından) belirli bir makinenin bileşeni üretmesi için gerekli olan belirli komutlara dönüştürülür ve ardından CNC makinesine yüklenir. Herhangi bir bileşen, çok sayıda farklı aletin—matkaplar, testereler, v.b.—kullanımını gerektirebileceğinden, modern makineler genellikle birden çok aleti tek bir \"hücre\" içinde birleştirir. Diğer kurulumlarda ise bileşeni makineden makineye hareket ettiren harici bir kontrolör, insan veya robotik operatörler ile bir dizi farklı makine kullanılır. Her iki durumda da, herhangi bir objeyi üretmek için gereken adımlar dizisi tamamıyla otomatiktir ve orijinal CAD ile yakından eşleşen objeler üretir.\nAvantajları:\n\nAyarlama, ölçü, kontrolü, manuel hareket, v.b. gibi zaman harcayan işlemler olmadığından çok seridir.\nHassas işlem yapar.\nKalifiyeli insan gerek duymaz.\nÇalışma temposu her zaman yüksek ve aynıdır.\nHer türlü sarfiyat minimuma indirilmiştir.\nOperatörden kaynaklanacak kişisel hatalar minimuma indirilmiştir.\nDezavantajları:\n\nDetaylı bir imalat planı gerektirir.\nPahalı bir yatırım gerektirir.\nSaat başına harcadığı enerji yüksektir.\nTitiz kullanım ve bakım ister.\nYüksek kesme hızlarına dayanabilecek, kaliteli kesicilerin kullanılması gerekir.\nPeryodik bakımları uzman ve yetkili kişice, düzenli olarak yapılmalıdır.", + "question": "Sayısal kontrol nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sayısal kontrol (İngilizce: Numerical control, NC) veya tam ismi ile bilgisayarlı sayısal kontrol (İngilizce: Computer numerical control, CNC), işleme takımlarının (matkaplar, delme takımları, torna tezgâhları gibi) ve 3B yazıcıların bir bilgisayar aracılığıyla otomatik olarak kontrol edilerek şekil verilecek iş parçasının üzerinde operasyonda bulunan talaşlı imalat işlemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2055", + "context": "Sigorta teknolojisi (Insurtech), geleneksel sigorta endüstrisine dijital dönüşüm getiren ve teknoloji odaklı yenilikler sunan bir terimdir. Bu yeni teknolojiler, büyük veri analitiği, yapay zeka, makine öğrenimi ve blok zinciri gibi alanları kapsar. Bu sayede, sigorta süreçleri daha hızlı ve daha etkili bir şekilde gerçekleştirilirken, müşteri deneyimi ve hizmet kalitesi önemli ölçüde artırılır.", + "question": "Sigorta teknolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sigorta teknolojisi (Insurtech), geleneksel sigorta endüstrisine dijital dönüşüm getiren ve teknoloji odaklı yenilikler sunan bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2056", + "context": "Sina Robotik Sistemi , Laparoskopik cerrahi yapan İranlı Noaveran Robotik ve Sina Tıp firmasının bir ürünüdür.\nBu robotik cerrahi sistemi, cerrahların karmaşık ameliyatlarının gerçekleştirmesini sağlar.\nBu sistem Amerika Birleşik Devletleri patent ofisi tarafından onaylanmış ve tescil edildi.", + "question": "Sina Robotik Sistemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sina Robotik Sistemi , Laparoskopik cerrahi yapan İranlı Noaveran Robotik ve Sina Tıp firmasının bir ürünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2057", + "context": "Tek kartlı bilgisayar (SBC) (single board computer), tüm bilgisayar elemanlarını tek bir kart üzerinde barındıran bilgisayar türüdür.\nMasaüstü kişisel bilgisayardan farklı olarak tek kartlı bilgisayarlar harici bağlantılara çok gereksinim duymaz. Tek kartlı bilgisayarlar birçok farklı mikroişlemci ile inşa edilmiştir. Çoğu tek kartlı bilgisayar, ARM gibi RISC tabanlı işlemcilere sahipken daha güçlü olanlar x86 gibi CISC tabanlı işlemcilere sahiptir.", + "question": "Tek-kartlı bilgisayar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tek kartlı bilgisayar (SBC) (single board computer), tüm bilgisayar elemanlarını tek bir kart üzerinde barındıran bilgisayar türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2058", + "context": "Teknoloji gazeteciliği, teknoloji ile ilgili bir gazetecilik dalıdır. Teknoloji gazeteciliği, ürün incelemesi, iletişim teknolojileri, İnternet, sosyal medya, bilgi teknolojisi, bilimsel araştırma, robotik ve dijital dünyayla ilgili haberler, raporlar ve analizleri içerir. Teknoloji konularını kapsayan teknoloji gazetesi, teknoloji dergisi, blog haberciliği, radyo, televizyon kanalı, elektronik gazete, yeni medya, internet haberciliği, internet televizyonu türleri de popülerdir.", + "question": "Teknoloji gazeteciliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji gazeteciliği, teknoloji ile ilgili bir gazetecilik dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2059", + "context": "Teknoloji Transferi, teknolojik yeniliklerin üçüncü kişilerin kullanımına sunularak ticarileştirildiği ve sözleşme ile yürütülen süreçtir. Teknoloji pazarında transfer edilen teknolojik yenilikler tasarım, prototip, ürün aşamalarında olabilmektedir. Özü itibarıyla bir lisans sözleşmesi olan teknoloji transferi sözleşmesi için literatürde pek çok tanım yapılmıştır. Literatürdeki birinci yaklaşım; lisans anlaşmasını, en genel anlamıyla, kanunlarca özel olarak veya genel hukuk normlarıyla korunan gayri maddi bir mal ile fiili tekel durumundan, belirli bir bedel karşılığında, başkalarının yararlandırılması hakkındaki sözleşme olarak tanımlarken, bir diğer yaklaşımda ise sınai haklara ilişkin lisans sözleşmelerini, ekonomik ve ticari değeri olan bir sınai hakkı münhasıran kullanma hakkına sahip olan kişinin (lisans veren) sahip olduğu bu hakkın kullanımını lisans bedeli karşılığında kısmen veya tamamen başkasına (lisans alana) devrettiği sözleşme olarak açıklamaktadır.", + "question": "Teknoloji transferi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji Transferi, teknolojik yeniliklerin üçüncü kişilerin kullanımına sunularak ticarileştirildiği ve sözleşme ile yürütülen süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2060", + "context": "Matematik (Yunanca μάθημα máthēma, \"bilgi, çalışma, öğrenme\"); sayılar, felsefe, uzay ve fizik gibi konularla ilgilenir. Matematikçiler ve filozoflar arasında matematiğin kesin kapsamı ve tanımı konusunda görüş ayrılığı vardır.\nMatematikçiler örüntüleri araştırır ve bunları yeni konjektürler formüle etmekte kullanırlar. Bu konjektürlerin doğruluğunu veya yanlışlığını matematiksel ispat yoluyla çözmeye çalışırlar. Matematiksel yapılar gerçek fenomenleri iyi modelize ettiklerinde matematiksel düşünce doğa hakkında tahmin yürütmemizi ve onun iç yüzünü anlamamızı sağlayabilir. Matematik soyutlama ve mantığı kullanarak ve sistemli çalışmayla fiziksel objelerin şekillerini ve hareketlerini saymayı, hesaplamayı ve ölçmeyi mümkün kılar ve böylece gelişir. Pratik matematik yazılı kayıtlardan beri insan etkinliği olagelmiştir. Matematiksel problemlerinin çözümü için gerekli araştırma yıllarca hatta yüzyıllarca süren bir çaba gerektirebilmektedir.\nİlk titiz kayıtlara Yunan matematiğinde rastlanır. (Özellikle Öklid'in Elementler kitabında) Giuseppe Peano (1858-1932), David Hilbert (1862-1943) ve diğerlerinin geç 19 yüzyılda belitsel sistemler üzerine kurdukları çalışmalarından beri matematiksel araştırmada doğruyu kurmanın geleneği değişti. (Artık uygun olarak seçilen aksiyom ve tanımlardan titiz bir şekilde tümdengelim yapılmaktadır.) Matematik Rönesans'a kadar görece yavaş gelişti. Sonra matematikteki yenilikler diğer yeni bilimsel keșiflerle etkileșerek matematiksel keșiflerde günümüzde hâlâ devam eden hızlı bir artış sağladı.\nGalileo Galilei (1564-1642) \"Kainat dediğimiz kitap, yazıldığı dil ve harfler öğrenilmedikçe anlaşılamaz. O, matematik dilinde yazılmış; harfleri üçgen, daire ve diğer geometrik şekillerdir. Bu dil ve harfler olmaksızın kitabın tek bir kelimesinin anlaşılmasına olanak yoktur. Bunlar olmaksızın yapılan karanlık bir labirentte amaçsızca dolaşmaktır.\" Carl Friedrich Gauss (1777-1855) matematiği bilimlerin kraliçesine benzetmiştir. Benjamin Peirce (1809-1880) matematik için bilimlerin sonuçlarının çizilmesi için gereken bilim demiştir. David Hilbert \"Biz burada gelişigüzel konuşmayız. Matematik şart koşulan rastgele kuralların olduğu bir oyun gibi değildir. O yalnızca içsel gerekliliğin olduğu kavramsal bir sistemdir, aksi hiçbir şey değil.\" Albert Einstein (1879-1955), \"Matematik kesin olduğunda gerçeği yansıtmaz, gerçeği yansıttığında kesin değildir.\" Fransız matematikçi Claire Voisin, \"Matematikte yaratıcı itki, her yerinde kendini ifade etmeyi denemesidir.\" der.\nMatematik dünya genelinde doğa bilimleri, mühendislik, teknoloji ve maliye gibi birçok alanın temel aracıdır. Uygulamalı matematik, matematiksel bilginin diğer alanlara uygulanmasıyla ilgilidir. Bu uygulamalar sayesinde istatistik ve oyun teorisi gibi tamamıyla yeni matematik disiplinleri doğmuştur. Ayrıca matematikçiler soyut matematikle akıllarında herhangi bir kullanım olmadan da yalnızca matematik yapmak için uğraşırlar. Soyut matematikle uygulamalı matematiği ayıran belirgin bir çizgi yoktur. Soyut matematikteki keşifler sıklıkla pratik matematik uygulamalarının başlatıcısı olurlar.", + "question": "Matematik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematik (Yunanca μάθημα máthēma, \"bilgi, çalışma, öğrenme\"); sayılar, felsefe, uzay ve fizik gibi konularla ilgilenir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2061", + "context": "Archimedes-lab.org, görsel düşünme ve eğitim alanlarında otuz yılı aşkın deneyime sahip iki müellif ve yazar olan Gianni A. Sarcone ve Marie-Jo Waeber tarafından geliştirilen ve sürdürülen ücretsiz ve ortak çalışmaya dayalı İtalya menşeli bir eğlendirerek eğitim projesidir. Bu eğitim projesi, \"Açık Eğitim Konsorsiyumu\"nun bir parçasıdır ve çevrimiçi eğitim konusunda uzmanlaşmış danışmanlardan oluşan bir ağ tarafından denetlenmektedir.\nWeb sitesinin temel amacı, matematiği farklı şekilde öğretmek, görsel bulmacalar ve oyunlar aracılığıyla herkesin erişimine açık hale getirmektir. Site, ziyaretçilere rekreasyonel (eğlence amaçlı) matematik dünyasında çeşitli problem çözme stratejileri ve keşifler konusunda rehberlik etmektedir.\nSitenin sınırlı bölümleri Fransızca, İtalyanca, İspanyolca ve Almanca olarak sunulmaktadır. Ancak \"Haftanın Bulmacası\", \"Pazar Bulmacası\" ve \"Ayın Bulmacası\" gibi normal bulmaca özellikleri üç dilde mevcuttur: İngilizce, Fransızca ve İtalyanca.", + "question": "Archimedes-lab.org nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Archimedes-lab." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2062", + "context": "Sayı teorisinde, Bertrand'ın varsayımı n > 3 için n ile 2n-2 arasında en az bir asal sayı olduğunu belirten bir teoremdir.\nDaha az kısıtlayıcı bir formülasyon şöyledir: n > 1 için n ile 2n arasında her zaman en az bir asal sayı vardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Bertrand varsayımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sayı teorisinde, Bertrand'ın varsayımı n > 3 için n ile 2n-2 arasında en az bir asal sayı olduğunu belirten bir teoremdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2063", + "context": "Bessel polinomları, matematikteki ortogonal polinomların bir dizisidir. Bessel polinomlarıyla ilgili birbirinden farklı ama birbiriyle yakından ilişkili çok sayıda tanım vardır. Matematikçiler tarafından tercih edilen tanım şu seriyle verilmektedir: \n\n \n \n \n \n y\n \n n\n \n \n (\n x\n )\n =\n \n ∑\n \n k\n =\n 0\n \n \n n\n \n \n \n \n \n (\n n\n +\n k\n )\n !\n \n \n (\n n\n −\n k\n )\n !\n k\n !\n \n \n \n \n \n \n (\n \n \n x\n 2\n \n \n )\n \n \n k\n \n \n .\n \n \n {\\displaystyle y_{n}(x)=\\sum _{k=0}^{n}{\\frac {(n+k)!}{(n-k)!k!}}\\,\\left({\\frac {x}{2}}\\right)^{k}.}\n \n\nElektrik mühendisleri tarafından tercih edilen başka bir tanım bazen ters Bessel polinomları olarak bilinir. \n\n \n \n \n \n θ\n \n n\n \n \n (\n x\n )\n =\n \n x\n \n n\n \n \n \n \n y\n \n n\n \n \n (\n 1\n \n /\n \n x\n )\n =\n \n ∑\n \n k\n =\n 0\n \n \n n\n \n \n \n \n \n (\n n\n +\n k\n )\n !\n \n \n (\n n\n −\n k\n )\n !\n k\n !\n \n \n \n \n \n \n \n x\n \n n\n −\n k\n \n \n \n 2\n \n k\n \n \n \n \n .\n \n \n {\\displaystyle \\theta _{n}(x)=x^{n}\\,y_{n}(1/x)=\\sum _{k=0}^{n}{\\frac {(n+k)!}{(n-k)!k!}}\\,{\\frac {x^{n-k}}{2^{k}}}.}\n \n\nİkinci tanımın katsayıları birinciyle aynıdır ancak ters sıradadır. Örneğin üçüncü derece Bessel polinomu;\n\n \n \n \n \n y\n \n 3\n \n \n (\n x\n )\n =\n 15\n \n x\n \n 3\n \n \n +\n 15\n \n x\n \n 2\n \n \n +\n 6\n x\n +\n 1\n \n \n {\\displaystyle y_{3}(x)=15x^{3}+15x^{2}+6x+1}\n \n\nüçüncü derece ters Bessel polinomu ise;\n\n \n \n \n \n θ\n \n 3\n \n \n (\n x\n )\n =\n \n x\n \n 3\n \n \n +\n 6\n \n x\n \n 2\n \n \n +\n 15\n x\n +\n 15.\n \n \n {\\displaystyle \\theta _{3}(x)=x^{3}+6x^{2}+15x+15.}\n \n\nBessel elektronik filtrelerinin tasarımında ters Bessel polinomu kullanılmaktadır.", + "question": "Bessel polinomları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bessel polinomları, matematikteki ortogonal polinomların bir dizisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2064", + "context": "Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler; a sıfırdan farklı, b ise herhangi bir gerçek veya karmaşık sayı olmak üzere,\n\n \n \n \n a\n x\n +\n b\n =\n 0\n \n \n {\\displaystyle ax+b=0}\n \n\nformunda polinom ifadeleridir. Bu eşitlikteki x değişken, a başkatsayı ve b sabittir.", + "question": "Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler; a sıfırdan farklı, b ise herhangi bir gerçek veya karmaşık sayı olmak üzere,\n\n \n \n \n a\n x\n +\n b\n =\n 0\n \n \n {\\displaystyle ax+b=0}\n \n\nformunda polinom ifadeleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2065", + "context": "Çevre, bir geometrik cismi oluşturan kenarların uzunlukların toplamasıyla elde edilen bir geometrik terimdir.", + "question": "Çevre (geometri) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çevre, bir geometrik cismi oluşturan kenarların uzunlukların toplamasıyla elde edilen bir geometrik terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2066", + "context": "Ebced (Arapça: ابجد), İslamiyet'in kabulünden ve Arabistan'da Hint rakamları kullanılmaya başlanmadan önce hesap yapabilmek için harflerin rakam olarak kullanıldığı bir sayı sistemidir. Çağdaş ondalık sayı sistemi olan Hint sayıları çıktıktan sonra hesap yapmak için uygun olmayan ebced terk edilmiştir. Ebced rakamları kullanılarak ebced hesabı yapılabilir.\nEbced, geleneksel Arap alfabesinin eski sıralanışından (elif, ba, cim, dal) ilk dört harfinin okunuşlarıyla (E-B-Ce-D) türetilmiş bir sözcüktür. Ebced hesabı ise Ebced rakamları denilen alfabetik bir sayı sistemini kullanarak, kelime, cümlecik veya cümlelerin sayısal değerini hesaplama ve bunlardan anlamlar çıkartma işlemidir. Teori incelenen kelime, cümlecik veya metinde bir şekilde gizli şifreleme bulunduğu varsayımına dayanır.\nSemitik alfabelerde olduğu gibi Arap alfabesiyle yazılan bir yazıda da harflerin sayısal değerleri ile bir şifreleme (cifr) yapılmış olabilirdi ve gelecekte hâdiselerin vukuu zamanının tespiti (Kehanet) için harflerin sayısal değerleri kullanılarak bu kehanetlerin sırrı gizemi açılabilirdi. Bir cümle veya cümleciğin Ebced değeri (\"cümle hesabı\") varsayılan bu gizem'in anahtarı olurdu.", + "question": "Ebced hesabı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ebced (Arapça: ابجد), İslamiyet'in kabulünden ve Arabistan'da Hint rakamları kullanılmaya başlanmadan önce hesap yapabilmek için harflerin rakam olarak kullanıldığı bir sayı sistemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2067", + "context": "Matematiksel tümevarımda üslü sayılarda bir toplama ilkesidir.\nDaha önce bilinen 1+r+r²+r³+···+rn-1=(1-rn)/(1-r) formülü ile tüm terimleri pozitif, tabanı aynı olan ve bu yapıdaki üslü sayıların toplamı bulunabiliyordu. Ekin Yöntemi 1-r+r²-r³+···-rn=1-rn+1/1+r (fakat burada \"n\" teriminin tek sayı olması gerekli.) formülü ile bu yapıdaki toplamları bulmak için kısayol sağlar. Bu tümevarımdan da ispatlanabilir.\nTümevarımdan İspat:\n(Burada yapılan ispatta \"k\" terimine (+1) eklendiği için \"k\" tek değil çift bir sayı olmuştur bundan dolayı formülde aşşağıdaki gibi değişiklik olmuştur.)\nP(1) için=> 1-1=1-11-1/1+1 'den P(1) doğrudur.\nP(k) için=> 1-r+r²-r³+···-rk-1=1-rk/(1+r) 'nin doğruluğunu kabul edip;\nP(k+1)için=> 1-r+r²-r³+···-rk-1+rk=1+rk+1/(1+r) nin doğruluğuna bakalım.\nP(k) polinomunda her iki tarafa +rk ekleyelim.\n1-r+r²-r³+···-rk-1+rk=(1-rk/1+r)+rk\nİçler dışlar çarpımı yapıldığında;\n\n1-r+r²-r³+···-rk-1+rk=(1-rk+rk+rk+1)/1+r\n\nve sonuç olarak;\n1-r+r²-r³+···-rk-1+rk=1+rk+1/(1+r) doğruluğu ispatlanır.", + "question": "Ekin yöntemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematiksel tümevarımda üslü sayılarda bir toplama ilkesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2068", + "context": "Integral hesapla Eliptik integralin bağlantısı elipsin yay uzunluğu ile ilgilidir.\nBunu ilk gösteren Leonhard Euler'in öğrencisi Giulio Fagnano olmuştur.\nModern Matematikte eliptik integral'in en geniş şekilde bir f fonksiyonu olarak tanımlanmış formu:\n\n \n \n \n f\n (\n x\n )\n =\n \n ∫\n \n c\n \n \n x\n \n \n R\n (\n t\n ,\n P\n (\n t\n )\n )\n \n d\n t\n \n \n \n \n {\\displaystyle f(x)=\\int _{c}^{x}R(t,P(t))\\ dt\\,\\!}\n \n şeklindedir.\nBurada R rasyonel fonksiyon ikinci arjuman,P ise 3 veya 4 derceden kökleri katlı olmayan bir polinomdur.\nGenel olarak eliptik fonksiyonlar elemanter olarak ifade edilemezler.Bu genel kurala istisna lar vardır köklerin katlı olması veya R (x,y)'de y'nin tek kuvvetlerden yoksun olması gibi, ancak uygun indirgeme formülü ile her eliptik fonksiyon rasyonel fonksiyonlara ayrılabilir.Bu şekilde üç kanonik şekli olan integraller tek bir form haline getirilebilir, yani birinci tür, ikinci tür, üçüncü tür eliptik integraller gibi.\nFormlar aşağıda verilmiştir, Ayrıca Legendre formu ve Carlson simetrik şekli şeklinde de ifadeleri vardır, ek olarak Schwarz–Christoffel haritalaması'da teoriye eklenebilir. Tarihsel olarak eliptik integraller eliptik fonksiyonların tersi olarak keşfedilmiştir. Özellikle, E var (sn (z, k); k) = z, burada sn, Jacobi eliptik fonksiyonu'ndan biridir.", + "question": "Eliptik integral nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Integral hesapla Eliptik integralin bağlantısı elipsin yay uzunluğu ile ilgilidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2069", + "context": "EqWorld matematiksel denklemlerle ilgili bilgileri listeleyen ücretsiz bir çevrimiçi matematik referans web sitesidir. Web sitesinin ilk sayfası 2 Nisan 2004'te oluşturulmuştur.\nEqWorld web sitesi, adi diferansiyel denklemler, kısmi diferansiyel denklemler, integral denklemler, fonksiyonel denklemler ve diğer matematiksel denklemler hakkında kapsamlı bilgiler sunar. Ayrıca denklemleri çözmek için bazı yöntemleri özetler, denklemleri çözmek için birçok kaynağı listeler ve kullanıcıların da ilave yapabileceği bir denklem arşivine sahiptir.\nEqWorld web sitesi, dünyanın her yerindeki araştırmacılar, üniversite öğretmenleri, mühendisler ve öğrenciler için tasarlanmıştır. Yaklaşık 2000 web sayfası içerir ve sitede sunulan tüm kaynaklar kullanıcılarına ücretsizdir.\n\nWeb sitesi, Mekanik Problemleri Enstitüsü, Rusya Bilimler Akademisi tarafından barındırılmakta olup Alexei I. Zhurov, Alexander L. Levitin ve Dmitry A. Polyanin tarafından yönetilmektedir. Genel Yayın Yönetmeni Andrei D. Polyanin'dir. EqWorld, Rusya Temel Araştırma Vakfı (RFBR:Russian Foundation for Basic Research) tarafından kısmen desteklenmektedir.", + "question": "EqWorld nedir?", + "answers": { + "text": [ + "EqWorld matematiksel denklemlerle ilgili bilgileri listeleyen ücretsiz bir çevrimiçi matematik referans web sitesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2070", + "context": "Kartezyen çarpımı, A ve B kümeleri verildiğinde, birinci bileşeni A kümesinden ve ikinci bileşeni B kümesinden alınarak oluşturulmuş tüm sıralı ikililerin oluşturduğu kümeye A kartezyen B kümesi denir, yapılan bu işleme de A ile B’nin kartezyen çarpımı denir ve AxB ile gösterilir.\n1. bileşen A kümesinden, 2. bileşen B kümesinden olunmasına dikkat edilmelidir. 1. bileşen B kümesinden ve 2. bileşen A kümesinden alınsaydı bu işlem BxA olarak gösterilirdi.\n\nÖrnek\nA = {1, 2} ve B = {3, 4, 5} kümeleri için A×B ve B×A kümeleri:\nA×B = {(1, 3), (1, 4), (1, 5), (2, 3), (2, 4), (2, 5)}\nB×A = {(3, 1), (4, 1), (5, 1), (3, 2), (4, 2), (5, 2)}", + "question": "Kartezyen çarpımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kartezyen çarpımı, A ve B kümeleri verildiğinde, birinci bileşeni A kümesinden ve ikinci bileşeni B kümesinden alınarak oluşturulmuş tüm sıralı ikililerin oluşturduğu kümeye A kartezyen B kümesi denir, yapılan bu işleme de A ile B’nin kartezyen çarpımı denir ve AxB ile gösterilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2071", + "context": "Kesin artan; dizinin bir sonraki teriminin, her zaman için bir önceki teriminden büyük olduğunu ifade eder. Monoton artanlıktan farkı ise; dizinin bir sonraki teriminin, bir önceki teriminden büyük eşit (\n \n \n \n ≥\n \n \n {\\displaystyle \\geq }\n \n) değil, sadece büyük (\n \n \n \n >\n \n \n {\\displaystyle >}\n \n) olduğunu ifade eder. (\n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n +\n 1\n \n \n {\\displaystyle a_{n}+1}\n \n\n \n \n \n >\n \n \n {\\displaystyle >}\n \n\n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle a_{n}}\n \n) olur.", + "question": "Kesin artan nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kesin artan; dizinin bir sonraki teriminin, her zaman için bir önceki teriminden büyük olduğunu ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2072", + "context": "Matematik, sayı, uzay, matematiksel yapı ve değişim gibi konuları araştıran bir çalışma alanıdır. Matematik ve bilim arasındaki ilişki hakkında daha fazla bilgi Matematik ve bilim bölümünde bulunabilir.", + "question": "Matematiğin ana hatları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematik, sayı, uzay, matematiksel yapı ve değişim gibi konuları araştıran bir çalışma alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2073", + "context": "Matematik konularının listesi, matematik ile ilgili çeşitli konuları kapsar. Bu listelerden bazıları yüzlerce makaleye bağlantı içerir; bazıları sadece birkaç tane ile bağlantılıdır. Bu makale, aynı içeriği, göz atmaya daha uygun bir şekilde organize halde bir araya getirmektedir. Listeler, temel ve ileri matematik, metodoloji, matematiksel ifadeler, integraller, genel kavramlar, matematiksel nesneler ve referans tablolarının özelliklerini kapsar. Ayrıca insanların adını taşıyan denklemleri, matematiksel toplulukları, matematikçileri, matematik dergilerini ve meta listeleri de kapsar.\nBu listenin amacı, American Mathematical Society tarafından formüle edilen Matematik Konu Sınıflandırmasına benzer değildir. Birçok matematik dergisi, araştırma makalelerinin ve açıklayıcı makalelerin yazarlarından, makalelerinde Matematik Konu Sınıflandırmasındaki konu kodlarını listelemelerini ister. Bu şekilde listelenen konu kodları, iki ana gözden geçirme veritabanı olan Mathematical Reviews ve Zentralblatt MATH tarafından kullanılmaktadır. Bu liste, üstel konuların listesi ve faktöryel ve binom konuların listesi gibi bu tür bir sınıflandırmaya uymayan bazı öğeler içerir; bu, kapsama alanlarının çeşitliliği okuyucuyu şaşırtabilir.", + "question": "Matematik konularının listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematik konularının listesi, matematik ile ilgili çeşitli konuları kapsar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2074", + "context": "Mathematics Genealogy Project (MGP) (Türkçe: Matematik Şecere Projesi), matematikçilerin akademik soyağacı için web tabanlı bir veritabanıdır. 31 Aralık 2021'e kadar, araştırma düzeyinde matematiğe katkıda bulunan 274.575 matematik bilimcisi hakkında bilgi içeriyordu. Tipik bir matematikçi için proje girişinde mezuniyet yılı, tez başlığı (Matematik Konu Sınıflandırmasına göre), alma mater, doktora danışmanı ve doktora öğrencileri bulunur.", + "question": "Matematik Soyağacı Projesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mathematics Genealogy Project (MGP) (Türkçe: Matematik Şecere Projesi), matematikçilerin akademik soyağacı için web tabanlı bir veritabanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2075", + "context": "Matematiksel nesneler, matematikte karşılaşılan soyut kavramlara denir. Matematiğin alışıldık dilinde nesne, formal olarak tanımlanmış veya tanımlanabilecek ve matematiksel kanıtlarda kullanılabilecek herhangi bir şey olabilir. Her matematik dalının kendi nesneleri vardır, bu dallara göre bazı örnekler:\n\nKombinatorik\npermütasyonlar, kombinasyonlar\n\nKüme kuramı\nkümeler, küme ayrışımları/bölütleri, işlevler, bağıntılar\n\nGeometri\nnoktalar, doğrular, doğru parçaları, çokgenler (üçgenler, dörtgenler, beşgenler, altıgenler, ...), daireler, elipsler, paraboller, hiperboller, küreler, elipsoitler, paraboloitler, hiperboloitler, silindirler, koniler\n\nÇizge (graf) kuramı\nçizgeler, ağaçlar, düğümler, kenarlar\n\nTopoloji\ntopolojik uzaylar ve çok katlılar\n\nDoğrusal (lineer) cebir\nskalerler, vektörler, matrisler, tensörler\n\nSoyut cebir\ngruplar, halkalar, modüller, alanlar, vektör uzayları", + "question": "Matematiksel nesne nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematiksel nesneler, matematikte karşılaşılan soyut kavramlara denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2076", + "context": "Matematikte, Artin Örgü Grubu olarak da bilinen n iplik üzerindeki örgü grubu (\n \n \n \n \n B\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle B_{n}}\n \n ile gösterilir), elemanları n-örgülerin denklik sınıfları olan gruptur. Örgü gruplarının örnek uygulamaları arasında düğüm teorisi (knot theory), matematiksel fizikte; Artin'in örgü grubunun Yang-Baxter denklemine karşılık geldiği kanonik sunumu (matematiksel fizik konusu) ve cebirsel geometrinin monodromy değişmezleri yer alırlar.", + "question": "Örgü grubu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematikte, Artin Örgü Grubu olarak da bilinen n iplik üzerindeki örgü grubu (\n \n \n \n \n B\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle B_{n}}\n \n ile gösterilir), elemanları n-örgülerin denklik sınıfları olan gruptur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2077", + "context": "Makalenin kısa özeti; farklı nesnelerin koleksiyonları olarak kümeler hakkında konuşur, matematikte birçok kullanımları olduğunu ve matematiğin set teorisinde kodlanabileceğini ve matematiğin çoğunu yapmak için yeterince küme teorisinin aksiyomatize edilebileceğini belirtir. Konunun aksiyomları veya amaçlanan yorumu ile tanımlanıp tanımlanmadığı konusunda tarafsız kalır. Antinomilerden bahsedilirse, aksiyomatizasyonun çözüm olduğunu iddia etmemeli, ancak bazılarının onları aksiyomatizasyon ile çözüldüğünü, diğerleri de kümülatif hiyerarşi ile değerlendirdiğini belirtmelidir.\n->\n Venn diyagramı, ikisinin set matematik Kümeleri.\nKüme teorisi, gayri resmi olarak nesne koleksiyonları olan matematiksel mantığın ' kümeleri üzerinde çalışan bir dalıdır. Herhangi bir nesne türü bir kümede toplanabilse de, küme teorisi çoğunlukla matematikle ilgili nesnelere uygulanır. Küme teorisinin dili neredeyse tüm matematiksel nesne leri tanımlamak için kullanılabilir.\nModern set teorisi çalışması 1870'lerde Georg Cantor ve Richard Dedekind tarafından başlatılmıştır. Naif küme teorisi 'de Russell'ın paradoksu gibi paradokslar keşfinden sonra, yirminci yüzyılın başlarında çok sayıda aksiyom sistemleri, Zermelo – Fraenkel aksiyomları, tercih edilen aksiyomu ile veya bunlar olmadan en iyi bilinenlerdir.\nKüme teorisi yaygın olarak Matematiğin temel sistemi, özellikle Zermelo – Fraenkel set teorisinin tercih edilen aksiyomu şeklinde kullanılır. Set teorisi, temel rolünün ötesinde, aktif bir araştırma topluluğu ile matematiğin bir dalıdır. Kümeler teorisine yönelik çağdaş araştırma, gerçek sayı çizgisinin yapısından büyük kardinal 'in tutarlılığı' nın incelenmesine kadar çok çeşitli konuları içermektedir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Set teorisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Makalenin kısa özeti; farklı nesnelerin koleksiyonları olarak kümeler hakkında konuşur, matematikte birçok kullanımları olduğunu ve matematiğin set teorisinde kodlanabileceğini ve matematiğin çoğunu yapmak için yeterince küme teorisinin aksiyomatize edilebileceğini belirtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2078", + "context": "Sıkıştırılmış algılama (İngilizce: Compressed sensing) (sıkıştırmalı algılama, sıkıştırmalı örnekleme veya seyrek örnekleme olarak da bilinir), bir sinyali verimli bir şekilde elde etmek ve yeniden oluşturmak için kullanılan bir sayısal sinyal işleme tekniğidir. Bu yöntem, sinyalin elde ediliş işlemi belirsiz doğrusal denklem sistemi olarak ifade edilip seyreklik kısıtlamaları empoze edilerek çözülmesine dayanır. Bu yöntemle sinyal, Nyquist–Shannon örnekleme teoreminde belirtilenden daha az örnekle oluşturulabilir.", + "question": "Sıkıştırılmış algılama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sıkıştırılmış algılama (İngilizce: Compressed sensing) (sıkıştırmalı algılama, sıkıştırmalı örnekleme veya seyrek örnekleme olarak da bilinir), bir sinyali verimli bir şekilde elde etmek ve yeniden oluşturmak için kullanılan bir sayısal sinyal işleme tekniğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2079", + "context": "Bu Spiraller listesi, matematiksel olarak tanımlanan spiralleri içerir.", + "question": "Spiraller listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu Spiraller listesi, matematiksel olarak tanımlanan spiralleri içerir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2080", + "context": "Normal dağılım kullanılarak bazı olasılık değerlerini hesaplamak zor ve zahmetli olabilir. Bu nedenle, normal dağılımın ortalaması sıfıra ve varyansı bire eşitlenerek işlemler daha kolay hale getirilir. Bu yönteme standart normal dağılım adı verilir.\n\n \n \n \n X\n ∼\n N\n (\n μ\n ,\n \n σ\n \n 2\n \n \n )\n \n \n {\\displaystyle X\\sim N(\\mu ,\\sigma ^{2})}\n \n\nşeklinde gösterilen normal dağılımda, X değişkeninden ortalamayı çıkarıp standart sapmaya bölerek standartlaştırma yapılır. Bu işlem şu şekilde gösterilir:\n\n \n \n \n \n \n \n X\n −\n μ\n \n σ\n \n \n =\n Z\n ∼\n N\n (\n 0\n ,\n 1\n )\n \n \n {\\displaystyle {\\frac {X-\\mu }{\\sigma }}=Z\\sim N(0,1)}\n \n\nÖrneğin, bir sınıftaki not ortalaması 20 ve varyansı 25 olan bir normal dağılımda, 22'den daha az not alınma olasılığını hesaplamak için:\n\n \n \n \n X\n ∼\n N\n (\n 20\n ,\n 25\n )\n \n \n {\\displaystyle X\\sim N(20,25)}\n \n\nşeklinde tanımlama yapılır ve bu veriler standart normal dağılıma dönüştürülür:\n\n \n \n \n \n \n \n 22\n −\n 20\n \n 5\n \n \n =\n Z\n ∼\n N\n (\n 0\n ,\n 1\n )\n \n \n {\\displaystyle {\\frac {22-20}{5}}=Z\\sim N(0,1)}\n \n\nP(X<22) = P(Z<(22-20)/5) = P(Z<0.4) olur. Standart normal dağılım tablosundan 0.4 olasılığı bulunarak P(Z<0.4) ≈ 0,6554 elde edilir. Bu durumda 22'den daha az not alma olasılığı yaklaşık %65 olarak hesaplanır. Normal dağılım, üniversitelerde not dağılımını hesaplamak için kullanıldığı için sıklıkla \"çan eğrisi\" olarak da adlandırılır.\nStandart normal dağılımın olasılık gösterimleri:\nP(Z>Z₀) = 1 - P(Z-Z₀) = P(Z\n \n \n {\\displaystyle >}\n \n\n \n \n \n \n n\n \n 0\n \n \n \n \n {\\displaystyle n_{0}}\n \n) (\n \n \n \n \n n\n \n 0\n \n \n \n \n {\\displaystyle n_{0}}\n \n\n \n \n \n ∈\n \n \n {\\displaystyle \\in }\n \nN) bir a sayısına (a\n \n \n \n ∈\n \n \n {\\displaystyle \\in }\n \nR) istenildiği kadar (ε kadar) yakınlaşabileceğini gösterir. ε\n \n \n \n >\n \n \n {\\displaystyle >}\n \n0 olmak üzere dizinin \n \n \n \n \n n\n \n 0\n \n \n \n \n {\\displaystyle n_{0}}\n \n'dan sonraki tüm terimleri a sayısının ε civarındadır. Eğer ki \n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle a_{n}}\n \n dizisi bir süre sonra a sayısının ε kadar etrafında yer alıyorsa matematiksel tanımı;\n\n \n \n \n {\n \n \n {\\displaystyle \\{}\n \n\n \n \n \n ∀\n \n \n {\\displaystyle \\forall }\n \nε\n \n \n \n >\n \n \n {\\displaystyle >}\n \n0, \n \n \n \n ∃\n \n \n {\\displaystyle \\exists }\n \n\n \n \n \n \n n\n \n 0\n \n \n \n \n {\\displaystyle n_{0}}\n \n\n \n \n \n ∈\n \n \n {\\displaystyle \\in }\n \nN | \n \n \n \n ∀\n \n \n {\\displaystyle \\forall }\n \nn\n \n \n \n ≥\n \n \n {\\displaystyle \\geq }\n \n\n \n \n \n \n n\n \n 0\n \n \n \n \n {\\displaystyle n_{0}}\n \n\n \n \n \n ⇒\n \n \n {\\displaystyle \\Rightarrow }\n \n |\n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle a_{n}}\n \n-a|\n \n \n \n <\n \n \n {\\displaystyle <}\n \nε\n \n \n \n }\n \n \n {\\displaystyle \\}}\n \n şeklindedir ve \n \n \n \n \n \n (\n \n \n \n \n {\\displaystyle {\\bigl (}}\n \n\n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle a_{n}}\n \n\n \n \n \n \n \n )\n \n \n \n \n {\\displaystyle {\\bigr )}}\n \n\n \n \n \n →\n \n \n {\\displaystyle \\rightarrow }\n \na olarak gösterilir. \n \n \n \n \n lim\n \n n\n →\n ∞\n \n \n \n \n {\\displaystyle \\lim _{n\\to \\infty }}\n \n\n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle a_{n}}\n \n=a olur.", + "question": "Yakınsaklık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yakınsaklık kavramı dizilerde, serilerde vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2083", + "context": "Fizik (Grekçe: φυσική (ἐπιστήμη), romanize: physikḗ (epistḗmē), lit. \"doğa bilgisi\"), maddeyi, maddenin uzay-zaman içinde hareketini, enerji ve kuvvetleri inceleyen doğa bilimi. Fizik, Temel Bilimler'den biridir. Temel amacı evrenin işleyişini araştırmaktır. Fizik en eski bilim dallarından biridir. 16. yüzyıldan bu yana kendi sınırlarını çizmiş modern bir bilim olmasına karşın, Bilimsel Devrim'den önce 2.000 sene boyunca felsefe, kimya, matematik ve biyolojinin belirli alt dalları ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Buna karşın, matematiksel fizik ve kuantum kimyası gibi alanlardan dolayı fiziğin sınırlarını net olarak belirlemek güçtür.\nFizik, tüm bilimsel sahalar üzerinde etkilidir. Matematik, felsefe gibi soyut sahalara yeni sistemler sunar. Teknolojilerin kökeni tümüyle fizik bilimine yaslanır. Teknolojiler tarafından öylesine yoğun kullanılır ki fizik biliminin doğa bilimi olmaktan çıktığı iddia edilir hale gelmiştir. Örneğin, elektromanyetik, nükleer fizik ve malzeme bilimi günümüzde tıbbın ve hekimlik anlayışının, savaşların ve ticaretin, yönetim anlayışlarının tümünün uygulamasında kökten değişikliklere yol açmıştır. Ancak, bu etkilerin bilim olarak fiziğin değil insan kaynaklı etkilerin sonucu olarak bu yöne evrildiği hatırlanmalıdır.", + "question": "Fizik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fizik (Grekçe: φυσική (ἐπιστήμη), romanize: physikḗ (epistḗmē), lit." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2084", + "context": "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı yarı iletken fiziğinde iki bant aralığı tiptir. Hem iletim bantındaki minimum enerji durumu, hem değerlik bantındaki maksimum enerji durumu, Brillouin bölgesinde belirli bir kristal momentumu (k-yöney) ile karakterize edilir. K-yöneyleri aynı ise, buna \"doğrudan bant aralığı\" denir. Eğer farklısa, “dolaylı bant aralığı” denir. Elektronların ve deşiklerin kristal momentumu, hem iletim bandında hem de değerlik bantında aynı ise, bant aralığı \"doğrudan bant aralığı\" olarak adlandırılır; elektron doğrudan foton yayabilir. Bir \"dolaylı bant aralığında\", bir foton yayıla bilinmez, zira elektron bir ara durumdan geçmeli ve momentumu kristal kafesine aktarmalıdır.\nDoğrudan bant aralıklı malzeme örnekleri, InAs, GaAs gibi bazı III-V materyallerini içerir. Dolaylı bant aralıklı malzemeleri Si, Ge içerir. Bazı III-V materyalleri de, örneğin AlSb gibi dolaylı bant aralıklıdır.", + "question": "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı yarı iletken fiziğinde iki bant aralığı tiptir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2085", + "context": "Fiziksel bir sembol sistemi (resmi sistem olarak adlandırılmaktadır), fiziksel kalıpları kullanır, bu yapılarda birleştirir ve yeni ifadeler üretmek için onları manipüle etmektedir.\nFiziksel sembol sistemi hipotezi (FSSH), Allen Newell ve Herbert A. Simon tarafından yapay zeka Konseyi felsefesinde bulunan konumdur. Yazarlar:\n\"Fiziksel bir sembol sistemi, genel akıllı eylem için gerekli ve yeterli araçlara sahiptir.\"\n Allen Newell ve Herbert A. Simon\nBu iddia, hem insan düşüncesinin bir tür sembol manipülasyonu olduğunu hem de makinelerin zeki olabileceğini (çünkü bir sembol sistemi zeka için yeterlidir) imalıdır.\nBu fikrin kökleri Hobbes'ta (akıl yürütmenin \"hesaptan başka bir şey olmadığını\" iddia eden), Leibniz tüm insan fikirlerinin mantıksal bir hesabını yaratmaya çalıştı, Hume ve hatta Kant (resmi kurallar tarafından kontrol edilen tüm deneyimleri analiz etti). En son sürüm, filozoflar Hilary Putnam ve Jerry Fodor ile ilişkilendirilen hesaplamalı zihin teorisi olarak adlandırılır.\nHipotez, çeşitli taraflarca güçlü bir şekilde kabul edildi, ancak AI araştırmasının temel bir parçası. Yaygın bir eleştirel görüş, hipotezin satranç oynamak gibi daha yüksek seviyeli zeka için uygun göründüğü, ancak görme gibi sıradan zeka için daha az uygun olduğudur. Genellikle, ve gibi dünyadaki nesnelere doğrudan karşılık gelen yüksek seviyeli semboller ile sinir ağı gibi bir makinede bulunan daha karmaşık \"semboller\" arasında bir ayrım yapılır.", + "question": "Fiziksel bir sembol sistemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fiziksel bir sembol sistemi (resmi sistem olarak adlandırılmaktadır), fiziksel kalıpları kullanır, bu yapılarda birleştirir ve yeni ifadeler üretmek için onları manipüle etmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2086", + "context": "Fiziksel kopyalanamayan fonksiyon (FKF), çözülmesi kolay fakat tahmin edilmesi oldukça zor olan bir fonksiyonun fiziksel bir yapıda şekillendiği bir oluşumdur.\nBütün FKF'ler sıcaklık, gerilim, elektromanyetik parazitler gibi çevresel faktörlerden etkilenirler ve performansları bu faktörler etkisinde değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle FKF'lerin asıl gücü sadece rassal olmalarına değil, farklı cihazlarda ve farklı ortamlarda farklılık gösterebilmeleri ve aynı zamanda bazen farklı çevresel koşullarda aynı olabilmeleridir.", + "question": "Fiziksel kopyalanamayan fonksiyon türleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fiziksel kopyalanamayan fonksiyon (FKF), çözülmesi kolay fakat tahmin edilmesi oldukça zor olan bir fonksiyonun fiziksel bir yapıda şekillendiği bir oluşumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2087", + "context": "Mermi düşmesi, mermi çekirdeğinin namlu ağzından çıktıktan sonra yerçekimi ve sürtünmenin etkisiyle yavaşlayıp yere doğru düşmesidir. Mermi çekirdeği, namlu ağzından çıktıktan sonra güçlü bir kinetik enerjiyle ilerler. Mermi çekirdeği düşüşe geçince yorgun mermi olarak kabul edilir. Mermi çekirdeğinin azami menzile ulaşabilmesi için 45°'lik bir açıyla ateşlenmesi gerekir.\nTürkiye'de 2000-2012 yılları arasında mermi çekirdeğinin serbest düşmesine bağlı 65 ateşli silah yaralanmasının gerçekleştiği tespit edildi. Bu yaralanmalarının 39'u (%60) baş, 4'ü (%6) boyun, 3'ü (%5) omuz ve üst ekstremite, 9'u (%14) sırt, 2'si (%3) toraks, 2'si (%3) karın, 2'si (%3) kalça ve 4'ü (%6) alt ekstremite bölgesinde meydana gelmiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Mermi düşmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mermi düşmesi, mermi çekirdeğinin namlu ağzından çıktıktan sonra yerçekimi ve sürtünmenin etkisiyle yavaşlayıp yere doğru düşmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2088", + "context": "Mutlak konum veya Matematik konumu coğrafi terminolojide kullanılan ve bir yerin enlem ve boylamlara göre Dünya üzerindeki yerini koordinat sistemiyle kesin olarak belirleyen konumdur.", + "question": "Mutlak konum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mutlak konum veya Matematik konumu coğrafi terminolojide kullanılan ve bir yerin enlem ve boylamlara göre Dünya üzerindeki yerini koordinat sistemiyle kesin olarak belirleyen konumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2089", + "context": "Nörofizik veya nörobiyofizik, sinir sistemi hakkında moleküler düzeyde bilgi edinmek için fiziksel tekniklerin geliştirilmesi ve kullanılmasıyla ilgilenen biyofizik dalıdır. Nörofizik, sinir sistemini incelemek için deneysel biyofizik yaklaşım ve yöntemlerini uygulayan disiplinler arası bir bilimdir.\n\"Nörofizik\" terimi \"nöron\" ve \"fizik\" sözcüklerinin birleşimidir.\nNörofizikte geliştirilen ve kullanılan tekniklerin örnekleri manyetik rezonans görüntüleme (MRI), yama klemp, tomografi ve iki foton uyarma mikroskopisidir .", + "question": "Nörofizik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nörofizik veya nörobiyofizik, sinir sistemi hakkında moleküler düzeyde bilgi edinmek için fiziksel tekniklerin geliştirilmesi ve kullanılmasıyla ilgilenen biyofizik dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2090", + "context": "Sosyofizik kelimesi, bulguları keşfedilmiş veya keşfedilmeyi bekleyen toplumsal olayları tanımlamakta kullanılır. Mitoloji biliminin bir dalı olan sosyofizik günümüzde sosyal etkileşimlerin tablosu olma misyonunu kazanmıştır.\nKomplo teorisinden farklı olarak, kurgular gerçekleri muhatap alarak var olur. Komplo teorisinde kurgunun var olma süreci, gerçek olmayan argümanların gerçek olan argümanlardan daha önemli bulunması ve alakasız argümanlarla komplo teorilerinin temelini doldurmakla başlar, teorilerin sunumuyla son bulur.\nSosyofizik örneklerine mitolojide gerçekleşen savaşlarda ya da toplumsal hareketlerde sıkça rastlamak mümkündür.", + "question": "Sosyofizik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyofizik kelimesi, bulguları keşfedilmiş veya keşfedilmeyi bekleyen toplumsal olayları tanımlamakta kullanılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2091", + "context": "Süperkatı (Superfluid Solid), klasik katı maddeler ve süperakışkanlar arasında geçiş yapabilen, oldukça sıra dışı ve kuantum mekaniği temelli bir madde fazıdır. Bu fenomen, özellikle çok düşük sıcaklıklarda, maddenin katılaşırken aynı zamanda süperakışkanlık gibi sıvı özellikleri de sergileyebileceğini gösterir. Süperkatı, genellikle sıfır viskoziteye sahip süperakışkanlık ve katılaşma gibi fiziksel özelliklerin bir arada bulunduğu bir hal olarak tanımlanır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Süperkatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Süperkatı (Superfluid Solid), klasik katı maddeler ve süperakışkanlar arasında geçiş yapabilen, oldukça sıra dışı ve kuantum mekaniği temelli bir madde fazıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2092", + "context": "Kimya, maddenin yapısını, özelliklerini, birleşimlerini, etkileşimlerini, tepkimelerini araştıran ve uygulayan bilim dalıdır. Kimya bilimi daha kapsamlı bir ifadeyle maddelerin özellikleriyle, sınıflandırılmasıyla, atomlarla, atom teorisiyle, kimyasal bileşiklerle, kimyasal tepkimelerle, maddenin hâlleriyle, moleküller arası ve moleküler kuvvetlerle, kimyasal bağlarla, tepkime kinetiğiyle, kimyasal dengenin prensipleriyle vb konularla ilgilenir. Kimyanın en önemli dalları arasında analitik kimya, anorganik kimya, organik kimya, fizikokimya ve biyokimya sayılır.", + "question": "Kimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kimya, maddenin yapısını, özelliklerini, birleşimlerini, etkileşimlerini, tepkimelerini araştıran ve uygulayan bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2093", + "context": "Aktiflik, kimyasal tepkimelerde elektron (\n \n \n \n \n e\n \n −\n \n \n \n \n {\\displaystyle e^{-}}\n \n) alma ve/veya elektron verme isteğine denir. Yarı pil tepkimelerinde elektrotları (anot ve katot) belirlemede kullanılır.", + "question": "Aktiflik (kimya) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aktiflik, kimyasal tepkimelerde elektron (\n \n \n \n \n e\n \n −\n \n \n \n \n {\\displaystyle e^{-}}\n \n) alma ve/veya elektron verme isteğine denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2094", + "context": "Amatör kimya veya ev kimyası, kimyanın özel bir hobi olarak yapılması. Amatör kimya genellikle kişinin evinde bulunabilen kimyasallarla yapılır. Kontrollü maddelerin ve uyuşturucuların yasa dışı üretimini içeren Kaçak kimya (\"clandestine chemistry\") ile karıştırılmamalıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Amatör kimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Amatör kimya veya ev kimyası, kimyanın özel bir hobi olarak yapılması." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2095", + "context": "== Dipol ==\nBir molekülün uç kısımlarında kısmen dağılmış yükler bulunuyorsa, yani bir ucu kısmi pozitif diğer ucu kısmi negatif ise bu moleküle dipol denir. Dipol, iki kutuplu demektir.", + "question": "Dipol nedir?", + "answers": { + "text": [ + "== Dipol ==\nBir molekülün uç kısımlarında kısmen dağılmış yükler bulunuyorsa, yani bir ucu kısmi pozitif diğer ucu kısmi negatif ise bu moleküle dipol denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2096", + "context": "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı yarı iletken fiziğinde iki bant aralığı tiptir. Hem iletim bantındaki minimum enerji durumu, hem değerlik bantındaki maksimum enerji durumu, Brillouin bölgesinde belirli bir kristal momentumu (k-yöney) ile karakterize edilir. K-yöneyleri aynı ise, buna \"doğrudan bant aralığı\" denir. Eğer farklısa, “dolaylı bant aralığı” denir. Elektronların ve deşiklerin kristal momentumu, hem iletim bandında hem de değerlik bantında aynı ise, bant aralığı \"doğrudan bant aralığı\" olarak adlandırılır; elektron doğrudan foton yayabilir. Bir \"dolaylı bant aralığında\", bir foton yayıla bilinmez, zira elektron bir ara durumdan geçmeli ve momentumu kristal kafesine aktarmalıdır.\nDoğrudan bant aralıklı malzeme örnekleri, InAs, GaAs gibi bazı III-V materyallerini içerir. Dolaylı bant aralıklı malzemeleri Si, Ge içerir. Bazı III-V materyalleri de, örneğin AlSb gibi dolaylı bant aralıklıdır.", + "question": "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı yarı iletken fiziğinde iki bant aralığı tiptir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2097", + "context": "Isı çatlağı. Özellikle endüstriyel sanayii de oluşan bir üretim ürününün kullanılan malzemenin niteliğine bağlı olarak farklı genleşme ve büzülme ısı dereceleri ve değerlerine bağlı olarak ortaya çıkan ve ürünün kullanım ömrünü ciddi bir şekilde kısaltan sorunun genel adına ısı çatlağı denilmektedir.", + "question": "Isı çatlağı (kimya) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Isı çatlağı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2098", + "context": "Kaçak kimya, gizlice ve özellikle yasa dışı uyuşturucu laboratuvarlarında yürütülen kimyadır. Daha büyük laboratuvarlar genellikle karaborsada dağıtılmak üzere üretim yapmak isteyen çeteler veya organize suçlar tarafından yönetilir.\nKaçak laboratuvar terimi, kullanılan tesislerin gerçek bir laboratuvar olup olmadığına bakılmaksızın, genellikle yasa dışı bileşiklerin üretimini içeren herhangi bir durumda kullanılır.", + "question": "Kaçak kimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kaçak kimya, gizlice ve özellikle yasa dışı uyuşturucu laboratuvarlarında yürütülen kimyadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2099", + "context": "Kemofobi (İngilizce adıyla chemophobia ya da chemonoia) kimyasal madde korkusudur. Bazı kimyasalların yol açtığı potansiyel kötü olaylar, kişiye zarar verme düşüncesi ve kansere yol açma ihtimalleri nedeniyle bu korku ortaya çıkmaktadır. \"Doğal\" ve \"kimyasal içermez\" gibi etiketlere sahip tüketici ürünleri (tüm tüketici ürünleri kimyasal maddelerden oluştuğu için ikincisi imkansızdır), tüketicilere \"daha güvenli\" bir alternatif gibi görünen bir şey sunar, bu da \"kimyasalların\" doğal olmadığı ve tehlikeli olduğu yönündeki yanlış algıyı güçlendiriyor.\nKimyager Michelle Francl şöyle yazmıştır: \"Biz kemofobik bir toplumuz. Kimyasal kelimesi; yapay, katkılı, tehlikeli veya toksik bir şeyin eşanlamlısı hâline geldi.\" Kemofobiyi \"gerçek bir fobiden çok renk körlüğüne benziyor\" olarak nitelendiriyor çünkü kemofobikler karşılaştıkları kimyasalların çoğuna karşı \"kör\"; Evrendeki her madde kimyasaldır. Francl, belgelenmiş diş kaybı ve beslenme eksikliği vakalarına rağmen, kamu suyunun florlanmasına karşı çıkan yerel yasaların bir vakada gösterdiği gibi, bu tür yanlış anlaşılmaların masum ve zararsız olmadığını öne sürüyor.\nMichael Siegrist ve Angela Bearth, kemofobiyi ölçmek için 8 Avrupa Ülkesi (Avusturya, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İsveç, İsviçre ve Birleşik Krallık) üzerinde 5.631 katılımcıdan oluşan bir örneklemle bir anket gerçekleştirdi. Sonuçlar katılımcıların %30'unun kimyasal maddelerden korktuğunu ortaya çıkardı. Ayrıca katılımcıların %40'ı \"günlük yaşamlarında kimyasal maddelerden uzak durduklarına\" inanıyordu ve katılımcıların %39'u \"kimyasalların olmadığı\" bir dünyada yaşamak istiyordu.\nProfesör Gordon Gribble, kemofobinin başlangıcının muhtemelen Sessiz Bahar'a atfedilebileceğini ve Times Beach'in kirlenmesi ve Bhopal felaketi gibi sonraki olayların durumu yalnızca daha da kötüleştirdiğini yazdı.", + "question": "Kemofobi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kemofobi (İngilizce adıyla chemophobia ya da chemonoia) kimyasal madde korkusudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2100", + "context": "Kimya felsefesi, kimya biliminin temelindeki varsayımları ve metodolojiyi inceler. Kimya felsefesi, filozoflar, kimyagerler ve filozof kimyacılar tarafından araştırılmıştır. Tarihin büyük bölümünde bilim felsefesi büyük oranda fizik felsefesinden oluşmaktaydı fakat kimya kaynaklı felsefi sorular 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren artan düzeyde ilgi görmüştür.", + "question": "Kimya felsefesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kimya felsefesi, kimya biliminin temelindeki varsayımları ve metodolojiyi inceler." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2101", + "context": "Kimyada kimyasal enerji, pil, ampul ve hücre gibi bir kimyasal maddenin tepkime esnasındaki değişiminin potansiyelidir. Kimyasal bağ kurma veya koparma sonucu enerji açığa çıkar. Bu enerji bir kimyasal sistem tarafından ya emilir ya da yayılır.\nKimyasal maddelerin tepkimesi sonucu yayılan (veya emilen) enerji, maddelerde bulunan enerji ile ayıraçları (reaktantları) arasındaki farka eşittir. Enerjideki bu değişim, kimyasal tepkimenin integral enerjisindeki değişimdir.\nKimyasal enerji, moleküldeki atomları tepkimesi sonucu açığa çıkan enerjidir ve element birleşimine göre çeşitli türde olur. Elektriksel yükler, elektronlar ve protonların pozisyonlarının karşılıklı yer değişmesi esnasında ortaya çıkan elektriksel kuvvet tarafından yapılan iş olarak tanımlanabilir. Bu yüzden aslında elektriksel yüklerin elektrostatik potansiyel enerjisidir. Eğer bir sistemin kimyasal enerjisi, kimyasal tepkime esnasında azalırsa, bu azalma farkı, (daha çok ısı ve ışık gibi) bazı biçimlere dönüştürülür. Diğer tarafından eğer bir sistemin kimyasal enerjisi kimyasal tepkime sonucu azalırsa fark, (genellikle ısı veya ışık biçimindeki) enerjiye dönüşür. Örneğin; \n\niki hidrojen atomu tepkimeye girerse dihidrojen molekülü biçimine dönüşür. Kimyasal enerji (H-H bağının bağ enerjisi) 724 zJ kadar azalır;\nbir hidrojen atomundan elektron koparılırsa, hidrojen iyonuna (gaz haline) dönüşür. Kimyasal enerjisi (hidrojenin iyonlaşma enerjisi) 2,18 aJ kadar artar.\nYukarıda tanımlanan kimyasal enerji kimyagerler tarafından integral enerji (U) olarak ifade edilir. Burada sistemin hacmi ve basıncı sabit kabul edilir. Tepkime esnasında eğer hacim değişirse (örneğin gaz uçarsa) entalpiyi (H) elde etmek için, atmosfer tarafından yapılan işin miktarına bir düzeltme uygulanır. Bu düzeltme, uçan gaz tarafından yapılan iştir ve eşitliği şöyledir:\n\n \n \n \n Δ\n E\n =\n p\n Δ\n V\n \n \n \n \n {\\displaystyle \\Delta E=p\\Delta V\\,\\!}\n \n,\nburada entalpi şöyle yazılabilir;\n\n \n \n \n Δ\n H\n =\n Δ\n U\n +\n p\n Δ\n V\n \n \n \n \n {\\displaystyle \\Delta H=\\Delta U+p\\Delta V\\,\\!}\n \n.\nİkinci bir düzeltme entropideki, (S) değişiklik için yapılır. S, kimyasal bir tepkimenin bir yer kaplayıp kaplamadığı dikkate alınarak uygulanır. Bu Gibbs serbest enerjisini (G) verir. Düzeltme, kaybolan enerjiyi elde etmek için gereken enerjidir.\n\n \n \n \n Δ\n E\n =\n T\n Δ\n S\n \n \n \n \n {\\displaystyle \\Delta E=T\\Delta S\\,\\!}\n \n,\nböylece aşağıdaki eşitlik elde edilir;\n\n \n \n \n Δ\n G\n =\n Δ\n H\n −\n T\n Δ\n S\n \n \n \n \n {\\displaystyle \\Delta G=\\Delta H-T\\Delta S\\,\\!}\n \n.\nBu düzeltmeler bazen (özellikle gazlar arasındaki tepkimelerde) göz ardı edilir, çoğunlukla değil.\nBohr teorisine göre kimyasal enerji Rydberg sabiti tarafından karakterize edilir.\n\n \n \n \n \n R\n \n y\n \n \n =\n \n \n \n \n m\n \n e\n \n \n \n e\n \n 4\n \n \n \n \n 8\n \n ε\n \n 0\n \n \n 2\n \n \n \n h\n \n 2\n \n \n \n \n \n =\n \n \n 1\n 2\n \n \n \n α\n \n 2\n \n \n \n m\n \n e\n \n \n \n c\n \n 2\n \n \n =\n 13\n ,\n 605\n \n 692\n \n 53\n (\n 30\n )\n \n \n e\n V\n \n \n \n {\\displaystyle R_{y}={\\frac {m_{e}e^{4}}{8\\varepsilon _{0}^{2}h^{2}}}={\\frac {1}{2}}\\alpha ^{2}m_{e}c^{2}=13,605\\;692\\;53(30)\\ \\mathrm {eV} }", + "question": "Kimyasal enerji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kimyada kimyasal enerji, pil, ampul ve hücre gibi bir kimyasal maddenin tepkime esnasındaki değişiminin potansiyelidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2102", + "context": "Reaksiyon kinetiği olarak da bilinen kimyasal kinetik, kimyasal reaksiyonların hızlarını ve mekanizmalarını araştırmakla ilgilenen bir fiziksel kimya dalıdır. Bir sürecin gerçekleştiği yön ile ilgilenen ancak gerçekleşme hızları hakkında bir bilgi vermeyen termodinamik ile karıştırılmamalıdır. Kimyasal kinetik, deneysel koşulların kimyasal reaksiyonların hızı üzerine etkilerini, reaksiyon mekanizmaları ile geçiş hâllerinin verim bilgilerini ve kimyasal reaksiyonların karakteristiklerini tanımlayan matematiksel modellerin çıkarılmasını kapsayan bir bilim alanıdır.", + "question": "Kimyasal kinetik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Reaksiyon kinetiği olarak da bilinen kimyasal kinetik, kimyasal reaksiyonların hızlarını ve mekanizmalarını araştırmakla ilgilenen bir fiziksel kimya dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2103", + "context": "Kimyasal tür, aynı moleküler enerji seviyelerini karakteristik veya belirlenmiş bir zaman ölçeğinde keşfedebilen, kimyasal olarak özdeş moleküler varlıklardan oluşan kimyasal bir madde veya topluluktur. Bu enerji seviyeleri, kimyasal türlerin diğerleriyle etkileşime girme şeklini belirler (kimyasal bağlarla meşgul olma vb.). Türler atom, molekül, iyon, radikal olabilir ve kimyasal bir adı ve kimyasal formülü vardır. Terim aynı zamanda katı bir dizide kimyasal olarak özdeş atomik veya moleküler yapı birimleri kümesine de uygulanır.\nSupramoleküler kimyada, kimyasal türler, etkileşimleri ve ilişkileri moleküller arası bağlanma ve bağın kırılması eylemleri yoluyla ortaya çıkan ve bu kimya dalının temelini oluşturma işlevi gören supramoleküler yapılardır.\nÖrneğin:\n\nKimyasal tür argon, Ar formülünün atomik bir türüdür;\nDioksijen ve ozon farklı moleküler türlerdir; O2 ve O3\nKlorür iyonik bir türdür; Cl−\nNitrat moleküler ve iyonik bir türdür; NO3−\nMetil moleküler ve radikal bir türdür; CH3•\nSodyum klorür bir tür değildir: birimleri özdeş değildir, sodyum ve klorür iyonlarının her birinin kendine özgü enerji seviyeleri vardır;\nDNA bir tür değildir: isim jenerik olarak farklı formüllere sahip birçok moleküle uygulanır (her DNA molekülü benzersizdir).", + "question": "Kimyasal tür nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kimyasal tür, aynı moleküler enerji seviyelerini karakteristik veya belirlenmiş bir zaman ölçeğinde keşfedebilen, kimyasal olarak özdeş moleküler varlıklardan oluşan kimyasal bir madde veya topluluktur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2104", + "context": "Kimyada, koligatif özellikler, çözünen parçacıkların sayısının, mevcut kimyasal türlerin doğasına değil, bir çözelti içindeki çözücü moleküllerinin sayısına oranına bağlı olan çözeltilerin özellikleridir. Sayı oranı, örneğin molarite, molalite, normallik (kimya) vb. çözeltilerin konsantrasyonu için çeşitli birimlerle ilişkili olabilir. Çözelti özelliklerinin çözünen parçacıkların doğasından bağımsız olduğu varsayımı sadece ideal çözeltiler için doğrudur ve seyreltik gerçek çözeltiler için yaklaşık değerlerdir. Başka bir deyişle, koligatif özellikler, çözümün ideal olduğunu varsayarak makul bir şekilde yaklaşılabilen bir çözüm özellikleri kümesidir.\nSadece uçucu olmayan çözünenin uçucu bir sıvı çözücüde çözünmesinden kaynaklanan özellikler dikkate alınır. Esas olarak çözünenin varlığı ile değiştirilen çözücü özellikleridir. Çözünen parçacıklar, sıvı fazdaki bazı çözücü moleküllerini değiştirir ve bu nedenle çözücü konsantrasyonunu azaltır, böylece koligatif özellikler çözünenin doğasından bağımsızlaşır. Colligative kelimesi, birbirine bağlı Latince colligatus anlamından türetilmiştir. Bu, tüm koligatif özelliklerin ortak bir özelliğe sahip olduğunu, yani sadece çözünen moleküllerin sayısına göre çözünen moleküllerin sayısına bağlı değiştiğini ve çözünenin doğasına bağlı olmadığını gösterir.\nKoligatif özellikleri şunlardır:\n\nBuhar basıncının göreceli olarak düşürülmesi\nKaynama noktasının yükselmesi\nDonma noktasının alçalması\nOzmotik basınç\nBelirli bir çözünen çözücü kütle oranı için, tüm koligatif özellikler çözünen molar kütle ile ters orantılıdır.\nÜre veya suda glikoz veya başka bir çözücü gibi iyonize olmayan bir çözünenin seyreltik bir çözeltisi için koligatif özelliklerin ölçülmesi, hem küçük moleküller hem de başka yollarla çalışılamayan polimerler için göreceli molar kütlelerin belirlenmesini sağlayabilir. Alternatif olarak, iyonize çözünenler için Ölçümler, ayrılma yüzdesinin tahmin edilmesine yol açabilir.\nKoligatif özellikler çoğunlukla seyreltik çözeltiler için incelenir, davranışları ideal bir çözümün davranışı olarak yaklaştırılabilir. Aslında, yukarıda listelenen tüm özellikler seyreltik limitte sadece koligatiftir: daha yüksek konsantrasyonlarda, donma noktası depresyonu, kaynama noktası yükselmesi, buhar basıncı yükselmesi veya depresyonu ve ozmotik basınç, çözücünün ve çözünenin kimyasal yapısına bağlıdır.", + "question": "Koligatif özellikler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kimyada, koligatif özellikler, çözünen parçacıkların sayısının, mevcut kimyasal türlerin doğasına değil, bir çözelti içindeki çözücü moleküllerinin sayısına oranına bağlı olan çözeltilerin özellikleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2105", + "context": "Otopsi kimyası, nekrokimya veya ölüm kimyası, ölü bir organizmanın kimyasal yapılarının, reaksiyonlarının, süreçlerinin ve parametrelerinin araştırıldığı bir kimya alt disiplinidir. Ölüm sonrası kimya, adli patolojide önemli bir rol oynar. Camsı sıvı, beyin omurilik sıvısı, kan ve idrarın biyokimyasal analizleri ölüm nedeninin belirlenmesinde veya adli vakaların aydınlatılmasında önemlidir.", + "question": "Otopsi kimyası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Otopsi kimyası, nekrokimya veya ölüm kimyası, ölü bir organizmanın kimyasal yapılarının, reaksiyonlarının, süreçlerinin ve parametrelerinin araştırıldığı bir kimya alt disiplinidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2106", + "context": "Supramoleküler kimya, moleküllerarası kuvvetlerle bir arada tutulan büyük molekül topluluklarının oluşumu ve özelliklerini inceleyen kimya dalı.", + "question": "Supramoleküler kimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Supramoleküler kimya, moleküllerarası kuvvetlerle bir arada tutulan büyük molekül topluluklarının oluşumu ve özelliklerini inceleyen kimya dalı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2107", + "context": "Sürdürülebilir kimya olarak da adlandırılan yeşil kimya, tehlikeli maddelerin kullanımını ve üretimini en aza indirecek veya ortadan kaldıracak ürün ve süreçlerin tasarımına odaklanan bir kimya ve kimya mühendisliği alanıdır. Çevre kimyası kirletici kimyasalların doğa üzerindeki etkilerine odaklanırken, yeşil kimya yenilenemeyen kaynakların tüketimini azaltma yollarını araştırır, kirliliği önlemek için teknolojik yaklaşımlar geliştirir ve kimyanın çevresel etkisine odaklanır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Yeşil kimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sürdürülebilir kimya olarak da adlandırılan yeşil kimya, tehlikeli maddelerin kullanımını ve üretimini en aza indirecek veya ortadan kaldıracak ürün ve süreçlerin tasarımına odaklanan bir kimya ve kimya mühendisliği alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2108", + "context": "Biyoloji ya da dirim bilimi, yaşamın bilimsel olarak incelenmesidir. Geniş bir kapsama sahip bir doğa bilimidir ancak onu tek ve tutarlı bir alan olarak birbirine bağlayan birkaç birleştirici teması vardır. Örneğin, tüm organizmalar, gelecek nesillere aktarılabilen genlerde kodlanmış kalıtsal bilgileri işleyen hücrelerden oluşur. Bir diğer ana tema ise yaşamın birliğini ve çeşitliliğini açıklayan evrimdir. Enerji işleme, organizmaların hareket etmesine, büyümesine ve çoğalmasına izin verdiği için yaşam için de önemlidir. Son olarak, tüm organizmalar kendi iç ortamlarını düzenleyebilmektedir.\nBiyologlar, bir hücrenin moleküler biyolojisinden bitki ve hayvanların anatomi ve fizyolojisine ve popülasyonların evrimine kadar yaşamı çoklu organizasyon seviyelerinde inceleyebilirler. Bu nedenle, biyoloji içinde her biri araştırma sorularının doğası ve kullandıkları araçlarla tanımlanan çok sayıda alt disiplin vardır. Diğer bilim insanları gibi biyologlar da gözlem yapmak, sorular sormak, hipotezler üretmek, deneyler yapmak ve çevrelerindeki dünya hakkında sonuçlar çıkarmak için bilimsel yöntemi kullanırlar.\nDünya üzerinde 3,7 milyar yıldan daha uzun bir süre önce ortaya çıkan yaşam son derece çeşitlidir. Biyologlar, arkea ve bakteriler gibi prokaryotik organizmalardan protistler, mantarlar, bitkiler ve hayvanlar gibi ökaryotik organizmalara kadar çeşitli yaşam biçimlerini incelemeye ve sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bu çeşitli organizmalar, biyofiziksel çevreleri aracılığıyla besin ve enerji döngüsünde özel roller oynadıkları bir ekosistemin biyolojik çeşitliliğine katkıda bulunurlar.", + "question": "Biyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyoloji ya da dirim bilimi, yaşamın bilimsel olarak incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2109", + "context": "Aerobik organizma ya da kısaca aerob terimi, oksijenli ortamlarda üreyen organizmalara verilen isimdir. Tam tersi olan anaerobik organizma ise gelişim için oksijene ihtiyaç duymayan organizmadır. Bazı anaerob canlılar oksijen varlığında negatif reaksiyon verirler ve hatta ölebilirler. Aerobların oksijenli solunum yapabilmeleri, anaeroblara göre daha kazançlı olmalarını sağlamaktadır, çünkü aerobik solunumda daha fazla enerji açığa çıkmaktadır.", + "question": "Aerob nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aerobik organizma ya da kısaca aerob terimi, oksijenli ortamlarda üreyen organizmalara verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2110", + "context": "Barr cisimciği veya X- Kromatin; Somatik Hücrelerde Nükleus Zarı'na yapışık olarak bulunan 0.7 ila 1.4 mikron büyüklüğündeki DNA parçası olup, inaktif forma geçen X kromozomunu ifade etmektedir.", + "question": "Barr cisimciği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Barr cisimciği veya X- Kromatin; Somatik Hücrelerde Nükleus Zarı'na yapışık olarak bulunan 0." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2111", + "context": "Besin ağı ya da besin döngüsü besin zincirlerinin doğal olarak bağlaşmasıdır ve genellikle ekolojik bir topluluk içinde neyin ne ile beslendiğini gösteren grafiksel bir gösterimdir. Çevrebilimciler tüm yaşam biçimleri kabaca trofik düzey adı verilen iki kategoride sınıflandırırlar: ototroflar ve heterotroflar. Ototroflar büyümek, gelişmek ve üremek için mineraller ve karbon dioksit gibi gazlardan oluşan inorganik maddelerden organik madde üreterek kendi besinlerini sağlarlar. Bu kimyasal tepkimelerin gerektirdiği enerji güneşten çoğunlukla fotosentez yoluyla elde edilir. Hidrotermal bacalar ve kaplıcalar az da olsa güneşin yanında diğer enerji kaynaklarıdır. Trofik düzeyler karbon gereksinimlerini yalnızca atmosferden elde eden tam ototroflardan, organik maddeyi atmosferden elde etmenin yanı sıra diğer kaynakları da kullanan etçil bitkiler gibi miksotroflara ve organik madde elde etmek için beslenmek zorunda olan tam heterotroflara kadar uzanır. Besin ağında besin zincirleri heterotrofların hangi ototroflar ya da heterotroflar ile beslendiğini gösteren bağlantılar ile gösterilir. Besin ağı bir ekosistemi değiş-tokuş yapan birleşik bir sistem olarak çeşitli beslenme yöntemlerinin basit olarak tasvir edilmesidir. Kabaca otçul, etçil, leşçil ve parazitik olarak ayrılabilen değişik beslenme ilişkileri vardır. Heterotroflar tarafından yenilen şekerler gibi bazı organik maddeler enerji sağlar. Siyanobakterilerden sekoyaya ve virüslerden mavi balinaya kadar ototroflar ve heterotroflar mikroskobik boyuttan tonlarca ağırlığa kadar her boyutta bulunmaktadırlar.\nCharles Elton besin döngüsü, besin zinciri ve besin boyutu kavramlarına 1927 yılında yayımlanan \"Animal Ecology\" (Hayvan Ekolojisi) adlı kitabıyla öncülük etmiştir; daha sonra gelen ekoloji ile ilgili metinlerde \"besin döngüsü\" terimi \"besin ağı\" ile değiştirilmiştir. Elton'ın türleri sınıflandırdığı işlevsel gruplar Raymond Lindeman'ın 1942 yılında trofik dinamikleri üzerine yayımladığı önemli makalesine temel olmuştur. Lindeman bu makalesinde trofik sınıflandırma sistemi içinde ayrıştırıcı organizmaların önemini vurgulamıştır. Besin ağı terimi tarihi olarak Charles Darwin'in eserlerinde geçen \"girift yamaç\", \"yaşam ağı\" ve \"karmaşık ilişkiler ağı\" gibi terimlere dayanmaktadır. Hatta daha önceden John Bruckner 1768 yılında doğayı \"süregelen bir yaşam ağı\" olarak tanımlamıştır.\nBesin ağları, aynı avlara sahip olan ve aynı avcılar tarafından avlanan çok sayıda türü işlevsel grup olarak trofik türlere indirgeyerek gerçek ekosistemlerin sınırlı olarak tasvirleridir. Çevrebilimciler bu sadeleştirmeleri trofik ya da üretici-tüketici sistem dinamiklerinin kantitatif modellemesinde kullanırlar. Bu modellemeler sayesinde gerçek besin ağı örgülerinin yapısında yer alan genel örüntüleri ölçebilmekte ve değerlendirebilmektedirler. Bu çalışmalar sonucunda besn ağlarının topolojisinde tesadüfî olmayan nitelikleri tanımlamışlardır. Meta analizde kullanılan yayımlanmış besin ağı örnekleri içerisinde eksikler bulunan çeşitli kalite düzeyindedir. Ancak topluluk aüları üzerine yapılan ampirik çalışmalar artmaktadır ve ağ teorisi kullanılarak besin ağlarının matematiksel analizi tüm besin ağlarında görülen ortak özellikleri ortaya çıkarmıştır. Örneğin üstel kanun besin ağı topolojisi içinde avcı-av bağlantılarını ve tür zenginliğini öngörmek için kullanılmaktadır.", + "question": "Besin ağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Besin ağı ya da besin döngüsü besin zincirlerinin doğal olarak bağlaşmasıdır ve genellikle ekolojik bir topluluk içinde neyin ne ile beslendiğini gösteren grafiksel bir gösterimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2112", + "context": "Biyolog, biyoloji alanında araştırma yapan bir bilim insanıdır. Biyologlar, ister tek bir hücre, ister çok hücreli bir organizma ya da etkileşim halindeki popülasyonlardan oluşan bir komünite olsun, Dünya üzerindeki yaşamı incelemekle ilgilenirler. Genellikle biyolojinin belirli bir dalında (örneğin, moleküler biyoloji, zooloji ve evrimsel biyoloji) uzmanlaşırlar ve belirli bir araştırma odağına sahiptirler (örneğin, sıtma veya kanser üzerine çalışmak).\nTemel araştırmalarla ilgilenen biyologların amacı doğal dünya hakkındaki bilgileri ilerletmektir. Araştırmalarını, hipotezleri test etmek için ampirik bir yöntem olan bilimsel yöntemi kullanarak yürütürler. Keşifleri, insanlar için tıbbi açıdan faydalı ürünler geliştirmeyi amaçlayan biyoteknoloji gibi bazı özel amaçlara yönelik uygulamalara sahip olabilir.\nModern zamanlarda, çoğu biyolog lisans derecesi gibi bir veya daha fazla akademik derecenin yanı sıra yüksek lisans veya doktora gibi ileri bir dereceye sahiptir. Diğer bilim insanları gibi biyologlar da akademi, kar amacı gütmeyen kuruluşlar, özel sektör veya devlet gibi ekonominin farklı sektörlerinde çalışabilirler.", + "question": "Biyolog nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyolog, biyoloji alanında araştırma yapan bir bilim insanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2113", + "context": "Biyolojik organizasyon, indirgemeci bir yaklaşım kullanarak yaşamı tanımlayan karmaşık biyolojik yapıların ve sistemlerin organizasyonudur. Aşağıda ayrıntıları verilen geleneksel hiyerarşi, atomlardan biyosferlere kadar uzanmaktadır. Bu şemanın daha yüksek seviyeleri genellikle ekolojik organizasyon kavramı veya hiyerarşik ekoloji alanı olarak adlandırılır.\nHiyerarşideki her seviye, organizasyonel karmaşıklıkta bir artışı temsil eder ve her \"nesne\" öncelikle bir önceki seviyenin temel biriminden oluşur. Organizasyonun arkasındaki temel ilke belirme kavramıdır - hiyerarşik bir seviyede bulunan özellikler ve işlevler daha düşük seviyelerde mevcut değildir ve ilgisizdir.\nYaşamın biyolojik organizasyonu, başta tıp bilimleri olmak üzere birçok bilimsel araştırma alanı için temel bir öncüldür. Bu gerekli organizasyon derecesi olmadan, çeşitli fiziksel ve kimyasal olayların etkilerinin incelenmesini hastalıklara ve fizyolojiye (vücut işlevi) uygulamak çok daha zor ve muhtemelen imkansız olurdu. Örneğin, beyin belirli hücre türlerinden oluşmasaydı bilişsel ve davranışsal sinirbilim gibi alanlar var olamazdı ve hücresel düzeydeki bir değişikliğin tüm organizmayı etkileyebileceği bilinmeseydi farmakolojinin temel kavramları var olamazdı. Bu uygulamalar ekolojik düzeylere de uzanmaktadır. Örneğin, DDT'nin doğrudan böcek öldürücü etkisi hücre altı düzeyde gerçekleşir, ancak çoklu ekosistemler de dahil olmak üzere daha yüksek düzeyleri etkiler. Teorik olarak, bir atomdaki değişiklik tüm biyosferi değiştirebilir.", + "question": "Biyolojik organizasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyolojik organizasyon, indirgemeci bir yaklaşım kullanarak yaşamı tanımlayan karmaşık biyolojik yapıların ve sistemlerin organizasyonudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2114", + "context": "Biyolojik Termodinamik, hücrelerin, yapıların, organizmaların arasında veya içinde gerçekleşen enerji dönüşümlerini ve bu dönüşümlerin temelini oluşturan kimyasal süreçlerin işleyişini inceleyen kantitatif (sayısal) bir daldır. Biyolojik Termodinamik herhangi belirli bir fenotipik nitelikle özdeşleşen kazancın gerekli olan enerjiyle değişimine değip değmeyeceği sorusunu sorabilir.", + "question": "Biyolojik termodinamik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyolojik Termodinamik, hücrelerin, yapıların, organizmaların arasında veya içinde gerçekleşen enerji dönüşümlerini ve bu dönüşümlerin temelini oluşturan kimyasal süreçlerin işleyişini inceleyen kantitatif (sayısal) bir daldır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2115", + "context": "Biyosemiyotik (Yunanca hayat anlamındaki bios ve gösterge anlamındaki \"semeion\" kelimelerinden) semiyotik ve biyoloji içerisinde büyüyen bir alandır. Biyoloji bilim dalı kapsamındaki göstergeler ve kodların üretilmesi ve yorumlaması üzerine çalışır. Biyosemiyoloji, biyoloji ile semiyotik bulgularının birleştirilmesine teşebbüs eder. Batı dünyasının bilimsel hayat görüşünde, semiyozisi (gösterge süreci, anlam ve yorumu kapsar) hayat kavramının içten ve değişmez bir kısmı olarak göstererek, bir paradigma kayması önerir. “Biyosemiyotik” terimi ilk defa Friedrich S. Rothschild tarafından 1962'de kullanılmıştır fakat Thomas Sebeok ve Thure von Uexküll bu terimi kendi alanında uygulamışlardır. Biyolojinin normatif bakış açılarını zorlayan bu alan, genellikle teorik ve uygulamalı biyosemiyotik olarak ikiye ayrılır.", + "question": "Biyosemiyotik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyosemiyotik (Yunanca hayat anlamındaki bios ve gösterge anlamındaki \"semeion\" kelimelerinden) semiyotik ve biyoloji içerisinde büyüyen bir alandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2116", + "context": ".\n\nTavşan balığı veya sıçan balığı olarak da bilinen Chimaera monstrosa, Chimaeridae familyasındaki kuzeydoğu Atlantik ve Akdeniz kıkırdaklı balık türüdür. Chimaera monstrosa, karakteristik olarak büyük kafası ve küçük, sivrilen gövdesi ile bilinir. Büyük gözleri, burun delikleri ve diş plakaları ile kafaları onlara tavşan benzeri bir görünüm verir, bu nedenle \"Tavşan balığı\" takma adı verilir. 1.5 metre derinde ve 30 yıla kadar yaşayabilir. Bu tür kıkırdaklı balıkların en eski soy ağacından hayatta kalmış bir tür olduğu için kıkırdaklı balıkların evrim konusunda önemli bir tür olarak görülür.", + "question": "Chimaera monstrosa nedir?", + "answers": { + "text": [ + "." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2117", + "context": ".\n\nYaygın olarak mor çizgili jöle olarak bilinen Chrysaora colorata (Russell), öncelikle Kaliforniya kıyılarında Bodega Körfezi'nden San Diego'ya kadar var olan bir denizanası türüdür. Denizanasının çanı (gövdesi) 70 cm (2,3 ft) kadardır. çapında, tipik olarak radyal şerit desenli. Dokunaçlar, tipik olarak sekiz marjinal uzun koyu kol ve dört merkezi fırfırlı oral koldan oluşan, bireyin yaşına göre değişir. Beslenme alışkanlıkları hakkında pek bir şey bilinmediği için bilim adamları tarafından yakından incelenmektedir.\nGenellikle genç Yengeç yengeçleri denizanasında yuva kurar ve denizanasını besleyen ve ona zarar veren asalak amfipodları yerler. Chrysaora colorata, avlarını yakalamak için hareket etmelerini kolaylaştıran canlı bir akıntıda daha aktiftir.", + "question": "Chrysaora colorata nedir?", + "answers": { + "text": [ + "." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2118", + "context": "İnsan biyolojisinde el tercihi, ikinci ele göre daha fazla beceri, performans, hız ve kesinlik sağlayan, çocukken karar verilen bireysel bir tercih sürecidir. Baskın el tercihi veya baskın olmayan el tercihi olarak da isimlendirilen bu süreç, cinsiyet faktöründen etkilenmektedir; sol elin baskın olma olasılığı erillerde dişilere göre daha yüksektir. Günümüzde insanlar açık ara sağ elini baskın el olarak kullanmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "El tercihi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnsan biyolojisinde el tercihi, ikinci ele göre daha fazla beceri, performans, hız ve kesinlik sağlayan, çocukken karar verilen bireysel bir tercih sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2119", + "context": "Gliozis, merkezi sinir sistemindeki yaygın bir parankimal reaksiyondur ve patolojik bir sürecin göstergesi olmasına rağmen, tamamen spesifik değildir. Gliozis, MSS'nin beyin veya omurilik yaralanmasına verdiği bir tepkidir. İnce değişiklikler daha erken meydana gelse de gliozis, genellikle bir yaralanmadan iki ila üç hafta sonra fark edilir. Neredeyse herhangi bir MSS yaralanması gliozise neden olabilir, bu nedenle varlığı belirli bir patolojik antite için tanısal değildir.\nGliozis, multipl skleroz ve felç dahil olmak üzere merkezi sinir sisteminin birçok hastalığının belirgin bir özelliğidir. Çünkü hasar alanlarında yoğun bir lifli nöroglia ağının üretimini içeren, merkezi sinir sisteminde yara izlerine yol açan bir süreçtir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Gliozis nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gliozis, merkezi sinir sistemindeki yaygın bir parankimal reaksiyondur ve patolojik bir sürecin göstergesi olmasına rağmen, tamamen spesifik değildir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2120", + "context": "Hallucigenia, Kanada ve Çin'deki Burgess Shale tipi yataklardaki eklemli fosillerden ve dünya çapında izole edilmiş dikenlerden bilinen solucanlara benzeyen bir Kambriyen hayvanı cinsidir. Jenerik ad, türün alışılmadık görünümünü ve eksantrik çalışma geçmişini yansıtır; Hallucigenia sparsa baş aşağı ve arka arkaya esrarengiz bir hayvan olarak yeniden inşa edildi. Hallucigenia daha sonra kadife solucanlar, su ayıları ve eklembacaklıların ortaya çıktığı bir Paleozoyik panarthropod sınıfı olan bir lobopodian olarak kabul edildi.", + "question": "Hallucigenia nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hallucigenia, Kanada ve Çin'deki Burgess Shale tipi yataklardaki eklemli fosillerden ve dünya çapında izole edilmiş dikenlerden bilinen solucanlara benzeyen bir Kambriyen hayvanı cinsidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2121", + "context": "HUMARA Assay bir tümörün klonal kökenini bulmak için en sık kullanılan yöntemlerden biridir. Metod, X kromozomu inaktivasyonuna (bkz: X inaktivasyonu) dayanmaktadır ve X kromozomu üzerinde bulunan HUMARA (Human Androgen Receptor: İnsan Androjen Reseptörü) geni allellerinin farklı metillenme durumlarına sahip olmaları gerçeğini kullanmaktadır. Bir hücrede X kromozomlarından biri bir kez metillendikten sonra, bu hücreden bölünmeyle oluşacak tüm diğer hücreler aynı X kromozomunu metiller. Yani, aynı ata hücreye sahip (monoklonal) hücreler aynı X kromozomunu inaktive etmişlerdir. HUMARA geninin sahip olduğu üç özellik, onu klonal köken belirleme amacı için oldukça uygun hale getirmiştir:\n1-) HUMARA geni X kromozomunda bulunmaktadır ve dişi memelinin embriyogenezinde metillenme yoluyla inaktifleştirilebilir. X kromozomundaki tüm genlerin inaktifleştirilmediği düşünüldüğünde (her ne kadar çoğu gen inaktifleştirilse de), bu önemli bir özellik haline gelmektedir.\n2-) İnsan Androjen Reseptörü alelleri değişen sayılarda -CAG- tekrarları içerirler. Böylece, sağlıklı bir dişi dokusundan alınan DNA, genin belirli bir bölgesi için PCR ile çoğaltıldığında, jel üzerinde ayrılmış iki bant görülür.\n3-) PCR ile çoğaltılan bölge, metillenmediğinde HpaII (ya da HhaI) gibi restriksiyon enzimleri ile parçalanabilme özelliği gösteren kısımlar içermektedir. Bu ayrıntı, araştırmacılara metillenmiş bir aleli metillenmemiş allelden ayırt edebilmek için bir fırsat sağlar.\nGenin bu özellikleri deneysel süreçlerde kullanılarak incelenen bir tümör dokusunun (dişi bir bireyden edinilmiş) klonak kökeni belirlenebilir. İşlem, basitçe aşağıdaki basamaklar takip edilerek gerçekleştirilebilir:\n1-) Elde edilmiş dokudan DNA izole edilmesi.\n2-) İzole edilmiş DNA'nın uygun enzim (HpaII gibi) ile en uygun koşullarda, önerilen zaman boyunca muamele edilmesi.\n3-) DNA'nın temizlenmesi ve ilgili gen bölgesinin uygun primerler kullanılarak PCR ile çoğaltılması (kullanılan primerlere örnek için şu makaleye göz atabilirsiniz:).\n4-) PCR ürünlerinin jelde yürütülmesinden sonra jelin görüntülenmesi ve sonuçların analiz edilmesi; eğer, tümör hücreleri enzim ile muameleden sonra iki bant vermişse, tümörün poliklonal olduğu söylenebilir. Eğer tek bir bant gözlenmişse, tümör büyük ihtimalle monoklonaldır-ancak her iki alelde aynı sayıda CAG tekrarı olabileceği ya da çoklu hücrelerden başlatılmış olsa da aynı X kromozomunun inaktivasyonu dolayısıyla, monoklonal gibi görünen bir doku olması olasılığı da değerlendirilmelidir.\nAlınan deneysel sonuçların, tümörün klonal kökenine dair kesin sonucuna dair yorumu sağlayabilmesi için deneyde, (mümkünse) aynı bireyden alınmış normal doku hücreleri ve her iki tip hücrenin (normal ve tümör) enzim ile muamele edilmemiş DNA'ları da PCR ile çoğaltılmalıdır. Eğer, enzim ile muamele etmediğin normal dokuda dahi tek bir bant görülüyorsa, bu şöyle açıklanabilir; çalışılan kişi XO kromozomal düzenine sahip olabilir. Ancak, böyle bir durumda, var olan tek X kromozomu metillenmeyeceği için, enzim ile muameleden sonra bandın yok olması gerekmektedir. Eğer, enzimle muameleden sonra bant varlığını koruyorsa bu durumda, bu birey HUMARA geninin iki alellinde aynı sayıda -CAG- tekrarı bulunduruyor demektir. Eğer, çalışılan iki tür hücre için, hem enzimli hem enzimsiz iki bant gözleniyorsa, tümörün poliklonala sahip olduğunu kesin olarak söyleyebilirsiniz. Ancak, enzimle muamele ettiğiniz tümör örneğinde tek bant görürken diğerlerinde çift bant görüyorsanız, elinizdeki tümör büyük ihtimalle monoklonaldır. Kesin olarak söyleyememenizin nedeni; yukarıda değinildiği gibi, farklı hücrelerin aynı metillenme yapısı gösterebilme ihtimalinin hala var olmasıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "HUMARA assay nedir?", + "answers": { + "text": [ + "HUMARA Assay bir tümörün klonal kökenini bulmak için en sık kullanılan yöntemlerden biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2122", + "context": "İleri yaş, insanın yaşam beklentisine yaklaşan veya aşan yaşları ifade eder ve bu nedenle insan yaşam döngüsünün sonudur.\n\"İleri yaş\" olarak belirtilen kronolojik yaş, kültürel ve tarihsel olarak farklılık gösterdiğinden, yaşlılık kesin bir biyolojik evre değildir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "İleri yaş nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İleri yaş, insanın yaşam beklentisine yaklaşan veya aşan yaşları ifade eder ve bu nedenle insan yaşam döngüsünün sonudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2123", + "context": "İş bölümü bir organizmada, bir toplumda veya bir üretim düzeni içinde değişik hizmet ve görevlerin değişik organlar, kişiler vb. arasında bölünmesidir.", + "question": "İş bölümü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İş bölümü bir organizmada, bir toplumda veya bir üretim düzeni içinde değişik hizmet ve görevlerin değişik organlar, kişiler vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2124", + "context": "İzoflavonoid, birçoğu biyolojik olarak aktif olan bir flavonoid fenolik bileşikler sınıfıdır. İzoflavonoidler ve türevleri bazen fitoöstrojenler olarak adlandırılır, çünkü birçok izoflavonoid bileşiği östrojen reseptörü yoluyla biyolojik etkilere sahiptir.\nTıbbi olarak, izoflavonoidler ve ilgili bileşikler birçok diyet takviyesinde kullanılmıştır, ancak tıbbi ve bilimsel topluluk genellikle kullanımlarına şüpheyle yaklaşmaktadır. Son zamanlarda, bazı doğal izoflavonoidler, bebekler bitki ürününe maruz kaldığında biliyer atreziye neden olabilen biliatreson da dahil olmak üzere toksin olarak tanımlanmıştır.\nİzoflavonoid grubu geniştir ve aşağıdakiler de dahil olmak üzere yapısal olarak benzer birçok grubu içerir:\n\nizoflavonlar\nizoflavanonlar\nizoflavanlar\npterokarpanlar\nrotenoidler\nİzoflavonoidler, flavonoid biyosentez yolundan liquiritigenin veya naringenin yoluyla elde edilir.", + "question": "İzoflavonoid nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İzoflavonoid, birçoğu biyolojik olarak aktif olan bir flavonoid fenolik bileşikler sınıfıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2125", + "context": "Kir3 Kanalları, içeri doğrultucu K+ kanallarının (Kir) alt ailesinden olan Kir3 kanalları kalp kası hücrelerinde ve nöronlarda elektriksel uyarılabilirliğin düzenleyicilerindendir. G-protein bağlı içeri doğrultucu potasyum (GIRK) kanalları olarak da bilinen Kir3 kanalları, G-protein gibi moleküller aracılığıyla hücre trafiğinde görevlidir. Kir3 kanalları, her biri özelleşmiş işlevlere sahip Kir3.1, Kir3.2, Kir3.3 ve Kir3.4 olmak üzere 4 homolog alt birime ayrılmaktadır. Kir3 kanalları, nöronal, atriyal ve endokrin dokularda yaygın olarak lokalize edilerek geç baskılayıcı post-sinaptik potansiyeller oluşturmaktadır. Kir3 kanalları, asetilkolin (ACh), dopamin, opioidler, serotonin, somatostatin, adenozin ve gama aminobütirik asit (GABA) gibi çeşitli nörotransmitterler tarafından uyarılmaktadır. Ek olarak, GIRK kanalları sırasıyla etanol ve kolesterol gibi hem eksojen hem de endojen küçük moleküller tarafından modüle edilebilir.", + "question": "Kir3 kanalları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kir3 Kanalları, içeri doğrultucu K+ kanallarının (Kir) alt ailesinden olan Kir3 kanalları kalp kası hücrelerinde ve nöronlarda elektriksel uyarılabilirliğin düzenleyicilerindendir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2126", + "context": "Paleogenetik, eski organizmaların kalıntılarından korunmuş genetik materyalin incelenmesi yoluyla geçmişin incelenmesidir. Emile Zuckerkandl ve Linus Pauling, 1963'te, DNA'nın dizilenmesinden çok önce, geçmiş organizmaların polipeptit dizilerinin olası yeniden inşasına atıfta bulunarak bu terimi ortaya attılar. Soyu tükenmiş bir canlının müze örneğinden izole edilen antik DNA'nın ilk dizisi, 1984 yılında Allan Wilson liderliğindeki bir ekip tarafından yayınlandı.\nPaleogenetikçiler gerçek organizmaları yeniden yaratmazlar, ancak çeşitli analitik yöntemler kullanarak eski DNA dizilerini bir araya getirirler. Fosiller, \"soyu tükenmiş türlerin ve evrimsel olayların tek doğrudan tanıklarıdır\" ve bu fosillerde DNA bulunması, bu türler hakkında, tüm fizyolojileri ve anatomileri hakkında çok daha fazla bilgi vermektedir.\nBugüne kadarki en eski DNA dizisi, Şubat 2021'de bir milyon yıldan uzun süredir donmuş bir Sibirya mamutunun dişinden rapor edildi.", + "question": "Paleogenetik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Paleogenetik, eski organizmaların kalıntılarından korunmuş genetik materyalin incelenmesi yoluyla geçmişin incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2127", + "context": "Popülasyon, her türlü canlı varlığın sayısal yoğunluk ve dağılımıdır. Sözcük Türkçeye Fransızcadan geçmiştir. Türkçe karşılığı nüfus olmasına rağmen biyoloji ve toplumbilim terimi olarak sıklıkla kullanılır. Bunun yanında biyolojideki anlamı ile popülasyon, belli bir yerde belli bir zamanda bulunan, birbirleriyle çiftleşip üreyebilen ve aynı tür içinde yer alan canlıların oluşturduğu bireyler topluluğuna verilen isimdir. Bir popülasyonda sadece bir tür bulunabilir.\n\nPopülasyon: Belirli bir bölgede yaşayan aynı türe ait bireyler topluluğudur.\nTür: Ortak bir atadan gelen çiftleştiklerinde verimli döller meydana getirebilen bireylerdir.\nEkosistem: Belirli bir bölgede bulunan canlı ve cansız varlıkların oluşturduğu yapıdır.\nHabitat: Bir organizmanın yaşadığı ve geliştiği yer.\nEkoton: İki ekosistemin kesiştiği yerlerdir. Canlı çeşitliliği yüksektir.\nBaskın tür: Ekosistemde en fazla bulunan tür.\nSüksesyon: Çevre koşulları ile baskın türün değişmesidir.\nKomünite: Belirli bir bölgede yaşayan popülasyonların tümüdür.", + "question": "Popülasyon (biyoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Popülasyon, her türlü canlı varlığın sayısal yoğunluk ve dağılımıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2128", + "context": "Psammon (yunanca: \"psammos\", \"kum\"), tortularda gömülü kıyı kumunun nemli biyotasında yaşayan bir grup organizmadır. Psammon, periphyton, plankton, nekton ve benthos ile birlikte su faunasının bir parçasıdır. Psammon da bazen dibe yakın dağılımı nedeniyle benthosun bir parçası olarak kabul edilir. Psammon terimi yaygın olarak göller gibi tatlı su rezervlerini ifade etmek için kullanılır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Psammon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psammon (yunanca: \"psammos\", \"kum\"), tortularda gömülü kıyı kumunun nemli biyotasında yaşayan bir grup organizmadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2129", + "context": "Sosyobiyoloji, davranışların sahip olmuş olabileceği evrimsel avantajları göz önüne alarak türlerin sosyal davranışlarını açıklamaya çalışan bilimsel disiplinlerin neo-Darwinci bir sentezidir. Başka bir ifadeyle, sosyal davranışın biyoloji, daha spesifik olarak evrimsel biyoloji temelli olarak ele alındığı disiplinlerarası bir çalışmadır. Sosyobiyolojinin konuları etoloji, antropoloji, evrim, zooloji, arkeoloji, popülasyon genetiği, davranışsal ekoloji, evrimsel psikoloji, felsefe gibi birçok disiplinin konuları arasındadır.\nSosyobiyoloji tartışmalı bir disiplindir. Özellikle insan davranışı konusu sosyobiyolojinin en tartışmalı konusudur. Richard Lewontin ve Stephen Jay Gould öne çıkan sosyobiyoloji eleştirmenleri arasındadır ve bu eleştiriler, genlerin insan davranışını oluşturmada merkezi bir rol oynadığı kabulünün yeterli olmadığı üzerine kuruludur. Buna cevap olarak antropolog John Tooby ve psikolog Leda Cosmides, sosyobiyolojinin bir dalı olarak evrimsel psikoloji kavramını önermişler ve böylece konuyu biyolojik çeşitlilik sorunlarından uzak durarak ele almışlardır.\nSosyobiyoloji şu iki ön kabule dayanır:\n\nBazı davranışsal karakterler kalıtsaldır.\nDavranışsal karakterler doğal seçilim ile gelişmiştir.\nBu sebeple, bu davranışlar muhtemelen türlerin doğal ortamlarında adaptasyona uğramıştır.\nİnsanlar hayvanlar alemindendir.\nDolayısıyla, davranışları doğal seçilim ile değişmiştir.\nYani, insan davranışlarının kökeni kalıtsaldır. ve onları değiştirme yeteneğimiz kısıtlıdır.\nBu, en çok tartışmaya neden olan kısımdır.", + "question": "Sosyobiyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyobiyoloji, davranışların sahip olmuş olabileceği evrimsel avantajları göz önüne alarak türlerin sosyal davranışlarını açıklamaya çalışan bilimsel disiplinlerin neo-Darwinci bir sentezidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2130", + "context": "Biyolojik transmutasyon canlı organizma içerisinde gerçekleşen çekirdek transmutasyonu olarak tanımlanır. Fizik, kimya ve biyolojideki hakim görüş bu tip transmutasyonların gerçekleşmediği yönündedir ama transmutasyon hipotezinin savunucuları gerçekleştiğine dair deneysel kanıtlar bulunduğunu iddia ederler.", + "question": "Transmutasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyolojik transmutasyon canlı organizma içerisinde gerçekleşen çekirdek transmutasyonu olarak tanımlanır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2131", + "context": "Yitmemiş takson ya da kaim takson biyolojide türler, cinsler ve familyalar gibi hâlâ var olan, yani soyu tükenmemiş yitmemiş taksonları kast ederken kullanılan bir kavramdır. Misal olarak dodo soyu tükenmiş bir türken sığın yitmemiş, kaim bir türdür. Bu bağlamda, yumuşakçalardan kafadan bacaklılar grubunda 1987 yılında 600 civarında yitmemiş tür ve 7,500 soyu tükenmiş tür vardı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Yitmemiş takson nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yitmemiş takson ya da kaim takson biyolojide türler, cinsler ve familyalar gibi hâlâ var olan, yani soyu tükenmemiş yitmemiş taksonları kast ederken kullanılan bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2132", + "context": "Felsefe veya düşünbilim; varlık, bilgi, değerler, gerçek, doğruluk, zihin ve dil gibi konularla ilgili soyut, genel ve temel problemlere ilişkin yapılan sistematik çalışmalardır. Felsefe ile uğraşan kişilere filozof denir.\nFelsefe sorular bakımından evrensel, cevaplar bakımından ise öznel olan; kesinliği bulunmayan, bireysel ve toplumsal birçok işleve sahip, sistemli, tutarlı ve refleksif bir uğraşlar bütünüdür.\nTarihe bakıldığında felsefenin; fizik, psikoloji, dilbilim gibi günümüzde kendinden ayrı olarak ele alınan çoğu disiplini kapsadığı görülebilir. Örneğin, Newton'ın günümüzde fizik kitabı olarak sınıflandırılan 1687 tarihli eserinin ismi, Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri'dir; fakat 19. yüzyılda araştırma üniversitelerinin büyümesi ve uzmanlaşmanın artmasıyla birlikte, öncesinde geleneksel olarak felsefenin birer parçası olan tüm bu araştırma alanları, felsefeden koparak ayrı birer akademik disiplin haline gelmiştir.\nGünümüzde akademik felsefesinin ana dalları arasında; varlığın ve gerçekliğin doğasını en temel seviyede inceleyen metafizik, bilginin ve inancın doğasını inceleyen epistemoloji, ahlakı inceleyen etik ve doğru akıl yürütmenin kurallarını inceleyen mantık bulunur. Felsefenin diğer başlıca alt dallarına; bilim felsefesi, din felsefesi, dil felsefesi, estetik, siyaset felsefesi ve zihin felsefesi örnek gösterilebilir.", + "question": "Felsefe nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Felsefe veya düşünbilim; varlık, bilgi, değerler, gerçek, doğruluk, zihin ve dil gibi konularla ilgili soyut, genel ve temel problemlere ilişkin yapılan sistematik çalışmalardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2133", + "context": "Anlaşılamaz Farklılık ve Özdeşlik (Sanskrit: अचिन्त्यभेदाभेद, IAST: acintyabhedābheda), ruhların Tanrı'yla nitel anlamda aynı, nicel anlamda farklı olduğunu savunan Vedantik ekoldür. Sanskrit karşılığı Açintya Bheda Abheda ifadesidir; açintya 'kavranılamaz/anlaşılamaz', bheda 'fark', abheda 'farksız' anlamına gelir.\nGaudiya Vaişnavizmi'nde yaratılan (Jiva, ruh) ve yaratan (Krişna, Tanrı'nın kendisi) arasındaki ilişkiyi açıklamak için kullanılır. Bu felsefenin Gaudiya geleneğinin kurucusu olan Çaitanya Mahaprabhu tarafından öğretildiği ve diğer Vaişnava geleneklerinden ayırdığına inanılır.", + "question": "Açintya Bheda Abheda nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Anlaşılamaz Farklılık ve Özdeşlik (Sanskrit: अचिन्त्यभेदाभेद, IAST: acintyabhedābheda), ruhların Tanrı'yla nitel anlamda aynı, nicel anlamda farklı olduğunu savunan Vedantik ekoldür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2134", + "context": "Akılcı ahlak,akılcı etik, rasyonelist etik ya da rasyonelist ahlak, ahlaki önermelerin duygular ve deneyimlerle ele alınmayıp düşünce ve akıl yoluyla ele alınabileceğini savunan felsefi akımdır. Tarihsel olarak en etkili ahlaki rasyonalist Kant'tır. Kant'a göre, ahlaki görevler ve buna bağlı olarak ahlaki yargılar pratik akıl fikrine dayanır, bu da ahlaki gereksinimlerin pratik rasyonalitenin gereklilikleri olduğu ve ahlaki normların geçerliliğinin pratik akıl yürütme kapasitelerimiz kullanılarak gerekçelendirilebileceği anlamına gelir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Akılcı ahlak nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Akılcı ahlak,akılcı etik, rasyonelist etik ya da rasyonelist ahlak, ahlaki önermelerin duygular ve deneyimlerle ele alınmayıp düşünce ve akıl yoluyla ele alınabileceğini savunan felsefi akımdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2135", + "context": "Allah-Alem İlişkisi, felsefenin en çetrefilli meselelerinden biridir. Allah-alem ilişkisi ister deist, ister teist, ister ateist veya agnostik olsun her filozofu yakından ilgilendiren bir konudur.", + "question": "Allah-Alem İlişkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Allah-Alem İlişkisi, felsefenin en çetrefilli meselelerinden biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2136", + "context": "Immanuel Kant; Saf Aklın Eleştirisi'nde analitik ve sentetik yargılar olmak üzere iki ayrı kavram tanımlar. Analitik-Sentetik ayrımının en belirgin özelliği deneyden bağımsız veya deneye bağımlı olmadır. Bunun yanı sıra analitik yargılar daima doğru olan yargılarken, sentetik yargılar doğru ya da yanlış olabilen yargılardır. Analitik yargılar içeriği boş yargılar olmaları dolayısıyla bilgimizi genişletmez ancak sentetik yargılar bilgimizi genişletirler. Kant şu şekilde ifade etmiştir:\n\nAnalitik ve sentetik yargılar kendi aralarında analitik a priori, analitik a posteriori; sentetik a priori ve sentetik a posteriori şeklinde ayrılabilirler. Kant; analitik a posteriori yargılarla ilgilenmez çünkü bu yargılar bilginin kaynağının deneyde olmasıyla analitik olması bakımından çelişkilidirler. Diğer yargı tiplerinden sentetik a priori, ayrı bir öneme sahiptir. Çünkü bu yargılar genel ve zorunluluk bildirirken aynı zamanda deney yargısıdırlar.\n\nAyrıca bakınız: A priori/a posteriori", + "question": "Analitik-sentetik ayrımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Immanuel Kant; Saf Aklın Eleştirisi'nde analitik ve sentetik yargılar olmak üzere iki ayrı kavram tanımlar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2137", + "context": "John Milton'ın basın özgürlüğü konusundaki konuşmasının adı, Atinalı bir hatip olan Isokrates'in (MÖ 436-338) Milton'un konuşması gibi seslendirilmek için değil okunmak için yazılan \"Logos Areopagiticos\" adındaki konuşmasından gelmektedir.\nIsokrates'in bu konuşması, eserin adını aldığı Areopagus tepesindeki Yüksek Mahkemenin yeniden restorasyonunu sağlayarak eski Atina demokrasisini tekrar inşa edilmesini sağlamayı amaçlıyordu. Aynı zamanda Havari Aziz Pavlus'un çok Tanrılı bir dinleri olan Atinalılara Tanrı ve İsa hakkındaki konuşmasını da adı Aeropagus olan bu tepe üzerinde yapmasına bir gönderme vardır.\nBir politik yenilenme programı ortaya koyan Isokrates'in konuşması, özellikle Yunanistan'daki en yüksek mahkeme olan Areopagus Mahkemesinin yargıçlarının yetkilerinde indirime gidilmesine vurgu yapıyordu. Milton, Isokrates'in övdüğü Aeropegus'un yaşlı yargıçları karşısındaki adamın erdemliliği ve bilgeliği ile kendisi arasında bir benzetme kurmuş olabilir; bu imayı takiben, duygusal anlamda ele geçirilen Aeropagus yargıçları İngiliz Parlamentosunu simgeler olmuştur.\nMilton iki ayrı yapının: yenilenmenin ve önceki neslin ağırbaşlı liderlerinin sesi ile kendini özdeşleştirir. Aziz Pavlus'un hayatı ve vaazlarını anlatan kitaba göre Havari Pavlus'a yapılan gönderme de benzer bir paralellik içermektedir: Pavlus pagan Atinalılara Areopagus'ta (daha önce yargıçların üzerinde çalıştığı tepede) vaaz verir. Vaazında Pavlus, Yunanların iyi bildiğini düşündüğü Aratus'un bir şiirinden çok bilinen bir alıntı yapar. Pavlus Atinalıları Hristiyanlığa yönlendirmek için bir pagan düşüncesini kullanır.\nMilton, Areopagitica'da yaklaşımını her zaman olduğu gibi Klasik Yunan dönemine ve İncil'e ait bilgilerinden faydalanarak oluşturur. Buna rağmen bu eserin özellikle ilk bölümünde klasik döneme ait göndermeler İncil'e yapılan göndermelere göre daha ağır basmaktadır. Çok katlı anlam içeren örneğinin yardımıyla Milton, Yunan ve Roma değerlerinin Hristiyan ahlağı ile nasıl bir arada bulunabileceğini göstermek için bir denemede bulunmuş gibi gözükmektedir.\nOkur, ilk önce bunun sadece, Milton'ın iki entelektüel aşkı arasındaki farklılıkları uyumlu hale getirme denemesi olduğunu farketmeyebilir. Ancak Areopagitica'nın daha yakında bir incelenmesi Klasik Yunan Dönemine ait atıflara öncelik tanımaya dönük Milton'ın saklı niyetini ortaya çıkartacaktır. Kendi Commonwealth'lerinin (Bu isim daha çok 1649 - 1660 yılları arasında İngiltere, İrlanda, İskoçya ve Galler'in de dahil olduğu coğrafyayı yöneten ilk \"cumhuriyetçi\" hükûmete verilen addır) aydın birer toplum olarak Atina ve Roma ile karşılaştırılması Parlamento'nun üyelerini pohpohlamak için kurnaz bir denemeydi. Kendilerini çağdaş Truva'nın senatörleri olarak düşünecek İngiliz politikacılarının gururunu okşayarak, Milton yasamanın düşüncesini tersine çevirmeyi düşünmekteydi.Sadece cahil bir adam Atina'nın politikalarını eleştirebilirdi ve o şehir zamanında, Milton'ın ortaya koyduğu gibi, kitapların basımının sansürlenmesini desteklememişti. Milton, kendi ülkelerinin bu antik toplumlardan daha aşağıda olduğunu gösterecek bir politikayı İngiltere'nin aydın liderlerinin göstermeyeceğine dair inancını ifade eder gözükmektedir.\nMilton'ın eseri, krallık ve kilise açısından Yıldız Odası ve diğer daha önceki sansürcüler tarafından uygulanan kitap basımı öncesi sansür uygulamasına benzer bir uygulamayı yeniden uygulamaya sokan 1643 tarihli Lisans Yasası'na doğrudan bir tepkiydi. Milton burada konuşma ve basın özgürlüğünü tartışmamakta sadece basit bir şekilde kitapların yayınlanmadan önce sansürlenmemesini savunmaktadır. İçeriğinde vatana ihanet, iftira ve dinsizlik bulunan kitapların mutlaka yasaya tabi olmalarına daha sonra yasaklanmalarına ve yazarlarının cezalandırılmalarına onay vermektedir. Aydınlanmış Yunan ve Roma toplumlarına karşı Milton'ın karşı örnekler olarak tiranlıkla yönetilen Katolik İspanya ve Papalığı sunmaktadır. Milton, Lordlar ve Avam Kamaralarının üyelerine çok net bir seçenek sunmaktadır: ya Papalık gibi olun ya da özgürlüğü inşa edin. Katolikliğe karşı aydınlanma politikasını karşı örnek olarak sunarak Milton bir kez daha kendi kitlesini ne kadar iyi tanıdığını göstermektedir. Milton döneminde Parlamento, özellikle Avam Kamarası, büyük oranda Püritendi. Özellikle iç savaşların yakınlarındaki gürültülü patırtılı günlere özgü olarak Katolik sempatisi suçlamasının Hyde Park'taki güvercinlerin en hafif esinti de bile havalanması gibi dile getirildiği zamanda çıkartılan yasalarda reforma tabi tutulmamış Katoliklik'ten bir izin bile kalmış olabileceği düşüncesi keyif kaçırıcıydı. Areopagitica, Milton'ın sadece bir söz ustası ve akademisyen olmadığını aynı zamanda parlak bir siyasal hatip olduğunu göstermektedir.\nMilton'ın Areopagitica'sı kendi zamanında doğrusunu söylemek gerekirse hiçbir siyasi etkide bulunamadı: Parlamento bu konuşmayı dikkate almadı. Ancak, basın özgürlüğü konusunda ilk büyük eser olarak, daha sonraki zamanlarda sansür yapılmasının karşısında olanların savlarını etkiledi. Hatta Birleşik Devletler Sivil Haklar Beyannamesi de Milton'ın Areopagitica'sının doğrudan bir takipçisi olarak görülebilir.\nZamanında dikkate alınmamasındaki nedenlerin biri Milton'ın daha önce Parlamento ve Boşanma Doktrin ve Disiplini tartışmasında ve savunulmasında (Tetrachordon, Colasterion)sergilenen gibi ortodoks olmayan diğer popüler düşüncelerle girdiği mücadelelerdir. Kibar bir şair imajı geliştirmeye çaba gösterse de, Milton toplumsal normlarla çatışan radikal düşüncelere sahipti ve hatta rakipleri ve hedefindekiler tarafında dine aykırı inanç sahibi olmakla suçlandı. Areopagitica'da Milton'ın dehasının doğasına ait önemli bir örneğini görüyoruz: en azından kendi zamanı için genel kabul gören düşüncelerle hiç uyum sağlamayan, yoğun bir şekilde İncil'den ve Klasik Yunan düşüncesinden etkilenen bir eser.", + "question": "Areopagitica nedir?", + "answers": { + "text": [ + "John Milton'ın basın özgürlüğü konusundaki konuşmasının adı, Atinalı bir hatip olan Isokrates'in (MÖ 436-338) Milton'un konuşması gibi seslendirilmek için değil okunmak için yazılan \"Logos Areopagiticos\" adındaki konuşmasından gelmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2138", + "context": "Felsefede bağlamcılık, bir eylemin, sözün, ifadenin içinde oluştuğu bağlamı vurgulayan ve bu eylem, söz ve ifadelerin yalnızca ilgili bağlam yoluyla anlaşılabileceğini savunan bir dizi görüştür. Bağlamcı görüşler, felsefi olarak birbirine zıt kavramların (\"P anlamına gelme\", \"P olduğu bilme\", \"A olmak için nedeni olma\" ve hatta \"doğru olma\" yahut \"haklı olma\" gibi) yalnızca kendi bağlamlarında anlam kazanabilirler. Bazı filozoflar bu bağlam bağımlılığının, göreceliğe yol açabileceğini söylerler. Bağlamcı görüşler felsefede giderek popüler bir hale gelmektedir.\nEtikte, bağlamcılık olumsal etik ya da ahlaki görecelilikle ilişkilidir.\nKriminoloji alanındaki kimi deneysel çalışma yöntemleri karşılaştırmalı bağlamsal çözümleme adlı bir yöntem geliştirmişlerdir.", + "question": "Bağlamcılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Felsefede bağlamcılık, bir eylemin, sözün, ifadenin içinde oluştuğu bağlamı vurgulayan ve bu eylem, söz ve ifadelerin yalnızca ilgili bağlam yoluyla anlaşılabileceğini savunan bir dizi görüştür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2139", + "context": "Mantık ve felsefe alanlarında biçimsel safsata, formel safsata ya da Latincedeki kullanımıyla non-sequitur (\"bu sonuç çıkarılamaz\"), formel mantık kurallarının yanlış kullanımı ya da ihlali sonucu oluşturulmuş mantık hatalarına verilen addır.\nEn çok karşılaşılan biçimsel safsatalardan biri, modus ponens'in (ön bileşeni onama) hatalı kullanılmasıdır. Bu safsatada kişi, ön bileşen yerine art bileşeni onayarak sonuca hatalı varır. Türkçede örnek olarak şu argüman sunulabilir: Eğer Socrates bir insansa, Sokrates memelidir. Socrates memelidir. O halde Socrates bir insandır.\" Sembolik mantıkta P → Q . Q ∴ Q olarak gösterilebilir. Bu örnekte de görüleceği gibi, biçimsel safsata mağduru argümanların geçerli olmama sebebi, varsayımların tümünün doğru olması durumunun sonucun doğruluğunu her olası durumlarda garantileyemesindendir. Yukarıdaki örneğe bakılırsa, \"Socrates insansa memelidir\" ve \"Socrates memelidir\" önermelerinin doğru olduğu bir durumda, Socrates bir goril olabilir. Unutulmamalıdır ki burada kullanılan şartlı önerme, matematikte de genel olarak kullanılan materyal koşul kullanır: Art bileşenin doğru olduğu tüm materyal koşul önermeleri doğrudur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Biçimsel safsata nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mantık ve felsefe alanlarında biçimsel safsata, formel safsata ya da Latincedeki kullanımıyla non-sequitur (\"bu sonuç çıkarılamaz\"), formel mantık kurallarının yanlış kullanımı ya da ihlali sonucu oluşturulmuş mantık hatalarına verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2140", + "context": "Bilgisayar bilimi felsefesi, bilgisayar bilimi çalışmasında ortaya çıkan felsefi sorularla ilgilidir. Fizik felsefesi veya matematik felsefesi gibi bir bilgisayar bilimi felsefesi geliştirmeye yönelik bazı girişimlere rağmen, bilgisayar bilimi felsefesinin içeriği, amacı, odağı veya konusu hakkında hala ortak bir anlayış yoktur. Bilgisayar programlarının soyut doğası ve bilgisayar biliminin teknolojik tutkuları nedeniyle, bilgisayar bilimi felsefesinin kavramsal sorularının çoğu, bilim felsefesi, matematik felsefesi ve teknoloji felsefesi ile de karşılaştırılabilir.", + "question": "Bilgisayar bilimi felsefesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilgisayar bilimi felsefesi, bilgisayar bilimi çalışmasında ortaya çıkan felsefi sorularla ilgilidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2141", + "context": "Bilinç, genel olarak, insanda farkındalığın, duygunun, algının ve bilginin merkezi olarak kabul edilen yetidir. Zihnin kendi içeriklerinin farkında olduğu, içebakış yoluyla bilinen, duyumları, algıları ve anıları ihtiva eden bölümüdür.\n\nKişinin kendisine, yaşantılarına, çevresine, öteki kişilere, bir bütün olarak içinde yaşadığı dünyaya ilişkin farkındalığı, yaşanan deneyimlerden kendiliğinden doğan kendinin farkında olma görüngüsü;\nÖznenin duygularına, algılarına, bilgilerine ve kavrayışlarına bağlı olarak kendini anlama, tanıma ya da bilme yetisi;\nBilme edimi ile bilinen içerik arasındaki ilişkiyi her ikisini de içerecek biçimde bir üst düzeyde kurabilme becerisi;\nAcı çekme, isteme, bekleme, düş kırıklığına uğrama, korkma gibi belli bir nesnesi bulunan bütün “geçişli” yaşama edimlerini olanaklı kılan ana ilke;\nDüşünen öznenin kendisine dönerek, kendisini kendi düşünceleri ile kavraması, kendisine bir başkası olarak dışarıdan bakabilmesi durumu;\n“İçebakış” yoluyla zihnin kendi deneyimlerinin gerçekliğini kavrama edimi;\nZihinsel yaşamın geçmiş duyumları, algıları, bilgileri bellekte tutma yeteneği;\nKişinin kendi içinde yaşadıklarına ya da dışarıda olup bitenlere yönelik incelmiş sezgisi, bütün yaşadıklarına ilişkin genel görüşü;\nÜzüntü, sevinç, hüzün gibi tek tek yaşantı durumlarına ilişkin kendilik izlenimleri, şeylerin kişiye nasıl göründüğüne yönelik görüngübilimsel yaşantılar bütünü.\nTanımlaması daha çok doğrudan olmasından ziyade dolaylı yollardandır (farkındalık gibi) ve birçok farklı şeyi ifade edebildiği için zordur. Çünkü bilinç ağırlıklı olarak kişisel bir deneyimdir. “Canlı maddenin öğretimini denetleyen özel bir öğretmendir, bazen yeterince eğitilmiş olan öğrencisi, öteki görevleriyle uğraşmak için yalnız bırakır” şeklinde basit ve anlamlı tanımlamaları da varsa da, “bir kişinin kendi varlığının/var oluşunun, duyularının, düşüncelerinin, çevresinin farkında olması” olarak da tanımlanır. İç durumumuzu sorgulayarak bir şeylerin farkında oluruz ve bilinçli bir varlık olduğumuzu hissederiz ve bilincin en önemli noktası da budur. Bilinç, çoğu kez \"farkında olma, farkındalık\" ile aynı anlamda kullanılır. Yani bilinçli kabul edilen varlıkların “nesnel/dışsal gözlem” ve “öznel/içsel gözlem”leri vardır. Öznelci kuramların tuzağına düşmemek elde değildir. Bilincin bütün tanımları temelde hep aynı gibidir. Ama her tanım “eski bir şişede yeni bir şarap gibi” sunulur. Ya da bazıları “görüntüyü kurtarmak” adına öne sürülmüşlerdir. Tanımı yapacak bir doctor universalis (evrensel bilgin) bulmak mümkün değildir ya da bekleyeceğimiz ani bilgisizlikten, ani bilgili bir duruma geçme, ani bir kavrayış (anagnoresis) mümkün gözükmemektedir.", + "question": "Bilinç nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilinç, genel olarak, insanda farkındalığın, duygunun, algının ve bilginin merkezi olarak kabul edilen yetidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2142", + "context": "Bilişselcilik aşağıdaki anlamlara gelebilir:\n\nBilişselcilik (etik), etik cümlelerin önermeler ifade ettiği ve doğru ya da yanlış olabildiği felsefi görüş\nBilişselcilik (psikoloji), zihinsel işlevin sembollerin içsel manipülasyonu olarak anlaşılabileceğini savunan psikolojik bir yaklaşım\nBilişselcilik (estetik), bilişsel psikolojinin sanatı ve buna tepkiyi anlamaya yardımcı olabileceği görüşü\nAnekdot bilişselcilik, hayvan davranışlarını zihinsel durumlar açısından yorumlamak için psikolojik bir metodoloji", + "question": "Bilişselcilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilişselcilik aşağıdaki anlamlara gelebilir:\n\nBilişselcilik (etik), etik cümlelerin önermeler ifade ettiği ve doğru ya da yanlış olabildiği felsefi görüş\nBilişselcilik (psikoloji), zihinsel işlevin sembollerin içsel manipülasyonu olarak anlaşılabileceğini savunan psikolojik bir yaklaşım\nBilişselcilik (estetik), bilişsel psikolojinin sanatı ve buna tepkiyi anlamaya yardımcı olabileceği görüşü\nAnekdot bilişselcilik, hayvan davranışlarını zihinsel durumlar açısından yorumlamak için psikolojik bir metodoloji." + ], + "answer_start": [ + -1 + ] + } + }, + { + "id": "2143", + "context": "Budist felsefe, Gotama Buda'nın (ayrıca kısaca Buda veya Siddhattha Gotama ve Siddhārtha Gautama ve Buddha Shakyamuni) ölümünden sonra Hindistan'daki çeşitli Budist okulları arasında gelişen ve daha sonra Asya'nın büyük kısmına yayılan felsefi araştırmalar ve araştırma sistemlerini ifade eder. Budist öğretilerinin yaşam, varoluş, bilgi, akıl, madde ve insan ahlakı değerlerine bakışı veya uygulanması, Budist felsefenin temel konusunu oluşturur. Buda’nın yaşamı boyunca kişisel olarak öğretilerini yazılı olarak kayıt etmemesinden dolayı, Budist felsefesi büyük oranda Budist okullarında geliştirilen Budist öğretilerinin yeniden inşası üzerine kurulmuştur. Budist felsefe’nin çalışma konusu, \"Dukkha\" kavramı ile başlar. Dukkha, Pali dilinde genellikle sefalet, mutsuzluk, keder, talihsizlik ve umutsuzluk anlamına gelir. Felsefe'nin amacına göre, Dukkha'dan Nirvana'ya ulaşmanın yolu (kurtuluş yolu dahil olmak üzere) dört asil hakikatte özetlenmiştir. Budizm’de Nirvana’ya ulaşmanın yolu hem felsefi akıl yürütme, hem de meditasyonu birleştirmekten geçer.\nBudist felsefesinin bazı noktaları, genellikle farklı Budizm okulları arasındaki anlaşmazlıkların konusu olmuştur. Budizm, Theravada ve Mahayana gibi genel kabul görmüş iki düşünce okuluna dönüştüğü gibi, Budist felsefe çalışması da bu iki okulla ilgili birkaç Budist okuluna bölünmüştür. Bu okulların, daha sonra klasik ve çağdaş felsefenin inceleme konusu olan Budizm'deki çeşitli noktalara ilişkin farklı algıları bulunmaktadır.", + "question": "Budist felsefe nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Budist felsefe, Gotama Buda'nın (ayrıca kısaca Buda veya Siddhattha Gotama ve Siddhārtha Gautama ve Buddha Shakyamuni) ölümünden sonra Hindistan'daki çeşitli Budist okulları arasında gelişen ve daha sonra Asya'nın büyük kısmına yayılan felsefi araştırmalar ve araştırma sistemlerini ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2144", + "context": "Bulanık mantık, bulanık eseme ya da puslu mantık, 1965 yılında Lütfü Aliasker Zade'nin yayınladığı bir makalenin sonucu oluşmuş bir mantık yapısıdır.\nBulanık mantığın temeli bulanık küme ve alt kümelere dayanır. Klasik yaklaşımda bir nesne ya kümenin elemanıdır ya da değildir. Matematiksel olarak ifade edildiğinde nesne küme ile olan üyelik ilişkisi bakımından kümenin elemanı ise \"1\", kümenin elemanı değilse \"0\" değerini alır. Bulanık mantık klasik küme teorisinin genişletilmesidir. Bulanık kümede her bir nesnenin bir üyelik derecesi vardır. Nesnenin üyelik derecesi, (0, 1) aralığında herhangi bir değer olabilir ve üyelik fonksiyonu M(x) ile gösterilir. \n\nÖrneğin; normal oda sıcaklığını 23 derece olarak kabul edersek klasik küme kuramına göre 23 derecenin üzerindeki sıcaklık derecelerini sıcak olarak kabul ederiz ve bu derecelerin sıcak kümesindeki üyelik dereceleri \"1\" olur. 23 altındaki sıcaklık dereceleri ise soğuktur ve sıcak kümesindeki üyelik dereceleri \"0\" olur. Soğuk kümesini temel aldığımızda bu değerler tersine döner. Bulanık küme yaklaşımında üyelik değerleri [0,1] aralığında değerler almaktadır. Örneğin 14 derecelik sıcaklık için üyelik derecesi \"0\", 23 sıcaklık derecesi için üyelik değeri \"0,25\" olabilir.\nKlasik kümelerin aksine bulanık kümelerde elemanların (nesnelerin) üyelik dereceleri [0, 1] aralığında sonsuz sayıda değişebilir. Bunlar üyelik derecelerinin devamlı ve aralıksız bütünüyle bir kümedir. Kesin kümelerdeki soğuk-sıcak, hızlı-yavaş, aydınlık-karanlık gibi ikili değişkenler, bulanık kümelerde biraz soğuk, biraz sıcak, biraz karanlık gibi esnek niteleyicilerle genişletilerek gerçek dünya problemlerine benzetilir. Kesin kümelerden farkı ise böyle bir çatıda bilginin kaynağındaki küme üyeliğinin, kesin tanımlanmış ön koşullarının olmayışı ve değişkenlerin belli bir aralıkta bulunmasıdır.\nBir şeyin varlığı kendisine ait bir isimle doğar. Evrendekilerin tamamı hem (ya) tek (1) hem de (ya da) sonsuz eksi tektir (sonsuz - 1).\nKlasik mantık ile bulanık mantık arasındaki temel farklılıklar:", + "question": "Bulanık mantık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bulanık mantık, bulanık eseme ya da puslu mantık, 1965 yılında Lütfü Aliasker Zade'nin yayınladığı bir makalenin sonucu oluşmuş bir mantık yapısıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2145", + "context": "Bulunuş metafiziği (İngilizce: Metaphysics of presence) yapısöküm felsefesinin önemli unsurlarından biri olarak kabul edilir.\nÖzellikle dekonstrüktivizm akımının temel felsefelerinin oluşmasına katkıda bulunmuş bir filozof olan Jacques Derrida bulunuş metafiziği geleneksel olan düşüncenin en önemli faktörlerinden birisi olduğunu belirtmiştir. Bu filozofa göre düşüncenin yazı yoluyla kendisini açığa vurması gereklidir; böylelikle bulunuş metafiziğinin yapısını sökmek mümkün olabilir. (Dekonstrüksiyon yani yapısöküm ve yapısökümcü kavramları da bu fikirden doğmuştur.)", + "question": "Bulunuş metafiziği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bulunuş metafiziği (İngilizce: Metaphysics of presence) yapısöküm felsefesinin önemli unsurlarından biri olarak kabul edilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2146", + "context": "Doxa kavramının kaynağı, Sokrates öncesi ilk felsefe metinleridir. Yunanca \"kanaat\" anlamına gelen doxa, Parmenides'in felsefesinde gerçekliğin bir bölümüne veya genel olarak varlığa dair çarpık ve yanlış kanaat demektir. Bu anlamda yine Yunanca \"bilgi\" anlamına gelen episteme kavramıyla zıt bir diyalektik içinde düşünülür. Gerçekliğe dair yanlış tanıma, yanlış tasavvur ve tahayyül anlamlarını kendinde toplar. Kişilere, topluma veya bütünüyle varlığa dair basmakalıp düşünceler, yaygın stereotipler ve klişeler doxa'ya dahildir.\nModern felsefede, özellikle Marksist çizgide \"ideoloji\" kavramı doxa'ya yakın bir anlamda kullanılır: Althusser, ideolojiyi \"bireyin içinde bulunduğu gerçek varoluş koşullarıyla hayali ilişkisi\" olarak tanımlar.", + "question": "Doxa nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doxa kavramının kaynağı, Sokrates öncesi ilk felsefe metinleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2147", + "context": "Dünya, insan uygarlığı dahil, Dünya gezegeni ile üzerindeki hayatı ifade eden terimdir. Felsefi bağlamda \"dünya\", fiziksel evrenin ya da ontolojik dünyanın (bir bireyin \"dünya\"sı) tamamını ifade eder. Siyasi bakımdan dünyada, 200'ün üzerinde bağımsız devlet bulunmaktadır.", + "question": "Dünya (toplum) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya, insan uygarlığı dahil, Dünya gezegeni ile üzerindeki hayatı ifade eden terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2148", + "context": "Dünya görüşü, halk arasındaki kullanımıyla edinilmiş bilgi veya bir insanın hayat görüşü veya bir şeye erişmenin arkasındaki yöntem veya prensipler olarak da kullanılmaktadır. Buna aynı zamanda bu anlamda o kişinin hayat felsefesi de denilir.\nHerhangi bir dünya görüşü, bireylerin onu çocukluklarından beri içselleştirdikleri ölçüde, yani doğruluğunu kabul edip kendi parçaları yaparak, o bakış açısını sorgulamadıkları ölçüde başarılıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Dünya görüşü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dünya görüşü, halk arasındaki kullanımıyla edinilmiş bilgi veya bir insanın hayat görüşü veya bir şeye erişmenin arkasındaki yöntem veya prensipler olarak da kullanılmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2149", + "context": "Kritik rasyonalizm ya da Eleştirel rasyonalizm, Karl Popper tarafından “Bir ifadeye bilinenlerden mantıken ulaşılamıyorsa yine de onu mantıken yanlışlamak mümkün olabilir.” temelinde geliştirilen epistemolojik bir felsefedir. Hume’u takiben Popper; zaten bilinenlere (temelsizce yeni varsayımsal bilgiler) ekleyerek genişleten, spesifik gözlem bütünlerine dayanarak genel prensipler türeten, geniş genellemeler yapan, hükmünün doğruluğu öncülerinin kanıtlarına (kantitatif yahut kalitatif karakterleri göz önüne alınarak) dayalı olarak ‘olası’ olan herhangi bir tümevarımsal muhakemeyi yani tümdengelimsel mantıktan daha fazla bilgi temin edebilen herhangi bir mantığı reddetti. Diğer bir deyişle eğer bir şeyi mantıken ileri süremiyorsak en azından mantıken yanlışlamaya çalışmalıyız. Bu da Popper'i yanlışlanabilirlik kriterine götürdü.", + "question": "Eleştirel rasyonalizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kritik rasyonalizm ya da Eleştirel rasyonalizm, Karl Popper tarafından “Bir ifadeye bilinenlerden mantıken ulaşılamıyorsa yine de onu mantıken yanlışlamak mümkün olabilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2150", + "context": "Entelektüel, aydın ya da münevver, zekâsını ve analitik düşünme yetisini mesleği gereği ya da kişisel amaçlarına erişmekte kullanan kişi. Entelektüel kelimesinin kökeni Latince intellectus (anlamak) sözcüğüne dayanır ve günümüzde genellikle şu anlamlardan birinde kullanılır:\n\nKapsamlı bilgi ve birikim gerektiren soyut konularla derinlemesine ilgilenen kişi.\nMesleği, mal ve hizmet üreten diğer meslek gruplarından farklı olarak, fikir ve bilgi üretmek ve/veya yaymak olan kişi (akademisyenler, bilim insanları vb).\nKültür ve sanat konularında uzman kabul edilen, bu konulardaki bilgisi birikimi kültürel bir otorite olmasına olanak sağlayan ve toplum karşısında çeşitli konularda değerlendirmeler yapan kişi.\nGeçmişte tahsilli, bilgili kişiye münevver denirdi. Daha sonraları aydın sözcüğü \"kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse)\" anlamında kullanılmaya başlandı.", + "question": "Entelektüel nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Entelektüel, aydın ya da münevver, zekâsını ve analitik düşünme yetisini mesleği gereği ya da kişisel amaçlarına erişmekte kullanan kişi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2151", + "context": "Epifenomenalizm, zihinsel olanla fiziksel olan arasında nedensel bağlantıların bulunduğunu ancak bunun fiziksel olandan zihinsel olana doğru tek yönlü olduğunu savunan \"zihin felsefesi\" görüşüdür. Bu görüşe göre zihinsel olaylar daima fiziksel değişimlerin sonuçlarıdır. Zihin fiziksel değişimlerin sebebi olamaz. Örneğin, kalp atışlarının artmasını sağlayan \"korku\" değildir. Kalp atışı ve korku fizyolojik kaynaklı şeylerdir. Ancak dış tehditler gibi fizik dünyası tarafından oluşturulur.", + "question": "Epifenomenalizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Epifenomenalizm, zihinsel olanla fiziksel olan arasında nedensel bağlantıların bulunduğunu ancak bunun fiziksel olandan zihinsel olana doğru tek yönlü olduğunu savunan \"zihin felsefesi\" görüşüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2152", + "context": "Felsefe sosyolojisi veya felsefi sosyoloji, felsefe üzerindeki toplumsal etkinin yanı sıra felsefi düşüncenin toplum üzerindeki etkisini anlamaya çalışan hem sosyoloji hem de felsefenin akademik bir disiplinidir.\nFelsefenin etkilerinin yer aldığı sosyal koşulları, gerçeği ve bilgiyi sosyal keşfetme anlayışımızı çerçevelemeye çalışır.", + "question": "Felsefe sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Felsefe sosyolojisi veya felsefi sosyoloji, felsefe üzerindeki toplumsal etkinin yanı sıra felsefi düşüncenin toplum üzerindeki etkisini anlamaya çalışan hem sosyoloji hem de felsefenin akademik bir disiplinidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2153", + "context": "Felsefe-Bilim, Teoman Duralı ve İhsan Fazlıoğlu tarafından geliştirilen kuramdır. Buna göre, felsefe-bilim 'genel felsefe' olarak adlandırılıan disiplinden başkalaşır. Onun ucu bucağı görünmezliğine karşı tarihi-sistematik bir bölümüdür. Felsefe-bilim şeklinde ortaya çıkan felsefe yapma tavrının kökleri Mısır ve Mezopotamya'ya uzanır. Ancak onu hocası Eflatun'dan ilahi-uhrevi hikmet sancağını devralarak Aristoteles başlatmıştır. Bu kuramla bilim geleneğinin 17. yüzyılda başladığı da reddedilir.\nFelsefe-bilim tarih boyunca üç aşamadan oluşur:\n\nEskiçağ Ege\nOrta Çağ (İslam ve Yahudi-Hristiyan felsefe-bilimleri)\nYeniçağ (Dindışı Avrupa felsefe-bilimleri)", + "question": "Felsefe-Bilim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Felsefe-Bilim, Teoman Duralı ve İhsan Fazlıoğlu tarafından geliştirilen kuramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2154", + "context": "Felsefi karamsarlık, hayata veya varoluşa olumsuz bir değer atfeden felsefi görüşler ailesidir. Felsefi kötümserler genellikle dünyada ampirik olarak acıların zevklere üstün geldiğini, hayatın ontolojik veya özünde canlı varlıklara karşı olduğunu ve varoluşun temelde anlamsız veya amaçsız olduğunu iddia ederler. Bununla birlikte, bu duruma verdikleri tepkiler çok çeşitlidir ve yaşamı onaylayıcı olabilir.\nFelsefi karamsarlık, tek bir tutarlı hareket değil, daha çok benzer fikirlere ve birbirine benzerliğe sahip, gevşek bir şekilde ilişkilendirilmiş bir düş��nürler grubudur. Weltschmerz: Pesimizm in German Philosophy, 1860-1900'de Frederick C. Beiser, felsefi karamsarlığı \"hayatın yaşamaya değmediği, hiçliğin var olmaktan daha iyi olduğu veya olmanın olmamaktan daha kötü olduğu tezi\" olarak tanımlar. Schopenhauer da çok benzer bir şekilde hayatın var olmamasının daha iyi olacağını savunur. Bununla birlikte, birçok felsefi kötümser için, bu yaşam görüşü otomatik olarak intiharın arzu edilirliğini ima etmez, sadece doğum karşıtlığı, yani ürememe yoluyla ıstırabın kademeli olarak ortadan kaldırılmasını ima eder.", + "question": "Felsefî karamsarlık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Felsefi karamsarlık, hayata veya varoluşa olumsuz bir değer atfeden felsefi görüşler ailesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2155", + "context": "Filozof, felsefe ile uğraşan kişidir. Filozof kelimesi Antik Yunanca bilgelik aşığı anlamına gelen φιλόσοφος (filosofos) kelimesinden gelir. Cicero ve Diogenes Laertius’un, Eflâtun’un öğrencisi Herakleides Pontikos’un bugün elde bulunmayan bir eserine dayanarak verdikleri pek kesin olmayan bir rivayete göre filozof kelimesini ilk kullanan düşünür Pisagor olmuştur. (MÖ 6. yüzyıl)\nKlasik anlamda, bir filozof, belirli bir yaşam tarzına göre yaşayan, insanlık durumuyla ilgili varoluşsal soruları çözmeye odaklanan biriydi; teoriler üzerine söylem yapmaları veya yazarlar hakkında yorum yapmaları gerekli değildi. Kendilerini bu yaşam tarzına en zorlu şekilde adamış olanlar filozof olarak kabul edilirdi ve tipik olarak Helenistik felsefeyi izlerlerdi.\nModern anlamda bir filozof, estetik, etik, epistemoloji, bilim felsefesi, mantık, metafizik, sosyal teori, din felsefesi ve siyaset felsefesi gibi bir veya daha fazla felsefe dalına katkıda bulunan bir entelektüeldir. Bir filozof aynı zamanda sanat, tarih, ekonomi, sosyoloji, psikoloji, dilbilim, antropoloji, teoloji ve politika gibi yüzyıllar boyunca felsefeden ayrılan beşeri bilimler veya diğer bilimlerde çalışmış biri olabilir.", + "question": "Filozof nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Filozof, felsefe ile uğraşan kişidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2156", + "context": "Folkhemmet (Türkçe: Halkın Evi, Halk Evi ya da Halk Evleri), İsveç Sosyal Demokrat Partisi'nin ve İsveç refah devletinin tarihinde önemli rol oynayan siyasi bir kavramdır. Ayrıca hem 1932-1976 arası uzun dönemde Sosyal Demokratların iktidarda olduğu ve bu fikri uyguladığı dönemi tanımlamak için hem de İsveç refah devletini şairane anlatım için kullanılır. Bazen de \"İsveç Orta Yolu\"nu tanımlamak için kullanılır, orta yol kapitalizm ve sosyalizm arasındaki görüşleri temsil eder. Folkhemmet görüşünün temelinde tüm toplumu herkesin katkıda bulunduğu küçük bir aile gibi görme fikri yatar. İsveç Sosyal Demokratları savaş öncesi dönemde partinin güdülemesiyle halka bu fikrini aşılamakta ve Folkhemmet görüşüyle ve halkın gayretiyle sosyal reformları gerçekleştirmede başarılı olmuştur.\nTerim köklerini Rudolf Kjellén'ın büyük ölçüde Otto von Bismarck'ın muhafazakâr istikrar ve süreklilik anlayışıyla buna zıt olan sosyalist partilerin sosyal reform anlayışlarını bir araya getirmesine dayanan, ulusal çıkarları ve sınıflararası işbirliğini uygun gördüğü korporatist tarzlı toplum modelinden alır.\nAzılı bir Keynesyen olan Sosyal Demokrat lider Ernst Wigforss ve Sosyal korporatist olan Per Albin Hansson, muhafazakâr düşünür Kjellén'ın ilhamıyla Folkhemmet'in ana hatlarını belirlediler. Daha sonra bu yapılar başbakan Tage Erlander ve Olaf Palme dönemlerinde de gelişme gösterip tarihi süreçte Sosyal Demokratların iktidarı kaybettikleri 1976 yılına kadar devam etti. Folkehommet'in önemli bir yanlısı da Uppsala Üniversitesinden gelip daha sonra İsveç'in ilk sosyalist başbakını olan Hjalmar Branting'dir.", + "question": "Folkhemmet nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Folkhemmet (Türkçe: Halkın Evi, Halk Evi ya da Halk Evleri), İsveç Sosyal Demokrat Partisi'nin ve İsveç refah devletinin tarihinde önemli rol oynayan siyasi bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2157", + "context": "Gestalt psikolojisi (Geştalt psikolojisi şeklinde okunur) veya gestaltizm (Almanca'da şekil ve form anlamlarına gelmektedir), bilişsel süreçler içerisinde özellikle algı ve algısal örgütlenme konularında yoğunlaşmış psikoloji teorisidir. Yirminci yüzyılın ilk yarısında Almanya'da ortaya çıkmıştır. Gestalt psikolojisi kaotik görünen bir dünyada anlamlı bir algıya sahip olmamızın temelde hangi kanunlara dayandığını anlamaya çalışır. Gestalt psikolojisinin ana prensibi zihnin kendi kendisini algıladığı şeylerde bir bütün görmeye organize etmesidir.\nBu prensip şu düşünce üzerine kuruludur: İnsan zihni (algı sistemi), gerçekliğin kendisinin onu oluşturan parçalardan bağımsız bir bütünlüğe sahip olduğu algısını oluşturur. Gestalt psikoloğu Kurt Koffka'nın bu konudaki ünlü söylemi şu şekildedir: “Bütün kendisini oluşturan parçaların bir araya gelmesinden farklı bir şeydir.” Ancak çeviri şu şekilde yayılmıştır: “Bütün kendisini oluşturan parçaların bir araya gelmesinden daha fazlasıdır.” Bu çeviri hatası nedeniyle gestalt psikolojisi yanlış anlaşılmış ve sistem teorisine yanlış uygulanmıştır. Koffka ise bu yeni çeviriden hoşlanmamış, çevirisini kullanan öğrencilerine ısrarla hatalı kelime kullanımını düzelttirmiştir. “Bu prensip bir toplama işlemi değildir.” demiştir. Bütün bağımsız bir varoluşa sahiptir.\nGestalt psikologları algı konusunda birçok uyaranın karışık bağlantıları sonucu insan algısının ürün çıkardığını öne sürmüşlerdir. Uyaran-sonuç ilişkisine odaklanan davranışçıların aksine Gestalt psikologları bilişsel sürecin organizasyonununu anlamaya çalışmışlardır (Carlson and Heth, 2010). Gestalt etkisi beynimizin, özellikle basit ve bağlantısız ögeleri (çizgiler, noktalar, eğriler...) görsel olarak bir araya getirerek, tanıdık ve bütün figürler çıkarma kabiliyetine denir.\nPsikolojide Gestaltizm sıklıkla yapısalcılığa (Structuralism) karşıt olarak görülür. Gestalt teorisi bütünün parçalanarak içinde ögelerin bulunmasına da izin verir.", + "question": "Gestalt psikolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gestalt psikolojisi (Geştalt psikolojisi şeklinde okunur) veya gestaltizm (Almanca'da şekil ve form anlamlarına gelmektedir), bilişsel süreçler içerisinde özellikle algı ve algısal örgütlenme konularında yoğunlaşmış psikoloji teorisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2158", + "context": "Hermenötik, hermeneutik (/ˌhɜːrməˈnjuːtɪks/) veya yorumsamacılık, yorumlama teorisi ve metodolojisidir. Özellikle İncil metinleri, bilgelik edebiyatı ve felsefi metinlerin yorumlanması ile ilgilidir. Bir süre sonra terim teolojik sahanın dışına çıkmış ve daha genel anlamda yorum araştırmalarıyla ilgili felsefi bir disiplin haline gelmiştir. Hermenötik (Hermeneutics) sözcüğü bir metnin içrek (ezoterik) anlamının bulunması, bir metnin asıl maksadının anlaşılması anlamlarında kullanılmaktadır ve yorum ilmi olarak kabul edilir. Doğrudan kavrayış başarısız olduğunda kullanılan yorumlayıcı ilke veya yöntemlerden daha fazlasıdır; anlama ve iletişim sanatını içerir. Saltık ve nesnel olması gereken bir bilim dalına (felsefeye) böyle bir kuram getirmek bazı felsefeciler tarafından mantık dışı bulunmuştur.\nModern hermenötik sözlü ve sözlü olmayan iletişimi semiotik, varsayımlar ve ön kabulleri içerir. Hermenötik, beşeri bilimlerde, özellikle hukuk, tarih ve teolojide geniş bir şekilde uygulanmıştır.\nHermenötik başlangıçta kutsal yazıların yorumu veya tefsirine uygulandı ve daha sonra genişletildi.\nHermenötik ve tefsir (exegesis) terimleri bazen birbirinin yerine kullanılır. Hermenötik, yazılı, sözlü ve sözlü olmayan iletişimi içeren daha geniş bir disiplindir. Tefsir, öncelikle metinlerin kelime ve gramerine odaklanır.", + "question": "Hermenötik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hermenötik, hermeneutik (/ˌhɜːrməˈnjuːtɪks/) veya yorumsamacılık, yorumlama teorisi ve metodolojisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2159", + "context": "Hipotez ya da varsayım, bilimsel yöntemde olaylar arasında ilişkiler kurmak ve olayları bir nedene bağlamak üzere tasarlanan ve geçerli sayılan bir önermedir. Bilimsel bir ifadenin hipotez kabul edilebilmesi için sınanabilmesi gerekir. Deney ve testler sonucunda \"sürekli olarak\" varsayılan sonucu veren hipotezler \"kuram statüsünü alırlar.\nHipotez (varsayım) terim eski Latince \"önermek\" anlamına gelen \"hipotithenai\" kelimesinden köken almaktadır. Bilimsel bir varsayım farklı kişilerce ve bilimsel yöntemlerle sınanabilmelidir. Varsayımlar genellikle geçmiş gözlemlere veya bilimsel kuramlardan yapılan çıkarsamalara dayanır.\nİstatistiki varsayım; tarafsızlık varsayımı,farksızlık varsayımı, sıfır varsayımı: Bu kavrama göre varsayılan değişkenler arasında farklılık yoktur. Bu tür varsayım bilimsel araştırmalarda yan tutmaman��n gereğidir.\nAraştırma varsayımı; farklılık varsayımı, alternatif varsayım. Araştırmada daha önceki bilgilerin veya gözlemlerin doğruluğunu saptamak üzere oluşturulan, değişkenler arasında önemli ilişki olduğunu varsaya ifadelerdir. Varsayımlar bilimsel yöntemlerle sınanıp geçerliliği değerlendirilir. Varsayım birçok alanda kullanılır. Örneğin; Bir problem çözülmemişse, problemin sonlarında o problem doğruluğa ulaşmamışsa ya da gerçeklere dayalı gözlemlerin kurulmasında varsayım kullanılır.", + "question": "Hipotez nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hipotez ya da varsayım, bilimsel yöntemde olaylar arasında ilişkiler kurmak ve olayları bir nedene bağlamak üzere tasarlanan ve geçerli sayılan bir önermedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2160", + "context": "Hoşgörü paradoksu, bir toplumun hoşgörüsüzleri de kapsayacak kadar geniş bir hoşgörüye sahip olması durumunda; toplumun hoşgörebilme yetisinin hoşgörüsüzler tarafından zarara uğratılacağını ya da yok edileceğini ve bu nedenle hoşgörüsüzlere karşı kararlı bir biçimde hoşgörüsüz olunması gerektiğini söyleyen mantıksal paradokstur.\n\nBu düşünce ilk kez Karl Popper tarafından 1945 yılında Açık Toplum ve Düşmanları adlı yapıtta Platon'un Aydınlanmacı mutlakiyetçilik savunusuna atfedilmiş ve yine aynı yapıtta tanımlanmıştır.\"Sınırsız hoşgörü, hoşgörünün yok olmasıyla sonuçlanacaktır. Eğer hoşgörünün kapsamını hoşgörüsüzleri de kapsayacak biçimde genişletirsek, eğer hoşgörülü bir toplumu hoşgörüsüzlerin şiddetli saldırılarından korumaya hazır olmazsak; o zaman hoşgörülüler ve onlarla birlikte de hoşgörü, hoşgörüsüzler tarafından yok edilecektir.\nAncak bu dediklerimle, hoşgörüsüzlere hiçbir zaman hoşgörüsüz felsefelerini açıklama ve anlatma olanağı verilmemesi gerektiğini söylemeye çalışmıyorum. Onları mantık temelli tartışmalar ve kamuoyu yoluyla hizada tutabildiğimiz sürece doğrudan baskı uygulamak akıllıca olmayacaktır ancak taraftarlarına; bizimle uygar bir tartışmaya girmenin bile yanlış olduğunu, anlattıklarımızın aldatmacadan ibaret olduğunu söylemeye başladıklarını ve bizimle mantık zemininde buluşmayı değil de argümanlarımıza silahları ve yumruklarıyla karşılık vermeyi düşündüklerini fark edersek -gerekirse şiddet kullanarak- onları baskılama hakkımızı saklı tutmalıyız. Hoşgörünün selameti adına, hoşgörüsüzleri hoşgörmeme hakkımızı saklı tutmalıyız. Hoşgörüsüzlüğü savunan veya öven her hareketin yasadışı olduğunu söylemeli ve hoşgörüsüzlüğe ya da ayrımcılığa başvurmayı da tıpkı cinayet, insan kaçırmak ve köle ticareti yapmak gibi bir suç kabul etmeliyiz.\"\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Hoşgörü paradoksu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hoşgörü paradoksu, bir toplumun hoşgörüsüzleri de kapsayacak kadar geniş bir hoşgörüye sahip olması durumunda; toplumun hoşgörebilme yetisinin hoşgörüsüzler tarafından zarara uğratılacağını ya da yok edileceğini ve bu nedenle hoşgörüsüzlere karşı kararlı bir biçimde hoşgörüsüz olunması gerektiğini söyleyen mantıksal paradokstur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2161", + "context": "İran felsefesi veya Fars felsefesi, Doğu felsefesinin bir parçası olup, oldukça zengin ve eski bir tarihe sahiptir. İran felsefesi'nin kökeni eski İran'da Hint-İran kökleriyle ortaya çıkan ve Zerdüşt öğretilerinden büyük ölçüde etkilenen, felsefi gelenek ve düşünceler zamanına kadar uzanmaktadır. Pers bölgesinde bağımsız felsefi düşüncenin ortaya çıkışını, M.Ö. 1500’ler de Avesta metinleri aracılığı ile tarihleyen Hint-İranlılar’dan öğrenmekteyiz. Zerdüşt'ün görüşlerinin, Yahudilik ve Orta Platonizm dönemi fikirleri aracılığıyla, Batı Avrupa kültürlerini de etkilediğini görmekteyiz.\nİran'ın tarihi boyunca, önemli siyasi ve toplumsal değişimler (Arap ve Moğol istilaları gibi), Hint-İran veya Zerdüşt kavramsal konularını ele alan bir dizi aktif felsefi okul gelişmesine sebep olmuştur. Özellikle Arapların İran'ı fethinden ve İslam'a geçişinden sonra, eski İran felsefesi Yunan felsefesinden etkilenmiştir.", + "question": "İran felsefesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İran felsefesi veya Fars felsefesi, Doğu felsefesinin bir parçası olup, oldukça zengin ve eski bir tarihe sahiptir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2162", + "context": "İskenderiye okulu, Büyük İskender'in ölümünden (MÖ. 323), bu kentin Araplar tarafından ele geçirilişine (MS. 642) kadar dokuz yüzyılı aşkın bir süre Mısır’ın İskenderiye kentinde etkinlik gösteren felsefe okulu.\nİskenderiye, 2. yüzyılın sonunda İmparatorluğun başkenti olan Roma’dan sonra bölgenin en önemli kenti idi. Avrupa’yı Asya’ya bağlayan büyük deniz ve karayollarını kavşağında bulunan, önemli bir ekonomi ve ticaret merkezi olan İskenderiye, aynı zamanda tüm felsefe ve dinlerinin bir araya geldikleri antik çağın en canlı aydın merkezi idi.\nİskender’in ölümünün ardından bu şehrin yöneticisi olan Ptolemaios ailesinin çabalarıyla şehir zamanla güçlü bilim merkezlerinden biri hâline geldi. Bu şehirde kurulan kütüphane ve müze dönemin pek çok önemli bilim insanı ve düşünürünün buraya gelmesiyle ‘İskenderiye Okulu’ olarak adlandırılan önemli bir eğitim kurumuna dönüşmüştür. Büyük İskender’in Aristoteles’in öğrencisi olması nedeniyle İskenderiye Okulunun ilk önde gelen felsefe ve mantıkçıları Peripatetikler (Antik dönem Aristoteles yorumcuları) olmuştur.\nAynı zamanda Yunan edebiyatını ve özet halinde de olsa, yabancı edebiyatı bir araya toplamak için yapılan ilk kütüphane girişimi olup, hem Helen hem de Mezopotamya geleneklerinin anlaşılmasını sağlamıştır. Başından beri amacı, dünya üzerinde yazılmış her şeyi kapsamaktı. Babil ve Mısır uygarlıklarının kadim bilgilerine ulaşmakta rakipsiz olup, buradaki müze de dahil herhangi bir felsefi okula ya da öğretiye bağlı değildi. Krala sorumluluğu olmakla birlikte, liberal eleştirel bilimin temelinin burada atıldığına inanılmaktadır.", + "question": "İskenderiye okulu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İskenderiye okulu, Büyük İskender'in ölümünden (MÖ." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2163", + "context": "Sokrat öncesi felsefe'nin İtalyan Okulu, MÖ 6. yüzyılda İtalya'da veya Magna Graecia'da bulunmaktaydı. İtalyan Okulu, bünyesinde Pisagor, Elealı Parmenides Elealı Zenon ve Empedokles gibi düşünürleri barındırıyordu. Diogenes Laertius, Sokrat öncesi felsefeyi İyon ve İtalyan Okulu olarak ikiye ayırır. Pisagor, daha önceki İyon okullarından ayrılarak Samos'tan Kroton'a seyahat etti.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "İtalyan Okulu (felsefe) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sokrat öncesi felsefe'nin İtalyan Okulu, MÖ 6." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2164", + "context": "İyimserlik ya da optimizm, kötümserliğin karşıtı olan kavramdır. Her olaya ve düşünceye iyi, olumlu bakabilme fikridir.", + "question": "İyimserlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İyimserlik ya da optimizm, kötümserliğin karşıtı olan kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2165", + "context": "Jiva (Sanskrit: जीव, IAST: jīva), Jivātman veya jīva-bhūta, Hinduizm ve Jainizm geleneklerinde ruh kavramının karşılığıdır. Kelime, Sanskrit fiil kökü olan ve \"yaşamak\" anlamına gelen jīv'den türemiştir. Jiva kavramı, Bhagavad Gita ve Upanişadlar gibi çeşitli metinlerde tanımlanmıştır.\nTürkçe’ye bir başka Hint-Avrupa dili olan Farsça’dan geçmiş olan “can” sözcüğü jīva kelimesi ile soydaştır.", + "question": "Jiva nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jiva (Sanskrit: जीव, IAST: jīva), Jivātman veya jīva-bhūta, Hinduizm ve Jainizm geleneklerinde ruh kavramının karşılığıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2166", + "context": "Kategorik imperatif (Almanca: kategorischer Imperativ), Immanuel Kant'ın deontolojik ahlak felsefesinde temel bir kavramdır. 1785 yılında kaleme aldığı \"Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi\" adlı eserinde tanıttığı bu kavram, eylem motivasyonlarını değerlendirme yoludur. En bilinen özgün formülasyonu şu şekildedir: \"Yalnızca aynı zamanda evrensel bir yasa olmasını isteyebileceğin bir ilkeye göre hareket et.\"\nKant'a göre, rasyonel varlıklar yaratılışta özel bir yere sahiptir ve ahlak, tüm görev ve yükümlülüklerin türediği bir zorunluluk ya da aklın nihai buyruğu olarak özetlenebilir. Kant, belirli bir zorunluluğu, bir eylemin (ya da eylemsizliğin) gerekli olduğunu bildiren herhangi bir önerme olarak tanımlar. Hipotetik imperatifler (koşullu buyruk), belirli bir amaca ulaşmak için ne yapılması gerektiğini söyleyen buyruktur. İnsanın arzu ve isteklerine bağlı olan bu buyruk, eylemin muhtemel sonuçlarını dikkate alarak ortaya çıkar. Söz gelimi, \"Susuzluğumu gidermek için bir şey içmeliyim\" ya da \"Bu sınavı geçmek için çalışmalıyım\". Kategorik imperatif ise, bir amacın gerçekleştirilmesi için değil, yalnızca kendi başına mutlak ve koşulsuz olarak, her durumda uyulması gereken bir ilke olarak buyurur. Bu ilke, salt arzu edilir olmanın ötesinde, kendinde bir değere sahiptir.\nKant insanoğlunu rasyonel bir varlık olarak tanımlar ve onun ahlakiliğini rasyonellik üzerinden açıklar. Ahlaki eylem veya durum rasyonel olacağı için Kant açısından mutlak ve koşulsuz görevlerdir. Kant'ın ödev ahlakının deontolojik yönünü anlatır. Yani sonuçlardan veya diğer faktörlerden bağımsız olarak emredilen ve yapılması zorunlu olan rasyonel eylemlerdir. Kategorik buyruk koşulsuz ve kesindir. Kategorik buyruğun tersi olan Hipotetik buyruk koşullu ve amaçlıdır. Eylemin sonuçları dikkate alınarak yapılır. Örneğin \"Saygı duyulmak istiyorsan bu durumda doğruyu söylemelisin” cümlesi Hipotetik buyruğu anlatmaktadır ancak Kategorik buyruk doğru söylemenin rasyonel olduğunu anlattığı için saygı duyulma sonucundan bağımsız olarak görev etiğini anlatır. Yani Kant'ın \"Öyle davran ki davranışın temelindeki ilke, tüm insanlar için geçerli olan evrensel ilke veya yasa olsun\" sözünün de özetlediği üzere doğruyu söylemek araçsal olmaktan ziyade rasyonel ve amaçsal olduğu için doğru söylenilmelidir. Kant'a göre bir ödev herhangi bir çıkar veya beklenti içerisine girilmeden sonuçlardan azade bir şekilde yapıldıysa Kategorik buyruğa uygundur ve ahlakidir.\nKoşulsuz buyruğa temel oluşturan Kant'ın üç sözü örnek gösterilebilir;\n-“Öyle davran ki, senin irâdenin maximi her zaman aynı zamanda genel bir kanunun ilkesi olarak geçebilsin”.\n-“İnsan, kendi davranışlarının maximinin genel bir kanun olmasını isteyebilmelidir. Bu, genel olarak ahlâk bakımından yargılamanın ölçüsüdür”\n-“Öyle davran ki, bu davranışında insanlığı hem kendinde hem de diğer insanların her birinde, her zaman bir amaç olarak göresin; asla bir araç olarak kullanmayasın”.", + "question": "Kategorik buyruk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kategorik imperatif (Almanca: kategorischer Imperativ), Immanuel Kant'ın deontolojik ahlak felsefesinde temel bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2167", + "context": "Felsefede, kimlik, Latince identitas (\"benzerlik\") kelimesinden gelir ve her şeyin yalnızca kendisiyle olan ilişkisi demektir. Özdeşlik kavramı, ayırt edilemeyen özdeşlik (eğer x ve y aynı özelliklere sahipse, bunlar tekil ve aynı şey midir?) ve zamanla değişen kişisel kimlik (x kişisi belirli bir zamandayken, y kişisinin ise daha sonraki başka bir zamanda olduğu durumda yine tekil ve aynı kişi midir?) de dahil olmak üzere birçok felsefi sorgulamanın oluşmasına yol açar. Niteliksel özdeşlik ve sayısal özdeşlik arasındaki ayrımı yapabilmek önemlidir. Örneğin, annesi seyrederken birbiriyle aynı bisikletleri kullanan iki çocuğun yarıştığı varsayılırsa, bir yanda iki çocuğun aynı bisikleti kullanması (niteliksel özdeşlik), diğer yanda aynı anneye sahip olması (sayısal özdeşlik) arasındaki farktır. Burada işlenecek konu daha katı şekilde olan sayısal özdeşliktir. Felsefi kimlik kavramı, psikoloji ve sosyal bilimlerde kullanılan ve daha aşina olunan kimlik kavramından farklıdır. Felsefi kavram daha çok x ve y'nin sadece ve sadece tek ve aynı şey veya birbirleri ile birebir eş olanlar arasındaki ilişkiye odaklıdır (ör. eğer, sadece ve sadece x=y ise). Sosyolojik kimlik kavramı ise bu durumun aksine, kişinin benlik algısı, sosyal sunumu ve daha genel anlamda kişinin kendisini diğerlerinden ayıran benzersiz veya niteliksel özelliklerine odaklıdır (ör. kültürel kimlik, cinsiyet kimliği, ulusal kimlik, çevrimiçi kimlik ve kimliği oluşturma süreçleri)", + "question": "Kimlik (felsefe) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Felsefede, kimlik, Latince identitas (\"benzerlik\") kelimesinden gelir ve her şeyin yalnızca kendisiyle olan ilişkisi demektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2168", + "context": "Klasik teizm veya klasik tanrıcılık; Tanrı'nın diğer tüm varlıkların kaynağı ve kökeni olan tekil Mutlak Varlık, Mutlak Benlik ve Nihai Kişi olarak nitelendirildiği teizm biçimidir.\nKlasik teizmin merkezi anlayışı ilahi sadeliktir; bu anlayışa göre Tanrı farklı öğelerin birleşiminden oluşmaz, mutlaktır ve tekildir. Tanrı'nın özü ve varoluşu arasında fark yoktur. Varlıklardan farklı olarak Tanrı potansiyel içermez, saf varoluşsal gerçekliktir; ve Tanrı hariç tüm varoluş Tanrı'nın mutlak tekilliğinin sınırsız varoluşunun kısıtlı bir halidir. Tüm varoluş zamandan bağımsız bir şekilde Tanrı'dan yayılmaktadır ve O'na dayanmaktadır, zira Tanrı tüm varoluşun zamandan bağımsız mutlak kaynağı ve koşuludur.", + "question": "Klasik teizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Klasik teizm veya klasik tanrıcılık; Tanrı'nın diğer tüm varlıkların kaynağı ve kökeni olan tekil Mutlak Varlık, Mutlak Benlik ve Nihai Kişi olarak nitelendirildiği teizm biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2169", + "context": "Kore felsefesi, dünya görüşünün bütünlüğüne odaklanan bir felsefe türüdür. Şamanizm, Budizm ve Neo-Konfüçyüsçülüğün bazı yönleri bu felsefeye entegre edilmiş hâldedir. Geleneksel Kore düşüncesi, yıllar boyunca bir dizi dinî ve felsefî düşünce sisteminden etkilenmiştir.\nKore Şamanizmi, Kore Taoizmi, Kore Budizmi, Kore Konfüçyüsçülüğü ve Silhak hareketleri Kore yaşamını ve düşüncesini şekillendirmiştir. 20. yüzyıldan itibaren ise çeşitli Batılı felsefi düşünceler Kore akademisini, siyasetini ve günlük yaşamını güçlü bir şekilde etkilemiştir.", + "question": "Kore felsefesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kore felsefesi, dünya görüşünün bütünlüğüne odaklanan bir felsefe türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2170", + "context": "Kötümserlik kavramı (pesimizm) iyimserlik (optimizm) kavramının tam karşıtı olarak, dünya görüşü ve yaklaşımında düzeltilemeyecek kötü bir dünya portresidir. Kötümserler her zaman kötü biten bir son düşünürler. Kötümser birinin \"Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?\" sorusuna vereceği yanıt, yarısının boş olduğu yönünde olacaktır. Kötümserlik, tarih boyunca, düşüncenin birçok temel alanında etkili olmuştur.", + "question": "Kötümserlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kötümserlik kavramı (pesimizm) iyimserlik (optimizm) kavramının tam karşıtı olarak, dünya görüşü ve yaklaşımında düzeltilemeyecek kötü bir dünya portresidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2171", + "context": "Kültür emperyalizmi, bir ülkenin kendi kültürel değerlerini ve ideolojisini başka bir ülkenin halkına benimsetmesidir.\n\nEmperyalizm veya yayılmacılık, bir devletin veya ulusun başka devlet veya uluslar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda etkide bulunmaya çalışmasıdır. Kültür emperyalizmi, bu etkinin ilk öğesinin kültür olduğu emperyalizm türüdür. Gelişmiş ülkelerin az gelişmiş diğer kültürleri, özellikle kitle iletişim araçlarıyla etkilemesi ve kendine benzetmesi olarak da tanımlanabilen kültür emperyalizmi, sömürgeciliği kolaylaştırmaktadır. Kitle iletişim araçlarının gelişmesi ve yaygınlaşması üzerine, her devlet kendi kültürel değerlerini başka devletlerin halklarına iletme olanağına kavuşmuştur. Bir ulusun ya da toplumun öz değerlerine olan bağlarını zayıflatmak için etkin bir kontrol yöntemi olarak kabul edilebilir. Kültür emperyalizmi, diğer emperyalizm yöntemlerinin uygulanması için uygun zemini hazırlar, yani tamamlayıcı bir rol oynamaktadır. Başarıya ulaşma şansı en yüksek ve en yumuşak görünen emperyalizm türüdür. Klasik emperyalizme göre, daha yumuşak görünen bir yöntem olması, toplumların verdikleri anî tepkileri minimum düzeye indirmektedir.\nKültür emperyalizmi, modern çağlarda çeşitli yer ve zamanlarda uygulama alanı bulmuştur. Ciddi biçimde uygulandığı ilk örnek olarak Afrika'nın sömürgeleştirilmesi verilebilir. Afrika örneğinde, sömürgeci uluslar tarafından silahlı faaliyetlerin yanı sıra; yerel dillerin edilgin hâle getirilmesi, yerel kültürlerin unutturulması ve son olarak Hristiyanlığın kıtanın güneyi ve orta kısımlarında yaygın bir biçimde kabul edilmesi ile kapsamlı olarak uygulanmıştır. 20. yüzyıla gelindiğinde ise kültür emperyalizminin en önemli kaynağı Anglosfer olarak da adlandırılan ortak Anglo-Amerikan kültürüdür. Yine bir başka örnek olarak, Soğuk Savaş sırasında Komintern'in bütün ülkelerdeki üye komünist partilerin Sovyet dış politikasını ve kültürünü desteklemesi yolundaki çalışmaları verilebilir.\nBatı kültürü 20. yüzyıl itibarıyla, televizyon programları ve filmleriyle diğer kültürleri giyim, eğlence ve tüketim alışkanlıkları bakımından kendine benzetmektedir. Böylece Batı, ürettiği ürünlere daha çok pazar bulmaktadır. Kültürel emperyalizmin sahip olduğu bakış açısı; otomobillerden dövüş sanatlarına, filmlerden yayıncılık ve kitaplara, yiyecekten giyeceğe kadar her türlü kültür alanını, özellikle de en çok tüketilen malzeme olan popüler kültür alanına uygulanmaktadır. Uygulamaların sonuçları ülkeden ülkeye farklılık gösterebilmekle beraber, genel olarak kültür emperyalizminin matematiği aynı kalmaktadır. Amerikalı NPQ dergisinin editörü Nathan Gardels, derginin Türkiye'de yayınlanan ilk nüshasında kültür emperyalizmine ilişkin, \"Amerika, CIA ya da ordusu ile giremediği yerlere MTV ve Hollywood'u gönderir.\" açıklamasında bulunmuştur. Yaptığı müzik temelli yayınla popüler kültür üzerinde etkisi olan ve ayrıca yaptığı programlarla gençlerin ilgisini ve kültür konusunda muhafazakâr kesimlerin tepkisini çeken bir kanal olan MTV, tıpkı Coca-Cola ve McDonald's gibi kapitalizmin ve Amerikan kültürünün dünyaya empoze edilmesinin simgeleri olarak görülmüştür. Özellikle yoğun olarak yayınladığı Yeşil Kart reklamları ile gençleri ABD lehine etkilediği konusunda eleştirilere ve tartışmalara sebep olmuştur.\nKültür emperyalizmi kavramı, modern dünyada kültür endüstrisi olgusu ile göbekten bağlı bir kavramdır. Frankfurt Okulu'nun, özellikle Max Horkheimer ve Theodor W. Adorno tarafından geliştirilen ve kullanılan ve Okul'un genel yaklaşımını ifade ana kavramlardan birisi olan kültür endüstrisi, kültürün kendisinin bir endüstri olduğunu ve kültür ürünlerinin de metalar hâline geldiği savını taşımaktadır. Adorno ve Horkheimer'a göre kültür endüstrisi, modern sistemin -günümüzde kapitalizm- ve endüstri toplumunun kendini her düzeyde, altyapıda ya da üstyapıda yeniden üretmekte ve meşrulaştırma yöntemini izlemektedir. Emperyal kültürün ürünleri dünya çapında standartlaştırılarak ve buna karşı farklılıklar marjinalleştirilerek bu ürünlerin tanıtım ve dağıtım tekniklerinin rasyonelleştirilmesi, kültür emperyalizminin önemli bir tekniğidir. Yine kültür endüstrisine değindikleri Aydınlanmanın Diyalektiği adlı eserlerine göre; ana akım medyanın insanı düşünemez hale getirdiği savından hareketle, sanal ihtiyaçlar yaratıldığını öne sürmektedirler. Toplumun sahip olduğu eski kültürel öğeler, toplum tarafından yoz olarak algılanmaktadır. Zira yaygın medya, topluma, kültürel öğeleri seçim ve analiz şansı vermemektedir. Bu durumun sonucunda, kültür emperyalizmine maruz kalan toplumlar, emperyal kültürü eninde sonunda büyük ölçüde benimseyecekler ve bu durumdan rahatsız olmayacaklardır.\nEgemenlik konusunda daha hassas toplumlar, bu konuda dikkatli davranarak, kendi adlarını ve giysilerini özüne sadık olarak koruyarak Batılı yaşam tarzından kendilerini kurtarabileceklerini ve dolayısıyla bağımlılıklarından kurtulabileceklerini düşünmektedirler.\nKendi kültürel ve inanç bağlarından koparılan insanlar, kültür erozyonuna uğrayarak, popüler olarak onlara hazır sunulan hegemonik emperyalist kültüre teslim olurlar. Teslimiyet gerçekleşince inanç ve kültürel değerler yozlaşarak ortadan kalması da sağlanmış olur. Yerel kültürü ve dolayısıyla toplumsal hafızası silinen bu topluma, “Üst Kültür” olarak sunulan popüler kültür, kişilerin yerel inanç ve değerlerinden kopardığı ölçüde başarı kazanmaktadır.", + "question": "Kültür emperyalizmi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kültür emperyalizmi, bir ülkenin kendi kültürel değerlerini ve ideolojisini başka bir ülkenin halkına benimsetmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2172", + "context": "Luciferianizm, Lucifer'e eklenmiş temel sembolizm ve niteliklere saygı duyan ve izinden giden bir inanç sistemidir. Gnostisizm'den etkilenen Luciferianizm, Lucifer'e Şeytan olarak değil; bir yok edici, bir koruyucu, kurtarıcı, ışığı getiren veya karanlığa rehberlik eden ruh, hatta Yehova'nın aksine gerçek Tanrı olarak saygı duymaktadır.", + "question": "Luciferianizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Luciferianizm, Lucifer'e eklenmiş temel sembolizm ve niteliklere saygı duyan ve izinden giden bir inanç sistemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2173", + "context": "Yaşamı oluşturan koşullar, Yeryüzünde yaşam döngüsünü sağlayan su döngüsü, azot döngüsü, rüzgâr vb fiziksel ve kimyasal etmenlerle fiziksel bir yaşam ekosistemi ortaya çıkarır. Örneğin kayaçların parçalanmasında hem rüzgar aşındırması gibi fiziksel aşınma, hem suyun kimyasal çözülmeye yol açması gibi kimyasal etkenlerle kayaçlarda oluşan çözünme özellikleri toprak ve ondaki ya��am üretim potansiyelini açığa çıkarır. Buradan canlı doğayı, yaşamı, fiziksel ve kimyasal süreçlerin ortaya çıkardığı sonucuna varılır. Bu var oluş imkânına mekanizm denir. Mekanizm fiziki ve kimyasal etkenlerin yaşamı belirlediğini öngörür. Vitalizmdeki gibi Beden ve Ruh dinamizminden söz edilmez.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Mekanizm (felsefe) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yaşamı oluşturan koşullar, Yeryüzünde yaşam döngüsünü sağlayan su döngüsü, azot döngüsü, rüzgâr vb fiziksel ve kimyasal etmenlerle fiziksel bir yaşam ekosistemi ortaya çıkarır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2174", + "context": "Bilgi ve argümanlara nefret besleyen veya tiksinti duyan kişi. Mizoloji ile ilişkili olan.", + "question": "Mizolog nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilgi ve argümanlara nefret besleyen veya tiksinti duyan kişi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2175", + "context": "Bilgi, muhakeme, argüman, söz anlamlarına gelen logostan nefret etme anlamına gelen kavram. Benzeri diğer bir kavram Mizosofi'dir.", + "question": "Mizoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilgi, muhakeme, argüman, söz anlamlarına gelen logostan nefret etme anlamına gelen kavram." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2176", + "context": "Mühendislik felsefesi, mühendisliğin ne olduğunu, mühendislerin ne yaptığını ve çalışmalarının toplumu nasıl etkilediğini ele alan ve bu nedenle etik ve estetik yönlerinin yanı sıra ontoloji, epistemoloji, vb. gibi bilim felsefesi veya teknoloji felsefesi'nde incelenebilecek konuları da içeren gelişmekte olan bir disiplindir.", + "question": "Mühendislik felsefesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mühendislik felsefesi, mühendisliğin ne olduğunu, mühendislerin ne yaptığını ve çalışmalarının toplumu nasıl etkilediğini ele alan ve bu nedenle etik ve estetik yönlerinin yanı sıra ontoloji, epistemoloji, vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2177", + "context": "Mükemmellik, eksiksiz ve kusursuz olma durumunu ifade eden bir kavramdır.\nKavram farklı bilim dallarında farklı anlamlar taşımaktadır. Matematik, fizik, kimya, etik, estetik, varlık felsefesi ve din biliminde sıklıkla kullanılmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Mükemmellik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mükemmellik, eksiksiz ve kusursuz olma durumunu ifade eden bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2178", + "context": "Nusaybin Okulu, İskenderiye okulunu izleyen, Süryaniler tarafından kurulmuş okullarından biri.\nOkul MS 350 civarında Mar Yakup tarafından Tarsus'lu Diodorus'un Antakya'daki okulu örnek alınarak kuruldu. Bir Süryani okulu için doğru bir konumdaydı: Süryanice konuşan nüfusun merkezinde ve artık Hristiyanlığı kabul etmiş olan Roma İmparatorluğu'nun sınırları içindeydi. O sıralarda Mezopotamya'nın çoğu Zerdüşt dinini canlandırmaya çalışan Sasani İmparatorluğu'nun egemenliği altındaydı.\nAyakta kalan son kalıntıları Mardin'in Nusaybin ilçesinde olup Mar Yakup Kilisesi adı altında kilise olarak kullanılmaktadır.", + "question": "Nusaybin Okulu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nusaybin Okulu, İskenderiye okulunu izleyen, Süryaniler tarafından kurulmuş okullarından biri." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2179", + "context": "Safsata (İngilizce: Logical fallacy, Osmanlıca: Kıyas-ı batıl), bir düşünceyi ortaya koyarken ya da anlamaya çalışırken yapılan yanlış çıkarsamadır. Safsatalar ilk bakışta geçerli ve ikna edici gibi görülebilen fakat yakından bakıldığında kendilerini ele veren sahte argümanlardır.\nSafsataların ayırdına varmak, onları geçerli ve sağlam argümanlardan ayırmak önemli bir eleştirel düşünme becerisidir. Aşağıda bir dizi yalın safsata örneği verilmiştir. Kimi zaman ciltler dolusu yapıta da yayılabilen uzun ve karmaşık bir argümanda ise farklı türden çok sayıda safsata yer alabilir.", + "question": "Safsata nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Safsata (İngilizce: Logical fallacy, Osmanlıca: Kıyas-ı batıl), bir düş��nceyi ortaya koyarken ya da anlamaya çalışırken yapılan yanlış çıkarsamadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2180", + "context": "Saman Köpek (Basitleştirilmiş Çince: 刍狗; Geleneksel Çince: 芻狗; Pinyin: chú gǒu), Antik Çin'de samandan yapılmış, sonbahar bayramlarında kullanılan kukla köpeklere denir. Bu kukla köpekler bayramın en değerli öğesidir. Törenden sonra işi bitince, hiçbir önemi kalmaz ve atılır. \"Değerli olmak\" insansal dünyaya, \"Kullanışlılık\" ise doğaya hastır. Çuangzi'nin \"Göğün döngüleri\" hikâyesindeki anlatımda ise; Törende özenle sarılıp kutuya konan ve değer verilen saman köpek tören bitince işi biter, oradan geçen biri de aşını pişirmek için kırıp yakacak olarak kullanır.\nBu deyim Laozi'nin Dao De Jing adlı eserinin Wang Bi çevirisinde 5. şiirde şöyle geçer. \"天地不仁 以萬物為芻狗 - Gök ve Yer insani olmaz, tüm varlıklar saman köpeğidir\".\nLaozi, doğada her şey nasıl işliyorsa insan ve toplum yaşamının da evrenin ve doğanın bir parçası olarak ona uymasını önerir. Gök ve Yer'in (Kainat) doğal işleyişi ahlaki anlayışlar ya da insansal değerlerle işlemez ve insansal ahlak ve değerlerle anlaşılamaz. Kongzi (Konfüçyüs) ise insan, toplum ve yönetimin insani birtakım değerlerle uyum içinde olabileceğini savunur. Kongzi, aile içinde saygınlık sıralaması ilişkilerinden başlayarak topluma oradan yönetime uzanarak uyumu yakalamaya çalışır. Saman Köpek kavramı bu türden insansal ahlaksal değerlerin, Yer ve Göğ'ü anlamak için önemsizliğini vurgular.\n\n\n=== Notlar ===", + "question": "Saman köpek nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Saman Köpek (Basitleştirilmiş Çince: 刍狗; Geleneksel Çince: 芻狗; Pinyin: chú gǒu), Antik Çin'de samandan yapılmış, sonbahar bayramlarında kullanılan kukla köpeklere denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2181", + "context": "Seküler spiritüallik, bir dine bağlı olmaksızın manevi bir felsefeye bağlılıktır ve ilahi olanla ilişkiden ziyade bireyin iç huzurunu vurgular. Seküler spiritüallik, dini bir kurumun dışında anlam arayışından oluşur; kişinin kendisiyle, başkalarıyla, doğayla ve nihai olarak gördüğü her şeyle olan ilişkisini ele alır. Çoğunlukla seküler spiritüallizmin amacı mutlu yaşamak ve/veya başkalarına yardım etmektir.", + "question": "Seküler spiritüallik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Seküler spiritüallik, bir dine bağlı olmaksızın manevi bir felsefeye bağlılıktır ve ilahi olanla ilişkiden ziyade bireyin iç huzurunu vurgular." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2182", + "context": "Batı felsefesi MÖ 6. yüzyılda Antik Yunan'da başladı. Sokrates öncesi filozoflar çoğunlukla Yunan dünyasının batı veya doğu çevrelerindendiler. Felsefi projeleri asıl, nihai ilkeyi bulmaya ve dış dünyanın doğasını çözmeye yönelikti. Şeylerin maddi ilkesini, kökenlerini ve yok oluşlarını algılamaya çalıştılar. İlk düşünürler olarak şeylerin ussal birliğini vurgulayarak dış dünyanın mitolojik açıklamalarını reddettiler. Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır:\n\nHer şey nereden geliyor?\nHer şeyin yaratılış kaynağı nedir?\nDoğada bulunan şeylerin çoğul oluşlarını nasıl açıklarız?\nMatematiksel olarak doğayı nasıl tanımlarız?\nSokrates öncesi filozofların çalışmalarından sadece çok azı günümüze gelebilmiştir. Onlar hakkında bildiklerimiz sonraki filozofların ve bazı din bilimcilerin yazdıklarından ibarettir.", + "question": "Sokrates öncesi filozoflar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Batı felsefesi MÖ 6." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2183", + "context": "Açıklamaya muhtaç bir konuyu açıklarken, sebep olarak gösterilen olgunun da aslında açıklamaya muhtaç olması ve silsile halinde bunun devam ettirilmesi sonsuz regresyona sebep olur. Aristo'nun ilk hareketi neyin başlattığı tartışması bu sonsuz silsileyi keyfi bir noktada durdurmayı amaçlar.\nÖrneğin Stephen Hawking'in Zamanın Kısa Tarihi adlı kitabına başlangıç paragrafı bu konuya değinen esprili bir anektot ile başlar (Orijinali \"Turtles all the way down\"):\n\nEvreni düşünmek\nTuhaf ama harika bir evrende yaşıyoruz. Evrenin yaşını, büyüklüğünü, gücünü ve güzelliğini kavramak olağanüstü bir hayal gücü gerektiriyor. Görünen o ki bu uçsuz bucaksız kozmosta biz insanların kapladığı yer, epey önemsiz. Ve biz onu bütünüyle anlamaya, ona nasıl uyum sağladığımızı öğrenmeye çalışıyoruz. Onlarca yıl önce tanınmış bir bilim insanı (bazıları onun Bertrand Russell olduğunu söyler) astronomi üzerine herkese açık bir konferans veriyordu. Dünya'nın Güneş'in çevresinde, Güneş'in de galaksimiz denilen uçsuz bucaksız yıldızlar kümesinin merkezindeki yörüngesinde dönüşünü anlatır. Konferansın sonunda, salonda en arkalarda oturan ufak tefek yaşlı bir kadın yerinden kalkar ve \"Bütün bu anlattıklarınız saçmalık. Aslında dünya, dev bir * kaplumbağanın sırtında duran düz bir tepsi\" der. Bilim insanı kibirle gülümser ve, \"Peki kaplumbağa neyin üstünde duruyor?\" diye sorar. \"Sen çok zekisin genç adam, çok zeki\" der yaşlı kadın. \"Ama onun altında da hep kaplumbağalar var!\" \n…\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sonsuz regresyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Açıklamaya muhtaç bir konuyu açıklarken, sebep olarak gösterilen olgunun da aslında açıklamaya muhtaç olması ve silsile halinde bunun devam ettirilmesi sonsuz regresyona sebep olur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2184", + "context": "Sözde felsefe veya felsefe çakması beklenen bir dizi ölçütü karşılamayan düşünce veya sistemdir.", + "question": "Sözdefelsefe nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sözde felsefe veya felsefe çakması beklenen bir dizi ölçütü karşılamayan düşünce veya sistemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2185", + "context": "Şey, felsefi bir kavramdır. Mistik İslam öğretisindeki sonsuzluk ve vahdet-i vücud kavramlarını bünyesinde barındırmaktadır. Bir anlatıya göre şey aslında hiçbir şeydir, hiçbir şey olduğu için de her şeydir. Hiçlik kavramıyla arasında gizli bir bağıntı vardır. Burada sözü edilen hiçlik, Hayyam öğretisinde sonsuzluğa işaret eden hiçliktir.", + "question": "Şey nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Şey, felsefi bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2186", + "context": "Tabiiyyûn ya da tabiat felsefesi, İslam felsefesi içerisinde natüralizm akımına verilen addır. Her şeyi doğa içinde gören bir anlayışa sahiptir. En büyük temsilcisi Râzî'dir. Aristo'ya muhalif olan Râzî, felsefesini oluştururken Sokrates öncesi doğa filozoflarından faydalanmıştır. Öklid, Batlamyus, Hipokrat, Calinos bu felsefenin etkilendiği filozoflardır. Bu felsefeye göre Allah, zaman, mekan ve nefs tabiatın dışında değil, içindedir.", + "question": "Tabiiyyun nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tabiiyyûn ya da tabiat felsefesi, İslam felsefesi içerisinde natüralizm akımına verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2187", + "context": "Türcülük, kısaca, canlı bireylere sadece ait oldukları türden ötürü farklı değer atfedilmesidir. Oxford Sözlüğü türcülüğü “insan türünün üstünlüğü varsayımına dayanarak belli hayvan türlerinin sömürülmesi ya da ayrımcılığa uğratılması” şeklinde tanımlamaktadır. Genelde insan şovenizmi olarak kendini gösteren bu yaklaşım içinde yaşadığımız 'uygar' insan toplumunun ruhuna nüfuz etmiş bir olgudur.\nTürcülük terimi genelde hayvan hakları savunucuları tarafından insan merkezli modern toplumu eleştirmek amacıyla kullanılır. İlk olarak 1970 yılında Richard D. Ryder tarafından ırkçılık kavramına benzetirilerek kullanılmıştır. Peter Singer, ünlü \"Hayvan Özgürleşmesi\" adlı kitabında bu önyargıyı ortaya koymaya çalışır.\nTürcülük, insan şovenizmi dışında bazı hayvanların kendileriyle tümüyle karşılaştırılabilir özelliklere sahip diğerlerine üstün tutulması olarak da kendini gösterebilir. Örneğin en az köpek kadar, hatta belki daha fazla zeki olan domuzun bir köpeğin sahip olduğu yasal korumaya sahip olmaması gibi.\nBenzer şekilde hayvan hakları savunucularına göre bir insan bebeğine sağlanan yasal korumanın örneğin bir kediye sağlanmaması türcülüktür. Zira insan bebeği kediden daha zeki değildir ve sadece sahip olduğu \"potansiyel\" sebebiyle korunduğu iddiası da kürtajın yasal olduğu bir ortamda geçerliliğe sahip değildir.\nYani \"birey\" olmuş bir canlının (ki embriyo potansiyele sahip olsa da daha birey değildir) toplum tarafından korunmasının tek sebebi o canlının ait olduğu tür ise o toplum türcü bir toplumdur. Örneğin, Peter Singer, \"Hayvan Özgürleşmesi\" isimli kitabında bu konuya şöyle bir felsefi yaklaşım getirmiştir; hayvan deneyleri; ancak amaçlanan faydalar sebep olunan zararları aşıyorsa meşru görülebilir. Bu konumun mantığını izlersek bir insan bebeği ve bir maymun Singer’ın testini geçen bir deneyde kullanılabilir. Eğer bebek kullanılmıyorsa o zaman maymun da kullanılamaz. Eğer sadece maymun kullanılıyorsa bu, insan türüne atfedilen bir ayrımcılıktır, yani türcülüktür.\nTürcülüğün reddinin pratikteki kaçınılmaz sonucunun vegan yaşam şeklinin tercih edilmesi olduğu düşünülmektedir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Türcülük nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türcülük, kısaca, canlı bireylere sadece ait oldukları türden ötürü farklı değer atfedilmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2188", + "context": "Türkiye Felsefe Olimpiyatı, TFK tarafından organize edilen liseli öğrencilere özel bir ulusal felsefe yarışmasıdır. 1996'dan beri her yıl Mart ayının ilk pazar günü on bir farklı merkezde Türkiye çapındaki özel ve devlet liselerinden seçilmiş öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilmektedir.\nOlimpiyatta yarışan öğrencilere, TFK tarafından her yıl belirlenen üç ayrı felsefi alıntıdan biri üzerine felsefi bir makale yazmak için dört saat süre verilir.\nUluslararası Felsefe Olimpiyatı'nda Türkiye'yi temsil edecek öğrenciler Ulusal Felsefe Olimpiyatı'nda belirlenir.", + "question": "Türkiye Felsefe Olimpiyatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türkiye Felsefe Olimpiyatı, TFK tarafından organize edilen liseli öğrencilere özel bir ulusal felsefe yarışmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2189", + "context": "Yahudi felsefesi (İbranice: פילוסופיה יהודית, romanize: Filosofyah Yehudi), Yahudiler tarafından yürütülen tüm felsefeleri içerir. Modern Haskala ve Yahudi kurtuluşuna kadar Yahudi felsefesi, tutarlı yeni fikirleri Rabbânî Yahudilik geleneğiyle uzlaştırma girişimleriyle meşguldü, böylece yeni ortaya çıkan Yahudi olmayan fikirleri benzersiz bir Yahudi skolastik çerçeve ve dünya görüşü içinde örgütledi. Modern topluma kabul edilmeleriyle birlikte laik eğitime sahip olan Yahudiler, içinde bulundukları dünyanın taleplerini karşılamak için tamamen yeni felsefeler benimsediler veya geliştirdiler.\n10. yüzyıl Babil akademilerinin Geonimleri arasında Antik Yunan felsefesinin Orta Çağ'da yeniden keşfedilmesi, akılcı felsefeyi Kitabik-Talmudik Yahudiliğe getirdi. Felsefe genellikle Kabala ile rekabet halindeydi. Skolastik rasyonalizmin çöküşü, Yahudileri Kabalistik yaklaşıma çeken tarihi olaylarla aynı zamana denk gelse de, her iki okul da klasik haham edebiyatının bir parçası olacaktı. Aşkenaz Yahudileri için, özgürleşme ve 18. yüzyıldan itibaren seküler düşünceyle karşılaşma, felsefeye bakış açısını değiştirdi. Aşkenaz ve Sefarad toplulukları laik kültür ile Batı Avrupa'dakinden daha kararsız bir etkileşime sahiplerdi. Moderniteye verilen çeşitli tepkilerde, Yahudi felsefi fikirleri ortaya çıkan dini hareketler yelpazesinde geliştirildi. Bu gelişmeler, Yahudi düşüncesinin diğer tarihsel diyalektik yönlerinin yanı sıra Ortaçağ'ın haham felsefesi kanonunun devamı veya kırılması olarak görülebilir ve felsefi yöntemlere karşı çeşitli çağdaş Yahudi tutumlarıyla sonuçlanmıştır.", + "question": "Yahudi felsefesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yahudi felsefesi (İbranice: פילוסופיה יהודית, romanize: Filosofyah Yehudi), Yahudiler tarafından yürütülen tüm felsefeleri içerir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2190", + "context": "Yaşam felsefesi, yaşamın anlamı ya da yaşamın nasıl yaşanması gerektiğine ilişkin herhangi bir genel tutum ya da felsefi görüştür.\nTerim genellikle gayri resmi bir anlamda kullanılır, odak noktası akademik bir felsefi çabadan ziyade insanlık haliyle ilgili temel varoluşsal soruları çözmek olan kişisel bir felsefedir. Bu terim aynı zamanda, ana temsilcisi Wilhelm Dilthey, Henri Bergson ve Pierre Hadot, gibi diğer birkaç kıta filozofu olan Alman Lebensphilosophie hareketi tarafından onaylanan, bir yaşam tarzı olarak felsefe yapma kavramına da atıfta bulunur.", + "question": "Yaşam felsefesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yaşam felsefesi, yaşamın anlamı ya da yaşamın nasıl yaşanması gerektiğine ilişkin herhangi bir genel tutum ya da felsefi görüştür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2191", + "context": "Yorum, bir bilgi ya da gözleme dayanan sözlü ya da yazılı ifadedir.", + "question": "Yorum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yorum, bir bilgi ya da gözleme dayanan sözlü ya da yazılı ifadedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2192", + "context": "Mühendislik, köprüler, tüneller, yollar, araçlar ve binalar dahil olmak üzere makineler, yapılar ve diğer öğeleri tasarlamak ve inşa etmek için bilimsel ilkelerin kullanılmasıdır. Mühendislik disiplini, her biri uygulamalı matematik, uygulamalı bilim ve uygulama türlerinin belirli alanlarına özel vurgu yapan, geniş bir yelpazede uzmanlaşmış mühendislik alanları’nı kapsar.\nModern anlamda mühendis, bilim insanlarının ürettiği teorik bilgiyi teknisyen ve ustaların uygulayabileceği pratik bilgiye dönüştüren kişidir. Demir yolları inşaat mühendisi Arthur Mellen Wellington'a göre mühendislik, \"Beceriksiz birinin iki dolara kötü yaptığı bir şeyi bir dolara iyi yapma sanatıdır.\".", + "question": "Mühendislik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mühendislik, köprüler, tüneller, yollar, araçlar ve binalar dahil olmak üzere makineler, yapılar ve diğer öğeleri tasarlamak ve inşa etmek için bilimsel ilkelerin kullanılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2193", + "context": "ABET (\"Accreditation Board for Engineering and Technology, Inc.), yükseköğretim kurumlarının uygulamalı bilim, mühendislik, teknoloji ve bilişim alanlarındaki programlarını akredite eden ve sivil toplum kuruluşu olarak faaliyet gösteren bir oluşumdur.", + "question": "ABET nedir?", + "answers": { + "text": [ + "ABET (\"Accreditation Board for Engineering and Technology, Inc." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2194", + "context": "Antik Roma mühendisliği, tarihte eşine az rastlanır bir teknik beceri ve pratik zekanın ürünüdür. Bu mühendislik başarısı, Roma İmparatorluğu'nun genişlemesini, şehirleşmesini ve sosyal yaşamını şekillendirmiş ve modern dünyanın mühendislik prensiplerine ilham vermiştir.\n\nAntik Roma, tarih boyunca mühendislik alanında en gelişmiş medeniyetlerden biri olarak kabul edilir. Roma İmparatorluğu'nun geniş coğrafyasında, mühendislik başarıları Roma'nın gücünü pekiştirmiş, şehirleşmeyi desteklemiş ve halkın yaşam kalitesini artırmıştır. Roma mühendisliği, yalnızca görkemli yapılar inşa etmekle kalmamış, aynı zamanda günlük yaşamı kolaylaştıran, büyük kitlelerin kullanımına yönelik pratik çözümler sunmuştur. Bu mühendislik başarıları, yüzyıllar boyunca Batı medeniyetini etkilemiş ve modern mühendisliğin temelini oluşturmuştur.", + "question": "Antik Roma'da mühendislik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Antik Roma mühendisliği, tarihte eşine az rastlanır bir teknik beceri ve pratik zekanın ürünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2195", + "context": "Entegre Lojistik Destek (ELD), ürün geliştirilirken fonksiyonel desteği en iyi şekilde kullanan, var olan kaynaklardan en yüksek seviyede faydalanılmasını sağlayan, ürün ömür devri maliyetini azaltacak ve sistem mühendisliği sürecinin niteliğini belirleyecek yöntemler sunan, sistemin desteklenebilirliğini kolaylaştıran tekrarlanan ve entegre bir süreçtir. Çıkış noktası askeri amaçlarla olmakla birlikte, ticari ürün desteği veya müşteri servisi organizasyonlarında da sıklıkla kullanılmaktadır.", + "question": "Entegre lojistik destek nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Entegre Lojistik Destek (ELD), ürün geliştirilirken fonksiyonel desteği en iyi şekilde kullanan, var olan kaynaklardan en yüksek seviyede faydalanılmasını sağlayan, ürün ömür devri maliyetini azaltacak ve sistem mühendisliği sürecinin niteliğini belirleyecek yöntemler sunan, sistemin desteklenebilirliğini kolaylaştıran tekrarlanan ve entegre bir süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2196", + "context": "Mühendislik etiği, mühendislerin mühendislik uygulamaları için geçerli olan ve mesleğe, topluma, işe, işverene, meslektaşlarına karşı uymaları gereken etik davranışlar bütünüdür. Bilimsel bir disiplin olarak bilim felsefesi, mühendislik felsefesi ve teknoloji etiği gibi konularla yakından ilgilidir. Mühendislik etiğinin tek bir uygulaması ve standardı yoktur, dallara göre değişen anlamı ve uygulaması vardır.\nÖzellikle teknik tasarımlar başta olmak üzere birçok uygulamada toplumun mühendislere bağımlı olması, mühendislerin ahlaki olarak güvenilir davranmalarını gerekli kılar. Eğer işlerini bilim ve kurallara uygun olarak ve en önemlisi de etik kurallara uygun olarak yapmazlarsa onlarca, yüzlerce hatta binlerce kişinin bundan etkilenmesine hatta ölümle sonuçlanacak kazalara neden olabileceklerini bilerek uygulamalarını yapmaları sadece çalıştıkları şirketlerin değil aynı zamanda da kendilerinin de sorumluluğudur.\nMühendisler mesleki görevlerini yerine getiriken aşağıdaki temel konuları dikkate almalıdırlar:\n\nHalkın güvenliğini, sağlığını ve refahını en üst düzeyde tutmak.\nHizmetleri yalnızca kendi yetki alanlarında gerçekleştirmek.\nHerkese açık beyanları sadece nesnel ve doğru bir şekilde yayınlamak.\nİşveren veya müşteriye karşı sadık ve güvenilir davranmak.\nYanıltıcı eylemlerden kaçınmak.\nMesleğin onurunu, itibarını ve saygınlığını artırmak için kendilerini onurlu, sorumlu, etik ve yasalara uygun şekilde davranmaya adamak.\nSosyo-teknik sistemdeki konumlarından dolayı mühendislerin teknik demokrasinin vatandaşı olması, toplumun diğer üyelerinden daha fazla beklenmektedir. Ayrıca, mühendisler, şirketleri içindeki yükümlülükleri ile ilgili olarak, teknik şartnamelerin iletilmesinden oluşan rolün yanı sıra, üstlerine veya müşterilerine alternatifler önerebilir ki bazı durumlarda buna zorunludurlar. Sorumludur çünkü önerilerini dikkate alarak seçimleri yapacaklar onlara güvenmektedirler.\nMühendislerin ahlaki yükümlülükleri, en azından teknik tasarım eylemleri gibi bazı şeyler için toplumun tamamının mühendislere bağımlı olmasından kaynaklanır. Mühendislerin büyük bir sorumluluğu vardır, çünkü işlerini teknik yeterlilik ve etik taahhüdüyle yapmazlarsa, sadece bir kişi zarar görmez veya ölmez (bir doktor işini yapmamasının aksine), onlarca, yüzlerce, hatta binlerce kişi etkilenebilir.", + "question": "Mühendislik etiği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mühendislik etiği, mühendislerin mühendislik uygulamaları için geçerli olan ve mesleğe, topluma, işe, işverene, meslektaşlarına karşı uymaları gereken etik davranışlar bütünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2197", + "context": "Olay zinciri metodolojisi proje çizelgelerini etkileyen olayları ve olay zincirlerini tanımlama ve yönetmeye odaklanan bir belirsizlik modelleme ve zamanlama ağ analizi tekniğidir. Olay zinciri metodolojisi, kritik yol metodunun ve kritik zincir proje yönetiminin ötesinde bir gelişmedir.\nOlay zinciri metodolojisi, tahmin ve zamanlamada motivasyonel ve bilişsel önyargıların etkisini azaltmaya yardımcı olur.", + "question": "Event chain methodology nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Olay zinciri metodolojisi proje çizelgelerini etkileyen olayları ve olay zincirlerini tanımlama ve yönetmeye odaklanan bir belirsizlik modelleme ve zamanlama ağ analizi tekniğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2198", + "context": "Genleşme döngüleri, boru hatlarında esnekliğin arttırılmasını sağlayan en önemli yöntemlerden biridir. Sıcaklık farklılıklarından kaynaklanan ısıl gerilimin hat doğrultusuna dik monte edilen kollarla sönümlenmesini sağlar. ASME B31.3 319.7’de belirtildiği üzere genleşme döngüleri ve genleşme bağlantıları endüstrilerde en yaygın şekilde kullanılan ve tasarımcının kanaatinde olan iki yöntemdir. Genleşme döngüleri genleşme bağlantılarına göre daha çok hacim kaplasa da, daha güvenilir ve uzun ömürlü olduklarından daha çok tercih edilirler.\nGenleşme döngüleri simetrik veya asimetrik olabilirler. Simetrik döngüler genleşmeyi iki yönden eşit miktarda sönümleyebildikleri için asimetrik döngülere göre daha verimlidirler. Ama sahada mevcut bulunan boru ve döngü yollarından faydalanabilmek için asimetrik olanları da kullanılır.\n\nGenleşme döngüsü yapımı kararı alınırken aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır:\n\nAna borunun durumu\nProses şartları\nStandart ve prosedürler\nBağlantılardaki gerilim miktarı\nSabit desteklerdeki gerilim miktarı\nsafety Teknik emniyet 21 Temmuz 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. kuralları\nÇevre ve kirlilik\nMali analiz", + "question": "Genleşme döngüsü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Genleşme döngüleri, boru hatlarında esnekliğin arttırılmasını sağlayan en önemli yöntemlerden biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2199", + "context": "Geri bildirim, geri dönüş veya geri besleme, bir sürecin basamaklarındaki bir değişimin önceki bir basamağa etki etmesi ve neden-sonuç ilişkisi içerisinde bir döngü oluşturması olayına denir. Burada süreç sıcaklık ayarlı bir soba gibi fiziksel olabileceği gibi kan şekeri döngüsü gibi biyolojik, hatta paradokslarda olduğu gibi tamamen soyut olabilir.", + "question": "Geri bildirim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Geri bildirim, geri dönüş veya geri besleme, bir sürecin basamaklarındaki bir değişimin önceki bir basamağa etki etmesi ve neden-sonuç ilişkisi içerisinde bir döngü oluşturması olayına denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2200", + "context": "Köklerin yer eğrisi (İngilizce: Root Locus), kontrol teorisinde, bir kapalı çevrim transfer fonksiyonunun kutuplarının sistemin \n \n \n \n K\n \n \n {\\displaystyle K}\n \n kazancına göre değişimini gösteren çizimlerdir.", + "question": "Köklerin yer eğrisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Köklerin yer eğrisi (İngilizce: Root Locus), kontrol teorisinde, bir kapalı çevrim transfer fonksiyonunun kutuplarının sistemin \n \n \n \n K\n \n \n {\\displaystyle K}\n \n kazancına göre değişimini gösteren çizimlerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2201", + "context": "MÜDEK (açılımı: Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği), çeşitli disiplinlerdeki mühendislik eğitim programları için akreditasyon, değerlendirme ve bilgilendirme çalışmaları yapan bir dernektir. \nMÜDEK, mühendislik eğitim kalitesinin artırılması için çalışır ve bağımsız bir kuruluştur.\nMühendislik eğitimi veren fakülte dekanlarından oluşan Mühendislik Dekanları Konseyi (MDK) tarafından, mühendislik lisans programlarının değerlendirmesi için program yapma ve uygulama hedefiyle 2002'de Mühendislik Değerlendirme Kurulu MÜDEK adıyla kuruldu. \n2003'de ise mühendislik programlarının değerlendirmesine başlandı. MÜDEK 2007'de dernekleşti.\n17.12.2006'dan beri ise MÜDEK, Avrupa Mühendislik Eğitimi Akreditasyon Ağının (İngilizce: ENAEE - European Network for Accreditation of Engineering Education) bir üyesidir.\nMÜDEK'ten başka EUR-ACE® Etiketi verme yetkili kuruluşlar şunlardır:\n\nAAQ: Eğitim akreditasyonu ve kalite güvencesi için İsviçre ajansı, İsviçre\nAEER: Rusya Mühendislik Eğitimi Derneği, Rusya\nANECA: İspanya Ulusal Kalite Değerlendirme ve Akreditasyon Ajansı, İspanya\nARACIS: Romanya Yüksek Öğrenimde Kalite Güvencesi Ajansı, Romanya\nASIIN: Mühendislik, Bilişim, Doğa Bilimleri ve Matematik Eğitim Programları için Akreditasyon Kurumu, Almanya\nCTI: Mühendis Unvanları Komisyonu, Fransa\nEI: Mühendisler İrlanda, İrlanda\nEngC: Mühendislik Konseyi, İngiltere\nFINEEC: Yüksek Öğrenim Değerlendirme Kurulu KKA, Finlandiya\nKAUT: Teknoloji Üniversiteleri Akreditasyon Komisyonu, Polonya\nKazSEE: Kazakistan Mühendislik Eğitimi Derneği, Kazakistan\nOE: Mühendisler Sırası, Portekiz\nQUACING: Kalite Belgelendirme ve Akreditasyon Kurumu, İtalya\nZSVTS: Slovak Bilim ve Teknik Dernekleri Birliği, Slovakya\nMÜDEK ayrıca 15.06.2011'den beri de Washington Accord (WA) kuruluşununda imza yetkilisidir.", + "question": "MÜDEK nedir?", + "answers": { + "text": [ + "MÜDEK (açılımı: Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği), çeşitli disiplinlerdeki mühendislik eğitim programları için akreditasyon, değerlendirme ve bilgilendirme çalışmaları yapan bir dernektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2202", + "context": "Mühendislik bilim dalı ve meslektir. Güvenlik, insan faktörleri, fiziksel yasalari, düzenlemeleri, teknolojik çözümler tasarlamak, oluşturmak ve analiz etmek için bilimsel teorileri, matematiksel yöntemleri ve ampirik kanıtları uygular.", + "question": "Mühendisliğin ana hatları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mühendislik bilim dalı ve meslektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2203", + "context": "Mühendislik felsefesi, mühendisliğin ne olduğunu, mühendislerin ne yaptığını ve çalışmalarının toplumu nasıl etkilediğini ele alan ve bu nedenle etik ve estetik yönlerinin yanı sıra ontoloji, epistemoloji, vb. gibi bilim felsefesi veya teknoloji felsefesi'nde incelenebilecek konuları da içeren gelişmekte olan bir disiplindir.", + "question": "Mühendislik felsefesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mühendislik felsefesi, mühendisliğin ne olduğunu, mühendislerin ne yaptığını ve çalışmalarının toplumu nasıl etkilediğini ele alan ve bu nedenle etik ve estetik yönlerinin yanı sıra ontoloji, epistemoloji, vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2204", + "context": "Olay zinciri metodolojisi proje çizelgelerini etkileyen olayları ve olay zincirlerini tanımlama ve yönetmeye odaklanan bir belirsizlik modelleme ve zamanlama ağ analizi tekniğidir. Olay zinciri metodolojisi, kritik yol metodunun ve kritik zincir proje yönetiminin ötesinde bir gelişmedir.\nOlay zinciri metodolojisi, tahmin ve zamanlamada motivasyonel ve bilişsel önyargıların etkisini azaltmaya yardımcı olur.", + "question": "Olay zinciri metodolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Olay zinciri metodolojisi proje çizelgelerini etkileyen olayları ve olay zincirlerini tanımlama ve yönetmeye odaklanan bir belirsizlik modelleme ve zamanlama ağ analizi tekniğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2205", + "context": "Pantograf, ölçekli çizimde daha büyük veya daha küçük ölçekte numune çıkarmak için elle kullanılan maket ölçeklendirme aracıdır. CNC makinelerinin yaygınlaşmadığı dönemde oldukça popüler kullanım alanı bulunmaktaydı.\nDaha sonradan gelişen CNC donanımları ile birlikte Pantograf, CNC'nin yapamayacağı ince el hassasiyeti isteyen model çıkarma işlemleri için kullanılmış, bazı açılardan CNC modelleme veya CNC kullanım bilgisi gerektirmeyen, el işçiliğinin ve emeğin değerli olduğu özel üretim numuneler için kullanımı devam etmiştir.\nÖzellikle madeni para basımında, büyük ebatlı taslak numunelerin madeni para üzerine geçirilmesi için mastır kalıp uygulamalarında kullanımı, birçok ülkenin merkez bankasına bağlı darphanelerinde uygulaması halen daha devam etmektedir.", + "question": "Pantograf nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Pantograf, ölçekli çizimde daha büyük veya daha küçük ölçekte numune çıkarmak için elle kullanılan maket ölçeklendirme aracıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2206", + "context": "Bir proje yöneticisi, proje idaresi alanında bir profesyoneldir. Proje yöneticileri, mühendisliğin herhangi bir alanında, planlama, temin etme ve projenin yerine getirilmesinde sorumluluk sahibidir. Proje yöneticileri bir organizasyonun çeşitli departmanlarında meydana gelen problemlerin ya da uyumsuzlukların daha yüksek otoritelere ulaşmadan önce başvurulması gereken ilk merci noktasıdır.\nProje idaresi, proje yöneticisinin sorumluluğundadır. Bu kişi nihai sonucu meydana getiren olaylara nadiren direkt olarak müdahil olur, ancak karşılıklı etkileşim, çeşitli bölümlerin iş aşaması, sürecin idaresi, bütünün hatasını azaltacak bir yöntem biçimi ile sürece katkıda bulunmak için çabalar, faydaları azaltır ve maliyeti düşürmektedir.", + "question": "Proje yöneticisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bir proje yöneticisi, proje idaresi alanında bir profesyoneldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2207", + "context": "Suseptans elektrik ve elektronik devrelerinde kullanılan reaktif devre elemanlarının sanal iletkenliğidir. Terim ilk defa 1894 yılında Alman kökenli Amerikan bilim insanı Charles Proteus Steinmetz tarafından kullanılmıştır.\nBir devre elemanının empedansı şu şekilde gösterilir;\n\n \n \n \n Z\n =\n R\n +\n j\n ⋅\n X\n \n \n {\\displaystyle Z=R+j\\cdot X}\n \n\nBurada Z empedans, R rezistans (direnç) ve X reaktanstır. Empedans birimi ohm'dur.\nAdmittans empedansın çarpıma göre tersidir, yani;\n\n \n \n \n Y\n =\n \n \n 1\n Z\n \n \n \n \n {\\displaystyle Y={\\frac {1}{Z}}}\n \n\nEşlenik kullanılarak paydadan sanal operatör kaldırıldığında \n\n \n \n \n Y\n =\n \n \n 1\n Z\n \n \n =\n \n \n 1\n \n R\n +\n j\n X\n \n \n \n =\n \n (\n \n \n R\n \n \n \n R\n \n 2\n \n \n +\n \n X\n \n 2\n \n \n \n \n \n )\n \n +\n j\n \n (\n \n \n \n −\n X\n \n \n \n \n \n \n R\n \n 2\n \n \n +\n \n X\n \n 2\n \n \n \n \n \n )\n \n \n \n \n {\\displaystyle Y={\\frac {1}{Z}}={\\frac {1}{R+jX}}=\\left({\\frac {R}{\\;R^{2}+X^{2}}}\\right)+j\\left({\\frac {-X\\;\\;}{\\;R^{2}+X^{2}}}\\right)\\,}\n \n\nBurada Y admittans (iletkenlik) ve j sanal operatördür. Admittansın birimi siemens’tir (Kısaltması S). Denklemde admittansın hem reel hem de sanal iki terimi olduğu görülüyor. Suseptans sanal terimdir, yani\n\n \n \n \n B\n =\n Im\n ⁡\n (\n Y\n )\n =\n \n \n \n −\n X\n \n \n \n \n \n R\n \n 2\n \n \n +\n \n X\n \n 2\n \n \n \n \n \n =\n \n \n \n −\n X\n \n \n \n \n \n \n \n \n |\n Z\n |\n \n \n 2\n \n \n \n \n \n \n \n {\\displaystyle B=\\operatorname {Im} (Y)={\\frac {-X\\;}{\\;R^{2}+X^{2}}}={\\frac {-X~\\;}{~\\;\\left|Z\\right|^{2}}}}\n \n \nBurada B suseptansdır. Kısaca ifade edilirse,\n\n \n \n \n Y\n =\n G\n +\n j\n ⋅\n B\n \n \n \n {\\displaystyle Y=G+j\\cdot B\\,}\n \n\nDevre elemanlarının suseptansı;\n\n \n \n \n B\n =\n j\n ⋅\n C\n \n \n \n {\\displaystyle B=j\\cdot C\\quad }\n \n ve \n \n \n \n \n B\n =\n −\n j\n ⋅\n \n \n 1\n L\n \n \n \n \n \n {\\displaystyle \\quad B=-j\\cdot {\\frac {1}{L}}\\quad }\n \nşeklindedir.\nAdmittansın mutlak genliği ise:\n\n \n \n \n \n |\n Y\n |\n \n =\n \n \n \n G\n \n 2\n \n \n +\n \n B\n \n 2\n \n \n \n \n \n \n \n \n {\\displaystyle \\left|Y\\right|={\\sqrt {G^{2}+B^{2}\\;}}\\,}\n \n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Suseptans nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Suseptans elektrik ve elektronik devrelerinde kullanılan reaktif devre elemanlarının sanal iletkenliğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2208", + "context": "Yapay zekâ mühendisliği, makinelerin insan beyni gibi düşünmesine yönelik programlama yapan bir mühendislik dalıdır. Yapay zekâ mühendisleri temelde makinelere insan gibi düşünebilme, karar verebilme, duyguları ayrıştırabilme ve olayları mantıklı kararlara bağlayabilme gibi yetenekler kazandırmayı hedefler. Bu hedefler doğrultusunda makine öğrenme algoritmaları ve modelleri geliştirmektedirler.\nDil çevirisi, görsel algı (nesnelerin tanınması) ve duygu analizine dayalı reklamcılık bu mühendislik dalının bazı uygulamalarındandır. Bu çalışmaları veri mühendisleri ve veri bilimcileri ile koordineli şekilde yürütürler.", + "question": "Yapay zekâ mühendisliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yapay zekâ mühendisliği, makinelerin insan beyni gibi düşünmesine yönelik programlama yapan bir mühendislik dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2209", + "context": "Edebiyat, yazın veya literatür, dil aracılığıyla; duygu, düşünce, hayal, olay, durum veya herhangi bir olgunun edebî bir tarzda ve etkili bir şekilde yazılı veya sözlü anlatımını gerçekleştiren; malzemesi söz ve ses; muhatabı insan olan bir sanat dalıdır. Edebî yazılar yazan sanatçılara edebiyatçı denir. Daha kısıtlayıcı bir tanımla, edebiyatın; bir sanat formu olarak oluşturulan yazılar olduğu düşünülmüştür. Bunun nedeni, günlük kullanımdan farklı olarak edebiyatın, dil ürünü olmasıdır.\nEdebiyatın kendi içinde, ileti ve biçim farklılıkları yönünden ayrılan türleri vardır (şiir, roman, öykü, fıkra vb.). Edebi metinler özenli bir dil ile yazılır, özgündür; her edebi eser oluşturulduğu dönemin sosyopolitik özelliklerini taşır.\nEdebiyatın, Hint-Avrupa dil ailesinde kullanılan sözcük karşılıkları Latince \"literatura/litteratura\"dan türevlendirilmiştir. Literatura/litteratura ise Latincede mektup ve el yazısı anlamına gelen \"littera\" kelimesinden türemiştir. Yazın sözcüğü ise Türkçedir.\nEdebiyatın konuları; deneme, drama, söylence, öykü, roman ve şiirdir. Bazı edebiyat eserlerinde gerçeklik, kurmaca gerçeklik şeklindedir. Eseri ortaya koyan sanatçı gerçek hayattan esinlendiği olaylar ya da fikirler ile kendi kafasındakileri harmanlar. Bunun sonucunda eserler hem gerçek hayattan hem de sanatçının duygu, düşünce ve hayallerinden izler taşır. Edebiyat; genellikle yazılı ürünler için kullanılan bir terim olmasının yanında, aslında sözlü ürünleri de kapsayan bir genişliğe sahiptir. Bu şekilde yazılı olmayan ve halk anlatımlarıyla yaşayan edebiyata sözlü edebiyat adı verilmektedir.\n\nEdebiyat, kurgu veya gerçek algı temelinde sınıflandırılabilir. Yine edebî eserlerin tasnifindeki bir diğer ölçüt mevcut eserin manzum ya da nesir olmasıdır. Bu temel ölçütlerin yanında edebî eserler, büyüklük formlarına göre de farklı adlar altında toplanır. Örneğin öykü, roman, kısa öykü veya drama birbirinden uzunluk kısalık ilişkisiyle de ayrılabilir. Bunların yanında, tarihsel süreç içerisinde edebiyatın sınıflandırılmasında estetiğin ve tür-şekil ilişkisinin de dikkate alındığı gözlemlenmektedir. Zaman içerisinde edebiyat kavramı büyük bir değişim geçirmiştir. Bugün için yazın, yazılı olmayan sözlü sanat formlarını da kapsamaktadır. Son yıllarda sanal ortamın gittikçe yaygınlaşmasıyla, edebiyatın yeni bir kolu olan e-ortam edebiyatı ortaya çıkmıştır.", + "question": "Edebiyat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Edebiyat, yazın veya literatür, dil aracılığıyla; duygu, düşünce, hayal, olay, durum veya herhangi bir olgunun edebî bir tarzda ve etkili bir şekilde yazılı veya sözlü anlatımını gerçekleştiren; malzemesi söz ve ses; muhatabı insan olan bir sanat dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2210", + "context": "Alevi-Bektaşi Edebiyatı, Alevilik ve Bektaşilik inançlarının, felsefesinin, ritüellerinin ve toplumsal yaşamının edebi eserlere yansımasıdır. Anadolu'nun zengin kültürel mirasının önemli bir parçasını oluşturan bu edebiyat, genellikle sözlü gelenekle beslenir ve deme, nefes, deyiş, hikaye, fıkra gibi çeşitli türlerde kendini gösterir.\nAlevi-Bektaşi Edebiyatı, Alevilik ve Bektaşilik inançlarının etkisiyle şekillenen, zengin bir sözlü ve yazılı geleneğe sahip bir edebiyattır. Anadolu'nun kültürel ve dini dokusunu anlamak için önemli bir kaynaktır. Yüzyıllar boyunca Alevi-Bektaşi toplumunun inançlarını, değerlerini ve yaşam biçimini yansıtmış ve gelecek nesillere aktarılmasında önemli bir rol oynamıştır.", + "question": "Alevi-Bektaşi Edebiyatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Alevi-Bektaşi Edebiyatı, Alevilik ve Bektaşilik inançlarının, felsefesinin, ritüellerinin ve toplumsal yaşamının edebi eserlere yansımasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2211", + "context": "Edebiyat sosyolojisi, edebiyatın toplumsal üretimi ve etkilerini araştıran toplumbilim dalıdır. Kültür sosyolojisinin bir parçası olan dalın ana hatları Pierre Bourdieu'nün 1992 çıkışlı Les Règles de L'Art: Genèse et Structure du Champ Littéraire kitabında yer almaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Edebiyat sosyolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Edebiyat sosyolojisi, edebiyatın toplumsal üretimi ve etkilerini araştıran toplumbilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2212", + "context": "Yeraltı edebiyatı, toplumsal yapıya bir eleştiri niteliğinde bir edebi tür.\nBu eleştiri, kurgusal karakter aracılığıyla bir aykırılık ve başkaldırı olarak kendini gösterirken ana akım ve alternatif karşıtlığı oluşturur. \nCinsellik ve şiddet gibi temalarla 18. yüzyıldan itibaren görülen bu tür eserlerde argo kullanımı yaygındır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Yeraltı edebiyatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yeraltı edebiyatı, toplumsal yapıya bir eleştiri niteliğinde bir edebi tür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2213", + "context": "Astronomi, gök bilimi ya da gökbilim gök cisimlerinin kökenlerini, evrimlerini, fiziksel ve kimyasal özelliklerini açıklamaya çalışan doğa bilimi dalıdır. Astronominin sınırlı ve özel bir alanı olan gök mekaniği ile karıştırılmaması gerekir. Astronomi daha açık bir deyişle, yörüngesel cisimleri ve Dünya atmosferinin dışında gerçekleşen, yıldızlar, gezegenler, kuyrukluyıldızlar, kutup ışıkları, gökadalar ve kozmik mikrodalga arkaalan ışınımı gibi gözlemlenebilir tüm olay ve olguları inceleyen bilim dalıdır.\nAstronomi terimi Eski Yunanca'daki astron ve nomos (άστρον ve νόμος) sözcüklerinden türetilmiş olup \"yıldızların yasası\" anlamına gelir. Asteroitlerin ve kuyruklu yıldızların keşfindeki katkıları göz önüne alınırsa astronomi, amatörlerin de etkin bir rol oynayabildikleri seyrek bilim dallarından biridir.\nAstronomi yeryüzündeki en eski bilimlerden biri olarak kabul edilir. Arkeolojik bulgular, en eski çağlarda bile insanların gök hakkında bilgileri olduğunu ortaya koymaktadır. Cilalı Taş Devri'nde insanlar ekinoksların tekrarlayan özelliğini, mevsimlerle ilişkisini ve bazı takımyıldızları bilmekteydiler. Çağdaş gök bilimi gelişimini, özellikle Antik Çağ'daki ve onları izleyen matematikçilere ve Orta Çağ'ın sonunda keşfedilmiş gözlem aletlerine borçludur. Başlangıçta ayrılmaz bir ikili sayılan ve paralel olarak ilerleyen astroloji (günümüzde bir sözdebilim olarak kabul edilir) ve gök bilimi zamanla yollarını birbirlerinden ayırmak zorunda kalmışlardır.", + "question": "Astronomi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Astronomi, gök bilimi ya da gökbilim gök cisimlerinin kökenlerini, evrimlerini, fiziksel ve kimyasal özelliklerini açıklamaya çalışan doğa bilimi dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2214", + "context": "Astronomi haritaları, katalogları ve araştırmaları kronolojisi\n\nk. 1800 MÖ — Babil yıldız haritası (bakınız Babil yıldız katalogları)\nk. 1370 MÖ Babil gözlemleri MUL.APIN (astro kataloğu).\nk. 350 MÖ — Shi Shen yıldız kataloğu (800'den fazla içerik)\nk. 300 MÖ — Timocharis of Alexandria yıldız kataloğu\nk. 134 MÖ — Hipparkos detaylı yıldız haritası yaptı\nk. 150 — Batlamyus gezegen hareketleri gözlemlerini içeren geometri vekozmoloji yıldız kataloglaması Almagesti tamamladı.\nk. 705 — Dunhuang yıldız haritası, Dunhuang'daki Mogao Mağaralarından manuscript\nk. 750 — İlk Zij risalesi, Az-Zij ‛alā Sinī al-‛Arab, Ibrahim al-Fazari ve Muhammad al-Fazari tarafından yazıldı.\nk. 777 — Yakub bin Tarık'nin Az-Zij al-Mahlul min as-Sindhind li-Darajat Daraja\nk. 830 — Hârizmî'nin Zij al-Sindhind\nk. 840 — Fergânî'nin Compendium of the Science of the Stars\nk. 900 — Battanî'nin Az-Zij as-Sabi\n964 — Abdurrahman es-Sufî (Azophi)'nin yıldız kataloğu Sabit Yıldızlar Kitabı\n1031 — Birûni'nin al-Qanun al-Mas'udi, ilk planisphere projeksiyon kullanımı ve Usturlap kullanımını tartışması.\n1088 — İlk almanak Almanac of Azarqueilin Zerkâlî tarafından yazılması\n1115–1116 — Hazinî'nin Az-Zij as-Sanjarī\nc. 1150 — Gerardus Cremonensis, Zerkâlî'nin çalışmalarını temel alarak Toledo Cetvelleri'nı yazdı.\n1252–1270 — X. Alfonso Alfonso tablolarınının sıralaması kaydedildi\n1272 — Nasîrüddin Tûsî'nin Zij-i İlhani\n1395 — Cheonsang Yeolcha Bunyajido, Kral Taejo sıralamasına göre yıldız haritası oluşturdu.\nk. 1400 — Gıyaseddin Cemşid'nin Khaqani Zij\n1437 — Uluğ Bey'in Zij-i Sultani\n1551 — Erasmus Reinhold Prusenik tablolar\n16. yy. sonları — Tycho Brahe Batlamyus'un Almagesti güncelledi.\n1577–1580 — Takiyüddin'in Unbored Pearl\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Astronomi haritaları, katalogları ve araştırmaları kronolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Astronomi haritaları, katalogları ve araştırmaları kronolojisi\n\nk." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2215", + "context": "Astronomik adlandırma kuralları, gökcisimlerinin her birinin ayırt edici olarak adlandırılmasında kullanılan genel geçer kural ve prensipleri ifade etmektedir. Eski zamanlarda, yalnızca Güneş, Ay, birkaç yıldız ile kolaylıkla görülebilen gezegenlerin isimleri bulunmaktaydı. Son birkaç yüzyılda ise gelişen teknoloji ve araçlar vasıtasıyla milyarlarca yeni gök cismi keşfedildiğinden astronomların çok yüksek sayıdaki bu gök cisimlerini birbirinden ayırt edebileceği bir sistematiğe ihtiyaç duyulmuştur. Bununla birlikte, istisnai ve özellikli gök cisimlerinin daha kolay ayırt edilebilmesi amaçlanmıştır.\nUluslararası Astronomi Birliği (IAU) üzerlerinde bulunan herhangi bir yüzey özelliği dahil olmak üzere yıldızlar, gezegenler ve küçük gezegenler gibi gök cisimlerinin belirlenmesi ve adlandırılmasında kabul edilen bir kuruluştur. Astronomik cisimler için açık isimlerin kullanılması ihtiyacına binaen çeşitli türlerdeki cisimler için bazı sistematik adlandırma kuralları ortaya koymuştur.", + "question": "Astronomik adlandırma kuralları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Astronomik adlandırma kuralları, gökcisimlerinin her birinin ayırt edici olarak adlandırılmasında kullanılan genel geçer kural ve prensipleri ifade etmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2216", + "context": "Büyük patlama teorisi'nin tarihi, büyük patlamanın gözlemlenmesi ve teorik değerlendirmesinin yapılmasıyla başladı. Kozmolojideki teorik çalışmaların çoğu artık temel Büyük Patlama modeline yapılan iyileştirmeleri içermektedir. Teorinin kendisi aslında Belçikalı Katolik rahip, matematikçi, astronom ve fizik profesörü Georges Lemaître tarafından resmîleştirilmiştir.", + "question": "Büyük patlama teorisinin tarihi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Büyük patlama teorisi'nin tarihi, büyük patlamanın gözlemlenmesi ve teorik değerlendirmesinin yapılmasıyla başladı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2217", + "context": "Çakıl birikimi, çapı santimetreden metreye kadar değişen parçacıkların, diskte bulunan gazdan kaynaklanan aerodinamik sürükleme ile güçlendirilen bir protogezegensel diskte gezegenimsiler halinde birikmesidir. Bu sürükleme, küçük cisimlerin bazılarının daha büyük cisimlerin yanından geçerken göreceli hızlarını azaltarak kütle çekiminden kaçmasını engeller. Bu taşlar daha sonra spiral çizerek ya da çeken cismin yüzeyine doğru yerleşerek birikir. Bu süreç, büyük cisimlerin malzeme biriktirebileceği alanı artırarak büyümeyi hızlandırır. Gezegenimsi cisimlerin bu yolla hızlı büyümesi, gaz diskinin dağılmasından önce dış Güneş Sistemi'nde dev gezegen çekirdeklerinin oluşmasını sağlar. Buz çizgisini geçtikten sonra su buzunu kaybeden çakıl taşlarının boyutlarındaki azalma ve Güneş'ten uzaklaştıkça azalan gaz yoğunluğu, iç Güneş Sistemi'ndeki çakıl taşı yığılma oranlarını yavaşlatarak daha küçük karasal gezegenlerin, küçük kütleli Mars cisimlerinin ve düşük kütleli asteroit kuşağının oluşmasına neden olur.", + "question": "Çakıl birikimi (astronomi) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çakıl birikimi, çapı santimetreden metreye kadar değişen parçacıkların, diskte bulunan gazdan kaynaklanan aerodinamik sürükleme ile güçlendirilen bir protogezegensel diskte gezegenimsiler halinde birikmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2218", + "context": "Devinim; bir jiroskopun veya bir topacın hareketiyle ilişkili ve bir dönen gövdenin dönme ekseninin, dönme eksenine kesişen bir çizgi etrafında nispeten yavaş bir dönüşünden meydana gelen bir olgu.\nBazı bağlamlarda Dünya'nın deneyimlediği önermeye, bu tür önlemenin astronomik gözlem üzerindeki etkilerine veya yörünge nesnelerinin önlenmesine atıfta bulunabilir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Devinim (astronomi) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Devinim; bir jiroskopun veya bir topacın hareketiyle ilişkili ve bir dönen gövdenin dönme ekseninin, dönme eksenine kesişen bir çizgi etrafında nispeten yavaş bir dönüşünden meydana gelen bir olgu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2219", + "context": "Devinim Yılı, Kusursuz Yıl veya Büyük Yıl; NASA tarafından yapılan tanıma göre, 'Ekinoksun bir döngüsünün, ekliptik üzerinde tamamladığı (tahmini) 25800 Dünya Yıllık zaman Periyodudur' ve ayrıca Platon Yılı olarak da tanımlanmaktadır. Kaç dünya yılı olduğu, kaynaklara göre değişkenlik gösterir.", + "question": "Devinim yılı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Devinim Yılı, Kusursuz Yıl veya Büyük Yıl; NASA tarafından yapılan tanıma göre, 'Ekinoksun bir döngüsünün, ekliptik üzerinde tamamladığı (tahmini) 25800 Dünya Yıllık zaman Periyodudur' ve ayrıca Platon Yılı olarak da tanımlanmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2220", + "context": "Fotometri bir astronomik nesnenin ışık akısı veya elektromanyetik radyasyonunun yoğunluğunun ölçülmesi ile ilgili bir astronomi tekniğidir.\nFotometri, Yunanca photo- (“ışık”) ve -metry (“ölçüm”) kelimelerinden türemiştir. Fotometri astronomide, astronomik objelerden gelen ışığın akısını ya da yoğunluğunu ölçmek için kullanılır. Işık ölçümü genellikle fotoelektrik etki ile cisimlerden gelen ışığı teleskoplara bağlı olan CCD fotometre veya fotoelektrik fotometre gibi elektronik cihazlar kullanılarak elektrik akımına dönüştürülmesiyle yapılır. Bilinen parlaklıktaki ve renkteki standart yıldızlara (veya diğer ışık kaynaklarına) göre kalibre edildiğinde, fotometreler göksel nesnelerin parlaklığını veya görünen kadirini ölçebilir.\nFotometri yapmak için kullanılan yöntemler, çalışılan dalga boyu büyüklüğüne bağlıdır. En temelde fotometri, ışığı toplayıp özel fotometrik optik bant geçiren filtrelerden geçirerek ve daha sonra ışığa duyarlı bir aletle ışık enerjisini yakalayıp kaydederek gerçekleştirilir. Gözlemlerin doğru şekilde karşılaştırılmasını sağlamak için standart geçiş bandı setleri (fotometrik sistem olarak adlandırılır) tanımlanır. Daha gelişmiş bir teknik, bir spektrofotometre ile ölçülen ve hem radyasyon miktarını hem de ayrıntılı spektral dağılımını gözlemleyen spektrofotometridir.\nFotometri, ayrıca değişen yıldız gözlemlerinde, bir hedef nesnenin ve yıldız alanındaki yakın yıldızların parlaklığını aynı anda ölçen fark fotometrisi veya hedef nesnenin parlaklığını bilinen sabit büyüklüklere sahip yıldızlarla karşılaştırarak rölatif fotometri gibi çeşitli teknikler ile kullanılabilir. Röltativ fotometri ile çoklu bant geçiren filtrelerin kullanımına mutlak fotometri denir. Zamana karşı bir parlaklık grafiği, parlaklık değişikliklerine neden olan fiziksel süreç hakkında önemli bilgiler veren hafif bir eğri üretir. Hassas fotoelektrik fotometreler yıldız ışığını 0.001 büyüklükte ölçebilir.\nYüzey fotometrisi tekniği, görünür büyüklüğü ölçen gezegenler, kuyruklu yıldızlar, bulutsular veya galaksiler gibi geniş nesnelerle de kullanılabilir.", + "question": "Fotometri (astronomi) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fotometri bir astronomik nesnenin ışık akısı veya elektromanyetik radyasyonunun yoğunluğunun ölçülmesi ile ilgili bir astronomi tekniğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2221", + "context": "Galaktik çeyrek daire, Samanyolu Galaksisi'nin içerisindeki dört dairesel bölümden biridir. Gerçek astronomik uygulamada, galaktik çeyrek dairelerin tasviri, Güneş'i haritalama sisteminin kutbu olarak yerleştiren galaktik koordinat sistemine dayanır. Bu nedenle bugüne kadar yapılan bütün gözlemler Dünya ve Güneş Sistemi'ne dayandığından Galaktik Merkez yerine güneş kullanılır.\nÇeyreğe ait bölümler sayı kullanarak tanımlanır. Güneşten başlayıp galaktik merkeze doğru ilerleyen ışın 0 derece (°) olarak kabul edilir.\n\n1. galaktik kadran– 0° ≤ l ≤ 90°\n2. galaktik kadran– 90° ≤ l ≤ 180° \n3. galaktik kadran– 180° ≤ l ≤ 270° \n4. galaktik kadran– 270° ≤ l ≤ 360° \n\nDünyanın galaksideki konumu nedeniyle, 2. galaktik çeyrek sadece kuzey yarımküreden görülebilirken, 4. galaktik çeyrek ise çoğunlukla sadece güney yarımküreden görülebilir. Bu nedenle, amatör gökyüzü gözlemcileri için göksel çeyrekleri kullanması genellikle daha pratiktir. Dünya'dan bakıldığında galaktik çeyreklerin sınırlarının nerede olduğunu kabaca belirlemek için ana takımyıldızlarına bakılabilir.\n\n0° için Yay takımyıldızın referans alınabilir. (Galaktik merkez)\n90° için Kuğu takımyıldızı referans alınabilir.\n180° için Arabacı takımyıldızı referans alınabilir. (Galaktik antimerkez)\n270° için Vela takımyıldızı referans alınabilir.\nBelirtilen bu takımyıldızları üzerinden hayali bir çizgi çizilerek galaktik ekvator tespit edilebilir.", + "question": "Galaktik çeyrek daire nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Galaktik çeyrek daire, Samanyolu Galaksisi'nin içerisindeki dört dairesel bölümden biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2222", + "context": "Geri yönlü hareket, genel olarak, astronomik bir nesnenin kütle çekimi altında bulunduğu birincil cismin dönüş yönüne göre tam tersi yönündeki yörünge veya dönme hareketi olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca bir nesnenin dönme ekseninin salınımı veya üğrümü gibi diğer hareketleri de tanımlayabilir.\nİleri yönlü hareket ise, birincil cismin dönüşüyle aynı yönde olan daha olağan bir harekettir.\nBununla birlikte, söz konusu hareket yönleri, birincil cisim dışındaki diğer başka nesnelere göre de tanımlanabilmektedir. Dönüş yönü, uzaktaki sabit yıldızlarda olduğu gibi eylemsiz bir referans noktasına göre belirlenir.\nGüneş Sistemi'nde tüm gezegenlerin ve kuyruklu yıldızlar hariç diğer birçok nesnenin Güneş etrafındaki yörüngeleri doğrusaldır. Bu cisimler Güneş'in kendi ekseni etrafında döndüğü yönde olmak üzere Güneşin çevresinde dönerler. Bir başka deyişle Güneş'in kuzey kutbundan bakıldığında saat yönünün tersinde dönerler. Venüs ve Uranüs hariç, gezegenlerin kendi eksenleri etrafındaki dönüşleri de doğrusaldır. Doğal uyduların çoğu çevresinde döndükleri gezegenlere göre doğrusal yörüngelere sahiptir. Uranüs'ün doğrusal uyduları Uranüs'ün döndüğü yönde, fakat Güneş'e göre ters yönlü yörüngede dolanırlar. Neredeyse tüm düzenli uydular gelgit kilitlidir ve bu nedenle doğrusal dönüşe sahiptir. Neptün'ün ters yönlü uyduları, oldukça büyük ve gezegene yakın olan Triton uydusu hariç, genellikle küçük ve gezegenlerinden uzaktır. Tüm ters yönlü uyduların, gezegenleri tarafından yakalanmadan önce ayrı olarak oluştukları düşünülmektedir.\nDünya'nın düşük eğimli yapay uydularının çoğu doğrusal bir yörüngeye yerleştirilmiştir, çünkü bu durumda yörüngeye ulaşmak için daha az itici yakıt ihtiyacı ortaya çıkmakta olduğundan daha ekonomik bir yöntemdir.", + "question": "Geri ve ileri yönlü hareket nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Geri yönlü hareket, genel olarak, astronomik bir nesnenin kütle çekimi altında bulunduğu birincil cismin dönüş yönüne göre tam tersi yönündeki yörünge veya dönme hareketi olarak tanımlanmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2223", + "context": "Gezegensel göç, bir yıldızın çevresindeki bir gezegen veya diğer bir nesnenin yakın bölgelerdeki gezegenimsiler veya gaz diski ile etkileşime girmesi sonucu özellikle yarı büyük eksenleri veya diğer yörünge parametlerinin bozuluma uğramasıyla meydana gelmektedir. Gezegensel göç, sıcak Jüpiterlerin (Jüpiter kütleli ancak yörüngeleri yalnızca birkaç günlük ötegezegenler) en olası açıklamasıdır. Ön gezegen diskinden gezegen oluşumuna ilişkin genel kabul gören teori, bu tür dev gezegenlerin yıldızlarına bu kadar yakın oluşamayacağını, nitekim bu kadar küçük yarıçaplarda yeterli kütle bulunmadığını ve sıcaklığın kayalık veya buzlu gezegenimsilerin oluşumuna izin vermeyecek kadar yüksek olduğunu öngörmektedir.\nKarasal kütleli gezegenler, gaz diski hala mevcutken oluşurlarsa hızlı bir şekilde yıldızına, yani içe doğru göçe maruz kalabilirler. Bu durum, eğer bu gezegenler çekirdek birikim mekanizması yoluyla oluşuyorsa, kütleleri 10 ila 1000 Dünya kütlesi mertebesinde olan dev gezegenlerin çekirdeklerinin oluşumunu etkileyebilmektedir", + "question": "Gezegensel göç nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gezegensel göç, bir yıldızın çevresindeki bir gezegen veya diğer bir nesnenin yakın bölgelerdeki gezegenimsiler veya gaz diski ile etkileşime girmesi sonucu özellikle yarı büyük eksenleri veya diğer yörünge parametlerinin bozuluma uğramasıyla meydana gelmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2224", + "context": "Gezegensel koordinat sistemi (aynı zamanda planetografik, planetodezik veya planetosentrik olarak da adlandırılır), Dünya dışındaki gezegenler için coğrafi, jeodezik ve yermerkezli koordinat sistemlerinin genelleştirilmesidir. Ay için selenografik koordinatlarda olduğu gibi, diğer katı gök cisimleri için de benzer koordinat sistemleri tanımlanmıştır. Güneş Sistemi'ndeki neredeyse tüm katı cisimler için koordinat sistemleri; Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter'in dört Galilei uydusu ve Neptün'ün en büyük uydusu Triton dahil olmak üzere, RAND Corporation'dan Merton E. Davies tarafından oluşturulmuştur. Planetary datum (Gezegensel referans sistemi), Mars datum (Mars referans sistemi) gibi diğer gezegensel cisimler için jeodezik sistemlerin bir genellemesidir. Referans meridyeni için belirli bir krater veya sıfır seviye yüzeyi olarak en uygun eş yerpotansiyeli gibi sabit koordinatlara sahip fiziksel referans noktalarının veya yüzeylerin belirlenmesini gerektirir.", + "question": "Gezegensel koordinat sistemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gezegensel koordinat sistemi (aynı zamanda planetografik, planetodezik veya planetosentrik olarak da adlandırılır), Dünya dışındaki gezegenler için coğrafi, jeodezik ve yermerkezli koordinat sistemlerinin genelleştirilmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2225", + "context": "Gökküre, Gökbilim ve seyrüseferde, Dünya'yla eşmerkezli ve eşeksenli, devasa çaplı varsayımsal bir küredir. Gökyüzündeki tüm cisimlerin iç yüzeyinde yer aldığı bir küre şeklinde düşünülebilir. Gök ekvatoru yer ekvatoruyla, gök kutupları da yerin kutup noktalarıyla aynı doğrultuda çakışıktır. Gökküre yansıtması gökcisimlerinin konumlarının belirlenmesi için çok pratik bir yöntemdir.\nAristocu ve Batlamyuscu modellerde gökküre, varsayımsal bir geometrik yansıtmadan farklı olarak fiziksel bir gerçeklik gibi düşünülmüştür.\nDünya kendi ekseni etrafında batıdan doğuya bir defada 23 saat 56 dakikada döner.\nGök küre ve üzerindeki bütün objeler Göksel Kutup etrafında aynı zamanda doğudan \nbatıya dönüş yönünde görülür. Bu günlük bir harekettir. Bu nedenle yıldızlar doğudan doğar. Kuzey-Güney hattında (meridyen) zirvesine ulaşır. Batı'da da batar.\nSonraki gecede özel bir yıldız doğudan tekrar yükselir fakat bizim normal saatimiz\n24 saat 0 dakika döngüsüyle çalışır. O bunu 4 dakika daha erken yapar. Sonraki geceye\nkadar fark 8 dakika olacaktır. Böylece takip eden her gece(ya da gündüz)ile ileride\nolacaktır. Saatlerimizin ayarlanmamış açık görünen nedeniyle Güneş hala gökyüzünde durmuyordur. Yıldızların yaptığı gibi, yaklaşık 1°doğu tarafına doğru hareket\neder. Çünkü 1° lik açı zamanda 4 dakikaya uymaktadır (360°=24 saat). Bu nedenle biz güneşi tekrar meridyenin arkasında görebilmek için 4 dakikalık bir extra zamana ihtiyaç duyarız. Bu nedenle normal saatler, Güneş'e ait zamanı gösterir. Yıldız \nhareketlerini çalışan Astronomlar saatlerinin yıldızlarla hesaplanan ve 23 saat 56 dakikalık bir dönemde çalışan zamanı göstermesini isteyebilirler.", + "question": "Gökküre nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gökküre, Gökbilim ve seyrüseferde, Dünya'yla eşmerkezli ve eşeksenli, devasa çaplı varsayımsal bir küredir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2226", + "context": "Aşağıdaki liste yıl içindeki başlıca göktaşı (meteor) yağmurlarının tarihe göre sıralanmış listesidir:\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Göktaşı yağmurları listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aşağıdaki liste yıl içindeki başlıca göktaşı (meteor) yağmurlarının tarihe göre sıralanmış listesidir:\n\n\n== Kaynakça ==." + ], + "answer_start": [ + -1 + ] + } + }, + { + "id": "2227", + "context": "Güneş geometrisi, güneş ışınları ile yeryüzündeki çeşitli düzenlemelerin yapmış olduğu açıları içerir. Mevsimler, Dünya yüzeyine çarpan güneş radyasyonunun yoğunluğundaki değişikliklerden kaynaklanır. Bu uygulama, enlem ve tarihi değiştirerek ve Güneş açısının ve güneş yoğunluğunun nasıl tepki verdiğini inceleyerek bu değişiklikleri denetlemenizi sağlar.", + "question": "Güneş geometrisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Güneş geometrisi, güneş ışınları ile yeryüzündeki çeşitli düzenlemelerin yapmış olduğu açıları içerir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2228", + "context": "Karakteristik uçuş hızı (aynı zamanda uçuş hızı ya da karakteristik hız), uzay yolculuklarının tanımlayan önemli katsayılarındandır ve uçuşu sonuçlandırmak için gereken toplam hız değişikliğine (manevraların toplamına) denir. Birimi genelde km/sn'dir. Alçak Dünya yörüngesine ulaşabilmek için bu hız yaklaşık 8 km/sn, Dünya'dan kurtulmak içinse 11,2 km/sn'dir. Her iki değer de ideal şartları yansıtır; normalde %10 ilâ %20'lik kayıplar da hesâba katılmalıdır. Apollo programı'nın Ay'a gidip gelmesi için bu hız 20 km/sn cıvârındaydı.\nVerilen bir uçuş için gereken kütle oranı, uçuş hızının roket itiş sisteminin etkili çıkış hızıyla üstel bir oranda olduğundan yüksek uçuş hızları kimyâsal roketlerle çabucak aşırı pahalı olurlar. Dolayısıyla uçuş hızı, taşınan yükle birlikte bir uzay uçuşunun genel zorluğunu değerlendirmekte temel bir katsayıdır. Başında yüksek uçuş hızından dolayı pratikte uygulanamaz görülen uzay uçuşları, kimi zaman değişik metotlarla mümkün olabilirler. Bunlar yolculuk sırasında gezegenlerle çekim yardımı buluşmaları, atmosfer frenlemesi, kademelerle ara vererek yolculuğu tamamlama gibi metotlardır. Bunlardan kimileri astronotik kitaplarında, meselâ Arthur C. Clarke'ın Gezegenlerarası uçuş'u ve benzeri kitaplarda açıklanmıştır.", + "question": "Karakteristik uçuş hızı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karakteristik uçuş hızı (aynı zamanda uçuş hızı ya da karakteristik hız), uzay yolculuklarının tanımlayan önemli katsayılarındandır ve uçuşu sonuçlandırmak için gereken toplam hız değişikliğine (manevraların toplamına) denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2229", + "context": "Kavuşum günü (veya kavuşum dönüş periyodu veya güneş günü) bir gök cisminin yörüngesinde dolandığı yıldıza göre bir kez dönmesi için geçen süredir ve güneş zamanının temelini oluşturur. Kavuşum günü, uzak yıldızlara göre tam bir dönüş olan ve yıldız zamanının temelini oluşturan yıldız gününden farklıdır.\nKütleçekimsel olarak kilitli bir gezegen söz konusu olduğunda, aynı yüzü her zaman ana yıldızına bakar ve kavuşum günü sonsuzdur. Bununla birlikte yıldız günü, yörünge periyoduna eşittir.", + "question": "Kavuşum günü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kavuşum günü (veya kavuşum dönüş periyodu veya güneş günü) bir gök cisminin yörüngesinde dolandığı yıldıza göre bir kez dönmesi için geçen süredir ve güneş zamanının temelini oluşturur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2230", + "context": "Kuzey Göksel Yarımküre veya Kuzey Gökyüzü, dünyanın yüzeyini çevreleyen Göksel Küre'nin kuzeyde kalan yarısına verilen isimdir ve kuzey yarımküre gökyüzünde görülmüş olan gök cisimlerini ve gök olaylarını kapsar. Güney Yarımküre'deki karşılığına Güney Göksel Yarımküre adı verilir.\nGöksel yarımküre'nin tamamının gözlemlenebilmesi için gözlemcinin Kuzey Kutbu'na yakın bir noktada konumlanması gerekmektedir. Göksel kürenin konumu nedeniyle içerisindeki gözlemlenebilir gökyüzü gözlemci güneye doğru indikçe azalır. Ekvator bölgesinde bulunan bir gözlemci hem Kuzey Göksel Yarımküre'ye hem de Güney Göksel Yarımküre'ye ait olan gök cisimlerin ekvatora yakın olanlarını gözlemleyebilir. Örneğin dairesel yıldız olarak kabul edilen Büyükayı ve Cassiopeia gibi bazı takımyıldızları bu göksel yarımküre içerisindeki herhangi bir bölgeden yılın herhangi bir zamanı görülebilirken, Güney Göksel Yarımküre içerisinde sadece yılın belirli zamanlarında ekvatora yakın bölgelerde gözlemlenebilir.\nKuzey Yarımküre'de bilinen Büyük Ayı ve Küçük Ayı gibi ünlü takımyıldızlarının büyük bir kısmı Kuzey Göksel Yarımküre'nin parçasıdır.", + "question": "Kuzey Göksel Yarımküre nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kuzey Göksel Yarımküre veya Kuzey Gökyüzü, dünyanın yüzeyini çevreleyen Göksel Küre'nin kuzeyde kalan yarısına verilen isimdir ve kuzey yarımküre gökyüzünde görülmüş olan gök cisimlerini ve gök olaylarını kapsar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2231", + "context": "Radyatif transfer elektromanyetik radyasyon formunda fiziksel bir enerji transferi olayıdır. Radyasyon bir ortam boyunca yayılırken\nabsorbsiyon, emisyon ve saçılma işlemlerinden etkilenir. Işınım Taşınım Denklemi bu etkileşimleri matematiksel olarak tanımlar. Radyatif Transfer Denklemi optik, astrofizik, atmosfer bilimi ve uzaktan algılama gibi çok çeşitli konularda uygulanmaktadır. Radyatif Transfer Denkleminin (RTD) analitik çözümleri basit durumlar için mevcuttur, ancak daha gerçekçi ortamlar için karmaşık çoklu saçılma parametreleri ile sayısal yöntemler gereklidir. Bu makale büyük ölçüde radyasyon dengesinin durumuna odaklanmıştır.", + "question": "Radyatif transfer nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Radyatif transfer elektromanyetik radyasyon formunda fiziksel bir enerji transferi olayıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2232", + "context": "Sinodik ay Ay evrelerinin kendini tekrar etmesi için geçen süredir. Ay takviminin esas aldığı ay da sinodik aydır. Bu süre iki sürenin toplamıdır:\n\nAy'ın Dünya çevresinde 3600 derecelik bir tam dönüş süresi (yıldızlara göre ay süresi)\nBu süre içinde Dünya Güneş çevresinde yer değiştirdiği için Güneş'e göre açı değişikliğinden ileri gelen süre\nAy Dünya çevresindeki dönüşünü 27 gün 7 saat 43 dakika 11.6 saniyede tamamlar. Ancak aynı süre içinde Dünya'nın Güneş'e göre açısı da değişmiştir. Bu sebepten Ay'ın Güneş'e göre aynı konuma gelmesi için ortalama olarak 2.3 gün daha geçmesi gerekir. Bu iki sürenin toplamı ortalama olarak 29 gün 12 saat 44 dakika 2.8 saniyedir. Ancak bu süre uzun süreli ortalamadır. Çünkü Ay'ın Dünya çevresindeki yörüngesi eliptiktir ve Kepler'in 2. yasasına göre Ay'ın elips üzerindeki sürati de değişkendir. En kısa sinodik ay 29 gün 4 saat 19 dakika ve en uzun sinodik ay da 29 gün 22 saat 19 dakikadır. Yandaki şekilde 2000-2018 yılları arasında sinodik ay süreleri gösterilmiştir. (Bu şekilde noktadan sonra gelen sayı saat değil, ondalık kesirdir)\nAy evreleri hesaplanırken, esas alınan süre sinodik aydır.", + "question": "Sinodik ay nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sinodik ay Ay evrelerinin kendini tekrar etmesi için geçen süredir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2233", + "context": "Spat astronomide ve geometride iki farklı ölçü birimidir. Her iki birim de MKS sisteminde kullanılmamaktadır.\n\nAstronomi: Simgesi S\n\n \n \n \n S\n =\n \n 10\n \n 9\n \n \n k\n m\n \n \n {\\displaystyle S=10^{9}km}\n \n\nGüneş-Dünya uzaklığı yaklaşık olarak 150 milyon km olduğundan aynı uzaklık spat cinsinden\nS=0.15 spat\n\nGeometri: Simgesi sp\nBir kürenin toplam yüzey alanı bir spattır. \n\n \n \n \n s\n p\n =\n 4\n π\n \n s\n t\n e\n r\n a\n d\n y\n a\n n\n \n \n {\\displaystyle sp=4\\pi \\quad steradyan}\n \n\n \n \n \n s\n p\n ≈\n 41252\n \n d\n e\n \n g\n \n 2\n \n \n \n \n {\\displaystyle sp\\approx 41252\\quad deg^{2}}", + "question": "Spat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Spat astronomide ve geometride iki farklı ölçü birimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2234", + "context": "Stefan Boltzmann yasası bir nesnenin sıcaklığı ile yaptığı ışınım arasındaki ilişkiyi veren bir fizik yasasıdır. Josef Stefan (1835-1893) bu ilişkiyi ortaya koymuş, öğrencisi Ludwig Boltzmann (1844-1906) ise ilişkinin kuramsal temelini oluşturmuştur.", + "question": "Stefan-Boltzmann yasası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Stefan Boltzmann yasası bir nesnenin sıcaklığı ile yaptığı ışınım arasındaki ilişkiyi veren bir fizik yasasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2235", + "context": "T Coronae Borealis (kısaca: T CrB) Corona Borealis Takımyıldızı sınırları içerisinde bulunan tekrarlayan bir novadır. İlk olarak 1886 yılında John Birmingham tarafından patlama sırasında keşfedilmiştir. Her seksen yılda bir meydana geldiği tahmin edilmektedir. En son 1946 yılında gök bilimciler tarafından gözlemlenmiştir.\nT CrB aslında 10 kadir parlaklığa sahiptir fakat nova aşamasına geldiğinde yıldızın parlaklığında bir artış görülür. 1866'daki patlamada 2 kadir, 1943'daki patlamada ise 3 kadir parlaklığa ulaşmıştır. Yıldızın bir sonraki patlamasının 2024 yılının Nisan ve Eylül ayları arasında olacağı tahmin edilmektedir.\nNova'nın faaliyetine ilişkin daha eski kayıtlar da bulunmaktadır. 1217 yılında Abbott Burchard, 1787 yılında ise Rahip Francis Wallanston Corona Borealis yakınlarında benzer bir faaliyet rapor etmiştir.", + "question": "T Coronae Borealis nedir?", + "answers": { + "text": [ + "T Coronae Borealis (kısaca: T CrB) Corona Borealis Takımyıldızı sınırları içerisinde bulunan tekrarlayan bir novadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2236", + "context": "Uluslararası Jeofizik Yılı (İngilizce: International Geophysical Year; IGY), 1 Temmuz 1957 tarihinde başlayıp 31 Aralık 1958'ye kadar süren uluslararası bilimsel proje. Batı Bloku ve Doğu Bloku'nun oluştuğu ve bilimsel değişimin ciddi kesintiye uğradığı Soğuk Savaş döneminde, 1953 yılında Sovyetler Birliği lideri Joseph Stalin'in ölümünden meydana gelen ve Barış içinde bir arada yaşama olarak isimlendirilen yumuşama döneminde işbirliği için yeni bir dönem açıldı. Çin'in Çin Cumhuriyeti (Tayvan)'ın katılımını protesto için katılmadığı proje, 67 ülkenin katılımıyla gerçekleşti. Doğu ve Batı ilgili uluslararası örgütün genel sekreteri olarak Belçikalı Marcel Nicolet'i seçtiler.\nIGY, toplamda on bir yer bilimi konu ve alanını kapsıyordu: Kutup ışıkları, Gök aydınlığı, Kozmik ışın, İyonosferik Fizik, Yerçekimi, Yerin manyetik alanı, Enlem ve Boylam tespitleri (hassas haritalama), Meteoroloji, Oşinografi, Sismoloji ve Güneş aktivitesi.\nSovyetler Birliği ve ABD, IGY için yapay uydular fırlattılar. 4 Ekim 1957 tarihinde fırlatılan Sovyetler Birliği'nin Sputnik 1 uydusu ilk başarılı yapay uydu oldu. IGY etkinliklerinde elde edilen diğer önemli başarılar, Van Allen radyasyon kemeri'nin keşfi, levha hareketlerinin önemli bir onayı olan okyanus ortası sırtların denizaltıyla keşfi oldu. Ayrıca insanlı uzay uçuşları için son derece tehlikeli olabilecek, sert güneş zerresi radyasyonunun nadir olay olduğu algılandı.", + "question": "Uluslararası Jeofizik Yılı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uluslararası Jeofizik Yılı (İngilizce: International Geophysical Year; IGY), 1 Temmuz 1957 tarihinde başlayıp 31 Aralık 1958'ye kadar süren uluslararası bilimsel proje." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2237", + "context": "Fizikte Wien yasası siyah cisim radyasyonunda sıcaklık ile ışık dalga boyu arasındaki ilişkiyi veren bir fizik yasasıdır. (Yer değiştirme yasası olarak da bilinir.) Yasa adını Alman bilim insanı Wilhelm Wien'den (1864-1928) alır.", + "question": "Wien yasası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fizikte Wien yasası siyah cisim radyasyonunda sıcaklık ile ışık dalga boyu arasındaki ilişkiyi veren bir fizik yasasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2238", + "context": "Yansıtabilirlik ya da Albedo (Latince albus = beyaz), yüzeylerin yansıtma gücü; veya bir yüzeyin üzerine düşen elektromanyetik enerjiyi yansıtma kapasitesi. Genel olarak güneş ışığını yansıtma kapasitesi için kullanılır. Albedo, cismin yüzey dokusuna, rengine ve alanına bağlı olarak değişir. Elektromanyetik tayfın tümünde veya belirli bir bölümünde hesaplanabilir.\nUzaydan dünyamıza bakıldığında, bulutlar parlak, okyanus yüzeyi ise genelde koyu olarak gözükür. Beyaz bulutlar üzerlerine düşen ışığın büyük bölümünü yansıtırlar; yani albedoları yüksektir. Deniz yüzeyi ise üzerine düşen ışığın büyük bölümünü emer, ancak çok küçük bölümünü yansıtır; yani albedosu düşüktür. Gezegenimizin yüzeyinde en yüksek albedo oranına sahip olan cisimler arasında kar ve kum sayılabilir. En düşük albedo değerlerine ise yeni sürülmüş nemli topraklarda ve ormanlık alanlarda rastlanır.", + "question": "Yansıtabilirlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yansıtabilirlik ya da Albedo (Latince albus = beyaz), yüzeylerin yansıtma gücü; veya bir yüzeyin üzerine düşen elektromanyetik enerjiyi yansıtma kapasitesi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2239", + "context": "Yarkovsky-O'Keefe-Radzievskii-Paddack etkisi ya da kısaca YORP etkisi, küçük bir astronomik cismin dönüş durumunu, yani cismin dönüş hızını ve kutup(lar)ının eğikliğini, yüzeyinden güneş radyasyonunun saçılması ve kendi termal radyasyonunun yayılması nedeniyle değişmesini ifade eden bir argümandır.\nYORP etkisi tipik olarak Güneş Sistemi'nde güneş merkezli yörüngeye sahip asteroitler için düşünülür. Bu etki, ikili ve takla atan asteroitlerin oluşumundan ve bir asteroidin kutbunun ekliptik düzleme göre 0°, 90° veya 180°'ye doğru değişmesinden ve böylece Yarkovsky etkisi nedeniyle güneş merkezli radyal sürüklenme oranının değişmesinden sorumludur.\nBu terim David P. Rubincam tarafından 2000 yılında YORP etkisi olarak adlandırılan kavramın arkasındaki dört önemli katkıyı onurlandırmak için ortaya atılmıştır. 19. yüzyılda Ivan Yarkovsky, Güneş tarafından ısıtılan bir cisimden kaçan termal radyasyonun ısının yanı sıra momentum da taşıdığını fark etti. Modern fiziğe çevrildiğinde, yayılan her foton p = E/c momentumuna sahiptir; burada E onun enerjisi ve c ise ışık hızıdır. Vladimir Radzievskii bu fikri albedodaki değişikliklere dayanarak dönme süresine uygulamış ve Stephen Paddack da şeklin bir cismin dönüş hızını değiştirmede çok daha etkili bir araç olduğunu fark etmiştir. Stephen Paddack ve John O'Keefe YORP etkisinin rotasyonel patlamaya yol açtığını ve bu sürecin tekrar tekrar yaşanmasıyla küçük asimetrik cisimlerin sonunda toza dönüştüğünü öne sürmüşlerdir.", + "question": "Yarkovsky-O'Keefe-Radzievskii-Paddack etkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yarkovsky-O'Keefe-Radzievskii-Paddack etkisi ya da kısaca YORP etkisi, küçük bir astronomik cismin dönüş durumunu, yani cismin dönüş hızını ve kutup(lar)ının eğikliğini, yüzeyinden güneş radyasyonunun saçılması ve kendi termal radyasyonunun yayılması nedeniyle değişmesini ifade eden bir argümandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2240", + "context": "Yıldız ışıitısı Astronomide bir gökcisminin yaydığı ışık akısıdır. Bu akı logaritmik ölçekte gösterilir. Kimi kaynaklarda ışıltı yerine büyüklük de denilmektedir. Ancak, burada büyüklük sözüyle, hacim değil, ışık akısı kastedilmektedir.", + "question": "Yıldız ışıltısı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yıldız ışıitısı Astronomide bir gökcisminin yaydığı ışık akısıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2241", + "context": "Astronomide zodyak, ekliptiğin her iki yanında 9° uzanan, Ay'ın ve ana gezegenlerin yörüngelerini kapsayan bir kuşağı ifade eder. Ekliptik üzerinde merkezlenen gökyüzü koordinat merkezinin bir özelliğidir (Dünya yörüngesinin düzlemi ve Güneş'in aşikar yolu), ekinoks noktasının doğusunda derece cinsinden ölçülen gök boylamının (ekliptik ve ekvatorun artan kesişimi) ölçülen değeridir.", + "question": "Zodyak nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Astronomide zodyak, ekliptiğin her iki yanında 9° uzanan, Ay'ın ve ana gezegenlerin yörüngelerini kapsayan bir kuşağı ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2242", + "context": "Jeoloji ya da yer bilimi, geniş anlamda Yerküreyi, dar anlamda yerkabuğunu oluşum, bileşim, yapı, hareket, değişiklikler ve değişiklikleri yaratan nedenler ve tarihsel evrim açısından inceleyen, yeraltı zenginliklerinin bulunması, doğal afetlerle savaşımda katkı sunulması gibi amaçları olan bir bilimdir. Jeolojinin temel konusu Dünya olmakla birlikte yer benzeri gezegenler (Mars, Venüs, Merkür) ve doğal uyduların incelenmesini de içerir. Yer bilimleri bünyesinde ele alınır.\nJeoloji, dar anlamı ile ya da çoğunlukla algılandığı biçimiyle, bütün yeryuvarlağının değil, özellikle ortalama kalınlığı 35 km olan katı yerkabuğunun bilimidir. Bu şekliyle jeoloji, yeryüzünü ve yeryüzü ile insan toplulukları ilişkisini inceleyen coğrafyadan ve yerküresini tüm olarak fiziksel yöntemlerle inceleyen jeofizikten, jeokimyasından ve jeodeziden ayrılmaktadır.\nAstrojeoloji ise güneş sistemindeki diğer cisimlere jeolojik prensiplerin uygulanmasını içerir. Bununla birlikte, selenoloji (Ay bilimi - Ay'ın incelenmesi) gibi, özelleşmiş terimler de kullanılmaktadır.\nJeologlar Dünya'nın yaşının yaklaşık olarak 4,6 milyar (4,6x109) yıl olarak tanımlanmasına yardımcı olmuşlar, Dünya'nın litosferinin hareketli tektonik plakalara ayrıldığını tespit etmişlerdir. Teorik boyutun yanı sıra, jeoloji çok geniş bir pratik alana sahiptir; değerli taşlar ve birçok mineral ile de ilgilenirler.\nJeoloji sözcük olarak ilk kez Jean-André Deluc tarafından 1778 yılında kullanılmış ve Horace-Bénédict de Saussure tarafından 1779 yılında sabit bir terim olarak ortaya atılmıştır. Bu bilim dalı Encyclopædia Britannica'nın 1797'de tamamlanan üçüncü baskısında yer almasa da 1809'da tamamlanan dördüncü baskıda uzun bir açıklama ile yer almıştır[1]. Sözcüğün daha eski bir anlam taşıyan ilk kullanımı ise Richard de Bury tarafındandır ve dünyevi ile teolojik hukukun ayrıştırılması anlamını taşır.\nTürkçede kullanılan sözcük, Türkçeye Fransızca géologie sözcüğünden gelmiştir. Fransızca sözcük ise Latince geologiadan türemiştir.", + "question": "Jeoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jeoloji ya da yer bilimi, geniş anlamda Yerküreyi, dar anlamda yerkabuğunu oluşum, bileşim, yapı, hareket, değişiklikler ve değişiklikleri yaratan nedenler ve tarihsel evrim açısından inceleyen, yeraltı zenginliklerinin bulunması, doğal afetlerle savaşımda katkı sunulması gibi amaçları olan bir bilimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2243", + "context": "Agrega, betonun ham maddelerini oluşturan kum ve çakıl (veya kırmataş) karışımıdır. Su ve çimentoyla uygun oranda karıştırıldığında beton elde edilir.\nGenellikle büyüklüğü 1 ila 4 mm arasında olan agrega, kum, 8-31,5 mm arasında olan agrega çakıl 31,5–64 mm arasında olan agrega ise balast olarak adlandırılır ve belirtilen ölçülerin aralığındaki malzemenin tümünün bir arada harmanlanması ile oluşur. Agrega dolgu malzemesi veya yapay taş beton oluşturmak amacıyla diğer malzemeler ile birlikte belirli ölçülerde kullanılan bir elemandır. Doğal agrega, kum ocaklarından, dere yataklarından ya da deniz kıyısından elde edilir. Yapay agrega ise taşların, bu iş için üretilmiş araçlar (konkasör) ile kırılmasıyla mekanik olarak üretilir. İnşaat mühendisliğinde beton harcından yol kaplamasına (tüenan agrega) kadar çok geniş bir kullanım alanı vardır.\nTabii etkenler ile ufalanma ürünü olup tabiatta hazır rastlanan tanelere, iriliklerine göre kum veya çakıl adı verilir. Ufalanma, insan eliyle veya makineler yardımıyla yapılacak olursa kırmızı taş veya sadece kırma denilen agrega elde edilir. Doğal taş yerine yeteri kadar sert ve sağlam bazı sanayi ürünleri veya atıkları da kırma olarak kullanılabilir. Yani; agregalar kırma taş, dışık, çakıl, kum ve benzerleri gibi taneler olup bir bağlayıcı yardımı ile bağlandıkları vakit beton, harç, asfalt veya benzerleri gibi sağlam kütleler meydana getiren cisimlerdir.", + "question": "Agrega nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Agrega, betonun ham maddelerini oluşturan kum ve çakıl (veya kırmataş) karışımıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2244", + "context": "Alt manto, manto ve üst manto arasında bulunan, Dünya'nın yapısının en önemli bölümlerinden biridir.\nAlt manto, Dünya'nın derinlerinde bulunan, yoğun ve sıcak bir katmandır. Sıcaklık, alt mantodaki derinlikler arttıkça artar ve alt mantodaki en derin yerlerde yaklaşık 5.500 derece Celsius'a ulaşabilir. Bu sıcaklık, yüzey sıcaklığının çok daha yüksek olduğu Venüs ve Merkür gibi gezegenlerde bile bulunmaz.\nAlt manto, Dünya'nın yapısının en önemli bölümlerinden biridir çünkü bu katman, Dünya'nın yerçekimine ve rotasyonuna etki eder. Alt manto, Dünya'nın yer çekimi etkisi altındaki katmanlarının en altında yer alır ve bu nedenle, yerçekimi etkisi en yoğun olan bölümü oluşturur.\nAlt manto, Dünya'nın yapısı hakkında çok az şey bilinir. Bu katman, Dünya'nın yüzeyine ulaşılamaz ve sadece depremler sırasında yüzeyin altındaki katmanlara ulaşılabilir. Bu nedenle, alt manto hakkında çok az bilgiye sahip olunur ve hala çok az şey bilinmektedir.\nManto, Dünya'nın yapısında bulunan bir tabakadır. Dünya'nın kabuğunun altında yer alan bu tabaka, kabuk ve çekirdek arasında yer alır. Manto, Dünya'nın en büyük tabakasıdır ve Dünya'nın toplam ağırlığının üçte birini oluşturur. Manto, Dünya'nın çekirdeğinin üzerine yerleştirilmiş bir tabakadır ve Dünya'nın çekirdeğinin yaklaşık yarısından daha azıdır.\n\nManto, kayaçların çeşitli türlerinden oluşur ve Dünya'nın yapısında önemli bir rol oynar. Bu tabaka, Dünya'nın yüzeyine ulaşan volkanik aktiviteyi ve yer hareketlerini düzenler. Manto, ayrıca Dünya'nın yüzeyinde oluşan fayların oluşumunu da sağlar. Manto, Dünya'nın çekirdeğiyle iletişim kurar ve bu iletişim, Dünya'nın yüzeyinde oluşan volkanik aktivite ve yer hareketlerini etkiler.\nManto, Dünya'nın yapısında en yüksek sıcaklıklara sahip olan tabakadır. Bu tabaka, Dünya'nın yüzeyine göre daha sıcaktır ve Dünya'nın çekirdeğine göre daha soğuktur. Manto'nun sıcaklığı, Dünya'nın çekirdeğine göre daha düşüktür ancak hala çok yüksektir ve yaklaşık olarak 1000 derece Celsius'tir. Bu tabaka, Dünya'nın yüzeyinde oluşan volkanik aktiviteyi ve yer hareketlerini düzenleyen bir rol oynar ve bu nedenle, manto hakkında çok fazla bilgiye ihtiyaç duyulur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Alt manto nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Alt manto, manto ve üst manto arasında bulunan, Dünya'nın yapısının en önemli bölümlerinden biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2245", + "context": "Brezilya akımı - Atlantik okyanusunda Brezilya'nın güney kıyısından Rio de la platosuna kadar güney doğrultusunda akan sıcak su akımı.", + "question": "Brezilya akımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Brezilya akımı - Atlantik okyanusunda Brezilya'nın güney kıyısından Rio de la platosuna kadar güney doğrultusunda akan sıcak su akımı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2246", + "context": "Çöküntü depremler, enerjisi az ve az zarar veren deprem türlerinden biridir. Aşınmış ve zayıf toprakların çökmesi sonucu oluşur şiddeti yüksek değildir. Hissedilme alanı azdır. Meteor çarpması ve şiddetli heyelanlar sonucunda da görülebilir. Kömür madenlerinin, heyelanın bol olduğu yerlerde sıkça görülür.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Çöküntü deprem nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çöküntü depremler, enerjisi az ve az zarar veren deprem türlerinden biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2247", + "context": "Dalradyan grubu, İskoçya'nın Grampian Dağlık Bölgesi'nin ve İrlanda'nın kuzey ve batısındaki litostratigrafide yer alan bir stratigrafik birimdir (bir dizi kaya tabakası). Üst grubu oluşturan çeşitli kaya topluluğu, İskoçya boyunca batıda Islay'den doğuda Fraserburgh'a kadar uzanır ve kuzeybatıda Büyük Glen Fayı ve güneydoğuda Highland Sınır Fayı ile sınırlanır. Duvar Sınır Fayı'nın doğusundaki Shetland'ın büyük bir kısmı da Dalradyan kayalarından oluşmuştur. Dalradyan kayaları, İrlanda'nın kuzeyi boyunca, kuzey doğudaki County Antrim'den Atlantik kıyısındaki Clifden'e kadar uzanır, ancak daha sonraki Paleojen lavları ve tüfleri veya geniş kesimlerdeki Karbonifer kayaları tarafından gizlenmiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Dalradyan nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dalradyan grubu, İskoçya'nın Grampian Dağlık Bölgesi'nin ve İrlanda'nın kuzey ve batısındaki litostratigrafide yer alan bir stratigrafik birimdir (bir dizi kaya tabakası)." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2248", + "context": "Dilivium, bir jeoloji terimidir. Sel ve taşkın sularının yüzeysel akışı sırasında bünyesinde taşıdığı kil ve benzeri alüvyonları yavaş ve istikrarlı bir şekilde biriktirmesiyle oluşan kayaçlardır. Bu terim eskiden Nuh tufanının neden olduğu sanılan kaya kil katmanlarına verilirdi.\n20. yüzyılın sonlarında Rus coğrafyacı Alexei Rudoy dilivium terimini Altay havzası dağlar asındaki Buzul Çağı dev buzul barajı göllerinin katastrofik patlamaları sonucu oluşan katmanların tanımı için önermiştir. Bu göllerin en genişleri, Chuya ve Kuray, yüzlerce kilometre su hacmine sahipti ve bunların zirve hidrografi akış hızındaki tahliye oranı, Kuzey Amerika'daki meşhur Pleistosen Lake Missoula selinin azami oranlarını aşmıştır.", + "question": "Dilivium nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dilivium, bir jeoloji terimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2249", + "context": "Jeoloji bilimi ve meteorolojide rüzgâr faaliyetleri ve özellikle rüzgârın yeryüzünü şekillendirebilmesi eoliyen süreci oluşturur. \nRüzgâr, yeryüzündeki kayaçları aşındırma, taşıma ve biriktirme faaliyetleri ile şekillendirir.", + "question": "Eoliyen süreçler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jeoloji bilimi ve meteorolojide rüzgâr faaliyetleri ve özellikle rüzgârın yeryüzünü şekillendirebilmesi eoliyen süreci oluşturur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2250", + "context": "Gölsel ortam, Türkçede lakustrin ortam (İngilizce lacustrine environment 16 Mart 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.) olarak da bilinir. Biyoloji, balıkçılık ve ziraat alanlarında da kullanılan 'gölsel ortam' belki de en belirgin ve ayırt edici olarak jeolojide kullanılmaktadır. Jeolojide gölsel ortam denilince akla hemen gölde çökelen sedimenter kayaçlar ve yapılar akla gelir. Gölsel ortamda çökelen en önemli sedimanter kayaçlar çakıltaşları ve kumtaşlarıdır. Varvlar (mevsime bağlı ritmik çökeller), çapraz tabakalanma, kaval yapıları, sürüklenme izleri, yük kalıpları ve kuruma çatlakları da önemli sedimanter yapılardır.\nVarvlar göllerde gözlenen koyu ve açık renkli sedimentlerin ardışık olarak gelmesiyle oluşan çok önemli gölsel, sedimanter bir yapıdır. Varvlar (varve olarak da bilinir), göle gelen sedimanter malzemelerin mevsimsel özelliğini de bir koyu ve bir açık lamina olarak yansıtırlar ve her bir varv bir senelik çökelmeyi temsil eder. Bu nedenle gölsel sedimentlerde varv sayımı ve varvların özellikleri göllerin yaşları ve çökelme ortamı karekteristiklerinin belirlenmesinde çok hayati öneme sahiptirler. Van Gölü'nün en az 14.750 yıldır var olduğu bu varvların sayımıyla ortaya konulmuştur (Landmann ve diğ., 1996).\nGöllerde çökelen sedimentlerin tane boyları kıyıdan göl içlerine doğru gidildikçe enerjinin azalmasına bağlı olarak genellikle küçülür. Göller kapalı ortamlar olduklarından dolayı gölsel ortamları karakterize eden jeolojik haritalarda da iç içe kapalı formasyonlar oldukça tipiktir. Yani jeolojik devirlerde oluşmuş gölsel ortamların jeolojik haritaları yapıldığında iç içe kapalı, dairesel-elipsoidal kayaç sınırları gözlenir. Gölsel sedimentlerin içinde göl suyunun özelliklerine (tatlı, tuzlu, sodalı) bağlı olarak çeşitli fosiller bulunabilir.", + "question": "Gölsel ortam nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gölsel ortam, Türkçede lakustrin ortam (İngilizce lacustrine environment 16 Mart 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2251", + "context": "Jeolog pusulası, jeologlar tarafından jeolojik yapıların yönünü ölçmek için kullanılan alete denir. Yatak düzlemleri, eklemler ve/veya metamorfik geometrisini analiz etmek için kullanılan farklı (özel) manyetik pusulalar vardır. Bu açıdan tarih için kullanılan en yaygın cihaz analog pusuladır.", + "question": "Jeolog pusulası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jeolog pusulası, jeologlar tarafından jeolojik yapıların yönünü ölçmek için kullanılan alete denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2252", + "context": "Jeoloji tarihi, bir doğa bilimi olan jeolojinin paleontoloji, mineraloji ve petrografi gibi yer bilimlerinin gelişimi ile paraleller gösteren tarihsel gelişimi.", + "question": "Jeoloji tarihi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jeoloji tarihi, bir doğa bilimi olan jeolojinin paleontoloji, mineraloji ve petrografi gibi yer bilimlerinin gelişimi ile paraleller gösteren tarihsel gelişimi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2253", + "context": "Stratigrafi, paleontoloji ve diğer doğa bilimlerindeki jeolojik kayıt, kaya katmanlarının tüm katmanlarına atıfta bulunur. Diğer bir deyişle,volkanizma veya ayrışma kırıntılarından (killer, kumlar vb.) Türetilen tortunun birikmesiyle ortaya çıkan tortular. Bu, tüm fosil içeriğini ve Dünya'nın tarihi hakkında sağladığı bilgileri içerir: geçmiş iklimi, coğrafyası, jeolojisi ve yüzeyindeki yaşamın evrimi. Süperpozisyon yasasına göre tortul ve volkanik kaya katmanları üst üste çökelmiştir. Magmatik kayaçlar tarafından girilebilen ve tektonik olaylarla bozulabilen katılaşmış (yetkin) bir kaya sütunu haline gelmek için zamanla sertleşirler.", + "question": "Jeolojik kayıt nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Stratigrafi, paleontoloji ve diğer doğa bilimlerindeki jeolojik kayıt, kaya katmanlarının tüm katmanlarına atıfta bulunur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2254", + "context": "Jeolojik miras(jeomiras), yok olması durumunda bulunduğu bölgeye ait bilgi ve jeolojik bir belgenin kaybolacağı, nadir bulunan, yok olma tehdidi altındaki jeosittir. Yerkabuğunun evriminin anlaşılmasına yardım eden tipik lokalitelerdir. Bunlar hem yerkürenin öğrenilmesi, hem de yerbilimi eğitimi için gereklidir. Yok olmaları durumunda jeolojik evrimin bir parçası, bir kaydı silinmiş olur. Bunlar olmadan yerküreyi anlamak mümkün değildir.\n‘’Sit alanı’’ ilan edilmiş yerler halkın faaliyetlerine kapatılır. Jeosit, bu anlamda jeolojik sit alanı demek değildir. Jeosit, jeolojik bir özelliği temsil eden, bu özelliği görmek, öğrenmek isteyenlerin ziyaret edebilecekleri ilgili oluşumu kolayca anlatmak için kullanılan ‘’yer veya lokalite’’ anlamındadır. Boyut sınırı yoktur. Çok küçük olabileceği gibi çok geniş alanları da kapsayabilir. Jeolojik olay, süreç, ürün en iyi hangisiyle temsil ediliyorsa o lokalite ‘’jeosit’’tir. Bir alanda birden fazla özellik varsa özellik değil ama alan, bölge, yöre ‘’jeosit’’ kabul edilir.\n\nJeositlerden haberdar olmak, varlıklarını ve oluşumlarını bilmek, jeolojik koruma için ön koşuldur. Jeolojik Miras kavramının içinde Jeositlerin jeolojik güzelliklerine ve bilimsel önemine dolaylı yoldan, onların korunması gerektiğine ise doğrudan vurgu vardır. Doğada ender bulunan, çoğu kez görsel güzelliği olan jeositlerin yok olması, aslında yerkürenin geçmişine ait belgelerin yok olması demektir. Kaldı ki Jeosit ve/veya Jeolojik Miras olmadan yerbiliminin yapılması da mümkün olmayacaktır. Marmara denizi kıyısındaki fosilli Pleyistosen oluşukları (Marmara Formasyonu), Kuzey Anadolu Fayı, Tuz Gölü, Meke Maarı ülkemizdeki bazı jeolojik miras örnekleridir.\nJeolojik koruma konusunda milat teşkil eden 13 maddelik ‘’Digne Bildirgesi’’ yayınlanmıştır. Artan tahribata karşı yer bilimcilerin isyanı olan bu bildirge ilk kez, yerkürenin inorganik bölümünün de korunmaya ihtiyacı olduğu, bunların yenilenemeyen, yerine konulamaz oldukları, kayaç, fosil, istif vb. bazı oluşukların yerkürenin geçmişine ait belge nitelikleri vurgulanarak “jeolojik sit - jeosit” ve “jeolojik miras” kavramları yüksek sesle dillendirilmiştir. Yurt içinde Jeolojik Koruma çalışmaları Jeolojik Mirası Koruma Derneği-Jemirko (2000) tarafından sürdürülmeye çalışılmaktadır.", + "question": "Jeolojik Miras nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jeolojik miras(jeomiras), yok olması durumunda bulunduğu bölgeye ait bilgi ve jeolojik bir belgenin kaybolacağı, nadir bulunan, yok olma tehdidi altındaki jeosittir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2255", + "context": "Karbon döngüsünün jeolojik bölümü, küresel karbon döngüsünün diğer bölümlerine kıyasla yavaş çalışır. Atmosferdeki karbon miktarının ve dolayısıyla küresel sıcaklıkların en önemli belirleyicilerinden biridir.\nDünyadaki karbonun çoğu, hareketsiz olarak dünyadaki litosferde depolanır. Yeryüzünün mantosunda depolanan karbonun büyük kısmı, dünya oluştuğunda orada depolanmıştır. Bazıları biyosferden alınan organik karbon şeklinde çökelmiştir. Jeosferde depolanan karbonun yaklaşık% 80'i, deniz organizmalarının kabuklarında depolanan kalsiyum karbonatın çökelmeden oluşan kireçtaşı ve türevleridir. Kalan % 20, yüksek ısı ve basınç altında karasal organizmaların çökelmesi ve gömülmesi yoluyla oluşan kerojenler olarak depolanır. Jeosferde depolanan organik karbon milyonlarca yıl orada kalabilir.\nKarbon jeoküreyi çeşitli şekillerde terk edebilir. Karbon dioksit, karbonat kayaçlarının yeryüzündeki mantoya batırıldığında metamorfizması sırasında açığa çıkar. Bu karbondioksit, volkanlar ve sıcak noktalardan atmosfere ve okyanusa salınabilir. Aynı zamanda, insanlar tarafından fosil yakıtlar biçiminde doğrudan kerojenlerin ekstraksiyonu yoluyla uzaklaştırılabilir. Ekstraksiyondan sonra, enerjiyi serbest bırakmak ve depoladıkları karbonu atmosfere yaymak için fosil yakıtlar yakılır.", + "question": "Jeosfer nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karbon döngüsünün jeolojik bölümü, küresel karbon döngüsünün diğer bölümlerine kıyasla yavaş çalışır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2256", + "context": "Jeolojide bir kalıntı (veya relikt), ana kayaçta bulunan, kendisini çevreyen kayaç başkalaşıma uğramışken başkalaşıma uğramadan kalan jeolojik bir yapı veya mineraldir. Aynı zamanda yıkıcı bir jeolojik süreçten bozulmadan kurtulmuş kayaçlara da kalıntı adı verilir.", + "question": "Kalıntı (jeoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jeolojide bir kalıntı (veya relikt), ana kayaçta bulunan, kendisini çevreyen kayaç başkalaşıma uğramışken başkalaşıma uğramadan kalan jeolojik bir yapı veya mineraldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2257", + "context": "Aşağıda, jeologlar tarafından tanımlanmış kayaç türlerinin bir listesi bulunmaktadır. Kararlaştırılan sayıda belli kayaç türleri yoktur. Kimyasal bileşim, mineraloji, tane boyutu, doku veya diğer ayırt edici özelliklerin herhangi bir benzersiz kombinasyonu, yeni bir kayaç türüne işaret edebilir. Ek olarak, her ana kayaç türü için farklı sınıflandırma sistemleri bulunur. Magmatik kayaç, metamorfik kayaç ve tortul kayaç olmak üzere üç ana kayaç türü vardır.", + "question": "Kayaç türü listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aşağıda, jeologlar tarafından tanımlanmış kayaç türlerinin bir listesi bulunmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2258", + "context": "Kleveyit, uranyum içeren radyoaktif bir mineraldir. 19. yüzyılın sonlarında başlatılan dünya yüzeyinde helyum arama araştırmaları sonucu İskoç kimyacı Sir William Ramsay tarafından bulunmuştur. İsveçli bilim insanı Per Theodor Cleve'e ithafen minerale kleveyit adı verilmiştir. \n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kleveyit nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kleveyit, uranyum içeren radyoaktif bir mineraldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2259", + "context": "Kloritleşme Biyotit, amfibol ve piroksen gibi mafik minerallerin klorite dönüşmesi olayıdır. Biyotit kloritleşme ile kolayca vermikülit veya klorite dönüşür. Bu dönüşüm sırasında ayrışan demir, dilinimler boyunca toplanarak opak mineralleri oluşturur. Oksit halinde, limonit (Fe2O3), magnetit (Fe 3O4) meydana gelir. Minerallerin rengi açılır ve yeşile döner. Kenarları açık yeşil bir renk alır.\nKloritleşme ile biyotit içindeki Potasyum (K), Magnezyum (Mg) ve Demir (Fe) karbonatları ve kloritleri meydana getirerek çözelti haline geçecektir. Demir karbonatların bir kısmı okside olarak hematiti oluşturur ve böylece bir miktar renk verici madde sağlanmış olur.\n\n\n== Kaynakca ==", + "question": "Kloritleşme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kloritleşme Biyotit, amfibol ve piroksen gibi mafik minerallerin klorite dönüşmesi olayıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2260", + "context": "Lakolit, Bir sap kısmı bulunan, tabanı oldukça düz, mantar veya kubbe şeklindeki intrüsif kütlelerdir. Yatay kesitleri daireye benzer. Bununla beraber değişik şekilde olanları da vardır. Lakolitin üzerindeki örtü tabakanın yükselmesi yeryüzünde kubbe şeklinde bir dağın veya kabartının meydana gelmesine sebep olur. Ancak bu dağın ve örtü tabakanın aşılmasından sonradır ki lakolit yüzeyinde görülebilir. Bir plotonik kütleye kesin olarak lakolit diyebilmek için kesinlikle onun bir tabanı veya sapa sahip olduğunu göstermek gerekir. Aksi durumda böyle bir kütleyi sapsız ve tabansız olan batolitten ayırt etmek olanaksızlaşır. Lakolitlerde yapının zemini çoğunlukla yataydır. Lakolitler genellikle, bir başka magma sokulum kaya kütlesi olan stock'lardan daha küçüktür ve çapları 16 km 'yi nadiren aşar. Kalınlıkları ise yüzlerce metre ile birkaç metre arasında değişir. Lakolitleri, kaya katmanlarının arasında koşut olarak sokulan örtü benzeri körkayalar olan sillerden (yargı) ayıran başlıca özellik, çaplarının kalınlıkların oranının 10'dan küçük oluşur. Bu oran 10'dan büyük olduğunda, yapı sill olarak adlandırılır. Lakolitler asidik kayalar , bazik kayalara oranla daha yaygındır. Utah'ın güneydoğusunda Henry Dağları ABD'de iyi bilinen lakolitlerden olup mantona'daki birkaç butte aşınmış lakolitlerdir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Lakolit nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Lakolit, Bir sap kısmı bulunan, tabanı oldukça düz, mantar veya kubbe şeklindeki intrüsif kütlelerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2261", + "context": "Laurentide Buz Tabakası, Kuvaterner buzul çağları sırasında 2.588 ± 0.005 milyon yıl öncesinden günümüze birçok kez Kanada'nın çoğu ve Kuzey Amerika Birleşik Devletleri'nin büyük bir kısmını da kaplamak üzere milyonlarca kilometre kareyi kaplayan devasa bir buz tabakasıydı.\nSon ilerleme, kuzey Amerika'nın çoğunu c. 95.000 ve c. Günümüzden 20.000 yıl önce ve diğer jeomorfolojik etkilerin yanı sıra, beş Büyük Göl ve Kanada Kalkanı'nın daha küçük göllerinin ev sahipliğini yapmıştır. Bu göller doğu Kuzeybatı Toprakları'ndan kuzey Kanada'nın çoğu boyunca ve üst Orta Amerika Birleşik Devletleri'nden (Minnesota, Wisconsin ve Michigan) Finger Gölleri'ne, New York'un Champlain Gölü ve Lake George bölgelerinden kuzey Appalachians'a kadar uzanır ve tüm New England ve Nova Scotia boyunca uzanır.\nZaman zaman, buz tabakasının güney kenarı, Kuzeydoğu Amerika Birleşik Devletleri'nin günümüzdeki kıyı kasabalarını Boston ve New York Şehri ve Büyük Göller gibi kıyı şehirleri ve Chicago ve St. Louis, Missouri gibi uzak güneydeki kasabaları kapsıyordu. Daha sonra Missouri Nehri'nin şimdiki seyrini, Cypress Tepeleri'nin kuzey yamaçlarına kadar takip etti ve bunun ötesinde Cordilleran Buz Levhası ile bütünleşti. Buz örtüsü, kıtanın ortasında yaklaşık 38 derece enlemi güneye kadar genişlemiştir.", + "question": "Laurentide Buz Levha nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Laurentide Buz Tabakası, Kuvaterner buzul çağları sırasında 2." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2262", + "context": "Litosfer, eski Yunancada \"kayalık\" Hintçede \"küre\" anlamlarına gelir. Tanım olarak ise, sert ve mekanik özellikleri ile tanımlanan karasal tipte bir gezegenin veya doğal uydunun en dış kabuğudur. Litosfer, kabuk ve üst mantonun binlerce yıl veya daha büyük zaman ölçeklerinde elastik olarak davranan üst mantonun en üst bölümünden oluşur. Gezegenimizin kaya kısmını oluşturan ve en dış katmanı olan kabuğu tanımlamada kimyasal ve mineraloji yapısı kullanılır. Litosferin altındaki katman, astenosfer olarak bilinir.", + "question": "Litosfer nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Litosfer, eski Yunancada \"kayalık\" Hintçede \"küre\" anlamlarına gelir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2263", + "context": "Bir maden yatağı, ekonomik değeri olan mineral ya da minerallerin kârlı bir şekilde işletilebilen tabii oluşumudur. Maden kelimesi, çoğunlukla metalik bir element içeren mineral ya da mineraller için kullanılıp bu metalik elementle birlikte anılır. Örneğin bakır madeni, demir madeni, çinko madeni gibi. Metalik element içeren minerallere de cevher adı verilir, örneğin bakır cevheri ve demir cevheri. Maden yatağı ise coğrafik anlamda basitçe madenin bulunduğu yer olup burada metalik element ihtiva eden cevher mineral(ler)i anormal bir şekilde konsantre olmuştur. Ancak jeolojik manada yerkabuğundaki herhangi bir mineral konsantrasyonunun maden yatağı olabilmesi için mutlaka ve mutlaka ekonomik olarak karlı bir şekilde işletilebilmesi gerekir. Maden yatağı terimi coğrafik isimle birlikte kullanıldığında bazen mineral bazen de element ismiyle birlikte söylenir. Örneğin Uludağ şeelit (mineral) yatağı, Fethiye kromit (mineral) yatakları, Ergani bakır (element) yatağı, Divriği demir (element) yatağı gibi.", + "question": "Maden yatağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bir maden yatağı, ekonomik değeri olan mineral ya da minerallerin kârlı bir şekilde işletilebilen tabii oluşumudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2264", + "context": "Magnitüd, yer kabuğunun veya levhaların bir deprem anında boşalan jeolojik enerji potansiyelinin (düzeyinin), sismik aletler tarafından ölçülen değeridir.\nDeprem levhaların hareket etmesi sonucu oluşan fay hatların çatlaması nedeniyle oluşur. Bu çatlamalar dalgalar halinde yayılır ve bu dalgalar sismograf adı verilen aletler ile ölçülür. Bu ölçüm “magnitüd” olarak belirlenir ve bu kavram ilk olarak 1930 yılında Prof. C. Richter tarafından depremlerin aletsel ölçüsü olarak tanımlanmıştır.\n\nDepremi anlatmaya çalışırken deprem büyüklüğü ya da deprem şiddetti olarak ifade edilir. Ancak magnitüd (büyüklük) ve şiddet arasında fark bulunur. Magnitüd yer kabuğundan çıkan dalgaları ifade ederken şiddet yapı, doğa ve insanlar üzerine etkisidir. Örneğin, Türkiye’de gerçekleşen 7.0 büyüklüğündeki bir depremin şiddeti ile Japonya’daki aynı büyüklükteki bir deprem aynı şiddette olmayabilir.", + "question": "Magnitüd nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Magnitüd, yer kabuğunun veya levhaların bir deprem anında boşalan jeolojik enerji potansiyelinin (düzeyinin), sismik aletler tarafından ölçülen değeridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2265", + "context": "Milonit, güçlü sünek deformasyon için kanıt gösteren ve normalde matristeki minerallere benzer bileşime sahip yuvarlatılmış porfiroklast ve litik parçalar içeren, yapraklanmış ve genellikle çizgisel bir kayadır.", + "question": "Milonit nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Milonit, güçlü sünek deformasyon için kanıt gösteren ve normalde matristeki minerallere benzer bileşime sahip yuvarlatılmış porfiroklast ve litik parçalar içeren, yapraklanmış ve genellikle çizgisel bir kayadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2266", + "context": "Milyon yıl, astronomi ve jeolojide sıklıkla kullanılan 1.000.000 yıla (yani 1×106 yıl) veya 31,556926 terasaniyeye eşit bir zaman birimidir. Metrik ön takı mega'ya dayalı olarak bir mega yıla (Megaannum - Ma sembolü) eşdeğerdir. Buna göre milyar yıl için Ga (Gigaannum) kullanılır, bin yıl için ka kısaltması ise nadiren kullanılır. Bununla birlikte, ölçü birimleri için ön takıların bu şekilde kullanılması, zaman birimleri için ön takıların yalnızca ikinciyle birlikte kullanılabileceğini öngören SI düzenlemeleriyle çelişmektedir. Türkçede milyon yıl için bir kısaltma kullanılmaz.\nMilyon yıl aynı zamanda myö (milyon yıl önce) ile birlikte bir referans sistemi oluşturur. Biri, bir miktarı ifade ederken; diğeri, yıl numaralandırma sisteminde geçmişteki belirli bir zamanı ifade eder.\nGalaktik yılın, yani Güneş Sistemi'nin Samanyolu merkezi etrafındaki yörüngesinin yaklaşık 225 milyon yıllık bir süreye sahip olduğu tahmin edilmektedir. Kömür yataklarının çoğunun oluştuğu karbonifer jeo kronolojik dönem ise 60 milyon yıl sürmüştür.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Milyon yıl nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Milyon yıl, astronomi ve jeolojide sıklıkla kullanılan 1." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2267", + "context": "Genellikle minerallerin sahip oldukları kristal sistemleri olarak bilinir. Ancak tanıma elementlerin hangi iyon kökleriyle birlikte oldukları da dahildir. Mineralojik form, metal yataklarının karlı bir şekilde işletilmelerinin belirlenmesi açısından son derece önemlidir. Örneğin, nikelin sülfit formu petlanditin işletilmesi silikat formu olan garniyeritden daha kolay ve ekonomiktir. Yine alüminyumun da elde edilebilmesi için cevherin mutlaka boksit formunda olması gerekir. Birçok şisti kayaç %20 oranında Al içermesine rağmen Al için işletilemezler zira şistlerde Al silikat formundadır.", + "question": "Mineralojik form nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Genellikle minerallerin sahip oldukları kristal sistemleri olarak bilinir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2268", + "context": "Mostra, jeolojide herhangi bir jeolojik birimin (anakaya, sığ çökeltiler ya da değişik minerallenmelerin) herhangi bir kazı yapmadan yüzeyde gözlenebilen kısmına verilen isimdir.\nMostralara genellikle erozyonun yoğun olduğu bölgelerde daha sık rastlanır. Bunun yanında insan kaynaklı mostralara da rastlamak mümkündür (yol yapımları sırasında ya da herhangi bir madencilik faaliyetinin olduğu bölgelerde). Mostralar sayesinde mostranın bulunduğu bölgenin yapısal jeolojisi hakkında önemli bilgiler elde edilir. Bunun yanında mostralar sayesinde temel jeoloji kurallarının (istiflenme kuralı (Süperpozisyon prensibi (law of superposition)), orijinal yatay çökelme kuralı (en:principle of original horizontality) ve yanal devamlılık kuralı (en:principle of lateral continuity) gelişmesinde önemli katkılarda bulunmuştur. Bu nedenle mostra için jeolojinin temel elementi denilebilir.\nMadencilikte ise mostra veren cevherler genellikle yüzey madenciliği yöntemi ile üretilirler.", + "question": "Mostra nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mostra, jeolojide herhangi bir jeolojik birimin (anakaya, sığ çökeltiler ya da değişik minerallenmelerin) herhangi bir kazı yapmadan yüzeyde gözlenebilen kısmına verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2269", + "context": "Paleoklimatoloji, doğrudan ölçümlerin alınmadığı iklimlerin incelenmesidir. Araçsal kayıtlar Dünya tarihinin yalnızca küçük bir bölümünü kapsadığından, eski iklimin yeniden inşası, doğal çeşitliliği (varyasyonu ) ve mevcut iklimin evrimini anlamak için önemlidir. Paleoklimatoloji, kayalar, tortular, sondaj delikleri, buz tabakaları, ağaç halkaları, içinde korunmuş verileri elde etmek için Dünya ve yaşam bilimlerinden çeşitli PROXY yöntemlerini kullanır. Vekilleri tarihlendirme teknikleriyle birleştirilen bu paleoiklim kayıtları, Dünya atmosferinin geçmiş durumlarını belirlemek için kullanılır.\nPaleoklimatolojinin bilimsel alanı 20. yüzyılda olgunlaştı. Paleoklimatologlar tarafından incelenen kayda değer dönemler, Dünya'nın geçirdiği sık buzullaşma, YOUNGER DRYAS (soğuk iklim koşulları ve kuraklığın jeolojik kısa dönemidir.) gibi hızlı soğuma olayları ve Paleosen–Eosen Termal Maksimum sırasındaki hızlı ısınma hızıdır. Çevrede ve biyoçeşitlilikte geçmişte meydana gelen değişikliklerle ilgili çalışmalar, genellikle mevcut duruma, özellikle de iklimin kitlesel yok oluşlar ve biyotik iyileşme ve mevcut küresel ısınma üzerindeki etkisi üzerine yansır.", + "question": "Paleoklimatoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Paleoklimatoloji, doğrudan ölçümlerin alınmadığı iklimlerin incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2270", + "context": "Perlit, petrografide soğumaya bağlı olarak meydana gelen uzamanın, gözle veya mikroskopla görülebilecek konsantrik yapı ya da kırılmasının meydana getirdiği özel bir volkanik camsı kayaç türünü ifade eder. Perlit aynı zamanda, doğal olarak oluşan silis esaslı volkanik kayaçlara verilen addır.\nPerlit, “Perlstein” kelimesinden türemiş olup (Perl=inci Perlstein=İnci taşı) çok sayıda konsantrik yarıkları olan hiyaloliparit ve fetiyaloriolitler (camsı kayaçlar) gibi tanımlanır.\nPerlit tanımı, mağmanın asit fazında oluşan lavların soğuyup gözle ve mikroskopla görülebilecek bir yapıda kırılmasının meydana getirdiği kütle bünyesinde su damlacıkları bulunan volkanik bir cam türünü ifade eder. Bazı perlit türleri kırıldığı zaman inci parlaklığında küçük küreler elde edildiğinden perlit ismi inci anlamına gelen “perle” kelimesinden türetilmiştir.\nTicari kullanımda ise perlit elverişli bir sıcaklığa kadar ısıtıldığında genleşen ve gözenekli bir hale gelen volkanik doğuşumlu (menşeli) ve doğal olarak oluşan asitik bir camdır. Perlit belirli tane iriliğinde özel formlarda 900-1100 °C arasında ısıtıldığında hacmini yaklaşık 20 kat genleştirmekte ve mısır gibi patlayarak yoğunluğu çok hafif bir hale gelmektedir.\nGözeniklilik, perlit taneciklerindeki boşluk hacmini toplam tanecik hacmine oranının ortalaması olarak tanımlanır. Gözeneklilik perlite emicilik ve yüzeyde soğuma özellikleri kazandırmakta ve bu nedenle bu özelliğin gerekli olduğu uygulama alanlarında önem taşımaktadır. Su kirliliğini giderme çalışmaları ve ısı yalıtıcılığı aranan durumlarda su emicilik istenmemektedir. Bunun nedeni gözeneklere dolan suyun ısı iletkenliğini arttırması olmaktadır. Bu durumda silikon veya bir maddeyle gözenekler pasifleştirilerek perlit hidrofobize edilmektedir.\nPerlit'in kırılmış olan parçaları inci parlaklığındadır. Bunun için inci gibi cilası olan, soğan kabuğu şeklinde konsantrik yapılı, bir camsı kayaç olarak tarif edilir. Ticari anlamda ise perlit, elverişli bir sıcaklığa birdenbire getirildiği zaman genleşen (patlayan) volkanik menşeli ve doğal olarak zuhur ederi asidik bir camdır. Yani perlitin halen ticarette kullanılış şekli,erime derecesine kadar ısıtıldığı veya alev temasına kısa biran bırakıldığı zaman 2-20 defa hacmi büyüyen tabii herhangi bir volkanik camsı kayacın ürününe denilir.\nPerlit ismi kayaca verildiği gibi gerileştirilmiş ürüne de ticari olarak verilmektedir. Diğer volkanik camlardan farklı olmasının sebebi bünyesinde yüksek miktarda su ihtiva etmesidir. Obsidiyen vitrofir ve pekstayn gibi diğer volkanik camsı kayaçlar perlitten oluşum itibarı ile farklıdır. Obsidiyen doğrudan doğruya ana magmadan teşekkül eder. Perlit ise magmatik suyun emilmesinden sonra meydana gelir.\n\nİri Perlit 12 No\nGenişlik 0,0-5,0 mm Yoğunluk 80-160 kg / m³ Tarım, inşaat, tekstil sektörlerinde kullanılır.\n\nİnce Perlit 8 No\nGenişlik 0,0-3,0 mm Yoğunluk 55-90 kg / m³ Kaba sıva duvar harcı, beton yapı elemanları ve beton agregasında kullanılır.\n\nMikronize Perlit\nGenişlik 0-125 mikron Yoğunluk 70-100 kg/m³ Yemeklik yağ, petrokimya, meyve suyu ve ilaç sanayinde kullanılır", + "question": "Perlit nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Perlit, petrografide soğumaya bağlı olarak meydana gelen uzamanın, gözle veya mikroskopla görülebilecek konsantrik yapı ya da kırılmasının meydana getirdiği özel bir volkanik camsı kayaç türünü ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2271", + "context": "Sıçramalı evrim veya kesintili denge, çoğu türlerin jeolojik tarihlerinde \"staz\" adı verilen ve bazen milyonlarca yıl süren \"durağanlık\" veya \"yavaşlama\" dönemleri boyunca ancak çok az bir evrimsel değişim geçirip genelde \"durağan\" kaldıklarını öne süren bir evrimsel biyoloji kuramıdır. Önemli bir evrimsel değişiklik olduğunda sıçramalı evrim kuramı, bu değişimlerin ve kladogenez olarak adlandırılan jeolojik anlamda hızlı türleşme ve dallanma olayların çok nadir olarak görüldüklerini öne sürer. Kladogenez, bir türün yavaş yavaş başka bir türe dönüşmesi yerine bir türün iki farklı türe ayrıldığı bir süreci ifade eder.\nSıçramalı evrim çoğunlukla, evrimin anagenez olarak adlanırılan tüm soy çizgileri boyunca yavaş yavaş değişimlerle kademeli ve düzgün bir şekilde gerçekleştiğini öne süren filetik gradualizm teorisinin karşıtı olarak gösterilir. Bu görüşe göre, evrim, genellikle düz ve sürekli bir şekilde görülüyor.\n1972 yılında paleontolog Niles Eldredge ve Stephen Jay Gould bir dönüm noktası olan çalışmalarını yayınlayarak bu teoriyi geliştirmişler ve buna sıçramalı evrim ismini koymuşlardır. Onların bu çalışması Ernst Mayr'��n coğrafi türleşme teorisi, Isador Michael Lerner'in gelişimsel ve genetik homeostazi (dengeleşim) teorisi ve bunların yanı sıra kendi ampirik araştırmaları üzerine kurulmuştur. Eldredge ve Gould, çoğunlukla Charles Darwin'e atfedilen gradual aşama ve kademelerin fosil kayıtlarda pratik olarak görülmediklerini ve fosil türlerin evrim tarihleri boyunca durağan bir staz döneminin hakim olduğunu öne sürmüşlerdir.", + "question": "Sıçramalı evrim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sıçramalı evrim veya kesintili denge, çoğu türlerin jeolojik tarihlerinde \"staz\" adı verilen ve bazen milyonlarca yıl süren \"durağanlık\" veya \"yavaşlama\" dönemleri boyunca ancak çok az bir evrimsel değişim geçirip genelde \"durağan\" kaldıklarını öne süren bir evrimsel biyoloji kuramıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2272", + "context": "Süperpozisyon prensibi veya süperpozisyon ilkesi, jeolojinin bir bilim olarak gelişmesinde 17. yüzyıl Danimarkalı anatomi bilgini Nicolas Steno'nun (1638-1686) geniş ölçüde yayılan yazılarından ötürü önemli bir dönemdir. Steno taşkın sırasında ırmakların taşkın düzlükleri boyunca yayıldığını ve taşkın düzlüğünde yerleşik organizmaları gömen çökel tabakalarının biriktiğini gözlemiştir. Ardışık taşkınlar önceki çökellerin üzerine gelen ya da depolanan yeni çökel tabakalarını oluşturur. Bu çökel tabakaları taşlaşarak çökel kayaç haline gelir. Bu yüzden bozulmamış bir çökel kayaç tabakası diziliminde en eski tabaka altta ve en genç tabaka üsttedir. Bu üst üste bulunma prensibi katmanların ve içerdikleri fosillerin göreceli yaşlarının belirlenmesi için temeldir.", + "question": "Süperpozisyon prensibi (jeoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Süperpozisyon prensibi veya süperpozisyon ilkesi, jeolojinin bir bilim olarak gelişmesinde 17." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2273", + "context": "Taban seviyesi, yerkabuğunun dış etkenlerle aşındırılmasında, düzenleyici rol oynayan seviye. Deniz seviyesi, genel taban seviyesidir.\n\nJeoloji ve jeomorfolojide, taban seviyesi bir erozyon süreci için alt sınırdır.\nAşınmanın dayanıklı kayalar tarafından geciktirildiği daha az yapısal taban seviyeleri de vardır. Bunun örnekleri, altında çözünmeyen kayaların bulunduğu karstik bölgeleri içerir. Endoreik havzalarda olduğu gibi, büyük kara kütleleri denizden uzakta veya denizden bağlantısız olduğunda taban seviyeleri yerel olabilir. Bunun bir örneği, Akdeniz'in kuruduğu ve taban seviyesinin deniz seviyesinden 1000 m'den daha fazla aşağıya düştüğü Messiniyen tuzluluk krizidir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Taban seviyesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Taban seviyesi, yerkabuğunun dış etkenlerle aşındırılmasında, düzenleyici rol oynayan seviye." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2274", + "context": "Tektonik yükselme denilen olay plaka tektoniğin yüklenen dünya yüzeyinin jeolojik yükselmesidir. Tektonik yer kabuğunun yapıları, bu kabuğun uzun yıllar süren farklı hareketleriyle meydana gelmiştir. Tabakalar tortulanma sırasındaki ilk yatay görünüşünü koruyamamışlardır; eğilmiş, bükülmüş, kıvrılmış ve kırılmıştır. Aynı zamanda altta yatan mantonun yoğunluk dağılımındaki değişiklikler sert litosferin ezilmesine neden olmuştur.", + "question": "Tektonik yükselme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tektonik yükselme denilen olay plaka tektoniğin yüklenen dünya yüzeyinin jeolojik yükselmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2275", + "context": "Her element yer kabuğunda belirli bir oranda bulunur, bu orana klark (Rus jeokimyacıların bilime kazandırdığı bir terim) adı verilir. Her elementin maden yatağı olarak işlenebilmesi için yer kabuğunda belirli bir oranda zenginleşmesi-konsantre olması gerekir ki buna da zenginleşme katsayısı, konsantrasyon klarkı ya da konsantrasyon faktörü denmektedir. Elementlerin işlenebilir minimum tenörleri (imt), o elementin klarkı (k) ile konsantrasyon klarkı (kk) çarpımına eşittir (imt=k.kk). İşlenebilir minimum tenörler elementin fiyatına bağlı olarak zamanla değişiklik gösterebilir.", + "question": "Zenginleşme katsayısı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Her element yer kabuğunda belirli bir oranda bulunur, bu orana klark (Rus jeokimyacıların bilime kazandırdığı bir terim) adı verilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2276", + "context": "Psikoloji veya Ruh bilimi, içgüdüsel davranışları ve zihni inceleyen bilimdir. Bilinçli ve bilinçsiz olayların yanı sıra daha çok duygu ve düşüncenin incelemesini içeren Psikoloji, çok kapsamlı bir bilimsel alandır. Bu alanda uzman olan ve aynı zamanda bilgi araştırması yapanlara psikolog denir. Psikologlar, beyinin ortaya çıkan özelliklerini ve ortaya çıkan özelliklerle bağlantılı tüm fenomenleri anlamaya çalışırlar ve bu şekilde daha geniş nöro-bilimsel araştırmacı grubuna katılırlar. Psikoloji bilimi, bir sosyal bilim olmasına rağmen aynı zamanda doğa bilimleri olarak da kategorize edilebilir. Özellikle beyin biyolojisi bilgisini oldukça kullanır ve geliştirir.\nOrganizmaların hem doğrudan gözlenen davranışları, hem de düşünme, zihinde canlandırma, hatırlama ve hayal etme gibi doğrudan gözlenemeyen karmaşık zihinsel süreçleri psikolojinin inceleme alanına girer. Bir yandan algı, dikkat, duygu, motivasyon, zekâ, kişilik gibi içsel süreçler; bir yandan kişiler arası ilişki süreçleri (örneğin aşk, evlilikte uyum ve çatışma, anne ve çocuk arasında bağlanma gibi), grup-içi (örneğin gruba uyma ve itaat etme) ve gruplar arası ilişki süreçleri (örneğin gruplar arası önyargı ve ayrımcılık, kolektif eylem vb.) psikoloji biliminin çalıştığı konulardır. Psikoloji bilimi dâhilinde hem insanların hem de hayvanların davranışları üzerinde çalışılabilir. Tüm bu özellikleriyle psikoloji, hem fen ve tıp bilimleri ile hem de sosyal bilimlerle yakından ilişkilidir.\nPsikolojinin hedefi, zihinsel süreçleri ve davranışları tanımlamak, neden ve nasıl oluştuklarını açıklamak, ileride nasıl bir değişim-gelişim göstereceklerini öngörmek ve bu süreçleri kontrol etmektir. Bu hedefler doğrultusunda görgül yöntemlerle –örneğin deneysel ya da korelasyonel yöntemler- araştırmalar yürütülür. Psikoloji biliminin ürettiği bilgiler, insan etkinliklerinin değerlendirilmesi ve düzenlenmesi ile ilgili pek çok alanda kullanılır.", + "question": "Psikoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikoloji veya Ruh bilimi, içgüdüsel davranışları ve zihni inceleyen bilimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2277", + "context": "Çocuk Dostu Alanlar (ÇDA), çocukların desteklenmesine ve korunmasına yardımcı olmak için acil durumlarda kurulan güvenli alanlardır.\nBu alanlarda; savaş, doğal afet, göç veya diğer acil durumlar nedeniyle çocukların yaşadığı travmalarını atlatabilmelerini sağlamak ve uyum sorunlarını en aza indirmek amacıyla kişisel gelişimi artırmaya yönelik psikososyal destek faaliyetleri yürütülmektedir. ÇDA'lar çocuklara, oynama, öğrenme, değişen koşullara uyum sağlama ve kendilerini özgürce ifade edebilme imkânları sunarlar. Kâr amacı gütmeyen sivil toplum kuruşları ve/veya hükûmetler genellikle toplum desteğine dayanarak Çocuk Dostu Alanları katılımcı bir şekilde tasarlar ve uygular. ÇDA kısa veya orta vadeli bir müdahaledir ve genellikle çadırlarda veya geçici yapılarda hizmet vermektedir.\nÇDA, acil durumlarda en çok kullanılan çocuk koruma ve psikososyal destek müdahalelerinden biridir.\nYaygın olarak tercih edilmelerinin sebebi, aktivitelerin çeşitli etmenlere uyarlanabilirliği ile ÇDA’ların hızlı ve düşük maliyetli bir müdahale şekli olmalarıdır. ÇDA’lar, Çocuk Merkezli Alanlar, Güvenli Alanlar, Güvenli Oyun Alanları ve Çocuk Dostu Alanlar / Ortamlar olmak üzere farklı kuruluşlarca farklı adlarla da ifade edilebilir. \nÇDA’lar, çocuklara kriz sırasında maruz kalabilecekleri kalabalık yaşam koşullarından kaçma fırsatı sunar. Öte yandan, ebeveynlere hayatlarını sürdürme noktasında temel ihtiyaçlarını karşılamalarına yönelik gerekli olabilecek çocuksuz zamanı da sağlarlar. Acil durumlarda stres düzeylerinin ve istismar olaylarının artması riskleri, bu alanların sağlanması ile azaltılabilir. ÇDA, acil durumlarda sıklıkla ihmal edilen küçük çocukları veya ergenleri desteklemek için uyarlanabilir.", + "question": "Çocuk Dostu Alanlar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çocuk Dostu Alanlar (ÇDA), çocukların desteklenmesine ve korunmasına yardımcı olmak için acil durumlarda kurulan güvenli alanlardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2278", + "context": "Ağrı eşiği, kronik veya geçici rahatsızlıktan dolayı oluşan ağrının \nzaman içerisinde hasta tarafından daha az algılanması veya ağrı duygusunun geçici bir süre algılanmamasıdır. Bir başka şekilde aynı derece rahatsızlığı olan hastalarda ağrı duygusunun farklı şiddetlerde algılanması olarak da tanımlandırılır. Örneğin bir hasta ağrıdan bayılabilirken diğeri aynı tepkileri göstermeyebilir veya çok dayak yiyen biri hiç dayak yemeyen birine göre ağrıyı daha az algılar.", + "question": "Ağrı eşiği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ağrı eşiği, kronik veya geçici rahatsızlıktan dolayı oluşan ağrının \nzaman içerisinde hasta tarafından daha az algılanması veya ağrı duygusunun geçici bir süre algılanmamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2279", + "context": "Akılcı (Rasyonel) Duygusal Davranışçı Terapi, Albert Ellis tarafından geliştirilmiş br psikoterapi yöntemidir.\nTerapi; \"Bilişsel\", \"Davranışsal\" ve \"Emosyonel\" süreçler üzerinden açıklamalar ve tedavi sunmaktadır.", + "question": "Akılcı duygusal davranışçı terapi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Akılcı (Rasyonel) Duygusal Davranışçı Terapi, Albert Ellis tarafından geliştirilmiş br psikoterapi yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2280", + "context": "Akıllı Hans (Almanca: der Kluge Hans) (1895-1916), aritmetik işlemler yapabildiği ve zekâ gerektiren başka problemleri çözebildiği iddia edilen bir at.\nAtın sahibi, Almanya'da bir lisede matematik öğretmeni olan Wilhelm von Osten, Hans'a toplamayı, çıkartmayı, çarpmayı, bölmeyı, kesirli sayılarla işlem yapmayı, zamanı söylemeyi, günün tarihini takip etmeyi, notaları, okumayı, yazmayı ve Almancayı öğrettiğini iddia ediyordu. Hans, \"eğer ayın sekizinci günü salıya isabet ederse, bir sonraki cuma ayın kaçıncı günü olur?\" gibi sorulara toynağını yere vurarak cevap veriyodu. Sorular sözlü olarak sorulabildiği gibi ata yazılı olarak da verilebiliyordu. Sahibi, Hans'la tüm Almanya'yı gezdi ve gösteriler düzenledi.\nHans Almanya'da ve diğer ülkelerde ün kazandı. Bunun üzerine, durumu araştırmak üzere bilim insanlarından oluşan bir Hans Komisyonu kuruldu. Komisyon, 1904 yılında Hans'ın gösterilerinde hiçbir hile yapılmadığı sonucuna vardı ve dosya, karşılaştırmalı biyolog ve psikolog Oskar Pfungst'a devredildi.\nHayvan psikolojisi ve fenomenoloji üzerine çalışmalar yapan ünlü Alman felsefeci Carl Stumpf'un asistanı Oskar Pfungst, 1907 yılında Hans'ı inceledi. Atın gerçekte (zannedilen anlamda) zihinsel işlemler yapmadığını, fakat kendisini izleyen insanların tepkilerindeki küçük değişimler yoluyla beklentilerini algılayarak yanıt verdiğini gösterdi. Pfungst, atın bakıcısının vücut dilindeki istemsiz ipuçlarına tepki verdiğini gösterdi. Bakıcı, bu durumun farkında değildi.\nPfungst, araştırmasında şu yöntemleri denedi:\n\nHans'ı bakıcısından ve seyircilerden yalıtarak ipucu almasını önlemek.\nSoruları bakıcı dışındaki kişilerin sormasını sağlamak.\nAtın gözlerini bağlayarak soru soranı görmesini önlemek.\nSoru soranın cevabı bilip bilmemesi durumunu kontrollü olarak değiştirmek.\nPek çok deneme sonunda, Pfungst, Hans'ın bakıcı dışındaki kişilere de doğru cevap verebildiğini gösterdi. Bu, hile olasılığını ortadan kaldırıyordu. Ancak Hans, sadece soru soran kişi doğru cevabı biliyorsa cevap verebiliyor, ayrıca soru soranı görmesi gerekiyordu. Bakıcı doğru cevabı bildiğinde, Hans'ın cevapları %89 oranında doğru oluyordu. Ancak bilmediğinde, bu oran %6'ya düşüyordu.\nPfungst olayı dikkatle incelediğinde, atın toynağı yere doğru sayıda vurmaya yaklaşınca, soru soranın duruşunda ve yüz ifadesinde gerilim ifade eden küçük değişimler olduğunu fark etti. Tam doğru sayıda toynak vuruşundan sonra bu gergin ifade yerini rahatlamaya bırakıyordu. Böylece Hans'a durması için gerekli sinyal veriliyordu.\nPfungst'un çalışmasından sonra bu olaya Akıllı Hans etkisi adı verildi. Bu etki, izleyici beklentisinin olaylar üzerindeki etkileri ve hayvan bilişselliği konusundaki araştırmalarda önem taşımaktadır.\nAtların, insanların vücut dilindeki nüansları fark edebildiğini ortaya çıkaran Pfungst, deneylere kendisi üzerinde devam etti. Cevabını bilmediği soruları kendisine yönelten kişilere Hans gibi yere vurarak cevap veren Pfungst, vücut dilindeki ipuçlarına dikkat ederek soruların %90'ını bilebildiğini gördü.\nWilhelm von Osten, Pfungst'un bulgularına asla inanmadı ve Hans ile birlikte Almanya'yı gezerek meraklı kalabalıklara gösteriler yapmaya devam etti.", + "question": "Akıllı Hans nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Akıllı Hans (Almanca: der Kluge Hans) (1895-1916), aritmetik işlemler yapabildiği ve zekâ gerektiren başka problemleri çözebildiği iddia edilen bir at." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2281", + "context": "Pozitif psikolojide, akış, aynı zamanda alan (the zone) olarak da bilinmekte, bir etkinliği gerçekleştiriyor olan kişinin enerjik bir şekilde odaklandığını, tamamen dahil olduğunu ve etkinlik süresince keyif aldığını hissederek kendini tamamen etkinliğe verdiği zamanki zihinsel durumdur. Özünde, akış kişinin yaptığı şeye tamamen dikkatini vermesi ile karakterize olur. Binlerce yıldır başka biçimlerde, özellikle doğulu dinlerde var olmasına rağmen Mihaly Csikszentmihalyi tarafından isimlendirilen kavramdan birçok alanda söz edilmektedir (özellikle mesleki terapide bilinmektedir). Akışı gerçekleştirmekten genellikle alanın içinde olmak (being in the zone) olarak söz edilmektedir.\nCsikszentmihályi'ye göre, akış tamamen bir noktada toplanmış motivasyondur. Kararlı bir biçimde kendini vermedir ve belki de duyguları, uygulama ve öğrenmenin hizmetinde kullanmada en üst düzey bir deneyimi temsil etmektedir. Akışta, duygular yalnızca göreve eşlik etmekte ve yönlendirilmekte değil; olumlu, harekete geçirilmiş ve görevle bir bütün halindedir. Akış etkinlik dışında başka hiçbir şeyden -kişinin kendi ve duyguları da dahil olmak üzere- etkilenmeyerek etkinliğe yoğun bir şekilde odaklanma olarak tanımlansa da, akışın özü, bir görevi gerçekleştiriyorken kendiliğinden bir sevinç hissi, hatta kendinden geçme hissetmektir.", + "question": "Akış (psikoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Pozitif psikolojide, akış, aynı zamanda alan (the zone) olarak da bilinmekte, bir etkinliği gerçekleştiriyor olan kişinin enerjik bir şekilde odaklandığını, tamamen dahil olduğunu ve etkinlik süresince keyif aldığını hissederek kendini tamamen etkinliğe verdiği zamanki zihinsel durumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2282", + "context": "Ambivalenz, yani duygu; birbiriyle bağdaşmayan duygu, düşünce, istek ve amaçların kişide aynı zamanda toplanmasıdır.\nAmbivalenz deyimini ilk Eugen Bleuler (1857-1939) ortaya atmıştır. Bleuler, üç ayrı ambivalensin olduğunu benimsenmiştir.\nBirincisi; istem alanındaki ambivalensdir. Yani kişi aynı zamanda hem su içmek isteyip, hem istemeyebilir.\nİkincisi; düşünsel alandaki ambivalensdir. Yani kişi bir görüşü hem savunup, hem karşısında durabilir.\nÜçüncüsü; duygu alanındaki ambivalensdir. Yani kişi bir kimseyi hem sevip, hem ondan nefret edebilir.\nBleuler, ambivalensi şizofreninin birincil belirtisi sayar. Yalnız normal ruh bilim alanında da ambivalensin varlığı benimsemezlik etmez. Ambivalenz kavramını Bleuler'den alan Sigmund Freud, bunu daha çok duygusal alanda kullanmıştır. Buna göre ambivalenz, gelişimin pregenital (ilk altı yıllık cinsel gelişim süreci) evresinde ön plandadır. Söz konusu dönemde cinsel ve saldırgan içtepiler varlığını sürdürür. Amvibalenz, kimi belli duygularda, örneğin yas ve kıskançlıkta ya da belli durumlarda, örneğin depresyonda ya da saplantı nevrozunda çok belirgindir. Bütün psikanalistler (ruh çözümcüler) duygusal çelişkinin nevrozlarda alabildiğine önemli bir rol oynadığında hem görüşlüdür.", + "question": "Ambivalenz nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ambivalenz, yani duygu; birbiriyle bağdaşmayan duygu, düşünce, istek ve amaçların kişide aynı zamanda toplanmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2283", + "context": "Anal sadistik evre, psikanalizde Sigmund Freud'a göre libido gelişiminin iki ila dört yaşları arasına rastlayan evresidir.\nBelirleyici özelliği, libidonun anal-erojen (ağızsal - sevisel) bölgenin egemenliği altında toplanmasıdır.", + "question": "Anal sadistik evre nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Anal sadistik evre, psikanalizde Sigmund Freud'a göre libido gelişiminin iki ila dört yaşları arasına rastlayan evresidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2284", + "context": "Asılma fetişizmi, kişinin tekrarlı kısmi boğulma yaratmak amacıyla kendisini iplerle bağlayarak cinsel zevk elde etmesidir. Kazayla ölüm sonucunda, cinayetten şüphe edilebilir. Bu fetiş genellikle sadomazohizmle ilgilidir.", + "question": "Asılma fetişizmi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Asılma fetişizmi, kişinin tekrarlı kısmi boğulma yaratmak amacıyla kendisini iplerle bağlayarak cinsel zevk elde etmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2285", + "context": "Asosyal, sosyal olmayan insan davranışları sergileyen bireye verilen ad. Asosyallik sosyal etkileşim ile meşgul olmak için motivasyon eksikliği veya yalnız faaliyetlere olan ilgiyi ifade eder. Asosyallik avolisyon ile ilişkilendirilebilir, ancak sosyal ilişkiler için sınırlı fırsatların bir tezahürü de olabilir.\nAsosyallik toplum tarafından tamamen olumsuz bir özellik olarak algılanmak zorunda değildir, çünkü asosyallik hakim fikirlere muhalif olduğunu ifade etmenin bir yolu olarak kullanılmıştır. Başta Hinduizm, Jainizm, Roma Katolikliği, Doğu Ortodoksluğu, Budizm ve Sufizm olmak üzere birçok mistik ve monastik geleneğinde arzu edilen bir özellik olarak görülür.\nAsosyal, kalabalık ortamlarda bulunmayı sevmeyen ve bu ortamlarda genelde saklanma isteği içinde olan kişidir. Kimsenin olmadığı sakin yerler bu tip insanlar için her zaman ilgi çekicidir. Bu davranışlar bireyin toplumdan zamanla uzaklaşmasına neden olur.\nAsosyallik mesleki durumlardan da kaynaklanabilmektedir ve bir veya iki örnekle asosyalliği kısıtlamak yanlış olabilir. Psikolojik kalıtımların yanı sıra gündelik hayatında ve faaliyetlerinde aşırı sosyal olan insanlarda özel hayatlarında asosyal davranışlar ve tutumlar sergileyebilmektedirler.\nBunun yanında en önemli etkenlerden sayılabilecek bir diğer unsur da kişilerin insanlarla ilişkilerinde yanılgılarından kaynaklanan bir asosyalliktir. Buna kısmen toplumdan kendini izole etmek denebilir.\nPsikolojik olgular ve hayatımızdaki süreçlerin etkilediği sadece genetik olarak algılanamayacak bir durumdur.\nTemel olarak yoğun iş ve şehir hayatı içerisinde karşımıza çıkan ilk problem strestir. İlerleyen ve terapi görmeyen, tedbir alınmayan süreçte depresyona dönüşmesi kaçınılmazdır. Ağır tedavi görmemiş depresyon vakalarında sıklıkla karşılaşılan durum ise kısmen asosyalliktir. Sonuçta nedenleri olan bir durum ve birdenbire ya da kalıtımsal olarak ortaya çıkmış bir tutum değildir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Asosyal nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Asosyal, sosyal olmayan insan davranışları sergileyen bireye verilen ad." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2286", + "context": "Aşağılık kompleksi ya da Aşağılık karmaşası, bireysel psikoloji ekolünün kurucusu Alfred Adler tarafından ortaya atılan ve kişinin bazı yönlerden kendini diğerlerinden aşağı hissetmesine neden olan karmaşasına verilen addır.\nBu komplekse sahip kişilerde genellikle kendini ispat etme çabası görülür. Sıklıkla farkına varılmaz ve telafi etme düşüncesi kişileri eziyet içine sürükler ve şaşırtıcı bir kazanım veya aşırı bir antisosyal davranışla sonuçlanır. İlk çalışmalarında teorisini göstermek için Napolyon komplekslerini kullanan Alfred Adler öncülük etmiştir. Özgüven eksikliği, saplantı bozuklukları ve kültürel yozlaşma aşağılık kompleksinin nedenleri arasında gösterilebilir. Psikiyatrik bir hastalıktan çok psikolojik bir durumdur.\nAdler, bütün gelişme dönemi süresince çocuğun ebeveyni ve genel dünyayla ilgili bir yetersizlik duygusu hissettiği kavramını geliştirmiştir. Hastanın kompensasyon için gösterdiği psikolojik veya fiziki çabaların sonuçsuz kalmasıyla psikonevrozlar gelişir; hasta başarısızlıklarını örtbas etmek ve başkaları üzerinde bir güç kazanmak için bu semptomlarını kullanır. Çok kere depresyonla birlikte beliren aşağılık duygularına emeklilikte ve yaşlılıkta sık rastlanır. Bu vakalarda hasta kendisine saygısını önemli derecede kaybetmiştir. Kişi toplumsal bakımdan düştüğünü ve önemsiz kaldığını hisseder ve böylece paranoid reaksiyon tipleri gelişebilir.", + "question": "Aşağılık kompleksi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aşağılık kompleksi ya da Aşağılık karmaşası, bireysel psikoloji ekolünün kurucusu Alfred Adler tarafından ortaya atılan ve kişinin bazı yönlerden kendini diğerlerinden aşağı hissetmesine neden olan karmaşasına verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2287", + "context": "Ayna benlik, bireylerin benlik görüşlerinin başkalarının kendilerini nasıl gördüğü algısı yoluyla etkilendiği süreçlerdir. Ayna benlik hem \"kişinin kendi hakkındaki görüşlerini\" hem de \"başkalarının kendisi ile ilgili görüşlerine yönelik algısını\" kapsamaktadır. Yansıtılmış değerlendirme, yansıyan benlik gibi kavramlarla da eş anlamlıdır.\nBu iki yönlü ve döngüsel bir süreçtir. Bireyin kendilik görüşü başkalarının birey hakkındaki görüşünü etkilerken başkalarının birey hakkındaki görüşleri hakkındaki yargılar da yine bireyin kendilik görüşünü etkilemektedir.", + "question": "Ayna benlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ayna benlik, bireylerin benlik görüşlerinin başkalarının kendilerini nasıl gördüğü algısı yoluyla etkilendiği süreçlerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2288", + "context": "Ballard Olayı, verilen bir konunun ne ölçüde hatırlandığını anlamak için yapılan yoklama sonunda hafızanın güçlenmesidir.\nBu güçlenme günlerce sürer ve özellikle yazı parçalarıyla ilintilidir (şiirler, anlamlı nesir parçaları). Olay, Ballard'ın yaptığı bir deneyle 1913 yılında ortaya kondu.\nÜzerinde deney yapılan kimse, şiir ve nesir parçaları, anlamsız heceler gibi sözle ilintili çeşitli malzemeyi ezberlemek zorundaydı; ama öğrenme süresi, öğrenilecek malzemeyi tam olarak benimsemesine yetmeyecek kadar kısaydı. Öğrenme döneminden hemen sonra, denekler hatırlama yöntemine göre bir ezber yoklamasından geçiriliyordu; denekten neyi hatırlıyorsa onu söylemesi isteniyordu. 24 saat ile 7 gün arasında değişen bir süre içinde ikinci bir yoklama daha yapılıyordu. Ballard, öğrenme döneminin hemen sonunda değil de 2 veya 3 gün sonra yoklama yapılırsa, hatırlama yüzdesinin daha yüksek olduğunu gördü. Öğrenme döneminin hemen sonunda hatırlanan bir şiirin unsurları %100 sayılacak olursa; iki gün sonra yapılan yoklamada bu miktar %117'ye; altı gün sonra ise %100'ün üstünde çıkıyordu.\nBallard olayı, genel olarak Brown'un varsayımına dayanır (1923). Bu varsayıma göre, her hafıza yoklanması (hatırlatma), verilen cevapları pekiştirdiği için, daha sonraki bir hatırlamada bu cevapların verilmesi ihtimalini arttırır; hatta, aynı konuyla ilintili yeni cevapların verilmesine de yol açar.\n1954'te Ammon ve Irion, Ballard'ın deneyini yeniden ele aldılar ve öğrenme döneminden hemen sonraki hatırlatma ortadan kaldırılacak olursa, Ballard olayının da ortadan kalkacağını gösterecek bu varsayımı doğruladılar.", + "question": "Ballard Olayı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ballard Olayı, verilen bir konunun ne ölçüde hatırlandığını anlamak için yapılan yoklama sonunda hafızanın güçlenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2289", + "context": "Beklenti etkisi, edebiyat ve psikolojide bir olgudur. \"Kendini gerçekleştiren kehanet\" ya da \"Pygmalion etkisi\" olarak da adlandırılan bu olgu; kişinin, bir süre sonra başkalarının (özellikle herhangi bir yanıyla kendinden üstün gördüğü insanların) ona ilişkin beklentilerine denk düşen davranışlar sergilemesi şeklinde açıklanabilir. Beklenti etkisi bilimde, mitolojide ve sanatta değişik boyutlarıyla işlenmiştir. Sosyal psikolojide başlangıçta gerçekliği olmayan bir durum hakkındaki beklentilerin gerçekleşmesine yol açma süreciyle beklenen davranışın sergilenmesi sonucu, olmayan bu halin gerçeğe dönüşmesi biçiminde \"self fulfilling prophecy\" teorisi olarak tanımlanır. Yani kişi kendi kehanetini kendi yerine getirir. olumsuz duygular, olumsuz sonuçlar doğurur. Bu teori 1911 yılında iki Alman araştırmacının bir at üzerindeki deneyleriyle bilimsel platforma oturtulmuştur. İnsandaki bilinçaltının beklenti etkisini açıklamaktaki rolü büyüktür.\nSelf fulfilling prophecy'de ''Illusion of Transparency'' yani şeffaflık yanılsaması olarak da söylenen tabire göre kronik anksiyete yaşayan insanların, diğerlerinin düşüncelerini ne ölçüde fark ettiklerini abartması daha olasıdır. Örneğin insanların sizin heyecanınızı fark ettiğini düşünüyorsunuz ve bunu düşündüğünüz için anksiyeteniz, heyecanınız artıyor ve özgüveniniz daha da azalıyor.\nRosenthal ve Jacobson (1968 aktaran: REYNOLDS, 2007, 476) yüzlerce denemeden sonra öğretmen beklentilerinin öğrenci performansı üzerinde önemli etkileri olduğunu buldular. Yansız atama ile oluşturulan gruplara rağmen öğretmenleri yüksek beklenti içinde olan gruptaki öğrenciler daha başarılı olmuşlardır. Çeşitli araştırmalarda pygmalion etkisinin etki büyüklüğü hesaplanmış ve d=.81, d=1.13 gibi Cohen'e göre (1988; aktaran: REYNOLDS, 2007, 476) büyük etki büyüklükleri elde edilmiştir.", + "question": "Beklenti etkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Beklenti etkisi, edebiyat ve psikolojide bir olgudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2290", + "context": "Ben, Freud’un ruhsal cihazla ilgili ikinci kuramında es ve über-ich ile birlikte ruhsal cihazın üç beliriminden biridir. Ben'in kaynağı (ki Es'in dış alemle teması sonucunda farklılaşmasıdır) ve muhtevaları, bilinçli, bilinçöncesi veya bilinçdışı olabilir. Ben'in yapısı gerçeklik ilkesinin baskısı altındadır. 'Ben'in fonksiyonu ise, kişiliğin korunması, gerçeğe uyum ve çatışmaların çözümlenmesidir.\nBen'in ideali, birincil narsisizmden (kişinin kendisine karşı duyduğu sevgi) ve çevremizdeki kişilerle ve aile ile özdeşlikten meydana gelen kişiliğin eğilimi; bu özdeşlik, kişinin kendi benliğine karşı beslediği sevgiyi değiştirir ve ikincil narsisizm derecesine düşürür.\nİdeal 'ben', çocukluktaki \"her şeyi yapabilme\" hayalinin daha sonraki özdeşliklerle değişerek aldığı yeni şekil; bu değişme \"kahramanlarla özdeşleşme\"ye, yani ünlü ve güçlü kişileri benimsemeye dayanarak olmaktadır. (Ben'in ideali ile ideal ben ayrımı Freud'da yoktur. Nunberg, Lagache ve Lacan gibi bilginler, ideal ben'in oluşumunda Narsisizmi iyice belirtmek için bu ayrıma başvurmuşlardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Ben (psikoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ben, Freud’un ruhsal cihazla ilgili ikinci kuramında es ve über-ich ile birlikte ruhsal cihazın üç beliriminden biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2291", + "context": "Benlik kaynaklarının tükenmesi, öz-kontrol ya da özgür irade gücünün kullanılabilecek sınırlı kaynaklara dayandığı düşüncesini ifade etmektedir. Zihinsel aktivite için enerji düşük olduğunda, öz kontrol zayıflar ve bu durum benlik kaynaklarının tükenmesi olarak adlandırılır. Özellikle, benlik kaynaklarının tükenmesi durumunun deneyimlenmesi, kişinin daha sonraki aktivitelerde kendini kontrol etme becerisini zayıflatır. Öz-kontrol gerektiren benlik kaynaklarını tüketici bir görev, sonrasında gelen öz-kontrol görevi için, her ne kadar görevler birbiriyle ilişkisiz görünse de, engelleyici bir etki yaratır. Öz-kontrol benliğin hem birey hem de bireylerarası düzeyindeki işlevinde önemli bir role sahiptir. Bu nedenle, benlik kaynaklarının tükenmesi, deneysel psikolojide ve spesifik olarak sosyal psikolojide önemli bir konudur, çünkü mekanizması, insanın öz-kontrol süreçlerinin anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır.", + "question": "Benlik kaynakları tükenmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Benlik kaynaklarının tükenmesi, öz-kontrol ya da özgür irade gücünün kullanılabilecek sınırlı kaynaklara dayandığı düşüncesini ifade etmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2292", + "context": "Bilinçdışına itim, (Fr. refulment, İng. represion.) gerçekleştirilmesi uygun görülmeyen içgüdüsel isteklerin ya da bunların belli düşünce, imaj ve tasarım kılığına bürünmüş temsilcilerinin bilinçten itilip uzaklaştırılmasını ve daha sonra bilinçte boy göstermesinin önlenmesini sağlayan bir savunu mekanizmasıdır. Geriye itim olarak da bilinir.\nSigmund Freud'a göre, bilinçdışına itimler yaşantıların kendileri değil, anıları üzerinde gerçekleşirler. Ancak, söz konusu istekler gerçeğe dönüştürüldüğünde, daha doğrusu doyurulduğunda karşılaşılacak üzüntü ve pişmanlık duygusundan kaçınılmaktadır. Üzüntü duygusundan kişiyi koruyamayan bilinçdışına itimlere başarısız gözüyle bakılır, örneğin yüceltme sonucu başarıyla gerçekleştirimiş geriye itimler çokluk saptanamaz.Başarısız geriye itim nevrozların oluşumunda önemli rol oynar. Başarısız geriye itimlere özellikle histeride rastlanır ama bunlar diğer nevrozlarda, ayrıca normallerin psikolojisinde de görülür.\nPsikanalizin katman modelinde bilinçdışına itim es ile ben'in biliçsiz bölümleri ve üstben arasındaki çatışmada savunma işlevini yerine getirir.\nEkonomik açıdan bakıldığında, bir tasarıma eşlik eden psişik enerji başlangıçta söz konusu tasarımla ilgisiz bir başka tasarım üzerine aktarılır. Örneğin herhangi bir sözcük, mesela \"lale\" sözcüğü bir insana söylendiğinde onda derin duygular yaratabilir, itilmiş duygularını geri çağırabilir.\nBilinçdışına itilmiş yaşantı malzemesi belli bir içgüdüsel enerjiyle yüklüdür ve bu enerji sürekli olarak doyum peşinde koşar. Öte yandan ben, enerjisinin bir bölümünü harcayarak bilinçdışına itilmiş enerjiyi bulunduğu yerde tutmaya çalışır.", + "question": "Bilinçdışına itim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilinçdışına itim, (Fr." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2293", + "context": "Bilişsel psikolojide, bilişsel yük, birim zamanda çalışma belleği kaynaklarının ne derecede kullanıldığını ifade eder. Üç tür bilişsel yük bulunur. Asıl bilişsel yük, öğrenenin bir konuyu öğrenirkenki çalışma belleği kullanımı ifade eder. Konu dışı bilişsel yük, bilgi veya görevlerin öğrenene sunulma şeklinin ve öğrenenin bunlarla etkileşimlerini ifade eder. Son olarak etkili bilişsel yük, kalıcı bir bilgi deposu (bir şema) yaratmak için yapılan çalışmayı ifade eder.\nBilişsel yük teorisi, 1980'lerin sonlarında John Sweller tarafından problem çözme çalışmasından geliştirildi. Sweller, öğretim tasarımının öğrenenlerdeki bilişsel yükü azaltmak için kullanılabileceğini savundu. İleri tarihlerde diğer araştırmacılar, bilişsel yükün göstergesi olan algılanan zihinsel çabayı ölçmek için bir yol geliştirdiler. Göreve bağlı gözbebeği tepkisi doğrudan işleyen bellekle ilgili olan bilişsel yükün güvenilir ve hassas bir ölçümüdür. Bilgi uzun süreli bellekte ancak dikkat edildikten ve çalışma belleğinde işlendikten sonra saklanabilir. Ancak çalışma belleği hem kapasite hem de süre açısından son derece sınırlıdır. Bu sınırlamalar, bazı koşullar altında öğrenmeyi engelleyebilir. Ağır bilişsel yükün, görevin tamamlanması üzerinde olumsuz etkileri olabilir ve bilişsel yük deneyiminin herkeste aynı değildir. Örneğin yaşlılar, öğrenciler ve çocuklar farklı ve sıklıkla daha yüksek miktarlarda bilişsel yükle karşılaşırlar.\nBilişsel yük teorisinin temel ilkesi, işleyen belleğin rolüne ve sınırlamalarına daha fazla önem verilirse öğretim tasarımının kalitesinin artacağıdır. Öğrenciler, özellikle cep telefonu kullanımından kaynaklanan artan dikkat dağınıklığı ile, akademik başarıyı azaltabilecek yüksek bilişsel yük yaşamaya daha yatkındır.", + "question": "Bilişsel yük nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilişsel psikolojide, bilişsel yük, birim zamanda çalışma belleği kaynaklarının ne derecede kullanıldığını ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2294", + "context": "Bilişselcilik aşağıdaki anlamlara gelebilir:\n\nBilişselcilik (etik), etik cümlelerin önermeler ifade ettiği ve doğru ya da yanlış olabildiği felsefi görüş\nBilişselcilik (psikoloji), zihinsel işlevin sembollerin içsel manipülasyonu olarak anlaşılabileceğini savunan psikolojik bir yaklaşım\nBilişselcilik (estetik), bilişsel psikolojinin sanatı ve buna tepkiyi anlamaya yardımcı olabileceği görüşü\nAnekdot bilişselcilik, hayvan davranışlarını zihinsel durumlar açısından yorumlamak için psikolojik bir metodoloji", + "question": "Bilişselcilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilişselcilik aşağıdaki anlamlara gelebilir:\n\nBilişselcilik (etik), etik cümlelerin önermeler ifade ettiği ve doğru ya da yanlış olabildiği felsefi görüş\nBilişselcilik (psikoloji), zihinsel işlevin sembollerin içsel manipülasyonu olarak anlaşılabileceğini savunan psikolojik bir yaklaşım\nBilişselcilik (estetik), bilişsel psikolojinin sanatı ve buna tepkiyi anlamaya yardımcı olabileceği görüşü\nAnekdot bilişselcilik, hayvan davranışlarını zihinsel durumlar açısından yorumlamak için psikolojik bir metodoloji." + ], + "answer_start": [ + -1 + ] + } + }, + { + "id": "2295", + "context": "Bilişsellik (ya da biliş veya kognisyon) aralarında dikkat, bellek, dil kullanma ve anlama, öğrenme, değerlendirme, sorun çözme ve karar verme gibi zihinsel yetileri oluşturan bir kümeyi tanımlamada kullanılan bilimsel terimdir. Psikoloji, felsefe, dilbilim ve bilişim bilimi gibi çeşitli bilimsel disiplinler bilişselliği de inceler. Ancak disiplinlere göre bilişselik teriminin kullanımı farklılık gösterebilir. Örneğin psikoloji ve bilişsel bilimde \"bilişsellik\" genellikle bireyin psikolojik işlevlerinin bilgi işleme açısından bakış olarak kullanılır. Sosyal psikolojinin sosyal bilişsellik dalı tutum, yükleme ve grup dinamiğini açıklamaya çalışır. Bilişsel psikoloji ve bilişsel mühendislikte \"bilişsellik\" tipik olarak katılımcının ya da işletimcinin zihninde ya da beyninde meydana gelen bilgi işleme süreci olarak anlamlandırılır.\nBilişsellik, bilgi birikimini ve değişen tercihleri kullanarak alınan bilgiyi işleme yeteneğidir. Bilişsellik ya da bilişsel süreçler doğal ya da yapay; bilinçli ya da bilinçsiz olabilir. Bu süreçler, dilbilim, anestezi, nöroloji, psikiyatri, psikoloji, felsefe, antropoloji, sistem bilimi ve bilişim bilimi dallarında farklı bağlamlarda farklı açılardan analiz edilirler.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Bilişsellik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilişsellik (ya da biliş veya kognisyon) aralarında dikkat, bellek, dil kullanma ve anlama, öğrenme, değerlendirme, sorun çözme ve karar verme gibi zihinsel yetileri oluşturan bir kümeyi tanımlamada kullanılan bilimsel terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2296", + "context": "Cesaret, aynı zamanda yiğitlik, kararlılık, ataklık ve dayanıklılık özelliklerini de içeren, korku, acı, risk, belirsizlik veya tehdit ile başa çıkabilme yeteneğidir.\n\"Fiziksel cesaret\" fiziksel bir acı, zorluk veya ölüm tehlikesi ile yüzleşme sırasındaki cesareti tanımlarken, \"ahlaki cesaret\" çoğunluk muhalefeti, utanç, skandal veya şevk kırıcılığı karşısında etik davranmayı ifade etmektedir.", + "question": "Cesaret nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Cesaret, aynı zamanda yiğitlik, kararlılık, ataklık ve dayanıklılık özelliklerini de içeren, korku, acı, risk, belirsizlik veya tehdit ile başa çıkabilme yeteneğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2297", + "context": "Çoklu zekâ kuramı 1983 yılında Howard Gardner tarafından zekâyı tek ve baskın bir yetenek olarak görmekten ziyade, çeşitli ve özel boyutlardan oluştuğunu öneren bir modeldir.\nGardner bilişsel yeteneklerin geniş bir yelpazeden oluştuğunu ve aralarında sadece çok zayıf bir korelasyonun bulunduğunu savunmaktadır. Örneğin, kuram çarpma işlemini kolayca öğrenen bir çocuğun, bu görevde zorluk yaşayan bir çocuğa göre daha zeki olduğunu söylemez. Basit çarpma işlemlerinde uzmanlaşmak için zaman harcayan bir çocuk 1) çarpma işlemini farklı bir yolla öğrenebilir, 2) matematik dışındaki bir alanda üstün olabilir, 3) hatta çarpım sürecini derin bir seviyede anlıyor veya tamamen farklı bir süreç olarak görüyor olabilir. Temelde derin bir anlayış içermesi de yavaşlığa ve çarpım tablosunu hızlı hatırlayan çocuğa bakıldığında potansiyel matematiksel zekâsının gizlenmesine neden olabilir.\nKuram ortaya atıldıktan sonra farklı tepkilerle karşılaştı. Geleneksel zekâ testleri ve psikometrikler genellikle zekânın boyutları ve farklı görevler arasında Gardner'ın kuramının öngördüğü düşük ilişkiden ziyade yüksek korelasyon bulmakta. Yine de birçok eğitimci kuramın önerdiği yaklaşımların uygulamalı değerini destekler.", + "question": "Çoklu zekâ teorisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çoklu zekâ kuramı 1983 yılında Howard Gardner tarafından zekâyı tek ve baskın bir yetenek olarak görmekten ziyade, çeşitli ve özel boyutlardan oluştuğunu öneren bir modeldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2298", + "context": "Çağrışım, psikoloji ve pazarlamada bir olayın başka bir olaya birkaç kez sebep olması anlamına gelen kavramdır. Bu fenomene bazen İvan Pavlov'un klâsik koşullandırma konusundaki öncü çalışmalarından dolayı Pavlov çağrışımı da denmektedir.\nÇağrışım, çok kullanılan bir mekân yöntemidir. Yeni bir (nesneyi, resmi, kokuyu veya bir kişinin hatırlamak istediği sair bir) şeyi daha kolay hatırlanabilecek başka bir şeye çağrıştırmak, her ikisini birden hatırlatabilir.", + "question": "Çağrışım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çağrışım, psikoloji ve pazarlamada bir olayın başka bir olaya birkaç kez sebep olması anlamına gelen kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2299", + "context": "== Anlam ==\nAlbert Camus bir işi durmadan yapan insanlar arasında fatihleri ve çapkınları da saymaktadır (Başkaldıran İnsan, Çeviren Tahsin Yücel). Fatih, nasıl birçok ülke fethettiğinde bile mutlu olamıyorsa, tıpkı onun gibi, çapkın da birçok sevgili edindiğinde mutlu olamamaktadır. Bu da çapkının asıl sorununun kendisinde olduğunu göstermektedir. Bir çapkın kendisine saygı duyabilmek için değer kazanmaya çalışmakta, çok sayıda sevgili edinince bu amacını gerçekleştirebileceğini ummaktadır.", + "question": "Çapkınlık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "== Anlam ==\nAlbert Camus bir işi durmadan yapan insanlar arasında fatihleri ve çapkınları da saymaktadır (Başkaldıran İnsan, Çeviren Tahsin Yücel)." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2300", + "context": "Davranış, psikolojik anlamda canlıların dış dünyaya karşı gösterdikleri her türlü bilişsel, duyuşsal ve psikomotor (bedensel-fiziksel) tepkilerin genel adıdır. Söz konusu bilişsel, duyuşsal ve psikomotor boyutlar birbiri ile etkileşim halindedir. Bunun sonucunda davranış ortaya çıkar.\nDavranışın, bitkiler ve diğer organizmalar için geçerli olan daha geniş bir davranış tanımı ise, fenotipik esneklik kavramına benzer. Davranış, bireyin yaşam süresi boyunca, daha hızlı ortaya çıkan diğer fizyolojik veya biyokimyasal değişikliklerden farklı olan ve gelişim sonucu olan (ontojenik) değişiklikler hariç tutularak bir olaya veya ortam değişikliğine verilen bir yanıt olarak tanımlanır.", + "question": "Davranış nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Davranış, psikolojik anlamda canlıların dış dünyaya karşı gösterdikleri her türlü bilişsel, duyuşsal ve psikomotor (bedensel-fiziksel) tepkilerin genel adıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2301", + "context": "Davranışçılık veya behaviorizm, I. Dünya Savaşı sıralarında bir grup Amerikalı psikoloğun, yapısalcılığa ve işlevselciliğe karşı çıkmaları ve bilincin iç gözlem yöntemi ile incelenmesine kuşku ile bakmaları sonucu ortaya çıkan, bilinç hallerinin değil, davranışların, gözlenebilir durumların incelenmesi gerekliliğini savunan psikoloji kuramı akımıdır.\nDavranışçıların önde gelen temsilcileri Watson ve Pavlov'dur. Bunlar bilinç kavramını bir yana bırakıp davranışları incelemişlerdir. Davranışçılara uyaran (stimulus)-tepki (response) psikologları da denir. Davranışçılara göre objektif tekniklerle gözlenebilen sadece çevresel uyarıcılara, insanların bu uyaranlara karşılık gösterdikleri tepkilerdir. Davranışçılar, gözlem ve deney yöntemini kullanırlar. Davranışçılar, organizma ve çevre ilişkilerinin insan ve hayvanlarda birbirinin aynı olduğu kanısındadırlar. Bu nedenle hayvanlar üzerinde psikolojik araştırmalar yapmışlardır. Örneğin Pavlov koşullu öğrenme deneylerini köpekler üzerinde yapmıştır.\nDavranışçı psikologlar, insan davranışlarının açıklanmasında çevre faktörüne çok fazla önem verdikleri ve diğer etmenleri görmezden geldikleri gerekçesiyle diğer ekollerin savunucuları tarafından eleştirilmiştir.Bununla birlikte davranışçı akım, psikolojinin bir bilim niteliği kazanmasına önemli katkılar sağlamıştır.", + "question": "Davranışçılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Davranışçılık veya behaviorizm, I." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2302", + "context": "Değişik şuur hâlleri, parapsikolojide insanın uyanıkken bulunduğu olağan şuur hâlinden farklı şuur hâllerini kapsayan bir terim olarak kullanılmaktadır.\nTerim ilk kez Amerikalı psikoloji profesörü ve parapsikolog olan Charles Tart tarafından ortaya atılmıştır. Elektroansefalograf aygıtının icadı, beyin dalgalarının ölçülebilmesine ve insanın “uyanık şuur hâli”nden farklı olan şuur hâllerinin sınıflandırılabilmesine olanak sağlamıştır. (Beyin dalgalarını 1924'te keşfeden Alman psikiyatr Hans Berger ile başlayan laboratuvar testleri sonucunda beynin alfa, beta, teta ve delta dalgaları diye adlandırılan elektriksel etkinliklerde bulunduğu saptanmıştır.)\nBu alandaki bilimsel araştırma sonuçlarına göre, örneğin hafif hipnoz, meditasyon, dalgınken düş görme, uyku-uyanıklık arası gibi hâllerde beyin, alfa ritmi denilen, 8 Hz. ile 13 Hz. arası dalgalar yayınlamaktadır. Beta dalgaları (14-27 Hz.) ise yalnızca insanın olağan “uyanık şuur hâli” sırasında yayınlanmaktadır.", + "question": "Değişik şuur halleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Değişik şuur hâlleri, parapsikolojide insanın uyanıkken bulunduğu olağan şuur hâlinden farklı şuur hâllerini kapsayan bir terim olarak kullanılmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2303", + "context": "Déjà vu (daha önceden görmek) (Fransızca telaffuz: [deʒa vy] [deja vü]), yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusu. Anı daha önceden yaşamışlık hâlidir. Fransızca; déjà (daha önceden) ve voir (görmek) kelimelerinden oluşmaktadır.", + "question": "Déjà vu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Déjà vu (daha önceden görmek) (Fransızca telaffuz: [deʒa vy] [deja vü]), yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2304", + "context": "Delilik veya çılgınlık, ortak değerlere ve davranma şekillerine sahip olan bir toplumun normlarına riayet etmeyen sapkın bireyi tanımlayan damgalıyıcı bir kategoridir. Bu nedenle, delilik, tıbbî anlamdan çok bir toplumsal kimlik olduğu düşünülür. Delilik, tarih boyunca toplumsal kontrol mekanizmasının alanına girmiştir. Deliliğe yönelik yaygın müdahale biçimi, onun kontrol altına alınması gerektiği zemininin teşkil ettiği inanç üzerine kuruludur. İktidar kurumları, Orta Çağ'dan 19. yüzyıla kadar hiç ayrım yapılmadan cüzzamlılar, sakatlar, çalışamayan veya çalışmak istemeyen kimseler, eşcinseller ve akıl hastaları, toplumsal düzeni bozdukları için sıklıkla şehirlerden uzak adalara gönderilmişlerdir.\n19. yüzyıla gelindiğinde ise tecrit, yerini akıl hastanelerine bıraktı. Psikiyatrlar gibi psikiyatri tarihçileri de meslekî güvenirliklerini devam ettirmek için, akıl hastalıklarının kanserle aynı anlamda gerçek olduklarına inanmalıdırlar – ya da inanıyormuş gibi yapmalıdırlar.\"\nGünümüzde delilik, akıl hastalığı, ruhsal boşluk, zihinsel bozuklukların düzenlenmesine yönelik oluşturulmuş tanı sistemi aracılığıyla değerlendirilmektedir.\nAkıl sağlığı ve delilik arasındaki sınır, tarih boyunca değişmiş olup günümüzde de geçirgen ve tartışmalı olmaya devam etmektedir.", + "question": "Delilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Delilik veya çılgınlık, ortak değerlere ve davranma şekillerine sahip olan bir toplumun normlarına riayet etmeyen sapkın bireyi tanımlayan damgalıyıcı bir kategoridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2305", + "context": "Kompensation olarak da bilinen dengesel giderim, (Fr. compenation, mêchanisme de compensat'im, İng. compensation, Osm. telafi) Psikanaliz terimi olarak bireyde varlığı kabul edilen bir sistemin adı; bireyin etkinliğinde baş gösteren bazı güçsüzlük ve bozukluklar bu sistemin yardımıyla bireydeki diğer kusursuz davranış biçimlerinin eskisinden daha güçlü ve etkin kendini açığa vurması sağlanarak giderilir ve böylelikle organizmadaki denge yeniden korunmuş olur.", + "question": "Dengesel giderim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kompensation olarak da bilinen dengesel giderim, (Fr." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2306", + "context": "Dışyansıtım, diğer ismiyle projeksiyon; ruhçözümsel terim olarak kişinin kendi kendine özgü istek ve duygularını, tasarımlarını dış dünyaya yansıtmasıdır.\nBu yolla kişi, nesnelere, kendinde olmayan özellikler verir. Öznel tasarımlara nesnel nitelik kazandıran bu süreç, ruhçözümsel (psikanalitik) açıdan savunu mekanizması olup çok kez normal düşünü eyleminde karşımıza çıkar, sanılarda büyük bir rolü bulunur.", + "question": "Dışyansıtım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dışyansıtım, diğer ismiyle projeksiyon; ruhçözümsel terim olarak kişinin kendi kendine özgü istek ve duygularını, tasarımlarını dış dünyaya yansıtmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2307", + "context": "Doyumsal yoksunluk, diğer adıyla Frustrasyon, kişinin içgüdüsünde arzuladığı istekleri doyuma kavuşturamayarak el çekmesi.", + "question": "Doyumsal yoksunluk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doyumsal yoksunluk, diğer adıyla Frustrasyon, kişinin içgüdüsünde arzuladığı istekleri doyuma kavuşturamayarak el çekmesi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2308", + "context": "Duygu düzenleme, bireyin hedeflerine ulaşması için duygusal tepkilerini kontrol edebilmesi, olası duygusal tepkilerini gözlemleyebilmesi, değerlendirebilmesi ve değiştirebilmesidir. Duygu düzenlemenin temel amacı duyguları değiştirmektir. Yani duygu düzenleme sürecinde insanlar, o anki yoğun duygusuyla spontane karar vermemek için epey bir çaba sarf ederler. Ancak duygu düzenlemenin otomatikleşen ve çaba gerektirmeyen şekilde olabileceğine ilişkin görüşler de vardır. Öte yandan duygu düzenleme becerisi, bir duyguyu değiştirmek veya kontrol etmekten çok daha karmaşık bir sürece sahiptir.\nDuygu düzenleme, ‘içsel’ ve ‘dışsal’ süreçlerden oluşmaktadır. Bu süreçler duyguları başlatma, sürdürme ve düzenlemeyi kapsar. Duygular ise bireyin kendi davranışlarını olduğu kadar ötekinin davranışlarını da değiştirmeye yönelik değerlendirmesini ve de davranış biçimlerini kapsar. Bu bağlamda; içsel süreçler, kişinin kendi regülasyonunu sağlaması iken, dışsal süreçler ise başka birinin duygu düzenleme konusunda bize yardımcı olmasıdır (Örneğin, bakım verenin, bebeğini sakinleştirmesi ). Birey duygu düzenleme becerisi için söz konusu durumun zihinsel, duygusal ve sosyal gereklerinin farkında olmalıdır. Duygu düzenleme sadece negatif duyguları değil aynı zamanda pozitif duyguları da değiştirmeyi içermektedir.", + "question": "Duygu düzenleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Duygu düzenleme, bireyin hedeflerine ulaşması için duygusal tepkilerini kontrol edebilmesi, olası duygusal tepkilerini gözlemleyebilmesi, değerlendirebilmesi ve değiştirebilmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2309", + "context": "Edim veya eylem, bireyin herhangi bir alandaki gözlemlenebilen davranışıdır. Eğitim bağlamında edim, öğrencinin derslerde yaptıklarıdır. Öğrencinin herhangi bir soruya verdiği yanıt, ürettiği herhangi bir şey, arkadaşlarıyla ya da öğretmenle olan etkileşimi onun edimidir. Hukuk alanında ise edim borçlu kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.", + "question": "Edim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Edim veya eylem, bireyin herhangi bir alandaki gözlemlenebilen davranışıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2310", + "context": "Ekolojik sistemler teorisi, Urie Bronfenbrenner’in (1917-2005) 1940’lı yıllar boyunca çocukluk ve arkadaşlık örüntülerine dayanan çalışmalarından ortaya çıkmıştır. Ekolojik sistemler kuramı üzerinde, Sovyet gelişim psikoloğu Lev Vygotsky ve Alman doğumlu psikolog Kurt Lewin’in önemli etkileri bulunmaktadır. Kuram; hem gelişim psikolojisinde hem de kültür ve insan gelişiminin incelenmesinde ileri sürülen ekolojik-ortamsal yaklaşımlara temel olmuştur. Aktif bireyin; fiziksel, toplumsal ve kültürel çevre içerisinde karşılıklı etkileşimini temel alan dinamik bir modeldir. Çocuğun sosyalizasyonunu şekillendiren ekolojik bağlam; kişiler arası ilişkilere ve bu ilişkilerin bağlam ile ilişkisine vurgu yapmaktadır. Her bağlam, başarılı uyuma engel olan veya başarıyı sağlayan belirli riskler ve koruyucu faktörler içermektedir. Çocuk geliştikçe ortamındaki etkileşimler daha karmaşık hale gelmektedir. Bu karmaşıklık, çocuğun fiziksel ve bilişsel yapıları büyüdükçe ve olgunlaştıkça ortaya çıkabilir.", + "question": "Ekolojik sistemler teorisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ekolojik sistemler teorisi, Urie Bronfenbrenner’in (1917-2005) 1940’lı yıllar boyunca çocukluk ve arkadaşlık örüntülerine dayanan çalışmalarından ortaya çıkmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2311", + "context": "İnsan biyolojisinde el tercihi, ikinci ele göre daha fazla beceri, performans, hız ve kesinlik sağlayan, çocukken karar verilen bireysel bir tercih sürecidir. Baskın el tercihi veya baskın olmayan el tercihi olarak da isimlendirilen bu süreç, cinsiyet faktöründen etkilenmektedir; sol elin baskın olma olasılığı erillerde dişilere göre daha yüksektir. Günümüzde insanlar açık ara sağ elini baskın el olarak kullanmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "El tercihi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnsan biyolojisinde el tercihi, ikinci ele göre daha fazla beceri, performans, hız ve kesinlik sağlayan, çocukken karar verilen bireysel bir tercih sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2312", + "context": "Engelleme terapisi ya da aversiyon terapisi; bir davranış terapisi türüdür ve istenmediği halde tekrarlı olarak yapılan bir davranış biçimini engellemeyi kapsar.\nEn basit şekliyle, yaramazlık eden bir çocuğu cezalandırmak bir engelleme terapisi sayılabilir. Fakat psikolojik öğrenme ve Pavlov şartlama deneylerinin sonucunda bu teknikler son derece ayrıntılı bir hale getirilmiştir; en önemlisi hastanın engellenmesi istenen davranışlarda bulunduğu zaman rahatsız edici durumlara maruz bırakılması tekniğidir. Tırnak yiyen insanların ellerine sürülen acı tatlı cila bu tekniğin örneklerindendir. Engelleme terapisi çoğu zaman alkolizmde ve cinsel davranış bozukluklarında uygulanır. Ayrıca uyu��turucu madde bağımlılıkları, pedofili ve egzibisyonizm (teşhircilik)de denenmiştir. Eskiden başvurulan ve alkoliklerin içki içmeleri üzerine bulantı ve/veya kusma yaratan apomorfin enjeksiyonları tekniğinin yerini, kesin zaman ayarlaması yapılabilen elektrik şoku teknikleri almıştır.\nAversion terapiler toplumun dışladığı, kabul etmek istemediği kişileri kendi bakış açısına göre, \"topluma uydurmaya\" çalıştığı, psikolojik işkence sistemleridir. \"Toplum kurallarına uymayan\" insanları ki bu kurallar da insanlar tarafından belirlenir, suçlu, ayıplı olarak gören anlayışın ürünüdür. Ellilerden beri uygulanan bu terapinin insanlarda değişim yaratmaktan çok, psikolojik olarak yıpratan bir uygulama olduğu görülmüştür.\nEngelleme terapisi 1932'de başlamıştır. Bu terapi, American Society of Addiction Medicine tarafından 2003'te yazılan Principles of Addiction Medicine, makalesinde tartışılmıştır.\nEngelleme terapisi öncelikli olarak uyuşturucu ve alkolün görüntüsünün, tadının, kokusunun uyandırdığı pozitif duyguları değiştirmek amacıyla yapılmıştır. İnsanlar üzerinde yapılan 6 ila 12 aylık deneyler sonucunda engelleme terapisi olumlu sonuç vermiştir fakat buna rağmen ilaç tedavisi popülerliğini yitirmemiştir.\nAyrıca bu terapi, daha az zararlı davranış bozukluklarının bireysel tedavilerinde de kullanılmıştır. Tedavi için bileğe lastik bir bant bağlanması yeterlidir. Zararlı düşünce veya davranışın kontrol edilemez hale gelmesi durumunda birey bu bandı ısırarak kendini bu düşünce veya davranıştan arındırır.\n1967'de kimyasal veya şok etkisiyle yapılan tiksindirme yöntemleri yerini, covert sensitization adı verilen soyut tiksindirme yöntemlerine bırakmıştır.", + "question": "Engelleme terapisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Engelleme terapisi ya da aversiyon terapisi; bir davranış terapisi türüdür ve istenmediği halde tekrarlı olarak yapılan bir davranış biçimini engellemeyi kapsar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2313", + "context": "Es, O ve İd (Fransızca ça, İngilizce id.) olarak da bilinen ruhsal yapının en eski ve en bilinçsiz mekanizmasına Sigmund Freud tarafından verilen isimdir.\nFreud'a göre, varlığımızın çekirdeğini oluşturmakta ve haz ilkesinin amansız egemenliği altında bulunmaktadır.", + "question": "Es nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Es, O ve İd (Fransızca ça, İngilizce id." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2314", + "context": "Forer etkisi (P. T. Barnum'un gözlemlerinden sonra Barnum Etkisi olarak da adlandırılmıştır) bireylerin, özellikle kendileri için hazırlanmış gibi görünen ama aslında büyük çoğunluktaki insanlara uyacak kadar genel ve belirsiz kişilik betimlemelerine yüksek puan verme eğilimlerini anlatan bir gözlemdir. Bu etki, tarot, grafoloji, falcılık ve kişilik testlerinin bazı türleri gibi yaygın olarak kabul görmüş inanış ve uygulamalar için kısmen açıklama getirmektedir.\nBununla ilgili ve daha genel bir etki ise kişisel onaylamadır. Kişisel onaylama, birbiriyle alakası olmayan ya da tamamıyla rastsal olan iki olay, bir inanış, beklenti ya da hipotez bir ilişkilendirmeye ihtiyaç duyduğundan dolayı, ilişkiliymiş gibi algılanması durumudur. Bundan dolayı insanlar, kendi kişiliklerini algılayışlarıyla, burçlarının gösterdikleri arasında ilişki kurmaya yatkındırlar.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Forer etkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Forer etkisi (P." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2315", + "context": "Gece terörü, (pavor nocturnus, Fransızca: terreur nocturne, İngilizce: night terror, sleep terror) çocukların geceleri uykudan çığlık atarak korkuyla sıçrayıp uyanmalarıdır.\nÖzellikle küçük çocuklarda uyuduklarından bir, iki saat sonra görülür. Bir çığlıkla uyanan çocuk kalkıp yatakta oturur ya da ayakta dikilir, bazen de büyük bir kaygı içinde bağırarak odanın içinde döner, koşar. Çocuk odada birtakım hayvanların ve yabancı kimselerin bulunduğunu sanarak, sayıklar. Yönelim gücü kaybolur. Çevresindeki kişileri tanımaz. Birkaç dakika sonra nöbet geçer, çocuk yeniden uykuya dalar, ertesi sabah uyandığında gece olup bitenleri hatırlamaz. Kimi zaman uyurgezerlikle bağlantılıdır. Eskiden beyindeki organsal bir bozukluğun, örneğin saranın belirtisi görülmüşse de günümüzde çocuksal bir nevrozun ya da nöropatinin bir belirtisi sayılmaktadır.", + "question": "Gece terörü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gece terörü, (pavor nocturnus, Fransızca: terreur nocturne, İngilizce: night terror, sleep terror) çocukların geceleri uykudan çığlık atarak korkuyla sıçrayıp uyanmalarıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2316", + "context": "Gerçeklik ilkesi, (Fr. principe de realite, İng. reality-principle, principle of reality) Sigmund Freud'a göre ruhsal olaylara egemen olan iki ilkeden birisidir. Ötekiyse Haz ilkesidir.\nGerçeklik ilkesi, ruhsal gelişimin haz ilkesinden bir modifikasyonu sonucu ortaya çıkar.", + "question": "Gerçeklik ilkesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gerçeklik ilkesi, (Fr." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2317", + "context": "Geri bildirim, geri dönüş veya geri besleme, bir sürecin basamaklarındaki bir değişimin önceki bir basamağa etki etmesi ve neden-sonuç ilişkisi içerisinde bir döngü oluşturması olayına denir. Burada süreç sıcaklık ayarlı bir soba gibi fiziksel olabileceği gibi kan şekeri döngüsü gibi biyolojik, hatta paradokslarda olduğu gibi tamamen soyut olabilir.", + "question": "Geri bildirim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Geri bildirim, geri dönüş veya geri besleme, bir sürecin basamaklarındaki bir değişimin önceki bir basamağa etki etmesi ve neden-sonuç ilişkisi içerisinde bir döngü oluşturması olayına denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2318", + "context": "Gerileme, geriye dönüş, regsesyon olarak da bilinir. Bireyin geride bıraktığı evre ve dönemlere özgü olup, ilkel ve çocuksal diye nitelenenilecek davranış, düşünce ve dışavurum biçimlerinin iç ve dış zorlamalar, birtakım çalışmalar, ruh üzerine binen aşırı yükler sonucu kendilerine yeniden açığa vurması, bireyin sanki bunları geri dönmesi.", + "question": "Gerileme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gerileme, geriye dönüş, regsesyon olarak da bilinir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2319", + "context": "Geriye ket vurma hafıza ve bellek altında Bilişsel Psikolojinin incelediği bir başlıktır.\nGeriye Ket Vurma (Engelleme – Bozma – Unutma), Önceden öğrenilen bilginin yeni öğrenilmiş olan bilgi ile karıştırılması ve önceden öğrenilen bilgiyi hatırlamayı zorlaştırmasına verilen isimdir. Örnek olarak, kişinin öğrenmiş olduğu bazı İngilizce kelimelerin karşılığına yönelik bilgileri, yeni öğreniyor olduğu bazı Fransızca kelimelerin karşılığıyla karıştırmasına ve eski öğrendiği kelimeyi unutmasına sebep olur. Geriye ket vurmayı önlemek, yani yeni edinilen bir olgunun öncekini unutturmasını önlemek için iki yöntem bulunmaktadır. Bunlardan ilki, iki öğrenme süresinin arasına uygun bir zamansal mesafe koymak, ikincisi ise ilk bilgiyi yeterince öğrendikten ve yer etmesini sağladıktan sonra yeni bilginin öğrenilmesine geçmektir.", + "question": "Geriye ket vurma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Geriye ket vurma hafıza ve bellek altında Bilişsel Psikolojinin incelediği bir başlıktır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2320", + "context": "Gestalt terapisi; hümanist psikoloji ile varoluşçu psikoloji akımlarından etkilenmiş ve son otuz yıl içinde geliştirilmiş bir tedavi kuramı ve yaklaşımıdır. Fritz Perls bu terapinin kurucusu ve öncüsü sayılır. Gestalt psikolojisi, özellikle algı alanında ortaya çıkmıştır. \nDayandığı kuramsal temelin özü şöyle; bütün, parçalardan oluşur, ancak parçalar tek tek bütünü yansıtmazlar, belirlemezler. Tersine bu parçalar bütünün özelliğine göre belirlenirler. Perls'de organizmayı bir bütün olarak içinde bulunduğu çevre ile birlikte ele alarak bu tedavi yöntemini geliştirmiştir.\nGestalt, Almanca şekil, form (ing. shape, form) anlamına gelmektedir.", + "question": "Gestalt terapisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gestalt terapisi; hümanist psikoloji ile varoluşçu psikoloji akımlarından etkilenmiş ve son otuz yıl içinde geliştirilmiş bir tedavi kuramı ve yaklaşımıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2321", + "context": "Grafoloji, el yazısından karakter tahlili yapmaya çalışan bir çalışma sahası. Grafolojistlere göre, diğer davranış şekilleri gibi, el yazısı da insanın kişiliği hakkında bilgi vermektedir. Bu teori her şahsın belirli bir şahsiyet ve davranışlarında devamlılık göstereceğini kabul etmektedir.\nEl yazısının zaman ile değiştiği doğrudur. Hastalık, ruhî gerginlik gibi hallerde de el yazısı değişmektedir. Fakat şahsiyet üzerine ilmî bir çalışmanın yalnız bu teori üzerine kurulması mümkün değildir. Ama örneğin yıllar içinde saklanan defterler sayesinde el yazınızdaki ciddi değişikliklerin bir arada incelenebilmesi olanağı sayesinde neredeyse karakterden sağlık durumunuza kadar her şeyi öğrenebilirsiniz. En az bir yıllık yazılarınızın birlikte incelenmesi ile birlikte el yazınıza bakılarak check-up yapılması da mümkün olan incelemeler arasında yer alır. Bunların dışında henüz yazı yazmayı bilmeyecek kadar küçük yaşta olan çocukların yaptığı resimler ya da sadece çizgiler onun gelecekte nasıl yetenekleri olacağına dair de bilgiler vererek onların hayat içinde daha iyi yönlendirilmesine yardımcı olur.\nPsikoloji ilmi içinde elyazısı ile karakterleri belirleme ve ölçme metotları henüz geliştirilmemiştir. Yine de elyazısı stiliyle şahsiyet arasındaki alakayı gösteren tecrübi sonuçlar mevcuttur. Bu bakımdan grafoloji, davranış ilminde son zamanlarda önemli bir yer tutmaya başlamıştır. Yalnız yukarıda anlatılanlar adli (in. en:forensic) grafoloji için geçerli değildir. Adli grafoloji, bir imzanın asıl mı, kopya mı olduğunu veya iki ayrı belgenin aynı şahıs tarafından yazılıp yazılmadığı gibi konuları inceler. Bulduğu neticeler adli delil kabul edilir.", + "question": "Grafoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Grafoloji, el yazısından karakter tahlili yapmaya çalışan bir çalışma sahası." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2322", + "context": "Grup psikoeğitimi, \"katılımcıların kişisel (kişi-içi/içsel) veya kişilerarası problemleriyle başa çıkabilmeleri ve yaşayabilecekleri olası problemleri önleyebilmeleri için, sistematik olarak yapılandırılmış oturumlardan oluşan bir program aracılığıyla onlara bilişsel, duyuşsal ve davranışsal beceriler kazandırmayı amaçlayan eğitimsel, gelişimsel, önleyici ve terapötik yönelimli bir grup çalışmasıdır\".\nGrup psikoeğitimi, Grup Çalışması Uzmanları Derneği (The Association for Specialists in Group Work- ASGW) tarafından grupla psikolojik danışma, grup psikoterapisi ve görev/iş grupları ile birlikte dört temel grup çalışmasından birisi olarak tanımlanmaktadır.\nGrup psikoeğitimi, grupla psikolojik danışma ve grup psikoterapisine göre eğitimsel ve önleyici yönü daha fazla öne çıkan bir kavramdır. Eğitsel ve terapötik bileşenleri bulunan grup psikoeğitimi, yapılandırılmış bir içerik üzerinden psikolojik yönelimli bilgi ve beceri kazandırmaya çalışırken; grupla psikolojik danışma yaşantısal ve kişilerarası bir sürece dayalı olarak içgörü, beceri ve davranış kazandırmayı amaçlamaktadır. Grup psikoterapisi ise psikolojik rahatsızlıkların tedavisi ve kişiliğin yeniden yapılandırılmasına odaklıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Grup psikoeğitimi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Grup psikoeğitimi, \"katılımcıların kişisel (kişi-içi/içsel) veya kişilerarası problemleriyle başa çıkabilmeleri ve yaşayabilecekleri olası problemleri önleyebilmeleri için, sistematik olarak yapılandırılmış oturumlardan oluşan bir program aracılığıyla onlara bilişsel, duyuşsal ve davranışsal beceriler kazandırmayı amaçlayan eğitimsel, gelişimsel, önleyici ve terapötik yönelimli bir grup çalışmasıdır\"." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2323", + "context": "Gülmek insanlarda bir olaya karşı oluşan fiziksel bir reaksiyon olup, karşılaştığı komik, eğlenceli ve mutlu olduğu durumlarda verdiği bir davranış biçimidir. Her insan kendisinin hoşuna giden durumlarda gülme refleksi gösterir. Ama bazı kişilerin yaradılış mizacından, karakterinden ya da olaylara karşı hissettiği negatif duygu ve bakış açısından dolayı diğer kişilere göre daha az gülmektedirler. Ve bu kişilerin sosyal ve özel hayatına bakacak olursak, toplumdan kendini soyutlamış, insanlardan uzak duran, çevresiyle sorunlu, hayata sürekli negatif bakan, hayattan zevk alamayan ve sürekli ciddi duruş sergileyen kişilerdir. Bu kişiler toplumda sevilmeyen soğuk insan olarak görünürler.\nGülmek ve daima gülen bir kişi olmak hayata ve insanlara karşı pozitif bir enerji verir. Gülmeyi ve güldürmeyi bilen kişiler çevresinde sevilen pozitif duygulara sahip kişilerdir. Gülümsemek kişiyi hayata bağlar, kişi hayatındaki olumsuzluklardan uzaklaşıp yaşantısındaki güzelliklerin tadını çıkarır. Aile ve çevresinde saygı duyulan, sevilen birisi olarak kabul görür. İş ve sosyal hayatında başarılı olur ve bu başarısını sürekli ilerletir.\nHayatlarında gülmeyi seven kişilerin stres ve depresyonu diğer kişilere göre hiç yaşamadığı, olumsuz bir anda bile gülümsemeyi bilen kişinin yaşayabileceği diğer olumsuzluklara karşı da kendisini koruduğu bir gerçektir.\n1962 yılında Tanzanya'da gülme krizi yaşanmış, en az 14 okul kapanmış ve olaydan 30.000 kişi etkilenmiştir.", + "question": "Gülmek nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gülmek insanlarda bir olaya karşı oluşan fiziksel bir reaksiyon olup, karşılaştığı komik, eğlenceli ve mutlu olduğu durumlarda verdiği bir davranış biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2324", + "context": "Gündüz düşü, (Fr. rêve diurne, rêverie, İngilizce: daydream) uyanık durumda kişinin kafasında yaşattığı, içerisinde çeşitli düşüncelerin, isteklerin, hayallerin ve çevresel gerçek olayların birbirine karıştığı canlı hayallerdir. Gündüz düşü kurarken beyindeki varsayılan durum şebekesi çalışır.\nGelecekte olayları önceleyen istekleri özel bir güçle donatabildiğinden, yaşamın şekillendirmesine olumlu katkıda bulunur. Kişinin istekleri bu hayallerde bütün çıplaklığıyla kendini belli eder, düşlerdeki gibi simgesel değil, gerçeklik çerçevesinde görülür. Örneğin bir kişi düşmanını nasıl öldürdüğünü ya bir konuşma sırasında dinleyicilerin onu ayakta alkışladığını hayallerinde yaşatabilir.\nSigmund Freud'un Düşlerin Yorumu adlı eserinde bu konu üzerinde de hayli durulmuştur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Gündüz düşü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gündüz düşü, (Fr." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2325", + "context": "Gymnophobia veya gimnofobi çıplaklık korkusu. (Yunanca:γυμνός (çıplak) ve φόβος(korku))kelimelerinden türemiştir.", + "question": "Gymnophobia nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gymnophobia veya gimnofobi çıplaklık korkusu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2326", + "context": "Hastalık kazancı, belli bir rahatsızlıktan dolayı ya da dolaysız sağlanan her türlü doyum, bu deyimin içindedir. Birincil ve ikincil olmak üzere ikiye ayrılır.", + "question": "Hastalık kazancı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hastalık kazancı, belli bir rahatsızlıktan dolayı ya da dolaysız sağlanan her türlü doyum, bu deyimin içindedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2327", + "context": "Helen Singer Kaplan (6 Şubat 1929 - 17 Ağustos 1995) Avusturyalı-Amerikalı bir cinsel terapisttir. Amerika Birleşik Devletleri'nde bir tıp fakültesinde kurulan, ilk cinsel terapi kliniğinin kurucusudur. New York Times, Kaplan'ı \"bilim odaklı seks terapistleri arasında lider olarak kabul edilen biri\" olarak tanımladı. Psikanalizin bazı vizyonlarını ve tekniklerini davranışsal yöntemlerle birleştirme çabalarıyla dikkat çekti.\" 1960'ların Amerika'sındaki cinsel devrim sırasında cinsel terapi konusundaki önderliği ve cinselliği müstehcen görmenin aksine cinsel aktivitelerden olabildiğince zevk alınması gerektiği fikrini savunduğu için \"Seks Kraliçesi\" olarak da anıldı. Tezinin temel amacı, psikoseksüel işlev bozukluklarını değerlendirmektir çünkü bu sendromlar modern zamanların en yaygın, endişe verici ve sıkıntı verici tıbbi şikayetleri arasındadır.", + "question": "Helen Singer Kaplan nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Helen Singer Kaplan (6 Şubat 1929 - 17 Ağustos 1995) Avusturyalı-Amerikalı bir cinsel terapisttir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2328", + "context": "Hipnopompi, bir insanın hipnagogik durumda, yani uykuya dalma sürecinde tecrübe ettiklerini anlatmak için kullanılır. Hipnopompia ise bir insanın hipnopompik durumda yani uyanma sürecinde tecrübe ettiği şeyleri ifade eder. Hipnagogik duyular, uykuya dalarken veya uyanırken dokunsal, işitsel ve görsel sanrılar için kullanılan genel bir ifadedir. Bu duyular, vücudun geçici bir felç ile hareketsiz kaldığı uyku felciyle birlikte de yaşanabilir.\nHipnagogik terimi, 19. yüzyılda psikolog Louis Ferdinand Alfred Maury tarafından Yunanca kelimeler hupnos yani uyku ve agogos yani devam etmekten ortaya çıkartılan Fransızca hypnagogique sözcüğünden türemiştir. Karşıtı olan hipnopompik ise Frederic William Henry Myers tarafından hupnos yani uyumak ve pompe yani uzaklaştırmak kelimelerinden ortaya çıkartılmıştır.", + "question": "Hipnopompi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hipnopompi, bir insanın hipnagogik durumda, yani uykuya dalma sürecinde tecrübe ettiklerini anlatmak için kullanılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2329", + "context": "Hipnotizör, hazırlanmış bir ortam (mekân sıcaklığı, sessizlik ve belirli zaman dilimleri) içerisinde, hipnoz metotlarını kullanarak telkin yolu ile sujeyi transa sokan kişidir. Hipnotizör, ilk seansta sujeye verdiği şifreyi diğer seans başlarında tekrarladığı zaman suje daha kısa zamanda hipnotik uykuya girer.\nBazı hipnotizörler, uygun ortamlarda birden fazla kişiye kolektif hipnoz uygulayabilirler. Araştırmalar, gerekli çalışma yaptıkları takdirde insanların %15 kadarının hipnotizör olabileceklerini göstermiştir.", + "question": "Hipnotizör nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hipnotizör, hazırlanmış bir ortam (mekân sıcaklığı, sessizlik ve belirli zaman dilimleri) içerisinde, hipnoz metotlarını kullanarak telkin yolu ile sujeyi transa sokan kişidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2330", + "context": "Hümanistik veya varoluşçu-hümanistik veya insancıl terapi, hümanistik psikoloji yaklaşımından hareketle oluşan, duygusal yönden rahatsız insanlar yerine psikolojik olarak sağlıklı insanlar üzerine odaklanan bir terapi biçimidir.\nHümanistik terapiler Gestalt psikologlarından Kurt Lewin'in çalışmalarından türetilmiştir. Normal veya ortalama ruh sağlığına sahip insanlarla uygulanan bir terapidir. Bireylerin bilinç seviyeleri yükseltmek, kendi kendileriyle daha iyi ilişkiler kurabilmelerine yardım etmek ve kendini geliştirme ve yaratıcılığa ait gizli potansiyellerini ortaya çıkarmak amacıyla uygulanmaktadır.\nHümanistik terapiye azınlıklara yönelik terapi, eşcinsellere yönelik danışmanlık, gruplarla yapılan özgürleştirici çalışmalar, kaygılı ve fobik danışanlara yönelik yapılan bilişsel-davranışçı müdahaleler, spiritüel ve dini bağlamlarda zorluk yaşayan danışanların psikodinamiklerine yönelik çalışmalar gibi çeşitli uygulama ortamlarında rastlanılmaktadır. İnsancıl terapi aynı zamanda öğrencilerin erteleme ve sınav korkusu gibi sorunlarına uygulanmaktadır. Çağdaş hümanistik terapi kişinin sınırları dahilinde kim olacağını seçme, o seçimlerin anlamlarını kavrama ve yaptığı seçimleri hayata geçirme kapasitesini vurgular.", + "question": "Hümanistik Terapi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hümanistik veya varoluşçu-hümanistik veya insancıl terapi, hümanistik psikoloji yaklaşımından hareketle oluşan, duygusal yönden rahatsız insanlar yerine psikolojik olarak sağlıklı insanlar üzerine odaklanan bir terapi biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2331", + "context": "İçgözlem veya içebakış, psikolojide bir uyarıcı karşısında kişinin deneyimlediği algı, duyum, düşünce ve duygularındaki gözlem ve çıkarımlarını ifade etmesini içeren bir metottur. Bu metot: \"Bir deneyimi onu yaşayan kişiden başkası gözlemleyemez.\" varsayımına dayanmaktadır. Yani gözleyen ve gözlenen aynı kişidir.\nİçgözlem psikoloji bilimiyle ortaya çıkmış bir metot değildir. Metodun geçmişi Sokrates'e dek uzanmaktadır. Wundt, içgözlem metodunu 19.yüzyılda deneysel olarak sistematize eden ve psikoloji biliminin yöntemi olarak gösteren ilk kişidir. İçgözlemin psikolojide kullanılması 19.yüzyıldaki fizik ve fizyoloji alanlarındaki gelişmelerden kaynaklanmıştır. İlk çalışmalar fizikte ışık ve ses, fizyolojide ise duyu organlarının incelenmesinde kullanılmıştır. Psikoloji biliminde, yapısalcı ve hümanist dünya görüşünü benimseyen kişiler içgözlem yöntemini kabul ederken Bihevyorizm, yani davranışçı ekolü benimseyenler ise içgözlem yönteminin bilimsel olmadığını öne sürerek bu anlayışı reddetmişlerdir.", + "question": "İçgözlem nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İçgözlem veya içebakış, psikolojide bir uyarıcı karşısında kişinin deneyimlediği algı, duyum, düşünce ve duygularındaki gözlem ve çıkarımlarını ifade etmesini içeren bir metottur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2332", + "context": "Psikanalizde id, ego ve süper-ego, insan zihninde etkileşime giren üç katman kümesidir. İlk defa Sigmund Freud tarafından, yapısal psişe modellemesiyle tanımlandı. Bu üç katman, bir kişinin zihinsel yaşamının faaliyetlerini ve etkileşimlerini tanımlayan teorik yapılardır. Psişenin ego psikolojisi modelinde id, koordine edilmemiş, zevk temelli içgüdüsel arzular kümesidir—temel ve en ilkel benliktir, ana kaynağı cinsellik ve açlık gibi ihtiyaçların en bencilce doyurulmasıdır; süper-ego eleştirel ve ahlaki rolü oynar; ego, idin içgüdüsel arzuları ile eleştirel süper-egonun arasında aracılık eden gerçekçi bir katmandır—id, bu hayali istekleri gerçeklikle ölçüp mümkünatını değerlendiren katmandır. Freud, ego hakkında şunu dedi: Ego, şahlanmış bir at üzerindeki şövalye gibidir. [Ego] İd ve süperegonun isteklerini uzlaştırmaya çalışan hakemdir.\nSüper-ego, baba figürünün ve kültürel adetlerin içselleştirilmiş bir sembolüdür. İdin ihtiyaç ve talepleriyle çatışma halindedir. İde karşı saldırgandır. Tabuları ayakta tutar, oidipus kompleksinin çözümü için baba figürünün içselleştirilmesidir.İnsanların kendilerini nasıl suçlu veya kötü, utanç verici veya zayıf olarak gördüklerine veya bazı şeyleri yapmaya mecbur hissettiklerine bakılarak süper-egonun varlığı gözlemlenebilir. Das Ich und das Es kitabında yayımladığı çalışmalarında Freud, \"[ego] idealinin sergilediği sertlik ve zulmün genel karakterini sunar—Thou shalt diktatörlüğü gibi; bu nedenle ego psikolojisinde Freud, daha büyük ideallerle farklı ego ideal veya süper-ego gelişimi seviyelerini hipotez etti.\nEgo (yani ben), insanın kendine özgü ruhsal ve bedensel bütünlügünün, ve bunun zihinsel algılanışının genel ve soyut adıdır. Egonun yapısı gerçeklik ilkesinin baskısı altındadır, fonksiyonu ise kişiliğin korunması, gerçeğe uyum ve çatışmaların çözümlenmesidir. Egonun ideali, birincil narsisizmden (kişinin kendisine karşı duyduğu sevgi) ve çevremizdeki kişiler ve aile ile özdeşlikten meydana gelen kişiliğin eğilimidir bu özdeşlik, kişinin kendi benliğine karşı beslediği sevgiyi değiştirir ve ikincil narsisizm derecesine düşürür. İdeal ego, çocukluklardaki her şeyi yapabilme' hayalinin daha sonraki özdeşliklerle değişerek, çizgi roman kahramanlarıyla özdeşleşmeye, yani ünlü ve güçlü kişileri benimsemeye dayanarak aldığı yeni şekildir.", + "question": "İd, ego ve süperego nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikanalizde id, ego ve süper-ego, insan zihninde etkileşime giren üç katman kümesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2333", + "context": "İmago, belli bir kişide bilinçsiz olarak gelişen, biliçsiz kalan ve belli özelliklerle donatılan bir içsel tablodur.\nİki önemli türü:\nErken çocukluk döneminde anneye karşı oluşturulan tablo ile\nerken çocukluk döneminde babaya karşı oluşturulan tablodur.\nBu tablolar özellikle nevrozlular tarafından dışa yansıtılarak başka kişilere mal edilir, dolayısıyla bireyin çevreleriyle ilişkisinde önemli rol oynarlar.", + "question": "İmago (psikanaliz) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İmago, belli bir kişide bilinçsiz olarak gelişen, biliçsiz kalan ve belli özelliklerle donatılan bir içsel tablodur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2334", + "context": "İnce-dilimleme (İngilizce: Thin-slicing) veya İnce kesit, ilk olarak 1992'de Nalini Ambady ve Robert Rosenthal tarafından kullanılan terim. Kişilerin yaşamından kısa bir kesit veya dilim alarak varacağımız yargıların şaşırtıcı bir şekilde başarılı olmasını anlatır. İnsanların, hakkında hiç bilgi sahibi olmadıkları konularda, sezgileriyle hareket ederek büyük oranda doğru karara vardıklarını belirtir. Konu hakkında elde edilen tüm veriler, zamanla bu sezgileri zayıflatmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "İnce-dilimleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnce-dilimleme (İngilizce: Thin-slicing) veya İnce kesit, ilk olarak 1992'de Nalini Ambady ve Robert Rosenthal tarafından kullanılan terim." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2335", + "context": "İş tasarımı endüstri ve örgüt psikolojisinin temel bir işlevidir. İş tasarımı, üretkenlik, güvenlik ve inovasyon dahil olmak üzere çok çeşitli organizasyonel sonuçlarla ilişkilendirilmiştir. Bu, gibi bireysel çalışanlar i��in iş memnuniyeti, kişisel gelişim ve motivasyon anlamında önemlidir.", + "question": "İş tasarımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İş tasarımı endüstri ve örgüt psikolojisinin temel bir işlevidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2336", + "context": "İyimserlik ya da optimizm, kötümserliğin karşıtı olan kavramdır. Her olaya ve düşünceye iyi, olumlu bakabilme fikridir.", + "question": "İyimserlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İyimserlik ya da optimizm, kötümserliğin karşıtı olan kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2337", + "context": "Jamais vu (Fransızca telaffuz: [ʒamɛ vy] [jame vü]), Dejavu'nün zıddıdır. Fransızca hiç görmedim anlamına gelir. Yaşanan bir durumun, tamamen yabancı geldiği, sanki hiç yaşanmamış gibi hissedildiği bir bellek yanılmasıdır. Kişi kendini anlık olarak daha önce bulunduğu mekânlarda hiç bulunmamış, daha önce konuştuğu insanlarla hiç konuşmamış gibi hisseder. Genellikle amnezinin belli tiplerinde ya da epileptik durumlarda gözlenir.", + "question": "Jamais vu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jamais vu (Fransızca telaffuz: [ʒamɛ vy] [jame vü]), Dejavu'nün zıddıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2338", + "context": "Kabul ve kararlılık terapisi veya KKT (İngilizce: ACT) klinik davranış analizinin psikoterapide kullanılan bir şeklidir. Kararlılık, davranış değişim stratejileri ile psikolojik esneklik sağlamak için çeşitli şekillerde harmanlanmış kabul ve farkındalık stratrejilerini kullanan kanıta dayalı psikolojik müdahale yöntemleri bütünüdür. Hayes, Wilson ve Strosahl tarafından seksenlerin sonunda geliştirilen bu yaklaşım ilk olarak kapsayıcı uzak durma (comprehensive distancing) olarak adlandırılmıştır.", + "question": "Kabul ve kararlılık terapisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kabul ve kararlılık terapisi veya KKT (İngilizce: ACT) klinik davranış analizinin psikoterapide kullanılan bir şeklidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2339", + "context": "Kâbus en genel olarak uyurken kişiye güçlü bir duygusal rahatsızlık veren rüyalardır. Hayalet, canavar, cadı, vahşi hayvan gibi korku ve terör ögeleri içerebilirler. Acı çekme, düşme, boğulma ve ölme de sık rastlanan kâbuslardandır. Yüksek ateş gibi fizyolojik nedenlerden olabilecekleri gibi, kâbusu görenin hayatındaki beklenmedik bir stres ya da travma gibi psikolojik nedenleri de olabilir. Kimi zaman nedensiz yere görüldükleri de olabilir. Bazen kâbuslar o kadar etkili olur ki, uyuyan kişiyi halen yaşadığı duyguları taşır bir halde uyandırır ve kişi uzun bir süre etkisinden kurtulamaz.\nArada bir kâbus görmek normal olarak kabul edilmektedir. Ama sürekli kâbus görme durumu daha önemli bir sorunun habercisi olabilir, kişinin uyku düzenini bozabilir ve sağlığını etkileyebilir. Bu nedenle sürekli kâbus gören kişilerin doktora gitmesi gerekebilir.", + "question": "Kâbus nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kâbus en genel olarak uyurken kişiye güçlü bir duygusal rahatsızlık veren rüyalardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2340", + "context": "Kaçışçılık (İngilizce: Escapism), bir bireyin günlük yaşamın stresinden, sıkıntılarından veya gerçeklikle başa çıkmakta zorlandığı durumlardan kaçınma eğilimini ifade eder.\nBu kaçış, sanat eserleri, eğlence medyası, hayal gücü kullanma veya diğer aktiviteler aracılığıyla gerçekleşebilir. Kaçışçılık, kişinin geçici bir süreliğine gerçek dünyadan uzaklaşma gereksinimini yansıtabilir.", + "question": "Kaçışçılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kaçışçılık (İngilizce: Escapism), bir bireyin günlük yaşamın stresinden, sıkıntılarından veya gerçeklikle başa çıkmakta zorlandığı durumlardan kaçınma eğilimini ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2341", + "context": "Kanaat Lideri kavramı, psikolojik bir kavram olup, fertlerin ve toplumların anlama ve kavrama farklılıklarından ötürü, bir gruba veya topluluğa sosyal mesajları veya sosyal olayları, onların anlayacağı ve kavrayacağı dilde anlatan liderdir. Kanaat lideri, kendi grubu gibi yaşar. Dolayısıyla grup üzerinde hayli etkindir. Onun yaptıkları grup tarafından çok çabuk benimsenir.\nBirisinin, insanları etkileme becerisinin yüksek olması, onun kanaat lideri olması için yeterli değildir. Kişilerin kanaat lideri olmaları için her seviyeye inebilmesi, hatipliğinin olması, her türlü olgudan sonuç çıkarabilmesi şarttır.\nÖrneğin:\n\nYeni kurulan A partisinin hedeflerini anlatmak için televizyonda yayınlanmak üzere bir reklam filmi hazırlattığını farzedelim. Kanaat lideri, bu partinin reklam filmini izler izlemez verilen mesajı kendi süzgecinden geçirir ve grubuna: A partisi bizi karanlığa götürecektir veya A partisi geleceğimiz için çok iyi şeyler yapacaktır gibi bir sonuç çıkarır ve bu sonucu gruba yayar. Topluluk da buna göre oyunun rengini belirler ve kanaat önderinin olumlu baktığı partiye oy verir.\nKanaat liderinin yaşantısından esinlenen grup üyeleri, liderin hayatına katttığı yeniliklerin kendi hayatlarına da girmesine özen gösterirler veyahut girmesi için çalışırlar. Eğer bir kanaat lideri karısına veya kızına ehliyet alır, araba kullanmasına izin verirse o ilde bayan sürücü sayısında ani artış gözlenebilir. Gençlerdeki akran benzeri sosyal davranış, yetişkinlerde böyle tecelli eder. Ünlüler, sanatçılar, köşe yazarları veya yazarlar kanaat lideri değildirler.\nKanaat liderlerinin en belirgin özellikleri şunlardır: \n\nTüm gelişmeleri sıkı sıkıya takip etmeleri\nToplumda sözü dinlenilen kişiler olmaları\nHer olgudan fikir üretme kabiliyetine sahip olmaları\nGrup üyeleri gibi yaşamalarıdır.", + "question": "Kanaat önderi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kanaat Lideri kavramı, psikolojik bir kavram olup, fertlerin ve toplumların anlama ve kavrama farklılıklarından ötürü, bir gruba veya topluluğa sosyal mesajları veya sosyal olayları, onların anlayacağı ve kavrayacağı dilde anlatan liderdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2342", + "context": "Kapıya Ayak Koyma Tekniği (KAK), ilk olarak 1966 yılında uzmanlar tarafından araştırılmaya başlanan bir olgudur. Bilinen en yaygın manipülasyon tekniklerinden biridir. KAK Tekniği ilk olarak Stanford Üniversitesi’nden Jonathan Freedman ve Scott Froser tarafından \"İnsanları Baskı Altında Hissettirmeden İkna Etme: Kapıya Ayak Koyma Tekniği\" başıklı bir çalışma ile hazırlanmış ve bu konu üzerinde bir deney yapılmıştır. Ardından sosyal bilimci Arthur L. Beaman, 1983 yılında bu konu üzerine çalışmış ve teknik resmen tanımlanmıştır.\nKapıya ayak koyma tekniği basit olarak, büyük bir iyilik istenecek birinden daha öncesinde ufak bir iyilik istemek olarak tanımlanabilir. Beaman, büyük iyiliği kabul etmenin, kabul edilebilecek ufak iyilikle başladığını savunur. Bir süre sonra kişi daha büyük bir istekte bulunur, ancak asıl isteği ikinci ve büyük olan istektir.\nİkinci ve büyük isteğe karşılıkta bulunulmasına yol açan en önemli unsurların başında tutarlılık ve bağlılık gelmektedir. Bir isteği gönüllü olarak yapmayı kabul eden kişi, sonrasında aynı alıcıdan gelecek isteklere karşı da duyarlı olacaktır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kapıya ayak koyma tekniği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kapıya Ayak Koyma Tekniği (KAK), ilk olarak 1966 yılında uzmanlar tarafından araştırılmaya başlanan bir olgudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2343", + "context": "Karşı koyma, bilinçsiz ruhsal içeriklerin biliçli duruma getirilmesinden duyulan hoşnutsuzluk, dolayısıyla belirtilerin giderilmesine ve iyileşmeye karşı direniştir.\nBiliçsiz karşı koyma, örneğin hekimin yeteneklerine ve psikanaliz kuramlarına karşı yöneltilen eleştiri, inatla susup sağaltım çalışmaları sırasında hekime yardımcı olmaya yanaşma vb. davranışlarla kendini açığa vurabilir. Amaç, nevrotik belirtilerin sağlanmış kararsız dengeyi ayakta tutan psişik özlerin analizini önlemektir. Dolayısıyla Freud, karşı koymanın psikanalizini tedavinin can alıcı noktalarından biri sayar, başlangıçta psikanalize gösterilen tepki ve düşmanlığı da söz konusu karşı koymayla açıklar.", + "question": "Karşı koyma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karşı koyma, bilinçsiz ruhsal içeriklerin biliçli duruma getirilmesinden duyulan hoşnutsuzluk, dolayısıyla belirtilerin giderilmesine ve iyileşmeye karşı direniştir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2344", + "context": "Katartik yöntem, tarih bakımından psikanalizin başlangıcında başvurulan sağaltım yöntemidir.", + "question": "Katartik yöntem nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Katartik yöntem, tarih bakımından psikanalizin başlangıcında başvurulan sağaltım yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2345", + "context": "Kendinden ayrışma (İngilizce: dissociation) zihinsel savunma mekanizmalarıyla ilgili zihinsel bir süreçtir. Bu mekanizmanın işleyişinin bir sonucu olarak kişi, başına gelen olayı kendisi değil, başka biri yaşıyor olarak algılar. Böyle bir \"yabancılaşma\" konumu, bir kişiyi aşırı ve dayanılmaz duygulardan korur.\nBu terim ilk olarak Fransız psikolog-doktor P. Jane tarafından öne sürüldü. Bir takım fikirlerin kişiden bağımsız, ayrı ayrı ve serbestçe var olabileceğini gözlemledi. Bununla birlikte, hipnoz yardımıyla bilinç kendine geri aktarılabilir.", + "question": "Kendinden Ayrışma (psikoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kendinden ayrışma (İngilizce: dissociation) zihinsel savunma mekanizmalarıyla ilgili zihinsel bir süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2346", + "context": "Felsefede, kimlik, Latince identitas (\"benzerlik\") kelimesinden gelir ve her şeyin yalnızca kendisiyle olan ilişkisi demektir. Özdeşlik kavramı, ayırt edilemeyen özdeşlik (eğer x ve y aynı özelliklere sahipse, bunlar tekil ve aynı şey midir?) ve zamanla değişen kişisel kimlik (x kişisi belirli bir zamandayken, y kişisinin ise daha sonraki başka bir zamanda olduğu durumda yine tekil ve aynı kişi midir?) de dahil olmak üzere birçok felsefi sorgulamanın oluşmasına yol açar. Niteliksel özdeşlik ve sayısal özdeşlik arasındaki ayrımı yapabilmek önemlidir. Örneğin, annesi seyrederken birbiriyle aynı bisikletleri kullanan iki çocuğun yarıştığı varsayılırsa, bir yanda iki çocuğun aynı bisikleti kullanması (niteliksel özdeşlik), diğer yanda aynı anneye sahip olması (sayısal özdeşlik) arasındaki farktır. Burada işlenecek konu daha katı şekilde olan sayısal özdeşliktir. Felsefi kimlik kavramı, psikoloji ve sosyal bilimlerde kullanılan ve daha aşina olunan kimlik kavramından farklıdır. Felsefi kavram daha çok x ve y'nin sadece ve sadece tek ve aynı şey veya birbirleri ile birebir eş olanlar arasındaki ilişkiye odaklıdır (ör. eğer, sadece ve sadece x=y ise). Sosyolojik kimlik kavramı ise bu durumun aksine, kişinin benlik algısı, sosyal sunumu ve daha genel anlamda kişinin kendisini diğerlerinden ayıran benzersiz veya niteliksel özelliklerine odaklıdır (ör. kültürel kimlik, cinsiyet kimliği, ulusal kimlik, çevrimiçi kimlik ve kimliği oluşturma süreçleri)", + "question": "Kimlik (felsefe) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Felsefede, kimlik, Latince identitas (\"benzerlik\") kelimesinden gelir ve her şeyin yalnızca kendisiyle olan ilişkisi demektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2347", + "context": "Kişilik, yetenek ve özellikleriyle toplumsal yaşamda etkili olan insanı, kendine özgü ve benzersiz bir varlık olarak dile getiren kavram. Psikolojide ağırlıklı bir yer taşır ve değişik anlayışlara göre farklı biçimlerde tanımlanır. En genel anlatımla kişilik, bilinçli bir insanın kendini (ben) benzersiz ve süregen bir özne olarak kavrama işlevini dile getirir.\nKişiliğin oluşumunda belirleyici ağırlığı fizyolojik, psikolojik, toplumsal öğelerden herhangi birine vermekle birbirinden farklı anlayışlara ulaşılır. Tarih içinde insan kişiliklerini tiplere ayırma anlayışı esas olarak XIX. yüzyılla birlikte ortaya çıktı. Fizyolojik özelliklere bağlı olarak insanlar kimi tip sınırlarının içine sokulmaya çalışıldı. Salgı bezlerinin işlev görme özelliklerinden, kandaki kalsiyum-potasyum oranının büyüklüğü ne dek değişik göstergeler bu tiplemede rol oynadı.E. Kreschmer ve sonraları W.H. Sheldon tarafından dış görünüşe göre tiplemelere gidilerek insanlar piknik, astenik, atletik ya da egdoformik ve mezoformik diye adlandırdıkları üçlü sınıflamalar içine sokulmaya çalışıldı. Aynı tekyanlı yaklaşım, bu kez psikolojik öğeye ağırlık verilerek XX. yüzyılda C. G. Jung ve E. Spanger tarafından gerçekleştirildi. Jung'un içedönük ve dışadönük tiplerinin yanında E. Spanger teorik, ekonomik, estetik, toplumsal, siyasal ve dinsel olarak sıraladığı ana değerlerden egemen değer yönünün saptanmasına dayalı bir tiplemeye gitti. Ne ki insan kişiliğini böyle tiplere sokma girişimlerinin yerinde olmadığı anlayışı bilim çevrelerinde ortaya konunca, kişilik analizinde yeni kavram ve yöntemler savunuldu. Bunların başlıcalarından biri G. W. Allport'un kişilik özelliği kavramıdır. Allport, bu özelliği biyolojik yapı temelinde deneyim boyunca kazanılmış psiko-fizyolojik durum olarak tanımlayarak, fizyolojik, psikolojik ve toplumsal öğeleri dengelemeye çalıştı.\nKimi psikologlar kişilik yapısının oluşumunu incelemeye yöneldi; değişik yöntem ve test uygulamalarına gidildi. Çocukluğun, toplumsal çevrenin kişiliğin oluşumundaki rolü incelendi. Diyalektik maddeci anlayışta ise kişilik, insanı oluşturan sosyo-politik, manevi ve kültürel koşulların bağlamı içinde ele alınır. Toplumsal ilişkilerin toplamı olarak görülen insanın kişiliği büyük ölçüde bu bağlamda, özellikle bağlı olduğu sınıfın çıkarları ve ona özgü psikolojik öğeler çerçevesinde biçimlenir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kişilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kişilik, yetenek ve özellikleriyle toplumsal yaşamda etkili olan insanı, kendine özgü ve benzersiz bir varlık olarak dile getiren kavram." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2348", + "context": "Kişisel kimlik, herhangi bir bireyin hangi koşullar ve durumlar dahilinde bir ‘kişi’ sayılabileceğini, 'kişi kimliğine' sahip olabileceğini konu alan felsefî meseledir. Kökeni çok eskiye dayanan bu ontolojik mesele, biyoloji ve psikoloji gibi çeşitli bilimlerde kaydedilen önemli gelişmelerle çok farklı açılar edinmiştir. 'Kişi olmanın' aslında 'ne olduğunun' ve 'neyin (veya kimin)' 'kişi sayılabileceği' farklı felsefî ve dinî öğretilerde farklı şekillerde ele alınmıştır. Kişi kavramı, kimlik, özellikle çağdaş etik sorunlarında çok önemli bir yere sahiptir. Kürtaj, ötanazi gibi uygulamaların ahlâkî yönünü tartışan kuram ve çalışmalarda kişi kavramı temellerden birini oluşturmaktadır. Bu sebeple, kişisel kimlik son zamanlarda özellikle filozoflar, ahlâkbilimciler ve hekimler tarafından daha çok tıbbî etik meseleleriyle ilişkili olarak araştırılmış ve işlenmiştir.\n\nBu maddede genel anlamda farklı 'kimlik' kuramları, inanışları ve hipotezleri ele alınır. Her düşünce hakkında daha geniş ve detaylı bilgi için o alt başlığın ana maddesine bakılabilir.", + "question": "Kişisel kimlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kişisel kimlik, herhangi bir bireyin hangi koşullar ve durumlar dahilinde bir ‘kişi’ sayılabileceğini, 'kişi kimliğine' sahip olabileceğini konu alan felsefî meseledir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2349", + "context": "Genetik köklerde bulunan etmenlerin kitle psikolojisini belirlemesi etrafa sinen enerjinin birbirinden ayrı bireylerde ve ayrı mekân ve zamanlarda benzer dışavurumlar ve düşünsel yönelişlerde bulunmaya iten etkileri, özellikle sanatçılar. Kitlenin ruhunu ve yönelimlerini hissederek yaptıkları üretimlerde dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar benzer dışavurumlarla ortaya koyarlar, bu toplumsal bilinçaltının bir sonucudur.", + "question": "Kolektif (toplumsal) bilinçaltı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Genetik köklerde bulunan etmenlerin kitle psikolojisini belirlemesi etrafa sinen enerjinin birbirinden ayrı bireylerde ve ayrı mekân ve zamanlarda benzer dışavurumlar ve düşünsel yönelişlerde bulunmaya iten etkileri, özellikle sanatçılar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2350", + "context": "Kolektif hipnoz, hipnotizör'ün birden fazla sujeyi uygun şartlarda aynı anda hipnotik uykuya sokmasıdır. Genel kanının aksine; kendilerinin istemeleri halinde, zeki, genç ve dikkatini bir noktada toplama özelliğine sahip kişilerin hipnotize edilmeleri daha kolaydır.", + "question": "Kolektif hipnoz nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kolektif hipnoz, hipnotizör'ün birden fazla sujeyi uygun şartlarda aynı anda hipnotik uykuya sokmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2351", + "context": "Kompülsiyon ya da zorlantı, obsesyonların verdiği sıkıntıyı azaltmak için yapılan çoğu zaman mantıksız olan hareket veya düşüncelerdir. Örneğin eli paraya değen kişinin elinin kirlendiği düşüncesi obsesyon, bu düşünceden kurtulmak için elini defalarca yıkaması kompülsiyondur.\nKişi kompülsiyonların mantıksız olduğunu bilir ancak kendini yapmaktan alıkoyamaz. Yapmadığı takdirde kişide bir iç sıkıntısı belirir. Bu hareket ve düşüncelerin sayısı ve sıklığı zamanla artar ve günlük işlerinde büyük zaman kaybı olmasına yol açar.", + "question": "Kompulsiyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kompülsiyon ya da zorlantı, obsesyonların verdiği sıkıntıyı azaltmak için yapılan çoğu zaman mantıksız olan hareket veya düşüncelerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2352", + "context": "Konversiyon, (Fr. conversion, İng. conversion) bilinçdışına itilen libido yüklü psişik içeriklerin bedensel belirtilere dönüşümüne psikanaliz verilen isimdir. Libidonun başlangıçtaki içgüdüsel amaçlara yönelmesi, biliçdışına atılmış istekler, konversiyon belirtileriyle kendilerine simgesel yoldan dışavurum sağlarlar.", + "question": "Konversiyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Konversiyon, (Fr." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2353", + "context": "Konversiyon histerisi, bir nevroz çeşidi, belirtilerini konversiyon bozukluğunun belirtilerinin oluşturduğu histeri tablosudur.", + "question": "Konversiyon histerisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Konversiyon histerisi, bir nevroz çeşidi, belirtilerini konversiyon bozukluğunun belirtilerinin oluşturduğu histeri tablosudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2354", + "context": "Kötümserlik kavramı (pesimizm) iyimserlik (optimizm) kavramının tam karşıtı olarak, dünya görüşü ve yaklaşımında düzeltilemeyecek kötü bir dünya portresidir. Kötümserler her zaman kötü biten bir son düşünürler. Kötümser birinin \"Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?\" sorusuna vereceği yanıt, yarısının boş olduğu yönünde olacaktır. Kötümserlik, tarih boyunca, düşüncenin birçok temel alanında etkili olmuştur.", + "question": "Kötümserlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kötümserlik kavramı (pesimizm) iyimserlik (optimizm) kavramının tam karşıtı olarak, dünya görüşü ve yaklaşımında düzeltilemeyecek kötü bir dünya portresidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2355", + "context": "Mikro ifadeler (ya da mikro mimikler) insanların, yaşadıkları bir hissi veya düşünceyi bastırmak veya gizlemek isterken yaptıkları ani ve istem dışı yüz hareketleridir. Genellikle bir kazanım veya yitirim söz konusu olan gergin durumlarda ortaya çıkarlar. Normal yüz ifadeleri gibi taklit edilmeleri ve gizlenmeleri neredeyse imkânsızdır fakat çok kısa sürede olup bittikleri veya bir başka yüz ifadesinin altında anlık olarak ortaya çıktıkları için gözleri eğitilmemiş veya doğal yeteneği olmayan kişilerin dahi bunları yakalaması zordur. Mikro ifadeler temelde 6 evrensel hissi dışa vururlar: iğrenme, kızgınlık, korku, üzüntü, mutluluk, şaşkınlık . Bir mikro-ifade saniyenin 1/15'i ile 1/25'i arasındaki hızlarda gerçekleşirler.", + "question": "Yüz ifadeleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mikro ifadeler (ya da mikro mimikler) insanların, yaşadıkları bir hissi veya düşünceyi bastırmak veya gizlemek isterken yaptıkları ani ve istem dışı yüz hareketleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2356", + "context": "Mizantropi sözlük anlamıyla \"insanlardan nefret etmek, ürkmek veya sevmemek\" anlamına gelir. Bu görüş ve düşüncelerin etkin olduğu kimselere ise mizantrop veya mizantropist denir.", + "question": "Mizantropi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mizantropi sözlük anlamıyla \"insanlardan nefret etmek, ürkmek veya sevmemek\" anlamına gelir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2357", + "context": "Mobbing ya da bezdiri (Yıldırma), bir grup insanın, bir kimseye veya başka bir gruba sosyal kabadayılık yapması.\nLatince kökenli sözcük; psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek anlamlarına gelir. En iyi ifade eden anlamıyla yıldırma veya iş yerinde psikolojik terör anlamlarıdır. Özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulamasıdır. Son dönemde sosyoloji ve hukuk başta olmak üzere çeşitli alanlarda disiplinler arası çalışılan bir konu haline gelmiştir.\nTers Mobbing (Reverse Mobbing), bir astın veya grup olarak astların üstlerine, kendilerine yapılan mobbing sonucunda, kişisel anlaşmazlıklar sonucunda veya politik oyunlar sonucunda kasıtlı olarak psikolojik tacizde bulunarak, işten ayrılmadan ziyade üstün hiyerarşik pozisyonunu bozmayı hedeflediği bir yıldırma eylemidir. Ters mobbingin uygulanmasında en yaygın olarak asttan üste; sabote etme, talimatlara uymama, kasti yanlış işlem yapma, asılsız söylentiler çıkarma ve bilgi saklama gibi eylemler gerçekleştirilmektedir.", + "question": "Mobbing nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mobbing ya da bezdiri (Yıldırma), bir grup insanın, bir kimseye veya başka bir gruba sosyal kabadayılık yapması." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2358", + "context": "Narsisizm veya özseverlik, kişinin kendi bedensel ve/veya zihinsel benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan bir terimdir. Kelime kökeni Yunan mitolojisinde bir kahraman olan Narkissos'dan gelir. Narkissos adını narkoza ve bir çiçek familyası olan nergisgillere de vermiştir. Narsisizmin ileri boyutlarda olmasına tıpta narsisistik kişilik bozukluğu adı verilmektedir. Sigmund Freud narsisizmi \"dış dünyadan soyutlanan libidonun (cinsel enerji) egoya (ben) yönlendirilmesi\" şeklinde açıklamıştır. Yani libidonun büyük bir depoda toplanır gibi egoda toplanması ve daha sonra nesnelere yönlendirilmesi; fakat kolaylıkla tekrar soyutlanarak egoya yönlenmesi durumudur.\nBebek dış dünya ile ilişki kuramadığı erken bebeklik döneminde gerçek bir narsisizm durumu içindedir. Libido dış dünyaya yönlendirilmemiştir. Bebeğin nesneleri \"ben olmayan nesneler\" olarak algılaması aylar alır. \"Ben\" ve \"ben olmayan\" arasında bir ayrım yapamaz. Dış dünyaya ilgi duymuyordur ve dış dünyada bile değildir. Bebek için tek gerçek kendisidir. Acıkması, susaması, üşümesi bebek için tek gerçekliktir. Bu durum \"birincil narsisizm\" olarak tanımlanır.\nBebek büyüdükçe dış dünya ile ilişkileri artar ve dış dünya kurallarını öğrenir. Giderek libidosunu nesnelere yönlendirir; nesne sevgisi ve giderek nesnel düşünce ağırlık kazanır. İnsan her ne kadar libidosuna nesne bulabilse de mutlaka görece olarak bir ölçüde narsisist kalır. Bu durumu \"ikincil narsisizm\" olarak tanımlanmıştır.\nNarsisizm insan için yaşamını sürdürebilmesi açısından bir ölçüde gereklidir. Bazı durumlarda; kişinin narsisizmi toplum için, hatta kendi akıl sağlığı için makul oranlarda değilse, kişi akıl hastalıklarıyla karşılaşabilir. Önemli psikiyatrik rahatsızlıklar olan nevroz, paranoya hatta psikozda narsisizm etkileri görülmektedir. Birincil narsisizmde bebek dış dünyanın ayrımına varmamışken; ikincil narsisizmde dış dünya gerçekliğini yitirmiştir.\nNarsisizmin çok özel bir türü de, Roma sezarları, Mısır firavunları, diktatörler gibi çok güçlü kişilerde bulunan türüdür. Bu insanlar adeta nefes alıp yürüyen yeryüzü tanrıları gibidirler kendi gözlerinde. Yaşam ya da ölüm gibi önemli doğa olaylarına bile bir tek cümleyle karar verebilmekteydiler. En büyük korkuları güçlerini kaybetmeleri, ölüm, etraflarındaki herkesin kendilerine düşman olmasıydı. Güçlerinin ve şehvetlerinin bir sınırı yokmuş gibi davranmaya çalışırlar; sayısız insan öldürüp, sayısız şatolar kurarlardı. Varlıklarının kendilerinin de çözemediği sorununu insan değilmiş gibi çözmeye çalışsalar da aslında durumları düpedüz deliliktir. Dış dünya \"ben\" olmadığı için, narsisist kişi dış dünyayı anlayamaz/algılayamaz ve bu durum kişide korku yaratır. Diktatör gitgide daha yıkıcı, daha yalnız ve korkak olur.\nNarsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler, başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken ilgiyi gösteremeyen kişilerdir. Plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında, gereken ilgiyi göremediklerinde aynı Narkissos gibi erirler, çökerler. Başkalarının hakkına saygı göstermeden ve gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendilerini haklı göstererek ve o hedefi, gerekli emeği vermeden bile hak etmiş sayarak en önde, en gözde ve tek olmak isterler. Kendilerini başkalarının yerine koyamaz ve başkalarını anlayamazlar. Sanki her şey sadece kendileri için vardır ve ne olursa olsun her şeyin kendi amaçlarına hizmet etmesi gerekir. Başkalarının fikir ve hareketleri kendi amaçlarına hizmet ediyorsa vardır, aksi halde bu fikir ve hareketler tahammül edilemez düşüncelerdir. Gerçekle bağdaşmayan, başkalarının zararına olup sadece kendi çıkarlarına uygun, kendi plan ve hedeflerine hitap eden maddi ve manevi kazanç sağlayabilecek plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında öfkelerine hakim olamaz, saldırganlaşır, çöker, hatta ağır psikotik tablolara girerler.", + "question": "Narsisizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Narsisizm veya özseverlik, kişinin kendi bedensel ve/veya zihinsel benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2359", + "context": "Nesne kalıcılığı veya Nesne devamlılığı, nesnelerin hiçbir şekilde görülemediği, duyulmadığı, dokunulmadığı, koklanmadığı veya algılanmadığı durumlarda dahi var olmaya devam ettiği anlayışıdır. Bu, küçük çocukların sosyal ve zihinsel kapasitelerinin gelişimini ele alan psikolojinin alt alanı olan gelişim psikolojisi alanında incelenen temel bir kavramdır. Nesne kalıcılığı anlayışının insani gelişmede ne zaman ortaya çıktığı konusunda henüz bilimsel bir fikir birliği yoktur.\nBebeklerde nesne kalıcılığını ilk kez inceleyen İsviçreli psikolog Jean Piaget, bu kavram olmadan nesnelerin ayrı, kalıcı bir varlığı olmayacağından, bebeğin en önemli başarılarından biri olduğunu savunmuştur. Piaget'in bilişsel gelişim teorisinde, bebekler bu anlayışı doğumdan yaklaşık iki yaşına kadar devam eden \"sensorimotor aşama\"nın sonuna kadar geliştirirler. Nesne kalıcılığı Piaget’in bilişsel gelişim teorisine göre bir yaşlarındaki bir bebeğin bir nesneyi göremeyeceği bir alana çıksa dahi varlığını devam ettirdiğinin kavranması şeklinde tanımlanmıştır. Bu yeti daha sonraki yıllarda bebeğin zihinsel simgeleme oluşturması için temel bir durumdur. Piaget, bir bebeğin dünyayı algılayışının ve anlayışının, bebeğin nesnelerin görsel, dokunsal ve motor temsillerini birbirine bağlaması için gerekli olan motor gelişimlerine bağlı olduğunu düşünmektedir. Bu görüşe göre, bebeklerin nesne kalıcılığı geliştirmesi, nesnelere dokunmak ve onları ele almaktır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Nesne kalıcılığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nesne kalıcılığı veya Nesne devamlılığı, nesnelerin hiçbir şekilde görülemediği, duyulmadığı, dokunulmadığı, koklanmadığı veya algılanmadığı durumlarda dahi var olmaya devam ettiği anlayışıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2360", + "context": "Objektivizm, Rus-Amerikan yazar ve filozof Ayn Rand tarafından geliştirilen bir felsefi sistemdir. Kendisi bu sistemi \"insanı kahraman bir varlık olarak, kendi mutluluğunu hayatının ahlaki amacı olarak, üretken başarıyı en asil faaliyeti olarak ve aklı tek mutlak olarak gören bir kavram\" olarak tanımlamıştır.\nRand Objektivizmi ilk olarak kurmaca eserlerinde, özellikle de Yaşamak İstiyorum (1943) ve Atlas Silkindi'da (1957) ve daha sonra kurmaca olmayan deneme ve kitaplarında ifade etmiştir. Profesyonel bir filozof ve Rand'ın entelektüel varisi olarak gösterilen Leonard Peikoff daha sonra ona daha resmi bir yapı kazandırmıştır. Peikoff, Objektivizmi \"temel ilkeleri\" Rand tarafından belirlendiği ve değişime tabi olmadığı sürece \"kapalı bir sistem\" olarak nitelendirmektedir. Bununla birlikte, \"yeni çıkarımların, uygulamaların ve bütünleştirmelerin her zaman keşfedilebileceğini\" belirtmiştir.\nNesnelciliğin ana ilkeleri, gerçekliğin bilinçten bağımsız olarak var olduğu, insanların duyu algısı yoluyla gerçeklikle doğrudan temas kurduğu, kişinin kavram oluşturma ve tümevarımsal mantık süreci yoluyla algıdan nesnel bilgiye ulaşabileceği, kişinin hayatının uygun ahlaki amacının kendi mutluluğunun peşinde koşmak olduğudur (bkz. rasyonel egoizm), Bu ahlakla tutarlı tek sosyal sistemin, laissez-faire kapitalizminde somutlaşan bireysel haklara tam saygı gösteren bir sistem olduğunu ve sanatın insan hayatındaki rolünün, gerçekliğin seçici bir şekilde yeniden üretilmesi yoluyla insanların metafizik fikirlerini, kişinin anlayabileceği ve duygusal olarak tepki verebileceği fiziksel bir forma -sanat eserine- dönüştürmek olduğunu savunur.\nAz sayıda akademisyen Rand'ın felsefesini desteklese de akademik filozoflar genellikle Rand'ın felsefesine çok az ilgi göstermiş ya da onu reddetmiştir. Bununla birlikte, Objektivizm sağ-liberteryenler ve Amerikan muhafazakârları arasında kalıcı bir etki yaratmıştır. Rand'ın kurucusu olduğu Objektivist hareket, onun fikirlerini halka ve akademik ortamlara yaymaya çalışılmaktadır.", + "question": "Objektivizm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Objektivizm, Rus-Amerikan yazar ve filozof Ayn Rand tarafından geliştirilen bir felsefi sistemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2361", + "context": "Olmuşu olmamış yapma, (Fransızca annulation (retroactive), İngilizce undoing) özellikle saplantı nevrozunda karşılaşılan bir savunma mekanizmasıdır.\nBilinçli ve bilinçsiz suçluluk duyguları, yasak davranışı ortadan kaldıran majik (büyülü) bir davranışla giderilir. Özne, sanki daha önce başvurduğu davranışlar, söylediği sözler ve kafasından geçirdiği düşünceler hiç olmamış gibi davranır.\nSevgilisinin arabasıyla geçeceği yolun üzerindeki bir taşı kaldırıp bir kenara koyan bir kimsenin biraz sonra aynı taşı alıp eski yerine koymasını buna örnek göstererilebilir.", + "question": "Olmuşu olmamış yapma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Olmuşu olmamış yapma, (Fransızca annulation (retroactive), İngilizce undoing) özellikle saplantı nevrozunda karşılaşılan bir savunma mekanizmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2362", + "context": "Online terapi, çevrimiçi terapi veya internet terapisi, internet teknolojileri kullanılarak bireysel veya grup terapilerinin gerçekleştirildiği bir uzaktan psikolojik yardım uygulamasıdır. Online terapi uygulamaları, başta ABD ve Avrupa olmak üzere çeşitli ülkelerde uzun yıllardır uygulanmakta olan bilimsel bir yöntemdir. Telepsikiyatri, Telepsikoloji, Çevrimiçi Psikolojik Danışmanlık gibi isimlerle ifade edilen bu uygulamanın dünyadaki gelişim sürecine bakıldığında oldukça eskiye dayandığı görülmektedir.", + "question": "Online terapi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Online terapi, çevrimiçi terapi veya internet terapisi, internet teknolojileri kullanılarak bireysel veya grup terapilerinin gerçekleştirildiği bir uzaktan psikolojik yardım uygulamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2363", + "context": "Ortoreksiya nervoza, kısaca ortoreksi, kişinin sağlıklı beslenmesi hakkında aşırı kaygıya sahip olması ile karakterize edilen önerilmiş bir yeme bozukluğu. Durumdan etkilenen kişilerde, kişinin beslenmesi ve sağlığı hakkında tekrar eden beklenmedik düşüncelerin olması, hastanın kirlendiğini veya pislendiğini sanması, aşırı kuralcılık veya bir tören misali yemek yeme gözlemlenebilir (Duran, 2016). Ortorektik kişilerde yapılan araştırmalara göre yemeğin hazırlanması esnasında kullandığı malzemeler ve hazırlanış metodunda kaygı duyduğu, bundan dolayı farklı yiyeceklerin ve içeceklerin karıştırılmasını reddetmektedir. Bu durumun nedeni yemeğin hazırlanış şeklidir (Gezer, Kabaran, 2013). Ortoreksi, durum için geliştirilmiş testlerle tespit edilebilmektedir. Hastalık literatürde ilk defa Steven Bratman tarafından 1997 senesinde isimlendirilmiştir.\n2009 yılında İngiliz Diyetisyenler Derneği başkanı ve Leeds Metropolitan Üniversitesi'nde kıdemli öğretim görevlisi olan Ursula Philpot, ortoreksiya nervoza hastalarını \"yalnızca vücutlarına koydukları gıdaların kalitesiyle ilgilenen, diyetlerini hangi gıdaların gerçekten 'saf' olduğuna dair kişisel anlayışlarına göre rafine eden ve kısıtlayan\" kişiler olarak tanımlamıştır. Bu durum, anoreksiya nervoza ve bulimiya nervoza gibi diğer yeme bozukluklarından farklıdır bu hastalıklardan etkilenen kişiler yenilen yiyecek miktarına odaklanır.\nOrtoreksiya nervoza, bir cinsiyeti orantısız bir şekilde etkilememesi bakımından anoreksiya nervozadan da farklıdır. Araştırmalar ortoreksiya nervozanın hem erkeklerde hem de kadınlarda eşit oranda görüldüğünü ve cinsiyetler arasında önemli bir fark bulunmadığını ortaya koymuştur. Ayrıca, araştırmalar ortoreksiya nervoza ile hem narsisizm hem de mükemmeliyetçilik arasında anlamlı pozitif korelasyonlar bulmuş, ancak ortoreksiya nervoza ile benlik saygısı arasında anlamlı bir korelasyon bulamamıştır. Bu durum, yoğun ortoreksiya nervoza bireylerinin sağlıklı beslenme alışkanlıklarıyla diğerlerine göre daha fazla gurur duyduklarını ve anoreksiya gibi beden imajının aksine ortoreksiyalarının arkasındaki itici gücün bu olduğunu göstermektedir.\nOrtoreksiya nervoza, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından bir yeme bozukluğu olarak tanınmamaktadır ve bu nedenle yaygın olarak kullanılan Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabında (DSM) resmi bir tanı olarak belirtilmemiştir.", + "question": "Ortoreksiya nervoza nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ortoreksiya nervoza, kısaca ortoreksi, kişinin sağlıklı beslenmesi hakkında aşırı kaygıya sahip olması ile karakterize edilen önerilmiş bir yeme bozukluğu." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2364", + "context": "Öngörü, gelecekte ne olacağını veya neye ihtiyaç duyulacağını tahmin etme yeteneği veya tahmin etme eylemidir. Araştırmalar, insanların günlük düşüncelerinin çoğunun gelecekteki potansiyel olaylara yönelik olduğunu göstermektedir. Bu ve bunun gezegendeki insan kontrolündeki rolü nedeniyle öngörü doğası ve evrimi psikolojide önemli bir konudur. Yakın zamanda yapılan nörobilimsel, gelişimsel ve bilişsel çalışmalar, geçmiş dönemleri hatırlama konusunda insanın yeteneğiyle birçok ortak yön belirledi. Science'ta, 2007'nin ilk on bilimsel buluşundan biri olan bu tür ortaklıklar için yeni kanıtlar ortaya konuldu. Bununla birlikte, zamanda zihinsel olarak geleceğe seyahat etmek (yani, öngörü) ile geçmişe zihinsel olarak yolculuk etmek (yani, epizodik bellek) arasında temel farklılıklar bulunmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Öngörü (psikoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Öngörü, gelecekte ne olacağını veya neye ihtiyaç duyulacağını tahmin etme yeteneği veya tahmin etme eylemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2365", + "context": "Öz sunum (kendini sunma ya da benlik sunumu) bireylerin, etkileşim içinde bulundukları kişilerdeki izlenimlerini kontrol etme çabası olarak tanımlanır. İzlenim yönetimi bazı kaynaklarda öz sunum ile aynı anlamda kullanılmasına rağmen tanım olarak öz sunumu içinde barındıran, daha kapsayıcı bir kavramdır. Kısaca, izlenim yönetimi bireyin bir eşya, grup, olay veya kendisi hakkında başkalarının izlenimini şekillendirme çabası olarak tanımlanmaktadır.\nÖz sunum, başta sosyal psikoloji olmak üzere klinik psikoloji, gelişim psikolojisi, spor psikolojisi, endüstriyel ve örgüt psikolojisi gibi psikolojinin birçok dalında çalışılmakta olan bir kavramdır. Ayrıca siyaset bilimi, pazarlama ve sosyoloji alanlarında da yaygın olarak ele alınır. Özellikle sosyolog Erving Goffman'ın \"Günlük Hayatta Benliğin Sunumu\" adlı kitabı bu kavramı detaylı olarak ele alan değerli bir eserdir.", + "question": "Öz sunum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Öz sunum (kendini sunma ya da benlik sunumu) bireylerin, etkileşim içinde bulundukları kişilerdeki izlenimlerini kontrol etme çabası olarak tanımlanır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2366", + "context": "Özdeşleşme, bireyin diğerinin bir yönünü, özelliğini veya niteliğini özümsediği ve diğerinin sağladığı model tarafından tamamen veya kısmen dönüştürüldüğü psikolojik bir süreçtir. Kişilik, bir dizi özdeşleşme aracılığıyla oluşturulur ve belirlenir. Kavramın kökleri Freud'un yazılarında bulunabilir. Freud tarafından tanımlanan en belirgin üç özdeşleşme kavramı şunlardır: birincil özdeşleşme, narsisistik (ikincil) özdeşleşme ve kısmi (ikincil) özdeşleşme.\n\"Psikanalitik literatürde, özdeşleşmenin temel anlamının basit olduğu konusunda fikir birliği vardır - başka biri gibi olmak ya da başkası gibi olmak\", aynı zamanda psikanalizde \"en kafa karıştırıcı klinik/teorik alan\" olarak değerlendirilmiştir.", + "question": "Özdeşleşme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Özdeşleşme, bireyin diğerinin bir yönünü, özelliğini veya niteliğini özümsediği ve diğerinin sağladığı model tarafından tamamen veya kısmen dönüştürüldüğü psikolojik bir süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2367", + "context": "Özyeterlilik, bireyin belirli performans kazanımları elde etmek için gerekli davranışları gerçekleştirme kapasitesine olan inancını ifade eder, 1997. Bu kavram ilk olarak psikolog Albert Bandura tarafından ortaya atılmıştır.\nÖzyeterlilik, kişinin kendi motivasyonu, davranışı ve sosyal çevresi üzerinde kontrol uygulayabilme yeteneğine olan güvenini yansıtır. Bu bilişsel öz-değerlendirmeler, insanların çabaladığı hedefler için harcanan enerji miktarı ve belirli davranışsal performans düzeylerine ulaşma olasılığı dahil olmak üzere her türlü insan deneyimini etkiler. Geleneksel psikolojik yapılardan farklı olarak, öz yeterlilik inançlarının işlev alanına ve davranışın ortaya çıkışını çevreleyen koşullara bağlı olarak değiştiği varsayılmaktadır.\nGüçlü bir özyeterlilik duygusu, insan başarısını ve kişisel refahı teşvik eder. Öz yeterliliği yüksek olan bir kişi, zorlukları kaçınılması gereken tehditler olarak değil, üstesinden gelinmesi gereken şeyler olarak görür. Bu kişiler başarısızlıktan daha hızlı kurtulabilir ve başarısızlığı çaba eksikliğine bağlama olasılıkları daha yüksektir. Tehdit edici durumlara onları kontrol edebilecekleri inancıyla yaklaşırlar. Bunlar daha düşük stres seviyeleri ve depresyona karşı daha az kırılganlıkla ilişkilendirilmiştir.\nBuna karşılık, özyeterlilik duygusu düşük olan kişiler zor görevleri kişisel tehdit olarak görür ve bu görevlerden uzak dururlar. Zor görevler, sahip oldukları becerilerden ziyade eksik oldukları becerilere bakmalarına neden olur. Bir başarısızlıktan sonra kendi yeteneklerine olan inançlarını kaybetmeleri kolaydır. Düşük öz yeterlilik daha yüksek stres ve depresyon seviyeleriyle bağlantılı olabilir.\nBandura'ya göre öz yeterlilik 4 faktörden etkilenir.\n\nDavranışa ilişkin seçimler\nMotivasyon\nİş performansı\nDüşünce kalıpları ve tepkiler\nSağlık davranışları\nKontrol odağı ile ilişkisi\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Özyeterlilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Özyeterlilik, bireyin belirli performans kazanımları elde etmek için gerekli davranışları gerçekleştirme kapasitesine olan inancını ifade eder, 1997." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2368", + "context": "Piromani, birçok kez istekli ve kasıtlı olarak yangın çıkarma eylemi. Psikolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanır.\nYangın ve bunun yarattığı olaylar ile büyülenme, bunlara merak duyma ve bunları çekici bulma söz konusudur. Erkeklerde daha yaygın olduğu bilinmektedir. Alkolün kötüye kullanımı, antisosyal özellikler, enürezis ve hayvanlara karşı şiddet kullanma birlikte bulunabilen özelliklerdir. Genellikle çocukluk çağında başlamaktadır ve bozukluğu çocukluk çağında başlayan vakalar tedaviye daha iyi yanıt vermektedir. Davranışçı teknikler yararlı olabilmektedir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Piromani nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Piromani, birçok kez istekli ve kasıtlı olarak yangın çıkarma eylemi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2369", + "context": "Problem çözme, problem çözücü için açık bir çözüm yöntemi bulunmadığında, belirli bir durumu, bir sonuç durumuna dönüştürmeye yönelik bilişsel süreçtir.\nProblem çözme, hedefe yönelik (goal-directed) davranıştır. Hamlelerin uygulanmasını mümkün kılan alt hedefleri içerir.\nProblem çözmenin temel özelliklerini şunlardır: (1) hedefe yönelik olması, (2) alt hedeflere ayrıştırılması (subgoal decomposition), (3) hamlelerin (operatör) uygulanması. Burada bir problemin pozisyonundan diğer problem pozisyonuna geçişteki eyleme 'hamle denmektedir. Böylelikle hedefin tamamı alt hedeflere ayrıştırılır ve bu alt hedefler arasında hamleler uygulanır, problemin çözümü gerçekleşir.", + "question": "Problem çözme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Problem çözme, problem çözücü için açık bir çözüm yöntemi bulunmadığında, belirli bir durumu, bir sonuç durumuna dönüştürmeye yönelik bilişsel süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2370", + "context": "Proteus etkisi, çevrimiçi sanal oyun içindeki bireyin davranışlarının, kendi avatarının görsel özellikleri ile ilişkili olarak değişmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu değişim, o sanal ortama dahil diğer kullanıcıların bu karakterlerle tipik bir biçimde eşleştirdiği davranışlar hakkındaki bilgiden kaynaklanmaktadır. Değişken (protean) sıfatına benzer olarak, kavramın ismi Yunan tanrısı Proteus'un şekil değiştirme yeteneğine yapılan bir imadır. Proteus etkisi ilk kez 2007 Haziranında Stanford Üniversitesi'nde Nick Yee ve Jeremy Bailenson tarafından kullanılmıştır.", + "question": "Proteus etkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Proteus etkisi, çevrimiçi sanal oyun içindeki bireyin davranışlarının, kendi avatarının görsel özellikleri ile ilişkili olarak değişmesi olarak tanımlanmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2371", + "context": "Psyche, Yunan mitolojisinde olağanüstü güzelliğiyle tanrıça Afrodit'i kıskandıran, aşk tanrısı Eros ile aşk yaşayan ve dünyaya bir ölümlü olarak gelip sonradan ölümsüzlük kazanan bir kızdır. Birçok eserde, kelebek kanatlı bir kız olarak tasvir edilir.\n\"Psikoloji\", \"psikolog\" gibi kelimeler Psycheden gelir. Psyche aynı zamanda ruh anlamına gelir. Psyche Eros tarafından ruh tanrıçasına dönüştürülür.", + "question": "Psihe nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psyche, Yunan mitolojisinde olağanüstü güzelliğiyle tanrıça Afrodit'i kıskandıran, aşk tanrısı Eros ile aşk yaşayan ve dünyaya bir ölümlü olarak gelip sonradan ölümsüzlük kazanan bir kızdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2372", + "context": "Psikolog, psikolojik yaklaşımları uygulayan; zihinsel durumları, algısal, bilişsel, duygusal ve sosyal süreçleri ve davranışları inceleyen bir profesyoneldir. Psikologların çalışmaları genellikle bireylerin birbirleriyle ve çevreleriyle nasıl ilişki kurduğunun deneysel, gözlemsel bilgileri ve yorumunu içerir.\nPsikologlar, psikoloji alanında lisans derecesi alırlar, ardından psikoloji alanında yüksek lisans veya doktora derecesi alırlar. Psikiyatri doktorlarının aksine, psikologlar ilaç yazamazlar.\nPsikologlar psikolojik testler, iletişim teknikleri, testlerin puanlanması, yorumlanması ve raporlanması konularında kapsamlı bir eğitim alırken, psikiyatristler genellikle psikolojik testler konusunda eğitim almamaktadır. Psikologlar aynı zamanda anksiyete, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, şizofreni, bipolar bozukluk, kişilik bozuklukları ve yeme bozukluklarının tedavisi dahil birçok zihinsel bozukluğun semptomlarını iyileştirmek için bir veya daha fazla psikoterapi konusunda eğitimlidir ve bu konuda uzmanlaşırlar. Psikologların uyguladığı tedaviler bireysel veya grup halinde olabilir. Bilişsel davranışçı terapi, yaygın olarak kullanılan yüksek etkili bir psikoterapidir. Psikologlar okullar, cezaevleri,, özel bir klinikte, işyerinde veya bir spor takımı gibi çok çeşitli kurum ve kişilerle çalışabilirler.\nUygulamalı psikoloji, insan ve hayvan davranışlarındaki sorunları çözmek için teorileri uygulayan bir alandır. Uygulamalı alanlar arasında klinik psikoloji, danışmanlık psikolojisi, spor psikolojisi, adli psikoloji, endüstri ve organizasyon psikolojisi, sağlık psikolojisi ve okul psikolojisi yer alır.", + "question": "Psikolog nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikolog, psikolojik yaklaşımları uygulayan; zihinsel durumları, algısal, bilişsel, duygusal ve sosyal süreçleri ve davranışları inceleyen bir profesyoneldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2373", + "context": "Psikoloji felsefesi, modern psikolojinin teorik temellerinde yatan birçok konuyu ifade eder.", + "question": "Psikoloji felsefesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikoloji felsefesi, modern psikolojinin teorik temellerinde yatan birçok konuyu ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2374", + "context": "Psikolojik şiddet (psikolojik istismar, duygusal şiddet ya da duygusal istismar olarak da bilinir), failin mağduru duygusal olarak sindirmek ve aşağılamak, ona yaptırım uygulamak veya cezalandırmak için toplumdan soyutlamak üzere baskı uyguladığı bir saldırganlık ve istismar biçimidir.\nPsikolojik şiddet uygulayan fail bağırma, korkutma, küfür etme, tehdit, hakaret, küçük düşürme, devamlı eleştirme, mağdurun hareketlerini, giyimini, başkalarıyla ilişkilerini denetleme, sınırlama, değersizlik duygusu uyandırma gibi yollarla sistematik olarak mağdura duygusal baskı uygular. Sıklıkla yakın duygusal ilişkilerde, aile içinde ve iş yerinde görülmektedir. En sık rastlanan ancak en zor önlem alınan şiddet türlerindendir. Daha çok kadına ve çocuklara yönelen bir saldırganlık biçimidir.\nŞartların yerine gelmesi halinde Türk Ceza Kanunu madde 96 uyarınca “eziyet” ve/veya madde 106 uyarınca “tehdit” suçu olarak yorumlanabilmektedir.", + "question": "Psikolojik şiddet nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikolojik şiddet (psikolojik istismar, duygusal şiddet ya da duygusal istismar olarak da bilinir), failin mağduru duygusal olarak sindirmek ve aşağılamak, ona yaptırım uygulamak veya cezalandırmak için toplumdan soyutlamak üzere baskı uyguladığı bir saldırganlık ve istismar biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2375", + "context": "Psikoloji, davranış ve zihinsel süreçlerin bilimidir. Öncelikli hedefi, hem genel prensipler oluşturarak hem de spesifik vakaları araştırarak bireyleri ve grupları anlamaktır.\nPsikolojiye genel bir bakış ve güncel bir rehber olarak aşağıdaki ana hatlar verilmiştir:", + "question": "Psikolojinin ana hatları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikoloji, davranış ve zihinsel süreçlerin bilimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2376", + "context": "Psikometri, davranışların ölçülmesi ve değerlendirilmesi, istatistik yöntemlerinin psikolojiye uygulanması, davranışın açıklanması ve yorumlanmasında yararlanılabilecek matematiksel modellerin geliştirilmesi ile ilgili bir bilim dalı. Bir diğer adı psikometrik psikolojidir.\nPsikoloji biliminde tutum, kişilik, zeka, yetenek gibi doğrudan gözlemlenmesi pek mümkün olmayan insan özelliklerinin dolaylı olarak ölçülmesine imkân sağlayacak test, envanter, ölçek, anket gibi ölçüm araçlarının geliştirilmesine ve bunların geçerlik ve güvenirliklerinin belirlenmesine ihtiyaç duyulur. Psikometri alanında çalışanların görevi; kliniklerde, rehberlik ve araştırma merkezlerinde, eğitim kurumlarında, endüstride görev alarak diğer psikologların kullandığı araçları ve yöntemleri geliştirmektir.\nPsikometri, Eski Yunanca’daki “psikhe” sözcüğü ile \"ölçme\" anlamına gelen “metron” sözcüklerinden türetilmiş bir terimdir. Metapsişikte kullanılan “bir nesneye dokunarak, geçmişte o nesneye dokunmuş kişi ya da kişiler hakkında bilgi edinebilme” anlamındaki terimle karıştırılmaması gereklidir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Psikometri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikometri, davranışların ölçülmesi ve değerlendirilmesi, istatistik yöntemlerinin psikolojiye uygulanması, davranışın açıklanması ve yorumlanmasında yararlanılabilecek matematiksel modellerin geliştirilmesi ile ilgili bir bilim dalı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2377", + "context": "Psikosomatik, psikolojik kökenli fiziksel hastalıklar için kullanılan adlandırma. Eski Yunanca'da \"ruh\" anlamına gelen \"psyche\" ile \"beden\" anlamına gelen \"soma\" kelimelerinin birleşmesinden türetilmiştir.\nDert, tasa, keder, sıkıntı gibi psikolojik sorunlar, özellikle içine kapanık insanlarda, bir müddet sonra sadece psikolojik bir sorun veya rahatsızlık olmakla kalmaz, bedene de sirâyet etmeye başlar. Kişi, davranışlarını ve hareketlerini kısmen kontrol edemez. Mide ya da karın ağrıları, yorgunluk, halsizlik; egzama, sivilce gibi ciltte ya da sindirim sisteminde veya iç organlarda arızalara yol açar.\nÇocukluk veya ergenlik döneminde psikosomatik hastalıkların görülebilme olasılığı, yetişkinlere oranla daha yüksektir. Çünkü üzüntüsünü, sıkıntısını dışa vuramama ve duygularını içine atan kişinin psikolojik olarak vücudunda sorunlar, arızalar görülmesi şeklinde ortaya çıkar. Çocukluk döneminde yaşanan olumsuz bir olay veya durumların sonradan açığa çıkması şeklinde de başlayabilir.\nPsikosomatik hastalık ve rahatsızlıklarda, kişinin mutlaka uzman bir doktora görünüp tedaviye başlaması gerekir.", + "question": "Psikosomatik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikosomatik, psikolojik kökenli fiziksel hastalıklar için kullanılan adlandırma." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2378", + "context": "Reaktans, Psikolojik Tepkisellik Kuramı veya Karşıt Tepki Kuramı, davranışsal özgürlüklerin teklifler, kişiler, kurallar ya da düzenlemeler yoluyla tehdit edilmesi veya ortadan kaldırılması durumunda ortaya çıkan motivasyonel uyarılmadır. Reaktans, birilerinin veya bir şeyin seçeneklerini elinden aldığını veya alternatiflerin kapsamını sınırladığını hissettiğinde ortaya çıkar.\nReaktans, birisinin belirli bir görüşü veya tutumu kabul etmesi için ağır bir şekilde baskı altına alındığında ortaya çıkabilir. Reaktans, kişinin amaçlanana aykırı bir görüş veya tutumu benimsemesine veya güçlendirmesine neden olabilir, ayrıca ikna edilmeyi zorlaştırabilir.\nTers psikoloji, reaktans etkisine oynanarak, birilerinin istediklerinin tersini seçmesi için etkilemeye çalışıldığı durumlarda kullanılır.", + "question": "Reaktans (psikoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Reaktans, Psikolojik Tepkisellik Kuramı veya Karşıt Tepki Kuramı, davranışsal özgürlüklerin teklifler, kişiler, kurallar ya da düzenlemeler yoluyla tehdit edilmesi veya ortadan kaldırılması durumunda ortaya çıkan motivasyonel uyarılmadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2379", + "context": "Sadist kişilik bozukluğu, Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı'nın (DSM-III-R) bir ekinde ortaya çıkan sadomazoşizmi içeren bir kişilik bozukluğudur. DSM'nin sonraki sürümleri (DSM-IV, DSM-IV-TR ve DSM-5) bunu içermez.\nSadizm ve sadist kelimeleri Marquis de Sade'den türetilmiştir.", + "question": "Sadist kişilik bozukluğu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sadist kişilik bozukluğu, Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı'nın (DSM-III-R) bir ekinde ortaya çıkan sadomazoşizmi içeren bir kişilik bozukluğudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2380", + "context": "Sanal seks, cinselliğin fiziki cinsel temas yolu ile değil de, fiziki olmayacak şekilde beyinde yaratılması veya kafada yaşanılmasıdır. Örnek olarak rüyasında sevişen erkeğin ereksiyon olması ve orgazm sonucu spermlerinin boşalması gösterilebilir.\nİnternet ortamında yaşanılan cinsel yazışmalar da kişi üzerinde aynı etkileri gösterebilir. Kişi bundan haz duyabilir. Sanal (İnternet) ortamında olan bu türüne siber seks denir.\nTelefon seksi ve sanal gerçeklik seksi de bir tür sanal sekstir.", + "question": "Sanal seks nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanal seks, cinselliğin fiziki cinsel temas yolu ile değil de, fiziki olmayacak şekilde beyinde yaratılması veya kafada yaşanılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2381", + "context": "Sanat psikolojisi, estetik eserlerin duyusal algısıyla ortaya çıkan bilişsel ve duygusal süreçleri üzerine yapılan bilimsel çalışmasıdır. Estetik psikolojisi ve nöroestetik ile yakından ilişkili olarak ortaya çıkan çok disiplinli bir araştırma alanıdır.\nSanat psikolojisi, sanata verilen psikolojik tepkilerin nitel olarak incelenmesi için deneysel yöntemleri ve nörogörüntüleme yöntemiyle ortaya çıkan nörobiyolojik ilişkilerini kapsayan deneysel bir araştırma alanıdır.", + "question": "Sanat psikolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanat psikolojisi, estetik eserlerin duyusal algısıyla ortaya çıkan bilişsel ve duygusal süreçleri üzerine yapılan bilimsel çalışmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2382", + "context": "Sembolik modelleme, psikolog David Grove'nin danışmanlık çalışmalarına dayanan, psikoterapistler Penny Tompkins ve James Lawley tarafından geliştirilen terapötik ve koçluk sürecidir. Grove’un \"Temiz Dili\"ni kullanarak, müşterilerin tam kelimelerini kullanan aşamalı bir sorgulama tekniğidir. Kolaylaştırıcı kişisel inançları, hedefleri ve çatışmaları açıklığa kavuşturmak ve anlamlı bir değişim yaratmak için müşterinin kendi ürettiği metaforlarla çalışır. Ortaya çıkış ve kendi kendini örgütleme konusundaki güveni nedeniyle “post-modern odaklı terapötik yaklaşım” olarak adlandırılmıştır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sembolik modelleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sembolik modelleme, psikolog David Grove'nin danışmanlık çalışmalarına dayanan, psikoterapistler Penny Tompkins ve James Lawley tarafından geliştirilen terapötik ve koçluk sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2383", + "context": "Seyirci etkisi (İngilizce: Bystander effect), yardıma ihtiyaç duyulan bir durumda, çevrede olaya tanıklık eden kişi sayısı ne kadar fazla ise, müdahale eden kişi sayısının o oranda düştüğünü belirten psikolojik terim. Olası bir yardım ihtiyacı durumunda, etrafta çok sayıda tanık varsa, her bir tanık orada bulunan diğerlerinin müdahale edeceğini düşünerek duruma kayıtsız kalıyor ve bu durum hiç kimsenin müdahale etmemesi gibi sonuçlara yol açabiliyor. İlk olarak 1964 yılında ortaya atılan etki hakkındaki çalışmalar tanıkların sayısı, grup bağlılığı (İngilizce: Group cohesiveness), sorumluluğun dağılması (İngilizce: Diffusion of responsibility) gibi farklı faktörler üzerinde yoğunlaşmıştır. Otuz sekiz kişi izlerken Kitty Genovese'nin öldürülmesi iddiası üzerine teori üzerine çalışılmaya başlanmıştır.", + "question": "Seyirci etkisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Seyirci etkisi (İngilizce: Bystander effect), yardıma ihtiyaç duyulan bir durumda, çevrede olaya tanıklık eden kişi sayısı ne kadar fazla ise, müdahale eden kişi sayısının o oranda düştüğünü belirten psikolojik terim." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2384", + "context": "Simparafili yangın, trafik kazası gibi felaketleri izlerken ya da felaketlere tanık olurken cinsel uyarılmaya sebep olan parafili çeşidi. Terim seksolojist, psikolog yazar John Money'nin 1984'teki \"Paraphilias: Phenomenology and classification\" adlı makalesinde geçmiştir. Yunanca kökenlidir:\"συμφορά\" (\"symphora\").", + "question": "Simparafili nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Simparafili yangın, trafik kazası gibi felaketleri izlerken ya da felaketlere tanık olurken cinsel uyarılmaya sebep olan parafili çeşidi." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2385", + "context": "Duyu-Dil Programlama (DDP), Nörolinguistik Programlama ya da neuro-linguistique programlama (NLP), kişilerin amaçlarına ulaşmaları için \"nörolojik programlarını\" keşfetmelerini ve en iyi şekilde kullanmalarını sağlamayı hedefleyen, tartışmalı ve sözdebilim sayılan bir psikolojik terapi anlayışıdır. NLP, metodolojiye yer veren, bir seri teknik müdahalenin yer aldığı bir yaklaşımdır. Bilimsel olduğu iddiaları tartışmalıdır. Metodoloji modellemeye dayanır. NLP özel bir alanda başarılı sonuçlar alan kişilerin tecrübelerini biçimleme ve çözmeyi, NLP'nin anlaşılır olmasını ve ulaşmak isteyeni de eğitmeyi sağlıyor. Modellemeden çıkan müdahale teknikleri kullanımı kolay, hızlı ve doğrulanabilir sonuçlar taşırlar. Bu müdahale teknikleri, etkin bir iletişim kazanılmasına neden olurken, zihinsel fonksiyonları geliştirir, potansiyeli yükseltir, yeni modeller yaratmak ve geliştirmek için kişinin ihtiyacı olan değişimi kolaylaştırır.\nNLP üç temel kavrama dayanmaktadır:\n\nNeuro: Bütün davranışlar nörolojik bir sürecin sonucudur.\nLinguistik: Sinirsel süreçler dil ve iletişim sistemleri yoluyla modeller ve stratejiler halinde temsil edilir, düzenlenir ve sıralanır.\nProgramlama: Bir sistemin unsurları belirli sonuçlara ulaşmak için düzenlenir veya programlanır.", + "question": "Sinirdilbilimsel programlama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Duyu-Dil Programlama (DDP), Nörolinguistik Programlama ya da neuro-linguistique programlama (NLP), kişilerin amaçlarına ulaşmaları için \"nörolojik programlarını\" keşfetmelerini ve en iyi şekilde kullanmalarını sağlamayı hedefleyen, tartışmalı ve sözdebilim sayılan bir psikolojik terapi anlayışıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2386", + "context": "Sosyal baskınlık kuramı (SBK) artı değer üreten toplumlarda görülen grup temelli sosyal hiyerarşinin nasıl oluştuğunu ve sürdürüldüğünü açıklamak hedefiyle Jim Sidanius ve Felicia Pratto isimli iki Amerikalı sosyal psikolog tarafından geliştirilen bir gruplararası ilişkiler kuramıdır.\nKurama göre sosyal hiyerarşi, belirli grupların hiyerarşinin üst kısmında, diğer grupların ise alt kısmında konumlanmasıyla oluşmaktadır. Sosyal hiyerarşinin üst kısmında konumlanan gruplar olumlu sosyal değerlere (zenginlik, sağlık hizmetleri, politik güç ve eğitim gibi sembolik ya da materyal kaynaklar) daha kolay ulaşmaktadır. Alt konumdaki gruplar ise olumsuz sosyal değerlere (hastalık, işsizlik, orantısız cezalar ve ayrımcılık gibi) orantısız biçimde daha fazla maruz kalmaktadır.\nKuramcılara göre insan toplumları bütüncül bir sistemdir ve bu sistemdeki ayrımcılıkları açıklayabilmek için kuramcılar farklı analiz düzeylerini bir araya getirmeyi hedeflemişlerdir. Kuramın odaklandığı üç temel düzey şu şekilde sınıflandırılabilir: Kişisel düzey, grup düzeyi ve toplumsal düzey.", + "question": "Sosyal baskınlık kuramı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal baskınlık kuramı (SBK) artı değer üreten toplumlarda görülen grup temelli sosyal hiyerarşinin nasıl oluştuğunu ve sürdürüldüğünü açıklamak hedefiyle Jim Sidanius ve Felicia Pratto isimli iki Amerikalı sosyal psikolog tarafından geliştirilen bir gruplararası ilişkiler kuramıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2387", + "context": "Sosyal biliş sosyal etkileşimde rol oynayan bilgiyi işleme, kodlama, depolama ve hatırlama gibi bilişsel süreçlerdir. İnsanların kendilerini kuşatan fiziksel, sosyal çevrelerini ve çevreleriyle olan ilişkilerini, diğer insanlar ve kendileri hakkında nasıl izlenim oluşturduklarını, nasıl hissettiklerini ve düşündüklerini ve bu türden bir düşünce biçiminin yargıları ve davranışları nasıl etkilediğini incelemektedir. Toplumsal bağlamdan etkilenen ve toplumsal bağlamı etkileyen bilişsel süreç ve yapıları incelemektedir Ancak sosyal biliş terimi diğer psikoloji ve bilişsel sinirbilim alanlarında yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bu alanlarda sosyal biliş terimi çoğunlukla otizm ve diğer bozukluklar nedeniyle kesintiye uğrayan çeşitli sosyal becerilere karşılık gelmektedir. Bilişsel sinirbilim alanında ise sosyal bilişin biyolojik temelleri araştırılmaktadır. Benzer şekilde Gelişim psikolojisi alanında da sosyal biliş becerileri gelişimsel perspektifle incelenmektedir.", + "question": "Sosyal biliş nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal biliş sosyal etkileşimde rol oynayan bilgiyi işleme, kodlama, depolama ve hatırlama gibi bilişsel süreçlerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2388", + "context": "Sosyal karşılaştırma teorisi, 1954 yılında sosyal psikolog Leon Festinger tarafından geliştirilmiş bir sosyal psikoloji kuramı.\nKişilerde çeşitli açılardan (beceriler, yetenekler, vb.) yeterliliklerinin düzeyine ve çeşitli konulardaki görüşlerinin doğruluğuna dair bilgiye sahip olarak kendilerini değerlendirme güdüsünün var olduğu ve bu değerlendirmeyi yapmanın bir yolu olarak sahip oldukları özellikleri (becerilerini, yeteneklerini, vb.) başkalarınınkilerle karşılaştırdıkları iddialarının öne sürüldüğü kuramdır. Kuramın temelinde, kişilerin kendilerine dair doğru değerlendirmelerde bulunabilmelerine yönelik bir güdü olduğu varsayımı yatmaktadır. Kuram, kişilerin yetenekleri ve görüşleri hakkındaki belirsizlikleri giderebilmek ve doğru bir benlik tanımı elde edebilmek üzere kendilerini diğer insanlarla nasıl karşılaştırdıklarını açıklamaktadır. \nFestinger'in sonrasında kurama katkıda bulunan bazı araştırmacılar tarafından, benlik yüceltme motivasyonu doğrultusunda gerçekleştirilen sosyal karşılaştırma süreçlerine odaklanılmıştır. Ayrıca, yukarı ve aşağı yöndeki sosyal karşılaştırmalara neden olabilecek diğer bazı motivasyonlar da kuramsal çerçeve kapsamında geliştirilmiştir.", + "question": "Sosyal karşılaştırma kuramı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal karşılaştırma teorisi, 1954 yılında sosyal psikolog Leon Festinger tarafından geliştirilmiş bir sosyal psikoloji kuramı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2389", + "context": "Sosyal pedagoji, Alman bilim insanı Adolf Diesterweg (1790-1866) tarafından ilk defa ortaya atılan bu terim, toplumda mağdur duruma düşmüş, sosyal yönden tecrit edilmiş veya şahsî yönden problemleri olan insanların sosyal hayata yeniden kazandırılmaları, bağımsız ve üretken hâle gelmelerini sağlayan terapoytik, eğitimsel ve danışmaya yönelik hizmetlerin bütünüdür. Daha basit bir yaklaşımla sosyal pedagoji, sosyal sorunlu çocuk, genç ve yetişkinlerin okul dışı eğitim ve terbiyesidir.\nBazı sosyal bilimciler, sosyal pedagojiyi, toplumsal eğitim veya yaygın eğitim anlayışı ile daha çok halk eğitimi veya kitle-toplum eğitimi olarak tanımlamaktadır. Bazıları da sosyal pedagojiyi, halk eğitimi çerçevesinde dar anlamda sadece yetişkinler eğitimi olarak görmektedir.\n\nTopluma yönelik eğitim faaliyetlerinin ortak noktası, okul dışı, bir başka ifadeyle örgün eğitimin dışında kalmasıdır. Dolayısıyla, sosyal pedagoji; mecburî eğitimini tamamlamış olan veya buna paralel olarak bazı sosyal sorunlu kişiler için, genelde kamu kurum ve kuruluşlarca düzenli, planlı ve sistemli bir şekilde yürütülen yaygın eğitim faaliyetlerinin bütünüdür.\nÖrgün eğitim sistemine hiç girmemiş veya herhangi bir kademesinde bulunan veya bu kademeden çıkmış gençlere ve bütün yaş gruplarına, örgün eğitimin yanında veya dışında düzenlenen eğitim, öğretim, rehberlik ve uygulama faaliyetleri, sosyal pedagoji kapsamına girmektedir.\nHalk eğitiminin yöneldiği kitle; yaş, akıl, cinsiyet, eğitim düzeyi, öğrenme ihtiyacı-isteği, sosyal statü ve sosyal gereklilik bakımından birbirinden farklı kişilerden meydana gelmektedir.\nTürkiye'de halk eğitiminden yararlanan kişilerin başında daha çok okuma yazma bilmeyenler, ev kadınları; beceri sahibi olmayan veya niteliksiz işsizler¸ serbest meslek erbabı; yaşadıkları ülkenin lisanını bilmeyen yabancılar, işçiler; işverenler; çiftçi; öğrenci; zanaatkâr ve esnaf gelmektedir.\nSosyal pedagojik faaliyetlerin kapsamına hemen hemen aynı sosyal gruplar girmektedir. Ancak, bu hedef kitlelerin içinde psiko-sosyal yönden sorunlu olan kişiler, asıl sosyal pedagojin ilgi alanına girmektedir.\nSosyal eğitim faaliyetleri, sosyal politikalar, sosyal hizmetler, gençlik hizmetleri ve aile hizmetleri aracılığı ile yürütülmektedir.\nAvrupa'da sosyal pedagojik hizmetler, 19. yüzyılda kilise tarafından başlatılmıştır. Hedef grup, daha ziyâde sanayi devriminden olumsuz yönde etkilenen ve şehirlere göç eden büyük ailelerin çocukları olmuştur. Bu dönemde örneğin Almanya'da, özellikle büyük şehirlerde kilise örgütleri tarafından muhtaç gençlere, meslekî eğitim imkânı tanıyan yurtlar, dernekler ve okulların yanında özel çocuk bakım evleri açılmıştır.\nBugün, sosyal pedagojik hizmetlerin faaliyet alanları ile sosyal çalışmanın faaliyet alanları birbirine çok yakındır. Bir kamusal sosyal faaliyet biçimi olarak sosyal çalışma, kötü sosyal şartları ortadan kaldırmak ve sosyal sorunlu kişi ve ailelere aynî veya nakdî destek sağlamakla bu maddî sorunun ortadan kalkmasına yardımcı olurken, sosyal eğitim daha çok bu sosyal grupların eğitimleri ile ilgilenmektedir.", + "question": "Sosyal pedagoji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal pedagoji, Alman bilim insanı Adolf Diesterweg (1790-1866) tarafından ilk defa ortaya atılan bu terim, toplumda mağdur duruma düşmüş, sosyal yönden tecrit edilmiş veya şahsî yönden problemleri olan insanların sosyal hayata yeniden kazandırılmaları, bağımsız ve üretken hâle gelmelerini sağlayan terapoytik, eğitimsel ve danışmaya yönelik hizmetlerin bütünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2390", + "context": "Sosyal zekâ, kendini ve başkalarını tanıma kapasitesi, nesne veya sesleri bilme kapasitesi gibi insani koşulların vazgeçilmez parçasıdır ve pek çok yönüyle araştırılmaya değerdir. Sosyal bilimci Ross Honeywill'e göre sosyal zekâ, kendinin ve toplumsal farkındalığın, gelişen sosyal inançların, tutumların ve karmaşık sosyal değişimi yönetme kapasitesin toplu bir ölçüsüdür. Psikolog Nicholas Humphrey, insan olarak kim olduğumuzu tanımlayanın, niceliksel zekâdan ziyade sosyal zekâ olduğunu öne sürmüştür.\nEdward Thorndike 1920'de sosyal zekâ kavramını “insan ilişkilerinde akıllıca davranmak için yetişkin erkekleri ve kadınları, genç erkekleri ve kızları anlama ve yönetme yeteneği” şeklinde tanımlamıştır. Bu, Howard Gardner'ın çoklu zekâ kuramında tanımlanan kişilerarası zekâya eşdeğerdir ve zihin teorisi ile yakından ilişkilidir. Bazı yazarlar, yalnızca sosyo-psikolojik reklamcılık ve pazarlama stratejileri ile ilgisine bakarak, sosyal zekânın tanımını sadece sosyal durumlar hakkında bilgi sahibi olmak şeklinde daraltmışlardır. Sean Foleno'ya göre sosyal zekâ, çevreyi en iyi şekilde anlamak ve başarılı bir sosyal davranışa yönelik uygun tepkiyi vermek için bireyin yetkinliğidir.\nSosyal zekânın yetenek, sözlü ve sözsüz işaretleri okuma, bilgileri kullanma, insanlari bilgilendirme gibi birçok farklı bileşenleri oldugu gözlenmiştir. Sosyal etkileşimlerde başarılı olan bireylerin aynı zamanda duyguları kontrol etme becerisinde başarılı oldukları belirtilmiştir. Ayrıca empati, sosyal zekâ yapısı içeriğinin bir parçası olarak ortaya çıkmaktadır. Sosyal zekânın operasyonel tanımı konusunda henüz tam bir fikir birliği bulunmadığından, yukarıda sıralanan çoklu tanımları göz önünde bulundurmak önemlidir.\n\nSosyal zeka hipotezi, sosyal zekânın, yani siyaset, romantizm, aile ilişkileri, çekişmeler, işbirliği, karşılıklılık ve özgecilik gibi karmaşık sosyalleşmenin, insan beyninin boyutunu geliştirmede itici güç olduğunu ve bugünkü karmaşık sosyal ortamlarda bu büyük beyinleri kullanım yeteneğimizi sağladığını belirtir.\nBu hipotez, zekaya duyduğumuz ihtiyaca yönlendiren şeyin, birlikte yaşama gereksinimi olduğunu iddia eder. Arkeolog Steven Mithen 14 Temmuz 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., sosyal zeka hipotezini bağlamsallaştıran iki beyinsel büyüme döneminin olduğunu öne sürmüştür. Bunlardan ilki, beyin boyut olarak iki kat fazla büyüdüğü iki milyon yıl öncesidir. Mithen, bu büyümenin, insanların daha büyük, daha karmaşık gruplarda yaşamasından ve daha fazla insanı ve ilişkileri takip etme zorunluluğundan kaynaklandığına inanıyor. Bu değişiklikler daha büyük bir zihinsel kapasite ve daha büyük bir beyin boyutu gerektiriyordu.\nİnsan beyni için ikinci kritik büyüme dönemi, beyin modern boyutuna ulaştığı 600.000 ila 200.000 yıl önce meydana geldi. Bu büyüme hala tam olarak açıklanmamıştır. Mithen bu değişimin dilin evrimi ile ilgili olduğuna inanır. Dil, üstlendiğimiz en karmaşık bilişsel görev olabilir. Sosyal zeka ile doğrudan ilgilidir çünkü temel olarak sosyal ilişkilerimize aracılık etmek için dili kullanırız.\n\nSosyal zeka bölümü (SQ), geleneksel IQ testlerinde kullanılan “standart puan” yaklaşımına benzer istatistiksel bir soyut terimdir ve ortalama olarak 100 puandır. 140 veya üstü puanlar çok yüksek olarak kabul edilir. Standart IQ testinden farklı olarak, sabit bir model değildir. Jean Piaget’in teorisine göre zeka, sabit bir özellik değildir ve birey ile çevre arasındaki uyumsal bir dengenin altında yatan karmaşık bir bilgi işlem becerisi hiyerarşisine dayanır. Bu nedenle, bireyler kendi SQ düzeyini karmaşık sosyal çevrelerine yönelik tutum ve davranışlarını değiştirerek ayarlayabilir.\nSQ yakın zamana kadar soru ve cevap oturumları gibi tekniklerle ölçülmüştür. Bu oturumlar, bireyin belirli özel eğitim alanlarındaki niteliğini test etmek için pragmatik yeteneklerini değerlendirir. Ancak son zamanlarda sosyal zekayı ölçmek için bazı istatistiksel testler geliştirilmiştir. Bu testler otizm ve Asperger sendromu da dahil olmak üzere otizm spektrum bozukluklarını teşhis ederken kullanılabilir. Ayrıca,semantik pragmatik bozukluk, şizofreni, dyssemia ve DEHB gibi otistik olmayan veya yarı otistik bazı durumları ölçmek için de kullanılabilir.\nÖz-bildirime dayanan bazı sosyal zeka ölçümleri vardır. Uygulanması kolay olmakla birlikte, öz-bildirime dayanan sosyal zeka ölçümlerinin sosyal özyeterlilik (yani kişinin sosyal bilgilerle başa çıkabilme becerisine olan güveni) açısından daha iyi yorumlanıp yorumlanmayacağı sorusu akla gelmektedir.\n\nDüşük SQ'lu kişiler, müşteriler veya diğer çalışanlarla başarıya ulaşmak için gerekli kişilerarası iletişim ve sosyal becerilere sahip olamayabildikleri için, müşteri ilişkilerinde çalışmaya daha az uygundur veya daha küçük gruplarla veya ekiplerle, çalışmaya daha uygundur. 120'den fazla SQ'su olan insanlar sosyal olarak yetenekli kabul edilir ve diğer insanlarla doğrudan temas ve iletişim içeren işlerde son derece iyi çalışabilirler.\nGeorge Washington Üniversitesi Sosyal Zeka Testi: Sosyal zekayı değerlendirmek için mevcut olan tek beceri ölçüsüdür ve 1928 Haziran'ında George Washington Üniversitesi'nde bir psikolog olan Dr.Thelma Hunt tarafından geliştirilmiştir. Başlangıçta, bireyin diğerleriyle ve sosyal ilişkilerle ilgilenme kapasitesinin bir ölçüsü olarak önerilmiştir. Test, insan davranışlarını, sosyal durum değerlendirmelerini, isim ve yüz hafızasını ve yüz ifadelerinden gelen zihin teorisini gözlemlemeye dayanan çeşitli sosyal yetenekleri değerlendirmek için tasarlanmıştır. George Washington Üniversitesi Sosyal Zeka Testi ikinci baskısında revize edilen şu ğelerden oluşmaktadır:\n\nİnsan davranışlarının gözlemlenmesi\nKonuşmacının zihinsel durumunun tanınması\nİsimler ve yüzlere yönelik hafıza\nSosyal durumlarda yargı\nMizah duygusu\n\nNicholas Humphrey 21 Temmuz 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., IQ testleri ve sosyal zeka ile ölçülen zeka arasındaki bir farklılığa işaret eder. Bazı otistik çocuklar son derece zekidir, çünkü bilgi birikimlerini gözlemleme ve ezberleme becerilerini geliştirmişlerdir, ancak sosyal zekaları düşüktür. Benzer şekilde şempanzeler gözlem ve ezberlemede çok ustadırlar, fakat Humphrey'e göre, kişilerarası ilişkileri ele alma konusunda becerikli değillerdir. Onların eksikliği, başkalarının zihinlerinin bir teorisine sahip olmamalarıdır. Uzun bir süre boyunca, davranışçılık disiplini alana hakimdi, yani insan ve hayvan davranışlarının yalnızca gözlemleme ve korelasyonlar bulma yoluyla anlaşılacağı düşünülüyordu. Ancak son teoriler, kişinin içsel yapısının davranışı değerlendirirken dikkate alınması gerektiğini gösterir.\nHem Nicholas Humphrey hem de Ross Honeywill, insanı insan yapanın niceliksel zekamızdan ziyade, sosyal zeka ya da niteliksel yaşamımızın zenginliği olduğuna inanırlar. Örneğin, insan olmak, bilinçliliğin merkezinde yaşamak, kokular, tatlar, hislerle çevrili olmak ve fiziksel dünyaya pek benzemeyen olağanüstü bir metafizik varlık olmaktır. İşte bu sosyal zeka olarak belirtilir.\n\nSosyal zeka, biliş ve duygusal zeka ile yakından ilişkilidir. Sosyal biliş ve sosyal nörobilim alanında çalışan araştırmacı psikologlar, insan sosyal zekasının işlediği birçok ilkeyi keşfettiler. Psikolog Nancy Cantor ve John Kihlstrom bu konudaki ilk çalışmasında, insanların sosyal ilişkilerini anlamlandırmak için kullandıkları kavram türlerini (örneğin, “Nasıl bir durumdayım?”. Bu nasıl bir kişidir ?, Benimle kim konuşuyor?), çıkarımları yapmak için kullandıkları kuralları (“ Ne demek istedi?”) ve eylem planlarını (“ Bu konuda ne yapacağım? ”) belirtmişlerdir.\nSameer M. Babu, sınıf iklimi ve sosyal zeka hakkında çalışmalar bir profesördür. Babu, sosyal zekâyı “kişinin kendi kimliğini koruyarak ve empatik işbirliğini göz önünde bulundurarak, sosyal çevreyi daha geniş bir anlayışta birleştiren sosyal girdilerden yararlanması ve etkili, düşünceli bir şekilde başa çıkabilme yeteneği” olarak tanımlamaktadır.\nSon zamanlarda, ünlü bilim yazarı Daniel Goleman sosyal zekanın, sosyal farkındalıktan (örneğin, empati, uyum ve sosyal biliş) ve sosyal becerilerden (eşzamanlılık, benlik sunumu 14 Aralık 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., etkilenme ve kaygı) oluştuğunu öne sürmek için sosyal nörobilim araştırmaları gerçekleştirmiştir. Goleman’ın araştırması, sosyal ilişkilerimizin fiziksel sağlığımız üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olduğunu ve daha derin ilişkilerin daha derin fiziksel etkilelerinin olduğunu göstermektedir. Kan akışının düşmesi, nefes almada zorluk, yorgunluk ve depresyon gibi duygudurum bozuklukları ve bağışıklık sisteminin zayıflaması, bu etkiler arasında yer alır.\nMaalesef, sosyal zekaya yapılan çoğu referans bireyin sosyal becerileri ile ilgilidir. Daha önce değinilmeyen ve daha önemlisi, sosyal zekânın dünya hakkında bilgiyi nasıl işlediği ve bunu gruplardaki katılımcılarla paylaştığıdır. Sosyal yapılar var mıdır, yoksa bilgi biriktirmek ya da bireye ve diğer gruplara göstermek için sonradan tasarlanabilirler mi? Daha büyük soru, grupların ve toplumların çevreyi (ekolojik, sosyal ve kişisel) bir sosyal yapıya nasıl yerleştirdikleridir. Bu yapı, nasıl bir dünya görüşü içerir ve bu görüşü katılımcılara nasıl açıklayabilir? Kararlar nasıl verilir? Tüm bu sorular cevaplanmayı beklemektedir.", + "question": "Sosyal zekâ nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyal zekâ, kendini ve başkalarını tanıma kapasitesi, nesne veya sesleri bilme kapasitesi gibi insani koşulların vazgeçilmez parçasıdır ve pek çok yönüyle araştırılmaya değerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2391", + "context": "Sosyobiyoloji, davranışların sahip olmuş olabileceği evrimsel avantajları göz önüne alarak türlerin sosyal davranışlarını açıklamaya çalışan bilimsel disiplinlerin neo-Darwinci bir sentezidir. Başka bir ifadeyle, sosyal davranışın biyoloji, daha spesifik olarak evrimsel biyoloji temelli olarak ele alındığı disiplinlerarası bir çalışmadır. Sosyobiyolojinin konuları etoloji, antropoloji, evrim, zooloji, arkeoloji, popülasyon genetiği, davranışsal ekoloji, evrimsel psikoloji, felsefe gibi birçok disiplinin konuları arasındadır.\nSosyobiyoloji tartışmalı bir disiplindir. Özellikle insan davranışı konusu sosyobiyolojinin en tartışmalı konusudur. Richard Lewontin ve Stephen Jay Gould öne çıkan sosyobiyoloji eleştirmenleri arasındadır ve bu eleştiriler, genlerin insan davranışını oluşturmada merkezi bir rol oynadığı kabulünün yeterli olmadığı üzerine kuruludur. Buna cevap olarak antropolog John Tooby ve psikolog Leda Cosmides, sosyobiyolojinin bir dalı olarak evrimsel psikoloji kavramını önermişler ve böylece konuyu biyolojik çeşitlilik sorunlarından uzak durarak ele almışlardır.\nSosyobiyoloji şu iki ön kabule dayanır:\n\nBazı davranışsal karakterler kalıtsaldır.\nDavranışsal karakterler doğal seçilim ile gelişmiştir.\nBu sebeple, bu davranışlar muhtemelen türlerin doğal ortamlarında adaptasyona uğramıştır.\nİnsanlar hayvanlar alemindendir.\nDolayısıyla, davranışları doğal seçilim ile değişmiştir.\nYani, insan davranışlarının kökeni kalıtsaldır. ve onları değiştirme yeteneğimiz kısıtlıdır.\nBu, en çok tartışmaya neden olan kısımdır.", + "question": "Sosyobiyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyobiyoloji, davranışların sahip olmuş olabileceği evrimsel avantajları göz önüne alarak türlerin sosyal davranışlarını açıklamaya çalışan bilimsel disiplinlerin neo-Darwinci bir sentezidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2392", + "context": "Sosyonik (Almanca: Sozionik, İngilizce: socionics, Rusca: соционика), bir psikolojik teoridir.\nBu teoriye göre, insanlar arasındaki ilişkiler, onların genetik olarak doğuştan psikolojik türleri tarafından belirlenir.\nSosyonik düşünce, C.G. Jung'un yaratıp sınıflandırdığı psikolojik tipler teorisine dayanır.", + "question": "Sosyonik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyonik (Almanca: Sozionik, İngilizce: socionics, Rusca: соционика), bir psikolojik teoridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2393", + "context": "Susmak, konuşma eyleminin durduralarak muhatap olunanla bir fikir veya görüş paylaşılmaması eylemidir.\nSusmanın savunma yapmamak olarak da tanımlanması, karşı tarafın iddia edilen suçlamaları kabul etmesi olarak da yorumlanılabilir.", + "question": "Susmak nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Susmak, konuşma eyleminin durduralarak muhatap olunanla bir fikir veya görüş paylaşılmaması eylemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2394", + "context": "Takılıp kalma veya fiksasyon; libido, saldırganlık içgüdüsü ve benin, psikoseksüel gelişim evrelerinin birinde duraklama, bu evreye takılıp kalma olayıdır.\nMikroskopide, incelenecek canlı dokunun, zamanla yapı değişimini önleyip; örneğin kararlı hale gelmesini sağlayan alkol, formaldehit çözeltisi vb. bir sıvıda yeterli süre bekletilmesi işlemidir.", + "question": "Takılıp kalma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Takılıp kalma veya fiksasyon; libido, saldırganlık içgüdüsü ve benin, psikoseksüel gelişim evrelerinin birinde duraklama, bu evreye takılıp kalma olayıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2395", + "context": "Tanrı geni hipotezine göre, VMAT2 isimli özel bir gen, insanları manevi ve mistik tecrübelere yatkınlaştırmaktadır. Bu fikir, genetikçi Dean Hamer tarafından ortaya atılmıştır. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü'nün, Gen Yapısı ve Düzenlenmesi Birimi'nin müdürü olan Dean Hamer, 2005 yılında \"Tanrı Geni: İnanç Genlerimizde Nasıl Donanmıştır\" isimli bir kitap yazmıştır.\nTanrı Geni hipotezi, bazı davranış-genetiksel, nörobiyolojik ve psikolojik çalışmalara dayanmaktadır. Hipotezin ana önermeleri şu şekildedir:\n\nManeviyat, psikometrik ölçümler ile nicel olarak gözlemlenebilir.\nManeviyatın altında yatan eğilim kısmen kalıtsaldır.\nBu kalıtımın bir kısmı VMAT2 genine isnat edilebilir.\nBu gen monoamin seviyelerini değiştirir.\nManeviyatlı bireyle doğal seçilim tarafından tercih edilirler zira onlarda hem doğuştan bir iyimserlik duygusu vardır ve hem de fiziksel ya da psikolojik seviyelerde pozitif etkiler üretirler.", + "question": "Tanrı geni nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tanrı geni hipotezine göre, VMAT2 isimli özel bir gen, insanları manevi ve mistik tecrübelere yatkınlaştırmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2396", + "context": "Tepkisel ürün, Sigmund Freud'un 1905 yılında bulguladığı önemli bir ruhsal savunu mekanizmasıdır.\nBu sistem yardımıyla bir kimseye karşı beslenen kin, öfke, saldırganlık vb. duygular tersine dönüştürülerek eylemsel yoldan açığa vurdurulur. Ancak bu tür eylemler çıktıkları kaynağın şiddet ve enerjisini kendilerinde taşıdıklarından, dıştan bakılınca akıl almaz bir irrasyonal (ölçüde aşırı) izlenim bırakır. Örneğin bir kimseye karşı beslenen aşırı kinin aşırı bir sevgiyle kendini dışarı vurması, bir annenin nefret ettiği çocuğuna karşı aşırı özen göstermesi gibi tepkisel ürünlerdendir.\nÖzellikle saplantı nevrozunda karşılaşılan tepkisel ürünlerle ilgili kişilerde karakter özelliğine dönüşerek, bu kişilerin bilinçdışına itilmiş isteklerin \"dönüp gelme tehlikesi\" sürekli olarak kendilerini bekliyormuş gibi davranışı sergilerler. Freud, tepkisel ürünlerin normal karakterin ve toplumsal erdemlerin oluşumundaki rolüne de işaret eder.", + "question": "Tepkisel ürün nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tepkisel ürün, Sigmund Freud'un 1905 yılında bulguladığı önemli bir ruhsal savunu mekanizmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2397", + "context": "Teşhircilik, Egzibisyonizm olarak da bilinir, cinsel organlarını başkalarına göstererek haz ve doyum sağlama.\nCinsel teşhir hem hayvanlarda, hem de insanlarda cinsel eylemi başlatan davranışlardan biridir. Ama mahrem bir ilişki çerçevesinde yer almadığı sürece bu davranış, psikolojide cinsel sapma olarak değerlendirilir. Teşhircilerin genellikle tehlikesiz olmasına karşın 'kurban' çoğu zaman bu davranışı tehdit edici olarak algılar; teşhirden sonra çok ender olarak şiddet ya da cinsel saldırıya rastlanır.\nTeşhirci kurbanının iğrenme ya da korku gibi tepkilerinden de haz ve doyum sağlayabilir, ama heyecanlanması için böyle bir tepki gerekli değildir. Zihinsel bir travma ya da çok yakın birinin kaybedilmesinden sonra teşhirciliğe yönelen kişiler görülmüştür. Ama kronik teşhircilerde genellikle ciddi bir kişilik bozukluğu vardır.\nTeşhircilik olarak nitelenen davranışa hemen hemen yalnızca erkekler arasında rastlanır. Bunda kültürel koşullanmaların da rolü vardır. Kadınların çok çeşitli biçimlerde zaten kendilerini teşhir ettiği ya da kadın bedeninin çeşitli vesilelerle sürekli teşhir edildiği, bu yüzden kadınlar söz konusu olduğunda teşhircilik gibi bir terimin akla gelmediği de ileri sürülebilir. Fakat böylesi bir açıklamanın cinsiyetçi bir yaklaşımın neticesi olduğu aşikardır.", + "question": "Teşhircilik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teşhircilik, Egzibisyonizm olarak da bilinir, cinsel organlarını başkalarına göstererek haz ve doyum sağlama." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2398", + "context": "Toplumsal cinsiyet psikolojisi, kültürler arasında cinsiyet kavramının araştırılması ve bu kavramların davranış, sağlık, kişilerarası ilişkiler ile psikolojik süreçler üzerindeki etkisidir. Cinsiyet genellikle belirli bir cinsiyet (erkek veya kadın) ilişikli karakter veya kişisel özellikleri olarak düşünülür. Bazı batı olmayan ülkelerinde cinsiyet her zaman ikili olarak düşünülür veya cinsiyet ve biyolojik cinsiyet aynı kabul edilmez. Sonuç olarak, bazı kültürlerin üçüncü, dördüncü, beşinci veya daha fazla cinsiyeti vardır. Cinsiyeti genelde tanımlayan özelliklere erkeklik veya kadınlık denir.\nCinsiyet oluşumu, psikoloji de dahil olmak üzere birçok bilimsel alanda çok tartışmalıdır. Spesifik olarak, araştırmacılar ve teorisyenler biyolojiye, nörokimyasal ve evrimsel faktörlere veya kültür ve sosyalleşmenin sonucuna bağlı olarak cinsiyetin ne kadar olduğuna ilişkin farklı bakış açıları almaktadır. Bu, doğana karşı yetiştirme koşullarının münazarası olarak bilinir. Psikolojinin alt alanları, onların doğana karşı yetiştirme koşullarının münazarası perspektifine dayanarak her bir cinsiyetin özellikleri arasındaki belirli farklılıkları not eder.", + "question": "Toplumsal cinsiyet psikolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toplumsal cinsiyet psikolojisi, kültürler arasında cinsiyet kavramının araştırılması ve bu kavramların davranış, sağlık, kişilerarası ilişkiler ile psikolojik süreçler üzerindeki etkisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2399", + "context": "Türk Psikologlar Derneği merkezi Ankara'da olan bir sivil toplum kuruluşudur.\nTürk Psikologlar Derneği, 1976 yılında bir grup psikolog tarafından Ankara'da kurulmuştur.", + "question": "Türk Psikologlar Derneği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türk Psikologlar Derneği merkezi Ankara'da olan bir sivil toplum kuruluşudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2400", + "context": "Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği (PDR-Der), merkezi Ankara'da olan bir Sivil toplum kuruluşu'dur.\n\nTürk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği, 1989'da Prof. Dr. İbrahim Ethem Özgüven, Doç. Dr. Yadigar Kılıççı, Doç. Dr. Nilüfer Voltan Acar, Doç. Dr. Oya G. Ersever, Araş. Gör. İbrahim Yıldırım ve Araş. Gör. Tuncay Ergene tarafından kurulmuştur.\nDernek, Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında çalışan meslek elemanlarının sosyal, bilimsel, mesleki, kültürel yönden gelişimlerine yardım etmek, meslek üyelerinin haklarını korumak ve savunmak amacına yönelik çalışmalar yapmayı amaçlamaktadır.\nTürk PDR derneği, felsefesini, Bireyi, bireyin gelişimini (akademik, sosyal,duygusal, mesleki) ve mesleki dayanışmayı temel alan, mesleki etik kurallara bağlı, kişilik haklarına saygılı, gelişime ve yeniliklere açık, bilimsellik temelinde sorgulayıcı, girişken bir meslek örgütlülüğü yaratarak, üyelerinin ve toplumun Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri kapsamındaki ihtiyaçlarına destek olmak şeklinde açıklamaktadır.", + "question": "Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği (PDR-Der), merkezi Ankara'da olan bir Sivil toplum kuruluşu'dur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2401", + "context": "Ussallaştırma, diğer bir adıyla rasyonalizasyon, şahsın gerçek sebeplerini bilmediği kimi davranış, düşünce ve duygularını mantık açısından tutarlı ya da ahlak yönünden benimsenebilir ve anlayabileceği bir nedene bağlamasıdır.\nPsikolojideki daha geniş anlamıyla rasyonalizasyon, bir bireyin veya toplumun olumlu karşılamadığı, ahlaki kurallara, sosyal normlara uymayan bir düşünceyi, bir duyguyu veya tavrı, bireyin ve toplumun onaylayacağı cinsten bir kalıba sokacak şekilde yeni bir düşünce, duygu, tavır vs. yaratarak gayri şuuri bir şekilde gizlemeyi ifade eden bir mekanizmadır. Diğer bir deyimle, bireyin kendi hareketlerinin sosyal normlara ters düşen, akıl-dışı ve gayri şuuri saiklerini, rasyonel(ussal) ve şuurlu bir takım saiklerle örtbas etmesini, normlara uygun ve toplum tarafından makul görünen bir bahaneye bağlamış olmasını ifade etmektedir.", + "question": "Ussallaştırma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ussallaştırma, diğer bir adıyla rasyonalizasyon, şahsın gerçek sebeplerini bilmediği kimi davranış, düşünce ve duygularını mantık açısından tutarlı ya da ahlak yönünden benimsenebilir ve anlayabileceği bir nedene bağlamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2402", + "context": "Uzmanlık, bir veya daha fazla alanda üstün performans gösterme olarak tanımlanır. Bir alanda uzman olan kişi bu alanın gerektirdiği becerilere ve bilgilere sahip olan kişidir. Uzmanlık, uzmanları acemilerden ve ilgili alandaki daha az deneyimli kişilerden ayıran özellikler, beceriler ve alanın bilgisi ile ilgilidir. Bilişsel psikoloji için önemli bir çalışma alanıdır. Literatürde müzik, satranç, spor gibi alanlardaki uzmanlıkla ilgili çalışmalar yapılmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Uzmanlık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uzmanlık, bir veya daha fazla alanda üstün performans gösterme olarak tanımlanır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2403", + "context": "Véronique Marie Alice Henriette De Keyser (23 Mart 1945'te Brüksel'de doğdu), 2001'den 2014'e kadar Avrupa Parlamentosu Üyesi olarak görev yapan Belçikalı kadın politikacı . Sosyalist Grubun bir bölümü olan Parti Socialiste üyesidir.\nDe Keyser, Université Libre de Bruxelles'de (1968) Psikoloji departmanından diplomasını aldı ve iş psikolojisi alanında da doktorasını yaptı (1974).\nParlamentoda ise De Keyser, Dışişleri Komitesinde görev yaptı. Aynı zamanda Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komitesi ile İç Pazar ve Tüketicinin Korunması Komitesi'nin de yedek üyesiydi.", + "question": "Véronique De Keyser nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Véronique Marie Alice Henriette De Keyser (23 Mart 1945'te Brüksel'de doğdu), 2001'den 2014'e kadar Avrupa Parlamentosu Üyesi olarak görev yapan Belçikalı kadın politikacı ." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2404", + "context": "Victor Tausk (ayrıca Viktor; d. 12 Mart 1879, Zsolna – ö. 3 Temmuz 1919, Viyana), Avusturyalı bir psikanalist ve nörologdu.", + "question": "Victor Tausk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Victor Tausk (ayrıca Viktor; d." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2405", + "context": "İllüzyon ya da yanılsama, duyu yanılsaması ve yanılsama olarak bilinir. Gerçek bir nesnenin duyular üzerindeki izlenimlerinin yanlış değerlendirilmesidir. Bazı devletler için Büyü olarak nitelendirilir.\nGerçeklikteki fiziksel olayların algılanması sırasında yalnız bir nesnellik içinde kayda geçirilmez, sürekli değişim gösterebilir, kimi düzeltim ve bütünlemelerden geçirilerek; okunan bir kitaptaki kimi dizgi yanlışlıklarının farkına varılamaması örnek gösterilebilinir.", + "question": "Yanılsama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İllüzyon ya da yanılsama, duyu yanılsaması ve yanılsama olarak bilinir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2406", + "context": "Yanımdaki Yabancı (İngilizce: The Stranger Beside Me) bir dizi cinayetten tutuklanmadan önce ve sonra kişisel olarak tanıdığı seri katil Ted Bundy hakkında Ann Rule tarafından 1980'de yazılmış otobiyografik ve biyografik gerçeğe dayalı bir suç kitabı. Kitabın sonraki revizyonları 1986, 1989, 2000 ve 2008'de yayınlandı.", + "question": "Yanımdaki Yabancı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yanımdaki Yabancı (İngilizce: The Stranger Beside Me) bir dizi cinayetten tutuklanmadan önce ve sonra kişisel olarak tanıdığı seri katil Ted Bundy hakkında Ann Rule tarafından 1980'de yazılmış otobiyografik ve biyografik gerçeğe dayalı bir suç kitabı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2407", + "context": "Yaratıcı düşünme, yeni nesnelerin, süreçlerin ya da kavramların ortaya çıkmasını sağlayan düşünme sürecidir. Yaratıcı düşünme yeni ve özgün fikriler biçiminde tezahür etmektedir. Yeni fikirler rastlantısal olarak ortaya çıkabildiği gibi, görece sistematik bir sürecin sonucu olarak da ortaya çıkabilmektedir. Yaratıcı düşünme giderek yaratıcı eyleme dönüştüğünde, çok yalın kişisel ve günlük sorunlara çözüm bulmaktan, kurumlara ve toplumlara dek kendini hissettiren paradigma değişimlerine varan bir yelpaze oluşturur. Belirli bir sorun için o soruna özgün yaratıcı bir çözüm üretmek durumsaldır. Buna karşın, belirli bir problem türüne özgü yaratıcı bir yöntem, teknik ya da çözüm üretmek ise yaratıcı bir genellemedir. \nYaratıcı düşünmeyi eleştirel düşünmeden ayıran başlıca özellik, mevcut fikirlerden yola çıkarak bilgi, sağduyu ve mantık kullanımı ile bir yargıya varmak yerine, mevcut fikirlere ek olarak yenilerini önermesidir. Eleştirel düşünme süreci analitik ve dikeydir. Önermeler mantık çerçevesinde birbirine bağlı zincirler ve bu zincirler arasındaki mantıksal bağlardan oluşan bir ağ oluşturarak argümanı meydana getirmektedir. Bu nedenle eleştirel düşünmeye dikey düşünme veya programlı düşünme adı da verilmektedir. Yaratıcı düşünme süreci ise yanaldır. Mevcut önermelere ek olarak ileri sürülen yeni önermelerin mevcut önermelerle arasındaki bağ görece daha zayıf, hatta kimi zaman tümüyle kopuktur.Yeni fikirlerin kendi başlarına saçma olması gerekmemekle birlikte, bu fikirler kimi zaman kendilerini çağrıştıran öncüllere göre saçma olarak kabul edilebilmekte; hatta geçerli oldukları durumlarda bile, bireysel ya da sosyo-kültürel nedenlerle yadsınabilmektedir. Yaratıcı argümanlar mantıksal bir disiplinden görece daha uzaktır. Bu anlamda, yaratıcı düşünme, eleştirel düşünmeyi tamamlamakta ve yanal düşünme olarak da adlandırılmaktadır.Yaratıcı düşünceye olanak tanımak ve yeni fikirler üretmek için kullanılabilecek bireysel ya da grup düşünme süreçlerini içerisinde barındıran pek çok teknik bulunmaktadır. Bu teknikler arasında beyin fırtınası (İng. brainstorming), zihin haritaları (İng. mind maps), rastegele sözcükler (İng. random words), öykü tahtaları (İng. storyboarding), mecazî (metaforik) düşünme, NLP ve bulanık (İng. fuzzy) düşünme yer almaktadır.", + "question": "Yaratıcı düşünme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yaratıcı düşünme, yeni nesnelerin, süreçlerin ya da kavramların ortaya çıkmasını sağlayan düşünme sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2408", + "context": "Yineleme saplantısı, (İngilizce: Compulsion to repeat ya da repetition compulsion, Fransızca: Compulsion répétition), daha öncelerde kalmış tatsız durumların, tatsız yaşantıların, travmatik olayların sürekli yeniden canlandırılıp yaşanması, bir türlü önüne geçilememesidir.\nGeçmişteki tatsız durumların etkin olarak canlandırılıp yaşanırken, bunların ne zaman kendini açığa vurduğu anımsanamaz. Hatta yinelenen tatsız durum yaşanan zaman içinde bir nedene dayandırılır ve bunda diretilir. Geçmişteki korku uyandıran durumlar yüz değiştirerek ya da simgesel yoldan yinelenebilir. Çocuklarda oyun biçiminde kendine açığa vurabilir. Örneğin yedikleri iğnelerden canları yanmış çocukların daha sonradan doktorluk oynamaları, böyle bir yineleme saplantısıdır.", + "question": "Yineleme saplantısı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yineleme saplantısı, (İngilizce: Compulsion to repeat ya da repetition compulsion, Fransızca: Compulsion répétition), daha öncelerde kalmış tatsız durumların, tatsız yaşantıların, travmatik olayların sürekli yeniden canlandırılıp yaşanması, bir türlü önüne geçilememesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2409", + "context": "Yokumsama, diğer bir ismiyle skotomizasyon, bireyin dışında, bireyden bağımsız olarak bulunan, ama bireyin kendini savunduğu kimi istek ve düşüncelerin üzerine yansıtıldığı gerçek olguların yoksanmasıdır.", + "question": "Yokumsama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yokumsama, diğer bir ismiyle skotomizasyon, bireyin dışında, bireyden bağımsız olarak bulunan, ama bireyin kendini savunduğu kimi istek ve düşüncelerin üzerine yansıtıldığı gerçek olguların yoksanmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2410", + "context": "Yorum, bir bilgi ya da gözleme dayanan sözlü ya da yazılı ifadedir.", + "question": "Yorum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yorum, bir bilgi ya da gözleme dayanan sözlü ya da yazılı ifadedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2411", + "context": "Zihin haritası başlangıç olarak anahtar kelimeler ve şekiller kullanılarak gerçekleştirilen bir not tutma tekniği olarak ortaya çıkmıştır. Bu not tutma tekniğinin temelini Exeter Üniversitesi'nden Dr. Gordon Howe ve arkadaşlarının yaptığı araştırma sonuçları oluşturmaktadır. Bu teknik daha sonra daha çok batı ülkelerinde \"Zihin Haritaları (İngilizce: Mind Maps), \"Mental Haritalar (İngilizce: Mental Maps), \"Öğrenme Haritaları (İngilizce: Learning Maps) gibi isimlerle anılmışlardır. Ancak bunların içinde Tony Buzan tarafından İngilitere'de tescil ettirilen \"Mind Map\" ismi ticari bir ürün haline getirilerek tanıtımında ve pazarlanmasında başarı sağlanmıştır. Bir teknik olarak kamusal alanda olmasına rağmen \"Mind Map\" ifadesi Tony Buzan'ın tescilli bir markasıdır.\nTekniğin Türkiye'de tanınmasını ve Türkçeye girmesini sağlayan ilk eser 1995 yılında Tony Buzan ile Memoriad Dünya Hafıza Olimpiyatları kurucularından olan yazar Melik Duyar'ın birlikte hazırladıkları \"Beyin Haritaları ve Derslere Uygulama Teknikleri\" başlıklı kaset ve kitap kombinasyonlu eğitim seti olmuştur. \"Zihin Haritaları\" ve \"Beyin Haritaları\" kavramları Türkçeye bu eserle kazandırılmıştır. Bir teknik olarak yine kamusal alanda olmasına rağmen, \"Zihin Haritaları\" ve \"Beyin Haritaları\" kavramları bir ticari veya hizmet emtiası olarak yazar Melik Duyar'ın daha sonraki yıllarda kurduğu Mega Hafıza şirketinin tescilli markalarıdır.\nZihin haritaları sadece not tutma sistemi olarak değil, düşünceleri oluşturmak, görselleştirmek, tasarlamak ve sınıflandırmak ile birlikte, eğitim alanında, organizasyonda, problem çözümünde ve karar alma süreçlerinde de etkin olarak kullanılmaktadır. Ana konu veya tema merkezde olmak üzere bilgiler arasındaki anlamsal ya da diğer bağlantılar anahtar kelimeler ve görsel resim ve şekillerle desteklenmektedir. Elemanları kelimeler, resimler, çizgiler, semboller, renkler ve şekillerdir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Zihin haritası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zihin haritası başlangıç olarak anahtar kelimeler ve şekiller kullanılarak gerçekleştirilen bir not tutma tekniği olarak ortaya çıkmıştır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2412", + "context": "Zihinsel imge, dış dünyanın kişinin zihnindeki temsilidir Çoğu durumda, bazı cisim, olay veya manzarayı algılarken yaşadığımız deneyime ciddi anlamda benzer ancak bahsi geçen ilgili cisim, olay veya manzara gerçekte duyularımızda var olmadığı zaman gerçekleşir.\nBazı zamanlarda, özellikle uykuya dalmak (hipnagojik imgeleme) ve uyanma (hipnopompik) zamanında, zihinsel imgeleme, hızlı, hayali görünüşlere ait olan istemsiz karakteriyle, algıya meydan okur ve sürekli değişen bir alan sunar. Bu alanda herhangi bağımsız bir cisim seçilemez.\nBu deneyimlerin doğası, nasıl gerçekleşebildikleri ve fonksiyonları(eğer varsa) uzun zamandır felsefe, psikoloji, bilişşel bilim ve son zamanlarda sinirbilim alanındaki araştırma ve tartışmaların konusu olmuştur. Günümüzde araştırmacıların kullandığı ifadeyle, zihinsel imgeler veya imgeleme duyusal girdilerin herhangi bir kaynağındaki bilgiyi içermektedir; kişi işitsel imgeleri, kokusal imgeleri. ve benzerlerini deneyimleyebilir. Ancak, konuyla ilgili felsefi ve bilimsel araştırmaların çoğu görsel zihinsel imgeleme üzerinde odaklanmıştır. Kimi zaman, bazı hayvan türlerinin insanlar gibi zihinsel imgeleri deneyimleyebildikleri varsayılmıştır. Olgunun özünden gelen içebakışçı doğasından dolayı, bu görüşün lehinde veya aleyhinde neredeyse hiçbir kanıt yoktur.\nGeorge Berkeley ve David Hume gibi filozoflar, Wilhelm Wundt ve William James gibi erken dönem deneysel psikologlar ideaları genel zihinsel imgeler olarak yorumladı. Günümüzde, zihinsel temsiller (veya zihinsel modeller) gibi bu oranda imgelem fonsiyonlarının hafıza ve düşüncede önemli rol oynadıklarına inanılmaktadır. William Brant (2013,p. 12) ‘zihinsel imgeler’ ifadesinin bilimsel olarak kullanımının kaynağını John Tyndall’ın 1870 tarihli ‘Hayalgücünün Bilimsel Kullanımı' (Scientific Use of the Imagination) adlı konuşmasında buldu. Bazıları imgelerin en iyi şekilde, tanım gereği, içsel, zihinsel veya sinirsel temsil formu olarak anlaşılabileceğini önerecek kadar ileri gittiler, hipnagojik ve hipnopompik imgeleme durumlarında, hiçbir biçimde temsili değildir. Başkaları ise, imge deneyiminin zihindeki veya beyindeki herhangi bir temsil ile aynı olduğu ( veya doğrudan ondan kaynaklandığı) görüşünü reddettiler. ancak imgelemin kavramsal olmayan yani soyut formlarını hesaba katmadılar.\n2010 yılında, IBM insan yüzlerinin zihinsel imgelerini insan beyninden seçip çıkarmaya yarayan bir yöntem için patent başvurusunda bulundu. Bu yöntem, beyinde bulunan ve yüzü tanıma derecesiyle orantılı olarak etkinleşen Fusiform yüz bölümündeki beyin ölçümlerini temel alan Geribildirim döngüsünü kullanıyordu. Bu patent 2015 yılında çıkarıldı.", + "question": "Zihinsel imge nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Zihinsel imge, dış dünyanın kişinin zihnindeki temsilidir Çoğu durumda, bazı cisim, olay veya manzarayı algılarken yaşadığımız deneyime ciddi anlamda benzer ancak bahsi geçen ilgili cisim, olay veya manzara gerçekte duyularımızda var olmadığı zaman gerçekleşir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2413", + "context": "Bilim veya ilim, (bil- fiilinden türetilmiştir) nedensellik, merak ve amaç besleyen, olguları ve iddiaları deney, gözlem ve düşünce aracılığıyla sistematik bir şekilde inceleyen entelektüel ve uygulamalı disiplinler bütünüdür. Kimi kullanımlarda bu tanımın \"ilim\" için geçerli olmadığının altını çizmek gerekir. Çünkü bilim somut, evrensel olayları kendine konu edinmişken ilim doğaötesi olaylarla da ilgilenebilir fakat somut kanıt sunmaz. Bilimi sınıflandıran bilim felsefecileri bilimi formal bilimler, sosyal bilimler ve doğa bilimleri olmak üzere üçe ayırır. Bilimin diğer tüm dallardan en ayırt edici özelliği, savunmalarını somut kanıtlarla sunmasıdır. Bu sayede bilim, bilinmeyen olguları açıklamamıza ve evreni idrak etmemize güçlü destek olur.\nBilimsel çalışmalar belirli kıstasları karşılamak zorundadır. Tüm bilim dalları, deneysel yöntemlere ve gerçek olayla ilgili varsayımın ilişiklik gücüne bağlı olarak kanunlar çıkarmaya çalışır. Einstein bilimi, her türlü düzenden yoksun duyu verileri ile düzenli düşünceler arasında uygunluk sağlama çabası, Bertrand Russell ise gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabası olarak tanımlar.\nGeleneksel bilim sadece anlamaya ve çözmeye gereksinim duysa da ileri evrelere ulaşan bilim türleri sadece çözmeyi değil çözümden öte ilerlemeyi de kapsar. Geçmişe bakıldığında en önemli sayılan bilim dallarından bazıları matematik, geometri, gök bilimi ve tıptır. Çok çeşitli matematiksel çözümleme sistemlerinin geliştirildiği ilk zamanlardan bu yana yeni formüller, sistemler, kuramlar geliştirilmektedir ki bu da bilimin sürekliliğine bir örnektir.\nBilim ve bilimsel yöntem denenebilirliğe öncelik verir. Böylece nesnel sahicilik sağlanır ve araştırma belirli bir çerçeveye oturur. Bir varsayım (hipotez), türlü sınamalar sonucunda doğrulanırsa kuram (teori) statüsünü alabilir ve diğer bilim insanlarının çalışmalarında dayanak işlevi görür.", + "question": "Bilim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilim veya ilim, (bil- fiilinden türetilmiştir) nedensellik, merak ve amaç besleyen, olguları ve iddiaları deney, gözlem ve düşünce aracılığıyla sistematik bir şekilde inceleyen entelektüel ve uygulamalı disiplinler bütünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2414", + "context": "Tarih, geçmiş zamanın incelenmesi bilimidir. \"Tarih\", geçmişte yaşanan olayların incelenmesinin yanı sıra, bu olaylarla ilgili bilgilerin keşfi, toplanması, organizasyonu, sunumu ve yorumlanması ile ilgilenen disiplindir.\nİnsan veya insan dışı farkı gözetmeksizin, yer ve zaman aralığının kestirildiği bir geçmiş zaman diliminde, sebep-sonuç ilişkisi kurup, yazılı veya yazısız belge ve bulgular eşliğinde bilgiler toplayan bir akademik disiplin olan tarih, herhangi bir bilim kümesine dahil edilmez; çünkü tarih, her alanın geçmişini inceleyebilecek kadar geniş bir disiplindir. Örneğin, antik çağlardan günümüze bilimin ve bilimsel bilginin evrimini ve gelişimini incelemek isteyen kişi \"bilim tarihi\"ne, insanlığın dinî duygularını, düşüncelerini ve yeryüzündeki dinleri benzer ve farklı yönleri ile karşılaştırmalı olarak incelemek isteyen kişi \"dinler tarihi\"ne, insanlık tarihi boyunca süregelen ve savaş olarak adlandırabileceğimiz silahlı olayları ve bunların toplumlar, kültürler ve ekonomiler üzerindeki etkisini araştırmak isteyen kişi ise \"askerî tarih\"e başvurur.\nTarihî inceleme, geçmiş zamandaki olaylara ilişkin tüm bilgilerin, olayların vuku bulduğu dönemin şartları göz önüne alınarak, mümkün olduğunca nesnel bir şekilde sunulması ile oluşur. Tarih, yaşanan olayların bir daha yaşanabilmesi gibi bir olasılık olmadığından, doğa bilimlerindeki gibi deney ve gözleme dayanmaz.\n\nTarihin nihai amacı, insanın kendini tanımasıdır. 20. yüzyıl tarihçisi R. G. Collingwood'un sözleriyle, \"Tarihin değeri, insanın neler yaptığını, dolayısıyla insanın ne olduğunu bize öğretmesidir\". \"Tarih\" insanla başlar ve insanın bütün gelişim sürecini incelediği gibi dünyadaki değişimi de hafızasında taşır.\nGeçmişlerini hatırlayamayanlar, onu tekrar yaşamaya mahkûmdur.\n\n— George Santayana (İspanyol-Amerikalı filozof ve yazar)İlk olarak Antik Yunan tarihçisi Herodotos tarafından kullanılan \"tarih\" sözcüğü, Grekçe: ἱστορία, historiá (anlamı: soruşturma, araştırma) teriminden türemiştir. Sözcük, \"soruşturma, araştırma, açıklama, hesap, geçmiş olayların yazılı hesabı, geçmiş olayların kayıtlı bilgisi, hikâye, anlatı\" gibi anlamlara gelen historia olarak Klasik Latinceye geçmiştir. Oradan da bazı değişikliklere uğrayarak İngilizceye girmiştir.", + "question": "Tarih nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tarih, geçmiş zamanın incelenmesi bilimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2415", + "context": "Büyük Tarih, mevcut en iyi ampirik kanıtları ve bilimsel yöntemleri kullanarak Kozmosun, Dünyanın, Yaşamın ve İnsanlığın bütünleşmiş tarihini disiplinler arası bir yaklaşımla uzun zaman dilimlerinde anlamaya çalışır. Yaklaşık 13,8 milyar önce büyük patlamayla (big bang) başlayan geçmişimizden günümüze nasıl vardığımızı gelecekte bizi neler beklediği gibi konuları geniş bir perspektifte sunarak tarih öğretimine yeni bir yaklaşım geliştirir (büyük tarih projesi).\nGeleneksel tarih 5.500 yıl önceki yazılı kayıtlarla sınırlı kalırken, büyük tarih yazılı belgelere sınırlı kalmadan her türlü ampirik kanıtları ve bilimsel yöntemleri kullanarak geniş bir çerçeve sunmaya çalışır. 5000 yıllık tarih Dünya'nın ömrünün yalnızca milyonda birine tekabül eder.\nİlk olarak tarihçi David Christian 1991 yılında Journal of World History dergisi'ndeki bir makalesinde büyük tarihten bahsetmiş ve Macquarie Üniversitesi'nde büyük tarihle ilgili dersler vermiştir. 2 mart 2011 yılında David Christian tarafından ve Bill Gates'in sponsorluğunda kurulan büyük tarih projesi (BHP) ortaokul ve lise düzeyinde büyük tarih öğrenmek isteyenler için ücretsiz kaynaklar sağlayan çevrimiçi bir kurs olarak kurulmuştur.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Büyük Tarih nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Büyük Tarih, mevcut en iyi ampirik kanıtları ve bilimsel yöntemleri kullanarak Kozmosun, Dünyanın, Yaşamın ve İnsanlığın bütünleşmiş tarihini disiplinler arası bir yaklaşımla uzun zaman dilimlerinde anlamaya çalışır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2416", + "context": "Bu, Vikipedideki kronoloji maddelerinin listesidir.", + "question": "Kronolojiler listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu, Vikipedideki kronoloji maddelerinin listesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2417", + "context": "Şeki Han Mezarlığı'ndaki epigrafik anıtlar, şu anda ya da bir zamanlar var olan yazıtlı mezar taşları, yazıtlı mezar taşları parçaları ve bir yazıtlı mezarüstü taşdan oluşmaktadır.", + "question": "Şeki Han Mezarlığı'ndaki epigrafik anıtlar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Şeki Han Mezarlığı'ndaki epigrafik anıtlar, şu anda ya da bir zamanlar var olan yazıtlı mezar taşları, yazıtlı mezar taşları parçaları ve bir yazıtlı mezarüstü taşdan oluşmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2418", + "context": "Tarihî figür, tarihte önemli olmuş, lakin artık yaşamayan bir kişidir. Kavram genellikle efsanevi olmaktan ziyade kişinin geçmişte gerçekten var olduğu anlamında kullanılmaktadır, lakin tarihi şahsiyetler etrafında gelişebilen efsaneleri gerçeklerden ayırt etmek zor olabilir.\nKaynaklar genellikle eksiktir ve özellikle tarihin erken dönemlerinden olan şahsiyetlerin bilgileri hatalı olabilir. Kişisel belgeler olmadan, tarihî bir figürün kişiliğinin daha incelikli yönleri ancak çıkarsanabilir.\nEğitimde, bilgiyi tarihî bir figürü anlatıyormuş gibi sunmak daha büyük etki sağlayabilir. Klasik zamanlardan beri, öğrencilerden tarihe hayat vermenin bir yolu olarak kendilerini tarihi bir figürün yerine koymaları istenmiştir. Tarihsel figürler genellikle gerçek ve hayalin birleştirildiği kurguda temsil edilir. Daha önceki geleneklerde, eleştirel bir tarihsel geleneğin yükselişinden önce, yazarlar, olaylara ahlaki bir amaca hizmet etmeyi amaçlayan hayali unsurları araya ekleyerek, tarihsel figürler ve eylemleri hakkında bildiklerini tanımlarken doğru olmaya daha az özen gösteriyorlardı. Daha yakın zamanlarda, yazarlar için yaratıcı hedefleriyle çatıştıklarında \"gerçeklerden\" özgürce ayrılma eğilimi bir kez daha olmuştur.", + "question": "Tarihî figür nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tarihî figür, tarihte önemli olmuş, lakin artık yaşamayan bir kişidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2419", + "context": "Sanat, en genel anlamıyla yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi olarak anlaşılır. Tarih boyunca neyin sanat olarak adlandırılacağına dair fikirler sürekli değişmiş, bu geniş anlama zaman içinde değişik kısıtlamalar getirilip yeni tanımlar yaratılmıştır. Bu tanımlardan en yaygın kabul göreni sanatın edebiyat, resim, müzik, tiyatro, sinema, mimari ve heykel alt türlerinden oluştuğu görüşüdür. Bugün sanat terimi birçok kişi tarafından çok basit ve net gözüken bir kavram gibi kullanılabildiği gibi akademik çevrelerde sanatın ne şekilde tanımlanabileceği, hatta tanımlanabilir olup olmadığı bile hararetli bir tartışma konusudur.\nSanat sözcüğü genelde görsel sanatlar anlamında kullanılır. Sözcüğün bugünkü kullanımı, Batı kültürünün etkisiyle, İngilizcedeki \"art\" sözcüğüne yakın olsa da halk arasında biraz daha geniş anlamda kullanılır. Gerek İngilizcedeki \"art\" (artificial = yapay), gerek Almancadaki \"Kunst\" (künstlich = yapay), gerekse Türkçedeki Arapça kökenli \"sanat\" (suni = yapay) sözcükleri içlerinde yapaylığa dair bir anlam barındırır. Sanat, bu geniş anlamından Rönesans zamanında sıyrılmaya başlamış, ancak yakın zamana kadar zanaat ve sanat sözcükleri dönüşümlü olarak kullanılmaya devam etmiştir. Buna ek olarak Sanayi Devrimi sonrasında tasarım ve sanat arasında da bir ayrım doğmuş, 1950 ve 1960'larda popüler kültür ve sanat arasında tartışma kaldıran bir üçüncü çizgi çekilmiştir.", + "question": "Sanat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanat, en genel anlamıyla yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi olarak anlaşılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2420", + "context": "Sanat tasarım ana sanat dalı, üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültesi ya da Güzel Sanatlar Enstitüsü bünyesinde yer alan, sanat ve tasarım alanında eğitim ve araştırma faaliyetleri yürüten akademik ve genellikle yüksek lisans seviyesinde birimdir. Bu ana sanat dalı, sanatsal ve tasarımsal yetenekleri geliştirmeyi, yaratıcı düşünme becerilerini artırmayı ve öğrencileri profesyonel sanat ve tasarım dünyasına hazırlamayı amaçlar.", + "question": "Sanat Tasarım Ana Sanat Dalı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanat tasarım ana sanat dalı, üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültesi ya da Güzel Sanatlar Enstitüsü bünyesinde yer alan, sanat ve tasarım alanında eğitim ve araştırma faaliyetleri yürüten akademik ve genellikle yüksek lisans seviyesinde birimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2421", + "context": "Artes mechanicae (mekanik sanatlar), genellikle geleneksel yedi özgür sanatla (artes liberales) birlikte anılan, düzenli uygulamalar ya da becerilerden oluşan bir ortaçağ kavramıdır. Aynı zamanda \"köle ruhlu\" ve \"kaba\" olarak da nitelendirilen bu sanatlar, antik çağlardan bu yana daha temel ihtiyaçlara hizmet ettikleri için özgür bir insana yakışmadıkları düşünülmüştür.", + "question": "Artes mechanicae nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Artes mechanicae (mekanik sanatlar), genellikle geleneksel yedi özgür sanatla (artes liberales) birlikte anılan, düzenli uygulamalar ya da becerilerden oluşan bir ortaçağ kavramıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2422", + "context": "\"Other World\" (Diğer Dünya), M.C. Escher'in karmaşık optik illüzyonları ve geometrik dönüşümleriyle tanınan eserlerinden biridir. Bu eser, Escher'in karakteristik tarzını yansıtan detaylı bir litografi çalışmasıdır. Boston Public Library'de bulunmaktadır.\n\n\"Other World\", Escher'in hayal gücünün sınırlarını zorlayan bir dünya yaratır. İzleyiciyi, yerçekimsiz bir ortamda, imkansız mimari yapılarla dolu bir manzaraya çeker. Eser, sonsuz döngüler, geometrik şekiller ve tekrar eden desenlerle doludur. Escher, perspektif, simetri ve geometriyi ustalıkla birleştirerek, izleyicinin gerçeklik algısını sorgulayan bir yapı oluşturur. \"Other World\" gibi eserler, Escher'in sanatında gerçeklik ve hayal gücünün kesişimini araştırdığı ve bu konuları izleyiciyle etkileyici bir şekilde paylaştığı önemli örneklerdir. \"Other World\", Escher'in sanatının derinliklerine inmek isteyenler için önemli bir durak olarak kabul edilir ve sanatçının optik illüzyonlarının ve matematiksel kavramların sanatsal ifadesi konusundaki ustalığını sergiler.\n1940'lar, aynı zamanda dünya tarihinde önemli bir döneme denk gelir. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından dünya, yeniden yapılanma sürecine girmiş ve sanat da bu dönemde çeşitli etkiler altında kalmıştır. Escher'in eserleri, bu dönemin karmaşık ve belirsiz atmosferini yansıtabilir. \"Other World\" gibi eserler, savaş sonrası dönemin belirsizliğini ve izleyicinin gerçeklik algısını sorgulayan bir ruhu yansıtabilir.\nEscher, \"Other World\" gibi eserlerini genellikle litografi tekniğiyle oluştururdu. Litografi, bir taş levha üzerine yağ bazlı mürekkebin uygulanmasıyla gerçekleştirilen bir baskı tekniğidir. Sanatçı, bu teknikle detaylı ve karmaşık desenler oluşturabilir ve dönemine göre oldukça yenilikçi bir yaklaşım sergileyebilirdi.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Diğer Dünya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "\"Other World\" (Diğer Dünya), M." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2423", + "context": "Etkileşimli sanat, izleyiciyi sanatın amacına ulaşmasını sağlayacak şekilde dahil eden bir sanat biçimidir. Bazı interaktif sanat enstalasyonları bunu, gözlemcinin ya da ziyaretçinin onların içinde, üzerinde ve çevresinde \"yürümesine\" izin vererek başarır; bazıları ise sanatçıdan veya izleyicilerden sanat eserinin bir parçası olmalarını ister.\nBu tür sanat eserlerinde sıklıkla hareket, ısı, meteorolojik değişiklikler veya yapımcılarının etkileşmek üzere programladığı diğer girdi türlerine yanıt vermek için bilgisayarlar, arayüzler ve bazen sensörler bulunur. Sanal internet sanatının ve elektronik sanatın çoğu örneği oldukça etkileşimlidir. Bazen ziyaretçiler bir hiper metin ortamında gezinebilir, bazı işler dışarıdan metinsel veya görsel girdi kabul eder, bazen bir seyirci bir performansın gidişatını etkileyebilir veya hatta ona katılabilir. Diğer bazı etkileşimli sanat eserleri, etkileşimin kalitesi, çevreleyen uyaranların tüm spektrumunu içerdiğinden sürükleyici olarak kabul edilir. Maurice Benayoun ve Jeffrey Shaw'ın eserleri oldukça etkileşimli sanat eserleridir\nEtkileşimli sanatın en eski örneklerinden bazıları 1920'lere dayanmasına rağmen, çoğu dijital sanat 1990'ların sonlarına kadar sanat dünyasına resmi olarak girmedi. Bu sanat türünün ilk çıkışından bu yana, sayısız müze ve mekan, dijital ve etkileşimli sanatı bünyelerine daha fazla dahil etmeye başlamıştır. Bu sanat türü, internet sosyal alt kültürü ve büyük ölçekli kentsel kurulumlar aracılığıyla hızlı bir şekilde büyümeye ve gelişmeye devam etmektedir.", + "question": "Etkileşimli sanat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Etkileşimli sanat, izleyiciyi sanatın amacına ulaşmasını sağlayacak şekilde dahil eden bir sanat biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2424", + "context": "Işık sanatı genel olarak, fiziksel ışığın bir görsel sanat formunda kullanıldığı anlamına gelir, ancak bu terimin kullanımları ve tanımları oldukça çeşitlidir. Işık, görsel algıyı etkileyen bir araç olduğundan, birçok görsel sanat eseri bu nedenle ışık sanatı olarak kabul edilebilir. Ancak bu tanım, çoğu sanat eserinin temel algısal gerçeğini yansıtmaz. Bazı yaklaşımlar, ışığın sanat eserine katkıda bulunan bir araç olduğunu belirtirken, diğerleri ise tasvir edilen sanat biçimlerini de ışık sanatına dahil eder. Bu nedenle, ışık sanatı terimi geniş bir yelpazede kullanılmaktadır ve farklı anlayışlara sahiptir. Dolayısıyla, \"lüminizm\" terimi ışık sanatına atıfta bulunabilir; ancak daha önceki kullanımları resim tarzlarına işaret etmişti. Bu terim, genellikle Caravaggisti tarzındaki barok dönem ressamlarını veya 19. ve 20. yüzyıldaki temelde izlenimci okulları tanımlamak için kullanılmıştır.\nSanat aracı olarak ışıkla ilgili olarak, tarihsel olarak ışık sanatı genellikle sanat eserlerinde yapay ışığın kullanımıyla sınırlı kalmıştır. Bu durumda, ışık üreten makineler sanat eserinin bir parçası olarak değil, sanat eserinin kendisini oluşturan çevreleri nasıl modüle ettiğiyle ilgilenmiştir. Böylece, ışığın sanat eserindeki rolü, çevresini nasıl değiştirdiği ve görsel algıyı nasıl etkilediği paradoksal bir durum yaratmıştır.\nGerhard Auer'in 2004'te belirttiği geniş anlamda:\n\n\"Belgelenmemiş bir terim olarak, Işık Sanatı son zamanlarda kendini doğal hale getirmiştir; ne bir tür ne de bir üslup terimi olarak, birçok simbiyotik ilişkide yapay ışığın oynadığı rolün büyük olduğu gözlenmiştir. Yapay ışık, sadece ilham kaynağı olarak hizmet etmek yerine, kendisinden yararlanan çeşitli sanat akımlarını adlandırmak yerine kendini daha doğal bir şekilde sunmuştur.\"\nIşık yayan bir şey içeren herhangi bir sanat eseri, bir ışık sanatı parçası olarak kabul edilebilmektedir.", + "question": "Işık sanatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Işık sanatı genel olarak, fiziksel ışığın bir görsel sanat formunda kullanıldığı anlamına gelir, ancak bu terimin kullanımları ve tanımları oldukça çeşitlidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2425", + "context": "Sanatsal ifade özgürlüğü, bir sanatçının çalışmalarını özgürce düşünebilmesi, tasarlanması, ürünün ortaya konması ve yaygınlaştırılması veya sanat eserlerinin yaygınlaştırılması ve bunun devlet veya başka bir kişi, zümre, platform tarafından müdahaleye uğramaması anlamına gelmektedir. Sanatsal ifade özgürlüğü denince sanatın herhangi bir dalında herhangi bir formu üretenlerin düşüme, tasarlama, ürünleştirme ve yaygınlaştırma aşamalarının tamamında tamamen özgür olmaları demektir. Sanatsal ifade özgürlüğü, sanatçının veya sanat eserlerinin devlet tarafından desteklenmesi ve sanat eserlerine ulaşmak isteyen kişilerin eserlere erişim hakkını güvence altına almasını da kapsayan hakların tümünü içermektedir.\nSanatsal ifade özgürlüğüne yönelik müdahaleler yalnızca eseri yaratan kişiyi değil, eserin yaratılmasında katkısı olan, çoğaltılmasında ve yaygınlaştırılmasında rol oynayan diğer kişileri de etkiler. Hatta sanat eserine erişimi engellendiği ve bu nedenle kültürel yaşama katılım hakkına müdahale edildiği için sanat eserinin izleyicileri de süreçten etkilenebilir. Örneğin bir sanat eserini farklı platformlarda yaygınlaştırmalarından dolayı haklarında soruşturma açılan kişilerin uğradıkları ihlal de sanatsal ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirildiği gibi bir sanat eserini paylaşmalarından dolayı haklarında soruşturma açılanlar da sanatsal ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir.\nSanatsal ifade özgürlüğünün korunması için çalışan birçok uluslararası sivil toplum kurumu/kuruluşu vardır. Bu uluslararası aktörlerden biri olan Freemuse bu alanda her sene yıllık raporlar yayımlamaktadır. Türkiye’de ise Susma Platformu sanatsal özgürlüğün korunması için çalışmalar yürütmekte ve yayınlar hazırlamaktadır.\nSanatsal ifade özgürlüğü; gerçek veya tüzel kişi olma ya da dil, din veya inanç, ırk veya etnik köken, cinsiyet, cinsel yönelim vs. ayrımı yapılmaksızın, herkes için geçerli ve herkesin önceden izin almaksızın kullanabileceği bir haktır.", + "question": "Sanatsal ifade özgürlüğü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanatsal ifade özgürlüğü, bir sanatçının çalışmalarını özgürce düşünebilmesi, tasarlanması, ürünün ortaya konması ve yaygınlaştırılması veya sanat eserlerinin yaygınlaştırılması ve bunun devlet veya başka bir kişi, zümre, platform tarafından müdahaleye uğramaması anlamına gelmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2426", + "context": "Kripto sanat (ayrıca Kriptosanat olarak da yazılabilir), blokzincir teknolojisi ile ilişkili bir sanat kategorisidir.\n2010'ların ortalarında Bitcoin ve Ethereum gibi blokzincir ağlarının gelişimini takiben niş bir sanatsal çalışma tarzı olarak ortaya çıkan kripto sanat, merkeziyetsizleştirilmiş (EN: decentralised) bir anlayışla herkesin işlem yapabileceği; dijital sanat eserleri için alım, satım ya da birikim yapabildiği temel bir teknoloji sağlamasıyla geniş kitleler tarafından olarak kabul görüp; hızlı ve büyük bir popülarite kazandı.", + "question": "Kripto sanat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kripto sanat (ayrıca Kriptosanat olarak da yazılabilir), blokzincir teknolojisi ile ilişkili bir sanat kategorisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2427", + "context": "Pastiş, bir veya daha fazla sanatçının eserinin stilini veya karakterini taklit eden görsel sanat, edebiyat, tiyatro, müzik veya mimari eseridir. Parodi'den farklı olarak bu türde amaç alay etmek değil eseri övmek, yüceltmektir. Pastiş(Pastiche) kelimesi, İtalyanca isim pasticcio'nun Fransızcaya geçmiş halidir. Gönderme pastiş değildir. Edebi bir gönderme başka bir esere atıfta bulunabilir, ancak onu tekrarlamaz.\nEdebi kullanımda bu terim, başka birinin tarzının genel olarak kaygısız bir şakacı taklidini kullanan bir edebi tekniği ifade eder; fakat pastiş genellikle saygılıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Pastiş nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Pastiş, bir veya daha fazla sanatçının eserinin stilini veya karakterini taklit eden görsel sanat, edebiyat, tiyatro, müzik veya mimari eseridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2428", + "context": "Performans sanatı, 1960'lı yıllarda ortaya çıkan, izleyicinin önünde canlı olarak icra edilen bir sanat biçimidir. Performans sanatı etkinlikleri bazen happening olarak da adlandırılır. Performans\nsanatı metinden bağımsızdır ve o an olur. Tekrarı yoktur. Bunun yanı sıra Fluxus, beden sanatı, süreç sanatı ile yakından ilgilidir. Sahne ve gösteri sanatları ile ortak yönler taşısa da, dans, müzik, tiyatro, sirk, jimnastik gibi etkinliklerden farklı olarak görsel sanatların içinden çıkmış öncü bir akım olarak kabul edilir; tiyatro performanslarından farklı olarak olayların illüzyonu değil olduğu şekliyle olayın kendisi sergilenir. Marina\nAbramoviç aralarındaki farkı şu cümleleriyle açıklar:\n“ Tiyatroda bir rolü\nprova eder ve oynarsın. Tiyatro da kan ketçaptır ve bıçak gerçek bir bıçak\ndeğildir. Performansta her şey gerçektir. Bıçak, gerçek bıçak ve kan kandır.” \nPerformans\nsanatı, toplumun normlarını reddeder ve izleyiciyi aktif bir konuma getirmeyi\nhedefler. Sahne dışında halka açık başka yerlerde de sergilenebilir. Sergileme öncesi prova yapmak ya da doğaçlama yapmak sanatçıya bağlıdır. Performans\nsanatçılarının ortak hedefi izleyicinin hafızasında kalıcı olmaktır.\nKökleri 20.yy başındaki Dada akımının anarşist performanslarına, 1920 ve 30'lu yılların sürrealist ve fütürist performanslarına ve hatta Jackson Pollock'un aksiyon resmine kadar gider. Bildiğimiz anlamıyla performans sanatı 1960'larda doğduktan sonra yaygınlaşıp 70'lerde fikirleri ön plana çıkaran kavramsal sanatla bağlantılı olarak devam etmiştir.", + "question": "Performans sanatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Performans sanatı, 1960'lı yıllarda ortaya çıkan, izleyicinin önünde canlı olarak icra edilen bir sanat biçimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2429", + "context": "Sanat müzayedesi veya güzel sanat müzayedesi, müzayede evinde sanat eserlerinin satışıdır.\nİngiltere'de bu, çoğu durumda müzayedecilerin adlarının bilindiği 17. yüzyıldan gelmektedir. Haziran 1693 yılında John Evelyn, \"Banqueting House, Whitehall'da büyük resimler müzayedesinden (Lord Melfort's) bahsetmiştir.\nEn iyi bilinen müzayede evlerinden bazı örnekler Christie's ve Sotheby's'dir. En eski müzayede evi 1674 yılında İsveç'te kurulmuş olan Stockholm Müzayede Evi'dir (Stockholms Auktionsverk).", + "question": "Sanat müzayedesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanat müzayedesi veya güzel sanat müzayedesi, müzayede evinde sanat eserlerinin satışıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2430", + "context": "Sanat psikolojisi, estetik eserlerin duyusal algısıyla ortaya çıkan bilişsel ve duygusal süreçleri üzerine yapılan bilimsel çalışmasıdır. Estetik psikolojisi ve nöroestetik ile yakından ilişkili olarak ortaya çıkan çok disiplinli bir araştırma alanıdır.\nSanat psikolojisi, sanata verilen psikolojik tepkilerin nitel olarak incelenmesi için deneysel yöntemleri ve nörogörüntüleme yöntemiyle ortaya çıkan nörobiyolojik ilişkilerini kapsayan deneysel bir araştırma alanıdır.", + "question": "Sanat psikolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanat psikolojisi, estetik eserlerin duyusal algısıyla ortaya çıkan bilişsel ve duygusal süreçleri üzerine yapılan bilimsel çalışmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2431", + "context": "Sanatta sahtecilik, yanlış bir şekilde genellikle daha ünlü sanatçılara atfedilen sanat diğer eserlerinin yaratılması ve satılmasıdır. Sanat sahteciliği son derece kazançlı olabilir ancak modern buluşma ve analiz teknikleri sahte sanat eserlerinin tanımlanmasını çok daha basit hale getirdi.", + "question": "Sanat sahteciliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanatta sahtecilik, yanlış bir şekilde genellikle daha ünlü sanatçılara atfedilen sanat diğer eserlerinin yaratılması ve satılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2432", + "context": "Sanatlar, insanların çok geniş bir yelpazedeki yaratıcı ifade, hikâye anlatımı ve kültürel katılım uygulamalarıdır. Son derece geniş bir medya yelpazesinde çeşitli ve çoğul düşünme, yapma ve olma kiplerini kapsarlar. Hem son derece dinamik hem de insan yaşamının karakteristik olarak sabit bir özelliği olarak, yenilikçi, stilize ve bazen karmaşık biçimlere dönüşmüşlerdir. Bu biçimler, genellikle belirli bir gelenek içinde, nesiller boyunca ve hatta medeniyetler arasında sürekli ve kasıtlı çalışma, eğitim ve/veya teorileştirme yoluyla elde edilir. Sanatlar, zaman ve mekan boyunca değerleri, izlenimleri, yargıları, fikirleri, vizyonları, manevi anlamları, yaşam kalıplarını ve deneyimleri aktarırken, insanların farklı sosyal, kültürel ve bireysel kimlikler geliştirmesini sağlayan bir araçtır.\nSanatların öne çıkan örnekleri aşağıdaki gibidir:\n\ngörsel sanatlar (mimari, seramik, çizim, film yapımı, resim, fotoğrafçılık ve heykeltıraşlık),\nedebî sanatlar (kurgu, drama, şiir ve nesir),\nperformans sanatları (dans, müzik ve tiyatro) ve\nNesneler, performanslar üretmek, kavrayışları ve deneyimleri aktarmak, yeni ortamlar ve alanlar inşa etmek için yetenek ve hayal gücünü kullanabilirler.\nSanatlar, yaygın, popüler veya gündelik uygulamalar olduğu kadar daha sofistike ve sistematik ya da kurumsallaşmış uygulamalarda da görülebilir. Ayrık ve bağımsız olabilecekleri gibi, çizgi romanlarda resimler ile yazılı kelimelerin birleşiminde görüldüğü üzere diğer sanat biçimleriyle birleşip iç içe geçebilirler. Sinematografide olduğu gibi, daha karmaşık bir sanat biçiminin belirli bir yönünü de geliştirebilir veya katkıda bulunabilirler. Tanımı gereği, sanatlar sürekli olarak yeniden tanımlanmaya açıktır. Örneğin, modern sanat uygulamaları, sanatın ve onun üretim, alımlama ve olasılık koşullarının maruz kalabileceği değişen sınırların, doğaçlamanın, deneylerin, düşünümsel doğanın, özeleştirinin ve sorgulamanın bir kanıtıdır.\nHem dikkat ve duyarlılık kapasitelerini geliştirmenin bir aracı olan hem de kendi içinde bir son barındıran sanatlar, aynı anda hem dünyaya bir tepki biçimi hem de tepkilerimizin ve değerli bulduğumuz hedeflerin veya arayışların dönüştürülmesinin bir yolu olabilir. Tarih öncesi mağara resimlerinden, antik ve çağdaş ritüel biçimlerine, günümüzdeki filmlere kadar sanat, birbirimizle ve dünyayla sürekli değişen ilişkilerimizi kaydetmeye, somutlaştırmaya ve korumaya hizmet etti.", + "question": "Sanatlar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanatlar, insanların çok geniş bir yelpazedeki yaratıcı ifade, hikâye anlatımı ve kültürel katılım uygulamalarıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2433", + "context": "Süsleme, bazı ilavelerle bir şeyi daha çarpıcı bir hale getirme sanatıdır. Başka bir değişle süsleme bir yeri veya bir başka sanat eserini süsleyip güzelleştirmektir. Mimarlık ve dekoratif sanatta, süsleme bir yapının veya nesnenin parçalarını süslemek için kullanılan bir dekorasyondur. Anıtsal heykel ve dekoratif sanattalardaki eşdeğerleri gibi büyük figüratif elemanlar bu terimden dışlanmıştır. Çoğu süs eşyası insan figürlerini içermemektedir. Genel ölçeğe göre küçüklerdir.\nMimari süsleme, sıva veya kil ile oluşturulmuş, taş, ahşap veya değerli metallerden oyulup oluşturulmaktadır. Diğer uygulamalı sanatlarda, nesnenin ana malzemesi boya veya camsı emaye gibi farklı olanı kullanılabilmektedir. Çömlekçilik, mobilya, metal işleri dahil olmak üzere mimarlık ve uygulamalı sanatlar için çok çeşitli dekoratif stiller ve motifler geliştirilmiştir. Tekstil, duvar kağıdı ve dekorasyonun varlığı ana gerekçe olabileceği diğer nesnelerde, terim kalıbı veya tasarımın kullanılması daha muhtemeldir. Süslemede kullanılan engin motifler, geometrik şekiller, desenler, bitkiler, insan ve hayvan figürlerinden esinlenmiştir. Avrasya ve Akdeniz Dünyası'nda üç bin yıldan fazla bir süredir zengin ve bağlantılı bir süsleme geleneği olmuştur. Dünyanın diğer bölgelerinden gelen geleneksel süsleme tipik olarak geometrik ve hayvan motiflerine daha fazla güven oluşmaktadır.\n\n1941'de bir denemede, tarihçi mimar Sir John Summerson, \"Yüzey Modülasyonu\" olarak adlandırmıştır. En erken dekorasyon ve süsleme genellikle, dövmeler dahil dekorasyonun kaybolduğu seramikteki basit işaretlerdir. Tarih öncesi kültürlerden hayatta kalmıştır. Potter'ın tekerleğinin kullanıldığı yerde, teknoloji bazı dekorasyon çeşitlerini çok kolaylaşmıştır. Dokuma, aynı zamanda dekorasyona veya deseni de çok kolay bir şekilde ödünç veren başka bir teknolojidir. Bir dereceye kadar formunu belirler, Antik Mısır mimarisinden 20. yüzyıl modernist mimarisinine bir süreçtir. Süsleme eksikliğine kadar, Antik Mısır mimarisinin iddialı olmayan tarihinden bu yana medeniyetler belirgindir.\nSüsleme, ahlaksız olmayan bir eşdeğerin de yerine getirebileceği bir fonksiyona sahip olduğunu ima etmektir. Nesnenin böyle bir fonksiyona sahip olmadığı durumlar, yalnızca bir heykel veya boyama gibi bir sanat eseri olmak için, kullanılması daha düşüktür. Son yüzyıllarda, ince sanatlar ve uygulanan veya dekoratif sanatlar arasında bir ayrım uygulanmıştır.", + "question": "Süsleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Süsleme, bazı ilavelerle bir şeyi daha çarpıcı bir hale getirme sanatıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2434", + "context": "Toplum sanatı, sanatçılar ile bir topluluk veya grup arasında işbirliği yapan ve toplulukların kendi yaratıcı yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olan bir sanat türüdür. Bu sanat dalı, genellikle toplumsal değişim yaratma amacı taşır ve toplulukları dâhil etmek, onların seslerini duyurmak ve toplumsal sorunları sanat yoluyla tartışmak için bir araç olarak kullanılır.", + "question": "Toplum sanatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Toplum sanatı, sanatçılar ile bir topluluk veya grup arasında işbirliği yapan ve toplulukların kendi yaratıcı yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olan bir sanat türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2435", + "context": "Viewpoints, tiyatro ve dansta kullanılan, hareket, jest ve yaratıcı alan üzerine düşünmeye ve eyleme geçmeye yönelik bir araç olan bir kompozisyon tekniğidir. Overlie'nin pratiği ve teorisi, ilhamın ve yaratıcılığın kaynağına erişmeyi amaçlar. En basit şekliyle Viewpoints, bir doğaçlama pratiğidir. Viewpoints adı İngilizcede \"bakış açıları\" anlamına gelir.\n1970'lerde Amerikalı Mary Overlie ve Aileen Passloff tarafından altı bakış açısı Anne Bogart ve Tina Landau tarafından geliştirilerek dokuz bakış açısı olarak sahnede yeni yaratım süreçlerini yapılandırmak üzere kullanılmaya başlanmıştır.", + "question": "Viewpoints nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Viewpoints, tiyatro ve dansta kullanılan, hareket, jest ve yaratıcı alan üzerine düşünmeye ve eyleme geçmeye yönelik bir araç olan bir kompozisyon tekniğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2436", + "context": "Hizmet olarak yazılım (SaaS) kullanıcılara internet üzerinden bulut tabanlı uygulamalara erişim ve kullanım olanağı sağlayan, merkezi olarak barındırılan (hosting), aboneliğe bağlı bir lisanslama ve dağıtım modeli olarak tanımlanmaktadır. E-posta servisleri, elektronik takvim ve çeşitli ofis uygulamaları yaygın kullanım alanlarıdır.", + "question": "Hizmet olarak yazılım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hizmet olarak yazılım (SaaS) kullanıcılara internet üzerinden bulut tabanlı uygulamalara erişim ve kullanım olanağı sağlayan, merkezi olarak barındırılan (hosting), aboneliğe bağlı bir lisanslama ve dağıtım modeli olarak tanımlanmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2437", + "context": "Teknoloji ya da uygulayım bilimi, (; tekno, \"zanaat, beceri, el sanatları\"; ;) İnsanlığın, içinde bulunduğu koşullarla başetmedeki yetersizliğini gidermek üzere faydalanabileceği malzeme, alet, araç ve yöntemlerin; bulunması, geliştirilmesi ve üretilmesi süreçlerine verilen ad dır.\nAvcı-Toplayıcı çağlarda kullanılan taş, sopa, ok, yay, kütük kano, tekerlekten; tarım toplumları'nda kulanılan toprak kap kacak, pulluk, at/öküz arabası, taş yapılar, yelkenli kayıklara; yerleşik düzene geçen topluluklarda kullanılan kerpiç barınaklar, köprüler, yel değirmenleri, piramidler, çelik, baruttan; günümüzde, uzay araştırmalarında veya parçacık hızlandırma deneylerinde kullanılan gelişmiş laboratuvar donanımlarına kadar tüm araç ve gereçler, insanın doğa karşısındaki zayıflık veya yetersiziliğini gidermek üzere üretilmişlerdir. Aynı zamanda, insanın doğaya karşı en yıkıcı silahı olmuştur. Teknolojik bilgi ve üretim seviyesi, tarihi boyunca devletlerin kurulması ve yıkılmasında, en güçlü etkenlerden biri haline gelmiştir. Silah, sağlık ve besin sektörleri, teknolojinin en gelişmiş araçlarını kullanmaya eğilim gösterirlerken, teknolojinin geliştirilmesinde de en çok yatırım yapan sahalardır. Teknolojik çalışmalar ile bilimsel araştırmalar aynı alanlar değillerdir fakat birbirini destekler. Bilim, bilimsel bilgiyi üretir; teknoloji ise bu bilgiyi araç geliştirilmesi ve yapımında kullanır. Teknoloji kullanımı farklı sanayi kollarının gelişimini sağlamıştır.", + "question": "Teknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji ya da uygulayım bilimi, (; tekno, \"zanaat, beceri, el sanatları\"; ;) İnsanlığın, içinde bulunduğu koşullarla başetmedeki yetersizliğini gidermek üzere faydalanabileceği malzeme, alet, araç ve yöntemlerin; bulunması, geliştirilmesi ve üretilmesi süreçlerine verilen ad dır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2438", + "context": "Biyonik (biyomimetik, biyognosis, yaratıcı mühendislik) teknik problemleri biyolojik işlevleri örnek alarak çözmeye çalışan uygulamalı bilim dalıdır. Doğada mevcut metot ve sistemleri inceleyip modern mühendislik sistemlerinde ve teknolojilerinde kullanmayı hedefler.", + "question": "Biyonik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyonik (biyomimetik, biyognosis, yaratıcı mühendislik) teknik problemleri biyolojik işlevleri örnek alarak çözmeye çalışan uygulamalı bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2439", + "context": "CORS Ağları, Gerçek Zamanlı Ulusal Sabit GNSS Ağları veya Sürekli Çalışan Referans İstasyonları (İngilizce: Continuously Operating Reference Stations (CORS)), genellikle internet üzerinden gerçek zamanlı düzeltme verileri sağlayan küresel konumlandırma ağıdır. Bu ağlar yapı ve çalışma sistemleri gereği sürekli aktiftir.\nÇalışma prensibi elektronik ölçüm cihazlarının GNSS uydularından aldıkları ham veri üzerinde anlık hesaplamalar yaparak gerçek zamanlı düzeltme verilerini geri yollamasına dayalıdır. Bu düzeltme verileri sayesinde GNSS yapıları ile belirlenen santimetre hassasiyet düzeyindeki konum belirleme işlemi milimetre düzeyine kadar daha hassas bir konum belirleme işlemine dönmektedir.", + "question": "CORS Ağları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "CORS Ağları, Gerçek Zamanlı Ulusal Sabit GNSS Ağları veya Sürekli Çalışan Referans İstasyonları (İngilizce: Continuously Operating Reference Stations (CORS)), genellikle internet üzerinden gerçek zamanlı düzeltme verileri sağlayan küresel konumlandırma ağıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2440", + "context": "Dijital miras teknolojik ortamda bırakılan maddi ve manevi miras. Alan adları, web siteleri, e-posta hesapları, sosyal ağlardaki resimler ve diğer paylaşımlar, oyun karakterleri, iTunes Match ve Spotify gibi müzik ve video servislerindeki üyelik hakları dijital miras kapsamına giren konulardır.\nDjital miras bırakabilmek için öncelikle bunun tespiti gerekmektedir. İnternet üzerinden kullanılan tüm hizmetlerdeki en güncel kullanıcı adı ve şifrelerin dökümü, mülkiyet hakkının kime geçeceğine karar verilmesi gereklidir.", + "question": "Dijital miras nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dijital miras teknolojik ortamda bırakılan maddi ve manevi miras." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2441", + "context": "Endüstriyel teknoloji, üretimi daha hızlı, daha basit ve daha verimli hale getirmek için mühendislik ve imalat teknolojisinin kullanılmasıdır. Endüstriyel teknoloji alanı, bir şirketin verimli ve karlı üretkenliğe ulaşmasına yardımcı olabilecek yaratıcı ve teknik açıdan yetkin bireyleri istihdam eder.\nEndüstriyel teknoloji programları tipik olarak optimizasyon teorisi, insan faktörleri, organizasyonel davranış, endüstriyel süreçler, endüstriyel planlama prosedürleri, bilgisayar uygulamaları ve rapor ve sunum hazırlama konularında talimatlar içerir.\nÜretim süreçlerini ve ekipmanlarını planlamak ve tasarlamak, endüstriyel teknoloji uzmanı olmanın temel yönüdür. Bir endüstriyel teknoloji uzmanı genellikle belirli tasarım ve süreçlerin uygulanmasından sorumludur.", + "question": "Endüstriyel teknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Endüstriyel teknoloji, üretimi daha hızlı, daha basit ve daha verimli hale getirmek için mühendislik ve imalat teknolojisinin kullanılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2442", + "context": "Gboard, Google tarafından yerel Android ve iOS cihazlar için geliştirilmiş bir sanal klavye uygulamasıdır. İlk olarak Mayıs 2016'da iOS'ta piyasaya sürüldü. Ardından Aralık 2016'da Android'de yayınlanan ve Android'de zaten kurulmuş olan Google Klavye uygulamasında büyük bir güncelleme olarak tanıtıldı.\nGboard, web sonuçları ve tahmini yanıtlar, GIF ve emoji içeriğinin kolay aranması ve paylaşılması, içeriğe bağlı olarak bir sonraki kelimeyi öneren tahmini bir yazma motoru ve çok dilli dil desteği de dahil olmak üzere Google Arama'ya sahiptir. Klavyede yapılan güncellemeler, GIF önerileri, koyu renk teması için seçenekler veya klavye arka planı olarak kişisel bir görüntü ekleme, sesli dikte desteği, sonraki ifade tahmini ve elle çizilmiş emoji tanıma gibi ek işlevleri etkinleştirdi. iOS'ta piyasaya sürüldüğünde, klavye sadece İngilizce için destek sunuyordu. Sonraki aylarda daha fazla dil kademeli olarak eklenirken, Android'de klavye piyasaya çıktığında 100'den fazla dili destekliyordu.\nAğustos 2018'de Gboard, Google Play Store'da 1 milyar yükleme gerçekleştirdi ve en popüler Android uygulamalarından biri haline geldi. Bu, Google Play Store tarafından ölçülür ve kullanıcılar tarafından yapılan indirmelerin yanı sıra uygulamanın önceden yüklenmiş örneklerini de içerir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Gboard nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gboard, Google tarafından yerel Android ve iOS cihazlar için geliştirilmiş bir sanal klavye uygulamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2443", + "context": "Hackathon (hackday, hackfest, datathon, ideathon, educathon veya codefest olarak da bilinir), bilgisayar programcıları, grafik tasarımcıları, arayüz tasarımcıları, ürün yöneticileri ve proje geliştiricileri dahil olmak üzere yazılım geliştirme ile ilgilenen kişilerin sprint benzeri bir tasarım etkinliğidir. yöneticiler, etki alanı uzmanları ve diğer mesleki gruplar yazılım projelerinde yoğun bir şekilde işbirliği yapar.\nHackathon yarışmalarının amacı etkinliğin sonuna kadar çalışan bir yazılım veya donanım oluşturmaktır. Hackathonlar, kullanılan programlama dilini, işletim sistemini, bir uygulamayı, bir API'yi veya programcıların konu ve demografik grubunu içerebilen belirli bir odak noktasına sahip olma eğilimindedir. hackday, hackfest gibi diğer etkinliklerde oluşturulan yazılımın türü veya yeni sistemin tasarımı üzerinde herhangi bir kısıtlama yoktur.", + "question": "Hackathon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hackathon (hackday, hackfest, datathon, ideathon, educathon veya codefest olarak da bilinir), bilgisayar programcıları, grafik tasarımcıları, arayüz tasarımcıları, ürün yöneticileri ve proje geliştiricileri dahil olmak üzere yazılım geliştirme ile ilgilenen kişilerin sprint benzeri bir tasarım etkinliğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2444", + "context": "Hedef izleme, temel görevi belli bir hedefin kinematik parametrelerini veya durumunu tahmin etmek olan hedef izleme sistemi sensör, donanım ve yazılımdan oluşmaktadır.", + "question": "Hedef izleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hedef izleme, temel görevi belli bir hedefin kinematik parametrelerini veya durumunu tahmin etmek olan hedef izleme sistemi sensör, donanım ve yazılımdan oluşmaktadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2445", + "context": "Holografik veri depolama, büyük miktarda veriyi yüksek yoğunluklu optik depolama ortamlarında saklama amacı güden yenilikçi bir veri saklama teknolojisidir. Bu teknoloji, geleneksel optik depolama yöntemlerine göre daha büyük veri kapasitesi ve daha hızlı erişim sağlama potansiyeli sunar. Holografik veri depolama, 3D hologramlar kullanarak bilgiyi kaydeden ve yeniden çıkaran bir sistem üzerine kurulmuştur.", + "question": "Holografik Veri Depolama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Holografik veri depolama, büyük miktarda veriyi yüksek yoğunluklu optik depolama ortamlarında saklama amacı güden yenilikçi bir veri saklama teknolojisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2446", + "context": "Karanlık fabrika, minimum veya sıfır insan müdahalesi ile üretim sağlayan, makinelerin operatöre veya gözetime ihtiyaç duymadan otomatik olarak çalışmasını hedefleyen bir üretim yöntemidir.\nKaranlık fabrika yöntemi, üretim sürecinin kritik kısımlarında daha fazla otomasyona dayanır. Aynı zamanda üretim sürecinin, insanlar fabrikadan ayrıldıktan sonra da devam edebilmesi sağlanır. Bu şekilde imalatta devamlılık sağlanırken, aynı ürün kalitesinde sabit bir üretim çıktısı elde edilmektedir. Karanlık üretim belirli bir proses değil, bir üretim metodolojisidir. Gerekli otomasyon sistemlerinin sağlanmasıyla birçok fabrika bu yöntemi işletmesinde uygulayabilir. Karanlık fabrika, “lights-out”, ışıksız olarak adlandırılsa da kullanılan otomasyon sistemleriyle üretimde ışıkları kapatmaktan çok daha geniş bir etkiye sahiptir. Personel kaynaklı katı ve sıvı atık oluşumunu, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma için gereken enerji ihtiyacını, tekrarlanan ve tehlikeli görevlerde veya iş kazalarında yaralanma ya da ölüm riskini ortadan kaldırmakla beraber, insan kaynaklı üretim hataları olmadığı için ürün kalitesini artırmakta ve hatalı ürünlerden kaynaklı hammadde atıklarını minimize etmektedir. Sanayi Devriminden bu yana giderek artan otomasyon eğilimi, teknoloji alanındaki gelişmelerle birlikte büyük bir ivme kazanmıştır. Günümüzde en gelişmiş üretim tesislerinde, insanlardan daha fazla robotlara yer verilmeye başlanmıştır. İnsanlar daha fazla yaratıcılık ve öngörü gerektiren görevlerle uğraşırken; daha basit ve tekrarlayan görevler robotlar tarafından üstlenilmiştir. Daha fazla otomasyon ve erişilebilirlik sağlayan bu faaliyetler, \"karanlık fabrika\" olarak bilinen yeni bir üretim metodolojisinin merkezidir.", + "question": "Karanlık fabrika nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karanlık fabrika, minimum veya sıfır insan müdahalesi ile üretim sağlayan, makinelerin operatöre veya gözetime ihtiyaç duymadan otomatik olarak çalışmasını hedefleyen bir üretim yöntemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2447", + "context": "Kiosk, Almanya'da ve bazı Avrupa ülkelerinde gazete, sigara ve benzeri ürünler satan büfeye verilen ad.\nTarihsel olarak, bir kiosk (Farsça kūshk'tan) 13. yüzyıldan itibaren İran, Hint altkıtası ve Osmanlı İmparatorluğu'nda bazı taraflarının veya tüm taraflarının ortak olarak kullanıldığı küçük bir bahçe köşküydü. Bugün, bu tür kioskların birkaç örneği İstanbul'daki Topkapı Sarayı ve çevresinde ve Balkan ülkelerinde görülebilir.\nKiosk, Avrupa dillerine Türkçe köşk kelimesinden geçen bir sözcüktür. İngilizce büfe anlamına gelen kiosk; havaalanları, mağazalar, süpermarketler, bankalar ve benzeri kalabalık yerlerde sipariş alma ya da bilgi verme amacıyla kullanılan mekan ve noktalardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Kiosk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kiosk, Almanya'da ve bazı Avrupa ülkelerinde gazete, sigara ve benzeri ürünler satan büfeye verilen ad." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2448", + "context": "QR kodu (İngilizce: Quick Response) veya karekod, makinelerle okutulabilen bir matris barkod (iki boyutlu barkod) türüdür. 1994 yılında geliştiren Japon Denso firmasına patentlidir.\nKod genellikle kare beyaz fon üzerinde siyah motiflerden oluşur. Otomotiv sanayiinde kullanılması amacıyla geliştirilen QR Kodu Japonya ve Güney Kore'de oldukça yaygın kullanılmaktadır. Günümüzde dijital kameralı mobil telefonlarının etkisiyle QR Kodu kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Kaydedilen görsel çözümlenerek barkod içeriği kullanıcıyı internet adresine, e-posta adresine, telefon numarasına, iletişim bilgilerine, SMS veya MMS'ye veya coğrafi konum bilgisine yönlendirebilir. Piyasada birçok QR Kodu oluşturucusu ve okuyucusu vardır.", + "question": "QR kodu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "QR kodu (İngilizce: Quick Response) veya karekod, makinelerle okutulabilen bir matris barkod (iki boyutlu barkod) türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2449", + "context": "Sayısal kontrol (İngilizce: Numerical control, NC) veya tam ismi ile bilgisayarlı sayısal kontrol (İngilizce: Computer numerical control, CNC), işleme takımlarının (matkaplar, delme takımları, torna tezgâhları gibi) ve 3B yazıcıların bir bilgisayar aracılığıyla otomatik olarak kontrol edilerek şekil verilecek iş parçasının üzerinde operasyonda bulunan talaşlı imalat işlemidir. Bir CNC makinesi, kodlar ile programlanmış talimatı takip ederek manuel bir operatöre ihtiyaç duymadan, spesifikasyonları karşılamak için belli bir malzeme bazındaki iş parçasını (metal, plastik, ahşap, seramik veya kompozit gibi) istenilen şekle gelene kadar, manuelden daha hassas bir şekilde işler.\nBir CNC makinesi, programlanmış talimatlarına göre bir bilgisayar tarafından kontrol edilen, birden çok motora sahip ve hassas manevra kabiliyetine sahip bir platformdur. Programlanmış talimatlar, G-kodu ve M-kodu gibi makine kontrol kodlarının sıralı bir programı biçiminde, bir CNC makinesine yazılıp gönderilir ve ardından işlem başlatılır. Talimatlar, bir kişi tarafından veya çoğunlukla bilgisayar destekli grafik-tasarım (CAD) yazılımı ile yazılabilir. Yine G-kodlarını kullanan 3B yazıcılar söz konusu iken, talimatlar oluşturulmadan önce yazdırılacak obje \"dilimlenir\".\nCNC'nin, manuel olarak (el çarkları veya kollar gibi cihazları kullanarak) veya önceden üretilmiş model kılavuzları (kamlar) tarafından mekanik olarak kontrol edilmesi bilgisayarlı olmayan diğer makinelere göre büyük bir gelişmedir. Modern CNC sistemlerinde, mekanik bir objenin tasarımı ve üretimi son derece otomatiktir. Objenin mekanik boyutları CAD yazılımı kullanılarak tanımlanır ve ardından bilgisayar destekli üretim (CAM, Computer-aided manufacturing) yazılımı ile üretim direktiflerine çevrilir. Ortaya çıkan direktifler (\"son işlemci\" yazılımı tarafından) belirli bir makinenin bileşeni üretmesi için gerekli olan belirli komutlara dönüştürülür ve ardından CNC makinesine yüklenir. Herhangi bir bileşen, çok sayıda farklı aletin—matkaplar, testereler, v.b.—kullanımını gerektirebileceğinden, modern makineler genellikle birden çok aleti tek bir \"hücre\" içinde birleştirir. Diğer kurulumlarda ise bileşeni makineden makineye hareket ettiren harici bir kontrolör, insan veya robotik operatörler ile bir dizi farklı makine kullanılır. Her iki durumda da, herhangi bir objeyi üretmek için gereken adımlar dizisi tamamıyla otomatiktir ve orijinal CAD ile yakından eşleşen objeler üretir.\nAvantajları:\n\nAyarlama, ölçü, kontrolü, manuel hareket, v.b. gibi zaman harcayan işlemler olmadığından çok seridir.\nHassas işlem yapar.\nKalifiyeli insan gerek duymaz.\nÇalışma temposu her zaman yüksek ve aynıdır.\nHer türlü sarfiyat minimuma indirilmiştir.\nOperatörden kaynaklanacak kişisel hatalar minimuma indirilmiştir.\nDezavantajları:\n\nDetaylı bir imalat planı gerektirir.\nPahalı bir yatırım gerektirir.\nSaat başına harcadığı enerji yüksektir.\nTitiz kullanım ve bakım ister.\nYüksek kesme hızlarına dayanabilecek, kaliteli kesicilerin kullanılması gerekir.\nPeryodik bakımları uzman ve yetkili kişice, düzenli olarak yapılmalıdır.", + "question": "Sayısal kontrol nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sayısal kontrol (İngilizce: Numerical control, NC) veya tam ismi ile bilgisayarlı sayısal kontrol (İngilizce: Computer numerical control, CNC), işleme takımlarının (matkaplar, delme takımları, torna tezgâhları gibi) ve 3B yazıcıların bir bilgisayar aracılığıyla otomatik olarak kontrol edilerek şekil verilecek iş parçasının üzerinde operasyonda bulunan talaşlı imalat işlemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2450", + "context": "Sigorta teknolojisi (Insurtech), geleneksel sigorta endüstrisine dijital dönüşüm getiren ve teknoloji odaklı yenilikler sunan bir terimdir. Bu yeni teknolojiler, büyük veri analitiği, yapay zeka, makine öğrenimi ve blok zinciri gibi alanları kapsar. Bu sayede, sigorta süreçleri daha hızlı ve daha etkili bir şekilde gerçekleştirilirken, müşteri deneyimi ve hizmet kalitesi önemli ölçüde artırılır.", + "question": "Sigorta teknolojisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sigorta teknolojisi (Insurtech), geleneksel sigorta endüstrisine dijital dönüşüm getiren ve teknoloji odaklı yenilikler sunan bir terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2451", + "context": "Sina Robotik Sistemi , Laparoskopik cerrahi yapan İranlı Noaveran Robotik ve Sina Tıp firmasının bir ürünüdür.\nBu robotik cerrahi sistemi, cerrahların karmaşık ameliyatlarının gerçekleştirmesini sağlar.\nBu sistem Amerika Birleşik Devletleri patent ofisi tarafından onaylanmış ve tescil edildi.", + "question": "Sina Robotik Sistemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sina Robotik Sistemi , Laparoskopik cerrahi yapan İranlı Noaveran Robotik ve Sina Tıp firmasının bir ürünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2452", + "context": "Tek kartlı bilgisayar (SBC) (single board computer), tüm bilgisayar elemanlarını tek bir kart üzerinde barındıran bilgisayar türüdür.\nMasaüstü kişisel bilgisayardan farklı olarak tek kartlı bilgisayarlar harici bağlantılara çok gereksinim duymaz. Tek kartlı bilgisayarlar birçok farklı mikroişlemci ile inşa edilmiştir. Çoğu tek kartlı bilgisayar, ARM gibi RISC tabanlı işlemcilere sahipken daha güçlü olanlar x86 gibi CISC tabanlı işlemcilere sahiptir.", + "question": "Tek-kartlı bilgisayar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tek kartlı bilgisayar (SBC) (single board computer), tüm bilgisayar elemanlarını tek bir kart üzerinde barındıran bilgisayar türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2453", + "context": "Teknoloji gazeteciliği, teknoloji ile ilgili bir gazetecilik dalıdır. Teknoloji gazeteciliği, ürün incelemesi, iletişim teknolojileri, İnternet, sosyal medya, bilgi teknolojisi, bilimsel araştırma, robotik ve dijital dünyayla ilgili haberler, raporlar ve analizleri içerir. Teknoloji konularını kapsayan teknoloji gazetesi, teknoloji dergisi, blog haberciliği, radyo, televizyon kanalı, elektronik gazete, yeni medya, internet haberciliği, internet televizyonu türleri de popülerdir.", + "question": "Teknoloji gazeteciliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji gazeteciliği, teknoloji ile ilgili bir gazetecilik dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2454", + "context": "Teknoloji Transferi, teknolojik yeniliklerin üçüncü kişilerin kullanımına sunularak ticarileştirildiği ve sözleşme ile yürütülen süreçtir. Teknoloji pazarında transfer edilen teknolojik yenilikler tasarım, prototip, ürün aşamalarında olabilmektedir. Özü itibarıyla bir lisans sözleşmesi olan teknoloji transferi sözleşmesi için literatürde pek çok tanım yapılmıştır. Literatürdeki birinci yaklaşım; lisans anlaşmasını, en genel anlamıyla, kanunlarca özel olarak veya genel hukuk normlarıyla korunan gayri maddi bir mal ile fiili tekel durumundan, belirli bir bedel karşılığında, başkalarının yararlandırılması hakkındaki sözleşme olarak tanımlarken, bir diğer yaklaşımda ise sınai haklara ilişkin lisans sözleşmelerini, ekonomik ve ticari değeri olan bir sınai hakkı münhasıran kullanma hakkına sahip olan kişinin (lisans veren) sahip olduğu bu hakkın kullanımını lisans bedeli karşılığında kısmen veya tamamen başkasına (lisans alana) devrettiği sözleşme olarak açıklamaktadır.", + "question": "Teknoloji transferi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji Transferi, teknolojik yeniliklerin üçüncü kişilerin kullanımına sunularak ticarileştirildiği ve sözleşme ile yürütülen süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2455", + "context": "Matematik (Yunanca μάθημα máthēma, \"bilgi, çalışma, öğrenme\"); sayılar, felsefe, uzay ve fizik gibi konularla ilgilenir. Matematikçiler ve filozoflar arasında matematiğin kesin kapsamı ve tanımı konusunda görüş ayrılığı vardır.\nMatematikçiler örüntüleri araştırır ve bunları yeni konjektürler formüle etmekte kullanırlar. Bu konjektürlerin doğruluğunu veya yanlışlığını matematiksel ispat yoluyla çözmeye çalışırlar. Matematiksel yapılar gerçek fenomenleri iyi modelize ettiklerinde matematiksel düşünce doğa hakkında tahmin yürütmemizi ve onun iç yüzünü anlamamızı sağlayabilir. Matematik soyutlama ve mantığı kullanarak ve sistemli çalışmayla fiziksel objelerin şekillerini ve hareketlerini saymayı, hesaplamayı ve ölçmeyi mümkün kılar ve böylece gelişir. Pratik matematik yazılı kayıtlardan beri insan etkinliği olagelmiştir. Matematiksel problemlerinin çözümü için gerekli araştırma yıllarca hatta yüzyıllarca süren bir çaba gerektirebilmektedir.\nİlk titiz kayıtlara Yunan matematiğinde rastlanır. (Özellikle Öklid'in Elementler kitabında) Giuseppe Peano (1858-1932), David Hilbert (1862-1943) ve diğerlerinin geç 19 yüzyılda belitsel sistemler üzerine kurdukları çalışmalarından beri matematiksel araştırmada doğruyu kurmanın geleneği değişti. (Artık uygun olarak seçilen aksiyom ve tanımlardan titiz bir şekilde tümdengelim yapılmaktadır.) Matematik Rönesans'a kadar görece yavaş gelişti. Sonra matematikteki yenilikler diğer yeni bilimsel keșiflerle etkileșerek matematiksel keșiflerde günümüzde hâlâ devam eden hızlı bir artış sağladı.\nGalileo Galilei (1564-1642) \"Kainat dediğimiz kitap, yazıldığı dil ve harfler öğrenilmedikçe anlaşılamaz. O, matematik dilinde yazılmış; harfleri üçgen, daire ve diğer geometrik şekillerdir. Bu dil ve harfler olmaksızın kitabın tek bir kelimesinin anlaşılmasına olanak yoktur. Bunlar olmaksızın yapılan karanlık bir labirentte amaçsızca dolaşmaktır.\" Carl Friedrich Gauss (1777-1855) matematiği bilimlerin kraliçesine benzetmiştir. Benjamin Peirce (1809-1880) matematik için bilimlerin sonuçlarının çizilmesi için gereken bilim demiştir. David Hilbert \"Biz burada gelişigüzel konuşmayız. Matematik şart koşulan rastgele kuralların olduğu bir oyun gibi değildir. O yalnızca içsel gerekliliğin olduğu kavramsal bir sistemdir, aksi hiçbir şey değil.\" Albert Einstein (1879-1955), \"Matematik kesin olduğunda gerçeği yansıtmaz, gerçeği yansıttığında kesin değildir.\" Fransız matematikçi Claire Voisin, \"Matematikte yaratıcı itki, her yerinde kendini ifade etmeyi denemesidir.\" der.\nMatematik dünya genelinde doğa bilimleri, mühendislik, teknoloji ve maliye gibi birçok alanın temel aracıdır. Uygulamalı matematik, matematiksel bilginin diğer alanlara uygulanmasıyla ilgilidir. Bu uygulamalar sayesinde istatistik ve oyun teorisi gibi tamamıyla yeni matematik disiplinleri doğmuştur. Ayrıca matematikçiler soyut matematikle akıllarında herhangi bir kullanım olmadan da yalnızca matematik yapmak için uğraşırlar. Soyut matematikle uygulamalı matematiği ayıran belirgin bir çizgi yoktur. Soyut matematikteki keşifler sıklıkla pratik matematik uygulamalarının başlatıcısı olurlar.", + "question": "Matematik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematik (Yunanca μάθημα máthēma, \"bilgi, çalışma, öğrenme\"); sayılar, felsefe, uzay ve fizik gibi konularla ilgilenir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2456", + "context": "Archimedes-lab.org, görsel düşünme ve eğitim alanlarında otuz yılı aşkın deneyime sahip iki müellif ve yazar olan Gianni A. Sarcone ve Marie-Jo Waeber tarafından geliştirilen ve sürdürülen ücretsiz ve ortak çalışmaya dayalı İtalya menşeli bir eğlendirerek eğitim projesidir. Bu eğitim projesi, \"Açık Eğitim Konsorsiyumu\"nun bir parçasıdır ve çevrimiçi eğitim konusunda uzmanlaşmış danışmanlardan oluşan bir ağ tarafından denetlenmektedir.\nWeb sitesinin temel amacı, matematiği farklı şekilde öğretmek, görsel bulmacalar ve oyunlar aracılığıyla herkesin erişimine açık hale getirmektir. Site, ziyaretçilere rekreasyonel (eğlence amaçlı) matematik dünyasında çeşitli problem çözme stratejileri ve keşifler konusunda rehberlik etmektedir.\nSitenin sınırlı bölümleri Fransızca, İtalyanca, İspanyolca ve Almanca olarak sunulmaktadır. Ancak \"Haftanın Bulmacası\", \"Pazar Bulmacası\" ve \"Ayın Bulmacası\" gibi normal bulmaca özellikleri üç dilde mevcuttur: İngilizce, Fransızca ve İtalyanca.", + "question": "Archimedes-lab.org nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Archimedes-lab." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2457", + "context": "Sayı teorisinde, Bertrand'ın varsayımı n > 3 için n ile 2n-2 arasında en az bir asal sayı olduğunu belirten bir teoremdir.\nDaha az kısıtlayıcı bir formülasyon şöyledir: n > 1 için n ile 2n arasında her zaman en az bir asal sayı vardır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Bertrand varsayımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sayı teorisinde, Bertrand'ın varsayımı n > 3 için n ile 2n-2 arasında en az bir asal sayı olduğunu belirten bir teoremdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2458", + "context": "Bessel polinomları, matematikteki ortogonal polinomların bir dizisidir. Bessel polinomlarıyla ilgili birbirinden farklı ama birbiriyle yakından ilişkili çok sayıda tanım vardır. Matematikçiler tarafından tercih edilen tanım şu seriyle verilmektedir: \n\n \n \n \n \n y\n \n n\n \n \n (\n x\n )\n =\n \n ∑\n \n k\n =\n 0\n \n \n n\n \n \n \n \n \n (\n n\n +\n k\n )\n !\n \n \n (\n n\n −\n k\n )\n !\n k\n !\n \n \n \n \n \n \n (\n \n \n x\n 2\n \n \n )\n \n \n k\n \n \n .\n \n \n {\\displaystyle y_{n}(x)=\\sum _{k=0}^{n}{\\frac {(n+k)!}{(n-k)!k!}}\\,\\left({\\frac {x}{2}}\\right)^{k}.}\n \n\nElektrik mühendisleri tarafından tercih edilen başka bir tanım bazen ters Bessel polinomları olarak bilinir. \n\n \n \n \n \n θ\n \n n\n \n \n (\n x\n )\n =\n \n x\n \n n\n \n \n \n \n y\n \n n\n \n \n (\n 1\n \n /\n \n x\n )\n =\n \n ∑\n \n k\n =\n 0\n \n \n n\n \n \n \n \n \n (\n n\n +\n k\n )\n !\n \n \n (\n n\n −\n k\n )\n !\n k\n !\n \n \n \n \n \n \n \n x\n \n n\n −\n k\n \n \n \n 2\n \n k\n \n \n \n \n .\n \n \n {\\displaystyle \\theta _{n}(x)=x^{n}\\,y_{n}(1/x)=\\sum _{k=0}^{n}{\\frac {(n+k)!}{(n-k)!k!}}\\,{\\frac {x^{n-k}}{2^{k}}}.}\n \n\nİkinci tanımın katsayıları birinciyle aynıdır ancak ters sıradadır. Örneğin üçüncü derece Bessel polinomu;\n\n \n \n \n \n y\n \n 3\n \n \n (\n x\n )\n =\n 15\n \n x\n \n 3\n \n \n +\n 15\n \n x\n \n 2\n \n \n +\n 6\n x\n +\n 1\n \n \n {\\displaystyle y_{3}(x)=15x^{3}+15x^{2}+6x+1}\n \n\nüçüncü derece ters Bessel polinomu ise;\n\n \n \n \n \n θ\n \n 3\n \n \n (\n x\n )\n =\n \n x\n \n 3\n \n \n +\n 6\n \n x\n \n 2\n \n \n +\n 15\n x\n +\n 15.\n \n \n {\\displaystyle \\theta _{3}(x)=x^{3}+6x^{2}+15x+15.}\n \n\nBessel elektronik filtrelerinin tasarımında ters Bessel polinomu kullanılmaktadır.", + "question": "Bessel polinomları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bessel polinomları, matematikteki ortogonal polinomların bir dizisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2459", + "context": "Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler; a sıfırdan farklı, b ise herhangi bir gerçek veya karmaşık sayı olmak üzere,\n\n \n \n \n a\n x\n +\n b\n =\n 0\n \n \n {\\displaystyle ax+b=0}\n \n\nformunda polinom ifadeleridir. Bu eşitlikteki x değişken, a başkatsayı ve b sabittir.", + "question": "Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler; a sıfırdan farklı, b ise herhangi bir gerçek veya karmaşık sayı olmak üzere,\n\n \n \n \n a\n x\n +\n b\n =\n 0\n \n \n {\\displaystyle ax+b=0}\n \n\nformunda polinom ifadeleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2460", + "context": "Çevre, bir geometrik cismi oluşturan kenarların uzunlukların toplamasıyla elde edilen bir geometrik terimdir.", + "question": "Çevre (geometri) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Çevre, bir geometrik cismi oluşturan kenarların uzunlukların toplamasıyla elde edilen bir geometrik terimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2461", + "context": "Ebced (Arapça: ابجد), İslamiyet'in kabulünden ve Arabistan'da Hint rakamları kullanılmaya başlanmadan önce hesap yapabilmek için harflerin rakam olarak kullanıldığı bir sayı sistemidir. Çağdaş ondalık sayı sistemi olan Hint sayıları çıktıktan sonra hesap yapmak için uygun olmayan ebced terk edilmiştir. Ebced rakamları kullanılarak ebced hesabı yapılabilir.\nEbced, geleneksel Arap alfabesinin eski sıralanışından (elif, ba, cim, dal) ilk dört harfinin okunuşlarıyla (E-B-Ce-D) türetilmiş bir sözcüktür. Ebced hesabı ise Ebced rakamları denilen alfabetik bir sayı sistemini kullanarak, kelime, cümlecik veya cümlelerin sayısal değerini hesaplama ve bunlardan anlamlar çıkartma işlemidir. Teori incelenen kelime, cümlecik veya metinde bir şekilde gizli şifreleme bulunduğu varsayımına dayanır.\nSemitik alfabelerde olduğu gibi Arap alfabesiyle yazılan bir yazıda da harflerin sayısal değerleri ile bir şifreleme (cifr) yapılmış olabilirdi ve gelecekte hâdiselerin vukuu zamanının tespiti (Kehanet) için harflerin sayısal değerleri kullanılarak bu kehanetlerin sırrı gizemi açılabilirdi. Bir cümle veya cümleciğin Ebced değeri (\"cümle hesabı\") varsayılan bu gizem'in anahtarı olurdu.", + "question": "Ebced hesabı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ebced (Arapça: ابجد), İslamiyet'in kabulünden ve Arabistan'da Hint rakamları kullanılmaya başlanmadan önce hesap yapabilmek için harflerin rakam olarak kullanıldığı bir sayı sistemidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2462", + "context": "Matematiksel tümevarımda üslü sayılarda bir toplama ilkesidir.\nDaha önce bilinen 1+r+r²+r³+···+rn-1=(1-rn)/(1-r) formülü ile tüm terimleri pozitif, tabanı aynı olan ve bu yapıdaki üslü sayıların toplamı bulunabiliyordu. Ekin Yöntemi 1-r+r²-r³+···-rn=1-rn+1/1+r (fakat burada \"n\" teriminin tek sayı olması gerekli.) formülü ile bu yapıdaki toplamları bulmak için kısayol sağlar. Bu tümevarımdan da ispatlanabilir.\nTümevarımdan İspat:\n(Burada yapılan ispatta \"k\" terimine (+1) eklendiği için \"k\" tek değil çift bir sayı olmuştur bundan dolayı formülde aşşağıdaki gibi değişiklik olmuştur.)\nP(1) için=> 1-1=1-11-1/1+1 'den P(1) doğrudur.\nP(k) için=> 1-r+r²-r³+···-rk-1=1-rk/(1+r) 'nin doğruluğunu kabul edip;\nP(k+1)için=> 1-r+r²-r³+···-rk-1+rk=1+rk+1/(1+r) nin doğruluğuna bakalım.\nP(k) polinomunda her iki tarafa +rk ekleyelim.\n1-r+r²-r³+···-rk-1+rk=(1-rk/1+r)+rk\nİçler dışlar çarpımı yapıldığında;\n\n1-r+r²-r³+···-rk-1+rk=(1-rk+rk+rk+1)/1+r\n\nve sonuç olarak;\n1-r+r²-r³+···-rk-1+rk=1+rk+1/(1+r) doğruluğu ispatlanır.", + "question": "Ekin yöntemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematiksel tümevarımda üslü sayılarda bir toplama ilkesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2463", + "context": "Integral hesapla Eliptik integralin bağlantısı elipsin yay uzunluğu ile ilgilidir.\nBunu ilk gösteren Leonhard Euler'in öğrencisi Giulio Fagnano olmuştur.\nModern Matematikte eliptik integral'in en geniş şekilde bir f fonksiyonu olarak tanımlanmış formu:\n\n \n \n \n f\n (\n x\n )\n =\n \n ∫\n \n c\n \n \n x\n \n \n R\n (\n t\n ,\n P\n (\n t\n )\n )\n \n d\n t\n \n \n \n \n {\\displaystyle f(x)=\\int _{c}^{x}R(t,P(t))\\ dt\\,\\!}\n \n şeklindedir.\nBurada R rasyonel fonksiyon ikinci arjuman,P ise 3 veya 4 derceden kökleri katlı olmayan bir polinomdur.\nGenel olarak eliptik fonksiyonlar elemanter olarak ifade edilemezler.Bu genel kurala istisna lar vardır köklerin katlı olması veya R (x,y)'de y'nin tek kuvvetlerden yoksun olması gibi, ancak uygun indirgeme formülü ile her eliptik fonksiyon rasyonel fonksiyonlara ayrılabilir.Bu şekilde üç kanonik şekli olan integraller tek bir form haline getirilebilir, yani birinci tür, ikinci tür, üçüncü tür eliptik integraller gibi.\nFormlar aşağıda verilmiştir, Ayrıca Legendre formu ve Carlson simetrik şekli şeklinde de ifadeleri vardır, ek olarak Schwarz–Christoffel haritalaması'da teoriye eklenebilir. Tarihsel olarak eliptik integraller eliptik fonksiyonların tersi olarak keşfedilmiştir. Özellikle, E var (sn (z, k); k) = z, burada sn, Jacobi eliptik fonksiyonu'ndan biridir.", + "question": "Eliptik integral nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Integral hesapla Eliptik integralin bağlantısı elipsin yay uzunluğu ile ilgilidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2464", + "context": "EqWorld matematiksel denklemlerle ilgili bilgileri listeleyen ücretsiz bir çevrimiçi matematik referans web sitesidir. Web sitesinin ilk sayfası 2 Nisan 2004'te oluşturulmuştur.\nEqWorld web sitesi, adi diferansiyel denklemler, kısmi diferansiyel denklemler, integral denklemler, fonksiyonel denklemler ve diğer matematiksel denklemler hakkında kapsamlı bilgiler sunar. Ayrıca denklemleri çözmek için bazı yöntemleri özetler, denklemleri çözmek için birçok kaynağı listeler ve kullanıcıların da ilave yapabileceği bir denklem arşivine sahiptir.\nEqWorld web sitesi, dünyanın her yerindeki araştırmacılar, üniversite öğretmenleri, mühendisler ve öğrenciler için tasarlanmıştır. Yaklaşık 2000 web sayfası içerir ve sitede sunulan tüm kaynaklar kullanıcılarına ücretsizdir.\n\nWeb sitesi, Mekanik Problemleri Enstitüsü, Rusya Bilimler Akademisi tarafından barındırılmakta olup Alexei I. Zhurov, Alexander L. Levitin ve Dmitry A. Polyanin tarafından yönetilmektedir. Genel Yayın Yönetmeni Andrei D. Polyanin'dir. EqWorld, Rusya Temel Araştırma Vakfı (RFBR:Russian Foundation for Basic Research) tarafından kısmen desteklenmektedir.", + "question": "EqWorld nedir?", + "answers": { + "text": [ + "EqWorld matematiksel denklemlerle ilgili bilgileri listeleyen ücretsiz bir çevrimiçi matematik referans web sitesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2465", + "context": "Kartezyen çarpımı, A ve B kümeleri verildiğinde, birinci bileşeni A kümesinden ve ikinci bileşeni B kümesinden alınarak oluşturulmuş tüm sıralı ikililerin oluşturduğu kümeye A kartezyen B kümesi denir, yapılan bu işleme de A ile B’nin kartezyen çarpımı denir ve AxB ile gösterilir.\n1. bileşen A kümesinden, 2. bileşen B kümesinden olunmasına dikkat edilmelidir. 1. bileşen B kümesinden ve 2. bileşen A kümesinden alınsaydı bu işlem BxA olarak gösterilirdi.\n\nÖrnek\nA = {1, 2} ve B = {3, 4, 5} kümeleri için A×B ve B×A kümeleri:\nA×B = {(1, 3), (1, 4), (1, 5), (2, 3), (2, 4), (2, 5)}\nB×A = {(3, 1), (4, 1), (5, 1), (3, 2), (4, 2), (5, 2)}", + "question": "Kartezyen çarpımı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kartezyen çarpımı, A ve B kümeleri verildiğinde, birinci bileşeni A kümesinden ve ikinci bileşeni B kümesinden alınarak oluşturulmuş tüm sıralı ikililerin oluşturduğu kümeye A kartezyen B kümesi denir, yapılan bu işleme de A ile B’nin kartezyen çarpımı denir ve AxB ile gösterilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2466", + "context": "Kesin artan; dizinin bir sonraki teriminin, her zaman için bir önceki teriminden büyük olduğunu ifade eder. Monoton artanlıktan farkı ise; dizinin bir sonraki teriminin, bir önceki teriminden büyük eşit (\n \n \n \n ≥\n \n \n {\\displaystyle \\geq }\n \n) değil, sadece büyük (\n \n \n \n >\n \n \n {\\displaystyle >}\n \n) olduğunu ifade eder. (\n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n +\n 1\n \n \n {\\displaystyle a_{n}+1}\n \n\n \n \n \n >\n \n \n {\\displaystyle >}\n \n\n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle a_{n}}\n \n) olur.", + "question": "Kesin artan nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kesin artan; dizinin bir sonraki teriminin, her zaman için bir önceki teriminden büyük olduğunu ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2467", + "context": "Matematik, sayı, uzay, matematiksel yapı ve değişim gibi konuları araştıran bir çalışma alanıdır. Matematik ve bilim arasındaki ilişki hakkında daha fazla bilgi Matematik ve bilim bölümünde bulunabilir.", + "question": "Matematiğin ana hatları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematik, sayı, uzay, matematiksel yapı ve değişim gibi konuları araştıran bir çalışma alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2468", + "context": "Matematik konularının listesi, matematik ile ilgili çeşitli konuları kapsar. Bu listelerden bazıları yüzlerce makaleye bağlantı içerir; bazıları sadece birkaç tane ile bağlantılıdır. Bu makale, aynı içeriği, göz atmaya daha uygun bir şekilde organize halde bir araya getirmektedir. Listeler, temel ve ileri matematik, metodoloji, matematiksel ifadeler, integraller, genel kavramlar, matematiksel nesneler ve referans tablolarının özelliklerini kapsar. Ayrıca insanların adını taşıyan denklemleri, matematiksel toplulukları, matematikçileri, matematik dergilerini ve meta listeleri de kapsar.\nBu listenin amac��, American Mathematical Society tarafından formüle edilen Matematik Konu Sınıflandırmasına benzer değildir. Birçok matematik dergisi, araştırma makalelerinin ve açıklayıcı makalelerin yazarlarından, makalelerinde Matematik Konu Sınıflandırmasındaki konu kodlarını listelemelerini ister. Bu şekilde listelenen konu kodları, iki ana gözden geçirme veritabanı olan Mathematical Reviews ve Zentralblatt MATH tarafından kullanılmaktadır. Bu liste, üstel konuların listesi ve faktöryel ve binom konuların listesi gibi bu tür bir sınıflandırmaya uymayan bazı öğeler içerir; bu, kapsama alanlarının çeşitliliği okuyucuyu şaşırtabilir.", + "question": "Matematik konularının listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematik konularının listesi, matematik ile ilgili çeşitli konuları kapsar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2469", + "context": "Mathematics Genealogy Project (MGP) (Türkçe: Matematik Şecere Projesi), matematikçilerin akademik soyağacı için web tabanlı bir veritabanıdır. 31 Aralık 2021'e kadar, araştırma düzeyinde matematiğe katkıda bulunan 274.575 matematik bilimcisi hakkında bilgi içeriyordu. Tipik bir matematikçi için proje girişinde mezuniyet yılı, tez başlığı (Matematik Konu Sınıflandırmasına göre), alma mater, doktora danışmanı ve doktora öğrencileri bulunur.", + "question": "Matematik Soyağacı Projesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mathematics Genealogy Project (MGP) (Türkçe: Matematik Şecere Projesi), matematikçilerin akademik soyağacı için web tabanlı bir veritabanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2470", + "context": "Matematiksel nesneler, matematikte karşılaşılan soyut kavramlara denir. Matematiğin alışıldık dilinde nesne, formal olarak tanımlanmış veya tanımlanabilecek ve matematiksel kanıtlarda kullanılabilecek herhangi bir şey olabilir. Her matematik dalının kendi nesneleri vardır, bu dallara göre bazı örnekler:\n\nKombinatorik\npermütasyonlar, kombinasyonlar\n\nKüme kuramı\nkümeler, küme ayrışımları/bölütleri, işlevler, bağıntılar\n\nGeometri\nnoktalar, doğrular, doğru parçaları, çokgenler (üçgenler, dörtgenler, beşgenler, altıgenler, ...), daireler, elipsler, paraboller, hiperboller, küreler, elipsoitler, paraboloitler, hiperboloitler, silindirler, koniler\n\nÇizge (graf) kuramı\nçizgeler, ağaçlar, düğümler, kenarlar\n\nTopoloji\ntopolojik uzaylar ve çok katlılar\n\nDoğrusal (lineer) cebir\nskalerler, vektörler, matrisler, tensörler\n\nSoyut cebir\ngruplar, halkalar, modüller, alanlar, vektör uzayları", + "question": "Matematiksel nesne nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematiksel nesneler, matematikte karşılaşılan soyut kavramlara denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2471", + "context": "Matematikte, Artin Örgü Grubu olarak da bilinen n iplik üzerindeki örgü grubu (\n \n \n \n \n B\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle B_{n}}\n \n ile gösterilir), elemanları n-örgülerin denklik sınıfları olan gruptur. Örgü gruplarının örnek uygulamaları arasında düğüm teorisi (knot theory), matematiksel fizikte; Artin'in örgü grubunun Yang-Baxter denklemine karşılık geldiği kanonik sunumu (matematiksel fizik konusu) ve cebirsel geometrinin monodromy değişmezleri yer alırlar.", + "question": "Örgü grubu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematikte, Artin Örgü Grubu olarak da bilinen n iplik üzerindeki örgü grubu (\n \n \n \n \n B\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle B_{n}}\n \n ile gösterilir), elemanları n-örgülerin denklik sınıfları olan gruptur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2472", + "context": "Makalenin kısa özeti; farklı nesnelerin koleksiyonları olarak kümeler hakkında konuşur, matematikte birçok kullanımları olduğunu ve matematiğin set teorisinde kodlanabileceğini ve matematiğin çoğunu yapmak için yeterince küme teorisinin aksiyomatize edilebileceğini belirtir. Konunun aksiyomları veya amaçlanan yorumu ile tanımlanıp tanımlanmadığı konusunda tarafsız kalır. Antinomilerden bahsedilirse, aksiyomatizasyonun çözüm olduğunu iddia etmemeli, ancak bazılarının onları aksiyomatizasyon ile çözüldüğünü, diğerleri de kümülatif hiyerarşi ile değerlendirdiğini belirtmelidir.\n->\n Venn diyagramı, ikisinin set matematik Kümeleri.\nKüme teorisi, gayri resmi olarak nesne koleksiyonları olan matematiksel mantığın ' kümeleri üzerinde çalışan bir dalıdır. Herhangi bir nesne türü bir kümede toplanabilse de, küme teorisi çoğunlukla matematikle ilgili nesnelere uygulanır. Küme teorisinin dili neredeyse tüm matematiksel nesne leri tanımlamak için kullanılabilir.\nModern set teorisi çalışması 1870'lerde Georg Cantor ve Richard Dedekind tarafından başlatılmıştır. Naif küme teorisi 'de Russell'ın paradoksu gibi paradokslar keşfinden sonra, yirminci yüzyılın başlarında çok sayıda aksiyom sistemleri, Zermelo – Fraenkel aksiyomları, tercih edilen aksiyomu ile veya bunlar olmadan en iyi bilinenlerdir.\nKüme teorisi yaygın olarak Matematiğin temel sistemi, özellikle Zermelo – Fraenkel set teorisinin tercih edilen aksiyomu şeklinde kullanılır. Set teorisi, temel rolünün ötesinde, aktif bir araştırma topluluğu ile matematiğin bir dalıdır. Kümeler teorisine yönelik çağdaş araştırma, gerçek sayı çizgisinin yapısından büyük kardinal 'in tutarlılığı' nın incelenmesine kadar çok çeşitli konuları içermektedir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Set teorisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Makalenin kısa özeti; farklı nesnelerin koleksiyonları olarak kümeler hakkında konuşur, matematikte birçok kullanımları olduğunu ve matematiğin set teorisinde kodlanabileceğini ve matematiğin çoğunu yapmak için yeterince küme teorisinin aksiyomatize edilebileceğini belirtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2473", + "context": "Sıkıştırılmış algılama (İngilizce: Compressed sensing) (sıkıştırmalı algılama, sıkıştırmalı örnekleme veya seyrek örnekleme olarak da bilinir), bir sinyali verimli bir şekilde elde etmek ve yeniden oluşturmak için kullanılan bir sayısal sinyal işleme tekniğidir. Bu yöntem, sinyalin elde ediliş işlemi belirsiz doğrusal denklem sistemi olarak ifade edilip seyreklik kısıtlamaları empoze edilerek çözülmesine dayanır. Bu yöntemle sinyal, Nyquist–Shannon örnekleme teoreminde belirtilenden daha az örnekle oluşturulabilir.", + "question": "Sıkıştırılmış algılama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sıkıştırılmış algılama (İngilizce: Compressed sensing) (sıkıştırmalı algılama, sıkıştırmalı örnekleme veya seyrek örnekleme olarak da bilinir), bir sinyali verimli bir şekilde elde etmek ve yeniden oluşturmak için kullanılan bir sayısal sinyal işleme tekniğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2474", + "context": "Bu Spiraller listesi, matematiksel olarak tanımlanan spiralleri içerir.", + "question": "Spiraller listesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bu Spiraller listesi, matematiksel olarak tanımlanan spiralleri içerir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2475", + "context": "Normal dağılım kullanılarak bazı olasılık değerlerini hesaplamak zor ve zahmetli olabilir. Bu nedenle, normal dağılımın ortalaması sıfıra ve varyansı bire eşitlenerek işlemler daha kolay hale getirilir. Bu yönteme standart normal dağılım adı verilir.\n\n \n \n \n X\n ∼\n N\n (\n μ\n ,\n \n σ\n \n 2\n \n \n )\n \n \n {\\displaystyle X\\sim N(\\mu ,\\sigma ^{2})}\n \n\nşeklinde gösterilen normal dağılımda, X değişkeninden ortalamayı çıkarıp standart sapmaya bölerek standartlaştırma yapılır. Bu işlem şu şekilde gösterilir:\n\n \n \n \n \n \n \n X\n −\n μ\n \n σ\n \n \n =\n Z\n ∼\n N\n (\n 0\n ,\n 1\n )\n \n \n {\\displaystyle {\\frac {X-\\mu }{\\sigma }}=Z\\sim N(0,1)}\n \n\nÖrneğin, bir sınıftaki not ortalaması 20 ve varyansı 25 olan bir normal dağılımda, 22'den daha az not alınma olasılığını hesaplamak için:\n\n \n \n \n X\n ∼\n N\n (\n 20\n ,\n 25\n )\n \n \n {\\displaystyle X\\sim N(20,25)}\n \n\nşeklinde tanımlama yapılır ve bu veriler standart normal dağılıma dönüştürülür:\n\n \n \n \n \n \n \n 22\n −\n 20\n \n 5\n \n \n =\n Z\n ∼\n N\n (\n 0\n ,\n 1\n )\n \n \n {\\displaystyle {\\frac {22-20}{5}}=Z\\sim N(0,1)}\n \n\nP(X<22) = P(Z<(22-20)/5) = P(Z<0.4) olur. Standart normal dağılım tablosundan 0.4 olasılığı bulunarak P(Z<0.4) ≈ 0,6554 elde edilir. Bu durumda 22'den daha az not alma olasılığı yaklaşık %65 olarak hesaplanır. Normal dağılım, üniversitelerde not dağılımını hesaplamak için kullanıldığı için sıklıkla \"çan eğrisi\" olarak da adlandırılır.\nStandart normal dağılımın olasılık gösterimleri:\nP(Z>Z₀) = 1 - P(Z-Z₀) = P(Z\n \n \n {\\displaystyle >}\n \n\n \n \n \n \n n\n \n 0\n \n \n \n \n {\\displaystyle n_{0}}\n \n) (\n \n \n \n \n n\n \n 0\n \n \n \n \n {\\displaystyle n_{0}}\n \n\n \n \n \n ∈\n \n \n {\\displaystyle \\in }\n \nN) bir a sayısına (a\n \n \n \n ∈\n \n \n {\\displaystyle \\in }\n \nR) istenildiği kadar (ε kadar) yakınlaşabileceğini gösterir. ε\n \n \n \n >\n \n \n {\\displaystyle >}\n \n0 olmak üzere dizinin \n \n \n \n \n n\n \n 0\n \n \n \n \n {\\displaystyle n_{0}}\n \n'dan sonraki tüm terimleri a sayısının ε civarındadır. Eğer ki \n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle a_{n}}\n \n dizisi bir süre sonra a sayısının ε kadar etrafında yer alıyorsa matematiksel tanımı;\n\n \n \n \n {\n \n \n {\\displaystyle \\{}\n \n\n \n \n \n ∀\n \n \n {\\displaystyle \\forall }\n \nε\n \n \n \n >\n \n \n {\\displaystyle >}\n \n0, \n \n \n \n ∃\n \n \n {\\displaystyle \\exists }\n \n\n \n \n \n \n n\n \n 0\n \n \n \n \n {\\displaystyle n_{0}}\n \n\n \n \n \n ∈\n \n \n {\\displaystyle \\in }\n \nN | \n \n \n \n ∀\n \n \n {\\displaystyle \\forall }\n \nn\n \n \n \n ≥\n \n \n {\\displaystyle \\geq }\n \n\n \n \n \n \n n\n \n 0\n \n \n \n \n {\\displaystyle n_{0}}\n \n\n \n \n \n ⇒\n \n \n {\\displaystyle \\Rightarrow }\n \n |\n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle a_{n}}\n \n-a|\n \n \n \n <\n \n \n {\\displaystyle <}\n \nε\n \n \n \n }\n \n \n {\\displaystyle \\}}\n \n şeklindedir ve \n \n \n \n \n \n (\n \n \n \n \n {\\displaystyle {\\bigl (}}\n \n\n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle a_{n}}\n \n\n \n \n \n \n \n )\n \n \n \n \n {\\displaystyle {\\bigr )}}\n \n\n \n \n \n →\n \n \n {\\displaystyle \\rightarrow }\n \na olarak gösterilir. \n \n \n \n \n lim\n \n n\n →\n ∞\n \n \n \n \n {\\displaystyle \\lim _{n\\to \\infty }}\n \n\n \n \n \n \n a\n \n n\n \n \n \n \n {\\displaystyle a_{n}}\n \n=a olur.", + "question": "Yakınsaklık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yakınsaklık kavramı dizilerde, serilerde vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2478", + "context": "Fizik (Grekçe: φυσική (ἐπιστήμη), romanize: physikḗ (epistḗmē), lit. \"doğa bilgisi\"), maddeyi, maddenin uzay-zaman içinde hareketini, enerji ve kuvvetleri inceleyen doğa bilimi. Fizik, Temel Bilimler'den biridir. Temel amacı evrenin işleyişini araştırmaktır. Fizik en eski bilim dallarından biridir. 16. yüzyıldan bu yana kendi sınırlarını çizmiş modern bir bilim olmasına karşın, Bilimsel Devrim'den önce 2.000 sene boyunca felsefe, kimya, matematik ve biyolojinin belirli alt dalları ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Buna karşın, matematiksel fizik ve kuantum kimyası gibi alanlardan dolayı fiziğin sınırlarını net olarak belirlemek güçtür.\nFizik, tüm bilimsel sahalar üzerinde etkilidir. Matematik, felsefe gibi soyut sahalara yeni sistemler sunar. Teknolojilerin kökeni tümüyle fizik bilimine yaslanır. Teknolojiler tarafından öylesine yoğun kullanılır ki fizik biliminin doğa bilimi olmaktan çıktığı iddia edilir hale gelmiştir. Örneğin, elektromanyetik, nükleer fizik ve malzeme bilimi günümüzde tıbbın ve hekimlik anlayışının, savaşların ve ticaretin, yönetim anlayışlarının tümünün uygulamasında kökten değişikliklere yol açmıştır. Ancak, bu etkilerin bilim olarak fiziğin değil insan kaynaklı etkilerin sonucu olarak bu yöne evrildiği hatırlanmalıdır.", + "question": "Fizik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fizik (Grekçe: φυσική (ἐπιστήμη), romanize: physikḗ (epistḗmē), lit." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2479", + "context": "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı yarı iletken fiziğinde iki bant aralığı tiptir. Hem iletim bantındaki minimum enerji durumu, hem değerlik bantındaki maksimum enerji durumu, Brillouin bölgesinde belirli bir kristal momentumu (k-yöney) ile karakterize edilir. K-yöneyleri aynı ise, buna \"doğrudan bant aralığı\" denir. Eğer farklısa, “dolaylı bant aralığı” denir. Elektronların ve deşiklerin kristal momentumu, hem iletim bandında hem de değerlik bantında aynı ise, bant aralığı \"doğrudan bant aralığı\" olarak adlandırılır; elektron doğrudan foton yayabilir. Bir \"dolaylı bant aralığında\", bir foton yayıla bilinmez, zira elektron bir ara durumdan geçmeli ve momentumu kristal kafesine aktarmalıdır.\nDoğrudan bant aralıklı malzeme örnekleri, InAs, GaAs gibi bazı III-V materyallerini içerir. Dolaylı bant aralıklı malzemeleri Si, Ge içerir. Bazı III-V materyalleri de, örneğin AlSb gibi dolaylı bant aralıklıdır.", + "question": "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı yarı iletken fiziğinde iki bant aralığı tiptir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2480", + "context": "Fiziksel bir sembol sistemi (resmi sistem olarak adlandırılmaktadır), fiziksel kalıpları kullanır, bu yapılarda birleştirir ve yeni ifadeler üretmek için onları manipüle etmektedir.\nFiziksel sembol sistemi hipotezi (FSSH), Allen Newell ve Herbert A. Simon tarafından yapay zeka Konseyi felsefesinde bulunan konumdur. Yazarlar:\n\"Fiziksel bir sembol sistemi, genel akıllı eylem için gerekli ve yeterli araçlara sahiptir.\"\n Allen Newell ve Herbert A. Simon\nBu iddia, hem insan düşüncesinin bir tür sembol manipülasyonu olduğunu hem de makinelerin zeki olabileceğini (çünkü bir sembol sistemi zeka için yeterlidir) imalıdır.\nBu fikrin kökleri Hobbes'ta (akıl yürütmenin \"hesaptan başka bir şey olmadığını\" iddia eden), Leibniz tüm insan fikirlerinin mantıksal bir hesabını yaratmaya çalıştı, Hume ve hatta Kant (resmi kurallar tarafından kontrol edilen tüm deneyimleri analiz etti). En son sürüm, filozoflar Hilary Putnam ve Jerry Fodor ile ilişkilendirilen hesaplamalı zihin teorisi olarak adlandırılır.\nHipotez, çeşitli taraflarca güçlü bir şekilde kabul edildi, ancak AI araştırmasının temel bir parçası. Yaygın bir eleştirel görüş, hipotezin satranç oynamak gibi daha yüksek seviyeli zeka için uygun göründüğü, ancak görme gibi sıradan zeka için daha az uygun olduğudur. Genellikle, ve gibi dünyadaki nesnelere doğrudan karşılık gelen yüksek seviyeli semboller ile sinir ağı gibi bir makinede bulunan daha karmaşık \"semboller\" arasında bir ayrım yapılır.", + "question": "Fiziksel bir sembol sistemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fiziksel bir sembol sistemi (resmi sistem olarak adlandırılmaktadır), fiziksel kalıpları kullanır, bu yapılarda birleştirir ve yeni ifadeler üretmek için onları manipüle etmektedir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2481", + "context": "Fiziksel kopyalanamayan fonksiyon (FKF), çözülmesi kolay fakat tahmin edilmesi oldukça zor olan bir fonksiyonun fiziksel bir yapıda şekillendiği bir oluşumdur.\nBütün FKF'ler sıcaklık, gerilim, elektromanyetik parazitler gibi çevresel faktörlerden etkilenirler ve performansları bu faktörler etkisinde değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle FKF'lerin asıl gücü sadece rassal olmalarına değil, farklı cihazlarda ve farklı ortamlarda farklılık gösterebilmeleri ve aynı zamanda bazen farklı çevresel koşullarda aynı olabilmeleridir.", + "question": "Fiziksel kopyalanamayan fonksiyon türleri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fiziksel kopyalanamayan fonksiyon (FKF), çözülmesi kolay fakat tahmin edilmesi oldukça zor olan bir fonksiyonun fiziksel bir yapıda şekillendiği bir oluşumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2482", + "context": "Mermi düşmesi, mermi çekirdeğinin namlu ağzından çıktıktan sonra yerçekimi ve sürtünmenin etkisiyle yavaşlayıp yere doğru düşmesidir. Mermi çekirdeği, namlu ağzından çıktıktan sonra güçlü bir kinetik enerjiyle ilerler. Mermi çekirdeği düşüşe geçince yorgun mermi olarak kabul edilir. Mermi çekirdeğinin azami menzile ulaşabilmesi için 45°'lik bir açıyla ateşlenmesi gerekir.\nTürkiye'de 2000-2012 yılları arasında mermi çekirdeğinin serbest düşmesine bağlı 65 ateşli silah yaralanmasının gerçekleştiği tespit edildi. Bu yaralanmalarının 39'u (%60) baş, 4'ü (%6) boyun, 3'ü (%5) omuz ve üst ekstremite, 9'u (%14) sırt, 2'si (%3) toraks, 2'si (%3) karın, 2'si (%3) kalça ve 4'ü (%6) alt ekstremite bölgesinde meydana gelmiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Mermi düşmesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mermi düşmesi, mermi çekirdeğinin namlu ağzından çıktıktan sonra yerçekimi ve sürtünmenin etkisiyle yavaşlayıp yere doğru düşmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2483", + "context": "Mutlak konum veya Matematik konumu coğrafi terminolojide kullanılan ve bir yerin enlem ve boylamlara göre Dünya üzerindeki yerini koordinat sistemiyle kesin olarak belirleyen konumdur.", + "question": "Mutlak konum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mutlak konum veya Matematik konumu coğrafi terminolojide kullanılan ve bir yerin enlem ve boylamlara göre Dünya üzerindeki yerini koordinat sistemiyle kesin olarak belirleyen konumdur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2484", + "context": "Nörofizik veya nörobiyofizik, sinir sistemi hakkında moleküler düzeyde bilgi edinmek için fiziksel tekniklerin geliştirilmesi ve kullanılmasıyla ilgilenen biyofizik dalıdır. Nörofizik, sinir sistemini incelemek için deneysel biyofizik yaklaşım ve yöntemlerini uygulayan disiplinler arası bir bilimdir.\n\"Nörofizik\" terimi \"nöron\" ve \"fizik\" sözcüklerinin birleşimidir.\nNörofizikte geliştirilen ve kullanılan tekniklerin örnekleri manyetik rezonans görüntüleme (MRI), yama klemp, tomografi ve iki foton uyarma mikroskopisidir .", + "question": "Nörofizik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nörofizik veya nörobiyofizik, sinir sistemi hakkında moleküler düzeyde bilgi edinmek için fiziksel tekniklerin geliştirilmesi ve kullanılmasıyla ilgilenen biyofizik dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2485", + "context": "Sosyofizik kelimesi, bulguları keşfedilmiş veya keşfedilmeyi bekleyen toplumsal olayları tanımlamakta kullanılır. Mitoloji biliminin bir dalı olan sosyofizik günümüzde sosyal etkileşimlerin tablosu olma misyonunu kazanmıştır.\nKomplo teorisinden farklı olarak, kurgular gerçekleri muhatap alarak var olur. Komplo teorisinde kurgunun var olma süreci, gerçek olmayan argümanların gerçek olan argümanlardan daha önemli bulunması ve alakasız argümanlarla komplo teorilerinin temelini doldurmakla başlar, teorilerin sunumuyla son bulur.\nSosyofizik örneklerine mitolojide gerçekleşen savaşlarda ya da toplumsal hareketlerde sıkça rastlamak mümkündür.", + "question": "Sosyofizik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyofizik kelimesi, bulguları keşfedilmiş veya keşfedilmeyi bekleyen toplumsal olayları tanımlamakta kullanılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2486", + "context": "Süperkatı (Superfluid Solid), klasik katı maddeler ve süperakışkanlar arasında geçiş yapabilen, oldukça sıra dışı ve kuantum mekaniği temelli bir madde fazıdır. Bu fenomen, özellikle çok düşük sıcaklıklarda, maddenin katılaşırken aynı zamanda süperakışkanlık gibi sıvı özellikleri de sergileyebileceğini gösterir. Süperkatı, genellikle sıfır viskoziteye sahip süperakışkanlık ve katılaşma gibi fiziksel özelliklerin bir arada bulunduğu bir hal olarak tanımlanır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Süperkatı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Süperkatı (Superfluid Solid), klasik katı maddeler ve süperakışkanlar arasında geçiş yapabilen, oldukça sıra dışı ve kuantum mekaniği temelli bir madde fazıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2487", + "context": "Kimya, maddenin yapısını, özelliklerini, birleşimlerini, etkileşimlerini, tepkimelerini araştıran ve uygulayan bilim dalıdır. Kimya bilimi daha kapsamlı bir ifadeyle maddelerin özellikleriyle, sınıflandırılmasıyla, atomlarla, atom teorisiyle, kimyasal bileşiklerle, kimyasal tepkimelerle, maddenin hâlleriyle, moleküller arası ve moleküler kuvvetlerle, kimyasal bağlarla, tepkime kinetiğiyle, kimyasal dengenin prensipleriyle vb konularla ilgilenir. Kimyanın en önemli dalları arasında analitik kimya, anorganik kimya, organik kimya, fizikokimya ve biyokimya sayılır.", + "question": "Kimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kimya, maddenin yapısını, özelliklerini, birleşimlerini, etkileşimlerini, tepkimelerini araştıran ve uygulayan bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2488", + "context": "Aktiflik, kimyasal tepkimelerde elektron (\n \n \n \n \n e\n \n −\n \n \n \n \n {\\displaystyle e^{-}}\n \n) alma ve/veya elektron verme isteğine denir. Yarı pil tepkimelerinde elektrotları (anot ve katot) belirlemede kullanılır.", + "question": "Aktiflik (kimya) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aktiflik, kimyasal tepkimelerde elektron (\n \n \n \n \n e\n \n −\n \n \n \n \n {\\displaystyle e^{-}}\n \n) alma ve/veya elektron verme isteğine denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2489", + "context": "Amatör kimya veya ev kimyası, kimyanın özel bir hobi olarak yapılması. Amatör kimya genellikle kişinin evinde bulunabilen kimyasallarla yapılır. Kontrollü maddelerin ve uyuşturucuların yasa dışı üretimini içeren Kaçak kimya (\"clandestine chemistry\") ile karıştırılmamalıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Amatör kimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Amatör kimya veya ev kimyası, kimyanın özel bir hobi olarak yapılması." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2490", + "context": "== Dipol ==\nBir molekülün uç kısımlarında kısmen dağılmış yükler bulunuyorsa, yani bir ucu kısmi pozitif diğer ucu kısmi negatif ise bu moleküle dipol denir. Dipol, iki kutuplu demektir.", + "question": "Dipol nedir?", + "answers": { + "text": [ + "== Dipol ==\nBir molekülün uç kısımlarında kısmen dağılmış yükler bulunuyorsa, yani bir ucu kısmi pozitif diğer ucu kısmi negatif ise bu moleküle dipol denir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2491", + "context": "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı yarı iletken fiziğinde iki bant aralığı tiptir. Hem iletim bantındaki minimum enerji durumu, hem değerlik bantındaki maksimum enerji durumu, Brillouin bölgesinde belirli bir kristal momentumu (k-yöney) ile karakterize edilir. K-yöneyleri aynı ise, buna \"doğrudan bant aralığı\" denir. Eğer farklısa, “dolaylı bant aralığı” denir. Elektronların ve deşiklerin kristal momentumu, hem iletim bandında hem de değerlik bantında aynı ise, bant aralığı \"doğrudan bant aralığı\" olarak adlandırılır; elektron doğrudan foton yayabilir. Bir \"dolaylı bant aralığında\", bir foton yayıla bilinmez, zira elektron bir ara durumdan geçmeli ve momentumu kristal kafesine aktarmalıdır.\nDoğrudan bant aralıklı malzeme örnekleri, InAs, GaAs gibi bazı III-V materyallerini içerir. Dolaylı bant aralıklı malzemeleri Si, Ge içerir. Bazı III-V materyalleri de, örneğin AlSb gibi dolaylı bant aralıklıdır.", + "question": "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğrudan ve dolaylı bant aralığı yarı iletken fiziğinde iki bant aralığı tiptir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2492", + "context": "Isı çatlağı. Özellikle endüstriyel sanayii de oluşan bir üretim ürününün kullanılan malzemenin niteliğine bağlı olarak farklı genleşme ve büzülme ısı dereceleri ve değerlerine bağlı olarak ortaya çıkan ve ürünün kullanım ömrünü ciddi bir şekilde kısaltan sorunun genel adına ısı çatlağı denilmektedir.", + "question": "Isı çatlağı (kimya) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Isı çatlağı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2493", + "context": "Kaçak kimya, gizlice ve özellikle yasa dışı uyuşturucu laboratuvarlarında yürütülen kimyadır. Daha büyük laboratuvarlar genellikle karaborsada dağıtılmak üzere üretim yapmak isteyen çeteler veya organize suçlar tarafından yönetilir.\nKaçak laboratuvar terimi, kullanılan tesislerin gerçek bir laboratuvar olup olmadığına bakılmaksızın, genellikle yasa dışı bileşiklerin üretimini içeren herhangi bir durumda kullanılır.", + "question": "Kaçak kimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kaçak kimya, gizlice ve özellikle yasa dışı uyuşturucu laboratuvarlarında yürütülen kimyadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2494", + "context": "Kemofobi (İngilizce adıyla chemophobia ya da chemonoia) kimyasal madde korkusudur. Bazı kimyasalların yol açtığı potansiyel kötü olaylar, kişiye zarar verme düşüncesi ve kansere yol açma ihtimalleri nedeniyle bu korku ortaya çıkmaktadır. \"Doğal\" ve \"kimyasal içermez\" gibi etiketlere sahip tüketici ürünleri (tüm tüketici ürünleri kimyasal maddelerden oluştuğu için ikincisi imkansızdır), tüketicilere \"daha güvenli\" bir alternatif gibi görünen bir şey sunar, bu da \"kimyasalların\" doğal olmadığı ve tehlikeli olduğu yönündeki yanlış algıyı güçlendiriyor.\nKimyager Michelle Francl şöyle yazmıştır: \"Biz kemofobik bir toplumuz. Kimyasal kelimesi; yapay, katkılı, tehlikeli veya toksik bir şeyin eşanlamlısı hâline geldi.\" Kemofobiyi \"gerçek bir fobiden çok renk körlüğüne benziyor\" olarak nitelendiriyor çünkü kemofobikler karşılaştıkları kimyasalların çoğuna karşı \"kör\"; Evrendeki her madde kimyasaldır. Francl, belgelenmiş diş kaybı ve beslenme eksikliği vakalarına rağmen, kamu suyunun florlanmasına karşı çıkan yerel yasaların bir vakada gösterdiği gibi, bu tür yanlış anlaşılmaların masum ve zararsız olmadığını öne sürüyor.\nMichael Siegrist ve Angela Bearth, kemofobiyi ölçmek için 8 Avrupa Ülkesi (Avusturya, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İsveç, İsviçre ve Birleşik Krallık) üzerinde 5.631 katılımcıdan oluşan bir örneklemle bir anket gerçekleştirdi. Sonuçlar katılımcıların %30'unun kimyasal maddelerden korktuğunu ortaya çıkardı. Ayrıca katılımcıların %40'ı \"günlük yaşamlarında kimyasal maddelerden uzak durduklarına\" inanıyordu ve katılımcıların %39'u \"kimyasalların olmadığı\" bir dünyada yaşamak istiyordu.\nProfesör Gordon Gribble, kemofobinin başlangıcının muhtemelen Sessiz Bahar'a atfedilebileceğini ve Times Beach'in kirlenmesi ve Bhopal felaketi gibi sonraki olayların durumu yalnızca daha da kötüleştirdiğini yazdı.", + "question": "Kemofobi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kemofobi (İngilizce adıyla chemophobia ya da chemonoia) kimyasal madde korkusudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2495", + "context": "Kimya felsefesi, kimya biliminin temelindeki varsayımları ve metodolojiyi inceler. Kimya felsefesi, filozoflar, kimyagerler ve filozof kimyacılar tarafından araştırılmıştır. Tarihin büyük bölümünde bilim felsefesi büyük oranda fizik felsefesinden oluşmaktaydı fakat kimya kaynaklı felsefi sorular 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren artan düzeyde ilgi görmüştür.", + "question": "Kimya felsefesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kimya felsefesi, kimya biliminin temelindeki varsayımları ve metodolojiyi inceler." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2496", + "context": "Kimyada kimyasal enerji, pil, ampul ve hücre gibi bir kimyasal maddenin tepkime esnasındaki değişiminin potansiyelidir. Kimyasal bağ kurma veya koparma sonucu enerji açığa çıkar. Bu enerji bir kimyasal sistem tarafından ya emilir ya da yayılır.\nKimyasal maddelerin tepkimesi sonucu yayılan (veya emilen) enerji, maddelerde bulunan enerji ile ayıraçları (reaktantları) arasındaki farka eşittir. Enerjideki bu değişim, kimyasal tepkimenin integral enerjisindeki değişimdir.\nKimyasal enerji, moleküldeki atomları tepkimesi sonucu açığa çıkan enerjidir ve element birleşimine göre çeşitli türde olur. Elektriksel yükler, elektronlar ve protonların pozisyonlarının karşılıklı yer değişmesi esnasında ortaya çıkan elektriksel kuvvet tarafından yapılan iş olarak tanımlanabilir. Bu yüzden aslında elektriksel yüklerin elektrostatik potansiyel enerjisidir. Eğer bir sistemin kimyasal enerjisi, kimyasal tepkime esnasında azalırsa, bu azalma farkı, (daha çok ısı ve ışık gibi) bazı biçimlere dönüştürülür. Diğer tarafından eğer bir sistemin kimyasal enerjisi kimyasal tepkime sonucu azalırsa fark, (genellikle ısı veya ışık biçimindeki) enerjiye dönüşür. Örneğin; \n\niki hidrojen atomu tepkimeye girerse dihidrojen molekülü biçimine dönüşür. Kimyasal enerji (H-H bağının bağ enerjisi) 724 zJ kadar azalır;\nbir hidrojen atomundan elektron koparılırsa, hidrojen iyonuna (gaz haline) dönüşür. Kimyasal enerjisi (hidrojenin iyonlaşma enerjisi) 2,18 aJ kadar artar.\nYukarıda tanımlanan kimyasal enerji kimyagerler tarafından integral enerji (U) olarak ifade edilir. Burada sistemin hacmi ve basıncı sabit kabul edilir. Tepkime esnasında eğer hacim değişirse (örneğin gaz uçarsa) entalpiyi (H) elde etmek için, atmosfer tarafından yapılan işin miktarına bir düzeltme uygulanır. Bu düzeltme, uçan gaz tarafından yapılan iştir ve eşitliği şöyledir:\n\n \n \n \n Δ\n E\n =\n p\n Δ\n V\n \n \n \n \n {\\displaystyle \\Delta E=p\\Delta V\\,\\!}\n \n,\nburada entalpi şöyle yazılabilir;\n\n \n \n \n Δ\n H\n =\n Δ\n U\n +\n p\n Δ\n V\n \n \n \n \n {\\displaystyle \\Delta H=\\Delta U+p\\Delta V\\,\\!}\n \n.\nİkinci bir düzeltme entropideki, (S) değişiklik için yapılır. S, kimyasal bir tepkimenin bir yer kaplayıp kaplamadığı dikkate alınarak uygulanır. Bu Gibbs serbest enerjisini (G) verir. Düzeltme, kaybolan enerjiyi elde etmek için gereken enerjidir.\n\n \n \n \n Δ\n E\n =\n T\n Δ\n S\n \n \n \n \n {\\displaystyle \\Delta E=T\\Delta S\\,\\!}\n \n,\nböylece aşağıdaki eşitlik elde edilir;\n\n \n \n \n Δ\n G\n =\n Δ\n H\n −\n T\n Δ\n S\n \n \n \n \n {\\displaystyle \\Delta G=\\Delta H-T\\Delta S\\,\\!}\n \n.\nBu düzeltmeler bazen (özellikle gazlar arasındaki tepkimelerde) göz ardı edilir, çoğunlukla değil.\nBohr teorisine göre kimyasal enerji Rydberg sabiti tarafından karakterize edilir.\n\n \n \n \n \n R\n \n y\n \n \n =\n \n \n \n \n m\n \n e\n \n \n \n e\n \n 4\n \n \n \n \n 8\n \n ε\n \n 0\n \n \n 2\n \n \n \n h\n \n 2\n \n \n \n \n \n =\n \n \n 1\n 2\n \n \n \n α\n \n 2\n \n \n \n m\n \n e\n \n \n \n c\n \n 2\n \n \n =\n 13\n ,\n 605\n \n 692\n \n 53\n (\n 30\n )\n \n \n e\n V\n \n \n \n {\\displaystyle R_{y}={\\frac {m_{e}e^{4}}{8\\varepsilon _{0}^{2}h^{2}}}={\\frac {1}{2}}\\alpha ^{2}m_{e}c^{2}=13,605\\;692\\;53(30)\\ \\mathrm {eV} }", + "question": "Kimyasal enerji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kimyada kimyasal enerji, pil, ampul ve hücre gibi bir kimyasal maddenin tepkime esnasındaki değişiminin potansiyelidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2497", + "context": "Reaksiyon kinetiği olarak da bilinen kimyasal kinetik, kimyasal reaksiyonların hızlarını ve mekanizmalarını araştırmakla ilgilenen bir fiziksel kimya dalıdır. Bir sürecin gerçekleştiği yön ile ilgilenen ancak gerçekleşme hızları hakkında bir bilgi vermeyen termodinamik ile karıştırılmamalıdır. Kimyasal kinetik, deneysel koşulların kimyasal reaksiyonların hızı üzerine etkilerini, reaksiyon mekanizmaları ile geçiş hâllerinin verim bilgilerini ve kimyasal reaksiyonların karakteristiklerini tanımlayan matematiksel modellerin çıkarılmasını kapsayan bir bilim alanıdır.", + "question": "Kimyasal kinetik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Reaksiyon kinetiği olarak da bilinen kimyasal kinetik, kimyasal reaksiyonların hızlarını ve mekanizmalarını araştırmakla ilgilenen bir fiziksel kimya dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2498", + "context": "Kimyasal tür, aynı moleküler enerji seviyelerini karakteristik veya belirlenmiş bir zaman ölçeğinde keşfedebilen, kimyasal olarak özdeş moleküler varlıklardan oluşan kimyasal bir madde veya topluluktur. Bu enerji seviyeleri, kimyasal türlerin diğerleriyle etkileşime girme şeklini belirler (kimyasal bağlarla meşgul olma vb.). Türler atom, molekül, iyon, radikal olabilir ve kimyasal bir adı ve kimyasal formülü vardır. Terim aynı zamanda katı bir dizide kimyasal olarak özdeş atomik veya moleküler yapı birimleri kümesine de uygulanır.\nSupramoleküler kimyada, kimyasal türler, etkileşimleri ve ilişkileri moleküller arası bağlanma ve bağın kırılması eylemleri yoluyla ortaya çıkan ve bu kimya dalının temelini oluşturma işlevi gören supramoleküler yapılardır.\nÖrneğin:\n\nKimyasal tür argon, Ar formülünün atomik bir türüdür;\nDioksijen ve ozon farklı moleküler türlerdir; O2 ve O3\nKlorür iyonik bir türdür; Cl−\nNitrat moleküler ve iyonik bir türdür; NO3−\nMetil moleküler ve radikal bir türdür; CH3•\nSodyum klorür bir tür değildir: birimleri özdeş değildir, sodyum ve klorür iyonlarının her birinin kendine özgü enerji seviyeleri vardır;\nDNA bir tür değildir: isim jenerik olarak farklı formüllere sahip birçok moleküle uygulanır (her DNA molekülü benzersizdir).", + "question": "Kimyasal tür nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kimyasal tür, aynı moleküler enerji seviyelerini karakteristik veya belirlenmiş bir zaman ölçeğinde keşfedebilen, kimyasal olarak özdeş moleküler varlıklardan oluşan kimyasal bir madde veya topluluktur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2499", + "context": "Kimyada, koligatif özellikler, çözünen parçacıkların sayısının, mevcut kimyasal türlerin doğasına değil, bir çözelti içindeki çözücü moleküllerinin sayısına oranına bağlı olan çözeltilerin özellikleridir. Sayı oranı, örneğin molarite, molalite, normallik (kimya) vb. çözeltilerin konsantrasyonu için çeşitli birimlerle ilişkili olabilir. Çözelti özelliklerinin çözünen parçacıkların doğasından bağımsız olduğu varsayımı sadece ideal çözeltiler için doğrudur ve seyreltik gerçek çözeltiler için yaklaşık değerlerdir. Başka bir deyişle, koligatif özellikler, çözümün ideal olduğunu varsayarak makul bir şekilde yaklaşılabilen bir çözüm özellikleri kümesidir.\nSadece uçucu olmayan çözünenin uçucu bir sıvı çözücüde çözünmesinden kaynaklanan özellikler dikkate alınır. Esas olarak çözünenin varlığı ile değiştirilen çözücü özellikleridir. Çözünen parçacıklar, sıvı fazdaki bazı çözücü moleküllerini değiştirir ve bu nedenle çözücü konsantrasyonunu azaltır, böylece koligatif özellikler çözünenin doğasından bağımsızlaşır. Colligative kelimesi, birbirine bağlı Latince colligatus anlamından türetilmiştir. Bu, tüm koligatif özelliklerin ortak bir özelliğe sahip olduğunu, yani sadece çözünen moleküllerin sayısına göre çözünen moleküllerin sayısına bağlı değiştiğini ve çözünenin doğasına bağlı olmadığını gösterir.\nKoligatif özellikleri şunlardır:\n\nBuhar basıncının göreceli olarak düşürülmesi\nKaynama noktasının yükselmesi\nDonma noktasının alçalması\nOzmotik basınç\nBelirli bir çözünen çözücü kütle oranı için, tüm koligatif özellikler çözünen molar kütle ile ters orantılıdır.\nÜre veya suda glikoz veya başka bir çözücü gibi iyonize olmayan bir çözünenin seyreltik bir çözeltisi için koligatif özelliklerin ölçülmesi, hem küçük moleküller hem de başka yollarla çalışılamayan polimerler için göreceli molar kütlelerin belirlenmesini sağlayabilir. Alternatif olarak, iyonize çözünenler için Ölçümler, ayrılma yüzdesinin tahmin edilmesine yol açabilir.\nKoligatif özellikler çoğunlukla seyreltik çözeltiler için incelenir, davranışları ideal bir çözümün davranışı olarak yaklaştırılabilir. Aslında, yukarıda listelenen tüm özellikler seyreltik limitte sadece koligatiftir: daha yüksek konsantrasyonlarda, donma noktası depresyonu, kaynama noktası yükselmesi, buhar basıncı yükselmesi veya depresyonu ve ozmotik basınç, çözücünün ve çözünenin kimyasal yapısına bağlıdır.", + "question": "Koligatif özellikler nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kimyada, koligatif özellikler, çözünen parçacıkların sayısının, mevcut kimyasal türlerin doğasına değil, bir çözelti içindeki çözücü moleküllerinin sayısına oranına bağlı olan çözeltilerin özellikleridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2500", + "context": "Otopsi kimyası, nekrokimya veya ölüm kimyası, ölü bir organizmanın kimyasal yapılarının, reaksiyonlarının, süreçlerinin ve parametrelerinin araştırıldığı bir kimya alt disiplinidir. Ölüm sonrası kimya, adli patolojide önemli bir rol oynar. Camsı sıvı, beyin omurilik sıvısı, kan ve idrarın biyokimyasal analizleri ölüm nedeninin belirlenmesinde veya adli vakaların aydınlatılmasında önemlidir.", + "question": "Otopsi kimyası nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Otopsi kimyası, nekrokimya veya ölüm kimyası, ölü bir organizmanın kimyasal yapılarının, reaksiyonlarının, süreçlerinin ve parametrelerinin araştırıldığı bir kimya alt disiplinidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2501", + "context": "Supramoleküler kimya, moleküllerarası kuvvetlerle bir arada tutulan büyük molekül topluluklarının oluşumu ve özelliklerini inceleyen kimya dalı.", + "question": "Supramoleküler kimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Supramoleküler kimya, moleküllerarası kuvvetlerle bir arada tutulan büyük molekül topluluklarının oluşumu ve özelliklerini inceleyen kimya dalı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2502", + "context": "Sürdürülebilir kimya olarak da adlandırılan yeşil kimya, tehlikeli maddelerin kullanımını ve üretimini en aza indirecek veya ortadan kaldıracak ürün ve süreçlerin tasarımına odaklanan bir kimya ve kimya mühendisliği alanıdır. Çevre kimyası kirletici kimyasalların doğa üzerindeki etkilerine odaklanırken, yeşil kimya yenilenemeyen kaynakların tüketimini azaltma yollarını araştırır, kirliliği önlemek için teknolojik yaklaşımlar geliştirir ve kimyanın çevresel etkisine odaklanır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Yeşil kimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sürdürülebilir kimya olarak da adlandırılan yeşil kimya, tehlikeli maddelerin kullanımını ve üretimini en aza indirecek veya ortadan kaldıracak ürün ve süreçlerin tasarımına odaklanan bir kimya ve kimya mühendisliği alanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2503", + "context": "Biyoloji ya da dirim bilimi, yaşamın bilimsel olarak incelenmesidir. Geniş bir kapsama sahip bir doğa bilimidir ancak onu tek ve tutarlı bir alan olarak birbirine bağlayan birkaç birleştirici teması vardır. Örneğin, tüm organizmalar, gelecek nesillere aktarılabilen genlerde kodlanmış kalıtsal bilgileri işleyen hücrelerden oluşur. Bir diğer ana tema ise yaşamın birliğini ve çeşitliliğini açıklayan evrimdir. Enerji işleme, organizmaların hareket etmesine, büyümesine ve çoğalmasına izin verdiği için yaşam için de önemlidir. Son olarak, tüm organizmalar kendi iç ortamlarını düzenleyebilmektedir.\nBiyologlar, bir hücrenin moleküler biyolojisinden bitki ve hayvanların anatomi ve fizyolojisine ve popülasyonların evrimine kadar yaşamı çoklu organizasyon seviyelerinde inceleyebilirler. Bu nedenle, biyoloji içinde her biri araştırma sorularının doğası ve kullandıkları araçlarla tanımlanan çok sayıda alt disiplin vardır. Diğer bilim insanları gibi biyologlar da gözlem yapmak, sorular sormak, hipotezler üretmek, deneyler yapmak ve çevrelerindeki dünya hakkında sonuçlar çıkarmak için bilimsel yöntemi kullanırlar.\nDünya üzerinde 3,7 milyar yıldan daha uzun bir süre önce ortaya çıkan yaşam son derece çeşitlidir. Biyologlar, arkea ve bakteriler gibi prokaryotik organizmalardan protistler, mantarlar, bitkiler ve hayvanlar gibi ökaryotik organizmalara kadar çeşitli yaşam biçimlerini incelemeye ve sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bu çeşitli organizmalar, biyofiziksel çevreleri aracılığıyla besin ve enerji döngüsünde özel roller oynadıkları bir ekosistemin biyolojik çeşitliliğine katkıda bulunurlar.", + "question": "Biyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyoloji ya da dirim bilimi, yaşamın bilimsel olarak incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2504", + "context": "Aerobik organizma ya da kısaca aerob terimi, oksijenli ortamlarda üreyen organizmalara verilen isimdir. Tam tersi olan anaerobik organizma ise gelişim için oksijene ihtiyaç duymayan organizmadır. Bazı anaerob canlılar oksijen varlığında negatif reaksiyon verirler ve hatta ölebilirler. Aerobların oksijenli solunum yapabilmeleri, anaeroblara göre daha kazançlı olmalarını sağlamaktadır, çünkü aerobik solunumda daha fazla enerji açığa çıkmaktadır.", + "question": "Aerob nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Aerobik organizma ya da kısaca aerob terimi, oksijenli ortamlarda üreyen organizmalara verilen isimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2505", + "context": "Barr cisimciği veya X- Kromatin; Somatik Hücrelerde Nükleus Zarı'na yapışık olarak bulunan 0.7 ila 1.4 mikron büyüklüğündeki DNA parçası olup, inaktif forma geçen X kromozomunu ifade etmektedir.", + "question": "Barr cisimciği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Barr cisimciği veya X- Kromatin; Somatik Hücrelerde Nükleus Zarı'na yapışık olarak bulunan 0." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2506", + "context": "Besin ağı ya da besin döngüsü besin zincirlerinin doğal olarak bağlaşmasıdır ve genellikle ekolojik bir topluluk içinde neyin ne ile beslendiğini gösteren grafiksel bir gösterimdir. Çevrebilimciler tüm yaşam biçimleri kabaca trofik düzey adı verilen iki kategoride sınıflandırırlar: ototroflar ve heterotroflar. Ototroflar büyümek, gelişmek ve üremek için mineraller ve karbon dioksit gibi gazlardan oluşan inorganik maddelerden organik madde üreterek kendi besinlerini sağlarlar. Bu kimyasal tepkimelerin gerektirdiği enerji güneşten çoğunlukla fotosentez yoluyla elde edilir. Hidrotermal bacalar ve kaplıcalar az da olsa güneşin yanında diğer enerji kaynaklarıdır. Trofik düzeyler karbon gereksinimlerini yalnızca atmosferden elde eden tam ototroflardan, organik maddeyi atmosferden elde etmenin yanı sıra diğer kaynakları da kullanan etçil bitkiler gibi miksotroflara ve organik madde elde etmek için beslenmek zorunda olan tam heterotroflara kadar uzanır. Besin ağında besin zincirleri heterotrofların hangi ototroflar ya da heterotroflar ile beslendiğini gösteren bağlantılar ile gösterilir. Besin ağı bir ekosistemi değiş-tokuş yapan birleşik bir sistem olarak çeşitli beslenme yöntemlerinin basit olarak tasvir edilmesidir. Kabaca otçul, etçil, leşçil ve parazitik olarak ayrılabilen değişik beslenme ilişkileri vardır. Heterotroflar tarafından yenilen şekerler gibi bazı organik maddeler enerji sağlar. Siyanobakterilerden sekoyaya ve virüslerden mavi balinaya kadar ototroflar ve heterotroflar mikroskobik boyuttan tonlarca ağırlığa kadar her boyutta bulunmaktadırlar.\nCharles Elton besin döngüsü, besin zinciri ve besin boyutu kavramlarına 1927 yılında yayımlanan \"Animal Ecology\" (Hayvan Ekolojisi) adlı kitabıyla öncülük etmiştir; daha sonra gelen ekoloji ile ilgili metinlerde \"besin döngüsü\" terimi \"besin ağı\" ile değiştirilmiştir. Elton'ın türleri sınıflandırdığı işlevsel gruplar Raymond Lindeman'ın 1942 yılında trofik dinamikleri üzerine yayımladığı önemli makalesine temel olmuştur. Lindeman bu makalesinde trofik sınıflandırma sistemi içinde ayrıştırıcı organizmaların önemini vurgulamıştır. Besin ağı terimi tarihi olarak Charles Darwin'in eserlerinde geçen \"girift yamaç\", \"yaşam ağı\" ve \"karmaşık ilişkiler ağı\" gibi terimlere dayanmaktadır. Hatta daha önceden John Bruckner 1768 yılında doğayı \"süregelen bir yaşam ağı\" olarak tanımlamıştır.\nBesin ağları, aynı avlara sahip olan ve aynı avcılar tarafından avlanan çok sayıda türü işlevsel grup olarak trofik türlere indirgeyerek gerçek ekosistemlerin sınırlı olarak tasvirleridir. Çevrebilimciler bu sadeleştirmeleri trofik ya da üretici-tüketici sistem dinamiklerinin kantitatif modellemesinde kullanırlar. Bu modellemeler sayesinde gerçek besin ağı örgülerinin yapısında yer alan genel örüntüleri ölçebilmekte ve değerlendirebilmektedirler. Bu çalışmalar sonucunda besn ağlarının topolojisinde tesadüfî olmayan nitelikleri tanımlamışlardır. Meta analizde kullanılan yayımlanmış besin ağı örnekleri içerisinde eksikler bulunan çeşitli kalite düzeyindedir. Ancak topluluk aüları üzerine yapılan ampirik çalışmalar artmaktadır ve ağ teorisi kullanılarak besin ağlarının matematiksel analizi tüm besin ağlarında görülen ortak özellikleri ortaya çıkarmıştır. Örneğin üstel kanun besin ağı topolojisi içinde avcı-av bağlantılarını ve tür zenginliğini öngörmek için kullanılmaktadır.", + "question": "Besin ağı nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Besin ağı ya da besin döngüsü besin zincirlerinin doğal olarak bağlaşmasıdır ve genellikle ekolojik bir topluluk içinde neyin ne ile beslendiğini gösteren grafiksel bir gösterimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2507", + "context": "Biyolog, biyoloji alanında araştırma yapan bir bilim insanıdır. Biyologlar, ister tek bir hücre, ister çok hücreli bir organizma ya da etkileşim halindeki popülasyonlardan oluşan bir komünite olsun, Dünya üzerindeki yaşamı incelemekle ilgilenirler. Genellikle biyolojinin belirli bir dalında (örneğin, moleküler biyoloji, zooloji ve evrimsel biyoloji) uzmanlaşırlar ve belirli bir araştırma odağına sahiptirler (örneğin, sıtma veya kanser üzerine çalışmak).\nTemel araştırmalarla ilgilenen biyologların amacı doğal dünya hakkındaki bilgileri ilerletmektir. Araştırmalarını, hipotezleri test etmek için ampirik bir yöntem olan bilimsel yöntemi kullanarak yürütürler. Keşifleri, insanlar için tıbbi açıdan faydalı ürünler geliştirmeyi amaçlayan biyoteknoloji gibi bazı özel amaçlara yönelik uygulamalara sahip olabilir.\nModern zamanlarda, çoğu biyolog lisans derecesi gibi bir veya daha fazla akademik derecenin yanı sıra yüksek lisans veya doktora gibi ileri bir dereceye sahiptir. Diğer bilim insanları gibi biyologlar da akademi, kar amacı gütmeyen kuruluşlar, özel sektör veya devlet gibi ekonominin farklı sektörlerinde çalışabilirler.", + "question": "Biyolog nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyolog, biyoloji alanında araştırma yapan bir bilim insanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2508", + "context": "Biyolojik organizasyon, indirgemeci bir yaklaşım kullanarak yaşamı tanımlayan karmaşık biyolojik yapıların ve sistemlerin organizasyonudur. Aşağıda ayrıntıları verilen geleneksel hiyerarşi, atomlardan biyosferlere kadar uzanmaktadır. Bu şemanın daha yüksek seviyeleri genellikle ekolojik organizasyon kavramı veya hiyerarşik ekoloji alanı olarak adlandırılır.\nHiyerarşideki her seviye, organizasyonel karmaşıklıkta bir artışı temsil eder ve her \"nesne\" öncelikle bir önceki seviyenin temel biriminden oluşur. Organizasyonun arkasındaki temel ilke belirme kavramıdır - hiyerarşik bir seviyede bulunan özellikler ve işlevler daha düşük seviyelerde mevcut değildir ve ilgisizdir.\nYaşamın biyolojik organizasyonu, başta tıp bilimleri olmak üzere birçok bilimsel araştırma alanı için temel bir öncüldür. Bu gerekli organizasyon derecesi olmadan, çeşitli fiziksel ve kimyasal olayların etkilerinin incelenmesini hastalıklara ve fizyolojiye (vücut işlevi) uygulamak çok daha zor ve muhtemelen imkansız olurdu. Örneğin, beyin belirli hücre türlerinden oluşmasaydı bilişsel ve davranışsal sinirbilim gibi alanlar var olamazdı ve hücresel düzeydeki bir değişikliğin tüm organizmayı etkileyebileceği bilinmeseydi farmakolojinin temel kavramları var olamazdı. Bu uygulamalar ekolojik düzeylere de uzanmaktadır. Örneğin, DDT'nin doğrudan böcek öldürücü etkisi hücre altı düzeyde gerçekleşir, ancak çoklu ekosistemler de dahil olmak üzere daha yüksek düzeyleri etkiler. Teorik olarak, bir atomdaki değişiklik tüm biyosferi değiştirebilir.", + "question": "Biyolojik organizasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyolojik organizasyon, indirgemeci bir yaklaşım kullanarak yaşamı tanımlayan karmaşık biyolojik yapıların ve sistemlerin organizasyonudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2509", + "context": "Biyolojik Termodinamik, hücrelerin, yapıların, organizmaların arasında veya içinde gerçekleşen enerji dönüşümlerini ve bu dönüşümlerin temelini oluşturan kimyasal süreçlerin işleyişini inceleyen kantitatif (sayısal) bir daldır. Biyolojik Termodinamik herhangi belirli bir fenotipik nitelikle özdeşleşen kazancın gerekli olan enerjiyle değişimine değip değmeyeceği sorusunu sorabilir.", + "question": "Biyolojik termodinamik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyolojik Termodinamik, hücrelerin, yapıların, organizmaların arasında veya içinde gerçekleşen enerji dönüşümlerini ve bu dönüşümlerin temelini oluşturan kimyasal süreçlerin işleyişini inceleyen kantitatif (sayısal) bir daldır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2510", + "context": "Biyosemiyotik (Yunanca hayat anlamındaki bios ve gösterge anlamındaki \"semeion\" kelimelerinden) semiyotik ve biyoloji içerisinde büyüyen bir alandır. Biyoloji bilim dalı kapsamındaki göstergeler ve kodların üretilmesi ve yorumlaması üzerine çalışır. Biyosemiyoloji, biyoloji ile semiyotik bulgularının birleştirilmesine teşebbüs eder. Batı dünyasının bilimsel hayat görüşünde, semiyozisi (gösterge süreci, anlam ve yorumu kapsar) hayat kavramının içten ve değişmez bir kısmı olarak göstererek, bir paradigma kayması önerir. “Biyosemiyotik” terimi ilk defa Friedrich S. Rothschild tarafından 1962'de kullanılmıştır fakat Thomas Sebeok ve Thure von Uexküll bu terimi kendi alanında uygulamışlardır. Biyolojinin normatif bakış açılarını zorlayan bu alan, genellikle teorik ve uygulamalı biyosemiyotik olarak ikiye ayrılır.", + "question": "Biyosemiyotik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyosemiyotik (Yunanca hayat anlamındaki bios ve gösterge anlamındaki \"semeion\" kelimelerinden) semiyotik ve biyoloji içerisinde büyüyen bir alandır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2511", + "context": ".\n\nTavşan balığı veya sıçan balığı olarak da bilinen Chimaera monstrosa, Chimaeridae familyasındaki kuzeydoğu Atlantik ve Akdeniz kıkırdaklı balık türüdür. Chimaera monstrosa, karakteristik olarak büyük kafası ve küçük, sivrilen gövdesi ile bilinir. Büyük gözleri, burun delikleri ve diş plakaları ile kafaları onlara tavşan benzeri bir görünüm verir, bu nedenle \"Tavşan balığı\" takma adı verilir. 1.5 metre derinde ve 30 yıla kadar yaşayabilir. Bu tür kıkırdaklı balıkların en eski soy ağacından hayatta kalmış bir tür olduğu için kıkırdaklı balıkların evrim konusunda önemli bir tür olarak görülür.", + "question": "Chimaera monstrosa nedir?", + "answers": { + "text": [ + "." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2512", + "context": ".\n\nYaygın olarak mor çizgili jöle olarak bilinen Chrysaora colorata (Russell), öncelikle Kaliforniya kıyılarında Bodega Körfezi'nden San Diego'ya kadar var olan bir denizanası türüdür. Denizanasının çanı (gövdesi) 70 cm (2,3 ft) kadardır. çapında, tipik olarak radyal şerit desenli. Dokunaçlar, tipik olarak sekiz marjinal uzun koyu kol ve dört merkezi fırfırlı oral koldan oluşan, bireyin yaşına göre değişir. Beslenme alışkanlıkları hakkında pek bir şey bilinmediği için bilim adamları tarafından yakından incelenmektedir.\nGenellikle genç Yengeç yengeçleri denizanasında yuva kurar ve denizanasını besleyen ve ona zarar veren asalak amfipodları yerler. Chrysaora colorata, avlarını yakalamak için hareket etmelerini kolaylaştıran canlı bir akıntıda daha aktiftir.", + "question": "Chrysaora colorata nedir?", + "answers": { + "text": [ + "." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2513", + "context": "İnsan biyolojisinde el tercihi, ikinci ele göre daha fazla beceri, performans, hız ve kesinlik sağlayan, çocukken karar verilen bireysel bir tercih sürecidir. Baskın el tercihi veya baskın olmayan el tercihi olarak da isimlendirilen bu süreç, cinsiyet faktöründen etkilenmektedir; sol elin baskın olma olasılığı erillerde dişilere göre daha yüksektir. Günümüzde insanlar açık ara sağ elini baskın el olarak kullanmaktadır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "El tercihi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İnsan biyolojisinde el tercihi, ikinci ele göre daha fazla beceri, performans, hız ve kesinlik sağlayan, çocukken karar verilen bireysel bir tercih sürecidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2514", + "context": "Gliozis, merkezi sinir sistemindeki yaygın bir parankimal reaksiyondur ve patolojik bir sürecin göstergesi olmasına rağmen, tamamen spesifik değildir. Gliozis, MSS'nin beyin veya omurilik yaralanmasına verdiği bir tepkidir. İnce değişiklikler daha erken meydana gelse de gliozis, genellikle bir yaralanmadan iki ila üç hafta sonra fark edilir. Neredeyse herhangi bir MSS yaralanması gliozise neden olabilir, bu nedenle varlığı belirli bir patolojik antite için tanısal değildir.\nGliozis, multipl skleroz ve felç dahil olmak üzere merkezi sinir sisteminin birçok hastalığının belirgin bir özelliğidir. Çünkü hasar alanlarında yoğun bir lifli nöroglia ağının üretimini içeren, merkezi sinir sisteminde yara izlerine yol açan bir süreçtir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Gliozis nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Gliozis, merkezi sinir sistemindeki yaygın bir parankimal reaksiyondur ve patolojik bir sürecin göstergesi olmasına rağmen, tamamen spesifik değildir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2515", + "context": "Hallucigenia, Kanada ve Çin'deki Burgess Shale tipi yataklardaki eklemli fosillerden ve dünya çapında izole edilmiş dikenlerden bilinen solucanlara benzeyen bir Kambriyen hayvanı cinsidir. Jenerik ad, türün alışılmadık görünümünü ve eksantrik çalışma geçmişini yansıtır; Hallucigenia sparsa baş aşağı ve arka arkaya esrarengiz bir hayvan olarak yeniden inşa edildi. Hallucigenia daha sonra kadife solucanlar, su ayıları ve eklembacaklıların ortaya çıktığı bir Paleozoyik panarthropod sınıfı olan bir lobopodian olarak kabul edildi.", + "question": "Hallucigenia nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hallucigenia, Kanada ve Çin'deki Burgess Shale tipi yataklardaki eklemli fosillerden ve dünya çapında izole edilmiş dikenlerden bilinen solucanlara benzeyen bir Kambriyen hayvanı cinsidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2516", + "context": "HUMARA Assay bir tümörün klonal kökenini bulmak için en sık kullanılan yöntemlerden biridir. Metod, X kromozomu inaktivasyonuna (bkz: X inaktivasyonu) dayanmaktadır ve X kromozomu üzerinde bulunan HUMARA (Human Androgen Receptor: İnsan Androjen Reseptörü) geni allellerinin farklı metillenme durumlarına sahip olmaları gerçeğini kullanmaktadır. Bir hücrede X kromozomlarından biri bir kez metillendikten sonra, bu hücreden bölünmeyle oluşacak tüm diğer hücreler aynı X kromozomunu metiller. Yani, aynı ata hücreye sahip (monoklonal) hücreler aynı X kromozomunu inaktive etmişlerdir. HUMARA geninin sahip olduğu üç özellik, onu klonal köken belirleme amacı için oldukça uygun hale getirmiştir:\n1-) HUMARA geni X kromozomunda bulunmaktadır ve dişi memelinin embriyogenezinde metillenme yoluyla inaktifleştirilebilir. X kromozomundaki tüm genlerin inaktifleştirilmediği düşünüldüğünde (her ne kadar çoğu gen inaktifleştirilse de), bu önemli bir özellik haline gelmektedir.\n2-) İnsan Androjen Reseptörü alelleri değişen sayılarda -CAG- tekrarları içerirler. Böylece, sağlıklı bir dişi dokusundan alınan DNA, genin belirli bir bölgesi için PCR ile çoğaltıldığında, jel üzerinde ayrılmış iki bant görülür.\n3-) PCR ile çoğaltılan bölge, metillenmediğinde HpaII (ya da HhaI) gibi restriksiyon enzimleri ile parçalanabilme özelliği gösteren kısımlar içermektedir. Bu ayrıntı, araştırmacılara metillenmiş bir aleli metillenmemiş allelden ayırt edebilmek için bir fırsat sağlar.\nGenin bu özellikleri deneysel süreçlerde kullanılarak incelenen bir tümör dokusunun (dişi bir bireyden edinilmiş) klonak kökeni belirlenebilir. İşlem, basitçe aşağıdaki basamaklar takip edilerek gerçekleştirilebilir:\n1-) Elde edilmiş dokudan DNA izole edilmesi.\n2-) İzole edilmiş DNA'nın uygun enzim (HpaII gibi) ile en uygun koşullarda, önerilen zaman boyunca muamele edilmesi.\n3-) DNA'nın temizlenmesi ve ilgili gen bölgesinin uygun primerler kullanılarak PCR ile çoğaltılması (kullanılan primerlere örnek için şu makaleye göz atabilirsiniz:).\n4-) PCR ürünlerinin jelde yürütülmesinden sonra jelin görüntülenmesi ve sonuçların analiz edilmesi; eğer, tümör hücreleri enzim ile muameleden sonra iki bant vermişse, tümörün poliklonal olduğu söylenebilir. Eğer tek bir bant gözlenmişse, tümör büyük ihtimalle monoklonaldır-ancak her iki alelde aynı sayıda CAG tekrarı olabileceği ya da çoklu hücrelerden başlatılmış olsa da aynı X kromozomunun inaktivasyonu dolayısıyla, monoklonal gibi görünen bir doku olması olasılığı da değerlendirilmelidir.\nAlınan deneysel sonuçların, tümörün klonal kökenine dair kesin sonucuna dair yorumu sağlayabilmesi için deneyde, (mümkünse) aynı bireyden alınmış normal doku hücreleri ve her iki tip hücrenin (normal ve tümör) enzim ile muamele edilmemiş DNA'ları da PCR ile çoğaltılmalıdır. Eğer, enzim ile muamele etmediğin normal dokuda dahi tek bir bant görülüyorsa, bu şöyle açıklanabilir; çalışılan kişi XO kromozomal düzenine sahip olabilir. Ancak, böyle bir durumda, var olan tek X kromozomu metillenmeyeceği için, enzim ile muameleden sonra bandın yok olması gerekmektedir. Eğer, enzimle muameleden sonra bant varlığını koruyorsa bu durumda, bu birey HUMARA geninin iki alellinde aynı sayıda -CAG- tekrarı bulunduruyor demektir. Eğer, çalışılan iki tür hücre için, hem enzimli hem enzimsiz iki bant gözleniyorsa, tümörün poliklonala sahip olduğunu kesin olarak söyleyebilirsiniz. Ancak, enzimle muamele ettiğiniz tümör örneğinde tek bant görürken diğerlerinde çift bant görüyorsanız, elinizdeki tümör büyük ihtimalle monoklonaldır. Kesin olarak söyleyememenizin nedeni; yukarıda değinildiği gibi, farklı hücrelerin aynı metillenme yapısı gösterebilme ihtimalinin hala var olmasıdır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "HUMARA assay nedir?", + "answers": { + "text": [ + "HUMARA Assay bir tümörün klonal kökenini bulmak için en sık kullanılan yöntemlerden biridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2517", + "context": "İleri yaş, insanın yaşam beklentisine yaklaşan veya aşan yaşları ifade eder ve bu nedenle insan yaşam döngüsünün sonudur.\n\"İleri yaş\" olarak belirtilen kronolojik yaş, kültürel ve tarihsel olarak farklılık gösterdiğinden, yaşlılık kesin bir biyolojik evre değildir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "İleri yaş nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İleri yaş, insanın yaşam beklentisine yaklaşan veya aşan yaşları ifade eder ve bu nedenle insan yaşam döngüsünün sonudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2518", + "context": "İş bölümü bir organizmada, bir toplumda veya bir üretim düzeni içinde değişik hizmet ve görevlerin değişik organlar, kişiler vb. arasında bölünmesidir.", + "question": "İş bölümü nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İş bölümü bir organizmada, bir toplumda veya bir üretim düzeni içinde değişik hizmet ve görevlerin değişik organlar, kişiler vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2519", + "context": "İzoflavonoid, birçoğu biyolojik olarak aktif olan bir flavonoid fenolik bileşikler sınıfıdır. İzoflavonoidler ve türevleri bazen fitoöstrojenler olarak adlandırılır, çünkü birçok izoflavonoid bileşiği östrojen reseptörü yoluyla biyolojik etkilere sahiptir.\nTıbbi olarak, izoflavonoidler ve ilgili bileşikler birçok diyet takviyesinde kullanılmıştır, ancak tıbbi ve bilimsel topluluk genellikle kullanımlarına şüpheyle yaklaşmaktadır. Son zamanlarda, bazı doğal izoflavonoidler, bebekler bitki ürününe maruz kaldığında biliyer atreziye neden olabilen biliatreson da dahil olmak üzere toksin olarak tanımlanmıştır.\nİzoflavonoid grubu geniştir ve aşağıdakiler de dahil olmak üzere yapısal olarak benzer birçok grubu içerir:\n\nizoflavonlar\nizoflavanonlar\nizoflavanlar\npterokarpanlar\nrotenoidler\nİzoflavonoidler, flavonoid biyosentez yolundan liquiritigenin veya naringenin yoluyla elde edilir.", + "question": "İzoflavonoid nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İzoflavonoid, birçoğu biyolojik olarak aktif olan bir flavonoid fenolik bileşikler sınıfıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2520", + "context": "Kir3 Kanalları, içeri doğrultucu K+ kanallarının (Kir) alt ailesinden olan Kir3 kanalları kalp kası hücrelerinde ve nöronlarda elektriksel uyarılabilirliğin düzenleyicilerindendir. G-protein bağlı içeri doğrultucu potasyum (GIRK) kanalları olarak da bilinen Kir3 kanalları, G-protein gibi moleküller aracılığıyla hücre trafiğinde görevlidir. Kir3 kanalları, her biri özelleşmiş işlevlere sahip Kir3.1, Kir3.2, Kir3.3 ve Kir3.4 olmak üzere 4 homolog alt birime ayrılmaktadır. Kir3 kanalları, nöronal, atriyal ve endokrin dokularda yaygın olarak lokalize edilerek geç baskılayıcı post-sinaptik potansiyeller oluşturmaktadır. Kir3 kanalları, asetilkolin (ACh), dopamin, opioidler, serotonin, somatostatin, adenozin ve gama aminobütirik asit (GABA) gibi çeşitli nörotransmitterler tarafından uyarılmaktadır. Ek olarak, GIRK kanalları sırasıyla etanol ve kolesterol gibi hem eksojen hem de endojen küçük moleküller tarafından modüle edilebilir.", + "question": "Kir3 kanalları nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kir3 Kanalları, içeri doğrultucu K+ kanallarının (Kir) alt ailesinden olan Kir3 kanalları kalp kası hücrelerinde ve nöronlarda elektriksel uyarılabilirliğin düzenleyicilerindendir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2521", + "context": "Paleogenetik, eski organizmaların kalıntılarından korunmuş genetik materyalin incelenmesi yoluyla geçmişin incelenmesidir. Emile Zuckerkandl ve Linus Pauling, 1963'te, DNA'nın dizilenmesinden çok önce, geçmiş organizmaların polipeptit dizilerinin olası yeniden inşasına atıfta bulunarak bu terimi ortaya attılar. Soyu tükenmiş bir canlının müze örneğinden izole edilen antik DNA'nın ilk dizisi, 1984 yılında Allan Wilson liderliğindeki bir ekip tarafından yayınlandı.\nPaleogenetikçiler gerçek organizmaları yeniden yaratmazlar, ancak çeşitli analitik yöntemler kullanarak eski DNA dizilerini bir araya getirirler. Fosiller, \"soyu tükenmiş türlerin ve evrimsel olayların tek doğrudan tanıklarıdır\" ve bu fosillerde DNA bulunması, bu türler hakkında, tüm fizyolojileri ve anatomileri hakkında çok daha fazla bilgi vermektedir.\nBugüne kadarki en eski DNA dizisi, Şubat 2021'de bir milyon yıldan uzun süredir donmuş bir Sibirya mamutunun dişinden rapor edildi.", + "question": "Paleogenetik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Paleogenetik, eski organizmaların kalıntılarından korunmuş genetik materyalin incelenmesi yoluyla geçmişin incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2522", + "context": "Popülasyon, her türlü canlı varlığın sayısal yoğunluk ve dağılımıdır. Sözcük Türkçeye Fransızcadan geçmiştir. Türkçe karşılığı nüfus olmasına rağmen biyoloji ve toplumbilim terimi olarak sıklıkla kullanılır. Bunun yanında biyolojideki anlamı ile popülasyon, belli bir yerde belli bir zamanda bulunan, birbirleriyle çiftleşip üreyebilen ve aynı tür içinde yer alan canlıların oluşturduğu bireyler topluluğuna verilen isimdir. Bir popülasyonda sadece bir tür bulunabilir.\n\nPopülasyon: Belirli bir bölgede yaşayan aynı türe ait bireyler topluluğudur.\nTür: Ortak bir atadan gelen çiftleştiklerinde verimli döller meydana getirebilen bireylerdir.\nEkosistem: Belirli bir bölgede bulunan canlı ve cansız varlıkların oluşturduğu yapıdır.\nHabitat: Bir organizmanın yaşadığı ve geliştiği yer.\nEkoton: İki ekosistemin kesiştiği yerlerdir. Canlı çeşitliliği yüksektir.\nBaskın tür: Ekosistemde en fazla bulunan tür.\nSüksesyon: Çevre koşulları ile baskın türün değişmesidir.\nKomünite: Belirli bir bölgede yaşayan popülasyonların tümüdür.", + "question": "Popülasyon (biyoloji) nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Popülasyon, her türlü canlı varlığın sayısal yoğunluk ve dağılımıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2523", + "context": "Psammon (yunanca: \"psammos\", \"kum\"), tortularda gömülü kıyı kumunun nemli biyotasında yaşayan bir grup organizmadır. Psammon, periphyton, plankton, nekton ve benthos ile birlikte su faunasının bir parçasıdır. Psammon da bazen dibe yakın dağılımı nedeniyle benthosun bir parçası olarak kabul edilir. Psammon terimi yaygın olarak göller gibi tatlı su rezervlerini ifade etmek için kullanılır.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Psammon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psammon (yunanca: \"psammos\", \"kum\"), tortularda gömülü kıyı kumunun nemli biyotasında yaşayan bir grup organizmadır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2524", + "context": "Sosyobiyoloji, davranışların sahip olmuş olabileceği evrimsel avantajları göz önüne alarak türlerin sosyal davranışlarını açıklamaya çalışan bilimsel disiplinlerin neo-Darwinci bir sentezidir. Başka bir ifadeyle, sosyal davranışın biyoloji, daha spesifik olarak evrimsel biyoloji temelli olarak ele alındığı disiplinlerarası bir çalışmadır. Sosyobiyolojinin konuları etoloji, antropoloji, evrim, zooloji, arkeoloji, popülasyon genetiği, davranışsal ekoloji, evrimsel psikoloji, felsefe gibi birçok disiplinin konuları arasındadır.\nSosyobiyoloji tartışmalı bir disiplindir. Özellikle insan davranışı konusu sosyobiyolojinin en tartışmalı konusudur. Richard Lewontin ve Stephen Jay Gould öne çıkan sosyobiyoloji eleştirmenleri arasındadır ve bu eleştiriler, genlerin insan davranışını oluşturmada merkezi bir rol oynadığı kabulünün yeterli olmadığı üzerine kuruludur. Buna cevap olarak antropolog John Tooby ve psikolog Leda Cosmides, sosyobiyolojinin bir dalı olarak evrimsel psikoloji kavramını önermişler ve böylece konuyu biyolojik çeşitlilik sorunlarından uzak durarak ele almışlardır.\nSosyobiyoloji şu iki ön kabule dayanır:\n\nBazı davranışsal karakterler kalıtsaldır.\nDavranışsal karakterler doğal seçilim ile gelişmiştir.\nBu sebeple, bu davranışlar muhtemelen türlerin doğal ortamlarında adaptasyona uğramıştır.\nİnsanlar hayvanlar alemindendir.\nDolayısıyla, davranışları doğal seçilim ile değişmiştir.\nYani, insan davranışlarının kökeni kalıtsaldır. ve onları değiştirme yeteneğimiz kısıtlıdır.\nBu, en çok tartışmaya neden olan kısımdır.", + "question": "Sosyobiyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyobiyoloji, davranışların sahip olmuş olabileceği evrimsel avantajları göz önüne alarak türlerin sosyal davranışlarını açıklamaya çalışan bilimsel disiplinlerin neo-Darwinci bir sentezidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2525", + "context": "Biyolojik transmutasyon canlı organizma içerisinde gerçekleşen çekirdek transmutasyonu olarak tanımlanır. Fizik, kimya ve biyolojideki hakim görüş bu tip transmutasyonların gerçekleşmediği yönündedir ama transmutasyon hipotezinin savunucuları gerçekleştiğine dair deneysel kanıtlar bulunduğunu iddia ederler.", + "question": "Transmutasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyolojik transmutasyon canlı organizma içerisinde gerçekleşen çekirdek transmutasyonu olarak tanımlanır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2526", + "context": "Yitmemiş takson ya da kaim takson biyolojide türler, cinsler ve familyalar gibi hâlâ var olan, yani soyu tükenmemiş yitmemiş taksonları kast ederken kullanılan bir kavramdır. Misal olarak dodo soyu tükenmiş bir türken sığın yitmemiş, kaim bir türdür. Bu bağlamda, yumuşakçalardan kafadan bacaklılar grubunda 1987 yılında 600 civarında yitmemiş tür ve 7,500 soyu tükenmiş tür vardı.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Yitmemiş takson nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yitmemiş takson ya da kaim takson biyolojide türler, cinsler ve familyalar gibi hâlâ var olan, yani soyu tükenmemiş yitmemiş taksonları kast ederken kullanılan bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2527", + "context": "Mustafa Kemal Atatürk (1881, Selanik - 10 Kasım 1938, İstanbul), Türk mareşal, devlet adamı, yazar, Türk Kurtuluş Savaşı'nın başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanıdır. Türkiye'yi laik, sanayileşen bir ulusa dönüştüren kapsamlı ilerici reformlar üstlenmiştir. İdeolojik olarak sekülarist ve milliyetçi politikaları ve sosyo-politik teorileri Kemalizm olarak tanınmıştır.\nI. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusunda görev yapan Atatürk, Çanakkale Cephesi'nde miralaylığa, Sina ve Filistin Cephesi'nde ise Yıldırım Ordular Grubu komutanlığına atandı. Savaşın sonunda, Osmanlı İmparatorluğu'nun yenilgisini izleyen Kurtuluş Savaşı ile simgelenen Anadolu Hareketi'ne öncülük ve önderlik etti. Türk Kurtuluş Savaşı sürecinde Ankara Hükûmeti'ni kurdu, Türk Orduları Başkomutanı olarak Sakarya Meydan Muharebesi'ndeki başarısından dolayı 19 Eylül 1921 tarihinde \"gazi\" sanını aldı ve mareşallik rütbesine yükseldi. Askerî ve siyasal eylemleriyle İtilaf Devletleri ve destekçilerine karşı yengi kazandı. Savaşın ardından Cumhuriyet Halk Partisini \"Halk Fırkası\" adıyla kurdu ve ilk genel başkanı oldu. 29 Ekim 1923'te cumhuriyetin ilan edilmesinin ardından cumhurbaşkanı seçildi. 1938'deki ölümüne dek dört dönem bu görevi yürütmüş olup günümüze kadar Türkiye'de en uzun süre cumhurbaşkanlığı yapmış kişidir.\nAtatürk; çağdaş, ilerici ve laik bir ulus devlet kurmak için siyasal, ekonomik ve kültürel alanlarda sekülarist ve milliyetçi nitelikte yenilikler gerçekleştirdi. Yabancılara tanınan ekonomik ayrıcalıklar kaldırıldı ve onlara ait üretim araçları ve demir yolları millîleştirildi. Tevhîd-i Tedrîsât Kanunu ile eğitim, Türk hükûmetinin denetimine girdi. Seküler ve bilimsel eğitim esas alındı. Binlerce yeni okul yapıldı. İlköğretim ücretsiz ve zorunlu duruma getirildi. Yabancı okullar devlet denetimine alındı. Köylülerin sırtına yüklenen ağır vergiler azaltıldı. Erkeklerin serpuşlarında ve giysilerinde bazı değişiklikler yapıldı. Takvim, saat ve ölçülerde değişikliklere gidildi. Mecelle kaldırılarak yerine seküler Türk Kanunu Medenisi yürürlüğe konuldu. Kadınların sivil ve siyasal hakları pek çok Batı ülkesinden önce tanındı. Çok eşlilik yasaklandı. Kadınların tanıklığı ve miras hakkı, erkeklerinkiyle eşit duruma getirildi. Benzer olarak, dünyanın çoğu ülkesinden önce olarak Türkiye'de kadınlara ilkin yerel seçimlerde (1930), sonra genel seçimlerde (1934) seçme ve seçilme hakkı tanındı. Ceza ve borçlar hukukunda seküler yasalar yürürlüğe konuldu. Sanayi Teşvik Kanunu kabul edildi. Toprak reformu için çabalandı. Arap harfleri temelli Osmanlı alfabesinin yerine Latin harfleri temelli yeni Türk alfabesi kabul edildi. Halkı okuryazar kılmak için eğitim seferberliği başlatıldı. Üniversite Reformu gerçekleştirildi. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı yürürlüğe konuldu. Sınıf ve durum ayrımı gözeten lakap ve unvanlar kaldırıldı ve soyadları yürürlüğe konuldu. Bağdaşık ve birleşmiş bir ulus yaratılması için Türkleştirme siyaseti yürütüldü.\nTürkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları, Türk Hava Yolları, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Hıfzıssıhha Enstitüsü, Türkkuşu, Sümerbank, Etibank, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Diyanet İşleri Başkanlığı ve daha birçok kamu kurumu Atatürk tarafından veya Atatürk'ün desteğiyle kuruldu. Yerli tarım, tekstil, makine, uçak ve otomobil endüstrilerinin gelişimini destekledi. Tüm bunlara karşın Atatürk'ün hedefleri ile ülkenin sosyopolitik yapısı arasındaki uçurum kapanmadı.", + "question": "Atatürk nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mustafa Kemal Atatürk (1881, Selanik - 10 Kasım 1938, İstanbul), Türk mareşal, devlet adamı, yazar, Türk Kurtuluş Savaşı'nın başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2528", + "context": "İstanbul, Türkiye'de Marmara Bölgesi'nde yer alan ve İstanbul ilinin merkezi olan şehirdir. Ekonomik, tarihî ve sosyo-kültürel açıdan önde gelen şehirlerden biridir. Şehir, iktisadi büyüklük açısından dünyada 34. sırada yer alır. Nüfuslarına göre şehirler listesinde belediye sınırları göz önüne alınarak yapılan sıralamaya göre Türkiye ve Avrupa'da birinci, dünyada ise altıncı sırada yer almaktadır.\nİstanbul Türkiye'nin kuzeybatısında, Marmara kıyısı ve Boğaziçi boyunca, Haliç'i de çevreleyecek şekilde kurulmuştur. İstanbul kıtalararası bir şehir olup, Avrupa'daki bölümüne Avrupa Yakası veya Rumeli Yakası, Asya'daki bölümüne ise Anadolu Yakası veya Asya Yakası denir. Tarihte ilk olarak üç tarafı Marmara Denizi, Boğaziçi ve Haliç'in sardığı bir yarımada üzerinde kurulan İstanbul'un batıdaki sınırını İstanbul Surları oluşturmaktaydı. Gelişme ve büyüme sürecinde surların her seferinde daha batıya ilerletilerek inşa edilmesiyle dört defa genişletilen şehrin 39 ilçesi vardır. Sınırları içerisinde ise büyükşehir belediyesi ile birlikte toplam 40 belediye bulunmaktadır.\nDünyanın en eski şehirlerinden biri olan İstanbul, 330-395 yılları arasında Roma İmparatorluğu, 395-1204 yılları arasında Bizans İmparatorluğu, 1204-1261 yılları arasında Latin İmparatorluğu,1261-1453 yılları arasında tekrar Bizans İmparatorluğu ve son olarak 1453-1922 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'na başkentlik yaptı. Ayrıca İstanbul, Hilâfetin Osmanlı İmparatorluğu'na geçtiği 1517'den kaldırıldığı 1924'e kadar İslam dünyasının da merkezi oldu.\nSon yıllarda ortaya çıkartılan arkeolojik bulgularla insanlık tarihine ilişkin önemli bilgiler elde edilmiştir. Yarımburgaz Mağarası'ndan çıkarılan taş aletlerle, ilkel insan izlerinin 400.000 yıl öncesine dayandığı ortaya çıkmıştır. Anadolu Yakası'nda yürütülen kazı çalışmaları ve bunlara bağlı araştırmalar, şehirde tarım ve hayvancılığa dayalı ilk yerleşik insan topluluğunun MÖ 5500'lere tarihlenen Fikirtepe Kültürü olduğunu göstermiştir. Bu arkeolojik bulgular yalnızca İstanbul'un değil, tüm Marmara Bölgesi'nin en eski insan izleridir. İstanbul sınırları içinde kent bazında ilk yerleşimler ise Anadolu Yakası'nda Kalkedon (Kadıköy); Avrupa Yakası'nda Byzantion'dur. Cumhuriyet dönemi öncesinde egemenliği altında olduğu devletlere yüzlerce yıl başkentlik yapan İstanbul, 13 Ekim 1923 tarihinde başkentin Ankara'ya taşınmasıyla bu özelliğini yitirmiş; ancak ülkenin ticaret, sanayi, ulaşım, turizm, eğitim, kültür ve sanat merkezi olmaya devam etmiştir.\nKaradeniz ile Marmara Denizi'ni bağlayan ve Asya ile Avrupa'yı ayıran İstanbul Boğazı'na ev sahipliği yapması nedeniyle, İstanbul'un jeopolitik önemi oldukça yüksektir. Bugün tamamına yakını doldurulmuş olan ya da kaybolan doğal limanları vardır. Bu özellikleri yüzünden bölge toprakları üzerinde uzun süreli egemenlik anlaşmazlıkları ve savaşlar yaşanmıştır. Başlıca akarsular Riva, Kâğıthane ve Alibey dereleridir. İl toprakları az engebelidir ve en yüksek noktası Kartal ilçesindeki Aydos Tepesi'dir. İldeki başlıca doğal göller Büyükçekmece, Küçükçekmece ve Durusu gölleridir. İl ve yakın çevresinde, Karadeniz ile Akdeniz makro iklimleri arasında geçiş özellikleri görülür. Hava sıcaklıkları ve yağış ortalamaları düzensiz; bitki örtüsü dengesizdir.", + "question": "İstanbul nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İstanbul, Türkiye'de Marmara Bölgesi'nde yer alan ve İstanbul ilinin merkezi olan şehirdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2529", + "context": "Albert Einstein (Almanca telaffuz: [ˈalbɛɐ̯t ˈaɪnʃtaɪn]; 14 Mart 1879, Ulm - 18 Nisan 1955, Princeton), Almanya doğumlu teorik fizikçi ve bilim insanı. Tüm zamanların en iyi fizikçilerinden birisi olarak kabul edilen Albert Einstein, en çok görelilik teorisini geliştirmesiyle tanınır. Aynı zamanda kuantum mekaniğinin gelişimine önemli ölçüde katkılarda bulunmuştur. Kendisi tarafından bulunan ve bilim dünyasında yeni bir çığır açan kütle-enerji denkliği formülü E = mc2 dünyanın en ünlü denklemi olarak adlandırılmıştır. Fizik ve matematik alanına sağladığı katkılardan dolayı ve fotoelektrik etki yasasının keşfi sebebiyle 1921 yılında Nobel Fizik Ödülü'ne layık görüldü. 1999 yılında Time dergisi tarafından yüzyılın en önemli kişisi seçilmiştir.", + "question": "Einstein nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Albert Einstein (Almanca telaffuz: [ˈalbɛɐ̯t ˈaɪnʃtaɪn]; 14 Mart 1879, Ulm - 18 Nisan 1955, Princeton), Almanya doğumlu teorik fizikçi ve bilim insanı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2530", + "context": "Fizik (Grekçe: φυσική (ἐπιστήμη), romanize: physikḗ (epistḗmē), lit. \"doğa bilgisi\"), maddeyi, maddenin uzay-zaman içinde hareketini, enerji ve kuvvetleri inceleyen doğa bilimi. Fizik, Temel Bilimler'den biridir. Temel amacı evrenin işleyişini araştırmaktır. Fizik en eski bilim dallarından biridir. 16. yüzyıldan bu yana kendi sınırlarını çizmiş modern bir bilim olmasına karşın, Bilimsel Devrim'den önce 2.000 sene boyunca felsefe, kimya, matematik ve biyolojinin belirli alt dalları ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Buna karşın, matematiksel fizik ve kuantum kimyası gibi alanlardan dolayı fiziğin sınırlarını net olarak belirlemek güçtür.\nFizik, tüm bilimsel sahalar üzerinde etkilidir. Matematik, felsefe gibi soyut sahalara yeni sistemler sunar. Teknolojilerin kökeni tümüyle fizik bilimine yaslanır. Teknolojiler tarafından öylesine yoğun kullanılır ki fizik biliminin doğa bilimi olmaktan çıktığı iddia edilir hale gelmiştir. Örneğin, elektromanyetik, nükleer fizik ve malzeme bilimi günümüzde tıbbın ve hekimlik anlayışının, savaşların ve ticaretin, yönetim anlayışlarının tümünün uygulamasında kökten değişikliklere yol açmıştır. Ancak, bu etkilerin bilim olarak fiziğin değil insan kaynaklı etkilerin sonucu olarak bu yöne evrildiği hatırlanmalıdır.", + "question": "Fizik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Fizik (Grekçe: φυσική (ἐπιστήμη), romanize: physikḗ (epistḗmē), lit." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2531", + "context": "Matematik (Yunanca μάθημα máthēma, \"bilgi, çalışma, öğrenme\"); sayılar, felsefe, uzay ve fizik gibi konularla ilgilenir. Matematikçiler ve filozoflar arasında matematiğin kesin kapsamı ve tanımı konusunda görüş ayrılığı vardır.\nMatematikçiler örüntüleri araştırır ve bunları yeni konjektürler formüle etmekte kullanırlar. Bu konjektürlerin doğruluğunu veya yanlışlığını matematiksel ispat yoluyla çözmeye çalışırlar. Matematiksel yapılar gerçek fenomenleri iyi modelize ettiklerinde matematiksel düşünce doğa hakkında tahmin yürütmemizi ve onun iç yüzünü anlamamızı sağlayabilir. Matematik soyutlama ve mantığı kullanarak ve sistemli çalışmayla fiziksel objelerin şekillerini ve hareketlerini saymayı, hesaplamayı ve ölçmeyi mümkün kılar ve böylece gelişir. Pratik matematik yazılı kayıtlardan beri insan etkinliği olagelmiştir. Matematiksel problemlerinin çözümü için gerekli araştırma yıllarca hatta yüzyıllarca süren bir çaba gerektirebilmektedir.\nİlk titiz kayıtlara Yunan matematiğinde rastlanır. (Özellikle Öklid'in Elementler kitabında) Giuseppe Peano (1858-1932), David Hilbert (1862-1943) ve diğerlerinin geç 19 yüzyılda belitsel sistemler üzerine kurdukları çalışmalarından beri matematiksel araştırmada doğruyu kurmanın geleneği değişti. (Artık uygun olarak seçilen aksiyom ve tanımlardan titiz bir şekilde tümdengelim yapılmaktadır.) Matematik Rönesans'a kadar görece yavaş gelişti. Sonra matematikteki yenilikler diğer yeni bilimsel keșiflerle etkileșerek matematiksel keșiflerde günümüzde hâlâ devam eden hızlı bir artış sağladı.\nGalileo Galilei (1564-1642) \"Kainat dediğimiz kitap, yazıldığı dil ve harfler öğrenilmedikçe anlaşılamaz. O, matematik dilinde yazılmış; harfleri üçgen, daire ve diğer geometrik şekillerdir. Bu dil ve harfler olmaksızın kitabın tek bir kelimesinin anlaşılmasına olanak yoktur. Bunlar olmaksızın yapılan karanlık bir labirentte amaçsızca dolaşmaktır.\" Carl Friedrich Gauss (1777-1855) matematiği bilimlerin kraliçesine benzetmiştir. Benjamin Peirce (1809-1880) matematik için bilimlerin sonuçlarının çizilmesi için gereken bilim demiştir. David Hilbert \"Biz burada gelişigüzel konuşmayız. Matematik şart koşulan rastgele kuralların olduğu bir oyun gibi değildir. O yalnızca içsel gerekliliğin olduğu kavramsal bir sistemdir, aksi hiçbir şey değil.\" Albert Einstein (1879-1955), \"Matematik kesin olduğunda gerçeği yansıtmaz, gerçeği yansıttığında kesin değildir.\" Fransız matematikçi Claire Voisin, \"Matematikte yaratıcı itki, her yerinde kendini ifade etmeyi denemesidir.\" der.\nMatematik dünya genelinde doğa bilimleri, mühendislik, teknoloji ve maliye gibi birçok alanın temel aracıdır. Uygulamalı matematik, matematiksel bilginin diğer alanlara uygulanmasıyla ilgilidir. Bu uygulamalar sayesinde istatistik ve oyun teorisi gibi tamamıyla yeni matematik disiplinleri doğmuştur. Ayrıca matematikçiler soyut matematikle akıllarında herhangi bir kullanım olmadan da yalnızca matematik yapmak için uğraşırlar. Soyut matematikle uygulamalı matematiği ayıran belirgin bir çizgi yoktur. Soyut matematikteki keşifler sıklıkla pratik matematik uygulamalarının başlatıcısı olurlar.", + "question": "Matematik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematik (Yunanca μάθημα máthēma, \"bilgi, çalışma, öğrenme\"); sayılar, felsefe, uzay ve fizik gibi konularla ilgilenir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2532", + "context": "Kimya, maddenin yapısını, özelliklerini, birleşimlerini, etkileşimlerini, tepkimelerini araştıran ve uygulayan bilim dalıdır. Kimya bilimi daha kapsamlı bir ifadeyle maddelerin özellikleriyle, sınıflandırılmasıyla, atomlarla, atom teorisiyle, kimyasal bileşiklerle, kimyasal tepkimelerle, maddenin hâlleriyle, moleküller arası ve moleküler kuvvetlerle, kimyasal bağlarla, tepkime kinetiğiyle, kimyasal dengenin prensipleriyle vb konularla ilgilenir. Kimyanın en önemli dalları arasında analitik kimya, anorganik kimya, organik kimya, fizikokimya ve biyokimya sayılır.", + "question": "Kimya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kimya, maddenin yapısını, özelliklerini, birleşimlerini, etkileşimlerini, tepkimelerini araştıran ve uygulayan bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2533", + "context": "Biyoloji ya da dirim bilimi, yaşamın bilimsel olarak incelenmesidir. Geniş bir kapsama sahip bir doğa bilimidir ancak onu tek ve tutarlı bir alan olarak birbirine bağlayan birkaç birleştirici teması vardır. Örneğin, tüm organizmalar, gelecek nesillere aktarılabilen genlerde kodlanmış kalıtsal bilgileri işleyen hücrelerden oluşur. Bir diğer ana tema ise yaşamın birliğini ve çeşitliliğini açıklayan evrimdir. Enerji işleme, organizmaların hareket etmesine, büyümesine ve çoğalmasına izin verdiği için yaşam için de önemlidir. Son olarak, tüm organizmalar kendi iç ortamlarını düzenleyebilmektedir.\nBiyologlar, bir hücrenin moleküler biyolojisinden bitki ve hayvanların anatomi ve fizyolojisine ve popülasyonların evrimine kadar yaşamı çoklu organizasyon seviyelerinde inceleyebilirler. Bu nedenle, biyoloji içinde her biri araştırma sorularının doğası ve kullandıkları araçlarla tanımlanan çok sayıda alt disiplin vardır. Diğer bilim insanları gibi biyologlar da gözlem yapmak, sorular sormak, hipotezler üretmek, deneyler yapmak ve çevrelerindeki dünya hakkında sonuçlar çıkarmak için bilimsel yöntemi kullanırlar.\nDünya üzerinde 3,7 milyar yıldan daha uzun bir süre önce ortaya çıkan yaşam son derece çeşitlidir. Biyologlar, arkea ve bakteriler gibi prokaryotik organizmalardan protistler, mantarlar, bitkiler ve hayvanlar gibi ökaryotik organizmalara kadar çeşitli yaşam biçimlerini incelemeye ve sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bu çeşitli organizmalar, biyofiziksel çevreleri aracılığıyla besin ve enerji döngüsünde özel roller oynadıkları bir ekosistemin biyolojik çeşitliliğine katkıda bulunurlar.", + "question": "Biyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyoloji ya da dirim bilimi, yaşamın bilimsel olarak incelenmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2534", + "context": "Tarih, geçmiş zamanın incelenmesi bilimidir. \"Tarih\", geçmişte yaşanan olayların incelenmesinin yanı sıra, bu olaylarla ilgili bilgilerin keşfi, toplanması, organizasyonu, sunumu ve yorumlanması ile ilgilenen disiplindir.\nİnsan veya insan dışı farkı gözetmeksizin, yer ve zaman aralığının kestirildiği bir geçmiş zaman diliminde, sebep-sonuç ilişkisi kurup, yazılı veya yazısız belge ve bulgular eşliğinde bilgiler toplayan bir akademik disiplin olan tarih, herhangi bir bilim kümesine dahil edilmez; çünkü tarih, her alanın geçmişini inceleyebilecek kadar geniş bir disiplindir. Örneğin, antik çağlardan günümüze bilimin ve bilimsel bilginin evrimini ve gelişimini incelemek isteyen kişi \"bilim tarihi\"ne, insanlığın dinî duygularını, düşüncelerini ve yeryüzündeki dinleri benzer ve farklı yönleri ile karşılaştırmalı olarak incelemek isteyen kişi \"dinler tarihi\"ne, insanlık tarihi boyunca süregelen ve savaş olarak adlandırabileceğimiz silahlı olayları ve bunların toplumlar, kültürler ve ekonomiler üzerindeki etkisini araştırmak isteyen kişi ise \"askerî tarih\"e başvurur.\nTarihî inceleme, geçmiş zamandaki olaylara ilişkin tüm bilgilerin, olayların vuku bulduğu dönemin şartları göz önüne alınarak, mümkün olduğunca nesnel bir şekilde sunulması ile oluşur. Tarih, yaşanan olayların bir daha yaşanabilmesi gibi bir olasılık olmadığından, doğa bilimlerindeki gibi deney ve gözleme dayanmaz.\n\nTarihin nihai amacı, insanın kendini tanımasıdır. 20. yüzyıl tarihçisi R. G. Collingwood'un sözleriyle, \"Tarihin değeri, insanın neler yaptığını, dolayısıyla insanın ne olduğunu bize öğretmesidir\". \"Tarih\" insanla başlar ve insanın bütün gelişim sürecini incelediği gibi dünyadaki değişimi de hafızasında taşır.\nGeçmişlerini hatırlayamayanlar, onu tekrar yaşamaya mahkûmdur.\n\n— George Santayana (İspanyol-Amerikalı filozof ve yazar)İlk olarak Antik Yunan tarihçisi Herodotos tarafından kullanılan \"tarih\" sözcüğü, Grekçe: ἱστορία, historiá (anlamı: soruşturma, araştırma) teriminden türemiştir. Sözcük, \"soruşturma, araştırma, açıklama, hesap, geçmiş olayların yazılı hesabı, geçmiş olayların kayıtlı bilgisi, hikâye, anlatı\" gibi anlamlara gelen historia olarak Klasik Latinceye geçmiştir. Oradan da bazı değişikliklere uğrayarak İngilizceye girmiştir.", + "question": "Tarih nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tarih, geçmiş zamanın incelenmesi bilimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2535", + "context": "Coğrafya; beşerî (insanî) sistemleri ve yeryüzünü araştıran, bunlar arasındaki ilişkiyi neden-sonuç ve dağılış ilkesine bağlı olarak inceleyen ve sorgulayan bir bilim dalıdır. Yer ve insanlar arasındaki ilişkiler coğrafyanın konusunu oluşturur. Coğrafya sözcüğü Yunanca “γεωγραφία” gaia (yer) ve gráphein (yazmak, betimlemek) sözcüklerinden türemiştir. Türkçesi yerçizim sözcüğüdür. Zamanımızdan 2200 yıl önce coğrafya terimini ilk kullanan kişi Eratosthenes (MÖ 276-MÖ 194) olmuştur. Gregg ve Leinhardt (1994), coğrafyayı 4 özellikle karakterize edilen bir disiplin olarak tanımlamaktadırlar:\n\nBirincisi, bir yere eşsiz bir karakter kazandıran, yeryüzü üzerindeki özelliklerin dağılımıdır (örneğin dağlar, ırmaklar, denizler vb.).\nİkincisi, bazı şeylerin oldukları yerlerde ve zamanda neden ve nasıl meydana geldiğini anlamaktır (örneğin yanardağlar gibi).\nÜçüncüsü, meydana gelen olayların, diğer olaylarla ilgisi ve bağlantısıdır (örneğin yağmur ormanlarının tahribi).\nSonuncusu, coğrafyanın haritalar ile bilgilerin ve düşüncelerin iletişimini sağlamasıdır.\nBu dört özellik birbiri ile çok çeşitli yollardan etkileşim içindedir. Bunlardan ilk üçü coğrafyanın dayanak ilkeleridir. Sonuncusu ise coğrafî araştırmalar sonucu elde edilen bilgilerin söylenişidir.\nCoğrafyanın bu değişik yönleri arasındaki etkileşim, onu tanımlama amaçlı olarak kesin çizgilerle bölünmesini zorlaştırır. Coğrafi beceriler, yerler, fizikî, beşerî ve çevre coğrafyası biçiminde bir bölümleme, bunlardan bir veya iki alanın coğrafya eğitiminin çeşitli basamaklarında yer alması; öğrencinin çeşitli alanlar arasındaki ilişkiyi anlamasının engellenmesi şeklinde bir sonuç doğurabilir.\nCoğrafya, bazı yeteneklerin gelişimini ve kavramların anlaşılmasını içerir. Bu kavram ve yetenekler ise fizikî çevre (ortam), beşerî çevre ve bunlar arasındaki ilişki ile ilgilidir. Coğrafya hem bir doğa bilimidir (fiziki coğrafya) hem de bir sosyal bilimdir (beşeri ve ekonomik coğrafya).", + "question": "Coğrafya nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Coğrafya; beşerî (insanî) sistemleri ve yeryüzünü araştıran, bunlar arasındaki ilişkiyi neden-sonuç ve dağılış ilkesine bağlı olarak inceleyen ve sorgulayan bir bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2536", + "context": "Uzay veya dış uzay (Arapçadan geçtiği haliyle feza), Dünya atmosferinin ötesinde ve gök cisimleri arasında var olan genişliktir. Uzay düşüncelerin aksine tamamıyla boş bir alan değildir; son derece düşük parçacık yoğunlukları içerir ve ağırlıklı olarak hidrojen, helyum ve plazma, ayrıca elektromanyetik radyasyon, manyetik alanlar, nötrinolar, Kozmik toz ve kozmik ışınlar içeren neredeyse mükemmel bir vakum oluşturur.\nBüyük Patlama'nın kozmik fon radyasyonuyla belirlenen uzayın taban sıcaklığı 2,7°K kelvindir. bu da (−270,45 °C - 454,81 °F) tekabül etmektedir. Aslında bu sıcaklık Büyük Patlamadan sonra ortaya çıkan ışınımın günümüze gelen dalga boyudur. Galaksiler arasındaki plazma, evrendeki baryonik maddenin yaklaşık yarısını oluşturur. Metreküp başına bir hidrojen atomundan daha az sayı yoğunluğuna ve milyonlarca Kelvin sıcaklığına sahiptir. Büyük patlama sonrası lokal madde konsantrasyonları, yıldızlara ve galaksilere yoğunlaşmıştır. Araştırmalar, çoğu galaksideki kütlenin %90'ının karanlık madde adı verilen bilinmeyen bir biçimde olduğunu ve diğer maddelerle yerçekimsel kuvvetler yoluyla etkileşime girebilen ancak elektromanyetik kuvvetlerle etkileşime girmeyen bir maddenin yoğunluğu ile birlikte olduğu yönündedir.Teleskoplar yardımıyla yapılan gözlemler sonucu, gözlemlenebilir evrendeki kütle-enerjisinin çoğunun karanlık enerji olduğu, çok az ayırt edilebilen bir tür vakum enerjisi olduğunu göstermektedir.\nEvrenin 4,9% normal madde, 26,8% karanlık madde ve 68,3% karanlık enerji ile oluştuğu bilim insanlarınca tahmin edilmiştir. Galaksiler arasındaki uzay, evrenin hacminin çoğunu kaplar, ancak galaksiler ve yıldız sistemleri bile neredeyse tamamen boş uzaydan oluşur.\nUzay, Dünya yüzeyinin belirli bir yüksekliğinde başlamaz. 100 km (62 mi) deniz seviyesi yüksekliğindeki Kármán hattı, uzay antlaşmalarında ve uzay sahası kayıtlarının tutulmasında uzayın başlangıcı olarak kabul edilir. Üst stratosfer ve mezosferin bazı kısımları bazen \"yakın uzay\" olarak adlandırılır. Uluslararası uzay hukukunun çerçevesi, 10 Ekim 1967'de yürürlüğe giren Dış Uzay Anlaşması tarafından oluşturulmuştur. Bu antlaşma, herhangi bir ulusal egemenlik iddiasını engeller ve tüm devletlerin uzayı serbestçe keşfetmesine izin verir. Uzayın barışçıl amaçlarla kullanılması için BM kararları tasarlanmış olmasına rağmen, Dünya yörüngesinde anti-uydu silahları test edilmiştir.", + "question": "Uzay nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Uzay veya dış uzay (Arapçadan geçtiği haliyle feza), Dünya atmosferinin ötesinde ve gök cisimleri arasında var olan genişliktir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2537", + "context": "Bilim veya ilim, (bil- fiilinden türetilmiştir) nedensellik, merak ve amaç besleyen, olguları ve iddiaları deney, gözlem ve düşünce aracılığıyla sistematik bir şekilde inceleyen entelektüel ve uygulamalı disiplinler bütünüdür. Kimi kullanımlarda bu tanımın \"ilim\" için geçerli olmadığının altını çizmek gerekir. Çünkü bilim somut, evrensel olayları kendine konu edinmişken ilim doğaötesi olaylarla da ilgilenebilir fakat somut kanıt sunmaz. Bilimi sınıflandıran bilim felsefecileri bilimi formal bilimler, sosyal bilimler ve doğa bilimleri olmak üzere üçe ayırır. Bilimin diğer tüm dallardan en ayırt edici özelliği, savunmalarını somut kanıtlarla sunmasıdır. Bu sayede bilim, bilinmeyen olguları açıklamamıza ve evreni idrak etmemize güçlü destek olur.\nBilimsel çalışmalar belirli kıstasları karşılamak zorundadır. Tüm bilim dalları, deneysel yöntemlere ve gerçek olayla ilgili varsayımın ilişiklik gücüne bağlı olarak kanunlar çıkarmaya çalışır. Einstein bilimi, her türlü düzenden yoksun duyu verileri ile düzenli düşünceler arasında uygunluk sağlama çabası, Bertrand Russell ise gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabası olarak tanımlar.\nGeleneksel bilim sadece anlamaya ve çözmeye gereksinim duysa da ileri evrelere ulaşan bilim türleri sadece çözmeyi değil çözümden öte ilerlemeyi de kapsar. Geçmişe bakıldığında en önemli sayılan bilim dallarından bazıları matematik, geometri, gök bilimi ve tıptır. Çok çeşitli matematiksel çözümleme sistemlerinin geliştirildiği ilk zamanlardan bu yana yeni formüller, sistemler, kuramlar geliştirilmektedir ki bu da bilimin sürekliliğine bir örnektir.\nBilim ve bilimsel yöntem denenebilirliğe öncelik verir. Böylece nesnel sahicilik sağlanır ve araştırma belirli bir çerçeveye oturur. Bir varsayım (hipotez), türlü sınamalar sonucunda doğrulanırsa kuram (teori) statüsünü alabilir ve diğer bilim insanlarının çalışmalarında dayanak işlevi görür.", + "question": "Bilim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilim veya ilim, (bil- fiilinden türetilmiştir) nedensellik, merak ve amaç besleyen, olguları ve iddiaları deney, gözlem ve düşünce aracılığıyla sistematik bir şekilde inceleyen entelektüel ve uygulamalı disiplinler bütünüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2538", + "context": "Sanat, en genel anlamıyla yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi olarak anlaşılır. Tarih boyunca neyin sanat olarak adlandırılacağına dair fikirler sürekli değişmiş, bu geniş anlama zaman içinde değişik kısıtlamalar getirilip yeni tanımlar yaratılmıştır. Bu tanımlardan en yaygın kabul göreni sanatın edebiyat, resim, müzik, tiyatro, sinema, mimari ve heykel alt türlerinden oluştuğu görüşüdür. Bugün sanat terimi birçok kişi tarafından çok basit ve net gözüken bir kavram gibi kullanılabildiği gibi akademik çevrelerde sanatın ne şekilde tanımlanabileceği, hatta tanımlanabilir olup olmadığı bile hararetli bir tartışma konusudur.\nSanat sözcüğü genelde görsel sanatlar anlamında kullanılır. Sözcüğün bugünkü kullanımı, Batı kültürünün etkisiyle, İngilizcedeki \"art\" sözcüğüne yakın olsa da halk arasında biraz daha geniş anlamda kullanılır. Gerek İngilizcedeki \"art\" (artificial = yapay), gerek Almancadaki \"Kunst\" (künstlich = yapay), gerekse Türkçedeki Arapça kökenli \"sanat\" (suni = yapay) sözcükleri içlerinde yapaylığa dair bir anlam barındırır. Sanat, bu geniş anlamından Rönesans zamanında sıyrılmaya başlamış, ancak yakın zamana kadar zanaat ve sanat sözcükleri dönüşümlü olarak kullanılmaya devam etmiştir. Buna ek olarak Sanayi Devrimi sonrasında tasarım ve sanat arasında da bir ayrım doğmuş, 1950 ve 1960'larda popüler kültür ve sanat arasında tartışma kaldıran bir üçüncü çizgi çekilmiştir.", + "question": "Sanat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanat, en genel anlamıyla yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi olarak anlaşılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2539", + "context": "Edebiyat, yazın veya literatür, dil aracılığıyla; duygu, düşünce, hayal, olay, durum veya herhangi bir olgunun edebî bir tarzda ve etkili bir şekilde yazılı veya sözlü anlatımını gerçekleştiren; malzemesi söz ve ses; muhatabı insan olan bir sanat dalıdır. Edebî yazılar yazan sanatçılara edebiyatçı denir. Daha kısıtlayıcı bir tanımla, edebiyatın; bir sanat formu olarak oluşturulan yazılar olduğu düşünülmüştür. Bunun nedeni, günlük kullanımdan farklı olarak edebiyatın, dil ürünü olmasıdır.\nEdebiyatın kendi içinde, ileti ve biçim farklılıkları yönünden ayrılan türleri vardır (şiir, roman, öykü, fıkra vb.). Edebi metinler özenli bir dil ile yazılır, özgündür; her edebi eser oluşturulduğu dönemin sosyopolitik özelliklerini taşır.\nEdebiyatın, Hint-Avrupa dil ailesinde kullanılan sözcük karşılıkları Latince \"literatura/litteratura\"dan türevlendirilmiştir. Literatura/litteratura ise Latincede mektup ve el yazısı anlamına gelen \"littera\" kelimesinden türemiştir. Yazın sözcüğü ise Türkçedir.\nEdebiyatın konuları; deneme, drama, söylence, öykü, roman ve şiirdir. Bazı edebiyat eserlerinde gerçeklik, kurmaca gerçeklik şeklindedir. Eseri ortaya koyan sanatçı gerçek hayattan esinlendiği olaylar ya da fikirler ile kendi kafasındakileri harmanlar. Bunun sonucunda eserler hem gerçek hayattan hem de sanatçının duygu, düşünce ve hayallerinden izler taşır. Edebiyat; genellikle yazılı ürünler için kullanılan bir terim olmasının yanında, aslında sözlü ürünleri de kapsayan bir genişliğe sahiptir. Bu şekilde yazılı olmayan ve halk anlatımlarıyla yaşayan edebiyata sözlü edebiyat adı verilmektedir.\n\nEdebiyat, kurgu veya gerçek algı temelinde sınıflandırılabilir. Yine edebî eserlerin tasnifindeki bir diğer ölçüt mevcut eserin manzum ya da nesir olmasıdır. Bu temel ölçütlerin yanında edebî eserler, büyüklük formlarına göre de farklı adlar altında toplanır. Örneğin öykü, roman, kısa öykü veya drama birbirinden uzunluk kısalık ilişkisiyle de ayrılabilir. Bunların yanında, tarihsel süreç içerisinde edebiyatın sınıflandırılmasında estetiğin ve tür-şekil ilişkisinin de dikkate alındığı gözlemlenmektedir. Zaman içerisinde edebiyat kavramı büyük bir değişim geçirmiştir. Bugün için yazın, yazılı olmayan sözlü sanat formlarını da kapsamaktadır. Son yıllarda sanal ortamın gittikçe yaygınlaşmasıyla, edebiyatın yeni bir kolu olan e-ortam edebiyatı ortaya çıkmıştır.", + "question": "Edebiyat nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Edebiyat, yazın veya literatür, dil aracılığıyla; duygu, düşünce, hayal, olay, durum veya herhangi bir olgunun edebî bir tarzda ve etkili bir şekilde yazılı veya sözlü anlatımını gerçekleştiren; malzemesi söz ve ses; muhatabı insan olan bir sanat dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2540", + "context": "Mühendislik, köprüler, tüneller, yollar, araçlar ve binalar dahil olmak üzere makineler, yapılar ve diğer öğeleri tasarlamak ve inşa etmek için bilimsel ilkelerin kullanılmasıdır. Mühendislik disiplini, her biri uygulamalı matematik, uygulamalı bilim ve uygulama türlerinin belirli alanlarına özel vurgu yapan, geniş bir yelpazede uzmanlaşmış mühendislik alanları’nı kapsar.\nModern anlamda mühendis, bilim insanlarının ürettiği teorik bilgiyi teknisyen ve ustaların uygulayabileceği pratik bilgiye dönüştüren kişidir. Demir yolları inşaat mühendisi Arthur Mellen Wellington'a göre mühendislik, \"Beceriksiz birinin iki dolara kötü yaptığı bir şeyi bir dolara iyi yapma sanatıdır.\".", + "question": "Mühendislik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mühendislik, köprüler, tüneller, yollar, araçlar ve binalar dahil olmak üzere makineler, yapılar ve diğer öğeleri tasarlamak ve inşa etmek için bilimsel ilkelerin kullanılmasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2541", + "context": "Teknoloji ya da uygulayım bilimi, (; tekno, \"zanaat, beceri, el sanatları\"; ;) İnsanlığın, içinde bulunduğu koşullarla başetmedeki yetersizliğini gidermek üzere faydalanabileceği malzeme, alet, araç ve yöntemlerin; bulunması, geliştirilmesi ve üretilmesi süreçlerine verilen ad dır.\nAvcı-Toplayıcı çağlarda kullanılan taş, sopa, ok, yay, kütük kano, tekerlekten; tarım toplumları'nda kulanılan toprak kap kacak, pulluk, at/öküz arabası, taş yapılar, yelkenli kayıklara; yerleşik düzene geçen topluluklarda kullanılan kerpiç barınaklar, köprüler, yel değirmenleri, piramidler, çelik, baruttan; günümüzde, uzay araştırmalarında veya parçacık hızlandırma deneylerinde kullanılan gelişmiş laboratuvar donanımlarına kadar tüm araç ve gereçler, insanın doğa karşısındaki zayıflık veya yetersiziliğini gidermek üzere üretilmişlerdir. Aynı zamanda, insanın doğaya karşı en yıkıcı silahı olmuştur. Teknolojik bilgi ve üretim seviyesi, tarihi boyunca devletlerin kurulması ve yıkılmasında, en güçlü etkenlerden biri haline gelmiştir. Silah, sağlık ve besin sektörleri, teknolojinin en gelişmiş araçlarını kullanmaya eğilim gösterirlerken, teknolojinin geliştirilmesinde de en çok yatırım yapan sahalardır. Teknolojik çalışmalar ile bilimsel araştırmalar aynı alanlar değillerdir fakat birbirini destekler. Bilim, bilimsel bilgiyi üretir; teknoloji ise bu bilgiyi araç geliştirilmesi ve yapımında kullanır. Teknoloji kullanımı farklı sanayi kollarının gelişimini sağlamıştır.", + "question": "Teknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Teknoloji ya da uygulayım bilimi, (; tekno, \"zanaat, beceri, el sanatları\"; ;) İnsanlığın, içinde bulunduğu koşullarla başetmedeki yetersizliğini gidermek üzere faydalanabileceği malzeme, alet, araç ve yöntemlerin; bulunması, geliştirilmesi ve üretilmesi süreçlerine verilen ad dır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2542", + "context": "Yapay zekâ ya da kısaca YZ, (İngilizce: Artificial intelligence ya da kısaca AI), insanlar da dahil olmak üzere hayvanlar tarafından, doğal zekânın aksine makineler tarafından görüntülenen zekâ çeşididir. İlk ve ikinci kategoriler arasındaki ayrım genellikle seçilen kısaltmayla ortaya çıkar. Güçlü yapay zeka genellikle Yapay genel zekâ (İngilizce: Artificial General Intelligence kelimelerinin kısaltılmışı olarak: AGI) olarak etiketlenirken, doğal zekayı taklit etme girişimleri yapay biyolojik zekâ (İngilizce: Artificial Biological Intelligence: ABI) olarak adlandırılır. Önde gelen yapay zeka ders kitapları, alanı zeki etmenlerin çalışması olarak tanımlar: Çevresini algılayan ve hedeflerine başarıyla ulaşma şansını en üst düzeye çıkaran eylemleri gerçekleştiren herhangi bir cihaz. Halk arasında, yapay zekâ kavramı genellikle insanların insan zihni ile ilişkilendirdiği öğrenme ve problem çözme gibi bilişsel eylemleri taklit eden makineleri tanımlamak için kullanılır.\nMakineler daha becerikli hâle geldikçe, zekâ gerektirdiği düşünülen görevler genellikle YZ etkisi olarak bilinen bir fenomen olan YZ tanımından çıkarılır. Tesler'in teoremindeki bir espri, \"YZ henüz yapılmamış şeydir\" der. Örneğin, optik karakter tanıma YZ olarak değerlendirilen şeylerin dışında tutulur, rutin teknoloji hâline gelir.\nGenellikle yapay zekâ olarak sınıflandırılan modern makine yetenekleri satranç ve Go gibi stratejik oyun sistemlerinde, en üst düzeyde rekabet eden insan konuşmasını anlama, poker ya da otonom arabalar gibi kusurlu-bilgi oyunlarını içerik dağıtım ağındaki akıllı yönlendirmeyi ve askeri simülasyonları kapsar.\nYapay zekâ çalışmaları sıklıkla insanın düşünme yöntemlerini taklit eden yapay algoritmalar geliştirmeye yöneliktir, ancak bununla sınırlı değildir. Öğrenebilen ve gelecekte insan zekâsından bağımsız gelişebilecek bir yapay zekâ kavramına doğru yeni yönelimler oluşmaktadır. Bu yönelim, insanın evreni ve doğayı anlama çabasında kendisine yardımcı olabilecek belki de kendisinden daha zeki, insan ötesi varlıklar meydana getirme düşünün bir ürünüdür. Bu düş, 1920'li yıllarda yazılan ve sonraları Isaac Asimov'u etkileyen modern bilimkurgu edebiyatının öncü yazarlarından Karel Čapek'in eserlerinde dışa vurmuştur. Karel Čapek, R.U.R. adlı tiyatro oyununda yapay zekâya sahip robotlar ile insanlığın ortak toplumsal sorunlarını ele alarak 1920 yılında yapay zekânın insan aklından bağımsız gelişebileceğini öngörmüştür.", + "question": "Yapay Zeka nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yapay zekâ ya da kısaca YZ, (İngilizce: Artificial intelligence ya da kısaca AI), insanlar da dahil olmak üzere hayvanlar tarafından, doğal zekânın aksine makineler tarafından görüntülenen zekâ çeşididir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2543", + "context": "Nöroloji ya da sinir bilimi, genel olarak beyin, beyin sapı, omurilik ve çevresel sinir sistemiyle kasların hastalıklarını inceleyen, cerrahi dışındaki tedavi uygulamalarını içeren tıp bilimi dalıdır. Nöroloji zamanla içine kapalı ve sınırlı bir dal olmaktan çıkmış, epilepsi, hareket bozuklukları, beyin damar hastalıkları, bunamalar, uyku bozuklukları gibi ayrıca özelleşmişlik gerektiren alt disiplinlere bölünmüştür, bunun yanı sıra 19. yüzyılda ruh hastalıklarıyla birlikte ele alınırken, 20. yüzyıldan itibaren psikiyatri ayrı bir dal olarak ayrılmıştır. Tüm bu alanlardaki ciddi laboratuvar arka planının yanı sıra günümüze nöroloji pek çok başka tıp alanı ile multidisipliner bir ilişki içindedir.", + "question": "Nöroloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nöroloji ya da sinir bilimi, genel olarak beyin, beyin sapı, omurilik ve çevresel sinir sistemiyle kasların hastalıklarını inceleyen, cerrahi dışındaki tedavi uygulamalarını içeren tıp bilimi dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2544", + "context": "Psikoloji veya Ruh bilimi, içgüdüsel davranışları ve zihni inceleyen bilimdir. Bilinçli ve bilinçsiz olayların yanı sıra daha çok duygu ve düşüncenin incelemesini içeren Psikoloji, çok kapsamlı bir bilimsel alandır. Bu alanda uzman olan ve aynı zamanda bilgi araştırması yapanlara psikolog denir. Psikologlar, beyinin ortaya çıkan özelliklerini ve ortaya çıkan özelliklerle bağlantılı tüm fenomenleri anlamaya çalışırlar ve bu şekilde daha geniş nöro-bilimsel araştırmacı grubuna katılırlar. Psikoloji bilimi, bir sosyal bilim olmasına rağmen aynı zamanda doğa bilimleri olarak da kategorize edilebilir. Özellikle beyin biyolojisi bilgisini oldukça kullanır ve geliştirir.\nOrganizmaların hem doğrudan gözlenen davranışları, hem de düşünme, zihinde canlandırma, hatırlama ve hayal etme gibi doğrudan gözlenemeyen karmaşık zihinsel süreçleri psikolojinin inceleme alanına girer. Bir yandan algı, dikkat, duygu, motivasyon, zekâ, kişilik gibi içsel süreçler; bir yandan kişiler arası ilişki süreçleri (örneğin aşk, evlilikte uyum ve çatışma, anne ve çocuk arasında bağlanma gibi), grup-içi (örneğin gruba uyma ve itaat etme) ve gruplar arası ilişki süreçleri (örneğin gruplar arası önyargı ve ayrımcılık, kolektif eylem vb.) psikoloji biliminin çalıştığı konulardır. Psikoloji bilimi dâhilinde hem insanların hem de hayvanların davranışları üzerinde çalışılabilir. Tüm bu özellikleriyle psikoloji, hem fen ve tıp bilimleri ile hem de sosyal bilimlerle yakından ilişkilidir.\nPsikolojinin hedefi, zihinsel süreçleri ve davranışları tanımlamak, neden ve nasıl oluştuklarını açıklamak, ileride nasıl bir değişim-gelişim göstereceklerini öngörmek ve bu süreçleri kontrol etmektir. Bu hedefler doğrultusunda görgül yöntemlerle –örneğin deneysel ya da korelasyonel yöntemler- araştırmalar yürütülür. Psikoloji biliminin ürettiği bilgiler, insan etkinliklerinin değerlendirilmesi ve düzenlenmesi ile ilgili pek çok alanda kullanılır.", + "question": "Psikoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Psikoloji veya Ruh bilimi, içgüdüsel davranışları ve zihni inceleyen bilimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2545", + "context": "Diğer anlam için Ekonomi (bilim dalı) sayfasına bakınız\n\nEkonomi, üretim, ticaret, dağıtım ve tüketim, ithalat ve ihracattan oluşan insan etkinliğidir. İnsanın ihtiyaçlarını karşılamada yapılan her türlü faaliyeti içerir.\nEkonomi belli bir bölge içindeki ekonomik sistemden oluşur. Bu sistem o bölgedeki iş gücünü, sermayeyi, doğal kaynakları; üretim, ticaret ile dağıtımda rol alan ekonomik kuruluşları ve o bölgedeki mal ile hizmetlerin tüketimini içerir. Bir ekonomi teknolojik evrim, tarih ve sosyal organizasyon ile coğrafya, doğal kaynaklar, gelir ve ekoloji gibi ana faktörlerin birleşmesiyle oluşur.\nEkonomi, insanların ihtiyaçlarını karşılamak için hangi kaynakların kullanılması gerektiğini inceler ve bu kaynakların en etkin bir şekilde kullanılmasını sağlar. Ekonomi sözcüğünün; \"oikia\" (Yunanca: ev) ve \"nomos\" (Yunanca: kural) köklerinden gelir, \"ev yönetimi\" anlamındadır.\nTüm meslekler, kuruluşlar veya ekonomik faaliyetler ekonomiye katkıda bulunur. Tüketim, tasarruf ve yatırım ekonominin çekirdek öğelerindendir ve pazarın dengesini belirler. Ekonominin birincil, ikincil ve üçüncül olmak üzere üç sektörü mevcuttur.\nTarih boyunca toplumlar karmaşıklaştıkça ekonomi de gelişti. Sümerler mal paraya dayanan büyük ölçekte bir ekonomi oluştururken, günümüzdeki anlamıyla ilk ekonomiyi Babilliler ve komşu şehir devletleri kurdu.\nEkonomi, genellikle aşağıdaki alt dalları içerir.\nMikroekonomi: Bir firma, bir birey ya da bir grubun mal ve hizmetlerle ilgili davranışlarını inceler.\nMakroekonomi: Bir ülkenin genel ekonomik durumunu inceler. Bu alt dal, ülkenin büyüme oranı, enflasyon oranı, işsizlik oranı gibi genel ekonomik göstergeleri inceler.\nİktisat: Mal ve hizmetlerin üretim, dağıtım ve tüketimini inceler.\nFinans: Bir ülkenin ya da bir kuruluşun finansal yapısını inceler.", + "question": "Ekonomi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Diğer anlam için Ekonomi (bilim dalı) sayfasına bakınız\n\nEkonomi, üretim, ticaret, dağıtım ve tüketim, ithalat ve ihracattan oluşan insan etkinliğidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2546", + "context": "Tıp, bir hastaya bakma, teşhis, prognoz, önleme, tedavi, yaralanma veya hastalıklarının palyasyonunu yönetme ve sağlığını geliştirme bilimi ve uygulamasıdır. Tıp, hastalıkların önlenmesi ve tedavisi yoluyla sağlığı korumak ve iyileştirmek için geliştirilen çeşitli sağlık uygulamalarını kapsar. Çağdaş tıp, yaralanma ve hastalıkları teşhis etmek, tedavi etmek ve önlemek için biyomedikal bilimleri, biyomedikal araştırmaları, genetiği ve tıbbi teknolojiyi, tipik olarak farmasötikler veya cerrahi yoluyla, ancak aynı zamanda psikoterapi, harici ateller ve traksiyon, tıbbi cihazlar, biyolojikler ve iyonlaştırıcı radyasyon gibi çeşitli tedaviler yoluyla uygular.\nTıp, tarih öncesi çağlardan beri uygulanmaktadır ve bu zamanın çoğunda bir sanat (bir yaratıcılık ve beceri alanı) olmuştur ve sıklıkla yerel kültürün dini ve felsefi inançlarıyla bağlantıları vardır. Örneğin, bir tıp adamı şifa için bitkileri uygular ve dualar ederdi ya da eski bir filozof ve hekim humorizm teorilerine göre kan alma işlemini uygulardı. Son yüzyıllarda, modern bilimin ortaya çıkışından bu yana çoğu tıp, sanat ve bilimin (tıp bilimi şemsiyesi altında hem temel hem de uygulamalı) bir kombinasyonu haline gelmiştir. Örneğin, sütur tekniği uygulama yoluyla öğrenilen bir sanat iken, dikiş atılan dokularda hücresel ve moleküler düzeyde neler olduğuna dair bilgi bilim yoluyla ortaya çıkmaktadır.\nGünümüzde geleneksel tıp veya halk tıbbı olarak bilinen bilimsel tıp öncesi tıp biçimleri, bilimsel tıbbın yokluğunda yaygın olarak kullanılmaya devam etmektedir ve bu nedenle alternatif tıp olarak adlandırılmaktadır. Bilimsel tıbbın dışında kalan, güvenlik ve etkililik kaygıları taşıyan alternatif tedaviler ise şarlatanlık olarak adlandırılmaktadır.", + "question": "Tıp nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tıp, bir hastaya bakma, teşhis, prognoz, önleme, tedavi, yaralanma veya hastalıklarının palyasyonunu yönetme ve sağlığını geliştirme bilimi ve uygulamasıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2547", + "context": "Astronomi, gök bilimi ya da gökbilim gök cisimlerinin kökenlerini, evrimlerini, fiziksel ve kimyasal özelliklerini açıklamaya çalışan doğa bilimi dalıdır. Astronominin sınırlı ve özel bir alanı olan gök mekaniği ile karıştırılmaması gerekir. Astronomi daha açık bir deyişle, yörüngesel cisimleri ve Dünya atmosferinin dışında gerçekleşen, yıldızlar, gezegenler, kuyrukluyıldızlar, kutup ışıkları, gökadalar ve kozmik mikrodalga arkaalan ışınımı gibi gözlemlenebilir tüm olay ve olguları inceleyen bilim dalıdır.\nAstronomi terimi Eski Yunanca'daki astron ve nomos (άστρον ve νόμος) sözcüklerinden türetilmiş olup \"yıldızların yasası\" anlamına gelir. Asteroitlerin ve kuyruklu yıldızların keşfindeki katkıları göz önüne alınırsa astronomi, amatörlerin de etkin bir rol oynayabildikleri seyrek bilim dallarından biridir.\nAstronomi yeryüzündeki en eski bilimlerden biri olarak kabul edilir. Arkeolojik bulgular, en eski çağlarda bile insanların gök hakkında bilgileri olduğunu ortaya koymaktadır. Cilalı Taş Devri'nde insanlar ekinoksların tekrarlayan özelliğini, mevsimlerle ilişkisini ve bazı takımyıldızları bilmekteydiler. Çağdaş gök bilimi gelişimini, özellikle Antik Çağ'daki ve onları izleyen matematikçilere ve Orta Çağ'ın sonunda keşfedilmiş gözlem aletlerine borçludur. Başlangıçta ayrılmaz bir ikili sayılan ve paralel olarak ilerleyen astroloji (günümüzde bir sözdebilim olarak kabul edilir) ve gök bilimi zamanla yollarını birbirlerinden ayırmak zorunda kalmışlardır.", + "question": "Astronomi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Astronomi, gök bilimi ya da gökbilim gök cisimlerinin kökenlerini, evrimlerini, fiziksel ve kimyasal özelliklerini açıklamaya çalışan doğa bilimi dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2548", + "context": "Astrofizik, gök fiziği ya da yıldız fiziği, gök cisimlerinin, uzaydaki konumu ile devinimlerindense yapılarını saptamak adına fizik ve kimya ilkelerini kullanan gökbilim dalı. Bu incelemeler için tek bilgi kaynağı gök cisimlerinden yayılan ışık ve diğer elektromanyetik dalgalardır. Bu dalgaları tespit eden aletler vasıtasıyla toplanan bilgiler, fizik ve kimya bilimlerinde elde edilen sonuçlarla karşılaştırılarak değerlendirilir ve yorumlanır.", + "question": "Astrofizik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Astrofizik, gök fiziği ya da yıldız fiziği, gök cisimlerinin, uzaydaki konumu ile devinimlerindense yapılarını saptamak adına fizik ve kimya ilkelerini kullanan gökbilim dalı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2549", + "context": "Kuantum mekaniği veya kuantum fiziği, atom altı parçacıkları inceleyen bir temel fizik dalıdır. Nicem mekaniği veya dalga mekaniği adlarıyla da anılır. Kuantum mekaniği, moleküllerin, atomların ve bunları meydana getiren elektron, proton, nötron, kuark, gluon gibi parçacıkların özelliklerini açıklamaya çalışır. Çalışma alanı, parçacıkların birbirleriyle ve ışık, x ışını, gama ışını gibi elektromanyetik ışınımlarla olan etkileşimlerini de kapsar.\nKuantum mekaniğinin temelleri 20. yüzyılın ilk yarısında Max Planck, Albert Einstein, Niels Bohr, Louis de Broglie Werner Heisenberg, Erwin Schrödinger, Max Born, John von Neumann, Paul Dirac, Wolfgang Pauli gibi bilim insanlarınca atılmıştır. Belirsizlik ilkesi, antimadde, Planck sabiti, kara cisim ışınımı, dalga fonksiyonu, kuantum alan kuramı gibi kavram ve ilkeler bu alanda geliştirilmiş ve klasik fiziğin sarsılmasına ve değiştirilmesine neden olmuştur.", + "question": "Kuantum Fiziği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kuantum mekaniği veya kuantum fiziği, atom altı parçacıkları inceleyen bir temel fizik dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2550", + "context": "Robotik, robotların tasarımı, üretimi ve kullanımı ile ilgilenen çok disiplinli bir bilim dalıdır. Makine mühendisliği, uçak mühendisliği, uzay mühendisliği, elektronik mühendisliği, bilgisayar mühendisliği, mekatronik mühendisliği ve kontrol mühendisliği dallarının ortak çalışma alanıdır. Robotlar bir yazılım aracılığıyla yönetilen ve yararlı bir amaç için iş ve değer üreten karmaşık makinelerdir.\nRobotik teknolojisi insanın yerinde geçebilecek ya da insanın eylemlerini taklit edebilecek makineler yapmayı hedefler. Robotlar��n birçok farklı durumda kullanılması amaçlansa da, günümüzde daha çok tehlikeli ortamlarda (örn. bomba imhası), üretim süreçlerinde, veya insanın yaşayamadığı uzay, sualtı, yüksek sıcaklık ve radyasyonlu ortamlarda kullanılmaktadır. Robotlar her biçimde yapılabileceği halde, bazı robotlar insana benzer olarak yapılmaktadır. Bunun, robotların insanlar tarafından kabulünü kolaylaştıracağı düşünülmektedir. Birçok robot doğadan esinlenerek yapılmıştır biyo-ilhamlı robotiğin konusudur.\nTürkiye'deki üniversitelerde açılan mekatronik bölümleri robotikle yakından ilişkilidir.", + "question": "Robotik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Robotik, robotların tasarımı, üretimi ve kullanımı ile ilgilenen çok disiplinli bir bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2551", + "context": "Elektrik Mühendisliği veya Elektrik-Elektronik Mühendisliği; elektrik, elektronik ve elektromanyetizma üzerine çalışan ve bunları kullanarak çeşitli donanım ve sistemlerin tasarımı ve geliştirilmesi ile ilgilenen kapsamlı bir mühendislik disiplinidir. 19.yüzyıldan itibaren telefon, telgraf, elektrik enerjisisinin üretimi, dağıtımı ve geniş ölçekte kullanımıyla birlikte ayrı bir disiplin olarak ortaya çıkmıştır. 20. yüzyılda yarı iletken teknolojisinin gelişimi, \ntransistörün icadı, mikroişlemcilerin ve bilgisayarların gelişimi ile daha kapsamlı bir disiplin haline gelmiştir.\n\"Elektrik Mühendisliği\" elektrik, elektronik ve elektromanyetizma ile ilgili tüm mühendislik disiplinlerinin bir çatı adı olarak kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra \"Elektrik Mühendisliği\" yerine \"Elektrik-Elektronik Mühendisliği\" ismi de akademide yaygın olarak tercih edilmektedir. Ayrıca Türkiye'de, Elektrik-Elektronik Mühendisliğinin bir dalı olan power engineering (güç mühendisliği) \"Elektrik Mühendisliğinin\" karşılığı olarak geçer. Bunun için Türkiye'de Elektrik Mühendisliği maddesine bakabilirsiniz.", + "question": "Elektrik Mühendisliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Elektrik Mühendisliği veya Elektrik-Elektronik Mühendisliği; elektrik, elektronik ve elektromanyetizma üzerine çalışan ve bunları kullanarak çeşitli donanım ve sistemlerin tasarımı ve geliştirilmesi ile ilgilenen kapsamlı bir mühendislik disiplinidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2552", + "context": "Bilgisayar mühendisliği, bilgisayar sistemlerinin tasarımı, geliştirilmesi, analizi ve uygulanmasıyla ilgilenen mühendislik dalıdır.\nBilgisayar mühendisleri, programlama dilleri, yazılım tasarımı ve yazılım - donanım tümleştirmesi eğitimi alırlar. Yazılımların neyi yapabileceği neyi yapamayacağı (bk. Hesaplanabilirlik), yazılımların belirli bir görev üzerinde nasıl etkili bir verim gösterebilecekleri (bk. algoritma ve karmaşıklık), yazılımların saklanmış bir veriyi nasıl yazıp okuyabilecekleri (bk. veri yapıları ve veritabanları), yazılımların nasıl daha akıllı çalışabilecekleri (bk. Yapay zekâ), insan ve yazılımların birbirleriyle nasıl bir iletişim içerisinde olacakları (bk. insan bilgisayar etkileşimi ve kullanıcı arayüzleri) konuları üzerinde ve ASIC, FPGA, devre tasarımı ile donanım-yazılım entegrasyonu alanlarında çalışırlar.", + "question": "Bilgisayar Mühendisliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bilgisayar mühendisliği, bilgisayar sistemlerinin tasarımı, geliştirilmesi, analizi ve uygulanmasıyla ilgilenen mühendislik dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2553", + "context": "Blok zinciri, blokzincir ya da özgün İngilizce tabiriyle blockchain, kriptografi kullanılarak bağlanan ve güvenli hale getirilen, bloklar adı verilen, sürekli büyüyen bir kayıt listesidir.\nBlok zinciri kısaca şöyle işler:\n\n\"Bilgisayar (düğüm (node)) bir kayıt listesi (muhasebe defteri - ya da orjinal tabirle ledger) barındırdığını varsayalım. İki müfettiş (PoW kullanıldığında madenci düğümler) onlar da ayni dosyanın birer kopyasını kendi bilgisayarlarında (yani dosya merkezsiz / dağınık) barındırıyor olsunlar. Sen bir para devir işlemi yaptığında bilgisayarın, bu iki müfettişlerin ikisine birden, aynı anda, onları bilgilendiren birer e-posta yollar. Her müfettiş aceleyle harekete geçer ve hem bu işlem için, hem de müfettiş ücretinin kripto para olarak ödenebilmesi için yeterli bakiye olup olmadığını kontrol eder. Bu işi ilk başaran \"herkese cevap ver\" düğmesine basar ve kontrolü nasıl yaptığını anlatan bir belgeyi (ispatlanmış emek) cevaba ekler. Eğer diğer müfettiş de onay verirse herkes kayıt listelerini yeni durumu yansıtacak şekilde günceller.\"\nHer blok tipik olarak işlem verilerini, önceki bloğun bir kriptografik hash fonksiyonunu 'nu, bir zaman damgasını içerir. Tasarım gereği, bir blok zinciri, kayıtların sonradan değiştirilmesine dirençlidir. Kullanılan kayıt listesi, “iki taraf arasındaki işlemleri verimli, doğrulanabilir ve kalıcı bir şekilde kaydedebilen açık, dağıtılmış bir defterdir”. Dağıtılmış bir defter olarak kullanmak için, bir blok zinciri tipik olarak, topluca bir protokole bağlı düğümler arası iletişim ve yeni blokları onaylamak için bir eşler arası (peer-to-peer) ağ tarafından yönetilir. Herhangi bir bloktaki veriler sonradan değiştirilmek istendiğinde, verinin bulunduğu blok ve sonraki tüm blokların değiştirilmesi gerekecektir. Bu da bir sonraki düğüm yazılmadan önce, her blok yazımı için düğüm seçiminde seçilmeyi ve her seferde ağdaki düğümlerin çoğunluğunun onayını gerektirir. Ayrıca her blokta kimin değiştirdiği belli olduğundan, olası bir kötüye kullanımın tespit edilmesi de mümkündür.\nBlok zincirleri tasarım ile güvenlidir ve (varsayılan olarak) yüksek Bizans hata toleransı ile bir dağıtık hesaplama sistemini örneklendirir. Merkeziyetsiz uygulamalar (Dapp), bu teknoloji ile mümkün olmaktadır. Bu sayede tıbbi kayıtlar, kimlik yönetimi, kaynağı belgeleme, yiyecek izlenebilirliği veya oy kullanma gibi diğer kayıt yönetimi faaliyetleri için potansiyel olarak uygun olan blokzinciri çözümleri oluşturmaktadır.\nBlok zinciri 2008 yılında Satoshi Nakamoto tarafından kripto para bitcoin'de, kamu işlem defteri olarak kullanılmak üzere geliştirilmiştir. Bitcoin kripto parası, güvenilir bir otorite veya merkezi sunucuya ihtiyaç duymadan double spending problemini çözen ilk dijital para birimidir. Bitcoin tasarımı, sonraki diğer uygulamalar için ilham kaynağı olmuştur.", + "question": "Blockchain nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Blok zinciri, blokzincir ya da özgün İngilizce tabiriyle blockchain, kriptografi kullanılarak bağlanan ve güvenli hale getirilen, bloklar adı verilen, sürekli büyüyen bir kayıt listesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2554", + "context": "Kriptografi, kriptoloji ya da şifreleme (Eski Yunancadan: κρυπτός, romanlaştırılmış: kryptós \"gizli, saklı\" ve γράφειν graphein, \"yazma\" veya -λογία -logia, \"çalışma\"), okunabilir durumdaki bir verinin içerdiği bilginin istenmeyen taraflarca anlaşılamayacak bir hale dönüştürülmesinde kullanılan yöntemlerin tümüdür. Kriptografi bir matematiksel yöntemler bütünüdür ve önemli bilgilerin güvenliği için gerekli gizlilik, aslıyla aynılık, kimlik denetimi ve asılsız reddi önleme gibi şartları sağlamak amaçlıdır. Bu yöntemler, bir bilginin iletimi esnasında ve saklanma süresinde karşılaşılabilecek aktif saldırı ya da pasif algılamalardan bilgiyi –dolayısıyla bilginin göndericisi, alıcısı, taşıyıcısı, konu edindiği kişiler ve başka her türlü taraf olabilecek kişilerin çıkarlarını da– koruma amacı güderler.", + "question": "Kriptografi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kriptografi, kriptoloji ya da şifreleme (Eski Yunancadan: κρυπτός, romanlaştırılmış: kryptós \"gizli, saklı\" ve γράφειν graphein, \"yazma\" veya -λογία -logia, \"çalışma\"), okunabilir durumdaki bir verinin içerdiği bilginin istenmeyen taraflarca anlaşılamayacak bir hale dönüştürülmesinde kullanılan yöntemlerin tümüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2555", + "context": "Dilbilim, dil bilimi, lengüistik ya da lisaniyat; dilleri dilbilgisi, söz dizimi (sentaks), ses bilgisi (fonetik), ses bilimi (fonoloji), biçimbilim (morfoloji) ve edimbilim (pragmatik) gibi çeşitli yönlerden yapısal, anlamsal ve bildirişimin çıkış bağlamını temel alarak sözlerin gönderimlerini ve iletişimde dilin yaptırım gücünü inceleyen bilim dalıdır.\nGenel dilbilim (ya da kuramsal dilbilim), dillerin yapılarını (dilbilgisi) ve anlamlarını (anlambilimi) inceler. Dilbilgisinin incelenmesi, biçimbilimi (kelimelerin oluşumu ve değişimi) ve sözdizimi (sözlerin kelime öbeği veya cümle oluşturmak için bir araya getirilmesi ile ilgili kurallar) kapsar. Dili sesler aracılığıyla ifade etmek için kullanılan sistem olan sesbilim de dilbilimin bir alt dalıdır. Dilbilim, genelgeçer dil niteliklerini bulmak ve gelişimleri ile kökenlerini açıklamak için dilleri karşılaştırır (karşılaştırmalı dilbilim) ve dillerin tarihleri üzerinde araştırma yapar (tarihî dilbilim). Sesbilim, dilbilimin bir dalı olarak, seslerin üretilişi, hareketi ve algılanışını inceler. Sosyal bir bilim olan dilbilim ile doğa bilimlerinden fiziğin ilişkilendirilebileceği bir nokta, sesbilimdir. Uygulamalı dilbilim, dilbilimsel teorileri, yabancı dil öğretimi, konuşma terapisi, çeviri ve konuşma bozukluğu gibi alanlarda uygulamaya geçirir.", + "question": "Dilbilim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dilbilim, dil bilimi, lengüistik ya da lisaniyat; dilleri dilbilgisi, söz dizimi (sentaks), ses bilgisi (fonetik), ses bilimi (fonoloji), biçimbilim (morfoloji) ve edimbilim (pragmatik) gibi çeşitli yönlerden yapısal, anlamsal ve bildirişimin çıkış bağlamını temel alarak sözlerin gönderimlerini ve iletişimde dilin yaptırım gücünü inceleyen bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2556", + "context": "Sosyoloji veya toplum bilimi, toplum ve insanın etkileşimi üzerinde çalışan bir bilim dalıdır. Toplumsal (sosyolojik) araştırmalar sokakta karşılaşan farklı bireyler arasındaki ilişkilerden küresel sosyal işleyişlere kadar geniş bir alana yayılmıştır. Bu disiplin insanların neden ve nasıl bir toplum içinde düzenli yaşadıkları kadar bireylerin veya birlik, grup ya da kurum üyelerinin nasıl yaşadığına da odaklanmıştır.\nToplum bilimi alanında çalışan bir kişiye de sosyolog denir. Bir akademik disiplin olarak toplum bilimi bir sosyal bilim olarak kabul edilmektedir ve 19. yüzyılın ilk çeyreğinde gelişmiş diğer bilim dalları ile karşılaştırıldığında göreceli olarak gençtir. Birçok sosyolog bir veya daha fazla uzmanlık alanında veya alt dallarında çalışmaktadır.\nSociology kelimesi, Yunanca “bilim” anlamına gelen “logy” eki ve Latince'de, genel anlamda insanı işaret eden, üye, arkadaş veya dost anlamındaki, “socius” kelimesinden gelen “socio-” kökünden oluşur.\nToplum bilimi geniş çerçeveli bir disiplin olduğu için profesyonel toplum bilimcilerin bile tanımını yapması güçtür. Bu disiplini tanımlamak için işe yarayan yollardan biri bu disiplini toplumun farklı boyutlarını inceleyen alt dalların oluşturduğu bir küme olarak tanımlamaktır. Örneğin toplumsal sınıflaşma; eşitsizliği ve sınıfsal yapıları, demografi; nüfusun miktar ve türündeki değişimleri, suç bilimi; suç davranışı ve çarpıklıkları, politik toplum bilimi; hükûmet ve yasaları, ırk toplum bilimi ve cinsiyet toplum bilimi; ırk ve cinslerin eşitsizliği kadar ırk ve cinsiyetlerin toplumsal yapılarını inceler. Doğadaki birçok çapraz disiplini içerecek şekilde, ağ çözümlemesi gibi yeni toplumsal alt bilim dalları ortaya çıkmaya devam etmektedir.\nBirçok toplum bilimci, akademi dışında yararlı araştırmalar yapmaktadır. Bulguları eğitimcilere, yasa yapıcılara, yöneticilere, yenilik yapmak isteyenlere, iş dünyasının liderlerine ve toplumsal sorunları çözme ve sosyal politikalar oluşturma konusuyla ilgilenenlere yardımcı olmaktadır.", + "question": "Sosyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sosyoloji veya toplum bilimi, toplum ve insanın etkileşimi üzerinde çalışan bir bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2557", + "context": "Antropoloji ya da insan bilimi, geçmiş ve günümüz topluluklarında yaşayan insanların çeşitli yönlerini inceleyen bilim dalı. İnsanın kültürel ve fiziki yapısını araştıran antropoloji, insanlık tarihinin en eski dönemlerinin aydınlatılmasına yardımcı olur. Bu bilim, insanı kültürel, toplumsal ve biyolojik çeşitliliği içinde anlamaya; insanlığın başlangıcından beri toplulukların çeşitli koşullara nasıl uyarlandığını, bu uyarlanma biçimlerinin nasıl gelişip değiştiğini, çeşitli küresel olayların nasıl dönüştüğünü görmeye ve göstermeye çalışır.\nİki anlamda holistiktir (bütünsel ve inanılır), tüm zamanlarda yaşamış olan veya yaşayan tüm insanlara ilişkindir ve insanlığın tüm boyutlarını kapsar. Prensipte, tüm toplulukların tüm kurumlarıyla ilgilenir. Antropoloji özellikle kültürel görelilik, bağlamın derinlemesine incelenmesi ve kültürler-arası karşılaştırmalara verdiği önem ile diğer sosyal disiplinlerden ayrılır. Antropoloji yöntem bilimsel açıdan çok zengindir ve hem nitel metotları hem de nicel metotları kullanır. Antropoloji disiplinin tarihinde etnografiler önemli bir yer tutmuş ve bir anlamda odağı oluşturmuştur. Bununla birlikte özellikle 20. yüzyıl'da etnografik çalışmaların ve etnografik ilgi odaklarının farklı antropoloji alt dallarında farklı eğilimler gösterdiği görülebilir. Örneğin tıbbî antropoloji’de 20. yüzyılın ortalarında çalışma odaklarında küçük topluluklardan, modern Batı toplumlarına doğru bir kayış olmuştur.", + "question": "Antropoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Antropoloji ya da insan bilimi, geçmiş ve günümüz topluluklarında yaşayan insanların çeşitli yönlerini inceleyen bilim dalı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2558", + "context": "Felsefe veya düşünbilim; varlık, bilgi, değerler, gerçek, doğruluk, zihin ve dil gibi konularla ilgili soyut, genel ve temel problemlere ilişkin yapılan sistematik çalışmalardır. Felsefe ile uğraşan kişilere filozof denir.\nFelsefe sorular bakımından evrensel, cevaplar bakımından ise öznel olan; kesinliği bulunmayan, bireysel ve toplumsal birçok işleve sahip, sistemli, tutarlı ve refleksif bir uğraşlar bütünüdür.\nTarihe bakıldığında felsefenin; fizik, psikoloji, dilbilim gibi günümüzde kendinden ayrı olarak ele alınan çoğu disiplini kapsadığı görülebilir. Örneğin, Newton'ın günümüzde fizik kitabı olarak sınıflandırılan 1687 tarihli eserinin ismi, Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri'dir; fakat 19. yüzyılda araştırma üniversitelerinin büyümesi ve uzmanlaşmanın artmasıyla birlikte, öncesinde geleneksel olarak felsefenin birer parçası olan tüm bu araştırma alanları, felsefeden koparak ayrı birer akademik disiplin haline gelmiştir.\nGünümüzde akademik felsefesinin ana dalları arasında; varlığın ve gerçekliğin doğasını en temel seviyede inceleyen metafizik, bilginin ve inancın doğasını inceleyen epistemoloji, ahlakı inceleyen etik ve doğru akıl yürütmenin kurallarını inceleyen mantık bulunur. Felsefenin diğer başlıca alt dallarına; bilim felsefesi, din felsefesi, dil felsefesi, estetik, siyaset felsefesi ve zihin felsefesi örnek gösterilebilir.", + "question": "Felsefe nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Felsefe veya düşünbilim; varlık, bilgi, değerler, gerçek, doğruluk, zihin ve dil gibi konularla ilgili soyut, genel ve temel problemlere ilişkin yapılan sistematik çalışmalardır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2559", + "context": "Genetik ya da kalıtım bilimi, biyolojinin organizmalardaki kalıtım ve genetik varyasyonu inceleyen bir dalıdır. Türkçeye Almancadan geçen genetik sözcüğü 1831 yılında Yunanca γενετικός - genetikos (\"genitif\") sözcüğünden türetildi. Bu sözcüğün kökeni ise γένεσις - genesis (\"köken\") sözcüğüne dayanmaktadır.\nCanlıların özelliklerinin kalıtsal olduğunun bilinci ile tarih öncesi çağlardan beri bitki ve hayvanlar ıslah edilmiştir. Bununla birlikte, kalıtımsal aktarım mekanizmalarını anlamaya çalışan modern genetik bilimi ancak 19. yüzyılın ortalarında, Gregor Mendel’in çalışmasıyla başlamıştır. Mendel, kalıtımın fiziksel temelini bilemediyse de, bu özelliklerin ayrık (kesikli) bir tarzda aktarıldığını gözlemlemiştir; günümüzde bu kalıtım birimlerine \"gen\" adı verilmektedir.\nGenler DNA'da belli bölgelere karşılık gelir. DNA dört tip nükleotitten oluşan bir zincir moleküldür. Bu zincir üzerinde nükleotitlerin dizisi, organizmaların kalıt aldığı genetik bilgidir (enformasyon). Doğada DNA, iki zincirli bir yapıya sahiptir. DNA'daki her \"iplikçik\"teki nükleotitler birbirini tamamlar, yani her iplikçik, kendine eş yeni bir iplikçik oluşturmak için bir kalıp olabilme özelliğine sahiptir. Bu, genetik bilginin kopyalanması ve kalıtımı için işleyen fiziksel mekanizmadır.\nNükleotitlerin DNA'daki dizilişi, hücre tarafından aminoasit zincirleri üretmek için kullanılır. Bunlardan protein oluşur. Bir proteindeki amino asitlerin sırası, gendeki nükleotitlerin sırasına karşılık gelir. Aradaki bu ilişkiye genetik kod denir. Amino asitlerin bir proteindeki dizilişi, proteinin nasıl bir üç boyutlu şekil alacağını belirler. Bu yapının şekli de proteinin fonksiyonundan sorumludur. Hücrelerin yaşamaları ve üremeleri için gerekli hemen hemen tüm fonksiyonları proteinler icra ederler. DNA dizisindeki bir değişim, bir proteinin amino asit dizisini ve dolayısıyla onun şekli ve fonksiyonunu değiştirir: Bu, hücrede ve onun bağlı bulunduğu canlıda önemli sonuçlara yol açabilir.\nGenetik, organizmaların görünüşünün ve davranışının belirlenmesinde önemli bir rol oynuyorsa da, sonucun oluşmasında, organizmanın çevre ile etkileşimi ve genetik birlikte etki eder. Örneğin genler kişinin boyunun uzunluğunda bir rol oynuyorsa da, kişinin çocukluk çağındaki beslenmesinin ve sağlığının da büyük bir etkisi vardır.", + "question": "Genetik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Genetik ya da kalıtım bilimi, biyolojinin organizmalardaki kalıtım ve genetik varyasyonu inceleyen bir dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2560", + "context": "Moleküler biyoloji, canlılardaki olayları moleküler seviyede inceleyen biyoloji dalıdır.", + "question": "Moleküler Biyoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Moleküler biyoloji, canlılardaki olayları moleküler seviyede inceleyen biyoloji dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2561", + "context": "Jeoloji ya da yer bilimi, geniş anlamda Yerküreyi, dar anlamda yerkabuğunu oluşum, bileşim, yapı, hareket, değişiklikler ve değişiklikleri yaratan nedenler ve tarihsel evrim açısından inceleyen, yeraltı zenginliklerinin bulunması, doğal afetlerle savaşımda katkı sunulması gibi amaçları olan bir bilimdir. Jeolojinin temel konusu Dünya olmakla birlikte yer benzeri gezegenler (Mars, Venüs, Merkür) ve doğal uyduların incelenmesini de içerir. Yer bilimleri bünyesinde ele alınır.\nJeoloji, dar anlamı ile ya da çoğunlukla algılandığı biçimiyle, bütün yeryuvarlağının değil, özellikle ortalama kalınlığı 35 km olan katı yerkabuğunun bilimidir. Bu şekliyle jeoloji, yeryüzünü ve yeryüzü ile insan toplulukları ilişkisini inceleyen coğrafyadan ve yerküresini tüm olarak fiziksel yöntemlerle inceleyen jeofizikten, jeokimyasından ve jeodeziden ayrılmaktadır.\nAstrojeoloji ise güneş sistemindeki diğer cisimlere jeolojik prensiplerin uygulanmasını içerir. Bununla birlikte, selenoloji (Ay bilimi - Ay'ın incelenmesi) gibi, özelleşmiş terimler de kullanılmaktadır.\nJeologlar Dünya'nın yaşının yaklaşık olarak 4,6 milyar (4,6x109) yıl olarak tanımlanmasına yardımcı olmuşlar, Dünya'nın litosferinin hareketli tektonik plakalara ayrıldığını tespit etmişlerdir. Teorik boyutun yanı sıra, jeoloji çok geniş bir pratik alana sahiptir; değerli taşlar ve birçok mineral ile de ilgilenirler.\nJeoloji sözcük olarak ilk kez Jean-André Deluc tarafından 1778 yılında kullanılmış ve Horace-Bénédict de Saussure tarafından 1779 yılında sabit bir terim olarak ortaya atılmıştır. Bu bilim dalı Encyclopædia Britannica'nın 1797'de tamamlanan üçüncü baskısında yer almasa da 1809'da tamamlanan dördüncü baskıda uzun bir açıklama ile yer almıştır[1]. Sözcüğün daha eski bir anlam taşıyan ilk kullanımı ise Richard de Bury tarafındandır ve dünyevi ile teolojik hukukun ayrıştırılması anlamını taşır.\nTürkçede kullanılan sözcük, Türkçeye Fransızca géologie sözcüğünden gelmiştir. Fransızca sözcük ise Latince geologiadan türemiştir.", + "question": "Jeoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Jeoloji ya da yer bilimi, geniş anlamda Yerküreyi, dar anlamda yerkabuğunu oluşum, bileşim, yapı, hareket, değişiklikler ve değişiklikleri yaratan nedenler ve tarihsel evrim açısından inceleyen, yeraltı zenginliklerinin bulunması, doğal afetlerle savaşımda katkı sunulması gibi amaçları olan bir bilimdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2562", + "context": "Ekoloji (Yunanca: Οίκος — ev, Yunanca: Λόγος — bilim) ya da doğa bilimi, canlıların hem kendi aralarında hem de fiziksel çevreleri ile olan ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. Ekoloji canlıları birey, popülasyon, komünite, ekosistem ve biyosfer düzeylerinde inceler. Ekoloji çok yakından ilişkili olduğu biyocoğrafya, evrimsel biyoloji, genetik, etoloji ve doğa tarihi dallarıyla örtüşür. Ekoloji, biyoloji biliminin bir dalıdır.\nEkolojinin incelediği konular arasında yaşam süreçleri, etkileşimler, adaptasyon, canlı komüniteler arasında madde ve enerji hareketi, ekosistemlerde süksesyon, türler içinde ve arasında işbirliği, rekabet ve av-avcı ilişkisi, canlıların çevre bağlamında bolluğu, dağılımı ve biyokütlesi, biyoçeşitliliğin örüntüleri ve ekosistem süreçleri üzerindeki etkileri sayılabilir.\nEkolojinin koruma biyolojisi, sulak alan yönetimi, doğal kaynak yönetimi (agroekoloji, tarım, ormancılık, tarımsal ormancılık, balıkçılık), kentsel planlama (kent ekolojisi), halk sağlığı, ekolojik iktisat, temel ve uygulamalı bilimler, insan ekolojisi alanlarında pratik uygulamaları vardır.\nEkoloji terimi (Almanca: Ökologie) 1866 yılında Alman biliminsanı Ernst Haeckel tarafından oluşturuldu. Kelime kökeni Eski Yunanca οἶκος (oikos), \"ev, yakın çevre\"; -λογία, (logia) \"bilimi\" kelimelerinin birleşiminden gelmektedir. Ekoloji 19. yüzyılın sonlarından itibaren ciddi bir bilim hâline geldi. Adaptasyon ve doğal seçilim ile ilgili kavramlar modern ekoloji teorisinin temeltaşlarını oluşturur.\nEkosistemler dinamik etkileşim hâlindeki canlılar, bunların oluşturduğu komüniteler ve çevrelerinde bulunan cansız abiyotik faktörlerden oluşur. Birincil üretim, besin öğesi döngüsü ve niş oluşturma gibi ekosistem süreçleri çevre içinde enerji ve madde akışını düzenler. Ekosistemlerde gezegen üzerinde bulunan canlı ve cansızları etkileyen süreçleri düzenleyen biyofiziksel geri besleme mekanizmaları bulunur. Ekosistemler yaşamı destekleyen işlevleri ayakta tutar ve biyokütle üretimi (besin, yakıt, lif ve ilaç), iklimin düzenlenmesi, küresel biyokimyasal döngüler, su filtrasyonu, toprak oluşumu, erozyon kontrolü, selden korunma gibi çok sayıda bilimsel, tarihî, ekonomik değere sahip ekosistem hizmetlerini sağlar.", + "question": "Ekoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ekoloji (Yunanca: Οίκος — ev, Yunanca: Λόγος — bilim) ya da doğa bilimi, canlıların hem kendi aralarında hem de fiziksel çevreleri ile olan ilişkileri inceleyen bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2563", + "context": "Otomasyon, esasen karar kriterlerini, alt süreç ilişkilerini ve ilgili eylemleri önceden belirleyerek ve bu önceden belirlemeleri makinelerde somutlaştırarak süreçlere insan müdahalesini azaltan geniş bir teknoloji yelpazesini tanımlar.\nOtomasyon, mekanik, hidrolik, pnömatik, elektrikli, elektronik cihazlar ve bilgisayarlar dahil olmak üzere, genellikle kombinasyon halinde olmak üzere çeşitli yollarla yapılır. Modern fabrikalar, uçaklar ve gemiler gibi karmaşık sistemler genellikle bu tekniklerin tümünü kullanır. Otomasyonun faydaları arasında iş gücü tasarrufu, israfın azaltılması, elektrik maliyetlerinde tasarruf, malzeme maliyetlerinde tasarruf ve kalite, doğruluk ve hassasiyette iyileştirmeler yer alır.\nOtomasyon, bir işin insan ile makine arasında paylaşılmasıdır. Toplam işin paylaşım yüzdesi otomasyonun düzeyini belirler.", + "question": "Otomasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Otomasyon, esasen karar kriterlerini, alt süreç ilişkilerini ve ilgili eylemleri önceden belirleyerek ve bu önceden belirlemeleri makinelerde somutlaştırarak süreçlere insan müdahalesini azaltan geniş bir teknoloji yelpazesini tanımlar." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2564", + "context": "Havacılık, insanlar tarafından üretilmiş hava taşıtlarıyla uçmak ya da uçmak için gerekli olan makinelerin tasarımıyla veya bakımlarıyla uğraşmak demektir. Daha genel bir anlamda, havacılık terimi, hava taşıtı ile ilgili olan tüm eylemleri, endüstrileri, kurumları kapsamaktadır. Ticari havacılık, sivil havacılık, genel havacılık, askerî havacılık, deniz havacılığı, kara havacılığı, ultralight havacılık, sanal havacılık gibi türleri bulunmaktadır.", + "question": "Havacılık nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Havacılık, insanlar tarafından üretilmiş hava taşıtlarıyla uçmak ya da uçmak için gerekli olan makinelerin tasarımıyla veya bakımlarıyla uğraşmak demektir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2565", + "context": "Yazılım mühendisliği, yazılım geliştirme ile ilgilenen mühendislik dalıdır. Yazılım mühendisliği tanımı ilk olarak 1968 yılında Friedrich L. Bauer tarafından Almanya'da gerçekleştirilen NATO toplantısında gündeme gelmiştir. Ayrıca, matematikçi ve bilgisayar bilimcisi Margaret Hamilton \"yazılım mühendisliği\" terimini ortaya atan kişilerden biri olarak kabul edilmektedir. Yazılım mühendisliği tanım olarak \"karmaşık yazılım sistemlerinin belirli bir hedefe ve sisteme dayalı olarak ve iş bölümü yapılarak, belirli prensipler, yöntemler ve araçlar kullanılarak geliştirilmesidir.\"\nYazılım mühendisliği belirli aşamalardan oluşmaktadır. Yazılım geliştirmenin yanında yazılımı işletmek de yazılım mühendisliğinin en önemli görevlerindendir. Bu alandaki güncel gelişmeler \"Software Engineering Body of Knowledge\" (SWEBOK) adlı belgede tarif edilmektedir.", + "question": "Yazılım Mühendisliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yazılım mühendisliği, yazılım geliştirme ile ilgilenen mühendislik dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2566", + "context": "Makine mühendisliği, mekanik sistemlerin tasarım, analiz, imalat ve bakımı için mühendislik fiziği ve mühendislik matematiği ilkelerini malzeme bilimi ile birleştiren bir mühendislik dalıdır.\nMakine mühendisliği, mekanik, dinamik, termodinamik, malzeme bilimi, yapısal analiz ve elektrik dahil olmak üzere temel disiplinlerin anlaşılmasını gerektirir.\nMakine mühendisleri bilgisayar destekli tasarım (CAD), bilgisayar destekli üretim (CAM), ürün yaşam döngü analizi vb. araçları tasarlama ve analiz için kullanır.\nMakine mühendisleri, üretim tesisleri, endüstriyel ekipman, makine, ısıtma, havalandırma ve soğutma sistemi, taşıma sistemleri, uçak, su taşıtı, robotik, tıbbi cihazlar, silahlar vb. araçların mekanik, ısı, akışkan parça ve sistemlerinin tasarım ve verim hesaplarını ve çizimlerini yapar.\nMakine mühendisliği, makinelerin tasarımını, üretimini ve işletimini içeren mühendislik dalıdır.\nMakine mühendisliği, 18. yüzyılda Avrupa'da Sanayi Devrimi sırasında bir alan olarak ortaya çıktı; ancak gelişimi dünya'da birkaç bin yıl öncesine kadar izlenebilir. 19. yüzyılda fizik alanındaki gelişmeler makine mühendisliği bilimlerinin gelişmesine yol açtı. Alan, gelişmeleri dahil etmek için sürekli olarak gelişti; bugün makine mühendisleri kompozit malzemeler, mekatronik ve nanoteknoloji gibi alanlardaki gelişmeleri takip ediyor. Aynı zamanda havacılık ve uzay mühendisliği, metalurji mühendisliği, inşaat mühendisliği, elektrik mühendisliği, imalat mühendisliği, kimya mühendisliği, endüstri mühendisliği ile ve diğer mühendislik disiplinlerinde değişen miktarlarda örtüşür. Makine mühendisleri ayrıca biyomedikal mühendisliği alanında özellikle biyomekanik, taşınım olayı, biyomekatronik, biyonanoteknoloji ve biyolojik sistemlerin modellenmesinde de çalışabilirler.", + "question": "Makine Mühendisliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Makine mühendisliği, mekanik sistemlerin tasarım, analiz, imalat ve bakımı için mühendislik fiziği ve mühendislik matematiği ilkelerini malzeme bilimi ile birleştiren bir mühendislik dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2567", + "context": "Termodinamik; ısı, iş, sıcaklık ve enerji arasındaki ilişki ile ilgilenen bilim dalıdır. Basit bir ifadeyle termodinamik, enerjinin bir yerden başka bir yere ve bir biçimden başka bir biçime transferi ile ilgilenir. Bu süreçteki anahtar kavram, ısının, belirli bir mekanik işe denk gelen bir enerji biçimi olmasıdır.\n\nTermodinamik kavramı Yunanca Yunanca: thermos (ısı) ve Yunanca: dynamic (enerji) kelimelerinden türetilmiştir. Bazı Türkçe kaynaklarda ısıl devingi olarak da geçer. Enerji, ısı, iş, entropi ve ekserji gibi fiziksel kavramlarla ilgilenir. Termodinamik yasalarının istatistiksel mekanikten türetilebileceği gösterilmiştir.\n\nTermodinamik her ne kadar sistemlerin madde ve/veya enerji alış-verişiyle ilgilense de, bu işlemlerin hızıyla ilgilenmez. Bundan dolayı aslında termodinamik denilirken, denge termodinamiği kastedilir. Bu yüzden termodinamiğin ana kavramlarından biri \"quasi-statik\" (yarı-durağan) adı verilen, idealize edilmiş \"sonsuz yavaşlıkta\" olaylardır. Zamana bağlı termodinamik olaylarla, denge halinde olmayan termodinamik ilgilenir.\nTermodinamik yasaları çok genel bir geçerliliğe sahiptirler ve karşılıklı etkileşimlerin ayrıntılarına veya incelenen sistemin özelliklerine bağlı olarak değişmezler. Yani bir sistemin sadece madde veya enerji giriş-çıkışı bilinse dahi bu sisteme uygulanabilirler.", + "question": "Termodinamik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Termodinamik; ısı, iş, sıcaklık ve enerji arasındaki ilişki ile ilgilenen bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2568", + "context": "Grafik tasarım bir mesajı iletmek, bir görseli geliştirmek veya bir düşünceyi görselleştirmek için metnin ve görsellerin algılanabilir ve görülebilir bir düzlemde, iki boyutlu, üç boyut ve de dört boyut olarak organize edilmesini içeren yaratıcı bir süreçtir. Baskı, ekran, hareketli film, animasyon, iç mimari, ambalaj tasarımı gibi birçok ortamda dijital veya dijital olmayacak bir şekilde uygulanabilir. Grafik sanatı ve grafik tasarımlarda, görsel sanatların temel ilkeleri olan hizalama, denge, karşıtlık, vurgulama, hareket, görüntü, oran, yakınlık, tekrarlama, ritim ve birlik geçerlidir. Grafik tasarım için grafik tablet, grafik yazılımı, uygulama yazılımı ve programları kullanılır.\nGrafiker, Almanca Graphiker kelimesinin karşılığı, Grafik Tasarımcı ise İngilizce Graphic Designer kelimesinin karşılığı olup aynı manaya gelmektedir.", + "question": "Grafik Tasarım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Grafik tasarım bir mesajı iletmek, bir görseli geliştirmek veya bir düşünceyi görselleştirmek için metnin ve görsellerin algılanabilir ve görülebilir bir düzlemde, iki boyutlu, üç boyut ve de dört boyut olarak organize edilmesini içeren yaratıcı bir süreçtir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2569", + "context": "Endüstri mühendisliği ya da sanayi mühendisliği (İngilizce: Industrial engineering), insan, malzeme ve makineden oluşan bütünleşik sistemlerin kuruluş ve devamlılığının yönetimi ile ilgilenen mühendislik dalıdır. Endüstri mühendisleri, diğer mühendislik dallarının birçoğunun derslerini de alıp, üzerine işletme, yönetim, üretim, ekonomi ve endüstri mühendisliğine özel derslerle birlikte diğer mühendislik alanlarının yöneticilik yetkisine sahip mühendislik dalı.\nÇalışmalarında matematik, fen bilimleri ve sosyal bilimlerdeki özel bilgi ve becerileri mühendislik analiz ve tasarım ilke yöntemleriyle birleştirerek, bu sistemlerden elde edilecek sonuçları belirleyip, kestirerek değerlendiren ve disiplinlerüstü bir yaklaşım sergileyen endüstri mühendisleri, zaman, para, malzeme, enerji gibi kaynakların verimli kullanımına ve mühendislik hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik çalışmalarda bulunur.\nEndüstri mühendisliği diğer mühendislik dallarından farklı bir yapıya ve düşünce sistemine sahiptir. En önemli fark endüstri mühendisliğinin parçayı değil bütünü göz önüne alarak çalışması, sistemin bütünüyle ilgilenmesidir. İkinci önemli fark ise her türlü uygulamada insan faktörünü dikkate almasıdır. Bu sebeplerden dolayı temel doğa bilimleriyle olan ilişkisinin yanında sosyal bilimlerle de iç içedir.", + "question": "Endüstri Mühendisliği nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Endüstri mühendisliği ya da sanayi mühendisliği (İngilizce: Industrial engineering), insan, malzeme ve makineden oluşan bütünleşik sistemlerin kuruluş ve devamlılığının yönetimi ile ilgilenen mühendislik dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2570", + "context": "Optik, ışık hareketlerini, özelliklerini, ışığın diğer maddelerle etkileşimini inceleyen; fiziğin ışığın ölçümünü ve sınıflandırması ile uğraşan bir alt dalı. Optik, genellikle gözle görülebilen ışık dalgalarının ve gözle görülemeyen morötesi ve kızılötesi ışık dalgalarının hareketini inceler. Çünkü ışık bir elektromanyetik dalgadır ve diğer elektromanyetik dalga türleri (X-ray, mikrodalga, radyo dalgaları gibi) ile benzer özellikler gösterir.\nÇoğu optik olay ışığın klasik elektromanyetizma tanımı ile açıklanabilmektedir. Işığın elektromanyetik tanımlarını tam anlamıyla pratikte kullanmak zordur. Pratik (uygulanabilir) optikte genelde basitleştirilmiş modeller kullanılır. Bu modellerin en yaygını olan geometrik optik; ışığı bir demet olarak ele alır ve ışığı yüzeylerden yansırken, geçerken bükülen bir çizgi varsayar. Fiziksel optik ise ışığın daha kapsamlı bir modelidir. Geometrik optikle açıklanamayan dalga, kırınım, girişim olaylarını barındırır. Tarihsel olarak ışığın demet temelli modeli dalga modelinden önce geliştirilmiştir. 19. yüzyılda elektromanyetik teorideki gelişim ışık dalgalarının aslında elektromanyetik dalga olduğunu göstermiştir.\nBazı optik fenomenleri dalga parçacık ikiliğini ortaya çıkarır. Bu etkiler kuantum mekaniği ile açıklanır. Işığın parçacık modeli söz konusu olduğunda ışık foton adı verilen parçacıkların birleşimi olarak modellenir. Kuantum optiği, kuantum mekaniğini optik sistemlerine uyarlar.\nBir bilim ve fizik dalı olarak optik, astronomi, mühendislik, fotoğrafçılık ve tıp (ağırlıklı olarak oftalmoloji ve optometri) gibi bilim dallarıyla ilintilidir ve bu dallarla birlikte çalışır. Optiğin günlük hayatımızda ve teknolojide çok fazla kullanım alanı vardır. Örneğin; ayna, mercek, teleskop, mikroskop, lazer, fiberoptik gibi günlük eşyaların yapımında ve kullanımında optik bilimi yardımcı olur", + "question": "Optik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Optik, ışık hareketlerini, özelliklerini, ışığın diğer maddelerle etkileşimini inceleyen; fiziğin ışığın ölçümünü ve sınıflandırması ile uğraşan bir alt dalı." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2571", + "context": "Tasarım, bir nesne, süreç veya sistem için kavram veya öneridir. Elizabeth Adams Hurwitz tarafından kısa ve öz olarak “gerekli olanın araştırılması” şeklinde tanımlanan tasarım, genellikle tatbikî sanatlar ve görsel sanatlar, mühendislik, mimarî, peyzaj ve diğer yaratıcı işler çerçevesinde ele alınır.\nTasarım sözcüğü, düşünen bir kimse tarafından kasıtlı olarak oluşturulan veya oluşturulmuş olan bir şeye atıfta bulunur ve bazen bir şeyin içsel doğasına - tasarımına - atıfta bulunmak için kullanılır. Tasarlamak fiili, yeni bir nesne veya ürün (makine, mobilya, endüstriyel ürün vb.), mekân ve alan (yapı, peyzaj) için bir plan oluşturma ve geliştirme sürecine denir. Bazı durumlarda, önceden açık bir plan olmaksızın bir planın, nesnenin ya da bir inşa sürecinin (mimarî çizimler, mühendislik çizimleri, vb.) meydana getirilmesine de denir. Tasarı ise hem son plan veya taslak (bir çizim, modelleme vb.), hem de bir plan veya taslağın sonucu için kullanılır. Bir tasarımın belirli bir bağlamda bir amacı olması, genellikle belirli hedefleri ve kısıtlamaları karşılaması ve estetik, işlevsel, ekonomik, çevresel veya sosyo-politik hususları dikkate alması beklenir.", + "question": "Tasarım nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tasarım, bir nesne, süreç veya sistem için kavram veya öneridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2572", + "context": "İklim değişikliği, küresel ısınmayı (küresel ortalama sıcaklıkta süregelen artış) ve bunun Dünya'nın iklim sistemi üzerindeki etkilerini ifade eder.\nDaha geniş anlamda iklim değişikliği, Dünya'nın iklimindeki önceki uzun vadeli değişiklikleri de içerir. Küresel ortalama sıcaklıktaki mevcut artış, önceki değişikliklerden daha hızlıdır ve esas olarak insanların fosil yakıtları yakmasından kaynaklanmaktadır. Fosil yakıt kullanımı, ormansızlaşma ve bazı tarımsal ve endüstriyel uygulamalar, başta karbondioksit ve metan olmak üzere sera gazlarını artırmaktadır. Sera gazları, Dünya'nın güneş ışığından ısındıktan sonra yaydığı ısının bir kısmını emer. Bu gazların daha büyük miktarları Dünya'nın alt atmosferinde daha fazla ısı tutarak küresel ısınmaya neden olur.\nİklim değişikliği nedeniyle çöller genişlerken, sıcak hava dalgaları ve orman yangınları daha yaygın hale gelmektedir. Kuzey Kutbu'nda artan ısınma donmuş toprakların erimesine, buzulların geri çekilmesine ve deniz buzu kaybına katkıda bulundu. Daha yüksek sıcaklıklar aynı zamanda daha yoğun fırtınalara, kuraklıklara ve diğer aşırı hava koşullarına neden olmaktadır. Dağlarda, mercan resiflerinde ve Kuzey Kutbu'nda yaşanan hızlı çevresel değişim, birçok canlı türünün yer değiştirmesine ya da neslinin tükenmesine neden olmaktadır. Gelecekteki ısınmayı en aza indirme çabaları başarılı olsa bile, bazı etkiler yüzyıllar boyunca devam edecektir. Bunlar arasında okyanus ısınması, okyanus asitlenmesi ve deniz seviyesinin yükselmesi yer almaktadır.\nİklim değişikliği insanları gıda ve su kıtlığı, artan seller, aşırı sıcaklar, daha fazla hastalık ve ekonomik kayıplarla tehdit etmektedir. İnsan göçü ve çatışmalar da bunun bir sonucu olabilir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) iklim değişikliğini 21. yüzyılda küresel sağlığa yönelik en büyük tehdit olarak nitelendirmektedir. Toplumlar, kıyı şeridinin korunması veya klimaya erişimin genişletilmesi gibi çabalarla iklim değişikliğine uyum sağlayabilir, ancak bazı etkiler kaçınılmazdır. Yoksul ülkeler küresel emisyonların küçük bir kısmından sorumludur, ancak uyum sağlama konusunda en az yeteneğe sahiptirler ve iklim değişikliğine karşı en savunmasız durumdadırlar.\nİklim değişikliğinin birçok etkisi, mevcut 1,2 °C (2,2 °F) ısınma seviyesinde zaten hissedilmektedir. Ek ısınma bu etkileri arttıracak ve Grönland buz tabakasının erimesi gibi devrilme noktalarını tetikleyebilecektir. 2015 Paris Anlaşması kapsamında, ülkeler toplu olarak ısınmayı \"2 °C'nin oldukça altında\" tutmayı kabul etmiştir. Bununla birlikte, Anlaşma kapsamında verilen taahhütlerle, küresel ısınma yüzyılın sonuna kadar yaklaşık 2,7 °C'ye (4,9 °F) ulaşacaktır. Isınmanın 1.5 °C ile sınırlandırılması, 2030 yılına kadar emisyonların yarıya indirilmesini ve 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşılmasını gerektirecektir.\n\nEmisyonların azaltılması, fosil yakıtların yakılması yerine düşük karbonlu kaynaklardan elektrik üretilmesini gerektirmektedir. Bu değişim, kömür ve doğalgazla çalışan enerji santrallerinin aşamalı olarak kapatılmasını, rüzgar, güneş ve diğer yenilenebilir enerji türlerinin kullanımının büyük ölçüde artırılmasını ve enerji kullanımının azaltılmasını içermektedir. Karbon emisyonu olmayan kaynaklardan üretilen elektriğin, ulaşıma güç sağlamak, binaları ısıtmak ve endüstriyel tesisleri işletmek için fosil yakıtların yerini alması gerekecektir. Karbon, örneğin orman örtüsünün artırılması ve topraktaki karbonu yakalayan yöntemlerle tarım yapılması yoluyla da atmosferden uzaklaştırılabilir.", + "question": "Küresel Isınma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "İklim değişikliği, küresel ısınmayı (küresel ortalama sıcaklıkta süregelen artış) ve bunun Dünya'nın iklim sistemi üzerindeki etkilerini ifade eder." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2573", + "context": "Matematik felsefesi, matematiğin varlıksal, bilgisel ve yöntemsel sorunlarını inceleyen, matematiğin temelleriyle ilgili ana kavramları irdeleyen bir felsefe dalıdır.\nBaşlıca soruları matematik ve matematiğin konusu olan nesnelerin varlık ve bilgi kaynağı ile ilgilidir. Matematik felsefesinin ilgilendiği bazı soru şunlardır:\n\nBir matematiksel önermenin niteliği nedir?\nMatematik ile mantık arasındaki ilişki nedir?\nMatematiksel nesnelerin varlığı neye dayanmaktadır?\nMatematiksel bilgiye nasıl erişiriz?\nMatematiğin yöntemi nedir?\nMatematiğe yeni aksiyomlar eklenmeli midir?\nHermenötiklerin matematikteki rolü nedir?\nMatematiksel soruşturmanın nesnesi nedir?\nMatematiğin arkasındaki insan özellikleri nedir?\nMatematiksel güzellik nedir?\nMatematiksel gerçeğin doğası ve kaynağı nedir?\nSoyut matematikler dünyası ile materyal evren arasındaki ilişki nedir?\nMatematiğin nesneleriyle ilgili üç temel görüş mevcuttur. Matematiksel realizm ya da diğer adıyla Platonculuk, matematiksel nesnelerin dilden, duyulardan, akıldan ve bütün fiziksel dünyadan bağımsız şekilde bir Platonik evrende soyut nesneler olarak var olduklarını öne sürer. Realizm felsefesi, bilgisel yani epistemolojik alanda da yorumlanır. Realizmin bilgisel açıdan yorumlamasına göre, matematiksel önermelerin her şeyden bağımsız olarak mutlak bir doğruluk değeri olmak zorundadır. Matematiksel nesnelerin varlığıyla ilgili bir diğer görüş idealizm felsefesidir. Immanuel Kant'a dayanan bu görüşe göre, matematiksel nesneler sadece zihnin ürünüdür, zihindeki inşaların sonucunda ortaya çıkar. Buna göre zihin yoksa matematiksel nesneler de yoktur. 20.yy'da Kant'ın bu felsefesi bazı matematikçiler arasında karşılık bulmuş ve L. E. J. Brouwer tarafından sezgicilik akımı geliştirilmiştir. Sezgiciliğe göre, bir matematiksel nesnenin var olması demek o nesnenin inşa edilmiş olması demektir. Çeşitli mantık ilkelerinin reddine dayanan bu felsefede, matematiksel yöntem inşalardan, matematiksel nesneler ise inşa edilebilir şeylerden meydana gelir. Matematiksel nesnelerin varlığıyla ilgili üçüncü görüş, nominalizm adı verilen bir görüştür. Nominalizme göre soyut nesneler yoktur ya da bütün matematiksel nesneler sadece isimlerden ibarettir. Matematiksel nesnelerin var olmadığını iddia eden nominalizm felsefesi kendi içinde farklı kollara ayrılabilir. Bu kolların her birinin matematiksel önermeleri yorumlama ve ele alış biçimi birbirinden farklı olabilmektedir.\nDiğer önemli bir konu matematiksel bir kuramın gerçekliğidir. \nMatematik (Doğa Bilimlerinden farklı olarak) deneysel olarak sınanamadığı için belirli bir matematik kuramını gerçek bulmak için nedenler aranmaktadır (Bkz. Epistemoloji). Luitzen E. J. Brouwer’in temellerini attığı ve Arend Heyting'in takip ettiği Sezgici Matematik bu görüşün bilenen temsilcilerindedir. Mantıkçılık yaklaşımı ise Bertrand Russell ve Gottlob Frege tarafından savunulmuştur. David Hilbert ve Haskell Curry biçimselcilik akımının temsilcilerinden sayılmaktadır. Mantıkçılığın bir alt kolu olan mantıksal pozitivistler, Rudolf Carnap, Alfred Jules Ayer, Carl Hempel tarafından temsil edilmiştir. Matematiğin sadece kendisine ve bilime hizmet etmesi gerektiğini savunan ve matematiğin kendi kendine yettiğini ve kendi içinde evrildiğini öne süren felsefeye matematiksel doğalcılık denmiştir ve Penelope Maddy, Willard Van Orman Quine gibi felsefeciler tarafından savunulmuştur. Matematiksel nesnelerin yapılarla ilgili olduğunu ve nesnelerin sadece yapı içinde anlam kazandığını öne süren görüşe ise yapısalcılık denmiştir. Bu görüşe göre hiçbir matematiksel nesne kendi kendine bağımsız olarak var olamaz, ancak bir yapının içinde diğer nesnelerle olan ilişkisiyle var olabilir. Yapısalcılık felsefesi Stewart Shapiro, Michael Resnik ve Paul Benacerraf tarafından savunulmuştur.\nMatematik felsefesindeki önemli konulardan biri de matematiği biçimselleştirme ve kesinliğe kavuşturma hatta matematiği \"bilgisayarlaştırma\" problemidir. Bu konuda Avusturyalı matematikçi ve mantıkçı Kurt Gödel'in Eksiklik Teoremleri önemli yere sahiptir.", + "question": "Matematik Felsefesi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Matematik felsefesi, matematiğin varlıksal, bilgisel ve yöntemsel sorunlarını inceleyen, matematiğin temelleriyle ilgili ana kavramları irdeleyen bir felsefe dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2574", + "context": "Sanal gerçeklik (İngilizce: virtual reality; VR), teknoloji kullanılarak oluşturulan kurgular ile gerçek ve hayalin birleştirilmesidir. Sanal öğrenme ortamları, gelişen teknolojinin eğitim-öğretim ortamlarına dahil edilmesiyle birlikte öğrencilerin öğrenme deneyimlerini zenginleştirmek için tasarlanmış platformlardır. Sanal öğrenme ortamları da teknoloji ile birlikte değişim ve gelişim göstermektedir. Son olarak sanal gerçeklik teknolojilerinin eğitim-öğretim ortamlarına dahil edilmeye hazır durumda olduğu ve eğitsel kazanımlar bakımından yüksek potansiyel taşıdığı görülmektedir.\nSanal gerçeklik teknolojisi, bireylerin çok daha karmaşık sorunları çözmek için bilgisayarlarla doğrudan etkileşimde bulunabilecekleri bir araçtır ve sanal gerçekliğin en önemli özelliği gerçek ortamları taklit etmesidir. Geliştiriciler günümüzde, inandırıcı davranışlarda bulunan yapay zekalarla dolu, şaşırtıcı derecede gerçekçi dünyalar yaratabilmektedirler. Sanal gerçeklik ifadesi tarihsel süreçte her ne kadar sanal ortam, üç boyutlu simülasyon, bilgisayar ve konsol oyunları, görselleştirme, sayısal prototip gibi ifadeleri karşılamak için kullanılsa da, günümüzde başlıklar aracılığıyla, 360 derece görüş sağlayan sanal bir küre içerisinde etkileşim kurulabilen sanal ortamların deneyimlenebildiği sistemler için kullanılmaktadır.\nSanal gerçeklik teknolojisi kullanılan donanım özelliklerine göre farklılık göstermektedir. Bu farklılıklar değerlendirilerek; bilgisayar tabanlı, mobil tabanlı ve bağımsız sanal gerçeklik başlıkları olmak üzere üç farklı kategori oluşturulabilir.", + "question": "Sanal Gerçeklik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sanal gerçeklik (İngilizce: virtual reality; VR), teknoloji kullanılarak oluşturulan kurgular ile gerçek ve hayalin birleştirilmesidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2575", + "context": "Güneş enerjisi, kaynağı Güneş olan ısı ve parlak ışıktır. Güneş'in çekirdeğinde yer alan füzyon süreci ile açığa çıkan ışınım enerjisidir. Güneşteki hidrojen gazının helyuma dönüşmesi füzyon sürecinden kaynaklanır. Güneş'in yüzeyinde güneş radyasyonunun yoğunluğu yaklaşık 6,33 x 107 W/m2dir. Dünya atmosferinin dışında Güneş ışınımının şiddeti, yaklaşık 1370 W/m2 (Watt/m2) değerindedir; ancak yeryüzünde 0-1100 W/m2 değerleri arasında değişim gösterir. Bu enerjinin Dünya'ya gelen küçük bir bölümü dahi, insanlığın mevcut enerji tüketiminden kat kat fazladır. Güneş enerjisinden yararlanma konusundaki çalışmalar özellikle 1970'lerden sonra hız kazanmış, Güneş enerjisi sistemleri; teknolojik olarak ilerlerken maliyet açısından ucuzlamıştır. Güneş enerjisi çevresel olarak temiz bir birincil enerji kaynağı olarak kendini kabul ettirmiştir.", + "question": "Güneş Enerjisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Güneş enerjisi, kaynağı Güneş olan ısı ve parlak ışıktır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2576", + "context": "Rüzgâr gücü, elektrik üretmek için rüzgâr türbinleri, mekaniksel güç için yel değirmeni, su veya kuyu pompalama için rüzgâr pompaları veya gemileri yürütmek için yelkenler kullanarak rüzgârın kullanışlı formundaki rüzgâr enerjisinin sonucudur.\n2022 itibarıyla dünya çapındaki rüzgâr enerji santrallerinin (RES) elektrik üretimi 2000 TWs'a (terawattsaat) ulaşmıştır. Bu da dünyada kullanılan elektriğin %7’si anlamına gelmektedir.", + "question": "Rüzgar Enerjisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Rüzgâr gücü, elektrik üretmek için rüzgâr türbinleri, mekaniksel güç için yel değirmeni, su veya kuyu pompalama için rüzgâr pompaları veya gemileri yürütmek için yelkenler kullanarak rüzgârın kullanışlı formundaki rüzgâr enerjisinin sonucudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2577", + "context": "Mars (Eski Türkçede Bakır Sokım, Merih), Güneş Sistemi'nin Güneş'ten itibaren dördüncü gezegeni. Roma mitolojisindeki savaş tanrısı Mars'a ithafen adlandırılmıştır. Yüzeyindeki yaygın demir oksitten dolayı kızılımsı bir görünüme sahip olduğu için \"Kızıl Gezegen\" olarak da bilinmektedir.\nİnce bir atmosferi olan Mars gerek Ay'daki gibi meteor kraterlerini, gerekse Dünya'daki gibi volkan, vadi, çöl ve kutup bölgelerini içeren çehresiyle bir karasal gezegendir. Ayrıca dönme periyodu ve mevsim dönemleri Dünya’nınkine çok benzer. 2 adet uydusu bulunmaktadır.\nMars’taki Olimpos Dağı (Olympus Mons, yüksekliği 21 km) , Güneş Sistemi’nde bilinen en yüksek dağdır ve Marineris Vadisi (Valles Marineris, uzunluğu 4.000 km) adı verilen kanyon en büyük kanyondur. Ayrıca Haziran 2008’de Nature dergisinde yayımlanan üç makalede açıklandığı gibi, Mars’ın kuzey yarımküresinde 10.600 km uzunluğunda ve 8.500 km genişliğindeki dev bir meteor kraterinin varlığı saptanmıştır. Bu krater, bugüne kadar keşfedilmiş en büyük meteor kraterinin (Ay'ın güney kutbu kısmındaki Atkien Havzası) dört misli büyüklüğündedir.\nMars, Dünya hariç tutulursa, hâlen Güneş Sistemi’ndeki gezegenler içinde sıvı su ve yaşam içermesi en muhtemel gezegen olarak görülmektedir. Mars Express ve Mars Reconnaissance Orbiter keşif projelerinin radar verileri gerek kutuplarda (Temmuz 2005) gerekse orta bölgelerde (Kasım 2008) geniş miktarlarda su buzlarının var olduğunu ortaya koymuş bulunmaktadır. 31 Temmuz 2008’de Phoenix Mars Lander adlı robotik uzay gemisi Mars toprağının sığ bölgelerindeki su buzlarından örnekler almayı başarmıştır.\nGünümüzde, Mars, yörüngelerine oturmuş üç uzay gemisine evsahipliği yapmaktadır: Mars Odyssey, Mars Express ve Mars Reconnaissance Orbiter. Mars, Dünya hariç tutulursa, Güneş Sistemi’ndeki herhangi bir sıradan gezegenden ibaret değildir. Yüzeyi pek çok uzay aracına ev sahipliği yapmıştır. Bu uzay araçlarıyla elde edilen jeolojik veriler şunu ortaya koymuştur ki, Mars önceden su konusunda geniş bir çeşitliliğe sahipti; hatta geçen on yıllık süre sırasında gayzer (kaynaç) türü su fışkırma veya akıntıları meydana gelmişti. NASA’nın Mars Global Surveyor projesi kapsamında sürdürülen incelemeler Mars’ın güney kutbu buz bölgesinin geri çekilmiş olduğunu ortaya koymuştur. Bilim insanları, 2006'da Mars yörüngesine oturtulan \"Mars Reconnaissance Orbiter\" (Mars Yörünge Kaşifi) uydusundan alınan veriler sonucu, Mars'ta sıcak aylarda tuzlu su akıntılarının oluştuğunu bildirmişlerdir.\nMars'ın 1877 yılında astronom Asaph Hall tarafından keşfedilen Phobos ve Deimos adları verilmiş, düzensiz biçimli iki küçük uydusu vardır. Mars Dünya'dan çıplak gözle görülebilmektedir. \"Görünür kadir\"i −2,9’a ulaşır ki bu, çıplak gözle çoğu zaman Jüpiter Mars’tan daha parlak görünmesine karşın; ancak Venüs, Ay ve Güneş’çe aşılabilen bir parlaklıktır.", + "question": "Mars nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Mars (Eski Türkçede Bakır Sokım, Merih), Güneş Sistemi'nin Güneş'ten itibaren dördüncü gezegeni." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2578", + "context": "Ay, Dünya'nın tek doğal uydusu ve Güneş Sistemi içindeki beşinci büyük doğal uydudur. Dünya ile Ay arasında ortalama merkezden merkeze uzaklık 384.403 km, yani Dünya'nın çapının yaklaşık otuz katı kadardır. Jeofiziksel açıdan Ay, gezegen kütleli gök cismi veya uydu gezegendir. Kütlesi, Dünya'nın kütlesinin %1,2'si ve çapı 3.474 km (2.159 mi) ile Dünya'nın yaklaşık dörtte biri kadardır. Yüzeyinde kütleçekim etkisi yerçekiminin yaklaşık %17'sidir. Ay, Dünya'nın yörüngesinde bir turunu 27 gün 7 saatte tamamlar. Dünya, Ay ve Güneş geometrisinde görülen periyodik değişimler sonucunda her 29,5 günde tekrar eden Ay'ın evreleri oluşur.\nAy, insanların üzerine iniş yaparak yürüdükleri gökcismidir. Yer çekiminden kurtulup uzaya çıkan ve Ay'ın yakınından geçen ilk yapay nesne Sovyetler Birliği'nin Luna 1 uydusudur. Ay yüzeyine çarpan ilk insan yapısı nesne Luna 2 uydusudur. Normalde görünmeyen Ay'ın öteki yüzünün ilk fotoğraflarını ise Luna 3 uydusu çekmiştir. Bu üç uydu da 1959 yılında uzaya fırlatılmıştır. Ay yüzeyine ilk yumuşak iniş yapabilen uzay aracı Luna 9 ve Ay yörüngesine giren ilk insansız uzay aracı da Luna 10'dur. Bu iki uydu da 1966'da uzaya fırlatılmıştır. ABD'nin Apollo programı 1969 ve 1972 yılları arasında altı başarılı inişle, günümüze kadar insanlı görevleri başaran tek uzay programıdır. Ay'ın doğrudan insanlar tarafından incelenmesine Apollo programının bitişiyle son verilmiştir.\nEn yaygın olarak kabul edilen köken açıklaması, Ay'ın 4,51 milyar yıl önce, (Dünya'dan kısa bir süre sonra) Dünya ile Theia adlı Mars büyüklüğündeki varsayımsal bir cisim arasındaki dev çarpışma enkazından oluştuğunu ileri sürer. Sonrasında Dünya ile gelgit etkileşimi nedeniyle daha uzak bir yörüngeye çekildi. Ay'ın yakın tarafı parlak ve eski kabuksal yüksek dağlar ile, göze çarpan darbe kraterileri arasındaki boşlukları dolduran koyu volkanik maria \"karanlık denizler\" ile dikkat çekicidir. Büyük çarpışma havzaları ve karanlık yüzeylerinin mare çoğu yaklaşık üç milyar yıl önce Imbrian döneminin sonuna kadar yerindeydi. Ay yüzeyi nispeten yansıtıcı değildir, yansıma derecesi aşınmış asfaltdan biraz daha parlaktır. Ancak, açısal çapı büyük olduğu için dolunayda gece gökteki en parlak gök cismi olur. Ay'ın görünen boyutu Güneş'inkiyle hemen hemen aynıdır, bu ise tam güneş tutulması esnasında Güneş'i neredeyse tamamen kaplamasına neden olur, Aya ilk ayak basan insan Neil Armstorg' dur", + "question": "Ay nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ay, Dünya'nın tek doğal uydusu ve Güneş Sistemi içindeki beşinci büyük doğal uydudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2579", + "context": "Güneş Sistemi, Güneş'in kütleçekim kuvvetiyle yörüngede tutulan ve çeşitli gök cisimlerinden oluşmuş bir sistemdir. Güneş ve 8 gezegen ile onların doğruluğu onaylanmış 150 uydusu, 5 cüce gezegen (Ceres, Plüton, Eris, Haumea, Makemake) ile onların bilinen toplam 8 uydusu ve çok sayıda küçük Güneş Sistemi cisminden oluşur. Küçük cisimler kategorisine asteroitler, Kuiper Kuşağı cisimleri, kuyruklu yıldızlar, gök taşları ve gezegenler arası toz girer.\nGüneş Sistemi; Güneş, dört karasal iç gezegen; küçük, kaya ve metal içerikli asteroitlerden oluşan bir asteroit kuşağı; dört dev dış gezegen ve Kuiper Kuşağı denen buzsu cisimlerden oluşan ikinci bir kuşaktan ibarettir. Kuiper Kuşağı'nın ötesinde ise seyrek disk, gündurgun (İngilizce: heliopause) ve en son olarak da varsayımsal Oort Bulutu bulunur.\nGüneş'ten olan uzaklıklarına göre gezegenler sırasıyla Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün'dür. Bu sekiz gezegenin altısının çevresinde doğal uydular döner. Ayrıca dış gezegenlerin her birinin toz ve diğer parçacıklardan oluşan halkaları vardır. Dünya dışındaki tüm gezegenler adlarını Yunan ve Roma mitolojisinin tanrılarından alır. Beş cüce gezegen ise Kuiper Kuşağı'nda yer alan Plüton, Haumea, Makemake, asteroit kuşağındaki en büyük cisim olan Ceres ve dağınık diskte yer alan Eris'tir. Plüton bilinen en büyük cüce gezegendir.", + "question": "Güneş Sistemi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Güneş Sistemi, Güneş'in kütleçekim kuvvetiyle yörüngede tutulan ve çeşitli gök cisimlerinden oluşmuş bir sistemdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2580", + "context": "Yıldız, ağırlıklı olarak hidrojen ve helyumdan oluşan, karanlık uzayda ışık saçan, gökyüzünde bir nokta olarak görünen plazma küresidir. Bir araya toplanan yıldızların oluşturduğu galaksiler, gözlemlenebilir evrenin hâkimidir. Dünya'dan çıplak gözle görülebilen yaklaşık 6 bin dolayında yıldız vardır. Dünya'ya en yakın yıldız, aynı zamanda Dünya üzerindeki yaşamın gerçekleşmesi için gerekli olan ısı ve ışığın kaynağı da olan Güneş'tir.\nGüneş ışığı dâhil olmak üzere Dünya üzerindeki enerjinin çoğunun kaynağı Güneş'tir. Diğer yıldızlar, yeryüzünden bakıldığında Güneş’in ışığı altında kalmadıkları zaman, yani geceleri gökyüzünde görünürler. Yıldızların parlamasının nedeni ise, çekirdeklerinde meydana gelen çekirdek kaynaşması (füzyon) tepkimelerinde açığa çıkan nükleer enerjinin yıldızın içinden geçtikten sonra dış uzaya radyasyon (ışınım) ile yayılmasıdır.\nAstronomlar bir yıldızın tayfını, parlaklığını ve uzaydaki hareketini gözlemleyerek o yıldızın kütlesi, yaşı, kimyasal bileşimi ve bunun gibi birçok özelliğini belirleyebilir. Bir yıldızın toplam kütlesi, yıldızın gelişiminin ve sonunun ana belirleyicisidir. Kütlelerine bakılarak bir yıldızın yaşam süresi tahmin edilebilir: Büyük yıldızlar az, Güneş gibi küçük yıldızlar ise çok yaşar.\nBir yıldızın gelişim süreci, içinde bulunduğu aşamaya göre çapı, dönüşü, hareketi ve sıcaklığı ile belirlenir. Sıcaklık ve parlaklık durumuna göre işaretlendikleri Hertzsprung-Russell diyagramı (H-R diyagramı), yıldızların güncel yaşını ve gelişim sürecindeki aşamasını belirlemek için kullanılır.\n\nYıldız gelişiminin ilk halkası; hidrojen, bir miktar helyum ve çok az miktarda daha ağır elementlerden oluşan ve içe doğru çökmeye başlayan bir madde bulutudur. Yıldız çekirdeği yeteri kadar yoğunlaştıktan sonra içinde bulunan hidrojenin bir kısmı sürekli olarak çekirdek kaynaşması tepkimesiyle helyuma çevrilir. Yıldızın geri kalan kısmı, açığa çıkan enerjiyi, ışınım ve konveksiyon birleşimiyle çekirdekten uzağa taşır. Bu süreçler yıldızın kendi içine doğru çökmesini engeller ve enerji, yıldız yüzeyinde bir yıldız rüzgârı yaratarak dış uzaya doğru ışınım yoluyla yayılır.\nÇekirdekteki hidrojen yakıtı bittikten sonra, en azından Güneş'in kütlesinin beşte ikisi kadar bir kütleye sahip olan yıldız genişleyerek, daha ağır olan elementler çekirdekte ya da çekirdeğin etrafında kabuk hâlinde kaynaşarak kırmızı bir dev hâline gelir. Daha sonra maddenin bir kısmı yıldızlararası ortama salınarak, ağır elementlerin daha yoğun olacağı yeni bir yıldız nesli yaratacak şekle dönüşür. Küçük yıldızlar, yaşamlarının sonuna geldiğinde sakin bir patlamayla ölürler. Ancak Güneş'ten milyonlarca kat daha büyük olan yıldızlar, ömürlerinin sonunda büyük ve korkunç bir patlamayla ölürler ve enerjilerini uzaya salarlar. Bu patlamaya süpernova patlaması denir. Bir süpernova patlaması sırasındaki yıldızın parlaklığı, bulunduğu galaksideki tüm yıldızların toplam parlaklığına yaklaşır. Güneş'ten en az 20 kat daha ağır olan yıldızlar, süpernova patlamasından sonra bir kara deliğe dönüşürler.\nİki ya da daha fazla yıldızdan oluşan sistemlerde birbirine kütleçekim gücüyle bağlanmış olan ve genellikle birbirinin çevresinde düzenli yörüngelerde dönen yıldızlar bulunur. Birbirine çok yakın bir yörünge izleyen yıldızların kütleçekim gücü ile etkileşimlerinin evrimsel gelişimlerinde önemli etkisi vardır.", + "question": "Yıldızlar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Yıldız, ağırlıklı olarak hidrojen ve helyumdan oluşan, karanlık uzayda ışık saçan, gökyüzünde bir nokta olarak görünen plazma küresidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2581", + "context": "Hubble Uzay Teleskobu (HUT), ismi Amerikalı astronom Edwin Hubble'ın anısına verilmiş; Nisan 1990'da STS-31 Görevi esnasında Uzay Mekiği Discovery tarafından Dünya etrafındaki yörüngesine taşınmış bir uzay teleskobudur. İlk uzay teleskopu olmamasına rağmen, HUT en büyüklerindendir ve birçok üstün özelliğe sahiptir. Ayrıca hem hayati öneme sahip bir araştırma aracı olması hem de astronomi için etkili bir halkla ilişkiler unsuru olması nedeniyle çok tanınmıştır.\nHUT, NASA ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA) arasında ortak bir çalışmadır ve Compton Gama Işını Gözlemevi, Chandra X-ışını Gözlemevi ve Spitzer Uzay Teleskobu projelerinden oluşan NASA'nın Büyük Gözlemevleri programının bir parçasıdır.\nUzay teleskopların yapımı ilk olarak 1923'te düşünüldü. HUT için 1970'lerde, 1983'te uzaya gönderilmesi hedefiyle fon bulundu ancak proje teknik gecikmeler, bütçe sorunları ve Challenger faciası nedeniyle gecikti. 1990'da yörüngeye yerleştirildikten sonra bilim adamları ana aynanın teleskobun çalışmalarını kısıtlayacak şekilde yanlış yerleştirildiğini tespit etti. 1993 yılında bir uzay mekiği yolculuğunda bu sorun giderildi.\nHUT, Dünya atmosferinin dışında konumlanması sayesinde, yeryüzündeki teleskoplara kıyasla pek çok avantaja sahip olabilmektedir: Atmosferin olumsuz etkilerinden (Görüntüde bulanıklık ve havadaki partiküllerden yansıyan ışığın oluşturduğu arka-plan kirliliği gibi) bağımsız görüntü elde edilmesinin yanı sıra, Ozon tabakası tarafından tutulan morötesi ışığın gözlemlenmesi ancak bu şekilde mümkün olabilmektedir.\n1990 yılında fırlatılmasının ardından, astronomi tarihindeki en önemli enstrümanlardan biri haline gelmiştir. Astronomların astrofizik alanındaki temel problemlerine çözüm bulmakta büyük yarar sağlamıştır. Hubble teleskobu tarafından kaydedilmiş olan Hubble ultra derin alan adlı fotoğraf, bugüne kadar görünür ışık ile en uzak mesafeden alınmış detaylı görüntüdür. Birçok Hubble gözlemi, en kesin biçimde hesaplanan evrenin genişleme oranı gibi astrofizik alanında birçok çığır açıcı sonuç doğurmuştur.\nHUT, uzayda bakımı astronotlar tarafından yapılacak şekilde tasarlanmış tek teleskoptur. Sonuncusu Mayıs 2009'da olmak üzere beş adet bakım uçuşu gerçekleştirilmiştir. İlk servis uçuşu Aralık 1993'te Hubble'ın görüntüleme hatasının düzeltilmesi için gerçekleştirildi. 2, 3A ve 3B bakım uçuşları sırasında çok sayıda alt sistem onarılmış ve birçok gözlem cihazı daha modern ve yetkin olanlarıyla değiştirilmiştir. Ancak 2003 yılında Columbia Uzay Mekiği'nin yaşadığı kazadan sonra beşinci bakım uçuşu güvenlik gerekçeleri ile iptal edildi. Uzun tartışmalardan sonra NASA kararını tekrar gözden geçirdi ve kurumun yöneticisi Mike Griffin son kez olmak üzere bir servis uçuşu yapılmasına karar verdi. STS-125 Mayıs 2009'da gerçekleştirildi; iki yeni cihaz takıldı ve çok sayıda tamir yapıldı. Yeni cihazlar ve düzeltmeler test edilip HUT rutin işlemlerine Eylül 2009'da tekrar başladı.\nSon uçuşta yapılan bakım ile 2021'de uzaya gönderilmesi planlanan ve HUT'un ardılı olan James Webb Uzay Teleskopu (JWUT), çalışmaya başlayana kadar HUT'un görev yapması beklenmektedir. (JWUT) birçok açıdan daha üstün astronomik araştırma programlarına sahip olacak ancak kızılötesi gözlem yapacağından dolayı Hubble'ın spektrumun görünür ve ultraviyole ölçeğinde gözlem yapma yeteneğini (yerine geçmeyecek) tamamlayacak.", + "question": "Hubble Uzay Teleskobu nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Hubble Uzay Teleskobu (HUT), ismi Amerikalı astronom Edwin Hubble'ın anısına verilmiş; Nisan 1990'da STS-31 Görevi esnasında Uzay Mekiği Discovery tarafından Dünya etrafındaki yörüngesine taşınmış bir uzay teleskobudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2582", + "context": "Büyük patlama (İngilizce: Big Bang), evrenin en eski 13,8 milyar yıl önce tekillik noktası denilen bir noktadan itibaren genişlediğini varsayan evrenin evrimi kuramı ve geniş şekilde kabul gören kozmolojik modeldir. İlk kez 1920'li yıllarda Rus kozmolog ve matematikçi Alexander Friedmann ve Belçikalı fizikçi papaz Georges Lemaître tarafından ortaya atılan bu teori, çeşitli kanıtlarla desteklendiğinden bilim insanları arasında, özellikle fizikçiler arasında geniş ölçüde kabul görmüştür.\nTeorinin temel fikri, hâlen genişlemeye devam eden evrenin geçmişteki belirli bir zamanda sıcak ve yoğun bir noktadan yani tekillik noktasından itibaren genişlemiş olduğudur. Georges Lemaître'in önceleri “ilk atom hipotezi” olarak adlandırdığı bu varsayım günümüzde “büyük patlama teorisi” adıyla yerleşmiş durumdadır. Modelin iskeleti Einstein'ın genel görelilik kuramına dayanmakta olup, ilk Big Bang modeli Alexander Friedmann tarafından hazırlanmıştır. Model daha sonra George Gamow ve çalışma arkadaşları tarafından savunulmuş ve ilk nükleosentez olayı eklenmek suretiyle geliştirilerek sunulmuştur.\n1929'da Edwin Hubble'ın uzak galaksilerdeki (galaksilerin ışığındaki) nispi kırmızıya kaymayı keşfinden sonra, bu gözlemi, çok uzak galaksilerin ve galaksi kümelerinin konumumuza oranla bir \"görünür hız\"a sahip olduklarını ortaya koyan bir kanıt olarak ele alındı. Bunlardan en yüksek \"görünür hız\"la hareket edenler en uzak olanlarıdır. Galaksi kümeleri arasındaki uzaklık gitgide artmakta olduğuna göre, bunların hepsinin geçmişte bir arada olmaları gerekmektedir. Big Bang modeline göre, evren genişlemeden önceki bu ilk durumundayken aşırı derecede yoğun ve sıcak bir hâlde bulunuyordu. Bu ilk hâle benzer koşullarda üretilen \"parçacık hızlandırıcı\"larla yapılan deney sonuçları teoriyi doğrulamaktadır. Fakat bu hızlandırıcılar, şimdiye dek yalnızca laboratuvar ortamındaki yüksek enerji sistemlerinde denenebilmiştir. Evrenin genişlemesi olgusu bir yana bırakılırsa, Big Bang teorisinin, ilk genişleme anına ilişkin bir bulgu olmaksızın bu ilk hâle herhangi bir kesin açıklama getirmesi mümkün değildir. Kozmozdaki hafif elementlerin günümüzde gözlemlediğimiz bolluğu, Big Bang teorisince kabul edilen ilk nükleosentez sonuçlarına uygun olarak, evrenin ilk hızlı genişleme ve soğuma dakikalarındaki nükleer süreçlerde hafif elementlerin oluşmuş olduğu tahminleriyle örtüşmektedir (Hidrojen ve helyumun evrendeki oranı, yapılan teorik hesaplamalara göre Big Bang'den arda kalması gereken hidrojen ve helyum oranıyla uyuşmaktadır. Evrenin bir başlangıcı olmasaydı, evrendeki hidrojenin tümüyle yanarak helyuma dönüşmüş olması gerekirdi.). Bu ilk dakikalarda, soğuyan evren bazı çekirdeklerin oluşmasına imkân sağlamış olmalıydı (Belirli miktarlarda hidrojen, helyum ve lityum oluşmuştu.).\nBig Bang terimi ilk kez İngiliz fizikçi Fred Hoyle tarafından 1949’da, “Eşyanın Tabiatı” adlı bir radyo (BBC) programındaki konuşması sırasında kullanılmıştır. Hoyle, hafif elementlerin bazı ağır elementleri nasıl meydana getirebilecekleri konusunda katkıları olmuş bir bilim insanıdır.\nBilim insanlarının çoğu, evrenin başlangıcında, bir Big Bang olayının cereyan etmiş olduğuna ancak 1964/1965'te, evrenin sıcak ve yoğun döneminin kanıtı olarak kabul edilen “kozmik mikrodalga arka plan ışıması\"nın ya da Georges Lemaître’in kullandığı terimlerle «Big Bang’ın soluk ışıklı yankısı»nın keşfinden sonra ikna oldular.", + "question": "Büyük Patlama nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Büyük patlama (İngilizce: Big Bang), evrenin en eski 13,8 milyar yıl önce tekillik noktası denilen bir noktadan itibaren genişlediğini varsayan evrenin evrimi kuramı ve geniş şekilde kabul gören kozmolojik modeldir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2583", + "context": "Karanlık madde, astrofizikte, elektromanyetik dalgalarla (radyo dalgaları, gözle görülebilen ışık, x-ışınları, vb.) etkileşime girmeyen, varlığı yalnız diğer maddeler üzerindeki kütleçekimsel etkisi ile belirlenebilen varsayımsal maddelere denir. Karanlık maddelerin varlığını belirlemek için gök adaların döngüsel hızlarından, gök adaların diğer gök adalar içerisindeki yörüngesel hızlarından, geri planda yer alan maddelere uyguladığı kütleçekimsel mercekleme özelliğinden ve gök adaların içerisindeki sıcak gazların sıcaklık dağılımından yararlanılır. İncelemeler, gök adalarda, gök ada gruplarında ve Evren'de, görülebilen maddelerden çok daha fazla karanlık madde olduğunu göstermektedir. Karanlık maddelerin bileşenleri tamamen bilinmemekle birlikte, WIMP'ler, aksiyonlar, sıradan ve ağır nötrinolar, gezegenler ve sönmüş yıldızlarla birlikte verilen isim MACHO'lar ile ışıma yapmayan gaz bulutlarından oluşur.\nEvrendeki kütleçekimsel enerjinin incelenmesi sonucu, varsayılan toplam enerji yoğunluğunun sadece %4'ünün doğrudan gözlemlenebilir maddelerden oluştuğu gözlemlenmiştir. Yine bu toplamın %22'sinin karanlık maddeden oluştuğu hesaplanmaktadır. Kalan %74'ünün ise evrene dengeli bir şekilde yayılmış olan karanlık enerjiden oluştuğu kabul edilir.", + "question": "Karanlık Madde nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karanlık madde, astrofizikte, elektromanyetik dalgalarla (radyo dalgaları, gözle görülebilen ışık, x-ışınları, vb." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2584", + "context": "Karanlık enerji, fiziksel evrenbilimde, astronomide, astrofizikte ve gök mekaniğinde, evreni sürekli genişlettiği ve galaksileri birbirlerinden uzaklaştırdığı varsayılan bir enerji türüdür.\nBilinen fizik kurallarına göre, herhangi bir şekilde hareketlendirilen bir cisim ya zamanla hızı azalarak durur ya da hiçbir enerji kaybı yoksa aynı hızla hareketine devam eder. Örneğin Dünya'da fırlatılan bir cismin hızı azalır ve bir süre sonra durur. Bunun nedeni Dünya'da sürtünmeden ve yer çekiminden dolayı enerji kaybına uğramasıdır. Eğer yer çekimi ve havanın bulunmadığı bir ortamda (uzayda) aynı cismi fırlatırsak karşısına bir engel çıkana kadar hareket eder. Evren ölçeğinde bu engel kitle yer çekimi gücüdür. Evren'in kendisi ise bahsedilen fizik kuralları aksine Büyük Patlama'dan beri genişlemektedir ve zamanla evrenin genişleme hızı da artmaktadır.\nBilim insanları bunu keşfettiklerinde bu hızı artıran bir enerji olması gerektiğine karar vermişlerdir. Bu varsayılan enerji, karanlık enerji olarak adlandırılmıştır.", + "question": "Karanlık Enerji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Karanlık enerji, fiziksel evrenbilimde, astronomide, astrofizikte ve gök mekaniğinde, evreni sürekli genişlettiği ve galaksileri birbirlerinden uzaklaştırdığı varsayılan bir enerji türüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2585", + "context": "Eğitim teknolojisi \"eğitim bilimleri\" ailesinde yer almakla birlikte bilgisayar bilimleri, dizge kuramı, bilişsel bilimler, psikoloji, toplumbilim ve diğer bazı bilim dallarından beslenen, kendine has özellikleri olan, çoklu disiplin bir bilim dalıdır. Daha çok bir toplum bilim paradigması içerisinde yer bulsa da doğa bilimleri ile de ilişki içerisindedir. Hem araştırma yöntemleri hem de oluşturulan bilginin uygulanması bağlamında doğa bilimleri ile kesişir.\nEğitim teknolojisi bilim dalını tanımlamak için birçok kurum ve örgüt tarafından birçok ifade ortaya atılmış ve/veya ilgili kurullarda ve toplantılarda kabul edilmiştir. Yukarıdaki ifade, eğitim teknolojisi bilim dalının uluslararası örgütü olan Association for Educational Communications and Technology'nin (AECT) son eğitim teknolojisi tanımıdır.\nEğitim teknolojisi bir bilim dalının adı olmakla birlikte hem bu bilim dalı çerçevesinde geliştirilen tek bir uygulamanın ifadesi olarak hem de uygulayıcıların meslek adı olarak da kullanılır. Bu bağlamda \"eğitim teknolojisi\" bilim dalının ortaya koyduğu bilgi ve ilkeler doğrultusunda çalışan bireylere Eğitim teknoloğu denir. Ortaya çıkarılan teknolojilerin tamamına birden eğitim teknolojileri denir.\nEğitim Teknolojisi bilim dalını ifade etmek için öğretim teknolojisi ifadesi de kullanılabilmektedir. Ancak, öğretim teknolojisi eğitim teknolojisinin kapsadığı başka bir bilim dalıdır. Bizatihi kendisi değildir. Eğitim teknolojisi tüm öğrenmeleri hedef almakta iken öğretim teknolojisi kurumsal, tasarlanmış, müfredatlandırılmış ve istendik öğrenmeleri hedef almaktadır.\nEğitim teknolojilerine örnek vermek gerekirse kalem, kâğıt ve kitap gibi en eski teknolojiler sıralanabilir. Günümüzde elektronik donanımlar ve bu donanımlar üzerinde çalışan yazılımlar biçiminde de eğitim teknolojileri geliştirilmektedir.\nTürkiye'de Eğitim Fakülteleri'nin, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü'nü (Computer Education and Instructional Technology) tamamlamış ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Bilişim Teknolojileri Öğretmeni olarak adlandırılmış kişilerdir.", + "question": "Eğitim Teknolojileri nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Eğitim teknolojisi \"eğitim bilimleri\" ailesinde yer almakla birlikte bilgisayar bilimleri, dizge kuramı, bilişsel bilimler, psikoloji, toplumbilim ve diğer bazı bilim dallarından beslenen, kendine has özellikleri olan, çoklu disiplin bir bilim dalıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2586", + "context": "Simülasyon veya benzetim, teknik olmayan anlamda bir şeyin benzeri veya sahtesi anlamında kullanılır. Teknik anlamda gerçek bir dünya süreci veya sisteminin işletilmesinin zaman üzerinden taklit edilmesidir. Sistem nesneleri arasında tanımlanmış ilişkileri içeren sistem veya süreçlerin bir modelidir.\n\"Simülasyon\" terimi, \"benzer\" anlamındaki similis kökünden gelen, bir şeyin benzerini (taklidini) yapmak demek olan ve 14. yüzyıldan beri Latince'de kullanılan simulare sözcüğünden türetilmiştir. Bu terim ancak 20. yüzyılda teknik bir anlam kazanmıştır. Günümüzde, Batı dillerinde teknik olan ve olmayan anlamları ile kullanılmakta ve yerine göre hangi anlama geldiği anlaşılmaktadır.\nSimülasyon gerçek dünya içerisindeki bir işlemin veya sistemin zamana bağlı taklitidir. Simülasyon davranışı ilk olarak bir model geliştirilmesini gerekli kılar; bu model seçilmiş fiziksel veya somut sistem ya da sürecin anahtar karakteristik özelliklerini veya davranış/fonksiyonlarını temsil eder. Model sistemin kendisini temsil ederken diğer taraftan simülasyon sistemin zamana bağlı çalışmasını temsil eder.\nSimülasyon performans optimizasyonu için teknolojinin simülasyonu, güvenlik mühendisliği, test, eğitim, öğretim ve video oyunları gibi birçok bağlamda kullanılır. Çoğu zaman simülasyon modelleri çalışmak için bilgisayar deneyleri kullanılır. Simülasyon ayrıca bilimsel modelleme ile doğal sistem veya insan sistemlerinin çalışmalarına derinlemesine bakış için de kullanılır. Simülasyon alternatif durumların ve hareket tarzlarının nihai gerçek etkilerini göstermek için kullanılabilir. Simülasyon ayrıca gerçek sistemin erişemediği veya tehlikeli, uygulamanın kabul edilmediği veya dizayn edilmiş ancak henüz üretilmemiş ya da basitçe ortada olmayan sistemlerin uygulanamadığı zamanlarda da kullanılır. Simülasyondaki temel hususlar, önemli özelliklerin ve davranışların seçimi hakkında geçerli kaynak bilgilerinin edinilmesini, simülasyonda yakınlaştırma ve varsayımların basitleştirilmesinin kullanımı ve simülasyon sonuçlarının doğruluğu ve geçerliliğini içerir. Model doğrulaması ve geçerliliği için prosedürler ve protokoller\nsimülasyon teknolojisinde veya uygulamasında, özellikle bilgisayar simülasyonu alanında, akademik çalışma, arıtma, araştırma ve geliştirme alanlarında devam eden bir branştır.", + "question": "Simülasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Simülasyon veya benzetim, teknik olmayan anlamda bir şeyin benzeri veya sahtesi anlamında kullanılır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2587", + "context": "Oyun teorisi veya Oyun kuramı, istatistik, sosyal bilimler (en fazla ekonomide olmak üzere), biyoloji, mühendislik, siyasi bilimler, bilgisayar bilimleri (temel olarak yapay zekâ çalışmaları üzerinde) kullanılan meşhur teoridir. Oyun teorisi, bireyin başarısının diğerlerinin seçimlerine dayalı olduğu seçimler yapması olan bazı stratejik durumların matematiksel olarak davranış biçimlerini yakalamaya çalışır. İlk başlarda bir bireyin kazancının ötekinin zararına olduğu (sıfır toplamlı oyunlar) yarışmaları çözümlemek için geliştirilmişse bile, daha sonradan birçok kısıta dayanan çok geniş bir etkileşim alanını incelemeye başlamıştır. Bugün: Oyun teorisi, sosyal kelimesinin geniş anlamda insan ve insan-dışı oyuncuları (bilgisayarlar, hayvanlar ve bitkiler) kapsayacak biçimde tanımlandığı, sosyal bilimlerin rasyonel yönü için bir birleşik alan kuramı veya bir tür şemsiyedir.Karar verenlerin diğer düşüncelerle uyumlu ya da rekabet halinde olduğu sosyal durumları modelleyen bir yaklaşım olması bu kuramın en temel özelliğidir. Oyun teorisi, neoklasik ekonomilerde geliştirilmiş bilinen iyileştirme yaklaşımlarını genişletmiştir.\nOyun teorisinin geleneksel uygulamaları bu oyunlarda —bireylerin davranışlarını değiştirmek istemediği— denge bulmaya çalışır. Bu fikri gerçekleştirmek üzere birçok denge kavramları en ünlüsü Nash dengesi geliştirilmiştir. Bu denge kavramları uygulama alanına göre farklı amaçlara sahiptir, fakat genel olarak uyuşurlar ve iç içe geçmişlerdir. Bu yöntemler eleştiriden uzak değildir ve bazı özel denge kavramlarının uygunluğu, dengenin tümden uygunluğu ve genel olarak matematiksel modellerin faydaları üzerine tartışmalar sürmektedir.\nDaha öncesinde bazı gelişmeler olmuşsa da, oyun kuramı, 1944 yılında çıkan John von Neumann ve Oskar Morgenstern tarafından yazılmış olan Theory of Games and Economic Behavior (Oyunların ve Ekonomik Davranışın Kuramı) adlı kitapla başlamıştır. Bu kuram 1950'lerde birçok akademisyen tarafından geliştirilmiştir. Benzer gelişmeler 1930'lara kadar gitmekte idiyse de, 1970'lerde açıktan biyolojiye uygulanmıştır. Birçok alanda önemli bir araç olarak kabul edilmiştir. Ekonomide sekiz oyun kuramcısı Nobel Ödülü almıştır ve John Maynard Smith biyolojideki uygulaması için Crafoord Ödülüne layık görülmüştür.\nBu teori, geçmişten geleceğe, sosyal bilimlerde çok önemli bir rol oynamaktadır, ayrıca günümüzde birçok farklı akademik alanda da kullanılmaktadır. 1970'li yılların başında oyun teorisi, evrim teorisini içeren hayvan davranışlarına uygulanmıştır. Siyaset bilimi ve etik alanlarındaki düşünceleri betimlemek için özellikle tutsak ikilemi gibi birçok oyundan yararlanılmıştır. Son zamanlarda oyun kuramı, yapay zekâda ve sibernetikte kullanılmasıyla bilgisayar biliminin de dikkatini üzerinde toplamayı başarmıştır.\nAkademik ilginin yanı sıra, popüler kültürde de ilgi çekmiştir. Nobel Ödüllü oyun kuramcısı, John Forbes Nash, Sylvia Nasar tarafından kaleme alınan 1998 tarihli biyografinin ve 2001 yılında çekilen A Beautiful Mind filminin konusu olmuştur. 1983 yapımı WarGames filminin de ana teması oyun kuramı olmuştur. Friend or Foe, kısmen Survivor gibi televizyonda yayınlanan bazı yarışma programlarında bile oyun kuramının izlerini sürmek mümkündür. Her ne kadar bazı oyun kuramsal çözümlemeler karar kuramıyla benzer görülseler de oyun kuramı çalışmaları, oyuncuların etkileşim içinde olduğu bir ortamda verilen kararlar üzerinde çalışmaktadır. Diğer bir deyişle, oyun kuramı, her bir tercihin kâr ve maliyetinin diğer bireylerin kararlarına bağlı olduğu durumlarda en uygun davranışın seçilmesini inceler.\nEğer bir karar, diğer oyuncular ne yaparsa yapsın en iyi kararsa ona oyun teorisi lisanında baskın strateji denir. Her baskın strateji çözümü bir Nash çözümüdür ama tersi doğru değildir. Teori basit şekilde şöyle özetlenebilir: oyuncuların hepsi aynı hedefe yönlenirse, bu oyuncuların elde etme olasılıklarını azaltacak; farklı hedeflere yönelim ise arttıracaktır. Özellikle ekonomide ve oligopol piyasalarda geçerlidir.\nŞu iki özel durumda uygulanabilecek bir kuramsal çözümlemedir:\n\nBir oyuncunun elde ettiği kazancın diğerinin (veya diğerlerinin) kaybını oluşturduğu mutlak çelişki durumu.\nÇelişki ile işbirliğinin karma durumu şöyle ki, bu durumda oyuncular ortak kazançlarını artırmak için işbirliğine girişebilirler, ancak yine de kazancın dağıtımı konusunda bir çelişki söz konusudur.\nOyun teorisinde ekonomik, sosyal bir çelişki söz konusudur. Oyun kuramının ekonomik, sosyal ve siyasal alanda uygulanabileceği pek çok durum bulunabilir. Oyun kuramı sonradan uluslararası politikada da kullanılmaya başlandı. II. Dünya Savaşından sonra birkaç büyük devletin uluslararası sistemi belirlediği bir ortamda bu teoriye başvurulabilir. Bu alanların başında çatışma analizi ve strateji konuları gelmektedir. Bu temelde kurulan oyun modelleri başlıca iki varsayıma dayanmaktadır:\n\nSıfır toplamlı model: Bu modelde, taraflardan birinin kazancı doğrudan bir diğerinin kaybı anlamına gelmektedir. Soğuk savaş döneminde büyük güçler açısından bu tür bir ilişki var. Böyle bir durumda dahi taraflar kendi açılarından en rasyonel stratejiyi bulmaya çalışırlarsa birisi \"en iyisini\" seçerek bir denge noktasını yakalayabileceklerdir.\nSıfır toplamlı olmayan model: Bu model, taraflar yine esas olarak birbirlerine rakip olmakla beraber, her iki tarafın da kârlı olabileceği denge durumları söz konusu olabilmektedir. Oyun teorisinin uluslararası politikaya uyarlanışı konusunda üçüncü çabalar Thomas C. Schelling'in çalışmaları olmuştur.\nDavid Ruelle bu konuda Rastlantı ve Kaos kitabında şunlara yer vermiştir:\n\nBir başka oyun da şöyle olabilir: Ben birden fazla sığınağın bulunduğu bir savaş alanındayım, siz de küçük bir uçakla tam üstümde daireler çiziyor ve tepeme bir bomba bırakmak için fırsat \nkolluyorsunuz. Normalde benim çevredeki en sağlam görünüşlü sığınağı seçmem ve orada saklanmam \ngerekir ama sizin de normalde yapabileceğiniz en doğru iş benim en iyi sığınağı seçmiş olabileceğimi \ndüşünerek orayı bombalamaktır. Bunu bildiğim için benim o denli sağlam görünmeyen ikinci sığınağı \nseçmem gerekmez mi? Eğer ikimiz de çok akıllıysak olasılıklara dayanan stratejiler izleriz. Örneğin \nben çevredeki çeşitli sığınaklar arasında bana en fazla kurtulma şansı verecek özelliklere sahip olanları \narar, bundan sonra nereye saklanacağımı belirlemek için yazı-tura atar ya da gelişigüzel sayılardan oluşan \nbir liste kullanırım. Siz de beni vurma şansınızın en yüksek düzeyde olduğu sığınağı belirlemek için \nbenzer biçimde olasılıklardan yararlanırsınız. Bu size saçma gelebilir ama ikimiz de akılcı davranabiliyorsak \nyapacağımız budur. Doğal olarak ben hareketlerimi gizlemezsem sizin işiniz kolaylaşır, buna karşılık \nsiz de nereyi bombalamayı tasarladığınızı bana sezdirmemeye çalışmalısınız.\n Günlük hayatta patronunuz, sevgiliniz ya da ülkenizi yönetenlerin sizi yönlendirmeye çalıştığını \nsık sık görürsünüz. Size önerdikleri oyun, seçeneklerden birinin kesinlikle daha parlak göründüğü bir \nseçimdir. Bu seçenekte karar kıldığınız zaman karşınıza yeni bir oyun çıkar ve böylelikle kısa bir süre \nsonra akılcı seçimlerinizin sizi aslında hiçbir zaman istememiş olduğunuz bir yere getirdiğini görür \nve tuzağa düştüğünüzü anlarsınız.\n Bu noktaya gelmemek için yapacağınız şey arada bir beklenmedik biçimde davranmaktır. En çekici görünen \nseçeneklerden uzak durduğunuz zaman kaybettiğiniz şeylerin karşılığında daha özgür olabilirsiniz.\n Doğal olarak hedefiniz sadece beklenmedik biçimde davranmak değil, bunu belli bir olasılık stratejisine \nuygun olarak yapmaktır.", + "question": "Oyun Teorisi nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Oyun teorisi veya Oyun kuramı, istatistik, sosyal bilimler (en fazla ekonomide olmak üzere), biyoloji, mühendislik, siyasi bilimler, bilgisayar bilimleri (temel olarak yapay zekâ çalışmaları üzerinde) kullanılan meşhur teoridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2588", + "context": "Bitcoin, Satoshi Nakamoto adını kullanmış bilinmeyen bir kişi veya grup tarafından 2008'de icat edilmiş bir kripto paradır. 2009'da bir açık kaynak kodlu yazılım olarak piyasaya sürüldüğünde insanlar tarafından kullanılmaya başlandı. Herhangi bir merkez bankasına veya tek bir yöneticiye bağlı olmamasıyla da bilinen Bitcoin, aracılara ihtiyaç duyulmadan bitcoin ağında kullanıcıdan kullanıcıya transfer edilebilen, merkezi olmayan bir dijital para birimidir. İşlemler, kriptografi yoluyla düğümler tarafınca doğrulanır ve blok zinciri adı verilen halka açık bir ana deftere kaydedilir. El Salvador, 8 Haziran 2021 tarihinde senatodan geçen tasarı sayesinde Bitcoin’i resmi para birimi ilan etmiştir.\nABD başkanlık seçim sonuçlarının netleşmesi, Donald Trump'ın yedi kritik eyaleti kazanması ve Kongre'de çoğunluğu elde etmesiyle Bitcoin yine rekor tazeledi. Haftaya 80 bin doları aşarak başlayan Bitcoin'in değeri 87 bin doların üzerine çıktı. Bitcoin bu yıl yüzde 80'den fazla değerlendi. Seçim öncesinde Trump, bir Bitcoin stoğu oluşturmayı ve mali kurumlara, dijital varlıklara olumlu bakan kişilerin atanacağını söylemişti.", + "question": "Bitcoin nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bitcoin, Satoshi Nakamoto adını kullanmış bilinmeyen bir kişi veya grup tarafından 2008'de icat edilmiş bir kripto paradır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2589", + "context": "Ethereum, ERC-20 kod sistemi sayesinde birçok kripto para biriminin altyapısını oluşturan merkeziyetsiz ve açık kaynak kodlu bir blok zinciridir. Ethereum blok zincirinin kurumsal kripto para birimi ise Ether'dir. Ether, Bitcoin'den sonra en büyük piyasa değerine sahip sanal paradır.\nEthereum, 2013 yılının sonlarında kripto para araştırmacısı ve programcısı Vitalik Buterin tarafından yeni nesil bir blok zinciri olarak önerilmiştir. Ethereum'un geliştirilmesi için gereken maddi kaynak 2014 Temmuz ve Ağustos aylarında kitle fonlaması yöntemiyle internet üzerinden toplanmıştır. Ethereum, 30 Temmuz 2015'te, 11.9 milyon sanal birime karşılık gelecek şekilde “ön madencilik” yöntemiyle hayata geçirilmiştir.\nEther ya da kısa adıyla ETH, Ethereum platformu tarafından üretilen kripto para birimidir. Ether, kripto cüzdanlar arasında takas edilebilir ve madencilik hesaplamalarını karşılamak için kullanılabilir. Ethereum, merkeziyetsiz Turing sanal makinesinin [Ethereum Virtual Machine (EVM)] kullanımına olanak verir. Bu sanal makine komutları uluslararası internet ağını kullanarak çalıştırabilir. “Gas”, kendi içinde fiyat hesaplama mekanizmasıdır, spam riskini azaltmak ve kaynakları İnternete yüklemek için kullanılır.\n2016 yılında, DAO projesinin çöküşünün sonucu olarak, Ethereum 2 farklı blok zincire ayrılmıştır. Yeni oluşan versiyon Ethereum (ETH) olarak bilinmektedir. Platformun özgün sürümü ise Ethereum Classic (ETC) adıyla yoluna devam etmiştir. Ethereum'un piyasa değeri 2017 yılında %13,000 büyümüştür.\nOcak 2016 itibarıyla, Ethereum protokolü saniyede 25 işlem yapabilir hale gelmiştir. 19 Aralık 2016'da ise Ethereum ilk defa bir gün içinde bir milyon işlemi aşmıştır.\nEn büyük ikinci kripto para birimi olan Ethereum ağının yerel kripto para birimi olan Ether (ETH), 21 Ekim 2021 tarihinde 4 bin 366 dolara ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesini görmüştür.", + "question": "Ethereum nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Ethereum, ERC-20 kod sistemi sayesinde birçok kripto para biriminin altyapısını oluşturan merkeziyetsiz ve açık kaynak kodlu bir blok zinciridir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2590", + "context": "Nitelikli Fikri Tapu, ya da İngilizcedeki popüler ismiyle non-fungible token (kısaca NFT), dijital bir varlığın benzersiz olduğunu ve bu nedenle birbirinin yerine geçemeyeceğini onaylayan, blok zinciri adı verilen bir dijital defterde depolanan veri birimidir. NFT'ler, fotoğraflar, videolar ve ses gibi yeniden üretilebilir dijital dosyalarla ilişkilendirilebilir. Ancak, orijinal dosyanın herhangi bir kopyasına erişim, NFT'nin alıcısı ile sınırlı değildir. Bu dijital öğelerin kopyaları herkesin edinmesi için mevcutken, NFT'ler, sahibine telif hakkından ayrı bir sahiplik kanıtı sağlamak için blok zincirlerinde izlenir.\n2021 yılında, NFT kullanımına olan ilgi artmıştır. Ethereum, Flow ve Tezos gibi blok zincirlerinin, NFT'leri destekleme konusunda kendi standartları vardır, ancak her biri, temsil edilen dijital öğenin özgün bir şekilde benzersiz olmasını sağlamak için çalışır. NFT'ler artık sanat, müzik, spor ve diğer popüler eğlencelerdeki dijital varlıkları metalaştırmak için kullanılıyor. Çoğu NFT, Ethereum blok zincirinin bir parçasıdır; ancak, diğer blok zincirleri kendi NFT sürümlerini uygulayabilir.\nNFT'nin piyasa değeri 2020'de üç katına çıkarak 250 milyon doları aştı. NFT işlemlerinin artması, çevresel eleştirilerin artmasına neden oldu. Esas olarak NFT'ler için kullanılan tür olan emek ispatı blok zincirleriyle ilişkili hesaplama ağırlıklı süreçler, küresel ısınmayı arttıran yüksek enerji girdileri gerektirir. Bu blok zincirlerini sürdürmek için gereken enerjinin ürettiği karbon emisyonları, NFT pazarındaki bazılarını karbon ayak izlerini yeniden düşünmeye zorladı.", + "question": "NFT nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nitelikli Fikri Tapu, ya da İngilizcedeki popüler ismiyle non-fungible token (kısaca NFT), dijital bir varlığın benzersiz olduğunu ve bu nedenle birbirinin yerine geçemeyeceğini onaylayan, blok zinciri adı verilen bir dijital defterde depolanan veri birimidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2591", + "context": "Biyoenerji, biyolojik kaynaklardan elde edilen malzemelerden sağlanan yenilenebilir enerjidir. Biyokütle, güneş ışığını kimyasal enerji şeklinde depolayan herhangi bir organik malzemedir. Yakıt olarak odun, odun atıkları, saman ve diğer mahsul artıkları, gübre, şeker kamışı ve çeşitli tarımsal işlemlerden elde edilen diğer birçok yan ürünü içerebilir.\nEn dar anlamıyla biyolojik kaynaklardan elde edilen yakıt olan biyoyakıt ile eşanlamlıdır. Geniş anlamda biyokütle (biyoyakıt olarak kullanılan biyolojik malzeme) ve biyolojik kaynakların enerji için kullanılmasıyla ilişkili sosyal, ekonomik, bilimsel ve teknik alanları içerir. Biyokütle ve biyoenerji kavramları bazen yanlış anlaşılmaktadır. Biyoenerji biyokütleden çıkarılan enerjidir. Biyokütle yakıtın kendisi iken biyoenerji yakıtta bulunan enerjidir", + "question": "Biyoenerji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyoenerji, biyolojik kaynaklardan elde edilen malzemelerden sağlanan yenilenebilir enerjidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2592", + "context": "Sürdürülebilirlik daimi olma yeteneği olarak adlandırılabilir. 21. yüzyılda genel olarak biyosfer ve uygarlığın bu yeteneğine atfen kullanılır. Aynı zamanda, kaynakların sömürülmesi, yatırımların yönü, teknolojik gelişmenin yönlendirilmesi ve kurumsal değişimin uyum içinde olduğu ve insan ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılayabilme potansiyelinin hem günümüzde hem de gelecek için korunduğu dengeli bir ortamda değişimin sağlanması olarak tanımlanabilir. Bu alanda çalışanların birçoğu için, sürdürülebilirlik birbirine bağlı şu etki alanları ile tanımlanır: çevre, ekonomik ve sosyal; ve bunlar Fritjof Capra'ya göre Sistemsel Düşüncenin prensiplerine dayanmaktadır. Sürdürülebilir gelişmenin alt etki alanları kültürel, teknolojik ve politik olarak kabul edilir. Bazıları için sürdürülebilir gelişme sürdürülebilirlik için ana prensip olmasına karşın diğerleri için bu iki terim paradoksaldır (ör. gelişme doğal olarak sürdürülebilir değildir). Sürdürülebilir gelişme gelecek neslin ihtiyaçlarını karşılama yetisine zarar vermeden günümüzdeki ihtiyaçları karşılayabilen gelişmedir. Sürdürülebilir Gelişme terimi Çevre ve Gelişme Dünya Komisyonu için Brundtland Raporu (1987) tarafından ortaya atılmıştır.\nSürdürülebilirlik, ortak bir idealin arayışıyla karakterize edilen sosyo-ekolojik bir süreç olarak da tanımlanabilir. Bir ideal, tanım itibarıyla belirli bir yer ve zaman için ulaşılabilir değildir. Ancak, ısrarlı ve dinamik bir şekilde yaklaşarak, süreç sürdürülebilir bir sisteme yol açar. \nEkoloji bilimi, sürdürülebilirliğin, türlerin ve çevresindeki kaynakların dengesi ile sağlandığına inanmaktadır. Bu dengeyi sağlamak için, mevcut kaynaklar doğal yollarla üretimden daha hızlı tüketilmemelidir.\nSürdürülebilirlik kavramının geniş bir alana yayılan modern kullanımının tam olarak tanımlanması zordur. Esasen, sürdürülebilirlik, insanların uzun vadede sadece girdilerine güvenmeye devam edebilecekleri şekilde, doğal ve yenilenebilir kaynaklardan faydalanılması anlamına geliyordu. Sürdürülebilirlik kavramı veya Almanca Nachhaltigkeit, Hans Carl von Carlowitz'e (1645-1714) kadar izlenebilir ve ormancılığa uygulanmıştı.\nSağlıklı ekosistemler ve doğal çevre insanların ve diğer organizmaların hayatta kalması için gereklidir. Olumsuz insan etkisini azaltmanın yolları çevre dostu çevre mühendisi, kimya mühendisliği, çevre kaynakları yönetimi ve çevre korumadır. Yeşil hesaplama, yeşil kimya, yer bilimi, çevre bilimi ve koruma biyolojisi kullanılarak veriler elde edilir. Ekolojik ekonomi insan ekonomileri ve doğal ekosistemleri hedef alan akademik araştırma alanlarını inceler.\nSürdürülebilirliğe doğru ilerlemek aynı zamanda uluslararası ve ulusal hukuk, kentsel planlama ve ulaşım, tedarik zinciri yönetimi, yerel ve bireysel yaşam tarzı ve etik tüketim konularını da ilgilendiren sosyal bir mücadeledir. Daha sürdürülebilir yaşamanın yolları, yaşam koşullarını yeniden düzenlemek (eko-köyler, eko-belediyeler ve sürdürülebilir şehirler), ekonomik sektörleri veya iş uygulamalarını yeniden değerlendirmek (permakültür, yeşil bina, sürdürülebilir tarım), yeni teknolojiler geliştirmek için bilimi kullanmak (yeşil teknolojiler, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir fisyon ve füzyon gücü) veya sistemleri esnek ve geri dönüşümlü bir şekilde tasarlamak ve doğal kaynakları koruyan bireysel yaşam tarzlarını ayarlamak gibi birçok şekil alabilir.\nSürdürülebilirlik terimi insan-ekosistem dengesinin (homoestaz) sağlandığı nihai hedef olarak görülmeli, \"sürdürülebilir kalkınma\" ise bizi sürdürülebilirliğin son noktasına götüren bütünsel yaklaşım ve zamansal süreçleri ifade eder. (305) \"Sürdürülebilirlik\" teriminin kullanımındaki artan popülariteye rağmen, insan toplumlarının çevresel sürdürülebilirliği sağlama olasılığı, çevresel bozulma, iklim değişikliği, aşırı tüketim, nüfus artışı ve toplumların kapalı bir sistemde sınırsız ekonomik büyüme peşinde olması ışığında kuşkulu bir durumdaydı ve hala da böyle olmaya devam ediyor.", + "question": "Sürdürülebilirlik nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sürdürülebilirlik daimi olma yeteneği olarak adlandırılabilir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2593", + "context": "Doğal kaynaklar, oluşumunda insanların etkisinin olmadığı ve doğal ortam içerisindeki belirli şartlara bağlı olarak oluşan doğal zenginliklerdir. Hava, su, toprak, bitki örtüsü, hayvanlar ve madenler Dünya'nın doğal kaynaklarını oluşturur. Doğal Hayatı Koruma Derneği'nin açıklamalarına göre; insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar hızlı ve büyük miktarlarda tüketilen doğal kaynaklar, son 40 yılda birkaç kat daha artarak tahribata uğramıştır. Özellikle oksijen, su, bitki örtüsü, petrol gibi kaynakların büyük bir hızla azalması, canlıların yaşam alanlarını kısıtlamakta, çevresel felaketlere yol açabilecek iklim değişiklikleri yaratmaktadır (küresel ısınma). Örneğin içilebilir su, hayatın ana maddesi olmakla kalmayıp; insanların can damarlarından biri olan elektrik enerjisi üretiminde ilk sırada gelmektedir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Doğal Kaynaklar nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğal kaynaklar, oluşumunda insanların etkisinin olmadığı ve doğal ortam içerisindeki belirli şartlara bağlı olarak oluşan doğal zenginliklerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2594", + "context": "Doğal Dil İşleme, yaygın olarak NLP (Natural Language Processing) olarak bilinen yapay zekâ ve dilbilim alt kategorisidir. Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca gibi doğal dillerin işlenmesi ve kullanılması amacı ile araştırma yapan bilim dalıdır.", + "question": "Doğal Dil İşleme nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Doğal Dil İşleme, yaygın olarak NLP (Natural Language Processing) olarak bilinen yapay zekâ ve dilbilim alt kategorisidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2595", + "context": "Endüstri 4.0, 4. Endüstri Devrimi ya da 4. Sanayi Devrimi terimi ilk olarak 2011 yılında Almanya Hannover Fuarı'nda kullanıldı. Ekim 2012 yılında ise Robert Bosch GmbH ve Henning Kagermann çalışma grubu oluşturarak hazırladıkları 4. Sanayi Devrimi öneri dosyasını Alman Federal Hükûmeti'ne sunmuştur. 8 Nisan 2013 tarihinde yine Hannover Fuarı'nda çalışma grubu Endüstri 4.0 raporunu sunmuştur.\nGelişmiş ülkelerde hazırlıklarına yıllar önce başlanıp hayata geçirilmeye başlanmış sanayi-teknoloji bütünleşmesidir. Üretim sektöründeki önemli endüstriyel devrimler sonrası ülkeler ve şirketler küresel boyutta yaşanan bu değişimlere ayak uydurmak zorunda kalmış ve artan rekabet koşulları arasında rekabet üstünlüklerini devam ettirebilmek amacıyla bazı stratejiler geliştirmişlerdir. Almanya'da gündeme gelen Endüstri 4.0 da bu stratejilerden birinin adıdır.", + "question": "Endüstri 4.0 nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Endüstri 4." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2596", + "context": "Dijital dönüşüm, toplumsal ve sektörel ihtiyaçlara dijital teknolojilerin entegrasyonuyla çözüm bulmanın ve buna bağlı olarak iş akışlarının ve kültürün gelişmesi ve değişmesi sürecini tanımlayan bir kavramdır. Yaratıcılığı ve inovasyonu merkeze alan dijital dönüşüm, geleneksel metodlardan daha verimli sonuçlar elde etmek için ortaya çıkmıştır. Dijital Dönüşüm, insan ve çevre odağında, teknolojinin sosyolojiyle etkileşiminden ortaya çıkan “yaratıcı yıkımla”, toplumsal olarak yeni bir yönetim, üretim ve yaşam sürecine değişerek dönüşümü olarak da ifade edilebilir.", + "question": "Dijital Dönüşüm nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Dijital dönüşüm, toplumsal ve sektörel ihtiyaçlara dijital teknolojilerin entegrasyonuyla çözüm bulmanın ve buna bağlı olarak iş akışlarının ve kültürün gelişmesi ve değişmesi sürecini tanımlayan bir kavramdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2597", + "context": "Nanoteknoloji, maddenin atomik, moleküler ayrıca supramoleküler seviyede kontrolüdür.\nNanoteknolojinin ayrıca bugün moleküler nanoteknoloji olarak bahsedilen en eski ve yaygın tanımı, tam olarak makroölçek ürünlerinin imalatı için atomların ve moleküllerin kontrolünün belirli bir amacını ifade etmektedir. Nanoteknolojinin daha genel tanımı sonradan National Nanotechnology Initiative tarafından yapılmıştır. National Nanotechnology Initiative, nanoteknolijiyi en az bir boyutunun büyüklüğü 1’den 100 nanometreye kadar olan maddenin kontrolü olarak tanımlar. Bu tanım şu gerçeği gösteriyor ki; kuantum mekaniği etkileri bu kuantum-alan ölçeğinde önemlidir. Bu yüzden tanım belirli bir teknolojik amaçtan çok, verilen büyüklük sınırının altında oluşan maddenin özel niteliklerini ele alan tüm teknoloji ve araştırma türlerini kapsayan bir araştırma kategorisine dönüştü. Bu yüzden “nanoteknolojileri”nin ve “nanoölçek teknolojileri\"nin çoğul formunun ‘ortak özelliği büyüklük olan geniş bir dizi araştırma ve uygulamaları ifade ettiğine sıkça rastlanır. Potansiyel uygulamaların (endüstriyel ve askeri dahil) çeşitliliği yüzünden devletler nanoteknoloji araştırmaları için milyarlarca dolar yatırım yaptı. National Nanotechnology Initiative dolayısıyla ABD 3.7 milyar dolar yatırım yaptı. Avrupa Birliği 1,2 milyar dolar ve Japonya 750 milyon dolar yatırım yaptı.\nNanoteknoloji büyüklükle tanımlandığı için yer bilimi, organik kimya, moleküler biyoloji, yarı iletken fiziği, mikrofabrikasyon gibi bilim alanlarını içerir ve doğal olarak çok geniştir. İlgili araştırma ve uygulamalar da aynı şekilde çeşitlidirler. Atomik olmayan aygıt fiziğinin uzantılarından temelleri moleküler kendinden montaj olan tamamen yeni yaklaşımlara, nano ölçekteki boyutlarıyla yeni materyaller geliştirmekten atomik ölçekteki maddenin direkt kontrolüne kadar çeşitlilik gösterirler.\nBugünlerde bilim adamları nanoteknolojinin olası sonuçları üzerinde tartışıyorlar. Nanoteknoloji ilaç, elektronik, biyomalzeme ve enerji üretiminde olduğu gibi geniş uygulama yelpazesiyle birçok araç ve madde yaratabilir. Diğer yandan, nanoteknoloji her yeni teknolojinin yarattığı sorunların çoğunu yaratabilir; bunlara zehirlilik, nanomaddelerin çevresel etkisi ve bunların küresel ekonomiye olası etkisi ve çeşitli kıyamet günü senaryoları şüpheleri gibi kaygılar örnek verilebilir. Bu kaygılar savunma grupları ve hükûmet arasında nanoteknoloji için özel bir düzenlemenin garanti olup olmadığı konusunda tartışmaya neden oldu.", + "question": "Nanoteknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nanoteknoloji, maddenin atomik, moleküler ayrıca supramoleküler seviyede kontrolüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2598", + "context": "Biyoteknoloji; hücre ve doku biyolojisi kültürü, moleküler biyoloji, mikrobiyoloji, genetik, fizyoloji ve biyokimya gibi doğa bilimlerinin yanı sıra makine mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği ve bilgisayar mühendisliği gibi mühendislik dallarından yararlanarak, DNA teknolojisiyle bitki, hayvan ve mikroorganizmaları geliştirmek, özel bir kullanıma yönelik ürünleri oluşturmak ya da dönüştürmek için biyolojik sistemleri, canlı organizmaları ya da türevlerini kullanan uygulamaların tümüne verilen addır.\nBiyoteknoloji, temel bilim buluşlarını kısa sürede yararlı ticari ürünlere dönüştürebilmesiyle bir anlamda kendi talebini de yaratabilir. Bu yönüyle de diğer teknolojilerden ayrılır. Örneğin sıcak su kaynaklarında yaşayan bakterilerin birinden elde edilen yüksek sıcaklığa dayanıklı bir enzim, günümüzde uygulama ve temel bilim çalışmalarının ayrılmaz bir parçası olan PCR'nin önemli bir girdisidir. Biyoteknoloji uygulamaları; mikrobiyoloji, biyokimya, moleküler biyoloji, hücre biyolojisi, immünoloji, protein mühendisliği, enzimoloji ve biyoproses teknolojileri gibi farklı alanları bünyesinde toplar. Bu nedenle de biyoteknoloji birçok bilimsel disiplinle karşılıklı ilişki içinde gelişir.\nBitki, hayvan veya mikroorganizmaların tamamı ya da bir parçası kullanılarak yeni bir organizma (bitki, hayvan ya da mikroorganizma) elde etmek veya var olan bir organizmanın genetik yapısında arzu edilen yönde değişiklikler meydana getirmek amacı ile kullanılan yöntemlerin tamamına Biyoteknoloji denmektedir.\nBiyoteknoloji, insan, hayvan ve bitki hücrelerinin fonksiyonlarını anlamak ve değiştirmek amacıyla uygulanan çeşitli teknikleri ve işlemleri tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Canlıların iyileştirilmesi ya da endüstriyel kullanımına yönelik ürünler geliştirilmesini, modern teknolojinin doğa bilimlerine uygulanmasını kapsar.", + "question": "Biyoteknoloji nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Biyoteknoloji; hücre ve doku biyolojisi kültürü, moleküler biyoloji, mikrobiyoloji, genetik, fizyoloji ve biyokimya gibi doğa bilimlerinin yanı sıra makine mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği ve bilgisayar mühendisliği gibi mühendislik dallarından yararlanarak, DNA teknolojisiyle bitki, hayvan ve mikroorganizmaları geliştirmek, özel bir kullanıma yönelik ürünleri oluşturmak ya da dönüştürmek için biyolojik sistemleri, canlı organizmaları ya da türevlerini kullanan uygulamaların tümüne verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2599", + "context": "Nesnelerin interneti (İngilizce: Internet of Things, IoT), fiziksel nesnelerin birbirleriyle veya daha büyük sistemlerle bağlantılı olduğu iletişim ağıdır. İnternet üzerinden diğer cihazlara ve sistemlere bağlanmak ve veri alışverişi yapmak amacıyla sensörler, yazılımlar ve diğer teknolojilerle gömülüdür. Nesnelerin tekil anahtar ile işaretlenerek internet altyapısı üzerinden birlikte çalışabilmesi ve bu sayede küçük parçaların toplamından daha büyük değerler oluşturulması öngörülmüştür. Askeri sistem için \"askerî nesnelerin interneti\" yaratılmıştır.\nBirden çok teknolojinin, gerçek zamanlı analitiğin, makine öğreniminin, emtia sensörlerinin ve gömülü sistemlerin yakınsaması nedeniyle işler gelişti. Geleneksel gömülü sistemler, kablosuz sensör ağı, yapay zekâ, ortam zekası, kontrol sistemleri, otomasyon (ev otomasyonu ve bina otomasyonu dahil) ve diğer alanlar, nesnelerin internetini etkinleştirmeye katkıda bulunur.\nAmerikan Federal Ticaret Komisyonu nesnelerin internetini \"günlük kullanımımızda olan nesnelerin internete bağlanıp veri gönderip alması kabiliyeti\" olarak tanımlamıştır.\nNesnelerin interneti açısından, nesne kavramı oldukça geniş bir anlama sahiptir. Her türlü izleme cihazları, sensörler, biochipler veya erişim düzenekleri nesne olarak nitelendirilmektedir. Bir cihazın \"akıllı\" sayılabilmesi ve nesne olarak nitelendirilebilmesi için gerekli şartlar: Tekil bir isme sahip olması (unique id), bağlanılabilir olması ve bir sensörü olmasıdır. Bu sayede, akıllı nesne dünyanın herhangi bir yerinden erişilebilir ve kontrol edilebilir hale gelmektedir. Nesnelerin tekil bir isme sahip olması günümüzde yaygın olarak kullanılan IP adreslerinin sınırlı olması sebebi ile pek mümkün değildir, bu durumu aşmak için tasarlanmış olan IPv6nın kullanımı ile birlikte nesneler gerçek manada benzersiz hale gelebilecektir.\nNesnelerin interneti uygulamaları, sensörlerin tek tek erişilebilir olmasından başka, pek çok sensörün verisinin birleştirilerek değer üretilmesi amacıyla da kullanılmaktadır. Fiziksel ortamlardan akarak gelen yüksek miktardaki sensör verilerinin (data), yapılan değerlendirmelerin ardından bilgi (information) olarak operatörlere veya ilgili kişilere iletilmesi ya da verinin sistemler yardımıyla işlenerek bir faaliyet icra edilmesi sağlanmaktadır. Bu açıdan bakıldığında Nesnelerin internetinin Büyük Veri kavramları ve uygulamaları ile iç içe olduğu görülmektedir.\nÖrneğin akıllı trafik sistemlerinde, trafikteki kişilerin konumlarını sürekli olarak merkezi bir sisteme iletmeleri sayesinde, sistem, kişilerin hareket bilgilerini analiz ederek, bölgedeki trafik yoğunluğunu, trafiğin akış hızını, belirli bir rota üzerinde tahmini varış süresini tespit edebilir. Bu sayede trafiğe yeni çıkacak kişiler trafik yoğunluğuna göre alternatif rotaları tercih edebilirler.\nBir başka örnek olarak, bir oteldeki her bir odadaki karbonmonoksit oranı sensörler yardımıyla ölçülüp, yönetici sisteme iletilir. Yönetici sistem, kritik eşik aşılınca elektrik/gaz vanalarının kapatılması ve gerekli odalardaki yangın musluklarının açılmasını denetleyebilir. Bunun yanı sıra yönetici sistem, kritik eşik aşılmasa bile zaman içerisinde gelen verileri inceleyerek odalardaki karbonmonoksit oranının günün hangi saatlerinde daha yüksek olduğunu analiz ederek, o saatlerde pencerelerin kapalı kalmasını önerebilir.\nKavramın Türkçe karşılığı olarak \"Nesnelerin interneti\" olarak geçmesi, TBD 32. Ulusal Bilişim Kurultayı esnasında Prof. Dr. Aydın Köksal tarafından oldukça olumlu bulunmakla beraber, \"Nesneler interneti\" karşılığı da önerilmiştir.", + "question": "Nesnelerin İnterneti nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Nesnelerin interneti (İngilizce: Internet of Things, IoT), fiziksel nesnelerin birbirleriyle veya daha büyük sistemlerle bağlantılı olduğu iletişim ağıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2600", + "context": "Kuvars, oldukça saf silisyum dioksit (SiO2) kristallerine verilen addır. Silisyum ve oksijen atomlarından oluşan sert, kristalli bir mineraldir.\nBirçoğu yarı değerli taşlar olan birçok farklı kuvars çeşidi vardır. Antik çağlardan beri, kuvars çeşitleri, özellikle Avrasya'da mücevher ve sert taş oymalarının yapımında en çok kullanılan mineraller olmuştur.", + "question": "Kuvars nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Kuvars, oldukça saf silisyum dioksit (SiO2) kristallerine verilen addır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2601", + "context": "Manyetizma, manyetik alan tarafından oluşturulan fiziksel bir olgudur. Elektrik akımı ya da temel bir parçacık herhangi bir manyetik alan yaratabilir. Bu manyetik alan aynı zamanda diğer akımları ve manyetik momentleri de etkiler. Manyetik alan her maddeyi belli bir ölçüde etkiler. Kalıcı mıknatıslar üzerindeki etkisi en çok bilinen bir durumdur. Kalıcı mıknatıslar ferromanyetizmadan dolayı kalıcı manyetik momente sahiptir. Ferromanyetizma kelimesinde yer alan “ferro” ön eki demir elementinin isminden türetilmiştir. Çünkü kalıcı mıknatıs ilk olarak “manyetit – Fe3O4” adı verilen demir elementinin doğal bir formu olarak gözlemlenmiştir. Çoğu madde kalıcı manyetik momente sahip değildir. Bazıları manyetik alan tarafından çekilirken (paramanyetizm); bazıları manyetik alan tarafından itilir (diyamanyetizm). Bazıları ise herhangi bir manyetik alana maruz kaldığında daha karmaşık durumlara sevk olur (antiferromanyetizma ve spin camı davranışı). Manyetik alan tarafından ihmal edilecek ölçüde etkilenen maddeler ise manyetik olmayan maddeler olarak bilinir. Bunlar bakır, alüminyum, gazlar ve plastiktir. Ayrıca, saf oksijen sıvı hale kadar soğutulduğunda manyetik özellikler gösterir.\nBir maddenin manyetik durumu sıcaklık, basınç, uygulanan manyetik alan gibi faktörlere bağlı olarak değişir. Bu değişkenler değiştiğinde, bir madde birden fazla manyetizma özelliği sergileyebilir.", + "question": "Manyetizma nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Manyetizma, manyetik alan tarafından oluşturulan fiziksel bir olgudur." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2602", + "context": "Bulut bilişim (İngilizce: cloud computing), bilgisayarlar ve diğer cihazlar için, istendiği zaman kullanılabilen ve kullanıcılar arasında paylaşılan bilgisayar kaynakları sağlayan, internet tabanlı bilişim hizmetlerinin genel adıdır. Bulut bilişim bu yönüyle bir ürün değil, hizmettir; temel kaynaktaki yazılım ve bilgilerin paylaşımı sağlanarak, mevcut bilişim hizmetinin; bilgisayarlar ve diğer aygıtlardan elektrik dağıtıcılarına benzer bir biçimde bilişim ağı (tipik olarak İnternet'ten) üzerinden kullanılmasıdır.\nBulut sözcüğü dosyaların sağlandığı konumu işaret etmektedir. Klasik bir algı olarak işlemleme ve saklama konumlarının aynı aygıtta bulunması durumu klişeleşmiştir. Ancak saklama boyutu bulutlara yani saklama ve altyapı hizmeti barındıran hizmetlere doğru kaymaktadır. Bu gidişin ilk öncü uygulamaları, İnternet sağlayıcıları tarafından, yedekleme amacıyla sunulan bulutlardır. Örneğin, Türkiye'de hizmet veren bir İnternet sağlayıcısı olan TTNET; TTNET Bulutu adlı hizmetle Türkiye piyasasına girmiştir. Google gibi uluslararası bilişim şirketleri ise; Google Drive gibi çevrimiçi bilgi işleme özelliği sunan uygulamalar geliştirmiştir. Ayrıca; Microsoft ve Intel gibi büyük teknoloji firmaları da; bu teknolojiyi bilişim tüketicisine sunmuştur.\nBilgisayar kuramcıları tarafından İnternet'in geleceğinin bulut bilişimden geçtiği iddia edilmektedir. Buna göre gelecekte, bilgisayar hard disklerinin yerine çevrimiçi bulutların kullanılacağı ön görüsü hakimdir. Bu bilişim aygıtlarında herhangi bir altyapı hazırlamadan, tamamen çevrimiçi ağ vasıtasıyla işlevsel uygulamalara ulaşmak anlamına gelmektedir. Bu sektörün gelişmesiyle, özellikle bilişim teknolojisi tüketen toplumlarda birçok bilgi dağıtımı sağlayan firmanın önemli bir konuma geleceği, hatta sektördeki rekabetin hukuksal sorunlara neden olabileceği tartışılmaktadır. Çünkü tüm bilgi-işlem uygulamalarının çevrimiçi altyapıya kaydırılmasına giden yol; kişisel bilgilere istenilmeyen erişimleri doğurabilme tehlikesini taşımaktadır.", + "question": "Bulut Bilişim nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Bulut bilişim (İngilizce: cloud computing), bilgisayarlar ve diğer cihazlar için, istendiği zaman kullanılabilen ve kullanıcılar arasında paylaşılan bilgisayar kaynakları sağlayan, internet tabanlı bilişim hizmetlerinin genel adıdır." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2603", + "context": "Tiyatro, bir sahnede, seyirciler önünde oyuncuların sergilemesi amacıyla hazırlanmış gösterilerdir. Farklı bir şekilde duyguların ve olayların hareket (jest) ve konuşmalarla anlatılmasıdır. Genel olarak temsil edilen eser anlamında da kullanılır. Tiyatro eseri, olayları oluş yoluyla gösterir. Bu yönüyle konuşma ve eyleme dayanan bir gösteri sanatı olarak da tanımlanabilir. Yaygın bir deyişle tiyatro; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatı olarak Shakespeare'in sözüyle de ifade edilir.\nTiyatro eserinin diğer türlerden en önemli farkı; diğer edebî eserler okumak ve dinlemek için yazılmışken, tiyatro oyununun sahnede seyirci önünde oynanmasıdır. Değer ölçülerini, izleyenin kanaat ve anlayışlarından alır. Göze görünür bir karaktere sahip olması, canlı olarak meydana geliş niteliğiyle toplum psikolojisine hitap eder. Temsil yeri ve eser, tiyatronun edebiyat ögesidir. Bu edebiyat ögesi yanında tiyatro kavramı içinde; oyunculuk, sahne düzeni, ışıklandırma, dekor, kostüm, müzik gibi unsurların bütünlüğü söz konusudur.\nTiyatro metinlerine \"oyun\", metinleri yazan kişiye oyun yazarı (müellif) ve oyunu sahnede canlandıran kişilere ”oyuncu” (ya da daha genel olarak tiyatrocu) denir. Ayrıca eserin sahnelenmesinde görev alan sahne amiri, dekor ve kostüm sorumlusu, ışıkçı, suflör gibi diğer yardımcı elemanlar da vardır.\nEn yaygın tiyatro türlerine amatör tiyatro, uyumsuz tiyatro, epik tiyatro, Engelliler Tiyatrosu, radyo tiyatrosu, drama tiyatrosu, müzikal tiyatro, kurgusal tiyatro, çocuk tiyatroları, minyatür tiyatro, tulûat tiyatrosu, sokak tiyatrosu, varyete, oyuncak tiyatrosu, kukla tiyatrosu, opera tiyatrosu, gölge tiyatrosu, pandomim dahildir.", + "question": "Tiyatro nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Tiyatro, bir sahnede, seyirciler önünde oyuncuların sergilemesi amacıyla hazırlanmış gösterilerdir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2604", + "context": "Sinema veya Sinema sanatı, kamera aracılığı ile elde edilmiş görüntülerin bir ışık aracılığı ile beyaz renkte bir perdeye yansıtılarak film adı verilen sesli veya sessiz hareketli videolar elde edilmesi işidir. Üretilen bu filmler, sinema salonu adı verilen özel binalarda gösterilmektedir. Sinema sanatı genel olarak diyalog, kurgu, sahnenin düzeni, ışık, ses ve dekor gibi şeyleri yapılan filme uygun sekilde dizayn edilir. Bu işlemlerin tamamına ise sinema endüstrisi adı verilmektedir. İtalyan asıllı Fransız film kuramcısı Ricciotto Canudo sinemayı, \"yedinci sanat\" olarak tanımlamış ve ilk sinema 1895 yılında çekilmiştir.\n\n\n== Kaynakça ==", + "question": "Sinema nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Sinema veya Sinema sanatı, kamera aracılığı ile elde edilmiş görüntülerin bir ışık aracılığı ile beyaz renkte bir perdeye yansıtılarak film adı verilen sesli veya sessiz hareketli videolar elde edilmesi işidir." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2605", + "context": "Animasyon (canlandırma), birden çok resmin arka arkaya hızlı bir şekilde gösterilmesiyle elde edilen hareketli görüntüdür. İlk animasyonlar birkaç kâğıda istenen resimlerin çizilmesi, kâğıtların hızlıca geçirilmesi veya bir çemberin içine konup döndürülmesi ile yapılıyordu. Animasyon yapan kişilere animatör denir.\nGeleneksel animasyonda görüntüler, fotoğraflanacak ve filmde sergilenecek şeffaf selüloit levhalar üzerine elle çizilir veya boyanır. Günümüzde çoğu animasyon, bilgisayar üretimli imgeleme (CGI) ile yapılır. Bilgisayar animasyonu çok detaylı 3B animasyon ve 2B bilgisayar animasyonuna ayrılır. Bunlar stilistik nedenlerle, düşük bant genişliği veya daha hızlı gerçek zamanlı bilgisayar grafikleri için kullanılabilir. Diğer yaygın animasyon yöntemleri, kuklalar veya kil animasyonu gibi iki ve üç boyutlu nesnelere bir stop motion tekniği uygular.\nGünümüzde bilgisayar teknolojisi hem vektör hem de piksel tabanlı animasyonlar yapılmasına olanak sağlamaktadır. 2D animasyon tekniği saniyede 12 kare çizilerek yapılır. Kısıtlı (limited) animasyon tekniğinde ise daha az kare çizilerek yapılmaktadır. Bir animasyon filminin hazırlık sürecinde, klasik film yapım süreçlerine ek olarak karakter tasarımları, storyboard, pilot ses kayıtları ve en son layout yapılmaktadır. Profesyonel hedefleri olan bir animasyon filmine bu aşamalar tamamlanmadan başlanamaz. Animasyon film yapımı teknolojinin gelişmesine birebir bağımlıdır. Gelişen teknoloji, bilgisayarlarda daha az zamanda daha kaliteli içerik oluşturmayı mümkün kılmaktadır. Animasyon filmleri 3D, 2D, stop motion, cut-out (kâğıt kuklalar) gibi yapımlarında sık kullanılan tekniklere kategorize edilebilir.", + "question": "Animasyon nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Animasyon (canlandırma), birden çok resmin arka arkaya hızlı bir şekilde gösterilmesiyle elde edilen hareketli görüntüdür." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + }, + { + "id": "2606", + "context": "Elektronik spor (diğer adıyla E-spor), organize video oyunu yarışmalarına verilen isim. Oyunlar, genellikle profesyonel oyuncular arasında profesyonel organizasyonlar ile düzenlendiğinde bu ismi alır. Elektronik sporlarda en çok rastlanan oyun türleri strateji oyunları, dövüş oyunları, birinci şahıs nişancı oyunları ve spor oyunlarıdır. League of Legends Dünya Şampiyonası, The International, Evolution Championship Series ve Intel Extreme Masters gibi turnuvalar canlı yayınlanır ve oyunculara sekiz haneli miktarlara kadar önemli para ödülleri sağlar. E-spor karşılaşmalarında yer alan oyunculara siber atlet (İngilizce: cyberathlete) denir.\nProfesyonel oyuncular için çoğunlukla başlama yaşı 16-17 iken, oyuncular ortalama 24 yaşında geldiklerinde sektörden ayrılmaktadırlar. Ancak bu bir kural değildir.", + "question": "E-Spor nedir?", + "answers": { + "text": [ + "Elektronik spor (diğer adıyla E-spor), organize video oyunu yarışmalarına verilen isim." + ], + "answer_start": [ + 0 + ] + } + } +] \ No newline at end of file