{"question": "Bir sanat yapıtının kusursuz olması elbette imkânsız değildir. Fakat bir sanatçıyı büyük yapan sadece erdemleri değil hatalarıdır da. Önemli olan, her yeni sanat yapıtına yeni bir heyecanla başlanmasıdır. Kendini usta olarak gören ve heyecanını yitirmiş bir sanatçı, kendi yapıtını çoğaltmanın önüne geçemez. Bu parçadaki “kendi yapıtını çoğaltmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Özgün kimliğini devam ettirmek\nB) Sanat anlayışında tekrara düşmek\nC) Kendi tarzını sürekli geliştirmek\nD) Kesinleşmiş yöntemleri kullanmak\nE) Sanatının niteliğini düşürmemek", "answer": "B"} {"question": "Atölyedeki en büyük makine yağ ile kaplıydı, kirliydi, yıpranmıştı; levhaların üstündeki talimatları sökmek artık mümkün değildi. Usta, öyle güçlü görünüyordu ki önündeki makineyi kavrasa dibinden söker götürürdü. Ama o; son derece yumuşak hareketlerle elindeki birçok aleti bir cerrah titizliğiyle kullanarak o koca makineyi söktü. Kendisini büyük bir merakla izleyen çırağına “Bu makineye kaba güç sökmez.” dedi. Bu parçada “sökmek” sözcüğü aşağıdaki anlamlardan hangisiyle kullanılmamıştır?\nA) Birbirinden uzaklaştırmak\nB) Bir şeyi parçalarına ayırmak\nC) Etki etmek\nD) Bir yazıyı okumak\nE) Bir şeyi bir yerden çekip ayırmak", "answer": "A"} {"question": "Orhan Veli'nin ilk şiirleri; sonradan yayımlayacağı şiirlerin tersine kafadan çok yüreğe, gözden çok kulağa hitap eden, benzetme ve istiare ile beslenen, tasvir ve hayal ile yoğrulan lirik şiirlerdir. Mısralardan koyu bir hüzün taşar. Tabiat da bu hüzne katılır. Yaratılan hava ve evren bir bakıma Ahmet Haşim’i akla getirir. Bu parçadaki “kafadan çok yüreğe, gözden çok kulağa hitap etmek” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Düşünce ve gözlemleri aktarmaya çalışmak\nB) Duygulara ve müzikaliteye değer vermek\nC) Zıtlıklar arasında bir uyum sağlayabilmek\nD) Hayal gücü ve ahengi ön plana çıkarmak\nE) Resim ve müzik sanatlarından etkilenmek", "answer": "B"} {"question": "Bazı enzimlerin, tamamen ---- olmakla birlikte bağışıklık sisteminin kontrol edilmesinde önemli role sahip olduğu ve ilaçlarla engellendiğinde bazı olumsuz ---- ortaya çıktığı biliniyor. Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?\nA) keşfedilememiş - tesirlerin\nB) belirtilememiş - yönlerinin\nC) araştırılamamış - özelliklerinin\nD) bilinememiş - etkenlerin\nE) açıklanamamış - durumların", "answer": "E"} {"question": "İnsanlığın bugüne kadar meydana getirdiği birçok sanat anlayışı anlaşılmaz olmayı hedeflemiş, birçok sanatçı soyut ve kapalı ürünler ortaya koymaktan çekinmemiştir. Bir sanat eseri ne kadar açıklıktan uzak, anlamdan yoksun olsa da gerçekte kapalı sanat yoktur; sanata kapalı kişiler vardır. Bu cümledeki “sanata kapalı kişiler” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Sanatın inceliklerinin farkına varamayan insanlar\nB) Nitelikli bir sanatsal eğitimden geçmeyen insanlar\nC) Sanatta herhangi bir yeteneğe sahip olmayan insanlar\nD) Sanat eserlerini anlamlandırmakta zorlanan insanlar\nE) Sanat karşısında çekingen bir tavır gösteren insanlar", "answer": "D"} {"question": "Dünyanın en büyük romancılarından olan William Faulkner’a göre başarısız olan şair, kısa hikâye yazarı olur. Başarısız olan kısa hikâye yazarına kalan tek şey ise roman yazmaktır. Roman yazarı olmaktan mutlu olduğunu ama şair olmak istediğini söyleyen William Faulkner, şiir yazmayı bütün ateşin tek bir yerde toplandığı rokete benzetir. Bu parçada geçen “bütün ateşin tek yerde toplandığı” sözüyle şiire özgü hangi özellik belirtilmek istenmiştir?\nA) Yoğun bir anlama sahip olduğu\nB) Dilinin çarpıcı olduğu\nC) Etkileyici duygulara yer verdiği\nD) Farklı türlerin özelliklerini taşıdığı\nE) Büyük bir yetenek gerektirdiği", "answer": "A"} {"question": "Yeni yetişen yazarlarımızın öyküleri, dergi sayfalarını süslüyor ama bunların büyük bir kısmı, istenen düzeyde değil. Sadece birkaç yazarın öyküsü edebiyat kapısının eşiğinden geçebiliyor. Bu parçada altı çizili söz öykülerin hangi özelliğini belirtmek için kullanılmıştır?\nA) Büyük bir okuyucu kitlesininilgisini çekme\nB) Herkesin ilgisini çekecek konulara yer verme\nC) Eleştirmenlerin olumlu görüşlerini içerme\nD) Yazınsal niteliğe sahip bir yapıt özelliği taşıma\nE) Geleceğe seslenebilecek özellikte olma", "answer": "D"} {"question": "Sizlere sesleniyorum: Zaman denen mülkünüzü iyi kullanın, onun acımasızlığını direncinizle önleyebilirsiniz. Bu cümlede altı sözcüğün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Uzaktan bağırarak çağırmak\nB) Sesli duruma getirmek\nC) Sözü birine yöneltmek\nD) Kulak vermek\nE) Kimse duymadan anlatmak", "answer": "C"} {"question": "“Ağız” sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde parantez ( ) içinde verilen açıklamayla uyuşmamaktadır?\nA) Ağızları kopmuş bir çay takımının arasına gizlenmiş, koyu renkli bir kitabı oradan alarak bana uzattı.\n(Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı)\nB) Tünelin ağzında birkaç arabanın karıştığı bir kaza,\ntrafiği altüst etmişti. (Çıkış yeri)\nC) Ertesi günü bazı gazeteler bu haberin bir noktasını\nyarı resmî bir ağızla tekzip ettiler. (Üslup, ifade biçimi)\nD) Otların biçilme zamanı yaklaşınca köylüler, oraklarının ağzını bilemeye başladı. (Kesici aletlerin keskin tarafı)\nE) Küçük bir düğün alayı yolun ağzında durmuş, hangi\nyöne gideceklerini tartışıyorlardı. (Uç, kenar)", "answer": "E"} {"question": "Bazı sanatçılar, bütün hayatları boyunca didinip uğraşsa da kalburla su taşımaktan öteye gidemezler. Bu cümledeki “kalburla su taşımak” sözüyle anlatılmak isteneni aşağıdakilerden hangisi karşılamaz?\nA) Havanda su dövmek\nB) Alt yanı çıkmaz sokak\nC) Bin dereden su getirmek\nD) Akıntıya kürek çekmek\nE) Abesle iştigal etmek", "answer": "C"} {"question": "Çevreye zarar veren fosil yakıtların giderek azaldığı günümüzde, her ne kadar ülkemizde ---- olarak kullanılıyor olmasa da gelişmiş ülkelerde elektrik / benzin ---- ile çalışan ---- otomobil modelleri hızla artıyor. Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangileri getirilmelidir?\nA) çokça - karışımı - farklı\nB) nadir - birleşimi - ekonomik\nC) yaygın - sıralaması - karma\nD) fazla - yakıtı - pahalı\nE) seyrek - tüketimi - çevreci", "answer": "C"} {"question": "William Faulkner, biz okuyucular fırtınalar beklerken birtakım sıradan davranışlar getirir önümüze; uzun uzun, en ince ayrıntılarıyla. Faulkner sabırsızlığımızı bilmez değildir, zaten ona güvenmektedir ve tam bir çocuksulukla oturup ikincil davranışlardan söz etmektedir uzun uzun. Roman kişileri, hiçbir zaman kendilerinden geçmez, davranışlarla duygularını açığa vurmazlar. Yine de; zaman zaman, maharetli bir göz bağcılık ile dalgınlığına gelmişçesine bir bilincin üstünü örten perdeyi kaldırıverir. Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Gizli bir biçimde açığa vurmak\nB) Gösterişli bir biçimde aldatmak\nC) Olup bitenlerin farkına varmamak\nD) Sanatlı bir anlatım benimsemek\nE) Bir şeyleri gözden uzak tutmak", "answer": "B"} {"question": "Zaman içinde yaşar, zaman içinde bir değer taşırız. Geçmiş zaman ancak dıştan romansıdır; aslında romanı estetik bir geri çekilişle şimdiki zaman, bir sahneleme oyunu saymak gerekir. Her okuma eylemi; romanda zarların atılmadığı bu yüzden de sabırsızlığımız, bilgisizliğimiz, bekleyişimizin kahraman olduğu bir zamanda başlar. Bu parçada altı çizili söz ile anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Merak unsurunun okumada ön planda olması\nB) Okuyucunun beğenisinin şansa bağlı olması\nC) Roman kişilerinin özgürce hareket etmesi\nD) Her şeyin okurun gözü önünde gerçekleşmesi\nE) Olayların nasıl gelişeceğinin belirsiz olması", "answer": "E"} {"question": "Nurdan Gürbilek’i okuma hazzı, iki türlüdür: Yazarları Gürbilek’in gözünden okuduğumuzda yeniden okumaya ilişkin o kamaştırıcı haz, bir de kendi yazı ritminin hazzı var. Nurdan Gürbilek okurlarının iptilasıdır bu. Yazının akışında yazarın bütün duyuş ve düşünüş damarlarının da görüldüğü, o müzikal ve berrak akış. Türkçenin en büyük şanslarından biridir. Onunla aynı zamanda yaşıyor, aynı mekânda buluşuyor olmanın ayrıcalığı da bizimdir. Bu parçadaki “müzikal ve berrak akış” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Ahenkli ve duru bir söyleyiş\nB) Çok sesli ve yalın bir üslup\nC) Ezgili ve yoğun bir anlatış\nD) İşitsel ve görsel bir biçem\nE) Uyumlu ve akıcı bir anlatım", "answer": "A"} {"question": "Yaşayan en büyük kütleli kara hayvanı ---- elinde tutan ve Afrika savan fili türünü de ---- Afrika fili cinsi, kavurucu sıcaklıktaki Afrika'da yaşamını sürdürür. Bu cümledeki boşluklara sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?\nA) adını - çeşitlendiren\nB) rekorunu - barındıran\nC) ünvanını - kapsayan\nD) ismini - örneklendiren\nE) namını - farklılaştıran", "answer": "C"} {"question": "Aslına bakılırsa Batılılaşma tarihimiz, bir evden kaçış tarihidir ya da evden kaçış yolları arayan yeni hevesler peşindeki çocukların iki yüz yıllık macerasıdır. Yahya Kemal de bu kaçaklardan biriydi. Fakat evde kalanları zelzeleyle baş başa bırakma bilinçsizliğinden tez uyandı ve eve döndü. Artık evin şiirini yazacaktı. Biliyordu ki ev ancak içinde yaşayanlarla evdir. Bu parçanın bütününe göre “eve dönmek” sözü ile anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Şiirde kendi yaratısı olan yenilikleri çağdaşlarına\nbenimsetmesi\nB) İç dünyasını şiirlerine yansıtmaya başlaması\nC) Eski yanlışlarından kurtulup Batı şiir tekniğine dönmesi\nD) Batı şiir tekniğini ve gerçeğini sonunda kavraması\nE) Şiirde teknik açıdan ve içerik açısından ulusal kaynaklara yönelmesi", "answer": "E"} {"question": "Eleştirmen; sanatçıya parmak sallayan, hakaret eden, onu yerin dibine koyan adam değildir. Eleştirmen; okuyucusunun elinden tutup onu parklara götürüp gezdiren, ona pamuk şekerleri alan bir adam da değildir. O,okuyucu ile sanatçı arasında köprü görevindeki kişidir bir bakıma. Eleştirmen dendi mi güreş müsabakasındaki minder hakemliğidir onun işi. Her hâliyle dengeyi sağlamaktır. Herkesin arşınına göre bez vermemektir işi. Bu parçada geçen “herkesin arşınına göre bez vermemek” sözü ile anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?\nA) Öznel yaklaşımların yanlışlığını ortaya koymak\nB) Okuyucuyu ile yazar arasında bir denge kurmak\nC) Ölçütleri kişilerden bağımsız olarak belirlemek\nD) Hedeften okuyucuyu ve yazarı haberdar etmek\nE) Nesnel bir eleştiri yönteminden uzak durmak", "answer": "C"} {"question": "Postadan yeni gelen, saman kâğıdıyla kaplı ağır kutuyu açtı; kutunun içinden eline ilk gelen ciltli, büyük bir kitabı çıkardı. Genç bir araştırmacının yeni çıkardığı bir edebiyat tarihiydi bu, bu alanda yeni bir şeyler çıkarmanın çok zor olduğunu iyi biliyordu. Sayfalarını yavaş yavaş çevirmeye başladı. Kitabın ortalarına doğru karşılaştığı, kalabalık bir fotoğrafta gözüne çarpan bir adamı çıkarmaya çalıştıysa da başaramadı. Birçok insan, birçok yer iç içe geçti zihninde, sonunda bütün görüntüleri zihninden uzaklaştırdı. Bu parçada “çıkarmak” sözcüğü aşağıdaki anlamlardan hangisine karşılık gelecek şekilde kullanılmamıştır?\nA) Sunmak\nB) Yayımlamak\nC) Anımsamak\nD) Çıkmasını sağlamak\nE) Üretmek", "answer": "A"} {"question": "Fazıl Hüsnü Dağlarca, kendisi ile yapılan bir mülakatta “Ben illa şunu yazmak için masaya oturmam. Ellerim, derilerinde duyduğu yakınlıklarla konularını bulurlar.” der. Bu cümledeki “derilerinde duyduğu yakınlıklarla konularını bulmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Tecrübe ettiği olguları aktarmak\nB) Toplumsal sorunları kaleme almak\nC) Eserin içeriğini kolayca belirlemek\nD) Bilişsel bir deneyimi anlatmak\nE) Soyut yaşantıları konu edinmek", "answer": "A"} {"question": "Medyanın toplum üzerindeki etkisini gelişen dünya koşulları içinde yadsımak mümkün değildir ve yine medyanın insan davranışlarının şekillenmesinde önemli bir rolü olduğu da bilinmektedir. Bu cümledeki \"yadsımak\" sözü anlamca karşılayabilecek bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?\nA) Sait Faik öykülerini okurken onun hayatı ile özdeşleşmiş olan Burgaz’ı yok saymak hem yazara hem de cennet köşesi Burgaz’a bir ihanet olur.\nB) Beklemediği bir anda yuvarlandığı bu curcunalı hayata pek de alışamamıştı, olup biten her şeyi garipsiyordu.\nC) Gün gelecek burada yaşadığı zorlu günleri belki de içten bir gülümseme ile anacaktı, şimdi sabretmenin zamanıydı.\nD) Sanatçının yaptığı birtakım hatalara göz yummak ona iyilik etmek şöyle dursun kötülüklerin en kötüsü değil midir?\nE) Huzurumuz kaçmasın diye dün ertelediğimiz kimi sorunlarımız, çözümlenmesi güç", "answer": "A"} {"question": "Fuzûlî, divan şiir geleneği içinde şiirin lüzumsuz kelimelerden sıyrılıp ---- hâle gelmesinde önemli bir merhale teşkil eder ve anlamla örtüşen ses birimlerinin ---- bir şiir kurar. Bu cümlede boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangileri getirilebilir?\nA) yalın - var olduğu\nB) özlü - inşa edildiği\nC) duru - istif edildiği\nD) akıcı - dikkat çektiği", "answer": "C"} {"question": "Yeryüzünde, Walter Benjamin’in deyişiyle ancak yürürken görebileceğimiz ve daha kavrama girmemiş sayısız şey vardır. Cıvıltılı yaşantıların, capcanlı olguların, belki de ilk kez beliren anlamların hazır kavramlar içinde eritilmesi, aslında hep bir vahşet sahnesidir. Yapıt; onun biricikliğini ihlal etmediğimizde, kavramların vahşetine karşı canını teslim etmediğimizde sırrını verecektir bize. Orhan Koçak’ın deyişiyle bazı eleştirmenlerin, yapıtı teorilerin aç kurtlarına parçalatmak istememesi anlaşılır bir durum. Bu parçadaki “yapıtı teorilerin aç kurtlarına parçalatmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Eseri, teknik açıdan eksiksiz bir biçimde eleştirmek\nB) Yapıtı, sadece biçimiyle değerli ya da değersiz bulmak\nC) Eserin söylediklerini kuramsal bakış açısıyla tüketmek\nD) Hayat ve eseri bağımsız iki alan olarak değerlendirmek\nE) Hazır kalıpları bir değerlendirme ölçütü olarak görmek", "answer": "C"} {"question": "Salâh Birsel’in anlatı düzeni, hareketli bir düzendir; bağlamdan asla kopmaz ama Antik Çağ’dan girer, bugünün en taze haberinden çıkar. Roma’nın ünlülerinden Neron, diye başlar anlatı ve birden Ahmet Haşim’in asude göllerine düşürür sözü. Buradan Flaubert’in Paris’ine geçip yeniden Roma’ya döner ki anaforda bir danstır bu. Yazının yoluna baktığımızda geçtiği yolların büklümlerinden, köprülerinden, kavşaklarından başımız döner. Başımız dönerken bile dikkatten düşmeyecek denli kapılmışızdır anlattıklarına. Kırk dağdan ot yoldurup döndüren bir yazarı okuyoruzdur. Bu parçadaki “kırk dağdan ot yoldurmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Okuru, yorucu ve etkileyici bir okuma mücadelesiyle yüz yüze getirmek\nB) Yerel ve evrensel birçok konuyu aynı potada eritmek\nC) Anlaşılması büyük bir birikim gerektiren konulara\nyer vermek\nD) Geçmiş ve bugün arasında mekik dokuyarak köprü\nkurmak\nE) Okurun bir yazardan beklediği her şeyi yerine getirmek", "answer": "A"} {"question": "1940 kuşağı, Türk şiir tarihinin alaca karanlık dönemlerinin birinde var olmuştur. Gelişmemiş, cılız bir modernizmin kuşatıcı olamayan gölgesi de hayli dardır. Bireycisinden toplumcusuna, gelenekçisinden yenilikçisine temsil yelpazesi epey dalgalı olan bu kuşağın imkânı da mekânı da kısıtlıdır. Birkaç kahveye sığan dar mekânları, kimsesizlik konumuna mahsus dramları, ne yapsalar önemsenmeyen uğraşları, küçümsendikçe kabaran egoları vardır. Bu parçada geçen “alaca karanlık dönemlerinin biri” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Yeni atılımların ortaya çıkabileceği bir devir\nB) Belirsizliğin hâkim olduğu bir zaman dilimi\nC) Birçok şiir anlayışının iç içe olduğu bir süre\nD) Sanatsal açıdan zayıf eserler ile dolu bir çağ\nE) Eskinin, yeni ile sürekli çatıştığı bir devre", "answer": "B"} {"question": "Romanlarının dokusunu farklı alanların, dönemlerin, geleneklerin, türlerin bileşenleriyle zenginleştiren İhsan Oktay Anar, eserlerinde halk edebiyatının dünyasından fazlasıyla yararlanmıştır. İlk olarak şu tespitte bulunabiliriz: Yazar, üslubunu halk edebiyatına öykünerek yaratmıştır. Daha da derinliğine inerek söylersek yazarın kullandığı sözcükler, meddah hikâyelerine benzeyen cümleler, anlatım biçimi, betimleme tarzı; halk edebiyatına öykünmesinin misalleridir. Bu parçada \"öykünerek\" sözcüğü anlamca karşılayabilecek bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?\nA) Metinler arasılığın alt başlıklarından biri olan parodi,\npostmodern romanlarında sıkça kullanılan önemli\nbir tekniktir.\nB) Halk edebiyatının başlığı altına giren tezkireler, halk\nhikâyeleri, efsaneler yazarın her romanında değiştirilerek özgün metinlere dönüştürülüyor.\nC) Metinler arasılıkla iç içe olan parodi, metnin biçiminin aynı kalarak özünün değişmesi ya da metnin\nözünün aynı kalarak içeriğinin değişmesidir.\nD) Yapıtın tümünü ya da bir bölümünü biçim özelliklerini koruyarak bambaşka bir özde işleyen parodinin\nözünü taklit oluşturmaktadır.\nE) Efsane geleneğini devam ettirmesinin yanında birer\nklasik kabul edebileceğimiz Dede Korkut Hikâyeleri’nin yansımasını da eserlerinde açıkça görebilmekteyiz", "answer": "D"} {"question": "(I) Senaryoyla kıyaslandığında yazının ayrı bir büyüsü var. (II) Tanıtım sürecinde sinema nasıl bir ekip işiyse edebiyat da tek kişilik gösteridir. (III) Sanıyorum okur olarak benim böyle bir şeye ihtiyacım vardı: yazının resmi, sesi, müziğiyle baş başa kalmaya… (IV) Dille uğraşmayı da istedim son günlerde. (V) Yazınsal anlatımın olanaklarına kafa yormak, dilin ve yazının olanakları içinde kendi sınırlarımı zorlamak istedim Numaralanmış cümlelerden hangisinde karşıt bir durumdan söz edilmektedir?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "B"} {"question": "(I) Ahmet Hamdi Tanpınar’ın geçen yılın sonlarına doğru çıkmış olan Abdullah Efendinin Rüyaları adlı kitabı, hikâyeciliğimizin geleceği hakkında bize bazı ümitler vermektedir. (II) Fikir piyasamızın bugünkü düşük durumu içinde yeter bir ilgi uyandıramadan gelip geçen bu eser, beş hikâyeden ve yüz elli yedi sayfadan ibaret. (III) Kitaba kendi adını verdiren birinci hikâyeden sonra Geçmiş Zaman Elbiseleri, Bir Yol, Erzurumlu Tahsin ve Evin Sahibi adlı parçalar geliyor. (IV) İlk olarak şunu söylemek isterim ki bütün parçalar sanatçının ruh temayüllerinden örülmüş ağır bir baskı altında aynı kalın çizgilerle devam etmektedir. (V) Bu baskı o kadar kuvvetlidir ki sanatçının kendi kendisini kontrol hak ve yetkisini bile ortadan kaldırmış gibidir. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde “değerlendirme” söz konusu değildir?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "C"} {"question": "Atasözleri bir genel kural, bir ilke niteliği taşır. (I)Bazı atasözleri doğa olaylarının gündelik yaşam üzerindeki etkilerini anlatır. (II) Bazıları ise tecrübelere veya mantığa dayanarak doğrudan doğruya öğüt verir. (III) İki yargıdan oluşan bazı atasözlerinde ise yargılar arasında benzetme ilgisinden çok iki yargının birbirini desteklediği veya birbiriyle çeliştiği görülür. (IV) Bazı atasözleri sosyal ilişkilerden hareketle söylenmiştir. (V) Bir de yaygın olanın aksine temsilî anlam içermeyen atasözleri vardır. Bu parçada numaralanmış cümlelerdeki açıklamalara aşağıdaki atasözlerinden hangisi örnek olarak gösterilemez?\nA) I. cümle: Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde\nyatma yel alır.\nB) II. cümle: İyilik et denize at, balık bilmezse Halik bilir.\nC) III. cümle: Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.\nD) IV. cümle: Horozu çok olan köyün sabahı geç olur.\nE) V. cümle: İnsanın vatanı doğduğu yer değil, doyduğu yerdir.", "answer": "A"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerden hangisinin anlam özelliği parantez içinde verilen açıklamayla örtüşmemektedir?\nA) İnsan; dününü ve yarınını bugünde cem edebildiği\nnispette ömrünü ziyan olmaktan kurtarabilecektir.\n(şart)\nB) Önümüze çıkan her durumdan kendi hissemize nasıl bir pay çıkarabileceğimizi öğrenmeye çabalamak\nyegâne amacımızdır. (amaç - sonuç)\nC) Yağmurun yağmasıyla hava temizlendi, toprağa bereket geldi, çiftçinin yüzü güldü. (neden - sonuç)\nD) Ressam bu yapıtında da renklerin en göz alıcılarını\nalışılmadık bir tezatlıkla kullanmış. (karşılaştırma)\nE) Zenginlik, kimsenin senden alamayacağı değerlerinin toplamıdır; bilgin, ahlakın, özgüvenin, tebessümündür. (tanımlama)", "answer": "B"} {"question": "Eserlerin neredeyse tamamında, başkalarını, başkalarının yitip gitmiş yaşamlarını, kendisinde iz bırakan kişileri anlatıyor Selim İleri (II) Bu yaşamları, insanlara anlatırken son derece zarif sözcüklerle kurduğu dünyada, onları sorgulamadan, geçmişle hesaplaşma çabasına girmeden anlatır. (III) Kendisi yakın ya da uzak tanıklığı içinde bir dönemi, bir insanı anlatır okuyucularına. (IV) Geçmişi yeniden kurgular. (V) Ama bu kurgulama geçmişi övmez. Numaralanmış cümlelerin hangisinde yazarın üslubundan söz edilmektedir?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "B"} {"question": "Başkalarıyla hesaplaşırken ortaya koyduğumuz sertliği, kararlılığı hayat kavgasında da ortaya koyabilseydik hedef arayan serseri oklara dönmezdik. Aşağıdakilerden hangisi bu cümlede anlatılmak istenenle aynı doğrultudadır?\nA) Hayatta esas olan bir hedef koyup o hedefe ulaşmak için kararlı olmaktır.\nB) Hayatın zorlukları karşısında takındığımız tutum\ngerçek kimliğimizi oluşturur.\nC) Başkalarıyla hesaplaşabildiğimiz gibi kendimizle de\nhesaplaşırsak olgunlaşabiliriz.\nD) Hayat mücadelemizde kendimize hedefler koyup\nısrarcı olursak yolumuzu kaybetmeyiz.\nE) Hedefini kaybetmiş insanlar kendilerini kaybederek\nbaşkalarına saldırmaya başlar.", "answer": "D"} {"question": "(I) Türk edebiyatında romanın yeni bir tür olarak ortaya çıkışı, Türk toplumunun dönüşüm hikâyesine denk düşer. (II) Daha çok Batı etkisiyle kabul edilen bir tür oluşu, romanın Türk edebiyatındaki seyrini de büyük ölçüde belirlemiştir. (III) Hatta seyrini belirlemekle kalmamış, romanın nasıl bir zemine oturması, neyi anlatması gerektiğine de yön vermiştir. (IV) Bu açıdan Türk romanını anlamak / anlatmak, öncelikle Türk toplumunun Batı etkisinde geçirmiş olduğu toplumsal ve siyasal değişimi kavramaktan geçmektedir. (V) Berna Moran’ın dikkatli bir şekilde vurguladığı gibi Türkiye’de roman, öncelikle Batılılaşmanın bir parçası olarak şekillenmiştir. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde koşul anlamı vardır?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "D"} {"question": "(I) Sosyal bilimler ve kurgu dünyasını temsil eden edebiyatın ayrı hatta birbirine rakip bilimler olduğu iddia edilmektedir. (II) Oysaki sosyal bilimlerin ve kurgu dünyasının önemli temsilcisi olan edebiyatın yapmaya çalıştığı şey toplumu ve onu oluşturan insanı anlamak ve açıklamaktır. (III) Neticede bir roman teorik olarak açıklanması güç ilişki ve boyutlara dair süreçlerin anlaşılmasını sağlamaktadır. (IV) Ancak, romanlar pozitif bilimlerdeki gibi katılımcıdan verilmeye hazır (ki bu tartışmalıdır) veri toplamaz; yarattığı ağlarla anlamları yakalar, inşa eder. (V) “Sanatta ‘kurgu’ ve ‘kurgulama’, bilimde ise ‘sonuca götüren sağlıklı analiz’ ve tabii olarak ‘sonuç’ önemsenmektedir.” Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?\nA) I. cümlede kesinleşmemiş bir yargı vardır.\nB) II. cümlede edebiyatın amacından bahsetmiştir.\nC) III. cümlede bir önceki cümlenin yorumu yapılmıştır.\nD) IV. cümlede nesnel bir anlatım vardır.\nE) V. cümlede karşılaştırma yapılmıştır.", "answer": "D"} {"question": "(I) Günümüz dergicilik anlayışına yönelik yapılan eleştirilerin bir noktasını da birbirlerine olan benzerlikleri oluşturmaktadır. (II) Sanki aynı üretim sistemi içerisinden çıkmışçasına aynılıklar göze çarpmaktadır. (III) Kâğıt kalitesinden baskısına, kapak tasarımından iç sayfa düzenine, kullanılan dil ve yazım şeklinden değinilen konulara kadar tek tip bir anlayışın varlığı görülmektedir. (IV) Dergi sayısındaki çeşitliliğin artışı farklılıkları getirmektense tür olarak benzeşmeyi, içerik olarak birbirine yakınlaşmayı bize göstermektedir. Numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?\nA) I ve II \nB) I ve III \nC) II ve III\nD) II ve IV\nE)III ve IV", "answer": "D"} {"question": "Bilimsel sahtekârlığın ne kadar yaygın olduğu konusunda bilim insanları arasında iki görüş var: Çürük elmalar ve buz dağının görünen kısmı. Adından da anlaşılacağı üzere ilk görüşte olanlar; bilimsel sahtekârlığın çok yaygın olmadığını, bilim camiasında ciddiye alınmayacak kadar az sayıdaki kişinin çürük elma olarak görülmesi gerektiğini söylerken ikinci görüşün taraftarları bilimsel sahteciliğin zannedilenden fazla olduğunu ve ortaya çıkarılan örneklerin sadece buz dağının görünen kısmı olduğunu savunuyor. Bilimsel sahtecilik sayısını kesin olarak ölçmek çok zor çünkü bu alandaki verilerin büyük kısmı kişilerin kendilerinin yaptığı veya çevrelerinde gözlemlediği sahtecilikleri bildirdiği raporlara ve anketlere dayanıyor. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangileri ağır basmaktadır?\nA) Örnekleme - tanık gösterme\nB) Tanımlama - ilişki kurma\nC) Kişileştirme - genelleme\nD) Benzetme - karşılaştırma\nE) Betimleme - abartma", "answer": "D"} {"question": "Gelişmeleri Kaçırma Korkusu (GKK), insanlara hayatlarını tam olarak yaşayamadıklarını hissettirebilir. GKK sendromu, herhangi bir zamanda diğer insanların sizin parçası olmadığınız heyecan verici deneyimlere katıldığına dair korku olarak tanımlanıyor ve dışlanmışlık duygusu ön plana çıkıyor. Bazıları GKK’yi motive edici bir psikolojik güç olarak yorumlayabilirken araştırmalar, GKK’nin genellikle hem ruh hâli hem de yaşam memnuniyeti üzerinde olumsuz etkisi olduğunu söylüyor. Sosyal medya kullanmayan kişilerin GKK’yi herhangi bir sosyal medya kullanıcısıyla aynı derecede deneyimlediğini gösteren araştırmalar olsa dahi sosyal medyaya sürekli erişimin yani aşırı bilgi yüklenmesi durumunun “herhangi bir gelişmeyi ya da etkinliği kaçırma korkusuna” yol açmasının muhtemel olduğunu düşünenler de azımsanmayacak sayıda. Bu parçadan gelişmeleri kaçırma korkusu ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmiştir?\nA) Sosyal medya kullanıcılarında daha sık ve şiddetli\nbir biçimde görüldüğüne\nB) Araştırmacıların, hangi psikolojik koşullar altında\nortaya çıktığını bilmediğine\nC) Kişilerin, kendilerini toplumdan soyutlanmış bir biçimde algıladığına\nD) İletişimde yaşanan teknolojik gelişmelere bağlı olarak artış gösterdiğine\nE) Konuyla ilgili araştırmaların kendi içinde çelişkiler barındırdığına", "answer": "C"} {"question": "Türkiye deniz canlıları içinde gözle görülebilecek büyüklükteki en ilkel hayvan grupları arasında süngerler gelir. Süngerler kayalar, hayvan kabukları ve buna benzer sert zeminlere yapışık yaşar. Bazı süngerler kaya oyukları veya mağara içleri gibi görünmeyen yerlerde yaşarken bazıları açıkta yaşayabilir. Çok farklı vücut yapıları, şekilleri ve renkleri vardır. Vazo, kadeh, boru, çalı, bir yüzeyi kaplayan örtü şeklinde, düzenli veya düzensiz kümeler hâlinde bulunabilirler. Boyları 1-2 mm ile 2 m arasında değişir. Sarı, kırmızı, pembe, siyah, mor, turuncu, mavi olabilirler. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Benzetme yapılmıştır.\nB) Karşılaştırma vardır.\nC) Betimleyici ögelerden yararlanılmıştır.\nD) Tanımlamaya başvurulmuştur.\nE) Açıklama yapılmıştır.", "answer": "D"} {"question": "İngiliz şair ve düşünür Mathew Arnold, üst kültür edebî eserleri için “----.” demiş. Bugün Arnold’un burjuva sınıfının ideolojik görüşünü yansıttığı için yadsınan bu sözleri, kanımca edebiyatı tanımlayabilecek önemli bir noktaya parmak basıyor; edebiyat hem estetik haz vererek hem de düşündürerek bize ulaşır, diyor Arnold. Bunu en azından belli örneklerden yaşamayan edebiyatsever var mıdır acaba? Estetik değerler şüphesiz ki değişkendir, belki de hâkim sınıfına ait olma açısından ideolojiktir ancak edebiyatın yaşama bakış getiren ve yaşamla kopmayan bağları en aykırı estetik biçem içinde bile vardır. Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?\nA) Hayal gücünü harekete geçirerek olumlu davranış\ntutumlarını oluşturur\nB) Dili metaforlarla süsleyerek yansıttığından dilin en\ngüzel örnekleridir\nC) Yeryüzünde en iyi ifade edilmiş en güzel fikirlerden\noluşan eserlerdir\nD) Düşünceyi kendi evreninin dışına çıkararak yeni kapıların açılmasını sağlar\nE) Doğruyu anlattıktan sonra sözcüklerle oynamaya\ngerek duymayan sanattır", "answer": "C"} {"question": "Kültürü, milletin var olduğu ilk günden günümüze kadar yaşadıklarını, geçmişini, tarihî görünümünü bir yük trenine benzetirsek dil, her vagonunda o milletin değişik dönemlerine ait değerlerini, yaşanmışlıklarını taşıyan bu trenin günümüze ve geleceğe ulaşmasını sağlayan raylar gibidir. Nasıl ki raylar olmadan tren ilerleyemez, olduğu yerden hareket edemez ve doğal olarak ulaşım işlevini yerine getiremez; dil de olmadan kültürle ilgili olarak geçmişe ait ne varsa ne günümüze ne de geleceğe taşınabilir. Bu dil rayları sayesinde milletin geçmişine ait ne kadar değer varsa, ne kadar yaşanmışlık ve hatıralar varsa, ne kadar tecrübe varsa hepsi gelecek kuşaklara ulaştırılır. Bu parçanın yazarı aşağıdakilerden hangisini vurgulamaktadır?\nA) Kültür, dönemin genel seyri ve bireylerin ihtiyaçları\ndoğrultusunda değişebilir.\nB) Duygu ve düşüncelerin paylaşılmasında dilin imkânlarını kullanmak önemlidir.\nC) Diline gereken önemi vermeyen toplumlar kültürlerini korumaktan uzaklaşır.\nD) Kültür, ait olduğu toplumun insanlarını duygu ve düşünce paydaşlığıyla birleştirir.\nE) Sözlü ve yazılı kültür ürünleri dil aracılığı ile nesilden nesile aktarılabilmektedir.", "answer": "E"} {"question": "Dünya edebiyatı, edebiyatın felsefeye yaklaştığı birçok örneğin bulunduğunu bizlere göstermektedir. Bu açıdan akla ilk gelen Tolstoy, Dostoyevski, Proust’un eserleridir ki bu eserler felsefi düşüncelerle yüklüdür. Şüphesiz her edebî eserde güçlü ya da zayıf bir kavramsal ve düşünsel yapı vardır. Edebî bir eser; kavramsal bir nitelik kazanmaya başladıkça, rasyonel bir temellendirmeye imkân verdikçe, sadece psikolojik tahliller ve duygulandırma düzeyinde kalmadıkça kişiler ve olaylar bazında da olsa gizli bir varlık felsefesi, eserin anlam bütünlüğünü sağlayan bir metafizik ortaya koymaya çalıştıkça felsefi ögelerle beslenmeye ve felsefeye yönelmeye başlar. Bu parça ile ilgili olarak aşağıda verilen yargılardan hangisi yanlıştır?\nA) Öğretici bir metinden alınmıştır.\nB) Açıklayıcı anlatıma başvurulmuştur.\nC) Örneklemeden yararlanılmıştır.\nD) Amaç bildiren bir cümle kullanılmıştır.\nE) Genellemeye başvurulmuştur.", "answer": "D"} {"question": "Felsefe ile edebiyat arasındaki temel farklardan biri de felsefi eserin Platon’un Şölen adlı yapıtında görüleceği üzere aynı zamanda bir sanat eseri olduğu örnekler dışında, bilgilendirmek amacına yöneldiği için öncelikle muhtevaya önem verip ilk planda biçimsel bir yetkinliği amaçlamamasıdır. Filozof, zaman zaman karmaşık imgelemler gerektiren biçimler ya da mükemmel taslaklar oluştursa da o felsefi problematiği kavramayı sürdürebilmek adına gerçeği arama yolunda kendi kurduğu biçimleri ya da taslakları sürekli bozabilirken edebî eserin estetik biçime özel bir önem verdiği görülür. Bu parça ile ilgili olarak aşağıda verilen yargılardan hangisi yanlıştır?\nA) Parçada geçen “temel farklardan biri de” kelime\ngrubu örtük ileti örneğidir.\nB) Parçada felsefe, tasarıma dayandığı için kurmaca\nolarak değerlendirilmiştir.\nC) Parça, öğretici bir metin olduğundan yazar ile anlatıcı aynı kişidir.\nD) Parçada düşünceyi geliştirme yollarından örnekleme ve karşılaştırma kullanılmıştır.\nE) Parçada felsefede biçimden çok içeriğin önemli olduğu üzerinde durulmuştur.", "answer": "B"} {"question": "Modernistler, insanı toplumun ve doğanın zorunlu yasalarından ayıran tek yer olduğunun bilincindeymişçesine felsefeyi edebiyatta, edebiyatı felsefede her iki alana indirgenemeyecek biçimde dönüştürür. Ama buradan doğan kendine özgü yazı edimini, kavramsala tercüme edilebilecek bir felsefesi yoktur çünkü sanatın tekil yaratımından başka bir şey olmayan bir tecrübenin nakşedilmesidir bu. Postmodern edebiyatta durum tersine döner. Postmodernistlerin yazdığı edebiyatın kaynağı sosyolojik ve felsefi kavramlar, teoriler, tespitlerdir yahut kendinden önceki sanatın kavramsala indirgenmiş hâlinin yeniden yazımıdır. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?\nA) Toplum ve doğa yasalarının sonluluğuna bağlı olmayan bir sanat eseri çok yönlülüğünü kaybeder.\nB) Sanat, biricik ve öznel bir deneyimin evrensel bir\nbiçimde aktarılmasını amaçlayan bir etkinliktir.\nC) Postmodern edebiyattaki yapıtların sanatsallığı, ne\nkadar çok gönderme barındırdığına endekslidir.\nD) Modernist sanatçılar, eserlerini meydana getirirken\nherhangi bir felsefi görüşe yer vermekten kaçınır.\nE) Edebiyat ve felsefenin birbirinden ayrıştırılamayacak\nderece kaynaştığı eserler, deneyime dayanamazlar.", "answer": "C"} {"question": "Bir sözcüğün türetilirken veya çekim eki aldığında sonundaki ünsüzün düşmesine \"ünsüz düşmesi \" denir. Aşağıda verilen “-cik, -cek” eki almış sözcüklerden hangisi ünsüz düşmesine örnek olarak gösterilemez?\nA) ufacık\nB) küçücük\nC) büyücek\nD) alçacık\nE) yavrucak", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdaki dizelerin hangisinde “ulama” vardır?\nA) Zebun oldum dört yanıma bakarım.\nB) Yedi yıldır ben bu derdi çekerim.\nC) Bunları söyleyen ben değilim ki!\nD) Yenemedim yavrucağımı aldı felek.\nE) Meydanda oynanan toptur, oyundur.", "answer": "A"} {"question": "Aşağıdakilerin hangisinde ünlü düşmesi vardır?\nA) Soruyu çözemeyince başını kaşıdı.\nB) Arkadaşım midesinden rahatsızdı.\nC) Akşam olunca ortalıktan el ayak çekildi.\nD) Yüzüne hasret kaldık.\nE) Omzuma çuvalımı atıp çıktım.", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünsüz yumuşaması yoktur?\nA) Onun penceresinden her gün sokağı izleyip dururdu.\nB) Senin geldiğini görünce mutluluktan gözlerinin içi\ngüldü.\nC) Okulun duvarına bayrağı asmak için epeyce uğraşmışlar.\nD) Yapılan antlaşmalar milletlerarası hukuka uygun olmalıdır.\nE) Bütün gün bunları yiyerek sağlığını tamamen riske\natıyorsun.", "answer": "D"} {"question": "Gel gurbet dağlarına bırak hüznünü Geceler ellerinde ışısın gene Unut “elveda” dediğin günü Yeniden gir ikili hikâyemize Bu dörtlükte aşağıdaki ses olaylarından hangileri vardır?\nA) Ünlü düşmesi - ünsüz yumuşaması\nB) Kaynaştırma - ünlü daralması\nC) Ünsüz benzeşmesi - ünlü daralması\nD) Ünsüz yumuşaması - ünsüz türemesi\nE) Ünlü daralması - ünlü türemesi", "answer": "A"} {"question": "Ünlü ile biten kelime veya eklere, yine ünlü ile başlayan ekler getirilirse araya “ n-s-ş-y” kaynaştırma ünsüzlerinden biri girer. Aşağıdakilerden hangisinde, diğerlerinden farklı bir kaynaştırma ünsüzü kullanılmıştır? A) Kim kafayı üşütmek ister ki! B) Kapıyı kim açık bırakmış?\nC) Yedişer kişilik gruplar oluşturuldu.\nD) Gez dünyayı gör Konya’yı!\nE) Doğruyu, her yerde söylemek doğru değildir.", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerde parantez içindeki hangi ek, işlevi bakımından diğerlerinden farklıdır?\nA) Bas(ın) bunu ihmal etti.\nB) İlk(in) seni aradım ama göremedim.\nC) Kış(ın) burada havalar ılık geçer.\nD) Burada gör(ün), gerisi çok kolay olacak.\nE) Siz buraya gel(in), buradan birlikte gideriz", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdakilerin hangisinde sıfat tamlaması şeklinde bir birleşik sözcük vardır?\nA) Bu olay kamuoyunun ilgisini çeker.\nB) Teyzem dilberdudağını çok güzel yapar.\nC) Seninle yarım saat sonra bitpazarında buluşalım.\nD) \"Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç\" adlı kitabı okuyormuş.\nE) Küçük kardeşime muhabbet kuşu alacağız.", "answer": "D"} {"question": "“Akıp giden zaman tünelinin başlangıcında ilk sır, ilk güzellik belki de toprağın kendisiyle tanışması olmuştur.” Bu cümlede türemiş kaç sözcük vardır?\nA) 2 \nB) 3 \nC) 4 \nD) 5 \nE) 6", "answer": "D"} {"question": "Yazar, sık sık romanın akışını keserek okuyucularına seslenir, sorular sorar, izlenimlerini aktarır. Bu cümledeki sözcüklerin hangisi yapıca diğerlerinden farklıdır?\nA) romanın\nB) akışını\nC) keserek\nD) seslenir\nE) izlenimlerini", "answer": "A"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmamıştır?\nA) Bilimin ilerlemesi, her yeni bilim insanının retçi görüşleri sayesinde mümkün olur.\nB) Lisedeki bütün öğretmenlerimiz bizi göklere çıkarıyorlardı, hiçbirimiz bunu haketmemiştik.\nC) Yağmurun beklenmedik bir biçimde şiddetini artırması, geziyi birçoğuna zehir etti.\nD) Bildiğim bir şey varsa o da annenizin dışarıya çıkmayı size men ettiğidir.\nE) Bu güzelim gölün sularının çekilmesi karşısında kahır olmamak çok zor.", "answer": "A"} {"question": "(I) Çağımızın en önemli sorunlarından olan iklim değişikliği, atmosferdeki karbondioksit miktarının giderek artmasından kaynaklanıyor. (II) Pekçok doğal süreç atmosfere karbondioksit salınımıyla sonuçlanıyor. (III) Ancak artışın ana nedeni, özellikle Sanayi Devrimi’nden sonraki süreçte, insan etkinlikleri sonucunda atmosfere salınan karbondioksit miktarının artması. (IV) Örneğin günümüzde atmosfere salınan karbondioksitin önemli bir kısmı otomobillerde tüketilen akaryakıtlardan kaynaklanıyor. (V) Bir grup araştırmacının Bilim ve Teknik dergisinde yayımladıkları bir makaleye göre, iklim değişikliğiyle savaşmanın en iyi yolu ağaç dikmek olabilir. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yazım yanlışı vardır?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "B"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerde yer alan birleşik sözcüklerden hangisinin yazımı yanlıştır? A) Konuşmanın en can alıcı noktasında eski günlerden bahsetmeye başladı. B) Bahşedilmiş bir hayat insanoğluna sunulan bir nimettir. C) Sınav öncesi tüm notlarını deri kaplı defterine derc etmişti. D) Yapılanları duyarsız bir şekilde sadece seyrediyordu. E) Yaşlı kadın, bütün bu kötülükleri hak edecek ne yapmıştı?", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdakilerin hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır?\nA) Şiddetli bir yağmur, arabanın içindeki yolcuları tedirgin etmeye başlamıştı.\nB) Ağaçlardan havalanan iki beyaz güvercin, karşı evin\nkırmızı kiremitli çatısına kondu.\nC) Masa çoktan hazırlanmış; çayın demlenmesini, yumurtanın haşlanmasını bekliyorlardı.\nD) Dışardan gelen mevsimlik işçiler; buraya yerleşmek, yeni bir hayat kurmak isterlerdi.\nE) Hava kararmaya başlayınca balıkçılar, oltalarını ve\niskemlelerini toplamaya başladı.", "answer": "D"} {"question": "(I) Kerevetlerin şilteleri üstünde yahut yerde yapılan yataklarda yatılırdı. (II) Zaten o devirde hem çok misafirliğe gidilir hem de yatanlar, karyolalarda basmakalıp bir yatak bulmazlardı. (III) Misafir gidilen evlerde, her sabah kaldırılan ve üstüste istif edilen denklerinden o gece için indirilmiş bir döşek ve şilte getirilir; bir yer yatağı yapılırdı. (IV) Bu yatakların hep temizlik, yumuşaklık, rahatlık, lavanta çiçeği kokusu gibi müşterek vasıfları olmakla beraber, bu vasıfların dışında da her defasında ancak o geceye mahsus bir şivesi olurdu. (V) Ona yatınca bir yeniliğe rastlar, şurasını burasını çeker, ötesini düzeltir, berisini kabartır, biz de ona uyarak onu kendimize alıştırırdık. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yazım yanlışı vardır?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?\nA) Anahtarını kaybettiği günün akşamı apartmanının\nkapısını açamadı.\nB) Dükkânın önünden geçerken vitrindeki ilanı son\nanda farketti.\nC) Merdiven başında ona solgun çehresiyle yakalanmamak için zile bastı.\nD) Boğaziçi’ndeki yalının korusu içinde yer alan harap\nköşke sığınmışlardı.\nE) Yeni yaşama tarzı İstanbul’daki yazlık evleri sıkıcı\nolmaktan kurtardı.", "answer": "B"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde \"de\"nin yazımı yanlıştır?\nA) Yunus, ilahilerinde Allah aşkını gösterişe kaçmadan\ndoğal biçimde işler.\nB) Türkçeyi kullanmada da erişilmez bir başarısı vardır.\nC) Onun şiirlerine derinlik katan özelliklerden biri de\nmecazlardır.\nD) Yunus, şiirlerinde hece ölçüsünün yanında aruz da\nkullanmıştır.\nE) Son gelişmeler, konuyu değişik boyutlar da yeniden\nele almamızı gerektiriyor.", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerde yer alan birleşik fiillerden hangisinin yazımı yanlıştır?\nA) Yeni numarasını kaydetmeyi unuttuğum için onu\narayamadım.\nB) Toplantıda kimsenin beklemediği sözler sarfetti.\nC) Baharla birlikte doğadaki değişimi iliklerine kadar\nhissedeceksin.\nD) Bu hayatı kendine zehretmeyi bırakmalısın artık.\nE) Aniden bastıran yağmur ve dolu seralardaki mahsulleri mahvetti.", "answer": "B"} {"question": "Özel adlardan türetilen bütün kelimeler büyük harfle başlar ve türetme ekleri ve sonrasında gelen çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılmaz. Özel adlar çekim eki aldıklarında ek, kesme işaretiyle ayrılır. Bu açıklamaya göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde yanlışlık yapılmıştır?\nA) Türkçe’de yapım ekleri türemiş yapılı kelimeler oluşturur.\nB) Tanzimat Dönemi’nde hikâye türünün ilk örnekleri\nyazılmıştır.\nC) Bursalı arkadaşım bize sürpriz yaparak güzel ürünler getirdi.\nD) Halit Ziya Uşaklıgil’in Mai ve Siyah romanını okudum.\nE) 7 Nisan’da hayatımın en mutlu gününü yaşamıştım.", "answer": "A"} {"question": "(I) Ardıç kuşunu bilir misiniz, hani şu üstü kahverengi olup altında benekler olan kendine özgü şakımalarıyla bilinen kuş. (II) Bir de arı kuşu vardır; pek kimse bilmez onu ama berrak sesiyle, aynı tondan ötüşüyle hemen kendini fark ettiren bir kuştur. (III) Kuşlara ilgim çalı kuşu ile başladı aslında, romanını da çok sevdim sırf bu sevgi yüzünden. (IV) Ne zaman köyüme gitsem gözlerimi gökyüzüne diker bağrı kara kuşunu arardım. (V) Siz onu iskete diye bilirsiniz belki, benim için o camgöbeği rengine rağmen bağrındaki karalığı ile dikkat çeker. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yazım yanlışı vardır?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "D"} {"question": "(I) Hava kirliliği, günümüzde dünya genelinde ciddi bir sorun haline geldi. (II) Endüstiriyel faaliyetler, araç trafiği ve enerji üretiminde kullanılan fosil yakıtlar, atmosferdeki zararlı gazların artmasına neden oluyor. (III) Bu durum, insan sağlığıyla ilgili solunum yolu hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları gibi pekçok sağlık sorununun ortaya çıkmasına yol açabiliyor. (IV) Bunun pek te ihmal edilemeyecek bir sorun olduğu açık ancak hava kirliliği yalnızca insan sağlığı ile sınırlı değil. (V) Ekolojik dengeye de ciddi etkileri var; bitki örtüsü, su kaynakları ve hayvan türleri vb. hava kirliliği nedeniyle olumsuz etkileniyor. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmamıştır?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdaki sözcüklerin hangisinin yazımı yanlıştır?\nA) Gökyüzü\nB) Yapboz\nC) Yeryüzü\nD) Çevrimiçi\nE) Gecekondu", "answer": "D"} {"question": "(I) Olay örgüsü, konuyu oluşturan olaylar dizisinin birbiriyle bağıntısına verilen addır. (II) Metinlerde olay ya metindeki kişiler arasında cereyan eden ilişkiler veya kahramanın iç çatışmaları sonucu ortaya çıkar. (III) Metindeki olay sadece somut gerçeklik değildir; hayal, tasarı, izlenim ve benzeri hususlar da olay örgüsü çerçevesinde değerlendirilir. (IV) Olay örgüsü çıkarılırken bu hususlar dikkate alınmalıdır. (V) Olay okuyucuda yada dinleyicide estetik kaygı uyandırmak amacıyla düzenlenir. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “ki”nin yazımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?\nA) Ağacın dalları şadırvandaki suyun hareketine uydu.\nB) Rüzgârın dinmesiyle sudaki hareket de dindi.\nC) Hissediyorumki suyun sesi, şehrin üstünde görülmeyen başka bir şehir yapıyor.\nD) Ben bu su şehrini daha önce düşümde görmüştüm\nsanki.\nE) Önümdeki bu manzara insana bir kaçış ve kurtuluş\narzusu veriyor.", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmamıştır?\nA) Sendeki bu özgüvene hayran olmamak mümkün\ndeğil.\nB) Müzede, özçekimin yasak olduğunu görevli hatırlattı.\nC) Bazı konularda özeleştiri yapmak insanı geliştirir.\nD) Özgeçmişini okuyunca ne kadar güçlü olduğunu gördüm.\nE) Köydeki özkaynakların değerlendirilmesi gerekiyordu.", "answer": "B"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birleşik fiillerin yazımıyla ilgili yanlışlık yapılmıştır?\nA) Aileme her zaman destek olmayı vaat ettiğim için zor zamanlarında onların yanında olacağım.\nB) Bu efsane, zamanın başlangıcından beri söylenegeldi ve hâlâ birçok insanın ilgisini çekiyor.\nC) Yanlış bir karar aldım ve sonuçlarıyla yüzleştiğimde içimde büyük bir pişmanlıkla mahvoldum.\nD) Karanlıkta, önümüzdeki figürü ayırt edemedim ve korkuyla geri çekildim.\nE) Annemin tüm uyarılarına rağmen düzenli çalışmamam bir yılıma mal oldu.", "answer": "A"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde \"-de\"nin yazımı yanlıştır?\nA) Arkadaşımda bulunan cesaret ve kararlılık, hayatta zorluklarla başa çıkmamı sağlar.\nB) Güneş batarken gökyüzünde yavaş yavaş renkler değişir ve gök te kızıla boyanır.\nC) Rüzgârlı bir günde, çocuklar parkta uçurtma da uçurarak keyifli vakit geçirdiler.\nD) Başarıya ulaşmak için özveri ve disiplin, herkeste bulunması gereken önemli özelliklerdir.\nE) İnsanlar farklı düşüncelere sahip olabilir ve bu farklılıkları kabul etmek de hoşgörülü olmayı gerektirir.", "answer": "B"} {"question": "(I) Tam tamına yarım yüzyıl önce doğmuş Oğuz Atay: 1934’te. (II) 1977’de, 43 yaşında ölene dek, hızlı dönen bir dünyanın ne hızına ne de ritmine ayak uydurabilmiş. Harflerine sinen siyah ama ince alayı biraz kazıyın, herkes adına kanayan vandal bir yürek bulursunuz orda. (III) Doğduğu yıl, “kenarında” yaşadığımıza inandığı Batı dünyası karışmıştır. (IV) Oğuz Atay yazmayı ne ölçüde düşünüyor, yazmayı düşünüyor mu, bunu bilmiyoruz. (V) Şiirin de düzyazı serüveninin de yoğun sarsıntı geçirdiği bir dönemde, amansız bir tanık olarak, sessiz ve geride, olup biteni izlediğini biliyoruz. Numaralanmış cümlelerden hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "B"} {"question": "Aşağıdakilerin hangisinde ikilemelerin yazımı yanlıştır?\nA) İşlerimiz tıkır tıkır ilerliyor.\nB) Bu konuyu enine boyuna düşünmeliyim.\nC) Çocuk düşe kalka ilerliyordu.\nD) Bundan sonra dişediş…\nE) Evden pılı pırtı ne varsa aldım.", "answer": "D"} {"question": "(I) Gene böyle mezarlıktan döndüğü bir akşam üstü Yorgo'yla Sofia eve ziyaretine geldiler. (II) Dar günlerinde kendisini hiç yanlız bırakmayan bu iki vefalı dosta minnet borçluydu Omorfia. (III) Onların verdiği desteği ne kocasının ailesinden görmüşdü ne de kendi ailesinden. (IV) Ancak bu sefer garip bir tutukluk vardı sanki üstlerinde. (V) Söze nereden başlıyacağını bilemiyor gibiydi Yorgo. Numaralanmış cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yoktur?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "D"} {"question": "Yuvası sonsuz ufuklara bakan küçük tepe (I) minimini bir çiçek ormanı gibiydi. İlkbaharın tatlı (II) ince (III) uzun dallı badem ağaçlarının alaca gölgeleri sahile inen keçiyoluna düşüyor; ilkbaharın tatlı rüzgârıyla kendilerinden geçen (IV) martılar (V) çılgın naralarla havayı çınlatıyorlardı. Bu parçada numaralanmış yerlerden hangisine virgül getirilemez?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "D"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kısa çizginin kullanımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?\nA) Genç adamın çalışma masasında Türkçe-İngilizce\nsözlük vardı.\nB) Bu ıssız köye üç-beş yıldır hiçbir halk âşığı uğramamıştı.\nC) Doğduğu eve -acılarının mekânına- bakmak içini\nacıtıyordu.\nD) İsimden fiil yapım eki “-la /-le” Türkçede oldukça işlek bir ektir.\nE) Ömer Seyfettin (1884-1920) olay hikâyeciliğinin öncüsüdür.", "answer": "B"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kesme işaretinin kullanımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?\nA) Dünyanın incisi kabul edilen Boğaz’dan görkemli bir\ngemi geçti.\nB) Dünyaca ünlü yazar, üniversite eğitimini 1974’te tamamlamıştı.\nC) İlkbahar yağışları, Konya Ovamız’daki buğday verimini arttırdı.\nD) Elinizdeki dosyaları Ayşe Hanım’a imzalatmayı\nunutmayın!\nE) “N’olacak şimdi” diye büyük bir hışımla odadan koridora çıktı.", "answer": "C"} {"question": "Işık ( ) resim sanatında rengi bilime taşıyan unsurdur çünkü bilimsel buluşlar ( ) renkle bağı nedeniyle ışığı, ressamın ilgi odağı hâline getirmiştir. Bilimde ışık terimi ( ) ( ) Işık, bir enerji kaynağından göze gelen ışının ‘elektromanyetik’ dalgalara dönüşmüş hâlidir. ( ) şeklinde tanımlanır. Bu parçada parantezle ( ) belirtilen yerlere aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri sırasıyla getirilmelidir?\nA) (;) (,) (;) (“) (”)\nB) (,) (;) (:) (‘) (‘)\nC) (,) (;) (;) (‘) (‘)\nD) (;) (,) (:) (“) (”)\nE) (,) (;) (,) (“) (”)", "answer": "E"} {"question": "(I) Deneyimler bize ne kadar akılla ısrar edersek, ilhamdan o kadar uzaklaştığımızı söylüyor. (II) Eski bilgeler, boş bir kamışa dönüşmekten ve sezginin bu kamışların içinden akmasının mümkün olduğundan bahsediyor. (III) Hemen o anda kavrayamasak, dile dökemesek de bazı bilgiler ve görüntüler geçer aklımızdan. (IV) Bu bilgiler, aslında bize ait değildir; milyonlarca yıllık insanlık hafızasının izlerinden bize aktarılanlardır. (V) Bizler bugünkü aklımızla nasıl algılayacak, yorumlayacak ve aktaracağız? Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bir noktalama yanlışı yapılmıştır?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "A"} {"question": "Petrol ve daha sonra elektrik bulunmadan önce en önemli aydınlatma aracı olan mum ( ) geceleri insanların yanlarından ayırmadıkları vazgeçilmez bir dost gibiydi ( ) İçinde yaşadığı toplumu gözlemleyen ( ) gözlemlediklerini kendi hayal ve ilham imbiğinden geçirdikten sonra şiirlerine aksettiren şair için mum da işlenmeye değer önemli bir simge olmuştur. Şairlerin çok farklı benzetmelerle şiirlerinde yer verdikleri mum ( ) en fazla ağlayan insan özelliği ile ele alınmış ve bu yönü vurgulanmıştır ( ) mumun gülmesi ve mutlu bir insanla ilişkilendirilmesi üzerinde durulmamıştır. Bu parçada parantezle ( ) belirtilen yerlere aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri sırasıyla getirilmelidir?\nA) (,) (.) (,) (;) (,)\nB) (;) (.) (,) (,) (,)\nC) (;) (…) (,) (,) (;)\nD) (,) (.) (,) (,) (;)\nE) (:) (…) (,) (;) (,)", "answer": "D"} {"question": "Aşağıdakilerden hangisinde virgül (,) yanlış kullanılmıştır?\nA) Teşrinler geldi, İstanbul’da lüfer mevsimi başladı.\nB) Eski İstanbul mahallelerinde dolaşıp da o zamanı\nduymamak, onun tılsımlı kıyısına düşmemek imkânsızdı.\nC) Satıcı sesleri, eski İstanbul mahallelerinde bütün bir\ngünü baştan başa idare ederek saatlerin rengini verirdi.\nD) Büyük mimarlarımız ise, daima eserlerinin yanı başında birkaç ağacı eksik etmezlerdi.\nE) Evet, büyük ya da küçük her çeşmeyi iri gövdeli bir\nçınar ya da servi beklerdi.", "answer": "D"} {"question": "I. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur. II. Metin içinde art arda gelen zarf-fiil eki almış kelimelerden sonra konur. III. Tırnak içinde olmayan alıntı cümlelerinden sonra konur. IV. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde kullanılan virgül (,) verilen açıklamalardan herhangi birine örnek değildir?\nA) Alâeddin Tepesi’nin en yoğun olduğu zamanlar\nhava şartlarının iyi olduğu dönemlerdir, dedi kentin\nbelediye başkanı.\nB) Gündelik yaşam tüm canlılığı, akışkanlığı ve sıradanlığı ile kentlerdeki bu mekânlarda artmaktadır.\nC) İnsanlar ticari amaçlarla geçmişte bedestenlerde\nvakit geçirmiş, bugün ise çarşı ve alışveriş merkezlerinde vakit geçirmektedirler.\nD) Bedestenin Konya gibi bir ovada yer alıp, herhangi\nbir yıkıma maruz kalmadan günümüze kadar ulaşmış olması dikkatimizi çekti.\nE) Tepe’nin yüksek yerine çıkan insanlar, plastik bidon\nya da poşet parçasının üzerine oturarak kendilerini\naşağı doğru bırakırlar.", "answer": "E"} {"question": "Meşaleleri en basit aydınlatma araçları olarak tanımlamak mümkündür ( ) Antik Çağ’da meşale yapımında kullanılan birçok malzeme vardır ( ) kuru ağaç parçaları ( ) tahta parçaları ( ) saz kabukları ( ) Bu parçada ayraçla boş bırakılan yerlere aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri sırasıyla getirilmelidir?\nA) (.) (:) (,) (,) (…)\nB) (.) (;) (,) (,) (…)\nC) (:) (.) (,) (,) (…)\nD) (.) (:) (,) (,) (.)\nE) (.) (;) (,) (,) (.)", "answer": "A"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde noktalama yanlışı yapılmıştır?\nA) Bir baca üstünden ufka çizilen bir leylek şekli hayal\ngücüne neler hatırlatmaz: Maviliği içi bayıltan, sonsuz, derin gökyüzü…\nB) Şimdi korkunç bir sessizlik… İki genç boyunları bükülmüş, kalpleri durmuş, gözleri fırlamış düşünüyorlardı.\nC) Edebî eser, malzemesi dil olan; duyguya, hayale\nve estetik heyecana dayanan uyarımlar yoluyla zihinde yer edebilme gücüne sahip bulunan sözlü ve\nyazılı kompozisyondur.\nD) Ankara’ya geldiği zaman: Hacı Bayram’ı müritleriyle\novada mahsul toplarken gördü.\nE) Dağlı çobanlar ‘‘Size prenslerimizi gösterelim.’’ dediler", "answer": "D"} {"question": "Kalp yetersizliği, kalbin vücudun ihtiyacını sağlayacak kadar kanı pompalayamaması sonucu akciğerler ve vücudun değişik bölgelerinde sıvı birikimiyle seyreden ciddi bir durumdur. Bununla birlikte, zamanında fark edilip, uygun bir şekilde tedavi edilip, diyetine dikkat eden hastalar uzun ve kaliteli bir yaşam sürebilirler. Kalp yetersizliği gelişme riski, genellikle kalbin iş yükünün artmasına neden olur. Bu, kalp damar hastalığı, mesela kalp krizi geçirmiş olmak, yüksek kan basıncı, kalp kapak hastalığı, kalp kası hastalığı veya iltihabı ve doğumsal kalp hastalığı gibi durumlarda artar. Kalp yetersizliği hastaları kendi klinik durumları ile ilgili değişiklikleri iyi takip ederek gerektiğinde doktorlarını bilgilendirmelidir. Bu parçada virgülün aşağıdaki işlevlerinden hangisinin kullanımı yoktur?\nA) Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime gruplarının arasına konur.\nB) Cümle içindeki ara sözleri ayırmak için ara sözlerin\nbaşına ve sonuna konur.\nC) Metin içinde art arda gelen zarf-fiil eki almış kelimelerden sonra konur.\nD) Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan özneyi belirtmek için konur.\nE) Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur.", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru işareti yanlış kullanılmıştır?\nA) Sular mı yandı, neden tunca benziyor mermer?\nB) Mazisi yıkık milletin atisi olur mu?\nC) Akşam oldu mu sürüler döner köylere ?\nD) Ağlasam sesimi duyar mısınız?\nE) Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım?", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdakilerin hangisinde üç nokta (…) alıntılarda kullanılmayan bölümü göstermek için kullanılmıştır?\nA) Gökyüzünün maviliği onu o kadar mutlu etmişti ki…\nB) ...En sevdiğim şey uzanıp yatmak ve düşünmekti. Boyuna düşünürdüm.\nC) Sana uğurlar olsun… Ayrılıyor yolumuz!\nD) Gregor… Hey Gregor… uyan artık, işe geç kalacaksın!\nE) Doğup büyüdüğü B…’ya veda edip yeni bir şehre taşınmak istiyordu.", "answer": "B"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde noktalı virgül yanlış kullanılmıştır?\nA) Sevim, Ayşe ve ben hemen odaya koştuk; o, kitabını okumaya devam ediyordu içeri girdiğimizde.\nB) Ömer Seyfettin; öykülerinde efsanelerden, atasözlerinden, deyimlerden ve halk hikâyelerinden sık sık faydalanır.\nC) Sait Faik Abasıyanık; Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi, Havada Bulut gibi eserlerinde toplumun acı çeken kesimlerine yöneldi.\nD) Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyordum o günlerde.\nE) Durum öyküsünün temsilcilerinden ikisini sıralayalım; Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal.", "answer": "E"} {"question": "Aileden kalma eski mobilyalarla dolu büyük ev; serflik döneminden kalan ama sahiplerinin yanından ayrılmayan (I) şık olmayan hatta pis sayılabilecek ama son derece saygılı yaşlı uşaklar (II) başında kurdeleli başlığı (III) omzunda Türk işi şalıyla kızından olan torununu seven şişman ve iyi yürekli karısı (IV) altıncı sınıfta okuyan ve liseden dönünce babasının iri elini öperek selamlaşan aslan parçası oğlu (V) Bütün bunlar dün Levin’de bu adama karşı ister istemez bir saygı ve acıma uyandırmıştı. Bu cümlede numaralanmış yerlere gelecek noktalama işaretleri ikişerli eşleştirildiğinde hangisi dışta kalır?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "E"} {"question": "Günümüzde iklim krizinin etkileriyle öngörülenden çok daha hızlı bir şekilde yüzleşiyoruz ( ) Doğal hayatın dengesinin bozulması ( ) kaynakların bilinçsiz kullanımı ( ) oksijen seviyesinin azalması gibi faktörler sonucu karşı karşıya kaldığımız son felaket ise deniz salyası (müsilaj) oldu. 1970 - 2020 yılları arasında neredeyse 3°C daha fazla ısındığı görülen Marmara Denizi’nin dibini ve yüzeyini kaplayan müsilaj hızla Karadeniz ve Ege’ye de yayıldı. Peki ( ) müsilaj nedir ( ) nasıl oluşur ( ) Bu yazımızda müsilaj üzerinde duracağız. Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri sırasıyla getirilmelidir? A) (.) (,) (,) (;) (.) (?) B) (.) (-) (-) (,) (?) (?) C) (.) (,) (,) (;) (.) (.) D) (.) (,) (,) (,) (,) (?) E) (.) (-) (-) (,) (?) (.)", "answer": "D"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde üç nokta yanlış kullanılmıştır?\nA) Annelerinden ümidi kesen zavallı yavrucaklar nasıl\nda sustu!...\nB) Onunla bir kez daha konuşmayı o kadar çok isterdim ki…\nC) Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı…\nD) Uzun zamandan beri, L... adlı bir kentte, gözlerden\nuzak yaşıyordu.\nE) Sana uğurlar olsun… Ayrılıyor yolumuz!", "answer": "A"} {"question": "Sıkıntıya ( ) kedere hatta sevince bir sınır tayin etmek ( ) Bunu ( ) yalnız şehirlerde olur bilirdim. Meğer insan ( ) köylerde, dağ başlarında ve mağara kovuklarında da samimi olmak ( ) içinden geldiği kadar gülüp ağlamak hürriyetine sahip değilmiş. Bu parçada ayraçlarla ( ) belirtilen yerlere aşağıdakilerin hangisinde verilen noktalama işaretleri sırasıyla getirilmelidir?\nA) (,) (!) (,) (;) (,)\nB) (,) (…) (,) (:) (,)\nC) (,) (.) (,) (;) (,)\nD) (,) (!) (,) (…) (,)\nE) (,) (…) (,) (;) (,)", "answer": "E"} {"question": "(I) İstanbul’da babamdan kalan evi sattığım vakit, bunun parasıyla gene Anadolu köylerinden birinde, bir bostan ortasında bir küçük ev almayı tasarlıyordum. (II) O bostan, gelirimi temin edecek, bu evceğizde de ömrümün son yıllarını yaşayacaktım. (III) Lakin bu köyde, bostana elverişli hiçbir yer görmüyordum. (IV) Gerçi Porsuk Çayı, ta yanı başımızdan geçiyor ama bunun suyundan istifade etmek için enikonu bir kanalizasyona ihtiyaç görülüyor. (V) Zaten köy içinde, bostancılıktan anlar tek adam yoktur oysa ben, Batı Anadolu’da ne güzel, ne yeşil bostanlar görmüştüm. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde virgül yanlış kullanılmıştır?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "B"} {"question": "Arabamız tutarken Erciyes’in yolunu ( ) ( ) Hancı dedim ( ) bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu’nu ( ) ( ) Bu parçada parantezle ( ) belirtilen yerlere aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangisi sırasıyla getirilmelidir? A) (;) (“) (,) (…) (”) B) (:) (“) (,) (?) (”) C) (,) (—) (,) (,) (”) D) (,) (-) (,) (?) (-)\nE) (:) (“) (,) (,) (”)", "answer": "B"} {"question": "Tek olan, diğer varlıklar içinde tam bir benzeri bulunmayan varlıklara verilen isimler “özel” isimlerdir. Bu açıklamaya göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde özel isim yoktur? A) Köpeğimi parkta dolaştırmak bazen çok zor oluyor. B) Elvan’ın işleri çok yoğun bir hâl almaya başladı. C) Çiftlik Caddesi’nde gezdiğimiz günleri hatırlıyor musun?\nD) Yaprak Dökümü yazarın, günün şartlarını gösterdiği\nromanıdır.\nE) Ağrı Dağı’na gitmek için planlar yapmaya başladım.", "answer": "A"} {"question": "Topluluk isimleri “-ler, -lar” çoğul eki almadığı hâlde anlam olarak birden fazla varlığı ifade eden isimlerdir. Bu açıklamaya göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde topluluk ismi yoktur?\nA) Bu ormanın güzelliğini hiçbir şeye değişmem.\nB) Bizim takım son maçta yine harika oynadı.\nC) Sürüden ayrılanı kurt kapar, demişler.\nD) Okulun boyanması için yaz aylarını bekledik.\nE) Projenin başarıya ulaşmasında bu grubun emeği çok.", "answer": "D"} {"question": "İstihkâmın sağ eteği ucunda, denize pek yakın olan evinin bir köşesini ve damını iyice görüyordu. Bu cümlede aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) Belirtme durumu eki almış isim\nB) III. tekil iyelik eki almış isimler\nC) Yönelme durum eki almış isim\nD) Tamlayan eki almış isim\nE) Ayrılma durumu eki almış isim", "answer": "E"} {"question": "Bazı somut isimler kullanıldığı bağlama göre cümle içinde soyut anlam kazanabilir. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bu açıklamaya örnek kullanım vardır?\nA) Bavuluna bütün hatıralarını doldurup yola çıktı.\nB) Sorunlarını arkadaşına anlatırken çok gergindi.\nC) Üniversitenin havası onu bambaşka bir insan yapmıştı.\nD) Kokusunu alamadığı yemeğin yanmasına şaşmamalı.\nE) Rüzgâr her zaman böyle sert esmezdi aslında.", "answer": "C"} {"question": "Boğaziçi’nin Anadolu kıyısındaki tenha, bayır ve yarı boş köylerinden birinde hırçın bir kış akşamıydı. Ayrıca yağmur yağıyordu. Fakat rüzgâr öyle ıslak esiyor ve her tarafı öyle sırılsıklam ediyordu ki yokuşlardan mütemadiyen seller akıyor ve oluklardan mütemadiyen sular boşanıyordu. Bir haftadan beri sürüp giden bu kapanık ve yaş hava altında ahşap evler sünger gibi rutubeti çekmişler, şişip doymuşlardı; artık suları ememiyorlar, dışarıya veriyorlardı. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) Çokluk ve iyelik eki almış isimler\nB) III. çoğul iyelik eki almış isim\nC) III. tekil iyelik eki almış isimler\nD) Belirtme durumu eki almış isimler\nE) Ek-fiil eki almış isim", "answer": "B"} {"question": "Varlıkların veya kavramların renk, durum, biçim özelliklerini bildiren sözcüklere niteleme sıfatı denir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük niteleme sıfatı değildir? A) Ben sana acı bir kahve söyleyeyim mi?\nB) Sarı elbisesiyle güneş gibi parlıyordu.\nC) Film çok komik olduğundan gülüyordum.\nD) Güzel manzara karşısında şaşakaldı.\nE) Bu uzun yolculuk onu yormuştu.", "answer": "C"} {"question": "Varlıkları ve kavramları işaret yoluyla belirten sözcüklere işaret sıfatı denir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük işaret sıfatı değildir?\nA) Bu dağlar dumanlı, göz gözü görmüyor.\nB) Şunu biraz daha anlatır mısın bana?\nC) Uzun yıllar bu konu üzerinde çalıştım.\nD) Diğer insanlara güvenmeyi öğrendim.\nE) Masayı biraz öteki tarafa iter misiniz?", "answer": "B"} {"question": "Bir gün şu koca dağları aşıp, Bir gün memleketime dönebilsem! Evimizin çift kanatlı kapısını Tekmemle açacağım. Bu dizelerde aşağıdakilerin hangisine yer verilmemiştir?\nA) Niteleme sıfatı\nB) Sayı sıfatı\nC) Belgisiz sıfat\nD) Birleşik sıfat\nE) Adlaşmış sıfat", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamı sıfatla sağlanmamıştır?\nA) Hangi kitabı alacağına karar veremedin mi hâlâ?\nB) O büyük dağ tırmanışından ne gün gelmeyi düşünüyorsun?\nC) Bugünkü final yarışında kaçıncı sırada yarışacağım?\nD) Bu aşılmaz yolları aşmak için hangi yoldan gitmeliyim?\nE) Kitaplarını almak için annenden kaç lira isteyeceksin?", "answer": "A"} {"question": "Varlıkları sayı ve miktar bakımından tam olarak belirtmeyen sözcüklere belgisiz sıfat denir. Bu açıklamaya göre aşağıdaki altı çizili sözcüklerin hangisi belgisiz sıfat değildir? A) Birini bulmak için bu kadar uğraşılır mı?\nB) Melek birkaç gündür çok üzgün görünüyor.\nC) O şair, bazı şiirlerini henüz yayımlamamış.\nD) Şiirlerini birçok dergiye yollayacakmış.\nE) Madem istemiyorsun her dakika konuşma onunla.", "answer": "A"} {"question": "Zamirler isimlerin yerini tutabilen, onların yerine kullanılabilen kelimelerdir. Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde zamir görevinde kullanılan bir sözcüğe yer verilmemiştir?\nA) Kapısının önüne gelinceye dek ikimiz de gözümüzü\nkırpmadık.\nB) Öykümün neresinde kaldığımı artık hatırlayamıyordum bile.\nC) Şunu çok iyi biliyorum ki ona artık mektup yazmayacağım.\nD) Kitaplarımın çoğunu yeni açılan kütüphaneye bağışladım.\nE) Kendi gücünün farkına varmak uzun yıllarını alsa\nda yılmadı.", "answer": "A"} {"question": "Sen gidiyorsun ya işine yetişmek için, Saçlarını, gözlerini, ellerini Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya, Her seferinde bir şey unutuyorsun, sıcak, Termometrede yükselen çizgi çizgi. Kim bilir nerelerde soğuyorsun... Bu dizelerde zamir türünde kaç sözcük vardır?\nA) 1 \nB) 2 \nC) 3 \nD) 4 \nE) 5", "answer": "E"} {"question": "Eski arkadaşlarından ve eski hayat tarzından kendini azat ettiği, yeni arkadaş da edinmediği için okumaktan başka yapacak bir şeyi kalmamıştı onun; okumaya o kadar çok vakit ayırıyordu ki bunu yapan sıradan gözler olsaydı şimdiye kadar on kere bozulmuştu. Bu cümlede aşağıdakilerin hangisine yer verilmemiştir?\nA) İşaret zamiri\nB) Dönüşlülük zamiri\nC) İlgi zamiri\nD) Belgisiz zamir\nE) Kişi zamiri", "answer": "C"} {"question": "(I) İlk insanlardan beri bir arada yaşamak, birbirine katlanabilmek ortak bir anlayıştır. (II) Farklı kişileri ve bununla birlikte farklı görüşleri ortak bir ülküye odaklamak ulusların, inançların oluşmasında ana etkendir. (III) Karşımızdaki kim olursa olsun onu bir insan olarak görmeliyiz. (IV) Bilgiye dayanan düşünce yapısı ile onlara yaklaşmalıyız. (V) İnsanların hiçbiriyle aynı düşüncelere sahip olmak zorunda olmadığımız gibi aynı şekilde yaşamak durumunda da değiliz. Bu parçadaki numaralanmış cümleler ile ilgili aşağıdakilerin hangisi söylenemez?\nA) I. cümlede belgisiz zamire yer verilmiştir.\nB) II. cümlede işaret zamiri kullanılmıştır.\nC) III. cümlede ilgi zamiri ve soru zamiri vardır.\nD) IV. cümlede kişi zamirine yer verilmiştir.\nE) V. cümlede belgisiz zamirden yararlanılmıştır.", "answer": "C"} {"question": "Ne zaman seni düşünsem Bir ceylân su içmeye iner Çayırları büyürken görürüm Aşağıdakilerin hangisi bu dizelerde zarf görevinde kullanılmıştır?\nA) düşünsem\nB) büyürken\nC) görürüm\nD) içmeye\nE) iner", "answer": "B"} {"question": "Dünyada her şehir sosyal ve kültürel açıdan üç yüz senede bir değişir. Aşağıdakilerin hangisi bu dizelerde zaman zarfı görevinde kullanılmıştır?\nA) dünyada\nB) her şehir\nC) sosyal ve kültürel açıdan\nD) üç yüz senede bir\nE) değişir", "answer": "D"} {"question": "Eli kalem tutanlar, bu milletin birçok konuda tarih boyunca hayli didinerek elde ettiği kazanımları niçin dile getirmez? Bu cümlede aşağıdaki zarf türlerinden hangisi yoktur?\nA) Miktar\nB) Yer - yön\nC) Zaman\nD) Durum\nE) Soru", "answer": "B"} {"question": "Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde zarf yoktur?\nA) Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.\nB) Öfkeyle kalkan zararla oturur.\nC) Gülme komşuna gelir başına.\nD) Çok yaşayan bilmez, çok gezen bilir.\nE) Eğri oturup doğru konuşalım.", "answer": "C"} {"question": "Tek başına anlamı olmayan, kendinden önce gelen sözcükle öbekleşerek anlam ve görev kazanan sözcüklere edat (ilgeç) denir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde edata yer verilmemiştir?\nA) Bir bulut gibi göklere uzanmak vardı şimdi.\nB) Senin için buralarda kaldım bunca yıl.\nC) Ne güzeldi seninle dolaşmak o sokaklarda.\nD) Sonbahar yaprakları hüznün rengindeydi şimdi.\nE) Farklı farklı tariflere göre yaptım bu kurabiyeyi.", "answer": "D"} {"question": "Eş görevli sözcükleri, sözcük gruplarını ve cümleleri bağlamaya yarayan; bunlar arasında anlam bakımından bağ kuran sözcüklere bağlaç denir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaca yer verilmemiştir?\nA) İnsan, ya deniz ya dağ gören bir şehirde yaşamalı.\nB) Resminde canlı renkler vardı fakat ruh yoktu.\nC) Demir gibi güçlü bilekleri, bir anda kaptı yükü.\nD) Film ilginç bir konuya sahipti yalnız senaryo zayıftı.\nE) Tatilde hem dinlenmek hem de yeni yerler keşfetmek istiyorum.", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlem, parantez içinde verilen anlamıyla kullanılmamıştır?\nA) Eyvah, dilekçemi doğru yere vermemişim! (panik)\nB) Tüh, kitabımı yine orada unutmuşum! (pişmanlık)\nC) Of, yeter artık, bu geziden çok sıkıldım! (bıkma)\nD) Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! (seslenme)\nE) Ah, nerede kaldı benim eski mutlu günlerim! (sinirlenme)", "answer": "E"} {"question": "I. Proje ödevim için birçok araştırma yapmalıyım. II. Uyuyakaldığım için derse geç kaldım. III. Kulaklığını iki gün için verdi. IV. Arkadaşı için neler feda etmedi ki? Numaralanmış cümlelerde kullanılan “için” edatının cümleye kattığı anlamlar arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) Zaman\nB) Hakkında\nC) Amaç\nD) Uğruna\nE) Sebep", "answer": "B"} {"question": "Biyografi bir yönleriyle ün kazanmış şahsiyetlerin hayatlarına ayna tutan bir edebî türdür. Ancak nasıl ki aynalar insanın sadece görünen yönlerini gösterebilirse biyografi de aynı şekilde kişilerin dışarıya görünen yani bilinen yüzünü aydınlatır. Neredeyse tarih kadar eskilere dayandırılan bu türde yazılan eserler, başardığı işlerle veya eserleriyle temayüz eden insanları tanımamızı sağlar. Bu parça ile ilgili aşağıdakilerin hangisi söylenemez?\nA) Ek-fiillere yer verilmiştir.\nB) İsimden türemiş çekimli fiil kullanılmıştır.\nC) Birleşik çekimli fiil vardır.\nD) Haber kipiyle çekimlenmiş fiiller vardır.\nE) Basit yapılı çekimli fiile yer verilmiştir.", "answer": "E"} {"question": "Türk edebiyatında pek çok örneği verilen tezkire türü 16. yüzyıldan sonra kalıplaşarak bir gelenek hâlini alır. Osmanlı topraklarında yazıldığı tespit edilen ilk tezkire Edirneli Sehî Bey’in 1538 yılında yazdığı Heşt Behişt adlı eseridir. Bu eser, 8-10. yy. şairlerinin biyografilerini barındırır. Sehî Bey’in ardından pek çok tezkire kaleme alınır. Bu parçadaki çekimli fiillerin yapısı aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?\nA) Basit - türemiş - türemiş\nB) Türemiş - basit - türemiş\nC) Birleşik - türemiş - birleşik\nD) Birleşik - türemiş - türemiş\nE) Basit - birleşik - türemiş", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde oluş fiili kullanılmamıştır?\nA) Açık yerde tepecik kendini dağ sanır.\nB) Vakitsiz açılan gül çabuk solar.\nC) Ağustosta beynin kaynasın, kışın da tencere kaynasın.\nD) Bal bal demekle ağız tatlanmaz.\nE) Demir nemden, insan gamdan çürür", "answer": "A"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde fiilimsi kullanılmıştır?\nA) Beyaz önlüğünün yakasında elektronik bir yazıcıdan çıkmış kimlik kartı asılıydı.\nB) Tümünün sol köşelerine kabartma bir F harfi işlenmişti.\nC) İçeride beyaz önlüklü, gözlüklü, son derece steril\nbakışlı bir yerli kadın oturuyordu.\nD) Bahçe takımların hepsini değil de sadece kazmayı\nalalım.\nE) Sitenin yakacak sıkıntısını çözemezsek onca çabamız boşa gidecek.", "answer": "A"} {"question": "(I) Ahmet Hikmet’e göre resimde ışığın renklere tesiri neyse edebiyatta da hissin fikirlere yakınlığı odur, şiirde hissetmek gereklidir. (II) Şair, asabi bir âşık olmalıdır ki eserleri daima herkesçe makbul olsun. (III) Şiir, insanları hissetmeye âdeta mecbur olduğu için hisleri terbiye eder. (IV) İnsan ızdırabın tasvirini yapan bir levhayı seyrederken nasıl duygulanırsa böyle bir şiiri okurken de aynı şekilde müteessir olmalıdır. (V) Bir şairin hüneri, bir ressamınkine benzer. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerin hangisi söylenemez?\nA) I. cümlede ek-fiillere yer verilmiştir.\nB) II. cümlede dilek kipiyle çekimlenmiş fiiller kullanılmıştır.\nC) III. cümlede geniş zaman çekimli birleşik fiil vardır.\nD) IV. cümlede ek fiillere ve dilek kipiyle çekimlenmiş\nbirleşik fiile yer verilmiştir.\nE) V. cümlede geniş zaman çekimli basit yapılı fiil kullanılmıştır.", "answer": "E"} {"question": "I. Esti bahar yeli karlar eridi Kubarmış dağlarda kar çiçekleri Kavlettim yâr ile ahdim var idi Birlikte dermeye mor çiçekleri II. Baharda coşarsa bu ulu toprak Vücuda getirir her türlü yaprak Al yeşil giyinmiş dağlara bir bak Besleyip büyütür yer çiçekleri III. Yürümüş güzeller helke kolunda Sivrialan köyünde yayla yolunda Devşirmiş bağlanmış top top elinde Kokular koynuna kor çiçekleri IV. Ah senin elinden çektiğim çile Söyleyip ismini düşürmem dile Bülbül figan eyler kırmızı güle Sakın incitmesin har çiçekleri V. Veysel’in derdini yazmışlar baştan Beni yakıp sen kızınma ataşta Yanakta güllerin fiyatı kaçta Satmaya gelişmez yâr çiçekleri Numaralanmış dörtlüklerin hangisinde birleşik çekimli fiile yer verilmiştir?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "B"} {"question": "(I) Mektubun önce Farsçasını, yetmemişti sonra Türkçesini okumuştu. (II) Derkenarlarla, satır aralarıyla, yazılanlardan çok yazılmayanlarıyla uzayıp giden mektup benzerleri gibi dedem tarafından öpülüp zarfa konmuştu. (III) Dimdik, hâlâ çakı gibi bir adamdı benim dedem. (IV) Ama bütün bunlar çocuk gözlerimin önünde olup biterken, Allah'ım, ben ne kadar gafildim. (V) Böyle sürdü gitti, beklenen mektup gelmedi. Numaralanmış cümlelerin hangisinde adlaşmış bir sıfat-fiil kullanılmıştır?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "B"} {"question": "Aşağıdaki dizelerin hangisinde ek-eylem farklı görevde kullanılmıştır? A) görünmez bir mezarlıktır zaman şairler dolaşır saf saf tenhalarında şiir söyleyerek kim duysa / korkudan ölür B) ağaçlar sonbahara hazırlanıyor bu şehir o eski İstanbul mudur?\nkaranlıkta bulutlar parçalanıyor\nsokak lambaları birden yanıyor\nC) geceleri bir çarpıntı duyarsan\ntelâş telâş yağmurdan kaçıyorum\nSarayburnu’ndan geçiyorum\nD) sen benim hiçbir şeyimsin\nyabancı bir şarkı gibi yarım\nyağmurlu bir ağaç gibi ıslak\nhiç kimse misin bilmem ki nesin\nE) karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır\nyıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım\nbu gece dağ başları kadar yalnızım", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde edilgen çatılı bir fiile yer verilmemiştir?\nA) Eski Yunan Dönemi’nde iletişim amaçlı mektupların\nyanı sıra düzmece ile düşsel mektuplar da yazılmıştır.\nB) Latin edebiyatında mektup hiciv türünden sonraki\nen gelişmiş tür olarak tanımlanmaktadır.\nC) Mektup romanın ilk örneği olarak 1699 yılında yazılan Portekiz Mektupları gösterilmektedir.\nD) Engin Altay, Rus edebiyatında mektup türünün Batı\nedebiyatına göre daha az gelişmiş olduğunu belirtmiştir.\nE) Türk edebiyatında önemli mektup örneklerine divan\nedebiyatı içerisinde de rastlanmaktadır.", "answer": "D"} {"question": "Edilgen çatılı bazı cümlelerde işi yapan belirtilebilir. Bu cümlelerdeki özneye “örtülü özne” denir. Bu açıklamaya göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde örtülü özneye yer verilmemiştir?\nA) Sorunlar, uzman danışmanlar tarafından analiz\nedildi.\nB) Şirket çalışanlarının istekleri müdür tarafından uzun\nuzun dinlendi.\nC) Toplantıda, şirketin hedefleri ve stratejileri uzun\nsüre konuşuldu.\nD) Yeni ürün, uzman ekibimizce geliştirildi ve piyasaya\nsürüldü.\nE) Ödül, jüri tarafından en iyi tasarıma sahip proje için\nverildi.", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zincirleme ad tamlaması kullanılmıştır?\nA) Annesi, okul saatine kadar saçlarını taradı durdu.\nB) Yılanın deliğine girse de sonunda yakayı ele verecekti.\nC) Ayak seslerini işitince içine bir korku düşmüştü.\nD) Odanın köşesine sinmiş, öylece kalakalmıştı.\nE) Kuşun kanadının altına saklansa da onu bulacaklar.", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdaki dizelerin hangisinde tamlayanı ile tamlananı yer değiştirmiş ad tamlaması yoktur?\nA) Oynar gördükçe dalgalarda beşer hayalimi,\n Bakar bakar imrenirim sükûtuna eşyanın.\nB) Ne başka bir sonbahara verdin bahçemizi\nDaha doymamıştık son yemişlerine yazın\nC) Sırları dökülüyor baktığı aynaların\nSöndürüp yürüyor bir bir aynaları kadın\nD) Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder\nDante gibi ortasındayız ömrün.\nE) Gökyüzünün başka rengi de varmış\nGeç fark ettim taşın sert olduğunu.", "answer": "E"} {"question": "(I) Ses öyküsünde, yol işlerinde çalışan bir gencin geleceği için verilen uğraşı anlatılır. (II) Yazar ve arkadaşı, Beyşehir’den Konya’ya gelen bir otobüse binmişlerdir. (III) Barsak Deresi yakınlarında kamyon arızalanır ve bir süre orada kalırlar. (IV) Şoför ve muavin kamyonun tamiri ile uğraşırlarken yazar ve arkadaşı etrafı dolaşır. (V) Hava kararmasına rağmen kamyon tamir edilemez, az ilerideki çadırdan efkârlı bir müzik sesi duyulur. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisinde ad tamlaması yoktur?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "B"} {"question": "(I) Sakız ağacı; çalı formunda gelişen, 2-3 m’ye kadar boylanabilen sık dallı, yeşil bir bitkidir. (II) Sakız Adası'nda sakız reçinesi, ticari olarak üretilir ve bu ada ile özdeşleşmiştir. (III) Bugün adada yapılan arkeolojik çalışmalarda 6 bin yıllık yaprak fosilleri tespit edilmiştir. (IV) Geleneksel Yunan tıbbında sakız reçinesi, karın ağrısının tedavisinde kullanılmaktadır. (V) Sakız ağacı yetiştiriciliği, oldukça zahmetli bir uğraştır çünkü tohumdan yetiştirilince özelliği kaybolmaktadır. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde zincirleme ad tamlaması vardır?\nA) I ve II \nB) II ve III \nC) II ve IV\nD) III ve V \nE) IV ve V", "answer": "E"} {"question": "(I) Baykuşlar, oldukça sessiz uçan hayvanlardır. (II) Geceleri sessiz bir ortamda avlanırken bu özellikleri onların çok işine yarar. (III) Uçarken benzer uçuş hızına sahip diğer kuşlardan yaklaşık 18 desibel daha az ses çıkarırlar. (IV) Bu sessizliğiyse kanatlarının ucundaki tüylerin yapısına borçlular. (V) İHA tasarımlarında mühendisler, baykuşların kanatlarının yapısından esinlenerek ses desibeli düşük hava araçları üretiyor. Bu cümlelerden hangisinde zincirleme ad tamlaması vardır?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "E"} {"question": "(I) Göksu Çayı’ndan atladıktan sonra etrafı çalılık, taşlı bir çığırdan ana yola çıktık. (II) Az ileride kayanın göğsünden buz gibi bir su akıyordu. (III) O yöne doğru taşlı bir keçi yolundan yürümeye başladık. (IV) Su içmeyecektik ne amaçla gidiyorduk öyleyse? (V) Biraz yürüyünce gözün önüne vardık, suyun insanı dinlendiren muhteşem bir sesi vardı. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisinde ad tamlaması yoktur?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "D"} {"question": "(I) Türk edebiyatında anı türünün ilk örneklerinden biri Babür İmparatoru Babür Şah’ın yazdığı Babürname adlı eseridir. (II) Tanzimat Dönemi’nde anı türünün diğer türlerle iç içe verilmesi söz konusudur, Servetifünun’da türün etkin örnekleri verilmiştir. (III) Halit Ziya Uşaklıgil’in Kırk Yıl adlı eseri bu dönemde verilen örneklerdendir. (IV) Bu dönemde yazılan anılarda; Servetifünun sanatçılarının bir araya gelişleri, amaçları, dönemin diğer aydınlarıyla olan tartışmaları işlenmiştir. (V) Dönemin sanatçılarından Cenap Şehabettin’in Edebî Hatıralar, Mehmet Rauf’un Siyah İnciler adlı eserler, anı türünde kaleme alınmıştır. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili hangisi söylenemez?\nA) I. cümlede belirtili isim tamlamasında tamlayan eki\nyerine kullanılmış bir durum (hâl) eki vardır.\nB) II. cümlede tamlananı sıfat almış bir belirtili isim\ntamlaması kullanılmıştır.\nC) III. cümlede tamlananı belirtisiz isim tamlaması olan\nzincirleme isim tamlaması yer almaktadır.\nD) IV. cümlede sıfat-fiille kurulmuş iki ve işaret sıfatı ile\nyapılmış bir sıfat tamlaması bulunmaktadır.\nE) V. cümlede belirtisiz isim tamlaması fiilin durumunu\nbildirerek zarf tümleci olmuştur.", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “Safranbolu’nun tarihî evleri\" söz grubu nesne görevinde kullanılmıştır?\nA) Safranbolu’nun tarihî evleri her görenin hayranlık\nduyduğu nesilden nesile geçen kültürel bir mirastır.\nB) Safranbolu’nun tarihî evlerini her gün yüzlerce turist\nhayranlıkla ziyaret ediyor.\nC) Safranbolu’nun tarihî evlerinde kullanılan harcın\nyumurta akından yapıldığı ve o yüzden yapıların\nsağlamlığını koruduğu biliniyor.\nD) Safranbolu’nun tarihî evleri UNESCO tarafından\n1994 yılında Dünya Kültür Mirası listesine alınmıştır.\nE) Safranbolu’nun tarihî evlerinin çoğu beyazdır ve bu\nevler birbirinin önünü kapatmazlar.", "answer": "B"} {"question": "(I) Kitap seçimi ebeveynler için önemli konulardan biridir. (II) Elbette herkes iyi birer çocuk yetiştirmek ve onları geleceğe güvenle hazırlamak ister. (III) Gözden bile sakınılan çocukların eğitimleri çok büyük önem arz ediyor. (IV) Çocukları eğitmenin yolunun, kendimizi eğitmekten geçtiğinin altını çizerek, onların eğitimi için en önemli yardımcılarımız olan kitapların seçimine biraz da bu gözle bakmamız gerektiğini önemle vurgulamak gerekir. (V) Bu nedenledir ki kitap seçerken son derecede hassas olunmalıdır. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangilerinin yüklemi söz öbeğinden oluşmuştur?\nA) I - II \nB) I - III \nC) I - IV\nD) I - III - V \nE) II - IV - V", "answer": "D"} {"question": "Biz kavramlarını inşa etmek için öteki ile bunlar arasına net bir sınır çizmek gerekir. Bu cümledeki ögelerin sıralanışı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?\nA) Nesne - zarf tümleci - dolaylı tümleç - yüklem\nB) Özne - zarf tümleci - dolaylı tümleç - yüklem\nC) Zarf tümleci - özne - yüklem\nD) Dolaylı tümleç - özne - yüklem\nE) Zarf tümleci - dolaylı tümleç - yüklem", "answer": "C"} {"question": "1895’te Recâizâde Mahmut Ekrem, Fikret’i bir bilim dergisi olan Servet-i Fünun'un sahibi Ahmet İhsan’la tanıştırdı. Bu cümledeki ögelerin doğru sıralanışı, aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Zarf tümleci - özne - nesne - zarf tümleci - yüklem\nB) Dolaylı tümleç- özne - nesne - yüklem\nC) Zarf tümleci - özne - zarf tümleci - dolaylı tümleç -\nyüklem\nD) Dolaylı tümleç - nesne - özne - zarf tümleci - yüklem\nE) Özne - belirtili nesne - zarf tümleci - yüklem", "answer": "A"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerden hangisi dolaylı tümleç, nesne ve yüklemden oluşmuştur?\nA) Çocukluğundan beri bu evden ayrılmamıştı.\nB) Okuduğu kitaplardan nasıl biri olduğu anlaşılıyor.\nC) Okuldan ayrıldığında hava kararmıştı.\nD) Çocukluktan kalan düşlerinden kesinti yaptı.\nE) Anna Karenina’nın beğendiğim kısımlarını yazdım.", "answer": "D"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne açıklayıcısıyla birlikte verilmiştir?\nA) Bütün sınıf kantinde, sohbetlerimizin merkezinde,\ntoplanmıştık.\nB) Evdekileri uyandırmamak için koridoru sessizce,\nparmak uçlarında, geçti.\nC) Birkaç gün kaldığı Paris’i, ilk yurt dışı durağını, çok\nsevmişti.\nD) Öğrencilerimin son sınavı ailelerini, onlara inanan\nebeveynlerini, umutlandırdı.\nE) Biz, kitap meraklıları, fuara gitmek için çok heyecanlıyız.", "answer": "E"} {"question": "Fırtınayı andıran orkestra sesleri Bir ürperiş getirir senin sinirlerine, Istırap çekenlerin acıklı nefesleri Bizde geçer en yanık bir musiki yerine Bu dizelerde aşağıdaki ögelerden hangisi kullanılmamıştır?\nA) Özne\nB) Nesne\nC) Dolaylı tümleç\nD) Zarf tümleci\nE) Yüklem", "answer": "D"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerden hangisinde birden çok özne tek yükleme bağlanmıştır?\nA) Edip Cansever, şiirlerinde genel olarak modern insanın yalnızlığını, karamsarlığını, umutsuzluğunu,\nkaotik yapısını, trajedisini, aşklarını vb. dile getirir.\nB) Onun şiirlerindeki yalnızlık, bunalım, yabancılaşma\nve terk edilmişlik temaları şairin mekânlar ve sığınaklar aramasına vesile olur.\nC) Şiirlerindeki kötümser duygularının temelinde tüm\ndünyada ve Türkiye’de etkili olan “varoluşçuluk felsefesi” yatmaktadır.\nD) Modern hayatın makineleştirdiği insanın duygu katmanındaki yıkılmalar onu hissizliğe, iletişimsizliğe\nsürükler.\nE) Kent, şiirde yalnızlığın ve iletişimsizliğin; doğa ise\nhuzurun, kaçışın ve sığınağın simgesidir.", "answer": "E"} {"question": "I. Zekâ, kalıtım ile çevrenin etkileşimini ortaya çıkarır. II. Çevreden gelebilecek tüm değişimler, gelişimi etkiler. III. Sosyal beceriler ve duygu düzenleme becerileri yaşamın ilk yıllarından itibaren gelişmeye başlar. IV. Küçük çocuklar, içinde bulundukları gelişim özelliklerinden dolayı nedenselliği anlamakta güçlük çekebilirler. V. Akademik destek becerileri, çocukların akademik becerilerini desteklemeye yönelik becerileri kapsar. Numaralanmış cümlelerden hangilerinin öge dizilişi özne - nesne - yüklem şeklinde değildir?\nA) I ve II \nB) II ve IV\nC) II ve III\nD) II ve V \nE) III ve IV", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ögelere ayırmada yanlışlık yapılmıştır?\nA) Kallioğulları’ndan Hamdi adında elli yaşlarında bir\nadam, / karısı ve eli maşalı kaynanasıyla / aynı\nevde / yaşıyordu.\nB) Bazı dönemlerin izleri görülen romanda, / İhsan\nOktay Anar, / değindiği meseleler hakkında / hem\naçıkça hem de ironi vasıtasıyla / çok sert eleştirilerde bulunur.\nC) İhsan Oktay Anar’ın Galîz Kahraman adlı romanında / bir anti-kahraman olan İdris Âmil'in hayatı etrafında oluşan olaylar / ironik açıdan /anlatılır.\nD) Ay’ın ve Güneş’in Koç burcunun yirmi yedinci derecesinde olduğu, ayrıca semada bir kuyruklu yıldızın\nakıp gittiği / rivayet edilegelmiştir.\nE) Yazar, / romanlarında / tarihi, masalsı bir atmosfer\nyaratmak için en önemli araç olarak / dili / kullanır.", "answer": "B"} {"question": "Aşağıdaki cümleler ögelerinin dizilişi bakımından eşleştirildiğinde hangisi dışta kalır?\nA) Otogarların kentsel yapı içindeki konumları, alan\nbüyüklükleri, çevresi ile ilişkileri ve erişilebilirlikleri\nbelirli bir sistem içerisinde oluşturulmalıdır.\nB) Otogarlar gibi büyük ölçekli yatırımlar ekonomik değişimlere neden olmaktadır.\nC) Bir otogar kentsel kâr getirisi yarattığında bölge halkının geçimini doğrultur.\nD) Bu tesislerin yer seçimlerinin doğru ve etkin yapılması kentin gelecekteki formu ve bölge insanının sosyal\nve ekonomik durumu açısından çok değerlidir.\nE) Otogarlar uygun bir biçimde tasarlandığında arazilerin zamanla kentsel kullanışlarla dolmasını sağlamaktadır.", "answer": "B"} {"question": "(I) İnşaat sektöründe kullanılan bina yönetmelikleri insan dilinde yazılmış, insan tarafından yorumlanan, insan tarafından uygulanması zorunlu olan ve genellikle yerel yönetimler tarafından kontrolü yapılan yasal belgelerdir. (II) Söz konusu belgeler yönetmelik maddesinde yer alan ifadelerin belirsizliği, maddelerin uygulama esnekliği, maddelerdeki tanımların eksikliği vb. gibi özellikleri yüzünden net olmayan bir dile sahiptirler. (III) Bu karmaşıklığı önlemek için inşaat sektörünün uzman kişileri tarafından hesaplanabilir bina yönetmelik çalışmaları gerçekleştirilmektedir. (IV) İhtiyaç duyulan her türlü bilgi ve veri, akıl yürütme sayesinde seçip alınarak uygulanmaktadır. (V) Bu uygulamaların yürütüldüğü alanlar, ülkemizde bina yönetmelik kontrolü sistemlerinin geliştirilmesinde etkili olmuştur. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangilerinin öge dizilişi özne - yüklem şeklindedir?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "A"} {"question": "(I) Güneş yorgun bedenini Keskin'in üzerinden sıyırıp dinlenmeye çekilirken gecenin diri soluğu Arnavut kaldırımı sokakların üzerine perde perde inmekteydi. (II) Gün boyu tarlalarda, bahçelerde ter dökmüş toprak işçileri, ırgatlar, ameleler bir an önce evlerine varmanın telaşı içindeydiler. (III) Ticaretle uğraşan tüccar ve esnaf kesimi ise bir iş gününü daha tamamlamış olmanın huzuruyla dükkânlarının kepenklerini indirdi. (IV) Aceleci adımlarla evlerinin yolunu tutuyorlardı. (V) Gündüzün cıvıltısı, gecenin sükûnetine devrediyordu nöbeti. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi yüklemin türüne göre diğerlerinden farklıdır?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE)V", "answer": "B"} {"question": "Fatiş Hatun akşam yemeği telaşındaydı. Mutfaktaki hazırlıklara nezaret ediyor, emirler yağdırıyordu çalışanlara. Her şey mükemmel olmalıydı. Öyle ki, sofraya oturan hiç kimse ağzına atacağı tek bir lokmada bile en ufacık bir kusur bulamamalıydı. Özel bir geceydi bu. Birazdan bütün aile; oğullar, kızlar, gelinler, damatlar ve torunlar bir araya gelecekti. Bu parçada kaç tane basit yapılı cümle kullanılmıştır?\nA) 1 \nB) 2 \nC) 3 \nD) 4 \nE) 5", "answer": "D"} {"question": "(I) Aris'le Artin de boylu boslu, yakışıklı gençlerdi ama yaptıkları işler, giyimlerine Tacettin kadar özen göstermelerini gerektirmiyordu. (II) Aris'in ailesi çiftçilikle uğraşıyordu. (III) Hâlleri vakitleri yerindeydi. Tarlalar, bağlar bahçeler... (IV) Keskin'in içindeki evlerinden başka bir de çiftlik evleri vardı. (V) Artin'se genç yaşına rağmen tam bir ticaret erbabıydı. Numaralanmış cümlelerin hangisi yapısı bakımından diğerlerinden farklıdır?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "A"} {"question": "Aşağıdakilerden hangisi girişik birleşik bir isim cümlesidir?\nA) Kibar, iyi yürekli, mütevazı Muhlis Bey zaten istemezdi mezar taşı.\nB) Eşyalarımız birer sandıkta, sandıklar da birer odada dururdu.\nC) Elleriyle duvarlara tutunarak yürürken içinde hemen düşmek üzere olduğu bir uçurumdan kurtulmuş olanların sevinci vardı.\nD) Yalnız başıma bir köşeye ilişirdim, kımıldamazdım, susardım, beklerdim, korkudan büzülürdüm; rengimin uçtuğunu hissederdim.\nE) Mahalle kahvesinin önündeki setin üstü sanki ufak bir bahçecikti.", "answer": "C"} {"question": "Korkular içindeki yolcular birbirleriyle hiç konuşmadan karlar altındaki fakir kasabacıkların sokaklarına, kırık dökük tek katlı evlerin soluk lambalarına, uzak köylerin şimdiden kapanmış yollarına ve lambaların belli belirsiz aydınlattığı uçurumlara baktılar. Bu cümlede kaç tane yan cümlecik vardır?\nA) 2 \nB) 3 \nC) 4 \nD) 5 \nE) 6", "answer": "B"} {"question": "(I) Orta oyunu seyirciyle çevrili, üstü açık bir alanda oynanır çoğu zaman. (II) Genellikle daire ya da elips biçiminde olan bu alana \"palanga\" adı verilir. (III) Alanın hemen dışında, giysilerin bulunduğu \"sandık odası\", bu oda ile alan arasında da giriş-çıkış için kullanılan bir aralık bulunur. (IV) Alanda çalgıcılar için bir köşe ve dekor yerine kullanılan iki kafes paravana bulunur. (V) Bu kafes paravanalardan daha küçük ve çift kanatlı olan \"dükkân\", daha büyük ve iki kanatlı olan ise \"yeni dünya\" dır. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi devrik cümledir?\nA) I \nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "A"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerden hangisi kurallı, birleşik, eylem cümlesidir?\nA) Siyah gözlüklü, kısa saçlı genç biraz önce buradan ayrılmıştı.\nB) Kapısı boyasız o kerpiç evi geçince bizim konağı göreceksin.\nC) Yalıya çenesi düşük bir dadı almışlardı bu hafta.\nD) Bu bölge insanının ihtiyaçları henüz tamamlanmamıştır.\nE) Sohbeti tatlı insanlar ile uzun yolculukların tadı her zaman bambaşkadır.", "answer": "B"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerden hangisi basit yapılı bir cümledir?\nA) Medyanın, etik olarak tarafsız ve doğru yayın yapması gerekmektedir.\nB) Bu sayede toplumun medyaya güveni biraz daha\nartacaktır.\nC) Medyada yayımladığı bilgilerin güvenirliği herkes tarafından sorgulanmaya başladı.\nD) Medyanın insanları bilgilendirirken doğru konuları tercih etmesi, toplum üzerindeki etki açısından son derece önemlidir.\nE) Küresel ısınma nedeniyle insanların su tasarrufunda bulunmaya teşvik edilmesi, medyanın işlemesi gereken toplumsal konulardan biridir.", "answer": "B"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerden hangisi olumsuz, kurallı bir eylem cümlesidir?\nA) Açılan bu yeni marketimizde yok yok.\nB) Gereksiz yere uzatılan bu konuşma, oldukça anlamlıydı.\nC) Konuşmacıdan sonra sahne alan sanatçı, sesiyle\nherkesi büyüledi.\nD) Akşam olduğunda perişan bir hâldeydi Aylin.\nE) O ihtiyar, yeteneksiz çocuklara dayanamazdı.", "answer": "E"} {"question": "Aşağıda verilen cümlelerin hangisinde çatı uyumsuzluğundan kaynaklanan anlatım bozukluğu yapılmıştır?\nA) Büyük emekler vererek bu şirketi kurmuştu.\nB) Kısa zamanda hazırlayıp bir hafta içinde yayımlanan raporda birçok hata yapılmış.\nC) Saate dikkatli bakılınca orijinal olmadığı anlaşılıyor.\nD) Söyledikleri bize zarar mı veriyor, yarar mı anlayamadık.\nE) Arkadaşımla neredeyse tam bir hafta görüşmedik.", "answer": "B"} {"question": "Ülkenizin güzelliklerini görmezseniz ne kadar yaşarsanız yaşayın benimseyemezsiniz. Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Sözcüğün yanlış anlamda kullanımı\nB) Tamlama yanlışlığı\nE) Özne eksikliği\nD) Özne yüklem uyuşmazlığı\nE) Nesne eksikliği", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?\nA) Belgesini alan katılımcılar sırayla salona girdiler.\nB) Şirketinin bu yıl zarar etmesinde alınan kararlarında etkisi oldu.\nC) Sorunların çözümünde üstlendiğin rol dolayısıyla\nseni tebrik ediyorum.\nD) Denetmen kurumun en yetkin kişisiyle görüşmek istedi.\nE) Televizyondaki eğitim kanallarının sayısı her geçen gün artıyor.", "answer": "D"} {"question": "Ben gidersem sazım sen kal dünyada Gizli sırlarımı aşikâr etme Lal olsun dillerin söyleme yada Garip bülbül gibi ahuzar etme Bu dörtlükteki anlatım bozukluğunun benzeri aşağıdakilerden hangisinde yoktur?\nA) Konsere katılımın kalabalık olması organizatörlerin yüzünü güldürdü.\nB) Çocuk sessizce bir şekilde annesinin işinin bitmesini bekliyordu.\nC) Verdiğim işi çabucak yapıvermesi beni çok etkiledi.\nD) Onunla ilk tanışmamız dün gibi aklımda.\nE) Ebeveynlerin temel görevi çocuklarının gerekli ihtiyaçlarını karşılamaktır.", "answer": "A"} {"question": "Çocukluğunda dinlediği masallar yüzünden hayal gücü genişleyen yazar,hikâye yazılarıyla okuru şaşırtmaya devam ediyor. Bu cümlenin anlatımıyla ilgili I. Gereksiz sözcük kullanılmıştır. II. Anlamı yanlış kullanılmış bir sözcük vardır. III. Tutarlılık yoktur. yargılarından hangileri doğrudur?\nA) Yalnız I\nB) Yalnız II \nC) Yalnız III \nD) I ve II \nE) II ve III", "answer": "D"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?\nA) Olaylar karşında genellikle asabi ve sinirli davranışlarda bulunuyordu.\nB) Yeşil konağın çevresinde köyün ileri gelenleri bekliyordu.\nC) İnsanların yeterli ve güvenilir gıdaya ulaşmaları gerekiyordu.\nD) Su kaynaklarının kirlenmesi bazı önlemlerin alınmasını zorunlu kılıyordu.\nE) Kentsel tarım, doğru planlama ile şehir sakinlerinin\nyaşamını iyileştirebiliyordu.", "answer": "A"} {"question": "Arkadaşlarının ısrarlarına dayanamayan Ahmet sonunda itiraf edip gerçeği söyledi. Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Anlamca çelişen kelimelerin kullanılması\nB) Kelimenin yanlış yerde kullanılması\nC) Gereksiz sözcük kullanılması\nD) Yüklem eksikliği\nE) Mantık ve sıralama hatası", "answer": "C"} {"question": "Ben eve gelinceye kadar kardeşine iyi davranmanı ve oynamanı istiyorum. Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?\nA) “kardeşine” kelimesi yerine “kardeşinle” kelimesi\ngetirilmeli.\nB) “kadar” kelimesi cümleden çıkarılmalı.\nC) “davranmanı” kelimesi yerine “geçinmeni” kelimesi\ngetirilmeli.\nD) “oynamanı” kelimesinden önce “onunla” kelimesi\ngetirilmeli.\nE) “iyi” kelimesi yerine “güzel” kelimesi getirilmeli.", "answer": "D"} {"question": "“Alkollü araç kullananların ehliyetine el konacaktır.” Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Nesne eksikliği\nB) Özne - yüklem uyumsuzluğu\nC) Tamlama yanlışı\nD) Özne eksikliği\nE) Sözcüğün yanlış yerde kullanılması", "answer": "E"} {"question": "“Abbas Efendi, kurumumuzun üye ve fahri yöneticisidir.” Bu cümledeki anlatım bozukluğunun benzeri aşağıdaki cümlelerden hangisinde vardır?\nA) Akşam onu yürüyüş yaparken çok yorgun gördüm.\nB) Dershanenin önünde her zaman duran simitçi yoktu.\nC) Öğrencilerin daha hızlı soru çözebilmesi için kitap\nokumak gerekir.\nD) Sınav sonuçlarının ilanı genelde bu kadar gecikmezdi.\nE) Sanayi bölgesinde çıkan yangında birçok itfaiye zarar görmüş.", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde farklı türde bir anlatım bozukluğu vardır?\nA) Sana çok üzgün bir haberim var.\nB) Pazardaki fiyatlar oldukça pahalıydı.\nC) Günün sonucunda herkes çok duygusaldı.\nD) Aldığınız bu ürünler ücretsiz adresinize teslim edilir.\nE) Bu konuda görüş ayrıcalığı yaşamamıza şaşırdım.", "answer": "D"} {"question": "Edebiyat hiçbir maddi malzemeye, alete, mekâna bağlı olmayan, tamamıyla zihnî bir sanattır. Duygu, düşünce ve hayalleri diğer sanatların yoruma bağlı sembollerle ifade etmesine karşılık edebiyat maddi dünya izlenimlerinden şuur, şuuraltı, mistik ve metafizik boyutlara kadar insani olan her şeyi apaçık veya alegorik-sembolik şekilde ifadeye muktedirdir. Bu parçaya göre edebiyatın malzemesi aşağıdakilerden hangisi olabilir?\nA) Kalem\nB) Kâğıt\nC) Dil\nD) Kitap\nE) Alfabe", "answer": "C"} {"question": "• Kurtuluş Savaşı yıllarında halkın fedakârlığını anlatmaktadır. • Anadolu gezilerindeki gözlemlere dayanılarak yazılmıştır. • Ana kahramanın zaman içinde geçirdiği ruhsal evrimi anlatmaktadır. • Geleneklere dayalı toplumsal yaşamın yansımasını ele almaktadır. Aşağıdaki bilim dallarından hangisi verilen roman konularından biriyle ilişkilendirilemez?\nA) Psikoloji\nB) Tarih\nC) Sosyoloji\nD) Teknoloji\nE) Coğrafya", "answer": "D"} {"question": "ağıdakilerden hangisi öğretici metinlerin amaçlarından biri değildir?\nA) Tanıtmak\nB) Uyarmak\nC) Kanıları değiştirmek\nD) Hissettirmek\nE) Yönlendirmek", "answer": "D"} {"question": "Aşağıdaki eşleştirmelerin hangisinde yanlışlık yapılmıştır?\nA) Edebiyat - Dramatik sanatlar\nB) Resim - Görsel sanatlar\nC) Tiyatro - Ritmik sanatlar\nD) Opera - Dramatik sanatlar\nE) Mimari - Görsel sanatlar", "answer": "A"} {"question": "Bir roman yazarı eserini oluştururken aşağıdaki bilimlerden hangisinden diğerlerine göre daha az yararlanır?\nA) Sosyoloji\nB) Psikoloji\nC) Teoloji\nD) Biyoloji\nE) Antropoloji", "answer": "D"} {"question": "Aşağıdakilerden hangisi edebiyat tarihi için söylenemez?\nA) Bir toplumun edebiyatındaki ilerlemeleri, bu ilerlemelerin ne yönde olduğunu ve yaşadığı dönemleri\nedebiyat tarihi ortaya koyar.\nB) Önceki devirlerde yaşayan sanatçıların duygu, düşünce ve sanat anlayışları hakkında bilgi verir.\nC) Bir milletin başlangıcından günümüze kadarki edebî eserlerini incelerken o dönemin kültür ve sanat\nanlayışını da yansıtır.\nD) Edebî türlerin doğuşunu, gelişimini, gelişiminde nasıl\nbir yol izlediğini, dil ve teknik özelliklerini de ortaya\nkoyar.\nE) Geçmiş dönemdeki olayları, savaşları, uygarlıkları\nbelgelere dayanarak inceleyen bilim dalıdır.", "answer": "E"} {"question": "ağıdakilerden hangisi İslamiyet etkisindeki Türk edebiyatının dönemlere ayrılmasında etkili olmamıştır?\nA) Yerleşik hayat\nB) İran ve Arap kültürü\nC) Bozkır kültürü\nD) İslamiyet\nE) Yabancı dillerin etkisi", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdaki eserlerden hangisi Kıpçak Türkçesi Dönemi’ne aittir?\nA) Gülistan Tercümesi\nB) Muhâkemetü’l Lûgateyn\nC) Atabetü’l Hakâyık\nD) Irk Bitig\nE) Şecere-i Türkî", "answer": "A"} {"question": "Türkçenin farklı tarihî dönemlerinde verilen edebî eserlerle ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?\nA) Karahanlı Türkçesi eserleri İslamiyet’in etkisiyle verilmiş Geçiş Dönemi eserleridir.\nB) Uygur Dönemi eserlerinde Maniheizm ve Budizm\netkisi hâkimdir.\nC) Göktürk Kitabeleri; Bilge Kağan, Tonyukuk, Kültigin\ntarafından yazılmıştır.\nD) Gülşehri'nin Mantıku’t Tayr, Eski Anadolu Türkçesinin\nkullanıldığı dönemde yazılan önemli eserlerdendir.\nE) Çağatay Türkçesi Dönemi eserlerinde bazı dillerin\nkıyaslaması yapılmıştır.", "answer": "C"} {"question": "Orda kötü kişi şöyle öğretiyormuş: Uzak ise kötü mal verir, yakın ise iyi mal verir deyip öyle öğretiyormuş. Bilgi bilmez kişi o sözü alıp, yakına gidip, çok insan öldün! O yere doğru gidersen, Türk milleti, öleceksin! Ötüken yerinde oturup kervan, kafile gönderirsen hiçbir sıkıntın yoktur. Ötüken ormanında oturursan ebediyen il tutarak oturacaksın. Bu parça için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Göktürklerin tarihine ışık tutar.\nB) Didaktik ögelere yer verilmiştir.\nC) Yabancı kelimelere yer verilmemiştir.\nD) Devrik cümle yapısı hâkimdir.\nE) Emir cümlelerinden faydalanılmıştır.", "answer": "D"} {"question": "Aşağıdakilerden hangisi Türklerin tarih boyunca kullandığı alfabelerden biri değildir?\nA) Kiril\nB) Arap\nC) Gürcü\nD) Uygur\nE) Göktürk", "answer": "C"} {"question": "Otuz içip kıkralım Yoklar kopup sekrelim Aslanlayu kökrelim Ketçi sakınç sevenelim Aşağıdaki seçeneklerden hangisi bu şiirin Sözlü Edebiyat Dönemi’ne ait olduğunu ispatlar nitelikte değildir?\nA) Dil, duru ve sadedir.\nB) Sığır töreninde söylenmiştir.\nC) Konusunu doğadan almıştır.\nD) Yarım kafiye kullanılmıştır.\nE) 11. yüzyılda yazılmıştır.", "answer": "E"} {"question": "Edebiyat; bir etkinlik olarak insan varoluşunu aydınlatabilecek önemli ipuçları vererek bir bakıma insanları birbirine daha yakından tanıtma görevi üstlenir. Bu sebeple edebî ürünler bireylerin birbirlerinin varoluşuna tanıklık etme ve varoluşsal deneyimlerini paylaşabilme imkânı buldukları ürünlerdir. Sevgi, nefret, umut, umutsuzluk, aşk, ızdırap gibi insan varoluşunun farklı yönleri edebiyat yoluyla daha anlaşılır ve tanıdık hâle gelir. İnsan edebî eser yoluyla duygulanırken ya da düşünürken kendi kendisiyle ve insanla yüzleşerek varoluşa katılabilmekte; dünyadaki ve evrendeki yerini, varoluşunun sebeplerini tayin etmek konusunda daha fazla imkân bulabilmektedir. Bu parçadan hareketle edebiyatın aşağıdaki alanlardan hangisiyle ilişkisi olduğu söylenebilir?\nA) Tarih\nB) Ekonomi\nC) Sosyoloji\nD) Coğrafya\nE) Felsefe", "answer": "E"} {"question": "İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin, Bu nice okumaktır. Yunus Emre’nin dizelerinde \"kendini bilmek” olarak geçen kavram aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Bilgi\nB) Bilinç\nC) Düşünme\nD) Görüş\nE) Öz bilinç", "answer": "E"} {"question": "Platon’a göre felsefe doğruyu bulma yolunda düşünsel bir çabadır. Ayrıca dünya tarihindeki büyük ve iz bırakan olaylar insanın düşünme özelliğinin bir ürünüdür. Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılamaz?\nA) Düşünme, felsefe için doğruya ulaşma adımının bir\nyöntemidir.\nB) Felsefe, insanın düşünme yeteneğinin sonucunda\nortaya çıkmıştır.\nC) Düşünme yetisi insanlık tarihinin şekillenmesinde\nbelirleyici bir unsurdur.\nD) İnsanın düşünme özelliğinin yansıması sadece\nfelsefi alanda görülmektedir.\nE) Felsefi düşünce, dünya tarihindeki önemli olayların\nyaşanmasına neden olmuştur.", "answer": "D"} {"question": "I. Hakikate ulaşmak için doğru bilinen yargıların sorgulanması II. Düşünce basamaklarının birbiriyle zıt düşünceler içermemesi III. Düşüncenin kendine veya başka bir düşünceye yönelmesi IV. Sorunların bulunduğu çağı aşması ve herkes için geçerli olması Verilen tanımlar ile eşleştirildiğinde aşağıdaki özelliklerden hangisi açıkta kalır?\nA) Tutarlı olma\nB) Eleştirel olma\nC) Evrensel olma\nD) Refleksif olma\nE) Yığılımlı olma", "answer": "E"} {"question": "Çin, Hint, Mısır ve Mezopotamya’daki bilimsel ve felsefi düşüncenin, pratik bir yönelimi olduğu yerde, Yunanlı doğaya çıkar gözetmeksizin, bilmek amacıyla bilmek için yönelmiş, tek tek örnek ve olgularda kalmayıp, genel olana ve ‘theoria’ ya yükselmiştir. Başka bir deyişle gerek Mısırlıların gerekse Babillilerin pratik yaşamlarının önemli ölçüde dini düşünceler tarafından belirlendiği görülür. Bunun yanında Yunanlılar “neden”ya da “niçin” sorusuna yönelmişler ve nedene dönük ilgi de genelleme ihtiyacına yol açmıştır. Felsefe Antik Yunan’da bu yönelimin sonucu olarak ön plana çıkmıştır. Bu parçada felsefi düşüncenin ortaya çıkması neye bağlanmaktadır?\nA) Sorgulayıcı ve eleştirel tutuma\nB) Kültürel etkileşimin yoğun oluşuna\nC) Demokratik yönetim biçimine\nD) Yüksek refah seviyesi ve yaşam kalitesine\nE) Boş zamanın çok oluşuna", "answer": "A"} {"question": "Felsefe nedir? diye sorsanız muhtemelen herkes birbirinden farklı bir cevap verecektir. Bu durum hem felsefe yapan için hem de okuyan için geçerlidir. Felsefenin tanımının bu kadar yoruma açık olmasının en önemli iki sebebi “her şey”le ilgili olması ve “kişiye göre” bir yanı olmasıdır. Felsefenin kelime anlamı ise tanımının aksine nettir: “Bilgelik sevgisi”. Terim olarak felsefenin ilgili olduğu kavramlar için de bir uzlaşıdan bahsedilebilir. Örneğin bilgelik, hikmet, sevgi, arayış, düşünme, akıl gibi kavramlar felsefe ile ilişkilidir. Terim anlamının ortaya çıkışı da zaten bu kavramlar üzerinden yapılan bir yoruma dayanır. Bütün bir bilgiye sahip olduğu iddiasında olmayan ama bilgiyi arayan, ona yönelen, bunu düşünme yani akıl yoluyla yapan kişidir filozof. Buna göre felsefe için aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?\nA) Konu alanının genişliği nedeniyle ortak bir tanımı\nyapılamaz.\nB) Felsefeyle ilgilenen herkes kâinatın hakikatine ulaşabilir.\nC) Filozoflar bilgiyi arayan ama bulamayan kimselerdir.\nD) Felsefe, anlamının belirsizliği nedeniyle yararsızdır.\nE) Felsefeyi birey değil tarihsel süreç şekillendirir.", "answer": "A"} {"question": "Felsefe zamansızdır. Rotasını belli bir yöne; sadece düne, bugüne ya da geleceğe çevirmez. Bizleri her çağa ve her probleme taşıyabilen felsefe hem ötelere açılmak hem anda kalmak hem de herkesle kucaklaşmaktır. Parçadan yola çıkarak felsefi düşüncenin özelliklerinden hangisine ulaşılabilir?\nA) Ele aldığı tüm problemleri sorgulaması\nB) Dünyaya yeni ve farklı bir gözle bakması\nC) Bilgi birikimine sürekli yenilerini eklemesi\nD) Sorunlarının tüm insanlık için geçerli olması\nE) Düşüncelerin birbiriyle tutarlılık göstermesi", "answer": "D"} {"question": "İlk Çağ kavramı, bir süreç olarak Hint, Mısır, Mezopotamya, Çin ve Antik Yunan kültürlerini içinde barındırır. Buna rağmen İlk Çağ felsefesi denildiği zaman akla ilk olarak Antik Yunan felsefesi gelir. Öncesinde inanç, bilgelik, erdem, toplumsal yaşama ilişkin görüşler ve öğütler mevcut olsa bile bugünkü anlamıyla felsefe ilk olarak Antik Yunan’da başlamıştır. Bu durumun bazı gerekçeleri olduğu açıktır. Sistemli felsefe öncesinde ortaya konulan bilgiler daha çok pratik alan için faydalı olma ereği taşırdı. Temellendirmeleri mitoslara, inançlara dayalıydı, bu nedenle eleştiriye çok açık olduğu söylenemezdi. Antik Yunan’da ise bilgiye dair tutum bu noktada değişim geçirmiş, mitolojik açıklamalar entelektüel bir ihtiyaca cevap veremez olmuş, geleneksel kabuller tartışmaya açılmış, cevaplar rasyonel bir temele oturtulmaya çalışılmıştır. Buna göre felsefenin Antik Yunan’da başlamasında aşağıdakilerden hangisinin etkisi olduğu söylenemez?\nA) Bilmek için bilmek ihtiyacı ile ortaya çıkmıştır.\nB) Daha önce sorulmamış sorular gündeme gelmiştir.\nC) Başka kültürlerce yapılan açıklamalar eleştirilmiştir.\nD) Eldeki bilgiler tatmin edici olmaktan uzak bulunmuştur.\nE) Evrene dair sorulara akılcı bir yaklaşımla cevap\naranmıştır", "answer": "B"} {"question": "Felsefe bir hakikat arayışıdır. Bu, insanı yeni arayışların peşinde koşturan, zihni harekete geçiren bir bilme isteğidir. Felsefe insanın yeni sorulara açılan penceresidir. Filozof bu pencerelerden dünyaya farklı bir perspektifle bakar, yaşamı kendi bakış açısından irdeler ve düşünce sistemleri inşa eder. Bu bağlamda felsefi düşünce yaşamın birçok alanında bilgi üretmiş ve birbirlerinden etkilenen düşünürler bilgi havuzunu durmaksızın doldurmuştur. Bu parçada felsefi düşüncenin; I. Yığılımlı ilerleme II. Sorgulayıcı olma III. Merak etme IV. Refleksif olma özelliklerinden hangilerinden söz edilmiştir?\nA) I ve II\nB) II ve III\nC) III ve IV\nD) I, II, ve III\nE) I, II, III ve IV", "answer": "D"} {"question": "Bir öğretmen felsefe dersinde yedi öğrencisini, yedi farklı filozofun varlık felsefesi görüşlerini sınıfta anlatmaları için görevlendirir. Bu yedi filozofun her birinin varlık hakkındaki görüşleri birbirlerinden farklıdır. Araştırma yapan öğrenciler, bir sonraki ders filozofların görüşleri ile ilgili edindikleri bilgileri sınıfta arkadaşlarına anlatırlar. Öğretmenin farklı görüşlere sahip filozofları ödev vermesi, öğrencilerinin felsefenin işlevlerinden daha çok hangisini kazanmalarına yardımcı olabilir?\nA) Öğrencilerinin araştırma becerilerini geliştirir.\nB) Öğrencilerinin olaylara farklı açılardan bakmalarına\nkatkı sağlar.\nC) Öğrencilere toplum içinde fikirlerini ifade etme becerisi kazandırır.\nD) Öğrencilerinin sahip oldukları görüşlerinde kararlı\nolmalarını sağlar.\nE) Öğrenciler, farklı filozofların görüşlerini öğrenerek\nbilgi seviyelerini arttırır.", "answer": "B"} {"question": "Felsefe, insan zihninin en temel ve karmaşık düşüncelerini ele alır ve bir düşünce disiplini olarak, insanların dünya hakkındaki kavrayışlarını derinleştirmelerine yardımcı olur. Felsefi düşüncenin özünde, insanın doğayı ve gerçeği anlama, açıklama ve yorumlama arzusu vardır. İnsanın dünya ve kendisi hakkında sorgulamalar yaparak, insanların kendi hayatlarına uygulayabilecekleri fikirlere de temel oluşturur. Felsefi düşünceler, insanların daha iyi bir hayat için neler yapabileceklerine dair bir rehberdir. İnsanların dünya hakkında daha geniş bir perspektif edinmelerine ve kendi hayatlarına anlamlı bir şekilde odaklanmalarına yardımcı olur. Bu parça; I. Felsefe doğruyu bulma yolunda düşünsel bir çalışmadır. II. Felsefe, yalnızca varlıkların bilinmesine yönelik bir faaliyettir. III. Felsefe hem kuramsal hem de pratik olarak yetkinleşmedir. tanımlarından hangilerine dair bir açıklama içermektedir?\nA) Yalnız I\nB) Yalnız II\nC) Yalnız III\nD) I ve III\nE) II ve III", "answer": "D"} {"question": "Düşünmek zihnin dinamik bir biçimde etkinlik içinde bulunmasıdır. İnsan düşünme yoluyla bilgiyi anlamlandırır, açıklar, karşılaştırır, analiz eder ve sentezler. Düşünmek, insana mutlak bir gerçekliğe varabilme noktasında tam bir güvence vermeyebilir. Fakat yaşamın içinde insanın öznel bir kimlik kazanmasında yardımcı olabilir. İnsanın yaşama ve kendisine karşı farkındalık oluşturmasını kolaylaştırabilir. Bireye kendisini ve neyi bilip bilmediğini irdelemesi konusunda disiplin kazandırabilir. Bu parçada düşünme ile ilgili vurgulanmak istenen yargı aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Akıl ilkelerine uygun bilgiler ortaya çıkarılmasını\nsağlar.\nB) İnsanın sosyalleşmesinin en önemli aracıdır.\nC) İnsanı hakikate ulaştıran kılavuz niteliğine sahiptir.\nD) Öz bilinç durumunun geliştirilmesine olanak tanır.\nE) İnsanın duygularını denetlemesine yardım eder.", "answer": "D"} {"question": "Felsefeyi, herkesin kabul edeceği şekilde tanımlamanın, felsefenin ne olduğunu tam anlamıyla ortaya koymanın hiç de kolay bir şey olmadığı pek çok kişi tarafından onaylanır. Felsefeyi, herkesi tatmin edecek şekilde tanımlamanın yarattığı güçlüğü daha da arttıran başka bir büyük zorluk ise felsefeyle yeni tanışanların, ya felsefeyi tamamen esrarengiz bir hâle getirecek şekilde ona çok önemli, hatta abartılı roller biçmeleri ya da felsefeyi boş konuşmak, kıymetsiz, hatta tehlikeli bir uğraş alanı olarak görmeleridir. Sadece felsefeye yeni başlayanların değil, onunla uzun yıllardan beri uğraşanların felsefeyi kavrama biçimleri de farklılık gösterebilir. Bazıları bilimsel veriye dayanan olgulardan destek alan, kuramsal boyutu çok daha güçlü bir felsefeye değer verirken, bazıları etik, estetik ve siyaset felsefesi gibi pratik yönü daha güçlü bir felsefe arayışı içindedir. Buna göre felsefe ile ilgili en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?", "answer": "C"} {"question": "I. Thales, Demokritos ve Empedokles doğa filozoflarıdır. Bu durumda Antik Yunan filozoflarının tamamı doğa filozofudur. II. Sokrates gibi bilginin doğuştan geldiğine inanan Platon rasyonalist bir filozoftur. III. Bilginin deney yoluyla edinildiğini savunan tüm filozoflar empiristtir. John Locke bu nedenle empirist bir filozoftur. Örneklendirilen akıl yürütme biçimlerinin doğru sıralanışı aşağıdakilerden hangisidir?\n\nA) Analoji - Tümdengelim - Tümevarım\nB) Tümdengelim - Tümevarım - Analoji\nC) Tümevarım - Analoji - Tümdengelim\nD) Analoji - Tümevarım - Tümdengelim\nE) Tümevarım - Tümdengelim - Analoji", "answer": "C"} {"question": "Kesin yargı bildiren, doğru ya da yanlış değer alabilen cümlelere önerme denir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi bir önermedir? A) Bugün yağmur yağarsa geziye gidemeyebiliriz. B) Bir an önce sana verdiğim görevleri yerine getir. C) Kırmızı en dikkat çeken renktir. D) Yılbaşında kar yağmış mıydı?\nE) Keşke sınavlara daha fazla çalışsaydım.", "answer": "C"} {"question": "Aristoteles’e göre haber kipi taşıyan yani hüküm veren, bir şeyin var olduğunu ya da var olmadığını bildiren yargılar veya önermeler bir doğruluk değerine sahiptir. Yargıların veya önermelerin var olmasıyla ortaya çıkan doğruluk, gerçekliğin bir fonksiyonudur ve gerçeklikle bir ya da ayrı olanı ifade etmek zorundadır. Örneğin “Bütün gezegenler yuvarlaktır.” önermesi gerçekten gezegen ve yuvarlak birbirinden ayrılmaz olduğu için doğru değeri taşımaktadır. Kısacası bir yargı ya da önerme ona karşılık gelen olay, olgu veya özelliğin fiilen var olması koşuluyla doğrudur. Buna göre doğru bir önermede olması gereken özellik aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Özlü sözlerden oluşması\nB) Felsefi tartışma üretmesi\nC) Nesneyle örtüşüyor olması\nD) Akla ve mantığa uygun olması\nE) Çoğunluk tarafından kabul edilmesi", "answer": "C"} {"question": "Çevirisi yapılan bir metni, yazarın düşünce dünyasına sadık kalarak hakkıyla anlayabilir miyiz? Ya da, kendi dilimizde yazılan bir eseri okuduğumuzda onu yazarın vermek istediği mesaja uygun mu yorumluyoruz? Bu sorular farklı bir soru daha doğurur: Bir yazınsal eser yazarın ya da çevirmenin bakış açısına uygun anlaşılmak zorunda mıdır? Bu okuyucu açısından şart değildir. Bu durum hayal gücümüzü sınırlar. Ancak çevirenin sorumluluğu okuyucudan farklıdır. O kullanılan kavramları doğru karşılıkları ile bize verebilmeli, metnin mesajını tarafsız okumalıdır. Düşüncenin anlaşılması için dil tek dayanağımızdır ve çeviride dilin ögeleri olan kavramları doğru anlamamış ya da aktarmamış olmak esere yapılan büyük bir saygısızlık ve haksızlık olarak değerlendirilmelidir. Ancak okuyucunun metni kendi bakış açısıyla kendi dünyasına uygun şekilde anlamlandırması, yazarın görüşlerine katılması ya da karşı çıkması bir sakınca doğurmaz. Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?\nA) İyi ifade edilmiş düşünceler karşı argümanlar üretmez.\nB) Felsefi bir eser, yazarın çağdaşları tarafından anlaşılabilir.\nC) Düşüncenin aktarılmasında dilin doğru kullanımı\nönemlidir.\nD) Bir görüş doğru iletilirse, herkes tarafından aynı\nşekilde anlaşılabilir.\nE) Kendine özgü kavramlar barındırmayan bir eserin\nçevirisi yapılamaz.", "answer": "C"} {"question": "Felsefi sorular hem olgulara hem de metafizik alana ait, olguların düzenliliğini değil onların arkasındaki ilk nedenleri sorgulayan sorulardır. Aynı zamanda ilk nedenlere gitmeyi amaçlayan ve durum tespitinin ötesinde var olan düzenin amaç ve yönelimini ortaya koyan sorulardır. İyi nedir? Güzellik nedir? Bilginin kaynağı nedir? İnsan niçin erdemli yaşamalıdır? Varlığın özü nedir? gibi. Felsefe, bu sorulara yanıt bulmak için akla dayalı temellendirmeleri kullanır. Bu parçadan felsefi sorulara ilişkin aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?\nA) Öze ilişkindir.\nB) Nelik sorularıdır.\nC) Yanıtları gerekçelendirilir.\nD) Rasyonel bir zeminde yanıtlanır.\nE) Yanıtları olgusal verilere dayanır.", "answer": "E"} {"question": "Herkes yaşam içinde soru sorar. O hâlde filozofun sorduğu soruların farkı nedir? İnsanın pratik yaşamın içinde eyleminden kaynaklanan soruları felsefi bir soru niteliğine sahip değildir. Bu sorular genellikle insanın yaşamını devam ettirebilmesini sağlayan gereksinimleri ile ilgilidir. Filozof ise bilmek istediği şeyi öncelikle kendisine sorar ve bu soruların anlamına yönelik derinlemesine sorgulamalar yapar. Buna göre aşağıdakilerden hangisi felsefi bir soru değildir?\nA) Var olmayan bir şeyi düşünmek mümkün müdür?\nB) Mutlu bir yaşam sürmek isteyen insan nasıl yaşamalıdır?\nC) Bir sanat eserinin güzelliğini belirleyen ölçüt nedir?\nD) Eşitlik ideal düzeni sağlamak için yeterli koşul mudur?\nE) İnsan neden yalnızken toplum içinde olduğundan farklı davranır?", "answer": "E"} {"question": "Leonardo DiCaprio’nun başrolünde yer aldığı Başlangıç filminde rüyalar konusunda uzman bir grup hırsız, varlıklı kişilerin rüyalarına girerek onların en derin sırlarını öğrenir. Çeşitli yöntemlerle rüyalarına girdikleri bu insanlar rüyada olup olmadıklarını anlamazlar. Leonardo’nun canlandırdığı karakter ise yaşadığı olayın rüya mı gerçek mi olduğunu anlamak için bir yöntem geliştirmiştir. Küçük bir topacı vardır ve topacı çevirdiğinde topaç hiç durmadan dönüyorsa rüyada olduğunu anlamaktadır. Film mutlu sonla bitmek üzeredir ancak son karede çevrilen topacın hâlâ döndüğünü görürüz. Metinde geçen olaylar hangi felsefe sorusuyla ilişkilendirilebilir?\nA) Ortak estetik değerler var mıdır?\nB) Evrensel ahlak ilkelerinden bahsetmek mümkün müdür?\nC) Varlık var mıdır?\nD) Doğru bilgi göreceli midir?\nE) Evrende amaçlılık var mıdır?", "answer": "C"} {"question": "Ailesi Emre’ye sınavı kazanması durumunda ödül olarak en iyi cep telefonunu alacaklarına söz verirler. Emre sınavı kazanınca sevinçle ailesine istediği cep telefonunu gösterir.En son çıkan bir modeldir ve Emre heyecanla telefonun alınmasını bekler. Ama ailesi başka bir modelin daha iyi olduğunu ve onu almalarının daha doğru olacağını söyler.Emre ise “Hayır, bu en son çıkan ve en pahalı olan model. Üstelik bütün arkadaşlarım bu modele bayılıyor. Hem ünlü kişiler de bu modeli tavsiye ediyor. Üstelik sınırlı sayıda üretildi. O yüzden en iyisi bu” der. Bu açıklama doğrultusunda seçeneklerden hangisinde Emre’nin yaptığı argüman hatalarından biri ifade edilmemiştir?\nA) Popülariteye başvurma hatası\nB) En yeni olana başvurma hatası\nC) Az olanın değerli olması hatası\nD) Acele genelleme hatası\nE) Pahalı olanın değerli olması hatası", "answer": "D"} {"question": "Septisizm, şüphecilik anlamına gelen felsefi bir görüştür. “Doğru bilgi olanaklı mıdır?” sorusuna olamayacağı ve her zaman bilgiden şüphe duyulacağı yönünde cevap verir. Septik düşünürlere göre herkes için geçerli olan kesin ve doğru bilgiye ulaşmak mümkün değildir. Bilgi duyulara dayalı olarak elde edilir ve duyular insanı yanıltır. Farklı koşullardan her insan farklı şekillerde etkilenir. Ancak dogmatik filozoflar septiklerin bu görüşüne karşı çıkarak doğru bilginin olanaklı olduğunu savunur. Dogmatik filozoflar, doğru bilginin olanaklı olduğu konusunda ortak bir karar alsalar da bilginin kaynağı konusunda uzlaşmaya varamamışlardır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi şüpheci görüşü destekleyen bir ifadedir?\nA) Ankara Türkiye’nin başkentidir.\nB) Matematik doğru bilgiye götürür.\nC) Atom maddenin en küçük yapı birimidir.\nD) İspanya’da doğru olan Fransa’da yanlıştır.\nE) Maddenin katı, sıvı ve gaz olarak üç hâli vardır", "answer": "D"} {"question": "Bir kursta görevli öğretmen 20 kişilik bir sınıfta öğrencilerine dağıtmak üzere test kitapçığı satın alacaktır. Ancak o gün farklı bir sınıftan iki kişinin daha bu sınıfta derslere katılacağını duymuştur. O gün sınıfında kaç öğrenci olduğunu tespit etmek için sınıftan birkaç öğrenciye danışır ve danıştığı bütün öğrencilerden sınıfta 20 kişi olduğu cevabını alır. Bu cevaba güvenemeyen öğretmen sınıfın dersine giren diğer öğretmenlere de aynı soruyu sorar ve yine 20 cevabını alır. Ancak işini riske atmak istemez ve kitapçıkları dersinin 2. saatinde dağıtmaya karar vererek derse girdiği ilk saat sınıftaki öğrencileri sayar. Dersinde o gün 22 kişinin sınıfta olduğunu görür ve ders arasında 22 adet kitapçık alarak ikinci ders saatinde bunları dağıtır. Buna göre öğretmenin güvenmeyi reddettiği ve güvenmeyi seçtiği iki doğruluk ölçütü hangi seçenekte doğru sırayla verilmiştir?\nA) Yarar - Apaçıklık\nB) Tümel uzlaşım- Uygunluk\nC) Tutarlılık - Apaçıklık\nD) Tümel uzlaşım- Tutarlılık\nE) Uygunluk - Yarar", "answer": "B"} {"question": "- Doğuştan bilgi yoktur. Bilgimizin kaynağı akıl olamaz. - Duyumlarımız ve algılarımız bize doğruluğu kesin olan bilgiler veremezler. - Ne sadece aklımızla ne de sadece deneyimlerimizle doğru bilgiye ulaşmamız mümkün değildir. Bilginin kaynağına yönelik yargılar sırasıyla hangi felsefi akımlara aittir?\n A) Rasyonalizm- Empirizm - Entüisyonizm\nB) Empirizm - Rasyonalizm - Entüisyonizm\nC) Kritisizm - Empirizm - Rasyonalizm\nD) Empirizm - Rasyonalizm - Kritisizm\nE) Empirizm - Kritisizm - Entüisyonizm", "answer": "D"} {"question": "Felsefe tarihinde bazı filozoflar, insanda duyular ve akıldan farklı, onlardan üstün, insanın bilmek istediği bir şeyi doğrudan, aracısız bir kavrayışla, üzerinde herhangi bir akıl yürütme yapmaksızın veya kanıt gerektirmeksizin bilmesini mümkün kılan bir yeti olduğuna inanırlar. Bu yeti ile bilinen şey apaçık bir biçimde, kendisinden şüphe edilmesi mümkün olmayan en üstün bir bilme tarzıyla kesin ve konusuna uygun bir bilgidir. Bu parçada açıklanan bilgi görüşü aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Empirizm\nB) Entüisyonizm\nC) Pozitivizm\nD) Rasyonalizm\nE) Septisizm", "answer": "B"} {"question": "İnsanı rahat bırakmıyorlar ki doğrusu nedir bilelim! Biri oradan çekiyor diğeri buradan. “Kendinizi ne kadar tanıyorsunuz? Hadi öyleyse burçlarla kendimizi tanıyalım. Mükemmellik için altın öğütler. Mutluluğun beş yolu. Üç adımda üç soruyla zekâ testi.” gibi reklam içerikli yalan yanlış, kolay ve eksik bilgilerle dolu bir sosyal medya ağının içinde kaybolup gidiyoruz. İnsanı değersizleştiren, çıkar aracı hâline getiren ve gündelik kaygıların etkisiyle popüler kültürün içi boş bilgisine indirgenmiş insan. Gerçi bizde de var kabahat. Zor geliyor doğrusu nedir diye araştırmak, okumak, bir köşeye çekilip kendimizi sorguya çekmek. Parçaya göre aşağıdakilerden hangisi bilginin güvenilirliği açısından sosyal medyaya yapılan eleştiriler arasında değildir?\nA) İnsanları doğruluğu belirlenmemiş bilgilere maruz\nbırakması\nB) İnsanların sorunlarına basit ve gelip geçici çözümler üretmesi\nC) İnsanların doğruyu öğrenmesine fırsat vermeyerek\nkolaya alıştırması\nD) Kendini tanıma ve bilme ihtiyacını basitleştirerek\ninsanı sıradanlaştırması\nE) Aynı konuda farklı bilgiler sunarak insanları sorgulamaya yönlendirmesi", "answer": "E"} {"question": "Ahlak felsefesi insanın yapıp etmelerini, ilişkilerini ve davranışları belirleyen ilkeleri sorgulayan felsefe dalıdır. Diğer bir adı etik olan bu alan, insan ilişkilerini şekillendiren ilke ve kuralların varlığını ve değerini sorgular. Bu sorgulamayı yaparken de kendine özgü kavramları kullanır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi ahlak felsefesi alanına ait bir kavram değildir?\nA) Erdem\nB) Ütopya\nC) İyi - kötü\nD) İstenç özgürlüğü\nE) Vicdan", "answer": "B"} {"question": "Çizgi roman karakteri Batman’in bir canlıyı öldürme karşısındaki tutumu, her yaşamın büyük işler başarma potansiyeli olduğuna inanmasından kaynaklanır. Batman bir canı almanın o canın sahip olduğu bütün potansiyeli ortadan kaldıracağına inanmış dolayısıyla kötü insanları öldürmenin, onların günahlarının bedelini ödeme imkanını veya iyilik yapma şanslarını ellerinden alacağını savunmuştur. Bu tutum onun çizgi romandaki kötü karakter olan Joker’i de öldürmemesinin nedenidir. Zira Batman Joker’i öldürmüş olsaydı kötü insanların olduğunu ve bu insanların değiştirilemeyeceğini kabul etmiş olurdu. Bu parçadaki tutum aşağıdaki felsefe disiplinlerinden hangisiyle ilişkilendirilebilir?\nA) Epistemolojiyle\nB) Estetikle\nC) Etikle\nD) Metafizikle\nE) Ontolojiyle", "answer": "C"} {"question": "İnsanın davranışlarında özgür olup olmaması ahlak felsefesinin temel problemlerinden biridir. Özgürlük, bireyin herhangi bir baskı altında kalmadan kendi iradesi doğrultusunda davranmasıdır. Özgürlüğü uygularken başkalarının sınırlarına müdahale etmekten uzak durmak gerekir. Özgürlük kavramı beraberinde sorumluluğu da doğurur. Sorumluluk ise kişinin özgürce yapmış olduğu davranışın etki ve sonuçlarını üstlenmesidir. Ortada özgürlük yoksa sorumluluktan da bahsetmek mümkün değildir. Buna göre aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?\nA) İnsan iyi ya da kötüyü seçerken öngörülü bir şekilde\ndüşünebilmelidir.\nB) Sorumluluk yapıp ettiklerimizi duygusal olarak çözümlemektir.\nC) İnsan istenç dışı davranışlarda bulunmayı tercih etmelidir.\nD) Etik yalnızca özgürlük problemini konu edinen bir\nalandır.\nE) Özgür bireyler istedikleri her davranışı yaparlar.", "answer": "A"} {"question": "Bu iki görüş de insanın eylemlerinde özgür olmadığı konusunda ortak bir fikir birliğine varmışlardır. Ancak neden özgür olunmadığına dair farklı düşünceleri vardır. Birine göre insanın özgür olmayışı doğadaki neden - sonuç ilişkisiyle ilgilidir. Yani şu an gerçekleştirilen eylemler aslında daha önceki bir takım doğal nedenlerin bir sonucudur. Örneğin, evrenin atomlardan oluştuğunu düşünen Demokritos’a göre atomların hareketleri önceden belirlenmiştir ve başka bir gelecek mümkün değildir. Diğer düşünce ise insanın özgür olmayışını doğal nedenlerle değil doğaüstü güçlerle mesela Tanrı ile açıklar. Bu görüşe göre hiç kimse Tanrı tarafından belirlenmiş yazgıyı değiştiremez. Bu sebeple de eylemlerimizde özgür olmamız mümkün değildir. Açıklamaları verilen görüşler sırasıyla aşağıdakilerden hangileridir?\nA) Otodeterminizm - Fatalizm\nB) Determinizm - Fatalizm\nC) Fatalizm - Determinizm\nD) İndeterminizm - Fatalizm\nE) İndeterminizm - Otodeterminizm", "answer": "B"} {"question": "Ahlaki olgunluğa sahip olan insanlar, seçimlerini neden yaptığının ve seçimlerinin sonuçlarının bilincinde olanlardır. Özgürlük bireyin sınırsız, keyfi ve rastlantısal eylemi değildir. Tüm insanlığı ilgilendiren değerlere iradesi ile bağlanan insan gerçek anlamda özgürdür. Yapacağı seçimlerde ve eylemlerde sadece kendisini değil, diğer insanları da seçer ve onları da düşünür. Çünkü insanın seçimleri sadece kendisini bağlamaz. Bu parçada ahlaki eylemle ilgili vurgulanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Bilgelik\nB) Kararlılık\nC) Ölçülülük\nD) Sorumluluk\nE) Yarar", "answer": "D"} {"question": "Her insanın bencil eğilimlerini ve sorumluluklarını bir kenara bırakıp yalnızca kişisel hazlarıyla ilgilenmesi, kendini tümüyle duyumsal keyiflere bırakması gerektiğini savunan bu görüşe göre haz iyi, acıysa kötüdür. İnsan eylemlerinde hazza yönelmeli acıdan kaçınmalıdır. Her türlü ahlaki eylemin amacı da bu olmalıdır. Bu parçada anlatılanlar aşağıdaki ahlak felsefesi akımlarından hangisine uygundur?\nA) Anarşizme\nB) Egsiztansiyalizme\nC) Entüisyonizme\nD) Hedonizme\nE) Pragmatizme", "answer": "D"} {"question": "Platon’a göre evrendeki her şey idealardan, tüm idealar da yüksek idea olan iyi ideasından pay alır ve ona yönelir, ona benzeme eğilimiyle hareket ederler. O, doğal olarak var olan her şeyin iyi ideasından pay aldığını ve iyiye yöneldiğini söyler. İyi ideası da tüm diğer idealar gibi tek, değişmez ve mutlaktır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi Platon’un görüşü ile aynı doğrultudadır?\nA) İyi, her çağda ve her koşulda aynıdır.\nB) İyi, toplumdan topluma değişir.\nC) İyi, herkes için faydalı olandır.\nD) İyi, amaca ulaşmayı sağlayan bir araçtır.\nE) İyi, bireysel farklıların bir ürünüdür.", "answer": "A"} {"question": "Herkes için geçerli, iyi ya da kötü bir davranışın mümkün olduğunu savunan ahlaksal determinizmin en önemli temsilcisi B. Spinoza'dır. Ona göre, içinde yaşadığımız evrende her şey önceden belirlenmiş olan düzene uygun şekilde gerçekleşmektedir. Bu durumun değişmesi olanaklı değildir. Tüm eylemlerimiz, duygularımız ve düşüncelerimiz nedensellik ilkesi doğrultusunda önceden belirlenmiştir. Bu nedenle herhangi bir seçimden bahsetmek insan doğasına aykırıdır. Düzeni ve işleyişi belirleyen ise sonsuz, tek, mükemmel ve ölümsüz gibi niteliklere sahip olan Tanrı’dır. Tanrı, özünde doğa ile bir ve aynı olandır. Buna göre ahlaksal determinizmle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?\nA) Ahlakın sübjektif temele dayalı olduğunu açıklamaktadır.\nB) Tanrı insanı özgür iradesiyle hareket edecek şekilde yarattığını belirtmektedir.\nC) Davranışların sorumluluğunu almanın önemini vurgulamaktadır.\nD) İnsanın kendi iradesi doğrultusunda davrandığını\ndile getirmektedir.\nE) Her şeyin Tanrı’nın emriyle zorunlu bir şekilde gerçekleştiğini belirtmektedir.", "answer": "E"} {"question": "Dini konu edinen felsefe dalına din felsefesi denir. Din olgusunu ve inancı felsefi açıdan ele alan din felsefesi, vahiy, kutsal, mucize gibi kavramlarla iş yapar. Herhangi bir dinin yanında ya da karşısında değildir. Tanrı’nın varlığını, inancı sorgulayıcı ve rasyonel bir temel üzerinden inceler. Metne göre aşağıdakilerden hangisi din felsefesinin amaçları arasında değildir?\nA) Belirli bir dini değil genel olarak din olgusunu\nanlamaya çalışır.\nB) Din olgusunu akla dayalı bir şekilde açıklamaya çalışır.\nC) İnsanların daha inançlı olmasının yollarını araştırır.\nD) Dini incelerken eleştirel düşünmeyi kullanır.\nE) Dini inançlara tarafsız bir şekilde yaklaşır.", "answer": "C"} {"question": "Eski Mısır’da çok tanrılı bir inanç hâkimdi. Doğada yaşanan olayların, tanrıların kontrolünde olduğu düşünülürdü. Her tanrının farklı bir görevi vardı. Örneğin; Ra güneş tanrısı, İsis bereket ve analık tanrıçası, Seth kötülük ve kuraklık tanrısı, Ptah evren ve içindeki her şeyin yaratıcısı olduğuna inanılan tanrı gibi. İnsanlar, kendilerini onlara beğendirmek için ellerinden geleni yapardı. Toplumsal yaşamın merkezinde din yer almaktaydı. Devleti yöneten Firavun, aynı zamanda gök tanrısı olan Horos’un yeryüzündeki temsilcisidir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi eski Mısır’da kabul edilen görüştür?\nA) Agnostisizm\nB) Deizm\nC) Düalizm\nD) Panteizm\nE) Politeizm", "answer": "E"} {"question": "I. Evren yaratılmamıştır. II. Tanrı ve evren bir ve aynıdır. III. Tanrı evreni yaratmıştır ama ona müdahale etmez. IV. Algılayamadığımız için Tanrı’nın varlığını ya da yokluğunu bilemeyiz. V. Kutsal kitaplar ve peygamberler Tanrı’nın kendisini insanlara duyurma yollarıdır. Yukarıdakilerden hangisi agnostisizm akımına ait görüşlerden birisidir?\nA) I \nB) II \nC) III\nD) IV \nE) V", "answer": "D"} {"question": "- Tanrı olsaydı kötülüğe izin vermezdi. - Evreni ve onun işleyiş sistemini yaratan Tanrı’dır. Fakat ona müdahale etmez. - Kötülük bütün dinlerde yasaklanmıştır. Bu dünya bir imtihandır ve ahirette hiçbir suç cezasız kalmayacaktır. - Tanrı’nın varlığını kanıtlayamam ama aynı şekilde olmadığını da kanıtlayamam. Yukarıda verilen görüşleri açıklayan felsefi kavramlar sırasıyla hangi seçenekte doğru verilmiştir?\nA) Ateizm - Teizm - Deizm - Agnostisizm\nB) Deizm - Ateizm - Teizm - Agnostisizm\nC) Teizm - Agnostisizm - Deizm - Ateizm\nD) Ateizm - Deizm - Teizm - Agnostisizm\nE) Deizm - Ateizm - Agnostisizm - Teizm", "answer": "D"} {"question": "Mani inancında iyilik ve kötülük ikisi de ezelidir. İyilik, ışık ve ruhtur, kötülük de karanlık ve bedendir. İkisinin karışımından da evren oluşmuştur. Karanlık doğası gereği ışıkla sürekli bir çatışma hâlindedir. Bu parçada sözü edilen görüş aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Agnostisizm\nB) Deizm\nC) Düalizm\nD) Panenteizm\nE) Politeizm", "answer": "C"} {"question": "Tanrı, var olan her şeyi kapsayan bir varlıktır. O olmaksızın hiçbir şey var olamaz ve tasarlanamaz. Tanrı mutlak anlamda ilk nedendir ve aynı zamanda etkindir. Tanrı her şeyin biricik nedenidir. İçkin bir neden olarak Tanrı, kendi kendisini gerçekleştirendir. Kendi özünden bütün her şey zorunlu olarak meydana gelir. O kendisinde olan her şeyin nedenidir, onun dışında hiçbir şey yoktur. Parçada görüşleri verilen filozof aşağıdakilerden hangisini savunmaktadır?\nA) Tanrı bir yönüyle evrene içkin bir yönüyle aşkındır.\nB) Tanrı evreni yarattıktan sonra müdahale etmemiştir.\nC) Tanrı’nın varlığına ilişkin herhangi bir bilgiye ulaşılamaz.\nD) Doğadaki düzen ve amaçlılık Tanrı’nın varlığının\nkanıtıdır.\nE) Tanrı’nın evrenden bağımsız bir varlığı söz konusu\ndeğildir.", "answer": "E"} {"question": "el-Kindî’ye göre evren sonradan oluşmuştur. Onun sonradan oluşmuş olması bir başlangıcının olduğunu gösterir. Ayrıca sonlu olan zamana bağlıdır ve bu evrendeki değişimi gözleyerek de anlaşılabilir. Böylece evrenin sonlu olması demek zorunlu olarak onun sonsuz bir varlık yani Tanrı tarafından yaratıldığını kanıtlar niteliktedir. Büyük patlama teorisine göre evren çok büyük bir potansiyel enerjinin yüksek sıcaklıkla patlayarak kinetikleşmesiyle oluşmuştur. Böylece tekillikten genişlemeye doğru uzay zaman ortaya çıkmış ve evren genişlemeye başlamıştır. Bu genişleme hâlâ devam etmektedir. Enerjiyle ortaya çıkan sıcaklığın dengelenmesiyle birlikte tersine tepkime gerçekleşecek, kütle çekimiyle birlikte evren büzülecek ve tüm düzen bozulacaktır. Buna göre büyük patlama teorisini anlatan hangi ifade el-Kindî’nin Tanrı’nın varlığına ilişkin kanıtını destekler niteliktedir?\nA) Potansiyel enerjinin büyüklüğü\nB) Evrenin oluşumunun enerjiyle açıklanıyor oluşu\nC) Büyük patlama anının yoğun ve yüksek bir sıcaklıkla gerçekleşmesi\nD) Sıcaklığın dengelenmesi ile tersine tepkimenin gerçekleşerek tüm düzenin bozulacak olması\nE) Önceden var olan enerjinin patlayarak evreni oluşturmaya başlaması", "answer": "E"} {"question": "Kelime anlamı bakımından ‘Tanrıbilim’ anlamına gelmektedir. Teoloji, din felsefesinin konusu olan her türlü problem ve kavramı içine almasına karşın bakış açısı ve kullandığı yöntemler noktasında din felsefesinden ayrışmaktadır. Söz gelimi teolojiler konularına din felsefesine göre daha az akademik, daha çok taraflı bir biçimde yaklaşırlar. Onlar inceledikleri dinin inanç ve pratiklerini, doğru diye kabul edip onların rasyonel-entelektüel savunmasını yapmaya ve başka rakip dinlere karşı onları başarılı kılmaya çalışırlar. Başka deyişle onlar inançtan başlarlar ve yine inanca dönerler. Soruşturma ve araştırmalarını her zaman bir ‘inanç dairesi’ içinde sürdürme eğilimindedirler. Buna göre aşağıdakilerden hangisi bir teoloğun “Tanrı” kavramını ele alış biçimini en iyi şekilde ifade eder?\nA) Kuşkucu ve eleştirel bir tutumla yaklaşır.\nB) İnanç ve imanın sınırları içerisinde kalır.\nC) Her türlü sava ve eleştiriye açıktır.\nD) Görüşlerini salt akla dayandırır.\nE) Bütün görüşlere eşit mesafededir.", "answer": "B"} {"question": "Tanrıbilim anlamına gelen teoloji, Tanrı kavramı ve din olgusunu ele alan bilim dalıdır. Belirli bir dine ait olan bilgiler ve o dinin özellikleri hakkında çalışma yapan bir alandır. Teoloji ile ilgilenen kişilere teolog, ilahiyatçı adı verilir. Teolog çalışma yaparken; dinin toplumsal yönüyle ilgiliyse sosyoloji ile, bireysel yönüyle ilgiliyse psikoloji ile ve tarihsel yönüyle ilgili olduğunda da tarih bilimi ile etkileşim hâlinde olur. Din felsefesi; tüm dinlere ait konu, kavram ve problemleri inceleyip sorgulayan felsefe alt dalıdır. Teoloji de din felsefesi de aynı konular üzerinde çalışma yapar. Ancak teoloji, felsefe gibi eleştiride ya da bir sorgulamada bulunmaz. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Teolojinin tanımı\nB) Din felsefesinin tanımı\nC) Teoloji ve din felsefesi farkı\nD) Teolojinin diğer bilimlerle ilişkisi\nE) Teolojinin din felsefesinden kapsamlı olması", "answer": "E"} {"question": "Teizm düşüncesine sahip bir kişinin “Ölümden sonra yaşam var mıdır?” sorusuna cevabı aşağıdakilerden hangisi olabilir?\nA) Dinle ilgili görüşüm, ruhumun da bedenimle beraber\nöleceğidir.\nB) İnsanların bu konuda fikirlerinin bir temeli olmadığı\ngörüşündeyim.\nC) Ölümden sonra yaşamın olacağına ilişkin bir delil\nbulamamaktayım.\nD) Bu konuda fikir yürütecek kadar bilgiye sahip olacağımı düşünmüyorum.\nE) İnancıma göre ölümsüz olan ruhum başka âlemde\nvarlığını sürdürecektir.", "answer": "E"} {"question": "Temel hak ve özgürlükler, içinde bulunulan toplumun egemenlik biçimine göre şekillenir. Örneğin, otokratik bir yönetimde kişinin hak ve özgürlükleri sonuna kadar kısıtlanır. Buna karşılık kişilerin yasalar çerçevesinde çok sesliliğin olduğu, haklarından sonuna kadar yararlandıkları yönetim biçimi de vardır. Parçada bahsedilen temel ve hak özgürlüklerin güvence altında olduğu egemenlik biçimi aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Aristokrasi\nB) Demokrasi\nC) Monarşi\nD) Oligarşi\nE) Teokrasi", "answer": "B"} {"question": "Özgürlük insanı hayvanlardan ayıran özelliklerden biridir. Çünkü insan, belli bir amaca ulaşabilmek için birçok seçenek arasından kendisi için en doğrusunu seçme özgürlüğüne sahiptir. İnsan sahip olduğu bilgi edinme özgürlüğü ile kendisini sürekli donatır ve geliştirir. Bir hayvanın bir konu hakkında bilgi sahibi olup seçeneklerini oluşturması ise mümkün değildir. Hayvanlar kendi özsel özellikleri ne kadarına izin veriyorsa o kadar davranabilir. Sonuç olarak, insanların sahip oldukları bilgi edinme yetilerini kullanmaları ve kendi iradeleri ile yaptıkları seçimleri bu birikimleri ile gerçekleştirmeleri beklenir. Parçaya göre aşağıdaki seçeneklerden hangisine ulaşılamaz?\nA) İnsanlar, gerçekleştirmek istedikleri gayeleri için\nözgürce karar verebilirler.\nB) Bilgi edinme özgürlüğü insanların kendine yatırım\nyapmasına olanak verir.\nC) İnsanın sahip olduğu özgürlük onun her daim doğru\nkararlar almasını sağlar.\nD) Özgürlük, insan için kıymetli ve aynı zamanda onu\ndiğer canlılardan ayıran bir özelliktir.\nE) İnsanın özgür seçimleri, edindiği bilgiler ile birleştiğinde kendisi için daha yararlı olur.", "answer": "C"} {"question": "Ian McEwan’ın yazdığı ve daha sonra aynı isimle filmi de çekilen Çocuk Yasası isimli romanda Londra Yüksek Divan Aile Hukuku Dairesi’nin en başarılı ve ünlü hâkimlerinden birisi olan Fiona Maye, çetrefilli davalardaki deneyimi ve başarısından dolayı “Adam Henry” davasının hâkimi olarak görevlendirilir. On yedi yaşında bir lösemi hastası olan Adam ve ailesi, Adam’ın tedavisi için zorunlu olan kan naklini ait oldukları dini grubun inançları doğrultusunda günah olarak görmekte ve tedaviyi de bu nedenle reddetmektedirler. Hâkim Fiona, 17 yaşında bir çocuğun hayatıyla ilgili son kararı verecek kişi olarak zor bir görevi yerine getirmektedir. Etraflıca yaptığı araştırmalar ve incelemelerden sonra Fiona, mahkemenin görevinin her şeyden önce çocukların yetişkinliğe ulaştıklarında nasıl bir hayat yaşamak istedikleri konusunda kendi kararlarını verebilmelerini sağlamak olduğu gerekçesiyle Adam’a, ailesinin ve kendisinin isteklerinin tersi yönde olan kan naklinin yapılmasına hükmeder. Metne göre Hâkim Fiona bireylerin sahip olduğu hangi temel hak doğrultusunda bu kararı vermiştir?\nA) Seçme ve seçilme hakkı\nB) Çalışma ve sözleşme özgürlüğü hakkı\nC) Eğitim ve öğretim hakkı\nD) Mülkiyet hakkı\nE) Yaşama hakkı", "answer": "E"} {"question": "Antik Çağ ve Orta Çağ İslam filozoflarında temelde bir etik erdem olarak kabul edilen, Modern Çağ'ın batılı siyaset ve hukuk felsefelerinde artık bir etik erdem olmaktan çıkarılarak, politik ve daha ziyade bir hukuk terimi olarak bireyler arasında dengenin sağlanması işlevi gören kavram aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Adalet\nB) Eşitlik\nC) Hak\nD) Meşruiyet\nE) Özgürlük", "answer": "A"} {"question": "Siyaset bilimi, objektif bakış açısıyla siyasette “var olanı” konu edinir. Bu alan devleti, siyasi ve sivil kurumları ayrıca siyasal rejimleri araştırır. Siyaset alanına giren tüm olguları, bilimsel yöntemlerle araştırır, genel sonuçlara ve yasalara ulaşmaya çalışır. Oysa siyaset felsefesi siyaset bilimi gibi var olanı değil, var olması gerekeni konu edinir. Var olması düşünülen siyasal yapının temelindeki bireyin, toplumun ve devletin sorumluluklarını araştırır. Siyasal yaşamı ve özellikle de devletin özünü araştıran siyaset felsefesi siyasal yönetimin tanımıyla, doğasıyla ve amacıyla ilgilenir. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?\nA) Siyaset bilimi ideal bir düzen için ütopyalar oluşturur.\nB) Siyaset bilimi ve felsefesi ortak inceleme alanına\nsahiptir.\nC) Siyaset felsefesi nesnel bir bakış açısına sahip değildir.\nD) Siyaset bilimi konusuyla ilgili olgusal alana yönelir.\nE) Siyaset felsefesi gerçekleşmesi istenen toplumsal\nyapıyı kurgular.", "answer": "A"} {"question": "Siyaset felsefesinde önemli bir yeri olan ütopya, hiçbir yerde var olmayan, siyasi bir ideal olarak tasarlanan devlet ve toplum tasarılarıdır. Aşağıdakilerden hangisi ütopyaların yazılma amaçlarından olamaz?\nA) Toplumsal sorunlara çözüm üretmek\nB) Mükemmel bir devlet yapısı oluşturmak\nC) İnsanların refah seviyesini artırmak\nD) Hayal gücünü artırmak\nE) Adil bir ülke yaratmak", "answer": "D"} {"question": "Var olan devlet düzenlerinin eleştirisi ve ideal bir devlet tasarımı ilk çağdan beri yapılmaktadır. Kurgusal bir yapıda olan bu eserler iki şekilde yapılmaktadır: Birincisi; olumlu bir nitelik taşır ve daha iyi bir hayat tasarımı yapmaktadır. İkincisi ise gerçekleşmesi istenmeyen, olumsuz nitelikte ve baskıcı bir yönetime dayalı olarak oluşturulmuştur. İdeal devlet arayışına yönelik olarak tarihte bilinen ilk eser Antik Yunan filozofu Platon’un Devleti'dir. Bunun dışında Fârâbî’nin Erdemli Şehir'i, G. Orwell'in1984'ü, A. Huxley'nin Cesur Yeni Dünya'sı da örnek olarak verilebilir. Metinde açıklaması verilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Egemenlik\nB) Liberalizm\nC) Nihilizm\nD) Sosyalizm\nE) Ütopya", "answer": "E"} {"question": "Ütopyalar mükemmel toplum tasarımlarıdır. Ütopik düşünceler var olan toplumsal düzenin yetersizliklerini, sınırlamalarını ve kusurlarını aşmayı amaçlar. Genellikle eşitlik, adalet, refah ve özgürlük gibi değerlerin pratikte kusursuz bir şekilde uygulandığı daha iyi bir gelecek vadeder. Ütopyalar, mevcut gerçeklerden yola çıkılarak yazılmış statik ve kapalı yapıda toplumsal tasarımlardır. Bu nedenle bu tasarımları var olan gerçekliğin bir alternatifi olarak görmek onun uygulanabilirliğini sorgulamamıza neden olur. Çünkü gerçek dünya karmaşık ilişkiler ağıyla örülmüştür. Bir ütopya, bu çok etkenli toplumsal yapıyı ve pratik sorunları hesaba katmadan ideal bir toplumun nasıl olması gerektiğine odaklanır. Bu da bizim ütopyaların gerçek dünyadaki sorunlara çözüm üretme yeteneğini sorgulamamıza yol açar. Buna göre aşağıdakilerden hangisi ütopyalara getirilen bir eleştiri değildir?\nA) Kendi içinde tutarsız oluşu\nB) Gerçeklikten yalıtılmış olması\nC) Çok faktörlülüğü göz ardı etmesi\nD) Sosyal değişimi dikkate almayışı\nE) Teorik bir düzeyde kalıyor oluşu", "answer": "A"} {"question": "nsanın kendini gerçekleştirdiği ve yaratıcılığının üst düzeye çıktığı ideal bir siyasal düzenin temelinde özgürlük olmalıdır. Bahsi geçen özgürlük yalnızca siyasette değil, aynı zamanda ekonomik hayatta ve dinsel yaşantıda, hatta toplumsal yaşamın her alanında olanaklı kılınmalıdır. Birey karşısında devlet gücü sınırlandırılır ve bireylerin özgürlüğü sağlanırsa ideal bir toplum düzeni de kurulmuş olur. A. Smith’in “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler.” yargısı bu görüşün temel düşüncesidir. Metinde açıklaması verilen görüş aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Liberalizm \nB) Nihilizm \nC) Oligarşi\nD) Sosyalizm \nE) Teokrasi", "answer": "A"} {"question": "K. Marx'a göre burjuvazinin gelişmesi milletler arasındaki farkın azalmasına ve işçi sınıfının vatansız olmasına yol açmıştır. Bu durumun ortadan kalkması ancak bir ulusun bireyinin sömürülmesine engel olmasıyla, başka ulusları sömürmemesiyle ve ulustaki üretim araçlarının kamu malı olduğunun bilincine varmasıyla mümkündür. Bunu başarabilen toplum sömürü düzeninin aksine emeğin temsilcisi olan işçiye sahip çıkacak ve herkes devlet olanaklarından aynı biçimde faydalanabilecektir. Buna göre K. Marx'ın savunduğu akım ve kavram aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Sosyalizm - Özgürlük\nB) Sosyalizm - Eşitlik\nC) Liberalizm - Adalet\nD) Fatalizm - Kader\nE) Liberteryenizm - Eşitlik", "answer": "B"} {"question": "ktidarın yönetme gücünü elinde bulundurması ve kullanması şeklinde tanımlanan egemenlik, meşru bir temele dayanmalıdır. Toplumsal sözleşmeye dayalı bir devlet anlayışı sergileyen T. Hobbes'a göre, insanlar kendi aralarında ortak bir karar alarak devleti oluşturmuşlardır. Çünkü doğal düzende “İnsan, insanın kurdudur.” anlayışının hâkim olduğu bir işleyiş vardır. Bu durumdan rahatsız olan ve güvenli bir şekilde yaşamayı arzulayan insan, kendi iradesiyle tüm hak ve özgürlüklerini devlete devretmiştir. Ancak bu şekilde kargaşa ve savaş durumu ortadan kalkacaktır. Egemenlik hakkı ise sınırsız yetkilerle donatılmış monarka devredilmiştir. Buna göre T. Hobbes’un devlet anlayışı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?\nA) Devlet, doğal bir varlık olarak düzeni sağlamaktadır.\nB) İnsanlar devlet olmadan daha özgür bir şekilde yaşayabilirler.\nC) Devletin yönetimi bir zümre tarafından gerçekleştirilmektedir.\nD) Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayanan bir egemenlik\nanlayışı vardır.\nE) Devlet, insanların uzlaşmasıyla oluşturulan yapay\nnitelikte bir kurumdur.", "answer": "E"} {"question": "Sanatta güzeli ortaya çıkaran estetik değerlere yönelik iki farklı bakış açısı vardır. Bunlardan öznelci görüşe göre; güzel yargısı sanatsal ürüne yönelen alımlayıcının beğenilerine göre değişkenlik gösterir. Estetik değer, kişiye göre belirlenir. Nesnelci görüşe göre ise güzellik sanat eserinin kendinde olan bir özelliktir. Alımlayıcının değer yargıları asıl ölçüt olarak kabul edilemez. Kendi dönemini aşan ve hâlâ güzel olarak nitelendirilen eserler nesnelci görüş için kanıt olarak gösterilmektedir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi nesnelci görüşün özelliklerindendir?\nA) Güzellik, alımlayıcının sanatsal ürüne yüklediği\ndeğerdedir.\nB) Sanat eseri çağları aşan bir güzelliği kendinde\nbarındırır.\nC) Sanatsal güzellikte renk ve biçim uyumuna önem\nverilir.\nD) Doğadaki ve sanattaki güzellik birbiriyle örtüşmelidir.\nE) Sanatsal güzel, insanda hoş duygular uyandırmalıdır.", "answer": "B"} {"question": "Tan yerinin ağarmasında, suların büyülü şırıltısında, seher vaktinin umut getiren aydınlığında, aşktan yorgun düşmüş gözlerin mahmurluğunda, rüzgârla savrulan ağaçların uğultusunda, denizin uçsuz bucaksız maviliğinde, seherde bir kuşun ötüşünde, dağların yeşilliğinde bizi kendimizden alan o muhteşem güzelliği görmemek mümkün müdür? Bir de bu güzelliğin bir ressamın tuvalinde, bir müzisyenin notalarında, bir şairin dizelerinde, bir heykeltıraşın heykelinde can bulduğunu düşünün. Sanatçının eliyle güzelliğe güzellik kattığını düşünün. Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?\nA) Sanat nesnel olanın öznel bir ruhla yorumlanmasıdır.\nB) Sanatın güzeliyle doğadaki güzel aynıdır.\nC) Sanat eseri özgün bir karaktere sahiptir.\nD) Sanat eseri somut bir üretimdir.\nE) Sanatçı doğadan ilham alır.", "answer": "B"} {"question": "Sanatın bize gerçekliği değil de görünüşü verdiğini, sanatta söz konusu olanın görüntüler olduğunu savunan Platon'a göre, gerçek varlık alanı idealar dünyasından oluştuğu için, sanat eseri kopyanın kopyası olmak durumundadır. Başka bir deyişle, sanatın konusu olan nesne ya da fenomenler, gerçekliği olmayan kopyalardır. Zira gerçekten var olan yalnızca idealardır. Buna göre Platon’un sanat anlayışını aşağıdakilerden hangisi en iyi şekilde ifade eder?\nA) Taklit olarak sanat\nB) Yaratma olarak sanat\nC) Oyun olarak sanat\nD) Varoluş olarak sanat\nE) Görünüş olarak sanat", "answer": "A"} {"question": "Modern sanatta herhangi bir nesneyi sanat nesnesi yapan şey mekân-bağlam ilişkisi içinde olmasıdır. Bir şeyin sanat galerilerinde ya da müzelerde sergilenmesi o şeyi sanat nesnesi hâline getirebilir. Bu da sanat eseri olarak kabul edilebilecek olan nesnelerin sınırını ve çeşitliliğini hızla arttırır. Söz gelimi Duchamp’ın sanat eseri olarak nitelendirdiği bisiklet tekerleği, bir bisiklet tamircisine götürüldüğünde sıradan bir tekerlek olacaktır. Fakat galeride sergilenmesi onu farklı bir bağlama sokarak sanat nesnesi hâline dönüştürmüştür. Buna göre bir şeyi sanat eseri yapan nitelik aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Evrensel olması\nB) Kalıcı olması\nC) Bir anlatı içermesi\nD) Doğadaki güzeli yansıtması\nE) Estetik haz uyandırması", "answer": "C"} {"question": "Platon her şeyin aslının idealar dünyasında bulunduğunu, fenomenler dünyasında bulunan varlıkların ideaların taklitleri olduğunu ileri sürer. Sanatçı ideaların kopyasını taklit ederek eserini oluşturur. Sanat Platon’da aslında taklidin taklididir. Aristoteles’te sanat Platon'un düşüncesinde olduğu gibi bir taklittir. Sanatçı doğa unsurlarını, insan ilişkilerini, olabilir olanı ve gerçekte olanı yansıtır. Ama olabilir olanı yansıtırken de gerçeğe bağlı kalır, ondan uzaklaşmaz, uzaklaşamaz. Çünkü başka bir dünya yoktur. Ancak sanat olanları sadece oldukları gibi değil olmaları gerektiği gibi yansıtabilmelidir. Çünkü insanlar sanat eserleri karşısında yoğun duygular yaşayarak ruhlarını arındırırlar. Buna göre Aristoteles’in sanat anlayışının Platon’dan farkı aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Sanatı bir yansıtma faaliyeti olarak görmesi\nB) Gerçek sanatı ideaların taklidi olarak görmesi\nC) Sanatın ahlaki bir amacının olduğunu düşünmesi\nD) Sanatı doğadaki varlıkların taklidi olarak düşünmesi\nE) Doğadaki güzelliği sanatsal güzellikten üstün tutması", "answer": "C"} {"question": "Elbette hiçbir yazar metnini çalakalem oluşturmaz. Düşünür, taşınır ve ne yapması gerektiği konusunda bir ön hazırlık yapar. Nihayetinde metniyle baş başa kaldığında edindiği entelektüel donanımı, algı dünyasının derinliği ona yol göstericilik yapacak, ruhunun derinliklerinden gelen imgeler coşkun bir ırmak gibi çağlayarak metnine akacaktır. Bu parçada sanat eserinin hangi özelliğine vurgu yapılmıştır?\nA) Sanat eseri görecelidir.\nB) Estetik kaygılar sonucu oluşur.\nC) Öznel bir yorumun sonucudur.\nD) Kalıcıdır ve zaman geçse de ilgi uyandırır.\nE) Sanatçı ve alımlayıcı tarafından farklı yorumlanır.", "answer": "C"} {"question": "Filozof, düşüncelerini tutarlılık içinde dile getiren ve bu düşüncelere dayalı felsefi sorular sorabilen kimsedir. Filozof hayatı, insanı, evreni sorgulayan, kendi düşünceleriyle kavrayan kişidir. Her dönem ele alınan konulara dair yeni sorular soran ve bu sorularla yeni bir bakış açısı geliştirebilendir. Eleştirel düşünen ve özgün düşünceler üretebilen kimsedir. L. Wittgenstein'ın belirttiği gibi “Filozof, hiçbir düşünce coğrafyasının vatandaşı olamaz.” Çünkü filozof sürekli yeni soruların ve yanıtların arayışı içerisindedir. Elbette daha öncekilerin felsefe adına ortaya koyduğu düşünceleri inceler. Fakat filozof kendi yanıtının peşindedir. Her soru yeni bir yanıta, her yanıt da yeni bir soruya kapı açar. Bu anlamda filozof sürekli arayış içerisindedir. Bu parçadan felsefeye ilişkin aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?\nA) Felsefe bitmek bilmeyen bir süreçtir.\nB) Felsefe; hayatı, insanı ve evreni sorgulamakla ilgilidir.\nC) Felsefede ele alınan konular döneme göre değişiklik gösterebilir.\nD) Filozof her daim yeni sorular ve arayışların peşindedir.\nE) Filozoflar sadece kendi ilgi ve düşüncelerine göre\nsorular sorarlar.", "answer": "E"} {"question": "Güzel nedir? Herkes için geçerli bir güzel tanımı yapabilir miyiz? Güzelliği aklın süzgecinden geçirdiğimizde ve üzerinde düşündüğümüzde kendimizce bir tanım yapabilsek de aslında herkesçe kabul gören bir tanım olmayacaktır. Zaten “güzel” ile felsefenin ilgilenmesi de tanımındaki çeşitlilikten ileri gelir. Filozoflar, güzeli kendi felsefelerinin bütünlüğüne uygun olarak çelişkiye yer vermeyecek şekilde tanımlamışlardır. Böylece sanat, felsefenin konuları arasında yer almıştır. Bu parçada aşağıda verilen felsefi kavramlardan hangisine değinilmemiştir?\nA) Rasyonel olma\nB) Sistemli olma\nC) Refleksif olma\nD) Öznel olma\nE) Tutarlı olma", "answer": "C"} {"question": "B. Akarsu, Ahlak Öğretileri isimli kitabında ilkel toplulukların saygı gösterdiği “başkası”nın sadece ait oldukları kabilelerinin üyesi olan insanlar olduğunu, uluslar için ise sadece kendi ulusu olduğunu söyler. Ancak der, “Bütün bunların üstünde olmak mümkündür.” Sayıları az olan bu kişiler için “başkası” ise bütün insanlardır. Yukarıdaki metinde filozofun sahip olması gereken hangi özellik vurgulanmıştır?\nA) Nesnel olması\nB) Evrensel olması\nC) Milli değerlere saygılı olması\nD) Sistemli ve tutarlı bilgiler ortaya koyması\nE) Yaşadığı çağın bilgilerine göre hareket etmesi", "answer": "B"} {"question": "Bilinçli bir varlık olan insan, yaşamının yönünü tayin etme olanağına sahiptir. Bunun için insanın karar vermesi, seçim yapması, eylemde bulunması ve eylemin sorumluluğunu alması gerekir. Fakat insanın bilinçli seçimler yapabilmesi için bilmesi gerekir. Ne yapmak istediğini ya da neyi aradığını bilmeyen insan, aradığı ya da yapmak istediği şeyi nasıl bulabilir? Bilmek ruhun mutluluğudur ve onu iyi olana yönlendiren şeydir. Bu parçada felsefenin hangi problem alanlarından söz edilmiştir?\nA) Etik - Ontoloji\nB) Epistemoloji - Etik\nC) Ontoloji - Din felsefesi\nD) Epistemoloji - Estetik\nE) Etik - Din felsefesi", "answer": "B"} {"question": "Gazeteci: “İş hayatınıza tek bir torna tezgâhıyla başladığınızı söylüyorsunuz. Sahip olduğunuz serveti düşününce insan sormadan edemiyor. Nedir bu işin sırrı?” İş insanı: “Kırk iki yıllık bir iş deneyimine sahibim. Bu kırk iki yılda şunu öğrendim ki deneyim tek başına yeterli değil. Yanında aklın da olması gerekiyor. Ya yanılıyorsam! derim hep kendi kendime. Bu nedenle insan elde ettiği deneyimleri aklında işlemeli, ölçmeli, biçmeli, yorumlamalı ve en doğru bilgiyi ortaya çıkarmalı. Naçizane başarımın sırrı budur diye düşünüyorum.” Gazeteciye verdiği yanıta göre iş insanı ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?\nA) Eleştirel düşünen bir insandır.\nB) Deneyimlerine şüpheyle yaklaşmaktadır.\nC) Bilginin pratik bir değeri olduğuna inanmaktadır.\nD) Deneyimlerinden yola çıkarak akılcı çıkarımlar yapmaktadır.\nE) Fayda getirmeyen bilginin önemsiz olduğunu düşünmektedir.", "answer": "E"} {"question": "Antik Yunan filozofu Sokrates, kişide doğuştan var olan bilgilerin dışarı çıkarılması için “Sokratik Yöntem”i kullanmıştır. Kendisinin hiçbir şey bilmediğini söyleyen Sokrates, soru cevap tekniğine dayalı olan tartışmayı başlatır. İlk olarak kişinin neyi bilip bilmediğini ortaya çıkarması sağlanır ve bildikleriyle ilgili kanıtlar sunması istenir. Daha sonra kişinin bilgilerindeki çelişkiler ya da eksiklikler gösterilir ve kanıtlarını desteklemeyen örnekler verilir. Fikirlerinin güçsüzlüğü ortaya konulduktan sonra görüşlerini tekrar gözden geçirmesi istenir. Bu sayede kişinin zihninde yer alan doğru bilgi, akıl yürütmeleri sayesinde doğurtulmuş ve doğruyu görmesi sağlanmış olur. Buna göre Sokrates’in yöntemiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?\nA) Doğruya zihindekilerin hatırlanması ile ulaşılır.\nB) İnsan her deneyimi sonucunda yeni bilgiler öğrenir.\nC) Doğru bilgi, parçadan bütüne gidilerek elde edilir.\nD) Doğruluğu kişiye göre değişkenlik gösteren bilgiye ulaşılır.\nE) Kişinin tecrübelerinden hareketle doğru bilgiye ulaşılır.", "answer": "A"} {"question": "“Dil ile insan başarıları arasındaki bağ, karşılıklı ve çok içten bir bağdır. Çünkü dilin oluşu, onun iç yapısını oluşturan tarihsel varlık alanıyla birlikte, olmakta olan bir oluştur. Gerçi insanın bütün başarıları, dilin varolmasının bir sonucudur. Çünkü dil olmadan, ne bir insan başarısından, ne insan başarılarının bir kesintisizliğinden, ne de onların kuşaktan kuşağa aktarılmasından, gelişmesinden söz edilebilirdi. Fakat insan başarıları olmadan da, dil kendi başına gelişemezdi ve çok ilkel bir varlık alanı olarak kalırdı; tıpkı günlük dil gibi.” T. Mengüşoğlu'nun Felsefeye Giriş adlı kitabından alınan parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Bilgilerin doğru biçimde aktarılmasındaki araç dildir.\nB) İnsan dil aracılığıyla bilgiye ulaşır ve yeni bilgiler oluşturur.\nC) İnsan başarılarının var olabilmesi dilin yetkinliğine dayanır.\nD) İnsanın kendini tanıması ve sosyal iletişimi dil sayesindedir.\nE) İnsan başarısı ve dil arasındaki bağ karşılıklı etkileşime dayanır.", "answer": "E"} {"question": "Market sahibi görsellerle desteklediği ve üzerinde, “Siz değerli müşterilerimizin sağlığı bizim için her şeyden önemlidir. COVİD-19 salgınından korunmak için lütfen girişte el dezenfektanlarımızı kullanalım, maskelerimizi takalım ve sosyal mesafemize dikkat edelim.” yazılı bir tabela asmış ve geriye çekilip gözlemeye başlamıştır. Müşteriler uyarı yazsını okumasına rağmen ne ellerini dezenfekte etmişler, ne maske takmışlar, ne de sosyal mesafeye uymuşlardır. Parçaya göre aşağıdakilerden hangisi müşterilerin duyarsızlığının sebebi olamaz?\nA) Bilginin güncelliğini yitirmiş olması\nB) Bilginin açıklayıcı yapılmamış olması\nC) Yapılan uyarının yaptırım içermemesi\nD) Bilginin doğruluğundan şüphe duyulması\nE) Özgürlüğün kısıtlanmasına karşı rahatsızlık duyulması", "answer": "B"} {"question": "I. Kant , Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi kitabında, “Her defasında kendi şahsında olduğu kadar başka herkesin şahsında da, sırf araç olarak değil aynı zamanda amaç olarak davranacak biçimde eylemde bulun.” diyerek ahlaki eyleme ölçüt geliştirmeye çalışmıştır. I. Kant'ın bu sözüyle anlamca en uygun alternatif görüş aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Her eylemin bir amacı olmalıdır.\nB) Ahlaki kararların temelinde insanlığın amaç olması\nyatmalıdır.\nC) Benim için doğru olan başkaları için de doğrudur.\nD) Ahlaki eylemlerde sonuçlar niyetlerden önemlidir.\nE) Herkes için faydalı olan eylemlerde bulunmalıyız", "answer": "B"} {"question": "T. More'un Ütopya adlı eserinde ifade ettiği gibi herkes eşit olmalı ve günün belirli günlerinde en çok altı saat çalışmalıdır. Ona göre herkes ulusal servetten eşit pay almalı, toplumun çıkarları ön plana alınmalı, özel mülkiyet yasaklanmalı ve sınırsız iktidar anlayışına karşı çıkılmalıdır. Yöneticiler diğer insanlar gibi yaşamalı ve üretime katkıda bulunmalıdır. Eğitim belirli bir zümrenin elinde olmamalı ve bütün insanlar eğitim almalıdır. Bunların gerçekleşmesi insanların gelecek kaygısı taşımalarına ve sınırsız bir şekilde birikim yapmalarına engel olacaktır. Bu parçadan hareketle T. More ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Oligarşik bir zümrenin varlığını reddetmesi\nB) İdeal bir devlet düzeni için fikirler üretmesi\nC) Eşitlikçi bir toplum modelini benimsemesi\nD) Bürokrasiyi toplum için vazgeçilmez görmesi\nE) Yasalara halkın ve iktidarın uymasını istemesi", "answer": "D"} {"question": "Aristoteles’e göre mutluluk, insan ruhunun amacıdır. Bu amaca ulaşmak için erdemli bir yaşam sürmek gerekir. Erdemli yaşamın temel ölçütü altın ortaya uygun, ölçülü davranmaktır. İnsan eylemlerindeki eksiklikler ve aşırılıklar iki kötülüktür. Bunlar, insanı mutsuzluğa götürür. Bu sebeple mutlu olmak isteyen insan, doğru düşünerek ve iki uç arasındaki altın ortayı bularak davranmalıdır. Metinden hareketle Aristoteles’in ahlak görüşüne göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?\nA) Erdemli bir yaşam için başkalarının davranışlarını\nörnek almak gerekir.\nB) İnsan aklı sayesinde iki uç noktadan uzak durarak\nmutluluğu yakalar.\nC) Kendi arzularını doyurarak yaşayan insan erdemli\nbir yaşam sürer.\nD) İnsan zamanla, deneyimledikçe iyi ve kötü ayrımı\nyapmayı bilir.\nE) İyi ya da kötü davranış kişiye göre değişkenlik gösterir.", "answer": "B"} {"question": "Parmenides hakkında geriye kalan çok fazla bilgi olmamakla beraber, döneminin önemli filozoflarından biri olduğuna dair elimizde ipuçları mevcuttur. Mesela Platon bir diyaloğunu tamamen Parmenides’e atfetmiştir. Platon’un düşüncelerinin oluşmasında da Parmenides’in etkisi olduğu açıktır. Duyumdan ve deneyimden gelen bilgi yerine akıldan doğan bilgiye önem vermesi Platon’u etkilemiştir. Ayrıca Parmenides, Antik Yunan’da metafiziği ilk anlatan kişidir. İnsanın bütünlüğünü oluşturan bir unsuru yok olduğunda varlığının yok olup olmadığını düşünür ve cevap olarak düşünmekle var olmayı bir ve aynı bulur. Ona göre duyularımızı dinlersek bu konuda yanılgıya düşebiliriz çünkü duyularımızın yolu şüpheli bir yoldur. Bu parçadan yola çıkarak aşağıdaki seçeneklerden hangisine ulaşılamaz?\nA) Duyumla elde edilen bilgiler bizleri yanıltabilir.\nB) Parmenides, rasyonalist bir bakış açısına sahiptir.\nC) Varlık, Antik Yunan’da felsefenin alanına girmiştir.\nD) Bir filozof başka bir filozofun düşünceleri üzerine de düşünebilir.\nE) Felsefe, aynı bakış açısına sahip filozofların görüşlerinde yükselmiştir.", "answer": "E"} {"question": "Felsefe tarihinde her dönem kendisinden önceki dönemden etkilenir. Bazen onun karşıtı yönde şekillenirken bazen de o dönemde açılmış yeni yolları genişleterek yepyeni boyutlar kazanır. İşte 15-17. yüzyıl döneminde bilim, sanat ve felsefede meydana gelen gelişmeler 18-19. yüzyıl felsefesinde yepyeni boyutlar kazanmıştır. Aşağıdaki seçeneklerden hangisi 18-19. yüzyıl felsefesini hazırlayan koşullardan biridir?\nA) Kutsal metinlerin merkeze alınması\nB) Düşünce özgürlüğünden uzaklaşılması\nC) Kilisenin bilim, felsefe ve sanatta etkisinin artması\nD) Rönesans ve reform hareketlerinin meydana gelmesi\nE) İnancın bilgiyi mümkün kıldığı düşüncesinin egemen\nolması", "answer": "D"} {"question": "Doğruluğu kesin olan bilgiye ulaşılabilir ve bu da akıl yoluyla mümkündür. Açık ve seçik olarak doğruluğuna ikna olabileceğimiz bir bilgiye ulaşmak için izlememiz gereken yol, bu türde olmayan tüm eski bilgi ve inançlarımıza şüpheyle yaklaşmaktır. Bu sayede şüphenin bittiği yerde doğruluğu apaçık olan bilgiye ulaşabiliriz. Bu parçada ileri sürülen görüş aşağıdaki filozoflardan hangisinin bilgi anlayışına uygundur?\nA) J. Locke\nB) H. Bergson\nC) I. Kant\nD) R. Descartes\nE) Protagoras", "answer": "D"} {"question": "Montesquieu, toplumu bilimsel olarak inceleyen ve bunu yaparken gözlem ve deney yöntemlerini kullanan bir düşünürdür. Ona göre her yasa bir başka yasaya bağlıdır ve tabidir. İnsanın başkasının haklarını gözeterek özgürce yaşaması için de bazı hukuki düzenlemelere ihtiyaç vardır. Bu sebeple devletlerde yasama, yürütme ve yargının birbirlerini denetlemeleri gerektiğini ileri sürer. Onun bu düşüncesi günümüz devlet sistemini oluşturması bakımından önemlidir. Parçaya göre insanın özgür yaşaması için ileri sürülen ilke aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Liberalizm\nB) Çoğulcu irade\nE) Sınıfsız toplum\nD) Güçler ayrılığı\nB) Toplumsal sözleşme", "answer": "D"} {"question": "Spartacus MÖ 73-71 yılları arasında Roma Cumhuriyeti döneminde yaşamış bir gladyatördür. Kölelik rejimine karşı başkaldıran bir isyan lideri olarak bilinir. İsyan hareketinin lideri olarak, kölelerin Roma ordularıyla savaşmasını ve özgürlüklerini kazanmaya çalışmasını sağlamıştır. Roma ordusu Spartacus ve onunla birlikte hareket eden büyük bir topluluğu Galya taraflarına doğru önüne katar ve topluluk dağ boyunca uzanan dev yarıklarla Roma ordusu arasında sıkışır. Hava dondurucu derecede soğuktur ve isyancıların yeteri kadar yemekleri yoktur. Romalılar isyancıları soğuk havada ölüme terk ederek sayılarının azalmasını bekler. Bu sırada Spartacus’e güvenen topluluk onun bir çözüm bulmasını ister çok fazla seçeneği olmayan Spartacus insanlara beklemelerini söyler, sürekli aynı cevabı tekrarlar. Bu sırada topluluktaki insanlar açlıktan ve soğuktan teker teker yaşamlarını kaybeder. Roma ordusu yeteri kadar zaman geçtiğini düşündüğünde isyancıların üzerine sefer başlatır. Ancak geldiklerinde koca arazide kimseyi bulamazlar. İsyancıların dev yarıkları nasıl geçtiğine anlam veremezler, Spartacus’un bir büyücü olduğunu düşünmeye başlamışlardır. Ancak yarıkların önüne geldiklerinde gördükleri manzara karşısında hayrete düşerler; ölü bedenler yarıkların içine üst üste yığılmıştır. Bu sayede topluluğun geri kalanı Roma ordusunun eline düşmekten kurtulmuştur. Spartacus’un bu davranışı hangi görüşle ilişkilendirilebilir?\nA) Egoizm\nB) Egzistansiyalizm\nC) Entüisyonizm\nD) Hedonizm\nE) Utilitarizm", "answer": "E"} {"question": "İlk Çağ filozofu Herakleitos, evrende var olan her şeyin kendi karşıtına dönüştüğü değişme sürecinin bağlı olduğu bir yasadan söz eder. Bu yasaya göre her şey kendi çelişiğine dönüşerek sürekli bir değişimi mümkün kılar. 18. yüzyıl filozofu F. Hegel ise, bir düşünce ya da varlığın (Tez) önce zorunlu olarak karşıtına (Antitez) ve ardından her ikisini kapsayan yeni bir oluşuma (Sentez) dönüştüğü bir süreç yasasından söz eder. Her iki filozof için de bu yasa, “tez, antitez ve sentez” olmak üzere üç basamaklı ve zorunlu bir süreçtir. Bu parçada verilen görüşler aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir?\nA) Evrende var olan her şey idea cinsindendir.\nB) Var olan her şey mutlak ve değişmezdir.\nC) Var olanlar diyalektik yasaya tabidir.\nD) Varlık bilinemez.\nE) Varlık yoktur.", "answer": "C"} {"question": "ve genişleyen burjuva sınıfının edebiyat ve felsefeye ilgi duyması o dönemde eserlerin sayısının artmasına sebep olmuştur. Artan edebi eserler daha fazla kişiye ulaşmış ve insanların bakış açılarında dönüşüm meydana getirmiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi bu durumun sonuçlarından biri değildir?\nA) Kültürel etkileşim hız kazanmıştır.\nB) Fransız İhtilalinin oluşmasına etki etmiştir.\nC) Aristokrasinin gücünün zayıflamasına yol açmıştır.\nD) Aydınların felsefeye olan ilgilerinin azalmasına yol\naçmıştır.\nE) Halkın bilinçlenmesi ve aydınlanmasına katkıda bulunmuştur.", "answer": "D"} {"question": "J. Locke'un bilgi anlayışı tabula rasa “boş levha” kavramına dayanır. Ona göre insan doğuştan herhangi bir bilgi veya kavrayış yetisine sahip değildir. Bilgiler deneyimlerin sonucunda, zihinde oluşan fikirlerin bir ürünüdür. Bilgi, iç ve dış dünyadan gelen verilerin bu levhaya yani zihne işlenmesiyle oluşur. Bir masanın dikdörtgen veya beyaz olduğunu fark etmek dış deneyimlere, bir hissi veya fikri sorgulamak ise iç deneyimlere örnek olarak verilebilir. Parçaya göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?\nA) Bilgi, içsel bir farkındalık yoluyla yani sezgi aracılığıyla gerçekleşir.\nB) Doğru bilgi doğuştan gelen akıl ve mantık ilkelerinde\naranmalıdır.\nC) Duyular aracılığı ile alınan veriler aklın formlarında\nanlam bulur.\nD) Doğruluğundan şüphe edilmeyecek bilgi mümkündür.\nE) Bilgi, duyu ve aklın bir ürünüdür.", "answer": "D"} {"question": "I. Kant'a göre insanların yaptığı herhangi bir davranışın ahlaki eylem olarak kabul edilebilmesi için o davranışın ahlaki yasa dışında hiçbir unsura dayanmaması gerekir. Yani kişi ancak görev bilinciyle davranışta bulunduğu zaman ahlaki eylemde bulunmuş olur. Örneğin öz çıkardan dolayı dürüst davranan ya da iyilik dürtüsünden dolayı sevecen davranan birinin davranışları ahlaki eylem niteliği taşımaz ve bu kişilere erdemli insan denilmez. Ahlakın özü yasa kavramından türetilmeli, herhangi bir unsur ile karışmamalı ve görev bilincine dayanmalıdır. Bu parçaya göre birinin erdemli insan olarak tanımlanması aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?\nA) Başkalarının sorunlarını üstlenmesine\nB) Toplumun menfaatine kulak vermesine\nC) Herkes tarafından iyi olarak tanınmasına\nD) İnsanların hata yapacağını kabullenmesine\nE) Bir koşul sunmadan eylemde bulunmasına", "answer": "E"} {"question": "F. Hegel'e göre; bütün varlıkların temelinde düşünsel bir yapıda olan tin yer alır. Tin, kendisi için varlıktır ve kendini tam olarak tanımamaktadır. Kendini tanımak, kendi bilinç ve özgürlüğüne erişmek için karşıtı olan doğada kendini görmesi gerekmektedir. Ancak doğaya dönüşürken kendini yitiren tin, doğayı da yeni bir dönüşüme zorlar. Doğa ve tinin uzlaşmasıyla toplum ortaya çıkar. Bu sebeple tinin kendini bilip tanıma süreci insanlık tarihi zemininde; tez, antitez ve sentez üçlüsünden oluşan bir değişimi içermektedir. Buna göre F. Hegel'in varlık görüşü aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Mantıkçı Pozitivizm\nB) Diyalektik İdealizm\nC) Fenomenoloji\nD) Yeni Ontoloji\nE) Varoluşçuluk", "answer": "B"} {"question": "J. J. Rousseau’ya göre bütün toplumların en doğal ve eski olanı ailedir. Aile içinde çocuklar korunma ve bakılma ihtiyacını karşılarlar. Bu ihtiyacın ortadan kalkması durumunda aile içindeki doğal bağ da çözülür ve herkes özgürlüğüne kavuşur. Aile bireylerinin ihtiyacın kalkması durumunda bile bir arada olması onların özgür iradeleri ile bu seçimi yapmasıyla mümkün olur. Bu ortakça özgürlük, insan yaratılışının bir sonucudur ve aile ancak bir sözleşme ile varlığını sürdürür. İnsanın ilk uyacağı yasa, varlığını korumaktır. Bu nedenle aile politik toplumların ilk örneği kabul edilir. Politik toplumlarda baş bir baba, halk da çocuklar gibidir; hepsi özgür ve eşit doğdukları için ancak çıkarları uğruna özgürlüklerinden vazgeçerler. Aradaki bütün ayrılık şudur: Ailede babanın çocuklarına olan sevgisi onlara gösterdiği özeni karşılar; devletteyse, devlet başkanının kendi halkına beslemediği bu sevginin yerini hükmetme isteği alır. Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?\nA) İnsanlar hiçbir durumda özgürlüklerinden vazgeçmezler.\nB) Politik toplumlarda yasaya uymak doğal bir zorunluluktur.\nC) Doğal bağ ihtiyacın ortadan kalkması durumunda da devam eder.\nD) İnsanın varlığını koruyabilmesi toplumsal sözleşme ile mümkün olur.\nE) Politik toplumu aileden ayıran kurallara uyma zorunluluğunun bulunmasıdır", "answer": "D"} {"question": "Öğretmen her derse geldiğinde öğrencilerinden bir kaçının itiş kakış pencereden dışarıya baktığını görmekte ve tedirgin olmaktadır. Bir gün sınıfa oyuncak bir arabayla gelir. Öğrencilerini pencere kenarında toplar ve aşağıya bakmalarını ister. Oyuncağı üçüncü katın penceresinden aşağıya bırakır. Oyuncak paramparça olur. Sonra öğrencilerine döner ve “Demek ki neymiş? Pencere kenarında oyun oynamak, ite kaka dışarıya bakmak tehlikeliymiş. Öyle değil mi çocuklar?” der. Parçaya göre öğretmen uyguladığı yöntemle neyi amaçlamaktadır?\nA) Mantık yoluyla yeni bir bilgi türetmelerini\nB) Akıl yetilerini harekete geçirerek sorgulamalarını\nC) Duyularını kullanarak akılcı çıkarımlar yapmalarını\nD) Doğuştan sahip oldukları sezgisel kavrayışla keşfetmelerini\nE) Deneyimlerinden elde ettikleri bilgileri başka alanlarda kullanmalarını", "answer": "C"} {"question": "18. yüzyılın en önemli düşünürlerinden biri olan J. Locke, empirizm akımının kurucusu olarak kabul edilmektedir. Rasyonalizm görüşüne karşı çıkan J. Locke'a göre, insan zihni “üzerine hiçbir şey yazılmamış düz beyaz bir kâğıt” gibi düşünülmelidir. Bu sebeple, doğuştan getirilen hiçbir bilginin olması mümkün değildir. Zihinde yer alan her türlü ide, deneyimlerle elde edilen bilgilerden ortaya çıkmıştır. Tüm bilgilerimizin kaynağı duyu verileridir. J. Locke'un bilgi anlayışını yansıtan bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?\nA) Bilgi a prioridir.\nB) Bilginin kaynağı yaşantılarımızdır.\nC) İnsan aklı aracılığıyla doğruya ulaşır.\nD) Bilgi, bir otoriteye bağlı kalmayı gerektirir.\nE) Zihnin bilgi edinme sürecinde sezgi etkindir.", "answer": "B"} {"question": "Çağdaş felsefenin ayıt edici özelliklerinden biri, Platon’la başlayan sistem anlayışının değişmesidir. Platon bilgiden varlığa, siyasetten sanata, bilimden ahlaka kadar bütün alanlarda, kendi felsefesi içinde tutarlı ve bütünlükçü görüşler öne sürmüş ve felsefeyi sistemli hâle getirmiştir. 20. yüzyıl filozofları ise çalışma alanlarını sınırlandırmış ve belli alanlarda derinlemesine araştırmalar yapmışlardır. Parçada sözü edilen durum 20. yüzyıl felsefesinin hangi özelliğine karşılık gelmektedir?\nA) Felsefi eserlerin çoğalması\nB) Felsefede uzmanlaşmaların olması\nC) Felsefenin yeni yöntemler kazanması\nD) Sembolik mantık çalışmalarının yoğunlaşması\nE) Felsefenin üniversitelerde, dünyanın her yerinde\nyapılması", "answer": "B"} {"question": "Pozitivistler, insan aklının algısal alanının üzerinde veya dışında yer alan bir varlık dünyası ile ilgili bilgiye sahip olunabileceğini yadsımışlardır. Olgusal bir nitelik taşımayan tüm ögelerin karşısında yer almışlardır. Modern bilimi temel alan bu yaklaşım bilginin gözleme ve somut verilere dayanması gerektiğini savunmuştur. Buna göre aşağıdakilerden hangisi pozitivizm görüşüne uygun bir önermedir?\nA) İnsanın eylemleri doğaüstü bir güç tarafından\nbelirlenmiştir.\nB) Var olanın canı ve ruhu dolayısıyla belli bir akılsal\nyapısı vardır.\nC) İnsan ancak fenomenlerin doğru bilgisine ulaşabilir.\nD) Evren sonradan mutlak bir varlık tarafından\nyaratılmıştır.\nE) İyiye ulaşmanın yolu insanın sezgilerine uygun davranmasıdır.", "answer": "C"} {"question": "20. yüzyılın önemli filozoflarından biri olan E. Husserl, fenomenlerin özünün bilgisine ulaşmayı hedeflemiş ve bunun için de paranteze alma yöntemini geliştirmiştir. E. Husserl bu yöntemle insanların nesneye ilişkin algılarının doğruluğu ile nesnelerin gerçekliğini sorgulamaktadır. E. Husserl'in paranteze alma yöntemi 20. yüzyıl felsefesinin hangi problemine karşılık gelir?\nA) Yorum sorunu\nB) Gerçeklik - görünüş sorunu\nC) Değişim sorunu\nD) Varlık sorunu\nE) Varoluş - öz sorunu", "answer": "B"} {"question": "Felsefe tarihinin ilk ve en önemli konularından biri varlıktır. Hatta felsefedeki tüm problem alanlarının varlık sorunundan kaynaklandığı söylenebilir. 20. yüzyılda varlık sorgulamasında eski bakış açısının yerine yenisini koyan isim N. Hartmann'dır. N. Hartmann, gerçekçi ve eleştirel bir ontoloji anlayışı geliştirmeye çalışmıştır. O varlığı bilginin önüne koymuş ve bilgi teorisinin öncel bir ontolojiye dayandırılmasını savunmuştur. Bu bilgilere göre aşağıdaki seçeneklerden hangisine ulaşılamaz?\nA) Yeni ontolojide varlık bilgiden önce gelir.\nB) Felsefenin tüm konularının gerisinde ontoloji vardır.\nC) 20. yüzyıl ontolojisi varlığa yeni bir yöntemle yaklaşır.\nD) Düşünce tarihinde günümüze ulaşan tek konu\nontolojidir.\nE) Varlık, geçmişten günümüze düşünürlerin ilgisini\nçekmiştir.", "answer": "D"} {"question": "İnsan olmanın onurlu duruşu, insanın kendini belirleyebilmesindedir. Kendi kaderini kendisinin tayin edebilmesindedir. Birçok insana, pratikte, aksi daha kolay ve konforlu gelebilir. Çünkü sorumluluk almak çoğu zaman düşündürür ve korkutur bizleri. Ama insanlık tarihine baktığımızda, geçmiş deneyimleri değerlendirdiğimizde, hatta gelecekten beklentilerimizi fark ettiğimizde bile yaşam seyrinde direksiyonda olmanın benlik saygımız için de uzun vadede kârlı çıkmamız için de zorunlu olduğunu fark ederiz. Bunu bir tercih gibi sunduğuma bakmayın, varoluşçulara sorsanız size başka şansınızın olmadığını söylerler. Buna göre aşağıdakilerden hangisi varoluşçu felsefeyle çelişen bir yargıdır?\nA) Bilinçli varlık her zaman tercih yapmak zorundadır.\nB) İnsanın, eylemlerinin sonuçlarını üstlenmesi gerekir.\nC) İnsanı diğer varlıklardan farklı kılan iradesi ve bilincidir.\nD) Hakikat bireysel deneyimi aşan bir niteliktedir.\nE) İnsan özünü kendi seçimleri ile sonradan oluşturur.", "answer": "D"} {"question": "fe, insanın birey ya da kişi olduğunu öne sürerek, bireyin “varoluşa sahip bir varlık” olduğunu kabul eder. Nitekim S. Kierkegaard için varoluş, aşkınlığa yönelen, kasvetli bir gerilim anlamı taşır ve kaygıda, boğuntu ile yaşanan an birbirine karışır. Varoluşu soyut düşüncede değil de yaşanan anda, süreksiz olanda kavrayabileceğimizi öne süren bu görüş, dolayısıyla, insanı önce bir varlık olarak ele alan, insanı tanımlarken varlıktan yola çıkan geleneksel felsefenin tersine, insanı yine insanın varoluşunun kendisinden hareketle tanımlar. Bu parça aşağıdaki görüşlerden hangisine ilişkindir?\nA) Diyalektik materyalizm\nB) Mantıkçı pozitivizm\nC) Egzistansiyalizm\nD) Fenomenoloji\nE) Yeni ontoloji", "answer": "C"} {"question": "K. Marx'a göre, çağdaş toplum, bir sanayi toplumudur. Üretim araçları, esas olarak fabrikalardır. Üretim biçimi ise sanayi mallarının üretimidir. Üretim araçlarına sahip olanlar bir avuç sermayedardır. Bunun meydana getirdiği sınıflaşma biçimi, İlk Çağ’ın köle-efendi veya Orta Çağ’ın serf-derebeyi sınıflaşma biçiminden farklı olarak, işçi-patron şeklinde olmuştur. Şimdi tarihteki güçlerin daima diyalektik bir mantıkla iş gördüklerini biliyoruz. Burada da tezi ve antitezi, yani çatışan güçleri temsil edenler, işte bu rakip sınıflardır. Bunların çatışması sonunda komünist, yani sınıfsız toplumda senteze ulaşacaktır. K. Marx'ın düşüncelerini ifade eden görüş aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Düalizm\nB) Diyalektik idealizm\nC) Mekanik materyalizm\nD) Diyalektik materyalizm\nE) Fenomenalizm", "answer": "D"} {"question": "Felsefenin dil analizleri yapması gerektiğini vurgulayan ve \"Viyana Çevresi\" olarak da bilinen, 20. yüzyılın önemli görüşlerinden mantıkçı pozitivizme göre deney ve gözleme dayalı olmayan önermeler anlamlı değildir. Bir önermenin anlamlı olabilmesi için doğrulanabilir olması gerekir. Bu sebeple, deney ve gözlem alanının dışında kalan metafizik önemeler doğrulanamadığı için anlamsızdır ve sözde önermelerdir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi metafizik önerme örneğidir?\nA) İnsan öldüğünde ruhun bu dünyadaki görevi bitmiş\nolur.\nB) Dünya 24 saatte kendi etrafındaki dönüşünü\ntamamlar.\nC) Ağırlığı olan cisimler boşluğa bırakıldığında düşer.\nD) Su 100 derecede kaynar ve 0 derecede donar.\nE) Madde ısıtıldığı zaman genleşme olur.", "answer": "A"} {"question": "P. Ricoeur'a göre efsanevi, dini, ahlaki veyahut ideolojik sembollerin ve eylemlerin taşıdığı mesajlar felsefi yorum olmadan zincirini kıramaz. Bir sembolün ya da eylemin dolaylı anlamı görünüşteki anlamların gerisindeki gizli anlamların ortaya çıkmasıyla anlaşılır. Oysa sembol ya da eylem cümlelerine yoğunlaşmak, onların mantık dizilimi üzerinde yoğunlaşmak ve dil teorisine bağımlı hâle gelmek insan eylemlerine özgü özellikleri göz ardı etmeye ve eylem ile faili arasındaki bağın kopmasına yol açacaktır. Bu parçada P. Ricoeur'un eleştirdiği felsefi akım aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Egzistansiyalizm\nB) Hermeneuetik\nC) Fenomenoloji\nD) Mantıkçı pozitivizm\nE) Diyalektik materyalizm", "answer": "D"} {"question": "Türkiye’de felsefi düşünceye katkıda bulunan aydınlardan biri olan Hasan Âli Yücel, aynı zamanda bir felsefe öğretmenidir. Ona göre, insanın aklını kullanması ve kendini geliştirmesi ancak hür bir toplumda mümkündür. Hürriyet, farkındalık ve bir anlayış geliştirmedir. Bu sebeple, insanlar arasında eşitliğin ve saygının olduğu bir toplumda halk eğitilmeli ve hürriyetin yayılması sağlanmalıdır. Ancak bu şekilde; farklı düşüncelere sahip olan insanlar, bir arada uyum içerisinde yaşayabilirler. Buna göre Hasan Âli Yücel’in savunduğu görüş aşağıdakilerden hangisi olabilir?\nA) Hümanizm\nB) Entüisyonizm\nC) Fenomenoloji\nD) Analitik felsefe\nE) Egzistansiyalizm", "answer": "A"} {"question": "İ. Kuçuradi, Türkiye’de felsefenin gelişimine yaptığı katkılarla beraber değerler üzerine düşünceleri ile de ön plana çıkar. Ona göre insanın değerleri, onun varoluşunu gerçekleştirmesine yarayan tüm olanaklardır. Çalışmak, düşünmek, sanat yapmak vb. tüm değerler insanı insan yapan ve diğer canlılardan ayıran niteliklerdir. Değer konusunda I. Kant’ın düşüncelerinden de yararlanan İ. Kuçuradi; insanların çoğunun eylemlerini, karşısındaki kişiye fayda sağlamaktan çok davranışının sonucunun kendisine dönmesini istediği için yaptığını ifade eder. İnsana yakıştığı için dürüst davranan insanla kendisine bir şey dönsün diye dürüst davranan insanın aynı şeyi yaptıkları hâlde davranışlarının değerinin farklı olduğunu belirterek bu konudaki düşüncelerini somutlaştırır. Parçaya göre aşağıdaki seçeneklerden hangisine ulaşılamaz?\nA) Aynı eylemler farklı niyetler altında birbirinden ayrı değer alabilir.\nB) Varlığımızı ortaya koymada, bize ait değerler önemli bir rol oynar.\nC) Davranışlarımızın değerini belirleyen şey yalnız karşımızdakini düşünmektir.\nD) Bir düşünür, düşüncesini destekleyecek farklı isimlerin görüşlerinden faydalanabilir.\nE) Kişinin davranışının yalnızca kendine yönelik bir amaç taşıması, o davranışı değersizleştirir.", "answer": "C"} {"question": "\"Ben kendi adıma sanatım olmadan yaşayamam. Ama, bu, sanatı her şeyin üstüne koymuş olduğum anlamına da gelmez. Tersine, onsuz edememem, onun beni herkesle birleştirmesi ve olduğumdan başka türlü olmadan herkesle aynı düzeyde yaşatması demektir. Sanat, benim için tek başına tadı çıkan bir şey değildir. Sanat bence, en büyük sayıda insanı, ortak acılar ve sevinçlerle coşturan imgeleri, biçimleri bulmaktır.” Buna göre aşağıdakilerden hangisi 20.yüzyıl düşünürlerinden biri olan A. Camus’nün sanat anlayışına uygun bir yargıdır?\nA) Sanat kişinin yalnızca kendisi için yaptığı yaratıcı\nbir etkinliktir.\nB) Sanat insanları ortak duygularda buluşturan kapsayıcı bir faaliyettir.\nC) İnsan sanat aracılığı ile farklı bir boyuta ulaşarak\nkendini gerçekleştirir.\nD) Sanat bütün faaliyetlerin üstünde insan için yaşamsal bir öneme sahiptir.\nE) Biçimlerin ve imgelerin arayışı içindeki sanat kişinin\nyalnızca kendisine yöneliktir", "answer": "B"} {"question": "İnsanın doğasını ahlak, gelenek, kültür ve toplumsal ilişkiler bağlamında sorgulayan F. Nietzsche’nin felsefi anlayışının merkezinde “üst insan” kavramı yer alır. Güç istenci ise insanı iyinin ve kötünün ötesine taşıyacak olan “üst insan” modelinin en önemli motivasyon kaynağıdır. Güç istenci insanın doğasında yer alan içgüdüsel bir dürtüdür. Onunla insan düşüncelerini, ideallerini, varoluş amacını gerçekleştirme ve yaşama bağlanma arzusu taşır. Bu nedenle insan kendini bilme, değerlerini oluşturma ve özgürleşme adına kendini kısıtlayan tüm değer ve normlara karşı durmalı, yaşamın acı ve zorluklarıyla yüzleşerek kendini en üst seviyede gerçekleştirmelidir. Buna göre güç istenci ile hedeflenen nedir?\nA) Düşünsel olarak yetkinleşme\nB) Ahlaki anlamda olgunlaşma\nC) İdeal toplumu oluşturma\nD) İnsanın kendini aşması\nE) Üstünlük kurma", "answer": "D"} {"question": "F. Nietzsche’ye göre ahlaki yargıların ölümsüzlüğü diye bir şey söz konusu değildir. Bu yargılar yani iyi ve kötü daima kendilerini aşmakla yükümlüdür. Böyle Buyurdu Zerdüşt adlı eserinde “Ve iyinin ve kötünün yaratıcısı olmak isteyen: sahiden, önce bir yok edici olmalıdır ve değerleri paramparça etmelidir.” demiştir. Ona göre işlevselliğini yitirmiş, parçalanması zorunlu olan her şeyin parçalanması ve yeniden inşa edilmesi gerekir. Buna göre F. Nietzsche’nin insanlardan beklentisi aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Kendi değerlerini ortaya çıkarması\nB) Ahlak yasasına karşı çıkmaması\nC) Evrensel ahlaki yargılar oluşturması\nD) Var olan değerlere uygun hareket etmesi\nE) Toplumsal düzene aykırı davranmaması", "answer": "A"} {"question": "L. Wittgenstein her olay ve durumun kısacası her şeyin, başka olay ya da durumlardan bağımsız olarak ortaya çıktığını ifade eder. Ona göre bu dünya birbirinden bütünüyle bağımsız basit olayların toplamıdır. Bu sebeple bir olay ya da duruma dair a priori sonuçlar üretmek batıl bir itikattan başka bir şey değildir ve bu tarz sonuçları haklı kılacak nedensel bir bağ da yoktur. Buna göre aşağıdakilerden hangisi L. Wittgenstein’ın görüşüyle aynı doğrultudadır?\nA) Düşünüyorum, öyleyse varım.\nB) Gerçek olan ussal, ussal olan gerçektir.\nC) İdeler izlenimlerin sönük birer kopyasıdır.\nD) Her şeyde sıkı bir zorunluluk söz konusudur.\nE) Bir şeyin var olması için yeterli bir nedeni olmalıdır", "answer": "C"} {"question": "J. P. Sartre’a göre bizler bir gösterinin ortasında kendilerini ansızın sahnede bulan aktörler gibiyiz, elimizde senaryo yok, oyunun adını veya hangi rolde oynadığımızı bilmiyoruz ne yapacağımızı ne söyleyeceğimizi bilmiyoruz evet, hatta oyunun bir yazarı olup olmadığını da bilmiyoruz. Kişisel olarak bir tercih yapmalıyız, ne olacağımıza hangi rolü oynayacağımıza ya da devam edip etmeyeceğimize biz karar vermeliyiz. Bu gösterinin ne olduğunu bilmeden yapacağımız bir seçimdir ve biz bu seçimi yapmaya mahkûmuz. Buna göre J. P. Sartre, insan varoluşu ile ilgili aşağıdakilerden hangisinin varlığını kabul eder?\nA) Aşkın bir güç\nB) Sınırsız özgürlük\nC) Belirlenmiş bir öz\nD) Doğuştan donanım\nE) Bireysel sorumluluk", "answer": "E"} {"question": "Bilim felsefesi alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan T. Kuhn’un görüşlerinin merkezinde, paradigma kavramı yer alır. Belli bir dönemde bilim insanları tarafından kabul görmüş ve doğayı açıklamak için kullanılan düşünceler bütünü olarak tanımlanan paradigma, evreni açıklamada yetersiz kaldığında yerini yenisine bırakır. Bu sebeple, bilimsel araştırmalarla ortaya çıkan gelişmeler doğrultusunda değişime uğrayabilir. Eski paradigmanın yerini alan her yeni paradigma aynı zamanda bilimsel bir devrimi de gerçekleştirir. Bilim de bu sayede ilerleme kaydeder. Buna göre paradigma kavramı için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?\nA) Eskiden ele alınan bilimsel sorunların, değişmeden çözümlenmesi için çalışır.\nB) Cevap veremediği sorular ya da durumlar olduğunda, terk edilir.\nC) İçinde yaşanılan tarihsel süreçten bağımsız bir yapıdadır.\nD) Çağları aşan bir yapıda kuram oluşturmaya çalışmaktadır.\nE) Bilimsel değişikliklere kapalı bir yapısı vardır.", "answer": "B"} {"question": "İsyan Ahlakı isimli kitabında N. Topçu, ruh hâllerimizin ahlâka bağlı olduğunu yazar. Mutluluk, görev, fayda bunların hepsi de insanî duygulardır ancak aynı zamanda pasiftirler. Onun için ahlaklılık, bunların ötesindedir. Böyle bir ahlaklılığı anlamak için, hareketin kendisini incelemek gerekir. Tüm hareketlerin amacı türün kendisinin ötesine geçmesine imkân sağlamak ve sonsuzluğa ulaşmaktır. Bu nedenle de mutluluk, fayda, görev vs. insanın esaret kapılarına dönüşür. İnsan bu esaretlerden kurtulup onların üstüne çıkmalı ve hareketin amacı olan sonsuzluğa göre kendisine yön vermelidir. O, insanın ancak bunu başardığı zaman ahlaklılığa kavuşulabileceğini söyler. Metne göre N. Topçu’nun ahlak anlayışıyla örtüşen seçenek hangisidir?\nA) Ahlaki eylemlerin amacına iyi ideasına yönelmekle\nulaşılır.\nB) Hareketin gayesi, insanı kendi mükemmeline ulaştırmaktır.\nC) Hazza ulaştıran eylem, iyinin gerçek ölçütüdür.\nD) Ahlaki eylem ödeve uygun olandır.\nE) Bir eylemi ahlaki kılan sonuçlarıdır.", "answer": "B"} {"question": "“Araştırma ve ilerleme için çeşitlilik, çeşitli görüşlerin birbiriyle çarpışması, çatışması kaçınılmazdır. Aynı düşüncede olma, aynı görüşten hareket etme, bilim ve felsefenin sonu demek olur. Fakat bu hiçbir zaman gerçekleşemez; hiç olmazsa özgür bir dünyada buna olanak yoktur. Ancak kontrollü bir dünyada herkes aynı şekilde düşünmeye zorlanabilir.” T. Mengüşoğlu’nun İnsan Felsefesi adlı eserinden alınan parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?\nA) Felsefenin kavramsal çerçevesi bilim dili olmalıdır.\nB) Felsefe ve bilim somut olandan yola çıkarak gelişir.\nC) İlerleme için insanın özgün tarafı açığa çıkarılmalıdır.\nD) Gerçeğe ulaşmak için aynı teoriden hareket etmek\ngerekir.\nE) Gelişmeyi zorlaştıran durum farklı görüşlerin karşılaşmasıdır.", "answer": "C"} {"question": "K. Popper’ın bilimsel yaklaşımı bilimsel kuramların yanlışlanabilirlik yöntemiyle denetlenmesi üzerine kurulmuştur. Bir kuramın denetlenmesi o kuramı çürütme ve yanlışlama ile gerçekleşir. Kuram zaten kendisi tarafından bir çözüm denemesi olarak ortaya çıkmıştır. Bu da demektir ki kuram çetin sınavlara dayanabilecektir. Bilimi olması gereken yere getiren de asıl bu eleştirel yaklaşımdır. Buna ise her şeyden önce kuramların topluma açık ve şeffaf bir şekilde dil aracılığı ile formüle edilmesiyle ulaşılır. Bu eleştirel tutum ve tartışmalar uzun bir süre belirsizliğini koruyabilir. Ne olursa olsun her bilimsel tartışma bir sonuca ulaşamayabilir. Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?\nA) Kuramların eleştiriye açık hâle gelmesi için nesnel\nkriterlere uygun olması gerekir.\nB) Kuramların denetlenmesi zayıflıkları ortaya çıkarma\namacı taşır.\nC) Yanlışlanabilirliğin hedefi bilimde ilerlemeyi sağlamaktır.\nD) Yanlışlanabilen kuramlar güçlenerek yasaya dönüşür.\nE) Bilimsel ilerlemenin garantisi yoktur", "answer": "D"} {"question": "İnsanın sürekli olarak kendisini aşmasını, kendisinin farkına varmasını dile getiren F. Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabında geçen “Yalnız gidiyorum şimdi kardeşlerim! Siz de yalnız uzaklaşın buradan. Böyle istiyorum ben! Uzaklaşın benden ve koruyun kendinizi Zerdüşt’e karşı. Her zaman öğrenci olarak kalırsa insan, öğretmenine borcunu ödememiş olur.” sözleriyle seçeneklerde verilen yargılardan hangisini anlatmak istemiştir?\nA) Zerdüşt’ün yolunda gitmek, insanı kendinden\nuzaklaştırır.\nB) Yalnızlık, insanın kendi değerini anlamasının en\nkolay yoludur.\nC) En iyi öğrenci, öğretmenine borcunu ödemekten\nçekinmeyendir.\nD) Öğretmen, öğrencisinin elinden tutmamalı ona\nhayatı öğretmelidir.\nE) İnsan, kendi düşüncelerini kendi üretmeli, bir\nyol gösterici aramamalıdır.", "answer": "E"} {"question": "H. Bergson’a göre; dışsal âlem ile içsel âlem arasında sürekli bir etkileşime uğrayan insan bilinci, dışsal âlem ve maddeden izlenimler alır. Ancak bu izlenimler insana, “ben” ile ilgili bilgi vermez. Doğrudan “ben” durumunu kavrayıp bilmek için bilincin içsel âleme yönelmesi ve sezgiyi aktif olarak kullanması gerekmektedir. Akıldan daha üstün bir bilme yetisi olan sezgi, gerçeği dolaysız kavramayı sağlamaktadır. Buna göre H. Bergson’un bilgi alanında savunduğu görüş aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Entüisyonizm\nB) Materyalizm\nC) Nihilizm\nD) Pozitivizm\nE) Rasyonalizm", "answer": "A"} {"question": "Fransız düşünür J.P. Sartre özgür olduğumuza, seçimlerimiz ve eylemlerimizden sorumlu olduğumuza vurgu yapar. Kaderin önceden belirlendiği veya dışsal güçlerin hayatımızı şekillendirdiği diğer felsefi sistemlerin aksine, J. P. Sartre, bireylerin görünüşte saçma bir evrende kendi anlam ve amacını yaratma yeteneğine vurgu yapar. Ona göre özgürlük sadece bir ayrıcalık değil, seçimlerimizin sonuçlarından sorumlu olduğumuz içkin bir yükümlülüktür. Bireylerin özgün bir şekilde yaşamaya çalışması, gerçek benliklerini kucaklaması ve özgün olmayan varoluş biçimlerini reddetmesi gerektiğini ileri sürer. J. P. Sartre, özgünlüğün sürekli bir öz-keşif ve öz-yaratma süreciyle elde edilmesi gerektiğini savunur. Bireylere kendi değer ve inançlarına uygun bir şekilde yaşamalarını önerir. Buna göre J. P. Sartre’ın görüşleri için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) İnsan ahlaki seçimlerinde özgürdür.\nB) İnsanın özü varoluşundan önce gelir.\nC) İnsanlar kendi özünü ve değerlerini yaratabilir.\nD) İnsan eylemlerinin sonuçlarını üstlenmelidir.\nE) Hayat anlam ve amacını, insanın kendini yaratmasında bulur.", "answer": "B"} {"question": "Paradigma kavramıyla bilime yaklaşımımızda önemli değişimler meydana getiren T. Kuhn'a göre bilimsel bilgiler doğrusal ve birikimli bir şekilde ilerlemezler. Değişen paradigmalardan etkilenirler. Bir paradigma değişimi, bilim insanlarının daha önce geçerli kabul etmedikleri tezleri yeni bir anlayışla kavramalarına sebep olabilir. Ona göre bilim dünyasının ortak yaklaşımı ve değerler dizisi, bilimsel doğrunun oluşturulmasında etkilidir. Bu nedenle bilim anlayışımız hiçbir zaman tam anlamıyla tarafsızdır diyemeyiz. Tarafsız olarak kabul edilen çıkarımlar, bunları ortaya koyan bilim insanlarının dünya görüşlerinden etkilenir. Metne göre T. Kuhn hangi felsefi probleme yanıt aramaktadır? A) Bilimsel bilginin nitelikleri nelerdir? B) Varlığın özü nedir? C) Metafizik nedir? D) Bilimin değeri nedir? E) Bilim ve felsefe arasında nasıl bir ilişki vardır?", "answer": "A"} {"question": "Aşağıda verilen\nI. Dün hava güzeldi. II. En küçük asal sayı 1'dir. III. 2^2 + 3^2 = 42'dir.\nifadelerinden hangileri önermedir?\nA) Yalnız I\nB) Yalnız II\nC) Yalnız III\nD) I ve II \nE) II ve III", "answer": "E"} {"question": "AYDINAYDINAYDIN…AYDIN AYDIN kelimesi yan yana yazılarak yukarıdaki gibi bir harf dizisi elde ediliyor. Buna göre bu harf dizisinin soldan 123. harfi nedir?\nA) A \nB) Y \nC) D \nD) I \nE) N", "answer": "C"} {"question": "Üç çalar saat sırasıyla 15, 20 ve 24 dakika aralıklarla çalmaktadır. İlk kez saat 08.00’de birlikte çalan bu üç çalar saat 3. kez saat kaçta birlikte çalar?\nA) 10.00 \nB) 12.00 \nC) 12.30 \nD) 13.00 \nE) 14.00", "answer": "B"} {"question": "Sıfırdan farklı bir k rakamı üç basamaklı 42a sayısının; Sağına yazıldığında oluşan dört basamaklı sayı 5 ile tam bölünebilmekte, Soluna yazıldığında oluşan dört basamaklı sayı 11 ile tam bölünebilmektedir. Buna göre a + k değeri kaçtır?\nA) 5 \nB) 8 \nC) 10 \nD) 12 \nE) 14", "answer": "B"} {"question": "a, b ve c birer pozitif tam sayı, K üç basamaklı bir sayıdır. Buna göre K = 3a + 1 = 4b + 2 = 5c + 3 eşitliğini sağlayan en küçük K tam sayısı kaçtır?\nA) 100 \nB) 103 \nC) 108 \nD) 110 \nE) 118", "answer": "E"} {"question": "Üç basamaklı ABC sayısı 5 ile kalansız bölünebilmektedir. A = 3B olduğuna göre kaç farklı üç basamaklı ABC sayısı yazılabilir?\nA) 1 \nB) 2 \nC) 3 \nD) 6 \nE) 9", "answer": "D"} {"question": "Eni 80 metre, boyu 110 metre uzunluğunda olan dikdörtgen şeklindeki bir tarla kare şeklinde eş büyüklükteki hobi bahçelerine ayrılacak ve bahçelerin her bir köşesine birer direk dikilecektir. Buna göre en az kaç direğe ihtiyaç vardır?\nA) 88 \nB) 98 \nC) 108 \nD) 118 \nE) 128", "answer": "C"} {"question": "9 ile tam bölünebilen dört basamaklı 2A7B doğal sayısının 5 ile bölümden kalan 1’dir. Buna göre A’nın alabileceği değerlerin toplamı kaçtır?\nA) 11 \nB) 10 \nC) 9 \nD) 8 \nE) 7", "answer": "A"} {"question": "Bir x doğal sayısının 7 ile bölümünden kalan 3, y doğal sayısının 7 ile bölümünden kalan 2’dir. Buna göre x . y + 2x + 3y + 4 sayısının 7 ile bölümünden kalan kaçtır?\nA) 0 \nB) 1 \nC) 2 \nD) 3 \nE) 4", "answer": "B"} {"question": "3 ile tam bölünebilen dört basamaklı rakamları farklı A4BC sayısının 10 ile bölümünden kalan 5’tir. Buna göre A < 6 < B koşulunu sağlayan kaç tane sayı yazılabilir?\nA) 1 \nB) 2 \nC) 3 \nD) 4 \nE) 5", "answer": "C"} {"question": "Rakamları farklı, üç basamaklı 2KM sayısı 15 ile kalansız bölünebilmektedir. Buna göre K sayısının alabileceği tam sayı değerleri toplamı kaçtır?\nA) 8 \nB) 12 \nC) 20 \nD) 24 \nE) 27", "answer": "C"} {"question": "Dört basamaklı A23B sayısının 45 ile bölümünden kalan 17’dir. Buna göre A’nın alabileceği değerlerin toplamı kaçtır?\nA) 2 \nB) 3 \nC) 4 \nD) 5 \nE) 6", "answer": "E"} {"question": "Bir öğretmen sadece hafta içi günlerde çalışmakta ve üç günde bir nöbet tutmaktadır. Bir öğretmen ilk nöbetini pazartesi günü tuttuğuna göre 10. nöbetini hangi gün tutar?\nA) Pazartesi\nB) Salı\nC) Çarşamba\nD) Perşembe\nE) Cuma", "answer": "C"} {"question": "Günümüzde insan; kendi kanatları ile ---- sağlayacak nesnel, özgür ve eleştirel bir ---- tarzına sahip olmalıdır. Bunun yolu da kitap okumaktan geçer. Okuma alışkanlığı, kişilerin okumayı öğrendikten sonra bu eylemi zevkle yapmalarını sağlamak için ---- gereken önemli bir beceridir. Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?\nA) yaşamasını - çalışma - düşünmeleri\nB) uçmasını - düşünce - kazanmaları\nC) hareketini - kimlik - kavramaları\nD) havalanmasını - düşünce - öğrenmeleri\nE) yükselmesini - hareket - düşünmeleri", "answer": "B"} {"question": "Giderek ivmelenen bir kentsel dönüşüm ve inşaat etkinliği içinde kentlerimiz hızla kabuk değiştiriyor, büyüyor. Bu cümledeki altı çizili sözü anlamca karşılayabilecek kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?\nA) Yavaş yavaş büyüyen ağustos böceği sert tabakasından kurtulup yeni bir tabaka edinecek kendine.\nB) Ağacın dışını kaplayan kahverengi yüzey ağacın\ngövdesi genişledikçe genişler, onu dış etkilere\nkarşı korur.\nC) Üniversitede öğrenci kulüplerinde etkin görevler\nalıp öz güveni yüksek, girdiği topluluklarda dikkat\nçeken bir birey yarattı kendinden.\nD) Elinin üzerindeki yara iyileştikçe o kahverengi\nyapıyı yerinden kaldırsa da çok geçmeden yara\nyeniden kahverengileşip sertleşiyordu.\nE) Belirli ülke insanlarına beslediği ön yargıyı silemiyor, onlarla konuşması gerektiğinde sarf ettiği\ncümle sayısı üç dördü geçmiyordu.", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdaki açıklamalardan hangisi parantez içinde verilen atasözüyle uyuşmamaktadır?\nA) Bir şeyin gerçek değeri ona ihtiyacımız olduğunda anlaşılır. (Abanın kıymeti yağmurda bilinir.)\nB) Ne zaman, nerede, nasıl davranacağını bilen insana dışarıdan gelecek tehlikeler pek etki edemez. (Ağır yongayı yel kaldırmaz.)\nC) İnsan bir işin sonuçlarını düşünmeden aklına estiği gibi davranırsa zarar görür. (Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama.)\nD) Küçük şeyleri elde etmek için yeterli olan araçla büyük şeyler elde edilemez. (Deve bir akçeye, deve bin\nakçeye.)\nE) Çok önemli bir iş için birine ricada bulunmanın zararı olmaz. (El öpmekle ağız aşınmaz.)", "answer": "D"} {"question": "∙ geçmek: Tükenmek, bitmek, sona ermek. ∙ geri: Geçmiş, mazi. ∙ sıkıntı: Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “geçmek, geri, sıkıntı” sözcükleri belirtilen anlamlarını karşılayacak şekilde kullanılmıştır? A) Kalabalığın içinden geçerek yolun gerisindeki insanlara “Bir sıkıntı var mı?” diye seslendi.\nB) İçinin sıkıntısı bir türlü geçmeyince çok sevdiği\nama ayrılmak zorunda kaldığıyere geri döndü.\nC) Bizdeki geçim sıkıntısı bazı kötü alışkanlıkları geride bırakmadığımız için bir türlü geçmiyor.\nD) Bunca yıl çektiği tüm sıkıntılar geride kalmış, acı\nve keder dolu günler geçip gitmişti.\nE) Masalın gerisini zaman geçti diye okumayıp ertesi güne bırakması küçük çocuk için sıkıntı oldu.", "answer": "D"} {"question": "(I) Soğuk ve sıcak hava kütlelerinin karşılaşma alanlarına cephe denir. (II) Cephe alanında karşılaşan iki hava kütlesinden soğuk olanı cephe boyunca alçalır, sıcak olanı ise cephe boyunca yükselir. (III) Yükselen hava kütlesinin sıcaklığı azaldığı için belirli bir yükseltiden sonra yoğuşma başlar. (IV) Hava kütlesi içerisindeki nem, cephe boyunca uzun süreli yağışlar şeklinde yeryüzüne geri döner; 60° enlemleri yıl boyunca kutup rüzgârları ile batı rüzgârlarının karşılaşma alanıdır. (V) Bu alanlarda oluşan cephe etkisiyle yıl boyu cephe yağışları oluşur. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?\nA) I. cümle tanım cümlesidir.\nB) II. cümle karşılaştırma cümlesidir.\nC) III. cümle amaç-sonuç cümlesidir.\nD) IV. cümle nesnel yargılı cümledir.\nE) V. cümle neden-sonuç cümlesidir.", "answer": "C"} {"question": "Çok kez kendilerini başkalarından ayrı gördükleri için sanatı seçenler, kısa bir zaman sonra anlarlar ki sanatlarını ve başkalıklarını ancak herkesle benzerliklerini ortaya koyarak gösterebilirler. Bu cümlede anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Sanatçı başkalığını fark ettiği, diğerlerinden kendini ayırdığı zaman sanatını ortaya koyabilir.\nB) Sanatçı başka sanatçılarla arasındaki farkı anladığında sanatını daha kolay ortaya koyacağını\ngörecektir.\nC) Sanatı bir başkalık olarak görenler, benzerliklerden uzak durarak gerçek sanat gücüne ulaşacaklarına inanırlar.\nD) Kendilerini başkalarından farklı gördükleri için\nsanatı seçenler, sanatlarını diğerlerinden daha\nkolay gösterebilirler.\nE) Diğerlerinden farklı olduğuna inanan sanatçılar,\nsanatlarını farklılıkları değil benzerlikleri ortaya koyarak oluştururlar.", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdakilerin hangisinde biçimce olumsuz bir cümleyle olumlu bir eleştiri yapılmıştır?\nA) Çeviride metnin aslına bağlı kalalım derken anlamca düşük ve bozuk cümleler kurulmuş.\nB) Yazarın hiçbir öyküsü bugüne kadar başka bir\ndile çevrilmemiş.\nC) Sanatçı, ilk şiir kitabında da tek bir dil yanlışına\nbile düşmemiş.\nD) Kitapta eski edebiyatçıların hayatına yer verilmeyerek hepsine haksızlık yapılmış.\nE) Öykülerinde bugünü veya geçmişi işlerken gerçekçi bir çizgi takip edememiş.", "answer": "C"} {"question": "I.Kültürel küreselleşme arttıkça dünya aynı yiyeceklerin yendiği, aynı markaların giyildiği bir yapıya bürünmektedir. II. Kültürel küreselleşmenin hızlı bir şekilde yaşanmasının temel nedenlerinden biri, kitle iletişim araçlarının her geçen gün gelişmesi ve çoğalmasıdır. Yukarıda verilen I numaralı cümleyle ilgili hangisi söylenebilir?\nA) II. cümlenin sonucu verilmektedir.\nB) II. cümlenin nedeni verilmektedir.\nC) II. cümlenin olumlu etkileri verilmektedir.\nD) II. cümlenin sınırlaması yapılmaktadır.\nE) II. cümleye zıt durumlar örneklenmektedir.", "answer": "A"} {"question": "Eli değnek tutar tutmaz Çoban oldu; Sardılar sırtına bazlamayı. On altı yıl güne verdi karnını, On altı yıl koyun güttü, kavalsız. İnsanlardan ağayı tanır, Adını bilmez sorarsan, Hayvanlardan Karabaşı. Günü yetti, bıyığı bitti, Okundu künyesi, Gitti, davulsuz, zurnasız. Bu dizelerde aşağıdaki ses olaylarından hangisi yoktur?\nA)Ulama\nB)Ünlü düşmesi\nC)Ünsüz türemesi\nD)Ünsüz benzeşmesi\nE)Ünsüz yumuşaması", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdakilerden hangisinde “ne … ne (de)” bağlacı cümleleri birbirine bağlamıştır?\nA) Bu konuda ne edebiyat dergileri ne de makaleler\nbilgi veriyor.\nB) Spora giderken yanına ne eşofmanlarını ne de\nayakkabılarını almış.\nC) Bu düzensizlik sürdükçe ne bu işler biter ne de\nbiz düze çıkarız.\nD) Ne sinemaya ne de tiyatroya gidecek vakit buluyorum.\nE) Beni bu konuda ne arkadaşlarım ne de kardeşim\nanladı.", "answer": "C"} {"question": "I.Durkheim, “kolektif bilinç” kavramını tanımlayarak toplumu bir arada tutan ana unsurun dayanışma olduğunu ileri sürmüştür. II. Bilim; ilgilendiği konular üzerinde açıklamalar yapmayı, tahminler geliştirmeyi ve ilişkiler kurmayı amaçlayan sistematik bir bilgi bütünüdür. III. İnsanların sosyal dünyayı nasıl anladığını, deneyimlediğini, yorumladığını ve ürettiğini anlamak önemlidir. IV. Günümüz toplumlarında radyo, televizyon, internet ve özellikle sosyal medya; sosyalleşme sürecini etkileyen güçlü unsurlar olarak öne çıkmaktadır. V.Birey, statüsünün kendisine yüklediği rolü ne kadar başarılı uygularsa toplum nezdinde o kadar beğeni kazanır. Numaralanmış cümlelerden hangileri yükleminin türüne göre isim cümlesidir?\nA) Yalnız II\nB) Yalnız IV \nC) II ve III \nD) II ve IV \nE) II, III ve I", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı vardır?\nA) Bilirkişi raporuna göre her iki taraf da ceza almalı.\nB) Sağ duyusu sayesinde bu işin içinden de kolayca\nçıktı.\nC) Aklıselim olanlar hiçbir işin kavgayla çözülmeyeceğini bilir.\nD) Küçük çocuk mahcup tavırlarla bir köşeden olan\nbiteni izliyordu.\nE) Özçekim gençler arasında hâlâ çok popüler.", "answer": "B"} {"question": "5. - Ahmet, şehrin kalabalığı içinde yalnızlığından şikâyet etmeden yürümeye devam ediyordu. - Parlayan güneş, ışıldayan dere, gülümseyen çi- çekler insana huzur veriyor. - Çalıştık, yorulduk, başardık. - Vakit dolduğunda, bir an için de olsa, artık her şeyin bittiğini düşündü. Bu cümlelerde virgül aşağıdaki işlevlerden hangisiyle kullanılmamıştır?\nA) Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur.\nB) Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur.\nC) Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan\nözneyi belirtmek için konur.\nD) Cümle içinde ara sözleri veya ara cümleleri ayırmak için ara sözlerin veya ara cümlelerin başına\nve sonuna konur.\nE) Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur.", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kesme işaretinin kullanımıyla ilgili yanlışlık yapılmıştır?\nA) Pandemi sürecinde Sağlık Bilim Kurulu’nun sık\nsık toplantı yaptığını gördük.\nB) Antalya ili, Türkiye’nin önde gelen turistik merkezlerindendir.\nC) Ayşe Hanım’dan gelen iyi niyetli yaklaşım hepimizi\nrahatlattı.\nD) 10 Kasım’da tüm devlet erkânı Anıtkabir’de hazır\nbulundu.\nE) Dil konusunda çalışmalar yapmak TDK’nin asli\ngörevidir", "answer": "A"} {"question": "Gücün ve hâkimiyetin, bilgiye sahip olanların ve değişimi yönetebilenlerin eline geçtiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu yeni dünyada bilgi, tecrübe, yetenek ve hatta özgür irademizi teknolojiye teslim ederek vasıfsız ve işlevsiz bir sınıfın üyesi hâline gelmektense birey ve toplum olarak çevremizdeki amansız değişimi anlamaya, onu nasıl yönetebileceğimize ve onunla birlikte nasıl daha iyi, daha güvenli ve daha sağlıklı yaşayabileceğimize odaklanmamız gerekiyor. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Bilgiye sahip olanlar gücü ve hâkimiyeti ellerine geçirmişlerdir.\nB) Değişime ayak uyduramayanlar, gelecekte vasıfsız bir sınıfın üyesi hâline gelebilir.\nC) Değişen dünyanın farkına varanlar, gelecekteki olanaklardan faydalanabilir.\nD) Teknolojinin oluşturduğu değişime kayıtsız kalmak ya da direnmek mümkün değildir.\nE) Geleceğin içinde bulunduğu amansız değişimden korunmak için kendimize ayrı bir hayat kurabiliriz.", "answer": "E"} {"question": "Volkanik patlamalar sırasında Dünya’nın derinliklerinden yeryüzüne taşınan kayaçlar ve mineraller büyük yapısal değişimlere uğrar. Bilinen en sert malzemelerden biri olan ve karbon atomlarından oluşan elmaslar ise yapıları gereği bu durumun bir istisnasıdır. Volkanik etkinliklerin yeryüzüne taşıdığı elmasların bugünkü yapısı, mantonun derinliklerinde ilk oluştukları ortamdakiyle hemen hemen aynıdır. Bu durum, elmasların oluştukları ortamın o tarihlerdeki koşulları hakkında bilgi taşıdığı anlamına gelir. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?\nA) Volkanik patlamalarla birlikte yeryüzünün metrelerce altından taşınımlar yaşanmaktadır.\nB) Volkanik hareketler değerli taşlar olan elmasların oluşumunda önemli bir yere sahiptir.\nC) Yer altından çıkan elmaslar bulundukları yerin özellikleri ile ilgili bilgi edinilmesine yardımcı olur.\nD) Volkanik patlamalarla birlikte yeryüzüne ulaşan kimi maddelerde farklılaşma görülür.\nE) Elmaslar sert yapılarından dolayı yapısal değişime uğramayan bir özelliğe sahiptir.", "answer": "B"} {"question": "Ahmet Mithat, bütün sanat hayatı boyunca halk için halkın seviyesine inerek yazmıştı. Hemen hemen her türde ürün veren sanatçının öne çıkan yönü ise romancılığıydı. Yazdığı, tercüme ya da uyarlama yoluyla edebiyatımıza kazandırdığı onlarca romanla bu edebiyat türünün olgunlaşma yoluna girmesine yardım etti. Ayrıca bu yeniliklerle sadece destan ve halk hikâyelerini bilen, onlardaki olağanüstülüklere alışkın bir kitlenin, roman okuyan bir kitleye dönüşmesini sağladı. Her ne kadar roman tekniği açısından kusurlu görülen birçok esere imza atmış olsa da günümüzde Türk romancılığında önemli bir kilometre taşı olmaya devam ediyor. Bu parçada Ahmet Mithat ile ilgili vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Türk romanı olgusunun ortaya çıkmasında ve gelişmesinde en önemli isimlerden biridir.\nB) Halkın beklentilerine onlara uygun bir seviyeden yaklaşarak cevap veren bir yazardır.\nC) Roman türünün gerçek niteliklerini kazanmasını sağlamada büyük bir rol oynamıştır.\nD) Gerçeküstülüklere dayalı eski anlatı geleneğini yıkarak romanın yaygınlaşmasını sağlamıştır.\nE) Türk edebiyatının yeni bir kimliğe bürünmesine\nbüyük ölçüde katkı sağlamıştır.", "answer": "A"} {"question": "(I) Denizanaları, yakıcı özellikleriyle deniz keyfini bozsalar da deniz ekosisteminin devamlılığı açısından çok önemlidir. (II) Hayvansal tek hücrelileri yiyerek onların popülasyonlarını kontrol altında tutar ve soyları tehlikede olan deniz kaplumbağalarının besin kaynağı olur. (III) Öte yandan bu deniz canlıları; vücut yapıları, hareket ve yaşama biçimleri ile denizlerin sıra dışı canlılarından biridir. (IV) Denize girmişseniz bir denizanasıyla karşılaşmış, zehirli hücrelerine temas etmiş ya da en azından bir denizanası hikâyesi dinlemişsinizdir. (V) Karada yaşayan canlılara kıyasla oldukça farklı yapıdaki bu canlılar, yaşamlarını 650 milyon yıldır sürdürmektedir. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?\nA) I\nB) II \nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "D"} {"question": "(I) Vücutta oluşan zararlı maddelerin atılmasını sağlamak ve vücudun sıvı dengesini koruyabilmek için günlük 8-10 bardak su tüketilmesi önerilmektedir. (II) İnsanlar su gereksinimlerini içeceklerden, besinlerden ayrıca metabolik faaliyetler sırasında üretilen sudan karşılar. (III) Özellikle yağların oksijenli solunumla yıkımı sonucunda bol miktarda metabolik su meydana gelir. (IV) Besinler ve ayrıca içecekler yoluyla da vücudumuza su alırız. (V) Örneğin sebze ve meyvelerin yaklaşık %85-90’ı, bir su bardağı sütün %90’ı sudur. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra “Besin içerisinde bulunan bazı organik bileşiklerin oksijenli solunum ile yıkılması sonucunda su oluşur.” cümlesi getirilebilir?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "B"} {"question": "Kişinin okuduğunu anlayabilmesi, onun bu işe vereceği dikkatin yoğunluğuna bağlıdır. Çok dikkatli okunan yazılar bir defada anlaşılabilir. Elbette ki belli bir uzmanlık gerektirmiyorsa. Az dikkat, tekrar tekrar okumayı gerektirir. Bu arada ezberlemekle anlamak arasında herhangi bir bağ yoktur. Dikkatli ve anlayarak okumaya, kişinin ruhsal durumu da elverişli olmalıdır. Sıkıntılı, kaygılı vb. ruh hâlleri içinde dikkatli, anlamaya dönük bir okuma gerçekleşmez. Anlayarak okumada kolaylık sağlayan bir diğer husus okunan şeylere aşinalığımızdır. Önceden hiçbir bilgimizin olmadığı konuları okurken anlama eylemi zorluk arz edebilir, daha yoğun dikkat ve ek çaba gerektirebilir. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Kişinin ruh hâli okuduğunu anlamayı etkiler.\nB) Bilgisinin olmadığı konularda kişi okuma yaparken fazladan çaba sarf edebilir.\nC) Uzmanlık gerektiren konular tek seferlik okumada anlaşılmayabilir.\nD) Ezber yapmak anlamayı kolaylaştırır.\nE) Odaklanarak okunan yazılar kolaylıkla anlaşılabilir.", "answer": "D"} {"question": "1950’lerden itibaren insan beynine yerleştirilen elektrotlar Parkinson hastalığının tedavisi başta olmak üzere felçli hastaların hareket etmelerini, iletişim kurmalarını ve hatta hissetmelerini sağlamak için tedavi amaçlı kullanılıyor. Günümüze kadar bu konularda oldukça şaşırtıcı gelişmeler ve başarılar da elde edildi. Tüm olumlu gelişmelere rağmen geleneksel elektrotların kullanımı ile ilgili bazı sorunlar bulunuyor. Beyne yabancı bir cisim yerleştirilmesi görünen yara izlerine yol açıyor, enfeksiyon riski doğuruyor ve zamanla elektrot performansının azalmasına neden olabilecek vücut bağışıklık tepkileri oluşuyor. Ayrıca elektrotlar sadece hedeflenen nöronları değil, yakınlarında bulunan tüm nöronları etkiliyor ve istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor. Tüm bu olumsuzlukları engellemek ve beyinle elektrot arasındaki uyumu artırmak için araştırmacılar yeni yollar bulmaya çalışıyor. Bu noktada canlı sinir hücrelerinden oluşturulan elektrotların tüm problemlerin çözümü olabileceği düşünülüyor. Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?\nA) İnsan beynine yerleştirilen elektrotların olumlu\nsonuçları görülse de olumsuzluklarını engellemek için araştırmacılar yeni yollar arıyorlar.\nB) Beyne yerleştirilen elektrotlar sadece hedeflenen\nnöronları değil yakınlarında bulunan nöronları da\netkilediği için istenmeyen sonuçlara sebep oluyor.\nC) İnsan beynine yerleştirilen elekrotlar, başta Parkinson hastaları olmak üzere felçli hastaların tanı\nve tedavisinde kullanılıyor.\nD) Canlı sinir hücrelerinden oluşturulan elektrotların\nbeyinle ilgili tüm problemleri çözebileceği düşünülüyor.\nE) Beyne yerleştirilen elektrotlar yara izlerine yol\naçıyor ve beyinde enfeksiyon riski doğuruyor.", "answer": "A"} {"question": "(I) Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Bir Delinin Hatıra Defteri, Edepsiz Komedi gibi gösterileriyle seyirciyle buluşan oyuncu Metin Zakoğlu; şimdilerde Nâzım Hikmet’in hayatını konu alan Sevdalı Bulut ile sahnede. (II) Nâzım Hikmet’in şiirlerinden, anılarından, aşk mektuplarından, Orhan Kemal ile yazışmalarından, sürgün döneminden kesitler içeren oyuna Nâzım’ın sözleri üzerine bestelenmiş türküler eşlik ediyor. (III) Metin Zakoğlu’nu bilen “Evde Tiyatro”suyla bilir. (IV) Yıllardır seyircisini evinde ağırlayan Zakoğlu, tiyatroya getirdiği bu yenilikçi tavrı ile farklı gösterilerle izleyiciyle buluşmayı sürdürüyor. (V) Kendisi de bunun avantajlı bir tür olduğunu sık sık dile getiriyor. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?\nA) I\nB) II \nC) III \nD) IV\nE) V", "answer": "C"} {"question": "Hemen her bilim; ilgilendiği konu, temel malzemesi, konusuna yaklaşımı bakımından bilim tarihi içindeki en az bir bilimle doğrudan ilişki içindedir. Bilim tarihi birbirinin içinden çıkmış, bilinen tabirle söylenecek olursa bir nokta iken çoğalmış bilgi alanları ve bilim dalları ile doludur. Fizik ve kimya ya da astronomi ve matematik arasındaki ilişki doğal olarak zaman zaman benzeşen, birbirinden yardım alan çalışma metotlarını ortaya çıkarmıştır. Sosyal bilimlerde de bu tip bir metot ve malzeme benzerliğinin / birlikteliğinin olduğu, bilinen ve kabul edilen bir gerçektir. ----. Agâh Sırrı, tarih bilimini edebiyat tarihinin temeli sayar. Ve tarih olmadan edebiyat tarihinden söz edilemeyeceğini, “Temel olmadan çatı kurulamaz.” sözüyle mecazlı bir biçimde ifade eder. Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?\nA) Bu bakımdan edebiyat tarihine yardımcı bilimlerin olması da kaçınılmazdır\nB) Biyografya ve bibliyografya, edebiyat tarihine vesika vermeleri nedeniyle önemlidir\nC) Özellikle biyografya, bibliyografya ve filoloji edebiyat tarihiyle ilgilidir\nD) Bu bilimlerin vardığı sonuçlar, edebiyat tarihçisini\nikinci plandaki işlerle uğraşmaktan kurtarır\nE) Tıp, kimya, fizik gibi fen bilimleri ise elde ettikleri sonuçlar bakımından edebiyat tarihine yardımcıdır", "answer": "A"} {"question": "Refik Anadol, bu çalışmasında yerleşik bir yapının parçası olmak yerine özgün tasarımlarını geliştirerek kendi söyleminde farklı görüş alanları sunan çalışmalarla karşımıza çıkmıştır. Melting Memories (Eriyen Anılar) çalışmasında sanatçı, beynin anıları nasıl hatırladığını görsel bağlamda sunmak için, ışık projeksiyonlarını ve yapay zekâ algoritmalarından faydalanarak artırılmış veri heykellerini birleştirmiştir. Kurulum, özel bir led medya duvarında, üç boyutlu tasarımların üzerine yansıtılarak projeksiyon ışıklarıyla İstanbul’daki Pilevneli Gallery’de gösterilmiştir. Anadol; bu verileri oluşturmak için California Üniversitesi, San Francisco’daki Neuroscape Laboratuvarında deneyler yapmıştır. Bu yapılan deneylerin sonucunda, beyin dalgası aktivitelerini ölçen ve beynin zaman içinde nasıl çalıştığına dair kanıtlar sağlayan bir EGG’den (elektroensefalogram) bilişsel kontrolün sinirsel mekanizmaları hakkında geçerliliği olan veriler toplamıştır. Bu veri setlerini yapay zekâ algoritmalarıyla birleştirerek çok boyutlu görsel yapı içinde benzersiz bir çalışma ortaya koymuştur. Bu parçada Refik Anadol’la ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Orijinal bir çalışma ortaya çıkarmıştır.\nB) Çalışmasında modern bir kurulum kullanmıştır.\nC) Çalışmanın görsel bağlamda sunumunu yapmıştır.\nD) Deneylerini yurt dışındaki laboratuvarlarda gerçekleştirmiştir.\nE) Çalışmasının sonucunda üne kavuşmuştur.", "answer": "E"} {"question": "Son yıllarda büyük bir mikroçip sıkıntısı yaşanmakta. Çünkü çip üretmek hayli karmaşık bir iş, üretebilen ülkelerin sayısı parmakla sayılacak kadar az. Çip fabrikalarını açmak ve işletmek için milyarlarca lira yatırım ve uzun bir süreç gerekiyor. Üstelik bu alanda fabrikayı açıp işletmeye almak da yeterli olmuyor çünkü teknoloji sürekli geliştiğinden yeni yatırımlara ihtiyaç duyuluyor. Diğer yandan, insan kaynağı açısından da güncel gelişmeleri takip eden yetişmiş uzmanlar bulmak kolay değil. Çip fabrikalarının aşırı miktarda suya ihtiyaç duyulduğu için su kaynaklarına yakın olma zorunluluğu da yaygınlaşmasının önündeki bir başka engel. Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi mikroçip üretiminin zorluklarıyla ilişkilendirilemez?\nA) Ham madde ihtiyacı\nB) Nitelikli insan gücü\nC) Çevre koşulları\nD) Yüksek maliyet\nE) Üretimin karmaşıklığı", "answer": "A"} {"question": "Orta Çağ’da Batı’da altından üretilen eşyaların çoğu kilise için üretildiği gibi altın işçilerinin çoğunu da rahipler oluşturmuştur. Batı Avrupa ülkeleri altın ve gümüş eşyalara ilgi duymuşlardır. Altın işçiliği ile uğraşanlar Orta Çağ’ın sonuna kadar büyük saygı görmüşler ama Rönesans’la birlikte yerlerini ressamlara, heykeltıraşlara ve mimarlara bırakmışlardır. İspanyolların Amerika’yı keşfi, altın üretiminin artması ve çok miktarda altın ve gümüş eşyanın gündelik kullanım için bile bulunabilir duruma gelmesi ile sanatçı ve zanaatçı ayrımı ortaya çıkmıştır. Ancak altın işçiliğinde “gerçek sanat yapıtları” ortaya koyan ustalar da varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?\nA) Altın işçiliğiyle uğraşanların Rönesans’la birlikte değer kazandığına\nB) Altın işçiliğinin zanaat olmaktan çıkıp sanat hâline geldiğine\nC) Rahiplerin de zaman zaman altın işçiliğine tepki gösterdiklerine\nD) Ressamlar, heykeltıraşlar ve mimarların Rönesans’la birlikte altına ilgi duyduğuna\nE) Orta Çağ’da altın üretiminin kilisenin güdümünde olduğuna", "answer": "E"} {"question": "Abdülcanbaz çizgi öyküleri, kendisine özgü çizgi üslubu oluşturmasıyla türünün tek örneği olmuştur. Onu bu coğrafyaya bağlayan epik özellikleriyle farklı bir anlatım dili yakalamıştır. Minyatür, Karagöz-Hacivat, orta oyunu gibi geleneksel köklerden beslenmiştir. Turhan Selçuk’un çizgide mizah ve çizgide ekonomi gibi temel teknikleri uygulaması onun hem evrenselleşmesine katkıda bulunmuş hem de anlatısını en kısa yoldan, etkili ve güçlü bir şekilde iletmesini sağlamıştır. Çizimlerde sinematik tekniklerden pek yararlanılmamıştır. “Mış” gibi yapılmayarak okuyucuya her daim mürekkep ve iki boyutlu yüzey hissettirilmiştir. Kaleme alınan ilk öykülerinde yalnızca bir turist rehberi ve üçkâğıtçı tip olarak betimlenen Abdülcanbaz, sonradan değişime uğramıştır. Giderek önceki özelliklerinden sıyrılarak karşıtları ve yandaşlarıyla değişik karakterlerin belirlendiği kalabalık bir kadro ile maceralarına devam etmiştir. Abdülcanbaz’a duyulan ilgi, Turhan Selçuk’a göre Karagöz-Hacivat, orta oyunu gibi geleneksel köklerden renk almasından ileri gelmektedir. Karagöz ve Hacivat’taki gibi çoğunlukla halkın içinden ve halkın karşısında kişiler vardır. Ayrıca kendine özgü anlatımı ve çizgi dünyası ile özgün bir üslup hâline gelmiştir. Bu parçadan hareketle Abdülcanbaz ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?\nA) Özgün bir üsluba sahip olmasına\nB) Kişilerinin daha çok halktan seçilmesine\nC) Çizgi öykülerinin geleneksel tiyatroyu temel almasına\nD) Kişilerin en baştan beri belirleyici tüm özellikleriyle\nanlatılmasına\nE) Çizerinin “çizgide mizah” ve “çizgide ekonomi”\ngibi temel teknikleri uygulamasına", "answer": "D"} {"question": "Roman, toplumun fertlerine içinde yaşadıkları şartların geleneksel olanın sağladığı ortamın dışında alternatif ve ideal yaşama biçimleri ve şartları sunabilir; okuyucuya kanatlanılabilecek yeni ufuklar gösterebilir ama bunu yaptırımcı olmadan hayalî ve yumuşak bir atmosferde gerçekleştirir. Okuyucuların büyük çoğunluğu hayallerin sınır tanımaz genişliği içerisinde, kendilerini roman kahramanının yerine koyar ve farkında olmadan romanı yaşar. Romanın cazibesi de burada kendini gösterir. İşte bu yaşama hâli; hayalî dünyadan çıkıp gerçek hayatta da sürmeye başlarsa o zaman birey için bir değişim, yeniden yapılanmaya başlayan bir hayat veyahut tam tersi yiten bir hayat söz konusudur. Bu parçada “roman” ve “roman okuyucusu” ile ilgili hangisine değinilmemiştir?\nA) Roman, okuyucuya farklı yaşam tarzlarını gösterebilen bir yazın türüdür.\nB) Roman, okundukça insanı yeni düşünce ve yaşamlara doğru yönlendirebilir.\nC) Roman okuyucularının büyük çoğunluğu kendini roman kahramanının yerine koyar ve romanı yaşar.\nD) Roman edebî türler içinde okuyucunun hayatını en çok etkileyen türdür.\nE) Roman okuyucusu okuduğu romana kendini kaptırarak hayatını olumlu veya olumsuz yönde değiştirebilir.", "answer": "D"} {"question": "Empati başka insanların acılarını, ıstırap ve sıkıntılarını anlayabilmek, hissedebilmek ve onları anlayıp hissetiğimizi onlara da duyurabilmek demek. ‘’Başkasının acısı benim acımdır.’’ diyebilen insanlar daha yardımsever ve diğerkâm olurlar. Ahlakın kökleri de empati duygusunda yatar; acı, tehlike ve yoksunluğun yarattığı muhtemel kurbanlara eşduyum gösterebilen insanlar, acıyı sadece kendi bölgelerinden değil insanlığın yanından yöresinden kovmak isterler. Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Tanımlamaya yer verilmiştir.\nB) Öznel anlatım kullanılmıştır.\nC) Karşılaştırmadan yararlanılmıştır.\nD) Somutlama yapılmıştır.\nE) Örneklemeye başvurulmuştur.", "answer": "E"} {"question": "Beşi kadın, dördü erkek dokuz epilepsi hastası üzerinde yapılan çalışmalar sırasında, gönüllülerden çeşitli aritmetik işlemler yapmaları istenmiş ve bu sırada tekil nöronlarda meydana gelen elektriksel etkinlikler kaydedilmiş. Sonuçta bazı nöronların özellikle aritmetik işlemler sırasında etkinleştiği görülmüş. Üstelik toplama ve çıkarma gibi farklı işlemler sırasında farklı nöronlar etkinleşmiş. Ayrıca bu nöronlar hem kelimelerle hem de sembollerle yazılmış ifadelere aynı biçimde tepki vermiş. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?\nA) Bazı nöronlar özellikle aritmetik işlemlerde aktif\ndurumdan pasif duruma geçer.\nB) Aritmetik işlemler, nöronların sayısının artmasını ve nöronların farklılık göstermesini sağlar.\nC) Tekil nöronlarda meydana gelen elektriksel işlemler kadın ve erkeklerde farklılık gösterir.\nD) Epilepsi hastaları üzerinde yapılan çalışmalar nöronların aritmetik işlemlerle arttığını gösteriyor.\nE) Sözcük ve simgelerle yazılmış ifadelere aynı şekilde reaksiyon veren nöronlar, farklı aritmetik işlemler esnasında etkinleşir.", "answer": "E"} {"question": "Piller, doğadaki canlılara zararlı olan kimyasal maddeler içerir. Çöpe atıldıklarında bozulan pillerin içindeki madde, yağışların da etkisiyle toprağın alt katmanlarına sızar. Buradan da su kaynaklarına ulaşabilir. Ayrıca buharlaşan kimyasal maddeler de atmosfere karışır. Böylece pillerdeki kimyasal maddeler sadece atıldıkları yere zarar vermekle kalmaz, hava ve su yoluyla yayılarak tüm canlılar için tehlike oluşturur. Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?\nA) Atık piller nereye atılmalıdır\nB) Piller canlılara nasıl zarar verir\nC) Piller neden çöpe atılmamalıdır\nD) Pillerde hangi kimyasallar bulunur\nE) Atık piller nasıl değerlendirilmelidir", "answer": "C"} {"question": "Gece gökyüzünde görebileceğimiz en parlak doğal gök cismi olan Ay, gök bilimcilerin yanında diğer insanların da hayatında farklı gerekçelerle kendine yer buluyor. Ay, dolunay evresinde görsel parlaklığı ile gökyüzünde görüldüğünde tüm canlılara fener oluyor. Uydumuz, insanlığın binlerce yıldır takvimleri düzenlemesinde anahtar rol oynamasının yanında, Dünya’ya en yakın gök cismi olması nedeniyle de uzay araştırmalarında önceliğini almış ve ilk ulaşılan gök cismi olmuştur. Bu parçada Ay'la ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Dolunay hâlindeyken yeryüzünü aydınlattığına\nB) Tarihsel düzenlemelerde araç olarak kullanıldığına\nC) Parlaklığı sayesinde geceleri gökyüzünde fark edildiğine\nD) İnsanlar için hayranlık uyandıran bir gök cismi\nolduğuna\nE) Uzayçalışmalarındaönceliklibiryerininbulunduğuna", "answer": "D"} {"question": "Günümüz romanı çok daha değişik ve karmaşık. Gerek iletişim araçları gerek ulaşım araçları, ülkeler arasındaki sınırları kaldırmıştır. Günümüzde birçok mesele yalnızca bir toplumun malı olmaktan çıkmış, evrenselleşmiştir. Öyle ki Afrika’nın herhangi bir yerinde suya ulaşamayan biri, bütün insanlığın yüreğini aynı anda sızlatabilmektedir. Hatta kutuplarda buzların arasına sıkışıp kalmış bir balina dünya gündemini oluşturabilmektedir. Bunun içindir ki ----. Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?\nA) teknoloji her zamankinden daha çok önem arz etmeye başlamıştır\nB) ortak bir dünya edebiyatından söz edilmeye başlanmıştır\nC) insanlar geçmişe nazaran daha duyarlı varlıklar hâline gelmiştir\nD) roman yazarı konu bakımından kısırlık çekmemektedir\nE) evrensel konuları işlemek günümüz romancısının tercih ettiği bir durumdur", "answer": "B"} {"question": "Türkçeye “tık tuzağı” olarak çevirebileceğimiz “clickbait” kavramı, bir internet sitesinde belirli bir bağlantıya tıklamanızı sağlamak için abartılı, dikkat çekici ve yanıltıcı şekilde kullanılan başlıklar anlamına gelmektedir. Clickbait içerikli haberlerde, haberin konusundan uzaklaşarak önemsiz bir detay üzerinde yoğunlaşma, temanın dışına çıkarak abartılı bir başlık kullanma, haber içeriğine uygun olmayan görselleri yerleştirme gibi okuru aldatma şekilleri bulunur. Bu tarz başlıkların en önemli ortak noktası, içeriklerinde aynı bilgiyi tekrar tekrar vermeleri, aynı cümleyi birden fazla kullanmaları, bilgi vermekten ziyade metni şişirme amacıyla hazırlanmış olmalarıdır. Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Clickbait içerikli haberlerde habercilik ilkelerine\nuymayan farklı yöntemler kullanılır.\nB) Clickbait ticari amaçlar için insanları yanıltmak üzere hazırlanmış içerik tuzaklarıdır.\nC) Clickbait kişilerin eğilimlerine uygun içerikleri karşılarına çıkaracak tarzda hazırlanır.\nD) Clickbait birçok internet sitesinde karşılaşılan, rahatsız edici bir bilişim sorunudur.\nE) Clickbait içerikleri yanlış bilgilerin kamuoyunda\nbüyük bir hızla yayılmasına neden olur.", "answer": "A"} {"question": "Şiire başladığı dönemde antikacılık yapan şair; hiçbir zaman halkı kovalayarak, tribünlere oynayarak şiir yazmaz. Şiirin kendi içinde bir dünya kurmak olduğunu savunmuştur. Kimi zaman kısa bir tanışıklık yaşadığı müşterilerinin yani antika meraklılarının ilginç özelliklerinden yola çıkarak insan haritası çıkarır şiirde. İnsan tipleri ve olaylar genellikle öyküleme tekniği içinde, doğallıkla, daha önemlisi şairin gözlemlerinin, yaşantılarının ürünü olarak yansır şiirine. Şiirlerinin olumsuz yanlarından bazıları ise şiirle öykü arasında salınan ve kimlik kazanamayan, çalışılmaktan uzak kalmış, benzer izlekler etrafına dönen, çağrışım gücü zayıf metinler olması. Metin Celal de şairi değerlendirdiği bir yazısında bu olumsuzluklardan bazılarına değinmiş: “Kaleminin ucuna ne geldiyse yazmış. Şiirle öykünün arasını bulma çabası, çöpçatanlık arzusu türler arası bir ilişki oluşturamamış.” Bu parçada “halkı kovalamak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Toplumsal sıkıntıları kaleme almak\nB) Okuyucunun beğenilerini dikkate almak\nC) İnsanlarla mücadele içinde olmak\nD) Dış etkilerden kaçınmaya çalışmak\nE) Halk kültüründen yararlanmak", "answer": "B"} {"question": "Şiire başladığı dönemde antikacılık yapan şair; hiçbir zaman halkı kovalayarak, tribünlere oynayarak şiir yazmaz. Şiirin kendi içinde bir dünya kurmak olduğunu savunmuştur. Kimi zaman kısa bir tanışıklık yaşadığı müşterilerinin yani antika meraklılarının ilginç özelliklerinden yola çıkarak insan haritası çıkarır şiirde. İnsan tipleri ve olaylar genellikle öyküleme tekniği içinde, doğallıkla, daha önemlisi şairin gözlemlerinin, yaşantılarının ürünü olarak yansır şiirine. Şiirlerinin olumsuz yanlarından bazıları ise şiirle öykü arasında salınan ve kimlik kazanamayan, çalışılmaktan uzak kalmış, benzer izlekler etrafına dönen, çağrışım gücü zayıf metinler olması. Metin Celal de şairi değerlendirdiği bir yazısında bu olumsuzluklardan bazılarına değinmiş: “Kaleminin ucuna ne geldiyse yazmış. Şiirle öykünün arasını bulma çabası, çöpçatanlık arzusu türler arası bir ilişki oluşturamamış.” Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi şairin eleştirildiği noktalardan biri değildir?\nA) Yazdıklarını gözden geçirmeme\nB) Zengin bir anlama ulaşamama\nC) Rahat bir söyleyişe sahip olma\nD) Aynı temaları yineleyip durma\nE) Belli bir türde karar verememe", "answer": "C"} {"question": "El ve ayak parmak uçlarımızda yer alan epidermal çıkıntılar vücudumuzundiğerbölgelerinekıyaslayüksek yoğunlukta ter bezleri içerir. Parmaklarımızla bir yüzeye temas ettiğimizde bu çıkıntılardaki gözeneklerden çıkan ter, cildimizi yumuşatarak sürtünmeyi artırır. Azami sürtünme sağlandığındaysa yüzeyle temasın etkisiyle gözenekler tıkanır ve yeni ter üretemez. Böylece fazla nemin yol açabileceği kayganlık tehlikesinin de önüne geçilir. Elimizin ya da temas ettiğimiz yüzeyin ıslak olması durumunda ise parmak ucu çıkıntılarımızın arasındaki oluklar fazla suyun hızlıca buharlaşmasını sağlayarak kaymayı engeller. Bu mekanizma araç lastiklerinin yolda temas ettiği suyu, tasarımındaki oluklarla uzaklaştırmasına benzetilebilir. Araştırmacılar parmak uçlarındaki sürtünmenin daha iyi anlaşılması sayesinde gelişmiş robotik ve protez uzuvlar ile akıllı cihaz ekranları için daha hassas dokunsal geri bildirim sistemlerinin geliştirilebileceğini düşünüyor. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerin hangisi söylenemez?\nA) Ellerimiz ıslak olduğunda parmak arasındaki oluklar sayesinde fazla su buharlaştığından kayma gerçekleşmez.\nB) Parmak uçlarındaki sürtünmenin nedeni iyi anlaşıldığında birçok cihaz için yeni sistemler geliştirilebilecektir.\nC) El ve ayak parmak uçlarımızda yer alan epidermal\nçıkıntılar, yüksek yoğunlukta ter bezleri içerir.\nD) Parmaklarımızla bir yüzeye temasımızdan oluşan\nsürtünme azami seviyede olduğunda ter miktarı\nartar.\nE) Bir yüzeye temas ettiğimizde parmak uçlarımızda\nyer alan epidermal çıkıntılardaki gözeneklerden çıkan ter, cildimizi yumuşattığı için sürtünmeyi artırır.", "answer": "D"} {"question": "El ve ayak parmak uçlarımızda yer alan epidermal çıkıntılar vücudumuzundiğerbölgelerinekıyaslayüksek yoğunlukta ter bezleri içerir. Parmaklarımızla bir yüzeye temas ettiğimizde bu çıkıntılardaki gözeneklerden çıkan ter, cildimizi yumuşatarak sürtünmeyi artırır. Azami sürtünme sağlandığındaysa yüzeyle temasın etkisiyle gözenekler tıkanır ve yeni ter üretemez. Böylece fazla nemin yol açabileceği kayganlık tehlikesinin de önüne geçilir. Elimizin ya da temas ettiğimiz yüzeyin ıslak olması durumunda ise parmak ucu çıkıntılarımızın arasındaki oluklar fazla suyun hızlıca buharlaşmasını sağlayarak kaymayı engeller. Bu mekanizma araç lastiklerinin yolda temas ettiği suyu, tasarımındaki oluklarla uzaklaştırmasına benzetilebilir. Araştırmacılar parmak uçlarındaki sürtünmenin daha iyi anlaşılması sayesinde gelişmiş robotik ve protez uzuvlar ile akıllı cihaz ekranları için daha hassas dokunsal geri bildirim sistemlerinin geliştirilebileceğini düşünüyor. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?\nA) Tartışma - açıklama\nB) Tartışma - örnekleme\nC) Açıklama - benzetme\nD) Karşılaştırma - benzetme\nE) Açıklama - tanımlama", "answer": "C"} {"question": "Tarihçi Halil İnalcık: \"Tarihte metot konusu, her şeyden önce geçmişten bize kalan izleri, en önemli olarak da yazılı metinleri doğru okumak ve yorumlamaktan geçer. Eski metinleri yorum bilgisine hermenötik (yorumsamacılık) denir. Tabii bu arada belli başlı modern dilleri de öğrenmek gerekir.\" diyerek tarihe kaynaklık eden eski metinleri okuma ve yorumlamanın önemine vurgu yapmıştır. Tarihçi Halil İnalcık’ın bu ifadeleri; I. filoloji, II. paleografya, III. etnografya gibi bilim dallarından hangisinin önemini vurgulamaktadır?\nA) Yalnız I \nB) Yalnız II \nC) I ve II\nD) I ve III\nE) II ve III", "answer": "C"} {"question": "Orta Asya kültür bölgelerinde arkeologların ve diğer bilim insanlarının yaptıkları araştırmalar sonucunda bu bölgede özellikle kurgan adı verilen mezarlarda bulunan kalıntılar sayesinde birçok bilgi elde edilmiştir. Bu araştırmalar Türkler ile ilgili; I. yaşam tarzları, II. sanat anlayışları, III. kullandıkları araç gereçler gibi alanlardan hangilerinin aydınlanmasına katkı sağlamıştır?\nA) Yalnız I \nB) Yalnız II \nC) I ve II\nD) II ve III\nE) I, II ve III", "answer": "E"} {"question": "Fatih Sultan Mehmet’in 1481 yılında vefat etmesi sebebi ile oğulları II. Bayezid ile Cem Sultan arasında taht kavgası başlamış ve bu kavga yaklaşık 14 yıl sürmüştür. Bu taht kavgası sebebi ile Cem Sultan önce Memlûk Devleti’ne oradan da Rodos şövalyelerine sığınmış ve buradan da esir edilerek Papalığa gönderilmiştir. Cem Sultan, papanın yaptığı Haçlı ordusunun başına geçme teklifini reddettikten bir müddet sonra ölmüştür. II. Bayezid, Cem Sultan meselesi halledilene kadar batıya yönelik bir politika geliştirememiştir. Buna göre Cem Sultan olayı ile ilgili olarak; I. Taht mücadelesi, iç mesele iken dış mesele haline dönüşmüştür. II. Veraset sistemindeki belirsizlik böyle bir sürecin yaşanmasına neden olmuştur. III. Osmanlı Devleti’nin dış politikada etkinliğinin azalmasına sebep olmuştur. yorumlarından hangileri yapılabilir?\nA) Yalnız I \nB) Yalnız II \nC) Yalnız III\nD) I ve II\nE) I, II ve III", "answer": "E"} {"question": "Sakarya Savaşı, Türk ordusunun taktik geri çekilmeleri bırakıp stratejik savunmayı uygulamaya koymasının en güzel örneklerinden birisidir. MustafaKemalPaşa,“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.” emrini vermiş böylece hat taktiği bırakılarak çekilmek zorunda kalan birliklerin tutunabildikleri ilk yerde savunmaya devam etmeleri, diğerlerinin ise bulundukları mevzileri bırakmamaları sağlanmıştır. Türk İstiklal Harbi tarihine de “Subay Muharebesi” diye geçen ve aralıksız 22 gün geceli gündüzlü devam eden savaş Yunanlıların yenilgisi ile sona ermiştir. Yukarıda verilen bilgiye göre Sakarya Savaşı ile ilgili; I. Türk ordusunun savunma savaşıdır. II. Batı cephesinin son muharebesidir. III. Yunan kuvvetlerinin taarruzu ile başlamıştır. IV. Mustafa Kemal’e Mareşallik rütbesi kazandırmıştır. yargılarından hangilerine ulaşılabilir?\nA) I ve II \nB) I ve III \nC) I ve IV\nD) II ve III\nE) II ve IV", "answer": "B"} {"question": "Atatürk’ün milliyetçilik ilkesi ile ilgili; • Millî Mücadele’yi ortaya çıkaran ve başarıya ulaştıran ruhun kaynağıdır. • Türk tarihinin aydınlatılmasını ve Türk dilinin korunmasını amaçlar. • Millî ekonomiyi kurmak için millî sanayinin tesisini ister. • Toplumda birlik ve beraberliği sağlam tutmayı hedefler. verilen ifadelerin hangisi aşağıdaki alanlardan biri ile ilişkilendirilemez?\nA) Ekonomik \nB) Kültürel \nC) Siyasi\nD) Eğitim \nE) Dinî", "answer": "E"} {"question": "İnsan, coğrafi ortamda yaşamsal etkinliklerini gerçekleştirirken yaşadığı yerin doğal ortam özellikleri ile etkileşim hâlindedir. Tünel açmak, baraj kurmak, köprüler ve viyadükler yapmak bu etkileşimlere verilebilecek örnekler arasındadır. Bu örneklere benzer bir durum aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?\nA) Çöllerde ulaşım için develerin tercih edilmesi\nB) Orman alanlarının tarım alanına dönüştürülmesi\nC) Düşük sıcaklıklarda kalın kıyafetlerin tercih edilmesi\nD) Engebeli yerlerde dağınık yerleşmelerin ortaya\nçıkması\nE) Yükseltinin fazla olduğu alanlarda yerleşmelerin\nseyrek olması", "answer": "B"} {"question": "İklim olaylarının büyük kısmı atmosferin en alt katmanı olan troposferde yaşanır. Bu durum troposferin aşağıdaki özelliklerinden hangisi ile ilgilidir?\nA) Yere en yakın katman olması \nB) Ekvator’da kalınlığının daha fazla olması\nC) Yatay ve dikey hava hareketlerinin yaşanması\nD) Su buharının tamamına yakınının burada bulunması\nE) Atmosferde bulunan gazların büyük bölümünün\nburada yer alması", "answer": "D"} {"question": "nsanlar zaman içinde avcılık ve toplayıcılıktan tarım ve hayvancılık faaliyetine geçiş yapmıştır. Bu gelişme, insanların göçebe bir yaşamdan yerleşik bir yaşama geçmesine neden olmuştur. Bu dönemde yerleşim alanı seçimlerinde yerleşme alanına ait bazı özelliklerin etkili olduğu görülmektedir. Bu özellikler arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) Verimli toprakların bulunması\nB) İklim şartlarının elverişli olması\nC) Su kaynaklarının varlığı\nD) Maden yataklarının varlığı\nE) Korunaklı ve güvenli olması", "answer": "D"} {"question": "Nietzsche felsefesinde köle ahlakının karşısında “efendi ahlakı” bulunur. Efendi ahlakı, üstün insanın ahlakıdır. Üstün insan, var olma ve hâkim olma güdüsüyle iyi ve kötünün ötesine geçerek çağının genel geçer bütün değerlerini yok sayar ve kendi değerlerini oluşturur. Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?\nA) Kişi vicdanı karşısında evrensel ahlak yasası yoktur.\nB) Ahlaki davranışı belirleyen haz duygusudur.\nC) Ahlak yasası kaynağını objektif ölçütlerden alır.\nD) Doğaya uygun yaşam ahlaklı yaşamdır.\nE) En fazla sayıda insanı mutlu eden davranış ahlaki davranıştır.", "answer": "A"} {"question": "Modern felsefe dendiğinde anlamamız gereken 20-21. yy. felsefesi değildir. Felsefe tarihinde “modern felsefe” ya da “modern düşünce” ile anlatılan din ekseninde şekillenmiş Orta Çağ felsefesi sonrasındaki dönemdir. Rönesans ile başlayan 17. yüzyıla kadar uzanan modern düşüncenin hâkim olduğu 15-17. yüzyıl felsefi döneminin kendine özgü bazı özellikleri vardır. Modern düşüncenin en temel özellikleri arasında ise bireyin öne çıkması, evreni anlamada aklın ve bilimin temel alınması gösterilebilir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi 15-17. yüzyıl felsefesinin özellikleri arasında gösterilemez?\nA) Doğa deneysel yöntemler aracılığıyla açıklanmaya çalışılır.\nB) Dogmatik doğrular filozoflarca temellendirilmeye\nçalışılmıştır.\nC) Toplumsal yaşam rasyonel bakış açısıyla düzenlenmeye çalışılmıştır.\nD) Felsefe, dünyevi yaşama ve doğaya yönelmiştir.\nE) Bilimin pratik anlamdaki işlevselliği önemsenmiştir.", "answer": "B"} {"question": "Her çağ kendi içinde kendine özgü özellikler barındırır. Söz gelimi Antik Yunan’da ortaya çıkan gelişmeler, doğanın açıklanma çabası, insanın anlaşılması ihtiyacı doğa ve insan felsefesinin gelişmesine olanak sağlamıştır ve bu da dönemin sosyal, kültürel, ekonomik gelişmeleri sayesinde olmuştur. Ya da Orta Çağ'da din felsefesinin gelişmesinde Hristiyanlık ve İslamiyet’in yayılmasının etkisi yadsınamaz. Benzer şekilde 18. yüzyıldan sonra da sanayi alanındaki gelişmelerin, yaşanan toplumsal olayların, önceki yüzyıllarda ortaya çıkan felsefi görüşlerin etkisiyle felsefe insana yönelmiş, bu dönemde insan aklına güvenilmiş, otoritelerin baskısına karşı çıkılmış, sanatta ve edebiyatta gelişmeler yaşanmıştır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi 18-19. yüzyıl felsefesinin bir özelliği olamaz?\nA) Bilginin ölçüsü olarak insan usu temele alınmıştır.\nB) İnsanın düşünsel alandaki özgürlüğü öncelenmiştir.\nC) Toplumsal yaşama ilişkin düşünceler irdelenmiştir.\nD) İnsanı özneleştiren bir bakış açısı hâkimdir.\nE) Geleneksel hakikat ve kabuller temellendirilmeye\nçalışılmıştır.", "answer": "E"} {"question": "Felsefe tarihine ilgi duyan biri bu konuda bir araştırmaya girişse felsefenin temelinin bilgiye dayandığını görür. Bilginin ulaşılabilir olup olmadığı, ulaşılabilir kabul edilirse hangi yolla elde edildiği, elde edilen bilginin doğruluğunun hangi koşula dayandırılacağı gibi problemler felsefe alanının adeta çekirdeğini oluşturur. Bütün bunların yanında ahlak, siyaset, din, sanat gibi konularda da çalışmalar yapan felsefe, temelde tüm bu farklı alanlarda da bilgiye ulaşmaya çalıştığından aslında tüm disiplinlerinin temeli yine bilgiye dayanır. Parçada felsefenin temelini oluşturduğu iddia edilen disiplin aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Ontoloji \nB) Epistemoloji \nC) Etik\nD) Estetik \nE) Teoloji", "answer": "B"} {"question": "Günümüzde dünya çapında üretilen dijital verinin muazzam boyutu ---- hâlihazırda kullanılan veri depolama teknolojilerinin yeterince hızlı bir şekilde ---- göstermediği söylenebilir. Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?\nA) görüldüğünde - gelişim\nB) dikkate alındığında - ilerleme\nC) küçümsendiğinde - atılım\nD) düşünüldüğünde - artış\nE) hesaba katıldığında - büyüme", "answer": "B"} {"question": "Çehov yazarlık deneyiminin ilk yıllarında eser kişilerinin iç dünyasını doğrudan kendisi anlatıyor dolayısıyla yazarın benimsediği anlatım konumu öznel ve bu eserlerde ısrarla benimsenmiş bir anlatım yöntemi yok. Ancak zaman içerisinde Çehov, öykülerinde ele aldığı olayları birinci tekil ağızdan anlatmak yerine, bir anlatıcı aracılığıyla yansız anlatım konumunu benimseyerek ironik bir mesafeden anlatmaya başlıyor. Bu parçada altı çizili sözü anlamca karşılayabilecek bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?\nA) Bazı konularda yorum yapmak oldukça zordur çünkü o konularda görecelilik ağır basar.\nB) Birtarih eleştirmeni subjektif yanını törpülemedikçe yaptığı eleştiride gerçekçi olamaz.\nC) Sait Faik Abasıyanık’ın öykülerinde sıradan yaşamı tüm çıplaklığı ile görürsünüz.\nD) Programa katılan araştırmacılar taraf tutmayan bir yaklaşımla olayı ele aldılar.\nE) Usta yazar, sanat hayatının başında ünlü kalemlere öykündüğünü çekinmeden söyledi.", "answer": "D"} {"question": "∙ açık: Hertürlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen. ∙ bilmek: Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak. ∙ kalmak: Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “açık, bilmek, kalmak” sözcükleri belirtilen anlamlarını karşılayacak şekilde kullanılmıştır? A) Çevresindekilerin fikirlerine açık olmadığını biliyordu, o şirkette kalmayı istiyordu. B) Odada sadece açık pencereden içeri giren sabahın eşsiz güzellikteki ışıklarıyla senin kaldığını biliyorum. C) Arabamız yolda kaldığında açık yoldan gitmeyi biliyor da bize haber vermeyi mi bilmiyor?\nD) Onun her işi açıktır, şeffaf olmakla kalmaz nasıl\ndavranması gerektiğini de bilir.\nE) Dükkânları açık olan caddeden geçtik, karşımıza\nçıkan tarihî otelde ünlülerin kaldığını söylediler.", "answer": "A"} {"question": "I. Gördüklerini olduğu gibi yazan, onlara yorum katmayan sanatçı, sanat yapmış sayılmaz. II. Gerçeğin değiştirilmeyip anlatılması, sanatçının bağlı kalacağı tek ve önemli bir noktadır. III. Hayal unsuru olmadan bir eserin sanat eseri olması mümkün değildir. IV. Gerçeklerle sanat eserinin gerçekleri tıpatıp benzemiyorsa artık orada sanattan bahsedilebilir. V. Sanatçıdan fotoğraf titizliği bekleyemeyiz çünkü fotoğrafta sanat çabası yoktur. Bu cümlelerden hangisi ifade ettiği yargı bakımından diğerleriyle çelişir?\nA) I\nB) II \nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "B"} {"question": "(I) 19. yüzyıl insanını dünya edebiyatında hiçbir kahraman; Bazarov kadar açıklıkla, en özlü yönleriyle temsil edemez. (II) Yeni insan, belki de ilk kez Babalar ve Oğullar romanının Bazarov karakteriyle eski dönem insanlarından farklı olduğunu kavramaya başlamıştır. (III) Turgenyev eski nesille nihilist gençlik arasındaki kuşak çatışması çevresinde, Rusya’nın çalkantılı bir dönemine Bazarov karakteriyle mercek tutar. (IV) 1862 yılında yayımlandığında Rus okurları ve eleştirmenleri derinden sarsan Babalar ve Oğullar’da, Turgenyev edebiyatta sık sık karşımıza çıkan “öfkeli genç adam”ların olağanüstü bir erken örneğini Bazarov ile yaratır. (V) Nabokov, Babalar ve Oğullar için “Turgenyev’in en iyi romanlarından biri olmakla kalmaz, 19. yüzyılın en parlak romanlarından da biridir.” der. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde romanın içeriğine dair bilgi verilmiştir?\nA) I ve III \nB) II ve IV\nC) II ve V\nD) III ve IV\nE) IV ve V", "answer": "D"} {"question": "Kimseye iyi veya kötü demekte acele etmeyin çünkü insanlar her zaman şaşırtmayı başarırlar. Bu cümle ile aşağıdaki cümlelerden hangisi aynı doğrultudadır?\nA) İnsanları zaman içinde iyi veya kötü diye ayırt\netmeliyiz.\nB) İnsanları tanımaya çalışmadan hayata devam\netmeliyiz.\nC) İnsanları zamanla tanımak daha az hata\nyapmamızı sağlar.\nD) İnsanları belli bir kalıba sokmak her zaman bizi\nşaşırtır.\nE) İnsanlara hayret etmemek için onlarla ilgili\nolumlu ya da olumsuz yargıda bulunmakta acele\netmemeliyiz.", "answer": "E"} {"question": "Şiirlerinde seçtiği kelimelerle ressamlar gibi tablolar ortaya koyan bir şairdir. Bu cümlede sözü edilen şairin hangi özelliği vurgulanmıştır?\nA) Konu seçimindeki titizliği\nB) Gelişmelere olan duyarlılığı\nC) Şiire olan sevgisi ve bağlılığı\nD) Ressamları örnek aldığı\nE) Tasvirlerindeki başarısı ve canlılığı", "answer": "E"} {"question": "Benim aynamı küçültüp büyülten onlar Benim aynamı aynalıktan çıkaran Kapalı çarşılar içinde fikre ve gerçeğe Neler neler etti anlarsın onlar Şemsiyeler gibi Felaketlerin en şakacısına açılıveren onlar Bu dizelerde aşağıdaki ses olaylarından hangisi yoktur?\nA) Ünsüz yumuşaması\nB) Ünlü düşmesi\nC) Ünsüz düşmesi\nD) Ünlü değişimi\nE) Ünsüz benzeşmesi", "answer": "D"} {"question": "Millî Edebiyat hareketinin kuvvetli temsilcilerinin eserleri belki yalnızca İstanbul, İzmir, Selanik gibi imparatorluğun büyük şehirlerinin sınırlı edebiyat çevreleri içerisinde “Hissedilmiş de yazılmış değil yazmış olmak için yazılmış.’’ diye eleştiriye uğrarken bu eserlerin Anadolu’da kasabalardan köylere yayıldığını ve sevilerek okunduğunu görüyoruz. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) İkileme\nB) Zarf-fiil grubu\nC) Zincirleme isim tamlaması\nD) Belirtme sıfatıyla kurulmuş sıfat tamlaması\nE) Niteleme sıfatıyla yapılmış sıfat tamlaması", "answer": "A"} {"question": "Çocuk vakit geçirmek için televizyonu açtığında televizyon, yalnızca reklamlar aracılığıyla değil, aynı zamanda aksiyon programları aracılığıyla da çocuğa neye ihtiyacı olduğunu, ne istediğini söylemeye başlar. Bu cümledeki ögelerin doğru sıralanışı aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?\nA) Özne - zarf tümleci - nesne - zarf tümleci - yer\ntamlayıcısı - yüklem\nB) Zarf tümleci - özne - nesne - yer tamlayıcısı -\nnesne - yer tamlayıcısı - yüklem\nC) Zarf tümleci - özne -zarf tümleci - yer tamlayıcısı -\nyüklem\nD) Zarf tümleci - özne - yer tamlayıcısı - yüklem\n E) Yer tamlayıcısı - özne - yer tamlayıcısı - yüklem", "answer": "D"} {"question": "(I) Akşamları sahil boyu yürüdüğümde neredeyse her ihtiyacımı karşılayacağım bir yığın çöp. (II) Neden gelişemiyoruz, neden ardımızı temiz bırakamıyoruz? (III) Çevreme keşfettiğim güzelim yerleri söylemekten korkar oldum. (IV) Hani duyulur da bir anda ünlüler dahi akın etmeye başlar diye. (V) Bazı yerler bize kalsın, doğaya kalsın; en azından bu yeni yeri Eylül’de aynen böyle bulurum. Bu parçada numaralı cümlelerin hangisinde yazım yanlışı vardır?\nA) I\nB) II\nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "E"} {"question": "Doğru olan bir şey var ( ) O da bugün edebiyat ve sanat adına şikâyetçi olduğumuz birtakım olguların ilk kıpırtılarının Tanzimat Dönemi’ne dayandığı ( ) Bugünlerde edebiyatın artık eski tesirli ve gösterişli gücünü yitirdiği ( ) romanın ( ) şiirin vs. gitgide toplumdaki tesir alanını daralttığı sıkça duyulan şikâyetlerden oldu ( ) Bu parçada parantezle ( ) belirtilen yerlere aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri sırasıyla getirilmelidir?\nA) (.) (.) (,) (,) (.)\nB) (:) (…) (,) (,) (.)\nC) (:) (.) (,) (,) (.)\nD) (.) (…) (;) (,) (.)\nE) (:) (.) (;) (,) (.)", "answer": "E"} {"question": "· Sıralı cümleleri ayırmak için konur. · Ret, kabul, teşvik bildiren sözcüklerden sonra konur. · Tekrarlanan sözcüklerin arasına konur. · Aktarma sözlerden sonra konur. Aşağıdaki cümlelerin hangisi, virgülün kullanımıyla ilgili bu bilgilerden birine örnek gösterilmez?\nA) Yağmur, yağmur, yağmur yağıyordu durmadan.\nB) Araya girdi bir araba, boşunaydı bu çaba.\nC) Boşuna mıydı acaba, dedi bir ses.\nD) Evet, sen yeter ki bu düşünceyi takip et.\nE) Zaman, sanki önümü kapatan bir sütundu.", "answer": "E"} {"question": "Düşünce alanında sahtekârlar uzun süre tutunamazlar. Çünkü bir düşüncenin sahteliğini,bizzat o düşünceyi savunup da uygulamayanlar ispat ederler. Ama sanat alanında sahtecilik düşünce alanına oranla daha uzun ömürlü olabilir. Sanatta ölçütler net değildir ve insanların anlayışları belirleyici veya saptırıcı roller oynayabilir. Sanatın gerçekliğinin büyük ölçüde öznel oluşu, gerçek olana da sahte olana da eşit imkânlar tanımıştır. Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Tartışmacı bir anlatım kullanılmıştır.\nB) Neden-sonuç ilişkileri kurulmuştur.\nC) Doğrudan göndermeler yapılmıştır.\nD) Karşılaştırmaya yer verilmiştir.\nE) Öznel bir üslup kullanılmıştır", "answer": "C"} {"question": "Ludwig Richter anılarında, gençlik döneminde bir defasında Tivoli’de üç arkadaşı ile birlikte manzaradan bir detayın resmini yapmaya nasıl giriştiklerini anlatır; gerek kendisi gerekse arkadaşları, bunu yaparken doğadan bir milim bile sapmamaya kararlıdırlar. Aynı örnekten yola çıkmalarına ve hepsi iyi bir yeteneğin rehberliğinde gözlerinin gördüğüne bağlı kalmasına rağmen sonunda ortaya yine de birbirinden tümüyle ayrı dört resim çıkar; bu resimler, kendi aralarında, dört ressamın kişilikleri kadar farklıdır. Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?\nA) Resimde görünen algısı, ressamların perspektif\nçizgiyi doğru kullanmasına bağlıdır.\nB) Biçim ve renk, ressamların yaradılışına göre farklı kavranır ve yansıtılır.\nC) Doğayı tüm gerçekliğiyle resmederken renkleri\nalgılayış farklı olmamalıdır.\nD) Ressam, kendi karakterini bir resme yansıttığında biçimi yanlış yansıtır.\nE) Resim yeteneği bir objeye farklı bakış açısıyla\nbakabildikçe gelişir.", "answer": "B"} {"question": "Türklerin İslam dinini kabul etmeleriyle birlikte toplum yapılarında köklü değişimler olmuştu. 13. yüzyıla gelindiğinde ise sadece konak, medrese ve halk arasında değişik sanat ve edebiyat anlayışları kendini gösterdi. Çağın genel çerçevesi içinde Arapça, bilim dili; Farsça, kültür ve sanat dili olarak benimsenmişti. Böylece ----. Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?\nA) dil zengin bir hâl aldı\nB) dinî bir dil gelişmeye başladı\nC) karma bir dil ortaya çıktı\nD) herkes yabancı dil öğrenmeye başladı\nE) herkes Arapça ve Farsça öğrendi", "answer": "C"} {"question": "Alçak gönüllülük tanımını inceleyip analiz eden Worthington ve diğerleri alçak gönüllülüğün üç asli unsurunun olduğunu ileri sürmüşlerdir. Onlara göre benliğin tam bir şekilde değerlendirilmesi, sadelik ve başkalarına odaklılık alçak gönüllülüğün üç temel bileşenini oluşturmaktadır ancak insanların mütevazı olarak görülebilmesi için alçak gönüllülüğün sadece tek bir bileşeninin varlığı yeterlidir. Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi mütevazı bir insanın söyleyeceği söz olamaz?\nA) Gücümün yetebileceği şeylerin farkındayım.\nB) Kendimi geliştirmek için elimden geleni yapıyorum.\nC) Hayatımda ihtiyacım olmayan hiçbir şeyi almadım.\nD) Başarı en çok bana yakışır.\nE) Eserimle ilgili güzel yorumlarınız beni mutlu etti.", "answer": "D"} {"question": "I. Bu yüzden en temiz, en yeni elbiseler, tuvaletler giyilerek sinemaya gidilir. II. Bu yaşam tarzı, film izleme keyfinin yanı sıra sosyal hayatı canlandırmak demektir. III. Dünyada sinemanın bir kurum olarak varlığını özellikle 40’lı, 50’li, 60’lı yıllarda belirgin bir biçimde görmek mümkündür. IV. Televizyonun, videonun, bilgisayarın, internetin, DVD’nin olmadığı bir dönemde sinema, bir yaşam tarzı olarak karşımıza çıkmaktadır. V. Dostlar ve arkadaşlar randevulaşır ve onlarla sinemalarda buluşulur. Numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan üçüncü olur?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "B"} {"question": "Günümüzde genel ağ, hayatın her alanında yer almaktadır. İnsanlar artık sosyal ağlar, forum siteleri, bloglar üzerinden paylaşımlarda bulunmaktadır. Takipçileri ile karşılıklı konuşuyormuş havası içinde onlara yaşadıklarını, duygularını anlatmakta; merak ettiklerini sormaktadır. Böylelikle insanlar takipçileri ile bir bağ kurmakta ve onların varlığından haberdar olarak, onları da varlıklarından haberdar ederek sanal bir toplumda sanal bir mutluluk yaşamaktadır. Bununla birlikte insanlar dostluğun sağladığı sıcaklıktan, yüz yüze muhabbetten uzak ve yalnız bir yaşamın içindedir. Bu da insan doğasına aykırı bir durumdur. Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olarak söylenmiş olamaz? A) Genel ağın insanlara sağladığı faydalar nelerdir? B) Genel ağ insanlar arası iletişimin tek yolu mudur? C) Genel ağda kurulan iletişim dostlukla ilişkilendirilebilir mi? D) Genel ağın insanları yalnızlaştırdığı söylenebilir mi? E) Genel ağdaki ilişkilerde insanlar gerçek mutluluğu yakalayabilir mi?", "answer": "B"} {"question": "Uluslararası bir araştırma grubu, Perseverance’ın Dünya’ya gönderdiği ses kayıtlarını analiz etti ve sonuçları Nature’da yayımladı. Mars’ın ve Dünya’nın atmosferlerinin bileşimi birbirinden çok farklıdır. Yayımlanan 12 analizde de bu farkların sebep olduğu sonuçlar açıkça görülüyor. Ses dalgalarının yeryüzündeki yayılma hızı yaklaşık 340 m/s’dir. Mars’taki ses dalgalarının yayılma hızı ise frekansa bağlı olarak değişiyor. Frekansı 240 Hertz’in altında ve üstünde olan seslerin yayılma hızı arasında yaklaşık 10 m/s fark var. Düşük frekanslı sesler yaklaşık 240 m/s, yüksek frekanslı seslerse yaklaşık 250 m/s hızla Mars’ın atmosferinde yayılıyor. Bu parçadan hareketle “ses dalgaları” ile ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?\nA) Mars ve Dünya atmosferlerinin bileşiminin birbirinden farklı olması nedeniyle ses dalgalarının hızı\nda birbirinden farklıdır.\nB) Nature’da yayımlanan sonuçlara göre Mars’ın ve\nDünya’nın atmosferlerinin yoğunlukları birbirine\nçok yakındır.\nC) Ses dalgalarının yeryüzündeki yayılma hızı\nMars’taki ses dalgalarının yayılma hızından daha\nyavaştır.\nD) Mars’taki frekansı 240 Hertz’in altında ve üstünde olan seslerin yayılma hızı her durumda sabit\nkalmaktadır.\nE) Mars’ın atmosferinde düşük frekanslı sesler yüksek frekanslı seslerden daha büyük hızla yayılmaktadır.", "answer": "A"} {"question": "Soğuk bir kış sabahı yerin altındaki dört kirpi, donmamak için birbirine sokuldu. Isınmak istediler. Dikenleri birbirine battı. Ayrıldılar. Üşüyünce tekrar yaklaştılar. Dikenleri batınca yine uzaklaştılar. Soğukta tek başına uyumak ile batan dikenlerin acısı arasında gidip geldiler uzun süre. Yaşadıkları bu ikilemi, aralarındaki uzaklık her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya gelinceye dek sürdürdüler. Üşüdüler. Yaklaştılar. Dikenleri battı. Uzaklaştılar. Ne dikenleri birbirlerine batacak kadar yakın ne de üşüyecek kadar uzaktaydılar sonunda. Kirpi mesafesi gerçek sevgi mesafesidir. Bu parçada sözü edilen “kirpi mesafesi” aşağıdakilerden hangisidir?\nA) İnsanların karşısındakine hatasını zamanında\nsöylemesi\nB) İnsanların zor durumdaki insanlara yardım etmesi\nC) İnsanların birbirini bunaltmayacak yakınlaşma\naralığında ilişkiler kurması\nD) İnsanların birbirine her zaman sevgi dolu bir samimiyetle yaklaşması\nE) İnsanların zorlukları aşmada başkasına muhtaç\nolması", "answer": "C"} {"question": "(I) Yurt dışına giden ilk Türkler, gittikleri ülkenin yaşam biçimine ayak uydurma konusunda kendine özgü bir direnç gösterdi. (II) Göçmen Türk toplumu, dışarıya kapalı bir çevrede kendi kültürünü yaşatmak yerine, bu kültürü gittikleri ülkelere ithal etti. (III) Örneğin asimile olmaya en dirençli kültürlerden biri olarak kabul edilen İspanyollar, gittikleri yere yalnızca gazete ve radyolarını taşımıştı. (IV) Türkler, bunlara ek olarak televizyonlarını hatta lahmacun ve dönerle kendi damak tatlarını da götürdü. (V) Günümüzde milyonlarca Türk bilimden siyasete, spordan sanata hayatın her alanında bulundukları ülkelere önemli katkılar sunuyor. (VI) Yurt dışına giden ilk Türk neslinin torunları artık o toplumun ayrılmaz bir parçası durumunda. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?\nA) II\nB) III \nC) IV\nD) V \nE) VI", "answer": "D"} {"question": "I. İstanbul Kütüphaneleri Türkçe Yazma Divanlar Kataloğu’nda bu döneme ait 114 şairin divanını buluyoruz. II. Divanı elde bulunmayan şair sayısı da az değildir. III. Bu yüzyılın şiirini tahlil etmek için bu şairlerin eserlerine de ulaşmak önemli bir açığı kapatacaktır. IV. XIX. yüzyılda eski şiir geleneğini sürdüren şairlerin sayısı, daha önceki yüzyıllardaki şair sayısından hiç de az değildir. V. Aynı dönemde, yazma olarak kitaplıklara girmediği hâlde basılmış birçok divan tanıyoruz. Numaralanmış cümlelerle anlamlı bir paragraf oluşturulmak istense sıralama aşağıdakilerden hangisi olur?\nA) III - I - IV - II - III\nB) IV - I - V - II - III\nC) I - III - V - IV - II\nD) I - IV - III - II - V\nE) IV - I - III - V – II", "answer": "B"} {"question": "Hindistan’da filleri yetiştirmek için onları küçücükken kalın bir zincirle bir kazığa bağlarlar. Tabii yavru bir filin bu zinciri koparabilmesi, kırabilmesi ya da kazığı söküp atabilmesi mümkün değildir, buna gücü yetmez. Küçük fil önceleri bundan kurtulmak için tüm gücüyle uğraşır, defalarca dener ama sonucu değiştiremez, özgürlüğüne kavuşamaz. Yıllar geçer, fil kocaman olur. Bağlı olduğu kazığın ve zincirin onlarca katına gücü yetebilir artık ama fil asla böyle bir girişimde bulunmaz. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?\nA) Başarı bir yolculuktur, bir varış noktası değil.\nB) Kırılmayan şey zincirlerimiz değil inançlarımızdır.\nC) En sağlam zincir, en çürük halkası kadar sağlamdır.\nD) İyilik, insanları birbirine bağlayan altın zincirdir.\nE) Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı\nolmak şarttır.", "answer": "B"} {"question": "Aşı, insanoğlunun salgın hastalıklarla mücadelesindeki en büyük keşfidir. Mikroplara karşı bağışıklık kazanmanın en güvenli yolu aşı olmaktır. Çünkü bazı hastalıklar hafif belirtilerle atlatılıp ömür boyu bağışıklık kazandırsa da birçok enfeksiyon kalıcı bağışıklık sağlamamaktadır. Kızamık, çocuk felci, tetanos gibi ölümcül hastalıkların artık neredeyse hiç görülmüyor olması insanları yanıltmamalıdır. Bir toplumda aşılama oranı düştüğünde bu hastalıklar tekrar görülmeye başlamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre başta Afrika olmak üzere çocukluk çağı aşı programlarının yürütülmediği yoksul coğrafyalarda her yıl 1,5 milyondan fazla çocuk aşıyla önlenebilir hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Bu parçada aşı ile ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?\nA) Bazı ölümcül hastalıkları tamamen yok ettiğine\nB) Salgın hastalıklara karşı koruyucu olduğuna\nC) Bağışıklık sistemini güçlendirme yollarından biri\nolduğuna\nD) Salgın hastalıkla ilgili çocuk ölümlerinde önleyici\nolduğuna\nE) Düzenli uygulanmadığında hastalığın yeniden\ngörüldüğüne", "answer": "A"} {"question": "Şairler için bir referanstır dergiler. Dergilerde adına rastlamadığım şairlere tereddütle yaklaşırım. O şairleri, eleştirel okumalarım fayda getirmiş olsa da kabullenmem daha bir zahmetli olur. Onların şiirlerini ya fazla ciddi ya da sulu sepken bulur, yaşıtlarımın verdiği hazzı alamam. Nedendir bilmem ulaşabildiğim dergilerin şairlerini hep yaşıtım sanmışımdır. Ulaşabildiğim dergilerdir bana şair tercihi yaptıran. Benimsediğim edebiyat dergileri, şairlerimin dergileridir. Ve bundan dolayıdır ki temel sütunlarını teşkil eden şairlerini ikide bir değiştiren edebiyat dergilerini ilkeli bulmam. Bu parçada sözü edilen okuyucunun fikirleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Dergilerde çıkmayan şiirlere ön yargılıdır.\nB) Elinin altında olan dergilerin şairlerini çağdaşı\nolarak görür.\nC) Dergilerde okumadığı şiirlerden keyif almaz.\nD) Kolay ulaştığı dergilerin şairlerini de daha kolay\nbenimser.\nE) Eleştirel okumalar yapması yeni şairlere açık olmasını kolaylaştırmıştır.", "answer": "E"} {"question": "Halk hikâyeleri nazım-nesir karışımı bir yapıya sahiptir. Hikâyede betimleme ve olay anlatımı mensur, duygu ve heyecanı ifade eden bölümler ise manzum olarak söylenir. Anlatıcı, hikâyenin mensur kısmında istediği değişikliği yapabilir. Konuya ekleme veya çıkarma yapmada serbesttir. Hikâyenin ana hatlarından sapmamak kaydıyla beğenmediği kısımları çıkarır veya hoşuna giden bir başka hikâyeyi uygun bir yere ilave edebilir. Bütün bunların sebebi, hiç şüphesiz dinleyici kitlesinin bu ayrılığa razı olmaması, sevenlerin kavuşmalarından yana tavır almasından kaynaklanmaktadır. Hikâyeci, mensur kısımlarda sahip olduğu anlatma serbestliğini manzum kısımları söylerken kaybeder. Çünkü burada şiiri olduğu gibi vermek zorundadır. Herhangi bir değişiklik yapamaz. Parçaya göre halk hikâyelerinin anlatıcısının olay akışını değiştirmesinin nedeni ile ilgili aşağıdakilerden hangisi kesin olarak söylenebilir?\nA) Olayların gerçeğe uygun biçimde kurgulanmaması\nB) Dinleyici kitlesinin beklentilerinin gerçekleştirilmesi\nC) Manzum bölümlerin kurgu içinde ağırlığının olması\nD) Sanat yeteneğinin ön plana çıkarılmak istenmesi\nE) Toplumsal bir iletinin, öğüdün vurgulanması", "answer": "B"} {"question": "Divan şairleri ortak bir geleneğin temsilcileridir. Divan şiirinde şairlerin kullanacakları sanatlar, kalıplar, mazmunlar bellidir. Onlar belli belagat kurallarına göre şiirlerini şekillendirmek zorundadırlar. Bu yüzden ----. Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?\nA) bütün divan şairleri aynı güzellikte şiirler kaleme\nalmıştır\nB) divan şairleri, bireysel değil ortak bir edebiyat ve\nşiir kültürünün temsilcileridir\nC) divan şiiri geleneği yüzyıllar boyunca devam etmiştir\nD) divan şiiri geleneği Osmanlı padişahları tarafından korunmuştur\nE) sanatsal ifadede halk şairlerinin önüne geçmişlerdir", "answer": "B"} {"question": "Sanatın ve zanaatın hayat pratiği konusundaki süreçleri farklı biçimde ortaya konmuş ve farklı anlaşılmıştır. Sanat, bu pratiği ekonomik sistemler ve bu sistemlerin ortaya koyduğu kurumlar üzerinden algılayarak tarih boyunca bunun mücadelesini vermiştir. Zanaat, zaman içinde ortadan kalkmasına rağmen meslek niteliğini korumuş ve endüstriyel değişimler doğrultusunda yeni meslekler biçiminde (teknisyenlik, mühendislik vb.) ortaya çıkmıştır. Sanat, insanın yaratıcı ediminin teknik boyutundan sanat eserinin yapısı ve üretim süreci gereği kaçınırken zanaat, farklı biçimlere bürünerek sanat içerisine dâhil edilmeye çalışılmıştır. Bu parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangisi ağırlıklı olarak kullanmıştır?\nA) Örnekleme\nB) Tanık gösterme\nC) Karşılaştırma\nD) Tanımlama\nE) Sayısal verilerden yararlanma", "answer": "C"} {"question": "Çağa ayak uyduramayan adam, yeniyi anlayamadığından, gençliğinde sevmiş olduğu yazarların tıpatıp aynılarını arar. Bulamadı mı sizin kuşakta iş yok diye kestirip atar. Oysa insan topluluğu durmadan bir ilişki içindedir. Eski ustalar geçer, yeni ustalar gelir ama bunlar eskilerin ayak izlerini takip etmeyebilir. ----. Eğer her kuşağın kendinden sonra geleni küçük görmesinde gerçeklik payı bulunsaydı insanlık gerileye gerileye çoktan yok olmuştu. Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?\nA) Pişman olsa da ok yaydan çıkmıştır bir kere\ndönüşü olmaz\nB) Eski ustaların niteliğini yenilerde bulamayanlar\nda onları kabul etmek istemezler\nC) Çünkü popüler kültür eskileri okumadan kitap\nyazmanın peşindedir\nD) Kendimize yakın hissetmediğimiz kitaplar da\ndeğerli olabilir\nE) Zamana ayak uyduramayan eserlerin baskıları\nyenilenmez", "answer": "B"} {"question": "(I) Ağrı Dağı (5165 m), Anadolu Yarımadası ve Avrupa’nın en yüksek doruğudur. (II) Dağa en yakın merkez Doğubeyazıt’tır. (III) 4000 metreye kadar bazalt, daha sonraki yükseklikte andezit lavlarından oluşan volkanik bir dağ özelliği gösterir. (IV) Dağın doruğunda bir örtü buzulu vardır. (V) Ağrı Dağı; yüksekliği, buzulları, kar sınırına kadar otlakları ve dağ çayırları ile ilginç ve çekici bir görünüme sahiptir. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?\nA) I\nB) II\nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "B"} {"question": "Âşık edebiyatını, sade bir dil kullanarak şiirlerini daha çok hece vezniyle yazan ve saz çalarak yurdu dolaşan âşıkların eserleri oluşturur. Beş yüz yılı aşan bir zamandan beri Anadolu, Rumeli ve Azerbaycan’da gelişip olgunlaşan âşık edebiyatı, çoğu manzum eserlerden, bazen de nazım-nesir karışımı hikâyelerden meydana gelmiştir. Geniş halk tabakalarının dil ve duygu inceliğine, heyecanlarına cevap veren bu edebiyatın adları bilinen şairleri için genellikle “saz şairi” veya “âşık” sözcüğü de kullanılmaktadır. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Âşıklar saz çalarak şiir söyleyen şairlerdir.\nB) Âşık edebiyatı büyük halk kitlelerine hitap eden\nbir edebiyattır.\nC) Âşık edebiyatı şairlerine saz şairi denildiği de olmuştur.\nD) Âşıklar genellikle hece ölçüsünü kullanmışlardır.\nE) Âşık edebiyatı çoğu mensur eserlerden oluşan bir\nedebiyattır.", "answer": "E"} {"question": "Ahmet Rasim, dünyayı yalnızca dış görünüşüyle değil sesi, rengi ve kokusuyla da duyurmaya çalışmıştır. Yazarlığa gazetecilik ile başlayan, hayatının sonuna kadar geçimini kalemiyle sağlayan yazarda dikkati çeken en önemli özellik, ansiklopedici tavırdır. Mahallî hayatımız ve yüzyıllar içinde oluşan ulusal zevklerimiz göz ardı edilmeden Batı’dan gelen yenilikleri benimsemenin daha uygun olacağını savunmuştur. Öykü ve roman denemeleri, Fransız romanı ile doğrudan ilişki kuramaması yüzünden pek ileriye gidememiştir. Romantik bir anlayışla duygusal aşk maceraları ile birtakım aile felaketlerini anlatmaya çalışmıştır. Oldukça basit düzeydeki olayların anlatımı, teknik bakımdan zayıf; üslup bakımından da biraz karışık ve öznel bulunarak eleştirilmiştir. Bu parçada Ahmet Rasim ile ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?\nA) Dış dünyayı sadece bir boyutuyla değil farklı boyutlarıyla yansıtmayı amaçlamıştır.\nB) Öğreticilik kaygısı yazarlık anlayışını belirleyen\nen temel özellik olmuştur.\nC) Roman ve öykülerinde yalnızca yerli hayata dair\nkonuları işlemeye özen göstermiştir.\nD) Batılı anlayışla ulusal zevkin kaynaştırılması gerektiğini savunmuştur.\nE) Roman ve öyküleri teknik yönü ve üslubu bakımından olumsuz eleştirilere uğramıştır", "answer": "C"} {"question": "Ahmet Mithat Efendi’nin hayatında öğrenme ve öğretme önemli bir yer tutmaktadır. Eserlerinde gerek şahıslar gerek toplumlar için öğrenme ve öğretmenin önemine sık sık yer veren yazar, bunun çok çalışarak mümkün olacağı fikrini işlemiştir. Her kötülüğün cehaletten geleceğini bilen Ahmet Mithat yükselip ilerleyebilmek için çok çalışmak ve yeni bir şeyler öğrenip bunları öğretmek gerektiğine inanmıştır. Daha çocuk yaştayken çalışmak üzere girdiği bir aktarın yanındaki dükkânın sahibinden dükkânı temizlemek karşılığında okuma yazma dersleri almaya başlamıştır. Kısa zamanda da okuma yazma konusunda ilerlemiştir. Daha sonra Galata’da yabancı bir esnaftan dükkânını sabah akşam süpürmek karşılığında Fransızca dersi almaya başlamıştır. Bütün bu gayretlerinin sonucunda Ahmet Mithat, kendi çevresinde herkesten daha bilgili bir insan hâline gelmiş, ilerleyen yıllarda sahip olduğu matbaada yazdığı yüzlerce eser neticesinde zamanında “yazı makinesi” lakabı ile anılmıştır. 37. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada üzerinde özellikle durulan düşüncelerden biri değildir?\nA) Başarılı olmak için çok çalışmak gereklidir.\nB) Cehalet tüm kötülüklerin anasıdır.\nC) Öğrenme eylemi, çok çalışarak elde edilir.\nD) Hayatta yükselmek için sürekli öğrenmek gerekir.\nE) Fransızca bilmek dünya edebiyatının kapılarını aralar.", "answer": "E"} {"question": "Ahmet Mithat Efendi’nin hayatında öğrenme ve öğretme önemli bir yer tutmaktadır. Eserlerinde gerek şahıslar gerek toplumlar için öğrenme ve öğretmenin önemine sık sık yer veren yazar, bunun çok çalışarak mümkün olacağı fikrini işlemiştir. Her kötülüğün cehaletten geleceğini bilen Ahmet Mithat yükselip ilerleyebilmek için çok çalışmak ve yeni bir şeyler öğrenip bunları öğretmek gerektiğine inanmıştır. Daha çocuk yaştayken çalışmak üzere girdiği bir aktarın yanındaki dükkânın sahibinden dükkânı temizlemek karşılığında okuma yazma dersleri almaya başlamıştır. Kısa zamanda da okuma yazma konusunda ilerlemiştir. Daha sonra Galata’da yabancı bir esnaftan dükkânını sabah akşam süpürmek karşılığında Fransızca dersi almaya başlamıştır. Bütün bu gayretlerinin sonucunda Ahmet Mithat, kendi çevresinde herkesten daha bilgili bir insan hâline gelmiş, ilerleyen yıllarda sahip olduğu matbaada yazdığı yüzlerce eser neticesinde zamanında “yazı makinesi” lakabı ile anılmıştır. Bu parçadan hareketle Ahmet Mithat için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Yükselmenin yolunun çalışmak olduğuna inancı\ntamdır.\nB) Öğrendiklerini başkalarına öğretmenin lüzumuna\ninanmıştır.\nC) Bilgi dağarcığını geliştirdikten sonra yazı işine\nyönelmiştir.\nD) Karşılaştığı zorlukları aşmak için kendine\nimkânlar yaratmıştır.\nE) Kendini çeşitli yönlerden geliştirmeye çalışmıştır.", "answer": "C"} {"question": "Edebiyatın zengin nevileri arasında yer alan âşık edebiyatının en renkli, toplumu ve insanı derinden kuşatıp anlatan, hayatla en iç içe geçmiş türü olan destanlarını, maalesef, ihtiva ettikleri zenginlik, kıymet ve değeri hakkıyla ortaya konacak bir derinlikle ele alıp incelemiyoruz. Ben bu metinlere baktığımda sadece metinlerin yazıldığı zamanlara ve çağlara değil hemen bütün zaman ve devirlere gönderilmiş bir “insan hayreti” görüyorum. Bu hayretin en derin katmanında şu vardır: İnsan ne kadar karmaşık ne kadar anlaşılmaz, ne kadar çilekeş, gizemli mi gizemli, ne kadar bitip tükenmez imtihanlarla sınanan ama buna rağmen de hâlâ hayatta kalabilen bir canlıdır! Bütün destanlar insan hayretinin bir dışa vurumudur. Âşığımız, elinde kâh kalemi kâh sazı, insanın binbir hâlleri hakkında hayret makamından feryat etmektedir. Her destan; kendi çağına tutulmuş bir aynadır. Bir devri mi merak ediyoruz, eğer yazılmışsa / söylenmişse o devrin destanlarına bakmamız kâfidir. Bu parçada altı çizili söz grubunun anlamı aşağıdaki cümlelerin hangisinde yoktur?\nA) Kimyasal maddeler içeren kozmetik ürünleri\nözellikle bebeklerde kullanmamalıyız.\nB) Tüm merak edilenleri kapsayan bir çalışma yapılacak.\nC) Hazır gıdaların bulundurduğu yapay tatlandırıcılar, toplum sağlığını tehdit ediyor.\nD) Gökyüzünü kaplayan bulutlar yavaş yavaş açıldı,\ngüneş yüzünü gösterdi.\nE) Tüm branşları içine alan yeni bir çalışma başlatılacak.", "answer": "D"} {"question": "Edebiyatın zengin nevileri arasında yer alan âşık edebiyatının en renkli, toplumu ve insanı derinden kuşatıp anlatan, hayatla en iç içe geçmiş türü olan destanlarını, maalesef, ihtiva ettikleri zenginlik, kıymet ve değeri hakkıyla ortaya konacak bir derinlikle ele alıp incelemiyoruz. Ben bu metinlere baktığımda sadece metinlerin yazıldığı zamanlara ve çağlara değil hemen bütün zaman ve devirlere gönderilmiş bir “insan hayreti” görüyorum. Bu hayretin en derin katmanında şu vardır: İnsan ne kadar karmaşık ne kadar anlaşılmaz, ne kadar çilekeş, gizemli mi gizemli, ne kadar bitip tükenmez imtihanlarla sınanan ama buna rağmen de hâlâ hayatta kalabilen bir canlıdır! Bütün destanlar insan hayretinin bir dışa vurumudur. Âşığımız, elinde kâh kalemi kâh sazı, insanın binbir hâlleri hakkında hayret makamından feryat etmektedir. Her destan; kendi çağına tutulmuş bir aynadır. Bir devri mi merak ediyoruz, eğer yazılmışsa / söylenmişse o devrin destanlarına bakmamız kâfidir Bu parçaya göre destanla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) İnsanların evrene olan şaşkınlığının ifade edilmesiyle oluşur.\nB) Toplumun yaşayış biçimlerini yansıtır.\nC) Âşık edebiyatının insanı en iyi ve en doğru anlatan metin türüdür.\nD) Âşık edebiyatını zenginleştiren türlerden biridir.\nE) Anlattıklarıyla çağının ötesine geçebilen metinlerdir", "answer": "C"} {"question": "nsanların güvenlik içinde yaşama gereksinimi, sosyal bir varlık olduklarından ancak siyasi ve toplumsal bir düzende mutlu olabilecekleri, ahlaki bakımdan olgunlaşma ihtiyaçları, hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasının ancak bu şekilde gerçekleşebileceği geçmişten günümüze kadar sorulan “İnsan neden toplumsal bir yapı içinde yaşamak zorundadır?” sorusuna düşünürlerin verdiği cevaplardan bazılarıdır. Hakikaten de iş birliğinden tutun da sosyal değerler dâhil her şey için bir toplum içinde yaşamak zorundadır insan. Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Sivil toplumun önemi\nB) Devletin gerekliliği\nC) Hukukun üstünlüğü\nD) Bürokrasinin gereği\nE) Egemenliğin kaynağı", "answer": "B"} {"question": "Önerme, temelde mantık biliminin inceleme alanına girer ancak daha genel olarak bütün bilimler ve felsefe tarafından da kullanılan bir terimdir. Hatta günlük yaşamda diğer insanlarla iletişim kurmada, yaşamımızı sürdürmede de önermeler vazgeçilmez araçlardır. Çünkü önerme doğru ya da yanlış değeri alabilen yani bir yargı bildiren cümleler olduğundan sözgelimi “Kalemimin ucu kırılmış.” dediğimizde bile bir önermeden söz ediyoruz demektir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi önermeye örnek olabilir?\nA) Seni görmek ne güzel…\nB) Neyse ki keyfim yerinde!\nC) Bütün soruları çözdüm.\nD) Keşke yağmur yağsa.\nE) Kitabı bana uzatabilir misin", "answer": "C"} {"question": "Toprağın beşerî faaliyetler sonucu kullanılamayacak düzeyde incelmesi veya tamamen yok olması, o bölgede yaşayan insanlar için aynı zamanda bir afetin de başlangıcı demektir. Bir alanda erozyonun hızlanması ile mevcut denge bozulmaya başlar, topraktaki verim düşer, tarım alanları azalır, zamanla kıtlık ve açlık gibi sorunlar baş gösterir. Bu afetin başladığı bir alanda yapılan aşağıdaki uygulamalardan hangisi afetin hızlanmasına neden olur?\nA) Nadası yaygınlaştırmak\nB) Tarım alanlarını eğime dik sürmek\nC) Ağaçlandırma faaliyetlerini artırmak \nD) Çayır ve mera arazilerini ıslah etmek \nE) Eğimli tarım arazilerini basamaklandırmak", "answer": "A"} {"question": "Herakleitos’a göre evrende statiklik yoktur; varlık bir oluş içerisinde durmaksızın değişime uğramaktadır. Sürekli bir hareket hâlinde olan ateşten meydana gelen her şey de bu değişime tabidir. Bu değişimler rastlantısal ya da özensiz değildir. Ona göre “Ateş ölçüyle yanar, ölçüyle söner.” Öyleyse değişimin bir yasası, ölçüsü vardır. Herakleitos’un evrenin yasası, ölçüsü dediği kavram aşağıdakilerden hangisidir?\nA) İdea\nB) Logos\nC) Form\nD) Madde\nE) Apeiron", "answer": "B"} {"question": "Aydınlanma Çağı, insanın düşünce alanında ve toplumsal yaşamında köklü değişimlere neden olmuştur. İnsanın ve doğanın sadece aklın kılavuzluğunda açıklanması aydınlanmanın amacıdır. Geçmişteki inanç ve inançla şekillenen tüm düşünce sistemleri eleştirilmiştir. Böylece bu dönem; bireycilik, ilerleme fikri ve bilime olan inancın hâkim olduğu bir felsefi anlayışa dönüşmüştür. Aydınlanma düşünürlerinin aynı zamanda büyük yazarlar olmaları eserlerinin geniş kitlelere yayılmasına, entelektüel toplumsal grupların oluşmasına neden olmuştur. Bu parçada Aydınlanma Çağı’nın özelliklerinden hangisine değinilmemiştir?\nA) Düşünce özgürlüğünün desteklendiğine\nB) Skolastik düşüncenin eleştirildiğine\nC) Aydın bir sınıfın oluştuğuna\nD) Akıl ve bilimin temel alındığına\nE) Felsefede yeni ekoller oluştuğuna", "answer": "E"} {"question": "R. G. Collingwood Kısaca Sanat Felsefesi adlı eserinde “Sanat eseri, estetik ruhun kendi emekleriyle sürekli bir şekilde kendisini besleyip büyüttüğü diyalektik bir süreçtir. Sanat eserinin şekillendirildiği nihai standart, saf tahayyül etme edimi olduğu müddetçe sanat eserinin gelişimine faydalı olduğu yaşam, tahayyül gücünün saf yaşamıdır.” demiştir. Bu parçada sanat eserinin aşağıdaki özelliklerinden hangisi vurgulanmıştır?\nA) Hayal gücünü yansıtma\nB) Özgün olma\nC) Estetik beğeni sonucu oluşma\nD) Biricik olma\nE) Evrensel olma", "answer": "A"} {"question": "Herhangi bir işlemden geçmeden kaynağından soframıza ulaşan, üretiminde kimyasal gübre ve katkı maddesi kullanılmayan, raf ömrü kısa gıda ürünlerine “doğal gıda”; koruyucu, renklendirici gibi çeşitli kimyasallar içeren, raf ömrü uzun besin maddelerine “hazır gıda” denir. Hazır gıdalardaki etiketlerde; ürünün üretildiği yer, içeriği, besin değerleri, saklama koşulları, üretim ve son kullanma tarihleri yer alır. Buna göre, alışveriş yapılırken aşağıdakilerden hangisi hatalı bir davranıştır?\nA) Ürünlerin son kullanma tarihine bakılarak alınması\nB) Ürünlerin besin değerlerine bakılarak alınması\nC) Katkı maddesi daha fazla olan ürünlerin tercih\nedilmesi\nD) Saklama koşullarının incelenerek alınması\nE) Doğal olarak üretilmiş olanların tercih edilmesi", "answer": "C"} {"question": "Antik Yunan’da kader olgusu ve özgür irade kavramına ---- önemli eserlerden biri Hesiodos tarafından yazılmış olan Theogonia’dır. Hesiodos bu eserinde evrenin kuruluşunu ve yaradılışın kaostan düzene geçiş ---- tanrıların ortaya çıkış mitleriyle anlatmıştır. Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?\nA) ışık tutan - yolculuğunu\nB) yol açan - şeklini\nC) uygun gelen - macerasını\nD) cevap veren - hikâyesini\nE) ters düşen - sorununu", "answer": "A"} {"question": "• ağız: Çıkış yeri. • kaçmak: Benzemek, andırmak. • sırt: İnsanın üstü. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “ağız, kaçmak, sırt” sözcükleri belirtilen anlamlarını karşılayacak şekilde kullanılmıştır?\nA) Yolun ağzındaki çalıları temizlemekten kaçmaz,\nonları sırtında ocak başına taşırdı.\nB) Dedemin sırt ağrıları ve ağzında çıkan yaralar,\nson günlerde iyice rahatını kaçırdı.\nC) Köylü ağzıyla konuşan adam kulağına su kaçtığı\niçin doktora bir atın sırtında gelmiş.\nD) Üsküdar sırtlarını, yaz başlarken kırmızıya kaçan\nçiçekler doldurur ağzına kadar.\nE) Tünelin ağzında bekleyen kamyon şoförünün sırtında mora kaçan lacivert bir yelek vardı.", "answer": "E"} {"question": "Çelişki, kişinin sözlerinin veya davranışlarının birbirini tutmamasıdır. Bizler, içimizdeki çelişkiyi, “çelişki” olarak kabul etmekten aciziz. Bu yüzden başkalarının çelişkili hareketleri vasıtasıyla kendimiz hakkında bir varsayımda bulunmaktan başka çaremiz yok. Başkasını ayna olarak görmediğimiz takdirde kendimizi bilinmezliğin kollarına bırakmış hâlde bir ömür yaşamamız gerekir. Bu parçada geçen “başkasını ayna olarak görmek” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Kendini bütün gerçekliğiyle görmek\nB) Eylemlerini diğer insanlara göre tartmak\nC) Kendine başka bir açıdan bakmak\nD) Çelişkilerinin açıkça farkında olmak\nE) Davranışlarını başkalarına yansıtmak", "answer": "B"} {"question": "Ölmüş saatlerimiz, günlerimiz, senelerimiz olduğunu; yıllarca farkına varmadan bir hiçin sarraflığını yaptığımızı, yaşamadan yaşadığımızı kim inkâr edebilirdi. “Hattâ öyleleri var ki bir kere olsun ruhlarının gerçeğine doğmadan ölürler…” Bu parçadaki altı çizili sözcüğün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisinde vardır?\nA) Kendimce yaşamadığım çok zamanım oldu.\nB) Hayatı yaşamadan ölmeye hep korkmuşumdur.\nC) Kimseye faydası olmayan işlerle bir günü daha\nnoktalıyorum.\nD) Dünyaya bir kere ve kendin için gelirsin.\nE) Vakit varken bol bol hayatın tadına varmalıyız.", "answer": "A"} {"question": "(I) Bir grup araştırmacı, salyangoz zehirlerindeki insülinleri inceleyerek Tip 1 diyabet tedavisinde yararlı olabilecek melez insülin molekülleri üretti. (II) Tüm hayvanlarda temel işlevi şeker metabolizmasını düzenlemek olan insülin hormonları bulunur. (III) Farklı türlerdeki insülin hormonları arasında ufak tefek yapısal farklılıklar vardır. (IV) Tip 1 diyabet olarak adlandırılan şeker hastalığı, pankreasın yeteri kadar insülin üretememesinden kaynaklanır. (V) Bu hastalıktan muzdarip insanlar günlük insülin enjeksiyonlarına ihtiyaç duyarlar. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) I. cümlede, melez insülin moleküllerinin araştırmacıların salyangoz zehirlerindeki insülinleri incelemesiyle üretildiğinden söz edilmiştir.\nB) II. cümlede, insülin hormonlarının tüm hayvanlarda şeker metabolizmasını düzenlemek göreviyle\nbulunduğu söylenmiştir.\nC) III. cümlede, insülin hormonlarındaki yapısal farklılıkların farklı türlerde daha belirgin olduğuna değinilmiştir.\nD) IV. cümlede, pankreasın yeterli insülin üretememesi sebebiyle şeker hastalığının oluştuğu ortaya konmuştur.\nE) V. cümlede, şeker hastalarının günlük insülin enjeksiyonuna ihtiyaç duydukları belirtilmiştir.", "answer": "C"} {"question": "(I) Dildeki değişim ve süreklilik, onun canlı varlık gibi kabul edilmesini sağlamıştır. (II) Bir dildeki kelimelerin hayatı, insan hayatına benzetilmiştir. (III) Diller değişik coğrafi ve toplumsal çevrelerde hatta değişik tarihî dönemlerde ses ve anlam değişikliğine uğramış, dillerin hayatlarını sürdürmeleri veya ölmeleri dilin canlı bir varlığa benzetilmesine neden olmuştur. (IV) Esasen dilin canlılığı toplumun canlılığı ile özdeştir. (V) İnsan toplulukları tarafından kullanıldığı sürece dil diridir, kullanılmayan dil ölüdür. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde neden-sonuç ilişkisi yoktur?\nA) I ve III \nB) II ve IV \nC) II ve V\nD) III ve IV \nE) IV ve V", "answer": "C"} {"question": "I. Yapılan araştırmalarda son yıllarda yanlış beslenme ve hareketsizlik yüzünden obezitenin çocuklar arasında üç kat artış gösterdiği görülmektedir. II. Kilo alımı ve vücutta yağlanma ile birlikte vücutta şeker metabolizmasından sorumlu olan insülin hormonunun işleyişinde bazı aksaklıklar meydana geliyor ve vücutta kullanılamayan şeker bir taraftan yağlanmaya neden olurken diğer yandan daha fazla şeker tüketimini tetikliyor. Yukarıda verilen II numaralı cümleyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?\nA) I. cümlede ifade edilen araştırma sonucunun nedeni bilimsel olarak açıklanmıştır.\nB) I. cümlede anlatılanlarla ilgili olarak bir gereklilik\naçıklanmıştır.\nC) I. cümlede sözü edilen problemin kimlerde görüldüğü üzerinde durulmuştur.\nD) I. cümlede ortaya koyulan araştırma sonucu üzerine bir varsayımdan bahsedilmiştir.\nE) I. cümlede anlatılanların, çocukları neden daha\nfazla etkilediği ifade edilmiştir.", "answer": "B"} {"question": "İnsanoğlunun değeri bir kesirle ifade edilecek olursa payı gerçek kişiliğini, paydası da kendisini ne zannettiğini gösterir ve payda büyüdükçe kesrin değeri küçülür. Aşağıdakilerin hangisi bu cümlede anlatılmak istenenle anlamca aynı doğrultudadır?\nA) İnsan kendi değerini anlayamazsa ulaşmak\nistediği her ideal anlamsızdır.\nB) Başarı elde etmek için kişilik bilinci, iyiliğe hizmet\nedecek şekilde oluşturulmalıdır.\nC) Kendini iyi tanımayanlar, başkalarından kendine\nhoşgörülü olmalarını bekleyemez.\nD) Kendini başkalarından üstün görenler kişiliklerini\ngeliştirmede yetersiz kalırlar.\nE) Başkalarından değer görmek isteyenler önce\nkendi değerini bilmelidir.", "answer": "A"} {"question": "Her sabah evden çıkarken akşama kadar nelerle karşılaşacağımı merak etmekten alamam kendimi. Heyecanlı bir film izler gibi beklerim günün sonunu. Son saatler heyecanım diner ve yaşanmışlıkların ağırlığıyla tutarım evin yolunu. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) Yeterlik fiili\nB) Belgisiz sıfat\nC) Edat\nD) İlgi zamiri\nE) Zarf-fiil", "answer": "D"} {"question": "Metinlerde açıklık, anlatımın herhangi bir belirsizliğe, kuşkuya yol açmayacak biçimde oluşturulmasıdır. Metinde yoruma göre değişmeyen ifadelere yer verilir ve noktalama işaretleri yerli yerinde kullanılır. Bu parçada yapılan açıklamaya göre aşağıdaki cümlelerden hangisi açıklık ilkesine uygundur?\nA) Daha yeni yola çıkmıştık ki telefonumuz çalmaya\nbaşladı.\nB) Adnan, ders çalışmayı arkadaşlarından daha çok\nseviyor.\nC) Tren gara yaklaştığında henüz yağmur başlamamıştı.\nD) Ev işleriyle eşinden çok ilgilendiğini iddia ediyor.\nE) Ortalığı birbirine katan genç doktorla görüşmek\nistedi.", "answer": "C"} {"question": "(I) İnsan kendini nasıl güçlü ve güvende hisseder? (II) Bu süreç elbette uzun ve karmaşıktır ve kişiden kişiye değişir. (III) Ancak bu yolda atılan ilk adımlar insan sesiyle başlar. (IV) Bir diğer insana bir şeyler söylemek, onun vereceği karşılığı dinlemek, onu yanıtlayabilmek için düşünceleri seferber etmek kişiyi başkalarıyla ilgilenmeye, dikkatini onların hikâyesine yöneltmeye ve onların öyküsünü kendi öyküsüyle birlikte dokumaya teşvik eder. (V) Öyküler alınıp verilirken şair Robert Browning’in yazdığı gibi, karşımızdakinin “ruhumuzun kapısını tıklatıp içeri gireceği” umudu doğar. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde sıfat tamlaması yoktur?\nA) I ve III \nB) I ve V \nC) II ve V\nD) III ve IV \nE) IV ve V", "answer": "B"} {"question": "Kum zambakları; Akdeniz sahillerinde, Anamur ve Silifke kumsallarındaki çok küçük bir bölgede yetişen ve nesli tehlikede olan bitki türüdür. Özellikle yerli muz üretiminin yaygın olduğu Anamur’da halk, geçimini tarımla sağlamaktadır. Temmuz ve ağustos aylarında beyaz çiçeklerini açan bu bitki sahilleri cennet bahçesine çevirir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) Belirtme eki\nB) Bulunma eki\nC) Tamlayan eki\nD) Yönelme eki\nE) Ayrılma eki", "answer": "E"} {"question": "I.1000 TL’yealdığım montumun rengi kısa sürede soldu. II. Uzun yıllar çalıştığı ÇUKOBİRLİK’e veda etme zamanı gelmişti artık. III. BOTAŞ’tan yapılan açıklamada doğal gaz kullanımının her yıl arttığı belirtildi. IV. İTÜ’ye bu sene bilimsel projelerde oldukça iddialı öğrenciler başladı. V. SGK’ya olan borcunu ödeyip emekli olmayı düşünüyordu. Numaralanmış cümlelerin hangisinde ifadenin okunuşuna uygun bir ek getirilmemesinden kaynaklanan yazım yanlışı vardır?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "E"} {"question": "Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan romanlar( ) ----. Bu cümle aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanırsa boş bırakılan yere diğerlerinden farklı bir noktalama işareti getirilir?\nA) sinema ve tiyatroya uyarlanmaya elverişli değildir\nB) modern, nitelikli, ilgi çekici özelliğe sahip\nyapıtlardır\nC) Millî Edebiyat Dönemi romanlarına göre daha\nuzundur\nD) okurun hayal dünyasını geliştirici özelliğe sahiptir\nE) eleştirmenler ve okurlardan tam not almışa\nbenziyor", "answer": "B"} {"question": "(I) Binlerce sözcüğün nüfus kaydı önce halk şiirleriyle, mânilerle, masallarla, atasözleriyle çıkarıldı. (II) Yoksa mezarlığa ittiğimiz sözcükler az mı olurdu? (III) Ünlü masal yazarlarından Jacob Grimm iki türlü şiirden söz eder: (IV) Biri “doğal şiir”dir yani halk ozanlarının şiiri, türküler, ağıtlar, mâniler… (V) İkincisi yani aydınların şiiri ise ona göre “yapay şiir”dir. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?\nA) I. cümlede virgül, eş görevli sözcükleri ayırmak\niçin kullanılmıştır.\nB) II. cümlede soru işareti, sözde soru cümlesinin\nsonunda kullanılmıştır.\nC) III. cümlede iki nokta, açıklama gerektiği için kullanılmıştır.\nD) IV. cümlede üç nokta, söylenmek istenmeyen bir\nifadenin yerine kullanılmıştır.\nE) V. cümlede tırnak işareti, bir ifadeyi özel olarak\nvurgulamak amacıyla kullanılmıştır.", "answer": "D"} {"question": "• Kendinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul, teşvik bildiren kelimelerden sonra konur. • Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelimeyle yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek için kullanılır. • Metin içinde art arda gelen zarf-fiil eki almış kelimelerden sonra konur. • Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan özneyi belirtmek için konur. Aşağıdaki cümlelerin hangisi, virgülün kullanımıyla ilgili bu bilgilerden birine örnek gösterilemez?\nA) Tabiat, düşman gibi gözüktüğü zaman bile insanoğluna gücünü sınama imkânı veren bir öğretmendir.\nB) Yahya Kemal’e göre sanat aynı ağaçların, aynı tepelerin, aynı göklerin sonsuz bir tekrarından ibarettir.\nC) Bu köy, su sıkıntısı yüzünden tarlalarını bir yıl ekip bir\nyıl nadasa bırakmak zorunda kalıyordu.\nD) Elbette, leylek ressam ve şairleri birtakım karışık\nhayallere davet etmek üzere yaratılmış bir kuştur.\nE) Birbirinden çok farklı görünen dergilerin kapakları\naçılıp, içeriklerine ayrıntılı bir biçimde bakılınca\nhepsinin benzer olduğu görülür.", "answer": "B"} {"question": "(I) Şiirlerinde çevre farkındalığını en sık gördüğümüz şairlerden birisi Halil Soyuer’dir. (II) 1950’de yayımlanan ilk şiir kitabı olan Liman’dan itibaren, sonuncusu 2003’te yayımlanan Seninle’ye kadar yayımlanmış on altı şiir kitabının tamamında onun bu yönünü görmek mümkündür. (III) Altmış yılı aşkın bir zaman, sanat hayatının türlü cephelerinde yer alan Soyuer, öncelikle bir şair, bestekâr ve gazetecidir. (IV) Fıtrat olarak neşeli bir kişiliğe sahip olduğunu kendisi üzerine yapılan çalışmalardan öğrendiğimiz Soyuer’in, şiirlerinde en çok öne çıkan tema “sevgi”dir. (V) Bununla birlikte Soyuer “gelenekten beslenen yenilikçi bir şair”dir. (VI) Daha çok halk edebiyatı geleneğinden beslenen şair, çoğu şiirini hece vezni ile kaleme almış; divan şairlerinden tesirle yazdığı az sayıda şiirinde ise aruzu kullanmıştır. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?\nA) II\nB) III \nC) IV\nD) V \nE) VI", "answer": "B"} {"question": "Beni besleyen her ne varsa müziğe girmesine izin verdim. Özendiğim her şeyi de oyun dışı bıraktım. Herhangi bir müzik türünde ustalık gösterme çabasına girmedim. Şarkıların ön planda olmasını odağıma aldım. Ekibim son derece usta müzisyenlerden oluşuyordu. Sonuç da hepimizi mutlu etti. Bu parçada sözlerine yer verilen kişiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Mahir olma iddiası taşımamaktadır.\nB) Eserleri, ön planda tutma çabasındadır.\nC) Bir eseri taklit etmekten kaçınmaktadır.\nD) İyi kötü her işinden memnuniyet duymaktadır.\nE) Hayatı, her yönüyle eserlerine yansıtmaktadır.", "answer": "D"} {"question": "Genç bir ressam grubunun açtığı “Liman” konulu sergi, Türkiye’de yeni bir hamlenin müjdesini veriyor. Burada toplu olarak belirli bir sistem dâhilinde şehir yaşamının önemli örneklerini görüyoruz. Genç ressamlar konularını ipekli kumaşların kıvrımlarında, lalelerin büyük boyunlarında veya güllerin tozpembesinde aramıyorlar; bizzat sokakta, parkta, limanda dolaşıyorlar. Resimden resme geçerken aynı hâkim hissin, aynı sanat anlayışının -sanatçının şahsiyetini ve tarzını kaybetmeksizin- kuvvetli örneklerini buluyoruz. Bu serginin diğer yeni sergilerden farkı, değer ölçüsünde büyük iniş ve çıkışların görülmemesi; resim kalitesinin genel itibarıyla birbirine yakın olmasıdır. Bu parçada söz edilen tablolarla ile ilgili aşağıdakilerin hangisi söylenemez?\nA) Türk resim sanatı içinde yeni bir atılımı temsil ettiği\nB) Sanat dünyasında özel bir değer olarak görüldüğü\nC) Nitelik bakımından birbirine yakın olduğu\nD) Tematik bir bütünlük gözetilerek bir araya getirildiği\nE) Konularının insanlardan ve hayatın içinden seçildiği", "answer": "B"} {"question": "(I) Edebiyat; duygu, düşünce, hayal veya olayların dil vasıtasıyla sözlü ya da yazılı olarak ifade edilmesidir. (II) Bu sanata bağlı kalınarak oluşturulan metinlere edebî metin denir. (III) Edebî metinlerden olan şiir türü, derinlikli bir anlatıma sahiptir; okuyucunun yorumlarına açıktır. (IV) Edebî metinler, sanatsal metinler içinde sınıflandırılır. (V) Bu sınıflandırmada temel ölçüt, metinlerin oluşturulma amacıdır. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "C"} {"question": "Efendim, o benim marifetsizliğimden… Edebiyat bilmezliğimden… Bilsem öyle düpedüz yazar mıyım hiç?.. Köylü bir şeyi söylerken dikine, olduğu gibi söyler. Neden? Süslemesini bilmez, anlatmasını bilmez de ondan. Marifetli insanlar öyle yapmazlar; sözlerine, yazılarına marifetlerini sokarlar; hünerlerini gösterirler. Mesela bir şey anlatıyorlar değil mi; bu, derler, müsellese benziyordu. Hayır, aslında o anlattıkları “müselles”e benzemez, benzemiyordur. Ama marifetli olanlar böyle derler. “Müselles”i bilmezseniz anlattığınız şeyi “müselles”e benzetebilir misiniz? Aslını sorarsanız marifet hayatın içinde hayata uymayan bir şeydir. Benim dilim kısa, istediklerimi anlatabilmek güç… Bu sözleri söyleyen yazarın eserleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?\nA) Anlamı bilinmeyen sözcüklere yer verilmiştir.\nB) Sanatsal ifade yakalanmaya çalışılmıştır.\nC) Gösterişten uzak bir ifade kullanılmıştır.\nD) Toplumsal faydaya dayalı yazılmıştır.\nE) İçerikte halkın beğenisi ön plandadır", "answer": "C"} {"question": "Sözlü anlatımın yerini yazıya bıraktığı tarihlerden günümüze kadar insanoğlu, anlayış ve duyuş biçimlerini diğerlerinden daha etkili ve farklı olarak ifade etmek istemiştir. Bu durum zaman içerisinde edebiyat ve fikir adamlarının düşünüş tarzlarını etkilemiştir. Toplumsal ve siyasal olaylar bu etkileşimin tetikleyici unsurları olmuştur. Hümanizm, Rönesans ve Fransız İhtilali gibi tarihi derinden etkileyen toplumsal devinimler; edebî anlayış ve duruş biçimlerini yönlendirip şekillendirmiştir. Bu biçimlenişin ve hareketliliğin edebiyatta karşılığı edebî akımlar olmuştur. Siyasal ve toplumsal olayların filizlendirdiği klasisizm, romantizm ve realizm akımları hem Batı hem de Türk edebiyatının temelini oluşturmuştur. Bu üç büyük akım edebiyatın çeşitlenmesine, onda farklı duyuş ve düşünüşün ortaya çıkmasına hizmet etmiştir. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?\nA) Politik ve sosyal olayların edebiyatın şekillenmesinde etkisi bulunmaktadır.\nB) Yazının kullanımıyla birlikte ifade tarzlarında değişiklik meydana gelmiştir.\nC) Edebî akımlar ülkelerin edebî anlayışlarının oluşumunda etkiye sahiptir.\nD) Sözlü dönem ürünleri nitelik açısından yazılı dönem ürünlerine göre daha zayıftır.\nE) Edebî akımların ortaya çıkmasında tarihî olayların önemli bir rolü vardır.", "answer": "D"} {"question": "Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar adlı dergide yayımlanan bir çalışma kapsamında anaokulu öğrencilerine onların ilgisini çekmeyecek bir film izletilmiştir. Bu esnada çalışmaya katılan çocuklardan bazılarının sadece filmi izlemeleri, bazılarının da izlerken kâğıda bir şeyler karalamaları istenmiştir. Daha sonra çocuklara filmde geçen kişi ve mekânların isimleri sorulmuştur. Çalışma sonucunda film sırasında kâğıda bir şeyler çizenlerin, çizmeyenlere göre yüzde otuz iki daha fazla bilgi hatırladığı belirlenmiştir. Çalışma, izlerken çizim yapmanın çocuğun ilgisini çekmeyen bir konuya odaklanmasını kolaylaştırdığını göstermiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada sözü edilen araştırma sonucunu destekler niteliktedir?\nA) Bir konunun içeriğiyle ilgili bilgilendirilmiş olmak, çocukların odaklanma süresini önemli ölçüde artırır.\nB) Dikkat dağınıklığının engellenmesi için çocukları etkileyecek dış uyarıcıların en aza indirilmesi gerekir.\nC) Odaklanma durumunu anlamak için yürütülen\nçalışmalar, çocukların farklı uyarıcılardan etkilendiğini gösterir.\nD) Bir konuyu somutlaştırmak için yapılan karalamalar, çocukların uzun bir konuya odaklanmasında önemli bir rol oynar.\nE) Sıkıcı bir konuda tekdüzeliği kıracak sıradan bir\netkinlik, çocukların konuya daha iyi yoğunlaşmasını sağlar.", "answer": "E"} {"question": "Söz gümüşse sükût altındı hani. Susmak konuşmaktan daha iyi sonuç verirdi. Şimdilerde sükûtu bırakıp sözü tercih eder olduk. Sessizliği hor görür olduk. Konuşan insanın daha cesur ve başarılı olduğuna inanır olduk. Özel hayatımızı da herkesle konuşur, toplum önünde sergiler olduk. Kişisel hayatı ele alan televizyon programları insanları buna teşvik ediyor. Televizyon mahremiyet sınırlarını yok ediyor. İnsanlar mahremiyetlerini herkesle paylaşıyor. Gönül acılarını, yaralarını pazarlıyor. Oysa insanın özel hayatının gizliliğe ihtiyacı vardır. İç dünyamız gizli kalmalıdır. Onun kapılarını herkese açmamalıyız. Oraya herkes girmemeli. Milyonlarla paylaşılan duygu ve düşünceler gerçek anlamını kaybeder. Hannah Arendt ne demişti? “Aşk, ortalıkta gösterildiği an solmaya ve ölmeye yüz tutar.’’ Bu parçada televizyonun eleştirilme nedeni aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Vasıfsız birçok kişiyi halkın önünde itibarlı göstermeye çalışması\nB) Toplum yaşayışını, gelenekleri olumsuz etkilemesi\nC) Programlarının tamamının insan hayatıyla ilgili\nolması\nD) İnsanları, kişisel konularını herkesle paylaşmaya özendirmesi\nE) Programlarında konuşan kişilerin örnek alınan kişiler olması", "answer": "D"} {"question": "----. Bize güç verdiğinden midir, kendimizi daha az yalnız hissetmemizi sağladığından mı yoksa aynı anda sayısız ihtiyacı birden karşıladığından mı çoğumuz kişisel tarihimizin bir kısmını ya da bir versiyonunu başkalarına -ve bir anlamda kendimize- anlatmaktan yarar sağlar gibiyiz. Uygun koşullar altında çoğumuz, küçük bir davetle bile teslim olma ve sevecenlik karışımı bir duyguyla hayatımızın genel “hikâye”si olarak düşünme eğiliminde olduğumuz şeyleri konuşma fırsatının üstüne atlarız. Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?\nA) Kabul etmeliyiz ki çoğumuz kendimizden söz etmekten hoşlanırız\nB) İlginç bir olayın merkezindeki aktör olmak kendimizi değerli hissettirir\nC) İnsanlar, başkalarının kendilerini onaylamalarına\nihtiyaç duyar\nD) Çevremizdeki kişileri anlattığımız ilginç hikâyelerle büyülemek isteriz\nE) Birçoğumuz benzersiz deneyimler yaşamak ve bunları anlatmak arzusuna kapılırız", "answer": "A"} {"question": "Ankara şehir merkezine 68 km uzaklıkta bulunan Karagöl, deniz seviyesinden 1630 metre yüksektedir. 70 metreye kadar derinliği ölçülen gölün yüz ölçümü 23,5 hektardır. Etrafı volkanik kayaçlarla kaplı bir krater gölü olan Karagöl, ----. Bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilirse “Karagöl’ün fiziki özelliklerinde zamanla değişiklik olduğu” sonucuna ulaşılır?\nA) içinde bulunduğu bölgenin turizm ve rekreasyon\naçısından en önemli çekim merkezidir\nB) günümüzde yoğun olarak, özellikle hafta sonları,\npiknik amacıyla kullanılmaktadır\nC) yaz mevsiminde bulunduğu yerin yükseltisi nedeniyle oldukça serin olmaktadır\nD) karasal iklimden Karadeniz iklimine geçiş özelliği\ntaşır\nE) yer hareketlenmelerinden ötürü her yıl yaklaşık\n2 cm kadar çekilmektedir", "answer": "E"} {"question": "Toplumsal ilişkilerdeki en önemli ilkelerden biri belki de birincisi; insanın kendisinin farkında olması, kendini keşfetmesi, olumlu yönlerini keskinleştirmesi ve olumsuz yönlerini olumluya çevirmesidir. Yaşamda her şeyin bir başlangıç noktası vardır. Bu durum sorular için de geçerlidir. Başkasına soru sormak kendine soru sormaktan daha kolaydır. Zira başkasına soru sorulduğunda cevabını verecek ve sonucunu düşünecek olan muhatap kişidir. İnsanın soruyu kendine sorduğunda ise durum daha zor ve karmaşıktır. Kendine vereceği her cevap samimi ve dürüst olmak zorundadır. Aksi hâlde yaşadığı çelişki kendisini, kendisiyle kavgalı ve kafası karışık bir hâlde yaşamaya mahkûm edecektir. Kendimizi iyi tanımak ve kişiliğimizin ne olduğunu anlamak kendimize yönelttiğimiz sorular yoluyla mümkün olabilecektir. Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olarak söylenmiş olabilir? A) Sorular olumsuz durumları olumlu durumlara çevirebilir mi? B) Soru sorma sanatının toplumsal hayata faydaları nelerdir? C) Kendimize sorduğumuz sorular bizi başarıya götürür mü? D) Soru sorarken hangi kriterlere göre hareket etmeliyiz? E) Bireyin kendine yönelttiği sorular neden değerlidir?", "answer": "E"} {"question": "Romanında yazar, insana hayat veren temiz ve aydınlık doğa ile vücudu bir zehir gibi kemiren kasaba yaşamı ve bir mezara benzettiği kasaba arasındaki karşıtlıkları getiriyor önümüze. Kasaba, üstü mor bir duman tabakasıyla örtülmüş karanlık ve küçük bir çukur, bir mezar olduğuna göre ölümle çağrışımı açık. O hâlde doğa / kasaba karşıtlığı aynı zamanda yaşam / ölüm karşıtlığını da içeriyor diyebiliriz. Nitekim Selahattin Bey kasabaya döndükten sonra bir kalp krizi geçirir ve bir süre sonra hayatını kaybeder. Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Karşıtlıklarla güçlendirilmiştir.\nB) Örneklemeden yararlanılmıştır.\nC) Betimleyici ifadelere yer verilmiştir.\nD) Somutlamaya yer verilmiştir.\nE) Doğrudan ve dolaylı anlatım kullanılmıştır.", "answer": "E"} {"question": "Son yıllarda yaz aylarında çıkan orman yangınları ciğerlerimizi her iki anlamda da dağlıyor. Üzülüyoruz dünyamız zarar görüyor, oksijen kaynaklarımız tükeniyor diye. Oysaki yanıldığımız bir durum var. Dünyadaki oksijenin yüzde sekseni okyanuslar ve denizler tarafından üretiliyor. Yani dünyanın üçte ikisini kaplayan okyanus ve denizler dünyanın asıl oksijen kaynağı. Ayrıca ormanlar gibi okyanuslar da sayısız canlının evi ve ormanların da okyanusların da zarar görmesinin kaynağı maalesef biziz. Bu parçadaki temel çatışma aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Dünyadaki oksijen kaynaklarının ormanlar olduğunun sanılması\nB) Okyanusların denizlere oranla daha çok oksijen\nüretmesi\nC) İnsanların doğa ile ilgili sorunlara üzülürken sorunun kaynağının kendisi olması\nD) Doğayı tehdit eden olumsuzluklara karşı bir şeyler yapılamaması\nE) Ormanların yanmasına üzelen insanların okyanusların oksijen kaynağı olduğunu bilmemesi", "answer": "C"} {"question": "Çalışmamızda medyalar arası etkileşim çerçevesinde, yazınsal edebî eserlerin görsel sanat olan sinemaya yansımasını göreceğiz. Araştırma bölümüne geçmeden önce birbirlerine yansıması açısından bakacağımız edebiyat ve sinema kavramını inceleyeceğiz. Ardından birbirlerine hangi açıdan ve nasıl yansıdıklarını göreceğiz. Bu bağlamda sinemanın edebî eserlere neden gerek duyduğunu ve hangi anlamda edebiyattan destek aldığını açmış olacağız. Edebiyattan birçok eserle yararlanan sinemanın uyarladığı bazı eserlerin bir araya getirildiği listeyi göreceğiz. Bu parçada yapılan araştırmanın kapsamıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) Edebî eserlerin sinemaya etkisi\nB) Sinemanın edebî eserlere etkisi\nC) Edebî eserlerden uyarlanan sinemalar\nD) Konuyla ilgili kavram incelemesi\nE) Edebî eserlerin sinemaya gereksinimi", "answer": "E"} {"question": "Divan edebiyatında kelime çok önemlidir. Her kelime tam anlamında ve yerli yerinde kullanılmalıdır. Bazen kelimelerin üçüncü anlamları bile beyte uygun düşer. Bu, tıpkı geometrik bir kompozisyondur. Her şeyde aşırı sınırları zorlar. Onun için bu edebiyatta büyük, en büyük; küçük, en küçüktür. Bunların ortası olamaz. Bu bakımdan divan şiiri; kahramanları daima birinci sınıf, zaman ve mekânı en uygun olan bir roman gibidir. Bu edebiyatın iç güzelliğini de kelime oyunları ve edebî sanatlar oluşturur. Bu parçadan divan şiiriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?\nA) Bütün güzelliğine önem verilir.\nB) Sözcükler bazen çok anlamlı kullanılabilir.\nC) Şairleri sözcük seçiminde çok titiz davranmıştır.\nD) Mükemmeliyetçilikhedefli olduğu söylenebilir.\nE) Söz oyunlarına yer verilir.", "answer": "A"} {"question": "(I) Türkiye’de 1950’den itibaren sanayi hamleleri başlamıştır. (II) Batı dünyasının birkaç asır evvel başlayıp hallettiği bu sürecin bir bakıma taklidi ve telafisi olarak görebileceğimiz bu dönem, insanının toprakla olan bağını koparıp makineye yönelmesi anlamına gelmiştir. (III) Türk sosyolojisinde köyden şehre göç ya da kentleşme olarak adlandırılan bu sürecin sadece sosyolojik, ekonomik ve siyasi sonuçları olmamış; sürecin çevre meselelerine kadar geniş bir yelpazeye yansımaları olmuştur. (IV) Bir bakıma, geç kalmışlığın telafisi için yapılanlar, geç kalmış olmaktan daha vahim sonuçlar doğurmuştur. (V) Türk insanının başta toprak ve tabiatla olmak üzere çevre ile arasına koyduğu mesafe, edebî eserlere de yansımış; sanatçılar, ortaya çıkan yeni duruma yavaş yavaş tepki göstermeye başlamıştır. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra “Bunun tabii neticesi olarak köyden kente yoğun bir göç yaşanmıştır.” cümlesi getirilebilir?\nA) I\nB) II \nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "B"} {"question": "Söğüt ağacı sadece Japon efsanelerinde değil Antik Yunan ve Mısır’da da yerini alıyor. Homeros Odyssea’sında cadı tanrıça Kirke’nin nehir kıyılarını kaplayan “ağlayan söğüt ağaçları”ndan bahsederken Antik Mısır’da Osiris öldükten sonra kalbinden çıkan “Bennukuşu”nuMısırlılar söğütağacıileözdeştirmiş ve törenlerinde söğüt ağacı kullanmışlardır. Shakespeare Othello’da Ophelia’nın ölümünü betimlerken kullanır yine bu efsanevi ağacı. Türk kültüründe ise yiğitlerin gölgesinde oturup altında çadır kurdukları kutlu ağaçlardandır söğüt ağacı. Birçok kültürde sağlam yer etmiş, efsanelere konu olmuş, doğanın en güzel armağanlarından biridir söğüt ağacı. Bu parçanın başlığı aşağıdakilerin hangisi olabilir?\nA) Söğüt Ağacının Doğadaki Yeri ve Önemi\nB) Söğüt Ağacına Bakış Açılarının Değerlendirilmesi\nC) Söğüt Ağacının Kültürler İçindeki Yansımaları\nD) Söğüt Ağacının Faydalı Olduğu Alanlar\nE) Söğüt Ağacının Askerî Alanda Kullanımı", "answer": "C"} {"question": "Edebî eser, salt sözlü hokkabazlıklar olarak soyut geçici bir alana indirgenemez. Sanatı toplumsal ve pratik işlevinden tümüyle soyutlayanların anlamı ölçüsüzce yücelterek yok etmeye dek götürmeleri bile sanat eserlerinin güçlü bir şekilde toplumsal hayata katılmasına engel olamadı. Umberto Eco da “Öyle ki onları kendi yaşamımız ve başkalarının yaşamı için model olarak seçiyoruz ve şu ifadeleri kullanırken birbirimizi çok iyi anlıyoruz: Oidipus kompleksi olan biri, Gargantua’ya özgü bir iştah, Don Kişotvari bir davranış, bir Othello kıskançlığı, Hamletvari bir şüphe, iflah olmaz bir Don Juan, bir Perpetua. Ve bu, edebiyatta sadece kahramanlar söz konusu olduğunda değil durumlar ve nesnelerle de ilgili olarak yaşadığımız bir şeydir. (…) Bütün bunlar, bize her an kim olduğumuzu, ne istediğimizi, nereye gittiğimizi ya da Montale’nin dediği gibi ne olmadığımızı ve neyi istemediğimizi tekrarlamaya hazır saplantılı metaforlara dönüşürler.” sözleriyle bu düşünceyi savunur. Bu parçada savunulan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Yazınsal ürünler, zamanla gerçek hayatlarımızda\nkalıcı izler bırakır.\nB) Edebî eserlerde anlam ve toplum gerçeklerini\naramak boşa kürek çekmektir.\nC) Bir eser, kişide güzellik duygusu oluşturup çağrışımlara açık olmalıdır.\nD) Edebî eserlerdeki karakterlerin birçoğu yaşadığımız hayatın bir parçasıdır.\nE) Sanat, somut yaşam pratiklerini soyut bir anlama taşıyabilmektir.", "answer": "A"} {"question": "Malabadi Köprüsü, Diyarbakır’ın Silvan ilçesi sınırları içindedir. Abbasiler Dönemi’ne ait bir mimari şaheserdir. Abbasi hanedanına mensup zengin bir tüccarın, hayrat için köprüyü yaptırdığı Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sinde anlatılmaktadır. Ancak bazı kaynaklarda Artuk Oğulları Beyliği Dönemi’ne ait olduğu ve Artuk’un torunlarından İlgazi oğlu Timurtaş tarafından 1147 yılında yaptırıldığı da söylenmektedir. ----. Bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilirse “Malabadi Köprüsü’nün fiziki özellikleri bakımından bir benzerinin bulunduğu” sonucuna ulaşılır?\nA) Tek kemerli olan bu köprünün içine iki yoldan girilir\nB) İçinde tehlikeden korunma amaçlı odalar bulunmaktadır\nC) Kesme bazalt taştan 10 gözlü olarak inşa edilmiştir\nD) Ünlü Mostar Köprüsü’nün ikizi olarak kabul edilir\nE) Diyarbakır’daki diğer eserler gibi ilgi çekmektedir", "answer": "D"} {"question": "Yaptığı keşifle milyonlarca insanın hayatını kurtaran Isidor Isaac Rabi, 1944’te Nobel Fizik Ödülü’ne layık görüldü. Rabi, Nobel’i kazandığında gazeteciler, kendisine dünya çapındaki bu başarıyı en çok kime borçlu olduğunu sormuşlardı. Bu soruyu Rabi şöyle cevaplamıştı: “Anneme. Çünkü okuldan eve geldiğimde, annem hiçbir zaman ‘Öğretmenin sana aferin dedi mi?’ tarzında sorular sormazdı; ‘Bugün öğretmenine iyi bir soru sordun mu oğlum?’ derdi.” Bu parçadan aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?\nA) Önemli başarıların ardında kişileri yüreklendiren\ninsanlar vardır.\nB) Eğitimin ilk yılları; kişinin gelecek hayatında,\nbaşarılarında önemli bir rol oynar.\nC) Doğru biçimde yönlendirilen merak, öğrenme\nsürecini olumlu etkiler.\nD) Başarı; uzun, düzenli ve bir o kadar yorucu bir\nçabanın sonucunda elde edilir.\nE) Bilimin ve keşfin kaynağı, içinde yaşadığımız\nmaddi dünyayı sorgulamaktır.", "answer": "E"} {"question": "Gözümüzün ön bölümünde yer alan ve ışığı odaklamakla gözü dış etkilerden koruma görevlerini üstlenen kornea dokusu, işlevini gözyaşı sayesinde yerine getirir. Çünkü kırpma eylemiyle sürekli tazelenen gözyaşı tabakası, ışığın odaklanması için uygun bir kornea yüzeyi oluşturur; gözyaşı tabakasında bulunan enzimler ise dış ortamdan göze girerek enfeksiyona yol açabilecek bakterilere karşı koruma sağlar. Diğer yandan korneada kan damarları bulunmaz; bu yüzden korneanın ihtiyaç duyduğu oksijen, vücudun dışından, göz kırpma eylemiyle yenilenen gözyaşı tabakasına karışan havadan sağlanır. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Kornea ışığı odaklayarak gözü dış etkilerden korur.\nB) Gözyaşı tabakası kırpma eylemiyle sürekli tazelenir.\nC) Gözümüzün ön bölümünde bulunan korneada\nkan damarları bulunmaz.\nD) Gözyaşı tabakasında bulunan enzimler, dış\nortamdan göze girerek enfeksiyona yol açar.\nE) Kornea, oksijeni göz kırpma eylemiyle yenilenen\ngözyaşı tabakasına karışan havadan sağlar", "answer": "D"} {"question": "Gözümüzün ön bölümünde yer alan ve ışığı odaklamakla gözü dış etkilerden koruma görevlerini üstlenen kornea dokusu, işlevini gözyaşı sayesinde yerine getirir. Çünkü kırpma eylemiyle sürekli tazelenen gözyaşı tabakası, ışığın odaklanması için uygun bir kornea yüzeyi oluşturur; gözyaşı tabakasında bulunan enzimler ise dış ortamdan göze girerek enfeksiyona yol açabilecek bakterilere karşı koruma sağlar. Diğer yandan korneada kan damarları bulunmaz; bu yüzden korneanın ihtiyaç duyduğu oksijen, vücudun dışından, göz kırpma eylemiyle yenilenen gözyaşı tabakasına karışan havadan sağlanır. Bu parçada “kornea” ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Oksijene ihtiyaç duyduğuna\nB) Kan damarları bulundurmadığına\nC) Dokusunun nerede yer aldığına\nD) Gözü dış etkilerden koruduğuna\nE) Bakterilere karşı koruma sağladığına", "answer": "E"} {"question": "Gezegenlerin hangi renklerde göründüğü, yüzeylerinin ve atmosferlerinin hangi maddelerden oluştuğuyla ilişkilidir. Jüpiter’in atmosferi büyük oranda hidrojen ve helyumdan oluşur. Aynı zamanda su damlacıkları, su kristalleri, amonyak kristalleri içeren Jüpiter’in atmosferinde hızı saatte 600 kilometreyi aşan şiddetli fırtınalar gerçekleşir. Jüpiter’in yüzeyindeki beyazaçık sarı renkler, bulutların içindeki amonyak kristallerinden kaynaklanır. Kahverengi-turuncu renkte görünen kısımlar ise amonyum hidrosülfür içeren bulutların bulunduğu bölgedir. Satürn’ün atmosferinin bileşimi de Jüpiter’inkine benzerdir. Ancak gezegeni çevreleyen amonyak gazından oluşan katman, alt kısımlarda yer alan kırmızı renkteki bulutların daha soluk görünmesine neden olur. Bu parçada “Jüpiter”le ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Atmosferinin hangi gazlardan oluştuğuna\nB) Atmosferinde gerçekleşen hava olayına\nC) Yüzeyinde görünen renklerin sebebine\nD) Diğer gezegenlerden farklı olmasının nedenine\nE) Bulutlarının içinde bulunan maddelere", "answer": "D"} {"question": "Gezegenlerin hangi renklerde göründüğü, yüzeylerinin ve atmosferlerinin hangi maddelerden oluştuğuyla ilişkilidir. Jüpiter’in atmosferi büyük oranda hidrojen ve helyumdan oluşur. Aynı zamanda su damlacıkları, su kristalleri, amonyak kristalleri içeren Jüpiter’in atmosferinde hızı saatte 600 kilometreyi aşan şiddetli fırtınalar gerçekleşir. Jüpiter’in yüzeyindeki beyazaçık sarı renkler, bulutların içindeki amonyak kristallerinden kaynaklanır. Kahverengi-turuncu renkte görünen kısımlar ise amonyum hidrosülfür içeren bulutların bulunduğu bölgedir. Satürn’ün atmosferinin bileşimi de Jüpiter’inkine benzerdir. Ancak gezegeni çevreleyen amonyak gazından oluşan katman, alt kısımlarda yer alan kırmızı renkteki bulutların daha soluk görünmesine neden olur. Bu parçaya göre Satürn’ün atmosferini Jüpiter’in atmosferinden ayıran özellik aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Atmosferinin büyük oranda helyum gazından\noluşması\nB) Atmosferinde oluşan fırtınaların şiddetli olması\nC) Bulutların içinde bulunan maddelerin çeşitliliği\nD) Alt kısımlarda bulunan bulutların kırmızı renkte\nolması\nE) Amonyak gazından oluşan bir katmanla çevrelenmiş olması", "answer": "E"} {"question": "Bilimde herhangi bir teori ile ilgili mutlak bir kesinlikten söz edilemez. Yapılacak yeni gözlem ve deneylerle doğru olduğu düşünülen bu teoriler yanlışlanabilir. Bu bağlamda bilim olgusaldır. İnsan da bir olgudur fakat felsefe bu olguyu rasyonel olarak temellendirir ve insana ait olan her şeyle ilgilenir. En somut olandan en soyut olana kadar… Bu parçadan aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?\nA) Felsefenin varlığı tümel olarak incelediğine\nB) Bilimsel bilgilerin sınanabilir olması gerektiğine\nC) Felsefenin konusu bakımından evrensel olduğuna\nD) Bilimsel kuramların genel geçer nitelikte olduğuna\nE) Bilimin olguları gerekçelendirmeye çalıştığına", "answer": "D"} {"question": "Antik Çağ'da bir grup filozof, arkhe ile ilgilenen doğa filozoflarından ayrılmış, dikkatini toplum ve insana çevirmişlerdir. Bunu yaparken hâliyle felsefi görüşlerinin temeline bilgi olgusunu koymuş, elde edilen bilginin güvenilirliğini sorgulamışlardır. Bu filozoflar yöntemli tartışma sanatını kullanmış, dile egemen olmaya çalışmış gezgin hatiplerdir. Nihayetinde bilgilerin kişiden kişiye değiştiğini (rölatif olduğunu), herkes için geçerli bir bilgiye de evrensel ahlak yasasına da ulaşılamayacağını savunmuşlardır. Bu parçada sözü edilen filozoflar aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Sofistler\nB) Dogmatikler\nC) Empiristler\nD) Pozitivistler\nE) Rasyonalistler", "answer": "A"} {"question": "Bir etkinlik olarak sanat, ne bir topluma ne bir devre ne bir dünya görüşüne indirgenebilir. Farklı akımların etkisinde de olsa, farklı bakış açılarını da yansıtsa, farklı tekniklerle de ortaya çıkarılsa aynı temel kavrama dayanır ve tüm insanlığa sunulur. Aynı sanat eseri de her alımlayıcı tarafından farklı şekillerde yorumlanabilir ve bu onun değerinden hiçbir şey eksiltmez. Buna göre sanat ile ilgili; I. evrensellik II. biricik olma III. subjektif olma özelliklerinden hangilerine ulaşılabilir?\nA) Yalnız I \nB) Yalnız II \nC) I ve II\nD) I ve III \nE) II ve III", "answer": "D"} {"question": "Felsefe sadece entelektüel insanın yöneldiği mistik, gizil kavramlarla örüntülenmiş doğaüstü konularla ilgilenen bir etkinlik değildir. Var olanı ve olması gerekeni sorgulayan, yaşamın birçok unsuru ile ilintili olan, insanın hem içsel hem yaşamsal yolculuğudur. İnsanın hakikat yolculuğunda ihtiyaç duyduğu yaşamsal araç gereçlerdir. Bu parçadan felsefe ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?\nA) Hayata içkin bir etkinlik olduğu\nB) Reel ve ideal varlığı ele aldığı\nC) Doğruluk arayışı içinde olduğu\nD) Yaşam için pusula niteliği taşıdığı\nE) Kavranılması güç bir alan olduğu", "answer": "E"} {"question": "Evrende ölçülebilen ve gözlenebilenin önemli görüldüğü yani bilimin ve bilimsel yöntemin ön plana çıktığı bu dönemde aynı zamanda iktidarın teolojik bir kaynağa dayanmaması gerektiği düşüncesi dehızlı bir biçimde yayılmaya başlamıştır. İnancın kabulleri yerini rasyonel bir bakış açısına bırakmıştır. Bu yeni bakış açısıyla insan ve evren üzerine felsefi, bilimsel ve sanatsal çalışmalar yapılmıştır. Parçada özellikleri verilen felsefi dönem aşağıdakilerden hangisidir?\nA) MÖ 6 - MS 2. yüzyıl felsefesi\nB) MS 2 - 15. yüzyıl felsefesi\nC) 15 - 17. yüzyıl felsefesi\nD) 18 - 19. yüzyıl felsefesi\nE) 20. yüzyıl felsefesi", "answer": "C"} {"question": "Kavramları yanlış kullanmak ve kavramların anlamını bilmemek bireyin yanlış ve temelsiz fikirler üretmesine neden olur. Kavramlara verilen anlamlara göre düşünceler, duygular ve eylemler farklı hâle geleceğinden kavramların doğru kullanılması son derece önemlidir. Buna göre aşağıdaki yargıların hangisinde kavramın yanlış kullanılmasından kaynaklanan bir hata yoktur?\nA) Bu söylediklerin gerçek olamaz.\nB) İnsanlara güzel davranmak gerekir.\nC) Bu davranışın hiç etik olmadı.\nD) Bugün hava ısısı birden düştü.\nE) Dürüst olmak iyi bir davranıştır.", "answer": "E"} {"question": "“Böyle kelebekleriz biz ve sağlam topraktayız diye yön aramaya son verirsek, kaybolmuşuz demektir. Fakat orada kalakalmaktan memnun değiliz. Bunun için kanat çırpmamız, belki sağlam toprakta oturan ve tatmin olmuşlar için gülünç, huzursuzluğu yakalamış olanlar için de anlamlıdır.” Jaspers’ın Felsefeye Giriş adlı eserinden alınan bu parçada felsefenin bireyin hayatındaki işlevlerinden hangisi vurgulanmıştır?\nA) Yeni düşünceler oluşturma\nB) Dogmalardan bağımsız düşünebilme\nC) Ön yargılardan uzak durabilme\nD) Yaşamını kendi tayin edebilme\nE) Olayları akıl yoluyla çözebilme", "answer": "D"} {"question": "Felsefe her daim yaşam içinde insanın kaçınılmaz etkinliği olmuştur. Her tarihsel dönem kendinden önceki dönemin bilgi, deneyim ve birikimlerinden beslenmiş ve felsefi problemlere yeni bir bakış açısı getirmiştir. 20. yüzyıl felsefesi kendinden önceki dönemlerde yapılan felsefi sorgulamalar üzerinde yükselen bir felsefedir. Fakat 20. yüzyılda yaşanan toplumsal, ekonomik, siyasal olaylar felsefede değişimler meydana getirmiştir. Bu durum felsefe de ihtisaslaşmaya ve çeşitli alanlarda derinlemesine araştırmalar yapılmasına neden olmuştur. Bunun sonucunda yeni ontoloji, hermeneutik, fenomenoloji gibi felsefi akımlar ortaya çıkmıştır. Bu parçadan 20. yüzyıl felsefesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?\nA) Geçmiş dönemlerden etkilendiğine\nB) Yeni felsefi akımların oluştuğuna\nC) Felsefi problemlere yeni açıklamalar getirildiğine\nD) Felsefenin kapsam alanının sınırlandığına\nE) Felsefede uzmanlaşmaların olduğuna", "answer": "D"} {"question": "Teknoloji geliştikçe hayatımızı çok daha kolay hâle getiriyor. Yollar ----, imkânlar artıyor; zamanımız bize kalıyor. Fakat bunlarla birlikte sağlığımız ----, yeni bağımlılıklar ortaya çıkıyor ve çevre gözle görülür bir şekilde kirleniyor. Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?\nA) uzuyor - iyileşiyor\nB) bitiyor - elden gidiyor\nC) kısalıyor - bozuluyor\nD) katlanıyor - kayboluyor\nE) daralıyor - etkileniyor", "answer": "C"} {"question": "Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli’nin 13. yüzyılda Anadolu bozkırını fikirleri ile mayalaması insanı çok etkiliyor. Bu cümlede altı çizili sözle Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgili anlatılmak istenen nedir?\nA) Anadolu’da yaşamı yeniden inşa ettiği\nB) Halka kendi doğrularını empoze ettiği\nC) Anadolu’nun düşünce dünyasını şekillendirdiği\nD) Anadolu halkını olumlu yönde etkilediği\nE) Anadolu’ya özgü bir felsefe geliştirdiği", "answer": "C"} {"question": "Ayla Kutlu; geçmiş-şimdi iç içeliğiyle kişilerin karmaşık duygulanımlarını, sevgi yoluyla kendilerini arayışlarını aktarırken ikircikli bir bakış açısının bulunmadığı, net ve yalın bir başka ilişkiyi de sergiler: Ahmet’le Ceren’in bağlılığını. Bu cümledeki altı çizili sözü anlamca karşılayabilecek bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?\nA) Her şeye rağmen hayata gülümsemeyi, zorluklara inatla direnmeyi bilmişimdir çoğu zaman.\nB) Duygusal bir varlık olan insanın her zaman profesyonel bir şekilde davranması pek kolay olmamaktadır.\nC) Çoğu zaman hiçbir isteği yokmuş gibi davranır, karar vermeyi ya karşı tarafa bırakır ya da onun isteğine göre hareket ederdi.\nD) Beynimizde biriken bayağı ve kuşkulu fikirleri çam kokularına sürünmüş nazlı hava alıp götürdü.\nE) Alacağınız kararın büyüklüğüne göreadım atmak, kısa ve uzun vadede faydalı olabilir", "answer": "D"} {"question": "(I) 1609’da, İstanbul’da doğan ve asıl adı Mustafa olan Kâtip Çelebi, 17. yy.da Doğu’da Hacı Halife, Batı’da ise Hacı Kalfa diye tanınan ilim, sanat ve fikir adamıdır. (II) Tarih, coğrafya ve bibliyografya alanında yazılmış yirmiyi aşan telif ve tercüme eserin de sahibidir. (III) 6 Kasım 2009 tarihi, 1657’de İstanbul’da hayata veda eden Kâtip Çelebi’nin ölümünün 352. yıl dönümü olduğu gibi doğumunun da 400. yılı idi. (IV) 2009 yılı UNESCO tarafından da Kâtip Çelebi yılı olarak ilân edilmiştir. (V) Çağına göre son derece modern bir bakış açısıyla eserler veren sanatçı, bu şekilde dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde öznel bir ifade vardır?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "E"} {"question": "(I) Yakın gelecekte uzaya daha fazla kişinin gönderilmesi planlanırken uzay koşullarının insan sağlığı üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde anlamak da zorunlu hâle geldi. (II) Görevlerini tamamlayıp Dünya’ya dönen astronotlarda kemik ve kas kütlesi kaybından bağışıklık fonksiyon bozukluğu ile kalp ve karaciğer sorunlarına kadar pek çok farklı sağlık sorunu gözlemleniyor. (III) Bugünlerde ise çok ayrı disiplinlerden araştırmacıların oluşturduğu bir ekip sağlık sorunlarında kilit rol oynayabilecek bir konu üzerine yoğunlaştı: mitokondri işlev bozukluğu. (IV) Araştırmacılar, astronotlardan toplanan örneklerin yanı sıra hayvan çalışmalarından elde edilen bilgileri de içeren bir veri tabanı olan GeneLab platformundan gelen verileri analiz ettiler. (V) Ekip tarafından sonuçlar ilk kez rapor edildiğinden beri başka bilim insanları da mitokondrideki değişiklikler ile pek çok sağlık sorunu arasında bağlantılar kurmaya başladı. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerin hangisi yanlıştır?\nA) I. cümlede uzayın, insan sağlığı üzerindeki etkisinin araştırılması gerekliliğinden söz edilmiştir.\nB) II. cümlede astronotların yaşadığı sağlık sorunlarını anlatmak için örneklemeden yararlanmıştır.\nC) III. cümlede farklı alanlardaki araştırmacıların sorunun temel kaynağını buldukları belirtilmiştir.\nD) IV. cümlede araştırmacıların farklı kaynaklardan gelen bilgileri çözümlediklerinden söz edilmiştir.\nE) V. cümlede elde edilen bulguların başka sağlık problemlerini anlamak için kullanıldığı belirtilmiştir.", "answer": "C"} {"question": "Nasıl ki bir romancı, öykücü veya şair; ---- okur da beğenisini gerekçelendirmeyebilir çünkü beğeni, öznel bir yargıdır. Bu cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?\nA) gerekçe ne olursa olsun eserinin önemsiz sayılmasını istemiyorsa\nB) yazdığı esere olumsuz bir eleştiri yöneltilmesinden hoşlanmıyorsa\nC) okurun beğenisini her şeyden önemli ve gerekli görüyorsa\nD) neyi, niçin ve nasıl anlattığını gerekçelendirmek zorunda değilse\nE) okura ulaşmak için her edebî türden faydalanmaya çalışıyorsa", "answer": "D"} {"question": "I. Alzaymır hastalığına yakalanma ihtimali yüksek olan kişilerin beyinlerindeki değişimleri hastalığa teşhis konmadan on yıl önce tespit edebilen yapay zekâya dayalı bir teknik geliştirildi. II. Teknik, beyinden alınan MRI tarama görüntülerini kullanarak beynin farklı bölgelerinin ne şekilde bağlantılandığının belirlenmesini sağlıyor. Numaralanmış I. cümle ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?\nA) II. cümlede hakkında bilgi verilen tekniğin işlevinden ve niteliğinden söz edilmiştir.\nB) II. cümlede sözü edilen tekniğin bilimler arası kullanımına değinilmiştir.\nC) II. cümlede anlatılan tekniğin geliştirilme gerekçesine yer verilmiştir.\nD) II. cümlede ifade edilen tekniğin pratikte nasıl kullanılacağı anlatılmıştır.\nE) II. cümlede sözü geçen tekniğin kullanım koşulları ifade edilmiştir.", "answer": "A"} {"question": "İnsanların türlü duygularını anlatma ve somutlama yönünden ilginç özellikleri vardır bu yapıtın. Oyunun bitimine doğru, Oidipus’un kendi kirlerinden ve günahlarından arınmasını seyrederiz. Kimseden acıma dilemez, kimseye yalvarmaz Oidipus. Yazgısının elinde nasıl güçsüz bir oyuncak olduğunun bilincine varmıştır artık. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) Devrik cümle\nB) İsim cümlesi\nC) Bağımlı sıralı cümle\nD) Olumsuz cümle\nE) Bağlı cümle", "answer": "E"} {"question": "Uyku, insan vücudunun önemli ihtiyaçlarındandır. Uykusuz kalmak hem bağışıklık sistemimizde bozulmaya yol açar hem de dikkat, öğrenme, hatırlama gibi zihinsel yeteneklerimizde aksamalara neden olur. Bu parçada altı çizili olarak verilen sözcüklerin türleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?\nA) Sıfat - zarf - edat - zarf\nB) Sıfat - edat - zarf - sıfat\nC) İsim - edat - sıfat - zamir\nD) İsim - sıfat - isim - edat\nE) Zamir - sıfat - zarf - bağlaç", "answer": "D"} {"question": "Bir otomobilin ya da evimizin içinde, kapalı mekânlarda pencereden güneş ışığı aldığımızda genellikle kendimizi güvende hisseder ve güneş kremi sürme gereği duymayız. Ancak cam arkasında dahi olsak güneşin bazı zararlı ışınları cildimizi etkileyebilir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) Tamlanan eki\nB) Geniş zaman eki\nC) Ayrılma durum eki\nD) Yönelme durum eki\nE) Kişi eki", "answer": "D"} {"question": "Kalemle çizilmiş gibi dümdüz uzanan cadde boyunca yan yana sıralanan sevimli evlerin sonunda yer alan devasa çam ağaçlarının ardına gizlenmiş iki katlı bir villaydı Peter Schimmel’in Der Blitz Şirketi. Bu cümlede altı çizili olarak verilen bölüm cümlenin hangi ögesidir?\nA) Belirtili nesne\nB) Belirtisiz nesne\nC) Yer tamlayıcısı\nD) Yüklem\nE) Özne", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerde yer alan birleşik sözcüklerden hangisinin yazımı yanlıştır?\nA) Bilgisayarda oyun oynarken suç üstü yakalandım.\nB) Yazar kasadaki elemanın dalgın bakışları arasında ödememi yaptım.\nC) Çocukluğumun en keyifli oyunlarından biriydi\nbeştaş.\nD) Eloğlu değil mi aman aman, sevdi de kaçıverdi.\nE) Ülkemizde sevilen kedi türlerinden biri de Van\nkedisidir", "answer": "A"} {"question": "(I) Cumhuriyet Dönemi’nde halk şiiri ilgi görmüş bir alandır. (II) Bunda bazı sanatçıların millî edebiyat zevk ve anlayışını devam ettirmek istemeleri etkili olmuştur. (III) Çünkü bu anlayıştaki sanatçılar “Arif Nihat Asya, Orhan Şaik Gökyay, Necmettin Halil Onan vb.” halkın geleneğinden, dilinden, ortak zevkinden yararlanmışlar; böylelikle bir memleket edebiyatı meydana getirmeye çalışmışlardır. (IV) Küçük değişiklikler olsa da âşık edebiyatının özellikleri bu dönemde de devam etmiştir. (V) Yani sanatçılar, saz eşliğinde çalıp söyleme, sade dil kullanma, halk kültüründen uzaklaşmama, hece ve dörtlük nazım birimini kullanma gibi özellikleri bu dönemde de sürdürmüşlerdir. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangilerinde noktalama yanlışı yapılmıştır?\nA) I ve II \nB) II ve III \nC) II ve IV\nD) III ve IV \nE) III ve V", "answer": "E"} {"question": "Henüz gazetenin, televizyonun, radyonun, internetin olmadığı bir çağda insanların en büyük eğlence ve tek bilgi kaynağı kent dışından gelenlerdi. Bu nedenle kente gelen ve çeşitli oyunlar sergileyen sokak sanatçıları, herhangi bir karşılık gözetmeden insanları eğlendirdikleri için yöneticilerden çok yüksek ücretler alırlardı. Çünkü onlar sadece halkı eğlendirip oyalamazlar, diğer kentlerden yanlarında önemli bilgileri de getirirlerdi. Herodot gibi iyi eğitimli ve sürekli seyahat eden bir bilginin ise yaptığı konuşmalar oldukça değerliydi. Diğer kentlerde, özellikle komşu kentlerde, yakın zamanda gerçekleşmiş olaylar, efsaneler ve diğer şeyler hakkında anlattıkları herkes için dikkat çekici nitelikteydi. Bu parçada virgülün aşağıdaki işlevlerinden hangisinin kullanımı yoktur?\nA) Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur.\nB) Cümle içindeki ara sözleri ayırmak için ara sözlerin başına ve sonuna konur.\nC) Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan özneyi belirtmek için konur.\nD) Metin içinde art arda gelen zarf-fiil eki almış kelimelerden sonra konur.\nE) Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelimelerin arasına konur.", "answer": "D"} {"question": "Sanırım sosyal medyayı en çok kullanan ülkelerin başında geliyoruz. Herkeste bir sosyal medya çılgınlığı türemiş ve insanlar sosyal medya olmadan yaşayamaz hâle gelmiş. Bazı kavramların sosyal medya yüzünden içi tamamen boşalmış. Benim en çok dikkatimi çeken sosyal medya kavramlarından bir tanesi “paylaş” kavramıdır. Bu kavramın içi ne kadar da boşaltılmış değil mi? Paylaşmak, sahip olduğunu başkalarına da vermektir. Cömertliktir, yoksulun hâlinden anlamaktır. Oysa sosyal medyada kullanılan paylaş ifadesi bu tanımlardan tamamen uzak. İnsanlar, yemeklerini yoksullarla paylaşmak yerine sosyal medyada paylaşıyor. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) İnsanlar bütün paylaşımlarını sosyal medya üzerinden yapmaktadır.\nB) İnsanlar çılgınlık derecesinde birer sosyal medya\nkullanıcısı olmuştur.\nC) Kimi kavramlara yüklenen anlamlar ortadan kalkmıştır.\nD) Türkiye sosyal medyayı en çok kullanan ülkedir.\nE) İletişimin odak noktasında sosyal medya yer almaktadır.", "answer": "C"} {"question": "Ahmed Arif, şiirine geleneksel unsurları taşıyan bir şairdir. Toplumcu gerçekçidir ve duygu yüklüdür. İsyankâr bir tutum veya mesaj vermekten ziyade içinden geçenleri dile getirmiş gibidir. Halk edebiyatı unsurlarından sıklıkla yararlanan Ahmed Arif, halk edebiyatına dair çağrışımlara yer vermiştir. Ayrıca Descartes ve Shakespeare’den alıntılarda bulunmuştur. Argo sözleri kullanmaktan da geri durmamıştır. O, ifadelerini kullanırken özgürdür. Bu durum, şairin çok katmanlı bakış açısını yansıtır.Şiirin biçimsel özelliklerini ses ve kelime tekrarlarıyla sağlamıştır. Alışılmadık bağdaştırmalar ve benzetmeler kurarak şiirin duygusal çağrışım alanını zenginleştirmiştir. Bu parçadan hareketle Ahmed Arif ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Geleneksel halk şiiri ile klasik şiiri kaynaştırmıştır.\nB) Eserlerinde farklı kişilerden alıntılara yer vermiştir.\nC) Ses ve sözcük tekrarları şiirinin biçimsel karakterini\noluşturur.\nD) Yönlendirme amacından uzak şiirler yazmıştır.\nE) Şiirinin çağrışım gücünü alışılmamış bağdaştırma\nve benzetmelerle sağlamıştır.", "answer": "A"} {"question": "Benim tutkum dünyayı izlemek, anlamaya çalışmak ve sonra da gördüklerimi ve anladıklarımı açıklamaya çalışmak. İnsanların maceraları beni etkiliyor. Dünyada olup bitenler bazen endişe verici, bazen harika, bazen de üzücü ama olanları izlemek her zaman etkileyici. Dünyayı izlemeye, haberleri dinlemeye, her yerde olup biteni takip etmeye belki 60 yıl önce başladım ve tıpkı çocukluğumda olduğu gibi bugün de büyüleyici buluyorum. Ben buyum aslında. Yazdıklarım da dünyada gördüklerimi aktarma şeklim. Bazen geçmiş, bazen uzak geçmiş hakkında oluyor. Bazen de gelecekte ne gördüğüm, hayal ettiklerim hakkında oluyor. Bazen denemelerle dünyanın nasıl ve ne durumda olduğunu, işlerin nasıl yürüyüp yürümediğini açıklamaya çalışıyorum. Yani tüm hayatımı bunu yapmaya adadım. Bu parçada sözlerine yer verilen sanatçıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Dünyaya yönelik edimlerinde tutarlı olduğu\nB) Denemelerinin konusunu dünyanın oluşturduğu\nC) Yazılarında hayalleri vasıtasıyla geleceği de işlediği\nD) Dünyadaki olayları niteliğine bakmaksızın izlediği\nE) Yazma serüveninin çocukluğuna dayandığı", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdaki parçalardan hangisi “Sanat, bireyci bir yapıyla var olabilir mi?” sorusuna cevap vermektedir?\nA) Sanatta esas olan biricik olabilmektir. Yani diğerlerinden başka, kendin olabilmektir. Sanatta\nancak kendi olabilenler yüzyıllarca anılır, unutulmazlar arasına girer.\nB) Sanatta mükemmeli aramak, sanatçının ömrü\nboyunca hedefi olmalıdır. Sanatçı eserlerinde\ngörünüş kadar içeriğe de önem vermeli, yaptıklarıyla güzel duygular uyandırmalıdır.\nC) Sanat eserleri hitap edilen kitlenin diline, gönlüne, duygu dünyasına göre şekillenmeli ki kalıcı\nolabilsin. Eserleriyle hedef kitlesinin gönlüne girebilen sanatçı onlarla bütünleşip ölümsüzleşecektir.\nD) Sanat; çok sayıda insanı, ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır.\nDemek ki sanat, sanatçıyı insanlardan ayrılmamaya zorlar; onu, en gündelik ve en evrensel\ngerçeğe bağlar.\nE) Sanatta estetik her şeyden önemlidir. Güzel duygudan mahrum yapılan hiçbir şey sanat eseri\nolamaz. Sanatçı öncelikle güzele ulaşmayı hedeflemelidir. Bu hedefle eserinde mükemmelliği\nyakalamalı, özgün ve kalıcı eserler vermelidir.", "answer": "D"} {"question": "(I) Okuma eylemi, tekrar edile edile alışkanlığa dönüşebilir ama bu yetmez; giderek karakteri etkilemelidir ki bilinç hâlini alsın. (II) Ancak bilinçli bir okuma; insanı, karakterini ve kaderini değiştirebilme düzeyine yükseltebilir. (III) Alışkanlık düzeyinde kalan bir okumanın diğer alışkanlıklarda olduğu gibi sonuçsuz bir söyleme veya değiştirilemez bir eyleme dönüşmesi mümkündür. (IV) Gözyaşı alışkanlığı, yaşamak alışkanlığı vb. alışkanlıklar… (V) Cümle alışkanlıklar hatta birer alışkanlık hâline gelmiş okumalar da işlevini gördükten sonra yıkılması gereken birer yapı iskelesi gibi değerlendirilebilir. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra “Oysa hayatın yaşanmaya değer yönünü alışkanlıklardan çok, şoke edici karşılaşmalar örmekte ve bilinçli okumalar bu bağlamda son derece önemli bir işlev görmektedir.” cümlesi getirilebilir?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "C"} {"question": "Meslek; sadece bir para kazanma, geçim sağlama yolu değil belki bunlardan da önemlisidir. Çünkü teknolojinin ilerlemesi sonucu her yıl çalışma hayatına yeni meslekler katılmakta, bazı meslekler ise çalışma hayatından silinmekte ya da biçim değiştirerek varlıklarını sürdürebilmektedir. Mesleklerde uzmanlaşmanında arttığı görülmektedir. Teknoloji ilerledikçe bu hızlı değişim sürüp gidecek ve bu değişimi izlemekde gün geçtikçe güçleşecektir. Bu parçanın ana fikri aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Meslek seçiminde öncelik para kazanmak değil,\nyeteneklerini ortaya koyabilmektir.\nB) Teknolojideki hızlı gelişmeler sayesinde mesleklerde\nuzmanlaşma artmaktadır.\nC) Teknolojik gelişmeler mesleki çeşitliliği olumsuz yönde etkilemektedir.\nD) Gelişen teknoloji ile beraber meslek alanlarındaki değişimleri takip etmek zorlaşacaktır.\nE) Bazı meslekler zaman içerisinde değişiklikler geçirse de var olmaya devam edecektir.", "answer": "D"} {"question": "(I) COVID-19 salgınının başından beri dünyada ve Türkiye’de yaşanan bazı yeni deneyimlere baktığımızda son zamanlarda sıkça duyduğumuz “COVID-19 sonrasında hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!” söylemini desteklercesine salgın öncesinde en erken 5-6 yıl sonra gerçekleşeceği değerlendirilen dijital dönüşüm bazı alanlarda çok ciddi mesafe kaydetti. (II) Bu dönüşüm, kısa sürede topluma iyiden iyiye nüfuz edecek gibi görünüyor. (III) COVID-19 öncesinde Silikon Vadisi’ndeki birkaç teknoloji devinin fantezisi gibi görünen esnek “uzaktan çalışma” uygulamaları biraz gıpta biraz da şüphe ile izlenirken salgını kırabilmek için zorunlu olarak başlatılan evden çalışma modeli birçok sektörde kısa sürede benimsendi. (IV) Bazı işverenler henüz gönülsüz olsa da yakın gelecekte fiziksel iş gücüne dayanmayan işler için şirketlerin yeni normali “esnek uzaktan çalışma” modeli olacaktır. (V) Ayrıca yakın gelecekte rutin arka ofis işlerinin tamamen “yazılım robotlarına” devredilmesi olasılığı da artmaktadır. (VI) Bu durum günümüz insanını alışık olmadığı bir hayata doğru sürüklemektedir. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?\nA) II\nB) III\nC) IV\nD) V\nE) VI", "answer": "B"} {"question": "Robot terimi ilk kez 1920 yılında Çek bir yazarın tiyatro oyununda kullanılmıştır. Robot, Çek dilinde “esaret ve angarya” anlamında kullanılan “roboti” sözcüğünden esinlenerek türetilmiştir. Oyunda robotlar bir fabrikada köle olarak çalışan yapay insanlar olarak tasvir edilir. Sözcüğün kullanımı ve teknolojiyle birlikte robotların varlığı hızla yaygınlaşır. Neil Richards; robotu, biyolojik anlamda canlı olmayan, hem fiziksel hem de zihinsel faaliyet sergilemek üzere oluşturulmuş sistem olarak tanımlamaktadır. Robot mutlaka metalden yapılmak zorunda değildir organik malzemelerden de robot yapılabilir. Neil Richards’a göre bir makinenin robot olarak nitelendirilebilmesi için algı, hareket, enerji ve zekâ gibi özelliklere sahip olması gerekir. Robotların yaşamda giderek büyük bir yer kaplaması beraberinde çok önemli sorunları getirmektedir. Robotların tamamen otonom olabilmesi, yapay zekâlı robotların öğrenebilmesi gibi nedenlerden dolayı robotların da bazı haklara sahip olup olmayacakları hem hukuki hem etik olarak çok geç olmadan tartışılmalıdır. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Robot kelimesinin ilk kez bir edebî metinde\nkullanıldığına\nB) Yaşamın pek çok alanında kullanılabilen robotların\nyaşamı kolaylaştırdığına\nC) Robotlarla ilgili çeşitli sorunların tartışılması\ngerektiğine\nD) Robotların hayatımızda giderek daha çok yer\nedindiğine\nE) Robotların farklı materyaller kullanılarak üretilebileceğine", "answer": "B"} {"question": "Nitelikli bir edebiyat ürününe ve özelinde romana bakarak okuduğunuz döneme dair o ülkede, o ülkenin yer aldığı ana karada hatta daha geniş planda dünyada olup bitenler hakkında hatırı sayılır izlenimler edinirsiniz. Belli çıkarımlarla belli sonuçlara bile varabilirsiniz. Hiçbiri değilse bile en azından okumak üzere seçilmiş birkaç konuya ve öğreneceğiniz birkaç alana sahip olursunuz. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada savunulanları destekleyen biri tarafından söylenmiş olabilir?\nA) Eserlerinde tarihî olayları ve güncel hayatı kahramanlarının dramları üzerinden verirken betimlemeleriyle âdeta tablo çizebilen yazar, yazın dünyasında hak ettiği yere ulaşacak ve kalıcılığını sağlayacaktır.\nB) Zamanın efendisi yazar, bu gücünü karakter ve dram aracılığıyla romandaki hayata; kararlı biçimde taşırken geçmiş zaman ve gelecek zaman arasındaki geçişlere istediği şekilde yön verir.\nC) Yazardan kalanlara yazarın yaşamı sona erdikten\nsonra da ulaşabilmemiz hem geride bıraktığı eserlere hem de okurun zihninde bıraktığı sayılamayacak çokluktaki okuma izlerine bağlıdır.\nD) Yazardan beklenen bir botanikçi olarak ağaç türlerinden anlaması, metalürji mühendisi olarak kullanılan metal aracın hangi madenden üretilmesi gerektiği konusunda ihtisaslaşması değildir.\nE) Her yazar; aydın olmanın, edebiyat disiplini içinde şekillenen arayışlara sahip olmanın doğal sonucu olarak şiirle ve şairle ilgilenmek zorundadır çünkü şiiri ve şairi bilmeden yazar olmak mümkün değildir.", "answer": "A"} {"question": "(I) Türk edebiyatının bütününde olduğu gibi şiir türünde de değişimin öncüsü Şinâsi’dir. (II) Yazdığı “Şair Evlenmesi” adlı eser Türk edebiyatının ilk modern tiyatrosu kabul edilir. (III) Batılı kavramları, diğer eserlerinde olduğu gibi şiirlerinde de söz konusu eden Şinâsi’nin medeniyet ve akıl kavramlarını ön plana çıkarması, zaman anlayışının da Batılı bir içerikle şekillendiğini düşündürür. (IV) Fakat Şinâsi’nin şiirlerinde zaman kavramının birkaç istisnai örnek dışında yer almadığı görülür. (V) Bu örnekler de şairin geleneksel zaman anlayışına bağlı kaldığı izlenimini vermektedir. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "B"} {"question": "Hayatı boyunca sağlık sorunlarıyla uğraşan Robert Louis Stevenson’un uzun süre gördüğü kâbuslarından yola çıkarak yazdığı Dr. Jekyll ve Mr. Hyde’ın Tuhaf Vakası 19. yüzyıl Londra’sında geçiyor. Eser, erdem sahibi bir doktor ile kötülükten haz alan bir canavarın aynı bedende buluşmasını konu alıyor. Eseri çevresinde saygın bir kişi olarak görülen Dr. Jekyll’ın kendi ifadesiyle “hayatın mistik ve soyut taraflarına yönelik bilimsel çalışmalar”ı şekillendiriyor. İçindeki iyi ile kötüyü ayırmak motivasyonuyla yola çıkan doktor, kendi laboratuvarında yürüttüğü araştırmaları sonucunda bir karışım elde ediyor. Bu karışım sayesinde hem kişiliğini hem de fiziki görüntüsünü değiştirmeyi başaran doktor zaman ilerledikçe karışımın esiri hâline geliyor. Yetenekli bir doktor olarak gündüzleri toplum içinde saygın bir hayat süren Dr. Jekyll, geceleri içindeki kötülüğe teslim olup en dehşet verici arzularını tatmin etmek için Mr. Hyde’a dönüşüyor. Bir yandan psikolojinin en gizemli konularından kişilik bölünmesine atıfta bulunan diğer yandan gelmiş geçmiş en büyük felsefi sorunsala, iyilik ile kötülüğün ahlaksal tartışmasına odaklanan kitap “çığır açan” bir başyapıt. Bu parçada söz edilen eserle ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?\nA) Zaman ve mekân ögelerine\nB) İçerik ve üslup özelliklerine\nC) Yazarının esin kaynağına\nD) Eserin yeni bir tarz başlattığına\nE) Farklı bilim ve bilgi alanlarıyla ilintili olduğuna", "answer": "B"} {"question": "Kendi fotoğraflarımızı çekerdik, yıkardık. Şimdi dijital makineler var artık… Fotoğrafla ilgisi yok. Kapağı açacaksın, filmi koyacaksın, saracaksın. Açacaksın, çekeceksin, bekleyeceksin. Şimdi çekiyorsun, görüyorsun, bilgisayarda her türlü değişimi yapıyorsun. İşin içine sahtekârlık girmediği sürece işimiz daha kolay. Dijital makineyle istediğiniz kadar fotoğraf çekebiliyorsunuz. Beğenmediklerinizi siliyorsunuz. Film bitti, baskı gerekli derdi yok. Tek önemli olan sergilerde kullanılan fotoğrafların ham hâliyle sergilenmesi. Bu sözler aşağıdaki soruların hangisine karşılık söylenmiş olabilir?\nA) Fotoğraf sanatına ne zaman, nasıl başladınız?\nB) Fotoğraf sanatında dünü mü bugünü mü tercih edersiniz?\nC) Dijital makineler konusunda gerekli bilgiye sahip misiniz?\nD) İlerleyen teknolojinin fotoğraf sanatına yansımaları nelerdir?\nE) Çektiğiniz fotoğrafların üzerinde ne tür değişiklikler yaparsınız?", "answer": "D"} {"question": "(I) Hikâyeleri çizim ve metinleri bir araya getirerek sunan çizgi romanlar, okuyucusu için benzersiz bir anlatım zenginliği sağlar. (II) Çizgi roman okuma, her yaş için hem eğlenceli hem de okuma alışkanlığı kazanılmasını kolaylaştırıcı bir okuma tarzıdır. (III) Neredeyse bir hobi denebilecek kadar ayrı bir karakter taşıyan bu okuma kişinin satır aralarını okumasını, yorum yapmasını ve bilgiyi sentezlemesini gerektirir. (IV) Okuyucu hem metin hem de resimlerle etkileşime girerek hikâyeyi kolayca anlayabilir ve görselleştirebilir. (V) Ayrıca kelime bilgisinin hızlı bir şekilde ilerlemesini sağlayan çizgi romanlar, yeni bir dil öğrenmeyi de daha kolay ve daha eğlenceli hâle getiren harika araçlardır. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra “Bu ne kadar çok yapılırsa okuduğunu anlama becerisi o kadar kolay ve hızlı geliştirilebilir.” cümlesi getirilebilir?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "D"} {"question": "Okurunu düşündürmeyen bir eser yıllara da meydan okumuyor, yani kalıcılığı olmuyor. Klasik olmuş yerli ve yabancı eserlere baktığımızda felsefi gücü olan çalışmaların bu kalıcılığı yakaladığını gözlemliyoruz. Bu yüzden yalnızca bu zamanın çocuk ve gençlerine değil tüm zamanın çocuk ve gençlerine eser bırakma niyetiyle kendi yaşam öykümde karşılaştığım temel arayışları ve sorgulamaları bir kurgu içinde dile getirmeye çabaladım. Bu parçaya göre edebiyatçının yetkin yapıtlar ortaya koyması neye bağlıdır?\nA) Yıllara meydan okumasına\nB) Okuyanı soyut düşündürmesine\nC) Sorgulamaları kurgu içinde sunmasına\nD) Temel arayışlara çözüm bulmasına\nE) Klasik olarak yarınlara kalmasına", "answer": "C"} {"question": "Leanordo da Vinci meşhur notlarında şunları söyler: “... Bazı kişiler, yalnızca bir portre veya bir şekil çizmede başarılı olan ressama “mükemmel usta” vasfını bahşederek kendi kendilerini aldatırlar. Bütün bir hayat boyunca araştırılmış bir alanda olabildiğince mükemmelleşmekten ibaret bir başarı, büyük değildir. Zira, bizim bildiğimiz kadarıyla resim, özünde doğanın ürettiği veya insanların rastgele eylemlerinin sonucu olan, kısacası, gözlerin yakalayabildiği her şeyi kucaklar ve içerir; yalnız bir tek şekil üzerinde başarılı olan kişi, bana zavallı bir usta gibi geliyor. Demek ki yalnızca insanın yerine getireceği eylemlerin çeşitliliğini ve sayısını asla görmüyorsun. Görmüyor musun, ne kadar çeşitli hayvan türü var ve de ağaçlar, bitkiler, çiçekler? Dağlık veya düzlük alanlar, kaynaklar, nehirler, kentler, özel ve kamusal yapılar ne kadar çeşitli; insana yararlı olsun diye ne kadar zarif avadanlıklar, kılıklar, süsler ve sanatlar var. Mükemmel bir usta diye adlandırmak istediğin kişi tarafından, eşit bir rahatlık ve güzellikler verebilmesi gereken her şey.” Bu parçada sözlerine yer verilen Leanordo da Vinci’ye göre iyi bir ressam hangi özelliğe sahip olmalıdır?\nA) İnsan portresini kusursuz ifade edebilmelidir.\nB) Kendinden önceki ekolleri bilmelidir.\nC) Şekillerdeki ayrıntılara dikkat etmelidir.\nD) Doğadan ve insandan beslenmelidir.\nE) Usta öğretilerini takip etmelidir.", "answer": "D"} {"question": "Eski Yunan toplumlarında yaşam gücü olan Timos’un yaşayan bedenin her yerinde bulunduğu inancı vardı. Tıp eğitimi, usta-çırak ilişkisi şeklinde yapılıyordu. Ailelerin kuşaktan kuşağa taşıdığı bir eğitim olarak da devam etmekteydi. Hastalıkları teşhis etme yöntemi hastayı gözleyerek, dinleyerek ve palpasyon şeklinde (hasta bölgeye dokunarak) yapılırdı. Antik Yunan’da Hipokrat dönemi hekimleri tıp teorilerini şekillendirirken Sokrat öncesi düşünürlerin tabiat felsefelerinden yararlandılar. Hipokrat (MÖ 460-370) ile hastalık kavramı değişti ve doğal bir olay olarak değerlendirilmeye başlandı. Bu şekilde hastalıklara doğaüstü olayların sebep olduğu inancına oldukça ciddi bir darbe vuruldu. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Hastalık kavramıyla ilgili yaklaşımlara\nB) Tıp eğitimi süreçlerine\nC) Tıp tarihinde hastalıkların teşhis şekillerine\nD) Bilimler arası etkileşimlere\nE) Tıbbın bilimsel yöntemlere dayandığına", "answer": "E"} {"question": "Düşlerimde bir sofra kuruyorum. Zengin bir ziyafet sofrası… Uzunca bir masa… Bembeyaz bir örtü örtülmüş üstüne, gümüş şamdanlarla bezenmiş. Odanın tam orta yerinden ışıltılı bir avize sallanıyor. Kocaman tabaklarda kızarmış tavuklar… Safranlı pilavlar, okkalı tatlılar var. Masanın başına da en sevdiğim şair Yahya Kemal’i oturtuyorum. Çok iştahlıdır kendisi. Göz doymadan mide doymazmış diyerek yaptığım hazırlıklar, üstadın şiirlerini ezbere bilmemle anlamına kavuşuyor. En içli şiirlerin hikâyeleri üzerine koyu bir sohbete dalıyoruz. Bu parçada sözlerine yer verilen yazarla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?\nA) Şairlerin kişisel zevklerini bilecek kadar biyografilerine hâkimdir.\nB) Türk edebiyatının en içli şairinin Yahya Kemal olduğu kanısındadır.\nC) Gerçeklerden ziyade hayallerle beslenmek gönlüne iyi gelir.\nD) Yahya Kemal’in şiirlerinden en duygulu olanlarını ezbere bilmektedir.\nE) Bilgisiyle hayal gücünü birleştirmeyi sever.", "answer": "E"} {"question": "Konargöçer bir millet olan Türkler, tarih boyunca tabiata sonsuz bir sevgi ile bağlanmışlar ve tabiatla iç içe yaşamanın doyumsuz zevkini hissetmişlerdir. Tabiatla bütünleşmiş bir millet olan Türklerin yaşamında gölün, denizin, ırmağın kısacası suyun çok büyük bir yeri olmuştur. Su; yaşamsal sıvı olmasının ötesinde Türkler için umut, yaşam, gelecek ve sonsuzluk gibi kavramları da çağrıştırır. Bir bakıma su, Türklerin yaşamlarının özetidir âdeta. Bundan dolayıdır ki su, özellikle bazı ırmaklar, Türkler tarafından kutsal kabul edilmiştir. Bu parçada Türklerle ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Doğayla tek vücut bir toplum olduklarına\nB) Suyun hayatlarında önemli bir yer tuttuğuna\nC) Su kaynaklarına yakın yerleri yurt tuttuklarına\nD) Göçebe hayat süren bir ulus olduklarına\nE) Bazı nehirlere kutsallık yüklediklerine", "answer": "C"} {"question": "Dâhi şair demek tek başına yeterli olmaz onu tanımlamak için. Fikir inşacısı olduğuna da vurgu yapmak gerekir. Alanında otorite olduğu tartışılmaz. Kalplere saplanan oklarını gönlünde olgunlaştıran has bir gönül adamıdır. Bu parçada söz edilen şair ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Ehlidil olduğu\nB) Büyük bir şair olduğu\nC) Fikir adamı olduğu\nD) Alanında yetkin olduğu\nE) İyi bir romancı olduğu", "answer": "E"} {"question": "Bugünün yaratıcı fikirleriyle ortaya konan teknolojik ürünler, dünün hayaliydi. Olağan durumdan sıyrılıp sıra dışına meyleden yaratıcı zihin, bilim ve teknolojinin kurucu öznesi olmuştur. Yaratıcı fikir için düşsel tasarımla bir adım öteye geçmek isteyen kurucu öznenin, teorik düşüncelerini pratik alanda uygulaması gerekir. Bu evrenin sonunda insanlığa konforlu bir hayat sunmaya çalışan bilim ve teknoloji yine insanın kendisinin yaratıcı zekâsı ve hayal gücüne ihtiyaç duymaktadır. Zihindeki duvarlarını yıkan yaratıcılık ve hayal gücü, bilimin bu muhteşem yolculuğunda ön sıralarda yer alıp yerini her gün hızla gelişen ve değişen, yaşamın her alanında kolaylık sağlayan bir teknolojiye bırakmıştır. Günümüz teknolojisine baktığımızda gerçekten de bilimin gizemli ve etkileyici yönü, yaratıcı insan zekâsının ilgisini çekmiştir. Zaten herhangi bir bilimsel çalışma insanlara fayda sağlamıyorsa bilim adamlarının çok fazla ilgisini çekmez. Bu yüzden yapılan bilimsel çalışmalar; temelinde insanların ihtiyaçlarını giderici, hayatlarını kolaylaştırıcı pratik yönler üzerinde durmuşlardır. Bu etkinliğin oluşturulmasında insanın yaratıcı zekâsına ve hayal gücüne ihtiyaç bulunmaktadır. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?\nA) Bilim ve teknolojinin gelişmesinde ve insanlığa faydasında insan zekâsının ve çalışmanın ehemmiyeti\nB) Bilimsel bilginin üretilmesinde ve insanlığın hizmetine sunulmasında etkili olan yaratıcı zekânın ve hayal gücünün önemi\nC) Günümüzün modern teknolojilerinin, geçmişin üretken dehalarının ve onların verimli çalışmalarının sonucu ortaya çıktığı\nD) Bilimsel çalışmaların toplumların itici gücü olduğu ve modern hayata ulaşmada en önemli görevi üstlendiği\nE) Bilim adamının bilinmeyenler dünyasına girme cesaretini gösterip, oradan bilgiyi alıp bilinenler dünyasına taşıyan kişi olduğu", "answer": "B"} {"question": "Kış mevsiminin sonlarına doğru Kuş Cenneti’nin suları yükselmeye başlar ve kuzeybatı kıyısındaki küçük söğüt korusunu ve etrafındaki sazlıkları kaplar. Soğuk devreleri güney ülkelerinde geçiren göçmen kuşlar, kışın bahara döndüğü günlerde yuva kuracak yer olarak sessizlik içindeki Kuş Cenneti Millî Parkı’nı seçer. Yuvalarında yumurtlar, kuluçkaya yatar. Yavrular gözlerini burada açar, beslenir, büyür, serpilir ve gelecek yıl yine gelmek üzere uzaklara uçar. Göl suları, söğüt korusu ve sazlıkların sağladığı beslenme, güvenlik ve barınma olanakları ile elverişli iklim şartları, Avrupa-Asya kıtaları arasında büyük kuş göçlerini bu küçük yurt köşesine yönelterek yörenin memleketler arası ün kazanmasını sağlamıştır. Bandırma ve Manyas ilçeleri sınırları içerisinde 24.047 hektara yayılmış Kuş Gölü; bünyesinde barındırdığı 266 kuş, 118 bitki ve 23 balık türü ve çeşitli sürüngen türleri için yaşamsal öneme sahiptir. Kuş Cenneti Millî Parkı’nın ülkemizdeki diğer millî parklardan farklı özel bir yeri vardır. Uluslararası düzeyde önem taşıyan millî parktaki kuş zenginliği ve millî park tanımı içindeki başarılı koruma uygulaması nedeniyle parka 1976 yılında Avrupa Konseyince A sınıfı Avrupa diploması verilmiştir. Bu parçada Kuş Gölü ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Farklı canlı türlerine sahip olduğuna\nB) Kuşların gölden ayrıldıkları döneme\nC) Kuşların gölü tercih etme nedenlerine\nD) Tüm dünyada bilinen bir yer olduğuna\nE) Diğer millî parklardan üstün taraflarına", "answer": "B"} {"question": "Kış mevsiminin sonlarına doğru Kuş Cenneti’nin suları yükselmeye başlar ve kuzeybatı kıyısındaki küçük söğüt korusunu ve etrafındaki sazlıkları kaplar. Soğuk devreleri güney ülkelerinde geçiren göçmen kuşlar, kışın bahara döndüğü günlerde yuva kuracak yer olarak sessizlik içindeki Kuş Cenneti Millî Parkı’nı seçer. Yuvalarında yumurtlar, kuluçkaya yatar. Yavrular gözlerini burada açar, beslenir, büyür, serpilir ve gelecek yıl yine gelmek üzere uzaklara uçar. Göl suları, söğüt korusu ve sazlıkların sağladığı beslenme, güvenlik ve barınma olanakları ile elverişli iklim şartları, Avrupa-Asya kıtaları arasında büyük kuş göçlerini bu küçük yurt köşesine yönelterek yörenin memleketler arası ün kazanmasını sağlamıştır. Bandırma ve Manyas ilçeleri sınırları içerisinde 24.047 hektara yayılmış Kuş Gölü; bünyesinde barındırdığı 266 kuş, 118 bitki ve 23 balık türü ve çeşitli sürüngen türleri için yaşamsal öneme sahiptir. Kuş Cenneti Millî Parkı’nın ülkemizdeki diğer millî parklardan farklı özel bir yeri vardır. Uluslararası düzeyde önem taşıyan millî parktaki kuş zenginliği ve millî park tanımı içindeki başarılı koruma uygulaması nedeniyle parka 1976 yılında Avrupa Konseyince A sınıfı Avrupa diploması verilmiştir. Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Niteleyici sözcüklere yer verilmiştir.\nB) Karşılaştırmadan yararlanılmıştır.\nC) Sayısal veriler kullanılmıştır.\nD) Öyküleyici anlatımdan yararlanılmıştır.\nE) Tanımlamaya başvurulmuştur.", "answer": "E"} {"question": "Kahvenin kısa tarihçesi 9. yüzyıla kadar dayanmaktadır. Kahve ilk olarak Etiyopya’nın yüksek yamaçlarında görülmüştür. Bir efsaneye göre Etiyopya’nın Kaffa köyünde bir çoban, keçilerinin kırmızı bir bitkiyi yediğini ve daha sonra keçilerinin canlanıp zıpladığını fark etmiş. Kendisi de bu meyveyi yiyince canlandığını ve keyif duyduğunu hissetmiş. Çoban, daha sonra bu olayı bir arkadaşına anlatmış; böylece kahve bilinir olmuş. Kahve; Etiyopya’dan Mısır ve Yemen’e, 15. yy.da İran, Türkiye ve Kuzey Afrika’ya yayılmıştır. Türklerin kahveyle tanışması Yavuz Sultan Selim zamanında, 1517’de Yemen Valisi Özdemir Paşa’nın Yemen’de içtiği ve çok sevdiği kahveyi İstanbul’a getirmesiyle gerçekleşmiştir. Avrupa’da kahvenin yaygınlaşması ise Viyana Kuşatması sonrasında geri çekilen Osmanlı birliklerinin bıraktığı eşyalar sayesinde olmuştur. Bu ganimetlerden çuvallar içinde bulunan kahveleri Avusturya askerleri deve yemi zannettikleri için yakmaya kalkışmıştır. Bunların kahve olduğunu bilen Avusturya casusu George Kolschitzky, onların yakılmayıp kendisine verilmesini rica etmiştir. Kendisi daha sonra Viyana’da bir kafe açarak Avrupa’da kahveyi tanıtmış ve böylece kahve yaygınlaşmıştır. Bu paragraftan hareketle kahve ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Avrupa’nın Osmanlı Devleti’ni tanımasında rolü olmuştur.\nB) Bir çoban tarafından denenerek bulunmuştur.\nC) Avusturyalı bir casus kahveyi Avrupa’ya tanıtmıştır.\nD) Kahvenin ilk görüldüğü yer Etiyopya’dır.\nE) İnsanlara keyif vererek onların zinde olmasını\nsağlamaktadır.", "answer": "A"} {"question": "Kahvenin kısa tarihçesi 9. yüzyıla kadar dayanmaktadır. Kahve ilk olarak Etiyopya’nın yüksek yamaçlarında görülmüştür. Bir efsaneye göre Etiyopya’nın Kaffa köyünde bir çoban, keçilerinin kırmızı bir bitkiyi yediğini ve daha sonra keçilerinin canlanıp zıpladığını fark etmiş. Kendisi de bu meyveyi yiyince canlandığını ve keyif duyduğunu hissetmiş. Çoban, daha sonra bu olayı bir arkadaşına anlatmış; böylece kahve bilinir olmuş. Kahve; Etiyopya’dan Mısır ve Yemen’e, 15. yy.da İran, Türkiye ve Kuzey Afrika’ya yayılmıştır. Türklerin kahveyle tanışması Yavuz Sultan Selim zamanında, 1517’de Yemen Valisi Özdemir Paşa’nın Yemen’de içtiği ve çok sevdiği kahveyi İstanbul’a getirmesiyle gerçekleşmiştir. Avrupa’da kahvenin yaygınlaşması ise Viyana Kuşatması sonrasında geri çekilen Osmanlı birliklerinin bıraktığı eşyalar sayesinde olmuştur. Bu ganimetlerden çuvallar içinde bulunan kahveleri Avusturya askerleri deve yemi zannettikleri için yakmaya kalkışmıştır. Bunların kahve olduğunu bilen Avusturya casusu George Kolschitzky, onların yakılmayıp kendisine verilmesini rica etmiştir. Kendisi daha sonra Viyana’da bir kafe açarak Avrupa’da kahveyi tanıtmış ve böylece kahve yaygınlaşmıştır. Bu sözler aşağıdaki soruların hangisine karşılık söylenmiş olamaz?\nA) Kahvenin dünyada tanınması nasıl gerçekleşmiştir?\nB) Kahvenin İstanbul’a gelişi nasıl gerçekleşmiştir?\nC) Avusturya askerleri kahveyi niçin sevmektedir?\nD) Kahve Osmanlı’dan Avusturya’ya nasıl geçmiştir?\nE) Kahveyi ilk tanıyan ülkeleri sıralayabilir misiniz?", "answer": "C"} {"question": "Filozof varlık anlayışında, maddi ve düşünen töz olmak üzere birbirine tür ve işleyiş bakımından indirgenemeyen iki tözden söz ediyor. Ona göre maddi töz mekânda yer kaplarken düşünen töz mekânda bulunmuyor. Yöntem Üzerine Konuşma adlı eserinde de şöyle diyor: “Öyle ki bu ben yani kendisiyle neysem o olduğum ruh, bedenden tümüyle ayrıdır, hatta bedenden daha kolay tanınır ve beden olmadığında bile o kendisi olmaktan çıkmaz.” Parçada sözü edilen filozof ve varlık yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Descartes’ın düalizmi\nB) Herakleitos’un oluşçuluğu\nC) Hegel’in diyalektik idealizmi\nD) Marx’ın materyalizmi\nE) Sartre’ın varoluşçuluğu", "answer": "A"} {"question": "Afşar Timuçin Düşünce Tarihi adlı eserinde “XX. yüzyılla birlikte insanoğlu büyük bir sıçrama yapmış, bu sıçramada eski kavramlardan pek çoğu içeriklerini değiştirmiştir. Bu sıçrama birkaç yüzyıldır etkisini çoğaltarak sürdüren Sanayi Devrimi’nin teknolojik devrime dönüşmesiyle olmuştur. Bu dönüşüm tüm olumlu ve olumsuz yanlarıyla yeni bir bilim kavrayışını, düşüncede ve sanatta yeni bakış açılarını getirmiştir. Bu dönüşüm kendini, az önce de belirlemeye çalıştığımız gibi, yepyeni bilimsel kavrayışlar çerçevesinde ortaya koymaktadır. Artık doğaya yönelmenin yolu ve yordamı kökten değişmiştir.” demiştir. Bu parçadan 20. yüzyıl felsefesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?\nA) Felsefenin yeni yöntemler kazandığına\nB) Kültürel, bilimsel ve felsefi faaliyetlerin arttığına\nC) Önceden yaşanan toplumsal olaylardan etkilendiğine\nD) Bilimsel yöntemin önem kazandığına\nE) Bilimin felsefenin önüne geçtiğine", "answer": "E"} {"question": "Bilim ve teknolojinin ilerlemesiyle birlikte insanın yaşam konforunun arttığı yadsınamaz bir gerçektir. Yaşamımıza belki de gereğinden fazla giren teknolojik ürünlerin sağlıktan iletişime kadar birçok alanda olumlu ya da olumsuz etkilerini hissetmemek mümkün değil. Bilimin hayatımızdaki birçok sorunu çözmesine rağmen kullanılışına bağlı olarak yıkıcı etkilerinin de bulunduğunu tarihsel süreçte yaşanan olaylar göstermiştir. Aynı zamanda bilim, insanın bilme ihtiyacını karşılayan ve objektif bir bakış açısı kazanmasına kılavuzluk eden bir etkinlik olma özelliğini de taşımaktadır. Bu parça bilim felsefesinin aşağıdaki problemlerinden hangisinin cevabı niteliğindedir?\nA) Bilim insanının öne çıkan özellikleri nelerdir?\nB) Bilimsel yöntem kesin bir bilgi verir mi?\nC) Bilimin değeri nedir?\nD) Bilimle felsefe arasında nasıl bir ilişki vardır?\nE) Bilimin özellikleri nelerdir?", "answer": "C"} {"question": "“En iyi ve akıllı ebeveynler kendi çocukları için istediklerini, toplumun bütün çocukları için istemelidir. Okullarımız için diğer idealler dar fikirli ve sevimsiz olur; demokrasimizi yok eder.” John Dewey’in bu sözleri aşağıdaki yaklaşımlardan hangisi ile ilişkilendirilebilir?\nA) Utilitarizm\nB) Ahlaki determinizm\nC) Hedonizm\nD) Egoizm\nE) Sezgi ahlakı", "answer": "A"} {"question": "Felsefe reel ya da ideal her türden varlığı bilme ve sorgulama etkinliğidir. Hakikati bulmak isteyen insan tarihsel süreçte daima merak etmiş ve bilgi arayışı içinde durmadan yol almıştır. Adının anlamının bilgi ya da bilgelik sevgisi olması da bu nedenledir. İnsanı yaşamla, bilgiyle, varlığın her alanıyla tanıştıran bir düşünsel şölendir. Her türden varlığı irdelemesi nedeniyle kesin bir sınırının olmaması tanımlanmasını zorlaştırmaktadır. Bu parçada felsefenin farklı tanımlarının olmasının aşağıdakilerden hangisinden kaynaklandığı vurgulanmıştır?\nA) Subjektif niteliğe sahip olması\nB) Tarihsel çağlarda farklı misyon üstlenmesi\nC) Birbirinden farklı ekollerle tanımlanması\nD) Problem alanının geniş olması\nE) Deneysel alanın dışında kalması", "answer": "D"} {"question": "Stres ve depresyonun altında yatan nedenlere baktığımızda sorunun genellikle düşünme biçimimizde olduğunu görürüz. Zamanımızın çoğunu endişe ederek ve korkutucu düşüncelerle harcadığımızda stres ve anksiyeteyi kanıksarız. Akabinde vücudunuz uyarılır ve bir teyakkuz hâline geçer. Böyle bir durumda vücudumuzun stres ve kaygı yaratan düşünceleri tetikleyen özellikte hormonlarla dolup taşma ihtimali artar. Bu parçada altı çizili sözü anlamca karşılayabilecek bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?\nA) Bu tarz söylemlerine artık hepimiz alışmıştık.\nB) Benim söylediklerimin ne zaman farkında olacaksın?\nC) Bir gün bunlara kulak asmak zorunda kalabilirsin.\nD) Bu şekilde yargılanmaya tahammülüm kalmadı.\nE) Her gittiğimde beni daha soğuk karşıladı.", "answer": "A"} {"question": "Sembolist şiir anlayışına en uygun malzeme olduğu için dingin gölleri, sararmış ormanları, mehtaplı geceleri ---- şair genellikle derin bir anne sevgisi, güneşten kaçıp çöle hayat veren geceye sığınma, hastalık gibi duyguları ----. Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?\nA) kavrayan - düzenliyor\nB) tercih eden - ele alıyor\nC) bekleyen - yansıtıyor\nD) tavsiye eden - işliyor\nE) kullanan - süslüyor", "answer": "B"} {"question": "Dağcılık kulübünün hazırladığı sönmüş bir yanardağa yapılacak gezi, öğrencilerce ilgiyle karşılanmış; ilk günlerdeki o heyecan gezi gününün sürekli ertelenmesiyle sönmeye yüz tutmuştu. Buna rağmen öğrencilerin çoğu geziye gitmekten vazgeçmemiş, sabırla gezi gününün netleşmesini beklemişti. Nihayet gezi gerçekleştirilip de gece yanardağda konaklamak üzere çadır kurulup ateş yakıldığında ilk günün heyecanı yeniden sarmıştı herkesi. Ateşin etrafında toplanan öğrenciler gitar, saz eşliğinde türküler, şarkılar söylerken saatin nasıl geçtiğini bilememiş; ateşin sönmesiyle havanın soğuğunu hissedince uyku tulumlarına sarılmak için çadırlarına koşmuşlardı. Uyku tulumlarına gömülüp uykuya dalarlarken aslında bütün güçlerinin sönmüş olduğunu fark edip kendilerini uykunun huzurlu kollarına bırakmışlardı. Bu parçada “sönmek” sözcüğü aşağıdaki anlamlardan hangisine karşılık gelecek şekilde kullanılmamıştır?\nA) Yanmaz, aydınlatmaz, parlamaz olmak\nB) Yanardağın etkinliğini yitirmesi\nC) Tükenmek, yok olmak, yitmek\nD) Duyguların dinmesi, yatışması, etkisini yitirmesi\nE) Gerilemek, parlaklık ve önemini yitirmek", "answer": "E"} {"question": "Her şey paylaşmakla başlar. Paylaşıldığında bu, hoşnutsuzluk bile olsa kendine bir tomurcuk edinir. Bu parçada “paylaşmak”la ilgili altı çizili sözle anlatılmak istenen nedir?\nA) Yeni oluşumlara zemin hazırladığı\nB) Güzel gelişmelere neden olacağı\nC) Zorlukları aşmada etkili olacağı\nD) Küçük, kapalı toplumlara özgü olduğu\nE) Etkisini uzun bir zaman sonra göstereceği", "answer": "A"} {"question": "(I) Kukumav, baykuşgiller familyasından küçük bir baykuş türüdür. (II) Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika’nın geniş kurak alanlarında, çayırlıklarda görülür. (III) Kahverengi tüyleri üzerinde beyaz benekleri olan, başını 180 derece çevirebilen bir türdür. (IV) Diğer baykuşların aksine bu tür, uzun bacaklı olup gündüzleri aktiftir. (V) Türkçede tek başına, kimsesiz olanları anlatmak için ‘’kukumav kuşu gibi’’ benzetmesi yapılır. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerin hangisi yanlıştır?\nA) I. cümlede kukumav kuşunun biyolojik tanımlaması yapılmıştır.\nB) II. cümlede kukumav kuşlarının yaşam alanının özellikleri örnekler verilerek anlatılmıştır.\nC) III. cümlede kukumav kuşlarıyla ilgili betimleme yapılırken görsel unsurlar vurgulanmıştır.\nD) IV. cümlede kukumav kuşu kendi türünden diğer kuşlarla karşılaştırılmıştır.\nE) V. cümlede kukumav kuşu adının Türkçede benzetme yoluyla kazandığı anlam belirtilmiştir.", "answer": "B"} {"question": "I. Herkes konuşuyor ama pek az insan dinliyor. II. Çok konuşmak beraberinde sağırlığı getiriyor. Yukarıda verilen II numaralı cümleyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?\nA) I. cümlede ifade edilenle çelişen farklı bir durumdan söz edilmektedir.\nB) I. cümledeki durumun sebep olduğu bir olumsuzluktan bahsedilmektedir.\nC) I. cümlede anlatılan olgunun, ortaya çıkış sebebi açıklanmaktadır.\nD) I. cümlede belirtilen durumun herkesi etkilediği vurgulanmaktadır.\nE) I. cümlede değinilen düşünce bilimsel olarak kanıtlanmaktadır.", "answer": "B"} {"question": "(I) Geçtiğimiz yıl yürütülen bir araştırma, köpeklerin baş yatırma hareketini insan konuşmalarını anlama becerileriyle ilişkilendirdi. (II) Çalışmada, sahiplerinden farklı bir odada bulunan oyuncakları getirme komutları alan köpek cinsleri karşılaştırıldı. (III) 10’dan fazla oyuncağın adını akıllarında tutabilen üstün anlama becerisine sahip köpekler, komutların %43’ünde başlarını yana yatırırken bu konuda daha az yetenekli diğer köpeklerdeyse oran yalnızca %2 olarak görüldü. (IV) Çalışma sonucunu değerlendiren bilim insanları, baş yatırma hareketinin konuşulanları anlamak için dikkat kesilmeyle ya da köpeklerin duyduklarını belleklerinde yer edinmiş görsel ögelerle eşleştirmeyle ilişkilendirilebileceğini düşünüyor. (V) İnsanlardaki sağ ya da sol el kullanma yatkınlığına benzer biçimde, köpeklerin de başlarını hep aynı yöne yatırmalarının fark edilmesi bu araştırmanın diğer bir bulgusu olarak dikkat çekti. Bu parçada yer alan numaralanmış cümlelerde köpekler hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) I. cümlede, köpeklerin insanların konuşmasını anlamak için başlarını yatırdığından söz edilmiştir.\nB) II. cümlede, çalışmada, oyuncak getirme komutları alan farklı köpek cinslerinin karşılaştırıldığı belirtilmiştir.\nC) III. cümlede, çalışmaya katılan köpeklerin tümünün üstün anlama becerisine sahip olduğu belirtilmiştir.\nD) IV. cümlede, bilim insanlarının köpeklerin başlarını eğmelerinin duyduklarını belleklerindeki ögelerle eşleştirmek için yaptığını düşündüğü belirtilmiştir.\nE) V. cümlede, köpeklerin başlarını hep aynı yöne çevirmeleri ile insanların bazı yatkınlıkları arasında ilişkilendirme yapılmıştır.", "answer": "C"} {"question": "I. Göbeklitepe’nin keşfi ile ilgili süreç nasıl gelişmiştir? II. Göbeklitepe’nin keşfinin olumsuz bir etkisi var mıdır? III. Göbeklitepe’deki buluntuların özellikleri nelerdir? IV. Göbeklitepe’nin keşfinin insanlık tarihi için önemi nedir? Aşağıdaki bilgilerden hangisi bu sorulardan herhangi biriyle ilişkili değildir?\nA) Göbeklitepe, yerleşik hayata geçişin ilk izleri için büyük bulgular barındırıyor. Çünkü yerleşik hayatı simgeleyen ve tarıma işaret eden buğdayın ilk izleri Göbeklitepe’de bulundu. Dinler tarihini de etkileyen Göbeklitepe, bilinen ilk ibadet merkezidir.\nB) Bu süreçte ise Göbeklitepe’nin tarihsel kullanımı ve bu coğrafyada yaşayan yerel halkın mekânsal olarak buraya yüklediği anlam görmezden gelinmiş ve Göbeklitepe’nin sahipleri, komşuları ve sakinleri “öteki” durumuna düşürülmüştür.\nC) Göbeklitepe; burada yaşayan yerli halk için derin, kutsal ve karmaşık anlamlarla dolu bir yerdir. Bu topraklara ayak basan yerli insanlar; buradaki toprağın, tepenin, ağacın kutsal olduğuna inanmaktadır.\nD) Yapıların ana gövdesi büyük boyutlu on iki dikilitaşın belirli araklılarla dairesel planda dikilmesiyle oluşturulmuştur. Dikilitaşlar, işlenmiş taşlardan örülen bir duvar ve bankla birleştirilmiştir.\nE) 1960’larda Chicago Üniversitesi ve İstanbul\nÜniversitesi iş birliği ile Göbeklitepe’nin\nbulunduğu alanda yapılan kazılarda Neolitik\nÇağ’a ait kalıntılar bulunmuş, höyük içerisinde\nsaklı mimari kalıntılar ise ilk olarak 1994’te ortaya\nçıkarılmıştır.", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “gibi” edatı cümleye olasılık anlamı katmıştır?\nA) Dev gibi dalgalar tekneyi parçaladı.\nB) Senin gibi okuyabilmek isterdim.\nC) Yarın on bir gibi buluşuruz.\nD) Yarın yağmur yağacak gibi.\nE) Bu konuyu onun gibi anlatabilen yok.", "answer": "D"} {"question": "Modern insan, kılık kıyafetinin belirleyici ve yönlendirici ekseni olarak modayı benimsemiş görünmektedir. Moda; modern toplumlarda, giderek sadece insanların dış görünüşlerini, imajlarını belirleyici bir sosyal olgu olmanın ötesinde zihniyetin dışa yansıma şekli de olmuştur. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) Fiilden fiil yapım eki\nB) Belirtme durum eki\nC) İsimden fiil yapım eki\nD) Yönelme durum eki\nE) Ayrılma durum eki", "answer": "E"} {"question": "Uykuya varmak için bu hazin günde, erken, Kapanmayan gözlerim duvarlarda gezerken Birdenbire kıpkızıl birkaç satırla yandı, Bu dört mısra değildi, sanki dört damla kandı. Ben garip çizgilerle uğraşırken baş başa Rastlamıştım duvarda bir şair arkadaşa. Bu dizelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) “Çizgi” sözcüğü belirtme sıfatı almıştır.\nB) Pekiştirme sıfatı kullanılmıştır.\nC) “Gün” sözcüğü hem belirtme hem niteleme sıfatı\nalmıştır.\nD) Belirtme sıfatıyla oluşturulmuş bir tamlama başka bir ismi nitelemiştir.\nE) “Satır” sözcüğü birleşik bir sıfatla belirtilmiştir.", "answer": "A"} {"question": "(I) Paris’in havasına giren adam, mektup yazmak için artık vakit bulamaz; böyle şeylerle meşgul olmayı hiç düşünmez. (II) Akla şaşkınlık veren birçok şey dikkatini çeker: Mağazalar, dükkânlar, kahveler, tiyatrolar, müzeler, bahçeler, parklar, heykeller… (III) Sultanahmet Meydanı genişliğinde, asfalt veya tahta ve nadiren granit döşeli, şehrin her yönüne uzanan, ağaçlı ağaçsız, sonu gelmez caddeler... (IV) Baştan başa bakımlı, sekiz on katlı, bir hiza üzerine dizilmiş koskoca apartmanlar… (V) Okları siyah bulutları delen, mermerleri dantel hâline getirilmiş asırlardan kalma tarihî kiliseler… Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yazım yanlışı vardır?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV \nE) V", "answer": "B"} {"question": "Bizi başarıya götürecek üç şey vardır ( ) planlı çalışmak ( ) stresle baş edebilmek ( ) girişimci olmak ( ) Sizce bunları yapabilmek zor mudur ( ) Bu parçada parantezle ( ) belirtilen yerlere, aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangisi sırasıyla getirilmelidir ?\nA) (;) (,) (,) (.) (!)\nB) (:) (;) (,) (…) (?)\nC) (:) (,) (,) (.) (?)\nD) (.) (,) (,) (.) (.)\nE) (.) (;) (;) (…) (.)", "answer": "C"} {"question": "(I) İstanbul’da doğan Halide Edip, Üsküdar Amerikan Kız Koleji’ni bitirdi. (II) Çeşitli okullarda öğretmenlik, müfettişlik görevlerinde bulundu. (III) Millî Mücadele’ye katıldı. (IV) Cumhuriyet’in ilanından sonra İzmir milletvekili olarak görev yaptı. (V) Millî edebiyat anlayışını benimseyen sanatçı, özellikle eserlerindeki güçlü “kadın karakter”lerle dikkat çekti. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde noktalama yanlışı yapılmıştır?\nA) I\nB) II\nC) III \nD) IV\nE) V", "answer": "A"} {"question": "Fuzûlî’nin meşhur Şikâyetnâme’si, üzerinden geçen yüzlerce seneye rağmen hâlâ bizimdir, bizim edebî zenginliğimizdir. Bugün hâlâ bize en azından bir şeyler söylemektedir. Bu şikâyetini mektupla değil telefonla devlet yöneticisine yapsaydı Fuzûlî, bizim için ne ifade ederdi? Derdini anlatmak için Magosa’da binlerce sayfa mektup yazmak yerine telgraf çekseydi Nâmık Kemal’in edebî değeri noksan kalmaz mıydı? Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?\nA) Teknolojinin sağladığı konfor, kişiyi sanatsal eylemlerden uzaklaştırır.\nB) Modern yaşam, insanları doğru davranış sergilemekten alıkoyar.\nC) Modern yaşam, insan ömrünü ve zamanını tüketmek üzerine kuruludur.\nD) Modern yaşamda teknoloji, insan yaşamını kolaylaştırır.\nE) Modern yaşamda teknoloji; hız, kolaylık ve yaygınlık sağlar.", "answer": "A"} {"question": "I. Günümüzde hemen hemen bütün büyük araba üreticileri, sürücüsüz araç teknolojileri geliştirmek için yoğun bir mesai harcıyor. II. Sürücü istediği anda kontrolü arabayla paylaşabiliyor; üzerine yerleştirilen radar, kamera, lazer tarayıcı ve sensörler sayesinde araç, sürücüye destek olabiliyor. III. Bu araçların çalışma sistemi diğerlerinden farklı, sistemi etkinleştirmek için şoförün mutlaka ön koltukta aktif olması gerekiyor. IV. Bir şirket ise diğer üreticilerden ayrılarak bu alanda yeni bir sistem olan otonom arabayı geliştirmeye çalışıyor. V. Böylece sürücüler bu sistemi kullandıklarında daha stressiz ve güvenli bir sürüş deneyimi yaşarken aracın kontrolünden de tamamen uzaklaşmamış oluyor. Numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi sondan ikinci olur?\nA) I\nB) II\nC) III \nD) IV\nE) V", "answer": "B"} {"question": "Hece ölçüsünü şiire en güzel uygulayan şairlerden biri olan Tanpınar’ın şiirlerinde derin bir müzik, zaman teması, renkli bir imajın yanı sıra bilinçaltına inen bir duyarlılık görülür. Yurt sevgisi, geçmiş özlemi, sevme-sevilme isteği, şiirlerinde sık sık karşılaşılan motiflerdir. Seçkin mecazlara, düşüncelere, soyut kelimelere geniş yer veren kendine özgü zengin bir cümle yapısı vardır. Şiir diliyle nesir dili arasında kesin bir ayrılık görülmez. “Şiirde sustuğum şeyleri, roman ve hikâyelerimde anlatırım.” der. Hikâye ve romanlarında da şiirsellik görülür. Sembolizm ve empresyonizme varan bir belirsizlikle psikolojik anları işler. Hikâye ve romanlarında, “tek bir insan çevresinde dünyayı toplamak” ister. Yaşantısını, istek ve umutlarını, acı ve sevinçlerini titiz bir çalışmayla eserlerine konu yapmıştır. Bu parçadan hareketle “Tanpınar” ile ilgili aşağıdakilerin hangisi söylenemez?\nA) Şiirlerinde zaman, memleket sevgisi, geçmişe özlem temalarını işlemiştir.\nB) Hikâye ve romanlarında memleket insanının sorunlarını hedeflemiştir.\nC) Şiirlerinde anlatamadıklarını roman ve hikâyelerinde anlatmıştır.\nD) Eserlerinde mecazlı sözlere, sembollere yer vermiştir.\nE) Eserlerinde tür ayrımı yapmadan şiirsel bir yaklaşım sergiler.", "answer": "B"} {"question": "Norbert Elias, özerk sanatçı tipinin prematüre bir örneği olarak değerlendirdiği Mozart gibi bir yeteneğin, sanatın maddi zevklerin tatmininden öteye geçmediği ve müziğin saray çevresini eğlendirmeyi amaçlayan bir zanaat olduğu çağda anlaşılamayacağını ileri sürer. Küçük yaşta olağanüstü virtüöz yetenekleri ile aristokratik çevrenin “dâhi çocuğu” hâline gelen Mozart, geçen yılların cazibesini kaybettirmesi ve saray adabına yakışmayan pervasız kişiliği nedeniyle gözden düşer. Bununla birlikte Elias’a göre sanatçının statü kaybındaki en büyük etken, istediğini ifade edecek müzikal bir dilin ve bu dili anlayacak bir dinleyici kitlesinin bulunmamasıdır. Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?\nA) Mozart’ın, döneminin aristokrat çevresine uygun davranmadığına\nB) Mozart döneminde sanatın bir zevk aracı olarak kullanıldığına\nC) Mozart’ın müziğinin dinleyiciler tarafından anlaşılmadığına\nD) Mozart’ın sanat hayatını her zaman başarılarla sürdürdüğüne\nE) Mozart’ın sanatında kendine has özellikleri olduğuna", "answer": "D"} {"question": "2021 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’ne değer görülen Emre Söylemez’in Hoş Koku adlı kitabı geçtiğimiz günlerde şiirseverlerle buluştu. Söylemez; imgeyi bilginin özü olarak gören, özgünlüğü kusursuzlukta değil hayatın ve dilin aksayan yönlerinde arayan, tüketim toplumunun deneyimlerini temsil eden nesneleri, sözcükleri ironiyle dönüştüren genç bir şair. Sanatçının bu eseri, geleneksel ritimlerin dışında kurgulanmış bir kitap olarak dikkatleri çekmeyi başardı. Bu parçadan hareketle sanatçı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?\nA) Yazdığı şiirler didaktik özellik göstermektedir.\nB) Hayata alaycı bir açıdan yaklaşabilmektedir.\nC) Özgün olma kaygısı taşımamaktadır.\nD) İçinde yaşanılan çağdan kendini soyutlamıştır.\nE) Farklı edebî türlerde eserler kaleme almıştır", "answer": "A"} {"question": "Masashi Kishimoto’nun eseri olan Naruto özellikle tüm dünya çapında 235 milyon satan Dragon Ball’ dan sonra ikinci sırada olan bir manga serisidir. Özellikle içerisinde Japon mitolojisine ait konseptlerin olması, ninja kültürüne değinmesi ve sürekli mücadele içerisinde bulunulması manganın en ilgi çeken unsurlarındandır. 1997 yılından 2014 yılına kadar haftalık olarak Shonen Jump dergisinde çıkıp tam 72 cilt basılan manga aynı zamanda Naruto ve Naruto: Shippuden olmak üzere 720 bölüm anime şeklinde yayımlanmıştır. Anime her hafta yayımlandığı için tam olarak tüketim odaklı bir popüler kültür ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Japonya’da TV Tokyo tarafından yayımlanmış olan anime Batı’da da Viz Media tarafından lisanslanıp Cartoon Network ve Jetix gibi çok geniş bir alanda yayın yapan çizgi film kanallarında yayımlanmıştır. Bu parçada Naruto adlı manga ile ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?\nA) Popüler kültür ürünü olarak değerlendirilir.\nB) Değişik medya kuruluşlarında yayımlanmıştır.\nC) İlk olarak dergilerde yayımlanmıştır.\nD) Yazıldığı türde en çok satan eserdir.\nE) Japon kültürüne ait ögelere rastlanır.", "answer": "D"} {"question": "(I) Aloe vera aloe cinsine ait bir bitki türüdür. (II) Ölümsüzlük bitkisi olarak bilinen aloe vera Çin, Mısır, Yunan, Japon ve Hint gibi farklı antik kültürlerde kullanılan bitkisel bir ilaçtır. (III) Buna ilave olarak Yunanlar, Romalılar ve Babilliler dâhil olmak üzere çeşitli kültürler, aleo vera yapraklarını özellikle cilt için bir merhem olarak kullanmışlardır. (IV) Aleo vera sayısız sağlık yararı sağlama konusunda uzun bir geçmişe sahiptir ve dünya çapında en sık kullanılan bitkisel ilaçlardan biridir. (V) Kalın, yeşil veya gri ve yeşil etli, kılıç şeklinde yapraklara sahiptir. (VI) Yaprak kenarlarında üçgen şeklinde dikenler bulunmaktadır. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerden hangisiyle başlar?\nA) II\nB) III\nC) IV \nD) V\nE) VI", "answer": "D"} {"question": "Hayatın en önemli gerçeği samimiliktir. Bu itibarla hayat ile bağı olan edebiyat, mutlaka samimi bir edebiyattır denebilir. Hayatı en gizli, en karışık yönleriyle anlatmayan, duygularımızı tıpkı hayatta olduğu gibi saf ve derin bir şekilde duyurmayan, elemlerimizi, felaketlerimizi, açık açık yansıtmayan bir edebiyat; hayat ile ilgisiz ve sahte bir edebiyattır. Öyle bir edebiyat, kelimeleri dizip onları işleyen pek hünerli kuyumcular çıkarabilir. Belki onlar çok süslü, göz alıcı şeyler yapabilirler. Fakat ne yazık ki bütün bu sahte ürünler muntazam kış bahçelerinde yetişen iri yapraklı, parlak renkli çiçeklere benzer. Uzaklığından dolayı bize çok çekici, harikulade görünen o meçhul sıcak iklimlerin bu göz kamaştıran ürünleri nasıl açık bir havaya, sert bir rüzgâra dayanamazsa hayat ile ilgisi olmayan böyle bir edebiyat da zamanın sonsuz kasırgaları önünde süpürülüp gitmeye mahkûmdur. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?\nA) Gerçek edebiyat insanoğlunun duygularını ortaya koyar.\nB) Edebiyat sadece yaşanılan çağı ve toplumu anlatmalıdır.\nC) Hayatla bağı olmayan bir edebiyat yok olup gider.\nD) İnsanı anlatmayı başaran edebiyat kalıcı olmayı başarabilir.\nE) Sadece sanatlı bir üslupla yazılan eserlerunutulmaktan kurtulamaz.", "answer": "B"} {"question": "Önemli bir ayrım yapmak zorundayız: Sanat ve düşünce eserleri onları izleyenlerin seviyesi esas alınarak mı ortaya konacak yoksa izleyicilerden kendi seviyelerinin üzerindeki sanat eserlerini, düşünce ürünlerini özümseyebilmeleri için daha fazla gayret göstermeleri mi istenecek? Bu ikinci yol, eğitimin düzenlenmesi ve gerek sanatın gerekse düşüncenin korunması bakımından en sağlıklı yoldur. Aşağıdaki cümlelerden hangisi tam olarak bu parçada savunulan düşünceyi aktarmaktadır?\nA) Sanatçı, anlaşılmak için eser ortaya koyarsa sanatının değeri düşer; ilerleme kaydedemez ve\nhep kendini tekrarlar.\nB) Sanatta bireysellik ortaya konulan eserlerin daha\nkaliteli olmasını sağlar oysa halk gözünde sanat\ntoplumsal olmalıdır.\nC) Sanatçının sanat yapmadaki amacı halka kendini ispat etmek değil sanatta orijinal olmayı yakalamaktır.\nD) Toplum için hareket eden yazar ve sanatçı, insanların seviyesini yükseltemediği gibi sanat,eğitim ve düşüncenin korunmasına da katkı sağlayamaz.\nE) Sanatçılar mensubu oldukları toplumun sanat seviyesini gözeterek hareket ederlerse onu daha ileriye taşıyabilir.", "answer": "D"} {"question": "Eğitimin bir ülke için neden önemli olduğunu Albert Einstein’ın “Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır.” sözü vurguluyor. Anne karnında başlayan eğitim; okulda, asker ocağında, yaşamın her alanındadır. Öğrenmeyi bilen kısa bir otobüs yolculuğundan bile kendisine bir şeyler katar. Fakat bana göre eğitimin nerede ve nasıl alındığıyla birlikte sistematik bir eğitimin toplumu şekillendirmesi de ülkeler için çok önemlidir. Okuduğunu anlayan, fikir üreten, tartışma ortamında saygılı olan, düşüncelere değer veren ve sorgulayan bir nesil; eğitim sayesinde olur. Bu sebeple sistematik eğitim ülkemizde okul öncesinde başlar. Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?\nA) Nitelikli bireyler oluşmasında sistematik eğitim\ntohum vazifesini görür.\nB) Üretken toplumlar, diğer toplumlara örnek olacak niteliktedir.\nC) Eğitimde karşılaşılan sorunlar bir çırpıda çözülemez.\nD) Eğitime ayrılan süre ve bütçe diğer yatırımlardan fazladır.\nE) Sistematik eğitimden önce aile faktörü revize edilmelidir.", "answer": "A"} {"question": "UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, ilkbaharla uyanan doğasıyla seyrine doyulmaz güzellikler sunuyor. Bafra, Ondokuzmayıs ve Alaçam ilçeleri sınırlarında bulunan, Kızılırmak’ın Karadeniz’e döküldüğü alanın da içinde yer aldığı, 359 kuş türünün yanı sıra yılkı atları ve manda varlığı ile öne çıkan, endemik bitki türlerine sahip 56 bin hektar genişliğindeki Kızılırmak Deltası, Türkiye’nin en önemli sulak alanlarının başında geliyor. Bu parçanın anlatımıyla ilgili, I. Açıklayıcı anlatım kullanılmıştır. II. Karşılaştırmalar yapılmıştır. III. Benzetmeden yararlanılmıştır. IV. Sayısal verilere yer verilmiştir. yargılarından hangileri yanlıştır?\nA) Yalnız I \nB) Yalnız II \nC) Yalnız III\nD) I ve III\nE) II ve IV", "answer": "C"} {"question": "Refik Halit Karay’ın eserleri incelendiğinde yaşadığı dönemin bir tarihsel süreç çerçevesinde okuyucuya aktarıldığı görülmektedir. Karay, yaşadığı tarihsel sürecin aktarımını yaparken didaktik bir kaygı taşımamış; doğup büyüdüğü şehirde tanıdığı, ilişki kurduğu insanları anlatmış; yaşadığı Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş döneminin portresini çizmiştir. Dolayısıyla eserlerinde, Türk toplumunun geçirdiği evreler, sosyokültürel ve sosyoekonomik yapının da ana hatları görülmektedir. Bu parçadan hareketle Refik Halit’le ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?\nA) Gerçeklikten kopuk kahramanlar oluşturmuştur.\nB) Yaşamının tamamını İstanbul’da geçirmiştir.\nC) Sanat sanat içindir, anlayışını savunmuştur.\nD) Eserlerinde öğretici bir dil kullanmıştır.\nE) Toplumsal değişimler eserlerine yansımıştır.", "answer": "E"} {"question": "Edebiyat kuramı çalışanları, eserlerdeki alt metinleri ve yazıldıkları arka planları inceleyerek onların insanlar üstündeki etkilerini anlamaya çalışırlar. Aynı şekilde eleştirel kuram takipçileri ve kültürel çalışmalardakiler, eserleri ve daha genel olarak kültürü eleştirel bir gözlükten incelemektedirler. Bütün bunlar önemlidir çünkü kurgu eserlerin sunduğu fikirler, bizim fikirlerimizi de şekillendirmektedir. Örneğin Susam Sokağı’nı düzenli olarak izleyen çocukların bilişsel yeteneklerinin geliştiği; estetik cerrahiyi konu alan realite şovlarının, gençlerin beden algısına zarar verdiği araştırmalarla ortaya konmuştur. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?\nA) Kültürel çalışmalar eleştirel bakış açısıyla yapılmalıdır.\nB) Kurgu eserler düşüncelerin oluşmasında etkilidir.\nC) Edebî eserler insanı düşünmeye sevk etmelidir.\nD) İçinde fikir barındırmayan eser değerli değildir.\nE) Etkili programlar yapılırsaonların izleyicisi de artacaktır.", "answer": "B"} {"question": "----. Bu sebeplerden biri uçuş güvenliğidir. Uçağın yerden yüksekliği arttıkça pilotun acil bir durumda manevra yapabilme olasılığı artar. Ayrıca yükselmek yağış ve rüzgâr gibi meteorolojik olayların gerçekleştiği tabakadan uzaklaşmak demektir. Bir diğer sebep ise uçağın daha hızlı gidebilmesidir. Yükseldikçe havanın yoğunluğu ve basıncı azaldığı için uçağın üzerinde sürtünme kuvveti de azalır. Bütün bunlar güvenli bir uçuş için yapılan hesaplamalardır. Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?\nA) Uçakların acil durumda manevra yapabilmesinin\nbirçok sebebi bulunur\nB) Uçakların yerden bir hayli yüksekte uçmasının\npek çok farklı sebebi vardır\nC) Güvenli uçuş için yapılan cebirsel hesaplamaların farklı sebepleri vardır\nD) Pilotların uzun ve detaylı eğitim almalarının nedenleri pek çoktur\nE) Uçakların uçuş öncesi meteorolojik olaylarla ilgili\nbilgi almaları gerekir", "answer": "B"} {"question": "Mitolojiyi masallardan ve diğer halk edebiyatı türlerinden ayıran özelliklerin başında yaratıcı niteliği gelmektedir zaten. Mitler bir şeyin başlangıcını, yaratılış sürecini işler ve tanrıları doğrudan ya da dolaylı olarak konu eder. Mitlerin bana göre en önemli özelliği ise insanın hayatı anlamlandırma konusundaki ilk çabaları olmalarıdır.Gördüğü ve görmediği, ezelî ve ebedî her konuda mitler aracılığıyla bir fikir üretmiştir insanoğlu.Sanatın, edebiyatın, toplum düzeninin ve hatta bilimin temeli mitlerdedir desek abartmış olmayız. Bu parçada mitolojinin hangi özelliği öne çıkarılmıştır?\nA) İnsanın hayatı anlamlandırma arzusundan doğduğu\nB) Sosyal düzenden bilime pek çok alanın kaynağı olduğu\nC) İnsanın yaratıcılık özelliğinden doğduğu\nD) Yaratılışı ve tanrıları konu edinmeleri\nE) Her türlü konuda oluşturulduğu", "answer": "A"} {"question": "Avatar hikâyesine göre bütün hayatlar kutsaldır. Bütün canlılar eşit oranda yaşama hakkına sahiptir. Dünya ve evrenin dengesi buna bağlıdır. “Örümcek ağına takılmış bir sineğin bile hayatı kutsaldır.” Ağaçlar ve bütün doğa, insanların bencilce istekleri uğruna yok edilmemeli ve kirletilmemelidir. Aang ve arkadaşları, aynı zamanda izleyicilere, dostluğun ve arkadaşlığın kutsallığını da gösterir. “Dostluk, bir ömür ötesine de taşınabilen bir süreçtir.” Belki de bütün bir film boyunca verilmeye çalışılan şey, en imkânsız zamanlarda bile umudun var olduğu görüşüdür. Umuda barış ve sevgi de eklenince aşılmayacak hiçbir engel yoktur. Aang’in dört elementte ustalaşma çabalarını izlerken çocuklar, bir taraftan da insanın ancak düzenli ve sabırlı bir çalışmayla bir şeyler başarabildiğini öğrenir. Bu parçaya göre Avatar hikâyesinden aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?\nA) Bütün canlılar yaşam önünde eşittir ve yaşama\nhakkına sahiptir.\nB) Barış ve sevginin olduğu her yerde umut mutlaka\nvardır.\nC) Dostluk sonsuz bir doğru, hiç bitmeyen bir yol gibidir.\nD) İnsanın doğal çevrenin korunmasında rolü vardır.\nE) Sabır ve düzenli çalışma başarıların anahtarıdır.", "answer": "B"} {"question": "İç Anadolu kapalı havzasında yer alan, etrafındaki irili ufaklı göller ile önemli sulak alanlarından birisi olan ve jeolojik bakımdan tektonik kökenli bir yapıya sahip Tuz Gölü,----. Bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilirse “Tuz Gölü’nün fiziki yapısında kalıcı olmayan bir değişiklik görüldüğü” sonucuna ulaşılır?\nA) iklim krizine bağlı olarak Avrupa’nın en büyük ikinci gölü olma özelliğini kaybedebilir\nB) kış ve ilkbaharda 60-80 cm derinliğe sahip olmakla birlikte yaz mevsiminde büyük ölçüde kurumaktadır\nC) kuraklık, gölü besleyen akarsuların tarımsal amaçlı kullanımı ve buharlaşma nedenleriyle giderek küçülmektedir\nD) göl civarındaki tuz üretiminin sürekliliğini sağlamakta, diğer bir ifade ile bölgedeki tuz sanayinin\nticari ömrünü uzatmaktadır\nE) ortalama yağış eğilimleri incelendiğinde yağış miktarının her yıl farklılık gösterdiği bir bölgede bulunmaktadır", "answer": "B"} {"question": "Garip şiirinin lokomotifi sayılan ve Türk şiirinde uzun yıllar etkisini birçok şairde gösterecek olan bir görüşün hazırlayıcısı konumundaki Orhan Veli, döneminde hem yazdığı şiirler hem de düzyazılarıyla dikkatleri üzerine toplamıştır. Onun şiirine yapılan eleştiriler, şiirinin daha gür sesle yankılanmasını sağlamış ve yalnızca yaşadığı toplumda değil döneminin çok ilerisine de ulaşacak bir seslenişe dönüşmüştür. Orhan Veli Kanık, şiirinde geniş bir dile ve geniş bir yelpazeye sahiptir. Şiirinin hem beslenme kaynakları hem de onun dili kullanışındaki ustalığı onun şiirini daha kuvvetli kılmaktadır. İstanbul yaşantısı, sanat camiası, aile kültürü ve gelişime olan açıklığı onun kısacık ömründe ehemmiyet derecesi oldukça yüksek işler yapmasına imkân tanımıştır. Bu sebeple şiirinin kaynağını birçok yöne çevirebilmiş ve mana yüklü, şairaneden uzak, yalın anlatımlı şiirler yazmıştır. Bu parçada Orhan Veli ile ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?\nA) Farklı türlerde kaleme aldığı eserlerle ilgi odağı olduğuna\nB) Şiirlerini yazarken çeşitli kaynaklardan beslendiğine\nC) Garip şiiri anlayışının öncüsü kabul edildiğine\nD) Yazdığı şiirlerden dolayı tenkit edildiğine\nE) Şiirlerinin sanatsal yönden güçlü olduğuna", "answer": "E"} {"question": "Her tür müziğin kendi yıldızlarını yaratması bir tesadüf değildir. Genç modern dünyada bir albüm satın almak bir yaşam tarzı satın almak olduğundan yıldızlar hayranlarının ben ideallerini temsil eder.Elvis’ten Beatles’a, Bob Marley’den Michael Jackson’a sayıları her geçen gün artan yıldızlar, sönmüş yıldızlar ve kayan yıldızlar galaksisi dinleyicinin “özel olma” arayışında yol göstericidir.Öte yandan özdeşlik kurulan imaj sanatsal bireyselliğin zorunlu şartı hâline gelmiştir. Sanatçının devredilemez kabul edilen özel karizması beğeni piyasanın kurallarına göre üretilmiş bir meta olarak sürekli bir üst sürüme yükseltilmek zorundadır. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?\nA) Eserler arasındaki özgünlük ancak sunulan benlik imgesinin kitlesel özdeşleşimi ile hissedilebilir.\nB) Bir dönemin yıldızı olan sanatçı, başka bir dönemde adı anılmayacak bir sanatçıya ilham olabilir.\nC) Her dönemin bir yıldızı mutlaka vardır, bu yıldız da ancak hayranlarının ilgisiyle geleceğe taşınabilir.\nD) Sanatta özgünlüğü yakalayabilmenin yolu, tek bir imajla başlayan çalışmaları zamanla değiştirebilmektir.\nE) Dinleyici, starlarını oluştururken starlarında sadece sanatsal gelişmeyi değil ahlaken üstünlüğü de bekler.", "answer": "A"} {"question": "Okuyanın kendince dersler aldığı bazı fabllarda olumsuz yargılara da varılabileceğini söylemek abartı olmaz sanırım. Tabii ki eğitici yönü yüksek, değerleri korumamızı teşvik edici fablların sayısı da oldukça fazla. Önemli olan özellikle çocuğun eğitiminde, duyuşsal ve bilişsel gelişiminde başvurulan fablları özenle seçebilmek. Öyle fabllar var ki sanki yan gelip yatmak en büyük marifet. Bir başkasında kurnaz kişiler, bu dünyanın en başarılı insanları olur. Fablların bazılarında kelebeklerin, karıncaların yıllarca yaşadığını görürsünüz. Hâlbuki çoğu türün ömrü oldukça kısadır. Bu öğretilerle yetişen çocuk, büyüdüğünde çevresiyle paylaşımlarında ne kadar güvenilir biri olabilecek!.. Fablların ya da benzeri hikâyelerin aktarımında kimi mesajların yapıcı olmasının yanında yanlış, olumsuz etkileri de olabilir ancak yetişkinlerin çocuklara bu anlamda kılavuzluk etmesi yararlı olacaktır. Bu parçadan hareketle fablların olumsuz yönleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Özenle seçilmezse yanlış anlamalara yol açabileceği\nB) Olay kurgusunun önsezi duygusunu engelleyebileceği\nC) Hayvanların genetik özelliklerinin yanlış öğrenilebileceği\nD) Değerler öğretiminde yanlış anlamalara sebep olabileceği\nE) Yanlış algılamalarla ön yargılı yaklaşımlara sebep olabileceği", "answer": "B"} {"question": "Zell Kravinsky, 1956’da ABD’de doğdu. İlginç bir yaşam öyküsü bulunan Amerikalı emlak yatırımcısı, 45 milyon dolardan fazla kişisel servetini yardım için bağışladı. Kravinsky, en büyük bireysel bağışını Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine yaptı. Bir dergideki söyleşisinde “Evsizler varken kimsenin iki eve sahip olmasına gerek yok.’’ diyen milyoner, varlığının önemli bir kısmını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmasının yanında böbreklerinden birini de hiç tanımadığı bir hastaya bağışlayarak bencillik duygusundan ne kadar uzak olduğunu göstermişti. Kravinsky, ‘’İnsan iyi bir şey yapmak istediğinde bunu hemen yapmalı çünkü bencillik duygusu hemen geri gelebilir.’’ diyordu. Sıra dışı fedakârlıklar gösteren iş insanı, iki adet doktoraya sahip bir şair aynı zamanda. Bu parçadan hareketle Zell Kravinsky’nin aşağıdaki düşüncelerden hangisini savunduğu söylenebilir?\nA) Büyük fedakârlıklar maddi güçle bağlantılıdır.\nB) Birimizin mutluluğu hepimizin mutluluğuna bağlıdır.\nC) İyilik yaparken hesap yapmak iyiliği gölgeler.\nD) Dünyada karşılıklı yardımlaşmaya ihtiyaç vardır.\nE) Sahip olunan şeyleri paylaşma yoluyla ahlaki olgunluğa erişilebilir.", "answer": "C"} {"question": "Zell Kravinsky, 1956’da ABD’de doğdu. İlginç bir yaşam öyküsü bulunan Amerikalı emlak yatırımcısı, 45 milyon dolardan fazla kişisel servetini yardım için bağışladı. Kravinsky, en büyük bireysel bağışını Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine yaptı. Bir dergideki söyleşisinde “Evsizler varken kimsenin iki eve sahip olmasına gerek yok.’’ diyen milyoner, varlığının önemli bir kısmını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmasının yanında böbreklerinden birini de hiç tanımadığı bir hastaya bağışlayarak bencillik duygusundan ne kadar uzak olduğunu göstermişti. Kravinsky, ‘’İnsan iyi bir şey yapmak istediğinde bunu hemen yapmalı çünkü bencillik duygusu hemen geri gelebilir.’’ diyordu. Sıra dışı fedakârlıklar gösteren iş insanı, iki adet doktoraya sahip bir şair aynı zamanda. Bu parçada Zell Kravinsky ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Bencillik duygusundan uzak durmaya çalıştığına\nB) Servetinin büyük kısmını yoksullara bağışladığına\nC) İyilik yapma konusunda sınır tanımadığına\nD) Gereksinimi olan insanları düşündüğüne\nE) Servetini nasıl elde ettiğine ve onun miktarına", "answer": "E"} {"question": "Odaklanarak düşündüğümüzde gözlerimizi farklı yönlere çevirmemizi dikkat dağıtıcı unsurlardan kaçınma isteğimize bağlayabiliriz. Ancak yapılan deneyler dikkat dağıtacak unsurların bulunmadığı ortamlarda hatta gözlerin kapalı olduğu durumlarda bile göz kürelerimizin sürekli hareket hâlinde olduğunu gösteriyor. Göz hareketlerinin çeşitliliğiyse bizi düşünmeye sevk eden durumun içeriğiyle ilişkili görünüyor. Örneğin parçaları dağınık bir yapbozu zihinde birleştirmeye çalışmak ya da bir mobilyanın yerini değiştirmeyi hayal etmek gibi görsel düşünme içeren süreçlerde beynimiz gerçekten o eylemin içindeymişiz gibi gözlerimizi hareket ettirebiliyor. Ancak görsel düşünme sırasındaki göz hareketlerinin prova benzeri gerçekleşmesi, hareketlerin kaynağının görsel veri işleme ya da sadece düşünme olarak sınıflandırılmasını zorlaştırıyor. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerin hangisi söylenebilir?\nA) Göz küreleri, dikkat dağıtacak unsurlar yokken hatta gözler kapalıyken bile sürekli hareket hâlindedir.\nB) Göz küreleri ancak dikkat dağıtacak unsurlar ortadan kalktığında harekete geçebilmektedir.\nC) Göz küreleri ne kadar çok görsel öge olursa o kadar çabuk harekete geçer.\nD) Göz hareketlerinin çeşitliliği göz kürelerinin çalışmasını zorlaştırır.\nE) Bir konuya odaklanarak düşünme eylemi gerçekleştiğinde göz küreleri hareket etmez.", "answer": "A"} {"question": "Odaklanarak düşündüğümüzde gözlerimizi farklı yönlere çevirmemizi dikkat dağıtıcı unsurlardan kaçınma isteğimize bağlayabiliriz. Ancak yapılan deneyler dikkat dağıtacak unsurların bulunmadığı ortamlarda hatta gözlerin kapalı olduğu durumlarda bile göz kürelerimizin sürekli hareket hâlinde olduğunu gösteriyor. Göz hareketlerinin çeşitliliğiyse bizi düşünmeye sevk eden durumun içeriğiyle ilişkili görünüyor. Örneğin parçaları dağınık bir yapbozu zihinde birleştirmeye çalışmak ya da bir mobilyanın yerini değiştirmeyi hayal etmek gibi görsel düşünme içeren süreçlerde beynimiz gerçekten o eylemin içindeymişiz gibi gözlerimizi hareket ettirebiliyor. Ancak görsel düşünme sırasındaki göz hareketlerinin prova benzeri gerçekleşmesi, hareketlerin kaynağının görsel veri işleme ya da sadece düşünme olarak sınıflandırılmasını zorlaştırıyor. Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Görsel düşünme süreçleri ile ilgili tanımlamalara yer verilmiştir.\nB) Göz kürelerinin hareketliliği açıklayıcı anlatımla verilmiştir.\nC) Deneylerden bahsedilerek nesnel bir anlatım sağlanmıştır.\nD) Benzetmeden yararlanılarak konu somutlaştırılmıştır.\nE) Göz hareketlerinin çeşitliliği örneklerle anlatılmıştır", "answer": "A"} {"question": "Afetlerin bazıları yavaş gerçekleşir. Yavaş gerçekleşen afetlerin kalıcı etkileri uzun yıllar sonra ortaya çıkabilir. Ortaya çıkan sonuçlar, toplumu telafisi zor durumlarla karşı karşıya bırakabilir. Aşağıdakilerden hangisi bu tür afetlere örnek gösterilebilir?\nA) Heyelan \nB) Sel \nC) Deprem\nD) Erozyon \nE) Tsunami", "answer": "D"} {"question": "Rönesans döneminde N. Kopernik, G. Galilei ve I. Newton gibi bilim insanları yetişmiş ve bu durum modern bilimin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Bu çağda özellikle artan epistemolojik birikim ve bunun etkileri ile birlikte dinî inanışın rasyonel bir bakış açısıyla yeniden yorumlandığı görülür. Bu dönemin bilim anlayışı gözlem ve deneye dayanır. Bilim ölçülebilen, gözlemlenebilen ve hesaplanabilen bilimsel çalışmalara yönelmiştir. Bu dönemin ünlü filozoflarından F. Bacon’a göre evrenin doğru bilgisine ulaşmanın yolu bilimdir. Yapılan bilimsel çalışmalar ve sonuçları felsefedeki ontolojik ve epistemolojik alandavar olan düşünceleri de etkilemiş ve şekillendirmiştir. Bu parçadan Rönesans’ın bilim anlayışı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?\nA) Felsefede varlık ile ilgili görüşleri biçimlendirdiğine\nB) Bilimsel araştırmaların önünün açıldığına\nC) Teolojik açıklamaların yerini bilime bıraktığına\nD) Olgusal ve sınanabilir olanın önemli hâle geldiğine\nE ) Otorite kabul edilen görüşlerin benimsendiğine", "answer": "E"} {"question": "Ey insan! Güzelliği nesneye, şeylere veriyorsun da Görmez misin nasıl da yok oluyor o şeyler Geriye zihninde kalan asıl olan tek gerçek Güzellik formu… Şiirde geçen “Güzellik formu” aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ilişkilendirilebilir?\nA) Fenomen \nB) İdea\nC) Arkhe\nD) Sanı\nE) Maiotik", "answer": "B"} {"question": "“İnsan yapılması gereken bir seçimdir.” diyorsunuz. Çok güzel. İnsan, her şeyden önce, şu andaki varlıktır. Doğal gerekirciliğin dışında bir varlık. Kişioğlu özünü önceden belirleyemez onu bireysel yaşama işlevi içinde kazanır. Bunun üstünde bir insan doğası yoktur, ancak belli bir anda verilmiş özgür bir varoluş vardır. J. P. Sartre’ın Varoluşçuluk adlı eserinden alınan bu parçadan aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?\nA) Özgürlüğün insanın yanılgısı olduğuna\nB) Doğal koşulların özgürlüğü belirlediğine\nC) Evrensel bir ahlak yasasının varlığına\nD) İnsanın özünün belirlenmiş olduğuna\nE) Varoluşun, özden önce geldiğine", "answer": "E"} {"question": "El Kindî’ye göre felsefe, insanın gücü ölçüsünde ebedî ve küllî olan varlıkların hakikatini, mahiyet ve sebeplerini bilmesidir. Bütün varlıkların ilk gerçeği, gerçek faili, bütün sebeplerin sebebi olan yüce Yaradan, âlemi yok iken yokluktan yaratmıştır. O hâlde âlem öncesiz değil sonradan yaratılandır, ezeli ve ebedî değildir. Ebedî olan ruhtur, beden yok olur gider. İnsan âlemde var olan nizam, ölçü ve uyumdan Yaradan’ın varlığını bilebilir. Bu parçada din felsefesinin aşağıdaki problemlerinden hangisine değinilmemiştir?\nA) Tanrı’nın varlığına ilişkin deliller\nB) Vahyin olanaklılığı\nC) Ruhun ölümsüzlüğü\nD) Evrenin sonlu olup olmadığı\nE) Tanrı’nın varlığı", "answer": "B"} {"question": "Felsefe “nedir”li sorularla evreni anlamaya çalışan bir etkinliktir. Bu tip sorular binlerce yıldır soruluyor olsa da sistemli bir disiplin olarak felsefenin ortaya çıkışı MÖ 6. yüzyılda Thales’e dayandırılmıştır. Çünkü bu dönemde Thales, farklı medeniyetlerle etkileşimin sağlandığı, ticari faaliyetlerin yapıldığı yani üretim araçlarının geliştiği ve buna bağlı olarak düşünmeye ayırılacak zamanın olduğu, farklı düşüncelere tahammül gösterilen bir toplumsal düzen içinde yaşamıştır. Buna göre felsefenin ortaya çıkmasında aşağıdakilerden hangisinin etkili olduğu söylenemez?\nA) Refah seviyesinin yüksek olması\nB) Özgür düşünce ortamının sağlanması\nC) Farklı bakış açılarına saygı duyulması\nD) Kültürel birikimlerden yararlanılması\nE) Güçlü bir devlet yönetimine tabi olunması", "answer": "E"} {"question": "Edebî akımlar, aynı görüşte olan sanatçıların bir araya gelerek belirledikleri ilkeler doğrultusunda yapıtlar meydana getirmeleriyle ortaya çıkmış anlayışlardır. Rönesans’tan bu yana Batı edebiyatında görülen edebî akımlar; kendinden bir öncekilere tepki niteliği taşırken çok azı, bir eskinin üstüne kurulmuştur. Bu parçada geçen “eskinin üstüne kurulmak” sözünü anlamca karşılayacak ifade aşağıdakilerin hangisinde vardır?\nA) Romalıların dünyanın en büyük imparatorluklarından birini kurması, Antik Yunan’ın külleri\nüzerinde bir başka uygarlık yaratması sayesinde\nolmuştur.\nB) Sümer dilinin çözülmesi, çivi yazısıyla yazılan ve\ndaha eskiden çeşitli adlarla anılan Sami ailesine\nmensup dillerin çözülmesi yoluyla oldu.\nC) Odysseia destanı da Gılgamış destanından yüzyıllar sonra kahramanlıklarla dolu bir yolculuğun\nyanı sıra aldanmalarla dolu bir öyküyü anlatır.\nD) XVI. yüzyıldan itibaren Avrupa’daki büyük dönüşümler sonucunda ortaya çıkan modern devletler\nsistemi bütün dünyayı doğrudan etkilemiştir.\nE) Divan şairlerinin çoğu nazire geleneğine bağlı\nkalarak şiire, kendinden önceki şairlerin beğenilen şiirlerinin bir taklidini yazarak başlar.", "answer": "A"} {"question": "Orhan Kemal’in en iyi romanı sayılan Bereketli Topraklar Üzerinde eleştirmenler tarafından ---- övülmüştür. ---- romanı inceleyen yazılara baktığımız zaman, bunların hemen hepsinde başarı nedeni olarak sadece günün toplumsal gerçekliğinin doğru yansıtılmış olmasını görürüz. Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?\nA) uygun şekilde - Şüphesiz\nB) abartılarak - Çünkü\nC) gereksiz yere - Ama\nD) beğenilerek - Tarafsızca\nE) haklı olarak - Ne var ki", "answer": "E"} {"question": "I. Bilinçli tüketicilerin karar alma süreçlerinde uygulayacağı tüketim disiplini, şirketlerin de sonunda sosyal sorumluluk bilinci içinde hareket etmesini sağlayacaktır. II. Market raflarında kapladığı hacim giderek artan gezen tavuk yumurtasının veya genel olarak bütün canlılara saygılı şekilde üretilmiş tarımsal ürünlerin daha fazla talep görmesi aslında döngüsel ekonomik anlayışın yansımasıdır. Numaralanmış II. cümle ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?\nA) I. cümlede ifade edilen konuyla benzerlik taşımayan bir durumdan söz edilmektedir.\nB) I. cümlede anlatılan durumun sebep olduğu\nolumsuz bir durumdan bahsedilmektedir.\nC) I. cümledeki olgunun tüketicileri neden daha fazla etkilediği açıklanmaktadır.\nD) I. cümlede söz edilen durumun gerçekleşebileceği, örnekle gösterilmiştir.\nE) I. cümlede ifade edilen konuyla çelişen farklı bir\ndurumdan söz edilmektedir.", "answer": "D"} {"question": "Başka insanlara benzemekten korkmamalıyız çünkü hiç kimseye benzememek isteyen insan, alışılageldiği biçimde bir karikatüre benzer. Aşağıdakilerden hangisi bu cümlede anlatılmak istenenle anlamca aynı doğrultudadır?\nA) Kişiler, hayatta komik bir duruma düşmemek için\nbaşka insanları kendilerine örnek almalıdır.\nB) Özgün olmak, başkalarından etkilenmek yerine\nöz benliğini gerçekleştirmekle mümkün olur.\nC) İnsanların başkalarından tamamıyla farklı olma\nçabası, toplumla çatışmasına neden olur.\nD) Alay konusu olmak istemeyen insanlar, başka insanlara benzemekten korkmazlar.\nE) Herkes gibi olmak ürkütücü görünebilir fakat bu,\ninsanı gülünç olmaktan kurtarır.", "answer": "A"} {"question": "(I) Kızıltoprak’taki evde mutlu günler de yaşamadım değil. (II) O küçük bahçe; serin, dinlendirici, güzel bir anı hayallerimin arasında. (III) Kapısının önünde yuvarlak demir saçağa sarılı cılız bir hanımeli vardı ve geceleri mis gibi kokardı ay ışığında. (IV) Otların arasından kim bilir ne zamandan atılıp ekilmiş, yabanileşmiş beyaz, ince çiçekler; büyük sarı gözlü papatyalar fışkırırdı. (V) Bir gün onları unutup dünyanın en güzel ağaçlarının boy verdiği bir bahçede, eşsiz çamların, asırlık çınarların arasında, pembe fenerler gibi salkım salkım açan büyük kestane ağaçlarının, mis kokulu ıhlamurların altında dolaşacağım, tuberosa kokularıyla kendimden geçeceğim aklımdan geçer miydi? Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde betimleme yapılmamıştır?\nA) I\nB) II\nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "A"} {"question": "(I) Böcek ve meyvelerle beslenen guguk kuşu, daha çok ormanlarda yaşayan, ağaç oyuklarını yuva olarak kullanan parazit bir türdür. (II) Dişi guguk kuşu, renk ve biçim itibarıyla yuva sahibinin yumurtalarına benzeyen yumurtasını diğer kuş türünün yuvasına bırakır. (III) Yumurtadan çıkan guguk kuşu yavrusu, yuva sahibinin yumurtalarını tek tek yuvadan atar. (IV) Guguk kuşu yavrusu, yumurtadan çıktığında sadece 2,5 g ağırlığındadır fakat ağırlığı her gün 5 g artarak büyür. (V) Kuş bilimciler, bir guguk kuşu yavrusunun beş ötücü kuş yavrusunu doyuracak kadar böcek yediğini tespit etmişlerdir. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?\nA) I. cümlede guguk kuşunun yuva yapma biçimleri\nüzerinde durulmuştur.\nB) II. cümlede guguk kuşu ve başka kuşlar belirli bir\nyönden karşılaştırılmıştır.\nC) III. cümlede guguk kuşu yavrusunun bir davranış\nbiçimi, nedeniyle ortaya konmuştur.\nD) IV. cümlede yavru guguk kuşunun hızla büyüdüğü\nvurgulanmıştır.\nE) V. cümlede yavru guguk kuşunun besin çeşitlerinden bahsedilmiştir.", "answer": "D"} {"question": "(I) Canı sıkıldıkça dolabı açıp bakıyordu. (II) İçindeki boşluğu bir türlü dolduramıyordu. (III) Açtığı dolabı kapatıp yeniden kitabının başına geçti. (IV) Bir süre öyle robot gibi bekledi içinin sesinin dinmesini. (V) Böyle zamanlarda en iyi ilaç kitaptı. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) I. cümlede ünsüz değişimi olan iki sözcük vardır.\nB) II. cümlede ünsüz değişimine aykırı sözcük vardır.\nC) III. cümlede ünsüz benzeşmesi olan iki sözcük\nvardır.\nD) IV. cümlede kaynaştırma harfi vardır.\nE) V. cümlede ulamanın gerçekleşebileceği bir yer\nvardır.", "answer": "A"} {"question": "Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı Kuyucak köyü, kıraç ve susuz arazileri yüzünden yıllar önce göç vermeye başladı. Ancak köyün kaderi bir çiçekle tersine döndü. Kıraç ve susuz toprakta yetişebilen lavantayı keşfederek arazilerine diken Kuyucaklılar, bugün yaklaşık 3 bin dekarlık alanda Türkiye’deki toplam lavanta üretiminin yüzde 93’ünü karşılıyor. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) Niteleme sıfatı\nB) İşaret zamiri\nC) Bağlaç\nD) Zaman zarfı\nE) Edat", "answer": "B"} {"question": "Parfüm, deodorant, oda ya da araba spreylerinin içeriğinde bulunan sitrus yağı ----. Bu cümle aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanırsa öge dizilişi “özne - zarf tümleci - belirtisiz nesne - yüklem” şeklinde olur?\nA) havaya karışarak anında temas alerjisine yol\naçar\nB) havadaki ozonla etkileşime girerek kanserojen\nbileşikler oluşturur\nC) üreme sistemini, anne karnındaki bebeğin gelişimini olumsuz etkiler\nD) tiroid iltihabı ve kanser gibi pek çok probleme yol\naçabilir\nE) uzun süre maruz kalınan doza ve süreye göre\nbirçok hastalığı tetikler", "answer": "B"} {"question": "Atatürk bir ulusun yaşamında eğitimin önemini belki de en iyi anlamış devlet adamlarından biridir. Ona göre ekonomide, sağlıkta, sanatta, sporda nerede bir problem varsa onun temelinde eğitim yatmaktadır. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde büyük bir savaştan yeni çıkmış, halkın neredeyse tamamına yakını eğitimden yoksun olan bir ülkede, Mustafa Kemal Atatürk ileri görüşlülüğüyle bilim toplumunun yani 21. yüzyılın gerektirdiği insan tipini öngörmüş ve bunu gerçekleştirecek eğitim ilkelerini ortaya koymuştur. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) Bağlı cümle\nB) Fiil cümlesi\nC) Sıralı cümle\nD) Şartlı birleşik cümle\nE) Girişik birleşik cümle", "answer": "C"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı vardır? A) Başka milletlerin ölülerinin mezar taşlarında da şiirler yazılı mıdır?\nB) Eski mezar kitabeleri tarihî birer vesika olmanın\nyanı sıra edebî açıdan da birer değer ifade eder.\nC) Edebiyatımızda mezar kitabesi yazma olayı\n1880’lerden sonra birdenbire artar.\nD) Belki de mezar taşlarına şiir yazma geleneğinde\nmanzum ifadelerin hatırda kalıcılığı gözönünde\ntutulmuştur.\nE) Birtakım şairlerin mezar taşında üç beş mısraya\nsıkıştırılmış bir hayat felsefesini, bir inanç veya\nfikir özetini görürüz.", "answer": "D"} {"question": "Balıklı Kaplıca’ya gitmek için Sivas il merkezinden 90 km uzaktaki Kangal ilçesine doğru yola çıkmak gerekir. Yılanlı Çermik adıyla da anılan Balıklı Kaplıca, Kangal’ın 13 km kuzeydoğusunda Hamam Deresi Vadisi’nde yer alır. Kaplıca suyunun romatizmal ve nörolojik hastalıklara, kaslara, böbrek taşı olanlara iyi geldiği bilinmektedir. Kaplıca suyunda yaşayan balıklar, yöresel adıyla “doktor balıklar”, özellikle cilt hastalıklarının tedavisinde etkin olarak yer almaktadır. Yurt içi ve yurt dışından birçok hasta kaplıcaya geliyor, belirli sürelerle havuza girip “balık-su” tedavisi gördükten sonra iyileştiklerini ifade ediyorlar. Bu parçada virgülün aşağıdaki işlevlerinden hangisinin kullanımı yoktur?\nA) Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan\nözneyi belirtmek için konur.\nB) Cümle içindeki ara sözleri ayırmak için ara sözlerin başına ve sonuna konur.\nC) Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime gruplarının arasına konur.\nD) Metin içinde art arda gelen zarf-fiil eki almış kelimelerden sonra konur.\nE) Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur.", "answer": "D"} {"question": "Yalnızca normal durumlarda sözcüklerin kullanımı açık bir şekilde verilmiştir elimize ( ) şu ya da bu durumda ne söyleyeceğimizi biliriz ( ) şüphemiz yoktur ( ) Durum ne denli anormalleşirse ne söylememiz gerektiği de o denli şüpheli hâle gelir. Ve şeyler gerçekte olduklarından bambaşka bir hâlde olsalar örneğin ağrı ( ) korku, sevinç için karakteristik ifadeler olmasa; kural istisna ( ) istisna da kural olsa ya da her ikisi de yaklaşık aynı sıklıkta ortaya çıkan görüngüler olsa normal dil oyunlarımız esprisini yitirirdi. Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri sırasıyla getirilmelidir?\nA) (:) (,) (.) (,) (,)\nB) (,) (;) (...) (,) (,)\nC) (;) (,) (.) (-) (-)\nD) (;) (;) (...) (-) (-)\nE) (,) (,) (.) (,) (,)", "answer": "E"} {"question": "İnsan medeniyeti nasıl başlamış ve nereye doğru evrilmiştir. İnsanlık gerçekten de bütün zaaflarını yenerek mutlu bir toplum oluşturabilir mi? Mutlu sonla biten filmlerdeki gibi mutluluğun sürekliliği söz konusu mudur? Bu sorulara verilecek cevaplar hiç şüphesiz hem geçmişe dair bilgimizi hem de geleceğe dair tasavvurumuzu etkileyecektir. Etkilenen bu tasavvur yazıya döküldüğünde insan hakkında iyi ya da kötü beklentilerimiz de ifade edilmiş olur. İşte ütopyalarda ve distopyalarda ortaya konulmaya çalışılan tasavvur da tam olarak bunlardan oluşur. Ütopyalar, realist olandan hareketle idealist olana ulaşmanın ürünleridir. “Korku ütopyası” anlamına gelen distopya ise ideal bir toplum tasavvurunu değil, bozulmuş bir toplum tasavvurunu işler. Bu parçaya göre ütopya ve distopyalarda aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) İnsanlığın geleceğiyle ilgili hayaller\nB) İnsan medeniyetinin değişimi\nC) Mutluluğun sorgulanması\nD) Toplumun dejenere olması\nE) Geçmişin geleceğe etkisi", "answer": "E"} {"question": "(I) Küresel ısınma, havadaki sera gazı ve karbondioksit oranının artmasıyla birlikte iklimde yaşanan değişimlerdir. (II) Birçok bilim insanına göre bu değişimlerin başlangıcı Sanayi Devrimi’ne kadar uzanıyor. (III) O dönemde filtre sistemi kullanmayan binlerce fabrikanın artması, üretim ile birlikte tüketimin de yükselişe geçmesi küresel ısınmanın temel nedenleri arasında yer alıyor. (IV) Günümüzde de bu sorunlar hâlâ devam etmekte. (V) Küresel ısınmanın ortadan kalkması için ağaçlandırma yapmak, elektrikli aletleri daha az kullanmak, çevre konusunda daha bilinçli davranmak gibi yapmamız gereken bazı şeyler var. (VI) İnsanoğlu sadece bu sayılanları yerine getirse küresel ısınma yavaşlayacaktır. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?\nA) II\nB) III\nC) IV \nD) V\nE) VI", "answer": "D"} {"question": "Antik zamanlardan bu yana gizemlerin merkezi olarak geçen yerlerden biri de Eleusis’tir. Tibet’le, Delphi’yle, Antik Mısır’la ve daha pek çok bölgeyle ilişkilendirilen, herkese açık olmadığını ve keşfedilmesi gereken bir cevher barındırdığını ima eden “gizem” ifadesi, 21. yy.da yaşayan, böyle merkezlerden uzak küresel kültürümüz için şu an ne ifade etmektedir? “Gizem” denilen şey, halktan saklı bir bilgelik midir? Hem Doğu hem de Batı kültürü karşılaştırmalı çalışıldığında ortaya çıkan sonuç; belli yerlerle ilişkilendirilmiş bu kavramın insanlıktan saklanan belli bir bilgelik olduğundan ziyade, bir iç bilgeliğin uyanması için gerekli koşulların sağlandığı merkezler olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü bilgelik, bahşedilen, verilen ya da saklanan bir tür teorik bilgi değil yaşama dair edinilmesi ve kazanılması gereken bir tamlık hâlidir. Bu açıdan bakıldığında ulaşılması ve tırmanılması gereken bir yokuş gibi, ilkbaharda yavaşça açan bir çiçek gibi gerekli güneş ışığı ve sulak ortamda ancak açabilecek bir iç bilgeliğin uyanması, belli koşulların sağlanması ile mümkündür. Bu parçadaki içsel bilgeliğin oluşmasını aşağıdaki sözlerden hangisi destekler?\nA) Arayanlar bulamaz ancak bulanlar arayanlardır.\nB) Doğru olmayan yol, yol kalabalık bile olsa ıssızdır.\nC) Hiçbir şey kesin değilken her şey mümkündür.\nD) Kişi kim olduğunu bilmek isterse kimleri sevdiğine baksın.\nE) Aradığını bulmaktan çok, bulduğunun kıymetini\nbilmek daha önemlidir.", "answer": "A"} {"question": "Evet, mutluluğun varlığına veya olabilirliğine ilişkin yargımız, onun nasıl tanımlandığına göre değişebilmektedir. Örneğin Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ nün mutluluk tanımı, bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu şeklindedir. Burada mutluluğu dünya şartlarında olamaz kılan iki kilit kavram vardır. Bunlar “eksiksiz” ve “sürekli” kavramlarıdır. Eksiksiz kavramıyla insanın tüm arzularının karşılanması kastedilirken sürekli kavramıyla ise bu arzuların sonsuza kadar giderilmesi kastedilir. Hâlbuki insanın o kadar çok ve bazen de uçuk arzuları vardır ki bunların hepsine birden ulaşmasına olanak yoktur. Bu sözler aşağıdaki soruların hangisine karşılık söylenmiş olabilir?\nA) Mutluluğun ne olduğu kişiden kişiye değişir mi?\nB) Mutluluğun gerçekleşmesi için bütün heveslerin gerçekleşmesi gerekir mi?\nC) Mutluluğun insan hayatını yönlendirmekte etkisi var mıdır?\nD) Mutluluktan duyulan sevinç hâli kalıcı mıdır?\nE) Mutluluk insanların beklentilerine göre değişebilecek bir kavram mıdır?", "answer": "E"} {"question": "Matematikte bazı problemler yalnızca eğlenceli olduğu için ortaya atılır. Bunların çözümünün bilimde yeni ufuklar açması değil, çözene zevk vermesi beklenir. Problem ve sonucu yeterince eğlenceli ise değişik versiyonları ortaya atılır ve eğlence sürdürülür. Her ne kadar bu çeşit problemler eğlence olsun diye ortaya çıkartılmışsa da çözümleri bazen derin matematik teknikleri gerektirir. Bu parçayla ilgili aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?\nA) Matematiğin temelinde problem üretme vardır.\nB) Problemlerin eğlenceli olması matematiği de eğlenceli kılar.\nC) Matematikte yeni ufuklar açılması için problemlerin eğlenceli olması gerekir.\nD) Bazı problemlerin çözümü için mutlakamatematik yöntemlerine başvurmak gerekir.\nE) Çözümü zevkli problemler ortaya atarak insanların ilgisini çekmek matematiğin gelişimine katkıda bulunur.", "answer": "D"} {"question": "Her yeni icat gibi sinema da önce kendi kadro ve mekânlarını yaratmamış, bir süre kendisine en yakın sanat dalının argümanlarını kullanmaya yönelmiştir. ----. Yazılı metin, sahne, mizansen, dramatik yapının kurulması, oyuncu-seyirci-mekân vs. gibi benzerlikler sinema ile tiyatroyu birbirine yaklaştırmış; sinemanın ilk kadrolarında tiyatro kökenli kişilerin yer almasını kaçınılmaz hâle getirmiştir. Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?\nA) Tiyatrodaki seyirci tepkisi ilk sinemalarda kahkaha efekti olarak kullanılmış, böylece tiyatroyla\nolan bağ sürdürülmüştür\nB) Tiyatro oyuncularının tiyatrocu tavrı sinemalarda uzun süre devam etmiş ve sinema oyuncusu\nkavramı çok sonraları belirginleşmiştir\nC) Nasıl ki fotoğrafa en çok sahip çıkanlar ressamlar\nolmuşsa sinemayı da benimseyenlerin başında\ntiyatro ile ilgilenenler gelmiştir\nD) Tiyatro oyunları sinemaya uyarlanarak filmler çekilmiştir\nE) Hiç kuşkusuz sinemaya en yakın dal tiyatro olduğu için tiyatro ve sinema kol koladır", "answer": "C"} {"question": "XIX. yüzyılın ikinci yarısında Louis ve Auguste Lumiere Kardeşler, “cinematographe” adını verdikleri bir makine icat etmişlerdir. Bu makinenin 1895 yılında patenti Fransa’ya verilmiş ve makine ilk sinema makinesi olarak tarihe geçmiştir. Lumiere Kardeşler’in filmlerinin en büyük özelliği “hareket hâlinde fotoğraf olma”sıdır. Lumiere Kardeşler sinema makinesini buldukları sırada bir tiyatroyu yönetmekte olan Georges Melies, bir gün Lumiere Kardeşler’in verdikleri sinematografik bir gösteriyi izlemiş ve gösteride kullandıkları bu makineyi satın almak istemiştir. Fakat Lumiere Kardeşler’in bu makineyi satmaması üzerine bir projeksiyon makinesi ile ham Kodak filmi satın almış ve bununla filmler çekmeye başlamıştır. Melies, kendisine bir stüdyo kurmuş; o dönemin güncel ve popüler olaylarını kurduğu bu stüdyoda filme çekmiştir. Yalnız güncel olayları filmlere çekmekle yetinmemiş; Daniel Defoe, Jules Verne gibi ünlü yazarların eserlerini de sinemaya uyarlamıştır. Melies ile neredeyse aynı dönemde filmler çeken Griffith ise sinemanın kendi dilini oluşturmasına çok büyük katkılar sağlamıştır. Yaratıcı kurguyu ilk kez kullanan ve sinemanın tiyatro etkisinden sıyrılmasını sağlayan Griffith’tir. Kurguyu sinemada bir anlatım tekniği olarak keşfetmesinde edebiyatın etkisi oldukça fazladır. İngiliz yazar Dickens’ın romanlarında zengin-yoksul karşıtlığını veriş şeklinden etkilenen Griffith, koşut kurguyu ortaya çıkarmıştır. Griffith’in bu keşfi sinemanın bir sanat eseri olarak kabul görmesini sağlamıştır. Bu parçada söz edilen sinemanın gelişimiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Sinemanın Lumiere Kardeşler’in bir makine icat\netmesiyle başladığına\nB) Edebî eserlerin sinemayı besleme yetisine sahip\nolduğuna\nC) Griffith’in çalışmalarıyla sinemanın sanat olarak\nkabul gördüğüne\nD) Sinema tarihinin edebiyatla birlikte başlayıp geliştiğine\nE) Dickens’ın eserlerinin etkisiyle sinemanın yön\ndeğiştirdiğine", "answer": "D"} {"question": "I. Ancak şiiri küçük adamların içine, bilindik mahallelerin arasına sokan bu hareket değişen toplumsal koşulları kucaklayamamış; güçsüz taklitçilerinin etkisiyle zayıflamıştır. II. Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet’in kurduğu Garip Hareketi; II. Dünya Savaşı’nda şekillenmiştir. III. Onlara göre sanatçı ait olduğu toplumca beğenilmek üzere toplumun dilini kullanmalı, toplumu yansıtmalıdır. IV. Garipçiler eserlerini bu siyasal ve toplumsal gerilim ortamında vermişlerdir. V. O dönemin sıkıntılarını yaşamak istemeyen Garipçiler eserlerinde bütün kalıpları altüst eden bir özgürlüğü tercih etmişlerdir. Numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan dördüncü olur?\nA) I\nB) II\nC) III \nD) IV\nE) V", "answer": "C"} {"question": "Çocuklar dil edinim sürecinin erken aşamalarında tek kelimelik ifadeler üretmeye başlarlar. Kelimeleri bir araya getirerek cümleler üretme becerisi ise bundan yaklaşık altı ay sonra gelişmeye başlar. Bir görüşe göre jest ve kelimeleri anlamlı ve senkronize bir şekilde bir arada kullanmak tek kelime üretiminden cümle kurmaya geçişte önemli bir rol oynar. Örneğin, çocuklar tek kelime üretiminden cümle kurmaya geçerken henüz dil yoluyla ifade edemedikleri fiilleri jest yoluyla ifade edebilirler. Bu tür kullanımlar, ileriki aylarda birden fazla kelimeyi bir araya getirerek oluşturulan karmaşık cümle kullanımının öncülü olabilir. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?\nA) Çocuklarda jest kullanımı tek kelimeli ifadeleri\nürettikten hemen sonra başlar.\nB) Tek kelime kullanımından cümle kurmaya geçişte\nen önemli etken çocuğun becerisidir.\nC) Çocuklar, jestleri başkalarına bilgi aktarmayı kolaylaştırıcı bir araç olarak kullanır.\nD) Çocuklar her zaman dil yoluyla ifade edemedikleri\ndurumları jest kullanarak ifade eder.\nE) Çocuklarda jest kullanımı, karmaşık cümle kullanımının bir nedenidir.", "answer": "C"} {"question": "Kaya bitip de yumuşak, esmer, pembe bir funda toprağı bir karış meydana çıkınca bir meşe palamudunun korkunç yılan gibi kökü önüne çıkardı. Onu sökünce orman memurunu karşısında bulurdu. O gidince zehirli bir diken başparmağını şişirirdi; kazma körlenir, kürek bulamaz, taş dağ gibi yığılırdı. İnsan büyüklüğünde bir kaya, yumuşak toprağın üstünde, altındaki bir insan büyüklüğünde cüssesini hiç belli etmeden yosunlu yüzüyle dikilir. Ormanları, tırnakları, ayakları, göğsü, sırtı, bütün kuvvetiyle dayanır, onu yener, yıkardı. Kazma iş görmediği zaman yumruğu, yumruğu yetmediği zaman parmakları, parmakları kalın geldiği zaman tırnakları ile toprağı tırmalardı. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?\nA) Öyküleme\nB) Kişileştirme\nC) Benzetme\nD) İkileme\nE) Abartma", "answer": "D"} {"question": "Arthur Conan Doyle, yarattığı Sherlock Holmes karakteri ile gerek edebiyat tarihini gerekse de sinema sanatını derinden etkiledi. Sherlock Holmes’un benzersiz bir imgeye kavuşması ve şöhretiyle yazarını ardında bırakması sinemada polisiye türün doğmasına zemin hazırladı. Zira Holmes’un perdede görünmesi ve seyirci tarafından çok sevilmesi, muadillerinin çıkmasını sağladı. Bugün, hemen her ülkenin sinemasında bir dedektifin peş peşe filmlerinin çevrilmesini sağlayan karakterdir Sherlock Holmes. Neredeyse bir dizi gibi bölüm bölüm işleyen bu hikâyelerde, seyirci dedektif ile hemen özdeşlik kuruyordu. Üstelik salondan da arınmış ve huzurlu bir şekilde çıkıyordu. Bu durum, sinemanın endüstriyel yanıyla da uyum gösteriyordu: İyi yapılmış bir polisiye film zarar etmez! Bu parçayla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Arthur Conan Doyle’un Sherlock Holmes karakteri sinemada çığır açmıştır.\nB) Sinema tarihinde daha önce dedektif tiplemesi\nolmadığı için Sherlock Holmes çok sevilmiş ve\nmerak uyandırmıştır.\nC) Polisiye türünün doğmasına Sherlock Holmes\nkarakteri ön ayak olmuştur.\nD) Polisiye türü Sherlock Holmes’ten sonra tüm\ndünyada hızla yayılmıştır.\nE) Polisiye türü seyircilerin merak duygusuna hitap ettiğinden seyirciyi günümüzde de sinema salonlarına çekmektedir.", "answer": "E"} {"question": "(I) Postmodernizmi ilk kez kullanan kişinin İngiliz ressam John Watkins Chapman olduğu belirtilmektedir. (II) Chapman, bu terimi sıfat olarak 1870’li yıllarda kullanmış; arkadaşlarıyla birlikte bir postmodern resim anlayışı getirmek istediğini ilan etmiştir. (III) Postmodernizm terimini Avrupa Kültüründe Bunalım adlı eserinde ikinci kez dile getiren Rudolf Pannowitz, bu kavramı “postmodern insan” şeklinde kullanmıştır. (IV) Postmodernizm terimini üçüncü kez kullanan Frederico de Onis, İspanyol ve Hispanol Amerikan Şiir Antolojisi adlı eserinde postmodernizme yer vererek İspanyol ve İspanolAmerikan şiirini “modernismo, “postmodernismo” ve “ultramodernismo” olmak üzere üç bölüme ayırmıştır. (V) Arnold Toynbee, Batı medeniyetini 1875’ten itibaren postmodern çağ olarak adlandırmış ve bu çağın dramatik bir kopuşu içerdiğini belirtmiştir. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV \nE) V", "answer": "E"} {"question": "Edebiyata meraklı, okuma açlığı duyan fakat bu konuda henüz tercihleri olgunlaşmamış, kendi okuma kanallarını açamamış gençler; edebiyattan ve okumadan ancak niteliksiz kitaplar yayımlanarak ve okutularak soğutulabilir. Evet, bugün bu konuda neredeyse planlı olduğunu düşündürecek derecede çalışmalar yapılıyor. İnanılmaz derecede kötü kitaplar yayımlanıyor ve bunlar çeşitli yollarla gençlere sunuluyor. Ve ne yazık ki hiçbir dil ve edebiyat kaygısı taşımayan bu eserler on binlerce satılıyor. Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden yakınılmaktadır?\nA) Edebiyattaki açlığın çok eser yayımlanarak doyurulmaya çalışılmasından\nB) Dil ve edebîlik açısından özensizce yazılan eserlerin gençlere ulaşmasından\nC) Çok satan kitapların içeriğinin dolu olmamasından\nD) Gençleri kitap okumadan uzaklaştıran durumlardan\nE) Planlı olarak kötü kitapların çok okutulmasından", "answer": "B"} {"question": "Modernistlere göre sokak; yaşanılan bir yerden çok, insanları ve araçları bir noktadan diğerine götüren bir mekândır. Postmodernistlerin yaklaşımları açısından ise sokak, yeni kentsel yaşam biçiminin tamamlayıcısı bir yer olarak görülmeli ve bunu teşvik edici şekilde tasarlanmalıdır. Bu yaklaşım sokağı bir ulaşım sisteminden bir yaşam ortamına doğru çekmektedir. Gündelik yaşam içinde insanlar yaşadıkları kentte, evlerinin bulunduğu sokaktan kentin bulvarlarına kadar sürekli çevreleriyle bir etkileşim içindedirler. Bu bakış açısı içerisinde sokak, fiziksel kurgusunun yanı sıra bir yaşam biçimini de ifade etmektedir. Sokakta yer alan binalar, ağaçlar vb. elemanlar sokağı fiziksel olarak tanımlarken sokaktaki evlerde yaşayanlar, sokaktan gelip geçen yayalar, çevresi ile işlevsel ilişki kuran kullanıcılar ve onların gereksinimleri de sokağı yaşamsal olarak tanımlamaktadır. Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi sokağın işlevlerinden biri değildir?\nA) Fiziksel ögeleri olan bir yerdir.\nB) Yaşamın tamamlayıcısı bir yerdir.\nC) İnsanların yaşam biçimini yansıtan bir yerdir.\nD) İnsanların etkileşim içinde olduğu bir yerdir.\nE) Tasarımları insanların ihtiyaçlarına göre belirlenmiş bir yerdir.", "answer": "E"} {"question": "(I) Günümüz dünyası artık çok daha evrensel. (II) Bu da kültürler arası etkileşimin çok daha yoğun olduğu bir dünya demek. (III) İlerleyen teknoloji ve iletişim alanındaki sınırları ortadan kaldıran gelişmelerin de bunda etkisi büyük. (IV) Söz konusu durumun izlerini en iyi gözlemleyebileceğimiz yer ise dil. (V) Türkçeye giren ve artık bize normal gelen yabancı kelimeler aslında başka dillerin dilimize uyarlanmış hâlleri ve bu kelimeler dikkat edilmeden kullanılırsa dilde bozulmaya sebep olabiliyor. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra “Bazen farkında dahi olmadan kullandığımız kelimeler yabancı kökenli olabiliyor.” cümlesi getirildiğinde anlam akışı sağlanmış olur?\nA) I\nB) II\nC) III \nD) IV\nE) V", "answer": "D"} {"question": "İlkokulun son sınıfındaydım. Edebiyat diye bir şey bilmiyordum tabii. Okul kitaplarında, çocuk dergilerinde gözüme çarpan şiirlerden, hikâyelerden de pek hoşlandığım yoktu. O yıla kadar böyle şeylere ilgi duyduğumu hatırlamıyorum. Bir gün, hiç unutmam, adamakıllı sıcak bir kasım, bir pastırma günü öğle yemeği için eve gelmiştim. Yemek henüz hazırlanmamıştı. Nereden geldi, nasıl esti, bilmiyorum. Bir şiir, okulumuzda okunan kitaplarda, çocuk dergilerinde görülen şiirler gibi bir şiir yazmak istedim. Kalemi kâğıdı alarak bir şeyler yazdım. Bu bir ilgi sayılırsa edebiyata karşı ilk ilgim böyle oldu. Ama ben onu ilgi saymayacağım. Sonraları da arada sırada bir şeyler karalamak huyundan vazgeçmedimse de asıl edebiyat üzerine düşünmek isteği, okumak hevesi lisenin ilk sınıfında bulunduğum yıl belirdi. Fakat bunlar da yine çocukluğuma dair hatıralar. Bugünkü düşüncelerimin, zevklerimin çekirdeği ne zaman gelmeye başladı diye düşünüyorum. Liseyi bitirip üniversiteye yazıldığım yılda, 1937’de. O yıla kadar efkâra kapıldığımı zannettikçe şiirler, kış geceleri yalnız bir odaya kapanarak uzun uzun hikâyeler yazdım. Bu parçada sözlerine yer verilen yazarla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılabilir?\nA) Edebiyata ilgisi çocuk dergileriyle başlamıştır.\nB) Hikâyelerle yazın dünyasına girmiştir.\nC) İlk yazma denemesini lisede yapmıştır.\nD) İlk yazın denemesi şiir olmuştur. \nE) Üniversiteyi bitirir bitirmez 1937’de yazarlığa başlamıştır.", "answer": "D"} {"question": "Dizelerde sözcük üçlemesi: İkileme genel olarak ayrı ele alınmaktadır. Ama üçleme diye bir terim yoktur sözlüklerde. Oysa Aksal, bazı dizelerinde bir sözcüğü üç kez yinelemektedir. Bu gibi kullanıma ben “sözcük üçlemesi” diyorum. Bunun örneklerini de sunuyorum: ----. Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?\nA) Eşik’te yer alan “Mavimsi Zaman” şiirinde şu dizeye rastlıyoruz:\n Mavi mavi mavi!\n Tuzlarda eriyen\n Ne eski büyük güneşlerden süzülmüş.\nB) Eşik’te yer alan “Sabahtı” şiirinde şu dize var:\n Koştum, koştum, koştum tazılar gibi\nC) “Konuşmak” şiiri şöyledir:\n Konuşuyordum, konuşuyordum, konuşuyordum,\n Yanı başınızda; ot bürümüş güneş burçların\n Eski diliyle, sustum, sessizliğimle uyandınız!\nD) “İçinde” adlı şiirde şu uygulaması var:\n Aydınlığın içinde bir ağaç\n Bir aydınlık, bir aydınlık, bir aydınlık ağacın içinde\nE) “Şiir” şiiri şöyledir:\n Yandı ışık, anladım, ışık tek,\n Bir kez gördüm su içtim tasından", "answer": "E"} {"question": "Çanakkale Zaferi’nin belgesel romanını henüz hiç kimse Mehmet Niyazi Özdemir gibi yazamadı. Mehmet Niyazi Çanakkale Mahşeri romanı için yedi yıl Çanakkale’de araştırmalar yapmış, arşivleri taramış, asker ve şehit yakınlarının mektuplarını derleyerek eserini oluşturmuştur. Roman içindeki kahramanlarıyla da savaşın içindeymiş hissini yaşatır bizlere. Gözyaşlarını tutamadığımız o satırların bire bir yaşandığını düşünmek bile burnumuzun direğini sızlatır. Çanakkale Mahşeri romanı zaferin kendisi kadar güçlü bir eserdir. Zafer, bütün tazeliği ile Mehmet Niyazi’nin eserinde yaşamaktadır. Şunu bilmeliyiz ki tarihî olaylar ne kadar büyük ve heyecanlı olsa da sanatın gücü onlara ulaşmamışsa, sanat onları kanatları üzerine alamamışsa bunlar zaman içinde sıradanlaşır. Bir tarih yaprağında kalır hatta hiç yaşanmamış, hiç olmamış gibi görülür. Öğrencilere okutulması ve inceletilmesi gereken bu gibi eserler tarihin o muhteşem sayfalarına ulaşmayı kolaylaştıracak, yeni nesli köksüz ağaç gibi sallanmaktan kurtaracaktır. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Tarihî olayların ancak sanatın gücüyle eski heyecanını ve önemini koruyabileceği\nB) Mehmet Niyazi’nin Çanakkale Zaferi’ni romanlaştırdığı\nC) Tarihte dönüm noktası olan olayları anlatan eserlerin kalıcılığı\nD) Ancak bir olayı yaşayan kişinin ölümsüz yapıtlar\nbırakılabileceği\nE) Başarılı sanat eserlerinin, tarihe damgasını vurduğu", "answer": "A"} {"question": "Barış Manço modern bir Evliya Çelebi ve aynı zamanda ozanlık geleneğimizi devam ettiren çağdaş bir Türk ozanıydı. Kıyafetleriyle ve uzun saçlarıyla bildiğimiz âşıklardan çok farklıydı. Onun elinde kopuz değil gitar vardı. Buna rağmen insanlara türkülerimizi ve türkü formundaki şarkılarını sevdiriyor; arı Türkçesi, şarkılarında kullandığı atasözleri ve deyimleri ile insanlığa mesajlar veriyordu. “Barış der ki” diye başlayan dörtlüklerinde bir Karacaoğlan, bir Dadaloğlu oluveriyor; sevgiyi, güzel ahlakı, doğruluğu ve dürüstlüğü, hoşgörüyü anlatan sanatı ile kâh Yunus Emre kâh Mevlana oluveriyordu. O bizlere manevi değerlerimize saygıyı, geleneksel değerlerimize bağlılığı hatırlattı hep. Barış Manço geçmişten aldığı bu mirası kendi ifadeleri ile şöyle aktarmaktadır: “…ben dedelerimden ne miras almışsam onu kendi potamda eritip, bu aynadan çıkartıp karşı aynaya atıyorum. Karşı aynada da iyi karşılanıyor. Sağ olsunlar Allah razı olsun. Ve tekrar bana yansıyor. Aynalar arası bir yansıma âdeta...” Bu parçada söz edilen sanatçıyla ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?\nA) Yapıtlarıyla geçmişten geleceğe bir köprü kurarak insanlığa dair düşüncelerini aktarmıştır.\nB) Müziğin temsil ve ifade gücünü kullanarak kendi yaşam felsefesini insanlara anlatmıştır.\nC) Kendi kültürüne ait motifleri, şarkılarına herkesin anlayacağı bir dille yansıtmıştır.\nD) Toplumun değerlerine ve bu değerlerin giderek yok olmasına sıklıkla vurgu yapmıştır.\nE) Çağının modern müzikal teknolojileri ile kendi kültürünü eserlerinde harmanlamıştır.", "answer": "D"} {"question": "Turing testi; bir uzmanın, makinenin performansı ile bir insanınkini ayırt edip edemeyeceğini ölçer. Eğer ayırt edemezse makine insanlar kadar zihinsel yetiye sahip demektir. Bu testte bir insan ve bir bilgisayar, deneyi yapan kişiden gizlenir. Deneyi yapan hangisiyle haberleştiğini bilmeden bunların ikisiyle de haberleşir. Deneyi yapan kişinin sorduğu sorular ve deneklerin verdiği cevaplar bir ekranda yazılı olarak verilir. Amaç, deneyi yapanın uygun sorgulama ile deneklerden hangisinin insan, hangisinin bilgisayar olduğunu bulmasıdır. Eğer deneyi yapan kişi güvenilir bir şekilde bunu söyleyemez ise o zaman bilgisayar Turing testini geçer ve insanlar kadar kavrama yeteneğinin olduğu varsayılır. Bu parçadaki testin asıl amacı nedir?\nA) İnsanların çeşitli etkenlerle fikirlerini değiştirip değiştirmeyeceği\nB) Bilgisayarın veya başka bir sistemin insanlarla aynı zihinsel yetiye sahip olup olmadığı\nC) İnsanların farklı ortamlarda aynı etkenlerle davranış değişikliğinin olabileceği\nD) Bilgisayarların insanların sorgulama yeteneklerine etkisi olup olmadığı\nE) Bilgisayarların toplumların değişmesinde etkisinin olup olmadığı", "answer": "B"} {"question": "Yerleşim yeri olarak kullanılmadığı bilinen ve tapınmaya hizmet eden Göbeklitepe, şaşırtıcı anıtsal mimarisiyle 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi. Türkiye’de de “2019 Göbeklitepe Yılı” ilan edildi. Henüz küçük bir bölümü gün yüzüne çıkarılan Göbeklitepe, yaklaşık 12 bin yıllık geçmişiyle insanlık tarihini değiştirdi. Dünyanın bilinen en eski ve en büyük tapınak merkezi sayılan Göbeklitepe ile dinsel inanışın yerleşik yaşama geçişteki etkisi kanıtlandı. Göbeklitepe; avcı-toplayıcı yaşamı, tarım ve hayvancılığa geçişi, tapınak mimarisi ve sanatın doğuşunu anlamamıza önemli katkılar sağladı. Varlığını MÖ 8 bin dolaylarına kadar sürdürdükten sonra terk edildi. Harran’a hâkim bu tarih öncesi yerleşimin sınırlı bir bölümü kazılsa da sıra dışı bulguları Neolitik Çağ’la ilgili pek çok bilgiyi altüst etti. Şanlıurfa’nın Örencik köyü yakınlarındaki Göbeklitepe kazılarını 1995’te Alman Arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, uluslararası bir arkeolog grubuyla başlattı ve 2014’teki ölümüne dek 20 yıl sürdürdü. Bu parçada Göbeklitepe ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Din-yerleşik hayat ilişkisinin göstergesi olduğuna\nB) Tarih boyunca hangi amaçla kullanıldığına\nC) Bulunduğu yerin coğrafi özelliklerine\nD) Keşfiyle insanların ilgisini çektiğine\nE) Yerleşik birtakım bilgileri yıktığına", "answer": "C"} {"question": "Yerleşim yeri olarak kullanılmadığı bilinen ve tapınmaya hizmet eden Göbeklitepe, şaşırtıcı anıtsal mimarisiyle 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi. Türkiye’de de “2019 Göbeklitepe Yılı” ilan edildi. Henüz küçük bir bölümü gün yüzüne çıkarılan Göbeklitepe, yaklaşık 12 bin yıllık geçmişiyle insanlık tarihini değiştirdi. Dünyanın bilinen en eski ve en büyük tapınak merkezi sayılan Göbeklitepe ile dinsel inanışın yerleşik yaşama geçişteki etkisi kanıtlandı. Göbeklitepe; avcı-toplayıcı yaşamı, tarım ve hayvancılığa geçişi, tapınak mimarisi ve sanatın doğuşunu anlamamıza önemli katkılar sağladı. Varlığını MÖ 8 bin dolaylarına kadar sürdürdükten sonra terk edildi. Harran’a hâkim bu tarih öncesi yerleşimin sınırlı bir bölümü kazılsa da sıra dışı bulguları Neolitik Çağ’la ilgili pek çok bilgiyi altüst etti. Şanlıurfa’nın Örencik köyü yakınlarındaki Göbeklitepe kazılarını 1995’te Alman Arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, uluslararası bir arkeolog grubuyla başlattı ve 2014’teki ölümüne dek 20 yıl sürdürdü. Bu parçaya göre Göbeklitepe ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Tarih dışında, birbirinden farklı alanlarla ilgili önemli bulguları içermektedir.\nB) Kazılar ile bütünü değil sınırlı bir alanı gün yüzüne çıkmıştır.\nC) Farklı ülkelerden birçok uzman kazılarında görev almıştır.\nD) Bölgedeki tapınak, var olduğu tarihin büyük bir kısmında kullanılmamıştır.\nE) Dinî inanışların, yerleşik yaşamın bir sonucu olduğunu kanıtlamıştır.", "answer": "E"} {"question": "1950’li yıllarda kendisine ayrı ve özel bir yer edinen yazarlardan biri de Vüs’at O. Bener’dir. Bener, 1950 yılında Amerikan New York Herald Tribune ile İstanbul gazetelerinin düzenlemiş olduğu öykü yarışmasında Dost adlı hikâyesi ile ödüle layık görülmüş ve adını duyurmuş bir yazardır. Dost ; anlatı denklemlerini kurgu masasında altüst ettiği için okuru tökezleten, bir başka açıdan bakıldığındaysa örgünün tamamlanması işlemine okuru ortak kılan bir öyküdür. Bener’in hikâyeleri içsellik adına Türk edebiyatındaki ilk ciddi adım sayılır. Ancak içsellik anlayışı geleneksel hikâye içerisinde hak ettiği yeri alamamıştır. Çünkü geleneksel hikâyemiz aydın-halk, köylü-ağa, işçi-patron üzerine kuruludur. Bener’in hikâye yazma biçimi yani bir anlamda içsellik anlayışı onun diline de eklemlenmiştir. Yazarın özellikle cümle aralarına italik yazıyla yerleştirdiği atıflar cümlenin yan anlam değerini çoğaltır ve bu durum okur açısından anlama ve yorumlamayı güç hâle getirir. Bu parçada Vüsat O. Bener’le ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Türk edebiyatında özgün bir yere sahip olup edebiyat dünyasına hikâye ile adım atmıştır.\nB) Hikâye içinde yaptığı göndermeler, hikâyelerini anlamsal bakımdan daha zengin kılmıştır.\nC) Somut dünyanın sorunlarından çok kahramanlarının iç dünyasına odaklanmıştır.\nD) Geleneksel hikâye anlayışının dışına çıkıp hazır anlatı kalıplarını yıkarak yazmıştır.\nE) Hikâyelerinde kullandığı dil, onun hikâye yazma biçimiyle doğal bir uyum içindedir.", "answer": "A"} {"question": "1950’li yıllarda kendisine ayrı ve özel bir yer edinen yazarlardan biri de Vüs’at O. Bener’dir. Bener, 1950 yılında Amerikan New York Herald Tribune ile İstanbul gazetelerinin düzenlemiş olduğu öykü yarışmasında Dost adlı hikâyesi ile ödüle layık görülmüş ve adını duyurmuş bir yazardır. Dost ; anlatı denklemlerini kurgu masasında altüst ettiği için okuru tökezleten, bir başka açıdan bakıldığındaysa örgünün tamamlanması işlemine okuru ortak kılan bir öyküdür. Bener’in hikâyeleri içsellik adına Türk edebiyatındaki ilk ciddi adım sayılır. Ancak içsellik anlayışı geleneksel hikâye içerisinde hak ettiği yeri alamamıştır. Çünkü geleneksel hikâyemiz aydın-halk, köylü-ağa, işçi-patron üzerine kuruludur. Bener’in hikâye yazma biçimi yani bir anlamda içsellik anlayışı onun diline de eklemlenmiştir. Yazarın özellikle cümle aralarına italik yazıyla yerleştirdiği atıflar cümlenin yan anlam değerini çoğaltır ve bu durum okur açısından anlama ve yorumlamayı güç hâle getirir. Bu parçaya göre Dost hikâyesinin okurdan beklentisi nedir?\nA) Hikâyeye ön yargılarını bir kenara bırakarak yaklaşması\nB) Anlatılan olaylar üzerinden kendini ve hayatı sorgulaması\nC) Hikâyenin bir bütünlüğe kavuşmasına yardımcı olması\nD) Uzun ve yorucu bir okuma sürecine kendini hazırlaması\nE) Hikâyeyi edebiyat geleneği içinde belirli bir yere oturtması", "answer": "C"} {"question": "Akarsuların faaliyette bulunduğu alanlarda iklim ve bitki örtüsünün özelliklerine bağlı olarak kırgıbayır ve peribacaları gibi yeryüzü şekilleri oluşabilir. Bu yeryüzü şekilleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?\nA) Kırgıbayır daha çok karstik arazide oluşur.\nB) Nemli ve sıcak iklim bölgelerinde oluşan yer şekilleridir.\nC) Peribacalarının oluşumunda orojenik faaliyetler\netkilidir.\nD) Kırgıbayır bitki örtüsünün seyrek olduğu yamaçlarda oluşur.\nE) Peribacası oluşumunda kayaçların kimyasal çözünmesi daha etkilidir.", "answer": "D"} {"question": "Bir insan etkinliği olan sanat birçok farklı alanda, farklı tekniklerle, farklı dönemlerde, farklı bakış açılarına bağlı olarak karşımıza çıkabilir. \"Güzel\" e ulaşma amacıyla yapılan bir resim de heykel de yazılan bir şiir ya da üretilen bir beste de bir sanat eseri niteliği taşıyacaktır. Şiiri okuyan iki kişiden biri duygu seline kapılabilirken diğeri hiç etkilenmeyebilir de. Bu, şiirin sanatsal değerinden bir şey kaybettirmez. Nitekim bugün hiç beğenilmeyen bir resim binlerce yıl sonra bir başyapıt olarak değerlendirilebilir. Buna göre sanat ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?\nA) Zamanı aşan nitelikte bir etkinliktir.\nB) Alımlayıcı tarafından farklı yorumlanabilir.\nC) Estetik bir kaygı sonucu ortaya çıkar.\nD) Duyguya hitap eden ürünleri vardır.\nE) Toplumsal bir ihtiyacın sonucu olarak ortaya çıkar.", "answer": "E"} {"question": "Gündelik yaşamın soruları çoğu zaman edimlerimizle ilgilidir ve pratik yaşama aittir. Felsefe soruları ise gündelik yaşamın uğraşlarından öte insanın, evrenin, varlığın ve şeylerin ne’liğine yönelik olan, kendi başına bile anlam taşıyan, insanın ilkin kendine sorduğu, hepimizi kuşatan sorulardan oluşur. Bu parçadan, felsefe soruları ile ilgili; I. Öze yöneliktir. II. Kökleri yaşamın içindedir. III. Evrensel bir niteliğe sahiptir. yargılarından hangilerine ulaşılabilir?\nA) Yalnız I \nB) Yalnız II \nC) Yalnız III\nD) I ve II\nE) I ve III", "answer": "E"} {"question": "Orta Çağ'da felsefe ve bilimsel çalışmalar gibi toplumsal düzenlemeler de dinî kabuller doğrultusunda teolojinin çizdiği çerçevede gerçekleşmişti. Ancak Rönesans’ta bu durum değişmeye başlamıştır. Felsefe çevrelerinde Antik Yunan birikiminin daha çok tanınmaya ve anlaşılmaya başlanmasıyla, yapılan çalışmalar ve üretilen düşünsel ürünler akıl temelli olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Örneğin Machiavelli devlet yönetiminin nasıl olması gerektiği konusunda görüş geliştirmiş, ulusal birliğin sağlanabileceği güçlü bir devletin mümkün olmasını güçlü prensin varlığına bağlamıştır. Yine aynı dönemde Hobbes, insanların doğuştan bencil olduğunu bu nedenle de doğal durumda birbirlerine zarar verebildiklerini, bu zararı en aza indirmek için güçlü bir otoriteye gereksinim duyduklarını ve aralarında yaptıkları bir sözleşmeyle devleti kurduklarını savunmuştur. Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?\nA) Rönesans’ta hukuk felsefesi bir problem alanı hâline gelmiştir.\nB) Orta Çağ’dan sonra devlet sistemleri güçlenmiştir.\nC) Rönesans düşünürlerini en fazla meşgul eden\nalan siyaset olmuştur.\nD) Felsefe, Orta Çağ’dan sonra en geniş konu alanına ulaşmıştır.\nE) Orta Çağ felsefesi sonrası inanç felsefenin konusu olmaktan çıkmıştır.", "answer": "A"} {"question": "Geleneksel otoritelerin ve kilisenin insanlar üzerinde baskılarının azalması, aydınlanma ve sonrasında yaşanan toplumsal, ekonomik ve siyasi olaylarla birlikte insanın özneleştiği, akıl sahibi bir varlık olarak hem kendisini hem içinde bulunduğu yaşamı sorgulayan kendi yasasını kendisi oluşturan özgür bir insan profili ortaya çıkmıştır. Özellikle çağdaş felsefe adı verilen 20. yy. felsefesinin bazı yeni yaklaşımlarında bu profil açıkça görülmektedir. Bu dönemde özellikle bilime yönelik sorgulayıcı yaklaşımların olgu ve olayları nesnel ve mantıksal olarak betimleyen yeni yollar arayışı içinde oldukları söylenebilir. Bu parçada 20. yy. düşüncesine ilişkin vurgulanan özellik aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Felsefe yeni yöntemler kazanmıştır.\nB) Felsefe kurumsallaşmıştır.\nC) Sembolik mantık çalışmaları yoğunlaşmıştır.\nD) Felsefi eserler çoğalmıştır.\nE) Felsefede uzmanlaşma başlamıştır.", "answer": "A"} {"question": "“Hakikatin (doğrunun) ve varlığın aydınlattığı şeye dayandığında ruh (gerçeği) kavrar ve bilgiye ulaşır ve aşikâr bir şekilde düşünme gücüne sahip olur. Oysa karanlık ile karışmış, olmakta-olan ve geçen (değişen) dünyaya (yukarıdan) baktığında sadece salt sanıya (kanaatlere) sahip olur ve körleşir; görüşlerini kâh şöyle kâh böyle değiştirir ve akıl’sız (anlama yetisini) yitirmiş izlenimi uyandırır.” Platon’un Devlet adlı eserinden alınan bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?\nA) İnsan zihni doğuştan boş bir levhadır.\nB) Nesnel dünya olgular yoluyla açıklanabilir.\nC) Akla dayanmayan bilgi tahminden ibarettir.\nD) Doğru bilgi doğrudan aracısız olan sezgi ile edinilir.\nE) Duyu olmadan akıl boş, akıl olmadan duyu kördür", "answer": "C"} {"question": "Fizik bilimi çok geniş bir çalışma alanına sahiptir. Bu sebeple bir çok alt alana ayrılmış olsa da araştırılan konuların incelenmesi ve yeni bilgilerin elde edilmesi için farklı alt dallarının ortak uygulama alanları bulunmaktadır. Buna göre seçeneklerde verilen uygulama alanlarından hangisi, fizik biliminin alt dallarından olan katı hâl fiziği ve atom fiziğinin ortak uygulama alanıdır?\nA)Yarış arabalarının aerodinamik yapısı\nB)Elektrikli otomobiller\nC)Isıtma-soğutma sistemleri\nD)Nanoteknoloji uygulamaları\nE)Fiber optik kablo sistemleri", "answer": "D"} {"question": "Caz vokalliği dışında seslendirme, radyo programcılığı, editörlük yapıyorum. Hepsi aynı kökten geliyor aslında: “derdini anlatmak”tan. Ya da bir hikâye anlatmak ama bugün pazarlama cinliği olarak kullanılan sözde “hikâye anlatıcılığı” değil kastım. Ya kendininkini ya başkasınınkini anlatırsın. Bu işte gelişmek insanın zihnine mentol etkisi yapıyor. Anlattıkça dinliyor, dinledikçe daha çok anlatır oluyorsun. Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Çözüm odaklı düşünme\nB) Kavrayış gücünü geliştirme\nC) Zihinsel aktiviteleri arttırma\nD) Analitik düşünce kazandırma\nE) Kurgusal düşünmeye başlama", "answer": "C"} {"question": "Işığın dalga boyu ile ---- enerji miktarı ters orantılıdır. Dalga boyu uzun olan ışığın enerjisi düşük, kısa olan ışığın enerjisi yüksektir. Mor dalga boylu ışık, kırmızı dalga boylu ışıktan iki kat fazla enerji bulundurur. Kısa dalga boylu, yüksek enerjili mor ötesi ışıklar; atmosferde ozon tabakası tarafından süzülür. Böylece canlılara ---- engellenmiş olur. Bu cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?\nA) içerdiği - ömür vermesi\nB) toplam - baskı uygulaması\nC) biriken - enerji yüklemesi\nD) taşıdığı - zarar vermesi\nE) görülen - belirleyici olması", "answer": "D"} {"question": "Çağlayanlar hâlinde dökülen hayat, orada mühürlenip kalmıştı; bir göl gibi kıyılarının arasında sakince uzanıyordu. Bu cümledeki altı çizili sözü anlamca karşılayabilecek bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?\nA) Müsamere günü sesim hiç beklemediğim bir\nanda farklılaştı.\nB) Yıllarca onun hiç değişmeyen huyu, karakterini oluşturuyordu.\nC) Gerçekten de sonsuz bir sessizlik, bir uyum, bir şiir sarmıştı ortalığı.\nD) Bu durumun gerçeklerle uyumsuzluğu ona acı geliyor.\nE) Kendisine olan güvenim bu olayla son buldu.", "answer": "B"} {"question": "Günümüzün teknoloji dünyasında dikkat süremizi dağıtan elektronik aygıtların ekranlarından birazcık kaçıp kendimize zaman ayırabilir, kendimizi dinleyip iç dünyamız ile birazcık temasa geçebilirsek büyük değişimin ilk kıvılcımları ortaya çıkacaktır. Aşağıdakilerin hangisi bu cümlede anlatılmak istenenle anlamca aynı doğrultuda değildir?\nA) Sürekli gelişen teknolojiyle iç içelik; insanları kendi sesini dinleyemez, kişiliğinin oluşmasını sağlayamaz hâle getirir.\nB) Ben merkezli yaşayan insanların çevresindeki\nkişilerle iletişimi zayıflayacağından bu insanların kişiliğini bulması zor olacaktır.\nC) Kişiliğin küllerine üfleyerek iç ateşimizi canlandırabilirsek içimizdeki Anka kuşu yeniden küllerinden doğacaktır.\nD) Kişilik oluşurken meşguliyetlerin sınırı aşıldığında insanın kendini bulması için gerekli değişimin\noluşması mümkün değildir.\nE) Dış dünyada çok fazla zaman harcandığında ve dış dünya tarafından sürekli meşgul edildiğinde iç dünyada bir fakirleşme başlar.", "answer": "B"} {"question": "(I) Tarihte birçok toplum, güçlü bir aile yapısına sahip olmadıklarından tarih sahnesinden yok olup gitmiştir ancak Eski Türk devlet geleneğinde durum tam tersidir. (II) Eski Türklerin kadına verdiği önemi, o dönemde başka hiçbir topluluğun vermediğini ifade etmek abartı olmayacaktır. (III) Bilinen en eski Türkçe kaynak olan Orhon Abideleri’nden Kültigin Abidesi’ nde, Tanrı’nın Türk milleti yok olmasın diye yarattığı kişiler arasında II. Göktürk Devleti’nde kağanın eşi İlbilge Hatun’un adına yer verilmiştir. (IV) Eski Türk devlet geleneğinde kadının siyasi konumunu gösterdiği için bu durum, Türk toplumunda kadına verilen değerin bir ifadesi olarak değerlendirilmiştir. (V) Kadının mevkisine dair bir örnek vermek gerekirse Bilge Kağan kitabesinde: “Tanrı Türk milleti yok olmasın diye babam İlteriş Kağan ile anam İlbilge Hatun’u yükseltti.” ifadesi, Türk kültüründe kadının siyasi ve toplumsal değerinin ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yargı, gerekçesiyle birlikte verilmemiştir?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "B"} {"question": "(I) Çehov’a göre hangi devir, hangi toplum ve hangi kültür yapısı olursa olsun yaşamda muhakkak bir mizah ve hiciv unsuru vardır. (II) Yazar hayata daima gülerek ve onunla alay ederek yaklaşmış, bunu da eserlerine sanatlı bir şekilde yansıtmıştır. (III) Çehov, bunun yanı sıra, mizah tarzındaki hikâyelerinin dışında Liderin Evinde, Gerçek Kronoloji, Ümitsiz ve İkisi de Birbirinden İyi gibi sosyal içerikli hikâyeler de yazmıştır. (IV) Bu hikâyeler aynı zamanda her türlü insan psikolojisini de çok iyi anlatır. (V) Bir anlamda Çehov mizahi, kısa hikâyelerinden kademe kademe sosyal ve politik özellikler taşıyan çağının önemli konularına geçer. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?\nA) I. cümlede yazarın; her devirde, her toplumda güldürü, yergi ve övgünün yer aldığını ifade ettiği\nbelirtilmektedir.\nB) II. cümlede yazarın eserlerinde hayata gülerek yaklaştığı ve ironinin sanatlı bir şekilde yer aldığı ifade edilmektedir.\nC) III. cümlede Liderin Evinde, Gerçek Kronoloji, Ümitsiz ve İkisi de Birbirinden İyi gibi hikâyelerinin toplumsal içerikli olduğuna dikkat çekilmektedir.\nD) IV. cümlede Liderin Evinde, Gerçek Kronoloji, Ümitsiz ve İkisi de Birbirinden İyi gibi hikâyeleri Çehov’un ruh biliminde yetkin olduğunu göstermektedir.\nE) V. cümlede Çehov’un mizahi hikâyelerden sosyal ve siyasi konulara yönelmeye başladığına değinilmektedir.", "answer": "A"} {"question": "Bugünden bakıldığında şairin, kendi yürüyüşünün kişilik adımlarını taşıyan Karşılığını Bulamamış Sorular, bir ilk adım, varılmış bir şiirin ön müjdesidir. Bu cümle ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Şairin öznelliğini yansıtan bir niteliğe sahip olduğu\nB) Şairin şiirlerini bir araya getirdiği ilk yapıt olduğu\nC) Hedeflenen noktaya daha başta ulaşılmış olduğu\nD) Şairin şiir türünde başka eserlerinin de olduğu\nE) Değerinin, ortaya çıktığı dönemde yeterince anlaşılmadığı", "answer": "E"} {"question": "(I) Yıldızların parlayan ışığında gecenin keyfini sürmek istiyordum. (II) Her yıldız burada hayal dünyamı besleyen bir kahramandı âdeta. (III) Kahramanlarım üzülmesin diye güneşe bile kafa tutabilirdim. (IV) Güneşle mücadelemi kaybettiğim saatlerde kahramanlarıma veda etmenin üzüntüsüyle çekilirdim köşeme. (V) Yeni gün, gecenin sunduğu hayalleri de alırdı elimden fark ettirmeden. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) I. cümlede ünsüz değişimi, ünlü düşmesi ve ünlü daralması vardır.\nB) II. cümlede ünlü düşmesi vardır.\nC) III. cümlede ünlü daralması vardır.\nD) IV. cümlede bir sözcükte ünlü düşmesi, ünsüz değişimi ve ünsüz benzeşmesi vardır.\nE) V. cümlede bir sözcükte ünsüz değişimi ve ünsüz benzeşmesi vardır.", "answer": "E"} {"question": "Sessizliğimin, uzun süredir yıldızlara bakmayışımın, yok olan hatıralarımın elbette bir sebebi vardı. Bu cümledeki altı çizili sözcükle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) İsim kökünden türemiştir.\nB) Birden fazla yapım eki taşımaktadır.\nC) Tamlayan eki almıştır.\nD) İyelik eki almıştır.\nE) Belirtme hâli eki almıştır.", "answer": "E"} {"question": "Başarı, mutluluk getirir. Aklını ve duygularını yönetebilen insan mutludur. Bu da mutluluğun iradeye bağlı olduğunu gösterir. Unutmayın ki büyük başarılar olağanüstü beyinlerin ürünü değildir. Başarılı bir otokontrol ve kendine hâkim olma sonucunda elde edilmiştir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) Birden fazla niteleme sıfatı\nB) Belirtme durumu eki almış zamir\nC) İsmi yüklem yapma görevinde ek fiil\nD) Cümleleri bağlama görevinde bağlaç\nE) Emir kipinde çekimlenmiş fiil", "answer": "B"} {"question": "Doğada bilinen en esnek uzantılara sahip olan ahtapotlar ----. Bu cümle aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanırsa öge dizilişi “özne - belirtili nesne - zarf tümleci - yüklem” şeklinde olur?\nA) denizin dibinde ve kayalıklarda kollarının üzerinde yürüyerek ilerleyebilir.\nB) başlarının alt kısmındaki hortumu kullanarak ters yöne yüzebilir.\nC) yumuşak robotların geliştirilmesine ilham verebilecek tasarım ilkelerini ortaya çıkarabilir.\nD) üzerinde vantuzların bulunduğu sekiz kolun tümünü şaşırtıcı biçimde bükebilir.\nE) bükülme, uzama, kısalma gibi hareket türlerini birden fazla yönde yapabilen canlılardır.", "answer": "D"} {"question": "Aşağıdakilerin hangisinde yazım yanlışı vardır?\nA) İklim değişikliği, 21. yy.da insanlığın karşı karşıya\nolduğu en büyük tehdit olarak görülmektedir.\nB) Kasnak meşesi 25-30 m boya ve 1,6 m göğüs çapına ulaşabilen geniş ve yaygın tepeli bir ağaçtır.\nC) Biberlerin üstüne çok az sıvı yağ veya zeytinyağı\ngezdirildikten sonra 30 dk kısık ateşte pişirilmeli.\nD) Ayçiçeği, fındık, badem vb. kuru yemişler lezzetli\natıştırmalıklar olarak ara öğünlerin başında gelir.\nE) 3000 m2lik bu alanda ailelerin birlikte hoşça vakit\ngeçirmesi için birçok etkinlik alanı düzenlenmiş.", "answer": "C"} {"question": "(I) COVID-19 salgını insanlığın düşünüş ve hareket tarzını derinden etkiledi. (II) Kavramların yeniden gözden geçirilmesine, hatta yeni koşullar çerçevesinde yeniden tanımlanmasına öncülük etti. (III) İktisat biliminde önemli bir yeri olan “kaynakların kıtlığına karşın isteklerin sınırsızlığı” durumunun üretim-tüketim döngüsü içinde neden olduğu yıkıcı çevresel sonuçlar, COVID-19 süreci ile birlikte aslında bir yol ayrımına geldiğimizi söylüyor. (IV) Son yıllarda birçok ülkede ortaya çıkan çevresel felaketler, iklim krizinin yeni ekonomik düşüncenin merkezinde olması gerektiğini gösteriyor. (V) Gelişmiş ekonomilere sahip ülkelerde, özellikle son 20 yıldır, ekonomide başarının ölçütü olarak ekonomi ve refah seviyesindeki hızlı büyüme yerine çevreye duyarlı ve makul bir büyümenin esas olması gerektiği tartışılıyor. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bir noktalama yanlışı yapılmıştır?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "B"} {"question": ". Üstüne bol zencefil ektirdiğim salep fincanını iki elimle kavramıştım. Burnum yanıyor (I) akıyor (II) burnumu elimin tersiyle siliyor (III) salepçinin öteki salepçiye anlattıklarına (IV) birbirleriyle şakalaşmalarına şen kahkahalarla gülüyordum. Burnuma ayva (V) muşmula kokusu geliyordu. Bu parçadaki numaralanmış yerlerin hangisine noktalı virgül (;) getirilmelidir?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "C"} {"question": "(I) Uzayla ilgili çalışmaların artması ile beraber uzun süreli uzay uçuşları için hem güvenilir hem de sürdürülebilir biyoloji temelli yaşam destek sistemleri önemli bir araştırma alanı hâline gelmiştir. (II) Bu çalışmaların odak noktası ise bitkiler olmuştur. (III) Uzayda bitki yetiştirme yeteneği, astronotlara gerekli besinleri sağlamanın yanı sıra onların psikolojik hastalıklarını iyileştirmeye de yardım etmektedir. (IV) Uzay ortamının simülasyonu, detaylı gen büyüme analizleri uzay ortamının bitkiler üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır. (V) Dünya ile karşılaştırıldığında uzay ortamında bitkiler; azalan yer çekimine, artan radyasyon oranına, kayıp ışık kaynağına farklı tepkiler verecek ve stres gen düzenlemesini değiştirecektir. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "C"} {"question": "(I) Türkiye genelinde gerek evlerde gerekse çarşı mutfağında en bilinen tatlı türü baklavadır. (II) Baklava denilince Gaziantep’in hatırlanması ise kesinlikle tesadüf değil. (III) Gaziantep otobüslerinin kargo bürolarında sıralanan tepsiler dolusu baklava başta olmak üzere diğer tatlılar; kahke, fıstık, katmer vb. bu durumu özetlemek için yeterlidir. (IV) İyi baklava yapabilmenin incelikleri vardır. (V) Baklava yufkalarının hangi incelikte açılacağı, yağın ne şekilde hazırlanacağı, ortamın kuru ya da nemli oluşu, unun kalitesi, fırında kullanılan odun kömürünün cinsi, ustaların hünerli elleri gibi. (VI) Babadan oğula bir miras titizliği ile aktarılan tatlıların yapımında kullanılan malzemelerin seçimindeki titizlik, hazırlamada ve pişirmede gösterilen beceri, baklavanın ve diğer tatlıların şöhrete kavuşmasına ve aranılan damak tadı olmasına olanak sağlamıştır. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?\nA) II \nB) III\nC) IV\nD) V\nE) VI", "answer": "C"} {"question": "Sarımsağın bakterileri, mantarları, parazitleri öldürmek, kan basıncını, kan şekerini ve kolesterolü düşürmek, karaciğeri korumak ve antitümör maddeler ihtiva etmek gibi harika özellikleri bulunmaktadır. Sarımsak bünyesindeki 200’ü aşkın kimyasal maddeyle insan vücudunu geniş bir hastalıklar yelpazesinden koruma kapasitesine sahip bitkidir. Sarımsağın etkili olabilmesi için çiğ olarak tüketilmesi gerektiği söylenmesine rağmen bazı araştırmacılar pişirilmiş sarımsağın çeşitli ekstrat ve yağlarının bazı durumlarda serbest radikallere, enfeksiyonlara karşı çiğ sarımsaktan daha iyi koruma sağlayabileceğini ileri sürmektedirler. Bu parçada sarımsakla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Bazı hastalıkların tedavisinde kullanıldığına\nB) Pişmiş hâlinin de faydalı olabileceğine\nC) Hastalıklara karşı koruma sağlayabileceğine\nD) Kimyasal maddeleri barındırdığına\nE) Kullanımıyla ilgili değişik görüşlerin bulunduğuna", "answer": "A"} {"question": "Din, geçmişten günümüze edebî metinleri güçlü bir biçimde etkilemiş ve yaygınlık kazanabilmek için edebiyatın işlevselliğinden yararlanmıştır. Aynı şekilde edebiyatın da bu süreçte, dinden çok yönlü beslenerek yaratıcı potansiyellerini artırdığı tarihsel bir gerçektir. ----. Tarihî süreç içinde dinin ve edebiyatın yolları sürekli kesişmiş, aralarındaki ilişki güçlenerek devam etmiştir. Dolayısıyla edebiyat ve din gibi kapsamlı iki disiplin arasındaki ilişkiler, her dönemde farklı bağlamlarda dile getirilmiştir. Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdaki cümlelerin hangisi getirilirse din-edebiyat ilişkisinin tarihî süreci doğru bir şekilde anlatılmış olur?\nA) Yapılan çalışmalar gerek biçim gerekse öz açısından ilk dinî metinlerin aynı zamanda ilk edebî\nmetinler olduğunu göstermektedir\nB) Edebiyatın, insanlığın uzun geçmişinde insanın var oluşunu anlamlandırma çabalarının bir ürünü olarak varlık kazandığı açıktır\nC) Edebiyatın en önemli konularından biri “din” olmuştur\nD) Modern dönemle birlikte birçok alanda olduğu gibi din de edebiyat da ayrı disiplinler olarak karşımıza çıkar\nE) Dinî hayat, edebî dönemleri belirleyen etkenlerden biridir", "answer": "A"} {"question": "Balinalar, özellikle de çubuklu balinalar ya da ispermeçet balinaları, dünyadaki en büyük yaratıklar arasında. Dünya’nın bu büyük hayvanları karbondioksitin atmosferden emilmesi konusunda son derece yetenekliler. Bedenleri muazzam birer karbon deposu gibi bu nedenle de okyanuslardaki varlıkları ekosistemi büyük oranda etkiliyor. Balinalar öldüklerinde okyanus zeminine çöküyor ve vücutlarında depolanan muazzam miktardaki karbon da yüzey sularından derin denizlere karışarak yüzyıllar boyunca burada varlığını sürdürüyor. Balinalar sadece okyanusun derinliklerini değil gezegenin ısısını da belirliyor. Tarihte ilk ticari balina avcılığının MÖ 1000 yılında yapıldığı sanılıyor. O tarihten bu yana da on milyonlarca balina avlandı ve uzmanlar balina nüfusunun yüzde 66 ila yüzde 90 oranında azalmış olabileceğini söylüyor. Bu parçada balinalarla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Nüfusundaki azalma oranına\nB) İlk ticari avcılığının ne zaman yapıldığına\nC) Dünya’nın en büyük hayvanlarından biri olduğuna\nD) Vücutlarındaki karbonun öldüklerinde çağlarca denizlerde kaldığına\nE) Sadece okyanusun ısısını belirlediğine", "answer": "E"} {"question": "Son yıllarda on üç, on dört roman yazdım. Bunları da bir değil birkaç takma adla gazetelerde yayımladım. Romancı olmaya özenmediğim için kendi adımı kullanmadım. Romancı olmaya özenseydim hiç çekinmez, imzamı atar böylece de bu alanda geçireceğim acemilik döneminin bana yüklediği sorumluluktan yararlanırdım. Oysa ben, o romanlarımın hemen hepsini seviyorum. Kendi adımla bir roman yazsaydım onlardan daha iyi olmazdı sanırım. Ama roman üstüne hiç düşünmedim, bu bakımdan ortaya bir roman çıkarmakla roman üstüne hangi düşüncemi yaymak istediğimi bilemem. Önemli olan da budur, birtakım öyküler düzenlemek değil... Bu parçaya göre yazarın gazetelerde romanlarını takma adla yayımlamasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Kendinde roman yazma yeteneği görmemesi\nB) Roman yazarlığı iddiasında olmaması\nC) Eserlerini daha iyi yazmayı beklemesi\nD) Roman türünde eser yazmayı düşünmemesi\nE) Düşüncelerini yaymakta romanı yetersiz bulması", "answer": "B"} {"question": "Yunus Emre, çağlar boyunca etkisini sürdürmüş, şiirleri halk arasında dilden dile aktarılmış sufi bir şairdir. Kişiliğiyle ve düşünceleriyle de Türk halk geleneğinde önemli bir yer edinmiştir. Bu özellikleriyle Yunus Emre’nin gerçek hayatının dışında onunla ilgili menkıbeler de oluşturulmuştur. Bu menkıbelerde çeşitli yönlerine yer verilen Yunus Emre; günümüzde hâlâ şiirleriyle, öğretileriyle ve insana verdiği değerle etkisini sürdürmektedir. Yunus Emre’nin günümüze kadar devam eden bu yönü, onun hakkında çeşitli romanların yayımlanmasını sağlamıştır. Bu romanlardan biri de Emine Işınsu’nun Bir Ben Vardır Bende Benden İçeri adlı eseridir. Bu parçadan Yunus Emre ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?\nA) Tasavvufi şiirler yazdığına\nB) Hakkında yazılan romanların beğenildiğine\nC) Geçmişten bugüne kadar etkisinin sürdüğüne\nD) Şiirlerinin halk arasında dilden dile yayıldığına\nE) Şiirleriyle, felsefesiyle halk edebiyatını etkilediğine", "answer": "B"} {"question": "Yazdıklarımla duygusal bağ kurmuyorum. Masa başında çalışan bir yazar da değilim. İlk romanımdan bugüne yazdıklarımla aramdaki ilişki her zaman nizami olmuştur. Bitirilmesi gereken bir iş vardır ve onu bitiririm. Yazma ile aramdaki ilişki mesafeli olduğu için “Yaratma süreci sancılıydı, yazarken acı çektim, heyecandan kalbim duracaktı.” gibi cümleler kuramam çünkü yazıya karşı hiçbir zaman bu türden duygular hissetmedim. Bir kitaba çalışırken ve kitap bittikten sonra da heyecan hissetmem ya da onunla ilgili bir beklenti içinde olmam. Romanlarımı yayımlandıktan sonra tekrar tekrar açıp okumadığım için aradaki duygu farkını bilmem benim için çok zor. Duygularımdan bahsetmekten ve onları uğraşlarıma karıştırmaktan pek hoşlanmıyorum. Bu parçada sözlerine yer verilen sanatçının aşağıdakilerden hangisini yapması beklenir?\nA) Sanatının gelişim ve değişim evrelerini bilmesi\nB) Nitelikli ama az eser yazması\nC) Roman yarışmalarına katılması\nD) Eserlerine eşit yakınlıkta olması\nE) Birden fazla eser üzerinde çalışması", "answer": "D"} {"question": "Eleştiri, varlık sebebini doğru anlamalı ve anlatmalıdır. Onun eleme görevi sadece “Yeni çıkan kitaplardan hangileri okunmaya değer? Hangilerini alsak?” sorularına cevap vermekle sınırlı değildir. Bu cevaplar aktüel eleştirinin alanına girer ve o alanın tamamını da oluşturmaz. Eleştirinin asıl önemli görevi, “Dünden kalan hangi eserler ölümsüz ve yarınlara taşınmaya değer?” sorusuna da cevap aramaktır. Edebiyat tarihçisi binlerce eseri eleyerek çalışmasına girmesi gerekenleri tespit etmek için oyalanamaz, eleştirinin burada verdiği cevaplara güvenir. Daha sarih (anlaşılır) bir söyleyişle eleştirinin nihai amacı edebiyat tarihine kalacak malzemeyi tespittir. Eleştiri bozulmuşsa ve tembel, cahil, sorumsuz, çıkarcı ellere düşmüşse edebiyat tarihinin yazılma ihtimali kalmaz. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?\nA) Edebî eleştiri mekanizmasının düzgün çalışmaması durumunda edebiyat tarihi yazılamaz.\nB) Eleştirilerde gündemdeki eserlerin hangisinin okunmaya değer olduğunun cevabı aranmaz.\nC) Eleştirmenin amacı, eserlerin kalıcı olup olmadığını belirleyerek edebiyat tarihine hizmet etmek olmalıdır.\nD) Edebiyat tarihçisi eleştirilerden hareketle eserle ilgili yargı geliştirir.\nE) Edebî eserlerde edebiyat tarihine kalacak eserleri elemek eleştiricinin sorumluluk alanına girer.", "answer": "B"} {"question": "Türk tiyatrosundaki değişimi sadece tek kişilik oyunlara yönelmede bir yoğunluk olarak görüyorsak bu sınırlı bir bakış olur. Hiçbir şey yerinde durmuyor. Tiyatro da değişiyor, farklılaşıyor, konular farklılaşıyor, oyunculuk standartları farklılaşıyor… Örneğin eskiden tiyatro çok fazla altı çizili oynanan bir şeydi. Aktörler duygu durumları ifade edebilmek için daha büyük duyguları, daha büyük hareketleri kullanıyorlardı. Ama günümüzde özellikle televizyon dizilerinde ve sinemada çok rahatlıkla görebileceğimiz sesli çekim tekniklerinin de gelişmesiyle birlikte oyunculuk da farklı bir yere gitti. Anlatılan konular artık çok daha düşük bir tondan anlatılmaya başlandı. Doğal oyunculuk, artık sesi daha düşük bir oyunculuğa doğru gitti. Yani hem doğal oynayıp hem sesini normal kullanmak. Oyunculuğu bu gözle yapanlar farklı bir yere doğru gidiyor. Zincirleme pek çok şey değişiyor ve gelişiyor. Bu parçada tiyatrodaki ve diğer alanlardaki değişim en çok neye bağlanmıştır?\nA) Televizyon ve sinemanın takdirine\nB) Sesli çekim tekniklerinin gelişmesine\nC) Sesi daha düşük doğal oyunculuğa\nD) Birbirini izleyen değişim ve ilerlemeye\nE) İnsanların aynı şeylerden bıkmasına", "answer": "D"} {"question": "(I) Değişimin bugünkü lokomotifi teknolojidir. (II) Teknoloji ön plana çıktığında üst aklı kolaylıkla Microsoft, Apple, Google, Facebook gibi teknoloji devleri ile ilişkilendirmek mümkündür. (III) Ancak bu şirketlerin başarısı ve üstünlüğü insanüstü bir akla sahip olmalarından değil, değişimi hızla öngörme, iyi yönetme ve yönlendirebilmelerinden kaynaklanmaktadır. (IV) Bugün bazı insanlar gelişmeler karşısında endişe duysa da milyonlarca insan kendisini teknolojiye ve teknoloji devlerinin veri tabanlarına teslim etmiş olmaktan haz duymaktadır. (V) Bu anlamda, COVID-19 salgınının ortaya çıkışında değil ama tüm dünyaya bu kadar hızla yayılmasında teknolojinin rolü inkâr edilemez. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra “Üstelik, otoritenin el değiştirerek algoritmaların eline geçmesi insanların tercihlerine bağlı olarak gerçekleşmektedir.” cümlesi getirilebilir?\nA) I\nB) II\nC) III \nD) IV\nE) V", "answer": "C"} {"question": "Deniz yolları, kara yollarından sonra gelişme gösteren ve daha çok yük taşımacılığında kullanılan ulaşım ağıdır. İlk ve Orta Çağlarda daha dar alanlarda kullanılan deniz yolları, coğrafi keşiflerle birlikte daha çok kıtalar arası ticarette kullanılmaya başlanmıştır. Buharlı gemilerin icadı ile ağır tonajlı gemilerin yapılması, bu yolların önemini daha da artırmıştır. Deniz yolu, günümüzde ürünlerin uzak mesafelere taşınmasında kullanılan en yaygın ulaşım ağıdır. Dolayısıyla dünya ticaretinin büyük bir bölümü bu yolla gerçekleşmektedir. Tek seferde fazla miktarda yükün taşınması, yol yapım ve bakım giderlerinin olmaması ve güzergâhta değişiklik yapılabilmesi gibi nedenlerle en düşük maliyetli ulaşım sistemi olarak dikkat çekmektedir. Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Benzetmelere yer verilmiştir.\nB) Açıklayıcı anlatım kullanılmıştır.\nC) Tanımlamaya yer verilmiştir.\nD) Neden-sonuç cümlelerine yer verilmiştir.\nE) Karşılaştırmalara yer verilmiştir", "answer": "A"} {"question": "Sevilen bir kimsenin başka birisiyle ilgilenmesi sonrası ortaya çıkabilen kıskançlık, hasetle eş anlamlı olarak kullanılır. Bununla birlikte bu iki kelimenin ayrımı da vardır. Kıskançlık, kaybetmekle; haset ele geçirme dürtüsüyle ilgilidir. Psikolojik anlamda bireylerin sahnelediği bu dürtüler edebiyat dünyasında da kendisine yer bulur. Jung’a göre insan ruhunu barındıran psikoloji, edebiyat eserlerinin incelenmesinde sanatın kaynağı olduğu için önemlidir. Bu noktada psikanalitik yöntemler kullanılarak eserlerde karakterler üzerinden oluşturulan kıskançlığın yazara ait olup olmadığı da tartışılabilir. Başka bir ifadeyle edebî eserlerde ortaya konulan kıskançlık teminin yazara ait bir dürtü olabileceği gibi yazarın çevresinden edindiği izlenimlerin yansıması olarak da düşünülebilir. Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?\nA) Kıskançlık duygusunun edebî eserlerde işlendiğine\nB) Kıskançlık ve haset arasında farklılıklar olduğuna\nC) Yazarların eserlerinde kendi duygularını yansıtabileceğine\nD) Edebiyat incelemelerinde psikoloji biliminden yararlanıldığına\nE) Yazarların eserlerinde izlenimlerinden çok duygularını kullandığına", "answer": "E"} {"question": "Dışavurumculuk, resimde 1905-1919 yılları arasında karşımıza çıkar. 1920’de ise Caligari ile sinemaya kayar sanki bu akım. Arka plandaki şehri temsil eden sivri, diyagonal, yamuk detaylar; Caligari’yi kendisinden önceki gerçeği kaydetme iddiasındaki filmlerden ayırır. Sahne dünyanın fiziksel temsili değildir. Karakterin iç dünyasının yansımasıdır. Bir zihin tiyatrosudur. İlk sessiz filmlerin tiyatroyu taklit eden, yalnızca genel planlardan oluşan yapısının aksine detaylı bir şekilde kurgulanmıştır ve sinema dili kullanılmıştır. Hiper-suni seti, tuhaf kamera açıları, rüya atmosferi ve abartılı-robotsu oyunculuklarıyla izleyeni hipnotize eder. Konusuysa basittir. Aşağıdakilerden hangisi dışavurumculuğun sinemadaki etkilerinden değildir?\nA) Kişilerin zihinsel ve ruhsal özelliklerinin yansıtılması\nB) Gerçekliğin olduğu hâliyle aktarılması\nC) Kullanılan farklı tekniklerin etkileyiciliği\nD) Oyunculuklardaki yapaylık\nE) Filmlerin ayrıntılı biçimde kurgulanması", "answer": "B"} {"question": "İnsanlar, depresyonun kırılmaz sanılan zincirlerinden kurtulmak için cesur adımlar atıp keşiflerle dolu kişisel bir yolculuğa çıkabilir. Bunlar, her şeye rağmen insanın kendi gücünü kucaklamasını sağlayan hatta güçlüklerden keyif alma kapasitesini ortaya çıkaran eylemlerdir. Çünkü kendini bütünüyle tükenmiş hisseden insan, içinde bir yerlerde gizli kalmış güçlü yanlarının farkına varmak zorunda kalır. Kendini keşfeden insan, kendini yenileyici eylemlerle birlikte dönüşerek daha güçlü bir hâle gelir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Depresyonun zararlı etkilerinden kurtulabilme\nyolunda atılması gereken ilk adım, sorunların farkında olmaktır.\nB) Kendi içlerindeki gizil güçleri keşfeden insanlar,\nzorlukların üstesinden gelmeyi daha kolay başarır.\nC) Depresyon; insanları eyleme geçmekten alıkoyan,\nyıpratıcı ve kurtulması kolay olmayan bir durumdur.\nD) İnsanların birçoğu, depresyonun kendilerine sağlayabileceği olumlu durumlardan habersizdir.\nE) Depresyon özünde olumsuz bir yaşantı olsa da\ninsanları kendi içinde değişiklik yapmaya ve eyleme geçmeye yönlendirir.", "answer": "E"} {"question": "Servetifünun edebiyatının etkin ve karakteristik isimlerinden Halit Ziya Uşaklıgil, Batı’yı merkez edinen yaklaşımın edebiyata yerleşmesinde önemli bir rol üstlenir. Sanatçı, yeni edebiyatın inşası için gereksinim duyduğu “yeni insan tipi”ni Türk edebiyatında oluşturmaya çalışırken edebiyatın pek çok türünde eser verir. Bunların içinde onun Sefile ile başlayarak Mai ve Siyah ile olgunlaşma sürecine giren ve adından çokça söz ettiren romanları kadar hikâye, mensur şiir, tiyatro, nesir, anı, eleştiri gibi türlerde de eserleri bulunur. Realist bir yazar olan Halit Ziya’nın sanatsal yapıyı öncelediği eserlerinin daha iyi anlaşılıp anlamlandırılabilmesi için onun eser verdiği tüm alanlara vâkıf olmak ve bütünlüklü bir okuma yapmak zorunluluğu doğmaktadır. Bu parçadan hareketle Halit Ziya Uşaklıgil ile ilgili aşağıdakilerin hangisi söylenemez?\nA) Eserlerinin tamamı sanatsal metinlerden oluşmaktadır.\nB) Edebiyatta Batı’yı merkeze alan yaklaşımın yerleşmesini sağlamıştır.\nC) Sanat hayatındaki değişim ve gelişimleri eserlerine yansıtmıştır.\nD) Eserlerinde olayları gerçekçi bir bakış açısıyla okuyucuya aktarmıştır.\nE) Halit Ziya’yı anlamak için bütün eserlerini bilmek\ngerekmektedir.", "answer": "A"} {"question": "Semenderlere ilk bakıldığında kertenkele ya da kurbağa olduğu yanılgısına düşülebilir. Dört bacaklı ve kuyruklu yapılarından dolayı semenderler, kertenkeleye benzerken derilerinden dolayı kurbağaya benzer. Semenderler kurbağalarla birlikte hem karaya hem de suya ihtiyaç duyan iki yaşamlılar sınıfında yer alır. Pulsuz ve parlak renkli derileri ile kurbağaya, dış görünüşleri ve herhangi bir biçimde kopan kuyruklarını yenileyebilmeleri nedeniyle kertenkeleyi andırır. Semenderlerde, sürüngenlerde olan sıvı kaybını önleyici pullar bulunmaz. Bu sebeple semenderler genel olarak geçici oluşan göllerden büyük ırmaklara, soğuk dağ akarsularından sıcak gölcüklere kadar geniş bir alanda yaşar. Bunun yanında büyürken derilerini de değiştirir ve bu deriyi geride iz bırakmamak için yer. Bu parçadan semender ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?\nA) Su kaybını önleyecek bir mekanizmaya sahip olmadıkları için doğal yaşam alanları genellikle sulak bölgelerdir.\nB) İki farklı türe benzese de yaşam alanı ve pulsuz olması gibi benzerliklerden dolayı kurbağa ailesi içinde yer alır.\nC) Varlığını iki farklı yaşam alanında da sürdürebilmelerine rağmen asıl beslenme alanları suya yakın bölgelerdir.\nD) Doğada, kaybettikleri herhangi bir uzvu yeniden kazanabilen ender canlılar içerisinde yer alır.\nE) Savunma mekanizmalarından biri, büyümeye bağlı olarak değiştirdiği derilerini izlerini kapatmak amacıyla yemeleridir.", "answer": "A"} {"question": "• Bazı hayvan davranışı uzmanları, köpeklerin duydukları sesin kaynağını belirlemek için dikkat kesildiklerinde başlarını yana eğdiğini düşünüyor. Baş yöneliminin değişmesiyle dış kulak yolları daha açık hâle gelen köpekler, böylece ses kaynağının yerini tayin etme imkânlarını artırıyor. • Köpekler insanların yüz ifadelerini anlamada oldukça başarılıdır. Ancak burun çıkıntısı uzun olan köpek cinsleri insanların yüz ifadelerini görmekte zorlanabilir. Farklı burun yapılarına sahip yaklaşık 600 köpekle yapılan bir araştırmada orta ve uzun burun çıkıntılı köpeklerin %71’inin sıklıkla başlarını yana yatırdıkları bildirildi. Bu parçalardan hareketle köpek davranışlarıyla ilgili en kapsamlı ifade aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Bazı köpekler ses kaynaklarını belirleyebilmek\nve insanların yüz ifadelerini anlayabilmek için\nbaşlarını yana yatırır.\nB) Köpekler başlarını yana yatırarak, ses kaynaklarını belirleyerek insanların yüzlerini tanır.\nC) Köpeklerin hepsi ses kaynağını belirlemek için başlarını yana yatırırken bazıları insanların yüz ifadelerini anlamak için de aynı davranışı gösterir.\nD) Köpeklerin başını yana eğmesi algılarını artırmak için gösterdiği otomatik bir davranıştır.\nE) Köpeklerin görme ve duyma davranışlarıyla ilgili kapsamlı araştırmalar yapılmıştır.", "answer": "A"} {"question": "I. MÖ 6. yüzyılın başlangıcında özellikle Ephesos Artemis Tapınağı’nın temelleri arasında gün ışığına çıkarılmış olan fildişinden küçük boyutlu rahip ve rahibeheykelcikler Doğu özelliklerinin yanında İonia’ya özgü özellikleri de yansıtmaktadır. II. Dönemin en yaygın heykelleri, çoğunlukla erkek heykelleri kuroslar ve ayakta tasvir edilmiş giyimli kadın heykelleri korelerdir. III. Kuroslar dik durur vaziyette, bacaklarından biri ileri atılmış, her iki kol aşağı doğru sarkık ya da bir kol dirsekten kırılmış ileri doğru uzatılmış ve cepheden tasvir edilmiştir. IV. MÖ 7. yüzyıl içinde Batı dünyasının Doğu dünyası ile yaşadığı yoğun ticari ve kültürel temas Batı Anadolu’da heykeltıraşlıkta İonia stili denilebilecek bir ekolün ortaya çıkışına katkı sağlamıştır. V. Büyük bir kısmı Artemision’da ele geçmiş olan fildişi, bronz ve altından küçük boyutlu heykelciklerin yanında yaklaşık olarak çağdaşı olan büyük boyutlu heykellerde görülen badem biçimli gözler, tebessüm ifadesi, geniş yüzler, chiton ve himation türündeki giysilerle zengin elbise kıvrımları İonia tarzının öne çıkan özellikleridir. Numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan üçüncü olur?\nA) I\nB) II\nC) III \nD) IV\nE) V", "answer": "E"} {"question": "Gazetecilik, fotoğrafın icadından çok daha eskilere uzanan bir uğraştır. Gazetelerde fotoğraf kullanımından önce elle çizilen resimler ve illüstrasyon adı verilen resimleme tekniği kullanılıyordu. Gazetecilikte fotoğrafın kullanılmasıyla birlikte habercilik anlayışı ve haber içeriklerinde önemli değişiklikler yaşandı. Öncelikle fotoğraf; haber metnini destekleyen, haberi daha da açıklayıcı kılan önemli bir öge hâline geldi. Günümüzde gerek yazılı basında gerek internet haberciliğinde kullanılan fotoğraflardan beklenen, bir olayı tüm açıklığı ve gerçekliğiyle yansıtmasıdır. Fotoğrafların üzerinde oynanmamış ve tarafsız olması gerekir. Çünkü artık haber yazılarına mutlaka eşlik etmesi gereken fotoğraf, haberi doğru olarak anlamımızı sağlar. Bu parçaya göre haber fotoğraflarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Yönlendirmeden uzak olması gerektiği\nB) İlkel çizimlere göre gelişmiş bir teknik olduğu\nC) Haber tekniğine yeni bir çehre kazandırdığı\nD) Haberin içeriğiyle uyum içinde olması gerektiği\nE) Gazeteciliğin ayrılmaz bir parçası olduğu", "answer": "B"} {"question": "Hitchcock’un Kuşlar filmi, insanlar için tehdidin hayvanlardan geldiğini anlatan korku sineması içinde bir öncü. Filmi izleyenler, çıldırmış bir kuş sürüsünün üşüştüğü kasabada yarattığı dehşeti betimleyen sahneleri hemen hatırlayacaklar. Aslında bu sahneler bütünüyle yönetmenin hayal ürünü değil. Film 1961 yılında Santa Cruz’da yaşanmış bir olaydan ilham alınarak çekilmişti. Bu olayda, sahil kasabalarında kümelenen çok sayıdaki martı yöre sakinlerine saldırmıştı. Hitchcock, bu gerçek olayı Daphne du Maurier’in bir hikâyesiyle birleştirmiş. Bu hikâye; İngiltere’de, Cornwall’da geçiyor ve olay örgüsü gene martıların insanlara saldırması üstüne kurulu. Seyirciye dehşet duygusunu geçirebilmek için mekanik kuşların yanı sıra 3.200 canlı kuş kullanılmış, bazı sahneler onlarca kez çekilmiştir. Santa Cruz’daki kuş saldırısına maruz kalan bir kadının filmi izlediğinde kuş saldırısından daha fazla etkilendiğini söylemesi, sanatın yaşam karşısındaki gücünü gösteriyor. Filmi izleyen Biyolog David Garrison da kuşların neden böyle davrandığını merak ederek araştırmalara başlıyor ve bu olayın sırrını çözdüğünü düşünüyor. Garrison’a göre saldırgan martılar, domoik asit içeren planktonlarla beslenen hamsileri yedikleri için sinir sistemleri tahrip olmuştu. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Kuşlar filmi hem gerçek hem de kurgusal olaylardan esinlenerek çekilmiştir.\nB) Film, korku sinemasında daha önce ele alınmamış bir konuyu yansıtmaktadır.\nC) Filme ilham olan martı saldırıları dünyanın farklı yerlerinde yaşanmıştır.\nD) Martıların saldırganlığının nedenlerine dair bilimsel bir teori ileri sürülmüştür.\nE) Filmi korkutucu kılmak adına yönetmen büyük bir çaba harcamıştır.", "answer": "C"} {"question": "Hitchcock’un Kuşlar filmi, insanlar için tehdidin hayvanlardan geldiğini anlatan korku sineması içinde bir öncü. Filmi izleyenler, çıldırmış bir kuş sürüsünün üşüştüğü kasabada yarattığı dehşeti betimleyen sahneleri hemen hatırlayacaklar. Aslında bu sahneler bütünüyle yönetmenin hayal ürünü değil. Film 1961 yılında Santa Cruz’da yaşanmış bir olaydan ilham alınarak çekilmişti. Bu olayda, sahil kasabalarında kümelenen çok sayıdaki martı yöre sakinlerine saldırmıştı. Hitchcock, bu gerçek olayı Daphne du Maurier’in bir hikâyesiyle birleştirmiş. Bu hikâye; İngiltere’de, Cornwall’da geçiyor ve olay örgüsü gene martıların insanlara saldırması üstüne kurulu. Seyirciye dehşet duygusunu geçirebilmek için mekanik kuşların yanı sıra 3.200 canlı kuş kullanılmış, bazı sahneler onlarca kez çekilmiştir. Santa Cruz’daki kuş saldırısına maruz kalan bir kadının filmi izlediğinde kuş saldırısından daha fazla etkilendiğini söylemesi, sanatın yaşam karşısındaki gücünü gösteriyor. Filmi izleyen Biyolog David Garrison da kuşların neden böyle davrandığını merak ederek araştırmalara başlıyor ve bu olayın sırrını çözdüğünü düşünüyor. Garrison’a göre saldırgan martılar, domoik asit içeren planktonlarla beslenen hamsileri yedikleri için sinir sistemleri tahrip olmuştu. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?\nA) Sanatta daha önce yapılmamış bir şeyi denemek, eserin kalıcı olmasını sağlar.\nB) Gerçekçi olma endişesi, bir sanat eserinin estetik gücünü artıran bir unsurdur.\nC) Yapıtların geniş kitlelerce beğenilmesi için yaşamın kendisinden yola çıkılmalıdır.\nD) Sanat eserleri, başka sanatçıların eserlerine kaynaklık ettikçe tanınırlığı artar.\nE) Sanatın ortaya koyduğu kurmaca gerçeklik, yaşamın gerçekliğinden daha etkili olabilir.", "answer": "E"} {"question": "Bela Bartok’a göre halk müziğinin anlatımının dolaysız oluşu ve herhangi bir sanat endişesi taşımaması, bu müziği doğal bir kaynak konumuna getirmektedir. Halk müziği ezgileri, besteciye göre romantik dönemin alışılagelmiş ağdalı anlatımına sahip değildir. Köylüler şarkılarını ve danslarını çeşitli merasimlerde icra ederler. Bu merasimlerin içeriği, doğa ve yaşam döngüsüne ilişkindir. Ninniler, ağıtlar, hasat türküleri ve sevda şarkıları gibi pek çok türden ezgi, sade ve dolaysız ifade biçimlerini, aşırılığa kaçmadan korumaktadır. Ancak tüm bu sadelik, bir yeknesaklıktan veya anlamsız bir ilkellikten ibaret de değildir. Tam aksine, bu ezgiler kendilerine özgü yapılarıyla ilgi çekici ve otantik örneklerdir. Bartok, bu anlayışına ödünç alınmış malzeme kullandığı gerekçesiyle cephe alanları da sanatın her dalında kökenin önemine vurgu yaparak yanıtlamıştır. Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi halk müziğinin özelliklerinden biri değildir?\nA) Yalın bir anlatıma sahip olma\nB) Yabancı etkilerden uzak olma\nC) Toplumsal törenlerle ilişkili olma\nD) Estetik kaygıdan uzak olma\nE) Özgün bir anlatıma sahip olma", "answer": "B"} {"question": "değildir. Köylüler şarkılarını ve danslarını çeşitli merasimlerde icra ederler. Bu merasimlerin içeriği, doğa ve yaşam döngüsüne ilişkindir. Ninniler, ağıtlar, hasat türküleri ve sevda şarkıları gibi pek çok türden ezgi, sade ve dolaysız ifade biçimlerini, aşırılığa kaçmadan korumaktadır. Ancak tüm bu sadelik, bir yeknesaklıktan veya anlamsız bir ilkellikten ibaret de değildir. Tam aksine, bu ezgiler kendilerine özgü yapılarıyla ilgi çekici ve otantik örneklerdir. Bartok, bu anlayışına ödünç alınmış malzeme kullandığı gerekçesiyle cephe alanları da sanatın her dalında kökenin önemine vurgu yaparak yanıtlamıştır.Bu parçaya göre Bartok’a yöneltilen eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Evrensel nitelikte ürünler ortaya koyamamak\nB) Halk müziğinin ezgilerini olduğu gibi kullanmak\nC) Sade bir müzik anlayışına saplanıp kalmak\nD) Doğallığı müzik için önemli bir ölçüt saymak\nE) Kendine ait olmayan araçları kullanmak", "answer": "E"} {"question": "Ben insanlara yaşamak için ümit, kuvvet ve neşe veren yazılardan hoşlanırım. İnsanları mutfak paçavrasına çeviren ve karamsarlığa düşüren yazılardan hoşlanmam. Yazarlar karanlık ve kötü şeylerden bahsettiklerinde yaşama umudumuzu kaybetmemiz işten bile değil. Yazara düşen, okura güç ve kuvvet vermektir. Okuduklarımız bizi hayata bağlamıyorsa onları niçin okuyalım? Bu parçada altı çizili söz öbeğiyle vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) İnsanlar yaşamak, hayatta kalmak ve neşelenmek istiyorlarsa edebî eserleri okumalıdırlar.\nB) Bir sanat eseri, hayatı bütün olumlu ve olumsuz yönleriyle olduğu gibi yansıtabilmelidir.\nC) Sanat eserleri, toplumun sorunlarına çözümler üretmeli, çareler bulmalıdır.\nD) Yazarlar, yazdıklarıyla okuru hayata bağlamalı ve onları olumsuz bakış açısından korumalıdır.\nE) Bir sanatçı, okuru hayal âleminden alıp gerçek âleme götürebilmelidir.", "answer": "D"} {"question": "İstanbul’un en eski ve en muhteşem bölgelerinden biri olan Balat’ın Arnavut kaldırımlı dar sokakları ve tarihî binaları ---- adım adım ilerlediğinizde kendinizi İstanbul’un ve dünyanın hiçbir yerinde ---- bir atmosferin içinde hissedersiniz. Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?\nA) etrafında - duyulmayan\nB) yanında - görülmeyen\nC) yakınında - bilinmeyen\nD) boyunca - bulunmayan\nE) ardınca - olmayan", "answer": "D"} {"question": "Çocukluğumun geçtiği dağların eteğindeki köyümden çıktığımda yaşım daha on altıydı. Ekinler çıkmaya başlamadan önce köyümü terk etmek pek akıllıca değildi aslında. Bensiz idare edebilecek miydi annem? Oralarda mutlu olabilecek miydim? Kafamda birçok soru varken gazetede çıkan haber beni bu maceraya sürüklemişti. Şüpheyle başladığım yolda rüyalarımın çıkacağına inanarak yürüdüm yıllarca. Bu uzun yıllar, ne şüphelerimi ne de rüyalarımı bitirdi. Bu parçada “çıkmak” sözcüğü aşağıdaki anlamlardan hangisine karşılık gelecek şekilde kullanılmamıştır?\nA) Yayılmak, duyulmak\nB) Ayrılmak\nC) Meydana gelmek\nD) Gerçekleşmek\nE) Bitmek, büyümek, sürmek", "answer": "C"} {"question": "(I) Ebru sanatında, yoğunlaştırılmış bir sıvı üzerinde, renkler sınırsız değişimlerle birbirine kaynaşır. (II) Ebru kâğıdının üstünde buluta benzeyen renk kümeleri meydana geldiği için “bulutumsu, bulut gibi” manasına gelen ebri kelimesi kullanılmıştır. (III) Orta Asya kâğıt bezeme sanatlarının en mühimlerinden biri olan ebru sanatının hangi tarihten beri bilindiğini kesin bir biçimde belirlemek bugün için imkânsızdır. (IV) Ebru sanatı Batı’da Türk kâğıdı veya Türk mermer kâğıdı adını almış, Avrupalılar ebru kâğıdına mermer kâğıdı demişlerdir. (V) Ebru; tezhip ve hat ile birlikte kitap sayfalarında, murakka kenarlarında, ciltlerde, yazı boşluklarında ve koltuklarında kullanılmakla birlikte günümüzde başlı başına bir sanat eseri olarak düşünülmekte ve sergilenmektedir. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?\nA) I. cümlede ebru sanatının tekniğiyle ilgili bir bilgi aktarılmaktadır.\nB) II. cümlede ebru sözcüğünün kökenine dair bir açıklamada bulunulmaktadır.\nC) III. cümlede ebru sanatı ile ilgili bir belirsizlikten söz edilmektedir.\nD) IV. cümlede ebruya karşılık gelen farklı sözcüklerden bahsedilmektedir.\nE) V. cümlede ebrunun tarih içinde bazı değişimler geçirdiği söylenmektedir.", "answer": "E"} {"question": "(I) Türk millî yazarlarının eserlerinde toplumun insani mahiyeti, insanın saadetinin ne kadar temin edildiğine göre belirlenir; zaten insani ve adaletli toplum insana sevgi, onun kısmeti ve istikbali için lazım gelen tüm şartları da yaratır. (II) Devletin, ülke insanının hakları ve özgürlüğü teminine hizmet etmesi bir gerekliliktir. (III) Türk millî yazarlarının toplum ve insan kavrayışında daima insanın hak ve hukukunun üstün olduğu görülmektedir. (IV) Zaten insanı hiçe sayan toplumun ömrü hiçbir zaman uzun olamaz, bilakis insana insan gibi davranan toplumun ömrü uzun olur; Cengiz Aytmatov, Reşat Nuri Güntekin ve başka yazarların eserlerindeki gaye bunu ortaya koymaktır. (V) Onların eserlerindeki kahramanlar iyilik, adalet için mücadele verirken insani idealler üzerinden ilerler. (VI) Yazarlar mükemmel karakterler yaratmakla zamanının halledilmesi lazım gelen problemlerini ortaya koyup edebiyatın hayatı değiştirici gücünden doğru istifade ederler. Bu parçada bahsedilen yazarların amacı numaralanmış cümlelerin hangisinde belirtilmiştir?\nA) II\nB) III\nC) IV \nD) V \nE) VI", "answer": "C"} {"question": ". Gündelik hayatımızın bir parçası hâline gelen plastik atıkların doğada çözünmesi uzun yıllar almaktadır. II. Çevreye verdikleri zararın yanı sıra besin zincirine dâhil olan plastikler, ekosistemin dengesini bozar. Numaralanmış II. cümleyle ilgili aşağıdakilerin hangisi söylenebilir?\nA) I. cümlede belirtilen durumun gerekçesini açıklamaktadır.\nB) I. cümlede belirtilen durumun beraberinde hangi\nolumsuzlukları getirdiği örneklenmiştir.\nC) I. cümledeki yargının doğruluğu kanıtlanmıştır.\nD) I. cümledeki ifadenin sonuçlarının neler olacağı\naçıklanmıştır.\nE) I. cümlede yer alan açıklamayı karşılaştırmalı ele\nalmaktadır.", "answer": "B"} {"question": "Bilhassa romantik yazarlar; eserlerinde kendilerini, iç dünyalarını konu edindiklerinden onların eserleri kendi kişiliklerini, ruhi gelişimlerini gösteren şaşmaz belgeler sayılmaktadır. Homeros ve Shakespeare gibi sanatçıların bile eserlerine aynı gözle bakılmıştır. Çünkü bu yönteme inanan eleştirmenlere göre, sanatçı istesin veya istemesin kişiliğinin damgasını eserlerine vurmaktadır. Her yazarın kendine özgü bir üslubu vardır ve üslup karakterin ve mizacın anahtarıdır. Bundan başka, bir yazarın eserlerinde işlediği temalar, seçtiği kahramanlar, kullandığı imajlar yine kişiliğini açıklamaktadır. Bu parçada yazarın savunduğu düşünceyi desteklemek için aşağıdaki örneklerden hangisi kullanılabilir?\nA) Peyami Safa hayalindeki toplum düzenini Yalnızız romanındaki Simeranya ile ifade etmiştir.\nB) Ahmet Mithat; ilk romanı Hasan Mellah’ı, Monte Cristo’dan esinlenerek yazmıştır.\nC) Reşat Nuri; toplumsal sorunları birer tip, birer kişi gölgesi altında ortaya koymuştur.\nD) Yakup Kadri Hüküm Gecesi romanında tarihsel olayları sergilerken bunların sebepleri üzerinde durmaz.\nE) Halide Edip’in Ateşten Gömlek romanında Kurtuluş Savaşı yıllarının olaylarını görmek mümkündür", "answer": "A"} {"question": "Baktım gökte bir kırmızı bir uçak\nBol çelik bol yıldız bol insan\nBir gece Sevgi Duvarını aştık\n Düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki\nBaşucumda bir sen varsın bir de evren\nSaymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi\nYalnızlığım benim çoğul türkülerim\nNe kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi.\nBu şiirde aşağıdaki ses olaylarından hangisi yoktur?\nA) Ünlü daralması\nB) Ünsüz sertleşmesi\nC) Ünsüz değişimi\nD) Ünlü düşmesi\nE) Ünlü türemesi", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu yoktur?\nA) Yıldız Hanımlar, çok ses getirecek olan yeni eseriyle yayınevimizi şereflendirdiler.\nB) Yazar romanındaki yanlış anlaşılmaları düzeltecek, tekrar baskıya gidecek.\nC) Şairin aşk konulu ilk kitabı basıldı, o gün sevinçten gözyaşlarına boğuldu.\nD) Sanatçının kayıp kalemi için her yere bakıldı fakat hiçbir yerde bulunamadı.\nE) Herkes bir sanat dalıyla ilgileniyor, vaktini boşa\nharcamıyordu.", "answer": "A"} {"question": "(I) Geleneksel Türk tiyatrosunun türlerinden biri orta oyunudur. (II) Bu türün dört yüzyıldan fazla bir geçmişi olduğu bilinmektedir. (III) Kalabalık kişi kadrosu, kullandığı müzikal unsurları, bölümlere ayrılması ve kısıtlı şekilde kullandığı maddi malzemelerden dolayı modern tiyatronun yapısal özellikleriyle kesişmektedir. (IV) Orta oyunun yapısındaki sosyolojik göstergeler ise onu modern tiyatrodan ayırmakta, geleneksel olanın temsiline dönüştürmektedir. (V) Kişi kadrosundaki kültürel ve sınıfsal temsiller, zennenin rol alması ve sabit bir mekânda oyunların sergilenmemesi hem Osmanlı toplum yapısını hem de Türklerin göçebe yaşam tarzını temsil etmektedir. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisinde zamire yer verilmiştir?\nA) Yalnız I\nB) Yalnız III\nC) I ve IV\nD) III ve V\nE) IV ve V", "answer": "C"} {"question": "Her bir kaldırım taşının nisan güneşinin ışıklarıyla yıkandığı İstanbul sokaklarından bu gölgelik müzeye girdiğimde müzenin o ferah ve pürüzsüz gölgesinde bana özel bir aydınlık hissediyordum. Bu cümledeki ögelerin doğru sıralanışı aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?\nA) Zarf tümleci - yer tamlayıcısı - belirtisiz nesne - yüklem\nB) Yer tamlayıcısı - zarf tümleci - yer tamlayıcısı - özne - yüklem\nC) Yer tamlayıcısı - zarf tümleci - yer tamlayıcısı - belirtisiz nesne - yüklem\nD) Zarf tümleci - yer tamlayıcısı - yer tamlayıcısı - belirtili nesne - yüklem\nE) Yer tamlayıcısı - zarf tümleci - belirtisiz nesne - yüklem", "answer": "A"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır?\nA) Sen de mi beni anlamak istemiyorsun?\nB) Bu gün m2ye 1,5 kilo yağmur düşecekmiş.\nC) Sonunda dayanamayıp o da veryansın etti.\nD) 05 Ekim 1996 Cumartesi tarihi benim için önemlidir.\nE) Sana verdiğim otuz altı oyuncağı çocuklara dağıttın mı?", "answer": "B"} {"question": "“Ölümcül Kimlikler” adlı eserinde kişilerin kimliklerinin resmî kayıtlarda görünenlerle sınırlı olmadığını söyleyen yazar (I) bunun arkasında bir yığın ögenin olduğundan bahseder. İnsan mutlaka kendini bir yere ait hisseder. Bu bir ulus, bazen iki ulus (II) bir grup, az ya da çok geniş bir aile, bir eyalet, bir köy olabilir. Ancak bu ögelerin hepsi aynı derecede önem taşımaz ama hiçbiri de tam olarak anlamsız değildir. Bunlar kişiliğin temel unsurlarıdır. Yazar bu eserinde (III) bu ögelerden her birine çok sayıda bireyde rastlamanın mümkün olduğunu ifade etmiştir. Ancak iki farklı insanda aynı birleşimin asla bulunamayacağını (IV) her birinin kendine özgü değerleri olduğunu anlatmış (V) insanları birbirinden ayıran şeyin de bu olduğunu belirtmiştir. Bu parçada numaralanmış yerlerden hangisine diğerlerinden farklı bir noktalama işareti getirilmelidir?\nA) I\nB) II\nC) III \nD) IV\nE) V", "answer": "E"} {"question": "(I) Edebiyat mzesi,zellikle kltrel miras olarak kabul edilen edebiyatla ilgili bir kurumdur. (II) Bu kurumlar, edebiyat ve onun toplumdaki rolhakkında bilgileri artırmak amacıyla edebiyatı mzeografik kodlarla edinir; korur ve iletir. (III) Aynı zamanda bu mzeler, yazar ve yazarın yaadıı yerler ile ziyaretiler arasında bilisel ve duygusal bir bayaratır. (IV) Dnyanın oulkesindelkelerinin sahip olduu kltrel mirası muhafaza etmek, onunla ilgili aratırmalar yapmak ve elde edilen sonuları yeni nesillere aktarmak iin oluturulan bu trdeki mzelereitli ieriklerin temel alınmasıyla bir araya getirilmilerdir. (V) Uluslararası Edebiyat Mzeleri Komitesi’ne (ICLM) gre edebiyat mzelerinin farklı kategorisi bulunmaktadır; yazar müzeleri / evleri, genel edebiyat müzeleri, edebî mekânlar. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde noktalama yanlışı yapılmıştır?\nA) I\nB) II\nC) III \nD) IV\nE) V", "answer": "E"} {"question": "(I) George Orwell’ın Hayvan Çiftliği’nden dört yıl sonra yayımlanan 1984 adlı romanı edebiyat tarihinin en çok okunan eserleri arasında yer alır. (II) Orwell daha yarım yüzyıl öncesinden insanların gelecekte nasıl sürekli gözleneceğini, ne söylediklerinin, neler yaptıklarının, nereye gittiklerinin nasıl adım adım izleneceğini “distopya” türünde düşsel bir roman olan 1984’ te tüm insanlara ilan etmiştir. (III) Orwell, “Big Brother” figürü ile hem alıcı hem verici görevini üstlenen tele-ekranlar ve gizli mikrofonlarla toplumdaki gözetlenmenin verdiği baskının etkisini anlatır. (IV) İnsanlar, sürekli gözetlenmenin verdiği denetlenmişlik, görünürlük ve kontrol edilebilirlik sisteminin etkisiyle herhangi bir yaptırıma gerek kalmadan kurallara uygun davranırlar. (V) Sürekli gözetlendiğini bilmek, romandaki insanların zihninde hâkim gücün sürekli işlemesini sağlayacak bir mekanizmaya dönüşür. (VI) Bu sistem aynı zamanda bir hapishane modelidir. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?\nA) II\nB) III\nC) IV \nD) V\nE) VI", "answer": "B"} {"question": "Günümüzde çok satanlar listelerinde sürekli karşımıza çıkan fantastik romanın Tanzimat’tan sonra tercüme yoluyla yazarlarımızın radarına girdiği doğruysa da eski edebiyatımızda bu tür anlatılara çokça rastlanır. Fantastik anlatıların, halk hikâyelerinden meddah anlatılarına hatta seyahat yazılarına kadar çeşitli türlerde yerli örnekleri edebiyatımızda mevcuttur. Tepegöz gibi fantastik varlıklar, Dede Korkut Hikâyeleri ’ nde; masallarda yer alan doğaüstü varlıklar ise Karagöz oyunlarında boy gösterir. Çağdaş birçok Türk yazarı, bu kaynaklardan da yararlanarak fantastik kurgular kaleme almaktadır. Yazarlar, bir taraftan kendi hayal dünyalarını inşa edip bir taraftan da nesiller öncesinin hayallerine temas ederek oldukça eğlenceli bir dünyanın kapılarını okuyucular için aralayabilmektedir. Bu parçaya göre aşağıdakilerin hangisi söylenebilir?\nA) Fantastik anlatılar, Türk edebiyatı içinde zamanla güçlü bir gelenek oluşturmuştur.\nB) Eski anlatılar ve çeviri eserler, fantastik romanlar yazan Türk yazarları beslemiştir.\nC) Türk edebiyatında fantastik romanın varlığını çok eskilere dayandırmak zordur.\nD) Fantastik anlatıların edebiyatımızda yaygınlaşması Tanzimat’tan sonra gerçekleşmiştir.\nE) Günümüzde en çok okunan eserler, olağan dışı varlıkları konu edinen eserlerdir.", "answer": "B"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerden bir paragraf oluşturulmak istenirse hangisi paragrafın dışında kalır?\nA) Diğer bir ifade ile tasarım kısaca yeni bir ortam\niçin bilgilerin planlanması, organize edilmesi ve\netkili olarak uygulanması faaliyetleridir.\nB) Tasarım, belli bir konuda yapılması gereken faaliyetleri belli bir plan çerçevesinde uygulamaktır.\nC) Bu faaliyetlerin genel amacı, var olan sistemi ya da yapıyı günün ya da çevrenin şartlarına göre değiştirmektir.\nD) Bu amaç var olan bilgilerin sentezlenmesi ve faaliyetlerinin organize edilmesi olarak algılanabilir.\nE) Tasarım bir nesnenin esas kullanım amacının önüne geçmemeli, aksine kullanım amacını daha belirgin kılmalıdır.", "answer": "E"} {"question": "Altay Cumhuriyeti’nde bugüne kadar Eski Türk Çağı’ndan kalma birçok taştan insan yontusu ve üzerine runik Türk yazısı kazılmış 90’a yakın taş bulunmuştur. Çoğu taslak hâlinde yontu diye nitelendirilebilecek olan taş heykellere Altaycada köjögö taş (perde taş) adı verilir, köşik de denir. Köşik; eski Türkçede perde, örtü demektir. Bu Türkçe kelime Moğolcada köşige biçiminde korunmuş, bu dilden Altaycaya köjögö olarak geri alıntılanmıştır. Köjögö taş deyimi belki de eski Altaylıların söz konusu taşların orta dünya(üzerinde insanların yaşadığı bu dünya) ile öteki dünya (ölülerin gittiği yeraltındaki dünya) arasında bir perde olarak görüldüğünü gösterir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Altaycada eskiz hâlindeki taş heykellere köjögö taş denildiğine\nB) Altaycada yer alan köjögö sözcüğünün Moğolcadan alındığına\nC) Hem eski Türkçede hem de Moğolcada kullanılan ortak bir kelime olduğuna\nD) Altaylıların üzerinde yaşanılan dünyayı orta dünya olarak adlandırdığına\nE) Dünyada Eski Türk Çağı’ndan kalma doksana yakın insan heykeli bulunduğuna", "answer": "E"} {"question": "Anlatım gücünü gerçekçi bir biçimde yansıttığı ayrıntılardan ve güldürücü olaylardan alan öyküleriyle ön plana çıkmaktadır. Anlatımında günlük dili konuşur gibi yazmanın rahatlığı görülür. Toplumsal yapıdaki çürümüşlüğü ve çarpık ilişkileri konu alır. Sıradan olayların anlatıldığı öykülerde yazar, karamsar bir tutum sergileyerek okuyucuda bir çıkmazlık duygusu yaratsa da yol gösterici olmaktan geri durmaz. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada sözü edilen yazarın özelliklerinden biri olamaz?\nA) Anlatımda gösterişsiz bir tutum benimseme\nB) Toplumun aksayan yönlerinden söz etme\nC) Gözlem ve mizahtan yararlanma\nD) Gerçekliği yansız bir biçimde ele alma\nE) Okuru aydınlatmayı amaçlama", "answer": "D"} {"question": "Lise çağlarında okumaya hevesli bir genç olarak ünlü yazarın evine gittiğimde çok heyecanlıydım. Romanlarına hayran olduğum bu yazarın söyleyeceği tek bir cümle bile bir yazar olmayı isteyen benim için çok önemliydi. Büyük bir merakla “Romanlarınızı yazarken en çok neye dikkat ediyorsunuz?” diye sordum. Usta yazar uzun uzun düşündükten sonra “Romanlarımdaki karakterlerin benim bir kopyam olmamasına!..” dedi ve ekledi: “Onlar kendileri gibi olmalı; sözcükler de bana ait değil, onların olmalı.” Bu parçada sözü edilen usta yazarın vurgulamak istediği aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Romanda yaratılan karakterler yazarın kişiliğinden değil yaşanılan gerçekliğin içinden doğmalıdır.\nB) Bir romandaki kişiler kendilerine has bir şahsiyete ve o şahsiyete uygun bir dile sahip olmalıdır.\nC) Roman kahramanlarının taşıdıkları özellikler ile konuştukları dil arasında uyum bulunmalıdır.\nD) Başarılı bir roman yazarı, yarattığı karakterleri etkileyici kılmak için seçkin bir dil kullanmalıdır.\nE) Bir romancı, içinde yaşadığımız dünyaya benzemeyen yeni bir dünya yaratmayı amaçlamalıdır.", "answer": "B"} {"question": "Behçet Necatigil; Garipçilerle kimi şiirlerinde tematik bir birlikteliğe sahip olmasına rağmen onların ironik, bireyin iç dünyasına pek yer vermeyen üsluplarından uzak durmayı tercih etmiştir. Orta hâlli insanların hayatını kimi zaman trajik, kimi zaman da dramatik bir üslupla irdelemiştir. Garip’in şiiri sıradana indirgeyen anlayışının tam da karşısında yer alarak onu hem biçim hem de içerik yönünden önemsemiş, şiirimize yeni çıkış yolları aramıştır. Bu katmanlı şiir dilinin oluşmasında Necatigil’in dil estetiği, kültür ve geleneği önemseyen tutumunun yanında katmanlı bir anlatım oluşturmak istemesinin de önemli bir payı vardır. Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Behçet Necatigil ve Garipçiler şiirlerinde benzer\nkonuları kullanmıştır.\nB) Necatigil, şiirlerinde insanların duygularına yer vermiştir.\nC) Necatigil şiiri şiir yapan her unsura değer vermiş, bu yönüyle Garipçilerden ayrılmıştır.\nD) Necatigil’e göre ironi şiiri sıradanlaştıran ve şiirde kesinlikle yer almaması gereken bir unsurdur.\nE) Garipçilerin şiirlerinde sıradanlık, gülmece ve alay unsurları görülür.", "answer": "D"} {"question": "Epiktetos kendisine yapılan kötülüğe karşı koyup öç almanın nesinin kötü olduğunu soran birisine “Dostum sana kötülük yapılmamıştır. Çünkü iyi ve kötü senin iradene bağlıdır. Zaten herhangi birisi sana haksızlık ederek kendini yaralamış ve kötülemiş ise bu haksızlığa karşılık vererek niçin sen de kendini yaralamak ve kötülemek istiyorsun?” demiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu parçadaki düşünceyi destekler niteliktedir?\nA) İnsan davranışlarını, içinde bulunduğu toplumun değerler sistemi belirler.\nB) Kötülük, sadece insanın kendi iradesine bağlı davranışlarıyla sınırlıdır.\nC) Haksızlığa uğrayan insanlar, kendi dünyalarında yalnız yaşamayı seçer.\nD) İnsan, ancak kendisine yapılan davranışı karşısındakine yansıtırsa kendini iyi hisseder.\nE) İnsan iradesi zıtlıkları doğru zamanda ortaya çıkararak kendini korur.", "answer": "B"} {"question": "Felsefe tarihi kitapları, bizi bir yere ve zamana uyumlu kılmak gibi bir görevi yerine getirir. Ama felsefe tarihi kitaplarında hapsolup kalmak, felsefe eğitimi alanlar ya da felsefe yapmaya yönelenler açısından tam anlamıyla kısırlık olur. Bir felsefe tarihi kitabı harita gibidir, bu haritada felsefeciler ve eserleri hakkında genel bilgiler bulunur. Bu haritanın yol göstericiliğinde felsefe dünyasını genel çizgileriyle tanımak mümkündür. Fakat haritaya bakarak ya da harita ezberleyerek bu dünyayı, bu dünyanın bir parçasını veya bir bölümünü gerçek bir biçimde kavramak olası değildir; bunu yapabilmek için haritanın içine girmek zorunludur. Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerin hangisidir?\nA) Felsefe, insanın dünya içindeki yerini anlamasını sağlayan sistemli bir düşüncedir.\nB) Felsefe tarihleri, zıt felsefi düşünceleri ortaya koyarak okuyucuya bir perspektif sunar.\nC) Felsefe ile ilgilenen insanlar üretken olmak için felsefe dışındaki alanlardan beslenmelidir.\nD) Felsefe tarihleri, insanların karmaşık felsefi düşünceler arasında kaybolmasını önler.\nE) Felsefenin gerçek verimine ulaşmak için felsefi düşüncenin kendisine yönelmek gerekir.", "answer": "E"} {"question": "I. Onlara göre insan, her tür gereksinmeye olan bağımlılığından kurtulmalıdır. II. Diogenes bu öğretiyi eyleme dönüştürerek gerçek erdeme ancak bu şekilde ulaşılacağını savunurken rivayete göre yaşamını bir fıçının içinde devam ettirmeye vardırıp toplumsal gereksinmelerden kendisini tamamen yalıtmaya yönelmiştir. III. Bu rivayetten hareketle kiniklerin temel felsefi konumları, zamanın uygarlık değerlerine yönelik aldırmaz tavırları ve eleştirel yaklaşımları tarafından şekillenir. IV. Onların temel etik ilkesi erdemdir ve bundan anladıkları da insanın özgürlüğü ve kendi iç bağımsızlığı ile yaşamını sürdürmesidir. V. Kinizme ün kazandıran dolayısıyla kinizmin yayılmasını sağlayan filozof Sinoplu Diogenes’dir ve onun kinik tasarısı, ilksel olana geri dönmek üzerine kuruludur. Yukarıda numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan üçüncü olur?\nA) I\nB) II\nC) III \nD) IV \nE) V", "answer": "C"} {"question": "Metni kısaltmaktan kaçınmamak, atılan cümlelere hiç acımamak gerekir. Hiçbir şey sırf var olduğu için, sırf yazılmış olduğu için kıymetli olamaz. Aynı düşüncenin çeşitlemeleri gibi duran cümleler, çoğu zaman, yazarın henüz tam hâkim olamadığı bir şeyi kavramaya yönelik farklı çabalarının anlatımıdır. O zaman en iyi formülü seçmek ve daha da geliştirmek gerekir. Kurgunun gerektirdiği durumlarda düşünceleri hatta doğurgan olanları bile bir yana atmak yazı tekniğinin önemli bir yönüdür. Tıpkı sofradayken son kırıntıları yemekten kaçınmaya benzer bu. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Düşünceleri etkili kılmak için ayrıntılı bir anlatım tercih edilmelidir.\nB) Bir metnin değeri ile hacmi arasında herhangi bir ilişki yoktur.\nC) Bir metinde yer alan gereksiz ayrıntılar, metnin değerini azaltır.\nD) Uzun metinlerde yazarın vermek istediği mesajlar belirsizleşir.\nE) Bir yazar, kurguda ustalaşmak için yeni formüller kullanmalıdır.", "answer": "B"} {"question": "----. Evliya Çelebi mesela, ardında o kadar büyük bir metin bıraktı ki bir otobiyografisi olmasa da dikkatli bakarsanız bütün hayatı o satırların arasında gizlidir. Ben de bu tarihî şahsiyetlerin arkalarında bıraktıkları eserlerden yola çıkarak, onların bugüne ulaşmalarını sağlayan yeteneklerine odaklanarak yazıyorum romanlarımı. Nitekim Mimar Sinan’ın ardında bıraktığı eserler de onun hayatına dair pek çok hikâye barındırır. Asıl hikâye, yazılanlardan ziyade yazılmayanda, anlatılmayanlarda gizlidir. Ben de romanlarımı bu dile getirilmeyenlere bakarak kurguluyorum. I. Bir yazar için otobiyografinin ne denli önemli olduğu, o yazarla ilgili bir eser kaleme alırken ortaya çıkar II. Bir yazarın kurguladığı her karakter, her mekân, her zaman boyutu, aslında yazarın dünyaya bakışını da yansıtır III. Tarihe mal olmuş önemli şahsiyetleri değerlendirirken yaşadıkları dönemin şartlarını göz önünde bulundurmak gerekir Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre yukarıdakilerden hangileri getirilebilir?\nA) Yalnız I \nB) Yalnız II\nC) Yalnız III\nD) I ve II\nE) II ve III", "answer": "B"} {"question": "Bir dili doğru öğrenip kullanmanın kanıtı o dilde okuyup konuşabilmenin yanı sıra duygu ve düşüncelerin yazılı olarak anlaşılır bir şekilde ifade edilmesidir. Yazılı anlatım; her türlü olay, düşünce, durum ve duyguları, dili en güzel şekilde kullanarak belli bir plan dâhilinde başkalarına ve yarınlara ulaştırmaya ve böylece kalıcılığını sağlamaya imkân veren bir araçtır. Herkes büyük yazar olamasa da isteyen, biraz çaba gösteren herkes dilini iyice öğrenebilir; duygu ve düşüncelerini doğru anlatabilir ve amacını düzgün bir şekilde yazıya dökebilir. Başkalarıyla iletişim kurmanın, kendimizi anlatmanın bir yolu da yazmadır. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?\nA) Yazma eyleminin sadece iyi yazabilenler tarafından yapılabileceği\nB) Kalıcı eser bırakmak isteyenlerin yazmaya başvurduğu\nC) Yazılı anlatım yoluyla geleceğe mesaj bırakıldığı\nD) Yazmanın iletişimin yollarından biri olduğu\nE) Yazarken belli bir düzene uyulduğu", "answer": "A"} {"question": "Afazi; nörologların, psikologların, dil bilimcilerin ve konuşma terapistlerinin üzerinde durdukları; nedenlerini, tedavi tekniklerini inceledikleri bir konudur. Afazi sözcüğünü ilk kez 1874’te Trousseau kullanmıştır ve afazik kişide konuşma bozukluğundan daha farklı bir şeyler olduğunu belirtmiştir. Afazi sözel ve işitsel iletişimi etkileyen ve aynı zamanda da farklı derecelerdeki dil bozukluklarını içeren genel bir terimdir. Afazi beyin kabuğunda ortaya çıkan, beyin dokularının bir seri nedenle incinmesine bağlı oldukça karmaşık bir durumdur. İncelenmeye başlandığı ilk yıllardan itibaren afazi, erken çocukluk döneminde ortaya çıktığında gelişimsel problemler ya da öğrenme güçlükleri ile daha ileriki yaşlarda ise psikiyatrik konuşma bozuklukları ile özellikle şizofrenide ortaya çıkan konuşma bozuklukları ile karıştırılmıştır. Bu parçadan afazi ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) İlk kez 19. yüzyılda adı konulan bir rahatsızlık olduğuna\nB) Farklı hastalıkların belirtileriyle karıştırıldığına\nC) Beyinde yaşanan olumsuzluklar yüzünden oluştuğuna\nD) Farklı yaş gruplarında benzer belirtilerle ortaya çıktığına\nE) Şiddeti kişiden kişiye göre değişen bir hastalık olduğuna", "answer": "D"} {"question": "Sevilen sanatçı; şairlerin birer toplum önderi olmaları, insanları her türlü konuda doğruya yönlendirmeleri gerektiği üzerinde özellikle durmuştur. Ona göre şair, toplumda söz sahibi olmalı; toplumsal sorunlara çözüm üretmeye çalışmalı; gerekirse bunun için politika bile yapabilmelidir. Ancak toplumumuzda insanların, şairlerin kişiliğine bakışları çok peşin yargılı ve şaşılacak kadar çocukçadır. Bu bakışa göre şairin şiir dışında söyleyebileceği bir şey yoktur. Onlar ----. Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?\nA) siyasal düşüncelerin şiirle anlatılmasının şiirin değerini ortadan kaldıracağını düşünürler\nB) şairin şairliğini alkışlarlar ama onun lider olabilme hakkını kabul etmekte ipe un sererler\nC) şairin insanları her türlü konuda doğruya yönlendirebilme vasfını gerekli görürler\nD) toplumda söz sahibi olan şairin, şiirini feda ettiği görüşündedirler\nE) şairlerin kişiliklerinin şiiriyle yorumlanması gerektiğini öğrenmişlerdir", "answer": "B"} {"question": "Avustralyalı astronomların liderliğini yaptığı bilim insanlarından oluşan bir ekip, son dokuz milyar yılın en hızlı büyüyen kara deliğini keşfettiklerini açıkladı. Kara deliğin her saniyede Dünya büyüklüğünde bir kütleyi yuttuğu belirtildi. Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) kara deliği uzayda belirli nicelikteki maddenin kendi içine doğru çöktüğü bir bölge olarak tanımlıyor. Bu bölgede yer çekimi o kadar güçlü ki oradan ışık da dâhil hiçbir şeyin kaçması mümkün değil. Tespit edilen son kara deliğin etrafındaki ışık halesinin Samanyolu galaksisinin ışığından 7000 kat daha parlak olduğu açıklandı. Bu sayede kaliteli ekipmana sahip amatör astronomlar tarafından da görülmesinin mümkün olduğu ifade edildi. Avustralya Ulusal Üniversitesi öncülüğünde yapılan çalışmada, New South Wales ve Güney Afrika’nın Cape Town kentindeki teleskopların kullanıldığı açıklandı. Bu parçada kara delikle ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?\nA) Gözlenirken hangi teleskopların kullanıldığına\nB) Keşfinin amatör astronomlarca yapıldığına\nC) Çekim kuvvetine\nD) Parlaklığının gücüne\nE) NASA’ya göre tanımına", "answer": "B"} {"question": "Bir dil, onu konuşan ulusun yaşayış biçiminin, en geniş anlamda kültürünün, dünya görüşünün, tarih boyunca geçirdiği çeşitli evrelerin ve başka toplumlarla kurduğu ilişkilerin yansıtıcısıdır. Ama bütün bunların yanı sıra her dilin kendine özgü bir “dünyayı anlayış ve anlatış biçimi” vardır. Bu biçim, dilin söz varlığının anlam açısından incelenmesiyle ortaya konabilir. Dildeki benzetmeler, aktarmalar, deyim ve atasözleri incelendiğinde o ulusun çeşitli nitelikleri kendiliğinden belirir. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?\nA) Bir milletin yaşam şeklini, kültürünü, tarihsel gelişimini öğrenebileceğimiz tek kaynak dildir.\nB) Dil bir nehir gibidir, geçip giderken hem çevresinden alır hem de çevresine verir.\nC) Dil, toplumların birbiriyle iletişimini sağlayan en\netkili varlıktır.\nD) Her dil, diğer dillerle mutlaka etkileşim içindedir.\nE) Bir milletin dili incelendiğinde o milletin hayata bakışı ile ilgili bilgi edinilebilir", "answer": "E"} {"question": "(I) Ben çektiğim fotoğraflarda hep bir insan objesini kadrajıma koyarak onun ifadesini, hareketlerini, bakışını yakalamayı daha çekici buldum. (II) Nilüfer Demir nasıl haber fotoğrafçılığına, Kevin Carter nasıl belgesel fotoğrafçılığına ilgi duyduysa ben de Yousuf Karsh’ın portre fotoğraflarını, Helmut Newton’ın kavramsal sanat fotoğraflarını, Ara Güler’in İstanbul’unu görünce büyülendim. (III) İki tane paraflash satın aldım ve evimin bodrum katını yenileyerek kendi fotoğraf stüdyomu yaptım. (IV) Amatör bir ruhla sanatı insanla birleştirmeye ve kendimce bir şeyler çıkarmaya başladım. (V) Ardından da bir site açtım ve oradan fotoğraflarımı paylaşmaya başladım. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra “İnsanı, doğayı, gözlerin içinde o ışığı birleştirmeleri, insandaki o ‘an’ı yakalamaları beni de bu yönde çalışmaya sevk etti.” cümlesi getirilebilir?\nA) I\nB) II\nC ) III\nD) IV\nE) V", "answer": "B"} {"question": "Çağımızın yazarları mı daha ilginç geliyor size yoksa geçmiş çağların yazarları mı, diye sorsaydım nasıl yanıtlardınız merak ediyorum. Gördüm ki çoğunluk, özellikle genç yaştaki okurlar çağdaşlarına, giderek günün yazarlarına daha geniş bir ilgi duyuyorlar. Ayrıca bu ilgi ibresinin küçümsenmeyecek bir oranda çağdaşlardan yana olduğunu, kitap satışlarıyla da ölçme olanağı var. Kendi deneylerime gelince uzunca bir aradan sonra çağımın dışına doğru sarkmaya, geçmişin yazarlarıyla ilişki kurmaya başladım. Bu parçanın yazarının aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenemez?\nA) Günümüzde hangi eserlerin daha çok okunduğu benim için önemlidir.\nB) Geçmişte yazılan eserler, günümüz yazarlarının eserlerinden daha çok okunuyor.\nC) Gençlik okuyacağı eserlerde kendi çağının izlerini bulmak istiyor.\nD) Okuduğum eserlerde, sadece günümüzün beklentilerini bulmayı istemiyorum.\nE) Günümüze dair istatistiksel veriler toplumun okuma yönünü göstermektedir.", "answer": "B"} {"question": "Yazınsal yapıt, kullandıktan sonra ilişkimizi kestiğimiz bir gereç değildir. Taşıdığı sanatsal değerden ötürü resim, müzik gibi sanat harikalarına nasıl birçok kez yöneliyorsak bir sanat ürünü olarak yazınsal yapıtı da defalarca ele alabiliriz. Bir tabloyu inceledikten sonra ona bir daha bakmamak ne denli çarpık bir davranışsa bir şiiri bir kez okuyup bir köşeye atmak da o denli yanlıştır. Pek çok yazınsal yapıtın aynı okurda, her okuyuşta ilgi uyandıran bir yönünün olduğu yadsınamaz. Bu parçadan yazınsal yapıtla ilgili aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılabilir?\nA) Okunduktan sonra unutulmaya terk edilmesinin\nyanlışlığı\nB) Ancak zamanla değerinin anlaşılabileceği\nC) Taşıdığı sanat değerinin tartışılabileceği\nD) Sanat kaygısı taşıyan ürünlerekarşı ön yargı geliştirilebileceği\nE) Estetik duyarlılığı ulaşılmaz kıldığı", "answer": "A"} {"question": "Orta Asya, Afganistan ve Hindistan tarihi için orijinal bir kaynak olan Bâbürnâme’nin; konuşur gibi rahatlığa sahip ifadesinde sadelik ve tabiiliğin yarattığı özel bir güzellik vardır. Eser herhangi bir ön söz veya bir giriş kısmı olmaksızın Bâbür’ün on iki yaşında Fergana tahtına çıkışı ile başlayıp ölümünden bir yıl öncesine kadar olan zaman içindeki hayat macerasını anlatmaktadır. 1509 ile 1519 arasındaki devreye ait bölüm bulunmadığı için onun ne zaman yazılmaya başlandığı hâlâ bilinmiyor. Bâbürnâme her şeyden önce bir otobiyografidir fakat hatırat olarak başlar sonra günlük, seyahatname olarak devam eder. Bütün devri ve kişileri çevresiyle anlatırken bir tarih metninden farksızlaşır. Bâbür, coğrafi çevreyi de aynı realist ve gözlemci zihniyetle eserine aksettirir. O kuvvetli dikkatiyle çevresinde gördüğü her şeye alaka gösterir; kendi ruhunu, aklını toptan bir kavrayışla eşyanın, tabiatın, canlıların ruhuna aşılar. Bu parçadan hareketle Bâbürnâme ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Belli bir türün içine sıkışıp kalmayan türler arası\nbir metindir.\nB) Nesnel bir bakış açısıyla tarihî kişiliklere yer verilmiştir.\nC) Bâbür’ün yönetimi altındaki geniş bir coğrafya\nanlatılmıştır.\nD) Yansıtılan çevre gerçekçi bir biçimde ele alınmıştır.\nE) Mevcut olmayan bölümler yüzünden yazılış tarihi\nbelirsizdir.", "answer": "C"} {"question": "Orta Asya, Afganistan ve Hindistan tarihi için orijinal bir kaynak olan Bâbürnâme’nin; konuşur gibi rahatlığa sahip ifadesinde sadelik ve tabiiliğin yarattığı özel bir güzellik vardır. Eser herhangi bir ön söz veya bir giriş kısmı olmaksızın Bâbür’ün on iki yaşında Fergana tahtına çıkışı ile başlayıp ölümünden bir yıl öncesine kadar olan zaman içindeki hayat macerasını anlatmaktadır. 1509 ile 1519 arasındaki devreye ait bölüm bulunmadığı için onun ne zaman yazılmaya başlandığı hâlâ bilinmiyor. Bâbürnâme her şeyden önce bir otobiyografidir fakat hatırat olarak başlar sonra günlük, seyahatname olarak devam eder. Bütün devri ve kişileri çevresiyle anlatırken bir tarih metninden farksızlaşır. Bâbür, coğrafi çevreyi de aynı realist ve gözlemci zihniyetle eserine aksettirir. O kuvvetli dikkatiyle çevresinde gördüğü her şeye alaka gösterir; kendi ruhunu, aklını toptan bir kavrayışla eşyanın, tabiatın, canlıların ruhuna aşılar. Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak isteneni aşağıdakilerden hangisi karşılamaz?\nA) Manevi niteliklerini çevresine aktarmak\nB) Düşüncelerini başkasına benimsetmek\nC) Duygularıyla başka varlıkları etkilemek\nD) Varlığıyla etrafındakileri yönlendirmek\nE) Dış dünyadaki varlıklarla özdeşleşmek", "answer": "E"} {"question": "Klasik Türk müziğinin kaynağını, Türklerin ilk vatanı Orta Asya’da değil Orta Doğu’da aramak gerekir. Gerçekten de ud, ney, tambura gibi birçok çalgının benzerlerini Eski Mısır kabartmalarında görmek mümkün. Osmanlı Devleti 13. yüzyılda kurulsa da müzik alanında varlık göstermesi 16 hatta 17. yüzyılda olmuştur. Bu nedenle 14 ve 15. yüzyıllarda büyük besteciler çıkarmış Herat müzik ekolünü “Osmanlı Öncesi” olarak niteleyebiliriz. Hüseyin Baykara’nın hüküm sürdüğü yıllarda bilim, kültür ve özellikle müzikte ününü duyuran Herat’tan Meragi ve Şadi gibi tüm İslam dünyasında adları bilinen besteciler çıkmıştı. Bu atılımın bir benzeri, Sultan II. Murat Dönemi’nde Bursa’da başlamıştır. Kendisi de bir besteci olan II. Murat yeni makamlar ve çalgılar bulanları teşvik amacıyla çeşitli armağanlar vermekten geri kalmıyordu. Bu tarihlerde Herat üslubunun etkisinde olan Osmanlı müziği, İstanbul’un fethinden sonra Bizans müziğinden de etkilenecektir. Tarih sahnesinde Doğu’yla Batı’nın buluşmasının, sürekli çatışarak birbirinden etkilenmesinin, birbirini değiştirmesinin bir örneğidir İstanbul’un fethi. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) İstanbul’un Fethi, kültürel etkileşimlerin ortaya çıkmasını sağlayan tarihî bir olaydır.\nB) Osmanlı’nın kuruluş aşamasında, müzikte önemli sayılacak bir gelişme yaşanmamıştır.\nC) İslam dünyası içinde müzik konusunda farklı anlayışları temsil eden oluşumlar vardır.\nD) İstanbul’un Fethi’nden sonra Osmanlı müziğinde, Batılı müzik anlayışı ağırlığını hissettirir.\nE) Osmanlı Devleti’nde yönetici kadrolar da müziği desteklemiş ve müzikle ilgilenmiştir.", "answer": "D"} {"question": "Klasik Türk müziğinin kaynağını, Türklerin ilk vatanı Orta Asya’da değil Orta Doğu’da aramak gerekir. Gerçekten de ud, ney, tambura gibi birçok çalgının benzerlerini Eski Mısır kabartmalarında görmek mümkün. Osmanlı Devleti 13. yüzyılda kurulsa da müzik alanında varlık göstermesi 16 hatta 17. yüzyılda olmuştur. Bu nedenle 14 ve 15. yüzyıllarda büyük besteciler çıkarmış Herat müzik ekolünü “Osmanlı Öncesi” olarak niteleyebiliriz. Hüseyin Baykara’nın hüküm sürdüğü yıllarda bilim, kültür ve özellikle müzikte ününü duyuran Herat’tan Meragi ve Şadi gibi tüm İslam dünyasında adları bilinen besteciler çıkmıştı. Bu atılımın bir benzeri, Sultan II. Murat Dönemi’nde Bursa’da başlamıştır. Kendisi de bir besteci olan II. Murat yeni makamlar ve çalgılar bulanları teşvik amacıyla çeşitli armağanlar vermekten geri kalmıyordu. Bu tarihlerde Herat üslubunun etkisinde olan Osmanlı müziği, İstanbul’un fethinden sonra Bizans müziğinden de etkilenecektir. Tarih sahnesinde Doğu’yla Batı’nın buluşmasının, sürekli çatışarak birbirinden etkilenmesinin, birbirini değiştirmesinin bir örneğidir İstanbul’un fethi. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?\nA) Sanat alanındaki önemli gelişmeler, kültürlerin etkileşimi olmadan ortaya çıkar.\nB) İçinde bulunulan coğrafya, milletlerin sanat anlayışını şekillendiren unsurlardan biridir.\nC) Sanatların gelişmesi, öncelikle yönetici sınıfların sanatı ve sanatçıları desteklemesine bağlıdır.\nD) Toplum tarafından ilgi görmeyen sanatların, atılım göstermesi mümkün değildir.\nE) Sanat, ancak bilim ve kültürün büyük bir ilerleme sağladığı dönemlerde güçlenebilir.", "answer": "B"} {"question": "İlçemizde yapılacak etkinliklerden ilki bir resim sergisi açmaktı. Serginin açılışında bölgemizin tanınmış ressamı Canan Şanlı da vardı. Sanatçı, yaptığı konuşmada “Sanatın önünü açmak gerekir.” dedi. Açılış konuşmasının ardından ziyaretçilerin sorularını yanıtladı ve sanatçı, sıcak renkleri daha çok tercih ettiğini belirtti. Bu renkleri elde edebilmek için koyu renkleri açmak, onları yumuşatmak gerektiğini çünkü bu sıcak renklerin ruhlarımızı açmak için var edildiğini söyledi. Bu parçada “açmak” sözcüğü aşağıdaki anlamlardan hangisine karşılık gelecek şekilde kullanılmamıştır?\nA) Engeli kaldırmak\nB) Ferahlık vermek\nC) Güzel göstermek\nD) Rengin koyuluğunu azaltmak\nE) Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak", "answer": "C"} {"question": "Kendi sözel birimlerine, sözcüklerine, cümlelerine, paragraflarına bu kadar hâkim kaç tane ilk kitap gördük biz? ---- bir ilk kitap bu; ne yapacağına, neyi ve nasıl anlatacağına çoktan karar vermiş. Sonra öyküden öyküye bizi artan bir kaçınılmazlık duygusuyla sonuca iletmesi var, zaten ---- söylemiş olduğunu sonunda hissettirmesi de bunu gösteriyor. Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?\nA) Ustalığı yakalayan - yavaşça\nB) Elleri titremeyen - başta\nC) Çıtayı aşan - açıkça\nD) Özgün olabilen - defalarca\nE) Açıklığı hedefleyen - derinlerde", "answer": "B"} {"question": "Kimin sözüydü sahi: “Hikâye, kelime kusarak değil kelime yutarak yazılır.” demişti. Elbet Sait Faik için bu tanımı kullanmak iddialı olmayacaktır fakat azla yetinmişlik olacağı kesindir. Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Sözcükleri az bilinen anlamlarıyla kullanması\nB) Kelime kullanırken seçici olunması\nC) Belli sözcüklerin sıklıkla kullanılması\nD) Yazarın kendine özgü kelimeleri kullanması\nE) Az kelimeyle çok şey anlatması", "answer": "E"} {"question": "(I) Ada Lovelace’in 1842’de Cambridge Üniversitesi profesörlerinden Charles Babbage ile çalışmaya başlaması yaşamının dönüm noktalarından biridir. (II) Babbage, Lovelace’in çevirdiği bir makaleden çok etkilenmiş ve şahsi notlarını da bu makaleye eklemesini istemişti. (III) Lovelace’in eklediği bu notlar, makalenin üç katı uzunluktaydı ve bir hesaplama yönteminden bahsediyordu. (IV) Babbage’ın “Analitik Makine” adlı hesaplayıcısı için yazdığı bu ilk algoritma, günümüz bilgisayarlarının yazılım konusundaki temeli kabul edilmektedir. (V) 1843’te yayımladığı bir makalede, böyle bir makinenin uygun programlanması durumunda sadece sayılarla değil; sözcüklerle, müzikle, grafiklerle de işlem yapabileceğini öngörmüştür. Bu parçada “bir olayın yeni bir duruma geçme zamanı” anlamında söz hangi cümlede kullanılmıştır?\nA) I\nB) II\nC) III\nD) IV \nE) V", "answer": "A"} {"question": "(I) Divan şairi; kendisini içinde yaşadığı toplumdan ayrı görmeyen bürokrat, asker, ilim mensubu, tasavvuf ehli, esnaf veya serbest meslek sahibi bir kişiydi. (II) Toplumda şair diye ayrı bir tip mevcut değildi. (III) Şairin içinde yaşadığı cemiyetin genel yaşam kurallarına ters düşmesi hiç söz konusu olamazdı. (IV) Ama bu durum Tanzimat’tan sonra değişti. (V) Batı edebiyatında olduğu gibi derbeder, perişan, toplumun ölçülerine ters düşmüş, içinde yaşadığı şartlardan şikâyetçi, anlaşılmamaktan yakınan bedbaht bir şair tipi ortaya çıktı. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerin hangisi söylenemez?\nA) I. cümlede şairlerin toplumda şairlik dışında da statülerinin olduğu dile getirilmiştir.\nB) II. cümlede şairlik diye ayrı bir mesleğin olmadığından bahsedilmiştir.\nC) III. cümlede şairlerin toplumla uyumlu insanlar olduğu belirtilmiştir.\nD) IV. cümlede bir dönüşümden söz edilmiştir.\nE) V. cümlede Batılılaşmayı yanlış yorumlamış bir şair tipi ortaya çıkmıştır.", "answer": "E"} {"question": "Dostoyevski’nin ilk Avrupa seyahatinden hemen sonra kaleme aldığı, 1863 yılında yayımlanan, kişisel tanıklıklarının izlerini taşıyan Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları; öfkeli ve alaycı bir Batı eleştirisi içeren gezi türünde bir eserdir. Bu cümleden aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?\nA) Eser, kişisel duygularla yazılmış bir yergi niteliği taşımaktadır.\nB) Dostoyevski, eserinde Batı’ya karşı olumsuz tutum sergilemiştir.\nC) Eserin yazıldığı zaman ile yazarın seyahati arasında kısa bir zaman dilimi vardır.\nD) Dostoyevski’nin başka türde yazdığı eserler de bulunmaktadır.\nE) Eser, yazarın belli bir dönemdeki yaşantısına ışık tutmaktadır.", "answer": "D"} {"question": "Aşağıdaki yargılardan hangisi kişisel düşünce içermemektedir?\nA) Romanlarında betimlemelerin görsel şölene dönüştüğü fantastik bir dünya kurar.\nB) Yazar; roman kişilerini dünyadan elini eteğini\nçekmiş, yalnız kişilerden seçer.\nC) Romanındaki zamanda geriye dönüşler okurda\ngeçmiş zamanda yaşıyormuş hissi uyandırıyor.\nD) Seçtiği mekânların orijinalliği yazarın romanının\nen güçlü yanıdır.\nE) Hiçbir anlayışa bağlı kalmadan yazdığı romanların çok satılmasının nedeni, romanlarının gerçek\nhayatla bağlantılı olmasıdır.", "answer": "B"} {"question": "Soyu tehlike altında olan kuş türlerinden ak turnaların dünya üzerinde batı, orta ve doğu olmak üzere üç farklı bölgede yaşadıkları bilinirken batı bölgesindeki popülasyonda yaşayan tek bir birey kaldığı için teorik olarak türün batı popülasyonundaki soyu artık tükenmiş olarak kabul ediliyor. Bu cümleden ak turnalar ile ilgili kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Orta ve doğu bölgelerinde de yakın zamanda yok\nolma riskiyle karşı karşıyadır.\nB) Günümüzde soyu tükenme tehlikesi yaşayan kuş\ntürlerinin başında gelmektedir.\nC) Dünya üzerindeki varlığına sadece orta ve doğu\nbölgelerinde rastlanabilmektedir.\nD) Koruma çabaları sayesinde orta ve doğu popülasyonları varlığını sürdürmektedir.\nE) Çoğalma imkânı olmadığı için kuramsal olarak\nbatıdaki varlığı yok sayılmaktadır.", "answer": "E"} {"question": "Nazif Paşa’nın beklediği haber çabuk geldi. O güne dek hiçbir şahsi talebi olmayan bu değerli askerin isteği emir kabul edilmiş, hemen yerine getirilmişti. Ayrıca içinde bulunduğu sıkıntılı durum ordu mensuplarının malumuydu. Paşa, belirli bir yer talebinde bulunmamış ama İstanbul’dan oldukça uzağa gitmek istediğini hissettirmişti. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) Ünsüz türemesi\nB) Ünsüz benzeşmesi\nC) Ünsüz düşmesi\nD) Ünsüz değişimine aykırılık\nE) Ünsüz değişimi", "answer": "C"} {"question": "I. Dijital araçlarla çok fazlave amaçsızca geçirilen zaman, çocukların ve gençlerin sosyalleşmesini engellemekte ve aynı zamanda fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklara neden olmaktadır. II. Çağımızın en büyük sorunlarından olan yalnızlık ve dijital bağımlılık arasında anlamlı bir ilgi olup olmadığı araştırılmaktadır. III. Özellikle lise dönemindeki gençlerde dijital bağımlılık çok daha üst seviyededir. IV. Yüz yüze iletişim yerine dijital araçlarla iletişim kuran insanlar, en uzaktaki bir insana ulaşırken en yakınındaki insanlardan uzaklaşarak yalnızlaşmaktadır. V. İletişim araçlarındaki artışın insanların yalnızlaşmasındaki artışla orantılı olması araştırılması gereken bir konudur. Numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?\nA) I. cümle yapısına göre bağlı cümledir.\nB) II. cümle birleşik yapılı bir isim cümlesidir.\nC) III. cümle basit yapılı bir isim cümlesidir.\nD) IV. cümle olumlu, birleşik bir cümledir.\nE) V. cümle iki ögeli birleşik bir isim cümledir.", "answer": "B"} {"question": "Venezuela’da Catatumbo Nehri’nin Maracaibo Gölü ile birleştiği yerde yılın 260 günü yağmur, fırtına ve şimşekle geçiyor. Burada gökyüzü, bazı geceler binlerce şimşeğin faaliyeti sonucu oluşan elektriğin etkisiyle dokuz saat boyunca aydınlanıyor. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?\nA) Zarf-fiil\nB) Edat\nC) İşaret zamiri\nD) Bağlaç\nE) Belgisiz sıfat", "answer": "A"} {"question": "Aşağıdakilerin hangisinde yazım yanlışı vardır?\nA) Uzun, yorucu bir yoğun bakım nöbetinin ardından başhekim, hastaların kendileri gibi sararmış\ndosyalarını inceliyordu.\nB) Her gece birkaç koyunu sırra kadem basan Çoban Rıza, bu olağan dışı duruma karşı kendini çaresiz hissediyordu.\nC) Salondaki bütün yüzler şimdi ona dönük, pürdikkat, Göğe Bakma Durağı şiirini okumasını bekliyordu.\nD) Hasan Çavuş, Bayramiç köyündeki bölüğe sevk edildiğinde komutanlarının yanı sıra emrindeki erlerden de ayrıldığına üzülmüştü.\nE) Ferit, Karaköy sahilinden kuzeydoğuya yönelip Kılıç Ali Paşa Külliyesi önüne çıktığında kar atıştırmaya başlamıştı.", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı yoktur?\nA) Buğday tarlasının içinde sereserpe uzanıp dinleniyordu.\nB)Bugüne kadar düşekalka geçinip gidiyorlardı.\nC) Ardarda gelen kötü haberler canını sıkmaya yetmişti.\nD) Onunla yüz yüze görüşmek istediğini defalarca\nsöylemişti.\nE) Bu pastayı yapmak için birebir ölçü kullanmanız\ngerekiyor.", "answer": "D"} {"question": "(I) Deneyimler bize ne kadar akılla ısrar edersek, ilhamdan o kadar uzaklaştığımızı söylüyor. (II) Eski bilgeler, boş bir kamışa dönüşmekten ve sezginin bu kamışların içinden akmasının mümkün olduğundan bahsediyor. (III) Hemen o anda kavrayamasak, dile dökemesek de bazı bilgiler ve görüntüler geçer aklımızdan. (IV) Bu bilgiler, aslında bize ait değildir; milyonlarca yıllık insanlık hafızasının izlerinden bize aktarılanlardır. (V) Bizler bugünkü aklımızla nasıl algılayacak, yorumlayacak ve aktaracağız? Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bir noktalama yanlışı yapılmıştır?\nA) I\nB) II\nC ) III\nD) IV\nE) V", "answer": "A"} {"question": "Birçok insan gençliğinde şiirler ( ) öyküler yazar. Bu yazma işi yazarlık mesleğinin gerekleriyle beslenmeli ( ) Öncelikle niçin yazdığını, nasıl yazması gerektiğini, bu işin kurallarını ve aşamalarını bilmeli gençler ( ) Aksi hâlde yazar adını hak edemez. Yazının o ince, uzun ve zorlu yolunu yürümeyi göze alamayan gençler ( ) çoğu kez hayal kırıklığıyla baş başa kalır. Çünkü yazmak yazının yapısını kavramış insanlara özgü bir uğraştır ( ) Bu parçada parantezle ( ) belirtilen yerlere aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangisi sırasıyla getirilmelidir?\nA) (,) (…) (.) (;) (…)\nB) (,) (.) (.) (;) (.)\nC) (;) (.) (:) (,) (…)\nD) (,) (;) (.) (,) (!)\nE) (,) (.) (…) (;) (.)", "answer": "B"} {"question": "(I) Modern şiir bir yandan epiğe karşı liriği öne çıkarırken öte yandan da şiir dilinin yerine nesir dilinin geçmesi sürecini yaşamıştır. (II) Çünkü nesir, kökünde ilerleme kavramını içerir. (III) Bu da Tanzimat Dönemi şairlerinden itibaren uzun süre heyecan yaratan şiirin organik bütünlüğü arayışının kolayca hikâye diline yaslanmasını doğurmuştur. (IV) Çünkü hikâye, belirli bir geliştirme ve final hedefine uygun yapılanır. (V) Orhan Veli kuşağı dâhil yaklaşık bir asırlık sürede ana akım Türk şiiri aynı zamanda hikâye ile imge arasındaki gerilimde oluşmuştur. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra “Buradan hareketle modern Türk şiirinin uğraştığı önemli sorunlardan birisi olarak poetik değerin referansının ilerleme ve gelişme kavramına dayandığı görülür.” cümlesi getirilebilir?\nA) I\nB) II\nC ) III\nD) IV\nE) V", "answer": "A"} {"question": "Onun “kullanılmaya elverişli bir eşya olma niteliğinden yoksun” olarak nitelediği şiir, soylu bir sanattır. Şiirin dili, yaşamın dilinden başka bir dildir ki buna us dışı bir dil de diyebiliriz. Şiirin dilini öğrenmek, dilin içinde yabancı bir dil öğrenmektir. Bu nedenle şiiri herkes anlayamaz, şiir bu yüzden okuyucusu az bir sanat dalı sayılır. Bu parçaya göre şiirin okuyucusunun az olması aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?\nA) Şiir dilinin toplumdan kopuk olmasından\nB) Yaşamın şartlarının anlaşılmamasından\nC) Şiire özgü üsluba hâkim olunamamasından\nD) Gerçeklerin olduğu gibi anlatılmamasından\nE) Şiir hakkında birikime sahip olunmamasından", "answer": "C"} {"question": "Kelebekler çok güçlü, farklı türde ve renkte kanatlara sahiptir. Geniş kanatlılar uzun uzun süzülürken, ince kanatlılar hızlı uçup çok çabuk yer değiştirebilir. Bazı kelebek türleri inanılmaz uzaklıklara uçabilir, kışı daha sıcak bir yerde geçirmek için 5.000 kilometreden fazla uzağa göç edebilir. Kral kelebekleri sonbaharda soğuklar gelmeden önce Kuzey Amerika’dan Meksika’ya kadar uçarak 3.200 kilometre yol alır. İki ay kadar süren bu yolculuk boyunca nektarla beslenerek daha ılıman bir iklime göç ederler. Bu parçadan kelebekler ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Yapısal özelliklerine\nB) Türlerinden birinin uçtuğu mesafeye\nC) Göç ettikleri iklim ve beslenmelerine\nD) Türleri arasındaki benzerliklere\nE) Göç hareketleriyle ilgili öznel bir yargıya", "answer": "D"} {"question": "Trabzon’un Maçka ilçesinin Altındere köyü sınırları içinde, Altındere Vadisi’ne hâkim Karadağ’ın eteklerinde sarp bir kayalık üzerine kurulmuş olan Sümela Manastırı, halk arasında “Meryem Ana” adı ile anılır. Vadiden yaklaşık 300 metre yükseklikte bulunan yapı; bu konumuyla manastırların şehir dışında, ormanda, mağara ve su kenarlarında kurulma geleneğini sürdürmüştür. Rivayete göre Bizans İmparatoru I.Theodosius zamanında (375-395) Atina’dan gelen Barnabas ve Sophranios isimli iki rahip tarafından kurulmuş olan manastır, 6. yüzyılda İmparator Justinianus’un manastırın onarılarak genişletilmesini istemesi üzerine generallerinden Belisarios tarafından tamir edilmiştir. Bu parçadan Sümela Manastırı ile ilgili aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?\nA) Ulaşılması zor bir yere inşa edildiği\nB) Zaman içinde onarıldığı\nC) Farklı adlarla anıldığı\nD) Şehir dışındaki ilk yapı olduğu\nE) Başka manastırla benzerlik gösterdiği", "answer": "D"} {"question": "(I) Dokuma tekniğinin ilk ne zaman ve nerede kullanılmaya başladığı bilinmese de bilinen tek şey Orta Asya’dan yayılmaya başladığıdır. (II) Bu bölgelerde yaşayan yerliler büyük bir nüfus patlaması sonucu Batı Asya’ya göç etmek zorunda kaldılar. (III) Göç sırasında çok ağır hava koşulları sebebiyle keçi yününden kilimler dokudular ve ısınmayı sağladılar. (IV) Kilim, MÖ 2300’lü yıllarda “Kraliçe Örtüsü” adıyla da bilinir. (V) Kilim, ısıtmanın dışında kültürel açıdan bakıldığında geçmiş ile günümüzü bağlayan köprü niteliğinde bir sanat eseridir. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?\nA) I\nB) II\nC ) III\nD) IV\nE) V", "answer": "D"} {"question": "İlaçların etkisinin cinsiyet temelli olarak ele alındığı bir araştırma, bazı ilaçlara kadın ve erkeklerin yüzde altmışa varan oranlarda farklı tepkiler gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu araştırma kapsamında incelenen ilaçlardan birinin tansiyon düşürücü özelliği de var. Kimi doktorların 40 yaşından itibaren her gün alınmasını tavsiye ettiği bu ilacın; erkekleri sadece yüksek tansiyona, kadınları ise beyin kanamasına karşı koruduğu belirlenmiştir. Bu farklılıkta öncelikle kadın ve erkek arasındaki boy ve kilo farkı öne çıkmıştır. Ayrıca kadınlardaki yağ dokularının fazlalığına bağlı olarak ilaçların vücutlarında daha yavaş emilmesi ve böbreklerinden daha yavaş atılması gibi faktörlerin de bunda rol oynadığı düşünülmektedir. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?\nA) İlaçların cinsiyete göre farklı etkiler oluşturması\nsıklıkla rastlanan bir durumdur.\nB) Tansiyon ilaçları, kadınlarda beyin kanaması riskini azaltmaktadır.\nC) Vücuda alınan ilaçların büyük kısmı, sindirim sistemi yoluyla vücuttan atılır.\nD) İlaçlar, yağ dokuları üzerinden vücudun tüm bölgelerine yayılmaktadır.\nE) Kadın ve erkeklerin ilaçlara verdiği tepkiler fizyolojileriyle ilintilidir.", "answer": "E"} {"question": "Günümüzde öğrenci başarısı ve öğrenilen bilgilerin kalıcılığı eğitimin amacı olmaktan çok çağın bir gerekliliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu gereklilik eğitim ve öğretime yönelik geleneksel bakış açısını değiştirmekte, yeni model ve anlayışlar için fırsatlar vermektedir. İnsanın bilgiye ulaşabilmesi ve bilgiyi kullanabilmesi için öğrenmenin kalıcı olması gerekmektedir. Öğrencilerin daha etkili ve verimli öğrenmelerini gerçekleştirme yollarından biri, derste günlük yazmalarını sağlamaktır. Ders günlüğü yazmanın akademik başarının artması sürecini destekleyici bir rol üstleneceği söylenebilir. Çünkü günlük yazmak, öğrencinin kendini izlemesi ve kendisi ile ilgili farkındalığı arttırması için fırsatlar verir. Ders günlükleri öğrencilere öğrendiği konuları kendi ifadeleriyle yazma, tekrar etme, çalışma olanağı sağlamanın yanında sorularını ve düşüncelerini yazılı olarak ifade etme imkânı da vermektedir. Ders günlükleri, öğrencinin öğrenme sürecinde yaptığı araştırma, sorgulama, deneme, gözlem, öneri vb. çalışmalarını, duygu ve düşüncelerini ifade ettiği yazılı belgeler olarak kabul edilmektedir. Öğrenme yaşantılarını yansıtan ders günlükleri öğrenciye öğrenme sürecinde aktif bir biçimde yer alma olanağı sunar. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?\nA) Ders günlükleri, öğrencilerin kendi öğrenmelerini izlemesi ve düşüncelerini yansıtması noktasında etkili bir uygulamadır.\nB) Günlük yazan öğrenci, gerektiğinde geri dönüp yazdıklarını inceleyerek kendini gözlemleme fırsatını bulur.\nC) Bilgilerin kalıcılığını sağlamak için uygulanan ders günlükleri akademik başarıya yardımcı bir yöntemdir.\nD) Günümüzde öğrenci başarısının gelişimi için farklı yöntemler kullanılması bir ihtiyaçtır.\nE) Ders günlükleri, öğrencinin öğrendiği konuları tekrarlama olanağı sağladığından öğrenmede en etkili yöntemdir.", "answer": "E"} {"question": "----. Bunun en iyi ispatı musiki ve şiirin en güzel örneklerinin hep aynı dönemlerde verilmesiyle olmuştur. Bu dönemlerden biri hiç şüphesiz XVII. yüzyıldır. XVII. yüzyıldaki divan şiirine bestekârların çok fazla rağbet ettiği görülmüştür. XVII. yüzyıl, Osmanlı Devleti’nde siyasi ve ekonomik açıdan duraklamanın yaşandığı ve gerilemenin başladığı bir dönemdir. Buna rağmen bu durum sanata sirayet etmemiş, sanatta büyük gelişmeler kaydedilmiştir. Bu yüzyıllarda bestelenen şiirlerin birçoğunu da tasavvufi şiirler oluşturur. Bazı mutasavvıf divan şairlerinin neredeyse divanlarındaki tüm şiirleri bestelenmiştir. Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?\nA) Osmanlı sahası, tarihî ve sosyal çalkantılara rağmen Türk edebiyatının XVII. yüzyılda en verimli\nve parlak alanıdır.\nB) Klasik Türk şiiri ve klasik Türk musikisi yüzyıllar\nboyunca birbirini tamamlayan sanat dalları olmuştur.\nC) Sanat, insanların kendilerini hem bulundukları\nçağda hem de ileriki çağlarda insanlara karşı anlatan en etkili iletişim yoludur.\nD) Türk kültüründe şiir ve musikinin en uyumlu şekilde işlendiği zaman XVII. yüzyıldır.\nE) Sanat, günümüze kadar çeşitli dallara ayrılmış ve\nbu sanat dalları, dinlere, geleneklere, icra eden\nsanatçıların kabiliyetlerine göre zenginleşmiştir.", "answer": "B"} {"question": "Tiyatronun erken dönemlerinde trajediden çok komedi popüler bir nitelik taşır. Tekniğin kısıtlı olduğu bu dönemde yaygın tavır; komik olanı, tuhaf insan davranışlarını tek tek derleyip mask adı verilen bir yüz kalıbında ifade düzlemine taşımaktır. Maskın sağladığı sembolik ifade ile komik tipin veya ondan kaynaklanan alaya almanın seyircide uyandırabileceği olumsuz tepkilerin önüne geçilir. Mask, seyircide bir yabancılaştırma efekti uyandırarak sahnede sergilenen duygu ve düşüncelerin tüketilebilir hâle gelmesini sağlar. Seyirci kendi hayatından bambaşka bir oyunun sahnelendiği duygusu içinde sahnedeki oyuna kendini kaptırır. Böylece toplumsal aksaklıklar, ahlaki bozukluklar komedi aracılığıyla gözler önüne serilir. Bu parçaya göre “mask”ın komedideki esas işlevi aşağıdakilerden hangisidir?\nA) En ciddi duyguların bile kimi durumlarda mizahi bir yönü olduğunu göstermek\nB) Yaşamda karşılaşılan olumsuz tipleri, izleyicinin örnek almasını engellemek\nC) Seyirciyi eğlendirerek onun toplumsal yaşamdaki sıkıntıları unutmasını sağlamak\nD) Duyguları ve heyecanları somut bir biçimde ortaya koyarak belirginleştirmek\nE) Seyircinin alaya alınan karakterlerle arasına bir mesafe koymasını sağlamak", "answer": "E"} {"question": "Kemal Sunal, Türk komedi filmlerinde nitelikli yapım ve pazarlama eksiklikleri nedeniyle küresel bir oyuncu olamadığı için kültürel bir bayrak olarak görebileceğimiz sinema alanında önemli bir tanıtım ve imaj kaybıyla da ortaya çıkmaktadır. Ulusal sinema pazarı için taşıdığı reyting değeri; kendi filmlerini birbirine rakip kılan televizyon endüstrisinde, değer kaybetmeyeceği gibi günbegün ülke gerçeğinin sosyopsikolojik tahlili konusunda referans kaynağı olmaya devam edecektir. Kaba komedi kalıplarına sıkışmadan sergilediği derinlikli karakter yapısıyla güldüren ve etkisi giderek artan oyunculuğuyla Kemal Sunal ve Şaban tiplemesi izleyicinin zihninde kalmaya devam edecektir. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?\nA) Kemal Sunal filmlerinin tanınmaması ulusal kültürümüzün tanıtılmasında önemli bir eksikliktir.\nB) Kemal Sunal filmlerinde toplumsal hayatın ve insan psikolojisinin çözümlemesine ulaşılabilir.\nC) Türk sinemasının tanınmamasında kaliteli prodüksiyon ve pazarlama yetersizliği önemli bir etkendir.\nD) Kemal Sunal filmleri diğer komedi filmlerine rakip olacak düzeyde başarılı yapımlardır.\nE) Kemal Sunal filmleri ülkemizde çokça izlenirken diğer ülkelerde fazla izlenememiştir.", "answer": "D"} {"question": "İletişimin özünde alıcıyı belli bir amaca yönelik etkilemek ve göndericinin mesajının alıcıya amaca uygun bir şekilde ulaştırılması yatmaktadır. Bu tespitin altını çizen en güzel örnek, farklı kültür mensuplarının karşılıklı iletişimlerinde yaşadıkları “iletişim kazaları”dır. İletişim kazaları, amaca uygun olarak etkilemenin başarısız olduğu durumlarda karşımıza çıkmaktadır. Ancak hemen şunu da eklemek gerekir ki farklı kültür mensupları arasında yaşanan iletişim kazaları, aynı kültür mensupları arasında da yaşanmaktadır. Bir başka ifadeyle iletişim kazaları hem interkültürel hem de sosyokültürel boyutta yaşanabilir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) İletişimde yaşanan aksaklıkların nedeni çeşitlilik gösterir.\nB) İletişimde yaşanan aksaklıları amacımıza en uygun cümleleri seçerek önleyebiliriz.\nC) İletişimde yaşanan aksaklıklar bütün insanlar arasında yaşanabilir.\nD) Yabancılarla kurulan iletişimlerde yanlış anlaşılmalar daha fazladır.\nE) İletişimin temel amacı gönderiyi karşı tarafa en doğru şekilde aktarmaktır.", "answer": "E"} {"question": "İnsanlar kaygılıyken kapının kapalı, musluğun açık olup olmadığını defalarca kontrol ederler. Aynı şeyi defalarca yeniden yapar, aynı yerden defalarca geçer ve hep başladığı noktaya dönerler. Bu nedenle endişe, kendini tekrarlayan bir ruha saplanıp kalmamıza neden olur. Analitik düşünme ise ilerici bir görüş ve değişim gerektirir. Her şeyi esnek bir tutumla değerlendirmek ve belirli bir sistem içinde yürütmek, olayların ve durumların dayanılmaz baskısına karşı koyma gücünü sağlar. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?\nA) Endişe insanların günlük hayatlarını sürdürmelerinin önünde ciddi bir engeldir.\nB) Analitik bir yapıya sahip olmak her insanın başaracağı bir şey değildir.\nC) Endişelerinden kurtulup harekete geçen insanlar\nbaşarıya ulaşmakta zorluk çekmez.\nD) Analitik düşünceyi hayatlarına hâkim kılanlar, hayatındaki engelleri daha kolay aşarlar.\nE) Bazı insanların endişelerinden kurtulması için başkalarından yardım alması gerekir.", "answer": "D"} {"question": "(I) Asaf Hâlet Çelebi’nin yararlandığı kültürel birikimlerin bütünü, şiirinin hareket noktasını oluşturur. (II) Çocukluğunda babasından öğrendiği Arapça ve Farsça, Galatasaray Lisesinde öğrendiği Fransızca ve daha sonra memuriyeti sırasında öğrendiği Hintçe ve Sanskritçe ona geniş bir dünyanın kapısını aralar. (III) Bu dillerde okuduğu eserler onu İslam tasavvufu ve Doğu mistisizmi alanında çalışmalar yapmaya iter. (IV) Beslendiği bu kültür evreni, sadece şiirlerine yansımakla kalmaz; poetik yazılarını ve çok çeşitli konuları kapsayan makalelerini de bu temel üzerine kurmasını sağlar. (V) İlk şiirlerini gazel tarzında yazan şair, eskiyi tekrar etmenin ve bu yolda yürümenin bir ses getiremeyeceğini fark edince geleneğin imkânlarından yararlanarak sanat anlayışını ortaya koyma yoluna gider. (VI) Kendine has bir mistisizmin görüldüğü bu yeni tarz şiirlerinde, divan şiiri estetiğinin farklı şekillerde ifadesiyle karşılaşırız. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?\nA) II\nB) III\nC) IV\nD) V \nE) VI", "answer": "D"} {"question": "Geçenlerde bir kadın şoförün arabasının arka camında şu yazıyı gördüm: “Acemiyim, hatalarım için kusura bakmayın.” Acemi şoförlere yeterince anlayışlı davranmıyoruz. Oysa biz de onlar gibi araba kullanmayı zamanla öğrendik ve trafiğe ilk çıktığımızda kızdığımız kişilerden bir farkımız yoktu. Hayatta hata yapan insanları da böyle değerlendirmeliyiz aslında. Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Gördüğümüz hataları doğal karşılayarak hatalarını telafi etmeleri için insanlara zaman tanımak gerekir.\nB) Kişiler, kendilerinin de aynı aşamalardan geçtiğini hatırlayarak diğer insanlara karşı hoşgörülü olmalıdır.\nC) İnsanların bir konuda ustalaşabilmeleri için ilk zamanlarda hatalar yapması çok olağan bir durumdur.\nD) Hata yapanlara sert tepkiler vermek, toplumsal birlik ve beraberliğin önünde büyük bir engeldir.\nE) Hatalar hayattaki en etkili öğretmendir, bir insana kısa sürede birçok şey öğretme gücüne sahiptir", "answer": "B"} {"question": "I. Fazla ışık ise gözümüzü rahatsız eder. II. Göz bebeğinin görevi, gözün görebilmesi için gereken ışığı retinaya ulaştırmaktır. III. Bu sebeple ışığın çok olduğu ortamlarda göz bebekleri küçük olur. IV. Ortam yeterince aydınlıksa ışık rahatlıkla göz bebeğinden içeri girer. V. Ortam karanlıklaştıkça da göze mümkün olduğunca ışık girebilsin diye göz bebeği büyür. Numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan ikinci olur?\nA) I \nB) II \nC) III\nD) IV\nE) V", "answer": "D"} {"question": "Konfüçyüs’ün fikirlerinin günümüze kadar gelmesinin nedeni, zamanının sorunlarına çözüm ararken günümüzün sorunlarına da çözümler bulması; sözlerinin güçlü ve aynı zamanda halkın anlayacağı kadar sade olmasıdır. Düşüncelerini hayata geçirmek için durmak bilmez çabası ve insancıllığı onu değerli kılmıştır. Çağdaşı Sokrates gibi insanlara iyi ve mutlu bir hayatın yollarını öğretmeyi hedeflemiştir. Onun amacı; doğrudan doğruya toplumun düzeni, ahlakı ve mutlu yaşaması olmuştur. Bu parçada Konfüçyüs ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Halkın anlayacağı sözler kullandığından düşünceleri anlaşılabilmiştir.\nB) Sokrates’le aynı amaç doğrultusunda yaşamını sürdürmüştür.\nC) Toplumun mutluluğu için hiç yorulmadan çalışmıştır.\nD) İnsanlara sevgiyle yaklaşması niteliklerinden biridir.\nE) Sorunlara çözüm önerileri yaşadığı dönemle sınırlı kalmıştır.", "answer": "E"} {"question": "Antik Yunan’ın günümüzdeki insanlara Mezopotamya’dan daha çekici gelmesinin önemli bir nedeni, Mezopotamya’nın aksine, zamanına göre oldukça özgür bir yurttaşlar devleti modeli ortaya koymasıdır. Belki bunun etkisiyle Antik Yunan, modern insanın gözünde Mezopotamya’yı geri plana itmiştir. Oysa dünyanın önde gelen bir Asur uzmanı, Mezopotamya’da çok uzun ömürlü bir uygarlıkla karşı karşıya olduğumuzu belirtiyor. Babil adlı eserinde; Mezopotamya uygarlığının bugün için kabul edilmesi zor monarşik yönetim sistemini, melez halklardan doğduğunu, yazısının gücünü ve etkisini, inanç sisteminin karmaşıklığını anlatıyor. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?\nA) Modern insan, geçmiş uygarlıkları içinde yaşadığı çağın ölçütleriyle değerlendirme eğilimi taşımaktadır.\nB) Aynı çağ içinde, dünyanın değişik bölgelerinde, birbirine oldukça benzer uygarlıklar kurulmuştur.\nC) Antik Yunan medeniyeti, herhangi bir üstünlüğü bulunmamasına rağmen diğer medeniyetlerden\nçok daha ilgi görmektedir.\nD) Mezopotamya, farklı milletlerden oluşan yapısıyla Antik Yunan’dan çok daha ileri bir noktaya ulaşmıştır.\nE) Bir uygarlığın düzeyini yönetim biçiminin gelişmişliği, inanç sisteminin karmaşıklığı gibi özellikler belirler.", "answer": "A"} {"question": "Geçmişten günümüze bakıldığında ailelerin toplumsal yapı içerisinde önemli bir sosyal kurum olduğu görülmektedir. Ailede alınan kararlar, aile yapısının türüne bağlı olarak toplumu ve akabinde tüketim davranışlarını etkilemektedir. Günümüzde çekirdek aile tipinin yüzdesinin geniş aile karşısında artması, kadınların geçmişe kıyasla artan oranda iş gücüne katılması, hane içindeki otoritenin bölünmesi; satın alma davranışlarını değiştirmiş ve ailenin önemli bireyi olan çocuklara çeşitli konularda aile kararlarına katılım hakkı kazandırmıştır. Çocuk hiç olmadığı kadar ailenin satın alma davranışlarını etkilemekte; çocuğun toplum içerisinde sosyalleşmesi, bilgiye kolay ulaşabilmesi ve maddi olarak daha fazla özgürleşebilmesi aileyi etkilemektedir. Bu etki interaktif bir etkidir. Çocuk aileyi etkilemekte, aynı zamanda aile de çocuğu etkilemektedir. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?\nA) Aile yapısı çocukların tüketim davranışlarını etkilemektedir.\nB) Çekirdek aile yapısında önemli kararlar çocuklar tarafından alınmaktadır.\nC) Toplumsal yapı içerisinde aile önemini her dönemde korumaktadır.\nD) Geniş ailenin toplumdaki oranı çekirdek aileye göre azalmıştır.\nE) Günümüzde bilgiye kolay ulaşılmasının aile üzerinde tesiri vardır.", "answer": "B"} {"question": "Aşağıdaki parçalardan hangisi “Şiirde yenileşme, Türkçeyi daha önce kullanılan biçimlerden farklı kullanmakla ve okuyucunun hayal dünyasında çağrışımlar meydana getirmekle olur.” düşüncesine uzak düşmektedir?\nA) İlhan Berk’in Yeditepe dergisinde çıkan yazılarında söylediği “Anlamın yeri düz yazıdır. Bir şey anlamak isteyenler düz yazı okusunlar. Şiir bir şey anlatmaz. Güzellik bir şey anlatmaz çünkü.”gibi cümleleri bugün için anlaşılması kolay söylemlerdir.\nB) Gül şiirinde geçen “Gülün tam ortasında ağlıyorum” dizesinde Cemal Süreya, daha önceki şiir anlayışlarına gönderme yaparken aynı şiirde “Ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene” dizesiyle alışılmamış bir söyleyişi dile getirir.\nC) Orhan Veli’nin “Gül verir yonca alırız / Bülbül verir serçe alırız / Edebiyat verir yalın söz alırız / Şarkı verir, türkü alırız” şeklinde devam eden ve Yaprak dergisinde yayımlanan metninde kelimeye önem verdiği anlaşılır ve bu kelimeler hayattan kopuk değildir.\nD) Ece Ayhan, şiirin alışılmışın dışında bir dille yazılabileceğini kanıtlama çabasında alışılmış algı ortalamasına meydan okumuş ve kökleşmiş algılama biçimini sarsmaya çalışmıştır.\nE) Sezai Karakoç’ta “Ölüm bana günde iki kere göz kaş eder” dizesinde “kaş göz etmek” deyimi göz kaş etmek biçiminde kullanılmıştır.", "answer": "C"} {"question": "Dünya tarihinde 1960’lı yıllar, kronolojik anlamda on yıllık dar bir takvim döneminin çok ötesinde politik, ekonomik, sosyal ve kültürel bir değişim sürecinin toplamını ifade etmektedir. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Batı toplumlarında ikinci bir rönesans olarak da adlandırılabilecek bu yıllar, beraberinde getirdiği değişimlerle dünyanın bugünkü yapısının şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Günümüzde Batı demokrasileri olarak adlandırılan demokrasi anlayışının temelleri 1960‘lara uzanmaktadır. İkinci Dünya Savaşı’nın geride bıraktığı yıkımın ardından insanlık, dünyada var olan değerler sistemini sorgulamaya başlamıştır. 1960’larda yaşanan köklü değişimler, eskiyi sorgulamanın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu dönemde bilim ve teknolojideki etkin buluşlar, dünya politikasının gergin ve çatışmacı ortamı, sosyolojik ve kültürel alanlardaki çeşitli oluşumlar birbirleriyle doğrudan ya da dolaylı etkileşim alanları içinde yeryüzünün çehresini önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu parçada aşağıdaki soruların hangisiyle ilgili bir açıklama yoktur?\nA) 1960’lı yıllar dünya tarihi açısından hangi alanlarda etkili olmuştur?\nB) 1960’lı yıllar hangi bilimsel gelişmelerin ortaya çıktığı bir dönemdir?\nC) 1960’lı yılların bugünkü dünya politikasına etkisi ne şekilde olmuştur?\nD) İkinci Dünya Savaşı insanlarda hangi sorgulamalara neden olmuştur?\nE) 1960’lı yıllarda yaşananların kaynağı hakkında ne söylenebilir?", "answer": "B"} {"question": "Tac Mahal, Şah Cihan’ın büyük bir sevgiyle bağlı olduğu eşinin 1631 yılında, genç yaşta vefatının ardından 1632’de inşa edilmeye başlanmıştır. Şah; türbenin eşinin güzelliği kadar güzel, eşinin zarifliği kadar zarif olmasını ve görünüşünde de eşinin ruhunun güzelliğini aksettirmesini ister. Böylece hâlâ bütün dünya eserleri arasında eşsiz yeriyle imrenilen, görkemli bir mimari anıt ortaya çıkar. Çevresinde oluşan romantik hatıralar da esere ayrı bir özellik katar. Şah’tan yüzyıllar sonra Abdülhak Hâmit Tarhan da eşi Fatma Hanım’ı kaybettikten sonra onu ölümsüz kılacak bir sanat eseri meydana getirir: Makber. Tarhan, bu şiirde sadece bir ağıt söylemez; felsefi bir düşünceyle ağıt unsurunu bir arada götürür. Şair, gidenin bir daha dönmeyeceğini söyleyen bir akıl ile hayatın amaçsız bir tecrübe olmasına razı gelmeyen bir gönül arasında sıkışıp kalmıştır. Bu parçadan hareketle Tac Mahal ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Gösterişli bir şekle sahip olduğu\nB) İnsanlarda duygusal karşılık bulduğu\nC) Daha iyi bir örneğinin bulunmadığı\nD) Duygusal anıların değerini arttırdığı\nE) Yapımının kısa bir sürede tamamlandığı", "answer": "E"} {"question": "Tac Mahal, Şah Cihan’ın büyük bir sevgiyle bağlı olduğu eşinin 1631 yılında, genç yaşta vefatının ardından 1632’de inşa edilmeye başlanmıştır. Şah; türbenin eşinin güzelliği kadar güzel, eşinin zarifliği kadar zarif olmasını ve görünüşünde de eşinin ruhunun güzelliğini aksettirmesini ister. Böylece hâlâ bütün dünya eserleri arasında eşsiz yeriyle imrenilen, görkemli bir mimari anıt ortaya çıkar. Çevresinde oluşan romantik hatıralar da esere ayrı bir özellik katar. Şah’tan yüzyıllar sonra Abdülhak Hâmit Tarhan da eşi Fatma Hanım’ı kaybettikten sonra onu ölümsüz kılacak bir sanat eseri meydana getirir: Makber. Tarhan, bu şiirde sadece bir ağıt söylemez; felsefi bir düşünceyle ağıt unsurunu bir arada götürür. Şair, gidenin bir daha dönmeyeceğini söyleyen bir akıl ile hayatın amaçsız bir tecrübe olmasına razı gelmeyen bir gönül arasında sıkışıp kalmıştır. Bu parçadan hareketle Abdülhak Hâmit Tarhan ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?\nA) Acı veren duygulara karşı çareyi akılda bulduğu\nB) Kabullenme ve reddetme arasında gidip geldiği\nC) Sevgiyi en büyük teselli kaynağı olarak gördüğü\nD) Ölüme felsefi olarak yeni bir bakış açısı getirdiği\nE) Duygularını bütün yönleriyle değerlendirip ele aldığı", "answer": "B"} {"question": "“Durgun yaşam fotoğrafı” bir fırsatın peşinden koşmak, anı yakalamak değildir. Durgun yaşam fotoğrafı; düşüncesiyle, uygulanmasıyla, çekimiyle baştan sona yaşamın kendisini inşa etmek temeline dayanır. Bu yüzden bir sanat ürünü olarak görülmekte. Durgun yaşam fotoğrafı, bir nesnenin betimlenmesinden, bir fotoğrafçının iç dünyasının nesneler yoluyla dışavurumuna kadar geniş bir yelpazede bir ifade bir aracı olarak karşımıza çıkar. Öteki fotoğraf alanlarına kıyasla, fotoğrafçısından hem daha çok zaman harcamasını hem de daha çok çaba göstermesini ister. Bir durgun yaşam fotoğrafının istenilen biçimde ortaya çıkması; fotoğrafçının yapmak istediğiyle koşut nesne ve fon seçimi, nesnelerin birbirleriyle ilişkisi ya da ilişkisizliği, makinenin konumu ve yüksekliği, aydınlatma seçenekleri ve objektif seçimiyle sıkı sıkıya ilişkilidir. Bu parçaya göre durgun yaşam fotoğrafının sanat olarak görülmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Kurmaca bir tasarım ürünü olması\nB) Bilinçli bir biçimde oluşturulması\nC) Yaşanmış bir anı yeniden canlandırması\nD) Sanatsal amaçlarla kullanılması\nE) Özgün bir fikre dayanması", "answer": "A"} {"question": "“Durgun yaşam fotoğrafı” bir fırsatın peşinden koşmak, anı yakalamak değildir. Durgun yaşam fotoğrafı; düşüncesiyle, uygulanmasıyla, çekimiyle baştan sona yaşamın kendisini inşa etmek temeline dayanır. Bu yüzden bir sanat ürünü olarak görülmekte. Durgun yaşam fotoğrafı, bir nesnenin betimlenmesinden, bir fotoğrafçının iç dünyasının nesneler yoluyla dışavurumuna kadar geniş bir yelpazede bir ifade bir aracı olarak karşımıza çıkar. Öteki fotoğraf alanlarına kıyasla, fotoğrafçısından hem daha çok zaman harcamasını hem de daha çok çaba göstermesini ister. Bir durgun yaşam fotoğrafının istenilen biçimde ortaya çıkması; fotoğrafçının yapmak istediğiyle koşut nesne ve fon seçimi, nesnelerin birbirleriyle ilişkisi ya da ilişkisizliği, makinenin konumu ve yüksekliği, aydınlatma seçenekleri ve objektif seçimiyle sıkı sıkıya ilişkilidir. Bu parçada durgun yaşam fotoğrafıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmiştir?\nA) Duygular üzerindeki etkisine\nB) Tercih edilme nedenine\nC) Ortaya çıkma aşamalarına\nD) Başarısı için gereken unsurlara\nE) Sanata yaptığı katkılara", "answer": "D"} {"question": "Wittgenstein Tractatus adlı eserinde “Nasıl uzamsal nesneleri uzam dışında, zamansal olanlarını da zaman dışında hiçbir biçimde düşünemiyorsak, aynı şekilde, hiçbir nesneyi başka nesnelerle bağlantı olanaklarının dışında düşünemeyiz. Nesneyi olgu bağlamının bağı içinde düşünebiliyorsam, onu bu bağın olanağı dışında düşünemem.” demiştir. Wittgenstein’ın bu görüşlerinden hareketle aşağıdaki önermelerden hangisine karşı çıkması beklenir?\nA) Bazı metaller ısıtılınca genleşme özelliği gösterir.\nB) Evrende mutlak varlığın belirlediği bir amaçlılık vardır.\nC) Meşe ağacı 40 yıl boyunca canlı kalma özelliğine sahiptir.\nD) Dünya kendi ekseni etrafında dönen bir varlıktır.\nE) Fosil yakıtlar çevre kirliliğine neden olurlar", "answer": "B"} {"question": "Evreni anlamaya çalışırken türlü yollar geliştirmişiz bunca zaman. Etrafımıza çıplak gözlerle bakmışız, alet edevat geliştirmiş onla bakmışız, düşünmüşüz, istişare etmişiz ama bu çabayı nihayete erdirememişiz. Bugün hâlâ, geçmişe kıyasla çok gelişmiş teknoloji ve bilimler vasıtasıyla dünyayı anlamaya çalışıyoruz ama düşünmeyi de bir kenara bırakamıyoruz. Çünkü varlıklara ilişkin üretilen bilgi, bilme ihtiyacımızı tümüyle karşılamıyor: Söz konusu üretilen bilgiyi nasıl bildiğimizi merak ediyoruz, nasıl sevdiğimizi merak ediyoruz, nasıl iyi insan olunacağını merak ediyoruz… Bütün bu merakı da felsefe ile gidermeye çalışıyoruz. O yüzden bilim sürekli gelişiyor ama felsefe değerinden bir şey kaybetmiyor. Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?\nA) Olgulara dayalı bilimsel yöntem insanların tüm\nsorularına cevap bulur.\nB) Felsefe bilimi sorguladığı gibi metafiziğin sorularını da yanıtlamaya çalışır.\nC) Felsefi sorgulama bilimsel ve teknik bilginin gelişmesiyle ortaya çıkmıştır.\nD) Bilimlerde görülen uzmanlaşma felsefenin inceleme alanını daraltmıştır.\nE) Bilim ve felsefe sürekli bir biçimde birbirinin verilerini çürütmeye çalışır.", "answer": "B"} {"question": "Protagoras’a göre herhangi bir şeyin hem var olduğu hem de var olmadığı durumu aynı ölçüde hakikati içereceğinden yapılabilecek tek şey dile getirilenin farklı bakış açılarından nasıl göründüğü konusunda karşı tarafı ikna etmek olacaktır. Çünkü nesnel dünya gerçekliği içermeyip sadece subjektifliği bize vermektedir. Bu parça bilgi felsefesinin aşağıdaki problemlerinden hangisine cevap niteliğindedir?\nA) Doğru bilgi olanaklı mıdır?\nB) Bilginin kaynağı nedir?\nC) Bilginin değeri nedir?\nD) Doğruluk ve gerçeklik aynı şey midir?\nE) Doğru bilginin ölçütü nedir?", "answer": "A"} {"question": "“Aldatılmaktan nefret ediyordum, hafızamı gitgide güçlendiriyordum, kelimelere hâkim olmayı öğreniyordum, kurduğum dostluklar beni sakinleştiriyordu, acıdan, umutsuzluktan ve cahillikten uzak duruyordum. Bu ufacık yaratıkta böyle huyların olması hayranlık uyandırıcı ve övgüye değer değil mi yani? Ama bunların hepsini Tanrım bana armağan etti, ben kendi kendime vermedim. O hâlde beni var eden İyinin kendisiydi ve ben kendi iyiliğimi bu İyilikten alıyordum; işte henüz daha bir çocukken sahip olduğum bütün bu iyilikler için Tanrıma şükrediyordum. Yine de günah işliyordum, çünkü hazları, güzellikleri ve doğruları onda değil de kendimde ve başka yaratıklarda arıyordum. İşte bu yüzden acılara, karmaşalara ve yanılgılara saplanıyordum.” Augustinus’un İtiraflar adlı eserinden alınan bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılamaz?\nA) Ahlaki erdemler yaşantı yoluyla kazanılır.\nB) Tanrı insanı irade sahibi bir varlık olarak yaratmıştır.\nC) Bütün varlıkların var olma sebebi olan Tanrı özünde iyidir.\nD) Kötü davranışların kaynağı yaratılmış insandır.\nE) İnsanın iyiye eğilimi Tanrı’dandır.", "answer": "A"} {"question": "T. Mengüşoğlu İnsan Felsefesi adlı eserinde şöyle yazmıştır: “İnsanı çeşitli alanlara, yeteneklere bölen teorilerin hepsi onu kendi varlık-bütününden, varlık-bağlarından koparıyorlar; her şeyi bir geist kavramından, yahut psikolojik, ya da biyolojik bir kavramdan türetmeğe çalışıyorlar. İnsanı somut bir bütün olarak gören ontolojik antropoloji, bu çeşit kurgusal, yapay, fenomenlere bakmadan önceden hazırlanmış bir teoriden hareket etmez. Böyle bir teori yerine, bugün ve tarihte karşılaştığımız biyopsişik bir bütün olan, yaşayan somut insanın, yukarıda adları geçen veya adı geçmeyen fenomen ve başarıların taşıyıcısı olan insanın, kendisine bakar. Eğer somut insanın varlık yapısı kavranmak isteniyorsa, onun varlık bütünlüğü parçalanmamalıdır.” Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?\nA) Tüm alanlarda üretken olan insana bütünlükçü yaklaşılması gerekir.\nB) İnsan olgusal dünyanın en önemli fenomenal varlığıdır.\nC) Ontolojik antropoloji insanı yarattığı değerlerden bağımsız olarak ele alır.\nD) İnsan ontolojik yapısının dışında bilinebilir bir varlık değildir.\nE) İnsanı anlamanın koşulu, insanın tinini içeren kavramın keşfedilmesidir.", "answer": "A"} {"question": "Joyce’un Ölüler öyküsünde ve Memmedguluzade’nin Ölüler eserinde açıklanan gerçek kesin şekilde aynı içeriğe sahiptir. Bu yazarlar toplumdaki aynı kusurları, insan varlığındaki \"ataleti\", düşüncenin yoksunluğunu, insanın kendinden habersizliğini ve kendine yabancılığını ifşa etmektedirler. Bu cümledeki \"ataletli\" sözünü anlamca karşılayabilecek bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?\nA) Başarılı olma yolunda yapılacakları bilse de tembelliğinden sıyrılıp harekete geçemiyordu.\nB) Kusurlarını fark ettirmemek için taktığı maske gerçek kişiliğini gizleyemiyordu.\nC) Kibrinden insanlarla konuşmaya tenezzül etmiyor, kendini sırça köşküne hapsediyordu.\nD) Duygularını saklamayı marifet sanıyor, güçlü görüntüsü altında eziliyordu.\nE) İnsanlardan uzaklaştıkça yalnızlığına sarılıyor, bu sarmalda daha da tekleşiyordu.", "answer": "A"} {"question": "Geleneksel mekânların kentleşme ve moderniteyle birlikte ---- sreçte mzikevi, trk kafe olarak adlandırılan mekânlar ihtiyaç, işlev, değişim dönşm odağında devreye girerek modern kent yaşamında var olur. Böylece geleneksel olanın yenidenretimi ve onunla ---- olarak tketim sreci de gerçekleşir. Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?\nA) kaybolmaya yz tuttuğu - paralel\nB) işlevselliğini yitirdiği - alakasız\nC) gelişmeye devam ettiği - bağlantılı\nD) gncelliğini koruduğu - koşut\nE) değer kazanmaya başladığı - uyumlu", "answer": "A"} {"question": "Bir şeyiniz olayım sizin, Hani nasıl isterseniz, Oğlunuz, kiracınız, sevgiliniz; Dünyanın bir \"ucuna\" Birlikte gider miyiz? Bu dizelerdeki \"ucuna\" sözcüğün anlamı aşağıdaki cümlelerin hangisinde vardır?\nA) Sokağın başında beliren karaltılar hepimizi tedirgin etti.\nB) Eline geçen paranın hemen hepsini çocukları için harcıyordu.\nC) Yaşanan onca olaydan sonra arkadaşlığımız bu şekilde devam edemez.\nD) Seninle gidebileceğim son nokta neresiyse oraya kadar gitmeye hazırım.\nE) Güvercinler eskiden bir yerden başka bir yere haber götürmede kullanılırdı.", "answer": "D"} {"question": "I. Alfabenin bulunuşuyla ilgili kuramlardan birine göre alfabe Eski Yunanlarla ticaret yapan Fenikeli deniz tüccarlarının kullandığı yazı sisteminin geliştirilmiş hâlidir. II. Fenike sistemini tüm Yunan seslerini kapsayacak hâle getirebilmek ve böylece iletişimi mümkün kılabilmek için Yunanlar, yumuşak Fenike ünsüzlerini ünlülere dönüştürmüşlerdir. Yukarıda verilen cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?\nA) II. cümlede anlatılanlar I. cümlede anlatılanların nedenidir.\nB) I. cümlede anlatılanlar II. cümlede anlatılanların sonucudur.\nC) II. cümlede I. cümlede anlatılanlarla ilgili açıklama yapılmıştır.\nD) II. cümlede I. cümleyle ilgili örnek verilmiştir.\nE) Her iki cümlede de kanıtlama amacı vardır.", "answer": "C"} {"question": "(I) Sait Faik’in Sarnıç adlı öyküsü, bütün çarpıcılığına rağmen öykü antolojilerinde kendisine fazla yer bulamamaktadır. (II) Oysa birçok okura göre Sait Faik’in bütün öyküleri içinde “referans öykü”lerden biridir. (III) Öykü, etkileyici bir cümle ile başlar: “Dağın eteğine beyaz minareleriyle sarılmış bu şehrin lisesi; zaman geçtikçe daha canlı, daha berrak hatıralarla bize döner, bizi tekrardan içine alırdı.” (IV) Öyküde eşi tarafından terk edilen bir adamın anılarıyla yaşamaya başlaması konu edilir. (V) Kayıp bir geçmişe tutunmaya çalışan bir insanın iç dünyasına hüzünlü bir yolculuk, öykü boyunca devam eder. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde nesnellik söz konusudur?\nA) I\nB) II\nC) III \nD) IV\nE) V", "answer": "D"} {"question": "I. Bilgisayarı ve insanı birbirinden ayırmaya yarayan CAPTCHA, güvenlik amacıyla kullanımı yaygınlaşan bir uygulamadır. II. Bilgisayarlar nanosaniyeler içinde milyonlarca işlem yapsa da eciş bücüş bir A harfini tanıma konusunda insan beyninin gösterdiği performansın yanından bile geçemiyor. Bu iki cümlede ifade edilenlerin anlamca doğru biçimde birleştirilmiş hâli aşağıdakilerin hangisidir?\nA) CAPTCHA, bilgisayarların milyonlarca işlemi\nkısa sürede yapabilmelerine rağmen eciş bücüş bir A harfini tanıma konusunda insan beyninin performansının yanından bile geçemediği için güvenlik amacıyla kullanılan ve bilgisayarla insanı birbirinden ayırmaya yarayan yaygın bir uygulamadır.\nB) Bilgisayarlar, çok kısa sürelerde milyonlarca işlem yapsa da eciş bücüş bir A harfini tanıma konusunda insan beyninin gösterdiği performansın çok gerisinde kaldığı için güvenlik amacıyla gittikçe daha çok kullanılan CAPTCHA, bilgisayarı ve insanı birbirinden ayırmaya yaramaktadır.\nC) CAPTCHA, nanosaniyeler içinde milyonlarca işlem yapabilmesine rağmen eciş bücüş bir A harfini ayırt etmekte insan beyninin yanından bile geçemediği için internette güvenlik amacıyla sıklıkla kullanılan, bilgisayar ve insanı birbirinden ayırmaya yarayan bir uygulamadır.\nD) Bilgisayarlar, sayısız işlemi göz açıp kapayıncaya kadar yapsa bile eciş bücüş bir A harfini tanıma konusunda insan beyninin gösterdiği yeteneğin çok gerisinde olduğu için bilgisayar ve insanı birbirinden ayırmayı sağlayan CAPTCHA, güvenlik amacıyla kullanılan bir uygulamadır.\nE) CAPTCHA, inanılmayacak kadar hızlı bir biçimde milyonlarca işlem yapma kapasitesine rağmen eciş bücüş bir A harfini anlamaya dair insan beyninin yanından bile geçemediği için güvenlik amacıyla kullanılan, bilgisayar ve insanı birbirinden ayıran bir uygulamadır", "answer": "B"} {"question": "(I) Dildeki değişim ve süreklilik, onun canlı bir varlık gibi kabul edilmesini sağlamıştır. (II) Bir dildeki kelimelerin hayatı, insan hayatına benzetilmiştir. (III) Diller değişik coğrafi ve toplumsal çevrelerde hatta değişik tarihî dönemlerde ses ve anlam değişikliğine uğramıştır. (IV) Dillerin hayatlarını sürdürmeleri veya ölmeleri dilin canlı bir varlığa benzetilmesine neden olmuştur. (V) Esasen dilin canlılığı toplumun canlılığı ile özdeştir. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?\nA) I. cümlede dille ilgili kanıtlanamayan durumlar için yoruma yer verilmiştir.\nB) II. cümlede kelimelerin yaşam biçimleriyle toplumların yaşam biçimleri arasında ilişki kurulmuştur.\nC) III. cümlede dilin fonetik ve semantik yapısının değişiminden bahsedilmiştir.\nD) IV. cümlede dilin yaşamını sürdürebilmek için neye ihtiyacı olduğu söylenmiştir.\nE) V. cümlede dilin canlılığının toplumun canlılığından farklı olduğu ifade edilmiştir.", "answer": "C"} {"question": "Baybars Moğollar karşısında gösterdiği başarıları ----. Bu cümle aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanırsa öge dizilişi “özne - nesne - dolaylı tümleç - yüklem” şeklinde olur?\nA) devam ettirmek için aklını ve yeteneklerini sonuna kadar kullandı.\nB) diğer girdiği mücadelelerde tekrar tekrar gösterdi.\nC) referans alarak Memlûklerin sultanı oldu.\nD) siyasi hayatında yaptığı akıllı girişimlerle pekiştirdi.\nE) Haçlılar karşısında da gösterdi.", "answer": "E"} {"question": "(I) Refik Halit Karay’ın yer yer otobiyografik ögeler de barındıran ilk kitabı Memleket Hikâyeleri, Anadolu insanının görüş ve yaşayışına detaylı yer verir. (II) Yazarın öz yaşamında sürgün edildiği coğrafyaların betimlemesini yaptığı Memleket Hikâyeleri, olayların geçtiği I. Dünya Savaşı yıllarının detaylı portresini çizer. (III) Karay’ın bu eserinde incelikli tasvirlere ve doğal diyaloglara sıklıkla yer verilir. (IV) Daha önce kaleme alınmamış konuların benzersiz bir canlılık ve dikkat çekici bir ustalıkla işlendiği hikâyelerde yalnızca dönem tasviri değil, aynı zamanda hikâyeye konu olan insanların iç dünyası da incelikle işlenir. (V) Kitabın en dikkat çeken ve en iyi bilinen öykülerinden biri olan Yatık Emine’ yi, 1974 yılında Ömer Kavur sinemaya uyarlamıştır. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde edat ve bağlaca yer verilmektedir?\nA) I ve II \nB) I ve III\nC) III ve IV\nD) III ve V\nE) IV ve V", "answer": "C"} {"question": "I. Uzun zamandır gökyüzü bu kadar güzel görünmüyordu. II. Yağmur hızlandıkça çatı katında biriken su, merdivenden aşağı sızıyordu. III. Yağmur sonrası beliren gökkuşağı, görenleri büyüledi. IV. Güneş bir belirip bir kayboluyordu. V. Bugün kar yağarsa yola çıkamayız, dedi. Numaralanmış cümlelerin hangisinde birden fazla birleşik sözcük vardır?\nA) I\nB) II\nC) III \nD) IV\nE) V", "answer": "E"} {"question": "Şinâsi’nin hızlı bir biçimde canlı ve rahat bir üsluba eriştiğini düşünmek mümkün değildir. Şinâsi; dili canlı ve incelemeye layık bir madde olarak ele almış, İstanbul’a ilk dönüşünden “Tasvir”i çıkarttığı seneye kadar üzerinde çalışmıştır. “Tasvir”deki yazıları ise seneden seneye değişmiştir. Veciz söz söylemek merakı; Şinâsi’yi bazen eski nesrin yapmacılığından, daha az tabii değilse bile daha sevimsiz bir yapmacıklığa düşürmüş ve “Fenn-i edeb marifettir bu yüzden insana haslet-amuz-ı edeb olduğu gibi edeb ve ehl-i edib tesmiye kılındı.” tarzında cümleler kurmasına yol açmıştır. Bu parçada aşağıdakilerden hangisinin örneği yoktur?\nA) Birleşik cümle\nB) İsim cümlesi\nC) Devrik cümle\nD) Sıralı cümle\nE) Bağlı cümle", "answer": "C"} {"question": "(I) Ben ilkokulu içinden geçen küçük derenin şırıltısıyla uyuyup uyanan bir köyde, Baltalar köyünde, okudum. (II) Çocukluk yıllarımın en tatlı anılarını saklayan bu köyün tek katlı, geniş bahçeli okulunda 1, 2 ve 3. sınıflar aynı derslikte okuyordu. (III) Öğretmenimiz birlere okuma fişlerini heceletirken ikiler, az önce kara tahtaya yazdığı çarpım tablosunu defterlerine geçiriyor; biz de Ay tutulmasını çiziyorduk bir hevesle. (IV) Okulumuz geç açılırdı köylünün bağ bozumu işlerinden dolayı. (V) Sonra da yine bu işlerden olmalı ki Mayısın on beşinde kapanırdı. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yazım yanlışı vardır?\nA) I\nB) II\nC) III \nD) IV\nE) V", "answer": "E"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı yoktur?\nA) Törende afilli süslenen sokaklar gençlerin coşkusunu artırdı.\nB) Sporcuların adelelerindeki tedavi edilmeyen yırtıklar zaman geçtikçe ağrılara sebep oluyor.\nC) Yeni aldığı arabanın acentasında çıkan usulsüz durumlar onu sıkıntıya sokmuştu.\nD) Her yaptığı yanlışı ajitasyon yaparak bastırıyordu.\nE) Kitaptaki acaip görsellere bu kadar takılmasına ve onları yüceltmesine anlam veremiyorum.", "answer": "D"} {"question": "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde virgül (,) farklı bir işlevde kullanılmıştır?\nA) Kişisel bilinç dışı; bireyin yaşamından kaynaklanan, unutulmuş, bastırılmış, yadsınmış ve bilinç dışı yoluyla algılanmış şeyleri kapsar.\nB) Yaşayan birey başka bir şeyi algılar, bu algının kalıntıları saklanır, bu bir bellek eylemi olarak tanımlanır.\nC) Romanın içindeki gelgitler, karışık ilişki ağları, insanların karanlık tutku dehlizlerindeki kabarma ve durulmalar okuru merakta bırakır.\nD) Orta Çağ kültüründe bellek; iyi yapılandırılmış pedagojik bir sisteme göre eğitilen, disipline edilmiş ve eğitilmiş bellektir.\nE) Edebiyat bilimi kuramları; edebî bir metni okuma, anlama, inceleme ve yorumlama süreçlerini sistematik bir şekilde şekillendiren modellerdir.", "answer": "B"} {"question": "Bir hafta sonra bir başka besteci ortaya çıktı ( ) New Parthenon’un doğu kapısına muazzam sandıklarla gelmişti. Kendisini kabul ettim. Bu bakırlaşmış ( ) bıçak ağızlı, yüzüne hançer gibi saplı burnu ile bir Bolivyalı idi ( ) ( ) Ben, dedi, sessizliğin musikisini icat ettim. İlk olarak siz dinlemek ister misiniz ( ) Bu parçada parantezle ( ) boş bırakılan yerlere noktalama işaretlerinden hangileri sırasıyla getirilmelidir? A) (,) (,) (;) (−) (?) B) (.) (,) (:) (−) (?) C) (,) (;) (.) (“) (!) D) (.) (;) (.) (−) (!) E) (,) (,) (:) (“) (?)", "answer": "B"} {"question": "Bitkiler, kökleriyle kayaçları fiziksel ve kimyasal yoldan aşındırır. Solucan, karınca, köstebek gibi hayvanlar da zemindeki faaliyetleriyle kayaçların aşınmasına neden olur. Bitki ve hayvanların yaptığı bu aşındırma faaliyetleri, diğer dış kuvvet ve süreçlerin faaliyetlerine katkıda bulunur. Yeryüzünün şekillenmesinde aktif rol alarak bu yöndeki etkilerini her geçen gün artıran insanlar, ihtiyaçları doğrultusunda doğadaki bazı süreçlerin işleyişine de müdahale etmektedir. Bu bağlamda yeryüzü şekilleri üzerine yol, baraj, kanal, park, liman, havaalanı, set vb. yapılar inşa edilmektedir. Daha çok nüfusun yoğun olduğu alanlarda görülen bu yapılar, topoğrafyanın görüntüsünü kısmen ya da büyük ölçüde değiştirmektedir. Bu açıdan bakıldığında kıyılardaki dolgu zeminler üzerine havaalanı, liman, park ve yol gibi yapılar inşa eden pek çok ülke olduğunu söylemek mümkündür. Aşağıdakilerden hangisi bu parçanın başlığı olmaya en uygundur?\nA) Canlıların yeryüzü şekillerine etkisi\nB) Bitki, hayvan ve insanın doğaya katkıları\nC) Yeryüzü şekilleri değiştirilerek oluşturulan yerler\nD) İnsanın doğaya verdiği zararlar\nE) Yeryüzü şekillerinin değişimi", "answer": "A"} {"question": "Takıntılı karakterler, Esendal’ın şahıs kadrosunun şüphesiz en ilgi çekici üyeleri arasındadır. Yazar, bir yandan bu karakterlerin düşünme pratiklerine, zihinsel süreçlerine dair muhtelif bilgiler sunarken diğer yandan söz konusu takıntıların neden olduğu fiziksel mahkûmiyetlere dikkati çeker. Ayrıca sanatçının karakter seçimlerinde de doğallık ve sıradanlık ilkesinden taviz vermediği görülür. Nitekim onu cezbeden, klasik anlatıların epik karakterleri değil türlü sebeplerle es geçilen, gölgede bırakılan, yazmaya değer dahi bulunmayan sıradan kişilerdir. Bir başka deyişle Esendal, “sıradanlık”ın edebî ve estetik imkânlarına ilk inananlardandır. Bu parçadan hareketle Memduh Şevket Esendal ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Takıntılı karakterler Esendal’ın eserlerinin en dikkat çekici kişilerindendir.\nB) Esendal’ın eserlerindeki kişilerin zihinsel takıntıları onları bedenen de sınırlar.\nC) Esendal’ın karakterleri her gün gerçek hayatta da karşılaşabileceğimiz tanıdık kişilerdir.\nD) Esendal bazı karakterlerini toplumun idealize ettiği tiplerden seçip estetik bir zevkle eserlerine taşır.\nE) Esendal’ın eserlerindeki takıntılı karakterlerin zihinlerinden geçenler ve düşünme biçimleri okuyucuya sunulur.", "answer": "D"} {"question": "(I) Şair ve edip bir annenin kızı olan Emine Işınsu; geniş kültürü, tarih, psikoloji ve felsefeye olan hâkimiyetini romanlarına taşıyarak hem insanı hem de yaşadığı toplumu anlama gayreti içerisindedir. (II) Bu yönüyle Işınsu, gelecek nesillere söyleyecek sözü olan bir yazardır. (III) Töre dergisini uzun yıllar yöneterek bir gelenek oluşturan Emine Işınsu, bu dergi aracılığıyla mesuliyet şuurunu sürekli canlı tutmuş önemli bir yazardır. (IV) Türk toplumunun sancılı günlerine şahitlik etmiş olan Emine Işınsu; sadece yaşadığı coğrafyayı, ülkeyi değil bir gönül coğrafyası oluşturan kendilik değerlerinin yaşandığı her mekânı, anlama ve anlamlandırma gayreti içerisinde hareket ederek yazmayı bir “mesuliyet” görür. (V) Türkiye dışında yaşayan Türkleri anlattığı Azap Toprakları, Çiçekler Büyür ve Tutsak romanlarında, her türlü tutsaklığa karşı çıkar. (VI) Özgürlüğe olan bağlılığını, bireysel ve toplumsal açıdan bu eserlerde vasıtasıyla dikkatlere sunar. Numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse paragraf anlamlı bir bütün olur?\nA) I-III \nB) I-IV \nC) I-V\nD) II-III\nE) IV-V", "answer": "B"} {"question": "Bağışıklığın amacı, bebek ve çocuklarda aşı ile korunabilir hastalıkların ortaya çıkışını engelleyerek bu hastalıklardan kaynaklanan ölümleri ve sakatlıkları önlemektir. Aşılama, aşısı bulunan hastalıklardan korunmada başvurulan en etkili kamu sağlığı uygulamasıdır. Günümüzde kızamık, çocuk felci, çiçek hastalığı gibi tarihe karışması amacıyla daha güçlü aşılar üzerinde çalışılıyor. Sadece kızamık aşısı sayesinde 2000 ile 2015 yılları arasında 5 yaş altı 20 milyon çocuk ölümü önlenmiştir. Küçük yaştaki çocuklar için ölümcül olabilen tüberküloz ve menenjit gibi hastalıklara karşı BCG aşısı etkin bir koruma sağlamış, bu hastalıkların görülme sıklığında düşüş gözlemlenmiştir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Aşılama sayesinde dünya üzerinde bazı hastalıklara artık rastlanmadığına\nB) Hastalıkların telafisi mümkün olmayan sağlık sorunlarına yol açabildiğine\nC) Günümüzde bazı hastalıklarla ilgili aşı çalışmalarının devam ettiğine\nD) Aşıların halk sağlığını korumak için başvurulan en etkili yol olduğuna\nE) Bazı hastalıklardan korunabilmek için belli bir dönemde aşılanmak gerektiğine", "answer": "A"} {"question": "İyi kitaplar okumanın yanında klasik besteleri dinlemeli, resim sanatının seçkin ürünlerini görmeli, görkemli mimari yapıları dolaşmalısınız. Ben sırf bu sebeple edebiyat dışındaki birçok güzel sanatla yakından ilgilendim. Estetiği sadece edebiyatla sınırlandırmak doğru gelmedi. Edebiyatı müzik, resim, mimari ile ilişkilendirmek en büyük amaçlarımdan biri oldu. Çünkü estetik zevk ve yaratımın görsel, işitsel ve duyusal pek çok türde çeşitlenebildiğini fark ettim. Bir eserin, mümkün olduğu kadar çok alana uzanıp oradan farklı tatlar devşirebildiğinde zenginleştiğine birçok kez tanıklık ettim. Bu aynı zamanda beni olduğumdan çok daha yaratıcı kıldı. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?\nA) Estetik söz konusu olduğunda ilgi alanının genişliği büyük önem taşır.\nB) Kitaplar, başka sanatlara ait unsurların bir araya gelmesiyle zenginleşir.\nC) Nitelikli sanat eserleri görsel, işitsel ve duyusal bakımdan zengin olmalıdır.\nD) Bir sanatın başka bir sanatı beslemesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.\nE) Sanatlar arası etkileşim sayesinde sanat dallarında yeni atılımlar ortaya çıkar.", "answer": "E"} {"question": "Bir gülmece yazarı olarak tanınan İzgü, “Gülme ögesi bende bir amaç değil salt araçtır.” diyor. Anlatmak istediği konuların içine gülme ögesini katınca okumak daha kolay oluyor, akılda daha kolay kalıyor. Çocuklar için yazdıklarında da bu görüşü benimsemiştir. O, çocukların ağlamasını değil, gülmesini isteyen bir kişidir. Çocuklarla ilgili ürünlerinde uzun tümceler kullanmaz çünkü ona göre “Çocuk uzun tümcelerden hoşlanmaz, doğa betimlerine çok sık yer veren yazılardan hoşlanmaz, devrik tümceyi o denli sevmez. Durum böyle olunca çocuk edebiyatında çocuğa görelik vardır.” Böylece çocukların ne istediklerini de yakından gözlemiş, onların istedikleri bir yazı biçimine yönelmiştir. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?\nA) İzgü çocukları gözlemleyerek eserlerini oluşturmuştur.\nB) Çocuklar güldüren eserleri daha çok okur.\nC) Çocuk edebiyatında eserler çocuğa göre yazılır.\nD) Çocuklar uzun cümleleri anlayamadıkları için sevmez.\nE) Çocuk edebiyatında gülme İzgü’ye göre bir araçtır", "answer": "B"} {"question": "(I) Patara, MÖ III. yüzyılda Ptolemaios egemenliğine girmesiyle Likya’nın önder kenti durumuna gelir. (II) MÖ II. yüzyılın başında Likya’nın Seleukos Krallığı tarafından kontrol edilmeye başlanmasıyla Patara, Likya’nın başkenti gibi kabul görür. (III) Apollo’nun önemli bir kehanet merkezi olarak da ün yapmış olan Patara aynı zamanda Anadolu’dan Roma’ya nakledilen tahılların depolandığı ve saklandığı bir limandır. (IV) Patara’nın Roma’ya karşı özerkliğini ve Rodos’a karşı da bağımsızlığını kazandığı MÖ 167 / 168 yılında resmîleşir ve Patara Likya Birliği’nin başkenti olur. (V) Başkentte Helenistik Dönem’de inşa edilen meclis binası ve tiyatro gibi anıtsal yapılar bu tarihsel süreçle paralellik gösterir. (VI) Roma egemenliğine geçtikten sonra da önemini yitirmeyen Patara, Roma valiliklerinin adli işlerini gördüğü bir merkez konumuna da ulaşır. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?\nA) II\nB) III\nC) IV \nD) V\nE) VI", "answer": "B"} {"question": "Sabahattin Kudret, çok küçük yaşlarda bazı denemeler yapmıştır. Henüz 14 yaşında iken şiir denemeleri yanında bir trajedi yazarak oyun alanına da yönelmiştir. 15 yaşında iken bir melodram yazdığını da öğreniriz. Kendi ağzından şunları bildirmiştir: “Melodramlar, o sıralar beni çok ilgilendiriyordu. Çünkü melodramlarda diğer oyunlara göre uzun replikler vardı. Bu da bana metin okuma coşkusu veriyordu. Gene o yıllarda şehir tiyatrosunda oynanan birçok oyun bana, dönem dönem zevk verdi. Ama orada bana en büyük tadı, tattan da öte coşkuyu veren bir sözcük oldu. Bu sözcük, perde aralarında, salonda ışıklar yandığı zaman ortaya çıkıyordu. Sahnenin üstünde, yaldızlı bir kabartmanın ortasında 'Poesie' yazılı idi. Ben oraya bakmaya dayanamaz, gözlerimi o sözcükten alamaz ve şiiri ne kadar sevdiğimi düşünürdüm. Böylece ilk yayımladığım ürünlerim şiirlerim oldu.” Bu parçaya göre Sabahattin Kudret Aksal’ın şiire yönelmesinde aşağıdakilerin hangisi etkili olmuştur?\nA) Şiir ifadesine ve şiire hissettiği sevgi\nB) Tiyatrodaki şiirsel ifadelerin büyüsü\nC) Okuduğu şiirlerin içinde yarattığı duygular\nD) Kendini şiir türünde yetkin hissetmesi\nE) Duygularını en güzel şiirle ifade edebilmesi", "answer": "A"} {"question": "Pandemi sonrasında Türk sineması yavaş yavaş toparlanmaya başladı. Fakat filmlerin nicel artışına karşın nitelik açısından yeterli olup olmadığı tartışma konusu. Bu tartışmada bir sonuca ulaşabilmek için henüz erken, peşin hükümlü olmadan sürecin nasıl ilerleyeceğini görmekte fayda var. Fakat eldeki veriler umutlanmak için pek de yeterli değil. Son iki sezonda az da olsa büyük festivallerde gösterilen ve yurt dışında ses getiren Türk filmlerinin varlığı sinema sanatı için sevindirici. Ama nitelikli filmlerden daha çok ortalamanın oldukça altında birçok yerli film beyaz perdede boy gösterdi. Pandemiden önceki on yılda, yerli yapımların yabancı yapımlara göre gişede büyük başarılar kazanması bu olumsuz sonucu doğurdu. Kısa vadede büyük paralar kazanmak isteyen yapımcıların televizyonda geniş kitlelerce beğenilen dizileri temel alan filmleri finanse etmesi, uzun vadede sinemamıza zarar verecek gibi. Bu parçada Türk sineması ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Sinema salonlarının giderek daha çok izleyici çektiğine\nB) Sinemadaki hareketliliğinin bir nicelik-nitelik tartışması doğurduğuna\nC) Uluslararası arenada ilgi gören birtakım yerli yapımların varlığına\nD) Yerli yapımların yabancı yapımlardan daha fazla kâr ettiğine\nE) Popüler kültür üretiminin sektör üzerindeki olumsuz etkisine", "answer": "A"} {"question": "Ünlü Kübalı yazar Gabriel İnfante’nin bir tür modern satir de sayılabilecek Kapanda Üç Kaplan adlı romanı, birbirinden farklı pek çok bölümde bazen düzenli bazen düzensiz iç konuşmalarla yazılmıştır. Bu roman çok yoğun biçimde söz oyunları ve yerel dile özgü söyleyişler de barındırmaktadır. Romanı bu özelliklerinden dolayı farklı uluslara mensup, Küba kültürüne yabancı olan okurun anlaması olanaksızdır. Ancak Kübalı bir okur, İnfante’nin yapıtını gerçek anlamda anlayabilir. Tıpkı İnfante’nin romanları gibi J. Joyce ya da Virginia Woolf’un yoğun göndermelerle ve dilsel özellikleriyle çaba gerektiren yapıtlarının da yeteri kadar anlaşılabileceğini sanmıyorum. Dolayısıyla ----. Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?\nA) bir metni okurun anlaması, çok farklı durumların iç içe olduğu çetrefil bir süreç gerektirmektedir\nB) bir eserde anlatılanları tamamıyla anlamak, o eserin yazıldığı dili iyi bilmekten geçer\nC) okuyucu ancak kendi yaşamına yakın bir içerik sunan eserleri kolaylıkla anlayabilir\nD) bir edebî eser sadece içine doğdukları kültüre dâhil olan okurlarca gereği gibi anlaşılabilir\nE) bir eserde anlatılanların anlaşılması okurun edindiği kültürel birikimle doğru orantılıdır", "answer": "D"} {"question": "Bir matematik sabitiyle ilgili spekülasyon yapılması ilk aşamada kulağa mantıklı gelmese de aslında Pi sayısı ile insanlık tarihi arasındaki ilişki, tartışma konusu olmaktadır. Antik Dönem ve daha da öncesinde yapılan birçok yapının Pi sayısından faydalanılarak tasarlandığına dair görüşler, bilinen insanlık tarihinin gelişim süreciyle çelişen birtakım yorumları da peşi sıra getirmiştir. Mısır piramitlerinden Kuzey Amerika’daki yapılara dünyanın birçok farklı bölgesinde yer alan binlerce yıllık yapıların mimari planlarının incelenmesi sonucu Pi sayısını bulan araştırmacılar, günümüzden binlerce yıl öncesinde dahi medeniyet seviyesi üst düzeyde olan toplumlar olduğunu ileri sürmektedir. Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?\nA) Medeni toplumların varlığının binlerce yıl öncesine dayandığı düşünülmektedir.\nB) Eski yapılarla ilgili mimari çalışmalar ve incelemeler yapılmaktadır.\nC) İnsanlık tarihinin gelişimi Pi sayısının tarihçesiyle\nuyumludur.\nD) Mısır piramitlerinde Pi sayısının kullanıldığı bilinmektedir.\nE) Çok eski zamanlarda uygarlık seviyesi yüksek\ntoplumların varlığından söz edilmektedir.", "answer": "C"} {"question": "Patara Antik Kenti Fethiye Kalkan arasında Xanthos Vadisi’nin güneybatı ucunda bugünkü Gelemiş köyünde yer almaktadır. Likya’nın en önemli ve en eski şehirlerinden biridir. 1988 yılından beri kazıları sürdürülen Patara Antik Kenti, arkeolojik ve tarihsel değerlerinin yanında Akdeniz kaplumbağaları caretta-carettaların milyonlarca yıldır yumurtalarını bırakıp yavruladıkları ender sahillerden biri olması ile de ayrı bir öneme sahiptir. MÖ 13’üncü yüzyıla ait Hitit metinlerinde şehrin adı Patar olarak geçmektedir. Tepecik Akropolü’nde ele geçen seramik parçaları, Orta Tunç Çağı özelikleri içerirken yine Tepecik’in doğu yamacı eteklerinde ortaya çıkarılan Demir Çağı öncesine ait taş balta, Patara’nın tarihinin ne kadar eskilere gittiğini göstermektedir. Xanthos Vadisi’nde denize açılabilecek tek yer olması nedeniyle tarih boyunca önemli kent olma özelliğini her çağda devam ettirmiş olan Patara’nın yazıt ve sikkelerde Likya dilindeki adı Patara olarak geçer. “Noel Baba” diye anılan Saint Nicholaos da Pataralıdır. Bu parçada “Patara” ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Tarihsel önemine\nB) Coğrafi konumuna\nC) Adının kökenine\nD) Canlılar için önemine\nE) Kültürel değişimine", "answer": "E"} {"question": "(I) Gelişmekte olan ülkeler kategorisinde başta Çin Halk Cumhuriyeti olmak üzere Polonya, Brezilya ve Rusya’nın benzer şekilde ama biraz daha düşük oranlı olarak internet kullanımının yaygınlığı ile e-ticaret iş hacmi arasında bir paralellik olduğu görülmektedir. (II) En genel ifadesiyle e-ticaret; “sipariş alıp vermek için tasarlanmış elektronik ortamlarda, bilgisayar ağları üzerinden yürütülen mal / hizmet alışverişi” şeklinde tanımlanabilir. (III) E-ticaret işleminin taraflarına bakıldığındaysa tarafların “ticari işletmeler, hane halkı, özel ya da kamu kurumları” şeklinde geniş bir yelpazede her türlü bireysel veya kurumsal internet kullanıcılarından oluştuğu görülmektedir. (IV) Alışveriş işleminin mübadele kısmı sanal ortamda çevrim içi veya gerçek ortamda fiziksel olarak yapılmaktadır. (V) İnternet kullanımının yaygınlığı açısından, dünyada e-ticaret ekonomisinin etkinliğiyle ilgili verilere bakıldığında başta İngiltere olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerin e-ticaret iş hacimlerinin ülke nüfusuna yayıldığı ve işlem miktarının da oldukça fazla olduğu dikkat çekmektedir. (VI) 1990’lı yılların ortasından itibaren dünya genelinde internet bağlantısı hızla yayılmaya başlamış ve artık ev halkının gündelik yaşamında bireysel amaçlı internet kullanımı hayatın vazgeçilmez bir parçası hâline gelmiştir, bu da zamanla beraberinde insanların alışveriş işlemlerini çevrim içi bağlantı yoluyla sanal ortama kaydırmasına neden olmuş ve e-ticaret kavramı ortaya çıkmıştır. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parça anlamlı bir bütün oluşturur?\nA) I ve V \nB) I ve VI\nC) II ve IV\nD) III ve V \nE) IV ve V", "answer": "B"} {"question": "Francis Galton, 1906’da bir hayvancılık fuarında ilginç bir yarışmayla karşılaşır. Katılımcılara panayırdaki bir sığır gösterilir ve kesildikten sonra ondan kaç kilogram et çıkacağı sorulur. Yarışmaya çoban, kasap ve yetiştirici gibi uzman kişilerin dışında konu hakkında hiçbir bilgisi olmayan sıradan birçok insan da katılmıştır. Galton bu noktada, bu yarışmayı bir deneye dönüştürmek ve görüşlerini ispat etmek ister. Katılımcılar da tek tek, öküzün ağırlığına ilişkin tahminlerini bir kâğıda yazarak kapalı bir kutuya atar. Yarışmaya katılan kişilerin tahminlerinin ortalaması, kesilen öküzden çıkan et ağırlığına inanılmaz derecede yakındır. Hatta konu üzerinde bilgi sahibi olan insanların uzak tahminlerinden çok daha iyi bir sonuç ortaya çıkmıştır. Bunun sonucunda da Galton kalabalıkların bilgeliği kavramını bulur. Bu parçaya göre kalabalıkların bilgeliğinin gerçekleşmesi aşağıdaki koşullardan hangisine bağlıdır?\nA) İşin içinde konunun uzmanı insanların bulunmasına\nB) Birbirlerinden farklı nitelikler taşıyan insan çokluğuna\nC) İnsanların bağımsız bir biçimde karar vermesine\nD) Fikirlerin hiçbir ön yargı olmadan üretilebilmesine\nE) Somut koşulların doğurduğu sorunlarla ilgili olmasına", "answer": "C"} {"question": "Son zamanların en popüler diyeti olan aralıklı oruç diyeti, If diyeti veya intermittent fasting olarak da bilinmektedir. Aralıklı oruç diyetinin asıl amacı, diğer diyetlerin aksine alınan kalorileri kontrol etmek değil yiyeceklerin tüketildiği zaman aralığını kontrol etmektir. If diyeti diğer klasik diyet türleri gibi değildir. Kişiye ne yemesinden ziyade “hangi vakitte” yemesi gerektiğini söyler. Aralıklı oruç diyeti, klasik olarak kalori alımını kısıtlayan diyet yöntemlerine alternatif olan ve günümüzde büyük popülerlik kazanan bir diyet türüdür. Hatta öyle ki Uluslararası Gıda Enformasyonu Konseyi Kurumunun araştırmasına göre 2018 yılının en popüler diyeti seçilmiştir. Aralıklı oruç diyeti, günümüzde sadece kilo vermekle ilgilenenler ile genel olarak daha sağlıklı hâle gelmek isteyenlerin büyük ilgi gösterdiği bir diyet türüdür. Bu parçadan aralıklı oruçla ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?\nA) Amacı, öğünler arasındaki zaman aralığını kontrol etmektir.\nB) Diğer diyetlerden kalori hesaplamaması ile ayrılır.\nC) Yakın tarihin en gözde diyetlerinden biri olma özelliği taşır.\nD) Uluslararası Gıda Enformasyonunun araştırmalarına konu olmuştur.\nE) Sadece zaman kavramına uymak olumlu sonuçlar\niçin yeterli değildir.", "answer": "E"} {"question": "Neşet Ertaş; pek çoğumuzun sandığı gibi sadece güzel sesi ve sazıyla harika türküler, bozlaklar çalıp okuyan bir sanatçı değil bunların ötesinde ve üstünde sanatı ile gerçek bir “ekol” olmuş, halk ozanı kimliği ile de bu kadim geleneğin çağımızdaki en önemli temsilcilerinden birisi idi. “Garip” veya “Kul Garip” mahlasını kullanarak yazdığı ve birçoğunu kendi tabiriyle “havalandırarak” (besteleyerek) türküleştirdiği şiirleri; sıradan türkü sözü olmanın ötesinde, kusursuz ve mükemmel şiirlerdir aynı zamanda. Bunu Neşet Baba’nın türkülerini dikkatle dinleyenler mutlaka fark etmişlerdir. Bu şiirlerin teknik ve estetik yönden mükemmelliğine, anlam derinliğine, imaj zenginliğine, duygu yoğunluğuna ve kullanılan dilin sağlamlığına bakarak onu, halk şiiri geleneğinin altın halkalarından biri sayabiliriz. Bu yönüyle Neşet Ertaş, geleneğin kaynağından beslenen tüm büyük ozanlar gibi geleneği özünden koparmadan ve asli yapısını zedelemeden yenileyerek devam ettiren az sayıdaki usta ozanlardan biridir. Bu parçaya göre Neşet Ertaş ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?\nA) Ses sanatçısı olduğu kadar yazdığı şiirlerle de kalemi güçlü bir şair olduğunu kanıtlamıştır.\nB) Geleneğe bağlı, geleneği yenileyen şairlerin tümü gibi kendi besteleriyle var olmuştur.\nC) Eserleriyle yaşadığı dönemde çığır açmış, kendinden sonra gelenlere örnek olmuştur.\nD) Halk şairlerinin mahlas kullanma geleneğini günümüzde de devam ettirmiştir.\nE) Farklı hayalleri, sağlam dili, anlam derinliği ve his dünyasıyla halk şiiri geleneğinin önemli şairlerinden biridir.", "answer": "B"} {"question": "Yazacağım öykünün veya romanın önce kafamda çekirdeğini oluşturup sonra bu çekirdek üzerine yoğunlaşırım. Öykü veya roman konusu ve kişisiyle kafamda iyice oluştuktan sonra notlar almaya başlarım. Aslında bu notlar öykünün ve romanın planını iyice genişletir, ondan sonra yazı makinesinin başına otururum, yazmaya başlarım artık bu ustalığa, yeteneğe kalmıştır benim için. Yazı makinesini sehpanın üzerine koyarım, hamam iskemlesinin de üzerine otururum. Tek tutkunluğum yazarken çay içmek. Oturduğum iskemleden kalkar, çayımı demler, yanıma koyar içerim. Kendi işimi kimseye yaptırmak istemem. Ne zaman biter bilmem. Genel olarak sabahları düşünürüm, o gün altı yedi saat makine başında oturduğum olur. Severek yazdığım için yorulma söz konusu değil benim için. Yazmak için herhangi bir yer olması önemli değil. Nerede olsa yazarım, yeter ki gürültü olmasın. Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine cevap niteliği taşımaktadır?\nA) Yazarken mekân önemli midir?\nB) Nasıl yazıyorsunuz?\nC) Yazarken notlar alır mısınız?\nD) Günde kaç saati yazmaya ayırırsınız?\nE) Ne zaman yazarsınız?", "answer": "B"} {"question": "Pekmez denildiğinde ilk akla gelen, kış mevsimi ve çocukluk günleridir. Oysa pekmez, yediden yetmişe herkesin her mevsim tüketmesinde fayda olan besinlerdendir. Pekmezin insanlık tarihindeki yeri çok uzun yıllar önceye uzanır. Uzun yıllar önce Anadolu’da yaşayan insanların yazın hasat ettikleri ürünleri uzun süre saklayabilmek amacıyla keşfettikleri bir besin olan pekmez, lezzetli olmasının yanı sıra içerisinde bulunan vitamin ve mineraller sayesinde insan sağlığı için de oldukça faydalıdır. Pekmezin içinde bağışıklık sisteminin önemli destekçileri olan B ve C vitamini gibi vitaminler; kalsiyum, manganez ve çinko gibi mineraller bulunur. İçerisinde bulunan vitamin ve mineraller sayesinde pekmezin insan sağlığı üzerinde sayısız faydası vardır. Bu parçada pekmez ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Tarih içindeki gelişimine\nB) İçerdiği vitamin ve minerallere\nC) İnsan sağlığına faydalı olduğuna\nD) Keşfedilme nedenine\nE) Tüketilme zamanına", "answer": "A"} {"question": "Doğruluk ve yanlışlık, bildiğimiz gibi önermelerin niteliğidir. Buna karşılık sanat dallarının çoğunda önerme yoktur. Müzikte, resimde, heykeltıraşlıkta, mimaride doğru veya yanlış olduğu söylenebilecek herhangi bir önerme mevcut değildir. Bir renk kompozisyonu, bir melodi, Dor stilinde bir sütun başı bir önerme olmadığı gibi doğru veya yanlış da olamaz. Olsa olsa şiir, roman, hikâye gibi edebî denilen sanat eserlerinde belli bir anlamda doğruluk ve yanlışlıktan söz edilebilir. Çünkü bu sanat eserleri neticede ifade aracı olarak kelimelere dayanırlar. Bu yüzden biçimsel düzeyde de olsa bu sanatlarda alışageldiğimiz anlamda bir doğruluk veya yanlışlıktan söz edilebilir. Bu parçaya göre sanat eserlerinin bir “önerme”ye sahip olması aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?\nA) Özgün bir ürün olmasına\nB) Somut dünyayı anlatmasına\nC) Mantığa uygunluğuna\nD) Kullandığı malzemeye\nE) Kanıtlanabilir olmasına", "answer": "D"} {"question": "Doğruluk ve yanlışlık, bildiğimiz gibi önermelerin niteliğidir. Buna karşılık sanat dallarının çoğunda önerme yoktur. Müzikte, resimde, heykeltıraşlıkta, mimaride doğru veya yanlış olduğu söylenebilecek herhangi bir önerme mevcut değildir. Bir renk kompozisyonu, bir melodi, Dor stilinde bir sütun başı bir önerme olmadığı gibi doğru veya yanlış da olamaz. Olsa olsa şiir, roman, hikâye gibi edebî denilen sanat eserlerinde belli bir anlamda doğruluk ve yanlışlıktan söz edilebilir. Çünkü bu sanat eserleri neticede ifade aracı olarak kelimelere dayanırlar. Bu yüzden biçimsel düzeyde de olsa bu sanatlarda alışageldiğimiz anlamda bir doğruluk veya yanlışlıktan söz edilebilir. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada ifade edilen görüşlerle çelişmektedir?\nA) Edward Hopper, Amerikan sanatının en popüler eseri sayılan Gece Kuşları tablosunda modern şehir yaşamının insanları yalnızlaştırdığını ortaya koyar.\nB) Rönesans’ın kuzey temsilcilerinden biri olarak tarihe geçen Hieronymus Bosch; tablolarında melekler, şeytanlar, canavarlar, hiç görülmemiş yaratıklar çizdi.\nC) Soyadını doğduğu köyden alan Caravaggio, ışık ve gölge kullanımıyla barok akımın en özgün sanatçılarından olup kendi portreleri başta olmak üzere doğa, meyve resimleri yaptı.\nD) Doğanın hem sakin hem de coştuğu anları tuvaline yansıtan Caspar David Friedrich, genç Alman ve İskandinav sanatçıları derinden etkiledi.\nE) John Constable’ın bulutlara neredeyse hareket kazandırdığı ve kullandığı renklerin sıcaklığıyla âdeta gerçekmiş gibi algılanan tabloları ününün yayılmasını sağladı.", "answer": "A"} {"question": "Nobel Edebiyat Ödülü “hafızanın köklerini, yabancılaşma süreçlerini ve kolektif sınırlayıcılığını cesaretle ve objektif bir keskinlikle ortaya çıkarmadaki becerisinden ötürü” Annie Ernaux’ya verildi. Bu yargıya katılmamak imkânsız. Sıklıkla otobiyografik eserler üreten yazar, kitaplarında kişisel tarihinin toplumsal olanla nasıl iç içe geçtiğini ve toplumsal hafıza tarafından nasıl farkına varmadan şekillendirildiğine odaklanmıştı. Romanlarında 1940’lardan 2006’ya dek uzanan bir zaman diliminde değişen Fransa’yı, dünyayı ve bunlarla beraber dönüşüme uğrayan kadınlık, hayat ve kendini tanımlama deneyimini yansıtmıştı. Öncelikle Ernaux, son 30 yılda gitgide daha çok karşımıza çıkan bir edebiyat türü olan öz kurmacanın mucitlerinden ve yaşayan en önemli temsilcilerinden biri; dolayısıyla bu ödülü bir anlamda bu türü yücelten bir ödül olarak da okumak mümkün. Biricik, öznel, sıradan olandan edebiyat devşiren ve eski ihtişamlı, olaylı edebiyatın karşısında gitgide daha kuvvetli biçimde dikilmeye başlayan bu sade ve gerçek biçimin hak ettiği övgüleri aldığını görmekten mutluluk duyuyorum. Bu parçada söz edilen yazarla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?\nA) Eserlerinin en temel konularını kendi yaşamı içinden çıkarmıştır.\nB) Bireysel yaşamla toplumsal yaşamın iç içe geçtiği romanlar yazmıştır.\nC) Sıradan insanın hayatını, sade bir dille kaleme alarak anlatmıştır.\nD) Eserlerinde Fransız toplumunda ortaya çıkan değişimleri konu edinmiştir.\nE) Edebiyat tarihinde yeni bir anlayışın en önemli temsilcilerinden biridir.", "answer": "C"} {"question": "Nobel Edebiyat Ödülü “hafızanın köklerini, yabancılaşma süreçlerini ve kolektif sınırlayıcılığını cesaretle ve objektif bir keskinlikle ortaya çıkarmadaki becerisinden ötürü” Annie Ernaux’ya verildi. Bu yargıya katılmamak imkânsız. Sıklıkla otobiyografik eserler üreten yazar, kitaplarında kişisel tarihinin toplumsal olanla nasıl iç içe geçtiğini ve toplumsal hafıza tarafından nasıl farkına varmadan şekillendirildiğine odaklanmıştı. Romanlarında 1940’lardan 2006’ya dek uzanan bir zaman diliminde değişen Fransa’yı, dünyayı ve bunlarla beraber dönüşüme uğrayan kadınlık, hayat ve kendini tanımlama deneyimini yansıtmıştı. Öncelikle Ernaux, son 30 yılda gitgide daha çok karşımıza çıkan bir edebiyat türü olan öz kurmacanın mucitlerinden ve yaşayan en önemli temsilcilerinden biri; dolayısıyla bu ödülü bir anlamda bu türü yücelten bir ödül olarak da okumak mümkün. Biricik, öznel, sıradan olandan edebiyat devşiren ve eski ihtişamlı, olaylı edebiyatın karşısında gitgide daha kuvvetli biçimde dikilmeye başlayan bu sade ve gerçek biçimin hak ettiği övgüleri aldığını görmekten mutluluk duyuyorum. Bu parçada sözü edilen “öz kurmaca” anlayışına aşağıdakilerden hangisi örnek oluşturmaz?\nA) Benim bir fotoğrafım, tek başımayım, dışarıda, sağımda bir sıra ardiye eskiler yenilerle yan yana. Henüz estetik mefhumuna sahip değilim, yine de nasıl görüneceğimi biliyorum.\nB) Akşamları, mutfak masasının üzerinde ödevlerimi yaparken kitaplarıma göz atardı; özellikle de tarih, fen ve coğrafyaya. Ona zor sorular sormamdan hoşlanırdı.\nC) Ebeveynlerle çocuklar arasında nezaket benim için çok uzun bir süre muamma olarak kaldı. İyi eğitimli insanların son derece kibar\ndavranmalarını da anlamam yıllar aldı.\nD) Kağnılar geçerken, savaşın sonucundan, ben bütün köylülerle beraber umudumu kesmiyorum.\nGacır, gacır, gacır, gacır... Sanki belkemiğim bir testereyle orta yerinden kesiliyor gibi.\nE) En ufak bir tereddüt duymadan okuduğu ya da işittiği yeni şeyleri kullanmaktan çekinmeyen annemin aksine babam kendisine ait olmayan kelimeleri kullanmayı reddederdi.", "answer": "D"}