Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
audio
audioduration (s)
0.12
19.7
text
stringlengths
4
276
source
stringclasses
1 value
sample_rate
int64
48k
48k
speaker
stringclasses
1 value
Otlakçı. Memduh Şevket Esendal.
sıla
48,000
sıla
Siz ona paketinizi uzatırsanız alır ama kendi eliyle aldığı cigaradan duyduğu haram tadını duymazdı.
sıla
48,000
sıla
Birkaç çocuk birden aşağı koştular. Hoca sınıfa ders vermekte devam etti.
sıla
48,000
sıla
Biraz sonra çocuklar lirayı bulmuşlar, getirdiler.
sıla
48,000
sıla
Hoca nereye saklamış diye sordu. Muslukların yanındaki kirişin üstüne koymuş.
sıla
48,000
sıla
Hoca parayı Akif'e uzatarak "al paranı" dedi. Dayına soracağım.
sıla
48,000
sıla
Yalan söylüyorsan sen de yiyeceksin dayağı. Sonra masanın üstünde duran değneği eline alarak Aziz'e gel dedi.
sıla
48,000
sıla
Aç elini bakayım. Hoca efendi vallahi billahi ben almadım.
sıla
48,000
sıla
Allah kör etsin ben almadım. Yakın gel ilkim ben döveyim, vebal benden gitsin.
sıla
48,000
sıla
Sonra Allah da kör eder elbette. Böyle yerlerde ısrarın faydası yoktur.
sıla
48,000
sıla
Haklı haksız dayağı yeyip çekilmeli. Aziz yaklaştı.
sıla
48,000
sıla
Değnek parmaklarıyla karışık avucun içine indi.Çocuklar içinde dayak yerken ağlayan, yalvaran, elini pantolonuna süren, korkuyla hocanın yüzüne bakıp suratını buruşturanlar olduğu gibi hiç aldırmayanlar da vardır.
sıla
48,000
sıla
Bu otlakçıya canım kurban, gardaşım...
sıla
48,000
sıla
Aziz mektebin zorbalarından olduğu için ağlayıp yalvaramazdı.
sıla
48,000
sıla
Sessizce dayağı yedi. Ancak sınıfa döndüğü zaman ellerini nasıl tutacağını şaşırmıştı.
sıla
48,000
sıla
Bütün çocuklar yerlerinde oturmuşlar, ona bakıyorlardı. Aziz, Akif'in önünden geçerken "ben sana gösteririm" dedi.
sıla
48,000
sıla
"Mektepten çıkalım, görürsün". Çocuklar sustular.
sıla
48,000
sıla
Mektepten çıkınca Aziz Akif'i dövecek. Hepsi de Akif'in nasıl dayak yiyeceğini seyredecekler.
sıla
48,000
sıla
Aziz onu yalnız dövecek değil, cebinden parasını da alacak.
sıla
48,000
sıla
Akif parayı götürüp kuyuya atmayı bile düşündü. Çocukların önünde dayak yiyip eve gitmek ölümdü.
sıla
48,000
sıla
Bundan nasıl kurtulmalı? Mektepten çıkar çıkmaz çarşı tarafına savuşmak var.
sıla
48,000
sıla
O zaman bütün çocuklar Aziz'e onu gösterecek. "Bak kaçıyor" diyecekler.
sıla
48,000
sıla
O da ihtimal arkasından koşacak, belki yetişip birkaç tokat atacak.
sıla
48,000
sıla
Bu herif öylesi değil ki! Dün artık dayanamadım, söyledim.
sıla
48,000
sıla
Mektep azada oldu. Çocuklar çıktılar, Akif de çıktı.
sıla
48,000
sıla
Rengi uçmuştu. Aziz birkaç çocuklu önden gitmişti.
sıla
48,000
sıla
Akif uzaktan onları görüyordu. Kulakları uğulduyor, hiçbir şey işitmiyor ve ne yapacağını da bilmiyordu.
sıla
48,000
sıla
Ama yolunu da değiştirmedi. Ne olursa olsun o dakika yeryüzünde azılı bir düşman karşısında yalnızdı.
sıla
48,000
sıla
Ne anası, ne babası, ne arkadaşları, ne de hoca.
sıla
48,000
sıla
Burada hiç kimse yok. Burada ancak o kendi kendini kurtarabilir, çalışıp kurtarmalıdır.
sıla
48,000
sıla
Aziz, onunla birlikte giden çocuklarla Bakkal Mustafa Efendi'nin kapısı önünde durdu.
sıla
48,000
sıla
Anlaşılan Aziz, Akif'i dövmek için bu yeri münasip görmüş.
sıla
48,000
sıla
Çocuklar Akif'e bakıyorlardı. Akif bütün cesaretini, belki düşüncesini kaybetmişti.
sıla
48,000
sıla
Yaklaşınca Aziz elinde tuttuğu kitapları yanındaki çocuklardan birine verdi.
sıla
48,000
sıla
"Ama Mahmut Efendi", dedim, "Bu kadar da olmaz. İçiyorsun, neyse iç, ama hiç olmazsa tozunu da katık et." O alışmış aldırmıyor, yan gözle bana baktı.
sıla
48,000
sıla
Akif'i döveceğinden emin, üstüne yürüdü.
sıla
48,000
sıla
Akif de dövüşmeye karar vermiş görünüyordu. Tabii bir sevkle bir adım geriledi.
sıla
48,000
sıla
Elindeki çantayı Aziz'in yüzüne doğru savurdu. Çantanın kenarı Aziz'in elinin üstüne geldi ve onu büsbütün kızdırdı.
sıla
48,000
sıla
İkinci savuruşta çantanın sapı koptu. Çanta Aziz'in çenesine değdiyse de birinci savuruş kadar acıtmadı.
sıla
48,000
sıla
Yalnız Akif'e delice bir cüret verdi. Aziz'in üstüne açıldı, tırnaklarıyla yüzüne saldırdı.
sıla
48,000
sıla
Bu dakikada Aziz'i döveceğine inanıyordu. Kendinden büyük biriyle dövüşmek her zaman kolay değildir.
sıla
48,000
sıla
Aziz anladı ki Akif bulaşık bir şeydir. Onu az bir şeyle korkutmak, ezmek, kaçırmak kolay olmayacak.
sıla
48,000
sıla
Kavga uzun sürecek. Gücü yettiği kadar vurmaya başladıysa da bir yandan da canı sıkıldı ve cüreti kırılır gibi oldu.
sıla
48,000
sıla
Kavga başladığı zaman çocuklar Aziz'in tarafındayken Akif onun üstüne saldırınca yarısı ondan tarafı oldular.
sıla
48,000
sıla
Bir aralık nasıl olduysa ikisi de yere yuvarlandı.
sıla
48,000
sıla
"Bir cigara sardım diye mi söyleniyorsun?" dedi.
sıla
48,000
sıla
Aziz üstteydi. Yalnız bu sırada Aziz'in sağ elinin iki parmağını Akif ısırdı ve bırakmadı.
sıla
48,000
sıla
Aziz bir eliyle Akif'in ensesine basıyor, kolunu ısırmak istiyor, can acısıyla da "bırak ulan" diye söyleniyordu.
sıla
48,000
sıla
Akif'in dişlerinin geçtiği yerden kan çıktı. Bir parça deri bile koptu.
sıla
48,000
sıla
Bir aralık elini kurtaran Aziz dövdüğüne, dövüldüğüne bakmayarak elini tuttu.
sıla
48,000
sıla
Kan akıyor, belki de çok acıyor. Akif yerden bir taş alıp Aziz'in sırtına attı.
sıla
48,000
sıla
Yeniden tutuştular. Yeniden tokat, şamar, yumruk, tekme birbirine karıştı.
sıla
48,000
sıla
Bu sefer Aziz kendini ısırtmamaya çalışıyor.
sıla
48,000
sıla
Yerde alt alta, üst üste boğuşuyorlardı. Sokaktan geçen bir adam bunları ayırdı.
sıla
48,000
sıla
İkisine birer tokat salladı. Aziz ağlar gibi oldu.
sıla
48,000
sıla
"Ne vuruyorsun be?" dedi. "Boyuna baksana, o senin akranın mı?
sıla
48,000
sıla
"Hangi bir cigara birader?", dedim. "Bak gene bir tutam saçak tütün kalmadı.
sıla
48,000
sıla
Bak ama o ne yaptı ona söylesene" diye Aziz kana kana elini gösterdi.
sıla
48,000
sıla
Akif duvarın kenarına çekildi. Çocuklar üstünü süpürdüler, çantasını getirdiler.
sıla
48,000
sıla
Eve doğru gitmeye başladı. Sevinçten ağlayacaktı.
sıla
48,000
sıla
Çocuklar Aziz'i dövmüş sayıyorlar. Aziz mendille elini sardı.
sıla
48,000
sıla
Yanında kalan çocuğa "köpoğlu kedi gibi" dedi.
sıla
48,000
sıla
Akif uzaktan işitti. "Köpoğlu senin babandır, babanın oğludur" diye bağırdı.
sıla
48,000
sıla
"Ben sana gösteririm ulan". "Göstersene".
sıla
48,000
sıla
Bir başka çocuk "ulan" dedi, "eşek kadar, boyunla bacak kadar çocuktan dayak yedin".
sıla
48,000
sıla
"Yuuu!" Birkaç çocuk birazdan "yuğu" diye bağrıştılar.
sıla
48,000
sıla
Bu bağırış Akif'in zaferinin ilanı oldu. Akif eve girince anasına "Hasan Kahyaların Aziz'i dövdüm" dedi.
sıla
48,000
sıla
Bana yalnız tozları kalıyor." Kayıtsızca, "Senin tütünün de içimli bir şey değil ya", dedi.
sıla
48,000
sıla
"Nasıl Hasan Kahyaların? Bre koca çocuklarla mı itişiyorsun?
sıla
48,000
sıla
Bak baban gelsin, ben seni nasıl dövdürürüm?" "Ne yaparsan yap.
sıla
48,000
sıla
Ben Aziz'i dövdüm". Çantasını eve bırakıp tekrar çocukların yanına çıktı.
sıla
48,000
sıla
Bu kavgadan sonra bir daha Aziz, Akif'in üzerine gidemedi.
sıla
48,000
sıla
Eski zorbalığı da kalmadı.Köye düşmüş.
sıla
48,000
sıla
Ankara'yla Eskişehir arasında bir istasyonda tren bekleniyor.
sıla
48,000
sıla
Kırklık, kırk beşlik, üstü başı dökükçe, terbiyeli bir efendi söylüyor.
sıla
48,000
sıla
Boz kalpaklı, orta boylu, tıknaz, sarı potinlerinin konçları diz kapaklarına kadar yükselen bir efendi.
sıla
48,000
sıla
İhtimal, bir mebustur. Elleri arkasında gümüş saplı kamçısı ile oynayarak dinliyor.
sıla
48,000
sıla
"Efendim biz nasıl İstanbulluyuz?
sıla
48,000
sıla
"Bunu nasıl içiyorsun? Kaçak içsen ondan daha iyi." Kızdım.
sıla
48,000
sıla
Doğma büyüme İstanbul'un yerlisi. Peder merhum Cihangirliydi.
sıla
48,000
sıla
Çarşamba'ya iç güveyi girmiş. Bendeniz Çarşamba'da doğmuşum.
sıla
48,000
sıla
Evimiz valide merhumenindi. Sonra Bendeniz'e intikal etti.
sıla
48,000
sıla
Buraya gelirken yetimler sandığına rehin ettik.
sıla
48,000
sıla
Vallahi zatıâllerine de malumdur ya, hani şikayet olmasın ama pekâlâ memleketimizde oturuyorduk.
sıla
48,000
sıla
Nasıl bu meşrutiyet çıktı, altüst olduk. Bir ağız tadıyla oturup da bir oh diyemedik.
sıla
48,000
sıla
Yevmi beter. Mektepteyken cahillik Bendeniz'de Kemal Bey merhumun "Rüyası"nı, "Vatan" yahut "Silistres"ini okurdum.
sıla
48,000
sıla
Okurdum da. Peder merhum darılırdı. Meğer hakkı varmış.
sıla
48,000
sıla
Lakin gençlik, tecrübesizlik... İnsan bilmiyor.
sıla
48,000
sıla
Biz meşrutiyeti bir şey zannederdik. Bendeniz, Cezmi'yi bir gecede okumuştum.
sıla
48,000
sıla
"A birader", dedim. "İyiye kötüye baktığımız yok.
sıla
48,000
sıla
Rüyanın da Bendeniz'de bir sureti vardı. Kim isterse yazar verirdim.
sıla
48,000
sıla
Hiç korku hatırıma gelmezdi. O zaman hafiye var filan derlerdi.
sıla
48,000
sıla
Ama şeytan kulağına kurşun, biz hiçbir şey görmedik.
sıla
48,000
sıla
Meşrutiyetten sonra rüyanın da bir kıymeti kalmadı.
sıla
48,000
sıla
Bendeniz İhvan'a kaç defa "yahu bende rüya var, yazıp getireyim, okuyunuz" dedim.
sıla
48,000
sıla
Hiç aldıran olmadı. "Beyefendi hazretleri, hatırınıza bir şey gelmesin.
sıla
48,000
sıla
Bendeniz de İhvan'danım. Merbudiyetimi de bozmadım.
sıla
48,000
sıla
Herkes istifa etti. Bendeniz gene aidatımı verdim.
sıla
48,000
sıla
Çünkü bir defa yemin ettik. Bendeniz artık dönekliği nefsime şey edemem.
sıla
48,000
sıla
Sözümden dönmedim. Ancak memnun muyum derseniz, doğrusu hiç memnun değilim.
sıla
48,000
sıla
End of preview. Expand in Data Studio
README.md exists but content is empty.
Downloads last month
12