image
imagewidth (px)
553
843
pdf_path
stringclasses
27 values
page_num
int64
0
405
surya
stringlengths
0
8.53k
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
1
MILLİ EĞİTİM BAKANLIĞI YAYINLARI ............................................................................................................................................. DERS KİTAPLARI DİZİSİ ........................................................................................................................................................ Her hakkı saklıdır ve Millî Eğitim Bakanlığına aittir. Kitabın metin, soru ve şekilleri kısmen de olsa hiçbir surette alınıp yayımlanamaz. HAZIRLAYANLAR EDİTÖR Prof. Dr. Asım YAPICI DİL UZMANI Nurgül GÜVEN PROGRAM GELİŞTİRME UZMANI Hasan NASIRCI ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME UZMANI Hüseyin BÜYÜKBİÇER REHBERLİK VE GELİŞİM UZMANI Hatice Müge UĞRAŞAN GÖRSEL TASARIM UZMANI Volkan NUR GRAFİK TASARIM UZMANI Eren GÜMÜŞ ISBN 978-975-11-4945-9 Millî Eğitim Bakanlığı, Talim ve Terbiye Kurulunun 18.04.2019 gün ve 8 sayılı kararı ile ders kitabı olarak kabul edilmiştir. 2
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
8
KİTABIN TANITIMI FELSEFE 11 Ünite Kapağı Etkileşimli kitap, video, ses, animasyon, uygulama, oyun, soru vb. ilave kaynaklara ulaşabileceğiniz karekodu gösterir. Daha fazlası için http://ogmma- teryal.eba.gov.tr adresini ziyaret edebilirsiniz. Ünite adını gösterir. Ünitedeki konuların adını gösterir. Ünitede geçen bazı kavramları bellirtir. Uniteyi tanıtan ve konuların genel hatlarını veren yazıdır. Üniteye başlamadan önce konuya dikkat çeker ve ön bilqileri yoklar. Ünitede hedeflenen kazanımları gösterir. Her ünitede yer alan konular belli bir kodlama sis- temiyle ifade edilir ve bu kısım, ünite içindeki konu başlıklarını gösterir. Her ünitenin başında o döneme ait filozof ve düşü- nürleri gösteren zaman çizelgesi vardır. 9
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
0
ORTAÖĞRETİM FELSEFE 11 Ders Kitabı YAZARLAR Aysun KOLUAÇIK Haydar Sinan KOLUAÇIK Rukiye GÜNDOĞDU AVCI Sarper Serkan AVCI DEVLET KİTAPLARI .................................., 2021 1
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
4
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
2
İSTİKLÂL MARŞI Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı: Sönmeden vurdumun üstünde tüten en son ocak. Düsün altındaki binlerce kefensiz vatanı. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: O benimdir, o benim milletimindir ancak. Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı. Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl! Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl? Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda! Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl. Cânı, çânânı, bütün varımı alsın da Huda. Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklâl. Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda. Ben ezelden beridir hür vasadım, hür vasarım. Ruhumun senden İlâhî, şudur ancak emeli: Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Bu ezanlar -ki şehadetleri dinin temeli- Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli. Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar. O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım, Her cerihamdan İlâhî, boşanıp kanlı yaşım, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden na'şım; Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar? O zaman yükselerek arşa değer belki başım. Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın; Dalgalan sen de safaklar gibi ey şanlı hilâl! Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın; Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl; Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. Hakkıdır hür vasamıs bayrağımın hürriyyet: Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklâl! Mehmet Âkif Ersoy
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
3
GENCLIGE HITABE Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve hâricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr u zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur. Mustafa Kemal Atatürk
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
9
“Uygulama” bölümleri ünite içinde yer alan konuların daha iyi kavranması ve daha üst düzey becerilere yönelik hazırlık ve alıştırma yapmak amacıyla tasarlan- mıştır. Her konu bitiminden sonra en az bir uygulama yer alır. Bir konuda birden fazla uygulama olması, uygulamaların basitten zora doğru olduğu anlamına qelmektedir. Kimi uyqulamalar fikir yürütmeye kimi uygulamalarsa yazmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. "Metin analizi" bölümünde o dönemin öne çıkan felsefi metinlerinin analiz çalışması hazırlanmıştır. "Tartışalım" bölümleri ardından gelen konunun içeriği- nin tartışılması için tasarlanmış birimlerdir. Burada yer alan tartışma soruları hem konunun daha iyi kavran- masına hem de konuyla ilgili yeni becerilerin kazanıl- masına yönelik hazırlanmıştır. Her ünitenin yazma bölümünde o ünitede öne çıkan felsefelere yönelik özgün metin yazılması istenen bölümdür. 10
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
5
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
6
İÇİNDEKİLER KİTABIN TANITIMI ............................................................................................................................................................. 1. ÜNİTE: MÖ 6. YÜZYIL-MS 2. YÜZYIL FELSEFESİ ................................................................................................................................ .............................................................................................................................................................................. 1.1. FELSEFENİN ORTAYA ÇIKIŞI ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ İLK MEDENİYETLERİN FELSEFENİN DOĞUŞUNA ETKİSİ ................................................................................................................................ MÖ 6. YÜZYIL-MS 2. YÜZYILDA ANADOLU'DA YAŞAMIŞ FİLOZOFLAR .................................................................................................................... 1.2. MÖ 6. YÜZYIL-MS 2. YÜZYIL FELSEFESİNİN AYIRICI NİTELİKLERİ -------------------------------------------------------------------------------------------------------------- İLK NEDEN VE DEĞİŞİM DÜŞÜNCELERİ.............................................................................................................................................. SOKRATES VE SOFİSTLERİN BİLGİ VE AHLAK ANLAYIŞLARI ........................................................................................................................... Sofistler .................................................................................................................................................................... Sokrates ..................................................................................................................................................................... PLATON VE ARİSTOTELES'İN VARLIK. BİLGİ VE DEĞER ANLAYISLARI .................................................................................................................. Platon wounder would woung would would would would would would are a 25 Platon'un Varlık Anlayışı .................................................................................................................................................... Platon'un Bilgi Anlayışı ..................................................................................................................................................... Platon'un Değer Anlayışı ..................................................................................................................................................... Aristoteles .................................................................................................................................................................. Aristoteles''n Varlık Anlayışı ............................................................................................................................................... Aristoteles''n Bilgi Anlayışı ................................................................................................................................................ Aristoteles'in Değer Anlayışı ................................................................................................................................................ 1.3. MÖ 6. YÜZYIL-MS 2. YÜZYIL FİLOZOFLARININ FELSEFİ GÖRÜŞLERİNİN ANALİZİ --------------------------------------------------------------------------------------------------- 1.4. MÖ 6. YÜZYIL-MS 2. YÜZYIL FELSEFESİNİN DÜŞÜNCE VE ARGÜMANLARINI DEĞERLENDİRME... 34 ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ....................................................................................................................................................... 2. ÜNİTE: MS 2. YÜZYIL-15. YÜZYIL FELSEFESİ ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- 2.1. MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FELSEFESİNİN ORTAYA ÇIKIŞ -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- 2.2. MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FELSEFESİNİN AYIRICI NİTELİKLERİ-------------------------------------------------------------------------------------------------------------- HRİSTİYAN FELSEFESİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE ÖNE ÇIKAN PROBLEMLERİ ............................................................................................................ Tanrı'nın Varlığını Kanıtlama Problemi ....................................................................................................................................... Kötülük Problemi ............................................................................................................................................................. Tümeller Problemi ............................................................................................................................................................ İSLAM FELSEFESİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE ÖNE ÇIKAN PROBLEMLERİ ................................................................................................................ Yaratıcının Varlığını Kanıtlama Problemi ..................................................................................................................................... lrade Ozqūrlūğü Problemi ..................................................................................................................................................... Toplumsal Yaşama Yönelik Problemler .......................................................................................................................................... MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FELSEFESİNDE İNANÇ VE AKIL İLİŞKİŞİ ............................................................................................................... 8. YUZYIL-12. YUZYIL ÇEVIRI FAALIYETLERININ İSLAM VE BATI FELSEFESİNE ETKİSİ ........... 52 2.3. MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FİLOZOFLARININ FELSEFİ GÖRÜŞLERİNİN ANALİZİ -------------------------------------------------------------------------------------------------- 2.4. MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FELSEFESİNİN DÜŞÜNCE VE ARGÜMANLARINI DEĞERLENDİRME. 58 ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ....................................................................................................................................................... 7
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
7
3. ÜNİTE: 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİ .................................................................................................................................... 3.1. 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNİN ORTAYA ÇIKIŞI ........................................................................................................................ 12. YÜZYIL ÇEVİRİ FAALİYETLERİNİN 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNE ETKİSİ ........................ 66 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNE ÖNCEKİ FELSEFİ DÖNEMLERİN ETKİSİ. .......................................................................................................... 3.2. 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNİN AYIRICI NİTELİKLERİ .................................................................................................................. SKOLASTİK DÜSÜNCE İLE MODERN DÜSÜNCENİN TEMEL FARKLARI ....................................................................................................................... 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNDE ÖNE ÇIKAN GÖRÜŞLER ........................................................................................................................ Hümanizm ..................................................................................................................................................................... Bilimsel Yontem .............................................................................................................................................................. Kartezyen Felsefe ............................................................................................................................................................ Hukuk Felsefesi .............................................................................................................................................................. BİLİMSEL ÇALIŞMALARIN 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNE ETKİSİ ............................................................................................................... 3.3. 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FİLOZOFLARININ FELSEFİ GÖRÜŞLERİNİN ANALİZİ........................................................................................................ 3.4. 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNİN DÜŞÜNCE VE ARGÜMANLARINI DEĞERLENDİRME ....................... 79 ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ....................................................................................................................................................... 4. ÜNİTE: 18. YÜZYIL-19. YÜZYIL FELSEFESİ .................................................................................................................................... 4.1. 18. YÜZYIL-19. YÜZYIL FELSEFESİNİN ORTAYA ÇIKIŞI ........................................................................................................................ 4.2. 18. YÜZYIL-19. YÜZYIL FELSEFESİNİN AYIRICI NİTELİKLERİ................................................................................................................... 18. YÜZYIL-19. YÜZYIL FELSEFESİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE ÖNE ÇIKAN PROBLEMLERİ .... 88 Bilqinin Kaynağı ............................................................................................................................................................. Birey-Devlet İlişkisi ........................................................................................................................................................ Ahlakın İlkeleri ............................................................................................................................................................. Varlığın Oluşu ............................................................................................................................................................... 18. YÜZYIL-19. YÜZYIL FELSEFESİNİN DÖNEMİN DİL VE EDEBİYATI İLE İLİŞKİŞİ ..................................................................................................... 4.3. 18. YÜZYIL-19. YÜZYIL FİLOZOFLARININ FELSEFİ GÖRÜŞLERİNİN ANALİZİ ....................................................................................................... 4.4. 18. YÜZYIL-19. YÜZYIL FELSEFESİNİN DÜSÜNCE VE ARGÜMANLARINI DEĞERLENDİRME ............................................................................................... ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ....................................................................................................................................................... 5. ÜNİTE: 20. YÜZYL FELSEFESİ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ 5.1. 20. YÜZYIL FELSEFESİNİN ORTAYA ÇIKIŞI ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- 5.2. 20. YÜZYIL FELSEFESİNİN AYIRICI NİTELİKLERİ ............................................................................................................................. 20. YÜZYIL FELSEFESİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ, PROBLEMLERİ VE ANA AKIMLARI ....................................................................................................... Fenomenoloji ve Gerçeklik-Görünüş Sorunu ..................................................................................................................................... Hermeneutik ve Yorum Sorunu................................................................................................................................................... Yeni Ontoloji ve Varlık Sorunu ............................................................................................................................................... Varoluşçuluk ve Varoluş-Öz Sorunu ............................................................................................................................................ Diyalektik Materyalizm ve Değişim Sorunu ..................................................................................................................................... Mantıkçı Pozitivizm ve Metafizik Bilqi Şorunu ................................................................................................................................ TURKIYE'DE FELSEFI DUŞÜNCEYE KATKIDA BULUNAN FELSEFECİLER .................................................................................................................... 5.3. 20. YÜZYIL FİLOZOFLARININ FELSEFİ GÖRÜŞLERİNİN ANALİZİ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ 5.4. 20. YÜZYIL FELSEFESİNİN DÜŞÜNCE VE ARGÜMANLARINI DEĞERLENDİRME .......................................................................................................... 5.5.20 VE 21. YÜZYIL FELSEFECİLERİ VE YAŞADIKLARI COĞRAFYA ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ....................................................................................................................................................... CEVAP ANAHTARI ............................................................................................................................................................... SÖZLÜK ....................................................................................................................................................................... DZIN.......................................................................................................................................................................... KAYNAKÇA ..................................................................................................................................................................... 8
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
11
1. ÜNİTE Giris Felsefe; insanın kendini, toplumu, evreni anlama ve acıklama çabasının sonucudur. İlgilenilen konu ve alanlar bakımından elestirel ve sistemli düşündüklerini ifade etme sürecidir. Felsefede asıl olan hakikatin aranmasıdır. Gerçeğin doğru bilgisini bulma çabası; kişiyi kimi za- man evreni araştırmaya, kimi zaman da kendi veya başkalarının düşünceleri üzerine düşünmeye yönlendirir. Felsefe; erdemli hayatı ve hakikati bulma yoludur. Bununla birlikte insan; felsefe, bilim, sanat ve din gibi önemli alanların bütünlüğü içinde yaşar. Felsefe tarihine bakıldığında felsefenin her çağda diğer alanlarla etkileşim içinde olduğu görülür. Bu etkileşimde alanlara atfedilen değer çağlara göre değişiklik gösterse de felsefe, insan yaşamındaki bütünlüğü anlamlandırmayı sürdürmüştür. MO 6. yüzyıla doğru Anadolu ve Akdeniz kıyılarında medeniyetlerin etkileşimiyle felsefenin ortaya çıktığı kabul edilir. Filozoflar ele aldıkları konular üzerine sistemli, tutarlı ve akla dayalı düşünceler üretmiştir. Filozofların öne sürdüğü konular, bugün hâlâ tartışılmakta ve dolayısıyla güncelliğini korumaktadır. MÖ 6-MS 2. yüzyıl felsefesi ünitesinde şu konular ele alınacaktır: İlk konuda felsefenin ortaya çıkısını hazırlayan düsünce ortamını acıklavabilmek için Sümer. . Mezopotamya, Mısır, Çin, Hint ve İran medeniyetlerinde varlık, bilgi ve değer anlayışlarının felsefenin doğuşundaki etkilerine değinilecektir. Ardından Anadolu'da yaşamış bazı filozof- ların biyografik bilgilerini incelemeniz istenecektir. . İkinci konuda MÖ 6-MS 2. yüzyıl felsefesinin karakteristik özelliklerini açıklamak için ilk olarak bazı filozofların ilk neden (arkhe) hakkındaki düşünceleri (Thales, Anaksimandros, Anaksimenes, Empedokles ve Demokritos) bazılarının da değişim hakkındaki düşünceleri (Lao Tse, Herakleitos ve Parmenides) ele alınacaktır. Ardından Sokrates ve Sofistlerin (Protagoras ve Gorgias) bilgi ve ahlak anlayışları verilecektir. Son olarak ise Platon ve Aristoteles'in varlık, bilgi ve değer anlayışlarına değinilecektir. . Üçüncü konuda örnek felsefi metinlerden hareketle MÖ 6-MS 2. yüzyıl filozoflarının felsefi görüşleri analiz edilecektir. . Son konuda Protagoras'ın "İnsan her şeyin ölçüsüdür." sözünün dayandığı argümanları tar- tışmanız ve "bilgi-erdem ilişkisini" günlük hayatla ilişkilendiren özgün bir metin yazmanız istenecektir. Hazırlık Çalışmaları 1. Bir konu hakkında araştırma yapılırken o konunun tarihçesine bakılmasının faydaları neler olabilir? 2. Felsefenin ortaya çıkmasına neler etki etmiş olabilir? 3. Felsefenin yöneldiği ilk konu ve problemler neler olabilir? Neler Öğreneceksiniz? · Felsefenin ortaya çıkışını hazırlayan düşünce ortamını açıklamayı, · MÖ 6-MS 2. yüzyıl felsefesinin karakteristik özelliklerini açıklamayı, · MO 6-MS 2. yüzyıl filozoflarının felsefi görüşlerini örnek felsefi metinlerden hareketle analiz etmeyi. · MÖ 6-MS 2. yüzyıl felsefesindeki örnek düşünce ve argümanları felsefi açıdan değerlendirmeyi öğreneceksiniz. 12
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
13
1. ÜNİTE İLK MEDENİYETLERİN FELSEFENİN DOĞUŞUNA ETKİSİ İnsanın yaşamı; taşıdığı yetileri bakımından gelişmeye, eğitilmeye ve edindiği bilgileri kuşaktan kuşağa aktararak kültür ve medeniyetler oluşturmaya imkân verir. Bu durum, insanın hayatına farklı düzey ve şekillerde biçim vermesinin de yolunu açar; dünyayı ve kendilerini kavrayışlarında çeşitlilik oluşturur. İnsanın toplumsal ve kültürel tarihi, her kültür ve medeniyette kendine özgü- dür. Medeniyetlerde felsefi düşünce ve disiplinlerin gelişme dönemlerinden önce mitos, masal, mistik öğreti ve tecrübeler her medeniyetin belirli bilgi birikimi oluşturmalarını sağlamıştır. Felsefi düşünce, Antik Yunan'da sistematik bir hâle gelmiştir. Sümer, Mezopotamya, Mısır, Çin, Hint ve Iran medenivetlerindeki kozmos ve erdem anlayısları: felsefi düsünce üzerinde olusum ve gelişim açısından etkili olmuştur. İlk medeniyetlerde felsefenin yapısını oluşturan varlık, bilgi ve değer alanlarına yönelik görüşler felsefenin ortaya çıkışını sağlamıştır. Mezopotamya ve Mısır'da yazı öncesi döneme dair pek çok ögeden söz edilir. Ancak bu me- deniyetlerin "yazılı" kültüre geçisleri daha önemlidir. Yazı dilinin oluşması, onun öğretilmesi ve aktarılmasını: yazı matervallerinin (tablet veva parsömenler) üretilmesi ise okulların acılmasını sağlamıştır. Bu durum, aynı zamanda üst düşünce üretimi anlamına da gelmektedir. Yazılı kül- türe Sümer (çivi yazısı) ve Mısır ile (hiyeroglif yazı) geçildiği kabul edilir. Felsefi düşünce içinde bu kültürler, ilkler olarak görülmektedir. Sümerler, çamurdan yaptıkları (kil) tab- letler üzerine Gilgamış Destanı'nı yaz- mıştır. Bunlar, düşünce ve medeniyetle- rin yazılı kültürdeki ilk büyük örneklerini oluşturmaktadır. Bununla beraber Mısır ve Sümer medeniyetleri özellikle ma- tematik, geometri, astronomi gibi alan- larda önemli bilgiler oluşturmuştur. Bu bilgiler; mitolojik açıklamaların dışına çıkılmasına olanak sağlamış, bu da felse- fenin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Özellikle ilk filozoflar olarak nitelendiri- Görsel 1.1: Mısır Piramitleri len doğa filozoflarında bu durum belirgin olarak görülmektedir (Görsel 1.1). Hint inançlarında insanı kötülüklerden arındırma ve isteklerin üstesinden gelme esastır. Bunu başarmanın yolları düzenli bilgi ve akıl yürütme teknikleri değil, sezgi ve kişinin iç deneyleridir. Bu vasamda elde ettikleri veterlilikler ölümden sonraki havatlarının düzevini de belirler. İnsanın istek- lerden arınması onu, ulaşılması gereken en yüce vani Brahman'a ulaştırır. Hint inanışlarının temelinde evrenin yaratılışında "su"yun her şeyin kökeni ve canlı kaynağı olduğu fikri de vardır. Felsefenin ortaya çıkmasındaki ilk neden (arkhe) tartışmaları bu düşüncelerden etkilenmiştir. İran'da MÖ 1000-600 yıllarında Zerdüşt, ikili (dualist) bir anlayışı öne sürer: Ahuramazda, görünen ve görünmeyen evrenlerin Ehrimen ise kötülük ve yalanın yaratıcısıdır. Zerdüşt inancı, özelikle felsefenin değer tartışmalarında etkili olmuştur.Zerdüşt'ün Mani'nin gelişine zemin hazır- ladığı kabul edilir. Mani'nin inanç düsturlarında iyilik ve kötülük ilkesinin ikisi de ezelîdir: aydınlık (iyi) ve ka- ranlık (kötü). İkisinin karışımından da dünya oluşmuştur. Mani inancında Ehrimen'in egemenli- ğindeki alanı ve insan bedeninde tutuklu bulunan aydınlığı gün yüzüne çıkarmak vardır. Egemen güç olan Tann Zervan, akıl ve irade gücüyle bunu temsil eder. Mani inancına göre Mani, insanlara kurtuluş yolunu göstermek için dünyaya gelmiş son elçidir. Çin'deyse Taoculuk (Taoizm) inancında asıl olan bireydir. Mistik bir bilmeyle gizlere ulaşılma- ya çalışılır. Transa geçilerek, duyusal bilgi dışına çıkılarak evrenin birliği duygusuna varılır. Lao Tse'nin önderi olduğu bu inanç sisteminde evrenin kendiliğinden ne ise öyle olduğu savunulur. Var olan her şey yani Tao (evrenin doğru yolu, özü) erdemli hayatın da ilkesidir. İnsan için en üstün hayat şekli, üstün akılla Tao'yla birleşmektir. Taoculuk, insanın yaşamının ilkelerini dile getirmesi açısından felsefenin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. 14
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
10
FELSEFE 11 MÖ 6. YÜZYIL-MS 2. YÜZYIL FELSEHES ÜNİTE KONULARI 1.1. FELSEFENİN ORTAYA ÇIKIŞI 1.2. MÖ 6. YÜZYIL-MS 2. YÜZYIL FELSEFESİNİN AYIRICI NİTELİKLERİ 1.3. MÖ 6. YÜZYIL-MS 2. YÜZYIL FİLOZOFLARININ FELSEFİ GÖRÜŞLERİNİN ANALİZİ 1.4. MÖ 6. YÜZYIL-MS 2. YÜZYIL FELSEFESİNİN DÜŞÜNCE VE ARGÜMANLARINI DEĞERLENDİRME TEMEL KAVRAMLAR · Ilk Neden · Değişim · Sofist · Idea · Erdem 11
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
12
MÖ 6. Yüzyıl-MS 2. Yüzyıl Felsefesi 1.1. FELSEFENİN ORTAYA ÇIKIŞI Felsefenin ortaya çıkmasıyla ilgili görüşler çoğunlukla kabullere dayanır. Bu kabuller, bugüne ulaşan sözlü ve yazılı (tarih, antropoloji, arkeoloji vb.) birçok bilginin yorumlanması sonucunda oluşmuştur. Elde edilecek yeni bilgiler var olan kabulleri değiştirebilir ama uzlaşılan bilgilere göre felsefe; farklı medeniyetlerin felsefeye temel olabilecek bilim, inanç ve öğretilerinin sistemleştiril- mesi ile MÖ 6. yüzyılda belirgin olarak ortaya çıkmıştır. Felsefenin ortaya çıkışı ve sistemleşmesin- de bazı filozoflar öne çıkmaktadır (Tablo 1.1). Tablo 1.1: MO 6-MS 2. Yüzyıl Filozofları 700 Thales (Tales) (MO 625-546) (MO 604-520) Lao Tse (Lao Tze) Anaximandros (Anaksimandros) (MO 610-547) 600 (MO 585-528) Anaximenes (Anaksimenes) (MO 570-495) Pythagoras (Pisagor) Konfücyüs (Konfücyüs) (MO 551-479) (MO 540-480) Herakleitos (Herakliytos) (MO 515-460) Parmenides (Parmenides) (MO 500-4281 Anaksagoras (Anaksagoras) -MS 2. YÜZYIL FİLOZOFL 500 (MO 490-420) Protagoras (Pratagoras) Empedokles (Empedokles) (MO 490-430) mö Gorgias (MO 480-380) (Gorgiyas) (MO 469-399) Sokrates (Sokrates) (MO 460-360) Demokritos (Demokritos) (MO 427-347) Platon (Platon) (MÖ 412-323) Diogenes (Diyojen) 400 (MO 384-322) Aristoteles (Aristoteles) (MO 341-270) Epiküros (Epikür) Zenon (Zenon) (MO 333-262) 300 (Karnedes) (MO 214-129) Karneades 200 (MO 106-43) Cicero (Cicero) 100 (MO 65-MS 4) Seneca (Seneka) mil AT 0 Epiktetos (Epiktetos) (MS 50-135) 100 ખર M. Aurelius (MS 121-180) ( Ayreylus) 200 13
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
15
1. UNITE MÖ 6. YÜZYIL-MS 2. YÜZYILDA ANADOLU'DA YAŞAMIŞ FİLOZOFLAR MO 6-5. yüzyıl arasında Anadolu'nun batı kıyısında yaşamış bazı filozoflar, doğa olayları hak- kındaki açıklamalarıyla öne çıkmıştır. Bu açıklamaların ortak niteliği mitolojik unsurlar içermeyen doğal gözleme ve incelemelere dayanmasıdır. Filozoflar; varlığı, doğayı ve evreni yapmış oldukları gözlemler cercevesinde belli ilkelerle acıklamaya calısmıstır. Thales, Anaksimandros, Anaksimenes, Anaksagoras. Ksenofanes ve Herakleitos en cok bilinen filozoflardandır. Filozofların çalışmaları, kendiler için temel olması ve felsefenin gelişip sistem- leşmesine katkı sağlaması açısından önemlidir. Felsefenin sistemli olarak başlaması noktasında çoğu kaynakların bu filozofları işaret etmesi onların önemini daha da artırmaktadır. O dönem itiba- rıyla felsefi düşünceye katkısı olmuş birçok düşünür, bu coğrafyada bulunur. Diogenes, Aristoteles, Epiktetos ve Lukianos bunlar arasında öne çıkanlardır. Thales Milet'te (Aydın/Didim) yaşamıştır. Bazı kaynaklara göre tarihin ilk filozofu ve bilim insanı ola- rak kabul edilir. Evrene vönelik acıklamasında maddeye dayalı bir ilke öne sürmüstür. Felsefe dı- şında matematik, geometri ve astronomi gibi alanlarda da çalışmaları vardır. Günes tutulmasını önceden tahmin ettiği söylenir. Geometrideki "Thales Teoremi"de onun çalışmasıdır. Anaksimandros Thales gibi Milet'te (Aydın/Didim) yaşamıştır ve onun öğrencisi olarak kabul edilmektedir. Matematik, astronomi, haritacılık ve doğa gibi konularda da çalışmalar yapmıştır. Güneş saati üze- rinden güneşin konumunu belirleyen bir alet geliştirdiği ve yeryüzü haritalarını çizdiği de söylenir. Anaksimenes Milet'te (Aydın/Didim) yasamıs filozoflardandır. Anaksimandros'un öğrencisi olduğu kabul edilir. Evren sistemi ve varlıkların oluşmasıyla ilgili düşünceleri felsefe tarihinde öne çıkmıştır. Astronomi alanında çalışmalar yapmıştır. Güneş ve Ay tutulmaları hakkında doğru bilgiler vermiştir. Anaksagoras Klazomenai'da (İzmir/Ürla) yaşamıştır. Felsefe tarihinde varlıkların temeline yönelik "nous" kavramıyla öne çıkmıştır. Bu kavram, maddeleri bir amaca göre düzenleyen ve hareket ettiren ilkeyi işaret eder. Herakleitos Ephesos'ta (İzmir/Efes/Selçuk) yaşamıştır. Varlıklar üzerine oluş düşüncesiyle öne çıkmıştır. Yapıtlarının anlaşılmasının güç olması ve anlatımını özdeyişler şeklinde yapmasından dolayı ona "Karanlık Herakleitos" denmiştir. Düşünce tarihinde "Aynı ırmağa iki kere girilemez." sözünün sahibidir. Ksenofanes (Kısefones) Kolophon'da (İzmir/Değirmendere) doğmuştur. İnsan ve toplumun kültürel yaşantısıyla ilgili düşünceler oluşturmuştur. Epiktetos Hierapolis'te (Denizli/Pamukkale) doğmuştur. Stoa felsefesinin temsilcilerinden olan Epiktetos, ahlak alanındaki düşünceleriyle tanınmıştır. Bilgelik, irade, özgürlük ve doğaya uyum gibi konu- larda fikirleriyle öne çıkmıştır. Diogenes Sinope'de (Sinop) doğmuştur. "Kinik" felsefi öğretisini savunan filozoftur. Rıhtımda bir küfenin içinde yaşayan Diogenes; hayatta malın mülkün önemli olmadığını, insanın doğaya uygun yaşama- sı gerektiğini ileri sürmüştür. Kendisini ziyarete gelen Makedonya Kralı Büyük İskender'in “Benden bir isteğin var mı?" sözüne karşılık "Gölge etme başka ihsan istemez." sözüyle düşüncelerini açıkça ortaya koymuş bir filozoftur. Lukianos (Lukiyanos) Samsat'ta (Adıyaman) doğmuştur. Özellikle ahlakla ilgili eserler vermiştir. Güçlü bir retorikçidir (söz ile ikna etme sanatı). Dönemin özellikle de Kiniklerin düşüncelerini ve inanışlarını eleştirmiştir. 16
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
18
MÖ 6. Yüzyıl-MS 2. Yüzyıl Felsefesi İlk Neden (Arkhe) Problemi Thales Su Thales ilk neden sorununu ortaya koyan ilk düşünürdür. Thales'e göre evrenin ilk nede- ni sudur. Su; varlıkların tümü- nün nedeni, ilk maddesidir. Tüm varlıklarda suyu bulmak müm- Anaksimandros kündür. Değişen her şeyde de- Aperion ğişmeden varlığını sürdürendir. Evrendeki çokluğun temelinde- Anaksimandros'a göre ilk ne- ki birliktir. Suyun soğuduğunda den nicelik olarak sınırsız, nite- buz, ısındığında ise buhar olması suyun tüm varlıklarda farklı bi- lik olarak ise belirsiz olmalıdır. Bu da su gibi fiziksel bir madde çimlerde var olduğunu gösterir. olamaz. Arkhe; duyusal olma- yan bir varlık, soyut bir ilkedir. Anaksimenes Sonsuz olan bu ilk neden ape- Hava irondur. Apeiron, bütün varlık- ların temelidir. Apeirondan ilk Anaksimenes, Anaksimandros olarak birbirine karşıt olan sıcak arkhe prob- ve Thales gibi ve soğuk ortava cıkmıstır. Bütün lemiyle ilgilenmiştir. Arkhe. varlıklar da bu iki durumun Anaksimenes'te havadır. Hava, oluşturduğu zıtlıklardan oluşur. Thales'te olduğu gibi somut ancak Anaksimandros'ta olduğu şekliyle Empedokles sonsuzluk niteliğindedir. O, "Hava Toprak, su, hava, ates olan ruh, nasıl bedeni ayakta tutu- vorsa dünvavı ve evreni de avakta tutan havadır." demektedir. Hava, Empedokles'te arkhe, dort yoğunlaşma ve seyrekleşmesiy- ana maddeden oluşur: su, top- le diğer varlıkların oluşmasını rak, hava ve ateş. Kendinden sağlar. başka bir şeye indirgenemeyen ve hareketsiz olan bu ana mad- deleri hareket ettiren dış bir gü- Demokritos cün olması gerektiğini söyler. Atom Bu güç, sevgi ve nefrettir. Tözler değismez ancak farklı oranlarda göre Demokritos’a arkhe. bir araya gelerek farklı varlık- maddenin en küçük yapı taşına ların oluşumunu gerçekleştirir. kadar bölünüp artık bölünemeye- Sevgi birleştirici, nefret ise ayı- cek hâle gelindiğinde elde kalan rıcı ilkedir. son parcadır. O. bu parcava atom demektedir. Atomlar sonsuz, de- ğişmeyen, boşluksuz ve yer kapla- yan özelliktedir. Boşlukta hareket eden atomlar, basınçları sonucu sınırsız sekiller hâlinde birleserek varlıkları oluşturur. Atomların bir araya gelmesi doğum, birbirin- den ayrışması ise ölümdür. 19
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
14
MÖ 6. Yüzyıl-MS 2. Yüzyıl Felsefesi Uygulama Aşağıdaki sözleri okuyup bu sözlerden hareketle verilen soruları cevaplayınız. Sen bilgin bir adamsın, bunları bilmen gerek. Ey Gilgamış! Bulamayacağın ölümsüzlüğü aramak için kaybettiğin zamana yazık olmuş. Sana verilen bu yaşamın tadını çıkarmaya bak! Gece gündüz keyiflen. Her gününü üzüntüyle değil sevinçli geçirmeye çalış (Görsel 1.2). Gilgamış Destanı Görsel 1.2: Sümer kil tabletleri Brahman Harisvâmin'in karısı ortadan kaybolur. Brahman günlerce onu arar. Her tarafa bakar ama bulamaz. Keder icin- de yollara düşer. Sıcak bir günde yaşlı bir karı-kocanın evine gelir. Burası bir tür "aş evi"dir. Yaşlı kadın Brahman'a pirinç ve süt dolu bir kap yemek verir ve onu, bu düşkünler evine lâyık olmayan soylu bir kişi olarak gördüğü için yemeğini dere ke- narında yemesini ister. Harisvâmin de öyle yapar. Bir ağacın al- tında yemeğini yerken ağacın üstünde duran bir çaylağın pen- çesinde tuttuğu siyah kobra yılanının ağzından zehiri yemeğin icine düser. Bunu viyen Brahman ölür. Masalın sorusu sudur: Brahman'ın ölümüne neden olan suçlu yemeği veren yaşlı çift mi, çaylak mı yoksa yılan mıdır? Kral şöyle cevap verir: "Düşmanın çaresiz avı iken yılan nasıl suçlu olabilir? Çaylak da karnı acıktığı için doğal olarak yemeğini temin etmektedir. Ac insanları sevabına dovuran vaslı kisilerin de bunda bir sucu olamaz. Bu nedenle Brahman'ın ölümünü herhangi birine yük- leyen kişi, çok aptal bir kişi olmalıdır. Korhan KAYA, Hortlağın Yırmi Beş Hikâyesi Sorular 1. Gılgamış Destanı ile ilgili verilen metne göre bilgin bir kişi ne yapmalıdır? .............................................................................................................................................................................. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ 2. Hint hikâyesinde olaylara tanık olmayan kralın ahlaki bir sonuca varmasındaki dinî ve mitolojik açıklamalar ile kendi sezgisinin rolünü karşılaştırınız. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. 3. Yukarıdaki alıntılarda ilk medeniyetlerin felsefenin ortaya çıkmasına olan etkisini değerlendiriniz. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. 15
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
17
1. UNITE 1.2. MÖ 6. YÜZYIL-MS 2. YÜZYIL FELSEFESİNİN AYIRICI NİTELİKLERİ MÖ 6-MS 2. yüzyıl felsefesinde farklı felsefi problemler ele alınmıştır. Doğa felsefesi olarak adlandırıldığı dönemde ilk neden ve değişim, felsefenin insana yöneldiği dönemde Sokrates ve Sofistlerin bilgi ve ahlak; sistematik felsefenin başladığı dönemde ise Platon ve Aristoteles'in varlık, bilgi ve değer alanına ait tartışmaları öne çıkar. İLK NEDEN VE DEĞİŞİM DÜŞÜNCELERİ Doğanın insan icin ihtiyacları acısından bilinip tanınma gerekliliği felsefeden de önce vardır. İnsanların yaşamlarını sürdürmeleri, ihtiyaçlarını karşılamaları, güven içinde yaşanaları doğanın tanınmasına vönelik bileiler olusturulmasını sağlamıştır. Pratik amacın dısına çıkıp sadece anla- mak ve merak gidermek için doğaya yönelmek hem bilim hem de felsefenin önemli bir işlevidir ve teorik olana gecisi sağlamıstır. MÖ 6. vüzvil, felsefenin ortava cıkısının belirginlestiği dönemdir (Görsel 1.4). İlk dönem filo- zoflarının olup biteni doğa ile açıklama girişimleri, onların doğa filozofları olarak adlandırılmasını sağlamıştır. Mitolojik açıklamalarla yetinmeyen düşünürler, belirli bir neden-sonuç ilişkisi açıkla- ması geliştirmeye çalışmıştır. Dünyanın ve bütün varlıkların ortaya çıkış nedenini sorgulayan düşü- nürler, mistik açıklamalardan kopmamakla birlikte arayışlarını doğaya yöneltmiştir. Görsel 1.4 Efes Bu dönem felsefesinin ana problemi, varlığın ilk nedeninin ne olduğudur. Varlığın ilk maddesi- nin ne olduğu; ilk neden, ilke ve arkhe olarak isimlendirilmiştir. İlk neden, her şeyin ondan çıktığı ve her şeyin temelini belirleyendir. Bu problem, bir yandan öz (mahiyet) bir yandan da varlığın değişimi tartışmalarına dönüşmüştür. Doğa filozoflarından Thales, Anaksimandros, Anaksimenes, Empedokles ve Demokritos varlığın özü tartışmalarında ilk neden anlayışıyla öne çıkmıştır. Varlığın değişimi tartışmalarında ise felsefe tarihinin ilk karşıt fikirlerinin sahipleri olan Herakleitos ve Parmenides ve Yunan filozoflarının dışında etkili bir filozof olan Lao Tse'nin görüşleri önemlidir. Bu dönemi daha iyi anlamak için ismi geçen filozofların görüşlerini kısaca açıklamak gerekmektedir. 18
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
16
MÖ 6. Yüzyıl-MS 2. Yüzyıl Felsefesi Aristoteles Felsefe tarihinin en önemli filozoflarından olan Aristoteles, yaşamının bir kısmını Assos'ta (Çanakkale/Ayvacık) geçirip burada felsefi çalışmalar yaptığı için Anadolu'da yaşayan filozoflar arasında sayılmıştır. Mantık, siyaset ve biyoloji gibi birçok bilgi alanında çalışmalarıyla öne çıkan Aristoteles, o dönem itibarıyla bu alanların çoğunda ve etkisi çağlar boyu süren görüşler ortaya koymustur. Kendinden önceki felsefeler ve bilimsel calısmalar hakkında verdiği bilgiler dolayısıyla ilk felsefe tarihçisi olarak da bilinir. Çanlıları sınıflandırmasından dolayı ilk biyolog olarak bilinen Aristoteles, Makedonya Kralı Büyük İskender'in öğretmenliğini de yapmıştır. Kleanthes Çanakkale Ayvacık'ta doğmuştur. Kleanthes, Atina'ya gittikten sonra Zenon'un öğrencisi olmuş, ondan sonra da okulunun başına geçmiştir. Felsefesinde ruhun ölümsüzlüğünü savunmuştur. MO 6. YÜZYIL-MS 2. YÜZYILDA ANADOLU'DA YAŞAMIŞ FİLOZOFLAR 15 Aydın/Didim (Miletos) Thales 1 Anaksimandros Aydın/Didim (Miletos) Anaksimenes Aydın/Didim (Miletos) Anaksagoras Izmir/Urla (Klazomenai) Herakleitos 2 Izmir/Selcuk/Efes (Ephesos) Ksenofanes Izmir/Menderes/Değirmendere (Kolofon) 3 Denizli/Pamukkale (Hierapolis) Epiktetos 4 Diogenes Sinop (Sinope) 5 Lukianos Adıyaman/Samsat (Samosata) Canakkale/Ayvacık (Asos) Aristoteles 6 Kleanthes Canakkale/Ayvacık (Asos) Harita 1.1:MÖ 6-MS 2. Yüzyılda Anadolu'da Yaşamış Filozoflar 17
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
20
MÖ 6. Yüzyıl-MS 2. Yüzyıl Felsefesi Uygulama Doğa filozoflarının arkhe (ilk neden, temel öge) düşüncelerinden hareketle hazırlanmış olan bölümlere aşağıdaki maddelerde istenen açıklamaları yazınız. 1. Bu ögenin sizde çağrıştırdıkları nelerdir? 2. Doğa filozoflarının bu öğeyi arkhe olarak ele almasındaki gerekçeler nelerdir? 3. Günlük dilde (atasözü, deyim vb.) bu kavramların yer aldığı cümleleri yazınız. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. Toprak Su .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. Hava Ates ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. 21
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
21
1. ÜNİTE Uygulama Aşağıdaki metinleri okuyup metinlerden hareketle verilen soruyu cevaplayınız. Düşünülebilen ve olabilen bir ve aynıdır. Söylenebilen ya da düşünülebilen zorunlu olarak vardır, Çünkü olması olanaklıdır. Ama yok olan için olmak olanaklı değildir. Budur düşünmeni istediğim şey. Budur seni geri tuttuğum ilk arastırma yolu Ve hiçbir şey bilmeyen ölümlülerin İki-yüz ile üzerinde dolanıp durdukları ötekinden de geri tutuyorum seni, Çünkü göğüslerindeki başıboş düşünceleri çaresizlik güder; Kör ve sağırların şaşkınlığı içinde yargıda bulunamayan sürü gibi sürüklenip dururlar. Onlar için olmak ve olmamak aynı şeydir ve gene de aynı şey değildir. Ve onlar için tüm şeyler karşıt yönlerde gider! Çünkü olmayan şeylerin oldukları hiçbir zaman kanıtlanmayacaktır. Parmenides, Doğa Uzerine Aynı şeydir yaşayanla ölmüş, uyanıkla uyuyan, gençle ihtiyar. Bunlar değişince ötekilerdir ve ötekiler değişince de bunlar. Bunların hayatı onların ölümü, onların hayatı da bunların ölümüdür. Soğuk ısınır, sıcak soğur, yaş kurur, kuru nemlenir. Kendinde ikilik olan şeyin "logos"da nasıl uyuştuğunu anlamazlar. Daire çemberi üzerinde başlangıç ve son, ortaklaşa bir şeydir. Keçeci mengenesinin doğru ve eğri yolu bir ve aynıdır. İnen ve cıkan vol, bir ve aynıdır. İyi ile kötü, bir ve aynı şeydir. Zaman; oynayan, dama taşı süren bir çocuktur. Bir çocuğun hakan oyunu! Olduğu yerde kalan hiçbir şey yoktur. Aynı ırmaklara girenlerin üzerine hep başka başka sular akar, gelir. Aynı ırmaklara giriyoruz, hem girmiyoruz. Hem biziz hem değiliz. Avnı ırmağa iki kere girilemez. Herakleitos, Doğa (W. Kranz, Antik Felsefe) Soru Yukarıdaki metinlere göre varlığın değişim problemiyle ilgili Parmenides ve Herakleitos'un düşüncelerindeki temel farklar nelerdir? ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- 22
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
22
MÖ 6. Yüzyıl-MS 2. Yüzyıl Felsefesi SOKRATES VE SOFİSTLERİN BİLGİ VE AHLAK ANLAYIŞLARI MO 6-MS 2. yüzyıl felsefesinde doğa filozoflarından sonra insanın merkeze alındığı felsefi dü- şünceler tartışılmaya başlanmıştır. Bu tartışmaların bir tarafı Sofistler diğer tarafı ise Sokrates'tir. Sofistler; para karşılığı ders veren, bir konuda uzmanlaşmış bilgili kişilerdir. Bu kişiler özellikle ko- nuşma sanatında (hitabet) ve siyasette eğitim vermişlerdir. Sofistler, bilgide kesinliğin olmadığını bu yüzden kesin bilgi arayışının da doğru olmadığını savunmuşlardır. Sokrates ise kesin bilginin var olduğunu ve ahlaki bilgilerin de bu türden bilgiler olduğunu savunmuştur. Sofistler ve Sokrates hakkındaki bilgiler daha çok Sokrates'in öğrencisi olan Platon'un yazmış olduğu divalog türü eserlere dayanır. Sofistler Protagoras ve Gorgias başta olmak üzere Sofistlere göre insan duyular yoluyla edinilen bilgiler- de algı yanılması yaşar. Suya batırılan çubuğun düz olmasına rağmen onun kırık görünmesi bu yanıl- madan kaynaklanır. Bilgi edinme sürecinde duyuların kullanılması, elde edinilen bilginin hatalı olma ihtimalini doğurur. Dolayısıyla onlara göre her zaman geçerli olan kesin bir bilgi yoktur. Çünkü bilgi, kişiden kişiye değişen göreceli bir niteliğe sahiptir. Felsefede bu bakış açısı rölativizm olarak adlan- dırılır. Protagoras, "İnsan her şeyin ölçüsüdür." derken bir şeyin doğru veya yanlış olmasını tamamen kişiye bağlar. Benzer biçimde Gorgias, "Hiçbir şey yoktur, olsa da bilemeyiz, bilsek de aktaramayız." sözüyle üzerinde uzlaşılabilecek hiçbir bilgi olmadığını savunur. Sofistler, bilgi görüşlerinde olduğu gibi ahlak görüşlerinde de göreceliği temele alırlar. İyi ve kötünün insanın kendinde anlam kazandığını ileri sürerler. Onlara göre herkesin uymak zorunda olduğu ahlaki bir yasa, insanın bu göreceli algısından dolayı mümkün değildir. Sokrates "Sorgulanmamış yaşam, yaşamaya değmez." diyerek hayatın sorgulanma- sına dikkat çeken Sokrates, soru sorma ve fikir tartışmalarını felsefesinin yön- temi olarak gören filozoftur. Sokrates, düşüncelerinden dolayı yargılanmış ve idama mahkum edilmiştir (Görsel 1.5). Sokrates, ahlak üzerine kapsamlı olarak felsefe yapan ilk filozoflardan- dır. Sokrates'in ahlak görüşleri Platon, Aristoteles ve daha birçok filozofu etki- lemiştir. Günümüz açısından da evren- sel bir niteliğe sahip olma iddiasını taşır. Sokrates. Sofistlerin doğru bilginin mümkün olamayacağına yönelik düşün- celerini eleştirir. Sokrates'e göre ahlaki doğrular vardır ve bunlar Sofistlerin Görsel 1.5: Sokrates'in Olümü dediği gibi göreceli değildir. Sokrates'in görüşlerinin ana teması şudur: Bilgi; ahlaklı ve erdemli olmayı getirir, kişinin bilgisizliği ise ahlaktan yoksun davranışlar göstermesine neden olur. Ona göre kimse bilerek kötülük yapmaz. Insan, özü itibarıyla iyidir. Kötülük, onun bil- eisizliğinden kavnaklanır. Sokrates, geliştirmiş olduğu tartışma yöntemiyle insanlarda doğuştan var olduğunu düşündüğü bilgileri ortaya çıkarmaya çalışır. İlk önce kendisinin hiçbir şey bilmediğini dile getirerek (ironi), ör- neğin onlara "Cesaret nedir?" gibi sorulardan birini yönelterek tartışmayı başlatır ve onların görüş- lerinden hareketle de başka sorular sorarak kendi cevaplarını gözden geçirmelerini sağlar. Tartışma boyunca karsı tarafın fikirlerinin gücsüzlüğünü ortaya çıkarır. Konusulan konuyla ileili doğustan var olan bilgilerin hatırlanmasına imkân verir. Doğru bilgi bir anlamda kişinin akıl yürütmeleri ile doğurtulur. 23
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
19
1. ÜNİTE Değişim Problemi Lao Tse Lao Tse, Taoizm'in kurucusu olarak kabul edilir. Lao Tse hakkındaki bazı bilgiler rivayetlere davanmaktadır. Tao, patika, vol ve öğreti anlamlarında kullanılmıştır. Lao Tse'ye göre dünya var olan ve var olmayanlardan meydana gelmiştir. Var olmayanların isimlendirilmesiyle var olanlar oluşmuştur. Bu değişim, sonsuz bir kaynaktan beslenir. Bu kaynak Tao'dur. Her şey Tao'dan çıkar ve ona geri döner. Tao, bu hâliyle tüm değişimlerin içinde değişmeden kalandır. Lao Tse; Tao düşüncesiyle doğa filozoflarındaki temel madde, ilke veya ark- heye benzetilebilecek bir cevheri dile getirmiştir. Tao düşüncesiyle evrenin deği- şimine açıklama getirmeye çalışmıştır. Herakleitos Felsefede varlığın oluşu ve değişimi denince akla gelen ilk filozoftur. Bilgelik ile çok bilgi sahibi olmayı birbirinden ayırır. Herakleitos'a göre "arkhe" ateştir. Ates, ölçüsü değişimin temelin- de bulunur. Ates, olusumu sağlar. Bu durum süreklidir yani her sev sürekli bir değişim içindedir. Değişimi anlamak için zamanı düşünmek yeterlidir. Her şey karşıtıyla vardır ve kaçınılmaz olarak karşıtına dönüşecektir. Yaşam ölüme, sıcak soğuğa ... Karşıtların savaşı uyumlu birliğe ve ardından yeniden karşıtların sava- şına dönecektir. Değişimin maddesi ateş, ilkesi logostur. Logos ölçüdür, akıldır. Ancak bu aklın her sevi veniden baslatmanın dısında belirli bir amacı voktur. Herakleitos; değişim ve oluşa yönelik düşünceleriyle günümüze kadar birçok filozofu etkilemiş ve etkilemeye de devam etmektedir. Parmenides, kendinden önceki birçok doğa filozofunda temel problem olan ark- Parmenides henin ne olduğundan öte varlığın değişimi ve bilgisi üzerine fikirler öne sürmüştür. Felsefe tarihinin ilk büyük karşıtlığının tarafı olan Parmenides, Herakleitos'un düşüncelerinin tam tersini dile getirmektedir. Parmenides, düşüncesinin merkezine "Varlık vardır, yokluk yoktur." ilkesini temel almıştır. Ona göre varlık; ezelî-ebedî, bölünemez, boşluk içermeyen ve hareketsiz olandır. Varlık aldatıcı olarak, çokluk olarak görünse de asıl olarak varlık bir olandır. Ayrıca değişimin reddiyle varlığın zamanla olan bağının olmadığını da söyler. Parmenides’e göre değişim, bir şeyin o şey olmaktan çıkıp başka bir şey olmasıdır. Yani bir şey varken yok olmaktadır. Yokluk olmadığından yok olmak da mümkün değildir. O hâlde değişim duyusal bir yanılgıdır. Varlığın değiştiğini düşünmek mantıksal bir hatayla çelişkiye düşmektir. Düşünce var olanların bilgisine sahiptir, yokluk olmadığından yokluğun bilgisi de olamaz. 20
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
24
MÖ 6. Yüzyıl-MS 2. Yüzyıl Felsefesi PLATON VE ARİSTOTELES'İN VARLIK, BİLGİ VE DEĞER ANLAYIŞLARI Felsefe tarihinin önde gelen filozoflarından Platon ve Aristoteles'i çağın diğer filozoflarından ayıran temel fark, felsefenin bütün alanlarına yöne- lik görüşleri belli bir sistemde sunmaları ve felsefe alanında yazılı eserler bırakmalarıdır (Görsel 1.6). Platon ve Aristoteles, çeşitli tartışmaların ana problemlerini tespit etmiş ve onlara yönelik tutar- lı görüsler ileri sürmüstür. Bütüncül felsefelerinden dolayı felsefe tarihinin ilk sistem filozofları ola- rak nitelendirilirler.Platon, görüşleriyle idealizmin Aristoteles de realizmin öncüsü olarak kendilerin- den sonra gelen filozoflara ilham vermiş ve yol gös- terici olmuştur. Platon Platon, yalnız MO 6-MS 2. yüzyıl boyunca değil tüm zamanların en önemli filozoflarından biri olarak kabul edilmektedir. Kimilerine göre felsefenin bütün tartışma başlıklarını açmış, kimilerine göre ise ken- dinden önceki düşünürlerin (özellikle Herakleitos, Parmenides, Protagoras ve Sokrates) fikirlerini sen- tezlemiştir. Platon'un felsefe tarihinin ilk sistemli Görsel 1.6: Platon ve Aristoteles filozofu olması: sivasetten sanata, dinden eğitime bütün alanlarda kendi felsefesi içinde tutarlı ve bütünlükçü görüşler ortaya koymasındandır. Platon felsefesi üzerine çalışma yapan birçok araştırmacı, Platon'u felsefeye yönlendiren adımın siyaset olduğunu düşünmektedir. Hocası Sokrates'e yaşadığı toplumun idam hükmünü vermesi onu bu aravısa itmistir. Herkes için geçerli doğrulukla ilgili değişmez bir gerçeklik arayışına giren Platon, bütün felse- fesinin temelini oluşturacak fikri ortaya atacaktır. Bu değişmez gerçeklik alanı, idealar dünyasıdır. Platon'un gerçekliğe yönelik düşünceleri idealar kuramı olarak ifade edilmiştir. Platon'un Varlık Anlayışı Platon öncesi filozoflarda varlığa yönelik düşünceler varlığın değişimi konusunda farklılık gös- termektedir. Platon, varlığın değişimini kabul ve reddeden düşüncelerden yola çıkarak "idealar kuramı" olarak isimlendirilen varlık anlayışını oluşturmuştur. Platon'a göre gerçek varlık, değişmeden kalabilen olmalıdır; aksi hâlde bilgisine ulaşılamaz. Platon'un varlık anlayışının temelinde akılla kavranabilen, değişmeyen, kendi kendinin nedeni olan gerçek varlıklar, idealar vardır. İdealar duyusal dünyanın dışındadır. Duyusal alana bağlı olan varlıklar ise idealardan pay alarak var olan fenomenlerdir. Bu varlıklar, ideaların yani gerçeğin birer kopyasıdır. Platon'un Bilgi Anlayışı Platon, bilgi anlayışını oluştururken varlık anlayışından yola çıkar. Gerçek varlığın yani ideanın bilgisiyle sadece bir yansıma olan fenomenlerin bilgisini ayırmıştır. İdeaların bilgisi, idealar dünya- sından akıl yoluyla edinilir. Akıl bu bilgiye ulaşmak için ideaların bilgisinin olduğu kendi içine dönmelidir. Bu kendine dönüş bir tür anımsamadır. Platon'a göre ideaların bilgisi doğuştan zi- hinde hazır bulunur. Platon, bu bilgilere episteme demektedir. Bu düşünceye ruhun ölümsüzlüğü fikriyle ulaşır. Ruh, doğum ve ölümle idealar ve fenomenler dünyasına gidip gelmektedir. Bu gidiş ve gelişlerde idealar dünyasında görülenler fenomenlerin ışıltısında unutulmaktadır. Platon'un bil- gi anlayışında fenomenlere yönelik bilgi olarak kabul edilmez. Fenomenler, insanda sadece sanı ve tahminler oluşturur. 25
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
23
1. ÜNİTE Bu yöntem, günümüzde Sokratik Yöntem (maiotik yöntem) olarak bilinmektedir ( Şekil 1.1). Karşı taraftan Sunulan Sorgulamaya Karşı tarafın Kanıtları destek- verilen Soru örneklerin karşı görüş doğru bilgiyi lemeyen istisna cevaplar icin sorulur. geçersiz tekrar gözden görmesi örnekler sunulur. kanıt sunması kılınana kadar geçirilmesi sağlanır. istenir. devam edilir. istenir. Şekil 1.1: Sokratik Yöntem Uyqulama Değer alanına yönelik bazı sorular aşağıda verilmiştir. Bu soruları sınıfta Sokratik Yöntem'le tartışınız. Tartışma sürecinde savunulan ve geçersiz kılınan görüşleri aşağıda boş bırakılan yerlere nedenleriyle birlikte yazınız. Adalet nedir? İddia Karşı İddia 1. Adalet güclünün isine gelendir. 1. Adalet güclünün değil haklının yanındadır. 2. Güclü kimseler, nüfuzlu va da zengin kimselerdir. Gücün cazibesi tesirlidir. 2. Bir ülkede güclü ve vetkin kimseler. yasalardan ayrılmayan yargıçlardır. 3. Yetkili kimseler gücünü çıkarlarına 3. Büvük ve nüfuzlu kisilerin cıkarları- göre kullanır. nın çatıştığı zamanlarda neler olacak 4. Otoriter ve zorba olan, çatışmayı düşündün mü? Bu durum nasıl sona durduracak ve dağılan insanları ateşin erecek peki? etrafında toplavacaktır. Daha zorba 4. Bu durumda eskiden güç sahibi olanın olan diğerinin ateşine su katana kadar bu durum devam eder. durumu ne olacak? 5. Güçlü olan gücünü kaybedecek sonun- 5. Akıllı bir kimse bilir ki bir gün güçlü da güc el değiştirecektir. güçten düşer ya da kendinden daha güclüsü karşısına dikilir. Öyle bir gün 6. Yani adalet, güçlü güçsüz herkes için gelir, güçlü dediğin kimseler de adaleti zorunludur diyorsun? Peki. Onlar ada- arzu eder. leti nerede arayacaklar? 6. Doğruluktan avrılmayan vargıclarda arayacaklar çünkü onlar adaleti sağla- yacak olan tek yetkin kimselerdir. Sabır nedir? İddia Karşı İddia ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. 24
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
26
MÖ 6. Yüzyıl-MS 2. Yüzyıl Felsefesi Aristoteles Platon'un öğrencisi olan Aristoteles, bir diğer önemli sistem filozofudur. Aristoteles'in düşünce- lerinin anlaşılması için ona iki açıdan bakılabilir. Birincisi, eserlerinde kendinden önceki filozofla- rın düşüncelerine yer vermesi ve onların ele aldığı problemleri ayrıntılı olarak inceleyerek kendi çözüm yollarını göstermesidir. Bu yönüyle ilk felsefe tarihçisi olarak da kabul edilen Aristoteles, problemlere sistematik açıdan yaklaşmış ve öğretici bir dil kullanmıştır. İkincisi ise yapmış oldu- ğu calısmalarıyla felsefenin dısında birçok alana (bilim, sanat vb.) katkısı ve günümüze etkisi- dir. Özellikle 2-15. yüzyıl arasında Hristiyan ve İslam coğrafyalarındaki felsefelerin temelinde Aristoteles'in etkisi açık olarak görülür. Onun fizik ve mantık alanındaki çalışmaları, bu dönemin düşünce dünyasının şekillenmesinde rol oynamıştır. İslam filozofları tarafından “ilk öğretmen” olarak da isimlendirilen Aristoteles’in eserleri Arapçaya çevirilmiş ve yapılan çalışmalarla bilim ve felsefe alanında önemli gelişmeler sağlanmıştır. Aristoteles'in Varlık Anlayışı Aristoteles, varlıkların görünüşlerinin sürekli değiştiğini belirtir. Değişime uğrayan şeyin yani maddelerin değişim süresince özlerini koruduğunu düşünür. "Gerçek varlık nedir?" sorusuna ho- cası Platon'un görüşlerini eleştirerek cevap verir. Platon, gerçek varlığı fenomenlerden ayrı olarak düşünmüştür. Ona göre gerçek varlık, kendisinin adlandırdığı idealar dünyasındadır ve fenomen- ler, onların birer kopyasıdır. Aristoteles ise gerçek varlığın ayrı bir dünyada olmadığını düşünür ve Platon'dan farklı olarak maddelerin özünde bulunduğunu ileri sürer. Aristoteles'e göre varlıkların değişim içinde olması onların öz ya da tözlerinin değişmesini gerektirmez. Varlıkların özünün ko- runarak baska baska varlıklara dönüstüğünü savunur. Aristoteles, değişim problemini madde ile form arasında kurduğu ilişkiyle ele alır. Ona göre duyularla fark edilen her şey, form (biçim) kazanmış maddelerdir. her varlık bir maddenin veya birden fazla maddenin birleşmesi sonucunda oluşmuş bir formdur. Aynı zamanda kendinden olu- şan başka bir formun da maddesidir. Aristoteles'e göre doğadaki her varlığın bir nedeni vardır. O, herhangi bir şeyin varlığını ve dün- yadaki işlevini dört neden görüşüyle açıklar (Şekil 1.3). Maddi Neden Formel Neden Fail Neden Ereksel Neden Şekil 1.3: Aristoteles, "Dört Neden Görüşü" Maddi Neden: Bir şeyin kendisinden yapıldığı veya kendisinden meydana geldiği maddedir. Alçıdan yapılmış bir vazonun maddi nedeni alçıdır. Formel Neden: Bir şeyin biçimsel nedenidir. Alçının vazo görünüşünü alması formel nedendir. Fail Neden: Hareket ettirici neden olarak da bilinen fail neden, maddenin bicim kazanmasını sağ- layan nedendir. Alçının vazoya dönüşmesini sağlayan sanatçı, fail nedendir. Ereksel Neden: Bir maddenin biçim kazanmasındaki amacını gösteren nedendir. Vazonun bir de- met çiçek için biçim almasının nedeni ereksel nedendir. 27
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
28
MÖ 6. Yüzyıl-MS 2. Yüzyıl Felsefesi Delice Korkaklık Atılganlık Cesaret Şekil 1.4: Altın orta örneği "Nikomakhos'a Etik" adlı eserinde ortaya koyduğu düşünceleri aynı zamanda onun siyaset ile ilgili görüşlerine de zemin teşkil eder. Mutluluğun yasanması icin doğru ortamın toplumsal vasam olduğunu ileri sürer. Sosyal olma- yan insanların mutlu olmadığını belirtir. Aristoteles, "İnsan, doğası gereği siyasi bir hayvandır." sö- züyle bunu anlatmak ister. Mutluluğun sırrı, toplumsal ve siyasal düzen içindedir. Devlet, yapacağı düzenlemelerle bireylerin mutluluğunu sağlayabilir. Aristoteles'in iyi ve erdem temelinde ahlaki davranışları açıklaması, çağdaş dünyada toplumun bir üyesi olan insanın sorumluluklarını fark etmesi açısından önemlidir. Uygulama Aristoteles'in "altın orta" görüşünden hareketle boş bırakılan yerlere verilen kavramları yazınız. cömertlik, sorumluluk, dengeli olma, cesaret, bilgelik Eylemin Aşırılığı Eylemin Eksikliği Altın Orta Korkaklık Delice atılganlık .............................................................................................................................................................................. Güdümlü olma Asilik .............................................................................................................................................................................. Cimrilik Savurganlık .............................................................................................................................................................................. Vurdumduymazlık Aşırı kaygılılık .............................................................................................................................................................................. Cahillik Bilgiçlik ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ 29
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
27
1. ÜNİTE Uygulama Aşağıda Hitit Günesi heykeli görseli verilmiştir (Görsel 1.9). Bu heykele yönelik verilmiş ifade- lerin, Aristoteles'in dört neden öğretisine göre karşılıklarını yazınız. Heykeltıras Güneşe Benzemesi .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. Hitit Medeniyetini Kil Temsil Etmesi .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. Görsel 1.9: Hitit Güneşi heykeli Aristoteles'in Bilgi Anlayışı Aristoteles felsefesinin sistematiğini onun bilgi anlayışı oluşturur. O, "Bütün insanlar doğal olarak bilmek isterler." der. Herhangi bir şeyin bilinmesini idealar kuramı görüşüyle açıklayan Platon'dan farklı olarak Aristoteles, bilmenin duyular ve akıl yürütme yoluyla gerçekleştiğini düşünür. Aristoteles'e göre bilinen şey, duyuları etkileyen form almış maddelerdir. İnsan, potansiyel ola- rak maddeleri algılar ve akıl yoluyla onların ne olduğunu anlar. Bir şeyin bilinmesi, onun neden- lerinin bilinmesidir. Bilgi; ona göre doğru tümel önermeler arasında akıl yürüt- meyle kurulur, ilgili olduğu nesneyle aynıdır ve onun nedenlerinin bilgisidir. Aristoteles'e göre bir şeyin ne olduğunu söylemek için o şeyi bir kavramla ilişkilendirmek gere- kir. "Bu, bir masadır." dendiğinde karşılaşılan nesne, masa kavramıyla tanımlanmış olur. Bu tanım- lama zihinde var olan kategoriler aracılığıyla olanaklıdır. Dolayısıyla varlığın bilgisinin ona ait olan kategorilerle bilinebileceğini belirtir. Aristoteles'in Değer Anlayışı Aristoteles'in ahlak görüşleri "Nikomakhos'a Etik" adlı eserinde yer alır. Nikomakhos, Aristoteles'in oğludur ve bu eseri, Aristoteles'in ölümünden sonra oğlunun yayımlattığı söylenir. Aristoteles, her eylemin iyiyi arzuladığını söyler ve bu iyinin ne olduğunu sorgular. Her yapılan eylemin bir amacı olduğunu ve bunun iyi ile ilgili olduğunu belirtir. Ona göre insan bu iyi ile mut- lu olur. Mutluluk, en güzel ve en hoşa gidendir. Mutluluk, "Ruhun amacıdır." ve bu amaca uygun davranış, erdeme uygun olan davranıştır. Dolayısıyla Aristoteles'e göre erdemin araştırılması gere- kir ve bu erdemler, insan ruhunun erdemleridir. İnsanın bir özelliği olarak erdemi görür. Aristoteles'e göre iki tür erdem vardır: düşünce ve karakter. Düşünce erdemi eğitimle, karakter er- demi de alışkanlıkla elde edilir. Karakter erdemleri çevreyle oluşan erdemlerdir. Aristoteles, insan ey- lemlerindeki aşırılık veya eksikliğin iyi olmadığını ve insanı mutsuz ettiğini belirtir. Ona göre erdemli olmak bu iki uç arasında orta yolu bulmaktır. Erdemlilik eylemlerin aşırılığı ya da eksikliği nedeniyle bozulur. Kişi, kendi iradesiyle orta yolu bulur. İnsanın erdemli olması buna bağlıdır. Aristoteles'in gö- rüşü günümüzde altın orta olarak da bilinir (Şekil 1.4). 28
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
25
1. ÜNİTE Yer altında, mağaramsı bir yer içinde insanlar çocukluklarından beri ayak ve boyunlarından zin- cire vurulmus bir mahpus olarak yaşar. Kımıldayamaz ve burun- larının ucundan başka bir yeri göremezler. Yüksek bir yerde yakılmış ateş arkalarında parıl- dar. Mahpuslarla ateş arasındaki yolda başka insanlar, ellerinde tahtadan yapılmış kuklalar taşır. Mahpuslar, bu kuklaların karşı- larındaki mağaranın duvarına yansıyan gölgelerini görüp bun- ları gerçek zanneder. Gerçek, Görsel 1.7: Platon'un magara benzetmest mahpuslar için nesnelerin gölge- lerinden başka bir şey olamaz (Görsel 1.7). Platon'un varlık anlayışına göre gölgeler fenomenleri, kuklalar ise ideaları sembolize eder. İnsanların duyularla elde ettiği fenomenlerin bilgisini gerçek olarak düşünmeleri yanılgıdır. Gerçek, akılla ulaşılan ideaların bilgisinden oluşur. Uygulama Aşağıda sinema salonu görseli verilmiştir (Görsel 1.8). Platon'un mağara benzetmesi ile günü- müz sinema salonlarını karşılaştırıp Tablo 1.2'deki eşleştirmeyi yapınız. Tablo 1.2: Kavramlar Sinema Salonu Mağara Kavramları Kavramları Mahkümlar Ates Duvardaki gölgeler Görsel 1.8: Sinema salonu Platon'un Değer Anlayışı Felsefede değer kavramı; etik, siyaset ve sanat gibi alanların dahil olduğu bir adlandırmadır. Platon'un etik, siyaset ve sanat anlayışları; bilgi anlayışında olduğu gibi varlık anlayışıyla şekillenir. Platon'un gerçek varlıklar olarak nitelendirdiği ideaların en üstünde iyi ideası bulunur. Platon ahlak anlayışını bu doğrultuda oluşturur. Platon’a göre ahlakın kaynağı mutluluktur ve mutluluğa iyi ideasına ulaşmaya çalışmakla varılır. İyi ideasına ulaşmak için onun bilgisini ortaya çıkarmak; bunun içinse erdemli, adil ve doğru olmak gereklidir. Platon, siyaset felsefesi düşüncelerini insanların istek ve ihtiyaçlarının doğal olarak oluşturduğu "devlet" düşüncesiyle açıklar. Platon'a göre devlet; insanların "iyi", "güzel" ve "doğru" bir hayat yaşamaları için ortaya çıkmıştır. Platon, devletin böylesi bir amacı gerçekleştirebilmesinin koşulu olarak yöneticilerin filozof olması gerektiğini söyler. Ona göre ancak filozoflar iyi ide- asının bilgisine ulaşabilir. Filozofların erdemi bilgeliktir. Filozofların bilgece yönetimi insanların mutlu olmasını sağlar. Platon, sanat anlayışını da varlık anlayışına göre kurar. Ona göre sanat, gerçeğin soluk bir kopyası olan fenomenlerin birer kopyasını yapmaya koyulursa değersiz bir ürün ortaya çıkarır. Bu hâliyle sanat, sadece yansımasıdır. Platon'a göre sanatçı, eserlerinde fenomenleri değil ideaları yansıtabildiğinde mükemmelliğe ulaşır. 26
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
29
1. UNITE 1.3. MÖ 6. YÜZYIL-MS 2. YÜZYIL FİLOZOFLARININ FELSEFİ GÖRÜSLERİNİN ANALİZİ MO 6-MS 2. yüzyıl felsefi döneminde yapılan felsefe tartışmalarını daha iyi anlamak için aşağıda o döneme ait metinler verilmiştir. Bunlara yönelik hazırlanmış metin analizi uygulamalarını yapınız. Metin Analizi Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. USTUN ERDEM Birinci Bölüm (Öğrenmek) Filozof Tsang dedi ki (IV): "Her gün kendimi üç nokta üzerinde yoklarım. Başkaları için bir iş görürken acaba onlara bağlı mıyım? Arkadaşlarla konuşurken içten miyim? Derslerden yeterli derecede bilgi edinebildim mi?" Üstat dedi ki (VII): "Bir bilgin ağırbaşlı değilse ona karşı saygı gösterilmez. Onun bilgisi de sağlam değildir.", "Bağlılığı ve içtenliği birinci planda tut.", "Kendine uygun olmayan kimselerle arkadaslık etme.". "Yanlıslarını düzeltmekten korkma." Dördüncü Bölüm (Komşulara Karşı Erdemli Olmak) Üstat dedi ki (II): "Erdemli olmayan kimseler ( ... ) sıkıntıya ve eğlenceye karşı koyamazlar." Üstat dedi ki (III): "İstenç (irade), erdemin üzerine kurulursa nefret uyandırıcı davranışlar olmaz." Üstat dedi ki (IX): "Büyük ve üstün insan, erdemi; küçük insansa rahatını düşünür." On İkinci Bölüm (Yen Yüan) Chung-kung: "Üstün erdem"i sordu. Üstat yanıt verdi (II): "Ülke dışına çıktığında herkese sanki büyük bir konuğu kabul ediyor- muşsun gibi davran. Sanki bir kurban töreninde görevliymişsin gibi halkına hizmet et. Kendine yapılmasını istemediğin şeyleri başkasına yapma. Gerek ülkende gerekse ailende kendine karşı bir yakınmada bulunulmasına yol açma." Konfüçyüs, Ideal Bir Insan ve Topluma Dair Konusmalar - Metinde kırmızıyla yazılmış kavramlarla ne anlatılmak istenmiştir? Metinde altı çizili bölümde vurgulanmak istenen düşünce nedir? Açıklayınız. İnsanın çıkarını düşünmesi, Konfüçyüs'ün ahlak görüşleri açısından ne gibi sonuçlar doğurmaktadır? Değerlendiriniz. 30
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
30
MÖ 6. Yüzyıl-MS 2. Yüzyıl Felsefesi Metin Analizi Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. SOKRATES'IN SAVUNMASI Atinalılar! Beni suclayanların üzerinizdeki tesirini bilemiyorum. ( ... ) Bircoğunuzu ta cocuklu- ğunuzdan beri yalanlarla kandırarak güya göklerde olup bitenlerle uğraşan, yerin altında neler gectiğini araştıran, yanlışı doğru gibi göstermeyi beceren Sokrates adlı bir bilgin olduğuna sizi inandırmışlardır. ( ... ) İnsan bilgisinin büyük bir şey olmadığını, hatta hiçbir şey olmadığını göster- mek istemiştir; ( ... ) Bilge sandığın kimi bulursam konuşup soruyorum; bilge olmadıklarını anla- yınca da Tanrı sözüne hak vererek bilge olmadıklarını kendilerine gösteriyorum. Meletos, şöyle gel; bana cevap ver: - Sence kötü kimselerle birlikte yaşamak mı yoksa iyi kimselerle birlikte yaşamak mı daha iyi? Cevap versene dostum; zor bir şey sormuyorum. Iyi insanlar yanlarındakilere hep iyilik, kötüler de kötülük ederler. Değil mi? - Süphesiz. - Şimdi, bir arada yaşadığı kimselerden faydalanan, çok zarar görmek isteyen var mı? Cevap ver dostum; kanun, cevap vermeni emrediyor. Zarar görmek isteyecek kimse var mıdır? - Elbette voktur. - Peki, gençleri doğru yoldan çıkarıyor, kötülüğe götürüyor diye beni suçluyorsun. Sence ben bu suçu bilerek mi bilmeyerek mi işliyorum? - Bilerek diyorum. - Demek ki Meletos, iyilerin yanlarındakilere iyilik; kötülerin ise kötülük ettikleri şu genç ya- şında senin yüksek zekânca bilinen bir gerçek olduğu hâlde ben bu yaşımda birlikte yaşamak zo- runda olduğum bir kimseyi doğru yoldan ayırırsam ondan bana zarar geleceğini bilmeyecek kadar karanlık ve bilgisizlik içindeyim. Hem de bunu iddiana göre bile bile yapıyorum. Meletos, buna ne beni inandırabilirsin, ne de başkalarını. Öyleyse ya ben onları doğru yoldan çıkarmıyorum yahut da çıkarıyorsam bunu bilmeyerek yapıyorum, her iki hâlde de yalan söylüyorsun. Bundan başka işlediğim suç bilmeyerek işlenmişse kanun onu suç tanımaz, beni bir kenara çekerek ayrıca hatır- latman ve öğüt vermen gerekirdi çünkü öğütle bilmeyerek işlediğim suçu, herhâlde işlemekten vazgecerdim. Hâlbuki sen benimle konuşmaktan, bana öğretmekten kaçındın, bunu istemedin; beni mahkemeye, kanunun aydınlatılması gerekenleri değil cezalandırılması gerekenleri gönder- diği mahkemeye sürükledin. Platon, Sokrates'in Savunması Metinde kırmızıyla yazılmış kavramlarla ne anlatılmak istenmiştir? Metinde altı çizili bölümde vurgulanmak istenen düşünce nedir? Açıklayınız. Sokrates'e göre bilgi ve erdem arasındaki ilişkiyi açıklayınız. 31
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
32
MÖ 6. Yüzyıl-MS 2. Yüzyıl Felsefesi Metin Analizi Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. DAVRANIŞLARDA ORTA YOLU BULMA Ikinci Kitap Biri düsünce, diğeri ise karakter erdemi olmak üzere iki tür erdem vardır. Bunlardan düsünce erdemi daha çok eğitimle oluşur ve gelişir, bu nedenle de deneyim ve zaman gerektirir; karakter erdemi ise alışkanlıkla edinilir. Üzerinde durduğumuz say, her ne kadar böyle bir sav ise de onu desteklemeyi denemeli. Ilkin güç ve sağlık konusunda gördüğümüz gibi "Bu tür şeyler, doğal yapıları gereği eksiklik ya da aşırılık yüzünden bozulur." savını araştıralım. Nitekim aşırı ve eksik yapılan beden eğitimi gücü yıpratır, aynı şekilde içecek ve yiyecekler çok fazla ya da çok az olduğu zaman sağlığı bozar; dengeli olduğu zaman ise sağlığı meydana getirir, artırır ve korur. Ölçülülük, yiğitlik ve öteki erdemlerde de bu böyledir. Her şeyden kaçan, korkan ve hiçbir şeye dayanamayan korkak; hiçbir şeyden korkmayan, her şeyin üzerine giden cüretli olur. Aynı şekilde her hazzı tadan ve hiçbirinden uzak kalmayan haz düşkünü, yabani gibi hepsinden kaçan ise duygusuz olur. Ölçülülük de yiğitlik de aşırlık ya da eksiklik yüzünden bozulur, orta olma ile korunur. O hâlde karakter erdeminin orta olduğu ve ne şekilde orta olduğu: Biri aşırılık öteki eksik- lik olan iki kötülüğün ortası olduğu ve etkilenimlerde ortayı hedef edinmekle böyle olduğu yeterince belirtilmiş oldu. Bu nedenle erdemli olmak güç iştir. Her şeyde ortayı bulmak zor iştir. ( .. ) Ofkelenmek, para vermek ve harcamak herkesin yapabileceği kolay bir şeydir ama bun- ların kime, ne kadar, ne zaman, niçin, nasıl yapılacağı ne herkesin bileceği bir sev ne de kolavdır. Bunları iyi yapmanın ender, övülesi, güzel bir şey olmasının nedeni de bu. Bunun için Kalypso'nun öğütlediği gibi ortayı arayanın önce ona daha karşıt olandan uzak kalması gerekiyor. Nitekim uçlardan biri ötekinden daha çok yanlışa götürür; ortayı bulmak ise son derece güç olduğundan derler ki ikinci yol olarak en az kötü olanları seçmek gerekir. ( ... ) Bu da bizim neler- den haz aldığımızdan nelerden acı duyduğumuzdan anlaşılacaktır. Öyleyse kendimizi bunlara ters yöne çekmemiz gerekli, eğri odunları düzeltenlerin yaptığı gibi isabetsizlikten çok uzaklaşmakla ortaya ulaşacağız. Aristoteles, Nikomakhos'a Etik Metinde kırmızıyla yazılmış kavramlarla ne anlatılmak istenmiştir? Metinde altı çizili bölümde vurgulanmak istenen düşünce nedir? Açıklayınız. Aristoteles'in "altın orta" düşüncesinin temel dayanakları nedir? Açıklayınız. રૂક
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
34
MÖ 6. Yüzyıl-MS 2. Yüzyıl Felsefesi ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere doğru sözcükleri yazınız. Platon, ideaların bilgisine ........................................... aracılığıyla ulaşılabileceğini belirtir. 1. 2. Sokrates'e göre .............................................................................................................................................................. Konfüçyüs'e göre genç bir insanın arkadaşlarına karşı erdemi ................................................................................................................ 3. olmasıdır. Bilginin ve ahlakın insanın algısı tarafından anlamlandırıldığını savunan düşünürlere 4. ········································ denir. 18 Aşağıda Romen rakamlarıyla verilen filozof isimlerini harf ile verilen felsefi kav- ramlarla eşleştirerek doğru harfi parantez içine yazınız. 5. Filozoflar Arkhe ) Thales ( I. a) Ateş ) II. Anaksimenes b) Atom ( ) III. Anaksimandros c) Su ( ) IV. Empedokles c) Toprak, su, hava, ates ( Demokritos d) Apeiron ) ( V. ) VI. Herakleitos e) Hava ( f) Evren C Aşağıda verilen açık uçlu soruların cevaplarını ilgili alanlara yazınız. 6. Aristoteles'e göre insan, nesnenin ne olduğunun bilgisini nasıl elde eder? Açıklayınız. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. 7. Aristoteles'in "altın orta" öğretisine bir örnek veriniz. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. રૂક
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
31
1. UNITE Metin Analizi Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. DEVLET 1. Kitap: "Buradan şu çıkıyor ki sevgili dostum Thrasymakhos (Tireysimakos), adaletsiz olmak adil olmaktan asla daha yarar getirici olamaz." ( ... ) "Ben, aslında hiçbir şey bilmediğimi anlamış oldum. Çünkü adaletin özünün ne olduğunu bilemedikten sonra onun bir yetenek, beceri (erdem) olup olmadığını, ona sahip olanın mutlu olup olmadığını nasıl bilebilirim ki?" 3. Kitap: "lyi eğitilmiş erdemli bir ruh, hem kötülüğün hem de iyiliğin nasıl bir şey olduğunu öğrenir. Bana kalırsa bilgelik kötü adamın değil erdemli adamın sahip olabileceği bir meziyettir." 6. Kitap: "Bir devletin ve tek bir bireyin kusursuz bir yapıya sahip olabilmesi için şu sapkınlaşma- mış ama toplum tarafından işe yaramaz olarak kabul edilen az sayıdaki filozofun bunu istesinler ya da istemesinler devlet yönetiminin içinde bulunmaları gerektiğini söylüyorum." 7. Kitap: "Insanları yerin altındaki mağaraya benzer bir mekânın içinde, kafanda ve gözünde canlandır; bu mekânın ışığın geldiği yönde mağaranın kendisi kadar geniş bir ağzı bulunmakta- dır. Bu mağaranın içinde insanlar, çocukluktan itibaren orada yaşamak mecburiyetinde kalmış ve sadece karşılarına bakabilecekleri ama zincirlerden ötürü başlarını (sağa-sola) çeviremeyecekleri şekilde boyunlarından ve bacaklarından zincirlenmiş hâlde yaşamaktadırlar. Çok uzaklardan, ar- kalarından ve yüksekten bir ateşin ışığı parlamaktadır; bu ışık ve zincirlenmiş insanların arasında bir yol yukarılara gitmektedir; bu yolun üzerinde tıpkı kukla oynatanların seyircinin önüne çekmiş oldukları ve üzerindeki sahnede sanatlarını icra ettikleri tahta perdeyen alçak bir duvar duşunun." "Zincirlerden kurtulma, gölgelerden yüzünü çevirip resimlere (görüntülere) ve mağaradaki ışık kaynağına bakma, sonra da mağaradan Günes'e yükselme, orada (gözün kamaşması nedeniyle) geçici olarak önce varlıklara, bitkilere ve Günes'e bakamama, buna karşılık sudaki Tanrısal imgele- re ve hakiki şeylerin gölgelerine bakma ama elbette (mağaradaki gibi) başka sadece güneşe benzer bir atesin ısığıyla ortaya çıkmış imgelerine değil. İste bütün bunlar, yukarıda saydığımız bilimler ile uğraşmanın içinde yer alırlar; hani güçleri ruhumuzun o en iyi bölümünü varlık dünya- sına (var olma hâli) bakmaya götüren bilimlerin ve orada bedenin en açık-seçik, belirgin bölümü, cisimsel olanın ve görünür dünyanın en aydınlık bölümüne yönlendirilir." Platon, Devlet Metinde kırmızıyla yazılmış kavramlarla ne anlatılmak istenmiştir? Metinde altı çizili bölümde vurgulanmak istenen düşünce nedir? Açıklayınız. Platon'a göre bilmeyen birine bilmediğini göstermek neden gereklidir? Açıklayınız. 32
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
35
1. ÜNİTE 8. Meletos: Sokrates, seni böyle vakitsiz bir sona sürükleyen bir ömürden utanç duymuyor musun? Sokrates: Dostum, yanılıyorsun. Değeri olan bir kimse, yaşayacak mıyım yoksa ölecek miyim diye düşünmemelidir. Bir iş görürken yalnız doğru mu eğri mi hareket ettiğini, cesaretli bir adam gibi mi yoksa tabansızca mı hareket ettiğini düşünmelidir. Platon, Sokrates'in Savunması Sokrates'in yukarıdaki düşüncesine göre erdemli yaşamak için nasıl hareket edilme- lidir? Açıklayınız. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- İnsanın görme algısının fiziksel olarak bir sınırı vardır. Protagoras'a göre insan, duyuları 9. aracılığıyla bilgi oluşturur. Duyular her insanda farklı yoğunlukta gerçekleştiğinden duyu- nun bilgisi göreceli ve değişir özelliktedir. Protagoras'ın her şeyin ölçüsünün insan olduğu fikrine varmasında insanın duyuları- nın değişebilir olmasının etkileri neler olabilir? .............................................................................................................................................................................. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… 10. Ö. Faruk Erdem'in "Mitolojik Dönem ve Sonrasında Türklerin Felsefi Anlayışı" adlı maka- lesine göre Türk hikmetinin en eski örneklerine Islamiyet öncesi dönemde, destanlarda ve eski Türk savlarında rastlanır. Eski Türklerde yöneticinin en önemli özelliklerinden biri bilge olmaktır. Bu yüzden kağan ve vezir gibi yöneticilerde bilge olma özelliği aranır. Yöneticinin diğer erdemleri çalışkanlık, vatan sevgisi, cesaret, kahramanlık, gurur ve iyi huy olarak sıralanır. Eski Türk metinlerinde Platon ve Aristo gibi Antik Yunan filozofları arasında geçen bilge yönetici tartışmaları da görülür. Metne göre eski Türk metinlerinde geçen hikmet görüşleriyle Antik Yunan filozofları- nın felsefi görüşleri arasında benzerlik var mıdır? Açıklayınız. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… 11. Sofislerin bilgi görüşünün temel özelliği nedir? ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… 12. Sokratik yöntemin aşamaları nelerdir? .............................................................................................................................................................................. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. રૂદિ
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
36
MÖ 6. Yüzyıl-MS 2. Yüzyıl Felsefesi Aşağıda verilen çoktan seçmeli soruların doğru seçeneğini işaretleyiniz. 13. "Gilgamıs Destanı"nı tabletlere yaza- 16. rak düşüncenin yazılı kültüre aktarıl- I. Diogenes masını sağlayan ilk medeniyet aşağı- II. Lukianos dakilerin hangisidir? III. Aristoteles IV. Thales A) Hint Ksenofanes V. B) Cin C) Iran Yukarıdaki filozofların hangileri D) Mısır Anadolu'nun batısında yaşamamıştır? E) Sümer A) I-II 14. Konfüçyüs, "İdeal Bir İnsan ve Topluma B) II-III Dair Konusmalar" adlı eserinde "Erdem. C) II-III-IV erdem içindedir." demektedir. Bu söze D) III-IV-V göre bir erdemi istemek başka bir erde- E) I-II-III-IV-V mi de istemektir. Farklı erdemler birbiri- ni tamamlavan bir yapıdadır. 17. Değişme karşısında değişmeden kalan asıl varlığı bilmenin insan hayatına Bu duruma uygun düşecek örnek aşa- faydası hangi seçenekte doğru olarak ğıdakilerin hangisinde verilmiştir? verilmiştir? A) Kurnaz esnafın müşterilerine karşı A) Varlığın yapısının araştırılması ve güler yüzlü davranması “arkhe”nin ne olduğu sorusunun B) Canı sıkılan kişinin eşine ev yanıtlanması işlerinde yardım etmesi B) İnsanın gerçek varlığı ve değerli C) Mahalle sakinlerinin mahalle olanı bilmesiyle eylemlerine anlam çeşmesini tamir etmesi vermesi D) Akrabalık ilişkilerini seven bir C) Duyuların bitmeyen bir değişmeyi gencin bayram ziyaretlerine ve oluşu işaret ederek insanı çevre- katılması sine yöneltmesi E) Kisinin sans ovunlarını haksız D) Değişmenin varlığın asıl gerçeği kazanç olarak görmesi olup olmadığı konusunda insanı süpheve düsürmesi 15. Thales; evrenin ana maddesini, ilk E) Değişmenin gerisinde değişmeden nedenini aramış, doğadaki her şeyin kalan ve üstün olan asıl varlığın temelinde suyun olduğunu iddia etmiş- olduğunu bilmesi tir. Thales'ten sonra Anaksimandros, arkhe olarak sonlu bir varlık olan suyun 18. Lao Tse'nin düşüncesinde evrendeki sonsuz sayıda varlığın oluşumunu açık- her türlü değişimin beslendiği sonsuz lamada yetersiz olduğunu söyleyerek kaynak aşağıdakilerden hangisidir? arkheyi sonsuz olan “apeiron” kavramı A) Tao ile açıklamıştır. B) Idea Buna göre asağıdakilerden hangisi C) Madde "apeiron"un bir özelliği olamaz? D) Form A) Nicelik olarak sınırsızdır. E) Aperion B) Duyusal, somut bir varlıktır. C) Sonsuzluk niteliği vardır. D) Bütün varlıkların temelidir. E) Nitelik olarak belirsizdir. 37
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
33
1. ÜNİTE 1.4. MÖ 6. YÜZYIL-MS 2. YÜZYIL FELSEFESİNİN DÜŞÜNCE VE ARGÜMANLARINI DEĞERLENDİRME MO 6-MS 2. yüzyıl felsefi dönemine ait öğrendiğiniz bilgilerden hareketle aşağıda verilen tartı- şalım ve yazalım bölümlerini sınıf ortamında arkadaşlarınızla uygulayınız. Tartışalım MO 6-MS 2. yüzyılın önemli düşünürlerinden Protagoras, "İnsan, her şeyin ölçüsüdür." sözüyle tanınmaktadır. Bu sözün temel argümanını belirleyerek tartışınız. Tartışmaya yönelik notlarınızı aşağıda verilen boşluğa yazınız. Tartışma Notları ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Yazalım Günlük hayatta birçok örneği ile karşılaşınız bilgi ve erdem ilişkisi hakkında (bilgi ve erdemin ne olduğu ve birbiriyle ilişkisinin doğurduğu sonuçları gözeterek) felsefi deneme türüne uygun özgün bir metin yazınız. Daha sonra Tablo 1.3'ü doldurup çalışmanızı sınıfta arkadaşlarınızla pay- laşarak değerlendiriniz. Tablo 1.3: Özgün Metin Yazımı Sonrası İstenenler Başlık Problemin Felsefedeki Yeri ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Probleme .............................................................................................................................................................................. Yönelik Fikirler .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. Kaynakça 34
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
37
1. ÜNİTE 19. 22. Platon'a göre gerçeğin bilgisi "episte- I. Kâğıdın görüntüsü, gerçeğinin yansıma- me"ye akıl yoluyla ulaşılır. Akıl, bu bil- sıdır. giye ulaşmak için ruhun derinliklerine II. Kâğıdın bilgisi beyaz, yanıcı ve yırtıla- vönelir ve orada varolan bilgileri acığa bilen olmasıdır. cıkarır. III. Kâğıdın bilgisi, görünüşünden soyutla- Platon'un bu görüşü aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilir? narak ideayla kavranır. IV. Kâğıdın bilinmesi, onun nedenlerinin A) Bilmek, anımsamaktır. bilinmesidir. B) Bilmek, tecrübe etmektir. Aristoteles'in bilgi görüşüne ait olan C) Bilgi, genellemelerle elde edilir. öncüller aşağıdakilerin hangisinde D) Bilmek, özün bilgisini bilmektir. verilmiştir? E) Bilgi, tahmin ve sanıdan meydana A) I-II gelir. B) I-III C) II-III 23. Ahlakın kaynağı mutluluktur ve mutlu- D) II-IV luğa iyi ideasına ulaşmaya çalışmakla E) III-IV varılır. Platon'a göre iyi ideasına aşağıdaki- 20. Aristoteles'in görüşlerine göre insa- lerden hangisiyle ulaşılır? nın toplumsal yaşamdaki refahı neye A) Ödev bilinci taşımak bağlıdır? B) Erdemli olmak A) Comertlik C) Sorumlu davranmak B) Ívi vönetim D) İvi nivetle hareket etmek C) Bilgelik E) Faydalı olana yönelmek D) Güç ve nüfuz E) Çoğunluğun idaresi 24. Ustanın biri ormanda gezerken yaşlı bir ağaca rastlar. Ağacın dallarını keser, 21. Platon'un "Devlet" adlı eserindeki toplayarak atölyesine götürür. Dalları görüşleri dikkate alındığında devleti yontar ve şekil verir. Sonunda bir sandık yönetenlerin bilgili, akıllı ve adil olması yapar. gerekir. Buna göre aşağıdakilerden Metinde geçen usta ve sandık kav- hangisi bu düşüncenin gerçekleşmesi- ramları Aristoteles'in asağıda verilen nin kosuludur? hangi nedenlerine sırasıyla karşılık A) Topluluğun erke itaat etmesi gelmektedir? B) Yöneticilerin filozof olması C) Yurttaşların eğitimden geçmesi A) Fail, maddi D) İnsanın toplumsal yaşama uyumu B) Maddi, ereksel E) İnsanların seckin bir zümre C) Ereksel, maddi tarafından yönetilmesi D) Maddi, formel E) Fail, formel DEGERLENDIRME Çevaplarınızı cevap anahtarıyla karşılaştırınız. Yanlış cevap verdiğiniz ya da cevap verir- ken tereddüt ettiğiniz sorularla ilgili konuları veya faaliyetleri üniteye dönerek tekrarlayınız. Cevaplarınızın tümü doğruysa bir sonraki öğrenme faaliyetine geçiniz. રૂક
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
38
FELSEFE 11 S MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FELSEFESİ ÜNİTE KONULARI 2.1. MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FELSEFESİNİN ORTAYA ÇIKIŞI 2.2. MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FELSEFESİNİN AYIRICI NİTELİKLERİ 2.3. MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FİLOZOFLARININ FELSEFİ GÖRÜŞLERİNİN ANALİZİ 2.4. MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FELSEFESİNİN DÜŞÜNCE VE ARGÜMANLARINI DEĞERLENDİRME TEMEL KAVRAMLAR · Teoloji · İslam Felsefesi · Hristiyan Felsefesi · İnanç · Akıl 39
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
41
2. UNITE MS 2. yüzyıla doğru Antik Yunan medeniyetinde farklı öğretilere sahip felsefe okullarının açıldı- ğı, felsefenin giderek yaygınlaştığı görülür. Hristiyanlığın ve ardından İslamiyet'in doğup geniş kitlelere yayılmasıyla birlikte felsefe, ilahi dinlerle etkileşime girmiş ve zamanla yeni bir anlayıs kazanmıstır. MS 2-15. yüzvil felsefesi olarak da bilinen bu veni felsefe, dönemin her düşünsel temasında kendini göstermiş ve Antik Yunan felsefesi karşısında özgün bir yol tutmuştur. Antik Yunan felsefelerinden Platon, Aristoteles, Epiküros ve Yeni-Platonculuk felsefeleri bu dö- nemin oluşumunda etkili olmuştur. MS 2-MS 15. yüzyıl felsefesinde ya inancın pekiştirilmesi ama- cıyla felsefeve basyurulmus va da inanca zarar yerdiği düsüncesivle felsefe dışlanmıştır. Bu dönem boyunca felsefe teolojiye (ilahiyat) yaklaşmış, çoğunlukla onun bir parçası olarak görülmüş ve genel olarak inanç konularının akılsal kanıtlamalarında araç konumuna gelmiştir (Şekil 2.1). Hristiyan filozoflarının ilgisini ilk olarak insan ruhunun ahlaki gelişimini kendi sisteminin temel parçası yapan Platon çekmiştir. Hristiyanlığı savunmak ve yaymak için ondan faydalanılmıştır. Özellikle ruhun ölmemesi hatta tekrar dirilebilmesi fikri, Hristiyanlıktaki diriliş fikrini desteklediği için bu eğilimi doğal bir şekilde gerçekleştirmiştir. Aristoteles'in etkisi daha çok İslam felsefesinde görülür ve geliştirdiği mantık, Tanrı'nın varlığına yönelik akılsal kanıtlamalara destek olarak kulla- nılmış ve her türlü tartışmada yöntem olarak belirlenmiştir. Stoa felsefesi; ahlak, istenç (irade) konularında Hristiyan felsefesini derinden etkileyen diğer bir felsefedir. Stoa felsefesine göre insanlar arasında ayrım yoktur. Alt-üst, zengin-fakir vb. hiçbir statü insanların birbirine olan eşitliğini bozamaz. Stoa felsefesi, insanların gücünün yetmediği şeylerin var olduğunu savunur. İnsandan üstün bir varlığı (Tanrı) kabul eder. Dolayısıyla insanın o varlığın düzenine uyum sağlayarak mutlu olacağı ahlak kurallarını ileri sürmesi, Hristiyan düşü- nürleri tarafından da savunulmuştur. MS 2-MS 15. yüzyıl felsefesini etkileyen diğer felsefeler de Epikürosçuluk ve Yeni-Platonculuk'tur. Epikürosçuluğun mutluluğa ulaşmak için dünyevi hazlardan uzak durulması gerektiği düşüncesi ile Yeni-Platonculuk'un "Tanrı" ve "ruh" kavramları konusundaki düşünceleri üzerinden oluşan tartış- malar bu etkiyi oluşturmuştur. Platon Aristoteles MS 2-MS 15. Yüzyıl Stoa Felsefesi Felsefesi Epikürosculuk Yeni-Platonculuk Şekil 2.1: MS 2-MS 15. yüzyıl felsefesine etki eden MÖ 6-MS 2 yüzyıl felsefeleri Hristiyan ve İslam felsefesi, kendinden önceki felsefelerin devamı niteliğinde değildir. MS 2-15. yüzyıl felsefesi, tek bir bütün oluşturmaktan çok kendi içinde dönemsel ve coğrafi farklılıklar taşır. 42
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
40
MS 2. Yüzvıl-MS 15. Yüzyıl Felsefesi 2.1. MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FELSEFESİNİN ORTAYA ÇIKISI MS 2-MS 15. yüzyıl felsefesi, inancın merkezde olduğu bir felsefedir. (Tablo 2.2). Bu dönemde Hristiyan felsefesi düşünürlerinin çoğu aynı zamanda din adamıdır. İslam felsefesi düşü- nürlerinde ise böylesi belirgin bir ayrımdan söz etmek hatalı olur. İslam coğrafyasında felsefe, din adamlarının yanı sıra başka düşünürler tarafından da yapılmıştır. Tablo 2.1: Hristiyan Felsefesi Düşünürleri ve Filozofları 150 (150-215) Clemens (Klemens) HRİSTİYAN FELSEFES İNÜRLERİ VE FİLOZO (Tertulyan) (155-240) Tertullian (Agistinus) (354-430) Augustinus (480-524) Boethius (Boyetus) MS (810-877) Erigena (Ercina) (1033-1109) Anselmus (Anselmus) (1225-1274) Aquinalı Thomas (Akinalı Tamıs) Ockhamlı William (Okhamlı Vilyım) (1285-1349) 1400 Tablo 2.2: İslam Felsefesi Düşünürleri ve Filozofları 800 El Kindi (801-866) İSLAM FELSEFESİ İNÜRLERİ VE FİLOZO Fârâbî (871-951) İbn Sîna (980-1037) Gazali (1058-1111) મદ İbn Rüsd (1126-1198) (1207-1273) Mevlânâ (1209-1271) Hacı Bektâs Velî (1238-1321) Yünus Emre İbn Haldun (1332-1406) 1500 41
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
39
2. ÜNİTE Giris Düşünce tarihinin en uzun dönemi olan MS 2-15. yüzyıl felsefesi, kendinden sonraki dönemleri etkilemiştir. Bu etkinin merkezini inanç ve inanca destek olan akıl oluşturmuştur. Dönemin anlaşıl- ması için başvurulacak kaynaklar arasında filozof ve düşünürlerin eserleri önceliklidir. Bu dönem filozoflarının birçoğunun aynı zamanda din adamı olması bu kaynakların önemini daha da artırır. Din hakkında düşünen, düşündüğünü eyleme geçiren, onları yazıya aktaran bu filozofların ve bu- nunla beraber diğer filozof ve düşünürlerin külliyatlarından yararlanmak o dönemin anlaşılması açısından faydalıdır. Bu dönem felsefesi, iki farklı din anlayışından oluşan iki farklı felsefedir. Hristiyan felsefesi ve İslam felsefesi olarak belirginleşen bu felsefelerin MÖ 6-MS 2. yüzyıl felsefelerinden etkilendiği görülür. Bu dönemde din, felsefenin neredeyse tek konusudur. Bununla beraber İslam felsefesinin var ol- duğu coğrafyalarda yoğun bir şekilde matematik, astronomi ve tıp alanında faaliyetlerde bulunul- ması etkili bilimsel buluşlar yapılmasını sağlamış ve dinin yanında bilimin de felsefede konu edinil- mesine sebep olmuştur. Nitekim bazı filozofların aynı zamanda bilim insanı olması da bundandır. Her iki coğrafya da tarih boyunca etkilesim icindedir. Özellikle ceviri faaliyetlerinde görülen bu etkileşim, dönem dönem bilgi paylaşımını sağlamıştır. Ayrıca bu durum, MS 2-15, yüzyıl felsefesin- den 15-17. yüzyıl felsefesine geçilmesinde etkili bir unsur olarak yerini almıştır. MS 2-15. yüzyıl felsefesi ünitesinde şu konular ele alınacaktır: İlk konuda dönemin felsefesini hazırlayan düşünce ortamını açıklayabilmek için bir önceki . yüzyılın felsefesinin bu döneme olan etkisine değinilecektir. . İkinci konuda öncelikle Hristiyan felsefesi ve İslam felsefesinin temel özellik ve problemleri üzerinde durulacaktır. Ardından "inanç-akıl ilişkisi" üzerinde iki coğrafyanın yaklaşımları ve aralarındaki farklar vurgulanacaktır. Bu konunun sonunda çeviri faaliyetlerinin İslam ve Batı felsefesine etkilerine değinilecektir. . Üçüncü konuda örnek felsefi metinlerden hareketle filozofların görüşleri analiz edilecektir. . Son konuda dönemin felsefesindeki örnek düşünce ve argümanları felsefi açıdan değer- lendirebilmek için ilk olarak Anadolu bilgelerinden Mevlânâ, Yûnus Emre ve Hacı Bektâş Velî'nin eserlerinden derlenen bir metinden hareketle tasavvuf düşüncesindeki insan anla- yışlarının tartışılması, ardından Anselmus'un "Anlamak için inanıyorum." sözünden hareket- le "inanç-akıl ilişkisini" ele alan özgün bir metin yazılması istenecektir. Hazırlık Çalışmaları 1. MS 2-MS 15. yüzyıl tarihsel dönemi hakkında neler söylenebilir? 2. Çeviri faaliyetlerinin felsefeye etkisi neler olabilir? 3. Din ve felsefe arasında ilişki kurulabilir mi? Neler Öğreneceksiniz? . MS 2- MS 15. vüzvıl felsefesini hazırlayan düsünce ortamını acıklamayı. . MS 2-MS 15. yüzyıl felsefesinin karakteristik özelliklerini açıklamayı, . MS 2-MS 15. yüzyılın örnek felsefi metinlerinden hareketle filozoflarının felsefi görüşlerini analiz etmeyi, . MS 2-MS 15. yüzyıl felsefesindeki örnek düşünce ve argümanları felsefi açıdan değerlendir- meyi öğreneceksiniz. 40
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
42
MS 2. Yüzyıl-MS 15. Yüzvıl Felsefesi 2.2. MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FELSEFESİNİN AYIRICI NİTELİKLERİ MS 2-MS 15. yüzyıl felsefesini anlayabilmek için öncelikle onun temel özellik ve problemleri- ne Hristiyan felsefesi ve İslam felsefesi açısından bakmak önemlidir. Bunların yanı sıra bu çağın en önemli özelliği olan inanç-akıl ilişkisine ve ayrıca bu dönemin çeviri faaliyetlerine de bakmak gerekmektedir. HRİSTİYAN FELSEFESİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE ÖNE ÇIKAN PROBLEMLERİ Hristiyan felsefesi, Hristiyanlık dininin ortaya çıkışıyla başlayan ve 15. yüzyıla kadar geçen sürede Batı felsefesi için kullanılan bir adlandırmadır. Hristiyanlık, yayılma sürecinde bazı felsefi görüşlerle karşı karşıya gelmiştir. Hristiyan dinine karşı yapılan eleştirileri savunmak adına bu din içinden bazı filozoflar çıkmıştır. Bu filozofların felsefesi, apoloji (savunma) olarak bilinir. Bu savunma felsefesi, ilk zamanlarda bazı felsefi görüşlere karşı yapılsa da zamanla dini açıklama felsefesine donusmustur. Dinî inanç ile felsefi düşüncelerin kaynaşması yaşanmış ve felsefenin tüm alanlarında din etkili olmaya başlamıştır. Bu etkinin olumsuz yansımaları da olmustur. Felsefeve karsı alınan bu tutumdan dolayı bu dönemde felsefenin yanında bilim de dışlanmıştır. Felsefe ve bilim merkezleri bir bir kapa- tılmıştır. Orneğin 5. yüzyılda İskenderiye Kütüphanesi bilim- sel ve felsefi çalışmaların Hristiyan düşüncesine zarar verdiği gerekçesiyle yakılmıştır (Görsel 2.1). Benzer gerekçelerle 6. Görsel 2.1: Hypatia, İskenderiye yüzyılda Platon Akademisi de kapatılmıştır. okulunda ders veren kadın düşünürdür. Bu dönemde temel olarak inancın bilgiyi mümkün kıldığı Geometri, matematik, astronomi ve düsünülür. Amac veni bilgiler olusturmak değil kutsal olanı felsefe dersleri vermistir. İskenderiye anlamaya çalışmaktır. Uzun bir zamana denk gelen Hristiyan Kütüphanesi'nin yakılması esnasında yaşamını yitirmiştir. felsefesi, iki temel dönemle sınıflandırılır. Bunlar Patristik ve Skolastik dönemlerdir. Hristiyan Felsefesi Patristik Dönem, MS 2-MS 8. Skolastik Dönem, 8. yüzyıldan vüzvıl arasında kalan ilk dönem 15. yüzvıla kadar olan ikinci dönem Hristiyan felsefesidir. Bu dönem Hristiyan felsefesidir. Skolastik ismi, Hristiyan filozofları aynı zamanda Patristik Hristiyanlığın öğretilmesi için bu dö- din adamlarıdır. Tertullian, Clemens nemdeki okullasma hareketinden ge- Dönem ve Augustinus bunların önde gelen- lir. Skolastik "okul yolu" veya "okul- leridir ve "Kilise Babaları" olarak da laşma" anlamlarına gelir. Anselmus, adlandırılırlar. İsmini bu adlandırma- Aquinalı Thomas ve Ockhamlı William dan alan Patristik Dönem'de özellik- bu dönemin önde gelen filozofların- le Augustinus'un izlediği akılla dini dandır. Skolastik Dönem'de felsefenin Skolastik açıklama yolu, inancın temel öğretisi eğitim alanına taşınması birçok öğren- Donem hâline gelmiştir. Bu dönem felsefesin- cinin dinî eğitim alarak Hristiyanlığı de Hristiyan dininine yönelik saldırı- hızla yaymalarına neden olmuştur. Bologna ve Oxford üniversiteleri bu lara karşı savunma tarzında düşünce- ler öne çıkmaktadır. dönemde kurulan ve bu geleneğin on- cüsü olan yerlerdir. 43
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
44
MS 2. Yüzyıl-MS 15. Yüzyıl Felsefesi Kötülük Problemi Kötülük problemi düşünüldüğünde genel olarak iyi ve kötünün veya günah ve sevabın açıklan- ması gerekir. Ana sorun "Eğer Tanrı varsa, mutlak güç sahibiyse ve insanın iyiliğini istiyorsa neden dünyadaki kötülükleri önlemiyor veya ortadan kaldırmıyor?" gibi sorular ekseninde şekillenir. Kötülük problemi, Hristiyan felsefesinde pek çok problemle ilişkilidir. Kötülük, Tann'nın varlığı- na ilişkin tartışmalarda Tanrı'nın var olmadığına yönelik delil olarak sunulmuştur. Tanrı, kötülüğü kaldırmıyorsa ve kötülük de varsa o hâlde Tanrı yoktur çıkarımında bulunanlar olmuştur. Bu çıka- rım Hristiyan ve İslam düşünürleri tarafından eleştirilmiştir. Hristiyanlığa göre Tanrı; insanlara iyiliği emreden, kötülükten uzak durmalarını isteyen ve her şeyi yaratan tek varlıktır. Bu açıdan Hristiyan felsefesinde kötülük problemine çeşitli açıklamalar getirilmistir. Bunlar arasında Augustinus'un ve Aquinalı Thomas'ın acıklamaları öne çıkmaktadır. Augustinus, Tanrı'nın her zaman iyiyi emrettiğini ama insana irade vermek suretiyle iyiyi veya kötüyü seçme özgürlüğünü de tanıdığını belirtir. Kötülük, irade zayıflığından kaynaklanır. Hz. Adem'in bile yasaklanan bir şeye el uzatması sonucunda cennetten kovulduğuna işaret ederek Tanrı'nın insanı kukla olarak yaratmadığını belirtir. Bu açıdan kötülük problemi aynı zamanda kader ve özgür irade problemiyle yakından ilişkilidir. Kaderin Tanrı tarafından bilinip insan ta- rafından bilinmiyor olması özgür irade sorununu doğurur. Augustinus, insanın kaderini bilmiyor olmasını özgür iradenin gerçekleşmesi olarak düşünür. Hristiyan felsefesinde kötülük problemine yönelik Augustinus'un görüşlerinin yanı sıra İslam filozofu Ibn Sîna'nın görüşleri de kabul görmüştür. İbn Sînâ'ya göre kötülük kusurlu olan insanın erdemden uzak oluşundan kaynaklanır. Ayrıca iyinin anlaşılabilmesi için kötülük gereklidir. Tümeller Problemi Tümeller kavramı bir sınıfı oluşturan, bütün üyeleri içine alan genel kavramları işaret etmek için kullanılır. "ağaç" kavramı ele alınacak olursa onun doğada meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitkileri ifade etmek için kullanıl- dığı görülür. "ağaç" tümel bir kavram iken onun üyeleri olan ve doğada gözlemlenen varlıklar ise tekildir. Varlıklar ya da nesneler içerdiklerin benzerlikleri üzerinden soyutlanarak tümel kavramlara dönüsür. Dolayısıyla tümel kavramlar, nesneler hakkında genellestirilmis gecerli bilgi imkânı sunar. Tümellerin ne olduğu, nasıl oluşturulduğu, nerede bulunduğu gibi sorular filozoflar tarafın- dan açıklanmaya çalışılmıştır. Platon'a göre tümel kavramlar yani idealar, tek tek nesnelerde değil onlardan bağımsız olarak vardır. Aristoteles'in varlık görüşünde tümel kavramların kendi başına gercekliği voktur, tümel kavramlar nesnelerin kapsamındadır. MS 2-15. yüzyılda ise tümel kavramların ne olduğu, nesnelerden bağımsız mı bu- lunduğu tartışması; Tanrı'da bulunup bulunmadığı tartısmasıyla mantık, bilgi ve inanç açısından yeniden şekillenmiştir. Kavram realizmine göre tümel kavramların varlığı Tanrı'nın zihnindedir. İnsan zihninde bu kavramlar "Tanrısal ide" olarak yer alır. Mutlu insan, görünen bir varlıktır ama mutluluk genel bir kavramdır ve Tanrı'nın zihninde gerçekliği vardır. Önemli temsilcileri Augustinus ve Anselmus'dur. Kavramcılık (konseptualizm) tümel kavramları Tanrısal açıklamalardan ayırır. Onların duyu deneyimiyle her bir varlıkta kavranabilineceğini ileri sürer. "Insan" kavramının gerçekliği doğada görülen her insanın içinde bulunur. Onemli temsilcisi Aquinalı Thomas'tır. Adcılık (nominalizm) görüşüne göre tümel kavramlar, birbirine benzeyen nesnelerin ortak özel- liklerine adlar verilmesiyle oluşur. Onların kendi başına yani insan zihninin dışında gerçeklikleri yoktur. "İnsan" kavramı, doğada akıl sahibi varlıkları işaret etmek için zihin tarafından üretilen bir adlandırmadır. Dolayısıyla zihin dışında gerçekliği yoktur. Önemli temsilcisi Ockhamlı William'dır. 45
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
43
2. ÜNİTE HRİSTİYAN FELSEFESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ İnanç merkezli görüşler ortaya çıkmıştır. İnancın akılla temellendirilmesi yapılmaya çalışılmıştır. Akıl ve inanç tartışmaları ön plana çıkmıştır. İnancın bilgiyi mümkün kıldığı düşüncesi egemendir. Antik Yunan felsefesinden etkilenmiştir. Tanrı'nın varlığı kanıtlanmaya çalışılmıştır. Kutsal metinlerin doğruluğu merkeze alınmıştır. Dinsel otoriteye karşı gelinmemesi gerektiği vurgulanmıştır. HRİSTİYAN FELSEFESİNİN BAZI PROBLEMLERİ Tanrı'nın Varlığını Kanıtlama Problemi • Kötülük Problemi - Tümeller Problemi Tanrı'nın Varlığını Kanıtlama Problemi Hristiyan felsefesinde bazı düşünürler Tanrı'nın varlığının kanıtıyla ilgili görüşler ortaya koy- muştur. Tanrı'nın var olmadığını savunanlar karşısında Hristiyan düşünürleri, ontolojik ve koz- molojik acıdan kanıtlar sunmustur. Ontolojik kanıtlama Platon'un tümel kavramları gercek olarak ifade ettiği felsefesine, kozmolojik kanıtlama ise Aristoteles'in ilk neden görüşüne dayanır. Bu ka- nıtlamaları daha sonra İslam felsefesi düşünürleri de kullanmıştır. Hristiyan Felsefesinde Tanrı'nın Varlığına Yönelik Kanıtlar Ontolojik kanıtlama, Tanrı kavramından Kozmolojik kanıtlama, her şeyin bir çıkar ve mantıksal olarak onun varlığını ka- nedeni olduğu fikrine dayanarak evrende nıtlamaya yöneliktir. Hristiyan felsefesinde var olan bütün varlıkların kendinden önce Anselmus tarafından ileri sürülen bu kanıtla- gelen bir varlık nedeniyle var olduğunu ma, daha yetkini düşünülemeyen ve tasarla- söyler. Geriye doğru gidildiğinde mantık- namayan anlamıyla Tanrı'nın insan zihninde sal olarak bir ilk varlığın olması gerektiği- bulunmasını Tanrı'nın var olduğuna kanıt ni ve o varlığın Tanrı olduğunu ileri sürer. olarak kullanılabileceğini ifade eder. Buradan Aquinalı Thomas, bu kanıtlamanın önde hareketle Tanrı'nın mutlak olarak var olduğu gelen savunucularından biridir. sonucuna ulaşır. 44
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
48
MS 2. Yüzvıl-MS 15. Yüzvıl Felsefesi Uygulama Aşağıda Ibn Tufeyl'in "Hay Bin Yakzân" adlı eserinden uyarlanan, yönetmenliğini Haşim Vatandaş'ın yaptığı çizgi filme ait görüntü ve replikler verilmiştir. Bunlardan hareketle soruları cevaplayınız. Açıklama "Adasal roman" türü olarak yazılan ilk eserdir. XIV. yüzyılda en fazla okunan eserlerden biri olan ve farklı dillere çevirilen "Hay Bin Yakzân" birçok düşünürü etkilemiştir. Ibn Tufeyl, ıssız bir adada etrafında insanlar olmadan büyüyen bir çocuğun adım adım olgunlaşarak kendini, doğayı ve evre- ni anlamasını ve hakikati aramasını anlatır. Hay: Düşünce! Düşünmek! Nasıl düşünüyorum ben? Görüyorum, duyuyorum. Nasıl görüp nasıl duyduğumu biliyorum. Ama nasıl düşündüğümü bilemiyorum. Bu ko- nuda bildiğim tek şey düşündüğüm. Ben düşünüyorum. Canlıları yasatan sev de düsünce gibi bir sev olamaz mı peki? Düşünce! Belki de en önemli şey bu, düşünce. Bir gün bir ördek yumurtasını alıp baykuş yuvasına koymuştu. Sonucu merakla beklemişti günlerce. Yuvadan ayrılan yavru ördek doğruca suya koşmuş ve yüzmek ko- nusunda da hiç acemilik çekmemişti. Hâlbuki Hay, yüze- bilmek için günlerce uğraşmıştı. Hay: Ben yaptığım her şeyi sonradan öğreniyorum. Onlarsa yapacakları her şeyi öğrenmiş olarak doğuyor- lar. Birisi ne yapmaları gerektiğini onların içine koyuyor. Evet, başka biri! Hay: Bütün bu etrafımda gördüğüm her şey kendi kendine, kendiliğinden olamaz. Bunların bir sahibi ve bir yöneteni olmalı. Bana ellerimi veren, içime sevgiyi ko- van biri mutlaka olmalı. Ama onunla karsılasamıyorum. Onu bulamıyorum. O nerede? Bütün hayvanlara ne ya- pacaklarını öğreten onun içine kendisini bulduracak bir ipucu koymuş olamaz mıydı? Belkide düşüncede gizliydi, düşüncede. Hay yiyecek toplayacağı sırada ansızın Absal'la karşı- laştı. Hay ile Absal'ın dost olmaları fazla uzun sürmedi. Hay, ona anne cevlandan baslavarak basından gecen her şeyi anlattı. Absal da ona kendi hikayesini. Geldiği adada yaşanan hak dini, o dinin peygamberlerini ve kurallarını anlattığında buna Hay'ın cevabı şöyle oldu. Hay: Benim yıllar süren düşüncelerim sonunda ulaş- tıklarımla senin bana anlattıkların aynı şeyler. Sorular 1. Hay varatıcının olduğu düsüncesine hanei delilleri kullanarak ulasmıstır? 2. Hay adada tek başınayken davranışlarından sorumlu mudur? Değerlendiriniz. 49
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
46
MS 2. Yüzyıl-MS 15. Yüzyıl Felsefesi Yaratıcının Varlığını Kanıtlama Problemi İslam felsefesinde yaratıcının delilleri problemi, Yaradan'ın varlığına ilişkin akla uy- gun delil getirilmesi üzerine şekillenir. Mesele, Yaradan'ın varlığının akılsal olarak temellendiril- mesidir. Bu probleme kelamcılar ve İslam filozofları çeşitli açıklamalar getirmiştir. İslam kelamcıla- rından Eş'arî, filozoflardan ise El Kindî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd düşünceleriyle öne çıkmaktadır. Yaratıcının varlığına yönelik kanıtlarını doğada göz- lenen değişimlere dayandırarak açıklar. Ona göre insan akıl sahibi olması bakımından diğer yaratılan varlıklar arasında en mükemmel olanıdır. İnsanın doğumdan ölü- me kadar farklı biyolojik süreclerden geçerek olgun bir Es'arî varlık hâline geldiğini belirten Es'arî, insanın bu olgun- luğa kendi kendine ulaşamayacağını belirterek zorunlu olarak bir yaratıcının olması gerektiğini savunur. İnsan aklı ile yaratıcının varlığını bilebilir. İnsanın yaratılışına ilişkin Kur'an-ı Kerim'den ayetler gösteren Es'arî, onla- rın meallerini örnekler üzerinden anlatarak yaratıcının varlığına ilişkin deliller sunar. Varlığı üçe ayırır: zorunlu (vâcib-ül vücud), mümkün olan (mümkin-ül vücud) ve mümkün olmayan (mümte- ni-ul vücud) varlıklar. İbn Sînâ, mümkün olmayan var- lıkları sadece mantık açısından kabul eder. Onun ontolo- jik olarak yoğunlaştığı varlık ilk ikisidir. Zorunlu varlık; Îbn Sînâ varlığı başka bir varlığa muhtaç olmayan, ezelî ve ebedî varlıktır. Mümkün varlık; etrafta görülen, sürekli bir şe- kilde var olan ama daha sonra vok olan varlıklardır. Bu varlıklar, zorunlu varlıktan taşma sonucunda çıkmıştır. Zorunlu varlık yaratıcıdır ve ilk olarak aklı yaratır, ilk akıl da ikinci aklı yaratır ve bu yaratma sürekli devam eder. Bu görüş, İslam felsefesinde sudür nazariyesi (ku- ramı) olarak da bilinir ve temelleri Plotinos'a dayanır. Birçok İslam filozofu gibi yaratıcının varlığını kanıt- lamak için "hudûs deliline" başvurur. Hudûs, sonradan yaratılan demektir. Hudûs delili, sonradan yaratılanın zorunlu olarak bir yaratıcıyı gerektirmesi mantığına da- yanır. El Kindî'ye göre âlem (evren), kadîm (öncesiz) değil hâdistir (sonradan olan). Onun bilfiil (eylemli ola- El Kindî rak) gerceklesmesi hâdis olmasındandır. Alemin sonra- dan yaratılan olduğunu kanıtlamak için âlemde zamanla değişim olduğunu ve zamanın olmasının da âlemin son- lu olduğuna kanıt olduğunu ileri sürer. Alem sonlu ol- duğuna göre bir başlangıcı ve bir başlatıcısı vardır, görü- şündedir. Älemde düzen ve uyum olmasının Yaradan'ın varlığına ilişkin bir başka delil olduğunu savunur. 47
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
47
2. ÜNİTE İrade Özgürlüğü Problemi İslam felsefesinde özgürlük problemi, insanın seçme ve eylemde bulunma yetisi üzerine şekille- nir. Özgürlük denildiği zaman dönem itibarıyla kader ve irade kavramları da bu problemle beraber ele alınır. İslam kelamcıları bu probleme felsefe üzerinden bakarak Allah karşısında insanın konu- munu belirlemeye çalışmışlardır. Çebriye hariç diğer tüm kelamcılar insanın eylemlerinde özgür olduğunu savunmuşlardır. Probleme İslam filozoflarının bakısı ise akıl ekseninde sekillenir. Fârâbî'ye göre insan akılı bir varlıktır ve kendi iradesiyle iyi ve kötüyü seçebilir. İrade ile insanın hareket etme gücünü kasteden Fârâbî, irade olmadan davranışın olamayacağını belirtir. İnsan akıl ve iradesiyle kendi davranışla- rını seçebilme özgürlüğüne sahiptir ve bu aynı zamanda onun davranışlarından sorumlu olduğunu da gösterir. Ona göre insan eğer düşündüğünü yapamıyorsa köledir. Düsünemeven ve irade sahibi olmavan insan olamaz. İslam felsefesinde Allah'ın iradesi altında insanın davranışlarında özgür ve bu nedenle de onlar- dan sorumlu olduğu fikri zamanla yaygınlaşmıştır. İslam dininin ileri sürdüğü dünya hayatının bir imtihan olması anlayışı da bu fikri desteklemektedir. Toplumsal Yaşama Yönelik Problemler Bu problemlerde bazı görüşler öne çıkmıştır. Bunlar arasında toplumun yasayısı üzerine oluşan devletle ilgili görüşler önemlidir. "El-Medinet'ül Fazıla" eseriyle Fârâbî ve "Mukaddime" eseriyle İbn Haldun, İslam felsefesinde devletle ilgili tartışmalarda öne çıkan iki filozoftur. İbn Haldun, toplum ve devleti Fârâbî, erdemli hayatın ahlaki açıdan ideal olan devlette gerçekle- değerlendirir. Ona göre toplum in- şeceğini ileri sürer. İnsanların kendi sanların birbirine ihtiyaç duymala- aralarında düzen kurmak için devleti rından doğar. Güvenlik kaygıları ne- oluşturduğunu dolayısıyla ihtiyaç- deniyle kabileler arasında mücadele larını da bu düzenin içinde giderdi- edildiğini ve sonuçta da bir kabilenin ğini belirtir. İnsanların mutlu olabil- egemenliğiyle devletin kurulduğunu melerinin koşulu olarak kurdukları belirtir. Devleti yönetenler, toplu- düzen içinde adaletin sağlanmasını mun faydası için hareket etmelidir. öngörür. Adaleti de ancak güclü bir Topluma karşı zulüm, devletin var- orgut olan devletin sağlayabilece- lığını tehlikeye sokar. İbn Haldun ğini ifade eder. O. erdemli devlette devletin hüküm süresini canlı bir or- insanların mutlu olacağı fikrindedir. ganizmava benzetir. Devletler doğar. Bilgili, yetkin ve sorun çözücü gibi gelişir ve ölür yani yıkılır. O; devlet- leri kuruluş, yükselme ve çöküş ola- özellikleri bulunan kişi tarafından erdemli devletin yönetilmesi gerekti- rak üç aşamada inceler. Her yıkılan ği görüşündedir. devletin verine bir baska devletin ku- rulduğunu belirtir. 48
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
45
2. ÜNİTE İSLAM FELSEFESİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE ÖNE ÇIKAN PROBLEMLERİ İslamiyet öncesi dönemde Doğu'daki çeşitli mer- kezlerde (Antakya, Harran, Iran ve Iskenderiye gibi) açılan okullarda Antik Yunan felsefesine dair çeviriler yapılmıştır. Özellikle Yunan (Grekçe) di- linden Süryaniceye yapılan çeviriler, Doğu ile Batı arasındaki coğrafyayı Antik Yunan felsefesiyle ta- nıştırmıştır. İslam medeniyetinin hızla yayılması cok farklı kültürlerin birbiriyle etkilesim kurmasını sağlamış; bilim, sanat ve felsefede önemli gelişme- ler oluşturmuştur. Bağdat bu gelişmelerin merkezi konumuna gelmiştir (Görsel 2.2). İslam felsefesi; MS 7-12. yüzyıl arasında İslam dininin kabul gör- Görsel 2.2: el-Vasiti Bagdat Okulu minvatilr eseri düğü. bünyesinde farklı milletlerin bulunduğu ge- niş bir coğrafyada ortaya çıkmış ve yayılmıştır. İslam düşünürlerinin Antik Yunan felsefesi üzerine düşünme ürünleri oluşturması, Batı'nın tek- rar Antik Yunan felsefesinden etkilenmesine neden olmuş ve bu durum zamanla Batı'da Rönesans'ın oluşmasına zemin hazırlamıştır. İslam coğrafyasında ilim açısından elverişli ortam, İslami ilimler dışında çeşitli bilimsel ve felsefi çalışmaların yapılmasını sağlamıştır. İslam felsefesi, sadece Müslümanların geliştirdiği bir felsefe değildir. İslam coğrafyasında yaşayan farklı dinlere mensup veya herhangi bir dine mensup ol- mayan filozofların yapmış olduğu felsefi çalışmalar da İslam felsefesi altında incelenir. Bu durum İslam felsefesinde çeşitli felsefi akımların görülmesine de neden olmuştur. İslam felsefesi filozofla- rından Ebû Bekir Râzî, Tanrı ile insan arasında aracı kabul etmeyerek deist bir yaklaşım sergilemiş ve bilgilerin duyumlar aracılığıyla kazanıldığı savunan natüralist (tabiyyun) akımı savunmuştur. İbnü'r Râvendi ise Tanrı'nın varlığını kabul etmeyerek gerçek olan tek şeyin ezeli ve ebedi olan madde olduğunu savunmuş ve İslam felsefesinde materyalist (dehriyye) akımın öncüsü olmuştur. Bunların yanı sıra El Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd gibi filozoflar tarafından meşşâiyye felse- fesi oluşturulmuştur. Bu felsefe İslam esaslarına bağlı, ağırlıklı olarak Aristoteles, kısmen de Platon etkisiyle oluşmuş mantık ve matematik temelli görüşler içerir. İSLAM FELSEFESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ Antik Yunan felsefesinden etkilenilmiştir. Akıl, iman ve inanç gibi konular tartışılmıştır. Önceki dönemin felsefi problemleri tartışılmıştır. Çeviri faaliyetleri yapılmıştır. Felsefenin gelişimine katkı sağlamıştır. Batı felsefesini etkilemiştir. İSLAM FELSEFESİNİN BAZI PROBLEMLERİ ■ · Yaratıcının Varlığını Kanıtlama Problemi · İrade Özgürlüğü Problemi Toplumsal Yaşama Yönelik Problemler 46
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
49
2. ÜNİTE MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FELSEFESİNDE İNANÇ VE AKIL İLİŞKİSİ MS 2-MS 15, vüzvl felsefesinde Tanrı tarafından verildiği düşünülen her türlü dinî bileinin onaylanmasında inanç, bilindiği iddia edilen şeyin mantıksal temellendirmeyle ispat edilmesin- de ise akıl ön plandadır. Bu açıdan inanç, din alanında akıl ise felsefe alanında konumlandırılır. Akıl ve inanç arasındaki ilişki, vahiy ve akıl bilgisi temelinde felsefe ile din arası ilişki olarak da düşünülmüştür. İslam felsefesinde inancın bilgisi, aklın Hristiyan felsefesi düşünürleri için inanç-a- bilgisiyle çelişkiye düşmez. Inançla akıl iliş- kıl iliskisine getirilen acıklamalar dönem kisinin tartışılmasında İslam kelamcıları ile boyunca farklılıklar göstermiş ancak genel filozofları arasında büyük farklılık görülmez. olarak inanç-akıl ilişkisi daha çok inanç mer- kezinde yorumlanmıştır. İslam kelamcıları genel olarak Kur'an-ı Kerim'i Patristik Dönem'in başlarında Tertullian, delil göstererek hakikatin akıl ile bilineceğini ancak aklın naklî (vahiy, ayet ve hâdis bilgisi) "Akıl almaz (sacma) olduğu için inanıvorum." bilginin önüne geçemeyeceğini belirtmiştir. yargısında bulunarak aklın bir sınırı olduğu- nu ve onunla bazı şeylerin anlaşılamayacağını Mâtürîdiyye kelamcılarına göre "Naklî bil- belirtmiştir. Ona göre inanmak için akla gerek gi aklın bilgisinden önce gelir." çünkü aklın bir sınırı vardır ve sadece onun ölçü olarak yoktur çünkü inanılan şey akıl için saçmadır. alınması hataya yol açar. Akıl doğru kullanı- Hz. Isa'nın tekrar dirildiği bilgisi akılla kavra- lırsa insan hakikate ulaşır. Aklın doğru kulla- nılamaz sadece inanç ile kabul edilir. "Anlamak için inanıyorum." yargısıyla nılması dine yönelik oluşan hurafelerin kaldı- rılmasında da gereklidir. Tertullian'u eleştiren Clemens, inanılan şeyin İmam Gazâlî, "Maddi şeylerin bilgisi göz akıl tarafından onaylanması gerektiği üzerin- ve kulak gibi duyu organlarıyla tahsil edilir. de durarak inanç ile aklı uzlaştırmaya çalış- mıştır. Daha sonra Agustinus ve Anselmus'un Manevi şeylerin bilgisi ise kalbin algılamasıyla hasıl olur." sözüyle insanın akıl ile hakikatin ke- da bu görüşe katılmasıyla Hristiyan felsefe- sin bilgisine ulaşamayacağını belirtir. Ona göre sinde insanın inancı kavraması akla bağlan- akla ancak inancın (vahiy) bilgisinin bilinip mıştır. Hakikatin bilinmesi için önce inanmak, onaylanması açısından başvurulabilir. Gazâlî sonra onu akılla kavramak gereklidir. İnsan vahiy bilgisini güneşe, akli bilgiyi ise göze ben- mutlu olmak istiyorsa Tanrı'ya inanmalı ve zetir. Güneş olmadan gözün göremeyeceğini, onun emirlerini akılla anlamalıdır. göz olmadan da ışığın yeterli şekilde idrak edi- Donemin sonuna doğru bu görüş eleşti- lemeyeceğini ifade eder. Gazâlî, inanca dayalı rilmiş, akıl ve inanç birbirinden farklı alan- bilginin kesinliğini insanın sezgisel olarak kalbi lar olarak görülmüstür. "İnanavım diye bili- ile bilebileceğini belirtir. Insanın manevi yön- yorum." yargısıyla Aquinalı Thomas, inanç ve aklın aralarında ahenk (uyum) olmasına den bu bilgileri algılayabileceğini ileri sürer. rağmen birbirinden farklı iki alan olduğunu İbn Rüşd, "Felsefe, dinin getirmiş olduğu belirtir. Ona göre inanç teoloji, akıl da felse- her şeyi inceler. Eğer araştırdığı şeyi algılaya- biliyorsa iki algı (ikisinin algısı) eşittir." sözüy- fe alanına aittir. Akılla inanç alanına ait bazı le Gazâlî'yi eleştirir ve inançsal olanın akılsal bilgilerin bilineceğini vurgular. olduğunu savunur. Yaradan, açık olarak var olan her şeyi akıl yoluyla değerlendirmeye in- sanları davet etmektedir. Dolayısıyla felsefenin dinle catısmadığı aksine uzlası icinde olduğu görüşündedir. Akılla bilgiyi ortaya koyan biri- nin kişisel durumlarına bakılmaması, önemli olanın bilginin akılsal olup olmadığının ortava konması gerektiğini belirtir. 50
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
50
MS 2. Yüzyıl-MS 15. Yüzyıl Felsefesi Uygulama "Gerçeğin anlaşılmasında inancın ve aklın rolü nedir?" sorusuna yönelik aşağıda dört farklı bakış açısından görüşleri verilmiştir. Bu görüşleri paylaşıp düşünce ve örneklerinizi boş bırakılan yerlere yazınız. Dogmatik Bakış Aklın hatalı çıkarımda bu- lunma özelliği vardır. Bu yüz- den akıl, gerçeği kavramada insanı yanıltabilir. Gerçek, an- cak inanç veya vahiyle kavrana- bilir ve akıl, inanç için gerekli değildir. .............................................................................................................................................................................. Elestirel Bakış .............................................................................................................................................................................. Akıl, kullanılması için insa- .............................................................................................................................................................................. na verilmiş bir hazinedir. Bu .............................................................................................................................................................................. yüzden insanlar, aklını bir ta- rafa bırakma tedbirsizliğinde bulunmamalıdır. Faydacı Bakış .............................................................................................................................................................................. İnanç, insanın ilkel yönünü .............................................................................................................................................................................. terbiye ederek gerçeği anlama- .............................................................................................................................................................................. sını sağlar. Akıl da bu istek ve .............................................................................................................................................................................. eğilimleri eğitir. İnanç ile akıl bağını kurmuş bir insan, dünye- vi yaşamda değer birliği sağlar ve pozitif yaşamı şekillendirir. İnsanlar arası sevgi ve bağlılık Uzlaştırıcı Bakış bu şekilde gelişir. Gerceğin kavranmasında .............................................................................................................................................................................. akıl ve inanç yol göstericidir. .............................................................................................................................................................................. İnanılan ve inancın ilkeleri akıl- .............................................................................................................................................................................. la uyumludur. Insan; kendi ve .............................................................................................................................................................................. çevresindeki düzeni, incelikleri ve değerleri inanç ile akıl ara- sında kuracağı doğru ilişki sa- yesinde kavrayabilir. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ 51
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
51
2. ÜNİTE 8. YÜZYIL-12. YÜZYIL ÇEVİRİ FAALİYETLERİNİN HRİSTİYAN VE İSLAM FELSEFESINE ETKISI MS 2-MS 15. yüzyılda yapılan çeviriler, kültürlerini daha yakından tanımalarına neden olmuştur. Antik Yunan medeniyeti dışında da bilim ve felsefe merkezlerinin kurulmasını sağlamıştır. 8. yüzyılda Porphyrius'a ait eserler Grekçeden Latinceye kazandırılmıştır. 9. yüzyılda ise Roma patriğinin misyoner faaliyetleri gereği İncil'in Slavcaya çevirisi yapılmış ve Hristiyanlık yayılmaya çalışılmıştır. Aristoteles ve Platon eserlerinin çevirisinde Hristiyan inançlarına yatkın olan ve aykırı olmayan bölümler seçilmiştir. Çevirilerin Hristiyanlık öğretilerine dayanak oluşturmak maksadıyla inanç felsefesine yönelik çalışmalar olduğu görülmektedir. 8-9. yüzyıl arasında İslam coğrafyasında Antakya, Urfa, Cundişapur, Harran, Nisibis (Nusaybin) ve Bağdat'ta kurulan çeşitli okullarda çeviriler yapılmıştır. İslam felsefesinin temel kaynaklarından kabul edilen bu ceviri faaliyetleri neticesinde İslam düsünürleri Yunan felsefesi ile tanısmıştır. Abbasi halifelerinin talimatları doğrultusunda 9-12. yüzyıl arasında Süryani, Arap, Farisi ve Hint çevirmenler sayesinde birçok felsefi eser Arapçaya çevirilmiştir. Harun Reşit döneminde fet- hedilen yerlerden getirilen eserler, Bağdat'ta Beyt'ül Hikme adında kurulan kütüphanede toplan- mıştır (Görsel 2.3). Özellikle Abbasi halifesi Mensur tarafından Beytül Hikme'de başlatılan çeviri faaliyetlerinde Aristoteles'in "Organon" ve Porphyrius'un "Isagoji" eserleri (mantık alanına ait eser- ler) çevirilmiş, burası bilim ve felsefe akademisi hâline getirilmiştir. Plotinos'un sudür nazariyesi ve Aristoteles'in mantık görüşleri, İslam felsefesi filozoflarını büyük ölçüde etkilemiştir. Yapılan çeviriler, İslam felsefesine yön vermiş ve İslam coğrafyasını felsefenin merkezi hâline getirmiştir. Görsel 2.3: Temsili Beyt'ül Hikme Uygulama Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. Aristoteles'in eserlerinin Arapcava cevirilmesiyle onun düsünceleri vorumlanmıştır. "Fârâbî, Aristoteles'in birçok teorisini geliştirmiş, o zamana kadar çözülmemiş birçok problemi çozmüş ve Skolastısızmı nitelik (quiddites), zorunlu bir varlık, tesadüfi bir varlık, spekülatif ve pratik akıllar (intellectus) vb. terimlerle zenginleştirmiştir. Bu durum Albertus Magnus'un Fârâbî'den alıntılarında açıktır, yazılarını bilmeseydi onun dü- şüncelerini elbette aktaramazdı. Böylece Fârâbî'nin eserlerinin bilinmesi Albertus Magnus'a ve onun öğrencisi St Thomas'a, Hristiyan teorisiyle çatışan teorileri atmak ve aynı zamanda onlara mantıken tutarlı ve Hristiyanlıkla uzlaşabilir görünen teorileri de almak fırsatını verdi." Robert HAMMOND, Farabi Felsefesi ve Ortaçağ Düşüncesine Etkisi Soru Fârâbî, Aristoteles'den çevirilen eserleri tekrar yorumlaması, felsefi tartışmaları nasıl etkilemiştir? 52
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
52
MS 2. Yüzvıl-MS 15. Yüzvıl Felsefesi 2.3. MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FİLOZOFLARININ FELSEFİ GÖRÜSLERİNİN ANALİZİ MS 2-15. yüzyıl felsefi döneminde yapılan felsefe tartışmalarını daha iyi anlamak için aşağıda o döneme ait metinler verilmiştir. Bunlara yönelik hazırlanmış metin analizi uygulamalarını yapınız. Metin Analizi Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. ITIRAFLAR Tanrı insandadır, insan Tanrı'dadır ( ... ) Eğer bende mevcut olmasaydın Tanrı'm, ben var olmazdım; hiç bir şey olurdum. Daha doğrusu her şey Sen'den, Sen'in aracılığınla ve Sen'in için var olur; Sen'de olmasaydım hiç olurdum. Ey Rabb'im senin hoşuna gidebilmek için bu şeyleri bilmek yeterli midir? Bütün bilimleri bilmesine rağmen seni bilmeyen insana ne yazık, bilimlerden haberi bile olmayan ama seni tanıyan insana ne mutlu! Hem bilimleri bilen hem de seni tanıyan insan, mutluluğunu bilimleri bilmeye borçlu değildir; seni tanıyarak seni bir Tanrı gibi yüceltiyorsa, sana şükrediyorsa ve boş düşüncelerinde kendini kaybet- miyorsa o zaman mutluluğu sadece senden gelecektir. Tanrı iyidir ve yarattıklarından çok daha değerlidir. Tanrı iyi olduğu için iyi varlıklar yarattı ve onları nasıl da çevreliyor ve kaplıyor. ( ... ) Tanrı iyi şeyler yarattığına göre kötü nereden geliyor? Zavallı yüreğimden böyle düşünceler geciyordu, ayrıca ölüm korkusunun ve gerçeği boşuna aramış olmanın getirdiği kaygılar yüreğimi tedirgin ediyordu. Kötünün ne olduğunu aradım ve onun bir töz olmadığını keşfettim. Kötülük; yüce tözden yani Tanriyı senden yüz çevirten, bu içten zenginlikleri reddeden, daha aşağı seviyedeki şeylere dönerek dışarıda gururla şişinen bir iradenin ahlak bozukluğudur. Augustinus, Itirafiar Metinde kırmızıyla yazılmış kavramlarla ne anlatılmak istenmiştir? Metinde altı çizili bölümde vurgulanmak istenen düşünce nedir? Açıklayınız. Augustinus'un kötülük problemine yaklaşımını açıklayınız. 53
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
53
2. UNITE Metin Analizi Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. ERDEMLİ ŞEHİR Sakinlerinin ancak mutluluğa erişmek maksadıyla yardımlaştıkları bir şehir, erdemli bir şehir olur. ( .. ) Bütün sehirleri mutluluğa erismek maksadıyla el ele vererek calısan bir millet de erdemli bir millettir. Bütün milletleri, mutluluğa ulaşmak maksadıyla el birliğiyle çalışan bir dünya da er- demli bir dünya olur. Erdemli şehre aykırı olan şehirler şunlardır: cahil şehir, bozuk şehir, değişmiş şehir, şaşkın şehir. Kendisinden daha vetkili hüküm veren herhanei bir kimse bulunmavan baskan: O. erdemli seh- rin önderi ve birinci yöneticisidir. ( ... ) Bu hâl ancak doğuşunda on iki meziyeti kendinde toplayan kimseye nasip olur. Evyela yücudunun tam ve her organının kıyamında olması lazımdır. . . Kendisine söylenen her şeyi tabiatıyla iyi kavrayıp anlaması lazımdır. . Hafızası kuvvetli olmalıdır. . Uyanık ve zeki olması lazımdır. Güzel konuşmasını bilmelidir. . Güzel konuşmasını bilmeli ki zihnindeki her şeyi açıkça izah etsin. . Öğretmevi ve öğrenmevi sevmesi, her sevi kolayca öğretmesi lazımdır. . Yemeye, içmeye ve hazlara düşkün olmaması ve tabiatıyla oyundan sakınması lazımdır. . Doğruluğu ve doğru insanları sevmesi, yalandan ve yalancılardan nefret etmesi lazımdır. . Ulu olması ve ululuğu sevmesi lazımdır. . Adaleti ve adalet ehlini sevmesi, istibdattan, zulümden ve zalımlerden nefret etmesi lazımdır. . Insaflı mizaçta olmalı ki kendisinden adalet istendiği zaman şiddet göstermesin. . Büyük bir azim ve irade sahibi olmalıdır. Bütün bu meziyetlerin bir kişide toplanması güç olduğundan bu yaratılıştaki kimselere insanlar arasında az tesadüf edilir. Eğer erdemli şehirde öyle bir kimse bulunur ve bu kimse büyüdüğü za- man zikrettiğimiz şartlardan ilk altısını veya beşini kendinde toplarsa yönetici olur. Böyle bir ada- ma hiç rastlanmazsa o şehrin yönetimine gelmiş olan ilk yöneticisi ile yerine geçenlerin verdikleri hükümler ve dinsel kurallar muhafaza edilirler. Fakat hikmet yönetimin şartı olmaktan çıktığı gün diğer şartlar bulunmuş olsa da erdemli şehir kralsız kalır. Şehri idare eden yöneticisi kral olmayın- ca şehir tehlikeye maruz olur. Fârâbî, El-Medinetü'l Fâzıla (Erdemli Şehir) Metinde kırmızıyla yazılmış kavramlarla ne anlatılmak istenmiştir? Metinde altı çizili bölümde vurgulanmak istenen düşünce nedir? Açıklayınız. Metinde geçen erdemli şehrin yöneticisinin özelliklerinden hareketle Fârâbî'nin dün- ya devleti oluşturma ideali, günümüz açısından uygulanabilir mi? Değerlendiriniz. 54
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
55
2. UNITE Metin Analizi Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. KALP GÖZÜ Doğruluğundan emin olunmayan bilginin kesin bilgi olmadığı kanaatine vardıktan sonra bütün bilgilerimi inceden inceye gözden geçirdim. Sonuç olarak hissî yani duyu organları ile elde edilen bilgilerle zorunlu akıl prensipleri dışında kalan bilgilerin bu niteliği taşımadığını anladım. "Duyu organları ile elde edilen bilgilere nasıl güvenebilirsin? Duyu organlarının en güçlü olanı görme duyusu (göz) değil midir?" Göz yıldızlara bakar ve onların sadece küçük bir altın lira büyüklüğünde olduklarını görür. Daha sonra astronomi ilminin delilleri, o yıldızların dünyadan kat kat daha büyük olduklarını ortaya kovar. İşte duyu organlarından biri, buradakine benzer bir hükme varıyor. Daha sonra akıl hakemi or- taya çıkarak duyu organlarının verdiği hükmün savunulmayacak şekilde yanlışlığını ortaya koyu- yor ve onu ihanet ile suçluyor. ( ... ) Böyle düşünmeye başlayınca duyu organlarım bana şu sözlerle karşı çıktılar: "Aklınla elde ettiğin bilgilere karsı duyduğun bu güvenin daha önce duyu organlarınla elde etti- ğin bilgilere karşı duyduğun o güven gibi olmadığından nasıl emin olabilirsin? ( ... ) Oyleyse akıl ha- kemi ortaya çıkarak duyu organlarının verdiği bilgilerin yanlışlığına nasıl hükmettiyse akıl idraki- nin ötesinde başka bir hakem doğabilir ve onun sağladığı bilgilerin yanlış olduğuna hükmedebilir." Bu hastalık amansız bir hâle geldi ve yaklaşık olarak iki ay sürdü. Bu iki aylık süre içinde ben fiilen "safsatacı" (her şeyden şüphe eden) bir hâl üzereydim. Ancak içinde bulunduğum bu durumu kimseye söylemiyor, sözlü olarak ifade etmiyordum. Nihayet Cenabıhak beni bu amansız hastalıktan kurtardı. Vicdanım tekrar eski sağlıklı hâline kavuştu. Artık vicdanım zorunlu akli bilgileri makbul ve geçerli görmeye, onlara güvenmeye ve doğruluklarını kabul etmeye başladı. Bu bunalımdan peş peşe deliller getirmek veya güzel sözleri ardı ardına sıralamak yoluyla kur- tulmuş değildim. Bu hastalıktan sadece Cenabıhakk'ın gönlüme akıtmış olduğu bir nur sayesinde kurtulabilmiştim. Hakikati keşif, işte bu nurdan beklenmelidir. Imam Gazâlî, El-Münkız Mine'd-Dalâl (Dalâletten Hidayete) Metinde kırmızıyla yazılmış kavramlarla ne anlatılmak istenmiştir? Metinde altı çizili bölümde vurgulanmak istenen düşünce nedir? Açıklayınız. Gazâli'nin hakikatin bilgisine ulaşmada şüpheyi kullanmasından hareketle akla verdi- ği rol nedir? Değerlendiriniz. 58
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
54
MS 2. Yüzvıl-MS 15. Yüzvıl Felsefesi Metin Analizi Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. AÇIKLAMA Ibn Sînâ, alegorik (temsilî) tarzda olan bu hikâye üzerinden soyut düşünsel felsefesini somut- laştırma yoluna gitmiş, "Salâmân ve Absâl" ve "Hay bin Yakzân" adlı iki eser yazmıştır. Ziya Avşar, Ibn Sînâ'nın Hay bin Yakzân'ı ariflerin yöntemiyle gerçeğin bilgisine ulaşan bir tip olarak tasarladığını belirtir. Avşar'a göre "Salâmân ve Absal", âdeta "Hay bin Yakzân"ı görüntüleyen bir ayna görevindedir. HAY BİN YAKZAN "Adım, sanım Yakzân (Uyanık) oğlu Hay'dır (Diri)." (İbn Sînâ, Hay'ın soyut akıl olduğunu an- latmak ister.) "Beytülmakdis'tenim." (kutsal olan akılsal evren, dünya) "İşim evrenleri gezmektir. Bu gezilerim nedeniyle bütün evrenin gerçekliğini kavramış, er nesneyi öğrenmiş bulunuyorum. Gezilerim ve öğrenmelerim sırasında yüzümü sürekli babama, Yakzân'a tutardım. O, bütün ilimlerin anahtarını elime vermiş, evrenlerin yollarını göstermiş olduğundan iklimlerin ufukları önümde açıldı; tümü bana bir anda göründü." (Burada Ibn Sînâ, etkin aklın ya da ilk aklın bilgisinin aşamalı değil de bir anda öğrenildiğini anlatmak ister.) "Sen ve senin yanında bulunanlar için benim yolculuğum gibi bir yolculuk mümkün değildir. Benim yolculuğumun yolu, sana ve senin yolunda bulunanlara kapalıdır. Bu yolculuğu, tek başına kalmanız kosuluyla yapabilirsiniz. Bu durumda da belirlenmis, ileri va da geri almanız olanaksız olan zamanı beklemelisiniz. Siz, konaklamalı bir yolculuğu seçmek, bununla yetinmek zorundası- nız. Bir süre yolculuk etmeli, bir süre de bunlarla birlikte bulunmalısınız. Ne zaman içinden gelen büyük bir ask, seni bunlardan avırıp yolculuk etmeye yöneltirse beni karşında bulursun. Ben sana yoldaşlık ederim. Yine onları arzulayacak olursan beni bırakır, onların yanına dönersin. Bu yarım yolculuklar, senin onlardan tümüyle ayrılışına kadar sürer." (Burada İbn Sînâ, insanın zamana karşı sınırlı bir varlık olduğunu, etkinliğine ölmeden ulaşılamayacağını ve bu nedenle yaşamı boyunca insanın bedensel eksikliklerden tümüyle sıyrılamayacağını anlatmak ister.) "İnsanlık evreninden ayrılan bölüm ve yanları vardır. Kazanılmış güçlerle donanmayan, yalnız- ca doğal güçlerle kalanlar oralara geçemezler." (Sadece yaratılıştan gelen güçler yetmez, kazanıl- mış gücler de gereklidir.) Ibn Sînâ, Hay bin Yakzân · Metinde kırmızıyla yazılmış kavramlarla ne anlatılmak istenmiştir? Metinde altı çizili bölümde vurgulanmak istenen düşünce nedir? Açıklayınız. Metinden hareketle Ibn Sînâ'nın varlık görüşlerinin inanç ve akıl açısından önemi nedir? Değerlendiriniz. 55
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
56
MS 2. Yüzvıl-MS 15. Yüzvıl Felsefesi Metin Analizi Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. TUTARSIZLIĞIN TUTARSIZLIĞI Kısaca söylemek gerekirse onlara (filozoflara) göre (Tanrı'dan gelen) dinler; insanları, bütün insanların ortaklaşa olarak izleyebilecekleri yollardan bilgeliğe (hikmet) yönlendirdikleri için zo- runludur. Felsefe, mutluluğun yolunu kimi insanlara ussal olarak göstermektedir. Felsefenin isi, şeylerde bulunan incelikleri (hikmet) öğretmektir. Din ise tüm insanlığı bilgilendirme amacıyla gönderilmistir. Bununla birlikte hicbir din voktur ki bilge kisilere özeü konularda birtakım uyan- larda bulunmus olmasın ve aynı zamanda sıradan insanlarla da ilgilenmis olmasın. Toplumda elit sınıfın varlığının yetkinliği ve mutluluğa erişebilmesi yalnızca insanların geneli ile aralarında bulunan ortak yönlere bağlıdır. Bu nedenle elit sınıfın varlığı ve yaşaması için bir- takım genel bilgilerin ister çocukluk çağında ister gençlik çağında ya da uzmanlık alanına geçiş sırasında öğretilmesi zorunludur. Bir kimsenin erdemli olabilmesi için bu noktada karşısına çıkabi- lecek olan kimi bilgileri basite almaması, bunları en güzel bir biçimde yorumlaması (te'vil) ve bu bilgilendirmenin seçkin kimselere değil insanların genelik olduğunu bilmesi zorunludur. Ayrıca bir kimse tüm dinlerin gerçek olduğunu bilse de onun bu dinler arasından en üstün ola- nını seçmesi ve üstün olan dinin daha üstün bir din tarafından geçersiz kılındığını bilmesi zorun- ludur. Bu nedenledir ki insanlar arasında İskenderiye'ye (Felsefe Okulu'na) bağlı oldukları bilinen filozoflar, İslam dini kendilerine ulaşınca Müslüman olmuşlardır. Aynı şekilde Rum toprakları ola- rak bilinen yerlerde bulunan filozoflar da kendilerine Isa'nın dini ulaşınca Hıristiyan olmuşlardır. ( ... ) Vahiy alan kimseler arasında da bilgelik (hikmet-felsefe) hiç eksik olmamıştır. ( ... ) Her peygamber bilgedir (hakîm-filozof), her bilge peygamber değildir ama bunlar peygamberlerin va- risi olan bilgin kimselerdir. ( ... ) Tüm dinlerin kaynağı vahiydir, akıl ise vahyin ayrılmaz bir parçası- dır. Kım yalnızca akla dayanan bir dinin bulunabileceğini ileri sürerse bilmelidir ki böyle bir düzen, kaynağı hem vahiy hem akıl olan dinlerden kesinlikle eksik olacaktır. İbn Rüşd, Tehâfut et-tehâfut el-felâsife (Tutarsızlığın Tutarsızlığı) Metinde kırmızıyla yazılmış kavramlarla ne anlatılmak istenmiştir? Metinde altı çizili bölümde vurgulanmak istenen düşünce nedir? Açıklayınız. İbn Rüşd'e göre din ve felsefe ilişkisini değerlendiriniz. 57
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
57
2. UNITE 2.4. MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FELSEFESİNİN DÜŞÜNCE VE ARGÜMANLARINI DEĞERLENDİRME MS 2-15. yüzyıl felsefesine dair öğrenmiş olduğunuz bilgilerin pekişmesi için aşağıda metinler verilmiştir. Bunlardan hareketle tartışalım ve yazalım bölümlerini sınıf ortamında arkadaşlarınızla uygulayınız. Tartısalım Aşağıda verilen metinlerden ve açıklamadan yola çıkarak tasavvuf düşüncesindeki insan anlayı- şını tartışınız. Tartışmaya yönelik notlarınızı aşağıda verilen boşluğa yazınız. HACI BEKTÂS VELÎ Hak Subhânehû ve Teâlâ, adamı dört türlü nesneden yarattı, dört bölüğe ayırdı. Dört bölüğün de dört türlü ibadetleri, dört türlü arzuları ve dört türlü hâlleri vardır. Birinci bölük âbidlerdir. Bunlar din kavmidir ve asılları vel- dendir. Yel (hava), hem şifa verici hem kuvvettir. Bu sebeple bunlarda gece gündüz Hakk'ın ibadetinden ayrılmazlar. Yel esmeyince ekinler samanından ayrılmaz, bütün âlem kokudan helak olurdu. Oyle ki dünyada ne varsa helal, haram, temiz ve pis hepsi din ile malum olur. Çünkü din kapısı ulu kapıdır. İkinci bölük zahitlerdir. Bunların aslı ateştendir ve bunlar tarikat taifesidir. Bu sebeple gece gündüz yanmaları, kendilerini yakmaları lazımdır. Her kim bu dünyada kendisini yakarsa yarın ahirette türlü azaplardan kurtulacaktır. Şunu Grosal 24 iyi bilin ki bir kez yanan başka yanmaz. Üçüncü bölük, ariflerdir. Bunların Temsill Hacı Bektaş Vell aslı sudandır ve bunlar marifet taifesidir. Su, hem kendisi temizdir hem de temizleyicidir. Bu sebeple hem temiz olmalı hem de temizleyici. Dördüncü taife muhiplerdir. Bunlar hakikat taifesidir ve bunların aslı topraktandır. Toprak teslimiyet ve rızayı temsil eder. Bu yüzden muhipte teslimiyet ve rıza içerisinde olmalıdır. Hacı Bektâş Velî, Makâlât MEVLÂNÂ Ey insan, sen görünüşte maddi varlığınla "küçük bir âlem"sin. Fakat ma- nen, gerçek varlığınla "büyük bir âlem"sin. Görünüşte bir ağacın dalı, mey- venin aslı temelidir. Çünkü yemiş dalda bulunur. Fakat hakikatte o dal, o meyve için var olmuştur. Meyve elde etmek için bir meyli ve ümidi olmasaydı bahcıyan hic ağac diker miydi? Öyle ise görünüste mevye, ağactan mevdana geliyor da hakikatte o ağaç meyve çekirdeğinden doğmuştur. Mevlână, Mesnevi Sen cihanın hazinesisin, cihan ise yarım arpaya değmez. Sen cihanın temelisin, cihan senin yüzünden taptazedir. Divelim ki âlemi mesale ve ısık kaplamıs. Görsel 2.5 Çakmaksız ve taşsız olduktan sonra o, iğreti bir rüzgârdan başka nedir? Temsili Mevlână Mevlânâ, Rubâîler 58
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
61
2. ÜNİTE 15 ve 16. soruları aşağıda verilen metinden 13 ve 14. soruları asağıda verilen metin- den hareketle cevaplayınız. hareketle cevaplayınız. Kuzey: İnanca dayanan ve temeli olan (I) Fârâbî'nin "El -Medinetü'l Fâzıla" adlı düsüncelerin insanda farklı bir cazibesi vardır. eserine göre insan; akılsal tabiatı gereği dikkat- İnancın belli düzeyde aklın imkânlarını ve de- li ve analiz ederek düşünür. (II) Düşündüklerini neyimin gözlem gücünü kullanması, bunların birbirine bağlayarak sonuca gider. Sonuçlar, şüphe süzgecinden geçirilmesi onu vazgeçilmez insanda kacınma va da vönelim olusturur. (III) hâle getirir. Bevza: İnancı olusturmak ve Tanrı'vı anla- İnsanda duyuların ve haval etmenin sonucu oluşan iradi eylemler; derin düşünmeyi, arzu mak için varlıkları gözlemleme ve düşünme ve bilgiyi bir arada taşımalıdır. (IV) Böylece in- yoluna girildiğinde insanın sanat, fizik ve san eylemleri, mutluluk getiren ve iyi eylemler doğaya yönelmesi gerekir. Bu yolla Tanrı ve hâlini alır. Erdemli insan, kendini mutsuz eden âlem arasındaki uyumu, doğadaki nedenselli- eylemden kaçınıp akli seçimlere yönelmelidir. ği anlamak için gösterdiği çabanın insana bir (V) İnsanın varlığından güç toplayacağı bir cevabı olacak mıdır? maddeye gereksiniminin olmadığı mertebenin Zeynep: Tann yalnızca kendisinin ve yarat- adı mutluluktur. tıklarının bilinmesini istemez. İnsanın ruhsal ve dünyevi bakımdan doyuma ulaşmasını da ister. 13. Bu metinden hareketle Fârâbî'nin İnanç ve Tanrı ile ilgili düşünceler, açık zihin insanın mutluluğunu ve erdemini bağ- ve kavrayış yoluyla oluşur. Bu düşüncelerin ladığı eylem aşağıdakilerin hangisin- bilgisi, doğru kaynaklardan elde edilmelidir. Bu de verilmistir? bilgiler, dinî tecrübe sırasında bireysel seçimle- re dönüşür. A) Düsünme B) Akli seçim 15. Bu metne göre aşağıda verilen konuş- C) İradi eylem macılardan hangisinin fikri, inancın D) İdrak etme akılla anlaşılacağı konusunda kaygı E) Duyum veya hayal etme taşımaktadır? A) Kuzey 14. Epikürosçuluğun mutluluk için dünyevi B) Beyza hazlardan uzak durulması gerektiği dü- C) Zeynep şüncesi, inanç unsurlarını içine alan bir D) Kuzey ile Beyza E) Zeynep ile Kuzey havatın temeli olarak düsünülmüstür. Metinde verilen numaralandırılmış ifadelerin hangisi bu düşünceyle ben- 16. Metinde hangi felsefi probleme yer zerlik göstermektedir? verilmemiştir? A) I B) II C) III D) IV E) V A) Akıl-inanç B) Tanrı-âlem C) Yaratıcının varlığı D) İrade özgürlüğü E) Ruhun ölümsüzlüğü DEGERLENDİRME Çevaplarınızı cevap anahtarıyla karşılaştırınız. Yanlış cevap verdiğiniz ya da cevap verir- ken tereddüt ettiğiniz sorularla ilgili konuları veya faaliyetleri üniteye dönerek tekrarlayınız. Cevaplarınızın tümü doğruysa bir sonraki öğrenme faaliyetine geçiniz. 62
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
60
MS 2. Yüzyıl-MS 15. Yüzyıl Felsefesi Gazâlî ye İbn Rüsd'ün inanc-akıl iliskisi görüslerini karsılastırınız. 8. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. Patristik felsefe ile skolastik felsefe arasındaki temel farklar nelerdir? 9. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ID Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları okuyunuz ve doğru seçeneği işaretleyiniz. 10. Clemens'in "Anlamak için inanıyorum." 12. Hacivat ve Karagöz, gölge oyununda yargısını A. Thomas "İnanayım diye oldukça tanınan karakterlerdir. Perdenin biliyorum." yargısına dönüştürmüştür. arkasında zorunlu bir el tarafından hare- Bu dönüşümün akıl ile inanç ilişkisi ket ettirilmeye ihtiyaçları vardır. Onların varlık nedenleri izleyenleri düşündürme, açısından farkı aşağıdakilerin hangi- sinde verilmiştir? eüldürme ve sasırtmadır. Perdenin arka- sına geçemez ve kendilerine ruh veren A) Aklın inançtan önce gelmesi varlığı bilemezler. Oyunu bitiren elden B) İnancın akıldan önce gelmesi sonra ne Hacivat ve Karagöz'ün perdeve C) Akıl ve inancın birbiriyle acıklanması yansıyan gölgeleri ne de perde kalır. D) Akıl ile inancın alanlarının farklı Gölge oyunundaki perdenin on ve olması arkasında yer alan varlıkların varoluş- E) İnancın aklın sınırlarını geçmesi larında bahsedilen farklılık, aşağıdaki seçeneklerde verilen görüşlerden han- 11. Zihnin izlenimlerini kullanarak nesneler gisini açıklar? hakkında genel bilgiye ya da kavramlara ulaşılır. Bunlar aracılığıyla insan, gerçek- A) İbn Sînâ, "sudür görüşü" B) El Kindî, "yaratıcı-âlem görüşü" liğin evrensel bilgisini elde etme imkânı C) Augustinus, "ruhun ölümsüzlüğü bulur. Hristiyanlık felsefesinde bu konunun görüşü" işlendiği problem aşağıdakilerin hangi- D) Tertullian, "akıl-inanç görüşü" sinde yer almaktadır? E) İbn Haldun, "toplum ve devlet görüşü" A) Tümeller problemi B) Kötülük problemi C) Tanrının varlığı D) Ruhun ölümsüzlüğü E) Tanrı-evren ilişkisi 61
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
58
MS 2. Yüzyıl-MS 15. Yüzyıl Felsefesi BİR KEZ GÖNÜL YIKTIN İSE Bir kez gönül yıktın ise Yol odur ki doğru vara Yunus bu sözleri çatar Bu kıldığın namaz değil Göz odur ki Hakk'ı göre Sanki balı yağa katar Halka matahların satar Yetmiş iki millet dahi Er odur alçakta dura Yüceden bakan göz değil Yükü gevherdir tuz değil Elin yüzün yumaz değil Bir gönülü yaptın ise Erden sana nazar ola Yünus Emre Er eteğin tuttun ise İçin dışın pür nur ola Bir kez hayır ettin ise Beli kurtulmuştan ola Gorsel 2.8 Binde bir ise az değil Şol kişi kim gammaz değil Temsili Yûnus Emre Tartışma Notları ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・・ ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Yazalım MS 2-15. yüzyıl felsefesinin en önemli problemlerinden "inanç-akıl ilişkisi"ne yönelik "Anlamak için inanıyorum." sözünden hareketle felsefi deneme türüne uygun özgün bir metin yazı- nız. Daha sonra aşağıdaki Tablo 2.3'ü doldurup çalışmanızı sınıfta paylaşarak değerlendiriniz. Tablo 2.3: Özgün Metin Yazımı Sonrası İstenenler Başlık .............................................................................................................................................................................. Problemin Felsefedeki Yeri .............................................................................................................................................................................. Probleme Yönelik Fikirler .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. Kaynakca .............................................................................................................................................................................. દેવે
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
59
2. ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME A Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere doğru sözcükleri yazınız. 2-15. yüzyıl Hristiyan felsefesinde Tanrı'nın varlığına yönelik olarak ....................................................................................................... 1. ·············································································································································································· Hristiyan felsefesinin ilk dönemi ............................................................................................................................................ 2. Tümellerin ayrı bir varlık olarak Tanrı'nın zihninde olduğu düşüncesi ........................................................................................................ 3. munununun olarak adlandırılır. 4. İslam coğrafyasında Bağdat'ta bulunan ........................................................................................................................................ den biridir. Aşağıda Romen rakamlarıyla verilen önermeleri harf ile verilen felsefi akım ve filozofların isimleriyle eşleştirerek doğru harfi parantez içine yazınız. 5. Önermeler Kavram ve Filozoflar Kötülüğün insandaki irade I. ( ) zayıflığından kaynaklandığını a) A.Thomas ifade eden filozoftur. II. Tümel kavramların tek tek ) varlıklarda kavrandığını savunan b) Dehriyye ( görüştür. III. Alemin hådis (sonradan) c) Messâiyye ( ) olduğunu savunan filozoftur. IV. Akla dayanan inancı savunan ( ) c) Augustinus İslam felsefesi görüşüdür. V. Gerçek olan maddenin ezelî ) ve ebedî olduğunu savunan d) El Kindî ( görüştür. e) Kavramcılık Aşağıda verilen açık uçlu soruların cevaplarını ilgili alanlara yazınız. 6. MS 2-15. yüzyıl felsefesini önceki dönem felsefesinden ayıran temel farklar nelerdir? Açıklayınız. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ 7. 8-12. yüzyılda çeviri faaliyetlerinin İslam felsefesinin gelişmesine katkısı nelerdir? Açıklayınız. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. 60
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
64
15. Yüzyıl-17. Yüzyıl Felsefesi 3.1. 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNİN ORTAYA ÇIKIŞI 15-17. yüzyıl, bilei alanlarında hızlı ve köklü değişikliklerin olduğu bir dönemdir. Bu değişiklik- ler, bilgi alanları üzerinden çeşitli şekillerde topluma yansımış ve zamanla benimsenip bir yaşam kültürü hâlini almıştır. Bu değişimlerin izlerini sürebilmek ve dönemin felsefesini anlayabilmek için 12. yüzyıl çeviri faaliyetlerine ve MS 2-MS 15. yüzyıl felsefesinin etkilerine bakmak gerekir. Bu etki, en çok bu dönemin düşünür ve filozoflarında görülür (Tablo 3.1). Tablo 3.1: 15. Yüzyıl-17. Yüzyıl Düşünürleri ve Filozofları 1400 - Machiavelli (Makyevelli) (1469-1527) (1473-1543) N. Kopernik (Kopernik) (Mor) (1478-1535) T. More ÜZYIL- 17. YÜZYIL DÜŞÜNÜRLERİ VE FİLOZOFI 1500 - Montaigne (Monteyn) (1533-1592) (1561-1626) F. Bacon (Beykin) (1564-1616) W. Shakespeare (Sekspir) MS G. Galileo (Galile) (1564-1642) T. Hobbes (Habs) (1588-1679) R. Descartes (Dekart) (1596-1650) 1600 - Pascal (Paskal) (1623-1662) Spinoza (Sipinoza) (1632-1677) (Lak) (1632-1704) J. Locke (1643-1727) I. Newton (Nivhn) Leibniz (1646-1717) (Laypniz) 1700 65
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
62
FELSEFE 11 3 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL UN FELSEFESİ ÜNİTE KONULARI 3.1. 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNİN ORTAYA ÇIKIŞI 3.2. 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNİN AYIRICI NİTELİKLERİ 3.3. 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FİLOZOFLARININ FELSEFİ GÖRÜŞLERİNİN ANALİZİ 3.4. 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNİN DÜŞÜNCE VE ARGÜMANLARINI DEĞERLENDİRME TEMEL KAVRAMLAR ·Hūmanizm ·Bilim · Ütopya · Akıl 63
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
63
3. ÜNİTE Giris MS 2-15. yüzyıl arasında Avrupa'da egemen olan düşünsel yapı, 12. yüzyılla birlikte değişime uğramaya başlamıştır. Bu değişime yol açan temel unsur, toplumsal hayatta yaşanan gelişmelerdir. 15. yüzyıla gelindiğinde ilk olarak İtalya'da kendini hissettiren bu durum, zamanla Avrupa coğraf- yasını sarmıştır. Avrupa'da yaşanan bu döneme Rönesans adı verilir. Rönesans "yeniden doğuş" anlamına gelmektedir. Yeniden doğuş, MÖ 6-MS 2. yüzyıl felsefesi- nin yeniden ele alınmasını işaret eden bir kavramdır. Bu yüzyıl felsefesinin aklı temele alan yapısı, Rönesans'ın esin kaynağı olmuştur. Bu dönemde bir yandan MS 2-15. yüzyıl düşüncesinin etkileri görülmüş bir yandan da modern düşüncenin ilk örnekleri ortaya çıkmıştır. Avrupa'da bilimsel ge- lişmelerin felsefeye uygulandığı, din felsefesinden uzaklaşıldığı ve bilim felsefesine yaklaşıldığı görülmüştür. 15-17. yüzyıl felsefesi ünitesinde şu konular ele alınacaktır: İlk konuda 15-17. yüzyıl felsefesini hazırlayan düşünce ortamını açıklamak için 12. yüz- . yıldaki çeviri faaliyetleri üzerinde durulacaktır. Ardından MS 2-15. yüzyıl felsefesinin bu dönem felsefesi üzerindeki etkisi anlatılacaktır. . İkinci konuda bu dönem felsefesinin karakteristik özellikleri açıklanacaktır. Önce skolastik düşünce ile modern düşüncenin temel farkları sonra hümanizm, bilimsel yöntem, kartez- yen felsefe ve hukuk felsefesi üzerinde durulacaktır. G. Galilei, N. Kopermik, I. Newton ve E. Bacon'ın bilimsel çalışmalarının felsefesi üzerindeki etkilerine değinilecektir. . Üçüncü konuda örnek felsefi metinlerden hareketle filozofların felsefi görüşleri analiz edilecektir. . Son konuda 15-17. yüzyıl felsefesindeki örnek düşünce ve argümanlar felsefi açıdan değer- lendirilecektir. Bunun için ilk olarak F. Bacon'ın "Bilgi güçtür." sözünün olumlu ve olumsuz yönlerinin güncel hayattan örneklerle tartışılması sağlanacak, ardından da ütopya kavramı ve türleri üzerinde durularak özgün bir ütopya yazılması istenecektir. Hazırlık Çalışmaları 1. Toplumsal değişimi neler belirleyebilir? 2. Yeniliğe neden ihtiyaç duyulur? 3. Bir toplumda yapılan bilimsel çalışmalar o toplumun düşünsel gelişimine nasıl katkıda bulunur? Neler Öğreneceksiniz? . 15-17. yüzyıl felsefesini hazırlayan düşünce ortamını açıklamayı, . 15-17. yüzyıl felsefesinin karakteristik özelliklerini açıklamayı, 15-17, vüzvıl filozoflarının felsefi görüslerini metinlerden hareketle analiz etmevi. . . 15-17. yüzyıl felsefesindeki örnek düşünce ve argümanları felsefi açıdan değerlendirmeyi öğreneceksiniz. 64
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
65
3. ÜNİTE 12. YÜZYIL ÇEVİRİ FAALİYETLERİNİN 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNE ETKİSİ 12. yüzyıla doğru İslam dininin geniş bir coğ- rafyaya yayılması, beraberinde bilim ve felsefenin de bu coğrafyalarda gelişmesini sağlamıştır. Bu durum. Bağdat. Tunus. Toledo. Sicilya. Solerno gibi verleri bilim ve felsefenin merkezi konumuna getirmiş; astronomi, tıp ve felsefe gibi alanlarda gelişmeler olmuştur (Görsel 3.1). 12. yüzyıldan itibaren Batı; ilk olarak İslam ilimleri, Antik Yunan, Hint ve Mısır eserlerini Arapçadan kendi dillerine çevirmeye başlamıştır. Törsel 3 1 - Zevtunive Üniversitesi Tunus M8 7 Aralarında Müslüman, Yahudi ve Hristiyanların İbn Haldun burada öğrenim gören mütercim bir grup tarafından bulunduğu İslam düşünürlerinden biridir. Aristoteles'in "Metafizik", İbn Sînâ'nın "el- Kanun fi't Tıp" ve Sahl b. Bişr'in "Astronomi Risalesi", İbn Rüşd'ün "Aristoteles Şerhleri" gibi bilim ve felsefe eserleri öncelikle çevirilmiştir. Çeviri merkezlerinin kurulmasıyla Batı'da İslam filozoflarının görüşleri 17. yüzyıla kadar güçlü etkisini sürdürmüş ve üniversitelerde "İbn Rüşdeülük", "Avicenna Ekolü" gibi adlandırılmalar yapılmıştır. Genel olarak çeviri hareketleri 12. yüzyılda Afrikalı Konstantin'in Tunus'tan getirdiği tıp alanındaki eserleri Salerno'da Latinceye kazandırmasıyla başlamıştır. Zamanla çeviri hareketi Almanya ve Fransa'ya yayılarak 14. yüzyılda bütün Avrupa'yı etkisi altına almıştır. Bu etkinin oluşumunda Anadolu coğrafya- sının da payı vardır. Yunancadan Farscava cevirilen eserler. Tebriz ve Trabzon üzerinden Anadolu ile Bizans'a geçmiştir. Ayrıca ünlü matematikçi ve astronom Nasreddin-i Tusî'nin İslam âlimlerince prob- lemleri çözülmüş olan triyonometriye yönelik eserinin ilk kez Osmanlı Dönemi'nde çevirisi yapılmıştır. Çeviri hareketinin yoğun olarak 16-17. yüzyılın sonlarına kadar devam ettiği görülmektedir. İki kül- türün etkileşimi, Antik Yunan felsefesinin neredeyse tamamının Batı tarafından öğrenilmesini sağlamış ve dolayısıyla Rönesans'ın ortaya çıkmasının nedenlerinden biri olmuştur. Uygulama Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruyu cevaplayınız. 17. yüzyılda yaşamış filozof Digby, İbn Sînâ'nın ruh hakkındaki düşüncelerini ve onun uçan adam metaforunu yakından takip eder. Metaforda gözleri kapalı, kulakları işitmeyen, bedeninin herhanei bir noktası kendisine değmeyen, havada övlece salınan bir adam tasayyur edilir. Adam. bedene sahip olduğunu bilmiyor ancak düşünüyor, düşünü bilerek düşünüyor. Var olduğu- nu, bir başkasının onun varlığını onaylamasına ve kendisini inandıracak bir başka bilince gerek duymadan düşünüyor. "Digby, Ibn Sînâ'ya ait ruhun bedenden ayrı varlığı olduğu ve ruhun varlığının farkında oldu- ğuna dair kanıtlarını inceler. Ibn Sîna'dan esinlendiği şey "uçan adam" metaforudur. Kaleme aldığı denemesinde Ibn Sînâ'nın Latinceye çevirilen 'Almahad' ve Descartes'ın 'Metod' eserinde aynı tespi- tin bulunduğuna dikkat çeker. İkisi de aynı şeyi kastederek şöyle demektedir. Benliğimi yürümemi, konuşmamı, düşünmemi sağlayan kişiden (bedenden) soyutlasam; bacaklarım ve dilim olmayıp da yürüyemesem ama hayatta olsam bana sadece zihnim karşılık verecektir. Sonuçta aynı şey olarak kaldığımı, benliğimin kaybolmadığını bilirim." Veysel Kaya, Ibn Sînâ'nın Batı Dünyasındaki Etkileri Soru Digby'nin yorumundan hareketle filozofların düşüncelerinin biçimlenmesinde çevirinin etkisini tartışınız. હક
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
66
15. Yüzyıl-17. Yüzyıl Felsefesi 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNE ÖNCEKİ FELSEFİ DÖNEMLERİN ETKİSİ 15-17. yüzyıl felsefesi Batı ekseninde gerçekleşir. Rönesans ilk olarak İtalya'da ortaya çıkmış ve burada ilk örneklerini vermiştir. Rönesans'ın ortaya çıkışıyla ilgili birden çok etkenden bahsedil- mektedir. İslam coğrafyasından yapılan çeviriler, coğrafi keşifler, ekonomik faaliyetler ve siyasal hareketlilikler etken olarak gösterilebilir. Bu dönemde felsefe alanındaki değisimlerden önce bilim, sanat, din, ekonomi ve bunların bir sonucu olarak toplumsal hayat ve kültürel alandaki değişimden bahsedilmektedir. Rönesans, bir yandan zihniyet dönüşümlerinin yaşandığı bir yandan da toplumsal hayatın farklı yönetim dengele- rinin veniden olustuğu bir dönesans'ta vasanan değisimlere karsı baslarda kilisenin birev üzerindeki baskısı artmış ama 18. yüzyıla doğru bu baskı zayıflamıştır. Yine bu dönem felsefesinde ulus bilincinin oluşmaya başladığı görülmüştür. 15-17. yüzyıl felsefesini daha iyi anlamak için MÖ 6-MS 2. yüzyıl ve MS 2-MS 15. yüzyıl felsefe- lerine bakmak gerekir. Tüm felsefe tarihini etkileyen Platon ve Aristoteles'in etkisini 15-17, vüzvil felsefesinde vakın- dan görmek mümkündür. Bu etki daha çok İslam felsefesi üzerinden yapılan çevirilerle kendini gösterir. Antik Yunan düşüncesinin hem orijinal hem de yeni yorumuyla tanışan Batı coğrafyası bu felsefelerde oluşan düşünceler çerçevesinde hızla gelişir. Platon ve Aristoteles akademileri kurulur ve onların felsefeleri üzerine yoğunlaşılır. Bu durum zamanla kilisenin etkisinin azalmasına, insan aklını merkeze alan hümanizm anlayışının doğması ve gelişmesine neden olmuştur. MS 2-MS 15. yüzyılda Hristiyan felsefesinin başlarında sadece inançsal doğruların kesin olduğu ve inancın anlaşılabilmesi için de aklın kullanılması gerektiği düşüncesi vardır. İslam felsefesinin akla verdiği önemle yani inançsal doğruların yanında zorunlu olarak akılsal doğruların da var oldu- ğu düşüncesiyle değişime uğramıştır. Hristiyan felsefesinin sonlarına doğru özellikle Aquinalı Thomas'ın inancın Tanr'yı, aklınsa Tanrı'nın yarattıklarını bilmekle ilgili olduğu düşüncesi; bu değişimin 15-17. yüzyıl felsefesine kay- naklık etmesini sağlamıştır. 15-17. yüzyıl felsefesini, MS 2-MS 15. yüzyıl felsefesinin devamı olarak görmek hatalı olur. Çünkü 15-17. yüzyıl felsefesi çoğunlukla o dönemin reddedilmesine dayanır. Akıl giderek inançtan bağımsızlaşmış ve bu dönemin karakteristiğini oluşturmuştur. Görsel 3.2: Leonardo da Vinci'nin notlarından alınan bir makine tasarımı 15-17. yüzyıl felsefesi, bir önceki dönemin düşünsel yapısından kopuşun başladığı ancak hâlâ izle- rinin görüldüğü geçiş dönemidir. Değişimin ilk izleri sanat alanında görülmüştür. Sanatın birçok ala- nında bugün hâlâ yoğun ilgi gören eserler o dönemde yapılmıştır. Edebiyatta Cervantes (Servantes) ve Dante (Dante), tiyatroda Shakespeare (Sekspir), resimde Leonardo da Vinci [Leonardo da Vinci (Görsel 3.2)], mimaride P. Brunelleschi (Burnoleski), heykel ve resimde Michelangelo (Mikelancelo) gibi büyük sanatçılar Rönesans Dönemi'nde vermiştir. Tüm bu değişimler bu dönem felse- fesinin oluşmasını sağlayan diğer önemli etkenlerdir. 67
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
70
15. Yüzyıl-17. Yüzyıl Felsefesi Bilimsel Yöntem 15-17. yüzyılın en büyük başarısı bilimde olmuştur. Rönesans, diğer birçok alana olduğu gibi MS 2-15. yüzyıl Hristiyan düşüncesinde şekillenen bilim anlayışına da karşı çıkmıştır. Skolastik düşünce, deney ve gözlem yerine otorite kabul ettikleri bilimsel konularda açıklama yap- maya çalışmıştır. Rönesans düşüncesi ise bilimde otorite olmuş bilgilere değil deney, gözlem ve hesaplanabilir bilimsel çalışmalara yönelmiştir. 15-17. yüzvıl, bilim ve bilimsel yöntemin eelistiği dönemdir. Gözlem, kontrollü deney, hipotez ve matematiksel hesaplama; bilimin yöntem kazanmasına katkı sağlamıştır. Gözlem, eski çağlardan bu yana yapılan bilimsel çalışmanın aşamasıdır. Rönesans'ta bilimin yöntem kazanması özellikle astronomi ve anatomi konusunda ciddi bilgiler oluşturulmasını sağlamıştır. Kontrollü deneyler ise özellikle fizik alanında bilimsel hesaplamalar vapılmasını, gecici acıklama modeli olan hipotezlerin doğrulanmasını sağlayan bilimsel araştırmanın önemli bir basamağıdır. Gözlem, kontrollü deney ve hipotez sonrası yapılan matematiksel hesaplamalar bilimsel bilginin güvenilirliğini oluşturmuştur. 17. yüzyıl düşünce dünyasının ve modern felsefenin ilk filozoflarından Francis Bacon, bilginin güç için olduğunu ifade edip doğanın bilgisine ulaşmanın en güvenilir yolunun bilim olduğunu ve bilimsel yöntemin bu bilgiyi sağlayabileceğini savunmuştur. Bacon, bilimsel yöntemi aklın bir aracı olarak ifade etmiştir. Kartezyen Felsefe Descartes felsefesi olarak bilinen kartezyen felsefe, kesin bilginin varlığını ortaya koymaya ça- lışan yöntemli bir felsefedir. Bu yöntem, her türlü bilgiden şüphe duymak suretiyle yanılgılardan kurtulup sağlam bir temele ulaşmayı ve bu temele dayanarak doğru bilgilerin oluşmasını içerir. Başka bir ifadeyle Descartes, bilgilerden şüphe ederek kendisinden şüphe edilmeyen bilgilere ulaş- maya hedefler. Bu şüphe, bazı sofistlerde olduğu gibi mutlak değil metodik bir şüphedir. Metodik şüpheyi kendi üzerinde deneyen Descartes, bildiği ve duyumsadığı her şeyden kuşku du- yabileceğini ancak son noktada kuşkudan, Varlık kuşku duymakta olan kendinden ve tüm süreç bovunca gerçeklestirdiği düsünme evleminden asla kuşku duyamayacağını belirtir. Bu duru- mu "Düşünüyorum, o hâlde varım." sözüy- le ifade eder. Dolayısıyla insanın akıl yoluyla Yaratan Töz Yaratılan Tözl kesin bilgilere ulaşabileceğini ve bu bilgilere davanarak vasamı bovunca elde ettiği bilgile- rin doğruluğunu ortaya koyabileceğini iddia Madde Ruh eder. Descartes'ın kartezyen felsefesi düşünen "ben"i temele alan, onu özneleştiren bir sonuç Şekil 3.3: Varlığa yönelik tözler doğurur. Bilginin merkezinde olan özne, varlık hakkındaki gerçeklerin bilgisini akıl yoluyla elde etmeye çalışır. Ayrıca ona göre varlık alanında iki ana töz vardır: yaratan töz ve yaratılan tözler. Yaratan töz, kendinden başka hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve her şeyi yaratan sonsuz tözdür. Yaratılan töz ise birbirine indirgenemeyen iki alt tözden oluşan ve aynı zamanda sonlu olan ruh ve madde tözleridir (Şekil 3.3). Ruh akla karşılık gelen, düşünen; madde ise uzayda yer kaplayan tözdür. Dolayısıyla Descartes, düalist bir anlayıs sergiler. Hukuk Felsefesi Rönesans'ta reform hareketleri, devlet ve hukuk üzerine düşüncelerin artmasını sağlamıştır ve bunun doğrultusunda kilisenin gücü giderek azalmıştır. Siyaset kapsamında devlet ve hukuk üze- rine Niccolo Machiavelli ve Thomas Hobbes'un görüşleri önemlidir. Machiavelli, İtalya'nın güçlü bir prens tarafından yönetildiği zaman ulusal birliğin sağlanabi- leceğini ileri sürer. Prensin mutlak güç sahibi olması gerektiğini ve bütün kurumların ona bağlı olmasının zorunlu olduğunu belirtir. Ona göre “Amaca ulaşmak için her yol mübahtır." ve prens bu ilkeye göre devleti yönetmelidir. 71
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
71
3. ÜNİTE Hobbes'a göre devletin ortaya çıkması zorunludur. Devlet görüşünü doğal bir durum içinde insanı tanımlamasıyla başlatır. İnsanların doğal durumda eşit olduklarını, kendi istek ve amaçla- rı doğrultusunda birbirleriyle mücadele ettiklerini belirtir. Doğal durumda herkesin her şey üze- rinde hakkı olduğunu ama menfaatlerin catısmasıyla güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya kaldık- larını söyler. Hobbes, herkesle savaştığı bir ortamı "İnsan, insanın kurdudur." şeklinde betimler. Can güvenliği olmadığı için insanların zorunlu olarak haklarını bir yöneticiye veya bir sınıfa devrederek yapay olan devlet sistemine geçtiklerini belirtir. Devletin mutlak güç olduğunu söyleyen Hobbes, bu gücün kaynağını insanların aralarında yaptığı toplumsal sözleşmeye bağlar. Egemenliğin kavnağı bu sözlesmedir. Hukuk felsefesi açısından 15-17. yüzyıl felsefelerinde ütopyalarla karşılaşılır. Ütopya, hayalî bir devlettir. İdeal yönetim ve toplum, bu hayalî devlette tasarlanır. Bunlar arasında Thomas More'un "Ütopya" adlı eseri, hem bu tür eserlere isim olması hem de oluşturduğu devlet ve toplum kurgu- suyla dönemin siyasal yapısını eleştirmesi bakımından önemlidir. More, özel mülkiyetin her türlü mutsuzluğun kaynağı olduğu görüşündedir. O, eserinde ütopya ismini verdiği bir ada ülkesi ta- sarlar; bu ülkede özel mülkiyet yoktur. Eşitlikçi zihniyette düzenlenmiş bu adada herkes gücünün yettiği şekilde çalışır. Yöneticilerin halk tarafından secilmesi gerektiğini belirten More, demokratik ve sosyal bir devlet önerir. ÜTOPYALAR İstenen Ütopyalar İstenmeyen Ütopyalar Devlet (Platon) Cesur Yeni Dünya (A. Huxley) . . El Medinetü'l Fâzıla (Fârâbî) . 1984 (G. Orwell) . Utopya (T. More) . Günes Ülkesi (Campanella) Yeni Atlantis ( F. Bacon) Sekil 3.4: Ütopya türleri Ütopya tarzında yazılan eserler, insanlar için ideal olan anlayışları içerir. Onerilen sistemde insan değerlidir ve adalet hâkimdir. Bu eserlerin önemi, iyi bir yasam düzeni kurulmasına düşün- sel bir katkı sağlamasıdır. T. More'dan önceki dönemlerde de bu tip eserler yazılmıştır. Platon'un "Devlet" ve Farabi'nin "El Medinetü'l Fazıla" eserleri bunlardan bazılarıdır. İnsanlar, tarih boyunca ideal yaşam alanları kurmak istemiştir. Ütopyalar, ideali isteyenle tam tersi durumu öngören anlatılar olarak zamanla ikiye ayrılmıştır (Şekil 3.4). Ters ütopya, korku ütopyası veya istenmeyen ütopya olarak isimlendirilen bu ikinci tip ütopyalar; var olan siyasal durumun daha da kötüye gideceğini anlatan toplum tasarımlarıdır. 72
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
68
15. Yüzyıl-17. Yüzyıl Felsefesi 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNDE ÖNE ÇIKAN GÖRÜŞLER Her dönemde felsefenin etkilediği ve etkilediği alanlar bulunur. 15-17. yüzyıl felsefesini de bilim etkilemiştir. Bu dönem felsefesini açıklayabilmek için öne çıkan hümanizm, bilimsel yöntem, kartezyen felsefe ve hukuk felsefesi gibi konulara değinilmesi gerekir (Şekil 3.1). 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNDE ÖNE ÇIKAN GÖRÜŞLER Kartezyen Hukuk Felsefe Hümanizm Bilimsel Yöntem Felsefe Sekil 3.1: 15. yüzyıl-17. yüzyıl felsefesinde öne çıkan görüşler Hümanizm Hümanizm anlayışı, insanı MS 2-MS 15. yüzyıl felsefesinin doğmatik etkisinden uzaklaştıran ve Antik Yunan felsefesine geri götüren bir düşünüşün sonucudur. Bu geri dönüş, insanı ve evreni yeniden yorumlama anlamı taşır. Hümanizm bir felsefe değil bir yönelimin adlandırılmasıdır ve insanı özneleştiren bir çaba içerir. İnsanın merkeze alının öne çıkarıldığı bir bakış açı- sıdır. Bu bakış açısı, yeni hayat anlayısı ile insan ve dünya üzerine felsefe yapma isteğinden oluşur. Hümanizm, ilk olarak bugünkü İtalya'da ortava çıkmıstır. Bu coğrafyada yapılan ceviri faaliyet- leri ve Antik Yunan düşüncesine dayanan felsefi arka plan bu çıkışın belirgin nedenleridir. Felsefeye dair ilk çalışmalar, Floransa'da kurulan Platon Akademisi'nde görülmüştür (Görsel 3.3). Burada Platon'un tüm eserleri çevirilmiş ve Platon felsefesi bütün Avrupa'ya yayılmıştır. Benzer bir durum da Aristoteles felsefesinde görülmektedir. Aristoteles'le ilgili Ibn Rüşd'ün yorum- larına yönelme Aristoteles düşüncesinin yeniden ele alınmasını sağlamıştır. Bu yönelimle skolastik felsefenin Aristoteles yorumundan uzaklaşılmış ve Aristoteles yeniden yorumlanmıştır. Hümanizm düşüncesinde skolastik düşünce tarzı reddedilmiştir. Özellikle kilisenin otorite ola- rak görülmesine karşı çıkılmıştır. Bazı hümanist düşünürlere göre kilisenin otoritesi ve uygulama- ları insanları asıl olan inançtan uzaklaştırmıştır. Bu düşünceler, reform düşüncelerine de temel oluşturmuştur. Hümanizm özellikle sanat alanında kendini göstermiş, yeni düşünceler sanatsal ürünlerde ifade edilmeye başlanmıştır. Bu dönemle birlikte MS 2-MS 15. yüzyıl felsefesinin geri plana attığı kuşkucu felsefe yeniden önemli hâle gelmiştir. Görsel 3.3: Floranss દિવે
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
69
3. ÜNİTE Uygulama W. Shakespeare'in Hamlet eserinde yer alan hümanizmle ilgili olduğunu düşündüğünüz sözle- rin altını çiziniz ve ilişkisini alt tarafa açıklayınız. Olmak ya da Olmamak Kim katlanırdı, bu yorgun yaşamın yükü altında homurdanıp terlemeye, Olümden sonraki bir şeyin korkusu olmasaydı? Sınırlarını bir geçenin bir daha dönmediği O bilinmeyen ülkenin korkusu kafamızı karıstırıp. Bizleri, tanımadığımız dertlere koşup gitmektense. Başımızdakilere katlanmak zorunda bırakmasaydı? .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. İşte bunları düşündükçe Var olmak ya da olmamak, mesele bu. Odlek olup çıkıyoruz hepimiz. Gözü dönmüş talıhın sapanına, oklarına, İcin için katlanmak mı daha soylu. Ve iste böyle kararlılığın doğal rengi. Şu fani bedenden sıyrılıp çıktığımızda, Endişenin soluk gölgesiyle bozuluyor; Göreceğimiz rüyalar bizi duraksatır ister Bulutları hedef alan büyük ve iddialı atılımlar Bu yüzden yörüngesinden sapıyor istemez. İşte felaketi onca uzun ömürlü kılan da bu. Ve bir girişim olmaktan çıkıyor adları. Kim katlanırdı yoksa zamanın kırbaçlarına, Hey, o da kim? Güzel Ophelia! ... küfürlerine, Peri kızı, dualarında benim günahlarımı da unutma. W. Shakespeare, Hamlet ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | .............................................................................................................................................................................. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ 70
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
67
3. ÜNİTE 3.2. 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNİN AYIRICI NİTELİKLERİ 15-17. yüzyıl felsefesini anlayabilmek için öncelikle skolastik düşünceyle olan farkının bilinmesi gerekir. Özellikle hümanizm ve bilimsel yöntem gibi konuları incelemek ayrıca bu dönem yaşamış bilim insanlarını da yakından tanımak faydalıdır. SKOLASTİK DÜŞÜNCE İLE MODERN DÜŞÜNCENİN TEMEL FARKLARI Skolastik, 2-15. yüzyıl felsefesinin sonunda Hristiyan felsefesi için kullanılan terimdir. Terim anlamı "okul felselesi"dir. Dönemin sonunda açılan üniversiteler, skolastik felsefenin en iyi anla- sıldığı ver olmustur. Skolaştik felsefe. Hristiyan inancı öğretilerini akılla anlaşılır kılma çabasının sonucudur. Skolastik felsefede teoloji egemendir. Felsefi açıklamalar dinsel kabullerin doğrultu- sunda yapılmaktadır. Akıl-inanç probleminde aklın yetersizliği vurgulanmış, bu eksikliğin inançla tamamlanabileceği düşünülmüştür. Sadece aklın yetersizliği değil bireyin de yetersiz olmasından kiliseye tam bağlılığın esas alınması gerektiği savunulmuştur. Skolastik düşünce, bireysel hayatla birlikte toplumsal hayatın bütününde de etkilidir. Yönetim, ekonomi ve hukuk eibi alanlarda da din tek belirleyici unsurdur. Bu dönemde bilimsel çalışmalara ihtiyaç duyulmamış, doğaya yönelik açıklamalarda Aristoteles'in fizik görüşünde olduğu gibi bazı bilimsel savlar, tartışmasız olarak doğru kabul edilmiştir. Skolastik Dönem sonrası bu skolastik düşünceye ait olan tüm unsurlarda değişim yaşanmıştır. Rönesansla baslayıp 17. vüzvılda pekisen düşünce sistemine modern düşünce adı verilir. Skolastik felsefenin düşünce alanında ve hayatın tüm yönlerinde etkili oluşu, modern düşüncenin yarattığı değişimin yine hayatın her yönünde etkili olması sonucunu doğurmuştur. Modern düşüncede felse- fe, bilimi temel almıştır. Birey ve bireyin düşüncesi tüm yönleriyle öne çıkarılmıştır. Aklın bilimsel yöntemi kendine kılavuz etmesi beklenmektedir. Farklı iki alan olan inanç ve aklın bilgisiyle ilgili olduğu düşünülen bu durum, birbirinden ayrı konumlandırılmıştır. SKOLASTİK DÜŞÜNCE MODERN DUSUNCE Felsefenin konusu dindir. Felsefenin konusu insan, doğa ve evrendir. Teoloji, felsefeye egemendir. Bilim felsefeyi etkilemiştir. Doğa, din ve akıl ile açıklanabilir. Doğa, deney ve akılla açıklanabilir. Hayatın tüm unsurları dine bağlıdır. Toplumsal hayat dünyevidir. Birey geri plandadır. Birey ön plana çıkmıştır. Bilim, Tanrı'nın yarattığını anlamak için Bilim, sağlayacağı yarardan dolayı önemlidir. önemlidir. Düşünürler, otoriteye bağlı değildir. Düşünürler, kiliseye bağlıdır. İnanç merkezlidir. İnsan merkezlidir. Hukuk, kilisenin etkisindedir. Hukuk alanında devlet belirleyici unsurdur. દક
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
75
3. ÜNİTE 3.3. 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FİLOZOFLARININ FELSEFİ GÖRÜŞLERİNİN ANALİZİ 15. yüzyıl 17. yüzyıl felsefi döneminde yapılan felsefe tartışmalarını daha iyi anlamak için aşağıda o döneme ait metinler verilmiştir. Bunlara yönelik hazırlanmış metin analizi uygulamalarını yapınız. Metin Analizi Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. İNSAN BİLGİSİNİN İLKELERİ 1. Gerçeği arayanın yaşamında bir kez tüm nesnelerden gücü yettiği ölçüde kuşku duyması gerekir. 2. Bu nedenle kendilerinden kuşku duyulan tüm nesnelere yanlış gözüyle bakmak da yararlı olur. 3. Bu kuskuyu hicbir zaman islerimizi vönlendirmede kullanmamalıyız. Çünkü ( ... ) doğruya yakın kanılara göre hareket etme zorunda olduğumuz açıktır. 4. Duyulur nesnelerin gerçeğinden niçin kuşkulanılabilir? Çünkü ilkin duyularımızın bircok kez bizi yanılttığını denevimlerle gördüğümüz için onlara isterse tek bir kez bile yanıltmış olsalar da fazla inanmak toyluk olur. 5. Neden matematiğin kanıtlarından da kuskulanılabilir? Matematiğin kanıt ve ilkelerinden bile çoğu kişiler bu konular üzerinde usavurma yaparken aldanmış oldukları için onlardan yine kuşkulanacağız. 6. Kuşkulu şeylere inanmaktan sakınmamıza olanak tanıyarak aldanmamıza engel olan özgür bir tutumumuz vardır. 7. Var olmasaydık kuşku duyamazdık, bu da edinebileceğimiz ilk doğru bilgidir. Düşünülen şeyin düşünürken gerçekten var olmadığını kavramak bize o denli aykırı geliyor ki en şaşılası varsayımlara karşın şu "Düşünüyorum, o hâlde varım." sonucunun doğru olduğuna ve bunun düşüncelerini bir sıra içinde yönlendiren ve yöneten bir kimseye görünen ilk doğru sonuç olduğuna inanmaktan kendimizi alıkoyamıyoruz. Descartes, Felsefenin Ilkeleri Metinde kırmızıyla yazılmış kavramlarla ne anlatılmak istenmiştir? Metinde altı çizili bölümde vurgulanmak istenen düşünce nedir? Açıklayınız. Descartes, var olmanın kanıtı olarak ileri sürdüğü fikirlerini nasıl temellendirmiştir? 76
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
72
15. Yüzyıl-17. Yüzyıl Felsefesi Uygulama Balık kılçığı diyagramında modern düşüncenin ortaya çıkmasına yönelik "üst nedenlerden" üçü verilmiştir (Şekil 3.5). Aşağıda karışık olarak verilen "alt nedenleri" ilgili olduğu "üst nedenlerle" eşleştiriniz. Diyagramda boş bırakılan dördüncü üst nedeni ve ona yönelik iki alt nedeni belirleyi- niz. Diyagramı doldurduktan sonra nedenlerin ortaya çıkardığı sonuçlar hakkında değerlendirme- lerinizi yazınız. Alt Nedenler 1. Kilisenin bazı düşünceleri aykırı bulması 2. Felsefenin toplumsal ve siyasi alana yönelmesi 3. Bilimin kilise etkisinden uzaklaşmaya başlaması 4. Kilisenin Hristiyanlık inancını güçlendirme çabası 5. Bilimsel açıklamalarda kilise adamlarının yetersiz kalması 6. Felsefenin konularının insana dönmesi 7 . .......................................................................................................................................................................... 8. ........................................................................................................................................................................... Bilim Felsefe Modern Skolastik düşünce nasıl dusunce oluşmuştur? Kilise Sekil 3.5: Balık kılçığı Sonuç Olabilecek Düşünceler 1. Kilise tarafından bazı düşünceler yasaklanmıştır. 2. ........................................................................................................................................................................... 3. ........................................................................................................................................................................... 4. ........................................................................................................................................................................... 5. ........................................................................................................................................................................... 6. ........................................................................................................................................................................... 7 . .......................................................................................................................................................................... 8. .............................................................................................................................................................................. 73
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
73
3. ÜNİTE BİLİMSEL ÇALIŞMALARIN 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNE ETKİSİ 15-17. yüzyıl felsefesi dönemine kadar Aristoteles etkisi altında Ptolemy (Batlamyus) tarafın- dan ileri sürülen dünya merkezli evren sistemi kabul edilmiştir. Yasaları birbirinden farklı Ay altı ve Ay üstü olmak üzere iki ayrı evrenin tasarlandığı bu sistemde Güneş ve diğer gök cisimlerinin Dünya'nın etrafında döndüğü ileri sürülmüştür. İkili evren anlayışına karşı çıkan Kopernik, gök cisimleriyle dünyadaki cisimlerin fiziksel özel- liklerinin aynı olduğunu savunmuş ve evrenin Dünya merkezli değil Güneş merkezli olduğunu belirtmiştir. Kopernik'in bu düşüncesi, düalist (ikicilik) evren anlayışından monist (tekçi) evren anlayışına geçilmesinde etkili olmuştur. Aynı zamanda insanın merkeze alındığı bir felsefi anlayışın doğmasına da öncülük etmiştir. Aristoteles'e diğer bir elestiri de Francis Bacon tarafından getirilmistir. Bacon. Aristoteles'in "tümdengelim" yöntemine karşı "tümevarım" yöntemini öne sürmüştür. Bilimsel araştırmada ol- guların bir araya getirilmesi ve belli bir kurala göre düzenlenmesi gerektiğini düşünen Bacon, tü- mevarım yöntemiyle yanlış yargılardan kurtulmanın mümkün olduğu görüşündedir. Bacon, doğru düşünmenin önünde engel olan ön yargılara "idoller" adını verir. Ona göre tümevarım yöntemiyle doğanın doğru bilgisine ulaşabilmek için ilk önce idollerden kurtulmak gerekir. Bacon bu düşünce- leriyle bilimsel araştırmanın önünü açmış ve ona yöntem kazandırmıştır. Bununla beraber felsefe- de empirizm düşüncesinin gelişmesine de destek sağlamıştır. 15-17. yüzyıl felsefi döneme kadar etkili olan Aristotelesçi ev- ren modeline karşı Kopernik'le başlayan eleştiri, Galileo ile birlik- te hızla gelişmiş ve Aristotelesçi evren modelini kökten değişime uğratmıştır (Görsel 3.4). Galileo, hem felsefede hem de mekanik alanda vapmıs olduğu calısmalarıyla bilinir. Bilimsel calısmalarını olgu ve gözleme dayandıran Galileo, aynı zamanda doğayı ma- tematiksel bir dil ile de açıklamaya çalışmıştır. Bu düşünceleriyle felsefede matematiksel düşünce modellerinin gelişmesine katkı sağlamıştır. Özellikle Descartes'ın mekanik doğa felsefesi bu ma- tematiksel model üzerine şekillenir. Galileo'nun bilimsel çalışmalarından öne çıkanlar arasın- da onun "eylemsizlik ilkesi" ve "serbest düşme yasası" gelir. Cisimlerin hareketi üzerine şekillenen bu çalışmalar, daha sonra Isaac Newton'la beraber hareket yasalarına dönüşmüştür. Görsel 3.4: Galileo Galilei 15-17. yüzyıl felsefesi döneminin düşüncelerinden beslenen Newton, cisimler nasıl düşer sorusunu bilimsel açıdan ele almış ve "Kütle Çekim Yasası"nı keşfetmiştir (Görsel 3.5). Cisimlerin ha- reketlerini açıklayan Newton, geleneksel felsefenin metafiziksel açıklamalarını eleştirmiş ve felsefede nesnelere yönelik nedensel açıklamaların gelişmesine katkı sağlamıştır. Newton'un fiziksel, mekanik ve düzenli evren anlayışı kendisiyle aynı dönemde ya- şamış filozoflardan olan Leibniz tarafından ele alınmış ve felse- fi anlamda geliştirilmiştir. Bu anlayış bilim ve felsefeyi derinden etkilemistir. 15-17. yüzyıl felsefi döneminde yapılan bilimsel çalışmalar, bu dönem felsefesinin gelişmesinde önemli bir role sahiptir. Fizik ve astronomi alanında cisimlerin hareketi üzerine yapılan çalışma- lar, kimyada maddenin yapısı ve özellikleri, biyolojide canlıların gelişimi gibi bilimsel çalışmalar felsefede varlığın algılanışını de- ğiştirmiş ve ona yönelik düşünceleri şekillendirmiştir. Görgel 3.5: Isaac Newton 74
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
76
15. Yüzyıl-17. Yüzyıl Felsefesi Metin Analizi Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. AHLAK Yaşamımızda anlama yetimizi yani aklımızı elimizden geldiğince mükemmel kılmak bizim için her şeyden faydalıdır. Hatta en büyük insani mutluluk (yüce mutluluk (yüce mutluluk) bundan ibarettir. Gerçekten de mutluluk, Tanrı'yı sezgisel olarak bilmekten doğan ruh huzurundan başka bir şey değildir. Aklımızı mükemmel kılmaksa Tanrı'yı, onun sıfatlarını ve onun doğasının zorunluluğundan kaynaklanan edimlerini (eylemlerini) anlamaktır. ( ... ) İnsan doğanın bir parçasıdır ve doğa yasaları, insan doğasını kendine itaat etmeye ve hemen hemen her yola başvurarak kendisiyle uyumlu olmaya zorlar. ( ... ) Doğa'da kötü olduğuna karar verdiğimiz ya da var olma ve akıl temelli bir yaşam sürme çabasına ket vuracağını düşündüğümüz her şeyden kendimizi daha güvende hissedeceğimiz bir yol tutup uzaklaşmalıyız. ( ... ) Kendi hayrına olacağını düşündüğü her şeyi yapabilmek mutlak anlamda herkesin en doğal hakkıdır. ( ... ) Anlama yetisi olmadan akli bir yaşam da mümkün değildir. Şeyler insanın zekâyla belirlenen zihinsel bir yaşamdan haz almasına yardımcı oldukları ölçüde iyidir. Ama onu aklını mükemmelleştirmek ve akli bir yaşamı doya yaşamaktan alıkoyan şeyler varsa işte bir tek bu türden şeylere ben kötü derim. ( ... ) Insanın doğanın bir parçası olmaması ve onun ortak düzenine uymaması imkânsızdır. İnsan, doğasının anlaştığı bireyler arasında yaşıyorsa bu durum onun etkinlik gücüne yardımcı olacak ve onu besleyecektir. Ama doğasının hiç anlaşamadığı bireyler arasında yaşıyorsa kendi doğasını büyük ölçüde değiştirmeden kendisini onlara uyduramaz. ( ... ) Cahiller arasında yaşayan özgür bir insan mümkün mertebe onların yapacağı iyiliklerden uzak durmaya bakar. Herkes kendi düsüncesine göre nevin ivi olduğuna karar verir. ( ... ) Sadece özeür insanlar birbirlerinin kadrini bilir. Sadece onların birbirlerine yararı dokunur ve çok güçlü bir dostluk bağıyla birbirlerine sımsıkı bağlıdırlar. Böyle insanlar birbirlerine besledikleri aynı yoğunluktaki sevgiyle karşılıklı yardımlaşmak için çabalarlar. ( ... ) Kör bir arzunun tutsağı olan insanların birbirlerine gösterdiği kadirşinaslıktan öte bir pazarlık meselesi ya da bir rüşvettir. Spinoza, Etika Metinde kırmızıyla yazılmış kavramlarla ne anlatılmak istenmiştir? Metinde altı çizili bölümde vurgulanmak istenen düşünce nedir? Açıklayınız. Spinoza'nın ahlak görüşünü insanın tabiatla olan ilişkisi bakımından değerlendiriniz. 77
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
74
15. Yüzyıl-17. Yüzyıl Felsefesi Uyqulama Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. BİLİM FELSEFESİ 15-17. yüzyıl bilim insanlarından ilki Kopernik'tir. Ptolemy (yer merkezli evren) sistemini in- celerken öğretinin yetersiz yanlarını geliştirmek için merkeze "Günes"i koyan Kopernik, otoriteler tarafından kınama ve alay etme tepkileriyle karşılaşır. Kopernik eserlerinde mistik bir ifadeyle güneşi şöyle tasvir eder: "Evrenin merkezine güneş taht kurmuştur. Bu görkemli tapınakta her şeyi bir anda avdınlatan "Günes" dediğimiz nur kütlesi için daha saygın bir konum düsünülebilir miv- di? Güneşi evrenin lambası, bilge yöneticisi diye övenler olmuştu. Güneş gerçekten tah- tına kurulmuş sultan gibi çevresinde dolaşan gezegenleri çocukları gibi yönetir." Insanlığın mutlu ve aydınlık geleceğine yönelen aklı ve güvenilir bilgilerden, yer- lesik tabulardan kurtarmak gerektiğini ifade eden E Bacon, bu doğrultuda bilim insanına bilimsel olma yönünde yeni bir amaç belirler. "Bilim insanı ne ağını içinden çekerek ören örümcek gibi ne de çevresinden topla- dığıyla yetinen karınca gibi davranmalıdır. Bilim insanı topladığını işleyen, düzenleyen bal arısı gibi yapıcı bir etkinlik içinde olmalıdır." Galilei, hızla yayılan eserlerinin kilise tarafından onaylanmış resmî görüşe ters düştüğü gerek- çesiyle engizisyon mahkemesine çıkarılır. Ağırlaştırılmış ceza karşısında düşüncelerini geri alması ve pişmanlığını dile getirmesi şartıyla serbest bırakılacağı belirtilir. "Ben Galileo Galilei; geçmişteki tüm aykırı ve yanlış düşüncelerimden huzurunuzda kendimi lanetliyor, bir daha böyle saçmalıklara düşmeyeceğime, kutsal öğretiye aykırı hiçbir fikir taşımayacağıma yemin ediyorum." Ingiltere'de dünyaya gelen Newton, yazmak için üzerinde iki yıl çalıştığı "Prensipler" eserini düzeysiz polemiklerden korumak için Latince kaleme almıştır. Eşsiz yapıtlarıyla etkisi dünyanın her yerine yayılan Newton, evren karşısındaki merak ve heyecanını dile getirmekten kaçınmaz. "Dünyaya nasıl göründüğümü bilmiyorum ama ben kendimi keşfedilmemiş gerçek- lerle dolu bir okyanusun kıyısında oynayan, düzgün bir çakıl taşı ya da güzel bir deniz kabuğuna sevinen bir çocuk gibi görüyorum." Cemal Yıldırım, Bilimin Öncüleri Sorular 1. Metne göre Rönesans'ta felsefi ve bilimsel gelişmelere karşı gösterilen direncin nedenleri nelerdir? Açıklayınız. .............................................................................................................................................................................. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ 2. Metinde verilen düşünürlerin sergilemiş olduğu durus, bilimin gelişmesine fayda sağlamış mıdır? Değerlendiriniz. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. 75
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
80
15. Yüzyıl-17. Yüzyıl Felsefesi Tatsız durumlarla karşılasacağını düsünen kisi, dayetli olduğu partiye katılmama kararı 9. alabilir. İnsan, B. Spinoza'nın "Etika" adlı eserine göre varlığını sürdüren, ruhunun yetkin- liğini güçlendiren şeylere yönelirken aksi durumlardan kaçınmalıdır. Buna göre insan ruhunu etkin ya da edilgin hâle getiren yaşantıları örnekleyerek açıklayınız. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… 10. T. Hobbes, "Leviathan" adlı eserinde "Egemenin yaptığı hiçbir şey, vatandaş tarafından cezalandırılamaz. Egemen, ödül ve ceza vermek (önceki bir yasa ölçüsünü belirlememis ise) bunu da dilediği gibi yapma hakkına sahiptir." der. Buna göre egemenin vatandaşına ödül ve ceza vermesinde ölçü var mıdır? Belirtiniz. .............................................................................................................................................................................. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… 11. C. Yıldırım, "Bilimin Öncüleri" adlı eserinde Kopernik sisteminin devrim olarak nitelendi- rilmesinin nedenini yerkürenin evrenin merkezi olmaktan çıkarılıp Güneş etrafında dönen sıradan bir gezegen olarak açıklanmasına bağlar. Metinde "yerkürenin sıradan bir gezegen" olduğu düşüncesi, evrenin merkezine ilişkin hangi bilim anlayışını etkisiz hâle getirmiştir? ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… Aşağıda verilen çoktan seçmeli soruları okuyunuz ve doğru seçeneği işaretleyiniz. 12. Aşağıdakilerin hangisi 15-17. yüzyıl 13. I. Devlet (Platon) felsefi döneminin özelliklerinden değildir? II. El Medinetü'l Fâzıla (Fârâbî) III. Ütopya (T. More) A) İnsan aklı ön plana çıkmıştır. IV. Cesur Yeni Dünya (A. Huxley) B) Bilimsel çalışma hızlanmıştır. V. 1984 (G. Orwell) C) Bilim ve felsefe dogmatik yargılar Numaravla belirtilmis olanlardan icerir. hangileri gerçekleşmesi istenen D) Hümanizm düşüncesi oldukça ütopyalardandır? gelismistir. E) Antik Yunan ruhunun yeniden A) I-II canlandığı dönemdir. B) II-III C) III-IV D) I-II-III E) III-IV-V 81
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
77
3. ÜNİTE Metin Analizi Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. EGEMENLİĞİN TEK BİR ELDE TOPLANMASI Mırtluluğu ve Mutsuzluğu Bakımından İnsanlığın Doğal Durumu Üzerine İnsan doğasında üç temel kavga nedeni buluyoruz. Birincisi rekabet, ikincisi güvensizlik, üçün- cüsü de şan ve şeref. Devlet olmadıkça herkese karşı daima savaş hâlindedir. Buradan şu açıkça görülür ki in- sanlar hepsini birden korku altında tutacak genel bir güç olmadan yaşadıkları vakit, savaş denilen o durumun içindedirler ve bu savaş herkesin herkese karşı savaşıdır. Bir Devletin Nedenleri ve Doğuşu ve Tanımlanması Üzerine Devletin amacı, bireysel güvenlik doğal hukukla sağlanamaz. Çünkü adalet, hakkaniyet, tevazu, merhamet ve özet olarak bize ne yapılmasını istiyorsak başkalarına da onu vapmak gibi doğa vasaları, bunlara uyulmasını sağlayacak bir gücün korkusu olmaksızın bizi taraf tutmaya, kibre, öç almaya ve benzer şeylere sürükleyen doğal duygularımıza aykırıdır. Egemenlik iki yoldan elde edilir. Birincisi, bir kimsenin kabul etmezlerse onları yok etmek kudre- tiyle çocuklarını veya onların çocuklarını kendi yönetimine boyun eğdirmesinde ( ... ) ikincisi ise bir kişiye veya bir kurula, onun kendilerini başkalarına karşı koruyacağı inancıyla tabi olmak için insan- ların gönüllü olarak kendi aralarıdır. Bu ikincisi, siyasal bir devlet veya sözleşme ile kurulmuş bir devlet olarak; birincisi ise edinilmiş devlet olarak adlandırılabilir. İlk önce sözleşme ile kurulmuş devletten bahsedeceğim. Sözleşmeyle Kurulmuş Egemenlerin Hakları Üzerine . Uyruklar (yatandaşlar) hükümetlerini değiştiremezler. İlkin sözleşme yaptıkları için daha ön- ceki bir sözleşme gereği olarak buna aykırı herhangi bir şeye bağlı olmadıkları anlaşılmalıdır. . Egemen güçten vazgeçilemez. İkinci olarak hepsinin birden kişiliğini taşıma hakkı, ege- menin onlardan herhangi biriyle değil onların birbirleriyle yaptıkları ahit (söz verme) ile egemen tayin ettikleri kişiye verilmiş olduğundan egemen açısından herhangi bir sözleşme ihlali söz konusu olamaz ve bu nedenle onun uyruklarından hiçbiri, vazgeçme mazeretini öne sürerek uyrukluktan kurtulamaz. . Egemenin eylemleri uyruklar tarafından eleştirilemez. Dolayısıyla egemeninden haksızlığa uğradığından şikâyet eden bir kimse, bizzat kendisinin amili olduğu bir şeyden şikâyet edi- yor demektir. Thomas Hobbes, Leviathan Metinde kırmızıyla yazılmış kavramlarla ne anlatılmak istenmiştir? Metinde altı çizili bölümde vurgulanmak istenen düşünce nedir? Açıklayınız. Hobbes, devletin kuruluşunu neden bir sözleşmeye dayandırır? Değerlendiriniz. 78
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
79
3. ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere doğru sözcükleri yazınız. 1. Bacon'a göre doğru düşünce, .................................................................................................................................................. 2. Güneş merkezli evren sistemini savunduğu için ................................................................................................................................ mesinde yargılanan bilim insanıdır. İnsanın merkeze alınarak aklın öne çıkarılması anlayışına .................................................................................................................... 3. 4. İslam coğrafyasından yapılan .......................................... faaliyetleri Rönesans'ın ortaya çıkı- şında etkili olmuştur. Aşağıda Romen rakamları ile verilen bilim insanlarıyla harf ile verilen onlara ait görüş- leri eşleştirerek doğru harfi parantez içine yazınız. 5. Bilim İnsanı Görüs a) Kütle çekim görüşü I. R. Descartes ( ) b) Kartezyen felsefe F. Bacon ( ) II. c) Mutlak gücün egemenliği III. T. Hobbes ( ) ç) Bilimsel yöntem IV Newton ) ( d) Dünya merkezli evren anlayışı Aşağıda verilen açık uçlu soruların cevaplarını ilgili alanlara yazınız. Rönesans'ın bilim ve bilim felsefesi açısından önemi nedir? Açıklayınız. 6. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ İslam coğrafyasından Avrupa'ya yapılan çeviri faaliyetlerinin 15-17. yüzyıl felsefesin- 7. deki bilim ve felsefeye olan etkilerini açıklayınız. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- .............................................................................................................................................................................. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Hümanizmin insan aklı ve değerlerini ön plana çıkaran anlayışının size göre günümüze 8. uzanan etkileri var mıdır? Değerlendiriniz. .............................................................................................................................................................................. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… 80
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
78
15. Yüzyıl-17. Yüzyıl Felsefesi 3.4. 15. YÜZYIL-17. YÜZYIL FELSEFESİNİN DÜŞÜNCE VE ARGÜMANLARINI DEĞERLENDİRME 15-17. yüzyıl felsefi dönemine yönelik öğrenmiş olduğunuz bilgilerin pekişmesi için aşağıda hazırlanmış olan tartışalım ve yazalım bölümlerini sınıf ortamında uygulayınız. Tartışalım F. Bacon'ın "Bilgi güçtür." sözünün olumlu ve olumsuz yönlerini güncel hayattan örneklerle tar- tışınız. Tartışmaya yönelik notlarınızı aşağıda verilen boşluğa yazınız. Tartışma Notları …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… Yazalım Ütopya kavramı ve türlerinden hareketle onların oluşum amaçlarını ve günümüz toplum düze- nini gözeterek özgün bir ütopya yazınız. Daha sonra aşağıdaki Tablo 3.2'yi doldurup çalışmanızı sınıfta paylaşarak değerlendiriniz. Tablo 3.2: Özgün Metin Yazımı Sonrası İstenenler Başlık Problemin Felsefedeki Yeri .............................................................................................................................................................................. Probleme .............................................................................................................................................................................. Yönelik Fikirler .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. Kaynakça .............................................................................................................................................................................. 79
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
82
FELSEFE 11 18.YÜZYIL- 19. YÜZYIL FELSEFESI ÜNİTE KONULARI 4.1. 18.YÜZYIL-19. YÜZYIL FELSEFESİNİN ORTAYA ÇIKIŞI 4.2. 18.YÜZYIL-19. YÜZYIL FELSEFESİNİN AYIRICI NİTELİKLERİ 4.3. 18.YÜZYIL-19. YÜZYIL FİLOZOFLARININ FELSEFİ GÖRÜŞLERİNİN ANALİZİ 4.4. 18.YÜZYIL-19. YÜZYIL FELSEFESİNİN DÜŞÜNCE VE ARGÜMANLARINI DEĞERLENDİRME TEMEL KAVRAMLAR · Aydınlanma · Değişim · Ahlak · Özgürlük · Akıl · Bilgi 83
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
83
4. ÜNİTE Giris 18-19. yüzyıl felsefesi, 15. yüzyılla başlayan bir sürecin birçok alanda sonuçlarının yaşandığı dönemi işaret etmektedir. Bilim, teknik, sanat ve felsefede birçok ürün ortaya konmuş ve toplumsal yapıda dönüşümler yaşanmıştır. Bilim ve teknik alanındaki gelişmeler yeni bir ekonomik sistemi ortaya çıkarmıştır. Bu yeni sistem; yeni bir kültürel yaşantıya yol açmış, yönetim biçimlerini etki- lemiş ve değişime zorlamıştır. Sistemle birlikte insanların istek ve ihtiyaçları da değişmiş, farklı sanatsal etkinlikler yapılmaya başlanmıştır. Bu dönem filozofları; daha çok siyaset, ahlak ve bilgi alanında düşünceler geliştirmiştir. Siyaset felsefesinde hayatın dinamiklerini açıklayacak ve toplumsal düzeni daha iyi taşıyacak fikirler üret- meye çalışmışlardır. Değişen toplumsal yapının farkına varıp ahlaki kuralların üzerine eğilmişler- dir. Bilimin ilerlemesiyle birlikte yöntem kazanarak çoğalan bilginin doğasına yönelik sorgulama- lar yapılmıştır. Bu dönemde yeni felsefi akımlar ortaya çıkmıştır. 18-19. yüzyıl felsefesi, kendinden önceki fel- sefelere dönüşü ve onları yeniden yorumlamayı içerdiği kadar bilim ve sanat gibi önemli alanların gelisimine de katkı sağlamıstır. 18-19. yüzyıl felsefesi ünitesinde şu konular ele alınacaktır: İlk konuda 18-19. yüzyıl felsefesini hazırlayan düşünce ortamını açıklamak için bir önceki . dönem felsefesinin bu dönem üzerindeki etkilerine değinilecektir. . İkinci konuda 18-19. yüzyıl felsefesi karakteristik özelliklerini açıklamak için ilk önce döne- min temel özellik ve problemleri üzerinde durulacak, ardından dönemin dil ve edebiyatla ilişkisi anlatılacaktır. . Üçüncü konuda örnek felsefi metinlerden hareketle bu çağ filozoflarının felsefi görüşleri analız edilecektir. . Son konuda 18-19. yüzyıl felsefesindeki örnek düşünce ve argümanları felsefi açıdan değer- lendirebilmek için J. J. Rousseau'nun "Insan özgür doğar oysa her yerde zincire vurulmuş- tur." sözünden hareketle özgürlük problemi tartışılacak, ardından günlük hayatta kullanılan bilgilerde akıl ve deneyin rolüne ilişkin özgün bir metin yazılması istenecektir. Hazırlık Çalışmaları 1. Toplumsal değişimler felsefeyi nasıl etkileyebilir? 2. Dil açısından felsefi metinle edebî metin arasında farklılıklar neler olabilir? 3. Bilimsel gelişmelerin felsefeye etkileri neler olabilir? Neler Öğreneceksiniz? . 18-19. yüzyıl felsefesini hazırlayan düşünce ortamını açıklamayı, . 18-19. yüzyıl felsefesinin karakteristik özelliklerini açıklamayı, . 18-19. yüzyıl filozoflarının felsefi görüşlerini metinlerinden hareketle analiz etmeyi ve . 18-19. yüzyıl felsefesindeki örnek düşünce ve argümanları felsefi açıdan değerlendirmeyi öğreneceksiniz. 84
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
81
3. ÜNİTE 14. Asağıdaki seceneklerin hangisinde 17. A.Botton'un "Statü Endişesi" adlı eseri- modern düşüncenin skolastik düşün- ne göre N. Machiavelli, insanların ben- ceden farkı verilmiştir? cilce hareket etmeye eğilimli olduğu gö- rüsündedir. Sevginin temelinde ver alan A) Düşünürler, kiliseye bağlıdır. şükran duygusunu arkada bırakıp kendi B) Bireysel konular geri plandadır. işlerine göre bir yol tutarlar. İnsanda C) Doğa, din ve akıl yoluyla açıklanır. korkuyu canlı tutan, güç gösterisine D) Doğa, deney ve akıl yoluyla maruz kalma ve cezalandırılma ihtimali- acıklanır. dir. Bu ihtimalin insanlar üzerinde etkili E) Bilim, Tanrı'nın yarattıklarını olmadığı hiç görülmemiştir. İnsanların anlamak için önemlidir. bir arada tutulması için güçlü bir prens tarafından yönetilmeye gereksinimleri 15. Descartes'a göre çevredeki her şey bizi vardır. Prens, mutlak güç sahibi olmalı yanıltmaya müsaittir. Bu yüzden insan, ve gerektiği gibi hareket edebilmelidir. doğru sandığı tüm bilgilerden şüphe Bunun için bütün kurumların ona bağlı duymalıdır. Ancak hakkında şüphe olması gerekir. duymayacağı seviyeye geldiğinde kesin Bu metne göre aşağıdaki düşünceler- bilgiye ulaşır. Bilgilerin kesinliği, akıl den hangisi Machiavelli'nin görüşleri- tarafından onaylanarak tamamlanır. ne karşılık gelmektedir? Metne göre aşağıda verilen kesin yar- A) İnsan, insanın kurdudur. gılardan ilk olarak hangisine ulaşılır? B) Amaca ulaşmak için her yol A) 2x2=4 mübahtır. B) Ben varim. C) Düsünüyorum, o hâlde varım. C) Dünva dönüvor. D) Tebaanın refahı, erkin gücünün D) Evrenin yaratıcısı Tanrı'dır. sınırıdır. E) Ruh, düşünen varlıktır. E) Özel mülkiyet, her türlü mutsuzluğun kaynağıdır. 16. İnsan, doğal ve hukukun olamadığı bir düzende insanlarla güç ve çıkar yü- 18. İnsan aklı, içinde taş ve hayaletlerin zünden anlaşmazlığa düşer. Sürekli bir olduğu sihirli bir küre olarak düşünülür- çatışma ve savaş hâlindedir. Bu durum, se on yargı, yanlış soyutlama ve genel- insanların güvenliğini tehlikeye sokar. lemeler, temelsiz kabuller ve hurafeler Hobbes'un görüşlerini destekleyen insan düsüncesine engel olan, vıkılması düşünce aşağıdakilerden hangisidir? gereken putlar olarak görülür. A) İnsan, insanın kurdudur. Metinde geçen E. Bacon'ın düşünce- B) Bilgi, benzeri olmayan güçtür. sine göre aşağıdakilerden hangisi C) İnsan için otorite zorunlu bir yapılması gerekenlerden sayılmaz? gereksinimdir. A) İnsana ait yerleşik inançları gözden D) Amaca ulaşmak için her yol gecirme mübahtır. B) Astrolojiyi, fal ve büyüye olan E) Devlet, düzenin sağlanması için inancı kaldırma gereklidir. C) İnsan aklından temelsiz düsünceleri avrıstırma D) Olaylara bakışta ön kabullerden hareket etme E) Genellemelerin kusurlu olanını dışarıda bırakma DEGERLENDİRME Çevaplarınızı cevap anahtarıyla karşılaştırınız. Yanlış cevap verdiğiniz ya da cevap verir- ken tereddüt ettiğiniz sorularla ilgili konuları veya faaliyetleri üniteye dönerek tekrarlayınız. Cevaplarınızın tümü doğruysa bir sonraki öğrenme faaliyetine geçiniz. 82
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
84
18. Yüzyıl-19. Yüzyıl Felsefesi 4.1. 18. YÜZYIL-19. YÜZYIL FELSEFESİNİN ORTAYA ÇIKIŞI 18-19. yüzyıl felsefesi, bireysel ve toplumsal olarak Batı'da aydınlanmanın yaşandığı dönemdir. Avdınlanma, kelime anlamı olarak bir sevi netlestirmek için onun üzerinde düşünmek, onu acığa çıkarmak olarak düşünülebilir. Bu dönem düşünürleri aklı ön planda tutarak toplumu aydınlatma- ya çalışmıştır. İnsanın aklı sayesinde tüm sorunlardan kurtulabileceği ve toplumsal olarak ebedî barışa ulaşabileceği düşüncesi hâkimdir. Bu çağ, "Akıl Çağı" olarak da isimlendirilir (Tablo 4.1). Tablo 4. 1: 18-19. Yüzyıl Düşünürleri ve Filozofları 1600 (Börkley) (1685-1753) G. Berkeley (1689-1755) Montesquieu (Monteskü) (Volteyr) [1694-1778] Voltaire 1700 İZYIL-19. YÜZYIL DÜŞÜNÜRLERİ VE FİLOZOF (1709-1751) La Mettrie (La Metri) (1711-1776) D. Hume (Huym) J. J. Rousseau (Russo) (1712-1778) (1713-1784) Diderot (Dido) (1717-1783) d'Alembert (Delamber) (1724-1804) 1. Kant (Kant) (1748-1832) MS Bentham (Bentim) (Fihte) (1762-1814) Fichte (Hegel) (1770-1831) F. Hegel Schelling (Seling) (1775-1854) (1788-1806) Schopenhaver (Sopenhaur) (1798-1857) A. Comte (Kont) 1800 J. S. Mill (Mil) (1806-1873) Kierkegaard (Kirkekard) (1813-1855) Marx (Marks) (1818-1883) (1844-1900) Nietzsche (Nice) 1900 85
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
86
18. Yüzyıl-19. Yüzyıl Felsefesi Uygulama Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız (Görsel 4.2). Doğa, insanları yabancı bir yönlendirilmeye bağlı kalmaktan çok- tan kurtarmış olmasına karşın (naturaliter maiorennes) tembellik ve korkaklık nedeniyledir ki insanların çoğu bütün yaşamları boyunca kendi rızalarıyla erginleşmemiş olarak kalırlar ve aynı nedenlerledir ki bu insanların basına gözetici va da vönetici olarak gelmek baska- ları için de çok kolay olmaktadır. Ergin olmama durumu çok rahattır çünkü. Benim yerime düşünen bir kitabım, vicdanımın yerini tutan bir din adamım, perhizim ile ilgilenerek sağlığım için karar veren bir doktorum oldu mu zahmete katlanmama hiç gerek kalmaz artık. Para harcayabildiğim sürece düşünüp düşünmemem de pek o kadar önemli değildir bu sıkıcı ve yorucu işten başkaları beni kurtaracaktır çünkü. I. Kant, Aydınlanma Nedir? Görsel 4.2: I. Kant Sorular 1. Metindeki altı çizili cümlelerin hümanizmle ilişkisi nasıl açıklanabilir? .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. 2. Metne göre insanın akıl yetisiyle iradesini yönetememesi ne gibi sonuçlar doğura- bilir? ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ .............................................................................................................................................................................. Uygulama Aşağıda bazı toplumsal kurumlar verilmiştir. Bu kurumların toplumun aydınlanmasındaki işle- vine yönelik görüşlerinizi boş bırakılan yerlere nedenleriyle birlikte yazıp sınıfta paylaşınız. Eğitim …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… Din .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. Ekonomi .............................................................................................................................................................................. ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… 87
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
87
4. UNITE 4.2. 18. YÜZYIL-19. YÜZYIL FELSEFESİNİN AYIRICI NİTELİKLERİ Bu dönem felsefesini daha iyi anlamak için onun özellik ve problemlerine bakmak ayrıca döne- min dil ve edebiyatının felsefeyle olan ilişkisini incelemek gerekmektedir. 18. YÜZYIL-19. YÜZYIL FELSEFESİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE ÖNE ÇIKAN PROBLEMLERI Aydınlanma olarak da bilinen 18-19. yüzyıl felsefesinin en iyi tanımlarından birini o dönemde yaşamış filozof Immanuel Kant yapar. Kant, "Aydınlanma Nedir?" başlıklı yazısında aydınlanmayı, insanın kendi sucu nedeniyle düşmüs olduğu ergin olmayıs durumundan kurtulma olarak tanım- lar. Kant, ergin olmayış benzetmesiyle insanın aklını kendi başına kullanamayışını işaret eder ve bunun insanın suçu olduğunu vurgular. Kant, bu dönemin sloganı olarak da "Aklını kullanma ce- saretini göster!" demiştir. İnsanı ve doğayı sadece akıl temelinde anlamak aydınlanmanın amacıdır. Bu çağın felsefesinde insanın biyolojik olarak doğanın bir parcası olduğu ve akıl sahibi olması bakımından da havatı daha güzel hâle getirebileceği düşünülmüştür. Mutluluğu ve doğruyu özgürce bulabilen bir in- sanlık hayal edilmiştir. Akla önem veriş, birçok alanda birçok gelişmeyi beraberinde getirmiştir. Ekonomik ve siyasal açıdan kendini hissettiren bu gelişmeler, Fransız Ihtilali gibi bir olayın ve Sanayi Devrimi gibi üretime dair bir olgunun yaşanmasına neden olmuştur. Bu olayların yarattığı etki, aydınlanmanın içeriğini de belirlemiştir. Fransız İhtilali, 15. yüzyılda başlayan gelişmelerin ve 18-19. yüzyıl felsefesinin somut bir sonu- cudur. Halk yoksulluk içindeyken kralın zenginliği Fransız Ihtilali'nin görünen nedenidir. İhtilalin arkasındaki sebepler arasındaysa okuryazarlığın artması ve bağımsız yayınların desteklenmesiyle toplumda büyük bir değişim ve bu değişimi organize eden Fransız aydınları ve onların felsefi gö- rüşleri vardır. Sosyal yaşayıştaki eşitsizlik ve adaletsizlik, aydınlanmayla oluşan özgürlük düşünce- siyle halk içinde krala karşı bir ayaklanma başlatmıştır. Bütün dünyayı etkileyen ihtilal, Fransa'da mutlak monarşinin yıkılması ve cumhuriyet rejiminin kurulmasıyla sonuçlanmıştır. İngiltere'de başlayan Sanayi Devrimi, hızlı üretim yapan fabrikaların kurulmasını ve ulaşımın kolaylaşarak kültürel ve ekonomik etkileşimin artmasını sağlamıştır. Bilim ve teknolojideki geliş- meler ve ekonomik alana yönelik felsefi düşünceler bunların zeminini oluşturmuştur. Bu durum, bazı insanlara rahat yaşam gibi faydalı sonuçlar getirmiş ama diğer taraftan da devletler arası rekabeti artırıp savaş gibi kötü sonuçlara götürmüştür. Ham madde ve yeni pazar arayışları sö- mürgeciliği hızlandırmış ve ortalama bir asır sonra güçlü devletlerin rekabeti nedeniyle 1. Dünya Savaşı yaşanmıştır. 18. YÜZYIL-19. YÜZYIL FELSEFESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ Akla güven duyulmuş ve akılcı düşünceye önem verilmiştir. Ozgürlüğü engelledikleri düşüncesiyle siyasi ve dinî otoritelere karşı gelinmiştir. Düşünce özgürlüğü desteklenmiştir. Aydın ve yazarlar sınıfı oluşmuştur. Sanat, felsefe ve edebiyatta önemli eserler verilmiştir. Fransız İhtilali ve Sanayi Devrimi gerçekleşmiş ve buna bağlı problemler tartışılmıştır. Felsefede yeni ekoller ortaya çıkmıştır. ક્ક્રિ
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
89
4. ÜNİTE Uygulama Aşağıdaki linkte yer alan videoda doğuştan görme engelli Eşref Armağan'la ilgili bilimsel bir araştırma anlatılmıştır. Burada görme engelli olan birinin, görme perspektifindeki şekilleri nasıl çizebildiği verilmiştir (Görsel 4.3). Bu anlatımdan hareketle Eşref Armağan'da oluşan çizim bilgisinin kaynağını, rasyonalizm ve empirizm akımlarından hangisi size göre daha iyi açıklamaktadır? Bunun nedenini boş bırakılan bölüme yazınız. Daha sonra görüşlerinizi sınıfta paylaşıp değerlendiriniz. Görme engelli ressam Esref Armağan'ın videosu http://www.eba.gov.tr/video/ izle/03f2ce413bf212b8=4f7090600a92f4c2f07142cb2012 Görme engelli ressam Esref Armagan'ın resim galerisi http://esrefarmagan.com/tr/gallery/ Görsel 4.3: Eşref Armağan'ın tablosu RASYONALİZM .............................................................................................................................................................................. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… EMPİRİZM .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… 90
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
88
18. Yüzyıl-19. Yüzyıl Felsefesi · 18. YÜZYIL-19. YÜZYIL FELSEFESİNDE ÖNE ÇIKAN PROBLEMLER · Bilginin Kaynağı · Birey-Devlet İlişkisi Ahlakın İlkesi · Varlığın Oluşu Bilginin Kaynağı Bilimdeki gelişme, Batı'nın bilgiye olan bakışını değiştirmiştir. 17. yüzyılda bilimin yöntemi felsefeye uygulanmaya çalışılmış, 18. yüzyılda ise aklın aydınlattığı doğru bilgiler aranmıştır. Filozoflar, bu açıdan bilginin üzerine gitmiş ve onun doğasına yönelik düşünceler oluşturmuştur. “Bir şeyi bilmek ne anlama gelmektedir?”, “İnsan, nelerin bilebilir?” ve “Bilginin sınırı var mıdır?" gibi sorular sorulmuştur. Doğru bilginin mümkün olduğu görüşünde birleşen bu dönem filozofları, bilginin kaynağı bakımından birbirlerinden ayrılmıştır. Bilgiye yönelik temel problem, bilginin ne olduğu ve insanın onu nasıl elde ettiğidir. Bilgi üzerine yapılan tartışmalar, özelikle felsefenin iki ana akımı olan rasyonalizm ve empirizm üzerinden temellendirilir. Rasyonalizm, bilginin a prioriden( hiçbir gözlem ve deneye dayanmayan) sırf akılla oluştuğunu belirtirken empirizm, a posterioriden(deneyden çıkan ve deneye bağlı olan) oluştuğunu ileri sürer. Bu iki görüşü uzlaştırmaya çalışan 18. yüzyıl filozofu Kant ise bilginin akıl ve deneyimle oluştuğu görüşündedir. Rasyonalist filozoflardan Descartes (17. yüzyıl), empirist fi- lozoflardan J. Locke (17-18. yüzyıl) ve iki akımı sentezleyen Kant'ın (18. yüzyıl) bilgi hakkındaki görüsleri önemlidir. Descartes, kendisinden asla şüphe duyulmayacak ve başka bil- gilere de temel olabilecek açık bir bilgi arar. "Düşünüyorum, o hâlde varım." önermesine ulaştığında kesin bilgilerin kaynağı olarak akıl görüşüne varır. Ona göre bilgi, sonradan oluşan deneyimlerle değil doğuştan gelen aklın ilkeleriyle gerçekleşir. Matematik ve ge- ometri bilgisinin kesin olmasını akla dayandırmıştır. Doğru bilginin kaynağını da akıl olarak belirlemiştir. J. Locke, Descartes'ın doğuştancılık fikrine karşı çıkar ve bilginin doğuştan değil sonradan deneyimler aracılığıyla oluştuğunu belirtir. İnsanın duyu organları vasıtasıyla kendi zihninin dışında bulunan dış dünyadan birtakım izlenimleri deneyimlediğini ve bu izlenimler- Bilginin Kaynağına den oluşan fikirleri zihninde tasarlayarak bilgi edindiğini savunur. Yönelik Görüşler İnsan zihni, ona göre doğuştan boş bir levhadır (tabula rasa) ve insan, deneyimleri sayesinde bu boş levhayı bilgileriyle doldurur. Kant, "Algısız kavramlar boş, kavramsız algılar kördür." sözüyle duyu verileri olmadan akılda var olan kavramların boş olduğunu, sadece bunlara dayanarak anlamaya çalışan aklın ise kör olduğunu belirtir. İnsanın bilgi edinmede iki yönünü de kullandığı görüşüyle bilginin kaynağı konusunda rasyonalizm ve empirizmi birleştirerek yeni bir yol önerir. İnsan, ona göre duyuları aracılığıyla dışarıdan veriler alır ve bunları aklın formlarında işleyerek bilgiyi oluşturur. Bu görüşü kritisizm olarak adlandırılır. 89
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
85
4. UNITE 18-19. yüzyıl felsefesi; Batı coğrafyasının toplumsal yaşantısındaki köklü değişimler, Fransız İhtilali ve Sanayi Devrimi gibi bütün dünyayı etkileyen olayların yaşandığı bir dönemde ge- leneksel düşünceye karşı aklı özgürleştirmek adına yapılan felsefi bir harekettir. Dönemi an- lavabilmek için onun tarihsel arka planına bakmak ye olusum unsurlarını bilmek gerekir. 15-17. yüzyıl felsefesi, 18-19. yüzyıl felsefesini etkilemiştir. Bu dönem felsefesinin üzerinde yüksel- diği temeller; felsefe, sanat ve bilimde yaşanan gelişmelerle toplumsal değişimlerdir. 2-15. yüzyılda Batı coğrafyasında her türlü probleme yönelik açıklamalar, din ekseninde yapıl- mıstır. Dinin temsilcisi olarak kendini gören kilisenin dini temellendirme dışında aklın kullanımına izin yermemesi ve toplumu baskı alında tutması. Rönesans'ın ortaya çıkısıyla azalmıştır. İslam coğrafyasından yapılan çeviri faaliyetleriyle başlayan bu yeni anlayış, coğrafi keşifler ve bilimsel gelişmeler doğrultusunda hızla yayılmıştır. Bu durum bilimsel ve felsefi gelişimi tetiklemiş, din merkezli düşünceden insan merkezli düşünceye geçilmesini sağlamıştır. Avrupa'da aklın kullanı- mına engel olan baskıcı zihniyet giderek ortadan kalkmıştır. Hümanizmin etkisiyle sanat ve felsefede yeni ekoller doğmuş, bilimde evrene yönelik yeni keşifler yapılmıştır. Matbaanın icadıyla okuryazarlığın artması dinî konularda kilisenin otoritesini azaltmıştır. Bu yeni anlayış, Katolik mezhebinde reform hareketlerinin yapılmasına neden olmuş ve Protestanlık gibi yeni mezhepler oluşmuştur. Sanat alanında yenileşmeyle başlayan 15. yüzyıl, bilim ve felsefenin önünün açıldığı bir dö- nemdir. Rönesans ve reform hareketleri, 17. yüzyıl düşünce ortamını hazırlamıştır. Bu dönemde gerçekleşen bilim ve teknikteki gelişmelerle özellikle coğrafi kesifler. Akıl Çağı'nın oluşmasını sağ- layan önemli unsurlardır. 18-19. yüzyılda yaşanan gelişmeler doğrultusunda bilim ve sanayide yaşanan gelişmeler, insa- nın doğaya bakışını değiştirmiştir. Bu yeni durum karşısında yeni yaşam kültürleri görül- müş ve yeni oluşmuş toplumsal sınıfların mücadeleleri başlamıştır. Bu durum, insanların özgürlük arayısını da tetiklemiştir. Bu yaşananlar felsefeye yeni anlayışlar getirmiş, özellikle insan ve toplum üzerine yeni düşünceler doğmuştur. 18. yüzyılın ortalarına doğru Ingiltere'de belirginleşen Sanayî Devrimi, pamuk doku- macılığı sektöründe başlamıştır (Görsel 4.1). Makineleşmeyle beraber pamuğun iplik hâline getirilmesi ve dokuma tezgâhlarının geliştiril- mesi sağlanmıştır. Buhar gücünün kullanılma- sıyla tekstil alanında hızlı üretimler gerçekleş- tirilip ekonomik büyüme yakalanmıştır. Görsel 4.1: Temsílî Sanayi Devrimi કેદ
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
91
4. ÜNİTE Uyqulama Insan hakları konusunda tarihsel olarak bazı gelişmeler aşağıda verilmiştir. Bu bilgilerden hare- ketle verilen soruları cevaplayınız. Hammurabi Kanunları MO 19. yüzyılda Babil Kralı Hammurabi tarafından belirlenen kanunlardır. Bu kanun- ların özünde kim kime ne yapmışsa aynısı ona da yapılacak ilkesi vardır (kısasa kısas) Veda Hutbesi 632 yılında Hz. Muhammed (s.a.v) insanlığa seslenen bir konuşma yapmıştır. Veda Hutbesi'nde Hz. Muhammed, "Bütün insanlar Adem'den gelmis, Adem de topraktan ya- ratılmıştır. Arap'ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap'a, beyazın siyahın da beyaza hiçbir üstünlüğü yoktur. ( ... ) Dikkat edin! Sizin kadınlar üzerinde hakkınız oldu- ğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır." demiştir. Magna Carta 1215 yılında İngiliz Kralı'nın imzaladığı bir belgedir. Bu belgeyle Kral, yasalardan üstün olmadığını duyurmuştur. İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi 1789 vılında Fransa'da toplanan Fransa Ulusal Halk Meclisi tarafından insanlığa ilan edilen bildirgedir. Bildirgede yönetimde meydana gelen bozulmaların toplumları olum- suz etkilediği ve bu durumun insan haklarının hiçe sayılmasına neden olduğu üzerinde durulmustur. Yapılması gerekenin insan haklarının neler olduğunun hatırlatılması gerek- tiği fikrinden hareketle 17 maddelik bir bildirge yayımlamışlardır. Bildirgenin ilk madde- sinde insanların özgür ve eşit doğdukları ve bir arada yaşadıkları vurgulanmıştır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 2. Dünya Savaşı sonrasında 1948 yılında Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan bir bildirgedir. Bildirgenin dayandığı en temel ilke, dünyadaki bütün insanların özgür ve aynı derecede esit olduklarıdır. Dünya barısının oluşturulması hedef alınmış ve insan haklarının korunması noktasında karar verilmiştir. Sorular 1. Yukarıda verilen maddeler tarihsel olarak düsünüldüğünde insan haklarının korunması noktasında geçmişe nazaran daha iyi bir duruma gelindiği söylenebilir mi? Açıklayınız. 2. İnsan haklarının belirlenmesi ve korunması noktasında filozofların ne gibi etkileri ol- muş olabilir? 92
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
90
18. Yüzyıl-19. Yüzyıl Felsefesi Birey-Devlet İliskisi 17. yüzyıl felsefesinde mutlak monarşiye dayalı devlet sistemleri düşünülmüş, devletin her türlü gücü elinde bulundurmasının birlik ve beraberlik açısından zorunlu olduğu görülmüştür. Bu görüşe kapsamlı olarak ilk karşı çıkış J. Locke tarafından yapılmıştır. Locke, mutlak monarşiye karşı liberal (özgürlükçü) bir devlet sistemini ileri sürmüştür. İnsan doğasından yola çıkar, toplumsal sözleşmeyi kabul eder ama düsüncelerinin sonucunda mutlak monarsiye varmaz. İnsanların doğal ortamda özgür yaşadığını ifade eden Locke, herkesin eşit olduğunu ve birbiriyle dayanışma hâlinde bulunduğunu belirtir. Eğer bir kişi bu düzeni bozar ve birine zarar verirse zarara uğrayan kişi, orantılı bir şekilde zarar veren kisivi cezalandırma hakkına sahiptir. Cezalandırma isinde insanla- rın öfkelerine yenik düşebileceklerini belirten Locke, bu durumun karga- Locke şa yaratabileceğini söyler. Dolayısıyla hukukun güvencesi için haklarını insanların kendi istekleriyle siyasal bir otoriteye yani devlete devrettikle- rini belirtir. Meşru yönetimin kaynağı çoğulcu iradedir. İki toplum arasındaki ilişkiyi düzenleyen hukukun devletler hukuku, devlet içindeki siyasi ilişkileri düzenleyen hukukun siyasal hukuk ve kişi- ler arası ilişkileri düzenleyen hukukun da medeni hukuk olduğunu belir- tir. Yasaların niteliğini, yapıldığı toplumun belirleyeceğini söyler. İnsanın özgürce davranma yetisine sahip olduğunu belirten Montesquieu, bu Montesquieu özgürlüğün korunması için güçler ayrılığı ilkesini öne sürer. Devletlerde yasama, yürütme ve yargı güçlerinin bulunduğunu ve özgürlüğü kı- sıtlamamak için bunların birbirini denetlemeleri gerektiğini belirtir. Montesquieu, görüşleriyle günümüz devlet sistemini oluşturan ve güçler ayrılığını kuramlaştıran ilk düşünürdür. İnsanların bir araya gelip zorunlu olarak "toplumsal sözleşme" yaptığı- nı ve bunun doğrultusunda devletin kurulduğunu ileri sürer. İlk devletin varlığının başka bir devletin oluşmasını sağladığını, devletlerin giderek arttığını ve bu durumun da savaşlara sebep olduğunu düşünür. Haksızlık Rousseau durumlarına çözüm olsun diye oluşturulan toplumsal sözleşmenin insan- ları köleleştirdiğini belirten Rousseau, geriye yani doğal duruma dönü- şün mümkün olmadığını söyler. Çünkü insanların bu ikilemden kurtul- ması mümkün değildir. Yapılması gereken şey, doğal yaşama uygun olan yasaların çıkarılmasıdır. Toplumda kötülüğe yol açan unsurların ortadan kaldırılmasının tek volu budur. Rousseau, medeni toplumun vasalarla düzenli bir bütün oluşturabileceğini düşünür. 91
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
92
18. Yüzyıl-19. Yüzyıl Felsefesi Ahlakın İlkeleri 18-19. yüzyıl felsefesinin genel karakterini taşıyan akılcı yönelim, yaşanan toplumsal olaylar neticesinde kaçınılmaz olarak alanına yönelmiştir. Bu dönemin filozoflarından bazıları aklı merkeze alarak ahlakı anlama ve yorumlamaya yönelmiştir. Bunlar arasında Kant ve Bentham'ın görüşleri önemlidir. Kant, iyi istenç (iyi isteme) kavramıyla şartlar ne olursa olsun her zaman doğru olarak kabul edilebilecek ilkelere göre davranmayı anlar. Bu davranıs akıl esliğinde vapıldığı için hem diğer canlıların davranışlarından hem de insanın güdüsel davranışlarından farklıdır. İnsan, iyiyi sırf iyi olduğu için aklı ile içten karar vererek istemişse orada iyi istenç vardır. İyi istenç, ahlak açısından değerli olan şeyin koşulsuz biçimde yerine getirilmesidir. Kant; ahlakı ve iyiyi, eylemlerin sonu- cuna göre değil onların arkasındaki amaca göre değerlendirir. Buradaki amaç Kanı'ın deyimiyle ödeve uygun olmalıdır. Kant, iyi istencin yanında ödev kavramını kullanarak onun nasıl bir eylem olduğunu da açıklamaya çalışır. Ona göre ödev insanın kendi isteğiyle sorumluluğunu aldığı, ko- şulsuz, içten ve vicdanı tarafından verilen emirlerdir. Ödev, bütün insanlar için geçerli olan ama kimsenin arzu ve isteklerine bağlı olmayan evrensel ahlak ilkesi taşır. Dolayısıyla bir irade, ancak ödevi verine getirdiği zaman ivi irade olur. Kant, ahlaki açıdan üç ilke öne sürer. Bunlar Kant'ın maksimleri olarak da bilinir. Maksimler, kişinin davranışta bulunurken ödeve uygun davranmasını sağlayan evrensel ilkelerdir (Şekil 4.2). Kişi, bu ilkelere uygun davranırsa ödeve uygun davranmış olacaktır. Kant'ın Maksimleri 01 "Öyle eylemde bulun ki eyleminin gerisindeki maksim, herkes için geçerli evrensel bir yasa olsun!" 02 "Kendinde ve başkalarında insanlığı bir araç olarak görecek şe- kilde değil de onu bir amaç edinecek şekilde davran." 03 "Her zaman akıllı iradeni, evrensel bir yasa koyucu olarak gö- revde bulunacağı şekilde davran." Sekil 4.2: Kant'ın Maksimleri Bentham, ahlakı fayda temelinde açıklar. Bentham, ahlakı pratik alanda öngörür. Ona göre in- san, doğası gereği acıdan kaça yonelir. Bu eylemin akılla bilinçli bir şekilde yapıldığında insana erdemli olma niteliği kazandıracağını öne sürer. Acı karşısında hazzı, haz karşısında acıyı ölçüp tartan biri: faydayı hangisinde daha cok görürse ona vönelmelidir. Bentham, bazen büyük hazlar için küçük acılara katlanılmasını veya büyük acılardan kaçmak için küçük hazlardan vazge- çilmesi gerektiğini belirtir. Ona göre mutluluk, insanın aklıyla kendi eylemini seçmesindedir. Bentham'a göre kötülük, insanın yanlış tercihte bulunmasından kaynaklanır. Haz ve acı ara- sında hesabını yeterince yapamayan insan, kötülüğün ortaya çıkmasına neden olur. Mutlu olmak istediği için eylemlerde bulunmuş ama hesabı tutmamıştır. Ona göre mutluluk, insanın çevresiyle ilgilidir. Çoğunluğun faydasına olan davranış doğru eylemdir. ે રેક
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
95
4. ÜNİTE 18-19. YÜZYIL FELSEFESİNİN DÖNEMİN DİL VE EDEBİYATI İLE İLİŞKİSİ Felsefenin dil ve edebiyatla olan ilişkisi, 18-19. yüzyıl felsefesini önemli ölçüde etkilemiştir. Düşüncelerin oluşturulması ve bunların aktarımı felsefenin dışına çıkmış, genel olarak sanatta özel olarak edebiyatta yeni anlatım yöntemleri kazanmıştır. Edebiyat, bir yandan düşünce alanını genisletmis bir yandan da insanların kitaplara olan ilgisini artırmıstır. 18. yüzyılda matbaaların sayısı hızla artmış ve Avrupa'nın çeşitli yerlerinde birçok yayın gö- rülmeye başlanmıştır. Bu dönemde burjuva sınıfının giderek büyümesi, felsefenin yanı sıra dil ve edebiyata olan ilgi edebiyat ve felsefe alanında verilen ürünlerin artmasını sağlamıştır. Siyaset, sanat ve felsefe gibi alanlarda yapılan entelektüel tartışmaların gazete ve dergilerde anlatıldığı, problemlere yönelik eserlerin de kitaplaştığı görülmektedir. Akıl, deney, ilerleme, özgürlük, insan hakları, adalet ve eşitlik gibi kavramlar sık sık kullanılmıştır. Edebî eserler, felsefenin halk arasında yayılmasına etki eden en önemli alan olmuştur. Filozoflar, edebî eserler de kaleme almıştır. Dil ve edebiyat alanındaki yazarların eserlerinde de felsefenin etkisi görülür. Felsefi ve edebî eserlerin giderek çoğalması düşünsel zenginliği artırmış ve halkın avdınlanmasında etkili olmustur. 18-19. yüzyıl felsefesinin dil ve edebiyatla olan ilişkisi, ağırlıklı olarak Fransa olmak üzere bü- tün Avrupa'da görülür. Fransa'da Voltaire, Montesquieu ve Rousseau gibi filozoflar, önemli felsefi eserler vermiştir. Ayrıca dönemin en ünlü yayını olarak bilinen Ansiklopedi'de d'Alembert ve Diderot gibi düşü- nürlerle beraber yazılar yazmış ve bu ansiklopediden cilt cilt yayımlamışlardır. Eleştirel bir tavır içinde yazılan bu eserler, o zamana kadar edinilmiş birçok bilgiyi içinde barındırması ve geniş bir kitle tarafından okunması acısından önemlidir. Bu filozoflardan bazıları, düşünsel ve elestirel va- yınlarının yanı sıra olay örgüsü içeren edebî türlerde de eser vermiştir. Bu eserler aydınlanmanın ruhuna uygun, felseh içerikli eserlerdir. Yazarlar, eserleriyle kültürel etkileşime hız katmış; halkın aydınlanmasına katkı sağlamış ve bu çabalar da Fransız İhtilali’nin oluşmasında etkili olmuştur. 18-19. yüzyılın sonlarına doğru özellikle Fransız İhtilalı'nin etkisiyle aristokrasi rejiminin or- tadan kalkması, düşünsel alanda duygu ve düşüncenin ideal formlarda ifade edilmesini sağlayan özgür bir ortam hazırlamıştır. Bu yeni durum, edebiyatta romantizm akımını ortaya çıkarmıştır. Romantizm; toplumun bütün sınıflarına hitap eden, duygu ve coşkunun önemli olduğu ve sade bir dilin kullanıldığı edebî akımın ilkeleri 19. yüzvilda Victor Hueo tarafından belirlenmis. bu akım felsefe ve edebiyatı etkilemiştir. Romantizm akımına tepki olarak doğan realizm akımı, insan ve toplum gerçeğini anlatma üzerine şekillenerek bu dönem felsefesini etkileyen edebî akım olmuştur. Tolstoy ve Dostoyevski önemli temsilcilerindendir. Romantizm ve realizm akımları, 19. yüzyıl Türk edebiyatı ve düşünce hareketini etkilemiştir. Türk edebiyatında bu akımın temsilcileri Namık Kemal, Ahmet Mithat, Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan ve Ziya Paşa'dır. 18. Yüzyılda Öne Çıkan Felsefi İçerikli Edebî Kitaplar . Voltaire, Candide . Jonathan Swift, Gulliver'in Gezileri . Daniel Defoe, Robinson Crusoe . Goethe, Genç Werther'in Acıları . Rousseau, Emile . Tolstoy, Anna Karenina . Dostoyevski, Karamazov Kardeşler વેલ
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
96
18. Yüzyıl-19. Yüzyıl Felsefesi Uygulama Aşağıda eserin açıklaması ve eserden alıntılar verilmiştir. Bunları okuyup bunlardan hareketle verilen soruyu cevaplayınız. ESER AÇIKLAMASI Voltaire bu eserinde iyimserlik düşüncesini savunan Leibniz'i eleştirir. Voltaire, her şeye inanan saf Candide'nin filozof Pangloss ile başından geçen olayları anlatır ve onları sorgulatır. Dünyada kötülüğün de olduğunu göstermeye çalışır. Pangloss ile dünyayı dolaşırlar. Karşılaştıkları her olay- da iyimserliğin getirdiği sonuçlar gözler önüne serilir. Candide, bu yolculuklarda hayatın anlamını aramaktadır. Son uğradıkları yer ise İstanbul'dur. CANDIDE Yaslı adam: Bir sev bilmiyorum. Zaten ben hicbir müftü ile vezirin adını öğrenmiş değilim; söz ettiğiniz olaydan da haberim yok. Kamu işlerine karışanların çoğu zaman sefalet içinde öldüklerini ve buna layık olduklarını sanıyorum; hiçbir zaman İstanbul'da neler olup bit- tiğini öğrenmeye çalışmadım; bahçemde yetiştirdiğim yemişleri oraya satmaya göndermekle vetinirim. (Bu sözleri söyledikten sonra yabancıları evine buyur etti. Iki kızıy- la iki oğlu onlara kendi yaptıkları çeşitli şerbetlerden başka kaymak- lı turunc receli, portakal, limon, ananas, fistik, ne Batavia'nın ne de adaların o kötü kahvesi karışmamış halis Moka kahvesi ikram ettiler.) Candide: Çok geniş, çok bereketli bir toprağınız olmalı. Yaşlı adam: Yalnızca yirmi dönümlük bir yerim var. Burasını ço- cuklarımla birlikte eker biçerim; bu iş, üç büyük kötülük olan can sıkıntısını, ahlaksızlığı ve yoksulluğu bizden uzak tutar. (Candide çiftliğine dönerken Türk'ün söyledikleri üzerine derin derin düşündü.) Candide (Pangloss'la Martin'e): Bana bu iyi yürekli yaşlı adamın, birlikte yemek yediğimiz altı kralın hayatına değişilmeyecek bir haya- tı var gibi gelivor Pangloss: Filozofların sözlerine bakılırsa büyük mevkiler çok teh- likelidir. ( ... ) Imparator IV. Henri'nin nasıl mahvolduklarını bilirsiniz! Candide: Biliyorum. Bahçemizi yeşertmek gerektiğini de biliyorum. Pangloss, (ara sıra Candide'ye): Olası dünyaların en iyisinde bü- tün olaylar birbirine bağlıdır. Çünkü Matmazel Cunegonde'un aşkı uğruna güzel bir şatodan tekme yiyip kovulmasaydınız, engizisyo- nun işkencesine uğramasaydınız, yaya olarak bütün Amerika'yı do- laşmasaydınız, kılıcınızı Baron'un vücuduna saplamasaydınız, güzel Eldorado ülkesinden aldığınız bütün o koyunları yitirmeseydiniz şim- di burada turunç reçeliyle fıstık yiyemezdiniz. Candide: Bunlar güzel sözler ama bahçemizi yeşertmek gerek. Voltaire, Candide Soru Felsefi görüşlerin anlaşılmasında edebî eserlerin katkıları neler olabilir? 97
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
97
4. UNITE 4.3. 18. YÜZYIL-19. YÜZYIL FİLOZOFLARININ FELSEFİ GÖRÜSLERİNİN ANALİZİ 18-19. yüzyıl felsefi döneminde yapılan felsefe tartışmalarını daha iyi anlamak için aşağıda o döneme ait metinler verilmiştir. Bunlara yönelik hazırlanmış metin analizi uygulamalarını yapınız. Metin Analizi Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. BİLGİNİNİN OLUŞUMUNDA DENEYİM 1. KITAP (Bölüm I) Gelin zihni başlangıçta üzerine hiçbir şey yazılmamış düz beyaz bir kâğıt (tabula rasa) gibi düşünelim. Bu kâğıt nasıl doldurulur? İnsanın sınırsız kurgu yeteneği ile zihne aktardığı bu zenginliğin kaynağı neresidir? Tüm bu bilgi ve akıl malzemelerini zihin nereden edinmektedir? Bunlara tek yanıtım var, "deneyim". Tüm bilgimiz önünde sonunda deneye dayanır ve deneyimden gelir. Anlama yetimizi tüm düşünme malzemeleri ile donatan dışımızdaki duyulur, nesneler ya da kendi içimizde algılamadığımız ve duyduğumuz zihinsel işlemlere yönelik gözlemlerimizdir. Bunlar tüm idelerimizin doğduğu bilgi pınarlarıdır. Bir bebeğin dünyaya gelirken gelecekteki bilgilerinin özünü oluşturan bir sürü ide ile yüklü olduğunu düşünmek için pek az nedenimiz vardır. Çocuk, aşama aşama o idelere kavuşur. Kimi bilinir niteliklere ait idelerdir. Bunlar bellek, zaman ya da sıra kaydı tutmaya başlamadan önce yerleşiyorsa da yabancı nitelikler için o kadar uzun bir süreç gereklidir ki onlarla tanıştığı zamanı anımsayacak pek kimse yoktur. Çaba gösterilse de kuşkusuz bir çocuk yetişkin olana dek sıradan idelerin bile çok azıyla büyütülebilir. Ne kadar özen gösterilse de bebekler dünyaya geldiklerinde çevrelerini saran, çeşitli ve sürekli biçimlerde etkileri cisimlerin zihinlerinde bıraktığı izlenimlerden kurtulamazlar. İşık ve renkler, sesler ve dokunulur nitelikler çocukların duyularını uyarma ve zihinlerine eirmede etkindir fakat bir cocuk yetiskin olana dek siyah ve beyaz dışında hiçbir şey görmeyeceği bir yere kapatılsa bir istiridye ya da ananasın tadını hiç yemediğinden bilemeyeceği gibi kızıl ya da yeşil idelere de sahip olamaz. John Locke, Insan Zihni Uzerine Bir Deneme Metinde kırmızıyla yazılmış kavramlarla ne anlatılmak istenmiştir? Metinde altı çizili bölümde vurgulanmak istenen düşünce nedir? Açıklayınız. Metinden hareketle Locke'ın bilginin kaynağı hakkında görüşlerini bilginin elde edil- mesi açısından açıklayınız? વેક
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
94
18. Yüzyıl-19. Yüzyıl Felsefesi DOĞA Her bir varlık, içinde bir şey olma potan- siyeli taşır. Her varlığın olacağı şey için baş- Sentez Anti Tez kalaşması yani kendi karşıtına dönüşmesi (Yeni Tez) gerekir. Sonucta veni bir sentezle olabileceği şeye bu diyalektik sürecin sonunda dönüşür. Orneğin bir elma çekirdeği aynı zamanda to- humdur, bu tohumda bir ağaç ve ağaçta bir elma olma gücü vardır. Tohumdan yeniden meyvenin icinde tohum olma süreci divalektik bir döngüdür. Tohum, toprağa düştüğünde ye- Anti Tez terli koşullar oluşursa filizlenir yani tohumluk- tan çıkar. Tohum bedeni oluşturmaktadır ve bu Sentez beden, henüz veni tohumları icermez, Büyüme (Yeni Tez) koşulları yerindeyse yeni bir sıçramayla çiçek- lenmeye, ardından meyve vermeye ve dolayı- sıyla yeni tohumlar oluşturmaya başlar. Sentez "Tarihte Akıl" adlı eserinde "Güneşin altın- (Yeni Tez) da yeni bir şey yok." diyen Hegel, doğanın di- yalektiğini bir döngü olarak dile getirir. Hegel felsefesinde her varlık, sav ve kavram için diyalektik geçerlidir. Ancak insanlık tarihi bu Anti Tez TİN döngüselliği kırmış ve aklı sayesinde hem can- lılığını hem de bilgilerini aktarabilmiştir. Tez Şekil 4.3: Diyalektik idealizm Uygulama "Varlığın oluşu" konusunda diyalektik yöntemle ilgili yapılan açıklamalarla aşağıda verilen ör- nekleri birlikte ele alınız. Bunlardan hareketle sav, kavram veya varlık hakkında tez, antitez ve sentez aşamalarına örnekler yazınız. Tez Elma çekirdeği .............................................................................................................................................................................. Antitez Elma ağacı ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Sentez Elma ağacı meyvesi .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. ે રેણવાડી તેમ જ દૂધની ડેરી જેવી સવલતો પ્લાન છે. આ ગામનાં લોકોનો મુખ્ય વ્યવસાય ખેતી, ખેતમજૂરી તેમ જ પશુપાલન છે. આ ગામનાં લોકોનો મુખ્ય વ્યવસાય ખેતી, ખેતમજૂરી તેમ જ પશુપાલન છે.
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
93
4. ÜNİTE Uygulama Aşağıdaki örnek olay metnini okuyunuz. Kant'ın ödev ahlakına göre birinci ve ikinci donör ku- tularına "Ödeve uygundur." veya "Ödeve aykırıdır." kavramlarını yazınız. Daha sonra aşağıda verilen soruyu cevaplayınız. Örnek Olay Lösemi hastası için ilik kan hücresi bağışlayacak olan donörlere hasta yakınları tarafından maddi destek sağlanmaktadır (Görsel 4.4). İlik hücreleri aranan özellikte olan iki donör, ilik bağışı için gö- nüllü olur. Birinci donör işlemlerinin başlatıldığı sı- rada temin edilen maddi tutarı alarak hastaneden uzaklaşmıştır. Bunun üzerine işlemler diğer gönüllü donörle tamamlanmıştır. Görsel 4.4: Lõsemi hastas Birinci donör İkinci donör Soru Bentham'ın "Çoğunluğun faydasına olan, doğru ve mutluluk veren eylemdir." sözünü birinci ve ikinci donör açısından açıklayınız. Birinci donör İkinci donör .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. .............................................................................................................................................................................. Varlığın Oluşu Hegel'in "Gerçek bütündür." ve "Akılsal olan gerçek, gerçek olan akılsaldır." yargıları; Hegel felsefe- sinin özeti, kapsamı ve başlangıcıdır. Hegel, bütün varlıkların tek bir özden bir yasa dâhilinde var ol- duğunu söyler. Hegel’de “Tanrı”, “geist”, “fikir”, “akıl” veya “tin” kavramları mutlak olanı temsil eder. Tin, ilk başta kendiyle özdeş ve kendisi için varlıktır. Tin, bu aşamada kendini tanımamaktadır. Kendini tanıyabilmesi için kendi olmayanda kendini görmelidir. Kendi olmayan karşıtıdır. Tînin karşı- tı doğadır. Doğaya ve evren olmaya dönüşen tin burada kendini yitirmiştir. Yitirileni çekip koparmak yeni bir dönüşümü gerektirir. Amacı kendini tanımak olan tin, doğayı yeni bir dönüşüme zorlar. Tin ve doğa uzlaşır. Sentezlenen yeni durum, tin ve doğanın mükemmel uyumu olan insandır. İnsanlık tarihi, tinin kendini bulup tanımasının zeminidir. Tinin kendini bilip tanıması, Hegel'in varlıkların oluş ve değişimini açıkladığı bir ilkenin ve diya- lektik yasanın sonucudur. Bu yasa üçlü bir oluş sürecini içerir (Şekil 4.3): tez (sav), antitez (karşı sav) ve sentez (yeni sav). Yeni sav, yeni bir diyalektik sürecin de başlangıcıdır. 94
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
98
18. Yüzyıl-19. Yüzyıl Felsefesi Metin Analizi Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. ÖDEV SAHİBİ OLARAK İNSAN Herkesin kabul etmesi gerekir ki bir yasa ahlak yasası olarak geçerli olacaksa yani bir yüküm- lülük nedeni olacaksa mutlak zorunluluk taşımalıdır. Gerçekten ahlak yasaları olan diğer bütün yasalarda da durum böyledir, dolayısıyla yükümlülük nedeni burada insanın doğal yapısında ya da içinde bulunduğu dünyanın koşullarında değil a priori (deneyimsel koşullarda değil de zorunlu akılsal koşullarda) olarak doğrudan doğruya saf aklın kavramlarında aranmalıdır. Genel yasalarca belirlenen şeylerin varoluşunu meydana getirdiğinden genel ödev buyruğu şöyle dile getirilebilir: Davranışının maksimi sanki senin istemenle genel bir doğa yasası olacakmış gibi davranısta bulun. Eğer en vüksek bir pratik ilkenin ve insanın istemesi bakımından bir kesin buyruğun olması gerekiyorsa bu, kendisi amaç olduğundan zorunlu olarak herkes için amaç olanın tasarımından istemenin nesnel bir ilkesini oluşturan dolayısıyla genel pratik yasa işini görebilen bir ilke ya da buyruk olmalı. Oyleyse pratik buyruk şu olacak: Her defasında insanlığa, kendi kişinde olduğu kadar başka herkesin kişisinde de sırf araç olarak değil aynı zamanda amaç olarak davra- nacak biçimde davranışta bulun. ... Yaşamını sürdürmek ödevdir ayrıca da herkesin buna doğruya bir eğilimi vardır. Ama bunun için de insanların çoğunun yaşamlarına gösterdikleri çok kez endişe dolu dikkatin yine de hiçbir iç değeri maksimlerinin (kuralların) hiçbir ahlaksal içeriği yoktur. İnsanlarını ödeve uygun olarak koruyorlar ama ödevden dolayı değil. Buna karşılık eğer talihin kötü cilvele- ri ve umutsuz acı, yaşamdan tat almayı büsbütün yok ettiyse eğer ruhu güclü olan mutsuz kisi, cesareti kırılmış ya da yıkılmış olmaktan çok alınyazısına küserek yaşamdan bağlarını koparmayı dileyebilir. Ancak yaşamını onu sevmeden, eğilimden ya da korkudan değil ödevden dolayı yine de sürdürüyorsa işte o zaman maksiminin ahlaksal içeriği vardır. I. Kant, Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi Metinde kırmızıyla yazılmış kavramlarla ne anlatılmak istenmiştır? Metinde altı çizili bölümde vurgulanmak istenen düşünce nedir? Açıklayınız. Metinden hareketle Kant'ın "ödev ahlakı" anlayışı, günümüz dünyası düşünüldüğün- de evrensel bir ahlak yasası olarak kabul edilebilir mi? Değerlendiriniz. ਰੂਰ
/content/drive/MyDrive/pdf-testset-small/FELSEFE 11.pdf
99
4. ÜNİTE Metin Analizi Aşağıdaki metni okuyup metinden hareketle verilen soruları cevaplayınız. DİYALEKTİK İDEALİZM Çağımızın bir doğuş ve yeni bir döneme geçiş çağı olduğunu görmek zor değildir. Tin, şimdiye değin içinde var olduğu ve imgelediği dünya ile bozuşmuştur ve onu geçmişe gömme düşüncesini taşımakta- dır. Artık kendi öz dönüşümünün emeği içindedir. Hiç kuşkusuz o hiçbir zaman dinginlikte değildir, tersine her zaman ilerleyen devinimi kavramıştır. Ama nasıl çocukta uzun dingin bir beslenmeden sonraki ilk soluk, o salt nicel gelişimin dereceliğini kı- rıyorsa -nitel bir sıcrama ve çocuk doğmuştur- oluşumu içindeki tin de öyle yavaş ve usulca yeni şekline doğru olgunlaşır, önceki dünyasının parça parça çözer ve bunun sarsınısı tek tük belirtilerde sezilir; kurulu düzende yayılan kayıtsızlık ve can sıkıntısı, bir bilinmeyenin belirsiz önsezisi, bunlar yak- laşan değişimin müjdeleridir. Bütünün yüzünü değiştirmeyen bu dereceli ufalanış bir gün doğumu ile kesilir ki bir şimşek gibi birdenbire yeni dünyanın biçim ve yapısını aydınlatır. Ama bu yeni dünya tıpkı yeni doğmuş bir çocuk gibi eksiksiz bir edimsellikten yoksundur ve bunu gözden kaçırmamak özsel önem taşır. İlk sahneye çıkış yalnızca dolaysızlığı ya da kavramıdır. Bir yapı temeli atıldığında nasıl bitmemişse bütünün erişilen kavramı da gene öyle bütünün kendisi değildir. Bir meşeyi gövdesinin gücünde ve dallarının yayılımı ile yapraklanışının kütlesinde görmeyi isterken bize bunun yerine bir palamut tanesi gösterildiği zaman bundan pek hoşnut kalamayız. Gene böyle bilim, bir tin dünyasının tacı, başlangıcında eksiksiz değildir. Yeni tinin başlangıcı çeşitli ekin biçimlerindeki yaygın bir devrimin ürünü, dolambaçlı ve çapraşık bir yolun ve o denli karışık çaba ve uğraşın ödülüdür. Gerçek bütündür. Bütün ise ancak kendi gelişimi yoluyla kendini tümleyen özdür. Saltık üzerine söy- lenmesi gereken onun özsel olarak sonuç olduğu, gerçekte ne ise ancak erekte o olduğudur ve doğası edimsel, özne ve kendisinin kendiliğinden oluş süreci olmak işte bunda yatar. Saltığın özde bir sonuç olarak kavranması gerektiği ne denli çelişkili görünse de biraz düşünüp taşınmak bu çelişki görünüşünü doğru bir yere oturtmaya yetecektir. Hegel, Tinin Görüngübilimi Metinde kırmızıyla yazılmış kavramlarla ne anlatılmak istenmiştır? Metinde altı çizili bölümde vurgulanmak istenen düşünce nedir? Açıklayınız. Metinden hareketle Hegel'in diyalektik anlayışını inceleyip onun kendi felsefesinde gerceğe verdiği rolü açıklayınız? 100