title
stringlengths
14
126
content
stringlengths
21
66.2k
tags
stringlengths
2
462
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşuyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Kabine Toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantı yaklaşık 1,5 saat sürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şu şekilde: Tüm annelerimizin gününü kutluyorum. Eli öpülesi tüm annelerimize hürmetlerimizi arz ediyorum. Şehitlerimizin ve gazilerimizin gururlu, onurlu annelerine sabır diliyorum. En güçlü dayanağımız annelerimizin haklarını ne yaparsak yapalım ödeyemeyiz. Yolumuzu kesecekler diye yola çıkmaktan çekinen bir hükümet değiliz. 23 yıldır hedeflerine giden vizyon ve irade sahibi bir iktidarız. Yaşanan onca acının ardından daha aydınlık bir geleceği milletimizin beklediğine inanıyoruz. İnsanlık olarak son yılların en sancılı günleri yaşadığımız bir gerçektir. Hemen hemen her gün yeni bir gerilime uyanıyoruz. Yeni küresel düzen halen gizemini koruyor. İnsanlık bir bilinmezlik girdabına doğru sürükleniyor. Türkiye bu kaotik iklimi en iyi yöneten ülkelerden biridir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi her olağanüstü gelişmede rüştünü tekrar tekrar ispat etmektedir. Milletimizin takdiriyle yönetim değişikliğinin isabeti her geçen gün kendini göstermektedir. Milletimizin şu gerçeği gördüğüne inanıyorum. Türkiye'nin kaptan köşkü liyaketli, tecrübeli ve dirayetli kadrolara emanettir. Şu an bizleri takip eden vatandaşlarımın şunu bilmesini istiyorum. Dünyanın içinden geçtiği süreç sizleri endişelendirmesin. Yatırımcılarımız kesinlikle kaygıya kapılmasın. Türkiye'nin pusulası her zaman aydınlık gelecekleri gösteriyor. Kadim devlet geleneğimizden aldığımız ilhamla her dakikası millete hizmetle geçen günlerle inşallah menzile varacağız. Türkiye'nin gücü ve itibarı giderek daha fazla kabul görmektedir. Bu gerçeği bir kez daha gördük. Pakistan ile Hindistan arasındaki ateşkesten duyduğumuz memnuniyeti ifade etmek isterim. Kardeş Pakistan halkına desteğimizi açıkça ilettik. Kardeşim Şerif ile yaptığımız görüşme oldukça önemliydi. Bundan sonraki aşamada da provokasyonlara gelinmemesi konusunda da dostane uyarımızı buradan söylüyorum. Türkiye olarak iyi ve kötü günlerinde kardeş Pakistan halkının yanında olmayı sürdüreceğiz. Biz daima barışım, diplomasinin ve diyaloğun yanındayız. Kazancını başkasının kaybından görünen anlayışı reddediyoruz. Herkesin kazançlı çıkacağı bir rekabet ortamının olabileceğine inanıyoruz. İtalya ile 10 belge imzaladık ve ikili ilişkilerimizi güçlendirme sözü verdik. Ticaret hacimimizi 40 milyar dolara yükseltme kararı aldık. Ziyaretimizde inşaatı 3 yıl içinde tamamlanan Cumhuriyet Yerleşkesinin açılışını gururla yaptık. TEKNOFEST 2025'e iştirak ettik. KKTC'ye sarsılmaz desteğimizi teyit ettik. Cumhurbaşkanlığı Binası'nin hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Recep Tayyip Erdoğan
Terör örgütü PKK kendini feshetti
Adım adım terörsüz Türkiye... Cumhur İttifakı'nın 'Terörsüz Türkiye' hedefine doğru giden süreç MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da kararlı tutumuyla Bahçeli'ye hep destek verdi. Ömer Çelik'ten terör örgütü PKK’nın kendini feshetmesine ilişkin açıklama Peki, terörsüz Türkiye sürecinde son 8 aylık süreçte neler yaşandı? Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 1 Ekim'de Meclis'in açılışındaki konuşmasında yaptığı 'iç cephe' vurgusu sonrası MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli inisiyatif aldı. Genel Kurul'da, DEM Partililerle tokalaştı. Bahçeli, 15 Ekim'deki partisinin grup toplantısında da terörün bitirilme çağrısını ilk kez dile getirdi. "Türkiye'ye getirilirken, 'Her türlü hizmete hazırım' diyen teröristbaşı, buyursun terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin." Bir hafta sonra adres yine Milli iradenin tecelligahı Türkiye Büyük Millet Meclisiydi. Bahçeli, sözlerinin arkasında olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili ilk değerlendirmelerini 30 Ekim'de yaptı. Sürece ilişkin desteğini vurguladı: "Sayın Devlet Bahçeli'nin Cumhur İttifakı ortağımız MHP'nin elini değil tüm vücudunu taşın altına koymasıyla çok daha büyük bir imkan ele geçirdik." Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifadesiyle "hedef artık; 'Terörsüz Türkiye'ydi." Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ideal doğrultusunda Cumhur İttifakı'nın ortak siyasi vizyonla hareket ettiğine dikkati çekti. Gelişmelerle beraber DEM Parti heyeti Adalet Bakanlığı'nın izniyle 28 Aralık'ta İmralı'ya giderek ilk görüşmeyi gerçekleştirdi. Heyet, sonrasında Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi ziyaret etti. AK Parti başta olmak üzere Meclis'teki partilerle de görüşme trafiği sürdü. İmralı ile ikinci görüşme 22 Ocak'ta yapıldı. Ardından DEM Parti heyeti bu kez Irak'ın kuzeyinde IKBY yetkilileriyle temaslarda bulundu. 27 Şubat'ta İmralı ile olan üçüncü görüşme sonrası gözler İstanbul'a çevrildi. İmralı'dan terör örgütü PKK'ya kendisini feshetme çağrısı geldi. DEM Parti'nin Meclis'te başta AK Parti ve MHP olmak üzere partilerle ikinci tur görüşmeleri sürecin önemli sac ayaklarından biri oldu. Ramazan Bayramı'nda AK Parti 10 yıl sonra, MHP ilk kez DEM Parti ile bayramlaştı. Sonrasında asıl ve kritik görüşmenin adresi Beştepe oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 Nisan'da DEM Parti milletvekilleri Pervin Buldan ile Sırrı Süreyya Önder'i kabul etti. 21 Nisan'da Sırrı Süreyya Önder'in yer alamadığı DEM Parti heyeti, İmralı'ya gitti. 24 Nisan'da, DEM Partili yetkililer Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüştü. Sırrı Süreyya Önder'in 3 Mayıs'ta hayatını kaybetmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bahçeli taziye mesajlarını art arda paylaştı. Bahçeli, Meclis'te Önder'i anma programına katılarak 'Terörsüz Türkiye'ye verdiği desteği bir kez daha gösterdi. Sabır, özveri, büyük bir kararlılıkla yürütülen 8 aylık "Terörsüz Türkiye" süreci başarıyla nihayete erdi. Önce DEM Parti terör örgütü PKK'nın, 5-7 Mayıs'ta kongresini topladığını ve İmralı'nın çağrısı doğrultusunda kararlar alındığını duyurdu. Ardından PKK'nın fesih kararı aldığı ve silah bırakacağı açıklandı. Böylece Türkiye, yaklaşık yarım asırdır süren terör sorunundan kurtularak önemli bir eşiği geride bıraktı.
Devlet Bahçeli,PKK/YPG,Recep Tayyip Erdoğan,Son Dakika,Terör Örgütü
Bakan Fidan: Atılacak adımları yakından takip edeceğiz
Dışişleri Bakanı Fidan’ın ev sahipliğinde Türkiye-Ürdün-Suriye Dışişleri Bakanları Toplantısı yapıldı. Toplantı sonrası açıklamalarda bulunan Bakan Fidan, terör örgütü PKK'nın fesih ve silah bırakma kararının tarihi ve önemli bir karar olduğunu belirterek, "Özellikle kalıcı barış ve istikrarın bölgemizde hakim olması açısından ben bu kararı oldukçaönemli görüyorum. Bu kararın alınmasından sonra atılacak pratik adımlar var. Onları da yakından takip edeceğiz." ifadelerini kullandı. Bakan Fidan, şöyle devam etti; Türkiye'de son 20 yıldır geliştirdiğimiz demokrasi, özgürlük, refah ve güvenlik alanının daha da genişlemesi, Türkiye'den taşıp bölgemizdeki diğer devletleri, halkları olumlu şekilde etkilemesi bizim en büyük dileğimiz. Ben bu kararın samimi bir şekilde uygulanması ve diğer endişeleri de izale edici şekilde hayata geçirilmesi halinde gerçekten geleceğimiz için, vatandaşlarımız için, herkes için çok hayırlı bir karar olacağını düşünüyorum. Bu konuda Sayın Bahçeli'nin tarihi çağrısı olmuştu. Cumhurbaşkanımızın çok güçlü bir iradesi olmuştu. Örgütün bu konuda da şu anda olumlu bir cevabı var. Tabii ki bu tarihi sorumlulukta biz bu ülkenin evlatları olarak hep beraber kendi sorunumuzu kendi hikmetimizle, kendi sağduyumuzla, kendi aklımızla, kendi irademizle çözebileceğimizi gösteriyoruz. Bu kendi milletim adına da, bölgemiz adına da, ait olduğumuz medeniyet adına da bence fevkalade önemli bir adım. İnşallah dediğim gibi gelecektir, devamı. Yani pratikte yapılması gereken çok şey var, çok fazla detaylı konu var. Ama bugün bu genel olumlu havanın üstüne daha başka bir şey söylemek istemiyorum. Bugün öğleden sonra kabinemiz var. Orada Cumhurbaşkanımızın başkanlığında toplanacağız. Eminim bu konu gündeme gelecektir ve Cumhurbaşkanımız da bu konuyla ilgili nihai değerlendirmelerini milletimizle paylaşacaktır.
Hakan Fidan
Gazze'deki ABD-İsrail çifte vatandaşı esir asker serbest bırakıldı
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, ABD yönetimiyle yaptığı doğrudan görüşmeler çerçevesinde ABD-İsrail çifte vatandaşı esir asker Idan Alexander’ı serbest bıraktığını duyurdu. Alexander'ın Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinde Uluslararası Kızılhaç ekiplerine teslim edildiği aktarıldı. İsrail devlet televizyonu KAN, Alexander'ı teslim alan Kızılhaç heyetine ait araçların Han Yunus'tan ayrılırken görüntülerini yayımladı. Kızılhaç ekipleri tarafından teslim alınan esir asker Alexander, Gazze sınırındaki Reim bölgesine getirilecek. KAN, Alexander'ı Reim'de, ABD'den Başkan Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Rehine İşleri Özel Temsilcisi Adam Boehler ve ailesi ile birlikte İsrail Başbakanlık Esirler ve Kayıplar Koordinatörü Gal Hirsch'in karşılayacağını bildirdi. Daha sonra, Tel Aviv Ichilov Hastanesinde sağlık kontrolünden geçecek olan esirin, annesi Yael Alexander'ın bildirdiği üzere, sağlığının elvermesi durumunda ABD Başkanı Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile görüşmek üzere Katar'a gitmesi bekleniyor. Hamas, ABD ile yürütülen doğrudan müzakereler kapsamında Gazze'deki ABD-İsrail çifte vatandaşı esir asker Idan Alexander'ın serbest bırakılacağını duyurmuştu. Bunun, "ateşkesin sağlanması, Gazze'ye girişlerin açılması, insani yardımların girişinin sağlanması için ilk adım niteliğinde" olduğu ifade edilmişti.
Gazze,Hamas,İsrail'in Gazze Soykırımı
Donald Trump: İstanbul'daki toplantıdan iyi şeyler çıkabilir
Türkiye, uluslararası arenadaki aktif diplomasisiyle çatışma bölgelerinde barış ve istikrarın teminatı olma yolunda adımlarını sıklaştırıyor. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başından itibaren iki tarafla da görüşerek arabuluculuk faaliyetleri yürüten Türkiye'nin uluslararası arabuluculuk rolünü pekiştiren önemli bir dönüm noktası da perşembe günü İstanbul'da gerçekleştirilecek kritik toplantı olacak. ABD Başkanı Trump, Orta Doğu gezisi öncesinde Oval Ofis'te düzenlediği basın toplantısında, İstanbul'da yapılacak Rusya-Ukrayna görüşmelerini değerlendirdi. Toplantının yapılacağı gün Orta Doğu gezisinde tam olarak nerede olacağını henüz net olarak bilmediğini söyleyen Trump, toplantıya katılmayı daha önce düşündüğüne ama yoğun bir takviminin olduğuna işaret etti. Donald Trump, daha sonra, İstanbul'daki görüşmelere katılma olasılığına ilişkin bir soruya, "O anda nerede olacağımı bilmiyorum. Orta Doğu'da bir yerde olacağım ama faydalı olacağını düşünürsem oraya (İstanbul'a) uçabilirim" şeklinde cevap verdi. Rusya ile Ukrayna'nın bir araya gelip ateşkese ulaşması konusunda çok ısrarcı olduğunu ve İstanbul'daki görüşmenin çok iyi geçeceğine inandığını ifade eden Trump, "Türkiye'de (15 Mayıs) Perşembe günü yapılacak toplantıyı hafife almayın, Cumhurbaşkanı Erdoğan harika bir ev sahibi olacak." diye konuştu. Rusya-Ukrayna ateşkes süreci konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çalıştıklarını kaydeden Trump, "Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Suriye konusunda da bazı çalışmalar yapıyoruz, bu arada yaptırımlar konusunda da bir karar vermemiz gerekecek. Suriye'den yaptırımları kaldırabiliriz çünkü onlara yeni bir başlangıç imkanı vermek istiyoruz." dedi. Suriye yaptırımları konusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisine sorduğunu ifade eden ABD Başkanı, "Pek çok kişi bana bunu sordu çünkü onlara (Suriye'ye) uyguladığımız yaptırımlar gerçekten de pek bir başlangıç imkanı sağlamıyor. Dolayısıyla bu kararı biz vereceğiz." değerlendirmesini yaptı. Türkiye, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşta önemli arabuluculuk rolü üstlenerek taraflarla sürekli temas halinde bulundu ve diplomatik çabalarını yoğun şekilde sürdürdü. Arabuluculuk faaliyetleri kapsamında Türkiye, 10 Mart 2022'de Antalya'da düzenlenen 2. Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile o dönemki Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba'yı bir araya getirdi. Yine aynı yıl Türkiye'nin yoğun diplomasi çabaları sayesinde her iki ülkenin heyetleri, İstanbul'da bir araya geldi ve 22 Temmuz 2022'de "Karadeniz Tahıl Girişimi Anlaşması" imzalandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 Ağustos 2022'de Lviv'i ziyaret ederken savaşın başlamasından sonra iki ülkeye de ziyaret gerçekleştiren tek NATO ülkesi lideri oldu. Diğer yandan Türkiye, Rusya ile Ukrayna arasında 22 Eylül 2022'de gerçekleştirilen esir takasında arabuluculuk rolü üstlendi. Esir takası konusunda da ülkeler arasında arabuluculuk faaliyetlerini sürdüren Türkiye, Ağustos 2024'te de ABD, Almanya, Polonya, Slovenya, Norveç, Rusya ve Belarus cezaevlerinde bulunan 26 kişinin karşılıklı değişimini içeren son dönemin en geniş kapsamlı takas operasyonunu yaptı. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinasyonundaki esir takası, son yıllarda ABD, Rusya ve Almanya arasında gerçekleşen en geniş kapsamlı rehine değişimi olarak tarihe geçti.
Donald Trump,İstanbul,Rusya,Ukrayna
DMM, "Özerk ve federal bir yönetim sağlanacağı" iddiasını yalanladı
DMM'nin sosyalmedyahesabından paylaşılan açıklamada, Terörsüz Türkiye hedefiyle terör örgütünün silah bırakma ve fesih kararına yönelik devlet yönetiminin herhangi bir pazarlık üzerine süreç yönetmesinin söz konusu olmadığı belirtildi. Silah bırakma ve örgütün fesih kararının alındığı PKK kongre bildirgesine ilişkin, “Bu karar sonrasıAnayasadeğişikliğiyle özerk ve federal bir yönetimin sağlanacağı” iddiasınındezenformasyonolduğuna işaret edilen açıklamada, şunlara yer verildi: "Türkiye’nin gündeminde olan Anayasa değişikliğine yönelik hazırlık çalışmaları; sivil, demokratik, özgürlükçü ve kuşatıcı bir anayasa ihtiyacını karşılamak üzerine yapılmaktadır. Kamuoyunu manipüle etmeye yönelik asılsız iddialara itibar etmeyiniz."
İletişim Başkanlığı,Dezenformasyonla Mücadele Merkezi
Küresel krizlerin çözümünde anahtar ülke Türkiye
Türkiye, uluslararası arenadaki aktif diplomasisiyle çatışma bölgelerinde barış ve istikrarın teminatı olma yolunda adımlarını sıklaştırıyor. RusyaDevlet Başkanı Vladimir Putin, dün, İstanbul'da barış müzakerelerinin 15 Mayıs'ta sürdürülmesi yönünde teklifte bulunarak, "15 Mayıs Perşembe günü, müzakerelerin daha önce yarıda kesildiği yerde, İstanbul'da, doğrudan müzakerelerin özellikle de ön koşulsuz olarak yeniden başlatılmasını, hiç vakit kaybetmeden başlamasını öneriyoruz." ifadelerini kullandı. Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da Rusya ileUkraynaarasında müzakere düzenlenmesi için çok şey yaptığını dile getirerek, kendisiyle görüşerek Türkiye'de müzakerelerin düzenlenmesi için fırsat sağlamasını isteyeceğini söyledi. ABDBaşkanıDonald Trumpda Rusya'nın İstanbul’da müzakere çağrısı için "Ukrayna, bunu hemen kabul etmeli." dedi. Kısa süre sonra da Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, yarından itibaren tam ve kalıcı ateşkes beklediklerini vurgulayarak, "Ben perşembe günü Türkiye'de Putin'i bekleyeceğim." açıklamasında bulundu. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı sonlandırmak için taraflarla görüşen ve bu konuda baskı kuran Trump'ın girişimlerinin ardından İstanbul'da düzenlenecek olası müzakereler önem arz ediyor. Trump'ın bu müzakerelerle "en azından bir anlaşmanın mümkün olup olmadığını belirleyebileceklerine" ve "mümkün değilse Avrupalı liderlerin ve ABD'nin ona göre ilerleyeceğine" ilişkin sözleri, İstanbul'daki görüşmeleri daha önemli hale getiriyor. Bu gelişmeler, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başından itibaren iki tarafla da görüşerek arabuluculuk faaliyetleri yürüten Türkiye'nin uluslararası arabuluculuk rolünü pekiştiren önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Barış masası yeniden Türkiye'de kurulacak Türkiye, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşta önemli arabuluculuk rolü üstlenerek taraflarla sürekli temas halinde bulundu ve diplomatik çabalarını yoğun şekilde sürdürdü. Arabuluculuk faaliyetleri kapsamında Türkiye, 10 Mart 2022'de Antalya'da düzenlenen 2.Antalya Diplomasi Forumukapsamında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile o dönemki Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba'yı bir araya getirdi. Yine aynı yıl Türkiye'nin yoğun diplomasi çabaları sayesinde her iki ülkenin heyetleri, İstanbul'da bir araya geldi ve 22 Temmuz 2022'de "Karadeniz Tahıl Girişimi Anlaşması" imzalandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 Ağustos 2022'de Lviv'i ziyaret ederken savaşın başlamasından sonra iki ülkeye de ziyaret gerçekleştiren tekNATOülkesi lideri oldu. Diğer yandan Türkiye, Rusya ile Ukrayna arasında 22 Eylül 2022'de gerçekleştirilen esir takasında arabuluculuk rolü üstlendi. Esir takası konusunda da ülkeler arasında arabuluculuk faaliyetlerini sürdüren Türkiye, Ağustos 2024'te de ABD, Almanya, Polonya, Slovenya, Norveç, Rusya veBelaruscezaevlerinde bulunan 26 kişinin karşılıklı değişimini içeren son dönemin en geniş kapsamlı takas operasyonunu yaptı. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinasyonundaki esir takası, son yıllarda ABD, Rusya veAlmanyaarasında gerçekleşen en geniş kapsamlı rehine değişimi olarak tarihe geçti. AfrikaBoynuzu ülkelerindenEtiyopyaileSomaliarasında bir süredir devam eden Somaliland krizi de Türkiye'nin arabuluculuğunda çözüm yoluna girdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ev sahipliğinde 11 Aralık 2024'te Ankara'da bir araya gelen Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, iki ülke arasında yaklaşık bir yıldır süren krizin çözümü için mutabakata vardı. Barış masası Türkiye'de kuruldu: Etiyopya-Somali müzakerelerinin ilki yapıldı Etiyopya-SomaliAnkaraBildirisi'nde tarafların, görüş ayrılıkları ve tartışmalı meselelerden vazgeçip ortak refah doğrultusunda kararlılıkla ilerleme konusunda mutabık kaldıkları belirtilerek, Türkiye'nin kolaylaştırıcılığında teknik müzakerelere başlama ve kısa zamanda bu süreci sonuçlandırmaya karar verdikleri kaydedildi. Taraflar, Somali'nin toprak bütünlüğüne saygı gösterirken Etiyopya'nın denize ve denizden güvenli erişiminden sağlanabilecek çeşitli potansiyel yararları tasdik ettiğini duyurdu. Türkiye'nin arabuluculuğunda atılan adımlarla iki komşu ülke arasında başlayan ve bölgesel krize dönüşen sorun çözüm yoluna girdi. Ülkeler arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde anahtar ülke rolünü sürdüren Türkiye, son olarak Sudan ileBirleşik Arap Emirlikleri(BAE) arasındaki anlaşmazlık için de devreye girdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 13 Aralık 2024'te Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile telefonda görüşerek Birleşik Arap Emirlikleri ile yaşanan gerilimi çözmek için arabuluculuk yapmayı teklif etti. Türkiye'nin, Somali ile Etiyopya arasındaki ihtilafın çözümü için Ankara Süreci'ni başlattığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan ileBAEarasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi için de Türkiye'nin devreye girebileceğini, Sudan'da sulh ve istikrarın sağlanması, toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunması ile ülkenin dış müdahalelerin alanı haline gelmemesinin, Türkiye için temel esaslar olduğunu iletti. Dost ülkeler arasındaki süreçlerin yönetilmesinde etkin rol oynayan Türkiye, uluslararası kurumların ve çok taraflı diplomasinin sekteye uğradığı dönemde kriz yönetimi ve sorun çözümüne birçok bölgede destek sağlıyor. Afganistanve Pakistan'la hayata geçirilen üçlü işbirliği mekanizması ile bölgesel sahiplenme ilkesi temelinde yürütülen "Asya’nın Kalbi -İstanbulSüreci", bölgede güvenlik, refah, istikrar ve barışın tesisini hedefledi. Türkiye, 2021'de taraflara bölgenin ve uluslararası toplumun arzuladığı barışı sağlayacak kapsayıcı ve müzakere edilmiş uzlaşıya bağlılığını teyit etmesi çağrısında bulundu. Afrika'da Sudan ileGüney Sudanarasında güven ortamının ortak ekonomik projeler yoluyla tesis edilmesi için girişimlerde bulunan Türkiye, Güney Asya'da iseFilipinlerhükümeti ve Moro İslami Kurtuluş Cephesi'nin çağrısıyla arabuluculuk görevini üstlendi. Türkiye, Filipinler'in güneyindeki bölge için barış sürecinde arabuluculuk yapan ülkelerden biri olarak istikrarın sağlanmasında önemli rol aldı. İran'ın nükleer programına ilişkin sorunun barışçıl şekilde ve diyalog yoluyla çözümlenmesi için gayret gösteren Türkiye, bu konudaki müzakere sürecini de destekliyor. 2010'da tesis edilen Türkiye-Bosna Hersek-Hırvatistan Üçlü Danışma Mekanizması ile de bölgesel sorunlara bölgesel çözümler bulunması anlayışıyla Balkanlar'da işbirliğinin artırılmasına, istikrara ve somut projeler vasıtasıyla bölgesel kalkınmaya katkı sağlanıyor. Son toplantı, Türkiye'nin ev sahipliğinde 4.AntalyaDiplomasi Forumu (ADF) kapsamında 12 Nisan 2025'te düzenlendi. Bosna HersekBarışı Uygulama Konseyi Yönlendirme Kurulu üyesi Türkiye, bu ülkede barış ve istikrarın sürdürülmesi ve pekiştirilmesi için ikili, bölgesel ve çok taraflı platformlarda aktif çaba gösteriyor. Türkiye, Bosna-Hersek'teki uluslararası barış misyonuAvrupa BirliğiBarış Gücü'ne (EUFOR Althea)ABülkeleri dışında en fazla asker katkısı veren ülke konumunda bulunuyor. Türkiye, aynı zamanda Bosna-Hersek-Sırbistan-Türkiye Üçlü Danışma Mekanizması ile de Balkanlar'da istikrara katkı sağlıyor. Türkiye, uluslararası barış arabuluculuğu faaliyetlerindeki öncü rolünün yanı sıraBirleşmiş Milletler(BM), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ileİslam İşbirliği Teşkilatı(İİT) çerçevesinde oluşturulmasına liderlik ettiği Arabuluculuk Dostlar Grubu'na da eş başkanlık yapıyor. Türkiye ile Finlandiya, 24 Eylül 2010'da New York'ta BM bünyesinde "Barış için Arabuluculuk" girişimini başlattı. Bu girişimin son görüşmesi, Eylül 2024'te New York'taki Türkevi'ndeFinlandiyaeş başkanlığında BM Arabuluculuk Dostlar Grubu'nun 14. Bakanlar Toplantısı oldu. Gelinen aşamada "Barış için Arabuluculuk" girişimi, uluslararası toplumdan yoğun ilgi görerek üye sayısını, 54 ülke ve BM dahil 8 uluslararası ve bölgesel kuruluş olmak üzere 62'ye ulaştırdı. Ayrıca İstanbul Arabuluculuk Konferansları ve Antalya Diplomasi Forumu etkinlikleri ile Türkiye, arabuluculuğun hem kurumsal hem de pratik çerçevesinin belirlenmesinde önemli rol oynuyor. 8. İstanbul Arabuluculuk Konferansı, 10 Mart 2022'de İkinci Antalya Diplomasi Forumu’ndan (ADF) önce "Değişen Barış Ortamında Arabuluculuğa Dikkat Çekmek" temasıyla düzenlendi.
Recep Tayyip Erdoğan,Rusya,Ukrayna,Antalya Diplomasi Forumu
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kendini devletten üstün görenlerin tepelerine binmeye devam edeceğiz
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Danıştay Konferans Salonu'nda Danıştayın 157. Kuruluş Yıl Dönümü Töreni'ne katıldı. Buradaki konuşmasına, Danıştayın 157. Kuruluş Yıl Dönümü Töreni'ne katılmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu belirterek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, idari yargı teşkilatının tüm mensuplarının Danıştay ve İdari Yargı gününü tebrik etti. Erdoğan, bu önemli günün Danıştay ve yüksek mahkemeler başta olmak üzere yargı camiasının tamamı için hayırlara vesile olmasını diledi. 10 Mayıs 1868'de Şura-yı Devlet adıyla ihdas edilen Danıştay'ın 157 yıldır adaletin tevzi ve tecellisi noktasında başarıyla görev yaptığını belirten Erdoğan, "Mithat Paşa'nın riyasetinden bugüne Danıştay çatısı altında görev yapan fakat artık aramızda olmayan tüm hakimlerimizi, savcılarımızı, Danıştay çalışanlarımızın tamamını rahmetle yad ediyorum. Görev sürelerini başarıyla nihayete erdiren Danıştay mensuplarımıza şahsım ve milletim adına kalpten teşekkür ediyorum. Halihazırda vazifelerini özveriyle ve büyük bir titizlikle sürdüren Danıştay ailemizin tüm üyelerine, tüm fertlerine Rabbimden üstün muvaffakiyetler niyaz ediyorum." ifadelerini kullandı. Binlerce yıllık devlet geleneğinin en önemli prensibinin devlet ebed müddet olarak tarif ettikleri devamlılık olduğunu vurgulayan Erdoğan, Devlet anlayışımızın bu devamlılığı ise iki umde üzerine bina edilmiştir. Bunlardan ilki Eşref-i Mahlukat olan insana atfedilen önemdir. Şeyh Edebali'nin "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" sözü işte bu hakikatin altını çizmektedir. İkincisi ise hiç şüphesiz mülkün temeli olarak gördüğümüz adalettir. Çünkü bizim inancımızda varlık adalet üzre yaratılmıştır. Miyar ve mizan adalet üzerine kurulmuştur. Bu yönüyle adalet, hikmet-i ilahinin yeryüzünde tecelli etmesi, dirlik ve düzenin ancak bu ölçü ekseninde tesis edilmesidir. Adalet terazisindeki en küçük bir sapma Allah muhafaza tamiri de telafisi de mümkün olmayan yıkıcı sonuçlara her zaman gebedir." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti; Her bir vatandaşımızın hak ve hukukunun korunup gözetilmesi, güçsüzün güçlüye asla ezdirilmemesi bu bakımdan son derece önemlidir. Atalarımız "Zor kapıdan girerse töre bacadan çıkar" demişler. Divanü Lügati't-Türk'te yer alan bu söz toplumdaki nizam ve intizamın, adalete duyulan güvenin, kıyamet kopsa dahi adaletin tecelli etmesinin ancak ve ancak hukuk devletiyle sağlanabileceğini ifade eder. Hukuk devletinin en temel ilkelerinden biri ise idarenin denetimi yani idari eylem ve işlemlerin tamamının yargısal denetime açık olmasıdır. İşte Danıştay'ımız tam 157 yıldır böylesine hayati bir görevi ifa etmektedir. İnceleme, danışma ve karar organı olarak idareyi yargı yoluyla denetlemekte, temyiz mercii sıfatıyla kamu ile vatandaş arasındaki uyuşmazlıkları çözüme kavuşturmaktadır. Diğer yüksek mahkemelerimiz gibi anayasa ve kanunlara uyulmasını, mer'i hukukun titizlikle uygulanmasını sağlamaktadır. Bu itibarla milletimiz adına karar verme sorumluluğunu yüksek bir vazife şuuruyla yerine getiren Danıştay Başkanlığımızın tüm mensuplarına bir kez daha teşekkür ediyorum. Devlet ancak adaletle hükmederse devlettir. Zira devletin alametifarikası adalettir. Haksızlığa yol veren, mağduriyetleri gideremeyen, haklıya hakkını teslim edemeyen hiçbir otorite varlığını sürdüremez. Adalete olan inancın temelinden sarsıldığı bir ülkede ne yaparsanız yapın, huzuru, güveni, barışı, demokrasi ve istikrarı tesis edemezsiniz. Gerek adli, gerekse idari yargıda görev yapan hakim ve savcılarımız, milletimizin geleceği, huzuru ve esenliği adına çok önemli bir mesuliyeti yerine getirmektedir. İbn Haldun, "Basiret gözüyle bakan kimse adaletli ölçüyü bulur." diyor. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatleri doğrultusunda karar veren yargı mensuplarımızın bu bilinçle vazifelerini icra etmelerini bekliyoruz. Pek çok defa vurguladığım şu hususu burada bir kez daha ifade etmek isterim: Etkin, güçlü, hızlı ve erişilebilir bir adalet, hükümetimizin önceliklerinin en başındadır. Göreve geldiğimiz ilk günden beri hep bunun için çalıştık. Yargı sisteminin güçlendirilmesi ve daha işlevsel bir zemine oturtulması için bugüne kadar pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik. Yasa ve anayasa değişikliklerini, reform ve strateji belgelerimizle destekledik. Adalet hizmetlerinin vatandaşlarımıza en üst seviyede sunulması için tüm imkanlarımızı seferber ettik. Vesayet dönemlerinin acı bir hatırası olarak yıllarca insanımızı bizar eden üstünlerin hukukunu, milletimizin de desteğiyle geride bıraktık. Yerine hukukun üstünlüğü ilkesini bu ülkede egemen kıldık. Geçmişte adalet dairesinin merkezi bazılarına daha yakındı. Hamdolsun, biz bunu herkese eşit mesafeye getirmeyi başardık. Darbeleri ayakta alkışlayan yargı yerine, 15 Temmuz ihaneti sonrası olduğu gibi, milletin iradesine kasteden darbecilere hak ettikleri hükmü giydiren adil ve demokratik bir yargı rejimini kurduk. Yargının bağımsızlığına tarafsızlık ilkesini ekledik. Hak arama yollarını alabildiğine genişlettik. Yeni kurumlar ihdas ettik. Bakınız bu anlayışla son 23 yılda fiziki ve teknik altyapıdan temel hak ve özgürlüklere, temel kanun ve mevzuat değişikliklerinden ceza infaz sistemine, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden kurumsal değişikliklere, icra ve iflas sisteminden adli sicil işlemlerine, yargıda hedef sürelerden özlük haklarına, çok geniş bir yelpazede adalet hizmetlerimizi günden güne geliştirdik, iyileştirdik, tahkim ettik. Danıştay'ın üye sayılarını artırdık. Hakim ihtiyacını karşıladık. Yardımcı personel sorununu çözdük. Danıştay'ımızı 2012'de yeni hizmet binasına, 2023'te yeni sosyal tesisine kavuşturduk. İdari yargıdaki mahkeme sayısını yüzde 60 oranında artırarak önemli bir eşiği daha geride bıraktık. 2002'de 146 olan idari yargıdaki faal ilk derece mahkemelerinin sayısını 233'e yükselttik. Hataları asgari seviyeye indirecek ve temyiz mahkemelerindeki yığılmayı önleyecek şekilde istinaf önce incelemesi yapmak üzere bölge idare mahkemelerini 9 bölgede faaliyete geçirdik. Böylece Danıştay'ımızın iş yükünü önemli ölçüde azaltırken, uyuşmazlıkların daha kısa sürede çözülmesini temin ettik. İdari yargı teşkilatımızı güçlendirmek için burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak daha pek çok yeniliği, değişikliği, düzenlemeyi hayata geçirdik. Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Yapanın yanına kar kalıyor' türü ön kabullerin her ne sebeple olursa olsun toplumda yerleşmesine müsaade etmeyeceğiz.pic.twitter.com/hh64RsbcS4 23 Ocak'ta açıkladığımız 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi bununla tüm çalışmalarımızı bir adım daha öteye taşıdık. Son dönemde milletimizi en fazla rahatsız eden cezasızlık algısının önüne geçecek kapsamlı düzenlemeleri kamuoyumuzla paylaştık. Şu konuda son derece kararlıyız: "Yapanın yanına kar kalıyor" türü ön kabullerin her ne sebeple olursa olsun toplumda yerleşmesine müsaade etmeyeceğiz. Hukuka, nizama, kanunlara uyan vatandaşlarımızın hak ve hukukunun korunması noktasında kararlıyız. Bundan en küçük bir taviz vermeyeceğiz. Suç işleyenlerin, suçta kibirlenenlerin, kendini yasadan, devletten üstün görenlerin tepelerine binmeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hukuka, nizama, kanunlara uyan vatandaşlarımızın hak ve hukukunun korunması noktasında kararlıyız. Bundan en küçük bir taviz vermeyeceğiz.pic.twitter.com/rCjCD806N6 Yine bu süreçte ortaya çıkan onca ihanetten sonra bile devlete, millete ve demokrasimize pusu kurmaktan vazgeçmeyen FETÖ'yle mücadelemiz güçlenerek devam edecektir. "Su uyur ama FETÖ'nün sinsi hücreleri uyumaz" gerçeği örgüte yapılan her operasyonla kendisini bir kez daha hatırlatıyor. FETÖ'yle mücadelede yaşanacak herhangi bir zafiyetin, Allah korusun, ülkemize, özellikle de devletimize çok ağır bedelleri olacaktır. Yargımız, FETÖ'nün nasıl büyük bir tehdit, nasıl habis bir yapı olduğunu en iyi bilen devlet organlarımızdan biridir. Unutmayalım ki tarih, ibret alınmazsa tekerrür eder. Yakın geçmişte yaşadığımız acıların ve ihanetlerin tekrarının önüne ancak akılla, dirayetle, tecrübeyle ve tarihten ibret alarak geçebiliriz. Diğer türlü milletimize, devletimize ve umudunu Türkiye'nin güçlenmesine bağlamış yüz milyonlarca mazluma karşı görevlerimizi ihmal etmiş oluruz. Bu konuda güvenlik ve istihbarat birimlerimiz gibi yargımızın da gereken dikkat, teyakkuz ve hassasiyeti göstermeyi sürdüreceğine inanıyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Onca ihanetten sonra bile devlete, millete ve demokrasimize pusu kurmaktan vazgeçmeyen FETÖ'yle mücadelemiz güçlenerek devam edecektir.pic.twitter.com/W4RFEEYp0B Burada şu hususun da üzerinde önemle durmak isterim; Adaletin tecellisi için uğraşan yargı mensuplarımızın kimi zaman ailelerini ve çocuklarını da işin içine katarak hedef gösterilmesi, hele hele meydanlarda yuhalatılması yanlış olduğu kadar büyük bir sorumsuzluktur. Hele hele meydanlarda yuhalatılması yanlış olduğu kadar büyük bir sorumsuzluktur. Yargı mercilerinin baskı altına alınmasının hiçbiri ve bunların haklı gerekçesi yoktur. İster siyasetçi, ister gazeteci olsun, halkın huzuruna herkes Anayasa ve yasalar çerçevesinde hukukun sorunsuz işlemesine, suç varsa hesabının mutlaka sorulmasına yardımcı olmalıdır. "Eleştiri bahanesiyle kimse yargı mercilerine parmak sallayamaz"Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yargı mensuplarımızın kimi zaman ailelerini ve çocuklarını da işin içine katarak hedef gösterilmesi, meydanlarda yuhalatılması büyük bir sorumsuzluktur.pic.twitter.com/lBpQS9hwRJ Elbette nezaket kuralları korunarak eleştiriler yapılabilir. Ama eleştiri bahanesiyle kimse yargı mercilerine parmak sallayamaz. Bugüne kadar hükümetimizin tasarrufları konusunda yargı organlarıyla aramızda ortaya çıkan görüş ayrılıklarında tavrımız hep bu yönde oldu. Kararlarını tenkit etsek dahi yargı mensuplarımızı ve organlarımızı daima ayrı bir yerde tuttuk. Güncel tartışmalarla ilgili aynı özeni gösteriyoruz. Kamuoyunun gözünü ve kulağını çevirdiği herkesin de aynı itinalı üslupla hareket etmesini ümit ve arzu ediyorum. Sizlere veda etmeden evvel bir gerçeğin bilinmesinde fayda görüyorum. İçinde bulunduğumuz 21. asrı Türkiye Yüzyılı yapmak hedefiyle yürüttüğümüz çalışmalarda birikiminden, tecrübesinden, vizyonundan ve rehberliğinden en fazla istifade edeceğimiz kurumlarımızdan biri hiç şüphesiz Danıştayımız olacaktır. Özellikle iç kalemizin güçlendirilmesine yönelik attığımız adımlarda devletimizin tüm birimleri gibi sizlerin de desteğine güvendiğimizi, sizlerin de yapıcı katkılarınızı beklediğimizi vurgulamak istiyorum. Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum. Sözlerime bu düşüncelerle son verirken Danıştay ve İdari Yargı gününüzü bir kez daha tebrik ediyorum. Danıştayımızın 157. kuruluş yıl dönümünün ülkemiz, milletimiz, hukuk ve yargı camiamız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Recep Tayyip Erdoğan,Danıştay
Fahrettin Altun'dan terör örgütü PKK’nın kendini feshetmesine ilişkin açıklama
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, terör örgütü PKK’nın kendini feshetmesi ve silah bırakma kararı almasına ilişkin açıklama yaptı. Fahrettin Altun, "Bölücü terör örgütünün silah bırakma ve kendisini feshetme kararının açıklanması, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen Terörsüz Türkiye sürecinin önemli bir aşamayı güçlenerek katettiğinin net bir göstergesi olmuştur." dedi. Türkiye'nin 40 yılı aşkın sürecin sonunda gelinen bu aşamaya kadar çeşitli bedeller ödediğinin, sıkıntılar çektiğinin ve en önemlisi evlatlarını vatan uğruna şehit verdiğinin altını çizen Altun, "Bugüne gelinmesinde emeklerin kıyas kabul etmeyecek derecede en büyüğünün sahibi olan aziz Şehitlerimizin her birini rahmet ve minnetle anıyoruz." ifadelerini kullandı. Söz konusu sürecin sağlıklı ve akıcı bir şekilde ilerlemesi için gerekli önlemler alınacağını, tüm adımlar hassas ve şeffaf bir şekilde, kararlılık ve titizlikle atılacağını söyleyen Fahrettin Altun, açıklamalarına şöyle devam etti: "Kuşkusuz Terörsüz Türkiye süreci, dünden bugüne gelişen kısa vadeli ve sığ bir süreç olmadığı gibi, bugünden yarına çok hızlı şekilde sonlanacak bir süreç de değildir. Güzel ülkemiz Türkiye’nin ve aziz Milletimizin terörden, şiddetten, kaostan uzak olduğu; huzurun, barışın ve istikrarın hakim kılındığı bir ortamın tesisi için Türkiye Cumhuriyeti Devleti tüm bilgisi, kapasitesi ve birikimiyle çalışmaya devam edecektir. Aziz Milletimiz de bu süreçte devletimizin, hükümetimizin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu siyasi iradenin destekçisi olduğunu her fırsatta ortaya koymaktadır. Bu bilinçle; MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin çağrısı ile başlayan, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesi ve liderliğiyle devam eden, Millet ve Devlet el ele yürüdüğümüz Terörsüz Türkiye yürüyüşümüzün ülkemiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. "
Fahrettin Altun,PKK/YPG,Recep Tayyip Erdoğan,Son Dakika,Terör Örgütü
Amasya'da art arda iki deprem deprem
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Amasya'nın Gümüşhacıköy ilçesinde saat 12.23'te 4,4, saat 12.26'da 4,2 büyüklüğünde ikidepremkaydedildi. Depremler, yerin yaklaşık 10,07 ve 19 kilometre derinliğinde gerçekleşti. Sarsıntılar nedeniyle ilçede korku yaşayan vatandaşlar, binalardan dışarı çıkarak bir süre bekledi. Deprem çevre il ve ilçelerden de hissedildi. Amasya Valisi Önder Bakan, vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek, "Çok şükür bize ulaşan olumsuz bir durum yok, saha tarama çalışmalarımızı hızla başlattık. AFAD ve diğer kurumlarımız bölgede incelemelerini sürdürüyor." dedi. Öte yandan Gümüşhacıköy ve Hamamözü ilçelerinde okullarda eğitime bugün ara verildi.
Amasya,Deprem
ABD ve Çin'den gümrük vergisinde karşılıklı indirim
ABD Çin mallarına uyguladığı gümrük vergilerini 90 gün için yüzde 145'ten yüzde 30'a, Pekin, ABD mallarına uyguladığı gümrük vergilerini yüzde 125'ten yüzde 10'a düşürecek. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, hafta sonu Cenevre'de Çin heyetiyle gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından basın toplantısı düzenledi. Bessent, Çin ile 90 günlük bir duraklama ve gümrük vergisi seviyelerinin önemli ölçüde aşağı çekilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını bildirerek, Çin ve ABD'nin ayrışma istemediğini belirtti. Hafta sonu Çin ile yapılan görüşmeleri "sağlam" ve "saygılı" olarak nitelendiren Bessent, "Fentanil konusunda atılacak adımlara yönelik çok sağlam ve verimli bir görüşme yaptık. Her iki tarafın da ayrışmak istemediği konusunda hemfikiriz." ifadesini kullandı. Bessent, gelecekteki görüşmelere yönelik "Çok iyi görüşmeler bekliyoruz, artık görüşmelerde Cenevre mekanizması var." dedi. ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, ABD'nin Çin ile daha dengeli bir ticaret yapmak istediğini belirterek, "ABD ve Çin için oldukça iyi bir sonuçla bitirdik." diye konuştu. Anlaşmaya ilişkin yapılan açıklamada ise ABD'nin, 14 Mayıs itibarıyla fentanil dahil Çin mallarına uyguladığı gümrük vergilerini 90 gün için yüzde 145'ten yüzde 30'a düşüreceği, Çin'in ise ABD mallarına uyguladığı gümrük vergilerini 90 gün için yüzde 125'ten yüzde 10’a indireceği ifade edildi. Ayrıca, Çin ve ABD arasında ticaret ve ekonomik ilişkiler konularında müzakerelerinin sürdürülmesi için mekanizma kurulacağı belirtildi. ABD ile Çin heyetleri hafta sonu İsviçre'nin Cenevre kentinde ticaret görüşmelerinde bulunmak üzere bir araya gelmişti. Dün hem ABD hem de Çin daha sonra müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini belirtmiş ancak daha fazla ayrıntı vermemişti. Dünyanın en büyük iki ekonomisinin ticaret ihtilaflarında anlaşması borsalarda coşkuya neden olurken, dolar ise diğer birçok para birimi karşısında değer kazanıyor. Dolar endeksi şu dakikalarda 101,7 seviyesinde bulunuyor. ABD Başkanı Donald Trump, 2 Nisan'da aralarında Çin'in de olduğu ticaret ortaklarına ek gümrük vergileri açıklamıştı. Çin'in karşılık vermesiyle iki ülke arasında başlayan tarife restleşmesi sonunda ABD, Çin'e uyguladığı gümrük tarifesini yüzde 145'e kadar çıkartmış, Çin de ABD'ye yüzde 125 gümrük tarifesi getirmişti. Washington yönetimi, diğer ülkelere getirdiği ek tarifeleri 90 gün ertelerken, Çin'e yönelik tarifeler yürürlüğe girmişti. Tırmanan ticari gerilim sonrasında Amerikalı ve Çinli yetkililer, bu hafta sonu tarife müzakereleri için İsviçre'de bir araya gelmek üzere anlaşmıştı.
ABD Ekonomisi,Çin,Gümrük Vergisi
Kabine bugün toplanacak
CumhurbaşkanıRecep Tayyip Erdoğanöğle saatlerinde Danıştay'ın 157. Kuruluş Yıl dönümü Programına katılacak. Ardından daCumhurbaşkanlığıKülliyesi'nde, Kabine Toplantısı'na başkanlık edecek. PKK'nın fesih ve silah bırakma kararı kabinenin ana gündemi olacak. Terörsüz Türkiye çalışmalarında gelinen son nokta ele alınacak. Terör örgütü PKK kendini feshetti Terör örgütü PKK'nın fesih ve ve silah bırakma açıklaması sonrasında izlenecek yol haritası konuşulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan Putin ile görüştü Kabine Toplantısı'nda dış politika gündemi de değerlendirilecek. Toplantıda,RusyaveUkraynaarasındaki barış görüşmelerine ilişkin atılacak adımlar da değerlendirilecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dün Rusya Devlet Başkanı Putin ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından 15 Mayıs'ta İstanbul'da yeniden başlaması planlanan barış müzakereleri ele alınacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede Putin’e, Rusya ile Ukrayna arasındaki barış görüşmelerinin kaldığı yerden İstanbul’da devam etmesi yönündeki açıklamasının memnuniyetle karşılandığını belirtti ve Türkiye’nin kalıcı çözüme ulaşmayı sağlayacak müzakerelere ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu ifade etmişti. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Perşembe günü Türkiye'de Rusya Devlet Başkanı Putin'i bekleyeceğini duyurmuştu. Barış masası yeniden Türkiye'de kurulacak X sosyalmedyaplatformu üzerinden yaptığı yazılı açıklamada, Rusya'ya yarından itibaren tam ve kalıcı ateşkesin sağlanmasını teklif ettiklerini hatırlatan Zelenski, "Diplomasi için gerekli zemini oluşturmak amacıyla yarından itibaren tam ve kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını bekliyoruz" ifadelerini kullanmıştı. Putin'i 15 Mayıs'ta Türkiye'de bekleyeceğini kaydeden Zelenskiy, "Ben Perşembe günü Türkiye'de Putin'i bekleyeceğim. Umarım bu sefer Ruslar bahane aramaz" demişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'da düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmasında,Kievyetkililerinin 2022 yılı sonunda ara verdikleri müzakereleri yeniden başlatmalarını önerdiklerini vurgulayarak, şu ifadeleri kullanmıştı: "15 Mayıs Perşembe günü, müzakerelerin daha önce yarıda kesildiği yerde, İstanbul'da, doğrudan müzakerelerin özellikle de ön koşulsuz olarak yeniden başlatılmasını, hiç vakit kaybetmeden başlamasını öneriyoruz."
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi,Recep Tayyip Erdoğan,Rusya,Terörle Mücadele,Ukrayna,Vladimir Putin,Vladimir Zelenskiy
Hamas Türkiye'ye neden teşekkür etti?
Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada, nihai bir anlaşmaya varılması için çaba göstermeye hazır oldukları vurgulanarak, ara buluculuk rolü için Türkiye'ye teşekkür edildi. Diplomatik kaynaklar bu "teşekkürün" gerekçesi olarak, Türkiye'nin sürecin başından beriHamasveABDarasında, ABD vatandaşı Edan Alexander’ın serbest bırakılması için kolaylaştırıcı rol oynamasını gösteriyor. Hamas’a herhangi bir baskı uygulamaksızın böyle bir adım atılmasının, Washington ileGazzearasında güven ortamı oluşturulması bakımından önemli olduğu da kaydediliyor. Türkiye, ABD tarafına, Hamas’ın bu adımı atmasının kalıcı barışın tesisi yönünde bir iyi niyet gösterisi olduğunu iletti. Diplomatik kaynaklar, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son haftalarda Hamas’la İstanbul,Ankarave Doha’da yaptığı temaslarda bu konuların en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu da vurguluyorlar.
Hamas,İsrail,Gazze,Katar,Mısır,İsrail'in Gazze Soykırımı
Barış masası yeniden Türkiye'de kurulacak
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Perşembe günü Türkiye'de Rusya Devlet Başkanı Putin'i bekleyeceğini duyurdu. X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı yazılı açıklamada, Rusya'ya yarından itibaren tam ve kalıcı ateşkesin sağlanmasını teklif ettiklerini hatırlatan Zelenski, "Diplomasi için gerekli zemini oluşturmak amacıyla yarından itibaren tam ve kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını bekliyoruz" açıklamasını yaptı. Putin'i 15 Mayıs'ta Türkiye'de bekleyeceğini kaydeden Zelenskiy, "Ben Perşembe günü Türkiye'de Putin'i bekleyeceğim. Umarım bu sefer Ruslar bahane aramaz" dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'da düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmasında, Kiev yetkililerinin 2022 yılı sonunda ara verdikleri müzakereleri yeniden başlatmalarını önerdiklerini vurgulayarak, şu ifadeleri kullanmıştı: "15 Mayıs Perşembe günü, müzakerelerin daha önce yarıda kesildiği yerde, İstanbul'da, doğrudan müzakerelerin özellikle de ön koşulsuz olarak yeniden başlatılmasını, hiç vakit kaybetmeden başlamasını öneriyoruz."
Rusya,Ukrayna,Vladimir Putin,Vladimir Zelenskiy
Katil İsrail yine okul bombaladı
Filistin haber ajansı WAFA'ya göre, işgalciİsrailsavaşuçakları Cibaliya'da yerinden edilen Filistinlilerin barındığı Fatma bint Esed Okulu'nun 2. katını bombaladı. Katil İsrail saldırısında 5'i çocuk 15 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Gazze'nin orta kesimlerindeki Nusayrat Mülteci Kampı'nda İsrail ordusunun Hammad el-Hasenat Camisi yakınında bir evi hedef alması sonucu ölenler ve yaralananlar oldu. Öte yandan, İsrail ordusuGazzekentinin kuzeydoğusundaki Tuffah Mahallesi'nde çok sayıda evi bombaladı.
Gazze,İsrail,İsrail'in Gazze Soykırımı
Yurt genelinde sağanak etkili olacak
Çevre, Şehircilik veİklim DeğişikliğiBakanlığıMeteorolojiGenel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Cengiz Çelik, bu hafta beklenen hava durumuna ilişkin değerlendirmede bulundu. Yapılan son değerlendirmelere göre, yurt genelinde bu hafta gök gürültülü sağanağın etkili olacağını belirten Çelik, yağışların kuvvetinin batı bölgelerinde az, iç ve doğu bölgelerde ise yer yer kuvvetli olacağını söyledi. Hava Durumu Uyarıları için tıklayın Yağışların 1 hafta boyunca sürmesinin beklendiğini dile getiren Çelik, "Yağışlar özellikle Doğu Akdeniz, İç Anadolu'nun doğusu, Doğu Karadeniz ve DoğuAnadoluBölgesi'nde 3-4 gün boyunca kuvvetli olacak." dedi. Çelik, şu anda mevsim normallerinde seyreden sıcaklıkların, iç kesimlerde 1-2 derece daha düşeceğini, yurdun diğer kesimlerinde mevsim normallerinde olacağını aktardı. Ankara'da bu hafta parçalı ve çok bulutlu bir havanın etkili olacağını vurgulayan Çelik, salı ve çarşamba günü başkentte gök gürültülüsağanakbeklendiğini ifade etti. Çelik, Başkentte bu hafta en yüksek sıcaklığın 20 derece olacağını kaydetti. İstanbul'da da havanın çok bulutlu olacağını aktaran Çelik, "Salı günü batı çevrelerde ve kuzey kesimlerinde kısa süreli sağanak geçişleri olabilir. İstanbul'daki en yüksek sıcaklıklar da 20 derece civarında olacak." dedi. Çelik, İzmir'de gelecek 3-4 gün boyuncayağışbeklenmediğini, sıcaklıkların 26-27 derece civarında olacağını bildirdi.
Meteoroloji,Sağanak,Yağış
Hazine'den tasarruf tedbirlerine sıkı denetim
Bakanlıktan edinilen bilgilere göre, kamudamalidisiplinin sağlanması, tasarruf bilincinin artırılması ve kamu kaynaklarının daha etkin ve ekonomik kullanımı amacıyla yürürlüğe konulan tasarruf tedbirlerine yönelik denetimler aralıksız sürdürülüyor. Bu kapsamda, geçen yıl 145 kamu idaresine bağlı 1279 harcama biriminde,denetimgerçekleştirildi. Bu incelemelerde, tasarruf tedbirine aykırı 2 bin 160 işlem tespit edildi. Tespit edilen aykırılıklar raporlandı ve sorumlular hakkında gerekli yaptırımların uygulanması için ilgili idarelere gönderildi. Ayrıca, idareler bazında düzenlenen raporlar, konsolide edilerek Cumhurbaşkanlığına sunuldu. Bunun yanında denetlenen her bir idareden, aykırılıkların giderilmesi ile ilgili yaptıkları işlemler ve aldıkları önlemler hakkında geri bildirim istendi. Denetimlerde, 15 Mayıs 2024 tarihli tasarruf tedbirleriyle ilgili Cumhurbaşkanı Genelgesi'ne aykırı ve izin alınmadan yapılan harcamalar saptandı. Çok sayıda kamu idaresinde vakıf, dernek, sandık, banka, birlik, firma, şahıs ve benzeri kuruluşlara ait taşıtların kamu kurum ve kuruluşlarınca izin alınmadan kullanıldığı da tespit edildi. Bakanlıkça, bu yıl da denetimlere 157 kamu idaresinde devam edilecek. Hazine ve Maliye BakanıMehmet Şimşekde geçen yıl başlattıkları "Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi" sürecinin devam edeceğini belirterek, maliye politikasındaki disiplinli duruşu sürdürdüklerini vurguladı. Harcama kontrolleri sayesinde, kayda değer tasarruf sağladıklarına işaret eden Şimşek, "Bakanlığımız, kamu idarelerince tesis edilen işlemlerin sonuçlarını hassasiyetle takip ediyor. Kamu mali yönetiminde şeffaflık, hesap verebilirlik ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda, tasarruf tedbirlerine ilişkin denetim faaliyetlerini kararlılıkla sürdürecek, mali disiplinin pekiştirilmesi için gerekli tüm adımları atacağız" ifadelerini kullandı.
Hazine ve Maliye Bakanlığı,Mehmet Şimşek
ABD'de gözaltında tutulan Türk doktora öğrencisi Rümeysa Öztürk özgürlüğüne kavuştu
Filistin'e destek verdiği gerekçesiyle yaklaşık 7 haftadır gözaltında tutulmasının ardından serbest kalan Tufts Üniversitesi doktora öğrencisi Rümeysa Öztürk,eğitimgördüğü Massachusetts eyaletine döndü. Kefaletle serbest bırakıldığı gün avukatlarıyla geceyi Louisiana'da geçiren Öztürk, ilk uçakla Boston'daki Logan Airport isimli havalimanına indi. [Fotoğraf: AA] Yanında Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) üyesi avukatı Mafsa Khanbabai ile havalimanına giriş yapan Öztürk'ü karşılayanlar arasında, Türkiye'nin Boston Başkonsolosu Halime Didem Buner ve Eğitim Ataşesi İbrahim Sığın da vardı. Başkonsolos Buner, giriş salonunda ayaküstü sohbet ettiği Öztürk'e Türkiye adına geçmiş olsun dileklerini iletti. [Fotoğraf: AA] Öztürk, Logan Uluslararası Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısında konuştu. Tufts Üniversitesinde Fulbright bursuyla doktora yapan Öztürk, "Son 45 günde doktoramın kritik zamanında özgürlüğüm ve eğitimimden mahrum kaldım" dedi. Arkadaşlarına, öğretmenlerine ve öğrencilerine kavuşmak için heyecanlandığını söyleyen Öztürk, gözaltında geçirdiği süreyle ilgili, "Bu, şahsım, üyesi olduğum Tufts Üniversitesi topluluğu ve Türkiye'deki yakınlarım için çok zor bir zamandı ama tüm destek, nezaketiniz için hepinize çok minnettarım" ifadelerini kullandı. Bu süreçte hukuki destek veren avukatlarına da özel teşekkürlerini sunan Türk öğrenci, onların sayesinde Amerikan adalet sistemine inancının devam ettiğini belirtti. [Fotoğraf: AA] Rümeysa Öztürk'ü havalimanında karşılamaya gelen ABD Senatörü Ed Markey, Kongre Üyesi Ayanna Pressley ve Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) avukatları da Türk öğrenciyi basın toplantısında yalnız bırakmadı. Öztürk'ün gözaltına alındığı günden itibaren hukuk mücadelesine öncülük eden ACLU avukatları, Türk öğrencinin en başta gözaltına alınmasının yanlışlığını ve Hamas'ı desteklediği iddialarının dayanaksız olduğunu vurguladı. ACLU Massachusetts Direktörü Carol Rose, bu suçlamayla ilgili, "Bunlar, ortaya çıkıp kanıtlamaları için kendilerine (ABD hükümeti avukatlarına) bolca zaman tanındığı halde hiçbir şekilde kanıt gösterilemeyen, desteksiz iddialardır" dedi. ABD yönetiminin, Öztürk ve onun gibi birçok uluslararası öğrenciye yönelik katı tutumunu eleştiren Demokrat Senatör Ed Markey, "Konuşma özgürlüğü ve usulüne uygun yargılanma herkesin hakkıdır, hepimiz bu hakları paylaşıyoruz. Bu yüzden bu eve dönüş, tüm özgürlüklerimiz adına hepimizin üstlenmesi gereken mücadelenin sadece başlangıcıdır" diye konuştu. Markey, "Bu, Rumeysa için, adalet için ve demokrasimiz için bir zaferdir" değerlendirmesinde bulundu. ABD Kongre üyesi Ayanna Pressley de Öztürk'e hitaben, "Seni asla unutmadık. Tamamen aklanana kadar dinlenmeyeceğiz." ifadelerini kullandı. Rümeysa Öztürk'ün avukatlarından Mahsa Khanbabai, bundan sonraki mahkeme süreciyle ilgili yaptığı bilgilendirmede, 22 Mayıs'ta Vermont'ta görülecek duruşmada Türk öğrencinin vizesinin "yasa dışı iptaline" karşı hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti. ABD hükümetinin, yabancı öğrencilere yönelik gözaltı ve vize iptali gibi uygulamalarını eleştiren Khanbabai, "Bunu yetki dışında, öğrencilerle ilgili göçmenlik hukuku tarihimizde hiç görmediğimiz bir şekilde yaptılar" dedi. Ayrıca, Massachusetts'teki bazı Amerikalı yerel yöneticiler, sivil toplum temsilcileri ve bazı Türk vatandaşları da Öztürk'ü karşılayarak geçmiş olsun dileklerini iletti. Rümeysa Öztürk'ü bekleyen komşuları evinin önüne çiçek ve geçmiş olsun mesajları bıraktı. [Fotoğraf: AA] Massachusetts eyaletindeki Tufts Üniversitesinde doktora eğitimi alan Türk öğrenci Rümeysa Öztürk, 25 Mart akşamı arkadaşlarıyla iftar yapmaya giderken yüzleri maskeli altı Göçmenlik veGümrükMuhafaza Dairesi (ICE) görevlisi tarafından gözaltına alınmıştı. ABDDışişleri Bakanı Marco Rubio, Öztürk'ün öğrenci vizesinin iptal edildiğini ve kendisinin sınır dışı edileceğini açıklamıştı. Rubio, "Hamas destekçisi" ve "deliler" (İsrail karşıtı) olarak tanımladığı 300'den fazla yabancı öğrencinin vizesinin iptal edildiğini belirtmişti. ABD'li federal yargıç Denise Casper, ICE görevlilerince gözaltına alınan Türk öğrenci Öztürk'ün sınır dışı edilmesine karşı durdurma kararı vermişti. Rümeysa Öztürk'ün doktora eğitimi aldığı Tufts Üniversitesi de öğrencilerinin serbest bırakılmasını talep ederken, Rektör SunilKumarmahkemeye yaptığı açıklamada, Öztürk'ün tutuklanmasının "okulun uluslararası topluluğunu felç ettiğini" ve artık okulun güvenliği konusundaendişeduyduklarını kaydetmişti. ABD Vermont Federal Bölge Yargıcı William Sessions, Öztürk'ün kefaletle serbest bırakılmasına karar vermişti.
ABD,Filistin Devleti
Yeni haftada hava nasıl olacak?
Yurdun büyük bölümündeyağışetkili olacak. Hava sıcaklığı mevsim normalleri civarında seyredecek. Adana, Mersin, Ordu, Tokat, Osmaniye, Giresun, Kahramanmaraş, Sivas,Kayserive Yozgat'ta gök gürültülüsağanakbekleniyor. Hafta başından itibaren yağış, yurdun Kuzey, İç ve Doğu kesimlerinde yerel kuvvetli sağanak şeklinde görülecek. Hava Durumu Uyarıları için tıklayın Hafta ortasındaMarmara Bölgesive Trakya'dafırtınaşeklinde rüzgar bekleniyor.MeteorolojiGenel Müdürlüğü; ani sel,subaskını, yıldırım düşmesi ve çatı uçması gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerektiği uyarısında bulunuyor. Yeni haftanın ilk gününde İstanbul,Ankarave İzmir'de yağış beklenmiyor. Hava, parçalı bulutlu olacak. Ankara ve İstanbul'da en yüksek sıcaklık 21, İzmir'de 27 derece olacak.
Hava Durumu,Meteoroloji,Sağanak
Hamas ABD vatandaşı esirin serbest bırakılacağını açıkladı
Hamas'ın sosyalmedyahesabından yapılan yazılı açıklamada, arabulucu ülkelerin girişimiyle Hamas'ın son günlerdeABDyönetimiyle görüştüğü ifade edildi. Açıklamada, ABD-İsrail çifte vatandaşıGazzeŞeridi'ndeki asker esir Idan Alexander'ın serbest bırakılacağını belirterek, Alexander'ın serbest bırakılmasının, "ateşkesin sağlanması, Gazze'ye geçişlerin açılması, insani yardımın girişi için atılacak adımlardan biri" olacağı aktarıldı. Hamasaçıklamasında, "yoğun müzakerelere başlayarak ciddi çabayla savaşı sonlandıracak bir anlaşmaya varılması, karşılıklı rızayla esir takasının yapılması ve Gazze'nin idaresinin bağımsız, profesyonel bir yapıya bırakılması için" hazır olduğunu vurguladı. Hamas hareketi, arabulucu ülkelerKatarve Mısır'ın yanı sıra Türkiye'ye süreç boyunca çabalarından dolayı teşekkür etti. Öte yandan,İsrailBaşbakanı Binyamin Netanyahu, Dış İlişkiler ve Savunma Komitesi ile yaptığı toplantıda, Hamas'ın ABD vatandaşlığı da bulunan İsrailli esir Alexander'ı Başkan Donald Trump'ın bölgeyi ziyareti sırasında iyi niyet göstergesi olarak serbest bırakabileceğini söyledi. İsrail devlet televizyonu KAN'ın toplantıya katılan yetkililere dayandırdığı haberine göre, Başbakan Netanyahu, Hamas'ın ABD vatandaşı İsrailli esir Idan Alexander'ın serbest bırakılma ihtimalini "memnuniyetle" karşıladı. KAN'ın haberinde, İsrailli esir Alexander'ın Gazze Şeridi'ne insani yardım girişinin yeniden başlaması karşılığında serbest bırakılacağı öne sürüldü.
ABD,Gazze,Hamas,İsrail
Fransa'da İslam düşmanlığına karşı gösteriler düzenlendi
Fransa'da 25 Nisan'da La Grand-Combe kasabasındaki Hatice Camisi'nde Müslüman genç Aboubakar Cisse'nin bıçaklanarak öldürülmesi, ülkedeki Müslüman toplumunun tepkisine neden oldu. Ülkede özellikle son yıllardamedyave siyaset arenasında artan İslam düşmanlığına tepki göstermek amacıyla başta başkent Paris olmak üzere Marsilya, Lyon gibi çeşitli kentlerde gösteriler düzenlendi. Paris'te Bastille Meydanı'nda yerel saatle 14.00'te başlayan gösteri, Millet Meydanı'nda sona erdi. Göstericiler,Fransaİçişleri Bakanı Bruno Retailleau'nun ülkedeki göçmen ve Müslümanlara yönelik politikalarına tepki gösterdi. "İslamofobi öldürüyor. Devlet ve medyalar buna katkı sağlıyor. Direnelim" ve "Retailleau, Aboubakar'ın kanı ellerinin üzerinde" yazılı dövizler taşıyan göstericiler, "İslamofobiyi durdurun", "Paris faşizme karşı" ve "İslamofobiye hayır" sloganları attı. Aşırı solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisinin kurucusu Jean-Luc Melenchon ile LFI Milletvekili Aymeric Caron'ın yanı sıra farklı muhalif siyasetçiler de gösteriye katıldı. Gösteride, camide öldürülen Cisse için adaletin sağlanması talep edildi. Çok sayıda kişinin ellerinde Filistin bayrakları ve omuzlarında kefiye ile katıldığı gösteride, İsrail'in Gazze'deki soykırımına da tepki gösterildi. Olivier H, 25 Nisan'da Fransa'nın Gard vilayetinde bulunan La Grand-Combe kasabasındaki Hatice Camisi'nde Aboubakar Cisse'den namaz kılmayı öğrenmek için yardım istemiş, örnek kişiliğiyle tanınan Cisse bu teklifi kabul etmişti. Olivier H, Müslüman genci secdeye gittiği sırada yaklaşık 50 kez bıçaklayarak bu anı kayda alıpsosyal medyaplatformunda paylaşmıştı. Saldırının ardından İtalya'nın Pistoia şehrine kaçan Olivier H, 27 Nisan'dapoliskarakoluna teslim olmuş ve Fransa'ya iadesini kabul etmişti. Fransa'ya 9 Mayıs'ta iade edilen Olivier H, aynı gün tutuklanmıştı.
İslam Düşmanlığı,Fransa
Güvenlik korucusu anne vatan nöbetinde
AnadoluÜniversitesi İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nü açıktan okuyan Gülce, 4 yıl önce güvenlik korucusu olmaya karar verdi. Gürpınar İlçe Jandarma Komutanlığınca verilen zorlu eğitimleri başarıyla tamamlayan Gülce, huzur ve güvenliğin sağlanması için zor şartlarda görev yapanMehmetçikile omuz omuza görevlere çıkmaya başladı. Bir yandan ev işlerini yapan, 3 çocuğuyla ilgilenen Gülce, diğer yandan da gururla taşıdığı üniformasıyla vatan nöbeti tutuyor, düzenlenen faaliyetlere katılıyor. [Fotoğraf: AA] 42 yaşındaki Gülce'ye silah arkadaşları, pasta ve karanfillerleAnneler Günüsürprizi yaptı. Görev başındayken yapılan sürpriz karşısında şaşıran ve duygulu anlar yaşayan Gülce, mesai arkadaşlarına teşekkür etti. Gülce, ülkenin huzur ve güvenliği için görev yapmanın büyük bir gurur olduğunu söyledi. Verilen her görevi hakkıyla yerine getirmeye çalıştığını belirten Gülce, "Bir kadın, biranneolarak bu görevi yapmak gurur verici. Zorlu arazi ve ağır kış şartlarına rağmen terör ve her türlü yasa dışı olayla mücadele ediyoruz. Mesleğimi, üniformamı, vatanımı çok seviyorum. Hem annelik yapmak hem de vatanı savunmak menfaatsiz bir sevgi" diye konuştu. [Fotoğraf: AA] Her mesleğin kendine özgü zorluklarının olduğunu ifade eden Gülce, şunları kaydetti: "Arkadaşlarım bana Anneler Günü dolayısıyla sürpriz yaptı. Çok duygulandım, mutlu oldum. Sorunlarımızla yakından ilgilenen, her konuda yardımcı olan komutanlarımıza, silah arkadaşlarıma teşekkür ederim. Üç çocuk annesiyim. Çocuklarıma bakmakla yükümlüyüm. Hem evimin işlerini hem de görevimi severek yapıyorum. Annelik de vatanı savunmak da güzel duygular. Zor bir coğrafyada görevimizi en iyi şekilde yapma gayretindeyiz. Bizim için asıl olan vatanı korumaktır. Görevimizi bu sevgiyle yapıyoruz. Bu duygularla tüm fedakar annelerin gününü kutluyorum." [Fotoğraf: AA]
Anne,Anneler Günü,Van
'ATMACA' hedefi tam isabetle vurdu
Deniz Kuvvetleri Komutanlığıenvanterine alındıktan sonra ilk kez ateşlenen yerli ve milli üretim ATMACA güdümlü mermisi, hedefi tam isabet vurdu. Bakanlığın sosyalmedyahesabından yapılan paylaşıma "Hedef tam isabetle vuruldu" notu düşüldü. Videolu paylaşımda, "Deniz Kuvvetlerimiz, Mavi Vatan’da bir ilke daha imza attı. ATMACA güdümlü mermisi, Deniz Kuvvetlerimizin envanterine alındıktan sonra ilk kez DENİZKURDU-II 2025 Tatbikatı kapsamında ateşlendi.Sinopatış alanında bulunan TCG Kınalıada'dan ateşlenen ATMACA, hedefi tam isabetle vurarak başarıyla imha etti." ifadeleri kullanıldı. Paylaşımda, merminin TCG Kınalıada'dan atıldığı ve hedefi başarıyla vurduğu anlara ilişkin görüntülere yer verildi.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı,Sinop,Yerli Üretim,Milli Savunma Bakanlığı
Meclis'te bu hafta hangi konular görüşülecek? İşte gündem başlıkları...
haftalık çalışmasına 13 Mayıs Salı günü başlayacak Genel Kurul, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları doğrultusunda hazırlanan bazı kanunlar ile 375 sayılı KHK'de değişiklikler öngören kanun teklifini ele alacak. Teklife göre, kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları tarafından mesleğe özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle yapılacak alımlarda da 35 yaş sınırı aranacak. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı, Anayasa Mahkemesince kendi üyeleri arasından seçilecek. Kamu idarelerine ait taşınmazlar ile devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler, görev ve faaliyetlerinde kullanılmak üzere TRT'ye bedelsiz tahsis edilebilecek. Hakimler ve Savcılar Kurulu'na üye seçimi yapılacak.Anayasave Adalet Karma Komisyonunun belirlediği 15 aday arasından 5 üye seçilecek. 5 üyeden 3'ü Yargıtay, biri Danıştay, biri dehukukfakültelerinin öğretim üyeleri ile avukatlar arasından belirlenecek. Meclis'te komisyonların gündemi de yoğun olacak. Çalışmalarını tamamlayanYapay ZekaAraştırmaKomisyonu son kez toplanacak. Komisyon, ay süren çalışmaların ardından hazırlayacağı raporu Meclis Başkanlığına sunacak. Meclis, Kartalkaya'daki otel yangınını da araştırmaya devam ediyor. Bu kapsamda Bolu Valiliği'nden yetkiler komisyonda dinlenecek. Hac ve umre seyahatleri ile ilgili iş ve işlemler ile Hac ve Umre Hesabından yapılan bütün harcamalar, her yıl hac mevsimi sonunda Diyanet İşleri Başkanlığı ve gerektiğinde Cumhurbaşkanlığınca görevlendirilecek denetim elemanları tarafından denetlenecek. Din İşleri Yüksek Kurulu, Kur'an-ı Kerim meallerini Başkanlık ile diğer kamu kurumları, özel kişi ve kuruluşların talebi üzerine veya resen inceleyecek ya da incelettirecek. Maden Kanunu ile Türk Petrol Kanunu kapsamında ruhsat ve hak sahibi olanların, aktif edilmiş tebligata esas KEP kullanmaları zorunlu olacak, yükümlülüğü yerine getirmeyenlere, yükümlülüklerini yerine getirmedikleri her 3 ay için 300 bin lira idari para cezası uygulanacak. MAPEG ve TENMAK'ın bütün mal ve varlıkları devlet malı hükmünde olacak ve haczedilemeyecek. Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu'nda, kurumların 2021 ve 2022 yıllarına ait bilanço ve netice hesaplarının görüşmelerine devam edilecek. Komisyon, bu haftaki toplantılarında, Elektrik Üretim A.Ş (EÜAŞ), Türkiye Nükleer Enerji A.Ş (TÜNAŞ), Türkiye Elektromekanik Sanayi Genel Müdürlüğü, Nükleer Teknik Destek A.Ş (NÜTED A.Ş), Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş ve bağlı ortaklıkları ile Ziraat Bankası ve bağlı kuruluşlarının bilanço ve netice hesaplarını ele alacak. Salı ve Çarşamba günleri Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları düzenlenecek.Genel başkanlar Meclis kürsüsünden gündeme ilişkin açıklamalarda bulunacak.
Danıştay,HSK,TBMM,Yangın,Yapay Zeka,Yargıtay
Cumhurbaşkanı Erdoğan Putin ile görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Rusya ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede Rusya Devlet Başkanı Putin’e, Rusya ile Ukrayna arasındaki barış görüşmelerinin kaldığı yerden İstanbul’da devam etmesi yönündeki açıklamasının memnuniyetle karşılandığını belirtti ve Türkiye’nin kalıcı çözüme ulaşmayı sağlayacak müzakerelere ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, barışa ulaşılması noktasında bir fırsat penceresinin aralandığını, kapsamlı bir ateşkes sağlanmasının barış görüşmeleri için gerekli ortamı oluşturacağını vurguladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile 15 Mayıs'ta İstanbul'da ön koşulsuz doğrudan görüşmelerin yeniden başlatılmasını önermişti. Putin: Kiev ile görüşmeleri yeniden başlatmak istiyoruz Putin, Türkiye'nin Rusya-Ukrayna müzakerelerinin düzenlenmesindeki rolüne dikkat çekti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile konuyla ilgili görüşme yapacağını söylemişti. Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakerelerin düzenlenmesi için Türkiye'nin defalarca teklifte bulunduğunu hatırlatan Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da bu organizasyonu gerçekleştirmek için çok şey yaptığını dile getirmişti.
Recep Tayyip Erdoğan,Rusya,Son Dakika,Vladimir Putin
Beylikdüzü'nde duraktaki metrobüse başka bir metrobüs çarptı
Beylikdüzü istikametinde, Haramidere Sanayi Durağı'nda yolcu alan metrobüse, arkadan gelen başka metrobüs çarptı. Kazada, 48 kişi yaralandı. Araçlardaki yolcular kendi imkanlarıyla dışarı çıktı. İhbar üzerine kaza yerine sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlileri, yaralanan yolculardan bazılarına kaza yerinde müdahale ederken, bazıları ambulansla hastaneye kaldırıldı. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Haramidere Sanayi Durağı'ndaki kazadan toplam 49 kişi etkilendi. Kazada 1 kişi kaldırıldığı hastanede hayatını kaybederken, 11 kişi tedavilerinin ardından taburcu edildi. 37 yaralının hastanelerdeki tedavisi sürüyor. Kazaya karışan metrobüslerde hasar oluştu, kırılan cam parçalarının yere saçıldığı görüldü. 1 kişinin öldüğü, 2'si ağır 48 kişinin yaralandığı kazanın ardından yolcu alımına kapatılan Haramidere Sanayi Durağı'ndaki çalışmalar tamamlandı. Savcının incelemesi sonrasında, kazaya karışan araçlar ekipler tarafından garaja götürüldü. İstanbul Valisi Davut Gül, Beylikdüzü'ndeki metrobüs kazasına ilişkin, "Maalesef toplamda 40 yaralı hemşehrimiz var. Yaralılarımızdan 1 kişi vefat etti. 2 kişi ağır yaralı, diğerlerinin de tedavileri devam ediyor. Bazıları taburcu olmaya başladı." dedi. Gül, Beylikdüzü istikametinde, Haramidere Sanayi Durağı'nda yolcu alan bir metrobüse, başka bir metrobüsün arkadan çarptığı kazaya ilişkin olay yerinde incelemede bulundu. İETT Genel Müdürü İrfan Demet ve bazı yetkililerden kazayla ilgili bilgi alan Gül, daha sonra gazetecilere açıklama yaptı. Kazayı öğrendikten sonra İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız ile hastanelerde yaralıları ziyaret ettiklerini kaydeden Gül, "Maalesef toplamda 40 yaralı hemşehrimiz var. Yaralılarımızdan 1 kişi vefat etti. 2 kişi ağır yaralı, diğerlerinin de tedavileri devam ediyor. Bazıları taburcu olmaya başladı. Ölüm ve yaralama olayı olduğu için bu tür durumlarda adli süreç otomatik olarak başlıyor. Aynı şekilde kurumların kendi içerisindeki idari süreçler başlıyor ve diğer idari süreçler de kendiliğinden başlamış oluyor." ifadelerini kullandı. "Geçmiş olsun" dileklerini ileten Gül, "Kazanın sebebi teknik olarak incelendikten sonra belli olacak. Sizin de bizim de gördüğümüz; metrobüslerden biri yolcu indirirken diğer metrobüs durmayarak arkadan çarpıyor. Çarpma neticesinde de öndeki metrobüsten inen yolcularımız sağa sola savruluyorlar. Bunun duramama sebebi nedir, incelemeler, hem adli hem idari soruşturmalar neticesinde ortaya çıkacak." diye konuştu.
Trafik Kazası
Dışişleri Bakanlığı: Pakistan-Hindistan ateşkesinden memnunuz
Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, ateşkesin sağlanmasına yardımcı olan tüm ülkelere teşekkür edildi. Bakanlığın yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Pakistan ileHindistanarasında ateşkes kararı alınmasından memnuniyet duyuyoruz. Tarafları, doğrudan ve sağlıklı bir diyalogun tesisi için ateşkesin sunduğu bu fırsattan azami ölçüde yararlanmaya çağırıyoruz. Güney Asya’da istikrarın sürdürülebilir hale gelmesi bakımından, benzer gerginliklerin önlenmesini sağlayacak diyalog mekanizmalarının,terörle mücadelealanı dahil olmak üzere, kurulması gerektiği aşikardır. BaştaABDolmak üzere, ateşkesin sağlanmasına katkıda bulunan tüm ülkelere teşekkürlerimizi sunuyoruz."
Dışişleri Bakanlığı,Hindistan,Pakistan,Terörle Mücadele
Sahte baz istasyonuyla dolandırıcılık yapan çeteyi MİT çökertti
MİT’inİstanbulCumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü ile beraber gerçekleştirdiği operasyon sonucunda, kurdukları sahte baz istasyonu üzerinden kurumsal kimlikleri taklit ederek vatandaşların kişisel ve finansal verilerini hedef alan sibercasuslukağı çökertildi. Operasyonda yabancı uyruklu 7 şüpheli suçüstü yakalanarak gözaltına alındı. Yabancı uyruklu 7 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. MİT, GSM operatörü abonesi çok sayıda vatandaştan gelen sahte içerikli SMS mesajları aldıklarına dair yapılan şikâyetler üzerine teknik inceleme başlattı. Kamu kurumları ve kurumsal firmalar tarafından gönderilmiş gibi görünen mesajları inceleyen MİT, önemli bulgulara ulaştı. ​Olayın sahte baz istasyonu yöntemiyle gerçekleştirildiği değerlendirildi. Yapılan çalışmalar sonucundaÇinmenşeli olduğu belirlenen cihazlar aracılığıyla sahte baz istasyonu kurulduğu tespit edildi. Cep telefonlarının bu sahte istasyonlara bağlanması sağlanarak kullanıcılara GSM Operatörü gibi hareket ederek ödeme talep eden sahte mesajlar gönderildiği belirlendi. Sürdürülen çalışmalarda; “Patron” kod adlı şahıstan talimat alan ve aynı şebeke içerisinde üç farklı grup halinde hareket eden toplam 7 kişi deşifre edildi. Şahısların, kiraladıkları araçlarla İstanbul’un yanı sıra İzmir,Bursave Yalova’da da farklı cihazlarla geniş bir kullanıcı kitlesini hedef aldıkları belirlendi. Getirdikleri cihazla, iletişim verileri ve kullanıcı bilgilerinin toplanarak Çin merkezli bir sunucuya aktarıldığı tespit edildi. Şüphelilerin bu verileri daha sonra yabancı menşeli bir uygulama üzerinden hedef odaklı oltalama (phishing) saldırılarında kullandığı ve bazı kullanıcılarınkredi kartıbilgilerini paylaşarak ödeme yaptığı saptandı. MİT’in saha unsurları ve teknik ekiplerinin yanı sıra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen yoğun takip neticesinde şüphelilerin kimliği tespit edilerek yakın izlemeye alındı. Düzenlenen ortak operasyonda şüpheliler, kiraladıkları araçlar içerisinde suçüstü yakalandı. Şebekenin teknik cihazları, İstanbul’da elektronik malzeme satışı yapan Çin uyruklu bir şirket sahibinden tedarik ettiği tespit edildi. Söz konusu şahıs da yakalanarak gözaltına alındı. Yabancı uyruklu şahısların 2025 yılı Mart ayında Türkiye’ye giriş yaptığı, kısa süre içinde farklı bir vatandaş adına GSM hattı temin ederek kimliklerini gizlemeye çalıştıkları öğrenildi. Kullanılan cihazların ülkeye hangi yollarla sokulduğuna dairgümrükve sınır geçiş kayıtları üzerinden geniş çaplı bir inceleme başlatıldı. Operasyonda ele geçirilen sahte baz istasyonu cihazları ve dijital materyaller kriminal incelemeye alınırken, şüphelilerin tüm bağlantılarına yönelik soruşturma çok yönlü olarak devam ediyor.
Dolandırıcılık,MİT
Çanakkale'de zincirleme kaza: 8 ölü, 20 yaralı
Çanakkale-Ezine kara yolunda Çanakkale Truva Turizm'e ait yolcu otobüsü, odun yüklü kamyon ve otomobil çarpıştı. İhbar üzerine kaza yerine sağlık, itfaiye, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi. Çanakkale Valisi Ömer Toraman, TRT Haber'e kazaya ilişkin açıklamasında, kazanın Ezine ilçesi yakınlarında meydana geldiğini belirtti. Kazaya karışan kamyonun karşı şeride devrilmesi sonucu yolcu otobüsü ile otomobilin de etkilendiğini ifade eden Toraman, şöyle devam etti: Kaza neticesinde kamyon şoförü hayatını kaybediyor. Otobüsten de toplam 25 yolcu var. 3'ü görevli şoför ve muavin 22 de yolcu. Bu 25 kişiden de toplam 5 vatandaşımız olay yerinde hayatını kaybediyor. Süratli bir şekilde yaralılar Ezine Devlet Hastanesi'ne, Çanakkale Devlet Hastanesi'ne sevk edildi. Hastanelerde gerekli tıbbi müdahaleler süratle yapıldı. Maalesef orada da hastanede de 3 vatandaşımız hayatını kaybetti. Böylece kazada toplam hayatını kaybeden vatandaşımızın sayısı 8 oldu. Geriye kalan 20 vatandaşımız da değişik derecelerde etkilendiler. Bunlardan birkaç vatandaşımızın durumunun kritik olduğunu bildirdi arkadaşlarımız. Onlara da gerekli tıbbi müdahaleler devam ediyor. Kazayı müteakip karayolu bir müddet trafiğe kapandı. Alternatif güzergahlardan trafik açıldı. Şu anda trafik akışı sağlandı. Tahkikat da Cumhuriyet Savcıları tarafından yürütülecek. Ben bu vesileyle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Yaralı vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından kazaya ilişkin paylaşımında, "Çanakkale'de meydana gelen zincirleme trafik kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum." ifadelerini kullandı. Tunç, kazayla ilgili Ezine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatıldığını, 2 Cumhuriyet Savcısı görevlendirildiğini ve soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğünü bildirdi.
Çanakkale,Trafik Kazası
Pakistan ve Hindistan tam ateşkes konusunda anlaştı
Trump, Truth Social hesabından yaptığı açıklamada Hindistan ile Pakistan arasında ABD'nin arabuluculuğunda gece boyu süren görüşmelerin gerçekleştirildiğini bildirdi. "Hindistan ile Pakistan'ın tam ve hemen ateşkes konusunda anlaştığını duyurmaktan memnuniyet duyuyorum." ifadesini kullanan Trump, iki ülkeyi de gösterdikleri sağduyudan dolayı tebrik etti. Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar da Pakistan ve Hindistan'ın derhal yürürlüğe girecek bir ateşkes konusunda anlaşmaya vardığını bildirdi. Sosyal medya platformu X üzerinden paylaşım yapan Dar, iki ülke arasındaki ateşkes konusunda açıklama yaptı. Dar, "Pakistan ve Hindistan derhal yürürlüğe girecek bir ateşkes konusunda anlaşmaya vardı" ifadesinin ardından Pakistan'ın her zaman egemenliğinden ve toprak bütünlüğünden ödün vermeden bölgede barış ve güvenlik için çaba gösterdiğini vurguladı. Hindistan Dışişleri Bakanlığı Sekreteri Vikram Misri ise ülkesinin Pakistan ile "askeri eylemlerin durdurulması" konusunda anlaşmaya vardığını duyurdu. İki ülkeden askeri yetkililerin yerel saatle 15.35'te iletişime geçtiğini belirten Misri, "Her iki tarafın da yerel saatle 17.00'den itibaren karada, havada ve denizde tüm askeri eylemleri durdurması konusunda anlaşmaya varıldı." ifadesini kullandı. Misri, her iki taraftan ilgili yetkililere bu mutabakatın hayata geçirilmesi için talimatlar verildiğini aktararak, yetkililerin 12 Mayıs'ta tekrar görüşeceğini kaydetti.​​​​​​​ Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar da X sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Hindistan ve Pakistan'ın çatışmaların ve askeri operasyonların durdurulması konusunda anlaşmaya vardığını bildirdi.
Hindistan,Pakistan
NATO Dışişleri Bakanları Antalya'da bir araya gelecek
Dışişleri Bakanlığıkaynaklarına göre,NATOüyesi 32 müttefikin temsil edileceği toplantı 14-15 Mayıs'ta Antalya'da düzenlenecek. NATO Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantıları, NATO zirveleri öncesinde müttefik bakanlar arasında ilave görüş alışverişine imkan sağlamakta. Bu çerçevede, 24-25 Haziran tarihlerinde Lahey'de düzenlenecek "NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi"nin hazırlıkları, Antalya'da gerçekleştirilecek bu toplantıda müttefik dışişleri bakanları tarafından ele alınacak. Toplantı kapsamında müttefik dışişleri bakanları, NATO Genel Sekreteri ve diğer üst düzey NATO yetkililerinin 14 Mayıs akşamı Bakan Fidan'ın ev sahipliğinde düzenlenecek bir sosyal etkinlikte bir araya gelmeleri öngörülüyor. 15 Mayıs sabahı gerçekleştirilecek Kuzey Atlantik Konseyi gayriresmi oturumunda, ittifakın gündemindeki öncelikli konularda Lahey Zirvesi'nde alınabilecek kararlar hakkında görüş alışverişinde bulunulması bekleniyor. Avrupa güvenliğinin geleceği ile transatlantik güvenliğinde külfet paylaşımının gözden geçirilmesine yönelik gayretler de toplantının öncelikli gündem maddesi olacak. BakanFidantoplantıda, 76 yıldır Avrupa-Atlantik güvenliğinin belkemiğini oluşturan NATO'nun daha güçlü, etkin ve caydırıcı kılınmasının ve bu asli rolünün aşındırılmamasının önemini belirterek, bu yöndeki gayretlerin ağırlık merkezini ittifak dayanışmasının ve birliğinin daha da pekiştirilmesinin oluşturduğuna dikkati çekecek. Fidan, Türkiye'nin güçlü ordusu, modern askeri yetenekleri ve gelişmiş savunma sanayi altyapısıyla Avrupa-Atlantik güvenliğine katkılarını sürdürmeye ve daha fazla sorumluluk üstlenmeye kararlı olduğunu vurgulayarak, Avrupa güvenliğinin geleceğine dair süreçlerdeki ağırlığı ve konumu itibarıyla Türkiye gibiABüyesi olmayan müttefiklerin AB'nin savunma alanındaki gayretlerine gereğince katılımının şart olduğunun altını çizecek. Bakan Fidan, toplantıda, savunma harcamaları halihazırda NATO'nun "gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde ikisi" kriterinin üzerinde olan Türkiye'nin savunmaya daha fazla yatırım yapmaya ve modern yeteneklerini daha da geliştirmeye kararlı olduğunu belirterek, müttefikler arasındakisavunma sanayiiişbirliği ve ticaretinin önündeki engellerin tamamen kaldırılmasının savunma harcamalarının asıl amacı olan kritik yeteneklerin geliştirilebilmesi açısından asli önemde olduğunu vurgulayacak. Fidan'ın toplantıda, "360 derece güvenlik" anlayışıyla, Rusya-Ukrayna savaşının sonlandırılmasının yanı sıra İttifak'a mücavir bölgeler ile Orta Doğu'da barış ve istikrarın hakim kılınmasının gerekliliğine dikkati çekmesi ve terörizmle mücadelede hakiki dayanışma sergilenmesi gerektiğini belirtmesi öngörülüyor. Bakan Fidan'ın NATO iFMM marjında mevkidaşlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirmesi planlanıyor. Güvenlik garantilerine ve karşılıklı taahhütlere dayalı bir Kuzey Atlantik İttifakının ihdası amacıyla başlayan sürecin neticesinde, NATO'yu kuran Kuzey Atlantik (Vaşington) Antlaşması 4 Nisan 1949'da imzalandı. Şu an 32 üyesi olan NATO'ya Türkiye, 18 Şubat 1952'de üye olmuştu. Vaşington Antlaşması uyarınca NATO'nun asli görevi, üye ülkelerin özgürlük ve güvenliklerini siyasi ve askeri yöntemlerle korumaktır. NATO, Kuzey Amerika ve Avrupa'nın güvenliğinin bölünmezliğini simgelemekte. NATO, İttifaka üye olduğu tarihten bu yana Türkiye'nin güvenliğinin temininde merkezi bir role sahip oldu. Ayrıca, Türkiye’nin Avrupa-Atlantik yapılarıyla bütünleşme hedefine muhtelif açılardan kayda değer katkılarda bulundu. Diğer taraftan, İttifaka katılımının 73. yıl dönümünü idrak eden Türkiye, NATO misyon ve harekatlarına sürdürülebilir mahiyette katkılar sağlamakta. Türkiye, NATO'nun komuta ve kuvvet yapısına en kapsamlı katkılar yapan müttefiklerden biri. İttifakın komuta yapısında yer alan NATO Kara Komutanlığı (LANDCOM) Türkiye'de bulunmakta. Ayrıca, NATO Kuvvet Yapısındaki Yüksek Hazırlık Seviyeli dokuz kara kuvveti karargahından biri olan NATO Hızlı Konuşlandırılabilir Kolordu Karargahı (NRDC-TUR, 3. Kolordu Komutanlığı Karargahı, İstanbul) Türkiye tarafından sağlanmakta. Türkiye, savunma harcamalarının GSYİH'ye oranının yüzde ikiye yükseltilmesine dair Savunma Yatırımı Taahhüdü çerçevesinde söz konusu hedefe ulaşmış ve hatta geçmiş durumda.
NATO,Dışişleri Bakanlığı,Hakan Fidan
Çocukların dijital güvenliği için yeni uygulama yolda
Aileve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş,İstanbulİl MilliEğitimMüdürlüğü ile İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) işbirliğinde "Huzurlu Aile, Mutlu Çocuk" temasıyla düzenlenen "Ebeveynlik Zirvesi"nde konuştu. Bakan Göktaş yaptığı konuşmada, zirvede yapılacak çalışmaların ebeveynlik yolculuğuna katkı sağlamasını temenni etti. Ailenin sadece aynı çatı altında yaşamak olmadığını,gözteması, sabır, çocukların kelimelerinin arasındaki sessizliği duymak olduğunu söyleyen Göktaş, "Nedir gittikçe derinleşen bu sessizliğin nedenleri? Bazen yoğun hayat temposu, bazen hem telefonlarımız hemtelevizyonekranlarının gölgesi, bazen de yetişkin dünyasının karmaşası, çocuklarımızla aramıza görünmez duvarlar örüyor. Çocuklarımızın gözlerinin içine bakmayı, onların duygularını anlamaya çalışmayı, kelimelerden çok hislere kulak vermeyi ihmal edebiliyoruz. Oysa her çocuk, anlaşılmak, dinlenmek, değer görmek ister ve bu ihtiyaç sadece sözle değil, bakışla, dokunuşla, sabırla karşılanır. İşte bu yüzden diyoruz ki, çocukluk sadece bir dönem değil, bir ömürdür, bir hayattır, kişinin kendisi ve çevresiyle kurduğu ilişkidir. Ve bu ilişkinin temeli, ailede atılır" diye konuştu. Teknolojinin gelişmesinin, dijitalleşmenin yaygınlaşmasının aile hayatını da dönüştürdüğünü vurgulayan Göktaş, "Birlikte geçirilen zaman azalıyor. Yüz yüze iletişim, yerini ekranlara bırakıyor. Çocuklarımızın merak, öğrenme, keşfetme, eğlenme amacıyla girdikleri dijital dünya, onların zihinlerinde ve ruhlarında görünmez izler bırakabiliyor. Bu izler bir ekranın parıltısında, biroyunkarakterinin şiddetinde ya da sosyalmedyayorumunun yaralayıcı dilinde saklanıyor. Bu nedenle ne yazık ki vakit geçirdikleri bu dijital duraklar, her zaman güvenli olmayabiliyor" ifadelerini kullandı. Bakan Göktaş, "Bilinçli dijital medya kullanımı olmadığında çocuklar, istismar, akran zorbalığı, zararlı içerikler ve nefret söylemi gibi risklerle karşı karşıya kalabiliyorlar. Diğer yandan karşı karşıya olduğumuzdijital bağımlılıkriski, çocukların gerçek dünyayla bağlarını zayıflatıyor. Aile ilişkilerini, dikkat sürelerini, fiziksel aktivitelerini ve duygusal gelişimlerini olumsuz etkileyebiliyor ve bu çok uzakta değil aslında, evlerimizin içinde, hemen yanımızdaki odada başlıyor." şeklinde konuştu. Öncelikle dijital mecraların risklerine karşı çocukların bilinçlendirmesi gerektiğinin altını çizen Göktaş, şunları kaydetti: "Onlara ekranın iki yüzünü de anlatmalıyız. Bilgiye ulaşmanın güzelliğini de yanıltıcı içeriklerin zararlarını da... Ebeveynler olarak bizler, çocuklarımızın dijital hayatına seyirci kalamayız. Oyunlarını bilmeli, izledikleri videoları sorgulamalı, hangi platformlarda vakit geçirdiklerini öğrenmeliyiz ve şunu unutmamalıyız; bir ekran hiçbir zaman bir annenin şefkatini, bir baba ilgisinin, bir arkadaş gülüşünün, bir öğretmen dokunuşunun yerini tutamaz." Üzerlerine düşen sorumluluğun bilincinde olduklarını ifade eden Göktaş, eğitim içeriklerinde dijital okuryazarlığa yer vererek bu alanda farkındalığı artırmaya gayret ettiklerini, aile ve çocuklara yönelik danışmanlık hizmetlerini yaygınlaştırdıklarını söyledi. Göktaş, çeşitli rehberlik seminerleri ve ücretsiz eğitim programlarıyla aile içi iletişimi ve dayanışmayı güçlendirmeye çalıştıklarını, gerçekleştirdikleri dijital bağımlılıkla mücadele çalıştaylarıyla da çözüm odaklı öneriler geliştirdiklerini ve bunları politikalarına yansıttıklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Gençlerimizin, çocuklarımızın sosyal medyanın karanlık dehlizlerinde yitip gitmelerine seyirci kalamayız" sözünü hatırlatan Göktaş, şöyle devam etti: "Çocuklarınsosyal medyakullanımına yönelik ülkemize özgü model geliştirmek için yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmaların bir parçası olarak aile içi iletişimi güçlendirmek ve çocuklarımızın dijital dünyayı daha sağlıklı kullanabilmeleri için dijital detoks kampları düzenliyoruz. Bu kamplarda aileler ekranlardan uzak, doğayla iç içe, sosyalleşme ve kişisel gelişimlerine katkı sunacak etkinliklere katılıyor. Böylece hem dijital bağımlılıkla mücadelede farkındalık oluşuyor hem de çocuklarımızın zihinsel ve duygusal yönden güçlenmelerine destek oluyoruz. Ayrıca, yurt dışında örneği olduğu gibi annelerin ve babaların çocuklarını takip edebileceği bir uygulamayı, ilgili bakanlıklarımızla birlikte hayata geçireceğiz. Bu uygulamayla çocuğun dijital ortamdaki davranışları izlenebilecek, ekran süresi kontrol altına alınabilecek ve güvenli internet kullanımıteşvikedilecek." Bu çalışmaları yürütürken ebeveynlerin desteğine ihtiyaçları olduğunu anlatan Göktaş, "Diğer yandan sosyal medya platformlarının çocukları koruyan düzenleme ve algoritma geliştirmeleri gerekiyor. Hepsinin bunu yapabilecek altyapıları var. Aksi takdirde daha radikal önlemler almak durumunda kalacağız. Pek çok ülkenin bu konuda benzer kaygıları olduğunu hepimiz biliyoruz. Özellikle çocukların dijital mecralarda karşılaştıkları riskleri azaltmak amacıyla çeşitli düzenlemeler ve koruyucu önlemler geliştiriyorlar" değerlendirmesinde bulundu. Bakan Göktaş, "Diğer yandan çocuklarımıza daha güvenli dijital dünya sunmak için yasal bir düzenlemenin yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bunun için çalışmalarımızın son aşamasına geldik. Bakanlık olarak hayata geçirilecek bu yasal düzenlemeyle çocuklarımıza daha güvenli dijital dünya sunmak istiyoruz" dedi. Ailenin, çocuklar aracılığıyla toplumun geleceğine yön veren kritik kurum olduğuna işaret eden Göktaş, bu nedenle aile ve çocuklar için yürüttükleri sosyal politikaları, Türkiye'nin geleceğine yaptıkları en kıymetli yatırım olarak gördüklerini söyledi. Çocuklara yönelik tüm çalışmaları aile merkezli perspektifle yürüttüklerini vurgulayan Göktaş, 2025 yılının "Aile Yılı" olarak ilan edilmiş olmasının aile kurumuna verilen önemi bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. Bakan Göktaş, Aile Şurası ile başladıkları, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi'ni açıklamalarıyla devam eden bu sürecin, kapsamlı seferberliğe dönüştüğünü, bu yıl da aileyi ve dinamiknüfusyapısını koruyan bir anlayışla çalışmalara hız kazandırdıklarını aktardı. Yıl boyunca ailenin korunması ve güçlendirilmesi amacıyla pek çok etkinlik, proje ve destek programı yürüteceklerini bildiren Göktaş, "Aile bağlarımızı daha da sağlamlaştıracak, değerlerimizi çocuklarımıza en güzel şekilde aktaracak adımlar atıyoruz. 2025 Aile Yılı'nı bir slogan olmanın ötesinde, ailelerin yanında olduğumuzu gösteren bir yıl haline getirmeye gayret ediyoruz" dedi. Çocukların yarınlarını belirleyecek olan şeyin onlarda bırakılan küçük ama derin izler olacağını kaydeden Göktaş, biranneve babanın çocuklarına bırakacakları en büyük mirasın sevgi dolu bir aile olduğunu, kurulan huzurlu yuvanın ülkenin temellerini daha da sağlamlaştıracağını dile getirdi. Ebeveynlerin yolculuklarında yalnız olmadığını söyleyen Göktaş, yarınınAnneler Günüolduğunu hatırlatarak, sevgisi, sabrı ve emeğiyle yuvalara hayat veren tüm annelerin gününü kutladı. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür ile İZÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar da zirvede selamlama konuşması yaptı. Konuşmasının ardından Bakan Göktaş'a, Yentür ve Acar tarafından hediye takdim edildi. Çok sayıda davetlinin yer aldığı zirveye, Küçükçekmece Kaymakamı Mustafa Anteplioğlu ve sanatçı Melihat Gülses de katıldı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı,Aile Yılı,Mahinur Özdemir Göktaş
"Oğlunum" diye kandırdığı kadını 400 bin lira dolandırdı
Asayiş Şube MüdürlüğüDolandırıcılıkBüro Amirliği ekipleri, G.Ü'nün kendisini telefonda oğlu olarak tanıtan şüphelinin yönlendirmesiyle ikametine gelen bir kişiye yaklaşık 400 bin lira değerindeki ziynet eşyasını verdiğini bildirmesi üzerine çalışma başlattı. Çevredeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, telefonda konuşup, eve gelen şüphelinin daha önce çeşitli suçlardan 12 kaydı bulunan S.K. (36) olduğunu belirledi. Güvenlik kameraları ve MOBESE görüntülerinden Pendik'te bir ikamete kaçtığı tespit edilen şüpheli 9 Mayıs'ta gözaltına alındı. Asayiş Şube Müdürlüğü'nde işlemlerinin tamamlanmasının ardından şüpheli adliyeye sevk edildi. Şüphelinin dolandırıcılık yapmaya gittiği sırada sokakta yürümesi güvenlik kamerasınca kaydedildi.
İstanbul,Dolandırıcılık
Interpol'ün kırmızı ve yeşil bültenle aradığı 2 suçlu Türkiye'de yakalandı
Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, uluslararası seviyede aranan suçlulara yönelik operasyonların başarıyla sonuçlandığını bildirdi. Açıklamaya göre, Rusya tarafından "uluslararası terörizm" suçundan Interpol kırmızı bülteniyle aranan L.R. Hatay'da, Gürcistan makamlarınca "organize suç örgütü üyeliği" suçlamasıyla yeşil bültenle aranan ve Rusya'da faaliyet gösteren "vor v zakone" adlı suç örgütü üyesi olduğu belirtilen B.P. ise Antalya'da gözaltına alındı. Yerlikaya, operasyonların, Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı ile Göç İdaresi Başkanlığı koordinesinde, Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığı ile Hatay ve Antalya İl Jandarma Komutanlıklarınca yapılan ortak çalışmalar sonucu düzenlendiğini kaydetti. Operasyonları koordine eden Interpol-Europol Daire Başkanlığı ile Göç İdaresi Başkanlığı ve operasyonları gerçekleştiren jandarma ekiplerini tebrik eden Yerlikaya, "Uluslararası güçlü iş birliğimizle, hiçbir suç ve suçlunun cezasız kalmaması için mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Ali Yerlikaya,İçişleri Bakanlığı,İnterpol
Çanakkale'de zincirleme kaza: 8 ölü, 20 yaralı
Çanakkale-Ezine kara yolunda Çanakkale Truva Turizm'e ait yolcu otobüsü, odun yüklü kamyon ve otomobil çarpıştı. İhbar üzerine kaza yerine sağlık, itfaiye, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi. Çanakkale Valisi Ömer Toraman, TRT Haber'e kazaya ilişkin açıklamasında, kazanın Ezine ilçesi yakınlarında meydana geldiğini belirtti. Kazaya karışan kamyonun karşı şeride devrilmesi sonucu yolcu otobüsü ile otomobilin de etkilendiğini ifade eden Toraman, şöyle devam etti: Kaza neticesinde kamyon şoförü hayatını kaybediyor. Otobüsten de toplam 25 yolcu var. 3'ü görevli şoför ve muavin 22 de yolcu. Bu 25 kişiden de toplam 5 vatandaşımız olay yerinde hayatını kaybediyor. Süratli bir şekilde yaralılar Ezine Devlet Hastanesi'ne, Çanakkale Devlet Hastanesi'ne sevk edildi. Hastanelerde gerekli tıbbi müdahaleler süratle yapıldı. Maalesef orada da hastanede de 3 vatandaşımız hayatını kaybetti. Böylece kazada toplam hayatını kaybeden vatandaşımızın sayısı 8 oldu. Geriye kalan 20 vatandaşımız da değişik derecelerde etkilendiler. Bunlardan birkaç vatandaşımızın durumunun kritik olduğunu bildirdi arkadaşlarımız. Onlara da gerekli tıbbi müdahaleler devam ediyor. Kazayı müteakip karayolu bir müddet trafiğe kapandı. Alternatif güzergahlardan trafik açıldı. Şu anda trafik akışı sağlandı. Tahkikat da Cumhuriyet Savcıları tarafından yürütülecek. Ben bu vesileyle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Yaralı vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından kazaya ilişkin paylaşımında, "Çanakkale'de meydana gelen zincirleme trafik kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum." ifadelerini kullandı. Tunç, kazayla ilgili Ezine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatıldığını, 2 Cumhuriyet Savcısı görevlendirildiğini ve soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğünü bildirdi.
Çanakkale,Trafik Kazası
Bakan Fidan: Silahların bırakılması yetmez, illegalite de bitmeli
Fidan, 24 TV canlı yayınında Murat Çiçek'in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Türkiye'nin terörle mücadele tarihinin ortada olduğunu ifade eden Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan olduğu yıllardan beri, milli ideolojileri, milli teknolojileri ve milli karar alma mekanizmaları kullanılarak bu mücadeleyi bir yere getirme konusunda ciddi bir irade savaşı verildiğini söyledi. "Bugün itibarıyla bakacak olursak örgüt, Sayın (MHP Genel Başkanı Devlet) Bahçeli'nin tarihi çağrısıyla, Cumhurbaşkanımızın da o sarsılmaz, büyük, kuşatıcı iradesiyle ortaya koyduğu sürece bir cevap vermeyle ilgili bir kongre hazırlık süreci geçirdi. Bu son 1-2 haftadır devam eden bir süreçti." diyen Fidan, örgütün çeşitli formlarda toplanıp genel kongrenin kararını oluşturmaya çalıştığını kaydetti. Basında bunların ilan edileceği bilgisinin geçildiğini aktaran Fidan, "Ama bir müddet daha, anlaşılan bunu bekleme durumunda olacağız. Örgütün bu tarihi çağrıya cevabını duymak için..." diye konuştu. Fidan, herkesin bu konuda iyimser olmak istediğini vurgulayarak, Türkiye'de terörün zemininin çoktan ortadan kaldırıldığını ancak demokrasi eksikliğinin veya istikrarsızlığın sürdüğü komşu ülkelerde örgütün kendine yer bulabildiğini söyledi. PKK'nın silah bırakmasına ilişkin Fidan, "Silahların olmayacağı, illegalitenin son bulacağı ve legal imkanlarla insanların medeni bir şekilde kendi siyasetini ilerleteceği bir zeminin inşası için herkesin çalışması gerekiyor. İllegalitenin son bulması şu anlama geliyor, silahların bırakılması tek başına yetmiyor." ifadelerini kullandı. Fidan, illegal ve istihbari yapıların ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: "Olumlu bir beklenti içindeyiz ama olmaması demek de hayatın sonu değil. Zaten olumlu olmayan bir duruma göre biz mücadele içerisindeyiz, toplumsal birliğimiz, demokrasimiz, mücadelemiz her şeyimiz. Ama bu olursa, masum insanların masum gençlerin dağa çıkması, kanın akması, toplumsal birliğin sürekli bir tehdit altında olması, birtakım daha ileri bölgesel düzenin kurulması... Bu Irak'a da etki edecek, Suriye'de edecek yani oralarda yapılması beklenen aynı Türkiye'de olduğu gibi çok ileri yatırımlar var, Kalkınma Yolu bir taraftan... Şimdi Suriye'de yeni bir düzen kuruluyor. Oradaki şey, artık silahlı mücadelenin olmadığı, herkesin birbirine saygı duyduğu ve refahı paylaştığı, özgürlüğü paylaştığı bir bölge inşa etmemiz gerekiyor." Bakan Fidan, "Örgütteki insanların da artık çok fazla memnun olduğunu düşünmüyorum, varlıklarını başka ülkelere hizmet sunarak devam ettirme ne kadar onurlu bir duruş, o da tartışılabilir bir konu." dedi. PKK'nın Suriye'deki varlığı PYD'nin bu süreçte nasıl bir yol izleyeceği yönündeki soruya Fidan, "Bizim için önemli olan başından beri Türkiye'yi de tesiri altına alınan silahlı terör unsurlarının bölgede olmaması. PKK'nın kendisini lağvetme ve silahları bırakma kararı alması durumunda, bunun Suriye ve Irak'taki ayaklarına nasıl yansıyacağı meselesini zaman içerisinde hep beraber göreceğiz." diye konuştu. Fidan, Türkiye'nin "Suriye ile ilgili temel kararların Suriyeliler tarafından alınması" prensibiyle hareket ettiğini hatırlattı. Suriye ve Irak'ta ciddi bir kaygan zemin olduğunu belirten Fidan, bu kaygan zeminin, genel itibarıyla daha iyileştirilmesi için Türkiye'nin çok yapıcı bir dış politika izlemekte olduğunu ve çok bütüncül bir yaklaşım sergilediğini aktardı. Fidan, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin Türkiye'yi ziyaret ettiğini anımsatarak, Irak'ın günden güne daha istikrara giden, toplumsal hizmetlere odaklanan bir noktaya ilerlediğini vurguladı. Fidan, Suriye'nin toprak bütünlüğüne önem verdiklerini hatırlatarak, yeni Suriye hükümetinin diğer ülkelerle menfaatlerini ilerletme yolunda atacakları adımların önemli olduğunu, Türkiye'nin kendileri için ne anlama geldiğini onların da bildiğini söyledi. Suriye'ye yönelik AB ve ABD tarafından önceki rejim döneminde konulan yaptırımların, bölgedeki belli ülkelerin mesafeli yaklaşımlarının izale edilmesi için görüşme ve ikna çalışmasına ihtiyaç olduğunu belirten Fidan, "(Suriye’deki yeni yönetimin üçüncü ülkelerle görüşmeleri) Uluslararası topluma yeni Suriye’yi anlatmak için diplomasi trafiğini biz son derece normal buluyoruz ve teşvik ediyoruz açıkçası, bu önemli. Biz oradaki kardeşlerimizle belli bir istişare içerisindeyiz." değerlendirmesinde bulundu. Fidan, Azerbaycan’ın ev sahipliğinde İsrail ile çatışmasızlık mekanizması görüşmelerine değinerek, belli düzeyde çatışmasızlık mekanizması kurmanın, kullanılan diplomatik yöntemlerden biri olduğunu aktardı. İsrail'in bölgesel yayılmacılığının göründüğüne işaret eden Fidan, Suriye'nin tekrar istikrarsızlık zeminine dönmesinin büyük bir sıkıntı meydana getireceğini ve Türkiye olarak buna seyirci kalamayacaklarını vurguladı. Fidan, Bakü'deki çatışmasızlık mekanizması görüşmelerine ilişkin, "Sözle alınabilecek menzili alıp, başka bir çabaya çok fazla önceden yer bırakmamak lazım." dedi. İsrail'in Gazze'de açıktan soykırıma dönüşen insani yardımları engelleme durumunun ortadan kaldırılmasının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin odağında olduğunu belirten Fidan, İsrail'in bölgeye insani yardım girmesini engellediğini ve 2 milyon sivilin açlıkla pençeleştiğini, açlıktan, hastalıktan kaynaklı ölümlerin, çatışmadan kaynaklı ölümlerin önüne geçmeye başladığını dile getirdi. Fidan, İslam İşbirliği Teşkilatı Arap Birliği Gazze Temas Grubu ve diğer uluslararası örgütlerle odaklandıkları noktanın, Gazze'deki insani trajedinin, temel ihtiyaç malzemelerinin engellenmesiyle ortaya çıkan soykırım durumunun ortadan kalkması olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisini Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne gönderdiğini belirten Fidan, oradaki liderlerle görüşmesine ilişkin, "Sayın Trump'ın bölge ziyareti esnasında ortaya konulabilecek ortak dil, ortak odaklaşma ne olmalıdır meselesini epey bir konuştuk." dedi. Fidan, Gazze'de çok büyük bir insani felaketle yüz yüze olduklarını vurguladı. İsrail hükümetinin Gazze'deki soykırımdan vazgeçirilmesi konusunda ikna edilip edilemeyeceğine değinen Fidan, "Ben ortak eyleme geçilirse kesinlikle ikna edilme imkanı olduğunu düşünüyorum." şeklinde konuştu. Fidan, birçok uluslararası platformda Gazze'deki insani trajediye karşı ortak bir zihin birliğinin oluştuğunu, oluşmayan şeyin ise bunun eyleme taşınması olduğunu söyledi. Erdoğan-Trump telefon görüşmelerine değinen Fidan, şöyle devam etti: "Türkiye-Amerika ilişkileri fevkalade iyi olmak zorunda. Her iki lider de buna mutabık kalmış durumda. Aramızda varsa sorun alanları giderilmeli. Amerikan-Türkiye ilişkilerinin klasik bir bakış açısıyla sadece güvenlik ve siyaset eksenli değil, esas itibarıyla teknoloji ve ticaret eksenli gitmesinin de fevkalade önemli olduğu konusunda ciddi bir fikir birliği var liderler arasında. Her iki tarafın takımları da bu konuda çalışıyorlar." Fidan, Türkiye ve Trump'ın değerlendirmelerine atıfta bulunarak, ABD'nin askeri varlığının Suriye'de çok gerekli bir noktada olmadığını vurguladı. ABD Başkanı Trump'ın aldığı kararlar ve politikalarına ilişkin Fidan, Trump'la birlikte ABD'de uzun yıllardır görülmeyen bir dış politika tarzı olduğunu belirterek, hem iç hem de dış politikada "yanlış giden" konulara aşırı reaksiyon gösteren, "klasik Cumhuriyetçi çizginin dışında daha devrimci, kökten değiştirmeyi hedefleyen" bir ideolojinin ortaya çıktığını ve bunun da sistemin sorgulanmasına neden olduğunu dile getirdi. Fidan, Trump'ın politikalarının Türkiye'ye olası etkilerinin Türk hükümeti tarafından yakından takip edildiğini, pek çok alandaki yansımaları üzerine tartıştıklarını söyledi. Türkiye'nin, uzun yıllardır güçlü ve verimli bir liderliğe sahip olmasının stratejik avantajını yaşadığının altını çizen Fidan, istikrara dayalı şekilde milli iradenin temsil edilmesinin önemli olduğunu kaydetti. Fidan, Avrupa güvenlik mimarisinin iki aşamalı ilerlediğini anlatarak, ABD'nin, Avrupa'daki mevcudiyetinin ne fayda sağladığını sorguladığını ancak bunun neticesinde NATO'dan ya da Avrupa güvenliğinden çekilmek gibi bir adım atmadığını söyledi. Avrupa ülkelerinin savunma sanayisi alanında ABD'ye bağımlılıklarını minimize etme konusunda artık net olduğunu aktaran Fidan, Avrupa'nın yeniden silahlanması ve silah sanayisinin ayağa kaldırılmasına ilişkin bir belge hazırladıklarını anlattı. Fidan, Avrupa'nın hedefinin gelecek 5 veya 10 yıl içerisinde ABD'ye savunma sanayisi alanındaki bağımlılığını minimum düzeye indirmek olduğuna dikkati çekerek, ABD'nin fiili olarak kapasitesini çekmesi halinde ne olacağına dair çok fazla tartışma bulunmadığını dile getirdi. Türkiye-AB ilişkileri ve Türkiye'nin AB aday ülke sürecine ilişkin Fidan, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin ilerlememesi meselesindeki esas konunun, iki ana Avrupa ülkesi Fransa ve Almanya'nın "Türkiye'yi üye olarak alma değil, almama konusunda iradeleri bulunması" olduğunu vurguladı. Fidan, AB üyesi güney ve Balkan ülkelerinin Türkiye'nin üyeliğini desteklediklerine ancak AB'ye girmemesine de "isyan eden bir durumda" olmadıklarına işaret etti. Dün katıldığı AB Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısı'nda (Gymnich) AB genişlemesinin Türkiye'yi içerecek şekilde olmasını savunan ülkelerin de olduğunu aktaran Fidan, "Ama bunun Avrupa Birliği'nin asli kurucusu ve iticisi olan iki ülke tarafından halihazırda benimsenmediğini, bunun da iç politik nedenlerle ağırlıklı olarak ayakta tutulduğunu görüyoruz." diye konuştu. Fidan, Türkiye'nin üyelik sürecinin uzun yıllar boyunca durdurulduğunu kaydederek, bunun nedeninin, Türkiye'nin Müslüman bir ülke olması ve AB üyeliği durumunda Avrupa'da aşırı sağın yükselme riski olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin AB'ye kabul edilmediğine ancak aşırı sağın her halükarda Avrupa'da yükseldiğine işaret eden Fidan, "Türkiye (AB'ye) girseydi, İngiltere çıkmayabilirdi. İngiltere ve Türkiye Avrupa Birliği'nde olsalardı, bu coğrafyada kendi çekim merkezimizi oluşturabilirdik." dedi. Fidan, Hindistan ile Pakistan arasındaki gerilime ilişkin, iki nükleer gücün doğrudan ve açıktan savaşa gittiği durumda her zaman risk bulunduğunu söyledi. Sınırda ve özellikle Keşmir üzerinden ciddi bir kavga olduğunu kaydeden Fidan, bölgedeki aktörlerle temas halinde olduğunu, Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile de kısa süre önce konuştuğunu anlattı. Fidan, Hindistan'ın 22 Nisan'da Pahalgam bölgesinde 26 kişinin öldürüldüğü terör saldırısının sorumluluğunu Pakistan'a yüklediğini ve Pakistan'ın ilk olarak askeri saldırıya uğradığını hatırlatarak, İslamabad'ın bu saldırının uluslararası bir komisyon tarafından soruşturulması çağrısında bulunduğuna ve Hindistan'ın saldırısını "provokatif" olarak değerlendirerek buna cevap vereceğine dikkati çekti. Türkiye'nin de tarafsız bir komisyonun saldırıyı soruşturmasını desteklediğini belirten Fidan, Hindistan'ın saldırısının ardından Pakistan'a cevap hakkı doğduğunu ancak İslamabad'ın gerilimi tırmandırmadan ve çatışmayı şiddetlendirmeden, ölçülü, hesaplı ve orantılı şekilde cevap vermeye çalıştığını söyledi. Fidan, birkaç ülkenin Hindistan ile Pakistan arasında arabuluculuk görüşmeleri yaptığına işaret ederek, gerginliğin yükselmeden durması ve barışçıl yöntemlerle meseleye son verilmesini umduğunu dile getirdi.
Hakan Fidan,PKK/KCK,Suriye,Terör Örgütü
Pakistan ordusu Hindistan'a misilleme yaptı
PakistanOrdusu, Hindistan'ın saldırılarında 3 askeri üssü hedef aldığını açıkladı. Saldırılardasavaşuçakları kullanıldı. Pakistan hava kuvvetlerinin saldırılardan etkilenmediği bilgisi paylaşıldı. Füzelerin büyük kısmının hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği belirtildi. Pakistan, Hindistan'dan atılan 5 füzenin Pencap'ı hedef aldığını açıkladı İmha edilemeyenlerin ise hedefleri vuramadığı vurgulandı. Saldırıda kullanılan füzelerin elektronik imzalarına sahip olduklarını söyleyenOrdusözcüsü, "Füzelerin nereden geldiğini biliyoruz" dedi. Pakistan hava sahasının tüm uçuşlara yaklaşık 9 saat boyunca kapatıldığı bilgisi paylaşıldı. Hindistan'a bu saldırıların cevabı verilecek denildi. Pakistan ordusundan yapılan açıklamada, Hindistan'ın 3 şehirdeki havalimanlarını hedef alan füze saldırılarına karşılık verildiği belirtildi. Karşı saldırıda, Hindistan'daki Surat Garh, Sirsa, Bathinda ve Akhnoor havalimanlarının hedef alındığını aktarılan açıklamada, saldırıda Hindistan'a ait S-400 hava savunma sisteminin de Pakistan Hava Kuvvetlerine ait J-17 savaş uçağıyla hipersonik füzeyle imha edildiği kaydedildi. Açıklamada, Hindistan'da çok sayıda askeri noktanın hedef alındığı bildirildi. Hindistanile Pakistan arasındaki çatışmanın çözüme kavuşturulması için çabalar da sürüyor. Beyaz SaraySözcüsü Karoline Leavitt,ABDyönetiminin bu meselenin mümkün olan en kısa sürede çözülmesini istediğini belirtti. "Bakan Rubio, her iki ülkenin liderleriyle de sürekli iletişim halinde, bu çatışmayı çözüme kavuşturmaya çalışıyor" diye konuştu. G7 ülkeleri de bölgedeki gerilime dair açıklamalarda bulundu. İki ülkeye de gerilimi düşürme çağrısı yapıldı.
Hindistan,Pakistan
28 il için "sarı" uyarı: Fırtına ve kuvvetli yağışa dikkat
MeteorolojiGenel Müdürlüğü tarafından yapılan tahminlere göre yurt genelinin parçalı yer yer çok bulutlu, Marmara, İç Ege, Karadeniz, Doğu Akdeniz’in Toroslar mevkii, Göller Yöresi, İçAnadolu(Konya veKaramanhariç), Doğu Anadolu'nun kuzeyi ile Van’ın doğusu,Hakkariçevrelerinin aralıklısağanakve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Hava Durumu Uyarıları için tıklayın Yağışların; Batı Karadeniz’in iç kesimleri, Orta Karadeniz, Edirne, Kırklareli, Bursa, Bilecik, Kütahya, Ankara, Eskişehir, Çankırı ve Kırıkkale çevrelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın; Marmara’da kuzey yönlerden, İç Anadolu ile Ege, Akdeniz, Batı Karadeniz 'in iç kesimleri ile Doğu Anadolu'da güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat) veyağışanında yerel olarak kısa sürelifırtına(60-85 km/saat) şeklinde esmesi tahmin ediliyor. Hava sıcaklığının, kuzeybatı kesimlerde azalacağı, diğer yerlerde mevsim normallerinin üzerinde seyretmeye devam edeceği tahmin ediliyor.
Fırtına,Hava Durumu,Meteoroloji
Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili önemli açıklama
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin genel merkezinde açıklama yaptı. Süreci yakından takip ettiklerini söyleyen Doğan, "PKK'nın kongresini topladığını duyurması an meselesi. Bu tarihi adımı önemle bekliyoruz " dedi. Doğan, "Sayın Cumhurbaşkanı'nın da açıklaması siyasete çok büyük görevler düşeceğine ilişkin. Biz demokratik bir Türkiye için hazırız. Kalıcı barışın sağlandığı bir Türkiye için üzerimize düşeni kararlılıkla yapmaya hazırız."ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili önemli açıklama.DEM Parti: PKK'nın kongresini topladığını duyurması an meselesi. Bu tarihi kararı ciddiyetle ve önemle bekliyoruz.pic.twitter.com/ijvUrMWh32 Terörsüz Türkiye sürecinde atılan önemli adım bu açıklamadan kısa süre sonra duyuruldu. Terör örgütü PKK'nın 5-7 Mayıs tarihinde kongresini topladığı duyuruldu. Kongrede, İmralı'nın çağrısı doğrultusunda tarihi kararlar alındığı ve bu kararların kısa sürede açıklanacağı belirtildi. Bir açıklama da Terörsüz Türkiye sürecinde İmralı heyetinde yer alan DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan'dan geldi. Buldan, "Ben açıkçası tarihi bir dönem olarak değerlendiriyorum bu açıklamayı. Ancak bugünü Sırrı Süreyya Önder'in görmesini çok arzu ederdim. Emeği çok büyük. Bugünü göremedi ama bu emeği asla Türkiye halkları unutmayacak. Biz de bu barışı ona armağan edeceğiz. Zor olan bir şey gerçekleşti ama detaylı açıklamanın ne zaman yapılacağına dair elimizde bir şey yok. Biz bu sürece inanıyoruz, güveniyoruz." dedi. DEM Parti'den de "Tarihi bir eşik: Barışın ve kardeşliğin yeni şafağı" başlığı ile açıklama yapıldı. Açıklamada "Yeni bir sayfa açılıyor. Ortak geleceği inşa edeceğiz" denildi. "Çözüm iradesine destek sunan Sayın Devlet Bahçeli'ye, bu iradeye sahip çıkan Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'a teşekkürlerimizi sunuyoruz" ifadelerine yer verildi. Başarıya ulaşmak için 85 milyona görev düştüğü belirtildi.
DEM Parti,Terör Örgütü,Terörle Mücadele
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yıllık enflasyon kesintisiz düşüyor, devamı da gelecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen MÜSİAD 28. Olağan Genel Kurulu'na katıldı. Buradaki konuşmasına, MÜSİAD mensuplarını, iş dünyası temsilcilerini ve programa katılanları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği'nin 28. Olağan Genel Kurulu'na başarılar diledi. MÜSİAD başkanına, yönetim kurulu üyelerine, bugüne kadar MÜSİAD çatısı altında hizmet edenlere teşekkür eden Erdoğan, MÜSİAD yöneticilerinden ve üyelerinden ahirete irtihal edenleri rahmetle yad etti. Genel Kurul'da MÜSİAD başkanlığı ve yönetiminde bir bayrak değişimi yaşandığını hatırlatan Erdoğan, "2021 Eylül ayından beri Genel Başkanlık vazifesini layıkı vechiyle yürüten Mahmut Asmalı kardeşim, bu genel kurulda görevi sizlerin takdiriyle Burhan Özdemir kardeşimize devretti. Mahmut Bey'e emekleri, gayretleri ve özverili çalışmaları için teşekkür ederken, Burhan Bey'e de Yüce Allah'tan muvaffakiyetler niyaz ediyorum. Genel Kurul'un hem MÜSİAD camiasının gücüne güç katmasını hem de Türkiye'nin büyüme ve kalkınmasına katkı sağlamasını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı. Öncelikle bir hususun bilinmesini isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "1999 yılında Pınarhisar'a gitmeden önce MÜSİAD'ın beni ilk fahri üye olarak kabul etmesinin anlamını, mesajını ve kıymetini her zaman şükranla hatırladım. 28 Şubat'ın kesif atmosferinin halen devam ettiği o günlerde MÜSİAD'ın gösterdiği dayanışmanın kalbimde hep müstesna bir yeri oldu. Sadece 28 Şubat döneminde değil, öncesinde ve sonrasında da MÜSİAD daima demokrasiden, adaletten, hukuktan ve özgürlüklerden yana güçlü bir duruş sergiledi. Her türlü zorluğa, her türlü zorbalığa, baskıya, tehdide, ayrımcılığa rağmen MÜSİAD mensuplarımız hak ve özgürlüklerle birlikte ekonomide, sanayide, ihracatta, elbette hayır hasenat hizmetlerinde destan yazdılar." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sadece 28 Şubat döneminde değil öncesinde ve sonrasında da MÜSİAD, daima demokrasiden, adaletten, hukuktan ve özgürlüklerden yana güçlü bir duruş sergiledi.pic.twitter.com/EQ2kW5HLJf Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti; Geçmiş dönemlerde sermayenin dahi renklere ayrıldığı, bazılarına öz, bazılarına üvey evlat muamelesi yapıldığı karanlık günlerde dahi MÜSİAD, üretmekten, ihracattan, bütün Türkiye için çalışmaktan asla vazgeçmedi. 1990 yılından bugüne, Türk ekonomisinin ilerlemesine, büyümesine, ihracatın, üretimin, istihdamın her yıl artmasına, Türkiye'nin bir cazibe merkezi olarak öne çıkmasına çok değerli katkılarda bulundunuz. 35 yıldır duruşunuzu ve samimiyetinizi muhafaza ettiniz. Kazanırken çalışanlarınızdan başlayarak millete kazandırmayı, kanaat ve bereket kavramlarıyla ticaret yapmayı hiçbir zaman ihmal etmediniz. Sanayici ve iş adamlarımızı bir araya getirerek, güç ve ülkü birliği yaparak, sivil toplum alanında tarihi bir rol üstlendiniz. Her vesileyle söylüyorum. Türkiye'nin demokraside, diplomaside, savunmada, ticarette ve diğer pek çok alanda 23 yılda yazdığı başarı hikayesinde en çok emeği olanlardan biri de MÜSİAD ailesidir. Bugün 2002 öncesine kıyasla çok daha güçlü, çok daha itibarlı bir Türkiye Cumhuriyeti varsa, bunda MÜSİAD'ın 35 yıllık mücadelesinin önemli bir payı bulunuyor. Son 23 yılda milli iradeyi ve demokrasimizi hedef alan saldırıların boşa çıkartılmasında da MÜSİAD'ın kararlı desteği elbette yadsınamaz. MÜSİAD'ımıza ülke olarak, millet olarak da minnet borçlu olduğumuzu altını çizerek söylüyorum, belirtmek istiyorum. MÜSİAD ve üyelerine tam 35 yıldır büyük bir titizlikle sahip çıktıkları ve bu ilkeleri Türkiye ekonomisine yaptıkları tarihi katkıları dolayısıyla şahsım, ülkem, milletim ve bugün bir kez daha şükranla kendilerini anıyorum. Yine aynı şekilde, sadece hudutlarımız içinde değil, dünyanın en ücra köşelerinde de milletimizin asaletini temsil eden, kardeşlik bayrağını gururla dalgalandıran MÜSİAD'ı ve üyelerini tebrik ediyorum. Rabbim muhabbetimizi daim eylesin diyorum. Nice olmaz denileni başardık. Nice hayali gerçekleştirdik. Nice oyunu bozduk. Nice kirli senaryoyu yırtıp attık. Nice engelin, badirenin, imkansızlığın üstesinden geldik. Sabrettik , mücadele ettik. Allah'ın yardımıyla başarıdan başarıya koştuk. Bundan sonra da her oyunu bozacak, her engeli biiznillah aşacağız. 35 yıldır sizlerle beraber yol yürümekten daima kıvanç duydum, kıvanç duyuyorum. MÜSİAD'ın ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz ve insanlık değerleri adına yürüttüğü mücadelesine her zaman destek olduk. İnşallah MÜSİAD'la gelecekte de bir ve beraber olacağız. Dünyamız sancılı olduğu kadar tarihi niteliği haiz değişimlerin yaşandığı kritik bir süreçten geçiyor. Hayatımızı birçok alanda altüst eden Covid salgınının sağlık boyutunu 3 yıl önce hamdolsun geride bıraktık. Ancak salgının küresel ekonomide sebep olduğu depremin sarsıntıları halen devam ediyor. Ticarette artan korumacılık politikaları giderek güçlenmekte. Salgın döneminde son 60-70 yılın zirvelerine çıkan enflasyondaki direnç henüz kırılamadı. Enflasyon korkusu gelişmiş ekonomiler dahil dünyanın birçok ülkesinde ekonomi politikalarının temel belirleyici unsuruna dönüştü. Gümrük tarifeleri üzerinden alevlenen restleşmelerin de olumsuz etkisiyle bir müddet daha belirsizlik atmosferinin devam edeceği anlaşılıyor. Sadece ekonomide değil, uluslararası ilişkilerden siyasete ve toplumsal hareketlere kadar geniş bir yelpazede riskler ve tehditler giderek artıyor. Görüyoruz ki küresel ekonomi fırtınalı bir denizde ilerlemeye çalışıyor. Taşların yerine oturması ve suların sakinleşmesi biraz daha vakit alacaktır. Projeksiyonlarımızı buna göre yapmanın yakın gelecek için en akıllı tercih olacağına inanıyoruz. "Fırtınalı sularda gemiyi limana güvenle ulaştıracak plana, tecrübeye, iradeye hamdolsun ziyadesiyle sahibiz"Cumhurbaşkanı Erdoğan: Görüyoruz ki küresel ekonomi fırtınalı bir denizde ilerlemeye çalışıyor. Taşların yerine oturması ve suların sakinleşmesi biraz vakit alacaktır.pic.twitter.com/LctyuT2aa0 Hükümet olarak fırtınalı sularda gemiyi limana güvenle ulaştıracak plana, programa, tecrübeye ve iradeye hamdolsun ziyadesiyle sahibiz. Her gün bir yenisi patlak veren krizlere aldırmadan soğukkanlı ve sabırlı bir şekilde yol alıyoruz. Son derece rasyonel bir zeminde artısı ve eksisini hesap ederek kararlarımızı uyguluyoruz. Bundan iki sene önce hayata geçirdiğimiz istikrar ve reform programı ile ekonomimizin temellerini güçlendirdik. Dış kırılganlığımızı azalttık. Şoklara karşı mukavemetimizi artırdık. Makro finansal istikrarı sağladık. Böylece kalıcı ve sürdürülebilir büyüme için sağlam bir zemin oluşturduk. Programın en önemli hedeflerinden biri vatandaşımızı hayat pahalılığı derdinden temelli kurtarmaktır. Bu hedefe giden yolda son iki yılda çok ciddi mesafe kat ettik. Yıllık enflasyon 11 aydır kesintisiz düşüyor. Nisan'da son 40 ayın en düşük seviyesine ulaştık. İnşallah devamı da gelecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yıllık enflasyon 11 aydır kesintisiz düşüyor. Nisan'da son 40 ayın en düşük seviyesine ulaştık. İnşallah devamı da gelecek.pic.twitter.com/IuPNNYPoST Bir diğer önceliğimiz olan mali disiplinden de taviz vermiyoruz. Depremin yaralarını hızla sararken geçen yıl başlattığımız harcama disiplini ve tasarruf tedbirlerini bu yıl da aynı kararlılıkla sürdürüyoruz. Kayıt dışı, uzun yıllardır ülkemizin kronik problemlerinin en üst sırasında yer alıyor. Kayıt dışılık her şeyden evvel haksız rekabettir. Devletin görevi vergisini düzgün ve düzenli ödeyeni, hesabını kitabını doğru tutanı, işini kurallara uygun yürüteni korumaktır. Kayıt dışıya göz yummak bu kardeşlerimizin hakkını yedirmek olacaktır. Dolayısıyla kayıt dışıyla mücadeleden geri adım atamayız. Sizden bu konuda bizlere destek olmanızı bekliyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Depremin yaralarını hızla sararken geçen yıl başlattığımız harcama disiplini ve tasarruf tedbirlerini bu yıl da aynı kararlılıkla sürdürüyoruz.pic.twitter.com/AhJxGUEmNn Dış dengede de hamdolsun tablo olumlu. Cari açığımız istikrarlı bir şekilde geriliyor. Altın hariç tutulduğunda cari fazla veriyoruz. Petrol fiyatlarındaki düşüş lehimize işliyor. Hem enflasyonu hem dış açığı aşağı çekiyor. İstihdamda da tarihi seviyelerdeyiz. İşsizlik oranımız Mart ayında yüzde 7,9'a geriledi. Erkeklerde de bu oran yüzde 6,5. Kadınlarda ise yüzde 10,6. Bu rakamlar son 20 yılın en düşük seviyesine işaret etmektedir. Şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Gelişmelere bağlı olarak iç ve dış talepte geçici yavaşlamalar olabilir. Bunlar gayet doğaldır. Biz ne bunları göz ardı ediyoruz ne de bunlara takılıp kalıyoruz. Kısa süreli dalgalanmaların ötesine geçen sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyüme hedefiyle yolumuza devam ediyoruz. Son 1,5 aydır yaşanan dalgalanmalar karşısında başarılı bir sınav verdik. Programın şoklara, manipülatif saldırılara ve sabotaj girişimlerine karşı ne denli dayanıklı olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Malum çevrelerin operasyonu ellerinde patladı. Çünkü bu haftadan itibaren rezervlerimiz yeniden artmaya başladı. Küresel belirsizliklerin azalmasıyla birlikte Türkiye'nin gelişmekte olan ülkeler arasında pozitif yönde ayrıştığına hep birlikte şahit olacağız. Burada bir hususa özellikle dikkatinizi çekiyorum; Yatırım, üretim, ihracat, istihdam. İşte bunlarla birlikte kaliteli büyüme ilkemize bağlılığımızı koruyoruz. Bu ilkeler çerçevesinde hiçbir kesimi yalnız bırakmıyoruz. Çiftçimizin, esnafımızın, üreticimizin, ihracatçımızın kullandığı kredilerde finansman giderinin büyük kısmını devlet olarak biz üstleniyoruz. Çiftçimizin kullandığı kredilerde ortalama her 10 liralık finansman giderinin 7 lirasını biz ödüyoruz. Esnafımızın ve ihracatçımızın kredilerinde de finansman giderinin yarısını biz karşılıyoruz. KOBİ'lerimiz için 15 farklı hazine destekli kefalet paketi yürürlükte. Burada 111 milyar liralık bir imkan var. Mart ayında bunun 50 milyar lirasını devreye aldık ve öncelikli olarak ihracatçı firmalarımıza yönlendirdik. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıl yatırım taahhütlü avans kredisi programını hayata geçirmiştik. Bu doğrultuda 284 stratejik ürün belirlemiş, toplamda 300 milyar liralık kaynak ayırmıştık. Bu ürünleri üretmek isteyen firmalarımıza piyasa finansman maliyetinin üçte biri oranında son derece avantajlı yatırım kredisi sunuyoruz. Buradan MÜSİAD camiasına bundan istifade etmesi çağrısı yapıyorum. Yüksek teknolojide atılım yapmak için HIT-30 programını başlattık. Program kapsamında 8 öncelikli alanda yapılacak yatırımlara 2030'a kadar toplam 30 milyar dolarlık destek vereceğiz. Şu anda batarya, elektrikli araç ve çip yatırımları için çağrımız açık. Yakında biyoteknoloji, veri merkezli endüstriyel robotlar ve yeşil hidrojen alanlarında da yeni çağrılara çıkacağız. MÜSİAD ailesi mutlaka bu alanlarda da olmalı. İhracatçılarımız için de çok güçlü desteklerimiz var. Bir defa şunun çok iyi anlaşılması lazım, ihracat sadece döviz geliri değildir. İhracat üretimdir, istihdamdır, refahtır. Firmalarımıza verdiğimiz günlük reeskont kredi limitini 13 kat artırdık. 300 milyon liradan 4 milyar liraya çıkardık. Eximbank'ın sermayesini 4 kat yükselttik. Reeskont kredilerimizin finansman maliyeti de piyasanın çok altında. Burada da finansman maliyetinin yarısını biz sübvanse ediyoruz. Sadece bu avantaj sayesinde 2024'te ihracatçılarımız 171 milyar lira ek maliyet ödemekten kurtuldu. Desteklerimiz mal ihracatıyla da sınırlı değil. Yazılım üreten de, turizmde hizmet sunan da arkasında devletin desteğini hissediyor. Eximbank 2024'te 18 bin ihracatçımıza tam 49 milyar dolarlık finansman sağladı. Bu firmaların yüzde 83'ü KOBİ'lerden oluşuyor. Yılın ilk 4 ayında şimdiden 15,7 milyar doları kullandırdık. Şunu ifade etmek isterim ki, kim üretmek istiyorsa, kim yatırım yapıyorsa, kim istihdam sağlıyorsa, biz onun yanındayız, yanında olmaya da devam edeceğiz. Siyasi hayatımızın her döneminde olduğu gibi bugün de hem iş yapıyor hem hizmet ediyoruz, hem de karalama kampanyalarıyla mücadele ediyoruz. Muhalefet kanadında en azından milli meselelerde değişim görmeyi umdukça maalesef her seferinde büyük bir düş kırıklığı yaşıyoruz. Muhalefetin siyaseti centilmence bir rekabet yerine yıkıcı bir husumetle yürütme isteği, aşılmaz bir duvar misali sürekli karşımıza çıkıyor. Aktörler, isimler ve genel başkanlar değişse de ne yazık ki bu zihniyette zerre miskal düzelme olmuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ana muhalefet partisinin genel başkanı, kendi ülkesini yabancı basın kuruluşlarına, yabancı aktörlere şikayet ediyor. İktidarı yıpratayım derken Türkiye'ye, Türk ekonomisine zarar veriyor. Bunun adı muhalefet değil, ekonomik tetikçiliktir.pic.twitter.com/OqyOjejDB0 Durum öyle vahim ki, bu ülkenin ana muhalefet partisinin genel başkanı çıkıyor, kendi ülkesini yabancı basın kuruluşlarına, yabancı aktörlere, dergilere şikayet ediyor. İktidarı yıpratayım derken asıl Türkiye'ye zarar veriyor. Türk ekonomisine zarar veriyor. Boykot çağrılarıyla yerli ve milli markalara zarar veriyor. Evine ekmek götüren işçi kardeşlerime zarar veriyor. Türk ürünlerini dünyanın dört bir yanına ulaştıran ihracatçılarımıza zarar veriyor. Fabrika kurup istihdam sağlayan sanayicilerimize zarar veriyor. Ülkemizin kalkınmasına, büyümesine, güçlenmesine destek olan iş dünyamıza zarar veriyor. Adı yolsuzlukla, rüşvetle, sahtecilikle anılan bir avuç muhterisi memnun etmek uğruna 85 milyonun tamamını hayal kırıklığına uğratıyor. Sayın CHP Genel Başkanı kusura bakmasın. Ama bunun adı muhalefet değil. Ekonomik tetikçiliktir, jurnalistiktir, ispiyonculuktur. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hiç kimse muhalefet ediyorum bahanesiyle kendi ülkesini yabancılara şikayet edemez, ekonomisini batırmaya çalışmaz.pic.twitter.com/HibDiQkjd4 Bizim CHP'lilerin birbirini jurnallemesiyle hiçbir sıkıntımız olamaz. Ama yalan ve iftiralarla Türkiye'nin jurnallenmesine gözlerimizi kapatamayız. Hiç kimse muhalefet ediyorum bahanesiyle kendi ülkesini yabancılara şikayet edemez, ekonomisini batırmaya çalışmaz, firmalarımızı hedef göstererek onlara zarar verme peşinde koşamaz. Kantarın topuzu kaçmıştır. Düzelme umudu da giderek azalmaktadır.Burada şu gerçeği tüm samimiyetimle ifade etmek isterim; Siyaseti marjinalleştirmek, bu ülkeye yapılacak çok büyük bir kötülüktür. Sivil siyaseti zehirli söylemlerle enfekte etmenin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Hükümet yara alsın da Türkiye'ye ve Türk ekonomisine ne olursa olsun anlayışı, açık söylüyorum, hastalıklı bir zihniyetin işaretidir. Bakın, Türkiye bu toksik siyaset dilini 1960 öncesinden çok iyi bilir. Türkiye bu siyaset tarzını 12 Mart'tan, 12 Eylül'den, 28 Şubat döneminden çok iyi bilir. Türkiye bu sorumsuz ve sorunlu söylemleri tüketmeyin çağrılarının zirveye çıktığı Gezi kalkışmasından çok iyi bilir. Bu demode üslubun ülkemize de, siyaset kurumuna da, bunun üzerinden siyasi kazanç elde etmeye çalışanlara da hiçbir faydası yoktur. CHP'nin süratle normalleşmesi şart. CHP'nin iradesine vurulan vesayet prangalarını kırması gerekiyor. Sayın Genel Başkanın artık suç örgütünün boyunduruğundan kurtulup kendisini toparlaması, ülkenin gerçek gündemine dönmesi gerekiyor. Buradan herkesi, özellikle de muhalefet aktörlerini aklıselime, sükunete, sorumlu bir dille siyaset yapmaya davet ediyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'nin kutuplaşmaya değil, kucaklaşmaya ihtiyacı var. Türkiye'nin iç cephesini güçlendirmeye ihtiyacı var.pic.twitter.com/oLuLnKqNAd Türkiye'nin kutuplaşmaya değil, kucaklaşmaya ihtiyacı var. Türkiye'nin iç cephesini güçlendirmeye ihtiyacı var. Türkiye'nin 86 milyon olarak müştereklerde buluşmaya ihtiyacı var. Bölgemizde ve dünyada tansiyon bu kadar yükselmişken yangına körükle gitme yanlışından bir an önce dönülmesini temenni ediyoruz. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Bu duygularla MÜSİAD 28. Olağan Genel Kurulu'nun hayırlara vesile olmasını diliyor, yeni görev üstlenen kardeşlerime başarılar diliyorum. Sizler vasıtasıyla tüm MÜSİAD üyelerine selamlarımı gönderiyorum.
Recep Tayyip Erdoğan
ABD'de gözaltında tutulan Rümeysa Öztürk serbest bırakıldı
ABD Vermont Federal Bölge Yargıcı William K. Sessions, yaklaşık 3 saat süren duruşmada tarafları dinlemesinin ardından, yaklaşık 6 haftadır Louisiana eyaletinde gözaltında tutulan Öztürk'ün kefaletle serbest bırakılmasına karar verdi. Sessions, Tufts Üniversitesinde Fullbright burslusu olarak doktora yapan Öztürk'ün gözaltına alınmasını gerektirecek, okulun internet sayfasında yazdığı bir yazı dışında ABD hükümetinin avukatları tarafından "hiç bir kanıt sunulmadığını" ifade etti. Uzun süren duruşma süresince Öztürk'ün, doktora danışmanlığını yapan hocası dahil lehine konuşan 4 tanığı dinleyen yargıç, Türk öğrencinin astım hastalığını da serbest kalması için bir gereklilik olarak sundu. Sessions, "Mahkeme hükümete bayan Öztürk'ün derhal gözaltından serbest bırakmasını emrediyor. Bayan Öztürk Massachusetts'teki evine dönmekte serbesttir." ifadelerini kullandı. Öztürk için, "Kariyerinin zirvesinde bir akademik kariyere sahip ve bu da eyalet dışı programlara katılmasını, eyalet dışı dersler vermesini gerektirecek." diyen Sessions, Türk doktora öğrencisi için, tutuksuz yargılanması devam ederken herhangi bir seyahat kısıtlamasına veya elektronik takip cihazına da gerek görmediğini belirtti. Mahkeme'ye Türk öğrencinin aleyhinde konuşacak hiçbir tanık sunamayan hükümet avukatlarının Öztürk'ün kefaletle serbest bırakılmaması için sunduğu gerekçeler ise Yargıç Sesions'ın kararını değiştirmedi. Öte yandan Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, düzenlediği basın toplantısında bir soru üzerine Rümeysa Öztürk’ün serbest bırakılmasıyla ilgili konuştu. Dava sonucunun henüz açıklandığını belirten Leavitt, "Bu davayla ilgili olarak İç Güvenlik Bakanlığı ile görüşmem gerekecek. Ancak genel hissiyat olarak, alt düzey yargıçların ABD'nin dış politikasını dikte etmemesi gerektiği konusunda oldukça net olduğumuzu düşünüyorum." dedi. ABD'li sözcü, yasa dışı göçmenleri sınır dışı etme konusunda ABD Başkanı ve İç Güvenlik Bakanlığının, vize iptalleri konusunda da Dışişleri Bakanı'nın yetkili olduğunu söyleyerek, "Bu ülkeye vize ile gelmek bir hak değil, bir ayrıcalıktır." yorumunu yaptı. Massachusetts eyaletindeki Tufts Üniversitesinde doktora eğitimi alan Türk öğrenci Rümeysa Öztürk, 25 Mart akşamı arkadaşlarıyla iftar yapmaya giderken yüzleri maskeli 6 Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) görevlisi tarafından gözaltına alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Öztürk'ün öğrenci vizesinin iptal edildiğini ve kendisinin sınır dışı edileceğini açıklamıştı. Rubio, "Hamas destekçisi" ve (İsrail karşıtı) "deliler" olarak tanımladığı 300'den fazla yabancı öğrencinin vizesinin iptal edildiğini belirtmişti. ABD'li federal yargıç Denise Casper, ICE görevlilerince gözaltına alınan Türk öğrenci Öztürk'ün sınır dışı edilmesine karşı durdurma kararı vermişti. Rümeysa Öztürk'ün doktora eğitimi aldığı Tufts Üniversitesi de öğrencilerinin serbest bırakılmasını talep ederken, Rektör Sunil Kumar mahkemeye yaptığı açıklamada, Öztürk'ün tutuklanmasının "okulun uluslararası topluluğunu felç ettiğini" ve artık okulun güvenliği konusunda endişe duyduklarını kaydetmişti.
ABD
2 ülkeye yeni büyükelçi atandı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yapılan büyükelçi atamalarına ilişkin kararlar, Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre, Yeni Zelanda nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Personel Genel Müdür Yardımcısı Melih Karalar, Tayland Krallığı nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine ise Ekonomik ve Ticari İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Julide Kayıhan atandı.
Resmi Gazete,Tayland,Yeni Zelanda
İmamoğlu'nun kamera harddisklerini söken teknik personeli tutuklandı
İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanan şüpheli Davut Bildik'in, İmamoğlu'nun başkanlık konutuna ait kamera görüntülerinin kaydedildiği cihazı sökerek ve bozarak görüntülere ulaşılmasını engellediği bildirildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, tutuklanmasının ardından İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu zanlılar hakkında "suç örgütü yöneticisi olmak", "suç örgütüne üye olmak", "irtikap", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık", "kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek" ve "ihaleye fesat karıştırmak" suçlarından yürütülen yolsuzluk soruşturması sürüyor. Soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen şüpheli Davut Bildik, savcılıktaki ifadesinde, İSPER AŞ personeli olduğunu, güvenlik müdürlüğüne, geçici yetkili büro personeli olarak atandığını beyan etti. Bildik, ifadesinde, "21 Mart 2025 tarihinde İmamoğlu'nun koruma müdürü Mustafa Akın, bana başkanlık konutunun kamera kayıt cihazını sökmemi ve gelip alacak kişilere teslim etmemi söyledi. Ben Mustafa Akın'ın bunu arayıp mı yoksa büroya gelip mi söylediğini hatırlamıyorum. O gün akşam geç saat olduğu için öğleden önce konuta gidip cihazı söktüm, öğlen sularında da şu an açık kimlik ve adres bilgilerini hatırlamadığım belediye personeline cihazı teslim ettim. Ben cihazı teslim ettiğimde cihaz eksiksiz ve sağlamdı. Teslim ettiğim kişiyi hatırlamasam da İSBAK AŞ'nin aracını kullanmaları sebebiyle İSBAK personeli olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 12 gün önce Mali Şube Müdürlüğü ekiplerinin kendisiyle iletişime geçtiğini ve cihazın nerede olduklarını sorduğunu aktaran Bildik, "Ben, kullanmış olduğum ilaçların etkisiyle Kasımpaşa’da bulunan İBB Elektronik Sistemler Müdürlüğüne bıraktığımı söyledim. Ancak ertesi gün olayın yukarıda anlattığım şekilde gerçekleştiğini polis memurlarına söyleyerek cihazların bulunmasını sağladım" beyanında bulundu. Şüpheli Ümit Çakır'ın "cihazı teslim aldığı sırada bozuk halde olduğunu" beyan etmesi, Davut Bildik'e aktarıldı. Bu kişinin ifadesinde belirttiği hususları kabul etmediğini belirten Bildik, şunları kaydetti: "Cihazı çalışır halde teslim ettim. Ben, amirim Mustafa Akın bana ne söylediyse onu yaptım. Cihazı teslim ettiğimde herhangi bir parçası eksik değildi ve çalışır vaziyetteydi. Kalp rahatsızlığım, boyun fıtığım ve bel fıtığım dolayısıyla yüzde 47 engelliyim. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum." Soruşturma savcılığı, ifadesinin ardından şüpheli Bildik'i "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından tutuklanması istemiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk etti. Savcılığın hakimliğe gönderdiği sevk yazısında şüphelinin üzerine atılı suçları işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu belirtildi. Yazıda, Bildik'in "Ekrem İmamoğlu'nun Sarıyer ilçesinde bulunan başkanlık konutuna ait kamera görüntülerinin kayıtlı olduğu kayıt cihazını sökerek ve cihazı bozarak görüntülere ulaşılmasını engellediği" aktarıldı. Bildik'in, hakimlikteki işlemlerinin ardından "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ve "suç işlemek amacıyla örgüte üye olma" suçlarından tutuklanmasına karar verildi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Merz: Türkiye bizim için son derece değerli bir NATO ortağı
Merz, Almanya Başbakanı sıfatıyla Brüksel'deki NATO Karargahı'nda Genel Sekreter Mark Rutte ile ortak basın toplantısında konuştu. "Avrupa'nın savunma sanayi kapasitesini güçlendirme arayışı ışığında, Türkiye'nin stratejik katkılarına ihtiyaç olduğunu düşünüyor musunuz, eğer varsa bunun bir şekilde kurumsallaştırılması gerekir mi?" sorusu üzerine Merz, bu konuyu Rutte ile görüşmelerinde ele aldıklarını söyledi. Merz, "Türkiye, NATO bölgesinde stratejik önemi açısından göz ardı edilemeyecek bir alanı korumaktadır. Bu nedenle Türkiye bizim için son derece değerli ve önemli bir NATO ortağıdır. Türkiye ile NATO içindeki bu ortaklığı sürdürmek ve daha da genişletmek için elimden gelen her şeyi yapacağım" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin NATO ortaklığına bağlılığının önemine işaret eden Merz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daveti üzerine yakın gelecekte Türkiye'ye geleceğini belirtti. Merz, Eurofighter jetlerinin teslimatı konusunda hükümetinin bir karar vereceğini belirterek, "Ancak biz, NATO'nun önemli bir üyesi olarak Türkiye'nin bizimle sıkı sıkıya bağlı kalmasını sağlamaya devam etme konusunda güçlü bir iradeyle birleşiyoruz" dedi.
Almanya,Recep Tayyip Erdoğan
Liselerde zorunlu eğitim süresi kısalıyor mu? 3 farklı model masada
MilliEğitimBakanı Yusuf Tekin, zorunlu eğitimdeki olası değişikliklere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.TRTHaber Özel yayınına katılan Bakan Tekin, sanayi veticaretsektörlerinin nitelikli eleman ihtiyacı konusundaki talepler doğrultusunda, önerilen modelleri titizlikle takip ettiklerini söyledi. Tekin, bunların içerisinde süzülecek, üzerinde uzlaşılmış konular olursa bunlar Kabine toplantısında istişare edebileceklerini, bir karar alınması gerekirse alacaklarını kaydetti. Liselerdeki eğitim süresine dair kamuoyunda 3 model tartışılıyor. '3+1 Eğitim Sistemi'nde, lisede zorunlu eğitimin ilk 3 yıla indirilmesi öngörülüyor. Bu kapsamda öğrencilere 11. sınıfta diploma verilecek. 12. sınıf ise isteğe bağlı olarak üniversiteye hazırlık yılı şeklinde planlanıyor. '2+2 Eğitim Sistemi'nde ise liseler için zorunlu eğitim süresinin 2 yıl olması tartışılıyor. İsteyen öğrencilere 2 yıl daha eğitim verilecek. Mesleki anlamda ilerlemek isteyenler ise Mesleki Eğitim Merkezi, açık öğretim ya da istihdam programlarına yönlendirilecek. 'Yaş Modeli'nde de öğrenciler için zorunlu eğitimi tamamlama yaşı belirlenmesi tartışılıyor. Buna göre lise öğrencileri 16 yaşını doldurduğunda diploma alabilecek.
Eğitim,Meslek Liseleri,Milli Eğitim Bakanlığı,Yusuf Tekin
TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raporuna tepki
TBMMBaşkanı Numan Kurtulmuş, sosyalmedyahesabından yaptığı açıklamada,Avrupa Parlamentosu(AP) Genel Kurulu'nda kabul edilen 2023-2024 Türkiye Raporu'nun, Türkiye'ye yönelik yerleşik önyargıların ve siyasi şartlanmışlıkların bir yansıması olduğunu ifade etti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Kurumlarımız, dış politikamız ve demokratik işleyişimize dair haksız ithamlarla dolu bu rapor, yapıcı bir diyalog ve ortak gelecek vizyonuna katkı sunmaktan uzaktır. Türkiye-AB ilişkileri, karşılıklı güvene ve ortak çıkarlara dayalı, tutarlı bir yaklaşıma ihtiyaç duymaktadır. 9 Mayıs Avrupa Günü'nde, Avrupa'nın temsil ettiği değerlere bağlılığını bekliyor, Avrupa kıtasında yükselen ayrımcılık, yabancı karşıtlığı,İslam düşmanlığıve çifte standartlara karşı ortak mücadeleyi önemsiyoruz. TBMM olarak beklentimiz, AP'nin sorumlu ve gerçekçi bir bakışla hareket etmesi, Türkiye'ninABile ilişkilerine olumlu katkı sunacak diyalog ve işbirliği adımlarına alan açmasıdır."
Avrupa Parlamentosu,Numan Kurtulmuş
ABD-Çin arasında ticaret buzları çözülüyor mu?
ABDBaşkanı Donald Trump,Çinmallarına uygulanan yüksekgümrükvergilerinin düşebileceğini ima etti. Açıklama, iki ülke arasında bu hafta sonu yapılacakticaretgörüşmeleri öncesi geldi. Trump, yüzde 145’e kadar çıkan gümrük vergilerine atıf yaparak, “Daha fazla artmaz, bu yüzden düşeceğini biliyoruz” dedi. Trump bu sözleri,İngiltereile imzalanan yeni bir gümrük anlaşmasını duyurduğu etkinlikte dile getirdi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng, İsviçre’de bir araya gelecek. Uzmanlara göre bu görüşme, tarafların ticaret savaşını yumuşatma isteğinin en net göstergesi. Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Hua Chunying de görüşme öncesi açıklama yaparak, "ABD ile ticaret sorunlarını yönetme konusunda tam güvenimiz var" dedi. Eurasia Group’tan Dan Wang, "İki taraftan da gelen sinyaller, karşılıklı tavizlerle bir yumuşama süreci olabileceğini gösteriyor" dedi. Ancak uzmanlar, temel sorunların hemen çözülemeyeceği konusunda hemfikir. Eski ABD ticaret müzakerecisi Stephen Olson, bu görüşmeden çıkabilecek olasıvergiindirimlerinin “küçük çaplı” olacağını söyledi. Son kararda liderlerin doğrudan katılımının belirleyici olacağına dikkat çekti. Çin’in Nisan ayı ihracat verilerine göre, ABD’ye yapılan ihracat geçen yıla göre yüzde 20’den fazla azaldı. Ancak toplam ihracat yüzde 8,1 artarak beklentileri aştı. Starmer, ABD ile ticaret anlaşmasını "tarihi" olarak nitelendirdi Görüşmelerden sadece iki gün önce İngiltere, Trump yönetimiyle gümrük vergileri konusunda anlaşmaya varan ilk ülke oldu. ABD, bazı İngiliz otomobilleri ve metal ürünlerine uygulanan vergileri kaldırmayı kabul etti.
ABD,Çin,ABD-Çin İlişkileri
Bodrum'da isale hattı patladı: Su metrelerce yükseğe fışkırdı
Yahşi Mahallesi Kargı Caddesi'ndeki içme suyu isale hattı,MuğlaBüyükşehir BelediyesiSuve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MUSKİ) ekiplerinin bakım, onarım çalışmaları sırasında patladı. Patlamanın ardından metrelerce yükseğe çıkan tazyikli su nedeniyle, 9 evi su bastı, 2 araçta hasar oluştu, çalışan işçiler de zor anlar yaşadı. İsale hattındaki su kesilirken belediye ekiplerince onarım çalışması başlatıldı.
Bodrum,Muğla
İstanbul Kentsel Dönüşüm Komisyonu kurulacak
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Bakan Murat Kurum'un başkanlığında İstanbul Valiliği'nde düzenlenen Deprem Dönüşümü Değerlendirme Toplantısının tamamlandığı belirtildi. Bakan Kurum'un toplantıya ilişkin değerlendirmelerine yer verilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: "İstanbul Kentsel Dönüşüm Komisyonu kurulması kararı aldık. Valimiz başkanlığındaki komisyonda belediyelerden gelen talepleri değerlendirip hızlı bir şekilde kararları alacağız. Komisyon siyaset üstü bir bakışla İstanbul'un dönüşümü adına yapılması gereken her iş ve işlemi yürütecek."
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı,Kentsel Dönüşüm,Murat Kurum
Kınalıada açıklarında "müsilaj" alarmı
Marmara Denizi'nde daha önce 2007-2008 ve 2021 yıllarında görülen müsilajın tekrar görülmesi endişeye yol açtı. Adalar ilçesine bağlı Kınalıada açıklarında tespit edilenmüsilajtabakası, dron ile görüntülendi. [Fotoğraf: İHA] Deniz yüzeyini kaplayan beyazımsı yapının yayıldığı görüldü. Görüntüler, bölge halkı ve turizmciler arasında tedirginliğe neden olurken, deniz ekosistemini tehdit eden müsilaj, özellikle yaz aylarında sıcaklık artışı, kirlilik ve durağansunedeniyle oluşuyor. [Fotoğraf: İHA]
Turizm,İstanbul,Müsilaj
Katoliklerin yeni papası ABD'li Kardinal Robert Prevost oldu
Katoliklerin son ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus'un 21 Nisan'daki vefatının ardından makamın "boş" ilan edildiği (Sede Vacante) Vatikan'da, ruhban sınıfının papadan sonraki en önemli din adamı konumundaki kardinaller, papa seçiminin (Konklav) 2. gününün öğleden sonraki oturumunda yeni papayı belirledi. Sistine Şapeli'nin bacasından yeni papanın belirlendiğini ilan eden "beyaz duman" yükseldi. Beyaz dumanın çıkmasının ardından yeni Papa, Aziz Petrus Bazilikası'nın büyük locasından dünyaya tanıtıldı. Yeni papayı dünyaya, "Protodiacono" unvanını taşıyan Fransız Kardinal Dominique Mamberti, büyük locadan Latince "Habemus Papam (Bir papamız var)" diyerek, 69 yaşındaki ABD'li Kardinal Prevost'un yeni Papa olarak seçildiğini duyurdu ve "Papa 14. Leo" adını aldığını açıkladı. Yeni Papa 14. Leo, ilk konuşmasında barış vurgusu yaptı. Konuşmasında Papa Franciscus'u da anan Papa Leo, diyaloglarla köprülerin kurulması gerektiğini belirtti. Uzun yıllar görev yaptığı Peru'ya özel selam gönderen Papa Leo, acı çekenlere yardım eden bir Kilise için birlikte yürüyeceklerini söyledi. Bu arada, yeni Papa'nın 133 kardinalden en az üçte ikisinin (89) oyunu alarak seçildiği biliniyor. Vatikan'ın Aziz Petrus Meydanı'nda dumanın çıkmasını bekleyen pek çok kişi, dumanın renginin beyaz olduğunu görünce büyük sevinç yaşadı, bazı vatandaşlar gözyaşlarını tutamadı. Katolik Kilisesi'ndeki 266 Papa'dan bugüne kadar 200'den fazlası İtalyan olurken, en son 2013 yılındaki Konklav'da ilk kez Amerika kıtasından bir Papa seçilmiş ve Arjantinli olan Papa Franciscus olmuştu. Vatikan'daki Konklav'da yeni papa seçilen ABD'li Kardinal Prevost 14 Eylül 1955'te Illinois eyaletinin Chicago kentinde dünyaya geldi. Peru'da uzun yıllar görev yapan ve Peru vatandaşlığı da bulunan Prevost, 1982'de rahip olarak atandı. Prevost, Amerika kıtasından ikinci, ABD'den ilk papa olma unvanını kazanırken, yoksullara yönelik tutum ve göçmen politikalarında Papa Franciscus ile benzer görüşlere sahip olduğu belirtiliyor. Bu arada, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 29 Ocak'ta Fox News'e verdiği mülakatta "Hristiyanlıkta bir kavram vardır, ailenizi seversiniz, sonra komşunuzu seversiniz, sonra toplumunuzu seversiniz, sonra yurttaşlarınızı seversiniz, sonra da dünyanın geri kalanına öncelik verirsiniz. Aşırı solun büyük bir kısmı bunu tamamen tersine çevirmiştir." diye konuşmuştu. Prevost ise X hesabından yaptığı paylaşımında Vance'in açıklamasına karşılık, "JD Vance yanılıyor: İsa bizden başkalarına olan sevgimizi derecelendirmemizi istemiyor." ifadesini kullanmıştı.
Vatikan
İzmir'de tarihi Turistik Kemeraltı Çarşısı'nda çöpler yol ortasında kaldı
Konak Belediyesi işçilerinin dün başlattığı grev nedeniyle mahalle ve sokaklarda çöpler toplanamadı. Cadde ve sokaklarda oluşan çöp dağları ve kötü koku, vatandaşların tepkisine neden olurken, bir çok yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Tarihi Kemeraltı Çarşısı'nda çöpler yollara taştı. Konak Belediyesi tarafından yapılan açıklamada, grevi gerekçe göstererek vatandaşlardan konteynerlere ve sokaklara çöp bırakılmaması konusundaki tuhaf çağrısına rağmen, kentin hemen her köşesinde çöp dağları oluştu. Çarşı esnafı ise turistlerin sokak ortasındaki çöpleri görmemesi için çöplerin üzerini naylon ile kapattı. Konak Belediyesine bağlı Merbel A.Ş. adına görüşmeleri yürüten Sosyal Demokrat Kamu İşverenleri Sendikası (SODEM-SEN) ile DİSK Genel İşİzmir5 No'lu Şube arasında, yaklaşık bin 500 işçiyi ilgilendiren 11. dönem toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamadı. Bugünden itibaren başta ana hizmet binası, Fen İşleri Müdürlüğü,UlaşımHizmetleri Müdürlüğü ve Temizlik İşleri Müdürlüğü olmak üzere tüm belediye birimlerine "Bu İş Yerinde Grev Vardır" pankartı asıldı. Yaklaşık bin 500 civarında işçi greve çıkarken ilçede başta temizlik ve fen işleri olmak üzere belediye hizmetleri durdu. Grev nedeniyle sokaklarda ve caddelerdeki çöpler toplanmazken, Tarihi Kemeraltı Çarşısı başta olmak üzere bir çok yerde çöp dağları oluştu. Kemeraltı'nda sokak ortasındaki çöpleri gören turistler, şaşkınlıklarını gizleyemezken, esnaf çöplerin üzerini naylon ile kapattı. Kemeraltı'ndaki çöpleri gören vatandaşlar, belediyeye tepki gösterirken, Hasan Sarpçı, "Milletin hakkını versinler, hayat şartları ağır. Çöpler sokağın ortasında, normal bir görüntü değil bu" dedi. Bir başka vatandaş ise,"İzmir'in yıllardır görüntüsü bu ve bu şekilde devam ediyor. Başka bir şehre gittiğimizde İzmir'in ne kadar kötü bir halde olduğunu anlıyoruz. Yerli ve yabancı bir çok turistin geldiği Kemeraltı'ndaki bu görüntü resmen rezalet. Dışarıdan gelen insanlara İzmirliler olarak rezil oluyoruz. Buraya da bir kayyum atasınlar bari de kurtulalım bunlardan" diye konuştu. Vatandaşlardan Mehmet Turhan da, "55 senedir İzmir'deyim ve böyle bir şey görmemiştim ama 5-10 senedir her şeyi görüyorum. Vatandaşlar düşünsün bu görüntüyü. Bu yöneticiler düşünsün. Yazık" açıklamasında bulundu. `Sokağa çöp bırakmayın` Konak Belediyesi'nde grevin başlaması sebebiyle, belediye tarafından yapılan açıklamada sendikanın en düşük 52 bin 900 bin TL maaş teklifini reddettiğini duyuruldu ve vatandaşlar çöpler konusunda uyarıldı. Açıklamada `Bu geçici süreçte çevre ve insan sağlığının korunması amacıyla kağıt, plastik, cam gibi evsel atıklarınızı ayrıştırmanız; mümkün olduğunca sokağa çöp bırakmamanızdır` denildi.
CHP,İzmir,Ulaşım
NATO tarihinde ilk: Türk general güvenlik direktörü seçildi
MSB kaynakları, haftalık basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakanlık kaynakları, bir Türk Generalin NATO Uluslararası Askeri Karargâhı İş Birliği ile Güvenlik Direktörü görevine seçilmesiyle ilgili sorular üzerine şu bilgileri paylaştı: “NATO tarihinde ilk defa Türkiye, Brüksel’deki NATO Uluslararası Askeri Karargâhı’nda (International Military Staff-IMS) direktör seviyesinde temsil edilecektir. Bu kapsamda, kritik öneme sahip “İş Birliği ile Güvenlik Direktörü” (Director of Cooperative Security) görevine Tuğgeneral Eray ÜNGÜDER seçilmiştir. Generalimiz görevi boyunca; NATO’nun Ortaklık Ülkeleri ve Uluslararası örgütlerle iş birliğinin güçlendirilmesi, NATO Kapasite İnşasına yönelik askeri politikaların geliştirilmesi, NATO’nun sınırlarının ötesinden istikrarın tesis edilmesi alanlarında kritik görevler üstlenecektir. Personelimizin bu kritik role seçilmesi, Türkiye’nin NATO’daki etkin rolünün ve İttifakın güvenlik ve istikrarına olan katkısının önemli bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Ülkemiz, NATO’nun güçlü ve güvenilir bir Müttefiki olarak, İttifakın barış ve güvenliğe olan katkılarını sürdürmeye devam edecektir. Bakanlık kaynakları, Pakistan-Hindistan arasındaki gerilime dair sorular üzerine şu değerlendirmeleri yaptı: “Biz, bölgemizde ve dünyada yeni çatışmalar istemediğimizi her fırsatta vurguluyor ve sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan saldırıları kınıyoruz. İki ülke arasındaki bu tansiyonun da bir an önce düşürülmesini, benzer olayların tekrarını önlemek için terörle mücadele dâhil olmak üzere ihtiyaç duyulan mekanizmaların oluşturulmasını ümit ediyor, tarafların sağduyulu davranmalarını telkin ediyoruz.” Bakanlık kaynakları MSB’nin son şehit açıklamasında “Bölücü Terör Örgütü” ifadesinin çıkarıldığına dair haberlerle ilgili şunları söyledi: “Bakanlığımıza ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize yönelik maksatlı ve sistematik şekilde gerçekleştirilen algı operasyonları devam etmektedir. Aziz şehitlerimizle ilgili yaptığımız açıklamalarda “bölücü terör örgütü ifadesinin çıkarıldığı”, mayın/el yapımı patlayıcı saldırıları ile ilgili “bölücü terör örgütünün yerleştirdiği” ifadesinin ilk kez kaldırıldığı iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Bugüne kadar aziz şehitlerimiz ile ilgili yapılan bilgilendirmeler incelendiğinde olayın meydana geliş şekline göre farklı ifadelerin kullanıldığı görülecektir. Son dönemde MSB ve TSK’nın bölücü terör örgütüne ve tüm uzantılarına yönelik tavrında değişiklik olduğu algısı yaratılmaya çalışılmaktadır. MSB ve TSK’nın bölücü terör örgütüne ve tüm uzantılarına yönelik tavrı ve duruşu nettir. Bu duruşta herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Kamuoyunu bilgilendirmek maksadıyla derin bir acı ve üzüntünün paylaşıldığı bir metni gerçek dışı iddialarla bağlamından koparmaya; aziz şehitlerimizin kıymetli aileleri ile aramızı açmaya çalışmanın hiçbir ahlaki ve insani değerle bağdaşmadığı, birlik ve beraberliğimizi hedef aldığı açıktır. Kamuoyunu yanıltmaya çalışan bahse konu yalan haber ile ilgili hukuki süreç başlatılmıştır.” Bakanlık kaynakları, İsrail ile Suriye’de gerginlik yaşandığına ilişkin haberlerle ilgili sorular üzerine şunları söyledi: "Öncelikle yalnızca resmi kaynaklardan yapılan açıklamalara itibar edilmesini tavsiye ediyoruz.İsrail’in Suriye üzerinde gerçekleştirdiği hava harekâtlarını tasvip etmiyoruz. Bu hava harekatları Suriye’de istikrarı bozmaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir. Bununla birlikte bir çok ülke gibi Birleşmiş Milletler de İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarına tepki göstererek bunların durdurulması çağrısında bulunmuştur. Suriye yeni hükümetinin talebi çerçevesinde alanda icra edeceğimiz faaliyetlerin emniyetle yürütülmesi maksadıyla bölgede bulunan tüm unsurlar ile koordinasyon faaliyetlerine devam edilmektedir". Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, GKRY’nin sözde 5. parselde sondaj çalışması için NAVTEX yayınlandığı ve VALARİS DS-9 sondaj gemisinin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerine dair sorular üzerine şunları söyledi: “GKRY’nin ilan ettiği sözde MEB’inde yer alan 5’inci parsel için yeni ilan edilen bir NAVTEX bulunmamaktadır. Bununla birlikte sözde 5’inci parselinin bir kısmı Türk kıta sahanlığı içerisinde yer almaktadır. 18 Mart 2020 tarihinde BM’ye deklare ettiğimiz kıta sahanlığımıza karşı yapılacak herhangi bir ihlal sahada derhal engellenecektir. VALARİS DS-9 sondaj gemisi halen sözde 10’uncu parseldedir. Sözde 10’uncu parselin Deniz Yetki Alanımız ile bir çakışması bulunmamaktadır.”
Hindistan,İsrail,Milli Savunma Bakanlığı,NATO,Pakistan,Terör Örgütü,Terörle Mücadele
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Son 23 yılda 5 bin 927 vakıf kültür varlığı restore edildi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Vakıflar Haftası Toplu Açılış Töreni'nde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar: 2025 yılı Vakıf Haftası münasebetiyle sizlerle bir arada olmaktan memnuniyet duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne, milletin evine, bu gazi mekana hepiniz hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Bizleri bahtiyar eylediniz. Her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu güzel buluşmaya vesile olan Kültür Bakanlığımızı, Vakıflar Genel Müdürlüğümüzü, programda emeği geçen her bir kardeşimi canı gönülden tebrik ediyorum. Sizlerle birlikte ülkemizin ve kültür coğrafyamızın dört bir yanında vakıf mirasımızı tüm ihtişamıyla yaşatan, kendilerini hayra vakfeden tüm vakıf insanlarının, hayırseverlerimizin Vakıf Haftasını tebrik ediyorum. Vakıflar Haftamızın bu yılki teması "Vakıf ve Aile" olarak belirlendi. Bu tema ekseninde hafta boyunca yapılacak etkinliklerin vakıf camiamız başta olmak üzere ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bu önemli haftanın medeniyetimizin iki taşıyıcı sütunu olan vakıf ve aile ekseninde idrak edilmesini fevkalade isabetli bulduğumu burada öncelikle söylemek isterim. Her fırsatta vurguladığımız gibi millet olarak gerçekten göz kamaştıran bir vakıf geleneğine sahibiz. Hiç şüphesiz bu alanda dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alıyoruz. Böyle nadide bir mirası tevarüs etmekten açıkçası iftihar ediyoruz. Köklü vakıf geleneğimizin korunması, zenginleştirilmesi ve geleceğe aktarılması görevini ise 101 yıldır Vakıflar Genel Müdürlüğümüz yapıyor. Tarihimiz, hafızamız, kimliğimiz ve istikbalimiz açısından çok ağır bir sorumluluğu ifa eden Genel Müdürlüğümüzün 101. kuruluş yılını tebrik ediyorum. Büyük bir vazife şuuruyla ecdat yadigarı eserlerimize sahip çıkan Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün tüm çalışanlarına selamlarımı, sevgilerimi iletiyor, her birine görevlerinde Rabbimden muvaffakiyetler niyaz ediyorum. Bu anlamlı yıl dönümünü, açılışını yaptığımız eserlerle çok daha anlamlı hale getiriyoruz. Türkiye'de ve yurt dışında son bir yıl içinde restorasyonu tamamlanan 101 vakıf eserimizin toplu açılışını bugün gerçekleştiriyoruz. Tokat'taki Gökmedresemizin, Gaziantep'teki Kurtuluş Camimizin, Lefkoşa'daki Selimiye Camimizin ve Arnavutluk'taki İşkodra Camimizin açılış törenlerini birazdan inşallah canlı bağlantılarla hep birlikte icra edeceğiz. Bu güzide eserlerin ihyasında katkısı olan tüm kurumlarımıza, yüklenici firmalarımıza, işçisinden mimar ve mühendisine, her bir kardeşime kalpten teşekkürlerimi iletiyorum. Titiz bir restorasyon sürecinin ardından hizmete alınan bu eserler ülkemiz, milletimiz ve gönül coğrafyamızdaki dostlarımız için hayırlı, uğurlu olsun. Rabb'im bizlere ecdat yadigarı eserlere sahip çıkmayı, onları gelecek kuşaklara en güzel şekilde teslim etmeyi nasip eylesin. İstisnasız her biri yüksek bir estetik anlayışının ürünü olan bu yapıların mimarlarını, banilerini, hamilerini, taş üstüne taş koyan tüm büyüklerimizi burada rahmetle, minnetle yad ediyorum. Şu hususu altını çizerek ifade etmek istiyorum. Kimliğimizle, kültürümüzle, milli ve manevi değerlerimizle asırlardır nakış nakış işlediğimiz medeniyet kumaşı başka hiçbir millete nasip olmayacak derecede güzeldir, derindir, seçkindir. Bu kumaşın gergefi Balkanlar'dan Türkistan'a, Afrika'dan Güney Asya'ya, Anadolu'dan Hicaz'a, medeniyet coğrafyamızın her bir karışını ihate eder. Camilerimiz, medreselerimiz, imaretlerimiz, darüşşifalarımız, hanlarımız, kervansaraylarımız, su kemerlerimiz ve daha nice eser ecdadın tarihe düştüğü eşsiz bir not hükmündedir. Saraybosna'daki Gazi Hüsrev Bey Medresesi'ni, Bağdat'taki Nizamiye Medresesi'nden, Beyrut'taki Hamidiye Çeşmesi'ni, Macaristan'ın Peç şehrindeki İdris Baba Çeşmesi'nden, Bosna'daki Mostar Köprüsü'nü, Cezayir'deki Babül Kantara Köprüsü'nden, Prizren'deki Sinan Paşa Camii'ni, Selimiye Camii'nden, Süleymaniye Camii'nden ayrı düşünemeyiz. Bu yapıların tamamı müşterek bir ruh ışıltısının, yüksek bir kültür ve mimari tasavvurun yansımalarıdır. Şunun da bilinmesinde fayda görüyorum. Biz tüm vasıflarımızla aynı zamanda bir vakıf medeniyetiyiz. Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir ayet-i kerimesini kendimize rehber edinerek iyilikte, güzellikte, hayır işlerinde yepyeni ufuklar açmış bir milletiz. Yaşantımıza yön veren temel düsturu ise şu hadis-i şerifleriyle Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu vesselam tayin ve takdir etmiştir. Önderimiz, sultanımız, hayatımızın her aşamasına örnek yaşantısıyla istikamet çizen Resulullah Efendimiz şöyle buyurmuştur: İnsan ölünce şu üç dışında amellerinin sevabı kesilir. Sadaka-i cariye, istifade edilen ilim, arkasından dua edilen hayırlı evlat. Vakıf bizim için sadaka-i cariyedir. Allah'ın rızasını kazanmak, ebedi saadete ram olmak, topluma ve insanlığa faydalı işler yapmak için taşıdığımız altın bir anahtardır. Dayanışma ruhumuzun, yardımlaşma bilincimizin, birlik ve beraberlik şuurumuzun toplumsal hayattaki en parlak sembolüdür. Göç yolundaki kuşların bile ihmal edilmediği kuşatıcı bir iyilik düşüncesinin dikkatle, rikkatle hayata tatbik edilmesidir. Hülasa vakıf, medeniyet mefkuremizin hayata ve ahirete bakışımızın bu dünyadaki izdüşümüdür. Şu inceliğe özellikle dikkatlerinizi çekmek arzusundayım. Kışın abdest alanlara sıcak su temin eden, sıcak günlerde sokak sokak gezip sebillere kar koyan, nehir kenarlarına söğüt diken, güvercinhane yaptıran, leylekleri koruyan vakıflar taşıdığımız o zarif ruhun, merhametin, sevginin, şefkatin, diğergamlık bilincinin birer nişanesidir. Merhum Evliya Çelebi 17. asırda Osmanlı'daki vakıf zenginliğini, "Ben 50 yılda 18 padişahlık ve krallığa seyahat ettim. Hiçbir yerde bu kadar hayrat görmedim." sözleriyle ifade etmiştir. Bu müstesna kültür hamdolsun bugün de güçlü bir şekilde devam ediyor. Sağlık, sosyal hizmetler, sosyal yardım, eğitim, araştırma, kültür, sanat, spor, kalkınma, hukuk, insan hakları ve çevre gibi alanlarda 70 bine yakın vakıf halihazırda faaliyet gösteriyor. Böylesine köklü ve güçlü bir mirası devralan Vakıflar Genel Müdürlüğümüz de yurt içinde ve yurt dışındaki çalışmalarını büyük bir dikkatle 101 yıldır Allah'a hamdolsun başarıyla sürdürüyor. Vakfedenlerin iradesi doğrultusunda günümüz şartlarına uygun olarak vakıflarımızı yaşatıyor, güçlendiriyor, kültür mirasımızın gelecek kuşaklara ulaştırılması için canla, başla gayret sarf ediyor. Namazgahlardan sıbyan mekteplerine, tabhanelerden kuş evlerine, her türlü vakıf eserine gözü gibi bakıyor, onarıyor, ihya ediyor. Son 2 yılda Bitlis Hazohan Süleymaniye Külliyesi Darüşşifası, Tokat Gökmedrese ve Muş Merkez Muratpaşa Camii'nde yer aldığı 166 vakıf kültür varlığı restore edildi. Asrın felaketinde hasar gören tam 377 eserin onarım süreçleri hiç zaman kaybetmeden başlatıldı. Bosna-Hersek, Kosova, Makedonya, Arnavutluk ve Kuzey Kıbrıs'ta toplam 20 yapının restorasyonu tamamlandı. Ecdat yadigarı topraklarda tam 40 çalışma başarıyla nihayete erdirildi. Yakın zamanda bitirilmesi öngörülen üç çalışma ise devam ediyor. Bakınız, şu rakamları sizlerle özellikle paylaşmak isterim. 2002 yılında sadece 46 eser restore edilmişken son 23 yılda ihya edilen vakıf kültür varlıklarının sayısı 5 bin 927'ye ulaşmıştır. Bu çalışmalarda tam 12,3 milyar lira büyüklüğünde kaynak kullanılmıştır. Bizden önce yapılan konuşmalarda detaylı bir şekilde anlatıldı. Eğitim desteklerinden muhtaç aylıklarına, imaret faaliyetlerinden gönüllülük çalışmalarına, Vakıflar Genel Müdürlüğü uhdesindeki hayır hizmetlerini kesintisiz sürdürüyor. Tüm bu hizmetlerden ötürü Kültür Bakanlığımızı, Vakıflar Genel Müdürlüğümüzü ve tüm çalışanlarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Vakıf kültürümüzü ayakta tutan kurum ve kuruluşlarımıza, iyilik, yardım ve dayanışmada sınır tanımayan vakıf insanlarımıza, ömürlerini hayru hasenata adamış hayırseverlerimizin tamamına şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Yine bu vesileyle yılın vakfı ödülünü tevcih edeceğimiz Mehir Vakfımızın her bir mensubunu özverili çalışmalarından ötürü tebrik ediyorum. Deprem bölgesindeki gençlerimizin yuva kurmalarına vesile olan Mehir Vakfı 81 ilimizde dünya evine giren 20 bini aşkın çiftimize düğün ve çeyiz desteği verdi. Yakın zamanda bu çalışmalarını tam 19 aydır İsrail'in vahşi saldırıları karşısında destansı bir direniş sergileyen Gazze'ye doğru genişleteceğinin müjdesini aldığım Mehir Vakfımızdan Allah razı olsun diyorum. 2025 Aile Yılı kapsamında seçimlerde milletimize sözümüz olan Aile ve Gençlik Fonuyla yuva kuracak gençlerimize yönelik desteklerimizi artırdık. Ayrıca doğum yardımı ödeme rakamlarında ciddi oranda artışa gittik. Dijital mecraların etkisiyle toplumda günden güne yayılan yanlış salgı ve algı ve alışkanlıklarla mücadele içindeyiz. İster töre ister gelenek ister güncel akım bahanesiyle olsun, evliliğin zorlaştırılmasını asla doğru bulmuyoruz. Özellikle içinde bulunduğumuz dönemde evliliğin kolaylaştırılması, teşvik edilmesi, önündeki engellerin kaldırılması lazım. Bu konuya önem ve öncelik vermemiz gerekiyor. Vakıflarımızı ve hayırseverlerimizi, gençlerin yuva kurmasına daha fazla destek olmaya çağırıyorum. Şu hakikate her vesileyle şahit oluyoruz. "Sizin en hayırlınız insanlara faydalı olandır." Bu emre teslim olmuş nice kuruluşumuz, nice derneğimiz, nice vatandaşımız çoğu zaman reklam yapmadan birbirinden kıymetli hizmetlere imza atıyor. Sağ elin verdiğini sol ele duyurmama şuuruyla hareket eden nice hayırseverimiz, Hakk'ın verdiğini halk için harcamaya devam ediyor. Yetimin başını okşayan, garibin elinden tutan, mazlumlara kucak açan, bir mahzun gönüle dokunmak, bir yaraya merhem olmak, bir ihtiyaç sahibine yardım etmek için karşılığını sadece Allah'tan umarak çalışan, çabalayan tüm kardeşlerimizle iftihar ediyoruz. Etrafımızda yaşanan bütün zulümlere, kötülüklere, insanı insanlığından utandıran vahşet görüntülerine rağmen dünya hala ayaktaysa bunun sebebi işte bu güzel insanlar ve kuruluşlardır. 23 yıldır olduğu gibi bundan sonra da tüm imkanlarımızla vakıflarımızın, derneklerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın yanında olmaya devam edeceğimizi burada özellikle ifade ediyorum. Rabbim bizleri bu dünyada iz bırakanlardan, daima hayır dua ile anılacak olanlardan eylesin diyorum. Bu düşüncelerle restorasyonu tamamlanan 101 vakıf eserimizin tekrar hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Bu salonu teşrif eden vakıf insanlarımızdan başlayarak vakıf kültürümüzü yaşatan, iyilik ve hayır faaliyetlerini fedakarca sürdüren tüm kardeşlerimizden Vakıf Haftasını canı gönülden tebrik ediyorum. Hepinizi bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun. Kalın sağlıcakla.
Recep Tayyip Erdoğan,Vakıflar Genel Müdürlüğü
Büyükçekmece Belediyesine yolsuzluk soruşturması
İstanbulCumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında, 1 Ocak 2015 ve 7 Mayıs 2025 arasında ilçede inşaat ruhsatı verilen tüm projelerin listesine, projeyi yapan firma ya da kişilerin kimler olduğuna, hangi projelerin iskan aldığına ve yapılan inşaatların neler olduğuna ilişkin bilgilerin Büyükçekmece Belediyesince hazırlanarak emniyete teslim edilmesi istendi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Pakistan Başbakanı Şerif'ten "Türkiye'ye minnettarız" açıklaması
Şerif, sosyalmedyaplatformu X hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin açıklamada bulundu. Türkiye'nin Pakistan'a olan desteğinden dolayı minnettar olduğunu aktaran Şerif, Türk vatandaşlarının yaşanan çatışmalarda hayatını kaybeden Pakistanlılar için dua etmelerini takdirle karşıladığını kaydetti. Şerif, sahadaki son askeri durum hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı bilgilendirdiğini anlatarak, "Pakistan, Türkiye'nin Güney Asya'da gerilimin azaltılması ve barışın korunması yönündeki çabalarına minnettardır." ifadelerini kullandı. Sevgili kardeşim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile konuştum ve bu kritik dönemde Pakistan’la gösterdiği dayanışma ve destek için kendisine teşekkür ettim. Türk kardeşlerimizin, Hindistan tarafından gerçekleştirilen dünkü hain füze saldırılarında şehit olanlara ettikleri…https://t.co/14WyHXwsAu CumhurbaşkanlığıİletişimBaşkanlığından dün yapılan açıklamaya göre, Şerif ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın telefon görüşmesinde,HindistanvePakistanarasındaki gerilim, 6 Mayıs gecesi gerçekleşen saldırı ve güncel gelişmeler ele alınmıştı. Türkiye'nin, Pakistan'ın bu süreçteki soğukkanlı ve itidalli politikasını desteklediğini, Cammu-Keşmir'deki terör saldırısına ilişkin tarafsız, şeffaf ve güvenilir bir uluslararası soruşturma yürütülmesi teklifinin isabetli olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin gerilimin tırmanmasını önlemek için elinden geleni yapmaya hazır olduğunu, bu konuda diplomatik temasların sürdürüleceğini ifade etmişti.
Pakistan,Recep Tayyip Erdoğan,Hindistan
CHP’nin kurultay soruşturmasında Kılıçdaroğlu ifadeye çağrıldı
CHP kurultayında "para karşılığı oy kullandırıldığı" iddialarına yönelik soruşturma sürüyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada 124 şüphelinin ifade işlemleri devam ederken yeni bir gelişme yaşandı. Başsavcılık, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu "mağdur" sıfatıyla ifadeye çağırdı. Soruşturma kapsamında bugüne kadar 36 kişinin tanıklığına başvuruldu. Tanık ifadelerinde adı geçen 90 kişinin şüpheli sıfatıyla ifadesi alındı. İfade verenler arasında İstanbul'da Marmara Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu da yer alıyor. Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bazı delegeler de, CHP'nin olağan kurultayının iptali için dava açmıştı. Dosyalar Ankara 42'inci Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki dosyada birleştirilmişti. Davada mahkeme ikinci duruşmayı 26 Mayıs'a ertelemişti.
CHP,Hukuk,Kemal Kılıçdaroğlu
İstanbul'da 1 tonun üzerinde uyuşturucu ele geçirildi
İstanbulEmniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre,NarkotikSuçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri,uyuşturucumadde imalatı yapan şüphelilerin, bu amaçla insan yoğunluğunun az olduğu ve villa tipi yapılaşmanın bulunduğu ilçeleri tercih ettiklerini belirledi. Şüphelilerin ayrıca, uyuşturucu madde ticaretiyle ilgili ulusal ve uluslararası düzeyde satış ve sevkiyat gerçekleştirdikleri tespit edildi. Bu tespitler üzerine, 02 Mayıs ve 06 Mayıs 2025 tarihlerinde Bağcılar, Bakırköy, Başakşehir, Bahçelievler, Tuzla ve Silivri ilçelerinde belirlenen adreslere ve araçlara yönelik eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Operasyonlarda 20 şüpheli şahıs yakalanarak gözaltına alındı. Adreslerde ve araçlarda yapılan aramalarda; 725 kilo 200 gram metamfetamin, 8 milyon 400 bin adet hap, 585 litre uyuşturucu imalatında kullanılan katkı maddesi, yaklaşık 15 ton sentetik kannabinoid (bonzai) üretilebilecek 144 kilo 180 gram kannabinoid, 183 kilo skunk maddesi, 2 adet hassas terazi, 2 adet hap basma makinesi, 1 milyon 600 bin adet boş kapsül, 2 adet tabanca, 69 adet fişek olmak üzere toplamda 1 ton 52 kilo 380 gram uyuşturucu madde ve suç unsuru materyal ele geçirildi. Gözaltına alınan 20 şüphelinin tamamı, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanarak ceza infaz kurumuna teslim edildi.
Uyuşturucu,İstanbul
Yapay zeka trafik kaynaklı hava kirliliğini hesaplayacak
Kuzu ve ekibinin İTÜ'de yürüttüğü TÜBİTAK destekli proje,yapay zekave hesaplamalı akışkanlar dinamiğini bir araya getirerek, taşıtlardan kaynaklanan hava kirliliğini anlık olarak tahmin edebilmeyi amaçlıyor. Geliştirilen metot,trafikkameraları aracılığıyla araç yoğunluğunu türleriyle birlikte tespit ederek bu verilerle yüksek çözünürlüklühava kalitesiharitaları oluşturuyor ve şehirlerdekihava kirliliğiseviyeleri hakkında daha doğru öngörülerde bulunulmasını sağlıyor. Kuzu, şehirlerde trafik, endüstri ve evsel ısınmayı üç büyük kirletici kaynağı olarak saydıklarını ve trafiğin hava kalitesini önemli oranda etkilediğini belirtti. Kuzu, büyük şehirlerin hepsinde yanma kaynaklı emisyonlar olan karbonmonoksit, partikül madde ve azot oksitler gözlemlendiğine ve kirletici unsurların izlenmesi sırasında çeşitli zorluklarla karşılaşıldığına değindi. Modelleme ve tahmin çalışmaları için veriye kolay erişimin önemli olduğunu, mevcut verilerin çoğunlukla genel veya ortalama değerlere dayandığını ve her bölgeye özgü detaylı verilere ulaşmanın mümkün olmadığını anlatan Kuzu, "Biz yapay zekayı ve alt sınıf olarak derin öğrenmeyi kullanarak taşıtlardan kaynaklanan emisyonların hava kirliliğine katkısını daha gerçekçi hesaplamak istedik. Gözlemlenen verilerle çok yakın değerlerde tahminde bulunabiliyoruz yani çok net bir şekilde ortam havası konsantrasyonunu tahmin edebiliyoruz." diye konuştu. Metodun sistemsel işleyişinin üç temel aşamadan oluştuğunu aktaran Kuzu, şöyle devam etti: "İlk olarak, trafik kameralarından elde edilen görüntüler derin öğrenme algoritmalarıyla analiz edilerek araçlar sınıflandırılıyor ve hızları belirleniyor, her aracın türü tespit ediliyor. İkinci aşamada, tespit edilen araç türlerine özgü emisyon faktörleri kullanılarak her araç grubunun oluşturduğu tahmini emisyon miktarı hesaplanıyor. Son aşamada ise hesaplanan bu emisyonların ortam havasına katkısı, hesaplamalı akışkanlar dinamiği modelleriyle meteorolojik veriler de dikkate alınarak hesaplanıyor. Böylece belirli bir noktadaki kirletici konsantrasyonu yüksek doğrulukla tahmin edilebiliyor. Bu yöntem sayesinde sabit ölçüm istasyonlarına ihtiyaç duymadan, sadece kamera görüntüsüyle hava kalitesi tahmini yapılabiliyor." Herhangi bir yerde, ana cadde ya da ara sokakta emisyon tahmini yapmak istenildiğinde geliştirdikleri metodu kullanarak hesaplama yapabildiklerini bildiren Kuzu, bu sayede çeşitli sebeplerle ihtiyaç duyulan trafik kaynaklı konsantrasyon verilerini elde etmenin mümkün olduğunu dile getirdi. Proje için İstanbul'daki trafik izleme kameralarını kullandıklarını ve farklı meteorolojik şartlarda bu modelin eğitildiğini vurgulayan Kuzu, İstanbul'u izleyen trafik kameralarına bu modeli uygulayabildiklerinden bahsetti. Pilot çalışmadaBeşiktaşBarbaros Bulvarı'nda bulunan trafik kameralarından faydalanıldığını belirten Kuzu, şunları kaydetti: "Neticesinde araçları yüzde 95'ten daha yüksek oranda tahmin edebiliyoruz. Hesaplama metodolojisiyle emisyonlar ortaya çıkıyor ve video görüntüsü olan herhangi bir noktada konsantrasyonu hesaplayabiliyoruz. Model, çalışma bölgesinde, Yıldız Teknik Üniversitesinin Beşiktaş Kampüsü sınırlarında mevcut olan hava kalitesi ölçüm istasyonu için çalıştırıldı ve sonuçların doğruluğu test edildi." Geliştirdikleri yazılımda asıl önemli noktanın anlık araç sayısını ve türünü tespit etmek olduğunu, bu amaçla görüntü işlemenin yeterli olduğu bilgisini veren Kuzu, sözlerini şöyle tamamladı: "En başta zaten şehirlerimizde asıl emisyon kaynağının trafik olduğunu biliyoruz. Global olarak şehirlerde konsantrasyonun limitinin aşıldığı iki ana kirletici var. Bunlar partikül madde ve azot oksittir. Dolayısıyla bizim trafikten çıkan bu emisyonları çok iyi bir şekilde tanımlamamız lazım. Bunu tanımladıktan, hesaplarını yaptıktan sonra nasıl iyileştirme yapılabileceği ya da önleme faaliyetleri yapılacağı belirlenebilir. Bunun çok fazla kullanım alanı var, elinizde görüntü olduktan sonra istediğiniz amaca yönelik işlenebiliyor."
Yapay Zeka,Trafik,Hava Kirliliği,Tübitak
Bakan Yerlikaya: Kırmızı bültenle aranan 2 suçluyu daha ülkemize getirdik
Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar neticesinde, "Silahla birden fazla kişi ile birlikte yağma" suçundan kırmızı bültenle aranan M.S. ile "Uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçlarından kırmızı bültenle aranan H.A.'nın Gürcistan'da yakalandığını belirtti. Yakalanan suçluların Türkiye'ye iadelerinin sağlandığını vurgulayan Yerlikaya, "Bizden kaçamayacaklar." ifadesini kullandı. Bakan Yerlikaya, mevcut kabine döneminde Türkiye'ye iadesi sağlanan suçlu sayısının 333'e ulaştığını kaydederek, şu bilgileri paylaştı: "Bu kabine dönemimizde; 16’sı terör, 80’i organize suç örgütü üyesi, 68’i uyuşturucu ticareti, 169’u çeşitli suçlardan olmak üzere toplam 333 Kırmızı Bültenle aradığımız şahsı yurtdışında yakalatarak ülkemize iadesini sağladık." Bakan Yerlikaya, operasyonlarda emeği geçen Adalet Bakanlığı ve bakanlık çalışanlarına teşekkürlerini ileterek, "Interpol-Europol Daire Başkanlığımız ile kahraman polislerimizi tebrik ediyorum. Hangi bültenle aranırsa aransın, hangi ülkeye kaçmış olursa olsun organize suç örgütü üyelerini, zehir tacirlerini tek tek yakalayıp ülkemize geri getireceğiz. Türk Polisinden kaçamayacaklar." değerlendirmesinde bulundu.
Ali Yerlikaya,İçişleri Bakanlığı
Kırklareli'nde göleti kirleten çiftliğe 668 bin lira ceza
Çevre, Şehircilik veİklim DeğişikliğiMüdürlüğü ile İl Tarım veOrmanMüdürlüğü ekipleri, Terzili köyündeki gölette balık ölümlerine ilişkin inceleme yaptı. Ekipler gölete yakın bir bölgede faaliyet gösteren hayvan çiftliğinden atık bırakıldığını tespit etti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğünce işletmeye 668 bin 677 lira ceza kesildi.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı,Kırklareli
112'ye asılsız ihbarın cezası artıyor
TBMMGenel Kurulunda, Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklikler Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri devam ediyor. Kabahatler Kanunu'nda yer alan asılsız çağrı ve asılsız ihbarlara ilişkin verilen idari para cezalarının artırılmasına yönelik kabul edilen maddeye göre, 112 Acil Çağrı Merkezi'ni meşgul etmek amacıyla arayarak görevlilerle konuşan veya ısrarla çağrı bırakan kişiye, il valileri tarafından verilen 250 liralık idari para cezası tutarı 1500 liraya yükseltilecek. 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan ihbarın asılsız olduğunun olay yerine giden ekiplerce tutanakla tespit edilmesi halinde kişiye, il valileri tarafından 15 bin lira idari para cezası verilecek. Bu fiillerin bir yıl içinde tekrarı halinde idari para cezası iki katı olarak uygulanacak.
112 Acil Çağrı Merkezi
Hindistan'da helikopter düştü, 5 kişi öldü
India Today'in haberine göre Uttarkashi bölgesindeki Ganganani Kaplıcaları yakınlarında özel helikopter, yerel saatle 09.00 sularında düştü. Olayda 5 kişi yaşamını yitirdi, biri ağır 2 kişi yaralandı. Uttarakhand Eyalet Başbakanı Pushkar Singh Dhami, yaptığı açıklamada helikopterin neden düştüğünün araştırılması talimatını verdiğini bildirdi. Olayın özel amaçla kullanılan 7 koltuklu helikopterin Gangotri'ye doğru seyir halindeyken meydana geldiği belirtildi.
Hindistan,Pakistan
Fed faiz oranını sabit tuttu
Fed'den yapılan açıklamada, faiz oranının sabit tutulması kararının oy birliğiyle alındığı belirtildi. Açıklamada, bankanın hedeflerinin desteklenmesi amacıyla federal fon oranı hedef aralığının yüzde 4,25-4,50 arasında sabit tutulmasına karar verildiği bildirildi. Net ihracattaki dalgalanmalar verileri etkilemiş olsa da son göstergelerin ekonomik faaliyetin güçlü bir hızla genişlemeye devam ettiğini gösterdiği belirtilen açıklamada, işsizlik oranının son aylarda düşük bir seviyede istikrar kazandığı ve iş gücü piyasası koşullarının sağlam kalmaya devam ettiği aktarıldı. Açıklamada, "Enflasyon bir miktar yüksek kalmaya devam ediyor." değerlendirmesi yer aldı. Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) maksimum istihdam ve uzun vadede yüzde 2 oranında enflasyona ulaşmayı hedeflediği kaydedilen açıklamada, ekonomik görünüme ilişkin belirsizliklerin daha da arttığı belirtildi. Komitenin, hedeflerine yönelik risklere dikkat ettiği, daha yüksek işsizlik ve daha yüksek enflasyon risklerinin arttığı görüşünde olduğu ifade edildi. Fed, enflasyonda kaydedilen ilerlemeyle geçen yıl eylül ayında 4 yıl aradan sonra ilk kez faiz indirimine gitmiş ve politika faizini 50 baz puan düşürmüştü. Geçen yılın kasım ve aralık aylarında da politika faizini 25'er baz puan indiren Fed, ocak ayında, geçen yıl art arda 3 toplantıda gittiği faiz indirimlerine ara vermişti. Fed, mart ayındaki toplantısında da politika faizinde değişikliğe gitmemişti. ABD'de enflasyon, Haziran 2022'de yıllık bazda yüzde 9 ile 1981'den itibaren en yüksek seviyeyi görmesinin ardından son olarak martta yıllık bazda yüzde 2,4 olarak kaydedilmişti.
FED,ABD
Hindistan-Pakistan: İki nükleer güç karşı karşıya
2025 yılının Nisan ayı sonlarında Güney Asya'da tansiyon tehlikeli biçimde tırmandı. Hindistan,Cammu Keşmirbölgesinde 26 kişinin hayatını kaybettiği Pahalgam saldırısındanPakistandestekli militanları sorumlu tuttu ve 24 Nisan’da Pakistan topraklarında Balakot’a yönelik bir hava harekatı düzenledi. Bu saldırıya misilleme olarak Pakistan hava kuvvetleri, sınır bölgesine yaklaşan beş Hintsavaşuçağını düşürdüğünü açıkladı. Taraflar, olayların ardından birbirini uluslararasıhukukihlalleriyle suçladı. Hindistan, "terörizme karşı meşru müdafaa" hakkını kullanarak operasyon yaptığını savunurken; Pakistan, sınırlarının ihlal edildiğini ve sivil yerleşimlere zarar verildiğini öne sürdü.HindistanSavunma Bakanı olayları “ulusal güvenlik için zorunlu bir yanıt” olarak nitelendirirken, Pakistan Başbakanı ise bu durumu "savaş provokasyonu" ve "barışı sabote etme girişimi" olarak tanımladı. Bu gelişmeler, Güney Asya’daki nükleer gerilimi tekrar dünya gündemine taşırken, bölgedeki kırılgan barışın ne kadar ince bir çizgide ilerlediğini bir kez daha gözler önüne serdi. Keşmir, Hindistan-Pakistan çatışmasının kalbinde yer alan, sembolik ve stratejik önemi yüksek bir coğrafya. 1947 yılında İngiltere’nin Hindistan’dan çekilmesiyle başlayan ayrışma süreci, Keşmir’in hangi ülkeye katılacağı konusundaki belirsizlikle ilk krizini yaşadı. Müslümannüfusçoğunluğuna rağmen Hindu yönetici tarafından Hindistan’a ilhak edilen Keşmir, 1947-48 savaşına ve ardından bölgenin ikiye bölünmesine yol açtı. Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) Başkanı Cemal Demir’e göre, Keşmir yalnızca bir toprak parçası değil, aynı zamanda ulusal kimliklerin ve egemenlik mücadelelerinin sembolü. “Keşmir etrafındaki kriz dinamiği her an bölgesel bir çatışmayı küresel bir güvenlik tehdidine dönüştürebilecek potansiyele sahip,” diyen Demir, bu sorunun sadece iki ülke arasında değil, aynı zamanda küresel güçler arasında da bir nüfuz mücadelesine dönüştüğünü vurguluyor. Bu sorunun daha da karmaşık hale geldiği dönemlerden biri, Hindistan’ın 2019’da Cammu ve Keşmir’in özel statüsünü kaldırmasıydı. Pakistan bunu yasa dışı bir ilhak olarak gördü. Diplomasinin yerini karşılıklı suçlamalar, askeri yığınaklar vemedyasavaşı aldı. Günümüzde Hindistan ve Pakistan arasındaki askeri rekabet, yalnızcaordubüyüklüğüyle değil, ileri teknolojili silah sistemleri ve nükleer doktrinler üzerinden ilerliyor. Hindistan’ınS-400Triumf sistemleri, yerli üretim Akash hava savunması veİsrailyapımı Spyder sistemleriyle oluşturduğu çok katmanlı savunma hattı, bölgede stratejik üstünlük hedefinin bir parçası. Pakistan iseÇiniş birliğiyle geliştirdiği JF-17 Thunder Block III uçaklarıyla hava gücünü modernize ediyor. Cemal Demir, bu gelişmeleri “asimetrik caydırıcılık arayışı” olarak tanımlıyor. Pakistan, Hindistan’ın teknik üstünlüğüne karşılık nükleer doktrininde ilk kullanım hakkını saklı tutarak karşı tarafın askeri inisiyatif almasını zorlaştırıyor. Bu durum, bölgede bir tür “soğuk barış” ortamı yaratıyor: taraflar doğrudan savaştan kaçınıyor, ancak karşılıklı güvensizlik daha da derinleşiyor. Her iki ülkenin de siber yeteneklere ve insansız hava sistemlerine yaptığı yatırımlar da dikkate alındığında, Güney Asya artık yalnızca konvansiyonel bir savaş tehdidiyle değil, hibrit savaş ve dijital sabotaj riskleriyle de yüz yüze. [Pakistan Cammu Keşmir'deki terör saldırısının ''sahte bayrak operasyonu'' olduğundan şüpheleniyor. Fotoğraf: AA] 22 Nisan saldırısı ve ardından gelen bombardımanların hemen ardından ABD, Çin, Rusya,Avrupa Birliğive Türkiye gibi aktörler taraflara itidal çağrısında bulundu.Birleşmiş Milletler(BM)Güvenlik Konseyiacil toplantı kararı aldı. Washington ve Pekin doğrudan diplomatik kanalları harekete geçirerek krizin tırmanmaması için girişimlerde bulundu. Uluslararası basında yer alan analizlerde, Hindistan’ın Pakistan’a yönelik operasyonlarıseçimöncesi iç politik bir manevra olarak değerlendirilirken, Pakistan’ın askeri karşılığı ise “zorunlu caydırıcılık” biçiminde yorumlandı. The Economist, bu krizin “dünya üzerindeki en tehlikeli iki nükleer gücün yeni nesil çatışma biçimlerini test ettiği bir sınav” olduğunu yazdı. Al Jazeera ve Deutsche Welle gibi yayınlar ise Keşmir’in kaderinin yerel değil, küresel aktörlerin stratejileriyle şekillendiğine dikkat çekti. TürkiyeDışişleri Bakanlığıyaptığı açıklamada her iki tarafı diyaloga davet ederken, Çin’in “tek taraflı eylemlerden kaçınılmalı” vurgusu, Hindistan’a yönelik örtülü bir uyarı olarak yorumlandı.
Cammu Keşmir,Hindistan,Nükleer Füze,Pakistan,Savaş
Minguzzi cinayeti soruşturmasında 2 şüpheli daha tutuklandı
Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin yürüttüğü çalışmalar sonucunda yakalanan 18 yaşından küçük şüpheliler M.A.D. ile A.Ö'nün Kadıköy İlçe Emniyet MüdürlüğüÇocukBüro Amirliği'ndeki işlemleri tamamlandı. M.A.D. ile A.Ö,poliseşliğindeAnadoluAdliyesine sevk edildi. Burada savcılığa çıkarılan 2 şüpheli, ifadelerinin alınmasının ardından "tasarlayarak kasten öldürmeye yardım etme" suçundan tutuklanmaları talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Minguzzi'nin mezarını tahrip eden zanlı tutuklandı Savcılığın hakimliğe gönderdiği sevk yazısında, suça sürüklenen M.A.D. ile A.Ö'nün, daha önce haklarında dava açılan B.B. ve U.B. ile başından beri birlikte hareket ettikleri, B.B'nin ilk fiziki olarak Minguzzi'ye müdahalesinde yanında bulunarak cesaretlendirici davranış gösterdikleri, maktulün direncini kırdıkları aktarıldı. Yazıda, olay sırasında kaçıp bir süre sonra durakta bekleyip kritik yapmaları ve birlikte kaçmaları değerlendirildiğinde, her iki suça sürüklenen çocuğun, suçun işlenmesinden önce, işlenmesi sırasında, ayrıca olay yerinden güvenli şekilde kaçmalarında eylemin icrasını kuvvetlendirmek suretiyle üzerlerine atılı suçu işledikleri belirtildi. Minguzzi davasına ilişkin bilirkişi raporunda yeni tespitler yer aldı Sulh ceza hakimliği, 2 şüphelinin tutuklanmasına hükmetti. Arkadaşlarıyla 24 Ocak'ta kaykay malzemesi almak için Hasanpaşa Mahallesi'ndeki pazara giden Mattia Ahmet Minguzzi ile B.B. ve U.B. arasında tartışma yaşanmış, pazardan ayrılmak isteyen Minguzzi, B.B. tarafından bıçaklanmış, U.B. ise yere düşen Minguzzi'yi tekmelemişti. Ağır yaralanan Minguzzi hastaneye kaldırılırken, kaçan 2 şüpheli yakalandıktan sonra tutuklanmıştı. Minguzzi, hastanede yoğun bakım servisine alınmış ancak 9 Şubat'ta hayatını kaybetmişti. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, Minguzzi'yi tekmeleyen U.B. ile bıçaklayan B.B. hakkında, "çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan 18'er yıldan 24'er yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Yargılamanın devam ettiği Anadolu 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen olaya ilişkin görüntülerle ilgili hazırlanan bilirkişi raporunda, Minguzzi bıçaklanmadan önce ve sonra B.B. ve U.B. ile iki şüphelinin daha varlığına ilişkin tespitler yer almıştı.
Çocuk,Polis
Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporuna tepki
Dışişleri Bakanlığı,Avrupa Parlamentosu(AP) Genel Kurulu tarafından bugün kabul edilen 2023-2024 Türkiye Raporu'na ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Raporun gerçek dışı iddialar içerdiği belirtilenaçıklamadaşu ifadeler kullanıldı: "Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu tarafından bugün (7 Mayıs) kabul edilen 2023-2024 Türkiye Raporu, ülkemiz aleyhine çarpıtılmış, ön yargılı ve gerçek dışı iddialar içermektedir. Terör örgütlerine ve Türkiye karşıtlığını varoluş nedeni haline getirmiş bazı çevrelere propaganda zemini sağlayan bir kurumun, ülkemizdeki siyasi dinamikler, dış politikamız ve Sayın CumhurbaşkanımızınKKTCziyaretine yönelik mesnetsiz değerlendirmelerini reddediyoruz. Önümüzdeki dönemde, katılım sürecimiz dahil,ABile ilişkilerimizin karşılıklı yarar temelinde sürdürülmesi için AP’nin üzerine düşeni yapması temel beklentimizdir."
Avrupa Parlamentosu,Dışişleri Bakanlığı,Avrupa Birliği,KKTC
15 bin sözleşmeli öğretmen atamasında sözlü sınava hak kazanan adaylar açıklandı
Sözleşmeli öğretmenliğe atanmak üzere ilan edilen alanlardaki kadrolara başvuran ve başvuruları onaylananlardan, her alan içinKPSSpuan üstünlüğüne göre belirlenen kontenjan sayısının üç katı aday sözlü sınava alınacak. MillîEğitimBakanlığı, 15 bin sözleşmeli öğretmen alımı için başvuru sürecini tamamlamış, başvurular 21 Nisan–5 Mayıs 2025 tarihleri arasında alınmıştı. Bu kapsamda sözlü sınava girmeye hak kazanan adayların sınav merkezi ile tarihi, Bakanlıkça daha sonra duyurulacak. Tercih başvurusu ile atama ve göreve başlamaya ilişkin açıklamalar ise sözlü sınavların tamamlanmasıyla sonuçların ilanından sonra duyurulacak.
Milli Eğitim Bakanlığı,Öğretmen Ataması
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şerif ile telefonda görüştü
İletişim Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Pakistan Başbakanı Şerif ile telefonda görüştüğünü duyurdu. Görüşmede Hindistan ve Pakistan arasındaki gerilim, 6 Mayıs gecesi gerçekleşen saldırı ve güncel gelişmeler değerlendirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye’nin Pakistan ile dayanışmasını ifade ederken, saldırıda şehit olan Pakistanlılara Allah’tan rahmet, yaralılara da şifa diledi. Erdoğan, Türkiye’nin, Pakistan’ın bu süreçteki soğukkanlı ve itidalli politikasını desteklediğini, Cammu-Keşmir’deki terör saldırısına ilişkin tarafsız, şeffaf ve güvenilir bir uluslararası soruşturma yürütülmesi teklifinin isabetli olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin gerilimin tırmanmasını önlemek için elinden geleni yapmaya hazır olduğunu, bu konuda diplomatik temasların sürdürüleceğini ifade etti. Hindistan-Pakistan: İki nükleer güç karşı karşıya
Pakistan,Recep Tayyip Erdoğan,Son Dakika
Katil İsrail'in Gazze'de sivillerin toplandığı bir caddeye düzenlediği saldırıda 33 kişi öldü
İsrail ordusu, dükkan ve iş yerinin yanı sıra çok sayıda Filistinlinin bulunduğu El-Vihda Caddesi üzerindeki Tayland restoranı ile Palmira kavşağına eş zamanlı saldırı düzenledi. Hastane kaynaklarından alınan bilgiye göre, bombalı saldırıda 33 kişi yaşamını yitirdi, en az 80 kişi yaralandı. Hastaneye nakledilen yaralılardan bazılarının durumunun kritik olduğu, can kaybının artmasından endişe edildiği belirtildi. Bölgedeki arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Filistinli aktivistler, İsrail'in saldırısını belgeleyen görüntüleri sosyal medyada paylaştı. Gazze'deki hükümeti Medya Ofisi'nden yapılan yazılı açıklamada ise saldırılarda gazeteci Yahya Subeyh'in de hayatını kaybettiği duyurmuştu. Gazze'deki Hükümetin Medya Ofisinden yapılan açıklamada, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde sivilleri hedef aldığı saldırılarda son 24 saatte 102 kişinin yaşamını yitirdiği, 193 kişinin yaralandığı belirtilmişti. İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde 19 Ocak'ta yürürlüğe giren ateşkesin ardından 18 Mart sabahı şiddetli saldırılarına yeniden başladı. İsrail ordusunun saldırıları yeniden başlatmasından itibaren çoğunluğu yaşlı, kadın ve çocuk olmak üzere 2 bin 545 Filistinli hayatını kaybetti, 6 bin 856 kişi yaralandı. İsrail'in Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda ise yaşamını yitiren Filistinlilerin sayısı 52 bin 653'e, yaralıların sayısının da 118 bin 897'ye yükseldi.
Gazze,İsrail,İsrail'in Gazze Soykırımı
Sırrı Süreyya Önder TBMM'de anıldı
Kalp rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybedenTBMMBaşkan vekili veDEM PartiİstanbulMilletvekili Sırrı Süreyya Önder, Meclis'te anıldı. Anma, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Tören Salonu'nda gerçekleşti. MHPGenel Başkanı Devlet Bahçeli, önceSırrı Süreyya Önderiçin hazırlanan anma köşesini ziyaret etti, ardından DEM Parti milletvekillerine taziye dileklerini iletti. Devlet Bahçeli'den Sırrı Süreyya Önder için Meclis'te taziye ziyareti Ziyarette, TBMM Başkanvekili ve MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, MHP Grup Başkan vekilleri Erkan Akçay ve Filiz Kılıç ile bazı MHP milletvekilleri de Bahçeli'ye eşlik etti. Kurtulmuş, hayatını kaybeden Sırrı Süreyya Önder için Meclis Tören Salonu'nda düzenlenen taziye programına katıldı. DEM Parti Eş Genel başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Önder'in kardeşi Ali Fuat Önder ile partililere baş sağlığı dileklerini ileten Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, Önder'e Allah'tan rahmet diledi. Sırrı Süreyya Önder'i, gülmenin dışında bir hal içerisinde görmediklerini ifade eden Kurtulmuş, Önder'in en zor koşullar altında bile çevresine samimiyetle gülüşünü hissettirdiğini belirtti. Kurtulmuş, Önder'in dost ve arkadaş canlısı tavrını ortaya koyduğunu vurguladı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Sırrı Süreyya Önder'in, en zor sorunların konuşulduğu ve tartışmaların yapıldığı yerlerde bile ortamı rahatlatan özelliğiyle, sevecen tavrıyla, nüktedan şekilde ortaya çıkan ve ince ders veren sözleriyle dostluk, kardeşlik ikliminin oluşmasına vesile olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: "Sırrı Süreyya Bey'in, hepimizin ittifakla üzerinde duracağımız bir diğer hususiyeti ise bu topraklara olan aidiyeti ve bağlılığıdır. Bu ülkeyi tamamıyla doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine her bir karışıyla seven, bu memleketin çocuğu olmaktan, bu ülkenin, bu medeniyetin evladı olmaktan büyük memnuniyet duyan, bunu da özümsemiş, bunu da sadece retorik olarak dile getiren birisi değil, hayatının her döneminde, her safhasında bu ülkeyi seven yurtsever tavrını, tarzını ortaya koymuş olan arkadaşımızdır." Kurtulmuş, sürekli olarak barıştan, dostluk ve kardeşlikten yana olan Sırrı Süreyya Önder'in, son zamanlarda Türkiye için önemli bir sürecin en temel aktörlerinden birisi olduğunu da anımsattı. Önder'in, barışın sağlanması, husumetin ortadan kalkması, silahların susması; dağlarda, ovalarda barış türkülerinin söylenmesi için hayatı boyunca taşıdığı ideallerini ve fikirlerini gerçekleştirmek amacıyla inisiyatif aldığına işaret eden Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Sırrı Süreyya Bey, 'Terörsüz Türkiye' olarak adlandırdığımız, artık bir daha hiçbir şekilde Türkiye'nin evlatlarının terörden zarar görmeyeceği bir ortamın oluşması için başlatılan sürece fevkalade değerli katkılar sunmuştur. Şimdi bu büyük idealin bizim için, her birimiz için de bir vasiyet olduğunu görüyorum. Hepimiz Sırrı Süreyya Önder'in 'Terörsüz Türkiye' idealine sahip çıkmak, bu idealin bir an evvel gerçekleştirilmesi için her türlü çabayı ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Türkiye onu, barıştan, kardeşlikten, dostluktan yana siyasi figür olarak hatırlayacaktır." Numan Kurtulmuş, Önder'in siyasi kişiliğinin dışında sanatçı ve insani kimliğiyle de tanındığını aktardı. Yakın çalışma sürecinde Önder'le çeşitli hatıralarının olduğunu ifade eden Kurtulmuş, yurt dışına çıktığında TBMM Başkanvekili olarak Önder'e de vekalet verdiğini anlattı. Önder'in vekaleti aldıktan ve teslim ettikten sonra kendisini telefonla aradığını belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Sırrı Süreyya Bey, 'Vekaleti başarıyla sonuçlandırdım, ne hiçbir şeye dokundum ne de kimseye dokundurtturdum' derdi. Bu anlamda da vefa ehli, emanete sadık olan dostumuzdu, arkadaşımızdı. Onun yokluğunu arayacağız. Onun ruhunu şad edecek en önemli çabamız 'Terörsüz Türkiye'nin gerçekleştirilmesi için süratle, dikkatle ve Türkiye'nin demokratik standartlarını yükselterek, birliği, beraberliği, kardeşliği sağlayacağız, emperyalistlerin bu bölgede, bu ülkede gerçekleştirmeye çalıştığı çatışmaları ilanihaye Türkiye'nin gündeminden kaldıracağız." Önder, Genel Kurul'un bugünkü birleşiminde de anıldı. Saygı duruşuyla başlayan anma töreninde, birleşimi yöneten TBMM başkanvekilinin yanı sıra siyasi partilerin grup başkanları ve grup başkanvekilleri, Önder için taziye dileklerini iletti.
Devlet Bahçeli,Numan Kurtulmuş,Sırrı Süreyya Önder,TBMM
Hindistan-Pakistan: İki nükleer güç karşı karşıya
2025 yılının Nisan ayı sonlarında Güney Asya'da tansiyon tehlikeli biçimde tırmandı. Hindistan,Cammu Keşmirbölgesinde 26 kişinin hayatını kaybettiği Pahalgam saldırısındanPakistandestekli militanları sorumlu tuttu ve 24 Nisan’da Pakistan topraklarında Balakot’a yönelik bir hava harekatı düzenledi. Bu saldırıya misilleme olarak Pakistan hava kuvvetleri, sınır bölgesine yaklaşan beş Hintsavaşuçağını düşürdüğünü açıkladı. Taraflar, olayların ardından birbirini uluslararasıhukukihlalleriyle suçladı. Hindistan, "terörizme karşı meşru müdafaa" hakkını kullanarak operasyon yaptığını savunurken; Pakistan, sınırlarının ihlal edildiğini ve sivil yerleşimlere zarar verildiğini öne sürdü.HindistanSavunma Bakanı olayları “ulusal güvenlik için zorunlu bir yanıt” olarak nitelendirirken, Pakistan Başbakanı ise bu durumu "savaş provokasyonu" ve "barışı sabote etme girişimi" olarak tanımladı. Bu gelişmeler, Güney Asya’daki nükleer gerilimi tekrar dünya gündemine taşırken, bölgedeki kırılgan barışın ne kadar ince bir çizgide ilerlediğini bir kez daha gözler önüne serdi. Keşmir, Hindistan-Pakistan çatışmasının kalbinde yer alan, sembolik ve stratejik önemi yüksek bir coğrafya. 1947 yılında İngiltere’nin Hindistan’dan çekilmesiyle başlayan ayrışma süreci, Keşmir’in hangi ülkeye katılacağı konusundaki belirsizlikle ilk krizini yaşadı. Müslümannüfusçoğunluğuna rağmen Hindu yönetici tarafından Hindistan’a ilhak edilen Keşmir, 1947-48 savaşına ve ardından bölgenin ikiye bölünmesine yol açtı. Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) Başkanı Cemal Demir’e göre, Keşmir yalnızca bir toprak parçası değil, aynı zamanda ulusal kimliklerin ve egemenlik mücadelelerinin sembolü. “Keşmir etrafındaki kriz dinamiği her an bölgesel bir çatışmayı küresel bir güvenlik tehdidine dönüştürebilecek potansiyele sahip,” diyen Demir, bu sorunun sadece iki ülke arasında değil, aynı zamanda küresel güçler arasında da bir nüfuz mücadelesine dönüştüğünü vurguluyor. Bu sorunun daha da karmaşık hale geldiği dönemlerden biri, Hindistan’ın 2019’da Cammu ve Keşmir’in özel statüsünü kaldırmasıydı. Pakistan bunu yasa dışı bir ilhak olarak gördü. Diplomasinin yerini karşılıklı suçlamalar, askeri yığınaklar vemedyasavaşı aldı. Günümüzde Hindistan ve Pakistan arasındaki askeri rekabet, yalnızcaordubüyüklüğüyle değil, ileri teknolojili silah sistemleri ve nükleer doktrinler üzerinden ilerliyor. Hindistan’ınS-400Triumf sistemleri, yerli üretim Akash hava savunması veİsrailyapımı Spyder sistemleriyle oluşturduğu çok katmanlı savunma hattı, bölgede stratejik üstünlük hedefinin bir parçası. Pakistan iseÇiniş birliğiyle geliştirdiği JF-17 Thunder Block III uçaklarıyla hava gücünü modernize ediyor. Cemal Demir, bu gelişmeleri “asimetrik caydırıcılık arayışı” olarak tanımlıyor. Pakistan, Hindistan’ın teknik üstünlüğüne karşılık nükleer doktrininde ilk kullanım hakkını saklı tutarak karşı tarafın askeri inisiyatif almasını zorlaştırıyor. Bu durum, bölgede bir tür “soğuk barış” ortamı yaratıyor: taraflar doğrudan savaştan kaçınıyor, ancak karşılıklı güvensizlik daha da derinleşiyor. Her iki ülkenin de siber yeteneklere ve insansız hava sistemlerine yaptığı yatırımlar da dikkate alındığında, Güney Asya artık yalnızca konvansiyonel bir savaş tehdidiyle değil, hibrit savaş ve dijital sabotaj riskleriyle de yüz yüze. [Pakistan Cammu Keşmir'deki terör saldırısının ''sahte bayrak operasyonu'' olduğundan şüpheleniyor. Fotoğraf: AA] 22 Nisan saldırısı ve ardından gelen bombardımanların hemen ardından ABD, Çin, Rusya,Avrupa Birliğive Türkiye gibi aktörler taraflara itidal çağrısında bulundu.Birleşmiş Milletler(BM)Güvenlik Konseyiacil toplantı kararı aldı. Washington ve Pekin doğrudan diplomatik kanalları harekete geçirerek krizin tırmanmaması için girişimlerde bulundu. Uluslararası basında yer alan analizlerde, Hindistan’ın Pakistan’a yönelik operasyonlarıseçimöncesi iç politik bir manevra olarak değerlendirilirken, Pakistan’ın askeri karşılığı ise “zorunlu caydırıcılık” biçiminde yorumlandı. The Economist, bu krizin “dünya üzerindeki en tehlikeli iki nükleer gücün yeni nesil çatışma biçimlerini test ettiği bir sınav” olduğunu yazdı. Al Jazeera ve Deutsche Welle gibi yayınlar ise Keşmir’in kaderinin yerel değil, küresel aktörlerin stratejileriyle şekillendiğine dikkat çekti. TürkiyeDışişleri Bakanlığıyaptığı açıklamada her iki tarafı diyaloga davet ederken, Çin’in “tek taraflı eylemlerden kaçınılmalı” vurgusu, Hindistan’a yönelik örtülü bir uyarı olarak yorumlandı.
Cammu Keşmir,Hindistan,Nükleer Füze,Pakistan,Savaş
Harp sahasında bir ilk: İnsansız deniz aracı savaş uçağını vurdu
Ukrayna-Rusya savaşı dünya harp tarihinin en yeni ve bir o kadar da ilginç olaylarına sahne olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde de bir ilk yaşandı ve Ukrayna’ya ait insansız deniz aracından (SİDA) ateşlenen bir füze, Russavaşuçağını düşürdü. Böylece ilk kez bir SİDA’dan açılan ateşle savaş uçağı düşürülmüş oldu. Her ne kadar savaş uçağı temelinde bir ilk olsa da aslındaUkraynayakın geçmişte Rusya’ya ait bir helikopteri de benzer şekilde vurmuştu. Belli ki bu tür örnekleri daha sık göreceğiz. Savunma ve Denizcilik Uzmanı Kozan Selçuk Erkan ile SİDA’ların hava savunma füzeleriyle donatılmasını ve Türkiye’nin bu alandaki durumunu konuştuk… Konuya uzak olanlar için önce süreci en genel haliyle anlatıyor Erkan… Karadeniz üzerinde bir görev için havalananRusyaait U-30 savaş uçağının, Ukrayna’nın Magura isimli insansız deniz aracından ateşlenen füzeyle vurulduğunu belirtiyor. Ukrayna kaynaklarının o gün bir değil iki savaş uçağı düşürüldüğü iddiasını da hatırlatıyor Erkan ve “Önce Rus uçağının nasıl kaçamadığı konusuna değinmek lazım. Çünkü normal şartlarda oradan vurulmadan çıkabilirdi. Ancak ne radarın ne de diğer savunma sistemlerinin pilotu uyarmadığını düşünüyorum. Çünkü son ana kadar en ufak bir kaçınma manevrası ya da flare ateşleme gibi temel hamleleri dahi yapmıyor. Füzenin varlığından ancak vurulduğunda haberi olduğuna inanıyorum.” diyor. [Ukrayna'nın SİDA'lara hava savunma füzesi entegre etmesi yeni bir dönem başlatacak.] Savaş uçağının bir ilk olduğunu ancak daha önce Ukrayna’nın aynı yöntemle Rus askeri helikopterini de vurup düşürdüğünü kaydediyor Erkan. “Basit ama etkili bir yöntem buldular.” dedikten sonra devam ediyor: “Kendi yaptıkları bir insansız deniz aracını önce kamikaze olarak kullandılar. Sonra platformu daha da geliştirdiler. Üzerine çeşitli füzeler eklediler. Rus uçağını düşürdükleri son olaydaABDfüzesi ateşlediler. Ancak burada önemli olan kurulan ekosistem. Elon Musk’ın sahibi olduğu Starlink üzerinden kesintisizi biruyduiletişimi sağlıyorlar. Batı’dan aldıkları çok etkili füzeleri SİDA’ya entegre ediyorlar. Tabi burada Ukrayna SİDA’sının doğru zamanda doğru yerde olması da kritik.Karadeniz’de uçuş yapan Rus savaş uçaklarını iyi gözlemlemiş olma ihtimalleri bir hayli yüksek. Ruslar burada uzun zamandır uçuyor. Batılı bir ülkeden istihbari destek de almış olabilirler. Batılı bazı kaynaklar, Ukrayna’nın söz konusu SİDA’yı bölgedeki bir gemiden indirip hızlı bir şekilde görevi tamamlandığı iddiasında. Tabi şimdilik arka planı net bir şekilde bilmek pek mümkün değil.” [Türkiye yerli ve milli SİDA'lara farklı türlerde mühimmat yüklemiş ve deneme atışları yapmıştı.] SİDA’ların hava savunma füzeleriyle donatılması elbette kritik bir dönüm noktası. Türkiye’nin de daha önce bu yönde bazı adımları olmuştu. Hatta bir test atışı da gerçekleşti. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen insansız deniz araçları projesinde yönetici olarak çalışan isimlerin “Eğer ilgili kuvvet talep ederse biz bu platformları her türlü görev hazır olacak şekilde donatabiliriz.” açıklamaları da akıllarda. Kozan Selçuk Erkan, Türkiye’nin bu alanda elinin güçlü olduğu görüşünde. Ukrayna’nın kabiliyetlerinden çok daha fazlasına imza atabileceğimize dikkat çekiyor. Elimizde hem çok farklı tiplerde insansız deniz aracı hem de bunlara entegre edilebilecek füze alternatifleri olduğunu anlatıyor. Burada en önemli meselenin ‘talep’ olduğuna değiniyor ve “Talep gelirse madalyonun SİDA tarafındakiler de füze tarafındakiler de hızla bu yönde adım atabilir. Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili. Bu kapsamda sadece hava savunma füzeleriyle donatılmış olanlara değil çok farklı görevler üstlenebilecek SİDA’lara da ihtiyacımız var. Yakın zamanda bu alanda somut bazı gelişmeler duyabileceğimize inanıyorum.” diyerek sözlerini tamamlıyor. Dünyaya örnek oldu sıra Mavi Vatan’da
Rusya,Savunma Sanayii,Ukrayna,Yerli ve Milli Teknolojiler,Yüksek Teknoloji
Dışişleri Bakanlığı: Sivil altyapıyı hedef alan saldırıları kınıyoruz
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Pakistan ile Hindistan arasında yaşanmakta olan gelişmelerin endişeyle takip edildiği belirtilerek taraflara, sağduyulu davranmaları ve tek taraflı eylemlerden kaçınmaları telkin edildi. "Dün akşam, Hindistan tarafından düzenlenen saldırı topyekun bir savaş riskini ortaya çıkarmıştır. Bu tür kışkırtıcı adımları ve siviller ile sivil altyapıyı hedef alan saldırıları kınıyoruz." ifadesine yer verilen açıklamada, Pakistan'ın 22 Nisan'da yapılan terör saldırısının araştırılması yönündeki çağrısının desteklendiği kaydedildi. Açıklamada, "Bölgedeki tansiyonun bir an önce düşürülmesini teminen gerekli tedbirlerin alınmasını ve benzer olayların tekrarını önlemek için terörle mücadele alanı dahil olmak üzere, ihtiyaç duyulan mekanizmaların oluşturulmasını ümit ediyoruz." ifadesi kullanıldı.
Dışişleri Bakanlığı,Hindistan,Pakistan
İstanbul'daki 6,2'lik depremde enerjinin sadece yüzde 12'si boşaldı
İTÜ Maden Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Kumral koordinasyonunda, Prof. Dr. Cenk Yaltırak, Prof. Dr. Seda Yolsal Çevikbilen, Doç. Dr. Tuna Eken, Prof. Dr. Hülya Kurt, Doç. Dr. Beyza Taşkın ve Dr. Murat Şahin'in yer aldığı Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (MATAM) Grubu tarafından "23 Nisan 2025 Orta Marmara Sırtı Depremi (Mw 6,2: 12.49 - 26 km Silivri Güneyi)" başlıklı ön rapor hazırlandı. Rapora göre, 23 Nisan 2025'te saat 12.49'da Marmara Denizi'nin orta kesiminde yer alan Orta Marmara Sırtı'nda yerin 13 kilometre derinliğinde meydana gelen deprem yaklaşık 13 saniye sürdü. Deprem, 26 Eylül 2019'da yaşanan 5,8 büyüklüğündeki Silivri depreminin yaklaşık 5 kilometre güneyinde gerçekleşirken, 25 Nisan itibarıyla bölgede 291'in üzerinde artçı sarsıntı kaydedildi. Rapora göre artçı depremler, yaklaşık 40 kilometre uzunluğunda ve 12 kilometre genişliğinde bir alanda, ana fayın kuzeyinde yoğunlaştı. Bu sarsıntılar özellikle Kumburgaz Havzası ve kuzey bloktaki ikincil fay hatlarında kümelendi. Bazı artçılar 30 kilometre derinliğe kadar ulaştı. Depremin meydana geldiği bölgenin, en son Mayıs 1766'da deprem üreten Doğu Sırt Kuzey Segmenti (Kumburgaz Fayı) ile Silivri Sırt Güney Sınır Fayı arasında yer aldığı ifade edilirken, 2019'daki Silivri depremleri sonrasında bölgede gözlenen gerilim değişimi ile 2025'teki depremin lokasyonu arasında uyum bulunduğu vurgulandı. Yapılan hesaplamalarda, 1766'dan bu yana biriken sismik gerilimin yaklaşık yüzde 12'sinin bu depremle boşaldığı değerlendirildi. Rapora göre, ana şokun yaklaşık 20x12 kilometrelik bir alanda 30 santimetrelik yer değiştirmeyle meydana geldiği belirlendi. Ulusal ve uluslararası gözlem kuruluşları, depremin sağ yanal doğrultulu faylanma karakteri taşıdığını bildirdi. Akademisyenlerin hazırladığı ön raporda, depremin ivme değerine ilişkin bulgulara da yer verildi. Depremin hissedildiği Marmara Bölgesi'ndeki tüm il ve ilçelerin yer aldığı tabloda, en yüksek ivme değeri İstanbul'un Küçükçekmece ilçesinde ölçüldü. Küçükçekmece'yi, Eyüp, Marmara Ereğlisi ve Avcılar takip etti. Deprem merkezinden 200 kilometre yarıçaplı alanda ölçülen en yüksek yer ivmesi, merkez üssüne yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki İstanbul Küçükçekmece'de kuzey-güney yönünde 0,2 g olarak kaydedildi. Diğer yüksek ivme değerleri ise Sazlıbosna Barajı'nda 0,16 g, Marmara Ereğlisi sahilinde 0,1 g ve Arnavutköy'de 0,1 g ölçüldü. Raporda, ivme değerlerinin yalnızca uzaklıkla değil, zemin özellikleri, topoğrafya ve jeolojik yapı ile de bağlantılı olduğu, mevcut azalım ilişkileriyle ölçülen değerler arasındaki uyumun yüzde 65'in altında kaldığı, bu nedenle yeni nesil dinamik azalım modellerine ihtiyaç duyulduğu değerlendirmeleri yer aldı. Kumburgaz Fayı'na ilişkin analizlerde, 1766'dan bu yana bölgede biriken 3,7 metrelik atımın yalnızca 0,3 metresinin bu depremle boşaldığına vurgu yapıldı. Ön raporda, ana şok ve artçıların dağılımının fay düzleminde dar bir alanla sınırlı kaldığı, buna karşılık gerilmenin Orta Marmara Çukuru yönünde yoğunlaştığı tespitine yer verildi. MATAM Müdürü Prof. Dr. Cenk Yaltırak, son depremin Marmara Denizi içerisindeki Kumburgaz segmentinin yalnızca 20 kilometrelik kısmında gerçekleştiğini söyledi. Kumburgaz segmentinin tamamının 80 kilometre uzunluğunda olduğunu belirten Yaltırak, "Fayın yalnızca küçük bölümünde yaklaşık 30 santimetrelik bir hareket yaşandı. Halbuki aynı bölgede 3,7 metrelik bir gerilim birikmiş durumda. Bu, büyük depremin habercisi değil ama 'Stres boşaldı.' demek de yanlış. Fayın büyük kısmı hala yerinde duruyor." dedi. Yaltırak, tarihsel örneklerden yola çıkarak çoklu kırılmaların giderek daha anlaşılır hale geldiğini anlatarak, "1999 İzmit depremi örneğinde olduğu gibi tek bir deprem değil, üç ayrı fayın aynı anda kırılmasıyla oluşan bir dizi deprem yaşadık. İlk büyüklük ölçümleri 7,4'tü ama moment hesapları 7,5'i buldu. Üstelik o gün Düzce kırılmadı, o da bir ay sonra kırıldı. Eğer aynı gün kırılmış olsaydı, bugün yaşadığımız yıkım çok daha büyük olurdu." diye konuştu. Bu tür ardışık kırılmaların Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinde de görüldüğünü aktaran Yaltırak, Anadolu'da büyük depremlerin tekil değil, zincirleme olduğunu, bunun da depremin büyüklüğünü artırdığını, yani farklı segmentlerin arka arkaya kırıldığı bir senaryonun "en kötü senaryo" olarak kabul edilmesi gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Yaltırak, Marmara için sıkça anılan 7,8 büyüklüğündeki deprem senaryosunun korku yaratmak amacıyla değil, gerçek mühendislik hesabıyla ortaya konulduğuna dikkati çekti. 7,8 büyüklüğündeki depremi kendilerinin uydurmadığını vurgulayan Yaltırak, "Bu sayı, bilimsel olarak yapılmış doktora çalışmalarıyla, moment hesaplarıyla, fay uzunluklarıyla hesaplandı. Yani bu rakamın arkasında ciddi bir akademik emek, yüzlerce uzmanın çalışması var. Mühendis olarak görevimiz, toplumun karşı karşıya kalabileceği en büyük riski tanımlamaktır." ifadelerini kullandı. Depreme karşı önlem almanın önemine işaret eden Yaltırak, "Bir kova düşünün, dört gözlü. Bu kovanın içi doluysa, dört parça da bir anda boşalabilir. Ya hepsi boşalırsa, biz ona göre önlem almazsak ne olur? Bir segment kırılırsa 7,1 olur, diğeri de kırılırsa 7,4, üçü kırılırsa 7,6, dördü kırılırsa 7,8. Eğer siz 7,1'e göre şehirlerinizi tasarlarsanız, 7,8 olursa ölürsünüz ama 7,8'e göre hazırlarsanız, 7,1 olursa bir şey olmaz. Bu kadar basit. Toplumun bunu anlaması lazım." şeklinde konuştu.
Deprem,İstanbul
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Muhalefet gözlerine bant çekmiş
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Kongre ve Kültür Merkezi'nde 2024 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni'ne katılıyor. Buradaki konuşmasına, 2024 yılında tamamlanan yenilenebilir enerji yatırımlarının toplu açılış töreni münasebetiyle bir araya geldiklerini hatırlatarak başlayan Erdoğan, programa vesile olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na, Bakan Alparslan Bayraktar'a ve ekibine teşekkür etti. Geçen hafta yurt içinden ve yurt dışından seçkin isimlerin katılımıyla düzenlenen İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'ne iştirak ettiklerini belirten Erdoğan, "Enerji dönüşümü, madencilik, arz güvenliği, kritik mineraller, hidrokarbonlar gibi hepsi birbirinden önemli başlıklarda Türkiye'nin potansiyelini bir kez daha değerlendirme fırsatı bulduk. Ülkemizin enerji alanında farklı bir ivme yakaladığı herkes tarafından ifade ediliyor." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizin enerji alanında farklı bir ivme yakaladığı herkes tarafından ifade ediliyor. Türkiye olarak enerjide adeta kendimizle yarış halindeyiz.pic.twitter.com/7H2kVqYIVr Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti; Türkiye olarak enerjide adeta kendimizle yarış halindeyiz. Bugün de son yıllarda atılım yaptığımız yenilenebilir enerji alanında hizmete alınan projelerin toplu açılış merasimini gerçekleştiriyoruz. Törenimizin ve bugün resmen hizmete sunduğumuz yatırımların ülkemiz, milletimiz ve enerji sektörümüz için hayırlı olmasını diliyorum. Bu önemli yatırımları ülkemize kazandıran firmalarımızı, kurumlarımızı ve Bakanlığımızı canı gönülden tebrik ediyorum. Enerjinin, özellikle de enerji arz güvenliğinin büyük küçük demeden tüm devletlerin en önemli meseleleri arasına girdiği bir çağda yaşandığını vurgulayan Erdoğan, "Dünyamız büyüyor, ekonomiler gelişiyor. Buna bağlı olarak enerji talebi de hızla artıyor. Bilhassa gelişmekte olan ekonomiler hem geçmişi telafi etmek hem de belli bir kalkınma düzeyine ulaşabilmek için dünya ortalamasının da üzerinde büyüme oranları kaydediyor. Bunun etkisi tabiatta da hissedilmektedir. Enerji ihtiyacının her gün arttığı bir tabloda, zaten küresel ısınma tehdidiyle karşı karşıya olan doğal çevreye yeni riskler eklenmektedir." ifadelerini kullandı. Şu ikilemle giderek daha fazla muhatap oluyoruz: Bir taraftan hayatımızı devam ettirmek için daha fazla enerji kullanırken, diğer taraftan hayatımızı sürdürdüğümüz çevreyi tahrip ediyoruz. Tabii bir de buna küresel riskleri ve yaşam alanlarına yönelik tehditleri ilave ettiğimizde nasıl karmaşık bir sorunla yüzleştiğimiz daha net görülecektir. Uluslararası kuruluşların tamamı, ekonomik büyüme ve teknolojiyle birlikte enerji ihtiyacımızın da katlanarak artacağını söylüyor. Enerji kullanımına paralel olarak enerji sarfiyatından doğan sera gazlarının dünyamıza verdiği zarar da istikrarlı bir şekilde büyüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Enerji arz güvenliğinin sağlanması hemen her devlet için bir beka meselesi haline dönüşmüştür.pic.twitter.com/nyJSD3oud0 Bu temel gerçeklerin bize anlattığı şudur: Enerji talebimiz hızla yükselirken hidrokarbon başta olmak üzere temel enerji kaynaklarımız erimekte, yine aynı süreçte dünyamız kirlenmektedir. Ekonomik bakımdan gelişmiş devletler dahil, dünyadaki tüm ülkeler enerji politikalarını bu tabloya göre planlamakta, adımlarını buna göre atmaktadır. Enerji kaynaklarına erişimle ilgili rekabet kızışırken, enerji arz güvenliğini garanti etmeye yönelik çabalar yoğunlaşıyor. Fosil yakıtlar noktasında avantajlı konumda olan ülkeler bile rezervlerinin çok uzak olmayan bir tarihte biteceğini bilerek hareket ediyor. Mevcut durumda hepimiz şunu çok net kere biliyoruz: Arz güvenliği, enerji diplomasisi, kaynak çeşitliliği sadece teknik meseleler değil, doğrudan milli güvenliğe dair konular olarak görülmeye başlanmıştır. Enerji arz güvenliğinin sağlanması hemen her devlet için bir beka meselesi haline dönüşmüştür. Geçtiğimiz günlerde Avrupa'nın kimi yerlerinde yaşanan kesintiler, enerjinin hayatımızda tekabül ettiği vazgeçilmez yeri bir kez daha göstermiştir. Gelecekte enerji kaynakları üzerindeki rekabet daha da sertleşecek, daha yıkıcı bir hal alacaktır. Son yıllarda patlak veren krizlerin hepsinde enerji belirleyici role sahiptir. Afrika'dan Asya'ya, Ortadoğu'dan Latin Amerika'ya, dünyanın birçok bölgesinde tırmanan gerilimleri enerji yarışından bağımsız okuyamayız. Bir damla petrolü oluk oluk akan insan kanından daha değerli gören zihniyet hiç değişmedi, hiçbir zaman değişmeyecek. Bunlar kendi rahatları, kendi güvenlikleri, kendi gelecekleri için mazlumların kanlarından beslenmeye, unutmayın, devam edecektir. Burada şunun altını bir kez daha çizmek istiyorum: Biz enerji meselesini bir rekabet unsuru olarak değil, çıkarların uzlaşacağı, herkesin fayda sağlayacağı bir işbirliği vesilesi olarak görüyoruz. Hep söylediğim gibi sömürmeye değil, beraberce kazanmaya talibiz. Hangi coğrafyada enerji hamlemiz varsa özünde işte böyle bir hassasiyet vardır. İnşallah bu hakkaniyetli ve adaletli tavrımızı her ne pahasına olursa olsun her şart altında muhafaza edeceğiz. "Türkiye'yi enerji koridorlarının kesiştiği bir merkeze dönüştürdük."Cumhurbaşkanı Erdoğan: Karadeniz ve Gabar'daki keşiflerimizle makus talihimizi değiştirdik. Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projemizle ülkemizi farklı bir lige yükselttik.pic.twitter.com/amOrc4wSrh Ülkemizi başarıdan başarıya koşturduğumuz alanların en başında enerji sektörü geliyor. Nükleer enerjiden hidroelektriğe, rüzgardan jeotermale, güneş enerjisinden petrol ve doğalgaza kadar her alanda ciddi yatırımlar yaptık. Karadeniz ve Gabar'daki keşiflerimizle makus talihimizi değiştirdik. Akkuyu Nükleer Güç Santrali projemizle ülkemizi farklı bir lige yükselttik. Ayrıca Türkiye'yi enerji koridorlarının kesiştiği bir merkeze dönüştürdük. Son 23 yılda nereden nereye geldiğimizin en yakın şahidi sizlersiniz. İster muvafık, ister muhalif olsun, elini vicdanına koyan herkes Türkiye'nin enerji alanında büyük bir sıçrama yaptığını zaten kabul ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hedefimiz ithalatı düşürerek, enerji faturamızı hafifletmek ve nihai olarak da Türkiye'yi kaynakta ve teknolojide net ihracatçı bir ülke yapmaktır.pic.twitter.com/Kf5AMSvo0N Burada bazı temel verileri sizlerle paylaşmakta fayda görüyorum. Şimdi bakınız değerli arkadaşlar, geçtiğimiz 20 yılda ülkemizin enerji ihtiyacı 3 katına çıktı. Elektrik talebimizin 2035 yılına kadar en az yüzde 50 oranında artacağını öngörüyoruz. Enerji arzımızda ithal kaynaklara ait pay şu an yüzde 70 düzeyinde. Her yıl değişmekle birlikte 60 ila 100 milyar dolar civarında enerji kaynaklı bir ithalat faturamız var. Hedefimiz bu ithalatı düşürerek enerji faturamızı hafifletmek, nihai olarak da Türkiye'yi kaynakta ve teknolojide net ihracatçı bir ülke yapmaktır. Ülkemizin geniş yenilenebilir enerji potansiyelinin daha fazla kullanılması ve yenilenebilir kaynaklı elektrik üretiminin mümkün olan en üst seviyeye ulaştırılması enerji stratejimizin temel unsurlarını teşkil ediyor. 2053 net sıfır emisyon hedeflerimize ulaşmak için yenilenebilir enerji en önemli sacayaklarından birini oluşturuyor. Halihazırda yenilenebilir enerji kurulu gücü bakımından Avrupa'da 5., dünyada 11. sırada yer alıyoruz. Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, mevcut teknolojilerin verimliliğinin artırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesi, özellikle de buna yönelik politika ile stratejilerin uygulanmasına büyük önem veriyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2035 yılına kadar güneş ve rüzgar kurulu gücümüzü 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz.pic.twitter.com/luMRrtedP6 2025 yılı Mart ayı itibarıyla kurulu gücümüz 118 bin 185 megavata ulaştı. Bunun yüzde 60'ı yenilenebilir kaynaklardan oluşuyor. 2005 yılında hiç olmayan güneş enerjisi kurulu gücümüz bugün 21bin 833 megavata ulaştı. Bu büyük başarı, yıllardır büyük bir kararlılıkla sürdürdüğümüz planlama ve yatırım stratejilerimizin bir ürünüdür. 2035 yılına kadar güneş ve rüzgar kurulu gücümüzü 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz. Bu amaçla yaklaşık 80 milyar dolarlık yatırım yapacağız. Yeşil enerji hedeflerimize ulaşmak için yeşil iletim altyapısını kuruyoruz. 2035 yılı itibarıyla 5 bin megavatlık deniz üstü rüzgar kapasitesi oluşturmayı hedefliyoruz. Şu rakamlar da son derece çarpıcıdır: Projeksiyonlar, ülkemizin yıllık en az 180 milyar kilovatsaat hidroelektrik, 140 bin megavat rüzgar enerji santrali, 53 bin megavat yüzer güneş enerjisi santrali, 4 bin 500 megavat gücünde jeotermal enerji üretim tesisi potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor. Bu potansiyelimizi kuvveden fiile çıkarmak için her yolu deniyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Rüzgar ve güneş enerjisi izin süreçleriyle ilgili hazırlıklarımızı tamamladık. Bir an önce Meclis’in takdirine sunarak bu alandaki düzenlemeleri sadeleştirmeyi arzu ediyoruz.pic.twitter.com/Moceb9XI4Q Yenilenebilir enerji kaynakları destekleme mekanizması YEKDEM ile yatırımcılarımızın yanında oluyoruz. Hem yenilenebilir enerji yatırımlarını hem de bu yatırımlarında kullanılan ekipmanın ülkemizde üretimini teşvik ediyoruz. 2014 yılında sektörde sadece 27 imalatçı varken, bugün 500 imalatçımız var. Bu sayede ana ekipman imalatçıları ve alt tedarikçilerle birlikte 50 bin kişiye istihdam imkanı sağlandı. Güneş santrallerinde kullanılan aksamlarda yüzde 75, rüzgar santrallerinde ise kule, kanat ve jeneratörde yüzde 70'in üzerinde yerlilik oranına ulaştık. İnşallah çok daha iyi seviyeleri yakalayacağız. Burada şunu da ifade etmek isterim: Yatırımcıların karşı karşıya olduğu sıkıntıları asla göz ardı etmiyoruz. Özellikle 48 ayı bulan izin süreçlerini 18 aya düşürmek istiyoruz. Rüzgar ve güneş enerjisi izin süreçleri ile ilgili hazırlıklarımızı tamamladık. Konuyu bir an önce meclisin takdirine sunarak bu alandaki düzenlemeleri sadeleştirmeyi arzu ediyoruz. İzin süreçlerinin kısalmasıyla birlikte tahsis ettiğimiz ve edeceğimiz kapasiteleri çok daha hızlı bir şekilde hayata geçireceğiz. Dikkat ederseniz bütün bu rekorların, gelişmelerin, geleceğe odaklanan vizyon projelerinin hiçbiri muhalefetin gündeminde yer almıyor. Ekonomik büyümeymiş, yatırımmış, dış politikaymış, enerji hamleleriymiş… Bakın üzülerek söylüyorum, bunların hiçbirini takip etmiyorlar, hiçbiriyle ilgilenmiyorlar. Sadece yolsuzluk iddialarına değil, küresel ölçekte yaşanan gelişmelere de gözlerini kapatmışlar. Daha doğrusu gözlerine bant çekmişler. Gözleri var ama görmüyorlar. Kulakları var ama duymuyorlar. Gerçekleri bal gibi bildikleri halde maalesef bunu dillendirmeye cesaret edemiyorlar. Kafasını kuma gömerek görünmez olduğunu zannedenlere bir an önce kaçtıkları hakikatle yüzleşmelerini tavsiye ediyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bütün bu rekorların, gelişmelerin hiçbiri muhalefetin gündeminde yer almıyor. Sadece yolsuzluk iddialarına değil küresel ölçekte yaşanan gelişmelere de gözlerini kapatmışlar, daha doğrusu gözlerine bant çekmişler.pic.twitter.com/0JxIqcMkZQ Onlar enerjilerini boşa harcarken, biz şu an yaptığımız gibi tüm enerjimizi Türkiye Yüzyılı'nın inşasına sarf etmiş durumdayız. Sahte ve saçma tartışmalarla ülkemizin enerjisini tüketmeye çalışanlara inat, Türkiye'nin enerjisini çoğaltmak için gece gündüz çalışıyoruz. Hakaretle, tehditle, sorumsuz siyasi söylemlerle değil, burada olduğu gibi eserlerimizle konuşuyoruz, yatırımlarımızla, projelerimizle konuşuyoruz. Türkiye'nin hızını yavaşlatan kutuplaştırma siyasetinin, bunu körükleyenler başta olmak üzere hiç kimseye bir faydasının olmadığı açıktır. Bugün ülkemizin en büyük ihtiyacı laf yarıştırmak değil, hizmet ve eserleri yarıştırmaktır. Bakın şu rakamlar, Türkiye'nin asıl gündeminin ne olduğunu göstermesi açısından fevkalade önemlidir.2024 yılında 81 ilde irili ufaklı toplam 6 bin 182 elektrik üretim santrali devreye alındı. Santrallerin toplam yatırım değeri yaklaşık 5 milyar dolar. Kurulu gücü ise 6 bin 818 megavat. Bunun 6 bin 676 megavatı, bir başka ifadeyle %98'i yenilenebilir enerji santrallerinden müteşekkil. Bunların 5.282 megavatını güneş, bin 58 megavatını rüzgar santralleri oluşturuyor. 2024 yılında gerçekleşen yenilenebilir yatırımlarının yıllık üretim kapasitesi 23,8 teravatsaattir. Bu elektriğin doğalgazdan karşılanması durumunda ithal edilecek doğalgazın parasal karşılığı 1,3 milyar dolardır. 2024 yılında devreye alınan yenilenebilir enerji yatırımları sayesinde yıllık 12,5 milyon ton karbondioksit salınımı engellenmiştir. 2024 yılında devreye alınan 6.676 megavatlık yenilenebilir enerji yatırımlarımız birçok ülkenin toplam kurulu gücünden daha fazladır. Gülpınar, Geyve, Atayres 2 rüzgar enerjisi santralleri ile Yeşilyurt ve Enji Kütahya güneş enerjisi santrallerimizin hayırlı olmasını diliyorum. Bu yatırımların ülkemize ve milletimize kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik ediyorum. Temiz enerji yatırımlarını teşvik etmeyi ve desteklemeyi sürdüreceğimizi burada tekrar vurgulamak istiyorum. Ayrıntılar gelecek...
Recep Tayyip Erdoğan,Yenilenebilir Enerji
İstanbul'da Kentsel Dönüşüm Zirvesi: Yarısı Bizden'de süreçler hızlandırılacak
Çevre, Şehircilik veİklim DeğişikliğiBakanlığı, 23 Nisan’da yaşanan 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından bir kez daha gündeme gelen İstanbul’unkentsel dönüşümsorunu ortak iradeyle çözmek için çalışmalarına devam ediyor. Yarısı Bizden Kampanyası ilekonutdönüşüm desteğinin 1 milyon 875 bin TL’ye, iş yeri dönüşüm desteğinin 1 milyon TL’ye yükseltilmesi, alan bazlı büyük dönüşümlerde TOKİ veEmlak KonutGYO’nun devreye girip inşa sürecini üstlenmesi gibi birçok kolaylığı vatandaşların hizmetine sunan Bakanlık, kentsel dönüşümü belediyelerin de desteğiyle hızlandırmayı hedefliyor. Her fırsatta İstanbul’un kentsel dönüşümünün milli güvenlik meselesi olduğunu vurgulayan Bakan Kurum, sürecin yine milli seferberlik ruhuyla yürütülmesi için harekete geçiyor. İstanbul’un ancak vatandaş, yerel ve merkezi yönetim dayanışmasıyla kurtarılacağına işaret eden Bakan Kurum, yarınİstanbulValiliği’nde, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan ve 39 ilçenin belediye başkanlarının davet edildiği toplantıya başkanlık edecek. İstanbul Valisi Davut Gül’ün de katılacağı toplantının en önemli maddesi kentsel dönüşüm olacak. Yarısı Bizden Kampanyası’nı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Başkanlığı’na bağlı Kentsel Dönüşüm Başkanlığı yürütüyor. Kampanyanın ilk ve en önemli adımını oluşturan talep toplama ve başvuru süreçleri ise belediyeler üzerinden yürütülüyor. Bakan Kurum toplantıda Yarısı Bizden Kampanyası’nın başvuru süreçlerinin hızlandırılması için de belediyelere talimatlarını iletecek. Başkanların ilçeleriyle ilgili taleplerini dinleyecek. Toplantıda yerel yöneticilere bakanlık nezdinde İstanbul’da hayata geçirilen kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında brifing de verilecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün ATO Congresium'da düzenlenen TürkKızılayGenel Kurulu'nda kentsel dönüşüm meselesine dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı: Ülkemiz için hayat memat meselesi olan kentsel dönüşüm konusunda da kapsamlı hazırlıklar içindeyiz. Yarısı Bizden kampanyasındaki güncel destek rakamlarını geçtiğimiz günlerde kamuoyumuzla paylaştık. Bu meselede artık kimsenin kaprisleriyle vakit kaybedemeyiz. İdeolojik takıntılarını milletin can ve mal güvenliğinin önünde özellikle engel olarak koyanlarla uğraşacak vaktimiz de lüksümüz de yoktur. Ülkemizde sayıları az ama sesi çok çıkan bir kesim var. Bunlar mensubu oldukları milletle dahi tasada ve sevinçte birleşemiyorlar. Her konuyu siyasallaştırarak her meseleyi istismar malzemesi yaparak maalesef ülkemize çok büyük kötülük yapıyorlar.Depremgibi, depreme hazırlık gibi, afetlerde yardımlaşma ve dayanışma gibi konuların milli mesele olduğunu bir türlü kabullenemiyorlar. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği BakanıMurat Kurumda İstanbul’da risk altındaki 1,5 milyon bağımsız bölümün 600 bininin acilen dönüşmesi gerektiğini belirterek belediyelere kentsel dönüşüm için destek çağrısı yapmıştı: Gelin hep birlikte İstanbul’u kurtaralım. İstanbul’u kurtarma seferberliğine ortak olalım. Gelin hep birlikte dönüşmesi gereken yerle alakalı oturalım, istişare edelim, projelerimizi yapalım. Biz size, siz bize destek olun. 3 tane ben yapıyorsam 1 tane de sen yap. Bu bir seferberlik ise hep birlikte yapılması gereken bir iş. Hep birlikte elimizi, gövdemizi taşın altına koymamız gereken bir durum. O yüzden ben buradan yine bu çağrımı yenilemek istiyorum. Hep birlikte bu mücadeleyi yapmak zorundayız. Üçlü sacayağı gibi; belediyesi, vatandaşı, Bakanlığı hep birlikte bu mücadeleyi yapalım ve İstanbul'un geleceğini, ülkemizin geleceğini hep birlikte kurtaralım.
Deprem,İstanbul Büyükşehir Belediyesi,Kentsel Dönüşüm,Murat Kurum
Hindistan Pakistan'a füze saldırısı düzenledi
Dawn'ın haberine göre, Pakistan Ordusu Halkla İlişkiler Birimi (ISPR) Genel Müdürü Chaudhry, Hindistan'ın Pakistan'a füze saldırıları gerçekleştirdiğini duyuruldu. Hindistan'ın bu saldırıları bir süre önce Azad Cammu Keşmir eyaletinin Kotli, Muzafferabad ve Bagh, Pencap eyaletinin Bahavalpur ve Muridke bölgelerine ve adı belirtilmeyen bir yere daha düzenlediğini belirten Chaudhry, saldırıda bir caminin de hedef alındığını aktardı. Chaudhry, saldırılarda herhangi bir askeri tesisin hedef alınmadığını kaydederek, "Pakistan, buna kendi seçtiği yer ve zamanda cevap verecektir. Bu provokasyon cevapsız kalmayacaktır." ifadelerini kullandı. Söz konusu saldırılarda şu ana kadar 26 kişinin hayatını kaybettiği, 46 kişinin yaralandığı açıklandı. Pakistan güvenlik kaynakları: Hindistan'a ait 5 savaş uçağı düşürüldü Geo News'un haberine göre, Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Asif, Hindistan'ın saldırılarını "korkakça" şeklinde niteleyerek kınadı. Saldırıların sivil bölgelere düzenlendiğini belirten Asif, "Kendi saldırılarından çok daha büyük bir karşılık vereceğiz. Yalnızca sivillere saldırmakla kalmadılar, aynı zamanda bunu kendi hava sahalarından yaptılar." ifadelerini kullandı. Dawn'ın haberine göre, Pakistan Federal Enformasyon ve Yayıncılık, Ulusal Miras ve Kültür Bakanı Attaullah Tarar, Başbakan Şahbaz Şerif'in, yerel saatle 10.30'da Ulusal Güvenlik Komitesini toplama kararı aldığını açıkladı. Hindistan, Pakistan'da bir camiyi hedef aldı.pic.twitter.com/OC5gHVgE2j Başkent İslamabad'da yetkililer, kent genelinde okullarda ve üniversitelerde güvenlik endişeleri nedeniyle eğitime 1 gün ara verileceğini açıkladı. Pakistan'ın Pencap eyaleti Başbakanı Meryem Navaz Şerif ise X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Kamu güvenliği nedeniyle Pencap'taki eğitim kurumları yarın kapalı kalacak." ifadesini kullandı. Hindistan'ın idaresindeki Cammu Keşmir'in Pahalgam bölgesinde silahlı kişilerin 22 Nisan'da turistlere ateş açması sonucu 26 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişi yaralanmıştı. Saldırıyı düzenleyenlerin "Pakistan'dan geldiği" suçlamasında bulunan Hindistan, "İndus Suları Anlaşması"nı askıya almış, Yeni Delhi'de görevli Pakistanlı müsteşarların bir hafta içinde ülkeyi terk etmelerini istemiş ve Pakistan vatandaşlarına yönelik vize hizmetlerinin askıya alındığını, daha önce verilen tüm vizelerin iptal edildiğini duyurmuştu. Pakistan, suçlamaları reddederek Hindistan'ın İslamabad'daki diplomatik personel sayısına sınırlama getirmiş, "İndus Suları Anlaşması"nın dışına çıkılarak nehirlere yapılacak müdahaleleri "savaş nedeni" sayacağını ilan etmiş, Hindistan ile her türlü ticareti askıya almış ve hava sahasını kapatmıştı. Hindistan Basın Bilgi Bürosundan (PIB) konuya ilişkin açıklama yapıldı. Açıklamada, ordunun, Pakistan ve ülkenin kontrolündeki Azad Keşmir bölgesindeki "hedeflere" karşı askeri operasyon başlattığı ifade edildi. 9 bölgenin hedef alındığı belirtilen açıklamada, "Pakistan askeri tesislerinin hedef alınmadığı" savunuldu. Açıklamada, Pahalgam'daki saldırı sonrasında bu adımların atıldığı ve "sorumlulardan hesap sorulacağı" kaydedildi. Hindistan Savunma Bakanı Rajnath Singh, X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "Çok yaşa Hindistan." ifadesini kullandı. Hindistan ordusunun X sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, ülkenin idaresindeki Cammu Keşmir'in Pakistan sınırına yakın Bhimber Gali bölgesinde Pakistan'ın silah ateşlediği belirtildi. Açıklamada, Pakistan'ın bu eylemle "Ateşkes Anlaşmasını" ihlal ettiği savunularak, "ölçülü şekilde karşılık verileceği" vurgulandı. Öte yandan, Hint basınında yer alan haberlerde ismi belirtilmeyen kaynaklar, "her türlü ihtimale karşılık vermek amacıyla" tüm hava savunma birliklerinin Hindistan-Pakistan sınırı boyunca aktif hale getirildiğini ifade etti. Kaynaklar, saldırıların Pakistan topraklarına girilmeden düzenlendiğini anlattı. NDTV kanalının haberine göre, Hindistan'ın Pakistan'a saldırısında Fransız yapımı Hammer güdümlü bomba ve "Scalp" seyir füzeleri kullanıldığı kaydedildi. Söz konusu olayın ardından Hindistan'ın Cammu Keşmir bölgesindeki Srinagar Havaalanının sivil uçakların uçuşlarına kapatıldığı bildirildi. ANI News'in X hesabından yapılan paylaşımda ise Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin operasyonu sürekli olarak izlediği vurgulanarak, 9 hedefe yönelik yapılan saldırının başarılı olduğu bilgisi paylaşıldı.
Hindistan,Pakistan,Savaş,Son Dakika
Siber suçlarla mücadele kapsamında 568 şüpheli yakalandı
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medyada yaptığı açıklamada, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde 39 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 568 şüphelinin yakalandığını açıkladı. Yerlikaya, şüphelilerin sosyal medya platformları ve oltalama (Phishing) siteleri üzerinden "Yüksek Kazanç Vaadiyle" dolandırıcılık faaliyetlerinde bulunduğunu, yasa dışı bahis sitelerine alt yapı sağlama, kumar oynatma ve para nakline aracılık ettiğini belirtti. Ayrıca, şüphelilerin bilişim sistemlerini kullanarak kumar oynanmasına yer ve imkan sağladığının ve vatandaşların mobil bankacılık hesaplarına erişerek haksız kazanç sağladığının tespit edildiğini kaydetti. Operasyonda, 21 adet araç, 8 adet motosiklet, 28 adet arsa/tarla, 9 adet mesken/dükkan, 11 adet bahçe olmak üzere toplam 1 Milyar 111 Milyon 599 TL’lik para ve mal varlığına el konuldu. Ayrıca çok sayıda ruhsatsız tüfek ile dijital materyal ele geçirildi. Valileri, operasyonu koordine eden Cumhuriyet Başsavcılıklarını ve operasyonları gerçekleştiren polisleri tebrik eden Yerlikaya, "Unutmayalım! Siber suçlara karşı en güçlü kalkan farkındalıktır. Lütfen şüpheli durumları 112 Acil Çağrı Merkezi’mize bildirin, biz gereğini yapalım." ifadelerini kullandı.
Son Dakika
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi ziyaret etti
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkmenbeyi Caddesi'ndeki evinde gerçekleştirilen görüşme öncesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı kapıda karşıladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bahçeli, tokalaşarak gazetecilere poz verdikten sonra görüşmeye geçti. Öte yandan Bahçeli, görüşme öncesi konutunun önünde bekleyen basın mensupları ve görevli polislerle de bir süre sohbet etti, hatıra fotoğrafı çektirdi.
Devlet Bahçeli,MHP,Recep Tayyip Erdoğan,Son Dakika
BM: Dünya, Hindistan ve Pakistan arasında askeri bir çatışmayı kaldıramaz
BM Sözcüsü Stephane Dujarric, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Dujarric, Hindistan'ın askeri operasyonlarından derinendişeduyduğunu kaydetti. İki ülkeye de azami itidal çağrısında bulunan Dujarric, "Dünya,HindistanvePakistanarasında askeri bir çatışmayı kaldıramaz." ifadelerini kullandı. Hindistan ordusu, Pakistan ve Pakistan'a bağlı Azad Keşmir bölgesindeki "hedeflere" karşıaskeri operasyonbaşlattığını belirtmişti. Pakistan Ordusu Halkla İlişkiler Birimi (ISPR) Genel Müdürü Korgeneral Ahmed Şerif Chaudhry, Hindistan'ın füze saldırılarına Pakistan'ın kendi belirlediği yer ve zamanda karşılık vereceğini açıklamıştı.
Birleşmiş Milletler,Hindistan,Pakistan
Bayraktar TB2T-AI kendi irtifa rekorunu kırdı
Baykartarafından milli ve özgün olarak geliştirilen, Türkiye’nin SİHA teknolojisindeki öncü rolünü pekiştirenBayraktarTB2T-AI, test faaliyetlerinde tarihi bir başarıya daha imza attı. Turbo motor ve üstün yapay zekâ sistemleriyle donatılan milli SİHA, Keşan’da gerçekleştirilen test uçuşunda 37bin 96 feet irtifaya ulaşarak kendi rekorunu tazeledi. Bayraktar TB2T-AI, sahip olduğu güçlü turbo motor sayesinde 30 bin feet’in üzerine çok kısa bir sürede tırmanma yeteneğini daha da ileri taşıdı. Yeni nesil SİHA, 21 Şubat 2025’te yapılan uçuş testinde 30.318 feet’e çıkmıştı. Keşan’da devam eden uçuş testlerinde 37 bin 96 feet’e ulaşan milli SİHA, yüksek irtifada uzun süreli görev yapma kabiliyetini sergiledi. Turbo motora sahip Bayraktar TB2T-AI, bu rekorla birlikte yüksek irtifa performansını tescilledi. Mevcut SİHA’lara kıyasla çok daha hızlı tırmanma ve uzun süre yüksek irtifada kalma yeteneğine sahip olan Bayraktar TB2T-AI, 160 knot (300 km/s) üzerindeki hızıyla hava üstünlüğünü destekleyen kritik bir güç unsuru olmaya devam ediyor. Artırılmış kalkış ağırlığı ve faydalı yük kapasitesiyle muharebe sahasında daha uzun süre ve daha etkili görev yapacak şekilde tasarlandı. Bayraktar TB2T-AI SİHA bünyesine entegre edilen yeni nesil üç adet yapay zekâ bilgisayarıyla hava muharebesinde üstün otonom yetenekler sunuyor. Yeni nesil Milli SİHA en zorlu elektronik harp ortamlarında arazi referanslı görsel seyrüsefer yapabilme kabiliyeti de kazandı. Gelişmiş yapay zekâ sistemleri sayesinde görsel navigasyon ile araziyi tanıyor ve yön tayin edebiliyor. Hedefleri analiz ederek tespit ve teşhis yapabiliyor. Görsel olarak pistleri tanıyarak otonom iniş-kalkış gerçekleştirebiliyor. Dinamik rota planlaması yaparak en uygun uçuş rotalarını belirleyebiliyor. Bayraktar TB2T-AI SİHA, kırdığı yeni irtifa rekoruyla muharebe sahasındaoyundeğiştirici bir unsur olma konumunu daha da güçlendirdi. Milli SİHA, her türlü zorlu şartın üstesinden gelebilecek kabiliyete sahip olarak uçuyor. Gökyüzünde gelişen acil durumlarda yapay zekâ destekli sistemleri sayesinde otomatik olarak güvenli bir şekilde üsse geri dönüş yapabilme özelliği, bu yeni irtifa seviyesinde de operasyonel güvenliği en üst seviyeye çıkarıyor. 2014’te envantere giren, yüzde 93 yerlilik oranıyla üretilen ve dünyanın dört bir tarafında görev yapan Bayraktar TB2 SİHA’lar, Aralık 2024’te 1 milyon saatlik uçuş süresini başarıyla geride bıraktı. Böylecehavacılıktarihimizin en uzun süre gökyüzünde kalan milli hava aracı Bayraktar TB2 oldu. Bayraktar TB2 SİHA’lar Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli İstihbarat Teşkilatı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü,SahilGüvenlik Komutanlığı veormanyangınları ile mücadele amacıylaOrman Genel Müdürlüğübünyesinde görev yapıyor. Havacılık tarihimizin önemli rekorlarının sahibi olan Bayraktar TB2, 16 Temmuz 2019’da Kuveyt’te katıldığı demo uçuşunda yüksek sıcaklık ve kum fırtınası gibi zorlu coğrafi ve iklim şartlarında tam 27 saat 3 dakika kesintisiz uçarak başka bir rekora imza atmıştı. Türk havacılık tarihinde ilklere imza atan milli SİHA Bayraktar TB2, 31 Mayıs 2024’te gerçekleştirdiği test uçuşlarındasavaşjetlerinin önemli kaçış manevralarından biri olan otonom fıçı tonosu manevrasını başarıyla gerçekleştiren dünya üzerindeki ilk ve tek SİHA olarak havacılık tarihine geçti. Bayraktar TB2 9 Nisan 2025’te yapılan testte ise otonom virilden kurtarma manevrasını başararak dünya havacılık tarihinde bir ilke daha imza attı. Bayraktar TB2 SİHA’lar Türkiye'nin terörle mücadelesinde üstlendiği kritik rollerin yanı sıra görev aldığı uluslararası operasyonlarda da üstün performanslarıyla kendilerini kanıtladı. Dünyanın her köşesinde görev yapan Milli SİHA'lar, Libya, Ukrayna, Mali, Burkina Faso'daki savaşların yanı sıra 30 yıllık Karabağ işgalinin sona erdirilmesinde de kilit rol oynadı. Baykar’ın milli ve özgün olarak geliştirdiği Bayraktar TB2 SİHA’lar, dünya üzerinde birçok noktada rekabete dayalı süreçlerin sonunda ülkelerin envanterlerine girmeyi başardı. Önceki yıl Kuveyt Savunma Bakanlığı’nın yürüttüğü rekabetçi sürecin kazananı olan Bayraktar TB2, Amerika, Avrupa ve Çinli rakiplerini geride bırakarak önemli bir ihracat sözleşmesine imza atmıştı. Bu başarı Baykar’ın küresel ölçekteki etkisini pekiştirirken, 2024 yılındaNATOveABülkelerindeki varlığını daha da güçlendirdi.Hırvatistanile 19 Kasım 2024’te imzalanan anlaşma sayesinde Bayraktar TB2, NATO üyesi 6 ülkenin ve AB üyesi 4 ülkenin envanterine girdi. Milli SİHA’lar güvenlik görevlerinin yanındadepremveselgibi felaketler, arama kurtarma operasyonları, düzensizgöçtakibi ve orman yangınlarıyla mücadele gibi sivil görevlerde de etkin rol alıyor. 24 Ocak 2020’de meydana gelenElazığSivrice merkezli 6,8 büyüklüğündeki depremde görev alan Bayraktar TB2 İHA’lar,6 Şubat2023’te gerçekleşenKahramanmaraşmerkezli depremlerde 2417 saat 6 dakika uçarak görev icra etti. Bu kapsamda toplamda 8'i Baykar Hızlı Haritalama Podu entegreli toplam 42 Bayraktar TB2 görev aldı. Orman yangınlarıyla mücadele kapsamında ise 2020 ile 2024 yılları arasında 4091yangınBayraktar TB2 İHA’lar tarafından ilk anda tespit edilerek büyümeden söndürüldü. Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHAAr-Gesürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin yüzde 83’ünü ihracattan elde etti. 2023’te 1.8 milyar dolarlık ihracat yapan Baykar, ülkemizdeki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı. Dünya insansız hava aracı ihracat pazarının en büyük firması olan Baykar, 2024 yılında da küresel ölçekteki başarısını sürdürdü ve gelirlerinin yüzde 90’ını ihracattan elde ederek 1.8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı veTürkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. Önceki yıl sektör ihracatının üçte birini tek başına yapan Baykar, 2024’te de savunma ve havacılık sektörünün toplam ihracatının dörtte birini tek başına gerçekleştirerek Türkiye’yi küresel SİHA ihracat pazarında lider konuma taşıdı. Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar’ın hâlihazırda imzalanan sözleşmelerinin yüzde 97.5’i ihracat kaynaklı gerçekleşti. Bayraktar TB2 SİHA için 34 ülkeyle, BayraktarAKINCITİHAiçin ise şimdiye kadar 11 ülke ile olmak üzere toplam 36 ülkeyle ihracat anlaşması imzalandı.
Bayraktar,SİHA,Yapay Zeka
ABD'de Rümeysa Öztürk'ün duruşmasında hükümet gözaltına gerekçe sunamadı
ABD'nin Tufts Üniversitesi'nde Fullbright burslusu olarak doktora yapan Rümeysa Öztürk'ün New York'taki temyiz davasında,ABDhükümetini temsil eden avukatlar, Türk öğrencinin gözaltına alınma gerekçesiyle ilgili argüman sunmaktan kaçındı. Adalet Bakanlığını temsil eden avukatlar, ABD Temyiz Mahkemesi İkinci Dairesi heyetine, göçmenlik davaları kapsamında yargı yetkisinin federal mahkemelerde olmadığı argümanını savunurken, bu davalarda tek yetkili kurumun göçmenlik mahkemelerinin olduğu tezini yineledi. Bakanlık avukatları bununla birlikte, Öztürk'ün vizesinin neden iptal edildiği veya neden gözaltına alındığı konusunda herhangi bir yorum yapmayı tercih etmedi. Türk öğrencinin avukatları ise kefalet duruşması için Öztürk'ün 9 Mayıs'ta Vermont'ta olması gerektiğini savundu, ancak duruşmada henüz bir karar açıklanmadı. Tarafların önerilerini dinleyen temyiz heyeti, argümanları kendi aralarında görüşeceklerini ve duruşmaya daha sonraki bir tarihte devam edeceklerini belirtti. Temyiz duruşmasında Türk öğrenci adına savunma yapan Esha Bhandari, mahkeme binası önünde yaptığı açıklamada, hükümet avukatlarının bir çok defa fırsat verildiği halde, Öztürk'ün üniversite gazetesinde Filistin lehine yazdığı bir yazıdan dolayı gözaltına alındığı tezini "hiçbir zaman çürütmediğine" dikkati çekti. Ayrıca, mahkeme önünde toplanan Filistin destekçisi aktivistler, "Rümeysa'yı serbest bırak" yazan pankartlarla ABD hükümetinin göçmenlik politikalarına tepki gösterdi. Massachusetts eyaletindeki Tufts Üniversitesinde doktora eğitimi alan Türk öğrenci Rümeysa Öztürk, 25 Mart akşamı arkadaşlarıyla iftar yapmaya giderken yüzleri maskeli 6 Göçmenlik veGümrükMuhafaza Dairesi (ICE) görevlisi tarafından gözaltına alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Öztürk'ün öğrenci vizesinin iptal edildiğini ve kendisinin sınır dışı edileceğini açıklamıştı. Rubio, "Hamas destekçisi" ve (İsrail karşıtı) "deliler" olarak tanımladığı 300'den fazla yabancı öğrencinin vizesinin iptal edildiğini belirtmişti. ABD'li federal yargıç Denise Casper, ICE görevlilerince gözaltına alınan Türk öğrenci Öztürk'ün sınır dışı edilmesine karşı durdurma kararı vermişti. Rümeysa Öztürk'ün doktora eğitimi aldığı Tufts Üniversitesi de öğrencilerinin serbest bırakılmasını talep ederken, Rektör SunilKumarmahkemeye yaptığı açıklamada, Öztürk'ün tutuklanmasının "okulun uluslararası topluluğunu felç ettiğini" ve artık okulun güvenliği konusundaendişeduyduklarını belirtmişti.
ABD,Gazze,İsrail
Özgür Özel'e saldıran Selçuk Tengioğlu tutuklandı
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e saldırıya yönelik soruşturma sürüyor. İstanbul'da hayatını kaybeden Sırrı Süreyya Önder için AKM'de düzenlenen törenden çıkan Özel'e saldırıda bulunması sonrası gözaltına alınan 66 yaşındaki Selçuk Tengioğlu, İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğündeki işlemleri tamamlandı. Şüpheli sağlık kontrolünün ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirildi. Savcılıkta ifadesi alınan şüpheli Selçuk Tengioğlu, "kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten yaralama" suçundan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik, şüphelinin tutuklanmasına karar verdi. İstanbul'da hayatını kaybeden TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder için düzenlenen anma töreninin ardından AKM'den ayrılan Özel'e bu sırada yanına yaklaşan bir kişi saldırıda bulunmuştu. CHP Genel Başkanı Özel, korumalar eşliğinde ve güvenlik önlemleri altında alandan ayrılırken polis ekiplerince gözaltına alınan şüphelinin 66 yaşındaki Selçuk Tengioğlu olduğu belirlenmişti. Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürülen zanlı, buradaki işlemlerinin ardından İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğüne gönderilmişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında soruşturma başlatılan şüphelinin, 9 Mayıs 2004'te Hatay'ın İskenderun ilçesinde kızı M.T. ve oğlu B.T'yi öldürdüğü, küçük kızı G.T'yi yaraladığı gerekçesiyle müebbet hapis cezasına çarptırıldığı, 2020'de şartlı tahliyeyle cezaevinden çıktığı belirlenmişti. Şüphelinin herhangi bir siyasi parti veya örgütle bağlantısının bulunmadığı ve akıl sağlığına ilişkin de bir bulguya rastlanmadığı öğrenilmişti.
CHP,Özgür Özel,Son Dakika
Adıyaman’ın Zey Köyü kayalık zeminde yeniden kuruldu
Adıyaman’ın Merkez ilçesine bağlı Zey Köyü,6 Şubatdepremlerinde ağır hasar gördü. Çevre, Şehircilik veİklim DeğişikliğiBakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü, zemin etüdü sonrası belirlenen kayalık bölgedeki 135 dönümlük alanda köyü yeniden inşa etti. Projelendirilen 107 köy evinin hepsi tamamlandı. 87 köy evinde yaşam başladı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Hayallerin ötesini inşa etmeye devam…” mesajıyla tamamlanan köy evlerine yerleşen vatandaşların görüntülerini paylaştı. Proje sorumlusu Servet Yılmaz, 3+1 olarak projelendirilen her ev için 750 metrekare parsel alan tahsis edildiğini söyledi: "Ekiplerimiz zemin sınıfı, taşıma gücü yüksek olan yerleri seçti. Kaya üzerine konutlar yerleştirildi. Statik hesaplar ona göre yapıldı. 45 santimlik radye temel yapıldı. O yüzden herkesin içi rahat. Ada içi yollar, kaldırımlar, ibadet alanları, sosyal tesis alanları, 100 metreküplük yeni içme suyu deposu yapıldı. Ada dışı elektrik, kanalizasyon, içme suyu alt yapılarının hepsi bitti. Şu anda köyümüzde hiçbir problem yok." Ayşe Uzun,“Buralar önce bir dağdı, taştı. Hiç inanmadık, burayı gösterseler inanmazdım. Buraya ev olacak mı, nasıl oldu, nasıl yaptılar nasıl çalıştılar? Allah razı olsun çok güzel hızlı şekilde yaptılar, evlerimizi verdiler. Beklediğimden daha güzeli oldu” dedi. Yeni evine taşınan Fatma Bilgiç “Önce Cumhurbaşkanımız sonra Murat oğluma verdiği sözün daha üstünde durup, sözünü tuttuğu için Allah işini rast getirsin”diye konuştu. Yeni evlerini çok beğendiklerini, “Eve geldik, ayakkabıyla girmeye kıyamadık” sözleriyle anlatan Hüseyin Uzun duygularını şu ifadelerler dile getirdi: "Biz bu eve nasıl ayakkabıyla gireceğiz dedik. Beklediğimizin yüz bin katı güzel. Bir bakıyoruz 10 günde bir ‘Murat Kurum gelmiş, Adıyaman’a’ diyorlar. Tek tek geziyor, kontrol ediyor. İnkar edenin gözüne dizine durur. İşte meydan işte eser. Burası Zey köyü değil Paris olmuş” ifadelerini kullandılar. Zeliha Uzun da “Allah devletimizin ciğerini yakmasın. ‘Yapamıyor’ diyenler baksınlar, yapan nasıl yapmış… En güzel, kral evler yapmışlar. Villa gibi. Şehir evlerinden bile güzeller." Yıkılan köyün ardından bu kadar modern konutların yapılabileceğine ihtimal vermediklerini söyleyen mahalle muhtarı İsrafil Ay,“İlk başlarda insanların ‘Bu evler yapılmaz, bu evleri niye bunları yapıyorlar? Buralar dağın tepesi, buralardasuolmaz, biz hayvanlarımızı otlatıyoruz’ gibi düşünceleri vardı. Böyle mükemmel bir köy olacağı kimsenin hayalinde dahi değildi. Yeni bir hayata başladılar. İnsanların, çocukların gözlerine bir bakıyoruz o korkular neredeyse gitmiş, buraya adapte olmuşlar”dedi.
6 Şubat,Adıyaman,Asrın Felaketi,Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı,Deprem,Murat Kurum
Milli Eğitim Akademisi hayata geçiyor: Detaylar ilk kez TRT Haber'de
1 Eylül itibarıyla öğretmen atamalarında yeni dönem başlıyor. MilliEğitimAkademisi ile 10 bin öğretmen adayının istihdamı için hazırlıklar tüm hızıyla devam ediyor. Akademiye ilişkin ayrıntıları Milli Eğitim Akademisi Başkanı Cevdet Vural, ilk kezTRTHaber'e anlattı. "Özellikle uygulama becerileri bizim için çok önemli. Yani kişinin bilgisi kadar bu bilgiyi sınıfa nasıl taşıdığını kendi hitap ettiği öğrenci kitlesine nasıl aktardığı meselesi dolayısıyla biz akademide uygulamalı beceri setini kazansın isteriz. Öğretmenlerin öğretmen yetiştirme sürecine dahil olacağı bir dönemle karşılaşacağız uzman ve başöğretmen unvanına sahip öğretmenlerimiz yapılacak çeşitli değerlendirmeler sonucunda eğitim personeli olarak istihdam edilebilecek. Üniversitelerde doktor öğretim üyesi ve üstün unvanlarda bulunan kişiler bize gelip eğitim personeli olabilecek." Öğretmenadayları için bundan böyleKPSSşartı aranmayacak. Sayısal ve sözel soruların olduğu akademi giriş sınavı ile öğretmenlik alan bilgisi testi uygulanacak. Akademi Giriş Sınavı'nda adaylara 80 soru sorulacak, 110 dakika süre tanınacak. Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi'nde ise 50 soru için 90 dakika süre verilecek. Adayların sınav ortalamasına göre başarı sırası belirlenecek. Vural sınavla ilgili şu bilgileri verdi: "80 soru AGS 50 soru da ÖABT testinden iki ayrı testin yüzde 50 ayrı ortalaması alınarak 17 alan bu şekilde seçilecek. Başta İngilizce, Fransızca olmak üzere 10 yabancı dil alanımız ise hem YDS‘ye hem AGS‘ye girecek. Sözel ve sayısal yetenek yüzde 18.75’lik bir ağırlığa sahip olacak eğitimin temel kavramları ve kuramları dediğimiz yüzde 30 mevzuat, yüzde 10 coğrafya, yüzde 10 tarih, yüzde12,5 şeklinde bir ağırlığı olacak." Öğretmen adayları azami 14 ay eğitim alacak. Eğitimler hem teorik hem de uygulamalı olacak.Teorik derslerin yüzde 40'ı ile uygulamalı derslerin yüzde 60'ı toplanarak atamaya esas başarı puanı belirlenecek. Milli Eğitim Akademisi Başkanı Cevdet Vural, "Daha önce öğretmen yetiştirme ve geliştirme genel müdürlüğü olarak hizmet içi eğitim merkezlerimiz vardı bunların hepsi eğitim uygulama merkezlerine dönüştüler. İlave binaları da şu an değerlendirme süreci devam ediyor. Çok yoğun bir talep var hemen hemen bütün illerimiz kendi ilinde akademiye ait bir merkezin açılmasını istiyor" dedi. İstanbul, Ankara, Erzurum, Mersin, Rize,AksarayveTokatakademi binası kurulacak başlıca iller arasında... Vural, ilave eğitim merkezlerinin açılışının yapılacağını belirterek, "Biz amaca uygunluk noktasında bir değerlendirme yapacağız hangi alanda orada eğitim planlıyor isek buna dair en uygun şartlar hangi il sunuyor ise o ilin değerlendirilmesini planlıyoruz" diye konuştu.
KPSS,Milli Eğitim Bakanlığı
ABD ile Ukrayna arasındaki anlaşma savaşın seyrini nasıl değiştiriyor?
ABDHazine Bakanlığı, 30 Nisan’da imzalanan “ABD-Ukrayna Yeniden Yapılandırma Yatırım Fonu” anlaşmasına ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu ekonomik ortaklık iki ülkeyi, Ukrayna’nın toparlanmasını hızlandırmak üzere birlikte çalışmak ve yatırım yapmak için konumlandırmaktadır” ifadelerini kullandı. Ancak Washington-Kiev hattındaki bu ekonomik yakınlaşma, sadece altyapı yatırımlarını değil, Ukrayna’nın askeri kapasitesinin yeniden inşasını da beraberinde getiriyor. ABD ile Ukrayna anlaşmayı imzaladı: Mineraller neden önemli? Anlaşmanın imzalanmasından sadece birkaç gün sonra, Donetsk, Harkiv ve Zaporijya cephelerindeUkraynaordusunun taarruzlarını artırdığı açıklandı. Özellikle Donetsk’in güneyinde, Rus savunma hatlarını yarmaya yönelik hava destekli saldırıların sayısında artış gözleniyor. UkraynaGenelkurmayBaşkanlığı, “yeniden yapılanma sürecinin sadece ekonomik değil, askeri hazırlıkları da kapsadığı” mesajını vererek, Batı’dan gelen yatırımların cephe hattına doğrudan yansımaya başladığını söyledi. Ukrayna Savunma Bakanlığı kaynakları, ABD ile imzalanan anlaşmanın ardından lojistik ve mühimmat tedarikinde önemli bir rahatlama yaşandığını belirtiyor. Bu durum, Kiev’in uzun süredir hazırlık yaptığı karşı taarruz planlarını öne çekmesine neden oldu. Rusya, Ukrayna'nın başkent Moskova’ya yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenlediğini açıkladı. Rusya'nın havacılık otoritesi Rosaviatsia, saldırı sırasında güvenlik gerekçesiyle Moskova’daki dört büyük havalimanının geçici olarak kapatıldığını, daha sonra yeniden açıldığını duyurdu. Rusya Savunma Bakanlığı, pazartesi gecesi de 26 Ukrayna İHA’sının imha edildiğini açıklamıştı. Bazı Rus askeri blog yazarları ise Moskova’nın güneyindeki bir apartmanın camlarının patlamadan zarar gördüğünü öne sürdü. Moskova dışında, Penza ve Voronej gibi şehirlerde de gece boyunca İHA saldırıları yaşandığı belirtildi. İHA saldırıları nedeniyle Moskova'da uçuşlar durduruldu Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Ukrayna ordusunun insansız deniz araçları kullanarak son 24 saatte iki Rus savaş uçağını vurduğunu açıkladı.Ukrayna ordusunun, insansız deniz araçları kullanarak Rusya'nın yasa dışı olarak ilhak ettiği Kırım'da son bir gün içerisinde iki savaş uçağı vurduğunu kaydeden Zelenskiy, "Askeri depolar da yok edildi." ifadesini kullandı. Zelenskiy, Rusya'nın hazır olması durumunda kısa süre içerisinde 30 günlük ateşkesin sağlanmasını desteklediklerini söyledi. Rusya'nın ülkesine yönelik her gün yoğun hava saldırıları düzenlemeye devam ettiğini anlatan Zelenskiy, aynı zamanda cephe hattında da ağır çatışmaların yaşandığını bildirdi. Zelenskiy, Rusya'nın savaşı uzatmaya çalıştığını savunarak, bu ülkeye yönelik yeni yaptırımların hazırlandığını aktardı. New York Times'ın (NYT), önceki ve mevcut ABD hükümetinde bulunan 4 yetkiliye dayandırdığı habere göre, ABD, Ukrayna'ya ek hava savunma sistemi gönderiyor. İsmini açıklamayan yetkililer, İsrail'de kullanılan bir Patriot hava savunma sisteminin tekrar bakımı yapılıp yenilendikten sonra bu yaza kadar Ukrayna'ya gönderilmesinin kararlaştırıldığı bilgisini paylaştı. Yetkililer, Rusya'nın füze saldırılarına karşı kendisini savunması için ayrıcaAlmanyaveya Yunanistan'da bulunan diğer bir Patriot hava savunma sisteminin de Ukrayna'ya konuşlandırılmasının planlandığını belirtti. Ukrayna'ya ilk kez Nisan 2023'te Patriot hava savunma bataryası gönderildiğini anımsatan yetkililer, şu an Ukrayna'da 8 adet batarya bulunduğunu ancak bunlardan 2'sinin yenilenmesi nedeniyle sadece 6'sının çalışır vaziyette olduğunu aktardı. ABD Başkanı Donald Trump, "Rusya, Ukrayna'nın hepsinden vazgeçmek zorunda kalacak, çünkü Ukrayna'nın tamamını istiyor. Eğer ben müdahil olmasaydım, şu anda Ukrayna'nın tamamı için savaşıyor olurlardı." dedi."Rusya, Ukrayna'nın hepsinden vazgeçmek zorunda kalacak, çünkü Rusya Ukrayna'nın tamamını istiyor. Eğer ben müdahil olmasaydım, şu anda Ukrayna'nın tamamı için savaşıyor olurlardı. Rusya şu anda sahip olduğu bölgeyi istemiyor, Ukrayna'nın tamamını istiyor. Eğer ben olmasaydım, devam edeceklerdi." Donald Trump, Rusya-Ukrayna savaşına dair görüşmelerde barışa ulaşmaya ne kadar yakın olunduğu sorusunu, "Bir tarafla daha yakın olduğumuza inanıyorum, belki diğeriyle o kadar yakın değiliz. Ama bunu göreceğiz. Hangisine daha yakın olduğumuzu söylemek istemiyorum." diye yanıtladı. Anlaşma kapsamında, her iki ülkenin eşit yönetimi altında bir yatırım fonu kuruldu. Bu fon, Ukrayna’nın sahip olduğu kritik doğal kaynakların işlenmesi ve yeniden yapılanma projeleri için kullanılacak. Özellikle lityum, titanyum, manganez ve nadir toprak elementleri gibi stratejik mineraller, ABD sanayisi için büyük önem taşıyor. Ukrayna, bu anlaşma kapsamında doğal kaynaklarının mülkiyetini korurken, ABD’ye erişim ve kullanım hakkı tanıdı. Elde edilen kârlar ilk on yıl boyunca Ukrayna’nın yeniden inşası için kullanılacak. Ukrayna toprakları, dünyanın en zengin mineral havzalarından biri olarak kabul ediliyor. 2,5 milyar yıl önce oluşmuş olan “Ukrayna Kalkanı” adlı jeolojik yapı, ülkeye çok sayıda stratejik mineral kazandırmış durumda. Bu kaynaklar yalnızca yeşil enerji dönüşümü değil, savunma sanayisi açısından da hayati önem taşıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın daha önce Ukrayna’nın mineral rezervlerine yönelik talepleri olmuş, ancak Kiev yönetimi bu taleplere temkinli yaklaşmıştı. Ancak savaşın uzaması ve Batı desteğinin hayati hale gelmesiyle birlikte, taraflar arasında anlaşma zemini oluştu. Görüşmeler, Vatikan’da yapılan özel bir zirveyle yeniden ivme kazandı. Washington’un bu anlaşma ile hedeflediği yalnızca ekonomik çıkarlar değil. ABD, bu iş birliği sayesinde hem Çin’e olan bağımlılığını azaltmayı, hem de Rusya’nın bölgedeki etkisini dengelemeyi amaçlıyor. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’na göre Ukrayna, dünyadaki titanyum üretiminin yüzde 5,8’ini, rutilin yüzde 15,7’sini ve uranyumun büyük bölümünü karşılıyor. ABD topraklarında benzer kaynaklar bulunsa da, yüksek çevre maliyetleri ve mevzuat kısıtları nedeniyle bu alanlarda üretim sınırlı kalıyor. Bu da ABD’yi dış kaynaklara, özellikle de Ukrayna gibi jeolojik açıdan zengin ve stratejik konumdaki ülkelere yöneltiyor. Ukrayna, savaşın başından bu yana Batı’dan gelen yardımlarla ayakta kalmayı başardı. Ancak altyapı yıkımı, ekonomik durgunluk ve enerji krizleri, Kiev’in hem halkı hem de orduyu desteklemekte zorlanmasına yol açtı. ABD ile imzalanan yatırım ve madencilik anlaşması, Ukrayna’ya sadece finansman değil, aynı zamanda stratejik özgüven de kazandırdı. Bu durum, Kiev’in sahadaki stratejisini değiştirerek, daha agresif bir tutum sergilemesine neden oluyor. Savaşın yeni aşamasında ekonomik diplomasi ile askeri taktikler iç içe geçmiş durumda. Ancak bu yeni sürecin önünde hâlâ ciddi engeller var. Özellikle Ukrayna'nın doğusundaki maden yataklarının bir kısmı Rusya'nın kontrolünde bulunuyor. Ayrıca anlaşmanın uygulanabilirliği, savaşın seyrine ve uluslararası güvenlik garantilerine bağlı. Ukrayna, bu süreçte Avrupa Birliği’nden güvenlik ve şeffaflık ilkeleri doğrultusunda destek almayı planlıyor.
ABD,Donald Trump,Kiev,Rusya,Savaş,Ukrayna,Vladimir Zelenskiy
Çorum'da un fabrikasında patlama: 8 yaralı
Bir un fabrikasında saat 12.00 sıralarında henüz belirlenemeyen nedenle patlama oldu. İhbar üzerine bölgeye polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Patlamada 8 kişi yaralandı. Yaralılar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesi sonrası kentteki hastanelere kaldırıldı. Olay ile ilgili inceleme başlatıldı.
Çorum
Atatürk Havalimanı Terminal Binaları "teknopark" ilan edildi
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, sosyalmedyahesabından, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında konuya ilişkin yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı'nı değerlendirdi. Atatürk Havalimanı Terminal Binaları'nın 'teknopark' ilan edildiğini aktaran Kacır, şunları kaydetti: "Bilişim Vadisi'ne bağlı kurulan teknopark, 'Terminal İstanbul' markasıyla dünyanın en büyük teknoloji girişimciliği merkezi olarak hizmet sunacak. Binlerce teknoloji girişimi bu merkezde doğacak, büyüyecek ve yatırımcılarla buluşacak. Kamu ve özel sektörden çok sayıda paydaş kurumla birlikte İstanbul'u küresel düzeyde bir girişimcilik merkezi yapacağız. Bu dev merkezde kuracağımız bilim merkezi,yazılımveyapay zekaokulu ile teknoloji atölyeleri de farklı yaş gruplarına ev sahipliği yapacak." Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'na göre, İstanbul'un Bakırköy ilçesi Şevketiye Mahallesi'ndeki 238 bin 950 metrekarelik alan "Bilişim Vadisi Teknoloji Geliştirme Bölgesi Terminalİstanbulek alanı" olarak tespit edildi.
Mehmet Fatih Kacır,Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı,Yüksek Teknoloji
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahçeli ile görüşecek
Ziyarete ilişkin açıklama İletişim Başkanı Fahrettin Altun'dan geldi. Altun, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, saat 18.00'de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi ziyaret edeceğini duyurdu. Ziyaretin, Devlet Bahçeli'nin Ankara'daki konutunda gerçekleşeceğini belirtti. Görüşmede; bölgesel ve küresel gelişmeler ile güncel siyasi konuların ele alınması bekleniyor. İki lider, son olarak 9 Ocak'ta yüz yüze görüşmüştü.
Devlet Bahçeli,Fahrettin Altun,Recep Tayyip Erdoğan
Sudan’ın Port Sudan kentinde patlama ve yangınlar meydana geldi
Ülkenin doğusundaki PortSudankentinde şiddetli patlamalar duyulmasının ardından Güney Limanı'nda yangınlar çıktı. Yangınların,yakıtdeposuna yapılan saldırı sonrası çıktığı tahmin ediliyor. İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfının dün Sudan'a ulaştırdığı insani yardım malzemeleri bu limanda karşılanmıştı ve burada depolanıyor. Yerel basındaki haberlere göre de Port Sudan Uluslararası Havalimanı da saldırıya maruz kaldı. Saldırı sonrası uçuşlar seferler askıya alınırken Sudanlı makamlardan henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Sudan
Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD Başkanı Trump'ı Türkiye'ye davet etti
İletişim Başkanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, görüşmede, Türkiye ile ABD ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye'nin ABD ile başta savunma sanayii olmak üzere birçok alanda işbirliğini ilerletmek için adım atmaya devam edeceğini belirtti. ABD Başkanı Trump'ın savaşların bitirilmesine ilişkin yaklaşımını desteklediğini dile getiren Erdoğan, İran ile yürütülen müzakere süreci ve Rusya-Ukrayna savaşının sonlandırılması için ortaya konan gayretleri takdirle karşıladıklarını ifade etti. Görüşmede, Gazze'deki insani krizin vahim boyutlara ulaştığına dikkati çeken Erdoğan, Gazze'ye insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve bu trajik insani drama son verilmesi gerektiğini, ateşkesin tesisi ve kalıcı barışın sağlanması için Türkiye'nin iş birliği yapmaya ve her türlü desteğe hazır olduğunu vurguladı. Türkiye'nin, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve istikrarın sağlanması için gayret gösterdiğinin altını çizen Erdoğan, ABD'nin Suriye'ye yönelik yaptırımların hafifletilmesine yönelik çalışmalarının sürece katkı sağlayacağını, istikrarlı bir Suriye'nin hem bölge hem de dünya barışını destekleyeceğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede ABD Başkanı Trump'ı Türkiye'ye davet etti. Trump: Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok verimli bir görüşme gerçekleştirdim Cumhurbaşkanı Erdoğan da görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Erdoğan paylaşımında şu ifadeleri kullandı: "Bugün ABD Başkanı Değerli Dostum Sayın Donald Trump'la yaptığımız telefon görüşmesi oldukça verimli, kapsamlı ve samimiydi. Görüşmemizde Gazze’de gittikçe kötüye giden insani durum başta olmak üzere Suriye, Rusya - Ukrayna Savaşı, küresel ticaret, İran ile ABD arasında devam eden müzakereler ve daha birçok bölgesel ve küresel meseleyi istişare ettik. Sayın Trump ile başta savunma sanayii ve ticaret olmak üzere Türkiye-ABD münasebetlerini geliştirme irademizi teyit ettik. Başkan Trump’ın dünyamızda süregelen çatışma ve savaşları bitirme yönündeki çabalarını takdirle karşıladığımı, Türkiye olarak bölgemizde barış, istikrar ve huzur ortamının tesisi için gereken desteği vermeye hazır olduğumuzu vurguladım. Değerli dostumu en kısa sürede Türkiye’de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyacağımı ifade ettim, kendisi de bizleri ABD’ye davet etti. İnşallah Dostum Trump’la kısa sürede bir araya gelmeyi ümit ediyor, görüşmemizin ülkelerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. "
ABD,Donald Trump,Gazze,Recep Tayyip Erdoğan,Son Dakika
Nisan ayında Kızılay’a rekor kan bağışı
Trafikkazaları, ameliyatlar, doğum sırasında yaşanan komplikasyonlar, kan hastalıkları… Her gün binlerce hasta, hayatta kalabilmek için bir ünite kana ihtiyaç duyuyor. Saymakla bitmeyen pek çok durumda, insan hayatını kurtaran en kritik destekkan bağışıoluyor. Ancak kan, laboratuvar ortamında üretilemiyor… Bu nedenle onun tek kaynağı insan; yani gönüllü bağışçılar. Düzenli kan bağışı, sadece vicdani bir sorumluluk değil aynı zamanda toplum sağlığının sürdürülebilirliği için de vazgeçilmez bir gereklilik. Türkiye’de gönüllü kan bağışının tek yetkili ve güvenilir kurumu olan Türk Kızılay, her gün binlerce hastaya ulaşan bir yaşam köprüsü kuruyor. Kızılay’ın kan bağışı ağı sayesinde yalnızca bireyler değil, tüm sağlık sistemi nefes alıyor. Kan Bağışı Haftası dolayısıyla, Türkiye’de kan temini alanında gelinen noktaya ve Kızılay’ın bu alandaki çalışmalarına gelin yakından bakalım… Kızılay, 2025 yılının Ocak-Nisan döneminde 965 bin 174 ünite kan topladı. Bu bağışlar, 939 bin 455 gönüllü bağışçının katkısıyla gerçekleşti. Erkekler yüzde 87 oranında katılım gösterirken, kadın bağışçılar yüzde 13’lük payla katkıda bulundu. Bağışçı profiline bakıldığında, en yüksek katılım 20-21 yaş aralığında gerçekleşti. Toplam bağışların yüzde 18’i 18-24 yaş, yüzde 53’ü 25-44 yaş ve yüzde 29’u 45-70 yaş grubunda. Ayrıca 2025’in ilk dört ayında 275 bin 263 kişi, ilk kez kan vererek gönüllü bağışçılar kervanına katıldı. 2025 yılının nisan ayında toplanan 297 bin 666 ünite kan toplandı. Bu, Kızılay’ın tarihte tek ayda ulaştığı en yüksek bağış miktarı oldu. Söz konusu rakam, belirlenen 268 bin 500 ünite hedefin yüzde 11 üzerine çıkarak büyük bir başarıya imza atıldığını gösterdi. Kızılay, Türkiye genelinde yaklaşık bin 200 hastaneye güvenli kan ve kan bileşeni ulaştırmak için günde ortalama 9 bin ünite bağış toplamayı hedefliyor. Kan ürünlerinin raf ömrü kısa olduğu için düzenli ve kesintisiz bağış büyük önem taşıyor. Aksi takdirde hastaların tedavisinde aksama riski doğabiliyor. Kan bağışlamak, sanılanın aksine son derece kolay ve zahmetsiz bir süreç… Gönüllüler kan vermek için kendilerine en yakın bağış noktasını bir tıkla öğrenebiliyor. Bunun için “www.kanver.org” adresine başvurulabilir. Ayrıca TürkKızılayMobil Kan Bağışı uygulaması, 168 numaralı ücretsiz çağrı merkezi ya daE-Nabızsistemi etkin bir şekilde hizmet veriyor. Randevu oluşturduktan sonra bağış noktasında kısa bir form dolduruluyor. Ardından doktor tarafından yapılan sağlık kontrolü ile kişinin kan vermeye uygun olup olmadığı belirleniyor. Uygunluk onayı alındığında ise kan bağışı süreci başlıyor. Erkekler her 3 ayda bir, kadınlar ise 4 ayda bir kan verebiliyor. Kızılay, tüm kan gruplarında stok seviyesini güvenli düzeyde tutabilmek için toplumun her kesiminden düzenli kan bağışına ihtiyaç duyuyor. Sadece kan değil, yaşamı yeniden başlatankök hücrebağışında da önemli gelişmeler yaşanıyor. 2025’in ilk dört ayında 12 bin 709 kişi, Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi Projesi’ne (TÜRKÖK) yeni bağışçı adayı olarak kaydedildi. Böylece aktif kök hücre bağışçı adayı sayısı 1 milyon 180 bin 716’ya ulaştı.
Kan Bağışı,Kızılay
Meclis başkanlığı seçimi için takvim netleşti
Meclis'te 28'inci Dönem ikinci yasama yılında başkanlık seçimi için geri sayım başladı.Seçimsüreci için tarih netleşti. Numan Kurtulmuş'un görev süresinin sona ereceği 7 Haziran'dan 10 gün öncesine denk gelen 28 Mayıs'taseçimsüreci başlayacak. Adaylar, 28 Mayıs'tan itibaren 5 gün içinde Meclis Başkanlığı'na bildirilecek. Bu sürecin ardından Genel Kurul'da milletvekilleri 5 gün içerisinde toplanarak gizli oyla seçim yapacak. Kurban Bayramı tatili dolayısıyla Meclis Başkanı seçiminin 3 Haziran'da yapılması planlanıyor. Meclis Başkanı seçiminin birinci ve ikinci turlarında üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu olan 400 oy, üçüncü turda ise salt çoğunluk olan 301 oy aranacak. Üçüncü oylamada da salt çoğunluğun sağlanamaması halinde en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılacak. Bu oylamada en fazla oy alan üye meclis başkanı seçilmiş olacak. Yapılacak seçimlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı da değişecek. Meclis Başkan Vekilleri için de partiler kendi adaylarını belirleyerek Meclis Başkanlığına iletecek.
TBMM,Numan Kurtulmuş,Kurban Bayramı
Aile hekimliklerinde ikamete dayalı yeni uygulama
Türkiye genelinde bugün devreye alınacak yeni uygulamaya ilişkin açıklamalarda bulunan Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, bu uygulamayı, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" programı kapsamında, koruyucu sağlık hizmetlerinin daha etkin sunulması için hayata geçirdiklerini belirtti. Koruyan, geliştiren ve üreten bir sağlık modeliyle koruyucu sağlık hizmetlerine büyük önem verdiklerini vurgulayan Demirkol, bu kapsamdaailehekimliklerini güçlendirdiklerini söyledi. Demirkol, güçlü aile hekimliğinin güçlü bir sağlık sistemini ve sağlıklı nesilleri oluşturduğuna dikkati çekti. Koruyucu sağlık hizmetlerinin 85 milyona aktif bir şekilde ulaştırılması için Türkiye genelinde yeni bir sistemi bu ay itibarıyla devreye alacaklarını bildiren Demirkol, şu bilgileri paylaştı: "Aile hekimliklerimize kayıt olan nüfusu da ailemizin bir bireyi olan aile hekimliklerimizde başvuruyu artıracak şekilde planlıyoruz. Biz istiyoruz ki her vatandaşımız mutlaka aile hekimine gitsin, koruyucu sağlık hizmetlerini ve etkin tarama hizmetlerimizi ücretsiz alsın. Bu kapsamda, belirli aksiyonlar almaya çalışıyoruz. Yeni bir uygulamayı hayata geçiriyoruz. 86 milyon vatandaşımızın içinde aile hekimine kayıtlı bulunduğu il ile ikamet adresinin bulunduğu il farklı olanları sistemden liste halinde çekmiş olduk. Örneğin, Ankara'da aile hekimine kayıtlı ancak ikamet adresi İstanbul'da olan bir vatandaşımızı düşünelim; bir yıl içerisinde aile hekiminin kayıtlı olduğu Ankara'da herhangi bir şekilde sağlık kuruluşuna başvurmamış ve ikamet adresi de İstanbul'da olduğunda aile hekimine daha kolay ulaşsın, aile hekimliğindeki hizmetleri daha etkin bir şekilde almış olsun, aile hekimimiz de o vatandaşımıza ulaşsın diye mayıs ayı itibarıyla onlarınaile hekimliğikaydını İstanbul'a alıyoruz. İstanbul'daki İl Sağlık Müdürlüğümüz de o vatandaşımızı yine adresine en yakın ve uygun aile hekimine kaydetmiş olacak." Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol, "Burada özellikle şunun altını çizmek istiyoruz, bu işlemden sonra 1 ay içerisinde vatandaşlarımız 'https://enabiz.gov.tr/' web sitesi üzerindene-Devletveyae-Nabızşifresiyle giriş yaparak, önceki kayıtlı olduğu aile hekimine dönüş işlemini yapabilecek. Bunun da sistem üzerindeki açıklığını bir ay olarak belirlemiş olduk" diye konuştu. Demirkol, ekim ayında yürürlüğe giren Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğiyle getirilen yeni uygulamalara işaret ederek, bu kapsamdaobezitetaramalarının yüzde 20'den yüzde 70'e kadar yükseldiğine dikkati çekti. Bu oranların daha da artması, kişilerin düzenli olarak sağlık kontrolünde olabilmesi için mutlaka yaşadıkları yerde aile hekimliklerine kaydolmaları gerektiğinin altını çizen Demirkol, şöyle devam etti: "Böylece tarama sayılarımızı artırmayı, koruyucu sağlık hizmetlerimizi daha etkin vermeyi ve kişinin, birinci basamak tüm sağlık hizmetlerini,kansertaramaları da dahil olmak üzere, yaşadığı yerde aile hekiminden almasını istiyoruz. Kişinin aile hekimi kaydı başka bir ilde, ikamet adresi başka bir ilde olmasın istiyoruz. Burada da 1 yıl içerisinde aile hekimine gitmemiş ve o aile hekiminin bulunduğu ilde sağlık hizmeti almamış olmayı kriter olarak aldık. O vatandaşlarımızın aile hekimliği kayıtlarını, ikametlerinin bulunduğu ile taşıyoruz. Orada İl Sağlık Müdürlüğümüz de bu kişileri ikamet adreslerinin bulunduğu en yakın aile hekimine alacaklar ve vatandaşlarımız da tekrar eski aile hekimine dönmek isterlerse bir ay içerisinde eski aile hekiminin bulunduğu ile e-Nabız üzerinden girerek bu nakil işlemlerini yapmış olacaklar." Demirkol, 6 Mayıs itibarıyla uygulamaya geçecek sistemin farklı illeri kapsadığını, aynı il içindeki farklı ilçeleri kapsamadığını söyledi. "Bir kişinin aile hekimi başka bir ilçede, ikamet adresi başka bir ilçede olabilir onlar için şu anda bir aksiyonumuz yok" diyen Demirkol, bunun sadece, aile hekimini bulunduğu şehir ile ikametinin bulunduğu il farklı olan ve bir yıldır aile hekiminin bulunduğu ilde sağlık kuruluşlarına başvurmayan kişileri kapsadığının altını çizdi. Bu sistemi aile hekimlerinin de talep ettiğini, vatandaşların daha etkin sağlık hizmeti alabilmesi için bu çalışmayı yürüttüklerini vurgulayan Demirkol, "Çok kıymetli, çok kapsamlı birinci basamak hizmeti sunuyoruz. Kanser taramalarından, kronik hastalık taramalarına kadar çok geniş bir yelpazede sağlık hizmeti sunuyoruz. Hiçbir vatandaşımız bu hizmetten mahrum kalmasın istiyoruz" dedi. Demirkol, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu sistem içerisinde olan vatandaşlarımızın aile hekimliği kaydı, ikametinin bulunduğu ile alındığında kendilerine Sağlık Bakanlığımız tarafından bir SMS gönderilecek. Bu SMS ile kayıtlarının alındığını öğrenmiş olacaklar. Orada da bilgilendirme içerisinde başvuracakları yöntem de yazmış olacak ve bir ay içerisinde tekrar eski aile hekimine dönmek isterlerse de dönebilecekler."
Sağlık Bakanlığı,Aile Hekimliği,E-Devlet
Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD Başkanı Trump'ı Türkiye'ye davet etti
İletişim Başkanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, görüşmede, Türkiye ile ABD ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye'nin ABD ile başta savunma sanayii olmak üzere birçok alanda işbirliğini ilerletmek için adım atmaya devam edeceğini belirtti. ABD Başkanı Trump'ın savaşların bitirilmesine ilişkin yaklaşımını desteklediğini dile getiren Erdoğan, İran ile yürütülen müzakere süreci ve Rusya-Ukrayna savaşının sonlandırılması için ortaya konan gayretleri takdirle karşıladıklarını ifade etti. Görüşmede, Gazze'deki insani krizin vahim boyutlara ulaştığına dikkati çeken Erdoğan, Gazze'ye insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve bu trajik insani drama son verilmesi gerektiğini, ateşkesin tesisi ve kalıcı barışın sağlanması için Türkiye'nin iş birliği yapmaya ve her türlü desteğe hazır olduğunu vurguladı. Türkiye'nin, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve istikrarın sağlanması için gayret gösterdiğinin altını çizen Erdoğan, ABD'nin Suriye'ye yönelik yaptırımların hafifletilmesine yönelik çalışmalarının sürece katkı sağlayacağını, istikrarlı bir Suriye'nin hem bölge hem de dünya barışını destekleyeceğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede ABD Başkanı Trump'ı Türkiye'ye davet etti. Trump: Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok verimli bir görüşme gerçekleştirdim Cumhurbaşkanı Erdoğan da görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Erdoğan paylaşımında şu ifadeleri kullandı: "Bugün ABD Başkanı Değerli Dostum Sayın Donald Trump'la yaptığımız telefon görüşmesi oldukça verimli, kapsamlı ve samimiydi. Görüşmemizde Gazze’de gittikçe kötüye giden insani durum başta olmak üzere Suriye, Rusya - Ukrayna Savaşı, küresel ticaret, İran ile ABD arasında devam eden müzakereler ve daha birçok bölgesel ve küresel meseleyi istişare ettik. Sayın Trump ile başta savunma sanayii ve ticaret olmak üzere Türkiye-ABD münasebetlerini geliştirme irademizi teyit ettik. Başkan Trump’ın dünyamızda süregelen çatışma ve savaşları bitirme yönündeki çabalarını takdirle karşıladığımı, Türkiye olarak bölgemizde barış, istikrar ve huzur ortamının tesisi için gereken desteği vermeye hazır olduğumuzu vurguladım. Değerli dostumu en kısa sürede Türkiye’de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyacağımı ifade ettim, kendisi de bizleri ABD’ye davet etti. İnşallah Dostum Trump’la kısa sürede bir araya gelmeyi ümit ediyor, görüşmemizin ülkelerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. "
ABD,Donald Trump,Gazze,Recep Tayyip Erdoğan,Son Dakika
Nisan ayında Kızılay’a rekor kan bağışı
Trafikkazaları, ameliyatlar, doğum sırasında yaşanan komplikasyonlar, kan hastalıkları… Her gün binlerce hasta, hayatta kalabilmek için bir ünite kana ihtiyaç duyuyor. Saymakla bitmeyen pek çok durumda, insan hayatını kurtaran en kritik destekkan bağışıoluyor. Ancak kan, laboratuvar ortamında üretilemiyor… Bu nedenle onun tek kaynağı insan; yani gönüllü bağışçılar. Düzenli kan bağışı, sadece vicdani bir sorumluluk değil aynı zamanda toplum sağlığının sürdürülebilirliği için de vazgeçilmez bir gereklilik. Türkiye’de gönüllü kan bağışının tek yetkili ve güvenilir kurumu olan Türk Kızılay, her gün binlerce hastaya ulaşan bir yaşam köprüsü kuruyor. Kızılay’ın kan bağışı ağı sayesinde yalnızca bireyler değil, tüm sağlık sistemi nefes alıyor. Kan Bağışı Haftası dolayısıyla, Türkiye’de kan temini alanında gelinen noktaya ve Kızılay’ın bu alandaki çalışmalarına gelin yakından bakalım… Kızılay, 2025 yılının Ocak-Nisan döneminde 965 bin 174 ünite kan topladı. Bu bağışlar, 939 bin 455 gönüllü bağışçının katkısıyla gerçekleşti. Erkekler yüzde 87 oranında katılım gösterirken, kadın bağışçılar yüzde 13’lük payla katkıda bulundu. Bağışçı profiline bakıldığında, en yüksek katılım 20-21 yaş aralığında gerçekleşti. Toplam bağışların yüzde 18’i 18-24 yaş, yüzde 53’ü 25-44 yaş ve yüzde 29’u 45-70 yaş grubunda. Ayrıca 2025’in ilk dört ayında 275 bin 263 kişi, ilk kez kan vererek gönüllü bağışçılar kervanına katıldı. 2025 yılının nisan ayında toplanan 297 bin 666 ünite kan toplandı. Bu, Kızılay’ın tarihte tek ayda ulaştığı en yüksek bağış miktarı oldu. Söz konusu rakam, belirlenen 268 bin 500 ünite hedefin yüzde 11 üzerine çıkarak büyük bir başarıya imza atıldığını gösterdi. Kızılay, Türkiye genelinde yaklaşık bin 200 hastaneye güvenli kan ve kan bileşeni ulaştırmak için günde ortalama 9 bin ünite bağış toplamayı hedefliyor. Kan ürünlerinin raf ömrü kısa olduğu için düzenli ve kesintisiz bağış büyük önem taşıyor. Aksi takdirde hastaların tedavisinde aksama riski doğabiliyor. Kan bağışlamak, sanılanın aksine son derece kolay ve zahmetsiz bir süreç… Gönüllüler kan vermek için kendilerine en yakın bağış noktasını bir tıkla öğrenebiliyor. Bunun için “www.kanver.org” adresine başvurulabilir. Ayrıca TürkKızılayMobil Kan Bağışı uygulaması, 168 numaralı ücretsiz çağrı merkezi ya daE-Nabızsistemi etkin bir şekilde hizmet veriyor. Randevu oluşturduktan sonra bağış noktasında kısa bir form dolduruluyor. Ardından doktor tarafından yapılan sağlık kontrolü ile kişinin kan vermeye uygun olup olmadığı belirleniyor. Uygunluk onayı alındığında ise kan bağışı süreci başlıyor. Erkekler her 3 ayda bir, kadınlar ise 4 ayda bir kan verebiliyor. Kızılay, tüm kan gruplarında stok seviyesini güvenli düzeyde tutabilmek için toplumun her kesiminden düzenli kan bağışına ihtiyaç duyuyor. Sadece kan değil, yaşamı yeniden başlatankök hücrebağışında da önemli gelişmeler yaşanıyor. 2025’in ilk dört ayında 12 bin 709 kişi, Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi Projesi’ne (TÜRKÖK) yeni bağışçı adayı olarak kaydedildi. Böylece aktif kök hücre bağışçı adayı sayısı 1 milyon 180 bin 716’ya ulaştı.
Kan Bağışı,Kızılay
Meclis başkanlığı seçimi için takvim netleşti
Meclis'te 28'inci Dönem ikinci yasama yılında başkanlık seçimi için geri sayım başladı.Seçimsüreci için tarih netleşti. Numan Kurtulmuş'un görev süresinin sona ereceği 7 Haziran'dan 10 gün öncesine denk gelen 28 Mayıs'taseçimsüreci başlayacak. Adaylar, 28 Mayıs'tan itibaren 5 gün içinde Meclis Başkanlığı'na bildirilecek. Bu sürecin ardından Genel Kurul'da milletvekilleri 5 gün içerisinde toplanarak gizli oyla seçim yapacak. Kurban Bayramı tatili dolayısıyla Meclis Başkanı seçiminin 3 Haziran'da yapılması planlanıyor. Meclis Başkanı seçiminin birinci ve ikinci turlarında üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu olan 400 oy, üçüncü turda ise salt çoğunluk olan 301 oy aranacak. Üçüncü oylamada da salt çoğunluğun sağlanamaması halinde en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılacak. Bu oylamada en fazla oy alan üye meclis başkanı seçilmiş olacak. Yapılacak seçimlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı da değişecek. Meclis Başkan Vekilleri için de partiler kendi adaylarını belirleyerek Meclis Başkanlığına iletecek.
TBMM,Numan Kurtulmuş,Kurban Bayramı
Aile hekimliklerinde ikamete dayalı yeni uygulama
Türkiye genelinde bugün devreye alınacak yeni uygulamaya ilişkin açıklamalarda bulunan Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, bu uygulamayı, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" programı kapsamında, koruyucu sağlık hizmetlerinin daha etkin sunulması için hayata geçirdiklerini belirtti. Koruyan, geliştiren ve üreten bir sağlık modeliyle koruyucu sağlık hizmetlerine büyük önem verdiklerini vurgulayan Demirkol, bu kapsamdaailehekimliklerini güçlendirdiklerini söyledi. Demirkol, güçlü aile hekimliğinin güçlü bir sağlık sistemini ve sağlıklı nesilleri oluşturduğuna dikkati çekti. Koruyucu sağlık hizmetlerinin 85 milyona aktif bir şekilde ulaştırılması için Türkiye genelinde yeni bir sistemi bu ay itibarıyla devreye alacaklarını bildiren Demirkol, şu bilgileri paylaştı: "Aile hekimliklerimize kayıt olan nüfusu da ailemizin bir bireyi olan aile hekimliklerimizde başvuruyu artıracak şekilde planlıyoruz. Biz istiyoruz ki her vatandaşımız mutlaka aile hekimine gitsin, koruyucu sağlık hizmetlerini ve etkin tarama hizmetlerimizi ücretsiz alsın. Bu kapsamda, belirli aksiyonlar almaya çalışıyoruz. Yeni bir uygulamayı hayata geçiriyoruz. 86 milyon vatandaşımızın içinde aile hekimine kayıtlı bulunduğu il ile ikamet adresinin bulunduğu il farklı olanları sistemden liste halinde çekmiş olduk. Örneğin, Ankara'da aile hekimine kayıtlı ancak ikamet adresi İstanbul'da olan bir vatandaşımızı düşünelim; bir yıl içerisinde aile hekiminin kayıtlı olduğu Ankara'da herhangi bir şekilde sağlık kuruluşuna başvurmamış ve ikamet adresi de İstanbul'da olduğunda aile hekimine daha kolay ulaşsın, aile hekimliğindeki hizmetleri daha etkin bir şekilde almış olsun, aile hekimimiz de o vatandaşımıza ulaşsın diye mayıs ayı itibarıyla onlarınaile hekimliğikaydını İstanbul'a alıyoruz. İstanbul'daki İl Sağlık Müdürlüğümüz de o vatandaşımızı yine adresine en yakın ve uygun aile hekimine kaydetmiş olacak." Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol, "Burada özellikle şunun altını çizmek istiyoruz, bu işlemden sonra 1 ay içerisinde vatandaşlarımız 'https://enabiz.gov.tr/' web sitesi üzerindene-Devletveyae-Nabızşifresiyle giriş yaparak, önceki kayıtlı olduğu aile hekimine dönüş işlemini yapabilecek. Bunun da sistem üzerindeki açıklığını bir ay olarak belirlemiş olduk" diye konuştu. Demirkol, ekim ayında yürürlüğe giren Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğiyle getirilen yeni uygulamalara işaret ederek, bu kapsamdaobezitetaramalarının yüzde 20'den yüzde 70'e kadar yükseldiğine dikkati çekti. Bu oranların daha da artması, kişilerin düzenli olarak sağlık kontrolünde olabilmesi için mutlaka yaşadıkları yerde aile hekimliklerine kaydolmaları gerektiğinin altını çizen Demirkol, şöyle devam etti: "Böylece tarama sayılarımızı artırmayı, koruyucu sağlık hizmetlerimizi daha etkin vermeyi ve kişinin, birinci basamak tüm sağlık hizmetlerini,kansertaramaları da dahil olmak üzere, yaşadığı yerde aile hekiminden almasını istiyoruz. Kişinin aile hekimi kaydı başka bir ilde, ikamet adresi başka bir ilde olmasın istiyoruz. Burada da 1 yıl içerisinde aile hekimine gitmemiş ve o aile hekiminin bulunduğu ilde sağlık hizmeti almamış olmayı kriter olarak aldık. O vatandaşlarımızın aile hekimliği kayıtlarını, ikametlerinin bulunduğu ile taşıyoruz. Orada İl Sağlık Müdürlüğümüz de bu kişileri ikamet adreslerinin bulunduğu en yakın aile hekimine alacaklar ve vatandaşlarımız da tekrar eski aile hekimine dönmek isterlerse bir ay içerisinde eski aile hekiminin bulunduğu ile e-Nabız üzerinden girerek bu nakil işlemlerini yapmış olacaklar." Demirkol, 6 Mayıs itibarıyla uygulamaya geçecek sistemin farklı illeri kapsadığını, aynı il içindeki farklı ilçeleri kapsamadığını söyledi. "Bir kişinin aile hekimi başka bir ilçede, ikamet adresi başka bir ilçede olabilir onlar için şu anda bir aksiyonumuz yok" diyen Demirkol, bunun sadece, aile hekimini bulunduğu şehir ile ikametinin bulunduğu il farklı olan ve bir yıldır aile hekiminin bulunduğu ilde sağlık kuruluşlarına başvurmayan kişileri kapsadığının altını çizdi. Bu sistemi aile hekimlerinin de talep ettiğini, vatandaşların daha etkin sağlık hizmeti alabilmesi için bu çalışmayı yürüttüklerini vurgulayan Demirkol, "Çok kıymetli, çok kapsamlı birinci basamak hizmeti sunuyoruz. Kanser taramalarından, kronik hastalık taramalarına kadar çok geniş bir yelpazede sağlık hizmeti sunuyoruz. Hiçbir vatandaşımız bu hizmetten mahrum kalmasın istiyoruz" dedi. Demirkol, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu sistem içerisinde olan vatandaşlarımızın aile hekimliği kaydı, ikametinin bulunduğu ile alındığında kendilerine Sağlık Bakanlığımız tarafından bir SMS gönderilecek. Bu SMS ile kayıtlarının alındığını öğrenmiş olacaklar. Orada da bilgilendirme içerisinde başvuracakları yöntem de yazmış olacak ve bir ay içerisinde tekrar eski aile hekimine dönmek isterlerse de dönebilecekler."
Sağlık Bakanlığı,Aile Hekimliği,E-Devlet
CHP Genel Başkanı Özel ve ailesiyle ilgili provokatif paylaşımlar yapan şüpheli tutuklandı
CHPGenel Başkanı Özgür Özel'e saldıran S.T’nin adıyla sosyal medyada hesap açan M.A., Özel'in ailesine yönelik tehditlerde bulundu. Polis, ikamet adresi tespit edilen şüpheliyi Trabzon’un Of ilçesinde gözaltına aldı. Of Adliyesi'ndeki işlemleri tamamlanan zanlı, çıkarıldığı mahkemece "tehdit" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlarından tutuklandı. İçişleri BakanıAli Yerlikayada konuyla ilgili sosyalmedyahesabından açıklamalarda bulundu. Yerlikaya paylaşımında şu ifadeleri kullandı: "Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından yapılan çalışmalarda; Saldırgan S.T. adına açtığı sahtesosyal medyahesabı üzerinden, CHP Genel Başkanı SayınÖzgür Özelve ailesiyle ilgili provokatif paylaşımlar yapan M.A. adlı şüpheli şahıs tespit edilmiştir. Trabzonİl Emniyet Müdürlüğü ile koordineli yapılan çalışmada M.A. adlı şüpheli şahıs gözaltına alınmış, Of Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanmıştır."
CHP,Özgür Özel,Trabzon