Zengin ve Anlaşılır İçerik Hızlı ve Etkili Öğrenme Görsel Destekli Anlatım TÜRKÇE Zengin ve Anlaşılır İçerik Hızlı ve Etkili Öğrenme Görsel Destekli Anlatım TÜRKÇE Millî Eğitim Bakanlığı Atatürk Bulvarı No: 98 Bakanlıklar / ANKARA Tel: 0312 4132680 0312 4132681 0312 4131838 www.meb.gov.tr mebi.eba.gov.tr MEBİ TYT KONU ÖZETLERİ - TÜRKÇE ISBN 978-975-11-8474-0 Yazar KOMİSYON Bu yayının tüm yayın hakları Millî Eğitim Bakanlığı’na aittir. Hiçbir şekilde ticari amaçla kullanılamaz veya kullandırılamaz. Bu kitabın ve kitapta yer alan içeriklerin ticari amaç la kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası’na aykırıdır. Aykırı davrananlar hakkında hukuki ve cezai her türlü başvuru hakkı saklıdır. Millî Eğitim Bakanlığı Atatürk Bulvarı No: 98 Bakanlıklar / ANKARA Tel: 0312 4132680 0312 4132681 0312 4131838 www.meb.gov.tr Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak. Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl! Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl. Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl. Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar? Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın; Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı: Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda! Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Huda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda. Ruhumun senden İlâhî, şudur ancak emeli: Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli. Bu ezanlar -ki şehadetleri dinin temeli- Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli. O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım, Her cerîhamdan İlâhî, boşanıp kanlı yaşım, Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden na’şım; O zaman yükselerek arşa değer belki başım. Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl; Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyyet; Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl! Mehmet Âkif ERSOY İSTİKLÂL MARŞI GENÇLİĞE HİTABE Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriye tini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, se nin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve hâricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istik lâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali gö rülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz va tanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlî lerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr u zaruret içinde ha rap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi va zifen, Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kud ret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur. Mustafa Kemal Atatürk MUSTAFA KEMAL ATATÜRK İÇİNDEKİLER 1. Sözcükte Anlam 1 ................................................................................................................................................................... 9 2. Sözcükte Anlam 2 .................................................................................................................................................................. 11 3. Sözcükte Anlam 3 .................................................................................................................................................................. 13 4. Sözcükte Anlam 4 ................................................................................................................................................................. 15 5. Cümlede Anlam 1 ................................................................................................................................................................... 17 6. Cümlede Anlam 2 ................................................................................................................................................................... 19 7. Cümlede Anlam 3 ................................................................................................................................................................... 21 8. Paragrafta Anlam 1 ................................................................................................................................................................ 25 9. Paragrafta Anlam 2 ............................................................................................................................................................... 29 10. Paragrafta Anlam 3 ............................................................................................................................................................. 35 11. Paragrafın Yapısı ................................................................................................................................................................... 37 12. Ses Bilgisi 1 ............................................................................................................................................................................ 41 13. Ses Bilgisi 2 ........................................................................................................................................................................... 43 14. Yazım Kuralları 1 .................................................................................................................................................................... 45 15. Yazım Kuralları 2.................................................................................................................................................................... 51 16. Yazım Kuralları 3 ................................................................................................................................................................... 55 17. Noktalama İşaretleri 1 .......................................................................................................................................................... 61 18. Noktalama İşaretleri 2 ......................................................................................................................................................... 65 19. Noktalama İşaretleri 3 ......................................................................................................................................................... 69 20. Biçim Bilgisi 1 ........................................................................................................................................................................ 73 21. Biçim Bilgisi 2 ........................................................................................................................................................................ 79 22. İsim.......................................................................................................................................................................................... 83 23. Sıfat ........................................................................................................................................................................................ 87 24. Zamir ...................................................................................................................................................................................... 91 25. İsim ve Sıfat Tamlamaları ................................................................................................................................................... 97 26. Zarf ......................................................................................................................................................................................... 101 27. Edat, Bağlaç, Ünlem ............................................................................................................................................................ 105 28. Fiilde Kip ................................................................................................................................................................................ 109 29. Ek-Fiil ..................................................................................................................................................................................... 111 30. Fiilde Yapı .............................................................................................................................................................................. 113 31. Fiilimsiler ............................................................................................................................................................................... 115 32. Fiilde Çatı .............................................................................................................................................................................. 119 33. Cümlenin Ögeleri ................................................................................................................................................................. 123 34. Cümle Türleri ........................................................................................................................................................................ 127 35. Anlatım Bozuklukları 1 ........................................................................................................................................................ 129 36. Anlatım Bozuklukları 2 ........................................................................................................................................................ 133 TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE Gerçek Anlam Bir sözcüğün akla gelen ilk anlamıdır. Temel anlam olarak da adlandırılabilir. Örnekler Merdivenlerden inerken ayağını burkmuş. Yere düşen duvar saatinin camı kırılmıştı. Yan Anlam Bir sözcüğün temel anlama bağlı olarak kazandığı yeni anlamdır. Yakıştırmaca şeklinde de adlandırılabilir. Örnekler Şehrin meydanında bir ayağı kırık sandalye heykeli vardı. Bahçedeki hortum kırıldığı için su az akıyordu. TÜRKÇE - TYT 9 KONU ÖZETİ SÖZCÜKTE ANLAM 1 SÖZCÜKLERDE ÇOK ANLAMLILIK Temel anlam ile yan anlam arasında anlam ilişkisi vardır. DİKKAT Mecaz Anlam Bir sözcüğün bir ilgi veya benzetme sonucu temel anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı yeni anlamdır. Örnekler Geçirdiği kazadan sonra cesareti kırılmış, tırmanmaya ara vermişti. Yaşam felsefemin en önemli ayağını adalet oluşturuyordu. Terim Anlam Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan sözcüklerdir. Örnekler Sol anahtarı müzikte kullanılan üç anahtardan biridir. Şampiyonu penaltı atışları belirleyecek. Bir sözcük cümle içinde farklı anlamlara gelecek şekilde kullanılabilir. I. Kucağında küçük bir çocuk tutuyordu. II. Tuttuğumuz balıkları afiyetle yedik. III. Bu sahil kasabasında bir ev tuttuk. IV. Eve gelen misafirlere şeker tutuyordu. V. Hepiniz aklınızdan bir sayı tutun. TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 10 SÖZCÜKTE ANLAM 2 10 KONU ÖZETİ SÖZCÜKLER ARASINDAKİ ANLAM İLİŞKİLERİ Eş Anlamlı (Anlamdaş) Sözcükler Yazılışları farklı anlamları aynı olan sözcüklerdir. al (kırmızı) kara (siyah) soru (sual) yanıt (cevap) Yakın Anlamlı Sözcükler Birbirinin yerini tam olarak tutmamakla birlikte cümle içinde birbirinin yerine kullanılabilen sözcüklerdir. Çimlere basmayın, diyerek gençleri uyardı. ezmeyin Çocuklar bu akşam erkenden uyudu. Yattı Zıt (Karşıt) Anlamlı Sözcükler Anlamca birbirinin tam tersini ifade eden sözcüklerdir. uzun kısa güzel çirkin sıcak soğuk zengin fakir Sesteş (Eş Sesli) Sözcükler Yazılışları aynı anlamları farklı olan sözcüklerdir. Örnek: çay, yüz vb. Somut-Soyut Anlamlı Sözcükler Beş duyu organından herhangi biriyle algılanabilen sözcükler somut, zihin ve his yoluyla algılanabilen sözcükler soyut anlamlıdır. Somut anlamlı sözcükler araba, su, soğuk, ses, ışık… Soyut anlamlı sözcükler akıl, sevgi, nefret, rüya, zaman… Nitel-Nicel Anlamlı Sözcükler Varlıkları renk, durum, biçim bakımından belirten sözcükler nitel anlamlı; sayılabilen, ölçülebilen, derecelendirilebilen veya azalıp çoğalabilen yanlarıyla anlatan sözcükler ise nicel anlamlıdır. Sınavdaki soruların kolay olması hepimizi şaşırtmıştı. nitel Bahçenin ortasındaki derin kuyuya bir teneke sallandırdı. nicel Kuşun ayaklarına dolaşan uzun ipi makasla kesip çıkardı. nicel Etrafımızda mutlu insanların olması bizi olumlu şekilde etkiler. nitel TÜRKÇE - TYT 11 SÖZCÜKTE ANLAM 2 Genel-Özel Anlamlı Sözcükler Aynı türden varlıkları topluca ifade eden sözcükler genel, tek tek ifade eden sözcükler özel anlamlıdır. Genel Anlam Özel Anlam Ağaç Çam Kuş Bülbül Çiçek Gül Yansıma Sözcükler Doğadaki seslerin taklit edilmesiyle oluşan sözcüklerdir. Arıların vızıltıları bahçenin her yerinden duyuluyordu. Dün akşamki maçta iki tane top patlatmışlar. Arkadaşının kulağına bir şeyler fısıldadı. TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 12 SÖZCÜKTE ANLAM 3 TÜRKÇE Mecazımürsel (Ad Akarması): Benzetme amacı güdülmeden bir sözün başka bir söz yerine kullanılmasıdır. SÖZCÜKLER ARASINDAKİ ANLAM OLAYLARI İç-dış ilişkisi Tabağını bitirmeden masadan kalkma. Sanatçı-eser ilişkisi Mehmet Akif'i her okuyuşumda ayrı zevk alırım. Parça-bütün ilişkisi Mersin'e bir yük gemisi yanaştı. Neden-sonuç ilişkisi Bu hafta her gün bereket yağdı. Yer-insan ilişkisi Haberi duyunca tüm kasaba üzüldü. Yön-ülke ilişkisi Batı, bizi bu konuda destekledi. Deyim Aktarmaları Duyular Arası Aktarma İnsandan Doğaya Aktarma Doğadan İnsana Aktarma Doğadan Doğaya Aktarma Yumuşak sesiyle herkesi etkiledi. Kaptan tayfalara esip gürledi. Ağaçların kuşlarla dostluğu hiç bitmez. Yıllar durmadan akıyor. Dolaylama: Bir sözcükle anlatılabilecek kavramın birden çok sözcükle anlatılmasıdır. kaleci-file bekçisi teyze-anne yarısı eş-hayat arkadaşı Güzel Adlandırma: İnsanlarda korku uyandıran veya uğursuzluk olduğuna inanılan durum ve varlıkları daha güzel çağrı şımlar uyandıracak başka sözcüklerle adlandırmadır. felç-inme ölüm-vefat etmek verem-ince hastalık TÜRKÇE - TYT 13 SÖZCÜKTE ANLAM 3 Kinaye-Tariz-Benzetme Kinaye: Bir sözün mecaz anlamını kastederek hem gerçek hem mecaz anlamda kullanılmasıdır. Örnek: Eli açık insanların gönlünün iyilikle dolu olduğuna inanırım. Tariz: Bir sözün tersini kastedecek biçimde kullanılmasıdır. Örnek: Aferin, sınava çok çalıştığınız notlarınızdan belli. Benzetme: Aralarında türlü yönlerden ilgi bulunan iki şeyden benzerlik bakımından güçsüz olanla güçlü olanı karşılaştı rarak anlatmaktır. Örnek: Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler. Somutlama: Soyut bir kavramın benzetme, kişileştirme yoluyla veya deyimler aracılığıyla somut sözcüklerle ifade edil mesidir. Örnek: Umut yediğim ekmek, içtiğim sudur. Anlam İyileşmesi Anlam Kötüleşmesi Emek İlk anlam:Eziyet,acı Kazandığı anlam: Özenle yapılan iş. Bayağı İlk anlam: Eskisi gibi Kazandığı anlam: Kalitesiz,adi. Anlam Genişlemesi Anlam Daralması Ödül İlk anlam: Güreş sonrası verilen mükafat. Kazandığı anlam: Her türlü başarıdan sonra verilen mükâfat. Erik İlk anlam: Çekirdekli küçük meyvelere verilen ad. Kazandığı anlam: Sadece bir meyvenin adı. TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 14 SÖZCÜKTE ANLAM 4 KONU ÖZETİ SÖZ ÖBEKLERİ Uzun deneyim ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikteki sözlerdir. Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, ilgi çekici bir anlamı olan kalıplaşmış söz öbekleridir. Aralarında çeşitli ilgiler bulunan iki sözcüğün yan yana kullanılması sonucu oluşan kalıplaşmış söz söz öbekleridir. Atasözleri Deyimler İkilemeler Toplumun değer yargılarını yansıtır ve öğüt verirler. Anonimdir. Kısa ve özlü sözlerdir. Gerçek, mecaz hem gerçek hem mecaz anlamlı olabilir. Dizilişleri değiştirilemez. Kelimelerin yerine eş anlamlısı kullanılamaz. Öğüt vermezler. Anonimdir. Kısa ve özlü sözlerdir. Mecaz anlamlıdır, gerçek anlamını koruyan deyimler de vardır. Dizilişleri değiştirilemez. Kelimelerin yerine eş anlamlısı kullanılamaz. Aynı ya da yansıma sözcüğün tekrarıyla; anlamdaş, yakın anlamlı, zıt anlamlı, biri anlamlı diğeri anlamsız, ikisi de anlamsız sözcüklerle oluşturulabilir. Örnekler: Dost ile ye, iç, alışveriş etme. ¡ Gerçek anlamlı ATASÖZÜ Acele işe şeytan karışır. ¡ Mecaz anlamlı ATASÖZÜ Ağır kazan geç kaynar. ¡ Gerçek-mecaz anlamlı ATASÖZÜ Yaptıklarıyla gözümden düştü. ¡ Mastar hâlinde, mecaz anlamlı DEYİM Dünden beri ağzını bıçak açmıyor. ¡ Cümle şeklinde DEYİM Ağır ağır peşinden gidiyordum ¡ Aynı sözcüğün tekrarı ile oluşan İKİLEME Şıpır şıpır ter akıyordu. ¡ Yansıma sözcüğün tekrarı ile oluşan İKİLEME Dayalı döşeli bir ev aldı kendine. ¡ Yakın anlamlı sözcüklerle oluşmuş İKİLEME Tek tük ihtiyacım kalmıştı. ¡ Biri anlamlı diğeri anlamsız kelimeden oluşan İKİLEME Sorduklarıma kem küm cevap verdi. ¡ İkisi de anlamsız kelimeden oluşan İKİLEME TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 15 CÜMLEDE ANLAM 1 15 TÜRKÇE Yakın Anlamlı Cümleler Aynı düşünce etrafında gelişen cümlelerdir. Bu cümlelerde belirli bir konu benzer bakış açılarıyla değerlendirilir. Örnek: *Kendisiyle barışık olamayanlar, sürekli birlikte olduğu insanlara bile küskündür. *Kendini sevmeyen ve kendine saygı duymayan insan, başkalarıyla iyi geçinemez. Amaç-Sonuç Cümleleri Yargının amacıyla birlikte verildiği cümlelerdir. Örnek: *Seni göreyim diye buralara kadar geldim. *Kitap okumak için sessiz bir ortam gerek. *Okula gitmek üzere yola çıktım. Örneklendirme Yargıyı somut hâle getirmek amacıyla örneklere yer verilen cümlelerdir. Örnek: *Osmancık, Küçük Ağa gibi romanlar tür bakımından tarihi romanlar arasındadır. ANLAM İLİŞKİLERİNE GÖRE CÜMLELER Neden-Sonuç Cümleleri Bir sonucun meydana gelmesine sebep olan durumla birlikte verildiği cümlelerdir. Örnek: *Geç kaldığı için sınavını bitiremedi. *Hedeflerimin peşinden koşunca hayallerime kavuştum. *Hastalandığımdan okula gidemedim. Koşul Cümleleri Yargının gerçekleşmesinin bir durum veya olguya bağlı olduğu cümlelerdir. Örnek: *Gençliğinde çalışırsan sonra rahat edersin. *Kitap okudukça çok mutlu oluyorum. *Buraya geldiğinde birlikte çalışırız. Açıklama Önce sonucun sonra nedenin söylendiği cümlelerdir. Örnek: *Beni dinlemiyorlar demek ki ben onlar için önemli değilim. *Soruyu anlamakta zorlandım çünkü o derse katılamamıştım. Karşılaştırma Varlık, kavram ve durumları benzerlik, farklılık, eşitlik, üstünlük gibi ilgiler kurarak kıyaslayan cümlelerdir. Örnek: *Evimiz iç çitin içindeki en güzel evdi. *Bu filmden daha güzelini izlememiştim. TÜRKÇE - TYT 16 CÜMLEDE ANLAM 1 Açıklama ilgisi genellikle ‘‘çünkü, demek ki, öyleyse, anlaşılıyor ki’’ gibi bağlaçlarla sağlanır. DİKKAT Koşul cümlelerinde ‘‘hangi şartla’’ sorusunun cevabı bulunur. KRITIK BILGI Cümlede neden - sonuç ilgisi ‘‘için, diye, -den ötürü, -den dolayı’’ edatları, ‘‘çünkü, mademki, de, ki, zira’’ bağlaçları, ‘‘-den, -dığından, -ınca’’ ekleriyle sağlanır. DİKKAT Neden-sonuç cümlelerinde sonuç kısmına sorulan ‘‘neden, niçin’’ sorularının cevabı bulunur. KRITIK BILGI Amaç - sonuç ilişkisi genellikle ‘‘için, üzere, diye’’ edatları, ‘‘-e’’ ekiyle sağlanır. DİKKAT Neden - sonuç cümlelerinde “neden” gerçekleşmiştir ancak amaç - sonuç cümlelerinde “amaç” henüz gerçekleşmemiştir. HATIRLAYALIM Amaç-sonuç cümlelerinde ‘‘ne için, hangi amaçla’’ sorularının cevabı bulunur. KRITIK BILGI Koşul anlamı genellikle ‘‘-sa, -se’’ eki ‘‘üzere, yeter ki, ama, mi’’ edat ve bağlaçları ‘‘-ınca, -dıkça,- madan’’ ekleriyle sağlanır. DİKKAT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 17 CÜMLEDE ANLAM 2 TÜRKÇE Anlatım Özelliklerine Göre Cümleler Öznel Anlatım Cümleleri Kişisel duygu düşünce ve yorumlar içeren, göreceli yargılar ifade eden cümlelerdir. • Fikir adamı yazdıklarına canlı bir şekil verebiliyorsa o zaman yaşar. • Umut, insanı diri tutan en önemli güçtür. Nesnel Anlatım Cümleleri Genel kanı niteliği taşıyan, kişisel değerlendirme içermeyen cümlelerdir. • Evin bahçe kapısı ormana açılıyordu. • Romanın bazı bölümlerinde olaylar tek bir kahramanın ağzından anlatılıyor. Doğrudan Anlatım Cümleleri Başkasına ait bir sözün ağızdan çıktığı gibi aktarılmasıdır. • Yahya Kemal ana dilimiz olan Türkçeye olan sevgisini “Bu dil ağzımda annemin ak sütüdür.” sözüyle ifade eder. • Deniz kenarında ev yapan çok dalga görür, der Mevlana. Dolaylı Anlatım Cümleleri Başkasına ait bir sözün yeni bir cümleye dahil edilerek birtakım değişikliklerle aktarılmasıdır. • Başarısında en büyük payın annesine ait olduğunu söyledi. • Polis, suçluların en kısa sürede yakalanacağını söyledi. İçerik Cümleleri Bir eserde ne anlatıldığıyla ilgili yargılar içeren cümlelerdir. • Ateşten Gömlek Peyami’nin günlüğünden, Türk Kurtuluş Savaşı sırasındaki anılarından oluşmaktadır. • Dizelerinde memleket özlemini dile getirmiş. Üslup (Biçem) Cümleleri Yazarın anlatım tarzıyla (dili kullanma şekli, söyleyiş özelliği vb.) ilgili cümlelerdir. • Eserlerinde kullandığı devrik cümleler ile anlatımı sıkıcılıktan kurtarmış. • Şair, ses düzeni bakımından birbirlerine yakın ve mûsikî değeri olan kelimeleri aynı mısra içerisinde kullanmayı tercih etmiş. Tanım Cümleleri Bir kavramın veya varlığın niteliklerini tarif eden, belirten, açıklayan cümlelerdir. Tanım cümleleri “Bu nedir, bu kimdir?” sorularına cevap veren cümlelerdir. • Nomofobi; cep telefonuna erişememe, cep telefonundan iletişim kuramama ve bu cihazlardan mahrum kalma korkusudur. • Töre komedileri, toplumların bazı törelerini konu alan ve bunların gülünç yanlarını dikkatlere sunan oyunlardır. TÜRKÇE - TYT 18 CÜMLEDE ANLAM 2 Kinayeli Anlatım Cümleleri Söylenen sözün, alay etme iğneleme gibi amaçlarla tam tersini ifade edecek şekilde kullanılmasıdır. • O kadar çalışkan ki hiçbir işi zamanında bitiremiyor. • Bu hızla yürürsek yarın sabaha eve varırız. Aşamalı Durum Cümleleri Birdenbire değil de süreç içinde yavaş yavaş değişen durumu ifade eden cümlelerdir. • Küresel ısınmanın dünya üzerindeki olumsuz etkileri günden güne belirginleşiyor. • İstanbul gün geçtikçe kalabalıklaşıyor. TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 19 CÜMLEDE ANLAM 3 19 TÜRKÇE Kavramlar ve Duygular Olasılık Cümleleri Bir olayın, durumun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin kesin olarak belli olmamasıdır. • Beni bu şehirde bir daha görmeyebilirsiniz. • Sınavda bu konudan daha fazla soru gelebilir. Tahmin Cümleleri Bazı kanıtlara dayanılarak bir olayın, bir durumun nasıl gerçekleşeceğine dair fikir yürütülmesidir. • Bu yıl su sıkıntısı yaşayacağımızı düşünüyorum. • Voleybol turnuvasını bizim okul kazanacak bence. Sitem Cümleleri Bir kimseye, yaptığı bir hareketin veya söylediği sözün üzüntü, alınganlık, kırgınlık uyandırdığının öfkelenmeden belirtildiği cümlelerdir. • Hani iyi günde, kötü günde hep beraber olacaktık? • Beni araman için hasta olmam mı gerekiyordu? Yakınma Cümleleri Kişinin bir olaydan, durumdan sızlanarak şikâyet ettiği cümlelerdir. • Bir de verdiği sözü tutmayı becerebilse. • Ne yazık ki gençlerin kitap okuma oranı istediğimiz seviyede değil. Hayıflanma Cümleleri Kişinin eline geçen bir fırsatı değerlendirememesi nedeniyle kendi kendine üzülmesini ifade eden cümlelerdir. • Keşke öğretmenimi dinleyip derslerime düzenli çalışsaydım. • Zamanında köye bir ev yaptırsaymışım ne güzel olurmuş. Pişmanlık Cümleleri Yapılan bir işin, davranışın olumsuz sonucunun görülerek üzüntü duyulduğunun ifade edildiği cümlelerdir. • Maçta çok fazla koşmasaydım bu kadar yorulmazdım. • Keşke o ağır sözleri sana söylemeseydim. Tasarı Cümleleri Yapılması düşünülenleri, geleceğe dair planlamaları ifade eden cümlelerdir. • Konu özetini bu akşam tamamlamayı düşünüyorum. • Severek okuduğum romanları sevdiklerime hediye etmeyi planlıyorum. TÜRKÇE - TYT 20 CÜMLEDE ANLAM 3 Eşitlik Cümleleri Karşılaştırılan iki ya da daha fazla unsur arasında eşitlik olduğu anlamını taşıyan cümlelerdir. • Elmayı ortadan ikiye bölerek kardeşler arasında paylaştırdı. • Paranın yarısını bankaya yatırdı, geri kalanıyla bir arsa aldı. Öneri Cümleleri Herhangi bir konuda yol gösterip bilgi ve fikir verme, tavsiyede bulunma anlamı içeren cümlelerdir. • Araba kullanırken cep telefonu kullanılmaması kazaların önüne geçecektir. • Sınav kitapçığındaki uyarıları okusanız iyi olur. Ön Yargı Cümleleri Bir durum veya olayla ilgili önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz cümlelerdir. • Yeni yazdığı roman ilki kadar ilgi görmeyecek. • Yaptıklarından sonra yine onu affedecek. Öz Eleştiri Cümleleri Kişinin kendisini eleştirdiği cümlelerdir. • Şimdi düşündüğümde gençlik yıllarımda verdiğim tepkilerin aşırı olduğunu görüyorum. Gerçekleşmemiş Beklenti Cümleleri Bir beklentinin olumlu sonuçlanmadığını ifade eden cümlelerdir. • Bu kış yağış çok olur sanmıştım. Kanıksama Cümleleri Kişinin tekrarlanan olumsuz durumlara alıştığını ifade eden cümlelerdir. • Okuyucu onun sivri dilini artık umursamıyordu. Küçümseme Cümleleri Hor görmeyi, küçük görmeyi ifade eden cümlelerdir. • Bu öyküyü ilkokul öğrencisi bile yazar. Azımsama Cümleleri Bir şeyin beklenenden az bulunmasını ifade eden cümlelerdir. • Onca emeğin maddi karşılığı senin gözünde bu kadar mı? Varsayım Cümleleri Gerçekte olmayan bir durumun varmış gibi ya da olan bir durumun yokmuş gibi kabul edilerek anlatılmasıdır. • Diyelim ki üniversiteyi kazandığını öğrendin, ilk kimi ararsın? TÜRKÇE - TYT 21 CÜMLEDE ANLAM 3 Saptama Cümleleri Bir durumu şüphe götürmeyecek şekilde ortaya koymaktır. • Ahmet Rasim eserlerinde İstanbul Türkçesini kullanır. Dilek / İstek Cümleleri Bir dileği, bir isteği ifade eden cümlelerdir. • Yağmur yağsa, tabiat suya doysa… TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 22 PARAGRAFTA ANLAM 1 Öyküleyici Anlatım: Olayların kişi, mekân ve zaman unsurlarına bağlanarak birbiri ardınca sıralandığı anlatım biçimidir. KONU ÖZETİ ANLATIM BİÇİMLERİ Öyküleyici Anlatım Betimleyici Anlatım Açıklayıcı Anlatım Tartışmacı Anlatım Olay anlatımına dayalı bütün metinlerde kullanılabilir. (Hikâye, roman, masal, gezi yazısı, anı…) KRITIK BILGI Açıklayıcı ve sanatsal öyküleme olmak üzere iki türü vardır. DİKKAT Örnek: Bu sabah cama vuran yağmur damlalarının sesiyle araladım gözlerimi. Gecenin sessizliğini fırsat bilerek sayfalarında kaybolduğum kitabım göğsümde yarı açık kalakalmıştı. Kitabımı kapatıp yatağımın başındaki komodine bırakarak pencereye doğru yöneldi adımlarım. Çocukluğumdan beri tanıdığım, ilerleyen yıllarda kıymetini daha da çok anladığım yağmur sonrası eşsiz toprak kokusunu içime çekme arzusuyla açtım pencereyi. Betimleyici Anlatım: Kaynağını gözlemden alan, bir varlığa veya bir yere ait ayrıntıların okuyucunun zihninde canlandırılacak şekilde aktarılma sını amaçlayan anlatım biçimidir. Tüm metin türlerinde kullanılabilir. KRITIK BILGI Açıklayıcı ve sanatsal (izlenimsel) betimleme olmak üzere iki türü vardır. DİKKAT TÜRKÇE - TYT 23 PARAGRAFTA ANLAM 1 Örnek: Güneşin sisli perdelerden, buğulu camlardan uzak durduğu ve en sıcak, en saf hâliyle günü aydığı bahçelerden biri. Mer yem’in evi ve onun çiçekleri. Bazıları kırmızı, bazıları mavi. Her birinin kıvırcık yaprakları var, az nemli toprakları. Her biri çocukları gibi, isimleri ayrı ayrı. Bahçenin kenarlarında, evin dış köşelerinde, pencerelerin önünde; kuru dallara asılmış eski saksılarda, kurumuş ağaç kovuklarında birkaçı. Açıklayıcı Anlatım: Bir konuyu öğretmeyi ya da bir konuyla ilgili bilgi vermeyi amaçlayan anlatım biçimidir. Örnek: 1911’de yeşili en yükseğinden en derinine kadar havalı Giresun’un Görele ilçesinde doğar ‘’Rengin ve Sözün Ustası’’ Ali Bedrettin. Namıdiğer Bedri Rahmi… Maçkalı, köklü Eyüboğlu ailesindendir. Sevgi, sanat ve kültürle iç içe büyür. Babası ve annesi edebiyat tutkunudur. Babası Mehmet Rahmi; abisi yazar ve çevirmen Sabahattin; ablası cumhuriyetin ilk kadın mimarlarından Mualla; eşi ressam Eren Eyüboğlu’dur. Bir kişinin fiziksel ya da ruhsal özelliklerinin betimlenmesine portre denir. NOT Genellikle öğretici metinlerde kullanılır. (Makale, deneme, haber yazısı…) KRITIK BILGI Anlatım açık, yalın ve durudur. Kullanılan kelimeler genellikle gerçek anlamdadır. DİKKAT Açıklayıcı anlatımda örneklendirme, sayısal verilerden yararlanma, tanık gösterme gibi düşünceyi geliştirme yollarından yararlanılır. DİKKAT TÜRKÇE - TYT 24 PARAGRAFTA ANLAM 1 Ortaya konan bir karşı görüşün yanlışlığını kanıtlamak amacı vardır. KRITIK BILGI Tartışmacı anlatımda örneklendirme, sayısal verilerden yararlanma, tanık gösterme gibi düşünceyi geliştirme yollarından yararlanılır. DİKKAT Okuyucunun kanısı değiştirilmeye çalışılır. Bu yüzden okuyucuyu düşündürmeye yönelik sorular sorulabilir. KRITIK BILGI Tanımlama Karşılaştırma Tanık Gösterme Örneklendirme Sayısal Verilerden Yararlanma Benzetme Düşünceyi Geliştirme Yolları Tartışmacı Anlatım: Herhangi bir konuyu savunmayı ve okuyucuyu o konuya inandırmayı amaçlayan anlatım biçimidir. Örnek: Bugünün romanıyla ilgili büyük endişem şu: İnsan acısı yok! 20’nci yüzyılı hazırlayan James Joyce muydu, Virginia Woolf muydu? Benim için asla Joyce değildir çünkü acısını unutup biçime yenik düşmüştür. Virginia Woolf’sa insan acısını olağa nüstü bir şekilde yazmış, ona yepyeni bir boyut getirmiştir. Bizde şimdi yazılan romanlara bakın, anlatılanlar kimsenin derdi değil. Sait Faik’in Tüneldeki Çocuk’u gibi bir kitap yok. Tanımlama: “Nedir?” ve “Kimdir?” sorularına yanıt vererek bir varlığın ya da kavramın ne anlama geldiğini belirten düşünce geliştirme yoludur. Örnek: Şair; dil içinde dil yaratandır, insan içinde insan, toplum içinde toplum. TÜRKÇE - TYT 25 PARAGRAFTA ANLAM 1 Karşılaştırma: Metinde üzerinde durulan iki ya da daha fazla unsurun benzer ve farklı yönlerinin ortaya konduğu düşünceyi geliştirme yoludur. Örnek: Geçmiş döneme ait Batılı kahramanların bugün hem yayın hem de teknoloji dünyasında onlarca ürününe rastlarsınız. Ama bizim evrensel nitelikteki kahramanlarımızı kendi çocuklarımıza anlatma noktasında bile kafa yormadığımız aşikâr. Elimizde bir hazine var doğru ama sandığın kapağını açıp bu hazineyi işleme azmimiz yok. Tanık Gösterme: Savunulan düşünceyi daha inandırıcı hâle getirmek için konunun uzmanı kişilerin sözlerinden alıntı yapılan düşünce geliştirme yoludur. Örnek: Ne zaman şiir üzerine konuşmak ya da yazmak durumunda kalsam Melih Cevdet’in şu sözü kulağımda çınlar durur: “Şiir, üzerinde çok fazla konuşmayı kaldırmayan bir sanat dalıdır.” Örneklendirme: Konuyu pekiştirmek ya da savunulan düşünceyi daha inandırıcı kılmak adına örneklerin verildiği düşünceyi geliştirme yoludur. Örnek: Japon edebiyatının uğur getiren canlısı, boşuna dükkânların başköşesine konmaz çünkü onlara göre kedinin hayatlarımızdan çıkması da bir uğursuzluk sebebidir. Murakami’nin Zemberekkuşu’nun Güncesi romanında bir karı kocanın ve temelde adamın hayatına gelen uğursuzlukların fitilini ateşleyen, kedisinin ortadan kaybolması olmuştur. Sayısal Verilerden Yararlanma: Düşüncelerin kanıtlanması ve daha inandırıcı olması adına sayısal verilen kullanıldığı düşünceyi geliştirme yoludur. Örnek: Yetişkinler dakikada ortalama 10-15 kez göz kırpar. Bebekler ise dakikada ikiden daha az. Çocukluk ve ergenlik boyunca artış gösteren göz kırpma sayısı yetişkinlikte maksimum değerine ulaşır. Benzetme: Anlatımı güçlendirmek amacıyla iki varlıktan zayıf olanın güçlü olana benzetildiği düşünceyi geliştirme yoludur. Örnek: Bir kızıl goncaya benzer dudağın Açılan tek gülüsün sen bu bağın TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 26 PARAGRAFTA ANLAM 2 KONU ÖZETİ ANLATIMIN ÖZELLİKLERİ Açıklık Duruluk Yalınlık Akıcılık Sağlamlık Tutarlılık Doğallık (Samimiyet) Özgünlük Özlülük TÜRKÇE - TYT 27 PARAGRAFTA ANLAM 2 Gereğinden fazla uzatılmış cümleler, sık kullanılmayan söz ve söz öbekleri, anlatım bozuklukları açıklığı engeller. DİKKAT Kitap okumayı arkadaşından çok seviyordu. Kitap okumayı arkadaşından mı daha çok seviyor ya da arkadaşının sevmesinden daha çok mu seviyor? Karşılaştırmalarda anlam karışıklığına neden olacak ifade kullanılmış burada anlatım bozukluğu söz konusudur. Bu da anlatımı açıklıktan uzaklaştırmıştır. KRITIK BILGI Açıklık: Anlatımın tek bir yargıyı ifade etmesi, bir yargıdan birden fazla anlam çıkartılmaması, anlatımın anlaşılır olmasıdır. Dostlarımız geldi hafif danslar geldi Şeker verdik aslan yeleleri aldık kırk kapı açtık Kırk kapı açtık Mavi Sakal öldü Kırk odanın içinde güzel aslanlar güldü Sen güldün Asya güldü hafif danslar geldi Bu anlatımda yaygın kullanılmayan sözlere yer verilmiştir. Açıklık özelliğine aykırılık söz konusudur. ¡ Duruluk: Aynı anlama gelen söz veya söz öbeklerinin bulunmaması, gereksiz ek kullanılmamasıdır. Yalınlık: Anlatımın süslü, anlaşılması zor sözcüklerden uzak olması, söz sanatlarına yer verilmemesidir. Akıcılık: Okuması zor sözlerin, seslerin olmaması; kelime tekrarlarına başvurulmamasıdır. TÜRKÇE - TYT 28 PARAGRAFTA ANLAM 2 Okuduklarımız yalnızca yazarın yarattığı dünyalardan değil de aynı zamanda kendi verdiğimiz anlamlarla yanı başımızda, imgelem dünyamızda yeniden oluşuyorsa onunla bir ömür boyunca birlikte yaşayacağımız kuşkusuz. Dahası edebiyatı niçin sevmiyoruz, diye zaman zaman sorulan sorunun karşılığı da burada. Iskartaya çıkardığımız, değersiz bulduğumuz eserleri yeniden anlamlandırabilecek biçimde okumayı bilmediğimiz için. Bu anlatımda “ıskartaya çıkarmak” ve “değersiz bulmak” aynı anlama gelen söz öbekleridir. Duruluk özelliğine aykırılık söz konusudur. KRITIK BILGI Türklerin halk edebiyatında birtakım hususi nazım şekillerinin mevcudiyeti eskiden beri malumdur. Mâni, koşuk, türkü, varsağı gibi muhtelif isimler altında muhtelif Türk sahalarında yaşayan bu nazım şekillerinden başka klasik edebiyatımıza mahsus bazı mahdut şekiller daha vardır ki edebiyat tarihi itibariyle bunların tetkiki çok büyük bir ehemmiyet arz etmektedir. Bu anlatımda anlaşılması zor sözcüklere yer verilmiştir. Yalınlık özelliğine aykırılık söz konusudur. KRITIK BILGI Kendisine ayrılan zamanın sınırlı olduğunu bilmek onu kaygılandırıyordu. Zamanın hızla tükeneceğinden kaygılanıyordu. Yaşadığı kaygının işini etkileyeceğinden korkup bu yüzden de kaygılanıyordu. İyi bir yazar olduğu için zamanı iyi değerlendirmek istiyor ancak kaygılarından kurtulamıyordu. Bu anlatımda kelime tekrarlarına başvurulmuştur. Akıcılık özelliğine aykırılık söz konusudur. KRITIK BILGI Sağlamlık: Anlatımın dil bilgisi kurallarına uygun olmasıdır. Tutarlılık: Anlatımın mantık kurallarına uygun olması, düşünsel ve duygusal çelişkiler taşımamasıdır. Doğallık (Samimiyet): Anlatımın günlük hayatta olduğu gibi olması, sunilikten uzak olmasıdır. TÜRKÇE - TYT 29 PARAGRAFTA ANLAM 2 Öğretmen öğretme kabiliyetine sahip olandır. Yani o nefsinde öğrenilmeye değer şeyleri toplamış olmaktan başka ona ilave olarak öğreteceğini öğrencisinin öğreneceği şekilde açıp açıklama becerisine, verilmiş olmadıkça edinilmesi en güç olan becerilerden birine sahiptir. O,sevgiyle kendisine boyun eğen talebesinin elinden tutar, önce talip olduğu şeye açar, sonra oraya erdirir. Bu anlatımda nesne eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır. Sağlamlık özelliğine aykırılık söz konusudur. KRITIK BILGI Hiç üzülmez miydim? İnsan nasıl sıkılmaz? Bir kitap üzerinde şu kadar ay çalışayım bir kelimenin, bir cümlenin karşılığını bulmak için uğraşayım, didineyim gene de hiçbir şey başaramamış olayım… Yüreğimden vuruldum elbette. Ama “Doğru yoldan gitmişim ya! Varsın bende bir sanat gücü bulunmasın; sanatın ne olduğunu, nerede olduğunu sezmişim ya!” der avunurum. Bu anlatımda duygusal çelişkiler vardır. Tutarlılık özelliğine aykırılık söz konusudur. KRITIK BILGI Ne güzeldir Ankara’nın yaz akşamları sıcaklar geçip de serinlik yavaş yavaş yayılır, yorgunluğunuzu giderirken yollarda dolaşmak ne tatlıdır! Ben de öyle kendimi sanki bir ezgiye kaptırmış, gidiyordum. Doğru mu bu dediğim? Gençlik yıllarımda olduğu gibi gerçekten çıktım mı yürümeğe? Yoksa bunu kurmakla mı yetindim? Pek bilmiyorum. Bileceğim de ne olacak? Deneme türünden alınmış bu anlatımda doğallık anlatım özelliği söz konusudur. KRITIK BILGI TÜRKÇE - TYT 30 PARAGRAFTA ANLAM 2 “Düşmanın en büyük hilesi dostluğudur.” “İnan Haluk, ezelî bir şifadır aldanmak” “Biz evvela kelimeleri öğreniriz sonra yaşadıkça teker teker manalarını.” KRITIK BILGI bakışından yakaladım seni duruşundan su gibi akışından sesinin ağaçlar kuşlar cümle bulutlar geçti hüznünden yakaladım seni saçlarımda eski zaman karıncaları ve ilk ışıkları çeşmelerin yüzün yüzüme değer gibi yıldızlar akşamından yakaladım seni sevinç mi telaş mı tahtaya kalkmış çocuk gibiyim karşında Bu şiir çarpıcı ve şairane dizelere sahiptir. Özgünlük özelliği söz konusudur. ¡ Özgünlük: Anlatımın başka bir anlatıma benzememesi, taklitten uzak olmasıdır. Özlülük: Az sözle çok şey anlatılması, anlatımın yoğun olmasıdır. TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 31 PARAGRAFTA ANLAM 3 PARAGRAFTA KONU Bir konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya duruma konu denir. Konu, genellikle paragrafın ilk cümlesinde verilir; sonraki cümlelerle geliştirilir. Paragrafın konusu ilgili soru tipleri şunlardır: . Bu parçanın konusu aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir? . Bu parçada aşağıdakilerin hangisi üzerinde durulmaktadır? . Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir? . Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden yakınılmaktadır? Örnek: İslamiyet’in kabulünden önce Türklerin, başka hiçbir toplumun etkisinde kalmamış bir dilleri ve edebiyatları vardı. Her ilkel edebiyatta olduğu gibi bu edebiyatta da şiirle büyü birlikte yürümekte ve dinsel törenler, önemli bir yer tutmaktaydı. Bunun yanı sıra ozan, baksı, şaman gibi adlarla anılan şairlerde olağanüstü güçler bulunduğuna inanılırdı. Çoğu ortak ve sözlü ürünlerden oluşan bu edebiyatın en önemli bölümünü destanlar oluşturmaktaydı. Parçanın Konusu: Eski Türklerde edebiyat Paragrafta Başlık Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibareye başlık denir. Bir başlık doğrudan konuyla ilgilidir, konunun özeti niteliğindedir. Paragrafın konusunu yansıtan bir veya birkaç kelime paragrafın başlığını oluşturur. Örnek: Sanatın amacı, kişinin düşüncesini, duyarlığını geliştirmek; ona, dünyaya ve insanlara insanca bakma, sezme, kavrama gücü kazandırmaktır. Sanat ürünlerine ilgi duymayan, hayali işlemeyen, başkalarının acılarına, dertlerine ortak olmayan bir bilim adamı, bir yargıç, bir yönetici düşünelim; ne yararı olur bunların toplumlarına, insanlığa? İnsanın, insan sevgisiyle yoğrulmadığı toplumlarda bütün yönleriyle ilkellik egemen olmaz mı? Parçanın Başlığı: Sanat ve İnsan TÜRKÇE TÜRKÇE - TYT 32 PARAGRAFTA ANLAM 3 Paragrafta Ana Düşünce Bir yazarın, paragrafta okura iletmek istediği mesaja ana düşünce denir. Paragrafın ana düşüncesi ilgili soru tipleri şunlardır: . Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? . Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? . Bu parçada iletilmek istenen mesaj aşağıdakilerden hangisidir? . Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir? Örnek Eğitim ve dil, birbiriyle yakından ilgili iki alan. Kuşkusuz dili kullanmanın tek amacı eğitim değildir ama eğitimi dilsiz ger çekleştiremezsiniz. Bu yüzden eğitici yayınların dili, açık se çik, doğru ve seslendiği kitlenin düzeyine uygun olmalıdır. Bu koşullara sahip olmayan bir kitap, içindeki bilgiler ne kadar yararlı olursa olsun, işlevini yerine getiremez. Aktarılamayan, anlaşılmayan bilgi de bir bakıma yok sayılır. Parçanın Ana Düşüncesi: Eğitime yönelik kitaplar, ancak okurlarının anlayabileceği bir dille hazırlanırsa amacına ulaşır. Paragrafta Yardımcı Düşünce Parçadaki ana düşünceyi destekleyen, konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayan düşüncelere yardımcı düşünce denir. Parçada yardımcı düşüncelerle ile ilgili soru tipleri şunlardır: . Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmiştir?/değinilmemiştir? . Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?/ulaşılamaz? . Aşağıdakilerden hangisi bu parçadan çıkarılabilecek bir yargıdır?/yargı değildir? . Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?/söylenemez? Örnek: Her bilimsel araştırma öncekilerin bir eksiğini giderir. Bu nedenle hiçbir çalışma, belli bir konuda son sözü söylemiş sayılmaz. İşte bunun için benim dille ilgili bu çalışmama da bitmiş gözüyle bakılamaz. Elbette bunun da birçok eksiği var. Bu eksikleri gidermek de dilcilerin, bu alanda yetkili kimselerin işidir. Çünkü herkes bir dil konuşur ama hiçbir zaman konuştuğu o dilin uzmanı değildir. Uzmanlık, bir dili konuşmak anlamına gelmez; o konuda eğitim görmüş olmayı gerektirir. Parçanın Yardımcı Düşünceleri . Bilimsel konularda yapılan çalışmalar birbirini tamamlar. . Hiçbir araştırma, ele aldığı konuda son sözü söylemez. . Bir dili konuşma, o dilde uzmanlaşmanın göstergesi değildir. . Bir dilde uzmanlaşmak için bu amaca yönelik bir eğitimden geçmek gerekir. TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 33 PARAGRAFIN YAPISI Paragraf, sadece bir konu etrafında bir araya gelmiş cümleler topluluğudur. Paragraflar, küçük bir kompozisyon gibidir ve ‘‘giriş, gelişme, sonuç’’ bölümlerinden oluşur. Giriş Bölümü Giriş bölümü, paragrafın ilk ve genellikle tek cümleden oluşan bölümüdür. Giriş cümlesinin özellikleri şunlardır: . Konunun ortaya konduğu, gelişme bölümüne hazırlık yapmayı sağlayan bölümdür. . Kendisinden önceki bir yargı ile bağlantı kurduracak ‘‘ama, fakat, lakin, ne var ki, ancak, yalnız, çünkü, oysa, halbuki, bu nedenle, bu yüzden’’ gibi bağlayıcı ifadeler içermez. . Açıklanmaya ve geliştirilmeye olanak tanıyan genel bir yargı niteliğindedir. Gelişme Bölümü Gelişme bölümü, giriş bölümündeki konunun geliştirildiği bölümdür. Gelişme bölümünün özellikleri şunlardır: . Ana düşüncenin belirginleşmesini sağlayan yardımcı düşünceler yer alır. . ‘‘Örnekleme, tanımlama, sayısal verilerden yararlanma’’ gibi düşünceyi geliştirme yöntemleri kullanılır. . Cümleler dil ve anlam bakımından önceki ve sonraki cümlelerle sıkı sıkıya ilişkilidir. . Cümleler birtakım bağlayıcı ifadelerle birbirine bağlanır. Sonuç Bölümü Sonuç bölümü, paragrafın bitiş bölümüdür ve genellikle tek cümleden oluşur. Sonuç bölümünün özellikleri şunlardır: . Paragrafta anlatılanları özetleyen ya da sona erdiren bir nitelik taşır. . Kendisinden sonra başka yargıların varlığını çağrıştıracak ifadeler bulunmaz. . ‘Sonuç olarak, böylece, kısacası, demek ki, böylece’’ gibi ifadeler içerebilir. Paragraf Oluşturma Dağınık olarak verilen cümlelerden anlamlı bir paragraf oluşturulurken dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır: . Her bir cümlenin ortaya koyduğu düşünce, olay ve durum belirlenmelidir. . Bir düşünceyi, bir bilgiyi aktaran paragraflarda giriş cümlesi ve cümleler arasındaki bağlayıcı ifadeler tespit edilmelidir. . Olaya dayalı paragraflarda ise olayların kronolojik bakımdan gerçekleştiği sıra göz önünde tutulmalıdır. Örnek I. Evet, İzmit ve Bursa gibi büyük sanayi şehirlerini ve körfezdeki dev fabrikaları hatırlatan bir görüntü bu. II. Sabaha karşı şehre girerken yolun solunda sis, duman ve alevler içindeki Karabük Demir Çelik Fabrikası’nın silo şeklindeki dev bacaları hafızalarımızı yokluyor. III. Gece yollara düşüyoruz, sabahın erken saatlerinde Safranbolu’dayız. IV. Yolda birkaç dakika seyrettiğimiz bu devasa fabrikayı geçtikten sonra Karabük şehir merkezine giriyoruz. V. Yalnız Safranbolu’dan önce Karabük’ten kısaca bahsetmek istiyorum. Numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında sıralama, III - V - II – I – IV şeklinde olur. TÜRKÇE TÜRKÇE - TYT 34 PARAGRAFIN YAPISI Paragraf Düzenleme Bir paragraftaki cümlelerden en az birinin bulunduğu yerin yanlış olması durumunda bu yanlışlığın düzeltilmesi için dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır: . Paragrafı oluşturan her cümlenin önceki ve sonraki cümlelerle ilişkisi doğru tespit edilmelidir. . Cümleler arasındaki geçiş ve bağlantı ifadeleri göz önünde bulundurulmalıdır. . Öncelikle giriş cümlesi saptanmalı ve konu bütünlüğüne dikkat edilerek art arda gelen cümleler belirlenmelidir. Örnek I. Kehribar, bir ağacın milyonlarca yılda oluşan reçinesidir. II. Sadece iki ülkede olduğunu bildiğimiz ve ileriki yıllarda artık kalmayacağını düşündüğümüz bu malzemenin yurt dışına çıkarılması yasak. III. Bu pahalı reçinenin; sarılık, guatr ve stres başta olmak üzere çoğu hastalığa ciddi faydası vardır. IV. Bu nedenle doktorların guatr hastalarına kehribar kolyesi tavsiye ettiği bilinir. V. Bu kadar uzun sürede oluştuğu için fiyatı oldukça yüksektir. Numaralanmış cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturması için II ve V. cümlelerin yer değiştirmesi gerekmektedir. Paragrafta Akışı Bozan Cümle Paragraflar bir konuyu sadece bir yönüyle ele alan cümleler topluluğu olduğu için konu dışına çıkan, konuyu başka bir yöne doğru götüren her cümle paragrafın anlam akışını bozar. Anlam akışını bozan cümleyi tespit etmek için dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır: . Paragrafın konusu tespit edilmeli, sonra da konudan sapan cümle aranmalıdır. Unutulmamalıdır ki bir paragraftaki her cümle, önce ve sonraki cümleyle anlamsal ve dilsel olarak sıkı sıkıya ilişkilidir. . Paragraftaki cümlelerde geçen bağlayıcı ifade ve anahtar kavramlar göz önünde bulundurulmalıdır. Örnek: (I) XIX. yüzyılda dışarıdan gelebilecek herhangi bir salgın hastalık tehlikesine karşı karantina idaresi kurulmuş. (II) Karantina, İtalyancadan alınmış ve “kırk, kırklık, kırktan ibaret” anlamına gelen bir sözcük. (III) Salgın hastalık tehlikesine karşı İstanbul’dan sonra ikinci karantina idaresi 1840’ta İzmir’de kurulmuş. (IV) Önce gemiler İzmir Karantina İdaresinin bulunduğu sahilde kırk gün bekler ve yolcular barakalarda kalırmış. (V) 1846’da Mithat Paşa Meslek Lisesinin yanındaki yerde bir karantina binası inşa edilmiş ve o günden sonra semtin adı Karantina olarak kayıtlara geçmiş. (VI) 1863’te Karantina İdaresi Urla’ya taşınsa da semt sakinleri arasında bu ismin kullanımı günümüze kadar devam etmiş. Bu parçada II numaralı cümle, parçanın anlam akışını bozan cümledir. TÜRKÇE - TYT 35 PARAGRAFIN YAPISI Paragrafı İkiye Bölme Paragraf aynı konu etrafında bir araya gelmiş cümlelerden oluşur. Her paragrafta sadece bir konu işlenir, bu yüzden yeni bir konuya ya da konunun farklı bir yönüne geçildiğinde yeni bir paragraf oluşturulmalıdır. İki farklı konuya yer veren bir paragrafın iki parçaya bölünmesi gerekir. Bir paragrafı ikiye bölerken dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır: . Cümleler konularına göre gruplanmalı, yeni konunun hangi cümleyle başladığı bulunmalıdır. . Paragrafta yer alan giriş, gelişme ve sonuç bölümleri; bağlayıcı ifade ve anahtar kavramlar göz önünde bulundurulmalıdır. Örnek: (I) Hikâye etme ve masal anlatma, Doğu kültüründe önemli bir yere sahiptir. (II) Yakın Doğu ve Orta Doğu ülkelerinin halk edebiyatları; efsane, hikâye ve masallarının çokluğuyla bunu ispatlar. (III) Bunların derlenmesiyle oluşturulmuş kitaplar da birçok ailenin kütüphanesinde bulunur. (IV) Olağanüstü ögelerin, hikâyelerde önemli bir yer tuttuğu inkâr edilemez. (V) Ama Türkler, Orta Asya bozkırlarında yaşadıklarını hikâye, masal ve efsane olarak İslam dünyasına taşımıştır. (VI) İşte bu nedenle Türk edebiyatında hikâyenin, başlangıçtan itibaren daha “gerçekçi” bir söyleyiş kazandığı görülür. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf IV. cümle ile başlar. Paragrafa Cümle Ekleme Bazı paragraf sorularında soru kökünde verilen bir cümlenin paragrafa eklenmesi istenir. Bu durumda dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır: . Paragrafın konusu ve yerleştirilmek istenen cümlenin neyden söz ettiği saptanmalıdır. . Paragraftaki cümleler ve yerleştirilmek istenen cümle arasında dilsel ve anlamsal bir bütünlük olması gerektiği unutulmamalıdır. . Paragraftaki ve yerleştirilmek istenen cümledeki bağlayıcı ifade ve anahtar kavramlar göz önünde bulundurulmalıdır. TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 36 SES BİLGİSİ 1 TÜRKÇE SES BİLGİSİ 1 Ses ve Harf . Kulağın duyabildiği titreşimlere ses denir. . Dildeki bir sesi gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlerden her birine harf denir. Ünlü Harfler . Ses yolunda bir engelle karşılaşmadan oluşan seslere ünlü denir. . Türkçedeki ünlü harfler şunlardır: a, e, ı, i, o, ö, u, ü. Geniş Dar Kalın İnce Kalın İnce Düz a e ı ı Yuvarlak o ö u ü Ünlü Uyumları Büyük Ünlü Uyumu Bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de kalın, ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur. sevgiler karanlık kardeş X şişman X Küçük Ünlü Uyumu Bir kelimede düz bir ünlüden (a, e, ı, i) sonra düz, yuvarlak bir ünlüden (o, ö, u, ü) sonra ya ‘‘a, e’’ ya da ‘‘u, ü’’ ünlüleri bulunabilir. uçurtma gezinti çamur X onunki X TÜRKÇE - TYT 37 SES BİLGİSİ 1 Ünlülerle İlgili Ses Olayları Ünlü Düşmesi • Bazı sözcükler çekim eki aldığında ünlü düşebilir. karın-ım > karnım ömür-ü > ömrü • Bazı sözcükler yapım eki alınca ünlü düşebilir. beniz-e- > benze- koku-la- > kokla- • İki sözcüğün birleştiği bazı durumlarda ünlü düşebilir. kahır+olmak > kahrolmak cuma+ertesi > cumartesi Ünlü Türemesi • Bazı sözcüklere ‘‘-cık/-cik’’ küçültme eki gelince ünlü türer. dar-cık > daracık bir-cik > biricik genç-cik > gencecik az-cık > azıcık • Bazı sözcükler ‘‘m,p,r,s’’ ünsüzleri ile pekiştirilince ünlü türeyebilir. sağlam > sapasağlam gündüz > güpegündüz çevre > çepeçevre yalnız > yapayalnız Ünlü Daralması • ‘‘-yor’’ şimdiki zaman ekindeki ‘‘y’’ sesi, kendinden önceki ‘‘a’’ ve ‘‘e’’ düz geniş ünlülerini daraltıp ‘‘ı, i, u, ü’’ dar ünlülerine çevirir. söyle-yor > söylüyor bakma-yor > bakmıyor • Tek heceli olan ‘‘de-’’ ve ‘‘ye-’’ fiillerinde ve ‘‘ne’’ sözcüğünde ‘‘y’’ kaynaştırma harfi ünlü daralmasına sebep olur. de-y-e > diye ye-y-ecek > yiyecek ne-y-e > niye Ünlü Değişimi • ‘‘Ben’’ ve ‘‘sen’’ sözcüklerine yönelme durum eki olan getirildiğinde kelimenin kökünde bulunan ‘‘e’’ ünlüsü ‘‘a’’ ünlüsüne döner. Buna ünlü değişimi denir. ben-e > bana sen-e > sana Ulama • Art arda gelen iki kelimeden birincisinin sonundaki ünsüzün, ikinci kelimenin başındaki ünlüyle ses bakımından bir hece oluşturacak biçimde bağlanarak söylenmesi ulama denir. Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede Bir mehabetli sabah oldu Süleymaniye’de TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 38 SES BİLGİSİ 2 TÜRKÇE Ünsüz Harfler Ses yolunda bir engele çarparak çıkan seslere ünsüz denir. Türkçede “b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z” ünsüzleri yumuşak; “ç, f, h, k, p, s, ş, t” ünsüzleri ise sert ünsüzlerdir. Ünsüzlerle İlgili Ses Olayları Ünsüz Benzeşmesi (Ünsüz Sertleşmesi) Türkçede ‘‘ç, f, h, k, p, s, ş, t’’ sert ünsüzleri ile biten sözcüklere ‘‘c, d, g’’ ünsüzleri ile başlayan bir ek getirilirse ‘‘c, d, g’’ ünsüzleri sertleşir ve ‘‘ç, t, k’’ ünsüzlerine dönüşür. saf-ca > safça şaş-gın > şaşkın seç-di > seçti Ünsüz Yumuşaması (Ünsüz Değişimi) Türkçede ‘‘p, ç, t, k’’ sert ünsüzleri ile biten sözcüklere ünlü ile başlayan ekler geldiğinde bu ünsüzler yumuşayarak ‘‘b, c, d, g, ğ’’ olur. sarkaç-a > sarkaca çok-ul > çoğul dert-i > derdi kalp-im > kalbim Ünsüz Türemesi Arapçadan dilimize giren tek heceli bazı sözcükler, ünlüyle başlayan ek aldıklarında veya yardımcı fiille birleştiğinde ünsüz türeyebilir. sır-ımız > sırrımız zan+etmek > zannetmek hal+olmak > hallolmak Ünsüz Düşmesi Bazı sözcükler ek aldığında ünsüz düşmesi görülebilir. minik-cik > minicik sağlık-cak > sağlıcak alçak-l- > alçalmak ad-daş > adaş Kaynaştırma Ünsüzleri Türkçe sözcüklerde iki ünlü yan yana bulunmaz. Ünlü ile biten bir sözcüğe ünlü ile başlayan ekler gelecek olursa araya ‘‘y, ş, s, n’’ kaynaştırma ünsüzlerinden biri girer. kimse-y-e altı-ş-ar pencere-n-in kapı-s-ı "n-m" Değişimi Türkçede “b”den önce “n” bulunmaz, “b” sesi kendinden önce gelen “n”leri “m”ye çevirir. tenbel > tembel saklanbaç > saklambaç SES BİLGİSİ 2 TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 39 YAZIM KURALLARI 1 YAZIM KURALLARI 1 Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler Sayıların Yazılışı Kısaltmaların Yazılışı Ek Fiilin Yazılışı Bağlaç Olan Ki'nin Yazılışı İkilemelerin Yazılışı Pekiştirmeli Sözlerin Yazılışı Soru Eki Mı/ Mi/ Mu/ Mü'nün Yazılışı Bağlaç Olan Da/ De'nin Yazılışı Bitişik Yazılan Birleşik Sözcükler Ayrı Yazılan Birleşik Sözcükler Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler İki çizgi arasındaki açıklama cümleleri büyük harfle başlamaz: Bu projede çalıştıktan sonra -gecikmiş olsan da- hedefe ulaşırsın. DİKKAT İki noktadan sonra cümle ve özel ad niteliğinde olmayan örnekler sıralandığında bunlar büyük harfle başlamaz: Bence bir insanda ille de olması gereken özellikler: merhamet, merhamet, merhamet… DİKKAT A. Cümle büyük harfle başlar: * Cümle içinde tırnak veya yay ayraç içine alınan cümleler büyük harfle başlar ve sonlarına uygun noktalama işareti (nokta, soru, ünlem vb.) konur: Söylediklerimi bir kenara not etmelisin. Atatürk “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı za manda ahlâklısını severim.'' demiştir. Halkın çoğunluğundaki eklem ağrıları bahar ve kışta (Soğuklardan olmalı sanırım.) daha da nüks eder. * İki noktadan sonra gelen cümleler büyük harfle başlar: Âlemin efendisiydiniz siz benim için: İyi ki benim öğretmenim oldunuz, iyi ki… Rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime özel ad değilse büyük harfle başlamaz: 2020 yılında şampiyonluğun beşinci yıllını kutladık. DİKKAT TÜRKÇE - TYT 40 YAZIM KURALLARI 1 * Örnek niteliğindeki kelimelerle başlayan cümle de de ilk harf büyük yazılır: B. Dizeler büyük harfle başlar: C. Özel adlar büyük harfle başlar: 1. Kişi adlarıyla soyadları büyük harfle başlar: * Takma adlar da büyük harfle başlar: * Kişi adlarından önce ve sonra gelen ünvanlar, saygı sözleri, rütbe adları ve lakaplar büyük harfle başlar: * Akrabalık adı olup lakap veya ünvan olarak kullanılan kelimeler büyük harfle başlar: “Mı, mi, mu, mü” eki cümleye soru anlamı katar ve cümle den ayrı yazılır. Bir canlı izin varsa şu toprakta, silinmez; Ölsen, seni sırtında taşır toprağın altı. Ey gölgeden ümmid-i vefâ eyliyen insan! Kaç gün seni hatırlayacaktır karaltı? (Mehmet Akif Ersoy) Mustafa Kemal Atatürk, Kâzım Karabekir, Ahmet Haşim, Yunus Emre, Karacaoğlan vb. Muhibbi (Kanuni Sultan Süleyman), Server Bedi (Peyami Safa) vb. Kaymakam Erol Bey; Sayın Prof. Dr. Hasan Eren; Zeynep Hanım, Mareşal Fevzi Çakmak vb. Baba Gündüz, Nene Hatun; Susuz Dede, Telli Baba vb. Akrabalık bildiren kelimeler küçük harfle başlar: Suna teyzemin biz küçükken yaptığı keklerin kokusu burnumda tütüyor. DİKKAT 2. Cümle içinde özel adın yerine kullanılan makam veya ünvan sözleri büyük harfle başlar: 3. Saygı bildiren sözlerden sonra gelen ve ma kam, mevki, ünvan bildiren kelimeler büyük harfle başlar: * Mektuplarda ve resmî yazışmalarda hitaplar bü yük harfle başlar: 4. Hayvanlara verilen özel adlar büyük harfle baş lar: 5. Millet, boy, oymak adları büyük harfle başlar: 6. Dil ve lehçe adları büyük harfle başlar: 7. Devlet adları büyük harfle başlar: 8. Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını bildiren sözler büyük harfle başlar: 9. Din ve mitoloji ile ilgili özel adlar büyük harfle başlar: Kütüphanenin açılışına Kaymakam da katıldı. Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sevgili Kardeşim, Boncuk, Fındık, Minnoş, Pamuk vb. Alman, Arap, Japon, Rus, Türk; Kazak, Kırgız, Oğuz, Tatar; Hacımusalı, Karakeçili vb. Türkçe, Rusça, Arapça; Oğuzca, Kazakça vb. Türkiye Cumhuriyeti, Azerbaycan vb. Müslümanlık, Müslüman; Hristiyanlık, Hristiyan; Hanefilik, Hanefi vb. Tanrı, Allah, İlah, Cebrail, Zeus, Osiris, Kibele vb. TÜRKÇE - TYT 41 YAZIM KURALLARI 1 “Tanrı, Allah, İlah” sözleri özel ad olarak kullanılmadıklarında küçük harfle başlar: Mahallenin müdavimleri yeni taşınanlara karşı kendini ilah sanıyor. DİKKAT Dünya, güneş, ay kelimeleri gezegen anlamı dışında kullanıldıklarında küçük harfle başlar: Senin geldiğini görünce dünyam aydınlandı. DİKKAT Bu sözler yön bildirdiğinde küçük yazılır: Bursa’nın doğusu, Ankara’nın batısı vb. DİKKAT 10. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür, Neptün, Satürn; Halley vb. 11. Düşünce, hayat tarzı, politika vb. anlamlar bil dirdiğinde doğu ve batı sözlerinin ilk harfleri büyük yazılır: Batı medeniyeti, Doğu mistisizmi vb. Özel ada dâhil olmayıp tamlama kuran şehir, il, ilçe, belde, köy vb. sözler küçük harfle başlar: Konya ili, Etimesgut ilçesi, Uzungöl beldesi, Taflan köyü vb. DİKKAT Özel ada dâhil olmayan gazete, dergi, tablo vb. sözler büyük harfle başlamaz: Milliyet gazetesi, Türk Dili dergisi, Halı Dokuyan Kızlar tablosu vb. DİKKAT Kitap, makale, tiyatro eseri, kurum adı vb. özel adlarda yer alan kelimelerin ilk harfleri büyük yazıldığında ve, ile, ya, veya, yahut, ki, da, de sözleriyle mı, mi, mu, mü soru eki küçük harfle yazılır: Mai ve Siyah, Diyorlar ki, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu vb. DİKKAT 12. Yer adları (kıta, bölge, il, ilçe, köy, semt vb.) büyük harfle başlar: 13. Yer adlarında ilk isimden sonra gelen ve deniz, ne hir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler büyük harfle başlar: Asya; Güneydoğu Anadolu; Trabzon; Akseki; Çayırbağı; Bahçelievler vb. Ağrı Dağı, Aral Gölü, Asya Yakası, Çanakkale Boğazı, Fırat Nehri, Süveyş Kanalı, Zigana Geçidi vb. TÜRKÇE - TYT 42 YAZIM KURALLARI 1 Özel ad kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa büyük harfle başlamaz: acem (Türk müziğinde bir perde), amper (elektrik akımında şiddet birimi), allahlık (saf, zararsız kimse), donkişotluk (gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışma) vb. DİKKAT 14. Mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak adların da geçen mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak kelimeleri büyük harfle başlar: 15. Saray, köşk, han, kale, köprü, kule, anıt vb. yapı adlarının bütün kelimeleri büyük harfle başlar: 16. Yer bildiren özel isimlerde kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğunda, yer adının ilk harfi büyük yazılır: 17. Kurum, kuruluş ve kurul adlarının her kelimesi büyük harfle başlar: 18. Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge adlarının her kelimesi büyük harfle başlar: 19. Kurum, kuruluş, kurul, merkez, bakanlık, üni versite, fakülte, bölüm, kanun, tüzük, yönetmelik ve makam sözleri asılları kastedildiğinde büyük harfle başlar: 20. Kitap, dergi, gazete ve sanat eserlerinin (tablo, heykel, beste vb.) her kelimesi büyük harfle başlar: * Özel adın tamamı büyük yazıldığında ve, ile, ya, veya, yahut, ki, da, de sözleriyle mı, mi, mu, mü soru eki de büyük harfle yazılır: 21. Ulusal, resmî ve dinî bayramlarla anma ve kutla ma günlerinin adları büyük harfle başlar: 22. Kurultay, bilgi şöleni, çalıştay, açık oturum vb. toplantıların adlarında her kelimenin ilk harfi büyük yazılır: 23. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: 24. Özel adlardan türetilen bütün kelimeler büyük harfle başlar: Halit Rifat Paşa Mahallesi, Karaköy Meydanı, Gazi Mus tafa Kemal Bulvarı, Nene Hatun Caddesi, Cemal Nadir So kağı vb. İshakpaşa Sarayı, Çankaya Köşkü, Horozlu Han, Ankara Kalesi, Mostar Köprüsü, Beyazıt Kulesi, Zafer Abidesi, Bil ge Kağan Anıtı vb. Hisar’dan, Boğaz’dan, Köşk’e vb. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Çankaya Lisesi; Mavi Köşe Bakkaliyesi; Yeşilay Derneği; Bakanlar Kurulu; Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü vb. Medeni Kanun, Türk Bayrağı Tüzüğü, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği vb. Türk Dil Kurumu bazı sözcüklerin yazı ile ilgili değişiklik olduğunu bildirdi. Tahmin ediyoruz ki Kurum bu yıl yeni bir sözlük basacak. Safahat; Türk Dili; Resmî Gazete, Hürriyet; Kaplumbağa Terbiyecisi; Yorgun Herkül vb. DİL VE TARİH-COĞRAFYA FAKÜLTESİ vb. Cumhuriyet Bayramı, Kurban Bayramı, Miraç Kandili; Anneler Günü, Hıdırellez vb. VI. Uluslararası Türk Dili Kurultayı, Karamanlı Türkçesi Araştırmaları Çalıştayı vb. Kurtuluş Savaşı, Cilalı Taş Devri, Buzul Dönemi, Millî Edebiyat Dönemi vb. Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Avru palılaşmak, Darvinci, Bursalı vb. TÜRKÇE - TYT 43 YAZIM KURALLARI 1 43 43 Para birimleri büyük harfle başlamaz: avro, dinar, dolar, lira, kuruş, liret vb. DİKKAT Özel adlar yerine kullanılan "o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz. DİKKAT Müzikte kullanılan makam ve tür adları büyük harfle başlamaz: acemaşiran, acembuselik, bayati, hicazkâr, türkü, varsağı, bayatı vb. DİKKAT 25. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik ke limelerde sadece özel adlar büyük harfle başlar: Ç. Belirli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar: Belirli bir tarihi belirtmeyen ay ve gün adları küçük harfle başlar: D. Tabela, levha ve levha niteliğindeki yazılarda geçen kelimeler büyük harfle başlar: Antep fıstığı, Brüksel lahanası, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Maraş dondurması, Van kedisi vb. 29 Mayıs 1453 Salı günü Üniversite bu yıl yine ekimde açılacak. Giriş, Çıkış, Müdür, Vezne, Otobüs Durağı, Dolmuş Dura ğı, 3. Kat, 4. Sınıf, 1. Blok vb. E. Kitap, bildiri, makale vb.nde ana başlıktaki kelimelerin tamamı, alt başlıktaki kelimelerin ise yalnızca ilk harfleri büyük olarak yazılır. F. Kitap, dergi vb.nde bulunan resim, çizelge, tablo vb.nin altında yer alan açıklayıcı yazılar büyük harfle başlar. Açıklayıcı yazı, cümle niteliğinde değilse sonuna nokta konmaz. Sayıların Yazılışı 1. Sayılar harflerle de yazılabilir: * Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik ve rilere ilişkin sayılarda rakam kullanılır: * Saatler ve dakikalar metin içinde yazıyla da ya zılabilir: * Dört veya daha çok basamaklı sayıların kolay okunabilmesi amacıyla içinde geçen bin, milyon, milyar ve trilyon sözleri harfle yazılabilir: 2. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: bin yıldan beri, on dört gün, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, yüz soru, iki hafta sonra, üçüncü sınıf vb. 17.30’da, 11.00’de, 1.500.000 lira, 25 kilogram, 15 metre kumaş, 1.250.000 kişi vb. saat dokuzu beş geçe, saat yediye çeyrek kala vb. 1 milyar 500 milyon kişi, 3 bin 255 kalem, 8 trilyon 412 milyar vb. KONU ADI TÜRKÇE - TYT 44 YAZIM KURALLARI 1 44 Sıra sayıları ekle gösterildiklerinde rakamdan sonra sadece kesme işareti ve ek yazılır, ayrıca nokta konmaz: 8.’inci değil 8’inci, 2.’nci değil 2’nci vb. DİKKAT 3. Para ile ilgili işlemlerle senet, çek vb. ticari belgeler de geçen sayılar bitişik yazılır: 4. Yüzde ve binde işaretleri yazılırken sayılarla işaret arasında boşluk bırakılmaz: 5. Adları sayılardan oluşan iskambil oyunları bitişik ya zılır: 6. Romen rakamları tarihî olaylarda, yüzyıllarda, hü kümdar adlarında, tarihlerde ayların yazılışında, kitap ve dergi ciltlerinde, kitapların asıl bölümlerinden önce ki sayfaların numaralandırılmasında, maddelerin sıra landırılmasında kullanılır: 7. Dört veya daha çok basamaklı sayılar sondan sayıl mak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır ve aralarına nokta konur: 8. Sayılarda kesirler virgülle ayrılır: 9. Sıra sayıları yazıyla ve rakamla gösterilebilir. Ra kamla gösterilmesi durumunda ya rakamdan sonra bir nokta konur ya da rakamdan sonra kesme işareti konu larak derece gösteren ek yazılır: 10. Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla belirtilir: 11. Bayağı kesirlere getirilecek ekler alttaki sayı esas alınarak yazılır: 650,35 (altıyüzelliTL,otuzbeşkr.) %25, ‰50 vb. altmışaltı, ellibir, yirmibir vb. II. Dünya Savaşı; XX. yüzyıl; III. Selim, V. Karl, VIII. Edward; 1.XI.1928; I. Cilt; I)... II) ... vb. 4.567, 326.197, 49.750.812, 28.434.250.310.500 vb. 15,2 (15 tam, onda 2); 5,26 (5 tam, yüzde 26) vb. 15., 56., XX.; 15’inci, 56’ncı, XX’nci vb. 2’şer değil ikişer, 9’ar değil dokuzar, 100’er değil yüzer vb. 4/8’i (dört bölü sekizi), 1/2’si (bir bölü ikisi) vb. TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 45 YAZIM KURALLARI 2 YAZIM KURALLARI 2 Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler Sayıların Yazılışı Kısaltmaların Yazılışı Ek Fiilin Yazılışı Bağlaç Olan Ki'nin Yazılışı İkilemelerin Yazılışı Pekiştirmeli Sözlerin Yazılışı Soru Eki Mı/ Mi/ Mu/ Mü'nün Yazılışı Bağlaç Olan Da/ De'nin Yazılışı Bitişik Yazılan Birleşik Sözcükler Ayrı Yazılan Birleşik Sözcükler Kısaltmaların Yazımı Gelenekleşmiş olan T.C. (Türkiye Cumhuriyeti) ve T. (Türkçe) kısaltmalarının dışında büyük harflerle yapılan kısaltmalarda nokta kullanılmaz. DİKKAT Kısaltma: Bir kelimenin, terimin veya özel adın, içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve simgeleştirilmesidir. Kısaltmalarla ilgili kurallar şunlardır: 1. Kuruluş, ülke, kitap, dergi ve yön adlarının kısalt maları her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazıl masıyla yapılır: * Ancak bazen kelimelerin, özellikle son kelimenin birkaç harfinin kısaltmaya alındığı da görülür. Bazen de aradaki kelimelerden hiç harf alınmadığı olur. Bu tür kısaltmalarda, kısaltmanın akılda kalabilmesi için yeni bir kelime oluşturma amacı güdülür: TDK (Türk Dil Kurumu), KB (Kutadgu Bilig); B (batı), D (doğu), GB (güneybatı) vb. BOTAŞ (Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şir keti), İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği), TÖMER (Türkçe Öğretim Merkezi) vb. 2. Ölçü birimlerinin uluslararası kısaltmaları kullanılır: 3. Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarıyla ölçülerin dı şında kalan kelime veya kelime gruplarının kısaltılma sında, ilk harfle birlikte kelimeyi oluşturan temel harf ler dikkate alınır. Kısaltılan kelime veya kelime grubu; özel ad, ünvan veya rütbe ise ilk harf büyük; cins isim ise ilk harf küçük olur: cm (santimetre), g (gram), l (litre), mg (miligram), m2 (metrekare) vb. Alm. (Almanca), İng. (İngilizce), Kocatepe Mah. (Kocatepe Mahallesi), Güniz Sok. (Güniz Sokağı), Prof. (Profesör), Dr. (Doktor), Av. (Avukat), Alb. (Al bay), Gen. (General); sf. (sıfat), haz. (hazırlayan), çev. (çeviren), ed. (edebiyat), fiz. (fizik), kim. (kimya) vb. TÜRKÇE - TYT 46 YAZIM KURALLARI 2 Numara sözünün kısaltması da kelime gibi okunduğundan getirilecek olan ek okunuşa göre getirilecektir: No.lu, No.suz. DİKKAT Ek Fiilin Yazılışı Ek fiilin çekimli biçimleri (idi, imiş, ise) ayrı yazılabildiği gibi bitişik olarak da yazılabilir. Ek-fiilin zarf-fiil eki almış biçimi olan (iken) ayrı yazılabildiği gibi kelimelere eklenerek de yazılabilir. * Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen ek lerde kelimenin okunuşu esas alınır: * Büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen ek lerde ise kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: * Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen ekler de kısaltmanın okunuşu esas alınır: cm’yi, kg’dan, mm’den, kr.un. BDT’ye, TDK’den, THY’de, TRT’den, TL’nin vb. ASELSAN’da, BOTAŞ’ın, NATO’dan, UNESCO’ya vb. * Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalara gelen ekler kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden son ra, kelimenin veya üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: * Sert ünsüzle biten kısaltmalar, ek aldıkları zaman okunuşta sert ses yumuşatılmaz: * Ancak birlik kelimesiyle yapılan kısaltmalarda söyleyişte k’nin yumuşatılması normaldir: vb.leri, Alm.dan, İng.yi; cm3e (santimetreküpe), m2ye (metrekareye), 64ten (altı üssü dörtten) vb. AGİK’in (AGİĞ’in değil), CMUK’un (CMUĞ’un değil), RTÜK’e (RTÜĞ’e değil) vb. ÇUKOBİRLİK’e (söylenişi ÇUKOBİRLİĞE), FİSKO BİRLİK’in (söylenişi FİSKOBİRLİĞİN) vb. * Ünsüzle biten kelimelere bitişik olarak yazıldı ğında i ünlüsü düşer, ayrıca büyük ünlü uyumuna uyar: * Ünlüyle biten kelimelere bitişik olarak yazıldığında araya y ünsüzü girer ve başındaki i ünlüsü düşer, ayrıca büyük ünlü uyumuna uyar: yorgun-du (yorgun idi), güzel-miş (güzel imiş), ge lir-se (gelir ise) vb. sonuncu-y-du (sonuncu idi), yabancı-y-mış (yabancı imiş), ne-y-se (ne ise) vb. TÜRKÇE - TYT 47 YAZIM KURALLARI 2 * Eklenerek yazıldığında baştaki i düşer. Eklendiği kelimenin ünlüleri kalın olsa da -ken zarf-fiil ekinin ünlüsü ince kalır: * iken, ünlüyle biten kelimelere bitişik olarak yazıl dığında araya y ünsüzü girer ve başındaki i ünlüsü düşer: başlayacak-ken (başlayacak iken), çalışıyor-ken (ça lışıyor iken), durgun-ken (durgun iken) vb. evde-y-ken (evde iken), okulda-y-ken (okulda iken), okumakta-y-ken (okumakta iken), vb. Bağlaç Olan Ki’nin Yazılışı Bağlaç olan ki ayrı yazılır: * Birkaç örnekte ki bağlacı kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: * Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki sözü de ayrı yazılır: bilmem ki, demek ki, kaldı ki vb. belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, san ki. Ders bitti, zil çaldı mı ki? Seni öyle göreceğim geldi ki. İkilemelerin Yazılışı İkilemeler ayrı yazılır: * m ile yapılmış ikilemeler de ayrı yazılır: * İsim durum ekleri ve iyelik ekiyle yapılan ikilemeler de ayrı yazılır: adım adım, ağır ağır, kırk elli (yıl), bata çıka, eski püskü vb. at mat, çocuk mocuk, dolap molap, kapı mapı, kitap mitap vb. baş başa, günden güne; ardı ardına, boşu boşuna, günü gününe vb. Sıfat veya zarf görevindeki pekiştirmeli sözler biti şik yazılır: apaçık, çepeçevre, dümdüz, düpedüz, sapasağlam, sırılsıklam vb. Soru Eki Mı / Mi / Mu / Mü’nün Yazılışı Pekiştirmeli Sözlerin Yazılışı Bu ek gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır ve kendi sinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar: Soru ekinden sonra gelen ekler, bu eke bitişik olarak yazılır: Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığında da ayrı yazılır: Kaldı mı? Sen de mi geldin? Olur mu? İnsanlık öldü mü? Okuyor muyuz? Çocuk muyum? Gelecek miydi? Güzel mi güzel! Yağmur yağdı mı dışarı çıkamayız. TÜRKÇE - TYT 48 YAZIM KURALLARI 2 Birleşik fiillerde mi soru eki iki kelimenin arasına da gelebilir: Vaz mı geçtin? DİKKAT Ayrı yazılan da / de hiçbir zaman ta / te biçiminde yazılmaz: Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek var. (Gidip te gelmemek var, gelip te görmemek var değil.) DİKKAT Ya sözüyle birlikte kullanılan da ayrı yazılır: ya da DİKKAT Bağlaç Olan Da / De’nin Yazılışı Bağlaç olan da / de ayrı yazılır ve kendisinden ön ceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü uyumuna uyar: Kızı da geldi gelini de. Durumu oğluna da bildirdi. Sen de mi kardeşim? Güç de olsa. Da / de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır: Ayşe de geldi. (Ayşe’de geldi değil.) Kitabın kapağına da dikkat et. (Kitabın kapağına’da dikkat et değil.) DİKKAT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 49 YAZIM KURALLARI 3 YAZIM KURALLARI 3 Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler Sayıların Yazılışı Kısaltmaların Yazılışı Ek Fiilin Yazılışı Bağlaç Olan Ki'nin Yazılışı İkilemelerin Yazılışı Pekiştirmeli Sözlerin Yazılışı Soru Eki Mı/ Mi/ Mu/ Mü'nün Yazılışı Bağlaç Olan Da/ De'nin Yazılışı Bitişik Yazılan Birleşik Sözcükler Ayrı Yazılan Birleşik Sözcükler Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler Çiçek dışında anlamlar taşıyan baklaçiçeği (renk), narçiçeği (renk), suçiçeği (hastalık); ot dışında anlamlar taşıyan ağızotu (barut), sıçanotu (arsenik); ses düşmesine uğramış olan çöreotu ve yazımı gelenekleşmiş olan semizotu, dereotu bitişik yazılır. DİKKAT 1. Etmek, edilmek, eylemek, olmak, olunmak yardım cı fiilleriyle kurulan birleşik fiiller, ilk kelimesinde herhangi bir ses düşmesi veya türemesine uğramaz sa ayrı yazılır: alt etmek, arz etmek, azat etmek, dans etmek, el et mek, göç etmek, ilan etmek, kabul etmek, kul etmek, kul olmak, not etmek, oyun etmek, söz etmek, terk etmek, var olmak vb. 2. Birleşme sırasında kelimelerinden hiçbiri veya ikinci kelimesi anlam değişikliğine uğramayan birleşik ke limeler ayrı yazılır. a. Hayvan türlerinden birinin adıyla kurulanlar: b. Bitki türlerinden birinin adıyla kurulanlar: ada balığı, ardıç kuşu, ateş böceği, at sineği, su yılanı, Ankara keçisi, bal arısı vb. ayrık otu, ateş çiçeği, ban ağacı, altın kökü, dağ elma sı, çam fıstığı, kuru fasulye vb. c. Nesne, eşya ve alet adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: ç. Yol ve ulaşımla ilgili birleşik kelimeler: d. Durum, olgu ve olay bildiren sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: e. Bilim ve bilgi sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: f. Yuvar ve küre sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: alçı taşı, arap sabunu, duvar saati, alt geçit, dolma ka lem, toplu iğne, afyon ruhu vb. Arnavut kaldırımı; çevre yolu, deniz yolu, hava yolu, kara yolu, keçi yolu; köprü yol vb. açık oturum, ana dili, baş ağrısı (hastalık), çözüm yolu, dil birliği, iş birliği, yer çekimi vb. anlam bilimi, dil bilimi, ruh bilimi, toplum bilimi, dil bilgi si, halk bilgisi, ses bilgisi, şekil bilgisi vb. göz yuvarı, hava yuvarı, ısı yuvarı, yarı küre, yarım küre vb. TÜRKÇE - TYT 50 YAZIM KURALLARI 3 Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler Belirtisiz isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, isnat grupları, birleşik fiiller, ikilemeler, kısaltma grupları ve kalıplaşmış çekimli fiillerden oluşan ifadeler yeni bir kavramı karşıladıklarında birleşik kelime olurlar. Birleşik kelimeler belirli kurallar çerçeve sinde bitişik veya ayrı olarak yazılır. g. Yiyecek, içecek adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: ğ. Gök cisimleri: h. Organ veya organ yerine geçen sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: ı. Benzetme yoluyla insanın bir niteliğini anlatmak üzere bitki, hayvan ve nesne adlarıyla kurulan birle şik kelimeler: i. Zamanla ilgili birleşik kelimeler: 3. -r / -ar / -er, -maz / -mez ve -an / -en sıfat-fiil ek leriyle kurulan sıfat tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ayrı yazılır: 4. Renk sözü veya renklerden birinin adıyla kurul muş isim tamlaması yapısındaki renk adları ayrı yazılır: 5. Rengin tonunu belirtmek üzere renkten önce kullanılan sıfatlar ayrı yazılır: 6. Yer adlarında kullanılan batı, doğu, güney, ku zey, güneybatı, güneydoğu, kuzeybatı, kuzeydoğu, aşağı, yukarı, orta, iç, yakın, uzak kelimeleri ayrı yazılır: 7. Kişi adlarından oluşmuş mahalle, bulvar, cadde, sokak, ilçe, köy vb. yer ve kuruluş adlarında, son daki unvanlar hariç şahıs adları ayrı yazılır: 8. Dış, iç, sıra sözleriyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: 9. Somut olarak yer belirten alt ve üst sözleriyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: 10. Alt, üst, ana, ön, art, arka, yan, karşı, iç, dış, orta, büyük, küçük, sağ, sol, peşin, bir, iki, tek, çok, çift sözlerinin başa getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: maden suyu, tulum peyniri, dolma biber, İnegöl köftesi, kuru yemiş, kestane şekeri vb. Çoban Yıldızı, gök taşı, meteor taşı vb. patlak göz, aşık kemiği, serçe parmak, azı dişi, safra kesesi; çatma kaş, takma diş vb. çetin ceviz, çöpsüz üzüm; eski kurt, sarı çıyan, sağmal inek; eski toprak, eski tüfek, sapsız balta, demir yumruk, kuru kemik vb. gece yarısı, hafta başı, hafta sonu vb. çalar saat, çıkar yol, güler yüz, koşar adım, yazar kasa, çıkmaz sokak, görünmez kaza, tükenmez kalem, uçan daire vb. bal rengi, duman rengi, portakal rengi, gece mavisi, limon sarısı, safra yeşili, süt kırı vb. açık mavi, açık yeşil, kara sarı, kirli sarı, koyu mavi, koyu yeşil vb. Batı Trakya, Doğu Anadolu, Güney Kutbu, Güneydoğu Anadolu, Aşağı Ayrancı, Orta Asya, İç Asya, İç Anadolu, Yakın Doğu vb. Yunus Emre Mahallesi, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Nene Hatun Caddesi, Fevzi Çakmak Sokağı, Kâzım Ka rabekir Eğitim Fakültesi vb. çağ dışı, olağan dışı, yasa dışı, hafta içi, yurt içi, aklı sıra, ardı sıra, peşi sıra, yanı sıra vb. deri altı, su altı, toprak altı, yer altı (yüzey); böbrek üstü bezi vb. iç savaş, iç tüzük, dış borç, orta oyunu, sağ açık, sağ bek, peşin fikir, peşin hüküm, tek hücreli vb. TÜRKÇE - TYT 51 YAZIM KURALLARI 3 1. Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: 2. Özgün biçimleri tek heceli bazı Arapça kökenli kelimeler etmek, edilmek, eylemek, olmak, olunmak yardımcı fiilleriyle birleşirken ses düşmesine, ses değişmesine veya ses türemesine uğradıklarında bitişik yazılır: birbiri (< biri biri), nasıl (< ne asıl), niçin (< ne için), sütlaç (< sütlü aş) vb. emretmek, menolunmak, cemetmek, kaybolmak; dar betmek, dercetmek, hamdetmek; affetmek, hissetmek, reddetmek vb. 3. Kelimelerden her ikisi veya ikincisi, birleşme sırasında anlam değişmesine uğradığında bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır. a. Bitki adları: b. Hayvan adları: c. Hastalık adları: ç. Alet ve eşya adları: d. Biçim, tarz, tür, motif vb. adlar: e. Yiyecek adları: f. Oyun adları: g. Gök cisimlerinin adları: ğ. Renk adları: h. Oğlu, kızı sözleri: 4. -a, -e, -ı, -i, -u, -ü zarf-fiil ekleriyle bilmek, vermek, kalmak, durmak, gelmek ve yazmak fiilleriyle yapılan tasvirî fiiller bitişik yazılır: 5. Bir veya iki ögesi emir kipiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: 6. -an/-en, -r/-ar/-er/-ır/-ir, -maz/-mez ve -mış/-miş sı fat-fiil ekleriyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: 7. İkinci kelimesi -dı (-di / -du / -dü, -tı / -ti / -tu / -tü) kalıplaşmış belirli geçmiş zaman ekleriyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: aslanağzı, civanperçemi, keçiboynuzu, kuşburnu, mer yemanaeldiveni vb. danaburnu (böcek), akbaş (kuş), alabacak (at), bağrı kara (kuş), vb. itdirseği (arpacık), delibaş, karabaş, karabacak vb. balıkgözü (halka), deveboynu (boru), domuztırnağı (kanca) vb. ayıbacağı (yelken biçimi), balıksırtı (desen), civankaşı (nakış), eşeksırtı (çatı biçimi) vb. hanımgöbeği (tatlı), kadınbudu (köfte), kedidili (biskü vi), dilberdudağı (tatlı) vb. beştaş, dokuztaş, üçtaş vb. Altıkardeş (yıldız kümesi), Arıkovanı (yıldız kümesi), Büyükayı (yıldız kümesi) vb. baklaçiçeği, balköpüğü, camgöbeği, devetüyü, fildişi, gülkurusu, kavuniçi vb. çapanoğlu, eloğlu, hinoğluhin, elkızı vb. düşünebilmek, gülüvermek, uyuyakalmak, gidedur mak, yazadurmak, çıkagelmek, süregelmek, düşeyaz mak, öleyazmak vb. albeni, ateşkes, incitmebeni, batçık, çekyat, kaçgöç, kapkaç, örtbas, tutkal, yapboz, vb. cankurtaran, çöpçatan, dalgakıran, gökdelen, yelke sen; külyutmaz, tanrıtanımaz, varyemez; çokbilmiş, gün görmüş vb. albastı, çıtkırıldım, dalbastı, fırdöndü, gecekondu, gün döndü, imambayıldı, karyağdı, mirasyedi, serdengeçti, şıpsevdi, zıpçıktı vb. Birleşik kelimeler aşağıdaki durumlarda bitişik yazılırlar: TÜRKÇE - TYT 52 YAZIM KURALLARI 3 15. Dilimizde her iki ögesi de asıl anlamını koruduğu hâlde yaygın bir biçimde gelenekleşmiş olarak bitişik yazılan kelimeler de vardır: 8. Her iki kelimesi de -dı (-di / -du / -dü, -tı / -ti / -tu / -tü) belirli geçmiş zaman veya -r /-ar /-er geniş zaman eklerini almış ve kalıplaşmış bulunan birleşik kelimeler bitişik yazılır: 9. Somut olarak yer bildirmeyen alt, üst ve üzeri söz lerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: 10. İki veya daha çok kelimenin birleşmesinden oluş muş kişi adları, soyadları ve lakaplar bitişik yazılır: 11. İki veya daha çok kelimeden oluşmuş il, ilçe, semt vb. yer adları bitişik yazılır: 12. Şehir, köy, mahalle, dağ, tepe, deniz, göl, ırmak, su, çay vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adları bitişik yazılır: 13. Kişi adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarında, unvan ke limesi sonda ise gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: 14. Ara yönleri belirten kelimeler bitişik yazılır: dedikodu, kaptıkaçtı, oldubitti, uçtuuçtu, biçerdöver, göçerkonar, konargöçer, okuryazar, uyurgezer, yüzerge zer vb. ayakaltı, bilinçaltı, akşamüstü, ayaküstü, gerçeküstü, ikindiüstü, olağanüstü, öğleüzeri, suçüstü, yüzüstü; akşa müzeri, ayaküzeri vb. Alper, Birol, Gülnihal, Gülseren, Şenol, Varol; Abasıya nık, Adıvar, Atatürk, Gökalp vb. Çanakkale, Acıpayam, Pınarbaşı, Şebinkarahisar, Be şiktaş, Kabataş vb. Akşehir, Eskişehir, Suşehri, Batıkent, Konutkent, Ko rukent, Uludağ, Kocatepe, Karadeniz, Kızılırmak, Yeşilır mak vb. Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa, Gazi Osmanpa şa (mahalle), Ertuğrulgazi (ilçe), Kemalpaşa (ilçe) vb. güneybatı, güneydoğu, kuzeybatı, kuzeydoğu 16. Ev kelimesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: 17. Hane, name, zade kelimeleriyle oluşturulan birle şik kelimeler bitişik yazılır: 18. -zede ile oluşturulmuş birleşik kelimeler bitişik yazılır: 19. Farsça kurala göre oluşturulan sözler bitişik yazılır: bakımevi, basımevi, doğumevi, gözlemevi, huzurevi, öğretmenevi, polisevi, yayınevi vb. çayhane, dershane, kahvehane, beyanname, kanun name, seyahatname, amcazade vb. depremzede, afetzede, selzede, kazazede vb. âlemşümul, cihanşümul darıdünya, ehlibeyit, erkânı harp, gayrimenkul, gayrimeşru vb. a. Baş sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: b. Bir topluluğun yöneticisi anlamındaki başı sözüy le oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: c. Ağa, baba, bey, efendi, hanım, nine vb. sözlerle kurulan birleşik kelimeler: başağırlık, başbakan, başçavuş, başeser, başhekim, başhemşire, başyazar vb. aşçıbaşı, binbaşı, çarkçıbaşı, çeribaşı, elebaşı, usta başı, yüzbaşı vb. ağababa, ağabey, beyefendi, efendibaba, hanımefen di, paşababa vb. ç. Biraz, birçok, birçoğu, birkaç, birkaçı, birtakım, herhangi, hiçbir, hiçbiri belirsizlik sıfat ve zamirleri de gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır. TÜRKÇE - TYT 53 YAZIM KURALLARI 3 53 20. Arapça kurala göre oluşturulan sözler bitişik yazılır: 21. Müzikte kullanılan makam adları bitişik yazılır: darülaceze, darülfünun, daüssıla, fevkalade, fevkalbe şer, hıfzıssıhha, inşallah, velhasıl vb. acembuselik, hisarbuselik, muhayyerkürdi vb. Bir sıfatla oluşturulan usul adlarında sıfat ayrı yazılır: ağır aksak, yürük aksak, yürük semai vb. DİKKAT 22. Kanunda bitişik geçen veya bitişik olarak tescil ettirilmiş olan kuruluş adları bitişik yazılır: 23. Renk adlarıyla kurulan bitki, hayvan veya hasta lık adları bitişik yazılır: İçişleri, Dışişleri, Genelkurmay, Yükseköğretim Kurulu, Gaziosmanpaşa Üniversitesi vb. akağaç, alacamenekşe, alabalık, beyazsinek, mavi hastalık, maviküf vb. TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 54 NOKTALAMA IŞARETLERI 1 KONU ÖZETİ NOKTALAMA İŞARETLERİ 1 Nokta (.) 1. Bitmiş cümlelerin sonunda kullanılır. Örnek: Edebiyat, çağ açıp çağ kapatacak kadar güçlü bir sanattır. 2. Bazı kısaltmalardan sonra kullanılır. Örnek: Cad. (cadde), Fr. (Fransızca), s. (sayfa) ... 3. Sıra sayılarını göstermek için kullanılır. Örnek: Toplantının 3, 4 ve 5. Maddelerini yeniden konuşalım. 4. Saat ve dakika gösteren sayıların arasına konur. Örnek: Uçağa saat 14.00'te yetişmek zorundaydı. 5. Tarih gösteren sayıları birbirinden ayırmak için kullanılır. Örnek: 19.05.1919 tarihi bizler için yeni bir başlangıçtı. 6. Matematikte çarpma işlemini göstermek için kullanılır. Örnek: 3.5= 15 7. Maddeleri gösteren rakam veya harflerden sonra konur. Örnek: 1.1.A. a. 8. Kitap, dergi vb.nin künyelerinin sonuna konur. Örnek: Saltuk, S., Arkeoloji Sözlüğü, İstanbul, İnkılap Yayınevi, 1989. 9. Genel ağ adreslerinde kullanılır. Örnek: https :/ /sozluk.gov. tr 10. Dört ve dörtten çok basamaklı sayıları üçerli gruplara ayırmak için kullanılır. Örnek: Burası 137.000 nüfuslu büyük bir ilçeydi. TÜRKÇE - TYT 55 NOKTALAMA IŞARETLERI 1 Virgül (,) 1. Art arda sıralanan eş görevli sözcük ve söz gruplarının arasına konur. Örnek: Burası; doğaseverlerin, yürüyüşçülerin, bisikletlilerin gözdesi durumunda. 2. Sıralı cümleleri ayırmak için kullanılır. Örnek: Cebinden kör bir çakı çıkardı, ıslak toprağa anlamsız birkaç çizgi çekti. 3. Uzun cümlelerde özneyi belirtmek ve vurgulamak için kullanılır. Örnek: Sanatçının uzun süre yaşamış olduğu bu tarihî ev, Kültür Bakanlığı tarafından satın alınarak müzeye dönüştürülmüş. 4. Cümlelerde yer alan ara söz veya ara cümlelerin başında ve sonunda kullanılır. Örnek: Annemi, elleri öpülesi mübarek kadını, bu güzel köye ebe olarak göndermiş devletimiz. 5. Tırnak içine alınmayan alıntı cümlelerinden sonra kullanılır. Örnek: Tezinizin savunmasını yapabilirsiniz, deyince çok heyecanlandım. 6. Ret, onay ve teşvik bildiren kelimelerden sonra kullanılır. Örnek: Hayır, hayal ile yoktur alışverişim. 7. Hitap ifadelerinden sonra kullanılır. Örnek: Değerli milletvekilleri, 8. Anlatıma güç katmak için arka arkaya sıralanan sözcüklerin arasına gelir. Örnek: Akşam, yine akşam, yine akşam… T.C. ve T. (Türkçe) kısaltmaları dışında büyük harfle yapılan kısaltmalarda nokta (.) kullanılmaz. DİKKAT Ölçü birimlerinin kısaltmalarında nokta (.) kullanılmaz. m (metre), cm (santimetre) DİKKAT TÜRKÇE - TYT 56 NOKTALAMA IŞARETLERI 1 9. Anlam karışıklığını gidermek için kullanılır. Örnek: Kadın , satıcıya vitrinde gördüğü kazağı almak istediğini söyledi. 10. Konuşma çizgisinden sonraki alıntı cümlesinin sonuna konur. Örnek: - Bu sabah kapıcı ekmek bırakmak için uğramadı mı, diye sordu. 11. Edebi eserlerde konuşma bölümünden önceki ifadenin sonuna konur. Örnekler: Telefonu hışımla açtı karşısındaki kişiye, - İş yerinde olmam gereken saat henüz gelmedi, dedi. 12. Sayıların yazılışında kesirli ifadeleri göstermek için kullanılır. Örnek: 9,5 3,14 13. Metin içinde art arda gelen zarf-fiil eki almış kelimelerden sonra konur. Örnek: Toplantıdaki kararları okuyup, biraz düşünüp arkadaşlarına fikirlerini soracaktı. 14. Kitap, dergi vb.nin künyelerinde yazar, eser, basımevi vb. maddelerden sonra konur. Örnek: ERGİN, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara, 1958. Metin içinde ve,veya,yahut bağlaçlarından önce de sonra da virgül konmaz. Üç veya dördüncü denemesinde topu ağlara gönderme yi başardı. DİKKAT Metin içinde zarf-fiil eki almış kelimelerden sonra virgül konmaz. Toplantıya başlamadan bir iki defa katılımcılar arasında eksik var mı diye baktı. DİKKAT Pekiştirme ve bağlama görevinde kullanılan da/ de bağlacından sonra virgül konmaz. Siz istemeseniz de ben bu işi yapacağım. DİKKAT Tekrarlı bağlaçlardan önce ve sonra virgül konmaz. Hem ağlar hem giderim. DİKKAT TÜRKÇE - TYT 57 NOKTALAMA IŞARETLERI 1 Noktalı Virgül (;) 1. Virgüllerle ayrılmış tür ve takımları birbirinden ayırmak için kullanılır. Örnek: İzlediğim filmler, tiyatrolar, gösteriler; okuduğum romanlar, hikayeler denemeler derin izler bıraktı. 2. Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri ayırmak için kullanılır. Örnek: Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. 3. İkiden fazla eş değer ögeler arasında virgül bulunan cümlelerde özneden sonra noktalı virgül konabilir. Örnek: Yeni usul şiirimiz; zevksiz, köksüz, acemice görünüyordu. Şart ekinden sonra virgül konmaz. Bu havalarda sıkı giyinmezse tabii ki hastalanır. DİKKAT Birer tekrar grubu olan ikilemelerin arasına virgül konmaz. Yorgun adımlarla yamaçtan aşağı ağır ağır iniyordu. DİKKAT -ınca / -ince anlamında kullanılan mı / mi ekinden son ra virgül konmaz. Şu dağı da aştık mı Dikenli köyünün tarlalarını göreceğiz. DİKKAT Tamlamalarda tamlayanla tamlanan arasına virgül konmaz. Eserde lise öğrencilerine faydalı bilgilere yer verilmiş. DİKKAT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 58 NOKTALAMA IŞARETLERI 2 KONU ÖZETİ NOKTALAMA İŞARETLERİ 2 İki Nokta (:) 1. Kendisiyle ilgili örnek verilecek ya da açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur. Örnekler: Bir öyküde bulunması gereken iki özellik vardır: iyi bir kurgu, güçlü bir düş. Yeni bir ad koydular köylüler Hasan'a: Karaca. 2. Karşılıklı konuşmalarda konuşan kişiyi belirten sözlerden sonra, edebi metinlerde konuşma bölümlerinden önce kullanılır. Örnek: Koca Yusuf: - Ben karşımdaki ile ciddi güreşmezsem aldığım ödülü haram sayarım. 3. Ses bilgisinde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır. Örnek: a:ile, ka:til 4. Genel ağ adreslerinde kullanılır. Örnek: https:/ /www.meb.gov .tr 5. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır. Örnek: 21:3= 7 İki noktadan sonra gelen ifadeler cümle niteliğindeyse büyük, cümle niteliğinde değilse küçük harfle başlar. Bunca yıllık öğretmenlik hayatım bana şunu öğretti: Hiçbir öğrenci başarısız olmaktan mutlu değildir. Aklın ve bilimin üç düşmanı vardır: cahillik, tembellik, kibir. DİKKAT TÜRKÇE - TYT 59 NOKTALAMA IŞARETLERI 2 Üç Nokta (…) 1. Bitmemiş cümlelerin sonunda kullanılır. Örnek: Odanın kapısından dışarı taşan sesler, haykırmalar, homurdanmalar... 2. Ünlem ve seslenmelerde anlamı pekiştirmek için konur. Örnek: Mehmet Efendi... Mehmet Efendi... yangın!.. 3. Herhangi bir sebepten ya da kaba sayıldığı için yazılmak istenmeyen sözcüklerin yerine kullanılır. Örnek: Bu olayda E…'nin de parmağının olduğunu biliyor ama konuşmuyordu. 4. Alıntı metinlerde alınmayan yerleri göstermek için kullanılır. Örnek: ... yolda bütün heybetiyle durunca kahvedekiler yerinden fırladı. Fakat o pek de heyecanlı görünmüyordu ... 5. Sözün bir yerden kesilerek sözü okuyucunun zihinde tamamlaması için kullanılır. Örnek: Sana uğurlar olsun ... Ayrılıyor yolumuz! 6. Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır. Örnekler: — Kim derler sana buralarda? — Ali... — Hangi Ali? — … Soru İşareti (?) 1. Soru cümlelerinden sonra kullanılır. Örnek: Bugün kimlerin konuşma yapacağını biliyor musun? 2. Soru eki veya sözcüğü taşımayan ama soru anlamı olan ifadelerden sonra kullanılır. Örnekler: Başını kaldırarak soğuk bir ses tonuyla: -Doğum yeriniz? 3. Bilinmeyen, kesin olmayan, şüphe edilen durumları belirtmek için yay ayraç içinde kullanılır. Örnek: 1496 (?) yılında doğan Fuzuli divan şiirimizin en güçlü kalemlerinden biri olmuştur. TÜRKÇE - TYT 60 NOKTALAMA IŞARETLERI 2 mı/ mi ekini alan yan cümle temel cümlenin zarf tümleci olduğunda cümlenin sonuna soru işareti konmaz. Bahar geldi mi Büyük Göl'ün etrafı yeniden sürülerle dolar. DİKKAT Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur. Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı? DİKKAT Sıralı cümlelerde son cümle soru anlamı taşımıyorsa soru işareti kullanılmaz. Bundan sonra her şey eskisi gibi olabilir mi, bilmiyorum. DİKKAT Ünlem işareti, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konulabileceği gibi cümlenin sonuna da konabilir. Eyvah! Kitaplarımı unuttum. Eyvah, kitaplarımı unuttum! DİKKAT Ünlem İşareti (!) 1. Acı, sevinç, heyecan vb. duyguları bildiren cümle veya ibarelerden sonra kullanılır. Örnekler: Ne mutlu sizin gibi düşünen gençlere! Eyvah! Yanıma para almayı unuttum. 2. Seslenme, hitap, uyarı sözlerinden sonra kullanılır. Örnekler: Ey Türk gençliği! Hey! Siz de koşarak yanıma gelin. 3. Alay, kinaye, küçümseme anlamları katmak için ilgili ifadeden sonra yay ayraç içinde kullanılır. Örnek: Çok ucuz(!) bir şehir burası, yürümek bile bedava. TÜRKÇE - TYT 61 NOKTALAMA IŞARETLERI 2 Uzun Çizgi (—) 1. Satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Örnek: Konuşmacı: —Bu tahminlerimin doğru çıkmasını ben de istemem. Kısa Çizgi (-) 1. Satıra sığmayan sözcükleri bölerken satır sonuna konur. Örnek: Toplumun kültürel değerlerini samimiyetle sahiplen- mek gerekli. 2. Ekleri göstermek için eklerin başında kullanılır. Örnek: Bulunma hali ekleri: -de, -da, -te, -ta 3. Fiil kök veya gövdelerini göstermek için sözcüğün sonunda kullanılır. Örnek: oku-, yat-; özle- 4. Anlam veya görev yönünden ilişkili sözcüklerin, sayıların arasında kullanılır. Örnekler: Türkiye - Mısır ilişkileri her geçen gün iyiye gidiyor. 10.00 - 15.30 saatleri arasında elektrik kesintisi yaşanacak. 5. Sözcükleri ekine, köküne ayırırken kullanılır. Örnek: Türk-çe-miz-de 6. Ara söz ya da ara cümleleri göstermek için ifadelerin başında ve sonunda kullanılır. Örnek: Konya -Mevlana şehri- bugün en özel günlerinden birini yaşıyor. 7. Matematikte çıkarma işlemini göstermek için kullanılır. Örnek: 12- 7=5 8. Sıfırdan küçük değerleri göstermek için kullanılır. Örnek: Sıcaklık -7 derece olarak ölçüldü. Cümle içinde sayı adlarının yinelenmesinde araya kısa çizgi konmaz. On on beş yıl oldu. Üç beş kişi geldi. DİKKAT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 62 NOKTALAMA IŞARETLERI 3 KONU ÖZETİ NOKTALAMA İŞARETLERİ 3 Eğik Çizgi (/) 1. Dizeler yan yana yazıldığında aralarına konur. Örnek: Yaş otuz beş yolun yarısı eder/ Dante gibi ortasındayız ömrün. 2. Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına ve semt ile şehir arasına konur. Örnek: Yıldız Sokak No.: 15/3 Karatay/ KONYA 3. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur. Örnek: 11/12/1975 4. Dil bilgisinde eklerin farklı biçimlerini göstermek için kullanılır. Örnek: -arak /-erek 5. Genel ağ adreslerinde kullanılır. Örnek: https :/ /www.ktb.gov . tr 6. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır. Örnek: 60/3=20 7. Fizik, matematik vb. alanlarda birimler arası orantıları gösterirken eğik çizgi araya boşluk konulmadan kullanılır. Örnek: g/sn (gram/saniye) Tırnak İşareti (“”) 1. Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır. Örnek: Paul Valery, şiir yazma yönteminden söz ederken "İlk dize Tanrı vergisidir, ondan sonrası da çaba...” dermiş. 2. Özel olarak vurgulanmak istenen sözler tırnak içine alınır. Örnek: Mizahi yazılarında "Fiske" imzasını kullanan şair; mizahi ve edebi' dergilerde yazılar yazar. Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde kalır. Yahya Kemal, Türkçeye olan sevgisini "Bu dil ağzımda annemin sütüdür." sözüyle ifade eder. DİKKAT TÜRKÇE - TYT 63 NOKTALAMA IŞARETLERI 3 3. Cümle içerisinde eserlerin ve yazıların adları ile bölüm başlıkları tırnak içine alınır. Örnek: Bugün derste "Eskici" adlı hikâyeyi okuduk. 4. Bilimsel çalışmalarda künye verilirken makale adları tırnak içinde yazılır. Ters Eğik Çizgi (\) 1. Bilişim uygulamalarında art arda gelen dizinleri birbirinden ayırt etmek için kullanılır. Örnek: C:\Belgelerim\Türk İşaret Dili\Kitapçık.indd Tek Tırnak İşareti (' ') 1. Tırnak içinde verilen cümlenin içinde yeniden tırnağa alınması gereken bir sözü, ibareyi belirtmek için kullanılır. Örnek: Yazar "Sizce 'odasında sessizce oturabilen insan'ı, 'koşmanın cazibesine kapılmış insan'dan ayıran özellik nedir?" diye sorar öyküsünün başında. Denden İşareti (“) 1. Bir yazıdaki maddelerin sıralanmasında veya bir çizelgede alt alta gelen aynı sözlerin, söz gruplarının ve sayıların tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır. Örnekler: a. Etken fiil b. Edilgen " c. Dönüşlü " ç. İşteş " Yay Ayraç [ ( ) ] 1. Cümlenin dışında kalan ek bilgiler için kullanılır. Örnek: Anadolu köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) kendimizi göstermek için geziyoruz. Tırnak içine alınan sözlerden sonra gelen ekleri ayırmak için kesme işareti kullanıImaz. 10. Uluslararası Türk Dili Kurultayı "92. Dil Bayramı"nda başlayacaktır. DİKKAT TÜRKÇE - TYT 64 NOKTALAMA IŞARETLERI 3 2. Tiyatro eserlerinde konuşanın hareketlerini, durumunu açıklamak için kullanılır. Örnek: Hürrem: (Koşar, hünkarın elinden şamdanları almak ister.) Hünkarım... 3. Alıntılarda, alınmayan bölümlerin yerine konulan üç nokta, yay ayraç içine alınabilir. Örnek: (...) Kilidi iki kere çevirince kendiliğinden açılır. Kapının dili bozuktur. 4. Bir bilginin şüpheyle karşılandığını veya kesin olmadığını göstermek için kullanılan soru işareti yay ayraç içine alınır. Örnek: 1240 (?) yılında doğan Yunus Emre ... 5. Alıntıların aktarıldığı eseri, yazarı veya künye bilgilerini göstermek için kullanılır. Örnek: “İlk romanlarımızın ya meddah ya da aşık hikayelerinden geldiğini saptıyoruz." (Moran 1987 :41). 6. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için kullanılan ünlem işareti yay ayraç içine alınır. Örnek: Bütün gece ders çalıştığını(!) söylüyor. 7. Bir yazının maddelerini gösteren sayı ve harflerden sonra kapama ayracı konur. Örnekler: 1) 2) I) II) A) B) a) b) kesme işareti (‘) 1. Özel adlara getirilen iyelik, durum ve bildirme ekleri kesme işaretiyle ayrılır. Örnek: Çanakkale Savaşı'nı, Türkiye'mizin, Atatürk'e 2. Yer bildiren özel isimlerde kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman ekten önce kesme işareti kullanılır. Örnek: Hisar'dan, Boğaz'dan vb. Özel veya cins isme ait ek, ayraçtan önce yazılır. Mevlâna’nın (1207? - 1273) ... DİKKAT 3. Belli bir kanun, tüzük, yönetmelik kastedildiğinde bu sözlerin ek alması durumunda kesme işareti kullanılır. Örnek: Bu Kanun'un 19. maddesinin d bendi ... 4. Kişi adlarından sonra gelen saygı ve ünvan sözlerine getirilen ekleri ayırmak için konur. Örnek: Ali Bey'e, Sevda Hanım'dan 5. Kısaltmalardan, sayılardan, bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur. Örnek: ODTÜ'de, TTK'nin; 1955'te, 2'nci kat; A'dan Z'ye kadar TÜRKÇE - TYT 65 NOKTALAMA IŞARETLERI 3 Belirli bir tarih bildiren ay ve gün adlarına gelen ekleri ayırmak için konur. Biletler 5 Haziran'a kadar satışta olacaktır. DİKKAT Kurum, kuruluş, kurul, birleşim, oturum ve iş yeri adlarına gelen ekler kesmeyle ayrılmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisine Bakanlar Kurulunun Mavi Köşe Bakkaliyesinden DİKKAT Özel adlara getirilen yapım ekleri, çokluk eki ve bunlardan sonra gelen diğer ekler kesmeyle ayrılmaz. Türklerin, Türkçenin, Hollandalıdan, Atatürkçülüğü DİKKAT Seslerin ölçü ve söyleyiş gereği düştüğünü göster mek için kullanılır. Güzelliğin on par'etmez / Bu bendeki aşk olmasa DİKKAT Sonunda 3. teklik kişi iyelik eki olan özel ada, bu ek dışında başka bir iyelik eki getirildiğinde kesme işareti konmaz. Boğaz Köprümüzün güzelliği … DİKKAT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 66 BIÇIM BILGISI 1 TÜRKÇE Bir sözcüğün aldığı tüm ekler çıkarıldıktan sonra geriye kalan anlamlı en küçük parçadır. Örnekler: dalgıçlardan dal-gıç-lar-dan izlemelisin iz-le-meli-sin Kökler isim ve fiil kökleri olmak üzere ikiye ayrılır: 1. İsim (Ad) Kökü: Kavramların, varlıkların ve duyguların adı olan köklerdir. Örnekler: dağ, masa, bal, bina, neşe, insan 2. Fiil (Eylem) Kökü: İş, oluş, hareket ve durum bildiren köklerdir. Örnekler: koş-, bak-, uyu-, sev-, iç-, sür- Bazı kökler hem ad kökü hem de eylem kökü olarak kullanılabilir. Bu tür köklere ikili kök denir. İkili kök “kökteş kök” ve “sesteş kök” olmak üzere iki gruba ayrılır. 1. Kökteş Kök (Ortak Kök) Aralarında anlam ilgisi bulunan isim ve fiil kökü olarak kullanılan sözcük köklerdir. Örnekler: boya / boya- ekşi / ekşi- tat / tat- 2. Sesteş Kök Aralarında anlam ilgisi bulunmayan isim ve fiil kökü olarak kullanılan sözcük kökleridir. Örnekler: yaz / yaz- gül / gül- Örnekler: kazılarında kaz-ı-lar-ı-n-da fiil kökü gözlemci göz-le-m-ci isim kökü KÖK İKİLİ KÖK Sorularda karşılaşılan sözcük kökünün türü ifadesi kökün isim mi yoksa fiil mi olduğunu buldurmaya yöneliktir. DİKKAT Yansıma sözcük kökleri isim köküdür. Örnekler: şırıltı, gürültü DİKKAT TÜRKÇE - TYT 67 BIÇIM BILGISI 1 ÇEKİM EKLERİ Fiil Çekim Ekleri Kip Ekleri Kişi Ekleri İsim Çekim Ekleri Hâl Ekleri Tamlayan Eki Tamlanan Eki Çoğul Eki Sözcükleri cümle içinde çekimleyerek sözcüklerin diğer sözcüklerle anlam ilgisi kurmasını sağlayan eklerdir. İsim Çekim Ekleri Hâl (Durum) Ekleri Belirtme (Yükleme) Hâli Eki: -ı, -i, -u, -ü Arabayı temizledi. Yönelme (Yaklaşma) Hâli Eki: -e, -a Arabaya bindi. Bulunma (Kalma) Hâli Eki: -de, -da, -te, -ta Arabada bıraktı. Ayrılma (Çıkma/Uzaklaşma) Hâli Eki: -den, -dan, -ten, -tan Arabadan indi. Örnekler: Üzüldüğünü görünce onu da yanlarına aldılar. Dün izlediğim filmde anlatılan hikâye gerçekmiş. Örnekler: Sınıfın gözde öğrencisi bugün derste yoktu. Onun kadar candan bir insan görmedim. Bir sözcük hâl eklerinden hiçbirini almıyorsa yalın hâldedir. DİKKAT Bağlaç olan “de, da” ile hâl eki olan “-de, -da ” karıştırılmamalıdır. Bağlaç olan “de, da” her zaman ayrı yazılır ve ünsüz sertleşmesi kuralına uymaz. DİKKAT “-de, -da, -den, -dan” ekleri eklendiği sözcüğün anlamını değiştiriyorsa yapım eki olur. DİKKAT TÜRKÇE - TYT 68 BIÇIM BILGISI 1 Tamlayan (İlgi Hâli) Eki -ın, -in, -un, -ün ekleridir. Örnekler: şiir-in dizeleri sanatçı-n-ın yorumu Örnek: Öğrencilerden bazıları ödevlerini zamanında teslim etmedi. (Öğrencilerin bazıları) Tamlanan (İyelik / Aitlik / Sahiplik) Eki -ı, -i, -u, -ü, ekleridir. Örnekler: ağacın dal-ı yolun yarı-s-ı Örnekler: Misafirler gelmeden evi güzelce temizledi. belirtme hâli eki Evi çok güzel bir bahçeye sahipti. iyelik eki Çoğul Eki “-lar, -ler” eki cümleye çoğul anlamı dışında farklı anlamlar da katabilir. Örnekler: aile Dayımları yemeğe davet ettik. abartma Hasta ateşler içinde yanıyordu. benzerlik Bu ülke nice Fatihler yetiştirir. saygı Arif Beyler toplantıyı başlattı. iğneleme Emel Hanımlar derse yine geç geldi. Örnek: Arda’nın defteri seninkinden daha temiz ve düzenli. -dan, -den eki tamlayan eki yerine kullanılabilir. DİKKAT Belirtme hâli eki ile iyelik eki karıştırılmamalıdır. DİKKAT İlgi zamiri olan "-ki" de isim çekim ekidir. DİKKAT TÜRKÇE - TYT 69 BIÇIM BILGISI 1 2. Fiil Çekim Ekleri Fiilleri kip ve kişi bakımından çekimleyen eklerdir. Kip Ekleri • Haber (Bildirme) Kipleri • Görülen (Bilinen) Geçmiş Zaman: -dı, -di, -tı, -ti, -tu, -tü • Duyulan (Öğrenilen) Geçmiş Zaman: -mış, -miş, -muş, -müş • Şimdiki Zaman: -(i)yor • Gelecek Zaman: -acak, -ecek • Geniş Zaman: -r, -ar, -er, -ır, -ir, -ur, -ür, -maz, -mez Örnekler: Dönülmez akşamın ufkundayız. Koşar adımlarla uzaklaştı. Ütülenecek çamaşırları getir. Depoda unutulmuş eşyalar var. II. Dilek (Tasarlama) Kipleri Gereklilik Kipi: -meli, -malı İstek Kipi: -e, -a, -eli, -alı Dilek/Şart Kipleri: -se, -sa Emir kipinin eki yoktur. Şahıs (Kişi) Ekleri Eylemin kim tarafından yapıldığını gösteren eklerdir. Örnekler: okudu-m okudu-k okudu-n okudu-nuz okudu okudu-lar “-mez, -ar, -ecek, -miş” kip ekleri ile sıfat fiil ekleri karış tırılmamalıdır. DİKKAT YAPIM EKLERİ İsimden İsim Yapım Ekleri İsimden Fiil Yapım Ekleri Fiilden Fiil Yapım Ekleri Fiilden İsim Yapım Ekleri YAPIM EKLERİ TÜRKÇE - TYT 70 BIÇIM BILGISI 1 Eklendiği sözcüğün anlamını, yapısını ve türünü değiştiren eklerdir. Örnekler: hasta-lık hasta-lan (mak) İsimden İsim Yapım Ekleri Eklendiği isimden yeni bir isim yapar. -lık, -lik ¡ suluk, kitaplık -lı, -li ¡ akıllı, lezzetli -sız, -siz ¡ suçsuz, tatsız -cı, -ci ¡ simitçi, saatçi -ıncı, -inci ¡ birinci, ikinci Fiilden Fiil Yapım Ekleri Eklendiği fiilden fiil yapar. -dır, -dir ¡ yazdır -, gezdir- -ala, -ele ¡ ovala-, eşele- -ıl, -il ¡ atıl-, sevil- -ın, -in ¡ gezin-, bakın- -ır, -ir ¡ kaçır-, içir- Fiilden İsim Yapım Ekleri Eklendiği fiilden isim yapar. -men, -man ¡ öğretmen, okutman -ık, -ik ¡ yanık, çizik -ak, -ek ¡ kaçak, binek -gı, -gi ¡ sevgi, tutku -ıcı, -ici ¡ geçici, itici İsimden Fiil Yapım Ekleri Eklendiği isimden fiil yapar. -ar, -er ¡ sarar-, yaşar- -ımsa, -imse ¡ benimse -, özümse- -ık, -ik ¡ acık-, gecik- -a, -e ¡ kana-, oyna- -laş, -leş ¡ dertleş-, kucaklaş- -la, -le ¡ gözle-, başla- BIÇIM BILGISI 1 TÜRKÇE - TYT 71 Türkçede kök üzerine gelen ekler şu şekilde dizilir: NOT Tüm fiilimsi ekleri (isim-fiil, sıfat-fiil, zarf-fiil) fiilden isim yapım ekleridir. DİKKAT Sorularda gövdeden türemiş sözcük ifadesi ile karşılaşıl dığında en az iki tane yapım eki görülmelidir. DİKKAT Çekim ekinin yapım ekinden önce geldiği örnekler de vardır. DİKKAT Örnekler: Memleketinden İstanbul’a bir iş bulma umuduyla gelmişti. Alnına dökülen sarı saçları hüzünlü gözlerini gizliyordu. Başını kaldırıp gecenin sessizliğini dinledi dikkatle. Bir sözcüğün yapım eki almış hâline gövde denir. Kök + Yapım Eki = Gövde Örnekler: dağcı dağ - cı durak dur - ak saygılı say-gı-lı birincilik bir-inci-lik atılgan at-ıl-gan Yoldaki taşları kaldırdılar. Annemsiz bir yere gitmem. Gelirken beni arayın. Kök + Çekim Eki Öğrenciler sırayla geldiler. Kök + Yapım Eki Annesinden yeni kalemlik istedi. Kök + Yapım Eki + Çekim Eki Yolun başındaki arabacıya seslendi. TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 72 BIÇIM BILGISI 2 TÜRKÇE • Basit Sözcük • Türemiş Sözcük • Birleşik Sözcük SÖZCÜĞÜN YAPISI Türemiş sözcükler yapım ekinin yanı sıra çekim eki de alabilir. DİKKAT SÖZCÜĞÜN YAPISI Basit Sözcük Anlamca Kaynaşmış Birleşik Fiil Yardımcı Eylemle Oluşan Birleşik Fiil Kurallı Birleşik Fiil Türemiş Sözcük Birleşik Fiil Birleşik Sözcük Birleşik İsim Yeterlik Fiili Sürerlik Fiili Tezlik Fiili Yaklaşma Fiili Sözcüğün Yapısı Sözcükler yapı bakımından basit, türemiş ve birleşik olmak üzere üçe ayrılır. 1. Basit Sözcük Yapım eki almamış sözcüklerdir. Örnekler: kitaplarım kitap - lar - ım yürüyorlar yürü - yor - lar 2. Türemiş Sözcük En az bir tane yapım eki almış sözcüklerdir. Örnekler: güldür- gül - dür- sula- su - la- yalnızlık yalın - ız – lık Örnek sessizlikten ses - siz - lik - ten TÜRKÇE - TYT 73 BIÇIM BILGISI 2 3. Birleşik Sözcük En az iki sözcüğün bir araya gelmesiyle oluşan yeni sözcüklerdir. Birleşik sözcükler ikiye ayrılır: A. Birleşik İsimler Örnekler: hanımeli hanım + eli Karadeniz Kara + deniz başhekim baş + hekim ateşkes ateş + kes B. Birleşik Fiiller Birleşik fiiller üç başlık altında toplanır: a. Anlamca Kaynaşmış Birleşik Fiiller Genellikle bir isimle bir fiilin bir araya gelerek kalıplaşması sonucunda oluşan birleşik fiillerdir. Mastar hâlindeki deyimler anlamca kaynaşmış birleşik fiildir. Örnekler: gözden düş- küplere bin- bağrına bas- b. Yardımcı Eylemle Kurulan Birleşik Filler İsimlerin “et-, ol-, eyle-, kıl-” yardımcı eylemleriyle birleşerek oluşturduğu birleşik fiillerdir. Örnekler: park et- memnun ol- seyreyle- mecbur kıl- Vazgeç-, varsay-, öngör-, başvur-, elver- fiilleri de anlam ca kaynaşmış birleşik fiillerdir. DİKKAT Örnekler: affet- ziyaret et- zannet- fark et- kaydol- yardımcı ol- Yardımcı eylemle kurulan birleşik fiiller; birleşme sırasın da ses olayı olursa bitişik, olmazsa ayrı yazılır. DİKKAT TÜRKÇE - TYT 74 BIÇIM BILGISI 2 Örnekler: Günlük masrafımız tam iki yüz lira ediyordu. Buraya geleli neredeyse üç yıl oldu. c. Kurallı Birleşik Fiiller • Yeterlik fiili: fiil + -e bil(mek) çözebil- / görebil- • Tezlik fiili: fiil + -i ver(mek) gidiver- / söyleyiver- • Sürerlik fiili: fiil + -a kal(mak) / -e gel(mek) / -e dur(mak) süregel- / gidedur- / şaşakal- • Yaklaşma fiili: fiil + -e yaz(mak) öleyaz- / düşeyaz- Örnekler: yazabiliyorsun yazamıyorsun gezebildim gezemedim ‘‘Et-, ol-’’ yardımcı eylemleri bazen tek başlarına asıl ey lem olarak kullanılabilir. DİKKAT Yeterlik fiilinin olumsuzu yapılırken ‘‘bil-’’ düşer, geriye -a / -e zarf-fiil ekleri kalır. DİKKAT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 75 İSİM (AD) KONU ÖZETİ İSİM (AD) Canlı ve cansız varlıkları, durumları, düşünceleri bildiren sözcüklere isim (ad) denir. İ S İ M Varlıklara Verilişlerine Göre İsimler Varlıkların Oluşlarına Göre İsimler Varlıkların Sayılarına Göre İsimler Cins İsim Özel İsim Somut İsim Soyut İsim Tekil İsim Çoğul İsim Topluluk İsmi okul, çiçek, defter, rüya Mustafa Kemal Atatürk Ankara, İslamiyet sürü, ordu, grup, çizgi, rüzgâr, kar, kapı, oyuncak, ekşi mutluluk, öfke, hüzün, umut, karamsarlık hayal, kedi, armut, varlık, okul hayaller, kediler, varlıklar, okullar Cins isimler özel ve genel anlamlı kullanılabilirler. Özel günlerde sevdiklerime çiçek hediye etmeyi severim. (genel) Saksıdaki çiçek sulanmadığı için kurudu. (özel) Bazı isimler cümle içinde özel ya da cins isim olarak kullanılabilir. Bu bahar birlikte kamp yapalım. (cins isim) Kızına Bahar adını vermeyi çok istiyordu. (özel isim) Bir isim ad aktarması yoluyla topluluk anlamı kazanabilir. Kasabanın ışıkları erkenden sönmüştü. (tekil isim) Bu habere bütün kasaba çok üzülmüştü. (topluluk ismi) DİKKAT TÜRKÇE - TYT 76 İSİM (AD) İsim Çekim Ekleri Durum (Hâl) Ekleri Çokluk Eki Tamlama Ekleri Yalın Durum: kalem Belirtme Durumu: kalem-i Yönelme Durumu: kalem-e Bulunma Durumu: kalem-de Ayrılma Durumu: kalem-den çiçek-ler ağaç-lar ev-in yol-u okul-un kural-ı kedi-n-in yem-i İyelik eki ile belirtme ekini karıştırmayalım.-ı, -i, -u, -ü ekini almış ismin başına “onun” sözcüğünü getirdiğimizde anlamlı oluyorsa iyelik ekidir. (onun) Çanta-s-ı yağmurda ıslanmış. (iyelik eki) Çanta-y-ı bana bıraktı. (belirtme eki) Durum ekleri olan –de,-da,-ta,-te; -dan,-den,-tan,-ten ile yapım ekleri olarak kullanılan–de,-da,-ta,-te; -dan,-den,-tan,-ten eklerini birbiriyle karıştırmayalım. Okulun en göz-de öğrencisiydi. (yapım eki) Sıra-dan filmleri izlemiyorum. (yapım eki) KRITIK BILGI Çoğul eki “-lar / -ler” cümleye çokluk anlamı dışında farklı anlamlar kazandırabilir. Vali Beyler geldiler mi? (saygı) Bu akşam dayımlar gelecek. (aile) Dünyalar kadar ödevim var. (abartma) DİKKAT TÜRKÇE - TYT 77 İSİM (AD) İsimlerde Küçültme İsimlerde küçültme ‘‘-cık, -çe, -cak, -cağız, -(i)msi, -(ı)mtırak” ekleri ile yapılır. Bu ekler isme küçültme anlamı dışında acıma, sevgi gibi anlamlar da kazandırır. Bazen de eklendiği ismi kalıcı isim yapar. Minnacık elleriyle yazıyordu. (küçültme) Bademcik ameliyatı olmuştu. (kalıcı isim) Yavrucak soğuktan titriyordu. (acıma) Babacığım, diyerek seslendi. (sevgi) İsimde Yapı Basit İsim Yapım eki almayan isimlerdir. Türemiş İsim Yapım eki alan isimlerdir. Birleşik İsim İki sözcüğün birleşmesiyle oluşan isimlerdir. yollar hayat etkinlik gelişim uğur böceği hanımeli TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 78 SIFAT (ÖN AD) KONU ÖZETİ Niteleme Sıfatları SIFAT (ÖN AD) İsimleri renk, durum, biçim yönünden niteleyen veya soru, sayı, belgisizlik ve işaret yönünden belirten sözcüklerdir. Belirtme Sıfatları İşaret Sıfatı Soru Sıfatı Belgisiz Sıfat Sayı Sıfatları 1. Asıl sayı sıfatı 2. Sıra sayı sıfatı 3. Üleştirme sayı sıfatı 4. Kesir sayı sıfatı 5. Topluluk sayı sıfatı Ünvan Sıfatları Kişilerin cinsiyetlerini, makamlarını, mesleklerini, takma adlarını belirten sıfatlardır. İsimlerden önce ya da sonra gelebilir. Örnek: Doktor Olcay, Nazım Bey, İsmet Paşa… NOT TÜRKÇE - TYT 79 SIFAT (ÖN AD) Sıfatların özellikleri: 1. Türkçede bir kelimenin sıfat olabilmesi için mutlaka bir isimle kullanılması gerekir. (sıfat + isim) Örnek: bazı insanlar 2. Sıfatın olduğu her yerde sıfat tamlaması vardır. (sıfat + isim = sıfat tamlaması) Örnek: Bazı insanlar kabadır. 3. Sıfatlar çekim eki almaz, alırsa adlaşır. (sıfat + çekim eki = adlaşmış sıfat) Örnek: Gençlere her zaman destek olmalıyız. Sıfat Türleri Görevi Özelliği Örnek Niteleme Sıfatı İsimleri renk, durum, biçim yönünden niteler. “Nasıl?” sorusuna cevap verir. Durgun sularda yapayalnızdık. Köşeli masayı seçtim Belirtme sıfatları İşaret sıfatı İsimleri işaret yoluyla belirtir. “Hangi?” sorusuna cevap verir. “bu, şu, o” sözcükleri işaret sıfatı olarak kul lanılır. Bu kelimeyi hep sevmişimdir. Şu saatler bir geçse… O yol her zaman tehlikelidir. Soru sıfatı İsimleri soru yoluyla belirtir. “ne, nasıl, nice, ne gibi, ne biçim, kaç, kaçıncı, kaçar, hangi, ne türlü” sözcükleri soru sıfatı olarak kullanılır Nice insanlar geçti buradan? Kaçıncı ayrılık? Hangi yöne bakacağım? Belgisiz sıfat İsimleri kesinlik olma dan belirtir. “Birkaç, bütün, bir, birçok, birtakım, bazı, her, hiçbir, herhangi bir” sözcükleri belgisiz sıfat olarak kullanılır. Birkaç gün sonra döneceğim. Herhangi bir yerde buluşabiliriz? Birçok kayak merkezi kapandı. Sayı sıfatı İsimleri sayı yönünden belirtir. Asıl sayı sıfatı ¡ Sıra sayı sıfatı ¡ Üleştirme sayı sıfatı ¡ Kesir sayı sıfatı ¡ Topluluk sayı sıfatı ¡ İki elma ile doymuş. İkinci elbise daha güzeldi. İkişer ceviz düştü her birimize. Dörde bir hisse ile ortak oldum. İkiz kardeşleri olacakmış. TÜRKÇE - TYT 80 SIFAT (ÖN AD) SIFATLARDA Küçültme Pekiştirme Sıfatlarda küçültme ‘‘-cik,, -ce, -(i)msi, -(ı)mtırak’’ ekleriyle yapılır. Örnek: Minicik bir kapıdan içeri girdik. Kumralca bir kadın elinde tasla bize bakıyordu. Sarımsı bir halı yerde seriliydi. Sıfatların anlamını güçlendirmek için “m,p,r,s” ünsüzleriyle, ikilemelerle ve “mi” soru ekiyle pekiştirme yapılabilir. Örnek: Simsiyah bir gecenin ortasındayım. (“m” ünsüzü kullanılarak) Tatlı tatlı sözlerle beni oyalamaya çalışı yordu. (İkileme kullanılarak) Şirin mi şirin bir evi vardı. (“mi” soru eki kullanılarak) Pekiştirilen sözcük ismi nitelerse sıfat, fiili nitelerse zarf, çekim eki alırsa isim olur. Örnek: Yapayalnız bir insandı her limanda. (sıfat) Gittiği yerde hep yapayalnızdı. (isim) Herkes gidince yapayalnız kalmıştı. (zarf) DİKKAT “Bu, Şu, O” ‘‘bu, şu, o’’ sözcükleri bir ismi belirtirse işaret sıfatı, bir ismin yerine kullanılırsa işaret zamiri olarak da kullanılabilir. Bu sözcükler kişi zamiri de olabilir. Örnek: O kitabı çok sevdim. (İşaret sıfatı) Onu çok sevdim. (İşaret zamiri) O işini bilir. (kişi zamiri) “Bir” ‘‘Bir’’ sözcüğü hem niteleme sıfatı hem belgisiz sıfat hem de sayı sıfatı olarak kullanılabilir. Örnek: İkisi bir yaştalarmış. (Niteleme sıfatı) Bir gün bakarsın, gelir. (Belgisiz sıfat) Bir elma daha koyalım. (Sayı sıfatı) TÜRKÇE - TYT 81 SIFAT (ÖN AD) Birleşik sıfatlar ikiye ayrılır. 1. Anlamca kaynaşmış birleşik sıfatlar Canciğer dost olmuşlar. Biraz zaman gerekiyor bunun için. 2. Kurallı birleşik sıfatlar Sıfat tamlamasına “-lı, -lık, -sız” eki getirilerek, isim tamlaması sıfat yapılarak, sıfat tamlaması ters çevrilip isme iyelik eki getirilerek yapılır. O mavi gözlü bir devdi. Üç kuruşluk iş için değmez. Salonu büyük bir ev aldılar. SIFATLARDA YAPI Basit Sıfat Yapım eki almaz. “Biz ilk durakta inelim.” Türemiş Sıfat Yapım eki alır. “Kiralık ev arıyoruz.” Birleşik Sıfat İki sözcüğün birleşmesi ile oluşur. TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE ZAMİR (ADIL) KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 82 KONU ÖZETİ ZAMİR (ADIL) ZAMİR (ADIL) İsmin yerini tutan sözcüklerdir. 1. İsmin yerine kullanılır. Örnek: Ben senden önce gördüm buraları. 2. İsme gelen çekim eklerini alır. Örnek: Bir çoğumuz oradan ayrılmayı düşünüyoruz. 3. Tamlayan olarak kullanılır. Örnek: Onun odası 4. Tamlanan olarak kullanılır. Örnek: Öğretmenlerin bazısı 5. Tamlayan ve tamlanan olarak kullanılır. Örnek: Bunun neresi Zamirler İkiye Ayrılır Sözcük Hâlindeki Zamirler Ek Hâlindeki Zamirler 1- Kişi (Şahıs) Zamirleri 1 - İyelik Zamirleri 2 - Dönüşlülük Zamiri 2 - İlgi Zamiri 3 - İşaret Zamirleri 4 - Belgisiz Zamirler 5 - Soru Zamirleri ZAMİR (ADIL) TÜRKÇE - TYT 83 Sözcük Hâlindeki Zamirler Zamir Türleri Görevi Özelliği Örnek Kişi Zamirleri Kişi isimlerinin yerini tutar. “Ben, sen, o, biz, siz, onlar” kişi zamirleridir. Ben de seni arıyordum. Dönüşlülük Zamiri “Kendi” sözcüğü dönüşlülük zamiridir. Kişi zamiri ile kullanıldığında yüklemi kişi yönünden pekiş tirir. Kendine güzel bir kahve yaptı. İşaret Zamirleri İsimlerin yerini işaret yoluyla tutar. “Bu, şu, o, bunlar, şunlar, öteki, beriki, böylesi, şöylesi” başlıca işaret zamirleridir. Bu, hepimizin sorumlulu ğudur. Belgisiz Zamirler İsimlerin yerini belgisizlik yoluyla tutar. “Biri, kimi, birkaçı, birçoğu, hepsi, herkes, şey, bazısı, herhangi biri, falan, birazı” başlıca belgisiz zamirlerdir. Birçoğunu okumak için yanına aldı. Soru Zamirleri İsimlerin yerini soru yoluyla tutar. “Kim, ne, nereye, hangisi” başlıca soru zamirleridir. Tatilde nereye gidecek siniz? TÜRKÇE - TYT 84 ZAMİR (ADIL) Ek Hâlindeki Zamirler Zamir Türleri Görevi Özelliği Örnek İyelik Zamirleri İyelik ekleri aynı zamanda iyelik zamirleridir. Okul-um Okul-un Okul-u Okul-umuz Okul-unuz Okul-ları Kardeşim beni aramış. İlgi Zamiri İlgi zamiri-ki’dir. İsim tamlamalarında tamlayan ekinden sonra gelerek tamlananın yerini tutar. Senin sorun kolay, kardeşininki çok zor olmuş. Bütün söylediklerinde hep o haklıydı. (Kişi zamiri) O, karşımda durmuş bana sevimli gözlerle bakan bir kediydi. (İşaret zamiri) KRITIK BILGI “O, onlar” sözcükleri kişi zamiri ve işaret zamiri olarak kullanılabilir. DİKKAT Bunu yeni aldım. (İşaret zamiri) Bu kalemi yeni aldım. (İşaret sıfatı) KRITIK BILGI “Bu, şu, o “sözcükleri işaret zamiri ve işaret sıfatı olarak kullanılabilir. (İşaret sıfatı olabilmesi için bir isimle birlikte kullanılmalı, ismi işaret etmelidir.) DİKKAT Bu sorularda karşımıza çıkan bir konu. (“Bu” sözcüğü cümlede sıfat olarak kullanılmıştır.) Bu, sorularda karşımıza çıkan bir konu. (“Bu” sözcüğü cümlede işaret zamiri olarak kullanılmıştır.) KRITIK BILGI “Bu, şu, o” işaret zamirlerinden ve “o” kişi zamirinden sonra virgül kullanılmazsa ardından gelen ismin sıfatı gibi anlaşılabilir. DİKKAT ZAMİR (ADIL) TÜRKÇE - TYT 85 Kimi gayet güzel kitap okuyor. (Belgisiz zamir) Kimi insan gayet güzel kitap okuyor. (Belgisiz sıfat) KRITIK BILGI “Kimi” sözcüğü belgisiz zamir ve belgisiz sıfat olarak kullanılabilir. DİKKAT Ne alacaksın çarşıdan? (Soru zamiri) Bize bu kadar ne kızıyorsunuz? (Soru zarfı) Ne ¡ niçin anlamı verdiğinde zarftır. Eve bakmaya ne gün gelecekler? (Soru sıfatı) KRITIK BILGI “Ne” sözcüğü soru zamiri, soru sıfatı, soru zarfı olarak kullanılabilir. DİKKAT Buranın denizi Akdeniz’inkinden daha güzel. (İlgi zamiridir.) Dolaptaki çikolataların hepsini yedim. (Sıfat türeten yapım ekidir.) Öyle bir baktı ki hepimiz korktuk. (Bağlaç) KRITIK BILGI “-ki” cümlede ilgi zamiri ya da sıfat türeten yapım eki “ki” ise bağlaç görevinde olabilir. DİKKAT Birçoğu bu konuyu anladı. (Birleşik zamir) KRITIK BILGI Sen bundan neyi anlamadın? (Basit zamirler) KRITIK BILGI TÜRKÇE - TYT 86 ZAMİR (ADIL) Türemiş zamir yoktur. Zamirler yapım eki aldığında türünü kaybedip isim, sıfat ya da zarf olur. DİKKAT Oraya sensiz gitmem. (Zarf) Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; (Sıfat) Bu araştırmamız insan benliği üzerine olacak. (İsim) KRITIK BILGI Yapılarına Göre Zamirler İkiye Ayrılır Basit Zamirler Yapım eki almamış Herhangi bir sözcükle birleşmemiş zamirlerdir. Birleşik Zamirler İki sözcüğün birleşmesiyle oluşmuş zamirlerdir. TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 87 İSİM VE SIFAT TAMLAMALARI KONU ÖZETİ Belirtili isim tamlamalarında tamlayanla tamlanan arasına sıfat girebilir. DİKKAT Tamlamalar İsim Tamlamaları Belirtili İsim Tamlaması Sıfat Tamlaması Belirtisiz İsim Tamlaması Zincirleme İsim Tamlaması Örnek: At arabası tuhaf sesler çıkararak köyün bozuk yollarında ilerliyordu. tamlayan sıfat tamlanan Belirtili İsim Tamlaması: Aralarında aitlik ilgisi olan, tamlayan ve tamlanandan oluşan isim tamlamasıdır. Tamlayan ilgi hâli eki( -ın), tamlanan ise iyelik eki alır. Örnek: Evin çatısı rüzgârdan uçmuş. Evin çatısı : ev - in / çatı - (s)ı tamlayan tamlanan Belirtili isim tamlamalarının tamlayanı ile tamlananı yer değiştirebilir. DİKKAT Örnek: Sözü henüz bitmiş sayılmaz yazarın. tamlanan tamlayan Belirtili isim tamlamalarında birden fazla tamlayan tek tamlanana bağlanabilir. DİKKAT Belirtili isim tamlamalarında tek tamlayan birden fazla tamlanana bağlanabilir. DİKKAT Örnek: Ankara’nın, Antalya’nın ve İzmir’in yolu bu noktada birbirine bağlanıyor. tamlayan tamlayan tamlayan tamlanan TÜRKÇE - TYT 88 İSİM VE SIFAT TAMLAMALARI Belirtili isim tamlamalarında tamlayan da tamlanan da düşebilir. DİKKAT Örnek: Ağacın çiçekleri, yaprakları ve büyüklüğü göz alıcıydı. tamlayan tamlanan tamlanan tamlanan Belirtili isim tamlamalarında tamlayan, tamlanan ya da her iki unsur da zamir olabilir. DİKKAT Örnekler: Bu konuda gözü kimseyi görmüyor. (onun gözü) Masadaki kalem senin mi? (senin kalemin) Tamlayan ekinin ( -ın) yerine ayrılma hâli eki ( -dan) kullanılabilir. DİKKAT Örnekler: Bu işte senin parmağın mı var? Çocukların hepsi geziye katılacakmış. Bunların birkaçını eski evde bırakacağım. Örnek: Öğrencilerden biri söz alarak konuştu. BELİRİTİSİZ İSİM TAMLAMASI: Tamlayanın ilgi ekini almadığı tamlananın iyelik ekini aldığı tamlamalardır. Örnek: Eşyaların üzerine is kokusu sinmiş. tamlayan tamlanan Belirtisiz isim tamlamalarında tamlayanla tamlanan arasına sıfat girmez. Sıfat, tamlamanın başında kullanılır. DİKKAT Örnek: Yoğun parfüm kokusu tüm odayı doldurdu. sıfat belirtisiz isim tamlaması Örnek: Güneş gözlüğünün camını burada yaptırabiliriz. tamlayan tamlanan güneş gözlüğü : belirtisiz isim tamlaması ZİNCİRLEME İSİM TAMLAMASI: En az üç isimden oluşan, tamlayanı, tamlananı ya da her ikisi de isim tamlaması olan tamlamalardır. Evin giriş kapısı yeni boyandı. tamlayan tamlanan giriş kapısı: belirtisiz isim tamlaması TÜRKÇE - TYT 89 İSİM VE SIFAT TAMLAMALARI Birden fazla sıfat bir isme yönelik kullanılabilir. DİKKAT Bir sıfat birden fazla isme yönelik kullanılabilir. DİKKAT Örnek: Gök mavisi gözleri ışıl ışıldı. sıfat isim gök mavisi: belirtisiz isim tamlaması Okul bahçesinin çam ağaçları sabahları mis gibi kokuyor. tamlayan tamlanan okul bahçesi: belirtisiz isim tamlaması çam ağaçları: belirtisiz isim tamlaması Sıfat Tamlaması: Tamlayanı sıfat, tamlananı isim ya da zamir unsurlarından oluşan tamlamalardır. Sıfatın olduğu her yerde sıfat tamlama sı da vardır. Örnek: Her şey sizin için çocuklar! sıfat zamir Örnek: Akıllı, terbiyeli ve çalışkan bir çocuktur. sıfat sıfat sıfat sıfat Örnek: Bu muhitte güzel evler, bahçeler var. sıfat isim isim Sıfat unsuru bir söz öbeği olabilir. DİKKAT Sıfat-fiiller sıfat görevinde kullanılıp tamlama oluşturabilir. DİKKAT Örnek: Görecek günümüz varmış bu dünyada. sıfat-fiil isim TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 90 ZARF ZARF (BELİRTEÇ) Fiil, fiilimsi, sıfat ve kendi türünden sözcükleri; zaman, durum, yer-yön, ölçü ve soru yönünden belirten, sınırlayan sözcüklerdir. Örnekler: Bir şey söylemeden yerinden usulca kalktı. (Durum zarfı) Çözeceğim sorular henüz bitmedi. (Zaman zarfı) Akşamın bu saatlerini pek severim. (Miktar zarfı) Dün bahçeyi düzenlemek için aşağı indik. (Yer-yön zarfı) Gözlerime baka baka bunu nasıl dersin? (Soru zarfı) Örnekler: Bugün çok yoruldum. (Fiili etkilemiş.) Bu işe bilinçli hazırlanmak zorundayız. (Fiilimsiyi etkilemiş.) En taze yeşillik burada satılır. (Sıfatı etkilemiş.) Sınavlarına daha iyi çalıştı. (Zarfı etkilemiş.) KONU ÖZETİ Zarflar her zaman fiilleri etkisi altına almaz, fiilimsi, sıfat ve başka bir zarfı da etkileyebilir. DİKKAT Zarf Türleri 1. Durum Zarfları 2. Zaman Zarfları 3. Yer-Yön Zarfları 4. Miktar (Azlık-Çokluk Zarfları) 5. Soru Zarfları 1. Durum Zarfları Bir fiilin ya da fiilimsinin anlamını durum bakımından belirten zarflardır. "Nasıl?" sorusu fiil ya da fiilimsiye yöneltildiğinde alınan cevap durum zarfıdır. Örnekler: Yeni gelenlerle güzel konuşmak istiyordu. Çocuk okula yürüyerek geliyordu. Bunların karşılığını mutlaka göreceksiniz. Dünkü soruları heyecandan yapamadım. Güzel bir haber aldım. (Sıfat) Toplantıda güzel konuştu. (Zarf) 2. Zaman Zarfları Fiilleri zaman yönünden belirten zarflardır. "Ne zaman?" sorusu fiile yöneltildiğinde alınan cevap zaman zarfıdır. Örnekler: Annemle her sabah yürüyüşe gideriz. Akşamın insanı hüzünlendiren bir yanı olmuştur hep. Akşam bize uğradı, havadan sudan konuştuk. 3. Yer-Yön Zarfları Fiilleri ve fiilimsileri yer-yön bakımından belirten zarflardır. "Ne yöne?" sorusu fiil ya da fiilimsilere yöneltildiğinde alınan cevap yer-yön zarfıdır. Nasıl sorusu isme yöneltildiğinde alınan cevap sıfat, fiile sorulduğunda ise alınan cevap zarf olur. DİKKAT TÜRKÇE - TYT 91 ZARF Zaman anlamı taşıyan sözcükler isim de olabilir. DİKKAT TÜRKÇE - TYT 92 ZARF Örnekler: Haberi aldığım gibi aşağı indim. (Yer-yön zarfı) Aşağı yolda trafik yoğun. (Sıfat) Olan biteni öğrenmek için aşağı indi. (Zarf) Aşağıda çok fazla gürültü vardı. (İsim) 4. Miktar (Azlık-Çokluk) Zarfları Fiillerin, fiilimsilerin, sıfatların ya da başka zarfların anlamlarını ölçü bakımından belirten zarflardır. "Ne kadar?" sorusu fiil, fiilimsi, sıfat ve zarflara yöneltildiğinde alınan cevap miktar zarfıdır.Fiillerin, fiilimsilerin, sıfatların ya da başka zarfların anlamlarını ölçü bakımından belirten zarflardır. "Ne kadar?" sorusu fiil, fiilimsi, sıfat ve zarflara yöneltildiğinde alınan cevap miktar zarfıdır. Örnekler: Bugün çok çalıştım. (Fiili belirten miktar zarfı) Her gün daha hızlı okudum. (Zarfı belirten miktar zarfı) En doğru yol bu sanırım. (Sıfatı belirten miktar zarfı) 5. Soru Zarfları Fiil ya da fiilimsileri soru yoluyla belirten zarflardır. Örnekler: Düşündüklerini neden söylemedin? (Soru zarfı) Arkadaşlarınla ne zaman buluşacaksın? (Soru zarfı) Yer-yön bildiren sözcükler cümlede zarf, isim ve sıfat olabilir. Fiilleri, fiilimsileri, yer-yön bakımından belirtirse zarf, isim çekim eklerinden birini alırsa isim, bir ismin önünde onu belirtmek için kullanılırsa sıfat olur. DİKKAT Soru anlamlı bazı sözcükler bir isme yönelik kullanıldığında soru sıfatı olur. DİKKAT Kitaptaki nasıl bir soru? (Soru sıfatı) Okula nasıl gidiyorsunuz? (Soru zarfı) Dışarıda ne duruyorsun? (Soru zarfı) Bütün bu söylediklerimden ne anladın? (Soru zamiri) Siz ne işler çeviriyorsunuz? (Soru sıfatı) Zarflarda Pekiştirme Genellikle pekiştirme ünsüzleri ve ikilemeler kullanılarak pekiştirme yapılır. Örnekler: Elleri soğuktan mosmor olmuştu. Dışarıda şakır şakır yağmur yağıyordu. Pekiştirilmiş sözcükler ismi etkilerse sıfat, fiil ya da fiilimsiyi etkilerse zarf olur. Yapılarına Göre Zarflar • Basit Zarflar Yapım eki almayan, herhangi bir sözcükle birleşmeyen zarflardır. Örnek: Soruları daha çözmedi. • Türemiş Zarflar Yapım eki alan zarflardır. Örnek: Bugün azıcık çalıştık. • Birleşik Zarflar İki sözcüğün birleşmesiyle oluşan zarflardır. Örnek: Ona biraz yardım ettik. TÜRKÇE - TYT 93 ZARF Ne sözcüğü soru zamiri, soru sıfatı, soru zarfı olarak kullanılabilir. DİKKAT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 94 EDAT, BAĞLAÇ, ÜNLEM KONU ÖZETİ Başlıca Edatlar Çocuğun aslan gibi yüreği vardı. Edatlar başka sözcüklerle kullanıldığında söz öbeği oluşturur. EDAT Edatlar bir cümlede başka bir sözcükle ilişkilendirilen sözcüklerdir. gibi ile kadar göre üzere diye -e karşı -e kadar -e doğru -den dolayı -den ötürü Örnekler: Sabaha kadar ders çalıştım. Bana göre bu doğru değil. Eve doğru yürümeye başladım. Hava almak için dışarı çıktım. Bu konuda senin gibi davrandım. Özellikler TÜRKÇE - TYT 95 EDAT, BAĞLAÇ, ÜNLEM Onun gibisi hiçbir yerde yok. İyelik eki aldığında isimler gibi kullanılır. • Pamuk gibi saçları vardı.(Sıfat) • Sen arkadaşım gibi konuşuyorsun. (Zarf) Bir edat bir isimle kullanıldı ğında sıfat ya da zarf olarak kullanılabilir. • Denize karşı oturduk, keyif yaptık. (Edat) • Dün karşı köyden misafirlerimiz geldi. (Sıfat) • Hayatın gerçekleri hakkında doğru söylüyorsun. (Zarf) • Kendine doğru arkadaşlar bulmalısın. (Sıfat) • Onun cevapları kesinlikle doğruydu. (İsim) Hâl ekleriyle kullanılan doğru, karşı, beri edatları tek başlarına kullanıldığında isim, sıfat, zarf olabilir. “mi” soru edatıdır. Kendinden önce gelen sözcükten daima ayrı yazılır. Kitaplarını getirdin mi? DİKKAT TÜRKÇE - TYT 96 EDAT, BAĞLAÇ, ÜNLEM BAĞLAÇ Tek başına anlamı olmayan eş görevli ya da anlamca ilgili söz ve söz öbeklerini, cümleleri birbirine bağlayan sözcükler dir. ve ile çünkü fakat ama da ki ya da yalnız mademki yahut hem... hem ne... ne Örnekler: Onun en çok da bu hâli güzel. Söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmuyor. Hâlbuki bütün konuları öğrenmişti. Sinemaya git ama geç kalma. Bağlaçlar cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamında bir bozulma olmaz. DİKKAT Başlıca Bağlaçlar “ile” yerine “ve” getirilebilirse bağlaç, getirilemezse edat olur. Arkadaşları ile yemeğe gitti.(Edat) Şiir ile hikâye okumayı çok seviyordu.(Bağlaç) DİKKAT “Ancak” sözcüğü zarf ve bağlaç olabilir. Dersim ancak 14.00’te bitebildi.(Zarf) Soruları çöz ancak kontrol etmeyi unutma.(Bağlaç) DİKKAT “Yalnız” bağlaç sıfat ve zarf olabilir. Nereden çıktı bu yalnız kadın karşıma? (Sıfat) Tutumları yüzünden yalnız kaldı.(Zarf) Seninle gelirim yalnız beklemen lazım.(Bağlaç) DİKKAT TÜRKÇE - TYT 97 EDAT, BAĞLAÇ, ÜNLEM ÜNLEM His ve heyecanları; sevinç, keder, nefret, hayıflanma, coşkunluk gibi ruh hâllerini; tabiat seslerini, seslenmeleri; onay, ret gibi beyan şekillerini ifade eden sözcüklerdir. Örnekler: Hey! Buraya bakar mısınız? Hayır, izin vermiyorum.! Tüh! Geç kaldım. Ey sevgili! Uzatma dünya sürgünümü benim. Kimi sözcükler, özel isimler, cümleler de vurgu ve tonla ma ile ünlem olabilir. Çocuklar! Derhâl ablanı ara! DİKKAT Ünlemler isim çekim eklerini alarak isimleşebilir. Artık bu eyvahların bir anlamı kalmadı. DİKKAT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 98 FİİLDE KIP KONU ÖZETİ FİİL (EYLEM) İş, oluş, kılış, hareket bildiren sözcüklere eylem (fiil) denir. İŞ (KILIŞ) FİİLLERİ ¡ Nesne alabilen fiillerdir. ¡ ''neyi'', ''kimi'' sorularına cevap verir. ¡ anla- tanı- oku- DURUM FİİLLERİ ¡ Nesne almazlar. ¡ ''neyi'', ''kimi'' sorularına cevap vermez. ¡ uyu- dinlen- otur- OLUŞ FİİLLERİ ¡ Kendiliğinde gerçekleşme anlamı vardır. ¡ ''neyi'', ''kimi'' sorularına cevap verir. ¡ sarar- büyü- olgunlaş- Çekimli Fiil İş, oluş, kılış ve hareketi kip ve kişiye bağlayarak anlatan sözcüklere denir. Örnek: oku-yor-um, gel-meli-sin Örnek: gel-ecek-ler (basit çekim) gel-ecek-ler-miş (birleşik çekim) Fiilerde Kip (Anlam / Zaman) Kayması Fiilde kullanılan kip ile kastedilen kipin farklı olması durumudur. Örnekler: Gelecek yıl Antalya’ya tatile gidiyoruz. (şimdiki zaman) gideceğiz. (gelecek zaman) Geceleri yatmadan iki saat kitap okuyorum. (şimdiki zaman) okurum. (geniş zaman ) Bir fiil bir kip eki almışsa basit çekimli, birden çok kip eki almışsa birleşik çekimlidir, DİKKAT TÜRKÇE - TYT 99 FİİLDE KIP Görülen Geçmiş Zaman -dı, -di, -du, -dü, -tı, -ti, -tu bil – di – m bil – di - ler mi (soru) bil – me – di - ler (olumsuz Öğrenilen Geçmiş Zaman -mış, -miş, -muş , -müş yaz – mış – ım yaz – mış mı (soru) yaz – ma – mış – ım (olumsuz) Gelecek Zaman -acak , -ecek bil – eceğ – im bil – ecek mi (soru) bil – me – y –ecek (olumsuz) Şimdiki Zaman -yor ,-makta,-mekte al – ı – yor – um / almaktayım al – ı – yor mu – sun (soru) al – mı – yor – uz (olumsuz) Geniş Zaman -r, -ar, -er bak - ar – ım oku – r – um bak-ar mı – y – ım ( soru ) bak – ma – m (olumsuz) bak – maz- sın (olumsuz) İstek Kipi: -a,-e görün – e – y – im görün – eli – m mi ( soru) görün – me – y – eli – m (olumsuz) Gereklilik kipi: -malı, -meli gör – meli – y – im gör – meli mi – siniz (soru) gör – me – y – ecek (olumsuz) Dilek-şart kipi: -sa, -se bak – sa – m bak – sa – lar mı (soru) bak – ma – sa – nız (olumsuz) Emir kipi: Kip eki yoktur. - yaz- yaz – sın - yaz – ın / yaz- ınız yaz - sınlar FİİLDE KİPLER HABER (BİLDİRME) KİPLERİ DİLEK (TASARLAMA) KİPLERİ TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 100 EK-FİİL (EK EYLEM) KONU ÖZETİ EK-FİİL (EK EYLEM) Türkçede ek-fiil -i (mek) fiilidir. İki görevi vardır; 1. İsim veya isim soylu sözcükleri yüklem yapmak 2. Basit zamanlı fiilleri birleşik zamanlı yapmak EK-FİİL İsimlere Gelen Ek-Fiil Fiillere Gelen Ek-Fiil Ek-fiilin Bilinen Geçmiş Zamanı (-idi) Hikâye Birleşik Zamanı (-idi) Ek-fiilin Duyulan Geçmiş Zamanı (-imiş) Rivayet Birleşik Zamanı (-imiş) Ek-fiilin Şart Kipi (-ise) Şart Birleşik Zamanı (-ise) Ek-fiilin Geniş Zamanı (-idir) İsimlere Gelen Ek-Fiil • isim + ek-fiil + kip eki + kişi eki Örnek: Bu sınıf diğerine göre daha karanlıktı. (karanlık idi) • İsimlere gelen ek-fiilin dört kipi vardır. Görülen (Bilinen) Geçmiş Zaman -idi Güzel bir okulda matematik öğretmeniydi. Duyulan (Öğrenilen) Geçmiş Zaman -imiş Bu hastanede doktormuş. Şart Kipi -ise Sorular zorsa sana yardım edebilirim. Geniş Zaman -idir Arkadaşım her zaman güçlüdür. TÜRKÇE - TYT 101 EK-FİİL (EK EYLEM) • İsimlere gelen ek-fiilin olumsuzu “değil” edatıyla yapılır. Örnek: Bana gönderdiği mektup değildi. • Ek-fiilin geniş zamanı kişi ekleriyle çekimlenebilir. Bu ekler iyelik eki ile karıştırılmamalıdır. Örnek: Ben öğretmenim. ¡ ek-fiil geniş zaman Öğretmenim bugün gelmedi. ¡ iyelik eki • Ek-fiilin geniş zaman kip eki bazen kullanılmayabilir. Örnek: O tatlı bir çocuktur. O tatlı bir çocuk. Fiillere Gelen Ek-Fiil • Ek-fiil basit zamanlı fiilleri birleşik zamanlı yapar. fiil + kip eki + kişi eki ¡ Basit zamanlı fiil çekimi fiil + kip eki + i(mek) + kip eki + kişi eki ¡ Birleşik zamanlı fiil çekimi • Ek-fiil üç farklı kipte birleşik zaman oluşturur. Fiil Kip Eki i-(ek-fiil) Kip Eki Kişi Eki Birleşik Zaman oku muş i di m Hikâye Birleşik Zamanı oku yor i miş sin Rivayet Birleşik Zamanı oku du i se k Şart Birleşik Zamanı İsimlere gelen ek-fiilde geniş zaman : DİKKAT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 102 FIILDE YAPI KONU ÖZETİ FİİLDE YAPI 1. Basit Fiiller • Kök hâlinde olabilir. • Çekim eki alabilir. • Yapım eki almazlar. Örnek: Çocukluğumu yeniden yaşamak isterdim. 2. Türemiş Fiiller • Yapım eki alır. • İsim ya da fiil kökünden türeyebilir. Örnek: Koşudan sonra çok susadım. ¡ isim kökü Bahçeye gelen kedileri kovaladı. ¡ fiil kökü BASİT FİİL TÜREMİŞ FİİL FİİLDE YAPI BİRLEŞİK FİİL TÜRKÇE - TYT 103 FIILDE YAPI Birleşik Fiil En az iki sözcüğün anlam ve biçim bakımından farklı şekillerde kaynaşmasıyla oluşur. Kurallı Birleşik Fiil Yardımcı Eylemle Kurulan Birleşik Fiil Anlamca kaynaşmış Birleşik Fiil Yeterlik Fiili /-e bil (mek) Tezlik Fiili/ -i ver (mek) Sürerlik Fiili/ -a kal (mak), -e gel (mek), -e dur (mak) Yaklaşma Fiili/ -e yaz (mak) İsim + et- ol- kıl- eyle- • Mastar hâlindeki deyimler. • Bir sözcükle fiilin anlam olarak kaynaşmasıyla oluşanlar. Örnekler: Sonunda seni görmeye gelebildim. ¡ Kurallı birleşik fiil Sorduğum her şeyi biliverdi. ¡ Kurallı birleşik fiil Gidenlerin arkasından bakakaldım. ¡ Kurallı birleşik fiil İhtiyacı olanlara yardım ettim. ¡ Yardımcı eylemle kurulan birleşik fiil Yaşadıkları onu güçlü kıldı. ¡ Yardımcı eylemle kurulan birleşik fiil Uzakları yakın eylerim senin için. ¡ Yardımcı eylemle kurulan birleşik fiil Bu elbiseyi gözüme kestirmiştim. ¡ Anlamca kaynaşmış birleşik fiil İleri dağcılık eğitimine başvurdum. ¡ Anlamca kaynaşmış birleşik fiil TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 104 FIILIMSILER (EYLEMSILER) FİİLİMSİLER (EYLEMSİLER) 1. ETKEN FİİL 2. EDİLGEN FİİL 3. DÖNÜŞLÜ FİİL 4. İŞTEŞ FİİL ¡ Kökü fiil olan fakat çeşitli ekler aldığından cümlede isim, sıfat, zarf olarak kullanılan sözcüklerdir. ¡ Fiilimsi ekleri yapım eki olduğu için türemiş yapıdadır. ¡ İsim çekim eklerini alabilir. ¡ Fiil gibi çekimlenemez, kip ve kişi eki almaz. ¡ Fiil özelliğini tamamen kaybetmez. ¡ Olumsuzluk eki alabilir. ¡ Yan cümle oluşturur. ¡ Ek eylem alarak temel cümlenin yüklemi olabilir. Fiilimsiler (Eylemsiler) Görevlerine Göre Üçe Ayrılır 1 - İsim-Fiil (Ad Eylem) Fiil + -ma, -me, -ış, -iş, -uş, -mak, -mek 2 - Sıfat-Fiil (Ortaç) Fiil + -an, -en, -ası, -esi, -maz, -mez, -ar, -er, -dık, -dik, -acak, -ecek, -mış, -miş 3 - Zarf-Fiil (Bağ-Fiil) (Ulaç) Fiil + -ıp, -ip, -arak, -erek, -ken, -madan, -meden, -maksı zın,-meksizin, -dıkça, -dikçe, -alı, -eli, -(e)... -mez, -e ... -e, -casına, -cesine, -dığında, -diğinde TÜRKÇE - TYT 105 FIILIMSILER (EYLEMSILER) 1- İsim-Fiil (Ad Eylem) Fiiller “-mek,-mak,-me,-ma,-ış,-iş,-uş,-üş” eklerinden birini aldığında isim fiil olur. Örnekler: • Yüzmek en faydalı sporlardandır. • Yine o ağaçtan düşmesi olasıdır. • Annelerin gülüşüne bir ömür verilir. Bazı isim-fiiller, fiilimsi özelliğini kaybedip kalıcı isim oluşturabilir. • Akşam yemeğinde dolma var. • Son denemenin sonucu henüz gelmedi. • Kültürümüzde ekmek parası diye bir kavram var. DİKKAT Kalıcı ad olmuş fiilimsiler, olumsuz hâle getirilemez. • Eşyaları danışmamaya bıraktım. (Olumsuzu yapılamıyor, danışma kalıcı isimdir.) • Görüşmemede etkili kararlar alındı. (Olumsuzu yapılamıyor, görüşme kalıcı isimdir.) DİKKAT Olumsuzluk eki “-ma,-me” ile isim-fiil eki “-ma,-me” yi karıştırmayalım. • Ağlama dedim kaç kere. (-ma olumsuzluk eki.) • Eğik tuttuğu bardağı dökmemesi mucizeydi. (1. -me olumsuzluk eki, 2. -me isim-fiil eki) DİKKAT 2 - Sıfat-Fiil (Ortaç) Fiiller “-an, -ası, -mez, -ar, -dik, -ecek, -miş” eklerinden birini aldığında sıfat fiil olur. Örnekler: • Bilinen en eski yerleşim burasıdır. • Adın anılası işler yap dilerim. • Hiç bitmez bir enerjisi var. • Koşar adımlarla durağa doğru gidiyordu. • Çarşıda, pazarda tanıdık bildik kimse yoktu. • O kadar soruyu çözecek vakit yok ki. • Eskimiş eşyaları sandığın içine koydular. TÜRKÇE - TYT 106 FIILIMSILER (EYLEMSILER) Sıfat-fiiller isimden önce gelip onun sıfatı olarak kullanılır. Bazen bu isim düşer ve adlaşmış sıfat-fiil oluşur. • Kardeşinden aldıklarını göstermesini istedi.( Aldığı eşyalar.) • Fırında kuyruğa girmeden pide alanlar çok şanslıydı. ( Alan insanlar.) DİKKAT "-mez, -ar, -ecek, -miş" kip ekleri ile aynı yazılışa sahip olan sıfat-fiil ekleri karıştırılmamalıdır. • Yarın gün ışımadan yola çıkacaktı. (Gelecek zaman eki) • Bu işleri yapacak gücüm kalmadı. (Sıfat-fiil eki) • Sararmış yaprakları rüzgâr önüne katmış. (1. -miş sıfat-fiil eki, 2. -miş öğrenilen geçmiş zaman eki) DİKKAT 3 - Zarf-Fiil (Bağ-Fiil - Ulaç) Fiiller “-ip, -ince, -erek, -ken, -meden, -meksizin, -dıkça, -eli, -(e)r ...-mez, -e ... -e, -casına, -dığında, -esiye” eklerinden birini aldığında zarf fiil olur. Örnekler: • Güle güle bir hâl oldum. • Trene binerken son kez sarılıp kucaklaştık. • Ocağın altını kapatmadan evden çıkmış. • Her soruyu çözebilince kendime bir güven geldi. • Eve gider gitmez beni ara. • Bu iş bitesiye akşam olur. • Tüm gün durmaksızın oradan oraya koşturdu. • Okuldan çıkalı yarım saat oldu. • Yağan yağmurlarla su seviyesi giderek yükseldi. • Hızlandıkça sağ tekerden rahatsız edici bir ses geliyordu. • Her konuyu bilircesine yaptığı yorumlar çoğu zaman yersizdi. • Kar yağdığında mutlaka kardan adam yaparlar. TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 107 FIILDE ÇATI FİİLDE ÇATI ¡ Yüklem görevindeki fiilin nesne ve özne ile kurduğu ilişkidir. ¡ Fiilde çatıyı bulmadan önce ilk yapılacak iş cümlenin yüklemini bulmak sonra yüklemin isim cümlesi mi fiil cümlesi mi olduğunu tespit etmek, yüklem fiil ise cümledeki özne ve nesne ilişkisini incelemek esastır. Gizli özne de gerçek öznedir. NOT İsim cümlelerinde çatı özelliği aranmaz. DİKKAT A. Özne Yüklem İlişkisi 1. Etken Fiil ¡ Fiilin bildirdiği işi özne yapıyorsa fiil etkendir. ¡ Gerçek özne vardır. ¡ Yükleme “kim? ne?” soruları sorularak bulunur. • Uyku saatlerinden başladı yaşamını düzenlemeye. ( kim başladı - o - gizli özne) (etken) • Bahçedeki ağaçların tamamını biz budadık. ( kim budadı -biz- özne) (etken) ¡ Oluş bildiren fiiller de etkendir. • Sepetteki meyveler çürümüştü. (ne çürümüştü - sepetteki meyveler - özne) (etken) 2. Edilgen Fiil ¡ Fiilin bildirdiği işin kim tarafından yapıldığı belli değildir ve nesne görevindeki sözcük özne yani “sözde özne” durumundadır. FİİLDE ÇATI Özne Yüklem İlişkisine Göre 1. Etken Fiil 2. Edilgen Fiil 3. Dönüşlü Fiil 4. İşteş Fiil Nesne Yüklem İlişkisine Göre 1. Geçişli Fiil 2. Geçişsiz Fiil 3. Oldurgan Fiil 4. Ettirgen Fiil TÜRKÇE - TYT 108 FIILDE ÇATI ¡ Edilgen çatılı fiiller “-l” veya “-n” ekini alır. ¡ Edilgen çatılı fiiller geçişsizdir ve bu fiillerde başkası tarafından yapılma anlamı vardır. • Dernek (özne) tüm üyeleri iftara davet etti. (yüklem) (etken) • Tüm üyeler (sözde özne) iftara davet edildi. (yüklem) (edilgen) Edilgen çatılı fiiller yüklem olduğunda gerçek özne "... tarafından" sözcüğüyle veya "-ca, -ce" ekiyle belirtilirse böyle öznelere “örtülü özne” denir. Örtülü özne cümlede zarf görevindedir ve bu yüzden fiil yine edilgendir. NOT • Sahil şeridi görevlilerce yıkandı. • İkramlar annem tarafından hazırlandı. 3. Dönüşlü Fiil ¡ Özne gerçek öznedir. ¡ Özne hem işi yapan hem işten etkilenen olduğu için kendi kendine yapılma anlamı vardır. ¡ Bu fiiller nesne almadıkları için geçişsizdir. ¡ Dönüşlü çatılı fiiller “-l” veya “-n” ekini alır. Edilgen ve dönüşlü fiilleri karıştırmayalım. DİKKAT • Ahmet çabucak yıkandı.(dönüşlü) • Araba çabucak yıkandı.(edilgen) 4. İşteş Fiil ¡ Fiilde bildirilen işin birden fazla özne tarafından yapıldığını gösteren fiillerdir. ¡ İşteş çatılı fiiller “-ş, -leş” eklerinden birini almalıdır. ¡ Fiilin işteş olabilmesi için birden fazla özne olması gerekir. Özne şekil olarak tekil olsa bile anlam birden fazla kişi bildirir. ¡ İşteş fiiller öznelerin işi yapma durumuna göre karşılıklı yapma veya birlikte yapma anlamı bildirir. • Öğlene kadar dosyalardaki kararları görüştük. (karşılıklı yapılma) • Babam toplantıdan çıkasıya kadar salonda bekleştik. (birlikte yapılma) • Duyduğu haberden sonra sevinçten ağlaştılar. (birlikte yapılma) • Askerlik arkadaşıyla ailesini tanıştırdı. (karşılıklı yapılma) Bazı sözcüklerde işteşlik eki bulunmamasına rağmen işteşlik anlamı vardır. NOT • Komşular en sonunda barıştı. • Ne zamandır son denemedeki yanlışlarıyla savaşıyor. TÜRKÇE - TYT 109 FIILDE ÇATI “-ş, -leş” eki her zaman işteşlik anlamı vermez. NOT • Akşam trafiğinde eve ulaşmak çok zorlaştı. (etken) • Otobüse son dakika yetişti. (etken) B. Nesne Yüklem İlişkisi Fiilin başına “onu” sözcüğünü getirdiğimizde anlamlı oluyorsa geçişlidir NOT • onu) bil- • (onu) gör- • (onu) al- Bir cümlenin geçişli olması için cümlede nesnenin kullanılması şart değildir. Fiil nesne alabiliyorsa geçişlidir. DİKKAT • Camdan bakmazsan göremezsin. (neyi göremezsin, onu, cümlede nesne olmadığı hâlde fiil geçişlidir.) 2. Geçişsiz Fiil ¡ Nesne alamayan fiillerdir. ¡ “ne, neyi, kimi” sorularına cevap vermezler. ¡ Oluş ve durum fiilleri nesne almadıkları için geçişsizdir. • Bahar gelince ağaçlar çiçeğe durur. (oluş) • Denize bakıyorum hayranlıkla. (durum) Cümleyi “onu” sözcüğü ile birlikte okuyarak cümledeki fiilin geçişli olup olmadığını anlayabiliriz. Çünkü “onu” sözcüğü geçişsiz fiillere getirilemez. • Hepimiz bağda, bahçede (onu) çalışıyoruz. (geçişsiz) NOT 1. Geçişli Fiil ¡ Nesne alabilen fiillere geçişli fiil denir. ¡ Yükleme sorulan “ne, neyi, kimi” sorularına yanıt alabiliyorsak fiil geçişlidir. ¡ İş (kılış) fiilleri geçişli fiillerdir. • Tüm planınızı sınav takvimine göre yapınız. ( neyi yapınız? - tüm planınızı - nesne aldı, geçişli ) TÜRKÇE - TYT 110 FIILDE ÇATI Fiil Oldurgan Eki Geçişsiz Fiil Oldurgan Fiil bit- -ir onu bitti onu bitirdi ağla- -t onu ağladı onu ağlattı gül- -dür onu güldü onu güldürdü Bazı fiiller cümlede yeni anlamlar kazanarak hem geçişli hem geçişsiz olarak kullanılabilir. Cümleyi bütün okuyarak geçişli olup olmadığı tespit edilir. DİKKAT 3. Oldurgan Fiil Geçişsiz fiillerin “-r,-t,-tır” eklerinden uygun olanı getirilerek geçişli yapılmasına oldurgan fiil denir. 4. Ettirgen Fiil ¡ Geçişli fiillere “-r,-t,-tır” eklerinden uygun olanı getirilerek geçişlilik durumunun artırılmasına ettirgen fiil denir. ¡ Ettirgen fiillerin yüklem olduğu cümlelerde özne işi yapmaz, başkasına yaptırır. Geçişli bir fiilin birden fazla çatı eki almasıyla oluşan fiile “ettirgenlik derecesi artmış fiil” veya “katmerli ettirgen fiil” denir. NOT • Bahçedeki her kediyi sevdi. ( geçişli) • Bahçedeki her kediyi sevdirdi. (ettirgen) • Bahçedeki her kediyi sevdirtdi. (katmerli ettirgen) • Sabahları sahilde uzun uzun gezerim. (geçişsiz) • Geçen hafta Ihlara Vadisi’ni gezdik. (geçişli) Fiil Ettirgen Eki Geçişli Fiil Ettirgen Fiil iç- -ir onu iç onu içir oku- -t onu oku onu okut al- -dır onu al onu aldır TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 111 CÜMLENİN ÖGELERİ KONU ÖZETİ CÜMLENİN ÖGELERİ Bir fikri, duyguyu, düşünceyi, oluşu veya kılışı bir yargı hâlinde anlatmak için çekimli fiille kullanılan kelimeler dizisi veya tek başına kullanılan çekimli fiile cümle denir. Cümlenin ögeleri temel ögeler ve yardımcı ögeler olmak üzere ikiye ayrılır. CÜMLENİN ÖGELERİ Temel Ögeler Yardımcı Ögeler Yüklem Nesne Özne Yer Tamlayıcısı Zarf Tümleci A - Temel Ögeler Cümlede iş, oluş ve yargıyı bildiren çekime girmiş kelimenin söz dizimindeki adıdır. 1 - Yüklem Yüklem; fiillerden, isimlerden, isim tamlamalarından, sıfat tamlamalarından, deyimlerden, birleşik fiillerden, adlaşmış sıfatlardan, fiilimsilerden, fiilimsi gruplarından, ikilemelerden, pekiştirilmiş sözcüklerden, zamirlerden, edat gruplarından oluşabilir. ¡ Yüklem cümlenin başında, ortasında veya sonunda bulunabilir. Unuttum artık eski günleri. Örnekler: Yine geldi akşam vakti. Çocuklar neşe içinde oynadılar. ¡ Bir cümlede bir ögenin bağlı olduğu birden fazla yüklem bulunabilir. Örnek: Her canlı doğar, yaşar, ölür. Diğer ögeleri bulurken tüm sorular yükleme yöneltilir. DİKKAT TÜRKÇE - TYT 112 CÜMLENİN ÖGELERİ ¡ Yüklem aynı türden birden fazla ögeye bağlanıp ortak kullanılabilir. Örnek: İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır. 2 - Özne ¡ Cümlede yüklemin belirttiği işi yapan veya bir oluşa konu olan ögedir. ¡ Özneyi bulmak için; yükleme “kim, ne” soruları ya da “olan ne, olan kim” soruları sorulur. Örnek: Kitap hakkındaki tüm olumlu eleştirileri hak ediyor. Özne Çeşitleri a. Gerçek Özne ¡ Etken çatılı fiillerin yüklem olduğu cümlelerde ya da isim cümlelerinde yüklemin bildirdiği işi yapan veya üstlenen ögeye gerçek özne denir. ¡ Gerçek özne cümlede “açık özne” ya da “gizli özne” hâlinde bulunabilir. b. Sözde Özne ¡ Edilgen çatılı fiillerin yüklem olduğu cümlelerde yapılan işten etkilenen ögeye sözde özne denir. Örnek: Hafta sonu yapılacak maç için saha temizlendi. c. Örtülü Özne ¡ Edilgen çatılı fiillerin yüklem olduğu cümlelerde yükleme yöneltilen “kim tarafından, kimlerce, kimce” soruları örtülü özneyi verir. Örnek: Valilik tarafından okullar üç gün tatil edildi. B - Yardımcı Ögeler 1 - Nesne (Düz Tümleç) ¡ Geçişli fiili tümleyen, yalın durumda veya belirtme durumunda bulunan tümleçtir. ¡ Nesneler belirtili nesne ve belirtisiz nesne olmak üzere ikiye ayrılır. Gizli özne öge sıralamasına ve sayısına dahil edilmez. DİKKAT Örtülü özne öge incelemesinde zarf tümleci olarak değerlendirilir. DİKKAT TÜRKÇE - TYT 113 CÜMLENİN ÖGELERİ a. Belirtili Nesne ¡ Belirtme durumu eki (-ı, -i, -u, -ü) almış olan nesneye belirtili nesne denir. Yükleme “neyi, kimi, nereyi” soruları sorularak bulunur. Örnek: En sevdiğim arkadaşımı daha önce hiç böyle görmemiştim. b. Belirtisiz Nesne ¡ Belirtme durumu ekini almamış olan nesnedir. Yükleme yöneltilen “ne” sorusuna cevap verir. Belirtisiz nesneyi bulmak için önce özneyi bulmuş olmak gerekir. Örnek: Ömer tatilde okumak için yanına birkaç roman almış. 2 - Yer Tamlayıcısı (Dolaylı Tümleç) Yüklemin anlamını çeşitli yönlerden tümleyen ve yönelme (-e / -a), kalma (-de / -da), çıkma (-den / -dan) durumlarından birinde bulunan tümleçtir. ¡ Dolaylı tümleci bulmak için yükleme yönetilen sorular şunlardır: Neye, kime, nereye, Neyde, kimde, nerede Neyden, kimden, nereden Örnek: Yaptığımız açıklamalara hepiniz önem vermelisiniz. Örnek: Tüm hazırlıklarınızı bitirirseniz sabaha yola çıkarız. ZT 3 - Zarf Tümleci (Zarf Tamlayıcısı) Yüklemin anlamını zaman, durum, sebep, ölçü, araç, şart, yer, yön vb. bakımlardan belirleyen veya sınırlayan tümleçtir. ¡ Zarf tümlecini bulmak için yükleme yöneltilen başlıca sorular şunlardır: Neden, niçin, niye, ne zaman, nasıl, ne kadar… Örnek: Halime Hanım bu koca yalıda tek başına yaşıyordu. Yağmur dinince yürüyüş yapmak için dışarıya çıktık. Örnekler: DT Cam kirli olduğu için geriyi göremiyordum. BT -e, -de, -den eklerini alan sözcükler cümleye zaman, neden gibi anlamlar katarsa zarf tüm leci olur. DİKKAT Yer-yön zarfı olan sözcükler isim çekim eki aldıklarında isim olur ve cümlede dolaylı tümleç ya da belirtili nesne görevinde kullanılır. DİKKAT TÜRKÇE - TYT 114 CÜMLENİN ÖGELERİ Cümlede Vurgu ¡ Fiil (eylem) cümlelerinde yüklemden önce gelen öge vurgulanan ögedir. Örnek: Köpek kendisine yardım eden adamın arkasında usul usul yürüyordu. ZT ¡ İsim cümlelerinde vurgu yüklemin üzerindedir. Örnek: Gece boyunca bana ninni gibi gelen o muhteşem ses, denizin sesiydi. Yüklem ¡ Yüklem cümlenin başındaysa vurgu yüklemin üzerindedir. Örnek: Fark etmedim senin orda olduğunu. Yüklem ¡ Soru cümlelerinde vurgu soru anlamı katan sözcükler üzerindedir. Örnek: Bu oyun ne zaman sahnelenecek? ZT Cümle Dışı Unsurlar ¡ Ünlemler ve ünlem niteliği taşıyan seslenmeler Eyvah, dedesinin rahatsızlandığını ona nasıl söyleyeceğiz? ¡ Bağlaçlar Diğerlerini bilmem ama ben bu işte sonuna kadar seninleyim. ¡ Ara sözler Yusuf Mete'yi, onu canımdan çok severim, çok özlemiştim. Örnek: Onu dikkatle dinleyenlerden biri, Ahmet Bey, usulca oturduğu yerden kalktı. Özne Ara sözler bir ögenin açıklayıcısı olarak kullanılabilir. DİKKAT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 115 CÜMLE TÜRLERİ TÜRKÇE YÜKLEMİN TÜRÜNE GÖRE CÜMLELER 1. Fiil (Eylem) Cümlesi: Yüklemi çekimli fiil olan cümlelerdir. Örnek: Hazırladığı kitaba son bir kez göz attı. Y 2. İsim (Ad) Cümlesi: Yüklemi isim ya da isim soylu olan cümlelerdir. Örnek: Okumam gereken bir sürü makale vardı. Y Öge Dizilişine Göre Cümleler 1. Kurallı Cümle: Yüklemi sonda olan cümlelerdir. Örnek: Öteki uçta zil uzun uzun çalıyor. Y 2. Devrik Cümle: Yüklemi sonda olmayan cümlelerdir. Örnek: Sözcükler bir müzik parçası gibi akıyor sanki. Y 3. Eksiltili Cümle: Yüklemi olmayan cümlelerdir. Örnek: Az veren candan, çok veren maldan... Anlamına Göre Cümleler 1. Olumlu Cümle: Yargının gerçekleştiğini anlatan cümlelerdir. Örnek: Dün evin anahtarlarını kaybettim. Not: Biçimce olumsuz olduğu hâlde anlamca olumlu cümleler vardır. Bir cümlenin biçimce olumsuz olması için yüklemde ‘‘yok, değil’’ sözcükleri ya da ‘‘-me, -mez, -siz’’ ekleri bulunmalıdır. Örnek: Bu kitapları sevmiyor değilim. (seviyorum) 2. Olumsuz Cümle: Yargının gerçekleşmediğini anlatan cümlelerdir. Örnek: Dün akşam sevdiğim programı izleyemedim. Not: Biçimce olumlu olduğu hâlde anlamca olumsuz cümleler vardır. Örnek: Ne sana küstüm ne de bir başkasına. (küsmedim) 3. Soru Cümlesi: Bir soruya cevap almak amacıyla kurulan cümlelerdir. Örnek: Arkadaşına doğum günü hediyesi olarak ne aldın? 4. Ünlem Cümlesi: Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerdir. Örnek: Ne kadar da güzel şehirler var! Yapısına Göre Cümleler 1. Basit Cümle: Tek bir yargı bildiren cümlelerdir. Örnek: Dördüncü kat merdivenlerinde ışıklar yanmıyor. Y TÜRKÇE - TYT 116 CÜMLE TÜRLERİ 2. Birleşik Cümle: Temel bir yargı dışında yardımcı bir yargı bulunduran cümlelerdir. Birleşik cümleler dörde ayrılır: a) Girişik Birleşik Cümle: Yardımcı yargının fiilimsi ile kurulduğu birleşik cümlelerdir. Örnek: Gözlerini kapatıp öylece bekledi. yan cümlecik temel cümle b) Şartlı Birleşik Cümle: Yardımcı yargının şart kipi ile kurulduğu birleşik cümlelerdir. Örnek: Bu kadar merak ettiysen kapıyı çal. yan cümlecik temel cümle c) Ki’li Birleşik Cümle: Yardımcı yargının ‘‘ki’’ ile kurulduğu birleşik cümlelerdir. Örnek: O kadar çok çalıştı ki artık tatile gitmek istiyor. temel cümle yan cümlecik d) İç İçe Birleşik Cümle: Yardımcı yargının alıntı bir cümle ile kurulduğu birleşik cümlelerdir. Örnek: “Biz hayatta yaşayamadıklarımızı yaşatırız romanlarda.” demiş. yan cümlecik temel cümle 3. Sıralı Cümle: En az iki temel yargının bulunduğu ve yargıların birbirine virgül ya da noktalı virgülle bağlandığı cümlelerdir. Örnek: Soluğunu tutmuş, seslerin dinmesini bekliyor. Y Y Not: En az bir ögesi ortak olan sıralı cümlelere bağımlı sıralı cümle denir. Örnek: Çalışmaları yurt çapında tanınmış, beğenilmişti. Ö DT Y Y (Özne ve dolaylı tümleç ortak) Not: Hiçbir ögesi ortak olmayan sıralı cümlelere bağımsız sıralı cümle denir. Örnek: Kapı açıldı, iri yarı bir adam içeriye girdi. Ö Y Ö DT Y (Öge ortaklığı yok) 4. Bağlı Cümle: En az iki temel yargının bulunduğu ve yargıların bağlaç ile bağlandığı cümlelerdir. Örnek: Dün uğrayamadım çünkü gece çalıştım. Y Y TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 117 ANLATIM BOZUKLUKLARI 1 TÜRKÇE ANLAMA DAYALI ANLATIM BOZUKLUKLARI 1. Gereksiz Sözcük Kullanımı • Bir cümlede aynı anlamı karşılayan birden çok sözcüğün bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek: Bu konudaki bütün kaygı ve endişeleri onunla konuştuktan sonra ortadan kalktı. Duyduğuma göre istifa etmesinin sebebi bir haysiyet ve onur meselesiymiş. • Kimi zaman bir sözcüğün anlamı cümledeki başka bir ek veya sözcükte bulunabilir. Bu durum, gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek: İngilizce ve Fransızca dilleri, ana dili gibi konuştuğu dillerden sadece ikisiydi. (Yanlış) İngilizce ve Fransızca, ana dili gibi konuştuğu dillerden sadece ikisiydi. (Doğru) İngiliz ve Fransız dili, ana dili gibi konuştuğu dillerden sadece ikisiydi. (Doğru) • Doğrudan fiil olarak çekimlenebilecek bir sözcüğün ‘‘etmek, olmak’’ gibi bir yardımcı eylem alarak çekimlenmesi anlatım bozukluğu oluşturur. Örnek: Çiftlik hayvanlarının bakımı konusunda ondan bir kez bile şüphe etmedim. (Yanlış) Çiftlik hayvanlarının bakımı konusunda ondan bir kez bile şüphelenmedim. (Doğru) • Bir deyim ile o deyimin anlamının aynı cümlede yer alması, gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek: Varlıklı bir ailede el bebek gül bebek, şımarık bir biçimde yetiştirilmişti. (Yanlış) Varlıklı bir ailede el bebek gül bebek yetiştirilmişti. (Doğru) 2. Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanımı • Sözcüklerin cümle içinde anlamlarına uygun kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek: Mezuniyet programının sonucunda, okul birincisi duygusal bir konuşma yaptı. (Yanlış) Mezuniyet programının sonunda, okul birincisi duygusal bir konuşma yaptı. (Doğru) TÜRKÇE - TYT 118 ANLATIM BOZUKLUKLARI 1 • Olumlu durumların olumsuz, olumsuz durumların olumlu ifadelerle anlatılması anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek: Sanatçıların bu çalışmaları, ülkemizin dünyanın birçok yerinde tanınmasına yol açtı. (Yanlış) Sanatçıların bu çalışmaları, ülkemizin dünyanın birçok yerinde tanınmasını sağladı. (Doğru) 3. Anlamca Çelişen Sözlerin Birlikte Kullanım • Kesinlik anlamı taşıyan sözlerle ihtimal anlamı taşıyan sözleri bir arada kullanmak anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek: Kuşkusuz, iki aile arasında baş gösteren bu çatışma onu üzmüş olsa gerek. 4. Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanımı • Bir sözün cümlede kullanılması gereken yerden başka bir yerde kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek: Vakit buldukça huzurevinde kalan yaşlıları ziyaret ediyor, onlarla ilgileniyordu. (Yanlış) Huzurevinde kalan yaşlıları vakit buldukça ziyaret ediyor, onlarla ilgileniyordu. (Doğru) 5. Mantık Hatası Ve Sıralama Yanlışları • Bazı durumların önem, ciddiyet, aşama bakımından doğru bir biçimde sıralanmaması ya da cümlede anlatılanların tutarsız olması anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek: Kuraklık yüzünden bu yılki mahsul bırakın bir evi köyü bile doyurmaz. (Yanlış) Kuraklık yüzünden bu yılki mahsul bırakın köyü bir evi bile doyurmaz. (Doğru) 6. Anlam Belirsizliği • Bir cümlede anlatılmak istenenler, duygu ve düşünceler kesinliğe sahip olmalı; belirsizliğe yer verilmemelidir. Bir cümledeki anlamın belirsiz olması anlatım bozukluğuna neden olur. Örnek: Hasta yatağındaki yaralı kadına zorlukla bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. (Yanlış) Hasta yatağındaki yaralı, kadına zorlukla bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. (Doğru) 7. Deyim Ve Atasözlerin Yanlış Kullanımı • Atasözleri ve deyimler kalıplaşmış sözler olduğu için değiştirilemez, değiştirilirse anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Ayrıca bir deyimi cümle içinde anlamına uygun kullanmamak da anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek: Bütün mahalleli, evi yanan aile yardım etmek için elinden geleni ardına koymamıştı. (Yanlış) Bütün mahalleli, evi yanan aile yardım etmek için elinden geleni yapmıştı. (Doğru) TÜRKÇE - TYT 119 ANLATIM BOZUKLUKLARI 1 8. Bağlaç Yanlışı • Bir bağlacın cümle içinde anlamına uygun kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek: Birçok ülkede mimarinin en güzel örneklerini gördüm ama hepsi beni derinden etkiledi. (Yanlış) Birçok ülkede mimarinin en güzel örneklerini gördüm ve hepsi beni derinden etkiledi. (Doğru) TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TYT TÜRKÇE KONU ÖZETİ TÜRKÇE - TYT 120 ANLATIM BOZUKLUKLARI 2 TÜRKÇE YAPIYA DAYALI ANLATIM BOZUKLUKLARI 1. Öge Eksikliği • Cümlelerde gerekli olan bazı ögelerin kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek: İş gezisi için geçen hafta Güney Kore’ye, bu hafta Singapur’a gideceğiz. (Yanlış) İş gezisi için geçen hafta Güney Kore’ye gittik, bu hafta Singapur’a gideceğiz. (Doğru) Yüklem Son sınıf öğrencilerinin dersi bitti, birazdan evlerine dağılacaklar. (Yanlış) Son sınıf öğrencilerinin dersi bitti, öğrenciler birazdan evlerine dağılacaklar. (Doğru) Özne Hasankeyf’e birçok defa gittim ve her gittiğimde daha çok beğendim. (Yanlış) Hasankeyf’e birçok defa gittim ve her seferde Hasankeyf’i daha çok beğendim. (Doğru) Nesne Yazarın son romanı geçen ay yayımlandı, okuyucular büyük ilgi gösterdi. (Yanlış) Yazarın son romanı geçen ay yayımlandı, okuyucular romana büyük ilgi gösterdi. (Doğru) Dolaylı Tümleç Hiçbir zaman doğduğu köyü terk etmedi, tarlalarını ekmeyi sürdürdü. (Yanlış) Hiçbir zaman doğduğu köyü terk etmedi, tarlalarını ekmeyi her zaman sürdürdü. (Doğru) Zarf Tümleci 2. Özne-Yüklem Uyumu • Türkçede özne ve yüklemin tekillik-çoğulluk yönünden birbiriyle uyum içinde olması gerekir, aksi durumda anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Örnek: İşçiler, büyük bir yorgunluk içinde paydos zilinin çalmasını beklediler. (Doğru) Özne Yüklem İşçiler, büyük bir yorgunluk içinde paydos zilinin çalmasını bekledi. (Doğru) Özne Yüklem TÜRKÇE - TYT 121 ANLATIM BOZUKLUKLARI 2 Milyonlarca insanın yaşadığı bu şehirde günler büyük bir hızla geçiyorlardı. (Yanlış) Özne Yüklem Milyonlarca insanın yaşadığı bu şehirde günler büyük bir hızla geçiyordu. (Doğru) Özne Yüklem Kuşlar, sonbaharla birlikte sıcak ülkelere göç ettiler. (Yanlış) Özne Yüklem Kuşlar, sonbaharla birlikte sıcak ülkelere göç etti. (Doğru) Özne Yüklem Takım, maç başlamadan önce sahaya çıkıp ısınmaya başladılar. (Yanlış) Özne Yüklem Takım, maç başlamadan önce sahaya çıkıp ısınmaya başladı. (Doğru) Özne Yüklem Bütün bu süre boyunca kimse olup biteni anlamadılar. (Yanlış) Özne Yüklem Bütün bu süre boyunca kimse olup biteni anlamadı. (Doğru) Özne Yüklem • Özne ve yüklem arasında kişi bakımından uyum olmalı, aksi durumda anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Örnek: Burak, Melis ve ben bu proje kapsamında geçen ay görevlendirildim. (Yanlış) Özne Yüklem Burak, Melis ve ben bu proje kapsamında geçen ay görevlendirildik. (Doğru) Özne Yüklem Ne sen ne Aylin uzun bir süredir bana mektup yazdı. (Yanlış) Özne Yüklem Ne sen ne Aylin uzun bir süredir bana mektup yazdınız. (Doğru) Özne Yüklem TÜRKÇE - TYT 122 ANLATIM BOZUKLUKLARI 2 4. Ek-Fiil Eksikliği • Birden çok yargılı cümlelerde birinci yüklemde ek-fiil kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açabilir. Örnek: Yazarın seçtiği konu oldukça ilginç ama kullandığı dil sade değildi. (Yanlış) Yazarın seçtiği konu oldukça ilginçti ama kullandığı dil sade değildi. (Doğru) 5. Ek Yanlışları • Bir sözcükte kullanılması gereken bir ekin kullanılmaması ya da kullanılmaması gereken bir ekin kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek: Özgünlüğü hedefleyen yazarlar, kalıpların dışına çıkması gerekir. (Yanlış) Özgünlüğü hedefleyen yazarların, kalıpların dışına çıkması gerekir. (Doğru) Bütün filmlerinde insanları güldürmesini başarmış bir oyuncuydu. (Yanlış) Bütün filmlerinde insanları güldürmeyi başarmış bir oyuncuydu. (Doğru) Amcam, yıllarca bu mahallede manavcılık yaparak ailesini geçindirdi. (Yanlış) Amcam, yıllarca bu mahallede manavlık yaparak ailesini geçindirdi. (Doğru) Düğün yemekleri artmıştı, ertesi gün de bol bol yenildi. (Yanlış) Düğün yemekleri artmıştı, ertesi gün de bol bol yendi. (Doğru) Ormandaki çıkan yangın, büyük uğraşlar sonunda söndürüldü. (Yanlış) Ormanda çıkan yangın, büyük uğraşlar sonunda söndürüldü. (Doğru) 6. Tamlama Yanlışları • Ortak bir tamlanana bağlanamayacak tamlayanlarla tamlama kurmak anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek: Akşam yemeğindeki makarna ve domates çorbası çok lezzetliydi. (Yanlış) Akşam yemeğindeki domates çorbası ve makarna çok lezzetliydi. (Doğru) Devletler, kültürel ve sanat etkinliklerini desteklemek için bütçe ayırır. (Yanlış) Devletler, kültürel etkinlikleri ve sanat etkinliklerini desteklemek için bütçe ayırır. (Doğru) TÜRKÇE - TYT 123 ANLATIM BOZUKLUKLARI 2 • Tamlayanın kullanılması gerektiği halde kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek: Roma’ya hiç gitmedim, mimari özellikleri hakkında hiçbir bilgim yok. (Yanlış) Roma’ya hiç gitmedim, Roma’nın mimari özellikleri hakkında hiçbir bilgim yok. (Doğru) 7. Fiilimsi Eksikliği • Birleşik cümlelerde, yan cümleciği oluşturan filimsilerden birinin kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açabilir. Örnek: Geçmişin kültür hazinelerine ilgi ve önem vermek zorundayız. (Yanlış) Geçmişin kültür hazinelerine ilgi göstermek ve önem vermek zorundayız. (Doğru) 8. Fiilimsi Uyuşmazlığı • Bir cümlede fiilimsilerin cümlenin anlamına uygun ekleri almadığı durumlarda anlatım bozukluğu meydana gelir. Örnek: Öğrencilerin rahat ve sıcak bir ortamda ders çalışacağını sağlayacaklar. (Yanlış) Öğrencilerin rahat ve sıcak bir ortamda ders çalışmasını sağlayacaklar. (Doğru) 9. Çatı Uyumsuzluğu • Birleşik bir cümledeki iki fiilimsinin ya da yüklem ile fiilimsinin etken ve edilgenlik yönünden uyumlu olmaması anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek: Olgunlaşan elmaları tek tek toplayıp tahta kasalara yerleştirildi. (Yanlış) Olgunlaşan elmaları tek tek toplayıp tahta kasalara yerleştirdi. (Doğru) mebi.eba.gov.tr TÜRK DİLİ YAZIM KURALLARI • Türk dili dillerin en zenginlerinden dir, yeter ki bu dil şuurla işlensin… SUNUNUN İÇERİĞİ A) Yazım kuralları b) Kısaltmalar TÜRK ALFABESİ • Türk alfabesi, Latin harfleri esas alınarak 1. XI. 1928 gün ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun ile kabul edilmiştir. Bu kanuna göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır. • Bu alfabeyle dilimizdeki harflerin sırası, büyük ve küçük yazılışları, el yazısı biçimleri ve okunuşları belirlenmiştir. SESLER VE SES UYUMLARI • Türkçe, ses uyumlarına sahip bir dildir. Ekler bu uyuma göre getirilir. • Türkçede sesler ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki ana gruba ayrılır. UZUN ÜNLÜ • Kökeni Türkçe olan kelimelerde uzun ünlü yoktur. • Uzun ünlü, yabancı dillerden Türkçeye giren kelimelerde görülür. Son ünlüleri kalın sıradan olmasına karşın incelik özelliği gösteren bazı alıntı kelimeler ince ünlülü ekler alır: alkol / alkolü hakikat / hakikati helak / helakimiz kabul / kabulü kontrol / kontrolü protokol / protokolü saat / saate sadakat / sadakatten Kökeni Türkçe olan kelimelerin sonunda b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz. • Ancak, anlam farkını belirtmek üzere ad, od, sac gibi birkaç kelimenin yazılışında buna uyulmaz: ad (isim), at (binek hayvanı); od (ateş), ot (bitki); sac (yassı demir), saç (kıl) Bazı alıntı kelimelerde tonlulaşma (yumuşama) olmaz: ahlak / ahlakın cumhuriyet / cumhuriyete evrak / evrakı hukuk / hukuku ittifak / ittifaka sepet / sepeti tank / tankı bank / bankı Tek heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri ise iki ünlü arasında çoğunlukla korunur: ak / akı at / atı et / eti göç / göçü kaç / kaçıncı kök / kökü saç / saçı suç / suçu süt / sütü • Ancak, tek heceli olduğu hâlde sonundaki ünsüzü tonlulaşan kelimeler de vardır: but / budu dip / dibi gök / göğü kap / kabı kurt / kurdu uç / ucu yurt / yurdu • Dilimizde tonsuz (sert) ünsüzle biten kelimelere gelen ekler tonsuz (sert) ünsüzle başlar: aç-tı, aş-çı, bak-tım, bas-kı, çiçek-ten, düş-kün, geç-tim, ipek-çi, seç-kin, seç-ti, süt-çü BAZI KELİME VE EKLERİN YAZILIŞI Bağlaç Olan da, de’nin Yazılışı Bağlaç olan da, de ayrı yazılır: Kuşçu amca! Bizim kuşumuz da var, Ağacımız da. Sen bize bulut ver sade Yüz paralık. (O. Rıfat-O. Veli) Kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar: Benim heykellerim de benimle kımıldar. (Ö. Asaf) Urumelihisarı’na oturmuşum; Oturmuş da bir türkü tutturmuşum: (O. Veli) Ayrı yazılan da, de hiçbir zaman ta, te biçiminde yazılmaz. Suların durulduğu bir saat olsun: Gör denizin güzelliğini! Hele mehtap da varsa! Üstünde at koşturacağın gelir. (Cahit Sıtkı) Ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır (ya da). En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye (Cemal Süreya) Da, de bağlacının bulunma durumu eki olan -da, -de, -ta, -te ile hiçbir ilgisi yoktur. Bulunma durumu eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır: Yurtta sulh, cihanda sulh. (Mustafa Kemal Atatürk) Bağlaç Olan ki’nin Yazılışı Bağlaç olan ki ayrı yazılır. Sandım ki zühre yıldızı Şavkı beni yaktı geçti (İzzetî) Ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki yapısı da ayrı yazılır: Olmaz ki! Böyle de yatılmaz ki! (Orhan Veli) Bağlaç Olan ne ... ne ...’nin Yazılışı • Bu bağlacın kullanıldığı cümlelerde fiil olumlu olmalıdır: ne bardakta şarap kalmış ne o eski umutlar koyu bir dalgınlıktır artık yaşadıkları (A. İlhan) Bu ne acaip bilmece! Ne gündüz biter ne gece. Kime söyleriz derdimizi; Ne hekim anlar ne hoca. Orhan Veli Soru Eki mı, mi, mu, mü’nün Yazılışı • Bu ek gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır ve kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar: • Kaldı mı? • Sen de mi geldin? • Olur mu? • İnsanlık öldü mü? • Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığında da ayrı yazılır: yola bir düşüldü mü ömür boyunca gidilir ekmeğin ve şarabın peşinden (A. İlhan) Mastar Eklerinin Yazılışı • -mak, -mek ile biten mastarlardan sonra -a, -e, -ı, -i eklerinden biri geldiğinde araya y ünsüzü girer: kazanmak-a > kazanma-y-a aldanmak-ı > aldanma-y-ı sevmek-e > sevme-y-e, görmek-i > görme-y-i Pekiştirmeli Sıfatların Yazılışı • Pekiştirmeli sıfatlar bitişik yazılır: apaçık, apak, büsbütün, çepeçevre, dümdüz, düpedüz, gömgök, güpegündüz, kapkara, paramparça, sapasağlam, sapsarı, sırsıklam, sırılsıklam, sipsivri Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu. A. İlhan Mavi, masmavi bir ışık ortasında yüzmekteyim. A. H. Tanpınar Gün doğmadan, deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola. O. Veli SAYILARIN YAZILIŞI Sayılar metin içerisinde yazıyla yazılır: bin yıldan beri dört kardeş haftanın beşinci günü üç ayda bir yüz soru İki hafta sonra üçüncü sınıf Yaş otuz beş, yolun yarısı eder. Cahit Sıtkı Bir kayadan duman duman On yedi metre atlayan Dağ kokusuyla yüklü su M. S. Sutüven • Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılarda rakam kullanılır: 17.30'da, 11.00’de, 1.500.000 lira, 25 kilogram, 150 kilometre, 15 metre kumaş, 1.250.000 kişi, %25, %50 • Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: iki yüz üç yüz altmış beş beş bin dört yüz elli on dokuz • Para ile ilgili işlem ve çek, senet vb. ticari belgelerde geçen sayılar bitişik yazılır: 650,35 (altıyüzelliTL, otuzbeşKr) • Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır ve araya nokta konur: 326.197 49.750.812 28.434.250.310.500 • Sayılarda kesirler virgül ile ayrılır: 15,2 (15 tam, onda 2) 5,26 (5 tam, yüzde 26) Sıra sayıları ekle gösterildiğinde rakamdan sonra sadece kesme işareti ve ek yazılır, ayrıca nokta konmaz: 8.'inci değil 8'inci 2.'nci değil 2'nci • Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla belirtilir: 2'şer değil ikişer 9'ar değil dokuzar 100’er değil yüzer BÜYÜK HARFLERİN KULLANILDIĞI YERLER A) Cümle büyük harfle başlar: Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir. (Atatürk) • Cümle içinde tırnak veya yay ayraç içine alınan cümleler büyük harfle başlar ve sonlarına uygun noktalama işareti konur: Anadolu kentlerini, köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) gezsek bile görmek için değil, kendimizi göstermek için geziyoruz. (Nurullah Ataç) • Ancak iki çizgi arasındaki açıklama cümleleri büyük harfle başlamaz: Bir zamanlar -bu zamanlar çok da uzak değildir, bundan on, on iki yıl önce- Türk saltanatının maddi sınırları uçsuz bucaksız denilecek kadar genişti. Yakup Kadri • İki noktadan sonra gelen cümleler büyük harfle başlar: Menfaat sandalyeye benzer: Başında taşırsan seni küçültür, ayağının altına alırsan yükseltir. (Cenap Şahabettin) • Ancak iki noktadan sonra cümle niteliğinde olmayan örnekler sıralandığında bu örnekler büyük harfle başlamaz: Bu eskiliği siz de çok evde görmüşsünüzdür: duvarlarda çiviler, çivi yerleri, lekeler… (Memduh Şevket Esendal) Rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz: Sonra konuşuyoruz. 92 yaşındaki teyzesine gittiğini anlatıyor. (Tezer Özlü) Örnek niteliğindeki kelimelerle başlayan cümlede de ilk harf büyük yazılır: • "Banka, bütçe, devlet, fındık, kanepe, menekşe, şemsiye” gibi yüzlerce kelime, kökenleri yabancı olmakla birlikte artık dilimizin malı olmuştur. • "Et-, ol-" fiilleri, dilimizde en sık kullanılan yardımcı fiillerdir. B) Özel adlar büyük harfle başlar: 1. Kişi adlarıyla soyadlar büyük harfle başlar: Mustafa Kemal Atatürk, Ahmet Haşim, Tevfik Fikret, Orhan Veli Kanık, Muhibbi (Kanuni Sultan Süleyman), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin), 2. Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar, lakaplar, meslek ve rütbe adları büyük harfle başlar: Kaymakam Erol Bey, Sayın Prof. Dr. Hasan Eren, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Deli Petro • Akrabalık bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz: Tülay abla, Ayşe teyze, Fatma nine, Kemal dayı, Saim amca, Ali enişte • Ancak akrabalık bildiren kelimeler başa geldiğinde lakap yerine kullanıldığı için büyük harfle başlar: Nene Hatun, Baba Gündüz, Baba Hakkı, Dayı Kemal, Hala Sultan • Bazı tarihî veya destansı kişilerde akrabalık bildiren kelimeler sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı ve özel ada dâhil olduğu için ilk harfi büyük harfle yazılır: Gül Baba, Susuz Dede, Adile Hala, Gülsüm Bacı, Sultan Ana • Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen ve makam, mevki, unvan bildiren kelimeler de büyük harfle başlar: • Sayın Bakan, • Sayın Başkan, • Sayın Rektör, • Sayın Vali, • Hitap kelimeleri büyük harfle başlar: • Sevgili Kardeşim, • Aziz Dostum, • Değerli Arkadaşım, 3. Hayvanlara verilen özel adlar büyük harfle başlar: Sarıkız, Fino, Karabaş, Pamuk, Minnoş, Tekir, Düldül 4. Millet, boy, oymak adları büyük harfle başlar: Türk, Alman, İngiliz, Rus, Arap, Japon; Oğuz, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar; Karakeçili, Hacımusalı 5. Dil ve lehçe adları büyük harfle başlar: Türkçe, Almanca, İngilizce, Rusça; Oğuzca, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe 6. Devlet adları büyük harfle başlar: Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Suudi Arabistan, Fransa, Küba, Arjantin, Azerbaycan Cumhuriyeti • 7. Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını bildiren sözler büyük harfle başlar: Müslümanlık, Müslüman; Hristiyanlık, Hristiyan; Musevilik, Musevi; Budizm, Budist; Hanefilik, Hanefi; Malikilik, Maliki; Protestanlık, Protestan; Katoliklik, Katolik 8. Din ve mitoloji ile ilgili özel adlar büyük harfle başlar: Tanrı, Allah, Cebrail, Zeus, Oziris, Kibele • Ancak tanrı kelimesi özel ad olarak kullanılmadığında küçük harfle başlar: Eski Yunan tanrıları • Bazı dinî terimlerin küçük harfle başlaması gelenekleşmiştir: • cennet, cehennem • uçmak, tamu • sırat köprüsü 9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür, Neptün, Plüton, Halley, Dünya,Güneş, Ay Dünya, güneş, ay kelimeleri gezegen anlamı dışında kullanıldığında küçük harfle başlar. 10. Yer adları (kıta, bölge, il, ilçe, köy, semt, cadde, sokak, semt vb.) büyük harfle başlar: Asya, Avrupa, Afrika, Amerika; İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Yakın Doğu; Ankara, İstanbul, Taşkent, Bağdat, Moskova; Turgutlu, Ürgüp, Ahlat; Çayırbağı, Akçaköy; Bahçelievler, Cebeci; Atatürk Bulvarı, Ziya Gökalp Caddesi; Sankiyedim Sokağı, Asmalımescit Sokağı UYARI doğu ve batı sözleri yön bildirdiğinde küçük olarak yazılır: Bursa’nın doğusu Bu sözler düşünce, hayat tarzı, politika vb. anlamlar bildirdiğinde ise büyük olarak yazılır: Batı medeniyeti, Doğu mistisizmi vb. • Yer adlarında ilk isimden sonra gelen deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler büyük harfle başlar: Ağrı Dağı, Aral Gölü, Çanakkale Boğazı, Dicle Irmağı, Ege Denizi, Erciyes Dağı, Fırat Nehri, Tuna Nehri, Van Gölü, Zigana Geçidi, Süveyş Kanalı Özel ada dâhil olmayıp tamlama kuran şehir, il, ilçe, bucak, belde, köy vb. sözler küçük harfle başlar: Konya ili, Etimesgut ilçesi, Taflan köyü • Mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak adlarında geçen mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak kelimeleri büyük harfle başlar: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yıldız Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi, Karaköy Meydanı, Zafer Meydanı, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Ziya Gökalp Bulvarı, Nene Hatun Caddesi, Cemal Nadir Sokağı, Fevzi Çakmak Sokağı, İnkılap Sokağı, Reşat Nuri Sokağı • Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman, kelime başında büyük harf kullanılır: Hisar’dan, Boğaz’dan, Bulvar’dan 11. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. yapı adlarının bütün kelimeleri büyük harfle başlar: Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, İshakpaşa Sarayı, Çankaya Köşkü, Horozlu Han, Ankara Kalesi, Alanya Kalesi, Galata Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Mostar Köprüsü, Beyazıt Kulesi, Zafer Abidesi, Bilge Kağan Anıtı 12. Kurum, kuruluş ve kurul adlarının her kelimesi büyük harfle başlar: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Devlet Malzeme Ofisi, Millî Kütüphane, Çocuk Esirgeme Kurumu, Atatürk Orman Çiftliği, Çankaya Lisesi, Anadolu Kulübü, Mavi Köşe Bakkaliyesi, Yeşilay Derneği, Muharip Gaziler Derneği, Emek İnşaat, Bakanlar Kurulu, Danışma Kurulu, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 13. Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge adlarının her kelimesi büyük harfle başlar: Medeni Kanun, Borçlar Hukuku (kanun), Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Tüzüğü, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği • Kurum, kuruluş, kurul, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm, kanun, tüzük, yönetmelik vb.ni bildiren kelimeler, belli bir kurum vb. kastedildiğinde büyük harfle başlar: • Bu yıl Meclis, yeni döneme erken başlayacaktır. • Son aylarda Kurum, yazım konusunda yoğun bir çalışma içine girmiştir. • 2876 sayılı Kanun bu yıl yeniden gözden geçiriliyor. Bu madde Yönetmelik’in 4’üncü maddesine aykırı düşmektedir. 14. Kitap, dergi, gazete ve sanat eserlerinin (tablo, heykel, müzik vb.) her kelimesi büyük harfle başlar: Nutuk, Kendi Gök Kubbemiz, Anadolu Notları, Sinekli Bakkal; Türk Dili, Varlık; Resmî Gazete, Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Yeni Yüzyıl; Saraydan Kız Kaçırma; Onuncu Yıl Marşı • Özel ada dâhil olmayan gazete, dergi, tablo vb. sözler büyük harfle başlamaz: Milliyet gazetesi, Türk Dili dergisi, Halı Dokuyan Kızlar tablosu • Büyük harflerin kullanıldığı yerlerde bulunan ve, ile, ya, veya, yahut, ki, da, de sözleriyle mı, mi, mu, mü soru eki küçük harfle yazılır: Mai ve Siyah, Suç ve Ceza, Leyla ile Mecnun, Turfanda mı, Turfa mı? Diyorlar ki, Dünyaya İkinci Geliş yahut Sır İçinde Esrar, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım • Bütün harfleri büyük yazılan ifadelerde geçen ve, ile, ya, veya, yahut, ki, da, de sözleriyle mı, mi, mu, mü soru ekleri de büyük harflerle yazılır: MAİ VE SİYAH SUÇ VE CEZA LEYLA İLE MECNUN TURFANDA MI, TURFA MI? DİYORLAR Kİ YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE BEN DE YAZDIM 15. Millî ve dinî bayramlarla bayram niteliği kazanmış günlerin adları büyük harfle başlar: 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Nevruz Bayramı, Anneler Günü, Öğretmenler Günü, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü, 14 Mart Tıp Bayramı, Hıdırellez 16. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı, Millî Mücadele, Cilalı Taş Devri, İlk Çağ, Yükselme Devri, Millî Edebiyat Dönemi, Servetifünun Dönemi, Tanzimat Dönemi • Tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan şiiri, divan edebiyatı, halk şiiri, halk edebiyatı, eski Türk edebiyatı, Türk dili, Türk sanat müziği, Türk halk müziği, tekke edebiyatı 17. Özel adlardan türetilen bütün kelimeler büyük harfle başlar: Türklük, Türkçe, Türkolog, Türkoloji, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Asyalılık, Darvinci, Konyalı, Bursalı Özel ad kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa büyük harfle başlamaz: acem (Türk müziğinde bir perde), hicaz (Türk müziğinde bir makam), nihavent (Türk müziğinde bir makam), acemi (tecrübesiz), amper (elektrik akımında şiddet birimi), jul (fizikte iş birimi), allahlık (saf, zararsız kimse), donkişotluk (gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışmak) Para birimleri büyük harfle başlamaz: avro, dinar, dolar, lira, yeni kuruş, liret • Özel adlar yerine kullanılan "o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz. 18. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı, Brüksel lahanası, Frenk gömleği, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş dondurması, Van kedisi Belirli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar: 29 Mayıs 1453 Salı günü, 29 Ekim 1923, 28 Aralık 1982'de göreve başladı. Lale festivali 25 Haziranda başlayacak. 1919 senesi Mayıs’ının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. (Atatürk) • Belirli bir tarih belirtmeyen ay ve gün adları küçük harfle başlar: Okullar genellikle eylülün ikinci haftasında öğretime başlar. Yürütme Kurulu toplantılarını perşembe günleri yaparız. BİRLEŞİK SÖZLERİN YAZILIŞI Birleşik sözler belirli kurallar çerçevesinde bitişik veya ayrı yazılır. Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler • Birleşik kelimeler aşağıdaki durumlarda bitişik yazılır: 1. Birleşiği oluşturan sözlerinden herhangi birisi ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: kaynana (< kayın ana), kaynata (< kayın ata), niçin (< ne için), pazartesi (< pazar ertesi), sütlaç (< sütlü aş), birbiri (< biri biri) 2. et- ve ol- yardımcı fiilleriyle birleşirken ses düşmesine veya ses türemesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: emretmek (emir etmek), kaybolmak (kayıp olmak), hissetmek (his etmek), affetmek (af etmek), reddetmek (ret etmek) • Sadece söyleyişte tonlulaşma biçiminde ses değişmesine uğrayan birleşik sözler ayrı yazılır: azat etmek (ok. azadetmek), hamt etmek (ok. hamdetmek), 3. Kelimelerinden her ikisi veya ikincisi birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: a. Bitki adları: aslanağzı, civanperçemi, keçiboynuzu, kuşburnu, turnagagası, açıkağız, akkuyruk (çay), alabaş, altınbaş (kavun), altıparmak (palamut), beşbıyık (muşmula), acemborusu, çobançantası, gelinfeneri, karnıkara (börülce), kuşyemi, şeytanarabası, venüsçarığı, yılanyastığı, akşamsefası, camgüzeli, çadıruşağı, gecesefası, ayşekadın (fasulye), hafızali (üzüm), havvaanaeli, meryemanaeldiveni b. Hayvan adları: danaburnu (böcek), akbaş (kuş), alabacak (at), bağrıkara (kuş), beşparmak (deniz hayvanı), beşpençe (deniz hayvanı), çakırkanat (ördek), elmabaş (tepeli dalgıç), kababurun (balık), kamçıkuyruk (koyun), kamışkulak (at), karabaş, karagöz (balık), karafatma (böcek), kızılkanat (balık), sarıkuyruk (balık), yeşilbaş (ördek), sazkayası (balık), sırtıkara (balık), şeytaniğnesi, yalıçapkını (kuş), bozbakkal (kuş), bozyürük (yılan), karadul (örümcek), sarısabır (bitki) c. Hastalık adları: itdirseği delibaş karabacak karataban ç. Alet ve eşya adları: balıkgözü (halka), deveboynu (boru), domuzayağı (çubuk), domuztırnağı (kanca), horozayağı (burgu), kargaburnu (alet), keçitırnağı (oyma kalemi), kedigözü (lamba), leylekgagası (alet), sıçankuyruğu (törpü), baltabaş (gemi) gagaburun (gemi), kancabaş (kayık), adayavrusu (tekne) d. Biçim adları: ayıbacağı (yelken biçimi), balıksırtı (desen), civankaşı (nakış), eşeksırtı (çatı biçimi), kazkanadı (oyun), kırlangıçkuyruğu (işaret), koçboynuzu (işaret), köpekkuyruğu (spor), sıçandişi (dikiş), balgümeci (dikiş), beşikörtüsü (çatı biçimi), turnageçidi (fırtına) e. Yiyecek adları: dilberdudağı (tatlı), hanımgöbeği (tatlı), hanımparmağı (tatlı), kadınbudu (köfte), kadıngöbeği (tatlı), kargabeyni (yemek), kedidili (bisküvi), tavukgöğsü (tatlı), vezirparmağı (tatlı), bülbülyuvası (tatlı), kuşlokumu (kurabiye), alinazik (kebap) f. Oyun adları: beştaş, dokuztaş, üçtaş, dikmetaş g. Gök cisimlerinin adları: Altıkardeş (yıldız kümesi), Arıkovanı (yıldız kümesi), Büyükayı (yıldız kümesi), Demirkazık (yıldız), Küçükayı (yıldız kümesi), Kervankıran (yıldız), Samanyolu (yıldız kümesi), Yedikardeş (yıldız kümesi) ğ. Renk adları: baklaçiçeği, balköpüğü, camgöbeği, devetüyü, fildişi, gülkurusu, kavuniçi, narçiçeği, ördekbaşı, ördekgagası, tavşanağzı, tavşankanı, turnagözü, vapurdumanı, vişneçürüğü, yavruağzı 4. -a, -e, -ı, -i, -u, -ü zarf-fiil ekleriyle bilmek, vermek, kalmak, durmak, gelmek, görmek ve yazmak fiilleriyle yapılan tasvirî fiiller bitişik yazılır: alabildiğine, düşünebilmek, yapabilmek; uyuyakalmak; gidedurmak, yazadurmak; çıkagelmek, olagelmek, süregelmek; düşeyazmak, öleyazmak; alıvermek, gelivermek, gülüvermek, uçuvermek; düşmeyegör, ölmeyegör 5. Bir veya iki ögesi emir kipiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: alaşağı, albeni, ateşkes, çalçene, çalyaka, dönbaba, gelberi, incitmebeni, rastgele, sallabaş, sallasırt, sıkboğaz, unutmabeni; çekyat, geçgeç, kaçgöç, kapkaç, örtbas, seçal, veryansın, yapboz, yazboz tahtası 6. -an/-en, -r/-ar/-er/-ır/-ir, - maz/-mez ve -mış/-miş sıfat-fiil eklerinin kalıplaşmasıyla oluşan birleşik kelimeler bitişik yazılır: ağaçkakan, alaybozan, cankurtaran, çöpçatan, dalgakıran, demirkapan, etyaran, filizkıran, gökdelen, oyunbozan, saçkıran, yelkovan, yolgeçen, akımtoplar, altıpatlar, barışsever, basınçölçer, betonkarar, bilgisayar, çoksatar, dilsever, füzeatar, özezer, pürüzalır, uçaksavar, yurtsever; baştanımaz, değerbilmez, etyemez, hacıyatmaz, kadirbilmez, karıncaezmez, kuşkonmaz, külyutmaz, tanrıtanımaz, varyemez; çokbilmiş, güngörmüş. 7. İkinci kelimesi -dı (-di / -du / - dü, -tı / -ti / -tu / -tü) kalıplaşmış belirli geçmiş zaman ekleriyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: albastı, ciğerdeldi, çıtkırıldım, dalbastı, fırdöndü, gecekondu, gündöndü, hünkârbeğendi, imambayıldı, karyağdı, külbastı, mirasyedi, papazkaçtı, serdengeçti, şıpsevdi, zıpçıktı 8. Her iki kelimesi de -dı (-di / -du / -dü, -tı / -ti / -tu / -tü) belirli geçmiş zaman veya -r /-ar /-er geniş zaman eklerini almış ve kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: dedikodu, kaptıkaçtı, oldubitti, uçtuuçtu (oyun); biçerbağlar, biçerdöver, göçerkonar, kazaratar, konargöçer, okuryazar, uyurgezer, yanardöner, yüzergezer 9. Somut olarak yer bildirmeyen alt, üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: ayakaltı, bilinçaltı, gözaltı (gözetim), şuuraltı; akşamüstü, akşamüzeri, ayaküstü, ayaküzeri, bayramüstü, gerçeküstü, ikindiüstü, olağanüstü, öğleüstü, öğleüzeri, suçüstü, yüzüstü 10. İki veya daha çok kelimenin birleşmesinden oluşmuş kişi adları, soyadları ve lakaplar bitişik yazılır: Alper, Aydoğdu, Birol, Gülnihal, Gülseren, Gündoğdu, Şenol, Varol; Abasıyanık, Adıvar, Atatürk, Gökalp, Güntekin, İnönü, Karaosmanoğlu, Tanpınar, Yurdakul; Boynueğri Mehmet Paşa, Tepedelenli Ali Paşa, Yirmisekiz Çelebi Mehmet, Yedisekiz Hasan Paşa 11. İki veya daha çok kelimeden oluşmuş Türkçe yer adları bitişik yazılır: Çanakkale, Gümüşhane; Acıpayam, Pınarbaşı, Şebinkarahisar; Beşiktaş, Kabataş • Şehir, kent, köy, mahalle, dağ, tepe, deniz, göl, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adları bitişik yazılır: Akşehir, Eskişehir, Suşehri, Yenişehir; Atakent, Batıkent, Konutkent, Korukent, Çengelköy, Sarıyer, Yenimahalle; Karabağ, Karadağ, Uludağ; Kocatepe, Tınaztepe; Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz; Acıgöl; Kızılırmak, Yeşilırmak; İncesu, Karasu, Sarısu, Akçay 12. Kişi adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarında unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa, Ertuğrulgazi, Kemalpaşa (ilçesi); Necatibey (Caddesi), Mustafabey (Caddesi) 13. Ara yönler bitişik yazılır: güneybatı, güneydoğu, kuzeybatı, kuzeydoğu 14. Bunlardan başka dilimizde her iki ögesi de asıl anlamını koruduğu hâlde yaygın bir biçimde gelenekleşmiş olarak bitişik yazılan kelimeler de vardır: a. Baş sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: başağırlık, başbakan, başçavuş, başeser, başfiyat, başhekim, başhemşire, başkahraman, başkarakter, başkent, başkomutan, başköşe, başmüfettiş, başöğretmen, başparmak, başpehlivan, başrol, başsavcı, başşehir, başyazar b. Bir topluluğun yöneticisi anlamındaki başı sözüyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: aşçıbaşı, binbaşı, çarkçıbaşı, çeribaşı, elebaşı, mehterbaşı, onbaşı, ustabaşı, yüzbaşı c. Oğlu, kızı sözleri: çapanoğlu, eloğlu, hinoğluhin, elkızı ç. Ağa, bey, efendi, hanım, nine vb. sözlerle kurulan birleşik kelimeler: ağababa, ağabey, beyefendi, efendibaba, hanımanne, hanımefendi, hacıağa, hıyarağalık, kadınnine, paşababa d. Biraz, birkaç, birkaçı, birtakım, birçok, birçoğu, hiçbir, hiçbiri, herhangi belirsizlik sıfat ve zamirleri de gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır. 15 Ev kelimesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: aşevi, bakımevi, basımevi, doğumevi, gözlemevi, huzurevi, konukevi, orduevi, öğretmenevi, polisevi, yayınevi 16. Hane, name, zade kelimeleriyle oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: çayhane, dershane, kahvehane, yazıhane; beyanname, kanunname, seyahatname, siyasetname; amcazade, dayızade, teyzezade • Eczahane, hastahane, pastahane, postahane sözleri kullanımdaki yaygınlık dolayısıyla eczane, hastane, pastane, postane biçiminde yazılmaktadır. 17. Farsça kurala göre oluşturulan isim ve sıfat tamlamaları ile kalıplaşmış biçimler bitişik yazılır: cürmümeşhut, darıdünya, ehlibeyit, ehvenişer, erkânıharp, fecrisadık, gayrimenkul, gayrimeşru, hüsnükuruntu, hüsnüniyet, suikast, hamdüsena, hercümerç 18. Arapça kurala göre oluşturulan tamlamalar ve kalıplaşmış biçimler bitişik yazılır: aliyyülâlâ, darülaceze, darülfünun, daüssıla, fevkalade, fevkalbeşer, hıfzıssıhha, hüvelbaki, şeyhülislam, tahtelbahir, tahteşşuur; âlemşümul, cihanşümul, aleykümselam, Allahualem, bismillah, fenafillah, fisebilillah, hafazanallah, inşallah, maşallah, velhasıl, velhasılıkelam 19. Müzik makam adları bitişik yazılır: acembuselik, hisarbuselik, muhayyerkürdi • Bir sıfatla oluşturulan usul adlarında sıfat ayrı yazılır: ağır aksak, yürük aksak, yürük semai 20. Kanunda bitişik geçen veya bitişik olarak tescil ettirilmiş olan kuruluş adları bitişik yazılır: İçişleri, Dışişleri, Genelkurmay, Yükseköğretim DEYİMLERİN VE İKİLEMELERİN YAZILIŞI Deyimlerin Yazılışı • Deyimler ayrı yazılır: akıntıya kürek çekmek, çam devirmek, çanak tutmak, gönlünden geçirmek, göz atmak, kulak asmak, kulak vermek, çantada keklik, devede kulak, yağlı kuyruk, yüz görümlüğü haliç’te bir vapuru vurdular dört kişi demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu (A. İlhan) İkilemelerin Yazılışı • İkilemeler ayrı yazılır: adım adım, ağır ağır, akın akın, allak bullak, aval aval (bakmak), cır cır (ötmek), çeşit çeşit, derin derin, gide gide, güzel güzel, karış karış, kös kös (dinlemek), kucak kucak, şıp şıp (damlamak), şıpır şıpır, tak tak (vurmak), takım takım, tıkır tıkır, yavaş yavaş Sarıyer’de balıkçılar denizi çekiyordu deniz büyük büyük içini çekiyordu A. İlhan Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden A. Haşim Ağları silkeledikçe deniz gelecek eline pul pul O. Veli bata çıka, çoluk çocuk, düşe kalka, eciş bücüş, eğri büğrü, enine boyuna, eski püskü, ev bark, konu komşu, pılı pırtı, salkım saçak, sere serpe, soy sop, süklüm püklüm, yana yakıla, yarım yamalak m ile yapılmış ikilemeler de ayrı yazılır: at mat, çocuk mocuk, dolap molap, kapı mapı, kitap mitap ve de uyarına gelirse, tepemde bir de çınar olursa taş maş da istemez hani… (N. Hikmet) İsim durum ekleri ve iyelik ekiyle yapılan ikilemeler de ayrı yazılır: baş başa, diz dize, el ele, göz göze, iç içe, omuz omuza, yan yana; baştan başa, daldan dala, elden ele, günden güne, içten içe, yıldan yıla; başa baş, bire bir (ölçü), dişe diş, göze göz, teke tek; ardı ardına, boşu boşuna, günü gününe, peşi peşine, ucu ucuna sen rüyasını göreceksin çığlık çığlığa uyanacaksın (A. İlhan) tren düdükleri iç içe giriyorlar aklımı fikrimi çeliyorlar (A. İlhan) Düzeltme İşareti • Düzeltme işaretinin kullanılacağı yerler şunlardır: UZUN OKUTMA • Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine konur: adem (yokluk) âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); alim (her şeyi bilici), âlim (bilgin); aşık (ayak bileğindeki kemik), âşık (vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç); hali (pazar yerini), hâli (durumu, vaziyeti); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); ata (baba, soy) atâ (bağış, ihsan) şura (şu yer), şûra (danışma kurulu). İNCELTME • Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerle özel adlarda bulunan ince g, k ünsüzlerinden sonra gelen a ve u ünlülerinin üzerine konur: • dergâh, tezgâh, yadigâr • dükkân, hikâye, kâğıt, kâr, mahkûm, mekân, sükûn, sükût NİSPET İ'SİNİN BELİRTME DURUMU VE İYELİK EKİYLE KARIŞMASINI ÖNLEMEK İÇİN KULLANILIR (Türk) askeri askerî (okul), (İslam) dini dinî (bilgiler), (fizik) ilmi ilmî (tartışmalar), (onun) resmi resmî (kuruluşlar) (onun) fikri fikrî (oluşum) Karışmayan durumlar (deniz) hukuku hukuki (yaptırım) (asıl) vatanı vatani (görev) (kamu) vicdanı vicdani (hürriyet) (Asya’nın) garbı garbi (Asya) (Ali’nin) kitabı kitabi (bilgi) NOKTALAMA İŞARETLERİ • İfadeyi daha açık kılmak, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere noktalama işaretleri kullanılır. • Noktalama işaretlerinden nokta, virgül, noktalı virgül, iki nokta, üç nokta, soru, ünlem, tırnak işaretleri, ayraç ve kesme ait oldukları kelimelere bitişik olarak yazılır ve kesme dışındaki işaretlerden sonra bir harf boşluğu ara verilir. Kesme İşareti ( ' ) 1. Aşağıda sıralanan özel adlara getirilen iyelik, durum ve bildirme ekleri kesme işaretiyle ayrılır: a. Kişi adları, soyadlar ve takma adlar: Atatürk’üm, Fatih Sultan Mehmet’e, Muhibbi’nin, Gül Baba’ya, Sultan Ana’nın, Yurdakul’dan, Kâzım Karabekir’i Yunus Emre’yi, Ziya Gökalp’tan, R. Halit Karay’mış, A. Cevat Emre’dir, Namık Kemal’se • Sonunda p, ç, t, k ünsüzlerinden biri bulunan Ahmet, Çelik, Çiçek, Halit, Mehmet, Mesut, Murat, Özbek, Recep, Yiğit, Bosna-Hersek, Gaziantep, Kerkük, Sinop, Tokat, Zonguldak gibi özel adlara ünlüyle başlayan ek getirildiğinde kesme işaretine rağmen Ahmedi, Çeliği, Çiçeği, Halidi, Mehmedi, Mesudu, Muradı, Özbeği, Recebi, Yiğidi, Bosna-Herseği, Gaziantebi, Kerküğü, Sinobu, Tokadı, Zonguldağı biçiminde son ses yumuşatılarak söylenir. • Özel adlar yerine kullanılan "o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz. b. Millet, boy, oymak adları: Türk’üm, Alman’sınız, İngiliz’den, Rus’muş Oğuz’un, Kazak’a, Kırgız’ım, Özbek’e, Karakeçili’nin, Hacımusalı’ya c. Devlet adları: Türkiye Cumhuriyeti’ni, Osmanlı Devleti’ndeki Meksika’ya Amerika Birleşik Devletleri’ne, Azerbaycan Cumhuriyeti’nden ç. Din ve mitoloji ile ilgili özel adlar: Allah’ın, Tanrı’ya, Cebrail’den, Zeus’u d. Kıta, deniz, nehir, göl, dağ, boğaz, geçit, yayla; ülke, bölge, il, ilçe, köy, semt, bulvar, cadde, sokak vb. coğrafyayla ilgili yer adları: Asya’nın, Marmara Denizi’nden, Akdeniz’i, Meriç Nehri’ne, Van Gölü’ne, Ağrı Dağı’nın, Çanakkale Boğazı’nın, Zigana Geçidi’nden, Uzunyayla’ya, Türkiye’dir, İç Anadolu’da, Doğu Anadolu’ya, Ankara’ymış, Sungurlu’ya, Ziya Gökalp Bulvarı’ndan, Yıldız Mahallesi’ne, Taksim Meydanı’ndan, Reşat Nuri Sokağı’na • Yer bildiren özel isimlerde kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman ekten önce kesme işareti kullanılır: Hisar’dan Boğaz’dan e. Gök bilimiyle ilgili adlar: Jüpiter’den, Venüs’ü, Halley’in, Merih’e, Büyükayı’da, Yedikardeş’ten, Samanyolu’nda f. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. adları: Dolmabahçe Sarayı’nın, Çankaya Köşkü’ne, Sait Halim Paşa Yalısı’ndan, Ankara Kalesi’nden Horozlu Han’ın,Galata Köprüsü’nün, Bilge Kağan Abidesi’nde, Çanakkale Şehitleri Anıtı’na g. Kitap, dergi, gazete ve sanat eseri (tablo, heykel, müzik vb.) adları: Nutuk’ta, Safahat’tan, Kiralık Konak’ta, Sinekli Bakkal’ı, Hürriyet’te Resmî Gazete’de, Onuncu Yıl Marşı’nı, Yunus Emre Oratoryosu’nu, Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü ğ. Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge ve genelge adları: Millî Eğitim Temel Kanunu’na, Medeni Kanun’un, Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Tüzüğü’nde, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği’nin • Belli bir kanun, tüzük, yönetmelik kastedildiğinde büyük harfle yazılan kanun, tüzük, yönetmelik sözlerinin ek alması durumunda kesme işareti kullanılır: Bu Kanun’un 17. maddesinin c bendi... Yukarıda adı geçen Yönetmelik’in 2’nci maddesine göre... h. Hayvanlara verilen özel adlar: Sarıkız’ın Karabaş’a Pamuk’u Minnoş’tan Düldül’ün Kurum, kuruluş, kurul ve iş yeri adlarına gelen ekler kesmeyle ayrılmaz: Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dekanlığına, Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğüne, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanlığının; Bakanlar Kurulunun, Danışma Kurulundan, Yürütme Kuruluna; Mavi Köşe Bakkaliyesinden, Gimanın Özel adlara getirilen yapım ekleri, çokluk eki ve bunlardan sonra gelen diğer ekler kesmeyle ayrılmaz: Türklük,Türkçe, Müslümanlık, Hristiyanlık, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Aydınlı, Konyalı, Bursalı, Ahmetler, Mehmetler, Yakup Kadriler, Türklerin, Türklüğün, Türkleşmekte, Türkçenin, Müslümanlıkta, Hollandalıdan, Hristiyanlıktan, Atatürkçülüğün 2. Kişi adlarından sonra gelen saygı sözleri ve unvanlara getirilen ekleri ayırmak için konur: Nihat Bey’e, Ayşe Hanım’dan, Mahmut Efendi’ye, Enver Paşa’ya Türk Dil Kurumu Başkanı’na 3. Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur: BMM'nin TDK'nin BM'de ABD'de TV'ye • Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra, kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb.leri, Alm.dan, İng.yi; cm³e (santimetre küpe), m²ye (metre kareye), 4. Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur: 1985'te, 8'inci madde, 2'nci kat; 7,65’lik, 9,65’lik 5. Akım, çağ ve dönem adlarından sonra gelen ekler kesmeyle ayrılır: Eski Çağ’ın, Yükselme Dönemi’nin, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’na 6. Belirli bir tarih bildiren ay ve gün adlarına gelen ekleri ayırmak için konur: • Başvurular 17 Aralık’a kadar sürecektir. Nokta ( . ) 1. Cümlenin sonuna konur: Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. (Reşat Nuri Güntekin) 2. Bazı kısaltmaların sonuna konur: Alb. (albay) Dr. (doktor) Yrd. Doç. Prof. (profesör) Cad. (cadde), Sok. (sokak) s. (sayfa) sf. (sıfat) vb. Alm. (Almanca) Ar. (Arapça) İng. (İngilizce) 3. Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur: 3. (üçüncü) 15. (on beşinci) II. Mehmet XIV. Louis XV. yüzyıl 2. Cadde 20. Sokak 4. Levent • Arka arkaya sıralandıkları için virgülle veya çizgiyle ayrılan rakamlardan yalnızca sonuncu rakam- dan sonra nokta konur: 3, 4 ve 7. maddeler… XII – XIV. yüzyıllar arasında… 4. Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: Tren 09.15'te kalktı. Toplantı 13.00’te başladı. Tören 17.30’da, hükûmet daireleri kapandıktan yarım saat sonra başlayacaktır. (Tarık Buğra) Virgül ( , ) 1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur: Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum (Halide Edip Adıvar) Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller (Faruk Nafiz) Zindana atılan mahkûmlar gibi titreşerek, haykırarak geri geri kaçmaya uğraşıyorduk. (Hüseyin Rahmi) 2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Bir varmış, bir yokmuş. • Umduk, bekledik, düşündük. (Yakup Kadri) • Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine dikkat etmez. (Falih Rıfkı) 3. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra konur: • Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. (M. K. Atatürk) 4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur: • Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti. (Yakup Kadri) 5. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur: • Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım. (M. K. Atatürk) 6. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur: Akşam, yine akşam, yine akşam, Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim) 7. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerinden sonra konur: Şehirde ilk önce hükûmet doktoruyla karşılaştım. – Bugünlerde başımı kaşımaya vakit bulamıyorum, dedi. (Reşat Nuri) 8. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bildiren hayır, yok, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, başüstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur: 9. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek ve anlam karışıklığını önlemek için kullanılır: Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. (Halit Ziya) Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi. (Reşat Nuri) Çekil önümden ayı göremiyorum. (Ö. Asaf) 10. Hitap için kullanılan sözlerden sonra konur: • Sayın Başkan, • Sevgili Kardeşim, • Değerli Arkadaşım, UYARI Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de sonra da virgül konmaz. UYARI: Metin içinde tekrarlı bağlaçlardan önce ve sonra virgül konmaz: • Hem gider hem ağlar. • Ne kız verir ne dünürü küstürür. UYARI Cümlede pekiştirme ve bağlama görevinde kullanılan da / de bağlacından sonra virgül konmaz. UYARI Metin içinde -ınca / -ince anlamında zarf-fiil görevinde kullanılan mı / mi ekinden sonra virgül konmaz: Ben aç yattım mı kötü kötü rüyalar görürüm nedense. (Orhan Kemal ) UYARI Şart ekinden sonra virgül konmaz. UYARI Metin içinde zarf-fiil ekleriyle oluşturulmuş kelimelerden sonra virgül konmaz. Noktalı Virgül ( ; ) • 1. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur: Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir. Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul, Londra, Bakü. 2. Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: • Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. • At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. İki Nokta ( : ) 1. Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur: • Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü! (Falih Rıfkı Atay) 2. Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur: Fikirler de öyledir: Hayatla karşılaşa karşılaşa tanınmaz hâle gelir. (A. Hamdi Tanpınar) 3. Edebî eserlerdeki karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişinin adından sonra konur: Hikmet Efendi: Ey benim sevgili dostum. Müştak Bey: Daha bitmedi mi? Hikmet Efendi: Vay, dur bakalım, başlayayım. Müştak Bey: Amma uzunmuş ha… (Şinasi) Üç Nokta ( ... ) 1. Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur: Ne çare ki çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveriyordu da, bu yanı... (Tarık Buğra) 2. Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten ötürü açıklanmak istenmeyen kelime ve bölümlerin yerine konur: Kılavuzu karga olanın burnu b...tan çıkmaz. (Atasözü) 3. Alıntılarda; başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konur. 4. Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun hayal dünyasına bırakıldığını göstermek veya ifadeye güç katmak için konur: Bu dağların ardında yitip gitmek istiyorum. Yitip gitmek… (Tezer Özlü) 5. Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur: Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar: — Koca Ali... Koca Ali, be!.. (Ömer Seyfettin) 6. Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır. UYARI Üç nokta yerine iki veya daha çok nokta kullanılmaz. Soru İşareti ( ? ) 1. Soru bildiren cümle veya sözlerin sonuna konur: -Nasıl olur? Nasıl olur? Ağustostayız. Bu zamanda kiraz olur mu? (Samet Ağaoğlu) Soru eki ve soru kelimesi kullanılmadan soru amacı taşıyan ezgili söyleyişlerde de soru işareti kullanılır: -Yabancı mısınız? -Efendim? -Yabancı mısınız? İş günü de ondan sordum. (Yusuf Atılgan) Gümrükteki memur başını kaldırdı: — Adınız? 2. Bilinmeyen, kesin olmayan veya şüpheyle karşılanan yer, tarih vb. durumlar için kullanılır: • Yunus Emre (1240?-1320), (Doğum yeri: ?). • Türk halk felsefesinin, Türk nükteciliğinin ve mizah dehasının büyük mümessili Nasreddin Hoca da (Hâce Nasirüddin) bu asırda yaşamıştır (1208 ?-1284). • Ankara'dan Konya'ya 1,5 (?) saatte gitmiş. • 1496 (?) yılında doğan Fuzuli ... mı / mi eki -ınca / -ince anlamında zarf-fiil işleviyle kullanıldığında soru işareti konmaz: Akşam oldu mu sürüler döner. Hava karardı mı eve gideriz. Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur: Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı? Üsküdar'dan mı, Hisar'dan mı, Kavaklar'dan mı? (Yahya Kemâl) Kısa Çizgi ( - ) 1. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna konur. 2. Ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır: • Küçük bir sürü -dört inekle birkaç koyun- köye giren geniş yolun ağzında durmuştu. (Ömer Seyfettin) 3. Heceleri göstermek için kullanılır: a-raş-tır-ma bi-le-zik du-ruş-ma ku-yum-cu-luk prog-ram ya-zar-lık 4. Kelimeler arasında “-den...-a, ve, ile, ila, arasında” anlamlarını vermek için kullanılır: Türkçe-Fransızca Sözlük Aydın-İzmir yolu Ankara-İstanbul uçak seferleri Türk-Alman ilişkileri Ural-Altay dil grubu Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi 09.30-10.30 Beşiktaş-Fenerbahçe karşılaşması Manas Destanı'nda soy-dil-din üçgeni 1914-1918 Birinci Dünya Savaşı 2003-2004 öğretim yılı Tırnak İşareti ( “ ” ) 1. Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır: Ahmet Hamdi Efendi’nin anı defterinde de, “Karacaoğlan’ın Varsak köyünde dünyaya geldiği” yazılıdır. (Cevdet Kudret) • Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde kalır: Komşulardan biri, “Yeter!” diye bağırdı. (Yusuf Atılgan) Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır. 2. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınır: Ben de günahkâr kullarındanım Allahım… Bir “Kulhuvallahi” bilirim dualardan, Bir de “Yarabbi şükür” demeyi doyunca. (Turgut Uyar) 3. Cümle içerisinde kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınır: Geçenlerde, 1971’de yazdığım “Yusuf ile Zeliha” adlı öyküyü eleştirel bir gözle incelerken bir bölümde duraladım: (Tomris Uyar) • Cümle içerisinde özel olarak belirtilmek istenen sözler, kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınmaksızın koyu yazılarak veya eğik yazıyla (italik) dizilerek de gösterilebilir: Cahit Sıtkı'nın Şairin Ölümü şiirini Yahya Kemâl çok sevmişti. (Ahmet Hamdi) Ünlem İşareti ( ! ) 1. Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna konur: 2. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur: Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. (M. K. Atatürk) Heeey! Ne duruyorsun be, at kendini denize: Geride bekleyenin varmış, aldırma; Görmüyor musun, her yanda hürriyet; (O. Veli) • Ünlem işareti, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konulabileceği gibi cümlenin sonuna da konabilir. 3. Alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırılmak istenen sözden hemen sonra yay ayraç içinde ünlem işareti kullanılır: İsteseymiş bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş (!). • Ünlemden sonra üç nokta yerine iki nokta konulması yeterlidir. Uzun Çizgi (—) • Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. • Buna konuşma çizgisi de denir. UYARI Konuşmalar tırnak içinde verildiğinde uzun çizgi kullanılmaz: “Boyatacak ayakkabı var mı? Boyacıyım.” “Yok.” “Hükümlü müsün?” “Evet.” (Samet Ağaoğlu) Eğik Çizgi ( / ) 1. Yan yana yazılması gereken durumlarda mısraların arasına konur: Seni görünce/aynı anda geçer aklımızdan/aynı düşünce/duvar gibi aramızdan (Ö. Asaf) 2. Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına ve semt ile şehir arasına konur: Altay Sokağı, No: 21/6 Kurtuluş / ANKARA Ters Eğik Çizgi ( \ ) • Bilgisayar yazılımlarında art arda gelen dizinleri birbirinden ayırmak için kullanılır: C:\Dos>MD \Oyun Tek Tırnak İşareti ( ‘ ’ ) • Tırnak içinde verilen ve yeniden tırnağa alınması gereken bir sözü belirtmek için kullanılır. Denden İşareti (") • Bir yazıdaki maddelerin sıralanmasında veya bir çizelgede alt alta gelen aynı sözlerin, söz gruplarının ve sayıların tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır: a. Etken fiil b. Edilgen " c. Dönüşlü " ç. İşteş " Yay Ayraç ( ( ) ) Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgili olmayan açıklamalar için kullanılır: Anadolu kentlerini, köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) gezsek bile görmek için değil, kendimizi göstermek için geziyoruz. (Nurullah Ataç) Köşeli Ayraç ( [ ] ) 1. Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda yay ayraçtan önce köşeli ayraç kullanılır: • Halikarnas Balıkçısı [Cevat Şakir Kabaağaçlı (1886-1973)] en güzel eserlerini Bodrum'da yazmıştır. KISALTMALAR • Kısaltma; bir kelime, terim veya özel adın, içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve simgeleştirilmesidir. 1. Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarının kısaltmaları genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapılır: Büyük harfle yapılan kısaltmalar: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), TDK (Türk Dil Kurumu), ABD (Amerika Birleşik Devletleri); KB (Kutadgu Bilig); TD (Türk Dili), TK (Türk Kültürü), KB (kuzeybatı), TDED (Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi) B (batı), D (doğu), G (güney), K (kuzey); GB (güneybatı), GD (güneydoğu), KD (kuzeydoğu). • Ancak bazen kelimelerin, özellikle son kelimenin birkaç harfinin kısaltmaya alındığı da görülür. Bazen de aradaki kelimelerden hiç harf alınmadığı olur. • Bu tür kısaltmalarda, kısaltmanın akılda kalabilmesi için yeni bir kelime oluşturma amacı güdülür: BOTAŞ (Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi) İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) TÖMER (Türkçe Öğretim Merkezi) • Gelenekleşmiş olan T.C. (Türkiye Cumhuriyeti) ve T. (Türkçe) kısaltmalarının dışında büyük harflerle yapılan kısaltmalarda nokta kullanılmaz. 2. Element ve ölçülerin uluslararası kısaltmaları kabul edilmiştir: C (karbon) Ca (kalsiyum) Fe (demir) m (metre) mm (milimetre) cm (santimetre) km (kilometre) g (gram) kg (kilogram) l (litre) hl (hektolitre) mg (miligram) m² (metre kare) cm² (santimetre kare) 3. Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarıyla element ve ölçülerin dışında kalan kelime veya kelime gruplarının kısaltılmasında, ilk harfle birlikte kelimeyi oluşturan temel harfler dikkate alınır: • Kısaltılan kelime veya kelime grubu; özel ad, unvan veya rütbe ise ilk harf büyük; cins isim ise ilk harf küçük olur: Alm. (Almanca), İng. (İngilizce), Mah. (Mahalle), Prof. (Profesör), Dr. (Doktor), Av. (Avukat), Alb. (Albay), Gen. (General) is. (isim), sf. (sıfat), hzl. (hazırlayan), çev. (çeviren), ed. (edebiyat), fiz. (fizik), kim. (kimya). • Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu esas alınır: cm'yi kg'dan mm'den kr.un • Sonunda nokta bulunan kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. • Bu tür kısaltmalarda ek, noktadan sonra ve kelimenin okunuşuna uygun olarak yazılır: Alm.dan İng.yi vb.leri • Tonsuz (sert) ünsüzle biten kısaltmalar, ek aldıkları zaman okunuşta tonsuz ses tonlulaştırılmaz: AGİK'in (AGİĞ'in değil) CMUK'un (CMUĞ'un değil) RTÜK'e (RTÜĞ'e değil) TÜBİTAK'ın (TÜBİTAĞ'ın değil) • Ancak birlik kelimesiyle yapılan kısaltmalarda söyleyişte k'nin yumuşatılması normaldir: ÇUKOBİRLİK'e (söylenişi ÇUKOBİRLİĞE), FİSKOBİRLİK'in (söylenişi FİSKOBİRLİĞİN) • Büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: BDT'ye TDK’den THY'de TRT'den YTL’nin • Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın okunuşu esas alınır: ASELSAN'da BOTAŞ'ın NATO'dan UNESCO'ya Zengin ve Anlaşılır İçerik Hızlı ve Etkili Öğrenme Görsel Destekli Anlatım TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI Zengin ve Anlaşılır İçerik Hızlı ve Etkili Öğrenme Görsel Destekli Anlatım TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI mebi.eba.gov.tr MEBİ AYT KONU ÖZETLERİ - TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ISBN 978-975-11-8475-7 Yazar KOMİSYON Bu yayının tüm yayın hakları Millî Eğitim Bakanlığı’na aittir. Hiçbir şekilde ticari amaçla kullanılamaz veya kullandırılamaz. Bu kitabın ve kitapta yer alan içeriklerin ticari amaçla kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası’na aykırıdır. Aykırı davrananlar hakkında hukuki ve cezai her türlü başvuru hakkı saklıdır. Millî Eğitim Bakanlığı Atatürk Bulvarı No: 98 Bakanlıklar / ANKARA Tel: 0312 4132680 0312 4132681 0312 4131838 www.meb.gov.tr Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak. Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl! Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl. Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl. Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar? Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın; Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı: Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda! Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Huda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda. Ruhumun senden İlâhî, şudur ancak emeli: Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli. Bu ezanlar -ki şehadetleri dinin temeli- Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli. O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım, Her cerîhamdan İlâhî, boşanıp kanlı yaşım, Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden na’şım; O zaman yükselerek arşa değer belki başım. Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl; Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyyet; Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl! Mehmet Âkif ERSOY İSTİKLÂL MARŞI GENÇLİĞE HİTABE Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve hâricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr u zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur. Mustafa Kemal Atatürk MUSTAFA KEMAL ATATÜRK İÇİNDEKİLER 1. Edebiyata Giriş........................................................................................................................................................ 9 2. Şiir Bilgisi 1.............................................................................................................................................................. 11 3. Şiir Bilgisi 2.............................................................................................................................................................. 15 4. Edebî Sanatlar ....................................................................................................................................................... 20 5. İslamiyet Öncesi Türk Şiiri....................................................................................................................................... 24 6. Geçiş Dönemi Türk Şiiri.......................................................................................................................................... 26 7. Halk Şiiri 1............................................................................................................................................................... 28 8. Halk Şiiri 2............................................................................................................................................................... 36 9. Halk Şiiri 3............................................................................................................................................................... 39 10. Divan Şiiri 1............................................................................................................................................................. 42 11. Divan Şiiri 2............................................................................................................................................................. 45 12. Divan Şiiri 3............................................................................................................................................................. 51 13. Tanzimat Dönemi Türk Şiiri..................................................................................................................................... 58 14. Servetifünun Dönemi Türk Şiiri............................................................................................................................... 63 15. Fecriati Dönemi Türk Şiiri........................................................................................................................................ 66 16. Millî Edebiyat Dönemi Türk Şiiri.............................................................................................................................. 68 17. Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri 1.............................................................................................................................. 73 18. Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri 2.............................................................................................................................. 77 19. Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri 3.............................................................................................................................. 81 20. Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri 4.............................................................................................................................. 87 21. Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri 5.............................................................................................................................. 88 22. Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri 6.............................................................................................................................. 90 23. Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri 7.............................................................................................................................. 92 24. Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri 8.............................................................................................................................. 94 25. Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri 9.............................................................................................................................. 97 26. Hikâye Türleri ve Hikâyenin Yapı Unsurları............................................................................................................ 100 27. Tanzimat Dönemi’ne Kadar Halk Hikâyeleri ve Mesneviler.................................................................................... 105 28. Tanzimat ve Servetifünun Dönemi Türk Hikâyesi................................................................................................... 107 29. Millî Edebiyat Dönemi Türk Hikâyesi....................................................................................................................... 110 30. Cumhuriyet Dönemi Türk Hikâyesi 1....................................................................................................................... 112 31. Cumhuriyet Dönemi Türk Hikâyesi 2....................................................................................................................... 116 32. Roman Türü ve Yapı Unsurları............................................................................................................................... 119 33. Tanzimat Dönemi Türk Romanı.............................................................................................................................. 125 34. Servetifünun Dönemi Türk Romanı......................................................................................................................... 129 35. Millî Edebiyat Dönemi Türk Romanı........................................................................................................................ 132 36. Cumhuriyet Dönemi Roman 1................................................................................................................................. 135 37. Cumhuriyet Dönemi Roman 2................................................................................................................................. 138 38. Dünya Edebiyatında Roman................................................................................................................................... 141 39. Tiyatro Türü ve Yapı Unsurları................................................................................................................................ 143 40. Geleneksel Türk Tiyatrosu...................................................................................................................................... 147 41. Tanzimat, Servetifünun, Millî Edebiyat Dönemi Türk Tiyatrosu.............................................................................. 151 42. Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu 1..................................................................................................................... 156 43. Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu 2..................................................................................................................... 159 44. Masal/Fabl............................................................................................................................................................... 163 45. Destan/Efsane......................................................................................................................................................... 166 46. Öğretici Metinler 1................................................................................................................................................... 170 47. Öğretici Metinler 2................................................................................................................................................... 175 48. Divan Edebiyatı Nesir Türleri.................................................................................................................................. 182 49. Edebi Akımlar.......................................................................................................................................................... 184 AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 9 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI EDEBİYATA GİRİŞ Edebiyat; olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatıdır. EDEBİYAT TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİ İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI İSLAMİYET ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI Sözlü Edebiyat Yazılı Edebiyat Divan Edebiyatı Halk Edebiyatı Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı Servetifünun Dönemi Türk Edebiyatı Anonim Halk Edebiyatı Âşık Tarzı Halk Edebiyatı Dinî-Tasavvufi Halk Edebiyatı Fecriati Dönemi Türk Edebiyatı Millî Edebiyat Dönemi Türk Edebiyatı Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Aşağıdakilerden hangisi İslamiyet’ten önce yazılmış eserlerden biri değildir? A) Altın Yaruk B) Atabetü’l Hakayık C) Sekiz Yükmek D) Göktürk Kitabeleri E) Alp Er Tunga Sagusu SORU Güzel sanatlar kullandığı malzemeye göre görsel (plastik) sanatlar, dramatik (ritmik) sanatlar, işitsel (fonetik) sanatlar olarak üçe ayrılır. Edebiyat malzemesi dil olduğu için işitsel (fonetik) sanatlardandır. NOT Dil kullanımına bağlı olarak konuşma dili, yazı dili, lehçe, şive, ağız, argo ve jargon gibi farklı isimler alır. DİKKAT Edebiyat tarih, psikoloji, sosyoloji, felsefe ve coğrafya bi limleriyle doğrudan ilişkilidir. PÜF NOKTA Türkler Kök Türk, Uygur, Kiril, Arap ve Latin alfabelerini kullanmışlardır. HATIRLAYALIM İletişim gönderici (kaynak), alıcı, ileti (mesaj), kanal (araç), dönüt (geri bildirim), kod (şifre) ve bağlam ögelerinden oluşur. KRITIK BILGI BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI EDEBİYATA GİRİŞ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 10 MEBİ KONU ÖZETLERİ METİNLER Metinler edebî ve öğretici metinler olmak üzere ikiye ayrılır. OLAY ÇEVRESİNDE GELİŞEN METİNLER Anlatmaya Bağlı Metinler Roman Hikâye Halk Hikâyesi Manzum Hikâye Mesnevi Destan Efsane Masal Fabl EDEBİ METİNLER COŞKU VE HEYECAN DİLE GETİREN METİNLER (ŞİİR) Orta Oyunu Karagöz Meddah Köy Seyirlik Oyunları Trajedi Komedi Dram Göstermeye Bağlı Metinler (Tiyatro) Duygu ön plandadır. Estetik kaygı vardır. Kelimeler yan ve mecaz anlamda kullanılır. Dil sanatsal işlevdedir. KİŞİSEL YAŞAMI KONU ALAN METİNLER Biyoğrafi Otobiyoğrafi Anı Mektup Günlük Gezi Yazısı ÖĞRETİCİ METİNLER GAZETE ÇEVRESİNDE GELİŞEN METİNLER Düşünce ön plandadır. Estetik kaygı yoktur. Kelimeler gerçek anlamda kullanılır. Dil göndergesel işlevdedir. Makale Fıkra Sohbet Röportaj Mülakat Eleştiri Deneme FELSEFİ METİNLER TARİHİ METİNLER BİLİMSEL METİNLER TÜRKÇENİN TARİHÎ GELİŞİMİ TÜRK DİLİNİN TARİHÎ GELİŞİMİ TÜRK YAZI DİLİNİN TARİHÎ GELİŞİMİ 1. Eski Türkçe Dönemi a) Köktürk Metinleri b) Uygur Metinleri c) Karahanlı Metinleri 2. Orta Türkçe Dönemi 3. Yeni Türkçe Dönemi 4. Modern Türkçe Dönemi 1. Eski Türkçe 2. Kuzey-Doğu Türkçesi 3. Batı Türkçesi a) Eski Anadolu Türkçesi b) Osmanlı Türkçesi c) Türkiye Türkçesi AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 11 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ ŞİİR BİLGİSİ 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ŞİİR • Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan, hece ve durak bakımından denk ve kendi başına bir bütün olan edebî anlatım biçimine şiir (nazım) denir. • Şiir, düş gücüne ve imgeye dayanır. • Şiirde ahenk ve etkileyicilik ön plandadır. • Ortak zevk ve dil anlayışına sahip şairlerin ortak şekil özelliklerini, ahenk unsurlarını, imge ve temaları kullanarak oluşturduğu şiir anlayışına şiir geleneği denir. • Şiirde konuşan, şairin sesini ve söyleyişini emanet ettiği kişi ya da varlığa söyleyici denir. • Divan şairlerinin şiirlerinde kullandığı takma ada mahlas denir. • Halk şiirinde âşıkların mahlas almalarına, adlarını veya mahlaslarını kullanmalarına tapşırma denir. NAZIM BİRİMİ • Şiirde en küçük anlam bütünlüğünü sağlayan ve kendi içinde bağımsız dize topluluğudur. a. Dize (Mısra): Şiirin satırlarından her biridir. Neler yapmadık ki şu vatan için Kimimiz öldük Kimimiz nutuk söyledik. (Orhan Veli, Vatan İçin ) Bir şiire bağlı olmayan ve başlı başına bir anlamı olan mısralara mısra-ı azade; gerek bir şiire bağlı gerek bağımsız olsun, öz ve güzel anlamlı mısralara mısra-ı berceste denir. Örnek: Ne ararsan bulunur derde devadan gayrı (azade mısra) Neler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur (berceste mısra) b. Beyit: İki dizeden oluşan ve anlam bütünlüğü taşıyan bölümlerdir. Divan şiirinde yaygın olarak kullanılmıştır. Bu dünyâyı seninle sevmişim ben Benim sensiz bu dünyâ nemdir ey dost Kânî c. Dörtlük: Dört dizeden oluşan ve anlam bütünlüğü taşıyan bölümlerdir. Halk şiirinde yaygın olarak kullanılmıştır. Nice sultanları tahttan indirdi Nicesinin gül benzini soldurdu Nicelerin gelmez yola gönderdi Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm Karacaoğlan ç. Bent: Üç veya üçten fazla dizeden oluşan ve anlam bütünlüğünü taşıyan bölümlerdir. Yârin dudağından getirilmiş Bir katre âlevdir bu karanfil, Rûhum acısından bunu bildi! Ahmet Haşim, Karanfil ŞİİR BİLGİSİ 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 12 MEBİ KONU ÖZETLERİ NAZIM BİÇİMİ (NAZIM ŞEKLİ) • Şiirin nazım birimi, ölçüsü ve uyak örgüsüne göre kazandığı biçimsel özelliklerin genel adıdır. NAZIM TÜRÜ • Bir şiirin işlediği konuya göre aldığı addır. NAZIM TÜRÜ AHENK UNSURLARI 1. ÖLÇÜ (VEZİN) • Şiirde hecelerin sayısı ve niteliği bakımından birbirine denk olmasıdır. • Türk şiirinde üç tür ölçü kullanılmıştır: Hece Ölçüsü Aruz Ölçüsü Serbest Ölçü a. Hece Ölçüsü: • Dizelerdeki hece sayılarının eşitliğine dayanan ölçüdür. • Türk şiirinin millî ölçüsüdür. • İslamiyet Öncesi Dönem’de, halk şiirinde, Millî Edebiyat Dönemi’nde kullanılmış; Cumhuriyet Dönemi’nde de bazı sanat çılar tarafından tercih edilmiştir. • Edebiyatımızda en çok 7, 8, 11, 12, ve 14’lü hece ölçüsü kullanılmıştır. Anonim Halk Şiiri Mâni, Türkü Âşık Tarzı Halk Şiiri Koşma, Semai, Varsağı, Destan Aruz Ölçüsüyle Yazılan Halk Şiiri Divan, Kalenderi, Semai, Selis, Santraç, Vezniahar HALK ŞİİİRİ Anonim Halk Şiiri Mâni, Türkü Âşık Tarzı Halk Şiiri Koşma, Semai, Varsağı, Destan Aruz Ölçüsüyle Yazılan Halk Şiiri Divan, Kalenderi, Semai, Selis, Santraç, Vezniahar Beyitlerle Kurulanlar Gazel, Kaside, Mesnevi, Kıt’a, Müstezat Bentlerle Kurulanlar Tuyuğ, Rubai, Murabba, Şarkı, Muhammes, Terkibibent, Terciibent DİVAN ŞİİİRİ Sone, Terzarima, Triyole, Balat, Serbest Nazım BATI ETKİSİNDEKİ TÜRK ŞİİİRİ Sagu, Koşuk, Destan İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK ŞİİİRİ Âşık Tarzı Halk Şiiri Güzelleme, Koçaklama, Taşlama, Ağıt, Anonim Halk Şiiri Ninni, Ağıt Dinî-Tasavvufi Halk Şiiri İlahi, Nefes, Derne, Nutuk, Şathiye, Devriye HALK ŞİİİRİ Tevhit, Münacaat, Naat, Mersiye, Methiye, Hicviye, Fahriye DİVAN ŞİİİRİ ŞİİR BİLGİSİ 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 13 MEBİ KONU ÖZETLERİ Bir düşünsen, yarıyı geçti ömrüm Gençlik böyledir işte, gelir gider; 11’Lİ HECE ÖLÇÜSÜ Ve kırılır sonra kolun kanadın; Koşarsın pencereden pencereye Cahit Sıtkı Tarancı, Gençlik Böyledir İşte Durak: Hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerde ölçü kalıpları içindeki durma yerleridir. Ahenk gereği durulan yerler belirlenirken kelimeler bölünmez. Şiirler ölçüye göre genellikle şu şekilde duraklara ayrılır. 4+3 (7’li), 4+4 (8’li), 5+3 (8’li); 4+4+3 (11’li), 6+5 (11’li); 7+7 (14’lü) Başka sanat bilmeyiz / karşımızda dururken Yazılmamış bir destan / gibi Anadolu’muz. Arkadaş, biz bu yolda / türküler tuttururken Sana uğurlar olsun, / ayrılıyor yolumuz! (7+7 Duraklı 14’li hece ölçüsü ile yazılmıştır.) Faruk Nafiz Çamlıbel, Sanat b. Aruz Ölçüsü: • Dizelerdeki hece sayısının eşit olmasının yanında hecelerin ses değerlerinin de aynı olmasına dayanan ölçüdür. • Ünlü ile biten heceler açık veya kısa (.), ünsüzle biten heceler kapalı veya uzun (-) olarak değerlendirilir. • Özellikle divan şiirinde; Tanzimat, Servetifünun, Fecriati şiirinde kullanılmıştır. • Edebiyatımızda aruz ölçüsüyle yazılmış ilk eser Yusuf Has Hacip’in XI.yy.da yazdığı Kutadgu Bilig adlı eseridir. c. Serbest Ölçü: • Dizelerdeki hece sayısının eşitliği, hecelerin açık-kapalı olması gibi kurallara bağlı kalınmayan ölçü çeşididir. • Serbest ölçüyle yazılan şiirlerde ahenk; vurgu, tonlama, aliterasyon ve asonansla sağlanır. • Edebiyatımızda Cumhuriyet Dönemi’nde Garip hareketinden sonra yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bir gün gelir de unuturmuş insan En sevdiği hatıraları bile Bari sen her gece yorgun sesiyle Saat on ikiyi vurduğu zaman Beni unutma Ümit Yaşar Oğuzcan, Beni Unutma 2. REDİF • Dize sonlarında kafiyeyi oluşturan seslerden sonra gelen; aynı görev ve anlamdaki ekler, kelimeler ve kelime gruplarıdır. Karşıdan gelen piyade Bizim iller yerinde mi Etekleri çimen olmuş Karlı dağlar yerinde mi Köroğlu ‘‘-ler’’ ek hâlinde redif ‘‘yerinde mi’’ kelime hâlinde redif ŞİİR BİLGİSİ 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 14 MEBİ KONU ÖZETLERİ 3. KAFİYE (UYAK) • İki veya dah çok dize arasındaki farklı anlam ve görevdeki seslerin, kelimelerin benzerliğidir. a. Yarım Kafiye Tek ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür. b. Tam Kafiye İki ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür. c. Zengin Kafiye İkiden fazla ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür. d. Cinaslı Kafiye Sesteş kelimeler ile yapılan kafiye türüdür. 4. KAFİYE DÜZENİ • Kafiyelerin diziliş özelliğine kafiye düzeni (kafiye şeması / kafiye örgüsü) denir • Kafiye düzeni belirlenirken birbiriyle kafiyeli dizeler aynı harfle gösterilir. • Beş çeşit kafiye düzeni vardır. 5. ASONANS Dizelerde aynı ünlülerin ahenk sağlayacak şekilde sıkça tekrarlanmasıdır. 6. ALİTERASYON Dizelerde aynı ünsüzlerin ahenk sağlayacak şekilde sıkça tekrarlanmasıdır. 7. NAKARAT Şiiri oluşturan bölümlerin her birinin sonunda aynen tekrarlanan dizelerdir. 8. KELİME VE KELİME GRUPLARININ TEKRARI DÜZ ..............a ..............a ..............a ..............a (b) MÂNİ TİPİ ..............a ..............a ..............b ..............a ÖRÜŞÜK ..............a ..............b ..............a ..............b ..............c ..............b ..............c ÇAPRAZ ..............a ..............b ..............a ..............b SARMAL ..............a ..............b ..............b ..............a KAFİYE (UYAK) YARIM KAFİYE TAM KAFİYE CİNASLI KAFİYE ZENGİN KAFİYE AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 15 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ ŞIIR BILGISI 2 ŞİİR TÜRLERİ KONULARINA GÖRE ŞİİR TÜRLERİ LİRİK ŞİİR EPİK ŞİİR DİDAKTİK ŞİİR PASTORAL ŞİİR SATİRİK ŞİİR DRAMATİK ŞİİR Lirik Şiir Aşk, tabiat, özlem, gurbet, vatan, din, ölüm gibi konularda duyguların dile getirildiği, coşkulu bir anlatımın kullanıldığı şiirlerdir. Adını Eski Yunan’da şairlerin şiirlerini söylerken kullandıkları “lir” adı verilen müzik aletinden almıştır. Türk edebiyatında koşma, semai, varsağı, ağıt, mersiye, ilahi, münacat gibi nazım şekilleri ve türleri lirik şiire örnektir. şiir bilgisi 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 16 MEBİ KONU ÖZETLERİ Geceleyin bir ses böler uykumu, İçin ürpermeyle dolar:-Nerdesin? Arıyorum yıllar var ki ben onu, Âşıkıyım beni çağıran bu sesin. (…) Ahmet Kutsi Tecer ÖRNEK Epik Şiir Savaş ve kahramanlık konularını coşkulu bir anlatımla işleyen şiirlerdir. Destanlar epik şiir türündedir. Epik kelimesi Yunanca destan anlamına gelen “epope” kelimesine dayanmaktadır. Halk edebiyatında koçaklama, destan, varsağı gibi nazım biçimleri ve türleri epik özellikler göstermektedir. Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi. -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya- Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı' Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi! Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer. (…) Mehmet Âkif Ersoy ÖRNEK Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Yunus Emre, Yahya Kemal Beyatlı, Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Veli Kanık gibi şairler bu türde örnekler vermişlerdir. HATIRLAYALIM Dadaloğlu, Köroğlu, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Mehmet Âkif Ersoy gibi şairler bu türde örnekler vermişlerdir. HATIRLAYALIM şiir bilgisi 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 17 MEBİ KONU ÖZETLERİ Karga ile Tilki Bir dala konmuştu karga cenapları; Ağzında bir parça peynir vardı. Sayın tilki kokuyu almış olmalı; Ona nağme yapmaya başladı: "Ooooo! Karga cenapları, merhaba! "Ne kadar güzelsiniz; ne kadar şirinsiniz "Gözüm kör olsun yalanım varsa "Tüyleriniz gibiyse sesiniz "Sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın." Keyfinden aklı başından gitti bay karganın; Göstermek için güzel sesini Açınca ağzını düşürdü nevâlesini. Tilki kapıp onu dedi ki: "Efendiciğim, Size küçük bir ders vereceğim; Alıklar olmasa iş kalmaz açıkgözlere; Böyle bir ders de değer sanırım bir peynire" Karga şaşkın, mahcup biraz da geç ama Yemin etti gayrı faka basmayacağına. Çev. Orhan Veli Kanık ÖRNEK Bir düşünceyi aktarmak veya belli bir konuda öğüt, bilgi, ders vermek amacıyla öğretici nitelikte yazılan şiir türüdür. Didaktik kelimesi Yunanca öğretici anlamına gelen “didaktios” kelimesine dayanmaktadır. Daha çok dinî, ahlaki, felsefi, sosyal konularda yazılır. Manzum hikâyeler, fabllar didaktik özellik gösterir. Ziya Gökalp, Tevfik Fikret, Yunus Emre, Ziya Paşa gibi şairler bu türde örnekler vermişlerdir. HATIRLAYALIM Türk edebiyatında bilinen ilk didaktik şiir örneği Yusuf Has Hacip tarafından kaleme alınan Kutadgu Bilig isimli eserdir. HATIRLAYALIM Didaktik Şiir şiir bilgisi 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 18 MEBİ KONU ÖZETLERİ 18 (…) Söylersin de söz içinde şaşmazsın Helâli haramı yersin seçmezsin Nasibin kesilir de sular içmezsin Akar çaylar senin olsa ne fayda (…) Pîr Sultan Abdal ÖRNEK Satirik Şiir Kişilerin ve toplumun aksayan yönlerini eleştirel şekilde ele alan şiirlerdir. Kişi, olay ya da durumlar; iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Satirik şiir; halk edebiyatında taşlama, divan edebiyatında hicviye (hiciv), Batı etkisindeki Türk edebiyatında ise yergi adını almıştır. Şeyhî, Bağdatlı Ruhî, Nef’î, Ruhsatî gibi şairler bu türde örnekler vermişlerdir. HATIRLAYALIM Tabiat güzelliklerini, kır ve çoban hayatını anlatan şiir türüdür. Pastoral kelimesi Latince “çobanlara ilişkin” anlamına gelen “pastoralis” kelimesine dayanmaktadır. Pastoral şiir; süsten uzak, sade bir dille yazılır. Sonbahar geliyor serçe Yuvanı ne yapacaksın? Ayva çiçek açmadan önce. Meyvelerin içi geçecek Rüzgâr başka çeşit esecek Yağmurlarla ıslanacaksın. Cahit Külebi ÖRNEK Faruk Nafiz Çamlıbel, Kemalettin Kamu, Ömer Bedrettin Uşaklı gibi şairler bu türde örnekler vermişlerdir. HATIRLAYALIM Pastoral Şiir şiir bilgisi 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 19 MEBİ KONU ÖZETLERİ 19 Ölçülü, uyaklı dizelerle yazılan metinlere manzume denir. Manzume sözcüğü kimi zaman şiir anlamında kullanılsa da ikisi arasındaki temel fark şiirin sanat değeri taşımasıdır. DİKKAT • Halk edebiyatında koçaklama, destan, varsağı epik türde yazılmıştır. • Satirik şiire divan edebiyatında hiciv, halk edebiyatında taşlama, günümüzde yergi adı verilir. • Manzum hikâyeler ve fabllar didaktik şiirdir. KRITIK BILGI • Doğrudan doğruya doğa manzaralarını monolog biçiminde anlatan pastoral şiirlere “idil”, konuşma biçiminde yazılanlara ise “eglog” denir. • Epik şiire Batı’da “epope” denir. • Epik şiire "hamasi şiir", "destani şiir" de denir. DİKKAT Dramatik şiir, eski tiyatroda kullanılan şiir türüdür. Eski Yunan edebiyatında oyuncuların sahnede söyleyecekleri sözler şiir hâline getirilir. Genellikle acıklı, hüzünlü olayları anlatan harekete dayalı, manzum tiyatro yapıtlarıdır. Serdari hâlimiz böyle n’olacak Kısa çöp uzundan hakkın alacak Mamurlar yıkılıp viran olacak Akıbet dağılır elimiz bizim Serdari / RUHİ SU ÖRNEK Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tahran, Faruk Nafiz Çamlıbel gibi şairler bu türde örnekler vermişlerdir. HATIRLAYALIM Dramatik Şiir AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 20 MEBİ KONU ÖZETLERİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI EDEBÎ SANAT (SÖZ SANATI) Edebiyatta anlatımı zenginleştirmek, renklendirmek ve daha çarpıcı bir duruma getirmek için temelde ben- zetme esasına dayalı, söz ve anlama bağlı anlatım inceliği ve özelliğine edebî sanat denir. Edebî sanatların temelinde imge ve çağrışım vardır. Bir varlığı, kavramı, durumu daha canlı ve daha duygulu anlatmak için onu başka varlık, kavram veya du- rumların çizgileri ve şekilleri içinde tasarlamaya imge denir. Başlangıçta bir şaire özgü olan imge, zamanla başka şairler tarafından da kullanılarak kalıplaşırsa mazmun olur. TEŞBİH (BENZETME) Aralarında benzerlik ilgisi kurulan varlık veya kavramlardan nitelikçe zayıf olanın, kuvvetli olana benzetile- rek anlatılmasıdır. ASIL ÖĞELER YARDIMCI ÖĞELER BENZETİLEN Özellikçe üstün ve güçlü olan BENZETME EDATI Benzetme ilgisi kuran gibi, kadar, sanki vb. kelimeler BENZEYEN Özellikçe zayıf ve güçsüz olan BENZETME YÖNÜ Benzeyen ve benzetilen arasındaki ortak özellik Senin yanındayken, avuçlarımda Suda sabun gibi eriyor zaman benzeyen: zaman benzetme yönü: eriyor benzetilen: sabun benzetme edatı: gibi Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik! benzeyen: ordu benzetme yönü: benzetilen: dev benzetme edatı: gibi Yollar bir yumaktır, uzun dolaşık benzeyen: yol benzetme yönü: uzun, dolaşık benzetilen: yumak benzetme edatı: Teşbihibeliğ (Yalın Teşbih / Güzel Benzetme) Teşbihin asıl ögeleriyle (benzeyen, benzetilen) yapılan türüdür. Nedendir de kömür gözlüm nedendir benzeyen: göz Şu geceki benim uyumadığım benzetilen: kömür Şu geceki benim uyumadığım benzeyen: merhamet Merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu benzetilen: saçlarını ıslatan Bulutlar geldi altında durduk sessiz bir yağmur EDEBÎ SANATLAR EDEBÎ SANATLAR TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 21 MEBİ KONU ÖZETLERİ İSTİARE (EĞRETİLEME) Benzetmenin asıl unsurları olan benzeyen ya da kendisine benzetilenin yalnız birinin kullanılmasıyla yapılan edebî sanattır. Sadece kendisine benzetilenle yapılan çeşidine açık istiare, sadece benzeyenle yapılan çeşidine kapalı istiare denir. benzeyen: (sevgili) Sabahtan uğradım ben bir fidana benzetilen: fidan Dedim mahmur musun dedi ki yok yok açık istiare benzeyen: gözler Her akşam güneşin battığı yerden benzetilen: (ay) Gözlerin doğuyor gecelerime kapalı istiare MECAZIMÜRSEL (AD AKTARMASI / DÜZ DEĞİŞMECE) Bir sözün, benzetme amacı güdülmeden, başka bir sözün yerine kullanılmasıdır. Mecazımürselde parça-bütün, neden-sonuç, eser-sanatçı, iç-dış, yer-insan, soyut-somut, yön-uygarlık, araç-kul- lanıcı gibi anlam ilgileri bulunur. Parça-bütün ilişkisi: Dilerim Tanrı’dan ki sana açık kucaklar insan Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun Neden-sonuç ilişkisi: Benim için yağdırıldı o rahmet! yağmur Evliyanın sözündeki muhabbet, Sanatçı-eser ilişkisi: Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta, Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta. eserleri İç-dış ilişkisi: Sütun sütundu uzaktan şelaleler. Deniz güzel... geceler, çeşmeler serin... su Yer-insan ilişkisi: Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet; Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet... insanlar ölüler TEŞHİS (KİŞİLEŞTİRME) İnsan dışındaki varlık ve kavramlara insana ait duyuş ve davranış özellikleri yükleme sanatıdır. Gül üzülsün gonca açılsın bana sen gül yeter Ağlasın bülbüllerin ey gonca tek sen gül yeter EDEBÎ SANATLAR TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 22 MEBİ KONU ÖZETLERİ İNTAK (KONUŞTURMA) İnsan dışındaki varlık veya kavramın konuşturulması sanatıdır. Dal bir gün dedi ki tomurcuğuna: Tenimde bir yara işler gibisin. TENASÜP (UYGUNLUK) Anlamca birbiriyle ilgili kelimelerin bir arada kullanılması sanatıdır. Aramazdık gece mehtâbı yüzün parlarken Bir uzak yıldıza benzerdi güneş, sen varken TEZAT (KARŞITLIK) Birbirine karşıt duygu, düşünce, hayal ve durumları ifade eden kavramları bir arada kullanma sanatıdır. Lâmbada titreyen alev üşüyor Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban. TELMİH (HATIRLATMA) Hemen herkesçe bilinen bir olaya veya kişiye gönderme yaparak o olayı veya kişiyi hatırlatma sanatıdır. Ben hele şol denlüce bildüm ki hüsn içre o yâr Göz terâzûsıyla Mısr’un Yûsuf-ı Ken‘ân’ıdur İRSALİMESEL Şiirde atasözü veya vecize (özdeyiş) kullanma sanatıdır. Balık baştan kokar bunu bilmemek Seyrânî gafilin ahmaklığından TECAHÜLİARİF (BİLMEZDEN GELME) Bildiği bir şeyi bilmez görünme, bilmezlikten gelme sanatıdır. Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz, Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? KİNAYE (DEĞİNMECE) Gerçek anlamı da düşünülebilecek bir sözü gerçek anlamının dışında (mecaz anlamıyla) kullanma sanatıdır. Kinayede asıl maksat, sözün mecaz anlamıdır. Bulamadım dünyada gönle mekân Nerde bir gül bitse etrafı diken İyilik ve güzellik, kötülük ve çirkinlikle beraberdir. Dadaloğlu’m der ki belim büküldü âciz kalmak Gözümün cevheri yere döküldü EDEBÎ SANATLAR TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 23 MEBİ KONU ÖZETLERİ TEVRİYE Bir anlatım inceliği elde etmek için birden çok anlamı olan bir sözün yakın anlamının değil uzak anlamının kas- tedilerek kullanılması sanatıdır. Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal yakın anlam: şairin adı Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş uzak anlam: ölümsüz Senden bilirim yok bana bir fâide ey gül yakın anlam: organ Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül uzak anlam: yabancı TARİZ (İĞNELEME) Bir sözü, tersini kastederek kullanma sanatıdır. Her nere gidersen eyle talanı Öyle yap ki ağlatasın güleni Bir saatta söyle yüz bin yalanı El bir doğru söz söylerse inanma Bir yetim görünce döktür dişini Bozmağa çabala halkın işini Günde yüz adamın vur kır başını Bir yaralı sarmak için yeltenme MÜBALAĞA (ABARTMA) Sözün gücünü ve etkisini artırmak amacıyla bir durum, olay ya da varlığın olduğundan büyük veya küçük, çok ya da az gösterilerek anlatılması sanatıdır. Karşımızdan gelen aceb yar m’ola Benim gibi yaralanmış zar m’ola Benim sevdiğimden güzel var m’ola Hakk’ın yarattığı kullar içinde Yaram var, havanlar dövemez merhem; Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem. HÜSNÜTALİL (GÜZEL NEDENE BAĞLAMA) Bir olayı gerçek nedeninin dışında bir nedene, çoğunlukla da güzel bir nedene bağlama sanatıdır. Birçok gidenin hepsi memnun ki yerinden Birçok seneler geçti dönen yok seferinden Gök masmavi bu sabah Güzel şeyler düşünelim diye Yemyeşil oluvermiş ağaçlar Bulutlara hasretinden AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 24 MEBİ KONU ÖZETLERİ İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK ŞİİRİ • Şiirler, Türklerin İslamiyet’i kabulünden önceki yaşantısından önemli izler taşır. • Şiirler, ‘‘şölen, sığır, yuğ’’ adı verilen dinsel törenlerde “baksı, kam, ozan, şaman” diye adlandırılan şairler tarafın dan ‘‘kopuz’’ adı verilen bir çalgı eşliğinde söylenmiştir. • Şiirlerde dörtlük nazım birimi, hece ölçüsü, genellikle yarım uyak kullanılmıştır. • Şiirlerin kafiye düzeni düz kafiye şeklindedir. • Şiirlerde yabancı etkilerden uzak, arı bir dil kullanılmıştır. • Şiirlerde aşk, kahramanlık, savaş, doğa, ölüm gibi temalar işlenmiştir. • Koşuk, sagu, sav, destan bu dönemin ürünleridir. KOŞUK • Edebiyatımızın en eski nazım biçimidir. • İslamiyet öncesinde av törenlerinde (sığır), kurban törenlerinde (şölen) ve kazanılan savaşlar sonrasında düzenlenen eğlencelerde söylenen şiirlere verilen isimdir. • Koşuklarda genellikle aşk, doğa ve yiğitlik temaları işlenmiştir. • Genellikle kopuz eşliğinde söylenmiştir. • Benzetme, kişileştirme, abartma gibi sanatlar kullanılmıştır. • Nazım birimi dörtlüktür ve dörtlük sayısı üç ile beş arasındadır. • Hece ölçüsünün genellikle 7’li, 8’li kalıpları kullanılmıştır. • Genellikle yarım kafiye kullanılan koşukların uyak düzeni aaab cccb … şeklindedir. GENEL ÖZELLİKLERİ SÖZLÜ DÖNEM Sözlü gelenekte oluşturulup yayılan bu ürünlerin yazılı ilk örnekleri Kaşgarlı Mahmut’un Divânu Lugati’t-Türk adlı eserinde yer almaktadır. DİKKAT Koşuklar halk edebiyatında koşmaya divan edebiyatında gazele benzer. DİKKAT Sagunun halk şiirindeki karşılığı ağıt, divan şiirindeki karşılığı mersiyedir. DİKKAT • İslamiyet öncesinde “yuğ” adı verilen ölüm törenlerinde kopuz eşliğinde söylenen şiirlerdir • Bu şiirlerde ölen kişinin kahramanlıkları, iyilikleri, onun ölümünden duyulan üzüntü dile getirilmiştir. • Hece ölçüsünün genellikle 7’li, 8‘li kalıpları kullanılmıştır. Kafiye şeması aaab cccb … şeklindedir. • Nazım birimi dörtlüktür ve dörtlük sayısı üç ile beş arasındadır. • Divânu Lügati’t-Türk’ te yer alan Alp Er Tunga Sagusu bu türün en önemli örneğidir. SAGU İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK ŞİİRİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 25 MEBİ KONU ÖZETLERİ • İslamiyet öncesinde Türkleri derinden etkileyen, yiğitlik, savaş, göç gibi konuları işleyen sözlü ürünlerdir. • Destan bir süreç içerisinde varlık kazanır. Bu süreç üç aşamadan oluşur. • Bilinen yazılı Türk destanları daha çok İran, Çin, Arap, Moğol, Bizans ve Batı kaynaklarından derlenmiş; oluşumların dan çok sonra yazıya geçirilmiştir. DESTAN a. Göktürk Dönemi • Dönemin en önemli eseri Türk edebiyatının ilk yazılı eseri olan Göktürk Yazıtları’ dır. Eser Orhun Abideleri olarak da bilinir. • Eser Türk adının geçtiği ilk eserdir. • Yazıtlar ilk Türk alfabesi Göktürk alfabesiyle yazılmıştır. • Türk edebiyatının söylev niteliği taşıyan ilk eseridir. • Abideler günümüzde Moğolistan sınırları içinde yer almaktadır • 8. yüzyılda dikilen Orhun Kitabeleri Tonyukuk Yazıtı, Kül Tigin Yazıtı, Bilge Kağan Yazıtı olmak üzere üç dikili taş tan oluşur. • Yazıtlarda Türklerin Çin’e nasıl tutsak olduklarından, bu tutsaklıktan nasıl kurtulduklarından, Kül Tigin’in kahramanlık larından, Türklerin ne kadar büyük bir devlet olduğundan bahsedilmektedir. • Yazıtları taş üzerine kazıyarak yazan kişi Yolluğ Tigin’dir. • Kitabeler, ilk kez Danimarkalı dil bilimci V. Thomsen tarafından okunmuş; V. Radloff tarafından da ilk kez yayımlanıp dünyaya tanıtılmıştır. b. Uygur Dönemi • Bu dönem eserleri dinî içeriklidir. Eserlerde Maniheizm ve Budizm’in öğretileri anlatılmıştır. • Eserlerde genellikle Uygur alfabesi kullanılmıştır. • Bu döneme ait önemli eserler Altun Yaruk, Sekiz Yükmek, Kalyanamkara ve Papamkara, Irk Bitig adlı eserlerdir. • Bilinen ilk Türk şairi Uygur Dönemi şairi Aprınçur Tigin’dir. YAZILI DÖNEM • İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı’nın Sözlü Dönemi’ne ait bir diğer ürün de bugünkü atasözü yerine kullanılan savlardır. • Savlar biçim olarak bir nesir cümlesi veya bir şiir dizesi gibi olabilir. HATIRLAYALIM Kök Türk Dönemi Bozkurt Destanı Altay-Yakut Dönemi Yaratılış Destanı Saka Dönemi Alp Er Tunga Destanı Uygur Dönemi Türeyiş Destanı Hun Dönemi Oğuz Kağan Destanı AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 26 MEBİ KONU ÖZETLERİ GEÇİŞ DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ • X. yüzyıldan itibaren kitleler hâlinde İslamiyet’i kabul etmeye başlayan Türklerin İslamiyet etkisinde köklü bir edebî gelenek oluşuncaya kadar (XIII. yüzyıl) verdiği eserler, Geçiş Dönemi ürünleridir. • Bu dönem eserlerinde: • Uygur ve Arap alfabesi kullanılmıştır. • İslam öncesi kültür ile İslami kültür iç içedir. • Arapça ve Farsça sözcüklere yer verilmiştir ancak dil yine de halkın anlayacağı bir Türkçedir. • Aruz ölçüsünün yanında hece ölçüsü kullanılmıştır. • Nazım birimi olarak dörtlük ve beyit kullanılmıştır. • Arap ve Fars edebiyatlarından alınan nazım biçimleri ilk defa kullanılmıştır. • Daha çok dinî-tasavvufi-ahlaki konular işlenmiştir. • Eserler Karahanlı (Hakaniye) Türkçesi ile yazılmıştır. • Bu dönemin en önemli eserleri Kutadgu Bilig, Dîvânu Lugâti’t-Türk, Atabetü’l-Hakayık ve Divân-ı Hikmet ’tir. • Mutluluk Veren Bilgi” anlamına gelen Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hacib tarafından 1069 yılında yazılmıştır. • Eser 6645 beyit ve 173 dörtlükten oluşmaktadır. • Eser; Allah, peygamber, dört halife ve eserin sunulduğu kişiye övgüyle başlar. • Eserde adalet, doğruluk, iyilik, erdem, akıl, bilgi, zaman, mutluluk, halkla ve devlet görevlileriyle münasebetler gibi konularda bilgiler verilir. • Alegorik bir eser olan Kutadgu Bilig, dört sembolik kişiliğin (Kün Togdı - Ay Toldı - Ögdülmiş - Odgurmış) karşılıklı konuşmaları şeklinde oluşturulmuştur: GENEL ÖZELLİKLERİ KUTADGU BİLİG Kutadgu Bilig, Türk edebiyatında birçok açıdan ilk olma özelliği gösterir. • Geçiş Dönemi’nin edebî eser niteliği taşıyan ilk eseridir. • İslamiyet’in etkilerinin görüldüğü ilk eserdir. • İlk mesnevidir. • Aruz ölçüsünün ve beyit nazım biriminin kullanıldığı ilk eserdir. • İlk siyasetnamedir. DİKKAT GEÇİŞ DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 27 MEBİ KONU ÖZETLERİ • “Türk Dilleri Sözlüğü” anlamına gelen, Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılan Dîvânu Lugâti’t-Türk, Türkçenin ilk söz lüğüdür. • Eser; Türk milletinin dili, edebiyatı, inançları, yaşadığı yerler, yaşam tarzı hakkında da bilgiler veren ansiklopedik bir sözlüktür. • Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin zengin dil varlığını ortaya çıkarmak amacıyla 1074 yılında yazılmıştır. • ‘‘Hakikatlerin Eşiği” anlamına gelen Atabetü’l-Hakayık, Edip Ahmet Yükneki tarafından yazılmıştır. • İslamiyet etkisindeki Türk edebiyatının İslam inançlarını aşılayan ilk eseridir. • Eser, aruz ölçüsüyle ve bölümler hâlinde yazılmıştır; manzum ve didaktiktir. • Bir ahlak ve öğüt kitabı olan eserde Arapça-Farsça birçok kelime kullanılmış, düşünceler kimi zaman ayet ve hadis lerle desteklenmiştir. • Kitapta asıl konuya geçilmeden önce Allah’a, peygambere, dört halifeye ve eserin sunulduğu kişiye övgü bölümleriyle kitabın yazılma sebebi hakkında bilgi verilen bölüm vardır. • Beyitlerle yazılan bu bölümden sonra bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı, dilin korunması, dünya hayatı, cömertlik ve cimrilik, alçakgönüllülük ve kibir, açgözlülük, iyilikler ve zamanla ilgili bölümler gelir. Bu bölümlerdeki şiirler dörtlük lerle kurulmuştur. • Hoca Ahmet Yesevi’nin “hikmet” adı verilen dinî-tasavvufi şiirleri öğrencileri tarafından Divân-ı Hikmet adıyla bir araya toplanmıştır. • Divân-ı Hikmet ’te ilahi aşk, peygamber sevgisi, dinin esasları, tasavvuf, nefis terbiyesi, kötülüklerden sakınma gibi konular işlenmiştir. • Etrafında toplanan müritlerine dervişlik adabını öğretebilmek için onların anlayacağı bir dille manzumeler yazarak seslenir. • Hikmetlerde atasözlerinin kullanımı dikkat çekicidir. • Çoğu dörtlüklerden oluşan ve hece ölçüsüyle yazılan hikmetlerin bir kısmı beyitler hâlinde ve aruz ölçüsüyledir. Dörtlüklerle yazılan hikmetler genellikle 7’li ve 12’li hece ölçüsüyle oluşturulmuştur. • Dinî-ahlaki öğütler veren Divân-ı Hikmet, dinî-tasavvufi halk şiirinin öncü eseridir. DÎVÂNU LUGATİ’T-TÜRK ATABETÜ’L-HAKAYIK DİVÂN-I HİKMET Dîvânu Lügati’t-Türk, Türkçenin bilinen ilk sözlüğü, ilk dil bilgisi kitabı ve ilk edebiyat antolojisidir. DİKKAT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 28 MEBİ KONU ÖZETLERİ TÜRK DILI VE EDEBIYATI Ozan veya âşık gibi halk şairlerinin ve adları bilinmeyen halk sanatçılarının söyledikleri şiirlere halk şiiri denir. Bu şiirin genel özellikleri şunlardır: • Türk halk şiiri, ana hatlarıyla İslamiyet öncesi Türk şiirinin devamı olarak varlığını sürdürmüştür. • Halkın içinden çıkan ozanlarca, hayatın gerçeklerine yönelik somut bir edebiyattır. • Kullanılan esas ölçü, hece ölçüsüdür. Hecenin 7, 8 ve 11’li kalıpları çok daha yaygın bir şekilde kullanılmıştır. • Temel nazım birimi dörtlük olmakla birlikte farklı nazım birimlerine de yer verilmiştir. • Çoğunlukla yarım uyak kullanılmış, rediften de yararlanılmıştır. • Yabancı sözcüklerden uzak durulmuş, ürünler halkın konuştuğu dille oluşturulmuştur. • Şiirlerin başlığı yoktur, şiirler nazım biçimleri ya da nazım türlerine göre adlandırılmıştır. • Benzetme başta olmak üzere söz sanatlarından yararlanılmıştır. • Aşk, sevgi, gurbet, ayrılık, kahramanlık, ölüm ve tasavvuf gibi konular işlenmiştir. • Halk şiiri, tarih boyunca çeşitli müzik aletleriyle geleneğin belirlediği ezgiler eşliğinde icra edilmiştir. TÜRK HALK ŞİİRİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ ÂŞIK TARZI HALK ŞİİRİ ANONİM HALK ŞİİRİ DİNÎ-TASAVVUFİ HALK ŞİİRİ TÜRK HALK ŞİİRİ ANONİM HALK ŞİİRİ Nazım Biçimleri Nazım Türleri Mani Ağıt Türkü Ninni HALK ŞİİRİ 1 HALK ŞİİRİ 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 29 MEBİ KONU ÖZETLERİ Söyleyeni belli olmayan, halkın ortak malı olan edebî ürünlerin oluşturduğu halk şiiridir. Bu şiirin genel özellikleri şunlardır: • Şiirler sözlü olarak doğmuş ve yaygınlaşmıştır. • Hece ölçüsü ve çoğunlukla dörtlük nazım birimi kullanılmıştır. • Ahengi sağlamak için çoğunlukla yarım uyak ve rediften faydalanılmıştır. • Aşk, ölüm, hasret, yiğitlik, gurbet gibi konular işlenmiştir. • Somut benzetmeler ve halkın konuştuğu dil tercih edilmiştir. MÂNİ • Halk edebiyatının en yaygın nazım biçimidir. • Hece ölçüsünün 7’li kalıbıyla oluşturulur. • Tek dörtlükten oluşur ve uyak örgüsü aaxa şeklindedir. • İlk iki dize konuya giriş nitelikli olup doldurma dizelerdir. Asıl anlatılmak istenen, son iki dizede yer alır. • Başta aşk, özlem, ayrılık olmak üzere hemen her konuda söylenir. • Mâniler; yapısına göre düz mâni, kesik (cinaslı) mâni, yedekli (artık) mâni, deyiş mani gibi türlere ayrılır. Düz Mâni Yedişer heceli dört dizeden oluşan, “aaxa” şeklinde uyaklanan mânilerdir. Şu dağlar olmasaydı Çiçeği solmasaydı Ölüm Allah’ın emri Ayrılık olmasaydı Kesik Mâni (Cinaslı Mâni) Birinci dizesindeki hece sayısı yediden az olan ve cinaslı kafiyeyle kurulan mânilerdir. Kuleden Ses geliyor kuleden O kaş o göz değil mi Beni sana kul eden Yedekli Mâni (Artık Mâni) Dize sayısı dörtten fazla olan mânilerdir. Ağlarım çağlar gibi Derdim var dağlar gibi Ciğerden yararıyım Gülerim sağlar gibi Her gelen bir gül ister Sahipsiz bağlar gibi Deyişli Mâni İki kişinin karşılıklı söyleşmesi üzerine kurulan mânilerdir. Ağa: Adilem sen naçarsın İnci mercan saçarsın Dünya deniz olanda Gönlüm nere kaçarsın Adile: Adilem sen naçarsın İnci mercan saçarsın Dünya deniz olanda Gönlüm nere kaçarsın HALK ŞİİRİ 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 30 MEBİ KONU ÖZETLERİ 30 TÜRKÜ • Kendine özgü bir ezgi ile söylenen anonim halk edebiyatı nazım şeklidir. • Türkü asıl sözlerinin bulunduğu “bent” ve her bendin sonunda tekrarlanan “kavuştak” adlı bölümlerden oluşur. • Bentler ve kavuştaklar kendi aralarında uyaklıdır. • Daha çok 7’li, 8’li, 11’li hece ölçüleri kullanılır. • Ezgilerine göre divan, bozlak, hoyrat, kayabaşı gibi isimler alır. • Aşk, özlem, ayrılık, gurbet, yiğitlik, ölüm gibi temalar işlenir. Kızılırmak Türküsü Altı kardeş idik bindirdik ata Hürü'yü yolladık üç köyden öte Kızılırmak’a varınca oldu bir hata Köprüye varınca köprü yıkıldı Üç yüz atlı birden suya döküldü Nice yiğitlerin beli büküldü Bent Nettin Kızılırmak allı gelini Gelini gelini benim yârimi Nettin Kızılırmak allı gelini Gelini gelini benim yârimi Kavuştak NİNNİ Çocukların ağlamasını durdurmak ya da onları uyutmak için söylenen şiirlerdir. Nenni deyem beşiğine Güneş değdi eşiğine Büyüdüğünü görende Gül serem beşiğine Uyusun da büyüsün nenni Tıpış tıpış yürüsün neni AĞIT Ölen bir kişinin arkasından söylenen ve ölümünden duyulan acıyı anlatan şiirlerdir. Ecel tuzağını açamaz mısın Açıp da içinden kaçamaz mısın Azad eyleseler uçmaz mısın Kırık mı kanadın kolların hani Sen de Hıfzi gibi tezden uyandın Uyandın da taş yastığa dayandın Aslı Hanım gibi kavruldun yandın Yeller mi savurdu küllerin hani HALK ŞİİRİ 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 31 MEBİ KONU ÖZETLERİ 31 Şathiye Nazım Türü İlahi Nutuk Nefes Devriye Güzel âşık cevrimizi Çekemezsin demedim mi Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi Yemeyenler kalır nâ-çâr Gözlerinden kanlar saçar Bu bir demdir gelir geçer Duyamazsın demedim mi • Dinî-tasavvufi halk şiirinin en yaygın nazım türüdür. • Allah aşkını, peygamber sevgisini coşkun bir biçimde dile getiren şiirlerdir. • Genellikle hece ölçüsünün 7’li, 8’li ve 11’li kalıplarıyla söylenir, nazım birimi dörtlüktür ve koşma biçiminde uyaklanır. • Herhangi bir tarikatın izini taşımaz ve kendine özgü bir ezgiyle söylenir. • Yunus Emre, bu türün en bilinen ismidir. İLAHİ DİNÎ-TASAVVUFİ HALK ŞİİRİ Tekkelerde derviş-şairler tarafından oluşturulan, İslâmiyet ve tasavvuf felsefesi ekseninde gelişen halk şiiridir. Bu şiirin genel özellikleri şunlardır: • ‘‘Tekke” ya da “dergâh” olarak adlandırılan dinsel kurumlarda gelişim göstermiştir. • İlahi aşk, peygamber sevgisi, tasavvuf, İslam menkıbeleri, ahiret hayatı, ibadet, dürüstlük gibi konuların işlendiği didaktik yanı ağır basan bir edebiyattır. • Ağırlıklı olarak hece ölçüsü kullanılmış, aruzla da şiir söylenmiştir. • Şiirler kendine özgü bir ezgiyle söylenmiştir. • Edebî sanatlara başvurulmuş, divan şiiri mazmunlarından yararlanılmıştır. HALK ŞİİRİ 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 32 MEBİ KONU ÖZETLERİ 32 NEFES Güzel âşık cevrimizi Çekemezsin demedim mi Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi Yemeyenler kalır nâ-çâr Gözlerinden kanlar saçar Bu bir demdir gelir geçer Duyamazsın demedim mi • Bektaşi tarikatlarının inanışlarını dile getiren şiirlerdir. • Konusunu genellikle vahdetivücut anlayışı, ehlibeyt ve on iki imam sevgisi oluşturur. • Kendilerine özgü bir beste ile okunmak için yazılır. • Nazım birimi dörtlük olup uyaklanışı koşmaya benzer ve daha çok hece ölçüsüyle söylenir. • Pir Sultan Abdal, nefesleriyle ünlüdür. Ey özün insan bilen Var edep öğren edep Ey edep erkân bilen Var edep öğren edep Edeptir asl-ı taat Küllî sıfat cümle zât Varlığın edebe sat Var edep öğren edep • Tarikata yeni girmiş müritlere, tarikatın adap ve yol yordamını anlatan şiirlerdir. • Tarikatla, tasavvufla ilgili öğütler verilir. • Hece ölçüsüyle söylenir, dörtlük nazım birimi ile oluşturulur. • Sade bir dille söylenen didaktik şiirlerdir. NUTUK DEVRİYE Dokuz ay on gün batn-ı maderde Kudretten gözüme çekildi perde Vaktim tamam olup ahiri yerde Çıkıp ten donundan cihana geldim Hakikat meyinden nûş edip kanıp Can gözlerim o gafletten uyanıp Kudretten her türlü renge boyanıp Bu âlem-i nakş u elvana geldim • Tasavvufta ilahi nurun; topraktan madene, maden- den bitkiye, bitkiden hayvana, hayvandan yaratı- lanların en şereflisi insana geçişi ve insanın da insanı kâmil mertebesine yükselerek yaratıcısına dönmesine ‘‘devir kuramı’’ denir. • Devirle ilgili bütün bu hususları ele alan şiirlere devriye adı verilir. Yaradılışın başlangıcı ve sonu, varlığın nereden gelip nereye gittiği ve bu ikisi arasındaki aşamaları konu edinen şiirlerdir. • Hece ölçüsüyle ve dörtlük nazım birimi ile oluşturulur. HALK ŞİİRİ 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 33 MEBİ KONU ÖZETLERİ 33 ÂŞIK TARZI HALK ŞİİRİ Kendisinin veya başkalarının şiirlerini saz eşliğinde çalıp okuyan ya da halk hikâyeleri anlatan ve âşık adı verilen saz şair lerinin oluşturduğu halk şiiri koludur. Bu şiirin genel özellikleri şunlardır: • İslamiyet öncesinde “kam, şaman, baksı, ozan, oyun” gibi adlarla anılan şairlerle başlayan bu gelenek, 13. yüz- yıldan itibaren Anadolu sahasında devam etmiştir. - • Âşık şiirinin belirli söyleyicileri vardır. Saz çalamayıp hazırlıklı olarak şiir söyleyen şairlere ‘‘kalem şairi’’, halk toplantılarında doğaçlama olarak şiir söyleyen şairlere ise ‘‘meydan şairi’’ denmiştir. • Şiirler, ‘‘bağlama’’ adı verilen bir saz eşliğinde söylenir. • Âşıklar gezgin kişilerdir; sanatlarını icra edebilmek için köy köy, kasaba kasaba gezmişlerdir. • Âşıklar, şiirin son dörtlüğünde mahlaslarına yer verir; buna ‘‘tapşırma’’ denir. • Âşıklar, genellikle usta-çırak ilişkisi içinde yetişir. • Âşıkların şiirlerinin toplandığı deftere ‘‘cönk’’ adı verilir. • Âşıklar, aruz vezniyle de şiirler yazmış; ‘‘vezn-i aher, satranç, divan ve selis’’ türlerinde de çok sayıda şiirin ortaya çıkmasını sağlamıştır. • Divan şiirindeki kadar olmasa da mazmunlara yer verilmiştir. Âşık tarzı halk şiirindeki nazım biçimleri ve türleri şunlardır: Balık kavağa çıkmış Zift turşusun yemeğe Leylek koduk doğurmuş Baka şunun sözünü Gözsüze fısıldadım Sağır sözüm işitmiş Dilsiz çağırıp söyler Dilimdeki sözümü • Tasavvuf konularını mizahlı bir biçimde işleyen, coşku hâlinde söylenen bir şiirlerdir. • Genellikle Bektaşi şairlerinin söylediği bu şiirler ilk bakışta inançlardan serbestçe ve alaycı bir biçimde söz ediyormuş kanısını uyandırır. • Kaygusuz Abdal, bu türün en önemli ismidir. ŞATHİYE Nazım Biçimi Nazım Türü Koşma Güzelleme Semai Koçaklama Varsağı Taşlama Destan Ağıt HALK ŞİİRİ 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 34 MEBİ KONU ÖZETLERİ 34 KOŞMA • Aşk, doğa, yiğitlik, gurbet, özlem, ayrılık, ölüm gibi temaların işlendiği lirik şiirlere koşma denir. • Hece ölçüsünün 11’li kalıbıyla söylenir. • Nazım birimi dörtlüktür, dörtlük sayısı 3 ile 5 arasındadır. • Uyak örgüsü “abcb, dddb, eeeb…” ya da “abab, cccb, dddb ...” şeklindedir. • Sözlü Dönem’deki karşılığı “koşuk”, divan şiirinde ise “gazel”dir. Gönül gurbet ele çıkma Ya gelinir ya gelinmez Her dilbere meyil verme Ya sevilir ya sevilmez Bahçemizde nar ağacı Kimi tatlı kimi acı Gönüldeki dert ilacı Ya bulunur ya bulunmaz • Âşık tarzı halk şiirinin koşmadan sonra en çok tercih edilen nazım biçimidir. • Nazım birimi, uyak örgüsü koşmayla aynıdır. Koş- madan ayrılan yönü 8’li hece ölçüsü ile yazılmasıdır. • Dörtlük sayısı 3 ile 5 arasında değişir. • Kendine özgü bir ezgi eşliğinde söylenir. • Koşmalarda olduğu gibi ele aldığı konulara göre “güzelleme, taşlama, ağıt, koçaklama” gibi türlere ayrılır. SEMAİ Güzelleme Altın kafes idi benim durağım Dost elinden yaralandı yüreğim Evvel yakın idim şimdi ırağım Felek beni nazlı yârdan ayırdı Der Karacaoğlan yanam alışam Akam gidem şu sulara karışam Yol başına gelmiş varam danışam Felek beni nazlı yârdan ayırdı Koşmalar, işlediği konulara göre “güzelleme, taşlama, ağıt, koçaklama” olarak dörde ayrılır. Güzelleme: Aşk, sevgili ve doğa sevgisi gibi lirik konuları ele alan koşmalardır. Bu türün en güzel örneklerini Karacaoğlan vermiştir. Koçaklama: Savaş, vuruşma, yiğitlik gibi konuları coşkun bir biçimde işleyen koşmalardır. Bu türün en güzel örneklerini Köroğlu ile Dadaloğlu vermiştir. Taşlama: Bir kişinin kusurlarını ya da toplumdaki aksaklıkları eleştiren koşmalardır. En güzel örnek- lerini Seyrani ve Dertli vermiştir. Ağıt: Ölen bir kişinin ardından duyulan üzüntüyü dile getiren koşmalardır. HALK ŞİİRİ 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 35 MEBİ KONU ÖZETLERİ 35 Yürü bire Pınarbaşı Acap karın kalktı m'ola Boynu uzun tor sunalar Su yoluna çıktı m'ola Tez gelir Kaynar'ın yazı Hoş akar Munzur'un özü Koc Irmak tutardı buzu Garbi değdi söktü m'ola VARSAĞI Genç Osman dediğin bir küçük aslan Bağdat’ın içine girilmez yastan Her ana doğurmaz böyle bir aslan Allah Allah deyip geçer Genç Osman Bağdat’ın kapısın Genç Osman açtı Düşmanın cümlesi önünden kaçtı Kelle koltuğunda üç gün savaştı Allah Allah deyip geçer Genç Osman DESTAN • Güneydoğu Anadolu’da yaşayan Varsak boyu ozanlarınca söylenen şiirlerdir. • Nazım birimi, uyak örgüsü semai ile aynıdır. Semaiden ayrılan yönü “bre, hey, behey” gibi seslenmelere yer vermesidir. • Tema yönüyle koşma ve semaiye benzer, sema- iden ezgisi yönüyle ayrılır. Varsağılarda yiğitçe ve sert bir eda vardır. • Âşık tarzı halk şiirinin en uzun nazım biçimidir. • Toplumu yakından ilgilendiren savaş, kıtlık, deprem, yangın, salgın hastalık gibi ciddi olayları konu alan destanlar dışında mizahi destanlar da vardır. • Genellikle hece ölçüsünün 11’li kalıbı ile yazılır, bunun yanında 8’li hece ölçüsüyle yazılan destan- lar da vardır. • Dörtlük nazım birimi ile oluşturulur, dörtlük sayı- sında bir sınırlama yoktur. • Uyak örgüsü koşma, semai gibi nazım biçimleriyle aynıdır. AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 36 MEBİ KONU ÖZETLERİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI HALK ŞİİRİ 2 36 ÂŞIK EDEBİYATI SANATÇILARI Türk edebiyatında İslamiyet’ten sonra, halkın anlayabileceği sade bir dille, din dışı konularda ve genellikle saz eşliğinde şiir söyleyen aşıkların oluşturduğu şiire âşık tarzı halk şiiri denir. Bu dönemde birçok âşık yetişmiştir. Yüzyıllara Göre Âşık Tarzı Halk Şiirinin Temsilcileri 16. Yüzyıl Köroğlu 17. Yüzyıl Karacaoğlan, Âşık Ömer, Kayıkçı Kul Mustafa, Ercişli Emrah 18. Yüzyıl Gevheri 19. Yüzyıl Dadaloğlu, Dertli, Erzurumlu Emrah, Seyrani, Bayburtlu Zihni, Sümmani, Ruhsati 16. YÜZYIL ÂŞIK EDEBİYATI SANATÇILARI Köroğlu • Şiirlerinde başta yiğitlik olmak üzere aşk, doğa sevgisi, gibi konuları coşkun bir söyleyişle, yalın ve akıcı bir dille işlemiştir. • Şiirlerinde sadece hece ölçüsünü kullanmıştır. • Divan şiirinden etkilenmemiş, dinî ve tasavvufi konulara pek ilgi duymamıştır. • Koçaklama türündeki şiirleriyle ünlüdür. 17. YÜZYIL ÂŞIK EDEBİYATI SANATÇILARI Karacaoğlan • Toroslar ve Güney Anadolu’da yaşamış, gezgin şairlerdendir. • Âşık edebiyatının en lirik şairlerinden biridir. Şiirleri aşk ve doğa üzerinedir; gurbet, sıla özlemi ve ölüm temalarını da sıklıkla işlemiştir. Tasavvufi konulara şiirlerinde rastlanmaz. • Yalın bir dille, gözleme dayalı somut ve gerçekçi benzetmeler yapmış. • Divan şiirinden etkilenmemiş, şiirlerini sade bir dille söylemiştir. • Türk şiirine yepyeni bir söyleyiş getirmiş ve kendinden sonraki birçok ozanı etkilemiştir. Âşık Ömer • Âşık tarzı halk şiirinin önde gelen isimleri arasında yer alır, geniş halk kitleleri tarafından benimsenmiştir. • Kendisinden sonra gelen âşıklardan birçoğunu etkilemiş, çağında ve sonrasında diğer şairler tarafından ‘‘üstat’’ olarak görülmüştür. • Kendisinden önce gelen âşıklardan farklı olarak divan şiirinden etkilenmiştir. • Âşık Ömer dışında ‘‘Derviş Nihanî’’ ve ‘‘Adlî’’ mahlaslarını da kullanmıştır. • Şiirlerinin büyük çoğunluğunu aruz, bir kısmı da hece vezniyledir. Şöhretini hece vezniyle söylediği şiirlere borçludur. HALK ŞİİRİ 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 37 MEBİ KONU ÖZETLERİ • 2000’den fazla şiirle Türk edebiyatının en çok yazan şairlerinden biridir, heceyle ve aruzla yazdığı şiirlerini bir divanda toplamıştır. • Aşk, tabiat ve sevginin yanında kahramanlık ve tasavvuf konusunu da işlemiştir. • Türk şiirine getirdiği yeniliklerden birisi de 105 şairden söz ettiği, 58 dörtlükten oluşan Şairnâme adlı eseridir. • İstanbul ve semtlerini anlatan destanı ünlüdür, ayrıca hayvanlarla ilgili uzun destanlar da yazan bir âşıktır. Kayıkçı Kul Mustafa • IV. Murat döneminde yaşadığı tahmin edilmektedir, yeniçeri şairlerdendir. • Rivayete göre gençliğinde Murat Reis adında bir denizciye hizmet ettiği için ‘‘Kayıkçı’’ takma adını almıştır. • Hece ölçüsünü kullanmış, şiirlerini yalın bir dille söylemiştir. • Şiirlerinde kahramanlık duygusu önemli bir yer tutar, koçaklama ve destan tarzında şiirleriyle ünlüdür. • En ünlü şiiri, Bağdat’ın kuşatılması sırasında şehit düşen Genç Osman için yazdığı Genç Osman Destanı' dır. Ercişli Emrah • Hayatıyla ilgili belgelerin sayısı son derece azdır. • Hayatı hakkındaki bilgiler, hayatı etrafında oluşan Ercişli Emrah ile Selvihan Hikâyesi ile bir iki küçük belgeye dayanmaktadır. • Günümüze ulaşabilen şiirlerinin sayısı çok azdır. • Divan şiirinden etkilenmemiş, şiirlerinin tamamını hece ölçüsü ile söylemiştir. • Şiirlerinde aşk, tabiat, sevgili ve gurbet gibi konuları işlemiş; din ve tasavvufa yer vermemiştir. • Ercişli Emrah ile Erzurumlu Emrah’ı karıştırmamak gerekir. • Ercişli şiirlerinde sade ve açık bir dil, Erzurumlu daha ağır bir dil kullanmıştır. • Ercişli sadece heceyi, Erzurumlu hem heceyi hem de aruz ölçüsünü kullanmıştır. • Ercişli divan şiirinden etkilenmemiş, Erzurumlu ise divan şiirinden etkilenmiştir. DİKKAT 18. YÜZYIL ÂŞIK EDEBİYATI SANATÇILARI Gevheri • Şiirlerinden hareketle medrese öğrenimi gördüğünü söylenebilir. • Divan şiirinden etkilenmiş hem aruz hem de hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır. • Şiirlerinde Arapça ve Farsça kelimelerin fazlalığı dikkat çeker. • Aşk, tabiat, sevgili ve ayrılık gibi konuları işlemiştir. • Kendi mahlasıyla anılan Gevheri makamı, onun musikiyle ilgilenen bir âşık olduğunu düşüncesini doğurmuştur. 19. YÜZYIL ÂŞIK EDEBİYATI SANATÇILARI Dertli • Asıl adı İbrahim olan Dertli, Bolu ilinin Gerede ilçesinde doğmuştur. • İlk şiirlerinde Lütfi, sonrasında başından geçen çeşitli olaylar sebebiyle Dertli mahlasını kullanmıştır. • Divan şiirinden etkilenmiş hem aruz hem de hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır. • Şiirlerinde hem dini ve tasavvufi hem toplumsal hem de bireysel konuları işlemiştir. HALK ŞİİRİ 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 38 MEBİ KONU ÖZETLERİ Bayburtlu Zihni • Bayburt’ta dünyaya gelen Zihni’nin asıl adı Mehmed Emin’dir. • Daha çok aruz ölçüsünü kullanmasına karşın hece ile yazdığı koşma ve destanlarıyla ünlenmiştir. • Sağlığında bir divan düzenleyerek bunu saraya sunan ender halk şairlerindendir. • Daha çok içinde yaşadığı devirden ve karşılaştığı haksızlıklardan şikâyet eden hicviyeleri ve sıla hasretini dile getiren koşmalarıyla dikkati çekmiştir. • Başından geçen olayları ve bu olaylarla ilgili duygu ve düşüncelerini ele aldığı Sergüzeştnâme adlı bir eseri vardır. Dadaloğlu • Asıl adı Veli olan âşık, göçebe Avşarlar arasında yetişmiş ve onların sözcüsü olmuştur. • Koçaklamalarıyla tanınan âşık, divan şiirinden etkilenmemiş; şiirlerini hece ölçüsüyle söylemiştir. • Şiirlerini konu bakımından sevda şiirleri, yurt güzellemeleri ve kavga şiirleri olarak üçe ayırmak mümkündür. • Dili kavga şiirlerinde sert; diğer şiirlerinde ise içli, samimi ve sadedir. • Avşarların zorla yerleşik hayata geçirilmesine karşı çıkarak konargöçer hayat tarzını savunmuş; “Kalktı göç eyledi Avşar illeri” dizesiyle başlayan ve “Ferman padişahın dağlar bizimdir” dizesinin yer aldığı şiirinde bu konudaki görüşünü dile getirmiştir. Erzurumlu Emrah • Erzurum ilinin Ilıca beldesinde bağlı Tanbura köyünde doğmuştur. • Medrese öğrenimi görmüş, divan şiirinden etkilenmiştir. • Aruzla yazdığı şiirleri daha fazla olmasına rağmen asıl edebî kişiliğini gösteren şiirleri hece vezniyle yazdığı koşma ve semailerdir. • Divan şiiri tarzındaki şiirlerinde de âşık tarzı şiirlerinde de söz sanatlarını da başarı ile kullanmıştır. • Şiirlerinde aşk, ayrılık, gurbet ve yaşadığı devirden şikâyet gibi temalar yanında tasavvufî unsurlar da önemli bir yer tutar. • Birçok çırak yetiştirmiş, böylece bir âşık kolunun kurucusu olmuştur. Seyrani • Kayseri’nin Develi ilçesinde doğan aşığın asıl adı Mehmet’tir. • Medrese öğrenimi görmüş, divan şiirinden etkilenmiştir. • Şiirlerinde hem aruz ölçüsünü hem de hece ölçüsünü kullanmıştır. • Tasavvuf şiirlerinde çok önemli bir yer tutar. Bunun dışında aşk, ölüm, gurbet, yoksulluk, sevgili, dostluk gibi konulara şiirlerinde yer vermiştir. • Gördüğü haksızlıkları, insani zaaf ve kusurları cesaretle dile getirdiği taşlamalarıyla meşhur olmuştur. Sümmani • Erzurum’a bağlı Narman ilçesinin Sâmikale köyünde dünyaya geldi. • Şiirlerinde hem aruzu hem de hece ölçüsünü kullanmıştır. • Şiirlerini büyük ölçüde koşmalar oluşturur, divan şiiri nazım biçimleriyle yazdığı şiirler de vardır. • Şiirlerinin konusunu büyük ölçüde aşk, ayrılık, hasret, ölüm, tabiat oluşturmaktadır. Tasavvufi içerikli şiirler de yazmıştır. Ruhsati • Sivas’ın Kangal ilçesinin Deliktaş köyünde doğmuştur. • Doğaçlama güzel şiirler söyleyen ancak saz çalamayan şair ömrü boyunca arzu ettiği şöhrete kavuşamamıştır. • Hem hece hem aruz ölçüsüyle şiirleri varsa da onun şairlik gücünü yansıtan şiirleri hece ile söylediği şiirlerdir. Şiirlerinin çoğu koşma türündedir. • Sade bir dille aşk, ölüm, gurbet, yoksulluk, zamandan şikâyet, din, tabiat gibi konuları dile getirmiştir. 1828’deki Rus istilası geçtikten sonra Bayburt’a döndüğü zaman, harabeye dönmüş memleketinin acılarını samimi bir şekilde anlattığı koşması ona büyük bir şöhret kazan dırmıştır: Vardım ki yurdundan ayağ götürmüş, Yavru gitmiş, ıssız kalmış otağı. Câmlar şikest olmuş, meyler dökülmüş, Sâkîler meclisten çekmiş ayağı. DİKKAT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 39 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI HALK ŞİİRİ 3 39 13. YÜZYIL DİNÎ-TASAVVUFİ HALK EDEBİYATI SANATÇILARI Hacı Bektaş Veli • Bektaşilik tarikatının kurucusu olan mutasavvıftır. Görüşleriyle Ahilik teşkilatı ve yeniçeriler üzerinde etkilidir. • Türkistan’ın Nişabur şehrinde dünyaya gelmiş, çok iyi bir eğitim görmüştür. • Tasavvufu anlattığı yapıtlarında Allah aşkı, nefsin terbiyesi, erdemler, insan sevgisi ve hoşgörü önemli bir yer tutmuştur. • Makalât adlı eseri Arapça yazılmıştır ve İslamiyet’in her kesimden insanının anlayabileceği şekilde anlatıldığı bir eserdir. Yunus Emre • XIII. yüzyılın ikinci yarısı ile XIV. yüzyılın başlarında yaşayan Yunus Emre, dinî-tasavvufi şiirin en güçlü temsilcisidir. • Edebiyatımızda, ‘’ilahi’’ nazım türünün en güzel örneklerini vermiştir. • Tasavvuf anlayışını güçlü bir lirizm ve sade bir dille halka aktarmaya çalışmış, Allah aşkı ve insan sevgisi şiirlerinin ana teması olmuştur. • Kullandığı kelimeler ve ifade kalıpları, bunlara yüklediği anlamlar ve mecazlar Türkçenin edebî bir dil haline gelmesi yolunda büyük bir aşamadır. • Şiirleri, çok kolay gibi görünüp aksine anlam derinliği ve anlam yoğunluğu içeren (sehl-i mümteni) tarzdadır. • Risâletü’n-Nushiyye mesnevi şeklinde yazılmış 600 beyitlik bir eser olup Anadolu sahasında yazılmış tasavvufi içerikli ilk özgün nasihatnamelerden biridir. • Divan adlı eserinde hem hece hem de aruz ölçüsüyle yazdığı şiirler yer almıştır. • Kendisinden sonra gelen, dinî-tasavvufi tarzda şiir yazan birçok şairi etkilemiştir. DİNÎ-TASAVVUFİ HALK EDEBİYATI SANATÇILARI Yüzyıllara Göre Dinî-Tasavvufi Halk Edebiyatı Temsilcileri 13. Yüzyıl Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli 14. Yüzyıl Kaygusuz Abdal 15. Yüzyıl Hacı Bayram Veli, Eşrefoğlu Rumi 16. Yüzyıl Pir Sultan Abdal, Aziz Mahmut Hüdai 17. Yüzyıl Niyazi-i Mısri 18. Yüzyıl Erzurumlu İbrahim Hakkı Türk edebiyatında, İslâmiyet’i ve tasavvuf felsefesini yaymayı hedefleyen halk şiirinin bir koluna dinî-tasavvufi halk edebiyatı denir. Bu dönemde tekke ve dergâhlarda birçok derviş şair yetişmiştir. HALK ŞİİRİ 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 40 MEBİ KONU ÖZETLERİ 14. YÜZYIL DİNÎ-TASAVVUFİ HALK EDEBİYATI SANATÇILARI Kaygusuz Abdal • Alevi-Bektaşi edebiyatının kurucusu olarak kabul edilen şair, 14. yüzyılın sonu ile 15. yüzyılın başında yaşamıştır. • Asıl adı Alaaddin Gaybi olup Alanya Beyi’nin oğludur. • Daha çok aruz ölçüsünü kullanmasına karşın hece vezniyle yazdığı şathiyeleriyle tanınmıştır. • Şiirleri atasözleri ve deyimlerle dolu olup Arapça ve Farsça tamlamalardan uzaktır. • Hem şiir hem düzyazı türünde eserler vermiştir. • Budalanâme, Kitâb-ı Miglâte, Vücudnâme, Dilgüşâ, Saraynâme, Gülistan adlı eserleri dışında mesnevi türünde eserler de vermiştir. 15. YÜZYIL DİNÎ-TASAVVUFİ HALK EDEBİYATI SANATÇILARI Hacı Bayram Veli • Asıl adı Numan’dır; Ankara’da doğup büyümüştür. • İyi bir medrese tahsili görmüş, ilim yolunda müderrisliğe kadar yükselmiştir. • Bayramiyye adıyla kurduğu tarikat, Anadolu topraklarında doğup büyüyen bir Türk mutasavvıf tarafından kurulmuş ilk tarikattır. • Anadolu’daki tasavvufi hayatın gelişip yayılmasında büyük rolü olmuştur. • Günümüze aruz ölçüsüyle yazılmış iki, hece ölçüsüyle yazılmış üç şiiri ulaşmıştır. Eşrefoğlu Rumi • Hacı Bayram Veli’nin öğrencisi, Eşrefiyye tarikatının kurucusudur. • Anadolu’nun Türkleşmesi ve Türklerin İslamiyet’i hayat tarzı haline getirmelerinde önemli bir rol oynamıştır. • Şiirlerinde Yunus Emre’nin etkisi kuvvetle hissedilir. • Hece ve aruz ölçüsünü başarıyla kullanmış, lirik şiirler yanında didaktik manzumeler de yazmıştır. • Düzyazıları, 14 ve 15. yy. Anadolu Türkçesinin en güzel örnekleri arasında yer alır. • Şiirlerinin toplandığı Divan’ı dışında Müzekki’n-Nüfus ve Tarîkatnâme düzyazı türünde yazmış olduğu eserlerdir. 16. YÜZYIL DİNÎ-TASAVVUFİ HALK EDEBİYATI SANATÇILARI Pir Sultan Abdal • Asıl adı Haydar’dır ve Sivas’ın Banaz köyünde doğmuştur. • Alevi-Bektaşi inanışlarını ağırlıklı olarak işlediği şiirler dışında aşk, dostluk, ayrılık, özlem ve haksızlıklara karşı koyma gibi konuları ele aldığı şiirleri de vardır. • Şiirlerini coşkulu bir dille söylemesi, halkı ilgilendiren konulara da yer vermesi, inançlarını tavizsiz savunması ve şiirlerinde konu bütünlüğünün bulunması en önemli özellikleridir. • Divan şiirinden etkilenmeyen, tüm şiirlerini hece ölçüsüyle söyleyen şairin, nefes türündeki şiirleri meşhurdur. Aziz Mahmut Hüdai • 1541 yılında Koçhisar’da doğmuştur. • İyi bir medrese eğitimi almış, Edirne’de Sultan Selim Medresesinde hocalık yapmış, İstanbul’da tekke açmıştır. • Şiirlerinde bazen hece, bazen de aruz ölçüsünü kullanmıştır. • Sade bir dille hikemi tarzda ilahiler söylemiştir. • Otuza yakın eseri vardır ve bu eserlerin çoğu Arapça yazılmıştır. HALK ŞİİRİ 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 41 MEBİ KONU ÖZETLERİ 41 17. YÜZYIL DİNÎ-TASAVVUFİ HALK EDEBİYATI SANATÇILARI Niyazi-i Mısri • Asıl adı Mehmet’tir ve Malatya’nın Soğanlı köyünde doğmuştur. • Tasavvuf etkisiyle yazdığı didaktik şiirleriyle tanınmıştır. • Hem hece hem de aruz ölçüsünü kullanmıştır. • Aruzla yazdığı şiirlerde genellikle Nesimi ve Fuzuli, hece ile yazdıklarında ise Yunus Emre’nin tesirleri açıkça görülür. • Türkçe ve Arapça düzyazı ve şiir türünde birçok eseri bulunmaktadır. 18. YÜZYIL DİNÎ-TASAVVUFİ HALK EDEBİYATI SANATÇILARI Erzurumlu İbrahim Hakkı • 1703’de Erzurum’da doğmuş, 1772’de Siirt Tillo’da vefat etmiştir. • Hem bir mutasavvıf hem bir şair hem de bir ilim adamıdır. • Şiir türündeki en tanınmış eseri İlahinâme adıyla da bilinen Divan’ıdır. • ‘‘Mevlam görelim neyler/Neylerse güzel eyler” nakaratının bulunduğu şiiri çok meşhurdur. • Marifetnâme adlı eserinde ise astronomiden, ahlaka; tasavvuftan felsefeye ve musikiye; dinî ilimlerden fiziki ve tıbbi ilimlere kadar çok çeşitli bilgileri bir araya toplamıştır. AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 42 MEBİ KONU ÖZETLERİ DIVAN ŞIIRI 1 42 DİVAN ŞİİRİNİN ÖZELLİKLERİ • Türklerin İslamiyet’i din olarak kabul etmesiyle başlayan ve Anadolu’da altı yüz yıl süren edebiyattır. • Şairlerin şiirlerini belirli bir düzen içerisinde topladığı eserlere “divan” denir. Bir divanda genel olarak sırasıyla şun lar yer alır: mukaddime/dibace (ön söz), kasideler, tarihler, mesneviler, musammatlar, gazeller, mukattaat (kıta, rubai, tuyuğ…) • Divan edebiyatında şiirler “divan” adı verilen defterlerde toplandığı için bu edebiyat daha çok “divan edebiyatı” adıyla anılır. Bu ifadeyi ilk kez Ömer Seyfettin ve Ali Canip Yöntem kullanmıştır. • Divan edebiyatı ayrıca şu isimlerle de anılmıştır: tarzıkadim (eski tarz), şiirikadim (eski şiir), edebiyatıkadime (eski edebiyat), klasik Türk edebiyatı, saray edebiyatı, Osmanlı edebiyatı, yüksek zümre edebiyatı, havas edebiyatı, Enderun edebiyatı. • Arap ve Fars (özellikle Fars) edebiyatları geleneğine dayanarak kurulmuştur, zamanla taklit aşamasını geçip klasik edebiyat kimliğini kazanmıştır. • Divan edebiyatında şiir ön planda tutulurken nesir ikinci plana atılmıştır. Eskiden edebiyat yerine şiir ve inşa de nilmekteydi. Buradaki “inşa” ifadesiyle nesir (düzyazı) kastedilmektedir. • Kur’an-ı Kerim, hadisler, evliya menkıbeleri, kısasıenbiya (peygamber hikâyeleri), tasavvuf, Firdevsi’nin Şehnâme’si divan edebiyatının kaynakları arasındadır. Ayrıca dinî inançlar, İslami ilimler, tarihî olayları, Hint-İran kökenli efsaneler, çağın bilimleri, günlük olaylar, gelenek ve görenekler, terimler, deyimler ve atasözleri divan ede biyatının beslendiği kaynaklardandır. • Nazım birimi genel olarak beyittir. Dörtlük ve bentler de kullanılmıştır. • Nazım biçimleri genelde Fars edebiyatı aracılığıyla Arap edebiyatından alınmıştır. • Kullanılan ölçü, aruz ölçüsüdür. Son zamanlarında çok az da olsa hece kullanılmıştır. • Şiirde biçim önemsenmiştir. Nazım biçimi, vezin (ölçü) ve nazım birimi belli kurallara bağlıdır. • Genellikle tam ve zengin kafiye kullanılmıştır, rediften de yararlanılmıştır. • “Göz için kafiye” anlayışı esas alınmıştır. • Şiirlerin son bölümünde mahlas adı verilen takma isim kullanılmıştır. • Konu değil, konunun işlenişi önemsenmiştir. • Bütün güzelliğine değil, parça güzelliğine önem verilmiştir. • Şiirlerde başlık kullanılmamış; şiirler redif, kafiye, tür ve nazım biçimine göre adlandırılmıştır. • Şiirde işlenen konular genelde somut gerçeklikten uzaktır. Bu sebeple divan edebiyatı genelde soyut bir edebiyat tır. • Genellikle “sanat için sanat” anlayışı benimsenmiş, toplumsal konulardan uzak durulmuştur. Daha çok bireysel konular yani aşk, doğa, din, tasavvuf, ölüm, şarap gibi konular işlenmiştir. Nabi, Bağdatlı Ruhi gibi bazı sanatçılar toplumsal konuları işlemiştir. • Anlam derinliği ve söyleyiş güzelliğine çok önem verildiği için edebî sanatlara sıkça başvurulmuştur. • Dil, “Osmanlı Türkçesi” dir. Genel olarak Arapça, Farsça kelime ve tamlamaların yoğun biçimde yer aldığı ağır, süslü ve sanatlı bir dil kullanılmıştır. Bunun yanında oldukça sade ve yalın anlatımlı eserler de bulunmaktadır. • Duygu ve düşünceler, mazmunlarla (kalıplaşmış yargılarla) anlatılır. • Sevgili tipi ortaktır: boyu servi, kaşı hilal veya keman, çenesi elma, ağzı nokta, kirpikleri ok... • Üstatların şiirleri taklit edilerek nazirecilik geleneği oluşturulmuştur. • Divan şiirinde aşk büyük yer tutar ama bu aşk hem dünyevi hem de tasavvufidir. divan şiiri 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 43 MEBİ KONU ÖZETLERİ DİVAN ŞİİRİNDE BAZI KAVRAMLAR Âşık Seven. Şair daima âşıktır. Derdi zevk edinir ve bu dertten kurtulma yoluna gitmez. Dünyada gözü yoktur. Kavuşma (vuslat) zevkini bilmez. Maşuk Sevilen. Divan şiirinde asıl olan kişidir. Acı ve ıstırap vericidir. Gönlü taştır ve merhametsiz dir. Sanem (put), peri, saki, canan gibi pek çok ismi vardır. Rakip Âşık ile maşuk arasında âşık ile yarışan ve ona ortak olan kişidir. Nazire Divan edebiyatında bir şairin bir şiirine, başka bir şair tarafından aynı ölçü, uyak ve redifle yazdığı benzer şiirlere nazire denir. *Nazire şaka veya alay amacıyla yazıldıysa buna tehzil denir. Mısrayıazade (bağımsız mısra) Bir şiire bağlı olmayan, tek sa tırlık şiirlere denir. Hâlini bilmez perişanın perişan olmayan (Ahmet Paşa) Mısrayıberceste / şah mısra Vecize düzeyine yükselmiş mısralara denir. O mâhiler ki derya içredir deryayı bilmezler (Hayali) Mazmun Mazmun; belli bir kavramı dü şündürüp çağrıştıran, genellikle açık istiare ve telmih sanatla rından yararlanılarak oluşturu lan klişeleşmiş (kalıplaşmış) kelimedir. Mazmun, modern şiirdeki im genin divan şiirindeki karşılığı olarak da düşünülebilir. yay, keman > sevgilinin kaşları kılıç > sevgilinin gamzesi, yan bakışı ok > sevgilinin kirpikleri gonca > sevgilinin ağzı lâl ya da şeker > sevgilinin dudağı inci > sevgilinin dişleri servi > sevgilinin boyu gül > sevgilinin yüzü sümbül, yılan ya da halka > sevgilinin saçı nergis > sevgilinin gözü mum > maşuk (âşık olunan, sevgili) divan şiiri 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 44 MEBİ KONU ÖZETLERİ 44 TÜRKÎİBASİT (BASİT TÜRKÇE) AKIMI 15 ve 16. yy.da görülmüştür. Türkçe sözcüklerle şiir yazan şairleri önemsemeyenlere, Türkçeyi kaba ve zevksiz bulanlara tepki olarak doğmuştur. Devrin büyük şairleri tarafından pek ilgi görmemiştir. Temsilcileri sanat güçlerini gösteren eser vereme miştir. 15. yy. sonunda Aydınlı Visali’nin öncüsü olduğu bu akımın en güçlü temsilcileri, 16. yy. şairlerinden Edirneli Nazmi ve Tatavlalı Mahremi’dir. İlkeleri şu şekilde özetlenebilir: • Divan şiiri nazım biçimleri ve aruz ölçüsü kullanılsa da Türkçe sözcükleri kullanmak • Divan şiirindeki mazmunların (kalıplaşmış sözler) yerine halk şiirindeki mecaz, deyim ve benzetmeleri kullanmak • Arapça ve Farsça sözcüklerden olabildiğince ka çınmak SEBKİHİNDİ AKIMI Sebkihindi; Hint tarzı, üslubu demektir. 17. yy.da Hin distan’a giden İranlı şairlerin açtığı bir çığırdır. Türk şairleri tarafından 17 ve 18. yy.da benimsenen bu akımın temsilcileri şunlardır: Neşati, Naili, Fehim, Şeyh Galip... Nef’i ve Nedim kısmen etkilenmişlerdir. Bu akımın ilkeleri şöyledir: • Anlamı derinleştirip kapalı ve girift hale getirmek (kısa ve özlü) • Geniş bir hayal gücüne yer vermek • Yeni mazmunlar kullanmak • Şiiri yaşamdan soyutlayıp tasavvuf ve derin acılara yöneltmek • İnsan mantığını zorlayan abartılı ve hayalî bir anla tım yolu seçmek • Yeni sözcüklere ve tamlamalara başvurmak HİKEMÎ ŞİİR AKIMI Nabi Ekolü de denilen bu akım; düşünceye ağırlık vererek okuyucuyu düşündürmeyi, aydınlatmayı amaçlar. 17. yy.da görülen bu akımın ilk ve en güçlü temsilcisi Nabi’dir. Nabi’den sonraki en önemli tem silcisi de Koca Ragıp Paşa’dır. Bu akımdan Tanzi mat şairlerinden Ziya Paşa ve Namık Kemal de et kilenmiştir. MAHALLÎLEŞME (YERLİLEŞME) AKIMI 16. yy.dan sonra görülmeye başlandı. Baki’nin ilk habercisi olduğu bu akımın en güçlü örneklerini 18. yy.da Nedim vermiş, 19. yy.da da Enderunlu Vasıf bu akımın sınırlarını genişletmiştir. Âşık tarzı Türk şiiri ile divan şirinin birleşimi olarak görülebilir. Nedim bu akımın etkisiyle hece ölçüsünde türkü ya zar. Halk deyimleri, yaşamı ve dili bu akım sayesinde şiire yansır. Sadeliğe yakın bir Türkçe kullanır. İstan bul’un değişik semtleri, eğlenceleri, köşkleri gazel ve şarkı ve şehrengizlere yansır. Divan şiirinin soyut dünyasına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu akım Tanzimat sanatçılarını da etkilemiştir. DİVAN ŞİİRİNDE TARZLAR VE ANLAYIŞLAR AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 45 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DİVAN ŞİİRİ 2 NAZIM BİÇİMLERİ NAZIM TÜRLERİ BEYİTLERLE YAZILANLAR DÖRTLÜKLERLE YAZILANLAR BENTLERLE YAZILANLAR 1. Tevhid 2. Münacaat 3. Naat 4. Methiye 5. Hicviye 6. Mersiye 7. Diğerleri 1. Rubai 2. Tuyuğ 3. Şarkı 4. Murabba 1. Terkibibent 2. Terciibent 3. Diğerleri DİVAN EDEBİYATINDA NAZIM BİÇİMLERİ VE TÜRLERİ DİVAN EDEBİYATINDA NAZIM BİÇİMLERİ BEYİTLERLE YAZILAN NAZIM BİÇİMLERİ • Beyit sayısı 5 ila 15 arasında değişir. • Divan edebiyatının en yaygın kullanılan nazım biçimidir. • Gazelde başta aşk, sevgi, güzellik gibi lirik konular olmak üzere felsefi dinî ve öğretici ko nular işlenebilir. Konularına göre şu adları alır: âşıkâne, rindâne, şûhâne, hikemî... • Nazım birimi beyittir. Kafiye düzeni: aa, ba, ca şeklindedir. • Kaynağı Arap şiiridir, genellikle gazelin beyitleri arasında konu bütünlüğü yoktur, her beyit te farklı bir konu işlenebilir. • İç uyakların bulunduğu gazellere musammat gazel denir. Bu gazelleri oluşturan beyitler ortadan ikiye bölündüğünde abab, cccb, dddb şeklinde dörtlükler oluşur. • Gazelde bütün beyitlerde aynı konu işleniyorsa yekahenk, bütün beyitler aynı söyleyiş güzelliğindeyse yekavaz gazel adını alır. • Gazelin ilk beytine matla (doğuş yeri), son beytine makta (kesme yeri) denir. İlk beyitten sonraki beyte hüsnimatla (güzel başlangıç), son beyitten öncekine hüsnimakta (güzel bitiriş) denir. Gazelin en güzel beyti ise beytülgazel ya da şah beyit adıyla anılır. Şair, mahlasını (şairin takma adı) maktada ya da hüsnimaktada söyler. • Fuzuli, Baki, Nedim, Necati, Şeyhülislam Yahya, Naili ve Şeyh Galip önemli gazel şairleri mizdir. GAZEL 1. Gazel 2. Kaside 3. Mesnevi 4. Müstezat 5. Kıt'a DİVAN ŞİİRİ 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 46 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Beyit sayısı genellikle 33 ila 99 arasındadır. • Birisini övmek ya da yermek için yazılır. • Kafiyelenişi gazeldeki gibidir: aa, ba, ca, da... • Su Kasidesi, Güneş Kasidesi gibi redifine göre; tevhit, münacat, naat, methiye gibi de konularına göre isimlendirilir. • İlk beytine matla, son beytine makta, en güzel beytine beytülkasid, mahlâs beytine taç beyit denir. • En meşhur kaside şairleri şunlardır: Ahmet Paşa, Baki, Fuzuli, Nef’i, Nedim... KASİDENİN BÖLÜMLERİ 1. Nesib (Teşbib) Kasidenin başlangıç bölümüdür. Bu bölümde, bir tabiat tasviri yapılır ya da sevgilinin gü zelliklerinin anlatılır. Bahar, kış, yaz, ramazan, bayram, gül, güneş, savaş, at veya bir güzel anlatılabilir. Kasideler bu bölümde işlenen konulara göre adlandırılır: ıydıye, rama zaniye... 2. Girizgâh Bir beyitten oluşur. Asıl konuya giriş yapmak üzere söylenir. 3. Methiye Bu bölümde, Allah, peygamber ya da kasidenin sunulduğu kişi övülür. Kasidenin asıl bö lümüdür. Bu bölümde abartılı ve sanatlı bir övgü vardır. Birçok beyitten oluşur. 4. Tegazzül Her kasidede bulunmaz. Kasidenin içindeki gazeldir. Kasideyle aynı ölçüdedir. Tegazzül, 5-12 beyit arasında değişir. 5. Fahriye Şairin kendini övdüğü bölümdür. Abartılı bir dil kullanılır. 6. Dua Şairin, kaside yazdığı kişi için dua ettiği bölümdür. Genelde 2 beyitten oluşur. 12 beyte kadar yazılanlar da vardır. • Dörtlük de denir. • Kafiye düzeni gazeldeki gibidir: xa-xa • Beyitler arasında anlam bütünlüğü vardır. • Değişik konularda yazılır: önemli bir düşünce, hikmet, nükte, eleştiri... • Genellikle mahlas kullanılmaz. Gazelin özel biçimidir. • Konu bakımından gazelden farkı yoktur. • Sözcük anlamı “ziyadeleşmiş, artmış, çoğalmış” tır. • Uzun dizelere kısa bir dize ekleyerek yazılır. İki kısa dize de eklenebilir. • Uzun mısralara eklenen kısa mısralara ziyade denir. • Matla (doğuş) beyti yoktur. KASİDE KIT'A MÜSTEZAT DİVAN ŞİİRİ 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 47 MEBİ KONU ÖZETLERİ • İran edebiyatından alınmıştır. • Her beytinin kendi arasında uyaklı olması yazma kolaylığı sağlar: aa bb cc dd ee ... • Divan edebiyatının en uzun nazım şeklidir. Beyit sayısı sınırsızdır, 25.000’e kadar çıkan mesneviler vardır. • Halk hikâyeleri, felsefi konular, aşk hikâyeleri, savaşlar, dinî ve konuların işlendiği mesnevi, romanın ve öykünün işlevini görmüştür. • Beyitler arasında anlamca bağlılık vardır. • Mesnevi şu bölümlerden oluşur: Dibace: Mesnevinin ön sözüdür, manzum veya mensur olabilir. Tevhit: Allah’ın birliği ve bütünlüğü anlatılır. Münacat: Allah’a yalvarış ve yakarışlarda bulunulur. Naat: Hz. Muhammed (SAV) övülür. Miraciye: Miraç olayı anlatılır. Medhiçiharyârigüzîn: Dört halife ve devrin büyükleri övülebilir. Medhiye: Mesnevinin sunulacağı kişiye övgüler yapılır. Sebebitelif: Mesnevinin yazılış nedeni belirtilir. Ağâzıdâstan: Mesnevinin asıl konusunun bulunduğu bölümdür. Hatime: Mesnevinin bittiğini belirten son sözdür. • Divan şiirinde beş mesneviden oluşan eserler grubuna hamse denir. • Ali Şir Nevai (ilk hamse sahibi) Mevlana, Fuzuli, Şeyhi, Taşlıcalı Yahya, Nabi ve Şeyh Galip önemli hamse şairlerimizdir. • Mesnevide işlenen konular şunlardır: Aşk: Leyla ve Mecnun, Hüsrev ve Şirin, Yusuf ve Züleyha Din ve Tasavvuf: Mesnevi (Mevlana) Mevlit (Vesiletü’n Necat - Süleyman Çelebi) Öğretici: Kutadgu Bilig (Türkçe ilk mesnevi) Hayriyye (Nabi) Evlenme, Sünnet Töreni: Surname (Vehbi) Destan: Şehnâme (Firdevsi) Eleştiri: Harnâme (Şeyhi) MESNEVİ DÖRTLÜKLERLE YAZILAN NAZIM BİÇİMLERİ • İran edebiyatından alınmış nazım biçimidir. • Tek dörtlükten oluşur. Kafiye şeması şöyledir: aaxa • Kendine özgü aruz ölçüleriyle yazılır. • Felsefi, tasavvufi, aşk gibi konuları özlü bir biçimde işleyen nazım biçimidir. • Halk şiirindeki maniye benzer. • Bu şiirlerde, az sözle çok şey söylemek esastır. • Rubailer genellikle mahlassız şiirlerdir. • Divanlarının sonunda rubaiyat başlığı altında sıralanırlar. • Bu nazım biçiminin en önemli şairi Ömer Hayyam; Mevlana, Azmizade Haleti, Nabi, Nedim, Yahya Kemal Beyatlı ve Arif Nihat Asya önemli rubai şairleridir. RUBAİ DİVAN ŞİİRİ 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 48 MEBİ KONU ÖZETLERİ 48 • Tuyuğ, divan şiirine Türklerin kazandırdığı bir (millî) nazım biçimidir. • Halk şiirindeki maninin karşılığı da denebilir. Tek bir dörtlükten oluşur. • Aruzun özel bir kalıbıyla yazılır. Tuyuğun kafiye şeması rubaideki gibidir: aaxa • Rubaide işlenen konular tuyuğda da işlenir. • Manide olduğu gibi cinaslı uyak kullanılır. • Halk şiirinde 11’li kalıpla söylenen mani biçimindeki şiirlere de tuyuğ denir. • 16. yy.dan sonra hemen hemen hiç tuyuğ yazılmamıştır. • Daha çok Azerbaycan ve Çağatay edebiyatlarında rastlanan tuyuğun en önemli şairleri Kadı Burhaneddin, Nesimi ve Ali Şir Nevai’dir. • Divan şiirine Türklerin kazandırdığı bir (millî) nazım şeklidir. • Aşk ve güzellik gibi lirik konularda yazılır. • Bestelenmek üzere yazıldığı için bent sayısı azdır. Genellikle 3 - 5 arasındadır. • Tekrarlanan dizelere nakarat denir. • Bendin son dizesi tekrarlanırsa buna murabbaimütekerrir denir. • Kafiye düzeni murabbaya benzer ve ilk bentte değişiklik gösterebilir: aAaA, aaaA, bbbA, cccA...(Büyük A’lar aynı dizede nakaratı gösterir.) şeklinde kafiyelenir. • Şarkılarda her bendin üçüncü dizesine miyan ya da miyanhane adı verilir. • Nazım birimi, kafiye şeması bakımından koşmaya benzer. • Bu nazım biçimin en önemli şairleri şunlardır: Nedim, Enderunlu Vâsıf, Yahya Kemal Beyatlı... • Dörder dizelik bentlerden oluşan nazım biçimidir. • Murabbalarda bent sayısı 3 - 7 arasında değişir. • Aruzun her ölçüsüyle yazılabilir. • Özellikle felsefi konular ve aşk olmak üzere her konuda yazılabilir. • Nazım biçimi şu şekildedir: aaaa, bbba, ccca, ... ya da bbba, ccca, ddda... • Bazen dördüncü mısralar nakarat olabilir. • Bu türün en önemli şairleri şunlardır: Namık Kemal, Nedim, Fuzuli... TUYUĞ ŞARKI MURABBA DİVAN ŞİİRİ 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 49 MEBİ KONU ÖZETLERİ 49 TERCİİBENT TERKİBİBENT DİĞERLERİ BENTLERLE YAZILAN NAZIM BİÇİMLERİ • Bentlerle kurulan uzun bir nazım biçimidir. • En az 5, en fazla 10 bentten oluşur. • Her bent 5 ila10 beyit arasında değişir. • Genellikle dinî, felsefi ve sosyal yaşamla ilgili eleştiri ve önerilere yer verilir. Toplum aydınlatıl maya çalışılır. • Her bendin (terkibhane, kıta) sonunda vasıta beyti denen bir beyit vardır. • Vasıta beyitleri her bendin sonunda değişir ve bunlar kendi aralarında uyaklanır. • Bentlerin kafiyelenişi genelde gazeldeki gibidir: • aa xa xa xa xa xa bb (v) - cc xc xc xc xc xc dd (v) ya da aa aa aa aa aa aa bb - cc cc cc cc cc cc dd... • Türk edebiyatında Baki Kanunî Mersiyesi, Bağdatlı Ruhi ve Ziya Paşa bu alanda en ünlü şairlerimizdir. • Biçim ve uyak bakımından terkibibende benzese de konusu ve vasıta beyitleri yönüyle terkibi- bentten ayrılır. • Vasıta beyitleri her bendin sonunda aynen tekrarlanır: • aa xa xa xa xa xa bb cc xc xc xc xc xc dd ... ya da (aa aa aa aa aa aa bb cc cc cc cc cc cc dd...) • Her bend tercihane ve vasıta olmak üzere ikiye ayrılır. • Dinî konuların işlendiği terciibentte genellikle Allah’ın kudreti, evrenin sonsuzluğu, doğanın ve yaşamın karşıtlıkları gibi konular işlenir. • Terkibibendten daha zor yazılan bu nazım biçiminin en güzel örneğini Ziya Paşa vermiştir. Üç Dizelik Bentler: Müselles Dört Dizelik Bentler: Terbi, Tastir Beş Dizelik Bentler: Muhammes, Tahmis, Tardiyye Altı Dizelik Bentler: Müseddes, Tesdis Yedi Dizelik Bentler: Müsebba, Tesbi Sekiz Dizelik Bentler: Müsemmen, Tesmin Dokuz Dizelik Bentler: Mütessa, Tetsi On Dizelik Bentler: Muasser, Ta'sir TERCİİBENT TERKİBİBENT DİĞERLERİ DİVAN ŞİİRİ 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 50 MEBİ KONU ÖZETLERİ 50 50 DİVAN EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ MÜNACAT: Allah’a yalvarıp yakarmak için yazılır. TEVHİD: Allah’ın birliğini anlatmak için yazılır. NAAT: Hz. Muhammed’i övmek için yazılır. MEDHİYE: Devrin büyüklerini (han, vezir…) övmek için yazılır. HİCVİYE: Bir kimseyi yermek amacıyla yazılır. MERSİYE: Bir kimsenin ölümü üzerine yazılır. DİĞERLERİ: Bahariye, ıydiye, sayfiye, ramazaniye... AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 51 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DIVAN ŞIIRI 3 51 13. YÜZYIL DİVAN ŞAİRLERİ Hoca Dehhani Bilinen ilk divan şairidir. Din dışı konularda ve lirik tarzda şiirler yazmıştır. Şiirlerinin en önemli teması aşktır. Anado lu’ya Horasan’dan gelmiştir. İran edebiyatı etkisiyle din dışı şiirler yazmıştır. Farsça bir Selçuk Şehnâmesi yazdığı da söylenir. Eserleri Divan Selçuk Şehnamesi: (Selçuklu Sultanı III. Alaattin Keykubat’ın buyruğuyla) Mevlana Celaleddin Rumi ( 1207-1273 ) Tasavvuf edebiyatının yüzyıllarca etkili olmuş en önemli isimlerindendir. Anlayış ve kurallarıyla yeni bir tarikatın (Mevlevilik) temellerini atmıştır. Belh’te doğan Mevlana, mutasavvıf olan babası Bahaeddin Çelebi’nin Konya’ya göç etmesiyle burada yaşamıştır. Dönemin âlimlerinden dersler almış, gizemli kişiliğiyle bilinen ve bir sûfî olan Şems-i Tebrizi’nin etkisiyle tasavvufa yönelmiştir. Mevlana; Allah aşkını, insanın ona ulaşması gerektiğini, evrensel ahengin ancak coşkun bir kalple yakalanabileceğini dile getirmiştir. Tüm varlığı, tüm insanları kapsayıcı engin hoş görüsü saye sinde Müslüman olmayan aydınlar ve kişilerce de ilgi görmüştür, günümüzde de etkisi sürmektedir. Eserlerini -birkaç Türkçe beyit hariç-Farsça yazmıştır. Eserleri Mesnevî: 26.000 beyitlik bu mesnevi en önemli eseridir. Farsça yazılmıştır. Divân-ı Kebir: (Farsça şiirlerinden oluşan) Sultan Veled (1224-1312) Mevlana’nın oğludur. Mevlevîlik tarikatının kurucusudur. Mevlevîliğin yayılması için çalışmıştır. Eserlerini Farsça ya zan şair, Türkçe şiirler de yazmıştır. Tasavvuf esaslarını yaymak için sade Türkçeyle yazdığı şiirleri önemlidir. Eserleri Divan: 13.335 beyittir, gazellerin çoğu Mevlana’nın gazellerine nazire olarak yazılmıştır. Velednâme: Üç mesnevisinin ilkidir. En önemli eseridir. İbtidânâme adıyla da anılmıştır. Rebâbnâme: 8124 beyitten oluşan eserde Mevlana ve Şems ile ilgili bilgiler de mevcuttur. İntihânâme: Mukaddimesinde Mevlana yolu, Şems ve sema ile ilgili bilgiler vardır. 8313 beyittir. divan şiiri 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 52 MEBİ KONU ÖZETLERİ 14. YÜZYIL DİVAN ŞAİRLERİ Şeyyad Hamza Dinî ve tasavvufi şiirler yazmıştır. Lirik şiirleriyle tanınmıştır. Yunus tarzı şiirin habercisi olmuştur. Hem aruz hem de heceyle yazmıştır. Eserleri 13 yy. Türkçesini göstermesi bakımından önemlidir. Gazel, kaside, mesnevi tarzında şiirleri vardır. Eserleri Yusuf u Züleyha: Divan edebiyatının ilk Yusuf u Züleyha mesnevisidir. Gülşehri (1250-1335) Farsça ve Arapça öğrenmiş ancak o; Türkçe yazmış, Türkçe söylemiştir. Ahi Evran’ın ölümünden sonra Ahilik postuna oturmuş, tekkesinde Mevlevilik'i yaymaya çalışmıştır. Gülşehri, Anadolu Selçuklu Devleti'nin son devirle rinde Sultan Veled, Yunus Emre, Âşık Paşa gibi Türkçe yazıp Türkçe söyleyen ozanlarımız arasındadır. Özellikle Mantık’ut-Tayr adlı eseriyle tanınır. Eserleri Şiir: 7 gazel Mantık’ut-Tayr: Feridun Attar’dan (Farsçadan) çevirdiği mesnevidir. Bu eserin aslına sadık kalmamış; Kelile ve Dimne’den ve Mesnevî’den de ilaveler yapmıştır. Gülşehri, bu eserinde Türk diline hayrandır. Türkçenin Farsça ve Arapçadan üstün, tatlı bir uyuşumu olduğunu, bunu belirlemek için de bu eseri yazdığını söyler. Feleknâme: Farsça mesnevidir. Kadı Burhaneddin (1344-1398) Babasından ve devrin büyük âlimlerinden ders alır. Eretnaoğulları'na kadı sonra vezir olur. 1381'de Sivas'ta tahta çıkar. 18 yıllık sultanlığı savaşlarla geçer. Arapça, Farsça, Türkçe şiirler de yazmıştır. Şiirlerinin çoğunu aruz, bir kısmı da heceyledir. Şiirlerini ise Azerbaycan Türkçesiyle yazar. Tuyuğ ve gazelleriyle tanınır. “Tuyuğ” nazım biçi minin en önemli temsilcisidir. Eserleri Divan: Türkçe Ahmedi ( 1334? - 1413 ) Bilim insanı (astronomi, tıp geometri, fıkıh, hadis...) olarak yetiştiği halde şair ve hoşsohbet kişiliğiyle tanınmıştır. Devrinin en çok eser veren şairlerindendir. Divan şiirinin ilk başarılı şairi kabul edilir. Söz sanatlarını ve halk dilini çok ince bir zevkle kullanmıştır. Din dışı (tasavvuf dışı) lirik şiirleriyle meşhur olan şair, tasavvufi şiirler de yazmıştır. Eserleri Divan İskendernâme: Mesnevi; edebiyat ve bilim tarihi açısından önemli, din, tıp, siyaset, ahlak, astronomi konula rını içeren bilimsel bir eserdir. Cemşid ü Hurşit: Mesnevi divan şiiri 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 53 MEBİ KONU ÖZETLERİ 53 Seyyid Nesimi (?-1404?) Azerbaycan sahasında yetişmiş bir şairdir ve dili oldukça sadedir. Tasavvufi ve lirik şiirleriyle meşhurdur. İran’da “Hurufilik” tarikatının savunucularından olan şair, Halep’te bu inancı yüzünden derisi yüzülerek öldürülmüştür. Di van şiiri nazım biçimleri yanı sıra yazdığı tuyuğlarla da meşhur olmuştur. Sonraki şairleri özellikle Bektaşi şairleri etkilemiştir. Hurufilik: Her şeyi harflerle açıklamaya çalışan bir tarikattır. Eserleri Divan: Türkçe Divan: Farsça Âşık Paşa (1272-1333) Yunus Emre’nin etkisi görülen şair, hem hece hem de aruz veznini kullanır. Âşık Paşa Garipname’yi bilinçli olarak Türkçe yazmış, edebî dilin Türkçe olması konusunda gayret göstermiştir. Anadolu Türkleri arasında tarikat şeyhi olarak tasavvufu yaymak için çalışmıştır. Mevlana’nın Mesnevi’de amaçladığını, Türkçe yazdığı Garipnâme adlı mesnevide yapmıştır. Eserleri Garipname: Türklere tasavvufu öğretmek amacıyla yazılmış bir mesnevidir. 15. YÜZYIL DİVAN ŞAİRLERİ Ali Şir Nevai (1441-1501) Büyük bir devlet adamı ve büyük bir edebiyatçıdır. Çağatay edebiyatının en önemli şairidir. 30’a yakın eser vermiş önemli bir şairdir. Düzyazı türünde eserleri de vardır. Bilinçli bir dil milliyetçisidir. Birçok divan şairini etkilemiştir. Türk edebiyatında “hamse”(beş mesnevi) sahibi ilk şairdir. Sultan Hüseyin Baykara’nın okul arkadaşı olan şair, onun vezirliğini de yapmıştır. Eserleri Muhakemetül-Lûgateyn (Farsça): Türkçe ile Farsçayı karşılaştırarak Türkçeyi üstün tutmuştur. Eseri, o dö nemde Türkçenin ikinci plâna itilmesine tepki olarak ve yeni yetişen şairlere Türkçenin de üstün bir şiir dili olduğunu kanıtlamak için yazmıştır. Divan: 3’ü Türkçe 1’i Farsça olmak üzere 4 adet Mecalisü’n-Nefais: İlk şairler tezkiresi Şeyhi ( ?-1431? ) Asıl mesleği hekimlik olan şairin adı Sinan’dır. İran'da tasavvuf ve tıp eğitimi almıştır. Şeyhi, Anadolu'da divan edebiyatının kurucularından sayılır. Kuvvetli bir tasavvuf kültürü aldığı hâlde tasavvuf dışı şiirler de yazmıştır. Gazelleri ile de bilinen şair asıl şöhretini mesnevisiyle sağlamıştır. Türkçe, bütün incelikleriyle onun elinde edebî bir dil haline gelmiştir. divan şiiri 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 54 MEBİ KONU ÖZETLERİ Eserleri Hüsrev ü Şirin: Mesnevi Harnâme: 126 beyitlik kısa bir mesnevidir. Şair, Çelebi Sultan Mehmet'i tedavi etmiş ve buna karşılık ona Tokuzlu köyü tımar olarak verilmiş ancak bu tımarın eski sahipleri tarafından soyulmuş, bundan çok etkilenip ünlü mesnevisi Harnâme'yi yazmıştır. Harnâme olmayacak umutlara kapılan, sonunda elindekileri de yitiren kişileri yermek için yazılmış bir hicivdir. Ahmet Paşa (?- 1497) “Şairler sultanı” ünvanı almış, büyük bir şairdir. Fatih’in sohbet arkadaşı, veziri ve hocasıdır. Bir zaman Fatih’le arası açılan şair, “kerem” redifli kasidesiyle idamdan kurtulmuştur. Zarif ve nüktedan biridir. Beğendiği şiirlere çok güzel nazireler yazmıştır. Türkçeyi bilinçli, iyi ve ölçülü bir şekilde kullanır. Şiir içinde düşürdüğü tarihlerle (eb ced hesabı) bu işi sanat hâline getirir. Şiirleriyle birçok şairi etkilemiştir. Din dışı konularda eser vermiştir. Tek eseri Divan’ıdır. Necati Bey (? -1509) Kastomonu’da nakkaşlık yaparken yazdığı şiirlerle tanınır. Ünü saraya kadar ulaşınca Fatih Sultan Mehmet tara fından saraya alınıp kâtiplik görevine getirilir. İçten ve duygu yüklü gazelleri meşhurdur. Eğitim seviyesi çok yüksek olmayan şair sade halk Türkçesiyle şiirler yazmıştır. Şiirlerinde, deyim ve atasözlerinden yararlanmıştır. Dili yönüy le kendinden sonraki Fuzuli ve Baki gibi büyük şairleri etkilemiştir. Tek eseri Divan’ıdır. Süleyman Çelebi (1351-1422) İyi bir eğitim almıştır. Bursa Ulu Cami’nin başimamlığına getirilmiştir. İranlı bir vâizin Hz. Muhammed ile Hz. İsa arasında bir farkın olmadığını iddia etmesi üzerine Vesîlet-ün-Necât’’ı yazar. Mevlid adıyla da bilinen eser, günü müzde de büyük bir ilgiyle okunmakta/dinlenilmektedir. 16. YÜZYIL DİVAN ŞAİRLERİ Baki (1526-1600) Babası Fatih Camii müezzinlerindendir. İyi bir eğitim alıp müderris olan Baki, Kanuni devrinde saraya girmiş; ka dılık, kazaskerlik gibi görevlerde bulunmuş; çok istemesine rağmen “Şeyhülislam” olamamıştır. Sultanüşşuara (şairlerin sultanı) olarak anılır. Dünya zevkini, hayattan kâm almayı prensip edinmiştir. Şiirlerinde tasavvufa hiç yer vermeyip aşk, tabiat, zevk, eğlence, neşe, devrin zenginliği gibi konuları işler. Sözcük seçiminde titiz davranıp söyleyiş güzelliğine önem vermiştir. Ses ahengini sağlamıştır. Şiirin iç ve dış yapısında Kanuni devrinin ihtişamını duyurmuştur. Halk söyleyişlerine yer vermiş, temiz bir dil kullanmıştır. Söz sanatlarını da başarıyla kullanmıştır. Kendinden sonraki şairleri etkilemiştir. Eserleri Rindane gazelleri ve Kanuni Mersiyesi meşhurdur. divan şiiri 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 55 MEBİ KONU ÖZETLERİ Fuzuli (1495-1556) Kerbelâ’da (Bağdat) yaşamış, türbedarlık yapmıştır. İyi bir eğitim görmüş, Arapça ve Farsçayı öğrenmiştir. Yaşamı sıkıntılar içinde geçmiştir. Din alanında, mantık ve matematik gibi bilimsel konularda kendini yetiştirmiştir. İlimsiz şi iri temelsiz duvara benzetir. Eserlerini Azerbaycan şivesiyle yazmıştır. Divan şiirinin en büyük ve en lirik şairi kabul edilir. Şiirlerinde tasavvuf, aşk ve ıstırabı işleyen şair, rindane gazelleriyle meşhurdur. Mecazi aşkı bırakıp hakiki aşkın peşine düşer. Aşk acısından hoşnut olup derdinin dermanının dert olduğunu söyler, vuslatı istemez. Tekke ve divan şairleri kadar halk şairlerini de etkilemiştir. Eserleri Divan: Fuzuli Divanı, Türkçe Divan, Farsça Divan Leyla vü Mecnun: Türk edebiyatının en meşhur mesnevisidir. Bağdatlı Ruhi (?- 1605) Tasavvufa şiirlerinde yer vermiştir. Fuzulî’nin etkisinde kalmıştır. Gazel ve kasidelerinde rindane ve âşıkane bir hava vardır. Dili sade ve gösterişten uzaktır. Sosyal aksaklıkları işleyen terkibibent en önemli eseridir. Bu esere Ziya Paşa, Muallim Naci gibi birçok şair tarafından nazire yazılmıştır. Eserleri Ruhî Divanı, gazeller, kasideler, Terkib-i Bent Taşlıcalı Yahya (?-1582) Mesnevileriyle tanınır, divan edebiyatında hamse sahibi sanatçılardandır. Kanuni Sultan Süleyman’ın, büyük oğlu Şehzade Mustafa’yı idam ettirmesi üzerine hem padişahı hem de Rüstem Paşa’yı usta bir dille hicvettiği ve terkibibent biçiminde yazdığı Şehzade Mustafa Mersiyesi ünlüdür. 17. YÜZYIL DİVAN ŞAİRLERİ Nef’i (1575-1633) İyi bir medrese eğitimi alır, Arapça ve Farsça öğrenir. İstanbul’da çeşitli devlet görevlerinde bulunur ancak hiciv leri nedeniyle hiçbirinde tutunamaz. Sert kişiliği, onu çağının en büyük hicivcisi yapmıştır. Zamanın vezirlerinden Bayram Paşa’yı hatta IV. Murat’ı hicveden şiirleri hayatına mal olmuştur. Hicvin ve kasidenin en büyük şairidir. Överken göklere çıkaran, yerince de yerin dibine batıran abartılı bir üslubu vardır. Sağlam bir tekniği, ağır bir dili, cesur bir söyleyişi vardır. Şiirde sözün gücüne, söyleyiş ve ses unsuruna önem verir. Eserleri Türkçe Divan, Farsça Divan, Siham-ı Kaza (Kader Okları): Hicivlerini topladığı eseridir. divan şiiri 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 56 MEBİ KONU ÖZETLERİ Nabi (1642-1712) İyi bir öğrenim görmüştür. Divan şiirine öğretici bir boyut kazandırmıştır. Atasözlerinden ve hikmetli sözlerden ya rarlanmıştır. Yaşadığı altı padişah devrinin sosyal zaaflarını görmüş, toplumcu bir şair duyarlılığıyla çağın aksaklık larını sade ve ince bir dille yermiştir. Halkın ruh hâline tercüman olan toplum hayat ve psikolojisine bağlı hâkimane (didaktik) gazeller yazmıştır. Nabî ekolü olarak da bilinen hikemî şiirin öncüsü ve en kuvvetli temsilcisi olmuş ve birçok şairi etkilemiştir. Hakîmane gazelleri önemlidir. Sanatta açıklık taraftarı olan şair, güzelden çok doğrunun peşine düşmüştür. Eserleri Türkçe Divan Mesnevi: Hayriyye (dinî ve ahlaki öğütler), Hayrâbâd, Tuhfetül Harameyn… 18. YÜZYIL DİVAN ŞAİRLERİ Nedim (1680-1730) İstanbullu şairlerimizdendir. İyi bir medrese eğitimi almıştır. Şiirleriyle devlet büyüklerinin ve özellikle de III. Ahmed'in takdirini kazanmıştır. Patrona Halil İsyanı sırasında ölmüştür. Nedim, İstanbul'un eğlence dünyasının ve Lale Devri’nin güzelliklerinin şairi olarak yaşamış ve yaşadıklarını şiirleştirmiştir. Dinî konulara hiç yer vermemiş tir. Halk ruhunu, deyimlerini, zevkini, coşkusunu, İstanbul’u ve İstanbul Türkçesini şiirlerine yansıtan şairin; yalın, açık, musikili ve akıcı bir dili vardır. Gazel şairi olan Nedim şarkıda da en önemli isimdir. Söz sanatlarını başa rıyla kullanıp dilde ve nazım biçimlerinde yenilikler denemiştir. Divan edebiyatının katı kurallarının dışına çıkarak mahallîleşme cereyanını başlatmıştır. Hece ölçüsüyle bir türkü de yazmıştır. Birçok şairi etkilemiştir. Eserleri Sahaifü’l Ahbar, Aynî Tarihi, Nedim Divanı Şeyh Galip (1757-1799) Galata Mevlevihanesi şeyhliğini sekiz yıl yürütmüştür. Çok genç yaştayken güçlü bir şair ve geniş kültürlü bir aydın olarak tanınır. Henüz 24 yaşındayken divan sahibi olan şair, 26 yaşlarında Türk edebiyatında mesnevi türünün en başarılı örneklerinden biri sayılan Hüsn ü Aşk adlı eserini tamamlamıştır. Hayal gücünün zenginliği ve hayallerinin özgünlüğüyle diğer divan şairlerinden ayrılır. Divan edebiyatının son büyük üstadıdır. Sebkihindî tarzının temsilci sidir. Dili süslü, musikili ve ağırdır. Eserleri Hüsn ü Aşk: Tasavvuf sembolleriyle örülü “alegorik” bir mesnevidir. Devir nazariyesini, Allah aşkını, tarikat felsefesini bu eserinde işlemiştir. Hüsnümutlak olan Allah’ı ve onun güzelliğini bulma yolundaki âşığın başına gelebilecekleri anlatmıştır. divan şiiri 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 57 MEBİ KONU ÖZETLERİ 19. YÜZYIL DİVAN ŞAİRLERİ Keçecizade İzzet Molla (1785-1829) Divan şiirinin Tanzimat'tan önceki son üstadıdır. Edebî kültürü çok güçlüdür. Nef’i, Nedim ve Şeyh Galib ve Fuzulî'nin etkileri görülür. Kasidede, gazelde ve mesnevide çok başarılı örnekler verdi. Hece vezniyle bazı türkü ler de yazmıştır. Eserleri Mihnet-i Keşan, Gülşen-i Aşk (mesnevi) Enderunlu Vasıf (1759 – 1824) Zamanının çok okunmuş, çok sevilmiş bir şairidir. Halk söyleyişlerini hatta kadınlara özgü dili kullanmıştır. Eski kuralların dışına çıkıp yenilikleri denemeye çalışmıştır. İstanbul'un halk ağzıyla yazdığı birçok şarkısı bestelen- memiştir. Şairin şiirleri teknik olarak kusurludur. Eserleri Divan-ı Gülşen-i Efkar-ı Vasıf-ı Enderuni AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 58 MEBİ KONU ÖZETLERİ TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ (1860-1896) Tanzimat Dönemi Türk edebiyatı, Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatının ilk devresidir. Tanzimat edebiyatı 1860 yılında Şinasi ve Agâh Efendi’nin ilk Türkçe özel gazete olan Tercüman-ı Ahvâl’ i çıkarmasıyla başlar. Tanzimat edebiyatı adını Mustafa Reşit Paşa tarafından 3 Kasım 1839’da ilan edilen ve Gülhane Hattı Hümayunu adıyla da bilinen Tanzimat Fermanı’ndan alır. Tanzimat edebiyatı, Tanzimat Birinci Dönem (1860-1876) ve Tanzimat İkinci Dönem (1876-1896) olmak üzere iki döne- me ayrılır. TANZİMAT BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT İKİNCİ DÖNEM Tanzimat sanatçıları birinci dönemde "Sanat toplum içindir." düşüncesi benimsenmiştir. Bu dönemde şiirde "Sanat sanat içindir." anlayışı be nimsenmiştir. Toplumsal konulara yer vermişlerdir. Bireysel konular ön plana çıkmıştır. Vatan, millet, hürriyet, özgürlük, eşitlik, adalet ilk defa bu dönemde şiire konu olmuştur. İkinci dönemde "zerreden küreye her güzel şeyin şiir olması" düşüncesini ortaya atan Recaizade Mahmut Ekrem'in öncülüğünde şiirin konusu genişletilmiştir. Divan şiirindeki "Kafiye göz içindir." anlayışı yerine "Kafiye kulak içindir." görüşü benimsenmiştir. Göz için uyak mı, kulak için uyak mı tartışması Recaizade Mahmut Ekrem - Muallim Naci ile onların taraftarları arasında başlamıştır. Aruz şiire hâkim olan temel ölçü olmuştur. Hece ölçüsü bu dönemde ilk denemeler şeklinde görülmüştür. Şiirde ağırlıkla aruz ölçüsü kullanılmıştır. Heceyle ya zılan şiirler az da olsa vardır. Şiirin konusunda değişiklikler yapılmasına rağmen biçimsel olarak divan şiirine bağlı kalınmıştır. Nazım birimi divan edebiyatında olduğu gibi çoğunlukla "be yit" tir. Gazel, kaside, murabba, terkib-i bend gibi divan edebiyatının nazım şekilleri kullanılmıştır. Farklı nazım birimlerini ve yeni nazım biçimleri kulla nılmıştır. Şiirde sade bir dil amaçlanmış ancak istenen başarıya ulaşılamamıştır. Birinci dönemden daha ağır bir dil anlayışı vardır. Şiirdeki en köklü değişiklik, Namık Kemal'in yazdığı Hürriyet Kasidesi ’nde kasidenin bölümlerinin kaldı rılıp direkt olarak konuya giriş yapılmasıdır. Şinasi de mesnevi uyak ( aa, bb, cc, dd…) şekliyle kaside yaza rak bir yenilik getirmiştir. Edebiyatımızın ilk metafizik şiiri Makber ile ilk pasto ral şiirimiz olan Sahra, bu dönemde Abdülhak Hamit Tarhan tarafından yazılmıştır. Divan şiirindeki "parça bütünlüğü" bir kenara bırakıl mış ve "konu bütünlüğü" esas alınmıştır. "Parça bütünlüğü" yerine bu dönemde "konu bütünlü ğü" esas alınmıştır. Şiirde romantizm akımı etkili olmuştur. Şiirde romantizm akımı etkili olmuştur. Divan edebiyatında şiirlerin nazım şeklinin adıyla anıl ması bir kenara bırakılmıştır. Şiirlere ayrı bir başlık ve rilmesi ilk defa Tanzimat Dönemi'nde gerçekleşmiştir. Divan edebiyatında şiirlerin nazım şeklinin adıyla anıl ması bir kenara bırakılmıştır. Şiirlere ayrı bir başlık ve rilmesi ilk defa Tanzimat Dönemi'nde gerçekleşmiştir. TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 59 MEBİ KONU ÖZETLERİ Bu dönem; roman, tiyatro, anı, makale, eleştiri, hikâye gibi Batılı tarzdaki düzyazı türlerinin edebiyatımızda ilk defa yer aldığı bir dönemdir. Toplumsal konular yerine bireysel konuların ön plana çıktığı bir dönemdir. Bu dönem sanatçıları Batı kültürünü halka tanıtmaya çalışmışlar, yeniliklere ayak uyduran bir toplumun geli şeceğine inanmışlardır. Bu dönem 1876 yılında başlamış, 1896 yılında son bularak yerini Servetifünun’a bırakmıştır. İlk dönem sanatçıları sanat düşüncesinden daha çok fikir aşılama düşüncesiyle eser vermişlerdir. Bu dö nemdeki bütün sanatçıların politik bir duruşu vardır. Bu dönemde sanat eserleri bireyin kendi iç dünyası nın dışavurumu şeklinde okuyucuyla buluşmuştur. Sanatçılar yazdıkları eserleri gazeteler aracılığıyla halka sunmuşlardır. Gerek düşünce yazıları gerekse sanatsal yazılar gazeteyle halka ulaştırıldıkları için ga zete "halkla aydınlar arasında iletişimi sağlayan" en önemli araç olmuştur. Bu dönemde halka okuma fikrini aşılamak düşüncesi kalmamış, sanat eserlerinde estetik kaygı ön plana çıkmıştır. Dolayısıyla dergi gazetenin önüne geçmiş tir. Tanzimat edebiyatının temsilcileri tek bir türde eser ve ren sanatçılar değillerdir. Hepsi birden fazla türde eser vermiş çok yönlü kişilerdir. Tanzimat edebiyatının temsilcileri sadece tek bir türde eser veren sanatçılardan değillerdir. Hepsi birden faz la türde eser vermiş çok yönlü kişilerdir. TANZİMAT BİRİNCİ DÖNEM ŞAİRLERİ TANZİMAT BİRİNCİ DÖNEM ŞAİRLERİ Şinasi (1826-1871) Şinasi (1826-1871) • Şinasi Batı uygarlığı etkisinde gelişen Türk edebiyatımızın kurucusudur. • Batı'ya ait kavramları ilk defa o dile getirmiş ve Türk toplumuna yeni bir görüş verme amacını gütmüştür. • Eserlerinin merkez noktası halktır ve "Sanat toplum içindir." anlayışındadır. • Dili sadedir ve yazı dilini sadeleştirmeyi amaç edinmiş bir sanatçıdır. Halkı aydınlatmanın yolunun onun anlayacağı bir dille yazmak olduğunu ilk dile getiren odur. • Şiirlerinde güzellik anlayışını daha çok, bir fikir etrafında bütüncül bir anlayışla okuyucuya sunmuş, şiirimize kompozisyon anlayışını o getirmiştir. • Şinasi şiirlerine şekil bakımından pek bir yenilik getirmemiş, eski nazım şekillerini kullanmaya devam etmiştir. • 1860 yılında Agah Efendi ile birlikte, Tercüman-ı Ahval adlı ilk özel gazeteyi, daha sonra 1862 yılında tek başına Tasvir-i Efkâr’ı çıkartarak Türk gazeteciliğinin öncüsü olmuştur. • Klasisizm akımından etkilenmiş ve öğretici edebiyatı savunmuştur. • Edebiyatımızda ilklerin sanatçısı olmuştur. Eserleri: Tercüme-i Manzume : Eser Batı edebiyatı şairlerinin şiirlerinin tercümesidir. Müntehabat-ı Eş'ar : Şiirlerinden seçmeler. Namık Kemal (1840-1888) • Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatında, bir ideal uğruna sanatını kullanan ilk büyük şairdir. • En gür sesli vatan şairimizdir. Coşkulu bir romantiktir. • Eserlerinde toplumsal konuları, vatan, millet, hak, hürriyet kavramlarını işlemiştir. Onun için vatan sevgisi dünyevi her sevginin üstünde olmuştur. • Sanat ona göre insanları uyandırmak ve topluma fayda sağlamak için bir araçtır. "Sanat toplum içindir." anlayışını benimsemiştir. TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 60 MEBİ KONU ÖZETLERİ • İlk şiirlerinde biçim ve içeriğin eski olmasına rağmen sonraki şiirlerinde konuda değişikliklere gitmiş ve çok sonraları biçimsel yenilikler de yapmıştır. • Hürriyet Kasidesi ile ilk defa kasidenin bölümlerini kaldırmış, bu anlamda edebiyatımıza bir yenilik getirmiştir. • Sade dili kullanan sanatçı, halka halkın diliyle seslenmeyi amaç edinenler içinde en başarılı olandır. Dil milliyetçiliğini bizzat eserlerinde de uygulamaya koymuştur. • Hece ölçüsünü yazılarında savunmasına rağmen, birkaç şiiri dışında bütün şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmıştır. • Tiyatroyu çok önemsemiş, "Tiyatro bir eğlencedir, fakat eğlencenin en faydalısıdır." demiştir. Batılı anlamda oynanan ilk Türk tiyatrosu Vatan Yahut Silistre 'yi yazmıştır. • Edebiyatımızın ilk edebî romanı İntibah 'ı ve ilk tarihî romanı Cezmi'yi kaleme almıştır. • Şinasi'den sonra Tasvir-i Efkâr 'ı devam ettirmiş, Hürriyet ve İbret gazetelerini de çıkarmıştır. Ziya Paşa (1825-1880) • Tanzimat Dönemi'nin en çelişkide olan sanatçısıdır. Nesir ve nazım alanında çok ciddi düşünceleri olmasına rağmen, düşünceleriyle uygulamaları birbiri ile örtüşmemiştir. • Şiir ve İnşa makalesinde yazı dilimizin halk dilini temel alması gerektiğini söylemiş ancak divan edebiyatı geleneğini sürdürmüştür. Eski edebiyatın yıkılmasına çalışırken Harabat adlı antolojisinin ön sözünde de divan edebiyatını, halk edebiyatı karşısında övmüştür. Bu antoloji sebebiyle Namık Kemal Tahrib-i Harabat 'ı kaleme almıştır. • Şiirleri divan şiirinin devamı niteliğindedir. Biçimde eskiye bağlı olmasına rağmen içerikte yeniliklere gitmiştir. • Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmış, birkaç şiirinde heceyi de denemiştir. • Batılılaşma yolundaki Türk şiirine düşünce ve fikri getirmiştir. Şiirlerinde çalıp çırpmaya, haksızlığa, zulme şiddetle karşı çıkmış; hikmetler, nasihatlerle süslediği didaktik örnekler vermiştir. • Bağdatlı Ruhi'nin tesirinde kalmış, terkibibend ve terciibend yazmıştır. Özellikle terkibibendi, içinde barındırdığı hikmetler ve atasözü gibi dilden dile dolaşan mısralarıyla ölümsüz yapıtlar arasında gösterilmiştir. Eserleri: Zafername: Ali Paşa'yı hicvettiği ünlü kasidesidir. Eş'ar-ı Ziya : Şiirleri Harabat : Divan edebiyatı şairlerini anlattığı antoloji. TANZİMAT İKİNCİ DÖNEM ŞAİRLERİ Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914) • Tanzimat ve Batı edebiyatı değerlerinin yerleşmesi için çalışmalar yapmıştır. • Yenileşme hareketlerini genç nesle öğretmiş, Servetifünuncuların bir araya gelmesini sağlayarak bu topluluğun temelini atmıştır. • "Göz için kafiye" yerine "kulak için kafiye" anlayışını benimsemiş ve bunu ilk defa bir cümle olarak kullanmıştır. • "Sanat için sanat" ilkesini kabul etmiştir. TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 61 MEBİ KONU ÖZETLERİ • "Her güzel şey şiirdir." diyerek ilk defa şiirin konusunu genişletmiştir. • Şiirlerini aruzla yazmıştır. • Kullandığı dilde halk söyleyişlerinden, divan edebiyatındaki mahallîleşme cereyanından ve Fransız edebiyatından etkiler vardır. • Devrinde "üstat" olarak anılmıştır. • Romantizmin ve realizmin özellikleri eserlerinde kendini göstermektedir. • Türk edebiyatının ilk realist romanı Araba Sevdası ’nı kaleme almıştır. • Şiir, hikâye, roman, tiyatro, eleştiri, çeviri, anı gibi birçok türde eserler vermiştir. Eserleri: Şiir: Nağme-i Seher, Yadigâr-ı Şebâb, Zemzeme (Bu eserin ön sözünde yeni edebiyatı savunmuş, Muallim Naci bu esere Demdeme ile karşılık vermiştir.), Pejmürde, Nijad Ekrem Abdülhak Hamit Tarhan (1852-1937) • Modern Türk edebiyatımızın kurucularından kabul edilen sanatçı, devrinde "Şairi-i Azam" olarak anılmıştır. • Görevi nedeniyle birçok yeri gezmiş olması sanatını etkilemiş, Doğu ve Batı arasında bir köprü olmuştur. • Tiyatrolarını nesirle kaleme aldığı gibi, aruzla ve heceyle tiyatro yazmıştır. • Romantik bir duyarlılığa sahip sanatçı "sanat için sanat" görüşünü benimsemiştir. • Edebiyatımızın ilk pastoral şiiri Sahra 'yı kaleme almıştır. • Divan şiirinin son kalıntılarını yıkan sanatçı olarak anılmaktadır. • Edebiyatımıza metafizik anlayışı getirmiştir. • Ağır bir dil kullanmış, bu yönüyle Türk dilinin sadeleşmesi duraklama dönemine girmiştir. • Kendini ve yakınındaki insanları yazdığı eserlere konu etmiştir. • Heceyi çok az kullanan sanatçı, şiirlerini aruzla yazmıştır. • En ünlü şiiri Beyrut'ta ölen karısı için yazdığı Makber 'dir. • Tiyatroları oynanmak için değil, okunmak içindir ve sahne tekniğine uymamaktadır. • Şiirlerinde aşk, tabiat, ölüm, metafizik konularını; tiyatrolarında ise eski uygarlıkları, günlük yaşamı, tarihi, bireysel konuları işlemiştir. Eserleri: Şiir: Makber, Sahra, Ölü, Hacle, Divaneliklerim yahut Belde, Bir Sefilenin Hasbıhali, Bâlâ'dan Bir Ses, Validem, Tayflar Geçidi, Ruhlar, Garâm Muallim Naci (1850-1893) • Türk şiirine yeni bir anlayış getiren Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit Tarhan ile eski - yeni tartışmasına girmesinden dolayı eski anlayışın en önemli kalemşoru olarak görülmüştür. • Eski anlayışa bağlı kalmakla beraber Fransız edebiyatına uzak kalmamış, Batılı anlayışa uygun şiirler kaleme almış, tercümeler yapmıştır. • Sanatının en önemli yönü şiirleridir. Eski anlayışı devam ettiren gelenekçi şiirlerinin yanında, yenilikler yabancı kalmadığı yeni tarz şiirleri de vardır. • Aruzu Türkçeye başarıyla uygulamış, bu yönüyle Tevfik Fikret'i ve Mehmet Akif Ersoy'u etkilemiştir. TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 62 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Türkçeyi hatasız denebilecek kadar doğru bir şekilde kullanmış ve sade bir dili benimsemiştir. En düzgün, en pürüzsüz nesir örneklerini de Tanzimat Dönemi'nde o vermiştir. • Edebiyatımızın ilk köy şiiri Köylü Kızların Şarkısı’nı o yazmıştır. • Recaizade Mahmut Ekrem'in Zemzeme’sine karşı yazdığı Demdeme ile eski edebiyatın savunuculuğunu yapmıştır. Eserleri: Şiir: Ateşpare, Şerare, Fürûzan, Yadigâr-ı Naci, Demdeme AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 63 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ SERVETİFÜNUN DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ SERVETİFÜNUN DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ Tanzimat'la başlayan edebî yenilik hareketi en önemli sonuçlarını Servetifünun yıllarında vermiştir. Servetifünun’u hazırlayan en önemli unsur Tanzimat edebiyatıdır. Servetifünun, özellikle Tanzimat ikinci dönem sanatçılarının hazırladığı edebî ortam sonucunda doğmuştur. Özellikle Recaizade Mahmut Ekrem Servetifünuncuların bir araya gelmesini sağlayan en önemli kişi olmuştur. Servet-i Fünun dergisi bu topluluğun oluşmasında en önemli yayın organıdır. Ahmet İhsan'ın çıkardığı bu dergi daha sonraları Tevfik Fikret'in yazı işleri müdürlüğü görevine getirilmesiyle yeni edebiyat taraftarlarının etrafında toplan dıkları bir yayın olmuştur. 1901 yılında Hüseyin Cahit'in Fransızca’dan çevirdiği Edebiyat ve Hukuk adlı yazının yönetime muhalif düşünceler içermesi nedeniyle bu dergi kapatılmıştır. Fransızcayı küçük yaşlarda öğrenen bu topluluğun sanatçıları Batı kaynaklarından beslenmiş ve bu durum Servetifü nun anlayışının ortaya çıkmasında en önemli özelliklerden olmuştur. 1896 yılında Hasan Asaf adlı bir gencin abes ve muktebes kelimeleri arasında oluşturduğu kafiyeye, eski şiir taraf tarlarının şiddetle karşı çıkmasıyla büyük tartışmalar başlamıştır. Osmanlıca "abes" kelimesinin sonunda "peltek se" "muktebes" sözcüğünün sonunda ise "sin" harfinin bulunması nedeniyle göz için kafiyeyi savunan eski edebiyat yan lıları bu iki kelime arasında kafiye olamayacağını dile getirmişlerdir. Recaizade Mahmut Ekrem'in "kafiyenin kulak için olduğu" düşüncesini referans gösteren Hasan Asaf, büyük tartışmalara yol açmıştır. Bu olay eski-yeni tartışmasının artık gazete ve dergi sayfalarına taşınan sistemli bir tartışma olduğunu göstermiş ve yeni edebiyatı savunan Serveti fünuncuların bir araya gelmesine yardım etmiştir. Servetifünun edebiyatçılarının iyi bir eğitim almaları ve yabancı dildeki eserleri okuyabilmeleri bu topluluğun oluşma sında ve yeni edebiyat anlayışının ortaya çıkmasında önemli etkenlerden olmuştur. 1896'ya gelinceye kadar Tanzimat yazarlarının çoğunun hayatını kaybetmesi nedeniyle edebiyat hayatında büyük bir boşluk doğmuştur. Böyle bir boşluğun olması Servetifünun'un ortaya çıkmasını hızlandırmıştır. "Sanat sanat içindir." görüşüne bağlıdırlar. Şiir dili sade değil, son derece ağır ve ağdalıdır. Arapça ve Farsçada bulunmayan çeşitli sözcükleri, kullanılmayan çeşitli kelimeleri eski lügatlerden çıkarıp şiire getirmişlerdir. Şiirde Fransız şiirinden esinlenerek oluşturdukları çeşitli alışılmadık tamlamalara yer vermişlerdir, (zulmet-i ebkem-dil siz karanlık; saat-i semenfam-yasemin kokulu saatler; hitizazat-ı leyl-gece titreyişleri) Servetifünun sanatçıları kırılgan yapılarını, ünlemlerle ifade etmişlerdir. Şiirde "ah, of, ey" gibi ünlemlere sık sık yer vermişlerdir. Divan şiirindeki beyit anlayışı yerine nazmı nesre yaklaştıran bir şiir düzeni oluşmuştur. 7-8 dizede tamamlanan cüm lelerle şiirler yazılmış ve bu durum mensur şiirin doğmasına neden olmuştur. Edebiyatımızdaki ilk mensur şiir örneği sayılan Halit Ziya'nın Mezardan Sesler adlı eseri bu dönemde kaleme alınmıştır. Divan şiirinin nazım şekillerine son vermişler, müstezat şeklini "serbest müstezat" olarak değiştirmişler ve bu nazım şeklini çokça kullanmışlardır. Divan şiirine ait birçok şeyden vazgeçmelerine rağmen "aruz" bütün şiirlerde kendini göstermiştir. Dönemin kullanılan ölçüsü "aruz" olmuştur. Aruz ölçüsü bu dönemde Türkçeye başarıyla uygulanmıştır. Sadece Tevfik Fikret Şermin adlı çocuk şiirleri kitabında heceyi kullanmıştır. Sone ve terzarima gibi Batı'dan gelen türler ilk defa bu dönemde kullanılmıştır. SERVETİFÜNUN DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 64 MEBİ KONU ÖZETLERİ Servetifünun’da şiirin konusu iyice genişlemiştir. Şiirde toplumsal konulara yer vermemişler, bireysel anlayışla eser vermişlerdir. Servetifünun topluluğu dağıldıktan sonra sadece Tevfik Fikret bireysel temalar yanında toplumsal konu lara da yer vermiştir. Divan şiirindeki beyit güzelliği yerine bütün güzelliği anlayışı hâkim olmuştur. Divan şiirindeki "kafiye göz için" anlayışı yerine "kafiye kulak için" anlayışı benimsenmiştir. Servetifünun şiirinde sembolizm ve parnasizm akımları etkili olmuştur. Ayrıca şiirlerde romantik özelliklere de rast lanmıştır. Servetifünun şirininin iki büyük ismi "Tevfik Fikret ve Cenap Şehabettin"dir. SERVETİFÜNUN DÖNEMİ ŞAİRLERİ Tevfik Fikret (1867-1915) • Edebiyatla okuduğu okulda tanışan Fikret, Galatasaray Lisesindeki öğretmenleri Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem'i karşılaştırma neticesinde, her bakımdan daha çok etkilendiği Recaizade Mahmut Ekrem'in etkisi altında Batı şiirine yönelmiş ve kendi döneminde bu yönelişin en güçlü temsilcisi olmuştur. • İlk şiirlerinde "Sanat sanat içindir." ilkesine bağlı kalmış, sanatı 1899'dan itibaren bireysellikten toplumsallığa doğru kaymıştır. • Romantizmin etkisindeki ilk şiirlerinin konusu aşk ve tabiat; ölümüne kadar sürecek sonraki dönem şiirlerinin konusu ise hak, hürriyet ve medeniyettir. Geleceğe dair hep bir ümit içindedir. O, şiirin bir "hayal oyuncağı" olmadığını dile getirmiş ve ülkesinin medeniyet seviyesini Batı medeniyeti seviyesine yükseltmeyi amaç edinmiştir. • Parnasizm akımından etkilenmiştir. Biçimdeki aşırı titizliği bu akıma ait en önemli özelliğidir. • Şermin adlı çocuk şiirlerini hece ile kaleme alması dışında bütün şiirlerinde aruzu kullanmış ve bu vezni Türkçenin söyleniş ahengine başarıyla uygulamıştır. • Servetifünun edebiyatının en önemli özelliklerinden olan "nazmı nesre yaklaştırma", özellikle Fikret'in şiirlerinde hayat bulmuş, anlamı birçok beyitte tamamlayarak manayı şiirin tamamına yaymıştır. Bazen tek bir cümleyi beş altı dizede söy lemiştir. • Divan şiirindeki müstezat şeklini serbest şiire yaklaştırmış, sone nazım şeklini popüler hâle getirmiştir. • Yaşadığı dönemin anlayışına yönelik eleştirilerini yaptığı Sis, Sabah Olursa, Millet Şarkısı, Doksan Beş’e Doğru, Han-ı Yağma, Rübabın Cevabı şiirleri ünlüdür. • Oğlu Haluk şahsında Türk gençliğine seslenmiş ve bu şiirlerini Haluk'un Defteri adlı kitabında toplamıştır. Haluk Türk gençliğinin idealize edilmiş bir tipi değil, öğütler verilen simgesel şahsiyettir. • Hayat olaylarının tasvirini yaptığı Ramazan Sadakası, Verin Zavallılara, Hasta Çocuk, Balıkçılar şiirleri toplumsal konu ludur. • Şiir dışında roman, hikâye gibi nesir türlerinde eser vermemiştir. Eserleri Şiir: Rübab-ı Şikeste, Haluk'un Defteri, Rübabın Cevabı, Şermin, Tarih-i Kadim SERVETİFÜNUN DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 65 MEBİ KONU ÖZETLERİ Cenap Şehabettin (1870-1934) • Servetifünun şiirinin ikinci önemli şairidir. • Sembolizm ve parnasizm akımından etkilenmiştir. Tam anlamıyla sembolist olamamış, bu akımı sadece istiareyi ve müziği önemsemesi yönüyle temsil etmiştir. • "Edebiyat için güzellikten başka gaye aramam. Edebiyattan maksat ancak edebiyattır." diyerek şiirini toplumun hizmetine vermeyeceğini dile getirmiş, sanat yapma gayesinde bir bireyselliği ön plana çıkarmıştır. "Sanat için sanat" düşüncesi vardır. Şiirlerinin konusu aşk ve doğadır. Tevfik Fikret gibi toplumsal konuda şiirler yazmamıştır. • Daha önce duyulmamış, değişik anlamlı tamlamaları kullanmıştır. Saat-ı semen fam (yasemin renkli saatler), berf-i zerrin (altın kar), lerze-i ruşen (parlak titreyiş) tamlamaları, Servetifünun muhaliflerince şiddetle eleştirilmiştir. • Şiirlerinde iç âlem ile dış âlemi kaynaştırmış, insan tabiat kompozisyonunu ilk defa büyük bir başarıyla anlatan şair olmuştur. • Şiirlerinde serbest müstezat nazım şeklini kullanmıştır. • Müzikaliteyi şiirlerinde çok önemsemiş ve ses bakımından heceden daha zengin bulduğu aruz ölçüsünü bütün şiirlerinde kullanmış, bu ölçünün şiddetli bir savunucusu olmuştur. • Şiirin ölçüsünü yazacağı şiire göre belirlemiş, bazen bir şiirde birden fazla aruz kalıbı kullanmış ve bunda da başarılı olmuştur. Kafiyede de büyük bir serbestlik içindedir. • Konuşma dilinden uzaklaşmış, yaşadığı dönemde Türkçecilik hareketine en çok karşı çıkan kişi olmuştur. • Nesir türünde de ustalık göstermiş; nesirlerinde eleştirici tutumuyla söz sanatlarına, kelime oyunlarına, nüktelere yer vermiştir. • Elhan-ı Şita (Kış Şarkıları) en önemli şiiridir. • Tiryaki Sözleri ’ndeki orijinal özdeyişleri okuyucular tarafından yıllarca dilden dile dolaşmıştır. Eserleri Şiir: Tâmât Süleyman Nazif (1870-1927) • Namık Kemal geleneğini devam ettirmekle tanınmış, Servetifünun'un vatan şairi olarak akıllarda yer etmiştir. • Şiir türünde de eser vermesine rağmen nesri, şiirlerinden daha kuvvetlidir. • Eserlerine babasının tavsiyesiyle okumaya başladığı Namık Kemal'in düşüncelerini ve üslubunu yansıtmıştır. • Servetifünun şairlerinden ayrılan en önemli özelliği sosyal konuları işlemesidir. Ancak bu topluluğa katılmasıyla bireysel tarzda romantik duygu ve hayallerini anlattığı şiirler de kaleme almıştır. • Zihniyet bakımından Batı'ya bağlı olmasına rağmen Doğu kültürünü de önemsemiş ve bu edebiyatın da büyük değerler taşıdığına inanmıştır. • Dilin sadeleşmesi çabalarına katılmayan sanatçı süslü ve ağır bir Osmanlı Türkçesinin koruyucusu olmuştur. • Döneminde ateşli konuşmalarıyla halkın sözcüsü olan Süleyman Nazif, İstanbul'un işgali üzerine yazdığı Kara Bir Gün başlıklı yazısı nedeniyle İngilizler tarafından Malta'ya sürülmüştür. Eserleri Şiir: Gizli Figanlar, Firak-ı Irak Şiir- Nesir: Batarya ile Ateş, Malta Geceleri AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 66 MEBİ KONU ÖZETLERİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI FECRİATİ DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ Fecriati Topluluğu • II. Meşrutiyet sonrasında yeniden yayımlanmaya başlayan Servetifünun dergisi etrafında toplanan sanatçıların oluş turduğu kısa ömürlü (1909-1911) bir edebî topluluktur. • Çoğunluğu genç olan yazarlar 20 Mart 1909’da Hilâl gazetesi matbaasında toplanmıştır. • İsim olarak Ahmet Haşim Sînâ-yı Emel’i teklif etse de Faik Âli’nin önerdiği Fecriati ismi kabul edilmiştir. • ‘‘Sanat, şahsi ve muhteremdir.’’ sloganıyla ve sanat için sanat anlayışıyla eser vermişlerdir. • Servetifünun’a tepki olarak ortaya çıkmışlar ancak eleştirdikleri Servetifünuncuların sanat anlayışını sürdürmüşlerdir. • Türk edebiyatında beyanname (bildiri) yayımlayan ilk edebî topluluktur. • “Fecriati Encümen-i Edebîsi Beyannâmesi” başlığı ile çıkan ve edebiyatımızda ilk olma özelliği taşıyan bu uzunca yazıda topluluğun prensipleri açıklanmıştır. • Beyannamede Servetifünun sanatçıları gibi kendilerinin de sanata ve estetiğe bağlı kalacakları fakat yeniliğe daha açık olacakları ifade edilmiştir. • Topluluk dilin, edebiyatın, sosyal bilimlerin gelişmesi ve düşüncelerin aydınlatılması için çalışmak istemiştir. • Bir yayınevi kurarak Batılı ve yerli edebî eserleri halka tanıtmayı amaçlamışlardır. • Sanat anlayışlarındaki farklılıklardan dolayı topluluk kısa sürede dağılmıştır. Fecriati Şiirinin Özellikleri • ‘‘Sanat için sanat’’ anlayışı hâkimdir. • İşlenen başlıca temalar aşk ve tabiattır. • Sanatçılar saf şiir anlayışıyla eser vermişlerdir. • Aruz ölçüsü kullanılmış, en çok serbest müstezat ve sone nazım biçimleri tercih edilmiştir. • Sanatçılar, Servetifünuncular gibi Arapça, Farsça sözcüklerin ve tamlamaların yoğun olduğu ağır bir dille ve kapalı anlatımla şiirler yazmışlardır. • Şiirde sembolizm başta olmak üzere empresyonizm ve parnasizm etkileri görülmüştür. • Topluluğun öne çıkan şairleri Ahmet Haşim, Emin Bülent Serdaroğlu, Tahsin Nahit’tir. Saf (Öz) Şiir Anlayışı • Fransız şair Paul Valery’in şiirde dili her şeyin üstünde tutan görüşü çerçevesinde şekillenen bir mesaj verme kaygı sından uzak, amacı sadece estetik (güzellik) olan şiir anlayışıdır. • Edebiyatımızda Ahmet Haşim’in Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar makalesiyle başlayan anlayışa göre şiir anlaşılmak için değil; duyulmak, hissedilmek için yazılmalıdır. • Saf şiirde söz ve musiki iç içedir ve anlam, biçimin arka planında kalmaktadır. • Şiir şekil olarak mükemmel olmalıdır. Ahenk, söyleyiş tarzı, ritim, kafiye oldukça önemlidir. • Saf şiir anlayışında estetik tavır ön plandadır. Amaç iyi ve güzel şiir yazabilmektir. • Saf şiirde bireysel ve düşsel temalar ağır basar, imge önemli bir yere sahiptir, özgün şiir dili oluşturmak esastır. • Şairler, sanat için sanat anlayışıyla kendilerine özgü düşsel bir âlem kurmuşlar; özgün ve yaratıcı imgeler oluştur muşlardır. • Şiir öğretici değildir, hikâye unsuru barındırmaz; şiirde çağrışımlara fazlaca yer verilir. GENEL ÖZELLİKLERİ FECRİATİ DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 67 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Fecriati Topluluğu’nun en çok tanınan şairidir. • Topluluk dağıldıktan sonra da topluluğun ilkelerine bağlı kalmıştır. • Modern Türk şiirinin kurucularından sayılan ve saf şiir anlayışının öncüsü olan sanatçının şiirlerinde sembolizm ve empresyonizm akımlarının etkisi görülür. • Şiirlerini aruz ölçüsü ile yazan sanatçı, genellikle serbest müstezat nazım şeklini kullanmıştır. • Şiirde müzikaliteye ve anlam kapalılığına önem vermiştir. • Şiirlerinde semboller, mecazlar ve istiarelere sıkça yer vermiştir. • Toplumsal konularla ilgilenmeyen; ağırlıklı olarak aşk, ölüm, tabiat gibi temaları işleyen sanatçının şiirlerinde gün ba tımı, akşam kızıllığı, dökülen yapraklar, sonbahar sarısı baskındır. • Türk edebiyatında akşam şairi olarak tanınmıştır. • Şiirlerindeki ağır dile karşın düzyazılarında daha sade bir dil kullanmayı tercih etmiştir. • Merdiven, Bir Günün Sonunda Arzu ve O Belde sanatçının ünlü şiirlerindendir. • Şiir türündeki eserleri Piyale ve Göl Saatleri ’dir. • Fecriati Topluluğu’nun kurucularındandır. • Topluluğun Ahmet Haşim'den sonraki en önemli şairi kabul edilir. • Bireysel konular dışında sosyal ve millî konularda da şiir yazmıştır. • Destansı ve lirik yönü ağır basan bir şairdir. • Victor Hugo’nun Mavi Gözlü Yunan Çocuğu şiirine karşı yazdığı Kin ve Hatay Türklerine hitaben yazdığı Hatay’a Selam şiirleri ünlüdür. • ‘‘Adalar Şairi’’ olarak tanınmıştır. • Şiirlerinde genelde kadın ve aşk temalarını işlemiştir. • Sanatçı, Ahmet Haşim’in etkisinde kalmıştır. • Genellikle aruz ölçüsünü kullanmıştır. • Tiyatroyla yakından ilgilenmiş, oyun dışında tiyatro eleştirileri de yazmıştır. • Rûh-ı Bikayd adlı şiir kitabı vardır. FECRİATİ DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİNİN TEMSİLCİLERİ Ahmet Haşim (1887-1933) Emin Bülent Serdaroğlu (1886-1942) Tahsin Nahit (1887-1919) Ahmet Haşim şiirle ilgili görüşlerini Piyale adlı şiir kitabının ön sözü olan ve edebiyatımızda ilk poetika örneği kabul edilen Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar adlı yazısında açıklamıştır. DİKKAT • Sembolizm etkisinin baskın olduğu saf şiirde estetik, sanatsallık ve bireysellik ön plandadır. • Türk edebiyatındaki öncüleri Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı’dır. Daha sonra Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas, Ziya Osman Saba gibi şairler saf şiir anlayışını sürdür müştür. AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 68 MEBİ KONU ÖZETLERİ MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI • Genç Kalemler dergisinde Ömer Seyfettin’in Yeni Lisan makalesinin yayımlanmasıyla başlayan, Cumhuriyet’in ilanıyla son bulan edebiyat dönemidir. • Dili sadeleştirme hareketi olarak başlamış; dilde, biçimde, temada ulusal olana yönelme fikri benimsenmiştir. • Eserler, Türkçülük akımı etrafında şekillenmiştir. Toplum için sanat ilkesi benimsenmiştir. • Anadolu; kültürü, tarihi, yaşantısı ve insanıyla edebiyatın konusu olmuştur. • Eserler realizm akımının etkisinde yazılmıştır. • Mehmet Emin Yurdakul’un Servetifünun şiirinin zirvede olduğu dönemde yazdığı Türkçe Şiirler, Millî Edebiyat Dö nemi şiirinin temelini oluşturur. • Büyük oranda Türkçülük ideolojisinden etkilenmiştir. • Eserler, konuşma diline yakın sade bir dille yazılmıştır. • Sanatçılar halk kültürüne yönelmişler, ondan beslenmişlerdir. • Türk tarihi ve bütün yönleriyle Anadolu şiirlerin başlıca temalarıdır. • Şiirler genellikle didaktiktir. • Şiirler genellikle dörtlük nazım birimi ve hece ölçüsüyle yazılmıştır. • Türk edebiyatının ilk şair topluluğu olan Beş Hececiler edebî faaliyetlerine bu dönemde başlamıştır. • Mehmet Akif Ersoy; aruz ölçüsü ve nispeten ağır bir dille halkın yaşayışını ve değerlerini ön plana çıkaran manzum hikâye türünde başarılı eserler kaleme almıştır. • Yahya Kemal Beyatlı da Millî Edebiyat Dönemi’nde saf (Öz) şiirin temsilcisi durumundadır. GENEL ÖZELLİKLERİ MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ (1911-1923) MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ ŞİİRİ DÖNEMİN BAŞLICA ŞAİRLERİ Mehmet Emin Yurdakul Halit Fahri Ozansoy Orhan Seyfi Orhon Ziya Gökalp Enis Behiç Koryürek Mehmet Akif Ersoy Faruk Nafiz Çamlıbel Yusuf Ziya Ortaç Yahya Kemal Beyatlı MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 69 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Türk edebiyatında “Türk Şairi”, “Millî Şair” olarak anılır. • Servetifünun Dönemi’nde edebî hayatına başlayan şair, dönemin şiir anlayışından farklı bir şiir anlayışı benimsemiş tir. • Edebî anlayışıyla ve Cenge Giderken şiiriyle Millî Edebiyat Dönemi şiirinin öncüsü sayılmıştır. • Şiirde biçimsel yenilikler denemiş, yeni nazım biçimleri kullanmıştır. • Türkçülük düşüncesine dayalı şiirlerini hece ölçüsüyle ve yalın bir dille yazmıştır. • Şiir türündeki başlıca eserleri; Türkçe Şiirler, Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Tan Sesleri, Ordunun Destanı ’dır. • Dönemine sanatından çok düşünceleriyle yön vermiştir. Türkçülük düşüncesini sistemleştirmiş, Türkçülüğün Esasla rı ve Türkleşmek İslamlaşmak-Muasırlaşmak eserleriyle Millî Edebiyat’ın düşünce temelini atmıştır. • Türkçülük fikri doğrultusunda, lirizmden uzak, didaktik şiirler yazmıştır. • Eserlerinde Batı ve halk edebiyatının etkileri görülür. • Konuşma diline yakın sade bir dil kullanmıştır. • Hece ölçüsünü ve dörtlük nazım birimini kullanmıştır. • Şiir türündeki eserleri; Kızıl Elma, Altın Işık, Yeni Hayat’ tır. • ‘‘Hecenin Beş Şairi’’ olarak da kabul edilen bu topluluk Faruk Nafiz Çamlıbel, Halit Fahri Ozansoy, Enis Behiç Kor yürek, Yusuf Ziya Ortaç ve Orhan Seyfi Orhon isimlerinden oluşmuştur. • Grubu oluşturan bütün sanatçılar yazdıkları şiirleri ilk önce aruz vezniyle daha sonraları ise hece vezniyle kaleme almışlardır. Halit Fahri Ozansoy’un yazdığı Aruza Veda adlı şiir, aruzdan heceye geçişin şiiri olmuştur. • Beş Hececiler, dönemin anlayışıyla paralel olarak ‘‘Halka Doğru’’ ilkesini benimsemişlerdir. • Şiirlerinin ana konusu memleket sevgisi ve memleket sorunlarıdır. • Halk şiiri nazım şekillerinin yanında Batı kaynaklı şekilleri de kullanmışlardır. • Mahallî söyleyişleri, halk dilini kullanmışlar; sade dil anlayışı ile eserler vermişlerdir. • Eserlerde didaktik ve millî ögeler ön plandadır. Şiirde folklorik malzemeleri çokça kullanmışlardır. • Birçok türde eser verilmesine rağmen şiir, Beş Hececiler’in en önemli türü olmuştur. • Beş Hececiler’in en güçlü şairi Faruk Nafiz Çamlıbel’dir. • Faruk Nafiz Çamlıbel’in yazdığı Sanat adlı şiiri sadece bu grubun değil Millî Edebiyat’ın da bir bildirisi gibidir. Mehmet Emin Yurdakul (1869-1944) Ziya Gökalp (1876-1924) BEŞ HECECİLER MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 70 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Beş Hececiler’in en başarılı ve en tanınmış şairidir. • Şiirlerinde aşk, hasret, tabiat, ölüm, memleket ve toplumsal konuları işlemiştir. • Beş Hececiler’in diğer şairleri gibi ilk şiirlerinde aruz ölçüsünü, gerçek kişiliğini bulduğu sonraki şiirlerinde ise hece ölçüsünü kullanmıştır. • Yalın ve özentisiz bir şiir dili vardır. • Roman, piyes, fıkra türlerinde de eser vermiş olan şair şiirleriyle ün yapmış; özellikle Han Duvarları, Çoban Çeşmesi, Sanat adlı şiirleriyle çok beğenilmiştir. • İlk şiirlerini aruzla yazmış, daha sonra Aruza Veda adlı şiiri ile aruzu bırakmıştır. Bu şiir Beş Hececiler’in tamamının aruzdan heceye geçiş şiiri olmuştur. • Şiirlerinde aşk ve ölüm konularına, hüzünlü melankolik duygulara yer vermiş; yer yer kahramanlık konularına değin miştir. • Aruz ölçüsü ile yazılmış Baykuş adlı manzum tiyatrosu ile tanınmıştır. • Şiirlerinin yanında tiyatro, roman, çeviri türlerinde de eserler vermiştir. • İlk şiirlerini aruzla yazmış, daha sonra heceye yönelmiş ve heceyle yazdığı şiirlerle tanınmıştır. Bir şiirde birkaç vezin kullanmıştır. • İlk şiirlerini Miras adıyla yayımlayan şair, gür sesli kahramanlık şiirleriyle şöhret kazanmıştır. • Daha sonra kaleme aldığı mistik şiirlerini Varidat-ı Süleyman Çelebi adıyla kitaplaştırmıştır. • Şiirimizde efsaneleri heyecanlı bir üslupla işleyen şair, özellikle korsanlıkla ilgili şiirleriyle sevilmiştir. Faruk Nafiz Çamlıbel (1898-1973) Halit Fahri Ozansoy (1891-1971) Enis Behiç Koryürek (1892-1949) Han Duvarları, Gönülden Gönüle, Dinle Neyden, Çoban Çeşmesi, Bir Ömür Böyle Geçti, Akıncı Türküleri... ŞİİRLERİ Sonsuz Gecelerin Ötesinde, Rüya, Cenk Duyguları, Gü listanlar ve Harabeler ŞİİRLERİ Miras, Varidat-ı Süleyman Çelebi, Güneşin Ölümü ESERLERI MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 71 MEBİ KONU ÖZETLERİ • İlk şiirlerini aruzla daha sonraki şiirlerini heceyle kaleme alan şair, Beş Hececiler arasında heceyi en iyi kullananlar dandır. • Eserlerinde sade ve temiz bir dil, mizahi bir üslup kullanmıştır. • Şiirlerinin yanında nesir türünde ve mizahi tarzda yazdığı eserleri ile dikkat çekmiştir. • Mizahi dergi olan Akbaba’ yı uzun yıllar çıkarmıştır. • Binnaz adlı eseri hece ölçüsüyle yazılmış üç perdelik manzum bir trajedidir. • Şiir, tiyatro, mizah, anı, fıkra gibi birçok türde eser vermiştir. • Abdülhak Hamit Tarhan, Tevfik Fikret, Cenap Şehabettin’in etkisindeki ilk şiirlerini aruzla; daha sonraki şiirlerini ise heceyle yazmıştır. Şiirlerinde heceyle aruzu kaynaştırmaya çalışmış, hece ölçüsüyle gazel biçiminde şiirler yazmıştır. • İnce, zarif ve duygulu şiirler yazmış olan şair, sade Türkçe karşısında olanlara şiddetle karşı koymuştur. • Millî duyguları işlemekle beraber daha çok bireysel konularda yazmıştır. • Mizahi yazılarında “Fiske” imzasını kullanan şair; Akbaba, Papağan, Güneş, Resimli Dünya gibi mizahi ve edebî dergilerde yazılar yazmıştır. • Birçok şiiri farklı sanatçılar tarafından bestelenmiştir. Yusuf Ziya Ortaç (1896-1967) Orhan Seyfi Orhon (1890-1972) Akından Akına, Cenk Ufukları, Kuş Cıvıltıları ŞİİRLERİ Fırtına ve Kar, Peri Kızı ile Çoban Hikâyesi, Gönülden Sesler ŞİİRLERİ MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 72 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Sanat hayatına Millî Edebiyat Dönemi’nde başlamış, Cumhuriyet Dönemi’nde de devam etmiştir. • Saf (Öz) şiir anlayışının Türk edebiyatındaki güçlü temsilcilerinden biridir. • Neoklasisizm akımının etkisinde kalmıştır. Batı şiiri ile divan şiirinin özelliklerini başarıyla birleştirmiştir. • Ok şiiri dışında bütün şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır. Aruzu Türkçeye başarıyla uygulamıştır. • ‘‘Türkçe ağzımda annemin sütüdür.’’ diyen şair, İstanbul Türkçesini başarıyla kullanmıştır. • Sembolizmden beslense de Türk edebiyatında parnasizmin güçlü temsilcilerindendir. • Şiirin biçim ve ahenk unsurları açısından kusursuz olmasına önem vermiştir. • İstanbul, aşk, ölüm, sonsuzluk, Osmanlı tarihi şiirlerinin başlıca temalarıdır. • Çok sevdiği İstanbul’un güzelliklerini şiirlerinde başarıyla yansıtan şair, ‘‘İstanbul Şairi’’ olarak tanınmıştır. • En çok tanındığı lirik şiirlerinin yanında Akıncı, Mohaç Türküsü gibi epik şiirler de yazmıştır. • Sessiz Gemi, Bir Başka Tepeden, Rindlerin Akşamı, Süleymaniye’de Bayram Sabahı şiirleri ünlüdür. • Sanat hayatına Servetifünun Dönemi’nde başlamıştır. Servetifünun Dönemi’nde de Millî Edebiyat’ta da dönemin ba ğımsız sanatçıları arasındadır. • Sırat-ı Müstakim dergisinin başyazarlığını yapmıştır. • İslamcılık düşüncesini benimsemiş, bu anlayışın Türk edebiyatındaki temsilcisi olarak kabul edilmiştir. • Sanat anlayışında İslamcılığın yanı sıra milliyetçilik etkilidir. • Şiirlerinde siyasi ve toplumsal konuları işlemiş, halkın yaşayış tarzını ve değerlerini yansıtmıştır. • Eserlerinde dinî konuların yanı sıra hürriyet, adalet, doğruluk, vefakârlık temalarını işlemiştir. • Gözlem yeteneği güçlü olan, şiirde hayali değil gerçeği esas alan şair; realisttir. • Türk edebiyatında manzum hikâyenin (Hasta, Küfe, Mahalle Kahvesi, Kocakarı ile Ömer ) en güçlü şairlerindendir. • Klasik edebiyat kültürü ile yetişmiş, divan edebiyatı nazım şekillerinden yararlanmıştır. • Eserlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır. Aruzu Türkçeye başarıyla uygulamıştır. • Eserlerinde genellikle Osmanlı Türkçesini kullanan şair, toplumsal hayatı işlediği şiirlerinde konuşma dilini kullanmış tır. • Bülbül, Cenk Şarkısı, Çanakkale Şehitlerine şairin tanınmış şiirleridir. • Şiirlerini Safahat adlı kitabında toplamıştır. Safahat şu yedi bölümden oluşur: Safahat, Süleymaniye Kürsüsünde, Hakkın Sesleri, Fatih Kürsüsünde, Hatıralar, Asım, Gölgeler. Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958) Mehmet Akif Ersoy (1873-1936) Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgârıyle, Rubâiler ve Hayyam Rubâilerini Türkçe Söyleyiş ŞİİRLERİ AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 73 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ TÜRK DILI VE EDEBIYATI CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ 1 • 1923 Cumhuriyet’in ilanıyla başlayan Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı günümüzde de devam eder. • Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nın ilk yıllarında (1940’lı yıllara kadar olan dönem) memleket edebiyatı anlayışı, sonraki yıllarında ise bireysel yaklaşımlar etkili olmuştur. • Cumhuriyet’in ilk yıllarında eserlerin konusu Millî Mücadele, her yönüyle Anadolu, Atatürk ve Türk tarihi iken son raki yıllarda bireysel duygu ve sorunlardır. • Dil; Millî Edebiyat Dönemi’nde olduğu gibi sade, açık ve anlaşılırdır. • Millî Edebiyat Dönemi’nde eser veren sanatçılar, Cumhuriyet Edebiyatı’nın ilk yıllarında da sanat hayatlarına devam etmişlerdir. • Dünya edebiyatı daha yakından takip edilir olmuş, bu yönde evrensel nitelikler taşıyan eserler kaleme alınmıştır. • Realizm başta olmak üzere varoluşçuluk, gerçeküstücülük, modernizm, postmodernizm gibi akımlar etkili olmuş tur. • İlk yıllarda daha çok hece ölçüsü ve dörtlüklerle şiir yazılırken sonraki yıllarda serbest şiir büyük ilgi görmüştür. • Toplumsal ve bireysel temalarda toplumcu gerçekçi, modernist roman / hikâye gibi farklı anlayışlarla başarılı eserler kaleme alınmıştır. • Tiyatro diğer dönemlere oranla büyük gelişme göstermiş, yerli oyunların yazımı ve sahnelenmesi artarken dünya tiyat rosundaki gelişmelere paralel eserler yazılmıştır. • Deneme, eleştiri, edebiyat tarihi gibi metin türlerinde de gelişme olmuş; başarılı yazılar kaleme alınmıştır. • 1940’lı yıllardan sonra şiir, hikâye ve romanda farklı anlayış / akım ve sanatçı toplulukları etkili olmuştur. • Saf şiir anlayışı, Batı edebiyatında Fransız şair Paul Valery öncülüğünde ortaya çıkmış, Türk şairlerce de benimsen miş bir şiir akımıdır. • Türk edebiyatındaki ilk örneklerini Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı vermiştir. • “Şiir soylu bir sanattır.” düşüncesi etrafında şekillenmiştir. • “Sanat için sanat” anlayışı egemendir. • Sanatçılar sembolizm akımının etkisinde kalmışlardır. • Bu şiir anlayışını benimseyen şairlerin amacı, iyi ve güzel şiir yazmaktır; bunun da iyi bir çalışmayla mümkün olduğunu düşünürler. • Şiirde biçim önemsenir, anlam ise geri plandadır. • Müzikalitenin önemsenmesi; sözcüklerin ses özelliklerine, ahenk unsurlarına da önem verilmesine vesile olmuştur. • Saf şiir bir şeyi öğretmez, açıklamaz; müzikalite aracılığıyla hissettirir, sezdirir. • Şiirlerde hece ölçüsü ve serbest ölçü kullanılmıştır. • “Dil her şeyin üstündedir.” anlayışıyla biçimlenmiştir. • Özgün bir şiir dili oluşturmak esastır, bu yüzden özgün imgeler kullanılır. • Aşk, yalnızlık, ölüm, çocukluk yıllarına duyulan özlem, bireyin iç dünyası, masal, rüya, mit, zaman gibi düşsel konular saf şiirin başlıca temalarıdır. • Cumhuriyet Dönemi’nde saf şiir anlayışını benimsemiş başlıca şairler: Yedi Meşaleciler, Ahmet Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl Kısakürek, Asaf Halet Çelebi, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Behçet Necatigil... CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİNİN ÖZELLİKLERİ CUMHURİYET DÖNEMİ SAF (ÖZ) ŞİİR ANLAYIŞI CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 74 MEBİ KONU ÖZETLERİ Temsilcileri: Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi Nayır, Cevdet Kudret Solok, Vasfi Mahir Kocatürk, Sabri Esat Siya vuşgil, Kenan Hulusi Koray, Muammer Lütfi Bahşi • Cumhuriyet Dönemi’nin bildiri ile ortaya çıkan ilk edebî topluluğudur. • Biri öykü yazarı, altısı şair olmak üzere yedi sanatçıdan oluşur. • Türk edebiyatında kısa süreli ama etkili olmuş bir topluluktur. • Şiirlerini Yedi Meşale adlı bir kitapla yayımladıkları için bu adla anılmışlardır. • Sanat için sanat anlayışıyla hareket etmişlerdir. • Edebiyattaki ilkelerini “samimilik, canlılık ve devamlı yenilik” olarak açıklamışlar, Türk şiirine yeni ufuklar açmayı hedeflediklerini belirtmişlerdir. • Eserlerinde sembolizmin etkileri görülür. • Beş Hececilere ve memleket edebiyatına karşı ortaya çıkmışlardır. • Ziya Osman Saba topluluğun şiire en sadık şairidir. • Sanat hayatına Musul Akşamları şiiriyle başlamıştır. • Fransız sembolistlerinden, Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı’dan etkilenmiştir. • Doğu-Batı kültürünü sentezleyerek kendine özgü bir şiir anlayışı geliştirmiştir. • Şiirlerinde zaman, rüya, hayal, musiki, masal kavramlarına yer vermiş; aşk, ölüm, metafizik şiirlerinin başlıca tema ları olmuştur. • Serbest şiiri denese de şiirlerini hece ölçüsüyle yazmıştır. • Sanatçının Bursa’da Zaman ve Ne İçindeyim Zamanın şiirleri öne çıkar. • Edebî kişiliğini daha çok, şiir alanında verdiği eserlerle ortaya koymuştur. • Türk edebiyatının mistik (gizemci) şairlerinden biridir. • İlk şiirlerinde halk şiirinin yapı özelliklerinden yararlanmış ve şehir yaşamındaki bireyin iç dünyasını anlatmıştır. • Dünya görüşündeki ve yaşamındaki köklü değişimlerin etkisiyle daha sonraki dönemlerde mistik duygu ve düşünce lerin hâkim olduğu metafizik şiire yönelmiştir. • Şiirlerinde insanın evrendeki yerini araştırmış; madde ve ruh problemlerini, iç âleminin gizli duygu ve tutkularını dile getirmiştir. • Sanat anlayışını “mutlak hakikati arama” olarak tanımlayan sanatçı, Çile adlı kitabının sonuna eklediği poetika bölümünde şiir anlayışını dile getirmiştir. • Şiirlerini hece ölçüsüyle yazmıştır. • Kaldırımlar şiiri büyük ilgi görmüş, bu kitabın ardından uzun süre “Kaldırımlar Şairi” olarak anılmıştır. • Şairin Sakarya Türküsü, Takvimdeki Deniz, Zindandan Mehmed’e Mektup, Beklenen adlı şiirleri tanınmış şiirlerin dendir. YEDİ MEŞALECİLER Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962) Necip Fazıl Kısakürek (1905-1980) Şiir: Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi, Sonsuzluk Kervanı, Çile ESERLERI CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 75 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Otuz Beş Yaş şiiriyle üne kavuşmuştur. • Şiirlerinde sembolizmin etkileri görülür. • Hece ölçüsü ve serbest ölçüyle şiirler yazmıştır. Açık ve sade bir üslup benimsemiştir. • Şiiri, kelimelerle güzel şekiller kurma sanatı olarak görmüştür. • Şiirlerinde sözcüklerin sıralanışına önem vermiştir. • Ölüm korkusu ve yaşama arzusu başta olmak üzere aşk, yalnızlık, çocukluk günlerine duyulan özlem şiirlerinin temasını oluşturur. • Otuz Beş Yaş, Memleket İsterim, Abbas, Desem ki, Gün Eksilmesin Penceremden şiirleri çok sevilmiştir. • Serenad ve Fahriye Abla şiirlerinin sahibi olan şair Baudelaire ve sembolizmden etkilenmiştir. • Anadolu’yu, yurt güzelliklerini, tarih ve doğa sevgisini işleyen şiirler kaleme almıştır. • Biçim, ölçü ve uyağa bağlı kalmış; hecenin 12, 13’lü kalıplarını kullanmıştır. • Sone ve terzarima gibi Batı kaynaklı nazım biçimlerini de kullanmıştır. • Sezgi şairi olarak tanınır. • İlk şiirlerinde divan şiirlerinden etkilenmiş daha sonra serbest şiire yönelmiş ve Batı şiirinin tekniklerinden yararlanmış tır. • Eserlerindeki masal havası dikkat çekicidir. • Eski Doğu ve Hint kültürüyle ilgilenmiş, İslam tasavvufuyla Hint mistisizmini birleştirmiştir. • Çoğu kendi kültür evrenini ve şiirini etkilemiş olan Fars, Hint ve Osmanlı şairleri üzerine önemli araştırmaları ve ince lemeleri vardır. Cahit Sıtkı Tarancı (1910-1956) Ahmet Muhip Dıranas (1909-1980) Asaf Halet Çelebi (1907-1958) Şiir: Otuz Beş Yaş, Ömrümde Sükût, Düşten Güzel, Son rası ESERLERI Şiir: Şiirler (Ağrı, Olvido, Dağlara, Kar…) ESERLERI Şiir: He , Lâmelif , Om Mani Padme Hum ESERLERI CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 76 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Eserlerinin özü, sayısı ve hacmi bakımından Türk şiirinin en verimli sanatçılarındandır. • Edebiyat dünyasında adını Yavaşlayan Ölüm adlı şiiriyle duyurmuştur. • Şiirleri devamlı gelişme gösteren sanatçı; kurallı biçimlerden serbest biçimlere, anlamlı özlerden en yalın anlamlara varan şiir türlerini dener. • Şiirleri sezgisel ve akılcı şiirler olmak üzere iki farklı dönemsel nitelik taşır. Sezgisel şiirlerinde soyut konulara yöne len şairin akılcı şiirlerinde dil duyarlılığı dikkat çekicidir. • Türkçe konusundaki duyarlılığını ‘‘Türkçem benim ses bayrağım’’ diyerek dile getiren şair, sade ve duru bir dil kul lanmıştır. • Şairliğinin ilk yıllarında yayımladığı Havaya Çizilen Dünya adlı eserinde geleneksel biçim ve söyleyiş özelliklerini kullanmıştır. • Şair, asıl edebî kişiliğini serbest ölçüyle yazdığı şiirlerini içeren Çocuk ve Allah adlı eserinde bulmuştur. • İlk şiirlerinde hece ölçüsünü kullanan şair, sonraki yıllarda serbest şiire yönelmiştir. • Destan şairi olarak bilinen şair, vatan sevgisini epik şiirleriyle dile getirmiştir. • Üç Şehitler Destanı, Çanakkale Destanı gibi pek çok yapma destanı edebiyatımıza kazandırmıştır. • Evler şairi olarak bilinir. • Hece ve serbest ölçüyle şiirler yazmıştır. • Garip şiiri çizgisinde başladığı sanat hayatını halk, divan ve Batı şiirinin özellikleriyle zenginleştirerek sürdürmüştür. • Ev, aile, yakın çevre, dış dünya, aşk, ölüm, bunalım, yokluk temalarında eserler yazmıştır. • Radyo oyunlarıyla da kendinden söz ettirmiş bir sanatçıdır. • Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü ile Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü adlı eserleri Türk edebiyatının önemli kaynak larındandır. Fazıl Hüsnü Dağlarca (1914-2008) Behçet Necatigil (1916-1979) Şiir: Çakırın Destanı, Toprak Ana, Yedi Memetler, Hiro şima, Nötron Bombası, Sivaslı Karınca, Türk Olmak, De lice Böcek, İçimdeki Şiir Hayvanı ESERLERI Şiir: Kapalı Çarşı, Çevre, Evler, Eski Toprak, Arada, Di vançe, İki Başına Yürümek ESERLERI AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 77 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ CUMHURIYET DÖNEMI TÜRK ŞIIRI 2 • 1930’lu yıllarda Sovyet Rusya’da güçlenen toplumcu gerçekçilik akımı, Türk edebiyatında 1930-1940 yılları arasında yayılmaya başlamıştır. Nâzım Hikmet’in etkisiyle 1940’lardan sonra toplumcu gerçekçi şairler yetişmiştir. • Marksizm’e, sosyalizme ve materyalizme bağlı bir akım olan toplumcu gerçekçi şiir; işçi, emekçi ve köylü sınıfının ezildiği temel düşüncesinden hareket eder. • Toplumcu gerçekçilere göre sanat, toplumu sadece yansıtan bir ayna değildir; aynı zamanda toplumu değiştirecek araçlardan biridir. • Sanatçılar, şiirlerini Aydınlık ve Resimli Ay dergilerinde yayımlamışlardır. • “Halkçılık, köycülük, hümanizm” gibi fikirler toplumcu gerçekçi sanatçıları etkilemiştir. • Bazı sanatçılar fütürizm (gelecekçilik) akımından etkilenmiştir. • Biçimde serbest şiir anlayışını benimsemişler, içerikte ise ideolojik konuları işlemişlerdir. • Toplumcu gerçekçi şiir; toplumsal problemler, savaş karşıtlığı, barış özlemi, işçi hakları, yoksulluk gibi temaları işlemiştir. • Toplumcu gerçekçiler hayata daima iyimser bakarlar. Onlara göre en büyük duygu yeryüzünde yaşama mutluluğudur. • Bazı şiirlerde uyak kullansalar da şiirde geleneksel nazım şekillerinin ölçü, kafiye, redif gibi özelliklerini reddetmişler dir. • Yalın, açık ve anlaşılır bir dil ve üslup kullanmışlar, halkın konuşma dilinin özelliklerini şiirlerinde yansıtmaya çalış mışlardır. • Geniş kitleleri harekete geçirme amacında olan toplumcu gerçekçi şiir, söylev üslubunu benimsemiştir. • 1923-1960 yılları arası toplumcu eğilimleri yansıtan şiir anlayışında 1940’a kadarki kuşakta Nâzım Hikmet’le beraber Ercüment Behzat Lav, Hasan İzzettin Dinamo; 1940’tan sonraki kuşakta ise Attilâ İlhan, Rıfat Ilgaz, Ceyhun Atuf Kansu gibi şairler yer almıştır. TOPLUMCU EĞİLİMİ YANSITAN ŞİİR (1923-1960) TOPLUMCU EĞİLİMİ YANSITAN ŞİİRİN (1923-1960) GENEL ÖZELLİKLERİ FÜTÜRİZM: • Fütürizmin kurucusu İtalyan şair Marinetti’dir. • Özgürce seçilen kelimeler, kuralsız anlatım, otomatik yazı fütüristlerin kullandıkları biçimsel ögelerdir. • Fütürizm; modern hayatın hareketliliğini, ilerlemeyi, değişimi ve hızı yüceltmiştir. • Fütürist sanatçılar; sanatın, hareketsizliği değil hızı, dinamizmi ve makineyi anlatması gerektiğini savunmuşlardır. • Nâzım Hikmet, fütürizmin Rus edebiyatındaki önemli temsilcileri arasında sayılan Mayakovski’den etkilenerek Türk edebiyatında bu akımın özelliklerinin görüldüğü şiirler yazmıştır. HATIRLAYALIM cumhuriyet dönemi türk şiiri 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 78 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Dergilerde çıkan ilk şiirini hece ölçüsüyle yazan sanatçı, sonra serbest şiire geçmiştir. • Öz, biçim ve tema bakımlarından yeni şiirleriyle, toplumcu gerçekçi şiirin öncüsü kabul edilir. • Fütürizmin etkisiyle yazdığı şiirlerle Türk edebiyatında serbest şiirin önemli temsilcilerinden biri olmuştur. • İlk şiir kitabı Güneşi İçenlerin Türküsü 1928 yılında Bakü’de yayımlanmıştır. • 835 Satır adlı eseri 1929 yılında şairin Türkiye’de basılan ilk şiir kitabıdır. • Şiirlerinde sosyalist dünya görüşünü ve ideolojisini yansıtan sanatçı Rubailer, Saat 21- 22 Şiirleri gibi çalışmalarında lirizmi güçlü bir şekilde kullanmıştır. • Nâzım Hikmet; Kuvay-ı Milliye, Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı adlı eserlerinde halk şiiri geleneğin den çağdaş bir tutumla yararlanmıştır. • Birçok türde eser veren Nâzım Hikmet’in çocuklar için hazırladığı La Fontaine’den Masallar ve Sevdalı Bulut adlı kitapları da vardır. • Şair Memleketimden İnsan Manzaraları adlı eserinde hikâye, destan, tarih, sinema, tiyatro gibi türlerin anlatım ola naklarından yararlanmıştır. • Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde serbest ölçünün ilk uygulayıcılarından biri olarak bilinir. • Dadaizm, fütürizm, kübizm, sürrealizmi şiirine yansıtmıştır. • Şiirlerinde toplumsal temalara yer veren sanatçının şiirinde kullandığı önemli bir unsur da ironidir. • Başta Faruk Nafiz Çamlıbel etkisi görülen şiirleri, Nâzım Hikmet şiiriyle tanıştıktan sonra şekil ve içerik olarak değiş miştir. • Hapishane hayatı, işsizlik, yoksulluk, sosyal hayatta karşılaşılan problemler, eşitlik, özgürlük romanlarının ve şiirlerinin ortak konusu olmuştur. TOPLUMCU EĞİLİMİ YANSITAN ŞİİRİN (1923-1960) TEMSİLCİLERİ Nâzım Hikmet Ran (1902-1963) Ercüment Behzat Lav (1903-1984) Hasan İzzettin Dinamo (1909-1989) S.O.S, Kaos, Açıl Kilidim Açıl, Mau Mau, Bir Anadolu Ef sanesi: Üç Anadolu ŞIIRLERI Adsız Kitap, Deniz Feneri, Mapushanemden Şiirler, Ge cekondumdan Şiirler, Sürgün Şiirleri ŞIIRLERI cumhuriyet dönemi türk şiiri 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 79 MEBİ KONU ÖZETLERİ Duvar ,Sisler Bulvarı, Yağmur Kaçağı, Ben Sana Mecbu rum, Bela Çiçeği, Elde Var Hüzün, Kimi Sevsem Sensin ŞIIRLERI • Toplumsal gerçekçiliğin (sosyal realizm) önemli isimlerinden olan şair, Nâzım Hikmet’ten etkilenmiştir. • Toplumcu kimliğinin yanı sıra bireyin duygu dünyasına da yönelmiştir. • Kendine özgü bir söz dizimine, çarpıcı benzetmelerle zenginleşmiş bir üsluba sahip olan sanatçı; şiirlerinde barış, bağımsızlık, eşitlik, özgürlük, aşk gibi kavramları işlemiştir. • Şiir hayatında tanınması, Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle olmuştur. • Şiirlerinde canlı konuşma dilinden, argodan, halk deyişlerinden yararlanmış; genellikle büyük harf kullanmamış, noktalama işaretlerine fazla yer vermemiştir. • Son dönem şiirlerinde klasik şiirin biçim özelliklerini de kullanan şair, halk ve divan şiiri geleneğini modern biçimde yorumlamıştır. • Duvar şiiri toplumcu dönemde yazdığı en önemli şiiridir. Ayrıca Ben Sana Mecburum, Aysel Git Başımdan, Mahur Beste şiirleri ünlüdür. Atillâ İlhan (1925-2005) Attilâ İlhan 1950’li yıllarda Mavi dergisi çevresinde geli şen Mavi Hareketi içinde yer almıştır. DİKKAT MAVİCİLER: • Adını 1952-1956 yılları arasında Ankara’da çıkan Mavi adlı dergiden almıştır. • Bu şairler, Garip Akımı’na ve Orhan Veli’nin şiir anlayışına karşı çıkmışlar; şairane bir sanat anlayışını benimsemişlerdir. Attila İlhan’ın “Sosyal Realizmin Münasebetleri yahut Başlangıç ” adlı makalesiyle bu karşı çıkışı dile getirmişlerdir. • Şiirin basit olamayacağını, zengin benzetmelerle bir derinliğinin olması gerektiğini belirtmişlerdir. • Mavi dergisi, bir süre sonra sosyal realizm konulu yazılara yer vermiş; toplumsal gerçekçiliğin sözcüsü olmuştur. • Orhan Duru, Ferit Edgü, Tahsin Yücel, Demir Özlü grubun önde gelen isimleridir. HATIRLAYALIM cumhuriyet dönemi türk şiiri 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 80 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Toplumcu gerçekçi sanat anlayışının önemli isimlerinden biridir. • Şiire bireysel duyarlılıkla kaleme aldığı şiirlerle başlamış, • 1940’lardan itibaren toplumcu sanat anlayışına yönelmiştir. • Nâzım Hikmet’in etkisiyle şiirler kaleme alan şair; şairanelikten uzak, mizah ve yergiye yaslanan şiirler yazmıştır. • Toplumcu anlayışla yazdığı şiirlerini 1943’te Yarenlik ’te bir araya getirmiştir. • İlk şiirlerini hece vezniyle ve halk şiirinin etkisinde yazan şair, daha sonra toplumcu bir çizgide ve serbest tarzda şiirler kaleme almıştır. • Anadolu’nun güzelliklerini, milli duyguları ve toplumsal konuları işleyen şiirler yazmıştır. • Anadolu’da gözlemlediği yoksulluk ve çaresizliği çocuklar üzerinden dramatik bir şekilde işlemiştir. • “Dünyanın Bütün Çiçekleri” adlı şiiriyle tanınmıştır. Rıfat Ilgaz (1911-1993) Ceyhun Atuf Kansu(1919-1978) Sınıf, Devam, Yaşadıkça, Karakılçık, Üsküdar’da Sabah Oldu, Soluk Soluğa ŞIIRLERI Haziran Defteri, Bir Çocuk Bahçesinde, Bağbozumu Sof rası, Çocuklar Gemisi, Yanık Hava ŞIIRLERI AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 81 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ CUMHURIYET DÖNEMI TÜRK ŞIIRI 3 MİLLÎ EDEBİYAT ZEVK VE ANLAYIŞINI SÜRDÜREN ŞİİRİN (MEMLEKET EDEBİYATI) GENEL ÖZELLİKLERİ 1. Memleket edebiyatı ilk örneklerini II. Meşrutiyet’ten sonra vermeye başlamıştır. 2. Bu edebiyatın kaynakları başlangıçta Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Yurdakul'dur. 3. Memleket konuları işlenmiştir. Didaktik ağırlıklı şiirlerdir. Lirizm de oldukça fazladır. 4. Şiirde halk edebiyatı şekilleri kullanılmış, hece ölçüsü tercih edilmiştir. 5. Dil son derece sadedir. Halkın kullandığı kelimeler, mahallî söyleyişler şiirde kendine yer bulmuştur. 6. Şiirde geçmişin kahramanlıkları övülmüş, vatanın kurtarılmasından sonra şiirlerde gurur temasına yer verilmiştir. 7. Faruk Nafiz Çamlıbel'in Sanat adlı şiiri memleket edebiyatının bildirisi niteliğindedir. 8. Memleket edebiyatı çığırı günümüzde hâlâ devam etmektedir. Ancak güçlü temsilcileri geçmişte kalmıştır. 9. Bu anlayışın içindeki en önemli grup Millî Edebiyat Dönemi’nde kurulmuş olan Beş Hececiler’dir. 10. Bu anlayışın öncüsü Faruk Nafiz Çamlıbel'dir. Ahmet Kutsi Tecer, Halide Nusret Zorlutuna, Zeki Ömer Defne, Ömer, Bedrettin Uşaklı, Ceyhun Atuf Kansu, Behçet Kemal Çağlar, Arif Nihat Asya, Yusuf Ziya Ortaç, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon, Enis Behiç Koryürek gibi sanatçılar memleket edebiyatının önde gelen temsilcileridir. BEŞ HECECİLER TOPLULUĞUNUN GENEL ÖZELLİKLERİ Hecenin beş şairi olarak kabul edilen bu topluluk Orhan Seyfi Orhon, Faruk Nafiz Çamlıbel, Halit Fahri Ozansoy, Enis Behiç Koryürek ve Yusuf Ziya Ortaç isimlerinden oluşmuştur. Grubu oluşturan bütün sanatçılar yazdıkları şiirleri ilk önce aruz vezniyle daha sonraları ise hece vezniyle kaleme almışlardır. Halit Fahri Ozansoy’un yazdığı Aruza Veda adlı şiir aruzdan heceye geçişin şiiri olmuştur. Millî Edebiyat Dönemi’nin en önemli grubu olan Beş Hececiler, dönemin anlayışıyla paralel olarak Halka Doğru ilkesini benimsemişlerdir. Şiirde folklorik malzemeleri çokça kullanmışlardır. Şiirlerin ana konusu memleket sevgisi ve memleket sorunlarıdır. Hece veznini millî vezin kabul eden Beş Hececiler, halk şiiri nazım şekillerini kullanmışlardır. Mahallî söyleyişleri, halk dilini kullanmışlar; sade dil anlayışı ile eserler vermişlerdir. Eserlerde didaktik ve millî romantik ögeler ön plandadır. Birçok türde eser verilmesine rağmen özellikle şiir, Beş Hececiler'in en önemli türü olmuştur. Beş Hececiler'in en güçlü şairi Faruk Nafiz Çamlıbel'dir. Faruk Nafiz Çamlıbel’in yazdığı Sanat adlı şiiri bu topluluğun bir bildirisi gibi algılanmıştır. cumhuriyet dönemi türk şiiri 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 82 MEBİ KONU ÖZETLERİ MİLLÎ EDEBİYAT ZEVK VE ANLAYIŞINI SÜRDÜREN ŞİİR (MEMLEKET EDEBİYATI) SANATÇILARI Orhan Seyfi Orhon (1890-1972) Abdülhak Hamit Tarhan, Tevfik Fikret, Cenap Şehabettin'in etkisindeki ilk şiirlerini aruzla, daha sonraki şiirlerini ise heceyle yazmıştır. Şiirlerinde heceyle aruzu kaynaştırmaya çalışmış, hece ölçüsüyle gazel biçiminde şiirler yaz mıştır. Yaşadığı dönemde Rıza Tevfik'ten sonra saz şiirine en çok yakınlaşan şairdir. İnce, zarif ve duygulu şiirler yazmış olan şair, sade Türkçe karşısında olanlara şiddetle karşı çıkmıştır. Şiir ve yazılarıyla hayat verdiği Hıyaban, Papağan, Akbaba, Güneş, Çınaraltı dergileri sanatı için de son derece önemlidir. Eserleri Şiir: Fırtına ve Kar, Peri Kızı ile Çoban Hikâyesi, Gönülden Sesler Faruk Nafiz Çamlıbel (1898-1973) Beş Hececiler topluluğunun en başarılı ve en tanınmış şairidir. Daha çok bir aşk şairi olan Faruk Nafiz şiirlerinde aşk, hasret, tabiat, ölüm, memleket ve toplumsal konuları işlemiştir. Beş Hececiler topluluğunun diğer şairleri gibi ilk şiirlerinde aruz ölçüsünü, gerçek kişiliğini bulduğu sonraki şiirlerinde ise hece ölçüsünü kullanmıştır. Yahya Kemal Beyatlı, onun aruzla yazdığı şiirlerini övmüştür. Yazdığı Sanat adlı şiiri kimi araştırmacılar tarafından memleketçi şiirimizin ilk bildirisi olarak kabul edilmiştir. Yalın ve savruk bir şiir dili vardır. Roman, piyes, fıkra türlerinde de eser vermiş olan şair şiirleriyle ün yapmış, özellikle Han Duvarları, Çoban Çeşmesi, Sanat adlı şiirleriyle çok beğenil miştir. Eserleri Şiir: Şarkın Sultanları, Gönülden Gönüle, Dinle Neyden, Çoban Çeşmesi, Suda Halkalar, Bir Ömür Böyle Geçti, Akıncı Türküleri, Heyecan ve Sükûn, Zindan Duvarları, Han Duvarları Halit Fahri Ozansoy (1891-1971) İlk şiirlerini aruzla yazmış, daha sonra Aruza Veda adlı şiiri ile aruzu bırakmıştır. Bu şiir tüm Beş Hececiler toplulu ğunun aruzdan heceye geçiş şiiri olmuştur. Şiirlerinde aşk ve ölüm konularına, hüzünlü melankolik duygulara yer vermiş; yer yer kahramanlık konularına değinmiş içli bir şairdir. Manzum olarak aruz ölçüsü ile yazılmış Baykuş adlı tiyatrosu ile tanınmıştır. Eserde oğlunun birini kurtların parçaladığı, diğer oğlunu da veremden kaybeden bir ihtiyar köylünün bütün uğursuzlukları baykuş sesinde simgeleştirilmesi anlatılmıştır. Şiirlerinin yanında tiyatro, ro man, çeviri türlerinde de eserler vermiştir. Eserleri Şiir: Rüya, Cenk Duygulan, Gülistanlar ve Harabeler Enis Behiç Koryürek (1892-1949) İlk şiirlerini aruzla yazmış, daha sonra Ziya Gökalp'in tavsiyesiyle heceye yönelmiş ve heceyle yazdığı şiirlerle ta nınmıştır. Bir şiirde birkaç vezin kullanmıştır. Şiirlerinde yurt ve millet sevgisi konularına çokça yer veren şair, Beş Hececiler topluluğunda tasavvuf konularında şiirler yazmış tek şairdir. Türk denizcilik tarihinden aldığı konularla süslediği Eski Korsan Hikâyeleri adlı manzum hikâyeleri ve Gemiciler adlı şiiri ile büyük ün sağlamıştır. cumhuriyet dönemi türk şiiri 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 83 MEBİ KONU ÖZETLERİ Eserleri Şiir: Miras, Varidat-ı Süleyman Yusuf Ziya Ortaç (1896-1967) İlk şiirlerini aruzla daha sonraki şiirlerini heceyle kaleme alan şair, Beş Hececiler grubunda heceyi en iyi kullanan lardan olmuştur. Şiirlerinde devrinin diğer şairlerinden farklı olarak daha avare bir ruh ve yarı çapkın bir eda vardır. Eserlerinde sade ve temiz bir dil, mizahı bir üslup kullanmıştır. Şiirlerindeki güzellikten daha çok, yazdığı nesir türünde ve mizahi tarzda eserleri ile dikkat çekmiştir. Mizahi dergi olan Akbaba'yı uzun yıllar çıkarmıştır. Binnaz adlı eseri edebiyatımızın ilk başarılı manzum piyesi kabul edilmektedir. Roman, öykü, oyun, şiir, mizah, gezi, anı, biyografi gibi birçok türde eser vermiştir. Eserleri Şiir: Akından Akına, Cenk Ufukları, Bir Rüzgâr Esti Ahmet Kutsi Tecer (1901-1967) İlk eserlerinde bireysel duygulanmalarını dile getiren ve aşk, ölüm, ıstırap konularını işleyen şair daha sonraları Faruk Nafiz'in açtığı yolda memleket şiirlerine yönelmiştir. Memleket şiiri kavramını özellikle köy havası içerisinde dile getirmiş, bu anlayışla şiirler yazarak yıllar boyu çok fazla şairin kendisinden etkilenmesini sağlamıştır. Şiirlerinin temel malzemesi türküler, destanlar, efsaneler, gelenek ve göreneklerdir. Şiirlerini sade bir dille, az mecazlı, süsten uzak, saf bir üslupla kaleme almış ve şiirlerinde daima hece ölçüsünü kullanmıştır. Halk şiirinin son büyük ustası Âşık Veysel'i tüm Türkiye'ye tanıtmış; ayrıca Karacaoğlan, Yunus Emre gibi büyük şairlerimizin hayatlarının bilin meyen yönlerinin de aydınlanmasına büyük katkılarda bulunmuştur. Şiirleri ile adını duyurmuş olan Ahmet Kutsi; inceleme, araştırma, tiyatro alanlarında da eserler vermiştir. İnceleme yazılarının çoğu birçok dergide okuyucusu ile buluşmuştur. Nerdesin şiiriyle tanınan Ahmet Kutsi'nin Orda Bir Köy Var Uzakta adlı şiiri de çok ünlenmiştir. Bu şiir Faruk Nafiz'in yazdığı Sanat adlı şiirle aynı mesajı vermektedir. Eserleri Şiir: Tüm Şiirleri (ölümünden sonra) Kemalettin Kamu (1901-1948) Savaş duygularını dile getiren şiirlerinin yanında aşk, gurbet yurt konularında şiirler de kaleme almış olan şair Cumhuriyet döneminin bağımsız sanatçılarındandır. Vatanın işgalini bizzat yaşamış ve doğduğu şehir Bayburt'u terk etmek zorunda kaldığından dolayı vatan ve gurbet şiirlerine yönelmiştir. Hece ölçüsüyle lirik ve epik tarzda yazdığı şiirlerin dili sağlam ve sadedir. Şair ilk şiirlerinde kısa süreyle aruzu da kullanmıştır. Şiir dışında başka bir türde adını duyuramamış olan sanatçının en tanınmış şiiri Bingöl Çobanları ve Gurbet'’tir. Özellikle Gurbet şiirindeki "Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde" dizeleri çok ünlenmiş ve Gurbet Şairi olarak anılmıştır. Eserleri Şiir: Gurbet, Gurbet Geceleri, Gurbette Renkler, Bingöl Çobanları cumhuriyet dönemi türk şiiri 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 84 MEBİ KONU ÖZETLERİ Ömer Bedrettin Uşaklı (1904-1946) Memleket edebiyatı çığırını açan sanatçıların önde gelenlerinden olan Ömer Bedrettin Uşaklı gezdiği her yeri ressam duyarlılığı ile anlatmış, Anadolu'yu pastoral bir güzellikle mısralaştırmıştır. Devlet görevlerinden dolayı Anadolu'da gezip gördüğü yerleri şiirlerine konu olarak seçmiştir. Beş Hececiler’e biçim açısından benzemesine rağmen öz olarak onlardan ayrılır. Toplumsal konulara karşı duyarlılığı bulunan sanatçı, sanatının son döneminde Fransız şairlerden de etkilenmiştir. Özellikle Artvin, Ardahan, Antakya'yı eserlerine konu edinen sanatçı deniz, gurbet, özleyiş, tabiat konularını büyük başarıyla anlatmıştır. Eserleri Şiir: Deniz Sarhoşları, Yayla Dumanı Halide Nusret Zorlutuna (1901-1984) Aruzla da yazdığı şiirleri bulunmasına rağmen heceyle kaleme aldığı şiirleri ile ünlenmiştir. Şairin ayrıca serbest tarzda yazdığı şiirleri de bulunmaktadır. Halide Nusret ilk önce aşk şiirleri kaleme almış, sonra yurt güzelliklerini işlemiş, sonraları ise mistik bir havaya bürünmüş şiirler kaleme almıştır. 1983'te ümmül muharrirat (yazarların annesi) ilan edilmiştir. Şiir, roman, öykü türlerinde yazan sanatçı, Git Bahar şiiri ile tanınmıştır. Şiirlerinde kendi yaşamına ait izlere yer veren sanatçı hüzünlü, lirik şiirler kaleme almıştır. Eserleri Şiir: Yayla Türküsü, Yurdumun Dört Bucağı, Ellerim Bomboş Zeki Ömer Defne (1903-1992) İlk şiirlerinde halk şairlerinin havası hissedilen sanatçı, daha sonraları yeni şiir anlayışına uygun eserler vermiştir. Halk şiiri ile modern şiir arasında köprü kurmak amacını taşıyan Zeki Ömer Defne, şiirlerinde son derece sade ve ince bir halk dilini kullanmıştır. Bütün şiirlerinde lirizmin hâkim olduğu şair, öğretmenlik duyarlılığını da eserlerine yansıtmıştır. İlk şiirini 1923 yılında yazmasına rağmen şiirlerini Denizden Çalınmış Ülke adıyla ancak 1971 yılında kitap hâline getirmiştir. Behçet Kemal Çağlar (1908-1969) Tarih ve memleket konularında yazdığı şiirleriyle tanınmış bir şairdir. Halkevlerinin açılışında yazıp oynadığı Çoban piyesi ve Ergenekon adlı oyunuyla Atatürk'ün dikkatini çekmiştir. Şairin Ankaralı Âşık Ömer mahlasıyla yazdığı halk şiirleri de vardır. Şiirlerini hece ölçüsü ile kaleme almış, halk şiirinin bütün biçimsel özelliklerinden yararlanmıştır. Onuncu Yıl Marşı’nı yazmış ve geniş kitleler tarafından tanınmıştır. Şiir, oyun, inceleme, antoloji, söylev gibi türlerde yazmış; özellikle yazdığı şiirlerle ün sağlamıştır. Eserleri Şiir: Erciyes'ten Kopan Çığ cumhuriyet dönemi türk şiiri 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 85 MEBİ KONU ÖZETLERİ Arif Nihat Asya (1904-1975) Adana'nın kurtuluş günü nedeniyle kaleme aldığı ünlü Bayrak şiirinden dolayı Bayrak Şairi olarak anılmıştır. Aruzla başladığı şiir hayatına hece ile devam etmiş ve hece ölçüsünde büyük başarı kaydetmiştir. Aruzla yazdığı şiirleri arasında en çok rubaileri ile beğeni toplamıştır. Hece ve aruzla yazdıkları dışında serbest şiir alanında da güzel örnekleri vardır. Yaşadığı toprakları "vatan" olarak düşünmesi ulusalcı düşüncelerle yüklü şiirler yazmasını sağlamış, toplum için sanat anlayışıyla kaleme aldığı şiirlerinde konuda olduğu kadar "sanat" endişesiyle biçime de önem vermiştir. Şiirlerinin dili halk değişlerinden de yararlandığı, herkese hitap eden, son derece canlı bir dildir. Lirik, epik ve didaktik tarzda yazdığı şiirleri "destani şiirler, mistik şiirler ve yurt güzellemeleri" olarak üç bölümde incelenmektedir. Din konularında yazdığı şiirler yanında nükteye ve yergiye önem verdiği şiirler de kaleme almıştır. Nesir türünde de eserler vermesine rağmen asıl şöhretini yazdığı şiirlere borçludur. Eserleri Şiir: Ayetler, Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor, Kökler ve Dallar, Emzikler, Dualar ve Âminler, Rubaiyyat-ı Ârif l-ll, Kıbrıs Rubaileri Orhan Şaik Gökyay (1902-1994) Halk şiiri geleneğinden etkilenerek yazdığı içten, samimi şiirleri ile tanınmış; özellikle ulusal konularda yazdığı lirik-epik tarzdaki şiirleri ile sevilmiş bir sanatçıdır. Bu Vatan Kimin? şiirlerinin en tanınmış olanıdır. İlk şiirlerini aruzla kaleme almış olan sanatçının dili duru, pürüzsüz ve son derece sadedir. 1940’lı yıllardan itibaren folklor ve halk edebiyatı çalışmalarına yönelen sanatçı, özellikle Dede Korkut üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çekmiştir. Şiir inceleme alanında da eser veren sanatçı şiirlerini kitaplaştırmamış, sadece beş şiirini İngilizce olarak Birkaç Şiir-Poems kitabına almıştır. Eserleri Şiir: Tüm Şiirleri (ölümünden sonra) Mithat Cemal Kuntay (1885-1956) Dil olarak Millî edebiyat anlayışına bağlı olmasına rağmen aruz ölçüsünü kullanır, lirik şiirlerinden ziyade epik şiirleri ile tanınır. Şiirlerinde aşk temasına yer vermeyen şairin tarihî ve toplumsal konulu şiirlerinde Mehmet Akif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı’nın, epik şiirlerinde ise Abdülhak Hamit Tarhan’ın etkisi görülür. Tarih sevgisi, geçmişin ihtişa mı ve güzelliği onun konuları arasında en başlardadır. Mehmet Akif Ersoy ile birlikte yazdığı Acem Şahına ve kendi yazdığı Elhamra adlı şiirlerle adını duyurmuştur. Edebiyat tarihi içinde şöhreti Üç İstanbul romanı sayesindedir. Eserleri Şiir: Türk’ün Şehnamesi Necmettin Halil Onan (1902-1968) Millî Edebiyat Dönemi’nin yaşandığı yıllarda yetişmiş, şiirlerinde bireysel ve toplumsal heyecanları birbirine nakşet miştir. Şiire aruz ölçüsü ile başlayan şair bu şiirlerini Nedîm dergisinde, millî duygularla örülmüş ve hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerini Dergâh ve Hayat dergilerinde yayımlamıştır. Roman ve ders kitapları da yazmıştır. Çanakkale Savaşı’nı anlatan Bir Yolcuya şiiri hamaset edebiyatının en güzide eserlerindendir. Dinle Yolcu şiiri de ünlüdür. cumhuriyet dönemi türk şiiri 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 86 MEBİ KONU ÖZETLERİ Eserleri Şiir: Çakıl Taşları, Bir Yudum Daha Şükufe Nihal Başar ( 1896-1973) Edebiyat dünyasıyla tanışması, Resimli Kitap’ta yayımlanan Hazan başlıklı şiiriyle olur. İlk şiirlerinde aruz öl çüsünü kullanmış, daha sonra hece ölçüsüyle yazmıştır. Şiirlerinde romantik, hikâye ve romanlarında ise realist çizgidedir. Tahkiyeli eserlerinde toplumsal konuları işler. Ölümünden sonra oğlunun yayımladığı Şiirler adlı kitabı diğer eserlerinden seçilen şiirlerden oluşmaktadır. Eserleri Şiir: Yıldızlar ve Gölgeler, Hazan Rüzgârları, Sabah Kuşları, Gayya, Yerden Göğe, Şile Yolları, Su AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 87 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ CUMHURIYET DÖNEMI TÜRK ŞIIRI 4 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI GARİP HAREKETİ GARİP HAREKETİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ 1941 yılında Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat Garip adını verdikleri ortak bir şiir kitabı yayımlar. • “Bu kitap sizi alışılmış şeylerden şüpheye davet edecektir.” kapak şeridiyle çıkan Garip, Türk şiirinde büyük çığır açmıştır. • Garip hareketi şairlerinin, şiirin biçiminde ve içeriğinde yaptıkları köklü değişiklikler Türk şiirini derinden etkilemiştir. • Kitapta Orhan Veli Kanık tarafından yazıldığı bilinen bir ön söz ve üç şaire ait şiirleri yer almıştır. Şiirde bütünüyle doğal bir söyleyişe ulaşmayı amaçlayan Garip hareketinin genel özellikleri şunlardır: • Eski şiire ait tüm geleneksel ögeleri reddetmiş; her türlü kurala, önceden belirlenmiş kalıplara karşı çıkmışlardır. • Garipçiler’e göre uyak ve ölçü yaratıcılığı sınırlandırır, şairin düşüncesine hükmeder ve söz dizimi tuhaflıklarına yol açar. Bu yüzden ölçü uyağı terk etmiş, serbest şiire yönelmişlerdir. • Doğayı olduğundan daha farklı gösterdiği ve bozduğu için söz ve anlam sanatlarına karşı çıkmış, kapalı bir anlatım yerine açık bir anlatımı yeğlemişlerdir. • Azınlık bir kesimin değil çoğunluğun anlayabileceği ve zevkine varabileceği bir şiir yazmışlardır. • Şiirlerinin odağına ‘‘sıradan’’ insanı ve bu insanın sevinçlerini, üzüntülerini, günlük kaygılarını yerleştirmişlerdir. • Sanat dallarının birbiri içine girmesine karşı çıkmış, şiirin müzik ve resim ile olan bağlarını koparmışlardır. • Şairaneliğe karşı çıkmış, günlük konuşma dilinde yer alan her sözcüğün şiirde kullanılabileceğini savunmuşlardır. ‘‘Nasır, çorap, cımbız, salata’’ gibi sözcükleri kullanmaktan çekinmemişlerdir. • Şiirde söyleyişi değil anlamı ön plana çıkarmışlardır. • Bilinçaltına inerek saf ve basit şiire ulaşmak gerektiğine inanmışlardır. Bu, onları sürrealizme yaklaştırmıştır. • Mizahi dili başarıyla kullanmış; ironi, parodi gibi mizah ögelerine şiirde önemli bir yer vermişlerdir. • Bazı şiirlerinde öyküleme tekniğine başvurarak, küçük insanın hikâyesini anlatmışlardır. • Politik şiir anlayışından uzak durmuşlardır, bu da onların geniş kitlelerce benimsenmesini kolaylaştırmıştır. • Garip hareketi, II. Yeni’nin ortaya çıkışından sonra I. Yeni olarak adlandırılmıştır. GARİP HAREKETİNİN TEMSİLCİLERİ Orhan Veli Kanık (1914-1950) Şiir: Garip, Vazgeçemediğim, Destan Gibi, Yenisi, Karşı Öykü: Hoşgör Köftecisi Çeviri: Hamlet, Venedik Taciri, Scapin’in Dolapları, Tartuffe Melih Cevdet Anday (1915 - 2002) Şiir: Garip, Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafhane, Yan Yana, Tanıdık Dünya, Yağmurun Altında, Kolları Bağlı Odysseus, Göçebe Denizin Üstünde, Teknenin Ölümü, Sözcükler, Ölümsüzlük Ardında Gılgamış, Güneşte Oyun: İçerdekiler, Ölümsüzler, Mikado’nun Çöpleri Roman: Gizli Emir, Birbirimizi Anlayamayız, Yağmurlu Sokak Oktay Rifat (1914 - 1988) Şiir: Garip, Güzelleme, Aşağı Yukarı, Karga ile Tilki, Perçemli Sokak, Âşık Merdiveni, Elleri Var Özgürlüğün, Çobanıl Şiirler, Koca Bir Yaz Oyun: Çil Horoz, Atlarla Filler ya da Dirlik Düzenlik, Birtakım İnsanlar, Kadınlar Arasında, Yağmur Sıkıntısı Roman: Bir Kadının Penceresinden, Danaburnu, Bay Lear AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 88 MEBİ KONU ÖZETLERİ CUMHURIYET DÖNEMI TÜRK ŞIIRI 5 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI İKİNCİ YENİ ŞİİRİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ • İkinci Yeni, Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinin en önemli olaylarından biridir. • İkinci Yeni, Garip (Birinci Yeni) gibi belirli ilkeler etrafında birleşen şairlerin başlattıkları bir akım değildir. • 1950’lerin ortalarında Garip şiirinden oldukça farklı tarzda yazan bazı genç şairler; şiir ve yazılarını, birbirinden bağımsız olarak Pazar Postası dergisinde yayımlamaya başlar. Pazar Postası gazetesi yazı işleri müdürü Muzaffer Erdost da bu yeni şiir tarzını, Garip şiirinden sonra gelen ikinci önemli yenilik olarak gördüğü için II. Yeni Şiiri olarak adlandırır. İkinci Yeni'nin doğuşunda dünyadaki mevcut şiir anlayışının büyük etkisi olmuştur. Batı’da dünya savaşlarının yarattığı bunalımlar sonucunda ortaya çıkmış Dadaizm ve sürrealizm II. Yeni şairlerini etkileyen sanat akımları olmuştur. Garip şiirine bir tepki olarak doğan İkinci Yeni’nin genel özellikleri şunlardır: • Dil üzerinde özel bir dikkatle durmuş, dili bir iletişim aracı olarak değil estetik bir nesne yaratmanın malzemesi olarak görmüşlerdir. • Şiirin kendine özgü bir dille yazılması gerektiğini savunmuş, söz sanatlarına ve çağrışım gücü yüksek sözcüklere yer vermişlerdir. • Konuşma diline sırt çevirmiş; buna bağlı olarak şiirlerinde söz dizimini bozmuş, alışılmamış bağdaştırmalara yer vermiş, mantığa aykırı ifadeler kullanmışlardır. • Sözcükleri bilinçli olarak deforme etmiş, o güne dek duyulmamış yeni sözcükler oluşturmuşlardır. • İmgeye dayalı bir estetik anlayışını savunmuş, anlamsızlığa varan soyut ve kapalı bir şiir dünyası meydana getirmişlerdir. • Şiiri akıldan ve anlamdan uzaklaştırmış, şiirde anlamı değil söyleyişi ön plana çıkarmışlardır. • Şiirin öteki edebi türlerden kesin çizgilerle ayrılması gerektiğini savunmuş, bu yüzden konuyu ve olayı şiirden atmışlardır. • Dil ve imge konusundaki tutumlarının sonucu olarak şiirlerinde, müzik ve resim gibi sanat dallarından yararlan- mışlardır. • Yazım kurallarını önemsememiş, noktalama işaretlerinin kullanımında özgürce hareket etmişlerdir. • Özgünlüğü engelleyeceği düşünülerek halk şiirinden yararlanmaya karşı çıkmış, folklordan uzak durmuşlardır. • Nükte, şaşırtmaca ve tekerlemeden kaçınmışlardır. • Çoğunluğun değil aydın kesimin anlayabileceği ve zevk alabileceği bir şiir anlayışı ortaya koymuşlardır. • Politik şiir anlayışından uzak durmuş, toplumsal sorunlara yer vermemişlerdir. • Yalnızlık, yabancılaşma ve bunalım gibi bireysel konuları ele almışlardır. İKİNCİ YENİ ŞİİRİNİN TEMSİLCİLERİ İlhan Berk (1918-2008) Şiir: Güneşi Yakanların Selamı, İstanbul, Günaydın Yeryüzü, Türkiye Şarkısı, Köroğlu, Galile Denizi, Çivi Yazısı, Otağ, Mısırkalyoniğne, Âşıkane, Şenlikname, Taşbaskısı, Atlas, Kül, Deniz Eskisi, İstanbul Kitabı, Delta ve Çocuk, Galata, Pera Düzyazı: El Yazılarına Vuruyor Güneş, Uzun Bir Adam İKİNCİ YENİ ŞİİRİ cumhuriyet dönemi türk şiiri 5 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 89 MEBİ KONU ÖZETLERİ Turgut Uyar (1927 - 1985) Şiir: Arz-ı Hal, Türkiyem, Dünyanın En Güzel Arabistanı, Tütünler Islak, Her Pazartesi, Divan, Toplandılar, Kayayı Delen İncir, Büyük Saat Düzyazı: Bir Şiirden, Korkulu Ustalık Edip Cansever (1928 - 1986) Şiir: İkindi Üstü, Dirlik Düzenlik, Yerçekimli Karanfil, Umutsuzlar Parkı, Petrol, Nerde Antigone, Tragedyalar, Çağrılmayan Yakup, Kirli Ağustos, Sonrası Kalır, Ben Ruhi Bey Nasılım, Sevda ile Sevgi, Şairin Seyir Defteri, Yeniden, Bezik Oynayan Kadınlar, İlkyaz Şikayetçileri, Oteller Kenti Düzyazı: Şiiri Şiirle Ölçmek Cemal Süreya (1931 - 1990) Şiir: Üvercinka, Göçebe, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Sevda Sözleri, Güz Bitiği, Sıcak Nal, Düzyazı: Şapkam Dolu Çiçekle, Günübirlik, 99 Yüz Ece Ayhan (1931 - 2002) Şiir: Kınar Hanım'ın Denizleri, Bakışsız Bir Kedi Kara, Ortodoksluklar, Devlet ve Tabiat, Yort Savul, Zambaklı Padişah, Çok Eski Adıyladır, Çanakkaleli Melâhat’a İki El Mektup, Sivil Şiirler, Son Şiirler Düzyazı: Başıbozuk Günceler, Aynalı Denemeler Sezai Karakoç (1933 - 2021) Şiir: Körfez, Şahdamar, Sesler, Hızırla Kırk Saat, Taha’nın Kitabı, Gül Muştusu, Zamana Adanmış Sözler, Âyinler, Leyla ile Mecnun, Ateş Dansı, Alınyazısı Saati, Monna Rosa, Gün Doğmadan Ülkü Tamer (1937 - 2018) Şiir: Soğuk Otların Altında, Gök Onları Yanıltmaz, Ezra ile Gary, Virgülün Başından Geçenler, İçime Çektiğim Hava Değil Gökyüzüdür, Sıragöller, Yanardağın Üstündeki Kuş Öykü: Alleben Öyküleri AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 90 MEBİ KONU ÖZETLERİ CUMHURIYET DÖNEMI TÜRK ŞIIRI 6 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DİNÎ DEĞERLERİ, GELENEĞE DUYARLIĞI VE METAFİZİK ANLAYIŞI ÖNE ÇIKARAN MODERN ŞİİRİN GENEL ÖZELLİKLERİ • Duyularımızla algılayamadığımız varlıkların sebeplerini ve temellerini araştıran felsefe disiplinine metafizik denir. • Gerçeklikle ilgili kesin bilgiye, deneyim ya da akıl yoluyla değil mistik bir tecrübe veya sezgi yoluyla erişilebilece- ğini savunan öğretiye ise mistisizm denir. • Tasavvuf ise Tanrı'nın niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefi akımdır. • Metafizik, mistisizm ve tasavvufun ortak yönü; fiziki evrenin dışında bir varlık alanı olduğunu kabul etmeleridir. • Türk edebiyatında divan ve tekke şairleri tarafından yazılan tasavvufi eserler yüzyıllardır süregelen dinî değerleri, geleneğe duyarlığı ve metafizik anlayışı öne çıkaran bir şiir geleneği oluşturmuştur. • Cumhuriyet Dönemi’nde de özellikle Necip Fazıl Kısakürek mistik şiire gerçek anlamda yön veren isimlerden biri olmuştur. • Sezai Karakoç, Asaf Halet Çelebi, İsmet Özel, Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Nuri Pakdil gibi isimler Cumhuriyet Dönemi’nde dinî değerleri, geleneğe duyarlılığı ve metafizik anlayışı öne çıkaran sanatçılardır. Dinî değerleri, geleneğe duyarlığı ve metafizik anlayışı öne çıkaran modern şiirin genel özellikleri şunlardır: • Kur’an-ı Kerim, hadisler, peygamber kıssaları, mistisizm gibi kaynaklardan yararlanılmıştır. • Tasavvuf, hayat, ölüm, günah, kaygı, rahmet gibi temalar ön plana çıkmıştır. • Kapalı ve içe dönük bir anlatımla İslami düşünce birleştirilmiştir. • İmgeye yaslanan, çok anlamlı okumaya açık bir yapı kurulmuştur. • Geleneksel şiir ile modern şiirin bir sentezine ulaşmak amaçlanmıştır. • Genellikle serbest ölçü kullanılmış, az da olsa hece ölçüsüyle de şiir yazılmıştır. DİNÎ DEĞERLERİ, GELENEĞE DUYARLIĞI VE METAFİZİK ANLAYIŞI ÖNE ÇIKARAN MODERN ŞİİRİN TEMSİLCİLERİ Asaf Halet Çelebi (1907-1958) Şiir: He, Lâmelif, Om Mani Padme Hum Araştırma-İnceleme: Mevlâna, Molla Cami, Eşrefoğlu Divanı, Gotama Buddha, Naima, Ömer Hayyam Cahit Zarifoğlu (1940-1987) Şiir: İşaret Çocukları, Yedi Güzel Adam, Menziller, Korku ve Yakarış Hikâye: İns Roman: Savaş Ritimleri Değirmendir Çocuk Kitabı: Serçekuş, Katıraslan, Ağaçkakanlar, Yürekdede ile Padişah, Küçük Şehzade, Motorlu Kuş, Kuşların Dili DİNÎ DEĞERLERİ, GELENEĞE DUYARLIĞI VE METAFİZİK ANLAYIŞI ÖNE ÇIKARAN MODERN ŞİİR cumhuriyet dönemi türk şiiri 6 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 91 MEBİ KONU ÖZETLERİ Erdem Bayazıt (1939 - 2009) Şiir: Sebeb Ey, Risaleler, Gelecek Zaman Risalesi Gezi: İpek Yolundan Afganistan’a Ebubekir Eroğlu (1950 - 2002) Şiir: Kuşluk Saatleri, Kayıpların Şarkısı, Yirmidört Şiir, Şahitsiz Vakitler, Berzah, Sınır Taşı, Sesli Harfler, İçkale, Bentler İnceleme: Modern Türk Şiirinin Doğası Nuri Pakdil (1934 - 2019) Şiir: Osmanlı Simitçiler Kasidesi Deneme: Batı Notları, Bir Yazarın Notları Oyun: Umut, Korku AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 92 MEBİ KONU ÖZETLERİ CUMHURIYET DÖNEMI TÜRK ŞIIRI 7 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 1960 SONRASI TOPLUMCU EĞILIMLERI YANSITAN ŞIIRIN GENEL ÖZELLIKLERI • Türk şiiri 1960’lı yıllarda Türkiye ve dünyadaki siyasi, ekonomik ve toplumsal gelişmelerin etkisiyle 1950’lerdeki İkinci Yeni şiir anlayışından uzaklaşır. • 1960’lı yıllarda Ataol Behramoğlu, İsmet Özel, Gülten Akın Süreyya Berfe, Refik Durbaş, Nihat Behram, Özkan Mert gibi şairler toplumcu gerçekçi anlayışla eser vermeye başlar. • İkinci Yeni’yi “bireyci, toplumdan uzak bir burjuva şiiri” olarak suçlayan 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şairleri etkileyen en önemli isim, Nazım Hikmet Ran’dır. • Bu dönemde toplumcu eğilime sahip şairler; Yeni Gerçek, And, Devinim, Halkın Dostları, Gelecek, Yansıma, Militan gibi dergilerde hem şiirlerini yayımlar hem de amaçlarını açıklamaya çalışır. 1960 sonrası toplumcu eğilimleri yansıtan şiirin genel özellikleri şunlardır: • Ant dergisinde yayımladıkları Devrimci Şairler Savaş Açıyor başlıklı bildiriyle İkinci Yeni hareketine cephe almışlardır. • Marksist dünya görüşü benimsenmiş ve eserler bu doğrultuda verilmiştir. • Sanata estetik kaygılardan çok, ideolojik ve düşünsel işlev doğrultusunda yaklaşılmıştır. • Şairler kendilerini toplumun sözcüsü olarak tanımlamış, şiiri siyasi mücadelenin araçlarından biri olarak görmüşlerdir. • Umut, yaşama sevinci, sorgulama, isyan, devrim ve direnme gibi temalar üzerinde durulmuştur. • İşçi sınıfı ve halkın sıkıntıları, kentleşme sorunları, kadın hakları ele alınmış; yerleşik düzen eleştirilmiştir. • Şairler, mesajlarını daha etkili kılmak için slogan üslubundan yararlanmıştır. • Geniş kitlelerin sözcülüğünü üstlenmek ve bu kitleleri harekete geçirmek amaçlanmıştır. • Soyut bir şiir yerine hayatın gerçeklerine dayanan somut bir şiir ortaya konmuştur. • Söyleyişten çok içerik önem kazanmış, uzak çağrışımlara dayanan kapalı anlatım değil açık anlatım tercih edilmiştir. • Şiirin ses, ritim ve ahenginde geleneksel söyleyişten yararlanılmıştır. 1960 SONRASI TOPLUMCU EĞİLİMLERİ YANSITAN ŞİİRİN TEMSİLCİLERİ İsmet Özel (1944-) Şiir: Geceleyin Bir Koşu, Evet İsyan, Cinayetler Kitabı, Celladıma Gülümserken, Erbain, Bir Yusuf Masalı, Of Not Being A Jew Düzyazı: Şiir Okuma Kılavuzu Deneme: Üç Mesele cumhuriyet dönemi türk şiiri 7 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 93 MEBİ KONU ÖZETLERİ Ataol Behramoğlu (1942-) Şiir: Bir Ermeni General, Bir Gün Mutlaka, Yolculuk Özlem Cesaret ve Kavga Şiirleri, Ne Yağmur… Ne Şiirler…, Kuşatma da, Mustafa Suphi Destanı, Dörtlükler, İyi Bir Yurttaş Aranıyor, Kızıma Mektuplar, Türkiye Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum, Eski Nisan, Bebeklerin Ulusu Yok, Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var, Sevgilimsin, Aşk İki Kişiliktir, Yeni Aşka Gazel, İki Ağıt, Beyaz İpek Gibi Yağdı Kar, Okyanusla İlk Karşılaşma Hayata Uzun Veda Gülten Akın (1933-2015) Şiir: Rüzgâr Saati, Kestim Kara Saçlarımı, Sığda, Kırmızı Karanfil, Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı, Ağıtlar ve Türküler, Seyran Destanı, Seyran, İlahiler, Sevda Kalıcıdır, Uzak Bir Kıyıda, Sonra İşte Yaşlandım, Sessiz Arka Bahçeler, Uzak Bir Kıyıda, Kuş Uçsa Gölge Kalır, Geldi Yine, Celaliler Destanı Deneme: Şiiri Düzde Kuşatmak Süreyya Berfe (1943-2024) Şiir: Gün Ola, Savrulan, Hayat ile Şiir, Şiir Çalışmaları, Ruhumun, Nâbiga, Seni Seviyorum, Foklar Söyledi Ben Yazdım, Çıkrık Çocuk Kitabı: Çocukça, Eksik Alfabe Refik Durbaş (1944-2018) Şiir: Kuş Tufanı, Hücremde Ay Işığı, Çırak Aranıyor, Çaylar Şirketten, Nereye Uçar Gökyüzü, Siyah Bir Acıda, Bir Umuttan Bir Sevinçten, Yeni Bir Defter-Şiirler-Meçhul Bir Aşk, Düşler Şairi, İstanbul Hatırası Özkan Mert (1944-) Şiir: Kuracağız Her Şeyi Yeniden, Kırlangıçlar Kırlangıçlar, Irgatoğlu Atçalı Kel Mehmet, İşte Hayat! İşte Ölüm ve Tarih!, Stockholm’de Mavi Saatler, Dünya Çarpıyor Yüzüme, Mozart ve Akdeniz, Bir Irmakla Düello Ediyorum, Bir Dünyalının Notları, Kentlerin Senfonisi, Nehir: Şiirler Yeryüzü Şarkıları Nihat Behram (1946-) Şiir: Hayatımız Üstüne Şiirler, Fırtınayla Borayla Denenmiş Arkadaşlıklar, Dövüşe Dövüşe Yürünecek, Hayatı Tutuşturan Acılar, Irmak Boylarında Turaç Seslerinde, Militan Şiirler Roman: Gurbet, Lanetli Ömrün Kırlangıçları, Miras AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 94 MEBİ KONU ÖZETLERİ CUMHURIYET DÖNEMI TÜRK ŞIIRI 8 • 1980 sonrası Türk şiirinde şairlerin genel yaklaşımı “Türk şiirinin bir bütün olduğu, bu şiirin hiçbir ayrım gözetil meden sahiplenilmesi gerektiği” şeklindedir. • Bu dönemde şiirlerde tema olarak “kent kimliği, şehirleşme” öne çıkmıştır. • 1980 sonrası kuşakta politik ve toplumsal konular arka planda kalırken bireysel kaygılar ön planda tutulmuştur. • “Çok seslilik” bu kuşağın belirleyici özelliğidir. • Yapı ve söyleyişe içerikten çok fazla önem verilmiştir. • İkinci Yeni şiirine özgü uzak çağrışımlar, yeni imgeler peşinde koşulmuş, şiir düzyazıya yaklaştırılmıştır. • Aynı dergide farklı şiir anlayışında şairler, birlikte ürünler verebilmiştir. Bu kuşak için Üç Çiçek, Poetika, Şiir Atı, Fa natik, Sombahar, Broy, Yönelişler önemli dergiler olarak sayılabilir. • 1980 sonrası Türk şiirinin önemli temsilcilerinden bazıları şunlardır: Haydar Ergülen, Hüseyin Atlansoy, Sedat Um ran, Lale Müldür, Ahmet Erhan, Sunay Akın, Metin Altıok, Enis Batur, Şükrü Erbaş. • İlk şiirini Umur Erkan adıyla Gelişim dergisinde; sonraki dönemlerde yazdığı şiirlerini ise Felsefe Dergisi, Türk Dili, Somut, Yusufçuk, Varlık dergilerinde yayımlamıştır. • Şiirlerinde yergi yüklü ve kapalı bir anlatımla insani duyarlılıklarından uzaklaşmış insanı anlatmış; yalnızlık, ölüm, yabancılaşma, hüzün, sevgi, kardeşlik gibi temaları işlemiştir. Şiirlerinde çağrışım zenginliği olan sanatçı, imgeci şiirin güçlü temsilcilerindendir. • Şiirlerinde İslami duyarlılığı ön planda tutarak mistik/metafizik şiir anlayışının 1980 kuşağı şairlerinden biri olmuştur. • Şiirlerinde şehir hayatının, modernizmin, küreselleşmenin değerleri yok ettiğini ve bunun insan hayatında meydana getirdiği olumsuz etkileri anlatmıştır. • Kimi zaman derin bir lirizmin kimi zamansa sürprizlerle dolu bir ironinin kendini gösterdiği şiirleriyle hayatı algıla yış ve sunuş bakımından modernist bir çizgide yer alır. • Eserlerinde Sezai Karakoç çizgisinin İkinci Yeni tarzındaki imgeli, kapalı, çok anlamlı okumaya açık şiir dilini kullanmıştır. 1980 SONRASI TÜRK ŞİİRİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ 1980 SONRASI TÜRK ŞİİRİNİN TEMSİLCİLERİ Haydar Ergülen (1956-…) Hüseyin Atlansoy (1962-…) Karşılığını Bulamamış Sorular, Sokak Prensesi, Sırat Şi irleri, Eskiden Terzi, Nar, Hafız ve Semender ŞİİRLERİ İntihar İlacı, Balkon Çıkmazında Efendilik Tarihi, Şehir Konuşmaları, İlk Sözler, Kaçak Yolcu ŞİİRLERİ cumhuriyet dönemi türk şiiri 8 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 95 MEBİ KONU ÖZETLERİ • 1970'te yayımlanan Leke isimli şiir kitabında bir tür eşya sembolizmi geliştirmiş, metafizik unsurlarla modern içerikleri bir araya getirerek farklı bir şiir dili oluşturmuştur. • Şiirinde Ahmet Haşim ve Necip Fazıl etkisi görülür. • Edebiyat çevrelerinde ‘‘Yedigün Şairleri’’ arasında anılmasının yanı sıra ‘‘Leke'nin Şairi’’ ya da ‘‘Eşyanın Şairi’’ olarak da tanınmıştır. • Şiirleri ölüm, hayat, geçmiş, acı, umut, umutsuzluk ve Akdeniz konuları etrafında çeşitlenmiştir. • Bunlardan “ölüm” ve “Akdeniz” Ahmet Erhan şiirinin ayırıcı izlekleridir. • Ölüm düşüncesi onun şiirlerinde bir metafor ya da felsefi zeminde tartışılan bir olgu değildir, aksine yaşam karşısındaki tüm gerçekliğiyle vardır. • Şiirlerini lirizm ve ironiyle harmanlamıştır. • Ahmet Erhan; sade ve duru diliyle, melankoli ve ölüm gibi temaları işlemesiyle Türk şiirinde önemli bir yere sahiptir. • 1980’lerde Garip Hareketi’nin yazma stilini benimseyen ve bu etkide şiir yazan şairlerin başında gelir. • Şiirlerinde başvurduğu sözcük oyunları, esprili ve ironiye dayalı üslubu dikkat çekicidir. Sedat Umran (1925-2013) Ahmet Erhan (1958-2013) Sunay Akın (1962-…) Meş’aleler, Leke, Gittin Taş Atarak Denizlerime, Kara Işıldak, Parmak Uçlarımdaki Yangın, Sedat Umran’dan Seçmeler ŞİİRLERİ Alacakaranlıktaki Ülke, Yaşamın Ufuk Çizgisi - Akdeniz Lirikleri, Ateşi Çalmayı Deneyenler İçin, Deniz, Unutma Adını! ŞİİRLERİ Makiler, Antik Acılar, Kaza Süsü, 62 Tavşanı ŞİİRLERİ • 1980 kuşağının şairlerinden olan sanatçı mistik-metafizik eğilimli çizgisiyle dikkat çekmiştir. • Şiirlerinde çokça İngilizce kelime kullanmıştır, bazı şiirleri İngilizcedir. • Sözcük tekrarlarına yer vermiş, noktalama işaretlerini pek kullanmamıştır. Lale Müldür (1956-…) Uzak Fırtına, Seriler Kitabı, Kuzey Defterleri, Güneş Tu tulması ŞİİRLERİ cumhuriyet dönemi türk şiiri 8 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 96 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Lirik, duyarlı ve melankolik yönü ağır basan şiirleriyle tanınır. • Yalın dili, duygulu söyleyişi ile çevresine ve dünyaya yabancılaşan kentli bireyin kırgınlığını ve acısını dile getirmiştir. • Metin Altıok şiiri, biçim açısından çeşitlilik göstermiş; şair, şiirlerinde rubai ve gazel gibi geleneksel biçimlerin yanı sıra çağdaş şekilleri de kullanmıştır. • Yazı hayatına şiirle başlaması nedeniyle şiir, edebî şahsiyetinin hep merkezinde olmuştur. Düzyazı yazmaya ise son radan yönelmiştir. • Şiirlerinde hem Doğu hem de Batı medeniyetinin derinliklerine açılan derin, girift ve kendini kolay ele vermeyen bir atmosfer vardır. • Şiir, deneme, eleştiri, roman, anlatı, gezi yazısı gibi edebiyatın hemen her türünde eser vermiştir. • Bireyselden toplumsala uzanan şair, toplum içinde insanın konumlandırılışından hareketle sosyal meselelere birey penceresinden bakmayı denemiştir. • Şükrü Erbaş'ın şiirinin en belirgin özelliği söyleyiş bakımından halk şiiri ve folklordan beslenmesidir. • Şiiri modern şiire yakın durmakta ve modernizmin imgelerini belirgin bir biçimde yansıtmaktadır. Metin Altıok (1941-1993) Enis Batur (1952-…) Şükrü Erbaş (1953-…) Gezgin, Yerleşik Yabancı, Kendinin Avcısı, Küçük Tra gedyalar, Gerçeğin Öte Yakası ŞİİRLERİ Bir Ortaçağ Yalnızlığı, Nil, Sarnıç, Neyin Nesisin Sen, Kandil ŞİİRLERİ Küçük Acılar, Aykırı Yaşamak, Yolculuk, Kimliksiz Deği şim, Bütün Mevsimler Güz ŞİİRLERİ AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 97 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ CUMHURIYET DÖNEMI TÜRK ŞIIRI 9 • Sanatçılar, usta-çırak ilişkisi içinde yetişmeye devam etmişler ve saz eşliğinde şiir söyleme geleneğini -birkaç sanatçı dışında- sürdürmüşlerdir. • Sanatçılar, geleneksel konuların yanında güncel konuları da şiirlerinde ele almışlardır. • Şiirlerde divan şiiri geleneğinin, Arapça ve Farsçanın etkisinin azalmasıyla sade, anlaşılır bir dil kullanılmıştır. • Şairler, saz eşliğinde şiir söylemeyi, hece ölçüsünü ve dörtlük nazım birimini kullanmayı devam ettirmişlerdir. • Şairler, son dörtlükte mahlas kullanma geleneğine bağlı kalmışlardır. • Cumhuriyet Dönemi halk şairleri diğer dönemlerin halk şairlerinden farklı olarak şiirlerinde başlık kullanmışlardır. • Seyahat imkânlarının ve iletişimin gelişmiş olması âşıkların yurt içi ve yurt dışında tanınmalarını kolaylaştırmıştır. • Konya ve Sivas’ta düzenlenen Âşıklar Bayramı ile âşıklık geleneğine ilginin artırılması amaçlanmıştır. • Dönemin önemli halk şairleri; Âşık Veysel Şatıroğlu, Âşık Feymani, Abdurrahim Karakoç, Ali İzzet Özkan, Sefil Selimi, Âşık Daimi, Murat Çobanoğlu, Şeref Taşlıova, Âşık Mahzuni Şerif, Neşet Ertaş’tır. CUMHURİYET SONRASI HALK ŞİİRİNİN TEMSİLCİLERİ • 20. yüzyılın en ünlü halk ozanıdır. • Yedi yaşlarında iken çiçek hastalığından dolayı sağ gözünü daha sonra da bir kaza ile sol gözünü kaybetmiştir. • Ahmet Kutsi Tecer’in Sivas’ta düzenlediği Âşıklar Bayramı ile tanınmıştır. • Şiirlerini hece ölçüsü ve içten, sade, yalın bir dille söylemiştir. • Toprak sevgisi, Atatürk, cumhuriyet, yaşama sevinci, kardeşlik duygusu vb. temalar üzerine şiirler söylemiştir. • Bütün şiirleri Ümit Yaşar Oğuzcan tarafından derlenerek Dostlar Beni Hatırlasın adıyla yayımlanmıştır. • Asıl adı Osman Taşkaya olan Feymani, Osmaniye’nin Kadirli ilçesine bağlı Azaplı köyünde doğmuştur. • Bölgede Karacaoğlan geleneğinin yaygınlığı, ailesinde âşıkların olması onun da bu geleneğe ilgisini arttırmıştır. • Doğal, akıcı ve içten bir söyleyişe sahip olan Feymani; şiirlerini atasözleri, deyimler, alkış ve kargışlar vb. yerel ve özgün halk söyleyişleriyle zenginleştirmiştir. • Şiirlerinde aşkın yanı sıra gurbet, ayrılık, kaderden ve felekten yakınma, vatan, kahramanlık gibi temaları ele almıştır. CUMHURİYET SONRASI HALK ŞİİRİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ Âşık Veysel Şatıroğlu (1894-1971) Âşık Feymani (1942-…) cumhuriyet dönemi türk şiiri 9 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 98 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Höyük köyünde doğmuştur. • Âşık Sabri’den saz dersleri almak dışında düzenli bir eğitimi olmamış ancak âşıklık geleneğinin köylerinde ve çevre sinde yaygın olması onun gelişmesinde önemli olmuştur. • Şiirlerini hece ölçüsüyle kaleme alan âşık, şiirlerinde toplumsal ve siyasi meseleler ile aşk temasını ele alır. • Mühür Gözlüm, Şu Sazıma Bir Düzen Ver, Güzele Bakması Çok Sevap Derler gibi birçok şiiri ses sanatçıları tara fından seslendirilmiş ve geniş kitlelere ulaşmıştır. • Sivas yöresinde, lebdeğmez şiir söyleyen ve karşılaşma yapan nadir âşıklardandır. • Konya Âşıklar Bayramı’na ve Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde düzenlenen birçok etkinliğe katılmış ve birincilikler elde etmiştir. • Asıl adı İsmail Aydın olan âşık aslen Erzincanlıdır, dedelerinin saz şairi olması nedeniyle küçük yaşta âşıklık gelene ğini öğrenmiştir. • Şiirlerinde insan sevgisi, hoşgörü, saygı, birlik ve beraberlik temaları ile insan ögesini ön planda tutmuştur. Âşık Ali İzzet Özkan (1902-1981) Sefil Selimi (1933-2003) Âşık Daimi (1932-1983) Türk’ün Sazından, Âşık Ali İzzet Ağlıyor , Kitap Küçük Dert Büyük, Teller de MuradınAlsın, Mühür Gözlüm ŞİİRLERİ Yâr Badesi, Çoban Narı, Yalın Kat ŞİİRLERİ Ne Ağlarsın, Seherde Bir Bağa Girdim, Bir Seher Vak tinde ŞİİRLERİ • Cumhuriyet Dönemi’nde Millî Edebiyat anlayışını esas alan şairler arasında olan sanatçı önce millî söylemi benimse miş, sonra İslami anlayışa yönelmiştir. • Hece ölçüsünü ustalıkla kullandığı şiirlerinde millî-İslami, halkçı söyleyişte bir derinlik yakalamıştır. • Şiirlerinde doğallığı ön planda tutan şair, şiiri davasının tercümanı olarak kullanmayı yeğlemiştir. • Toplumsal ve siyasal eleştiri içeren taşlama türü şiirleriyle tanınmıştır. • En ünlü şiirleri Mihriban, Unutursun Mihriban’ım, Dosta Doğru, Tohtur Beg, Hakim Beg ’dir. Abdurrahim Karakoç (1932-2012) Hasan’a Mektuplar, El Kulakta, Dosta Doğru, Kan Yazısı, Suları Islatamadım ŞIIRLERI cumhuriyet dönemi türk şiiri 9 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 99 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Kars’ın Çıldır ilçesine bağlı Gülyüzü (Pekreşen) köyünde doğmuştur. • Usta-çırak ilişkisi ile yetişen sanatçı, çıraklığını Âşık Kasım’ın yanında yapmış; bu dönemde başka sanatçılardan da istifade etmiştir. • TRT Kars Radyosunda uzun yıllar halk şiiri üzerine programlar hazırlamış, farklı dönemlerde üç defa yılın sanatçısı ödülünü almıştır. • TRT’nin düzenlemiş olduğu “Atatürk” konulu şiir yarışmasında, güzelleme dalında ‘‘Biri Anadolu Biri Atatürk” isimli şiiriyle Türkiye birincisi olmuştur. • UNESCO tarafından âşıklık geleneğine katkılarından dolayı yaşayan insan hazinesi seçilmiştir. • Gönül Bahçesi adlı şiir kitabı Kültür Bakanlığı tarafından yayımlanmıştır. • Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinin Berçenek köyünde dünyaya gelmiş, 1961 yılında ilk plağı ile müzik piyasasında adını duyurmuştur. • Halk Ozanları Fedarasyonu tarafından dünyanın en büyük üç ozanından biri olarak gösterilmiştir. • Türk halk müziği sanatçıları tarafından söz ve besteleri sıkça kullanılmıştır. • Dom Dom Kurşunu, Çeşmi Siyahım, Yedin Beni, Gül Yüzlüm, Merdo, Dostum Dostum, Yalan Dünya gibi eser leriyle tanınmıştır. • Kırşehir’e bağlı Çiçekdağı ilçesinin Kırtıllar köyünde dünyaya gelmiştir. • Anadolu abdal aşiretlerinin Orta Anadolu koluna mensup olan sanatçı, yaşamın müzikle sürdürüldüğü abdal gelene ğinin edebiyatımızdaki en önemli temsilcisidir. • Babasının kendisine ilham kaynağı olduğunu dile getirmiştir. • Eserlerinde “Garip” mahlasını kullanan ve "Bozkırın Tezenesi" olarak ünlenen Neşet Ertaş, çoğunlukla gurbette diyardan diyara dolaşarak yaşamını geçirmiştir. • Eserlerinde Anadolu insanının acı ve kederini dile getirdiğini ifade eden Ertaş’a, İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tarafından 2011’de fahri doktora ünvanı verilmiştir. • Gönül Dağı, Zahidem, Neredesin Sen, Kendim Ettim Kendim Buldum en bilinen eserlerindendir. Şeref Taşlıova (1938-2014) Âşık Mahzuni Şerif (1940-2002) Neşet Ertaş (1938-2012) • Çobanoğlu mahlasını kullanan âşık, Kars’ın Kaleiçi mahallesinde doğmuştur. • Artvin, Konya, Kars, Muş, Erzurum gibi yurdun değişik yerlerinde düzenlenen etkinliklerdeki başarıları ile dikkatleri çekmiştir. • Özellikle atışma alanındaki başarısı, saza olan hakimiyeti ve kendine özgü söyleyiş tarzı ile güçlü şiirler söyle miştir. • Şiirlerinde didaktik özellikler ve ulusal duygular ağır basan şair, Kars’ta Âşıklar Kahvesi açmıştır. • Kiziroğlu Mustafa Bey türküsü ile ünlüdür. Âşık Murat Çobanoğlu (1940-2005) AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 100 MEBİ KONU ÖZETLERİ HIKÂYE TÜRLERI VE HIKÂYENIN YAPI UNSURLARI Hikâye (öykü); kişi, yer ve zamana bağlı olarak yaşanmış ya da tasarlanmış bir olayı anlatan, okuyucuda heyecan ve estetik zevk uyandırmayı amaçlayan kısa yazılardır. Hikâyede mekân ana hatlarıyla anlatılır, kahramanlar olay içerisinde tanıtılır ve karakterler belirgin özellikleriyle yansıtılır. Anlatım yoğun ve özlüdür, olaylar birinci veya üçüncü kişi ağzıyla anlatılır ve ayrıntıya girilmez. Hikâye türünün kökeni destanlar ve masallardır. Bugünkü anlamda hikâyeye kimlik kazandıran yazar Boccacio’dur ve Decameron eseri dünya edebiyatındaki ilk hikâye örneğidir. Türk edebiyatında ise Tanzimat Dönemi’nden önce modern hikâye yerine mesneviler ve halk hikâyeleri yazılmıştır. Batılı anlamda ilk hikâyeler Tanzimat Dönemi’nde yazılmış olup, Ahmet Mithat Efendi’nin Letâif-i Rivâyât adlı eseri ilk hikâye kitabıdır, Sami Paşazâde Sezai’nin Küçük Şeyler eseri ise Batılı anlamda ilk hikâyeleri içerir. Türk hikâyeciliğini Batılı örneklere tam anlamıyla yaklaştıran yazar Servetifünun Dönemi yazarlarından Halit Ziya Uşak lıgil olmuştur. Millî Edebiyat Dönemi'nde Ömer Seyfettin, sade diliyle tarihî, siyasi ve sosyal konulu hikâyeleriyle yeni bir dönem başlatmıştır. Onu Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin ve Refik Halit Karay takip etmiştir. Cumhuriyet Dönemi'nde ise Sadri Ertem, Sabahattin Ali, Memduh Şevket Esendal, Sait Faik Abasıyanık, Yaşar Kemal, Fakir Baykurt, Necati Cumalı, Haldun Taner, Kemal Tahir gibi yazarlar önemli eserler vermiştir. Hikâye, serim, düğüm ve çözüm bölümlerinden oluşur: Çatışma: Hikâyede karşıt duygu, düşünce ve isteklerin bir arada sergilenmesiyle ortaya çıkan durumdur. Olayların dayan dığı temel ögedir ve merak duygusunu canlı tutar (Hayal-gerçek, tutumluluk-savurganlık çatışmaları). Karşılaşma: Çatışmaları veya olay halkalarını oluşturan kahramanların yüz yüze gelmesidir. Tema: Hikâyedeki soyut ve genel temel duygu ya da düşüncedir (örneğin, aile, sevgi, dostluk…) Konu: Temanın somutlaşmış hâlidir. Örneğin, pişmanlık teması "suçsuz birinin ceza almasına neden olmanın yarattığı pişmanlık" olarak konuya dönüşür. HİKÂYE HİKÂYENİN TARİHİ GELİŞİMİ HİKÂYENİN PLANI HİKÂYEDE TEMEL KAVRAMLAR Ancak her hikâye bu plana uymayabilir. Bazı hikâyelerde sonuç bölümü verilmez ve okuyucu hikâyenin sonunu ha yalinde tamamlar. DİKKAT SERİM DÜĞÜM ÇÖZÜM Hikâyenin giriş bölümüdür. Olayın geçtiği yer ve zaman belirlenir, kişiler tanıtılır ve ana olaya giriş yapılır. Olayın okuyucuyu merak landıracak şekilde ayrıntılı olarak anlatıldığı bölümdür. Olay ayrıntılı şekilde anla tılarak okuyucunun merakı artırılır ve merak, çözüm bö lümüne kadar devam eder. Hikâyenin sonuç bölümüdür. Merak unsurları çözülür ve hikâye sonuçlanır. hikâye türleri ve hikâyenin yapı unsurları TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 101 MEBİ KONU ÖZETLERİ Olay Örgüsü: Hikâyedeki kişilerin başından geçen olaylar dizisidir ve ana olaya bağlı küçük olayların sıralanmasıyla oluşur. Kişiler: Olayı yaşayan kahramanlardır. Hikâyede kişi sayısı azdır. Kahramanların, kendine özgü özellik taşıyanlarına ka rakter, bir düşünce veya topluluğu temsil edenlerine tip denir. Zaman: Olayların başlangıcı ve bitişi arasındaki süredir. Zaman, başlangıçtan sona veya sondan başa doğru akabilir. Mekân: Olayların geçtiği yer veya çevredir. Olayın anlaşılması için ayrıntıya girmeden betimlenir. Anlatıcı: Hikâyeyi okuyucuya sunan kişidir ve yazarın kendisi değil, kurmaca bir kişidir. Olaylar birinci ya da üçüncü kişi ağzından anlatılır ve hikâyedeki olaylar ve kişilerle ilgili bilgiler anlatıcıdan öğrenilir. Bakış Açısı: Anlatıcının kişi, olay, yer ve zamanı nasıl ele aldığı ve bunlara karşı takındığı tutumdur. Üç çeşit bakış açısı vardır: a-) Kahraman Bakış Açısı: Olayın hikâye kahramanlarından biri tarafından birinci kişi ağzından anlatılmasıdır. Anlatıcı, yalnızca kendi duygu, düşünce ve izlenimlerini bilir ve aktarır. b-) Hâkim (Tanrısal / İlahi) Bakış Açısı: Anlatıcı, kahramanların iç dünyasını bilir, her şeyi görür, bilir ve sezer. Anlatıcı bazen öğüt verir, yargıda bulunur ya da hikâyeyi özetler. Bu bakış açısında anlatım üçüncü kişinin ağzından yapılır. c-) Gözlemci (Müşahit) Bakış Açısı: Anlatıcı, yalnızca gördüklerini ve tanık olduklarını nesnel bir şekilde aktarır. Anlatıcı, kahramanlarla ilgili her şeyi bilemez ve duygu düşüncelerine hâkim değildir. Anlatım üçüncü kişi ağzından yapılır. HİKÂYENİN YAPI UNSURLARI HİKÂYEDE ANLATICI VE BAKIŞ AÇISI Ziya Osman Saba’nın Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi eserinde:"Bu caddeye ne kadar da çok fotoğrafçı toplanmış, şimdiye kadar kaç tanesinin önünde resimleri seyre daldım. Şu gelin, demin gördüğüm kocalı kadın değil mi? Şu pembe yüzlü, çift örgülü saçlı küçük çocuk, daha demin sıçrayarak yanımdan geçen genç kız değil mi?" ÖRNEK Sabahattin Ali’nin Ayran hikâyesinde: "Küçük Hasan hiçbir şey düşünmeden ilerliyordu. Ne evde kendisinin dönmesini bekleyen iki küçük kardeşi ne de dört saat uzaktaki nahiye merkezinde hizmetçilik yapan anası bu anda aklında değildi. Ayranını satıp satamayacağını da düşünmüyordu. Kafasında yalnız bir şey vardı: Bu yolu tekrar yürümek, geri dönmek mecburiyeti…" ÖRNEK Sabahattin Ali’nin Ses adlı eserinde: "Adam akıllı akşam olmuştu. Yol amelesi çadırlarına dönerek ateş yakmaya baş lamışlardı. Bizim kamyon şosenin bir kenarında muazzam bir hayvan ölüsü gibi hareketsiz duruyordu. Şoför ve muavini, üstleri yağ ve toprak içinde, yüzlerinden siyah terler damlayarak, bir kenara oturup uzunca bir dinlenme yapıyorlardı." ÖRNEK hikâye türleri ve hikâyenin yapı unsurları TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 102 MEBİ KONU ÖZETLERİ Olay Hikâyesi: Bir olayı serim, düğüm ve çözüm bölümlerine uygun olarak anlatıp bir sonuca bağlayan hikâye türüdür. Olay hikâyesinde kahramanların ve çevrenin tasvirine yer verilerek okuyucuda merak ve heyecan uyandırmak amaçla nır. Fransız yazar Guy de Maupassant tarafından geliştirilen bu tarz, Maupassant tarzı hikâye olarak bilinir. Türk edebi yatındaki başlıca temsilcileri ise Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay ve Reşat Nuri Güntekin’dir. Durum Hikâyesi: Merak ve heyecandan çok duygu, düşünce ve hayallere odaklanan; olaylar yerine günlük yaşamın bir kesitini ele alan hikâye türüdür. Ruhsal çözümlemelere ağırlık verilir, olay ikinci planda kalır ve serim, düğüm, çözüm bölümleri bulunmaz. Durum hikâyesinin öncüsü Rus yazar Anton Çehov’dur ve bu tür, Çehov tarzı hikâye olarak bilinir. Türk edebiyatında bu türün önemli temsilcileri Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal’dır. Öyküleyici Anlatım (Öyküleme): Olay anlatımına dayanan bu anlatım biçiminde, okuyucuyu olayın içinde yaşatmak amaçlanır. Kişiler, olay örgüsü, mekân ve zaman ögeleri bulunur; fiil ve fiilimsilere çokça yer verilir. Bu şekilde kişiler hareket hâlinde yansıtılır. Betimleyici Anlatım (Betimleme): Varlıkları ve durumları zihinde canlandırmayı amaçlayan anlatım biçimidir. Öznel be timlemelere izlenimsel, nesnel olanlara ise açıklayıcı betimleme denir. Öznel betimlemelerde okuyucuya izlenim kazan dırmak, nesnel betimlemelerde ise bilgi vermek amaçlanır. Betimleyici anlatımda, sıfatlar kullanılarak varlık ve durumlar ayırt edici özellikleriyle tanımlanır. HİKÂYE ÇEŞİTLERİ HİKÂYEDE ANLATIM BİÇİMLERİ Refik Halit Karay, Eskici hikâyesinde: "Ayakkabıcı, iskemlesine oturdu. Hasan da merakla karşısına geçti. Şaşarak eğlenerek seyrediyordu. Tamirci, kartona benzeyen kalın deriyi iki tarafı keskin incecik sapsız bıçağıyla kesti. Ağzına bir avuç çivi doldurdu. Sonra bunları ağzından çıkarıp ayakkabıların altına çabuk mıhladı." ÖRNEK Halide Edip Adıvar, Himmet Çocuk hikâyesinde: "Biraz sonra sağda, bir kaya kovuğunda kızıl bir alevin önünde ısınan iki hâkî gölgenin kımıldandığını gördüm. Karanlık dereye, kurşuni yangın harabesi önce yamaca vuran biricik ışık, bu ateşin ve kamyonun yürüyen iki göze benzeyen fenerleriydi." ÖRNEK Olay Hikâyesi Örneği At, ahır işlerinde sadece tımarı beceremiyordum. Boyum karnıma bile varmıyordu. Ama en keyifli, en eğlenceli şey buydu. Sanki kaşağının muntazam tı kırtısı Tosun'un hoşuna gidiyor, kulaklarını kısıyor, kuyruğunu kocaman bir püskül gibi sallıyordu. Tam tımar biteceğine yakın huysuzlanır, o zaman Dada ruh; "Höyt..." diye sağrısına bir tokat indirir; sonra öteki atları tımara başlardı. Ben bir gün tek başıma kaldım. Hasan'la Dadaruh dere kenarına inmiş lerdi. İçimde bir tımar etme hırsı uyandı. Kaşağıyı aradım, bulamadım. Ahırın köşesinde Dadaruh'un penceresiz küçük bir odası vardı. Buraya girdim. Rafları aradım. Ömer Seyfettin, Kaşağı ÖRNEK Durum Hikâyesi Örneği Seneler var ki kuşlar gelmiyor. Daha doğrusu ben göremiyorum. Güzün o güzel günlerini pencereden görür görmez, Kostantin Efendi'nin bulunabilece ği sırtları hesaplayarak yollara çıkıyorum. Bir kuş cıvıltısı duysam kanım donuyor, yüreğim atmıyor. Halbuki sonbalar kocayemişleri, beyaz esmer bu lutları, yakmayan güneşi, durgun maviliği, bol yeşili ile kuşlarla beraber olunca, insana sulh, şiir, şair, edebiyat, resim, musiki, mesut insanlarla dolu an laşmış, sevişmiş, açsız, hırssız bir dünya düşün dürüyor. Her memlekette kıra çıkan her insan, kuş sesleriyle böyle düşünecektir. Sait Faik Abasıyanık, Son Kuşlar ÖRNEK hikâye türleri ve hikâyenin yapı unsurları TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 103 MEBİ KONU ÖZETLERİ Gösterme (Sahneleme): Olaylar, kişiler ve varlıklar doğrudan okuyucuya sunulur. Anlatıcı, okuyucu ile eser arasına gir mez, bu sayede okuyucunun dikkati eser üzerinde yoğunlaşır. Kişilerin konuşmaları ve hareketleri yansıtılarak okuyucu nun kendisini eserin kurmaca dünyasında hissetmesi sağlanır. Gösterme tekniği, diyalog, iç konuşma veya bilinç akışı şeklinde olabilir. Diyalog: Kahramanların karşılıklı konuşmalarına dayanan bir anlatım tekniğidir ve metne akıcılık kazandırır. İç Konuşma: Kahramanların içsel konuşmalarını aktarmaya dayanan bir anlatım tekniğidir. Kahramanın duygu ve dü şünceleri sesli düşünme şeklinde yansıtılır. Bu teknikte kahraman, karşısında biri varmış gibi kendi kendine konuşur. Bilinç Akışı: Bu teknikte de iç konuşmada olduğu gibi kişilerin iç dünyaları, zihinlerinden geçirdikleri düşünceler doğrudan verilir. Ancak iç konuşmadan farklı olarak, cümleler arasında mantık ilişkisi zayıftır. Düşünceler serbest çağrışımla bir konudan diğerine atlar. HİKÂYEDE VE ROMANDA KULLANILAN ANLATIM TEKNİKLERİ GÖSTERME (SAHNELEME) ANLATMA (TAHKİYE ETME) Diyalog İç konuşma Bilinç akışı Kişi tanıtımı Olay anlatımı Geriye dönüş İç çözümleme Özetleme Ömer Seyfettin, Gizli Mabet eserinde: Kendimi tutamadım. Öyle bir kahkaha attım ki (...) Dik dik yüzüme bakıyorlardı. Frenk sordu: — Neye gülüyorsun? — Ayol, sen gizli mabede girmemişsin, dedim. — Ya nereye girmişim? — Sütannemin sandık odasına! — Sandık odası mı? — Bizim evlerde komod, aynalı dolap filan yoktur. Eşyalarımız birer sandıkta, sandıklar da birer odada durur. O mezar zannettiğin demir çemberli ceviz tabutlar, bizim çamaşır sandıklarımızdır. ÖRNEK Sait Faik Abasıyanık, Son Kuşlar hikâyesinde: "Ağaçtan ağaca serilmiş beyaz çamaşırlar bu kadar durgun, güneşsiz, ıslak bir şekilde ılık havada hiç kurumayacaklar. Bu kedi, tahta masanın üstüne çıkmış, köpeğime durmadan homurda nacak mı? Deniz, Bozburun’a doğru başını almış gidiyor. Uzaklarda görünen, İstanbul’un neresi kim bilir? Sesler neden gelmiyor?” ÖRNEK Bilge Karasu, Odaların Biri hikâyesinde: "Param var. Nüfus cüzdanım yanımda değil. O gerekli sanırım. Adama, Sa rıkumluyum da diyemem, evine gitseydin der, inanmaz da kapının sürgülenmesi hikâyesine, kuşkulanır. En iyisi açıkça yanıma almadım, demek. Balığa çıktık derim. Lâf olsun diye zaten birer balık çektik Suat’la. O, eli boş dönmesin diye aldı yanına. Eve götürür, tel dolabının orta yerine yerleştirir. Ailece paylaşacak olsalar, bir tadımlık bile düşmez her birine.” ÖRNEK hikâye türleri ve hikâyenin yapı unsurları TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 104 MEBİ KONU ÖZETLERİ Geriye Dönüş: Eserde kronolojik akışın kırılarak geçmişe dönülmesi, geçmişe ait olay ve yaşantıların anlatılması tekniği dir. Bu teknikte anlatıcı birinci tekil kişi olabileceği gibi üçüncü tekil kişi de olabilir. İç Çözümleme: Kişilerin iç dünyalarının, iç yaşantılarının, hâkim bakış açısıyla anlatıldığı psikolojik tahlil tekniğidir. Bu anlatım tekniğinde anlatıcı, karakterin iç dünyasına bütünüyle egemen olurken, anlatılan kişi ise edilgendir. Özetleme: Anlatıcının olayları, kişileri veya diğer unsurları özetleyerek okuyucuya sunduğu tekniktir. Anlatma (Tahkiye Etme): Bu teknikte anlatıcı, okuyucu ile eser arasına girer ve bu teknik hâkim bakış açısıyla oluşturu lur, yani anlatıcı kahramanlardan biri değildir. Anlatmaya dayalı metinlerde, anlatım tekniklerinin en eskilerinden biridir ve özellikle öyküleyici metinlerde geniş yer bulur. Anlatma tekniği; kişi tanıtımı, olay anlatımı, geriye dönüş, iç çözümleme, özetleme şeklinde olabilir. Kişi Tanıtımı: Metindeki kişilerle ilgili okuyucuya tanıtıcı bilgiler verilir. Anlatıcı, karakterleri ayırt edici özellikleriyle tanıtır. Olay Anlatımı: Metindeki olaylar bir anlatıcı tarafından aktarılır. Halide Edip Adıvar, Sinekli Bakkal eserinde: "Gözleri sıtmalı, yanakları daha çökük. Kadavraya benzeyen simanın üstündeki burnu, Osman, tiyatrolarda kullanılan takma bir burna benzetti." ÖRNEK Sabahattin Ali, Kamyon hikâyesinde: "Henüz taş bile döşenmemiş olan şosenin bu kısmında çökme ve kayma tehlike si bulunduğu için yolcular burada yayan yürür ve otomobiller yavaş yavaş ilerlerdi. Bunun için otomobili tamamen dur durmadan şoför başını arkaya doğru çevirdi ve: “Haydi, beyler!” dedi. Birdenbire arka tarafta bir hareket oldu: Delikanlı, gözleri dönmüş, korkudan titreyerek, kendini dışarıya, yolun üstüne fırlattı." ÖRNEK Tarık Buğra, Oğlumuz eserinde: "Karlı bir Şubat gecesi doğmuştu. Babamın kucağına verirken bir tuhaftım... İsim ararken bana ne kadar boş gelmişti. Ona, ışıl ışıl, kâinat gibi manalı bir kelime bulmak istiyordum. Sonunda Ömer dedik. Bu da ona yakışmıştı. Onu, tarihe girmiş bütün Ömer’lerin ikbaline layık görüyordum. İlk gülüş... ilk diş... ilk kelime... annesine doğru, genç, güzel ve mes’ut annesine doğru ilk adım.Sonra yedinci yaş... Mektebe götürdüğüm gün ne kadar ağlamıştı." ÖRNEK Samiha Ayverdi, Ateş Ağacı romanında: “O, arkası kapıya dönük. Bursa ovasına bakıyordu. Tıpkı ilk geldiği günkü kadar dikkat ve hırsla. Fakat bu bakışa şimdi bariz bir hüzün de zammolmuştu. Ayak seslerimi duyarak başını çevirdi, göz göze geldik; fakat beni görmekle, yüzündeki hazin manayı değiştirmeye lüzum görmedi. Bu bakışlar şimdi benden hem iki günün hesabını soruyor hem de hakiki mazeretimi sezmiş yahut tanımış gibi anlıyor, hak veriyordu.” ÖRNEK Reşat Nuri Güntekin, Yaprak Dökümü romanında: “Ali Rıza Bey, Babıâli yetiştirmelerinden bir mülkiye memuruydu. Otuz yaşına kadar Dahiliye kalemlerinden birinde çalışmıştı. Belki ölünceye kadar da orada kalacaktı. Fakat kız kar deşiyle annesinin iki ay ara ile ölmesi onu birdenbire İstanbul’dan soğutmuş, Suriye’de bir kaza kaymakamlığı alarak gurbete çıkmasına sebep olmuştu. Sonraları Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde yirmi beş yıl çeşitli memurluk görevlerinde bulunmuştu.” ÖRNEK AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 105 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ TANZIMAT DÖNEMI'NE KADAR HALK HIKÂYELERI VE MESNEVILER • Aşk ve kahramanlık gibi temaları işleyen, genellikle âşıklar, meddahlar ve kıssahan denilen hikâyeciler tarafından anlatılan, nazım-nesir karışık söylenen anonim hikâyelere halk hikâyesi denir. • Halk hikâyeleri, halkın içinde doğar ve gelişir. • Âşıklar ve meddahlar; hikâyeleri kahvehanelerde, köy odalarında, düğünlerde anlatarak bu hikâyelerin yayılmasında etkin bir rol oynamıştır. • Halk hikâyesi anlatan kişiye “hikâyeci, âşık, hikâyeci âşık” gibi isimler verilmiştir. • Anlatıcılar, kimi zaman bu hikâyelere yeni maceralar, olaylar, kahramanlar eklemiş; böylelikle halk hikâyelerinin var yantları oluşmuştur. • Halk hikâyeleri belirli bir geleneğe bağlı olarak anlatılır, anlatımda genellikle kalıplaşmış ifadeler kullanılır. • Halk hikâyelerinin nesir kısmında olaylar, tasvirler yer alır; nazım kısmında ise duygulara yer verilir. • Halk hikâyelerinde sade ve anlaşılır bir dil kullanılır. • Hikâyelerde masal, efsane, dua, beddua, deyim, atasözü gibi halka ait ürünlerden örnekler görülür. • Halk hikâyeleri, destan tipi (bazı tarihî kişiliklerin kahramanlıklarını işleyen) ve aşk temalı (halk arasında tanınmış kişilerin aşklarını anlatan) olmak üzere iki başlıkta ele alınabilir. • Nesilden nesile sözlü olarak aktarılan bu hikâyeler, sonradan yazıya geçirilmiştir. • Halk hikâyesi anlatma geleneğini yakın zamanda Şeref Taşlıova, İsmail Azerî, Nuri Çırağı gibi âşıklar devam ettir miştir. DEDE KORKUT HIKÂYELERI • Dede Korkut Hikâyeleri Türk edebiyatında destandan halk hikâyesine geçiş örneğidir. • Hikâyeler, IX-XI. yüzyıllar arasında oluşup XV. yüzyılın sonunda yazıya geçirilmiştir. • Dede Korkut Hikâyeleri, bir mukaddime (ön söz) ve on üç hikâyeden oluşur. • Bu hikâyelerin Dresden, Vatikan, Türkistan, Kazan ve Bursa olmak üzere toplam beş nüshası vardır. • Dede Korkut Hikâyeleri’nde Oğuzların kendi çekişmeleri; tabiatla, olağanüstü güçlerle ve düşmanlarla mücadeleleri anlatılır. HALK HİKÂYELERİ Halk hikâyeleri, modern hikâyeden önceki dönemde hikâ ye türünün işlevini görmüştür. DİKKAT Kerem ile Aslı, Arzu ile Kamber, Tahir ile Zühre, Garip ile Şahsenem, Emrah ile Selvihan, Asuman ile Zeycan, Kirman Şah, Köroğlu… ESERLERI tanzimat dönemi'ne kadar halk hikâyeleri ve mesneviler TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 106 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Müslümanlarla Müslüman olmayanlar arasındaki tarihî savaşların ve bu savaşlardaki Müslüman kahramanın yiğitlikle rinin olağanüstü ögelerle süslenerek nazım-nesir karışık anlatıldığı eserlere cenkname denir. • Tarihî olay ve kişilerin kurmaca olarak anlatıldığı cenknameler, destan tipi halk hikâyesi grubuna dâhil edilebilir. Es kiden evlerde, köy odalarında, kıraathanelerde, cami avlularında bir kişi tarafından yüksek sesle okunur; orada bulu nanlar tarafından ilgiyle dinlenirdi. • Türün en çok bilinen örnekleri Hz. Ali, Hz. Hamza ve Battal Gazi’nin kahramanlıklarını konu alan cenknamelerdir. • Bu kitaplar içinde en çok okunanlar ise Hz. Ali’nin cenklerini anlatan Hayber Kalesi ve Kan Kalesi ’dir. • Hz. Ali cenknamelerinde Hz. Ali’nin kahramanlıkları, kerametleri ve onun çevresinde gelişen olaylar anlatılır. Bu hikâ yelerde Hz. Ali; Allah yolunda savaşan, halkı zalimlerden koruyan, olağanüstü güçleri olan, halkın sevdiği, mert, cesur ve cömert bir kahramandır. Onun için Allah’ın aslanı, yiğitlerin şahı, dinin kılıcı gibi sıfatlar kullanılır. • Cenknameler, önceleri manzum şekilde yazılmışken 15. yüzyıldan itibaren mensur örneklere de rastlanır. • Mesnevi, sözlük anlamı “ikişer, ikişerli” olan Arapça bir kelimedir. Her beyti kendi içinde kafiyeli olan, aruz vezninin kısa kalıpları ile yazılan divan edebiyatı nazım şeklidir. • Mesnevilerin beyit sayısında sınırlama yoktur. • Mesnevilerde her beytin kendi içinde kafiyelenmesi, anlamın beyit içinde tamamlanması mesnevinin kolay ve uzun yazılmasını sağlamıştır. • Mesnevilerde genellikle aşk, kahramanlık konularıyla dinî-tasavvufi konular işlenmiştir. • Mesneviler bir bakıma bugünkü hikâye ve romanın yerini tutmuştur. • Divan edebiyatında aynı şaire ait beş mesnevinin bir araya getirilmesiyle oluşturulan eserlere hamse denir. • Türk edebiyatında hamse sahibi ilk şair Ali Şir Nevai’dir. • Türk edebiyatında bilinen ilk mesnevi, Yusuf Has Hacip tarafından XI. yüzyılda kaleme alınan Kutadgu Bilig adlı eserdir. • Mevlana’nın aslı Farsça olan Mesnevi adlı eseri de Türkçeye manzum ve mensur olarak defalarca çevrilmiş, açıkla maları yazılmış, sohbetleri ve dersleri yapılmış bir mesnevidir. • Mesnevi XV. yüzyıl ve sonrasında büyük bir gelişme göstermiş, mesnevilerin sayıları artmış ve konuları çeşitlenmiştir. CENKNAMELER MESNEVİLER Türk edebiyatında Yunus Emre’nin Risaletü’n-Nushiyye, Âşık Paşa’nın Garibname, Ahmedi’nin İskendername, Süleyman Çelebi’nin Vesiletü’n-Necat (Mevlid), Şeyhi’nin Harname, Fuzuli’nin Leyla vü Mecnun, Nabi’nin Hayriye, Hayrabad ; Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk, Şeyyad Hamza’nın Yûsuf ve Zelihâ adlı eserleri tanınmış mesnevilerdendir. DIKKAT! AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 107 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ TANZIMAT VE SERVETIFÜNUN DÖNEMI TÜRK HIKÂYESI • Tanzimat Dönemi’nde hikâyeler, toplum için sanat anlayışıyla tamamen Fransız edebiyatı örnek alınarak oluşturulmuş eserlerdir. • Tanzimat Dönemi sanatçıları, romantizmin etkisiyle toplumu bilgilendirmek amacıyla edebî eserleri bir araç olarak kullanmışlardır. Bu da o dönemde verilen eserlerin çoğunun teknik yönden kusurlu olmasına sebep olmuştur. • Bu hikâyelerde zaman zaman olayın akışı kesilerek okura seslenilmiştir. • Hikâyelerde en çok işlenen konular; aile hayatı, yanlış Batılılaşma, esaret, ahlak, eğitimdir. • Tanzimat Dönemi’nde olay hikâyeciliği ağır basar. • Hikâyelerde olayların geçtiği mekânlar genellikle İstanbul’dur. • Hikâyelerde genellikle halkın konuşma dili özellikleri görülür. • Tanzimat Birinci Dönem hikâyelerinde romantizm, İkinci Dönem hikâyelerinde ise realizm ve natüralizm etkilidir. • Ahmet Mithat Efendi’nin Letâif-i Rivâyât adlı eserindeki hikâyeler, Türk edebiyatındaki ilk yerli hikâye örnekleridir. • Teknik yönden güçlü, Batılı örneklere benzeyen ilk hikâye kitabı ise Sami Paşazâde Sezai’nin Küçük Şeyler adlı eseridir. • Türk edebiyatında en çok eser veren ve ‘‘Yazı Makinesi’’ olarak tanınan sanatçı ‘‘toplum için sanat’’ anlayışını benimsemiştir. • Hikâyelerini, Türk edebiyatında ilk yerli hikâye örneklerini içeren Letâif-i Rivâyât ve Kıssadan Hisse adıyla yayım lamıştır. • Çoğunlukla romantizmin etkisinde yazdığı hikâyelerinde yanlış Batılılaşma, kadın, eğitim, kölelik, aşk ve evlilik gibi temaları işlemiştir. • Hikâyelerinde olayın akışına müdahale etmiş; sık sık okuyucuya, bazen de kendine seslenmiştir. • Hikâyelerinde halkın anlayacağı sade bir dil kullanmıştır. • Türk edebiyatında Batılı anlamda hikâyenin ilk örneği kabul edilen Küçük Şeyler’i yazmıştır. • ‘‘Sanat için sanat’’ anlayışını benimsemiştir. • Realizmin etkisinde yazdığı hikâyelerinde küçük, önemsiz konu ve olayları; insanın iç dünyasındaki hassasiyetleri işlemiştir. • Hikâyelerinde -özellikle betimlemelerinde- ağır bir dil kullanmıştır. • Hikâyeleri, romanına göre teknik açıdan güçlüdür. TANZİMAT DÖNEMİ’NDE HİKÂYENİN GENEL ÖZELLİKLERİ TANZİMAT DÖNEMİ’NDE HİKÂYENİN TEMSİLCİLERİ Ahmet Mithat Efendi (1844-1912) Sami Paşazade Sezai (1859-1936) tanzimat ve servetifünun dönemi türk hikâyesi TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 108 MEBİ KONU ÖZETLERİ • İlk hikâyelerinde romantizmden, sonrakilerde ise realizm ve natüralizmden etkilenmiştir. • Hikâye konularını İstanbul dışına çıkarmış, eserlerinde sade bir dil kullanmıştır. • Hikâye türünün edebiyatımızdaki ilk yetkin örneklerini vermiştir. • Hikâyelerinde aşk, yoksulluk, aile içi problemler, hayvan sevgisi, esaret gibi pek çok konuyu işlemiştir. • Romanlarında İstanbul dışına çıkmayan sanatçı, hikâyelerinde Anadolu ve köy yaşamına yer vermiştir. • Hikâyelerinin dili romanlarına göre daha sadedir. • ‘‘Sanat için sanat’’ anlayışını benimsemiştir. • Muhsin Bey hikâyesinde romantik bir aşkı anlatırken hatıra tekniğiyle kaleme aldığı Şemsâ hikâyesinde kendi haya tından kesitler sunmuştur. • Servetifünun Dönemi’nde geleneksel anlayışlar terk edilmiş, hikâye biçim ve içerik olarak olgunlaşmış, anlatımda estetiğe önem verilmiştir. • Dönemin sanatçısı Halit Ziya Uşaklıgil, Batılı anlamda yetkin hikâye örnekleri vermiştir. • Türk hikâyesi artık ustaca kurgulanmış bir tür hâline gelmiştir. • Bu dönemde betimlemeler işlevsellik kazanmış, olayın anlaşılması için araç olarak kullanılmıştır. • Hikâyelerde toplumsal ve siyasal konulardan uzak durulmuş, bireysel konular işlenmiştir. • Hikâyeler, realizmin etkisiyle yazılmıştır. • Hikâyelerde dil, romanlara göre daha sadedir. Nabizâde Nazım (1863-1893) Halit Ziya Uşaklıgil (1865-1945) SERVETİFÜNUN DÖNEMİ’NDE HİKÂYENİN TEMSİLCİLERİ Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914) SERVETİFÜNUN DÖNEMİ’NDE HİKÂYENİN GENEL ÖZELLİKLERİ Yadigârlarım, Haspa, Zavallı Kız, Bir Hatıra, Sevda, Hâlâ Güzel, Seyyie-i Tesamüh HİKÂYELERİ Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası, Bir Muhtıranın Son Yap rakları, Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Sepette Bulun muş, Onu Beklerken, Hepsinden Acı HİKÂYELERİ tanzimat ve servetifünun dönemi türk hikâyesi TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 109 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Eserlerinde Halit Ziya’nın etkisinde kalmıştır. • Hikâyelerinde toplumsal konulara yer vermemiş; kadın, evlilik, ihanet, kıskançlık, hastalık, ölüm fikri ve bunların sebep olduğu kötümserlik gibi konuları işlemiştir. • Hikâyelerinde şairane ve süslü bir üslup kullanmıştır. • Hikâyelerinde İstanbul’da yaşayan azınlıkları, seçkin kişileri anlatmıştır. • Edebiyatımızda natüralizmin önemli temsilcilerindendir. • ‘‘Toplum için sanat’’ anlayışını benimsemiştir. • Sokağı edebiyata taşıyan yazar olarak bilinir. • Hikâyelerini herkesin kolayca okuyup anlayabileceği bir dille yazmıştır. • Eserlerinde Ahmet Mithat geleneğini sürdürmüş, anlatımın akışına karışarak kendi duygu ve düşüncelerini aktarmıştır. Mehmet Rauf (1875-1931) Hüseyin Cahit Yalçın (1875-1957) Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944) Kadın İsterse, Aşıkâne, Bir Aşkın Tarihi, Son Emel, İhti zar, Pervaneler Gibi HİKÂYELERİ Hayat-ı Muhayyel, Niçin Aldatırlarmış, Hayat-ı Hakikiye Sahneleri HİKÂYELERİ Kadınlar Vaizi, Katil Buse, Gönül Ticareti, Melek Sanmış tım Şeytanı, İki Hödüğün Seyahati HİKÂYELERİ AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 110 MEBİ KONU ÖZETLERİ MILLÎ EDEBIYAT DÖNEMI TÜRK HIKÂYESI • Eserler, “Türkçülük” akımının etkisiyle ve “edebiyatta ulusal kaynaklara dönme” düşüncesiyle yazılmıştır. • Sanatçılar, sade dille ve hece ölçüsüyle yerli hayatı yansıtmayı amaç edinmişlerdir. • Dilde sadeleşme hareketi, 1911’de Genç Kalemler dergisinde Yeni Lisan makalesinde ileri sürülen görüşler doğrul tusunda başlamıştır. • Millî Edebiyat Dönemi’nde sanatçılar, konuşma dilini yazı dili hâline getirmeyi amaçlamışlar ve bu doğrultuda eserler vermişlerdir. • Millî Edebiyat Dönemi hikâyelerinin ortak amacı; ülke sorunlarına ağırlık vermek, bunların üstesinden gelebilecek kahramanlar ve düşünceler geliştirmek, betimleme ve çözümlemede gerçekçiliğe doğru gitmektir. • Bu dönemde teknik yönden başarılı hikâyeler yazılmıştır. • Millî Edebiyat akımıyla birlikte hikâyede toplumsal ve siyasi sorunlar işlenmeye başlanmıştır. • Dilde sadeleşme anlayışı çerçevesinde yazıda konuşma dili hâkim olmuştur. • Hikâyelerde realizme bağlı kalınmıştır. • Hikâyelerde başarılı betimlemeler yapılmıştır. • Hikâyelerde; Anadolu insanının içinde bulunduğu ağır savaş koşullarının getirdiği acılar ve yoksulluk, Türkçü lük, ilerleme-çağdaşlaşma, batıl inançlar ve cehalet gibi temalar işlenmiştir. • Bu dönem sanatçıları, hikâyelerini Maupassant tekniğine göre yazmış ve bu konuda kendilerinden sonra gelen hikâ yecilere örnek olmuşlardır. • Ömer Seyfettin, Türk hikâyeciliğinde yeni bir çığır açmıştır. • Ayrıca Refik Halit Karay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Aka Gündüz döne min hikâye türünde eser veren önemli isimleridir. • Millî Edebiyat akımının ve çağdaş Türk öykücülüğünün öncülerindendir. • Edebiyatımızda Maupassant tarzı öykünün temsilcilerindendir. • Selanik’te çıkan Genç Kalemler dergisinde yayımladığı Yeni Lisan makalesinde sade halk dilini savunan bir idealist olarak yazı hayatına başlamıştır. • Hikâyelerinde realizmin etkisiyle gerçekçi gözleme önem vermiştir. • Eserlerinde tasvir ve tahlile değil olaya önem vermiş, olayları genelde beklenmedik bir sonla bitirmiştir. • Hikâyelerinin konuları çok çeşitlidir: Balkan Savaşı (Beyaz Lale, Bomba), tarih (Başını Vermeyen Şehit, Topuz, Forsa, Pembe İncili Kaftan), çocukluk ve gençlik anıları (Falaka, And, Kaşağı, İlk Namaz), günlük hayat ve kişiler (Perili Köşk, Bahar ve Kelebekler, Yüksek Ökçeler)... MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ (1918-1923) MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ TÜRK HİKÂYESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ TÜRK HİKÂYESİNİN TEMSİLCİLERİ Ömer Seyfettin (1884-1920) millî edebiyat dönemi türk hikâyesi TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 111 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Kendine özgü üslubu ve üstün gözlem yeteneğiyle Türk edebiyatında olay hikâyeciliğinin öncüleri arasında yer almıştır. • Hikâyelerinde İstanbul’un kenar semtlerini ve Anadolu’nun küçük kasaba ve köylerindeki insanların günlük, sade ve küçük hayatlarını ele almıştır. • Hikâyelerini realizmin etkisinde ve sade dille yazmıştır. • Memleket Hikâyeleri’nde Anadolu insanının yaşam mücadelesini yerinde gözlemleyerek farklı boyutlarıyla anlatmış, Gurbet Hikâyeleri’nde eski Osmanlı coğrafyasını insan-tabiat- yaşam üçgeninden ele almıştır. • Servetifünun zevk ve anlayışını yansıtan Bir Serencam ve Rahmet’teki hikâyelerinde ferdî ve ailevi konuları işlemiş, Milli Mücadele yıllarında düşman zulmünden canlı sahneler taşıyan Millî Savaş Hikâyeleri’nde toplum meselelerine yönelmiştir. • Harap Mabetler’de ölüm, yaşam, inanç, felsefe gibi konuları; Dağa Çıkan Kurt’ta Birinci Dünya Savaşı sonunda işgal edilen ülkenin durumunu, Yunan işgalinin yarattığı olayları, ateşkes dönemini anlatmıştır. • Hikâyelerinde yurdun çeşitli yerlerindeki olumlu-olumsuz görünümleri, bozulan insani değerleri ve ahlak yapısını, yan lış Batılılaşmayı, batıl inanışları anlatmıştır. • Eski Ahbap, Tanrı Misafiri, Sönmüş Yıldızlar, Roçild Bey hikâyelerinden bazılarıdır. • Türk Kalbi ve Türk’ün Kitabı adlı hikâye kitaplarında Türklük gurur ve bilinci, Türklerin yaşadığı bazı savaşlar ve kar şılaştıkları zulümler, misafirperverlik, sıla hasreti çeken askerlerin ve ailelerin duydukları özlem gibi konuları işlemiştir. Refik Halit Karay (1888-1965) Yakup Kadri Karaosmanlığı (1889-1974) Halide Edip Adıvar (1882-1964) Reşat Nuri Güntekin (1889-1956) Aka Gündüz (1885-1958) AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 112 MEBİ KONU ÖZETLERİ CUMHURIYET DÖNEMI TÜRK HIKÂYESI 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 1923-1940 CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK HİKÂYESİ CUMHURIYET’IN İLK HIKÂYECILERI • Cumhuriyet Dönemi’nin ilk hikâyecilerinin çoğu, sanat hayatlarına Cumhuriyet’ten önce başlamıştır. • Millî Edebiyat sanatçılarından Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin, Refik Halit Karay, Aka Gündüz; Cumhuriyet’in ilk yıllarında hikâye türünde eser vermeye devam etmiştir. Servetifünun Döne mi’nde bağımsız bir isim olarak öne çıkan Hüseyin Rahmi Gürpınar, II. Meşrutiyet yıllarında hikâye yazmaya baş layan Memduh Şevket Esendal ve 1920’den önce hikâyeler kaleme almaya başlayan Sadri Ertem de bu dönemde hikâye türünde eser veren sanatçılardandır. • Bu dönemde hikâye türünde eser veren Sait Faik Abasıyanık, Kenan Hulusi Koray, Sabahattin Ali ve Nahit Sırrı Örik ise sanat hayatlarına Cumhuriyet’ten sonra başlamıştır. • Cumhuriyet’in ilk yıllarında Anadolu, Anadolu insanının yaşantısı, Millî Mücadele, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte ger çekleştirilen yenilikler hikâyelerde işlenen başlıca konulardır. Bu konulara ilerleyen yıllarda günlük hayat, işçi-işveren ilişkileri, kasaba ve köy sorunları da eklenir. • Bir yandan olay hikâyesi yöntemi daha da gelişirken diğer yandan Memduh Şevket Esendal ve Sait Faik Abasıyanık ile durum hikâyelerinin yaygınlaşmaya başlaması hikâye yazma yönteminde yapılan değişiklikte ilk adımlar olarak önem taşır. • Tarık Buğra hikâyelerinde bireyin iç dünyasını öne çıkaran yazarlardan biridir. Edebiyata hikâye ile başlayan sanatçı, Oğlumuz isimli hikâyesi ile Cumhuriyet gazetesinin açtığı yarışmada ikinci olarak çıkışını gerçekleştirir. Sanatçı için hayat ve insanın anlamı dışta değil içtedir. Dolayısıyla onun hikâyelerinde asıl olan, insanın iç dünyasıdır. Oğlumuz, Yarın Diye Bir Şey Yoktur, İki Uyku Arasında sanatçıya ait hikâye kitaplarıdır. • Farklı türlerde eser vermiş olan Ahmet Hamdi Tanpınar da bireyin iç dünyasını öne çıkaran hikâyeler yazmıştır. Hikâyelerini Abdullah Efendi’nin Rüyaları ve Yaz Yağmuru adı altında kitaplaştırmıştır. Sanatçı daha çok hatıra ve gözlemlerinden hareket eder, insanın iç dünyası üzerinde yoğunlaşır. Yazarın, zengin bir felsefe, tarih ve psikoloji birikimi ile kaleme aldığı hikâyelerinde sağlam ve şiirsel bir dil ve üslubu vardır. Memduh Şevket Esendal (1884-1952) Hikâye: Otlakçı, Temiz Sevgiler, Mendil Altında, Ev Ona Yakıştı, Sahan Külbastısı, Veysel Çavuş, Bir Kucak Çiçek, İhtiyar Çilingir, Hava Parası, Bizim Nesibe, Kelepir, Gödeli Mehmet Roman: Ayaşlı ve Kiracıları, Miras, Vassaf Bey Sait Faik Abasıyanık (1906-1954) Hikâye: Semaver, Sarnıç, Şahmerdan, Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi, Havada Bulut, Kumpanya, Havuz Başı, Son Kuşlar, Alemdağ’da Var Bir Yılan, Az Şekerli Roman: Medarı Maişet Motoru, Kayıp Aranıyor Sadri Ertem (1898-1943) Hikâye: Silindir Şapka Giyen Köylü, Bacayı İndir Bacayı Kaldır, Korku, Bay Virgül, Bir Şehrin Ruhu Roman: Çıkrıklar Durunca, Bir Varmış Bir Yokmuş, İmparatoriçe ve Saray, Düşkünler, Yol Arkadaşları Sabahattin Ali (1907-1948) Hikâye: Değirmen, Kağnı, Ses, Sırça Köşk, Yeni Dünya Roman: Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan, Kürk Mantolu Madonna Kenan Hulusi Koray (1906-1943) Hikâye: Bir Yudum Su, Bahar Hikâyeleri, Son Öpüş, Bir Otelde Yedi Kişi Roman: Osmanoflar cumhuriyet dönemi türk hikâyesi 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 113 MEBİ KONU ÖZETLERİ Nahit Sırrı Örik (1895-1960) Hikâye: Kırmızı ve Siyah, Sanatkârlar, Eski Resimler, Colére de Sultan, Eve Düşen Yıldırım Roman: Kıskanmak, Sultan Hamid Düşerken, Yıldız Olmak Kolay mı? Oyun: Sönmeyen Ateş, Muharrir 1940-1960 CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK HİKÂYESİ 1940-1960 döneminde hikâye türünde farklı eğilimler görülmeye başlanmıştır. Bu eğilimler şunlardır: • Bireyin iç dünyasını esas alan hikâye • Toplumcu gerçekçi hikâye • Millî ve dinî duyarlılıkları yansıtan hikâye • Modernist hikâye BİREYİN İÇ DÜNYASINI ESAS ALAN HİKÂYE Peyami Safa, Samet Ağaoğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar, Tarık Buğra gibi bazı sanatçılar bireyin iç dünyasını anlatmayı amaçlamıştır. Bu sanatçıların hikâyelerinin genel özellikleri şunlardır: • İnsanı sosyoekonomik yönüyle değil psikolojik yönüyle anlatmayı amaç edinmişlerdir. • Psikoloji ve psikiyatri bilimlerinden ve psikanaliz yönteminden yararlanılmıştır. • Eserlerde psikolojik çözümlemeler önemli bir yer tutmuştur. • Özellikle iç konuşma, bilinç akışı gibi teknikler kullanılmıştır. • Sanatsal bir dil kullanılmış, estetiğe önem verilmiştir. • İnsanın iç dünyası, yalnızlık duygusu, bireyin kimlik sorunu, kişi toplum çatışması, yabancılaşma gibi sorunlar ele alınmıştır. • Daha çok romanları ile tanınan Peyami Safa, Alemdâr gazetesinin açtığı hikâye yarışmasında kazandığı birincilik le edebiyat dünyasına adım atmıştır. Gençliğimiz, Siyah Beyaz Hikâyeler, İstanbul Hikâyeleri, Ateş Böcekleri, Süngülerin Gölgesinde hikâye kitaplarından bazılarıdır. Sanatçı, insan psikolojisini anlatmada kullandığı tahlil, iç konuşma ve bilinç akışı tekniklerinde son derece başarılıdır. • Türk edebiyatında insan psikolojisi üzerinde en fazla duran hikâyeci Samet Ağaoğlu’dur. Onun hikâye kahramanları sürekli bir şeyler soran, bir şeyler arayan, sonra da kadere ve hayatın akışına kendilerini bırakan buhranlı insanlardır. Strazburg Hatıraları, Zürriyet, Öğretmen Gafur, Büyük Aile, Hücredeki Adam, Katırın Ölümü yazarın hikâye kitaplarıdır. TOPLUMCU GERÇEKÇİ HİKÂYE 1930’lu yıllarda Sadri Ertem ve Sabahattin Ali’nin ilk örneklerini verdiği toplumcu gerçekçi hikâye eğilimi, 1940’tan sonra Kemal Tahir, Kemal Bilbaşar, Orhan Kemal, Samim Kocagöz, Talip Apaydın, Necati Cumalı, Fakir Baykurt gibi sa natçılarla devam eder. Bu sanatçıların hikâyelerinin genel özellikleri şunlardır: • Marksist ideoloji etrafında şekillenmiş; olaylar ve kişiler bir düşünceyi doğrulamak, haklı göstermek üzere düzenlen miştir. • Yazarlar görüşlerini toplumla paylaşabilmek, halkı aydınlatmak için edebiyatı araç olarak kullanmıştır. • Anadolu coğrafyası, halkın sorunları, köy hayatı ve köylülerin sorunları, büyük şehirlere göçün ortaya çıkardığı prob lemler ele alınmıştır. • Öykü türündeki ilk denemelerini Köy Enstitüsü'nde öğrenci iken yazmaya başlayan Talip Apaydın, öykülerinde Anado lu'nun köy ve kasaba hayatını, köylülerin yaşadığı çeşitli sıkıntıları sade ve akıcı bir dille işlemiştir. Ateş Düşünce, Öte Yakadaki Cennet, Koca Taş, Yolun Kıyısındaki Adam, Kökten Ankaralı, Hendek Başı, Hem Uzak Hem Yakın, Karabasan, Sıra Dışı Öyküler hikâye kitaplarıdır. cumhuriyet dönemi türk hikâyesi 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 114 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Toplumcu gerçeklilik akımının önemli temsilcilerinden Orhan Kemal, hikâyelerinde işçi ve küçük memur gibi orta ta baka; dilenci, çöpçü gibi alt tabaka insanının hayat mücadelesini ele almıştır. Hikâye kitapları Ekmek Kavgası, Sar hoşlar, Çamaşırcının Kızı, 72. Koğuş, Grev, Arka Sokak, Kardeş Payı, Babil Kulesi, Dünyada Harp Vardı, İşsiz, Önce Ekmek’ tir. • Romanlarıyla tanınan Kemal Tahir, Göl İnsanları kitabında bir araya getirdiği dört uzun öyküsünde kitabında bir araya getirdiği dört uzun öyküsünde köylü tipleri ya da şehirde çalışan gurbetçi köylülerin yaşam öykülerini işlemiştir. Konuları klasik sağlamlıkla örmüş, törelerin ve çevrelerin betimlerine geniş yer vermiştir. • Hikâyelerini Anadolu’dan Hikâyeler, Cevizli Bahçe, Pazarlık, Pembe Kurt, Üç Bulutlu Hikâyeler, Irgatların Öfkesi isimli kitaplarında toplayan Kemal Bilbaşar, daha çok memleket hikâyeleriyle dikkati çekmiştir. Sanat hayatına hikâye ile başlayan yazar, genellikle konularını Kuzey Anadolu ve Batı Anadolu bölgesi kasaba insanlarının hayatlarından almıştır. • Yazı hayatına şiirle başlayan Fakir Baykurt toplumcu sanat anlayışını benimsemiş, daha çok kırsal kesimdeki insan ların sorunları üzerinde yoğunlaşmıştır. Son dönem hikâyelerinde Almanya’da çalışan işçilerin yaşadıkları sıkıntı ve çatışmaları ele almıştır. Hikâyelerinden bazıları Çilli, Efendilik Savaşı, Karın Ağrısı, Anadolu Garajı, On Binlerce Kağnı, Can Parası, İçerdeki Oğul, Sınırdaki Ölü ’dür. • Bir başka toplumcu gerçekçi hikâyeci Samim Kocagöz’dür. Memleket hikâyeleri çerçevesinde değerlendirebilecek yüz elli civarındaki hikâyesinde büyük ölçüde Söke ve civarındaki insanların hayatlarını anlatır. Hikâyelerinin özünü, geleneksel üretim tarzı ile endüstriyel üretim tarzı arasındaki çatışmalar oluşturur. Telli Kavak, Sığınak, Sam Amca, Cihan Şoförü, Ahmet’in Kuzuları, Yolun Üstündeki Kaya, Yağmurdaki Kız Alandaki Delikanlı, Zar Kanat, Gece nin Soluğu ve Baskın hikâyelerini topladığı kitaplardır. • Şiirle edebiyat dünyasına adımını atan Necati Cumalı, daha sonra hikâye, roman ve oyunlar yazmıştır. Tütün işçi lerinin problemleri, köylünün tabiatla mücadelesi, kadın-erkek ilişkileri üzerinde durmuştur. Hikâyeleri; Yalnız Kadın, Değişik Gözle, Susuz Yaz, Ay Büyürken Uyuyamam, Makedonya 1900, Kente İnen Kaplanlar adlarıyla yayımlan mıştır. • Hikâyelerinde ironiyi öne çıkaran yazarlardan biri olan Rıfat Ilgaz; Radarın Anahtarı, Don Kişot İstanbul’da, Kes meli Bunları, Şevket Usta’nın Kedisi, Garibin Horozu isimli kitaplarında topladığı hikâyelerinde sosyal eleştiri ile mizahı birlikte götürmüştür. MİLLÎ-DİNÎ DUYARLILIĞI YANSITAN HİKÂYE Hüseyin Nihal Atsız, Bahaettin Özkişi ve Mustafa Necati Sepetçioğlu millî ve dinî duyarlılıkları yansıtan hikâyeler yazmışlardır. Bu sanatçıların hikâyelerinin genel özellikleri şunlardır: • Milli Edebiyat Akımı’nın devamı gibi algılanabilecek bu eserlerde Anadolu, savaş yılları, geleneksel değerler, millî kültür, tarih bilinci ve ahlaki hassasiyetler ön plandadır. • Geçmişin kültürel zenginlikleri, kahramanlıklar, dini hassasiyetler, İstanbul'un geleneksel sosyal dokusundan kesitler işlenmiştir. • Millî kaynaklardan, Türk mitolojisinden ve destanlardan etkilenerek idealize edilmiş karakterlere yer verilmiştir. • Din duygusunun ön plana çıkarıldığı eserlerde dinî yaşama ait unsurlar, İslamiyet'in birey üzerindeki olumlu etkileri anlatılmıştır. • Gerçekçi betimlemelere yer verilmiş, yalın bir üslup kullanılmıştır. • Yazarlar savundukları görüşleri kahramanlar üzerinden vermeye çalışmıştır. • Türkçülük ve Turancılığın ateşli bir savunucusu olan Hüseyin Nihal Atsız, yazdığı romanlarla tanınmıştır. Hayatı bo yunca sadece beş hikâye yayımlamış, bu hikâyeler sağlığında kitaplaştırılmamıştır. Hikâyelerin temel konusu, savaş lar ve bu savaşlarda şehit düşmüş kahraman askerlerdir. • Hikâyeciliği romancılığının gerisinde kalan Bahattin Özkişi, Bir Çınar Vardı adlı hikâye kitabını 1959’da yayımlar. Bireyi anlatırken toplumu, toplumu anlatırken de bireyi bütün zaaf ve meleksi yönleriyle ortaya koyan sanatçının diğer hikâyeleri, Göç Zamanı ve Papağan Dedi ki ’dir. • Sanatın millî olduğuna inanan ve bu yüzden konusunu Türk milletinin yapısında aradığını söyleyen Mustafa Necati Sepetçioğlu, 1955 yılında dokuz hikâyeden oluşan Abdürrezzak Efendi ’yi yayımlar. Menevşeler Ölmemeli yazarın bir diğer hikâye kitabıdır. cumhuriyet dönemi türk hikâyesi 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 115 MEBİ KONU ÖZETLERİ CUMHURIYET DÖNEMI TÜRK HIKÂYESI 1 MODERNİST HİKÂYE VE TEMSİLCİLERİ Nezihe Meriç, Yusuf Atılgan, Ferit Edgü, Vüs'at O. Bener, Bilge Karasu hikâyelerinde modernist anlayışı benimsemiş yazarlardır. Bu sanatçıların hikâyelerinin genel özellikleri şunlardır: • Modernist hikâyelerde bireyin karmaşık zihin dünyası, bunalımları, yerleşik değerlere isyan ele alınmıştır. • İnsan, karmaşık bir varlık olarak sunulmuş; bireyin kozmik yalnızlığı vurgulanmıştır. • Dil ve anlatımda geleneksel tekniklerin dışına çıkılmış, şiirsel ve çağrışımlara açık bir dil kullanılmıştır. • Eserlerde bilinç akışı tekniği kullanılmıştır, diyaloglara ve hikâye etmeye pek yer verilmemiştir. • Yaşamın çok boyutlu ve kavranması zor gerçeklerden oluştuğu savunulmuştur. • Kronolojik zaman akışına uyulmamış, kahramanın farklı zaman dilimindeki yaşantıları eş zamanlı bir biçimde ortaya konulmuştur. • Olaylar değil olayların kişi üzerinde bıraktığı etkiler ön plan çıkarılmış; anlatılanlar kişilerin iç dünyasının süzgecinden geçirilerek verilmiştir. • Merak ögesi geri plana itilmiş, kahramanların iç dünyasının açığa çıkarılması amaçlanmıştır. Yusuf Atılgan (1921-1989) Hikâye: Bodur Minareden Öte Roman: Aylak Adam, Anayurt Oteli, Canistan Bilge Karasu (1930-1995) Hikâye: Troya’da Ölüm Vardı, Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı, Kısmet Büfesi Roman: Gece, Kılavuz Anlatı: Göçmüş Kediler Bahçesi Nezihe Meriç (1924-2009) Hikâye: Bozbulanık, Topal Koşma, Menekşeli Bilinç, Dumanaltı, Bir Kara Derin Kuyu, Yandırma, Çisenti, Gülün İçinde Bülbül Sesi Var Roman: Korsan Çıkmazı, Boşlukta Mavi, Alacaeren, Oradan da Geçti Kara Leylekler Vüs'at O. Bener (1925-2005) Hikâye: Dost, Yaşamasız, Siyah-Beyaz, Mızıkalı Yürüyüş, Kara Tren, Kapan Roman: Buzul Çağının Virüsü, Bay Muannit Sahtegi’nin Notları Ferit Edgü (1936-) Hikâye: Kaçkınlar, Bozgun, Av, Çığlık Roman: Kimse, O AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 116 MEBİ KONU ÖZETLERİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI • Başlangıcından bugüne önemli değişimler geçiren Türk hikâyesi, Cumhuriyet Dönemi’nde teknik ve muhteva yönünden gelişmiştir. Bu gelişim süreci 1960 sonrasında da devam etmiştir. • 1960’tan sonra asker ihtilallerin doğurduğu sosyal, siyasi ve ekonomik çalkantılar, 1950’den sonra giderek yoğunlaşan köy ve kasabadan büyük şehirlere göç, toplumun çeşitli ideolojiler etrafında kamplaşması gibi iç gelişmelerin hikâye türü üzerinde büyük etkisi olmuştur. • Hikâye türünün özellikleri tartışılmış, bu tartışmaların bir sonucu olarak hikâyede kurgu ve içerik bakımından yenilikçi gelişmeler yaşanmıştır. • Hikâye türünde eser veren yazar sayısının artması ile hikâye türündeki eserlerde hem konu hem anlayış olarak bir çeşitlilik ortaya çıkmıştır. • Türk hikâyesi 1970 özellikle 1980 sonrasında, neredeyse yüzyıldır devam edegelen ve gelenekleşmiş bulunan hikâyeden farklı ve yeni birtakım arayışlara sahne olmuştur. • İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra giderek sertleşen soğuk savaş şartları, varoluşçuluk ve özellikle hızla bütün dünyayı saran postmodernizm gibi dış gelişmeler de hikâye türü üzerinde etkili olmuştur. KÜÇÜREK HİKÂYE • Küçürek hikâye; Türk edebiyatında minimal öykü, çok kısa öykü, öykücük, kısa kısa öykü, kıpkısa öykü, sımsıkı öykü, kısa kurmaca, kısa öykü gibi adlandırmalarla da bilinmektedir. • Hikâyenin bir alt dalı olarak 20. yüzyılın sonlarında Batı edebiyatında ortaya çıkmıştır. • Kısa, yoğun ve düşündürücü niteliğiyle modern çağın gereksinimlerine cevap veren yeni bir türdür. • Kişi, zaman, mekân unsurları sınırlı bir şekilde yer aldığından hacmi küçüktür. • Az sayıda kelimeyle oluşturulan küçürek hikâyeler, yoğun anlatıma sahiptir. • Sadece bir anın saptanması ve en can alıcı noktasının yansıtılması amaçlanır. • Şiirde olduğu gibi çoğu zaman imgeler kullanılır. Bir şeyleri ima ederek geçer ve pek çok ayrıntıyı anlatmaz, bu noktada okura büyük iş düşer. • Sezdirmeye dayanan bu hikâyeler yorumlanmaya ve çağrışıma açık metinlerdir. • Küçürek hikâye; ortaya herhangi bir bildiri koymaz, nasihat etmez, karakter geliştirmez, okuyucuyu bir yere taşımaz. • Ferit Edgü, Haydar Ergülen, Hulki Aktunç, Necati Tosuner, Vüs’at O. Bener, Murat Yalçın gibi sanatçılar küçürek hikâye tarzında eser veren sanatçılardandır. Kısa hikâye ile küçürek hikâyenin farkları şunlardır: • Kısa hikâye göze çarpan ve kendine özgü bir konuya, izleğe ve yapıya sahipken küçürek hikâyede belirgin bir olay örgüsü bulunmaz. • Kısa hikâyede kişiler belli bir şekilde gelişme, çoğalma gösterirken küçürek hikâye anlık düşünüşlerin bir parıldaması olduğu için böyle bir durum söz konusu değildir. • Kısa hikâye, bazen bir değişim sürecini bazen de kısa bir zamanı içerirken küçürek hikâye, zamanın en küçük birimi olan anı dile getirir. • Kısa hikâyelerde mekân betimlemeleri kullanılabilir, küçürek hikâyenin mekânı betimlemesi gibi bir olanağı yoktur. 1960 SONRASI CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK HİKÂYESİ CUMHURIYET DÖNEMI TÜRK HIKÂYESI 2 cumhuriyet dönemi türk hikâyesi 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 117 MEBİ KONU ÖZETLERİ 1960 SONRASI CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK HİKÂYECİLERİ Sevgi SoysaL (1936-1976) Hikâye: Tutkulu Perçem, Tante Rosa, Barış Adlı Çocuk Roman: Yürümek, Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, Şafak, Hoş Geldin Ölüm Erdal Öz (1935-2006) Hikâye: Yorgunlar, Kanayan, Havada Kar Sesi Var, Sular Ne Güzelse, Cam Kırıkları Roman: Odalarda, Yaralısın, Gülünün Solduğu Akşam Füruzan (1932-2024) Hikâye: Parasız Yatılı, Kuşatma, Benim Sinemalarım, Gecenin Öteki Yüzü, Gül Mevsimidir, Yedi Öykü, Sevda Dolu Bir Yaz Roman: 47’liler, Berlin’in Nar Çiçeği Adalet Ağaoğlu (1929-2020) Hikâye: Yüksek Gerilim, Sessizliğin İlk Sesi, Hadi Gidelim, Hayatı Savunma Biçimi Leyla Erbil (1932-2024) Hikâye: Hallaç, Gecede, Eski Sevgili Roman: Tuhaf Bir Kadın, Karanlığın Günü, Mektup Aşkları, Cüce, Üç Başlı Ejderha, Kalan, Tuhaf Bir Erkek Demir Özlü (1935-2021) Hikâye: Bunaltı, Soluma, Boğuntulu Sokaklar, Öteki Günler Gibi Bir Gün, Aşk ve Poster, Stockholm Öyküleri, İstanbul Büyüsü, Geçen Yaz Kentte Kızlar, Şapka Deniz Kıyısı ve Yüz Roman: Bir Uzun Sonbahar, Bir Küçük Burjuvanın Gençlik Yılları, Bir Yaz Mevsimi Romansı, Tatlı Bir Eylül Tomris Uyar (1941-2003) Hikâye: İpek ve Bakır, Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi, Diz Boyu Papatyalar, Yürekte Bukağı, Yaz Düşleri/Düş Kışları, Gece Gezen Kızlar, Yaza Yolculuk, Sekizinci Günah, Otuzların Kadını, Aramızdaki Şey, Güzel Yazı Defteri Hulki Aktunç (1949-2011) Hikâye: Gidenler Dönmeyenler, Günebakan, Kurtarılmış Haziran, Ten ve Gölge, Bir Yer Göstericinin Hayatı, Güz Her Şeyi Bilir Şiir: Sır Kâtibi, Islıkla Tarihçe, Adresim Aynalar, Şarkılar, İnsan Aşklarının Külüdür, Istıraplar Ansiklopedisi Roman: Bir Çağ Yangını, Son İki Eylül Orhan Duru (1949-2011) Hikâye: Bırakılmış Biri, Denge Uzmanı, Ağır İşçiler, Yoksullar Geliyor, Şişe, Bir Büyülü Ortam, Fırtına, Yeni ve Sert Öyküler, Düşümde ve Dışımda, Kazı, Küp Sevim Burak (1931-1983) Hikâye: Yanık Saraylar, Afrika Dansı Oyun: Sahibinin Sesi, Everest My Lord cumhuriyet dönemi türk hikâyesi 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 118 MEBİ KONU ÖZETLERİ Oğuz Atay (1934-1977) Hikâye: Korkuyu Beklerken Roman: Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Bir Bilim Adamının Romanı, Eylembilim Oyun: Oyunlarla Yaşayanlar Nazlı Eray (1945-) Hikâye: Mösyö Hıristo, Ah Bayım Ah, Geceyi Tanıdım, Hazır Dünya, Eski Gece Parçaları, Yoldan Geçen Öyküler, Aşk Artık Burada Oturmuyor, Kapıyı Vurmadan Gir Roman: Pasifik Günleri, Orphee, Yıldızlar Mektup Yazar, Arzu Sapağında İnecek Var, Ay Falcısı, İmparator Çay Bahçesi, Uyku İstasyonu, Deniz Kenarında Pazartesi, Aşkı Giyinen Adam Pınar Kür (1945-) Hikâye: Bir Deli Ağaç, Akışı Olmayan Sular, Hayalet Hikâyeleri Roman: Yarın… Yarın…, Küçük Oyuncu, Asılacak Kadın, Bitmeyen Aşk, Bir Cinayet Romanı, Sonuncu Sonbahar, Cinayet Fakültesi Beşpeşe İnci Aral (1944-) Hikâye: Ağda Zamanı, Kıran Resimleri, Uykusuzlar, Sevginin Eşsiz Kışı, Gölgede Kırk Derece, Ruhumu Öpmeyi Unuttun, Olmayan Sular, Hayalet Hikâyeleri Roman: Ölü Erkek Kuşlar, Yeni Yalan Zamanlar, Hiçbir Aşk, Hiçbir Ölüm, Mor, Taş ve Ten Rasim Özdenören (1940-2022) Hikâye: Çözülme, Çok Sesli Bir Ölüm, Çarpılmışlar, Hastalar ve Işıklar, Denize Açılan Kapı, Kuyu, Hışırtı, Ansızın Yola Çıkmak, İmkânsız Öyküler Roman: Gül Yetiştiren Adam Mustafa Kutlu (1947-) Hikâye: Ortadaki Adam, Gönül İşi, Yokuşa Akan Sular, Yoksulluk İçimizde, Ya Tahammül Ya Sefer, Bu Böyledir, Sır, Hüzün ve Tesadüf, Uzun Hikâye, Beyhude Ömrüm, Mavi Kuş, Tufandan Önce, Rüzgârlı Pazar, Chef Sevinç Çokum (1943-) Hikâye: Eğik Ağaçlar, Bölüşmek, Makine, Derin Yara, Onlardan Kalan, Rozayla Ana, Bir Eski Sokak Sesi, Evlerinin Önü, Beyaz Bir Kıyı, Gece Kuşu Uzun Öter Roman: Zor, Bizim Diyar, Hilâl Görününce, Ağustos Başağı, Çırpıntılar, Karanlığa Direnen Yıldız, Deli Zamanlar, Gülyüzlüm, Gece Rüzgârları, Tren Burdan Geçmiyor AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 119 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ ROMAN TÜRÜ VE YAPI UNSURLARI TÜRK EDEBİYATI ROMANINDA İLKLER *İlk roman çevirisi: Telemak Yusuf Kamil Paşa *İlk yerli roman: Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat / Şemsettin Sami *İlk edebî roman: İntibah ve ilk tarihî roman: Cezmi / Namık Kemal *İlk realist roman: Araba Sevdası / Recaizade Mahmut Ekrem *Batılı anlamda ilk realist ve modern roman: Mai ve Siyah, ilk Batılı tekniğe uygun roman: Aşk-ı Memnu /Halit Ziya Uşaklıgil *İlk köy romanı: Karabibik, ilk psikolojik roman denemesi hatta ilk natüralist eser olan (tezli roman): Zehra / Nabizâde Nazım *İlk macera romanları: Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, ilk gezi romanı: Acâib-i Âlem, ilk tarihî roman denemesi: Yeniçeriler, ilk mektup roman denemesi: Felsefe-i Zenan ve ilk polisiye roman: Esrar-ı Cinayet / Ahmet Mithat Efendi *İlk psikolojik roman (tahlil romanı): Eylül / Mehmet Rauf *İlk kadın romancımız ve ilk eseri: Muhadarat / Fatma Aliye Hanım *Millî Mücadele'yi doğrudan işleyen ilk roman: Ateşten Gömlek / Halide Edip Adıvar *İlk dış Türkleri konu alan roman: Gönül Hanım / Ahmet Hikmet Müftüoğlu *İlk iç monolog tarzı roman: Bir Düğün Gecesi / Adalet Ağaoğlu *İlk postmodern roman: Tutunamayanlar / Oğuz Atay ROMAN TÜRÜ VE YAPI UNSURLARI • Yaşanmış ya da yaşanabilir olayları; yer, zaman, mekân ve kişi unsurlarıyla estetik biçimde anlatan yazı türüne roman denir. Gerçek yaşam yansıtılmaya çalışılırken anlatılan olay, çevre, kişiler geniş ve ayrıntılı verilir. Ana olay etrafında küçük olaylar da vardır. Romanın asıl kişisine başkahraman veya ana karakter denir. • Romanlar hikâye türünden; olay ve kişilere, tahlil ve tasvirlere, bir ana olay etrafında birçok küçük olaylara yer verme bakımından ayrılır. • Romanlar; serim, düğüm, çözüm planıyla yazılır. Serim (Giriş): Bu bölümde olayın geçtiği mekân ve kişiler tanıtılır. Düğüm (Gelişme): Romanın bütün yönleriyle anlatıldığı en geniş bölümüdür. Çözüm (Sonuç): Merak unsurunun bir sonuca bağlanarak giderildiği bölümdür. • Roman türünün ilk örneklerini 15. yüzyılda Rabelais, Gargaunta ve Pentegruel adlı eserleri ile vermiştir. Bu gün kü romana benzeyen ilk eser ise 16. yüzyılda Rönesans’tan sonra Givoanni Boccacio tarafından yazılmış olan Dekameron’dur. Cervantes Don Kişot’ u 16. yüzyılın sonlarına doğru yazılmıştır ve eser roman türünün ilk başarılı örneği kabul edilir. • Tanzimat’tan önce roman türünün yerini mesneviler, halk ve meddah hikâyeleri, dinî ve destani hikâyeler tut maktadır. Roman Türk edebiyatına Tanzimat'la girmiş, ilk olarak Yusuf Kâmil Paşa, Fransız yazar Fenelon’dan Telemaque (Telemak) adlı eseri çevirmiştir. • Modern Türk romanının kurucusu ise Halit Ziya Uşaklıgil kabul edilir. roman türü ve yapı unsurları TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 120 MEBİ KONU ÖZETLERİ ROMANIN YAPI UNSURLARI OLAY ÖRGÜSÜ • Olayların, yazar tarafından kurgulanarak sunulmasıdır. • Romanlar, temel bir olay etrafında gelişen ve iç içe geçmiş çok sayıda olaydan oluşur. • Romanda anlatılan olaylar hayattan alınabileceği gibi tarihten, anılardan, okunan kitaplardan da alınabilir KİŞİLER • Romanlarda olayları gerçekleştiren şahıslardır. Kişiler arasında başkarakter ve yardımcı karakterler bulunur. Şahıslar ayrıntılı olarak tanıtılır. Roman kişileri “tip” ve “karakter” olarak karşımıza çıkar: Tip: Belli bir sınıfı ya da belli bir insan eğilimini temsil eder, evrenseldir, genel özelliklere sahiptir. Tipler “uyum lu, duygusal, çalışkan, sosyal tip” gibi bireysel olmaktan ziyade; başkalarında da bulunan ortak özellikleri en belirgin şekilde temsil eden şahıs veya şahıs grubudur. Karakter: Romanda olumlu, olumsuz yönleri ile verilen, belirli bir tip özelliği göstermeyen kişilerdir. Karakter kendine özgüdür, genel değildir. Kendine özgü özellikleriyle insanın iç çatışmaları ve çıkmazlarını verme göre vini yüklenmiş roman şahıslarıdır. ÇEVRE (MEKÂN-YER): • Romanlardaki kişilerin yaşadığı, olayların geçtiği yerdir. • Çevre, okuyucuya betimleme yoluyla anlatılır. • Romanda olayların geçtiği ve kişilerin yaşadığı yerler ayrıntılı şekilde verilir. ZAMAN: • Romanlarda zaman kavramı belirgindir. Olaylar belirli bir zaman diliminde yaşanır. • Klasik romanda zaman “geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman” olmak üzere üç dilimde verilir. • Çağdaş romanda ise zamanlar arası geçiş yapılır ve iç içe değişik zaman dilimlerinden söz edilebilir. Birkaç zaman bir arada kullanılabilir. • Bilinç akışı tekniğiyle zamanda geriye dönüşler veya ileriye gidişler olabilir. ANLATICI ve BAKIŞ AÇISI: • Romanda mutlaka bir anlatıcı vardır. Anlatıcı; anlatmaya bağlı metinlerde, sesini farklı tonlarda duyduğumuz, gizli veya aşikâr kimliğine tanık olduğumuzdur. Okuyucu ile yazar arasında bağlantı sağlar. Özetle anlatıcının tutumu yazarın olaylara ve kişilere yaklaşımıdır. Kullanılan bakış açısına bağlı olarak da anlatıcının yaklaşımı olayları yönlendirir. • Romanda kullanılan anlatım tutumları, ( mizahi, olumlu, tenkit edici vb.) romanın dil ve üslubuna yansır. Ya zarın öznel veya nesnel anlatımı, olaylara verdiği tepki, yine olaylara müdahalesi de romanın verdiği mesajı etkiler. OLAY ÖRGÜSÜ KİŞİLER MEKÂN ZAMAN ANLATICI ve BAKIŞ AÇISI Romanların çoğunun fikirsel bir yönü de vardır. Olayların, durumların ve davranışların nedenleri araştırılır; kişilerin psikolojik tahlilleri yapılır ve olayların sonuçları üzerinde durulursa romanın ana düşüncesi ve yardımcı düşünceleri belirlenebilir. NOT roman türü ve yapı unsurları TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 121 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Romanda birinci veya üçüncü kişi anlatıcı kullanılır. Anlatıcının konumuna ise “bakış açısı” denir. Anlatmaya bağlı metinlerde “hâkim, kahraman ve gözlemci” bakış açısı kullanılır. 1. Hâkim Bakış Açısı: İlahî bakış açısı, Tanrısal bakış açısı olarak da bilinir. Genel olarak her şeyi bilendir. Yazara geniş imkân sağlar. Yazar bu sayede her şeyi bilir, görür, tahmin eder, hatta gelecekten haber verir. 2. Gözlemci (Müşahit / Objektif ) Bakış Açısı: Anlatıcının olayları ve kahramanları bir kamera gibi anlatma- sıdır. Anlatıcı; sadece gözlemlediklerini aktarır, kişilerin iç dünyalarından bahsetmez, dolayısıyla tarafsız bir bakış açısıdır. 3. Kahraman Bakış Açısı: Anlatıcının roman kahramanlarıyla özdeşleşmesi, dünyayı ve hayatı onların göz- leriyle görmesi, onların bakışıyla algılamasıdır. Birinci kişi anlatıcı kullanılır. Ben anlatım biçimi hâkimdir. Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu otobiyografik romandır ve bu özelliklere sahiptir. ROMANLA İLGİLİ KAVRAMLAR a) Konu • TDK Türkçe Sözlük’te “Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje” olarak açıklanan konu; edebiyat eserinde üzerinde durulan, ele alınıp işlenendir. Sözcüklere dönüştürülebilecek her şey konu olabilir. • Konular sanatçıya has değildir. Aynı konu farklı sanatçılar tarafından yüzyıllardır işlenebilmektedir. Aşk, ayrılık, ölüm, dostluk, paylaşmak gibi konular sayısız sanatçılar tarafından kullanılmıştır. b) Tema • “Öğretici veya edebî bir eserde işlenen konu, düşünce, görüş, tem, ana konu” olarak TDK Türkçe Sözlük’te açıklanan tema, bir edebî eserde işlenen konunun anlamca ortaya koyduğu ana yönelim, yani asıl anlatılmak istenendir. Kısaca yazarın eseri yazma amacıdır. c) Çatışma • Farklı düşünce yapısına veya yaşayış tarzına sahip olma ya da farklı kişilik özelliklerine sahip olma romanlarda çatışma olarak açıklanır. “Doğu-Batı, köylü-ağa, iyi-kötü, zengin-fakir” gibi düşünce tarzı ve yaşayış biçimi kar şılaştırılınca çatışma ortaya çıkar. • Romanlarda iç, dış, fiziksel ve doğa ile çatışma türleri görülebilmektedir. KONULARINA GÖRE ROMANLAR 1.Tarihî Roman: • Tarihteki olay ya da kişileri konu alan romanlardır. Yazar, tarihî gerçekleri kendi hayal gücüyle zenginleştirerek anlatır. Kahramanlar gerçek de hayalî de olabilir. Ancak anlatılanlar tarihî olaylara genellikle uygun olmalıdır. • Tarihî roman, romantizm etkisindedir. İlk örneğini İskoç yazar Valter Scott Waverley adlı eseriyle vermiştir. Daha sonra Gogol Taras Bulba, Victor Hugo Notre-Dame de Paris, Alexandre Dumas Üç Silahşörler ve Monte Kristo Kontu ile Walter Scott Ivanhoe, G.Faubert Salambo eserleriyle türü zenginleştirmiştir. • Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk tarihî roman, Namık Kemal’in Cezmi'sidir. Nihal Atsız’ın Bozkurtlar, Deli Kurt; Tarık Buğra’nın Küçük Ağa; Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı, Devlet Ana gibi romanları da bu türe örnektir. roman türü ve yapı unsurları TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 122 MEBİ KONU ÖZETLERİ 2. Macera (Serüven) Romanı: • Çevremizde sıkça rastlanmayan, esrarengiz olayları anlatan romanlardır. Kahramanlar çok hareketli, kurnaz, cesur ve kuvvetlidir. Macera romanlarında olayların geçtiği çevre değişkenlik gösterir. • Polisiye Roman yazarı Agatha Christie'nin Nil'de Ölüm, alışılmışın dışındaki yaşamları anlatan Egzotik Ro- manlar ve Piyer Loti'nin İzlanda Balıkçısı da bu gruba girer. Dünya edebiyatında Robert Louis Stevenson’ın Hazine Adası, Daniel Defo’nun Robinson Crusoe, Rudyard Kipling’in Çengel, Jules Verne'in İki Sene Mektep Tatili, Rudyard Kipling'in Kim adlı eserleri bu türün en tanınmış örnekleridir. • Türk edebiyatında Ahmet Mithat Efendi’nin Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Dünyaya İkinci Geliş; Peyami Safa’nın Cingöz Recai serisi bu türün örneklerindendir. 3. Sosyal Roman: • Toplumsal ve siyasi olayları, inançları, gelenek ve görenekleri eleştirel ve bilimsel açıdan ele alıp anlatan romanlardır. • Dünya edebiyatında Victor Hugo Sefiller, Dostoyevski Suç ve Ceza, Emile Zola Meyhane, John Steinback Gazap Üzümleri ; Türk edebiyatında Namık Kemal İntibah, Recaizade Mahmut Ekrem Araba Sevdası, Ahmet Mithat Efendi Felatun Bey ile Rakım Efendi, Orhan Kemal Bereketli Topraklar Üzerinde adlı romanları bu türe örnektir. • Bilimsel verilerle bir olayı savunan romanlara tezli roman denir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu Yaban, Hüseyin Rahmi Gürpınar Ben Deli miyim? romanları bu türdendir. • Toplumdaki çeşitli inanç ve gelenekleri anlatan romanlara töre romanı denir. Halide Edip Adıvar’ın Sinekli Bakkal adlı eseri töre romanıdır. • Tamamen eleştirisel bir yaklaşımla olayları sunan yergi romanına ise Yaşar Kemal’in İnce Memet serisi örnektir. • Bir yerin yöresel özelliklerini anlatan Fakir Baykurt’un Yılanları Öcü de mahallî romandır ve o da sosyal romanın çeşitlerindendir. 4. Psikolojik Roman (Tahlil Romanı): • Dışardaki olaylardan çok kahramanların iç dünyasını, ruh hâllerini ele alarak kişilerin toplumla ilişkilerini, bun- ların birbirinden nasıl etkilendiklerini anlatan romanlardır. • Psikolojik roman türünün ilk örneği Madame de la Fayette'in La Princesse de Cleves adlı eseridir.Genç Werther’in Acıları- Goethe, Suç ve Ceza - Dostoyevski de dünya edebiyatında tahlil romanına örnektir. Türk edebiyatında psikolojik romanın ilk örneği Mehmet Rauf’un Eylül adlı romanıdır. Peyami Safa’nın Matmazel Noralya’nın Koltuğu, Bir Tereddüdün Romanı, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu da bu türden romanlardır. roman türü ve yapı unsurları TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 123 MEBİ KONU ÖZETLERİ 5. Otobiyografik Roman: • Yazarın kendi yaşamını anlattığı romanlardır. Dünya edebiyatında Alphonse Daudet Küçük Şey ; Türk edebi- yatında da Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu bu türün örneklerindendir. 6. Bilimkurgu Romanı: • Tahmine dayalı bir anlatım yolu benimsenir. Varsayımlara dayanır. Geleceğe ait öngörülerde bulunulur. Olan- lardan çok olması istenilenler anlatılır. Ütopya diyebileceğimiz durumlar yer alır. • Jules Verne’in Ay’a Seyahat, Denizler Altında 20.000 Fersah romanları, bilimkurgu türünün örneklerindendir. 7. Fantastik Roman: • Anlatılan olaylar tamamen hayal ürünüdür. Roman kahramanları olağanüstü özelliklere sahiptir. Mekânlar, hayatta karşılaşamayacağımız cinstendir. Hayal, varsayım, abartma sıkça yer alır. Joanne Rowling-Harry Potter, J. R. R. Tolkien-Yüzüklerin Efendisi, C. S. Lewis- Narnia Günlükleri bu türün örneklerindendir. 8. Nehir Roman: • Bir kişinin, bir toplumun hayatındaki gelişmeleri ya da tarihî bir olayı birden fazla cilt hâlinde anlatan roman- lardır. Dünya edebiyatında Marcel Proust’un yedi ciltlik Kayıp Zamanın İzinde serisi, Emile Zola ve Balzac’ın bazı romanları ile Türk edebiyatında Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Mahur Beste, Sahnenin Dışındakiler, Huzur; Yaşar Kemal’in Demirciler Çarşısı Cinayeti, Yusufçuk Yusuf, Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu, Yol Ayrımı; Yaşar Kemal’in Ölmez Otu, Ortadirek, Yer Demir Gök Bakır; Tarık Buğra’nın Küçük Ağa, Küçük Ağa Ankara’da, Firavun İmanı; Nihal Atsız’ın Bozkurtlar, Bozkurtların Ölümü, Bozkurtlar Diriliyor romanları bu türe örnektir. 9. Estetik/Popüler Roman: • Belli biçim ve anlatım kaygıları ile yazılmış romanlardır. Gustave Flaubert estetik romanın en önemli yazarlarındandır. • Estetik romanlarda yazarın okuyucuya bir şeyler öğretme, dayatma, hatırlatma gibi amacı yoktur. Yazar; her daim iyi, güzel eser yazmanın peşindedir. Kişiler hareketlidir. Onlar roman boyunca duygusal ve düşünsel değişimler yaşarlar. roman türü ve yapı unsurları TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 124 MEBİ KONU ÖZETLERİ EDEBÎ AKIMLARINA GÖRE ROMANLAR 1. Klasik Roman: Eski tarihlerden günümüze gelen, hem kitleleri hem de romancıları yüzyıllardır etkileyen; biçim kusursuzluğuna, akla ve sağduyuya dayanan romanlardır. Fenelon’un Telemague ve Madame de La Fayette'in Princesse de Cleves adlı romanı, klasik romanın örneklerindendir. 2. Romantik Roman: His ve hayal unsurlarının hâkim olduğu romanlardır. Bu romanlarda yazar daha çok şahsi duygularını ve maceralarını anlatır. Bu romanların belirgin özelliği gözlem ve inceleme unsurlarının duygu ve hayal unsurlarının yanında kaybolmasıdır. Victor Hugo Sefiller, Namık Kemal İntibah bu roman türüne örnektir. 3. Realist (Gerçekçi) Roman: Gözlem, araştırmanın öne geçtiği, duygu ve hayallerin gösterilmediği romanlardır. Realist romancılar toplumun içinde araştırmacı gibi incelemeler yapar, olayları ve karakterleri objektif olarak tespit eder ve değerlendirir. Amaçları, kendilerinin dışında var olan gerçekleri canlı tablolar hâlinde, aslına sadık kalarak okuyucuya aktarmaktır. Stendhal Kızıl ile Kara (Kırmızı ve Siyah), Tolstoy Savaş ve Barış, Halit Ziya Mai ve Siyah realist akımın etkisinde yazılmış romanlardır. 4. Natüralist (Doğalcı) Roman: Realist romana benzer. Ancak natüralist romancılar toplumu âdeta bir laboratuvar olarak düşünürler ve eserlerini bu laboratuvar içinde, ilmî verilere bağlı kalarak kaleme alırlar. İnsanı ele alırken biyoloji ilminin ortaya koyduğu gerçeklerden, toplumu ele alırken de sosyolojinin kanunlarından yola çıkarlar ve bu ilimlerin vardığı sonuçlara göre neticeye ulaşmaya çalışırlar. Emile Zola Meyhane, Alphonse Daudet Jack adlı eserleri natüralist romana örnektir. 5.Diğer Roman Türleri: Postmodern roman, modern roman, izlenimci roman, dışavurumcu roman, sürrealist roman gibi romanlar edebî akımların alt başlığında incelenebilir. AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 125 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ TANZIMAT DÖNEMI TÜRK ROMANI TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK ROMANI • Türk edebiyatında roman, tek başına bir tür olarak Tanzimat Dönemi’nde görülür. • İlk olarak Yusuf Kamil Paşa1859’da Fenelon’un Telemak adlı eserini çevirir. İlk çeviri roman olan Telemak’ta Odi se’nin oğlu Telemak’ın maceraları anlatılır. Didaktik ögeler taşıyan bu eserin dili ağırdır. Ahmet Vefik Paşa tarafından ikinci defa dilimize çevrilmiştir. Bu dönem çevrilen diğer romanlar kronolojik olarak şu şekildedir: ROMANIN ADI YAZARI ÇEVİREN YAYIM YILI Sefiller Victor Hugo ? 1862 Hikâye-i Robinson Daniel Defoe Lütfi Efendi 1864 Monte Cristo Kontu A.Dumas Pere Teodor Kasap 1871 Topal Şeytan Lesage Kadri 1872 Atala Chateaubriand Recaizade Mahmut Ekrem 1872 Pol ve Virjini B.de Saint Pierre Emin Sıddık 1873 • Bu dönemin romanları teknik olarak zayıftır. Çünkü yazarlar romanın akışına müdahale edip romanı genellikle bir nasi hatle bitirirler. Roman kişileri, taraf tutularak anlatılır. Betimlemeler ise amacından uzaklaşmış, sadece eseri süslemek için yapılmıştır. Kişiler tek boyutlu anlatılır. • Psikolojik tahliller yüzeyseldir. Romanda, iyiler çok iyidir, ödüllendirilir; kötüler ise çok kötüdür, onlar da cezalandırılır. Toplumu eğitme çabasının ön planda olduğu bu dönemde romanlar, ders verme niteliğine sahiptir. • Romanlar; halkı batıl inançlardan, yanlış âdet ve törelerden kurtarmak, halktaki tarih bilincini diriltmek, vatan sevgisini vurgulamak amacıyla yazılmıştır. • Toplumda olduğu gibi eski ve yeni, romanlarda da iç içedir. • Roman türünün ilk örneklerinde romantizm akımının özellikleri bulunur. Bu akımın etkisiyle konular, duygulu ve hüzün lü anlatılır. • Romanlarda ilahî bakış açısı kullanılmıştır. • Tanzimat Birinci Dönem ile realist ve romantik romanlar yazılmaya başlanmıştır. Bu eserler divan edebiyatına göre oldukça sade bir dille kaleme alınmıştır. Tanzimat İkinci Dönemle birlikte dil ağırlaşmaya başlamıştır. • Tanzimat Birinci Dönem sanatçıları “Sanat toplum içindir.” görüşüne sahipken Tanzimat İkinci Dönem sanatçıları ise “Sanat sanat içindir.” düşüncesiyle hareket etmişlerdir. Romanlarını bu doğrultuda kaleme almışlardır. tanzimat dönemi türk romanı TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 126 MEBİ KONU ÖZETLERİ TANZİMAT ROMANINDA İLKLER • İlk roman çevirisi: Telemak (Yusuf Kamil Paşa, Fenelon’dan çevirmiştir.) • İlk yerli roman: Taaşşuk-ı Talat İle Fitnat (Şemsettin Sami) • İlk edebî roman: İntibah, ilk tarihî roman: Cezmi (Namık Kemal) • İlk realist çizgideki roman: Sergüzeşt (Sami Paşazade Sezai) • İlk realist roman: Araba Sevdası (Recaizade Mahmut Ekrem) • İlk köy romanı: Karabibik • İlk psikolojik roman denemesi, ilk tezli roman: Zehra (Nabizade Nazım) • İlk polisiye roman: Esrar-ı Cinayat (Ahmet Mithat Efendi) • İlk kadın romancı: (Fatma Aliye Hanım) TANZİMAT DÖNEMİ ROMAN YAZARLARI Namık Kemal (1840-1888) • Yazar, şair, devlet adamı ve gazeteci olan sanatçı birçok türde olduğu gibi roman türünde de önemli eserler kaleme almıştır. • Siyasal ve toplumsal meseleler, edebiyat, sanat, dil ve kültüre dair yazdığı eleştiriler, makaleler birçok sorunu çöze- cek mahiyettedir. • Romanlarını sosyal fayda amacıyla yazmış, tarih, aile ve çocuk eğitimi konularını işlemiştir. • Kahramanları tek yönlüdür. • Romanları teknik olarak zayıftır. • Sanatlı bir üslup kullanan sanatçı, İntibah adlı eseriyle edebiyatımızda ilk edebî romanın, Cezmi adlı romanıyla ise ilk tarihî romanın yazarıdır. Eserleri: Roman: İntibah, Cezmi Ahmet Mithat Efendi (1844-1912) • Tanzimat Birinci Dönem'de yer alan yazar, “Sanat toplum içindir.” görüşünü benimsemiştir. Halk üzerinde en çok etkili olan sanatçılardandır. Halka okuma alışkanlığı kazandırmayı başarmıştır. Toplum için Hace-i Evvel (ilkokul hocası) durumundadır. • En güçlü yönü roman ve hikâyecilik olan yazar, ilk romanlarında Batılı yazarları örnek almıştır. Sade bir dil, sade bir üslup kullanır. • Romanlarında birden çok kahramanın macerasını, birbirinin içine geçecek şekilde sunar. Kimi eserlerinde olağan- üstü tiplere de rastlanır. • Eserlerinin sonunda iyileri ödüllendirip kötüleri cezalandırması sosyal edebiyat anlayışındandır. • Zaman zaman okuyucuya ve kendisine seslenmesi, meddah tekniğini kullanması, olayların akışına karışması meşhurdur. • Romantizm akımından etkilenmiştir. tanzimat dönemi türk romanı TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 127 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Türk edebiyatının en çok eser veren sanatçısı olduğundan Yazı Makinesi olarak bilinir. Evinde kurduğu matbaada eserlerini basan sanatçının 223 eseri vardır. • Esrar-ı Cinayet romanı ilk polisiye roman kabul edilir. • Esaret adlı eserinde ilk kez kölelik konusu işlenmiştir. • Hasan Mellah, Hüseyin Fellah Tanzimat Dönemi’ndeki ilk macera romanıdır. • Bahtiyarlık adlı romanında köy, ilk kez realist bir anlayışla ele alınmıştır. Eserleri: Roman: Felatun Bey ve Rakım Efendi, Dünyaya İkinci Geliş, Jön Türk, Yeniçeriler, Paris’te Bir Türk, Henüz On Yedi Yaşında, Dürdane Hanım, Müşahedat, Yeryüzünde Bir Melek, Karı-Koca Masalı, Süleyman Müsli, Karna val, Acaib-i Âlem, Vah Cellât, Hayret, Arnavutlar-Solyotlar, Demir Bey, Haydut Montari, Rikalda, Taaffüf, Gürcü Kızı… Şemsettin Sami (1850-1904) • Türk edebiyatında ilk yerli roman olan Taaşuk-ı Talat ve Fitnat ’ın yazarıdır. • Orhun Yazıtları ve Kutadgu Bilig ile ilgili önemli çalışmaları vardır. • Sabah, Tercüman-ı Şark gazetelerini Aile ve Hafta dergilerini çıkarmıştır. • Sözlük, dil, çeviri, ansiklopedi alanlarında yaptığı çalışmalarla ün yapan yazar, Türk dilinin nasıl sadeleştirilebileceği konu- sundaki düşünceleriyle de kendisinden sonra gelenlere örnek olmuştur. Eserleri: Roman: Taaşuk-ı Talat ve Fıtnat Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914) • Tanzimat İkinci Dönem'i başlatan, Türk edebiyatında üstat olmuş isimlerin hocasıdır. Eski edebiyatı savunanlara, özel likle Muallim Naci’ye yaptığı eleştirilerle yeni edebiyatın sesidir. • Edebiyat kuramcısıdır. Bütün eserlerinde “Sanat sanat içindir.” görüşünü benimseyen sanatçı, realizm akımının etkisin dedir. Roman ve hikâyelerinde realizm akımının etkisinde olan yazar Türk edebiyatındaki ilk realist roman olan Araba Sevda sı’nın yazarıdır. Eserde yanlış Batılılaşma konusu mirasyedi bir genç olan Bihruz Bey çevresinde işlenir. Eserleri: Roman: Araba Sevdası Sami Paşazade Sezai (1860-1936) • Esaret temasının işlendiği Sergüzeşt romanının yazarıdır. Romanda romantizm akımının özellikleri yoğunlukta ol masına rağmen Dilber adındaki esir genç kızın hüzünlü hayatı realist biçimde anlatılmıştır. Bu yönüyle de roman, romantizmden realizme geçişte köprü görevindedir. Eserleri: Roman: Sergüzeşt tanzimat dönemi türk romanı TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 128 MEBİ KONU ÖZETLERİ Mizancı Mehmet 1854-1917) • Yazar Mizan gazetesini çıkardığı için Mizancı lakabıyla anılır. • Tanzimat Dönemi’nin panoramasını yansıtan Turfanda mı yoksa Turfa mı romanı ile tanınır. Yazarın hayatından izler taşıyan bu eserde, olaylar Mansur Bey’in etrafında gelişmektedir. Mansur Bey yeniyi yani “Turfanda”yı, temsil eder. “Turfa” ise eskinin karşılığıdır. Tezli roman özellikleri gösteren bu eserde Mansur Bey hayallerini gerçekleştir- mek için mücadele eder. • Eğitimde yenileşme ve kalkınma adına olan İslamcı fikirlerini, derslerinde ve yazılarında savunur. Yeni nesle tarih bilinci kazandırma çabasındadır. Eserleri: Roman: Turfanda mı yoksa Turfa mı Nabizâde Nazım (1862-1893) • Romanda ilk kez İstanbul dışına çıkılmıştır. İlk kez köy yaşamını, insanını konu edinmiş; realizm ve natüralizm akımlarından etkilenmiştir. Karabibik romanı Türk edebiyatının ilk köy romanıdır. Zehra adlı romanı ise ilk psiko- lojik roman denemesi kabul edilir. Eserleri: Roman: Karabibik, Zehra Fatma Aliye Hanım (1862-1936) • 1889 yılında Georges Ohnet'in Volonté adlı romanını Meram adıyla çeviren Fatma Aliye Hanım, bu çevirisiyle edebiyat dünyasında adını duyurmuştur. Daha sonra Ahmet Mithat Efendi ile birlikte Hayal ve Hakikat adlı roma- nı yazmıştır. 1891 yılında yayımladığı Muhadarat adlı romanı, Türk edebiyatında kadın bir yazar tarafından yazı- lan ilk roman olma özelliği taşır. Fatma Aliye’nin kadınların iç dünyasını, toplumdaki rollerini ve yaşadıkları güçlük- leri işlediği bu romanı, Türk edebiyatında bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Hanımlara Mahsus Gazete adlı dergisiyle de kadınların eğitimi ve hakları konusunda bilinçlendirme çabası içindedir. Fatma Aliye Hanım 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı'nda yaralanan askerlerin ailelerine yardım etmek amacıyla Nisvan-ı Osmaniye İmdat Cemiyetini kurmuş ve Hilal-i Ahmer Cemiyetinin ilk kadın üyesi olmuştur. Eserleri: Roman: Hayal ve Hakikat, Muhadarat, Ref’et, Levâyih-i Hayât, Udî, Enin AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 129 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ Eserleri: Roman: Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar, Sefile, Nemide, Ferdi ve Şürekâsı, Bir Ölünün Defteri, Nesl-i Ahir SERVETIFÜNUN DÖNEMI TÜRK ROMANI SERVETİFÜNUN DÖNEMİ TÜRK ROMANI • Roman türünde, Batılı anlamda ilk başarılı örnekler Servetifünun Dönemi’nde verilmiştir. • Eserler teknik açıdan sağlamdır. • Tanzimat romanındaki gibi olayların akışı kesilip okuyucuya bilgi verilmez. • Realizm ve natüralizmden etkilenmişler, bu nedenle tasvire önem vermişlerdir. • Yazarlar, eserlerinde kişiliklerini belli etmezler. • Romanlarda mekân İstanbul’dur. • Çevre tasvirine önem verilmiştir. • Karakterler, yüksek zümredendir. • Bireysel konular, ağır ve süslü bir dil ile anlatılmıştır. • Romanların sonu çeşitli sebeplerle ölüm, kaçış gibi kötü sonla biter. • Romanların dil ve üslubunda realist olan Servetifünuncuların kahramanları; gerçek hayattan uzak, hislerine yenilmiş insanlardır. • Psikolojik gerçekçiliğe uygun roman yazılmış; Paul Bourget, Goncourt Kardeşler, Stendhal, Flaubert ve Balzac gibi yazarlar örnek alınmıştır. • Psikolojik roman türünde, Batılı anlamda ilk başarılı örnekler verilmiştir. SERVETİFÜNUN DÖNEMİ ROMAN YAZARLARI Halit Ziya Uşaklıgil (1868-1945) • Altı dil bilen sanatçı, Servetifünun edebiyatının en kültürlü yazarlarındandır. • İlk mensur şiir örneklerini vererek mensur şiirin öncülüğünü yapmış fakat asıl ününü Servetifünun Dönemi’ndeki roman ve öyküleriyle kazanmıştır. • Türk edebiyatının Batılı teknikle ilk romanını yazmıştır. • Realizm ve natüralizm akımının etkisindedir. • Sanatlı bir söyleyişi vardır, gözlemciliği güçlüdür. • Ruh çözümlemelerinde, kahramanlarının iç ve dış dünyalarını anlatmada çok başarılıdır. • Eserlerinde bilinen cümle dizimlerini değiştirmiş, devrik cümlelere sıkça yer vermiştir. • Romanlarında İstanbul’u ve üst tabakanın hayat özelliklerini konu olarak işler. Hikâyelerinin dili romanlarına nazaran daha yalındır. Bireysel konuların işlendiği eserlerinde aşk, karamsarlık, hayal kırıklığı, mutluluğu bulamama, şikâyet önemli yer tutar. servetifünun dönemi türk romanı TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 130 MEBİ KONU ÖZETLERİ Mehmet Rauf (1875-1931) • Halit Ziya Uşaklıgil’den sonra Servetifünun romanının ikinci ismidir. • Toplumsal konulara yer vermemiş, Servetifünun anlayışına uygun olan karamsar konuları, hüzünlü aşkları, duygu ve hayalleri işlemiştir. • Romanlarında, çevre ve kişi betimlemelerinden ziyade psikolojik tahlillere önem vermiştir. • Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı kabul edilen Eylül en şöhretli eseridir. • Halas adlı romanında Millî Mücadele zamanlarını işlemiştir. Eserleri: Roman: Eylül, Ferda-yı Garam, Genç Kız Kalbi, Karanfil ve Yasemin, Define, Böğürtlen, Halas, Kan Damlası, Son Yıldız Hüseyin Cahit Yalçın (1875-1957) • İlk romanlarında Ahmet Mithat Efendi’nin etkisi altındadır. • Edebiyat ile coğrafya arasında etkileşim olduğunu düşünen sanatçı, iklimin edebiyata yansıdığı görüşündedir. • Realisttir. Malta’dayken yaptığı bilimsel çevirileri Oğlumun Kütüphanesi adıyla yayımlamıştır. • Fransız ve İtalyan edebiyatından roman, hikâye çevirileri de yapmıştır. • Servetifünun edebiyatının önemli temsilcilerinden olan yazar, yeni edebiyatı benimseyenleri dekadanlıkla suçlayan Ahmet Mithat Efendi’ye karşı bir çeşit savunma olan tenkitlerini Kavgalarım adlı eserinde toplamıştır. Sade ve samimi bir dil kullanır. • Fransızcadan çevirdiği Edebiyat ve Hukuk adlı makale Servetifünun Dönemi’nin sonlanmasına sebep olmuştur. Eserleri: Roman: Nadide, Hayal İçinde Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944) • Natüralizm akımının Türk edebiyatındaki en güçlü temsilcisidir. Realist özellikler gösteren romanlarında toplumsal eleştiri yapmasıyla natüralistlerden ayrılır. • Ahmet Mithat Efendi’nin halk için roman yazma geleneğini sürdürmüştür. • Çevre tasvirlerine ve gözleme önem vermiştir. • Sokağı edebiyata taşıyan yazar olarak tanınır. • Toplum için sanat ilkesiyle yazdığı romanlarında eğlendirerek öğretmeyi amaç edinmiştir. Romanları töre romanı niteliğindedir. • Mizah yeteneğini, eleştiri yaparken ortaya koymuş ve bunu tuhaf tipler üzerinden vermiştir. • Romanlarındaki kahramanlar çok hırslı, sersem, ego düşkünü, ahmak, cahil ve süs özentisi olan kişilerdir. Bu kahra- manların ortak özelliği komik olmalarıdır. • Eski-yeni çatışması, psikolojik rahatsızlıklar, Batı taklitçiliği, hurafeler, aile içi anlaşmazlıklar eserlerinde seçtiği tiplerle karikatürize edilir. servetifünun dönemi türk romanı TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 131 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Romanlarında İstanbul'u, ara sokaklarındaki yaşantıları, kişiler arasındaki diyaloğu bir tiyatro edasıyla okuyucuya ulaştırmış tır. • Betimlemelerde ve olayı hikâyelendirmede dili ağır olsa da genelde konuşma diliyle, sade bir üslupla yazmış; herkesin anlayabileceği eserler bırakmıştır. • Romanları, akışı keserek bilgiler verdiği için teknik yönden zayıftır. • Mürebbiye, Hayattan Sayfalar, Ben Deli Miyim? romanlarında, deneysel roman yöntemini kullanmıştır. • Şık ve Şıpsevdi romanlarında yanlış Batılılaşmayı işlemiştir. Eserleri: Roman: Şık, Şıpsevdi, Mürebbiye, İffet, Metres, Tesadüf, Nimetşinas, Gulyabani, Cadı, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Utanmaz Adam, Deli Filozof, Sevda Peşinde, Hakk’a Sığındık, Kokotlar Mektebi, Kesik Baş, Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu? Ben Deli Miyim? Efsuncu Baba, İnsanlar Maymun Muydu? Can Pazarı… AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 132 MEBİ KONU ÖZETLERİ MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ TÜRK ROMANI • Millî Edebiyat Dönemi Türk milletinin en çalkantılı yıllarını kapsar. (Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı, Millî Mücadele) • Bu dönem sanatçıları, “Roman yazarları yaşadığı toplumun aynasıdır.” görüşüyle hareket ederler. • Eserlerinde, yaşadıkları tüm savaşları ve kurtuluş mücadelesini tüm gerçekliğiyle okuyucuya sunarlar. • Roman türünün hepsinde ürünler mevcuttur. • Romanın konusu genişletilmiş, yaşanmış olaylar romanlaştırılmıştır. • Romanlarda İstanbul dışına çıkılmış, Anadolu halkının yaşamı eserlerde işlenmiştir. • Tanzimat romanındaki “köy gerçeği” Ebubekir Hazım Tepeyran’ın Küçük Paşa ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Yaban romanlarında okuyucuya sunulmuştur. • Millî edebiyatın en belirleyici özelliği toplum sorunlarına yönelik olmasıdır. Fakat millî konularla birlikte bireysel temalar da görülür. • Millî Mücadele; fikir akımları, yanlış Batılılaşma, kadın-erkek ilişkileri, kadının toplumdaki yerine ağırlık verilmiştir. • Kendi yaşamımızdan alınan konular çevreyle genişletilmiş, ülkenin birçok yeri anlatılmış ve böylece memleket edebiyatı ortaya çıkmıştır. • Türkçenin yapısına uygun kısa cümleler kullanılmış hatta konuşma dili yazı diline aktarılarak anlaşılır ve sade bir dille eserler yazılmıştır. • Realist akım etkisiyle başarılı tasvirler yapılmış ve teknik olarak güçlü romanlar yazılmıştır. • Millî Edebiyat Dönemi romanının anlatımı, gözlemci gerçekçiliğe dayanır. MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ ROMAN YAZARLARI Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889-1974) • Fecriati’de başlayan yayın hayatına Millî Edebiyat Dönemi’nde devam etmiş, Cumhuriyet Dönemi’nde de eser vermiştir. • Yahya Kemal Beyatlı ile Nevyunanilik akımına yönelmiştir. • Güçlü bir realizme dayanan eserlerinde karakterleri yansıtmada başarılıdır. • Türk toplumunun hayatı, sorunları romanlarının başlıca temalarıdır. • Romanlarında Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar olan Türk toplumundaki değişimleri konu edinmiştir. • Türk edebiyatına tezli roman kavramını getirmiştir. • Birbirinin devamı olan romanları nehir (ırmak) roman özelliği taşır. Eserleri Roman: Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Yaban, Ankara, Bir Sürgün, Panorama I-II, Hep O Şarkı MILLÎ EDEBIYAT DÖNEMI TÜRK ROMANI millî edebiyat dönemi türk romanı TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 133 MEBİ KONU ÖZETLERİ Reşat Nuri Güntekin (1889-1956) • Roman, hikâye ve tiyatro türündeki eserleriyle tanınan yazar sade bir dil kullanır. Konuşma dilini tüm canlılığıyla yansıttığı eserlerinde canlı diyaloglara da yer verir. • Romanlarında, bozulan insani değerleri, ahlakı, yanlış Batılılaşmayı, batıl inanışları yurdun dört bir tarafından örnekler vererek anlatır. • Kötü tipleri acımasızca eleştirmekten çekinmezken mizah ögesi ve ince esprilerle de romanlarını süsler. • Realizm akımının etkisindedir. • Romanlarında, güçlü bir gözlemle yaptığı psikolojik tahlillerde kelimenin tam anlamıyla ustadır. Eserleri Roman: Çalıkuşu, Dudaktan Kalbe, Akşam Güneşi, Acımak, Damga, Kızılcık Dalları, Eski Hastalık, Miskinler Tekke si, Yaprak Dökümü, Ateş Gecesi, Bir Kadın Düşmanı, Gökyüzü, Değirmen, Yeşil Gece, Olağan İşler, Gizli El, Hara belerin Çiçeği, Sönmüş Yıldızlar, Tanrı Misafiri, Kan Davası, Kavak Yelleri, Son Sığınak Halide Edip Adıvar (1884-1964) • Millî Edebiyat Dönemi’nin en önemli yazarlarındandır. • İngiliz dili ve edebiyatı profesörüdür. Birçok eserini İngilizce olarak da yayımlamıştır. • Romanlarında gözlem yönü kuvvetlidir. • Realizm etkisinde yaptığı tahlil ve tasvirlerde çok başarılıdır. • Roman kahramanlarını, yaşadıkları çevreye göre konuşturur. • Konuşma diline bağlıdır fakat bu, zaman zaman dili savruk kullanıp dil yanlışları yapmasına sebep olmuştur. • İlk romanlarında romantik aşkları işlemiştir. • Kadının aile ve dış çevresiyle ilişkileri, kadının psikolojisi, kadının toplum hayatına siyaset ve savaş dolayısıyla aktif katılımı konularındaki romanları; Heyula, Raik’in Annesi, Seviye Talip, Son Eseri adlı eserleridir. • Türk milletinin varoluş mücadelesini anlattığı Kurtuluş Savaşı yıllarında millî duyguları öne çıkaran romanları; Yeni Turan, Vurun Kahpeye, Ateşten Gömlek, Mev’ud Hüküm’dür. Eserleri Roman: Heyula, Raik’in Annesi, Handan, Seviye Talip, Yeni Turan, Son Eseri, Vurun Kahpeye, Ateşten Gömlek, Mev’ud Hüküm, Sinekli Bakkal, Yolpalas Cinayeti, Akile Hanım Sokağı, Kerim Ustanın Oğlu, Döner Ayna, Sonsuz Panayır, Tatarcık, Kalp Ağrısı, Zeyno’nun Oğlu, Sevda Sokağı Komedyası, Hayat Parçaları, Çaresaz millî edebiyat dönemi türk romanı TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 134 MEBİ KONU ÖZETLERİ Refik Halit Karay (1888-1965) • Romanlarının birçoğunda aile müessesini ele almıştır. • Mizahın önemli yer tuttuğu eserlerinde, toplumsal eleştiriye yer vermiştir. • Kişileri yaşadıkları sosyal çevreyle ele almış, hoşa gitmeyen özellikleri ile ilgili tahliller yapmıştır. • Sürükleyici ve etkili anlatımı vardır. • Konuşma dilini tüm hareketliliği ile yansıtır. • Romanlarında genellikle bireysel durumları ve özel olarak da kadın-erkek ilişkilerini mekân-zaman boyutunda irdele- miştir. Eserleri Roman: Yezid’in Kızı, Sürgün, Nilgün, Çete, Anahtar, Bugünün Saraylısı, İstanbul’un İç Yüzü, Sonuncu Kadeh, Yer Altında Dünya Var, Dişi Örümcek, 2000 Yılın Sevgilisi, İki Cisimli Kadın, Karlı Dağdaki Ateş, Bu Bizim Hayatımız, Dört Yapraklı Yonca Aka Gündüz (1885-1958) • Çocuk Bahçesi ve Genç Kalemler dergilerinde çıkan yazılarıyla dikkat çeken Aka Gündüz, 1920 yılında Alay dergisini çıkarmıştır. • Milli edebiyat akımı içinde yer almış, sade dil görüşüne uygun eserler yazmıştır. • Eserlerinde millet sevgisinin sonucu olarak geniş halk kitleleri ve onların dertlerini işlemiştir. • Cümleleri kısa ve etkilidir. • Eserlerinden hayat görüşü ve hayat tecrübesi anlaşılır. Eserleri Roman: Dikmen Yıldızı, Odun Kokusu, İki Sürgün Arasında, Yaldız, Üç Kızın Hikâyesi, Onların Romanı, Zekeriya Sofrası, Aşkın Temizi, Çapraz Delikanlı, Giderayak, Yayla Kızı… AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 135 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ CUMHURIYET DÖNEMI ROMAN 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 1923-1950 ARASI TÜRK ROMANI Cumhuriyet Dönemi’nin ilk yıllarında Millî Edebiyat sanatçıları eser vermeye devam etmiştir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin, Halide Edip Adıvar Refik Halit Karay Bu dönemde daha çok gözlemci gerçekçiliğe da yalı romanlar yazılmıştır. Peyami Safa, Mithat Cemal Kuntay, Abdülhak Şinasi Hisar, Sadri Ertem, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ercüment Ekrem Talu, Sabahattin Ali Bu dönemde romanlarda en çok işlenen konular Kurtuluş Savaşı, yanlış Batılılaşma, Cumhuriyet devrimleri, yeni kurum ve değerlerdir. NOT Millî ve Dinî Duyarlılığı Yansıtan Roman Hüseyin Nihal Atsız, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Bahaeddin Özkişi, Münevver Ayaşlı, Emine Işınsu, Sevinç Çokum Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Roman Peyami Safa, Abdulhak Şinasi Hisar, Ahmet Hamdi Tanpınar, Tarık Buğra, Safiye Erol, Samiha Ayverdi Toplumcu Gerçekçi Roman Kemal Tahir, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Samim Kocagöz, Fakir Baykurt, Sabahattin Ali, Necati Cumalı, Aziz Nesin Modernist Roman Yusuf Atılgan, Oğuz Atay, Ferit Edgü, Adalet Ağaoğlu, Haldun Taner, Bilge Karasu, Vüs’at O.Bener cumhuriyet dönemi roman 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 136 MEBİ KONU ÖZETLERİ Millî ve dinî duyarlığı anlatan romanda; *Millî Edebiyat zevk ve anlayışı devam ettirilmiştir. *Romanlarda en çok işlenen konular Kurtuluş Savaşı, yanlış Batılılaşma, Doğu - Batı çatışması, ahlak bozuklukları, halk - aydın ilişkisi, Atatürk ilke ve inkılaplarıdır. *Eserlerde Anadolu ve Anadolu insanı anlatılmıştır. *Romanlarda realizm akımının etkisi vardır. NOT 1980 SONRASI TÜRK ROMANI Postmodern Roman İhsan Oktay Anar, Hasan Ali Toptaş, Nedim Gürsel, Orhan Pamuk, Pınar Kür, Selim İleri, İnci Aral, Latife Tekin, Buket Uzuner, Füruzan MİLLÎ VE DİNÎ DUYARLIĞI YANSITAN ROMAN YAZAR ESER MUSTAFA NECATİ SEPETÇİOĞLU Kilit, Anahtar, Kapı, Konak, Çatı, Üçler Yediler Kırklar EMİNE IŞINSU Azap Toprakları, Ak Topraklar, Tutsak, Çiçekler Büyür, Bukağı, Küçük Dünya SEVİNÇ ÇOKUM Zor, Karanlığa Direnen Yıldız, Deli Zamanlar, Bizim Diyar, Hilal Görününce, Çırpıntılar MİTHAT CEMAL KUNTAY Üç İstanbul AKA GÜNDÜZ İki Süngü Arasında, Dikmen Yıldızı HÜSEYİN NİHAL ATSIZ Ruh Adam, Deli Kurt, Bozkurtların Ölümü, Bozkurtlar Diriliyor cumhuriyet dönemi roman 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 137 MEBİ KONU ÖZETLERİ BİREYİN İÇ DÜYASINI ESAS ALAN ROMAN YAZAR ESER PEYAMİ SAFA Gençliğimiz, Şimşek, Sözde Kızlar, Mahşer, Bir Akşamdı, Süngülerin Gölgesinde, Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü, Cânân, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Fatih - Harbiye, Atilla, Bir Tereddüdün Romanı, Matmazel Noraliya’nın Koltuğu, Yalnızız, Biz İnsanlar AHMET HAMDİ TANPINAR Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Huzur, Mahur Beste, Aydaki Kadın TARIK BUĞRA Küçük Ağa, Osmancık, Yağmur Beklerken, Dönemeçte, İbiş’in Rüyası ABDÜLHAK ŞİNASİ HİSAR Fahim Bey ve Biz, Çamlıca’daki Eniştemiz, Ali Nizami Bey'in Alafrangalığı ve Şeyhliği SAMİHA AYVERDİ Aşk Budur, Yaşayan Ölü, Son Menzil, Ateş Ağacı, Batmayan Gün, İnsan ve Şeytan, Mâbette Bir Gece, Yolcu Nereye Gidiyorsun MEMDUH ŞEVKET ESENDAL Ayaşlı ve Kiracıları Bireyin iç dünyasını ele alan romanda; *Psikolojik tahliller yani ruh çözümlemeleri ön planda tutulmuştur. *Eserlerde bireyin iç sıkıntıları, iletişimsizlik, bilinçaltı, toplumla çatışma, yalnızlık, yabancılaşma, bireyin kimlik sorunları, ülke meselelerinin birey üzerindeki etkisi, iki kültür arasında bocalama gibi konular işlenmiştir. NOT 1950 – 1980 yılları arasında Oktay Akbal, Safiye Erol gibi yazarlarımız da roman türünde eserler vermişlerdir. DİKKAT *Küçük Ağa, Yaban, Ankara, Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Sahnenin Dışındakiler Kurtuluş Savaşı’nı konu edinen romanlardır. *Üç İstanbul, Kiralık Konak Cumhuriyet Dönemi’nde değişimi kuşaklar üzerinden anlatan romanlardır. KRITIK BILGI AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 138 MEBİ KONU ÖZETLERİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI TOPLUMCU GERÇEKÇİ ROMAN Cumhuriyet Dönemi’nde köy yaşamındaki sorunlar, toprak kavgaları, ağa-köylü, imam- öğretmen, zengin-fakir çatışması, köyden kente göçün doğurduğu sorunlar, kentlerde yaşayan işçilerin yaşam mücadeleleri, darbeler ve hapishaneler gibi konuları işleyen romanlardır. Toplumcu Gerçekçi Yazarlar Romanları ORHAN KEMAL, toplumcu gerçekçi anlayışın öncülerin dendir. Adana ve çevresindeki pamuk işçilerini, köyden kente göç eden ama mutlu olamayan insanları, ağa-köylü ilişkisini, hapishane yaşamını anlatmıştır. Gurbet Kuşları, Avare Yıllar, Murtaza, Babaevi, Hanı mın Çiftliği, Cemile, Bereketli Topraklar Üzerinde, Önce Ekmek, Dünya Evi, Vukuat Var, Suçlu, Dünyada Harp Vardı YAŞAR KEMAL, romanlarında destanlardan, efsaneler den, masallardan, ağıtlardan, halk hikâyelerinden, halk dilinden, deyim ve atasözlerinden yararlanarak toprak so runu, ağa-köylü çatışması, Çukurova köylüsü, kan davası gibi konuları işlemiştir. İnce Memed, Çakırcalı Efe, Yılanı Öldürseler, Teneke, Beyaz Mendil, Namus Düşmanı, Ala Geyik, Ölüm Tarlası, Kuşlar da Gitti, Deniz Küstü KEMAL TAHİR, romanlarında köyü, köylüyü, hapishane yaşamını, gurbet ve eşkıyalık gibi konuları işlemiştir. Ro manları köyü ve tarihi konu alanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Köy Romanları Rahmet Yolları Kesti, Sağırdere, Körduman, Köyün Kam buru, Büyük Mal, Yedi Çınar Yaylası, Kadınlar Koğu şu, Kelleci Mehmet, Namusçular, Damağası, Bozkırdaki Çekirdek Tarihî Romanları Devlet Ana, Yorgun Savaşçı, Esir Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu, Yol Ayrımı, Kurt Kanunu, Hür Şehrin İnsanları, Bir Mülkiyet Kalesi SABAHATTİN ALİ, romanlarında acı çeken ve sömürü len insanları çevre betimlemeleri ve ruh çözümlemeleri ile vermiş; Anadolu insanını küçümseyen kent insanını eleş tirmiştir. Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan, Kürk Mantolu Madonna SAMİM KOCAGÖZ, romanlarında Kurtuluş Savaşı, Batı Anadolu’daki köylülerin sorunları, fikir çatışmaları konula rını işlemiştir. Kalpaklılar, Doludizgin, İkinci Dünya, Yılan Hikâyesi, Bir Çift Öküz, Onbinlerin Dönüşü NECATİ CUMALI, romanlarında Ege Bölgesi’nin kırsal kesiminde yaşayan insanların sorunlarını işlemiştir. Tütün Zamanı (Zeliş), Acı Tütün, Yağmurlar ve Topraklar (Bu eserler Ege üçlemesi olarak bilinir.) CUMHURIYET DÖNEMI ROMAN 2 cumhuriyet dönemi roman 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 139 MEBİ KONU ÖZETLERİ FAKİR BAYKURT, köy edebiyatının önde gelen isim lerinden olan yazar, romanlarında köydeki hiyerarşiye başkaldırışı, Almanya’ya giden Türklerin yaşamını, ağa-köylü çatışmasını işlemiştir. Yılanların Öcü, Irazca’nın Dirliği, Kara Ahmet Destanı (Bu eserler Irazca üçlemesi olarak bilinir.) Yüksek Fırınlar, Koca Ren, Yarım Ekmek (Bu eserler Duisburg üçlemesi olarak bilinir.) Kaplumbağalar FAİK BAYSAL, romanlarında Adapazarı ve çevresindeki köy ve kasabaları, İstanbul’un kıyıda kalmış mahallelerini anlatmıştır. Drina’da Son Gün TALİP APAYDIN, romanlarında makineleşme ile gelen değişimi, tütün ekicilerinin yaşamını, su sorununu ve Kurtuluş Savaşı yıllarındaki köy sorununu işlemiştir. Sarı Traktör, Tütün Yorgunu, Vatan Dediler, Toz Duman İçinde, Yarbükü RIFAT ILGAZ, sosyal fayda amaçlayan sanatçı romanlarında ezilen, haksızlığa uğrayan roman kahramanlarını yücelterek adaletsizlik, gericilik konusunda duyarlılık oluşturmaya çalışmıştır. Hababam Sınıfı, Karartma Geceleri KEMAL BİLBAŞAR, romanlarında Batı Anadolu kasabalarını anlatır. Denizin Çağırışı, Ay Tutulduğu Gece, Cemo, Memo, Yeşil Gölge, Yonca Kız, Başka Olur Ağaların Düğünü, Kölelik Dönemeci, Bedoş, Zühre Ninem SADRİ ERTEM, toplumcu yazarların ilki olan sanatçı romanlarında işçilerin yaşamları, onların sömürülmesi, küçük üreticinin yaşadığı zorluklar gibi konuları işlemiştir. Çıkrıklar Durunca, Bir Varmış Bir Yokmuş, Düşkünler, Yol Arkadaşları AZİZ NESİN, romanlarında toplumdaki zıtlıkları, siyasi çatışmaları mizahi bir üslupla anlatır. Gol Kralı, Zübük, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz Üç Anadolu Efsanesi, Ağrı Dağı Efsanesi, Binboğalar Efsanesi Yaşar Kemal’in Anadolu efsanelerini anlattığı üçlemesidir. HATIRLAYALIM Kemal Bilbaşar, Cemo ve Memo romanlarında Doğu Anadolu’daki ağa, şeyh, köylü ilişkisini anlatır. Diğer romanlarında Batı Anadolu kasabalarını anlatır. KRITIK BILGI Toplumcu gerçekçilik 1930’lu yıllarda başlayıp 1980’lere kadar varlığını güçlü bir şekilde sürdürmüştür. DİKKAT Sadri Ertem’in Çıkrıklar Durunca romanı toplumcu ger çekçi romanın ilk önemli yapıtı sayılır. PÜF NOKTA cumhuriyet dönemi roman 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 140 MEBİ KONU ÖZETLERİ Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar romanında Mühendis Turgut Özben, intihar eden arkadaşı Selim’i araştırırken onunla kendi arasındaki benzerlikleri keşfeder. Eserde güçlü bir ironi ile yazar kendi mensup olduğu çevrenin de eleştirisini yapar. Eser; ele aldığı konu, konuyu işleyiş tarzı ve iç monolog, bilinç akışı gibi yeni anlatım teknikle rini kullanması açısından önemlidir. Eser hem modernist hem de postmodernist özellikler taşır. HATIRLAYALIM Yazma sürecinin de romanın kurgularından biri olarak kurgulanması demek olan “üst kurmaca” tekniği postmodernist romanın ayırt edici özelliğidir. KRITIK BILGI MODERNİST ve POSTMODERNİST ROMAN Modernizm, 19. yüzyılda ortaya çıkan ve yaşamın kavranması zor gerçeklerden oluştuğunu bundan dolayı olduğu gibi kavranamayacağını savunan sanat akı mıdır. Eserlerde bireyin bunalımı, toplumla çatışması, yalnızlığı, huzursuzluğu, topluma yabancılaşması anlatılır. Postmodernizm, II. Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan ve modernizmin ka ramsar havasını yarı olumluluğa, yarı alaycılığa bırakmış hâlidir. Modernizmden sonra gelen anlamını taşır. Modernist - Postmodernist Yazarlar Romanları YUSUF ATILGAN, yalnız, bunalımlı, kendine ve topluma yabancılaşmış bireyi modern anlatım teknikleri ile anlatmıştır. Aylak Adam, Anayurt Oteli, Canistan FERİT EDGÜ, edebiyatımızda küçürek hikâyenin öncüsü olarak bilinir. Kimse, O (Hakkari’de Bir Mevsim), Eylülün Gölgesinde OĞUZ ATAY, modern romanın öncüsü olan yazar romanlarında yaşadığı toplumun yerleşik kurallarına uyum sağlayamayan aydın kişileri anlatır. Tutunamayanlar, Bir Bilim Adamının Romanı, Tehlikeli Oyunlar ADALET AĞAOĞLU, 1950’li yıllardan itibaren toplumda görülen değişimleri, yanlış Batılılaşmayı eleştirel ve zaman zaman da ironik bir biçimde anlatır. Ölmeye Yatmak, Bir Düğün Gecesi, Hayır (Bu eserler Dar Zamanlar üçlemesi olarak bilinir.) Fikrimin İnce Gülü LATİFE TEKİN, romanlarında köyden kente göç, çarpık kent yaşamı, kendine ve topluma yabancılaşan birey konularını gerçeküstücü bir yaklaşımla ele almıştır. Sevgili Arsız Ölüm, Berci Kristin Çöp Masalları, Gece Dersleri, Buzdan Kılıçlar, Aşk İşaretleri, Ormanda Ölüm Yokmuş, Unutma Bahçesi, Muinar, Manves City, Sürüklenme, Zamansız BİLGE KARASU, romanlarında yalnız ve iletişim kuramayan bireyi; sevgi, dostluk, yalnızlık, inanç, tutku gibi kavramları imgesel bir dille anlatmıştır. Gece, Kılavuz VÜS’AT O. BENER, romanlarında hayatın önemsiz ayrın tılarına, yabancılaşmaya, aşka ve varoluşsal sorgulamala ra yer vermiştir. Buzul Çağının Virüsü, Bay Muannit Sahtegi’nin Notları Modernist ve postmodernist roman Türk edebiyatında 1970’lerden itibaren etkili olmuştur. DİKKAT Postmodernist sanatçılar modernizm akımında da kullanılan metinler arasılık, kolaj, pastiş, parodi, üst kurmaca gibi anlatım tekniklerini kullanmışlardır. PÜF NOKTA AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 141 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ROMAN TÜRÜNÜN ORTAYA ÇIKIŞI ALMAN EDEBİYATI ALMAN EDEBİYATI AMERİKAN EDEBİYATI AMERİKAN EDEBİYATI Johann Wolfang Von Goethe Genç Werther’in Acıları Franz Kafka Dönüşüm, Dava Stephan Zweig Satranç Mark Twain Tom Sawyer’in Maceraları Jack London Beyaz Diş John Steinbeck Fareler ve İnsanlar, Gazap Üzümleri Ernest Hemingway Çanlar Kimin İçin Çalıyor, İhtiyar Adam ve Deniz Harper Lee Bülbülü Öldürmek XVII. yüzyılda yazılan Cervantes’in Don Kişot adlı eseri modern romanın başlangıcıdır. XVIII. yüzyılda Daniel Defoe’nun Robinson Crusoe, Jonathan Swift’in Guliver’in Gezile ri, Fenelon’un Telemak, Voltaire’nin Candide, J. J. Rousseau’nun Emile, Goethe’nin Genç Werther’in Acıları dünya edebiyatında roman türünün önemli örneklerindendir. XIX. yüzyılda romantizm, realizm, natüra lizmin etkisinde roman türü teknik açıdan güçlenir. 20. yüzyıl romanda ülkelerdeki değişim ve gelişimin yarattığı çelişkilerin, insanın iç dünyasında oluşan ikilemlerin yansıtıldığı bir dönemdir. Modern ve postmodern roman türleri ortaya çıkmıştır. DÜNYA EDEBIYATINDA ROMAN dünya edebiyatında roman TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 142 MEBİ KONU ÖZETLERİ FRANSIZ EDEBİYATI FRANSIZ EDEBİYATI RUS EDEBİYATI RUS EDEBİYATI Victor Hugo Sefiller, Notre Dame’ın Kamburu Honore De Balzac Vadideki Zambak, Goriot Baba Stendhal Kırmızı ve Siyah (Kızıl ve Kara) Puşkin Yüzbaşının Kızı Gogol Ölü Canlar Tolstoy Savaş ve Barış, Anna Karenina Gustave Flaubert Madam Bovary Emile Zola Germinal, Nana Albert Camus Veba, Yabancı Turgenyev Babalar ve Oğullar Gorki Ana Dünya edebiyatında ilk realist roman Gustave Flaubert’in Madam Bovary adlı yapıtıdır. DİKKAT Roman türünün ilk örneği Cervantes’in Don Kişot adlı romanıdır. HATIRLAYALIM Kırgız edebiyatında Cengiz Aytmatov Selvi Boylum Al Yazmalım, Gün Olur Asra Bedel, Elveda Gülsarı, Beyaz Gemi romanlarının yazarıdır. KRITIK BILGI Dostoyevski Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 143 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI MODERN TİYATRONUN ÖZELLİKLERİ Konusunu günlük yaşamdan, tarihten ve mitolojiden alabilir. Tiyatro eserinde yer, dekor ve kişilerle ilgili bilgiler perde başlarında verilir. Oyuncuların sergilemeleri gereken davranışlar yay ayraç içinde verilir. Anlatım, diyaloglardan oluşur. Perde ve sahne olmak üzere iki bölümden oluşur. Tiyatronun olay ve kişiler olmak üzere iki temel ögesi; dekor, kostüm, ışık gibi yardımcı ögeleri vardır. Tiyatro eserleri; serim, düğüm ve çözüm bölümlerinden oluşur. DRAMATİK ÖRGÜ Tiyatrodaki olay örgüsüdür. YER Olayların geçtiği çevredir. ZAMAN Olayın başlangıcı ve bitişi arasında geçen süredir. KİŞİLER Okuyucu ya da izleyiciye çatış mayı ulaştıran temel unsurdur. ÇATIŞMA Dramatik örgünün gelişmesinde kişiler arası mücadelelerdir. TİYATRONUN YAPI UNSURLARI Türk edebiyatına modern anlamda ilk tiyatro Tanzimat edebiyatında girmiştir. NOT TIYATRO TÜRÜ VE YAPI UNSURLARI tiyatro türü ve yapı unsurları TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 144 MEBİ KONU ÖZETLERİ 144 MODERN TİYATRO Modern tiyatro; trajedi,komedi ve dram olmak üzere üçe ayrılır. TRAJEDİ: İzleyicide korku, heyecan, acıma duyguları uyandırarak insan ruhunu arındırıp erdemli davranışlar kazandırmayı amaçlayan tiyatro türüdür. Üç birlik kuralı; eserin tek olay, tek mekân, tek gün kalıbı içinde yapılandırılmasıdır. DİKKAT Trajedinin en önemli temsilcileri Eski Yunan edebiyatın da Euripides, Aiskhylos, Sophokles; XVII. yüzyıl Fransız edebiyatında Racine ve Corneille’dir. Kral Oidipus, Elektra (Sofokles), Andromak (Racine), Le Cid (Corneille) bu türe örnek eserlerdir. KRITIK BILGI KOMEDİ: İzleyiciyi güldürürken düşündürmeyi, doğru yola ulaştırmayı ve eğitmeyi amaçlayan tiyatro türüdür. Komediler, işlenen konulara göre farklı şekillerde adlandırılır: Karakter Komedisi: Kişilerin karekterlerinin komik taraflarını gösteren komedi türüdür. Tartuffe, Cimri (Moliere), Vene dik Taciri (Shakespeare) bu türe örnektir. Töre Komedisi: Toplumların komik aynı zamanda eksik yanlarını anlatan komedi türüdür. Gülünç Kibarlar (Moliere), Eşek Arıları (Aristophanes), Müfettiş (Gogol) bu türe örnektir. Entrika Komedisi: Amacı çoğunlukla güldürmek olan olayları şaşırtıcı ve izleyenlerde merak uyandıracak şekilde işle yen komedi türüdür. Yanlışlıklar Komedyası (Shakespeare), Scapin’in Dolapları (Moliere) bu türe örnektir. Türk edebiyatında Şinasi’nin Şair Evlenmesi adlı tiyatro oyunu töre komedisidir. HATIRLAYALIM Komedinin en önemli temsilcileri Eski Yunan edebiyatın da Aristophanes ve Fransız edebiyatında Molière’dir. KRITIK BILGI DRAM: Hayatın hem acıklı hem de gülünç yönlerini sahnede göstermeyi amaçlayan tiyatro türüdür. Dram türünün ilk örneklerini İngiliz sanatçı William Shakespeare verirken ilkelerini XIX. yüzyıl Fransız sanatçısı Victor Hugo belirlemiştir. Hernani (Victor Hugo), Faust (Goethe), Don Carlos (Schiller), Kış Masalı (Shakespeare) bu türe örnektir. KRITIK BILGI tiyatro türü ve yapı unsurları TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 145 MEBİ KONU ÖZETLERİ TRAJEDİ KOMEDİ DRAM Konularını tarihten ve mitolojiden alır. Konularını günlük yaşamdan alır. Konularını tarihten ve günlük ya şamdan alır. Kişiler eğitimli ve soylu kişilerdir. Kahramanları halktan seçilen sıradan insanlardır. Kahramanlar toplumun her kesiminden seçilebilir. Manzum olarak yazılır. Manzum olarak yazılır. (17 yüzyıldan son ra düzyazı şeklinde komediler yazılmaya başlanır.) Nazım ya da nesir şeklinde yazılabilir. Kaba, çirkin sözlere yer verilmez. Kaba şakalar, söz oyunları, imalar önemli yer tutar. Kaba ve argo sözlere de yer verilebilir. Beş perdeden oluşur, aralıksız oyna nır. Beş perdeden oluşur, aralıksız oynanır. Perde sayısı yazarın tercihine bağlıdır. Öldürme, yaralama gibi olaylar sah nede canlandırılmaz. Öldürme, yaralama gibi olaylar sahnede canlandırılır. Öldürme, yaralama gibi olaylar sahnede canlandırılır. Koro ve diyalog bölümlerinden olu şur. Koro ve diyalog bölümlerinden oluşur. Koro yoktur. Üç birlik kuralına uyulur. Üç birlik kuralına uyulur. Üç birlik kuralına uyulmaz. Epik tiyatro; bilgilendirici, tezli, eleştirel, gerçekçi ve diyalektik bir tiyatro türüdür. Bertolt Brecht geliştirmiştir. Edebiyatımızda Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı bu türün ilk örneğidir. Absürt tiyatro; korku, karamsarlık içinde bunalan insanların ön planda olduğu geleneksel tiyatro kurallarını ve düzenini yok sayan tiyatro türüdür. Edebiyatımızda Güngör Dilmen Canlı Maymun Lokantası adlı oyununda bu türü denemiştir. NOT tiyatro türü ve yapı unsurları TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 146 MEBİ KONU ÖZETLERİ BAZI TİYATRO TERİMLERİ * adaptasyon: 1. Yabancı bir tiyatro eserini yerli hayata uygun biçime getirme. Uyarlama 2. Bir romanı ya da öyküyü sahne için yeniden düzenleme, uyarlama. aktör: Erkek oyuncu. aktris: Kadın oyuncu. aksesuar: Oyuncunun dekor gereği kullandığı eşyalar, dekora yardımcı sahne eşyaları. figüran: Genellikle tiyatro ve sinemada, konuşması olmayan veya konuşması çok az olan rollere çıkan kimse. diyalog: Oyundaki iki ya da daha çok kişinin konuşması. monolog: Bir oyunda, kişilerden birinin kendi kendine yaptığı konuşma. dekor: Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü sahne: İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer. jest: Herhangi bir şeyi açıklamak için genellikle el, kol ve baş ile yapılan hareket. mimik: Yüz, el, kol hareketleriyle düşünceyi anlatma işi. kostüm: Oyunda rol gereği giyilen kıyafetlerin genel adı. makyaj: Tiyatroda oyuncunun yüzünde ve vücudunda yapılan boyama ve değişimler. * Tanımlar TDK Güncel Sözlük'ten alınmıştır. AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 147 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ GELENEKSEL TÜRK TIYATROSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU KARAGÖZ Karagöz bir “gölge oyunu”dur. Bu oyun deriden kesilen ve “tasvir” adı verilen birtakım şekillerin arkadan ışıklandırılmış beyaz bir perde üzerine yansıtılması temeline dayanır. GENEL ÖZELLİKLERİ Karagöz ile Hacivat XIV. yüzyılda yaşadıkları düşünülen gerçek kişilerdir. Hayalî (hayalbaz) adı verilen kişi tarafından Küşteri Meydanı diye anılan bir perdede oynatılır. Hayalbazın en önemli yardımcısı perde gazeli, şarkı, türkü okuyan tef çalan “yardak”tır. Karagöz oyunu doğaçlamaya dayanır, yazılı bir metni yoktur. Karagöz oyunu, halkın ortak malıdır. OYUNUN TİPLERİ Karagöz oyununun en önemli iki kişisi Karagöz ile Hacivat’tır. Karagöz, oku mamış halkı; Hacivat ise aydın ya da yarı-aydın kimseleri temsil eder. Çelebi (genç, züppe bir mirasyedi) Beberuhi (cüce, yaygaracı) Tuzsuz Deli Bekir (sarhoş, zorba) Kastamonulu (oduncu, bekçi) Zenne (kadın rolüne çıkan erkek oyuncu) Tiryaki (konuşmaların en önemli yerinde uyuklamaya başlayan tip) Oyunda konuya göre türlü meslek, yöre ve uluslardan kişiler kendi ağız özellikleriyle ortaya çıkarılır. DİKKAT Karagöz imparatorluğun dil, din ve ırk zenginliğini kahramanlar aracılığıyla yansıtır. DİKKAT geleneksel türk tiyatrosu TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 148 MEBİ KONU ÖZETLERİ OYUNUN TİPLERİ Orta oyununun en önemli iki kişisi Pişekâr ile Kavuklu’dur. Karagöz oyununda olduğu gibi konuya göre türlü meslek, yöre ve uluslardan kişiler kendi şiveleriyle ortaya çıkarılır. Çelebi, Zenne Kastamonulu, Kayserili, Rumelili, Laz, Kürt, Arnavut, Acem vb. oyundaki diğer kişilerdir. ORTA OYUNU Orta oyunu, etrafı seyircilerle çevrilmiş “palanga” adı verilen açık bir alanda oynanır. OYUNUN BÖLÜMLERİ Giriş (Mukaddime): Metinde, Hacivat’la Karagöz’ün çatışmasına kadar olan kısım giriş bölümüdür. Muhavere (Söyleşme): Karagöz ve Hacivat arasındaki konuşmalara dayanan oyunun ikinci bölümüdür. Fasıl: Oyunun perdeye aksettirilen asıl bölümüdür. Bu bölümde çeşitli tipler oyuna katılır. Bitiş: Hacivat’la Karagöz’ün konuşmalarının kavgaya dönüştüğü bölümdür. Hacivat perdeyi terk eder. Karagöz de “Her ne kadar sürçülisan ettikse affola.” diyerek oyunu bitirir. GENEL ÖZELLİKLERİ Herhangi yazılı bir metne bağlı kalınmadan doğaçlama (tuluata dayanan) bir oyundur. Orta oyunu belli bir olayın çevresinde örülmüş çalgı, şarkı, raks, taklit ve konuşmalardan oluşur. Orta oyununun hangi tarihte başladığı tam olarak belli değildir. Dekor olarak “yenidünya” denen bezsiz bir paravan ile “dükkân” denen bir tezgâh kullanılır. “Yenidünya” ev, “dükkân” da iş yeri olarak kullanılır. Orta oyunu halkın ortak malıdır. Yazılı metni yoktur. Belli sayıdaki oyun konularının sözlerini her sanatçı oyun sırasında kendisi yaratır. DİKKAT geleneksel türk tiyatrosu TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 149 MEBİ KONU ÖZETLERİ OYUNUN BÖLÜMLERİ Mukaddime (Giriş): Bu kısımda, oynanacak oyunun adı bildirilir. Muhavere (Söyleşme): Yalnız Pişekâr ile Kavuklu arasında geçen konuşmadır. Muhaverenin asıl oyun konusuyla herhangi bir bağlantısı yoktur. Fasıl (Oyun): Asıl olayın konu edildiği bölümdür, burada işlenen konuya göre oyuna isim verilir. Bitiş: Oyunun son bölümüdür. Pişekâr Karagöz oyunundaki Hacivat’ın karşılığı, Kavuklu ise Karagöz’ün karşılığıdır. KRITIK BILGI Kavuklu ile Pişekâr’ın birbirinin sözlerini ters anlamaları bir gülmece oluşturur. Buna “arzbar” denir. Daha sonra Kavuklu olağandışı bir olayı kendi başından geçmiş gibi anlatır. Bu kısma “tekerleme” adı verilir. PÜF NOKTA MEDDAH Meddah, hikâye anlatıcısı demektir. Meddahlık hikâye ve taklit yapma sanatıdır. Perdesi, sahnesi, dekoru ve şahısları tek sanatçıda toplanmıştır. Unsurları basit ve sadedir. Meddah bir sandalyeye oturarak dinleyicilerine hikâyeler anlatır. Bu hikâyelerin bir kısmı anonim eserlerdir, bazılarının yazarları bellidir. Karagöz ve orta oyu nunda görüleceği üzere hayat hadiseleri, masallar, destanlar, hikâye ve efsaneler meddahın repertuvarına girer. Meddahın aksesuarını bir mendil ile bir baston teşkil eder. Meddah, hikâyesinin kahramanlarını kendi muhitlerinin dilleri ve şiveleri ile konuşturan insandır. Meddahın hikâyenin sonunda “Bu kıssadır, bir mecmua kenarında kaydolunmuş; biz de gördük, söyledik. Her ne kadar sürçülisan ettikse affola!” biçiminde özür dilemesi, geleneğin kabul ettiği kalıp sözlerdir. Meddah, yöntemleri bakımından Karagöz ve orta oyununa çok yakındır. Ancak Karagöz ve orta oyunu nun yalnızca bir güldürmece tiyatrosu olmasına karşın meddah; hikâye dağarcığının çeşitliliği, farklı mizaçları yansıtması bakımından onlardan ayrılır. DİKKAT geleneksel türk tiyatrosu TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 150 MEBİ KONU ÖZETLERİ 150 KÖY SEYİRLİK OYUNLARI Köy seyirlik oyunları uzun kış aylarında ve özellikle düğünlerde, bayramlarda eğlenmek ve vakit geçirmek için insanların düzenleyip oynadıkları dram karakterli temsillerdir. Eski bir sözlü geleneğe dayanmaktadır. Köylülerin güldürücü, acıklı, sessiz, bebek (kukla) olmak üzere gruplandırdığı bu oyunlar anonim özelliği gösterir. Çocuktan ihtiyara kadar pek çok seyirci bulan bu ayrı kaynaklara bağlı oyunlar, zamanımıza kadar yaşayıp gelmiştir. Kukla, geleneksel Türk tiyatrosunun önemli bir kolunu oluşturur. Karagöz ve orta oyunundakine benzer olaylar anlatılır. DİKKAT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 151 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ TANZIMAT, SERVETIFÜNUN, MILLÎ EDEBIYAT DÖNEMI TÜRK TIYATROSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI TANZİMAT, SERVETİFÜNUN, MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ TÜRK TİYATROSU Batılı anlamda tiyatro bu dönemde edebiyatımıza girmiştir. Romantizm akımının etkisinde eserler verilmiştir. Hem Batılı tiyatrolar tercüme ve adapte edilmiş hem de telif eserler verilmiştir. "Sanat toplum içindir."anlayışı benimsenmiş, eserler halkı eğitmek ve sahnelenmek amacıyla sade bir dille yazılmıştır. Eserlerde toplumun aksayan yanları eleştirilmiştir. Görücü usulü evlilik, vatan sevgisi gibi sosyal konular işlenmiştir. TANZİMAT I.DÖNEM TİYATROSU TANZİMAT I. DÖNEM SANATÇILARI TİYATROLARI ŞİNASİ: İlk yerli tiyatro eserinin yazarıdır. Şair Evlenmesi NAMIK KEMAL: Tiyatroyu toplumu eğitmede önemli bir araç olarak görür ve eğlencelerin en faydalısı olarak niteler. Konularını tarihten ve günlük yaşamdan alan romantik dramlar yazmıştır. Vatan yahut Silistre, Gülnihâl, Âkif Bey, Zavallı Çocuk, Kara Belâ, Celâleddin Harzemşah AHMET VEFİK PAŞA: Moliére’den yaptığı uyarlama lar ve çevirilerle Tanzimat tiyatrosunda etkili bir isimdir. Don Civani, Kadınlar Mektebi, Tartüf, Zor Nikâhı, Zorâki Tabib, Azarya, Tabîb-i Aşk, Meraki, Dekbazlık DİREKTÖR ALİ BEY: Kendi yazdığı ve uyarlama eserleri vardır. Ayyar Hamza, Kokana Yatıyor AHMET MİTHAT EFENDİ: Tiyatrolarında toplumsal konuları ele almıştır. Eyvah, Çengi, Çerkez Özdenler, Açıkbaş tanzimat, servetifünun, millî edebiyat dönemitürk tiyatrosu TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 152 MEBİ KONU ÖZETLERİ Namık Kemal, Celâleddin Harzemşah adlı eserinin ön sözünde tiyatro ile ilgili görüşlerine yer verir. DİKKAT Namık Kemal’in yazdığı Vatan yahut Silistre sahnelenen ilk tiyatro oyunudur. Vatan yahut Silistre’de; İslam Bey, Zekiye, Sıtkı Bey adlı kahramanların Osmanlı - Rus Savaşı sırasında yaşadıkları olaylar anlatılır. HATIRLAYALIM Ahmet Vefik Paşa, ilk uyarlama tiyatro eserinin sahibidir. KRITIK BILGI Şinasi’nin Şair Evlenmesi adlı eseri Batılı anlamda ilk tiyatrodur. Tercüman-ı Ahvâl gazetesinde tefrika edilmiş tir. Şair Evlenmesi’nde görücü usulü ile yapılan evliliklerin getirdiği olumsuzlıklar eleştirel dille ve komedi unsurlarıyla anlatılmıştır. Bu sebeple eser "töre komedisi"olarak nite lenebilir. Müştak Bey, Kumru Hanım, Hikmet Bey, Sakine Hanım ve Ebullâklâka eserdeki kahramanlardandır. HATIRLAYALIM Tiyatro eserleri sahnelenmek için değil okunmak amacıyla yazılmıştır. "Sanat, sanat içindir.” anlayışı benimsenmiş dilde sadeleşme amacı terk edilmiştir. Teknik açıdan tiyatroyu birinci dönemden daha ileri götürememişlerdir. Bireysel konulara ağırlık verilmiştir. Özellikle tabiat ve aşk konusu işlenmiş, uzak diyar yaşamları tiyatroya girmiştir. TANZİMAT II.DÖNEM TİYATROSU TANZİMAT II. DÖNEM SANATÇILARI TİYATROLARI ABDÜLHAK HAMİT TARHAN: Dönemin en fazla oyun yazan sanatçısıdır. Oyunlarını okunmak amacıyla yazmıştır. Ağır ve süslü bir dili vardır. Macera-yı Aşk, Sabr ü Sebat, Eşber, İçli Kız, Duhter-i Hindu, Nesteren, Sardanapal, Liberte, Hakan, İlhan, Turhan, Tarık, Finten, Tezer. RECAİZADE MAHMUT EKREM: Tiyatrolarında “Sa nat sanat içindir.” anlayışını devam ettirmiştir. Afife Anjelik, Çok Bilen Çok Yanılır, Vuslat, Atala tanzimat, servetifünun, millî edebiyat dönemitürk tiyatrosu TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 153 MEBİ KONU ÖZETLERİ Abdülhak Hamit Tarhan’ın Eşber adlı tiyatrosu aruzla yazılan ilk manzum tiyatro, Nesteren edebiyatımızda hece ile yazılan ilk tiyatrodur. DİKKAT Afife Anjelik, Türk edebiyatının ilk romantik dramı kabul edilir. Atala Türk edebiyatında romandan tiyatroya çevrilen ilk eser dir. DİKKAT Servetifünun sanatçıları tiyatro türü ile fazla ilgilenmemişlerdir. Bu dönemde edebî türler içinde en zayıf olan tür tiyatrodur. Dönem sanatçıları tiyatrolarını daha çok 1908'den sonra yazmışlardır. Tiyatroyla en fazla ilgilenen sanatçı Hüseyin Cahit Yalçın'dır. SERVETİFÜNUN DÖNEMİ TÜRK TİYATROSU SERVETİFÜNUN DÖNEMİ TÜRK TİYATROSU SANATÇILARI TİYATROLARI HÜSEYİN SUAT YALÇIN Şehbal yahut İstibdadın Son Perdesi, Deva-yı Aşk, Kirli Çamaşırlar, Ahirette Bir Gün, Yamalar HALİT ZİYA UŞAKLIGİL Kâbus, Füruzan, Fare CENAP ŞEHABETTİN Yalan, Körebe, Küçük Beyler MEHMET RAUF Sansar, Pençe, Cidal, Diken, Yağmurdan Doluya FAİK ALİ OZANSOY Nedim ve Lale Devri, Payitahtın Kapısında tanzimat, servetifünun, millî edebiyat dönemitürk tiyatrosu TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 154 MEBİ KONU ÖZETLERİ Konuşma diline yakın bir dil kullanılmıştır. Tiyatro eserlerinin yanında tiyatroyla ilgili teorik yazılar ve eleştiriler yazılmıştır.Tiyatro dergileri çıkarılmıştır. İlk şehir tiyatrosu olan Darülbedayi-i Osmanî bu dönemde kurulmuştur. . Tiyatro toplulukları oluşmaya başlamıştır. MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ TÜRK TİYATROSU MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ TÜRK TİYATROSU SANATÇILARI TİYATRO TÜRÜNDE ESERLERİ MUSAHİPZADE CELAL Köprülüler, İstanbul Efendisi, Lale Devri, Yedekçi, Fermanlı Deli Hazretleri, Aynaroz Kadısı, Bir Kavuk Devrildi İBNÜRREFİK AHMET NURİ SEKİZİNCİ Ceza Kanunu, Dört Cihar, Hisse-i Şâyia, Sekizinci HALİDE EDİP ADIVAR Kenan Çobanları, Maske ve Ruh REFİK HALİT KARAY Deli YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU Nirvana, Veda, Sağanak, Mağara REŞAT NURİ GÜNTEKİN Taş Parçası, Hançer, Bu Gece Başka Gece, Balıkesir Muhasebecisi, Eski Rüya,Tanrı Dağı Ziyafeti FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL Canavar, Akın, Öz Yurt, Kahraman (manzum), Yayla Kartalı (mensur) YUSUF ZİYA ORTAÇ Binnaz, Nikahta Keramet HALİT FAHRİ OZANSOY Baykuş, İlk Şair, Sönen Kandiller, Hayalet, Bir Dolaptır Dönüyor tanzimat, servetifünun, millî edebiyat dönemitürk tiyatrosu TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 155 MEBİ KONU ÖZETLERİ İlk şehir tiyatrosu olan Darülbedayi-i Osmanî 1914’te kurulmuştur. Tiyatronun yönetimine Fransa’dan Andre Antoine getirilmiştir. Darülbedayi-i Osmanî sadece bir tiyatro değil aynı zamanda tiyatro oyuncusu yetiştiren güzel sanatlar okuludur. HATIRLAYALIM Darülbedayi’de sahnelenen ilk oyun Hüseyin Suat Yalçın’ın Çürük Temel adlı uyarlamasıdır. DİKKAT Darülbedayi’de sahnelenen ilk yerli oyun Halit Fahri Ozansoy’un Baykuş adlı eseridir. DİKKAT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 156 MEBİ KONU ÖZETLERİ 156 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI • 19. yüzyılın ikinci yarısında ve 20. yüzyılın başlarında Türk tiyatrosunda görülen canlılık, Millî Mücadele’nin zorlu yıllarında bir hayli durgunlaştıysa da Cumhuriyet Dönemi’nde yeni bir atılım gerçekleştirmiştir. • Cumhuriyet Dönemi’nde Türk tiyatrosu hem kurumsal bir yapıya kavuşmuş hem de tiyatro sanatı açısından çeşitli atılımlar yapılmıştır. • Yerli oyun yazarlarının yetişmesi, tiyatro eğitimi ve oyunculuktaki yeni yönelimler, nitelikli tiyatro seyircisinin oluşturulması ve sayısının artırılması Cumhuriyet tiyatrosunun temel meseleleri olmuştur. • Avrupa’da eğitim gören Muhsin Ertuğrul’un Türk tiyatrosunun Batı tiyatrosu düzeyine getirilmesinde büyük katkısı olmuştur. • 1934 yılında Şehir Tiyatroları adını alan Darülbedayinin başına getirilen Muhsin Ertuğrul yerli yazarları oyun yazmaları için yüreklendirmiş; kadın ve erkek oyuncuların yetişmesini sağlamış, çağdaş oyunları tercüme ettirerek Batı ile aynı yıllarda aynı oyunların Türkiye’de de oynanmasını sağlamıştır. • Muhsin Ertuğrul; sahneleme, oyunculuk ve dekor kullanımında güncel anlayışı yerleştirmeye çalışırken tiyatroyu yurdun her köşesine yayma girişimi de bugünkü Türk tiyatrosunun temellerini atmıştır. • Ankara’da Devlet Tiyatroları kurulmuş, bazı büyük şehirlerde şubeleri açılmış, turneler düzenlenerek tiyatro halkın ayağına götürülmüştür. • Özel tiyatrolar ise yeni tiyatro anlayışını ve akımlarını sahneledikleri oyunlarla tanıtmış, turnelerle tiyatronun Anadolu’da yaygınlaşması için çaba göstermişlerdir. • 1935-1936 sezonunda Şehir Tiyatroları içinde Muhsin Ertuğrul önderliğinde bir çocuk tiyatrosu kurulur. 1 Ekim 1935’te Tepebaşı Tiyatrosu’nda sahneye konan ilk çocuk oyunu M. Kemal Küçük’ün Çocuklara Tiyatro Dersi adlı oyunudur. • Cumhuriyet’in ilk on yılında yazılan tiyatro eserlerinin çoğu, gündemde olan siyasî görüşleri ve sanat anlayışını yansıtır. Oyunlar düşünce ağırlıklı olup toplumsal mesajlar içermektedir. Melodram özelliği taşıyan bu oyunlar didaktik bir niteliğe sahiptir. • Tiyatro yazarları Cumhuriyet’in getirdiği yeni değerler ışığında eski Türk tarihi ile Türk kültürünün uzantılarını ortaya çıkarabilmek için Anadolu’ya yönelmiştir. • 1930’lu yıllarda konusunu Türk tarihinden, medeniyetinden, destan ve efsanelerinden, halk kültüründen, Cumhuriyet’in erdemlerinden alan birçok oyun yazılmıştır. • 1930’lu yıllardan sonra geleneksel halk tiyatrosuna ilgi duyan yazarlar Karagöz oyunları yazmış, Karagöz oyunlarında günün şartlarına göre değişiklik yapmıştır. 1923-1950 döneminde yazılan tiyatro eserlerinin konuları genel itibarıyla şunlardır: • Savaş yıllarını ele alan eserler • Eski-yeni çatışmasını konu edinen eserler • Konusunu tarih, mitoloji ve masallardan alan eserler • Yanlış Batılılaşmayı, sosyal değerlerdeki değişimleri ele alan eserler • Türk’ün yüce karakter özelliklerini işleyen eserler • Osman Dönemi’ni yansıtan eserler • Cumhuriyet rejiminin erdemlerini anlatan eserler 1923-1950 CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK TİYATROSU CUMHURIYET DÖNEMI TÜRK TIYATROSU 1 cumhuriyet dönemi türk tiyatrosu 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 157 MEBİ KONU ÖZETLERİ 157 1923-1950 CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK TİYATROSU YAZARLARI Edebiyat hayatlarına Cumhuriyet’ten önce başlamış birçok önemli sanatçı, 1923-1950 yılları arasında tiyatro türünde eser vermiştir. MUSAHIPZADE CELAl Fermanlı Deli Hazretleri, Aynaroz Kadısı, Bir Kavuk Devrildi İBNÜRREFIK AHMET NURI Şeriye Mahkemesinde, Belkıs REŞAT NURI GÜNTEkin İstiklâl, Vergi Hırsızı HÜSEYIN RAHMI Kadın Erkekleşince ABDÜLHAK HÂMIT Hakan FARUK NAFIZ ÇAMLIBEl Akın, Özyurt, Kahraman HALIT FAHRI On Yılın Destanı BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR Çoban, Ergenekon, Attila NECIP FAZIL KISAKÜREK Tohum, Bir Adam Yaratmak, Künye, Sabırtaşı NAHIT SIRRI ÖRIK Sönmeyen Ateş, Muharrir Edebiyat hayatlarına Cumhuriyet Dönemi’nde başlamış ve başka türlerde başarılı eserler vermiş bazı sanatçılar 1923-1950 yılları arasında tiyatro türünde eser vermiştir. cumhuriyet dönemi türk tiyatrosu 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 158 MEBİ KONU ÖZETLERİ 158 1923-1950 yılları arasında tiyatro türünde yoğunlaşmış bazı önemli sanatçılar vardır. Vedat Nedim Tör (1897-1985) Tiyatro: İşsizler, Fevkâlasriler, Hayvan Fikri Yedi, Kör, Köksüzler, İ mralı’nın İ nsanları, Sanatkâr Aşkı, Hep ve Hiç, Siyah Beyaz, Aşağıdan Yukarı, Sahte Kahramanlar Roman: Resim Öğretmeni Cevat Fehmi Başkut (1905- 1971) Tiyatro: Büyük Şehir, Ayarsızlar, Hacı Kaptan, Küçük Şehir, Koca Bebek, Paydos, Sana Rey Veriyorum, Kadıköy İskelesi’nde, Makine, Harput’ta Bir Amerikalı, Kleopatra’nın Mezarı, Tablodaki Adam, Hacıyatmaz, Öbür Gelişte, Göç, Buzlar Çözülmeden Cevdet Kudret Solok (1907-1992) Hikâye: Tersine Akan Nehir, Yerli Mallar, Rüya İ çinde Rüya, Danyal ve Sara, Kurtlar, Yaşayan Ölüler Roman: Sınıf Arkadaşları, Havada Bulut Yok, Karıncayı Tanırsınız İsmail Hakkı Baltacıoğlu (1886-1978) Tiyatro: İnanmak, Ölüler, Salt Çelebi, Hayvanlar, Akıl Taciri, Kafa Tamircisi, Andaval Palas, Kütük, Dolap Beygiri Karagöz Ankara’da, Küçük Şehit NAZIM HIKMET Kafatası, Bir Ölü Evi, Unutulan Adam PEYAMI SAFA Gün Doğarken YAŞAR NABI NAYIR Mete, İ nkılâp Çocukları AHMET KUTSI TECER Köşebaşı AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 159 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI • 1950’li yılları etkileyen en önemli siyasi olay, 1946’da çok partili siyasi yaşama geçiştir. Bu durumun Türkiye’de meydana getirdiği köklü dönüşümün etkileri, tiyatro dünyasında da görülür. • Türk tiyatrosu başta oyun yazarlığı olmak üzere kurumsallaşma, oyunculuk, eleştiri gibi alanlarda yeni arayışlarla bir dönüşüm sürecine girer. • 1949 yılında Devlet Tiyatrolarının kurulması, Halkevleri ve Köy Enstitülerindeki tiyatro etkinlikleri, özel tiyatroların İstanbul dışında da yaygınlaşması bu dönemin önemli gelişmelerindendir. • Üniversite düzeyinde tiyatro eğitiminin gündeme getirilmesi ve tiyatro eleştirisinin giderek önem kazanmaya başlaması tiyatronun gelişimini hızlandıran etkenler olur. • 1950’li yıllarda tiyatro adına atılan bu yeni adımlar Türk tiyatrosunun Altın Çağ’ı olarak nitelendirilen 1960 sonrası tiyatro yaşantısının temelini oluşturur. • 1950’li yıllarda tiyatro Batılılaşma; geleneksel-modern yaşam ve kuşak çatışması; aile kurumundaki sıkıntılar; aydın kişinin kendisine ve topluma yabancılaşması; çok partili hayata geçilmesiyle devlet yönetimine ilişkin siyasal sorunlar; ekonomik sıkıntılar; tarih, efsane ve mitolojiden alınan konuları ele almıştır. • Bu dönemin tiyatro eserlerinde kullanılan açık ve yalın bir dil, somut bir anlatım üslubun belirleyici özellikleri olmuştur. 1960-1970 YILLARI TÜRK TİYATROSU • Darbeyle açılan ve darbeyle kapanan 1960’lı yıllar, Türk tiyatrosunun en parlak ve hareketli dönemlerinden biri olur. • Özel tiyatroların artması ve politik hayattaki canlılığın tiyatroya yansımasıyla hareketli bir tiyatro yaşamı ortaya çıkar ve seyirci sayısı artar. • Akademik düzeyde tiyatro eğitimi yapılması, tiyatro sanatı konusunda bilimsel araştırmaların çoğalması ve tiyatro eleştirilerinin gelişmesi de bu dönemde Türk tiyatrosunun gelişmesine katkıda bulunur. • 1960’lı yıllarda yeni yazarlar yetişir, oyunların konuları çeşitlenir; absürt ve epik tiyatro gibi yeni türler denenir. • Tiyatro sahnesi ekonomi, siyaset ve günlük yaşamdaki değişimlerle bunlardan kaynaklanan sorunların tartışıldığı önemli platformlardan biri olur. • Bu dönem yazarlarından bir bölümü mitoloji, tarih, masal gibi kaynaklardan beslenerek güncel sorunlara yaklaşmış, bu kaynakların sağladığı estetik olanaklardan da yararlanarak çeşitli ürünler vermiştir. • Kimi yazarlar bireyin iç dünyasına eğilmiş; iç dünyasında ve yakın ilişkilerinde yaşadığı çelişkileri evrensel bağlamda yansıtmıştır. • Bazı yazarlar bireyin iç dünyasına eğildikleri oyunlarda, soyut ve simgeci bir yaklaşımı benimsemiştir. • Bu dönemde köy oyunları olarak adlandırılan oyunlar yazılmış; bu oyunlarda sömürü, yoksulluk, geri kalmışlık, kadının toplumsal konumu ve benzeri sorunlar ele alınmıştır. • Köyden kente göç ve buna bağlı olarak ortaya çıkan sorunların işlendiği oyunlar bu dönemin bir diğer öbeğini oluşturur. • Bu dönem yazarlarının yoğun olarak ele aldığı bir başka konu da dar gelirli aileler ve bu türden ailelerin yaşadığı sıkıntılardır. • Kimi oyunlarda siyasi düzenin eleştirisi yapılmış ve oyunlara siyasi bir içerik kazandırılmıştır. 1950-1960 YILLARI TÜRK TİYATROSU CUMHURIYET DÖNEMI TÜRK TIYATROSU 2 cumhuriyet dönemi türk tiyatrosu 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 160 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Oyunlarda içerik ve biçimsel olarak çeşitlilik görülür. Oyun yazarları ele aldıkları konuyu daha iyi ifade etme amacıyla, o güne kadar izlenen biçimsel kalıpların dışına çıkmıştır. • Bazı oyunlarda yazarlar, bireylerin iç dünyasına yansıtmak amacıyla tek kişilik veya iki kişilik oyunlara yönelmiştir. • Bu dönemde biçim açısından farklılık gösteren oyunlardan bir bölümü, Karagöz ve orta oyunu gibi geleneksel Türk tiyatrosundan beslenerek yazılmıştır. • Bazı yazarlar ulusal bir Türk tiyatrosu yaratmak için büyük çaba göstermiştir. 1970-1980 YILLARI TÜRK TİYATROSU • 1970-1980 dönemi, bir muhtırayla başlayan ve bir askeri müdahaleyle biten on yıllık bir dönemdir. • Tiyatro yaşantısı, ülkenin siyasal, toplumsal ve ekonomik bunalımının da etkisinde sancılı bir süreç geçirmiştir. Yine de bu dönemde tiyatro yazarları çeşitli denemelere girişmiş, önceki dönem kadar olmasa da verimli sayıla bilecek bir dönem olmuştur. • Türk oyun yazarlığında 1970-80 dönemi, 1960’lardan başlayan geleneğin izinden giden toplumcu bir bakış açısının etkisinde, epik ve göstermeci yönelişlerin öne çıktığı güncel, politik ve toplumsal olanın vurgulandığı bir dönemdir. Dönem içerisinde ürün veren oyun yazarlarının çoğu, toplumsal olanı bireysel olana tercih etmiştir. • İşçi sınıfı ve işçilerin yaşadığı sıkıntılar, en çok yansıtılan konulardan biridir. • 1970’li yıllarda köy, modern yaşantının nimetlerinden yoksun, insanlık dışı şartların hüküm sürdüğü bir yer olarak ele alınmıştır. • 1970-80 dönemi içinde tarihsel ya da mitolojik konular üzerine yazılmış oyunlar, bu dönemde yazılan oyunlar içinde niceliksel olarak önemli bir ağırlığa sahiptir. • Modern kent yaşantısının getirdiği ekonomik ve toplumsal değişikliklerin aile kurumunda ve insan ilişkilerine etkisi oyun yazarlarına önemli ölçüde malzeme oluşturmuştur. • Birçok oyun yazarı epik tiyatronun etkisi altında yapıtlar vermiştir. • 1970’li yılların ikinci yarısından itibaren televizyonun ve artan şiddet olaylarının etkisiyle seyirci tiyatrodan uzaklaşmaya başlamıştır. • 1970’li yılların sonuna doğru izleyicinin çokça rağbet ettiği ve daha çok eğlencelik bir tiyatro anlayışını temsil eden bulvar komedileri, vodviller, kaba güldürüler oynayan özel tiyatrolar, bu dönemin yükselen tiyatro anlayışı haline gelmiş ve tiyatro, sanatsal açıdan zarar görmüştür. • Türk tiyatrosuna kabare türünün girmesi ve bu türde yapıtlar üretilmesi de 1970’lerin eşiğinde başlayan ve dönem boyunca süren önemli bir gelişmedir. 1980 SONRASI TÜRK TİYATROSU • Kentli yaşam olgusunun bireyi günden güne yalnızlaştırması, iletişimsizlik, yabancılaşma, varoluşa dair sorgulamalar sıklıkla ele alınan konulardandır. • Batı tiyatrosundaki postmodern etkilere bağlı olarak çok kültürlülük, sahnelemedeki yeni arayışlar ve deneysellik tiyatroyu etkilemiştir. • Sahnenin bilgisayardan gelen ses ve görüntülerle bütünleştirilmesini sağlayan çoklu medya araçları tiyatroda kendine yer bulmuştur. • 1980’li yıllar aynı zamanda tek kişilik oyunların sayısında önemli bir artışın görüldüğü dönemdir. • Tiyatroda 1960’larda başlayan verimliliğini tüm ekonomik sorunlara karşın azalarak da olsa devam ettirme çabası, 1980 darbesinden oldukça kötü etkilenir. • Oyun yazarları 12 Eylül sonrasında dönemin siyasi koşullarından dolayı güncel olaylardan ve toplumsal sorunlardan uzaklaşır. • 1980’lerde oyun yazarlığı nicelik ve nitelik açısından bir durgunluk yaşar. • Siyasi ortam yüzünden nitelikli tiyatro oyunları, yerini eğlencelik gösterimlere bırakır. • Yazarların politik konulardan uzaklaşma eğiliminin sonucunda konusunu tarihten, söylencelerden ve masallardan alan oyunlar yazılmıştır. cumhuriyet dönemi türk tiyatrosu 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 161 MEBİ KONU ÖZETLERİ ABSÜRT TİYATRO • Hayatın anlamsızlığı, yabancılaşma, iletişimsizlik, umarsızlık, dünyanın korku ve kaygılar yüklü güvensiz oluşu, toplumsal-politik sorunlar absürt tiyatronun temalarıdır. • Geleneksel tiyatronun olay örgüsünde yer alan serim-düğüm-çözüm gibi unsurlar absürt oyunların olay örgülerinde ya yer almazlar ya da mantıksal bir dizgeye oturtulmazlar. • Geleneksel tiyatronun kahraman imgesine karşın absürt oyun kişileri herhangi bir eyleme başvurmazlar ve içinde bulundukları durumdan kurtulmak için herhangi bir arayışa girmezler. • İnsanın çevresine ve kendisine yabancılaşması, kişiliğinin yitirilmesi; yalnızlık, umarsızlık, korku, kaygı gibi duyguların boyunduruğu altında olması absürt oyun kişilerinin temel davranış özellikleridir. • Geleneksel söylem biçimlerindeki mantıklı bir dizgeye oturtulan diyaloglar ve konuşma örgüsü, absürt tiyatroda yerini parçalanmış, anlam üreten değil, anlamsızlığı yansıtan bir yapıya bırakmıştır. • Gerçeküstücü, düşsel biçimler, uyumsuz seslerle seyirciyi tedirgin ederek aslolan gerçeği anımsatarak seyirciyi rahatsız etmeyi amaçlar. • Absürt tiyatronun Türk edebiyatında en bilinen örneği Güngör Dilmen’in Canlı Maymun Lokantası eseridir. EPİK TİYATRO • Toplumsal ve politik konuları ele alan, seyircinin bu konular üzerinde düşünüp fikir yürütmesini, yargıya varmasını sağlayan bilgilendirici, eleştirel-gerçekçi bir tiyatro anlayışıdır. • Bertolt Brecht’in ortaya koyduğu epik tiyatro anlayışı Almanya’da 1930’lu yıllarda görülmeye başlanmıştır. Türk tiyatrosunda ise 1960’larda etkisini göstermiştir. • Epik tiyatroda sahnedekinin bir oyun olduğunu seyirciye hatırlatmak, izleyiciyi gözlemci yaparak onu etkin konuma sokarak bir yargıya varmak istenir. Bertolt Brecht, “Burası bir tiyatro sahnesi ve sizler de izleyicilersiniz.” diyerek seyirciyi oyunun dışında tutmuştur. • İzleyicilerin de sahnede aktarılan sorun üzerine eleştirel bir tavır takınmasını esas amaçtır. Bu yüzden seyircinin, oyunun akışına kendini kaptırmasının önüne geçmek için yabancılaştırma efekti kullanılır. • Oyunun her unsurunda ortaya konan yabancılaştırma efektinin en belirgin yansımalarından biri sahnedeki oyuncunun seyirciye dönerek onunla konuşmasıdır. • Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı, Türk tiyatrosundaki ilk epik tiyatrodur. 1950 SONRASI CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK TİYATRO YAZARLARI Haldun Taner (1915-1986) Tiyatro: Günün Adamı, Dışardakiler, Ve Değirmen Dönerdi, Fazilet Eczanesi, Keşanlı Ali Destanı, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Eşeğin Gölgesi, Zilli Zarife, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı ve Ayışığında Şamata, Vatan Kurtaran Şaban, Bu Şehr-İstanbul ki Hikâye: Yaşasın Demokrasi Tuş, Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu, Ayışığında “Çalışkur”, On İkiye Bir Var, Konçinalar, Sancho’nun Sabah Yürüyüşü, Kızıl Saçlı Amazon Orhan Asena (1922-2001) Tiyatro: Korku, Tanrılar ve İnsanlar, Hürrem Sultan, Kocaoğlan, Tohum ve Toprak/Alemdar Paşa, Gecenin Sonu, Fadik Kız, Simavnalı Şeyh Bedrettin, Atçalı Kel Mehmet, Karagöz Emekli, Şili’de Av, Ölü Kentin Nabzı, Ölümü Yaşamak/Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe Refik Erduran (1928-2017) Tiyatro: Karayar Köprüsü, Ayı Masalı, Bir Kilo Namus, Cengiz Han’ın Bisikleti, Tamirci, Yemenimin Uçları, Bahçemdeki Ayı cumhuriyet dönemi türk tiyatrosu 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 162 MEBİ KONU ÖZETLERİ Turgut Özakman (1930-2013) Tiyatro: Üç Destan, Delioğlan, Ah Şu Gençler, Hastane, Karagöz'ün Dönüşü, Kardeş Payı, Darılmaca Yok, Ben Mimar Sinan, Pembe Evin Kaderi, Ocak, Kanaviçe, Paramparça, Sarıpınar 1914, Fehim Paşa Konağı, Resimli Osmanlı Tarihi, Bir Şehnaz Oyun, Güneşte On Kişi, Duvarların Ötesi, Töre, Deliler Turan Oflazoğlu (1922-2005) Tiyatro: Keziban, Allah’ın Dediği Olur, Elif Ana, Kösem Sultan, Cem Sultan, Deli İbrahim, IV. Murat, Genç Osman, Sokrates Savunuyor, Gardiyan, Dörtbaşımamur Şahin Çakırpençe, Güzellik ile Aşk Necati Cumalı (1921-2001) Tiyatro: Boş Beşik, Mine, Nalınlar, Derya Gülü,Yaralı Geyik, Vur Emri Roman: Tütün Zamanı, Yağmurlar ve Topraklar,Acı Tütün, Aşk da Gezer,Uç Minik Serçem, Viran Dağlar Hikâye: Yalnız Kadın, Değişik Gözle, Susuz Yaz Ay Büyürken Uyuyamam Makedonya 1900, Kente İnen Kaplanlar Recep Bilginer (1922-2005) Tiyatro: Gazeteciden Dost, İsyancılar, Sarı Naciye, Yunus Emre, Parkta Bir Sonbahar Günüydü AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 163 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ MASAL/FABL TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI MASAL Masal; kahramanları olağanüstü kişi ve varlıklar olan, bilinmeyen bir zamanda olağandışı olayları anlatan sözlü edebiyat ürünüdür. Genellikle bir tekerleme ile başlar. Masallarda yer ve zaman belirsizdir. Kahramanlar genellikle devler, periler, cinler, padişahlar vb.dir. Masallarda yalın, duru bir dil ve anlatım söz konusudur. Evrensel değerler yer alır; dinî ve millî ögelere yer verilmez. Masalların ilk söyleyeni belli değildir. Masalların başında, ortasında ve sonunda kalıp sözlere yer verilir. MASAL TÜRÜNÜN ÖNEMLİ ESERLERİ ESKİ YUNAN EDEBİYATI Ezop Masalları (Bilinen en eski masal örneği) HİNT EDEBİYATI Pançatantra, Kelile ve Dimne (Doğu’daki ilk masal örnekleri) ARAP EDEBİYATI Binbir Gece Masalları İRAN EDEBİYATI Binbir Gündüz Masalları ALMAN EDEBİYATI Grimm Masalları FRANSIZ EDEBİYATI Perrault Masalları DANİMARKA EDEBİYATI Andersen Masalları TÜRK EDEBİYATI Kalyanamkara ve Papamkara (Uygur Dönemi masal özelliği gösteren ilk eser) Billur Köşk (Osmanlı Dönemi’nde derlenen ilk masal) masal/fabl TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 164 MEBİ KONU ÖZETLERİ MASALIN BÖLÜMLERİ DÖŞEME "Evvel zaman içinde..." vb. bir tekerleme ile başlar. Bu tekerlemeler çoğu kez anlamsızdır. SERİM “Bir memleketin birinde...” gibi ifadelerle olaya giriş yapılır. Kişiler bu bölümde tanıtılır. DÜĞÜM Olayların geliştiği, çatışmanın ortaya konduğu, kişilerin ıyice belirginleştiği bölümdür. ÇÖZÜM Çatışma bu bölümde sonuçlanır. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. DİLEK "Onlar ermiş muradına..." vb bir tekerleme ile masalın sona erdiği bölümdür. Çatışma, merak unsurunu artırmak amacıyla iki zıt kavramın karşı karşıya getirilmesidir. Masallarda çatışma çoğunlukla iyilik-kötülük, güzellik-çirkinlik, yardımseverlik-bencillik, akıl-gönül, bilgelik-cehalet gibi soyut kavramlar arasında olur. NOT Yaygın görüşe göre masalların kaynağı Eski Yunan ve Hint mitolojileridir. DİKKAT Masallarda padişah, Hızır, derviş, hükümdar, Keloğ lan vb. iyiliğin sembolüyken devler, cadılar, vezirler vb. kötülüğün sembolüdür. HATIRLAYALIM Cumhuriyet Dönemi’nde halk ağzında yaşayan masalları Pertev Naili Boratav, Eflatun Cem Güney, Naki Tezel gibi edebiyatçılarımız derleyerek yayımlamıştır. KRITIK BILGI FABL Kahramanları çoğunlukla hayvanlardan seçilen fakat insanı anlatan, çoğunlukla bir ders verme amacı taşıyan edebî türdür. Atasözü ya da özdeyiş yoluyla bir öğüt verilir. İyilik-kötülük gibi çatışmalardan yola çıkılarak olay örgüsü oluşturulur. Teşhis ve intak sanatlarından yararlanılır. Öyküleyici anlatıma başvurulur. Yer ve zaman belirsizdir. Ders verme amacı güdüldüğü için dili sadedir. FABLLARIN PLANI SERİM Kişiler ve çevre kısaca tanıtılıp olayın başlatıldığı bölümdür. DÜĞÜM Çatışmanın ortaya konulup merak duygusunun ön plana çıkarıldığı bölümdür. ÇÖZÜM Olayın iyi ya da kötü beklenmedik bir sonla bitirildiği bölümdür. ÖĞÜT Bir özdeyiş ve atasözü ile verilmek istenen dersin söylendiği bölümdür. masal/fabl TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 165 MEBİ KONU ÖZETLERİ MASAL FABL Ahlakî bir ders vermek amaçlanmaz. Ahlakî ders verme amacı vardır. Nesir şeklindedir. Genellikle nazım şeklindedir fakat düzyazı şeklinde olanları da vardır. Anonimdir. (Sanatsal masalların yazarı bellidir.) Yazarı bellidir. Fabllara göre daha uzundur. Kısa metinlerdir. Tekerlemelerle akıcılık sağlanır. Tekerleme yoktur. Kahramanları insanlar ve olağanüstü varlıklardır. Kahramanları çoğunlukla hayvanlardır. Sonunda “dilek” bölümü vardır. Sonunda “öğüt” bölümü yer alır. Fransız yazar La Fontaine XVII. yüzyılda Beydaba ve Ezop'tan etkilenerek fabl türünde eserler vermiştir. NOT XIII. yüzyılda yaşamış olan İranlı şair Sadi’nin Gülistan adlı mesnevisinde fabl özelliği taşıyan parçalar vardır. DİKKAT 15. yüzyıl divan şairlerinden , aynı zamanda göz hekimi olan Şeyhî'ye Çelebi Sultan Mehmet'in hastalığını tedavi ettiği için tımar olarak Tokuzlu köyü verilir. Şeyhî köye giderken tımarın eski sahipleri tarafından saldırıya uğrar ve yaşadıklarını Harname adlı mesnevisinde sembolik olarak anlatır. HATIRLAYALIM XIII. yüzyılda Mevlana’nın Mesnevi’sinde fabl özelliği taşıyan bölümlere rastlanmaktadır. Gülşehri’nin XIV. yüzyılda Farsçadan çevirdiği Mantıku’t-Tayr adlı eser fabl özellikleri taşır. XV. yüzyılda Şeyhî’nin yazdığı Harnâme, Türk edebiyatındaki ilk fabl örneğidir. İbrahim Şinasi ve Orhan Veli Kanık Fontaine’in fabllarını Türkçeye çeviren sanatçılardandır. KRITIK BILGI AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 166 MEBİ KONU ÖZETLERİ DESTAN/EFSANE DESTAN • Bir milletin hayatını yakından ilgilendiren savaş, göç vb. gibi tarihî ve sosyolojik olayları anlatan genellikle ölçülü, kafiyeli veya nazım-nesir karışık yazılmış eserlerdir. • Destanlar millîdir, ait olduğu toplumun özelliklerini yansıtır. • Destanlar; milletlerin hedeflerini, belli amaçlar doğrultusunda geleceğe taşınmasını sağlayan önemli sözlü veya yazılı belgelerdir. • Milletlerin tarihî ve millî özellikleri, değerleri destanlarda ortaya çıkar. • Türk destanlarının hepsinde savaşçılığa, iyiliğe, güce, verilen sözde durmaya değer verilir. • Destanlar, millî ahlak ve bilinci yerleştirmeye ve yaşatmaya hizmet eder. • Destanlar, toplumda derin izler bırakmış olayları olağanüstü ögelerle anlatır. Tarihî alt yapısı olan bu olaylarda kişiler genellikle seçkin insanlardır. Hem insani hem olağanüstü nitelikleri kendisinde toplamış olan bu kişiler tek başına orduları yenecek güçtedir. • Destanların oluşma zamanı yani olayların ne zaman gerçekleştiği tespit edilemez. Sadece olayın yaşandığı yüzyıl destan içeriklerinden tahmin edilebilir. • Destanlarda, masallardaki gibi yeryüzünde olmayan bir mekândan söz edilemez. Olayın geçtiği yer, az çok belirle nebilir. Çünkü destanlarda milletlerin yaşadığı coğrafya canlı örnekleriyle yer alır. Türk destanlarında bozkır, dağ, orman; Yunan destanlarında deniz, gemi, ada, balık anlatılarının yoğunluğu coğrafyanın tespiti bakımından yol göstericidir. Destan âşık edebiyatı nazım şekli olarak da kullanılmaktadır. Burada anlatılan yazı türü destan ile nazım şekli destanı birbirine karıştırmamak gerekir. DİKKAT DESTANLARIN ÖZELLİKLERİ Destanlar sözlü geleneğin ürünleridir, nesilden nesile aktarılırken zaman içerisinde değişikliklere maruz kalabilir. Ya zıya geçiriliş süreleri çok sonra olduğu için özgün şekilleriyle günümüze ulaşmış değillerdir. Türk destanları genellikle kahramanlık, savaş, göç gibi konular etrafındadır. Destanlar “doğal” ve “yapma” destan olarak iki grupta incelenir. a)Doğal Destan: Eski zamanlarda milletin hafızasında yer etmiş bir olayın, yine o dönemlerde bir ozan tarafından ifade edilişidir. Üç aşamada gelişir: Çekirdek ( doğuş/oluşma) dönemi: Toplumu etkileyen sosyal ve tarihî bir olay meydana gelir, bu olaylar içinde olağanüstü kahramanlar görülür. Yayılma dönemi: Toplumu etkileyen çekirdek olay, “destancı” adı verilen ozanlar tarafından efsanevi mi tolojik unsurlarla beslenip süslenerek kuşaktan kuşağa aktarılır. Böylece bu olaylar millî ve anonim bir nitelik kazanır. Toplama (tespit/derleme/yazıya geçirme) dönemi: Geleneği çok iyi bilen güçlü bir ozan veya araştırmacı, sözlü gelenekte yaşayan bu şiirsel anlatımları birleştirerek destan formatında kurgular ve yazıya geçirir. b)Yapma Destan: Yakın zamanlarda yaşanan herhangi bir tarihsel olayın bir şair tarafından yaratıcılıkla ifade edili şidir. DESTAN/EFSANE TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 167 MEBİ KONU ÖZETLERİ DOĞAL DESTANLAR ESER MİLLET İlyada YUNAN Odessa YUNAN Şehname İRAN Kalevala FIN Ramayana HINT Mahabarata HINT Chanson de Roland FRANSIZ Gılgamış SÜMER İgor RUS Cid İSPANYOL YAPMA DESTANLAR ŞAIR-YAZAR MILLET ESER John Milton İNGILIZ Kaybolmuş Cennet Dante İTALYAN İlahi Komedya Ariosto İTALYAN Çılgın Orlando Tasso İTALYAN Kurtarılmış Kudüs Voltaire FRANSIZ Henriade Fazıl Hüsnü Dağlarca TÜRK Üç Şehitler Destanı Kayıkçı Kul Mustafa TÜRK Genç Osman Destanı A) İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK DESTANLARI B) İSLAMİ DÖNEM TÜRK DESTANLARI • Yaratılış Destanı • Alp Er Tunga Destanı (Saka) • Şu Destanı (Saka) • Oğuz Kağan Destanı (Hun) • Attila Destanı (Hun) • Ergenekon Destanı (Göktürk) • Bozkurt Destanı (Göktürk) • Türeyiş Destanı (Uygur) • Göç Destanı (Uygur) • Battal Gazi Destanı (Battalname) (Selçuklu-Osmanlı) • Saltuk Buğra Han Destanı Saltukname (Karahanlı Dönemi) • Manas Destanı (Kazak- Kırgız Dönemi) • Cengiz Han Destanı (Cengizname) (Türk- Moğol Dönemi) • Edige Destanı (Tatar-Kırım) • Danişmend Gazi Destanı (Danişmendname) (Selçuklu-Osmanlı) • Köroğlu Destanı (Selçuklu-Osmanlı) DESTAN/EFSANE TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 168 MEBİ KONU ÖZETLERİ DOĞAL VE YAPMA DESTAN ARASINDAKİ FARKLAR • Doğal destan sözlü anlatıma, yapma destan yazılı anlatıma dayalıdır. • Doğal destan anonimdir, söyleyeni belli değildir; yapma destan ise bir şair-yazar tarafından kaleme alınır. • Doğal destanda mekân olağanüstüdür, yapma destanda ise mekânlarda olağanüstülük yoktur. • Doğal destanda mübalağalı söyleyişler bulunur, yapma destanda anlatılar olasıdır. • Doğal destanda çok uzak zamandaki olaylar anlatılırken yapma destan genellikle yakın zaman diliminde yaşa - nanları anlatır. • Doğal destanın oluşum safhaları (çekirdek, yayılma, derleme) vardır, yapma destanda bu üç aşama bulunmaz. TÜRK DESTANLARINDA TIPLER • Alp Tipi: Yiğitlik, cesaret, kahramanlık gösterenlere “alp” adı verilmiş, İslamiyet’ten sonraki Türk destanlarında “Alp-Eren” tipine dönmüştür. Oğuz Kağan Destanı “alp” tipine, Battal Gazi “Alp-Eren” tipine örnektir. • Bilge Tipi: “Ak Sakallı” olarak da bilinir. Eski Türklerde toplumu manevi olarak yönlendirenlerdir. Verdiği öğütlerin etkileri kendileri öldükten sonra da devam eder. • Kadın Tipi: Fedakârlık ve sadakatiyle aile birliğinin merkezi, soyun devamlılığını sağlayandır. Kadın tipi, Türk destanlarında zaman zaman evin reisidir. TÜRK DESTANLARINDA MOTIFLER (MITOLOJIK ÖGELER) Türk destanlarında bozkurt (gök börü), ışık (kutsal ışık),ok-yay (gümüş ok/altın ay), mağara, ağaç, demir ve demir cilik, rüya (düş), kırklar, at, büyü (sihir), pir motifi, kutsal dağ, kutsal su, aslan, hızır, geyik motifi en sık kullanılan lardır. TÜRK DESTANLARININ KAYNAKLARI Eski Çin, Arap ve İran eserlerinde Türk destanlarıyla ilgili bilgilere ulaşabilmek mümkündür. Türk destanlarının kaynaklarından bazıları şunlardır: • Divânü Lugati’t- Türk, Kaşgarlı Mahmut • Şehnâme, Firdevsi • Câmi’ü’t-Tevârih, Reşidüddin • Selçuknâme, Yazıcıoğlu • Şecere-i Terâkime, Şecere-i Türk, Ebulgâzi Bahâdır Han • Cihan-güşa, Cüveyni DESTAN/EFSANE TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 169 MEBİ KONU ÖZETLERİ EFSANE • Bir varlığın meydana gelişinin, tabiat unsurlarından birinde olan herhangi bir değişikliğin halkın muhayyilesinde yoğ rulan biçimiyle belli bir yere ya da bir olaya bağlanarak olağanüstü olaylarla bezenip anlatıldığı hikâyelere efsane denir. Efsane, Farsçada “aslı olmayan olay” anlamına gelmektedir. EFSANELERIN ÖZELLIKLERI • Efsaneler, anlatmaya dayalı bir edebî türdür ve sanatlı bir anlatıma sahip olmayışıyla destandan ayrılır. Efsaneler, mekân ve olaylar hakkında anlatılır. Kişiler hakkında anlatılanlara “menkıbe” denir. Efsanelerin “din, mitoloji, gerçek hayat” olarak üç kaynağı vardır. İnandırıcılık özelliği vardır. Normal gibi görünen kahraman, birden olağanüstü bir olayın içinde yer alabilir. Örneğin, akşam birlikte iftar yapılan kişi teravih namazına Kâbe’de olabilmektedir. • Efsanelerde zaman bazen geçmiş bazen şimdiki zamandır. Çoğunlukla olağanüstü olayları, insanüstü güçleri ele alır; olayları gerçekten uzaklaştırarak anlatır. Kısmen kutsiyet vardır. Zamanla bu kutsiyet o mekânı veya kişiyi do kunulmaz yapar. Tarihle ilişkilidir. Tarihte yer edinmiş büyük şahsiyetler zamanla efsaneleşir. • Efsaneler anonim halk edebiyatı ürünleridir. Ağızdan ağıza anlatılırken anlatıcının özelliklerine göre değişir. Genel likle millî özellikler gösterir. Fakat evrensel özellikler gösterenler de vardır. Günlük konuşma diliyle yazılır. • Efsaneler, çoğunlukla tek motif olan “şekil değiştirme” üzerine kurulur. Dağa, taşa, ağaca, hayvana dönüşme gibi. Dinî motiflere ve tarihten izlere de çokça rastlanır. HALK EDEBİYATINA AİT BAŞLICA EFSANELER • Karacaoğlan Efsanesi • Ay Atam Efsanesi • Tufan Efsanesi • Albat Dağı Ejderhası • Suzan (Suzi) ve Kırk Azizler Dağı • Şah-ı Meran (Şahmeran) • Yabangülü • Karacadağ • Malhan Hazinesi • Pamukkale Travertenleri • Anavarza Efsanesi • Ali Göl Efsanesi • Balıkesir Efsanesi • Sarıkız Efsanesi … AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 170 MEBİ KONU ÖZETLERİ ÖĞRETİCİ METİNLER 1 KİŞİSEL HAYATI KONU ALAN METİN TÜRLERİ BİYOGRAFİ-OTOBİYOGRAFİ • Siyaset, askerlik, bilim, sanat, edebiyat, spor vb. alanlarda ünlü bir kişinin ya da okurun ilgisini çekebilecek bir kişinin yaşamını çeşitli kaynaklardan faydalanarak kimi zaman belgelere dayanarak ünlü bir kişi tarafından anlatan yazılara biyografi denir. • Bir kimsenin kendi yaşamını anlattığı otobiyografi, biyografiden ayrı bir türdür. Her ikisinin ortak noktası bir kişinin yaşa- mına değinmesidir. Ama otobiyografide yazar kendi yaşamını kendisi kaleme alır. Biyografide ise bir kişinin yaşamını başkası kaleme alır. • Otobiyografi ile biyografi arasındaki önemli bir fark da otobiyografinin öznel bir nitelik taşımasıdır. • Biyografi ile anı türleri örtüşen niteliklere sahiptir. Her ikisinde de bir kişinin yaşamı konu edilir. Biyografi, kişinin yaşam serüveniyle sınırlıyken anıda anlatılanlar kişinin dışına taşarak tanıklık ettiği olaylara, dönemlere yayılır. • Otobiyografi ile anı arasındaki fark ise şudur: Otobiyografide yazar yaşam öyküsünün dışına taşmaz. Anıda yaşam öykü- süyle birlikte içinde bulunulan koşullar, çevre gibi unsurlara da değinilir. • Biyografi uzun bir hazırlık ve araştırma dönemi gerektirir. Anlatım sağlam bilgi ve belgelere dayandırılır. Biyografi yazıl- madan önce kapsamlı araştırmalar yapılır. • Biyografi yazarı tarafsızdır, nesnel bir tutuma sahiptir ama sanat gücünü de ortaya koyar. • Biyografi yazarı biyografisini yazdığı kişinin karakterinin oluşmasında etkisi olan kişi, çevre ve olayların incelemesini yapar. • Biyografi yazarı genellikle açıklayıcı anlatım türünden faydalanır. • Tercümeihâl eskiden biyografi türündeki eserlere verilen addır. Türk edebiyatı, biyografi değerine sahip ürünler bakı- mından oldukça zengindir. Özellikle din ve tarih alanlarındaki önemli kişilere ilişkin biyografi niteliğindeki yazılar çoğun- luktadır. Bunlar arasında siyerler (Hz. Muhammed'in yaşam öyküsü), tezkiretülevliyalar (evliyaların yaşamını konu edinen kitaplar) ve tezkiretüşşuaralar (ozanların yaşam öykülerini konu edinen kitaplar) sayılabilir. Edebiyatımızda ilk biyografi olarak Ali Şir Nevai'nin Mecalis'ün Nefais'i gösterilir. Halk edebiyatımızda cönk denen defterler de halk ozanları hakkında bilgiler içermesi yönüyle biyografi özelliği gösterir. • 19. yüzyıldan sonra kaleme alınan biyografilerde ise tarih ve siyaset alanlarındaki öne çıkan kişilerin hayatlarının anla- tılmasına devam edilmesine karşın bilim, kültür edebiyat ve sanat alanında üne kavuşmuş kimselerin hayatlarını da an- latan biyografilerin sayıca arttığını söylemek yanlış olmayacaktır. Batılı tarzda modern biyografinin ilk örneklerini Fuat Köprülü vermiştir. Türk edebiyatında önemli biyografiler arasında şunlar anılabilir: Ali Şir Nevai Mecalisü'n Nefais, Sehi Bey Heşt Behişt, Latifi Tezkiretü'ş Şuara, Abdülhak Şinasi Hisar Ahmet Haşim ve Şiiri, Şevket Süreyya Aydemir Tek Adam, İkinci Adam, Menderes' in Dramı, ÖĞRETİCİ METİNLER 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 171 MEBİ KONU ÖZETLERİ Ahmet Hamdi Tanpınar Yahya Kemal, Mehmet Kaplan Tevfik Fikret, Behçet Necatigil Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü Bununla birlikte roman biçiminde hazırlanmış biyografiler de vardır: Oğuz Atay Bir Bilim Adamının Romanı Ayşe Kulin Adı Aylin MEKTUP • Birbirinden uzakta bulunun kişiler, kişi ve kurumlar arasında haberleşmeyi sağlayan yazı türüdür. Mektup, bir iletişim aracıdır. Haber almak, haber vermek, bir sorunu tartışmak, duyguları paylaşmak için mektup yazılır. • Mektup türü, hem dil ve anlatım özellikleri hem de toplumsal yaşamın değişik görünümlerinden kesitler içermesi bakı- mından tarih belgesi özelliği de taşır. • Her türlü mektupta sayfa düzeni önemlidir. Mektuplarda kullanılan anlatım türü, mektubu yazan kişi ile mektubun ya- zıldığı kişi arasındaki ilişkiye göre şekillenir. • Bu türün bazı örnekleri şunlardır: Ziya Gökalp Malta Mektupları, Halikarnas Balıkçısı Mektuplarıyla Halikarnas Balıkçısı, Nazım Hikmet Kemal Tahir'e Mapushaneden Mektuplar, Ahmet Hamdi Tanpınar Mektuplar, Cahit Sıtkı Tarancı Ziya'ya Mektuplar, Cenap Şaha- bettin Oğluma Mektup, Muallim Naci ile Şeyh Vasfi Şöyle Böyle, Fuzuli Şikâyetnâme • Mektup türünün biçimsel özelliklerinden yararlanarak eserini oluşturan yazarlar da vardır. Bu yazarların bazıları şun- lardır: Hüseyin Rahmi Gürpınar Mutallâka (roman), Halide Edip Adıvar Handan (roman), Reşat Nuri Güntekin Bir Kadın Düşmanı (roman), Nurullah Ataç Okuruma Mektuplar (deneme), Cenap Sahabettin Hac Yolunda (gezi). Mektuplar yazılış amaçlarına göre incelenir: a) Özel Mektup Özel mektuplar, birbirlerini tanıyan kişilerin (akraba, eş dost, ana baba, arkadaş, tanıdık) duygu ve düşüncelerini paylaşmak için birbirlerine yazdıkları mektuplardır. Edebî Mektup: Çeşitli sanat dallarında ve özellikle edebiyat alanında, edebiyatın ve edebiyatçıların farklı sorunları üzerine sanatçılar tarafından, sanatsal bir üslupla kaleme alınmış mektuplara ise edebî mektup denir. b) Resmî Mektup Devlet dairelerinin kendi aralarında ya da kişilerle devlet daireleri arasındaki yazışmalara resmî mektup denir. Di lekçeler, bir tür resmî mektuptur. Kişilerin resmî makamlara veya özel kurumlara dileklerini, şikâyetlerini ya da bir durumu bildirmek için yazdıkları tarihli, imzalı ve adresli yazılara dilekçe denir. c) İş Mektubu Ticari kuruluşların birbirleriyle ya da kişilerle yapmış oldukları ticaret konulu (alım satım, iş, hizmet) mektuplara iş mektubu denir. ÖĞRETİCİ METİNLER 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 172 MEBİ KONU ÖZETLERİ E-POSTA • İletişimi daha kolay, ucuz ve etkili biçimde olanaklı kılan telefon, bilgisayar, internet, cep telefonu, akıllı telefon gibi teknolojik unsurların yaygınlaşması sonucunda klasik biçimiyle mektup yazma ve gönderme eylemi, neredeyse tarih olmuştur. İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler sonucunda bugün dünyanın her yerinden herkesle anlık sesli ve görüntülü iletişim kurmak olanaklı hale gelmiştir. Günümüz dünyasında eski mektupların yerini büyük ölçüde e-postalar (elektronik mektup, elektronik posta, e-mail) almıştır. • E-posta, internet ortamında gönderilen elektronik bir mektuptur. Günümüzde e-posta yoluyla sadece yazı değil; resim, video, ses kaydı, doküman vb. de gönderilebilmektedir. GÜNLÜK GÜNLÜĞÜN ÖZELLİKLERİ • Günlüklerde, olaylar ve düşünceler günü gününe yazılır. Yaşanan ve görülenle yazıda dile getirilen arasında herhangi bir zaman farkı olmaz. Yani günlükler, yazıldığı günün tarihini taşır. • Yazar, günlükleri kendisi için yazar. Günlükler, kişisel ve özeldir. Bu nedenle günlüklerde yazarlar, gördükleri ve yaşa- dıklarıyla ilgili duygu ve düşüncelerini içtenlikle ifade ederler. • Günlükler okuyucu düşünülerek değil, yazan kişinin yazmak istedikleriyle meydana gelir. Bu şekilde yazılması, gün- lüklerin samimi (içten) ve inandırıcı bir nitelik taşımasını sağlar. • İleride yayımlamayı düşünerek günlük tutan yazarlar da vardır. Bu yazarların tuttukları günlükler genelde düşünce yazılarından oluşan edebiyat günlükleridir. Bu tür günlükler, özel günlükler kadar samimi ve inandırıcı bulunmaz. • Günlükler hatıra (anı), gezi yazısı, roman gibi metin türlerinde kullanılabilir. • Tanık olunan olayların anlatıldığı özel günlüklerde genelde öyküleyici, betimleyici ve açıklayıcı anlatım türleri kullanılır. Edebî nitelik taşıyan, düşünce ağırlıklı günlüklerde ise kanıtlayıcı, açıklayıcı ve tartışmacı anlatım türlerine başvurulur. TÜRK EDEBİYATINDA GÜNLÜK TÜRÜNÜN TARİHSEL GELİŞİMİ VE ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ • Osmanlı merkez teşkilatında günlük olayların ve savaşların, bu işle özel olarak görevlendirilmiş kişiler tarafından kay- dedildiği şehname, vakayiname, ruzname adları verilen defterler, resmî de olsa bir çeşit günlük niteliğindedir. • Asıl olarak günlüklerin, Batı edebiyatındaki biçim ve içeriğiyle Türk edebiyatında yer alması Tanzimat Dönemi’nde olmuştur. Direktör Ali Bey’in Seyahat Jurnali (1897) adlı gezi kitabı Batı’daki anlamıyla Türk edebiyatında görülen ilk günlüktür. Bunu şair Nigar Hanım’ın Hayatımın Hikâyesi adlı eseri izler. • Günlükler,1950 yılında Nurullah Ataç’ın bir gazetede günlük yazıları yazmasından ve yoğun ilgi çekmesinden sonra önem kazanmaya başlamıştır. Nurullah Ataç bu yazılarına başlık olarak “günlük” yerine günce deyişini kullanarak bu deyişi yazın hayatımıza kazandırmıştır. Nurullah Ataç’ın günceleri içe ve dışa dönük içeriğin uyumlu bir sentezi olarak edebiyat dünyasına bu türdeki en bilinen eser olarak geçmiştir. • Ömer Seyfettin, Balkan Savaşı sırasında tuttuğu günlüklerini Balkan Harbi Rûznâmesi, Ali Canip Yöntem de 1920’de Ömer Seyfettin’in hastalığı ve ölümüyle ilgili tuttuğu günlükleri yayımlamıştır (Ömer’in Ölüm Hastalığına Dair Notlarım, Ömer Seyfettin, 1947). • Diğer bazı günlük örnekleri şunlardır: ÖĞRETİCİ METİNLER 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 173 MEBİ KONU ÖZETLERİ Günce, Uçuş Günlüğü, Gazi Günlüğü Avusturya Günlüğü: Nurullah Ataç Günlük, Kuşları Örtünmek, Nezleli Karga, Bay Sessizlik, Aynalar Günlüğü: Salah Birsel Yeryüzü Korkusu, Geçmişin Kuşları, Anılarda Görmek: Oktay Akbal Kafkas Yollarında: Refik Ahmet Altınay Yolculuk Defteri: Falih Rıfkı Atay Gündökümü, Sesler, Yüzler, Sokaklar, Günlerin Tortusu: Tomris Uyar. BLOG • Blog, web ve log kelimelerinin kaynaşması sonucunda oluşmuş İngilizce bir kelimedir. Web, "ağ", log ise "kayıt" demektir. Blog, bu bağlamda "ağ kayıtları" anlamına gelmektedir. Geleneksel günlüklerde kâğıda düşen kayıtlar, bloglarla birlikte ağa düşmekte, ağda kaydedilmektedir. • Blog yazarına blogcu (blogger) denir. Blogcu; kendi blogunda günlük tutan, içerik oluşturan, metin yazan, paylaşımda bulunan kişidir. • Bloglar genellikle bir ya da birkaç sayfadan oluşur, bu sayfalar çoğunlukla sade bir tasarıma sahip olur. Bloglarda içe- rikler genellikle güncelden geçmişe doğru sıralanır. Yani bloga en son eklenen yazı, sayfanın en başında yer alır. Bloglardaki yazılar genellikle görsel ögelerle desteklenir. Söz gelimi her yeni yazıyla birlikte bloga bir de fotoğraf ekle- nir. • Bloga konan her içerik, eş zamanlı olarak erişilebilir hâle gelir. Yani bir blog yazarı günlük siyasi olaylarla ilgili bir yazı yazıp bunu kendi blogunda paylaştığı andan itibaren o blogu ziyaret eden herkes o yazıyı okuyabilir. • Bloglardaki yazılara okuyucular yorum yazıp görüş bildirebilir. Bu yorumlar, o yazının hemen altında görülebilir. Blog sahibi olmak için herhangi bir ücret ödemeye gerek yoktur. Ücretsiz blog yayımlama servisleri, bu konuda gerekli altyapıyı sağlamaktadır. Bir kişi bu servis sağlayıcılardan birinin altyapısını kullanarak bir blog oluşturduğunda blogu- nun internet adresinde bu servisin adı da yer almaktadır. ANI • Siyaset, askerlik, bilim, sanat, edebiyat, spor vb. alanlarında tanınmış kişilerin başından geçen, içinde yer aldığı ya da yakından tanığı olduğu olaylar üzerine yazdıkları yazıdır. Bu metinler öğretici ve bilgi vericidir. Bu sebeple yazar, an- latımında açıklayıcı anlatım biçiminden faydalanır. • Merak unsuruna dayalıdır. Okur merak ettiği bir kişiyi, bir olayı, bir dönemi öğrenmek için anıyı okur. • Anı, inandırıcı olmak zorundadır. Okurun anıdan beklentisi anlatılanların doğruluğudur. • Anı yazarının temel kaynağı hafızasıdır fakat yazar bununla yetinmeyip belgelerden yararlanabilir. • Anı, gerçek yaşamı konu edinir. • Anı, tarih ve edebiyat için önemli bir kaynaktır. • İçten bir anlatımı vardır. • Birinci tekil kişi ağzından anlatılır. • Geçmiş tamamen verilmez, belirli bir dönem seçilir. • Üstünden uzun zaman geçmiş olaylar ele alınır. • Gözlem ve izlenim edinme gücü, anı yazarının sahip olması gereken bir niteliktir. ÖĞRETİCİ METİNLER 1 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 174 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Bizde, 7. yüzyıla ait Göktürk Yazıtları bu türün ilk örneği sayılmaktadır. 16. yüzyılda Ebul Gazi Bahadır Han'ın yaz dığı Şecere-i Türk, Babür Şah'ın yazdığı Babürname bu türün örneklerindendir. Edebiyatımızda anı özelliği taşıyan vakayinameler, gazavatnameler bu türün örnekleri sayılmaktadır. Edebî tür anlamında anı ise bizde Tanzimat Döne mi'nde başlamıştır. • Bu türün bazı örnekleri şunlardır: Akif Paşa Tabsıra; Namık Kemal Magosa Mektuplar; Ziya Paşa Defter-i Amal; Muallim Naci Ömer'in Çocukluğu; Ahmet Rasim Eşkâl-i Zaman, Falaka, Şehir Mektupları; Halit Ziya Uşaklıgil Kırk Yıl, Saray ve Ötesi; Hüseyin Cahit Yalçın Edebi Hatıralar, Kavgalarım; Yakup Kadri Karaosmanoğlu Zoraki Diplomat, Vatan Yolunda, Ana mın Kitabı, Gençlik ve Edebiyat Hatıralar; Halide Edip Adıvar Türk'ün Ateşle İmtihanı, Mor Salkımlı Ev; Yahya Kemal Beyatlı Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım; Yusuf Ziya Ortaç Porteler, Bizim Yokuş; Halit Fahri Ozansoy Edebiyatçılar Geçiyor; Ahmet Hamdi Tanpınar Kerkük Anıları, Samet Ağaoğlu Babamın Arkadaşları; Salah Birsel Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu, Halikarnas Balıkçısı Mavi Sürgün; Oktay Rıfat Şair Dostla rım; Falih Rıfkı Atay Zeytindağı, Çankaya; Abdülhak Şinasi Hisar Boğaziçi Yalıları, Geçmiş Zaman Köşkleri; Mina Urgan Bir Dinozorun Anıları. GEZİ YAZISI • Bir kişinin yurt içinde ve yurt dışında gezip gördüğü yerleri, oralarla ilgili gözlem ve izlenimlerini anlattığı yazılara gezi yazısı denir. • Gezip görülen yerlerin ilgi çekici yönleri ele alınır. • Anlatımı canlıdır, akıcıdır. • Görülenler seçilir, her şey yazıya aktarılmaz. • Yazar gördüklerinin yanında kendi düşüncelerini de ortaya koyar. • Öğretici bir niteliğe sahiptir. • Tarihî belge niteliği taşır. • Coğrafya, sosyoloji, folklor gibi birçok alana kaynaklık eder. • Kullanılan dil yalındır. • İnsanların bilmedikleri, göremedikleri yerlere merakından ve bu merakı doyurma gereksiniminden doğmuştur. • Gözlem gücü, gezi yazarlarının en önemli gücüdür. • Yazar açıklayıcı anlatım biçiminde faydalandığı gibi sık sık betimleyici anlatım biçimine de başvurur. • Edebiyatımızda gezi türünün en güzel örneğini Evliya Çelebi on ciltlik Seyahatname'siyle vermiştir. XVIII. asırda ya- bancı ülkelere giden elçilerin yazdıkları sefaretnameler de bir yönüyle geziye yakındır. Bunun dışında 16. yüzyılda Piri Reis Bahriye, Hoca Gıyasüddin Nakkaş Acaib'ül Letaif, Şeydi Ali Reis Miratü'l - Memalik, Trabzonlu Mehmet Âşık Manzuru'l - Avalim, Katip Çelebi Cihannüma, Nabi Tuhfetü'l Haremeyn, Silahtar İbrahim Paşa Sefaretname-i Necati' Keçizade İzzet Molla Mihnetkeşan da bizdeki ilginç gezi türünü içinde barındıran yapıtlardır. Edebiyatımızda Tanzimat'tan itibaren yazarlarımız gezi türüne ilgi göstermişlerdir. Bazı örnekler şu şekildedir: Avrupa' da Bir Cevelan - Ahmet Mithat Efendi Seyahat Jurnali - Direktör Ali Bey Hac Yolunda - Cenap Şahabettin Frankfurt Seyahatnamesi - Ahmet Haşim Anadolu Notları - Reşat Nuri Güntekin Mavi Yolculuk - Azra Erat Hiroşimalar Olmasın - Oktay Akbal Yeni Rusya, Taymis Kıyıları, Bizim Akdeniz, Hind, Yolcu Defteri - Falih Rıfkı Atay AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 175 TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ MEBİ KONU ÖZETLERİ ÖĞRETİCİ METİNLER 2 HABER METNİ Olay ve olgular neticesinde oluşan bilgi ve duyuruların gazete, dergi gibi yayın organları, radyo, televizyon gibi iletişim araçlarıyla halka duyurulması amacıyla yazılan metinlere “haber metni/haber yazısı” denir. HABER YAZILARININ ÖZELLİKLERİ • Haber ve haber yazısı kaynağını yaşamdan alır. • Akıcı, duru, halkın anlayabileceği, anlaşılır bir dil kullanılmalıdır. • Haber yazıları yorumdan uzak, objektif bir şekilde yazılmalıdır. • Anlatılanlar ilgi çekici olmalı, verilen bilgiler yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermemelidir. • Haber yazıları toplumun büyük bir kesimini ilgilendiren konularda yapılmalıdır. • Dikkat çekici, reyting amaçlı haberlerden uzak durulmalıdır. • Haber yazıları özgün olmalı ve dikkat çeken bir başlığa sahip olmalıdır. • Bir haber metninde okuyucunun sorduğu 5N1K sorularının cevabı olmalıdır. HABERİ OLUŞTURAN UNSURLAR (5N1K) 5N1K; kim, ne, nerede, ne zaman, nasıl, neden (niçin) sorularından oluşmaktadır. Bir haber metninin oluşturulması açısından haberi yazan kişinin cevaplaması gereken 5N1K soruları, haberin gerçek liği ve okura tam olarak bilginin sunulması için son derece önemlidir. Yani bir haber metninde bu soruların cevabının bulunması önemlidir. Bir haber metninde soruların cevabına yönelik ilk öncelik kim ve ne sorularının mutlaka cevaplanmasıdır. Çünkü okur bir haber metninde öncelikle bu sorularının cevabını arar. Bu iki soru cevaplandıktan sonra haber metninin geri kala nında diğer soruların da cevaplarının verilmesi gerekir. SOHBET Bir kişinin kişisel görüşlerini fazla derinleştirmeden karşısındakiyle konuşuyormuş hissini verecek bir üslupla makale planında yazdığı fikir yazısına sohbet (söyleşi) denir. SOHBET YAZILARININ GENEL ÖZELLİKLERİ • Düşünceleri fazla derinleştirmeden bir konuşma havası içinde anlatan yazı türüdür. • Her konuda yazılabilir. • Konu, tez ve savunma amacı güdülmeden karşılıklı konuşma havası içinde, sıcak bir dille yazılır. • Sohbet, makaleden ve denemeden üslup yönüyle ayrılır. • Çoğunlukla günlük konuların işlendiği sohbet yazılarında senli benli bir anlatım yolu seçilir. • Hatıralardan, halk fıkralarından, nüktelerden, özlü sözlerden yararlanılır. • Sohbet yazıları dergi ve gazetelerde yayınlanabildiği gibi yazar, bu yazıları bir kitap hâline de getirebilir. • Sohbet türündeki yazıların eski adı musahabedir. CUMHURİYET ÖNCESİNDE SOHBET • Sohbet, bir yazı türü olarak Türk edebiyatına Tanzimat Dönemi’nde gazetecilikle girmiştir. Bu dönemin genel anla yışına uygun olarak yazarlar, diğer türlerde olduğu gibi sohbette de toplumsal fayda ilkesini gözetmiş; dönemine göre sade bir dil kullanmaya çalışmışlardır. • Tanzimat’ta Ahmet Mithat Efendi; Servetifünun Dönemi’nde ise Tevfik Fikret, Halit Ziya Uşaklıgil, Hüseyin Cahit Yalçın sohbet türünde yazılar yazmıştır. ÖĞRETİCİ METİNLER 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 176 MEBİ KONU ÖZETLERİ CUMHURİYET DÖNEMİ’NDE SOHBET • Cumhuriyet Dönemi’nde diğer düzyazı türlerinde olduğu gibi sohbette de yalın bir dil ve anlatım kullanılarak Anadolu insanına seslenmek amaçlanmıştır. İnsana ve yaşama dair her tür kavram ve olgu bu dönem sohbetle rinde ele alınmıştır. • Cumhuriyet Dönemi’nde Nurullah Ataç’ın Söyleşiler, Şevket Rado’nun Eşref Saat, Suut Kemal Yetkin’in Edebiyat Konuşmaları, Ahmet Kabaklı’nın Sohbetler adlı eserleri türün tanınmış örneklerindendir. • Söyleşi türünün Türk edebiyatındaki önemli temsilcileri şunlardır: Ahmet Rasim Ramazan Sohbetleri, Suut Kemal Yetkin Edebiyat Konuşmaları, Şevket Rado Eşref Saat, Melih Cevdet Anday Dilimiz Üzerine Söyleşiler, Nurullah Ataç Karalama Defteri. FIKRA (KÖŞE YAZISI) Bir yazarın herhangi bir konu veya günlük olaylar hakkındaki görüşlerini, düşüncelerini ayrıntılara inmeden anlat tığı gazete ve dergilerde yayımlanan kısa fikir yazılarına fıkra denir. Bu tür yazıların diğer adı da köşe yazısıdır. Fıkralar, gazete ve dergilerin belli sütun veya köşelerinde yayımlanır. GENEL ÖZELLİKLLERİ • Fıkralar güncel konularda yazılır. • Fıkra yazıları günübirlik yazılar olduğu için kalıcılığı yoktur. • Fıkra yazıları gazetelerin belli sütunlarında yayımlandığı için köşe yazısı olarak adlandırılır. • Fıkra türünde dil açık, anlaşılır ve sadedir. • Fıkralarda anlatıcı öznel bir tavır takınır. • Fıkra yazılarında ortaya konan düşüncenin kanıtlanma zorunluluğu yoktur. • Yazar yönlendirmek, kanıları değiştirmek, bilgi vermek, haber vermek vb. gibi amaçlarla yazısını oluşturur. • Nükteli fıkralardan, kıssalardan, vecize ve atasözlerinden faydalanılabilir. CUMHURİYET ÖNCESİNDE FIKRA Fıkra, Türk edebiyatına gazete ile birlikte Tanzimat Dönemi’nde girmiştir. Bu dönemde yazılan fıkralarda hürriyet, eşitlik, adalet, kanun gibi toplumsal temalar ele alınmış; dönemine göre halkın anlayacağı bir dil kullanılmaya çalışılmıştır. Gazete çevresinde oluşan bu yazı türünün ilk örneklerini İbrahim Şinasi, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi vermiştir. Sonraki dönemlerde onları Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Rasim, Ahmet Haşim, Refik Halit Karay, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ziya Gökalp gibi yazarlar takip etmiştir. CUMHURİYET DÖNEMİ’NDE FIKRA Cumhuriyet Dönemi’nde gazete ve dergilerin çoğalması ile fıkra türündeki yazılar daha çok görülmeye başlanmış tır. Bu dönem fıkralarında yazarlar; sade bir dil ve anlatımla güncel, siyasi, sosyal konularda düşüncelerini ifade etmişlerdir. Cumhuriyet Dönemi’nde Peyami Safa, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Sabri Esat Siyavuşgil, Ercüment Ekrem Talu, Burhan Felek, Haldun Taner, Attila İlhan, Ahmet Kabaklı, İlhami Soysal, Ergun Göze gibi yazarlar fıkra türünde yazılar kaleme almışlardır. Bu tür fıkraları; kısa hikâye niteliğindeki nükteli, mizah öğesi taşıyan fıkralarla karıştırmamak gerekir. Bu tür fıkralarda dinleyeni güldürmek ve eğlendirmek ön plandadır. Köşe yazılarında ise okuyucuyu düşündürmek ve güncel bir sorunu dile getirmek esastır. DİKKAT ÖĞRETİCİ METİNLER 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 177 MEBİ KONU ÖZETLERİ TÜRK EDEBİYATINDAKİ FIKRA YAZARLARI • Ahmet Rasim’in Şehir Mektupları, Muharrir Bu Ya; Refik Halit Karay’ın Bir Avuç Sarma, Ay Peşinde; Orhan Seyfi Orhon’un Kulaktan Kulağa, Ziya Osman Saba’nın Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Gün Doğmadan; Falih Rıfkı Atay’ın Eski Saat, Çile. DİĞER FIKRA YAZARLARI • Namık Kemal, Ahmet Haşim, Hüseyin Cahit Yalçın, Falih Rıfkı Atay (Pazar Söyleşileri), Burhan Felek, Peyami Safa, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Kabaklı, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Oktay Akbal, Şevket Rado, Aziz Nesin… DENEME Bir düz yazı türü olan deneme, yazarın herhangi bir konudaki duygu ve düşüncelerini kanıtlamaya gitmeden bir söyleşi havası içinde dile getirdiği türdür. DENEMENİN ÖZELLİKLERİ • Deneme yazarı konu seçiminde özgürdür. • Kişisel yazılardır. • Ben merkezlidir. • Yazar kendisiyle konuşur, dertleşir gibi yazar. • Anlatımı içtendir. • Anlatımda kesin yargılar yoktur. • Yazar dilin inceliklerini anlatımına yansıtır. Deneme bu yönüyle diğer yazı türlerinden ayrılır. • Dil kimi zaman olay ve durumlara yaklaşımda göndergesel işleviyle kimi zaman coşku ve heyecana bağlı işleviyle kullanılır. TÜRK EDEBİYATINDA DENEME TÜRÜNÜN GELİŞİMİ • Edebiyatımızda Batılı sanatçı Montaigne gibi denemede öne çıkan bir isim yoktur. Deneme, yazarlarımızın yan uğraşı biçimindedir. Nurullah Ataç, Sabahattin Eyuboğlu, Oktay Akbal, Melih Cevdet Anday ve Suut Kemal Yetkin ede biyatımızın deneme ustalarıdır. • Denemenin ilk örnekleri Servetifünun Dönemi'nde verilmiş, Cumhuriyet Dönemi'nde de sanatçılarca denemeye ilgi gösterilmiştir. Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Falih Rıfkı Atay, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi sanatçılar denemeler yaz mışlardır. • Son dönemde ise Salah Birsel gibi ustaların denemeleri ortaya çıkmıştır. Nurullah Ataç'ın Diyelim ki, Söz Arasında, Okuruma Mektuplar, Günlerin Getirdiği kitapları bu türde yazılar önemli yapıtlardır. SOHBET-FIKRA (KÖŞE YAZISI) FARKLILIKLARI • Fıkra, etkisi uzun süren bir yazı türü değilken sohbet ve deneme hemen hemen her zaman okunabilen türlerdir. • Sohbette yazar, karşısında biri varmış gibi sorular sorar, sorulara cevaplar verir; fıkrada ise yazar samimi bir dille konusunu işler, okura doğrudan seslenmez. KRITIK BILGI ÖĞRETİCİ METİNLER 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 178 MEBİ KONU ÖZETLERİ DENEME YAZARLARI • Ahmet Haşim'in Bize Göre, Gurabahâne-i Laklakan; Ahmet Rasim'in Eşkâl-i Zaman ve pek çok yazısı; Mahmut Sadık'ın Takvimden Yapraklar, Refik Halit Karay'ın Bir Avuç Saçma, Bir İçim Su, İlk Adım, Üç Nesil Üç Hayat, Makyajlı Kadın, Tanrıya Şikâyet; Falih Rıfkı Atay'ın Eski Saat, Niçin Kurtulmak, Çile, İnanç, Pazar Konuşmaları, Kurtuluş, Bayrak gibi kitaplarını saymak mümkündür. • Türk edebiyatında deneme türü; genellikle şair, romancı ya da hikâyeci kimliği öne çıkan sanatçılar tarafından ortaya konan ürünlerden oluşmaktadır. Birinci derecedeki vasfı denemeci olan yazar sayısı oldukça azdır. • Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Suut Kemal Yetkin, Mehmet Kaplan, Nurettin Topçu, Salah Birsel, Vedat Günyol, Enis Batur, Cemil Meriç bunlardan birkaçıdır. MAKALE Bilimsel ve sosyal konularda; siyaset, ekonomi, sanat, spor vb. alanlarda yazılan, açıklayıcı veya yorumlayıcı özelliği olan gazete ya da dergi yazılarına makale denir. Bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerde tıp, ekonomi, sosyoloji, felsefe gibi bilim dallarıyla ilgili konular işlenir. MAKALELERİN GENEL ÖZELLİKLERİ • Makaleler, toplumun büyük bir bölümünü ilgilendiren konularda kaleme alınır. • Hemen hemen her konuda makale yazılabilir. • Makalede bir konuya yeni bir açıdan bakılması esastır. • Konuyla ilgili ortaya atılan tez, örnek ve kanıtlarla ispatlanır. • Makalenin yazılış amacı bir konuyu açıklamak ve o konuyla ilgili bilgi vermektir. • Giriş, gelişme, sonuç bölümlerinden oluşan bir planı vardır. • Makalede mecazlı ifadelerden, süslü anlatımdan, konuşma dili havasından uzak durulur. Ciddi, ağırbaşlı, sade, pürüz süz, açık ve anlaşılır anlatım tercih edilir. • Örnekleme, sayısal verilerden yararlanma, karşılaştırma, tanık gösterme, tanımlama gibi düşünceyi geliştirme yolların dan yararlanılır. Alıntılar yapılabilir ancak alıntı yapılan kaynak, kaynakçada mutlaka gösterilmelidir. • Makaleler, gazete ve dergi makaleleri olmak üzere iki grupta incelenebilir. Gazete makalelerinde genellikle günlük siyasi, toplumsal meseleler ele alınır. Dergi makaleleri ise akademik konulardan oluştuğu için gazete makalelerine oranla daha çok uzmanlık gerektirir. Bilimsel bulgu ve terimler bu makalelerde daha çok yer alır. • Edebiyat, dil, sanatsal özelliği ön planda olan makaleler edebî makale; ekonomi, tıp, sosyoloji gibi bilime dayalı mes lekleri dile getiren makaleler de mesleki makaleler olarak adlandırılır. • Şinasi’nin Tercümân-ı Ahvâl Mukaddimesi edebiyatımızdaki ilk makale örneğidir. • Nitelikli bir bilimsel araştırma makalesi başlık, özet, giriş, yöntem, bulgular, tartışma ve kaynakça bölümlerinden oluşmaktadır. MAKALENİN TÜRK EDEBİYATINDAKİ GELİŞİMİ VE ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ • Makaleler günümüzde bilimsel makaleler ve gazete makaleleri olmak üzere iki grupta toplanabilir. Fakat makale nin Türk edebiyatındaki serüveni gazetenin yayın hayatımıza girmesiyle başlar. Şinasi’nin Agâh Efendi’yle birlikte 1860’ta çıkardığı Tercümân-ı Ahvâl ise Batılı anlamdaki ilk gazete kabul edilir. • Türk edebiyatında ilk makaleyi, İbrahim Şinasi ilk sayısı 22 Ekim 1860’ta çıkan Tercüman-ı Ahval gazetesinde yayım lamıştır. (Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi) • Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızcadan çevirdiği (Servetifünun dergisinin kapatılmasına sebep olan) Edebiyat ve Hu kuk adlı makale ile Ömer Seyfettin’in Genç Kalemler dergisinde yayımlanan (Millî Edebiyat’ın dil anlayışını ortaya koyan) Yeni Lisan makalesi türün tanınmış örneklerindendir. • Makale türünün Türk edebiyatındaki önemli temsilcileri şunlardır: Namık Kemal, Ziya Paşa, Şemseddin Sami, Muallim Naci, Beşir Fuat, Hüseyin Cahit, Fuat Köprülü, Mehmet Kaplan, Samiha Ayverdi, Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal Beyatlı, Peyami Safa, Nurettin Topçu, Cemil Meriç… ÖĞRETİCİ METİNLER 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 179 MEBİ KONU ÖZETLERİ TÜRK EDEBİYATINDA ÖNEMLİ MAKALE YAZARLARI VE ESERLERİ • Şinasi’nin Mukaddime, Ziya Paşa’nın Şiir ve İnşa, Namık Kemal’in Renan Müdafaanamesi (makale-eleştiri), Ziya Gökalp’in Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak, Cenap Şahabettin’in Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh ; Ali Canip Yöntem’in Millî Edebiyat Meseleleri ve Cenap Beyle Münakaşalarım, Yahya Kemal Beyat lı’nın Aziz İstanbul, Eğil Dağlar (makale- sohbet); Yaşar Nabi Nayır’ın Edebiyatımızın Bugünkü Meseleleri (makale- inceleme), Hasan Ali Yücel’in Pazartesi Konuşmaları, İyi Vatandaş İyi İnsan; Mehmet Kaplan’ın Büyük Türkiye Rüyası (makale- eleştiri), Kültür ve Dil (makale-eleştiri), Nesillerin Ruhu (makale-eleştiri); Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Edebiyat Üzerine Makaleler, Samiha Ayverdi’nin Yusufçuk (makale ve konferansları). MAKALE-FIKRA (KÖŞE YAZISI) FARKLARI Makale yazarı ele aldığı fikirleri bilimsel bir yaklaşımla incelerken fıkra yazarı kişisel görüşle ele alıp inceler. Makalelerde yazılanları ispatlama kaygısı vardır ancak fıkralarda yazılanları ispatlama kaygısı yoktur. Makalelerde ciddi, yapmacıksız, bilimsel bir anlatım vardır. Fıkralarda açık, sade ve anlaşılır bir dil kullanılır. Fıkralar günübirlik yazı türüdür. Makalede ise böyle bir durum yoktur. Makalede yazar genel doğruyu, fıkrada ise yazar kendi doğrusunu anlatır. Makale fıkraya göre daha uzun bir yazı türüdür. Makale yazmak belli bir uzmanlık ister. MAKALE-DENEME FARKLARI Makalede ortaya atılan düşünce, iddia ya da görüş kanıtlara dayanır. Denemede ise konu kişisel düşünceler, yorum ve bakış açısıyla desteklenir. Denemede öznellik, makalede nesnellik hâkimdir. Makalede düşünce kesin bir sonuca bağlanır. Denemede ise böyle bir zorunluluk yoktur. Makalenin üslup ve anlatımı ciddi, kurallı ve ağırbaşlıdır. Denemenin üslubu yazarına göre değişir. Makalede söz oyunlarına yer verilmez, açık ve anlaşılır bir anlatımı vardır. Deneme yazarı ise konusuna uy gun olarak söz sanatlarına ve anlam oyunlarına yer verebilir. Denemede dilin doğru ve güzel kullanımı çok önemlidir. MAKALE-SOHBET (SÖYLEŞİ) YAZISI FARKLARI Makalede konu ayrıntılı bir şekilde, sohbet yazılarında ise konu ayrıntılara girilmeden yüzeysel bir şekilde işlenir. Makalelerde konuyu ispatlamak esasken sohbette ispat zorunluluğu bulunmaz. Makalelerde bilimsel, ağırbaşlı nesnel bir anlatım; sohbette samimi, içten bir anlatım esastır. ÖĞRETİCİ METİNLER 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 180 MEBİ KONU ÖZETLERİ ELEŞTİRİ • Bir edebî yapıt veya yazarı belirli ilkeler doğrultusunda iyi ya da kötü yönleriyle değerlendirme yazılarına eleştiri de nir. Edebiyatımızda Tanzimat öncesinde doğrudan yazınsal bir örneği olmamakla birlikte divan edebiyatında hicivler, halk edebiyatında taşlamalar bu türün şiirdeki biçimleri olarak karşımıza çıkar. ELEŞTİRİNİN ÖZELLİKLERİ • Bir sanat ya da fikir eseri veya bir yazarın gerçek değeri üzerine yönelir. • Eleştiri; bir yapıt üzerine olabileceği gibi bir metin, bir yazar üzerine de olabilir. • Eleştiri yazısını yazana eleştirmen denir. • Eleştirmen; sanat ve edebiyatta topluma ve yazara yol gösteren, yarar sağlayan kişidir. • Eleştiride amaç bir yapıtı yalın bir anlatımla tanıtıp yorumlamak, yargılamak; yapıtın biçimi, özü, çevre ve tarih içinde ki yer ve durumunu, değerini belirtmektir. • Eleştiri yazısı okur-yazar-gelecek üçlüsünde bağ kurucudur. • Yaygın kanının aksine yapıtın, yazarın olumlu değerlendirilmesi de eleştiridir. TÜRK EDEBİYATINDA ELEŞTİRİ TÜRÜNÜN GELİŞİMİ • Edebiyatımızda eleştiri Tanzimat'la başlar fakat bu da çoğunlukla kişisel yergiye dönüştürülmüştür. Bu dönemde Namık Kemal'in Tahrib-i Harabat'ı, Muallim Naci'nin Demdeme'si eleştiri türüne ilk örnekler olarak gösterilebilir. • Namık Kemal'in Lisan-i Osmani'nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazatı Şamildir adlı yazısı ilk eleştiri yazısı kabul edilir. • Batılı anlamdaki eleştiri yazısını ise bu dönemde Recaizade Mahmut Ekrem yazmıştır. Servetifünun Dönemi'nde ise bu türde Hüseyin Cahit Yalçın vardır. • Cumhuriyet Dönemi'nde Nurullah Ataç, Fethi Naci, Tahir Alangu, Vedat Günyol gibi isimler eleştiri türünde yapıtlar vermişlerdir. RÖPORTAJ • Gazetecilerin bir yeri, bir kurumu ziyaret ederek o yerin özelliklerini, orada gördüklerini kişisel düşünceleriyle birleştirip fotoğraflarla belgeleyerek kaleme aldıkları yazı türüne röportaj denir. • Röportaj türü, gazeteciliğin gelişmesiyle ortaya çıkmıştır. Röportaj yazarı; sorunu yerinde inceleyerek, gezip görerek, halkla, mağdurla ve yetkili kişilerle konuşarak fotoğraf, belge, istatistik bilgiler gibi verilerle destekleyerek konuyu okuyucunun bilgisine sunar. Röportajda gözlem, araştırma, yorum ve değerlendirme önemlidir. Röportajcının amacı; konuyu çarpıtmadan belgesel olarak okuyucuya sunmak, okuyucuyu konun içinde yaşatmak, kamuoyunu aydınlat maktır. Röportaj, tek bir yazı olabileceği gibi aynı konuda yazı dizisi de olabilir. RÖPORTAJIN ÖZELLİKLERİ • Röportaj, makale gibi düşünsel planla yazılır. • Röportajda ele alınan konu ya toplumsal ya da sanatla ilgilidir. • İşlenen konu bilgi, belge görsellerle desteklenir. • Röportajda verilen bilgiler ve ortaya konan belgeler gerçeği yansıtır. Anlatılanlar kendi içinde tutarlıdır. • Yazarın bilgi, izlenim, görüş ve düşüncelerini yansıtır. Yazar, gerçekleri öznel yaşamla harmanlar. • Röportajın anlatımında diyaloglardan yararlanılır. • Yaşanmış olaylar, durumlar anlatılır. Kısa cümlelerle metin hareketli hâle getirilir. • Röportaj, birinci kişi ağzından yazılır. • Röportajlar, medya organlarında yayımlanır. ÖĞRETİCİ METİNLER 2 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 181 MEBİ KONU ÖZETLERİ • Röportajda çok yönlü anlatım olanakları vardır. • Röportaj yazarı açıklayıcı anlatım, öyküleyici anlatım, betimleyici anlatım ve tartışmacı anlatım gibi bütün anlatım yollarından yararlanır. Röportajda öykülemeye ağırlık verilir. • Konu işlenirken özelden genele gidilir. • Genelde şimdiki zaman kullanımıyla anlatılır. • Röportajlar genellikle soru cevap tarzında olur. Ancak bazı yazarlar röportajı hikâye kurgusu ve üslubu içinde ver meyi tercih ederler. • Basınımızda Ruşen Eşref Ünaydın, Falih Rıfkı Atay, Yaşar Kemal röportaj türünde yapıt veren sanatçılar ara sında sayılabilir. SUNUŞ BİÇİMİNE GÖRE RÖPORTAJLAR 1. Amerikan röportajı: Yazıya en kuvvetli yönüyle girilir. En son söylenmesi gerekenler, en önce söylenir. Okuyu cunun hiç beklenilmeyen bir girişle karşılaşması, ilk paragrafın sürpriz uyandırması, giriş bölümünün âdeta şok bölümü olması bu tip röportajın önemli özellikleridir. 2. Alman röportajı: Bu röportajda, yazar konuyu işlerken yazıya kendini katar; konu hep ben ekseni etrafında döner. MÜLAKAT • Bir gazetecinin toplumdaki önemli kişileri ziyaret etmesi, bu ziyaret sırasında o kişilere genellikle gündemde olan önemli bir konuyla ilgili sorular sorması ve bu sorulara aldığı cevapları gazetesinde yazması sonucu oluşan yazıla ra mülakat adı verilir. Mülakat, görüşmeyle veya görüşme sonucu ortaya çıkan yazılardır. • Mülakatlarda açık bir anlatım kullanılmalıdır. Açık bir anlatımda akıcılık, duruluk ve yalınlık ilkeleri bulunur. Mülakat, diyaloglara dayalı bir anlatım türüdür. Dolayısıyla mülakatta söyleşmeye bağlı anlatım türü ağırlıklı olarak kullanılır. Bunun yanında açıklayıcı anlatım ve öyküleyici anlatım türü de mülakatta başvurulan anlatım türleri arasındadır. Mülakat yapılan kişilerin sorulara verdiği cevapların değiştirilmeden aynen yayımlanması mülakat türünün en başta gelen özelliğidir. Mülakatı yapan kişi kendi yorum ve görüşlerini mülakata eklemez. DİKKAT • Mülakatta bilgi vermek, bir konuda okuru aydınlatmak söz konusudur. • Türk edebiyatında mülâkat türünün ilk örneklerinin Evliya Çelebi tarafından verildiği görüşü yaygındır. İkinci örnek Ruşen Eşref Ünaydın'ın Diyorlar ki adlı eseridir. Hikmet Feridun Es’in Bugün de Diyorlar ki, Mustafa Baydar’ın Edebiyatçılarımız Ne Diyorlar; Edebiyatçılarımız Konuşuyor (Yaşar Nabi Nayır), Liderler Diyor ki (Abdi İpek çi), Ustalarla Konuşmalar (Nurullah Berk), Çukurova Yana Yana (Yaşar Kemal) bu türde kaleme alınmış önemli eserlerdir. AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 182 MEBİ KONU ÖZETLERİ DİVAN EDEBİYATI NESİR TÜRLERİ • Divan edebiyatında nesir, şiir kadar gelişmemiştir. • Bu dönemde düzyazıya nesir veya inşa, düzyazıyı yazana nasir veya münşi, düzyazı türündeki eserlere de mensur veya münşeat adı verilir. • Nesirde içerikten çok söyleyiş güzelliğine önem verilmiştir. • Seci adı verilen iç kafiye çokça kullanılmıştır. • Noktalama işaretleri kullanılmamıştır. • Söz sanatları bolca kullanılmış, duygu ve düşünceler uzun cümlelerle ifade edilmiştir. • Divan şiirinde olduğu gibi nesirde de Arapça, Farsça kelime ve tamlamalar kullanılmıştır. Divan nesri üç başlıkta ele alınır: 1. Sade Nesir: • Halk için yazılmış eserlerde kullanılan nesirdir. • Yazılan eserler süsten uzak ve anlaşılması kolay eserlerdir. • Genellikle din, tasavvuf, ahlak ve tarihle ilgili eserlerde kullanılmıştır. • Mercimek Ahmet’in Kabusname, Seydi Ali Reis’in Mir’âtü’l-Memâlik, Kul Mesut’un Kelile ve Dimne çevirisi, Erzu rumlu Mustafa Darîr’in Sîretü’n-Nebî adlı eserleri bu nesre örnek gösterilebilir. 2. Süslü Nesir: • Düşüncenin ikinci plana atıldığı, ustaca söz söylemenin, sanatlı anlatımın ön plana çıktığı bir nesirdir. Süslü nesirde secilere çokça yer verilmiş, sanatlı bir dil kullanılmıştır. • Sinan Paşa’nın Tazarruname adlı eseri bu türün en bilinen eserlerindendir. • Ayrıca Veysi Dürretü’t-Tac, Nergisi Hamse, Nabi Tuhfetü’l-Harameyn adlı eserleriyle süslü nesir örnekleri vermiştir. 3. Orta Nesir: • Yer yer süslü nesir yer yer de sade nesrin özelliklerini taşıyan nesir türüdür. • Daha çok tezkirelerde, tarih kitaplarında ve vakanüvislerin eserlerinde görülür. • Naima’nın Naima Tarihi, Katib Çelebi’nin Mizanü’l-Hak, Evliya Çelebi’nin Seyahatname ve Fuzuli’nin Şikayetname adlı eserleri orta nesir örnekleridir. DİVAN EDEBİYATI NESRİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ DİVAN EDEBİYATI NESİR TÜRLERİ Tezkire: • Çeşitli mesleklerden önemli kişilerin -özellikle şairlerin- hayatlarının anlatıldığı eserlere denir. • Türk edebiyatında bu türün ilk örneğini Ali Şîr Nevâî Mecâlisü’n-Nefâis adlı eseriyle vermiştir. • Anadolu sahasında yazılan ilk tezkire ise Sehî Bey’in Heşt Behişt adlı eseridir. DİVAN EDEBİYATI NESİR TÜRLERİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 183 MEBİ KONU ÖZETLERİ Sefaretname: • Yabancı bir ülkeye elçi (sefir) olarak gönderilen bir görevlinin o ülke ile ilgili izlenimlerini anlattığı eserlerdir. • Yirmisekiz Çelebi Mehmed’in Fransa Sefaretnamesi bu türün önemli örneklerindendir. Tarih-Vakayiname: • Devletin resmî tarih yazarlarına vakanüvis, onların yazmış olduğu eserlere de vakayiname denir. • Naima, ilk vakanüvistir. Âşık Paşazade, Peçevi Ahmed Cevdet Paşa, Kemal Paşazade önemli Osmanlı tarihçileridir. Gazavatname: • Müslümanların gayrimüslimlerle yaptıkları savaşları, bu savaşlardaki zaferleri ve kahramanlıkları anlatan eserlere verilen isimdir. • Edebiyatımızda ilk örnekleri XV. yy.da verilmiştir. Siyer: • Hz. Muhammed’in yaşamını anlatan eserlere denir. • Türk edebiyatında siyer türünün ilk örneği Erzurumlu Mustafa Darir'in Sîretü’n-Nebî adlı eseridir. Veysi’nin Siyer-i Veysi eseri de türün önemli örneklerindendir. Seyahatname: • Gezilip görülen yerler hakkında yazılan eserlere verilen isimdir. • Türk edebiyatındaki ilk gezi yazısı örneği Seydi Ali Reis’in Mir’âtü’l-Memâlik adlı eseridir. • En önemli gezi yazısı örneği Evliya Çelebi’nin Seyahatname eseridir. Ayrıca Katip Çelebi’nin Cihânnüma, Nabi’nin Tuhfetü’l-Harameyn adlı eserleri de türün örnekleri arasındadır. Siyasetname: • Devleti idare edenlere yöneticilik sanatı hakkında bilgiler veren eserlere denir. • Selçuklu veziri Nizamülmülk’ün yazmış olduğu Siyasetname adlı eseri önemlidir. Surname: • Sünnet, evlenme, tahta çıkma gibi nedenlerle yapılan şenlikleri anlatan eserlere verilen isimdir. • Nabi’nin ve Vehbi’nin surnameleri önemlidir. Şehrengiz: • Bir şehrin özellikleri, güzellikleri, orada yaşayan önemli kişiler hakkında çeşitli bilgiler veren eserlerdir. • Genellikle mesnevi biçiminde yazılsa da mensur örnekleri de vardır. Kıyafetname: • Kişilerin dış görünüşlerinden ahlak ve karakter yapıları hakkında çıkarılan yargıları konu alan eserlerdir. • Bu türün en önemli eserini Erzurumlu İbrahim Hakkı Marifetname adlı eseri ile vermiştir. Pendname (Nasihatname): • Din, ahlak ve sosyal bakımdan öğütler veren; kişileri ve toplumu eğitmeyi amaçlayan eserlerdir. Münşeat: • Düzyazı şeklinde yazılmış yazıların, mektupların bir arada bulunduğu eserlere verilen isimdir. AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT AYT TÜRK DILI VE EDEBIYATI KONU ÖZETİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 184 MEBİ KONU ÖZETLERİ EDEBİ AKIMLAR TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI SEMBOLİZM PARNASİZM NATÜRALİZM SÜRREALİZM REALİZM ROMANTİZM KLASİSİZM EDEBÎ AKIMLAR EDEBİ AKIMLAR TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 185 MEBİ KONU ÖZETLERİ KLASİSİZM Klasisizmin Anahtar Sözcükleri: AKIL - KURALCILIK - SAĞDUYU KRITIK BILGI ÖZELLİKLERİ TEMSİLCİLERİ DÜNYA EDEBİYATINDA Racine, Moliere, La Fontaine, La Bruyere, Montaigne, Madam de la Fayatte TÜRK EDEBİYATINDA Şinasi, Ahmet Vefik Paşa 16. yüzyılın sonlarında Fransa’da ortaya çıkmıştır. Eser, ahlaki ve öğretici olmalıdır. Sanat için sanat anlayışı egemendir. Sanatçılar eserlerinde kişiliklerini gizlerler. Sanatçılar, Eski Yunan ve Latin kaynaklarına yönelmişlerdir. Dil ve anlatımda mükemmellik amaçlanır. Eserlerde soyluların dili kullanılmış, argo ve kötü sözlere yer verilmemiştir. Türk edebiyatında Tanzimat I. Dönem edebi- yatında özellikle de tiyatroda etkili olmuştur. ROMANTİZM Romantizmin Anahtar Sözcükleri: DUYGU - KURALSIZLIK - HAYAL KRITIK BILGI ÖZELLİKLERİ TEMSİLCİLERİ DÜNYA EDEBİYATINDA Shakespeare, J. J.Rousseau, Victor Hugo, Lord Byron, Goethe, Schiller, Lamartine, Alexandra Dumas TÜRK EDEBİYATINDA Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Abdülhak Hamit Tarhan, Recaizade Mahmut Ekrem 18. yüzyılın ikinci yarısında özellikle Almanya, İngiltere ve Fransa’da etkili olmuştur. Sanatçılar eserlerinde kişiliklerini gizlememişlerdir. Millî tarih ve günlük hayat eserlerin konusunu oluşturur. Doğa kavramının karşılığı bireyin yaşadığı “çevre”dir. ” Sanat, toplum içindir.” görüşünü benimsemişlerdir. Üç birlik kuralı terk edilir, dram gelişir. Lirik şiiri yeniden gündeme getirmişlerdir. Günlük hayatta kullanılan dilin esere yansıtılma- sından yanadırlar. EDEBİ AKIMLAR TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 186 MEBİ KONU ÖZETLERİ ÖZELLİKLERİ TEMSİLCİLERİ DÜNYA EDEBİYATINDA Andre Breton, Louis Aragon, Paul Eluard TÜRK EDEBİYATINDA Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat Horozcu ve İkinci Yeni Topluluğu REALİZM Realizmin Anahtar Sözcükleri: GÖZLEM - TASVİR - GERÇEK - POZİTİVİZM KRITIK BILGI ÖZELLİKLERİ TEMSİLCİLERİ DÜNYA EDEBİYATINDA Stendhal, Flaubert, Gogol, Balzac, Dostoyevski, Tolstoy, John Steinbeck, Alphonse Daudet, Maupas sant, Anton Çehov TÜRK EDEBİYATINDA Recaizade Mahmut Ekrem, Samipaşazade Sezai, Nabizade Nazım, Halit Ziya Uşaklıgil, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da romantizme tepki olarak ortaya çıkmıştır. Gerçeği olduğu gibi aktarmak üzerine kuruludur. Anlatım, gözleme dayanır. Gözlemler, tasvir yoluyla okuyucuya aktarılır. Konusunu günlük yaşamdan ve sıradan insanlardan alır. “Sanat, sanat içindir.” görüşünü savunurlar. Olağanüstülüklere ve mucizelere yer verilmez. Sanatçılar eserlerinde kişiliklerini gizler. Dilleri sade, üslupları doğal ve sağlamdır. SÜRREALİZM Sürrealizmin Anahtar Sözcükleri: OTOMATİK YAZI - MİZAH - RÜYA - ÇAĞRIŞIM - BİLİNÇALTI - PSİKANALİZ - ALIŞILMAMIŞ İMAJLAR KRITIK BILGI 20. yüzyılın toplumlarda yarattığı travma ve güvensizlik hisleriyle ortaya çıkmıştır. Bilinçaltını ortaya çıkarmayı amaçlar. Freud’un görüşlerine (psikanaliz yöntemi) dayanılarak oluşan bir sanat akımıdır. Geleneksel ve biçime dayalı inanç ve değerleri düşünceden silmişlerdir. İçinden geldiği gibi yazmak bu akımın en belirgin özelliğidir. Şairlerin dizelerindeki sözcükler, mantıksal bir sıra izlemek yerine bilinçdışı psikolojik süreçlerle bir araya gelir. EDEBİ AKIMLAR TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 187 MEBİ KONU ÖZETLERİ ÖZELLİKLERİ TEMSİLCİLERİ DÜNYA EDEBİYATINDA Gautier, Banville, Leconte De Lisle, Francois Coppee TÜRK EDEBİYATINDA Cenap Şehabettin, Tevfik Fikret, Yahya Kemal Beyatlı NATÜRALİZM Natüralizmin Anahtar Sözcükleri: TEZ - DENEYSEL METOT - DETERMİNİZM - BİLİM İNSANI - SOYA ÇEKİM KRITIK BILGI ÖZELLİKLERİ TEMSİLCİLERİ DÜNYA EDEBİYATINDA Emile Zola, Guy De Maupassant, John Steinbeck TÜRK EDEBİYATINDA Hüseyin Rahmi Gürpınar, Beşir Fuat, Nabizade Nazım 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da realizmi yeterince gerçekçi bulmayan sanatçılar tarafından oluşturulmuştur. Gerçekçilik deneysel / bilimsel gerçekçilik boyutuna taşınır. Kurucusu Emile Zola’dır. Natüralistler olaylara bir bilim insanı gözüyle yaklaşmıştır. Çevre tasvirine önem verilmiştir. Toplum için sanat anlayışı egemendir. Sanatçılar eserlerinde kişiliklerini gizler. PARNASİZM Natüralizmin Anahtar Sözcükleri: GERÇEKLİK - TASVİR - ŞİİR - BİÇİM MÜKEMMELLİĞİ KRITIK BILGI Fransa’da romantizme tepki olarak 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Realizm akımının şiire yansımasıdır. Doğal güzelliğe ve dış görünüşe önem verilir. Konusunu felsefe, bilim, tarih ve doğadan alır. Gözlemler, tasvir yoluyla şiire yansır. Ölçü ve kafiyeye önem vermişlerdir. Dilin ustaca kullanımı önemlidir. EDEBİ AKIMLAR TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT 188 MEBİ KONU ÖZETLERİ SEMBOLİZM Sembolizmin Anahtar Sözcükleri: MUSİKİ - HİSSETTİRMEK - SEZGİ - KAPALILIK KRITIK BILGI ÖZELLİKLERİ TEMSİLCİLERİ DÜNYA EDEBİYATINDA Baudelaire, Rimbaud, Verlaine, Paul Valery, Mallerme TÜRK EDEBİYATINDA Ahmet Haşim, Cenap Şehabettin, Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Hamdi Tanpınar 19. yüzyılın ikinci yarısında parnasizme tepki olarak ortaya çıkmıştır. Sanat için sanat anlayışı egemendir. Sanatçılar genellikle melankolik ve içine kapanık kişilerdir. Şiirde daha çok güneşin batışına, ay ışığına, sararmış yapraklara, tenha kırlara yer verilir. Ahenk unsurlarına önem verilir. Şiirde ritme ve müziğe önem verirler. EGZİSTANSİYALİZM “Var olmak her şeyden önce gelir.” anlayışına sahiptir. EKSPRESYONİZM akımında iç gerçekliğin sanat yoluyla dışarıya vurulması esastır. FÜTÜRİZM 20. yüzyılda Marinetti tarafından kurulan, geleceği makineleştiren sanat anlayışıdır. DADAİZM kişiyi aklın esaretinden kurtarmaya çalışan sanat akımıdır. KÜBİZM edebiyata dil bilgisi kurallarının yıkımı, farklı ve ilginç noktalama işaretlerinin kullanımı olarak yansımıştır. EMPRESYONİZM akımında dış dünyanın sanatçıda bıraktığı izlenimler anlatılmaya çalışılmıştır. DİKKAT mebi.eba.gov.tr PRATİK TARİH DERS NOTLARI 5 TL 4 TL TARÝHE GÝRÝÞ Pratik Tarih 1 Tarihi kavramak için bilmek gerekir. TARÝHÝN TANIMI VE ÖZELLÝKLERÝ Tarih: Geçmiþteki uygarlýklarýn geliþimini yer ve zaman göstererek, sebep sonuç iliþkisi içerisinde belgelere dayanarak objektif olarak inceleyen bilim dalýdýr. Tarihin Özellikleri 1. Tarih geçmiþle ilgilenir. 2. Tarihin konusu insandýr. 3. Yer ve zaman vardýr. 4. Sebep-sonuç iliþkisi vardýr. 5. Belgelere dayanýr. 6. Objektiftir. 7. Deney ve gözlem metodu yoktur. TARÝH BÝLÝMÝNÝN GELÝÞÝMÝ A - YAZILIÞINA GÖRE TARÝH 1. Hikayeci Tarih * Yer ve zaman var. * Sebep-sonuç yok. 2. Öðretici Tarih * Milli duygularý geliþtirme amaçlanýr * Sadece zaferler anlatýlýr. 3. Sosyal Tarih * Tarihin sosyal yönü anlatýlýr. * Duygusal deðildir. 4. Kronik Tarih * oluþ sýrasýna göre inceler. 5. Neden-Nasýlcý Tarih * Bilimseldir. * Olaylarý sebep-sonuç iliþkisi içerisinde inceler. B- KAPSAMINA GÖRE TARÝH 1. Genel Tarih * Genel tarih olaylarýný uygarlýklarý ve etk- ileþimlerini inceler. 2. Özel (Milli) Tarih * Yalnýz bir ulusun tarihini inceler. C- KONUSUNA GÖRE TARÝH 1. Siyasi Tarih 2. Uygarlýk Tarihi 3. Sanat Tarihi 4. Kültür Tarihi 5. Bilim Tarihi 6. Ýktisat Tarihi 7. Dinler Tarihi TARÝHE YARDIMCI BÝLÝMLER Coðrafya – Yer bilimi Arkeolojik – Kazý bilimi Nümizmatik – Para bilimi Kronoloji – Takvim bilimi Antropoloji – Irk bilimi Filoloji – Dil bilimi Etnoloji – Kültür bilimi Sigiligrofya – Mühür bilimi Diplomatik – Belgeler bilimi Epigrafi – Kitabeler bilimi Arþivcilik – Belgeleri saklama bilimi Karbon14 – Yaþ tespiti Heraldik – Armalar bilimi Paleografya – Yazý bilimi Antroponomi – Kiþi adý bilimi Toponomi – Yer adlarý bilimi TAKVÝM BÝLGÝSÝ A. AY YILI ESASLI TAKVÝM * Ayýn dünya etrafýnda dönüþüne göre ayarlanmýþtýr. * Ýlk defa Sümerler yapmýþtýr B. GÜNEÞ YILI ESASLI TAKVÝM * Dünyanýn güneþ etrafýnda dönüþüne göre ayarlanmýþtýr. * Ýlk defa Mýsýrlýlar kullanmýþtýr. * Yunan - Roma - Papa Gregor geliþtirmiþtir. TÜRKLERÝN KULLANDIÐI TAKVÝMLER 12 Hayvanlý Takvim * Güneþ yýlý esaslýdýr. * Ýslamiyet’in kabuluyle terk edilmiþtir. Hicri Takvim * Ay yýlý esaslýdýr. * Ýslamiyet’in kabulü ile kullanýlmaya baþlan- mýþtýr. Celali Takvim * Güneþ yýlý esaslýdýr. * Melikþah adýna düzenlenmiþtir. Rumi Takvim * Osmanlýlar mali alanda kullanmak için ha- zýrlamýþlardýr. * Güneþ yýlý esaslýdýr. * Baþlangýcý Hicret’tir. Miladi Takvim * Güneþ yýlý esaslýdýr. * 1 Ocak 1926’dan itibaren kullanýlmaya baþ- lanmýþtýr. ANADOLU’DA YERLEÞÝM YERLERÝ A- Eskitaþ (Paleolitik) Devri Antalya; Karain, Beldibi Belbaþý B- Ortataþ (Mezolitik) Devri Antalya - Beldibi Ankara - Macunçay Samsun - Tekkeköy Göller Yöresi - Baradiz C- Yenitaþ (Neolitik) Devri Diyarbakýr - Çayönü (Üretimle ilgili ilk yerleþim yeri) Konya - Çatalhöyük (Ýlk þehir yerleþimi) Gaziantep - Sakçagözü D- Bakýrtaþ (Kalkolitik) Devri Çanakkale - Truva Denizli - Beycesultan Burdur - Hacýlar Yozgat - Aliþar Çorum - Alacahöyük Van - Tilkitepe E- Tunç Devri Kayseri - Kültepe TARÝH ÖNCESÝ DEVÝRLERÝ (Prehistorya) TARÝHÝ DEVÝRLER (Historya) TARÝH Pratik Tarih 2 TARÝH DEVÝRLERÝ TAÞ DEVRÝ Eskitaþ (Paleolitik) * En uzun dö- nemdir. * Avcýlýk, topla- yýcýlýk vardýr. * Ýlkel araç ve gereçler yapýl- mýþtýr. * Hayvan post- larýndan ilk el- biseler yapýl- mýþtýr. * Ateþ bulun- muþtur. * Maðara duvar- larýna çizilen insan ve hay- van resimleriy- le ilk sanatsal faaliyetler baþ- lamýþtýr. Ortataþ (Mezolitik) * Buzul çaðý so- na ermiþ ve Ýk- lim þartlarý nor- malleþmiþtir. * Avcýlýk ve top- layýcýlýk yay- gýnlaþmýþ. * Bir geçiþ dö- nemidir. Yenitaþ (Neolitik) * Havalarýn ýsýn- masýyla insanlar su kenarlarýna yerleþmiþlerdir. * Tarým baþla- mýþtýr. * Yerleþik hayata geçilmiþtir. * Üretim baþla- mýþtýr * Ticari faaliyetler görülmektedir. * Hayvanlar evcil- leþtirilmiþtir. * Bitki liflerinden ilk elbiseler yapýlmýþtýr. * Seramik sanatý baþlamýþtýr. (ça- nak, çömlek) * Köy kültürü or- taya çýkmýþtýr. MADEN DEVRÝ Bakýr * En uzun dö- nemdir. * Altýn ve gü- müþ maden- leri de kulla- nýlmýþtýr. * Tarým ve hay- vancýlýk ilerle- miþtir. Tunç * Bakýr+Kalay=Tunç * Ýlk þehir devletleri ve ilk büyük devlet- ler ortaya çýkmýþtýr. Demir * Demirden savaþ aletleri yapýlmýþ- týr. * Ticaret geliþ- miþtir. * Tekerlek icat edilmiþtir. * Yazý icat edil- miþtir. * Ýlk imparatorluk- lar kurulmuþtur. Yakýnçað (1789 – ? ) * Fransýz Ýhtilali ile baþla- mýþtýr. * Ulusal devletler kurul- muþtur. * Sanayi inkýlabý gerçek- leþmiþtir. * Sömürgecilik faaliyetleri hýzlanmýþtýr. * Hammadde ve pazar yarýþý ortaya çýkmýþtýr. * Demokrasi ve cumhuri- yet yaygýnlaþmýþtýr. * Liberalizm, kapitalizm, sosyalizm ve komünizm gibi sistemler doðmuþ- tur. * 1830-1848-1917 ihtilalle- ri ortaya çýkmýþtýr. * I. ve II. Dünya Savaþlarý gerçekleþmiþtir. Yeniçað (1453 – 1789) * Ýstanbul’un fethi ile baþ- lamýþtýr. * Fransýz Ýhtilali ile son bulmuþtur. * Mutlak krallýklar güçlen- miþtir. * Feodalite yýkýlmaya baþ- lamýþtýr. * Coðrafi Keþifler gerçek- leþmiþtir. * Avrupa zenginleþirken, Doðu fakirleþmeye baþ- lamýþtýr. * Reform ve Rönesans doðmuþtur. * Skolastik düþünce zayýf- lamýþtýr. (Avrupa’da) * Sömürgecilik faaliyetleri baþlamýþtýr.(Coðrafi Ke- þifler) * Dönemin en güçlü dev- leti Osmanlýlardýr. Ortaçað (375 – 1453) * Kavimler göçü ile baþla- mýþtýr. * Ýstanbul’un fethi ile son bulmuþtur. * En güçlü devletler Bizans ve Sasani’dir * Avrupa’da feodalite yay- gýnlaþmýþtýr. * Skolastik düþünce hakim- dir. (Avrupa) * Kaðýt, matbaa, pusula, gi- bi buluþlar Çin’den Ýslam dünyasýna oradan da Av- rupa’ya geçmiþtir. * Moðol istilasý baþlamýþtýr. * Ýslam dini doðmuþtur. * Haçlý seferleri baþlamýþtýr. * Yüzyýl savaþlarý ortaya çýk- mýþtýr. * Magna Charta ilan edil- miþtir. (1215) Ýlkçað (M.Ö. 3000–M.S.375) * Yazý ile baþlamýþtýr. * Kavimler göçü ile son bulmuþtur. * En uzun dönemdir. * Çok tanrýlý dinler yay- gýndýr. * Tek tanrýlý dinler ortaya çýkmýþtýr. (Musevilik, Hýristiyanlýk) * Ýlk buluþlar gerçekleþ- miþtir. (Para, alfabe, tak- vim gibi) * Büyük imparatorluklar kurulmuþtur. (Roma, Pers) * Tarih öncesi dönemlerin isimlendirilmesinde, kullanýlan araç ve gereçler esas alýnmýþtýr. * Tarih öncesi dönemlerde yazý olmadýðý için iletiþim – etkileþim azdýr. * Tarih öncesi dönemlerde sýrasýyla taþ, toprak, maden kullanýlmýþtýr. * Tarih öncesi dönemler her yerde sýrasýyla yaþanmamýþtýr. * Tarihi dönemlerin isimlendirilmesinde toplumsal olaylar esas alýnmýþtýr. * Çað baþlangýçlarý toplumalara göre farklýlýklar gösterir. * Bir çaðýn özellikleri diðer çaðlarda da görülebilir. →Kalkolitik Dönem → (Bakýr-taþ) TARÝH Pratik Tarih 3 MEZOPOTAMYA – MISIR – ANADOLU Basra Körfezi TARÝH Pratik Tarih 4 PERS ÝMPARATORLUÐU TARÝH Pratik Tarih 5 HELLENÝZM MEDENÝYETÝ TARÝH Pratik Tarih 6 ROMA ÝMPARATORLUÐU ESKÝÇAÐ UYGARLIKLARI ANADOLU UYGARLIKLARI Pratik Tarih 7 Tarihi olmayan milletler, tarih huzurunda esatir ve efsane uydurarak kendilerini tatmin ederler. MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI SÜMERLER * Orta Asya kökenlidirler. * Þehir devletlerinden oluþmuþlardýr. * Krallarýna Ensi ve Patesi denilirdi. * Tarihte ilk yazýyý (çivi yazýsý) kullanmýþlardýr. * Ýlk yazýlý kanunlarý yapmýþlardýr. (Urgakina Kanunlarý) * Çok tanrýlý din inanýþlarý vardýr. * Krallarý rahip-kral olarak bilinirdi. * Ziggurat denilen tapýnaklarý vardýr. * Matematik ve Astronomi de ilerlemiþlerdir. * Yaradýlýþ, Tufan, Gýlgamýþ destanlarý vardýr. AKADLAR * Tarihte bilinen ilk imparatorluðu kurmuþlardýr. * Ýlk düzenli ve sürekli orduyu kurmuþlardýr. * Agade denilen tapýnaklarý vardýr. * Tarým geliþmiþ (su kanallarý) ASURLAR * Anadolu’da ticaret kolonileri kurmuþlardýr. * Ýlk sömürge imparatorluðudur. * Tarihte ilk kütüphaneyi kurmuþlardýr. (Ninova) * Anadolu’da tarih çaðlarýný baþlatmýþlardýr. * Asur kanunlarý çok serttir. BABÝLLER * Kýsasa kýsas esasýna dayanan Hammurabi Kanunlarý’ný yapmýþlardýr. (ilk anayasa niteli- ðindedir.) * Ýlk mutlak krallýðý kurmuþlardýr. * Ýlk dünyevi devlet özelliðini gösterirler. (Rahip - kral anlayýþý yoktur.) ELAMLILAR * Baþkentleri Sus’tur. * Önemli bir varlýk ortaya koyamamýþlardýr. * Kafkaslardan gelerek Çorum (Hattuþaþ) çevresine yerleþmiþlerdir. * Pankuþ denilen meclisleri vardýr. * Kraliçelerine Tavananna denilirdi. * Tarih yazýcýlýðýný baþlatmýþlardýr. (Anal-ob- jektif.) * Çok tanrýlý dinleri vardýr. (Bin tanrý ili) * Aile hukukunu geliþmiþtir. (Medeni hukukun temeli atýlmýþtýr.) * Mýsýrlýlarla Kadeþ Antlaþmasýný (M.Ö.1280) imzalamýþlardýr. * Anadolu demir çaðýný baþlatmýþlardýr. FRÝGYALILAR * Merkez Gordion’dur. (Polatlý) * Tarýmý koruyan aðýr kanunlar yapmýþlardýr. * Tapates denilen halý ve kilimler yapmýþlar- dýr. * Kuyumculuk, maden iþçiliði,dokumacýlýk, kaya oymacýlýðý ve musikide geliþmiþlerdir. * Fenike alfebesini kullanmýþlardýr. DOÐU AKDENÝZ UYGARLIKLARI ÝBRANÝLER * Sami kökenli olup merkez Kudüs’tür. * Merkezleri Kudüs’tür. * Dinleri Museviliktir. (Ýlk tek tanrýlý dindir.) * Dinlerini millileþtirdiklerinden yayýlamamýþtýr. FENÝKELÝLER * Sami kökenli olup, Lübnan ve çevresinde ku- rulmuþlardýr. * Þehir devletleri þeklinde yaþamýþlardýr. * Denizcilik ve ticarette ilerlemiþlerdir. (Ekono- mik amaçlý) * Ticaret sayesinde önasya kültürünü batýya ta- þýmýþlardýr. * Ýlk kez alfabeyi bulmuþlardýr. (Ýyon, Yunan ve Romalýlar geliþtirmiþtir – Latin alfabesi) EGE UYGARLIKLARI GÝRÝT UYGARLIÐI * Ege medeniyetlerinin temelini atmýþlardýr. * Ýlk denizciler olup, mimaride geliþmiþlerdir. * Çok katlý saraylar yapmýþlardýr. (Knosos) MÝKEN UYGARLIÐI * Akalar tarafýndan kurulmuþtur. * Deniz ticaretinde geliþmiþlerdir. * Boðazlarýn hakimiyeti için Truva Savaþla- rý’ný yapmýþlardýr. * Miken Þatolarý ve Kuyu Mezarlarý önemli eserleridir. YUNAN UYGARLIÐI * Dorlar tarafýndan kurulmuþlardýr. (MÖ 1200) * Polis denilen þehir devletleri vardýr. * Polislerin baþýnda Tiran (Diktatör) ve Arhon- lar (Kanun adamý) vardýr. * Denizcilikte ilerlemiþler. Koloniler kurmuþ- lardýr. (Yerleþme amaçlý) * Sýnýflar arasý kavgayý gidermek için yapýlan Dragon, Solon ve Klistenes Kanunlarý Ati- na’yý demokrasinin beþiði yapmýþtýr. * Felsefe edebiyat, bilim ve sanatta ilerlemiþ- lerdir. * Olimpus daðýnda yaþadýklarýna inandýklarý, tanrýlarý adýna Olimpiyat oyunlarýný düzenle- miþlerdir. * Alfabeye ve takvime katkýda bulunmuþlar- dýr. HÝTÝTLER * Merkez Sard’lýr. (Manisa) * Minova’dan Sard’a ulaþan Kral yolunu yap- mýþlardir. (Doðu–batý ticareti geliþmiþtir.) * Parayý icat etmiþlerdir. (MÖ 700) * Paralý askerlik anlayýþý yýkýlmalarýnda etkili olmuþtur. ÝYONYALILAR * Önasya ticaret yollarýnýn bitiþ noktasýnda kurulmuþlardýr. * Ticarette ilerleyerek deniz kolonileri kur- muþlardýr. (Yerleþme amaçlý) * Bilim ve fikir alanýnda ilerlemiþlerdir. * Þehir devletleri halinde yaþamalarý özgür düþünceye ortam hazýrlamýþtýr. URARTULAR * Merkez Tuþpa’dýr (Van) * Ev þekilinde mezarlar yapmýþlardýr. * Madencilik geliþmiþtir. * Tarým ve hayvancýlýk geliþmiþ. (Su kanallarý) MISIRLILAR * Nom denilen þehir devletleri tarafýndan yöne- tilmiþlerdir. * Daha sonra ilah-kral anlayýþý sonucu merkezi- leþmiþtir. * Ýlah-kral anlayýþýnýn sonucu olarak hukuk ge- liþmemiþtir. * Nil Nehri’nin akýþ yönüne göre aþaðý ve yuka- rý olmak üzere ikiye ayrýlmýþtýr. * Matematik, týp, eczacýlýk, mimari, kimya ve astronomide ilerlemiþlerdir. * Güneþ yýlý esaslý takvimi kullanmýþlardýr. * Coðrafi konumundan dolayý istilaya uðrama- mýþtýr. * Hititlerle ilk yazýlý antlaþma olan Kadeþ Antlaþ- masý’ný imzalamýþlardýr. (MÖ 1280) * Ýlk vezirlik sistemi Mýsýrlýlarda görülür. * Ahiret inancý güçlüdür. (Mumyacýlýk) LÝDYALILAR ÇÝN HÝNT HELEN ROMA TARÝH Pratik Tarih 8 * Tibetliler, Moðollar, Tunguzlar ve Türklerin katkýlarý ile oluþmuþtur. * Porselen ve Ýpekçilikte ilerlemiþler- dir. * Türk akýnlarýna karþý Çin Seddi’ni yapmýþlardýr. * Konfüçyüs, Lao-çe, Buda gibi filo- zoflarýn fikirleri din haline gelmiþtir. * Resim yazýsýnýn kendine özgü þeklini kullanmýþlardýr. * Kaðýt, matbaa, pusula, barutu icat etmiþlerdir. * Budizm, Konfüçyus, Lao-çe ve Göktanrý dinleri görülmüþtür. * Tarih yazýcýlýðý geliþmiþtir. * Türkler hakkýnda ilk bilgiler Çin kaynaklarýnda rastlanýlmýþtýr. * Zengin kaynaklara sahip olduðu için sürekli istilaya uðramýþtýr. * Brahmanizm, Budizm ve Gazneli- ler zamanýnda da Ýslamiyet yayýl- mýþtýr. * Hindistan’da güçlü bir devlet, önemli bir medeniyet ve bir millet anlayýþý oluþmamýþtýr. (Bu durum- da coðrafi konumu, farklý dinler, diller, iklim ve Kast Teþkilatý etkili olmuþtur.) * Medler ve Persler tarafýndan kurul- muþtur. * Güçlü bir merkezi krallýk kurmuþ- lardýr. * Ülkeyi “Satraplýk” denilen eyaletle- re ayýrmýþlardýr. * Dünyada ilk posta teþkilatýný Pers- ler kurmuþtur. * Tarým, hayvancýlýk ve ticaretle uð- raþmýþlardýr. * Kral yolunu onararak ticareti geliþ- tirmiþlerdir. * Zerdüþtlük dinine inanmýþlardýr. * Büyük Ýskender’in Asya Seferi so- nucunda Doðu ile Batý kültürünün kaynaþmasý sonucu ortaya çýk- mýþtýr. (Yunan, Anadolu, Ýran, Me- zopotamya, Mýsýr.) * Týp, kütüphanecilikte ileri gitmiþ ve parþomen kaðýdýný bulmuþlardýr. * Roma, Bizans ve Ýslam uygarlýðýný etkilemiþlerdir. * Doðunun dini anlayýþýndan etkile- nilmiþtir. (Rahip – kral) * Önemli kültür ve ticaret merkezleri kurulmuþtur. (Ýskenderiye, Ýsken- derun) * Makedonya, Asya, Mýsýr krallýklarý olmak üzere üçe ayrýlmýþtýr. * Ýtalikler, Etrüksler, Ýliryalýlarýn katký- larý ile Latinler tarafýndan kurul- muþtur. * Krallýk, Cumhuriyet ve Ýmparator- lukla yönetilmiþlerdir. * Krallýk döneminde halk; Patrici, Plep ve Köleler olmak üzere üç sý- nýfa ayrýlmýþtýr. * Patrici - Plep mücadelesi sonucu 12 levha kanunlarý ortaya çýkmýþtýr. (Günümüz Avrupa hukukunun te- meli atýlmýþtýr.) * Lejyon denilen paralý ve disiplinli ordularý vardýr. * Pön Savaþlarý sonucunda Karta- ca’yý kendilerine baðlamýþlardýr. * Milano Fermaný’yla (313) Hýristi- yanlýðý resmi din olarak kabul et- miþlerdir. * Fenike - Ýyon ve Yunanlýlarýn geliþ- tirdiði alfabeye son þeklini vererek Latin Alfabesi’ni oluþturmuþlardýr. * Mehrdan alýnan güneþ yýlý esaslý takvime Sezar ve Papa XIII. Gre- gor son þeklini vermiþlerdir. * En önemli eserleri Zafer Taký, Gerda Köprüsü, Augustos tapýna- ðý, Roma Hamamý, Valans, Boz- doðan Su Kemeri, Çemberlitaþ ve Dikilitaþ’týr. * Kavimler Göçü’nden sonra Roma ikiye ayrýlmýþtýr.(395) Batý Roma (476) ve Doðu Roma (Bizans - 1453) ÝRAN Mýsýr uygarlýðýnda piramit kimin adýna yapýldýysa, onun mumyasýnýn bulundðu odaya, yýlda sadece iki kez güneþ girmektedir. Doðduðu gün ve tahta çýktýðý gün olduðunu… Biliyor muydunuz? TARÝH Pratik Tarih 9 TÜRKLERÝN ANA YURDA GÖÇ YOLLARI BÜYÜK HUN DEVLETÝ TARÝH Pratik Tarih 10 AVRUPA HUN DEVLETÝ UYGUR DEVLETÝ GÖKTÜRK DEVLETÝ KUTLUK (II. GÖKTÜRK) DEVLETÝ ÝSLAMÝYET ÖNCESÝ TÜRK TARÝHÝ Avarlar Bulgarlar Hazarlar Macarlar Peçenekler Sibirler Kýpçaklar (Kumanlar) Oðuzlar (Uzlar) Türgiþler Karluklar Kýrgýzlar Pratik Tarih 11 Tarih þuuru, geçmiþle geleceði birbirine baðlayan güçlü bir köprüdür. Büyük (Asya) Hun * Bilinen ilk Türk Devletidir. * Bilinen ilk hükümdarlarý Teomandýr. * Çin Seddi’nin inþa edilme- sine neden olmuþlardýr. * En parlak dönemi Mete Han zamanýdýr. * Orduda on’lu sistemi kur- muþlardýr. * Milli duygular ortaya çýk- mýþtýr. Kavimler Göçü * Çin esaretine girmek isteme- yen Türkler’in Batýya göç et- meleri sonucu ortaya çýkmýþtýr. Sonuç: 1. Roma Ýmp. ikiye ayrýlmýþtýr. 2. Ortaçað baþlamýþtýr. 3. Batý Roma Ýmp. yýkýlmýþtýr. 4. Avrupa Hun Ýmp. kurulmuþtur. 5. Derebeylik rejimi ortaya çýk- mýþtýr. 6. Avrupa’nýn etnik yapýsý oluþ- muþtur. 7. Skolastik düþünce yayýlmýþtýr. 8. Hýristiyanlýk yayýlmýþtýr. Batý Hun * Avrupa’da kurulan ilk Türk Devleti’dir. * En parlak dönem Atilla dö- nemidir. * Doðu ve Batý Roma üzeri- ne sefer düzenlemiþtir. * Avrupa’nýn siyasi hayatýna yaklaþýk yüzyýl yön vermiþ- lerdir. Göktürk * Türk adýyla kurulan ilk dev- lettir. * Ýpek yolu için önce Akhun- larla sonra Sasanilerle mü- cadele etmiþlerdir. * Doðu–batý þeklinde yöne- tilmiþtir. * Ýlk Türk alfabesi Göktürkle- re aittir. * Millet duygusu geliþmiþtir. * Ýslamiyet öncesi Türk Dev- letlerinin en güçlüsüdür. Kutluk * Çin egemenliðinden kurtu- lan Kutluk Kaðan tarafýn- dan kurulmuþtur. * Bilge Kaðan Kültigin ve Ve- zir Tonyukuk en parlak dö- nemleridir. * Orhun Abidelerini dikmiþ- lerdir. Uygur * En ileri uygarlýða sahip olan Türk devletidir. * Yerleþik hayata geçen ilk Türk devletidir. * Kalýcý mimari eserler býrak- mýþlardýr. * Tarýmda geliþmiþler su kanal- larý yapmýþlardýr. * Matbaa ve kaðýdý kullanan ilk Türk devletidir. * Maniheizm ve Budizmi be- nimsemiþlerdir. * Moðollarýn Türkleþmelerinde etkili olmuþlardýr. * Türkler arasýnda en ileri mede- niyete sahip olan uygurlardýr. * Ýstanbul’u kuþatan ilk Türk devletidir. * Bugünkü Slav topluluklarýnýn oluþmasýnda etkili olmuþlardýr. * Volga Bulgarlarý Ýslamiyeti ka- bul etmiþlerdir. * Tuna Bulgarlarý Hýristiyanlýðý kabul ederek benliklerini yitir- miþlerdir. * II. Meþrutiyet döneminde ba- ðýmsýz olmuþlardýr. * Ticaretle geçinmiþlerdir. * Din konusunda hoþgörülü davranmýþlardýr. * Museviliði kabul etmiþlerdir. * Ruslarýn güneye inmelerini engellemiþlerdir. * Hýristiyanlýðý kabul edip ben- liklerini yitirmiþlerdir. * Slavlarýn arasýna girerek bir- leþmelerini engellemiþlerdir. * Cermenlerin doðuya yayýlma- sýný önlemiþlerdir. * I. Dünya Savaþý’nda baðýmsýz olmuþlardýr. * Oymaklar halinde yaþadýkla- rýndan teþkilatlý bir devlet olamamýþlardýr. * Bizans ordusununda ücretli olarak çalýþmýþlardýr. * Avarlarýn baskýsýyla zayýfla- mýþ, Hazarlarýn arasýna gire- rek kaynaþmýþlardýr. * Bugünkü Sibirya’ya adlarýný vermiþlerdir. * Rus prenslikleriyle mücadele etmiþlerdir. (Ýgor Destaný) * Oðuzlarla mücadele etmiþler- dir. (Dede Korkut Hikâyeleri) * Moðollarý Türkleþtirmiþlerdir. * Altýnordu Devleti’nin kurulma- sýnda etkili olmuþlardýr. * Türklerin en çok devlet kuran ve en kalabalýk boyudur. (Sel- çuklu, Osmanlý) * Ýslamiyeti topluca kabul eden ilk Türk boyudur. * Bugünkü Türkiye Türklerinin atalarýdýr. * Bizans ordusunda ücretli ola- rak çalýþmýþlardýr. * Baða Tarkan ilk madeni para- yý bastýrmýþtýr. (ilk Türk parasý) * Emeviler ile mücadele ederek Orta Asya’nýn Araplaþmasýna engellemiþlerdir. * Tam yerleþik hayatý benimse- miþlerdir. * Soðd Alfabesinden yararlan- mýþlardýr. (Soðdlar Ýranlý bir kavim) * Talas Savaþý’nda Araplarý desteklemiþlerdir.(Orta As- ya’nýn Çinlileþmesi engellen- miþtir.) * Ýslamiyeti kabul eden ilk Türk boyudur. * Ýlk Müslüman Türk devleti Karahanlýlarýn oluþmasýnda etkili olmuþlardýr. * Cengiz Han’a itaat eden ilk Türk boyudur. * Manas Destaný’ný yazmýþlar- dýr. * Gittikleri yerin geliþmiþ kültü- rünü ortadan kaldýrmýþlardýr. Göçler M.Ö 4000 yýllarýnda baþ- yan göçler yaklaþýk 5000 yýl devam etmiþtir. Göçlerin Nedenleri 1. Kuraklýk 2. Salgýn hayvan hastalýklarý 3. Komþu devletlerin baskýsý 4. Nüfus artýþý 5. Türk boylarý arasýndaki mücadeleleri Göçlerin Sonuçlarý 1. Yeni vatanlar bulunmuþ- tur. 2. Birçok Türk devleti kurul- muþtur. 3. Kültür etkileþimi yaþan- mýþtýr. 4. Bazý Türk boylarý milli benliðini kaybetmiþtir. 5. Gidilen yerlere hayvanlarý evcilleþtirmeye ve ma- denciliði öðretmiþlerdir. Ýskitler * Bilinen ilk Türk topluluðudur. ÝSLAM ÖNCESÝ KÜLTÜR VE UYGARLIK TARÝH Pratik Tarih 12 Yönetim * Ülke hanedan üyelerinin or- tak malýdýr. (Kut) (Osmanlý Devleti’ne kadar) Bu gelenek Türk devletlerinin kýsa sürede yýkýlmasýnýn en önemli sebe- bi olmuþtur. * Boy beylerinden oluþan “Ku- rultay” denilen bir meclis var- dýr. * Kurultay danýþma meclisi özelliðindedir. * Devlet doðu-batý olarak ikiye ayrýlarak yönetilmiþtir. * Hakanýn eþi Hatun da yöne- timde etkilidir. Devlet Görevlileri: * Yabgu: Kaðandan sonra ge- len en büyük makam * Vezir: Devlet iþlerinde kaða- na yardým ederdi. * Todun: Maliyeden sorumlu vali * Tigin: Þehzade * Tamgacý: Mühürcü * Bitikçi: Katip * Tarkan: Ordu komutaný * Subaþý: Komutan * Yarguci: Yargýç * Buyruklar: Bakan * Aygucý: Danýþman Hukuk * Sözlü hukuk vardýr. (Töre) * Uzun süreli hapis cezasý yok- tur. * Adaletin baþýnda hükümdar vardýr. Hükümdara baðlý yar- gýçlar bulunurdu. Ordu * Ordu millet özelliði vardýr. * Onluk sistemini uygulamýþlar- dýr. * Askeri alanda dünyaya örnek olmuþlardýr. * Hafif süvari birliklerinden oluþmuþtur. * Türklerde kadýn-erkek herkes asker sayýlýrdý. * Türkler savaþlarda hilal taktiði- ni uygulamýþlardýr. Din ve Ýnanýþ * Göktanrý inancý vardýr. * Din adamlarýna Þaman veya Kam denilmiþtir. (Þamanizm) * Din adamlarý devlet iþlerinde etkili deðildir. * Yuð denilen ölü gömme tö- renleri vardýr. * Mezarlarýna Kurgan adýný ver- miþlerdir. * Mezarlarýn baþlarýna Balbal denilen heykelcikler dikmiþ- lerdir. Toplum ve Ekonomi * Aile önemlidir. (Aile, oba, oy- mak, boy, budun (millet)) * Atlý-göçebe kültürü e-gemen- dir. * Kölelik yoktur. Topraða baðlý deðillerdir. * Geçim kaynaðý hayvancýlýk- týr.(koyun, at) * Tarým Uygurlarla baþlamýþtýr. * Ticarete önem vermiþlerdir. Yazý, Dil ve Edebiyat * Orhun abideleri ilk yazýlý eserlerdir. (Ýlk Türkçe metin- ler) * Tarih boyunca Göktürk, Uy- gur, Arap ve Latin alfabelerini kullanýlmýþtýr. * Alper Tunga (Saka), Oðuz Kaðan (Asya Hun), Ergene- kon, Bozkurt (Göktürk), Göç Türeyiþ (Uygurlar), Manas (Kýrgýz), Dede Korkut (Oðuz) destanlarý vardýr. * Sözlü edebiyat geliþmiþtir. (Sav, sagu, koþuk, destan) Bilim - Sanat - Mimari * Maden iþlemeciliði özellikle demircilikte ilerlemiþlerdir. * Resim ve heykel yapýmý, halý ve kilim dokumacýlýðý da gö- rülür. * Türklerde astronomi geliþ- miþtir. (Oniki Hayvanlý Türk Takvimi) * Uygur minyatürleri Ýslam sa- natýný etkilemiþtir. * Göçebe olduðundan mimari geliþmemiþtir. (Uygurlarýn yerleþik hayata geçmeleriyle mimari baþlamýþtýr.) * Türlerin eþyalarý genellikle hayvan figürleriyle süslen- miþtir. (Hayvan üslubu) Batý Hun Ýmparatoru Attila, Bizans ordusunu yendikten sonra barýþ yapmak için imparatora bir elçi göndermiþ, Hun elçisini kabul eden Bizans; kralýnýz Attila imparatorumuz- dan küçük olduðu için onunla görüþemezsiniz demiþ, Attila’nýn elçisi bu durum üzerine “Attila, imparatorunuzdan küçük olabilir, fakat þunu iyi bilinizki, o büyük bir milletin baþýnda bulunuyor”. Dediðini biliyor muydunuz? TARÝH Pratik Tarih 13 DÜNYA’NIN GENEL DURUMU (ÝSLAMÝYET’ÝN DOÐUÞU SIRASINDA ) TARÝH Pratik Tarih 14 ÝSLAMÝYET’ÝN YAYILIÞI (VIII. YÜZYILIN SONUNA KADAR) I II II II III IV IV III III I. Hz. Peygamber’in vefatýna kadar fetihler II. Dört Halife devrinde fethedilen yerler III. Emeviler tarafýndan yapýlan fetihler IV. Abbasiler tarafýndan yapýlan fetihler Pratik Tarih 15 Tarih kýssadan hissedir. ÝSLAM TARÝHÝ * Dönemin en güçlü devletleri Bizans ve Sasa- ni Ýmparatorluðu’dur. * Kabilecilik yaygýndýr. * Siyasi birlik yoktur. * Yukarý Arabistan, Yemen ve Hicaz en önemli bölgelerdir. * Þiir ve edebiyat geliþmiþtir. * Kadýn sosyal haklardan mahrumdur. * Putperestlik, Hýristiyanlýk, Musevilik ve Hanif dini baþlýca dini inanýþlardýr. * 571-Hz. Peygamber Mekke’de dünyaya geldi. * 610-ilk vahiy geldi. (Peygamberlik vazifesi baþladý. Ýlk inananlar; Hz. Hatice, Hz. Zeyd, Hz. Ali ve Hz. Ebubekir’dir.) * 610-613 Fetret-i Vahiy dönemi. * 613-Ýslamiyet açýkça ilan edildi. * 615 Habeþistan’a ilk hicret yapýldý. * 616-619 Boykot Dönemi * 619-Hüzün Yýlý * 621 I. Akabe Biatý * 622-II. Akabe Biatý * 622 Medine’ye Hicret * Hicret (622): Medine Site Ýslâm Devleti kurul- du. * Müslümanlarla kardeþlik antlaþmasý, Yahudi- lerle vatandaþlýk antlaþmasý yapýldý. * Bedir Savaþý (624): Þam ticaret yollarýnýn denetimi Müslümanlara geçti. * Ýslam Hukukunun temeli atýldý. * Uhut Savaþý (625): Müslümanlarýn ilk yenilgi- sidir. * Hendek Savaþý (627): Müslümanlarýn son savunma savaþýdýr. * Hudeybiye Antlaþmasý (628): Mekkeliler Müslümanlarý hukuken tanýmýþlardýr. * Hayber’in Fethi (629): Þam ticaret yollarý gü- venlik altýna alýndý. * Mute Savaþý (629): Bizans’la yapýlan ilk sa- vaþtýr. * Mekke’nin Fethi (630): Müslümanlar Arabis- tan’da en büyük güç haline geldi. * Huneyn Savaþý ve Taif Seferi (630): Müslü- man olmayan Arap kabilelerine karþý yapýldý. * Tebük Seferi (631): Hz. Peygamber’in son seferidir. * Hz. Peygamber 632’de Medine’de vefat etti. ÝSLAM ÖNCESÝ ARAP YARIMADASI HZ. PEYGAMBER DÖNEMÝ (571 - 632) Mekke Dönemi (571 - 622) Medine Dönemi (622 - 632) TARÝH Pratik Tarih 16 * Seçimle iþ baþýna gelen ilk halifedir. * Dinden dönen ve zekat vermek istemeyen Arap kabileleri ile mücadele edildi. * Yalancý peygamberlerle mücadele edildi. * Hire Beyliði alýnarak Arap Yarýmadasý dýþýndaki ilk fetih gerçekleþti. * Yermük Savaþý (634) ile Bizans yenilgiye uðratýldý. * Kur’an-ý kerim kitap haline getirildi. * Arap yarýmadasý illere ayrýldý. (Valiler atandý.) * Halife, memur ve komutanlara maaþ baðlandý. Hz. Ebubekir (632 - 634) * Dört Halife Dönemi içerisinde fetihlerin en hýzlý ol- duðu dönemdir. * Ecnadin Savaþý (635) ile Suriye ve Filistin’in Fethi tamamlandý. * Kadisiye (636) ve Nihavent (642) savaþlarý sonu- cunda Irak ve Ýran Ýslam topraklarýna katýldý. * 642’de Mýsýr fethedildi. * Fethedilen yerler yönetim birimlerine ayrýldý. * Ýlk divan teþkilatý kuruldu. * Devlet hazinesi (Beytülmal) oluþturuldu. * Adli ve idari yapý birbirinden ayrýldý. Ýllere kadýlar gönderildi. * Ýlk düzenli Ýslâm ordularý kuruldu. * Ýkta sistemi uygulanmaya baþlanmýþtýr. * Hicri takvim kabul edilmiþtir. * Cizye vergisi alýnmaya baþlandý. Hz. ÖMER (634 - 644) * Türklerle ilk çarpýþma gerçekleþti ve Horasan fethedildi. * Kuzey Afrika’da Libya ve Tunus fethedildi. * Bizans’tan Doðu ve Güney Doðu Anadolu alýndý. * Ýlk Ýslam donanmasý kuruldu. * Kýbrýs üzerine sefer düzenlendi ve Kýbrýs vergiye baðlandý. * Kur’an-ý Kerim çoðaltýlarak önemli merkezlere gön- derildi. * Müslümanlar arasýnda ilk karýþýklýklar ortaya çýktý. * Ýç karýþýklýklar sonucu Hz. Osman þehit edildi. Hz. Osman (644 - 656) * Cemel Vak’asý (656): Müslümanlar arasýndaki ilk iç savaþtýr. Hz .Ali’nin üstünlüðü ile sonuçlanmýþtýr. * Sýffin Savaþý (657): Halifelik meselesi Hakem Ola- yý ile çözülmeye çalýþýldý. Hakem Olayý sonucunda ilk ayrýlýklar baþladý. * Ýç karýþýklýklar nedeniyle dýþ fetihler durdu. * Hz. Ali 661’de Hariciler tarafýndan þehit edildi. * Hz. Ali’den sonra Hz. Hasan halife olarak seçilmiþ, fakat Hz. Hasan iç karýþýklýklarý önlemek için halife- liði Hz. Muaviye’ye devretmiþtir. Hz. Ali (656 - 661) Harun Reþid döneminde devlet adýna önemli hizmetlerde bulunan kiþiye halife, Allah sana hayýrlar ihsan etsin der. Bu söz üzerine, Sultaným Allah’ýn bize ihsaný, sizin vasý- tanýzladýr deyince Harun Reþid güler ve birçok ihsanda bulunur. ÝSLAM TARÝHÝ Pratik Tarih 17 Dününü unutanlarýn yarýný olmaz. *Bu dönemde baþkent Þam’dýr. *Devletin kurucusu Umeyye ailesinden Hz. Mu- aviye’dir. *Halifeliði saltanata dönüþtürmüþlerdir. *Halifelerin güvenliðini saðlamak için muhafýz teþkilatý kurulmuþtur. *Düzenli posta teþkilatý kurulmuþtur. *Ýlk defa bu dönemde Avrupa’da fetih hareket- leri baþlamýþ ve Ýstanbul kuþatýlmýþtýr. *Kerbela Olayý sonucunda Müslümanlar Þii- Sünni diye kesin olarak iki gruba ayrýlmýþtýr. *Ýlk Arap parasý bastýrýlmýþ ve ekonomik baðým- sýzlýk saðlanmýþtýr. *Arapça resmi dil ilan edilmiþ ve yaygýnlaþtýrýla- rak uluslararasý bir nitelik kazandýrýlmýþtýr. *Ülke yönetiminde eyalet sistemi uygulanmýþtýr. *Ýslam mimarisi, Hýristiyan mimarisi ile yarýþabi- lecek seviyeye ulaþmýþtýr. *Emevilerin milliyetçilik politikasý Ýslamiyet’in yayýlmasýný yavaþlatmýþ ve devletin görünü- münü Ýslam devletinden çok Arap devleti haline getirmiþtir. EMEVÝLER (661 - 750) *Bu dönemde baþkent Baðdattýr. *“Arap milliyetçiliði” politikasý yerine “Ýslamcý- lýk” politikasýnýn takip edilmesiyle Türkler ara- sýnda Ýslamiyet’in yayýlmasý hýzlanmýþtýr. *Türkler Abbasi Devleti’nin yönetiminde görev almýþlar, valilik ve komutanlýklara getirilmiþler- dir. *Türk askerleri ve aileleri için Baðdat yakýnlarýn- da Samarra þehrini kurmuþlardýr. *Abbasiler askeri ve siyasi açýdan Emeviler ka- dar baþarýlý olamamýþlar ve Emevilerin ulaþtýk- larý sýnýrlara ulaþamamýþlardýr. *Askeri amaçla Anadolu sýnýrlarýnda Avasým þe- hirlerini kurarak buralara Türkleri yerleþtirmiþ- lerdir. *Bilimsel ve kültürel faaliyetlere önem vermiþ- ler, Hellenistik döneme ait eserleri Arapça’ya tercüme etmiþlerdir. *Abbasilerin zayýflamasý ile birlikte “Tevaif-i Mülûk” denilen baðýmsýz Ýslam devletleri or- taya çýkmýþtýr. ABBASÝLER (750 - 1258) *Emeviler Arap milliyetçiliði politikasý izlerken, Abbasiler Arap olmayan Müslümanlara eþit davranmýþlardýr. *Emeviler fetihlere, Abbasiler ilim ve kültürel çalýþmalara aðýrlýk vermiþlerdir. *Emevi Devleti’nin yýkýlmasýndan sonra Ýspa- ya’da Emevi ailesi tarafýndan kurulmuþtur. *Baþkent Kurtaba’dýr. *III. Abdurrahman’ýn halife ünvanýný kullanma- sýyla Ýslam dünyasý siyasi açýdan üçe ayrýldý. (Abbasiler, Fatimiler, Endülüs Emevileri) *Askeri ve siyasi alanda fazla baþarýlý olama- mýþlardýr. *Ýlim ve kültür alanýnda faaliyet göstermiþler ve Avrupa’da Rönesans’ýn baþlamasýnda etkili ol- muþlardýr. *Endülüs Emevi Devleti’nin yýkýlmasýndan son- ra kurulan Beni Ahmer (Gýrnata Devleti) 1232’den 1492’ye kadar Ýspanya’da varlýðýný sürdürmüþtür. *Ýspanya’daki Hýristiyan baskýsýndan dolayý buradaki Müslüman ve Yahudiler Osmanlý gemicilerinin yardýmýyla Ýspanya’dan Osmanlý topraklarýna taþýnmýþlardýr. (Osmanlý Devleti bu sýrada Cem Sultan Olayý ile uðraþtýðý için Ýspanya’daki Müslümanlarýn doðrudan yardým edememiþtir.) ENDÜLÜS EMEVÝLERÝ (756 - 1031) EMEVÝLER ve ABBASÝLER ARASINDAKÝ FARKLAR X. yüzyýlda Ýspanya’da ilim ve irfanýn Avrupa ile kýyaslanamayacak kadar geliþmiþ olduðunu ve halifenin kütüphanesinde altý yüz bin yazma kitabýn bulunup, bunlarýn kýrk dör- dünü katologlarýn teþkil ettiðini… O tarihten dört yüz sene sonra bile Avrupa’da bilgili Charles diye tanýnan Fransa Kralý V. Charles’in krallýk kütüphanesinde sadece dokuz yüz eser bulunduðunu… Biliyor muydunuz? ÝSLAM TARÝHÝ TARÝH Pratik Tarih 18 * Hz. Peygamber Ýslam Devleti’nin dini, askeri, idari ve adli iþlerinin baþýdýr. * Dört Halife Döneminde halifeler seçimle belirlenmiþtir. * Emeviler ve Abbasiler döneminde ise halifelik saltanata dönüþmüþ- tür. * Hz. Ebubekir Dönemi’nde Arap Yarýmadasý illere ayrýlmýþtýr. * Hz. Ömer döneminde Divan teþki- latý kuruldu. * Hz. Ömer Dönemi’nde fethedilen yerler yönetim birimlerine ayrýlmýþ- týr. Ayrýca adli yapý ile idari yapý bir- birinden ayrýlmýþ ve ilk kadýlýk teþ- kilatý kurulmuþtur. * Emeviler Dönemi’nde eyalet siste- mine geçilmiþtir. * Posta teþkilatý kurulmuþtur. * Abbasiler Dönemi’nde Ýran’ýn etki- siyle vezirlik makamý kurulmuþtur. * Hz. Peygamber Dönemi’nde ordu gönüllülerden oluþmakta idi. * Hz. Ömer Dönemi’nde ilk düzenli Ýslam ordularý kurulmuþtur. Ayrýca sýnýr boylarýnda ordugah þehirleri kurulmuþtur. * Hz. Osman Dönemi’nde Suriye sahillerinde ilk Ýslam donanmasý kurulmuþtur. * Emeviler Dönemi’nde halifelerin güvenliðini saðlamak için muhafýz teþkilatý kurulmuþtur. * Abbasiler Dönemi’nde ise orduda Türklere önem verilmiþ ve sýnýr boylarýnda Avasým Þehirleri kurul- muþtur. * Halk dört sosyal tabakaya ayrýl- mýþtýr. Bunlar; Araplar, mevaliler, zýmmiler ve kölelerdir. * Emevilerin mevali politikasý Arap olmayan Müslümanlarý hoþnut et- memiþtir. * Abbasiler ise mevali politikasýn- dan vazgeçmiþlerdir. * Zýmmiler devletin koruyuculuðuna karþýlýk cizye ödemekle yükümlü idiler. * Ýslamiyet köleliði kaldýrmamakla birlikte köle azat etmeyi teþvik et- miþ ve hayat þartlarýný düzeltmiþ- tir. * En önemli geçim kaynaklarý ta- rým, hayvancýlýk, sanayi ve ticaret olmuþtur. * Hazine (Beytül–Mal) kuruldu. * Devletin baþlýca gelir kaynaklarý þunlardýr: 1. Öþür: Müslümanlardan alýnan onda bir oranýndaki ürün vergisi- dir. 2. Haraç: Gayr-i Müslümanlardan alýnan beþte bir oranýndaki ürün vergisidir. 3. Cizye: Saðlýklý gayr-i müslim er- keklerden askerlik görevi karþýlý- ðýnda alýnan vergidir. 4. Zekat: Zengin Müslümanlarýn ih- tiyaç sahiplerine verdiði vergidir. 5. Ganimet: Savaþlardan alýnan ganimetlerin beþte biri hazineye aktarýlýrdý. * Emeviler Dönemi’nde Arapça’nýn resmi dil ilan edilmesinden sonra kullanýmý yaygýnlaþtý. * Ýslamlaþma zayýf kültürlü toplum- larda zamanla Araplaþma þeklin- de ortaya çýkmýþtýr. Türkler ve Ýran- lýlar hariç Ýslamiyet’i kabul eden di- ðer toplumlar zamanla Araplaþ- mýþlardýr. * Bilim alanýndaki çalýþmalar Emevi- ler Döneminde baþlamýþ, Abbasi- ler Dönemi’nde en üst seviyeye ulaþmýþtýr. * Ýslami bilimler, tefsir, kýraat, hadis, fýkýh ve kelâmdýr. * Akli bilimler ise, týp, matematik, astronomi, kimya ve felsefe gibi bilimlerdir. * Abbasilerdeki Beytü’l-Hikme ve Nizamiye Medreseleri, Endülüs Emevileri’nde ise Kurtuba Medre- sesi önemli eðitim kurumlarýdýr. * Ýslam sanatýnýn geliþmesi fetihlerle doðru orantýlýdýr. * Emeviler Dönemi’nde Ýslam Mima- risi, Hýristiyan mimarisi ile yarýþa- bilecek seviyeye ulaþtý. * Minyatür, oymacýlýk, hattatlýk, kak- macýlýk ve sedef iþlemeciliði gibi sanat dallarý geliþmiþtir. YÖNETÝM ORDU TOPLUM EKONOMÝ BÝLÝM, KÜLTÜR VE SANAT ÝSLAM KÜLTÜR VE UYGARLIÐI Büyük devlet adamý Uluð Bey’in Semerkant’ta kurmuþ olduðu rasathanesinde, yeryüzünün güneþ etrafýndaki tam devrini yani bir yýlý 365 gün, 6 saat, 9 dakika, 6 saniye hesaplandý- ðýný… Aradan asýrlar geçip 20. yüzyýlýn en modern cihazlarý ile yapýlan hesaplarla, Uluð Bey’in hesaplarý arasýnda sadece 58 saniye farkýn bulunduðunu… Biliyor muydunuz? TARÝH Pratik Tarih 19 KARAHANLILAR – GAZNELÝLER – SELÇUKLULAR TARÝH Pratik Tarih 20 ANADOLU SELÇUKLULARI VE BÝZANS ÝMPARATORLUÐU IV IV III VI III I VI V II III I II III IV V VI Talas Savaþý (751) Karahanlýlar (840 - 1212) Gazneliler (963 - 1187) Büyük Selçuklu Devleti (1040 - 1157) ÝLK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERÝ Pratik Tarih 21 TARÝH Tarih, maddi ve manevi deðerler birikimidir. Neden: Çin’in Ortaasya’yý ele geçirmek için hare- kete geçmesi. Sonuç 1. Türklerin de yardýmý ile Abbasiler Çinlileri yenmiþ- lerdir. 2. Türk - Ýslam Tarihinin baþlangýcý oldu. 3. Ýslamiyet Türkler arasýnda yayýldý ve Orta Asya Ýs- lâmlaþtý. 4. Kaðýt Çin dýþýnda da üretilmeye baþlandý. Dünya kültür tarihi açýsýndan önemli geliþmelere ortam ha- zýrladý. Türklerin Müslüman olma nedenleri * Türkler arasýnda Tek Tanrý Ýnancýnýn olmasý * Ýslamiyetteki ahlak anlayýþýnýn çoðunun Türklerin ahlak anlayýþýna uygun olmasý * Türklerin cihan hakimiyeti düþüncesiyle Ýslamiye- tin cihat anlayýþýnýn baðdaþmasý * Ýslamiyet’teki cennet ve cehennem inancýnýn ön- ceden Türkler arasýnda yayýlmasý (Uçmak-Tamu) * Abbasilerin Türklere iyi davranmasý ve ýrkçý bir politika takip etmemesi Türklerin Ýslam Dünyasý’ndaki Hizmetleri * Ýslam dünyasýnýn koruyuculuðunu üstlendiler. * Ýslamiyet’in geniþ alanlara yayýlmasýný saðladýlar. * Halifeliði koruyarak varlýðýný sürdürmesini saðladý- lar. * Daðýnýk haldeki Müslümanlarý bir bayrak etrafýnda topladýlar. (Selçuklular ve Osmanlýlar) * Ýslam kültür ve medeniyetinin geliþmesine ve ya- yýlmasýna katkýda bulundular. * Orta Asya’daki ilk Müslüman Türk Devleti’dir. Bilge Kül Kadir Han tarafýndan kurulmuþtur. * Karluk, Yaðma, Çiðil, Tuhsi Türkleri devletin temeli- ni oluþturdu. * Satuk Buðra Han döneminde Ýslamiyet resmi din kabul edildi. * Halký, dili, ordusu, yöneticileri Türk’tür. * Yusuf Kadir Han zamaný Karahanlýlarýn en parlak dönemi olmuþtur. * Taht kavgalarý sonucu 1046 yýlýnda 2’ye ayrýldý. * Doðu Karahanlýlar - 1130 Karahitay, Batý Karahanlý- lar - 1212 Harzemþahlar yýkmýþtýr. * Resmi dil Türkçe’dir. Uygur alfabesini kullanmýþlar- dýr. * Kaþgarlý Mahmut Divan-ý Lügat-it Türk, Yusuf Has Hacip - Kutadgu Bilig Türk - Ýslam sentezini ortaya koyan ilk eserlerdir. * Ýlk medreseyi Karahanlýlar yapmýþtýr. Eðitimde burslu öðrencilik sistemi ilk kez Karahanlýlar tarafýn- dan uygulanmýþtýr. * Ýlk kervansarayý yapmýþlar, kervansaraylara “Ribat” denilmiþtir. * Alptekin tarafýndan Afganistan’da kurulmuþtur. * Halaç (Kalaç) Türkleri tarafýndan kurulmuþtur. * Hükümdar sülalesi, yönetici kadro ve komutanlar Türk olmakla birlikte halký ve ordusu Türk, Ýranlý, Hintli ve Afgan (Gur) lýlardan oluþmakta idi. * Ýran, Horasan, Afganistan ve Kuzey Hindistan’a ha- kim olmuþlardýr. Gazneli Mahmut - Hindistan’da Ýs- lamiyeti yaydý, Abbasilere baský yapan Þii Büvey- hoðullarýný yendi. * Türk tarihinde Abbasi Halifesinden sultan ünvanýný alan ilk hükümdar Gazneli Mahmut’tur. * Sultan Mesut Dandanakan Savaþý’nda Büyük Sel- çuklulara yenilmiþ olan Gazneliler yýkýlýþ sürecine giren devlete Gurlular son vermiþtir. (1187) * Etnik yapýnýn çok farklý olmasý Gaznelilerin yýkýlma- sýnda etkili olmuþtur. * Oðuzlarýn Kýnýk boyu tarafýndan kurulmuþtur. * Devlet, Tuðrul ve Çaðrý Beyler döneminde kurul- muþtur. * 1018’de Anadolu’ya keþif akýnlarý yapýlmýþtýr. * 1040 Dandanakan Savaþý’nda Gaznelileri yenmiþ- lerdir. * 1048 Pasinler Savaþý’nda Bizansý yenmiþlerdir. Bu savaþ Anadolu için Bizansla yapýlan ilk savaþtýr. * 1055’de Tuðrul Bey Abbasi Halifesinin yardým iste- mi üzerine Þii Büveyhoðullarý’nýn hakimiyetine son vermiþtir. Bunun üzerine Halife Tuðrul Bey’e “Do- ðunun ve Batýnýn Hükümdarý” ünvanýný vermiþtir. * Alparslan Döneminde; 1071 Malazgirt Savaþý Bi- zansla yapýlmýþ ve Anadolu’nun kapýlarý Türklere açýlmýþtýr. Ayrýca Türkiye tarihi baþlamýþ, Türkler üzerindeki Bizans baskýsý sona ermiþtir. * Melikþah Döneminde; Devlet en parlak zamanýný yaþamýþ, Vezir Nizam-ül Mülk, Nizamiye Medrese- lerini yaptýrmýþtýr. Selçuklu Devletine baðlý Anadolu Selçuklu Devleti kuruldu. * Melikþah’ýn ölümünden sonra Fetret Devri yaþan- mýþtýr. * Sultan Sencer zamanýnda Moðol asýllý Karahitaylý- larla 1141 Katvan Savaþý yapýlmýþtýr. Bu savaþ Sel- çuklular’ýn sonunu hazýrlamýþtýr. * Baðlý Devletler: Horosan, Irak, Kirman, Suriye, Tür- kiye (Anadolu) Selçuklularý * Baðlý Atabeylikler: Þam’da Böriler, Musul ve Halep’te Zengiler, Azerbeycan’da Ýldenizoðullarý, Fars’ta Salgurlular, Erbil’de Baðtekinoðullarý ORTA ASYA ve YAKIN DOÐU’DA KURULAN TÜRK DEVLETLERÝ TARÝH Pratik Tarih 22 SAMANOÐULLARI (875 – 1005) * Ýranlý bir hanedan tarafýndan kurulmuþtur. * Maveraünnehir ve Horasan’a hakim olmuþ- lardýr. * Türklere askeri ve idari alanda önemli görev- ler vermiþlerdir. Türkler arasýnda Ýslamiyet’in yayýlýþýný hýzlandýrmýþlardýr. * Topraklarý Karahanlý ve Gazneliler arasýnda paylaþýlmýþtýr. HARZEMÞAHLAR (1097 – 1231) * Büyük Selçuklularýn yýkýlmasýndan sonra baðýmsýz hale gelmiþler. * Moðollarla mücadele etmiþler ancak durdu- ramamýþlardýr. * Yassýçemen Savaþý’nda (1230) Anadolu Sel- çuklu Devleti’ne yenilmiþ hemen ardýndan yý- kýlmýþlardýr. * Topraklarý Moðol iþgaline uðramýþtýr. TOLUNOÐULLARI (868 – 905) * Tolunoðlu Ahmet tarafýndan kurulmuþtur. * Mýsýr’da kurulan ilk Türk devletidir. * Bu dönemde Mýsýr altýn çaðýný yaþamýþtýr. * Yöneticileri Türk, halký Arap’týr. * Abbasiler tarafýndan yýkýlmýþtýr. SAFEVÝLER (1502 - 1736 * Þah Ýsmail tarafýndan Ýran’da kurulmuþtur. * Devletin oluþmasýnda Türkmenlerin rolü var- dýr. * Osmanlý ile uzun süre mücadele etmiþlerdir. * Avþarlar son vermiþlerdir. ÝHÞÝTLER (AKÞÝTLER) (935 – 969) * Muhammed b. Toðaç tarafýndan kurulmuþ- tur. * Mýsýr’da kurulan ikinci Türk devletidir. * Suriye ve Hicaz’a hakim olmuþlardýr. * Yöneticileri Türk halký Arap’týr. * Fatýmiler tarafýndan yýkýlmýþlardýr. FATÝMÝLER (910 – 1171) * Tunus’ta kurulan bu devlet kýsa sürede Mý- sýr, Suriye, Filistin ve Hicaz’a hakim olmuþlar. * Soylarýný Hz. Fatýma’ya dayandýrmýþlar ve Þi- iliði savunmuþlardýr. * Abbasi Halifesini tanýmamýþ ve kendi Sultan- larýný halife ilan etmiþlerdir. * Haçlýlarla mücadele etmiþler ama Kudüs’ü koruyamamýþlardýr. * Eyyübiler bu devlete son vermiþtir. EYYÜBÝLER (1174 – 1250) * Selahaddin Eyyubi tarafýndan Mýsýr’da ku- rulmuþtur. * Suriye, Yemen, Hicaz ve Musul’a hakim ol- muþlar. * Selahaddin Eyyübi Hýttin Savaþý’nda (1187) Haçlýlarý yenerek Kudüs’e geri aldý. * Yafa’yý Haçlýlardan geri aldýlar. * Memlükler tarafýndan yýkýldýlar. BABÜRLÜLER (1526 - 1828) * Baþkent Agradýr. * Babürþah tarafýndan kurulmuþtur. * Ekberþah döneminde güçlü dönemini yaþa- mýþtýr. * Hindistanýn Ýngiliz sömürgesi haline gelme- siyle bölgedeki Türk hakimiyeti sona ermiþ- tir. * Tacmahal’i yapmýþlardýr. ÞEYBANÝLER (1428 – 1598) * Batý Türkistan’da kurulmuþ bir Türk Hane- danýdýr. * Timur devletini yýkmýþlardýr. * Safevilerle uzun bir mücadeleden sonra ye- nilerek parçalanmýþlardýr. MEMLÜKLER (1250 – 1517) * Eyyubileri yýkan Aybey tarafýndan Mýsýr’da ku- ruldu. * Haçlýlarla mücadele ettiler ve son Haçlý kalýntý- larýný da temizlediler. * Moðollara tarihteki ilk yenilgilerini tattýrdýlar. (1260 Ayný Calut ve 1277 Elbistan Savaþý) * Her emirin Sultan olma hakký olduðu için sul- tan sayýsý fazladýr. * Osmanlý Devleti ile çaðdaþ olan Memlukler, Osmanlý Devleti ile sürekli mücadele ettiler. * Türkçe resmi dildir. * Osmanlýlar (Yavuz Sultan Selim 1516 Mercida- býk 1517 Ridaniye Savaþlarý) son vermiþtir. KARAKOYUNLULAR (1330 – 1459) * Oðuz Türkleri tarafýndan kurulmuþtur. * Erzurum, Erciþ, Musul ve Azerbaycan’da ya- þamýþlardýr. (Doðu Anadolu) * Akkoyunlular tarafýndan yýkýlmýþlardýr. AKKOYUNLULAR (1370 – 1502) * Oðuz Türkleri tarafýndan Güney Doðu Anado- lu’da kurulmuþtur. * Kara Yülük Osman döneminde devlet haline gelen (1402) Akkoyunlular daha sonra Doðu Anadolu ve Ýran içlerine kadar yayýlmýþlardýr. * Uzun Hasan dönemi en parlak dönemleridir. * Otlukbeli Savaþý’nda Osmanlýlar’a (Fatih Sul- tan Mehmet) yenilmiþler ve yýkýlma sürecine girmiþlerdir. * Safeviler bu devlete son vermiþlerdir. TÝMUR DEVLETÝ (1370 – 1507) * Timur tarafýndan Çaðatay Hanlýðý topraklarýn- da kuruldu. * Timur Taþköprü Savaþý’nda Moðollar yendi. Altýnordu ve Ýlhanlý Devleti’ne otoritesini ka- bul ettirdi. * Ankara Savaþý’nda Osmanlý Sultaný Yýldýrým Bayezid’i yendi. Ancak Çin seferini planlayan Timur seferi yapamadan öldü. * Timurlular fetih hareketlerinin yanýnda bi- limsel ve kültürel geliþmeye önem verdi- ler. Uluðbey, Ali Kuþçu ve Ali Þir Nevai Ti- mur’un sarayýnda yetiþmiþlerdir. * Ýmparatorluk Özbek saldýrýlarý sonucu zayýfla- mýþtýr. MOÐOL ÝMPARATORLUÐU (1206 – 1227) * Cengiz Han tarafýndan kurulan Moðollar Çin dahil Orta Asya’nýn tamamýna hakim oldular. * Bütün Türkleri bir bayrak altýnda topladýlar. * Cengiz’in ölümünden sonra (1227) impara- torluk parçalanarak dörde bölündü: 1) Kubilay Hanlýðý (Çin ve Moðolistan) 2) Ýlhanlý Devleti (Ýran) 3) Çaðatay Hanlýðý (Türkistan) 4) Altýnordu Devleti (Karadeniz’in kuzeyi) * Altýnordu Devleti, Timur’un saldýrýlarý sonucu parçalanmýþ ve yerine hanlýklar kurulmuþ. (Kazan ve Kýrým gibi) Bu durum Ruslarýn güç- lenmesine ve güneye inmelerine neden ol- muþtur. * Kubilay Hanlýðý Çinlileþmiþ diðerleri Ýslamiyet’i kabul edip Türkleþmiþtir. Moðollar birçok alanda Türklerden etkilen- miþlerdir. Orduda onlu sistemini ve Uygur ya- zýsýný kullanmýþlardýr. * Ýlhanlýlar Türkleþmiþ ve Müslümanlaþmýþtýr. ÝLK TÜRK-ÝSLAM DEVLETLERÝNDE KÜLTÜR VE UYGARLIK Pratik Tarih 23 TARÝH Geçmiþin tahlili, bir milletin güzel geleceðini müjdeler. YÖNETÝM * Karahanlýlar ve Gaznelilerde çifte hükümdar- lýk anlayýþý vardýr. * Karahanlýlarda hatunlar yönetimde söz sahi- bi idiler. * Gaznelilerde sultan idareye mutlak hakimdi. * Türk-Ýslam devletlerinde “Ülke hanedan mensuplarýnýn ortak malýdýr” ve “Kut” anlayýþ- larý geçerliliðini korumuþtur. * Büyük Selçuklularda þehzadenin yetiþtiril- mesinden “atabey” ünvanlý görevliler sorum- ludur. * Büyük Selçuklularda “fethedilen toprak fet- hedenin malýdýr.” anlayýþý vardýr. * Büyük Selçuklu Devletinde baþta sultan var- dý. Her türlü devlet iþi “Divan-ý Saltanat”ta gö- rülürdü. Baþlýca Divan Çeþitleri Þunlardýr * Divan-ý istifa: Mali iþlere bakardý. * Divan-ý Tuðra (Divan-ý Ýnþa): Ýç ve dýþ yazýþ- malara bakardý. * Divan-ý Ýþraf: Ýdari ve mali iþleri denetlerdi. * Divan-ý Arz: Ordunun her türlü ihtiyaçlarýný karþýlardý. * Divan-ý Vekâlet: Gaznelilerde hükümdar ai- lesinin mali iþlerine bakardý. * Divan-ý Berid: Posta ve haberleþme iþlerine bakardý. ORDU * Karahan ordusunun çoðu atlýydý ve Türk- lerden oluþuyordu. * Gazne ordusu karýþýk bir bünyeye sahipti. Orduda Türk, Ýranlý, Hintli, Gurlu ve Afganlý askerler vardý. Ordu, atlý ve yayalardan olu- þuyordu. Ön safta filler bulunuyordu. Büyük Selçuklu Ordusu ise 3 kýsýmdý 1.Hassa Ordusu (Guleman-ý Saray): Hü- kümdarýn yanýnda bulunur ve ücret alýrlar- dý. Milliyetlerine bakýlmaksýzýn küçük yaþta saraya alýnýr ve yetiþtirilirdi. 2.Ýkta Ordusu (Týmarlý Sipahi): Devletin maaþ yerine fethedilen arazileri askerlere daðýtmasýna ikta sistemi denirdi. Bu sistem sonucu ortaya çýkan orduya da “Ýkta Ordu- su” denir. Ýkta Sisteminin Yararlarý * Hazineden para harcanmadan büyük ve güçlü bir ordu kurulmuþtur. * Göçebe Türkmenlerin yerleþik unsura za- rar vermesi önlenmiþtir. * Ýkta sahipleri devlet otoritesini en ücra kö- þelere kadar götürmüþlerdir. * Üretimde verimlilik ve süreklilik saðlanmýþ- týr. * Vergiler düzenli olarak toplanmýþtýr. 3.Yardýmcý Kuvvetler: Savaþ zamaný orduya alýnýrdý. Ganimetten pay alýrlardý. Fedailer, baðlý beylik ve devlet askerleri de bu gruba girerdi. TOPRAK Büyük Selçuklularda toprak 3 kýsýmdan oluþurdu 1. Mülk Toprak: Þahýslara ait topraklardýr. Bu topraklarý sahipleri istedikleri gibi kullanma hakkýna sahiptiler. Bu topraklarýn miktarý az- dýr. 2. Ýkta Toprak: Devletin maaþ yerine askerlere býraktýðý topraklardýr. 3. Vakýf Toprak: Sosyal kurumlarýn ihtiyaçlarýnýn karþýlanmasý için ayrýlmýþ topraklardýr. TOPLUM VE EKONOMÝ * Türk - Ýslam devletlerinde sýnýf ayýrýmý ve kö- lecilik anlayýþý yoktur. * Yerleþme merkezlerinde orta ve küçük esnaf, tüccarlar ile sanatkarlar, ayrý ayrý (Loncalar) kurmuþlardýr. * Köylerde yaþayanlarda devletin himayesi al- týnda tarýmla ve hayvancýlýkla uðraþarak ge- çimlerini saðlýyorlardý. * Ýpek ve Baharat ticaret yollarý sayesinde ekonomik canlýlýk kazanmýþtýr. DÝL - EDEBÝYAT * Karahanlýlarda, resmi dil, halk, ordu, saray dili Türkçe idi. Yazýþmalarda Uygurca kulla- nýlýyordu. * Gaznelilerde, saray ve ordu dili Türkçe, bilim dili ve resmi dil ise Arapça idi. Deðiþik millet- lerden oluþan halk kendi dilini kullanýyordu. * Büyük Selçuklularda saray ve ordu dili Türkçe, resmi dil Farsça, bilim ve edebiyat dili ise Arapça ve Farsça idi. Türk - Ýslam Edebiyatý’na ait eserler söz- lü ve yazýlý eserler olmak üzere iki kýsým- da incelenebilir * Satuk Buðra Han ve Cengiznâme Türk-Ýs- lam Edebiyatý’nýn ilk önemli sözlü eserleridir. Türk-Ýslam Edebiyatý’nýn önemli yazýlý eserleri ise þunlardýr Kutadgu Bilig: Türkçe ilk siyasetnamedir. Uygurca yazýlmýþtýr. Yusuf Has Hacip tara- fýndan Karahanlýlar döneminde yazýlmýþtýr. Sultanlara öðütler vermektedir. Türk dirlik, düzenlik ve adalet anlayýþýný en iyi þekilde anlatmaktadýr. Divan-ý Lûgâti’t Türk: Karahanlýlar devrinde Kaþgarlý Mahmut, Türk dilinin güzelliklerini anlatmak ve Araplara Türkçe öðretmek ama- cýyla yazmýþtý. Türklerin kültürü ve ekonomik hayatý ile ilgili ayrýntýlý bilgiler verilmiþtir. Atabetü’l Hakayýk: Edip Ahmet (Yükneki) Uygurca yazdýðý bu eserde dini ve ahlaki öðütlere yer vermiþtir. Siyasetname: Büyük Selçuklu veziri Niza- mü’l Mülk yazmýþtýr. Sultanlara öðütler ver- mektedir. BÝLÝM - SANAT * Karahanlýlar devrinde medreseler açýlmýþtýr. Tarihte ilk kez burslu öðrencilik sistemini Ka- rahanlýlar uygulamýþtýr. * Büyük Selçuklular da Nizamiye Medreselerini açmýþlardýr. Bu medreselerde fen ve dini ilim- ler birlikte okutulmuþtur. * Sanat açýsýndan Karahanlýlar “Ribat” adý veri- len kervansaraylar yapmýþlardýr. * Gazne mimarisinde Hint ve Ýran tesiri vardýr. * Büyük Selçuklularýn Türbeleri (Kümbet) gö- çebe Türk yaþantýsýný yansýtan önemli eser- lerdir. * Karahanlýlar ilkkez Darü’þ-þifa denen hasta- neler kurmuþlardýr. HUKUK Hukuk ikiye ayrýlmýþtýr. 1. Þer’i Hukuk: Davalara kadýlar bakmýþtýr. Baþ kadýya Kadîü’l-kudat denmiþtir. Baþkadýyý sultan atamýþtýr. 2. Örfi Hukuk: Bu davalara Emir-i Dad bakmýþ- týr. Divan-ý Mezalim: Aðýr siyasi suçlara bak- mýþtýr. Baþkadý sultandýr. Kadý-yý Leþker: As- keri davalara bakmýþtýr. Malazgirt Zaferi ile Anadolu kapýlarýný Türklere açan Büyük Kumandan Alparslan’ýn saray mutfaðýnda hergün elli koyun veya keçi kesilerek fakirlere daðýtýldýðýný… Alparslan’ýn bazen hasta ve fakir kimseyi gördüðünde üzüntüsünden aðlayýp derhal yardýmýna koþtuðunu… Biliyormuydunuz? AVRUPA TARÝHÝ TARÝH Pratik Tarih 24 ORTAÇAÐ (375–1453) * Kilisenin egemenliði söz konusudur. * Skolastik düþünce hakimdir. * Hýristiyanlýk iki büyük mezhebe ayrýlmýþ * Katolik liderleri Papa–merkezleri Roma’dýr. * Ortodoks liderleri Patrik–merkezleri Ýstanbul’dur. * Afaroz–Dinden çýkarma * Enterdi – Bir ülkedeki dinsel faaliyetlerin durdurulmasý * Endülijans – Para karþýlýðý cennetten arsa satýn alma, günah çýkarma, afname * Feodalite rejimi hakimdir. * Feodalite Kavimler Göçü ile ortaya çýkmýþtýr. * Halk sosyal sýnýflara ayrýlmýþtýr. * Merkezi krallýklar zayýflamýþtýr. * Asiller – Krallar, Derebeyleri en imtiyazlý sýnýf * Rahipler – Din adamlarý * Burjuvalar – Ticaret ve sanatla uðraþýrlar. * Köylüler – Serf ve serbest diye ikiye ayrýlýr. Haçlý Seferleri * Toplam sekiz seferdir. * Dini, ekonomik ve siyasi nedenleri vardýr. * En önemli nedenleri ekonomiktir. * Kaðýt, matbaa, barut ve pusula gibi buluþlar Avrupa’ya taþýn- mýþtýr. * Skolastik düþünce zayýflamýþtýr. * Feodalite rejimi sarsýlmýþtýr. * Akdeniz limanlarý önem kazanmýþtýr. Magna Charta (1215) * Avrupa’da demokrasi yolunda atýlan ilk adýmdýr. Yüzyýl Savaþlarý (1337 - 1453) * Ýngiltere ile Fransa arasýnda olmuþtur. * Kresy Savaþý’nda ilk kez top kullanýlmýþtýr. (1346) * Fransa kazandý – Fransa’da derebeylik zayýfladý. * Ýngilterede iç savaþ çýktý. (Çifte Gül) * Kuruluþ döneminde Osmanlý Devleti’nin Balkanlar da iler- lemesini kolaylaþtýrmýþtýr. YENÝÇAÐ (1453–1789) Bilim ve Teknikteki Geliþmeler * Barut’un Ateþli silahlarda kullanýlmasý–Derebeylik rejimi yýkýl- dý. * Pusula – Coðrafi keþifler gerçekleþti. * Kaðýt ve Matbaa – Rönesans – Reform hareketleri gerçek- leþti Coðrafi Keþifler * Ümit Burnu (1487) – Bartelmi Diyaz * Amerika’nýn Keþfi (1492) – Kristof Kolomb * Dünyanýn dolaþýlmasý (1519–1522) – Macellan ve Del Kano * Sömürgecilik baþladý * Burjuva sýnýfý güçlendi * Avrupa zenginleþti, Ýslam dünyasý yoksullaþtý. * Rönesans hareketine ortam hazýrladý. Rönesans * Edebiyat, Güzel sanatlar ve ilim alanýnda XV. ve XVI. yy. Avru- pa’da meydana gelen geliþmelerdir. * Önce Ýtalya’da doðdu. * Skolastik düþünce yýkýldý. * Pozitif düþünce ortamý doðdu. Reform * Katolik kilisesine karþý Martin Luther’in isyanýyla Almanya’da doðdu. * Ogsburg Barýþý (1555): Protestan–Katolik mücadeleleri so- nucu imzalandý. Protestanlýk serbest býrakýldý. * Nant Fermaný (1598): Fransa’da Kalvenizm serbest býrakýldý. * Kiliseye duyulan güven sarsýldý. Otuzyýl Savaþlarý (1618 – 1648) * Alman Ýmparatoru, Protestan prenslerine saldýrdý. * Fransa, Ýsveç, Danimarka, Hollanda Prensleri destekledi. * Westfalya Antlaþmasý (1648) ile Alman Ýmparatoru Alman prensliklerinin dini ve siyasi özgürlerini tanýdý. Yediyýl Savaþlarý (1756 – 1763) * Ýngiltere ile Fransa, Rusya ve Avusturya arasýnda gerçekleþti. * Rusya’nýn saf deðiþtirmesi ile Fransa yenildi. ABD’nin kuruluþu (1787) * I. ve II. Fledelfiya Kongresi ile Amerika kolonileri isyan etti. (1774–1776) * Koloniler Versay Antlaþmasý (1783) ile baðýmsýzlýðýný saðladý. YAKINÇAÐ (1789 – ?) Sanayi Ýnkýlabý (1750 – 1830) * Ýngiltere’de baþladý. * Hammadde–Pazar arayýþý arttý. * Sömürgecilik hýzlandý. * Ýþçi sýnýfý ortaya çýktý. * Kapitalizm, Sosyalizm, Emperyalizm, liberalizm ortaya çýktý. Fransýz Ýhtilali (1789) * Milliyetçilik yayýldý. * Mutlak krallýklar yýkýldý. * Milli devletler kuruldu. * Yeni çaðýn sona ermesine neden oldu. Ýhtilal Savaþlarý (1792-1815) * Fransýz Ýhtilali’nin ortaya çýkardýðý fikir akýmlarýnýn kendi ülkelerinde yayýlmasýný istemeyen Ýngiltere, Avusturya, Prusya ve Rusya Fransa’ya savaþ açmýþtýr. Napolyon bu savaþlarda yenilmiþtir. Viyana Kongresi (1815) * Avrupa’nýn Fransýz Ýhtilali ile bozulan dengesini yeniden kur- mak için toplanmýþtýr. * Mutlak krallýklarýn devamý kararlaþtýrýldý. * Milliyetçilikle mücadele kararý alýndý. * Þark meselesi ilk kez ortaya atýldý. Restorasyon Devri (1815-1827) * Avrupa devletleri Viyana Kongresi kararlarýný uygulatabilmek ve mutlak krallýk yönetimini devam ettirebilmek için kendi aralarýnda Kutsal Ýttifak ve Dörtlü Ýttifaklar kurmuþlardýr. 1830 Ýhtilalleri * Fransa’da ortaya çýktý. * Avrupa’da liberal demokrasiler güçlendi. * Parlementer sisteme geçiþ hýzlandý * 1848 Ýhtilalleri * Sanayi Ýnkýlabý ile ortaya çýkan iþçilerin yeni haklar istemeleri üzerine ortaya çýktý. * Sosyalizm geliþmiþ ve yayýlmýþtýr. * Ýtalya ve Almanya’da siyasi birliðin kurulmasýna ortam hazýr- ladý. * Rusya bu ihtilalden en az etkilendi. Napolyon Savaþlarý (1805-1815) * Fransa Avrupa devletlerine yenilmiþtir. Ýtalya ve Almanya’nýn siyasi birliklerini kurmalarý (1870- 1871) * Avrupa’da güçler dengesi deðiþti. * Fransa ve Avusturya güç kaybetti. * Avrupa’da bloklaþma baþladý. TÜRKÝYE TARÝHÝ Pratik Tarih 25 TARÝH Bir millet, dünüyle içli dýþlý olduðu sürece yarýnlarýný teminat altýna alabilir. ANADOLU SELÇUKLULARI (1077–1308) Kuruluþ Dönemi * Süleymanþah Dönemi (1077–1086) * Kocaeli Yarýmadasý, Kadýköy ve Üsküdar’ý aldý * Boðazlarda gümrük idaresi kurdu * Bizansý vergiye baðladý * Suriye Selçuklularý ile yapýlan mücadele kaybedildi. I. Kýlýçarslan Devri (1092–1107) * Bizans’a karþý Çaka Bey’le ittifak kurdu. * I. Haçlý Seferi’ni karþýladý * Baþkenti Ýznik’ten Konya’ya taþýndý. * B. Selçuklularla girdiði mücadeleyi kaybetti I. Mesut Devri (1116 – 1155) * Danýþmentlilerin desteði ile tahta geçti * Bir süre Danýþmentlilerin egemenliðinde kalýndý. * II. Haçlý Seferi’ni karþýladý. * Anadolu’ya Türkiye denmeye baþlandý. * Ýlk parayý bastýrdý. (Bakýr) Yükseliþ Dönemi II. Kýlýçarslan Dönemi (1155–1192) * Miryokefalon Savaþý (1176) Selçuklularýn Bizans karþýsýndaki son savunma savaþýdýr. * Danýþmentoðullarýna son verdi. * Ýlk kervansaraylar kuruldu. I. Gýyaseddin Keyhüsrev (1204–1211) * Askeri seferleri ticari amaçla düzenledi * Venediklilerle ilk ticaret antlaþmasý imzalandý * Antalya’da donanma kurarak ilk denizcilik faaliyetle- rini baþlattý. I. Ýzzettin Keykavus (1211–1220) * Kýbrýs kralý ve Venedikle ticaret anlaþmasý imzalandý. * Sinop’u alarak Türk tüccarlarýný yerleþtirdi. I. Alaaddin Keykubat (1220-1237) * Alanya alýnýp tersane kuruldu. * Suðdak limaný alýndý (Ticari amaçlý) * Ýlk defa ticaret kervanlarý için sigorta sistemi uygu- landý. * Harzemþahlarla Yassýçemen Savaþý (1231) yapýldý. * Harzemþahlar yýkýlma sürecine girdi. * Anadolu Selçuklularý ve Moðollar arasýndaki tampon bölge ortadan kalktý. * Anadolu Siyasi birliði saðlandý. * Anadolu uluslararasý ticaretin merkezi haline geldi Yýkýlýþ Dönemi * Baba Ýshak Ýsyaný (1240). Bu isyanýn güçlükle bastý- rýlmasý Selçuklularýn zayýfladýðýný ortaya çýkarmýþtýr. Moðollarýn Anadolu’yu iþgaline ortam hazýrladý. Kösedað Savaþý (1243) * Anadolu Selçuklu yýkýlma sürecine girdi. * Anadolu siyasi birliði bozuldu. * Anadolu’da beylikler dönemi baþladý. BEYLÝKLER Malazgirt Savaþý sonrasý kurulanlar Daniþmentliler (1080–1178) (Sivas) * Sivas, Tokat, Amasya, Çankýrý, Kastamonu, Kay- seri, Malatya ve çevresinde kurulmuþtur. * Anadolu’da kurulan beyliklerin en güçlü olanýdýr. Saltuklular (1072–1202) * Erzurum’da kurulmuþtur. Mengücekliler (1080–1228) * Erzincan, Kemah, Divriði’de kurulmuþtur. Artuklular (1102–1409) * Hasankeyf, Harput ve Mardin olmak üzere üç ko- la ayrýldýlar. Çaka Beyliði (1081–1093) * Ýlk Türk denizcisidir. Sökmenliler (Ahlatþahlar) (1110-1207) * Vangölü çevresinde kurulmuþtur. Dilmaçoðullarý (1085-1394) * Bitliste kurulmuþtur. Ýnaloðullarý (Yýnaloðullarý) (1098-1183) * Diyarbakýr’da kurulmuþtur. Çubukoðullarý (1085-1213) * Harput’ta kurulmuþtur. Ýnançoðullarý (1261-1368) * Denizli’de kurulmuþtur. Tanrývermiþoðullarý (1081-1093). * Efes ve çevresinde kurulmuþtur. Kösedað Savaþý’ndan sonra kurulanlar Karamanoðullarý (1256–1487) * Konya ve çevresinde kurulmuþtur. Germiyanoðullarý (1299–1429) * Kütahya ve çevresinde kurulmuþtur. Karesioðullarý (1304– 1360) * Balýkesir ve çevresinde kurulmuþtur. Hamitoðullarý (1300–1423) * Ýsparta ve Antalya çevresinde kurulmuþtur. Aydýnoðullarý (1308–1426) * Aydýn ve çevresinde kurulmuþtur. Menteþeoðullarý (1261–1424) * Muðla ve çevresinde kurulmuþtur. Saruhanoðullarý (1313–1410) * Manisa ve çevresinde kurulmuþtur. Candaroðullarý (1296–1461) * Kastamonu – Sinop’a kurulmuþ Dulkadiroðullarý (1337–1515) * Maraþ ve çevresinde kurulmuþtur. Ramazanoðullarý (1353–1608) * Adana ve çevresinde kurulmuþtur. OSMANLI DEVLETÝ (1299–1922) Kuruluþ Dönemi (1299 – 1453) * Osman Bey (1281–1326) * Orhan Bey (1326-1362) * I. Murat (1362–1389) * I. Bayezid (1389–1402) Fetret Dönemi (1402–1413) * Çelebi Mehmet (1413–1421) * II. Murat (1421–1451) * II. Mehmet (1451–1481) Yükselme Dönemi (1453–1579) * II. Mehmet (1451–1481) * II. Bayezid (1481–1512) * I. Selim (Yavuz) 1512,1520) * I. Süleyman (Kanuni) 1520–1566) * II. Selim (1566–1574) * III. Murat (1574–1595) Duraklama Dönemi (1579–1699) * III. Murat (1574–1595) * III. Mehmet (1595–1603) * I. Ahmet (1603–1617) * I. Mustafa (1617–1618) * II. Osman (1618–1622) * I. Mustafa (1622–1623) (II. kez) * IV. Murat (1623–1640) * Sultan Ýbrahim (1640–1648) * IV. Mehmet (1648–1687) * II. Süleyman (1687–1691) * II. Ahmet (1691–1695) * II. Mustafa (1695–1703) Gerileme Dönemi (1699–1792) * II. Mustafa (1695–1703) * III. Ahmet (1703–1730) * I. Mahmut (1730–1754) * III. Osman (1754–1757) * III. Mustafa (1757–1774) * I. Abdulhamit (1774–1789) * III. Selim (1789–1807) Daðýlma Dönemi (1792–1908) * III. Selim (1789–1807) * IV. Mustafa (1807–1808) * II. Mahmut (1808–1839) * Abdulmecid (1839–1861) * Abdulaziz (1861–1876) * V. Murad (Mayýs, Aðustos 1876) * II. Abdulhamit (1876–1909) * V. Mehmet (Reþad) (1909–1918) * VI. Mehmet (Vahideddin) (1918–1922) TÜRKÝYE CUMHURÝYETÝ (1923 ....) XX. Yüzyýlda Osmanlý Devleti Trablusgarp Savaþý (1911) Balkan Savaþlarý (1912-1913) I. Dünya Savaþý (1914–1918) Mondros Ateþkesi ve sonrasý geliþmeler Kurtuluþ Savaþý’na hazýrlýk dönemi (1919- 1920) I. TBMM Dönemi (1920–1923) Kurtuluþ Savaþý II. TBMM (1923 – 1927) Cumhuriyet Dönemi Ýç Olaylar Ýnkýlaplar Dýþ Politika (1923-1930, 1930-1939) Atatürk ilkeleri ve II. Dünya Savaþý ANADOLU SELÇUKLULARI ve BEYLÝKLER DÖNEMÝ KÜLTÜR VE UYGARLIK TARÝH Pratik Tarih 26 DEVLET YÖNETÝMÝ * Devlet hanedanýn ortak malýdýr anlayýþý de- vam etmiþtir. * Devlet iþleri Divan-ý Saltanat’ta görüþülürdü. Devlet Görevlileri 1. Saltanat Naibi: Hükümdar vekili 2. Pervaneci: Arazilerin kayýtlarýný tutar, dirlik daðýtýr. 3. Müstevfi: Mali iþlerden sorumludur. 4. Emir-i Dad: Adalet iþlerine bakardý. * Türkiye Selçuklularýnda Büyük Divan’a baðlý bir çok divan vardýr. Bunlar: 1. Niabet-i Saltanat: Hükümdar baþkentte bu- lunmadýðý zamanlar devlet iþlerini yürütürdü. 2. Divan-ý Ýstifa: Ýdari ve mali iþleri denetlerdi. 3. Divan-ý Arz: Ordunun ihtiyaçlarýný karþýlardý. 4. Divan-ý Tuðra: Ýç ve dýþ yazýþmalarý yapardý. 5. Divan-ý Ýþraf: Mali iþleri yürütürdü. ORDU Hassa ordusu, baðlý devletlerin gönderdiði kuvvetler, eyalet askerleri, gönüllüler ve Türkmenler, ikta askerleri gibi sýnýflar ordu- nun yapýsýný oluþturuyordu. Donanma * Anadolu Selçuklularý Akdeniz ve Karade- niz’de önemli limanlarý alarak tersaneler kurmuþlardýr. * Beylikler denizcilikte ilerlemiþlerdir. (Çaka Beyliði gibi) HUKUK Hukuk ikiye ayrýlmýþtýr. a) Þer’i Hukuk * Dine dayalý bir hukuk sistemidir. * Hükümdar veya vezirler tarafýndan atanan kadýlar davalara bakardý. * Ülkedeki bütün kadýlar Kadýü’l-kudat’a baðlý idi. b) Örfi Hukuk * Yasalarý çiðneyen, asayiþi bozan kimseler- le ilgili davalarý kapsardý. * Bu davalara Emir-i Dad bakardý. * Askeri davalara ise Kazasker (Kadý-yý Leþ- ker) bakardý. SOSYAL ve EKONOMÝK HAYAT * Halk; tarým, hayvancýlýk, ticaret ve zanaatla uðraþýrdý. * Anadolu Selçuklularý ticaretin geliþmesi için; a)Kervansaraylar yaptýlar. b) Sigorta sistemini geliþtirdiler. c)Önemli ticaret merkezleri feth edildi. d) Gümrük vergileri düþürüldü. e)Ticari anlaþmalar yapýldý. f) Ahilik teþkilatý desteklendi. g) Komþu devletlerle ticari antlaþmalar yapýldý. Devletin gelirleri * Halktan alýnan öþür, haraç ve cizye gibi vergiler. * Gümrük gelirleri * Savaþ ganimetleri vs. idi. * Halý, kilim, þap, tuz, demir, bakýr, gümüþ ise ihraç ediliyordu. Toprak Sistemi 1.Has: Sultanýn þahsýna aittir. 2.Ýkta: Görev karþýlýðý meliklere, emirlere, Has- sa Ordusu Askerlerine ve Týmarlý Sipahilere verilirdi. 3.Vakýf: Vakýf kurumlarýnýn (Cami, medrese, darü’þ-þifa, imarethane) ihtiyaçlarý için gelir- leri ayrýlan topraklardýr. 4.Mülk: Özel þahýslara ait olan topraklardýr. DÝL VE EDEBÝYAT * Türkiye Selçuklularýnda resmi dil Arapça, edebiyat dili Farsça, halk ve ordunun ko- nuþtuðu dil ise Türkçe idi. * Beylikler döneminde Türkçeye önem veril- di ve geliþmesi saðlandý. * Karamanoðlu Mehmet Bey Türkçe’yi resmi dil ilan etti (1277) BÝLÝM VE SANAT * Türkiye Selçuklularý yaþam tarzlarýný göste- ren; kervansaray, aþevi, hastahane, kümbet, cami, hamam, han ve saraylar yapmýþlardýr. * Tahta ve mermer iþçiliði üzerine oymacýlýk al- çý tezyinatý ve nakýþ sanatýnda ilerlemiþlerdir. * Oymacýlýk ve mimariyi Karamanoðullarý ve Eþrefoðullarý geliþtirmiþlerdir. * Anadolu’da ilk medrese Daniþmendoðullarý tarafýndan Niksar’da kurulmuþtur. * Türkiye Selçuklularýnda ilk medrese Konya ve Aksaray’da kurulmuþtur. Alaeddin Keykubat, bilgin ve þair bir sultandý. Bilim ve sanat adamlarýný Konya’ya çaðýrýr, görüþürdü. Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Kanuni döneminde görülen bilim ve sanat- taki yükselme, Selçuklularda ise bu dönemde izlendiðini… Biliyor muydunuz? TARÝH Pratik Tarih 27 ANADOLU VE BALKANLAR (XIV. YÜZYILIN ORTASI) III III III III II II V IV IV V I I II III IV V TARÝH Pratik Tarih 28 OSMANLI ÝMPARATORLUÐU (1299–1699) I II III III III IV IV IV V V V V VI VI VI VI VI VI VII VII VII VII VII I II III IV V VI VII OSMANLI KURULUÞ DÖNEMÝ (XIV-XV.YY) OSMAN BEY (1281 – 1326) * Bizans’tan Ýnegöl, Bilecik, Karaca- hisar, Yarhisar, Yundhisar, Yeniþehir ve Mudanya alýndý. * Aþiret anlayýþý devam etmiþtir. * Ýlk Osmanlý parasý basýldý. * Ýznik, Ýzmit kuþatýldý. * Koyunhisar Savaþý (1302) * Bizans’la yapýlan ilk savaþtýr. ORHAN BEY (1326 – 1362) * Bursa’yý alýp baþkent yaptý. * Maltepe Savaþý (1329) (Kocaeli Yarýmadasý’nýn fethi tamamlandý.) * Karesioðullarý alýndý. (Donanma- sýndan faydalanýldý) * Ankara Ahilerden alýndý. * Çimpe Kalesi alýndý (1353) (Yaya ve Müsellem) * Ýlk düzenli ordu kuruldu. * Ýznik’te ilk medrese açýldý. * Vezirlik kurumu oluþturuldu. * Ýllere ilk kez kadýlar ve subaþýlar gönderildi. * Ýlk donanmaya sahip olundu. * Karamürsel’de ilk tersane kuruldu * Balkanlarda iskan politikasý baþla- dý. * Anadolu’da Türk siyasi birliði kurul- maya baþlandý. I. MURAD (1362 – 1389) * Germiyanoðullarýndan çeyiz yoluy- la toprak alýndý. * Hamitoðullarýndan toprak satýn alýndý. * Karamanoðullarý itaat altýna alýndý. * Sazlýdere Savaþý (1363) (Edirne alýndý) * Sýrpsýndýðý Savaþý (1364) (Haçlý- larla yapýlan ilk savaþtýr. Edirne baþkent yapýldý.) * Çirmen Zaferi (1371) (Sýrplar ver- giye baðlandý) * Osmanlý öncü birliði Ploþnik’te maðlup edildi. * I. Kosova Savaþý (1389) (Ýlk kez top kullanýldý) * Yeniçeri Ocaðý kuruldu. * Pençik sistemi uygulandý. * Týmar sistemi uygulandý. * Veziri–azamlýk makamý kuruldu. * Rumeli Beylerbeyliði kuruldu. * Sultan ünvanýný ilk kez kullandý. * Kazaskerlik kuruldu. * Defterdarlýk kuruldu. * Merkezi otorite güçlendirildi. * Osmanlý devlet haline geldi. I. BAYEZÝD (Yýldýrým) (1389 – 1402) * Anadolu Türk birliðini saðladý. * Ýstanbul kuþatýldý. * Anadolu Hisarý’ný yaptýrdý. * Anadolu Beylerbeyliði kuruldu. Niðbolu Savaþý (1396) * Bosna, Osmanlý’ya baðlandý. * Bizans vergiye baðlandý. * Halife Yýldýrým’a Sultan-ý Ýklim–i Rum ünvanýný verdi. Ankara Savaþý (1402) * Osmanlýlar savaþý kaybetti * Anadolu Türk siyasi birliði daðýldý. * Anadolu beylikleri tekrar kuruldu. Fetret Devri (1402 – 1413) * Ankara Savaþý ile baþlayýp Çelebi Mehmet’in hükümdarlýðýna kadar taht kavgalarý ile geçen dönemdir. I. MEHMED (Çelebi) (1413 – 1421) * Merkezi otorite tekrar saðlandý. * Dini ve sosyal içerikli Þeyh Bedred- din isyaný bastýrýldý. * Düzmece Mustafa isyanýný bastýrdý * Saruhanoðullarý Osmanlý’ya bað- landý (1410) * Venedikle yapýlan ilk deniz savaþý kaybedildi. (1416) * Aydýnoðullarýndan Ýzmir alýndý. * Osmanlýnýn 2. kurucusu kabul edil- di. II. MURAD (1421 – 1451) * Ýç isyanlar bastýrýldý. (Çelebi Musta- fa, Düzmece Mustafa) * Aydýnoðullarý ve Menteþeoðullarý Osmanlý’ya katýldý. * Germiyanoðullarý vasiyet yoluyla Osmanlýya katýldý. * Ýstanbul kuþatýldý. * Devþirme sistemi uygulanmaya baþ- ladý. * Enderun Mektebi kuruldu. Edirne Segedin Antlaþmasý (1444) * Osmanlý’nýn batýda imzaladýðý ilk antlaþmadýr. Varna Savaþý (1444) (Osmanlý gü- cünü yeniden kanýtladý.) II. Kosova Savaþý (1448) * Haçlýlarýn Osmanlýlarý Balkanlardan atma ümitleri sona erdi. * Osmanlýlarýn son savunma savaþý- dýr. Pratik Tarih 29 TARÝH Geçmiþini görmezlikten gelenler istikbal vâdedici olamaz. Birgün II. Murat, Edirne Sarayý’nda konuðu Hacý Bayram Veli ile sohbet ederken: Ýstanbul’un fethetmek bana müyesser olacak mý? diye sorduðunda Hayýr Sultaným ya kime nasip olacaktýr? Bu sýrada þehzade Mehmet bir sopayý at gibi kullanarak odada koþup durmaktaydý. Gözünü bu zeki çocuða iliþerek iþte, Ýstanbul’un fethi bu çocuða nasip ola- caktýr. O, benim oðlum þehzade Mehmettir… Dediðini biliyor muydunuz? OSMANLI YÜKSELME DÖNEMÝ (XV - XVI. YY.) TARÝH Pratik Tarih 30 II. MEHMET (Fatih) (1453–1481) Ýstanbul fethedildi. (1453) (Orta- çað kapandý, yeniçað baþladý. Os- manlý yükselme dönemine girdi ve imparatorluk haline geldi. Rumeli’deki Faaliyetler * Sýrbistan (1459), Mora (1460), Eflak (1462), Boðdan (1476), Bosna–Her- sek (1465), Arnavutluk (1479) alýna- rak Balkanlarýn fethi saðlandý. Anadolu’daki Faaliyetler * Cenevizliler’den Amasra alýndý. (1459) * Candaroðullarýna son verildi (1460) * Trabzon Rum Ýmparatorluðu’na son verildi. (1461) * Karamanoðullarýndan Konya–Kara- man alýndý. (1466) * Otlukbeli Savaþý yapýldý (1473). Ak- koyunlular yýkýlma sürecine girdi. Doðu Anadolu Osmanlýlara geçti. Denizlerdeki Geliþmeler * Ege ve Yunan adalarý alýndý. * Kýrým alýndý (1475). Böylece Karade- niz bir Türk gölü oldu. * Ýtalya seferi ile Otranto Kalesi alýndý. (1480) Osmanlý–Venedik Savaþlarý (1463–1479): Venediklere ilkkez ka- pitülasyonlar verildi. Diðer Faaliyetler * Merkeziyetçilik saðlandý * Kanunname–i Ali Osman hazýrlandý. * Ýlk altýn para bastýrýldý * Sahn–ý Seman medreseleri açýldý. * Sadrazamlar divana baþkanlýk et- meye baþladý. * Türk-Osmanlý klasik mimari tarzi or- taya çýktý. * Yeniçerilere Cülus bahþiþi verildi. * Sancaða çýkma gelenek haline geldi. II. BAYEZÝD (1481 – 1512) Cem Sultan olayý (1481–1495) * Karamanoðullarýna son verildi. (1483) * Olay uluslararasý bir sorun haline geldi. Boðdan’ýn fethi tamamlandý. (1484) Osmanlý-Venedik iliþkileri (1499-1502) * Modan, Koron, Ýnebahtý ve Navarin alýndý. Osmanlý-Ýran Ýliþkileri: * Þahkulu isyani Ýran’ýn desteði ile ortaya çýkan þii içerikli bir olaydýr. Not: Ýspanya’daki Müslüman ve Yahudiler katliamdan kurta- rýlmýþtýr. Þehzade Selim’in Ýsyaný Not : II. Bayezid gibi sýnýflar þehzadeleri destekle- miþlerdir. I. SELÝM (Yavuz) (1512 – 1520) Þehzadeler Sorunu * Yavuz rakiplerini ortadan kaldýrarak tahta oturmuþtur. Çaldýran Seferi (1514) * Þiilerin Doðu Anadoludaki etkinlikleri geçici olarak son verilip kontrol altýna alýndý. Turnadað Savaþý (1515) * Dulkadiroðullarýna son verildi. * Anadolu Türk birliði kesin olarak sað- landý. Osmanlý - Memlük Ýliþkileri (Mýsýr Seferi) * Mercidabýk Savaþý (1516) ile Suriye, Filistin, Kudüs, Ridaniye Savaþý (1517) ile Mýsýr ve Hicaz savaþýlmadan alýnmýþtýr. NOT: Coðrafi keþifler Mýsýr seferinin ekonomik sonuçlarýndan faydalanýl- masýný engellemiþtir. Sonuç * Memlükler’e son verildi. * Baharat yolu kontrol altýna alýndý. * Venediklilerin Kýbrýs adasý için ödedik- leri vergi Osmanlýlara ödenmeye baþ- landý. * Halifelik Osmanlýlara geçti. Böylece Osmanlý Devleti teokratik bir yapý ka- zandý. * Kutsal emanetler Osmanlý’nýn koruyu- culuðuna geçti. I. SÜLEYMAN (Kanuni) (1520 – 1566) Ýç isyanlar * Canberdi Gazali (1521) Þam - Si- yasi * Ahmet Paþa (1524) Mýsýr - Kiþisel * Kalenderoðlu (1527) Karaman-Dini (Þii) * Baba Zünnun (1526) Yozgat - Eko- nomik Batý’daki Faaliyetler * Belgrat’ýn fethi (1521) * Mohaç Savaþý (1526) * I. Viyana Kuþatmasý (1529) * Almanya Seferi (1532) * Ýstanbul Antlaþmasý (1533) * Macaristan’ýn Osmanlý topraklarýna katýlmasý (1541) * Zigetvar Seferi (1566) * Fransa ile iliþkiler sonucunda bu devlete 1535 yýlýnda kapitülasyon- lar verildi. Doðudaki Geliþmeler Osmanlý–Ýran Ýliþkileri * 1548, 1553, 1554 yýllarýnda Ýran üzerine üç sefer düzenlendi. Ýran’ýn isteði üzerine Amasya Antlaþmasý imzalandý. (1555) Denizlerdeki Seferler * Rodos’un fethi (1522) * Cezayir Osmanlýya katýldý. (1533) * Korfu kuþatýldý. * Preveze Deniz Savaþý (1538) Akde- niz Türk Gölü oldu. * Trablusgarb’ýn fethi (1551) * Cerbe Deniz Savaþý (1559) * Malta Kuþatmasý (1565) Hint Deniz Savaþlarý * I. Sefer–Süleyman Paþa (1538) * II. Sefer–Piri Reis (1551) * III. Sefer–Murat Reis (1552) * IV. Sefer–Seydi Ali Reis (1553) SOKULLU DÖNEMÝ (1564 – 1579) (Kanuni - II. Selim - III. Murat) * Avusturya ile Ýstanbul antlaþmasý ye- nilendi (1568) * Sakýz adasý alýndý (1566) * Yemen’in fethi (1568) * Endonazya’ya sefer düzenlendi (1569) * Kýbrýs’ýn fethi (1570) Ýnebahtý Deniz Savaþý (1571) * Tunus fethedildi. (1574) * Lehistan himaye altýna alýndý. (1575) * Vadi’üs Seyl Savaþý ile Portekizliler Fas’tan çýkartýldý. (1578) * Fas Osmanlý himayesine alýndý (1576) * Ýngiltere’ye kapitülasyon verildi (1580) Kanal Projeleri 1. Don Volga Kanal Projesi Amaç * Karadeniz ile Hazar Denizi’ni birleþ- tirmek. * Ýpek yolunu canlandýrmak. * Ýran savaþlarýnda donanmadan ya- rarlanmak. 2. Karadeniz–Marmara Projesi Amaç Ýznik Gölü, Sakarya Nehri, Sapanca Gölü ve Marmara Denizi arasýnda kanallar açýlarak Karadeniz ve Marmara Denizi arasýndan deniz yolu açýlmak istenmiþtir. 3. Süveyþ Kanalý Projesi Amaç * Baharat yolunu canlandýrmak. * Akdeniz limanlarýnýn önemini artýr- mak. Ahmet Amasya (Bürokrasi) Korkut Manisa (Ulema) Selim Trabzon (Ordu) Duraklamanýn Nedenleri Ýç Nedenler Dýþ Nedenler OSMANLI DURAKLAMA DÖNEMÝ (XVII.YY) Pratik Tarih 31 TARÝH Bugünü anlayabilmek geçmiþi öðrenmekle mümkündür. Osmanlý – Ýran iliþkileri (1577–1639) 1577 - 1590 Savaþlarý 1590 Ferhat Paþa Ant. * Doðuda en geniþ sýnýrlara ulaþtý 1603 - 1611 Savaþlarý 1611 Nasuh Paþa Ant. * Ýran, Ferhat Paþa’daki yerleri geri aldý. 1617 - 1618 Savaþlarý 1618 Serav Ant. * Nasuh Paþa ant. yenilendi. 1639 Kasr–ý Þirin Ant. * Zaðnos Daðlarý sýnýr kabul edil- di. * Bugünkü Türk–Ýran sýnýrý belir- lendi. * Merkezi otoritenin bozulmasý * Ordu ve donanmanýn bozulmasý * Maliyenin bozulmasý * Ýlmiye sýnýfýnýn bozulmasý * Eyalet sisteminin bozulmasý * Toplum yapýsýnýn bozulmasý * Doðal sýnýrlara ulaþýlmasý * Avrupa’daki bilimsel ve teknolojik geliþmeler * Avrupa devletlerinin Osmanlý’ya karþý kurduklarý ittifaklar * Coðrafi Keþifler sonucunda Avru- pa’nýn zenginleþmesi Osmanlý – Venedik Ýliþkileri (1645 – 1669) Girit Kuþatmasý (1645–1669) * Girit adasý alýndý (1669). Kuþatmanýn uzun sür- mesi Osmanlý deniz gü- cünün zayýfladýðýný gös- terir. Girit’in fethinden sonra donanmaya gere- ken önem verilmemiþtir. Osmanlý – Lehistan Ýliþkileri (1620 – 1672) Hotin Antlaþmasý (1621) * Yeniçerilerin disiplinsiz- likleri ocaðýn kaldýrýlma- sýný gündeme getirdi. Bucaþ Antlaþmasý (1672) * Osmanlýnýn topraklarýna toprak kattýðý son ant- laþmadýr. * Osmanlý Kuzeybatý Avurpa’da en geniþ sýnýrlarýna ulaþtý. (Ukrayna – Podolya arazileri alýndý.) Osmanlý – Avusturya Ýliþkileri (1593 – 1699) Haçova Meydan Savaþý (1595) * III. Mehmet ordunun baþýnda bizzat sefere katýlmýþtýr. Osmanlý galip gelmiþtir. 1593 - 1606 Savaþlarý (1606 Zitvatoruk Ant.) * Ýran Savaþlarý ve Celali isyanlarý barýþýn imzalanmasýnda etkili ol- muþtur. * Osmanlý Avusturya karþýsýnda üstünlüðünü kaybetmiþtir. * Avrupa devletleri ile hukuksal eþitlik dönemi baþlamýþtýr. 1622 - 1663 Savaþlarý (1664 Vasvar Antlaþmasý) * Avusturya’dan toprak kazanýlan son antlaþmadýr. Son kez savaþ tazminatý alýnmýþtýr. II. Viyana Kuþatmasý ve Kutsal Ýttifak Savaþlarý (1683 - 1699) * Osmanlý Viyana’da bozguna uðradý. * Kutsal ittifak’a Rusya, Macaristan, Lehistan, Avusturya, Venedik Malta devletleri katýldý. (Savaþlar 16 yýl sürmüþtür.) Karlofça Antlaþmasý (1699) * Osmanlý ilk defa büyük toprak kaybýna uðramýþtýr. * Osmanlý’nýn Avrupa’daki egemenliði sona ermiþtir. * Avusturya Avrupa’da önemli bir siyasi güç haline gelmiþtir. * Gerileme dönemi baþlamýþtýr. Rusya ile Ýstanbul Antlaþmasý imzalandý. (1700) * Rusya ilkkez Karadeniz’e inmiþtir. Osmanlý – Rus Ýliþkileri (1681 – 1700) Bahçesaray Antlaþ- masý (1681) * Dinyeper kazaklarý so- runu etkili olmuþtur. * Osmanlý’nýn Ruslarla imzaladýðý ilk resmi ant- laþmadýr. Ýstanbul Antlaþmasý (1700) Politika * Osmanlý toprak bütün- lüðünü korumak ve yeni topraklar elde etmek * Islahatlar yaparak du- raklamanýn önüne geç- mek. DURAKLAMA DÖNEMÝ ÝSYANLAR ve ISLAHATLAR GENEL ÖZELLÝKLERÝ ÝSYANLAR TARÝH Pratik Tarih 32 ISLAHATLAR Ýstanbul Ýsyanlarý * III. Murat, II. Osman, IV. Murat, IV. Mehmet zamanlarýnda görüldü. Ka- pýkulu Askerleri, zaman zaman da halk ve ulema sýnýfýnýn katýlýmýyla gerçekleþmiþtir. En büyükleri II. Os- man’ýn tahtan indirilerek þehit edildi- ði isyan ile IV. Mehmet zamanýnda Vakay-ý Vakvakiye (Çýnar Olayý) adýyla gerçekleþen isyanlardýr. Celali Ýsyanlarý * Anadolu’da çýkan isyanlardýr. Ýlk de- fa Yavuz zamanýnda görülmüþtür. En önemlileri Karayazýcý, Canbolat- oðlu, Deli Hasan, Kalenderoðlu, Ka- týrcý oðlu vb. gibi kiþiler tarafýndan çýkarýldý. Eyalet Ýsyanlarý * Devlet otoritesinin zayýflamasý üzeri- ne bazen eyaletlerin baþýndaki yö- neticiler, bazen de bu yöneticilerin tutumu yüzünden reaya tarafýndan çýkarýldý. Erzurum valisi Abaza Meh- met Paþa Sivas Valisi Varvar Ali Pa- þa isyanlarý önemlidir. Ayrýca Ye- men, Baðdat, Kýrým, Eflak, Boðdan ve Erdel eyaletlerinde de isyanlar çýkmýþtýr. I. AHMET (1603 – 1617) * Veraset sistemini deðiþtirdi. Ka- fes usulü (Ekber Erþed sistemi) uygulanmaya baþlandý. * Sancaða çýkma usülünü kaldýrdý. * Kuyucu Murat Paþa Celali isyan- larýný baský ve þiddet yoluyla bas- týrdý. II. OSMAN (1618 – 1622) * Ýlk kez saray dýþýndan evlendi. (Sarayý halka açmaya çalýþmýþtýr. Sosyal alanda ýslahat yapan ilk padiþahtýr.) * Yeniçeri ocaðýný kaldýrmak istedi baþaramadý * Þeyhülislamýn fetva vermek dý- þýndaki yetkilerini aldý. * Ýlmiye sýnýfýný devlet iþlerinden uzaklaþtýrdý. * Baþkenti Ýstanbul dýþýna taþýmayý düþündü. * Padiþahýn etkisini artýrmak istedi. IV. MURAD (1623 – 1640) * Ýstanbul’da asayiþi saðladý. * Devlet üzerindeki kadýnlar ve saray aðalarý saltanatýna son verdi. * Tütün kullanýmý yasaklandý * Celali isyanlarýný baský ve þiddet yoluyla bastýrdý * Devletin durumuyla ilgili raporlar hazýrlattý (Koçibey Risalesi - Koçibey bir fikir adamýdýr) * Týmarlar hak sahiplerine verildi. TARHUNCU AHMET PAÞA (1652 – 1653) * IV. Mehmet dönemi veziridir. * Ýlk Osmanlý bütçesini (Resmi devlet bütçesi) hazýrladý. * Saray masraflarýný azalttý. * Hazinenin gelirlerini arttýrdý. KÖPRÜLÜLER DEVRÝ (1656 – 1661) * Köprülü Mehmet Paþa, bazý þart- lar ileri sürerek veziriazam olan ilk kiþidir. (Serbestçe hareket edebileceði bir ortamý amaçla- mýþtýr.) * Memleketin iç durumunu ele ala- rak kargaþaya neden olan istan- bul ulemasýný deðiþik yerlere gönderildi. * Çanakkale’yi abluka altýna alan Venedik donanmasý uzaklaþtýrýl- dý. * Maliye düzenlendi. * Baský ve þiddet yoluyla isyanlar bastýrýldý. * Köklü deðillerdir. * Islahatlar içe yöneliktir. * Yeniçeri ulema ve halkýn tepkisiyle karþýlaþmýþtýr. * Baský ve þiddete dayalýdýr. * Batý örnek alýnmamýþtýr. * Þahýslara baðlý kalmýþtýr. * Devlet politikasý haline gelememiþtir. Fransa Ýmparatoru III. Napolyon’un Paris Büyükelçisi Ahmet Vefik Paþa’ya; “Paþa iþitiyorum, Osmanlý Devleti çatýrdýyor” demesi üzerine, Vefik Paþa’nýn; “Ýstanbul buraya uzaktýr, ses duyulmaz… O duyduðunuz sizin imparatorluðunuzun çatýrdýsýdýr.” Cevabýný verdiðini biliyor muydunuz? OSMANLI GERÝLEME DÖNEMÝ (XVIII.YY) Pratik Tarih 33 TARÝH Medeniyetler tarihini anlayabilmek için milletlerin tarihini bilmek gerekir. OSMANLI–RUS ÝLÝÞKÝLERÝ (1711 – 1792) Prut Seferi (1711) * Ýstanbul Ant. (1700) ile Ruslara verilen yerler ge- ri alýndý. * Karlofça ile kaybedilen yerleri geri alma ümidi doðdu. Belgrat Antlaþmasý (1739) * Azak Kalesi yýkýlmasý þartýyla Rusya’ya býrakýldý. * Rusya Karadeniz’de savaþ ve ticaret gemisi bu- lundurmayacaktý. * Karadeniz’in Türk gölü olduðu kabul edildi. * Rus Çarý protokol bakýmýndan Avusturya ve Fransýz kralýna eþit olacaktý. Küçük Kaynarca Antlaþmasý (1774) * Lehistan meselesinden dolayý savaþ çýktý. * Rusya Ortodokslarýn koruyuculuðunu aldý. * Rusya iç iþlerimize karýþma imkaný elde etti. * Osmanlý ilk kez savaþ tazminatý ödedi. * Ýlk kez halký müslüman olan bir yer kaybedildi. * Rusya’ya ilk kez kapitülasyolar verildi. * Karadeniz Türk Gölü olma özelliðini kaybetti * Osmanlý büyük devlet olma özelliðini kaybetti. Aynalýkavak Tenkihnamesi (1779) * Kýrým olayýndan dolayý yapýldý. * Osmanlý’nýn savaþ yapmadan taviz vermesi Os- manlý’nýn ne kadar zayýfladýðýný gösterir. Yaþ Antlaþmasý (1792) * Osmanlý Devleti, topraklarý geri alma ümidi kal- madý ve daðýlma sürecine girdi. * Kýrým Rusya’ya baðladý. OSMANLI–AVUSTURYA –VENEDÝK ÝLÝÞKÝLERÝ (1715–1792) * Mora’daki halkýn yardým istemesi savaþýn nedeni oldu. Pasarofça Antlaþmasý (1718) * Avrupa ile barýþ devri baþladý. * Lale Devri baþladý. * Avrupa’nýn gerisinde kalýndýðý kabul edildi. Belgrad Antlaþmasý (1739) * Son kazançlý antlaþmadýr. * Avusturya Pasarofça ile aldýðý yerleri geri verdi. * Islahatlarýn önemi anlaþýldý. Ziþtovi Antlaþmasý (1791) * Avusturya ile Rusya’nýn Osman topraklarýný paylaþmalarý savaþýn nedeni oldu. * Avusturya aldýðý yerleri geri verdi. * Osmanlý Avusturya savaþlarý sona erdi. Not: Avusturya’nýn savaþtan çekilmesinin nedeni Fransýz Ýhtilali’nin ortaya çýkmasýn- dan kaynaklanmýþtýr. OSMANLI ÝRAN ÝLÝÞKÝLERÝ (1722–1746) Ýstanbul Antlaþmasý (1724) * Osmanlýlarla Ruslar arasýnda yapýlan ilk ittifak antlaþmasý olup Ýran toprak- larý paylaþýldý. Ahmet Paþa Antlaþmasý (1732) * Tiflis, Daðýstan alýndý. II. Kasr–ý Þirin (Kerden) Antlaþmasý (1746) * 1639’daki sýnýrlara geri dönüldü. * Osmanlý–Ýran savaþlarý sona erdi. Not: Bundan sonra Osmanlý Devleti ile Ýran arasýnda ciddi bir savaþ ve sýnýr deðiþikliði olmadý. OSMANLI - FRANSA ÝLÝÞKÝLERÝ (1798 - 1802) * Fransa Osmanlý Devleti’nin daimi müt- tefiki iken 1798’de Mýsýr’a saldýrdý. * Ýngiliz ve Ruslarýn yardýmýyla Fransýzlar Mýsýr’dan çýkarýldý. * Nizam-ý Cedit ordusu baþarýlar kazan- dý. * Osmanlý Devleti topraklarýný tek baþýna koruyamayacaðý anlaþýldý. * Ýngiltere uzak doðudaki topraklarýnýn güvenliðini artýrdý. * Osmanlý Devleti denge siyaseti izleme- ye baþladý. * Ruslar ilk defa Akdenize inmeyi baþar- dýlar. POLÝTÝKA * Karlofça ile kaybedilen topraklarý geri al- mak. * Islahatlar yaparak devletin bozulan yön- lerini düzenlemek. * Osmanlý Devleti’ni eski gücüne ulaþtýr- mak. GERÝLEME DÖNEMÝ ISLAHATLARI TARÝH Pratik Tarih 34 LALE DEVRÝ (1718–1730) * Pasarofça Antlaþmasý ile baþ- lamýþtýr. * Devrin Padiþahý III. Ahmed, Sadra- zam N. Damat Ýbrahim Paþa’dýr. * Matbaa kurulmuþtur. * Sivil mimari geliþmiþtir. * Mimaride Barok tarzý uygulanmýþtýr. * Yalova’da kaðýt fabrikasý kurul- muþtur. * Avrupada geçici elçilikler açýlmýþtý. * Ýlk çiçek aþýsý uygulanmýþtýr. * Doðu klasikleri Türkçe’ye çevril- miþtir. * Ýtfaiye teþkilatý kurulmuþtur. * Avrupa’ýn üstünlüðü kabul edil- miþtir. * Ýlk defa Avrupa’nýn etkisiyle ýs- lahatlar yapýlmýþtýr. * Patrona Halil Ýsyaný’yla dönem sona ermiþtir. Fakat Islahatlar kalýcý olmamýþtýr. GENEL ÖZELLÝKLERÝ * Ýlk defa batýlý tarzda ýslahatlar yapýl- mýþtýr. * Askeri alana aðýrlýk verilmiþtir. * Ýlk defa sosyal alanda ýslahatlar ya- pýlmýþtýr. (Lale Devri) * Avrupa’dan Askeri uzmanlar getiril- miþtir. * Islahatlar devlet politikasý haline getirilmiþtir. * Islahatlar þahýslara baðlý kaldý ve devamlý olmamýþtýr. * Yeniçeriler yüzünden baþarýlý ola- mamýþtýr. * Islahatlarda padiþahlar ve devlet adamlarýnýn etkisi olmuþtur. * Islahatlar halka indirgenememiþtir. I. MAHMUT (1730–1754) * Humbaracý Ahmet Paþa Topçu Ocaðýný düzenlemiþtir. * Kara Mühendishanesi kurulmuþtur. * Ýlk defa Avrupa tarzý askeri ýsla- hatlar yapýlmýþtýr. III. MUSTAFA (1757–1774) * Baron de Tot topçu ocaðýnda dü- zenlemeler yapmýþtýr. * Sürat Topçularý ocaðý kurulmuþtur. * Deniz Mühendishanesi kurulmuþ- tur. * Ýsraf önlenip maliye düzenlemeye çalýþýlmýþtýr. * Ýlk defa iç borçlanma sistemi uy- gulanmýþtýr. * Fransýzca eserler tercüme edilme- ye baþlanmýþtýr. I. ABDÜLHAMÝD (1774–1789) * Ýstihkam okulu açýlmýþtýr. * Donanma ýslah edilmiþtir. * Ulufe alým satýmý yasaklanmýþtýr. * Sürat topçularý ocaðý geliþtirilmiþtir. * Humbaracý ve laðýmcý ocaklarý ýslah edilmiþtir. * Yerli malý teþvik edilmiþtir. * Yeniçerilerde ilk sayým yapýlmýþtýr. III. SELÝM (1789–1807) * Nizam–ý Cedid ordusu kurulmuþtur. * Ýrad–ý Cedid hazinesi oluþturulmuþ- tur. * Avrupa’da daimi elçilikler kurul- muþtur. * Selimiye ve Levent kýþlalarý açýlmýþ- týr. * Fransýzca, ilk resmi yabancý dil ka- bul edilmiþtir. * Yerli malý teþvik edilmiþtir. * Kabakçý Mustafa Ýsyaný ile dönem sona ermiþtir. * Bu dönemde yapýlan ýslahatlarýn hepsine Nizam–ý Cedid Islahatlarý denmiþtir. * Resmi devlet matbaasý kurulmuþ- tur. * Yabancý dil eðitimine izin verilmiþ- tir. III. Selim, tahta geçtiðinde sadaret kaymakamý Salih Paþa’ya gönderdiði bir fermanda; “Devletin gelirinin, masrafýndan az oluþu, buna karþýlýk etrafý saran sefahat sizin- de, hepinizin malûmudur. Eðer bana kuru ekmeðe râzý ol derseniz ben râzýyým. Devlet elden gidiyor. Ne olur açýkça alýnacak tedbirleri söyleyin. Sizler hepiniz, bu devlet- te hisse sahibi, sorumluluk sahibi deðil misiniz”? Dediðini biliyor muydunuz? OSMANLI DAÐILMA DÖNEMÝ (XIX.YY) Pratik Tarih 35 TARÝH Tarih, insanýn gözünün görme derecesine göre ileriye ýþýk tutan bir rehberdir. OSMANLI–RUS ÝLÝÞKÝLERÝ * 1807 Osmanlý–Ýngiltere Savaþý (1807) * Rusya ile Fransa Tilsit Ant. imzaladý. * Osmanlý buna tepki olarak Ýngiltere ile Kale–i Sultaniye (Çanakkale) Ant. imza- ladý. (1809) * 1806–1812 Osmanlý–Rus savaþlarý * Savaþýn sonunda Bükreþ Antlaþmasý (1812) imzalandý. Sýrplara imtiyazlar verildi. * Yunan Ýsyaný (1820) * Edirne Antlaþmasý (1829) Yunanistan baðýmsýz oldu. (Mýsýr meselesinden dolayý) * Hünkar iskelesi ant. (1833) imzalandý. * Osmanlý boðazlar üzerindeki egemenlik haklarýný son kez kullandý. * 1841 Londra Boðazlar Sözleþmesi ile Boðazlar uluslararasý statüye kavuþtu. Kýrým Savaþý (1853–1856) * Rusya’nýn Osmanlý üzerindeki emellerin- den dolayý ortaya çýktý. * Sinop’ta Osmanlý Donanmasý yakýldý. * Ýngiltere, Fransa ve Piyemonte Osmanlý Devleti’ni destekledi. Paris antlaþmasý (1856) * Osmanlý kendini koruyamayacak durum- da olduðunu anladý. * Osmanlý Avrupa’dan destek almak için Islahat Fermaný’ný ilan etti. Balkan Bunalýmý * 1877–1878 Osmanlý–Rus harbi (93) * Bulgar kilisesinin muhtariyeti kabul edildi. * Ayestefanos (Yeþilköy) 1878 imzalandý. (Avrupa’nýn müdahalesi üzerine) Berlin Antlaþmasý (1878) * Sýrbistan, Karadað, Romanya baðýmsýz oldu. * Ermeni sorunu ilk defa ortaya çýktý. * Kars, Ardahan, Batum Rusya’ya býrakýldý. MÝLLÝYETÇÝLÝK SORUNU Sýrp isyaný (1804) * Ýsyan eden ilk toplumdur. * Bükreþ Antlaþmasý (1812) ile sýrp- lara ilk imtiyaz verildi. * Edirne Antlaþmasý (1829) ile özerk- lik kazanmýþlardýr. * Berlin Antlaþmasý (1878) ile baðým- sýz olmuþlardýr. Yunan isyaný * Önce Eflak’ta ayaklanma çýktý (1820) (baþarýsýz oldu.) * 1821’de Mora’da ayaklandýlar. * Ýsyaný M. Ali Paþa bastýrdý. * Osmanlý–Mýsýr donanmasý Nava- rin’de yakýldý. (1827) * Osmanlý–Rus savaþý baþladý. * Edirne Antlaþmasý imzalandý (1829) * Bu antlaþma ile Yunanistan baðým- sýzlýðýný kazandý. * Eflak ve Boðdan’a imtiyazlar verildi. Berlin Antlaþmasý (1878) * Sýrbistan, Karadað Romanya baðým- sýz olmuþlardýr. Macar Mültecileri Sorunu * Avusturya ve Rusya Macar ve Lehli- lere baský yapmýþlardýr. * Macar ve Lehler Osmanlý topraklarý- na sýðýnmýþtýr. * Osmanlý Devleti bu mültecileri geri vermeyip korumuþtur. * Bu olay Osmanlý Devleti’nin Avru- pa’daki itibarýný artýrdý. * 1853’te Kýrým Savaþý’nda Ýngiltere ve Fransa’nýn Osmanlý Devleti yanýnda yer almasýnda etkili olmuþtur. MISIR SORUNU * Rum isyanýný bastýran M. Ali Pa- þa’ya istedikleri valilikler verilme- mesinden dolayý bu sorun çýktý. * Osmanlý ordularý Mýsýr ordularýna yenildi. Sonuçta; Kütahya Antlaþmasý imzalandý (1833) * M. Ali Paþa’ya güvenmeyen II. Mahmud Ruslarla Hünkar Ýskele- si Ýttifak Ant. (1833) imzalandý. (Ýngiltere’nin desteðini almak için) Balta limaný ticaret antlaþmasý imzalandý (1838) * Ýngiltere’ye yeni ticari imtiyazlar verildi. * M. Ali Paþa Nizip’te Osmanlý ordu- larýný yendi. Olay ingiltere tarafýn- dan Avrupa Platformuna taþýndý. Londra Konferansý düzenlendi (1840) Sonuçta; Mýsýr valiliði ba- badan oðula geçmiþtir. * Ýsyan sýrasýnda Avrupa’nýn deste- ðini saðlamak için Tanzimat Fer- maný da ilan edildi. (1839) Londra Boðazlar Sözleþmesi (1841) * Boðazlar uluslararasý bir statüye kavuþtu. * Osmanlý Boðazlar üzerindeki mut- lak egemenlik hakkýný kaybetti. PANISLAVÝZM VE BALKAN BUNALIMI * Almanya ve Ýtalya’nýn siyasi birliði- ni saðlamasý üzerine oluþan du- rumdan faydalanmak isteyen Rus- ya Slav milletlerini kýþkýrttý. * Hersek’te vergi vermek istemeyen köylüler ayaklandý. * Sýrplar ve Bulgarlar’da ayaklandý. (Ýsyanlarýn yayýlmasý üzerine) Berlin Konferansý (1876) * Osmanlý Konferansýn kararlarýný kabul etmeyince Karadað ve Sýrp- larda ayaklandý. * Sýrplar yenilince Rusya müdahale etti. Ýstanbul (tersane) Konferansý (1876) * Kanun–i Esasi ilan edildi.(1876) * I. Meþrutiyet ilan edildi. (1876) * Osmanlý Konferansýn kararlarýný kabul etmeyince Rusya Osman- lý’ya saldýrdý. * Osmanlý ordularý yenildi. Osmanlý antlaþma imzalamak zorunda kal- dý. (Ayestefanos Antlaþmasý (1878)) Berlin Antlaþmasý (1878) * Sýrbistan, Romanya ve Karadað baðýmsýz oldu. (1878) DÝÐER SORUNLAR * Osmanlý’nýn Yunan isyaný ile uðraþ- masýný fýrsat bilen Fransa Cezayir’i iþ- gale baþladý. (1830) iþgal (1847)’de tamamlandý. * Kýbrýs’ýn kaybedilmesi (1876) * Kýbrýs: Berlin Antlaþmasý’nda Ýngil- tere’nin Osmanlý’yý desteklemesi kar- þýlýðýnda verildi. * Fransa’nýn Tunus’u iþgali (1881) * Ýngiltere’nin Mýsýr’ý iþgali (1882) * Girit Sorunu ve 1897 Osmanlý–Yunan Savaþý (Dömeke Meydan Muharebe- si) * Yunanistan Girit’i topraklarýna katmak için isyan baþlattý. Osmanlý bunun üzerine Halepa Fermaný ilan etti. (1878) * 1896’da Girit isyaný yeniden baþla- dý.Bunun üzerine Osmanlý–Yunan Sa- vaþý ortaya çýktý. (Dömeke Meydan Savaþý’nda (1897) Yunanlýlar yenildi.) * Avrupalýlarýn olaya karýþmasý üzerine Ýstanbul Antlaþmasý (1897) imzalan- dý. (Girit’e özerklik verildi.) Balkan Savaþý’ndan sonra Atina Antlaþmasý ile (1913) ile Girit’in ba- ðýmsýzlýðý kabul edildi. * II. Meþrutiyetin ilaný sýrasýndaki otorite boþluðunda Bulgaristan baðýmsýzlýðý- ný ilan etti. (1908) * II. Meþrutiyetin ilaný sýrasýnda Avustur- ya Bosna–Hersek’i topraklarýna kattý- ðýný ilan etti. * I. Dünya Savaþý baþlayýnca Ýngiltere Kýbrýs’ý ilhak ettiðini açýkladý. POLÝTÝKA * Osmanlý Devleti denge politikasý izleyerek varlýðýný korumaya çalýþ- mýþtýr. * Islahatlar yaparak daðýlma süreci- nin önüne geçilmeye çalýþýlmýþtýr. DAÐILMA DÖNEMÝ ISLAHATLARI TARÝH Pratik Tarih 36 II. MAHMUD DÖNEMÝ (1808 – 1839) Sened’i Ýttifak (1808) * Ayanlarla imzalanmýþtýr. * Padiþah yetkilerini kendi eliyle sýnýrlamýþtýr. * Avrupa’daki Maðna Charta’ya (1215) benzetilebilir. Ýdari Alanda Yapýlan Islahatlar * Divan kaldýrýlarak yerine nazýrlýklar getirildi. * Týmar ve Zeamet kaldýrýlarak memurlara maaþ verilmeye baþlan- mýþtýr. * Muhtarlýklar kurulmuþtur. * Askeri iþleri düzenlemek için Dar–ý Þurayý Askeri * Mülki iþler için–Dar–ý Þuray–ý Bab–ý Ali (Ýdari) * Meclis–i Vala–i Ahkam–ý Adliye kuruldu (Hukuki) * Posta teþkilatý düzenlendi. * Müsadere usulü kaldýrýldý.Böylece, Özel mülkiyet geliþti. * Karantina usulü uygulanmaya baþlandý. * Ýller merkeze baðlandý * Memurlarýn kýlýk ve kýyafetleri düzenlendi. * Pasaport uygulamasý getirildi. Askeri Alanda Yapýlan Islahatlar * Eþkinci Ocaðý kuruldu. * Yeniçeri Ocaðý kaldýrýldý. (1826) * Asakir–i Mansure–i Muhammediye ordusu kuruldu. * Ýlk defa nüfus sayýmý yapýldý. (askeri amaçlý) Eðitim ve Kültür Alanýnda yapýlan ýslahatlar * Ýlk kez Avrupa tarzýnda okullar açýldý. Týphane–i Amire(Askeri týp), Mekteb–i Maarif–i Adliye (Memur yetiþtirmek), Mekte–i Ulum–u Harbiye * Mektebi Bahriye açýlmýþ–Enderun kapatýlmýþtýr. * Mektebi Rüþtiye Nezareti (1828) kuruldu. * Askeri Ýdari (Lise) kuruldu. * Ýlköðretim zorunlu hale getirildi. * Takvim–i Vakayi (ilk resmi gazete) çýkarýldý. * Avrupa’ya ilk kez öðrenci gönderildi. (1826) * Ýlk kez yabancý dil okulu açýldý. Ekonomi alanýnda yapýlan ýslahatlar * Yerli malý teþvik edilmiþtir. * Ticaret ve Evkaf Bakanlýðý kuruldu. * Ýngilizlerle Balta Limaný Ticaret anlaþmasý imzalandý (1838) * 1835’de tersane kuruldu. * Bakýrköy’de bez fabrikasý kuruldu. TANZÝMAT VE ISLAHAT FERMANLARI (1839 – 1856) Tanzimat Fermaný (1839) * Mýsýr sorununda Avrupalý Devletlerin desteðini almak ve ýslahatlarýn eksikliðini gidermek için ilan edildi. * Anayasacýlýk ve demokrasi yolunda ilk adým atýl- dý. * Her gücün üzerinde kanun gücünün varlýðý kabul edildi. * Mülkiyet hakký devlet garantisine alýnmýþtýr. * Avrupa tipi hukuk kurallarý yerleþmeye baþlamýþ- týr. * Hýristiyanlara askerlik usulü getirmiþtir. * Herkesin kanun önünde eþitliði kabul edilmiþtir. * Avrupa’nýn baskýsý olmadan ilan edilmiþtir. Fakat iç iþlerimize yer yer karýþmýþlardýr. Islahat Fermaný (1856) * Paris Konferansý sýrasýnda Avrupa Devletlerinin Osmanlý’nýn içiþlerine karýþmasýna engel ol- mak amacýyla ilan edilmiþtir. * Paris Antlaþmasýna (1856) madde olarak girmiþ- tir. * Azýnlýklara yönelik olup Müslümanlar için yeni birþey getirmemiþtir. * Osmanlý toplumu kaynaþtýrýlmak istemiþ ama ba- þarýlý olunamamýþtýr. * Ýltizam usulü kaldýrýlmýþtýr. * Avrupa Devletleri’nin baskýsý ile hazýrlanmýþtýr. * Bu fermana raðmen Avrupalýlar içiþlerimize ka- rýþmýþlardýr. * Hýristiyanlarýn devlet memuru olabileceði kabul edilmiþtir. * Bedelli askerlik usulü getirilmiþtir. * Tanzimat fermanýnýn devamý niteliðindedir. MEÞRUTÝYET DÖNEMÝ (1876–1920) I. Meþrutiyet Dönemi (1876) * Devletin çöküþünü durdurmayý Osmanlýcýlýk fikir aký- mýnda gören Genç Osmanlýlarýn çabalarý sonucunda Ýstanbul Konferansý sýrasýndaki Abdülhamid tarafýn- dan ilan edilmiþtir. * Kanun–i Esasi ilan edilmiþtir. * Türk tarihindeki ilk anayasadýr. * Halk ilk kez padiþahýn yanýnda yönetime katýlmýþtýr. * II. Abdulhamid 1877–78 Osmanlý–Rus harbini baha- ne ederek meclisi kapatmýþtýr. II. Meþrutiyet Dönemi (1908) * Ýttihat ve Terakki Cemiyeti’nin çalýþmalarý sonucunda Makedonya’da çýkan isyandan sonra ilan edilmiþtir. * Basýna özgürlük getirilmiþ sansür kaldýrýlmýþ * Antlaþmalarý meclisin onaylamasý þartý getirilmiþtir. * II. Meþrutiyetin ilanýndan sonra rejime karþý ilk ayak- lanma olan 31 Mart Olayý patlak vermiþtir. * II. Abdülhamid tahtan indirilmiþtir. Not: 2. Meþrutiyetiyet karýþýklýklarý sýrasýnda 1. Girit Yunanistan’a baðlandýðýný açýkladý. 2. Avusturya Bosna - Hersek’i ilhak ettiðini açýkladý. 3. Bulgaristan baðýmsýzlýðýný ilan etti. 4. Osmanlý çok partili hayata baþlamýþtýr. OSMANLI KÜLTÜR VE UYGARLIÐI 2. MÜLK 3. VAKIF DEVLET YÖNETÝMÝ ÜLKE YÖNETÝMÝ ORDU VE DONANMA MALÝYE ve SOSYAL HAYAT BÝLÝM VE SANAT TOPRAK YÖNETÝMÝ Pratik Tarih 37 TARÝH Her tarihsel olayý bütünü içinde tanýmak gerekir. Padiþah: Padiþah Osmanlý hanedanýndandýr. Tüm yetki ona aittir. Divan bu yetkinin kullanýmýnda etki- lidir. Fatih dönemine kadar Divan’a Padiþah baþ- kanlýk yapmýþtýr. Kanunlar þer’i hukuka göre ol- makla birlikte her bölgenin örfünede dikkat edil- miþtir. Þehzadeler küçük yaþta devlet tecrübesi ka- zanmalarý için sancaklara gönderildi. (Bu uygula- ma I. Ahmet döneminde kaldýrýlmýþtýr.) Divan: Devlet meselerinin görüþülüp karara bað- landýðý kuruldur. Fatih’ten itibaren sadrazam baþ- kanlýk yapmýþtýr. Divanda devletin 1 ve 2. derece- deki idari, siyasi, askeri, þer’i, örfi, adli, mali iþleri ile þikayetler görüþülürdü. Alýnan kararlar Mühi- mme defterlerine kayýd edilirdi. Divan Üyeleri Sadrazam (Vezir–i Azam): Devlet ileri gelenlerinin baþý, hepsinin ulusudur. Padiþahýn mutlak vekilidir. Padiþahýn mührünü taþýr. Her türlü tayin ve azilleri yapar. Kazasker: Adalet iþlerinden sorumludur. Ulema- dandýr. Kadý ve müderrislerin tayini ile yetkilidir. Sa- yýlarý 2 tane idi. (Anadolu–Rumeli) Vezirler: 7 tanedir. Bakan görevi görürler. Defterdar: Mali iþlere bakar, bütçeyi düzenlerdi. Sayýlarý 2 tanedir. Padiþahýn malýnýn mutlak vekili- dir. Niþancý: Padiþah adýna yazýlan belgelere onun adýna tuðra çekerdi. Devletin arazi kayýtlarýný tutar. Tapu-kadastro iþlerini yürütürdü. Not: Yukarýdaki görevliler divanýn asli üyeleridir. Aþaðýdakiler 16 ve 17 yy’dan itibaren divana katýl- mýþlardýr. Þeyhülislam (Müftü): Yapýlan iþlerin þer’i hukuka uygun olup olmadýðý konusunda görüþ bildirirdi. (Ýlk Þeyhülislam Ebussuud Efendi’dir) Kaptan–ý Derya: Asli üye deðil, divana katýldýðý tak- tirde donanma hakkýnda bilgi verir. (Ýlk Kaptan–ý Derya Barbaros’tur) Reisül küttap: Dýþ iþlerinden sorumludur. Daha önce Niþancýya baðlý bir memurluk olarak çalýþýrdý. Not: Divan teþkilatý Orhan Bey zamanýnda kurul- muþ II. Mahmut zamanýnda kaldýrýlmýþtýr. Not : Ülke padiþahýn çocuklarý arasýnda paylaþýl- mazdý. Taht için isyan eden þehzadeler idam edilir- di. Bu uygulama Fatih döneminde Kanunname–i Ali Osman ile yazýlý hale getirilmiþtir. Kontrolü kolay olmasý için þehzadelere Anadolu’da sancak verilir- di. I. Ahmet döneminde Ekber ve Erþed sistemi ile bu uygulama kaldýrýlmýþtýr. Merkez Teþkilatý (Ýstanbul) Yeniçeri Aðasý (Asayiþ iþleri), Þehremini (Belediye iþleri) Taht Kadýsý (Adalet iþleri), Muhtesip Aða (Maliye iþleri) Taþra Teþkilatý I. Murat döneminde Rumeli Bey- lerbeyliði, Yýldýrým döneminde Anadolu Beylerbeyi kurulmuþtur. Eyaletler: a) Salyaneli Eyaletler (Merkez) Hazineden idare edilirler. Vergi gelirleri yýlýlk olarak hazinede top- lanýrdý. Vergi toplayan kiþilere Mültezim, toplama iþine de ilti- zam denirdi. b) Salyanesiz Eyaletler (Özel) Gelirleri doðrudan hazineye gir- mezdi. Hizmet karþýlýðý þahýslara býrakýlmýþtýr. c) Baðlý hükümet ve beylikler Himaye altýnda ve içiþlerinde ser- bestti. Osmanlý’ya vergi veren beyliklerdir. d) Ýmtiyazlý hükümetler Vergi vermezler, yardým görürler- di. 1. Kapýkulu Askerleri * Devþirmelerden oluþur, Ulufe denilen maaþ alýrlardý. a) Kapýkulu Piyadeleri Acemioðlanlar Ocaðý, Yeniçeri Ocaðý, Topçular, Top Arabacý- larý, Humbaracýlar, Laðýmcýlar, Cebeciler b) Kapýkulu Süvarileri Sipahi, Silahtar, Sað Ulufeci, Sol Ulufeci, Sað Garipler, Sol Garipler 2. Eyalet Askerleri * Dirlik sisteminden gelen as- kerlerdir. 3. Yardýmcý Kuvvetler Baðlý Beyliklerin Askerleri, Gö- nüllüler, Deliler, Yörükler, Sa- kalar, Araplar, Akýncýlar, Der- bentler. Donanma * Ýlk donanma Orhan Gazi dö- neminde kurulmuþtur. * Ýlk deniz savaþý Çelebi Meh- met zamanýnda Venediklilerle yapýlmýþtýr. * Donanma Kanuni zamanýnda zirveye ulaþmýþtýr. * Donanma Ýnebahtý’da Haçlýlar Çeþme, Navarin ve Sinop bas- kýnlarýnda Ruslar tarafýndan yakýlmýþtýr. A- MALÝYE * Maliyeden Defterdar sorumludur. Devletin Gelirleri a) Vergiler 1. Þer’i Vergiler Öþür, Haraç, Cizye 2. Örfi Vergiler Çift Bozan, Resm-i Çift, Resm-i Arus, Resm-i Mücerred, Resm-i Bennak, Resm-i Ýspenç, Adet-i Að- nam b)Diðer Gelirler * Ganimetlerin 1/5 * Orman, maden, tuzla gelirleri, * Gümrük gelirleri * Baðlý devlet ve beyliklerin gönder- diði vergiler ve hediyeler * Müsadere sisteminden elde edilen gelirler * Savaþlarda alýnan tazminatlar * Avarýz gelirleri B- SOSYAL HAYAT Toplum ikiye ayrýlmýþtýr. 1. Yönetenler Saray, Seyfiyye, Kalemiyye, Ýlmiye. 2. Yönetilenler (Reaya) * Vergi öderlerdi. Müslüman olmak ve Türkçe bilmek þartýyla padiþah- lýk hariç her makama ulaþabilirdi. Zanaatkarlar, loncalar þeklinde ör- gütlenmiþlerdir. A- MÝMARÝ * Kuruluþ döneminde II. beylikleri taklit edildi. * Fatih zamanýnda klasik Osmanlý mimarisi oluþmuþtur. * Kanuni zamanýnda zirveye ulaþýl- mýþtýr. * Mimar Sinan’ýn çýraklýk eseri Þeh- zadebaþý Camii, kalfalýk eseri Sü- leymaniye Cami, Ustalýk eseri Seli- miye Camii’dir. B- SANAT * Dinen uygun görülmediði için re- sim ve heykel geliþmemiþtir. Bu- nun yerine minyatür, hat, tezhip, oymacýlýk, kakmacýlýk, nakkaþlýk geliþmiþtir. C- EÐÝTÝM - ÖÐRETÝM * Ýlk Osmanlý medresesi Ýznik’te Or- han Bey tarafýndan açýlmýþtýr. * Mülki ve idari alanda devlet adam- larý yetiþtirmek için II. Murat Ende- run mektebi açmýþtýr. * Fatih Sahn-ý Seman Medreselerini kurmuþtur. * Kanuni Süleymaniye Medreselerini kurmuþtur. 1. MÝRÝ 1. Yurtluk 4. Mukataa 2. Ocaklýk 5. Malikane 3. Paþmaklýk 6. Metruk 7. Dirlik 1. Has 2. Zeamet 3. Týmar Þahýslara ait topraklardýr. Satýlýr, miras býrakýlýrdý. a. Öþri Müslüman halkýn elinde olan veya son- radan verilmiþ olan arazilerdir. Özür vergisi alýnýr. b. Haraci Gayr-ý müslümlerin elinde bulunan mülk arazilerdir. Buralardan haraç vergisi alýnýr. Hayýr kurumlarýna baðýþlanmýþ topraklar- dýr. Satýlamaz. 1.Mustahfaz T. 2.Hizmet T. 3.Eþkinci T Dirlik Sisteminin amaçlarý 1. Üretimi artýrma 2. Devlet gelirlerini artýrma 3. Masrafsýz ordu besleme 4. Bölgede devlet otoritesini saðlama 5. Kolay vergi toplama 6. Ülkeyi bayýndýr hale getirme 7. Topraðýn boþ kalmasýný önleme Not: Týmar sistemi II. Mahmut dönemin- de kaldýrýlmýþtýr. Týmar Sahibinin Yetki ve Görevleri 1. Reayanýn vergilerini toplama 2. Asker besleme (cebelu) 3. Asker toplama 4. Güvenliði saðlama 5. Ýmar faaliyetleri yapma Ýdari Birim Yönetici Güvenlik Adalet Eyalet → Beylerbeyi → Subaþý → Kadý Sancak (Vilayet)→Sancakbeyi (Mirliva)→Subaþý → Kadý Kaza → Kadý → Subaþý → Kadý Nahiye → Kadý Naibi → Subaþý → Kadý Naibi Köy (Karye) → Timar beyi (Muhtar)∅Yiðitbaþý → Kadý Naibi OSMANLI KÜLTÜR VE UYGARLIÐI 38 TARÝH Pratik Tarih MERKEZ VE TAÞRA A. Merkez Teþkilatý XVIII. yy.da Merkez Teþkilatýndaki kurumlardan kaldýrýlan olmadý. An- cak niteliklerinde deðiþmeler oldu. * I. Mahmut ve II. Osman zamanýnda divan toplantýlarý kaldýrýldý. * Devlet iþlerinin sadrazam konaðýn- da yapýlmaya baþlanmasý sadraza- mýn önemini artýrdý. * II. Mahmud divaný kaldýrýp bakan- lýklarý kurdu. * 1876’da Kanuni Esasi kabul edil- miþ ve Meþruti yönetime geçilmiþ. B. Taþra Teþkilatý * XVIII. yy.dan itibaren taþra teþkilatý bozulmaya baþlamýþ, Ayanlar güç- lenmiþlerdir. * Ýltizam yaygýnlaþmýþ ve bunun so- nucu Týmar sistemi iþlevini yitirme- ye baþlamýþtýr. * Ayanlarla Sened-i Ýttifak (1808) im- zalandý. * Yeniçerilik ve Ayanlýk sistemini II. Mahmut kaldýrmýþtýr. * Islahat Fermaný ie Ýltizam usulü kal- dýrýlmýþtýr. * 1864’te Vilayet Nizamnamesi çýka- rýlarak taþra teþkilatýnda bazý dü- zenlemeler yapýlmýþtýr. EÐÝTÝM VE KÜLTÜR A. Enderun * Devlet adamý yetiþtirmek için II. Mahmut Edirne’de açmýþtýr. * 1833’te yeni düzenlemeler yapýl- dýysada 1909’da kapatýlmýþtýr. * Enderun’la beraber devlet adamý yetiþtirmek için Bab-ý Ali Mektebi Babý Defterdarý Mektebi ve Bab-ý Fetva mektepleri kuruldu. B. Medrese * Ýlk defa Orhan Bey Ýznik’te kurmuþ- tur. * Batýdaki geliþmelere ayak uydura- mayýnca kapatýlmýþtýr. (1924) * 1857’de Maarif-i Umumi’ye Neza- reti kurulmuþtur. * 1861’de Askeri ve sivil okullar birbi- rinden ayrýlmýþtýr. * 1845’te askeri liseler açýlmýþtýr. * 1875’te askeri ortaokullar açýlmýþtýr. * II. Mahmud ilköðretimi zorunlu ha- le getirmiþtir. * Patrikhane ve hahamhanelere bað- lý azýnlýk okullarý devam etmiþtir. * Yabancý devlet okullarý devam etmiþtir. (Ýlk defa Fransýzlar 1583’te açtý – Saint Benoit) C. Güzel Sanatlar * Klasik Osmanlý mimarisi Lale Dev- riyle yerini Avrupa tarzýna býrakmýþ- týr. * Lale Devri’nde Rokoko Borok tarzý uygulanmaya baþlanmýþtýr. * Tanzimat’la Batý müziði ön plana çýkmýþtýr. ASKERÝ * Askeri alanda düzenlemeler XVII. yüzyýldan itibaren baþlamýþtýr. * Tanzimat döneminde askerlik va- tandaþlýk görevi olarak kabul edildi. * Islahat fermaný ile bedelli askerlik uygulamasý baþladý. * II. Abdülhamid; Almanya’dan su- baylar getirdi. * Askeri liselerin sayýsýný artýrýldý. * Harp Akademisi kuruldu. * Hamidiye Alaylarý kuruldu. * XVIII. yy. Osmanlý ordusu Hassa, Dersaadet, Anadolu, Rumeli, Ara- bistan, Irak ve Hicaz olmak üzere altýya ayrýlmýþtýr. HUKUK * Avrupa Hukuk kurallarý örnek alýn- mýþtýr. * Tanzimat Döneminde II. Mah- mud’un kurmuþ olduðu Davalar Nezareti Adliye adýný aldý. (1870) * Ticaret ve temyiz mahkemeleri ku- ruldu. * Ceza Kanunu (1840), Ticaret Kanu- nu (1850), Deniz Ticaret Kanunu (1868) ve yeni çýkan kanunlarý bildi- ren “Düstur” adlý bir dergi çýkarýldý. (1865) * Ahmet Cevdet Paþa Ýslam hukuðu- na dayanan “Mecelle” isimli Mede- ni Kanunu hazýrladý. (1856-1878) * XIX. yy. Osmanlý Mahkemeleri; Ni- zamiye Mahkemeleri, Konsolosluk Mahkemeleri, Þer’i Mahkemeler ve Cemaat Mahkemeleri olmak üzere dört kategoriden oluþmuþlardýr. TOPLUM XVIII. yy. Geliþmeler * Avrupa ile diplomatik ilikiler yoðun- laþtý ve kalemiye sýnýfýnýn önemi arttý. * Devþirme önemini kaybetmeye baþladý. Reayalar idareci olmaya baþladý. * Yöneticilerin etnik yapýsý Türkler le- hine deðiþmeye baþladý. Ayan ve Eþraf * Yönetimle halk arasýndaki diyaloðu saðlamýþlardý. * II. Mahmut Ayanlara son vermiþtir. Ýskan Faaliyetleri * Kaybedilen topraklardan Anado- lu’ya gelenler yerleþtirilmeye çalý- þýlmýþtýr. * Elden çýkan topraklar dolayýsýyla konar göçerler yerleþik hayata ge- çirilerek gelir kaybý önlenmeye ça- lýþýldý. Tanzimat ve Sonrasý Geliþmeler * Merkezi hükümet güçlendirilmiþ ve bakanlýklarýn etkisi artýrýlmýþtýr. * Devlet ve toplum iliþkileri yeniden düzenlenmiþtir. * Padiþahýn yetkileri kýsýtlanmýþtýr. * Kaybedilen yerler dolayýsýyla sýnýr- lar daralýrken gelen göçler nüfusun artmasýna neden olmuþtur. EKONOMÝ * XVIII. yy.dan sonra Osmanlý’nýn ti- caret yollarýnýn dýþýnda kalmasý ekonominin bozulmasýna neden ol- muþtur. * Dirlik sisteminin bozulmasý ile köy- lüler fakirleþmeye baþlamýþlardýr. Ýltizam Sistemi * XVI.yy. bazý eyaletlerin vergilerinin açýk arttýrma yoluyla belli bir bedel karþýlýðý peþin olarak mültezim adý verilen kiþilere býrakýlmasýna iltizam denir. Sanayi * Esnaf ve zanaatkarlarýn çalýþma ve pazar sorunlarýný çözmek, mesleðe yeni eleman yetiþtirmek için Lon- calar kurulmuþtur. Ticaret * Ýpek ve baharat ticaret yollarýndan gelen mallar Türk tüccarlar tarafýn- dan Avrupa’ya taþýnmýþtýr. * Maliye Nazýrlýðý kurulmuþtur. * Sanayi Ýnkýlabý Osmanlýyý olumsuz etkilemiþtir. * 1860-1873 yýllarýnda Islah-Sanayi Komisyonu kurularak sanayi can- landýrýlmaya çalýþýlmýþtýr. * 1838 Balta limaný Ticaret Antlaþma- sý Osmanlý sanayisinin zayýflamasý- na neden olmuþtur. * Ýlk Osmanlý Bankasý Bank-ý Der- saadet Kýrým Savaþý’ndan önce if- las etmiþtir. * Ýngiliz teþebbüsü olan Bank-ý Os- mani kurulmuþtur. * Çiftçilere kredi vermek için mem- leket sandýklarý kurulmuþtur. Pratik Tarih 39 ÝNKILAP TARÝHÝ Tarihe ilgi duymak kadar ilgi duyma biçimi de önemlidir. TÜRK ÝNKILABINA GÝRÝÞ ÝNKILAP * Halk hareketiyle mevcut düzenin zor kullana- rak yýkýlmasý ve yerine yeni düzenin kurulma- sýdýr. Ýnkýlabýn Özellikleri a) Halk hareketidir. b) Mevcut düzeni yýkar. c) Yeni düzen kuralmasý. Ýnkýlabýn Safhalarý a) Fikri hazýrlýk b) Ýhtilal safhasý c) Yeni düzenin kurulmasý Atatürk’ün Ýnkýlap Anlayýþý: * Çaðdaþlaþma ve ileriye yönelik geliþmeler Atatürk’ün Ýnkýlap anlayýþýný oluþturmuþtur. Türk Ýnkýlabýnýn Özellikleri: * Demokratik - halk hareketidir. * Milli baðýmsýzlýk ve milli egemenlik mücadele- sidir. * Türk milletini batýya yaklaþtýrmýþtýr. * Amaç hazýrlanýþ ve uygulama yönünden diðer inkýlaplardan farklýdýr. * Teorik ve ideolojik hazýrlýðý yoktur. * Türk Ýnkýlabýnýn hazýrlýðýný yapanlar ve uygu- layanlar ayný kiþilerdir. * Türk inkýlabýnýn sonucunda yeni bir devlet ortaya çýktý. * Emperyalizm’e karþý bir mücadeledir. Not: Türk Ýnkýlabýnýn evrensel yönü esaret al- týndaki milletlere örnek olmasýdýr. OSMANLI DEVLETÝ’NÝ KURTARMA ÇABALARI Islahatlar a) II. Mahmut Dönemi Islahatlarý * Her alanda ýslahat yapýldý. b) Tanzimat Fermaný * Hukukun üstünlüðü kabul edildi. * Anayasacýlýk faaliyetleri baþladý. c) Islahat Fermaný * Padiþahýn yetkileri kýsýtlandý. * Paris Barýþ Antlaþmasý’ndan sonra azýnlýklara haklar verildi. * Avrupa Devletleri Osmanlý Devletinin iç iþlerine müdahele ettiler. d) I. Meþrutiyet * Halk ilk defa yönetime katýldý. * Ýlk kez anayasal rejime geçildi. * Kanun-i Esasi ilan edildi. e) II. Meþrutiyet * 31 Mart olayý ortaya çýktý. * Ýlk kez çok partili hayata geçildi. * Osmanlý Mebusan Meclisi açýldý. Not: 19. yüzyýla kadar genelde askeri alanda ýslahatlar yapýl- mýþken (Lale devri hariç) bu dönemde her alanda batýlýlaþma- ya çalýþýldý. Fikir Hareketleri a) Osmanlýcýlýk * Bütün Osmanlý vatandaþlarýnýn her açýdan denk sayýlmasýdýr. (Tanzimat döneminden itibaren etkili) * Ülke bütünlüðünü savunur. b) Ýslamcýlýk (Ümmetçilik) * Bütün müslümanlarý halifenin gözetiminde birleþtirmek (I. Meþrutiyet döneminde etkili) c) Batýcýlýk * Her açýdan batýyla bütünleþmek d) Türkçülük - Turancýlýk * Anadolu’da milli bir devlet kurmak * Bütün Türkleri birleþtirmek (Pantürkizm) * II. Meþrutiyet döneminde geçerli olmaya baþlamýþtýr. e) Adem-i merkeziyetçilik * Özerklik, muhtariyet (Hiç uygulanamadý) Not: Batýcýlýk ve Türkçülük (milliyetçilik) yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinden olmuþtur. TRABLUSGARB SAVAÞI Nedenleri * Hammadde ve pazar arayýþý * Trablusgarb’ýn Ýtalya’ya yakýnlýðý * Trablusgarb’ýn savunmasýz olmasý * Bu bölgenin uygarlýk açýdan geri kaldýðýný id- dia etmesi * Büyük devletlerin desteðinin olmasý (1909 - Raconiggi Ant.) * Maden yataklarýnýn olmasý Savaþýn Baþlamasý * Ýtalyanlar Trablusgarp’a asker çýkardý. Osman- lý Devleti yardým gönderemedi. * Gönüllü subaylar halký organize ettiler ve Ýtal- yanlar tam baþarý saðlayamadý. * Ýtalya Osmanlý Devleti’ni barýþa zorlamak için 12 Ada’yý iþgal etti. * Balkan Savaþý tehlikesi ortaya çýkýnca Osman- lý Devleti barýþ yapmak zorunda kaldý. Uþi Antlaþmasý (18 Ekim 1912) * Trablusgarb ve Bingazi Ýtalya’ya býrakýlacak. * Trablusgarb halký dini açýdan halifeye baðlý kalacak. * 12 Ada Yunan tehlikesine karþý geçici olarak Ýtalya’ya býrakýlacak. * Ýtalya kapitülasyonlarýn kaldýrýlmasýnda Os- manlý Devleti’ne yardýmcý olacak. Sonuç: * Osmanlý Devleti Kuzey Afrika’daki son toprak parçasýný kaybetti. Not: K. Afrika Cezayir ∅Fransa Tunus ∅ Fransa Mýsýr ∅ingiltere Trablusgarb ∅Ýtalya tarafýndan iþgal edilmiþtir. * Osmanlý Devleti’nin zayýflýðý anlaþýldý. * Balkan Savaþlarýnýn baþlamasýna neden oldu. * Ýtalya’nýn Doðu Akdeniz’deki önemi arttý. Not: Mustafa Kemal Paþa ilk askeri baþarý- larýný kazandý. (Derne - Tobruk) BALKAN SAVAÞLARI I. BALKAN SAVAÞI Nedenleri * Rusya’nýn panislavist politikasý * Fransýz Ýhtilali’nin etkisi * Türklerin Balkanlardan atýlmak istenmesi * Balkanlý Devletlerin kendi aralarýnda anlaþmalarý (Kiliseler Kanunu) * Savaþa, Karadað, Bulgaristan, Sýrbistan ve Yunanistan katýldý. Sonuç * Osmanlý Devleti bütün cephelerde yenildi. Savaþýn sonun- da düzenlenen Londra Konferansý’yla (30 Mayýs 1913) Os- manlý Devleti Midye-Enez hattýna çekildi. Not: Ýttihat ve Terakki Partisi yönetime; Londra Konferansý sýrasýndaki Bab-ý Ali baskýný ile tam olarak egemen oldu. Not: Balkanlý devletler topraklarýn paylaþýmýnda anlaþa- madýklarý için II. Balkan Savaþý çýktý. Not: Arnavutluk baðýmsýzlýðýný ilan etti. (Osmanlý’dan ayrý- lan son Balkan devleti) Not: Yunanistan (1829) Sýrbistan (1878) Karadað (1878) Romanya (1878) Bulgaristan (1908) Arnavutluk (1912) baðýmsýzlýðýný ilan etmiþtir. II. BALKAN SAVAÞI * Osmanlý Devleti’nin çekilmesiyle ortaya çýkan siyasi boþluk- ta, en büyük pay alan Bulgaristan’dan Romanya ve Yuna- nistan toprak isteyince savaþ baþladý. * Bulgaristan bütün cephelerde yenildi. * Osmanlý Devleti de durumdan faydalanarak Edirne ve Kýrklareli’yi geri aldý. Savaþýn sonunda Balkan Devletleri kendi aralarýnda Bükreþ Konferansýný ve Antlaþmasý’ný im- zalamýþlardýr. Osmanlý Devleti ile; Bulgaristan →Ýstanbul Antlaþmasý Yunanistan →Atina Antlaþmasý Sýrbistan →Ýstanbul Antlaþmasý (Dostluk amaçlý) Not: Avrupa Büyük Devletleri Ege adalarýný Yunanistan’a býraktý (Bozcaada ve Gökçeada hariç) Not: Osmanlý sýnýrlarý dýþýndaki Türklerin haklarý anlaþma- larla korundu. Not: Balkanlarda kalan Türklerin sorunlarý günümüze ka- dar devam etti. Not: Bulgaristanýn Ege Denizi ile baðlantýsý devam etti. Not: Kaybedilen topraklarda “Dýþ Türkler” sorunu baþladý. I. DÜNYA SAVAÞI ÝNKILAP TARÝHÝ Pratik Tarih 40 Sonuçlarý * Ýmparatorluklar parçalan- mýþtýr. * Yeni devletler kurulmuþ- tur. * Milletler Cemiyeti kurul- muþtur. * Sýnýrlar deðiþmiþtir. * Rejim deðiþiklikleri ol- muþtur. * Ýngilizler savaþtan en karlý çýkan devlet olmuþtur. * Sömürgecilik mandacýlýða dönüþmüþtür. * Azýnlýk sorunu ortaya çýk- mýþtýr. * Sivil Savunma Teþkilatý kurulmuþtur. * II. Dünya Savaþý’na sebep olmuþtur. Gizli Antlaþmalar Boðazlar Antlaþmasý (1915) * Ýngiltere-Fransa ve Rusya katýldý. * Ýstanbul, Boðazlar ve Mar- mara Ruslara verildi. Londra Antlaþmasý (1915) * 12 ada ve Güneybatý Ana- dolu Ýtalya’ya verildi. * Ýtalya Ýtilaf Devletleri yanýn- da savaþa girdi. Sykes Picot Antlaþmasý (1916) * Ýngiltere ile Fransa arasýn- da yapýldý. * Fransa - Çukurova, Güney- doðu Anadolu - Suriye * Ýngiltere Irak’ý almýþtýr. (Mu- sul hariç) Petrograd Antlaþmasý (1916) * Rusya’ya Doðu Anadolu ve Trabzon’dan Karadeniz’e kadar olan yerler verildi. Saint Jean de Maurienne Antlaþmasý (1917) * Ýtalya’ya Batý Anadolu veril- miþtir. Mac-Mahon Antlaþmasý (1916) * Ýngilizler, Araplarýn isyan et- meleri karþýlýðýnda baðým- sýz bir Arap Devleti sözünü vermiþlerdir. Wilson Ýlkeleri * Osmanlý milliyetçilik esasý- na göre parçalanmýþtýr. * Manda himaye fikri ortaya çýkmýþtýr. * Ýttifak Devletleri’nin savaþ- tan çekilmesine neden ol- muþtur. * Savaþ sonunda uygulan- mamýþtýr. Savaþý Bitiren Antlaþmalar A- Ateþkes Antlaþmalarý Bulgaristan * Selanik Ateþkesi (28 Eylül 1918) Osmanlý Devleti * Mondros Ateþkesi (30 Ekim 1918) Avusturya–Macaristan * Villa Gusti Ateþkesi (3 Kasým 1918) Almanya * Redhandes Ateþkesi (11 Kasým 1918) B- Barýþ Antlaþmalarý Almanya * Versay Antlaþmasý (28 Haziran 1919) Avusturya * Sen Jermen (10 Eylül 1919) Macaristan * Triyanon (4 Haziran 1920) Osmanlý Devleti * Sevr Antlaþmasý (10 Aðustos 1920) Barýþ Antlaþmalarýnýn özel- likleri 1. Sýnýrlarda deðiþiklik olmuþ- tur. 2. Yeni devletler kurulmuþtur. 3. Askeri kýsýtlamalar yapýlmýþ- týr. 4. Ekonomik yükümlülükler ge- tirilmiþtir. Tarafsýz Devletlerin Savaþa Girmesi Ýtalya * Baþta Ýttifak blokunda yer aldý ise de tarafsýz kalmýþ- týr. Londra’da gizli anlaþma ile saf deðiþtirmiþtir. Japonya * Aðustos 1914’te savaþa girdiyse de Kasým 1914’te savaþtan çýkmýþtýr. * En erken çekilen devlet ol- muþtur. Romanya * Rusya’nýn baskýsýyla sava- þa girmiþtir. ABD * Ticaret gemilerine zarar verilmesi üzerine savaþa girmiþtir. Yunanistan * Savaþa en son giren dev- let olmuþtur. Bulgaristan * Baþlangýçta tarafsýzdý. Ça- nakkale Savaþý’nýn Os- manlý Devleti tarafýndan kazanýlmasý üzerine Ýttifak Bloku’na katýlmýþtýr. Cepheler A) Taarruz Cepheleri 1.Kafkas Cephesi * Almanlarýn yönlendirmesiyle Osmanlý tarafýndan açýlmýþtýr. * Ýttihatçýlarýn Orta Asya Türkleri ile bir- leþme arzusu * Almanya’nýn Bakü petrollerini almak istemesinden dolayý açýlmýþtýr. * Ruslar Erzurum-Erzincan Trabzon, Muþ ve Bitlisi iþgal etti. * Rusya’da ihtilal çýkmasý üzerine Brest- Litovsk Antlaþmasý ile kapandý. (3.3.1918) 2. Kanal Cephesi * Turancýlýk geçerliliðini yitirdi. * Osmanlý’nýn Mýsýr’ý geri almak istemesi * Almanya’nýn Süveyþ kanalýný almak is- temesi bu cephenin açýlmasýna neden olmuþtur. Baþarýsýz olunmuþtur. B) Savunma Cepheleri: 1. Çanakkale Cephesi * Ýstanbul ve Boðazlarý alarak Osman- lý’yý saf dýþý etmek. * Rusya’ya yardým götürme * Balkan uluslarýný yanlarýna çekmek amacýyla Ýtilaf Devletleri tarafýndan açýlmýþtýr. * Savaþýn uzamasýna neden olmuþtur. 2. Irak Cephesi * Irak petrollerine sahip olma * Ruslara yardým etme amacýyla ingiliz- ler açmýþ * Ýngilizler Baðdat’ý aldýlar (1917) 3. Hicaz - Yemen Cephesi * Kutsal topraklarý savunmak için Ýngilizler ve isyancý Araplarla mücadele edildi. * Ümmetçilik fikri geçerliliðini kaybetti. 4. Suriye - Filistin Cephesi * Kanal cephesinin devamýdýr. * M.Kemal Paþa Ýngilizleri Halep’in ku- zeyinde durdurdu. * Mustafa Kemal’in savaþtýðý son cephe * Misak-i Milli’nin güney sýnýrý oluþturul- muþtur. C) Dýþ Cepheler 1. Galiçya Cephesi * Ruslara karþý savaþtý 2. Romanya Cephesi * Bulgarlarý desteklemek için Romanya ve daha sonrada Rusya ile savaþtý 3. Makedonya * Sýrplara karþý savaþýldý. * Ruslarýn çekilmesiyle bu cephe ka- panmýþtýr. Osmanlý’nýn Savaþa Girmesi 1. Osmanlý Devleti’nin Sava- þa Girme Nedenleri * Kaybedilen topraklarýn geri alýnmak istenmesi * Aþýrý Alman hayranlýðý * Osmanlý’nýn dýþ siyasette yalnýzlýktan kurtulmak iste- mesi. * Osmanlý’nýn Fransa ve Ýngil- tere’nin ekonomik baskýsýn- dan kurtulmak istenmesi (Duyun-ý Umumiye,Kapitü- lasyonlar) * Osmanlý - Almanya gizli ant- laþmasýnýn imzalanmasý (2 Aðustos 1914) 2. Almanya’nýn Osmanlý Devleti’ni Savaþa Çekme Nedenleri * Jeopolitik konumundan ya- rarlanmak. * Üzerindeki baskýyý hafiflet- mek * Halifenin dini gücünden ya- rarlanmak. (Kutsal Cihat) * Musul-Kerkük petrollerini kullanmak (Baðdat*Berlin Demiryolu) * Ýngiltere’nin Uzakdoðu sö- mürge yollarýný ele geçirme isteði. * Ýtilaf Devletleri’nin Rusya’ya yarým etmesine engel ol- mak (Boðazlar) Savaþýn Nedenleri A) Genel Nedenler * Milliyetçilik * Sömürgecilik (Hammad- de, Pazar) B) Özel Nedenler * Almanya – Ýngiltere ara- sýndaki ekonomik rekabet (Hammadde pazarý) * Fransa’nýn Almanya’dan Alsas Loren’i (1871 Sedan Savaþý’nda kaybetmiþti) geri almak istemesi. * Rusya’nýn Panislavizm po- litikasýný devreye sokmasý üzerine Bu durumun özellikle Avusturya–Macaristan ve Osmanlý Devleti’nin rahat- sýz etmesi * Ýtalya ve Sýrbistan’ýn Avus- turya Macaristan’dan bir kýsým topraklarý almak is- temesi 5. Bulgarlarýn ve Osmanlý Devleti’nin kaybettikleri topraklarý geri almak iste- mesi Görünür Neden * Avusturya–Macaristan Ve- liahtýnýn milliyetçi bir Sýrp tarafýndan öldürülmesi. Savaþa Katýlan Devletler Ýtilaf (Anlaþma) Devletleri (1907) * Ýngiltere * Fransa * Çarlýk Rusya * Ýtalya * Sýrbistan * Belçika * Japonya * Portekiz * ABD * Brezilya * Yunanistan Ýttifak (Baðlaþma) Devletleri (1882) * Almanya * Avust. - Macaristan * Ýtalya * Osmanlý * Bulgaristan Pratik Tarih 41 OSMANLI ÝMPARATORLUÐU (1699–1918) I II III IV V VI VII VIII I II II IV V V VI VII VII VII VII VIII III Pratik Tarih 42 OSMANLI TOPRAKLARININ PAYLAÞILMASI (1915 - 1917) MONDROS ATEÞKESÝ SONRASI ANADOLU’NUN DURUMU 1 1 2 2 3 3 3 2 2 2 2 2 1 1 1 1 4 4 4 4 4 4 4 4 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 3 2 2 2 3 3 3 3 4 4 4 4 5 6 5 6 MONDROS ATEÞKES ANTLAÞMASI ve SONRASI GELÝÞMELER MÝLLÝ VARLIÐA DÜÞMAN CEMÝYETLER AZINLIK CEMÝYETLER Pratik Tarih 43 ÝNKILAP TARÝHÝ Tarihsel olaylar, doðrudan deðil dolaylý yolla tanýnýr. MONDROS * Osmanlý toprak bütünlüðü bozuldu. * Topraklarýmýz iþgale açýk hale geldi. * Osmanlý Devleti savunmasýz býrakýl- dý. * 7. maddeyle iþgallere hukuki zemin hazýrlandý. * Ermeni Devleti için zemin hazýrlandý. * Devletlerin eþitliði prensibine uyul- madý. * Osmanlý Devleti fiilen sona ermiþtir. YARARLI CEMÝYETLER Trakya Paþaeli Cemiyeti * Trakya’nýn Yunanlýlara verilmesine engel olmayý amaçlamýþtýr. Ýzmir Müd. Huk. Cemiyeti * Ýzmir ve çevresinin Yunanlýlara veril- mesine engel olmaya çalýþmýþtýr. Reddi Ýlhak Cemiyeti * Yunan iþgaline fiilen karþý koydu. * Batý Cephesi ve Kuva-yý milliyenin kurulmasýnda etkili oldu. Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemi- yeti: * Ermeni ve Rumlara karþý halký koru- mak için kuruldu. Kilikyalýlar Cemiyeti * Çukurova çevresinde Fransýz ve Er- menilere karþý kuruldu. Milli Kongre Cemiyeti * Türkler aleyhine yapýlan propogan- dalara basýn-yayýn yoluyla karþý koy- mayý amaçlamýþtýr. Doðu Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti * Doðu illerinin Ermenilere verilmesi- ne engel olmak için kuruldu * Erzurum Kongresi’nin toplanmasýn- da etkili oldu. * En etkili cemiyettir. * Kazým Karabekir’in kuvvetleri tarafýn- ÝÞGALLER * ingilizler; Musul (ilk iþgal edilen yer), Urfa, Antep, Maraþ, Samsun, Merzi- fon ve Ýzmit * Fransýzlar, Çukurova bölgesini * Ýtalyanlar; Antalya ve Konya’yý * Ýtilaf Devletleri; 13 Kasým 1918’de de Ýstanbul’u fiilen iþgal etmiþlerdir. ZARARLI CEMÝYETLER AZINLIK CEMÝYETLERÝNÝN ÖZELLÝKLERÝ * Baðýmsýz devlet kurmayý amaçla- mýþlardýr. * Rum ve Ermeni Patrikleri ile Musevi hahambaþýlar tarafýndan yönlendiril- miþlerdir. * Ýþgallere zemin hazýrlamýþlardýr. MÝLLÝ CEMÝYETLERÝN ÖZELLÝKLERÝ * Bölgesel amaçlý kurulmuþlardýr. * Türklük duygusu hakimdir. * Ýþgalleri basýn-yayýn yoluyla duyur- maya çalýþmýþlardýr. * Ýzmir’in iþgalinden sonra silahlý dire- niþe geçmiþlerdir. * Kurtuluþ Savaþý’nýn örgütlenmesin- de etkili olmuþlardýr. * Devlet kurma düþünceleri yoktur. (Trakya Paþaeli hariç) * Sivas Kongresi’nde birleþtirilmiþler- dir. (Anadolu ve Rumeli Müd. Huk. Cem.) PARÝS BARIÞ KONF. * Barýþ Antaþmasý þartlarýný tespit için toplanmýþtýr. * Batý Anadolu Yunanistan’a verilmiþ- tir. * Ýlk defa Manda ve Himaye fikri orta- ya çýkmýþtýr. * Ýtilaf Devletleri arasýnda ilk defa fikir ayrýlýklarý ortaya çýkmýþtýr. * ABD Avrupa politikasýndan çekilmiþ- tir. * Osmanlý topraklarýný paylaþma ko- nusunda uzlaþamamýþlardýr. (Ýlk anlaþmazlýk) ÝZMÝR’ÝN ÝÞGALÝ * Rumlar’ýn çoðunlukta olduðu ve Hý- ristiyanlarýn katledildiði gerekçesiyle iþgal edildi. Not: Bu gerekçelerle Avrupa’da Rum- lar lehine kamuoyu oluþturulmak is- tendi. * Milli mücadelenin baþlamasýný ko- laylaþtýrdý. * Ulusal bilincin uyanmasýnda etkili ol- du * Kuva-yý Milliye kuruldu. KUVA-YI MÝLLÝYE * Ýþgallerin baþlamasý sonucu her ke- simden halkýn katýlýmý sonucu ortaya çýkan milli kuvvetlerdir. * Batýda düþmaný yavaþlattýlar. * Tek bir merkezden yönetilmemiþler- dir. * Urfa, Antep ve Maraþ’ýn kurtuluþunu saðlamýþlardýr. * Ýþgalleri durduramadýklarý için kaldý- rýlmýþlardýr. CEMÝYETLER A. BRÝSTOL RAPORU * Yunan iþgalline karþý Avrupa’nýn tep- kisi olmuþ. (Amerika) * Türk Milli Mücadelesi’nin haklýlýðý ilk defa uluslararasý bir heyet tarafýndan kabul edilip dünyaya duyurulmuþtur. * Kurtuuþ Savaþý’nda bir araç olarak kullanýlmýþtýr. Mavri Mira (Rum) * Ýzmir çevresi ve Doðu Trakyayý Yu- nanistan’a katarak Bizans’ý canlan- dýrmak istemiþtir. Pontus Rum (Rum) * Trabzon çevresinde Pontus Rum Devleti’ni kurmak istemiþtir. Etnik-i Eterya (Rum) * Bizans’ý kurmayý amaçlamýþtýr. Hýnçak - Taþnak (Ermeni) * Doðu’da Ermeni devleti kurmak iste- miþtir. Alyans Ýsrailit ve Makabi (Yahudi) * Elazýð’dan Filistin’e kadar büyük bir Yahudi Devleti kurmak istemiþtir. Kordos Komitesi (Rum) * Rum militanlarý göçmen adý altýnda Anadolu’ya yerleþtirmeyi amaçla- mýþtýr. Sulh ve Selameti Osmaniye Cemi- yeti * Meþrutiyet, hilafet ve saltanatý sa- vunmuþtur. Teali Ýslam Cemiyeti * Hilafet ve ümmetçiliði desteklemiþ- lerdir. Kürt Teali Cemiyeti * Wilson prensiplerine dayanarak bir kürt devleti kurmak istemiþtir. Ýngiliz Muhipler Cemiyeti * Ýngiliz mandasýný savunmuþtur. Wilson Prensipleri Cemiyeti * ABD mandasýný savunmuþtur. Hürriyet ve Ýtilaf Cemiyeti * Milli mücadeleye karþý çýkmýþtýr. * TBMM’ye karþý bazý isyanlarý detek- lemiþlerdir. SAMSUN’A ÇIKIÞ GENELGELER KONGRELER AMASYA GÖRÜÞMELERÝ KURTULUÞ SAVAÞI’NA HAZIRLIK DÖNEMÝ MÝSAK-I MÝLLÝ ÝNKILAP TARÝHÝ Pratik Tarih 44 A) ÝSTANBUL’A GELÝÞÝ * Yýldýrým Ordularý Grup komutanlýðý’nýn kaldýrýlmasý ve Mondros’un hükümlerine karþý çýkmasý üzerine Suriye - Filistin Cephesi’nde bulunan Mustafa Ke- mal’i Ýstanbul Hükümeti Ýstanbul’a geri çaðýrmýþtý. 13 kasým 1918’de Ýstanbul’a geldiðinden ayný gün itilaf donanmasýnýnda boðaza demirlediðini gö- rünce: “Geldikleri gibi giderler” diyerek kurtuluþa olan inancýný belirtmiþtir. * Mustafa Kemal, Ýstanbul’a geldiði günlerde askeri mücadele yerine ordunun terhisini, silah - cepha- nenin itilaflara teslimini engellemek için A.Ýzzet Paþa kabinesine Harbiye Nazýrý olarak girmek is- tedi. * Mustafa Kemal Ýstanbul’da bulunduðu günlerde Padiþah, sivil ve askeri yöneticilerle görüþmeler yaparak, vatanýn kurtarýlmasý için temel gücün “MÝLLET” olduðunu ifade etmiþtir. Çalýþmalar so- nucu Ýstanbul’da yapýlabilecek birþey olmadýðýný görünce, Anadolu’ya geçme yollarýný aramýþtýr. B) SAMSUN’A ÇIKIÞ * Karadeniz Bölgesi’ndeki Rumlar Türk halkýnýn kendilerine zulüm yaptýklarýný Ýngilizlere þikayet edince Ýngilizler tedbir alýnmadýðý takdirde Mondros’un 7. maddesini uygulayacaklarýný bildirdiler. * Osmanlý Devleti, iþgal gerekçesi sayýlabilecek böyle bir durumu ortadan kaldýrabilmek amacýyla Mustafa Kemal’i 9. Ordu Müfettiþliði göreviyle ge- niþ yetkilerle Samsun’a göndermiþtir. HAVZA GENELGESÝ (28–30 Mayýs 1919) * Ýzmir’in Yunanlýlar tarafýndan iþgali, Anadolu halký- nýn katledilmesi, Karadeniz’deki Rumlarýn taþkýn- lýk yapmasý buna karþýn Ýstanbul Hükümeti’nin sessiz kalmasý üzerine Mustafa Kemal harekete geçti. Bu amaçla daha rahat çalýþabileceði ortam olan Havza’ya geçti. * Mustafa Kemal, Anadolu halkýný iþgallere karþý uyar- mak, halkýn tepki göstermesini ve harekete geçme- sini saðlamak amacýyla 28 Mayýs 1919’da yayýnladý- ðý Havza Genelgesi ile; iþgallere karþý konulmasýný, Ýstanbul’a protesto telgraflarýnýn çekilmesini, protes- to mitinglerinin düzenlenmesini istemiþ, 30 Mayýs 1919’da Havza’da büyük bir miting düzenlenmiþtir. AMASYA GENELGESÝ (21-22 Haziran 1919) * Bir ihtilal beyannamesi özelliði taþýr. * Türk Ýnkýlabý’nýn “Ýhtilal safhasý” baþlamýþtýr. * Havza Genelgesi ile uyandýrýlmýþ olan ulusal bilinç artýk harekete geçirilmiþtir. * Ýstanbul’un artýk Anadolu’nun sesini dinlemesi ge- rektiði ortaya konulmuþtur. * Ýstanbul Hükümeti’ne karþý güvenini yitirmiþ olan, fakat ne yapacaðýný bilemeyen vatansever aydýnla- rýn ve subaylarýn Anadolu’ya geçmesini saðlamýþtýr. * En karanlýk günlerde bir milletin diriliþine önayak olmuþtur. * Milli mücadelenin gerekçesi, amacý ve yöntemi belirtilmiþ, daha sonra toplanan bütün kongrelerin ve oluþturulan teþkilatlarýn temeli bu genelgeye dayanmýþtýr. * Milli egemenlik ve milli baðýmsýzlýk mücadelesi birlikte baþlatýlmýþtýr. * Ýstanbul Hükümetine karþý açýkça cephe alýnmasý- na raðmen saltanata açýkça karþý çýkýlmamýþtýr. * Yeni demokratik esaslý bir devletin kurulacaðý ifa- de edilmiþtir. * Örgütlenmenin kongreler yoluyla olacaðý belirtil- miþtir. * Milli Mücadelenin silah ile yapýlacaðý belirtilmiþtir. * M. Kemal Paþa askerlik görevinden istifade etmiþtir. * Evrenseldir. Sömürge altýndaki uluslara baðýmsýzlýk konusunda örnek olmuþtur. ERZURUM KONGRESÝ (23 Temmuz 1919) * Amacý, toplanýþ þekli, yapýsý bakýmýndan yerel, al- dýðý kararlar yönünden ulusal bir kongre özelliði- ne sahiptir. * Misak-ý milli’den ilk kez bahsedilmiþtir. * Oluþ þekli ve çalýþma düzeni açýsýndan bir meclis gibi hareket etmiþtir. * Ýlk kez bir hükümet kurma fikrinden bahsedilmiþ- tir. * Manda-Himaye fikri ilk defa reddedilmiþ, baðým- sýzlýðýn “kayýtsýz þartsýz” gerçekleþeceði belirtil- miþtir. * Ýstanbul Hükümeti’nin çalýþmalarýnýn denetlene- bilmesi için Mebuslar Meclisi’nin açýlmasý karar- laþtýrýlmýþtýr. * Doðu illerinde kurulan ulusal cemiyetler birleþtiril- di. Böylece doðuda birlik ve beraberlik saðlandý. * Alýnan kararlarý uygulamak üzere bir Temsilciler Heyeti kuruldu. * Kongrede alýnan kararlar Milli Mücadelenin teme- lini oluþturmuþtur. * Ýlk kez azýnlýklara verilen ayrýcalýklarý gündeme getirilmiþtir. BALIKESÝR - ALAÞEHÝR KONGRESÝ * Bu kongreler Sivas kongresinde örgütlenmeyi ko- laylaþtýrdý. Alýnan kararlar ve sonucunda yapýlan çalýþmalarla Batý Cephesinin kurulmasý saðlandý. SÝVAS KONGRESÝ (4-11 EYLÜL 1919) * Ülkenin çeþitli yerlerinden seçimle gelen delege- lerin katýlýmý ile toplanmýþ ulusal bir kongredir. * Erzurum Kongresi kararlarýný bütün vatan için ge- çirli hale getirmiþtir. * Temsilciler kurulu ilk yürütme yetkisini Ali Fuat Pa- þa’yý Batý Cephesi Kuva-yý Milliye Genel kuman- danlýðýna tayin ederek kullandý. * Ayrý ayrý çalýþan cemiyetlerin birleþtirilmesiyle ulu- sal güçler bir araya getirildi. Merkezi otorite sað- landý. * Ulusal meclise yönelik çalýþmalar hýzlandý. * Saltanatýn üstünde milli egemenliðin varlýðý kabul edildi. * Manda ve Himaye kesin olarak reddedilmiþtir. * Kongreden sonra Damat Ferit Paþa’nýn istifasý Anadolu hareketinin ilk siyasi baþarýsýdýr. * Ýstanbul Hükümeti Salih Paþa’yý Amasya’ya gön- dermekle (20 - 22 EKÝM 1919) Anadolu hareketi- nin varlýðýný resmen kabul etmiþtir. * Artýk Ýstanbul hükümeti tavrýný Anadolu’ya göre düzenlemeye baþlamýþtýr. * Ýstanbul Hükümeti, Mebuslar Meclisi’nin açýlmasý dýþýndaki kararlarý kabul etmemiþtir. * Meclisin Ýstanbul dýþýnda bir yerde toplanmasý fik- ri Kanun-i Esasiye aykýrý olduðu gerekçesiyle ka- bul edilmemiþtir. * Ulusal direniþin gözardý edilemeyeceði ispatlan- mýþtýr. TEMSÝL HEYETÝ’NÝN ANKARA’YA GELMESÝ (27 ARALIK 1919) Mustafa Kemal, Meclis’i Mebusan’ýn, Ýstanbul’da toplanmasýndan dolayý Ulusal Ýrade’nin hakým olamayacaðýný savunmuþ, ancak Meclis-i Mebu- san’ýn Ýstanbul’da toplanmasý kararýnýn alýnmasý üzerine Temsil Heyeti Ankara’ya gelerek Mebusan Meclisi’nin çalýþmalarýný yakýn takibe almýþtý. * Misak-ý Milli ile (28 OCAK 1920) ulusal ve bölün- mez Türk vatanýnýn sýnýrlarý çizilmiþtir. * Erzurum ve Sivas kongrelerinde alýnan kararlar Osmanlý Mebuslar Meclisi tarafýndan da kabul edilmiþtir. * Kapitülasyonlar, Boðazlar, dýþ borçlar ve azýnlýk haklarý ile ilgili sorunlar gündeme getirilmiþtir. * Türk milletinin kabul edebileceði barýþ þartlarý be- lirtilmiþtir. * Türk milleti baðýmsýzlýk þuuruna ulaþmýþ ve millet olarak asgari haklarý istenmiþ. * Misak-ý Milli ile belirlenen sýnýrlar Lozan Barýþ Ant- laþmasý ve sonrasý deðiþikliklerle bugünkü sýnýrla- rýmýzý oluþturmuþtur. * Misak-ý Milli’nin kabul edilmesi Ýstanbul’un anlaþ- ma Devletleri tarafýndan iþgal edilmesine neden olmuþtur. (16 mart 1920) Bu da Ankara’da yeni bir meclisin açýlmasýna zemin hazýrlamýþtýr. Pratik Tarih 45 KURTULUÞ SAVAÞINDA CEPHELER Pratik Tarih 46 SEVR VE LOZAN BARIÞ ANTLAÞMALARI I II III III III V V VII VI VI IV I II III IV V VI VII Pratik Tarih 47 ÝNKILAP TARÝHÝ Bugünümüz dünün, yarýnýmýz dünün ve bugünün etkisi altýndadýr. I. TBMM DÖNEMÝ * Mustafa Kemal, Ýstanbul’da toplanacak Meclisin Ulusal ira- deyi tam olarak belirleyemeyeceðini belirtmiþ ve Ýstan- bul’un iþgali de bunu ispatlamýþtýr. * Ýstanbul’un iþgali üzerine Temsil Heyeti 19 Mart 1920’de ya- yýnladýðý genelgede þunlarýn yapýlmasýný istedi: 1. Ýstanbul’la olan tüm baðlar kesilecek. 2. Anadolu’dan Ýstanbul’a gidecek herþeye el konulacak. 3. Anadolu’daki Ýtilaf subaylarý tutuklanacak. 4. Ankara’da milli bir meclis toplanacak. Bu amaçla seçimler yapýlacak. 5. Daðýlmýþ Mebuslar Meclisi üyeleri yeni meclise katýlabilir. * Bazý yerlerdeki engellemeler dýþýnda seçimler yapýldý. * 23 Nisan 1920’de TBMM açýldý. Ankara’ya gelen milletvekil- leri 3 gruptan oluþuyordu: 1. Mustafa Kemal Paþa’nýn genelgesi ile yapýlan seçimle be- lirlenenler. 2. Osmanlý Mebuslar Meclisi’nden gelenler 3. Sürgünden dönen 14 milletvekili Özellikleri * TBMM’nin açýlmasýyla Temsilciler Kurulu sona ermiþtir. * Kurucu bir meclistir. Ancak farklý görüþlere sahip olan millet- vekilleri arasýnda birliði bozmamak için “Olaðanüstü Yetkile- re Sahip Meclis” adý kullanýlmýþtýr. * Azýnlýk unsuruna yer verilmediði için milli bir meclistir. * Her türlü görüþ temsil edildiðinden demokratik bir yapýya sahiptir. Bu farklýlýðý birleþtiren ortak amaç vatanýn iþgalden kurtarýlmasýdýr. * Ýhtilalci bir yapýya sahiptir. * Seçimle oluþan ve milli iradeye dayanan bir meclistir. AÇILMASI 24 Nisan Önergesi Kararlar 1. Hükümet kurmak gereklidir. Yorum: Ýstanbul Hükümeti’nden baþka bir hükümetin kurul- masý istenmiþtir. 2. Geçici kaydýyla bir hükümet reisi tanýmak veya padiþah kaymakamý atamak doðru deðildir. Yorum: Meclisin kararlarýnda baðmsýz olduðu, kurulacak hükümetin sürekli olacaðý belirtilmiþtir. 3. Milli iradeyi hakim kýlmak esastýr. TBMM’nin üstünde güç yoktur. Yorum: Osmanlý yönetimi yok sayýlmýþ, millet egemenliði gerçekleþmek istenmiþtir. 4. Güçler birliði (yasama-yürütme-yargý) Meclis’e aittir. Meclis reisi hükümetin de reisidir. Yorum: Güçler birliði ilkesi ve Meclis Hükümeti sistemi ka- bul edilmiþtir. 5. Padiþah ve halifenin durumu bulunduðu baskýdan kurtul- duktan sonra meclis tarafýndan belirlenecektir. Yorum: TBMM vatýnýn kurtuluþuna öncelik verdiði için ayrý- lýk çýkaracak tavarlýrdan kaçýnýlmýþtýr. Teþkilat-ý Esasiye (1921 Anayasasý) * Laik bir anayasa deðildir. * I. Ýnönü Zaferi’nden sonra kabul edildi. * Öncesinde Kanun-i Esasi yürürlükteydi. * Mustafa Kemal’in 13 Eylül 1920’de verdiði önerge daha sonra “Teþkilat-ý Esasi’ye Kanunu olarak kabul edildi. I. TBMM’nin Faaliyetleri * TBMM açýlmýþtýr (23 Nisan 1920) * Hiyanet-i Vataniye Kanunu çýkarýlmýþtýr. (29 Nisan 1920) * Ýstiklal Mahkemeleri kurulmuþtur. (11 Eylül 1920) * TBMM ilk anayasasý olan Teþkilat-ý Esasiye’yi kabul etmiþtir. (20 Ocak 1921) * Ýstiklal Marþý kabul edilmiþtir. (12 Mart 1921) * Saltanat kaldýrýlmýþtýr. (1 Kasým 1922) * Ýzmir Ýktisat Kongresi toplanmýþ ve Misak-ý Ýktisadi kabul edilmiþtir. (18 Þubat - 4 Mart 1923) * Lozan Barýþ Antlaþmasý imzalanmýþtýr. (24 Temmuz 1923) ÇALIÞMALARI Nedenleri * Ýstanbul’un iþgalinden sonra TBMM’nin açýlmasý * Ýstanbul Hükümeti’nde deðiþiklik (Damat Ferit Paþa) * Fetva ilaný * Ýstanbul Hükümetinin kýþkýrtmasý * Boðazlara tampon bölge oluþturmak * Asker kaçaklarýnýn otorite boþluðundan yararlanmak iste- meleri * Fikir suçlamalarý (Bolþevik - Ýttihatçý) * Azýnlýklarýn baðýmsýzlýk düþüncesi TBMM’ye karþý ayaklanmalar 1. Doðrudan Ýstanbul Hükümeti tarafýndan çýkarýlanlar. * Anzavur ayaklanmasý * Kuvay-ý Ýnzibatiye ayaklanmasý 2. Ýstanbul Hükümeti ve iþgalcilerin kýþkýrtmasýyla çýkan ayaklanmalar. * Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarý ayaklamasý * Yozgat Ayaklanmasý * Afyon Ayaklanmasý * Konya Ayaklanmasý 3. Azýnlýklarýn çýkardýðý ayaklanmalar * Ermeni ve Rum ayaklanmalarý 4. Kuvay-ý Milliye taraftarý olup sonradan ayaklananlar. * Demirci Mehmet Efe Ayaklanmasý * Çerkez Ethem Ayaklanmasý TBMM nin isyanlara karþý aldýðý önlemler * Hiyanet-i Vataniye Kanunu çýkarýldý. * Ýstiklal Mahkemelerini kurdu. * Kuvay-ý Milliye kaldýrýldý. * Ýstanbul’la haberleþme kesildi. * Fetvalar yayýnladý. Sonuçlarý : * Kurtuluþ Savaþý’nýn kazanýlmasý gecikti. * Yunanlýlar Batý Anadolu’da ilerledi. AYAKLANMALAR Paris Barýþ Konferansý’nda Ýttifak Devletleri’yle imzalanacak barýþ antlaþmalarý hazýrlanýrken Osmanlý Devleti’nin Barýþ Antlaþmasý ise gecikmiþtir. Gecikme Nedenleri 1. Osmanlý topraklarýnýn paylaþýlamamasý 2. Batý Anadolu’nun Yunanlýlara verilmesi ve Ýngiltere ile Ýtalya arasýnda anlaþmazlýk çýkmasý 3. Türk Milletinin tepkisi (Ýþgallere karþý) 4. Wilson ilkelerine karþý alýnan tedbirler. * Ýtilaf devletlerinin arasýndaki anlaþmazlýklarýn çözümlenme- sinden sonra; * San Remo4da 18-26 Nisan 1920’de bir araya gelen Ýngiliz, Fransýz ve Ýtalyan temsilcileri kesin barýþýn esaslarýný belirle- diler. * Osmanlý Devleti’ne yapýlan baský sonunda (Yunan Ýþgali) Sevr Barýþ Antlaþmasý imzalandý. * 11 Nisan 1920’de Meclis-i Mebusan kapatýldýðý için padiþa- hýn topladýðý saltanat þurasý antlaþmayý onayladý. Önemi Osmanlý Devleti’nin bütün stratejik noktalarý iþgal edilmiþtir. * Osmanlý Devleti Orta Anadolu’ya sýkýþtýrýlmýþ ve yok sayýl- mýþtýr. * Boðazlar uluslararasý bir komisyonla yönetilecek. * Azýnlýklar üzerindeki bütün haklarýný kaybetmiþtir. * Anadoluda birlik ve beraberlik yeni devletler kurdurularak bozdurulmuþtur. * Osmanlý Devleti’nin hukuki varlýðý devam etmiþ ama siyasi varlýðý sona erdirilmiþtir. * Osmanlý Devleti askeri yönden sýnýrlandýrýldý ve savunmasýz hale getirildi. * Osmanlý ekonomik baðýmsýzlýðýný kaybetti. Sonuç * Hukuki geçerliliði yoktur. * Çok aðýr þartlar milletin direniþini artýrmýþtýr. * TBMM sert tepki göstermiþ ve imzalayanlarý vatan haini oa- rak ilan etmiþtir. SEVR BARIÞ ANTLAÞMASI ÝNKILAP TARÝHÝ Pratik Tarih 48 * Kanun-i Esasi Mithat Paþa tarafýndan hazýrlanmýþtýr. II. Abdülhamit tarafýndan ilan edilmiþtir. * Ýstanbul Konferansý’nýn toplanmasý sýrasýnda ilan edil- miþtir. (23 Aralýk 1876) (Jön Türkler) * Egemenlik haklarý padiþahta toplanmýþtýr. * Türk tarihinde ilk anayasadýr. Kanun-i Esasi’nin Bazý Maddeleri : * Osmanlý Devleti’nin yönetim þekli Meþrutiyettir. * Padiþah’ýn yanýnda iki meclis vardýr. 1. Ayan Meclisi 2. Mebusan (avam) Meclisi * Ayan Meclisi Üyeleri padiþah tarafýndan atanýr ve ömür boyu mecliste kalýrlar. * Mebusan Meclisi üyeleri dört yýlda bir seçilir. * Bakanlar Kurulu padiþaha karþý sorumludur. * Meclisi açmak ve kapamak padiþaha aittir. * Kanun teklifini yalnýz hükümet yapabilir. * Barýþ antlaþmalarýný padiþah onaylar. * Padiþahýn izni olmadan hiçbir kanun mecliste görüþü- lemez. * Yasama yetkisi Ayan ve Mebusan Meclisi’ne aittir. * Yürütme yetkisi Padiþah ve Bakanlar Kurulu’na aittir. * Padiþah, uygun gördüðü durumlarda meclisi feshe- debilir, milletvekillerini sürgüne gönderebilir. I. Meþrutiyet ve Kanun*i Esasinin Önemi * Osmanlý’da halk ilk kez yönetime katýlmýþ; halk seç- me, seçilme ve temsil hakkýný kullanmýþtýr. (Milli irade sýnýrlý) * Azýnlýklar da meclise girmiþ ve mecliste müslüman ol- mayan üye sayýsý müslüman üyelerin sayýsýný geçmiþtir. II. Meþrutiyet’in Ýlaný ile Kanun-i Esasi’de Yapýlan Bazý Deðiþiklikler (1908) * Bakanlar, Mebusan Meclisi’ne karþý sorumlu olmuþtur. * Barýþ antlaþmalarýný Mebusan Meclisi’nin onaylama- sý kararlaþtýrýlmýþtýr. * Padiþah’ýn meclisi açma, kapama ve üyeleri sürgüne gönderme yetkileri kýsýtlanmýþtýr. * Basýna geniþ özgürlükler verilmiþ, sansür kaldýrýlmýþtýr. * Hükümet üyelerini sadrazam seçmeye baþlamýþtýr. * Siyasi partiler kurulmuþtur. Not : II. Meþrutiyet’ten sonra Kanun-i Esasi’de yapýlan deðiþikliklere padiþahýn yetkileri daha da kýsýtlanmýþ ve meclise dayalý bir yönetime geçilmeye çalýþýlmýþtýr. KANUN-Ý ESASÝ 23 madde bir geçici bölümden oluþur. Ola- ðanüstü durum için hazýrlandýðýndan geniþ kapsamlý deðildir. Temel hak ve hürriyetlere yer verilmemiþtir. Gerekli durumlarda Kanun- ý Esasi’nin uygulanmasý uygun görülmüþtür. Millet egemenliðini yansýtan ilk siyasi belge- dir. Ýçeriði * Egemenlik kayýtsýz þartsýz milletindir. * Yasama, Yürütme ve Yargý mecliste toplanýr. * Þer’i hükümler meclis tarafýndan uygulanýr. * Bakanlar meclis tarafýndan seçilir. * Vekiller iki yýlda bir seçilir. * Türkiye Devleti TBMM tarafýndan yönetilir. Hükümeti “TBMM Hükümeti” adýný alýr. * TBMM Baþkaný Ýcra Vekilleri Heyeti’nin de baþkanýdýr. * Ýcra Vekilleri Heyeti içlerinden birini kendileri- ne baþkan seçer. Özellikleri * Bir geçiþ dönemi ve uyum anayasasýdýr. * Laik bir anayasa deðildir. * Kuvvet ve yetkinin kaynaðý millettir. * Meclisin üstünde güç yoktur. * Bu anayasadaki en önemli deðiþiklik cumhu- riyetin ilaný ile yapýlmýþtýr. * Yeni devletin hukuken kurulduðunu belgele- miþtir. * TBMM’nin meþruluðunu tanýtýr. * Amasya genelgesinden sonra geliþen ruh resmi hüviyet kazanmýþtýr. * Osmanlý Devleti yerine Türkiye Devleti tabiri benimsenmiþtir. * TBMM’nin gücünü ve etkinliðini artýrmýþtýr. * Bu anayasa meclis hükümeti sistemini ön- görmektedir. * Milli egemenlik ilkesini yasallaþtýrmýþtýr. Eksikliði * Kiþi hak ve özgürlüklerine deðinilmemiþ- tir. * Yargý iþleri düzenlenmemiþtir. 1921 ANAYASASI (TEÞKÝLAT-I ESASÝYE) * Egemenlik kayýtsýz þartsýz milletindir. * Devletin þekli cumhuriyettir. * Devletin dini Ýslam, baþkenti Ankara, dili Türkçe’dir. Özellikleri * Güçler birliði ilkesi geçerliliðini korumaktadýr. * Meclis hükümeti sistemi ile parlementer sis- tem arasýnda bir geçiþtir. * Kiþi hürriyeti baþkasýnýn hürriyetinin baþladý- ðý yerde biter. * Vekiller 4 yýlda bir seçilir. Seçme yaþý 22, se- çilme yaþý ise 30’dur. * Cumhurbaþkaný 4 yýlda bir seçilir. Cumhur- baþkanlýðýna ikinci kez seçilebilir. * Seçme ve seçilme erkeklere aittir. * Vatandaþlar kanun önünde eþittir. * Kabine sistemi geçerlidir. * Cumhuriyet sistemi deðiþtirilemez. * Kanun-ý Esasi kesin olarak yürürlükten kalk- mýþtýr. * En uzun ömürlü anayasadýr. * En fazla deðiþikliðe uðrayan anayasadýr. 1924 Anayasasý’nda Yapýlan Deðiþiklikler 1928: Anayasadan “Devletin dini Ýslamdýr” ta- biri çýkarýldý. 1934: Kadýnlarýn siyasi haklarý anayasaya alýndý. 1937: Atatürk ilkeleri anayasaya alýndý. 1945: Anayasanýn dili sadeleþtirildi. 1952: Anayasanýn dili eski haline çevrildi. Not: 1934’te seçme yaþý 22’den 18’e indirildi. Seçilme yaþý ise 30 olarak kabul edildi. Not: Yürütmeyi hükümete býrakmasý yönüy- le, 1924 anayasasý 1921 anayasasýndan ayrý- lýr. Not: Ýnkýlaplar gerçekleþip, rejim yerleþtikçe 24 anayasasýnda deðiþim oldu. 1924 ANAYASASI 27 Mayýs 1960 ihtilali sonucunda hazýrlan- mýþtýr. Meclis çoðunluðunu hakim kýlan ana- yasa (1924 anayasasý) kaldýrýlarak yerine sivil ve askeri bürokrasiyi etkin kýlan 1961 anaya- sasý hazýrlandý. Özellikleri * Kuvvetler ayrýlýðý prensibi benimsendi. * Cumhuriyet senatosu kuruldu. * Nisbi temsil sistemi benimsendi. * Kiþisel hak ve hürriyetlere geniþ yer verildi. * Cumhuriyetin nitelikleri deðiþmez kabul edil- di. * Anayasa Mahkemesi kuruldu. * Sosyal hukuk devleti anlayýþý benimsendi. * Siyasi iktidarýn uygulamalarýna karþý oluþtu- rulmuþ bir anayasasýdýr. * Tam bir parlamenter sistem benimsenmiþtir. * Cumhurbaþkanlýðý sembolikleþtirildi. * Üniversiteler, TRT ve DPT gibi konular ele alýndý. * MGK, Anayasa Mahkemesi, Kanun Hükmün- de Kararname çýkarma Yüksek Savcýlar Ku- rulu, Yüksek Hakimler Kurulu ve Askeri Yük- sek Ýdare Mahkemesi gibi kurumlar oluþtu- ruldu. * Meclis 450 üyeden; cumhuriyet senatosu 150 üye ve cumhurbaþkanýnýn atadýðý 15 üyeden oluþuyordu. * Vekiller 4 yýlda bir seçilirken; senatörler 6 yýl- da bir seçilecekti. * Ýlk kez siyasi partiler ile ilgili haklar anayasa- ya girdi. 1961 ANAYASASI ANAYASALAR 12 Eylül 1980’de hazýrlandý. 1982’de yapýlan referandum hem anayasayý hem de cumhur- baþkanýný belirledi. Özellikleri * Tek meclise dönülmüþtür. * Cumhuriyet senatosu kaldýrýldý. * Milletvekili sayýsý 400 olarak belirlendi. * Milletvekili seçimleri 5 yýlda bir, cumhurbaþ- kaný seçimi ise 7 yýlda bir olarak belirledi. * Yürütmeyi güçlendirmeye çalýþmýþtýr. * 1961 Anayasasýndan daha kapsamlýdýr. * 1987’de milletvekili sayýsý 450’ye çýkarýlmýþtýr. * Cumhurbaþkaný sembolik olmaktan çýkarýl- mýþtýr. (Yetkileri artýrýlmýþtýr.) Not: Günümüzde milletvekili sayýsý 550’dir. Milletvekili sayýsýnýn deðiþmesinde nüfus artý- þý ve idari yapýlanmadaki deðiþiklikler etkili olmuþtur. Anayasalarýn Ortak Özellikleri (21–24–61–82) 1. TBMM’nin üstünlüðü 2. Cumhuriyetin deðiþtirilemez olmasý 3. Ulusal egemenliði herþeyin üstünde tutma 4. Cumhuriyet’in nitelikleri, devlet bütünlüðü, bayrak, resmi dil, baþkent deðiþtirilemez. 1982 ANAYASASI Pratik Tarih 49 ÝNKILAP TARÝHÝ Her bilim, kendi alanýyla ilgili bilgilere tarihsel boyutuyla ilgilenmek zorundadýr. KURTULUÞ SAVAÞI’NDA CEPHELER Mondros Ateþkes Antlaþmasý’yla Osmanlý Devleti kayýtsýz-þart- sýz teslim olmuþ, fiilen sona ermiþtir. Ýþgallerden sonra Anado- lu’da Kuva-yý Milliye birlikleri oluþmuþtur. Kuva-yý Milliye’nin Faydalarý 1. Düþman iþgalini yavaþlatmýþ ve yýpratmýþtýr. 2. Ýç isyanlarýn bastýrýlmasýnda etkili olmuþtur. 3. Düzenli ordunun oluþmasýna zemin hazýrlamýþtýr. 4. Milli þuurun oluþmasýnda etkili olmuþtur. Kuva-yý Milliye’nin Zararlarý * Düþman iþgalini tamamen durdurma ve düþmaný yurttan kov- mada yetersiz kalmýþtýr. * Halktan zorla asker, malzeme, para toplayýp yargý ve infazda bulunmasý halkýn tepki göstermesine sebep olmuþtur. * Kuva-yý Milliye’nin Gediz Muharebesi’nde Yunanlýlara yenil- miþtir. Not: Ýþte bu nedenlerden dolayý özellikle batý cephesinde dü- zenli bir orduya ihtiyaç duyuldu. Not: I. Ýnönü Savaþý öncesi Kuva-yý Milliye birlikleri düzenli or- duya dönüþtürüldü. (Baþýna Ýsmet Paþa getirildi.) Düzenli Ordunun Kurulmasýný Zorlaþtýran Olaylar 1. Asker kaçaklarý 2. Padiþahýn askerliði kaldýrdýðý propogandalarý 3. Balkan ve I. Dünya Savaþlarýnýn getirdiði savaþ yorgunluðu 4. Kuva-yý Milliye’nin, özellikle de Çerkez Ethem’in düzenli ordu- nun kurulmasýna karþý çýkmasý ERMENi SORUNU * Ermeni Sorunu ilk kez 1878 Berlin Antlaþmasý’nda yer aldý. * I. Dünya Savaþý’nda 1915 Ermeni Tehcir Kanunu ile Doðu Anadolu’daki Ermeniler Suriye’ye yerleþtirildi. * Rus ordusuyla birlikte gelen Ermeni Alaylarý 1918 Brest-Litowsk Antlaþ- masý’ndan sonra baþý boþ kaldý ve katliamlarý arttýrdý. * 1918 Mondros Ateþkes’inde kullanýlan “Ermeni Vilayetleri” ifadesi Er- menistan Devletine zemin hazýrladý. * Paris Barýþ Konferansý’nda Ermeniler, Ermenistan Devleti için uluslara- rasý destek saðladýlar. Bunu Wilson Ýlkeleri’ne dayandýrdýlar. * Harbord Raporu ile bölgede Ermenilerin çoðunluk oluþturmadýðý ilan edildi. (1919) Not: Kazým Karabekir’in XV. kolordusunun kazandýðý Kars Zaferi, TBMM’nin ilk zaferi oldu. Sonuçta anlaþma imzalandý. GÜMRÜ ANTLAÞMASI (ERMENÝSTAN - TBMM, 3 ARALIK 1920) 1. Aras Nehri - Çýldýr Gölü hattý sýnýr kabul edilecek. 2. Ermeniler Doðu Anadolu’daki iddialarýndan vazgeçecek 3. Kars, Sarýkamýþ ve Iðdýr TBMM’de kalacak. 4. Ermenistan Sevr’i tanýmayacak. 5. Tehcir edilmiþ Ermeniler altý ay içinde Türkiye’ye geri dönebilecek. ÖNEMÝ * Türk ordularý ilk askeri baþarýyý Doðu Cephesinde Ermenilere karþý ka- zandý. * Yeni Türk Devleti’nin uluslararasý ilk siyasi baþarýsý Gümrü Antlaþmasý’dýr. * Misak-ý Milli’nin bir kýsmý gerçekleþti. * Ermenistan, TBMM’nin siyasal varlýðýný kabul ederek antlaþma yapan ilk devlet olmuþtur. * Ermeniler, Sevr’i tanýmayarak Türk topraklarýndaki iddialarýndan vaz- geçmiþlerdir. * Ermeni meselesi ortadan kalkmýþtýr. * Sovyet Rusya yardýmý için yol açýlmýþtýr. * Batý ve Güney cepheleri güçlenmiþtir. * Dýþ iliþkilerimiz canlanmýþtýr. Batum Antlaþmasý (TBMM-Gürcistan, 23 Þubat 1921) * Ardahan, Artvin ve Batum’u Türk devletine býrakýlmýþtýr. Not: Sovyet Rusya 1921’de Ermenistan-Gürcistan’ý iþgal ettiði için bu sýnýr yeniden düzenlenecek. * Mondros Ateþkes Antlaþmasý’nýn 7. maddesine dayanan Ýngilizler Ocak 1919 yýlýndan itibaren Urfa, Antep, Maraþ’ý iþgal etmiþlerdir. * Ýngiltere ve Fransa 15 Eylül 1919’da aralarýnda yeni bir anlaþma yaptýlar. Anlaþma gereði bu bölgeler Fransýzlara býrakýldý. * Fransýzlar iþgallerine güç katmak ve halký sindirmek amacýyla Ermenile- ri silahlandýrdýlar. Ermeniler Anadolu halkýna zulüm yaptýlar. Bu nedenle Güney Anadolu’da topyekün bir halk mücadelesi baþladý. Not: Güney Anadolu’daki halk mücadelesi geniþ boyutlara ulaþtý. 11 Þu- bat 1920’de Maraþ, 10 Nisan 1920’de Urfa düþman iþgalinden kurtarýldý. 11 Nisan 1920’de kuþatýlan Antep bir yýllýk bir kuþatmadan sonra 9 þubat 1921’de Fransýz iþgaline uðradý. Fransýzlar Güney cephesinde baþarýlý olamamýþlardýr. Not: Batý Cephesinde kazanýlan Sakarya Zaferi’nden hemen sonra im- zalanan Ankara Antlaþmasý’yla Suriye sýnýrý çizildi. ANKARA ANTLAÞMASI (TBMM-FRANSA, 20 EKÝM 1921) * Taraflar arasýnda savaþ sona erecek. * Fransa, Ýskenderun ile Antakya için özel bir idare rejimi kuracak. * Adana, Urfa, Antep, Maraþ bölgesi TBMM’nin denetiminde kalacak. ÖNEMÝ * Ýtilaf Devletleri bloðu parçalanmýþtýr. * Misak-ý Milli’den ikinci kez ödün verilmiþtir. * Doðu Cephesi’nden sonra Güney Cephesi’de kapanmýþtýr. * Türk Kurtuluþ Savaþý’nýn kazanýlma yolunda olduðu ispatlanmýþtýr. * Ýlk defa bir Ýtilaf Devleti, TBMM ile antlaþma yapmýþ, yeni Türk Devleti’ni tanýmýþtýr. Not: Ýtalyanlar ise II. Ýnönü Zaferi’nden sonra 5 Temmuz 1921 Anado- lu’da iþgal ettikleri yerleri boþaltmýþlardýr. DÜZENLÝ ORDUNUN KURULMASI CEPHELER DOÐU CEPHESÝ GÜNEY CEPHESÝ ÝNKILAP TARÝHÝ Pratik Tarih 50 * Ýlk Kuvay-ý Milliye birlikleri Ýzmir’in iþgalinden sonra Batý Anadolu’da kuruldu. * Balýkesir-Alaþehir kongrelerinde Batý Cephe- si kuruldu. Yerel Cepheler oluþturuldu 1. Ayvalk 2. Aydýn 3. Soma 4. Nazilli 5. Bergama 6. Akhisar * Sivas Kongresi’nde Ali Fuat Paþa Batý Cep- hesi Umum Kuvay-ý Milliye komutaný olarak atandý. * Ali Fuat Paþa, 24 Ekim 1920’deki Gediz Mu- harebesini kaybetmesi ve Kuvay-ý Milliye bir- liklerinden düzenli ordu kuramamasý nede- niyle görevinden alýndý. * Albay Ýsmet Bey’in Batý Cephesi’ne atanma- sýyla düzenli birlikler kuruldu. * TBMM’nin kurduðu düzenli birliklerin ilk mü- cadelesi Çerkes Ethem kuvvetlerine karþý baþladý, fakat bu sýrada ilerleyen Yunan bir- likleriyle de savaþýlarak I. Ýnönü Zaferi kaza- nýldý. * I. Ýnönü Zaferi’nden hemen sonra Çerkes Et- hem Ýsyaný 22 Ocak 1921’de kesin olarak bastýrýldý. BATI CEPHESÝ I. ÝNÖNÜ SAVAÞI Bu savaþta Yunanlýlar ile mücadele edilmiþtir. Büyük devletler Sevr kararlarýný TBMM’ne zorla kabul ettirebilmek için Yunanlýlarý kullan- dýlar. Ancak Yunanlýlar düzenli ordu karþýsýn- da ilk yenilgisini aldý, halkýn morali ve TBMM güveni arttý. TBMM’nin otoritesi yükseldi. I. Ýnönü Savaþý Sonrasý Geliþmeler * Türk Devletinin ilk anayasasý olan Teþkilat-ý Esasiye kabul edildi. (20 Ocak 1921) * Ýtilaf Devletleri TBMM’ni Londra Konferan- sý’na doðrudan çaðýrarak onu hukuken taný- mýþ oldular. (23 Þubat - 12 Mart 1921) * Afganistan ile yapýlan dostluk antlaþmasý so- nucunda TBMM’ni tanýyan ilk Müslüman dev- let Afganistan olmuþtur. (1 Mart 1921) * Ýstiklal Marþý’mýz kabul edildi. * SSCB ile yapýlan Moskova Antlaþmasý sonu- cunda, TBMM’yi tanýyan Sevr’i kabul etme- yen, kapitülasyonlarý kaldýran ilk batýlý devlet Rusya oldu. (16 Mart 1921) II. ÝNÖNÜ SAVAÞI * TBMM’nin Londra Konferansý’nda Sevr’i ka- bul etmemesi üzerine I. Ýnönü yenilgisiyle Yu- nanlýlarýn kaybolan prestijlerini kurtarmak için henüz taarruz gücüne ulaþamayan Türk ordusuna son darbeyi vurmak. * 23 Mart’ta baþlayan Yunan Taarruzunu Türk ordusu bir kez daha durdurdu. * Ýtalyanlar iþgal ettikleri yerlerden çekilmeye baþladý (5 Temmuz 1921) * Fransýzlar TBMM ile görüþmelerde bulunmak üzere Ankara’ya temsilci gönderdi. Not : I. ve II. Ýnönü Savaþlarý’nýn kurtuluþ sa- vaþý’ndaki önemli düþmaný oyalayarak zaman kazandýrmak olmuþtur. I. ÝNÖNÜ VE II. ÝNÖNÜ SAVAÞLARI * Yunan ordusunun Ýnönü Savaþlarý’nýn intika- mýný almak, Türk ordusunun taarruz gücünü kazanmasýna fýrsat vermeden, Ankara’ya ka- dar olan yerleri iþgal etmek ve böylece Ýtilaf Devletleri’nin yeniden desteðini kazanmak istemesi sonucu harekete geçmesi ile Kütah- ya, Afyon, Eskiþehir Yunan iþgaline uðradý. * Bunun üzerine Mustafa Kemal Paþa ordunun daha fazla yýpranmasýný engellemek amacýy- la Sakarya’nýn doðusuna çekilmesi emrini verdi. Bu durumdan yararlanan Yunanlýlar Sakarya Nehrine kadar ilerledi. * Bunun sonucunda Ankara’nýn iþgal edilebil- me tehlikesi ortaya çýktý, Kurtuluþ Savaþý’nýn kazanýlacaðý ümidi tehlikeye düþtü, Mustafa Kemal’e karþý muhalefet arttý. * Mustafa Kemal’e Baþkomutanlýk yetkisi veril- di. (5 Aðustos 1921) * Böylece meclisin bütün yetkileri (Yasama, Yürütme, Yargý) Mustafa Kemal’de toplandý. * Baþkomutanlýk yetkisi 3’er aylýk uzatmalarla 2 Temmuz 1922’ye kadar geldi ve bundan sonra süresiz olarak uzatýldý. * Sakarya Savaþý’na kadar çok kýsa bir vakit olduðu için bu emirler büyük çapta ve bütün yurtta uygulanamadý. Bu emirlerin asýl fay- dasý Büyük Taarruz’da görüldü. * Milli Mücadele’nin baþarýya ulaþabilmesi için ordunun silah, cephane ve diðer malzeme ihtiyaçlarýnýn karþýlanmasý gerekiyordu. TBMM Hükümeti bunlarý karþýlayacak mali olanaðý olmayýnca, halktan fedakarlýk istedi. Bunun için Mustafa Kemal 7-8 Aðustos 1921’de Tekalif-i Milliye Emirlerini yayýn- ladý. Bu emirlerin uygulanmasý sýrasýnda doðabilecek aksaklýklarý gidermek amacýyla Ýstiklâl Mahkemeleri yeniden kuruldu. ESKÝÞEHÝR-KÜTAHYA SAVAÞLARI Nedeni * Yunan Ordusunun son bir hamleye Ankara’yý iþgal ederek Milli Mücadele’yi ortadan kaldýr- mak istemesi Sonuçlarý * Yunan Ordusu son kez durduruldu. * Türk Milletinin 1683’den beri süren geri çeki- liþi son buldu. * Yunan Ordusu savunma mevzileri kurmaya baþladý. * Ýtilaf Devletleri TBMM’ne barýþ teklifinde bu- lundular, fakat kabul ettiremediler. (Paris Mu- kerreratý) * Fransýzlar ile Ankara Antlaþmasý imzalandý. (20 Ekim 1921) Böylece Güney Cephesi ka- pandý. Fransýzlar Anadolu’dan çekildi. * Kafkas Cumhuriyetleri ile 13 Ekim 1921’de Kars Antlaþmasý imzalandý. Doðu sýnýrýmýz bu antlaþma ile kesin olarak belirlenmiþtir. Doðu Sýnýrý ile Ýlgili Antlaþmalarý 1. Ayestefanos Ant ∅Çarlýk Rusya + Osmanlý 2.Berlik Ant. ∅Çarlýk Rusya + Osmanlý 3.Brest–Litowsk Ant. ∅Çarlýk Rusya + Osmanlý 4. Gümrü Ant. ∅Ermeniler + TBMM 5. Moskova Ant. ∅SSCB + TBMM 6. Kars Ant. ∅Kafkas Cumhuriyetleri + TBMM * Mustafa Kemal’e “Gazilik” ünvaný ve “Mare- þallik” rütbesi verildi. * Ýtilaf Devletlerinin Yunanlýlara olan güveni sarsýldý. * Türklerin savaþý kazanacaðý anlaþýldý. * Türk ordusunun Kurtuluþ Savaþý’ndaki en büyük kaybý bu savaþta olmuþtur. (3288 kiþi) * Yunan kuvvetleri Doðu Trakya’dan Ýstanbul’a doðru yapmak istedikleri ilerleyiþten vazgeç- miþlerdi. SAKARYA MEYDAN SAVAÞI KURTULUÞ SAVAÞI’NDA BATI CEPHESÝ Nedeni * Türk ordusunun Yunanlýlarý Anadolu’dan ata- rak Misak-ý Milli’yi kabul ettirmek için imzala- nacak barýþ antlaþmasýna zemin hazýrlamak istemesi Hazýrlýklar * Yunan ordusunun savunma hattýna karþý or- duya taarruz eðitimi verildi. * Ýtilaf Devletleri’nin barýþ teklifleri reddedildi. * Bir yýl içerisinde ordu yeniden düzenlendi. * Tekalif-i Milliye Emirleri tüm yurtta uygulandý. Sonuçlarý * 26-30 Aðustos 1922 tarihlerindeki Baþkomu- tanlýk Savaþý’nda Yunan Savunma hatlarý bo- zuldu. * 9 Eylül’de Ýzmir, 18 Eylül’de bütün Batý Ana- dolu Yunan iþgalinden kurtuldu. * Türk ordusu iþgal altýndaki Marmara ve Doðu Trakya’yý kurtarmak için Marmara’ya yöneldi. * Kurtuluþ Savaþý’nda ilk kez Ýngilizlerle savaþ yapma ihtimali doðdu. * Ýtilaf Devletleri’nin aracýlýðý ile ateþkes görüþ- meleri baþladý. * Kurtuluþ Savaþý’nýn askeri safhasý sona erdi. * Türk tarafý Lozan Barýþ Antlaþmasý için uygun bir ortam oluþturdu. BÜYÜK TAARRUZ Yugoslovya Kralý Alexandr, Atatürk’ü ziyarete geldiðinde Atatürk’e size bir sýrrýmý söyleyeceðim… dedi. Eðer, bazý Avrupa devletlerinin vaadlerine inanmýþ olsaydýk, Yunanlýlarýn yerine Anadolu’ya biz çýkacaktýk… Atatürk gülerek, Kralýn elini sýktýktan sonra; Geçmiþ olsun, Kral hazretleri!.. Dediðini biliyor muydunuz? Pratik Tarih 51 ÝNKILAP TARÝHÝ Geçmiþe bakýþ, hýzla ileriye atýlmasý için okun geriye çekilmesi gibidir. *Fransa, Ýngiltere, Ýtalya ve Türkiye temsilcileri arasýnda imzalanmýþtýr. *Yunanistan’ý Ýngiltere temsil etmiþtir. *Doðu Trakya savaþ yapýlmadan kurtarýlmýþtýr. *Osmanlý Devleti hukuken sona ermiþtir. *Ýngilizler Türklerin baþarýsýný kabul etmiþtir. *Türkiye’ye Lozan Barýþ Konferansý için teklifte bulunulmuþtur. *Fransa ateþkes sýrasýnda Türkiye tarafýný tut- muþtur. *Ýngiltere ve Ýtalya Türkiye’nin varlýðýný tanýmýþ- lardýr. MUDANYA *Altýyüz yýllýk Osmanlý saltanatý sona ermiþtir. *Türkiye’deki iki baþlýlýk ve iki hükümet sona ermiþtir. *Abdülmecit Efendi halife seçilmiþtir. *Halifelik siyasi gücünü kaybederek sembol haline gelmiþtir. *Ýkinci büyük inkýlap hareketi gerçekleþtirilmiþ- tir. *Devlet baþkanlýðý sorunu ortaya çýkmýþtýr. *Laikleþme yolunda bir adým atýlmýþtýr. SALTANAT’IN KALDIRILMASI 1. Irak Sýnýrý 2. Hatay 3. Ege Adalarý 4. Boðazlar Komisyonu 5. Dýþ Borçlar 6. Nüfus Mübadelesi 7. Yabancý okullar 1.Kapitülasyonlar 2.Azýnlýklar *Hatay sýnýrlarýmýz dýþýnda kaldý. *Irak sýnýrý çözümlenemedi. *Meriç Nehri Türkiye Yunanistan sýnýrý olarak kabul edildi. *Bozcaada ve Ýmroz dýþýndaki adalar Yunanis- tan’da kaldý. *Kapitülasyonlar kesin olarak kaldýrýldý. *Boðazlar komisyona verilerek Türkiye’nin ba- ðýmsýzlýk ve hakimiyeti sýnýrlandýrýlmýþtýr. *Düyun-u Umumiye kaldýrýldý. *Doðu Anadolu’nun Türk topraðý olduðu kabul edildi. *Bütün azýnlýklar Türk vatandaþý kabul edildi. *Yabancý Okullar Milli Eðitim Bakanlýðý’na bað- lanmýþtýr. *Patrikhane’nin siyasal ayrýcalýðý sona erdiril- miþtir. *Yunanistan savaþ tazminatý olarak Karaaðaç’ý Türkiye’ye býrakmýþtýr. *Ýtilaf Devletleri baðýmsýzlýðýmýzý ve Misak-ý Mil- li’yi tanýmýþlardýr. *Türkiye açýsýndan I. Dünya Savaþý sona ermiþ- tir. LOZAN KURTULUÞ SAVAÞI’NDA SÝYASÝ GELÝÞMELER LOZAN’DAN KALAN SORUNLAR LOZAN’DAN ÇÖZÜMLENEN MESELELER Bir gazeteci, Atatürk’e: iþlerinizde nasýl baþarýlý oluyorsunuz? diye sorduðunda “Ben bir iþte nasýl baþarýlý olacaðýmý düþünmem, O iþe neler engel olur, diye düþünürüm. En- gelleri kaldýrdým mý iþ kendi kendine yürür” Dediðini biliyor muydunuz? ÝNKILAP TARÝHÝ Pratik Tarih 52 * Yönetim þekli belirlendi. * Devlet baþkanlýðý sorunu çözüm- lendi. * Kabine sistemine geçildi. Böylece yürütme hýzlandý. * 1921 Anayasasýnda deðiþiklikler oldu. * Ulusal egemenlik düþüncesi baþa- rýlý olmuþtur. * Atatürk ilkelerinden Cumhuriyetçi- lik ilkesi ortaya çýkmýþtýr. * Laikliðe geçiþin en önemli adýmý- dýr. * Türkiye Cumhuriyeti’nin karakteri belli oldu. * Ýnkýlap sürecini hýzlandýrdý. * Ümmetçilik arayýþlarý son buldu. Milliyetçilik fikri güçlendi. * Þeriyye ve Evkaf vekaleti kaldýrýldý. (Laik devlet anlayýþýnda önemli bir adým atýldý. Diyanet iþleri ve vakýf- lar Genel Müdürlüðü kuruldu.) * Erkan-ý Harbiye-i Umumiye veka- leti kaldýrýldý. (Ordu siyasetten uzaklaþtýrýldý.) * Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi. (Eðitimde birlik saðlandý.) * Osmanlý hanedaný yurtdýþýna çýka- rýldý. * Laik bir anayasa deðildir. (1928’e kadar) * Geniþ bilgi için bkz. sayfa 48 * Ýlk siyasi partidir. * Atatürk ilkeleri parti programýna alýn- mýþtýr. * Devletçilik ilkesini savunmuþtur. * Bütün inkýlaplar bu partiye dayandý- rýlarak yapýlmýþtýr. * M.Kemal Atatürk ölene kadar partiye baþkanlýk yapmýþtýr. * 1946 yýlýna kadar tek partidir. * 1950 yýlýna kadar iktidarda kalmýþtýr. * Halkçýlýk ilkesi ortaya çýkmýþtýr. * Parti baþkanlarý cumhurbaþkanýdýr. (M. Kemal Paþa - 1923 - 1938, Ýsmet Paþa - 1938 - 1959) * Cumhuriyetçilik – Laiklik ilkeleri ön planda tutulmuþtur.) * Demokrat Parti CHP’den ayrýlan Adnan Menderes, Celal Bayar ta- rafýndan kurulmuþtur. (1946) * 1950’de iktidara gelmiþtir. * 1960’da kapatýlmýþtýr. CUMHURÝYET’ÝN ÝLANI HALÝFELÝÐÝN KALDIRILMASI 1924 ANAYASASI CUMHURÝYET HALK FIRKASI * Cumhuriyet halk fýrkasýna muha- lefet olarak kurulmuþtur. * Liberalizmi ve demokrasiyi savun- muþlardýr. * Þeyh Said Ýsyaný’ndan sonra ka- patýlmýþtýr. (5 Haziran 1925) * Çok partili hayata geçiþ için yapýlan ilk deneme baþarýsýz ol- muþtur. TERAKKÝPERVER CUMHURÝYET FIRKASI * Askerlerin milletvekili olmalarý yasaklanmýþtýr. Ordunun siyasetten ayrýlma süreci 1. 31 Mart Olayý (Fikri yönden) 2. Balkan Savaþlarý (Önem kazan- dý) 3. Erkan-ý Harbiye vekaleti’nin kal- dýrýlmasý (Ýlk adým) 4. Ordunun tamamen siyasetten ayrýlmasý (1924) ORDUNUN SÝYASETTEN AYRILMASI * Ýngilizler’in kýþkýrtmasýyla çýkmýþtýr. * Türkiye Cumhuriyetini yýk- maya yönelik ilk isyandýr. * Musul sorunu aleyhimize sonuçlandý. * Terakkiperver Cumhuriyet Fýrkasý kapatýldý. * Takrir-i Sükun kanunu çýka- rýldý. * Ýstiklal Mahkemeleri tekrar kuruldu. * Türkiye’de henüz demokra- sinin tam anlamýyla uygula- namayacaðý anlaþýlmýþtýr. ÞEYH SAÝD ÝSYANI * Mustafa Kemal’in þahsýn- da Cumhuriyet rejimine yapýlmýþ bir saldýrýdýr. MUSTAFA KEMAL’E SUÝKAST GÝRÝÞÝMÝ * Cumhuriyete ve Ýnkýlapla- ra karþý olanlar tarafýndan çýkarýlmýþtýr. * Çok partili hayata geçiþi engellemiþtir. * Cumhuriyet rejimine karþý 2. isyandýr. Not: Rejime yönelik isyan- lar þunlardýr. 1. 31 Mart olayý 2. Þeyh Sait Ýsyaný 3. Menemen Olayý MENEMEN OLAYI * Çok partili hayata geçilmesini saðlamak amacýyla Atatürk’ün isteðiyle kuruldu. * Liberalizmi savunmuþlardýr. * Kadýnlara siyasi haklarýn veril- mesi gerektiðini savunmuþtur. * Cumhuriyet’e laikliðe ve inký- laplara karþý olanlarýn partide örgütlenmeleri üzerine parti kapatýlmýþtýr. * Çok partili hayata geçiþin ikin- ci denemesi baþarýsýz olmuþ- tur. SERBEST CUMHURÝYET FIRKASI ÇOK PARTÝLÝ HAYATA GEÇÝÞ DENEMELERÝ ÇOK PARTÝLÝ HAYATA GEÇÝÞ (1946) *Ýnkýlapçý bir meclistir. *Bazý siyasi bunalýmlar bu meclis tarafýndan giderilmiþtir. *1 Ekim 1927 tarihine kadar çalýþmýþtýr. II. TBMM CUMHURÝYET DÖNEMÝ ÝÇ OLAYLARI Pratik Tarih 53 ÝNKILAP TARÝHÝ Tarih yazmak, yapmak kadar önemlidir. ÝNKILAPLAR HUKUK Medeni Kanun (17 Þubat 1926) ile birlikte Toplumsal alanda eþitlik saðlandý. Evlilik devlet kontrolü altýna alýndý. Çok kadýnla evlilik yasaklandý. Mirasta eþitlik saðlandý. Patrikhanelerin mahkeme açma yetkileri elin- den alýndý. * Türk hukuk sistemi laikleþtirildi. * Ýsviçre’den Borçlar Kanunu alýndý. (18 Mayýs 1928) * Almanya’dan Ticaret Kanunu alýndý. (10 Mayýs 1928) * Ýtalya’dan Ceza Kanunu alýndý. (1 Temmuz 1928) * Kadýnlara istediði mesleðe girme hakký tanýndý. * Hukuk birliði saðlandý. * Hukuk sistemi çaðdaþlaþtýrýldý. EÐÝTÝM * Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924) * Bütün eðitim kurumlarý Milli Eðitim Bakanlý- ðý’na baðlandý. * Yabancý ve azýnlýk okullarýnýn dini ve siyasi amaçlý öðretim yapmalarý yasaklandý. * Medreseler kapatýldý. * Eðitimin laikleþmesi alanýnda önemli bir adým atýldý. * Yeni Türk harfleri kabul edildi. (1 Kasým 1928) * Türk Tarih Kurumu açýldý. (15 Nian 1931) * Türk Dil Kurumu açýldý. (2 Temmuz 1932) * Ýstanbul’da Hukuk Fakültesi açýldý. * Ankara Ziraat Fakültesi açýldý. * Konservatuar – Güzel Sanatlar Akademisi açýldý. TOPLUMSAL * Tekke - Zaviye ve Türbelerin Kapatýlmasý (20 Kasým 1925 – Laikleþme yolunda önemli bir adým atýlmýþtýr.) * Kýlýk-Kýyafette deðiþiklik yapýldý. * Þapka Kanunu çýkarýldý. (25 Kasým 1925) * Soyadý Kanunu kabul edildi. (21 Haziran 1934) * Miladi Takvim Kabul edildi. (26 Aralýk 1925) * Uluslararasý saat kabul edildi.(26 aralýk 1925) * Uzunluk ölçülerinde deðiþiklik yapýldý. (1 Nisan 1931) * Pazar günü hafta tatili olarak kabul edildi. (1935) Kadýnlara Siyasal haklar verilmesi 1926 – Ýstediði mesleðe girme 1930 – Belediye seçimlerine katýlma 1933 – Muhtar olma 1934 – Milletvekili seçme, seçilme hakký verildi. EKONOMÝ * Ýzmir Ýktisat Kongresi (17 Þubat 1923– Misak-ý Ýktisadi kabul edildi.) * Aþar vergisi kaldýrýldý. (1925) * Tarým Kredi Kooperatifleri kuruldu. * Yüksek Ziraat Enstitüleri kuruldu. * Ziraat Bankasý geliþtirildi. * TC. Merkez Bankasý kuruldu. (1930) * Ýþ Bankasý kuruldu. (1924) * Sümerbank kuruldu. (1933) * Teþvik-i Sanayi Kanunu çýkarýldý. (1927) * I. Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý yapýldý. (1934 – 1939) Not: II. Beþ yýllýk kalkýnma planý II. Dünya Savaþý’ndan dolayý uygulanamamýþtýr. * Etibank ve MTA kuruldu. (1935) * Kabotaj Kanunu Çýkarýldý (1926) Türk ka- ra sularýnda iþletmecilik hakký sadece Türk- lere verildi. LAÝKLÝÐÝN AÞAMALARI * Saltanatýn kaldýrýlmasý (1 Kasým 1922) * Halifeliðin kaldýrýlmasý (3 Mart 1924) * Þeriye ve Evkaf Vekaleti’nin Kaldýrýlmasý (3 Mart 1924) * Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924) * Tekke ve zaviyelerin kapatýlmasý (1925) * Anayasadan “Türkiye Devleti’nin dini Ýslam- dýr” maddesinin çýkarýlmasý (1928) * Anayasa’ya laiklik ilkesinin girmesi (1937) Bir gazeteci Atatürk’e: Memleketinizde tam hürriyet varmýdýr? deyince, olmasaydý siz bu soruyu soramazdýnýz!.. Dediðini biliyor muydunuz? ÝNKILAP TARÝHÝ Pratik Tarih 54 DIÞ POLÝTÝKA 1923 - 1930 * Genelde Lozan Antlaþmasý’ndan kalan sorunardýr. * Ulusal egemenliði zedeleyen iç ve dýþ iþlerimize karýþ- maya ortam hazýrlayan konularý halletmek. 1. Musul (Irak) Sorunu * Musul Mondrostan sonra ilk iþgal edilen yerdir. * Lozan’da halledilemeyen sorunun Ýngiltere ile Türkiye arasýnda halledilmesine karar verildi. * Þubat 1925’te doðuda Þeyh Sait Ýsyaný çýktý. * Bu Türkiye’yi dýþa karþý zor durumda býraktý. * Ýngiltere uluslararasý platformda Türkiye’den Musul’u al- dý. Misak-ý Milli’den taviz verildi. * 1926’da Ankara Antlaþmasý imzalandý. 2. Yabancý Okullar Sorunu * Lozan Antlaþmasý’nda bütün eðitimin TBMM’nin deneti- minde olmasýna karar verildi. * TBMM 1925 yýlýnda yabancý okullarda, dini ayin, dini sembol ve ikonlarýnýn konulmasýný yasakladý. * Bazý derslerin Türk öðretmenlerin vermesine karar veril- di. (1926 Maarif Teþkilatý Kanunu) * Buna Fransa ve Vatikan karþý çýktý. * Bu karara uymayan okullar kapatýldý. * TBMM bunu bir iç mesele olarak kabul etti. 3. Nüfus Mübadelesi (Deðiþimi) * Lozan’da Ýstanbul’daki Rumlar ile Batý Trakya’daki Türk- ler hariç Türkler ve Rumlarýn yer deðiþtirmesine karar verilmiþti. * Yunanistan Ýstanbul’da daha fazla Rum býrakmak iste- yince sorun çýktý. * 1930 yýlýnda yerleþme tarihlerine bakýlmaksýzýn Batý Trakya ve Ýstanbul’daki bütün Türk ve Rumlarýn burada kalmasýna karar verildi. 4. Adana-Mersin Demiryolu’nun satýn alýnmasý * Fransa’dan satýn alýnarak Duyün-u Umumiye’nin etkileri sona erdirilmiþtir. Þirket millileþtirilmiþtir. 5. Dýþ borçlar * 1929 – Dünya ekonomik bunalýmýndan dolayý Fransa problem yaptý. borçlar taksitler halinde ödendi. 1930 - 1939 * Genel Politika “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesiyle özet- lenebilir. 1. Milletler Cemiyetine Giriþ (1932) * Musul Meselesi’nde Ýngiltere’nin tesirinde bulunan Mil- letler Cemiyetinin Türkiye’nin aleyhinde karar almasý Türkiye’yi olumsuz etkiledi. * Ama dünya dengelerinin deðiþmesiyle; Ýspanya, Türki- ye’nin üyeliðini teklif etti. * Yunanistan’ýnda destek vermesiyle üyelik kabul edildi. 2. Balkan Antantý (1934) * I. Dünya Savaþý’ndan sonra deðiþen dengeler dünya barýþýný tehdit etmeye baþladý. * Almanya ve Ýtalya silahlandý. * Balkanlarda caydýrýcý bir güç oluþturmak için Türkiye önderliðinde Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya’nýn katýlýmýyla bir paket kuruldu. * Batý sýnýrý güvence altýna alýndý. 3. Montrö Boðazlar Sözleþmesi (1936) * Lozan’da Boðazlarýn idaresi bir komisyon’a býrakýlmýþtý. * Bu durum Yeni Türk Devletinin egemenliðini sýnýrlandýr- mýþtý. * Dünya dengelerinin deðiþmesinden faydalanan Türki- ye bu komisyonun kaldýrýlmasýný teklif etti. * Ýsviçre’nin Montrö þehrinde toplanan konferansta bu is- tek kabul edildi. Böylece; Boðazlarda tam egemenlik gerçekleþmiþ oldu. 4. Sadabat Paktý (1937) * Ýtalya’nýn orta doðudaki emellerini engellemek amacýyla, * Türkiye’nin önderliðinde; Irak, Ýran ve Afganistan ara- sýnda bir paket imzalandý. * Doðu sýnýrý güvence altýna alýndý. 5. Hatay’ýn Türkiye’ye Katýlmasý (1939) * Kurtuluþ Savaþý’nda imzalanan Ankara Antlaþmasý ile Hatay Fransa’ya býrakýldý. * Fransa, halkýnýn çoðunluðunun Türk olmasý nedeniyle buraya farklý bir yönetim uyguladý. * Bu durum Lozan’da da devam etti. * Fransa’nýn gözetimindeki Suriye’nin baðýmsýz olmasýy- la 1938’de Baðýmsýz Hatay Cumhuriyeti kuruldu. * 1939’da Hatay meclisi Türkiye’ye baðlanmak istedi. * Türkiye bu kararý olumlu karþýladý. * 1939’da Hatay Anavatana katýldý. * Misak-ý Milli’den verilen taviz giderildi. DIÞ POLÝTÝKANIN GENEL ÝLKELERÝ * Baðýmsýzlýðýmýza saygý duyan ülkelerle iliþkileri geliþtirmek. * Milli sýnýrlarýn güvenliðini saðlamak * Uluslararasý sorunlarý hukuka dayalý barýþçý çözüm- ler getirmek * Diðer devletlerin iç iþlerine karýþmamak * Ýç iþlerimize karýþýlmasýný önlemek * Tam olarak Milli Baðýmsýzlýðý saðlamak * Uluslararasý barýþý saðlamak için oluþturulan kuru- luþlarý desteklemek veya katýlmak * Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk ulusunun ulus- lararasý alanda saygýnlýðýný artýrmak * “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesini gerçekleþtirmek ATATÜRK ÝLKELERÝ TEMEL BÜTÜNLEYÝCÝ Pratik Tarih 55 ÝNKILAP TARÝHÝ Bugünün insanýný öncekilerden ayýran özellik tarihi tecrübe farklýlýðýdýr. Cumhuriyetçilik * Egemenliðin bir kiþiye veya zümreye deðil, toplumun tümüne ait olduðu bir devlet sistemidir. * Temel ilke seçimdir. Cumhuriyetin ilkeleri doðrultusunda yapýlan inkýlap- lar • TBMM’nin açýlmasý • 1921 Anayasa’sýnýn yapýlmasý • Saltanatýn kaldýrýlmasý • Cumhuriyetin Ýlan edilmesi • Siyasi partilerin kurulmasý • Ordunun siyasetten ayrýlmasý • Kadýnlara seçme ve seçilme hakký verilmesi Milliyetçilik Atatürk milliyetçiliði; * Irkçýlýða karþýdýr. * Laiktir. * Kendini Türk kabul eden herkesi Türk kabul eder. * Birleþtiricidir. Milliyetçilik ilkesi doðrultusunda yapýan inkýlaplar • Milli Türk Devleti’nin kurulmasý • TBMM’nin açýlmasý • Ýzmir’de Ýktisat Kongresi’nin toplanmasý • Kapitülasyonlarýn kaldýrýlmasý • Kabotaj Kanunu’nun çýkarýlmasý • Türk Tarih Kurumu’nun kurulmasý • Türk Dil Kurumu’nun kurulmasý Halkçýlýk * Atatürk’ün Cumhuriyetçilik ve Milliyetçilik ilkesi ile doð- rudan ilgilidir. * Kanun önünde eþitliði kabul eder. * Hiçbir toplumsal gruba ayrýcalýk tanýmaz. * Sýnýf mücadelesini reddeder. * Bütünleyici ilkelerden milli egemenlikle doðrudan ilgili- dir. * Milli egemenlik ve demokrasinin yerleþmesini saðlamýþ- týr. Halkçýlýk doðrultusunda yapýlan inkýlaplar • Aþar vergisinin kaldýrýlmasý • Kadýnlara seçme–seçilme hakkýnýn verilmesi Devletçilik * Devletçilik anlayýþýna göre Devlet; ekonomik, sosyal ve kültürel kalkýnmanýn temel faktörüdür. * Halkçýlýðýn zorunlu bir sonucudur. * Türk halkýnýn ekonomik zayýflýðýndan dolayý Cumhuriye- tin ilk yýllarýnda Devletçilik ilkesi uygulanmýþtýr. * Piyasa ekonomisi ve özel teþebbüs hürriyetinin reddi anlamýna gelmez. Devletçilik ilkesi doðrultusunda yapýlan inkýlaplar • Teþvik-i Sanayi Kanunu • Kabotaj Kanunu • I. ve II. Beþ yýllýk Kalkýnma Planý • Bankalarýn kurulmasý Ýnkýlapçýlýk * Türk milletini son asýrlarda geri býrakan müesseseleri yý- karak yerlerine milletin en yüksek medeni gereklere gö- re ilerlemesini saðlayacak müesseseler kurmayý hedef- ler. * Ýleriye ve çaðdaþlaþmaya yöneliktir. * Diðer ilkelerin canlý kalmasýný ve devamýný saðlar. Laiklik * Din ve devlet iþleri birbirinden ayrýlmýþtýr. * Toplumun ihtiyaçlarý din kurallarýna göre deðil akýlcý ve bilimsel yolla giderilmeye çalýþýlmýþtýr. * Egemenlik ilahi kaynaklara baðlý deðildir. Laiklik ilkesi doðrultusunda yapýlan inkýlaplar • Saltanatýn ve halifeliðin kaldýrýlmasý • Þer’iye ve Evkaf vekaletinin kaldýrýlmasý • Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edilmesi • Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatýlmasý • Medeni Kanun’un kabul edilmesi • “Devletin dini Ýslamdýr” maddesinin anayasadan çýkarýl- masý. (1928) • Atatürk ilkelerinin anayasaya girmesi (1937) Ulusal Egemenlik * Egemenliðin kaynaðý millettir. * Cumhuriyetçiliðin bütünleyicisidir. Ulusal Baðýmsýzlýk * Baþka bir devlete veya milletlerarasý müesseseye baðlý bulunmamaktadýr. (Milliyetçilik) Ulusal Birlik ve Beraberlik * Milletin ortak ideallere yönelerek varlýðýný devam ettir- mesini gerektirir. (Milliyetçilik–Halkçýlýk) Yurtta Barýþ Dünyada Barýþ * Yurt içinde ve milletlerarasý barýþ ve güven içinde yaþa- mayý hedefler. (Halkçýlýk) Akýlcýlýk ve Bilimsellik * Ýnkýlap hareketleri bu çerçevede yapýlmýþtýr. * Devlet ve toplum hayatýnda bilime yer verme ve bilim deðerlendirmesini amaç olarak kabul eder. * Laiklik ilkesini kapsar Çaðdaþlaþma ve Batýlýlaþma * Ýnkýlaplarýn bir kýsmý çaðdaþlaþma ve batýlýlaþmaya yö- neliktir. Laiklik, yeni hukuk sistemi, þapka inkýlabý, harf inkýlabý gibi. (Ýnkýlapçýlýk) Ýnsan ve Ýnsanlýk Sevgisi * Türk inkýlabýnýn dayandýðý temel ilkeler hümanist bir ka- raktere sahiptir. * Halkçýlýk ve Milliyetçilik ilkeleriyle ilgilidir. II. DÜNYA SAVAÞI ÝNKILAP TARÝHÝ Pratik Tarih 56 I. DÜNYA SAVAÞI SONRASI GELÝÞMELER VE II. DÜNYA SAVAÞI I. DÜNYA SAVAÞI SONRASI BARIÞI KORUMA ÇABALARI 1. Küçük Antant * Çekoslovakya, Romanya ve Yugoslavya kendi ara- larýnda imzaladý. 2. Milletler Cemiyeti * Ýtilaf Devletleri uluslararasý barýþý korumak için Paris Barýþ Konferansý’nda Milletler Cemiyeti’ni kurmayý kararlaþtýrdýlar. (1919) * 10 Haziran 1919’da Londra’da çalýþmalarýna baþla- yan cemiyet, 10 Ocak 1920’de Cenevre’de kurul- du. 3. Locarno Antlaþmasý * Fransa’nýn Almanya’ya olan güvensizliði sonucun- da imzalandý. * Almanya, Fransa, Ýngiltere, Ýtalya, Belçika, Polon- ya ve Çekoslavakya arasýnda imzalandý. (1 Aralýk 1925) 4. Kellog Paktý * 27 Aðustos 1928’de ABD Ýngiltere, Almanya, Ýtalya, Japonya, Polonya, Çekoslavakya ve Belçika ara- sýnda Paris’te imzalandý. * Devletlerarasý iliþkilerde barýþçýl yollara baþ vurma- yý ilke edinmiþtir. SAVAÞIN NEDENLERÝ VE BLOKLAÞMA A. Nedenleri * II. Dünya Savaþýndan sonra imzalanan barýþ antlaþmalarýnýn aðýr þartlar taþýmasý * Barýþ Antlaþmalarýnda milliyetçilik ilkesine uyul- mamasý * Ýtalya’nýn I. Dünya Savaþý’nda istediklerini ala- mamasý * Japonya’nýn Avrupa’lý Devletleri Asya’dan çýkar- mak istemesi * Milletler Cemiyeti’nin büyük devletlerin çýkarlarý- na hizmet etmesi (özellikle Ýngiltere) B. Bloklaþmalar 1. Mihver Devletler (1936) * Almanya * Ýtalya * Japonya 2. Müttefik Devletler * Ýngiltere * ABD * Rusya SAVAÞ ÖNCESÝ TÜRKÝYE’NÝN FAALÝYETLERÝ 1. Balkan Antantý (9 Þubat 1934) Almanya ve Ýtalya’nýn silahlanarak dünya barýþýný tehdit etmeleri üzerine imzalandý. * Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya ka- týldý. * Arnavutluk, Ýtalya’nýn baskýsýndan dolayý Bulga- ristan ise Yunanistan ve Yugoslavya ile Makedon- ya konusundaki anlaþmazlýktan dolayý katýlmadý. * Uluslararasý barýþý koruma ve ekonomi iþbirliði amaçlanmýþtýr. 2. Akdeniz Paktý (1936) * Ýtalya’nýn saldýrgan tutumuna karþý Türkiye, Yu- nanistan, Yugoslavya ve Fransa arasýnda imzala- nan bir dostluk ve iþbirliði antlaþmasýdýr. 3. Sadabad Paktý (8 temmuz 1937) * Ýtalya’nýn Ortadoðu’ya yönelik saldýrgan tutumu- na karþý imzalanmýþtýr. * Türkiye, Ýran, Irak ve Afganistan katýlmýþtýr. SAVAÞ SONRASI BARIÞ GÝRÝÞÝMÝ VE SAVAÞIN SONUÇLARI A. BARIÞ GÖRÜÞMELERÝ 1. Birleþmiþ Milletler (1945) * Uluslararasý barýþý korumak için kuruldu. * ABD, Ýngiltere, Çin, Fransa ve Rusya’nýn veto hakký vardýr. * Bu durum devletlerin eþitliði prensibine aykýrýdýr. 2. Nato Paktý (1948) Üyelerinin güvenliðini saðlamak ve istikrarýn ge- liþmesine yardým etmek amacýyla Brüksel’de ku- ruldu. Türkiye 1952’de üye olmuþtur. 3. Varþova Paktý (1955) Natoya karþý, Sovyetler Birliði, Arnavutluk, Bulga- ristan, Çekoslavakya, D. Almanya, Macaristan, Polonya, Romanya arasýnda imzalanmýþ. 4. Balkan Paktý (1954) ABD’nin desteði ile SSCB tehdidine karþý Türki- ye, Yunanistan ve Yugoslavya arasýnda imzalan- mýþ. 5. Baðdat Paktý * Türkiye, Ýran, Irak, Pakistan ve Ýngiltere tarafýn- dan bölge barýþýný korumak amacýyla kuruldu. (1955) * Irak’ýn Pakt’tan ayrýlmasýyla adý CENTO olarak deðiþtirildi. B. SONUÇ * Demokrasi ile yönetilen devletler kazandý. (Rus- ya hariç) * Irkçýlýk etkisini kaybetti. * Sömürgecilik sona erdi. * Rusya kominist rejimini Doðu ve Orta Avrupa ile Çin’e taþýdý. * Rusya ve ABD önemli bir güç haline geldi. * Birleþmiþ Milletler kuruldu. * Almanya, Doðu-Batý olarak ikiye ayrýldý. * Ýsrail, Hindistan, Mýsýr, Pakistan, Cezayir, Tunus, Libya kuruldu. * 1948’de Filistin’de Ýsrail Devleti kuruldu. * Rusya, Çekoslavakya4yý iþgal etmiþtir. * Türkiye çok partili hayata geçti. MÝLLÝ GÜVENLÝK KURULU TÜRK SÝLAHLI KUVVETLERÝ MÝLLÝ GÜVENLÝK STRATEJÝSÝ HARP SÝLAH VE ARAÇLARI SEFERBERLÝK SÝVÝL SAVUNMA BAYRAK - SANCAK FORS VE MADALYA ASKERLÝK Pratik Tarih 57 ÝNKILAP TARÝHÝ Bugün ürettiðimiz herþeyde, geçmiþin payý büyüktür. MÝLLÝ GÜVENLÝK * Bakanlar Kuruluna danýþmanlýk yapar. * Cumhurbaþkanýnýn baþkanlýðýnda; Baþ- bakan, Genelkurmay Baþkaný, Kuvvet Ko- mutanlarý, Milli Sa- vunma, iç ve dýþiþleri ile yapýlýr. Bakanlarý ve Milli Güvenlik Ku- rulu sekreteri katýlýr. 1. Kara Kuvvetleri Komutanlýðý 2. Deniz Kuvvetleri Komutanlýðý 3. Hava Kuvvetleri Komutanlýðý 4. Jandarma Genel Komutanlýðý * Eðitim, öðretim yön- lerinden Genelkur- may Baþkanlýðý’na baðlýdýr. * Emniyet, asayiþ, gö- rev ve hizmetler yö- nüyle Ýçiþleri Bakanlý- ðýna baðlý. 5. Sahil Güvenlik Ko- mutanlýðý * Barýþta görev ve hiz- metleri yönüyle Ýçiþ- leri Bakanlýðý’na bað- lýdýr. * Savaþta Deniz Kuv- vetleri Komutanlýðýna baðlýdýr. 1. Milli Strateji * Milli menfatleri tespit ve bunlarý korumak için devletlerin takip ettiði siyasete denir. 2. Milli güç ve unsurlarý * Bir ulusun hedeflerine ulaþmak için kullanabileceði maddi ve manevi kaynaklarýn toplamýna milli güç denir. a)Siyasi güç b)Askeri güç c) Ekonomik güç d)Nüfus (demokrafik) gücü e)Coðrafi güç f)Bilimsel ve teknolojik güç g)Psiko-sosyal ve kültürel güç 3. Milli Hedef Bir milletin milli menfaatini ger- çekleþtirmesinde ulaþýlmasý gereken ve ulaþýldýktan sonra da korunup devam ettirilecek somut ve belirli amaçlardýr. a) Siyasi hedefler b) Sosyal ve kültürel hedefler c) Ekonomik hedefler d) Askeri hedefler 4. Jeopolitik Coðrafi etkenlerin politikaya te- sirine denir. 1.Deðiþen Jeopolitik Etkenler * Sosyo-kültürel * Politik * Ekonomik * Askeri * Zaman 2.Deðiþmeyen Jeopolitik Et- kenler * Ülke sýnýrlarý * Dünya üzerindeki konumu * Coðrafi karakteri; Ada, kýta, ya- rýmada, çöl, deniz, vs. Harp ve Muharebe * Muharebe, harbin bölümleridir. * Harp (Savaþ); ekono- mik ve toprak kazan- ma, göçler, dini ne- den, baðýmsýzlýk gibi sebepleri vardýr. Harp Türleri 1.Soðuk Harp * Politik * Teknolojik * Ekonomik * Psikolojik 2.Silahlý Harp * Sýnýrlý * Bölgesel * Genel * Özel I. Dünya Savaþý: * Yeni toplar, tank ve uçaklar kullanýldý. * Ýlk defa biyolojik ve kimyasal silahlar kul- lanýldý. II. Dünya Savaþý * Hava kuvvetleri, füze- ler, zýrhlý ve motorlu birlikler kullanýldý. * Ýlk defa atom bomba- sý kullanýldý. * Ülkenin madde ve manevi tüm güçlerini harbin gerektirdiði þekilde kullanma. Uygulanmasý baký- mýndan; * Genel Seferberlik * Bölgesel Seferberlik Kapsam bakýmýn- dan * Milli Seferberlik * Silahlý Kuvvetler Se- ferberliði * Düþman taarruzlarý- na, tabii afetlere, bü- yük yangýnlara, sal- gýn hastalýklara karþý alýnan her türlü silah- sýz koruyucu ve kur- tarýcý faaliyetlere de- nir. * Türkiye’de I. Dünya Savaþý’ndan sonra kuruldu ve önem ka- zandý. * 1938’de kurulan Sivil Savunma Müdürlüðü Ýçiþleri Bakanlýðý’na baðlýdýr. Bayrak: Türk devleti- ni temsil eder. Sancak: Silahlý kuv- vetleri temsil eder. Flamalar: Ait olduðu birliði sembolize eder. Madalya: Hizmet ve vazife’de, müsabaka- larda baþarýlý olanlara verilen semboldür. Þerit Rozet: Türk Si- lahlý Kuvvetleri men- suplarýnýn baþarýlarýný sembolize eder. * Yurt savunmasý için hak ve görev. * 20 yaþýnda askerlik çaðýna girilir. 46 ya- þýnda sona erer. Yoklama: Ýlk dönem Muvazzaflýk: Fiili as- kerlik Yedeklik: Terhisten askerlik çaðýnýn so- nuna kadar. Askere Alma Þekil- leri: Gönüllü, devþir- me, bedelli kur’a ve yükümlülük. MÝLLÝ GÜVENLÝK ÝNKILAP TARÝHÝ Pratik Tarih 58 POLÝSÝN GÖREVLERÝ 1. Siyasi * Devletin; ülkesi ve milletiyle bölünmez bü- tünlüðüne, Anayasa düzenine ve genel gü- venliðine dair önleyici ve koruyucu tedbirler almak. 2. Adli * Suç delillerini toplama; suçlu hakkýnda ge- rekli soruþturmayý yapmak, sanýk ve suç de- lillerini yargý organlarýna teslim etmek 3. Ýdari * Koruma altýndaki þahýs, bina vb. korumak. * Toplantý ve yürüyüþlerde düzeni saðlamak. * Ýþlenmekte olan bir suçun iþlenmesine ve devamýna engel olmak 4. Trafik * Trafik akýþýný düzenlemek * Kazalara karþý önlem almak * Kurallarýn uygulanmasýný saðlamak TBMM’NÝN GÖREV VE YETKÝLERÝ * Kanun koymak, deðiþtirmek, kaldýrmak, denetlemek, onamak, karar vermek. * Bakanlar Kurulunu denetlemek * Milletlerarasý antlaþmalarý onamak. * Para basýlmasýna ve savaþ ilanýna ka- rar vermek. * Bütçeyi görüþmek ve kabul etmek. * Cumhurbaþkanýný seçmek. * Olaðanüstü hal’e karar vermek. * TBMM seçimlerinin yenilenmesine ka- rar vermek. * Genel ve özel af çýkarmak. * Ölüm cezalarýný ve uygulamalasýný saðlamak. Not: 30 yaþýný bitiren her Türk vatan- daþý milletvekili olabilir. Ancak; Ýlkokul mezunu olmayanlar Özürlüler Askerliðini yapmayan Kamuda çalýþan Ýdeolojik ve anarþik suç iþleyenler se- çilemez. DEVLETÝN GÖREVLERÝ 1.Yasama * TBMM aracýlýðýyla kullanýr. 2.Yürütme * Cumhurbaþkaný ve Bakanlar Kurulu tara- fýndan kullanýlýr. * Hükümet; TBMM ile siyasi yönden, mah- kemeler ile de hukuki yönden denetlenir. * TBMM, hükümeti; soru, genel görüþme, meclis araþtýrmasý, meclis soruþturmasý, ve gensoru ile denetler. 3.Yargý Toplum fertlerinin birbiri ve devleti ile olan iliþkilerinden doðan uyuþmazlýkla- rýn çözümüne yargý görevi denir. Not: Mahkemeler baðýmsýz olmalýdýr. MAHKEMELER 1.Anayasa Mahkemesi * Kanunlarý, TBMM iç tüzüðünü, Anaya- sa deðiþikliklerini, Cumhurbaþkanýný, hükümet üyelerini, yüksek mahkeme üyelerini yargýlar * Siyasi parti kapatma davalarýna bakar. 2.Yargýtay * Adliye mahkemelerinin kararlarýný de- netler. 3.Danýþtay * Ýdari yargý mahkemelerinin kararlarýný denetler. 4.Askeri Yargýtay * Askeri mahkeme kararlarýnýn son in- celeme yeri. 5.Askeri Yüksek Ýdare Mahkemesi * Askeri kiþilerin askeri iþlemlerinden doðan uyuþmazlýklarý denetler. 6.Uyuþmazlýk Mahkemesi * Askeri, idari ve adli mahkemeler ve merciler arasýndaki uyuþmazlýklarý çö- zümler. MÝLLETLERARASI KURUMLAR 1.Avrupa Topluluðu (AT–1951) * Avrupa’nýn her açýdan birleþmesini he- defler. * 18 Nisan 1951’de kuruldu. * Türkiye üyelik sürecindedir. 2.Batý Avrupa Birliði (BAB) * Baþlangýçta Alman tehdidine karþý kurul- muþken daha sonra Sovyet tehdidini he- def aldý. * Nato’nun kurulmasýyla önemi azaldý. 3.NATO (Kuzey Atlantik Konseyi–1948) * Sovyet Tehdidine karþý 1948 yýlýnda ku- rulmuþtur. * Türkiye 1952’de üye olmuþtur. * 1990’da Sovyetler’in daðýlmasý üzerine önemi azalmýþtýr. 4.Avrupa Güvenlik ve Ýþbirliði Konfe- ransý (AGÝK) * Avrupa’da güvenlik, insan haklarý ve ekonomik konularda iþbirliðini artýrmayý barýþý, istikrar ve refahý saðlamayý amaç- lar. 5.Birleþmiþ Milletler (BM–1945) * Dünya barýþýný korumak, güvenliði sað- lamak amacýný taþýr. * 1945’te Türkiye’nin de katýlýmý ile kurul- du. Kral Edvard, Ýstanbul’a geldiði zaman, yatýndan bir motora binerek Dolmabahçe Sarayý’na yanaþtý. Atatürk’de rýhtým da O’nu bekliyordu. Kral rýhtýma çýkmak istedðiði bir sýrada eli yere deðdi ve tozlandý. Bunun üzerine kral, bir mendille elini silmek istediði bir anda Atatürk: Vatanýmýn topraðý temizdir. O elinizi kirletmez!.. Dediðini biliyor muydunuz? TARÝHTE ÝLKLER 59 • Tarih öncesi ilk devir Paleolitik (Eskitaþ) devridir. Ýlk araçlar bu devirde yapýlmýþtýr. • Ýlk resim ve sanatsal faaliyetler Mezolitik (Ortataþ) devrinde yapýlmaya baþlanmýþtýr. • Ateþ ilk defa ilk kez Mezolitik devrinde kontrol altýna alýnmýþtýr. • Mezolotik devirde araç-gereç yapýmý baþlamýþtýr. • Yerleþik hayata ilk kez Neolitik (Yenitaþ) döneminde geçildi. • Hayvanlar ilk defa Neolitik devirde evcilleþtirilmiþlerdir. • Neolitik devirde seramik sanatýnýn temeli atýlmýþtýr. • Tarým ilk defa Neolitik Devirde yapýlmýþtýr. • Neolitik devirde üretim ve ticari faaliyet baþlamýþtýr. • Neolitik devirde dolmen ve menehirler yapýlmýþtýr. • Ataerkil aile yapýsý ilk defa Maden devrinde görülmüþtür. • Saban ve Tekerlek ilk defa Maden devrinde kullanýlmýþtýr. • Ýlk krallýklar ve beylikler Maden devrinde kurulmuþtur. • Ýlk þehir devletleri ve ilk büyük devletler Tunç devrinde ku- rulmuþtur. • Bulunan ilk madenler bakýr, altýn ve gümüþtür. • Yazý ilk defa Demir devrinde Sümerler tarafýndan kullanýlmaya baþlanmýþtýr. • Aile hukuku ilk defa Hititler’de görülmüþtür. • Anadolu’da tarihi çaðlarý baþlatan ve ilk yazýyý getiren Asur- lulardýr. • Anadolu’da kurulan ilk uygarlýk Hitit Uygarlýðýdýr. • Ýlk Ýmparatorluk Akadlardýr. • Ýlk Tarih yazýcýlýðýný Hititler yapmýþlardýr. (Anal-Yýllýk) • Anadolu’da siyasi birliði ilk defa Hititler kurmuþlardýr. • Tarihte ilk meclis Hititler tarafýndan kurulan Pankuþ Mecli- si’dir. • Anadolu’da Yontmataþ dönemini aydýnlatan ilk kalýntýlar An- talya’da Karain Maðarasý’nda bulunmuþtur. • Anadolu’da Demir Devrine ilk defa Hititler girmiþlerdir. • Tarihteki ilk sosyal örgütlenme Sümerler tarafýndan gerçek- leþtirildi. • Mezopotamya’da ilk medeniyet Sümerler tarafýndan kurul- muþtur. • Ýlk Güneþ Saati’ni Sümerler kullanmýþlardýr. • Ýlk yazýlý kanunlar Sümer Kralý Urgakina tarafýndan hazýrlan- mýþtýr. • Ýlk sömürgeci devlet Asurlardýr. • Ýlk kütüphane Ninova’da kurulmuþtur. (Asurlular) • Ýlk düzenli ordu Akadlarda görülür. • Asya ve Avrupa arasýndaki ilk kültürel etkileþim Ýskender’in Asya seferi sonucu gerçekleþmiþtir. • Doðu–Batý ticaretinin geliþmesini ilk defa Lidyalýlar saðlamýþtýr. • Ýlk mutlak krallýðý Babiller kurmuþlardýr. • Ýlk kanun kitabýný (Anayasa) Babiller hazýrlamýþtýr. • Rahip kral özelliðine son vererek ilk dünyevi devleti Babiller kurmuþlardýr. • Parayý ilk defa Lidyalýlar kullanmýþlardýr. • Güneþ ve Ay tutulmasýný ilk defa Mezotopotamya Medeniyet- leri tespit etmiþlerdi. • Güneþ yýlý esasýna dayalý takvimi ilk defa Mýsýrlýlar bulmuþ- lardýr. • Ay yýlý esaslý takvimi ilk defa Sümerler bulmuþlardýr. • Tarihteki ilk yazýlý antlaþma Kadeþ antlaþmasýdýr. (Mýsýr•Hitit) • Hiyeroglif (resim yazýsý) yazýsýný ilk defa Mýsýrlýlar kullanmýþ- lardýr. • Mumyacýlýk ve Týp bilimini ilk defa Mýsýrlýlar kullanmýþlardýr. • Tarýmda sulama kanallarý ilk defa Maden Devrinde Mýsýrlýlar tarafýndan yapýlmýþtýr. • Alan ve hacim hesaplamalarýný ilk defa yapan ve daireyi 360° bölen Mýsýrlýlardýr. • Onluk sayma düzenini ilk defa Mýsýrlýlar kullanmýþlardýr. • Tarýmla ilk defa Mýsýrlýlar uðraþmýþlardýr. • Ýlk vezirlik (katip) sistemi Mýsýrlýlarda görülür. • Tarihteki ilk ticaret kolonilerini Fenikeliler kurmuþlardýr. • Modern tarih ilk defa Yunan Medeniyeti’nde görüldü. • Posta teþkilatý ilk defa Persler tarafýndan kurulmuþtur. • Alfabe ilk defa Fenikeliler tarafýndan bulunmuþtur. • Tarihteki ilk denizciler Giritlilerdir. • Tarihteki ilk Yahudi Devletini Ýbraniler kurmuþtur. • Tek tanri inancý olan ilk toplum Ýbranilerdir. • Tarihte basýn yayýný ilk defa Romalýlar çýkardýklarý günlükler- le baþlattýlar. • Þehir Devletleri ilk defa Sümerlerde görülmüþtür. • Barut, Kaðýt, Matbaa ve Pusula ilk defa Çinliler tarafýndan kullanýlmýþtýr. • “Türk” kelimesi ilk defa V. yüzyýl Pers kaynaklarýnda VI. yüz- yýlda ise Bizans kaynaklarýnda geçmektedir. • “Türkiye” kelimesi coðrafi bir terim olarak ilk defa Orta Asya için VI. yüzyýlda Bizans kaynaklarýnda geçmektedir. • Ýlk atlý göçebe kültüre sahip olanlar Sakalardýr. • Bilinen ilk Türk hükümdarý Teoman’dýr. • Düzenli ordu ilk defa Mete Han tarafýndan kurulmuþtur. ÝSLAMÝYET ÖNCESÝ TÜRK TARÝHÝ TARÝH ÖNCESÝ VE ÝLKÇAÐ TARÝHÝ TARÝHTE ÝLKLER 60 • Ordularýn düzenlenmesinde onlu sistemi ilk defa Mete Han uygulamýþtýr. • Bilinen ilk Türk Devleti Büyük Hun devletidir. • Türkleri bir bayrak altýnda ilk defa Hunlar toplamýþtýr. • Ýlk Türk alfabesi Göktürklere aittir. • Tarihte Türk adýný devlet adý olarak ilk defa kullanan Gök- türk Devleti’dir.” • Türklerin ilk anayurdu Orta Asya’dýr. • Türklerin Altay - Sayan daðlarý civarýnda Taþ devrinden iti- baren yaþadýklarý kabul edilmektedir. • Orta Asya’da bulunan en eski kültür M.Ö 5000 yýllarýna ait olan Anav kültürüdür. • Türklerin ilk atalarý kabul edilen kültür ise Afanesyevadýr. • Türklerin ilk atalarý M.Ö II. binde Orta Asya’dan göç etme- ye baþlamýþlardýr. • Hun Devleti hakkýndaki ilk bilgilere M.Ö. 318 yýlýna ait bir Çin yýllýðýnda, bir anlaþma metninde rastlamaktayýz. Bu anlaþma Doðu Asya’da imzalanan ilk milletlerarasý anlaþmadýr. • Mete tarihte ilk defa devletini “vatan ve millet” sevgisi kavra- mý çerçevesinde yönetmiþtir. • Ýpek yolunu hakimiyeti altýna alan ilk Türk devleti Hunlardýr. • Tarihte ilk Göktürk Bizans ittifaký Sasanilere karþý kurulmuþtur. • Tarihte ilk Göktürk–Sasani ittifaký Akhunlara karþý kurulmuþtur. • Kuzey Hunlarýnýn batýya göç etmeleri Kavimler Göçüne neden olmuþtur. • Kýrgýzlar Moðol hakimiyetine giren ilk Türk kavmidir. • Anadolu’ya ilk yerleþen Türk boyu Sabirlerdir. (Ankara, Kay- seri, Konya çevresi) • Türklere ait en eski yazýtlar Talas ve Yenisey yazýtlarýdýr (VI. yüzyýla aittir.) • Avrupa’da kurulan ilk Türk devleti Batý Hunlarýdýr. • Türk tarihinin ilk yazýlý kaynaklarý Orhun Abideleridir. (II. Gök- türk - Kutluk) • Türklerde para ilk defa Türgiþler tarafýndan kullanýlmýþtýr. • Ýstanbul’u kuþatan ilk Türk boyu Avarlardýr. • Matbaayý ve kaðýdý kullanan ilk Türk devleti Uygurlardýr. • Geleneksel Göktanrý inancý yerine farklý bir inanç tarzýný be- nimseyen ilk Türk devleti Uygurlardýr. • Türkler göçebelikten yerleþik hayata ilk defa Uygurlar zama- nýnda geçmiþlerdir. • Kalýcý mimari eserleri ilk defa Uygurlar býrakmaya baþlamýþ- lardýr. • Tarým Uygurlarla beraber ilk defa baþlamýþtýr. • Yahudiliði benimseyen ilk Türk devleti Hazarlardýr. 1. Hz. Muhammed Dönemi * Ýlk Müslüman Hz. Hatice’dir. • Müslümanlarýn ilk fetihleri Hz. Peygamber zamanýnda baþla- mýþtýr. • Müslümanlarýn kazandýðý ilk savaþ Bedir Savaþý’dýr. • Müslümanlar ilk yenilgilerini Uhud savaþýnda almýþlardýr. • Ýlk Ýslam Site (Þehir) Devleti Medine’de Hicretten sonra ku- rulmuþtur. • Bizans ile yapýlan ilk savaþ Mute Savaþý’dýr. (629) • Arabistan dýþýna yapýlan ilk savaþ Mute Savaþý’dýr. • Ýlk karantina uygulamasý Tebük Seferi’nde görülmüþtür. (631) • Müslümanlarýn ilk hicreti Habeþistan’a yapýlmýþtýr. (615) • Ýlk Ýslam Anayasasý Medine’de Yahudilerle yapýlan vatandaþ- lýk antlaþmasýdýr. • Þam ticaret yolunun güvenliði kýsmi olarak ilk kez Bedir’de (624) tam olarak Hayber’in fethi (629) ile saðlanmýþtýr. • Arap olmayan bir kavimle yapýlan ilk savaþ Hayber Sava- þý’dýr. • Müslümanlarýn siyasi varlýðý Mekkeli Müþrikler tarafýndan ilk kez Hudeybiye Barýþý ile (628) resmen tanýnmýþtýr. 2. Dört Halife Dönemi • Ýlk halife Hz. Ebubekir’dir. • Ýslam tarihinde devlet baþkanlarýnýn seçimle belirlenmesi ilk kez Dört Halife döneminde görülmüþtür. • Kur’an•ý Kerim ilk defa Hz. Ebubekir zamanýnda kitap haline getirilmiþtir. • Arap Yarýmadasý dýþýndaki ilk fetihler Hz. Ebubekir dönemin- de baþlamýþtýr. • Dinden dönenlerle ilk mücadeleyi Hz. Ebubekir yapmýþtýr. (Ridde olaylarý) • Hz. Ebubekir döneminde ilk defa deðiþik kültürlerle karþýla- þýlmýþtýr. • Ýslam Devleti’nde ilk hazineyi Hz. Ömer oluþturmuþtur. (Bey- tü’l - Mal) • Bizans ile yapýlan ilk büyük savaþ Yermük Savaþý’dýr. • Ýlk divan teþkilatýný (mali amaçlý) Hz. Ömer kurmuþtur. • Fethedilen yerleri ilk defa Hz. Ömer yönetim birimlerine ayýr- mýþtýr. • Düzenli ordular ve ordugah þehirler ilk defa Hz. Ömer zama- nýnda kurulmuþtur. ÝSLAM DEVLETÝ TARÝHTE ÝLKLER 61 • Ýkta sistemi ilk defa Hz. Ömer tarafýndan uygulanmýþtýr. • Hicret Olayý (622) Hz. Ömer zamanýnda takvim baþlangýcý ka- bul edilerek ilk defa Hicri takvim oluþturulmuþtur. (639) • Adli teþkilat ilk defa Hz. Ömer tarafýndan kurulmuþtur. • Ýllere kadýlarý ilk defa Hz. Ömer göndermiþtir. • Ýlk Ýslam Donanmasý Hz. Osman zamanýnda kurulmuþtur. • Müslümanlar tarafýndan Kýbrýs ilk defa Hz. Osman zamanýn- da feth edilmiþtir. • Kur’an•ý Kerim ilk kez Hz. Osman zamanýnda çoðaltýlmýþtýr. • Müslümanlar ile Türkler arasýnda ilk mücadeleler Hz. Os- man zamanýnda baþlanmýþtýr. • Ýslam tarihindeki ilk karýþýklýklar Hz. Osman zamanýnda orta- ya çýktý. • Siyasi nedenlerle þehid edilen ilk halife Hz. Osman’dýr. • Müslümanlar arasýnda yapýlan ilk mücadele Cemel Vaka- sý’dýr. • Ýslam tarihindeki ilk ayrýlýklar Hz. Ali zamanýnda baþlamýþtýr. (Sýffýn Savaþý) 3. Emevi ve Abbasi Dönemi • Ýslam tarihinde kesin ayrýlýklar Kerbela Olayý ile baþlamýþtýr. • Halifelik ilk defa, Muaviye’den sonra oðlu Yezid’in tahta geç- mesiyle, Emeviler döneminde saltanata dönüþtü. • Ýstanbul müslümanlar tarafýndan ilk defa Emevi halifesi Mu- aviye zamanýnda kuþatýlmýþtýr. • Ýlk posta Teþkilatý Emeviler zamanýnda kurulmuþtur. • Ýlk islam parasý Emevi halifesi Abdulmelik tarafýndan basýlmýþtýr. • Avrupa’da kurulmuþ ilk Ýslam Devleti Endülüs Emevileridir. • Ýlk kez Hellenistik, Eski Yunan, Roma dönemi eserleri Avru- pa’ya Endülüs Emevileri tarafýndan götürülmüþtür. • Müslümanlar ilk defa Velid zamanýnda Ýspanya’nýn fethi ile Avrupa’ya geçmiþtir. • Müslümanlarýn Avrupa’daki ilerleyiþleri ilk defa Puvatya Sa- vaþý ile durduruldu. • Ýslam mimarisi ilk kez Emeviler zamanýnda Avrupa ile yarý- þacak seviyeye gelmiþtir. • Ortadoðu kavimleri ile uzak doðu kavimleri tarihte ilk defa Talas Savaþý’nda (751) karþý karþýya gelmiþlerdir. (Arap–Çin) • Ýslam tarihinde yabancý dildeki eserler ilk kez Abbasiler za- manýnda tercüme edilmeye baþlanmýþtýr. • Ýslam tarihindeki ilk medreseler Abbasiler zamanýnda açýlmýþtýr. • Büyük kütüphaneler ilk defa Abbasiler zamanýnda kurulmuþ- tur. • Ýslam tarihindeki ilk rasathaneler Abbasiler zamanýnda ku- rulmuþtur. • Devlet iþlerinin görüldüðü tam teþekküllü Divan teþkilatýný ilk defa Abbasiler kurmuþlardýr. • Türkler ilk defa Abbasiler zamanýnda devlet yönetiminde et- kili olmaya baþlamýþtýr. • Bizans tehlikesine karþý kurulan Avasým þehirlerini ilk defa Abbasiler kurmuþlardýr. • Arapça ilk defa halife Abdülmelik zamanýnda resmi dil olarak kabul edilmiþtir. • Ýlk Türk•Ýslam Devleti Karahanlýlardýr. • Türk tarihindeki Kervansaraylarý ilk defa Karahanlýlar kur- muþlardýr. (Ribat) • Ýlk Türk•Ýslam eserlerini Karahanlýlar vermiþlerdir. • Türkçeyi ilk defa Karahanlýlar resmi dil olarak kabul etmiþlerdir. • Sultan ünvanýný kullanan ilk Türk Hükümdarý Gazneli Mah- mut’tur. • Hicaz bölgesine egemen olan ilk Türk Devleti Akþitlerdir. • Ýlk posta teþkilatýný Karahanlýlar kurdu. • Türkler Ýslamiyet’e ilk defa Talas Savaþý’ndan sonra topluca girmeye baþladýlar. • Müslüman olan ilk Türk boyu Karluklardýr. • Abbasi halifesini Þii baskýsýndan kurtaran ilk Türk hüküm- darý Gazneli Mahmut’tur. • Hindistan’da Ýslamiyeti yaymaya çalýþan ilk Türk hüküm- darý Gazneli Mahmut’tur. • Mýsýr’da kurulan ilk müslüman Türk devletleri Tolunoðlu ve Ýhþitlerdir. • Malazgirt Savaþý’ndan sonra kurulan ilk Türk Beylikleri Da- niþmentler, Saltuklar, Mengücekler ve Artukoðullarýdýr. • Anadolu’da ilk medrese Daniþmentliler tarafýndan kurulmuþ- tur. (12.yy ilk yarýsý) • Nizamiye Medresesi ilk kez Alparslan zamanýnda Nizamül- mülk tarafýndan kurulmuþtur. • Ýlk Türk denizcisi Çaka Bey’dir. • Anadolu Selçuklularýnýn ilk baþkenti Ýznik’tir. • Anadolu’da Türkçeyi resmi dil olarak kabul eden ilk hü- kümdar Karamanoðlu Mehmet Bey(1277) • Büyük Selçuklularýn Bizans’a karþý kazandýklarý ilk büyük sa- vaþ Pasinler Savaþý’dýr. (1048) • Selçuklularda Hassa Ordusunu ilk defa Tuðrul Bey Gazne Ordusu’nu örnek alarak kurmuþtur. • Büyük Selçuklularýn ilk baþkenti Niþapur’dur. • Türk tarihindeki ilk medrese Tuðrul bey tarafýndan Niþa- bur’da kurulmuþtur. • Ýkta sistemi ilk defa Nizamülmülk tarafýndan uygulanmaya baþlanmýþtir. TÜRK - ÝSLAM TARÝHÝ TARÝHTE ÝLKLER 62 • Büyük Selçuklular’da divan teþkilatý ilk defa Melikþah ve ve- ziri Nizamülmülk tarafýndan kurulmuþtur. • Anadolu’nun kapýsý ilk defa Malazgirt Savaþý (1071) ile Türk- lere açýlmýþtýr. • Anadolu Selçuklular’ýnda ilk tersane I. Ýzzeddin Keykavus ta- rafýndan Sinop’ta kurulmuþtur. • Anadolu Selçuklularýnda ikinci tersane Alaaddin Keykubat ta- rafýndan Alanya’da kurulmuþtur. • Anadolu Selçuklularýnda ilk gümüþ ve altýn parayý II. Kýlýçars- lan, bakýr parayý I. Mesud bastýrmýþtýr. • Haçlýlarla ilk savaþ I. Kýlýçarslan zamanýnda yapýlmýþtýr. • Venediklilerle ilk ticaret antlaþmasý I. Gýyaseddin Keyhüsrev tarafýndan yapýlmýþtýr. (Anadolu Selçuklu Devleti) • Anadolu Selçuklularýnda ilk donanma I. Gýyaseddin Keyhüs- rev tarafýndan kurulmuþtur. Böylece ilk kez denizcilik faaliyet- leri baþlamýþtýr. • Anadolu Türk birliðini ilk defa I. Mesud saðlamýþtýr. • Anadolu’da ilk dini nitelikli isyan hareketi Baba Ýshak isyaný- dýr. (1240) 1. Orta Çaðda Avrupa • Avrupa’da millet olma fikri ilk defa Kavimler Göçü ile ortaya çýkmýþtýr. • Ýlk savaþ topu Yüzyýl Savaþlarýnda (Kresy Savaþý) Ýngilizler ta- rafýndan kullanýlmýþtýr. (13.yy) • Demokrasi yolunda Avrupa’da atýlan ilk adým Ýngiltere’de ilan edilen Magna Charta’dýr (Büyük Þart). • Derebeylikler ilk defa kavimler göçünden sonra kuruldular. • Derebeyliklerin gücü ilk defa Haçlý Seferleri ile yayýlmaya baþlamýþtýr. • Avrupalýlar barut, pusula, kaðýt, matbaa, yel deðirmeni ve dokuma tezgahlarýný ilk defa Haçlý seferleri sýrasýnda Türkler- den öðrenmiþlerdir. • I. Haçlý Seferi amacýna ulaþan tek seferdir. • Haçlý Seferleri ilk defa 1096 yýlýnda düzenlenmiþtir. • Avrupa’da din adamlarýna duyulan güven ilk defa Haçlý Se- ferleri ile zayýflamýþtýr. 2. Yeniçað’da Avrupa • Ümit burnunu ilk defa Bartelmi Diyaz buldu. (1487) • Hindistan deniz yolunu ilk defa Vasko Dö Gama bulmuþtur. (1498) • Dünya’nýn yuvarlaklýðýný ilk defa Bartelmi Diyaz ve Del•Kano ispat etti. (1519•1522) • Amerika kýtasýna ilk giden Kristof Kolomb’tur. (1492) • Amerika’nýn yeni bir kýta olduðunu Americo Vespucci ilk defa anlamýþtýr. • Coðrafi Keþifleri baþlatan ve ilk sömürge imparatorluklarýný kuranlar Ýspanya ve Portekizdir. • Rönesans hareketleri ilk defa Ýtalya’da baþlamýþtýr. • Rönesans ile ilk kez sanat alanýnda din dýþý eserler verilmiþtir. • Hümanizma hareketi ilk defa Ýtalya’da doðmuþtur. • Skolastik düþünce Rönesansla yýkýlmýþtýr. • Laik eðitim kurumlarý Reform hareketleriyle açýlmaya baþ- lamýþtýr. • Reform hareketleri ilk defa Almanya’da ortaya çýkmýþtýr. • Ýncil ilkkez Almanca’ya çevrilmiþtir. • Reform’dan sonra ortaya çýkan ilk mezhep Protestanlýktýr. (Martin Luther) • Avrupa’da mezhep ayrýlýklarý ve savaþlarý Reform ile baþla- mýþtýr. • Papa’nýn onayýna sunulmayan ilk antlaþma Westfalya Antlaþ- masý’dýr. (1648) • Modern anlamda matbaayý ilk defa Jean Gutenberg icad et- miþtir. (1450) • Ýlk kurþun atan silahlarý Venedikliler yapmýþtýr. 3. Yakýnçað’da Avrupa • Fransýz Ýhtilali ile laik hukuk kurallarý ortaya çýkmýþtýr. • Viyana Kongresi (1815) ilk uluslararasý kongredir. • Milli devletler ilk defa Fransýz Ýhtilali’nden sonra kurulmaya baþlamýþlardýr. • Milliyetçilik fikri Fransýz Ýhtilali ile ortaya çýkmýþtýr. • Ýnsan haklarý beyannamesi ilk defa Amerika’da II. Fledelfiya Kongresi’nde kabul edilmiþtir. (1776) • Ýnsan Haklarý Evrensel Beyannamesi ilk kez Fransýz ihtilali ile ortaya çýkmýþtýr. • Napolyon ilk yenilgisini Akka önlerinde Cezzar Ahmet Paþa komutasýndaki Nizam-ý Cedit adlý Osmanlý ordusundan almýþtýr. • Viyana Kongresi’nde (1815) Rus Çarý tarafýndan Osmanlý Devleti’ni parçalama teklifleri (Þark Meselesi) ortaya atýlmýþtýr. • Sanayi devrimi ilk defa Ýngiltere’de ortaya çýkmýþtýr. • Avrupa’da sanayi dönemi makinalaþma ilk defa dokuma sa- nayisinde baþlamýþtýr. • Ýþçi sýnýfý ilk defa sanayi inkýlabýndan sonra ortaya çýkmýþtýr. • Avrupa’da Sosyalist akýmlar ilk defa 1848 ihtilallerinden son- ra görülmüþtür. • Sanayi inkýlabý James Wat tarafýndan buhar gücünün bulun- masýyla baþlamýþtýr. • Sanayi Ýnkýlabý ile ilk defa kapitalizm, sosyalizm, liberalizm gibi kavramlar ortaya çýkmýþtýr. • Gerçek anlamda sömürge imparatorluklarý Sanayi Ýnkýlabý ile kurulmuþlardýr. 1. Osmanlý Kuruluþ Dönemi • Ýlk Osmanlý Padiþahý Osman Bey’dir. • Osmanlýlarýn ilk baþkenti Söðüt’tür. OSMANLI TARÝHÝ AVRUPA TARÝHÝ TARÝHTE ÝLKLER 63 • Osmanlýlarla Bizans’ýn yaptýðý ilk savaþ Koyunhisar Sava- þý’dýr. • Aþiretten beyliðe geçiþ ilk defa Osman Bey döneminde ol- muþtur. • Osmanlýlarda beylikten devlete geçiþ ilk defa Orhan Bey za- manýnda gerçekleþtir. • Ýlk Osmanlý Müderrisi Kayserili Davut’tur. • Ýlk Osmanlý veziri Alaaddin Paþa’dýr. • Ýlk Osmanlý Kadýsý Karamanlý Dursun Fakih’tir. • Osmanlýlarda ilk vakýf Orhan Bey tarafýndan kurulmuþtur. • Ýlk divan teþkilatý Orhan Bey tarafýndan kurulmuþtur. • Ýlk düzenli orduyu Orhan Bey kurmuþtur. (yaya ve müsellem) • Ýlk defa Orhan Bey zamanýnda donanmaya sahip olundu. • Ýlk Osmanlý Medresesi Orhan Bey tarafýndan Ýznik’te kurul- muþtur. • Osmanlýlar Rumeli’ye ilk defa Orhan Bey’in kardeþi Süley- man Paþa ile olmuþtur. • Ýlk Osmanlý tersanesi Karamürsel’de Orhan Bey tarafýndan kurulmuþtur. • Rumeli’ye ilk geçiþ Çimpe Kalesi’nin alýnmasýyla gerçekleþ- miþtir. • Osmanlýlarýn Rumeli’deki ilk üssü Çimpe Kalesidir. • Ýlk Osmanlý Parasý Osman Bey tarafýndan bastýrýlmýþtýr. • Osmanlýlara katýlan ilk beylik Karesioðullarýdýr. • Anadolu Türk birliðini saðlama faaliyetleri ilk defa Orhan Bey döneminde baþladý. • Ýlk denizcilik faaliyetleri Orhan Bey döneminde baþladý. • Ýlk Osmanlý donanmasý Karesioðullarýndan alýnan donanmadýr. • Bizans ile yapýlan ilk büyük savaþ Maltepe Savaþý’dýr. • Ýlk gümüþ para Orhan Bey döneminde basýlmýþtýr. • Þehirlerde kurumsallaþma ilk defa Orhan Bey döneminde kadý ve subaþlarýnýn atamasýyla olmuþtur. • Ankara Savaþý’ndan sonra Osmanlý’ya katýlan ilk beylik Sa- ruhanoðullarýdýr. • Topçu ocaðý ilk defa I. Murat tarafýndan kurulmuþtur. • Top ilk defa I. Kosova’da kullanýlmýþtýr. (1389) • Ýlk eyalet I. Murat döneminde oluþturuldu. • Karamanoðullarý ile ilk defa I. Murat zamanýnda savaþýlmýþtýr. • Osmanlýlar Haçlýlarla ilk defa Sýrpsýndýðý’nda karþýlaþmýþlar- dýr. (1364) • Osmanlýlarda sultan ünvanýný kullanan ilk padiþah I. Mu- rat’týr. • Yeniçeri Ocaðý ilk defa I. Murat zamanýnda kurulmuþtur. • Acemioðlanlar Ocaðý ilk defa I. Murat zamanýnda kurulmuþtur. • Veziriazam, Kazasker, Defterdar, Niþancý ilk defa I. Murat zamanýnda divan üyesi olmuþtur. • Ýlk veziriazam Çandarlý Halil Paþa’dýr. (I. Murat) • Merkezi otoriteyi güçlendirmek amacýyla egemenlik anla- yýþýnda deðiþiklik ilk defa I. Murat döneminde yapýlmýþtýr. (Ülke padiþah ve oðullarýnýndýr.) • Rumeli Beylerbeyliði ilk defa I. Murat devrinde kurulmuþtur. (ilk eyalet) • Pencik sistemi ilk defa I. Murat zamanýnda uygulanmýþtýr. • Sultan ünvaný kullanan ilk hükümdar I. Murat’týr. • Sancak valiliðinden gelen ilk hükümdar I. Murat’týr. • Orta Avrupa ticaret yolunun ilk defa ele geçirilmesi Çirmen Savaþý ile olmuþtur. • Çeyiz yoluyla Osmanlý topraklarýna katýlan beylik Germiya- noðullarý beyliðidir. • Týmar sistemi ilk defa I. Murat devrinde oluþturulmuþtur. • Ýlk mali teþkilat I. Murat devrinde oluþturulmuþtur. • Osmanlý Devleti’nin ilk yenilgisi Ploþnik Savaþý’dýr. (1388) • Haçlýlarla yapýlan ilk büyük meydan savaþý I. Kosovadýr. • Ýstanbul’u kuþatan ilk Osmanlý Padiþahý Yýldýrým Bayezid’dir. • Osmanlý tarihinde Anadolu Türk birliðini ilk defa Yýldýrým Ba- yezid saðlamýþtýr. • Orta Avrupa’nýn kapýlarý Osmanlýlara Niðbolu Zaferi ile açýl- mýþtýr. (1396) • Ýngiltere ve Fransa’nýn katýldýðý ilk haçlý savaþý Niðbolu Sa- vaþýdýr. • Yýldýrým Bayezýd Niðbolu Savaþý’ndan sonra “Sultan-ý Ýklimi Rum ünvanýný almýþtýr.” • Anadolu Türk birliðinin ilk defa bozulmasý Ankara Savaþý so- nucunda olmuþtur. • Osmanlý’yý Balkanlar’da yenmenin mümkün olmadýðý Niðbolu Savaþý’yla anlaþýlmýþtýr. • Ankara Savaþý’ndan sonra Osmanlý Devleti’nin ilk hakimi- yet alanýnda aldýðý beylik Saruhanoðullarýdýr. • Ýlk büyük tersane Yýldýrým Bayezýd döneminde yapýlan Geli- bolu tersanesidir. • Osmanlý Devleti’ni tehdit eden ilk doðulu devlet Timurlardýr. • Ýstanbul’da yapýlan ilk hisar I. Bayezýd’in yaptýrdýðý Anadolu Hisarýdýr. (Güzelcehisar) • Dini ve sosyal içerikli ilk isyan Þeyh Bedreddin isyanýdýr. • Osmanlýlarda taht kavgasý ilk kez Fetret döneminde (1402–1413) olmuþtur. • Enderun mektebi ilk defa II. Murat zamanýnda kurulmuþtur. • Devþirme sistemi ilk kez II. Murat zamanýnda kurulmuþtur. • Yeniçeriler ilk defa 1444 yýlýnda II. Murat’ýn tahtý terk etmesi üzerine isyan etmiþlerdir. (Buçuk Tepe isyaný.) • Ýki kez tahta çýkan ilk padiþah II. Murat’týr. • Oðlu tarafýndan tahta geçirilen ilk padiþah II. Murat’týr. • Ýlk defa doðu klasikleri Türkçeye II. Murat zamanýnda çev- rilmiþtir. • Osmanlýlarla Haçlýlar arasýnda ilk antlaþma Edirne-Segedin antlaþmasýdýr. • Osmanlý Devleti’nin batýda imzaladýðý ilk antlaþma Edirne- Segedin Antlaþmasý’dýr. TARÝHTE ÝLKLER 64 • Osmanlý Devleti’nde ilk defa sýnýr kavramýndan Edirne-Sege- din anlaþmasýnda söz edilmiþtir. (Tuna Nehri) • Ýlk deniz Savaþý Venediklilerle Çelebi Mehmet zamanýnda ya- pýlmýþtýr. • Avrupalýlar Türkleri Balkanlardan atamayacaklarýný ilk kez II. Kosova’da anladýlar. 2. Osmanlý Yükselme Dönemi • Osmanlý Devleti ilk defa tam merkeziyetçi devlet özelliðini Fatih döneminde kazanmýþtýr. • Osmanlý Devleti’nin doðuda imzaladýðý ilk antlaþma Amas- ya Antlaþmasý’dýr. (1555-Ýran) • Havan topu ilk kez Ýstanbul’un fethinde kullanýlmýþtýr. • Vezirler ilk defa Fatih zamanýnda kul sistemi ile seçilmeye baþlandýlar. • Kubbealtý vezirleri ilk defa Fatih döneminde atanmýþtýr. • Osmanlý Devleti’nin ilk yazýlý kanunlarý Kanunname-i Ali Os- man’dýr. • Balkanlarýn fethini tamamlayan ilk padiþah Fatih Sultan Mehmet’tir. • Fatih kanunnamesi Osmanlýlarýn ilk yazýlý kanunlarýdýr. • Osmanlý’nýn Ýlk altýn parasýný Fatih bastýrmýþtýr. • Ýlk kapitülasyonlar Fatih tarafýndan Venedikliler’e verilmiþtir. • Sadrazamlar ilk defa Fatih zamanýnda divana baþkanlýk et- meye baþladýlar. • Ýpek yolu Fatih’in Kýrým’ý fethetmesiyle ilk defa Osmanlý de- netimine geçmiþtir. • Ýlk defa klasik Türk – Osmanlý mimari tarzý uygulanmýþtýr. • Fatih döneminde Karadeniz ilk defa Türk gölü haline gelmiþ- tir. • Dünya’da yivli–setli toplar ilk defa II. Bayezid zamanýnda ya- pýlmýþtýr. • Yeniçerilerin ilk isyaný II. Murad Döneminde Fatih’in ilk hü- kümdarlýðý sýrasýnda meydana gelmiþtir. (Buçuktepe isyaný) • Culüs Bahþiþi ilk defa Fatih Sultan Mehmet zamanýnda veril- miþtir. • Ýlk uluslararasý üniversite Fatih Sultan Mehmet devrinde yapýlan Sahn-ý Seman medresesidir. • Fatih döneminde ilk defa üniversite yabancý bilim adamlarýn- dan yararlanmýþtýr. • Surlarý yýkabilecek çapta ilk büyük toplar (þahi) Fatih dev- rinde döktürülmüþtür. • Ýlk defa Fatih devrinde gemiler karadan denize indirilmiþtir. • Osmanlý Devleti, imparatorluk özelliðini Fatih devrinde Bi- zans’ýn yýkýlmasýyla kazanmýþtýr. • Ýlk defa Anadolu ve Rumeli toprak bütünlüðü Ýstanbul’un fethiyle saðlanmýþtýr. • Boðazlar ilk defa Fatih devrinde Osmanlý egemenliðine gir- miþtir. • Ortodoks Patrikhanesi ilk defa Fatih devrinde himaye altýna alýnmýþtýr. • Avrupa’ya ilk defa denizden sefer yapan padiþah Fatih’tir. (Otranto) • Ýlk defa Memlüklerle iliþkilerin bozulmasý Fatih devrinde ol- muþtur. • Toplarýn ilk kez kullanýldýðý meydan savaþý Otlukbeli savaþýdýr. • Osmanlý – Safevi iliþkileri ilk defa II. Bayezýd döneminde baþlamýþtýr. (Sokullu Ýsyaný) • Kýrým ile kara baðlantýsý Boðdan Seferi’yle II. Bayezýd döne- minde saðlanmýþtýr. • Anadolu’da Þii kýþtýrmasý sonucu çýkan ilk isyan II. Bayezýd dönemindeki Sahkulu Ýsyanýdýr. • Bir iç meselenin ilk defa uluslararasý mesele haline gelme- si II. Bayezýd döneminde yaþanan Þehzade Cem Olayý’dýr. • Avrupalýlar’ýn Osmanlý iç iþlerine karýþmasý ilk defa Þehza- de Cem Olayý sonundadýr. • Oðlu tarafýndan tahttan indirilen ilk Osmanlý Padiþahý II. Bayezýd’dir. • Celali isyanlarý ilk defa Yavuz Sultan Selim zamanýnda orta- ya çýkmýþtýr. • Osmanlýlar’ýn Ýranla yaptýklarý ilk büyük savaþ Çaldýran Sa- vaþý’dýr. (1514) • Ýlk Osmanlý halifesi Yavuz Sultan Selim’dir. • Osmanlýlar’ýn Kuzey Afrika hakimiyeti ilk kez Mýsýr’ýn fethi ile baþlamýþtýr. • Batý’ya sefer düzenlemeyen ilk padiþah Yavuz Sultan Se- lim’dir. • Yavuz’un Mýsýr’ý fethiyle Baharat Yolu ilk kez Osmanlýlarýn eli- ne geçmiþtir. • Kutsal topraklarý ele geçiren ilk padiþah Yavuz Sultan Se- lim’dir. • Osmanlý – Cezayir iliþkileri ilk olarak Yavuz döneminde baþ- lamýþtýr. • Güneydoðu Anadolu ilk defa Yavuz döneminde Osmanlý ha- kimiyetine girmiþtir. (Turnadað Savaþý) • Orta Avrupa’nýn kapýlarýnýn açýldýðý ilk sefer Belgrad’ýn fet- hidir. • ilk defa Orta Avrupa hakimiyeti Kanuni döneminde Mohaç Savaþý ile baþlamýþtýr. • Akdeniz’de fethedilen ilk ada Rodos’tur. • Kanuni’nin Rumeli’ye yaptýðý ilk sefer Belgrad Seferi’dir. (1521) • Viyana ilk defa Kanuni tarafýndan kuþatýlmýþtýr. (1528) • Türkler Akdenizde üstünlüðü ilk defa Preveze Deniz Sava- þý’yla saðlamýþlardýr. • Kanuni döneminde Akdeniz ilk defa Türk gölü haline gelmiþtir. • Kanuni döneminde Ege ilk defa Türk gölü haline gelmiþtir. • Þeyhülislam ilk defa Kanuni zamanýnda divan üyesi olmuþtur. • Kaptan-ý Derya ve Reisülküttab ilk defa Kanuni zamanýnda divan üyesi olmuþlardýr. • Osmanlýlarla Ýran arasýnda imzalanan ilk antlaþma Amasya Antlaþmasýdýr. (1555) TARÝHTE ÝLKLER 65 • Osmanlý Devleti’nin sýnýrlarý ilk defa Kanuni döneminde Basra Körfezi’ne ulaþmýþtýr. • Hindistan’a sefer düzenleyen ilk Osmanlý padiþahý Kanu- ni’dir. • Ýlk Kaptan–ý Derya Barbaros Hayreddin Paþa’dýr. • Portekizlilerle ilk defa Kanuni döneminde deniz savaþý yapýl- mýþtýr. • Orta Asya Türk Devletleri ile deniz yolu baðlantýsý kurma pro- jesini ilk baþlatan devlet adamý Sokullu Mehmet Paþa’dýr. • Süveyþ kanalýný açmak isteyen ilk devlet adamý Sokullu’dur. • Ordunun baþýnda sefere çýkmayan ilk padiþah II. Selim’dir. • Ýstanbul’da doðan ve ölen ilk padiþah II. Selim’dir. • Osmanlý tarihinde Kanun-i Kadim (Yeniçeri Ocaðý’na asker al- ma kanunu) ilk defa II. Murad zamanýnda bozulmuþtur. • Ýlk Osmanlý donanmasý Ýnebahtý’da (1571) II. Donanma Çeþ- me’de (1770), III. donanma Navarin (1827), IV. donanma Si- nop’ta (1853) yakýlmýþtýr. • Denizlerde ilk büyük yenilgi Ýnebahtý yenilgisidir. 3. Osmanlý Duraklama Dönemi • Osmanlý Devleti’nin doðuda en geniþ sýnýrlara ulaþtýðý ant- laþma Ferhat Paþa Antlaþmasý’dýr. (1590-Ýran) • Þehzadelerin sancaða gönderilmesi uygulamasý ilk defa I. Ahmet zamanýnda terkedilmiþtir. • Kafes Usulü ilk defa I. Ahmet zamanýnda uygulanmaya baþ- lanmýþtýr. • Divan örgütü ilk defa II. Mahmut tarafýndan kaldýrýlýp yerleri- ne bakanlýklar kurulmuþtur. • Osmanlý Devleti’nin batýda en geniþ sýnýrlara ulaþtýðý antlaþ- ma Bucaþ Antlaþmasý’dýr. (1672-Lehistan) • Osmanlý Avrupa karþýsýndaki üstünlüðünü Zitvatoruk savaþý (1606) ile kaybetmiþtir. • Yeniçeri Ocaðý’nýn bozulmaya baþladýðýnýn farkedildiði ilk sa- vaþ Hotin Savaþý’dýr. • Yeniçeri Ocaðý’ný kaldýrmaya çalýþan ilk padiþah Genç Os- man’dýr. • Þeyhülislamýn yetkilerini ilk kýsýtlayan Osmanlý Padiþahý II. Osman’dýr. • Baþkenti Ýstanbul’dan Anadolu’ya taþýmayý düþünen padiþah II. Osman’dýr. • Sosyal alanda ýslahat yapan ilk Osmanlý padiþahý II. Os- man’dýr. (Saray dýþýndan evlenerek) • Devletin kötüye gidiþ nedenleri araþtýrarak ilk defa rapor ha- zýrlayan Koçi Bey’dir. • Ýsyan sonucu öldürülen ilk padiþah II. Osman (Genç) dýr. • Ýlk Osmanlý bütçesi Tarhuncu Ahmet Paþa tarafýndan hazýr- lanmýþtýr. • Asayiþi saðlamak amacýyla ilk defa sokaða çýkma yasaðý çý- karan padiþah IV. Murat’týr. • Osmanlý Devletin’nin ilk defa uzun bir kuþatma ardýndan fet- hettiði yer Girit’tir. • Osmanlý denizciliði Girit’in fethinden sonra Avrupa karþýsýn- da üstünlüðünü kaybetmeye baþamýþtýr. • Osmanlý Devleti’nin Avrupa karþýsýnda taarruz gücünü yitirdi- ði ilk savaþ II. Viyana kuþatmasýdýr. • Günümüzdeki Türk–Ýran sýnýrý ilk kez Kasr–ý Þirin antlaþma- sý (1639) ile çizilmiþtir. • Çeþitli þartlar öne sürerek sadrazam olan ilk kiþi Köprülü Mehmet Paþa’dýr. • Ýlk Osmanlý - Rus ittifaký Ýstanbul Antlaþmasý’dýr. (1724) • Osmanlý Devleti’nin Ruslar’la imzaladýðý ilk antlaþma Bahçe- saray Antlaþmasý’dýr. (1683) • Osmanlý Devleti ilk defa Karlofça (1699) ve Ýstanbul antlaþ- masý (1700) ile toprak kaybetmiþtir. • Ordunun baþýnda sefere çýkan son padiþah II.Mustafa’dýr. • Osmanlýlarýn kaybettiði ilk beylik Erdel Beyliði’dir. • Osmanlý topraklarýnýn paylaþtýðý ilk uluslararasý antlaþma Karlofça Antlaþmasý’dýr. 4. Osmanlý Gerileme Dönemi • Osmanlý Devleti ilk defa Pasarofça Antlaþmasý (1718) ile Av- rupadan geri kaldýðýný kabul etmiþtir. • Avrupa örnek alýnarak yapýlan ýslahatlar ilk defa Lale Dev- rinde yapýlmýþlardýr. • Mimaride ilk kez Avrupa tarzýnda eserler Lale Devri’nde inþa edilmiþtir. • Ýlk kültürel ýslahatlar III. Ahmed döneminde yapýlmýþtýr. • Avrupa’ya ilk defa Lale Devri’nde elçiler gönderilmiþtir. • Ýlk Osmanlý matbaasý Ýbrahim Müteferrika tarafýndan kurul- muþtur. (1727) (Ýlk teknik yenilik) • Matbaada basýlan ilk eser Vankulu adlý lügattir. • Ýlk defa XVIII. yüzyýlda Avrupa’dan askeri uzmanlar getiril- miþtir. • Ýlk resmi devlet matbaasý III. Selim döneminde kurulmuþtur. • Ýlk kaðýt ve kumaþ fabrikasý Lale Devri’nde inþa edilmiþtir. • Ýtfaiye örgütü (tulumbacýlar) ilk defa Lale Devri’nde kurul- muþtur. • Ýlk çiçek aþýsý Lale Devri’nde yapýlmýþtýr. • Ýlk geçici elçilikler Lale Devri’nde kurulmuþtur. • Avrupai tarzda ilk askeri ýslahatlar I. Mahmud Dönemi’nde yapýlmýþtýr. • Ýlk mühendis okulu I. Mahmud tarafýndan Kara Mühendisha- nesi adýyla kuruldu. (1731) Avrupa tarzýnda açýlan ilk okuldur. • Ýkinci Mühendis okulu III. Mustafa tarafýndan Deniz Mühen- dishanesi adýyla kurulmuþtur. (1773) • Kapitülasyonlar ilk defa I. Mahmut tarafýndan sürekli hale ge- tirilmiþtir. (1740) TARÝHTE ÝLKLER 66 • III. Mustafa döneminde ilk iç borçlanma baþlamýþtýr. • Ýlk defa halký Türk ve müslüman olan toprak Küçük Kaynar- ca Antlaþmasý ile kaybedilmiþtir. (Kýrým) • Halifelik kurumunun siyasi bir antlaþmada ilk defa kullanýl- masý Küçük Kaynarca Antlaþmasý’nda olmuþtur. (Son olarak Uþi Antlaþmasý’nda kullanýlmýþtýr.) • Rusya’nýn Akdeniz’e (sýcak denizlere) açýlma imkâný elde etti- ði ilk antlaþma Küçük Kaynarca’dýr. • Sürat topçularý ocaðý ilk defa III. Mustafa döneminde kurul- muþtur. • Ortodokslarýn koruyuculuðu ilk kez Küçük Kaynarca ile Ruslara geçmiþtir. • I. Mahmut döneminde ilk kez Avrupalý birisinin (Humbaracý Ahmet Paþa) tecrübesinden faydalanarak ýslahat yapýlmýþtýr. • Ruslar Küçük Kaynarca ile ilk kez iç iþlerimize karýþmaya baþladýlar. • Osmanlý Küçük Kaynarca ile ilk defa tazminat ödedi. • Rusya’ya ilk kapitülasyonlar Küçük Kaynarca ile verilmiþtir. • Osmanlý Devleti ilk tazminatý Küçük Kaynarca antlaþmasý ile ödemiþtir. (1774) • Ulufe alým satýmý ilk defa I. Abdulhamit tarafýndan yasaklan- mýþtýr. • Avrupa ordularý örnek alýnarak hazýrlanan ilk ordu Nizam•ý Cedid Ordusu’dur. • Avrupa’da ilk daimi elçilikler III. Selim zamanýnda açýlmýþtýr. • Fransýzca ilk defa III. Selim döneminde devletin resmi dili olarak ilan edilmiþtir. • Ýlk Fransýzca tercüme bürosu III. Selim tarafýndan kurulmuþtur. • Nizam–ý Cedid ordularý ilk zaferlerini Akka’da Napolyon’a karþý kazanmýþlardýr. 5. Osmanlý Daðýlma Dönemi • Osmanlý’da Fransýz Ýhtilali’nden etkilenerek çýkan ilk milliyet- çilik isyaný Sýrp Ýsyaný’dýr. (1804) • Padiþahýn yetkileri ilk defa ayanlarla imzalanan Sened–i Ýtti- fak’la sýnýrlandýrýlmýþtýr. (1808 II. Mahmut) • Osmanlý Devleti ilk denge siyasetini Fransa’nýn Mýsýr’ý iþgali sýrasýnda uyguladý. (1798) • Rusya ilk defa donanmasýný Fransa’nýn Mýsýr’ý iþgali sýrasýn- da boðazlardan geçirmiþtir. • Azýnlýklara ilk imtiyazlar Bükreþ Antlaþmasý (1812) ile Sýrpla- ra verilmiþtir. • Osmanlýlarda baðýmsýzlýðýný kazanan ilk azýnlýk Yunanlýlardýr. (Edirne Antlaþmasý•1829) • Boðazlar ilk defa Hünkar Ýskelesi (1843) Antlaþmasý ile sorun olmuþlardýr. • Boðazlar ilk kez Londra Antlaþmasý (1841) uluslararasý bir statüye sahip olmuþtur. * Padiþahýn yanýnda ilk defa otorite olarak ayanlar kabul edil- miþtir. • Ýngilizler’e ilk kapitülasyonlar III. Murad devrinde (1578) ve- rildi. Balta Limaný Antlaþmasý (1838) ile yaygýnlaþmýþtýr. • Kapitülasyonlarýn kaldýrýlmasý ilk defa Paris Antlaþmasý’nda görüþülmüþtür. • Ýlk resmi gazete Takvim•i Vekayi adýyla II. Mahmud tarafýn- dan çýkarýldý. (1831) • Nüfus sayýmý ilk defa II. Mahmud zamanýnda yapýlmýþtýr. (1813•Askeri amaçlý) • Týmar sistemi ilk defa II. Mahmud zamanýnda kaldýrýlmýþtýr. • Müsadere (mallara el koyma) usulü ilk kez II. Mahmud tara- fýndan kaldýrýlmýþtýr. • Polis örgütünün temelleri ilk defa II. Mahmud zamanýnda atýlmýþtýr. • Orta öðretim kurumlarý ilk defa II. Mahmut zamanýnda kurul- muþtur. • Ýlköðretim ilk defa II. Mahmud zamanýnda zorunlu hale geti- rilmiþtir. • ilk posta örgütü II. Mahmud zamanýnda kurulmuþtur. • Ýltizam sistemi ilk defa Islahat Fermaný ile kaldýrýlmýþtýr. • Ýlk defa tercüme odasý ve yabancý dil okulu II. Mahmud za- manýnda açýlmýþtýr. • Devlet memuru yetiþtiren okullar ilk defa II. Mahmud zama- nýnda kurulmuþtur. • Yurt dýþýna ilk defa II. Mahmud zamanýnda öðrenci gönderil- miþtir. • Kýlýk kýyafette ilk deðiþiklik II. Mahmud tarafýndan yapýlmýþtýr. • Padiþah kendi üzerinde bir gücün varlýðýný ilk defa Tanzi- mat Fermaný ile tanýmýþtýr. (1839) • Osmanlýlar’da ilk kaðýt para Kaime adýyla Abdulmecid tara- fýndan bastýrýlmýþtýr. (1844) • Ýlk demiryolu hattý Tanzimat döneminde yapýlmýþtýr. (1866) • Telgraf ilk defa Tanzimat döneminde kullanýlmaya baþlan- mýþtýr. (1854) • Ýlk telgraf okulu Tanzimat döneminde açýlmýþtýr. • Laik kanunlar ilk defa Tanzimatla beraber ortaya çýkmýþtýr. • Ýlk demiryolu hattý Tanzimat döneminde kurulmuþtur. (Ýzmir- Aydýn hattý) • Askerlik ilk defa Islahat Fermaný ile bir bedele baðlanmýþtýr. (1856) • Osmanlý toprak bütünlüðü, ilk defa Kýrým Savaþý’ndan (1854) sonra imzalanan Paris antlaþmasý (1856) ile Avrupalý devletle- rin garantisi altýna alýnmýþtýr. • Kýz öðrenciler ilk kez Tanzimat Dönemi’nde okullara alýnmýþtýr. • Osmanlý Devleti ilk dýþ borcu Kýrým Savaþý (1854) sýrasýnda Ýngilizlerden almýþtýr. (Abdülmecid Dönemi) • Öðretmen okullarý ve Mülkiye Mektebi ilk defa Tanzimat dö- neminde açýlmýþtýr. • Osmanlý Devleti ilk defa Paris Antlaþmasý (1856) ile Avrupa devleti kabul edilmiþtir. • Ýlk Osmanlý Anayasasý Mithat Paþa baþkanlýðýnda bir komis- TARÝHTE ÝLKLER 67 yon tarafýndan hazýrlanmýþ ve II. Abdulhamit tarafýndan ilan edilmiþtir. (Kanun-i Esasi-1876) • Ýlk defa cizye miktarýnýn belirlenmesi iþi Tanzimat Döne- mi’nde patrikhaneye verilmiþtir. • Osmanlýlarda halk ilk defa I. Meþrutiyetle yönetime katýlmýþ- týr. (1876) • Rejimi deðiþtirmeye yönelik ilk isyan hareketi 31 Mart Ola- yý’dýr. • Osmanlýlarda Mecelle hukuku ilk defa I. Meþrutiyetle uygu- lanmaya baþlanmýþtýr. • Balkan Savaþlarý ilk defa Karadað’ýn Osmanlý’ya saldýrmasýy- la baþlamýþtýr. • Ermeni sorunu ilk defa Berlin Antlaþmasý ile siyasi olarak or- taya çýkmýþtýr. • Türk tarihinde parti diktasýyla yönetim ilk defa Ýttihat Terakki ile olmuþtur. • Milliyetçiliði ilk defa Ýttihat ve Terakki resmi bir ideoloji olarak kabul etmiþtir. • Divan örgütü kaldýrýlarak yerine bugünkü anlamda bakanlýklar ilk defa II. Mahmut zamanýnda kurulmuþtur. • Ýlk defa II. Mahmut zamanýnda Týmarlarýna maaþ baðlanmýþtýr. • Ýlk defa karantina uygulamasý II. Mahmut zamanýndadýr. • Osmanlý ülkesinde anayasalcýlýk faaliyetleri ilk defa Tanzi- mat Fermaný ile baþlamýþtýr. • Hukuk ve idare alanýnda ilk ýslahatlar II. Mahmut dönemin- dedir. • Kiþisel haklar ilk defa Tanzimat Fermaný ile güvence altýna alýnmýþtýr. • Kiþisel hak ve özgürlükler ilk defa I. Meþrutiyet anayasasýn- da (Kanun-u Esasi) yer almýþ ve açýklanmýþtýr. • Osmanlý halký ilk defa I. Meþrutiyette seçme-seçilme hakkýný kullanmýþtýr. • Türk tarihinde ilk defa siyasi partiler I. Meþrutiyet döneminde kuruldu. • Ýlk kurulan siyasi parti ittihat ve Terakki partisidir. Daha son- ra Ahrar Fýrkasý ve Hürriyet ve itilaf partisi kurulmuþtur. • Avrupa tarzý ilk müzik okulu Mýzýka-i Humayun II. Mahmut devrinde kuruldu. • Edirne Anlaþmasý’yla Osmanlý ülkesindeki milliyetçilik ha- reketleri ilk kez baþarýya ulaþmýþ ve Yunanistan baðýmsýz ol- muþtur. • Fransa’nýn Cezayir’i ele geçirmesiyle Osmanlýlar K. Afrika’da ilk kez toprak kaybettiler. • Osmanlý Devleti Boðazlar üzerindeki egemenlik haklarý son kez Hünkar Ýskelesi Antlaþmýsý’yla kullanýlmýþtýr. • Her alanda en geniþ anlamda ýslahatlar XIX. yüzyýlda yapýlmýþ- týr. 1. Birinci Dünya Savaþý • Osmanlý Devleti’nin I. Dünya Savaþý içinde paylaþýldýðý ilk antlaþma Sykes Picot’tur. • Sivil Savunma Teþkilatý ilk defa I. Dünya Savaþý sýrasýnda ku- rulmuþtur. • I. Dünya Savaþý’nda Osmanlý Devleti’nin açtýðý ilk cephe Kaf- kas Cephesi’dir. • I. Dünya Savaþý’nda Osmanlý Devleti’nin elinden çýkan ilk yer Kýbrýs’týr. • I. Dünya Savaþý’nda baþarýlý olduðumuz ilk ve tek cephe Ça- nakkale Cephesi’dir. • I. Dünya Savaþý sonunda imzalanan ilk antlaþma Versay Ant- laþmasý’dýr. • Osmanlý Devleti’nde baðýmsýzlýðýný kazanan son Balkan Devleti Arnavutluk’tur. • Ýþgallere silahla karþý koyma kararý ilk defa Ýzmir Müdefai Hu- kuk Kongresi’nde verilmiþtir. • Ýzmir’in Yunanlýlara verilmesi ilk defa Paris Barýþ Konferan- sý’nda kararlaþtýrýlmýþtýr. (1919) • I. Dünya Savaþý’ndan sonra imzalanan Mondros Ateþkes Antlaþmasý’yla Osmanlý Devleti fiilen sone ermiþtir. • I. Dünya Savaþý’ndan sonra baþlayan iþgallere Türk halkýnýn ilk tepkisi direniþ cemiyetleri kurmak olmuþtur. Mondros, Ýþgaller ve Cemiyetler • Mondros’tan sonra iþgal edilen ilk yer Musul’dur. (Ýngilizler) • Ýtilaf devletlerinin Mondros’tan sonra kontrol altýna aldýklarý ilk yer Boðazlar ve Marmara bölgesidir. • Ýzmir’in Yunanlara verilmesi ilk defa Paris Barýþ Konferan- sý’nda kararlaþtýrýlmýþtýr. (1919) • Ýþgallere silahla karþý koyma kararý ilk defa Ýzmir Müdafa•i Hukuk Kongresi’nde verilmiþtir. • Kuvay–ý Milliye deyimini ilk kez Ýstanbul Milli Kongre Cemiyeti kullanmýþtýr. • Kuvay–ý Milliye hareketi ilk defa Yunan iþgaline karþý kurul- muþtur. • Yayýnlanan ilk genelge Havza Genelgesidir. • Manda ve Himaye fikri ilk defa Ýtilaf Devletleri tarafýndan Pa- ris konferansýndan sonra ortaya atýldý. • Ýþgallere karþý kurulan ilk cemiyet Trakya Paþaeli Cemiye- ti’dir. • Ýþgallere karþý ilk tepki, protesto ve mitingler yoluyla olmuþ- tur. • Batýda açýlan ilk cephe Ayvalýk Cephesi’dir. • Batýdaki cemiyetler ilk defa Balýkesir Kongresinde birleþtiril- miþtir. ÝNKILAP TARÝHÝ TARÝHTE ÝLKLER 68 • Milli mücadelenin haklýlýðýný gösteren ilk uluslararasý belge Amiral Bristol Raporu’dur. • Ýþgallere karþý ilk direniþ Güney Cephesi’nde Fransýzlara karþý yapýlmýþtýr. 2. Kurtuluþ Savaþý’na Hazýrlýk Dönemi • Yayýnlanan ilk genelge Havza Genelgesi’dir. • Kurtuluþ Savaþý’nýn amacý, gerekçesi ve yöntemi ilk defa Amasya Genelgesi’nde belirtilmiþtir. • Vatanýn kurtulmasý için hep birlikte mücadele edileceði Amas- ya Genelgesinde ilkkez belirtilmiþtir. • Türk milletine milli egemenlik yolunda yapýlan ilk çaðrý Amasya Genelgesi’dir. • Rejimin deðiþeceði yolundaki ilk iþaretler Amasya Genel- gesi’nde verilmiþtir. • Milli bir heyetin kurulmasý ilk defa Amasya Genelgesinde kararlaþtýrýlmýþtýr. (Temsil Kurulu) • Ýstanbul hükümetinin halka karþý sorumluluðunu yerine getirmediði ilk defa Amasya Genelgesi’nde belirtilmiþtir. • Mustafa Kemal’in yayýnladýðý ilk ihtilal bildirgesi Amasya Genelgesi’dir. • Mustafa Kemal’in baþkanlýðýný yaptýðý ilk siyasi kuruluþ Temsil Kurulu’dur. • Ýlk düzenlenen kongre Erzurum Kongresi’dir. • Mustafa Kemal’in sivil olarak katýldýðý ilk kongre Erzurum Kongresi’dir. • Kapitülasyonlara ilk defa Erzurum Kongresi’nde tepki göste- rilmiþtir. • Vatanýn bütünlüðünü ilgilendiren kararlar ilk defa Erzurum Kongresi’nde alýnmýþtýr. • Manda ve himayenin reddedilmesiyle Milli egemenliðin koþulsuz olarak gerçekleþtirileceði ilk defa Erzurum Kong- resi’nde belirtilmiþtir. • Kuvay–ý Milliye deyimini ilk kez Ýstanbul Milli Kongre Cemi- yeti kullanmýþtýr. • Temsil Kurulu ilk kez Erzurum Kongresi’nde kurulmuþtur. (Bölgesel) • Misak–ý Milli düþüncesi ilk defa Erzurum Kongresi’nde orta- ya atýlmýþtýr. • Hükümet kurma fikri ilk defa Erzurum Kongresi’nde ortaya atýlmýþtýr. • Vatanýn bütününü ilgilendiren kararlar ilk defa Erzurum Kongresi’nde alýnmýþtýr. • Ýlk milli kongre Sivas Kongresi’dir • Temsil Kurulu ilk kez Sivas Kongresi’nde millileþtirilmiþtir. • Temsil Heyeti yürütme yetkisini Sivas Kongresi’nden sonra Ali Fuat Paþa’yý batý cephesi komutanlýðýna atayarak kullan- mýþtýr. • Halka Milli mücadeleyi anlatmak için kurulan ilk gazete Ýrade- i Milliye’dir. • Milli Mücadelenin ilk siyasi baþarýsý Damat Ferit hükümeti- nin düþürülmesidir. • Ýstanbul Hükümeti ile Temsil Heyeti arasýndaki ilk görüþme Amasya Görüþmesidir. • Milli Mücadeleciler ile Ýstanbul hükümeti arasýndaki sorunlar ilk defa Amasya Görüþmesi’yle çözülmeye çalýþýlmýþtýr. • Erzurum ve Sivas Kongreleri karalarý ilk defa Son Osmanlý Mebusan Meclisi’nde kabul edilerek resmileþti. • Ýstanbul Hükümeti Temsil Heyeti’ni ilk olarak Amasya Görüþ- mesi’yle tanýmýþtýr. • Ulusal örgütlerin birleþtirilmesi ilk defa Sivas Kongresi’nde olmuþtur. • Kapitülasyonlara ilk tepki Misak–ý Milli ile olmuþtur. 3. Birinci TBMM Dönemi • Ýlk meclis 23 Nisan 1920 de toplanmýþtýr. • Ýlk demokratik meclis I. Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. • Meclisin ve hükümetin ilk baþkaný Mustafa Kemal’dir. • Güçler Birliði ilkesini benimseyen ilk mecli I. TBMM’dir. • Ýlk anayasa 20 Ocak 1921 de kabul edilmiþtir. (Teþkilat–ý Esa- siye) • TBMM’nin isyanlara karþý aldýðý ilk önlem Hýyanet–i Vatani- ye Kanunu’dur. • Ýstanbul Mahkemeleri ilk defa I. TBMM döneminde kurul- muþtur. • Ýstanbul hükümeti Milli Mücadele’yi resmen ilk olarak Amasya Görüþmeleri ile tanýmýþtýr. 4. Kurtuluþ Savaþý Dönemi • Kurtuluþ Savaþý’nda baþarýlý olunan ilk cephe Doðu Cephe- sidir. • Ýþgallere karþý ilk direniþ Güney Cephesi’nde Fransýzlara karþý yapýlmýþtýr. • Ýlk kapanan cephe Doðu Cephesi’dir. • Misak-ý Milliye katýlan ilk yer Kars’týr. • Sevr Antlaþmasýný onaylamayan ilk devlet Ermenistan’dýr. • Misak-ý Milliyi ilk kabul eden devlet Ermenistan’dýr. • Batýda açýlan ilk cephe Ayvalýk Cephesi’dir. • Kuvay-ý Milliye’nin baþarýlý olduðu ilk cephe Güney Cephe- si’dir. • Düzenli ordunun savaþtýðý ilk ve tek cephe Batý Cephesi’dir. • Düzenli ordunun ilk baþarýsý I. inönü Savaþý’dýr. • Misak-ý Milli’yi tanýyan ilk Avrupa devleti Sovyet Rusya’dýr. TARÝHTE ÝLKLER 69 • Misak-ý Milli’den verilen ilk taviz Batum’dur. • Anadolu’dan çekilen ilk Ýtilaf Devleti Ýtalya’dýr. • TBMM’nin ilk askeri baþarýsý Ermenistan Savaþý’dýr. • TBMM’nin ilk siyasi zaferi Gümrü Antlaþmasý’dýr. (3 Aralýk 1920) • Düzenli ordularýn ilk zaferi I. Ýnönü Savaþý’dýr. • TBMM hükümetini tanýyan ve siyasi iliþkiler kuran ilk müs- lüman devlet Afganistan’dýr. (Dostluk anlaþmasý) • TBMM’yi tanýyan ilk devlet Ermenistan ilk Avrupa Devleti Rusya, ilk Ýtilaf Devleti de Fransa’dýr. • Moskova Antlaþmasý (16 Mart 1921) ile ilk defa bir Avrupa Devleti Misak–ý Milliyi tanýmýþtýr. • Ýtilaf Devletleri TBMM’yi ilk defa Londra Konferansý’na çaðý- rarak tanýmýþlardýr. (11 Mart 1921) • Ýtilaf Devletleri’nin TBMM’yi çaðýrdýklarý ilk resmi görüþme Londra Konferansý’dýr. • Doðu sýnýrýmýz ilk defa Kars antlaþmasý ile kesin þeklini almýþ- týr. (13 Ekim 1921) • TBMM ile antlaþma imzalayan ilk Ýtilaf Devleti Fransa’dýr. (Ankara Antlaþmasý 20 Ekim 1921) • Güney sýnýrýmýz ilk defa Fransýzlarla yapýlan Ankara Antlaþ- masý ile belirtilmiþtir. • Kahramanlýk ünvanýný alan ilk þehir Maraþ’týr. • Anadolu’dan çekilen ilk Ýtilaf Devleti Ýtalya’dýr. • Kütahya – Eskiþehir savaþlarý Kurtuluþ Savaþý’nýn ilk ve son yenilgisidir. • Mustafa Kemal Paþa ilk defa Kütahya – Eskiþehir savaþlarýn- dan sonra Baþkomutanlýk makamýna getirilmiþtir. • Mustafa Kemal’in baþkomutan olarak katýldýðý ilk savaþ Sa- karya Savaþý’dýr. • Yunan ordusu ilk defa Sakarya’dan sonra taarruzdan savun- maya Türk ordusu da savunmadan taarruza geçmiþtir. • TBMM ordularýnýn ilk taarruzu Büyük Taarruz’dur. • Ýtilaf Devletleri ilk defa Lozan Barýþ Antlaþmasý’yla Misak•ý Milli’yi tanýmýþlardýr. 5. Cumhuriyet Dönemi • Ýlk Cumhurbaþkaný Mustafa Kemal Paþa’dýr. • Ýlk Baþbakan Ýsmet Ýnönü’dür. • Ýlk siyasi Parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir. • Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilk baþkaný Mustafa Kemal’dir. • Ýlk Muhalefet Partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fýrkasý’dýr. • Çok partili hayata ilk kez 1946’ da geçilmiþtir. • Cumhuriyet rejimine karþý ilk isyan Þeyh Said isyanýdýr. • Laikliðe geçiþin ilk aþamasý Saltanat’ýn kaldýrýlmýsýdýr. • Ýlk planlý ekonomi 1933–39 yýllarý arasýnda uygulanmýþtýr. • Türkiye Cumhuriyeti’nin kurduðu ilk banka Ýþ Bankasý’dýr (1924) • Maden sanayiinde ilk açýlan fabrika Karabük Demir–Çelik fabirkasýdýr. (1939) TARÝH TERÝMLERÝ 70 Abide: Gelecek nesillere bir olayý hatýrlatmak için dikilen anýt Abluka: Bir ülkenin veya bir yerin dýþarý ile olan her türlü baðlan- týsýný kuvvet kullanarak kesme, kuþatma Acemi Ocaðý: Osmanlýlarda yaya kapýkulu askerlerine kaynak ol- mak üzere kurulan teþkilat XIV yüzyýlda Çandarlý Kara Halil ve Molla Rüstem’in teþebbüs ve çalýþmalarý üzerine I. Murad zama- nýnda kurulmuþtur. Adem–i Merkeziyet: Merkeze ait genel hizmetlerden ve yürütme yetkilerinden bir bölümünün yarý özerk ve baðýmsýz taþra birimle- rine býrakýlmasý Adliye Nezareti: Osmanlý Devleti’nde adalet teþkilatýnýn baðlý ol- duðu en üst makam. Adalet Bakanlýðý Afaroz: Papalar tarafýndan verilen bir ceza Afaroz edilen kiþi Hýristiyanlýktan çýkartýlmýþ sayýlýrdý. Aðnam Resmi: Koyun ve keçilerden alýnan örfi vergilerden birisi Akçe: Osmanlý Devleti’nin ilk zamanlarýndan 1687 yýlýna kadar kullanýlan para birimi Akýncý: Osmanlý Türklerinin hafif süvari kuvvetlerine verilen isim çok hýzlý hareket ettikleri için böyle adlandýrýlmýþtýr. Akýncýlar hu- dudlara yakýn bölgelerde bulunurlar, yaz ve kýþ aylarýnda munta- zam bir programla düþman arazisine akýn ederek mal, para ve esir elde etmekle beraber düþman ve düþman memleketleri hak- kýnda her çeþit bilgiyi toplayarak devlet merkezine ulaþtýrýrlardý. Akvam–ý Osmaniye: Osmanlý Devleti sýnýrlarý içinde yaþayan, din, dil ve kültürleri farklý topluluklar. Daha çok, Türk olmayan un- surlar; Araplar, Rumlar, Bulgarlar, Sýrplar, Arnavutlar ve diðerleri. Alaydan yetiþme: Osmanlý Devleti’nde orduda erlikten yüksele- rek yetiþen subay Alemdar: Saltanat sancaklarýndan Ak Alem’den baþkasýný taþý- makla görevli güçlü, kuvvetli ve gösteriþli kimseler. Alperen: Malazgirt Meydan Muharebesi’nden sonra Hora- san’dan Anadolu’ya gelerek Anadolu’nun Türkleþmesinde rol oy- nayan Ýslâm derviþleri Anadolu Eyaleti: Osmanlý eyaletlerinin ikincisidir. Anadolu Bey- lerbeyisinin idaresinde bulunurdu. Anadolu eyaletinin merkezi Kütahya sancaðý idi. Diðerleri ise; Bursa, Karahisar–ý sahip, Mani- sa, Aydýn, Kastamonu, Bolu, Menteþe, Sultanönü, Ankara, Çanký- rý, Antalya, Burdur, Balýkesir’dir. Anal: Hititlerde krallarýn her sene tanrýya yaptýðý iþlerden dolayý hesap vermek için yazdýklarý yýllýklar Anarþizm: Devleti ve her türlü siyasi otoriteyi ortadan kaldýrmayý ve bunun yerine fertlerin serbest dayanýþmasýný tesis etmeyi gaye edinen bir siyasi harekete verilen addýr. Anayasa: Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürüt- me, yargýlama güçlerinin nasýl kullanýlacaðýný gösteren, yurttaþla- rýn kamu haklarýný bildiren temel yasa Anlaþma: Devletlerarasý siyasi, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapýlan uzlaþma ve bu uzlaþmanýn tespit edildiði belge, uyuþma, itilaf Antant : Anlaþma Antikite: Eski Yunan ve Roma medeniyetine verilen bir isim Antlaþma: Ýki veya daha çok devletin saldýrmazlýk, savaþta ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve belgede belirti- len durum, muahede, pakt Anzak: I. Dünya Savaþý sýrasýnda Ýngilizlerle birlikte savaþan Avusturalyalý ve Yeni Zellendalý askerler. Aristokrasi: Yönetimin imtiyazlý bir sýnýfýn elinde bulunduðu siya- si hükümet þekli (Aristokratik Cumhuriyet) Aristokrat: Toplumda seçkin bir yeri olduðu ve soyca diðerlerin- den farklý, ayrýcalýklý özellikleri bulunduðu varsayýlan kiþi Arpalýk: Yüksek devlet memurlarýna, bazý saray mensuplarýna, il- miye sýnýfýnýn ileri gelenlerine ilave tahsisat, emek ve mazuliyet maaþý olarak baðlanan gelirlere genel olarak verilen isim. Arþidük: Avusturya’da imparator ailesi ve prenslerine verilen ün- van. Arþýn: Eskiden kullanýlan, yaklaþýk olarak 68 cm’ye eþit olan uzunluk ölçüsü Arza Girmek: Topkapý sarayýnda Divan–ý Hümayun toplantýlarýn- dan sonra, toplantýya katýlanlarýn padiþah huzuruna kabul edilme- leri hakkýnda kullanýlan bir tabir. Asakir–i Mansura–i Muhammediye: 1826 yýlýnda Yeniçeri ocaðý- nýn kapýtýlmasý üzerine II. Mahmud’un emriyle kurulan yeni talimli asker teþkilatýna verilen isim. Askeri Ateþe: Bir elçilikte askerlikle ilgili belgeleri toplayan, elçi- liðin yabancý devletteki askerlerle iliþkisini saðlayan memur Aþar: Osmanlý Devleti’nde mevsim sonunda toprak ürünlerinden onda bir oranýnda alýnan vergi, ondalýk Atabey: Türkçe Ata ve Beð kelimelerinin birleþmesinden meyda- na gelmiþ bir terim. Selçuklularýn geniþ yetkilere sahip sýnýr ku- mandanlarýdýr. Ayný zamanda hükümdar çocuklarýnýn talim ve ter- biyesi de bunlara verilmiþtir. Ataerkil: Soyun babaya dayandýðý toplum düzeni Ateþe: Bir elçiliðe baðlý uzman, elçilik uzmaný Ateþgede: Ýlk ve Ortaçað’da ateþe tapan Ýran halkýnýn, içinde ate- þi muhafaza ettikleri mabetlere verilen isim Ateþkes Anlaþmasý: Savaþan taraflarýn çarpýþmalara belli bir sü- re ara vermeyi kararlaþtýrmasýdýr. En önemli sonucu, savaþ halini sürdürmekle birlikte çarpýþmalarýn ertelenmesidir. Barýþ antlaþma- sý için baþlangýç olabilir. Atrium: Eski Roma evlerinin ortasýnda, ilk Hýristiyan kiliselerinde ise giriþin önünde yer alan avlu Avârýz: Osmanlý’nýn örfi vergilerinden biri olup, olaðanüstü haller- de halka yüklenen mali, ayni ve bedeni vergilerdi ama zamanla A TARÝH TERÝMLERÝ 71 sürekli olmuþtur. Bunlar donanma için kürek yapmak, kürekçi ver- mek baþta gelmek üzere at, saman, zahire vermek, kale, köprü, yol tamirlerinde bedenen çalýþmak gibi þeylerdi. Ayan: Hükümet nezdinde halký temsilcisi olan zengi ve seçkin ki- þiler. Azab: Bekâr Türk geçlerinden meydana getirilen piyade kuvveti Azatlý: Özgürlüðü verilmiþ kimse Azýnlýk: Bir devlet içinde dili, dini ve ýrký ötekilerden ayrý olan kü- çük insan topluluðu Aztek: Bugünkü Meksika’nýn bir bölümüne yayýlmýþ bir impara- dorluk. (1375–1521) Babýâli: Osmanlý Devleti’nde baþbakanlýk demek olan sadrazam- lýðý ve bazý bakanlýklarý içine alan binaya verilen ad, hükümet merkezi Baðýmlý: Baþka bir devletin etkisi altýnda bulunan, kendi baþýna hareket edemeyen insan topluluðu veya ulus Baðýmsýzlýk: Ülkenin yabancý milletlerin iþgali altýnda olmamasý veya baþka bir ulusun egemenliði altýna girmemesidir. Baðýmsýz- lýk; siyasi baðýmsýzlýk yanýnda ekonomik ve kültürel alanlar için de geçerlidir. Baharat Yolu: Doðu ticaret yollarýndan biri. Bahriye Nazýrý: Osmanlý Devleti’nde deniz bakaný Balbal: Ýslâmiyetten önceki Türklerde ölen bir kiþinin saðlýðýnda öldürdüðü düþman sayýsý kadar mezarýnýn baþýna dikilmiþ taþ... Balyos: Venedik elçilerinin adý Barbar: Eski Yunan, Roma ve daha sonraki Hýristiyanlarýn kendi kavimlerinin dýþýnda kalanlara verdikleri ad. Barýþ antlaþmasý: Savaþan devletlerin, savaþý kesin olarak bitir- melerini saðlayan yazýlý sözleþme. Barýþ antlaþmalarýnda yalnýz sý- nýrlar deðil, galiplerin ve maðluplarýn o andaki durumlarýna göre siyasal, ekonomik, parasal, askeri konular da düzenlenir. Barýþ Konferansý: Genellikle ateþkes anlaþmalarýndan sonra ve- ya böyle bir anlaþma yapýlmadan, savaþan taraflarýn bir araya ge- lerek barýþý kurmak üzere görüþmeleri Barok: XVII. ve XVIII. yüzyýllarda Avrupa’da görülen sanat akýmý Baþ vergisi: Müslüman memleketlerinde eskiden Hýristiyan te- ba’adan korunmalarýna karþýlýk alýnan baþ vergisi, cizye Batiniler: Þiilik mezhebinin bir koludur. Bütün Kur’an ayetlerinin gizli manasý olduðunu savunuyorlardý. Abbasi halifesine karþý düþmanca bir siyaset takip ediyorlardý. Bayýndýr: Geliþip güzelleþmesi, hayat þartlarýnýn uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalýþýlmýþ olan yer, mamur Bazilika: Hýristiyanlarýn eski Roma mahkemeleri þeklinde yaptýk- larý ilk kiliselere verilen isim Bedesten: Ýçinde eþya alýnýp, satýlan kapalý çarþý. Bedhah: Kötülük isteyen, kötü yürekli Belâgat: Sözün düzgün, kusursuz ve yerinde söylenmesini öðre- ten bilim Beylerbeyi: Eyaletlerin idaresinden sorumlu askeri ve mülki gö- revli Beytü’l Hikme: Halife Memun döneminde Baðdat’ta tercüme fa- aliyetlerinin yapýlmasý için açýlan kurum Beytülmal: Devlet hazinesi Biat: Bir kimsenin hâkimiyetini tanýma, itaat bildirme. Devlet reisine itaat ve sadakâti bildiren ve el sýkma suretiyle yapýlan söz verme Bildiri: Herhangi bir iþi halka ya da ilgililere duyurmak için yazý- lan yazý, teblið, tebligat Bilfiil: Fiilen, doðrudan doðruya, eylemsel olarak Bîtap: Güçsüz, hâlsiz, bitkin, yorgun düþmek Bogomil: Balkan milletleri arasýnda Hazreti Ýsa’nýn Allah’ýn oðlu olmayýp sadece peygamberi olduðuna inanan ve teslisi redde- den bir Hýristiyan mezhebinden olanlara verilen isim. Peçenek asýllý olup Bosna taraflarýnda otururlardý. Boþnaklar da denilir. Bolþevik: Rus komünistlerinin Lenin’i tutan kesimi, Rus komünisti Bolþevizm: Rus Sosyal Demokrat Partisi sol kanadýnýn çoðunlu- ðu tarafýndan ileri sürülen öðretiye denir. 1903’ten sonra Lenin ta- raftarý aþýrý solculara Bolþevik denilmiþtir. Bolþevikler 1917 ihtila- li’yle Rusya’da iktidarý ele geçirerek Komünist Partisi’ni kurmuþtur. Bordür: Herhangi bir þeyin kenarýný süsleyen ve kenarý boyunca uzanan kýsým Burjuva: Ortaçað Avrupasýnda sanat ve ticaret iþleri ile ilgilenen þehirli sýnýfa verilen addýr. Bürokrat: Devlet dairesinde çalýþan üst düzey görevli Bürokratik: Devlette bir iþin yönetilmesi iþlemi Büst: Ýnsan vücudunun baþ yada göðüsten yukarý kýsmýnýn hey- keli Cebeci: Silah yapan, tamir ve muhafaza eden ve harb zamanla- rýnda ordunun harb malzemelerini ileri hatlara kadar ulaþtýrmakla görevli bulunan yaya kapýkulu ocaklarýndan bir sýnýf askeri Cebelü: Bir Zeamet ve týmar sahibinin dirliðinin miktarýna göre harb zamanlarýnda maiyetinde götürmeye mecbur bulunduðu si- lahlý süvari Celâli: Yavuz Sultan Selim devrinde Tokat’a baðlý Turhal kasaba- sýnda Mehdilik iddiasýyla baþ kaldýrarak etrafýna bir sürü adam toplayan ve devleti bir hayli uðraþtýran Celal adlý asiye baðlý olan- lara verilen isim. Sonralarý devlete isyan edenlere ve eþkiyalara da Celâli denilmiþtir. C B TARÝH TERÝMLERÝ 72 Cemiyet: Topluluk, dernek, toplum Cemiyet–i Mahsusa: Özel komisyon, 1876 Anayasasý’ný hazýrla- mýþtýr. Server Bey’in baþkanlýðýndaki bu komisyon, Said Paþa’nýn Türkçeye çevirdiði Fransýz anayasasý ile Mithat Paþa’nýn Kanun–u Cedid adlý anayasa tasarýsýný inceleyerek ilk Kanun–u Esasi’yi or- taya koydu. Deðiþik alanlarda uzman 28 kiþiden oluþmuþtur. Cengiz Yasasý: Cengiz Han’ýn ülkesindeki toplum düzenini sað- lamak ve devam ettirmek amacýyla çýkardýðý sert hükümlü kanun- lar Cento: Merkezi Antlaþma Örgütü (Central Treaty Organisation) Bölgede barýþ ve güvenliði, ekonomik ve kültürel geliþmeyi sað- lamak amacýyla Türkiye, Ýran, Ýngiltere ve Pakistan arasýnda kurul- muþtur. (1955) ABD, bu paktý destekledi. 1959’dan sonra Cento adýný aldý ve merkezi Ankara’dan Londra’ya taþýndý. Cento, 1979’da daðýlmýþtýr. Cephe: Savaþ bölgesi, savaþ alanýnda düþmana bakan en ileri noktalarýn meydana getirdiði çizgi Cihat: Din uðrunda savaþ Cizye: (Bk. Baþ vergisi) Cumhuriyet: Halkýn egemenliði doðrudan doðruya veya seçtiði temsilciler aracýlýðýyla kullandýðý devlet þeklidir. Cunta: Bir ülkede zorla devlet yönetimine el koyan kiþilerin oluþ- turduðu kurula denir. Cülûs: Hükümdarlarýn tahta geçmeleri Cülûs Bahþiþi: Yeni hükümdarýn tahta oturuþu münasebetiyle askerlere ulemaya ve diðer devlet memurlarýna verilen bahþiþ. Kanuna göre, Yeniçeri üçbin, sadrazama otuzbin akçe gibi Çaðdaþ: Çaðýmýzda olan, çaðýmýza uymuþ Çelebi: Mevlevilerin en büykülerine verilen ünvan, görgülü ve in- ce kimse Çete: Ordu birliklerinden olmayan, silahlý, küçük çatýþma toplulukla- rý Çetr: Savaþa veya bir yere alay halinde giderken sultanlarýn baþlarý üzerinde tutulan ve hâkimiyet sembolü olan þemsiyeye verilen isim Çift bozan: Reayanýn topraðý boþ býraktýðýnda ödemek zorunda bulunduðu vergi Dahiliye Nazýrý: Osmanlý Devleti’nde Ýçiþleri Bakaný Danýþma Meclisi: Önemli konularda hükümdara görüþ bildiren ve kararlarý baðlayýcý olmayan meclis Danýþtay: Ýdari Mahkemelerce verilen kara ve hükümlerin ince- lendiði son üst derecede bir mahkemedir. Görevleri Þunlardýr: 1. Davalara bakmak 2. Baþbakan ve Bakanlar Kurulu’nca gönderilen tasarýlar hakkýn- da görüþlerini bildirmek 3. Tüzük tasarýlarýný, imtiyaz, þartlaþma ve sözleþmeleri incelemek 4. Ýdari uyuþmazlýklarý çözümlemek 5. Kanunla gösterilen iþleri yapmaktýr. Osmanlý Devleti’nde ilk Da- nýþtay Tanzimat Devri’nde Þuray–ý Devlet adýyla kurulmuþtur. (1868) Dar’un Nedva: Cahiliye döneminde Mekke’nin yönetimini saðla- yan danýþma kurulu Dede: Eskiden Mevlevi tarikatýnda çile doldurmuþ olan derviþlere verilen ünvan Delâlet: Sapkýnlýk, doðru yoldan ayrýlmak Delege: Bir devlet ve kurul adýna bir iþi sonuçlandýrmak için gön- derilen kimse, yetkili, temsilci Demokrasi: Halk egemenliðidir. Halk için, halk adýna halkýn yö- netimidir. Demokrasilerde vatandaþlara eþit haklar tanýnmýþtýr. Va- tandaþlarýn düþüncelerini açýklama ve inanç özgürlüðü vardýr. Ki- þilerin özgürlükleri ancak yargýç kararýyla kýsýtlanabilir. Dernek: Bir amacý gerçekleþtirmek için kurulan ve kurucularý ile üyeleri tarafýndan yaþatýlan kurum. Dersaadet: Osmanlý Türklerinin Ýstanbul’a verdikleri isim Derviþ: Tarikatlardan birine girmiþ, onun töre ve yasalarýna baðlý kimse... Despot: Ortodoks Rumlarýn ruhaný reislerine ait bir ünvan Determinizm: Gerçekleþen her olay sebebini bizzat kendi içinde saklamasý Devlet: Belli bir ülkede, kanunlara göre kurulmuþ bir hükümet yö- netiminde örgütlenmiþ, baðýmsýz topluluklara denir. Devlet, toplu halde yaþayan insanlar arasýnda güvenliði saðlar, hak ve adaleti korur. Yabancýlara karþý vataný korumak için hazýrlýk yapar. Devlet, toplumda düzeni saðlamak ve korumak amacýyla kurulmuþtur. Devletçilik: Devletin ekonomiye doðrudan karýþtýðý sisteme denir. Devletçiliðin amacý ihtiyaç ekonomisini düzenlemektir. Devrim: Bir toplumdaki sosyal ve kültürel sistemin kökten ve sü- ratle deðiþtirilmesi Devþirme: Saray hizmetleri ve kapýkulu ocaklarýnda kullanýlmak üzere toplanan Hýristiyan çocuklarý için kullanýlan bir deyim Diktatör: Bütün siyasi yetkileri kendisinde toplamýþ olan devlet, hükümet ya da zümre baþkaný Din–i Mübin: Ýslâm Dini Diplomasi: Devletlerin birbirleri arasýnda iliþki kurma Dirhem: Gümüþ para, Aðýrlýk ölçüsü 3.207 gramýn karþýlýðý Dirliði Kesmek: Herhangi bir sebebten dolayý bir kimsenin dev- D Ç TARÝH TERÝMLERÝ 73 letten aldýðý maaþýn veya tahsisatýn kesilmesi Dirlik: Devlet tarafýndan gerek hizmet erbabýna maaþ olarak veri- len ve gerekse bir yerin geliri olarak tahsis olunan para Doðma: Gerçekmiþ gibi kabul edilip ileri sürülen iddia Doktrin: Belli bir konuda ki kavramlar ve doðmalar bütünü. Bir fi- kir adamý, alim veya filozofun fikirlerinin tamamý Nazariye, teori Dolmen: Ýki dik taþ ve bunlarýn üyeliðine konulmuþ tabla þeklin- deki taþtan meydana gelen taþ devri mezarý Dominyon: Büyük Britanya Ýmparatorluðu’nun, beþ ülke ile ayný haklara sahip olan denizaþýrý parçalarýndan herbirine verilen ad (Kanada, Avusturalya, Yeni Zelenda gibi) Duyun–u Umumiye: Osmanlý Devleti’nin Batý ülkelerinden aldýðý borçlara karþýlýk ilgili ülkelerin alacaklarýný toplamak için kurdukla- rý kurumun adý. Genel borçlar Efe: Aðabey, yiðit, özellikle batý Anadolu köy yiðidi, zeybek Efkâr: Düþünceler Egemenlik: Karar verme ve söz hakkýna sahip olma yetkisi kim- de ise egemenlik de ondadýr. Demokratik yönetimlerde egemen- lik millete aittir. Milli egemenliðin bulunduðu yerde oy kullanma ve meclisin bulunmasý zorunludur. Ehl–i Salib: Haçlý Ekol: Okul, çýðýr Ekonomi: Bir toplum ya da ülkedeki üretim, daðýtým, tüketim du- rumu ile ilgili olgularýn tümü Elit: Bir toplum içinde, sahip olduklarý meziyetlerden ve vasýflar- dan ötürü en üst makamlarda bulunan veya en büyük saygýyý uyandýran kimseler topluluðudur. Elviye–i Selâse: Üç liva demektir. Eskiden Kars, Ardahan ve Art- vin bu isim ile anýlýrdý. Emperyalizm: Bir devletin öteki ülkeleri denetimi altýna almasý ve- ya ekonomik ve kültürel denetimi altýnda bulundurmasýdýr. Encüman–ý Daniþ: 1851 yýlýnda açýlan Türk Ýlimler Akademisi Endaze: 65 cm boyunda eski bir uzunluk ölçüsü Enderun: Devþirme çocuklarýndan yetenekli olanlarýn Topkapý Sarayý’nda yetiþtirildiði okul Endüljans: Katolik Kilisesi’nin günahlardan affedilmeleri için hal- ka sattýðý afname... Endüstri: Toplumlarýn ihtiyaçlarýný karþýlamak amacýyla hammad- deleri eþya haline getirme iþlemlerinin tümü Engizisyon: Eskiden Hýristiyan dünyasýnda farklý inançlarý taþý- yanlarý cezalandýrmak maksadýyla kurulan mahkeme Enterdi: Bir ülkenin papa tarafýndan aforoz edilmesi, Hýristiyanlýk- tan çýkarýlmasý Esham: III. Mustafa döneminde piyasaya sürülen borçlanma ku- ponlarý, bir çeþit hisse senedi Etnik: Dil, töre ve soy bakýmýndan birbirine baðlý insan topluluðu Evkaf Nezareti: Vakýflarý düzenleyen kurum Evlad–ý Fatihan: Rumeli’nin fethi sýrasýnda Anadolu’dan Rume- li’ye yerleþtiren ve fetihlerde büyük yararlýklarý görülen Türk halký Evrensellik: Meydana gelen bir olayýn bütün toplumlarý ve dün- yayý etkilemesidir. Coðrafya Keþifleri ve Fransýz ihtilali gibi Eyalet: Osmanlý Devleti’nde en büyük sivil ve askeri idare bölgesi Faþizm: Herþey devlet içindir anlayýþý ile I. Dünya Savaþý’ndan sonra Ýtalya’da ortaya çýkmýþtýr. Federal Devlet: Ýçiþlerinde geniþ ölçüde baðýmsýz olup, dýþiþle- rinde ortak bir kuruluþla temsil edilen devletlerin birleþmesinden oluþan devlet türüdür. ABD gibi Federasyon: Birden fazla devletin özel kanunlarýný ve baðýmsýz- lýklarýný koruma þartýyla birleþerek bir tek devletin oluþturulmasý- dýr. Felâh: Kurtuluþ, selâmet, mutluluk, kutluluk Feodalite: Siyasi ve askeri gücü elinde bulunduran, topraðýn mülkiyetine sahip senyörler sýnýfýnýn oluþturduðu düzen. Ferman: Buyruk, Osmanlý Devleti’nde padiþahýn verdiði uyulma- sý gerekli hükümleri taþýyan yazýlý emir Feshetmek: Kapatmak, bozmak, kaldýrmak Fetihname: Bir yer fethedildiði zaman hükümdar tarafýndan kom- þu hükümdarlara valilere gönderilen ve fethi bildiren resmi mek- tup Fetihnameler, yalnýz dost devletlere deðil, gözlerini korkutmak amacýyla düþman devletlere de gönderildi. Fetret: Ýki olay arasýnda geçen zaman dilimi. Merkezi otoritele- rin zayýfladýðý bir sürede eski güce kavuþmak için geçen zaman dilimi Fetva: Ýslam hukuku ile ilgili bir sorunun dinsel hukuk kurallarýna gö- re çözümünü açýklayan ve yetkili organ tarafýndan çýkarýlan belge Figür: Resim ve heykel sanatlarýnda tasvir edilen canlý resim. Fiilen ve Hukuken Sona Erme: Devlet topraklarýnýn iþgal edil- mesi fiilen sona erdiðini gösterir. Baþkent, devlet baþkaný ve hü- kümet gibi bir devletin hukuki varlýðýný gösteren unsurlarýn orta- dan kalkmasýyla devlet de hukuken sona ermiþ olur. Filo: Bir arada ve bir komutan altýnda bulunan savaþ gemilerinin veya uçaklarýnýn bütünü. Ayný tür yük taþýyan ticaret gemilerinin veya kara taþýtlarýnýn bütünü. Fýrka: Parti, insan grubu Fresk: Yaþ duvar sývasý üzerine kireç suyundan eritilmiþ madeni boyalarla resim yapma yöntemi F E TARÝH TERÝMLERÝ 74 Fütuhat: Fetihler Garb: Batý Garb ocaklarý: Cezayir, Trablusgarb, Tunus Gazâ: Müslümanlýðý yaymak veya yüceltmek uðruna müslüman olmayanlarla yapýlan savaþ Gazi: Savaþta olaðanüstü yararlýlýk göstererek düþmaný yenen komutanlara veya þehirlere devlet tarafýndan verilen onur, ünvaný. Savaþta bulunan kiþi. TBMM tarafýndan Sakarya Savaþý’ndan sonra Mustafa Kemal’e verilen ünvan Gelenek: Kuþaktan kuþaða geçerek, topluluðun üyeleri arasýnda ortak ve özel bir ruh, dolayýsýyla saðlam bir bað kuran her türlü alýþkanlýk, an’ane Genelge: Ayný konu üzerine bütün ilgililere gönderilen yazý, ta- mim Genelkurmay: Ordunun eðitim ve yönetimini düzenleyen askeri makam Gensoru: Milletvekilleri tarafýndan bir meselenin açýklýða kavuþtu- rulmasý gayesiyle, baþbakan veya bakanlardan birinin cevaplan- dýrmasý için verilen ve sonunda soruþturma yapýlmasý istenebilen soru, istizah Giray: XV. yüzyýl baþlarýndan 1783 yýlýna kadar Kýrým’da hüküm sürmüþ olan Kýrým hanlarýnýn ve han sülalesine mensup olanlarýn ünvaný Gotik: XIII. yüzyýlda Avrupa’da egemen olup, Rönesansa kadar devam eden üslup (Gotlar. Gotik) Gravür: Ahþap veya metal baský levhalarýyla çeþitli teknikler kul- lanýlarak yapýlan sanat eseri Grup: Bir parlamentoda temsil edilen her partinin oluþturduðu milletvekili topluluklarý Gulâm: Köle, küçük yaþlarda saray hesabýna satýn alýnan veya toplanan sonra askeri ve göreceði öteki hizmetler için özel suret- te yetiþtirilen köleler Guruþ: Osmanlý memleketlerinde kullanýlan yabancý parasýna ge- nellikle verilen isim Güçler Birliði: Yasama, yürütme ve yargý yetkilerinin tek kiþi ve- ya organda toplanmasý Gülhane Hatt–ý Hümayunu: 3 Kasým 1839 Pazar günü Mustafa Reþid Paþa tarafýndan Gülhane’de okunan Abdülmecid’in meþ- hur fermaný Güven oyu: Hükümetin parlemento içinden çýktýðý sistemlerde söz konusudur. Hükümet kurulduktan sonra çalýþmalara baþlaya- bilmesi için parlamento çoðunluðunun desteðini almasýdýr. Hacib: Ýlk Türk–Ýslam devletlerinde hükümdarla halk arasýnda münasebetleri düzenleyen kiþi Hâkimiyet: Egemenlik, üstünlük, hâkimlik Hâkimiyet–i milliye: Milli egemenlik Halâs: Bir yerden, bir þeyden kurtulmak, kurtuluþ Halife: Hz. Muhamdd’in vekili olarak Müslümanlarýn imamlýðýný ve þeriatýn koruyuculuðunu yapmakla görevli kiþi. Osmanlý padiþah- larýnýn kullandýklarý ünvanlardan biri Halkevleri: Türk halkýnýn eðitim ve kültürünün geliþmesine yar- dýmcý olmak için 19 Þubat 1932’de kurulmuþ bir örgüttür. Cumhu- riyet Halk Partisi’nin yan örgütü olarak kuruldu. Halkevleri 1951 yý- lýnda kapatýldý. 1961’de Bakanlar Kurulu’nun kararýyla Halkevleri- nin yerine Türk Kültür Dernekleri kurulmuþtur. Hanedan: Hükümdar ya da devlet büyüðü gibi bir kiþiye dayanan soy, aile Harbiye Nezareti: Osmanlý Devleti’nde Milli Savunma Bakanlýðý Hariciye Nazýrý: Dýþiþleri bakanýnýn eski adý. II. Mahmud dönemi- ne kadar bu iþi Reis–ül Küttab’lar yapardý. Hat: Çizgi, sýnýr Hattý Hümayun: Genellikle padiþahlarýn el yazýlarýna verilen isim padiþahlarýn yazýlý emirleri Hava Kurumu: Türkiye’de sivil ve askeri havacýlýðý geliþtirmek amacýyla kurulmuþtur. Hava Sahasý: Bir devletin yalnýz kendisinin kullanma hakký oldu- ðu gökyüzü parçasý Havari: Hz. Ýsa’nýn Ýncil’i yazmakla görevlendirdiði on iki yardým- cýsýndan herbiri Hellenizm: Helenlere ait olan medeniyet. Ýskender’in doðu seferi sonucunda doðu ve batý kültürlerinin karýþýmýndan ortaya çýkan yeni medeniyet Hidiv: Mýsýr’ýn Osmanlý Devleti’ne baðlý, fakat içiþlerinde serbest hakimine verilen ünvan 19. yüzyýl sonlarýnda kullanýldý. Hil’at: Hükümdarýn taltif etmek istediði bir kimseye verdiði kýy- metli elbise anlamýnda kullanýlýr. Hil’at elbiseden baþka, memuri- yetin önemine göre külah, kemer, kýlýç, at, bayrak, para gibi þey- ler de olabilirdi. Himaye: Koruma, gözetme, esirgeme Hýrka–ý Saadet: Peygamberimizin, yazdýðý bir kaside karþýlýðý ola- rak Kâab Ýbn-ý Zübeyr’e verdikleri hýrkalarý Hýyanet: Kutsal sayýlan þeylere karþý el uzatma, kötülük etme ve- ya karþý davranma, hainlik Hiyeraglif: Eski mýsýrlýlarýn kullandýðý, bir resim ile bir kelimenin gösterildiði resim yazý Hiyerarþi: Mertebe silsilesi, aþama sýrasý Höyük: Ýçinde tarihi eser bulunduran yüksekçe tepe Hukuk: Bireylerin hayat iliþkilerinde uymak zorunda olduklarý ku- H G TARÝH TERÝMLERÝ 75 rallar Hukuken Tanýma: Ýki devletin birbiriyle görüþmesi ve muhatap kabul etmesidir. Resmen tanýmada ise, iki devletin birbirini tanýdý- ðýný gösteren bir antlaþma imzalamalarý gerekmektedir. Hükümet darbesi: Devlet yönetimine dokunulmadan ülkeyi yö- neten kiþilerin zorla deðiþtirilmesi Hümanizma: Orta çað’ýn skolastik düþüncesine karþý XIV. yüzyýl- da ortaya çýkan felsefe, bilim ve sanat görüþü insanlýk sevgisini yüce amaç sayan doktrin Islahat: Genel olarak herhangi bir kuruluþta, devlet düzeninde eskimiþ ya da bozulmuþ olan yanlarý düzeltmek, Osmanlý tarihin- de Gerileme Dönemi’nden baþlayarak, batý örneðine göre giriþi- len yenileþme ve ilerleme atýlýmlarýna verilen ad Islahat Fermaný: 1856’da Sultan Abdülmecid’in çýkarmýþ olduðu yenilik buyrultusu Ihþid: Prens veya hükümdar anlamýnda Farsça bir ünvan. Soðd ile Fergana’nýn Ýranlý hükümdarlarý tarafýndan kullanýlmýþtýr. Ýcazet: Ýlimde ve yazýda öðrenimini bitirenlere verilen diploma Ýçtimai: Toplumsal, toplumla ilgili Ýdadi: Osmanlý Devleti’nde lise derecesindeki okullara verilen ad. Ýdal: Çok tanrýlý (Politeist) dinlerde kçük tanrý ya da tanrýca hey- kelciliði Ýhracat: bir ülkenin ürettiði mallarý baþka ülkeye veya ülkelere satmasý, dýþ satým. Ýhtilal: Bir devletin ekonomik, sosyal ve politik yapýsýný birdenbi- re deðiþtirmek için çýkan zorlayýcý eylem Ýkon: Ýsa, Meryem ve ermiþlerin resmi Ýkta Sistemi: Sýnýrlarý belirlenmiþ arazi parçasý, mülkiyeti devlete ait olan topraklarýn gelirinin hizmet karþýlýðý verilmesidir. Ýktidar: Erk, güç sahibi. Bir devlette yönetme gücüne sahip kim- se ya da kiþiler, partiler Ýlelebed: Sonsuza kadar Ýlhâk: Katma, baðlama, ekleme, egemenliði altýna alma Ýlke: Temel düþünce, prensip Ýltizam: XVII. yüzyýldan itibaren devlete gelir getiren kaynaklar ya- vaþ yavaþ belli bir bedel karþýlýðýnda þahýslara verilme usulüne denir. Ýltizamý üzerine olan mütlezimler, geliri devlete peþin olarak öderler, sonra yine hükümet gücüne dayanarak bunu halktan tah- sil ederlerdi. 1856’da iltizam usulüne son verilmiþtir. Ýmaret: Medrese öðrencilerine, fakirlere, gariblere ve her isteye- ne bedava yiyecek daðýtmak üzere kurulmuþ hayýr müesseseleri Ýmparatorluk: Bir imparator tarafýndan yönetilen ve egemenliði altýnda birçok milleti ve topluluðu bulunduran büyük devletlere verilen isimdir. Ýmtiyaz: Ayrýcalýk, bir iþi yapmak üzere bir kiþiye ya da kurula ver- me Ýnka: Bugünkü Peru, Ekvator ve Þili’nin büyük bir bölümünü içi- ne alacak biçimde örgütlenmiþ devlet. Güneþin oðlu anlamýna gelir. (1400–1533) Ýnkýlâp: Deðiþme, bir halden baþka bir hale dönme, yenilik hare- ketleri Ýslâv: Rus, Leh, Sýrp, Hýrvat, Çek ve Bulgar gibi uluslara dillerin- deki yakýnlýk dolayýsýyla verilen ortak isim Ýstibdat: Yönetimde zorbalýk, baský Ýstihkam: Düþmana karþý savunma yapmak için taþ, toprak vb. þeylerden yapýlan yerin adýdýr. istihkâm: Düþmanýn saldýrýsýný karþýlayýp savmak için düzenlen- miþ yer Ýstiklâl: Baðýmsýzlýk Ýstiklâl Madalyasý: Kurtuluþ Savaþý’nýn baþarýyla sonuçlanmasý üzerine o zamanki TBMM üyelerine ve savaþta hizmeti olanlara verilmek üzere kanuna uygun olarak çýkarýlan madalyalardýr. Ýstilâ: Bir ülkeyi zor kullanarak ele geçirme Ýstimalet: Osmanlý Devleti’nin fetihlerde uyguladýðý gönül alma politikasý Ýstiþare: Bir konu hakkýnda herkesin görüþlerin alýnmasý, fikir ve görüþ alýþ–veriþinde bulunma Ýthalat: Bir ülkeye baþka bir ülkeden mal getirme veya satýn alma Ýttifak: Baðlaþma, birleþme Ýttihat: Birleþme, birlik kurma Ýttihat: Bir ülkeye baþka bir ülkeden mal getirme veya satan alma. Ýyon Tarzý: Ege kýyýlarýna özgü bir mimari tarzýdýr. Ýnce zarif sütun- larý vardýr. Sütun baþlýklarý helozonik kývrýmlýdýr. Jeopolitik: Coðrafya, ekonomi, nüfus vb.nin bir devletin politika- sý üzerindeki etkisi Kabotaj: Bir ülkenin veya limanlarý arasýnda gemi iþletme iþi, Türk kara sularýnda, Türkiye’deki akarsu ve göllerde gemi bulundur- ma, bunlarla gidiþ–geliþ ve taþýma yapma hakký. Kadý: Tanzimat’a kadar her türlü davalara, Tanzimat’tan sonra ise yalnýz evlenme, boþanma, nafaka, miras davalarýna bakan, me- K J Ý I TARÝH TERÝMLERÝ 76 deni kanun çýktýktan sonra kaldýrýlan mahkemelerin baþkanlarýna verilen ad. Kaime–i Mutebere: Osmanlý imparatorluðunda ilk kaðýt paralara verilen isim olup ilk defa Abdülmecid devrinde ve 1841’de çýka- rýlmýþtýr. Kalkýnma Planý: Bir ülkede; geliþmeyi hýzlandýrmak, istihdam dü- zeyini yükseltmek, gizli iþsizliði ortadan kaldýrmak, daha adil bir gelir daðýlýmý ve fýrsat çeþitliliðini saðlamak amacýyla hazýrlanan plan. Kalyon: Yelkenle ve kürekle yol alan savaþ gemilerinin en büyüðü Kamu: Bir ülkede halkýn bütünü Kamuoyu: Bir iþin yürütülebilmesi için gereken bir cinsten þeyle- rin, özellikle ayný düþüncedeki insanlarýn hepsi Kanun-u Esasi: Anayasa Kanun–u Kadim: Osmanlý Devleti’nde önceden beri gelen ka- nunlara verilen bir isim. Sonraki yüzyýllarda Fatih ve Kanuni Sul- tan Süleyman devri kanunlarýný ifade ederdi. Kapitalizm: Bu sistemde devletin ekonomiye müdahalesi yoktur. Ülkede ekonomik faaliyetler serbesttir. Kapitülasyon: Bir devletin baþka bir devlete ekonomik, siyasal, kültürel ve adlý ayrýcalýklar vermesidir. Karaborsa: Piyasada olmayan malýn gizlice yüksek fiyata alýnýp satýlmasý Karantina: Bir ülkeyi bulaþýcý ve salgýn hastalýklardan korunmak için dýþarýdan gelenlerin ayrý bir yerde bekletilmesi. Karargâh: Ordu yeri, ordu kurmay heyetinin bulunduðu yer Katedral: Piskoposluk kilisesi (kiliseden büyük) Kayýtsýz-Þartsýz Teslim: Bir savaþta yenilen devletin, hiçbir koþul ileri sürmeden ve galiplerin ne kadar aðýr olursa olsun koyacakla- rý koþullarý tümden kabul edeceðini bildirerek teslim olmasý Kemer: Bir açýklýðýn giderilmesi için kullanýlan eðrisel biçimli ya- pýsal öðe. Kilikya: Bugünkü Adana ve Mersin illeri ile Konya ilinin güneyini ve Antalya ilinin doðusunu kapsayan bölge Kýta Sahanlýðý: Kararýn devamý olarak kabul edilen ve 200 metre derinliðine kadar olan sýð deniz. Knez: Ruslarda, devlet yöneticilerine verilen unvan Koalisyon: Farklý görüþ ve düþüncelere sahip partilerin veya dev- letlerin belli bir gaye için meydana getirdikleri ittifak Kolaðasý: Osmanlý ordusunda binbaþý ile yüzbaþý arasýnda yer alan subay rütbesi Koloni: 1. Bir ülkenin kendi sýnýrlarý dýþýnda iþgal ettiði ve yönet- tiði yer. 2. Bir devletin fazla nüfusunu yerleþtirmek için ülkesi dý- þýnda kurduðu ve ana vatanýn bir parçasý sayýlan yerleþme alan- larý Komisyon: Alt kurul, encümen Komite: Siyasal bir amaca varmak için silâh kullanan gizli toplu- luk Komünizm: Sanayi Devrimi’nden sonra ortaya çýkan sorunlar ve iþçi sýnýfýnýn sömürülmesine karþý çýkan bir akýmdýr. Komünizmde; özel mülkiyet yoktur, tek parti ve siyasi görüþ vardýr, herþey hak adýna devletin denetiminde olup katý bir devletçilik anlayýþý vardýr. Konfederasyon: Federasyondan daha geniþ bir yönetim tarzý. Federasyonlardan oluþmuþ olan yönetim tarzý. Ya da küçük dev- letlerin birleþmiþ þekli Konfederasyon: Baðýmsýz devletlerin ortak ve sýnýrlý imkanlar için, iç ve dýþ egemenliklerini koruyarak, bir antlaþmayla oluþtur- duklarý topluluk Konferans: Milletlerarasý bir sorunun çözülmesi için yapýlan top- lantý Kongre: Çeþitli ülkelerin yöneticilerinin, elçilerinin ve delegelerin katýlmasýyla yapýlan toplantýdýr. Baþka bir deyiþle ortak sorunlara karþý ortak çözüm üretmek için bir araya gelen yetkili kiþilerin top- lantýsýdýr. Konsýl: Bütün piskopaslarýn çaðrýldýðý dini kurul Konsol: Mimari’de ana yapýdan çýkýntý yapan kýsýmlar, balkon Kore Savaþý: Güney Kore ile Kuzey Kore arasýnda yapýlmýþtýr. (1950–9153) II. Dünya Savaþý’ndan sonra 38. kuzey paraleli iki devlet arasýnda sýnýr çizildi. Kuzey Kore’nin bu sýnýrý geçmesiyle savaþ baþladý. Birleþmiþ Milletler Güvenlik Kurulu’nun çaðrýsýyla 15 ülke Güney Kore’ye asker ve saðlýk yardýmý gönderdi. Kore Savaþý’na Türkiye de asker gönderdi. Bu durum Türkiye’nin NA- TO’ya girmesinde etkili olmuþtur. Korint Tarzý: Dor ve iyon tarzlarýnýn birleþimidir. Yabani enginar yapraklarýnýn süslediði zengin görünüþlü sütun baþlýklarý özelliðidir. Kurgu: Geniþ kubbe biçiminde mezar höyük veya bir mezarýn üs- tüne taþ ve toprak yýðýlarak oluþturulan yapay tepe Kut: Tanrý tarafýndan hükümdarlara verildiðine inanýlan hüküm- darlýk gücü ve hakký Kutsal Cihat: Halifenin en önemli görevlerinden biridir. Ya müslü- manlýðý yaymak ya da müslüman ülkeleri saldýrýlardan korumak için onun tarafýndan açýlan ve eli silah tutan müslümanlarýn katýl- masý zorunlu olan savaþ Kuvay-ý Milliye Düþüncesi: Türk milletinin, milli sýnýrlar içinde hür ve baðýmsýz yaþama isteði Kült: Ýbadet, tapýnma, dini tören Kültür: Bir topluluðun bütün fertlerinin sahip olduðu, olaylarý ve meseleleri karþýlayan, duyuþ, düþünüþ þekilleriyle, tarih içinde meydana gelen fikir ve sanat verimleri, deðer hükümlerinin bütü- nü Kümbet: Türk ve Ýran mezar yapýsý L TARÝH TERÝMLERÝ 77 Laðv: Kaldýrma, hükümsüz býrakma Lahey Adalet Divaný: Milletler Cemiyeti anlaþmasýna göre kuru- lan yargýlama kuruludur. 11 asil, 4 yedek üyeden oluþur. Bu diva- nýn merkezi Hollanda’daki Lahey þehridir. Lahit: Mermer veya taþtan yapýlmýþ oyuk Levend: Osmanlýlarda deniz askeri Liberalizm: Ýktisadi olaylarýn devlet müdahalesi olmaksýzýn cere- yan etmesinin bütün topluluðun menfaatine olduðunu iddia ve þahsi teþebbüs ve piyasa mekanizmasýný müdafaa eden dortrin Liberalizm: Kiþi özgürlüklerinin her alanda ve mümkün olduðu öl- çüde az sýnýrlanmasý. Ekonomik liberalizm, ekonomi alanýnda kiþile- rin tam özgürlüðüdür. Siyasal liberalizm ise, siyasal etkinlikler için ki- þilere tüm özgürlüklerinin tanýnmasýdýr. Böylece, bir ülkede siyasal li- beralizm yanýnda ekonomik liberalizm olabilir de olmayabilir de. Liva: Osmanlý Devleti’nde ilden küçük, ilçeden büyük olan bir yö- netim bölgesi. Lojistik: Askerlik sanatýnýn savaþta ve askeri bir yürüyüþte, yol, haberleþme, saðlýk, yiyecek, içecek saðlama gibi hizmetleri en et- kili bir biçimde oluþturma amacýný güden bölümü. Lonca: Ayný meslekten olan kimselerin özellikle esnaf ve zanaat- çýlarýn çalýþma ve pazar meselelerini çözmek, mesleðe yeni ele- man yetiþtirmek amacýyla kendi aralarýnda iþ alanlarýna göre kur- duklarý birlik veya teþkilat Maarif: Öðretim ve eðitim yöntemi, teþkilattanmýþ eðitim ve öðre- tim kamuya saðladýðý bilgi Maðrib: Batý Mahalli: Yöresel, bir yerle ilgili olan Maniheizm: Hýristiyanlýk, Mazdeizm ve Budizm karýþýmý olan bir din Mahkûm: Boyun eðmek zorunda kalan, hüküm giymiþ, hükümlü Maiyet: Yönetim ve buyruk altýnda bulunanlar Maiyyet: Bir büyük görevlinin emri altýnda ve beraberinde bulun- ma, arkadaþlýk Manastýr: Kýrsal alanda Hýristiyan din adamlarýnýn kaldýðý yapý. Mancýnýk: Eskiden savaþlarda, kalelere taþ gülle atmak için kul- lanýlan bir çeþit büyük sapan taþ atan kule Manda ve Himaye: Mevcut sistem ile kendini idare edemeyen toplumlarýn baþka bir devlet tarafýndan idare edilmesidir. Bu sis- tem baðýmsýzlýða aykýrýdýr. Mandater: Manda yönetimi olan ülkeye bakan devlet Mecelle: Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Tanzimat Devri’nde, Ahmet Cevdet Paþa baþkanlýðýnda bir kurul tarafýndan Ýslâm hukukuna göre hazýrlanmýþ o zamanýn medeni kanunudur. Bütünü 1851 maddedir. Meclis Hükümeti: Yasama, yargý ve yürütmenin meclis tarafýn- dan yerine getirilmesidir. böylece kanunlarý yapan meclis, kuralla- rý uygular ve yargý yetkisini kullanarak denetler. Medeni Kanun: Kiþi, aile, miras ve eþya hukuku ile ilgili iliþkileri düzenleyenkanundur. Türk Medeni Kanunu, Ýsviçre Medeni Kanu- nu’na uygun olarak hazýrlanmýþtýr. (17 Þubat 1926) Menhir: Dik bir taþtan ibaret tarih öncesi anýtý Menþur: Yüksek rütbeli devlet görevlileri atamalarýný içeren padi- þah fermaný Merkantalizm: XVI. ve XVII yüzyýllarda yaygýnlaþan ve bir devle- tin zenginliðini sahip olduðu kýymetli madenlerle ölçen iktisadi görüþ Mesen: Rönesans devrinde fikir ve sanat adamlarýný koruyan nü- fuzlu kimseler Meskukât: Basýlý madeni para Meþrutiyet: Kral veya padiþahýn yanýnda bir meclis kurarak hal- kýn yönetime katýlýmýný saðlamaya denir. Meþrutiyet: Baþka bir hükümdarýn bulunduðu, parlamentosu olan bir yönetim þekli Meþveret: Danýþma Metropolit: Ortodokslarda patrikten sonra gelen ve bir bölgenin din iþlerine baþkanlýk eden din adamý Mevzi: Savaþta bir birliðin savunduðu yer parçasý Milis: Orduya yardýmcý olarak toplanan silahlý halk kuvveti Millet: Ayný topraklar üzerinde yaþayan, ayný dili konuþan, arala- rýnda tarih ve kültür birliði bulunan insanlarýn oluþturduðu toplu- luktur. Milli Güvenlik Kurulu: Cumhurbaþkaný’nýn baþkanlýðýnda Baþba- kan, Genelkurmay Baþkaný, Milli Savunma, Ýçiþleri, Dýþiþleri ba- kanlarý, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlarý ile Jandarma Genel Komutanýndan oluþur. Milli Güvenlik Kurulu; Devletin milli güvenlik siyasetinin belirlenmesi ve uygulanmasý ile ilgili kararla- rýn alýnmasý ve gerekli düzenlemenin yapýlmasý konusundaki gö- rüþlerini Bakanlar Kurulu’na bildirir. Cumhurbaþkaný’nýn katýlmadý- ðý toplantýlara Baþbakan baþkanlýk yapar. Kurulun öncelikli konu- larý devletin varlýðý, baðýmsýzlýðý, bütünlüðü ve toplumda huzur ve güvenliðin saðlanmasýdýr. Minyatür: Eski yazma kitaplarýnda görülen derinlik yansýtmayan küçük renkli resim sanatý Miri: Devlete ait Misak: Sözleþme, anlaþma, antlaþma, baðlaþma Misyoner: Hýristiyanlýðý yaymaya çalýþan kimse Miting: Gösteri amacýyla veya bir olaya dikkat çekmek için genel- likle açýk yerlerde yapýlan toplantý Mitoloji: Tanrýlarý baþýndan geçen efsaneler (Yunan) Modern: Çaða uygun, asri, çaðdaþ M TARÝH TERÝMLERÝ 78 Mozole: Anýtkabir, büyük gösteriþli gömüt. Muaf: Baðýþlanmýþ, ayrý tutulmuþ, serbest Muhacir: Yerleþmek üzere baþka bir ülkeye giden kimse Muhafazakâr: Örf, âdet, gelenek ve inançlarýna baðlý, mevcut dü- zenin devamýndan yana olan Muharebe: Diplomatik iliþkileri keserek birbirleriyle savaþa giren devletlerin askeri güçlerinin cephelerde vuruþmasý, savaþ Muhip: Seven, sevgi besleyen, dost Muhkem: Saðlam, saðlamlaþtýrýlmýþ, kuvvetli Muhtýra: Bir devletin baþka bir devlete politik sorunlarla ilgili ola- rak yolladýðý uyarý yazýsý, diplomatik nota. Muhzýr: Mahkeme görevlilerinden biri, görevi; davalýlarý mahke- meye getirmek, kadýnýn kararýndan sonra davacýnýn hakkýnýn alýn- masýnda kendisine yardýmcý olmak Mukadderat: Alýn yazýsý, kader Mukaddesat: Kutsal deðerler Mukavemet: Dayanma, karþý koyma, direnme Muktedir: Ýktidarlý, güçlü, kuvvetli, iþ becerir, elinden iþ gelir Mutabakât: Uygunluk, uygun gelme, uyuþma Mutasavvýf: Tasavvuf yolunda olan, sufî akým içinde bulunan müslüman kiþi Yunus Emre Türk þiirinin önde gelen mutasavvýf þairidir. Mutlak Monarþi (Mutlakiyet) : Devlet yönetiminde krallarýn tek ba- þýna egemen olduðu, merkezi otoritenin çok güçlü olduðu yönetim. Mutlakiyet: Bir hükümdarýn idaresi altýnda bulunan hükümet þekli Mübadele: Deðiþtirme, deðiþ tokuþ etme Müdafaa: Savunma, koruma Müderris: Bir eðitim kurumunda ders veren kimse Müfreze: Çeþitli askeri görev ve hizmetelrin yapýlmasý için, küçük birliklerden belli bir kuruluþa baðlý kalmadan geçici olarak oluþtu- rulan gruplara verilen ad Müftü: Ýl ve ilçelerde Müslümanlarýn din iþlerine bakan görevli Mülki: Devletin sivil yönetimine iliþkin Müneccim: Yýldýzlarýn durum ve hareketlerinden anlam çýkaran kimse, yýldýz falcýsý, astrolog, gök bilimci. Mürit: Bir tarikat þeyhine baðlanarak ondan tasavvufun yollarýný öðrenen, kiþilere verilen ad Müsadere: Devletin vatandaþlarýn mal varlýðýna el koymasý Müstahkem: Tahkim edilmiþ, korunaklý hale getirilmiþ, kuvvetlen- dirilmiþ, salamlaþtýrýlmýþ Müstemleke: Sömürge Müstevli: Bir yeri istila eden, yönetimi altýna alan kimse, devlet ya da ordu Mütakere: Karþýlýklý olarak silah býrakma Mütareke: Savaþan taraflarýn ateþi belli bir süre için kesmesi, ateþkes Müteþebbis: Teþebbüs eden, bir iþe giriþen Müttefik: Ýttifak yapanlar, birbirleriyle ayný fikirde olanlar Müverrih: Tarihçi Naib: Hükümdar vekili, yönetimde hükümdar bulunmadýðý za- man devleti yöneten kimse Narh: Osmanlý Devleti’nde temel tüketim mallarýnýn fiyatlarýnýn belirlenmesi Nasyonel sosyalizm (Nazizim): Toplum adýna devleti ön plana çýkaran, Almanya’da ortaya atýlan bir sistemdir. Nato: 1949 yýlýnda ABD ve 12 Batýlý ülke arasýnda kurulan ittifak. SSCB’nin II. Dünya savaþý sonunda Avrupa’daki yayýlmasýný önle- mek için kurulmuþtur. Nato Bakanlar Konseyi 1951 yýlýnda Türki- ye ve Yunanistan’ý Nato’ya katýlmaya davet etmeye karar vermiþ- tir. TBMM’de 19 Þubat 1952’de Türkiye’nin Nato’ya katýlmasýna karar vermiþtir. Natüralist: Tabiatçý, tabiatla ilgili olan Nâzýr: Bakan Nemçe: Türklerin Avusturya’ya verdikleri isim Nesep: Nesil, soy Nizam–ý alem: Dünya düzeni Nota: Bir devletin baþka bir devlete veya onun elçisine verdiði ya- zýlý bildiri Noyan: Moðol ordusunu oluþturan atlý birliklerin baþýndaki ordu komutanlarý Nutuk: Söylev, konuþma Nüfuz: Ýçe geçme, sözü dinlenme Objektif: Tarafsýzlýk, Yansýzlýk, Tarih araþtýrmalarýnda duygularýn ikinci plana atýlarak olaylarýn olduðu gibi incelenmesi Okka: 1283 gramlýk aðýrlýk ölçüsü birimi. Eskiden yurdumuzda kullanýlan ölçülerdendir. Oligarþi: Siyasi iktidarýn, bir zümreden olan kimselerin elinde bu- lunmasý Onaylamak: Yapýlan bir iþi doðru ve yerinde bularak kabuletmek, tasdiklemek Orta: Yeniçeri teþkilâtýnda tabur yerine kullanýlan deyim Ortodoks: Hýristiyanlýðýn Ortodoksluk mezhebinden olan kimse O N TARÝH TERÝMLERÝ 79 Ortodoksluk: Ýstanbul’daki Fener Patriði’nin lideri olduðu Hýristiyanlýk mezhebi, Yunan ve Slavlarýn çoðunun benimsediði mezhep Osmanlý Klasik Dönemi: Osmanlý Devleti’nin 1300–1700 yýllarý arasýnda geçirdiði dönem. Oto Kontrol: Kendi kendini denetim altýnda tutmak Otorite: Yetki, sözü geçerlilik Oturum: Bir meclis ya da kurulun çözümlenmesi gereken sorun- larý görüþüp tartýþmak için yaptýðý toplantý, celse Oy: Tutulacak yol için ileri sürülen görüþ, rey. Bir sorunla ilgili bir- kaç seçenekten birini tercih etmek Oy birliði: Bir konuda bütün oylarýn birleþmesi Ödün: Uzlaþmaya varabilmek için hak, istek veya savlarýnýn bir bölümünden karþý taraf yararýna vazgeçmek Örfi Hukuk: Padiþahýn siyasi iradeye dayanarak oluþturduðu hu- kuk Özerklik: Ýçiþlerinde serbest, dýþiþlerinde merkeze baðlý olmaktýr. Özgür düþünce: Bilim, sanat, kültür alanýnda yapýlan çalýþmala- rýn, düþünce ve fikirlerin engellenmeden devamýnýn saðlanmasý, desteklenmesi, korunmasý Özgürlük: Herhangi bir kýsýtlamaya baðlý olmaksýzýn her türlü dýþ etkiden baðýmsýz olarak kendi irade ve düþüncesinde dayanarak karar verme durumu, hürriyet Pakt: Antlaþma Panislamizm: Bütün Müslümanlarý ayný yönetim altýna toplama amacý güden politik akým Panislavizm: Bütün Ýslâvlarýn bir araya gelip ortak bir yaþama bi- çimiyle baðlanmasý, hatta tek devlet kurmasýný amaçlayan akým Papirüs: Mýsýr’da yetiþen ve yapraklarý kaðýt olarak kullanýlan bir cins kamýþ Parlamento: Baþlýca görevi yasama, devlet bütçesini çýkarma, hükümeti denetleme olan ve üyeleri halk tarafýndan belirli bir sü- re için seçilen meclis veya meclisler Parya: Hindistan’da Kast sisteminin kurallarýna uymayanlar bu sistemden atýlýrdý. Bunlara Parya denilirdi. Patrik: Ortodoks ve doðu kiliselerinin baþkanlarýna verilen ad. Bunun için iþ gördüðü yere de patrikhane adý verilir Payanist: Putperes, ilkel inanca sahip olanlar Piskopos: Hýristiyan azýnlýklarýn yaþadýðý yörelerde, Osmanlý Hü- kümeti’nden aldýklarý beratla ruhani baþkanlýk yapan ve mensup olduklarý azýnlýðý temsil eden din adamlarý Politika: Toplum ve devlet yönetimi, Devlet iþlerini düzenleme ve yürütme sanatý. Bir amaca varmak için karþýsýndakilerin duygula- rýný okþamak, zayýf noktalarýndan veya aralarýndaki uyuþmazlýklar- dan yararlanmak gibi yollarla iþ yürütme Portal: Binanýn ana kapýsý Plebisit: Halk oylamasý Proletarya: Ýþçi sýnýfý Propaganda: Bir öðreti, düþünce ve inancý baþkalarýna tanýtma, benimsetme ve yayma amacýyla söz, yazý gibi yollarla gerçekleþ- tirilen çalýþma Protesto: Bir davranýþý, düþünceyi uygulamayý haksýz olarak kar- þý çýkma, kabul etmeme eylemi Proto: Erken, ilk, önce Protokol: Öncelik sýrasý Protokol: Ýki ayrý hükümete mensup temsilcilerin belli konularda uyuþtuklarýný gösterir imzalý belge Raca: Babürlülerde hükümdara baðlý bey, Hindlilerde merkezi oto- ritenin olmamasý nedeniyle kurulan küçük devletleri yöneten kiþi Raiyyet (Reaya): Bir hükümdar idaresi altýnda bulunan ve vergi veren halk Rant: Gelir getiren mülk, irad Rasathane: Gözlem evi Reform: Bir þeye, özellikle bir koruma iþlevini düzeltmek amacýy- la müdahale etme, deðiþme uðratma Rejim: Bir devletin belli baþlý ilkeleri bakýmýndan yönetimde tuttu- ðu yol. Yönetim biçimi Resm: Hükümet adýna toplanan vergi Revizyonizm: Bir doktrinin esaslarýný tartýþmayý ve deðiþiklik yap- mayý kabul edenlerin davranýþý Ricâl: Toplum yönetimi ve iktidar sorumluluðunda, "erkân" denen birinci derecedeki görevlilerden sonra yer alan kiþiler. Ricâl–i memleket, ricâl–i askeriye gibi Roman Tarzý: Ortaçað Avrupa’sýnda görülen bir çeþit mimari üslup Rölyef: Kabartma Rumeli: Osmanlý Devleti’nin Avrupa’daki topraklarýna verilen ad Ruzname: Günlük defter Rüþtiye: Þimdiki orta okul seviyesindeki okullar S R P Ö TARÝH TERÝMLERÝ 80 Sadaret: Osmanlý Devleti’nde baþbakanlýk makamýna verilen ad Sadrazam: Osmanlý Devleti’nde baþbakan derecesinde olan en büyük devlet, memuru, padiþaný mutlak vekili Safaretname: Osmanlý elçilerinin gittikleri yerlerde, o yer hakkýn- da yazdýklarý eser. Safha: Evre, aþama Sagu: Ýslamiyetten önceki Türk edebiyatýnda aðýt Sahn–ý Seman: Fatih’in inþa ettirdiði medreselerde en yüksek derslerin okunduðu kýsým. Bugünkü edebiyat ve ilahiyat fakültele- rine karþýlýktýr. Sahn–ý Süleymaniye: Kanuni tarafýndan yapýlan Süleymaniye Camiinin medreseleri. Burada yüksek fen dersleri, tabiblik, göz hekimliði ve tabii ilimler okutulurdu. Bugünkü Týb, Fen fakülteleri- nin karþýlýðý idi. Salnâme: Genel olarak geçmiþ yýllarýn veya bir yýlýn bütün olayla- rýný her nevi icraatýný, istatistik, ticaret, sanayi, iktisad, tarih, fen ve biyografi bilgilerini özet halinde ihtiva eylemek üzere her sene tertip edilen ve neþredilen eserler hakkýnda kullanýlan bir deyim Salt çoðunluk: Mecliste toplam üyenin yarýsýndan bir fazlasý oy toplamý Saltanat Kaymakamý: Ýlk zamanlarda padiþahlar seferlere gittik- leri zaman bazen þehzadelerini merkezde kendi yerlerinde býra- kýrlardý. Bu þehzadeye, saltanat kaymakamý denirdi. Salyâne: Yýllýk olarak verilen maaþlar Sanayi Nefise: Güzel sanatlar Akademesi Sancaðý Þerif: Peygamberimize ait olduðu bilinen ve Topkapý sarayýnda diðer mukaddes emanetlerle birlikte Hýrka–ý Saadet da- iresinde saklanan siyah renkteki sancak Sancak: Bayrak, çoðunlukla askeri birliklere verilen yazý iþlemeli, kenarlarý saçaklý ve gönderli bayrak Sanduka: Ahþaptan tabut þeklinde olup, türbelerde bulunan öðe Sarnýç: Su toplamak amacýyla genellike toprak altýnda yapýlan yapý. Sayýþtay: Devlet harcamalarýný TBMM adýna kontrol eden idari kara ve yargý kuruluþu–divan-ý muhasebet Seferberlik: Tüm askeri güçlerin, yedekleriyle birlikte savaþa ha- zýr duruma geçirilmesi. Osmanlý Devleti, son büyük seferberliði, I. Dünya Savaþý’na katýldýðý günlerde ilan etmiþti, bu nedenle de halk bu savaþ dönemine "seferberlik" adýný vermiþti. Sektör: Bölüm, kýsým Selâmlýk: Padiþahlarýn cuma namazýný kýlmak üzere camiilerden birisine gidiþleri dolayýsýyla yapýlan merasim. Eski konaklarda ha- rem kýsmýndan ayrý erkeklere mahsus yer. Sembolizm: Realizm ve emperyalizme tepki olarak 1886’da Pa- ris’te ortaya çýkan sanat hareketi Senato: Batý parlementolarýnýn bir bölümü, fakülteler arasý yük- sek kurul Sentez: Ortak ya da uygun noktalarýn birleþmesi Senyör: Ortaçað Avrupasý’nda büyük toprak ve mahalli güç sahi- bi kimse, derebeyi Serasker: Sadrazamdan baþka vezirlerden birisi orduya kuman- da ettiði zaman kendisine verilen ünvan Serf: Ortaçað Avrupasý’nda topraða baðlý olan sýnýf Seyyit: Hz. Muhammed’in soyundun olanlara verilen bir ünvan Sfenks: Baþý ve gövdesi farklý yaratýklar biçiminde olan hayali ya- ratýk. Sýbyan Mektebi: Mahalle okulu Sýbyan Mektepleri: Osmanlý Devleti’nde baþlýca eðitim kurumla- rýndan olan, genellikle camilerin bitiþiðinde veya yakýnýnda bulu- nan, ilk okula benzer eðitim kuruluþlarý Sikke: Madeni para Sistem: Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni Siyasal Birlik: Bir bölgenin tamamýnýn yalnýz bir güç tarafýndan yönetilmesidir. Siyasal Parti: Çeþitli görüþlere sahip insanlarýn bir araya gelip teþkilatlanmasý, teþkilanmýþ gruplar Siyasetname: Ýdareci ve hükümdarlara adaletle ve islama uygun bir idare göstermelerini saðlamak için yazýlan kitaplar Siyer: Karakter, huylar... Hz. Peygamberin hayatýný konu edinen eser Skolastik: Avrupa’da kilisenin etkisi altýnda geliþen Ortaçað görüþü. Bu görüþte serbest düþünce engellenmiþ, yeni buluþlara gerek duyulmamýþ sadece Hýristiyanlýk dininin prensiplerini öðret- mek ve yaymak amaçlanmýþtýr. Soðuk savaþ: Düþman ülkeler arasýnda silahlý savaþ ilan edil- meksizin, iktisadi politik ve propaganda alanýnda sürdürdükleri yoðun mücadele ve düþmanlýk Sosyal devlet: Halkýn arasýndaki eþitsizliði gidermeye çalýþan, güçsüç ve yoksul sýnýflara yardýmý görev kabul eden anlayýþ. Soy Kýrým: Bir insan topluluðunu milli ve dini sebeblerle yok et- me Sömürge: Bir devletin baþka bir ülkeyi ve üzerinde yaþayan ulusu egemenliðialtýna alarak onlara hiçbir hak tanýmamasý,buradan ekonomik ve siyasal çýkar saðlamasý þeklin- de kurduðu sömürü düzeni. Sözleþme: Bir konu üzerinde konuþulup kabul edilen ve yapýl- masý karþýlýklý istenilen biçim ve bunun yazýlý hale gelmesi, mukavele. Statü: Ferdin baþkalarýnda saygý ve deðer uyandýrmasýnýn sebe- bini teþkil eden mevki, kültür ve servet durumu Strateji: Genel anlamda, bir devletin uygulamasýna karar verdiði bir politikayý, en mükemmel þekilde yürütebilmek için siyasi, ik- tisadi, askeri ve diðer bütün güçlerini en iyi þekilde kullanabilme sanatý veya ilmidir. Sunak: Çok tanrýlý dinlerde tapýnaðýn içinde veya yakýnýnda yer TARÝH TERÝMLERÝ 81 alan ve tanrýlara kurban sunulan alan. Kiliselerde ise takdis ayini için kullanýlan banko biçiminde yer. Þad: Orta Asya Türkleri’nde Hakan’ýn yakýnlarýndan boylara idareci olarak gönderilenler. Þark: Doðu Þark Meselesi: Avrupa devletleri tarafýndan Osmanlý devletinin yýkýlmasý ve paylaþýlmasý meselesine verilen isim Þecere: Bir kiþinin veya zümrenin en uzak atasýndan baþlayarak bugüne gelincey kadar geçen çizgi, soy kütüðü Þehzade Sancaðý: Osmanlý þehzadelerinin idari iþlerde yetiþmek için vali olarak gönderdikleri sancaklar. Manisa, Konya, Kas- tamonu, Taka, Kütahya, Samandýra, Çankýrý, Akþehir deðiþik þeh- zadeler için sancak olarak kullanýlmýþtýr. Þer’i: Ýslam dininin esaslarýna ve islam dininin emrettiði dünya nizamýna uygun olan þey Þer’i Hukuk: Kur’an–ý Kerim, Hadisler ve islam bilginlerinin ver- diði hükümlere göre meydana getirilen hukuk Þerait: Þartlar, koþullar Þeyh: Tarikat kurucusuna, bir tarikatta en yüksek dereceye ulaþ- mýþ kimseye, tarikat büyüklerine verilen ad Þeyhülislam: Osmanlý Devleti’nde kabinede sadrazamdan sonra yer alan ve din iþlerine bakmakla birlikte dünya iþlerine de din bakýmýndan karýþan üye. Devlet iþlerinin dine uygun olup ol- madýðý hakkýnda fetva verirdi. Þimal: Kuzey Þirket–i Hayriye: Türkiye’de teþekkül eden ilk denizyollarý iþlet- mesi þirketi Þövalye: Ortaçað Avrupasý’nda asiller soyundan gelen savaþçý kiþilere verilen ünvandýr. Þûra: Meclis, danýþma kurulu Þuray-ý Devlet: Yargý ve yürütme alanýndaki anlaþmazlýklara bakan yüksek mahkeme Taarruz: Saldýrý, hücum Tabu: Yasaklanan þey Tahrir: Kaydetme, sayma, yazma Tahrir defterleri: Osmanlý Devleti’nin arazi kayýtlarýnýn tutulduðu defter Tamim: Genelge Tampon Devlet: Ýki güçlü devlet arasýnda yer alan zayýf devlet Tanýma: Bir devletin varlýðýný, baþka devletlerin de kabul etmesi. Tanýmadan sonra devletler arasýnda siyasal iliþkiler kurulur. Tarikat: Ayný dinin içinde tasavvufa dayanan ve bazý ilkelerle bir- birinden ayrýlan, Tanrýya ulaþma arzusuyla tutulan yollardan her biri (Mevlevi tarikatý, Bektaþi tarikatý gibi) Taþra: Baþkent dýþýndaki topraklar. Tebaa: Uyruk, bir idaresinin yönettiði halk Tebdil Gezmek: Hükümdarlarýn bulunduklarý yerde gizlice dolaþýp halkýn halini aracýsýz olarak öðrenmek için kýyafet deðiþ- tirerek gezmeleri Tek dereceli Seçim: Seçmenlerin adaylarý doðrudan doðruya seçmeleri. Ýki dereceli seçimde seçmenler oylarýný "Ýkinci seçmen" denilen kiþilere verirler, onlar da asýl seçimi yaparlar. Tek dereceli seçim vatandaþýn isteðini doðrudan doðruya yansýttýðýndan daha demokratiktir. Tekel: Ýktisadi hayatta bir ekonomik faaliyet sahasýnýn tek elde, tek güçte toplanmasý durumuna verilen ad. Tekke: Tarikat adamlarýnýn toplanýp ayin yaptýklarý, barýndýklarý yer Tekke: Tarikat mansuplarýnýn yaþadýðý ve tarikata özgü dini tören- lerin yapýldýðý yer. Temel Haklar ve Özgürlükler: Modern devlete her vatandaþýn doðuþla gelen, kaldýrýlamaz, devredilemez, yokedilemez, yaþama ve geliþme haklarý Temsil: Birinin veya bir topluluðun adýna davranma Teokratik egemenlik: Bu sistemde egemenliðin kaynaðý Tan- rý’dýr. Menliðine yer vermeyen bu sistemde yöneticiler yönetme hakkýný Tanrý’dan aldýðýný ve ülkeyi Tanrý adýna yönettiðini söyler. Milli egemenlik ilkesinin yaygýnlaþmasýyla geçerliliðini yitirmiþtir. Teori: Ýlim ve fikir adamlarýnýn belli bir konuda ortaya attýklarý, geçerliliði ve doðruluðu ispatlanmýþ mümkün görülen izaha ver- ilen ad. Nazariye Terhis: Askerlik ödevini bitirenleri ordudan býrakma Tersane: Gemi yapýlan yer, tezgah Týmar: Herhangi bir toprak parçasýna ve birden fazla toprak par- çalarýnýn yýlda 20.000 akçeden az olan gelir miktarýnýn muayyen bir vazife ve hizmet karþýlýðýnda ve belli þartlarda bir þahsa mün- feriden veya birden fazla þahsa müþtereken tahsisi hakkýnda kul- lanýlan bir tabir Tonoz: Örgü teknikleri kullanýlarak inþa edilmiþ eðrisel yüzey, yada yüzeylerden oluþan mimari örtü unsuru. Totaliter: Egemenlik gücünün tek elde toplandýðý ve demokratik olmayan devletlere verilen genel ad Totem: Kendisine kutsallýk atfedilen hayvan, bitki veya nesnelere verilen ad Tragedya: Acýma duygusunu ön plana çýkararak kahramanlýðýn sergilendiði tiyatro oyunu Trajedi: Konusunu efasenelerden veya tarihi olaylardan alan, acýklý sonuçlarla baðlanan bir tür tiyatro eseri Tuð: At kýlýndan süpürge þeklinde yapýlýp bir sarýða asýlan alâmet ve niþan Eski Türklerde, Hintlilerde, Çinlilerde mevcut olup beylik, hükümdarlýk alameti idi. Tuðra: Osmanlýlarda padiþahýn imza ve alameti olarak kullanýlan tuðra, ananeye göre Oðuz Han’ýn yazýlý niþanýydý. Tutucu: Bir düþünceyi, blir alýþkanlýðý deðiþtirmeden tutmak is- teyen T Þ TARÝH TERÝMLERÝ 82 Türbe: Genellikle ünlü bir kimse için yaptýrýlan ve içinde o kim- senin mezarý bulunan yapý Uc: Bazý Türk devletlerinde ve beylerinde sýnýr ve sýnýr boylarýn- daki vilayetlere vb. sancaklara verilen ad. Uc Beyi: Uclarda bulunan sancaklarýn beyi Ultimatom: Bir devletin baþka bir devlete yaptýðý son ve kesin önerme Ulufe: Osmanlýlarda, kapukulu askerlerine ve memurlara üç ayda ödenen maaþ Ulusal irade: Seçimler sonunda milletin çoðunluðunun göster- diði yolun belirmesi, özellikle cumhuriyetlerde ve demokrasilerde ulusal irade yönetimin temelidir. Ulusçuluk: Her ulusun kendine özgü kültür ve geleneklerine bað- lý kalýp kendi varlýðýný herþeyin üstünde tutarak yaþamasý gereðine inanan görüþ Unesco: Milletlerarasý Eðitim, Bilim ve Kültür Teþkilatý’dýr. 1946 yýlýnda kurulmuþtur. Unvan: Kiþi adlarýnýn baþýna ya da sonuna getirilen saygý sözü. Uygarlýk: Ýnsanlarýn daha iyi bir yaþayýþa kavuþmalarý ve doðaya egemen olabilmek için gösterdikleri çabalardan çýkan sonuçlar olup, teknik, bilim ve kültür olarak bilinir. Ümera: Emirler, beyler, kumandanlar Ümit Burnu: Bartelmi Diyaz tarafýndan 1487 yýlýnda keþfedilen Af- rika’nýn güney ucu. Ümmetçilik: Kiþilerin milliyetleri yerine dinleri önemlidir. Birden çok millet din duygusuyla bir arada tutulabilir. Semavi dinlere ina- nan kiþiler ümmetçilik kavramý içine girmektedir. Vaiz: Cami, mescit gibi yerlerde Kur’an’dan, hadis kitaplarýndan örnekler getirerek dini öðütler veren kimse Vakanüs: Osmanlý Devleti’nde resmi tarihçi Vakýf: Bir malý veya mülkü, alýnýp satýlmaktan kurtararak, gelir- lerini bir hayýr kurumuna baðýþlama Valide Sultan: Padiþahlarýn annelerine verilen isim Vassal: Bir senyöre baðlý ve itaat etmek zorunda olan küçük sen- yör Vekaayi–nâme: Kronik, olaylarý günü gününe sýra ile takip eden tarih kitabý Veliaht: Bir hükümdardan sonra hükümdar olacak kimse Veraset: Mirasta hak sahibi olma Vicdan Özgürlüðü: Bir devlette vatandaþlarýn din inançlarýnda serbestliði. Devletin vatandaþlarýn þu veya bu dine eðilimlerini en- gellememesi veya deteklememesi. Vatandaþlarýn birbirlerinin inançlarýna karýþamamasý Vilâyet–i Sitte: Altý il, (Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakýr, Sivas, Elazýð) Vitray: Renkli cam paralarýndan meydana gelen saydam pencere süslemesi Voyvoda: Eflak ve Boðdan prenslerine Osmanlý Devleti tarafýn- dan verilen ünvan Vüzera: Vezir sözünün çoðul þekli Yalta Konferansý: II. Dünya Savaþý sonrasý dünya düzenini þekil- lendirmiþ ve son 35–40 yýlýn siyasi, ideolojik ve ekonomik geliþ- melerin dolaylý olarak kaynaðýný teþkil etmiþtir. Yargan: Orta Asya Türk devletlerinde hakimlerin idaresinde adli suçlara bakan mahkemeler Yargu: Orta Asya Türk devletlerinde hükümdarýn baþkanlýðýnda siyasi suçlulurýn yargýlandýðý devlet mahmeleri Yasa: Devletin yasama kurulunca, herkesçe uyulmak üzere konu- lan her türlü kural, kanun Yasal: Yasalara, hukuk düzenine uygun olma, meþru Yeniçeri: Osmanlý devletin daimi ve ücretli ordusunun yaya olarak savaþan kýsmý olup kapýkulu askeri denilen zümrenin en önemli ve seçkin sýnýfý Yeniçeri Aðasý: Yeniçeri ocaðýnýn âmiri ve en büyük subay ve komutaný Zafer: Bir çok emek ve tehlikeli uðraþlar pahasýna eriþilen sonuç Zanaat: Tecrübe ve ustalýk gerektiren, demircilik, terzilik gibi iþ Zaviye: Küçük tekke, köþe Zaviye: Tekkenin küçüðü Zeamet: Osmanlý toprak sisteminde dirliðin bir bölümü yýllýk geliri 20.000 akçe ile 99.999 akçedir. Zic: Astronomi cetvelleri yýldýzlarýn yerini ve büyüklüðünü göster- mek üzere astronomlarýn hazýrladýklarý cetveller Ziggurat: Mezapotamya’da yedi katlý, çok amaçlý tapýnaklar Zimmi: Ýslam devletinin hakimiyetini kabul eden gayrimüslimler Zümre: Belli amaçlara sahip topluluklardan oluþan çeþitli kümel- er, gruplar Z Y V Ü U Atatürk Anadolu Lisesi M A T E M A T İ K Temel Kavramlar Üzerine Kısa Çalışmalar KONYA \ SELÇUKLU © 2017 MATEMATİK Temel Kavramlar © Matematik Eğitimi / 2 1. TEMEL KAVRAMLAR 1.1. RAKAM Sayıların yazılmasında kullanılan sembollere rakam denir. Onluk sayı sisteminde 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 rakamları kullanılır. a, b, c birer rakam olmak üzere 3a 5b c 50 ise b nin alabileceği en küçük değer nedir? a ve c en büyük değerlerini alması gerekir. Burada da a en büyük rakam olan 9 u, c nin de 8 değerini alması gerekir. a 9 ve c 8 için 3 9 5b 8 50 35 5b 50 b 3 1.2. SAYI Saymada ve ölçmede kullanılan işaretlerdir. Bugün kullanmakta olduğumuz sayılar Hint-Arap kökenli olup, onluk sayı sistemine dayanmaktadır. 1.3. SAYILAR 1.3.1. DOĞAL SAYILAR Saymakta kullanılan sayılardır. Doğal sayılar sembolü ile gösterilir. 0,1,2,3,4, a ve b iki doğal sayı ise a b 30 için a b nin alabileceği en küçük değer nedir? a,b ise a 1 için b 30 a b 31 a 2 için b 15 a b 17 a 3 için b 10 a b 13 a 5 için b 6 a b 11 Değerleri bulunur. Bu durumda a b 11 en küçük değer olur. a veya b nin sıfır olamayacağı aşikardır. a,b olmak üzere a b 21 için a b nin alabileceği en küçük değer nedir? a,b olduğundan a 1 için b 20 a b 20 a 2 için b 19 a b 38 a 3 için b 18 a b 54 a 4 için b 17 a b 68 a 5 için b 16 a b 80 a 6 için b 15 a b 90 …………. Devam edilebilir. Değerlendirilmeye alınmayan a 0 veya b 0 değerleri var. Bu değerler için a b 0 olmak zorundadır. Bu durumda a b 0 olacağından a b değeri en küçük değerini alır. 1.3.2. SAYMA SAYILARI Bir kümenin kaç elemanı olduğunu belirten sayılardır. Sayma sayılar sembolü ile gösterilir. 1,2,3,4, Sayma sayılar kümesi doğal sayılar kümesinin bir alt kümesidir. . a için 10 a 5 ise a kaç farklı değer alır? a olduğundan 1 a 5 olacaktır. Bu durum da a nın alabileceği değerler 1, 2, 3, 4 olmak üzere 4 tanedir. 1.3.3. TAMSAYILAR , 4, 3, 2, 1,0,1,2,3,4, sayılarına tam sayılar denir. Tam sayılar sembolü ile gösterilir. x için 3 x 4 ise x in alabileceği değerler toplamı kaçtır? Temel Kavramlar MATEMATİK © Matematik Eğitimi / 3 x olduğundan, x in alabileceği değerler 3 x 4 olacağından 3 , 2 , 1 , 0, 1, 2, 3, 4 olur. Bu toplam: ( 3) ( 2) ( 1) 0 1 2 3 4 4 olur. 1.3.3.1. POZİTİF TAMSAYILAR 1,2,3,4, sayılarına pozitif tamsayılar denir. Pozitif tamsayılar sembolü ile gösterilir. Pozitif tamsayılar kümesinin en küçük elemanı 1 dir. x,y için x y 5 ise x in alabileceği en büyük değer kaçtır? x in en büyük değerini alabilmesi için y nin en küçük değerini alması gerekmektedir. y nin en küçük değeri de 1 dir, çünkü x,y dir. Bu durumda: x y 5 x 1 5 x 4 1.3.3.2. NEGATİF TAMSAYILAR , 4, 3, 2, 1 sayılarına negatif tamsayılar denir. Negatif tamsayılar sembolü ile gösterilir. Negatif tamsayılar kümesinin en büyük elemanı 1 dir. 0 . . x,y için x y 7 ise y nin alabileceği en küçük değeri kaçtır? y nin en küçük değeri için x in en büyük değerini alması gerekir. x in en büyük değeri 1 olduğundan x y 7 1 y 7 y 6 1.3.4. RASYONEL SAYILAR Paydası sıfır olmayan bayağı kesir sayılarına rasyonel sayılar denir. Rasyonel sayılar sembolü ile gösterilir. a a,b ve b 0 b Tamsayılar kümesi, Rasyonel sayılar kümesinin bir alt kümesidir. 1.3.5. İRRASYONEL SAYILAR Bayağı kesir biçiminde yazılamayan sayılara irrasyonel sayılar denir. İrrasyonel sayılar sembolü ile gösterilir. İrrasyonel sayılar, cebirsel irrasyonel sayılar ve transandant (aşkın) sayılar olmak üzere ikiye ayrılır. İrrasyonel sayılar: 2 , 7 , e, , … 1.3.6. GERÇEL (REEL) SAYILAR Rasyonel veya irrasyonel sayılara gerçel sayılar denir. Gerçel sayılar sembolü ile gösterilir. 1.3.7. KARMAŞIK SAYILAR a,b ve i 1 olmak üzere a bi biçimindeki sayılara karmaşık sayılar denir. Karmaşık sayılar sembolü ile gösterilir. a bi a,b ve i 1 1.4. ARDIŞIK TAMSAYILAR n olmak üzere ardışık tamsayılar n, n 1 , n 2 , … şeklinde ifade edilir. Ardışık tamsayılar arasındaki fark 1 dir. Ardışık üç tamsayının toplamı 24 ise ortanca sayı nedir? Ardışık üç tamsayı: x, x 1 ve x 2 dir. x (x 1) (x 2) 24 3x 3 24 3x 21 x 7 Ortanca: x 1 7 1 8 dir. MATEMATİK Temel Kavramlar © Matematik Eğitimi / 4 1.4.1. ARDIŞIK TAMSAYILARIN TOPLAMI n olmak üzere ardışık tamsayıların toplamı: n(n 1) 1 2 3 n 2 . 1 2 3 25 sonucu nedir? Son terim 25 olduğundan n 25 bulunur. 25 (25 1) 1 2 3 25 2 25 26 2 25 13 325 1.5. TEK SAYILAR İkinin katı olmayan tamsayılara tek sayılar denir. Tek sayılar kümesi , 5, 3, 1,1,3,5, dir. n olmak üzere tek sayılar, 2n 1 , 2n 1 , … şeklinde ifade edilir. Tek sayılar arasındaki fark 2 dir. Aralarında 4 fark olan iki tek sayının toplamı 26 ise küçük olan nedir? Aralarındaki fark 4 olan sayılar: 2n 1 ve 2n 5 dir. (2n 1) (2n 5) 26 4n 6 26 4n 20 n 5 Küçük sayı: 2n 1 2 5 1 11 dir. 1.5.1. ARDIŞIK TEK SAYILAR n olmak üzere ardışık tek sayılar 2n 1 , 2n 3 , 2n 5 , … şeklinde ifade edilir. Ardışık tek sayılar arasındaki fark 2 dir. Ardışık üç tek tamsayının toplamı 27 ise büyük olan sayı nedir? Ardışık üç tek tamsayı: 2n 1 , 2n 3 ve 2n 5 dir. (2n 1) (2n 3) (2n 5) 27 6n 9 27 n 3 Büyük sayı: 2n 5 2 3 5 11 1.5.1.1. ARDIŞIK TEK SAYILARIN TOPLAMI n olmak üzere ardışık tek sayıların toplamı: 2 1 3 5 (2n 1) n . 1 3 5 21 sonucu nedir? Son terim 21 olduğundan 2n 1 21 ve n 11 bulunur. 2 1 3 5 21 11 121 1.6. ÇİFT SAYILAR İki ile bölünebilen tamsayılara çift sayılar denir. Çift sayılar kümesi , 6, 4, 2,2,4,6 dir. n olmak üzere çift sayılar, 2n , 2n 2 , 2n 4 , … şeklinde ifade edilir. Çift sayılar arasındaki fark 2 dir. Aralarında 4 fark olan iki çift sayının toplamı 24 ise küçük olan nedir? Aralarındaki fark 4 ise sayılar: x, x 4 olur. x (x 4) 24 x (x 4) 24 2x 4 24 2x 20 x 10 Küçük sayı 10 dur. Temel Kavramlar MATEMATİK © Matematik Eğitimi / 5 1.6.1. ARDIŞIK ÇİFT SAYILAR n olmak üzere ardışık çift sayılar 2n , 2n 2 , 2n 4 , … şeklinde ifade edilir. Ardışık çift sayılar arasındaki fark 2 dir. Ardışık üç çift tamsayının toplamı 30 ise küçük olan sayı nedir? Ardışık üç çift tamsayı: 2n , 2n 2 , 2n 4 olur. (2n) (2n 2) (2n 4) 30 6n 6 30 6n 24 n 4 Küçük sayı: 2n 2 4 8 1.6.1.1. ARDIŞIK ÇİFT SAYILARIN TOPLAMI n olmak üzere ardışık çift sayıların toplamı: 2 4 6 (2n) n(n 1) . 2 4 6 22 sonucu nedir? Son terim 22 olduğundan 2n 22 ve n 11 bulunur. 2 4 6 22 11 (11 1) 11 12 132 1.7. ARDIŞIK SAYILARIN TOPLAMLARI Ardışık sayıların toplamlarının bulunması için terim sayısından yararlanılır. Son Terim İlk Terim Terim Sayısı 1 Artım Miktarı Terim Sayısı (İlk Terim Son Terim) Ardışık Toplam 2 1. 2 2 2 2 n(n 1)(2n 1) 1 2 3 n 6 2. 2 3 3 3 3 n(n 1) 1 2 3 n 2 2 5 8 11 14 143 ifadesinde kaç tane terim vardır? İlk Terim: 2, Son Terim: 143, Artım Miktarı: 3 143 2 Terim Sayısı 1 3 141 Terim Sayısı 1 47 1 48 3 1.8. ÇARPANSAL (ÇARPINIM- FAKTÖRYEL) n pozitif bir sayı olmak üzere, 1 den n ye kadar, n dahil, bütün tamsayıların çarpımına çarpansal denir. Çarpansal n! biçiminde gösterilir. Özel olarak 0! 1 ve 1! 1 dir. 2! 1 2 3! 1 2 3 4! 1 2 3 4 n! 1 2 3 (n 1) n n! n (n 1)! 7! değeri nedir? 7! 7 6 5 4 3 2 1 5040 7! 8! 8! 7! ifadesinin değeri nedir? 7! 8! 7! 8 7! 7! (1 8) 8! 7! 8 7! 7! 7! (8 1) 7! 9 9 7! 7 7 1.9. ASAL SAYILAR İki tane böleni olan doğal sayılara asal sayılar denir. Asal sayılar: 2, 3, 5, 7, 9, 11, 13, 17, 19, 23, …. En küçük asal sayı 2 dir. Tek çift asal sayı 2 dir. MATEMATİK Temel Kavramlar © Matematik Eğitimi / 6 a ve b asal sayılar olmak üzere 3a 4b 29 ise a b nin en büyük değeri nedir? a ve b asal olduğundan a b 3a 4b 2 - - 3 5 29 5 - - 7 2 29 9 - - 11 - 29 u aşar a b 3 5 15 veya a b 7 2 14 olur. Bu durum da en büyük değer: a b 15 dir. 1.9.1. ASAL ÇARPANLAR Bir A doğal sayısı, asal sayıların çarpımı biçiminde yazılmasında kullanılan asal sayılara, A doğal sayısının asal çarpanları denir. Bir A sayısı için x, y, z asal sayılar ve m, n, p doğal sayılar ise m n p A x y z biçiminde yazılabilir. 25 doğal sayısının asal çarpanlarını bulunuz. 25 sayısının asal çarpanları biçiminde yazılışı 2 25 5 dir. 5 sayısı asal çarpandır. 1400 sayısının asal çarpanlarını bulunuz. Asal çarpanlara ayrılma biçimi yanda gösterilmiştir. Bu durumda 2 tane 3 tane 1400 2 2 2 5 5 7 3 2 1400 2 5 7 biçiminde yazılır. 1.9.2. ARALARINDA ASAL SAYILAR 1 ve 1 den başka ortak böleni olmayan iki tamsayıya aralarında asal sayılar denir. Aralarında asal olan sayıların kendilerinin asal sayı olması gerekmez. 2x y ve 3x y aralarında asal sayılardır. 2x y 13 3x y 22 olduğuna göre x in değeri nedir? 13 ve 22 aralarında asaldır. Taraf tarafa toplanır: 2x y 13 3x y 22 5x 35 x 7 1.10. TEK ve ÇİFT SAYILARDA İŞLEMLER Tek ve çift sayıların toplanmasında, çıkarmasında ve çarpımında bazı kolaylıklar vardır. T: Tek sayı, Ç: Çift sayı olmak üzere toplama, çıkarma ve çarpma işlemleri aşağıdaki gibi yapılır. 1.10.1. TOPLAMA Tek ve çift sayıların toplamlarının bulunması: İki tek sayının toplamı bir çift sayıdır: T T Ç . İki çift sayının toplamı bir çift sayıdır: Ç Ç Ç . Bir tek ile bir çift sayının toplamı tek sayıdır: T Ç T . n , n 5 bir tek sayı olmak üzere 2 n , 3 n 5 , 2 2n sayılarının hangileri çift, hangileri tek sayılardır? n 5 sayısı tek sayı olduğuna göre n sayısı da tek sayıdır. Bu durumda: 2 n tek sayıdır. Çünkü, 2 T T . 3 n 5 tek sayı. Çünkü, 3 T T ve 3 T 5 T . 2 2n çift sayı. Çünkü, 2 T T ve 2 2T Ç . Temel Kavramlar MATEMATİK © Matematik Eğitimi / 7 1.10.2. ÇIKARMA Tek ve çift sayıların çıkarmalarının bulunması: İki tek sayının farkı bir çift sayıdır: T T Ç . İki çift sayının farkı bir çift sayıdır: Ç Ç Ç . Bir tek ile bir çift sayının farkı tek sayıdır: T Ç T . x,y,z , 2x y 6z ise y nin tek veya çift olması için ne söylenebilir? x tek de olsa çift de olsa 2x çift sayıdır. z tek de olsa çift de olsa 6z çift sayıdır. Bu durum da; 2x y 6z Ç y Ç y Ç Ç Ç y çift sayıdır. 1.10.3. ÇARPMA Tek ve çift sayıların çarpımlarının bulunması: İki tek sayının çarpımı bir tek sayıdır: T T T . İki çift sayının çarpımı bir çift sayıdır: Ç Ç Ç . Bir tek ile bir çift sayının çarpımı çift sayıdır: T Ç Ç . Bir çift sayının pozitif tamsayı kuvvetleri çifttir: n için n Ç Ç . Bir tek sayının pozitif tamsayı kuvvetleri tektir: n için n T T . a,b,c , x y 2z 3 ise x, y sayılarının çift veya tek sayı olması için ne söylenebilir? z ne olursa olsun. 2z çift sayıdır. x y 2z 3 x y Ç 3 x y T dır. Bu durumda, hem x hem de y tek sayıdır. 1.11. ÖRNEKLER 2 2 2 2 1 2 3 11 toplamı nedir? Formülü: 2 2 2 2 n(n 1)(2n 1) 1 2 3 n 6 2 2 2 2 11(11 1)(2 11 1) 1 2 3 11 6 11(12)(23) 6 11 2 23 506 3 3 3 3 1 2 3 11 toplamı nedir? Formül: 2 3 3 3 3 n(n 1) 1 2 3 n 2 . 2 3 3 3 3 11 (11 1) 1 2 3 11 2 2 11 (12) 2 2 (11 6) 5356 2 2 2 2 5 6 7 51 toplamı nedir? Formül: 2 2 2 2 n(n 1)(2n 1) 1 2 3 n 6 dir. 2 2 2 2 2 2 2 Formülde eksik olan kısım Sorulan kısım 1 2 3 4 5 6 51 2 2 2 2 2 2 2 51(51 1)(2 51 1) 1 2 3 4 5 6 51 6 2 2 2 2 2 2 2 51(51 1)(2 51 1) 5 6 51 (1 2 3 4 ) 6 2 2 2 51 52 103 4(4 1)(2 4 1) 5 6 51 6 6 51 52 103 4 5 9 6 6 17 26 103 2 5 3 45526 30 45496 MATEMATİK Temel Kavramlar © Matematik Eğitimi / 8 35647 sayısının çözümlemesini yapınız. Sayının çözümlemesi: 4 3 2 1 0 35647 3 10 5 10 6 10 4 10 7 10 ab iki basamaklı ve xyz üç basamaklı sayılarının çözümlemesini yapınız. Sayıların çözümlemeleri : 1 0 ab a 10 b 10 10a b 2 1 0 xyz x 10 y 10 z 10 x 100 y 10 z 1 100x 10y z Sonuçları elde edilir. a,b,c , 3a 2b c 2 4 ise a için kesin olarak ne söylenebilir? a,b,c , 3a 2b c 2 4 için 3a 2b c 2 4 3a 2b 4c 8 4c ve 2b çifttir. 4c 8 de çifttir. Bu durumda 3a 2b 4c 8 3a Ç Ç 3a Ç Ç Ç 3a nın çift olabilmesi için a nın çift olması gerekir. a için çift olması kesinlikle söylenebilir. x,y,z,q , 3x 4y z 1 2p ise x için ne söylenebilir? x,y,z,q , 3x 4y z 1 2p için 3x 4y z 1 2p 3x 4y 2pz 2p 4y, 2pz ve 2p çifttir. 3x 4y 2pz 2p 3x Ç Ç Ç 3x Ç Ç Ç 3x Ç 3x in çift olabilmesi için x in çift olması gerekir. x için çift olması kesinlikle söylenebilir. a, b pozitif tamsayılar ve 3a 2b 199 olduğuna göre, a nın alabileceği en büyük değer kaçtır? A) 66 B) 65 C) 64 D) 63 E) 62 a nın en büyük değeri alabilmesi için b nin alabileceği en küçük değeri alması gereklidir. b a 3a 2b 1 a - 2 65 199 3 a - 4 a - 5 63 199 b arttıkça a küçüleceğinden, a 65 dir. A B C olduğuna göre A B C toplamı aşağıdakilerden hangisi olamaz? A) 2 B) 4 C) 5 D) 8 E) 10 A B C A B C A B C A B C A A 2A Bu duruma göre; A B C çift olacağından bu toplam 5 olamaz. Aşağıdakilerden hangisi iki farklı rakamın toplamı olamaz? A) 1 B) 5 C) 8 D) 11 E) 18 Seçenekler incelenirse; A) 1 0 1 B) 5 0 5 1 4 2 3 C) 8 0 8 1 7 2 6 3 5 D) 11 2 9 3 8 4 7 5 6 E) 18 9 9 olamaz Temel Kavramlar MATEMATİK © Matematik Eğitimi / 9 1.12. TAMSAYILARDA DÖRT İŞLEM Tamsayılarda toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerine örnekler verelim. ( 6) ( 7) ( 8) ( 1) sonucu kaçtır? ( 6) ( 7) ( 8) ( 1) 6 7 8 1 6 7 8 1 1 8 1 9 1 8 3 ( 7) ( 2) ( 3) ( 5) 5 sonucu kaçtır? 3 ( 7) ( 2) ( 3) ( 5) 5 3 7 2 3 5 5 3 7 2 2 5 3 7 2 2 5 4 2 2 5 2 2 5 4 5 1 x y (z 5) x y (21 z) sonucu kaçtır? x y (z 5) x y (21 z) x y z 5 x y (21 z) x y z 5 x y (21 z) x y z 5 x y 21 z x y z 5 x y 21 z x y z 5 x y 21 z z 5 21 z 2z 26 15 ( 3 7) 6 ( 1) sonucu kaçtır? 15 ( 3 7) 6 ( 1) 15 ( 21) 6 ( 1) 15 21) 6 ( 1) 36 6 36 6 30 2 3 2 3 2 2 ( 3) sonucu nedir? 2 3 2 3 2 2 ( 3) 2 3 2 3 2 2 3 9 8 2 9 72 18 90 4 24 : ( 6) 3 5 18 : 2 sonucu kaçtır? 4 24 : ( 6) 3 5 18 : 2 4 4 3 5 18 : 2 4 12 5 9 16 5 9 21 9 12 18 ( 12) : 2 5 35 : ( 5) sonucu kaçtır? 18 ( 12) : 2 5 35 : ( 5) 18 ( 6) 5 35 : ( 5) 18 ( 6) 5 ( 7) 18 6 5 7 12 12 1 ( 8) 6 ( 1) ( 4) 420 : ( 7) : 3 sonucu kaçtır? MATEMATİK Temel Kavramlar © Matematik Eğitimi / 10 ( 8) 6 ( 1) ( 4) 420 : ( 7) : 3 ( 8) 6 1 ( 4) 420 : ( 7) : 3 ( 8) 6 1 ( 4) 420 : ( 7) : 3 ( 8) (7) ( 4) ( 60) : 3 56 4 20 60 20 3 3 5 7 12 12 sonucu kaçtır? 3 5 7 12 12 ( 3) ( 5) ( 7) 0 3 5 7 0 2 7 0 9 0 9 ( 2) : ( 1) 3 2 1 4 : 2 sonucu kaçtır? ( 2) : ( 1) 3 2 1 4 : 2 2 3 2 1 4 : 2 2 3 2 1 4 : 2 2 6 1 ( 4) : (2) 2 6 1 2 8 1 2 4 1 3 a 5 ve b 2 ise a b a b nin değeri kaçtır? a 5 ve b 2 ise a b a b 5 2 ( 5) ( 2) ( 5) ( 2) 10 5 2 10 3 10 13 a 4 ve b 2 ise a ( a): b 1 b (2b a): (a b) nin değeri kaçtır? a 4 ve b 2 ise a ( a): b 1 b (2b a): (a b) 4 ( 4): ( 2) 1 ( 2) (2 ( 2) 4): (4 ( 2)) 4 2 1 ( 2) (2 ( 2) 4): (4 ( 2)) 4 (1) ( 2) (2 ( 2) 4): (4 ( 2)) 4 ( 2) (( 4) 4): (4 ( 2)) 4 ( 2) (0): (4 ( 2)) 4 ( 2) (0): (2) 4 ( 2) (0) 4 0 4 3 ( 816): ( 2) sonucu kaçtır? 3 ( 816): ( 2) ( 816): ( 8) ( 816): ( 8) 102 a 1 ve b 1 ise b b 2a b 2a (2b) nin değeri kaçtır? a 1 ve b 1 ise b b 2a b 2a (2b) 1 1 2( 1) 1 2( 1) (2 1) 2 1 2( 1) (2 1) 3 ( 2) (2) ( 3) 2 2 5 2 7 Temel Kavramlar MATEMATİK © Matematik Eğitimi / 11 x 2 ise 2 3 (x 1) x x x nin değeri nedir? x 2 ise 2 3 (x 1) x x x 2 3 (( 2) 1) ( 2) 2 ( 2) 2 3 ( 1) ( 2) 2 ( 2) 3 1 2 2 ( 2) 1 2 (2) ( 8) (1) ( 2) (2) ( 8) 1 2 2 8 3 2 8 1 8 7 a b (b 2a) (a b) a sonucu nedir? a b (b 2a) (a b) a a b b 2a (a b) a a (2a) (a b) a a 2a (a b) a a (a b) a a a b a 2a b a a b 0,1 0,04 2 0,01 0,02 0,2 sonucu kaçtır? 0,1 0,04 2 0,01 0,02 0,2 10 0,04 2 1 0,02 0,2 10 4 2 1 2 0,2 10 4 20 1 2 2 10 2 10 12 10 22 2 2 2 a 6 9 10 olduğuna göre 2 2 2 7 10 11 ifadesinin eşiti a türünden nedir? 2 2 2 7 10 11 49 100 121 36 13 81 19 100 21 36 81 100 13 19 21 2 2 2 6 9 10 53 a 53 MATEMATİK Çözümlü Test © Matematik Eğitimi / 12 1.13. ÇÖZÜMLÜ TEST 1. Ardışık 6 sayının toplamı 51 ise en büyük sayı kaçtır? A) 9 B) 10 C) 11 D) 12 E) 13 Sayı: x olsun. Ardışıkları: x 1 , x 2 , x 3 , x 4 , x 5 dir. (x) (x 1) (x 2) (x 3) (x 4) (x 5) 51 6x 15 51 6x 51 15 6x 36 x 6 Büyük sayı: x 5 6 5 11 Yanıt: C 2. 1 2 9 10 x ve 1 2 24 25 y ise 11 12 25 toplamı kaçtır? A) 2y x B) y x C) y 2x D) y x E) 2y x 1 2 24 25 y den 1 2 9 10 x ifadesi taraf tarafa çıkarılırsa 1 2 9 10 24 25 y 1 2 9 10 x 1 2 9 10 24 25 y 1/1 2 9 10 x 11 12 24 25 y x Yanıt: D 3. Aralarındaki fark 4 olan üç tek sayının toplamı 75 ise küçük sayı kaçtır? A) 17 B) 18 C) 19 D) 20 E) 21 Aralarındaki fark 4 olan tek sayılar: 2n 1 , 2n 5 , 2n 9 dir. 2n 1 2n 5 2n 9 75 dir. 6n 15 75 6n 75 15 6n 60 n 10 . Küçük sayı: 2n 1 2 10 1 21 Yanıt: E 4. Aşağıdakilerden hangisi tek sayıdır? A) 6 4,6 10 B) 5 4,6 10 C) 2 11 D) 3 22 E) 6 9 10 A, B, E seçeneklerinin birler basamakları 0 dır. Dolayısıyla, bu sayılar çifttir. D seçeneği: 3 22 10648 çift sayıdır. C seçeneği: 2 11 121 tek sayıdır. Yanıt: C 5. Ardışık 7 tek sayının toplamı 91 ise ortanca sayı kaçtır? A) 13 B) 14 C) 15 D) 16 E) 17 Sayılar: 2n 1 , 2n 3 , 2n 5 , 2n 7 , 2n 9 , 2n 11 , 2n 13 . Bu sayıların toplamları: 14n 49 91 14n 91 49 14n 42 n 3 Ortanca sayı: 2n 7 2 3 7 11 Yanıt: A 6. 11 13 25 27 toplamı kaçtır? A) 171 B) 173 C) 175 D) 177 E) 179 Çözümlü Test MATEMATİK © Matematik Eğitimi / 13 1 den 27 ye kadar olan ardışık tek sayıların toplamından, 1 den 9 a kadar olan ardışık tek sayıların toplamı çıkarılırsa, 11 den 27 ye kadar olan ardışık tek sayıların toplamı bulunur. Bu durumda 2 1 3 25 27 14 196 2 1 3 7 9 5 25 11 13 25 27 196 25 171 Yanıt: A 7. Aralarında 8 fark olan iki çift sayının toplamı 296 ise büyük sayının küçük sayıya oranı nedir? A) 17 16 B) 18 17 C) 19 18 D) 20 19 E) 21 20 Çift sayılar: 2n, 2n 8 . (2n) (2n 8) 296 4n 8 296 4n 296 8 4n 288 n 72 Küçük sayı: 2n 2 72 144 Büyük sayı: 2n 8 2 72 8 152 Oran: 2n 8 152 19 2n 144 18 Yanıt: C 8. Ardışık dört çift sayının toplamı 180 ise büyük sayı kaçtır? A) 46 B) 48 C) 50 D) 52 E) 54 Sayılar: 2n , 2n 2 , 2n 4 , 2n 6 dir. (2n) (2n 2) (2n 4) (2n 6) 180 8n 12 180 8n 180 12 8n 168 n 21 . Büyük sayı: 2n 6 2 21 6 48 Yanıt: B 9. 16 18 54 toplamı kaçtır? A) 684 B) 692 C) 700 D) 708 E) 716 2 4 54 756 ve 2 4 14 56 taraf tarafa çıkarılırsa 16 18 54 (2 4 54) (2 4 14) (756) (56) 700 Yanıt: D 10. 3 8 13 123 128 ifadesinin terim sayısı kaçtır? A) 22 B) 23 C) 24 D) 25 E) 26 128 3 TS 1 5 125 1 5 25 1 26 Yanıt: E 11. 2 2 2 2 1 2 3 13 toplamı kaçtır? A) 801 B) 807 C) 813 D) 819 E) 825 2 2 2 2 13(13 1)(2 13 1) 1 2 3 13 6 13(14)(27) 6 13 7 9 819 Yanıt: D 12. 3 3 3 3 1 2 3 13 toplamı kaçtır? A) 8079 B) 8180 C) 8281 D) 8382 E) 8483 2 3 3 3 3 13(13 1) 1 2 3 13 2 2 13(14) 2 2 (13 7) 2 (91) 8281 Yanıt: C MATEMATİK Çözümlü Test © Matematik Eğitimi / 14 13. 15! aşağıdakilerden hangisine eşittir? A) 16 13! B) 15 14! C) 16 15! D) 14 13! E) 17 16 15! 15 14! Yanıt: B 14. 12! 11! 10! 9! işleminin sonucu nedir? A) 110 B) 111 C) 112 D) 113 E) 114 12! 11! 11!(12 1) 10! 9! 9!(10 1) 11!(11) 9!(11) 11 10 9! 9! 11 10 110 Yanıt: A 15. (n 1)! n! n! (n 1)! işleminin sonucu kaçtır? A) 2 n 2 n 1 B) 2 n 2n n 1 C) 2 n n 1 D) 2 n n 1 E) n 2 (n 1)! n! (n 1) n! n! n! (n 1)! (n 1)!(n 1) n!((n 1) 1) (n 1)!(n 1) n (n 1)!(n 2) (n 1)!(n 1) n (n 2) (n 1) 2 n 2n n 1 Yanıt: B 16. x ve y asal sayılar olmak üzere 5x 3y 26 ise x in alabileceği en küçük sayı kaçtır? A) 3 B) 5 C) 7 D) 11 E) 13 x ve y nin alabileceği değerler düşünülürse: x y 5x 3y 26 2 - - 3 - - 5 - - 7 3 26 11 - - En küçük x sayısı 7 dir. Yanıt: C 17. 2 14 5 3 x sayısı bir pozitif tamsayının karesi ise x in alabileceği en küçük tamsayı değeri kaçtır? A) 12 B) 13 C) 14 D) 15 E) 16 2 14 5 3 x sayısının pozitif bir sayının karesi olabilmesi için; 2 14 , 14 ün bir karesi, 25, 5 in karesi, eksik olan bir 5 dir. 9, 3 ün karesi, eksik olan bir 3 dür. 2 2 5 5 3 3 14 5 3 x 14 5 3 x 2 5 3 14 5 3 x x 5 3 15 Yanıt: D 18. 3x y ve 2x 5y aralarında asal sayılar olmak üzere 3x y 14 2x 5y 5 ise x y değeri kaçtır? A) 15 B) 10 C) 5 D) 0 E) 5 3x y ve 2x 5y aralarında asal sayı olduklarından; 3x y 14 2x 5y 5 3x y 14 2x 5y 5 2/ 3x y 14 3/ 2x 5y 5 6x 2y 28 6x 15y 15 13y 13 y 1 y 1 3x ( 1) 14 x 5 y 1 ve x 5 için x 5 5 y 1 Yanıt: E Çözümlü Test MATEMATİK © Matematik Eğitimi / 15 19. Ardışık iki tek doğal sayının toplamı 16 ise bu sayıların çarpımı kaçtır? A) 139 B) 115 C) 99 D) 63 E) 35 Ardışık tek sayılar: 2n 1 , 2n 3 . (2n 1) (2n 3) 16 4n 4 16 4n 16 4 4n 12 n 3 Sayılar: 2n 1 2 3 1 7 2n 3 2 3 3 9 Sayıların çarpımı: 7 9 63 Yanıt: D 20. Aşağıdakilerden hangisi çift sayıdır? A) 5 4 4 5 B) 5 4 1! C) 11 2 6! D) 11 3 6! E) 5 4 0! n Ç Ç , n T T , 0! 1 , 1! 1 , 6! 720 . Bunlara göre A, B, D, E seçenekleri tek sayıdır. C seçeneğinde; 11 11 2 6! Ç Ç Ç Yanıt: C 21. 25 64 81 sonucu kaçtır? A) 4 B) 7 C) 10 D) 12 E) 15 25 64 81 5 8 9 13 9 4 Yanıt: A 22. 5 4 1 10 5 6 sonucu kaçtır? A) 5 B) 7 C) 9 D) 11 E) 13 5 4 1 10 5 6 1 9 1 1 ( 9) ( 1) 1 9 1 10 1 9 Yanıt: C 23. 4 2 2 3 4 5 sonucu nedir? A) 122 B) 124 C) 126 D) 128 E) 130 4 2 2 3 4 5 4 2 2 2 3 (2 ) 5 4 4 2 3 2 5 4 2 (3 5) 4 2 (8) 4 3 2 2 7 2 128 Yanıt: D 24. 0,3 0,06 0,11 0,03 0,006 0,11 sonucu kaçtır? A) 21 B) 19 C) 17 D) 15 E) 13 0,3 0,06 0,11 0,03 0,006 0,11 30 60 11 3 6 11 10 10 1 20 1 19 Yanıt: B 25. 102102 1020 10002 sonucu kaçtır? A) 311124 B) 113214 C) 131124 D) 131214 E) 113124 102102 1020 10002 103122 10002 113124 Yanıt: E MATEMATİK Çözümlü Test © Matematik Eğitimi / 16 26. 4 2 2 2 (2 1): (4 1) 3 4 : 2 sonucu kaçtır? A) 19 B) 16 C) 13 D) 10 E) 7 4 2 2 2 (2 1): (4 1) 3 4 : 2 2 2 (16 1): (3) 9 4 : 2 (15): (3) 9 16 : 4 5 9 4 14 4 10 Yanıt: D 27. 3 2 3(1 5) 4 8 6 1 sonucu kaçtır? A) 2 B) 4 C) 6 D) 8 E) 10 3 2 3(1 5) 4 8 6 1 3 2 3( 4) 4 8 5 3 3 2 ( 12) 2 2 5 10 2 2 5 2 2 2 0 2 2 Yanıt: A 28. 3 4 16 27 9 16 81 sonucu kaçtır? A) 6 B) 9 C) 12 D) 15 E) 18 3 4 16 27 9 16 81 4 3 3 4 2 4 3 9 2 9 4 3 9 2 9 7 7 9 9 Yanıt: B Test MATEMATİK © Matematik Eğitimi / 17 1.14. TEST 1. x ve y doğal sayılar olmak üzere 5x 3y 1 3x y 9 ise x y en az kaçtır? A) 4 B) 5 C) 6 D) 7 E) 8 2. Ardışık 11 tek sayılardan ilk ve son sayıları arasındaki fark kaçtır? A) 17 B) 18 C) 19 D) 20 E) 21 3. 4n 1 ve 2n 7 sayıları ardışık tek sayılardır. Bu sayıların çarpımı kaç olabilir? A) 63 B) 99 C) 143 D) 195 E) 255 4. 8n 3 ve 7n 3 sayıları ardışık tek sayılardır. Buna göre n nin alabileceği değerlerin çarpımı nedir? A) 32 B) 34 C) 36 D) 38 E) 40 5. 5n 2 ve 4n 6 sayıları ardışık çift sayılardır. Ardışık çift sayıların toplamı kaçtır? A) 160 B) 158 C) 156 D) 154 E) 152 6. x,y,z olmak üzere 2x 7y ve 6y z ise x y z çarpımının alabileceği en küçük değer kaçtır? A) 162 B) 164 C) 166 D) 168 E) 170 7. Ardışık 7 çift doğal sayının en büyüğü ile en küçüğünün toplamı 32 olduğuna göre ortanca sayı nedir? A) 14 B) 16 C) 18 D) 20 E) 22 8. x,y olmak üzere 3x 7y 23 ise y nin alabileceği değerlerin toplamı kaçtır? A) 5 B) 6 C) 7 D) 8 E) 9 9. Aşağıdakilerden hangisi asal sayı değildir? A) 2 B) 23 C) 91 D) 107 E) 113 10. x ve y çift sayıları için aşağıdakilerden hangisi doğrudur? A) x y tek sayıdır. B) x y 2 tek sayıdır. C) 2 3 3x 5y sayısı tek sayısıdır. D) 3 5 x y 3 çift sayıdır. E) 3 5 x y çift sayıdır. 11. 2007 x tek tamsayı olduğuna göre, aşağıdakilerden hangisi çift sayıdır? A) 2008 x 4 B) 1980 4 x C) 2x 2007 D) x 91 E) 2008x 5 12. Aşağıdakilerden hangisi tek sayıdır? A) 203 2 84 B) 105! 105 C) 28 2n 44 D) 203 (2 )! 84! E) 28 (2n) 44 13. Aşağıdakilerden hangisi çift sayıdır? A) 75! 5! 1 B) 105! 0! C) 105 105! 5 D) 1050 2 1050! E) 2n! (2n)! 1! 14. Aşağıdakilerden hangisi iki rakamın toplamı olamaz? A) 10 B) 11 C) 13 D) 17 E) 19 MATEMATİK Test © Matematik Eğitimi / 18 15. a,b,c 0 olmak üzere a c b olduğuna göre a c b değeri aşağıdakilerden hangisi olabilir? A) 17 B) 19 C) 21 D) 22 E) 23 16. Aşağıdaki kümelerden hangisinin en küçük elemanı 2 dir? A) 2n n B) n 1n C) 2 n n D) n 2 n E) 2 n n 17. n 3 bir çift sayı ise aşağıdakilerden hangisi tek sayıdır? A) n 1 B) 3n 1 C) n 2 D) 2n 2 E) 3n 3 18. x,y ve x y için 2x y 7 ise x in alabileceği değer sayısı kaçtır? A) 4 B) 5 C) 6 D) 7 E) 8 19. 3 8 13 123 toplamının terim sayısına oranı nedir? A) 72 B) 69 C) 66 D) 63 E) 60 20. 6 7! 6 6! 4 5! sonucu kaçtır? A) 50 B) 54 C) 58 D) 62 E) 66 21. x 11! 17! 8 ifadesinin en küçük olması için n doğal sayısı en çok kaç olmalıdır? A) 5 B) 6 C) 7 D) 8 E) 9 22. x 7! 6! 5! ise x 37 oranı nedir? A) 120 B) 100 C) 80 D) 60 E) 40 23. 181! sayısının sonunda kaç tane sıfır vardır? A) 36 B) 38 C) 40 D) 42 E) 44 24. 18! 1212! sayısının sondan kaç basamağında sıfır vardır? A) 13 B) 8 C) 5 D) 3 E) 1 25. 5 5 5 (5 1) 5 sonucu kaçtır? A) 4 B) 5 C) 6 D) 7 E) 8 26. 5 4 (6 9 8 ) 1 5 sonucu kaçtır? A) 0 B) 1 C) 2 D) 3 E) 4 27. 3 4 16 64 64 16 sonucu kaçtır? A) 5 B) 4 C) 3 D) 2 E) 1 28. 3 4 64 16 16 64 2 sonucu kaçtır? A) 3 B) 1 C) 0 D) 1 E) 3 29. x x 2y z (z 2y x) x sonucu kaçtır? A) 2 B) 1 C) 0 D) 1 E) 2 Test MATEMATİK © Matematik Eğitimi / 19 30. 12 12 12 12 (12 2) sonucu kaçtır? A) 10 B) 12 C) 14 D) 16 E) 18 31. 24 2 2 2 3 2 (2 2 1 3 ) sonucu kaçtır? A) 2 B) 0 C) 2 D) 4 E) 6 32. x x 1 2(5 6) 22 25 sonucu kaçtır? A) 2 B) 1 C) 0 D) 1 E) 2 33. 5 6 7 8 9 (3 15) sonucu kaçtır? A) 7 B) 10 C) 13 D) 16 E) 19 34. 0,9 1,1 22 0,09 0,11 0,2 sonucu kaçtır? A) 130 B) 120 C) 110 D) 100 E) 90 35. 9 x 1 ifadesinin tamsayı olması için a nın alması gereken değerlerin toplamı kaçtır? A) 6 B) 2 C) 2 D) 6 E) 10 36. x 4 x ifadesinin tamsayı olması için a nın alabileceği kaç farklı değer vardır? A) 3 B) 4 C) 5 D) 6 E) 7 37. 1 1 1 2 2 3 (5 6) sonucu kaçtır? A) 13 B) 11 C) 9 D) 7 E) 5 1.15. YANITLAR 1. B 2. D 3. C 4. A 5. E 6. D 7. B 8. A 9. C 10. E 11. D 12. B 13. D 14. E 15. D 16. B 17. C 18. A 19. D 20. B 21. C 22. A 23. E 24. D 25. C 26. B 27. D 28. E 29. C 30. A 31. B 32. D 33. E 34. C 35. A 36. D 37. E MATEMATİK Sayı Basamakları © Matematik Eğitimi / 20 2. SAYI BASAMAKLARI 2.1. SAYILARIN ÇÖZÜMLEMESİ Sayıların gösterilmesinde rakamların bulundukları yere basamak denir. Sayıyı oluşturan rakamların bulundukları basamaktaki değerine basamak değeri denir. Sayıyı oluşturan rakamların her birinin sayısal değerine de sayı değeri denir. Basamak değeri: Sayı değeri: a, b, c rakamlar olmak üzere sayılar oluşturulursa: a , bir basamaklı sayı. ab , iki basamaklı sayı. abc , üç basamaklı sayı. 56789 sayısının basamak değerlerini bulunuz. 9 un basamak değeri: 9 1 9 8 in basamak değeri: 8 10 80 7 nin basamak değeri: 7 100 700 6 nın basamak değeri: 6 1000 6000 5 in basamak değeri: 5 10000 50000 56789 sayısının sayı değerlerini bulunuz. 9 un sayı değeri: 9 8 in sayı değeri: 8 7 nin sayı değeri: 7 6 nın sayı değeri: 6 5 in sayı değeri: 5 10 taban olmak üzere aşağıdaki sayılar çözümlenebilir: 0 a a 10 a 1 a 1 0 ab a 10 b 10 a 10 b 1 10a b 2 1 0 abc a 10 b 10 c 10 a 100 b 10 c 1 100a 10b c 3 2 1 0 abcd a 10 b 10 c 10 d 10 a 1000 b 100 c 10 d 1 1000a 100b 10c d 4 3 2 1 0 abcde a 10 b 10 c 10 d 10 e 10 a 10000 b 1000 c 100 d 10 e 1 10000a 1000b 100c 10d e 756 sayısının çözümlemesini yapınız. 2 1 0 756 7 10 5 10 6 10 Basamaklarındaki rakamların sayı değerlerinin toplamı 7 olan iki basamaklı kaç tane sayı vardır? İki basamaklı sayı: ab olsun. a rakamı sıfır olamaz. Çünkü, a sıfır olursa, sayı iki basamaklı olamaz. Bu durumunda a b 7 . a b 1 6 2 5 3 4 4 3 5 2 6 1 7 0 Sayılar: 16, 25, 34, 43, 52, 61, 70 dir. 7 sayı vardır. Sayı Basamakları MATEMATİK © Matematik Eğitimi / 21 ab ve ba iki basamaklı doğal sayılar olmak üzere ab ba 143 olduğuna göre ab sayısının en büyük değeri nedir? a ve b nin sıfır olamayacağı aşikardır. ab ve ba sayıları çözümlenirse: ab 10a b ve ba 10b a Sayılar toplanırsa; ab ba 10a b 10b a ab ba 11a 11b ab ba 11(a b) 143 11(a b) 13 a b ab sayısı için a b ab 0 - - 1 - - 2 - - 3 - - 4 9 49 5 8 58 6 7 67 7 6 76 8 5 85 9 4 94 - 3 - - 2 - - 1 - - 0 - En büyük ab sayısı 94 dür. 2.2. TABAN ARİTMETİĞİ Günlük hayatımızda kullandığımız sayılar on tabanında yazılan sayılardır. Bunun dışında başka tabanda da sayılar yazılabilir. Sayının tabanı 10 değilse taban sayı ile birlikte gösterilir. Sayının tabanı 0 ve 1 den farklı bir doğal sayı a ise sayı a (xyz) biçiminde gösterilir. a (xyz) sayısının çözümlemesi yapılarak 10 luk tabana çevrilerek yazılabilir: 2 1 0 a (xyz) xa ya za . a (xyz) gibi bir sayı için 0 x,y,z a dır. 2.3. TABAN DEĞİŞTİRME Sayıların tabanları herhangi bir tabandan başka bir tabana değiştirilebilir. 2.3.1. 10 TABANINA ÇEVİRME Sayı 10 tabanına aşağıdaki biçimde yazılarak geçiş yapılır. a (xyz) sayısının çözümlemesi yapılarak 10 luk tabanda yazılır: 2 1 0 a (xyz) xa ya za . 7 (453) sayısını 10 tabanında yazınız. 2 1 0 7 (453) 4 7 5 7 3 7 4 49 5 7 3 1 196 35 3 234 2.3.2. 10 TABANINDAN BİR BAŞKA TABANA ÇEVİRME 10 tabanındaki bir sayı başka bir tabana çevrilecek ise sayı yeni tabana bölünür, bu bölme bölüm tabandan küçük kalana kadar devam eder ve kalanlar son bölümden başlanarak tersten yazılır. 125 sayısının 7 tabanındaki karşılığı nedir? 125 sayısı 7 tabanına aşağıdaki şekilde çevrilir: 7 tabanındaki karşılık okların gösterdiği sırada yazmakla elde edilir. Bu durumda 7 125 (236) 2.3.3. a TABANINDAN b TABANINA ÇEVİRME Bir tabandan başka bir tabana geçmek için sayı önce 10 tabanına çevrilir bundan sonra yeni tabana geçilir. MATEMATİK Sayı Basamakları © Matematik Eğitimi / 22 8 (75) sayısının 6 tabanındaki karşılığı nedir? 8 (75) sayı önce 10 tabanına sonra 6 tabanına taşınarak elde edilir. 1 0 8 (75) 7 8 5 8 7 8 5 61 61 6 10 1 10 6 1 4 6 tabanındaki karşılık 141 dir. Yani: 8 6 (75) (141) 2.4. TABAN ARİTMETİĞİNDE İŞLEMLER Sayı tabanları dikkate alınmak sureti ile sayılar dört işleme tabi tutulabilirler. 2.4.1. TOPLAMA Toplanacak sayılar alt alta yazılır. 10 luk sistemde olduğu gibi toplama işlemi yapılır. Toplam, tabandan büyük ise tabana bölünür kalan yazılır, bölüm alınır. Alınan bölüm elde olarak bir sonraki işleme eklenir. 4 4 4 (102) 2 3 5 kalan :1, bölüm :1 (213) 1 0 1, 1 1 2 (321) 1 2 3 4 4 4 (102) (213) (321) 2 ile 3 toplamı 5 dir. 4 tabanına bölünür. Kalan 1 ve bölüm 1 dir. Kalan yazılır. 0 ile 1 in toplamı 1 dir. Buna elde eklenir ve 2 bulunur. Tabandan küçük olduğundan yazılır. 1 ile 2 nin toplamı 3 tür. Tabandan küçük olduğundan yazılır. Toplama işlemi artık bitmiştir. 6 6 (325) (234) sonucu nedir? Alt alta yazar ve toplarız: 6 6 6 6 6 (325) (234) ( 3) ( 03) (1003) 5 4 9 , 9/ 6 kalan:3, elde: 1 2 3 5 , elde: 1 vardı. 5 1 6 6/ 6 kalan:0, elde: 1 3 2 5 , elde: 1 vardı. 5 1 6 6/ 6 kalan:0, elde: 1 Sonuç: 6 6 6 (325) (234) (1003) 2.4.2. ÇIKARMA Çıkarılacak sayılar alt alta yazılır. 10 luk sistemde olduğu gibi çıkarma işlemi yapılır. Çıkarılacak sayı büyük ise soldan bir taban alınarak çıkarma işlemi yapılır. 4 4 4 (303) 3 2 1 (212) 0 4 4, 4 1 3 (bir dörtlük) (031) 2 2 0 4 4 4 (303) (212) (31) 3 ten 2 çıkar 1 kalır ve yazılır. 0 dan 1 çıkmaz, 3 ten bir 4 lük alınır ve 0 ile toplanır 4 elde edilir. 4 ten 1 çıkarılır 3 elde edilir ve yazılır. 3 ten bir dörtlük alındığından 2 kalmıştır. 2 den 2 çıkarılırsa 0 kalır. 6 6 (325) (234) sonucu nedir? Alt alta yazar ve çıkarırız. 6 6 6 6 6 (325) (234) ( 1) ( 51) ( 51) 5 4 1 , kalan:1, elde: 0 2 3 6 2 3 5 Çıkmaz. 6 lık alındı. 2 2 0 , 3 den, 6 lık alındı. 2 kaldı. Sonuç: 6 6 6 (325) (234) (51) Sayı Basamakları MATEMATİK © Matematik Eğitimi / 23 2.4.3. ÇARPMA Sayılar alt alta yazılır. 10 luk sistemde olduğu gibi çarpılır. Çarpım tabandan büyük ise tabana bölünür, kalan yazılır bölüm alınır. Alınan bölüm elde olarak kullanılır. Bir sonraki işleme eklenir. 4 4 4 (13) (21) 13 32 (333) 4 4 4 (13) (21) (333) 1 ile 3 çarpımı 3 tür ve yazılır. 1 ile 1 çarpılır ve yazılır. 2 ile 3 çarpılır ve 6 bulunur. 6 tabana bölünür, 2 kalan ve 1 elde vardır, 2 yazılır. 2 ile 1 çarpılır, 2 ile elde 1 toplanır 3 bulunur ve yazılır. Elde edilen 1. çarpım 13 ve 2. çarpım 32 toplanır, 333 bulunur. 4 4 (12) (32) sonucu nedir? Alt alta yazar ve çarparız. 4 4 4 4 4 4 4 4 4 4 4 (12) (32) ( 0) (30) ( 30) ( 2) (102) ( 102) (30) (102) (132) 2 2 4 , 4/ 4 kalan:0, elde: 1 2 1 2 , elde: 1 vardı. 2 1 3 4 (30) 3 2 6 , 6/ 4 kalan:2, elde:1 3 1 3 , elde: 1 vardı. 3 1 4 4/ 4 kalan:0, elde: 1 4 (102) Sonuç: 4 4 4 (12) (32) (132) 2.4.4. BÖLME Tabana dikkat edilerek 10 luk sistemde olduğu gibi bölme işlemi yapılır. 5 5 (122) : (13) sonucu nedir? Bölme işlemi taban dikkate alınarak yapılırsa: Sonuç: 5 5 5 (112) : (13) (4) 8 (74) sayısının yarısı kaçtır? 1 0 8 (74) 7 8 4 8 56 4 60 60 : 2 30 30 8 3 6 8 8 8 (74) : (2) (36) . 8 8 (124) : (4) sonucu nedir? Bölme işlemini yaparsak: 2 4 8 , 8 in 8 tabanındaki değeri 10 12 10 2 , 4 yukardan iner 24 olur. 5 4 20 , 20 nin 8 tabanındaki değeri 24 24 24 0 Bölme biter. Sonuç: 8 8 8 (124) : (4) (25) 2.5. DEĞİŞİK TABANDA TEK ve ÇİFT SAYILAR On tabanı dışındaki tabanlarda yazılmış sayıların tek ve çift sayı olma durumları: 2.5.1. TABANIN ÇİFT OLMASI Tabanın çift olması durumunda: Birler basamağı çift ise sayı çift sayıdır. Birler basamağı tek ise sayı tek sayıdır. MATEMATİK Sayı Basamakları © Matematik Eğitimi / 24 2.5.2. TABANIN TEK OLMASI Tabanın tek olması durumunda sayının rakamları toplanır: Toplam çift sayı ise sayı çift sayıdır. Toplam tek sayı ise sayı tek sayıdır. 6 (253) sayısı çift/tek sayı mıdır? Sayının tabanı çift olduğundan birler basmağına bakmak yeterlidir. Birler basmağındaki sayı tek sayı olduğundan 6 (253) sayısı tek sayıdır. 7 (6421) sayısı çift/tek sayı mıdır? Sayının tabanı tek sayı olduğundan sayının rakamları toplamına bakmak yeterlidir. 7 (6421) sayısının rakamları toplamı 6 4 2 1 13 tek sayısı olduğundan 7 (6421) sayısı tek sayıdır. 2.6. ÖRNEKLER 5 n (12n) (32) toplamının 10 tabanındaki değeri nedir? 5 (12n) n 5 ve n (32) 3 n dir. Buna göre 3 n 5 olacaktır. Bu durumda n 4 dür. 5 n 5 4 (12n) (32) (124) (32) 2 1 0 1 0 5 4 (124) (32) (1 5 2 5 4 5 ) (3 4 2 4 ) 2 1 0 1 0 (1 5 2 5 4 5 ) (3 4 2 4 ) (25 10 4) (12 2) 53 6 (231) sayısının on tabanındaki değeri nedir? 10 tabanındaki karşılık: 2 1 0 6 (231) 2 6 3 6 1 6 2 36 3 6 1 1 72 18 1 91 9 (208) sayısının 5 tabanındaki karşılığı nedir? 9 (208) sayısı on tabanına çevrilirse: 2 1 0 9 (208) 2 9 0 9 8 9 2 81 0 9 8 1 162 0 8 170 170 sayısı 5 tabanına çevrilirse: 170 5 34 0 34 5 6 4 6 5 1 1 Sayı: 9 5 (208) (1140) 4 4 (12) (23) çarpımının değeri kaçtır? 4 4 (12) (23) çarpımı yapılırsa: 4 4 4 4 4 (12) (23) (102) (30) (1002) Sayı: 4 4 4 (12) (23) (1002) İki basamaklı bir doğal sayının kendisi ile on katının toplamı 132 olmaktadır. Bu sayıyı bulunuz. İki basamaklı sayı ab olsun. Sayının 10 katı ab0 dır. ab ab0 132 10a b 100a 10b 0 132 110a 11b 132 11(10a b) 132 10a b 12 ab 12 Bu sayı 12 dir. Sayı Basamakları MATEMATİK © Matematik Eğitimi / 25 İki basamaklı bir doğal sayı, rakamlarının sayı değerleri toplamının 6 katı olduğuna göre bu sayıyı bulunuz. İki basamaklı sayı ab olsun. Buna göre; ab 6(a b) 10a b 6a 6b 10a b 6a 6b 0 4a 5b 0 Bu eşitlik a 5 ve b 4 için sağlanır. Sayı 54 dür. ab ve ba iki basamaklı doğal sayılar olmak üzere 2 2 (ab) (ba) 1584 ise 2 2 a b nedir? İki kare farkı: 2 2 (ab) (ba) (ab ba)(ab ba) (ab ba)(ab ba) (10a b 10b a)(10a b 10b a) (9a 9b)(11a 11b) 9 (a b) 11 (a b) 9 11 (a b)(a b) 9 11 (a b)(a b) 1584 (a b)(a b) 16 2 2 a b 16 xy ve yx iki basamaklı sayılar olmak üzere (xy yx)(xy yx) 495 ise x y nedir? Sayılar çözümlenirse (10x y 10y x)(10x y 10y x) 495 (11x 11y)(9x 9y) 495 99(x y)(x y) 495 (x y)(x y) 5 5 asal sayıdır. Bu durumda x y 5 ve x y 1 x 3 ve y 2 Buradan x y 3 2 6 a, b ve c birer rakam olmak üzere 3 a b c 8 koşuluna uyan kaç tane üç basamaklı abc sayısı elde edilebilir? 3 a b c 8 koşulu incelenirse c b a 7 6 5 4 7 5 4 6 5 4 Bu tablo gereği abc sayıları : 765, 764, 754, 654 olarak ortaya çıkar bu durumda 4 tane üç basamaklı abc sayısı vardır. 4 ve 5 sayı tabanı olmak üzere 5 4 (3212) (x) ise x kaçtır? 5 (3212) sayı on tabanına çevrilir ve 4 tabanına bölünür. 0 1 2 3 5 (3212) 2 5 1 5 2 5 3 5 5 (3212) 2 5 2 25 3 125 5 (3212) 2 5 50 375 5 (3212) 432 . (On tabanındaki değer) 432 4 108 0 108 4 27 0 27 4 6 3 6 4 1 2 Bu duruma göre x 12300 olur. xzy, zyx ve yxz üç basamaklı; xx, yz ve zy iki basamaklı sayılar olmak üzere yxz xzy zyx xx yz zy ifadesinin sonucu nedir? MATEMATİK Sayı Basamakları © Matematik Eğitimi / 26 Sayılar çözümlenirse 100y 10x z 100x 10z y 100z 10y x 10x x 10y z 10z y 111y 111x 111z 11x 11y 11z 111(y x z) 11(x y z) 111 11 Test MATEMATİK © Matematik Eğitimi / 27 2.7. ÇÖZÜMLÜ TEST 1. 569874 sayısında 6 nın basamak değeri nedir? A) 5870 B) 5900 C) 6000 D) 6070 E) 6074 Sayıyı çözümlersek: 5 4 3 2 1 569874 5 10 6 10 9 10 8 10 7 10 4 6 nın basamak değeri 4 6 10 60000 Yanıt: C 2. 5 3 7 10 4 10 5 sayısı aşağıdakilerden hangisidir? A) 705004 B) 740005 C) 704050 D) 705004 E) 704005 Sayının çözümlenmiş durumu: 5 3 5 7 10 4 10 5 7 10 4 3 2 1 0 10 4 10 0 10 0 10 5 Bu durumda sayı: 5 3 7 10 4 10 5 704005 Yanıt: E 3. İki basamaklı sayıların her birinin rakamlarının sayı değerleri toplamı 9 ise kaç tane iki basamaklı sayı vardır? A) 10 B) 9 C) 8 D) 7 E) 6 İki basamaklı sayı ab olsun. a, sıfır olamaz. a b ab 1 8 18 2 7 27 3 6 36 4 5 45 5 4 54 6 3 63 7 2 72 8 1 81 9 0 90 Koşula uyan iki basamaklı 10 tane sayı vardır. Yanıt: B 4. iki basamaklı bir sayının rakamları toplamı 12 dir. Rakamları yer değiştiğinde elde edilen sayı 18 küçülüyor. Bu sayıyı nedir? A) 39 B) 48 C) 75 D) 84 E) 93 Sayı ab olsun. a b 12 ve ab ba 18 dir. ab ba 10a b 10b a ab ba 9a 9b 9a 9b 18 9(a b) 18 a b 2 a b 12 ve a b 2 ortak çözülürse, a b 12 a b 2 2a 14 a 7 a 7 a b 7 b 12 b 5 Sayı 75 dir. Yanıt: D 5. a, b rakam olmak üzere 5ab 3ab 948 ise ab2 nedir? A) 742 B) 762 C) 782 D) 792 E) 802 Sayılar çözümlenirse; 5ab 500 10a b ve 3ab 300 10a b 5ab 3ab 500 10a b 300 10a b 800 20a 2b 800 2(10a b) 800 2 (ab) 5ab 3ab 948 800 2 (ab) 948 2 (ab) 948 800 2 (ab) 148 ab 74 Sayı 742 dir. Yanıt: A MATEMATİK Test © Matematik Eğitimi / 28 6. Birbirinden farklı iki basamaklı iki sayı çarpılıyor ve sonuç 2664 bulunuyor. Sonradan çarpan durumunda bulunan sayının onlar basamağındaki rakamın 3 değil de 8 olduğu görülüyor, çarpma tekrar doğru olarak yapıldığında sonuç 6364 bulunuyor. Çarpılan sayı kaçtır? A) 54 B) 64 C) 74 D) 84 E) 94 Çarpımlar arasındaki fark 6364 2664 3700 dür. Çarpan durumundaki sayının onlar basamağındaki 3 değil de 8 olduğundan, fark 8 3 5 dir. Fark onlar basamağında olduğundan 5 10 50 dir. Bu durumda çarpılan sayı 3700 : 50 74 dür. Yanıt: C 7. Rakamları toplamı 8 olan bir sayının 2 katının 1 eksiği, bu sayının rakamları yer değiştirdiğinde elde edilen sayının 3 katı ise bu sayı kaçtır? A) 53 B) 62 C) 71 D) 80 E) 82 Sayı ab olsun. a b 8 ve rakamlar yer değiştirdiğinde ba olur. 2 (ab) 1 3(ba) 2 (10a b) 1 3(10b a) 20a 2b 1 30b 3a 17a 28b 1 a b 8 ve 17a 28b 1 ortak çözülürse 17a 28b 1 a b 8 17a 28b 1 28a 28b 28 8 Buradan a 5 ve b 3 , sayı ise 53 dür. Yanıt: A 8. 7 (15) sayısının on tabanındaki karşılığı nedir? A) 15 B) 14 C) 13 D) 12 E) 11 Sayının çözümlemesi yapılarak on tabanına taşınabilir. 1 0 7 (15) 1 7 5 7 7 5 12 . Yanıt: D 9. 10 (18) sayısının sekiz tabanındaki karşılığı nedir? A) 20 B) 22 C) 24 D) 26 E) 28 Sayı sekiz tabanına bölünerek bulunur: 18 8 2 2 Bölüm 2 taban olan sekizden küçük olduğundan bölme işlemi bitirilir. Sayı: 10 8 (18) (22) Yanıt: B 10. 9 (27) sayısının yedi tabanındaki değeri nedir? A) 34 B) 36 C) 38 D) 40 E) 42 9 (27) sayı önce 10 tabanına sonra yedi tabanına taşınarak elde edilir. 1 0 9 (27) 2 9 7 9 18 7 25 25 7 3 4 Bölüm 3 taban olan yediden küçük olduğundan bölme işlemi durdurulur. Sayı: 9 7 (27) (34) Yanıt: A 11. 5 5 (23) (32) ifadesinin 5 tabanındaki değeri nedir? A) 104 B) 106 C) 108 D) 110 E) 112 5 5 5 (23) (32) (110) 5 5 5 (23) (32) (110) 3 2 5 5/5 için kalan 0; bölüm 1 2 3 5 elde 1 vardır. 5 1 6 6/5 için kalan 1; bölüm 1 Yanıt: D Test MATEMATİK © Matematik Eğitimi / 29 12. 5 5 (43) (32) ifadesinin 5 tabanındaki değeri nedir? A) 15 B) 14 C) 13 D) 12 E) 11 5 5 5 (43) (32) (11) Yanıt: E 13. 5 5 (13) (32) ifadesinin 5 tabanındaki değeri nedir? A) 1016 B) 1021 C) 1026 D) 1031 E) 1036 5 5 5 (13) (32) (1021) 5 5 5 5 5 (13) (32) (31) (44) (1021) 2 3 6 6/5 kalan 1; bölüm 1 2 1 2 elde 1 vardı. 2 1 3 sayı: 31 3 3 9 9/5 kalan 4; bölüm 1 3 1 3 elde 1 vardı. 3 1 4 sayı: 44 Yanıt: B 14. Aşağıdaki sayılardan hangisi çifttir? A) 8 (26) B) 8 (35) C) 7 (36) D) 9 (34) E) 11 (56) Tabanın çift olması durumunda sayının birler basamağına bakılır. Birler basamağı çift olan sayı çifttir. Bu durumda 8 (26) sayısı çifttir. Yanıt: A 15. Aşağıdaki sayılardan hangisi tektir? A) 8 (26) B) 8 (351) C) 7 (236) D) 9 (34) E) 11 (156) Tabanın tek olması durumun da sayının rakamları toplamının tek olması durumunda sayı tektir. Buna göre 9 (34) sayısı tektir. Yanıt: D 16. n 52 (57) ise n kaçtır? A) 6 B) 7 C) 8 D) 9 E) 10 Sayı çözümlemesi yapılırsa: 1 0 n 52 (57) 5 n 7 n 5n 7 5n 7 52 5n 52 7 5n 45 n 9 Yanıt: D 17. Aşağıdaki sayılardan hangisinde 3 rakamının basamak değeri en küçüktür? A) 15 (35) B) 11 (36) C) 9 (307) D) 9 (38) E) 11 (13) Seçenekler incelenirse: Seçenek A: 15 (35) 3 15 45 Seçenek B: 11 (36) 3 11 33 Seçenek C: 2 9 (307) 3 11 3 121 363 Seçenek D: 9 (38) 3 9 27 Seçenek E: 0 11 (13) 3 11 3 Yanıt: E 18. a a a (302) (45) (213) ise a aşağıdakilerden hangisidir? A) 6 B) 7 C) 8 D) 9 E) 10 MATEMATİK Test © Matematik Eğitimi / 30 2 1 0 2 a (302) 3 a 0 a 2 a 3a 2 1 0 a (45) 4 a 5 a 4a 5 2 1 0 2 a (213) 2 a 1 a 3 a 2a a 3 a a a (302) (45) (213) için 2 2 3a 2 4a 5 2a a 3 2 2 3a 2 2a 5a 8 2 a 5a 6 0 (a 6)(a 1) 0 a 6 a 1 a pozitif olmak zorundadır: a 6 . Yanıt: A 19. 5 m (1m2) (203) ifadesinin on tabanındaki eşiti nedir? A) 10 B) 11 C) 12 D) 13 E) 14 5 (1m2) için m 5 ve m (203) için 3 m dir. Yani 3 m 5 dir. Bu durumda m 4 olur. Buna göre; 5 m 5 4 (1m2) (203) (142) (203) 2 1 0 2 1 0 (1 5 4 5 2 5 ) (2 4 0 4 3 4 ) (25 20 2) (32 0 3) (47) (35) 12 Yanıt: C 20. 8 (25) ve 8 (71) sayılarının 8 tabanındaki aritmetik ortalaması nedir? A) 47 B) 43 C) 39 D) 35 E) 31 Aritmetik ortalama: 8 8 8 (25) (71) (2) dir. 8 8 8 (25) (71) (2) 8 8 (116) (2) 8 (47) Yanıt: A 21. ab7 üç basamaklı sayısı, ab sayısına bölünüyor. Kalan ile bölüm toplamı kaçtır? A) 9 B) 11 C) 13 D) 15 E) 17 Bölme ifadesi yazılırsa; ab7 ab 10 7 olduğuna göre, Bölüm Kalan 10 7 17 Yanıt: E 22. a, b ve c farklı rakamlar olmak üzere ab ac cc İki basamaklı sayıların toplamı en çok kaçtır? A) 279 B) 281 C) 283 D) 285 E) 287 Rakamlar faklı olmak üzere sayılar çözümlenirse; ab 10a b ac 10a c cc 10c c Eşitlikler taraf tarafa toplanırsa; ab ac cc 10a b 10a c 10c c 20a 12c b Toplamın en çok olması için a 9 , c 8 ve b 7 olmalıdır. ab ac cc 20 (9) 12 (8) (7) 180 96 7 283 Yanıt: C ADAv MEMuRLARıN TEMEL EĞiTiııı nrns NoTLanı (z) a a ıLGıSı KuR AlL[, çALışMA vt sosyAl HlzMtTLtR ıAKANLıĞı l çnıışMA GENıL MunünıüĞü 69 TüRKçE DiL BlLGlsl KuRALLARıı,2 ı) oiniş Yeryüzünde ortolomo 4000 dil konuşulmoktodır. Bu dillerden sodece ll8'i "Devlet Dili" olobilmiştir. "Devlet Dilleri"nden biri de Türkçedir. Bu diller orosındo en çok konuşulon on dil; Çince, İsponyolco, İngilizce, Fronsızco, Aropço, Hintçe, Bengolce, Portekizce, Rusço ve Türkçedir. v.Ö. S. yüzyıldo Hun İmporotorluğu'ndo kullonılon dil Türkçeyd]. Bu torih esos o|ındığındo Türkçeyi 2300 yıldır kullonılon bir dil olorok kobul edebiliriz. Bu onlomdo Türkçe, dünyo dilleriorosındo en eskive en köklü dillerden biriolmo özelliği de göstermektedir. Dünyo dilleri, biçim (yopı) ve koynol< (l