data_source variation prem_id premise_dial premise_mt test west prem2 Eta pentseu neuen hori pribilegixue zala, eta halan izeten jarraitzen dau, ni neu netzen bederatzi bi bi ixa zero bakarra, hoixe zan nire AFSC Aireko Indarren Karrerako alorra. Ve bunun bir ayrıcalık olduğunu sanıyordum, ve hala, hala benim, AFFC Hava Kuvvetleri Kariyer alanım olan dokuz tane iki iki X-O'ydu. test west prem4 Hainbeste gauzaz berba ein leikezunez, hori eztot aittetuko. Bu konu hakkında söyleyebileceğin çok şey var pas geçiyorum. test west prem8 Eta nik bost U2 destakamendu neuzen. Ve U2'lerden beş tane deşifre koymuştum. test west prem9 Ni netzen miniaturazko altitude ganberetan probarako erregulagailuek erabilten ebazan bakarra. Minyatür irtifa odalarındaki test için regülatörleri çalıştıran tek kişi bendim. test west prem16 Eta, jakiñe, Androv Gromikovek ez aben ezer erantzun, baña informaziño guztixe geneuken, U2ak grabautako filmetatik. Ve tabi ki, Androv Gromikov hiçbir şeye cevap vermedi, ama U2'nin aldığı filmlerden tüm bilgilere sahiptik. test west prem26 Beraz, guztizkuek hartu eta holan moldatu biher izen neuen. Bu yüzden toplamları almalı ve bunu böyle denemeli ve ifade etmeliydim. test west prem29 Ez aben inoz ezer bere kabuz ein biher izen. Ve, hiçbir zaman kendi başına hiçbir şey yapmak zorunda değildi. test west prem31 Eta kontue da arina zala! İşin aslı, hafif biriydi! test west prem35 Beno, hurrengo egunien, jakiñe, Kennedy presidentiek blokeue ezarri aben Kuba, gure ontziek ontzi errusiar bat geldittuazo eben Kubatik kanpora joiala, eta misilak aurkitu ebezan. Tabii ertesi gün, Başkan Kennedy Küba'yı abluka altına aldı ve gemilerimiz, Küba'nın hemen dışındaki bir Rus gemisini durdurdu ve üzerinde füzeler buldular. test west prem38 Ez neuen astirik dana dalako gauzak sartzeko. Her türlü şeyi girecek zamanım olmadı. test west prem42 Aittitte ez zan gizon atsegine. Ve o, büyükbabam iyi bir adam değildi. test west prem55 Haren etxera juen netzen, eta, gero, heltzien deittu biher neuen zenbakira deittu neuen. Bu yüzden evine gittim ve oraya vardığımda aramam gereken bu numarayı aradım. test west prem56 Beno, gaur goizien iritsi naz, eta, ahaztu ein jat zelan, usteot galdera bat ein dotela eta ha agertu dala. Bu sabah oraya geliyorum ve nasıl olduğunu unuttum, sanırım ya ben bir soru sordum ve o da oraya geldi ya da her neyse. test west prem59 Pentsau, gaur ixe lana ixteko puntura iritsi naz. Öyleyse söyleyeyim, bugün bırakmak üzere olduğum noktaya geldim. test west prem60 1880 inguruen, 1889xen, usteot, orduen jaixo zala esango neuke. 1880'li bir tarihte doğdu, 188 gibi, sanırım 1889'du, galiba doğduğu zaman buydu. test west prem75 Kubako krisiaren biktima bakarra izen zan, eta Kaiser argazkixek atera eta Washingtongo aireko indarren Andrews basera abiau zan zuzenien. Küba Krizi'nin tek zayiatıydı ve Kaiser, resimleri aldı ve doğrudan Washington'daki Andrews Hava Kuvvetleri'ne uçtu. test west prem77 Gero ulertuot, eta, ados, baña zer ein horregaz? Sonra onu alıyorum ve bir harika oluyorum, onunla ne yapacağım? test west prem81 Aitak basokada haundi bat txokolate esne ein aben niretzat. Yani, her neyse, Babam gidip bana bu güzel büyük bardakta çikolatalı sütü alıyor. test west prem82 Garraio Departamentuek lursaila eta holanguek erosi biher ebazan. Ulaştırma Bakanlığının mülk ve eşya satın alması gerekiyordu. test west prem83 Jaixo ein ahal izango zan. Doğmuş olurdu. test west prem87 Injekziño bat jarten dauen torloju txiki bat da, arnas presinoko hodixe pilotueri eta kontrako presinoari lotzeotzo. Pilota verilen basınçlı nefes tüpü ve karşı basınç hariç, enjeksiyonu çalıştıran küçük bir vidadır. test west prem92 Ez, 1900ien jaixo zan, 16 urte ebazalako, eta 1926 ingurue izango zan, 1930a baño lehenau. Hayır, o 1900 yılında doğdu çünkü 16 yaşındaydı ve bunun 1926 civarı olması gerek, 19, yani, önce 1930'dan önce. test west prem95 Beno, haren aitte izeteko beste zaharra zan ixe. Şey, neredeyse babası olacak kadar yaşlıydı. test west prem103 Eta oso azkar dabil berba eitten; mugikorretik dabil. Ve tüm hızlı konuşmayı sever; O bir cep telefonunda. test west prem111 Zahartu ahala, barriro, ez aben inoz onartu oker euela, baña aldatu ein aben portaerie. Ama yaşlandıkça, yanıldığını asla kabul etmedi, ama davranışını değiştirdi. test west prem112 Tipo haundixe da osaba. Amcam, o harika bir adamdır. test west prem115 Minutu bat jipoitzen dabil mahaiganien, hurrengue ondo dau, nire mahaiganien eukittie, dah, dah, dah, dah, dah, dah. Bir an masasına vuruyor, bir an sonra gayet iyi, masamda, dah, dah, dah, dah, dah. test west prem118 Berak tuberkulosixe aben eta nik be ez nekixen. Ve tüberkülozu vardı ve ben de bunu hiç bilmiyordum. test west prem121 Kuota batetik kanpo baeuen, doikuntza batzuk ein biher zizkion erregulatzaileari berari. Eğer bir iota iseydi, regülatörün kendisine biraz ayar vermen gerekiyordu. test west prem126 Bikaina izen zan, eta janzkixek haize pixka bat jo aben... Gerçekten çok havalıydı ve elbisesi biraz rüzgarda uçtu. test west prem131 Orduan, etxe barri batera juengo gara. Sonra yeni bir eve taşındık. test west prem137 Beraz, Las Vegasera, NVra, juen ginen, eta, Washingtonen ein neuen moduen, Las Vegaseko erdigunera juen netzen. Ve böylece, Las Vegas, NV'ye taşındık ve aynen Washington'da yaptığım gibi şehir merkezindeki belirli bir adrese bildirimde bulundum. test west prem144 Eta um, desbardine da, bezero bakotxaren azpixen moduen, fitxategi guztixek diez. Ve hımm farklı, her bir müvekkilde olduğu gibi, tüm dosyaları. test west prem148 LAAk bere jabetza hartu abenien, Concordeko eremu txikiau batera juen ginen. Han ezin da animalixarik izen, eremutan banatuta dagolako, eta hoixe da animalixen historixiaren amaierie. Ulaştırma Bakanlığı onun mülkünü elinden aldığında Concord'da imarlı olduğu için hayvan beslemenize izin verilmeyen daha küçük, daha küçük bir bölgeye taşındık ve o hayvan hikayesinin sonudur. test west prem150 Esan zoztan zer biher aben zihetz-mihetz, eta zer biher aben gaur. Bana tam olarak neye ihtiyacı olduğunu söyledi ve onu en geç bugüne kadar alması gerekliydi. test west prem168 Eta gauza asko pasetan diez amak drogak hartzen dabizelako. ve bu, annelerin uyuşturucuya sahip olmasından kaynaklanıyor. test west prem172 Oso dibertigarrixe emoten dau, txundigarrixe da niretzat zenbat gauza onartuko leukiezan Çok eğlenceli gibi görünüyor evet ne kadar çok şeye izin verdikleri benim için çok şaşırtıcıdır. test west prem177 Ez, ondino biran dauz, hirurogeiko hamarkadaren amaieratik hona ibili diez biran. hayır hala turdalar hala altmışların sonlarından beri turluyorlar test west prem180 Eguneko zaintzie astien egun bitan, adinekoentzako eguneko zaintzie deitzeotzie, baña hirugarren adinekoentzako zentrora jueten da. günlük bakım haftada iki kez buna kıdemli vatandaş günü bakımı diyorlar ama o kıdemli vatandaş merkezine gidiyor test west prem184 Ez, hain zuzen, ez dakit ezer horretaz, eztot uste hayır aslında ben bile aşina değilim ben düşünmüyorum test west prem188 Egixe da, ez da oso trinkue. hı hı evet doğru ama pek tutarlı değil test west prem192 Seguruenez ez zien munduko personarik argienak, baña oso atseginak zien eta ikasteko prest euzen personei buruz interesa eben. Muhtemelen dünyanın en parlak insanları değillerdi ama çok cana yakınlardı ve öğrenmeye istekli olan insanlarla ilgileniyorlardı. test west prem195 Eta horrek ekarriko leuke jentiek bere zaborra gehixau trinkotzie, eta bolumena mugatzie, seguru asko, benetako arazotik gertuau dau pisue mugatzie baino. ve aynı zamanda insanların çöplerini daha fazla sıkıştırmasına neden olur ve bu da hacmi sınırlandırır ve muhtemelen ağırlığını sınırlamaktan ziyade gerçek probleme biraz daha yakındır. test west prem202 Alaba txiki bat dot oin, eta gatxa da hara eruetie, baña eingot Şu an genç bir kızım var ve onu başarıya ulaştırmak vesaire bir nebze zor ama yapacağım test west prem206 beraz, hau ez da txakur bataz dozun lehenengo esperientzixie. O zaman bu senin köpekle ilk deneyimin değil. test west prem212 erlojue neuken eta oinetakoen ganien jausi zan dana, eta zuhaixkak zuri geldittu zien yani oradaydı, saatim yanımdaydı ve ayakkabılarımın üzerindeydi ve işte oradaki çalılar tamamen beyaza büründü test west prem217 Bermuda soropila bat dekot hemen, ur asko biher dauena, eta oso motz mantendu bida golf zelaiko greenaren itxurie izatie gure bozu. kızgınım Bermuda çimeni burada ve yani çok su istiyor ve golf kursu yeşili gibi görünmesini istiyorsanız çok kısa tutmanız gerekiyor test west prem220 Artikulu bat erosten dozun bakotxien, batez be artikulu haundi bat, ordaintzen zabizenari zergen % 10 inguru gehitu biher dotzezu beti. Bir ürünü özellikle de büyük bir satın alma kalemi satın aldığınızda, ödeme yaptığınız bir şeydir ve her zaman yaklaşık yüzde on oranında vergi eklemeniz gerekir. test west prem225 bai, eztau posible emoten, ezta? evet olası görünmüyor değil mi test west prem229 nik ume bat dekot, hemezortzi hilebeteko neskato bat bir çocuğum var, onsekiz aylık küçük bir kız test west prem233 musuetara juen zinen Europan Avrupa'daki müzelere gittin mi test west prem236 eta artien billurre emoten zoztan ve bu beni hala korkutuyor test west prem242 ondo da, beraz, itxidazu argitzen, pistoletarako bost eguneko itxaronaldixe bidezkue izango leitteke zuretzat. Tamam, o yüzden emin olalım, o yüzden belki de beş günlük bir bekleme periyodu ya da bu şeyler meşru olabilir test west prem247 kreditu kooperatibetako zuzendari nausi guztixek eta holango jentie; beraz, kreditu kooperatibekaz pasetan ebilenaz baekixen. Tüm kredi birliği CEO'ları ve bunun gibi insanlar, kredi sendikaları ile neler olup bittiğine bağlı kalıyorlardı. test west prem251 bai, hoixe ein dot gaur, Darkman erosot, ikusiozu ez dotela ikusi ondino, gaur gabien ikusikot seguruenez. evet benim bugün söylediğim şey de bu anladım ya Karanlık Adam sen onu izledin mi ben izlemedim tahminime göre bu gece izleyeceğim test west prem256 Harexek eta neuk gustuko douz hareen abesti batzuk, baña ados nau, oro har ez neuke rapa aukeratuko. kendileri ve şarkılarının bir kısmını beğendim ama genel bir kural olarak kabul ettiğim gibi rap'i seçmeyeceğim test west prem264 Bai, leku batzuk onak diez UPS bidez edo beste modu batera bialtzeko, baña ya evet aslında bazı bazı yerler onları UPS ile veya başka yollarla gönderme konusunda iyi ama test west prem272 beno, neska lagunak alaba nerabe bat deko, eta, eskola hasi baño lehen urtero arropa erosten erueteko agintzeozte, burruka larregi eitten dabelako. şey kızı olan bir kız arkadaşım var ve o bir ergen, her yıl okul başlamadan önce çok fazla kavga ettikleri için ona kıyafet almamı istiyor test west prem277 oso ona izen zan, banekixen tristie izango zala, eta banekixen nonor hil eingo zala ve gerçekten çok iyiydi, bunun üzücü olacağını biliyordum ve birisinin öleceğini biliyordum. test west prem284 Ez neuen inoz bat antolatu, baña Oroimenaren Egunien bat izengo dou, seguruenez, azken bi urteetan izen dabe eta ah hayır hiçbir tanesini organize etmedi fakat bir tane var Anma Gününde bir tane yapacağız sanırım son iki yılda bir tane yaptılar test west prem294 Bai, bai, hori leku ederra da benetan bisitetako oh evet evet bu gerçekten ziyaret etmek için harika bir yer test west prem297 emoten dau txeketegixe txeke zuri bat dala, eta funts mugabakuek dauzela. Eztau muga barik gastetan, baña jarrera hori dau gitxi gorabehera Çek defteri sadece boş bir kontrol olduğunu ve dışarı çıkıp sınırsız harcadığını değil, sınırsız bir fon olduğunu hissettiriyordu ama neredeyse bu tutumdu test west prem300 seguru asko, eta kide izen zaren bittartien ein dabe Muhtemelen ve bu kadar uzun süredir üye olduğunuz için bunu yapıyorlar ben de düşünüyorum test west prem305 aukera bat dabenengan gastau bir şansı olanlara harca test west prem313 Ez dou eski alpinorik, iraupen eskikuek douz yokuş aşağı değil, kros kayağımız var. test west prem320 nirie be bada, baña jente askorentzat egoerie oso-oso serixue dala usteot benimkiler de öyle ama onun çok insan için gerçekten gerçekten gerçekten ciddi bir durum olduğunu düşünüyorum. test west prem325 Benetan arriskutsue dala usteot, istripu horreekaz guztixekaz Gerçekten gerçekten çok tehlikeli ama tüm kazalarla düşünürdüm test west prem329 ondo dau, halanda be ordaintzen nabilela iruditzen jat; izen be, jueten nazenien edo nire aseguru etxien, ordaintzeotenien kontuek altuegixek emoten dabe. pekala anladığım kadarıyla ben yine de ödeyeceğim çünkü ben ya da sigorta poliçemi düzenleyen de gitse her neyse ben ödediğimde faturalar aşırı derecede yüksek gözüküyor test west prem333 azken aldixen, barriro, kanpatzeagaz doten esperientzixie nire senarraren auto lasterketak diez evet son zamanlarda kamp ile ilgili tecrübem kocamın arabalarla yarıştığıdır test west prem340 Jauzi horregaz, kristal erregular batek ezin dau informaziño asko kodetu. O sıçrama ile normal bir kristal bu kadar çok bilgiyi kodlayamaz. test west prem343 [Naziño hau] askatasunien sortu zan, eta gizon guztixek bardinak sortzeko proposamenari eskeinie. [Bu ulus] özgürlük içinde düşünülmüş ve tüm insanların eşit yaratıldığı önermesine adanmıştı. test west prem354 Auzo batzuk otoitz egiliek, komunitatie gidatzen eben buruzagi espiritualak hileta elizkizunetako, santuen festetako eta abadiek ezin aben guztietako otoitzetarako. Bazı mahallelerde cenaze törenleri, azizler günü kutlamaları ve rahip bulunmadığı zamanlarda cemaate dua eden ruhani liderler, rezadores veya rezadoraslar vardı. test west prem360 Alemanixako gerraosteko ordena konstituzionalaren bertute nausixe izen zan, hain zuzen be, erregimen naziaren biktimarik haundixena. Almanya'nın savaş sonrası anayasal düzeninin en büyük meziyeti o sırada kesinlikle Nazi rejiminin en büyük felaketiydi. test west prem364 Jakiñe, nahiko erradikala da legien ziurbakotasun kuantikue dauela pentsetie, baña eztau emoten ezinezkue denik, jakiñe. Kuşkusuz ki, yasada kuantum belirsizliği olduğunu varsaymak oldukça radikaldir, fakat açıkça imkansız görünmemektedir. test west prem369 Vaquero kulturaren eta Mexikoko sonorarren eraginaren arrastue dala eta, ezautu ez ohi dan chicano kulturaren zati bat erakusten dabe. Vaquero kültüründen ve Meksikalı Sonoralıların Kaliforniya, Rojas'a etkisinden hatırlananlar Chicano kültürünün yaygın olarak bilinmeyen bir yönünü gösterir. test west prem371 Orekatik desbideratze soile da, eta gailu soile, mika maluta, astindu eingo da, biher mekanikue erauzteko. Bu basit bir denge dengesidir ve basit bir cihaz olan mika tanesi deprem haline getirilerek mekanik işler çıkarılır. test west prem375 Interesgarrixe da ezaugarri bera agertu leikela ekonomixa osuen. Aynı özelliklerin ekonomide bir bütün olarak ortaya çıkması ilginçtir. test west prem384 Halanda be, Hooden RCA eraikina Gropiusen Pan Am eraikinagaz (gaur egun MetLife) alderatzen badot, eztau zalantzarik diseinatzaile sortzaileena nor izen zan. Ancak, Hood'un RCA binasını Gropius'un Pan Am (bugünkü MetLife) Binası ile karşılaştırsam, kimin daha yaratıcı bir tasarımcı olduğu şüphe götürmez. test west prem388 The Quad esateotzien ikaslien egoitza baten onduen dau, egoitza jakobtar gune bitxixe da, hainbat patixoren inguruen planifikaue. Quad olarak bilinen öğrenci yurdunun yanında bir dizi avlunun etrafında planlanan pitoresk Jakoben Canlanma kompleksi bulunur. test west prem393 Herritarren pribilegixuek eta immunidadiek ordena barrixaren balixo nausitzat hartziek, Blackek eitten dauen moduen, legearen araberako bardintasun arazuek sortzen dauz. Vatandaşların ayrıcalıklarını ve dokunulmazlıklarını yeni düzenin en önemli değeri olarak kabul etmek, Siyah'ın yaptığı gibi, kendi eşitliği sorunlarını yasalar çerçevesinde yaratır. test west prem408 XVIII. mendearen amaierie, hain zuzen, garai guztiz sinplistie izen zan. On sekizinci yüzyılın sonları gerçekten fevkalade basitleştirilmiş bir dönemdi. test west prem412 Zirkuituko epaileei jagoken moduen jarritte, Taney Auzitegi Goreneko presidentiek interpretau aben konstituzino-xedapenak Kongresuaren baimena biher ebala epailiaren agindue bertan behera ixteko. Devrim yargıcı olarak tek başına oturan Baş Adalet Taney, anayasanın hükmünü askıya almak için kongre iznine sahip olması gerektiğini yorumladı. test west prem415 Eta, jakiñe, XVIII. mendien askatasuna ulertzeko giltzarri nausixek Konstituzinue eta Eskubidien Gutuna diez. Ve elbette, on sekizinci yüzyıl özgürlük anlayışına ait büyük anıtlar Anayasa ve Haklar Bildirgesi'dir. test west prem424 Izen be, aurrerau ikusiko dounez, biosferek euren dimentsinuen batez besteko hazkunde jarraitue maximiza leikie. EVect'te, daha sonra göreceğimiz gibi, biyosferler kendi boyutsallıklarının ortalama sürekli büyümesini en üst düzeye çıkarabilir. test west prem428 Intuizinoz, eztau emoten Big Banga ezkeroztik entidade bizibako konplexuen planetarik sortu zanik modu espontaneuen. Sezgisel olarak, bu kadar büyük olmayan karmaşık varlıkların bir gezegeninin büyük patlamadan kendiliğinden ortaya çıkması olası görünmemektedir. test west prem432 Azkenien, klaustro bat, galerixa bat eta dorre bat gehitu ebazan. Sonunda bir manastır, bir galeri ve bir kule ekledi. test west prem436 Horrexegaittik da harrigarrixe janzkerie eta dekorazinue harmonixan ez egotie Bu yüzden elbise ve dekor uyumlu olmasa şaşırtıcı. test west prem438 Adobezko etxiek eta eraikinek, bi eta lau oin bittarteko lodixerako hormei esker, kanpoko zarataren kontrako segurtasun- eta babes-sensazinue emoten dabe. Kerpiç evler ve binalar, iki ile dört foot kalınlığında duvarlarıyla bir güvenlik hissi ve dışarıdaki gürültüden korunma sağlar. test west prem443 Tetraedruaren azalerak eta bolumenak aldatzen dabezan ertzetako biraketen balixuen aldaketak geometriaren deformatzailetzat hartu leikez, eta hainbat modutan deformau leikez. Tetrahedranın alanlarını ve hacimlerini değiştiren kenarlardaki dönüşlerin değerlerindeki değişiklikler, geometriyi deforme etmek olarak düşünülebilir, böylece farklı şekillerde bükülür. test west prem448 Eta adoretu ordez kritikie eitten daben eta jokalarixei porrota ahazten ixten ez dotzien guraso eta entrenatzaileek ansiedade haundixe eragiteotzie gazte batzuei. 96 Ve anne babalar ve teşvik etmek yerine eleştiren koçlar oyuncuların bazı gençlerdeki ani yoğun savunma endişesini unutmalarına izin vermiyor. test west prem451 Gaitasun baxuko beste talde batzuekaz pasetan dan moduen, irakasliek, askotan, aurreikuspen apalauek izeten dabez trantsizino-ikasliakaz, eta beste ume batzuekaz baño ahalegin txikixaue eitten dabe hareei erakusteko. Diğer düşük yetenekli gruplarda olduğu gibi, öğretmenler genellikle geçiş sınıfı öğrencileri için daha düşük beklentilere sahiptir ve onları diğer çocuklara göre daha az uyarıcı bir şekilde öğretir. test west prem455 Jainkue naturaren jainko lez baño ez da aittetzen, eta, hori dala eta, herri bakotxak eskubidie dau nazinoen komunitatien leku bereizi eta ekitatibue izeteko. Tanrı, sadece, sonucunda insanların uluslar topluluğunda ayrı ve eşit bir yere hak kazandığı doğanın Tanrısı olarak belirtiliyor. test west prem459 Beraz, ordenagailurako programa sortie amaitezine da, baña zenbakarrixe, mugatue. Dolayısıyla, sayılabilir veya sayılabilen, sonsuz sayıda bilgisayar programı var. test west prem463 Hain zuzen be, galaxietako laño molekular hotz erraldoiek, tenperatura-gradu absolututan, espezie molekularren nahasketa oso konplexuek diez, hareetako asko karbonosuek, baita izarren sorlekue be. Gerçekten de, galaksilerdeki dev soğuk moleküler bulutlar, sıcaklık dereceleri yaklaşık olarak, çok sayıda karbonlu ve aynı zamanda yıldızların doğum yeri olan moleküler türlerin oldukça karmaşık karışımlarıdır. test west prem468 Begi txarraren sintomak gorakue, beherakue, pisue galtzie eta batzuetan herixotzie be izeten diez. Kötü gözün semptomları kusma,ishal,kilo kaybı ve hatta bazen ölümdür. test west prem476 Hori zan garai haretako aldartie Bu uzun zamanın öfkesi. test west prem480 Bixek alda leikez antikodoi-kodoi parekatze-mekanismue aldatu barik. Anticodon-codon eşleşme mekanizması değiştirilmeden bunların her ikisi de değiştirilebilir. test west prem485 Gozo-lapikue arbola batetik zintzilik dau, soka luze bategaz. Heldu batek gora eta behera mugitzen dau sokie; beraz, ez da berehalakuen apurtuko. Pinyata hızlı bir şekilde kırılmaması için yukarı aşağı hareket ettiren bir yetişkinin yönetiminde uzun bir iple bir ağaçtan asılır. test west prem489 1863an, nazinuek batasun perfektuaue sortu gure aben ondino be, baña, horrez gain, baaben iragan bat indigenen psike barrixe inspiretan eta aldi berien nahasten abena. 1863 yılında ulus daha mükemmel bir Birlik yaratmayı halen arzuluyordu ancak ek olarak yeni yerli toplumsal ruha hem ilham olan hem de sorun yaratan bir geçmişi vardı. test west prem493 Pachucoen berbakerie, ingelesaren eta gaztelaniaren nahasketa bat, “cale” be deittue, hainbat hizkuntza-iturritan oinarritutako bat-eitte liluragarri bat izen zan. İngilizce ve İspanyolcanın bir birleşimi olan cale olarak da bilinen Pachuco konuşması pek çok dilbilimsel kaynaktan alınan büyüleyici bir füzyondur. test west prem500 Eta, modu berien, eztabaida barik, ekonosfera konplexuaue bihurtu da hominidoaren eboluzinoaren azkenengo milioi urtietan. Ve aynı derecede tartışmasız olarak, son birkaç yüz milyon yıllık insansı evrim üzerinde, ekonomosfer daha karmaşık hale gelmiştir. test west prem509 Aurretik jakin biher neuen ez zala komeni gabaz Jamaikatik hain gertu egotie Geceye doğru Jamaika’ya bu kadar yakın olacağımı bilmeliydim. test west prem513 Royal Mary-n etorri netzen... Royal Mary'den çıkıyordum.... test west prem517 Zergaittik itxi zontzien Wolverstoneri eta besteei jueten?, ein aben oihu, samintasun apur bategaz. Acıklı bir dokunuşla haykırdı; Wolverstone'un ve diğerlerinin gitmesine neden izin verdin? test west prem521 Erregiaren mandatue eztot hain errez onartzen. Kralın komisyonuna hafifçe onaylamıyorum. test west prem526 Bekokixe zimurtu aben. Kaşlarını buruşturarak çattı. test west prem530 Zalantza barik, urkamendira eruengozu, esan aben, mespretxuz. Onu darağacına fırlatacaksın, şüphesiz, aşağılayıcı bir şekilde dedi. test west prem532 Zintzuek izenda, zelan atxilotuko neuzen? Tratue hori zan. Onları nasıl dürüstçe gözaltına alabilirim? Pazarlık yapıldı. test west prem537 Jamaikako flotako ontzixek diez, erantzuotzon jaunak. Onlar Jamaika filosunun gemileriydi, onun üstünlüğü ona cevap verdi. test west prem541 Oso zurixe zan, eta bere esku tolestuen ganien jarri ebazan begixek. O çok beyaz bir kadındı ve gözlerini katlanmış ellerine dikmişti. test west prem546 Arabellaren onduen, portuen, uri ikusgarri haretan baeuzen aurrealde lauko eraikin zuri batzuk ur-ertzera bajetesaotzienak. Suyun tam kenarında olan o muhteşem şehrin liman boyunca Arabella'ya dik açıda olan düz ön cepheli beyaz binalar. test west prem557 Ohartzen naz zer ein zenduen, eta ohartzen naz, neurri batien behintzet, kontuen hartu biher ninduzuela. Yaptığınız şeyi tam olarak anlıyorum ve kısmen de olsa farkındayım, kendim için düşünerek uyarılmış olabilirsiniz. test west prem561 Zurbil eta zurrun ikusi aben, ezpanak zabaldute eta begixek arranpalo eta beraren ganien tinko, haren patuaren erabagiaren lekukotza urduri bat. Üzerine sabitlenmiş gözleri ve ayrılmış dudakları ile solgun ve gergin olduğunu gözlemledi, bu onun kaderini belirleme konusunda kaygılı bir tanık. test west prem567 Horrek, biherbada, Bishop koronelaren berotasuna hoztuko dau. Bu Albay Bishop'u sakinleştirecektir, belki. test west prem571 Nik... Nik ez neuen amestu... Ben ... hayal etmedim .... test west prem576 Baña ez aben pistolariaren asmue geldittuazo. Ancak o, topçunun niyetinde hiç duraksama yaratmadı. test west prem580 Blood kapitana aurkeztukotzuet. Bishopek ahal izen aben arpeirik onena ipini aben. Kaptan Blood'u sunmama izin ver. Zorunlu olarak Bishop komuta edebileceği en iyi şekilde kendini göstermiştir. test west prem585 Azkenien, atsekabie da berarentzat. Bu ona sonunda sıkıntı verir. test west prem597 Presinue ein doztie, esaotzon. Baskı altındayım, onu bilgilendirdi. test west prem603 Bishopen eskuetan itxikozu zeure burua, ohartuarazo aben Pittek. Kendini Bishop'un ellerine teslim edeceksin, diyerek, Pitt onu uyardı. test west prem608 Eta atuen gogoratuko ebazan berbak, ahal izen baleu. Ve anında, o sözleri olan kelimeleri hatırlardı. test west prem612 Lord Julianengana juen zan, balantzaka. Lord Julian'a döndü. test west prem622 Ez ekixen Oglek izututako gizonek Wolverstonenaz besteko iritzi bat izengo ete eben. Ogle, paniğe sürüklediği adamların, Wolverstone'un bilmediği farklı bir bakışa sahip olup olmayacağını bilmiyordu. test west prem626 Eta zoro kixoteskue arriskurantz due une honetan, gure izenien. Ve şu anda bizim adımıza Don Kişot gibi aptal tehlikeye giriyor. test west prem631 Blood kapitanak begiradaz arakatu ebazan begi bortizdun burkide ausart horreen ilerak, eta gero Oglerengan pausau aben barriro be. Kaptan Blood'ın bakışları, cesur ve acımasız bakışlı arkadaşlarını taradı, sonra Ogle'nin üzerinde durdu. test west prem636 O, mesedez. Benetako kezkie euen haren ahotsien. Ya, lütfen. Sesinde gerçek bir alarm vardı. test west prem640 Ez da hori. Baña alkar txarto ulertzeari lotuta euzen ezinbestien. O değil. Fakat birbirlerini yanlış anlamaları kaçınılmazdı. test west prem644 Bristada batien, Captain Bloodek hareen buruen zer euen ikusi aben. Bir ışıltıda Kaptan Blood akıllarında neler olduğunu gördü. test west prem648 Babes zuhurra, onartu aben. Kurnaz savunma, bunu onayladı. test west prem655 Errege zerbitzau baño nahixau Infernuen erre, esan aben amorru haundiz. Cehennemde çürüyeceğim veya Krala hizmet edeceğim, diye bağırdı büyük bir öfkeyle. test west prem659 Gero gogoratuko dabe zure gogortasunak eruen nindduela. Mobidu ein zan, handik jueteko, gero egiaztau eta barriro eiotzon aurre. Beni teşvik edenin senin zorluğun olduğunu daha sonra anımsayacaksın. Yola çıkmak üzere harekete geçti, daha sonra onu kontrol etti ve tekrar onun yüzüne baktı. test west prem665 Eta zer gertauko jat niri, Jeremy? Jakiñe, oin afaltzeko bueltan izango naz, bai. Blood bajau ein zan zain euen ontzire. Bana ne olmalıydı Jeremy? Tabii, şimdi, akşam yemeği için döneceğim, o yüzden döneceğim. Kan, bekleyen botun içine tırmandı. test west prem670 Udan belugak ikusi leikezuz, udazkenien hartz polarrak, eta udabarriko edo udazkeneko ekinozinotik gertu bazauz, aurora borealak edo iparraldeko argiak. Beluga balinalarını yazın, kutup ayılarını sonbaharda ve ilkbahar veya sonbahar ekinoksunda oralardaysanız aurora borealis'in kuzey ışıklarını görebilirsiniz. test west prem677 Orduen, jakiñe, Bigarren Mundu Gerrako parte-hartzie hasi zan Commonwealth Britainiarraren Aideko Trebakuntza Planagaz, zeinien Kanadako zeru seguruaue erabili eben burrukarako pilotuek prestetako. O zamanlar için gayet doğal bir şekilde, II. Dünya Savaşına katılım, pilotları savaşa hazırlamak üzere Kanada'nın nispeten güvenli semalarını kullanan İngiliz Milletler Topluluğu'na ait bir Hava Eğitim Planı ile başladı. test west prem681 Tolerante eta lagungarri izeten jarraitzen dabe, jakin arren euren kostalde ederra eztala eurena bakarrik ya. Ve hoş kıyılarının artık sadece onların olmadıklarını bilmelerine rağmen hoşgörülü ve yardımsever kalıyorlar. test west prem685 Ahal bozu, ohitu zaittez bilbeagaz aldez aurretik. Mümkünse, kendinizi önceden hikayenin konusuna alıştırın. test west prem687 Napoleonek Kataluniako santutegi sagraueri eraso eiotzon, Montserrateko monasterioari, eta suntsitu ein aben. Napolyon, Katalonya'nın kutsal tapınağına, Montserrat'ta bulunan manastıra saldırıp onları yok etmiştir. test west prem698 Anneren eta Amsterdamgo okupazinoaren historiari buruzko bideuek ikusikozuez, garaiko argazki eta artefaktuekaz batera. Anne'nin hikayesinin ve Amsterdam'ın işgali altındaki videolarını, fotoğraflarını ve eserleri ile birlikte göreceksiniz. test west prem701 Europako eta Puerto Ricoko arte bilduma hau, Karibeko onena seguruenez, ederto egongo leitteke Europako edozein hiriburutan. Büyük ihtimalle Karayipler'in en iyisi olan Avrupa ve Porto Riko sanatlarından oluşan bu koleksiyon, herhangi bir Avrupa başkentinde çok fazla evde olacaktı. test west prem706 Urmaelen artien, batien bizixe dau; bisitarixek txanponak botaten dabez, dortoka baten buruen bote eingo dauen esperantzan, zorte ona lortzeko modu segurue da ta. Göletler arasında, bir kaplumbağanın başına vurma umuduyla bir ziyaretçinin bozuk para fırlatması, iyi bir servet elde etmenin kesin bir yoludur. test west prem708 Resortaren erdixen, barrualdeko urmaeleko ur babestuetan, izurdeekaz uger eitteko programa bat dau. Tesisin merkezinde, iç lagünün korunaklı sularında, Yunuslarla birlikte yüzme programı bulunmaktadır. test west prem713 Bisitatzie merezi daben beste batzuk diez Balzacen etxie (47 Rue Rayanouard) eta Delacroixen estudixue (6 Rue de Furstenberg). Balzac'ın evi (47 Rue Rayanouard) ve Delacroix'un stüdyosu (6 Rue de Furstenberg) dahil diğerleri ziyaret etmeye oldukça değer. test west prem718 Hain zuzen, 1970eko hamarkadako autobusen polemikako protesta eta istiluen inflexiño puntue izen zan. Aslında, bu, 1970'lerde yaşanan ulaşım karmaşası sırasında protesto ve isyanların parlama noktasıydı. test west prem722 Sant Antoni badixaren ahue mendixen, Coniera edo Conejera uhartearen silueta distiratsue dau (untxi zulue esan gure dau). Coniera adasının ya da Conejera'nın (tavşan yuvası ya da oyuğu anlamına gelir) kasvetli silüeti, Sant Antoni Körfezi'nin girişine hakimdir. test west prem727 Eredue errepikau ein zan mende bat geruau, mairuek 1151n almohadeen laguntzie eskatu ebenien. Örüntü, Mağribiler yüzyıl sonra 1151'de Muvahhidler'in yardımını istediğinde kendini tekrarladı. test west prem731 Errefortzuakaz, espainiarrek hondartza buru bat ezartie lortu eben. İspanyollar, takviye kuvvetleriyle emniyetli bir yer oluşturmayı başardı. test west prem736 Gauza iskanbilatsu eta kontserbadoriek, batek ikesten dauenez, zalaparta haundi barik irauten dabe hemen. Çirkin ve muhafazakâr, biri öğrenir, çok fazla yaygara olmadan burada bir arada bulunur. test west prem740 Harexek ein eben lehenengo ahaleine eta gogorrena lurralde latz haretan bizimodu modernue eitteko. Bu zorlu araziden modern bir yaşam sürmek için ilk ve en sert çabaları yapan onlardı. test west prem745 Clunyk inguruko landa eremuen izen aben eragina ikusteko, bisitau Clunyren arkitektuek eraiki ebezan eleiza erromanikuek dekiezan herri batzuk, bestiek beste, Saint-Vincent-des-Pres, Taize, Berze-la-Ville eta Malay. Cluny'nin çevredeki kırsal alandaki etkisini görmek için Romanesk kiliseleri Cluny'nin mimarları tarafından inşa edilen ve aralarında Saint-Vincent-des-Pres, Taize, Berze-la-Ville ve Malay da bulunan birkaç köyü ziyaret edin. test west prem750 Baixada de Santa Eulalia Carrer dels Banys Nousera jaisten da, zeinak izena hartzen dauen aspaldi desagertu zien XII. mendien eraikitako ghettoaren bainuetxe barrixetatik. Baixada de Santa Eulalia, 12. yüzyılda dikilen gettonun tarih olan yeni banyolarından adını alan carrer dels Banys Nous'a uzanır. test west prem760 Hotelaren atzien, hiriko fundatzaile Samuel de Champlainen 1898ko estatua baten ostien, Dufferin Terracek St. Lawrencen eta, ibaixen behera, Ile d'Orleansen bista paregabie eskeintzen dau. Otelin arkasında, 1898 yılında inşa edilen Samuel de Champlain heykelinin ötesinde, şehrin kurucusu olan Dufferin Terrace, St. Lawrence ve muhteşem bir şekilde Ile d'Orleans'a doğru muhteşem bir manzara sunmaktadır. test west prem765 Independentzixaren ostien parlamentue hemen ezarteko planak zapuztu ein zien Buradaki ev parlementosu planları bağımsızlıktan sonra hiçbir işe yaramadı. test west prem772 Hiriko beste monumentu erromatar haundixe, antzoki zaharra, hiriaren hegoaldien dau. Şehrin diğer bir harika Roma anıtı olan antik tiyatro şehrin güney kısmındadır. test west prem777 1992ko Joku Olinpikuek jarri eben Bartzelonaren kirolzaletasun amorratuaren ospearen oinarrixe. 1992 Olimpiyatları Barselona'nın spor tutkunu bir şehir olarak itibarını pekiştirmiştir. test west prem780 Egonaldi luzeagoetarako, informaziño buleguek Queticoko alkar blokeetan daben ubideen sare zoragarrixaren mapa zihetzak emoten dauz. Daha uzun konaklamalar için bilgi bürosu Quetico'nun fantastik su yolları ağıyla ilgili ayrıntılı haritaları sunar. test west prem784 Uhartien lasaitasunek 1287. urtera arte iraun aben, Alfontso iii.a Aragoikuek, bere noblien eskuetan umiliazinuek tarteko, inbasinorako aitzakixe aurkitu abelako orduen. Adanın sükuneti 1287 yılına kadar sürdü; Aragen'in Alfonso III'ü, soyluların ellerinde birtakım aşağılamaların üzerinden geçerek, işgal için bir bahane buldu. test west prem788 Asko gustetan jake sozializetie, eta tabernetan, batez be taberna marroi famauetan, batu ohi diez, normalien, mundue konpontzeko. Sosyalleşmeyi seviyorlar ve barlar,özellikle meşhur kahverengi barlar, genellikle dünyayı hak yoluna koymak için buluştukları yerlerdir. test west prem792 Plazaren beste aldien Laleliko atzeko kaliek dauz, arropa merkie bilatzeko lekue. Meydan boyunca, düşük fiyatlı giysi aranacak yer olan Laleli'nin arka sokakları bulunuyor. test west prem796 Ikusi hondartza onenen zerrendie 82. eta 85. orrialdietan. Plajlardaki önemli noktaların bir listesi için sayfa 82 ve 85'i inceleyin. test west prem803 Oin dala gitxi arte, izkinako 8. etxie izen da Generalitateko presidentiaren egoitza ofiziala. Köşedeki 8 numaralı ev, yakın zamana kadar Generalitat başkanının resmi konutuydu. test west prem806 Baña, azken modako razzmatazza gorabehera, museuek eztau ahaztu antxineko automobil ederren xarmie, eta, batez be, Kanadako lurrun-aro haundiko tren-makina zaharrak. Ama tüm yeni çıkmış gürültülü gösteriler ile, müze, harikulade antika arabaların cazibesini unutmamıştı ve her şeyden önce, eski Kanada'yı gerçekten üreten buhar döneminden eski tren motorlarını canlandırıyordu. test west prem814 1847an, Kasten Gerrie izeneko altxamendu basati batien, maiek, kolono zurixek sarraskitu, eta penintsulako ixe bi herenen kontrola hartu eben. 1847'de, Kast Savaşı olarak bilinen vahşi bir isyan, Maya isyancılarını beyaz yerleşimcileri katletti ve yarımadanın yaklaşık üçte ikisini kontrol altına aldı. test west prem818 Eraikinak eleiza bardin-bardin bi lotzen dauz: Franzesischer Dom (edo Katedral Frantsesa), iparraldien, higanot etorkinentzat eraikie, eta Deutscher Dom (Katedral Alemana), hegoaldien. Yapı, iki benzer kiliseyi, kuzeyde Franzoesischer Dom (ya da Fransız Katedrali) ile göçmenler için inşa edilmiş Huguenots ve güneyde Deutscher Dom (Alman Katedrali) bağlıyor. test west prem834 Errepidiek bihurgune itxixetan okertzen eta biretan diez, eta uhinduretan gora eta behera bihurritzen. Yollar keskin virajların etrafında dönüyor ve dalgalanmaların üzerinden yuvarlanıyor. test west prem844 Hori C-R funtziño sinple batek definidutako C-R erlazinoei nahiz C-R funtziño anizkunek definidutakoei apliketan jake. Bu, tek bir C-R fonksiyonu tarafından tanımlanan C-R ilişkileri ve çoklu C-R fonksiyonlarının bir araya getirilmesiyle tanımlananlar için geçerlidir. test west prem849 Kontue ez da bakarrik aurrezkixek eragine izatie aberastasunaren stockien; aberastasunak be badau eragine aurrezteko erabagixen. Tasarruf sadece varlık stokunu etkilemekle kalmaz, dolayısıyla varlık da tasarruf etme tercihini etkiler. test west prem852 Teknologixie oso integraute dau erakunde horrexetako negozixo-prozesuetan, negozixorako aukera lez ikusten dalako teknologixie, ez bakarrik tresna huts lez. Bu işletmelerde teknoloji iş süreçleri ile oldukça iç içe geçmiştir çünkü teknoloji sadece bir araç olarak değil iş açısından destekçi olarak görülmektedir. test west prem857 Arriskuen ebaluaziño horretan oinarritute, Centrelink-ek berariazko prebentzino-estrategixak garatu ebazan, onuradunei eta enplegu-emoileei diru-sarrerei buruzko informazino-eskakizunen barri emoteko. Risk değerlendirmesine göre, Centrelink hak sahiplerini ve çalışanları gelir raporlaması gereklilikleri hakkında eğitmeyi hedefleyen bir dizi özel önlem stratejisi geliştirdi. test west prem860 Hego Carolinako lankidetza-ahaleinek arrakastie izen eben hurrengo urtien be. Güney Carolina'nın işbirlikçi çabaları ertesi yıl başka bir başarı elde etti. test west prem861 Konderriko biherginek prest egongo diez auzilariei euren ikerketiagaz laguntzeko. Bir ilçe çalışanı da, araştırmacılara da araştırmalarıyla yardımcı olmaya hazırdır. test west prem875 Uko eitteko eskaera formalik ezien, auzitegi federaleko abogadu bati jagoko, bai etikari jagokonez, bai auzitegiaren arauek betez, edozein gairi erantzutie Resmi çekilişe katılmamak için, federal mahkemede bir kayıt avukatı, ortaya çıkması gereken herhangi bir meseleye cevap vermek için hem etik hem de mahkeme kuralları uyarınca sorumludur. test west prem879 2000ko urte fiskala oparue izen zan GAOrentzat, lorpenez eta arrakastaz betie, zeren eta zerbitzu bikaina emon jakon Kongresuari, eta AEBko zergadunek onura haundixek izen ebezan. 2000 mali yılı, GAO için Kongre'ye büyük bir hizmet yılı ve Amerikan vergi mükelleflerine büyük fayda sağlayan muazzam bir başarı ve başarı yılı oldu test west prem882 Zehaztasun haundixauaz jokatu ezkero, sarrixau lortuku helburue. Daha kesin bir şekilde hedef alabilir ve hedefi daha çok vurabiliriz. test west prem887 Gañera, datuen mugak argitu biher diez, datuetatik ondorixo oker edo gure bakorik ez atarateko. Ayrıca, verilerin kısıtlamalarını açık bir şekilde yapın, böylece verilerden yanlış veya kasıtsız sonuçlar alınmayacaktır. test west prem891 Enpresek euren jabetzapeko filial bat sortzeko erabilten dabe baliabidie, esan aben Delaney jaunak, New Yorkeko Abogaduen Aliantzaren zuzendari exekutibuek. İşletmeler, tamamen sahip olunan bir yan kuruluşu oluşturmak için cihazı kullanıyorlar, diyor Avukatlar Birliği'nin New York İttifakı yöneticisi Delaney. test west prem896 Aldi hori A eranskineko A-3 dokumentuen agertzen da. Halanda be, proiektuaren berezitasunen arabera, hilebete biko gorabeherak egon leikez biher dan denporieri jagokonez. Bu defa dönem Ek A’daki A-3 Kanıtında gösterilmiştir. Ancak projenin özelliklerine bağlı olarak gereken zaman birkaç ay farklılık gösterebilir. test west prem903 Garraiue, energixie, larrialdi-zerbitzuek, finantza-zerbitzuek eta komunikazino-sistemak babestie gero eta garrantzitsuaue da, neurri haundi batien informazinoaren teknologixaren mende dauzelako. Ulaşım, enerji, acil durum hizmetleri, finansal hizmetler ve iletişim sistemlerinin korunması gittikçe önem kazanmaktadır çünkü bilgi teknolojilerine yoğun olarak güvenmektedirler. test west prem910 Modu berien, CFO Legiek, GMRAk eta GPRAk eskakizun barrixek ezarriotziez erakunde finantzarixo federalei. Benzer olarak, CFO kanunu, GMRA ve GPRA federal finans örgütlerinden yeni taleplerde bulundu. test west prem914 2010ien eta handik aurrerako urtietan kaltetutako EGUen kasuen, administratzailiek 474 atalaren arabera esleituko dauz merkurixue igorteko eskubidiek, eta 409 atalaren arabera eingo dauz merkurixue igorteko eskubidien enkantiek, A taulan agertzen dien kopuruen barruen. 2010 ve bundan sonraki her yıl için etkilenen EGÜ'ler için, Yönetici Bölüm 474 uyarınca cıva ödenekleri tahsis eder ve Tablo A'daki miktarlarda bölüm 409'a göre merkür ödenekleri ihaleleri yapar test west prem919 24 Ezaugarri horrexek egokixek izengo leittekez GMRAren kontabilidade-txostenetarako be. 24 Bu özellikler de GMRA hesap verebilirlik raporları için uygun olacaktır. test west prem930 Enplegatzailiaren eta enplegauaren ekarpenak modu berien kalkuletan diez normalien. İşveren ve işçi katkıları genellikle aynı şekilde hesaplanır. test west prem934 Etorkizunari begire, erantzun eben agentzien heren batek, gitxi gorabehera, adierazo aben diseinue barrikusteko funtziño gehixau azpikontratetako aukerie aztertzen dabizela. Geleceğe bakıldığında, yanıt veren kurumların yaklaşık üçte biri, tasarım inceleme işlevlerinin daha fazla dış kaynak kullanımını düşündüklerini bildirdi. test west prem938 Oso gatxa izango leitteke Kaliforniako lege-zerbitzuetako abogadu batentzat jakittie ea Arizonako migrazino-fluxuen biher ein dauen bezero batek Mexikoko muga kurutzatu ete dauen. Kaliforniya'daki bir yasal hizmetler avukatı için, Arizona'daki göçmen akınında çalışan bir müşterinin Meksika sınırını geçici olarak geçip geçmediğini bilmek çok zordur. test west prem942 Esan beharra dau posta-densidadiek kostuen dauen eragina haundixaue dala Frantzixan. Posta yoğunluğunun maliyet üzerindeki etkisinin Fransa'da olduğundan daha yüksek olduğuna dikkat edilmelidir. test west prem946 Ondoetorri-pakete hau eskura emoten da, Texas'19 Medicaid-en ordezkari bat bisitan etorten danien. Bu hoş geldin paketi Teksas'ın 19 Medicaid alan temsilcisinin bir bölge ziyareti esnasında elle dağıtıldı. test west prem954 Xehetasun gehixau gure izan ezkero, ikusi //www.healtheffects.org/Pubs/NMMAPAS letter.pdf. Daha fazla bilgi için, //www.healtheffects.org/Pubs/NMMAPSletter.pdf adresini ziyaret edin. test west prem959 27 Zailtasuna areagotu eitten da SCR instalazinora doitzeko beharrezkuek dien galda-aldaketen neurrixe haunditu ahala. 27 SCR'yi tesise sığdırmak için gerekli kazan değişikliklerinin sınırı arttıkça, zorluk artmaktadır. test west prem962 61 Enplegatu federalek Gizarte Segurantzaren programen babesa izen leikie, halan zelan Gizarte Segurtasuna eta Medicare programena, asegurue daben gañerako biztanlien baldintza berberetan. 61--Federal çalışanlar, diğer bütün kapsama altında olan kişiler gibi, aynı koşul ve şartlar altında Social Security62 ve Medicare gibi sosyal sigorta programları kapsamında olabilirler. test west prem967 Oin arte ein dien erreformek ondorixo sakonak dakartzoz gobernuek eitten dauenari, antolatzeko moduari eta herrialdeari eta herritarrei eskeintzen dotziezan zerbitzuei. Bugüne kadar benimsenen reformlar, hükümetin neler yaptığı, nasıl organize olduğu ve hizmetlerini ülkesine ve vatandaşlarına nasıl sunduğu hakkında etkili göstergelere sahiptir. test west prem970 Biher dan moduen inplementau ezkero, informaziño horrek bermatzen dau ein zala bidaia bat. Doğru uygulandığında bu yöntem, bir yolculuk yapıldığına dair makul kanıt sunmaktadır. test west prem971 Berez, C-R erlazinue aldatu ein leike leku batetik bestera (adibidez, populazinoaren sentikortasunien edo PMaren osaeran dauzen desbardintasunen ondorixoz), baña, normalien, eztau lokalizazinorako C-R funtziño espezifikorik. C-R ilişkisi aslında bir lokasyondan diğerine farklılık gösterse de (örneğin popülasyon duyarlılıklarındaki farklılıklar veya PM'nin kompozisyonundaki farklılıklar nedeniyle), bölgelere özgü C-R fonksiyonları genellikle mevcut değildir. test west prem980 Ikerketa-arlo hori nabarmentzeko ideak meritu haundixe badau be, operazionalizazinue problematikue da. Araştırmanın bu alanını öne çıkarma fikri çok mantıklı gelse de, işlemselcilik açısından sorunludur. test west prem983 1989ko Posta Zenbaketa Nazionala 24 egunien ein zan, irailaren 5etik urriaren 2ra, eta 44.775 landa-ibilbide izen ebazan, guztira 46.197. 1989 Ulusal Posta Kontu, 5 Eylül'den 2 Ekim 1989'a kadar 24 teslimat günü için gerçekleştirilmiş ve toplam 46.197'sinin 44.775'i kırsal yoldan oluşmuştur. test west prem984 A1 taulako estadistikek erakusten dabenez, batez beste diru-sarrera altueneko etxien eta heziketa-maila haundixeneko helduen posta-kodeetan eitten diez kuartila errentagarrixenetako ibilbidiek. Tablo A1'deki istatistikler, ortalama olarak, daha kârlı kümülattaki rotaların daha yüksek gelirli hane ve daha eğitimli yetişkinlere sahip Posta Kodlarında bulunduğunu göstermektedir. test west prem993 Edo bisitau GAOren Interneteko hasikerako orrixe helbide honetan. veya GAO'nun World Wide Web ana sayfasını ziyaret edin. test west prem998 Heziketa juridiko komunitarixue LSCren onuradunek emoten daben zerbitzu funtsezkue da. Topluluk yasal eğitimi, LSC hibeleri tarafından sağlanan önemli bir hizmettir. test west prem1001 Erakunde nausixetan, bilakaeran dauzen enpresa-prozesuek funtsezkuek diez informazinue kudeatzeko erantzukizun horrexek zelan egituratzen eta egokitzen dien zehazteko, biher aldakorrak asetzeko gai izen daittezen. Önde gelen işletmelerde, gitgide gelişen iş süreçleri, bu bilgi yönetim sorumluluklarının değişen ihtiyaçlara göre nasıl yapılandırılacaklarının ve uyarlanacaklarının belirlenmesinde kilit bir rol oynamaktadır. test west prem1007 Kontrolguneko azterketan; hau da, gainditu biher izen eben segurtasun-geruza bakarrien, ez zan aurkitu harexei buruzko ezer aipagarririk. Hiçbir şey gerçek kontrol noktası taramasıyla ilgili olan tek güvenlik katmanı ile ilgili göze çarpmaz. test west prem1012 Atxiloketan, KSMk ukatu ein dau Al Qaedak agentiek dekozanik Kaliforniako hegoaldien. Gözaltındayken KSM, El Kaide'nin Güney Kaliforniya'da herhangi bir ajanı olduğunu reddetti. test west prem1017 Analistiaren mezu elektronikuek, barriro, erakusten dau informazinue partekatzeari buruzko lege-ohar eta legezko muga ugeri nahasten ebilela agente kriminalek inteligentzixa-kanalen bidez batutako informazinoari emon ahal jakezan erabilerak arautzen dabezan xedapenakaz. Ancak analistin e-postası, bilgi paylaşımının ve suç ajanlarının istihbarat kanalları aracılığıyla toplanan bilgilerin kullanımını yöneten kuralların geniş bir dizi sırasını ve yasal engelini karıştırdığını yansıtıyor. test west prem1021 Komuniketako ezintasuna baldintza larrixe izen zan World Trade Center-en, Pentagonuen eta Somerset konderrixen (Pennsylvania), hainbat agentzixa eta jurisdikziño ibili zielako biherrien. İletişim kuramamak, çok sayıda ajansın ve birden fazla yargı sisteminin yanıt verdiği Dünya Ticaret Merkezi, Pentagon ve Somerset County, Pennsylvania'da kritik bir unsurdu. test west prem1024 FAAren aire-zirkulazinoaren kontrolari buruzko datuen batzorde-azterketie. FAA hava trafik kontrol verilerinin Komisyon analizi. test west prem1034 Gañerako unidadeei buruzko informazinue lortzeko, ikusi New Yorkeko suhiltzaileen erregistruetan dauen ordenagailuz lagundutako bialketa-txostena, 1377 alarma-kutxa, 2001eko irailaren 11,09:42:45-09:47:05. Diğer birimler için FDNY kayıtları, bilgisayar destekli gönderim raporu, 1377, alarm kutusu 11.2001,09: 42: 45-09: 47: 05’e bakınız. test west prem1036 Clarkek gitxienez birritan aittetuotzon Rice Segurtasun Nazionaleko aholkulariari leikena zala Estatu Batuetan Al Qaedako zelula lokartuek egotie Clarke en az iki kez Ulusal Güvenlik Danışmanı Rice'a, El Kaide'nin Amerika Birleşik Devletleri'nde uykuda olan hücrelerinin olabileceğinden bahsetti. test west prem1041 Mzoudik diño Marokora juen zala ezkontzera, baña ezin izen ebala, auto-istripu batien zauritu zalako. Mzoudi Fas'a evlenmek için evine gittiğini iddia ediyor, ancak araba kazasında yaralandığı için evlenemiyor. test west prem1044 eztau adostasunik Ashcroftek Pickarden mehatxu terroristaren egoeriari buruzko informeetan aben interesari buruz. Ashcroft'un, Pickard'ın terörist tehdidi durumuyla ilgili brifinglerine olan ilgisine dair bir anlaşmazlık var. test west prem1049 2004ko 23a (Al Qaedako lider ezagunen ixe heren bi hil edo harrapau ebezan). 23, 2004 (El Kaide'nin bilinen liderlerinin yaklaşık üçte ikisi öldürülmüş veya ele geçirilmiştir). test west prem1053 Suteen kontrako alarmaren inguruko gorabeheren barri izeteko, irakurri PANYNJri eindako 10. alkarrizketie (2004ko junixuen 16kue) eta PANYNJri eindako 7. alkarrizketie (2004ko junixuen 2kue). Yangın alarmı için PANYNJ röportajı 10'a bakınız (16 Haziran 2004); PANYNJ röportajı 7 (2 Haziran 2004). test west prem1058 "Ricek eta beste batzuek goguen dabe presidentiek zelan esan aben ""Asper-asper einda nau eulixek akabatzen ibilttiaz""." Rice ve diğerleri Başkan'ı geri çağırdı, ben sineklere vurmaktan yoruldum. test west prem1061 Inteligentzixa-zerbitzuaren txostenien datorren 1996ko Atef-en azterketie, hegazkinak bahitzeko eragiketei buruzkue, 2001eko irailaren 26kue. İstihbarat raporu, 1996 uçak kaçırma işlemlerine dair Atef çalışması, 26 Eylül 2001. test west prem1066 CIAk maietzaren 16an emon aben lehenengoz Arabiar Emirerri Batuetara eindako deiaren barri. BAE'ye yapılan çağrı ilk olarak 16 Mayıs'ta CIA tarafından bildirildi. test west prem1070 Eskilaretan biher ein aben konpainia bakotxien kapitana, tenientie eta bost suhiltzaile ibili zien. Nöbetçi merdiven şirketleri bir kaptan ve beş itfaiyeciden oluşuyordu. test west prem1073 TSAk urtien 3 mila milioi bideratzen dauz azken gerriari aurre eitteko hegazkintzara. TSA’da 3 milyar yıllık yatırım, son savaşa girmek için havacılığa gidiyor. test west prem1079 Normalien, irudimena ez da burokrazixekaz lotzen. Hayal gücü, genellikle bürokrasi ile ilişkili bir hediye değildir. test west prem1083 Jane, Dave eta CIAko Bin Ladenen unidadearen lanen jakinaren ganien euen FBIko analista bat New Yorkera juen zien junixuen 11n, Cole kasuen biherrien ebizen agentiekaz alkartzeko. Jane, Dave ve CIA'nin Bin Ladin birimiyle ilgili ayrıntılı bir FBI analisti, Cole davasıyla ilgili ajanlarla görüşmek üzere 11 Haziran'da New York'a gitti. test west prem1086 Pakistango azkenengo hartzailiek hawaladar pakistandarrera joko aben gero euren dirue jasoten, hawaladar pakistandarrak eskura aben edozein dirutatik errupiatan emona. Pakistan'daki en büyük alıcı o zaman Pakistan hawaladarına gidip Pakistan hawaladarının elindeki paradan rupi olarak parasını alırdı. test west prem1091 Washingtongo Zentroko kontrolatzailiek hegaldixaren bila ebizen, baña ez jaken esan radar primarixuetan bilatzeko. Washington Center'daki kontrol görevlileri uçağı arıyordu, ancak birincil radar dönüşlerine bakmaları konusunda uyarılmamışlardı. test west prem1094 Atondoaren ipar-mendebaldeko izkinan euzen solairutik sabairainoko leihuek, West Street aldera emoten ebenek, guztiz lehertu zien. Lobinin West Street seviyesinin kuzeybatı köşesindeki zeminden tavana pencereler uçmuştu test west prem1099 Nitrozelulosaz hornitutako txalekuek bialdutr karga-hegazkinak bonbardetako KSMren proposamen gehigarriari jagokonez, KSMk adierazo dau Bin Ladenek eragiketa aldatzeko interesa erakutsi ebala, operaziño suizida baten mesedetan. KSM'nin nitroselüloz içeren ceketleri taşıyarak bomba yüklü kargo uçaklara yaptığı ek teklif ile ilgili olarak KSM, Bin Ladin'in bunun bir intihar ajanı içermesi için operasyonu değiştirme konusuna ilgi duyduğunu belirtmektedir. test west prem1101 Portuko Agintaritzako bihergin zibil batzuk goiko solairuetan geratu zien, harrapaute euzen zibilei laguntzeko eta ebakuazinuen laguntzeko. Liman İdaresinin bazı sivil çalışanları, tutsak kalan sivillere yardım etmek ve tahliyeye yardımcı olmak için çeşitli üst katlarda kaldılar. test west prem1105 Kongresuek inteligentzixa-zerbitzue eta terrorismoaren kontrako burrukie gainbeitzie disfuntzionala da oin. İstihbarat ve terörle mücadeleyi hedefleyen kongresel gözetim artık işlevini yerine getiremiyor. test west prem1116 Azkenik, Paul O'Neill Ogasun Saileko idazkarixari Al Qaedaren finantzaketie helburu aben plan bat eitteko eskatuotzon, haren aktibuek enbargetako. Son olarak, Kaide Bakanı Paul O'Neill’ı El Kaide’nin finansmanını hedeflemek ve varlıklarını ele geçirmek için bir plan hazırlamayı yönetti. test west prem1123 Egun bi geruau, Ahmed al Ghamdi eta Abdul Aziz al Omari, New Jerseyn Hazmi eta Hanjourgaz bizi izen zienak, Miamira itzuli zien, seguruenez, lau bahiketa-taldiek azkenien esleitu ebezela adierazoz. İki gün sonra, New Jersey'de Hazmi ve Hanjour'la birlikte yaşayan Ahmed el Ghamdi ve Abdülaziz el Omari, Miami'ye uçtu ve muhtemelen dört kaçırma ekibinin atandığını belirtti. test west prem1130 Ondorengo identifikazinuei buruzko informazinue lortzeko, ikusi CIAren telegramie, KSMren segimendu-iturrixe, 2001eko julixuen 11kue. Sonraki tanımlama için, CIA kablosu, KSM'de takip kaynağı, 11 Temmuz 2001' bakınız. test west prem1134 Irailaren 11aren aurretik, AEBetako gobernuko agentzixa batek be ez eban modu sistematikuen aztertu terroristen bidaiatzeko estrategixarik. 11 Eylül'den önce, ABD hükümetinin hiçbir ajansı teröristlerin seyahat stratejilerini sistematik olarak analiz etmedi. test west prem1138 Leherketak sei lagun hil euzen, 1.000 bat gehixau zauritu, eta agerixen itxi aben World Trade Center eta hirixe ez euzela larrialdi-egoerei erantzuteko guztiz prest. Patlamada altı kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 1000 kişi yaralandı ve Dünya Ticaret Merkezi ve şehrin acil durum hazırlıklarına açıklık getirdi. test west prem1146 Ondorioztatu eben bidaiari bakar bat be ez euela irailaren 11ko erasuekaz konektaute, eta harrezkero ez dabe aurkitu ondorixo hori aldatzen dauen probarik. Yolcuların hiçbirinin 11 Eylül saldırılarına bağlanmadığı ve bu sonucu değiştirecek hiçbir kanıt bulamadıkları sonucuna varmışlardır. test west prem1155 FBIko ikertzaile batzuek zalantzan jarri eben Rababahren historixie. Bazı FBI araştırmacıları Rababah'ın hikayesinden şüphe ediyorlar. test west prem1159 Hotelien alkartu zan gañerako taldekideakaz. Ekibinin geri kalanıyla otelde buluştu. test west prem1162 KSMk jarraibidiek emon ahal izen dotzoz Binalshibhi Moussaouiri dirue bialdu eion, Moussaoui Jarrahren ordezko pilotu lez prestetan laguntzeko. KSM, Moussaoui'nin Jarrah için muhtemel yedek pilot olarak hazırlanabilmesi için Binalshibh'e Moussaoui''ye para göndermesi konusunda talimat vermiş olabilir. test west prem1167 NCTCko buruek inteligentzixa-zerbitzu nazionaleko zuzendariordien mailako kargu bat izen biko leuke, adibidez, 2. mailako zuzendari exekutibue, baña haren karguek beste izen bat deko. NCTC'nin başkanı, bir ulusal istihbarat direktörü, örneğin, II. Seviye II'nin rütbesine sahip olmalıdır, ancak farklı bir unvana sahip olmalıdır. test west prem1171 Egunien 24 orduz, astien 7 egunez eskeintzen dou telefono bidezko laguntzie, Prebentzinorako informazino-baliabideen zentruaren bidez eta Gurasoentzako arreta-zenbakixaren bidez. Önleme, Bilgilendirme ve Kaynak Merkezi ve Ebeveyn Yardım hattı üzerinden haftanın 7 günü, günün 24 saati telefon üzerinden yardım sunuyoruz. test west prem1175 Hasikeran, banakuek 1.000 $-eko edo gehixauko opari bat ein leikie Kantzelarixaren Zirkuluen sartzeko, edo 500 $-eko edo gehixauko opari bat Kantzelarixen bazkide bilakatzeko. İlk olarak, bireyler, Şansölye Dairesi için yıllık sınırsız 1.000 $ veya daha fazla hediye ya da Başbakan Yardımcıları için 500 $ veya daha fazla bir ücret karşılığında katılabilirler. test west prem1184 Parte-hartzaileen % 80k jakinarazoko dau gatazkak konpontzeko trebetasunak haunditu dabezala. Katılımcıların %80'i çatışma çözme becerilerinde artış rapor edecektir. test west prem1189 Sarreren salmenta eta harpidetzak ez diez nahikue gure denporaldi osue finantzetako. Bilet satışları ve abonelikler tüm sezonumuzu finanse edemez test west prem1191 OPARI BARRIXEK! GUZTI-GUZTIXEK DIEZ LAGUNGARRIXEK! YENİ GELENLER HER HEDİYE BİR FARKLILIK YAPIYOR! test west prem1197 Linda Hardwick Garapeneko zuzendarixe Linda Hardwick, Geliştirme Direktörü & test west prem1200 Barne Zirkuluko kide lez, jarleku hautatuek izango dozuz batzarrien, eta afarixetarako, harreretarako eta jardueretarako konbidapen berezixek aste osuen. Bir İç Çember üyesi olarak Toplantı boyunca seçilmiş oturma yerine sahip olacaksın ve hafta boyunca akşam yemeklerine, resepsiyonlara ve etkinliklere özel davetler alacaksın. test west prem1204 Kodie irakurtzien ikusten dan moduen, adiskide, ondino be zerga abantaila federal eta nazional asko dauz ongintzazko ekarpenak eitteko. Kodu okuyarak görebilirsiniz, arkadaşım hayırsever katkılar yapmak için hala birçok federal ve eyalet vergisi avantajları vardır. test west prem1214 Eztau axola literaturako gai bat dan, giza zientzietako kontu bat edo historixako personaixa garrantzitsu bat dan; antzezlan guzti-guztixek guztiz bat datoz ikasgelako curriculumagaz. Bir edebiyat konusu, bir beşeri bilimler konusu ya da tarihte önemli bir kişi olsun ya da olmasın - her oyunda sınıf müfredatına doğrudan bir bağ vardır. test west prem1219 Clinton Birthplace Fundazinue 501 (c) (3) ez da erakunde politiko bat; irabazi-asmorik bakue da eta zuen ekarpenen mende dau. Clinton Birthplace Vakfı, katkılarınızla ayakta duran siyasal olmayan 501 (c) (3), kar amacı gütmeyen bir kuruluştur. test west prem1227 Azaruen, gutunek bialdu geuntsuezan Boys & Girls Clubari buruzko istorixo bat partekatzeko. Ha leku zoragarrixe eta positibue da gure komunidadeko ume eta gaztientzat. Kasım ayında, toplumumuzda çocuklar ve gençler için harika bir olumlu yer olan Erkekler ve Kızlar Kampı hakkında bir hikaye ile sizlerle paylaşılan mektupları gönderiyoruz. test west prem1230 Ez dozuz hurrengo ekitaldixek galdu gure izengo. Kaçırmak istemeyeceğiniz, yaklaşan etkinlikler test west prem1236 ... orientaziño espirituala eta adorie .. manevi rehberlik ve cesaretlendirme. test west prem1243 Oin 40 urte, ikasle batek, Betty Groh Tower-ek, erregistro medikuek kudeatzeko ikastaruen izena emon aben, eta gure lehenengo graduatu bihurtu zan. Kırk yıl önce bir öğrenci, Betty Groh Tower, Tıbbi Kayıt İşlemleri Programı'na girdi ve ilk mezunumuz oldu. test west prem1248 Oin ohiko AZKEN DEIXE dator! Meşhur SON ÇAĞRI zamanı! test west prem1251 Indianako lege fiskalaren eskuzabaltasune dala ta, Unibersidadeari 200 dolar arteko edozein diru-kopuru emon ezkero, kopuru horren erdixe baño ez jatzu kostauko, aitorpen fiskal federalien erreklamatzen dozun kenkarixe kendute. Indiana vergi kanununun cömertliğinden dolayı, Üniversiteye 200 $ 'a kadar olan bir katkı, - federal vergi iadenizde talep ettiğiniz kesinti.yalnızca bu miktarın yarısına mal olacak. test west prem1264 Zure barri laster izatie espero dot. Yakında sizden haber almak istiyorum. test west prem1268 Beste galderarik bozu, mesedez, deittu kideentzako zerbitzuen koordinatzaile Chris Youngi, telefono-zenbaki honetara: (800) 877-6773. Daha fazla sorunuz varsa, lütfen çekinmeden (800) 877-6773 numaralı telefondan Üyelik Hizmetleri Koordinatörümüz Chris Young'ı arayın. test west prem1275 Eta hori da IRTren Hezkuntza Programen tresna zoragarrixe. Egunerokuen erabilteko eta bizirik irauteko moduko tresnak erakusteotziezan istorixuek ikusteko aukera emototzie umiei. Ve bu IRT Eğitim Programlarının harika bir aracı - çocuklara günlük yaşam ve hayatta kalma araçlarını öğreten hikayelere tanıklık etmelerine izin veriyor. test west prem1279 Beraz, esan biotzuet zergaittik Filantropixa Zentruek be babesa merezi dauen. Bu nedenle, Hayırseverlik Merkezi'nin desteğinizi neden hak ettiğini de size söylemek zorundayım. test west prem1283 Baña aldaketaren barruen jarraipena be egongo da. Ve yine de değişimin içinde süreklilik olacak. test west prem1290 Jarraitzen dauela ikusi gure neuke. Devam ettiğini görmek isterim. test west prem1298 Senaduko zirkulu errepublikanoagaz bat ein deizun konbidatzen zaittut atsegin haundiz, gure espiritue ospatzeko Batzar Errepublikano Nazionalien, Texasen, abuztuaren 16tik 20ra bittarte. 16-20 Ağustos tarihlerinde Houston, Texas'taki Cumhuriyet Ulusal Kongresi'nde ruhumuzu kutlamak üzere Cumhuriyet Senatosu Beyin Takımına katılmanız için size bu davetiyeyi uzatmaktan büyük mutluluk duyuyorum. test west prem1301 Zure eskuzabaltasuna lagungarri izango da, IRTk jarraitu daian istorixorik onenak ahalik eta onduen kontetan. Cömertliğiniz İndiana Repertuar Tiyatrosu'nun (IRT), en iyi hikayeleri, mümkün olan en hoş şekilde anlatmaya devam etmesine yardımcı olacak. test west prem1303 Jerry Bepkok, IUPUIko kantzilerrak, omenaldixe eiotzon Kenti bere berbekaz. IUPUI Başbakanı Jerry Bepko, bu sözlerle Kent'e övgüde bulundu. test west prem1314 Biherbada ez dou gure geñun guztixe izen, edo beste persona batzuei ikusi geuntsena, baña berak ziurtatu aben biher geunkezan gauzak izango geunkezala. İstediğimiz her şeye sahip olmayabilirdik ya da başkalarının nelere sahip olduklarını görmüştük, ama ihtiyacımız olan şeylere sahip olduğumuzdan emin olduk. test west prem1319 Eta bera beti egon zan hor guretzat. Ve her zaman bize destek oldu test west prem1322 1990ien, programan zerbitzu gorenaren Elton T. Ridley sarixe finkau zan. Program 1990 yılında Elton T. Ridley Seçkin Hizmet Ödülünü kurdu. test west prem1327 YMCAk modu horretan erdietsi gure dau. Bere printzipixo kristauek praktikan jarri gure dauz, hazkunde personala sustatzen eta guztiontzako espiritu-, buru- eta gorputz-osasuna eraikitzen daben programen bidez. Bu şekilde YMCA, kişisel gelişmeyi teşvik eden ve herkes için ruh, zihin ve beden sağlığını geliştiren programlar aracılığıyla Hristiyan prensipleri uygulamaya sokmayı amaçlamaktadır. test west prem1331 Mesedez, ein dohaintza oin, zuri, zure lagunei eta auzokideei laguntzen jarraittu ahal izeteko. Şimdi ver, böylece sana ve arkadaşlarına ve komşularına geri verebilelim. test west prem1335 Pentseu errukiz zenbat emon leikezun, mesedez. Lütfen ne kadar verebileceğinizi dini bütün bir şekilde düşünün. test west prem1339 neska bat azal zuriko parka bat eta botak jantzitte ikustie Beyaz kürklü bir parka ve bot giymiş bir kızı izlemek test west prem1343 Hollywood Strikes Back biherrien, Nancy Griffinek idatzi aben Michael Eisnerrek bake-opari bat eskeiniotzola Mike Ovitz lagun ohiari, baña Ovitzek ez ebala onartu. Nancy Griffin, Hollywood Strikes'de yazıyor Michael Eisner'in eski arkadaşı Mike Ovitz'e bir zeytin dalı uzattığını, ancak Ovitz'in bunu kabul etmediğini yazıyor. test west prem1348 Oxford unibersidade-argitaletxe zahar eta haundixena da munduen, eta poesia-bildumie bertan behera itxiko dauela iragarri barri dau. Dünyanın en eski ve en büyük üniversite basını - Oxford - şiir listesini iptal ettiğini açıkladı. test west prem1351 Aste honetan, Enquirer egunkarixen Ken Starr-ek amodio-afera haundixari buruz eindako erreportajearen aurrerapena dator: larru-jotziek presidentiaren limusinan, bulego obalien eta, baita LINCOLN LOGELAN be! Bu hafta Enquirer, Ken Starr'ın Başkanlık limuzininde, Oval Ofisinde ve hatta LINCOLN YATAK ODASI'nda boğuşma düzenleyecek olan büyük aşk meselesi hakkındaki raporunun bir ön izlemesini sunuyor! test west prem1356 Askatasun zibilen historixa tamalgarri horretaz gain, FBIren erabilera desegokixe dau Etxe Zuriko jatorrizko bidaia-bulegoko ikerketan; gerora, Filegate deittu izen jako. Bu üzücü sivil özgürlükler kaydının ötesinde FBI'nin Beyaz Sarayın şu anda Filegate olarak bilinen kendi orijinal seyahat soruşturma ofisindeki kötüye kullanımıdır. test west prem1360 New Republic hedabideko Charles Lane-k diñonez, Gabriel García Márquezen Noticia de un secuestro kazetaritza faltsuko markie zabaldu baño eztau eitten. New Republic’in Charles Lane’i, kaçırma haberinin sadece Gabriel Garcaa Marquez’in dürüst olmayan gazetecilik kayıtlarını uzattığını söylüyor. test west prem1365 Aurrekontu horren bidez, hainbat hautu garrantzitsu ein diez, zalantzazkuek badiez be, modu inplizituen izen arren. Bu bütçe, bazı durumlarda, şüpheli olsa da, sadece örtülü bir şekilde yapar. test west prem1378 Kontzeptu horrexetako batzuekaz arrakasta lortu da maila esperimentalien, eta zabaltzeko prest dauz. Bu kavramların bazıları, deneysel düzeyde başarılarını göstermiş ve genişleme için olgunlaşmışlardır. test west prem1381 Time aldizkarixen Kenneth Starri buruz ein daben profilaren arabera, ha kontserbadorie, sutsuegixe eta paperjalie da. Time, Kenneth Starr'ı tutucu, çok istekli ve modası geçmiş bir profil olarak tasvir ediyor. test west prem1389 Ezautu eta asetzen enauben persona guztixek. Bugüne DEK tanıdığım tüm kifayetsiz insanlardan-- test west prem1391 Jakiñe, arrazoi on bat euen pentsetako gobernuek bertan eukela errege izeteko; hain zuzen be, errege izeteko euken bertan. Tabii ki, hükümetin Kral için içinde olduğunu düşünmek için iyi bir sebep vardı - hükümet bunu Kral için yaptı. test west prem1398 Gehixen saldu dan bideojokue Myst dou, eta Riven, barriro, haren eguneraketie bat. Ohorerik haundixenak Riven bati eskeini jakoz; haretan, persona bat uharte batien dau, abandonaute. En iyi ödülleri, bir adada mahsur kalan bir kişi hakkındaki Riven --tüm zamanların en çok satan bilgisayar oyunu Myst'in bir güncellemesi -- alıyor. test west prem1400 Sullivan-ek tratu-bardintasunaren mantra darabil, eztabaidak amaitzeko balixoko baleu moduen. Sullivan, eşit muamele mantrasını sanki bir tartışma sonlandırıcıymış gibi başlatıyor. test west prem1405 Newsweek aldizkarixen erakutsi dabe burrukaren industrixie noraño heltzeko prest dauen, zaleen interesari eusteko. Newsweek, profesyonel güreş endüstrisinin hayranlarıyla ilgilenmek için ne kadar ileri gideceğini gösteriyor. test west prem1407 Latza da Finkelstein-i buruzko zaratak hagaz idazten diharduen Birn itto izena. Finkelstein' hakkındaki velvelenin ortak yazarı Birn'ü bastırması çok kötü. test west prem1413 Ezin dozu erantzun merkeaurik aurkittu. Daha Ucuz Bir Cevap Bulamazsınız test west prem1417 Pamela Harriman AEBko enbaxadore izen zan Frantzixan, eta Alderdi Demokratikoaren finantzatzaile ospetsue. XX. mendeko gizon haundixen emazte eta maitale izena, burmuineko odoljarixo baten ondorixoz hil zan, 76 urte ebazala. Demokrat Parti'nin efsanevi finansörü ve 20. yüzyılın harika erkeklerinin seri eşi ve sevgilisi, ABD'nin Fransa büyükelçisi Pamela Harriman, 76 yaşında beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybetti. test west prem1426 Unibersidadeko lehenengo urteko ikasle batzuek (MITeko Seth Bisen-Hersh, Yaleko Ben Trachtenberg) campus bi horreen errealidadie eguneroko batien aztertzie oso erakargarrixe da; arazue, barriro, hori gauzatzie izengo da. Kolej uzmanlarına sahip olma fikri, bir Günlüğün (MIT'nin Seth Bisen-Hersh, Yale'den Ben Trachtenberg) gerçekte bu iki kampüsün gerçeklerini keşfetmesi çok caziptir - sorun uygulamada ortaya çıkmaktadır. test west prem1429 Armey-gaz ixten gaittu horrek. Bizi Armey ile bırakan. test west prem1435 Kontue ez da, bakar-bakarrik, Bradley etanolaren dirulaguntzaren kontra euela lehengo egunera arte. Sadece Bradley geçen güne kadar etanol devlet desteğine karşı çıktı. test west prem1444 Alkarrizketa-programetako konbidauek, gaur egun, galderei ez erantzuteko trebakuntza formala dabe sarritten, eta 3 urteko ume bat be aldez aurretik eindako aipamen bat igortzeko gauze da. Talk-show misafirleri bugünlerde sıklıkla soruları cevaplamaktan nasıl kaçınacakları hakkında resmi bir eğitim alıyor ve 3 yaşındaki çocukların hepsi önceden hazırlanmış kısa konuşma yapmayı biliyor. test west prem1447 Steven E. Landsburg-ek alde batera itxi aben sen ona bere oin gitxiko Tax the Knickers Off Your Grandchildren artikuluan. Steven e. Landsburg Torunlarınızın Kısa Pantolonları için vergi ödemeyin adlı son makalesinde ortak sağduyu için oldukça endişe verici bir durum sergiledi. test west prem1450 Walcott pintore izeteko trebau zan, haren aita moduen: maisu jardun aben, eta Walcott umetxo zalarik zendu zan. The Bounty dou Walcotten libururik piktorikoena, zelan metoduari hala gaixeri begire. Walcott, küçükken ölen öğretmen olan babası gibi ressam olması için eğitildi — ve Bounty onun yöntem ve tema olarak en resimsel kitabıydı. test west prem1452 Michael Lewis-ek Trail Fever liburuari buruz eindako alkarrizketa batien esan aben Alexander-ek zeozer ein ebala kanpaina honetan, nik posible ikusten ez neuena. Kitabı Trail Fever hakkında kendisi ile söyleşi yapılan Michael Lewis, Alexander'ın bu kampanyada benim mümkün olduğunu düşünmediğim bir şey yaptığını gözlemledi. test west prem1458 Tira, ez neuen izena emoteko asmorik. Ben kayıt olmayacaktım. test west prem1462 Zein kanpamentu dauen ondo, ondorixo nabarmenak dekoz osasun publikuen. Hangi tarafın haklı olduğunun halk sağlığına etkisi çok büyük olacak. test west prem1466 Nemeth-ek motel hori ikertzeko berbie emon aben. Nemeth söz konusu moteli inceleyeceğine söz verdi. test west prem1470 CMPren teoriaren inplikaziño harrigarriena da zelan desagertzen dan posiziño erlatiboaren kezkie, gizartien aberastasuna ez beste mekanismo batzuk erabilten dienien kidiek banatzen dienien baño. CMP teorisinin en çarpıcı çıkarımı da, eşlerin servet dışındaki mekanizmalar tarafından tayin edildiği toplumlarda göreceli konum kaygısının ortadan kalkmasıdır. test west prem1475 Eskatuko al dot sorta bat niretzat? Kendim için bir seti sipariş eder miyim? test west prem1483 Zure iradokizunetako askok dakarriezan ekintzak dibertigarrixek eta ankerrak diez, baña ez legez kanpokuek, sinesgatxak baño. Izen be, gizon gehixenak ha altxetako billur izengo leittekez, tximinue gela barruen dauen artien. Önerilerinden birçoğu eğlenceli ve zalimce olsa da yasa dışı olmayan ancak uzak ihtimal olan eylemler içeriyordu (Birçok insan odada maymun varken onu kaldırmaktan çok korkardı.) test west prem1488 Stevenson-en artikuluen ikusten da eztauela ezelan be ulertu gure kanpainak zer esan gure dauen. Stevenson'un makalesinde, kampanyanın neyle ilgili olduğu konusunda temel bir anlayış eksikliği var. test west prem1491 Benetako zaratak gaztiek erakarri eta zaharrak atsekabetzen dauz. Gerçek gürültü gençlere hitap eder ve yaşlıları yıldırır. test west prem1495 Dowd-ek zutabegiile lez ein dauen lana goraldi haretako autozigorraren adibide bikainetako bat da; batez be, Pulitzer sarixe lortzeko balixo izeotzien Flytrap lanak. Dowd'ın köşe yazarı olarak çalışmalarının özü, özellikle de ona Pulitzer'i kazandıran Flytrap parçaları, kendi kendini cezalandırmanın şimdiye kadarki en parlak örneklerinden biridir. test west prem1503 Azaleko istorixuen, indarrez aditzera emoten da AEBko parke nazionalak hondatzen dabizela: jente larrei dabil, finantzazinue txikiegixe da, landare- eta animalixa-espezie exotikuek inbaditzen dabiz eta merkataritza garatzen dabiz. Ateşli örtü öyküsü, Amerika'nın milli parklarının aşırı egzotik bitki ve hayvan türleri ve ticari kalkınma tarafından aşırı kalabalık, az fonlama, istila ile mahvolduğu konusunda uyarıyor. test west prem1508 Beste barik ulertzen da yiddisha... Sebepsiz bir şekilde Yidiş olduğu varsayılıyor... test west prem1511 Zelan jokatu leike baten batek modu horretan? Birisi bunu nasıl yapabilir? test west prem1516 Bernstein-ek sarreran azaltzen dau. Bernstein girişte açıklıyor test west prem1522 Berue buruen, gero eta zorabiatuau zauz. Başınızı ısı ile döndürün. test west prem1528 Horretaz guztixaz gain, idazketa elokuentie batzuetan gogoangarrixe be bada, tamalez, eta arazue larriagotu eitten da halan. Bunların ötesinde, dokunaklı yazının yine de bazen unutulmaz olduğu, sorunu birleştirdiğine dair mutsuz bir gerçeğimiz var. test west prem1532 Batzuetan zuhurrena be bada. Bazen en sinsisidir de. test west prem1537 [Justuek izeteko esan biher da Room jaunak atuen idatzi ebala, bere akatsaz ohartu bezain laster, Bummel ibai bat balitz moduen aittetu ebala jabetu zanien. [Tüm hakkaniyete göre, Bay Room'un, Bummel'e bir nehir olarak atıfta bulunduğunu fark ettiği anda yazdığı söylenmelidir. test west prem1540 Tennesseeko barriemoile batek eguraldi txakurra erabilen 'euririk bako eguraldi berue' adierazoteko. Baleike abuztuko eguraldi lehorra esan gure dauen egun txakurrak esamoldetik sortu izena. “Bir Tennessee muhbiri, ılık, yağmursuz hava için köpek havasını kullandı ve bu da kuru Ağustos hava koşullarına işaret eden köpek günlerinden kaynaklanıyor olabilir. test west prem1544 Briek (apurtu) eta stiek (tajadie) esaten da, baña bliek (ilun) eta striek (orbana) bestelakuek diez. Mola, biftek ama kasvetli ve çizgi de. test west prem1548 Entzuliek hunkitu gure dabezan hizlarixek badakizie gai giltzarrixek eta egitatiek telegrafiau biher dabiezala, gero iragarri, errepikatu, dramatizatu, azaldu eta apaintzeko. İzleyicilerini etkilemek isteyen konuşmacılar, anahtar noktaları ve gerçekleri ima etmek zorunda olduklarını bilirler, sonra onları duyurur, sonra tekrar eder, dramatize eder, açıklar ve süslerler. test west prem1550 Cambridge University Press argitaletxiek egokitzat jo dau Boswell-en Life of Johnson lanaren 200. urteurrena ospatzie, eta, hartara, biografoari eta haren gaixari buruzko hamalau saiakera batu diez bilduma batien. Cambridge University Press, biyografi yazarı ve konusuyla ilgili on dört makaleden oluşan bir koleksiyonla, Johnson'ı Johnson'ın Hayatının 200. yıldönümünü onurlandırmak için uygun gördü. test west prem1557 Gramatika eta glamour berba bera diez historikoki. Dilbilgisi ve cazibe, tarihsel olarak aynı sözcüktür. test west prem1560 eztau hizkuntzaren konplexutasun antzemongatxak harrigarriruau azpimarratzen dauenik, pilotuen, tripulazinoko kidien eta aideko zirkulazinuaren kontrolatzaileen arteko komunikazino-arazuek baino. Hiçbir şey, dilin ince karmaşıklıklarını pilotlar, mürettebat üyeleri ve hava trafik kontrolörleri arasında meydana gelen yanlış iletişimden daha çarpıcı bir şekilde vurgulamaktadır. test west prem1564 Kontinentzixe, azken batien, bertute bat da, edo hoixe dinurie halangorik inposatue ez dabenek. Neticede ılımlılık bir erdemdir veya kendilerine öyle davranılmamış olanlar öyle söyler. test west prem1567 Lil Armstrong aritu zan piano-jotzaile saiuen, eta erantzune bat-batien asmatu aben: Muskrat Ramble dau izena; ez da hala, Red? Seansın piyanisti Lil Armstrong, cevabı doğaçlama yaptı, “Muskrat Ramble”; Bu doğru değil mi, Red? test west prem1570 Azkenengo ehun urteetan, hainbat fenomeno linguistiko sortu diez; adibidez hau: arazuek konpontzeko pausu garrantzitsu bat arazuei izena ipintzie da. Geçtiğimiz yüzyılda veya o civarda ortaya çıkan dilbilimsel olaylardan biri sorunları çözmede önemli bir adımın onları adlandırmaktan geçtiği nosyonunun kabul edilmesidir. test west prem1576 Atzera eitten dozu, eta esaldi hori erabilten, ezohiko dotorezixie darien lekuetan zauzenien; adibidez, aperitibo bat hurrupatzen zabizenien jatetxe apain batien, zerbitzari esmokidunen saldo bat inguruen dantzan dozuezala. Kendinizi, bir grup smokinli garsonun etrafınızda pervane olduğu seçkin bir restoranda aperitif yudumlamak gibi alışılmadık seçkinlikte ortamlarda bulduğunuzda, bu ifadeye başvurur ve bu ifadeyi kullanırsınız. test west prem1578 [XVIII,4] Huevos diez argotien; hau da, barrabilek, ez arrautzek. [XVIII,4] gerçek anlamda 'yumurta' değil argo tabiriyle 'testis' manasına gelen huevos şeklinde kullanılmıştır. test west prem1583 Batzuetan, sinestu biherra dau ingeleseko hiztun guztixek psikiatriko batien sartu biko leittekezala. Bazen tüm ingilizce konuşmacıların ilticaya bağlı olduğuna inanmanız gerekir. test west prem1587 Hasikera-hasikeratik, jentiek izenak euki biher ebazan, nork bere burue identifiketako. Başlangıçta insanlar kendilerini tanımlamak için isimlere sahip olmalıydı. test west prem1591 Honen bidez, erantzun gurotzet Richard Lederer-en eskaeriari, hamaika berbako esaldi aparten lehiaketa apain eta koherentie dala ta [(ramatikaren xarmie, XVI, 4). Richard Lederer'in en zarif ve tutarlı bir onbir kelime supersentence yarışmasında [Grammar, Glamour of Glammar, XVI, 4] teslim çağrısına cevap olarak, teklif ediyorum test west prem1595 Ezer ez dator hutsetik, Lucretius-ek oin bi mila urte argudiau abenez, eta tautologuek zuzen ebilela frogau dabe. Hiçlikten hiçlik gelir, dedi Lucretius iki bin yıl önce, ve totolojistler de onu haklı çıkardı. test west prem1601 Jakiñe, tipografixa-akats guztixek ez jakoz egotzi biher tipografuaren (edo tipistaren) asmo ezkutu inkontziente bati. Tabii ki her yazım hatası dizgicinin (ya da daktilografın) gizli bir bilinçdışı güdüsüne atfedilmemelidir. test west prem1607 Marka erregistrauen legie, AEBko Araudixaren liburu bitik gora beteten dauzena Ticari markalar kanunu, Ek Açıklamalı ABD'nin iki katı hacim kaplıyor test west prem1611 Deborah Cameronek eta Deborah Hillsek (telefono bidezko irratsaioei buruzko liburu baten egiliek) Londresko LBC irratixaren ekoizpena aztertu dabe. Irrati hori oso interesgarrixe iruditzen jat. Deborah Cameron ve Deborah Hills ('Radyo konuşması': radyo programlarına bağlanarak katılmasında dinleyiciler ve spikerler arasındaki ilişkileri tartışması) Londra'daki konuşma ve tartışma istasyonu olan ve ilgiyle dinlediğim LBC Radyo'nun verimini incelemiş. test west prem1615 1774ko urrixen 6xen, New Yorkeko Gazette egunkariko iragarki batien, Italiako metodoaren bidez kontabilidadie erueteko gazte bat eskatzen zan; beste batien, beste batek lanpostue eskatzen aben. Rivington'un New York Gazetesi'nde 6 Ekim 1774'te yer alan bir reklam, genç bir adamın kitapları İtalyan usulü saklamasını ve birinden yer isteyen diğerini istedi. test west prem1619 Errepiketiaren ondorixoz irudimena galdu dauen adierazpen lez definidu leike klixie Bir kere bir klişe, tekrarlandıkça yaratıcılığını kaybeden yaratıcı bir ifade olarak tanımlanabilir. test west prem1623 Komikixe aittatzen dauen erreferentzixa bakarrak (The Penguin Book of Comics) ez dakar xehetasun haundirik. Diziden bahseden ship olduğum tek referans (Penguen Çizgi Roman Kitabı) detaylarda hala taslak halinde. test west prem1628 Baña, txikitten Mexikoko mugako arrantxo batien bizi izen banetzen be, goguen dot gure iparraldetik etozan mendebaldeko abestixetako arrantxo-berbek liluratzen ninduttela; adibidez, “cayuse”. Fakat Meksika sınırında bir çiftlikte yaşayan bir çocuk olarak, kuzeydeki batılı şarkılara atıfta bulunan terimlerle mistikleştirilmeyi hatırlıyorum, örneğin, cayuse. test west prem1630 “e”-k /e/ fonemie irudikatzen dau, eta, berba horretan, “ebb” berbako “e”-aren antzera ahoskatzen da, yiddisharen aldaera guztixetan. 'E, bu kelimede Yidişçe'nin her çeşidinde ebb gibi telaffuz edilen ses / e / anlamına gelir. test west prem1636 Esperantuek egiazko hizkuntza bihurtu gure badau, hizkuntza baten moduen jokatu biko, eta, denpora gitxixen, hizkuntza naturalek sufritzen dabezan ahulezixa berak sufrituko dauz, hau da, polisemixie eta pleurisemixie. Esperanto gerçek bir dil olmayı amaçlıyorsa öyle gibi davranmaya başlamalı ve çok uzun zaman geçmeden doğal dillerin yaşadığı zayıflıkların aynısını yaşamaya başlayacaktır--polisemi ve plörisemi. test west prem1640 Antza, politeismoaren eta monoteismoaren arteko zeozer da, eboluzino-prozesuen galdutako katebegi bat emoten dauen kontzeptu erabilgarri bat. Çoktanrıcılık ile tektanrıcılık arasında bir yol istasyonu gibi görünüyor, evrimsel süreçte kayıp bir bağlantı sağlayan kullanışlı bir kavram. test west prem1644 Liburuek ahoskeren zerrenda bat ekarrenez, han beittu neuen, baña alperrik. Welsh'in kitabının TELAFFUZ altında bir listesi olduğu için, oraya boşuna hiç bakmadım. test west prem1649 Gora eta behera aineketan eittie . aşağı ve yukarı koşuyor. test west prem1653 Desbardintasun bat da beste talde batzuek hori ein biher dabela, ze funtzionau ahal izeteko, esanahi barrixek erantsi biher jakiez berba eta esaldixei, edo berba eta propiedade barrixek asmatu biher dabez. Bir diğer fark da diğer grupların bunu yapmaları gerekmesidir çünkü iş görmek için ya mevcut kelime ve ifadelere yeni anlamlar eklemek ya da yeni kelime ve ifadeler türetmek zorundadırlar. test west prem1656 Halan, gai atsegin bat aurkitu eta gero, hurrengo gitxieneko pausue ha aldaketa txiki bataz erreproduzidutie da. Böylece, hoş bir motif keşfedildikten sonra, bir sonraki çaba, onu küçük bir çeşitlilikle yeniden üretmektir. test west prem1662 Haren aurrekarixe estrangurixie izen zan (1398), gernu motel eta mingarrixe, gaur egun nahiko arrarue. Onun öncüsü şimdi oldukça eski olan yavaş ve ağrılı idrar, strangüri (1398) idi. test west prem1667 Inglisak eta ingelesak berba, esapide, gramatika, ahoskera eta erritmo desbardinak dekiez. Inglish, beş sözcük, ifadeler, gramer, telaffuz ve ritm bakımından İngilizce dilinden farklıdır. test central prem2 Eta pentsatu nun hori pribilegio bat zala, eta hala izaten jarraitzeu, ni neu nintzan beatzi bi bi ixa zero bakarra, hoixe zan nere AFSC Aireko Indarren Karrerako alorra. Ve bunun bir ayrıcalık olduğunu sanıyordum, ve hala, hala benim, AFFC Hava Kuvvetleri Kariyer alanım olan dokuz tane iki iki X-O'ydu. test central prem4 Hainbeste gauzaz hitzeitia zenekan, hori eztetela aipauko. Bu konu hakkında söyleyebileceğin çok şey var pas geçiyorum. test central prem8 Eta nik bost U2 destakamendu nezkan. Ve U2'lerden beş tane deşifre koymuştum. test central prem9 Ni nitzan miniaturazko altitude ganberetan probarako erregulagailuak erabiltzen zitun bakarra. Minyatür irtifa odalarındaki test için regülatörleri çalıştıran tek kişi bendim. test central prem16 Eta, jakina, Androv Gromikovek ez zun ezer erantzun, baina informaziyo guztiya genun, U2yak grabautako filmetatik. Ve tabi ki, Androv Gromikov hiçbir şeye cevap vermedi, ama U2'nin aldığı filmlerden tüm bilgilere sahiptik. test central prem26 Beraz, guztizkuak hartu ta hola moldatu ber izan nun. Bu yüzden toplamları almalı ve bunu böyle denemeli ve ifade etmeliydim. test central prem29 Etzun inoiz ezer bere kabuz in ber izan. Ve, hiçbir zaman kendi başına hiçbir şey yapmak zorunda değildi. test central prem31 Eta kontua da arina zala! İşin aslı, hafif biriydi! test central prem35 Bueno, hurrengo egunian, jakina, Kennedy presidentiak blokeua ezarri zun Kuban, gure ontziyek ontzi errusiar bat geldiarazi zuen Kubatik kanpoa zijuala, eta misilak aurkitu zituen. Tabii ertesi gün, Başkan Kennedy Küba'yı abluka altına aldı ve gemilerimiz, Küba'nın hemen dışındaki bir Rus gemisini durdurdu ve üzerinde füzeler buldular. test central prem38 Enekan denboaik dana dalako gauzak sartzeko. Her türlü şeyi girecek zamanım olmadı. test central prem42 Aitona etzan gizon atsegina. Ve o, büyükbabam iyi bir adam değildi. test central prem55 Haren etxea jun nitzan, eta, geo, ailatzian deitu ber nun zenbakira deitu nun. Bu yüzden evine gittim ve oraya vardığımda aramam gereken bu numarayı aradım. test central prem56 Bueno, gaur goizian aileau naiz, eta, ahaztu in zait nola, ustet galdera bat in detela eta hua agertu dala. Bu sabah oraya geliyorum ve nasıl olduğunu unuttum, sanırım ya ben bir soru sordum ve o da oraya geldi ya da her neyse. test central prem59 Pentsa, gaur iya lana uzteko puntura aileatu naiz. Öyleyse söyleyeyim, bugün bırakmak üzere olduğum noktaya geldim. test central prem60 1880 inguruan, 1889an, uste det, ordun jaio zala esango nuke. 1880'li bir tarihte doğdu, 188 gibi, sanırım 1889'du, galiba doğduğu zaman buydu. test central prem75 Kubako krisiyan biktima bakarra izan zan, eta Kaiser argazkiyak atea ta Washingtongo aireko indarren Andrews basea abiyau zan zuzenian. Küba Krizi'nin tek zayiatıydı ve Kaiser, resimleri aldı ve doğrudan Washington'daki Andrews Hava Kuvvetleri'ne uçtu. test central prem77 Gero ulertu det, eta, ados, baina ze in horrekin? Sonra onu alıyorum ve bir harika oluyorum, onunla ne yapacağım? test central prem81 Aitak basokada haundi bat txokolate esne in zun neretzat. Yani, her neyse, Babam gidip bana bu güzel büyük bardakta çikolatalı sütü alıyor. test central prem82 Garraio Departamentuak terrenua ta holakuak erosi ber zitun. Ulaştırma Bakanlığının mülk ve eşya satın alması gerekiyordu. test central prem83 Jaio ingo zan. Doğmuş olurdu. test central prem87 Injekzio bat jartzen dun torloju txiki bat da, arnas presiyoko tubua pilotuai ta kontrako presiyuai lotzeyo. Pilota verilen basınçlı nefes tüpü ve karşı basınç hariç, enjeksiyonu çalıştıran küçük bir vidadır. test central prem92 Ez, 1900ian jaio zan, 16 urte zezkalako, ta 1926 ingurua izango zan, 1930a baino lehen. Hayır, o 1900 yılında doğdu çünkü 16 yaşındaydı ve bunun 1926 civarı olması gerek, 19, yani, önce 1930'dan önce. test central prem95 Bueno, haren aita izateko bezain zaharra zan iya. Şey, neredeyse babası olacak kadar yaşlıydı. test central prem103 Ta oso azkar ai da hitz eiten; mobiletik ai da. Ve tüm hızlı konuşmayı sever; O bir cep telefonunda. test central prem111 Zahartu ahala, ordia, etzun inoiz onartu oker zeola, baina aldau in zun portaera. Ama yaşlandıkça, yanıldığını asla kabul etmedi, ama davranışını değiştirdi. test central prem112 Tipo haundiya da osaba. Amcam, o harika bir adamdır. test central prem115 Minutu bat jipoitzen ai da mahai gainian, hurrengua ondo dao, nere mahai gainian eukitzia, da, da, da, da, da, da. Bir an masasına vuruyor, bir an sonra gayet iyi, masamda, dah, dah, dah, dah, dah. test central prem118 Beak tuberkulosiya zekan ta nik ere enekiyen. Ve tüberkülozu vardı ve ben de bunu hiç bilmiyordum. test central prem121 Kuota batetik kanpo bazeon, ajuste batzuk in ber zizkiyon erregulatzailiai beai. Eğer bir iota iseydi, regülatörün kendisine biraz ayar vermen gerekiyordu. test central prem126 Bikaina izan zan, ta jantziyak haize pixkat jo zun... Gerçekten çok havalıydı ve elbisesi biraz rüzgarda uçtu. test central prem131 Ordun, etxe berri batea jungo gea. Sonra yeni bir eve taşındık. test central prem137 Beraz, Las Vegasea, NVra, jun ginan, eta, Washingtonen in nun bezela, Las Vegasko erdigunea jun nitzan. Ve böylece, Las Vegas, NV'ye taşındık ve aynen Washington'da yaptığım gibi şehir merkezindeki belirli bir adrese bildirimde bulundum. test central prem144 Eta, zea, desberdina da, bezero bakoitzan azpiyan bezela, fitxategi guztiyak dia. Ve hımm farklı, her bir müvekkilde olduğu gibi, tüm dosyaları. test central prem148 LAAk bere jabetza hartu zunian, Concordeko eremu txikiyo batea jun ginan. Han ezin da animaliik euki, eremutan banatuta baitao, ta hoixe da animaliyen historiyan amaiera. Ulaştırma Bakanlığı onun mülkünü elinden aldığında Concord'da imarlı olduğu için hayvan beslemenize izin verilmeyen daha küçük, daha küçük bir bölgeye taşındık ve o hayvan hikayesinin sonudur. test central prem150 Esan zian ze ber zun zehazki, ta ze ber zun gaur. Bana tam olarak neye ihtiyacı olduğunu söyledi ve onu en geç bugüne kadar alması gerekliydi. test central prem168 Ta gauza asko gertatzen dia amak drogak hartzen ai dialako. ve bu, annelerin uyuşturucuya sahip olmasından kaynaklanıyor. test central prem172 Oso dibertigarriya emateu, txundigarriya da neretzat zenbat gauza onartuko litueken. Çok eğlenceli gibi görünüyor evet ne kadar çok şeye izin verdikleri benim için çok şaşırtıcıdır. test central prem177 Ez, oaindik biran daue, hirurogeiko hamarkadan amaieratik honea ibili dia biran. hayır hala turdalar hala altmışların sonlarından beri turluyorlar test central prem180 Eguneko zaintza astian bi egunez, adinekuentzako eguneko zaintza deitzeyoe, baina hirugarren adinekuentzako zentroa jutea. günlük bakım haftada iki kez buna kıdemli vatandaş günü bakımı diyorlar ama o kıdemli vatandaş merkezine gidiyor test central prem184 Ez, hain zuzen, eztakit ezer hortaz, eztet uste hayır aslında ben bile aşina değilim ben düşünmüyorum test central prem188 Egiya da, ez da oso trinkua. hı hı evet doğru ama pek tutarlı değil test central prem192 Seguruenik etzian munduko pertsonaik argiyenak, baina oso atseginak zian eta ikasteko prest zeuen pertsonekiko interesa zeken. Muhtemelen dünyanın en parlak insanları değillerdi ama çok cana yakınlardı ve öğrenmeye istekli olan insanlarla ilgileniyorlardı. test central prem195 Ta horrek ekarriko luke jendiak bere zaborra gehio trinkotzia, ta bolumena mugatzia, seguru asko, benetako arazotik gertuo dao pisua mugatzia baino. ve aynı zamanda insanların çöplerini daha fazla sıkıştırmasına neden olur ve bu da hacmi sınırlandırır ve muhtemelen ağırlığını sınırlamaktan ziyade gerçek probleme biraz daha yakındır. test central prem202 Alaba txiki bat dakat oain, ta zaila da hara eramatia, baina ingoet Şu an genç bir kızım var ve onu başarıya ulaştırmak vesaire bir nebze zor ama yapacağım test central prem206 beraz, hau ezta txakur batekin dezun lehen esperientziya. O zaman bu senin köpekle ilk deneyimin değil. test central prem212 erlojua nekan eta oinetakuen gainian eroi zan dana, ta zuhaixkak txuri gelditu zian yani oradaydı, saatim yanımdaydı ve ayakkabılarımın üzerindeydi ve işte oradaki çalılar tamamen beyaza büründü test central prem217 Bermuda soropila bat dakat hemen, ur asko ber duna, ta oso motz mantendu ber da golf zelaiko greenan itxura izatia nahi badezu. kızgınım Bermuda çimeni burada ve yani çok su istiyor ve golf kursu yeşili gibi görünmesini istiyorsanız çok kısa tutmanız gerekiyor test central prem220 Artikulu bat erostezun bakoitzian, bereziki artikulu haundi bat, ordaintzen ai zeanai zergen % 10 inguru gehitu ber dezu beti. Bir ürünü özellikle de büyük bir satın alma kalemi satın aldığınızda, ödeme yaptığınız bir şeydir ve her zaman yaklaşık yüzde on oranında vergi eklemeniz gerekir. test central prem225 bai, ez dirudi posible, ezta? evet olası görünmüyor değil mi test central prem229 nik haur bat dakat, hemezortzi hilabeteko neskato bat bir çocuğum var, onsekiz aylık küçük bir kız test central prem233 museueta jun al zinan Europan Avrupa'daki müzelere gittin mi test central prem236 eta artian beldurra ematen zian ve bu beni hala korkutuyor test central prem242 ondo da, beraz, utzidazu argitzen, pistoletako bost euneko itxaronaldiya bidezkua izango litzake zuretzat. Tamam, o yüzden emin olalım, o yüzden belki de beş günlük bir bekleme periyodu ya da bu şeyler meşru olabilir test central prem247 kreditu kooperatibetako zuzendari nausi guztiyak ta horrelako jendia; beaz, kreditu kooperatibekin gertatzen ai zenaz bazekiyen. Tüm kredi birliği CEO'ları ve bunun gibi insanlar, kredi sendikaları ile neler olup bittiğine bağlı kalıyorlardı. test central prem251 bai, hoixe ein det gaur, Darkman eosi det, ikusiezu eztetela ikusi uaindik, gaur gabian ikusikoet seurrenik. evet benim bugün söylediğim şey de bu anladım ya Karanlık Adam sen onu izledin mi ben izlemedim tahminime göre bu gece izleyeceğim test central prem256 Haiek eta neuk gustuko ditteu haien abesti batzuk, baina ados nao, oro har ez nuke rapa aukerauko. kendileri ve şarkılarının bir kısmını beğendim ama genel bir kural olarak kabul ettiğim gibi rap'i seçmeyeceğim test central prem264 Bai, leku batzuk onak dia Correos bidez o beste modu batea bialtzeko, baino ya evet aslında bazı bazı yerler onları UPS ile veya başka yollarla gönderme konusunda iyi ama test central prem272 bueno, neskalaunak alaba nerabe bat daka, eta, eskola hasi baino lehen urtero arropa erostea eramateko agintzen dit, gehiegi burrukatzen dialako. şey kızı olan bir kız arkadaşım var ve o bir ergen, her yıl okul başlamadan önce çok fazla kavga ettikleri için ona kıyafet almamı istiyor test central prem277 oso ona izan zan, banekin tristia izango zala, eta banekin baten bat hil eingo zala ve gerçekten çok iyiydi, bunun üzücü olacağını biliyordum ve birisinin öleceğini biliyordum. test central prem284 Ez nun inoiz bat antolau, baina Oroimenan Egunian bat izango deu, seurrenik, azken bi urteetan izan dutelako ah hayır hiçbir tanesini organize etmedi fakat bir tane var Anma Gününde bir tane yapacağız sanırım son iki yılda bir tane yaptılar test central prem294 Bai, bai, leku hori benetan earra da ikusteko oh evet evet bu gerçekten ziyaret etmek için harika bir yer test central prem297 emate'u talonayua txeke txuriya dala, ta fondo mugagabiak dazkala. Eztu mugaikan gabe gastatzen, baña jarrera hori du gitxi gorabehera Çek defteri sadece boş bir kontrol olduğunu ve dışarı çıkıp sınırsız harcadığını değil, sınırsız bir fon olduğunu hissettiriyordu ama neredeyse bu tutumdu test central prem300 seguruna, ta kide izan'tzean bitartian in due. Muhtemelen ve bu kadar uzun süredir üye olduğunuz için bunu yapıyorlar ben de düşünüyorum test central prem305 aukera bat dutenengan gastau bir şansı olanlara harca test central prem313 Eztakau eski alpinoik, iraupen eskikuak dazkau yokuş aşağı değil, kros kayağımız var. test central prem320 neria're bada, baña jende askontzat egoera oso-oso seriyua dala usten det benimkiler de öyle ama onun çok insan için gerçekten gerçekten gerçekten ciddi bir durum olduğunu düşünüyorum. test central prem325 Benetan arrixkutsua dala usten det, istripu hoiekin guztiyekin Gerçekten gerçekten çok tehlikeli ama tüm kazalarla düşünürdüm test central prem329 bale, hala're paatzen ai naizela iruitze'zait; izan'e, juten naizenian o nere aseguru-etxian, paatzen detenian kontuak altugiyak diala emate'u pekala anladığım kadarıyla ben yine de ödeyeceğim çünkü ben ya da sigorta poliçemi düzenleyen de gitse her neyse ben ödediğimde faturalar aşırı derecede yüksek gözüküyor test central prem333 azkenaldiyan, ordia, kanpatziakin dakaten esperientziya nere senarran auto-lasterketak dia evet son zamanlarda kamp ile ilgili tecrübem kocamın arabalarla yarıştığıdır test central prem340 Salto horrekin, kristal erregular batek ezin du informaziyo asko kodetu. O sıçrama ile normal bir kristal bu kadar çok bilgiyi kodlayamaz. test central prem343 [Naziyo hau] askatasunian sortu zan, ta gizon guztiyak berdiñak sortzeko proposamenai eskeiñita. [Bu ulus] özgürlük içinde düşünülmüş ve tüm insanların eşit yaratıldığı önermesine adanmıştı. test central prem354 Auzo batzuek otoitz-buruak zezkaen, apaizak ezin tzunian komunitatia errezatzen gidatze'zuen buruzagi espiritualak, hileta-elizkizunetako, santuen jaietako o beste eozertako. Bazı mahallelerde cenaze törenleri, azizler günü kutlamaları ve rahip bulunmadığı zamanlarda cemaate dua eden ruhani liderler, rezadores veya rezadoraslar vardı. test central prem360 Alemaniako gerraosteko ordena konstituzionalan bertute gorena izan tzan, hain zuzen'e, errejimen naziyan biktima haundiyena. Almanya'nın savaş sonrası anayasal düzeninin en büyük meziyeti o sırada kesinlikle Nazi rejiminin en büyük felaketiydi. test central prem364 Jakiña, nahiko radikala da pentsatzia legian ziurgabetasun kuantikua daola, baña eztu ematen ezinezkua danikan, ez hoixe. Kuşkusuz ki, yasada kuantum belirsizliği olduğunu varsaymak oldukça radikaldir, fakat açıkça imkansız görünmemektedir. test central prem369 Bakero-kulturan ta Mejikoko sonorarren eragiñan arrastua dala-ta, normalian ezautze'eztan chicano-kulturan parte bat erakuste'ue. Vaquero kültüründen ve Meksikalı Sonoralıların Kaliforniya, Rojas'a etkisinden hatırlananlar Chicano kültürünün yaygın olarak bilinmeyen bir yönünü gösterir. test central prem371 Orekatik desbideratze sinple bat da, gaillu sinple bat, mika maluta, astindu ingo da, lan mekanikua erauzteko. Bu basit bir denge dengesidir ve basit bir cihaz olan mika tanesi deprem haline getirilerek mekanik işler çıkarılır. test central prem375 Interesgarriya da ezaugarri beak agertzia dakala ekonomia osuan. Aynı özelliklerin ekonomide bir bütün olarak ortaya çıkması ilginçtir. test central prem384 Hala're, Hooden RCA eraikiña Gropiusen Pan Am eraikiñakin (uain MetLife) konparatze baet, eztao zalantzaikan diseiñatzaille sortzailliena nor izan tzan. Ancak, Hood'un RCA binasını Gropius'un Pan Am (bugünkü MetLife) Binası ile karşılaştırsam, kimin daha yaratıcı bir tasarımcı olduğu şüphe götürmez. test central prem388 The Quad esate'yoen ikasle-egoitzan onduan dao; estilo jakobinoko egoitza bitxiya da, patiyo batzun inguruan planifikatua. Quad olarak bilinen öğrenci yurdunun yanında bir dizi avlunun etrafında planlanan pitoresk Jakoben Canlanma kompleksi bulunur. test central prem393 Herritarren pribilejiyuak ta immunitatiak ordena berriyan baliyo nausitzat hartziak, Blackek ite'un bezela, legian araberako berdintasun-arazuak sortze'txu. Vatandaşların ayrıcalıklarını ve dokunulmazlıklarını yeni düzenin en önemli değeri olarak kabul etmek, Siyah'ın yaptığı gibi, kendi eşitliği sorunlarını yasalar çerçevesinde yaratır. test central prem408 XVIII. mendian amaiera, hain zuzen, garai ziharo sinplista izan tzan. On sekizinci yüzyılın sonları gerçekten fevkalade basitleştirilmiş bir dönemdi. test central prem412 Zirkuituko epailliei dagokiyen mouan exerita, Taney Auzitegi Goreneko presidentiak interpretau zun konstituziyo-xedapenak Kongresuan baimena bihar tzula epaillian agindua bertan behera lagatzeko. Devrim yargıcı olarak tek başına oturan Baş Adalet Taney, anayasanın hükmünü askıya almak için kongre iznine sahip olması gerektiğini yorumladı. test central prem415 Ta, jakiña, XVIII. mendian askatasuna ulertzeko giltzarri nausiyak Konstituziyua ta Eskubidien Gutuna dia. Ve elbette, on sekizinci yüzyıl özgürlük anlayışına ait büyük anıtlar Anayasa ve Haklar Bildirgesi'dir. test central prem424 Izan'e, aurreo ikusiko deunez, biosferek beaien dimentsiyuen batez besteko hazkunde jarraitua makzimizatzia dakae. EVect'te, daha sonra göreceğimiz gibi, biyosferler kendi boyutsallıklarının ortalama sürekli büyümesini en üst düzeye çıkarabilir. test central prem428 Intuiziyoz, eztu ematen Big Bangazkeoztikan entitate bizigabe konplexuen planetaik sortu zanikan espontaneoki. Sezgisel olarak, bu kadar büyük olmayan karmaşık varlıkların bir gezegeninin büyük patlamadan kendiliğinden ortaya çıkması olası görünmemektedir. test central prem432 Azkenian, klaustro bat, galeria bat ta torre bat gehitu zitun. Sonunda bir manastır, bir galeri ve bir kule ekledi. test central prem436 Horreatikan da harrigarriya janzkera ta dekoraziyua harmonian ez eotia. Bu yüzden elbise ve dekor uyumlu olmasa şaşırtıcı. test central prem438 Adobezko etxe ta eraikiñek, bi ta lau oin bitarteko lorierako paetei esker, kanpoko zaratan kontrako segurtasun- ta babes-sentsaziyua emate'ue. Kerpiç evler ve binalar, iki ile dört foot kalınlığında duvarlarıyla bir güvenlik hissi ve dışarıdaki gürültüden korunma sağlar. test central prem443 Tetraedruan azalerak ta bolumenak aldatze'txuen ertzetako biraketen baliyuen aldaketak jeometrian deformatzailletzat hartu leizke, ta hainbat moutan deformatzia dakae. Tetrahedranın alanlarını ve hacimlerini değiştiren kenarlardaki dönüşlerin değerlerindeki değişiklikler, geometriyi deforme etmek olarak düşünülebilir, böylece farklı şekillerde bükülür. test central prem448 Ta adoretu biharrian kritika ite'uen guraso ta entrenatzailliek, ta jokalariyei porrota ahaztutzen lagatzen eztiyenek, antsietate haundiya eragite'ye gazte batzuei. 96 Ve anne babalar ve teşvik etmek yerine eleştiren koçlar oyuncuların bazı gençlerdeki ani yoğun savunma endişesini unutmalarına izin vermiyor. test central prem451 Gaitasun bajuko beste talde batzukin gertatzen dan bezela, irakasliek, askotan, aurreikuspen apalauak eukitze'txue trantsiziyoko ikasliekin, ta beste ume batzukin baño ahalegin txikiyo ite'ue haiei erakusteko. Diğer düşük yetenekli gruplarda olduğu gibi, öğretmenler genellikle geçiş sınıfı öğrencileri için daha düşük beklentilere sahiptir ve onları diğer çocuklara göre daha az uyarıcı bir şekilde öğretir. test central prem455 Jainkua naturan jainko bezela baño ezta aitatzen, ta, hori dala-ta, herri bakoitzak eskubidia daka naziyuen komunitatian toki bereizi ta ekitatibua eukitzeko. Tanrı, sadece, sonucunda insanların uluslar topluluğunda ayrı ve eşit bir yere hak kazandığı doğanın Tanrısı olarak belirtiliyor. test central prem459 Beraz, ordenagailluako programa-sorta amaieziña da, baina zenbakarriya, mugatua. Dolayısıyla, sayılabilir veya sayılabilen, sonsuz sayıda bilgisayar programı var. test central prem463 Hain zuzen, galaksietako laiño molekular hotz erraldoiyak, tenperatura-gradu absolututan, espezie molekularren nahasketa oso konplejuak dia, haietako asko karbonosuak, baita izarren sorlekua're. Gerçekten de, galaksilerdeki dev soğuk moleküler bulutlar, sıcaklık dereceleri yaklaşık olarak, çok sayıda karbonlu ve aynı zamanda yıldızların doğum yeri olan moleküler türlerin oldukça karmaşık karışımlarıdır. test central prem468 Begi txarran sintomak gorakua, beherakua, pisua galtzia ta batzutan heriotza're izate'ya. Kötü gözün semptomları kusma,ishal,kilo kaybı ve hatta bazen ölümdür. test central prem476 Hori zan garai hartako aldartia. Bu uzun zamanın öfkesi. test central prem480 Biyak aldatu leizke antikodoi-kodoi parekatze-mekanismua aldatu gabe. Anticodon-codon eşleşme mekanizması değiştirilmeden bunların her ikisi de değiştirilebilir. test central prem485 Gozo-eltzia zuhaitz batetikan txintxilika dao, soka luze batekin. Heldu batek gora ta behera moitze'u soka; beraz, ezta belaxe puskauko. Pinyata hızlı bir şekilde kırılmaması için yukarı aşağı hareket ettiren bir yetişkinin yönetiminde uzun bir iple bir ağaçtan asılır. test central prem489 1863an, naziyuak batasun perfektuaua sortu nahi zun uaindikan'e, baña, horretaz aparte, bazekan iragan bat indijenen psike berriya inspiratzen ta aldi berian nahastutze'zuna. 1863 yılında ulus daha mükemmel bir Birlik yaratmayı halen arzuluyordu ancak ek olarak yeni yerli toplumsal ruha hem ilham olan hem de sorun yaratan bir geçmişi vardı. test central prem493 Pachucoen hixkera, inglesan ta gaztelanian nahasketa, «cale»'re deitze'zaio, hainbat hizkuntza-iturritan oiñarritutako bat-ite lilluragarriya izan tzan. İngilizce ve İspanyolcanın bir birleşimi olan cale olarak da bilinen Pachuco konuşması pek çok dilbilimsel kaynaktan alınan büyüleyici bir füzyondur. test central prem500 Ta, era berian, dudikan gabe, ekonosfera konplexuaua bihurtu da hominiduan eboluziyuan azken milloi urtietan. Ve aynı derecede tartışmasız olarak, son birkaç yüz milyon yıllık insansı evrim üzerinde, ekonomosfer daha karmaşık hale gelmiştir. test central prem509 Aurretikan jakin bihar nun etzala komeni gabez Jamaikatikan hain hurre eotia. Geceye doğru Jamaika’ya bu kadar yakın olacağımı bilmeliydim. test central prem513 Royal Mary-n etorri nitzan... Royal Mary'den çıkıyordum.... test central prem517 Zeatikan laga zeniyen Wolverstonei ta bestiei juten?, esan'tzun marruka, pixkat saminduta. Acıklı bir dokunuşla haykırdı; Wolverstone'un ve diğerlerinin gitmesine neden izin verdin? test central prem521 Erregian mandatua eztet hain errez onartzen. Kralın komisyonuna hafifçe onaylamıyorum. test central prem526 Kopeta ximurtu zun. Kaşlarını buruşturarak çattı. test central prem530 Zalantzikan gabe, urkamendira eramango'zu esan'tzun, mespretxuz. Onu darağacına fırlatacaksın, şüphesiz, aşağılayıcı bir şekilde dedi. test central prem532 Zintzuak izanda, nola atxilouko nitun? Tratua hori zan. Onları nasıl dürüstçe gözaltına alabilirim? Pazarlık yapıldı. test central prem537 Jamaikako flotako ontziyak dia, erantzun ziyon jaunak. Onlar Jamaika filosunun gemileriydi, onun üstünlüğü ona cevap verdi. test central prem541 Oso txuriya zan, ta bere esku tolestuen gañian jarri zitun begiyak. O çok beyaz bir kadındı ve gözlerini katlanmış ellerine dikmişti. test central prem546 Arabellan onduan, portuan, hiri ikusgarri hartan bazian aurrealde lauko eraikin txuri batzuk urertzea jeixte'zianak. Suyun tam kenarında olan o muhteşem şehrin liman boyunca Arabella'ya dik açıda olan düz ön cepheli beyaz binalar. test central prem557 Kontuatzen naiz ze in tzenuen, ta kontuatzen naiz, neurri batian behintzat, ni kontuan hartu bihar zenuela. Yaptığınız şeyi tam olarak anlıyorum ve kısmen de olsa farkındayım, kendim için düşünerek uyarılmış olabilirsiniz. test central prem561 Zurbil ta zurrun ikusi zun, ezpaiñak irikita ta begiyak atea biharrian beai beira-beira, haren patuan erabakiyan lekukotza urduri bat. Üzerine sabitlenmiş gözleri ve ayrılmış dudakları ile solgun ve gergin olduğunu gözlemledi, bu onun kaderini belirleme konusunda kaygılı bir tanık. test central prem567 Horrek, igual, Bishop koronelan berotasuna hoztuko'u. Bu Albay Bishop'u sakinleştirecektir, belki. test central prem571 Nik... Nik enun amestu... Ben ... hayal etmedim .... test central prem576 Baña etzun pistolariyan asmua geldituarazi. Ancak o, topçunun niyetinde hiç duraksama yaratmadı. test central prem580 Blood kapitaiña aurkeztuko'izuet. Bishopek ahal izan tzun arpei onena ipini zun. Kaptan Blood'u sunmama izin ver. Zorunlu olarak Bishop komuta edebileceği en iyi şekilde kendini göstermiştir. test central prem585 Azkenian, nahigabia da beretzat. Bu ona sonunda sıkıntı verir. test central prem597 Ixtutu in naute, esan tziyon. Baskı altındayım, onu bilgilendirdi. test central prem603 Bishopen eskutan lagako'zu zeure burua, abixau ziyon Pittek. Kendini Bishop'un ellerine teslim edeceksin, diyerek, Pitt onu uyardı. test central prem608 Ta belaxe gogorauko zitun hitzak, ahal izan bazun. Ve anında, o sözleri olan kelimeleri hatırlardı. test central prem612 Lord Julianena jun tzan, balantzaka. Lord Julian'a döndü. test central prem622 Etzekin Oglek bildurtutako gizon haiek Wolverstonen iritziyaz bestelakua ote zekaen. Ogle, paniğe sürüklediği adamların, Wolverstone'un bilmediği farklı bir bakışa sahip olup olmayacağını bilmiyordu. test central prem626 Ta hor dijua zoro kijoteskua arriskurantz, gure izenian. Ve şu anda bizim adımıza Don Kişot gibi aptal tehlikeye giriyor. test central prem631 Blood kapitaiñak begiyez arakau zitun begi gorreko burkide ausart haien illarak, ta geo berriz'e Oglen jarri zitun. Kaptan Blood'ın bakışları, cesur ve acımasız bakışlı arkadaşlarını taradı, sonra Ogle'nin üzerinde durdu. test central prem636 O, mesedez. Benetako kezka zeon haren bozian. Ya, lütfen. Sesinde gerçek bir alarm vardı. test central prem640 Ezta hori. Baña ezin tzuen alkar gaixki ulertzia eragotzi. O değil. Fakat birbirlerini yanlış anlamaları kaçınılmazdı. test central prem644 Bapatian, Blood kapitaiñak buruan ze zebilkiten ikusi zun. Bir ışıltıda Kaptan Blood akıllarında neler olduğunu gördü. test central prem648 Zentzuzkua da babestia, onartu zun. Kurnaz savunma, bunu onayladı. test central prem655 Errege zerbitzau baño nahiyo inpernuan erre, esan tzun amorruak jota. Cehennemde çürüyeceğim veya Krala hizmet edeceğim, diye bağırdı büyük bir öfkeyle. test central prem659 Zure gogortasunak eraman nindula gogorauko'ue geo. Moitu in tzan, handikan juteko bezela, baña geo geldiu ta berriz'e aurre in tziyon. Beni teşvik edenin senin zorluğun olduğunu daha sonra anımsayacaksın. Yola çıkmak üzere harekete geçti, daha sonra onu kontrol etti ve tekrar onun yüzüne baktı. test central prem665 Ta nei ze gertauko zait, Jeremy? Bai, bai, uain afaltzeko bueltan eongo naiz. Blood jeitxi in tzan, ontziya zai zekan. Bana ne olmalıydı Jeremy? Tabii, şimdi, akşam yemeği için döneceğim, o yüzden döneceğim. Kan, bekleyen botun içine tırmandı. test central prem670 Udan belugak ikustia dazkazu, udazkenian hartz polarrak, ta udaberriko o udazkeneko ekinoziyotikan hurre bazaude, aurora borealak o iparraldeko argiyak. Beluga balinalarını yazın, kutup ayılarını sonbaharda ve ilkbahar veya sonbahar ekinoksunda oralardaysanız aurora borealis'in kuzey ışıklarını görebilirsiniz. test central prem677 Orduan, jakiña, Bigarren Mundu Gerrako parte-hartzia hasi zan Commonwealth Britainiarran Aireko Trebakuntza Planakin, ta Kanadako zerua erabili zuen, seguruaua, borrokarako pilotuak prestatzeko. O zamanlar için gayet doğal bir şekilde, II. Dünya Savaşına katılım, pilotları savaşa hazırlamak üzere Kanada'nın nispeten güvenli semalarını kullanan İngiliz Milletler Topluluğu'na ait bir Hava Eğitim Planı ile başladı. test central prem681 Uaindikan'e tolerantiak ta laguntzekuak dia, nahiz ta badakiyen beaien kostalde earra ya eztala beaiena bakarrikan. Ve hoş kıyılarının artık sadece onların olmadıklarını bilmelerine rağmen hoşgörülü ve yardımsever kalıyorlar. test central prem685 Ahal badezu, lenbizi ohitu zaitez bilbiakin. Mümkünse, kendinizi önceden hikayenin konusuna alıştırın. test central prem687 Napoleonek Kataluñako santutei sakratuai eraso ziyon, Montserrateko monasteriyuai, ta txikiu in tzun. Napolyon, Katalonya'nın kutsal tapınağına, Montserrat'ta bulunan manastıra saldırıp onları yok etmiştir. test central prem698 Annen ta Amsterdamgo okupaziyuan historiyai buruzko bideuak ikusiko'txozue, garai hartako argazki ta artefaktu batzukin batea. Anne'nin hikayesinin ve Amsterdam'ın işgali altındaki videolarını, fotoğraflarını ve eserleri ile birlikte göreceksiniz. test central prem701 Europako ta Puerto Ricoko arte-bilduma hau, seguru asko Karibeko onena, earki eongo zan Europako eozein hiriburutan. Büyük ihtimalle Karayipler'in en iyisi olan Avrupa ve Porto Riko sanatlarından oluşan bu koleksiyon, herhangi bir Avrupa başkentinde çok fazla evde olacaktı. test central prem706 Urmaeletako batian biziya dao; bixitariyek txanponak botatze'txue, dortoka batei buruan jo ta errebotatzeko esperantzan, horrek seguru suerte ona omen dakarrela-ta. Göletler arasında, bir kaplumbağanın başına vurma umuduyla bir ziyaretçinin bozuk para fırlatması, iyi bir servet elde etmenin kesin bir yoludur. test central prem708 Badao programa bat resortan erdiyan barrualdeko urmaeleko ur babestuetan izurdiekin iregiyan iteko. Tesisin merkezinde, iç lagünün korunaklı sularında, Yunuslarla birlikte yüzme programı bulunmaktadır. test central prem713 Ikustia mezi duen beste bi toki dia Balzacen etxia (47 Rue Rayanouard) ta Delacroixen estudiyua (6 Rue de Furstenberg). Balzac'ın evi (47 Rue Rayanouard) ve Delacroix'un stüdyosu (6 Rue de Furstenberg) dahil diğerleri ziyaret etmeye oldukça değer. test central prem718 Hain zuzen, 1970eko hamarkadako autobusen polemikako protesten ta istilluen inflexio-puntua izan tzan. Aslında, bu, 1970'lerde yaşanan ulaşım karmaşası sırasında protesto ve isyanların parlama noktasıydı. test central prem722 Sant Antoni badian ahuan parian, Conillera o Conejera islan silueta distiratsua dao (untxi-zulo esan nahi du). Coniera adasının ya da Conejera'nın (tavşan yuvası ya da oyuğu anlamına gelir) kasvetli silüeti, Sant Antoni Körfezi'nin girişine hakimdir. test central prem727 Eredua errepikatu in tzan mende bat geruo, mairuek 1151n almohadeei laguntza eskau ziyenian. Örüntü, Mağribiler yüzyıl sonra 1151'de Muvahhidler'in yardımını istediğinde kendini tekrarladı. test central prem731 Errefortzuekin, espaiñiarrek hondartza buru bat ezartzia lortu zuen. İspanyollar, takviye kuvvetleriyle emniyetli bir yer oluşturmayı başardı. test central prem736 Gauza iskanbilatsu ta kontserbadoriek, batek ikasten dunez, zalaparta handiyikan gabe iraute'ue hamen. Çirkin ve muhafazakâr, biri öğrenir, çok fazla yaygara olmadan burada bir arada bulunur. test central prem740 Haiek in tzuten lehenbiziko ahalegiña ta gorrena lurralde latz hartan bizimou modernua iteko. Bu zorlu araziden modern bir yaşam sürmek için ilk ve en sert çabaları yapan onlardı. test central prem745 Clunyk inguruko landa-eremuan nolako eragiña izan tzun ikusteko, jun ikustea Clunyren arkitektuek eraikitako eliza erromanikuak dazkaten herri batzuk; adibidez, Saint-Vincent-des-Pres, Taize, Berze-la-Ville ta Malay. Cluny'nin çevredeki kırsal alandaki etkisini görmek için Romanesk kiliseleri Cluny'nin mimarları tarafından inşa edilen ve aralarında Saint-Vincent-des-Pres, Taize, Berze-la-Ville ve Malay da bulunan birkaç köyü ziyaret edin. test central prem750 Baixada de Santa Eulalia kalia Carrer dels Banys Nousea jeixten da; XII. mendian eraiki ta aspaldi desagertutako bainuetxe berriyengatikan daka izen hori kaliak. Baixada de Santa Eulalia, 12. yüzyılda dikilen gettonun tarih olan yeni banyolarından adını alan carrer dels Banys Nous'a uzanır. test central prem760 Hotelan atzian, hiriko fundatzaille Samuel de Champlainen 1898ko estatua baten ostian, Dufferin Terrace dao; bertatikan mou paregabian ikuste'ya St. Lawrence ta, ibaian behera, Ile d'Orleans. Otelin arkasında, 1898 yılında inşa edilen Samuel de Champlain heykelinin ötesinde, şehrin kurucusu olan Dufferin Terrace, St. Lawrence ve muhteşem bir şekilde Ile d'Orleans'a doğru muhteşem bir manzara sunmaktadır. test central prem765 Independentziyan ondoren parlamentua hamen jartzeko planak zapuztu in tzian Buradaki ev parlementosu planları bağımsızlıktan sonra hiçbir işe yaramadı. test central prem772 Hiriko beste monumentu erromatar haundiya, antzoki zaharra, hiriyan hegoaldian dao. Şehrin diğer bir harika Roma anıtı olan antik tiyatro şehrin güney kısmındadır. test central prem777 1992ko Joku Olinpikuek jarri zuen Bartzelonan kirolzaletasun amorratuan faman oinarriya. 1992 Olimpiyatları Barselona'nın spor tutkunu bir şehir olarak itibarını pekiştirmiştir. test central prem780 Eonaldi luziotako, Queticoko kanalen sare zoragarriyan mapa zehatzak emate'txue informaziyo-buleguan. Daha uzun konaklamalar için bilgi bürosu Quetico'nun fantastik su yolları ağıyla ilgili ayrıntılı haritaları sunar. test central prem784 Islan lasaitasunak 1287. urtera arte iraun tzun, ze orduan Alfontso III.a Aragoikuak, bere noblien umillaziyuengatik-ta, inbasiyoako aitzakiya topau zun. Adanın sükuneti 1287 yılına kadar sürdü; Aragen'in Alfonso III'ü, soyluların ellerinde birtakım aşağılamaların üzerinden geçerek, işgal için bir bahane buldu. test central prem788 Asko gustatzen zaie sozializatzea, ta normalian tabernetan juntatze'ya, batez'e taberna marroi famoso hoietan, mundua konpontzeko. Sosyalleşmeyi seviyorlar ve barlar,özellikle meşhur kahverengi barlar, genellikle dünyayı hak yoluna koymak için buluştukları yerlerdir. test central prem792 Plazan beste aldian Laleliko atzeko kaliak dabe, arropa merkia billatzeko tokiya da. Meydan boyunca, düşük fiyatlı giysi aranacak yer olan Laleli'nin arka sokakları bulunuyor. test central prem796 Ikusi hondartza onenen zerrenda 82. eta 85. orrialdietan. Plajlardaki önemli noktaların bir listesi için sayfa 82 ve 85'i inceleyin. test central prem803 Uain dala gitxirarte, ixkiñako 8. etxia izan da Yeneralitateko presidentian egoitza ofiziala. Köşedeki 8 numaralı ev, yakın zamana kadar Generalitat başkanının resmi konutuydu. test central prem806 Baña, azkenaldiyan modan daon zalaparta gorabehera, museuak eztu ahaztu antziñako automobil earren xarma, ta, batez'e, Kanadako lurrun-aro handiko tren-makina zaharrak. Ama tüm yeni çıkmış gürültülü gösteriler ile, müze, harikulade antika arabaların cazibesini unutmamıştı ve her şeyden önce, eski Kanada'yı gerçekten üreten buhar döneminden eski tren motorlarını canlandırıyordu. test central prem814 1847yan, Kasten Gerra izeneko altxamendu basatiyan, maiek kolono txuriyak garbiu zituen ta penintsulan iya bi herenen kontrola hartu zuen. 1847'de, Kast Savaşı olarak bilinen vahşi bir isyan, Maya isyancılarını beyaz yerleşimcileri katletti ve yarımadanın yaklaşık üçte ikisini kontrol altına aldı. test central prem818 Eraikiñak bi eliza berdin-berdin lotze'txu: iparraldekua, Franzesischer Dom (Katedral Frantsesa), higanot etorkiñentzako eraikitakua, ta hegoaldekua, Deutscher Dom (Katedral Alemana). Yapı, iki benzer kiliseyi, kuzeyde Franzoesischer Dom (ya da Fransız Katedrali) ile göçmenler için inşa edilmiş Huguenots ve güneyde Deutscher Dom (Alman Katedrali) bağlıyor. test central prem834 Errepidiak bihurgune itxiyetan okertzen ta jiratze'ya, ta olatuetan bezela gora ta behera bihurritze'ya. Yollar keskin virajların etrafında dönüyor ve dalgalanmaların üzerinden yuvarlanıyor. test central prem844 Hori C-R funtziyo bakun batek definitutako C-R erlaziyuei ta C-R funtziyo anizkunek definitutakuei aplikatze zaie. Bu, tek bir C-R fonksiyonu tarafından tanımlanan C-R ilişkileri ve çoklu C-R fonksiyonlarının bir araya getirilmesiyle tanımlananlar için geçerlidir. test central prem849 Kontua ezta bakarrikan aurrezkiyak eragiña dakala aberastasunan stockian; aberastasunak'e eragiña daka aurrezteko erabakiyan. Tasarruf sadece varlık stokunu etkilemekle kalmaz, dolayısıyla varlık da tasarruf etme tercihini etkiler. test central prem852 Teknolojia oso integrauta dao erakunde hoietako negoziyo-prozesuetan, ze teknolojia negoziyoako aukera mouan ikuste'a, ez bakarrikan tresna bezela. Bu işletmelerde teknoloji iş süreçleri ile oldukça iç içe geçmiştir çünkü teknoloji sadece bir araç olarak değil iş açısından destekçi olarak görülmektedir. test central prem857 Arrixkuen ebaluaziyo hortan oinarriuta, Centrelink-ek hortako propiyo dian prebentziyo-estrategia batzuk garau zitun, onuradunei ta enplegu-emailliei diru-sarrerei buruzko informaziyo-eskakizunan berri emateko. Risk değerlendirmesine göre, Centrelink hak sahiplerini ve çalışanları gelir raporlaması gereklilikleri hakkında eğitmeyi hedefleyen bir dizi özel önlem stratejisi geliştirdi. test central prem860 Hego Carolinako lankidetza-ahalegiñek arrakasta euki zuen hurrengo urtian e. Güney Carolina'nın işbirlikçi çabaları ertesi yıl başka bir başarı elde etti. test central prem861 Konderriko langilliak prest eongo'ya auzilariyei beaien ikerketakin laguntzeko. Bir ilçe çalışanı da, araştırmacılara da araştırmalarıyla yardımcı olmaya hazırdır. test central prem875 Uko iteko eskaera formalikan ez badao, auzitei federaleko abokatu batei dagokiyo, bai etikoki ta bai auziteiyan arauak betez, eozein gairi erantzutia. Resmi çekilişe katılmamak için, federal mahkemede bir kayıt avukatı, ortaya çıkması gereken herhangi bir meseleye cevap vermek için hem etik hem de mahkeme kuralları uyarınca sorumludur. test central prem879 2000ko urte fiskala oparua izan tzan GAOntzat, lorpenez ta arrakastaz betetako urtia, ze zerbitzu bikaiña eman zitzaion Kongresuai, ta AEBko zergadunek onura haundiyak euki zituen. 2000 mali yılı, GAO için Kongre'ye büyük bir hizmet yılı ve Amerikan vergi mükelleflerine büyük fayda sağlayan muazzam bir başarı ve başarı yılı oldu test central prem882 Zehaztasun haundiyoz jokauta sarriyo lortuko deu helburua. Daha kesin bir şekilde hedef alabilir ve hedefi daha çok vurabiliriz. test central prem887 Gañea, datuen mugak argitu bihar dia, datuetatikan ondoriyo okerrak o nahi gabekuak ez ateatzeko. Ayrıca, verilerin kısıtlamalarını açık bir şekilde yapın, böylece verilerden yanlış veya kasıtsız sonuçlar alınmayacaktır. test central prem891 Enpresek beaien jabetzapeko filial bat sortzeko erabiltzen due baliabidia, esan tzun Delaney jaunak, New Yorkeko Abokatuen Aliantzan zuzendari ejekutibuak. İşletmeler, tamamen sahip olunan bir yan kuruluşu oluşturmak için cihazı kullanıyorlar, diyor Avukatlar Birliği'nin New York İttifakı yöneticisi Delaney. test central prem896 Aldi hori A eranskiñeko A-3 dokumentuan dao. Hala're, proiektuan berezitasunen arabera, bi hillabeteko gorabeherak eon leizke bihar dan denborai dagokiyonez. Bu defa dönem Ek A’daki A-3 Kanıtında gösterilmiştir. Ancak projenin özelliklerine bağlı olarak gereken zaman birkaç ay farklılık gösterebilir. test central prem903 Garraiua, enerjia, larrialdi-zerbitzuak, finantza-zerbitzuak ta komunikaziyo-sistemak babestia geo ta inportantio da, neurri haundi batian informaziyuan teknolojian menpe dabelako. Ulaşım, enerji, acil durum hizmetleri, finansal hizmetler ve iletişim sistemlerinin korunması gittikçe önem kazanmaktadır çünkü bilgi teknolojilerine yoğun olarak güvenmektedirler. test central prem910 Era berian, CFO Legiak, GMRAk ta GPRAk eskakizun berriyak jarri dixkiye erakunde finantziaziyo federalei. Benzer olarak, CFO kanunu, GMRA ve GPRA federal finans örgütlerinden yeni taleplerde bulundu. test central prem914 2010ian ta handikan aurreako urtietan kaltiak izan tzituen EGUen kasuan, administratzailliak 474 atalan arabera esleituko'txu merkuriyua ixurtzeko eskubidiak, ta 409 atalan arabera ingo'txu merkuriyua ixurtzeko eskubidien enkantiak, A taulan daben kopuruan barruan. 2010 ve bundan sonraki her yıl için etkilenen EGÜ'ler için, Yönetici Bölüm 474 uyarınca cıva ödenekleri tahsis eder ve Tablo A'daki miktarlarda bölüm 409'a göre merkür ödenekleri ihaleleri yapar test central prem919 24 Ezaugarri hoiek egokiyak izango zian GMRAren kontabilitate-txostenetako're. 24 Bu özellikler de GMRA hesap verebilirlik raporları için uygun olacaktır. test central prem930 Enplegatzaillian ta enpleauan ekarpenak berdin kalkulatze'ya normalian. İşveren ve işçi katkıları genellikle aynı şekilde hesaplanır. test central prem934 Etorkizunai beira, erantzun tzuen ajentziyen herenek esan tzuen, gutxi gorabehera, diseiñua berrikusteko funtziyo gehiyo azpikontratatzeko aukera aztertzen ai diala. Geleceğe bakıldığında, yanıt veren kurumların yaklaşık üçte biri, tasarım inceleme işlevlerinin daha fazla dış kaynak kullanımını düşündüklerini bildirdi. test central prem938 Kaliforniako lege-zerbitzuetako abokatu batentzat oso zailla izango zan jakitia Arizonako migraziyo-flujuan lana iten dun bezero batek Mejikoko muga ziharkau ote dun. Kaliforniya'daki bir yasal hizmetler avukatı için, Arizona'daki göçmen akınında çalışan bir müşterinin Meksika sınırını geçici olarak geçip geçmediğini bilmek çok zordur. test central prem942 Esan biharra dao posta-dentsitatiak kostuan eragin haundiyo dakala Frantziyan. Posta yoğunluğunun maliyet üzerindeki etkisinin Fransa'da olduğundan daha yüksek olduğuna dikkat edilmelidir. test central prem946 Ongietorri-pakete hau eskura emate'a, Texas'19 Medicaid-en ordezkari bat bixitan etortze'anian. Bu hoş geldin paketi Teksas'ın 19 Medicaid alan temsilcisinin bir bölge ziyareti esnasında elle dağıtıldı. test central prem954 Xehetasun gehiyo nahi izanezkeo, ikusi //www.healtheffects.org/Pubs/NMMAPAS letter.pdf. Daha fazla bilgi için, //www.healtheffects.org/Pubs/NMMAPSletter.pdf adresini ziyaret edin. test central prem959 27 Zenbat ta haundiyo izan SCR instalaziyoa doitzeko bihar dian pieza galdatua, ordun da zaillaua. 27 SCR'yi tesise sığdırmak için gerekli kazan değişikliklerinin sınırı arttıkça, zorluk artmaktadır. test central prem962 61 Enpleatu federalek Gizarte Segurantzan programen babesa eukitzia dakae, esateako Gizarte Asegurua ta Medicare programana, asegurua dakaen gainontzeko biztanlien baldintza berietan. 61--Federal çalışanlar, diğer bütün kapsama altında olan kişiler gibi, aynı koşul ve şartlar altında Social Security62 ve Medicare gibi sosyal sigorta programları kapsamında olabilirler. test central prem967 Uain arte in dian reformek ondoriyo sakonak dazka gobernuan jardunian, antolatzeko mouan ta herrialdiai ta herritarrei eskeintze'ixkiyen zerbitzuetan. Bugüne kadar benimsenen reformlar, hükümetin neler yaptığı, nasıl organize olduğu ve hizmetlerini ülkesine ve vatandaşlarına nasıl sunduğu hakkında etkili göstergelere sahiptir. test central prem970 Bihar dan bezela inplementauezkeo, informaziyo horrek bidaia in tzala bermatze'u. Doğru uygulandığında bu yöntem, bir yolculuk yapıldığına dair makul kanıt sunmaktadır. test central prem971 Berez, C-R erlaziyua aldatu in leike toki batetikan bestea (adibidez, populaziyuan sentikortasunian o PMan osaeran daben desberdintasunen ondoriyoz), baña normalian eztao lokalizaziyoako C-R funtziyo espezifikoikan. C-R ilişkisi aslında bir lokasyondan diğerine farklılık gösterse de (örneğin popülasyon duyarlılıklarındaki farklılıklar veya PM'nin kompozisyonundaki farklılıklar nedeniyle), bölgelere özgü C-R fonksiyonları genellikle mevcut değildir. test central prem980 Ikerketa-arlo hori nabarmentzeko ideiak meritu haundiya badaka're, operazionalizaziyua problematikua da. Araştırmanın bu alanını öne çıkarma fikri çok mantıklı gelse de, işlemselcilik açısından sorunludur. test central prem983 1989ko Posta Zenbaketa Nazionala 24 egunian in tzan, iraillan 5etikan urrian 2ra, ta 44.775 landa-ibilbide izan tzitun, guztira 46.197. 1989 Ulusal Posta Kontu, 5 Eylül'den 2 Ekim 1989'a kadar 24 teslimat günü için gerçekleştirilmiş ve toplam 46.197'sinin 44.775'i kırsal yoldan oluşmuştur. test central prem984 A1 taulako estadistikek erakuste'uenez, kuartil errentagarriyenetako ibilbidiak batez beste diru-sarrera haundiyenak dazkaen etxien posta-kodietan ta heziketa-maila haundiyena dakaen helduenetan ite'ya. Tablo A1'deki istatistikler, ortalama olarak, daha kârlı kümülattaki rotaların daha yüksek gelirli hane ve daha eğitimli yetişkinlere sahip Posta Kodlarında bulunduğunu göstermektedir. test central prem993 Bestela, zuaz GAOren Interneteko hasierako orri honeta. veya GAO'nun World Wide Web ana sayfasını ziyaret edin. test central prem998 Heziketa juridiko komunitariyua LSCren onuradunek emate'uen zerbitzu funtsezkua da. Topluluk yasal eğitimi, LSC hibeleri tarafından sağlanan önemli bir hizmettir. test central prem1001 Erakunde nausiyetan, uaindikan bilakaeran daben enpresa-prozesuak funtsezkoak dira ondo zehazteko nola egiturauko ta egokituko dian informaziyua kudeatzeko ardura hoiek, biharrak aldakorrak dianez hoiek betetzeko gai izateko. Önde gelen işletmelerde, gitgide gelişen iş süreçleri, bu bilgi yönetim sorumluluklarının değişen ihtiyaçlara göre nasıl yapılandırılacaklarının ve uyarlanacaklarının belirlenmesinde kilit bir rol oynamaktadır. test central prem1007 Kontrolguneko miaketan, alegiya, pasau bihar izan tzuen segurtasun-geruza bakarrian, etzuen topau haiei buruzko ezer aipagarriyikan. Hiçbir şey gerçek kontrol noktası taramasıyla ilgili olan tek güvenlik katmanı ile ilgili göze çarpmaz. test central prem1012 Atxiloketan, KSMk ukatu in du Al-Qaedak ajenteak dazkala Kaliforniako hegoaldian. Gözaltındayken KSM, El Kaide'nin Güney Kaliforniya'da herhangi bir ajanı olduğunu reddetti. test central prem1017 Analistan mezu elektronikuetan ikuste'anez, ordia, informaziyua konpartitziai buruzko lege-ohar ta legezko muga asko nahastutzen ai zala ajente kriminalek intelijentzi-kanalen bidez bildutako informaziyuai ematia dakaen erabilerak arautze'txuen xedapenekin. Ancak analistin e-postası, bilgi paylaşımının ve suç ajanlarının istihbarat kanalları aracılığıyla toplanan bilgilerin kullanımını yöneten kuralların geniş bir dizi sırasını ve yasal engelini karıştırdığını yansıtıyor. test central prem1021 Komunikatu eziña baldintza larriya izan tzan World Trade Center-en, Pentagonuan ta Somerset konderriyan (Pennsylvania), ajentzia ta jurisdikziyo asko ibili zian-da lanian. İletişim kuramamak, çok sayıda ajansın ve birden fazla yargı sisteminin yanıt verdiği Dünya Ticaret Merkezi, Pentagon ve Somerset County, Pennsylvania'da kritik bir unsurdu. test central prem1024 FAAn aireko zirkulaziyuan kontrolai buruzko datuen batzorde-azterketa. FAA hava trafik kontrol verilerinin Komisyon analizi. test central prem1034 Gainontzeko unitatiei buruzko informaziyua lortzeko, ikusi New Yorkeko suhiltzaillien rejistruetan daon bialketa-txostena, ordenagailluz lagunduta indakua, 1377 alarma-kutxa, 2001eko iraillan 11, 09:42:45-09:47:05. Diğer birimler için FDNY kayıtları, bilgisayar destekli gönderim raporu, 1377, alarm kutusu 11.2001,09: 42: 45-09: 47: 05’e bakınız. test central prem1036 Clarkek gitxiyenez bitan aitau ziyon Ricei –Segurtasun Nazionaleko aholkulariyai– leikena zala Al-Qaedako lo zeben zelulak eotia Estatu Batuetan. Clarke en az iki kez Ulusal Güvenlik Danışmanı Rice'a, El Kaide'nin Amerika Birleşik Devletleri'nde uykuda olan hücrelerinin olabileceğinden bahsetti. test central prem1041 Mzoudik esate'u Marokora ezkontzea jun tzala, baña ezin izan tzula ezkondu, auto-ixtripu bat euki ta min hartu zulako. Mzoudi Fas'a evlenmek için evine gittiğini iddia ediyor, ancak araba kazasında yaralandığı için evlenemiyor. test central prem1044 Eztao adostasunikan Ashcroftek Pickarden mehatxu terroristan egoerai buruzko txostenetan zekan interesai buruz. Ashcroft'un, Pickard'ın terörist tehdidi durumuyla ilgili brifinglerine olan ilgisine dair bir anlaşmazlık var. test central prem1049 2004ko 23a) (Al-Qaedako lider ezaunen iya bi heren hil o harrapau in tzituen). 23, 2004 (El Kaide'nin bilinen liderlerinin yaklaşık üçte ikisi öldürülmüş veya ele geçirilmiştir). test central prem1053 Sutien kontrako alarman gañeko gorabeheren berri izateko, irakurri PANYNJri indako 10. elkarrizketa (2004ko ekaiñan 16kua) ta PANYNJri indako 7. elkarrizketa (2004ko ekaiñan 2kua). Yangın alarmı için PANYNJ röportajı 10'a bakınız (16 Haziran 2004); PANYNJ röportajı 7 (2 Haziran 2004). test central prem1058 "Ricek ta beste batzuek goguan due presidentiak nola esan tzun ""Euliyak akabatzen ibiltziaz asper-asper inda nao""." Rice ve diğerleri Başkan'ı geri çağırdı, ben sineklere vurmaktan yoruldum. test central prem1061 Intelijentzi-zerbitzuan txostenean daon 1996ko Atef-en azterketa, hegazkiñak bahitzeko operaziyuei buruzkua, 2001eko iraillan 26kua. İstihbarat raporu, 1996 uçak kaçırma işlemlerine dair Atef çalışması, 26 Eylül 2001. test central prem1066 CIAk maiatzan 16an eman tzun lehenbiziko aldiz Arabiar Emirerri Batueta indako deia berri. BAE'ye yapılan çağrı ilk olarak 16 Mayıs'ta CIA tarafından bildirildi. test central prem1070 Eskailleretan lanian ibili zan konpaiñia bakoitzian kapitain bat, teniente bat ta bost suhiltzaille ibili zian. Nöbetçi merdiven şirketleri bir kaptan ve beş itfaiyeciden oluşuyordu. test central prem1073 TSAk hegazkintza urtian 3 milla milloi bideratze'txu azkeneko gerrai aurre iteko. TSA’da 3 milyar yıllık yatırım, son savaşa girmek için havacılığa gidiyor. test central prem1079 Normalian, irudimena ezta burokraziyekin lotzen. Hayal gücü, genellikle bürokrasi ile ilişkili bir hediye değildir. test central prem1083 Jane, Dave ta FBIko analista bat –CIAko Bin Ladenen unitatian lanen jakiñan gañian zaona– New Yorkea jun tzian ekaiñan 11n, Cole kasuan lanian ai zian ajentiekin alkartzeko. Jane, Dave ve CIA'nin Bin Ladin birimiyle ilgili ayrıntılı bir FBI analisti, Cole davasıyla ilgili ajanlarla görüşmek üzere 11 Haziran'da New York'a gitti. test central prem1086 Pakistango azken hartzailliak hawaladar pakistandarrana joko zun geo bere dirua jasotzea, ta rupiatan emango ziyon harek, hawaladar pakistandarrak eskura zekan eozein diruna. Pakistan'daki en büyük alıcı o zaman Pakistan hawaladarına gidip Pakistan hawaladarının elindeki paradan rupi olarak parasını alırdı. test central prem1091 Washingtongo Zentroko kontrolatzailliak hegaldiyan billa zebiltzan, baña iñork etziyen esan radar primariyuetan billatzeko. Washington Center'daki kontrol görevlileri uçağı arıyordu, ancak birincil radar dönüşlerine bakmaları konusunda uyarılmamışlardı. test central prem1094 Ataiyan ipar-mendebaldeko ixkiñan zeben leihuak, West Street aldea emate'zuenak, lurretik sabairaiñokuak zian ta guztiz lehertu zian. Lobinin West Street seviyesinin kuzeybatı köşesindeki zeminden tavana pencereler uçmuştu test central prem1099 Nitrozelulosaz hornitutako txalekuak bialita karga-hegazkiñak bonbardatzeko KSMren proposamen gehigarriyai dagokiyonez, KSMk esan du Bin Ladenek operaziyua aldatzeko interesa agertu zula, operaziyo suizida baten alde. KSM'nin nitroselüloz içeren ceketleri taşıyarak bomba yüklü kargo uçaklara yaptığı ek teklif ile ilgili olarak KSM, Bin Ladin'in bunun bir intihar ajanı içermesi için operasyonu değiştirme konusuna ilgi duyduğunu belirtmektedir. test central prem1101 Portuko Agintaritzako langille zibil batzuk goiko pixuetan gerau zian, harrapauta zeben zibillei laguntza emateko ta ebakuaziyuan laguntzeko. Liman İdaresinin bazı sivil çalışanları, tutsak kalan sivillere yardım etmek ve tahliyeye yardımcı olmak için çeşitli üst katlarda kaldılar. test central prem1105 Kongresuak intelijentzi-zerbitzua ta terrorismuan kontrako borroka gainbegiratzia disfuntzionala da uain. İstihbarat ve terörle mücadeleyi hedefleyen kongresel gözetim artık işlevini yerine getiremiyor. test central prem1116 Azkenian, Paul O'Neill Ogasun Sailleko idazkariyai eskau ziyon Al-Qaedan finantziaziyua helburu zekan plan bat iteko, haren aktibuak enbargatzeko. Son olarak, Kaide Bakanı Paul O'Neill’ı El Kaide’nin finansmanını hedeflemek ve varlıklarını ele geçirmek için bir plan hazırlamayı yönetti. test central prem1123 Bi egun geruo, Ahmed al Ghamdi ta Abdul Aziz al Omari, New Jerseyn Hazmikin ta Hanjourrekin bizi izan tzianak, Miamia bueltau zian, seguru asko lau bahiketa-taldiak azkenian aukerau zituela esanez. İki gün sonra, New Jersey'de Hazmi ve Hanjour'la birlikte yaşayan Ahmed el Ghamdi ve Abdülaziz el Omari, Miami'ye uçtu ve muhtemelen dört kaçırma ekibinin atandığını belirtti. test central prem1130 Ondorengo identifikaziyuei buruzko informaziyua lortzeko, ikusi CIAn telegrama, KSMn segimendu-iturriya, 2001eko uztaillan 11kua. Sonraki tanımlama için, CIA kablosu, KSM'de takip kaynağı, 11 Temmuz 2001' bakınız. test central prem1134 Iraillan 11 baño len, AEBko gobernuko ajentzi batek'e etzun sistematikoki aztertu terroristen bidaiatzeko estratejiyikan. 11 Eylül'den önce, ABD hükümetinin hiçbir ajansı teröristlerin seyahat stratejilerini sistematik olarak analiz etmedi. test central prem1138 Leherketak sei lagun hil zitun, 1.000 bat gehiyo zauritu, ta ageriyan utzi zun World Trade Center ta hiriya etzebela larrialdi-egoerei erantzuteko ondo prestauta. Patlamada altı kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 1000 kişi yaralandı ve Dünya Ticaret Merkezi ve şehrin acil durum hazırlıklarına açıklık getirdi. test central prem1146 Ondorioztau zuen bidaiai bakar bat'e etzeola iraillan 11ko erasuekin lotuta, ta ordutikan eztue topau ondoriyo hori aldatze'un frogaikan. Yolcuların hiçbirinin 11 Eylül saldırılarına bağlanmadığı ve bu sonucu değiştirecek hiçbir kanıt bulamadıkları sonucuna varmışlardır. test central prem1155 FBIko ikertzaille batzuek zalantzan jarri zuen Rababahren istoriyua. Bazı FBI araştırmacıları Rababah'ın hikayesinden şüphe ediyorlar. test central prem1159 Hotelan alkartu zan gainontzeko taldekidiekin. Ekibinin geri kalanıyla otelde buluştu. test central prem1162 KSMk Binalshibhi jarraibidiak eman ahal izan dizkiyo harek Moussaouiri dirua bialtzeko, Moussaoui Jarrahren ordezko piloto bezela prestatzen laguntzeko. KSM, Moussaoui'nin Jarrah için muhtemel yedek pilot olarak hazırlanabilmesi için Binalshibh'e Moussaoui''ye para göndermesi konusunda talimat vermiş olabilir. test central prem1167 NCTCko buruak intelijentzi-zerbitzu nazionaleko zuzendariordien maillako kargu bat euki biharko zun, adibidez 2. maillako zuzendari ejekutibua, baña haren karguak beste izen bat daka. NCTC'nin başkanı, bir ulusal istihbarat direktörü, örneğin, II. Seviye II'nin rütbesine sahip olmalıdır, ancak farklı bir unvana sahip olmalıdır. test central prem1171 Egunian 24 orduz ta astian 7 egunez emate'deu telefono bidezko laguntza, prebentziyoako informaziyo-baliabidien zentroan bidez ta gurasuentzako arreta-zenbakiyan bidez. Önleme, Bilgilendirme ve Kaynak Merkezi ve Ebeveyn Yardım hattı üzerinden haftanın 7 günü, günün 24 saati telefon üzerinden yardım sunuyoruz. test central prem1175 Hasieran, pertsonek 1.000 $ o gehiyoko donaziyo bat itia dakae Kantzelariyan Zirkuluan sartzeko, o 500 $ o gehiyoko donaziyo bat Kantzelariyen bazkide izateko. İlk olarak, bireyler, Şansölye Dairesi için yıllık sınırsız 1.000 $ veya daha fazla hediye ya da Başbakan Yardımcıları için 500 $ veya daha fazla bir ücret karşılığında katılabilirler. test central prem1184 Parte-hartzaillien % 80k esan due gatazkak konpontzeko trebetasun haundiyo lortu duela. Katılımcıların %80'i çatışma çözme becerilerinde artış rapor edecektir. test central prem1189 Sarreren salmenta ta harpidetzak eztia nahikua gure denboraldi osua finantzatzeko. Bilet satışları ve abonelikler tüm sezonumuzu finanse edemez test central prem1191 DONAZIYO BERRIYAK! DAN-DANAK DIA LAGUNGARRIYAK! YENİ GELENLER HER HEDİYE BİR FARKLILIK YAPIYOR! test central prem1197 Linda Hardwick Garapeneko zuzendariya Linda Hardwick, Geliştirme Direktörü & test central prem1200 Barne Zirkuluko kide izanda, batzarretan exerleku hautatuak izango'txozu, ta aste osuan afaitako, harreretako ta jardueretako gonbidapen bereziyak. Bir İç Çember üyesi olarak Toplantı boyunca seçilmiş oturma yerine sahip olacaksın ve hafta boyunca akşam yemeklerine, resepsiyonlara ve etkinliklere özel davetler alacaksın. test central prem1204 Kodia irakurtzian ikusten dan bezela, lagun, uaindikan'e zerga-abantailla federal ta nazional asko dabe ongintzazko ekarpenak iteko. Kodu okuyarak görebilirsiniz, arkadaşım hayırsever katkılar yapmak için hala birçok federal ve eyalet vergisi avantajları vardır. test central prem1214 Eztu inporta literaturako gai bat dan, o giza zientziyetako kontu bat o historiako pertsona inportante bat; antzezlan guzti-guztiyak ikasgelako curriculumakin ziharo bat datoz. Bir edebiyat konusu, bir beşeri bilimler konusu ya da tarihte önemli bir kişi olsun ya da olmasın - her oyunda sınıf müfredatına doğrudan bir bağ vardır. test central prem1219 Clinton Birthplace Fundaziyua 501 (c) (3) ezta erakunde politiko bat; irabazi-asmoik gabia da, ta zuen ekarpenak bihar'txu. Clinton Birthplace Vakfı, katkılarınızla ayakta duran siyasal olmayan 501 (c) (3), kar amacı gütmeyen bir kuruluştur. test central prem1227 Azaruan biali genizkizuen gutunetan Boys & Girls Clubi buruzko istoriyo baten berri eman nahi genizuen. Gure komunitateko ume ta gaztientzat toki zoragarri ta positibua da hura. Kasım ayında, toplumumuzda çocuklar ve gençler için harika bir olumlu yer olan Erkekler ve Kızlar Kampı hakkında bir hikaye ile sizlerle paylaşılan mektupları gönderiyoruz. test central prem1230 Etxozu hurrengo ekitaldiyak galdu nahiko. Kaçırmak istemeyeceğiniz, yaklaşan etkinlikler test central prem1236 ... orientaziyo espirituala ta adoria. .. manevi rehberlik ve cesaretlendirme. test central prem1243 Uain dala 40 urte, ikasle batek, Betty Groh Tower-ek, rejistro medikoak kudeatzeko ikastaruan izena eman tzun. Gure lehenbiziko graduaua bihurtu zan. Kırk yıl önce bir öğrenci, Betty Groh Tower, Tıbbi Kayıt İşlemleri Programı'na girdi ve ilk mezunumuz oldu. test central prem1248 Uain ohiko AZKEN DEIA dator! Meşhur SON ÇAĞRI zamanı! test central prem1251 Indianako lege fiskalan eskuzabaltasuna dala-ta, Unibertsitatiai 200 dolar arteko eozein diru-kopuru emanezkeo, kopuru horren erdiya baño etzaizu kostauko, aitorpen fiskal federalian erreklamatze'zun kenkariya kenduta. Indiana vergi kanununun cömertliğinden dolayı, Üniversiteye 200 $ 'a kadar olan bir katkı, - federal vergi iadenizde talep ettiğiniz kesinti.yalnızca bu miktarın yarısına mal olacak. test central prem1264 Zure berri laixter jakitia espero det. Yakında sizden haber almak istiyorum. test central prem1268 Beste galderaikan badakazu, mesedez, deitu kidientzako zerbitzuen koordinatzaille Chris Youngi, telefono-zenbaki honta: (800) 877-6773. Daha fazla sorunuz varsa, lütfen çekinmeden (800) 877-6773 numaralı telefondan Üyelik Hizmetleri Koordinatörümüz Chris Young'ı arayın. test central prem1275 Ta hori da IRTn Hezkuntza Programen tresna zoragarriya. Egunerokuan erabiltzeko ta bizirik irauteko mouko tresnak erakuste'ixkiyen istorioak ikusiko'txue harekin umiek. Ve bu IRT Eğitim Programlarının harika bir aracı - çocuklara günlük yaşam ve hayatta kalma araçlarını öğreten hikayelere tanıklık etmelerine izin veriyor. test central prem1279 Beraz, esan bihar dizuet Filantropia Zentruak'e zeatikan mezi dun babesa. Bu nedenle, Hayırseverlik Merkezi'nin desteğinizi neden hak ettiğini de size söylemek zorundayım. test central prem1283 Baña aldaketan barruan jarraipena're eongo'a. Ve yine de değişimin içinde süreklilik olacak. test central prem1290 Jarraitze'ula ikusi nahi nuke. Devam ettiğini görmek isterim. test central prem1298 Gonbidau nahi'izut senatuko zirkulu errepublikanuakin bat itea, Errepublikanuen Batzar Nazionalian gure espiritua ospatzeko, Texasen, abuztuan 16tikan 20ra. 16-20 Ağustos tarihlerinde Houston, Texas'taki Cumhuriyet Ulusal Kongresi'nde ruhumuzu kutlamak üzere Cumhuriyet Senatosu Beyin Takımına katılmanız için size bu davetiyeyi uzatmaktan büyük mutluluk duyuyorum. test central prem1301 Zure eskuzabaltasuna lagungarriya izango zaio IRTi, istoriyo onenak ahal dan onduena kontatzen segitzeko. Cömertliğiniz İndiana Repertuar Tiyatrosu'nun (IRT), en iyi hikayeleri, mümkün olan en hoş şekilde anlatmaya devam etmesine yardımcı olacak. test central prem1303 Jerry Bepkok, IUPUIko kantzillerrak, Kent omendu zun bere hitzaldiyan. IUPUI Başbakanı Jerry Bepko, bu sözlerle Kent'e övgüde bulundu. test central prem1314 Igual ezteu euki nahi genun guztiya, o beste batzuei ikusitakua, baña beak ziurtau zun bihar genitun gauzak eukiko genitula. İstediğimiz her şeye sahip olmayabilirdik ya da başkalarının nelere sahip olduklarını görmüştük, ama ihtiyacımız olan şeylere sahip olduğumuzdan emin olduk. test central prem1319 Ta bea beti eon tzan hor guretzat. Ve her zaman bize destek oldu test central prem1322 1990ian, programan zerbitzu onenan Elton T. Ridley sariya sortu zan. Program 1990 yılında Elton T. Ridley Seçkin Hizmet Ödülünü kurdu. test central prem1327 YMCAk horrela lortu nahi du. Bere printzipiyo kristauak praktikan jarri nahi'txu, programa batzuen bidez danontzako hazkunde pertsonala bultzauta ta espiritu-, gogo- ta gorputz-osasuna lortzeko bidea sortuta. Bu şekilde YMCA, kişisel gelişmeyi teşvik eden ve herkes için ruh, zihin ve beden sağlığını geliştiren programlar aracılığıyla Hristiyan prensipleri uygulamaya sokmayı amaçlamaktadır. test central prem1331 Mesedez, egin donaziyua uain, zuri, zure lagunei ta auzokidiei laguntzen segiu ahal izateko. Şimdi ver, böylece sana ve arkadaşlarına ve komşularına geri verebilelim. test central prem1335 Pentsau errukiz zenbat ematia dakazun, mesedez. Lütfen ne kadar verebileceğinizi dini bütün bir şekilde düşünün. test central prem1339 azal txuriko neska bat parka ta botak jantzita ikustia // neska bat larru txuriko parka ta botak jantzita ikustia Beyaz kürklü bir parka ve bot giymiş bir kızı izlemek test central prem1343 Hollywood Strikes Back lanian Nancy Griffinek idatzi zunez, Michael Eisnerrek pakiak itia eskeini ziyon Mike Ovitz lagun izandakuai, baña Ovitzek etzun onartu. Nancy Griffin, Hollywood Strikes'de yazıyor Michael Eisner'in eski arkadaşı Mike Ovitz'e bir zeytin dalı uzattığını, ancak Ovitz'in bunu kabul etmediğini yazıyor. test central prem1348 Oxford munduko unibertsitate-argitaletxe zaharrena ta haundiyena da, ta poesia-bilduma bertan behera lagako'ula iragarri berri du. Dünyanın en eski ve en büyük üniversite basını - Oxford - şiir listesini iptal ettiğini açıkladı. test central prem1351 Aste hontan Enquirer egunkariyan Ken Starr-ek maitasun-istoriyo haundiyai buruz indako erreportajian aurrerapena dator: presidentian larru-jotziak limusinan, bulego obalian ta baita LINCOLN LOGELAN'e! Bu hafta Enquirer, Ken Starr'ın Başkanlık limuzininde, Oval Ofisinde ve hatta LINCOLN YATAK ODASI'nda boğuşma düzenleyecek olan büyük aşk meselesi hakkındaki raporunun bir ön izlemesini sunuyor! test central prem1356 Askatasun zibilen historia penagarri hortaz aparte, FBIn erabilera desegokiya dao Etxe Zuriko jatorrizko bidaia-bulegoko ikerketan; geora Filegate deitu zaio kasuai. Bu üzücü sivil özgürlükler kaydının ötesinde FBI'nin Beyaz Sarayın şu anda Filegate olarak bilinen kendi orijinal seyahat soruşturma ofisindeki kötüye kullanımıdır. test central prem1360 New Republic hedabideko Charles Lane-k esate'unez, Gabriel García Márquezen Noticia de un secuestro kazetaritza faltsuko marka zabaldu bakarrikan iten du. New Republic’in Charles Lane’i, kaçırma haberinin sadece Gabriel Garcaa Marquez’in dürüst olmayan gazetecilik kayıtlarını uzattığını söylüyor. test central prem1365 Aurrekontu horren bidez, erabaki inportantiak hartu'ya, zalantzazkuak badia're, nahiz ta mouu inplizituan izan. Bu bütçe, bazı durumlarda, şüpheli olsa da, sadece örtülü bir şekilde yapar. test central prem1378 Kontzeptu hoietako batzuekin arrakasta lortu'a mailla esperimentalian, ta zabaltzeko prest dabe. Bu kavramların bazıları, deneysel düzeyde başarılarını göstermiş ve genişleme için olgunlaşmışlardır. test central prem1381 Time aldizkariyan Kenneth Starri buruz in duen profillan arabera, kontserbadoria, sutsuegiya ta paperjalia da. Time, Kenneth Starr'ı tutucu, çok istekli ve modası geçmiş bir profil olarak tasvir ediyor. test central prem1389 Ezautu ta asetzen ez nauten pertsona guztiyak. Bugüne DEK tanıdığım tüm kifayetsiz insanlardan-- test central prem1391 Jakiña, arrazoi on bat zeon pentsatzeko gobernuak bertan zekala errege izateko; hain zuzen'e, errege izateko zekan bertan. Tabii ki, hükümetin Kral için içinde olduğunu düşünmek için iyi bir sebep vardı - hükümet bunu Kral için yaptı. test central prem1398 Gehiyen saldu dan bideojokua Myst da, ta Riven, berriz, haren eguneraketa bat da. Ohore handiyenak Riven batei eskeini zaixkiyo; han, pertsona bat isla batian dao, abandonauta. En iyi ödülleri, bir adada mahsur kalan bir kişi hakkındaki Riven --tüm zamanların en çok satan bilgisayar oyunu Myst'in bir güncellemesi -- alıyor. test central prem1400 Sullivan-ek tratu-berdintasunan mantra darabil, eztabaidak bukatzeko baliyoko balu bezela. Sullivan, eşit muamele mantrasını sanki bir tartışma sonlandırıcıymış gibi başlatıyor. test central prem1405 Newsweek aldizkariyan erakutsi due borrokan industria noaiño ailleatzeko prest daon, zalien interesai eusteko. Newsweek, profesyonel güreş endüstrisinin hayranlarıyla ilgilenmek için ne kadar ileri gideceğini gösteriyor. test central prem1407 Latza da Finkelstein-i buruzko zalapartak Birn itotzia, harekin idazten dula-ta. Finkelstein' hakkındaki velvelenin ortak yazarı Birn'ü bastırması çok kötü. test central prem1413 Ezin dezu erantzun merkio topau. Daha Ucuz Bir Cevap Bulamazsınız test central prem1417 Pamela Harriman AEBko enbajadore izan tzan Frantziyan, ta Alderdi Demokratikuan finantzatzaille ospetsua. XX. mendeko gizon inportantien emazte ta maitale izandakua, burmuiñeko odoljariyo baten ondoriyoz hil tzan, 76 urte zezkala. Demokrat Parti'nin efsanevi finansörü ve 20. yüzyılın harika erkeklerinin seri eşi ve sevgilisi, ABD'nin Fransa büyükelçisi Pamela Harriman, 76 yaşında beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybetti. test central prem1426 Unibertsitateko lehenbiziko urteko ikasle batzuek (MITeko Seth Bisen-Hersh, Yaleko Ben Trachtenberg) bi campus hoien realitatia eguneroko batian aztertzia oso erakargarriya da; arazua, ordia, hori gauzatzia izango'a. Kolej uzmanlarına sahip olma fikri, bir Günlüğün (MIT'nin Seth Bisen-Hersh, Yale'den Ben Trachtenberg) gerçekte bu iki kampüsün gerçeklerini keşfetmesi çok caziptir - sorun uygulamada ortaya çıkmaktadır. test central prem1429 Armey-rekin lagatze'igu horrek. Bizi Armey ile bırakan. test central prem1435 Kontua ezta bakarrikan Bradley etanolan dirulaguntzan kontra zeola lehengo egunera arte. Sadece Bradley geçen güne kadar etanol devlet desteğine karşı çıktı. test central prem1444 Elkarrizketa-programetako gonbidauek, gaur egunian, galderei ez erantzuteko preparaziyo formala dakae askotan, ta 3 urteko ume bat'e aldez aurretikan indako aipamen bat igortzeko gauza da. Talk-show misafirleri bugünlerde sıklıkla soruları cevaplamaktan nasıl kaçınacakları hakkında resmi bir eğitim alıyor ve 3 yaşındaki çocukların hepsi önceden hazırlanmış kısa konuşma yapmayı biliyor. test central prem1447 Steven E. Landsburg-ek alde batea laga zun sen ona uain dala gitxi idatzi zun Tax the Knickers Off Your Grandchildren artikuluan. Steven e. Landsburg Torunlarınızın Kısa Pantolonları için vergi ödemeyin adlı son makalesinde ortak sağduyu için oldukça endişe verici bir durum sergiledi. test central prem1450 Walcott pintore izateko prestau zan, aita bezelaxe: maixua zan, ta Walcott oso umia zala hil tzan. Walcotten liburu piktorikuena The Bounty da, bai metoduan aldetikan ta bai gaian aldetikan. Walcott, küçükken ölen öğretmen olan babası gibi ressam olması için eğitildi — ve Bounty onun yöntem ve tema olarak en resimsel kitabıydı. test central prem1452 Michael Lewis-ek Trail Fever liburuai buruz indako elkarrizketa batian esan tzun Alexander-ek zoze in tzula kanpaiña hontan; nei ezitzaidan hori posible iruitzen. Kitabı Trail Fever hakkında kendisi ile söyleşi yapılan Michael Lewis, Alexander'ın bu kampanyada benim mümkün olduğunu düşünmediğim bir şey yaptığını gözlemledi. test central prem1458 Tira, enekan izena emateko asmoikan. Ben kayıt olmayacaktım. test central prem1462 Ze kanpamentu daon ondo, ondoriyo nabarmenak'txu osasun publikuan. Hangi tarafın haklı olduğunun halk sağlığına etkisi çok büyük olacak. test central prem1466 Nemeth-ek motel hori ikertuko zula agindu zun. Nemeth söz konusu moteli inceleyeceğine söz verdi. test central prem1470 CMPn teoriyan inplikaziyo harrigarriyena zea da, nola desagertze'an posiziyo erlatibuan kezka, aberastasunan partez gizartian beste mekanismo batzuk erabiltze'yanian kidiak banatze'yanian. CMP teorisinin en çarpıcı çıkarımı da, eşlerin servet dışındaki mekanizmalar tarafından tayin edildiği toplumlarda göreceli konum kaygısının ortadan kalkmasıdır. test central prem1475 Eskauko al det sorta bat neretzako? Kendim için bir seti sipariş eder miyim? test central prem1483 Zure iradokizun askok dakartzaten ekintzak dibertigarriyak ta ankerrak dia, baña ez legez kanpokuak, ez sinixtekuak baizik. Izan'e, gizon gehiyenak hura altxatzeko beldur izango zian, tximua gelan daon biartian. Önerilerinden birçoğu eğlenceli ve zalimce olsa da yasa dışı olmayan ancak uzak ihtimal olan eylemler içeriyordu (Birçok insan odada maymun varken onu kaldırmaktan çok korkardı.) test central prem1488 Stevenson-en artikuluan garbi ikuste'a eztula iñundik iñoa ulertu gure kanpaiñak ze esan nahi dun. Stevenson'un makalesinde, kampanyanın neyle ilgili olduğu konusunda temel bir anlayış eksikliği var. test central prem1491 Benetako za'atak gaztiak erakarri ta zaharrak nahigabetze'txu. Gerçek gürültü gençlere hitap eder ve yaşlıları yıldırır. test central prem1495 Dowd-ek zutagile-lanian indakuak oso ondo erakuste'u autozigorra zer dan; batez'e, Pulitzer sariya lortzeko baliyo izan tziyoen Flytrap lanak. Dowd'ın köşe yazarı olarak çalışmalarının özü, özellikle de ona Pulitzer'i kazandıran Flytrap parçaları, kendi kendini cezalandırmanın şimdiye kadarki en parlak örneklerinden biridir. test central prem1503 Azaleko istoriyuan, oso mou sutsuan azaltze'a AEBko parke nazionalak hondatzen ai diala: jende gehiyegi dabil, finantziaziyo gitxigi due, landare- ta animalia-espezie eksotikuak tokiyak inbaditzen ai dia, ta geo ta merkataritza gehiyo dao. Ateşli örtü öyküsü, Amerika'nın milli parklarının aşırı egzotik bitki ve hayvan türleri ve ticari kalkınma tarafından aşırı kalabalık, az fonlama, istila ile mahvolduğu konusunda uyarıyor. test central prem1508 Yiddisha ulertze'a, besteikan gabe... Sebepsiz bir şekilde Yidiş olduğu varsayılıyor... test central prem1511 Nola leike baten batek horrela jokatzia? Birisi bunu nasıl yapabilir? test central prem1516 Bernstein-ek sarreran esplikatze'u. Bernstein girişte açıklıyor test central prem1522 Burua bero, geo ta zorabiatuo zabe. Başınızı ısı ile döndürün. test central prem1528 Guzti horretaz aparte, idazketa elokuentia batzuetan gogoangarriya'e izate'a zoritxarrez, eta horrek arazua larritze'u. Bunların ötesinde, dokunaklı yazının yine de bazen unutulmaz olduğu, sorunu birleştirdiğine dair mutsuz bir gerçeğimiz var. test central prem1532 Batzuetan zentzudunena're bada. Bazen en sinsisidir de. test central prem1537 [Justuak izateko esan biharra dao Room jaunak belaxe idatzi zula, bere okerraz konturau bezain azkar, Bummel ibai bat balitz bezela aitatu zula jabetu zanian. [Tüm hakkaniyete göre, Bay Room'un, Bummel'e bir nehir olarak atıfta bulunduğunu fark ettiği anda yazdığı söylenmelidir. test central prem1540 "Tennesseeko berriemaille batek ""egualdi txakurra"" erabiltze'zun 'euriyik gabeko egualdi berua' adierazteko; baleike ""egun txakurrak"" esamoldetik sortzia (abuztuko egualdi lehorra esan nahi du)." “Bir Tennessee muhbiri, ılık, yağmursuz hava için köpek havasını kullandı ve bu da kuru Ağustos hava koşullarına işaret eden köpek günlerinden kaynaklanıyor olabilir. test central prem1544 Break (hautsi) ta steak (xerra) esate'a, baña bleak (ilun) ta streak (orbana) beste gauza bat dia. Mola, biftek ama kasvetli ve çizgi de. test central prem1548 Entzuliak hunkitu nahi'txuen hizlariyek badakiye gakuak dian gaiak ta gertaerak aukerau bihar'txuela ta geo hoiek iragarri, errepikau, dramatizau, esplikau ta apaindu. İzleyicilerini etkilemek isteyen konuşmacılar, anahtar noktaları ve gerçekleri ima etmek zorunda olduklarını bilirler, sonra onları duyurur, sonra tekrar eder, dramatize eder, açıklar ve süslerler. test central prem1550 Cambridge University Press argitaletxiak egokitzat jo'u Boswell-en Life of Johnson lanan 200. urteurrena ospatzia, ta, hala, biografuai ta haren gaiai buruzko hamalau saiakera bildu dia bilduma batean. Cambridge University Press, biyografi yazarı ve konusuyla ilgili on dört makaleden oluşan bir koleksiyonla, Johnson'ı Johnson'ın Hayatının 200. yıldönümünü onurlandırmak için uygun gördü. test central prem1557 "Gramatika ta ""glamour"" historikoki hitz bea dia." Dilbilgisi ve cazibe, tarihsel olarak aynı sözcüktür. test central prem1560 Hizkuntzan konplexutasuna –kontuau gabe pasatze'zaigun hori– mou harrigarriyenian ageriyan jartze'una pilotuen, tripulaziyoko kidien ta aireko zirkulaziyuan kontrolatzaillien arteko komunikaziyo-arazuak dia. Hiçbir şey, dilin ince karmaşıklıklarını pilotlar, mürettebat üyeleri ve hava trafik kontrolörleri arasında meydana gelen yanlış iletişimden daha çarpıcı bir şekilde vurgulamaktadır. test central prem1564 Kontinentziya, azken batian, bertute bat da, o horixe esate'ue halakoikan inposatua ez dakaenek. Neticede ılımlılık bir erdemdir veya kendilerine öyle davranılmamış olanlar öyle söyler. test central prem1567 Lil Armstrong ibili zan piano-jotzaille saiuan, ta erantzuna bapatian asmau zun: Muskrat Ramble izena du, ezta, Red? Seansın piyanisti Lil Armstrong, cevabı doğaçlama yaptı, “Muskrat Ramble”; Bu doğru değil mi, Red? test central prem1570 Azkeneko ehun urtietan, fenomeno linguistiko asko sortu'ya; adibidez hau: arazuak konpontzeko pauso inportante bat arazuei izena jartzia da. Geçtiğimiz yüzyılda veya o civarda ortaya çıkan dilbilimsel olaylardan biri sorunları çözmede önemli bir adımın onları adlandırmaktan geçtiği nosyonunun kabul edilmesidir. test central prem1576 Atzea in ta esaldi hori erabiltze'zu, ezohiko dotoreziya dakaen tokiyetan zabenian; adibidez, aperitibo bat zurrupatzen ai zeanian jatetxe dotore batian, inguruan esmokina jantzitako zerbitzari mordua dantzan dazkazula. Kendinizi, bir grup smokinli garsonun etrafınızda pervane olduğu seçkin bir restoranda aperitif yudumlamak gibi alışılmadık seçkinlikte ortamlarda bulduğunuzda, bu ifadeye başvurur ve bu ifadeyi kullanırsınız. test central prem1578 "[XVIII,4] ""Huevos"" dira argotian; alegiya, barrabillak, ez arrautzak." [XVIII,4] gerçek anlamda 'yumurta' değil argo tabiriyle 'testis' manasına gelen huevos şeklinde kullanılmıştır. test central prem1583 Batzuetan, sinixtu biharra dao ingeles-hiztun guztiyak psikiatriko batian sartu biharko ziala. Bazen tüm ingilizce konuşmacıların ilticaya bağlı olduğuna inanmanız gerekir. test central prem1587 Hasiera-hasieratik, jendiak izena euki bihar tzun, nork bere burua identifikatzeko. Başlangıçta insanlar kendilerini tanımlamak için isimlere sahip olmalıydı. test central prem1591 Honen bidez, Richard Lederer-en eskaerai erantzun nahi'yot, hamaika hitzeko esaldi bikaiñen lehiaketa dotore ta koherentia dala-ta [(Gramatikaren xarma, XVI, 4). Richard Lederer'in en zarif ve tutarlı bir onbir kelime supersentence yarışmasında [Grammar, Glamour of Glammar, XVI, 4] teslim çağrısına cevap olarak, teklif ediyorum test central prem1595 Ezerre eztator ezerezetikan, Lucretius-ek duela bi milla urte argudiatu zuen bezela, ta tautologuek zuzen zebillela frogatu due. Hiçlikten hiçlik gelir, dedi Lucretius iki bin yıl önce, ve totolojistler de onu haklı çıkardı. test central prem1601 Jakiña, tipografia-akats guztiyak etzaixkiyo egotzi bihar tipografuan (o tipistan) ixkutuko asmo inkontziente bati. Tabii ki her yazım hatası dizgicinin (ya da daktilografın) gizli bir bilinçdışı güdüsüne atfedilmemelidir. test central prem1607 Marka errejistratuen legia, AEBko Araudiyan bi liburu baño gehiyo betetze'txuna. Ticari markalar kanunu, Ek Açıklamalı ABD'nin iki katı hacim kaplıyor test central prem1611 Deborah Cameronek ta Deborah Hillsek (telefono bidezko irratsayuei buruzko liburu baten egilliak) Londresko LBC irratiyan ekoizpena aztertu dut. Irrati hori oso interesgarriya iruitze'zait. Deborah Cameron ve Deborah Hills ('Radyo konuşması': radyo programlarına bağlanarak katılmasında dinleyiciler ve spikerler arasındaki ilişkileri tartışması) Londra'daki konuşma ve tartışma istasyonu olan ve ilgiyle dinlediğim LBC Radyo'nun verimini incelemiş. test central prem1615 1774ko urrian 6an, New Yorkeko Gazette egunkariko iragarki batian, Italiako metoduan bidez kontabilitatia eramateko gazte bat eskatze'zan; beste batian, beste batek lanpostua eskatze'zun. Rivington'un New York Gazetesi'nde 6 Ekim 1774'te yer alan bir reklam, genç bir adamın kitapları İtalyan usulü saklamasını ve birinden yer isteyen diğerini istedi. test central prem1619 Esatian esatez irudimena galdu dun esaldi bezela definitu leike klitxia. Bir kere bir klişe, tekrarlandıkça yaratıcılığını kaybeden yaratıcı bir ifade olarak tanımlanabilir. test central prem1623 Komikiya aitatze'un erreferentziya bakarrian (The Penguin Book of Comics) eztao xehetasun haundiyikan. Diziden bahseden ship olduğum tek referans (Penguen Çizgi Roman Kitabı) detaylarda hala taslak halinde. test central prem1628 Baña txikitan Mejikoko mugako arrantxo batian bizi izan banitzan'e, goguan dakat gure iparraldetikan zetozen mendebaldeko kantetako arrantxo-hitzek lilluratze'ziatela; adibidez, «cayuse». Fakat Meksika sınırında bir çiftlikte yaşayan bir çocuk olarak, kuzeydeki batılı şarkılara atıfta bulunan terimlerle mistikleştirilmeyi hatırlıyorum, örneğin, cayuse. test central prem1630 «e»-k /e/ fonema adierazte du, ta hitz hortan «ebb» hitzeko «e»-an antzea ahoskatzen da, yiddishan aldaera guztiyetan. 'E, bu kelimede Yidişçe'nin her çeşidinde ebb gibi telaffuz edilen ses / e / anlamına gelir. test central prem1636 Esperantuak benetako hizkuntza bihurtu nahi baldin badu, hizkuntzek bezela jokau biharko'u ta, denbora gitxiyan, hizkuntza naturalek sufritze'txuen ahulezi beak sufriuko'txu, alegiya, polisemia ta pleurisemia. Esperanto gerçek bir dil olmayı amaçlıyorsa öyle gibi davranmaya başlamalı ve çok uzun zaman geçmeden doğal dillerin yaşadığı zayıflıkların aynısını yaşamaya başlayacaktır--polisemi ve plörisemi. test central prem1640 Emate'unez, politeismuan ta monoteismuan arteko zoze da, eboluziyoko prozesuan galdutako katebegi bat emate'un kontzeptu erabilgarri bat. Çoktanrıcılık ile tektanrıcılık arasında bir yol istasyonu gibi görünüyor, evrimsel süreçte kayıp bir bağlantı sağlayan kullanışlı bir kavram. test central prem1644 Liburuan ahoskeren zerrenda bat zeonez, han beitu nun, baña alperrikan. Welsh'in kitabının TELAFFUZ altında bir listesi olduğu için, oraya boşuna hiç bakmadım. test central prem1649 Gora ta behera saltaka itia. . aşağı ve yukarı koşuyor. test central prem1653 Aldietako bat da beste talde batzuek hori egin behar dutela, ze, funtzionau ahal izateko, esanahi berriak gehitu bihar dizkiye hitzei ta esaldiyei, o hitz ta propietate berriyak asmau bihar'txue. Bir diğer fark da diğer grupların bunu yapmaları gerekmesidir çünkü iş görmek için ya mevcut kelime ve ifadelere yeni anlamlar eklemek ya da yeni kelime ve ifadeler türetmek zorundadırlar. test central prem1656 Hala, gustoko gai bat topau ta geo, hurrengo pausoa da, gitxiyenez, harei aldaketa txiki bat inda erreproduzitzia. Böylece, hoş bir motif keşfedildikten sonra, bir sonraki çaba, onu küçük bir çeşitlilikle yeniden üretmektir. test central prem1662 Haren aurrekariya estranguria izan tzan (1398), txixa ite mantxo ta mingarriya, gaur egunian nahiko arrarua. Onun öncüsü şimdi oldukça eski olan yavaş ve ağrılı idrar, strangüri (1398) idi. test central prem1667 Inglisak ta ingelesak hitz, esapide, gramatika, ahoskera ta erritmo desberdiñak dazkae. Inglish, beş sözcük, ifadeler, gramer, telaffuz ve ritm bakımından İngilizce dilinden farklıdır. test navlap prem2 Ta pentsatu nin hoi pribilegio at zela, ta hala zaiten seitzen du, nihaur nintzan beatzi bi bi ixa zero bakarra, hoi zen ene AFSC Aireko Indarren Karrerako arloa. Ve bunun bir ayrıcalık olduğunu sanıyordum, ve hala, hala benim, AFFC Hava Kuvvetleri Kariyer alanım olan dokuz tane iki iki X-O'ydu. test navlap prem4 Hoinbertze gauzaz mintzatzen ahal zira, hoi ezpeitut aipatuko. Bu konu hakkında söyleyebileceğin çok şey var pas geçiyorum. test navlap prem8 Ta nik bortz U2 destakamentu nitin. Ve U2'lerden beş tane deşifre koymuştum. test navlap prem9 Ni nintzan miniatuazko altitude ganerretan probaako erregulagailuak baliatzen zitin bakarra. Minyatür irtifa odalarındaki test için regülatörleri çalıştıran tek kişi bendim. test navlap prem16 Ta, naski, Androv Gromikovek etzin deus ihardetsi, bena informazio guzia ginin, U2ak graatutako filmetaik. Ve tabi ki, Androv Gromikov hiçbir şeye cevap vermedi, ama U2'nin aldığı filmlerden tüm bilgilere sahiptik. test navlap prem26 Ordian, totalak hartu ta hola in ber zan ginin manera. Bu yüzden toplamları almalı ve bunu böyle denemeli ve ifade etmeliydim. test navlap prem29 Etzin nehoiz deus bee baitaik in berrik ukan. Ve, hiçbir zaman kendi başına hiçbir şey yapmak zorunda değildi. test navlap prem31 Ta afera da arina zela! İşin aslı, hafif biriydi! test navlap prem35 Bon, ondoko eunian, naski, Kennedy presientak blokeoa zarri zin Kuban, gue untziek untzi errusiar bat geldiaazi zuten Kubatik kanpoat joaki zelaik, ta misilak atxeman zuzten. Tabii ertesi gün, Başkan Kennedy Küba'yı abluka altına aldı ve gemilerimiz, Küba'nın hemen dışındaki bir Rus gemisini durdurdu ve üzerinde füzeler buldular. test navlap prem38 Enin astiik delako ta gauza hoi sartzeko. Her türlü şeyi girecek zamanım olmadı. test navlap prem42 Aitatxi etzen gizon goxoa. Ve o, büyükbabam iyi bir adam değildi. test navlap prem55 Harren etxeat joan nintzan, ta, geo, heldu nintzalaik deitu ber nin zenbakiat deitu nin. Bu yüzden evine gittim ve oraya vardığımda aramam gereken bu numarayı aradım. test navlap prem56 Bon, gaur goizian heldu niz, ta, ahantziut nola, uste ut galde at in tutala ta hua aertu dela. Bu sabah oraya geliyorum ve nasıl olduğunu unuttum, sanırım ya ben bir soru sordum ve o da oraya geldi ya da her neyse. test navlap prem59 Pentsa, gaur antsu lana uzteko punttuat heldu niz. Öyleyse söyleyeyim, bugün bırakmak üzere olduğum noktaya geldim. test navlap prem60 1880 (mila zortzi ehun ta latan hooi) alde, 1889 (mila zortzi ehun ta latan hooita beatzi)an, usteut, ordian sortu zela rrane nuke. 1880'li bir tarihte doğdu, 188 gibi, sanırım 1889'du, galiba doğduğu zaman buydu. test navlap prem75 Kubako krisiain biktima akarra zan zen, ta Kaiser argazkiak ateatu ta Washingtoneko aireko indarren Andrews baseat abiatu zen xuxenki. Küba Krizi'nin tek zayiatıydı ve Kaiser, resimleri aldı ve doğrudan Washington'daki Andrews Hava Kuvvetleri'ne uçtu. test navlap prem77 Geo konpreitu ut, ta, ados, bena horrekilan ze in? Sonra onu alıyorum ve bir harika oluyorum, onunla ne yapacağım? test navlap prem81 Aitak ealontzi haundi at xokolatesne in zin enetako. Yani, her neyse, Babam gidip bana bu güzel büyük bardakta çikolatalı sütü alıyor. test navlap prem82 Garraio Departamentuak lursaila ta holakuak eosi ber zitin. Ulaştırma Bakanlığının mülk ve eşya satın alması gerekiyordu. test navlap prem83 Seurrike sortuko zen. Doğmuş olurdu. test navlap prem87 Injektatze at zartzen din abisa ttipi at da, arnas presioko hodia pilotuai ta kontrako presioneai estekatzen dako. Pilota verilen basınçlı nefes tüpü ve karşı basınç hariç, enjeksiyonu çalıştıran küçük bir vidadır. test navlap prem92 Ez, 1900ean (mila beatziehunian) sortu zen, 16 (hamasei) urte zitilakotz, ta 1926 (mila beatziehun ta hooita sei) alde zanen zen, 1930a (mila beatziehun ta hooitamarra) aitzin. Hayır, o 1900 yılında doğdu çünkü 16 yaşındaydı ve bunun 1926 civarı olması gerek, 19, yani, önce 1930'dan önce. test navlap prem95 Bon, bee aita zaiteko bezein zaharra zen antsu. Şey, neredeyse babası olacak kadar yaşlıydı. test navlap prem103 Ta biziki fite ai da mintzatzen; muikorretik ai da. Ve tüm hızlı konuşmayı sever; O bir cep telefonunda. test navlap prem111 Xahartzen zen denboan, haatik, etzin nehoiz onartu etzela xuxen, bena kamiatu zin jokamoldia. Ama yaşlandıkça, yanıldığını asla kabul etmedi, ama davranışını değiştirdi. test navlap prem112 Gizon haundia zen otto. Amcam, o harika bir adamdır. test navlap prem115 Minuta at joka ai da mahain gainian, ondokoa untsa da, ene mahain gainian ukaitia, dah, dah, dah, dah, dah, dah. Bir an masasına vuruyor, bir an sonra gayet iyi, masamda, dah, dah, dah, dah, dah. test navlap prem118 Harrek tuerkulosia zin ta nik e enakin. Ve tüberkülozu vardı ve ben de bunu hiç bilmiyordum. test navlap prem121 Kuota atetik at bazen, doiketa atzu in ber zazkon erreulatzaileai berari. Eğer bir iota iseydi, regülatörün kendisine biraz ayar vermen gerekiyordu. test navlap prem126 Bikaina zan zen, ta janzkiak haize pittat jo zin... Gerçekten çok havalıydı ve elbisesi biraz rüzgarda uçtu. test navlap prem131 Ordian, etxe berri atetat joanen gira. Sonra yeni bir eve taşındık. test navlap prem137 Beaz, Laz Vegazeat, NVat, joan ginen, ta, Washingtonen in nin gisan, Laz Vegazeko zentroat joan nintzan. Ve böylece, Las Vegas, NV'ye taşındık ve aynen Washington'da yaptığım gibi şehir merkezindeki belirli bir adrese bildirimde bulundum. test navlap prem144 Ta um, difeenta da, bezeo akotxain azpian bezala, fitxategi guziak dira. Ve hımm farklı, her bir müvekkilde olduğu gibi, tüm dosyaları. test navlap prem148 LAAk bee jabetza hartu zilaik, Concordeko zona ttipio ateat joan ginen. Han ezta kaalik ukaiten ahal, zonatan zatikatua beita, ta hoi da kaalen histoiain akaantza. Ulaştırma Bakanlığı onun mülkünü elinden aldığında Concord'da imarlı olduğu için hayvan beslemenize izin verilmeyen daha küçük, daha küçük bir bölgeye taşındık ve o hayvan hikayesinin sonudur. test navlap prem150 Rran zautan zer ber zin zehazki, ta zer ber zin eun. Bana tam olarak neye ihtiyacı olduğunu söyledi ve onu en geç bugüne kadar alması gerekliydi. test navlap prem168 Ta gauza ainitz pasatzen da amak drogak hartzen ai dielakotz. ve bu, annelerin uyuşturucuya sahip olmasından kaynaklanıyor. test navlap prem172 Biziki jostaarria idui du, harriarria da enetako zomat gauza onartuko tuzketen Çok eğlenceli gibi görünüyor evet ne kadar çok şeye izin verdikleri benim için çok şaşırtıcıdır. test navlap prem177 Ez, ono tzulian dira, hiutan hooiko hamarkaain hondarretik hunat ibilki dira tzulian. hayır hala turdalar hala altmışların sonlarından beri turluyorlar test navlap prem180 Euneko zaintza astian bi eunez, xaharrendako euneko zaintza deitzen dakote, bena hiuarren adinekoendako zentroat joaiten da. günlük bakım haftada iki kez buna kıdemli vatandaş günü bakımı diyorlar ama o kıdemli vatandaş merkezine gidiyor test navlap prem184 Ez, justuki, eztakit deus horri buruz, eztut uste hayır aslında ben bile aşina değilim ben düşünmüyorum test navlap prem188 Egia uzu, ezta biziki trinkoa. hı hı evet doğru ama pek tutarlı değil test navlap prem192 Seurrik e etzien munduko presunaik argienak, bena biziki goxuak zien ta kasteko prest zien presunekiko inteesa zuten. Muhtemelen dünyanın en parlak insanları değillerdi ama çok cana yakınlardı ve öğrenmeye istekli olan insanlarla ilgileniyorlardı. test navlap prem195 Ta horrek karriko luke jendiak bee zikinkeia gehio trinkotzia, ta bolumena muatzia, seurrik e, eiazko prolematik hurbilo da pisua muatzia baino. ve aynı zamanda insanların çöplerini daha fazla sıkıştırmasına neden olur ve bu da hacmi sınırlandırır ve muhtemelen ağırlığını sınırlamaktan ziyade gerçek probleme biraz daha yakındır. test navlap prem202 Alaa ttipi at baut uai, ta zaila da hat eremaitia, bena ineut Şu an genç bir kızım var ve onu başarıya ulaştırmak vesaire bir nebze zor ama yapacağım test navlap prem206 beaz, hau ezta xakur atekilan duzun lehen espeientzia. O zaman bu senin köpekle ilk deneyimin değil. test navlap prem212 muntra nin ta zapeten gainian erori zen guzia, ta zuhaixkak xuri gelditu zien yani oradaydı, saatim yanımdaydı ve ayakkabılarımın üzerindeydi ve işte oradaki çalılar tamamen beyaza büründü test navlap prem217 Bermuda soopila at baut hemen, ur ainitz ber dina, ta biziki laur atxiki ber da golf zelaiko greenain eitia ukaitia nahi bauzu. kızgınım Bermuda çimeni burada ve yani çok su istiyor ve golf kursu yeşili gibi görünmesini istiyorsanız çok kısa tutmanız gerekiyor test navlap prem220 Artikulu at eoste uzun aldi akotx, beeziki artikulu haundi at, ordaintzen ai zien horri inposen % 10 alde gehitu ber duzu beti. Bir ürünü özellikle de büyük bir satın alma kalemi satın aldığınızda, ödeme yaptığınız bir şeydir ve her zaman yaklaşık yüzde on oranında vergi eklemeniz gerekir. test navlap prem225 ba, idui luke ta eztela posile, ez? evet olası görünmüyor değil mi test navlap prem229 nik haur bat baut, hemezortzi hilaiteko neska ttipi at bir çocuğum var, onsekiz aylık küçük bir kız test navlap prem233 museotat joan zinen Europan? Avrupa'daki müzelere gittin mi test navlap prem236 ta sasoin hartan izitzen nindin ve bu beni hala korkutuyor test navlap prem242 untsa, beaz, utz argitzen, piztoletendako bortz euneko iguikatzia justua zanen litaike zuetako. Tamam, o yüzden emin olalım, o yüzden belki de beş günlük bir bekleme periyodu ya da bu şeyler meşru olabilir test navlap prem247 kreitu koopeatietako zuzendari nausi guziak ta holako jendia; beaz, kreditu koopeatiekilan ze ai zen pasatzen bazakin. Tüm kredi birliği CEO'ları ve bunun gibi insanlar, kredi sendikaları ile neler olup bittiğine bağlı kalıyorlardı. test navlap prem251 ba, hoi ta bera in dut eun, Darkman eosi ut, kusi uzu eztutala kusi ono, gaur gauian kusiko ut seurrik e. evet benim bugün söylediğim şey de bu anladım ya Karanlık Adam sen onu izledin mi ben izlemedim tahminime göre bu gece izleyeceğim test navlap prem256 Heiek ta nihaurrek maite tugu heien zomeit kantu, bena ados niz, ookorki enuke rapa hautatuko. kendileri ve şarkılarının bir kısmını beğendim ama genel bir kural olarak kabul ettiğim gibi rap'i seçmeyeceğim test navlap prem264 Ba, leku atzu onak dira UPS bidez do ertze manera atez iortzeko, bena ya evet aslında bazı bazı yerler onları UPS ile veya başka yollarla gönderme konusunda iyi ama test navlap prem272 bo, neska launak alaa nerabe at bau, ta, eskola hasi baino lehen urteko jauntziak eosteat ereman dezaan manatzen daut, joka gehiei hartzen dielakotz. şey kızı olan bir kız arkadaşım var ve o bir ergen, her yıl okul başlamadan önce çok fazla kavga ettikleri için ona kıyafet almamı istiyor test navlap prem277 biziki ona zan zen, banakin tristea zanen zela, ta banakin norbeit hilen zela ve gerçekten çok iyiydi, bunun üzücü olacağını biliyordum ve birisinin öleceğini biliyordum. test navlap prem284 Enin nehoiz bat antolatua, bena Orroimenain Eunian bat ukanen duu, seurrik e, azken bi urtetan ukan beitute ah hayır hiçbir tanesini organize etmedi fakat bir tane var Anma Gününde bir tane yapacağız sanırım son iki yılda bir tane yaptılar test navlap prem294 Ba, ba, hoi leku eerra da eiazki bisitatzeko oh evet evet bu gerçekten ziyaret etmek için harika bir yer test navlap prem297 idui du xekategia xeka xuri at dela, ta mugaik gabeko funtsak ditila. Eztu mugaik gabe xahutzen, bena jarrera hoi du nunbeit han Çek defteri sadece boş bir kontrol olduğunu ve dışarı çıkıp sınırsız harcadığını değil, sınırsız bir fon olduğunu hissettiriyordu ama neredeyse bu tutumdu test navlap prem300 Seurrik e, ta kide zan zien arau in dute Muhtemelen ve bu kadar uzun süredir üye olduğunuz için bunu yapıyorlar ben de düşünüyorum test navlap prem305 hauta at dutenetan eman sosa bir şansı olanlara harca test navlap prem313 Ez tuu zki alpinoik, iaupen zkikoak tuu yokuş aşağı değil, kros kayağımız var. test navlap prem320 enea e bada, bena jende ainitzendako egoera biziki-biziki seriosa dela usteut benimkiler de öyle ama onun çok insan için gerçekten gerçekten gerçekten ciddi bir durum olduğunu düşünüyorum. test navlap prem325 Eiazki lanjerosa dela usteut, ixtripu guzi hoikilan Gerçekten gerçekten çok tehlikeli ama tüm kazalarla düşünürdüm test navlap prem329 ados, haatik ordaintzen ai nizala iduitzen zaut; naski, joaiten nizalaik do ene asuantza etxian, ordaintzen dutalaik konduek sobea altuak idui lukete. pekala anladığım kadarıyla ben yine de ödeyeceğim çünkü ben ya da sigorta poliçemi düzenleyen de gitse her neyse ben ödediğimde faturalar aşırı derecede yüksek gözüküyor test navlap prem333 azken aldian, bizkitartian, kanpatzeaikilan dutan espeientzia ene senarrain oto lasterketak dira evet son zamanlarda kamp ile ilgili tecrübem kocamın arabalarla yarıştığıdır test navlap prem340 Jauzi horrekilan, kristal erregular batek eztu informazio ainitz kodetzen ahal. O sıçrama ile normal bir kristal bu kadar çok bilgiyi kodlayamaz. test navlap prem343 [Nazio hau] askatasunian sortu zen, ta gizon guziak berdinak sortzeko proposamenai eskeinia. [Bu ulus] özgürlük içinde düşünülmüş ve tüm insanların eşit yaratıldığı önermesine adanmıştı. test navlap prem354 Zomeit kartierak otoitz eileak, komunitatia giatzen zuten buruzai ixpiitualak ehorzketetakotz, sainduen bestetakotz ta apezak ezin zin guzietako otoitzendakotz. Bazı mahallelerde cenaze törenleri, azizler günü kutlamaları ve rahip bulunmadığı zamanlarda cemaate dua eden ruhani liderler, rezadores veya rezadoraslar vardı. test navlap prem360 Alemaniako gerlain hondoko ordena kostituzionalain bertute gorena zan zen, hain justu, erregimen naziain biktimaik haundiena. Almanya'nın savaş sonrası anayasal düzeninin en büyük meziyeti o sırada kesinlikle Nazi rejiminin en büyük felaketiydi. test navlap prem364 Seur, aski erradikala da legian ziurgaetasun kuantikoa baela pentsatzia, bena eztu ezinezkoa idui, argi da. Kuşkusuz ki, yasada kuantum belirsizliği olduğunu varsaymak oldukça radikaldir, fakat açıkça imkansız görünmemektedir. test navlap prem369 Vaquero kulturain ta Mexikoko sonorarren erainain herexai esker, normalki ezautzen ezten chicano kultuain zati at eakuste ute. Vaquero kültüründen ve Meksikalı Sonoralıların Kaliforniya, Rojas'a etkisinden hatırlananlar Chicano kültürünün yaygın olarak bilinmeyen bir yönünü gösterir. test navlap prem371 Orekatik desbideatze xinple at da, ta gailu xinple at, mika maluta, inarrosiko da, lan mekanikoa ateatzeko. Bu basit bir denge dengesidir ve basit bir cihaz olan mika tanesi deprem haline getirilerek mekanik işler çıkarılır. test navlap prem375 Inteesgarria da beexgarri bera aertzen ahal dela ekonomia guzian. Aynı özelliklerin ekonomide bir bütün olarak ortaya çıkması ilginçtir. test navlap prem384 Halee, Hooden RCA bastimentua Gropiusen Pan Am bastimentuaikilan (eun MetLife) konpaatzen baut, ezta dudaik diseinatzaile sortzaileena nor zan zen. Ancak, Hood'un RCA binasını Gropius'un Pan Am (bugünkü MetLife) Binası ile karşılaştırsam, kimin daha yaratıcı bir tasarımcı olduğu şüphe götürmez. test navlap prem388 The Quad deitze uten ikasle eoitza aten onduan da, eoitza jakobtar gune bitxia da, zomeit kurren inguruan planifikatua. Quad olarak bilinen öğrenci yurdunun yanında bir dizi avlunun etrafında planlanan pitoresk Jakoben Canlanma kompleksi bulunur. test navlap prem393 Herritarren pribileioak ta immunitatiak ordena berriain balio nausi gisa hartziak, Blackek iten din gisan, legiain araerako berdintasun prolemak sortzen tu. Vatandaşların ayrıcalıklarını ve dokunulmazlıklarını yeni düzenin en önemli değeri olarak kabul etmek, Siyah'ın yaptığı gibi, kendi eşitliği sorunlarını yasalar çerçevesinde yaratır. test navlap prem408 XVIII. mendeain hondarra, justuki, aro biziki sinplista zan zen. On sekizinci yüzyılın sonları gerçekten fevkalade basitleştirilmiş bir dönemdi. test navlap prem412 Zirkuituko epaileer daokien maneran zarriik, Taney Auzitegi Goeneko presientak interpretatu zin kostituzio-xeapenak Kongresuain baimena ver zila jujeain manua bertan beherat uzteko. Devrim yargıcı olarak tek başına oturan Baş Adalet Taney, anayasanın hükmünü askıya almak için kongre iznine sahip olması gerektiğini yorumladı. test navlap prem415 Ta, seur, XVIII. mendian askatasuna konpreitzeko gako nausiak Konstituzioa ta Eskuideen Gutuna dira. Ve elbette, on sekizinci yüzyıl özgürlük anlayışına ait büyük anıtlar Anayasa ve Haklar Bildirgesi'dir. test navlap prem424 Hain seur, aitzino kusko duun gisan, biosferek been dimentsioen batez bertzeko hazkunde jarraikitua maximizatzen ahal dute. EVect'te, daha sonra göreceğimiz gibi, biyosferler kendi boyutsallıklarının ortalama sürekli büyümesini en üst düzeye çıkarabilir. test navlap prem428 Intuizioz, eztu idui Big Bangaz geoztik entitate bizigabe konplexuen planetaik sortu zenik espontaneoki. Sezgisel olarak, bu kadar büyük olmayan karmaşık varlıkların bir gezegeninin büyük patlamadan kendiliğinden ortaya çıkması olası görünmemektedir. test navlap prem432 Finitzeko, klaustro at, galeia at ta dorre at gehitu zitin. Sonunda bir manastır, bir galeri ve bir kule ekledi. test navlap prem436 Hortakotz da harriarria janzteko manera ta dekorazioa harmonian ez zaitia. Bu yüzden elbise ve dekor uyumlu olmasa şaşırtıcı. test navlap prem438 Adobezko etxe ta bastimentuek, bi ta lau oineko loitasuneko murruak tuzte, ta hoiei esker, kanpoko azantzain kontrako seurtasun- ta baes-sentsazioa maite ute. Kerpiç evler ve binalar, iki ile dört foot kalınlığında duvarlarıyla bir güvenlik hissi ve dışarıdaki gürültüden korunma sağlar. test navlap prem443 Tetraedroain azalerak ta bolumenak kamiatzen tuzten bazterretako tzulketen balioen aldaketek geometriain deformatzailetzat hartzen ahal dira, ta zomeit maneratan deformatzen ahal dute. Tetrahedranın alanlarını ve hacimlerini değiştiren kenarlardaki dönüşlerin değerlerindeki değişiklikler, geometriyi deforme etmek olarak düşünülebilir, böylece farklı şekillerde bükülür. test navlap prem448 Ta kuraia man ordez kritika ite uten ta jokalarier porrota ahanzten uzten ez takoten burraso ta entrenatzaileek antsietate haundia sortzen diete gazte batzuer. 96 Ve anne babalar ve teşvik etmek yerine eleştiren koçlar oyuncuların bazı gençlerdeki ani yoğun savunma endişesini unutmalarına izin vermiyor. test navlap prem451 Gaitasun baxuko ertze talde atzuekilan gertatzen den gisan, iakasleek, usu, aurreikuspen apalaoak zaten tuzte trantsizio-ikasleekilan, ta ertze haur batzuekilan baino inal ttipioa ite ute heier iakasteko. Diğer düşük yetenekli gruplarda olduğu gibi, öğretmenler genellikle geçiş sınıfı öğrencileri için daha düşük beklentilere sahiptir ve onları diğer çocuklara göre daha az uyarıcı bir şekilde öğretir. test navlap prem455 Jinkua naturain jinko gisa beizik ezta aipatzen, ta, hortakotz, herri akotxak eskuidia du nazioen komunitatian leku beexi ta ekitatiboa ukaiteko. Tanrı, sadece, sonucunda insanların uluslar topluluğunda ayrı ve eşit bir yere hak kazandığı doğanın Tanrısı olarak belirtiliyor. test navlap prem459 Ordian, ordenagailuko programa multxoa bukaezina da, bena zenbakiarria, mugatua. Dolayısıyla, sayılabilir veya sayılabilen, sonsuz sayıda bilgisayar programı var. test navlap prem463 Hain xuxen, galaxietako hodei molekular hotz alimalekoak, tenpeatura-hozka absolututan, espezie molekularren nahasketa biziki konplexuak dira, heien artian ainitz karbonosoak, ta izarren sorlekia e ba. Gerçekten de, galaksilerdeki dev soğuk moleküler bulutlar, sıcaklık dereceleri yaklaşık olarak, çok sayıda karbonlu ve aynı zamanda yıldızların doğum yeri olan moleküler türlerin oldukça karmaşık karışımlarıdır. test navlap prem468 Begi txarrain sintomak goitika, kakeia, pixua galtzia ta zomeit aldiz heriotza e zaiten dira. Kötü gözün semptomları kusma,ishal,kilo kaybı ve hatta bazen ölümdür. test navlap prem476 Hoi zen sasoin hartako omoria. Bu uzun zamanın öfkesi. test navlap prem480 Biak kamiatzen ahal dira antikodoin-kodoin paekatze-mekanismoa kamiatu gabe. Anticodon-codon eşleşme mekanizması değiştirilmeden bunların her ikisi de değiştirilebilir. test navlap prem485 Gozo-eltzia zuhaitz bateik dilindan da, soka luze atekilan. Heldu atek gorat ta beherat muitzen du soka; beaz, ezta seidan hautsiko. Pinyata hızlı bir şekilde kırılmaması için yukarı aşağı hareket ettiren bir yetişkinin yönetiminde uzun bir iple bir ağaçtan asılır. test navlap prem489 1863 (mila zortzi ehun ta hiutan hooita hiu)an, nazioak batasun ono perfektuoa sortu nahi zin, bena, gainez, bazin iraan bat indigenen psike berria inspiatzen ta aldi berian nahasten zina. 1863 yılında ulus daha mükemmel bir Birlik yaratmayı halen arzuluyordu ancak ek olarak yeni yerli toplumsal ruha hem ilham olan hem de sorun yaratan bir geçmişi vardı. test navlap prem493 Pachucoen mintzatzeko manera, inglesain ta españolain nahasketa at, «cale» e deitua, zomeit hizkuntza-iturritan oinarritua zan zen elgartze liluraarri at zan zen. İngilizce ve İspanyolcanın bir birleşimi olan cale olarak da bilinen Pachuco konuşması pek çok dilbilimsel kaynaktan alınan büyüleyici bir füzyondur. test navlap prem500 Ta, aldi berian, ezta dudaik, ekonosfera konplexo bihurtu da hominidoain eboluazioain azken milloi urtetan. Ve aynı derecede tartışmasız olarak, son birkaç yüz milyon yıllık insansı evrim üzerinde, ekonomosfer daha karmaşık hale gelmiştir. test navlap prem509 Aitzinetik jakin ber nin etzela plantakoa gauez Jamaikatik hain hurbil zaitia. Geceye doğru Jamaika’ya bu kadar yakın olacağımı bilmeliydim. test navlap prem513 Royal Mary-n torri nintzan... Royal Mary'den çıkıyordum.... test navlap prem517 Zendako utzi zinien Wolverstoner ta ertzeer joaiten?, in zin oihu, xangrin pittatekilan. Acıklı bir dokunuşla haykırdı; Wolverstone'un ve diğerlerinin gitmesine neden izin verdin? test navlap prem521 Erregiain manua eztut hoin errexki onartzen. Kralın komisyonuna hafifçe onaylamıyorum. test navlap prem526 Kopeta izurtu zin. Kaşlarını buruşturarak çattı. test navlap prem530 Ezta dudaik, urkamendiat eremanen duzu, rran zin, mespretxuz. Onu darağacına fırlatacaksın, şüphesiz, aşağılayıcı bir şekilde dedi. test navlap prem532 Xintxoak zanik, nola arrestatuko nitin? Tratua hoi zen. Onları nasıl dürüstçe gözaltına alabilirim? Pazarlık yapıldı. test navlap prem537 Jamaikako flotako untziak dira, arrapostu man zakon jaunak. Onlar Jamaika filosunun gemileriydi, onun üstünlüğü ona cevap verdi. test navlap prem541 Biziki xuria zen, ta bee esku plegatien gainian zarri zitin beriak. O çok beyaz bir kadındı ve gözlerini katlanmış ellerine dikmişti. test navlap prem546 Arabellain onduan, portuan, hiri kusgarri hartan bazien aitzin xaaleko bastimentu xuri atzu ur-ertzeat jausten zienak. Suyun tam kenarında olan o muhteşem şehrin liman boyunca Arabella'ya dik açıda olan düz ön cepheli beyaz binalar. test navlap prem557 Ohartze niz ze in zinuten, ta ohartze niz, hein batian beden, konduan hartu ber ninduzuela. Yaptığınız şeyi tam olarak anlıyorum ve kısmen de olsa farkındayım, kendim için düşünerek uyarılmış olabilirsiniz. test navlap prem561 Zuhain ta zurrun kusi zin, ezpainak idekiak ta beiak kuka ta bee gainian fermu, harren patuain deliberuain lekuko arrenguatsu at. Üzerine sabitlenmiş gözleri ve ayrılmış dudakları ile solgun ve gergin olduğunu gözlemledi, bu onun kaderini belirleme konusunda kaygılı bir tanık. test navlap prem567 Horrek, mentuaz, Bishop koonelain beotasuna hoztuko du. Bu Albay Bishop'u sakinleştirecektir, belki. test navlap prem571 Nik... Nik enin amestu... Ben ... hayal etmedim .... test navlap prem576 Bena etzin piztoletaiain xedia geldiaazi. Ancak o, topçunun niyetinde hiç duraksama yaratmadı. test navlap prem580 Blood kapitaina aurkeztuko autzuet. Bishopek ahal zan zin bisairik onena zarri zin. Kaptan Blood'u sunmama izin ver. Zorunlu olarak Bishop komuta edebileceği en iyi şekilde kendini göstermiştir. test navlap prem585 Azkenian, xangrina da beetzat. Bu ona sonunda sıkıntı verir. test navlap prem597 Presioa zartzen dautate, rran zakon. Baskı altındayım, onu bilgilendirdi. test navlap prem603 Bishopen eskietan utziko uzu zue buria, ohartarazi zin Pittek. Kendini Bishop'un ellerine teslim edeceksin, diyerek, Pitt onu uyardı. test navlap prem608 Ta seidan orroituko zitin eleak, ahal zan balu. Ve anında, o sözleri olan kelimeleri hatırlardı. test navlap prem612 Lord Julianenganat joan zen, junpaka. Lord Julian'a döndü. test navlap prem622 Etzakien Oglek izituiko gizonek Wolverstonena ez ertze iritzi at zanen ote zuten. Ogle, paniğe sürüklediği adamların, Wolverstone'un bilmediği farklı bir bakışa sahip olup olmayacağını bilmiyordu. test navlap prem626 Ta xoro kixoteskoa lanjerreruntz doa mementu huntan, gue izenian. Ve şu anda bizim adımıza Don Kişot gibi aptal tehlikeye giriyor. test navlap prem631 Blood kapitainak soaz miatu zitin bei bortizdun burkide ausart hoin lerroak, ta geo Ogleengan pausatu zin berritz. Kaptan Blood'ın bakışları, cesur ve acımasız bakışlı arkadaşlarını taradı, sonra Ogle'nin üzerinde durdu. test navlap prem636 O, otoi. Eiazko kezka bazen harren bozian. Ya, lütfen. Sesinde gerçek bir alarm vardı. test navlap prem640 Ezta hoi. Bena elgar ez untsa konpreitziai lotuak zien zinbertzian. O değil. Fakat birbirlerini yanlış anlamaları kaçınılmazdı. test navlap prem644 Bristada atian, Captain Bloodek heien burian zer zen kusi zin. Bir ışıltıda Kaptan Blood akıllarında neler olduğunu gördü. test navlap prem648 Baes zuhurra, onetsi zin. Kurnaz savunma, bunu onayladı. test navlap prem655 Erree xerbitxatu baino nahio Infernuan erre, rran zin errabiaz. Cehennemde çürüyeceğim veya Krala hizmet edeceğim, diye bağırdı büyük bir öfkeyle. test navlap prem659 Geo orroituko ute zue goortasunak ereman nindila. Muitu zen, handik joaiteko, geo egiaztatu ta erritz in zakon buru. Beni teşvik edenin senin zorluğun olduğunu daha sonra anımsayacaksın. Yola çıkmak üzere harekete geçti, daha sonra onu kontrol etti ve tekrar onun yüzüne baktı. test navlap prem665 Ta ze pasako zaut eni, Jeremy? Seur, uai afaltzeko erritz hemen zanen niz, ba. Blood jautsi zen guaitatzen ai zen untziat. Bana ne olmalıydı Jeremy? Tabii, şimdi, akşam yemeği için döneceğim, o yüzden döneceğim. Kan, bekleyen botun içine tırmandı. test navlap prem670 Udan belugak kusten ahal tutzu, larrazkenian hartz polarrak, ta primaerako do larrazkeneko ekinoziotik hurbil bazira, aurora boealak do iparraldeko argiak. Beluga balinalarını yazın, kutup ayılarını sonbaharda ve ilkbahar veya sonbahar ekinoksunda oralardaysanız aurora borealis'in kuzey ışıklarını görebilirsiniz. test navlap prem677 Ordian, naski, Biarren Mundu Gerlako parte-hartzia hasi zen Commonwealth Britainiarrain Aireko Treakuntza Planaikilan, nun Kanadako zeru seurroa baliatu baitzien pataskaako pilotak prestatzeko. O zamanlar için gayet doğal bir şekilde, II. Dünya Savaşına katılım, pilotları savaşa hazırlamak üzere Kanada'nın nispeten güvenli semalarını kullanan İngiliz Milletler Topluluğu'na ait bir Hava Eğitim Planı ile başladı. test navlap prem681 Barkazale ta laungarri zaiten seitze ute, nahiz ta jakin been kostalde eerra eztela deia beena akarrik. Ve hoş kıyılarının artık sadece onların olmadıklarını bilmelerine rağmen hoşgörülü ve yardımsever kalıyorlar. test navlap prem685 Ahal bauzu, usatu zite bilbeaikin aitzinetik. Mümkünse, kendinizi önceden hikayenin konusuna alıştırın. test navlap prem687 Napoleonek Kataluñako saindutei sakratuai eraso in zakon, Montzerrateko monasterioai, ta suntsitu zin. Napolyon, Katalonya'nın kutsal tapınağına, Montserrat'ta bulunan manastıra saldırıp onları yok etmiştir. test navlap prem698 Annen ta Amsterdamgo okupazioain histoiai buruzko videoak kusiko tutzue, sasoineko argazki ta artefaktuekilan betan. Anne'nin hikayesinin ve Amsterdam'ın işgali altındaki videolarını, fotoğraflarını ve eserleri ile birlikte göreceksiniz. test navlap prem701 Europako ta Puerto Ricoko arte bilduma hau, Karibeko onena seurrenik, biziki untsa litaike Europako eozoin hiriburutan. Büyük ihtimalle Karayipler'in en iyisi olan Avrupa ve Porto Riko sanatlarından oluşan bu koleksiyon, herhangi bir Avrupa başkentinde çok fazla evde olacaktı. test navlap prem706 Urmaelen artian, batian bizia bada; bixitaiek monetak botatzen tuzte, apoarmatu aten burian punpa inen din espeantxan, xantza ona erreusitzeko manera seurra beita. Göletler arasında, bir kaplumbağanın başına vurma umuduyla bir ziyaretçinin bozuk para fırlatması, iyi bir servet elde etmenin kesin bir yoludur. test navlap prem708 Rezortain erdian, barnealdeko urmaeleko ur baestuetan, izurdeekilan ieri iteko programa at bada. Tesisin merkezinde, iç lagünün korunaklı sularında, Yunuslarla birlikte yüzme programı bulunmaktadır. test navlap prem713 Bixitatzia meexi uten bertze atzu dira Balzacen etxia (47 Rue Rayanouard) ta Delacroix-in estudioa (6 Rue de Furstenberg). Balzac'ın evi (47 Rue Rayanouard) ve Delacroix'un stüdyosu (6 Rue de Furstenberg) dahil diğerleri ziyaret etmeye oldukça değer. test navlap prem718 Justuki, 1970 (mila beatzi ehun ta hiutan hooitamar)eko hamarkaako otousen polemikako protesta ta kalapiten inflexio punttua zan zen. Aslında, bu, 1970'lerde yaşanan ulaşım karmaşası sırasında protesto ve isyanların parlama noktasıydı. test navlap prem722 Sant Antoni badiain ahoa mendian, Coniera do Conejera uharteain silueta dirduatsua bada (lapin ziloa rran nahi du). Coniera adasının ya da Conejera'nın (tavşan yuvası ya da oyuğu anlamına gelir) kasvetli silüeti, Sant Antoni Körfezi'nin girişine hakimdir. test navlap prem727 Eredua errepikatu zen mende at beanto, mairuek 1151 (mila ehun ta bortzehun da at)ian almohadeen launtza galdein zutelaik. Örüntü, Mağribiler yüzyıl sonra 1151'de Muvahhidler'in yardımını istediğinde kendini tekrarladı. test navlap prem731 Errefortzuekilan, españarrek hondartza buru at zartzia erreusitu zuten. İspanyollar, takviye kuvvetleriyle emniyetli bir yer oluşturmayı başardı. test navlap prem736 Gauza burrunbatsu ta kontserbadoreek, kasten denez, kalapita haundiik gabe iraute ute hemen. Çirkin ve muhafazakâr, biri öğrenir, çok fazla yaygara olmadan burada bir arada bulunur. test navlap prem740 Hek in zuten lehen inala ta makurrena lurralde latz hartan bizimolde moernua iteko. Bu zorlu araziden modern bir yaşam sürmek için ilk ve en sert çabaları yapan onlardı. test navlap prem745 Clunyk inguruko landa eremuan ukan zin eraina kusteko, bixitatu Clunyn arxitektoek altxatu zuzten eliza romanikoak tuzten herri atzu, bertziak bertze, Saint-Vincent-des-Pres, Taize, Berze-la-Ville ta Malay. Cluny'nin çevredeki kırsal alandaki etkisini görmek için Romanesk kiliseleri Cluny'nin mimarları tarafından inşa edilen ve aralarında Saint-Vincent-des-Pres, Taize, Berze-la-Ville ve Malay da bulunan birkaç köyü ziyaret edin. test navlap prem750 Baixada de Santa Eulalia Carrer dels Banys Nouseat jausten da, horrek izena hartzen du aspaldian desaertu zien XII. mendian altxatua den ghettoain bainuetxe berrietaik. Baixada de Santa Eulalia, 12. yüzyılda dikilen gettonun tarih olan yeni banyolarından adını alan carrer dels Banys Nous'a uzanır. test navlap prem760 Hotelain gielian, hiriko fundatzaile Samuel de Champlainen 1898 (mila zortzi ehun ta latan hooita hemezortzi)ko estatu aten ondotik, Dufferin Terracek St. Lawrencen ta, ibaian beherat, Ile d'Orleansen bista berdinik gabia eskeintzen du. Otelin arkasında, 1898 yılında inşa edilen Samuel de Champlain heykelinin ötesinde, şehrin kurucusu olan Dufferin Terrace, St. Lawrence ve muhteşem bir şekilde Ile d'Orleans'a doğru muhteşem bir manzara sunmaktadır. test navlap prem765 Independentzia ta geo parlamentua hemen zartzeko proiektuak hondatu zien Buradaki ev parlementosu planları bağımsızlıktan sonra hiçbir işe yaramadı. test navlap prem772 Hiriko ertze monumentu erromatar haundia, antzoki zaharra, hiriain hegoaldian da. Şehrin diğer bir harika Roma anıtı olan antik tiyatro şehrin güney kısmındadır. test navlap prem777 1992 (mila beatzi ehun ta latan hooita hamabiko)ko Joko Olinpikoek zarri zuten Bartzelonain kirolzaletasun porrokatuain faman oinarria. 1992 Olimpiyatları Barselona'nın spor tutkunu bir şehir olarak itibarını pekiştirmiştir. test navlap prem780 Egonaldi luzeagoetakotz, informazio bulegoak Queticoko elgar blokatze uten ubideen sare xoraarriain mapa zehatzak maiten tu. Daha uzun konaklamalar için bilgi bürosu Quetico'nun fantastik su yolları ağıyla ilgili ayrıntılı haritaları sunar. test navlap prem784 Uhartian nasaitasunak 1287. (mila berrehun ta latan hooita zazpi) urteat artio iaun zin, Alfontso iii.a Aragoikuak, bee nobleen eskietan guttiespenak tarteko, inbasioa iteko aitzakia atxeman beitzin ordian. Adanın sükuneti 1287 yılına kadar sürdü; Aragen'in Alfonso III'ü, soyluların ellerinde birtakım aşağılamaların üzerinden geçerek, işgal için bir bahane buldu. test navlap prem788 Ainitz maite ute sozializatzia, ta ostatuetan, beeziki ostatu marroin ezaunetan, biltzen dira usaian, normalian, mundua konpontzeko. Sosyalleşmeyi seviyorlar ve barlar,özellikle meşhur kahverengi barlar, genellikle dünyayı hak yoluna koymak için buluştukları yerlerdir. test navlap prem792 Plazain ertze aldian Laleliko gieleko kaliak badira, jauntzi merkia atxemaiteko lekua. Meydan boyunca, düşük fiyatlı giysi aranacak yer olan Laleli'nin arka sokakları bulunuyor. test navlap prem796 Kus hondartza onenen zerrenda 82. (latan hooita biarren) ta 85. (latan hooita bortzgarren) orrialdeetan. Plajlardaki önemli noktaların bir listesi için sayfa 82 ve 85'i inceleyin. test navlap prem803 Uai dela gutti artio, bazterreko 8. etxia zan da Genealitateko presientain egoitza ofiziala. Köşedeki 8 numaralı ev, yakın zamana kadar Generalitat başkanının resmi konutuydu. test navlap prem806 Bena, azken modako razzmatazzaingatik e, museuak eztu ahantzi aintzinako otomoil eerren xarma, ta, beeziki, Kanadako lurrun-aro haundiko tren-maxina zaharrak. Ama tüm yeni çıkmış gürültülü gösteriler ile, müze, harikulade antika arabaların cazibesini unutmamıştı ve her şeyden önce, eski Kanada'yı gerçekten üreten buhar döneminden eski tren motorlarını canlandırıyordu. test navlap prem814 1847(mila zortzi ehun ta berrooita zazpi)an, Kasten Gerla deituiko altxamendu basati atian, maiek, kolono xuriak sarraskitu, ta penintsulako antsu bi herenen kontrola hartu zuten. 1847'de, Kast Savaşı olarak bilinen vahşi bir isyan, Maya isyancılarını beyaz yerleşimcileri katletti ve yarımadanın yaklaşık üçte ikisini kontrol altına aldı. test navlap prem818 Bastimentuak bi eliza berdin-berdinak lotzen tu: Franzesischer Dom (do Katedral Frantsesa), iparraldian, higanot torkinendako altxatua, ta Deutscher Dom (Katedral Alemana), hegoaldian. Yapı, iki benzer kiliseyi, kuzeyde Franzoesischer Dom (ya da Fransız Katedrali) ile göçmenler için inşa edilmiş Huguenots ve güneyde Deutscher Dom (Alman Katedrali) bağlıyor. test navlap prem834 Bidiak bihurgune zarratuetan makurtzen ta tzultzen dira, ta uhinduretan gorat ta beherat bihurrikatzen. Yollar keskin virajların etrafında dönüyor ve dalgalanmaların üzerinden yuvarlanıyor. test navlap prem844 Hoi C-R funtzio bakun batek definitzen tuen C-R erlazioer nahiz C-R funtzio anizkunek definitutakoer aplikatzen zaie. Bu, tek bir C-R fonksiyonu tarafından tanımlanan C-R ilişkileri ve çoklu C-R fonksiyonlarının bir araya getirilmesiyle tanımlananlar için geçerlidir. test navlap prem849 Afera ezta akarrik aurrezkiak eraina ukaitia abeastasunain stokian; abeastasunak e badu eraina aurrezteko delieroan. Tasarruf sadece varlık stokunu etkilemekle kalmaz, dolayısıyla varlık da tasarruf etme tercihini etkiler. test navlap prem852 Teknoloia biziki integratua da antolakunde hoitako neozio-prozesuetan, neoziazioaindako paada gisan kusten beita teknoloia, ez bakarrik tresna huts gisan. Bu işletmelerde teknoloji iş süreçleri ile oldukça iç içe geçmiştir çünkü teknoloji sadece bir araç olarak değil iş açısından destekçi olarak görülmektedir. test navlap prem857 Lanjerren ebaluazio hortan oinarrituz, Centrelink-ek espreski preentzio-estrateiak garatu zitin, proetxuduner ta enplegu-maileer sos-sartzeei buruzko informazio-galdeen berri maiteko. Risk değerlendirmesine göre, Centrelink hak sahiplerini ve çalışanları gelir raporlaması gereklilikleri hakkında eğitmeyi hedefleyen bir dizi özel önlem stratejisi geliştirdi. test navlap prem860 Hego Caolinako lankidetza-inalek arrakasta zan zuten hondoko urtian e. Güney Carolina'nın işbirlikçi çabaları ertesi yıl başka bir başarı elde etti. test navlap prem861 Konderriko langiliak prest zanen dira auzilaier been ikerketaikilan launtzeko. Bir ilçe çalışanı da, araştırmacılara da araştırmalarıyla yardımcı olmaya hazırdır. test navlap prem875 Ukatzeko galde formalik ezpada, auzitei fedealeko aokatu aten esku da, ba etikoki, ba auziteiain legiak betez, eozoin gairi ihardestia. Resmi çekilişe katılmamak için, federal mahkemede bir kayıt avukatı, ortaya çıkması gereken herhangi bir meseleye cevap vermek için hem etik hem de mahkeme kuralları uyarınca sorumludur. test navlap prem879 2000ko urte fiskala mankorra zan zen GAOndako, lorpenez ta arrakastaz betia, zenta xerbitxu bikaina man zitzakon Kongresuai, ta AEBko zergadunek onura haundiak ukan zuzten. 2000 mali yılı, GAO için Kongre'ye büyük bir hizmet yılı ve Amerikan vergi mükelleflerine büyük fayda sağlayan muazzam bir başarı ve başarı yılı oldu test navlap prem882 Zehaztasun haundioz jokatzen bada, ardurao erreusituko duu xedia. Daha kesin bir şekilde hedef alabilir ve hedefi daha çok vurabiliriz. test navlap prem887 Gainez, datuen mugak argitu ber dira, datuetaik ondoio makur do nahi gabekoik ez ateatzeko. Ayrıca, verilerin kısıtlamalarını açık bir şekilde yapın, böylece verilerden yanlış veya kasıtsız sonuçlar alınmayacaktır. test navlap prem891 Enpresek been jaetzain peko filial bat sortzeko baliatze ute baliaidia, rran zin Delaney jaunak, New Yorkeko Aokatuen Aliantzain zuzendai exekutioak. İşletmeler, tamamen sahip olunan bir yan kuruluşu oluşturmak için cihazı kullanıyorlar, diyor Avukatlar Birliği'nin New York İttifakı yöneticisi Delaney. test navlap prem896 Aldi hoi A emendioko A-3 dokumentuan agei da. Halee, proiektuain beezitasunen araera, bi hilaeteko gorabeherak zaiten ahal dira ber den denboan. Bu defa dönem Ek A’daki A-3 Kanıtında gösterilmiştir. Ancak projenin özelliklerine bağlı olarak gereken zaman birkaç ay farklılık gösterebilir. test navlap prem903 Garraioa, energia, larrialdi-xerbitxuak, finantza-xerbitxuak ta komunikazio-sistemak baestia geo ta garrantzitsuo da, neurri haundi atian informazioain teknoloiain menpe gielakotz. Ulaşım, enerji, acil durum hizmetleri, finansal hizmetler ve iletişim sistemlerinin korunması gittikçe önem kazanmaktadır çünkü bilgi teknolojilerine yoğun olarak güvenmektedirler. test navlap prem910 Manera erian, CFO legiak, GMRAk ta GPRAk galde berriak zarri dazkote antolakunde finantzario fedealer. Benzer olarak, CFO kanunu, GMRA ve GPRA federal finans örgütlerinden yeni taleplerde bulundu. test navlap prem914 2010n(bi mila ta hamar)ian ta handik goitiko urteetan kaltetuak zan zien EGUen kasuan, administratzailiak 474 (lau ehun ta hiutan hooita hamalau) atalain araera esleituko tu merkurioa iortzeko eskuidiak, ta 409 (lau ehun ta beatzi) atalain araera inen tu merkurioa iortzeko eskuideen anxerrak, A taulan aertzen dien kantitateen barnian. 2010 ve bundan sonraki her yıl için etkilenen EGÜ'ler için, Yönetici Bölüm 474 uyarınca cıva ödenekleri tahsis eder ve Tablo A'daki miktarlarda bölüm 409'a göre merkür ödenekleri ihaleleri yapar test navlap prem919 24 beexgarri hoik egokiak zanen litaizke GMRAain kontailitate-dozierrendako re. 24 Bu özellikler de GMRA hesap verebilirlik raporları için uygun olacaktır. test navlap prem930 Enpleatzailiain ta enpleatuain karpenak manera berian kalkulatzen dira normalki. İşveren ve işçi katkıları genellikle aynı şekilde hesaplanır. test navlap prem934 Geroai so, ihardetsi zin agentzien heren batek, gutti goraera, adieazi zin diseinua berrikusteko funtzio gehio azpikontratatzeko manera aztertzen ai diela. Geleceğe bakıldığında, yanıt veren kurumların yaklaşık üçte biri, tasarım inceleme işlevlerinin daha fazla dış kaynak kullanımını düşündüklerini bildirdi. test navlap prem938 Biziki zaila zanen litaike Kaliforniako lege-xerbitxuetako aokatu atentzat jakitia ian Aizonako migrazio-fluxuan lan in din bezero atek Mexikoko muga guutzatu ote din. Kaliforniya'daki bir yasal hizmetler avukatı için, Arizona'daki göçmen akınında çalışan bir müşterinin Meksika sınırını geçici olarak geçip geçmediğini bilmek çok zordur. test navlap prem942 Rran ber da posta-dentsitatiak kostuan din eraina haundio dela Frantzian. Posta yoğunluğunun maliyet üzerindeki etkisinin Fransa'da olduğundan daha yüksek olduğuna dikkat edilmelidir. test navlap prem946 Ongietorri-paket hau eskuat maiten da, Texas'19 Medicaid-en ordezkai at bisitan jiten delaik. Bu hoş geldin paketi Teksas'ın 19 Medicaid alan temsilcisinin bir bölge ziyareti esnasında elle dağıtıldı. test navlap prem954 Xehetasun gehio nahi badira, kus //www.healtheffects.org/Pubs/NMMAPAS letter.pdf. Daha fazla bilgi için, //www.healtheffects.org/Pubs/NMMAPSletter.pdf adresini ziyaret edin. test navlap prem959 27 Zailtasuna hemendatzen da SCR istalazioat moldatzeko beharrezkoak dien galda-kamiamentu neurria haunditu arau. 27 SCR'yi tesise sığdırmak için gerekli kazan değişikliklerinin sınırı arttıkça, zorluk artmaktadır. test navlap prem962 61 Enpleatu fedealek Gizarte Asuantzain programen baesa ukaiten ahal dute, hala nola Gizarte Seurtasuna ta Medicare programena, asuantza duten gaineateko biztanleen baldintza beretan. 61--Federal çalışanlar, diğer bütün kapsama altında olan kişiler gibi, aynı koşul ve şartlar altında Social Security62 ve Medicare gibi sosyal sigorta programları kapsamında olabilirler. test navlap prem967 Uain artio in dien erreformek ondoio sakonak kartzen dazko goernuak iten dinai, antolatzeko manerai ta herrialdeai ta herritarrer eskeiniak dien xerbitxuer. Bugüne kadar benimsenen reformlar, hükümetin neler yaptığı, nasıl organize olduğu ve hizmetlerini ülkesine ve vatandaşlarına nasıl sunduğu hakkında etkili göstergelere sahiptir. test navlap prem970 Ber bezala inplementatzen bada, informazio horrek bermatzen du in zela biaia at. Doğru uygulandığında bu yöntem, bir yolculuk yapıldığına dair makul kanıt sunmaktadır. test navlap prem971 Berez, C-R erlazioa kamiatzen ahal da leku atetik bertzeat (konpaazione, populazioain sendikortasunian do PMain konposizioan dien difeentxien ondoioz), bena, normalian, ezta lokalizazioakotz C-R funtzio espezifikoik. C-R ilişkisi aslında bir lokasyondan diğerine farklılık gösterse de (örneğin popülasyon duyarlılıklarındaki farklılıklar veya PM'nin kompozisyonundaki farklılıklar nedeniyle), bölgelere özgü C-R fonksiyonları genellikle mevcut değildir. test navlap prem980 Ikerketa-arlo hoi azpimarratzeko ideiak meeximentu haundia izaki re, opeazionalizazioa prolematikoa da. Araştırmanın bu alanını öne çıkarma fikri çok mantıklı gelse de, işlemselcilik açısından sorunludur. test navlap prem983 1989 (mila beatzi ehun ta latan hooita beatzi)ko Posta Zenbaketa Nazionala 24 eunian in zen, buruilain 5(bortz)etik urriain 2rat, ta 44.775 (berreoita lau mila zazpiehun ta hiutan hooita hamaortz) landa-iilbide zan zitin, guzira 46.197 (berroita sei mila ehun ta latan hooita hamazazpi). 1989 Ulusal Posta Kontu, 5 Eylül'den 2 Ekim 1989'a kadar 24 teslimat günü için gerçekleştirilmiş ve toplam 46.197'sinin 44.775'i kırsal yoldan oluşmuştur. test navlap prem984 A1 taulako ztatiztikek eakuste uten gisan, batez bertzeko sos-sartze altueneko etxen ta heziketa-maila haundieneko helduen posta-kodetan iten dira kuartil errentaarrienetako iilbidiak. Tablo A1'deki istatistikler, ortalama olarak, daha kârlı kümülattaki rotaların daha yüksek gelirli hane ve daha eğitimli yetişkinlere sahip Posta Kodlarında bulunduğunu göstermektedir. test navlap prem993 Do bixitatu GAOin Interneteko sartze orrialdia helbide huntan. veya GAO'nun World Wide Web ana sayfasını ziyaret edin. test navlap prem998 Heziketa juriiko komunitaioa LSCren onuradunek maite uten xerbitxu funtsezkoa da. Topluluk yasal eğitimi, LSC hibeleri tarafından sağlanan önemli bir hizmettir. test navlap prem1001 Antolakunde nausietan, garapen bidian dien enpresa-prozesuak funtsezkoak dira informazioa kudeatzeko ardura hoik nola eituratzen ta moldatzen dien zehazteko, behar aldakorrak asetzeko gai zan diten. Önde gelen işletmelerde, gitgide gelişen iş süreçleri, bu bilgi yönetim sorumluluklarının değişen ihtiyaçlara göre nasıl yapılandırılacaklarının ve uyarlanacaklarının belirlenmesinde kilit bir rol oynamaktadır. test navlap prem1007 Kontrol lekuko azterketan; hots, gainditu ber zan zuten seurtasun-kuxa akarrian, etzen atxeman heiei buruzko deus aipagarriik. Hiçbir şey gerçek kontrol noktası taramasıyla ilgili olan tek güvenlik katmanı ile ilgili göze çarpmaz. test navlap prem1012 Arrestaketa zan delaik, KSMk ukatu du Al Qaedak poliziak ditila Kaliforniako hegoaldian. Gözaltındayken KSM, El Kaide'nin Güney Kaliforniya'da herhangi bir ajanı olduğunu reddetti. test navlap prem1017 Analistain mezu elektronikoak, alaaina, erekusten du informazioa partekatzeai buruzko lege-ohar ta leezko muga ainitz nahasten ai zela polizia kriminalek inteligentzia-kanalen bidez bildua zan den informazioai maiten ahal dazkoten baliatziak arautzen tuzten xedapenekilan. Ancak analistin e-postası, bilgi paylaşımının ve suç ajanlarının istihbarat kanalları aracılığıyla toplanan bilgilerin kullanımını yöneten kuralların geniş bir dizi sırasını ve yasal engelini karıştırdığını yansıtıyor. test navlap prem1021 Komunikatzeko ezintasuna baldintza larria zan zen World Trade Center-en, Pentagonan ta Somerset konderrian (Pennsylvania), hainbat agentzia ta jurisdikzio aitu baitzien lanian. İletişim kuramamak, çok sayıda ajansın ve birden fazla yargı sisteminin yanıt verdiği Dünya Ticaret Merkezi, Pentagon ve Somerset County, Pennsylvania'da kritik bir unsurdu. test navlap prem1024 FAAain aire-zirkulazioain kontrolai buruzko datuen komisione-azterketa. FAA hava trafik kontrol verilerinin Komisyon analizi. test navlap prem1034 Gaineateko unitatei buruzko informazioa ukaiteko, kus New Yorkeko suhiltzaileen erregistroetan den ordenagailuz laundua zan den iorketa-dozierra, 1377 (mila hiu ehun ta hiutan hooita hamazazpi) alarma-buata, 2001eko buruilain 11,09:42:45-09:47:05. Diğer birimler için FDNY kayıtları, bilgisayar destekli gönderim raporu, 1377, alarm kutusu 11.2001,09: 42: 45-09: 47: 05’e bakınız. test navlap prem1036 Clarkek guttienez bi aldiz aipatu zakon Rice Seurtasun Nazionaleko aholkulariai posile zela Estatu atuetan Al Qaedako zelula lokartuak zaitia. Clarke en az iki kez Ulusal Güvenlik Danışmanı Rice'a, El Kaide'nin Amerika Birleşik Devletleri'nde uykuda olan hücrelerinin olabileceğinden bahsetti. test navlap prem1041 Mzoudik dio Marokoat joan zela esposatzeat, bena zin zan zila, oto-ixtripu atian zauritu zelakotz. Mzoudi Fas'a evlenmek için evine gittiğini iddia ediyor, ancak araba kazasında yaralandığı için evlenemiyor. test navlap prem1044 Ezta adostasunik Ashcroftek Pickarden mehatxu terroistain egoerai buruzko informeetan zin inteesai buruz. Ashcroft'un, Pickard'ın terörist tehdidi durumuyla ilgili brifinglerine olan ilgisine dair bir anlaşmazlık var. test navlap prem1049 2004 (bi mila ta lau)ko 23 (hooita hiu)a (Al Qaedako lider ezaunen antsu bi heren hil do atzaman zuzten). 23, 2004 (El Kaide'nin bilinen liderlerinin yaklaşık üçte ikisi öldürülmüş veya ele geçirilmiştir). test navlap prem1053 Suteen aurkako alarmai buruzko gorabeheren berri ukaiteko, leitu PANYNJri in zakoten 10. (hamargarren) elgarrizketa (2004ko ekainain 16koa) ta PANYNJri in zitzakon 7. (zazpiarren) elgarrizketa (2004ko ekainain 2koa). Yangın alarmı için PANYNJ röportajı 10'a bakınız (16 Haziran 2004); PANYNJ röportajı 7 (2 Haziran 2004). test navlap prem1058 "Ricek ta ertze atzuek orroit dute presientak nola rran zin ""Biziki nardatua niz uliak hiltzen aitziaz""." Rice ve diğerleri Başkan'ı geri çağırdı, ben sineklere vurmaktan yoruldum. test navlap prem1061 Inteligentzia-xerbitxuain dozierrian heldu den 1996 (mila beatzi ehun ta latan hooita hamasei)ko Atef-en azterketa, heazkinak bahitzeko eraiketei buruzkoa, 2001eko buruilain 26koa. İstihbarat raporu, 1996 uçak kaçırma işlemlerine dair Atef çalışması, 26 Eylül 2001. test navlap prem1066 CIAk maiatzain 16an man zin lehen aldikotz Araiar Emirerri atuetatin zin deiain berri. BAE'ye yapılan çağrı ilk olarak 16 Mayıs'ta CIA tarafından bildirildi. test navlap prem1070 Eskaileetan lan in zin konpainia akotx kapitaina, tenientia ta bortz suhiltzaile aitu zien. Nöbetçi merdiven şirketleri bir kaptan ve beş itfaiyeciden oluşuyordu. test navlap prem1073 TSAk urtian 3 mila milloi bideatzen tu azken gerlari buru iteko aeronautikat. TSA’da 3 milyar yıllık yatırım, son savaşa girmek için havacılığa gidiyor. test navlap prem1079 Normalian, iruimena ezta buokraziekilan lotzen. Hayal gücü, genellikle bürokrasi ile ilişkili bir hediye değildir. test navlap prem1083 Jane, Dave ta CIAko Ben Ladenen unitatiain lanen jakinain gainian zen FBIko analista at New Yorkeat joan zien ekainain 11n, Cole kasuan lanian ai zien agenteekilan elgartzeko. Jane, Dave ve CIA'nin Bin Ladin birimiyle ilgili ayrıntılı bir FBI analisti, Cole davasıyla ilgili ajanlarla görüşmek üzere 11 Haziran'da New York'a gitti. test navlap prem1086 Pakistaneko azken hartzailiak hawaladar pakistandarreat joko zin geo bee sosa erreziitzeat, hawaladar pakistandarrak eskura zin eozoin diisatik errupiatan emana. Pakistan'daki en büyük alıcı o zaman Pakistan hawaladarına gidip Pakistan hawaladarının elindeki paradan rupi olarak parasını alırdı. test navlap prem1091 Washingtoneko Zentroko kontrolatzailiak hegaldiain xeka ai zien, bena etzitzaien rran radar primaioetan xekatzeko. Washington Center'daki kontrol görevlileri uçağı arıyordu, ancak birincil radar dönüşlerine bakmaları konusunda uyarılmamışlardı. test navlap prem1094 Sartze gelako ipar-mendealdeko bazterrian zien estaiatik soailuainoko leihoak, West Street aldeat maiten zutenak, guziz lehertu zien. Lobinin West Street seviyesinin kuzeybatı köşesindeki zeminden tavana pencereler uçmuştu test navlap prem1099 Nitrozelulosaz hornituak zien barnekoak iorriz karga-heazkinak bonbardatzeko KSMein proposamen gehiarriai buruz, KSMk adieazi du Ben Ladenek eraiketa kamiatzeko inteesa erekutsi zila, opeazio suizida aten proetxuan. KSM'nin nitroselüloz içeren ceketleri taşıyarak bomba yüklü kargo uçaklara yaptığı ek teklif ile ilgili olarak KSM, Bin Ladin'in bunun bir intihar ajanı içermesi için operasyonu değiştirme konusuna ilgi duyduğunu belirtmektedir. test navlap prem1101 Portuko Aintaritzako langile ziil batzu gaineko estaietan gelditu zien, blokatuak zien ziiler launtzeko ta ebakuazioan launtzeko. Liman İdaresinin bazı sivil çalışanları, tutsak kalan sivillere yardım etmek ve tahliyeye yardımcı olmak için çeşitli üst katlarda kaldılar. test navlap prem1105 Kongresuak inteligentzia-xerbitxua ta terroismoain aurkako borroka gainbeiratzia disfuntzionala da uai. İstihbarat ve terörle mücadeleyi hedefleyen kongresel gözetim artık işlevini yerine getiremiyor. test navlap prem1116 Azkenian, Paul O'Neill Oasun Saileko idazkaiai Al Qaedain finantzaketa xede zin plan bat iteko galdein zakon, harren aktiboak enbargatzeko. Son olarak, Kaide Bakanı Paul O'Neill’ı El Kaide’nin finansmanını hedeflemek ve varlıklarını ele geçirmek için bir plan hazırlamayı yönetti. test navlap prem1123 Bi eun beanto, Ahmed al Ghamdi ta Abdul Aziz al Omari, New Jerseyn Hazmi ta Hanjourrekilan bizi zan zienak, Maiamiat tzuli zien, seurraski, lau bahiketa-taldiak azkenian esleitu zuztela adieaziz. İki gün sonra, New Jersey'de Hazmi ve Hanjour'la birlikte yaşayan Ahmed el Ghamdi ve Abdülaziz el Omari, Miami'ye uçtu ve muhtemelen dört kaçırma ekibinin atandığını belirtti. test navlap prem1130 Ondoko identifikazioei buruzko informazioa erdiesteko, kus CIAin telegrama, KSMein seimendu-turria, 2001eko uztailain 11koa. Sonraki tanımlama için, CIA kablosu, KSM'de takip kaynağı, 11 Temmuz 2001' bakınız. test navlap prem1134 Buruilain 11 aitzin, AEBetako goernuko agentzia atek e etzitin sistematikoki aztertu terroisten biaiatzeko estrateiak. 11 Eylül'den önce, ABD hükümetinin hiçbir ajansı teröristlerin seyahat stratejilerini sistematik olarak analiz etmedi. test navlap prem1138 Leherketak sei laun hil zitin, 1.000 at gehio zauritu, ta ageian utzi zin World Trade Center ta hiria etziela larrialdi-egoerei ihardesteko guziz prest. Patlamada altı kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 1000 kişi yaralandı ve Dünya Ticaret Merkezi ve şehrin acil durum hazırlıklarına açıklık getirdi. test navlap prem1146 Ondoioztatu zuten biaiante akar at e etzela buruilain 11ko easoekilan konektatu, ta geoztik eztute atxeman ondoio hoi kamiatzen din frogaik. Yolcuların hiçbirinin 11 Eylül saldırılarına bağlanmadığı ve bu sonucu değiştirecek hiçbir kanıt bulamadıkları sonucuna varmışlardır. test navlap prem1155 FBIko ikertzaile atzuek dudan zarri zuten Rababahin histoia. Bazı FBI araştırmacıları Rababah'ın hikayesinden şüphe ediyorlar. test navlap prem1159 Hotelian elgartu zen gaineateko taldekideekilan. Ekibinin geri kalanıyla otelde buluştu. test navlap prem1162 KSMk jarraibidiak man ahal zan dazko Binalshibhi Moussaouiri sosa iortzeko, Moussaoui Jarrahren ordezko pilotu gisan prestatzen launtzeko. KSM, Moussaoui'nin Jarrah için muhtemel yedek pilot olarak hazırlanabilmesi için Binalshibh'e Moussaoui''ye para göndermesi konusunda talimat vermiş olabilir. test navlap prem1167 NCTCko nausiak inteligentzia-xerbitxu nazionaleko zuzendaiordeen mailako kargu at ukan ver luke, konpaazione, 2. mailako zuzendai exekutiboa, bena harren karguak bertze izen bat du. NCTC'nin başkanı, bir ulusal istihbarat direktörü, örneğin, II. Seviye II'nin rütbesine sahip olmalıdır, ancak farklı bir unvana sahip olmalıdır. test navlap prem1171 Eunian 24 oenez, astian 7 eunez eskeintzen duu telefona bidezko launtza, Preentziorako informazio-baliaideen zentroain bidez ta Burrasoentzat arreta-zenbakiain bidez. Önleme, Bilgilendirme ve Kaynak Merkezi ve Ebeveyn Yardım hattı üzerinden haftanın 7 günü, günün 24 saati telefon üzerinden yardım sunuyoruz. test navlap prem1175 Hastapenian, banakoek 1.000 $-eko do gehioko opari at iten ahal dute Kantzelaiain Zirkuluan sartzeko, do 500 (bortz ehun) $-eko do gehioko opari at Kantzelaien bazkide bilakatzeko. İlk olarak, bireyler, Şansölye Dairesi için yıllık sınırsız 1.000 $ veya daha fazla hediye ya da Başbakan Yardımcıları için 500 $ veya daha fazla bir ücret karşılığında katılabilirler. test navlap prem1184 Parte-hartzaileen % 80 (latan hooi)k jakinaaziko du kalapitak konpontzeko treetasun gehio tuztela. Katılımcıların %80'i çatışma çözme becerilerinde artış rapor edecektir. test navlap prem1189 Sartzeen salmenta ta harpietzak eztira aski gue denboaldi guzia finantzatzeko. Bilet satışları ve abonelikler tüm sezonumuzu finanse edemez test navlap prem1191 OPARI BERRIAK! GUZI-GUZIAK DIRA LAUNGARRIAK! YENİ GELENLER HER HEDİYE BİR FARKLILIK YAPIYOR! test navlap prem1197 Linda Hardwick Garapeneko zuzendaia Linda Hardwick, Geliştirme Direktörü & test navlap prem1200 Barne Zirkuluko kide gisan, aulki hautatuak zanen tutzu batzarrian, ta apairuendako, erreziitzeendako ta aktiitateendako gomita beeziak aste guzian. Bir İç Çember üyesi olarak Toplantı boyunca seçilmiş oturma yerine sahip olacaksın ve hafta boyunca akşam yemeklerine, resepsiyonlara ve etkinliklere özel davetler alacaksın. test navlap prem1204 Kodia leitzian kusten den gisan, aiskidia, ono inpos aantaila fedeal ta nazional ainitz badira ongintzazko karpenak iteko. Kodu okuyarak görebilirsiniz, arkadaşım hayırsever katkılar yapmak için hala birçok federal ve eyalet vergisi avantajları vardır. test navlap prem1214 Berdin du literaturako gai at den, giza zientzietako afera at do histoiako pertsonaia garrantzitsu at den; antzerki lan guzi-guziak net untsa heldu dira klaseko curriculumaikilan. Bir edebiyat konusu, bir beşeri bilimler konusu ya da tarihte önemli bir kişi olsun ya da olmasın - her oyunda sınıf müfredatına doğrudan bir bağ vardır. test navlap prem1219 Clinton Birthplace Fundazioa 501 (bortz ehun ta at)(c) (3) ezta antolakunde politiko at; iraazi-asmoik gabia da ta zien ekarpenen menpe da. Clinton Birthplace Vakfı, katkılarınızla ayakta duran siyasal olmayan 501 (c) (3), kar amacı gütmeyen bir kuruluştur. test navlap prem1227 Azaroan, gutunak iorri ginizkizuen Boys & Girls Clubi buruzko istoio at partekatzeko. Hua leku xoraarria ta positiboa da gue komunitateko haur ta gazteendako. Kasım ayında, toplumumuzda çocuklar ve gençler için harika bir olumlu yer olan Erkekler ve Kızlar Kampı hakkında bir hikaye ile sizlerle paylaşılan mektupları gönderiyoruz. test navlap prem1230 Ez tutzu hondoko ekitaldiak galdu nahi zanen. Kaçırmak istemeyeceğiniz, yaklaşan etkinlikler test navlap prem1236 ... oientazio ixpiituala ta kuraia. .. manevi rehberlik ve cesaretlendirme. test navlap prem1243 Dila 40 (berrooi) urte, ikasle atek, Betty Groh Tower-ek, erregistro meikalak kudeatzeko ikastaroan izena man zin, ta gue lehen lizentziatu bihurtu zen. Kırk yıl önce bir öğrenci, Betty Groh Tower, Tıbbi Kayıt İşlemleri Programı'na girdi ve ilk mezunumuz oldu. test navlap prem1248 Uai usaiako AZKEN DEIA heldu da! Meşhur SON ÇAĞRI zamanı! test navlap prem1251 Indianako lege fiskalaren eskuzabaltasuna dela eta, Unibertsitateari 200 dolar arteko edozein diru-kopuru emanez gero, kopuru horren erdia baino ez zaizu kostatuko, aitorpen fiskal federalean erreklamatzen duzun kenkaria kenduta. Indiana vergi kanununun cömertliğinden dolayı, Üniversiteye 200 $ 'a kadar olan bir katkı, - federal vergi iadenizde talep ettiğiniz kesinti.yalnızca bu miktarın yarısına mal olacak. test navlap prem1264 Agian fite zanen dut zue berri. Yakında sizden haber almak istiyorum. test navlap prem1268 Ezpauzu ertze deus galdeiteko, otoi, deitu kideendako xerbitxuen koordinatzaile Chris Youngi, telefona-zenbaki huntaat: (800) 877-6773. Daha fazla sorunuz varsa, lütfen çekinmeden (800) 877-6773 numaralı telefondan Üyelik Hizmetleri Koordinatörümüz Chris Young'ı arayın. test navlap prem1275 Ta hoi da IRTein Hezkuntza Programen tresna xoraarria. Eunerokoan baliatzeko ta biziik irauteko manerako tresnak erekusten dazkoten istoioak kusteko paada maiten die haurrer. Ve bu IRT Eğitim Programlarının harika bir aracı - çocuklara günlük yaşam ve hayatta kalma araçlarını öğreten hikayelere tanıklık etmelerine izin veriyor. test navlap prem1279 Beaz, rran ber dautzuet zendako Filantropia Zentroak e baesa meexi din. Bu nedenle, Hayırseverlik Merkezi'nin desteğinizi neden hak ettiğini de size söylemek zorundayım. test navlap prem1283 Bena kamiamentuan barnian seipena re zanen da. Ve yine de değişimin içinde süreklilik olacak. test navlap prem1290 Seitzen duela nahi nuke kusi. Devam ettiğini görmek isterim. test navlap prem1298 Senatuko zirkulu errepublikanoaikilan elgar ziten gomitatzen zitut atsein haundiz, gue ixpiitua ospatzeko Batzar Errepublikano Nazionalian, Texazen, aorrilain 16tik 20 (hogoi)rat artio. 16-20 Ağustos tarihlerinde Houston, Texas'taki Cumhuriyet Ulusal Kongresi'nde ruhumuzu kutlamak üzere Cumhuriyet Senatosu Beyin Takımına katılmanız için size bu davetiyeyi uzatmaktan büyük mutluluk duyuyorum. test navlap prem1301 Zue eskuzaaltasuna laungarri zanen da, IRTk sei dezan istoioik onenak ahalik ta hoekien kondatzen. Cömertliğiniz İndiana Repertuar Tiyatrosu'nun (IRT), en iyi hikayeleri, mümkün olan en hoş şekilde anlatmaya devam etmesine yardımcı olacak. test navlap prem1303 Jerry Bepkok, IUPUIko kantzilerrak, omenaldia in zakon Kenti bee eleekilan. IUPUI Başbakanı Jerry Bepko, bu sözlerle Kent'e övgüde bulundu. test navlap prem1314 Mentuaz eztuu nahi ginin guzia zan, do ertze presuna atzuer kusi ginina, bena beak seurtatu zin ber gintuen gauzak zanen gintila. İstediğimiz her şeye sahip olmayabilirdik ya da başkalarının nelere sahip olduklarını görmüştük, ama ihtiyacımız olan şeylere sahip olduğumuzdan emin olduk. test navlap prem1319 Ta bera beti zan zen hor guetako. Ve her zaman bize destek oldu test navlap prem1322 1990 (mila beatzi ehun ta latan hooitamar)ian, programan xerbitxu goenain Elton T. Ridley saria finkatu zen. Program 1990 yılında Elton T. Ridley Seçkin Hizmet Ödülünü kurdu. test navlap prem1327 YMCAk manera hortan erdietsi nahi du. Bee printzipio kristauak praktikan zarri nahi tu, hazkunde pertsonala sustatzen ta guziondako ixpiitu-, buru- ta gorputz-osasuna eaikitze uten programen bidez. Bu şekilde YMCA, kişisel gelişmeyi teşvik eden ve herkes için ruh, zihin ve beden sağlığını geliştiren programlar aracılığıyla Hristiyan prensipleri uygulamaya sokmayı amaçlamaktadır. test navlap prem1331 Otoi, in dohaintza uai, zui, zue launer ta auzoer launtzen seitu ahal zaiteko. Şimdi ver, böylece sana ve arkadaşlarına ve komşularına geri verebilelim. test navlap prem1335 Pentsatu urrikalmenduz zemat maiten ahal duzun, otoi. Lütfen ne kadar verebileceğinizi dini bütün bir şekilde düşünün. test navlap prem1339 neska at azal xuriko parka at ta botak soinian kustia Beyaz kürklü bir parka ve bot giymiş bir kızı izlemek test navlap prem1343 Hollywood Strikes Back lanian, Nancy Griffinek iskriitu zin Michael Eisnerrek bake-opari at eskaini zakola Mike Ovitz laun ohiari, bena Ovitzek etzila onartu. Nancy Griffin, Hollywood Strikes'de yazıyor Michael Eisner'in eski arkadaşı Mike Ovitz'e bir zeytin dalı uzattığını, ancak Ovitz'in bunu kabul etmediğini yazıyor. test navlap prem1348 Oxford uniertsitate-argitaletxe xahar ta haundiena da mundian, ta poesia-bilduma bertan beherat utziko duela iraarri du uaintxet. Dünyanın en eski ve en büyük üniversite basını - Oxford - şiir listesini iptal ettiğini açıkladı. test navlap prem1351 Aste huntan, Enquirer eunkarian Ken Starr-ek amodio-afera haundiai buruz in zin erreportaiain aitzinapena heldu da: larru-jotziak presientain limuzinan, bulego obaloan ta, LINCOLN GANBERAN e ba! Bu hafta Enquirer, Ken Starr'ın Başkanlık limuzininde, Oval Ofisinde ve hatta LINCOLN YATAK ODASI'nda boğuşma düzenleyecek olan büyük aşk meselesi hakkındaki raporunun bir ön izlemesini sunuyor! test navlap prem1356 Askatasun ziilen histoia tamalgarri hortaz gain, FBIn baliapen desegokia bada Etxe Xuriko jatorrizko biaia-bulegoko ikerketan; beanto, Filegate deitua zan da. Bu üzücü sivil özgürlükler kaydının ötesinde FBI'nin Beyaz Sarayın şu anda Filegate olarak bilinen kendi orijinal seyahat soruşturma ofisindeki kötüye kullanımıdır. test navlap prem1360 New Republic hedaideko Charles Lane-k rraiten dinez, Gabriel García Márquezen Noticia de un secuestro kazetaitza faltsuko marka hedatu beizik eztu iten. New Republic’in Charles Lane’i, kaçırma haberinin sadece Gabriel Garcaa Marquez’in dürüst olmayan gazetecilik kayıtlarını uzattığını söylüyor. test navlap prem1365 Büjeta horren bidez, zomeit hautu garrantzitsu in dira, dudazkoak izaki re, nahiz manera inplizituan zan. Bu bütçe, bazı durumlarda, şüpheli olsa da, sadece örtülü bir şekilde yapar. test navlap prem1378 Kontzeptu hoitako atzuekilan arrakasta erreusitu da maila espeimentalian, ta hedatzeko pres dira. Bu kavramların bazıları, deneysel düzeyde başarılarını göstermiş ve genişleme için olgunlaşmışlardır. test navlap prem1381 Time aldizkaian Kenneth Starri buruz in duten profilain araera, hua kontserbadoria, suharreia ta paperjalia da. Time, Kenneth Starr'ı tutucu, çok istekli ve modası geçmiş bir profil olarak tasvir ediyor. test navlap prem1389 Ezautu ta asetzen enauten presuna guziak. Bugüne DEK tanıdığım tüm kifayetsiz insanlardan-- test navlap prem1391 Seur, arrazoin on bat bazen pentsatzeko goernuak han berian zila erree zaiteko; hain xuxen, erree zaiteko zin han. Tabii ki, hükümetin Kral için içinde olduğunu düşünmek için iyi bir sebep vardı - hükümet bunu Kral için yaptı. test navlap prem1398 Gehien saldu en bideojokoa Myst da, ta Riven, aldiz, harren gaurkotze at. Ohoreik haundienak Riven bati eskeini zazko; hartan, presuna at uharte atian da, abandonatua. En iyi ödülleri, bir adada mahsur kalan bir kişi hakkındaki Riven --tüm zamanların en çok satan bilgisayar oyunu Myst'in bir güncellemesi -- alıyor. test navlap prem1400 Sullivan-ek tratu-berdintasunain mantra baliatzen du, eztaaidak finitzeko balioko balu gisan. Sullivan, eşit muamele mantrasını sanki bir tartışma sonlandırıcıymış gibi başlatıyor. test navlap prem1405 Newsweek aldizkaian erekutsi ute borrokain industria noraino heltzeko pres den, zaleen inteesa atxikitzeko. Newsweek, profesyonel güreş endüstrisinin hayranlarıyla ilgilenmek için ne kadar ileri gideceğini gösteriyor. test navlap prem1407 Goorra da Finkelstein-i buruzko arraotsak harrekilan iskriitzen ai den Birn itotzia. Finkelstein' hakkındaki velvelenin ortak yazarı Birn'ü bastırması çok kötü. test navlap prem1413 Eztuzu arrapostu merkeagoik atxemaiten ahal. Daha Ucuz Bir Cevap Bulamazsınız test navlap prem1417 Pamela Harriman AEBko enbaxaoe zan zen Frantzian, ta Alderdi Demokratikoain finantzatzaile ospetsua. XX. mendeko gizon haundien emazte ta maitale zatua, burmuineko odol galtze aten ondoioz hil zen, 76 (hiutan hooita hamasei) urte zitila. Demokrat Parti'nin efsanevi finansörü ve 20. yüzyılın harika erkeklerinin seri eşi ve sevgilisi, ABD'nin Fransa büyükelçisi Pamela Harriman, 76 yaşında beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybetti. test navlap prem1426 Uniertsitateko lehen urteko ikasle atzuek (MITeko Seth Bisen-Hersh, Yaleko Ben Trachtenberg) bi campüs hoin errealitatia euneoko atian aztertzia biziki eakargarria da; prolema, haatik, hoi gauzatzia zanen da. Kolej uzmanlarına sahip olma fikri, bir Günlüğün (MIT'nin Seth Bisen-Hersh, Yale'den Ben Trachtenberg) gerçekte bu iki kampüsün gerçeklerini keşfetmesi çok caziptir - sorun uygulamada ortaya çıkmaktadır. test navlap prem1429 Armey-ekilan uzten gitu horrek. Bizi Armey ile bırakan. test navlap prem1435 Afera ezta, soilik, Bradley etanolain diulauntzain aurka zela joan den eunera artio. Sadece Bradley geçen güne kadar etanol devlet desteğine karşı çıktı. test navlap prem1444 Elgarrizketa-programetako gomitek, eun, galdeei ez ihardesteko treakuntza formala ute usu, ta 3 urteko haur bat e aitzinetik ina zan den aipamen bat erreusitzeko kapale da. Talk-show misafirleri bugünlerde sıklıkla soruları cevaplamaktan nasıl kaçınacakları hakkında resmi bir eğitim alıyor ve 3 yaşındaki çocukların hepsi önceden hazırlanmış kısa konuşma yapmayı biliyor. test navlap prem1447 Steven E. Landsburg-ek bazter utzi zin sen ona bee dila guttiko Tax the Knickers Off Your Grandchildren artikuluan. Steven e. Landsburg Torunlarınızın Kısa Pantolonları için vergi ödemeyin adlı son makalesinde ortak sağduyu için oldukça endişe verici bir durum sergiledi. test navlap prem1450 Walcott margolai zaiteko treatu zen, harren aita ezala: errient aitu zen, ta Walcott haurtxo zelaik zendu zen. The Bounty duu Walcotten libruik piktorikoena, nola metodoai hala gaiai so inez. Walcott, küçükken ölen öğretmen olan babası gibi ressam olması için eğitildi — ve Bounty onun yöntem ve tema olarak en resimsel kitabıydı. test navlap prem1452 Michael Lewis-ek Trail Fever libruai buruz in zin elgarrizketa atian rran zin Alexander-ek zeit in zila kanpaina huntan, nik posile kusten enina. Kitabı Trail Fever hakkında kendisi ile söyleşi yapılan Michael Lewis, Alexander'ın bu kampanyada benim mümkün olduğunu düşünmediğim bir şey yaptığını gözlemledi. test navlap prem1458 Bon, enin izena maiteko gogoik. Ben kayıt olmayacaktım. test navlap prem1462 Zoin kanpamentu den untsa, ondoio argiak tu osasun publikoan. Hangi tarafın haklı olduğunun halk sağlığına etkisi çok büyük olacak. test navlap prem1466 Nemeth-ek motel hoi ikertzeko hitza man zin. Nemeth söz konusu moteli inceleyeceğine söz verdi. test navlap prem1470 CMPren teoriain inplikazio harriarriena da, nola desaertzen den posizio erlatioain kezka, gizartian abeastasuna ez beizik ta ertze mekanismo atzuk baliatzen dielaik kidiak banatzen dielaik. CMP teorisinin en çarpıcı çıkarımı da, eşlerin servet dışındaki mekanizmalar tarafından tayin edildiği toplumlarda göreceli konum kaygısının ortadan kalkmasıdır. test navlap prem1475 Galdeinen dut sorta at enetzat? Kendim için bir seti sipariş eder miyim? test navlap prem1483 Zue iadokitze ainitzek kartzen tuzten ekintzak jostaarriak ta krudelak dira, bena ez legez kanpokoak, beizik ez xinistekoak. Naski, gizon gehienak hua altxatzeko beldur zanen litaizke, ximinoa ganberan barnian deno. Önerilerinden birçoğu eğlenceli ve zalimce olsa da yasa dışı olmayan ancak uzak ihtimal olan eylemler içeriyordu (Birçok insan odada maymun varken onu kaldırmaktan çok korkardı.) test navlap prem1488 Stevenson-en artikuluan kusten da eztuela nehola re konpreitu gue kanpainak ze rran nahi din. Stevenson'un makalesinde, kampanyanın neyle ilgili olduğu konusunda temel bir anlayış eksikliği var. test navlap prem1491 Egiazko arraotsak gaztiak eakarri ta zaharrak xangrinatzen tu. Gerçek gürültü gençlere hitap eder ve yaşlıları yıldırır. test navlap prem1495 Dowd-ek zutabeile gisan in din lana goraldi hartako autozigorrain adiide bikainetako at da; beeziki, Pulitzer saria erdiesteko balio zan zakoten Flytrap lanak. Dowd'ın köşe yazarı olarak çalışmalarının özü, özellikle de ona Pulitzer'i kazandıran Flytrap parçaları, kendi kendini cezalandırmanın şimdiye kadarki en parlak örneklerinden biridir. test navlap prem1503 Azaleko istoioan, kartsuki konpreitzeat maiten da AEBko parke nazionalak hondatzen ai diela: sobea jende iilki da, finantzazioa ttipieia da, landare- ta animalia-espezie exotikoak inbaitzen ai dira ta merkataitza hedatzen ai dira. Ateşli örtü öyküsü, Amerika'nın milli parklarının aşırı egzotik bitki ve hayvan türleri ve ticari kalkınma tarafından aşırı kalabalık, az fonlama, istila ile mahvolduğu konusunda uyarıyor. test navlap prem1508 Xinpleki konpreitzen da yiddisha... Sebepsiz bir şekilde Yidiş olduğu varsayılıyor... test navlap prem1511 Nolaz jokatzen ahal du norbeitek manera hortan? Birisi bunu nasıl yapabilir? test navlap prem1516 Bernstein-ek sartzian esplikatzen du. Bernstein girişte açıklıyor test navlap prem1522 Beroa burian, geo ta tremputs hartuo zira. Başınızı ısı ile döndürün. test navlap prem1528 Guzi horrez gain, idazketa elokuentia zomeit alditan gooangarria e bada, maleuski, ta prolema larriagotzen da hala. Bunların ötesinde, dokunaklı yazının yine de bazen unutulmaz olduğu, sorunu birleştirdiğine dair mutsuz bir gerçeğimiz var. test navlap prem1532 Zomeit aldiz zuhurrena e bada. Bazen en sinsisidir de. test navlap prem1537 [Justuak zaiteko rran ber da Room jaunak seidan iskriitu zila, bee pettoez ohartu ezin fite, Bummel ibai at balitzan aipatu zila ohartu zelaik. [Tüm hakkaniyete göre, Bay Room'un, Bummel'e bir nehir olarak atıfta bulunduğunu fark ettiği anda yazdığı söylenmelidir. test navlap prem1540 Tennesseeko berriemaile atek egualdi zakurra baliatzen zin 'uriik gaeko egualdi beroa' adieazteko. Posile da eun zakurrak rran-moldetik sortua zaitia, aorrileko egualdi rran nahi du. “Bir Tennessee muhbiri, ılık, yağmursuz hava için köpek havasını kullandı ve bu da kuru Ağustos hava koşullarına işaret eden köpek günlerinden kaynaklanıyor olabilir. test navlap prem1544 Break (hautsi) ta steak (xerra) rraiten da, bena bleak (ilun) ta streak (orbana) bertzelakoak dira. Mola, biftek ama kasvetli ve çizgi de. test navlap prem1548 Behazaliak hunkitu nahi tuzten hizlaiek baakite gai gakoak ta eitatiak telegrafatu ber tuztela, geo iraarri, errepikatu, dramatizatu, esplikatu ta apaintzeko. İzleyicilerini etkilemek isteyen konuşmacılar, anahtar noktaları ve gerçekleri ima etmek zorunda olduklarını bilirler, sonra onları duyurur, sonra tekrar eder, dramatize eder, açıklar ve süslerler. test navlap prem1550 Cambridge University Press argitaletxiak uste u egokia dela Boswell-en Life of Johnson lanain 200. (berrehungarren) urtemuga ospatzia, ta, hala, biografoai ta harren gaiai buruzko hamalau saiakera bildu dira bilduma atian. Cambridge University Press, biyografi yazarı ve konusuyla ilgili on dört makaleden oluşan bir koleksiyonla, Johnson'ı Johnson'ın Hayatının 200. yıldönümünü onurlandırmak için uygun gördü. test navlap prem1557 Gramatika ta glamour ele bera dira histoikoki. Dilbilgisi ve cazibe, tarihsel olarak aynı sözcüktür. test navlap prem1560 Ezta hizkuntzain konplexutasun hautemangaitzak manera harriarriaoan azpimarratzen duenik, pilotuen, tripulazioko kiden ta aireko zirkulazioain kontrolatzailen arteko komunikazio-prolemek baino. Hiçbir şey, dilin ince karmaşıklıklarını pilotlar, mürettebat üyeleri ve hava trafik kontrolörleri arasında meydana gelen yanlış iletişimden daha çarpıcı bir şekilde vurgulamaktadır. test navlap prem1564 Kontinentzia, azken batian, bertute at da, do hoi rraite ute halakoik inposatua eztutenek. Neticede ılımlılık bir erdemdir veya kendilerine öyle davranılmamış olanlar öyle söyler. test navlap prem1567 Lil Armstrong aitu zen piano-jotzaile saioan, ta arrapostua tanpez asmatu zin: Muskrat Ramble deitzen da; ezta hala, Red? Seansın piyanisti Lil Armstrong, cevabı doğaçlama yaptı, “Muskrat Ramble”; Bu doğru değil mi, Red? test navlap prem1570 Azken ehun urtetan, zomeit fenomeno linguistiko sortu dira; konpaazione hau: prolemak konpontzeko urrats garrantzitsu at prolemei izena zartzia da. Geçtiğimiz yüzyılda veya o civarda ortaya çıkan dilbilimsel olaylardan biri sorunları çözmede önemli bir adımın onları adlandırmaktan geçtiği nosyonunun kabul edilmesidir. test navlap prem1576 Gieeleat ite uzu, ta esaldi hoi baliatzen, usaiaz kanpoko eleantzia uten lekuetan zirelaik; konpaazione, aperitio at hurrupatzen ai zielaik ostatu apain batian, zmokina uten xerbitxai saldo at inguruan dantzan tutzula. Kendinizi, bir grup smokinli garsonun etrafınızda pervane olduğu seçkin bir restoranda aperitif yudumlamak gibi alışılmadık seçkinlikte ortamlarda bulduğunuzda, bu ifadeye başvurur ve bu ifadeyi kullanırsınız. test navlap prem1578 [XVIII,4] Huevos dira argotian; hots, koskoilak, ez arroltziak. [XVIII,4] gerçek anlamda 'yumurta' değil argo tabiriyle 'testis' manasına gelen huevos şeklinde kullanılmıştır. test navlap prem1583 Batzutan, sinetsi ber da ingles hiztun guziak psikiatriko atian sartu berko litaizkela. Bazen tüm ingilizce konuşmacıların ilticaya bağlı olduğuna inanmanız gerekir. test navlap prem1587 Hastapen hastapenetik, jendiak izenak ukan ber zitin, nork bee buria ientifikatzeko. Başlangıçta insanlar kendilerini tanımlamak için isimlere sahip olmalıydı. test navlap prem1591 Hunen bidez, arrapostua man nahi dakot Richard Lederer-en galdiai, hameka eleko esaldi bikainen konkurtso panpox ta koherentia dela ta [gramatikain xarma, XVI, 4). Richard Lederer'in en zarif ve tutarlı bir onbir kelime supersentence yarışmasında [Grammar, Glamour of Glammar, XVI, 4] teslim çağrısına cevap olarak, teklif ediyorum test navlap prem1595 Deus ezta heldu hutsetik, Lucretius-ek dila bi mila urte argudiatu zuenez, ta tautolooek xuxen zela frogatu ute. Hiçlikten hiçlik gelir, dedi Lucretius iki bin yıl önce, ve totolojistler de onu haklı çıkardı. test navlap prem1601 Naski, tipografia-petto guziak eztira tipografoain (do tipistain) asmo segretu inkontziente aten bizkar man behar. Tabii ki her yazım hatası dizgicinin (ya da daktilografın) gizli bir bilinçdışı güdüsüne atfedilmemelidir. test navlap prem1607 Marka erreistratuen legia, AEBko Araudiain bi libru baino gehio betetze itina Ticari markalar kanunu, Ek Açıklamalı ABD'nin iki katı hacim kaplıyor test navlap prem1611 Deborah Cameonek ta Deborah Hillsek (telefona bidezko irratsaioei buruzko libru aten eiliak) Londresko LBC irratiain ekoizpena aztertu ute. Irrati hoi biziki inteesgarria iduitzen zaut. Deborah Cameron ve Deborah Hills ('Radyo konuşması': radyo programlarına bağlanarak katılmasında dinleyiciler ve spikerler arasındaki ilişkileri tartışması) Londra'daki konuşma ve tartışma istasyonu olan ve ilgiyle dinlediğim LBC Radyo'nun verimini incelemiş. test navlap prem1615 1774 (mila zazpi ehun ta hiutan hooita hamalau)ko urriain 6an, New Yorkeko Gazette eunkariko iraarki atian, Italiako metodoain bidez kontailitatia eremaiteko gazte at geldeiten zen; bertze atian, bertze atek lanpostua galdeiten zin. Rivington'un New York Gazetesi'nde 6 Ekim 1774'te yer alan bir reklam, genç bir adamın kitapları İtalyan usulü saklamasını ve birinden yer isteyen diğerini istedi. test navlap prem1619 Errepikatziain ondoioz iruimena galdu din adieazpen gisan definitzen ahal da klixea. Bir kere bir klişe, tekrarlandıkça yaratıcılığını kaybeden yaratıcı bir ifade olarak tanımlanabilir. test navlap prem1623 BDa aipatzen din errefeentzia akarrak (The Penguin Book of Comics) eztu kartzen xehetasun haundiik. Diziden bahseden ship olduğum tek referans (Penguen Çizgi Roman Kitabı) detaylarda hala taslak halinde. test navlap prem1628 Bena, ttipitan Mekzikoko mugako arrantxo atian bizi zatu banintzan e, orroit tu gue iparraldetik heldu zien mendealdeko kantuetako arrantxo-eleek liluratzen nindutela; konpaazione, «cayuse». Fakat Meksika sınırında bir çiftlikte yaşayan bir çocuk olarak, kuzeydeki batılı şarkılara atıfta bulunan terimlerle mistikleştirilmeyi hatırlıyorum, örneğin, cayuse. test navlap prem1630 «e»-k /e/ fonema iduikatzen du, ta, ele hortan, «ebb» eleko «e»-ain manera berian ahozkatzen da, yiddishain aldaera guzietan. 'E, bu kelimede Yidişçe'nin her çeşidinde ebb gibi telaffuz edilen ses / e / anlamına gelir. test navlap prem1636 Espeantoak eiazko hizkuntza bihurtu nahi bau, hizkuntza atek bezala jokatu berko du, ta, denboa guttian, hizkuntza natualek pairatzen tuzten ahulezia berak pairatuko tu, hots, polisemia ta pleurisemia. Esperanto gerçek bir dil olmayı amaçlıyorsa öyle gibi davranmaya başlamalı ve çok uzun zaman geçmeden doğal dillerin yaşadığı zayıflıkların aynısını yaşamaya başlayacaktır--polisemi ve plörisemi. test navlap prem1640 Iduiz, politeismoain ta monoteismoain arteko zeit da, eboluzio-prozesuan galdu zen katebei at maiten duen kontzeptu baliaarri at. Çoktanrıcılık ile tektanrıcılık arasında bir yol istasyonu gibi görünüyor, evrimsel süreçte kayıp bir bağlantı sağlayan kullanışlı bir kavram. test navlap prem1644 Libruak ahozkeren zerrenda at ekartzen zuenez, han so in nin, bena dealdetan. Welsh'in kitabının TELAFFUZ altında bir listesi olduğu için, oraya boşuna hiç bakmadım. test navlap prem1649 Gorat ta beherat lasterka itia. . aşağı ve yukarı koşuyor. test navlap prem1653 Desberdintasun bat da ertze talde atzuek hoi ber dutela in, zenta, martxan zan ahal zaiteko, rranahi berriak gehitu ber dizkiete ele ta esaldiei, do ele ta propietate berriak asmatu ber tuzte. Bir diğer fark da diğer grupların bunu yapmaları gerekmesidir çünkü iş görmek için ya mevcut kelime ve ifadelere yeni anlamlar eklemek ya da yeni kelime ve ifadeler türetmek zorundadırlar. test navlap prem1656 Hala, gai goxo at atxeman ta geo, hondoko guttieneko urratsa hua kamiamentu ttipi atekilan erreprouzitzia da. Böylece, hoş bir motif keşfedildikten sonra, bir sonraki çaba, onu küçük bir çeşitlilikle yeniden üretmektir. test navlap prem1662 Harren aurrekaria estranguria zan zen (1398) (mila hiu ehun ta latan hooita hemezortzi), gernu motel ta mingarria, eun aski bitxia. Onun öncüsü şimdi oldukça eski olan yavaş ve ağrılı idrar, strangüri (1398) idi. test navlap prem1667 Inglisak ta inglesak ele, rran-molde, gramatika, ahozkera ta erritmo difeentak tuzte. Inglish, beş sözcük, ifadeler, gramer, telaffuz ve ritm bakımından İngilizce dilinden farklıdır. test standard prem2 Eta pentsatu nuen hori pribilegio bat zela, eta hala izaten jarraitzen du, ni neu nintzen bederatzi bi bi ixa zero bakarra, horixe zen nire AFSC Aireko Indarren Karrerako alorra. Ve bunun bir ayrıcalık olduğunu sanıyordum, ve hala, hala benim, AFFC Hava Kuvvetleri Kariyer alanım olan dokuz tane iki iki X-O'ydu. test standard prem4 Hainbeste gauzaz hitz egin zenezake, ezen hori ez baitut aipatuko. Bu konu hakkında söyleyebileceğin çok şey var pas geçiyorum. test standard prem8 Eta nik bost U2 destakamendu nituen. Ve U2'lerden beş tane deşifre koymuştum. test standard prem9 Ni nintzen miniaturazko altitude ganberetan probarako erregulagailuak erabiltzen zituen bakarra. Minyatür irtifa odalarındaki test için regülatörleri çalıştıran tek kişi bendim. test standard prem16 Eta, jakina, Androv Gromikovek ez zuen ezer erantzun, baina informazio guztia genuen, U2ak grabatutako filmetatik. Ve tabi ki, Androv Gromikov hiçbir şeye cevap vermedi, ama U2'nin aldığı filmlerden tüm bilgilere sahiptik. test standard prem26 Beraz, guztizkoak hartu eta horrela moldatu behar izan nuen. Bu yüzden toplamları almalı ve bunu böyle denemeli ve ifade etmeliydim. test standard prem29 Ez zuen inoiz ezer bere kabuz egin behar izan. Ve, hiçbir zaman kendi başına hiçbir şey yapmak zorunda değildi. test standard prem31 Eta kontua da arina zela! İşin aslı, hafif biriydi! test standard prem35 Beno, hurrengo egunean, jakina, Kennedy presidenteak blokeoa ezarri zuen Kuba, gure ontziek ontzi errusiar bat geldiarazi zuten zuten Kubatik kanpora zihoala, eta misilak aurkitu zituzten. Tabii ertesi gün, Başkan Kennedy Küba'yı abluka altına aldı ve gemilerimiz, Küba'nın hemen dışındaki bir Rus gemisini durdurdu ve üzerinde füzeler buldular. test standard prem38 Ez nuen astirik dena delako gauzak sartzeko. Her türlü şeyi girecek zamanım olmadı. test standard prem42 Aitona ez zen gizon atsegina. Ve o, büyükbabam iyi bir adam değildi. test standard prem55 Haren etxera joan nintzen, eta, gero, heltzean deitu behar nuen zenbakira deitu nuen. Bu yüzden evine gittim ve oraya vardığımda aramam gereken bu numarayı aradım. test standard prem56 Beno, gaur goizean iritsi naiz, eta, ahaztu egin zait nola, uste dut galdera bat egin dudala eta hura agertu dela. Bu sabah oraya geliyorum ve nasıl olduğunu unuttum, sanırım ya ben bir soru sordum ve o da oraya geldi ya da her neyse. test standard prem59 Pentsa, gaur ia lana uzteko puntura iritsi naiz. Öyleyse söyleyeyim, bugün bırakmak üzere olduğum noktaya geldim. test standard prem60 1880 inguruan, 1889an, uste dut, orduan jaio zela esango nuke. 1880'li bir tarihte doğdu, 188 gibi, sanırım 1889'du, galiba doğduğu zaman buydu. test standard prem75 Kubako krisiaren biktima bakarra izan zen, eta Kaiser argazkiak atera eta Washingtongo aireko indarren Andrews basera abiatu zen zuzenean. Küba Krizi'nin tek zayiatıydı ve Kaiser, resimleri aldı ve doğrudan Washington'daki Andrews Hava Kuvvetleri'ne uçtu. test standard prem77 Gero ulertu dut, eta, ados, baina zer egin horrekin? Sonra onu alıyorum ve bir harika oluyorum, onunla ne yapacağım? test standard prem81 Aitak basokada handi bat txokolate esne egin zuen niretzat. Yani, her neyse, Babam gidip bana bu güzel büyük bardakta çikolatalı sütü alıyor. test standard prem82 Garraio Departamentuak lursaila eta horrelakoak erosi behar zituen. Ulaştırma Bakanlığının mülk ve eşya satın alması gerekiyordu. test standard prem83 Jaio egingo zatekeen. Doğmuş olurdu. test standard prem87 Injekzio bat jartzen duen torloju txiki bat da, arnas presioko hodia pilotuari eta kontrako presioari lotzen dio. Pilota verilen basınçlı nefes tüpü ve karşı basınç hariç, enjeksiyonu çalıştıran küçük bir vidadır. test standard prem92 Ez, 1900ean jaio zen, 16 urte zituelako, eta 1926 ingurua izango zen, 1930a baino lehen. Hayır, o 1900 yılında doğdu çünkü 16 yaşındaydı ve bunun 1926 civarı olması gerek, 19, yani, önce 1930'dan önce. test standard prem95 Beno, haren aita izateko bezain zaharra zen ia. Şey, neredeyse babası olacak kadar yaşlıydı. test standard prem103 Eta oso azkar ari da hitz egiten; mugikorretik ari da. Ve tüm hızlı konuşmayı sever; O bir cep telefonunda. test standard prem111 Zahartu ahala, ordea, ez zuen inoiz onartu oker zegoela, baina aldatu egin zuen portaera. Ama yaşlandıkça, yanıldığını asla kabul etmedi, ama davranışını değiştirdi. test standard prem112 Tipo handia da osaba. Amcam, o harika bir adamdır. test standard prem115 Minutu bat jipoitzen ari da mahaigainean, hurrengoa ondo dago, nire mahaigainean edukitzea, dah, dah, dah, dah, dah, dah. Bir an masasına vuruyor, bir an sonra gayet iyi, masamda, dah, dah, dah, dah, dah. test standard prem118 Berak tuberkulosia zuen eta nik ere ez nekien. Ve tüberkülozu vardı ve ben de bunu hiç bilmiyordum. test standard prem121 Kuota batetik kanpo bazegoen, doikuntza batzuk egin behar zizkion erregulatzaileari berari. Eğer bir iota iseydi, regülatörün kendisine biraz ayar vermen gerekiyordu. test standard prem126 Bikaina izan zen, eta janzkiak haize pixka bat jo zuen... Gerçekten çok havalıydı ve elbisesi biraz rüzgarda uçtu. test standard prem131 Orduan, etxe berri batera joango gara. Sonra yeni bir eve taşındık. test standard prem137 Beraz, Las Vegasera, NVra, joan ginen, eta, Washingtonen egin nuen bezala, Las Vegaseko erdigunera joan nintzen. Ve böylece, Las Vegas, NV'ye taşındık ve aynen Washington'da yaptığım gibi şehir merkezindeki belirli bir adrese bildirimde bulundum. test standard prem144 Eta um, desberdina da, bezero bakoitzaren azpian bezala, fitxategi guztiak dira. Ve hımm farklı, her bir müvekkilde olduğu gibi, tüm dosyaları. test standard prem148 LAAk bere jabetza hartu zuenean, Concordeko eremu txikiago batera joan ginen. Han ezin da animaliarik izan, eremutan banatuta baitago, eta horixe da animalien historiaren amaiera. Ulaştırma Bakanlığı onun mülkünü elinden aldığında Concord'da imarlı olduğu için hayvan beslemenize izin verilmeyen daha küçük, daha küçük bir bölgeye taşındık ve o hayvan hikayesinin sonudur. test standard prem150 Esan zidan zer behar zuen zehazki, eta zer behar zuen gaur. Bana tam olarak neye ihtiyacı olduğunu söyledi ve onu en geç bugüne kadar alması gerekliydi. test standard prem168 Eta gauza asko gertatzen dira amak drogak hartzen ari direlako. ve bu, annelerin uyuşturucuya sahip olmasından kaynaklanıyor. test standard prem172 Oso dibertigarria dirudi, txundigarria da niretzat zenbat gauza onartuko lituzketen Çok eğlenceli gibi görünüyor evet ne kadar çok şeye izin verdikleri benim için çok şaşırtıcıdır. test standard prem177 Ez, oraindik biran daude, hirurogeiko hamarkadaren amaieratik hona ibili dira biran. hayır hala turdalar hala altmışların sonlarından beri turluyorlar test standard prem180 Eguneko zaintza astean bi egunez, adinekoentzako eguneko zaintza deitzen diote, baina hirugarren adinekoentzako zentrora joaten da. günlük bakım haftada iki kez buna kıdemli vatandaş günü bakımı diyorlar ama o kıdemli vatandaş merkezine gidiyor test standard prem184 Ez, hain zuzen, ez dakit ezer horretaz, ez dut uste hayır aslında ben bile aşina değilim ben düşünmüyorum test standard prem188 Egia da, ez da oso trinkoa. hı hı evet doğru ama pek tutarlı değil test standard prem192 Ziurrenik ez ziren munduko pertsonarik argienak, baina oso atseginak ziren eta ikasteko prest zeuden pertsonekiko interesa zuten. Muhtemelen dünyanın en parlak insanları değillerdi ama çok cana yakınlardı ve öğrenmeye istekli olan insanlarla ilgileniyorlardı. test standard prem195 Eta horrek ekarriko luke jendeak bere zaborra gehiago trinkotzea, eta bolumena mugatzea, seguru asko, benetako arazotik hurbilago dago pisua mugatzea baino. ve aynı zamanda insanların çöplerini daha fazla sıkıştırmasına neden olur ve bu da hacmi sınırlandırır ve muhtemelen ağırlığını sınırlamaktan ziyade gerçek probleme biraz daha yakındır. test standard prem202 Alaba txiki bat dut orain, eta zaila da hara eramatea, baina egingo dut Şu an genç bir kızım var ve onu başarıya ulaştırmak vesaire bir nebze zor ama yapacağım test standard prem206 beraz, hau ez da txakur batekin duzun lehen esperientzia. O zaman bu senin köpekle ilk deneyimin değil. test standard prem212 erlojua neukan eta oinetakoen gainean erori zen dena, eta zuhaixkak zuri gelditu ziren yani oradaydı, saatim yanımdaydı ve ayakkabılarımın üzerindeydi ve işte oradaki çalılar tamamen beyaza büründü test standard prem217 Bermuda soropila bat daukat hemen, ur asko behar duena, eta oso motz mantendu behar da golf zelaiko greenaren itxura izatea nahi baduzu. kızgınım Bermuda çimeni burada ve yani çok su istiyor ve golf kursu yeşili gibi görünmesini istiyorsanız çok kısa tutmanız gerekiyor test standard prem220 Artikulu bat erosten duzun bakoitzean, bereziki artikulu handi bat, ordaintzen ari zarenari zergen % 10 inguru gehitu behar duzu beti. Bir ürünü özellikle de büyük bir satın alma kalemi satın aldığınızda, ödeme yaptığınız bir şeydir ve her zaman yaklaşık yüzde on oranında vergi eklemeniz gerekir. test standard prem225 bai, ez dirudi posible, ezta? evet olası görünmüyor değil mi test standard prem229 nik haur bat dut, hemezortzi hilabeteko neskato bat bir çocuğum var, onsekiz aylık küçük bir kız test standard prem233 museoetara joan al zinen Europan Avrupa'daki müzelere gittin mi test standard prem236 eta artean beldurra ematen zidan ve bu beni hala korkutuyor test standard prem242 ondo da, beraz, utzidazu argitzen, pistoletarako bost eguneko itxaronaldia bidezkoa izango litzateke zuretzat. Tamam, o yüzden emin olalım, o yüzden belki de beş günlük bir bekleme periyodu ya da bu şeyler meşru olabilir test standard prem247 kreditu kooperatibetako zuzendari nagusi guztiak eta horrelako jendea; beraz, kreditu kooperatibekin gertatzen ari zenaz bazekien. Tüm kredi birliği CEO'ları ve bunun gibi insanlar, kredi sendikaları ile neler olup bittiğine bağlı kalıyorlardı. test standard prem251 bai, horixe egin dut gaur, Darkman erosi dut, ikusi duzu ez dudala ikusi oraindik, gaur gauean ikusiko dut ziurrenik. evet benim bugün söylediğim şey de bu anladım ya Karanlık Adam sen onu izledin mi ben izlemedim tahminime göre bu gece izleyeceğim test standard prem256 Haiek eta neuk gustuko ditugu haien abesti batzuk, baina ados nago, oro har ez nuke rapa aukeratuko. kendileri ve şarkılarının bir kısmını beğendim ama genel bir kural olarak kabul ettiğim gibi rap'i seçmeyeceğim test standard prem264 Bai, leku batzuk onak dira UPS bidez edo beste modu batera bidaltzeko, baina ya evet aslında bazı bazı yerler onları UPS ile veya başka yollarla gönderme konusunda iyi ama test standard prem272 beno, neska lagunak alaba nerabe bat du, eta, eskola hasi baino lehen urtero arropa erostera eraman dezadan agintzen dit, gehiegi borrokatzen direlako. şey kızı olan bir kız arkadaşım var ve o bir ergen, her yıl okul başlamadan önce çok fazla kavga ettikleri için ona kıyafet almamı istiyor test standard prem277 oso ona izan zen, banekien tristea izango zela, eta banekien norbait hil egingo zela ve gerçekten çok iyiydi, bunun üzücü olacağını biliyordum ve birisinin öleceğini biliyordum. test standard prem284 Ez nuen inoiz bat antolatu, baina Oroimenaren Egunean bat izango dugu, ziurrenik, azken bi urteetan izan baitute ah hayır hiçbir tanesini organize etmedi fakat bir tane var Anma Gününde bir tane yapacağız sanırım son iki yılda bir tane yaptılar test standard prem294 Bai, bai, hori leku ederra da benetan bisitatzeko oh evet evet bu gerçekten ziyaret etmek için harika bir yer test standard prem297 badirudi txeketegia txeke zuri bat dela, eta funts mugagabeak dituela. Ez du mugarik gabe gastatzen, baina jarrera hori du gutxi gorabehera Çek defteri sadece boş bir kontrol olduğunu ve dışarı çıkıp sınırsız harcadığını değil, sınırsız bir fon olduğunu hissettiriyordu ama neredeyse bu tutumdu test standard prem300 ziur asko, eta kide izan zaren bitartean egin dute Muhtemelen ve bu kadar uzun süredir üye olduğunuz için bunu yapıyorlar ben de düşünüyorum test standard prem305 aukera bat dutenengan gastatu bir şansı olanlara harca test standard prem313 Ez dugu eski alpinorik, iraupen eskikoak ditugu yokuş aşağı değil, kros kayağımız var. test standard prem320 nirea ere bada, baina jende askorentzat egoera oso-oso serioa dela uste dut benimkiler de öyle ama onun çok insan için gerçekten gerçekten gerçekten ciddi bir durum olduğunu düşünüyorum. test standard prem325 Benetan arriskutsua dela uste dut, istripu horiekin guztiekin Gerçekten gerçekten çok tehlikeli ama tüm kazalarla düşünürdüm test standard prem329 ondo da, hala ere ordaintzen ari naizela iruditzen zait; izan ere, joaten naizenean edo nire aseguru etxean, ordaintzen dudanean kontuak altuegiak dirudite. pekala anladığım kadarıyla ben yine de ödeyeceğim çünkü ben ya da sigorta poliçemi düzenleyen de gitse her neyse ben ödediğimde faturalar aşırı derecede yüksek gözüküyor test standard prem333 azken aldian, ordea, kanpatzearekin dudan esperientzia nire senarraren auto lasterketak dira evet son zamanlarda kamp ile ilgili tecrübem kocamın arabalarla yarıştığıdır test standard prem340 Jauzi horrekin, kristal erregular batek ezin du informazio asko kodetu. O sıçrama ile normal bir kristal bu kadar çok bilgiyi kodlayamaz. test standard prem343 [Nazio hau] askatasunean sortu zen, eta gizon guztiak berdinak sortzeko proposamenari eskainia. [Bu ulus] özgürlük içinde düşünülmüş ve tüm insanların eşit yaratıldığı önermesine adanmıştı. test standard prem354 Zenbait auzok otoitz egileak, komunitatea gidatzen zuten buruzagi espiritualak hileta elizkizunetako, santuen festetako eta apaizak ezin zuen guztietako otoitzetarako. Bazı mahallelerde cenaze törenleri, azizler günü kutlamaları ve rahip bulunmadığı zamanlarda cemaate dua eden ruhani liderler, rezadores veya rezadoraslar vardı. test standard prem360 Alemaniako gerraosteko ordena konstituzionalaren bertute gorena izan zen, hain zuzen ere, erregimen naziaren biktimarik handiena. Almanya'nın savaş sonrası anayasal düzeninin en büyük meziyeti o sırada kesinlikle Nazi rejiminin en büyük felaketiydi. test standard prem364 Jakina, nahiko erradikala da legean ziurgabetasun kuantikoa dagoela pentsatzea, baina ez dirudi ezinezkoa denik, noski. Kuşkusuz ki, yasada kuantum belirsizliği olduğunu varsaymak oldukça radikaldir, fakat açıkça imkansız görünmemektedir. test standard prem369 Vaquero kulturaren eta Mexikoko sonorarren eraginaren arrastoa dela eta, ezagutu ez ohi den chicano kulturaren zati bat erakusten dute. Vaquero kültüründen ve Meksikalı Sonoralıların Kaliforniya, Rojas'a etkisinden hatırlananlar Chicano kültürünün yaygın olarak bilinmeyen bir yönünü gösterir. test standard prem371 Orekatik desbideratze soil bat da, eta gailu soil bat, mika maluta, astindu egingo da, lan mekanikoa erauzteko. Bu basit bir denge dengesidir ve basit bir cihaz olan mika tanesi deprem haline getirilerek mekanik işler çıkarılır. test standard prem375 Interesgarria da ezaugarri bera ager daitekeela ekonomia osoan. Aynı özelliklerin ekonomide bir bütün olarak ortaya çıkması ilginçtir. test standard prem384 Hala ere, Hooden RCA eraikina Gropiusen Pan Am eraikinarekin (gaur egun MetLife) alderatzen badut, ez dago zalantzarik diseinatzaile sortzaileena nor izan zen. Ancak, Hood'un RCA binasını Gropius'un Pan Am (bugünkü MetLife) Binası ile karşılaştırsam, kimin daha yaratıcı bir tasarımcı olduğu şüphe götürmez. test standard prem388 The Quad esaten dioten ikasle egoitza baten ondoan dago, egoitza jakobtar gune bitxia da, hainbat patioren inguruan planifikatua. Quad olarak bilinen öğrenci yurdunun yanında bir dizi avlunun etrafında planlanan pitoresk Jakoben Canlanma kompleksi bulunur. test standard prem393 Herritarren pribilegioak eta immunitateak ordena berriaren balio nagusitzat hartzeak, Blackek egiten duen bezala, legearen araberako berdintasun arazoak sortzen ditu. Vatandaşların ayrıcalıklarını ve dokunulmazlıklarını yeni düzenin en önemli değeri olarak kabul etmek, Siyah'ın yaptığı gibi, kendi eşitliği sorunlarını yasalar çerçevesinde yaratır. test standard prem408 XVIII. mendearen amaiera, hain zuzen, garai guztiz sinplista izan zen. On sekizinci yüzyılın sonları gerçekten fevkalade basitleştirilmiş bir dönemdi. test standard prem412 Zirkuituko epaileei dagokien eran eserita, Taney Auzitegi Goreneko presidenteak interpretatu zuen konstituzio-xedapenak Kongresuaren baimena behar zuela epailearen agindua bertan behera uzteko. Devrim yargıcı olarak tek başına oturan Baş Adalet Taney, anayasanın hükmünü askıya almak için kongre iznine sahip olması gerektiğini yorumladı. test standard prem415 Eta, jakina, XVIII. mendean askatasuna ulertzeko giltzarri nagusiak Konstituzioa eta Eskubideen Gutuna dira. Ve elbette, on sekizinci yüzyıl özgürlük anlayışına ait büyük anıtlar Anayasa ve Haklar Bildirgesi'dir. test standard prem424 Izan ere, aurrerago ikusiko dugunez, biosferek beren dimentsioen batez besteko hazkunde jarraitua maximiza dezakete. EVect'te, daha sonra göreceğimiz gibi, biyosferler kendi boyutsallıklarının ortalama sürekli büyümesini en üst düzeye çıkarabilir. test standard prem428 Intuizioz, ez dirudi Big Bangaz geroztik entitate bizigabe konplexuen planetarik sortu zenik espontaneoki. Sezgisel olarak, bu kadar büyük olmayan karmaşık varlıkların bir gezegeninin büyük patlamadan kendiliğinden ortaya çıkması olası görünmemektedir. test standard prem432 Azkenik, klaustro bat, galeria bat eta dorre bat gehitu zituen. Sonunda bir manastır, bir galeri ve bir kule ekledi. test standard prem436 Horregatik da harrigarria janzkera eta dekorazioa harmonian ez egotea. Bu yüzden elbise ve dekor uyumlu olmasa şaşırtıcı. test standard prem438 Adobezko etxe eta eraikinek, bi eta lau oin bitarteko lodierako paretei esker, kanpoko zarataren kontrako segurtasun- eta babes-sentsazioa ematen dute. Kerpiç evler ve binalar, iki ile dört foot kalınlığında duvarlarıyla bir güvenlik hissi ve dışarıdaki gürültüden korunma sağlar. test standard prem443 Tetraedroaren azalerak eta bolumenak aldatzen dituzten ertzetako biraketen balioen aldaketak geometriaren deformatzailetzat har daitezke, eta hainbat modutan deforma dezakete. Tetrahedranın alanlarını ve hacimlerini değiştiren kenarlardaki dönüşlerin değerlerindeki değişiklikler, geometriyi deforme etmek olarak düşünülebilir, böylece farklı şekillerde bükülür. test standard prem448 Eta adoretu ordez kritika egiten duten eta jokalariei porrota ahazten uzten ez dieten guraso eta entrenatzaileek antsietate handia eragiten diete gazte batzuei. 96 Ve anne babalar ve teşvik etmek yerine eleştiren koçlar oyuncuların bazı gençlerdeki ani yoğun savunma endişesini unutmalarına izin vermiyor. test standard prem451 Gaitasun baxuko beste talde batzuekin gertatzen den bezala, irakasleek, askotan, aurreikuspen apalagoak izaten dituzte trantsizio-ikasleekin, eta beste haur batzuekin baino ahalegin txikiagoa egiten dute haiei irakasteko. Diğer düşük yetenekli gruplarda olduğu gibi, öğretmenler genellikle geçiş sınıfı öğrencileri için daha düşük beklentilere sahiptir ve onları diğer çocuklara göre daha az uyarıcı bir şekilde öğretir. test standard prem455 Jainkoa naturaren jainko gisa baino ez da aipatzen, eta, hori dela eta, herri bakoitzak eskubidea du nazioen komunitatean toki bereizi eta ekitatiboa izateko. Tanrı, sadece, sonucunda insanların uluslar topluluğunda ayrı ve eşit bir yere hak kazandığı doğanın Tanrısı olarak belirtiliyor. test standard prem459 Beraz, ordenagailurako programa sorta amaiezina da, baina zenbakarria, mugatua. Dolayısıyla, sayılabilir veya sayılabilen, sonsuz sayıda bilgisayar programı var. test standard prem463 Hain zuzen, galaxietako laino molekular hotz erraldoiak, tenperatura-gradu absolututan, espezie molekularren nahasketa oso konplexuak dira, haietariko asko karbonosoak, baita izarren sorlekua ere. Gerçekten de, galaksilerdeki dev soğuk moleküler bulutlar, sıcaklık dereceleri yaklaşık olarak, çok sayıda karbonlu ve aynı zamanda yıldızların doğum yeri olan moleküler türlerin oldukça karmaşık karışımlarıdır. test standard prem468 Begi txarraren sintomak gorakoa, beherakoa, pisua galtzea eta batzuetan heriotza ere izaten dira. Kötü gözün semptomları kusma,ishal,kilo kaybı ve hatta bazen ölümdür. test standard prem476 Hori zen garai hartako aldartea. Bu uzun zamanın öfkesi. test standard prem480 Biak alda daitezke antikodoi-kodoi parekatze-mekanismoa aldatu gabe. Anticodon-codon eşleşme mekanizması değiştirilmeden bunların her ikisi de değiştirilebilir. test standard prem485 Gozo-eltzea zuhaitz batetik zintzilik dago, soka luze batekin. Heldu batek gora eta behera mugitzen du soka; beraz, ez da berehalakoan apurtuko. Pinyata hızlı bir şekilde kırılmaması için yukarı aşağı hareket ettiren bir yetişkinin yönetiminde uzun bir iple bir ağaçtan asılır. test standard prem489 1863an, nazioak batasun perfektuagoa sortu nahi zuen oraindik ere, baina, horrez gain, bazuen iragan bat indigenen psike berria inspiratzen eta aldi berean nahasten zuena. 1863 yılında ulus daha mükemmel bir Birlik yaratmayı halen arzuluyordu ancak ek olarak yeni yerli toplumsal ruha hem ilham olan hem de sorun yaratan bir geçmişi vardı. test standard prem493 Pachucoen hizkera, ingelesaren eta gaztelaniaren nahasketa bat, «cale» ere deitua, hainbat hizkuntza-iturritan oinarrituriko bat-egite liluragarri bat izan zen. İngilizce ve İspanyolcanın bir birleşimi olan cale olarak da bilinen Pachuco konuşması pek çok dilbilimsel kaynaktan alınan büyüleyici bir füzyondur. test standard prem500 Eta, era berean, ezbairik gabe, ekonosfera konplexuagoa bihurtu da hominidoaren eboluazioaren azken milioi urteetan. Ve aynı derecede tartışmasız olarak, son birkaç yüz milyon yıllık insansı evrim üzerinde, ekonomosfer daha karmaşık hale gelmiştir. test standard prem509 Aurretik jakin behar nuen ez zela komeni gauez Jamaikatik hain gertu egotea. Geceye doğru Jamaika’ya bu kadar yakın olacağımı bilmeliydim. test standard prem513 Royal Mary-n etorri nintzen... Royal Mary'den çıkıyordum.... test standard prem517 Zergatik utzi zenien Wolverstoneri eta besteei joaten?, egin zuen oihu, samintasun pixka batekin. Acıklı bir dokunuşla haykırdı; Wolverstone'un ve diğerlerinin gitmesine neden izin verdin? test standard prem521 Erregearen mandatua ez dut hain erraz onartzen. Kralın komisyonuna hafifçe onaylamıyorum. test standard prem526 Bekokia zimurtu zuen. Kaşlarını buruşturarak çattı. test standard prem530 Zalantzarik gabe, urkamendira eramango duzu, esan zuen, mespretxuz. Onu darağacına fırlatacaksın, şüphesiz, aşağılayıcı bir şekilde dedi. test standard prem532 Zintzoak izanda, nola atxilotuko nituen? Tratua hori zen. Onları nasıl dürüstçe gözaltına alabilirim? Pazarlık yapıldı. test standard prem537 Jamaikako flotako ontziak dira, erantzun zion jaunak. Onlar Jamaika filosunun gemileriydi, onun üstünlüğü ona cevap verdi. test standard prem541 Oso zuria zen, eta bere esku tolestuen gainean ezarri zituen begiak. O çok beyaz bir kadındı ve gözlerini katlanmış ellerine dikmişti. test standard prem546 Arabellaren ondoan, portuan, hiri ikusgarri hartan baziren aurrealde lauko eraikin zuri batzuk ur-ertzera jaisten zirenak. Suyun tam kenarında olan o muhteşem şehrin liman boyunca Arabella'ya dik açıda olan düz ön cepheli beyaz binalar. test standard prem557 Ohartzen naiz zer egin zenuten, eta ohartzen naiz, neurri batean behintzat, kontuan hartu behar ninduzuela. Yaptığınız şeyi tam olarak anlıyorum ve kısmen de olsa farkındayım, kendim için düşünerek uyarılmış olabilirsiniz. test standard prem561 Zurbil eta zurrun ikusi zuen, ezpainak irekita eta begiak arranpalo eta beraren gainean tinko, haren patuaren erabakiaren lekukotza urduri bat. Üzerine sabitlenmiş gözleri ve ayrılmış dudakları ile solgun ve gergin olduğunu gözlemledi, bu onun kaderini belirleme konusunda kaygılı bir tanık. test standard prem567 Horrek, agian, Bishop koronelaren berotasuna hoztuko du. Bu Albay Bishop'u sakinleştirecektir, belki. test standard prem571 Nik... Nik ez nuen amestu... Ben ... hayal etmedim .... test standard prem576 Baina ez zuen pistolariaren asmoa geldiarazi. Ancak o, topçunun niyetinde hiç duraksama yaratmadı. test standard prem580 Blood kapitaina aurkeztuko dizuet. Bishopek ahal izan zuen aurpegirik onena ipini zuen. Kaptan Blood'u sunmama izin ver. Zorunlu olarak Bishop komuta edebileceği en iyi şekilde kendini göstermiştir. test standard prem585 Azkenean, atsekabea da berarentzat. Bu ona sonunda sıkıntı verir. test standard prem597 Presioa egin didate, esan zion. Baskı altındayım, onu bilgilendirdi. test standard prem603 Bishopen eskuetan utziko duzu zeure burua, ohartarazi zuen Pittek. Kendini Bishop'un ellerine teslim edeceksin, diyerek, Pitt onu uyardı. test standard prem608 Eta berehala gogoratuko zituen hitzak, ahal izan balu. Ve anında, o sözleri olan kelimeleri hatırlardı. test standard prem612 Lord Julianengana joan zen, balantzaka. Lord Julian'a döndü. test standard prem622 Ez zekien Oglek izututako gizonek Wolverstonenaz besteko iritzi bat izango ote zuten. Ogle, paniğe sürüklediği adamların, Wolverstone'un bilmediği farklı bir bakışa sahip olup olmayacağını bilmiyordu. test standard prem626 Eta zoro kixoteskoa arriskurantz doa une honetan, gure izenean. Ve şu anda bizim adımıza Don Kişot gibi aptal tehlikeye giriyor. test standard prem631 Blood kapitainak begiradaz arakatu zituen begi bortizdun burkide ausart horien ilarak, eta gero Oglerengan pausatu zuen berriz ere. Kaptan Blood'ın bakışları, cesur ve acımasız bakışlı arkadaşlarını taradı, sonra Ogle'nin üzerinde durdu. test standard prem636 O, mesedez. Benetako kezka zegoen haren ahotsean. Ya, lütfen. Sesinde gerçek bir alarm vardı. test standard prem640 Ez da hori. Baina elkar gaizki ulertzeari lotuta zeuden ezinbestean. O değil. Fakat birbirlerini yanlış anlamaları kaçınılmazdı. test standard prem644 Bristada batean, Captain Bloodek haien buruan zer zegoen ikusi zuen. Bir ışıltıda Kaptan Blood akıllarında neler olduğunu gördü. test standard prem648 Babes zuhurra, onetsi zuen. Kurnaz savunma, bunu onayladı. test standard prem655 Errege zerbitzatu baino nahiago Infernuan erre, esan zuen amorru handiz. Cehennemde çürüyeceğim veya Krala hizmet edeceğim, diye bağırdı büyük bir öfkeyle. test standard prem659 Gero gogoratuko dute zure gogortasunak eraman ninduela. Mugitu egin zen, handik joateko, gero egiaztatu eta berriro egin zion aurre. Beni teşvik edenin senin zorluğun olduğunu daha sonra anımsayacaksın. Yola çıkmak üzere harekete geçti, daha sonra onu kontrol etti ve tekrar onun yüzüne baktı. test standard prem665 Eta zer gertatuko zait niri, Jeremy? Noski, orain afaltzeko bueltan izango naiz, bai. Blood jaitsi egin zen zain zegoen ontzira. Bana ne olmalıydı Jeremy? Tabii, şimdi, akşam yemeği için döneceğim, o yüzden döneceğim. Kan, bekleyen botun içine tırmandı. test standard prem670 Udan belugak ikus ditzakezu, udazkenean hartz polarrak, eta udaberriko edo udazkeneko ekinoziotik hurbil bazaude, aurora borealak edo iparraldeko argiak. Beluga balinalarını yazın, kutup ayılarını sonbaharda ve ilkbahar veya sonbahar ekinoksunda oralardaysanız aurora borealis'in kuzey ışıklarını görebilirsiniz. test standard prem677 Orduan, noski, Bigarren Mundu Gerrako parte-hartzea hasi zen Commonwealth Britainiarraren Aireko Trebakuntza Planarekin, zeinean Kanadako zeru seguruagoa erabili zituzten borrokarako pilotuak prestatzeko. O zamanlar için gayet doğal bir şekilde, II. Dünya Savaşına katılım, pilotları savaşa hazırlamak üzere Kanada'nın nispeten güvenli semalarını kullanan İngiliz Milletler Topluluğu'na ait bir Hava Eğitim Planı ile başladı. test standard prem681 Tolerante eta lagungarri izaten jarraitzen dute, jakin arren beren kostalde ederra ez dela beraiena bakarrik jada. Ve hoş kıyılarının artık sadece onların olmadıklarını bilmelerine rağmen hoşgörülü ve yardımsever kalıyorlar. test standard prem685 Ahal baduzu, ohitu zaitez bilbearekin aldez aurretik. Mümkünse, kendinizi önceden hikayenin konusuna alıştırın. test standard prem687 Napoleonek Kataluniako santutegi sakratuari eraso egin zion, Montserrateko monasterioari, eta suntsitu egin zuen. Napolyon, Katalonya'nın kutsal tapınağına, Montserrat'ta bulunan manastıra saldırıp onları yok etmiştir. test standard prem698 Anneren eta Amsterdamgo okupazioaren historiari buruzko bideoak ikusiko dituzue, garaiko argazki eta artefaktuekin batera. Anne'nin hikayesinin ve Amsterdam'ın işgali altındaki videolarını, fotoğraflarını ve eserleri ile birlikte göreceksiniz. test standard prem701 Europako eta Puerto Ricoko arte bilduma hau, Karibeko onena seguruenik, ederki egongo litzateke Europako edozein hiriburutan. Büyük ihtimalle Karayipler'in en iyisi olan Avrupa ve Porto Riko sanatlarından oluşan bu koleksiyon, herhangi bir Avrupa başkentinde çok fazla evde olacaktı. test standard prem706 Urmaelen artean, batean bizia dago; bisitariek txanponak botatzen dituzte, dortoka baten buruan bote egingo duen esperantzan, zorte ona lortzeko modu segurua baita. Göletler arasında, bir kaplumbağanın başına vurma umuduyla bir ziyaretçinin bozuk para fırlatması, iyi bir servet elde etmenin kesin bir yoludur. test standard prem708 Resortaren erdian, barrualdeko urmaeleko ur babestuetan, izurdeekin igeri egiteko programa bat dago. Tesisin merkezinde, iç lagünün korunaklı sularında, Yunuslarla birlikte yüzme programı bulunmaktadır. test standard prem713 Bisitatzea merezi duten beste batzuk dira Balzacen etxea (47 Rue Rayanouard) eta Delacroixen estudioa (6 Rue de Furstenberg). Balzac'ın evi (47 Rue Rayanouard) ve Delacroix'un stüdyosu (6 Rue de Furstenberg) dahil diğerleri ziyaret etmeye oldukça değer. test standard prem718 Hain zuzen, 1970eko hamarkadako autobusen polemikako protesta eta istiluen inflexio puntua izan zen. Aslında, bu, 1970'lerde yaşanan ulaşım karmaşası sırasında protesto ve isyanların parlama noktasıydı. test standard prem722 Sant Antoni badiaren ahoa mendean, Coniera edo Conejera uhartearen silueta distiratsua dago (untxi zuloa esan nahi du). Coniera adasının ya da Conejera'nın (tavşan yuvası ya da oyuğu anlamına gelir) kasvetli silüeti, Sant Antoni Körfezi'nin girişine hakimdir. test standard prem727 Eredua errepikatu egin zen mende bat geroago, mairuek 1151n almohadeen laguntza eskatu zutenean. Örüntü, Mağribiler yüzyıl sonra 1151'de Muvahhidler'in yardımını istediğinde kendini tekrarladı. test standard prem731 Errefortzuekin, espainiarrek hondartza buru bat ezartzea lortu zuten. İspanyollar, takviye kuvvetleriyle emniyetli bir yer oluşturmayı başardı. test standard prem736 Gauza iskanbilatsu eta kontserbadoreek, batek ikasten duenez, zalaparta handirik gabe irauten dute hemen. Çirkin ve muhafazakâr, biri öğrenir, çok fazla yaygara olmadan burada bir arada bulunur. test standard prem740 Haiek egin zuten lehen ahalegina eta gogorrena lurralde latz hartan bizimodu modernoa egiteko. Bu zorlu araziden modern bir yaşam sürmek için ilk ve en sert çabaları yapan onlardı. test standard prem745 Clunyk inguruko landa eremuan izan zuen eragina ikusteko, bisitatu Clunyren arkitektoek eraiki zituzten eliza erromanikoak dituzten herri batzuk, besteak beste, Saint-Vincent-des-Pres, Taize, Berze-la-Ville eta Malay. Cluny'nin çevredeki kırsal alandaki etkisini görmek için Romanesk kiliseleri Cluny'nin mimarları tarafından inşa edilen ve aralarında Saint-Vincent-des-Pres, Taize, Berze-la-Ville ve Malay da bulunan birkaç köyü ziyaret edin. test standard prem750 Baixada de Santa Eulalia Carrer dels Banys Nousera jaisten da, zeinak izena hartzen duen aspaldi desagertu ziren XII. mendean eraikitako ghettoaren bainuetxe berrietatik. Baixada de Santa Eulalia, 12. yüzyılda dikilen gettonun tarih olan yeni banyolarından adını alan carrer dels Banys Nous'a uzanır. test standard prem760 Hotelaren atzean, hiriko fundatzaile Samuel de Champlainen 1898ko estatua baten ostean, Dufferin Terracek St. Lawrencen eta, ibaian behera, Ile d'Orleansen bista paregabea eskaintzen du. Otelin arkasında, 1898 yılında inşa edilen Samuel de Champlain heykelinin ötesinde, şehrin kurucusu olan Dufferin Terrace, St. Lawrence ve muhteşem bir şekilde Ile d'Orleans'a doğru muhteşem bir manzara sunmaktadır. test standard prem765 Independentziaren ondoren parlamentua hemen ezartzeko planak zapuztu egin ziren Buradaki ev parlementosu planları bağımsızlıktan sonra hiçbir işe yaramadı. test standard prem772 Hiriko beste monumentu erromatar handia, antzoki zaharra, hiriaren hegoaldean dago. Şehrin diğer bir harika Roma anıtı olan antik tiyatro şehrin güney kısmındadır. test standard prem777 1992ko Joko Olinpikoek jarri zuten Bartzelonaren kirolzaletasun amorratuaren ospearen oinarria. 1992 Olimpiyatları Barselona'nın spor tutkunu bir şehir olarak itibarını pekiştirmiştir. test standard prem780 Egonaldi luzeagoetarako, informazio bulegoak Queticoko elkar bloketatzen duten ubideen sare zoragarriaren mapa zehatzak ematen ditu. Daha uzun konaklamalar için bilgi bürosu Quetico'nun fantastik su yolları ağıyla ilgili ayrıntılı haritaları sunar. test standard prem784 Uhartean lasaitasunak 1287. urtera arte iraun zuen, Alfontso iii.a Aragoikoak, bere nobleen eskuetan umiliazioak tarteko, inbasiorako aitzakia aurkitu baitzuen orduan. Adanın sükuneti 1287 yılına kadar sürdü; Aragen'in Alfonso III'ü, soyluların ellerinde birtakım aşağılamaların üzerinden geçerek, işgal için bir bahane buldu. test standard prem788 Asko gustatzen zaie sozializatzea, eta tabernetan, batez ere taberna marroi famatuetan, bildu ohi dira, normalean, mundua konpontzeko. Sosyalleşmeyi seviyorlar ve barlar,özellikle meşhur kahverengi barlar, genellikle dünyayı hak yoluna koymak için buluştukları yerlerdir. test standard prem792 Plazaren beste aldean Laleliko atzeko kaleak daude, arropa merkea bilatzeko lekua. Meydan boyunca, düşük fiyatlı giysi aranacak yer olan Laleli'nin arka sokakları bulunuyor. test standard prem796 Ikus hondartza onenen zerrenda 82. eta 85. orrialdeetan. Plajlardaki önemli noktaların bir listesi için sayfa 82 ve 85'i inceleyin. test standard prem803 Orain dela gutxi arte, izkinako 8. etxea izan da Generalitateko presidentearen egoitza ofiziala. Köşedeki 8 numaralı ev, yakın zamana kadar Generalitat başkanının resmi konutuydu. test standard prem806 Baina, azken modako razzmatazza gorabehera, museoak ez du ahaztu antzinako automobil ederren xarma, eta, batez ere, Kanadako lurrun-aro handiko tren-makina zaharrak. Ama tüm yeni çıkmış gürültülü gösteriler ile, müze, harikulade antika arabaların cazibesini unutmamıştı ve her şeyden önce, eski Kanada'yı gerçekten üreten buhar döneminden eski tren motorlarını canlandırıyordu. test standard prem814 1847an, Kasten Gerra izeneko altxamendu basati batean, maiek, kolono zuriak sarraskitu, eta penintsulako ia bi herenen kontrola hartu zuten. 1847'de, Kast Savaşı olarak bilinen vahşi bir isyan, Maya isyancılarını beyaz yerleşimcileri katletti ve yarımadanın yaklaşık üçte ikisini kontrol altına aldı. test standard prem818 Eraikinak bi eliza berdin-berdinak lotzen ditu: Franzesischer Dom (edo Katedral Frantsesa), iparraldean, higanot etorkinentzat eraikia, eta Deutscher Dom (Katedral Alemana), hegoaldean. Yapı, iki benzer kiliseyi, kuzeyde Franzoesischer Dom (ya da Fransız Katedrali) ile göçmenler için inşa edilmiş Huguenots ve güneyde Deutscher Dom (Alman Katedrali) bağlıyor. test standard prem834 Errepideak bihurgune itxietan okertzen eta biratzen dira, eta uhinduretan gora eta behera bihurritzen. Yollar keskin virajların etrafında dönüyor ve dalgalanmaların üzerinden yuvarlanıyor. test standard prem844 Hori C-R funtzio bakun batek definitutako C-R erlazioei nahiz C-R funtzio anizkunek definitutakoei aplikatzen zaie. Bu, tek bir C-R fonksiyonu tarafından tanımlanan C-R ilişkileri ve çoklu C-R fonksiyonlarının bir araya getirilmesiyle tanımlananlar için geçerlidir. test standard prem849 Kontua ez da bakarrik aurrezkiak eragina izatea aberastasunaren stockean; aberastasunak ere badu eragina aurrezteko erabakian. Tasarruf sadece varlık stokunu etkilemekle kalmaz, dolayısıyla varlık da tasarruf etme tercihini etkiler. test standard prem852 Teknologia oso integratuta dago erakunde horietako negozio-prozesuetan, negoziorako aukera gisa ikusten baita teknologia, ez bakarrik tresna huts gisa. Bu işletmelerde teknoloji iş süreçleri ile oldukça iç içe geçmiştir çünkü teknoloji sadece bir araç olarak değil iş açısından destekçi olarak görülmektedir. test standard prem857 Arriskuen ebaluazio horretan oinarrituta, Centrelink-ek berariazko prebentzio-estrategiak garatu zituen, onuradunei eta enplegu-emaileei diru-sarrerei buruzko informazio-eskakizunen berri emateko. Risk değerlendirmesine göre, Centrelink hak sahiplerini ve çalışanları gelir raporlaması gereklilikleri hakkında eğitmeyi hedefleyen bir dizi özel önlem stratejisi geliştirdi. test standard prem860 Hego Carolinako lankidetza-ahaleginek arrakasta izan zuten hurrengo urtean ere. Güney Carolina'nın işbirlikçi çabaları ertesi yıl başka bir başarı elde etti. test standard prem861 Konderriko langileak prest egongo dira auzilariei beren ikerketarekin laguntzeko. Bir ilçe çalışanı da, araştırmacılara da araştırmalarıyla yardımcı olmaya hazırdır. test standard prem875 Uko egiteko eskaera formalik ezean, auzitegi federaleko abokatu bati dagokio, bai etikoki, bai auzitegiaren arauak betez, edozein gairi erantzutea. Resmi çekilişe katılmamak için, federal mahkemede bir kayıt avukatı, ortaya çıkması gereken herhangi bir meseleye cevap vermek için hem etik hem de mahkeme kuralları uyarınca sorumludur. test standard prem879 2000ko urte fiskala oparoa izan zen GAOrentzat, lorpenez eta arrakastaz betea, zeren eta zerbitzu bikaina eman zitzaion Kongresuari, eta AEBko zergadunek onura handiak izan zituzten. 2000 mali yılı, GAO için Kongre'ye büyük bir hizmet yılı ve Amerikan vergi mükelleflerine büyük fayda sağlayan muazzam bir başarı ve başarı yılı oldu test standard prem882 Zehaztasun handiagoz jokatuz gero, maizago lortuko dugu helburua. Daha kesin bir şekilde hedef alabilir ve hedefi daha çok vurabiliriz. test standard prem887 Gainera, datuen mugak argitu behar dira, datuetatik ondorio oker edo nahi gabekorik ez ateratzeko. Ayrıca, verilerin kısıtlamalarını açık bir şekilde yapın, böylece verilerden yanlış veya kasıtsız sonuçlar alınmayacaktır. test standard prem891 Enpresek beren jabetzapeko filial bat sortzeko erabiltzen dute baliabidea, esan zuen Delaney jaunak, New Yorkeko Abokatuen Aliantzaren zuzendari exekutiboak. İşletmeler, tamamen sahip olunan bir yan kuruluşu oluşturmak için cihazı kullanıyorlar, diyor Avukatlar Birliği'nin New York İttifakı yöneticisi Delaney. test standard prem896 Aldi hori A eranskineko A-3 dokumentuan ageri da. Hala ere, proiektuaren berezitasunen arabera, bi hilabeteko gorabeherak egon daitezke behar den denborari dagokionez. Bu defa dönem Ek A’daki A-3 Kanıtında gösterilmiştir. Ancak projenin özelliklerine bağlı olarak gereken zaman birkaç ay farklılık gösterebilir. test standard prem903 Garraioa, energia, larrialdi-zerbitzuak, finantza-zerbitzuak eta komunikazio-sistemak babestea gero eta garrantzitsuagoa da, neurri handi batean informazioaren teknologiaren mende daudelako. Ulaşım, enerji, acil durum hizmetleri, finansal hizmetler ve iletişim sistemlerinin korunması gittikçe önem kazanmaktadır çünkü bilgi teknolojilerine yoğun olarak güvenmektedirler. test standard prem910 Era berean, CFO Legeak, GMRAk eta GPRAk eskakizun berriak ezarri dizkie erakunde finantzario federalei. Benzer olarak, CFO kanunu, GMRA ve GPRA federal finans örgütlerinden yeni taleplerde bulundu. test standard prem914 2010ean eta handik aurrerako urteetan kalteturiko EGUen kasuan, administratzaileak 474 atalaren arabera esleituko ditu merkurioa igortzeko eskubideak, eta 409 atalaren arabera egingo ditu merkurioa igortzeko eskubideen enkanteak, A taulan agertzen diren kopuruen barnean. 2010 ve bundan sonraki her yıl için etkilenen EGÜ'ler için, Yönetici Bölüm 474 uyarınca cıva ödenekleri tahsis eder ve Tablo A'daki miktarlarda bölüm 409'a göre merkür ödenekleri ihaleleri yapar test standard prem919 24 Ezaugarri horiek egokiak izango lirateke GMRAren kontabilitate-txostenetarako ere. 24 Bu özellikler de GMRA hesap verebilirlik raporları için uygun olacaktır. test standard prem930 Enplegatzailearen eta enplegatuaren ekarpenak modu berean kalkulatzen dira normalean. İşveren ve işçi katkıları genellikle aynı şekilde hesaplanır. test standard prem934 Etorkizunari begira, erantzun zuten agentzien heren batek, gutxi gorabehera, adierazi zuen diseinua berrikusteko funtzio gehiago azpikontratatzeko aukera aztertzen ari direla. Geleceğe bakıldığında, yanıt veren kurumların yaklaşık üçte biri, tasarım inceleme işlevlerinin daha fazla dış kaynak kullanımını düşündüklerini bildirdi. test standard prem938 Oso zaila izango litzateke Kaliforniako lege-zerbitzuetako abokatu batentzat jakitea ea Arizonako migrazio-fluxuan lan egin duen bezero batek Mexikoko muga gurutzatu ote duen. Kaliforniya'daki bir yasal hizmetler avukatı için, Arizona'daki göçmen akınında çalışan bir müşterinin Meksika sınırını geçici olarak geçip geçmediğini bilmek çok zordur. test standard prem942 Esan beharra dago posta-dentsitateak kostuan duen eragina handiagoa dela Frantzian. Posta yoğunluğunun maliyet üzerindeki etkisinin Fransa'da olduğundan daha yüksek olduğuna dikkat edilmelidir. test standard prem946 Ongietorri-pakete hau eskura ematen da, Texas'19 Medicaid-en ordezkari bat bisitan etortzen denean. Bu hoş geldin paketi Teksas'ın 19 Medicaid alan temsilcisinin bir bölge ziyareti esnasında elle dağıtıldı. test standard prem954 Xehetasun gehiago nahi izanez gero, ikus //www.healtheffects.org/Pubs/NMMAPAS letter.pdf. Daha fazla bilgi için, //www.healtheffects.org/Pubs/NMMAPSletter.pdf adresini ziyaret edin. test standard prem959 27 Zailtasuna areagotu egiten da SCR instalaziora doitzeko beharrezkoak diren galda-aldaketen neurria handitu ahala. 27 SCR'yi tesise sığdırmak için gerekli kazan değişikliklerinin sınırı arttıkça, zorluk artmaktadır. test standard prem962 61 Enplegatu federalek Gizarte Segurantzaren programen babesa izan dezakete, hala nola Gizarte Segurtasuna eta Medicare programena, asegurua duten gainerako biztanleen baldintza beretan. 61--Federal çalışanlar, diğer bütün kapsama altında olan kişiler gibi, aynı koşul ve şartlar altında Social Security62 ve Medicare gibi sosyal sigorta programları kapsamında olabilirler. test standard prem967 Orain arte egin diren erreformek ondorio sakonak dakarzkio gobernuak egiten duenari, antolatzeko moduari eta herrialdeari eta herritarrei eskaintzen dizkien zerbitzuei. Bugüne kadar benimsenen reformlar, hükümetin neler yaptığı, nasıl organize olduğu ve hizmetlerini ülkesine ve vatandaşlarına nasıl sunduğu hakkında etkili göstergelere sahiptir. test standard prem970 Behar bezala inplementatuz gero, informazio horrek bermatzen du egin zela bidaia bat. Doğru uygulandığında bu yöntem, bir yolculuk yapıldığına dair makul kanıt sunmaktadır. test standard prem971 Berez, C-R erlazioa aldatu egin daiteke leku batetik bestera (adibidez, populazioaren sentikortasunean edo PMaren osaeran dauden desberdintasunen ondorioz), baina, normalean, ez dago lokalizaziorako C-R funtzio espezifikorik. C-R ilişkisi aslında bir lokasyondan diğerine farklılık gösterse de (örneğin popülasyon duyarlılıklarındaki farklılıklar veya PM'nin kompozisyonundaki farklılıklar nedeniyle), bölgelere özgü C-R fonksiyonları genellikle mevcut değildir. test standard prem980 Ikerketa-arlo hori nabarmentzeko ideiak meritu handia badu ere, operazionalizazioa problematikoa da. Araştırmanın bu alanını öne çıkarma fikri çok mantıklı gelse de, işlemselcilik açısından sorunludur. test standard prem983 1989ko Posta Zenbaketa Nazionala 24 egunean egin zen, irailaren 5etik urriaren 2ra, eta 44.775 landa-ibilbide izan zituen, guztira 46.197. 1989 Ulusal Posta Kontu, 5 Eylül'den 2 Ekim 1989'a kadar 24 teslimat günü için gerçekleştirilmiş ve toplam 46.197'sinin 44.775'i kırsal yoldan oluşmuştur. test standard prem984 A1 taulako estatistikek erakusten dutenez, batez beste diru-sarrera altueneko etxeen eta heziketa-maila handieneko helduen posta-kodeetan egiten dira kuartil errentagarrienetako ibilbideak. Tablo A1'deki istatistikler, ortalama olarak, daha kârlı kümülattaki rotaların daha yüksek gelirli hane ve daha eğitimli yetişkinlere sahip Posta Kodlarında bulunduğunu göstermektedir. test standard prem993 Edo bisitatu GAOren Interneteko hasierako orria helbide honetan. veya GAO'nun World Wide Web ana sayfasını ziyaret edin. test standard prem998 Heziketa juridiko komunitarioa LSCren onuradunek ematen duten zerbitzu funtsezkoa da. Topluluk yasal eğitimi, LSC hibeleri tarafından sağlanan önemli bir hizmettir. test standard prem1001 Erakunde nagusietan, bilakaeran dauden enpresa-prozesuak funtsezkoak dira informazioa kudeatzeko erantzukizun horiek nola egituratzen eta egokitzen diren zehazteko, behar aldakorrak asetzeko gai izan daitezen. Önde gelen işletmelerde, gitgide gelişen iş süreçleri, bu bilgi yönetim sorumluluklarının değişen ihtiyaçlara göre nasıl yapılandırılacaklarının ve uyarlanacaklarının belirlenmesinde kilit bir rol oynamaktadır. test standard prem1007 Kontrolguneko azterketan; hau da, gainditu behar izan zuten segurtasun-geruza bakarrean, ez zen aurkitu haiei buruzko ezer aipagarririk. Hiçbir şey gerçek kontrol noktası taramasıyla ilgili olan tek güvenlik katmanı ile ilgili göze çarpmaz. test standard prem1012 Atxiloketan, KSMk ukatu egin du Al Qaedak agenteak dauzkala Kaliforniako hegoaldean. Gözaltındayken KSM, El Kaide'nin Güney Kaliforniya'da herhangi bir ajanı olduğunu reddetti. test standard prem1017 Analistaren mezu elektronikoak, ordea, erakusten du informazioa partekatzeari buruzko lege-ohar eta legezko muga ugari nahasten ari zela agente kriminalek inteligentzia-kanalen bidez bildutako informazioari eman diezazkioketen erabilerak arautzen dituzten xedapenekin. Ancak analistin e-postası, bilgi paylaşımının ve suç ajanlarının istihbarat kanalları aracılığıyla toplanan bilgilerin kullanımını yöneten kuralların geniş bir dizi sırasını ve yasal engelini karıştırdığını yansıtıyor. test standard prem1021 Komunikatzeko ezintasuna baldintza larria izan zen World Trade Center-en, Pentagonoan eta Somerset konderrian (Pennsylvania), hainbat agentzia eta jurisdikzio aritu baitziren lanean. İletişim kuramamak, çok sayıda ajansın ve birden fazla yargı sisteminin yanıt verdiği Dünya Ticaret Merkezi, Pentagon ve Somerset County, Pennsylvania'da kritik bir unsurdu. test standard prem1024 FAAren aire-zirkulazioaren kontrolari buruzko datuen batzorde-azterketa. FAA hava trafik kontrol verilerinin Komisyon analizi. test standard prem1034 Gainerako unitateei buruzko informazioa lortzeko, ikusi New Yorkeko suhiltzaileen erregistroetan dagoen ordenagailuz lagundutako bidalketa-txostena, 1377 alarma-kutxa, 2001eko irailaren 11,09:42:45-09:47:05. Diğer birimler için FDNY kayıtları, bilgisayar destekli gönderim raporu, 1377, alarm kutusu 11.2001,09: 42: 45-09: 47: 05’e bakınız. test standard prem1036 Clarkek gutxienez birritan aipatu zion Rice Segurtasun Nazionaleko aholkulariari litekeena zela Estatu Batuetan Al Qaedako zelula lokartuak egotea. Clarke en az iki kez Ulusal Güvenlik Danışmanı Rice'a, El Kaide'nin Amerika Birleşik Devletleri'nde uykuda olan hücrelerinin olabileceğinden bahsetti. test standard prem1041 Mzoudik dio Marokora joan zela ezkontzera, baina ezin izan zuela, auto-istripu batean zauritu zelako. Mzoudi Fas'a evlenmek için evine gittiğini iddia ediyor, ancak araba kazasında yaralandığı için evlenemiyor. test standard prem1044 Ez dago adostasunik Ashcroftek Pickarden mehatxu terroristaren egoerari buruzko informeetan zuen interesari buruz. Ashcroft'un, Pickard'ın terörist tehdidi durumuyla ilgili brifinglerine olan ilgisine dair bir anlaşmazlık var. test standard prem1049 2004ko 23a (Al Qaedako lider ezagunen ia bi heren hil edo harrapatu zituzten). 23, 2004 (El Kaide'nin bilinen liderlerinin yaklaşık üçte ikisi öldürülmüş veya ele geçirilmiştir). test standard prem1053 Suteen aurkako alarmaren inguruko gorabeheren berri izateko, irakurri PANYNJri egindako 10. elkarrizketa (2004ko ekainaren 16koa) eta PANYNJri egindako 7. elkarrizketa (2004ko ekainaren 2koa). Yangın alarmı için PANYNJ röportajı 10'a bakınız (16 Haziran 2004); PANYNJ röportajı 7 (2 Haziran 2004). test standard prem1058 "Ricek eta beste batzuek gogoan dute presidenteak nola esan zuen ""Asper-asper eginda nago euliak akabatzen ibiltzeaz""." Rice ve diğerleri Başkan'ı geri çağırdı, ben sineklere vurmaktan yoruldum. test standard prem1061 Inteligentzia-zerbitzuaren txostenean datorren 1996eko Atef-en azterketa, hegazkinak bahitzeko eragiketei buruzkoa, 2001eko irailaren 26koa. İstihbarat raporu, 1996 uçak kaçırma işlemlerine dair Atef çalışması, 26 Eylül 2001. test standard prem1066 CIAk maiatzaren 16an eman zuen lehenengoz Arabiar Emirerri Batuetara egindako deiaren berri. BAE'ye yapılan çağrı ilk olarak 16 Mayıs'ta CIA tarafından bildirildi. test standard prem1070 Eskaileretan lan egin zuen konpainia bakoitzean kapitaina, tenientea eta bost suhiltzaile aritu ziren. Nöbetçi merdiven şirketleri bir kaptan ve beş itfaiyeciden oluşuyordu. test standard prem1073 TSAk urtean 3 mila milioi bideratzen ditu azken gerrari aurre egiteko hegazkintzara. TSA’da 3 milyar yıllık yatırım, son savaşa girmek için havacılığa gidiyor. test standard prem1079 Normalean, irudimena ez da burokraziekin lotzen. Hayal gücü, genellikle bürokrasi ile ilişkili bir hediye değildir. test standard prem1083 Jane, Dave eta CIAko Bin Ladenen unitatearen lanen jakinaren gainean zegoen FBIko analista bat New Yorkera joan ziren ekainaren 11n, Cole kasuan lanean ari ziren agenteekin elkartzeko. Jane, Dave ve CIA'nin Bin Ladin birimiyle ilgili ayrıntılı bir FBI analisti, Cole davasıyla ilgili ajanlarla görüşmek üzere 11 Haziran'da New York'a gitti. test standard prem1086 Pakistango azken hartzaileak hawaladar pakistandarrera joko zuen gero bere dirua jasotzera, hawaladar pakistandarrak eskura zuen edozein dirutatik errupiatan emana. Pakistan'daki en büyük alıcı o zaman Pakistan hawaladarına gidip Pakistan hawaladarının elindeki paradan rupi olarak parasını alırdı. test standard prem1091 Washingtongo Zentroko kontrolatzaileak hegaldiaren bila zebiltzan, baina ez zitzaien esan radar primarioetan bilatzeko. Washington Center'daki kontrol görevlileri uçağı arıyordu, ancak birincil radar dönüşlerine bakmaları konusunda uyarılmamışlardı. test standard prem1094 Atondoaren ipar-mendebaldeko izkinan zeuden solairutik sabairainoko leihoak, West Street aldera ematen zutenak, guztiz lehertu ziren. Lobinin West Street seviyesinin kuzeybatı köşesindeki zeminden tavana pencereler uçmuştu test standard prem1099 Nitrozelulosaz hornitutako txalekoak bidalita karga-hegazkinak bonbardatzeko KSMren proposamen gehigarriari dagokionez, KSMk adierazi du Bin Ladenek eragiketa aldatzeko interesa erakutsi zuela, operazio suizida baten mesedetan. KSM'nin nitroselüloz içeren ceketleri taşıyarak bomba yüklü kargo uçaklara yaptığı ek teklif ile ilgili olarak KSM, Bin Ladin'in bunun bir intihar ajanı içermesi için operasyonu değiştirme konusuna ilgi duyduğunu belirtmektedir. test standard prem1101 Portuko Agintaritzako langile zibil batzuk goiko solairuetan geratu ziren, harrapatuta zeuden zibilei laguntzeko eta ebakuazioan laguntzeko. Liman İdaresinin bazı sivil çalışanları, tutsak kalan sivillere yardım etmek ve tahliyeye yardımcı olmak için çeşitli üst katlarda kaldılar. test standard prem1105 Kongresuak inteligentzia-zerbitzua eta terrorismoaren aurkako borroka gainbegiratzea disfuntzionala da orain. İstihbarat ve terörle mücadeleyi hedefleyen kongresel gözetim artık işlevini yerine getiremiyor. test standard prem1116 Azkenik, Paul O'Neill Ogasun Saileko idazkariari Al Qaedaren finantzaketa helburu zuen plan bat egiteko eskatu zion, haren aktiboak enbargatzeko. Son olarak, Kaide Bakanı Paul O'Neill’ı El Kaide’nin finansmanını hedeflemek ve varlıklarını ele geçirmek için bir plan hazırlamayı yönetti. test standard prem1123 Bi egun geroago, Ahmed al Ghamdi eta Abdul Aziz al Omari, New Jerseyn Hazmi eta Hanjourrekin bizi izan zirenak, Miamira itzuli ziren, segur aski, lau bahiketa-taldeak azkenean esleitu zituztela adieraziz. İki gün sonra, New Jersey'de Hazmi ve Hanjour'la birlikte yaşayan Ahmed el Ghamdi ve Abdülaziz el Omari, Miami'ye uçtu ve muhtemelen dört kaçırma ekibinin atandığını belirtti. test standard prem1130 Ondorengo identifikazioei buruzko informazioa lortzeko, ikusi CIAren telegrama, KSMren segimendu-iturria, 2001eko uztailaren 11koa. Sonraki tanımlama için, CIA kablosu, KSM'de takip kaynağı, 11 Temmuz 2001' bakınız. test standard prem1134 Irailaren 11aren aurretik, AEBetako gobernuko agentzia batek ere ez zituen sistematikoki aztertu terroristen bidaiatzeko estrategiarik. 11 Eylül'den önce, ABD hükümetinin hiçbir ajansı teröristlerin seyahat stratejilerini sistematik olarak analiz etmedi. test standard prem1138 Leherketak sei lagun hil zituen, 1.000 bat gehiago zauritu, eta agerian utzi zuen World Trade Center eta hiria ez zeudela larrialdi-egoerei erantzuteko guztiz prest. Patlamada altı kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 1000 kişi yaralandı ve Dünya Ticaret Merkezi ve şehrin acil durum hazırlıklarına açıklık getirdi. test standard prem1146 Ondorioztatu zuten bidaiari bakar bat ere ez zegoela irailaren 11ko erasoekin konektatuta, eta harrezkero ez dute aurkitu ondorio hori aldatzen duen probarik. Yolcuların hiçbirinin 11 Eylül saldırılarına bağlanmadığı ve bu sonucu değiştirecek hiçbir kanıt bulamadıkları sonucuna varmışlardır. test standard prem1155 FBIko ikertzaile batzuek zalantzan jarri zuten Rababahren historia. Bazı FBI araştırmacıları Rababah'ın hikayesinden şüphe ediyorlar. test standard prem1159 Hotelean elkartu zen gainerako taldekideekin. Ekibinin geri kalanıyla otelde buluştu. test standard prem1162 KSMk jarraibideak eman ahal izan dizkio Binalshibhi Moussaouiri dirua bidal diezaion, Moussaoui Jarrahren ordezko pilotu gisa prestatzen laguntzeko. KSM, Moussaoui'nin Jarrah için muhtemel yedek pilot olarak hazırlanabilmesi için Binalshibh'e Moussaoui''ye para göndermesi konusunda talimat vermiş olabilir. test standard prem1167 NCTCko buruak inteligentzia-zerbitzu nazionaleko zuzendariordeen mailako kargu bat izan beharko luke, adibidez, 2. mailako zuzendari exekutiboa, baina haren karguak beste izen bat dauka. NCTC'nin başkanı, bir ulusal istihbarat direktörü, örneğin, II. Seviye II'nin rütbesine sahip olmalıdır, ancak farklı bir unvana sahip olmalıdır. test standard prem1171 Egunean 24 orduz, astean 7 egunez eskaintzen dugu telefono bidezko laguntza, Prebentziorako informazio-baliabideen zentroaren bidez eta Gurasoentzako arreta-zenbakiaren bidez. Önleme, Bilgilendirme ve Kaynak Merkezi ve Ebeveyn Yardım hattı üzerinden haftanın 7 günü, günün 24 saati telefon üzerinden yardım sunuyoruz. test standard prem1175 Hasieran, banakoek 1.000 $-eko edo gehiagoko opari bat egin dezakete Kantzelariaren Zirkuluan sartzeko, edo 500 $-eko edo gehiagoko opari bat Kantzelarien bazkide bilakatzeko. İlk olarak, bireyler, Şansölye Dairesi için yıllık sınırsız 1.000 $ veya daha fazla hediye ya da Başbakan Yardımcıları için 500 $ veya daha fazla bir ücret karşılığında katılabilirler. test standard prem1184 Parte-hartzaileen % 80k jakinaraziko du gatazkak konpontzeko trebetasunak handitu dituztela. Katılımcıların %80'i çatışma çözme becerilerinde artış rapor edecektir. test standard prem1189 Sarreren salmenta eta harpidetzak ez dira nahikoa gure denboraldi osoa finantzatzeko. Bilet satışları ve abonelikler tüm sezonumuzu finanse edemez test standard prem1191 OPARI BERRIAK! GUZTI-GUZTIAK DIRA LAGUNGARRIAK! YENİ GELENLER HER HEDİYE BİR FARKLILIK YAPIYOR! test standard prem1197 Linda Hardwick Garapeneko zuzendaria Linda Hardwick, Geliştirme Direktörü & test standard prem1200 Barne Zirkuluko kide gisa, eserleku hautatuak izango dituzu batzarrean, eta afarietarako, harreretarako eta jardueretarako gonbidapen bereziak aste osoan. Bir İç Çember üyesi olarak Toplantı boyunca seçilmiş oturma yerine sahip olacaksın ve hafta boyunca akşam yemeklerine, resepsiyonlara ve etkinliklere özel davetler alacaksın. test standard prem1204 Kodea irakurtzean ikusten den bezala, adiskide, oraindik ere zerga abantaila federal eta nazional asko daude ongintzazko ekarpenak egiteko. Kodu okuyarak görebilirsiniz, arkadaşım hayırsever katkılar yapmak için hala birçok federal ve eyalet vergisi avantajları vardır. test standard prem1214 Ez du axola literaturako gai bat den, giza zientzietako kontu bat edo historiako pertsonaia garrantzitsu bat den; antzezlan guzti-guztiak zeharo bat datoz ikasgelako curriculumarekin. Bir edebiyat konusu, bir beşeri bilimler konusu ya da tarihte önemli bir kişi olsun ya da olmasın - her oyunda sınıf müfredatına doğrudan bir bağ vardır. test standard prem1219 Clinton Birthplace Fundazioa 501 (c) (3) ez da erakunde politiko bat; irabazi-asmorik gabea da eta zuen ekarpenen mende dago. Clinton Birthplace Vakfı, katkılarınızla ayakta duran siyasal olmayan 501 (c) (3), kar amacı gütmeyen bir kuruluştur. test standard prem1227 Azaroan, gutunak bidali genizkizuen Boys & Girls Clubi buruzko istorio bat partekatzeko. Hura leku zoragarria eta positiboa da gure komunitateko haur eta gazteentzat. Kasım ayında, toplumumuzda çocuklar ve gençler için harika bir olumlu yer olan Erkekler ve Kızlar Kampı hakkında bir hikaye ile sizlerle paylaşılan mektupları gönderiyoruz. test standard prem1230 Ez dituzu hurrengo ekitaldiak galdu nahi izango. Kaçırmak istemeyeceğiniz, yaklaşan etkinlikler test standard prem1236 ... orientazio espirituala eta adorea. .. manevi rehberlik ve cesaretlendirme. test standard prem1243 Duela 40 urte, ikasle batek, Betty Groh Tower-ek, erregistro medikoak kudeatzeko ikastaroan izena eman zuen, eta gure lehen graduatu bihurtu zen. Kırk yıl önce bir öğrenci, Betty Groh Tower, Tıbbi Kayıt İşlemleri Programı'na girdi ve ilk mezunumuz oldu. test standard prem1248 Orain ohiko AZKEN DEIA dator! Meşhur SON ÇAĞRI zamanı! test standard prem1251 Indianako lege fiskalaren eskuzabaltasuna dela eta, Unibertsitateari 200 dolar arteko edozein diru-kopuru emanez gero, kopuru horren erdia baino ez zaizu kostatuko, aitorpen fiskal federalean erreklamatzen duzun kenkaria kenduta. Indiana vergi kanununun cömertliğinden dolayı, Üniversiteye 200 $ 'a kadar olan bir katkı, - federal vergi iadenizde talep ettiğiniz kesinti.yalnızca bu miktarın yarısına mal olacak. test standard prem1264 Zure berri laster izatea espero dut. Yakında sizden haber almak istiyorum. test standard prem1268 Beste galderarik baduzu, mesedez, deitu kideentzako zerbitzuen koordinatzaile Chris Youngi, telefono-zenbaki honetara: (800) 877-6773. Daha fazla sorunuz varsa, lütfen çekinmeden (800) 877-6773 numaralı telefondan Üyelik Hizmetleri Koordinatörümüz Chris Young'ı arayın. test standard prem1275 Eta hori da IRTren Hezkuntza Programen tresna zoragarria. Egunerokoan erabiltzeko eta bizirik irauteko moduko tresnak erakusten dizkieten istorioak ikusteko aukera ematen die haurrei. Ve bu IRT Eğitim Programlarının harika bir aracı - çocuklara günlük yaşam ve hayatta kalma araçlarını öğreten hikayelere tanıklık etmelerine izin veriyor. test standard prem1279 Beraz, esan behar dizuet zergatik Filantropia Zentroak ere babesa merezi duen. Bu nedenle, Hayırseverlik Merkezi'nin desteğinizi neden hak ettiğini de size söylemek zorundayım. test standard prem1283 Baina aldaketaren barruan jarraipena ere egongo da. Ve yine de değişimin içinde süreklilik olacak. test standard prem1290 Jarraitzen duela ikusi nahi nuke. Devam ettiğini görmek isterim. test standard prem1298 Senatuko zirkulu errepublikanoarekin bat egin dezazun gonbidatzen zaitut atsegin handiz, gure espiritua ospatzeko Batzar Errepublikano Nazionalean, Texasen, abuztuaren 16tik 20ra bitarte. 16-20 Ağustos tarihlerinde Houston, Texas'taki Cumhuriyet Ulusal Kongresi'nde ruhumuzu kutlamak üzere Cumhuriyet Senatosu Beyin Takımına katılmanız için size bu davetiyeyi uzatmaktan büyük mutluluk duyuyorum. test standard prem1301 Zure eskuzabaltasuna lagungarri izango da, IRTk jarrai dezan istoriorik onenak ahalik eta hobekien kontatzen. Cömertliğiniz İndiana Repertuar Tiyatrosu'nun (IRT), en iyi hikayeleri, mümkün olan en hoş şekilde anlatmaya devam etmesine yardımcı olacak. test standard prem1303 Jerry Bepkok, IUPUIko kantzilerrak, omenaldia egin zion Kenti bere hitzekin. IUPUI Başbakanı Jerry Bepko, bu sözlerle Kent'e övgüde bulundu. test standard prem1314 Agian ez dugu nahi genuen guztia izan, edo beste pertsona batzuei ikusi geniena, baina berak ziurtatu zuen behar genituen gauzak izango genituela. İstediğimiz her şeye sahip olmayabilirdik ya da başkalarının nelere sahip olduklarını görmüştük, ama ihtiyacımız olan şeylere sahip olduğumuzdan emin olduk. test standard prem1319 Eta bera beti egon zen hor guretzat. Ve her zaman bize destek oldu test standard prem1322 1990ean, programan zerbitzu gorenaren Elton T. Ridley saria finkatu zen. Program 1990 yılında Elton T. Ridley Seçkin Hizmet Ödülünü kurdu. test standard prem1327 YMCAk era horretan erdietsi nahi du. Bere printzipio kristauak praktikan jarri nahi ditu, hazkunde pertsonala sustatzen eta guztiontzako espiritu-, buru- eta gorputz-osasuna eraikitzen duten programen bidez. Bu şekilde YMCA, kişisel gelişmeyi teşvik eden ve herkes için ruh, zihin ve beden sağlığını geliştiren programlar aracılığıyla Hristiyan prensipleri uygulamaya sokmayı amaçlamaktadır. test standard prem1331 Mesedez, egin dohaintza orain, zuri, zure lagunei eta auzokideei laguntzen jarraitu ahal izateko. Şimdi ver, böylece sana ve arkadaşlarına ve komşularına geri verebilelim. test standard prem1335 Pentsatu errukiz zenbat eman dezakezun, mesedez. Lütfen ne kadar verebileceğinizi dini bütün bir şekilde düşünün. test standard prem1339 neska bat azal zuriko parka bat eta botak jantzita ikustea Beyaz kürklü bir parka ve bot giymiş bir kızı izlemek test standard prem1343 Hollywood Strikes Back lanean, Nancy Griffinek idatzi zuen Michael Eisnerrek bake-opari bat eskaini ziola Mike Ovitz lagun ohiari, baina Ovitzek ez zuela onartu. Nancy Griffin, Hollywood Strikes'de yazıyor Michael Eisner'in eski arkadaşı Mike Ovitz'e bir zeytin dalı uzattığını, ancak Ovitz'in bunu kabul etmediğini yazıyor. test standard prem1348 Oxford unibertsitate-argitaletxe zahar eta handiena da munduan, eta poesia-bilduma bertan behera utziko duela iragarri berri du. Dünyanın en eski ve en büyük üniversite basını - Oxford - şiir listesini iptal ettiğini açıkladı. test standard prem1351 Aste honetan, Enquirer egunkarian Ken Starr-ek amodio-afera handiari buruz egindako erreportajearen aurrerapena dator: larru-jotzeak presidentearen limusinan, bulego obalean eta, baita LINCOLN LOGELAN ere! Bu hafta Enquirer, Ken Starr'ın Başkanlık limuzininde, Oval Ofisinde ve hatta LINCOLN YATAK ODASI'nda boğuşma düzenleyecek olan büyük aşk meselesi hakkındaki raporunun bir ön izlemesini sunuyor! test standard prem1356 Askatasun zibilen historia tamalgarri horretaz gain, FBIren erabilera desegokia dago Etxe Zuriko jatorrizko bidaia-bulegoko ikerketan; gerora, Filegate deitu izan zaio. Bu üzücü sivil özgürlükler kaydının ötesinde FBI'nin Beyaz Sarayın şu anda Filegate olarak bilinen kendi orijinal seyahat soruşturma ofisindeki kötüye kullanımıdır. test standard prem1360 New Republic hedabideko Charles Lane-k dioenez, Gabriel García Márquezen Noticia de un secuestro kazetaritza faltsuko marka zabaldu besterik ez du egiten. New Republic’in Charles Lane’i, kaçırma haberinin sadece Gabriel Garcaa Marquez’in dürüst olmayan gazetecilik kayıtlarını uzattığını söylüyor. test standard prem1365 Aurrekontu horren bidez, zenbait hautu garrantzitsu egin dira, zalantzazkoak badira ere, nahiz eta modu inplizituan izan. Bu bütçe, bazı durumlarda, şüpheli olsa da, sadece örtülü bir şekilde yapar. test standard prem1378 Kontzeptu horietako batzuekin arrakasta lortu da maila esperimentalean, eta zabaltzeko prest daude. Bu kavramların bazıları, deneysel düzeyde başarılarını göstermiş ve genişleme için olgunlaşmışlardır. test standard prem1381 Time aldizkarian Kenneth Starri buruz egin duten profilaren arabera, hura kontserbadorea, sutsuegia eta paperjalea da. Time, Kenneth Starr'ı tutucu, çok istekli ve modası geçmiş bir profil olarak tasvir ediyor. test standard prem1389 Ezagutu eta asetzen ez nauten pertsona guztiak. Bugüne DEK tanıdığım tüm kifayetsiz insanlardan-- test standard prem1391 Jakina, arrazoi on bat zegoen pentsatzeko gobernuak bertan zeukala errege izateko; hain zuzen ere, errege izateko zeukan bertan. Tabii ki, hükümetin Kral için içinde olduğunu düşünmek için iyi bir sebep vardı - hükümet bunu Kral için yaptı. test standard prem1398 Gehien saldu den bideojokoa Myst dugu, eta Riven, berriz, haren eguneraketa bat. Ohorerik handienak Riven bati eskaini zaizkio; hartan, pertsona bat uharte batean dago, abandonatuta. En iyi ödülleri, bir adada mahsur kalan bir kişi hakkındaki Riven --tüm zamanların en çok satan bilgisayar oyunu Myst'in bir güncellemesi -- alıyor. test standard prem1400 Sullivan-ek tratu-berdintasunaren mantra darabil, eztabaidak amaitzeko balioko balu bezala. Sullivan, eşit muamele mantrasını sanki bir tartışma sonlandırıcıymış gibi başlatıyor. test standard prem1405 Newsweek aldizkarian erakutsi dute borrokaren industria noraino heltzeko prest dagoen, zaleen interesari eusteko. Newsweek, profesyonel güreş endüstrisinin hayranlarıyla ilgilenmek için ne kadar ileri gideceğini gösteriyor. test standard prem1407 Latza da Finkelstein-i buruzko zaratak harekin idazten diharduen Birn ito izana. Finkelstein' hakkındaki velvelenin ortak yazarı Birn'ü bastırması çok kötü. test standard prem1413 Ezin duzu erantzun merkeagorik aurkitu. Daha Ucuz Bir Cevap Bulamazsınız test standard prem1417 Pamela Harriman AEBko enbaxadore izan zen Frantzian, eta Alderdi Demokratikoaren finantzatzaile ospetsua. XX. mendeko gizon handien emazte eta maitale izana, burmuineko odoljario baten ondorioz hil zen, 76 urte zituelarik. Demokrat Parti'nin efsanevi finansörü ve 20. yüzyılın harika erkeklerinin seri eşi ve sevgilisi, ABD'nin Fransa büyükelçisi Pamela Harriman, 76 yaşında beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybetti. test standard prem1426 Unibertsitateko lehen urteko ikasle batzuek (MITeko Seth Bisen-Hersh, Yaleko Ben Trachtenberg) bi campus horien errealitatea eguneroko batean aztertzea oso erakargarria da; arazoa, ordea, hori gauzatzea izango da. Kolej uzmanlarına sahip olma fikri, bir Günlüğün (MIT'nin Seth Bisen-Hersh, Yale'den Ben Trachtenberg) gerçekte bu iki kampüsün gerçeklerini keşfetmesi çok caziptir - sorun uygulamada ortaya çıkmaktadır. test standard prem1429 Armey-rekin uzten gaitu horrek. Bizi Armey ile bırakan. test standard prem1435 Kontua ez da, soil-soilik, Bradley etanolaren dirulaguntzaren aurka zegoela lehengo egunera arte. Sadece Bradley geçen güne kadar etanol devlet desteğine karşı çıktı. test standard prem1444 Elkarrizketa-programetako gonbidatuek, gaur egun, galderei ez erantzuteko trebakuntza formala dute maiz, eta 3 urteko haur bat ere aldez aurretik egindako aipamen bat igortzeko gauza da. Talk-show misafirleri bugünlerde sıklıkla soruları cevaplamaktan nasıl kaçınacakları hakkında resmi bir eğitim alıyor ve 3 yaşındaki çocukların hepsi önceden hazırlanmış kısa konuşma yapmayı biliyor. test standard prem1447 Steven E. Landsburg-ek alde batera utzi zuen sen ona bere duela gutxiko Tax the Knickers Off Your Grandchildren artikuluan. Steven e. Landsburg Torunlarınızın Kısa Pantolonları için vergi ödemeyin adlı son makalesinde ortak sağduyu için oldukça endişe verici bir durum sergiledi. test standard prem1450 Walcott pintore izateko trebatu zen, haren aita bezalaxe: maisu jardun zuen, eta Walcott umetxo zelarik zendu zen. The Bounty dugu Walcotten libururik piktorikoena, nola metodoari hala gaiari begira. Walcott, küçükken ölen öğretmen olan babası gibi ressam olması için eğitildi — ve Bounty onun yöntem ve tema olarak en resimsel kitabıydı. test standard prem1452 Michael Lewis-ek Trail Fever liburuari buruz egindako elkarrizketa batean esan zuen Alexander-ek zerbait egin zuela kanpaina honetan, nik posible ikusten ez nuena. Kitabı Trail Fever hakkında kendisi ile söyleşi yapılan Michael Lewis, Alexander'ın bu kampanyada benim mümkün olduğunu düşünmediğim bir şey yaptığını gözlemledi. test standard prem1458 Tira, ez nuen izena emateko asmorik. Ben kayıt olmayacaktım. test standard prem1462 Zein kanpamentu dagoen ondo, ondorio nabarmenak ditu osasun publikoan. Hangi tarafın haklı olduğunun halk sağlığına etkisi çok büyük olacak. test standard prem1466 Nemeth-ek motel hori ikertzeko hitza eman zuen. Nemeth söz konusu moteli inceleyeceğine söz verdi. test standard prem1470 CMPren teoriaren inplikazio harrigarriena zera da, nola desagertzen den posizio erlatiboaren kezka, gizartean aberastasuna ez baizik eta beste mekanismo batzuk erabiltzen direnean kideak banatzen direnean. CMP teorisinin en çarpıcı çıkarımı da, eşlerin servet dışındaki mekanizmalar tarafından tayin edildiği toplumlarda göreceli konum kaygısının ortadan kalkmasıdır. test standard prem1475 Eskatuko al dut sorta bat niretzat? Kendim için bir seti sipariş eder miyim? test standard prem1483 Zure iradokizunetako askok dakartzaten ekintzak dibertigarriak eta ankerrak dira, baina ez legez kanpokoak, sinesgaitzak baizik. Izan ere, gizon gehienak hura altxatzeko beldur izango lirateke, tximinoa gela barruan dagoen artean. Önerilerinden birçoğu eğlenceli ve zalimce olsa da yasa dışı olmayan ancak uzak ihtimal olan eylemler içeriyordu (Birçok insan odada maymun varken onu kaldırmaktan çok korkardı.) test standard prem1488 Stevenson-en artikuluan ikusten da ez duela inola ere ulertu gure kanpainak zer esan nahi duen. Stevenson'un makalesinde, kampanyanın neyle ilgili olduğu konusunda temel bir anlayış eksikliği var. test standard prem1491 Benetako zaratak gazteak erakarri eta zaharrak atsekabetzen ditu. Gerçek gürültü gençlere hitap eder ve yaşlıları yıldırır. test standard prem1495 Dowd-ek zutabile gisa egin duen lana goraldi hartako autozigorraren adibide bikainetako bat da; bereziki, Pulitzer saria lortzeko balio izan zioten Flytrap lanak. Dowd'ın köşe yazarı olarak çalışmalarının özü, özellikle de ona Pulitzer'i kazandıran Flytrap parçaları, kendi kendini cezalandırmanın şimdiye kadarki en parlak örneklerinden biridir. test standard prem1503 Azaleko istorioan, kartsuki adietzera ematen da AEBko parke nazionalak hondatzen ari direla: jende gehiegi dabil, finantzazioa txikiegia da, landare- eta animalia-espezie exotikoak inbaditzen ari dira eta merkataritza garatzen ari dira. Ateşli örtü öyküsü, Amerika'nın milli parklarının aşırı egzotik bitki ve hayvan türleri ve ticari kalkınma tarafından aşırı kalabalık, az fonlama, istila ile mahvolduğu konusunda uyarıyor. test standard prem1508 Besterik gabe ulertzen da yiddisha... Sebepsiz bir şekilde Yidiş olduğu varsayılıyor... test standard prem1511 Nolatan jokatu dezake norbaitek era horretan? Birisi bunu nasıl yapabilir? test standard prem1516 Bernstein-ek sarreran azaltzen du. Bernstein girişte açıklıyor test standard prem1522 Beroa buruan, gero eta zorabiatuago zaude. Başınızı ısı ile döndürün. test standard prem1528 Horretaz guztiaz gain, idazketa elokuentea zenbaitetan gogoangarria ere bada, tamalez, eta arazoa larriagotu egiten da halaxe. Bunların ötesinde, dokunaklı yazının yine de bazen unutulmaz olduğu, sorunu birleştirdiğine dair mutsuz bir gerçeğimiz var. test standard prem1532 Batzuetan zuhurrena ere bada. Bazen en sinsisidir de. test standard prem1537 [Justuak izateko esan beharra dago Room jaunak berehala idatzi zuela, bere akatsaz ohartu bezain laster, Bummel ibai bat balitz bezala aipatu zuela jabetu zenean. [Tüm hakkaniyete göre, Bay Room'un, Bummel'e bir nehir olarak atıfta bulunduğunu fark ettiği anda yazdığı söylenmelidir. test standard prem1540 Tennesseeko berriemaile batek eguraldi zakurra zerabilen 'euririk gabeko eguraldi beroa' adierazteko. Baliteke egun zakurrak esamoldetik sortu izana, zeinak abuztuko eguraldi lehorra esan nahi du. “Bir Tennessee muhbiri, ılık, yağmursuz hava için köpek havasını kullandı ve bu da kuru Ağustos hava koşullarına işaret eden köpek günlerinden kaynaklanıyor olabilir. test standard prem1544 Break (hautsi) eta steak (xerra) esaten da, baina bleak (ilun) eta streak (orbana) bestelakoak dira. Mola, biftek ama kasvetli ve çizgi de. test standard prem1548 Entzuleak hunkitu nahi dituzten hizlariek badakite gai giltzarriak eta egitateak telegrafatu behar dituztela, gero iragarri, errepikatu, dramatizatu, azaldu eta apaintzeko. İzleyicilerini etkilemek isteyen konuşmacılar, anahtar noktaları ve gerçekleri ima etmek zorunda olduklarını bilirler, sonra onları duyurur, sonra tekrar eder, dramatize eder, açıklar ve süslerler. test standard prem1550 Cambridge University Press argitaletxeak egokitzat jo du Boswell-en Life of Johnson lanaren 200. urteurrena ospatzea, eta, hartara, biografoari eta haren gaiari buruzko hamalau saiakera bildu dira bilduma batean. Cambridge University Press, biyografi yazarı ve konusuyla ilgili on dört makaleden oluşan bir koleksiyonla, Johnson'ı Johnson'ın Hayatının 200. yıldönümünü onurlandırmak için uygun gördü. test standard prem1557 Gramatika eta glamour hitz bera dira historikoki. Dilbilgisi ve cazibe, tarihsel olarak aynı sözcüktür. test standard prem1560 Ez dago hizkuntzaren konplexutasun antzemangaitzak harrigarriroago azpimarratzen duenik, pilotuen, tripulazioko kideen eta aireko zirkulazioaren kontrolatzaileen arteko komunikazio-arazoek baino. Hiçbir şey, dilin ince karmaşıklıklarını pilotlar, mürettebat üyeleri ve hava trafik kontrolörleri arasında meydana gelen yanlış iletişimden daha çarpıcı bir şekilde vurgulamaktadır. test standard prem1564 Kontinentzia, azken batean, bertute bat da, edo horixe diote halakorik inposatua ez dutenek. Neticede ılımlılık bir erdemdir veya kendilerine öyle davranılmamış olanlar öyle söyler. test standard prem1567 Lil Armstrong aritu zen piano-jotzaile saioan, eta erantzuna bat-batean asmatu zuen: Muskrat Ramble du izena; ez da hala, Red? Seansın piyanisti Lil Armstrong, cevabı doğaçlama yaptı, “Muskrat Ramble”; Bu doğru değil mi, Red? test standard prem1570 Azken ehun urteetan, hainbat fenomeno linguistiko sortu dira; adibidez hau: arazoak konpontzeko urrats garrantzitsu bat arazoei izena ipintzea da. Geçtiğimiz yüzyılda veya o civarda ortaya çıkan dilbilimsel olaylardan biri sorunları çözmede önemli bir adımın onları adlandırmaktan geçtiği nosyonunun kabul edilmesidir. test standard prem1576 Atzera egiten duzu, eta esaldi hori erabiltzen, ezohiko dotorezia darien tokietan zaudenean; adibidez, aperitibo bat hurrupatzen ari zarenean jatetxe apain batean, zerbitzari esmokidunen saldo bat inguruan dantzan dituzula. Kendinizi, bir grup smokinli garsonun etrafınızda pervane olduğu seçkin bir restoranda aperitif yudumlamak gibi alışılmadık seçkinlikte ortamlarda bulduğunuzda, bu ifadeye başvurur ve bu ifadeyi kullanırsınız. test standard prem1578 [XVIII,4] Huevos dira argotean; hau da, barrabilak, ez arrautzak. [XVIII,4] gerçek anlamda 'yumurta' değil argo tabiriyle 'testis' manasına gelen huevos şeklinde kullanılmıştır. test standard prem1583 Batzuetan, sinetsi beharra dago ingeleseko hiztun guztiak psikiatriko batean sartu beharko liratekeela. Bazen tüm ingilizce konuşmacıların ilticaya bağlı olduğuna inanmanız gerekir. test standard prem1587 Hasiera-hasieratik, jendeak izenak eduki behar zituen, nork bere burua identifikatzeko. Başlangıçta insanlar kendilerini tanımlamak için isimlere sahip olmalıydı. test standard prem1591 Honen bidez, erantzun egin nahi diot Richard Lederer-en eskaerari, hamaika hitzeko esaldi aparten lehiaketa apain eta koherentea dela eta [(ramatikaren xarma, XVI, 4). Richard Lederer'in en zarif ve tutarlı bir onbir kelime supersentence yarışmasında [Grammar, Glamour of Glammar, XVI, 4] teslim çağrısına cevap olarak, teklif ediyorum test standard prem1595 Ezer ez dator hutsetik, Lucretius-ek duela bi mila urte argudiatu zuenez, eta tautologoek zuzen zebilela frogatu dute. Hiçlikten hiçlik gelir, dedi Lucretius iki bin yıl önce, ve totolojistler de onu haklı çıkardı. test standard prem1601 Jakina, tipografia-akats guztiak ez zaizkio egotzi behar tipografoaren (edo tipistaren) asmo ezkutu inkontziente bati. Tabii ki her yazım hatası dizgicinin (ya da daktilografın) gizli bir bilinçdışı güdüsüne atfedilmemelidir. test standard prem1607 Marka erregistratuen legea, AEBko Araudiaren bi liburutik gora betetzen dituena Ticari markalar kanunu, Ek Açıklamalı ABD'nin iki katı hacim kaplıyor test standard prem1611 Deborah Cameronek eta Deborah Hillsek (telefono bidezko irratsaioei buruzko liburu baten egileak) Londresko LBC irratiaren ekoizpena aztertu dute. Irrati hori oso interesgarria iruditzen zait. Deborah Cameron ve Deborah Hills ('Radyo konuşması': radyo programlarına bağlanarak katılmasında dinleyiciler ve spikerler arasındaki ilişkileri tartışması) Londra'daki konuşma ve tartışma istasyonu olan ve ilgiyle dinlediğim LBC Radyo'nun verimini incelemiş. test standard prem1615 1774ko urriaren 6an, New Yorkeko Gazette egunkariko iragarki batean, Italiako metodoaren bidez kontabilitatea eramateko gazte bat eskatzen zen; beste batean, beste batek lanpostua eskatzen zuen. Rivington'un New York Gazetesi'nde 6 Ekim 1774'te yer alan bir reklam, genç bir adamın kitapları İtalyan usulü saklamasını ve birinden yer isteyen diğerini istedi. test standard prem1619 Errepikatzearen ondorioz irudimena galdu duen adierazpen gisa defini daiteke klixea. Bir kere bir klişe, tekrarlandıkça yaratıcılığını kaybeden yaratıcı bir ifade olarak tanımlanabilir. test standard prem1623 Komikia aipatzen duen erreferentzia bakarrak (The Penguin Book of Comics) ez dakar xehetasun handirik. Diziden bahseden ship olduğum tek referans (Penguen Çizgi Roman Kitabı) detaylarda hala taslak halinde. test standard prem1628 Baina, txikitan Mexikoko mugako arrantxo batean bizi izan banintzen ere, gogoan dut gure iparraldetik zetozen mendebaldeko abestietako arrantxo-hitzek liluratzen nindutela; adibidez, «cayuse». Fakat Meksika sınırında bir çiftlikte yaşayan bir çocuk olarak, kuzeydeki batılı şarkılara atıfta bulunan terimlerle mistikleştirilmeyi hatırlıyorum, örneğin, cayuse. test standard prem1630 «e»-k /e/ fonema irudikatzen du, eta, hitz horretan, «ebb» hitzeko «e»-aren antzera ahoskatzen da, yiddisharen aldaera guztietan. 'E, bu kelimede Yidişçe'nin her çeşidinde ebb gibi telaffuz edilen ses / e / anlamına gelir. test standard prem1636 Esperantoak egiazko hizkuntza bihurtu nahi badu, hizkuntza batek bezala jokatu beharko, eta, denbora gutxian, hizkuntza naturalek sufritzen dituzten ahulezia berak sufrituko ditu, hau da, polisemia eta pleurisemia. Esperanto gerçek bir dil olmayı amaçlıyorsa öyle gibi davranmaya başlamalı ve çok uzun zaman geçmeden doğal dillerin yaşadığı zayıflıkların aynısını yaşamaya başlayacaktır--polisemi ve plörisemi. test standard prem1640 Antza, politeismoaren eta monoteismoaren arteko zerbait da, eboluzio-prozesuan galdutako katebegi bat ematen duen kontzeptu erabilgarri bat. Çoktanrıcılık ile tektanrıcılık arasında bir yol istasyonu gibi görünüyor, evrimsel süreçte kayıp bir bağlantı sağlayan kullanışlı bir kavram. test standard prem1644 Liburuak ahoskeren zerrenda bat zekarrenez, han begiratu nuen, baina alferrik. Welsh'in kitabının TELAFFUZ altında bir listesi olduğu için, oraya boşuna hiç bakmadım. test standard prem1649 Gora eta behera korrika egitea. . aşağı ve yukarı koşuyor. test standard prem1653 Desberdintasun bat da beste talde batzuek hori egin behar dutela, zeren eta, funtzionatu ahal izateko, esanahi berriak erantsi behar dizkiete hitz eta esaldiei, edo hitz eta propietate berriak asmatu behar dituzte. Bir diğer fark da diğer grupların bunu yapmaları gerekmesidir çünkü iş görmek için ya mevcut kelime ve ifadelere yeni anlamlar eklemek ya da yeni kelime ve ifadeler türetmek zorundadırlar. test standard prem1656 Hala, gai atsegin bat aurkitu ondoren, hurrengo gutxieneko pausoa hura aldaketa txiki batekin erreproduzitzea da. Böylece, hoş bir motif keşfedildikten sonra, bir sonraki çaba, onu küçük bir çeşitlilikle yeniden üretmektir. test standard prem1662 Haren aurrekaria estranguria izan zen (1398), gernu motel eta mingarria, gaur egun nahiko arraroa. Onun öncüsü şimdi oldukça eski olan yavaş ve ağrılı idrar, strangüri (1398) idi. test standard prem1667 Inglisak eta ingelesak hitz, esapide, gramatika, ahoskera eta erritmo desberdinak dituzte. Inglish, beş sözcük, ifadeler, gramer, telaffuz ve ritm bakımından İngilizce dilinden farklıdır.