text large_stringlengths 307 15k | id large_stringlengths 47 47 | dump large_stringclasses 96
values | url large_stringlengths 14 3.25k | date large_stringdate 2013-05-18 06:20:24 2024-04-25 16:00:05 | file_path large_stringlengths 109 155 | language large_stringclasses 1
value | language_score float64 0.87 1 | language_script large_stringclasses 1
value | minhash_cluster_size int64 1 146k | top_langs large_stringclasses 1
value |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
Lojistik nedir?
Askeri birliklerde, barış ve bilhassa seferi zamanlarda kıtaların taşınması, silah, cephane, gıda ihtiyaçlarının ve sağlık hizmetlerinin karşılanması ile ilgili bölüm. Riyazi mantık (matematiksel mantık) manasına gelir. Lojistikten bahis açıldığında mevzuun hesaba dayandırılması esastır. Bu sebepten "Lojistiğin hükmü mutlak, tesiri kati’idir" denir. Lojistiği üç ana bölümde tarif etmek uygundur
Askeri lojistik: Milli lojistiğin sağladığı imkanları, askeri harekatı en iyi bir şekilde destekleyecek tarzda sevk ve idare etme sanatıdır.
Diğer bir tarif ile askeri kuvvetlerin barışta ve savaşta sıhhatle harekatı için ikmal ve servisle desteklenmesidir. Lojistik, askerlik ilminin taktik, strateji, istihbarat konuları ile beraber dört temel unsurundan biridir. Lojistik, askeri birliklerin ikmal, yer değiştirme, bakım ile ilgili konularının planlanması ve icraatını içine alır.
Lojistiğin üç ana unsuru vardır. Bunlar: İkmal, nakil ve bakımdır. İkmal, genel manada, devletin milli savunmasına bütçesinden ayırdığı harcama demektir. Teknik gelişmelerle birlikte silahların da modernleştirilmesi, ikmal konusuna girer. Mesela, ABD’nin son yıllarda geliştirdikleri, uzaydan, uzun menzilli nükleer başlıklı füzelerin tahrib edilmesi bir ikmal projesidir. İkmal, küçük birliklerin, silah ve malzeme açısından beslenmesi şeklinde dar manasıyla da geçerlidir.
Nakil, silahlı kuvvetlerin mevcud insan ve malzemesinin, bir yerden diğer bir yere taşınmasıdır. Nakilde bağlantı, kaynaktan kullanılacak yere doğru, okyanus, hava, nehir ve kara yolları ile olur. Sivil nakil vasıtaları, savaş durumunda, askeri teşkilatlara devredilir.
Lojistiğin en mühim unsuru, servistir. Servis konusuna her türlü idari konular, hastane, bütçe temini ve harcaması, fabrikalar, tersaneler, tamir atölyeleri, lojmanlar, spor tesisleri girer. Elektronik bilgi işlem merkezleri ile bu kalabalık iş yükü hafifletilir.
Lojistik, bütün devletlerin orduları için çok önemlidir. Bu sebepten her devlet bu hususta çok titiz davranmaya çalışır. Lojistik; taktik ve stratejik askeri harekatın devamlılığı için, istihbaratla beraber gereklidir. Askeri harekatta taktik ve strateji ne kadar mükemmel olursa olsun lojistik yoksa, her şey kağıt üzerinde, teorik olarak, kalır ve askeri birlikler savaş yapmadan eriyip gider.
Lojistik, devletlerin, iktisadi güçleri ile askeri güçleri arasında idamesi şart olan bir bağdır. Lojistiği meydana getiren bölümler, her savaşta her zaman mevcuttur. Bu bölümlerin görevi, savaşan kuvvetlerin yayılmasını, hareket etmesini sağlamaktır.
Tarihin başarılı komutanları, şüphesiz kuvvetlerinin lojistik bakımdan desteklenmesine özel bir alaka göstermişlerdir. Ne yazık ki birçok asker tarihçiler, lojistik destekle ilgili konulara eserlerinde çok az yer ayırmışlar, strateji ve taktikle ilgili hususlara daha çok ağırlık vermişlerdir.
Mesela, dünyanın üç kıtasında sefer yapmış ve parlak zaferler kazanmış olan tarihte Osmanlı adı ile ün salmış büyük Türk Ordusunun, lojistik destek faaliyetlerine ait derli toplu bir eserin bulunmayışı acı bir gerçektir.
Tarihte, Yavuz Sultan Selim Hanın 80.000 kişilik ordusuyla Mısır’a kadar 2700 kilometrelik bir yolu günde ortalama 26 km süratle geçtiği ve Sina Çölünü günde 45-50 kilometrelik bir hızla 13 günde geçerek Ridaniye Zaferini kazandığı harekatın, lojistiğine ait çok az şey bilinmektedir.
Bir kum deryası, bir yanardağ krateri gibi kaynayan Sina Çölünü, o tarihe kadar (1517) geçen ordu görülmemiştir. Büyük İskender buraya geldiği vakit, askerlerini denizden göndermeye mecbur olmuş, Timur Han Hindistan’ı, İran’ı, Anadolu’yu, Arabistan’ı fethedip Sina Çölüne dayanınca çaresiz kalarak geri dönmüştür. İkinci Dünya Harbinde Hitler, sadece bu çölü geçmek için, 20. asır tekniğiyle, susuz çalışan Wolkswagen motorunu yapmış olmalarına rağmen Yavuz Sultan Selim Hana yetişememiştir. Kuma konan yumurtayı 40 saniyede pişiren bu çölü, 1967 yılında İsrail modern tankları ve vasıtaları
kullanarak zor geçmiş, araç ve tank arızası çok yüksek olmuştur.
Günümüzde meydana gelen teknolojik patlama ile ortaya çıkan yeni silah, araç ve gereçlerin birkaçı hariç hepsi harpte gerçek bir denemeye tabi tutulmamıştır. Bunların tesirlerinin askeri ve ilmi yönden incelenmesi, lojistik desteğinin sağlanması açısından çeşitli problemler ortaya çıkaracaktır. Bunların başında ikmal gelmektedir. Lojistik yalnız ikmal değil, bütün savaş, silah araç ve gereçlerinin öğrenimi ve tecrübesidir.
Dünya devletleri silahlı kuvvetleri, dünya harplerinden edindikleri tecrübelerle daima hazır durumda bekleyen, harp birliklerini andıran lojistik destek birliklerini sevk ve idare eden lojistik komutanlıkları ihdas ettiler. Süper devletlerde ise her kuvvete ait ayrı lojistik destek birlikleri vardır.
Lojistiğin, uzun süreli bir savaşta daha çok önem kazanacağı bir gerçektir. Günümüzde, silahların tahrip gücünün büyük ölçülerde artması karşısında lojistikçilerin karşılaştıkları problemler gitgide daha karmaşık hale geldiği gibi, gelecekteki savaşlarda bu problemlerin daha da zorlaşacağını göstermektedir.
Lojistik bakımdan gelecek harplerinin en korkunç bir yönü de kitle tahrip silahlarının kullanılmasıdır. Sıhhi tahliye ve tedavi, büyük çapta ehemmiyet kazanacaktır. Personel kayıplarını asgariye indirmek için tedbirler sulh zamanında düşünülmelidir. Sivil savunmaya gereken ehemmiyetin verilmesi, halkın nükleer silahlardan korunma konusunda eğitilmesi bir zarurettir.
Silahlı kuvvetler lojistiği, özellikle askerleri ilgilendirdiği kadar milli ekonomiyi ve siyaseti ihtiva eden bir idari meseledir.
Sözlükte "lojistik" ne demek?
1. Modern mantık.
2. Askerlik sanatının, savaşta ya da askeri bir yürüyüşte, yol, haberleşme, sağlık, yiyecek içecek sağlama gibi hizmetleri en etkili bir biçimde oluşturma amacını güden bölümü, logistik.
Lojistik kelimesinin ingilizcesi
adj. logistic
n. logistics
Köken: Fransızca
Benzer bağlantılar
Lojistik ne demek? (Ticari terimler kategorisi)
(Logistics) Yunanca "logistikos"tan (sayısal hesaplama) türemiştir. Askeri terminoloji ile ilgili bir kavram. XIX. asırda askeri birliklerin oluşturulması, mevzilendirilmesi ve bir yerden başka yere taşınması için kullanılırdı. Bugünkü kullanışta anlamı daha da genişlemiştir. Askeri faaliyetlerin yürütülmesi için gerekli imkanların sağlanmasını ifade eder. Malzeme, araç, gereç ve personel sağlanması lojistiğin başlıca konularıdır. Düşmanla mücadele için sivil sanayi ekonomisinin savaş ekonomisi durumuna dönüştürülmesinden, vurucu güçlerin oluşturulması, araç - gereç gönderilmesi ve bakımının yapılmasına kadar tüm faaliyetleri kapsamına alır. | <urn:uuid:737f1941-aa69-4c79-b0a7-0f43431ef638> | CC-MAIN-2013-20 | http://lojistik.nedir.com/ | 2013-05-22T18:55:37Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2013-20/segments/1368702298845/warc/CC-MAIN-20130516110458-00002-ip-10-60-113-184.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999709 | Latn | 74 | {} |
Ben bu yere sakın kaçırmayın. Gerçekten muhteşem bir şey. Ne yazık ki, Türkiye'nin evine döndü. Keşke hala burada.
Ben bu yere sakın kaçırmayın. Gerçekten muhteşem bir şey. Ne yazık ki, Türkiye'nin evine döndü. Keşke hala burada.
St Thomas Üniversitesi kampüsü, şapel, kesinlikle bir yer görmek isteyenler için hem şaşırtıcı ve muhteşem bir şey. Bir kilise olarak görüntülenebilir ya da bir sanat eserine büyük değil ama tebrikler iyi yapılmış.
Bu ilginç olduğunu ve ilham verici Binası. Oldukça küçük ve Houston yakın University of St. Thomas ağaçlı büyük bir bölümünde kaplı sokaklar, sıcak yaz günlerinde ziyaret etmek hoş bir yer haline. Freskler edinimi büyüleyici öyküsüdür.
Şapel, ürkütücü bir boşluk duygusu oluşturma bir çok büyük Bina içinde oturur. Aslında modern pews ve güzel bir sunak üzerinde görüntülemek gibi freskler gelen küçük bir Yunan Şapel parçaları düzenlenir. Büyük sessiz ve yansıma bir an için durdurmak.
Bizans Şapel fresk incredible! Tüm orijinal parçalar kurtarılabileceği ve geri Menil sayesinde biraraya amazing. Sergi kubbe ve Apsis içinde usulca yanan cam Şapel görüntüler bir oda 's. Kesinlikle daha eğlenceli arka hikayesini bilmek için bu parça-in geçmiş kolaylaştırır ve iş geçmişi Menil Müzesi Web sitesi sunmaktadır. Şapelin Menil üzerinde özelliğidir. Rothko Şapel de tüm 3 görmeye kadar planı yoktur. Şapel... Daha fazlası
Müze turu bizim Houston beş Çocuklarımı burada (7-17 yaş) aldı. Bizans freskleri tarihsel önemi var çünkü biz geldi önce Çocuklarımı arka plan biraz vermek seçti. (Daha fazla bilgi için Şapel Web sitesini ziyaret edin.) Ağır açık kapılardan bir mistik, kutsal bir yer--Sessizliği ve düşük ışık adım attı. Küçük, seyrek ve çok içerilen olsa, düzeni düşündüm ve müze özellikle bu belirli... Daha fazlası
Byzantine Chapel Fresco Museum sahibi veya yöneticisiyseniz, kaydınızı geliştirmek, yeni yorumları çekmek ve yorumlara yanıt vermek için ücretsiz araçlarımızdan yararlanmak üzere hemen kaydolun.Kaydınızı yönetin | <urn:uuid:0cef3897-0c46-44bc-bd27-8413a1de25a5> | CC-MAIN-2013-20 | http://www.tripadvisor.com.tr/Attraction_Review-g56003-d104703-Reviews-Byzantine_Chapel_Fresco_Museum-Houston_Texas.html | 2013-05-21T14:25:13Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2013-20/segments/1368700107557/warc/CC-MAIN-20130516102827-00002-ip-10-60-113-184.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999939 | Latn | 1 | {} |
Popüler Üye
Üyelik tarihi: 06.05.10
Mesajlar: 2.655
Konular: 1472
BAĞLANTILAR
- Anatomy and Physiology Resource Page Avustralya
Sydney'deki Western üniversitesinden Dr. Murray Thompson tarafından hazırlanan bu sayfa çeşitli anatomik modellerin, mikroskobik görüntüler ve derslerin yer aldığı eğlenceli bir sayfa
- HealthWeb: Anatomy A.B.D.
Internette yer alan eğitsel/ öğretsel kaynakların, anatomi ürünlerinin, elektronik dergilerin, internet grupları ve benzerlerinin yer aldığı ayrıntılı bir site. Bu site John Crerar kütüphanesi ve Healthweb projesinin ortak çabaları ile hazırlanmış
- Hotlinks to Anatomy Resources on the Internet American Association of Anatomists (Amarikan Anatomi Birlikleri)'in hazırladığı bir site
Öğretim kaynaklarına, akademik enstitülere ve çeşitli dergilere linkler içermekte
- Martindale's 'Virtual' Anatomy and Histology Center Jim Martindale tarafından tasarlanmıştır., A.B.D.
Marthindale Sağlık Bilimi rehberinin; ansiklopedileri,sözlükleri, ansiklopedik sözlükleri, interaktif olarak anatomiyi gözden geçireceğiniz metinleri, ders notlarını, sınavları, literatür tarama olanaklarını ve çok daha fazlasını içeren geniş çapta siteye bağlantısı bulunmakta.
- MedWeb: Anatomy A.B:
Emory Üniversitesi tarafından tasarlanmış ve 100'den fazla anatomi ile ilgili siteye bağlantısı olan bir site.
- MedWebPlus: Anatomy y-DNA Inc'den, A.B.D.
150'den fazla anatomi ile ilgili siteye bağlantısı olan, atlaslara, görüntülere, radyolojiye, derneklere, derslere ve daha fazlasına bağlantıları sağlayan bir site
- Neuroanatomy and Neuropathology on the Internet
Tıp öğrencileri, asistanlar ve diğer sağlık çalışanları için Macaristan'da Debrecen'deki Nöroloji Anabilim Dalı tarafından tasarlanmış bu rehberde; ders notları, slaytlar, anatomi ve nöroanatomi ile ilgili görüntülerin yer aldığı geniş bir listeye ulaşabilirsiniz.
- SciTech: Anatomy and Physiology Heather Haines tarafından derlenmiştir., Box Hill Institute of TAFE, Avustralya
Anatomi ile ilgili internet sitelerinin bir listesi yer almakta
- Structure of the Human Body Loyola Üniversitesi Tıp Merkezi, A.B:'den Doktor John McNulty tarafından hazırlanmış bir site
Internette anatomi , LUMEN Dissector ve Cross Sectional Anatomy gibi tüm Amerika'dan farklı enstitülerce hazırlanan anatomiye yönelik çok sayıda eğitimsel materyale linkler sağlayan oldukça kapsamlı bir site.
EĞİTİMSEL KAYNAKLAR
ATLASLAR
ÇİZİM ve TABLOLAR
- Atlas of Human Anatomy in Cross Section from the Virtual Hospital A.B.D.
Iowa Üniversitesi Görsel Hastanesi tarafından hazırlanan bu atlasda kesitsel anatominin tarihçesini içeren bir girişten sonra yapıların görüntülerin üzerinde işaretlendiği çok sayıda baş, boyun, omuz, thorax, pelvis ve alt extremite görüntüleri bulunmakta.
- Atlas of the Human Body Amerikan Tıp Birliği, A.B.D.
Bu online atlasla beyin, kas, sinir sistemi, iskelet, kafatası ve benzerlerine ait çizimler ve bilgiler sağlanmakta
- Brain Atlas Kanada, Manitoba Universitesi İnsan Anatomisi ve hücre bilimi bülümünce hazırlanmış bir site
Medulla spinalis, beyin sapı ve cerebrum'un işaretlenmiş görüntüleri bulunmakta.
- David, Online Atlas of Human Anatomy İsviçre
Centre d'Imagerie Diagnostic çalışanlarından Dr. J C Oberson tarafından geliştirilmiş bu sitede de çok sayıda işaretlenmiş radyografi görüntüsü yer almakta
- Digital Anatomist Project A.B.D.
Bu sayfada Washington üniversitesi Biyolojik yapı bölümüne ait interaktif atlas kolleksiyonu web kullanıcılarına açılmış. Beyin, nöroanatomi, thoracic viscera ve diz'e ait görüntülere ulaşmanız için imajlar üzerine tıklamalısınız
- Muscoskeletal Atlas of the Human Body A.B.D
Washington üniversitesinden Dr. Carol Teitz ve Dan Graneyİn hazırladığı bu site üst ve alt extremiteye ait görüntüler ve text bilgileri içermekte
- Online Muscle Atlas A.B.D.
Washington üniversitesinden Dr. Carol Teitz, Dan Graney ve Michael Richardson'un hazırladığı bu sayfada da kaslara ait textlere ve görüntülere ulaşabilmek mümkün.
- Whole Brain Atlas Keith Johnson MD, Harvard Universitesi and Alex Becker, MIT, A.B.D
Normal beyinin işaretlenmiş görüntülerinin yanı sıra, serebrovasküler, neoplastik, dejeneratif, inflamatuar ve infeksiyöz beyin hastalıklarındaki beyin görüntülerinin de bulunduğu güzel bir site
MODÜLLER/DERSLER, GÖRÜNTÜLER, FİLMLER
- Anatomy Tables Arkansas üniversitesi Tıp bilimleri, Anatomi departmanı, A.B.D.
Sırt, thorax, abdomen, pelvis, üst-alt extremite, baş ve boyuna ait anatomi tablolarını burada bulabilirsiniz
- Hosford Muscle Tables: Skeletal Muscles of the Human Body PTCentral, A.B.D.
Kasların bulunduğu bölge yada başlığına göre tarama yapmaya olanak tanıyan bir site
- Master Muscle List Loyola üniversitesi Tıp eğitimi network'ü A.B.D:
Sitenin hazırlayıcıları tarafından " belli bir kasın origo, insertio, innervasyon ve fonksiyonunun taranmasında hızlı ve kolay bir referans " şeklinde tanımlanan bu sitede hakikaten iyi ve hızlı taramalar yapılabilmekte
ELEKTRONİK METİNLER
- Anatomy of the Human Body Levit Radiological-Pathologic Entitüsü, Texas üniversitesi, A.B.D.
Bu site beyin, dirsek, el, diz ve ayağa ait işaretlenmemiş renkli imajlar içermekte
- Anatomy Module List Dr. Michael Richardson MD, Radioloji Departmanı, Washington üniversitesi, A.B.D.
Normal diz anatomisi, iskeletin radyografik anatomisi ve omuzun ultrason görüntüsü gibi toplam 8 modüllün bulunduğu listeden birini seçebiliyorsunuz
- Anatomy Tutorials Birleşik Kırallık
Newcastle üniversitesinin hazırladığı bu siteden larynx, n. ischiadicus, omuz ve columna vertebralis gibi derslere linkler bulunmakta
- Bone up on Anatomy Güney Kaliforniya Orthopedi Enstitüsü, A.B.D.
Diz, kalça, omuz el, ayak bileği, dirsek, omurga ve parmaklara ait anatomik görüntülerin sunulduğu bir site
- Digital Anatomy Lab Queensland Teknoloji Universitesi, Avustralya
Bu sitede 2 boyutlu kesitler, 3 boyutlu diz rekonstrüksiyonu ve yine 3 boyutlu animasyonlar yer almakta. Diğer anatomi sitelerine sağladığı linkler de hiç fena değil doğrusu
- Human Anatomy Online Inner Learning On-line, A.B.D.
İskelet, sindirim, kas, lenfatik, endokrin, sinir, kardiovasküler, üreme ve üriner sisteme ait işaretlenmiş çok sayıda imajın yer aldığı bir site. Bazı güzel animasyonlar ve tanımlamalarda var.
- JavaMan: Brain Anatomy Browser A.B.D.
Virginia üniversitesinde Dr. J Hunter Downs PhD tarafından tasarlanan bu siteden, beynin kesitsel görüntülerine ulaşılabilmekte
- Medical Images and Movies A.B.D.
İnsan antomisine ait çok güzel imajlara (gif,jpeg) ve filmlere (avi,mov, mpeg) link sağlayan bir site
- Neuroanatomy and Neuropathology on the Internet
Tıp öğrencileri, asistanlar ve diğer sağlık çalışanları için Macaristan'da Debrecen'deki Nöroloji Anabilim Dalı tarafından tasarlanmış bu rehberde; ders notları, slaytlar, anatomi ve nöroanatomi ile ilgili görüntülerin yer aldığı geniş bir listeye ulaşabilirsiniz.
- Radiographic Anatomy of a Skeleton Dr. Michael Richardson, Washington üniversitesi, A.B.D.
Üst-alt extremite ve omurgaya ait işaretlenmiş radiografik görüntülere bir bakmanızı tavsiye ederiz
- Skeleton Mayo Health Clinic, A.B.D.
İskelete ait işaretlenmiş görüntülere ulaşabilirsiniz
- Skull Module A.B.D.
Kaliforniy State üniversitesi tarafından hazırlanan bu site kafatasına ait işaretlenmiş görüntüler ve tanımlamalar içermekte. Cranial iskelet anatomisine giriş modülü şeklinde dizayn edilmiş
- Skull Anatomy Tutorial a.B.D.
Gateway Community College'dan Dr. Grimando'nu hazırladığı bu derste kafatasının anterior, lateral, inferior ve interior kısımlarından elde edilmiş görüntüler içermekte Bunun dışında kafatası için hazırlanmış diğer web sitelerine de linler sağlamakta
- Structure of the Human Body John McNulty, Loyola üniversitesi Tıp Merkezi, A.B.D.
Internette anatomi , LUMEN Dissector ve Cross Sectional Anatomy gibi tüm Amerika'dan farklı enstitülerce hazırlanan anatomiye yönelik çok sayıda eğitimsel materyale linkler sağlayan oldukça kapsamlı bir site.
- Vesalius: Internet Source on Surgical Education Lion Reef Software & Dr Gary Wind, A.B.D.
Vesalius Interactive Anatomi, insan anatomisi üzerine hazırlanmış, tıbbi ve cerrahi çevreleri hedef alan interaktif bir digital grafik kaynağı. Bu sitenin zengin görüntü arşivi doktorlara internet üzerinden ücretsiz ulaşım imkanı tanıyor . Pek çok görüntü ticari-amaçlar için kullanılmamak koşulu ile indirilebilmekte. Kesin olarak tavsiye edebileceğimiz bir site
- Visible Human Project A.B.D.
The National Library of Medicine'nın bir projesi olan nu sitede erkek ve kadın vücüdunun detaylı 3 boyutlu görüntüleri bulunmakta
- Virtual Anatomy Project Colorado State üniversitesi, A.B.D.
İnsan vucudunun 3 boyutlu görünümleri sunan veritabanları yer almakta. Kemikler, kalp ve trachea ile ilgili bazı film görüntülerine de ulaşabiliyorsunuz
- Virtual Body Galen Health Inc, A.B.D.
Macromedia Shochwave plugin kullanan bir site. Beyin, sindirim sistemi, kalp ve iskelet sistemi ve fonksiyonlarının illustre edildiği eğlenceli bir site
- WEB Based Tutorials Queensland Üniversitesi Tıp Fakültesi, Avustralya
Neuroanatomi, iskelet sistemi, kalça eklemi, kafatası, thorax, boyun, böbrek, göz ve daha pek çok sayıdaki konuda hazırlanmış dersleri görebiliyorsunuz
- Welcome to WebAnatomy Minnesota Üniversitesi, A.B.D.
Anatomi Bilginizi test etmeniz için dizayn edilmiş bir site. Sindirim, üriner, iskelet sistemi, kaslar, solunum ve üreme sistemi ile bir çok soru ve cevaplarını bulabilirsiniz (Şiddetle tavsiye olunur).
- Illustrated Encyclopaedia of Human Anatomic Variation A.B.D.
Dr Ronald Bergman, Dr Adele Afifi and Dr Ryosuke Miyauchi tarafından hazırlanan ve Iowa üniversitesinin Virtual hospital'ı tarafından kapsanan bu site antomik bir metin içermekte. Musculer ve kardiovasculer sistem üzerine önemli bilgileri ve varyasyonlarını bu sitede bulabilirsiniz (Şiddetle tavsiye olunur).
- Joint Fluoroscopy A Multimedia Textbook and Teaching Module on Anatomy using Joint Fluoroscopy A.B.D.
Iawa üniversitesi Radyoloji bölümünden Craig Huston and Eric Brandser tarafından hazırlanan bu metinde ayak bileği, dirsek, kalça, diz, omuz ve bel bölgeleri hakkında bilgi verilmekte
- Merck Manual of Diagnosis and Therapy A.B.D.
Merck manual'e web'den ulaşmaya ne dersiniz?
- Muscles in Action A.B.D.
Michigan üniversitesi Learning Resource Center tarafından hazırlanmış bir multimedia kitabı. Deneyin
- Nuclear Medicine Media Book Crump Institute of Biological Imaging, A.B.D.
Bu site de terimlerin taranabildiği bir sözlük hazırlanmış. View Figures opsiyonunu seçtiğinizde kemikler, beyin ve vücüt kesitleri gibi etketlendirilmiş görüntülere ulaşabilmenizde mümkün
- On-line Medical Dictionary Dr Graham Dark, CancerWEB, Birleşik Krallık
Online tıp sözlüğü
- Virtual BodyGalen Health Inc, A.B.D.
Macromedia Shockwave Plugin kullanılarak vücudun çeşitli bölümleri ve fonksiyonlarının gösterildiği bir site
- Wheeless' Textbook of Orthopaedics
Bu online metinde kaslar, kemikler ve eklemler detaylı bir biçimde ele alınmakta
TARTIŞMA ve HABER GRUPLARI
- Anatomy Birleşik Krallık
Anatomi özelinde ve tıp genelinde temel eğitimsel konuların gayriresmi olarak tartışılmasına katkıda bulunan bir site
- BIOSCI Stanford University, A.B.D.
" BIOSCI; Tüm dünyada biyolojik bilimlerle ilgili bilim adamlarının kullandığı elektronik iletişim forum seti içeren bir site"
- Neurobio-Seminars
Anatomy & Neurobiyoloji seminelerinin duyurulduğu bir site
- CataList L-Soft International Inc, A.B.D.
CataList, LISTSERV listeler katoloğunu bulabilirsiniz.
- Directory of Scholarly E-Lists Dianne K. Kovacs & The Directory Team, A.B.D.
- Ozlists Griffith University, Avustralya
Avustralya tabanlı tartışma gruplarının verildiği bir site.
- Tile.Net Lyris Technologies Inc, A.B.D
Usenet haber ve tartışma gruplarının tam listesinin sunulduğu bir site
ANATOMİ DERGİLERİ
Anatomia, Histologia, Embryologia
Anatomical Record
Anatomy and Embryology
Annals of Anatomy (formerly; Anatomisher Anzeiger)
Brazilian Journal of Morphological Sciences
Cells Tissues Organs (formerly; Acta Anatomica)
Chilean Anatomical Journal
Clinical Anatomy
Developmental Dynamics (formerly; American Journal of Anatomy)
European Journal of Anatomy
European Journal of Morphology
Italian Journal of Anatomy and Embryology
Journal of Anatomy
Journal of Morphology
Medical Education
The New Anatomist
Surgical and Radiological Anatomy
ANATOMİ DERNEKLERİ
ANATOMİ VE KLİNİK ANATOMİ DERNEĞİ
American Association of Anatomists
American Association of Clinical Anatomists
American Association of Veterinary Anatomists
American Dental Education Association Anatomical Sciences Section
Anatomische Gesellschaft
Anatomical Society of Great Britain and Ireland
Anatomical Society of Great Britain and Ireland
Canadian Association of Anatomists/Association Canadienne d'Anatomie
Deutsche Gesellschaft für Neuropathologie und Neuroanatomie
European Federation for Experimental Morphology
Federación de Anatomía Patológica de la República Mexicana
Human Anatomy and Physiology Society
Institute of Anatomical Sciences
International Bone and Mineral Society
International Federation of Association of Anatomists
International Society for Plastination
Società Italiana di Anatomia Patologica e Citologia Diagnostica
Société Anatomique de Paris
Society for Neuroscience
The British Association of Clinical Anatomists
http://anatomi.uludag.edu.tr/link.htm | <urn:uuid:b4b631a9-8244-44c9-bf71-3fa66927ff83> | CC-MAIN-2013-48 | http://www.stetuskop.com/showthread.php?t=5418 | 2013-12-10T13:22:21Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2013-48/segments/1386164019268/warc/CC-MAIN-20131204133339-00047-ip-10-33-133-15.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.989922 | Latn | 33 | {} |
What’s evolution got to do with math? This is an article I recently wrote (in Turkish) on the mathematical analysis of microevolutionary process, focusing on demography, variation and selection components of the current eco-evolutionary models. It is published in Cumhuriyet Bilim Teknik (1373: 10-11), a popular science magazine in Turkey, and reproduced here with their permission.
∞
Bu soruyu sormadan önce matematiğin doğa bilimleriyle ne alakası olduğunu bir kez daha hatırlayalım. Bilim insanları olarak, doğanın nasıl işlediğine dair gözleme dayalı öngörülerimizi hipotezler halinde paketleyip geçerliliklerini gözlem ve deneyler yoluyla sorguluyoruz. Bu uzun (ve kimine göre sıkıcı) sorgulamanın sonunda tutarlılığını koruyabilen hipotezler, bizim doğa tanımımızın son versiyonunu oluşturuyor. Her ne kadar bazı bilim dallarında bu sorgulamayı nitel (sözel) olarak yapabilsek de, nicel (sayısal) verilerin toplanabildiği ve problemlerin gittikçe karmaşıklaştığı alanlarda, hipotezleri matematiksel ifade edebilmek bu sorgulama sürecini çok daha verimli kılıyor. Yani, kullanılabildiği yerde, matematik etkili bir bilimsel sorgulama diline dönüşüyor. İki kere iki dört…
Modern sentezin mimarlarından J.B.S. Haldane: “Bir gram cebir bir ton sözlü argümana bedeldir”
Temel bilimlerin her alanında olduğu gibi, evrimsel biyolojide de hipotezlerimizin birçoğunu nicel olarak formüle ediyor, bu sayede bilimsel sorgulama işlemini daha titiz ve objektif hale getirebiliyoruz. Bunu görmek için evrimsel sürecin küçük adımlarının, yani mikroevrimin tanımına bakalım: bir popülasyon içerisindeki genotip ve buna bağlı fenotip dağılımlarındaki değişim. Bu değişim sürecini inceleyebilmek ve altında yatan mekanizmaları anlayabilmek için bu süreci nicel olarak formüle edip sorgulanabilir hipotezlere indirgiyoruz. Her ne kadar araştırmalarımızı bu sürecin belirli aşamalarında detaylı sorulara odaklanarak yapsak da, evrimsel sürecin tamamını matematiksel bir dille ifade edebilir ve bir sistem modeli olarak ele alabiliriz.
Doğal seçilim; mutasyon, göç ve genetik sürüklenmeyle birlikte, evrimin temel mekanizmalarından biridir. İlk kez Darwin’in nitel olarak tanımladığı “doğal seçilim yoluyla evrim” modelini üç ana bileşende inceleyebiliriz: demografi, farklılık ve seçilim modelleri. Sistemin ilk bileşeni, popülasyonu oluşturan bireylerin sayılarındaki değişimi tanımlayan bir demografi modelidir. Bu tür modeller insan ve yaban hayat popülasyonlarını konu edinen araştırmalarda sıklıkla kullanılır. Darwin’in evrim kuramını oluşturmasında da dönemin ekonomistlerinden Malthus’un popülasyon modeli önemli rol oynamıştır. Malthus’un kuramına göre popülasyonlar, aynı banka hesapları gibi anaparanın üzerine faiz* ekleyerek büyür ve bu özellik her popülasyona üssel artış potansiyeli sağlar. Popülasyon büyüklüğü N ve t süredeki büyüme oranı r ise dN/dt = rN. Ancak, kaynakların sınırlı olduğu bir çevrede, popülasyon hızla çevrenin taşıma kapasitesine ulaşır; hem tür içi hem de türler arası rekabet sonucu sağkalım ve üreme oranları azalır, popülasyon büyüme hızı yavaşlar ve durur. Taşıma kapasitesi K ise dN/dt = rN(K-N)/K. Peki, büyüklüğü çevrenin taşıma kapasitesiyle sınırlı bir popülasyondaki şanslı bireyler kimler? Ne tür fenotip özellikleri sayesinde bazı bireyler sağ kalıp üreyebiliyorken, bu özelliklere sahip olmayan şanssız bireyler üremeden yok oluyor?
Bu aşamada, popülasyonu oluşturan bireyler arasındaki fenotip farklılıkları ve bu farklılıkların üreyen bireylerin yavrularına aktarımlarını tanımlayacak bir farklılık modeli kullanıyoruz. Bu model hem fenotipik esneklik gibi ekolojik tepkimeleri, hem de kalıtım ve mutasyon gibi genetik etkileri içerir; belli çevresel koşullar altında belirli genotipteki bireylerin ne tür fenotip özellikleri olacağını tanımlar. Çoğu zaman incelediğimiz fenotip özellikleri, Mendel’in fasulyelerinin aksine, boy gibi nicel özelliklerdir ve belirlenmesinde rol oynayan genlerin sayısı çok olduğundan matematiksel takibi nispeten zordur. Bu durumlarda nesiller arasındaki fenotip dağılım farklılıklarını tanımlamak için nicel genetik (quantitative genetics) yöntemler olarak bilinen, fenotip değerleri ve aile soyağaçlarının istatistiksel analizi üzerine kurulu, biyometrik modeller kullanılır.
Sistem modelimizin üçüncü ve son parçası ise farklı fenotip özelliklerine sahip bireylerin göreceli sağkalım ve üreme becerilerini belirleyen, yani her bireye veya genotipe bir seçilim değeri (fitness) verebildiğimiz seçilim modelidir. Bu seçilim değeri sabit değil, aksine değişen çevre koşullarıyla ve popülasyondaki diğer bireylerle rekabetle sürekli güncellenen dinamik bir değerdir. Seçilim değerlerindeki bu dinamizmi tanımlamak için seçilim gradyanları ve diferansiyelleri kullanılır. Bu denklemler sistem modelimizin kritik parçalarından biridir ve doğru tanımlayabilmek için farklı fenotip özellikleri olan bireylerin farklı çevresel koşullarda sağkalım ve üreme performanslarını ölçebilmek veya öngörebilmek gerekir.
Bu üç ana parçayı – demografi, farklılık ve seçilim modellerini – birleştirdiğimizde oluşan sistem modeliyle sadece popülasyondaki birey sayısının değil aynı zamanda genotip / fenotip dağılımının da zamanla nasıl değiştiğini inceleyebiliriz. Demografi modeli popülasyonun büyüme potansiyelini ve sınırlarını belirlerken, farklılık modeli bireylerin fenotip özelliklerini ve yavrulara aktarımını tanımlar; seçilim modeli ise hangi bireylerin veya fenotip farklılıklarının bu rekabetten kazançlı çıkacağını belirler, yani bir sonraki nesilde popülasyonu oluşturacak yeni bireyleri seçer. Bu “geridönüşümlü” dinamik mikroevrim modelini kullanarak hangi özelliklerin zaman içerisinde rekabeti kazanıp popülasyonda sabitleneceğini öngörebiliriz. Bu tür “evrimsel sabit stratejileri” (ESS) belirlemek içinse ilk olarak John von Neumann tarafından geliştirilen ve evrimsel uygulamalarını John Maynard Smith’in başlattığı Oyun Kuramı metodları kullanılır. Bu matematiksel yöntemler sayesinde, ilk bakışta evrime aykırı gibi görünen fedakarlık (altruizm) gibi davranışların aslında nasıl evrimsel açıdan kalıcı stratejiler olabileceğini anlıyoruz.
Özetle, matematiksel evrimi şöyle tanımlayabiliriz: bir popülasyon içerisindeki genotip ve fenotip dağılımlarında zaman içerisinde görülen değişimin matematiksel ve istatistiksel yöntemler kullanarak nicel incelemesi. Tabii ki, evrimsel biyolojide kullanılan matematiksel ve istatistiksel yöntemler yukarıda belirtilen mikroevrim sürecini incelemekle sınırlı değildir. Bu yöntemler makroevrim analizlerinde kullanılan türleşme modelleri, farklı türlerin DNA dizilerinin kıyaslanması, filogenetik ağaç oluşturma yöntemleri, genotip-fenotip haritalaması ve nicel biyolojik verilerin toplanabildiği daha bir çok farklı alanda sıkça kullanılmaktadır. Eylül ayında Şirince’de düzenlediğimiz yaz okulunda evrimsel biyolojinin farklı alanlarında uzmanlaşmış bilim insanları olarak, araştırmalarımızda kullandığımız matematiksel ve istatistiksel yöntemleri lisansüstü öğrencilere ve akademisyenlere tanıtmayı, bu sayede Türkiye’de evrimsel biyoloji alanında bilimsel potansiyeli geliştirmeyi hedefliyoruz. Matematiksel Evrim Yaz Okulu’yla ilgili daha fazla bilgi için: matematikselevrim.org
* Aynı zamanda “çıkar” anlamına da gelen İngilizce “interest” kelimesinin doğru çevirisidir!
Burak Avcı ve Tüzer Kalkan’a dikkatli redaksiyonları için teşekkürler.. | <urn:uuid:bad38c95-8029-45d9-ac0d-ad139ec4b60a> | CC-MAIN-2013-48 | http://www.arpat.net/blog/ | 2013-12-04T22:28:04Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2013-48/segments/1386163037568/warc/CC-MAIN-20131204131717-00047-ip-10-33-133-15.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999744 | Latn | 50 | {} |
Düşlerinizdeki mekanı; İstanbul-Avcılar’ ın eşsiz güzellikteki sahil şeridinde, denizi kucaklayan, size güney sahillerindeki güzellikleri anımsatacak nitelikte bir mekan "TROPICANO".
20 yıldır faaliyet gösteren tesisimiz 2004 yılında adını ve konseptini değiştirerek 5000m² üzerine açık-kapalı alanları ve otoparkı ile yılın her mevsimi hizmet vermeye tekrar başlamıştır.
Tropicano’ da kış aylarında şömine ve şarap romantizmini yaşayıp, yaz aylarında ise büyük şehrin gürültüsünden uzaklaşıp, sakin bir atmosferde dinlenmek, dostlarınızla zengin menüler eşliğinde sohbet etmek isteyeceğiniz farklı bir dünya...
Her kesime hitap eden TROPICANO eski ve yenilerden kulakların kaliteli müziğe doyacağı, kendinizi kolaylıkla "ait hissedeceğiniz" bir gönül mekanı. Nezih bir ortam içerisinde saygılı ve titiz personeli ile misafirlerine en iyi hizmeti verebilmek için çaba sarfeden TROPICANO işletmecileri kazara gelenlerin ayrılmak istemeyecekleri kocaman manyetik bir alan yaratmışlar.
Avrupa yakasını en favori mekanlarından biri! Eşsiz deniz manzarası ve gün batımının renk cümbüşünü izleyeceğiniz ideal bir ortam! Böyle bir ortam ve temiz hava altında da TROPICANO’ nun zengin açık büfe kahvaltısının tadına bakmadan gününüze başlamak istemeyeceksiniz. Eğlence ve huzuru bir arada yaşamak isteyenlerin tercihi.Düşündüğünüzden çok daha yakında bulacaksınız. | <urn:uuid:4ca80fea-0506-4eb3-aa71-ad07cfb8f005> | CC-MAIN-2013-48 | http://tropicanocafe.blogspot.com/ | 2013-12-09T21:01:58Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2013-48/segments/1386163998145/warc/CC-MAIN-20131204133318-00047-ip-10-33-133-15.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999814 | Latn | 38 | {} |
2013 tercih kılavuzu - Ösym ek tercih kılavuzu 2013 - 2013 ek yerleştirme
Bu arada Hava Kirlenmesi Araştırmaları ve Denetimi (HKAD) Türk Millî Komitesi ile Anadolu Üniversitesinin ortaklaşa yürüttüğü "Uluslararası Katılımlı 5. Hava Kirliliği ve Kontrolü Sempozyumu" 18-20 Eylül günleri arasında Anadolu Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti. Sempozyum, 18 Eylül Çarşamba günü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi (AKM)'nde hava kirliliğinin sağlık üzerindeki etkilerinin tartışıldığı geniş bir platformda tartışmaya açıldı.
"Özel kirleticiler, çocuk sağlığını tehdit ediyor"
Bazı gazların ve cıva gibi spesifik kirleticilerin anne karnındaki cenine dahi zarar verdiği ve çocuklarda öğrenme bozukluğuna yol açtığını belirten Prof. Dr. Müezzinoğlu, otizm gibi durumlarda da özel hava kirleticilerinin büyük etkisi olduğunu vurguladı. Konuyla ilgili özellikle nöropatoloji konusunda Science dergisinde çok ciddi bulgular yayımlanmaya başlandığını ifade eden Prof. Dr. Müezzinoğlu, spesifik kirleticilerin anne karnındaki bebeğin beyin gelişiminde birtakım travmalara yol açtığını, çevre kirliliğinden etkilenerek doğan bebeklerde de pek çok rahatsızlığa rastlandığını kaydetti.
"Hava kirliliği sorunları geniş bir platformda tartışılacak"
"Bu toplantıların amacı; hava kirliliğinin değişik boyutlarıyla ilgilenen bilim insanlarını, ilgili tüm sektörleri, karar verme ve denetim alanında çalışan kişileri ve öğrencileri bir araya getirmek, hava kirliliği sorunlarını tartışarak en iyi çözüm yollarını bulmak üzere bir platform oluşturmaktır." diyen Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve Anadolu Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuncay Döğeroğlu, gerçekleştirilen etkinlikte hava kalitesi ile ilgili sorunların masaya yatırılacağını ifade etti.
Sempozyumla ilgili olarak değerlendirmelerde bulunan Döğeroğlu "Bu sempozyumda, hava kalitesiyle ilgili bilimsel ve teknik konuların yanında yönetsel, hukuksal, sosyal konulardaki son gelişmeler sunulacak ve tartışılacak. Sempozyumun disiplinlerarası ve transdisipliner alanda tüm tarafları bir araya getirmesi, aralarındaki etkileşimin arttırılması, ortak çalışmaların ve projelerin oluşturulması için bir ortam yaratılması da hedefleniyor." şeklinde konuştu.
Toplantıda 3 gün boyunca verimli tartışmaların yürütüleceğini kaydeden Döğeroğlu "Sempozyumda 61'i sözlü, 22’si poster olmak üzere toplam 83 bildiri sunulacak. 4 davetli konuşmacı oturumu ile TÜBİTAK desteklerinin sunulacağı bir özel oturum, hava kirliliğinin sağlık etkilerinin disiplinlerarası boyutta tartışılacağı bir panel oturumu da gerçekleştirilecek. Ayrıca, aerosol konusunda çalışan bilim insanlarını bir araya getirmek ve karşılıklı bilgi paylaşımını sağlamak ve olası iş birliklerine vesile olmak amacıyla düzenlenmiş olan bir yuvarlak masa toplantısı düzenlenecek. Bu sempozyumun bildiri yazar listesinde 8’i 5 farklı üniversiteden ve 8'i de 5 farklı ülkeden olmak üzere toplam 240 kişi yer alıyor." diye konuştu.
Sempozyumun ilk oturumun moderatörlüğünü Prof. Dr. Gürdal Tuncel ve Yrd. Doç. Dr. Burcu Onat yaptı. "Orman Ekosistemlerinin İzlenmesi Programı" dâhilinde araştırmalara katılan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay çalışmalarından bahsetti.
Üst solunumu etkileyici etkileri gözlenen, biber gazı ve bilumum göz yaşartıcı bomba ve ajanların kullanımının insanlar üstündeki etkilerini gözlemlemek üzere denenmesinin tüm dünyada yasak olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Eda Uslu Tuğtepe, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Bu tür maddeler ilk olarak M.Ö. 428, 1. Dünya Savaşı, Kuzey İrlanda ve Güney Kore’de kullanıldı. Kullanıldığında hem soluduğumuz havaya hem de insan üzerinde etkileri son derece olumsuz. İnsanlara karşı kullanıldığında insan bedeninde genel, gözler, solunum, cilt, kalp ve ölümlere yol açan sonuçlara rastlanıyor. Sadece insanlara değil; hayvanlara ve bitkilere de büyük zararlar veriyor."
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Kadir Alp ise konuyla ilgili olarak şu bilgileri aktardı: "Çok sayıda taş ocağı yerleşim bölgeleri yakınında veya içinde faaliyetini sürdürüyor. Taş ocakları ülkemizde mevcut işletme tarzları ile çevresel açıdan çok sayıda problem oluşturuyor. Havaya karışan tozların solunum yollarında ve oksijen miktarında düşüşe neden olması, doğada her türlü canlıya zarar verir. Bu işlemlerden sonra gerekli dezenfektan işlemlerini yapsak bile çoğu zaman tortulaşan kalıntılar doğaya karışıyor ve istenmeyen sonuçlar ortaya çıkıyor." | <urn:uuid:608c1352-ea62-4717-ad8f-666b8cd7406b> | CC-MAIN-2013-48 | http://www.haberaktuel.com/2013-tercih-kilavuzu-osym-ek-tercih-kilavuzu-2013-2013-ek-yerlestirme-haberi-791579.html | 2013-12-11T11:11:08Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2013-48/segments/1386164034983/warc/CC-MAIN-20131204133354-00047-ip-10-33-133-15.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999816 | Latn | 28 | {} |
Diz eklemi denince hemen akla yük taşıyan tibia-femur kemikleri arasındaki ana eklem gelir. Koşucular, atlayıcılar, bisikletçiler gibi dizi kıvrık pozisyonda bacağına yüklenen sporcularda diz kapağına aşırı bir yük biner. Bu aşırı yüklenme diz kapağının altındaki kıkırdak ve altındaki kemiğe aşırı yük biner ve ağrıya neden olur. Fakat bu bulguların çıkması için mutlaka sporcu olması gerekmez. Ev hanımlarından ofis çalışanlarına kadar çok geniş bir yelpazede de bu tür ağrılar görülür.
Belirtiler;
* Merdiven iner-çıkarken
* Diz çöküldüğünde
* Çömelip kalkıldığında
* Diz bükülü pozisyonda uzun süre oturulduğunda ağrı olur.Diz ağrılarının sebepleri nelerdir?
Dizin karmaşık yapısı çok hassastır. Ön diz ağrılarına etki eden çok sayıda faktör vardır.Diz kapağının altındaki femur kemiği eklem yüzeyi ile ilişkisi; yapısal olarak diz kapağı dışa dönük, yarı çıkık, çıkık veya yüksekte olabilir. Bu durum tüm yükün diz kapağının küçük bir bölgesine binmesine neden olur ve buradaki kıkırdağın hızla bozulmasına neden olur.
* Yapısal olarak bacak aksı bozukluğu
* Medial plika bantı diz içindeki normal eklem katlantısının kalınlaşarak diz büküldüğünde ağrı yapmasıdır.
* Yaralanma
* Aşırı antreman veya yüklenme
* Bacak adelelerinde dengesizlik, zayıflık
* Düz tabanlıkDiz ağrılarından kurtulmak için neler yapılabilir?
Dizlerinizi zorlanma, aşınma ve yırtılmadan, özellikle de taşımaları gereken yükten koruduğunuzda diz sorunlarınız azalır.
Aşırı kiloluysanız, birkaç kilo vermeye çalışın
Uzun süre diz çökmek zorundaysanız, dizlik kullanın ve sık sık mola vererek sürekli basınçtan kurtarın.
Çömelmeyin ve koşmaya alternatif egzersizler bulun. Yüzme, yürüme, bisiklet sürme gibi yer sert vurmayı gerektirmeyen faaliyetler aynı yararları sağlar ve dizleri çok daha az zorlar.
Egzersiz öncesi 5 dakika ısının. Uygun ayakkabılar ile spor yapın. Diz etrafı kasları için germe egzersizleri yapın. Egzersiz yoğunluğunu aniden aşırı bir biçimde arttırmayın. Dizinize aşırı yük bindiren egzersizlerden uzak durun
Diz Ağrılarının diğer sebepleri
Sabahları yataktan kalktığınızda dizinizde kilitlenme oluyorsa ya da yürürken diz ağrısı hissediyorsanız, hareket ettiğinizde dizlerinizde yanma ve şişkinlik oluyorsa bunların sebebi aşağıdaki problemlerden de kaynaklanabilir. Diz ağrısı yapan önemli hastalıklar şunlardır.1- Yangılı romatizmal hastalıklar ve dizde ağrı
Diz ekleminin içini döşeyen sinoviyal zar yangılı romatizmal hastalıkların seyrinde etkilenir ve zarda şişlik ve eklem sıvısında artma meydana gelir. Ayrıca diz eklemine rastlayan darbelerde eklem zarını zedeleyerek eklem sıvısında artışa yani eklem nezlesine yol açar. Bazı hormonal düzensizlikler, gut hastalığı, mikrobik hastalıklar ve eklem tümörleride sinoviyal zarı etkileyerek eklem sıvısının artmasına yol açar. Sebep ne olursa olsun sinoviyal zarın etkilendiği hastalıklarda eklemde şişlik, hassasiyet, kızarıklık ve eklem hareketlerinde sınırlılık vardır.
Tedavi, sebebe yönelik olup yangılı romatizmal hastalıklar ilaç tedavisine genellikle iyi cevap verirler. Eklemde gelişebilen sertlik içinde akut dönemden sonra fizik tedavi programı uygulanır.2- Diz ekleminin bağlarının hastalıkları
Diz ekleminde eklemi sağlamlaştıran iç-dış, yan ve çapraz bağlar vardır. Eklem bağları bazı durumlarda zedelenebilir. Özellikle spor sakatlanmalarında, kazalardan sonra ve ileri yaşlarda kireçlenmelerde bağlar zedelenebilir. Bağ zedelenmesi hafif veya ciddi olabilir. Bazen kopmalar dahi olabilir. Zedelenmenin ağırlığına göre eklemde ağrı, kuvvetsizlik ve eklemde şekil bozuklukları görülür.
Tedavi, ağrılı dönemde istirahat ilaç tedavisi, bandajlama ve ekirse ameliyat iledir. Fizik tedavi araçları gerek ameliyat öncesi gerekse ameliyattan sonra kullanılırsa hastaların şikayetleri giderilir.3- Meniskus lezyonları ve diz arkası ağrısı
Diz ekleminde bulunan meniskuslar eklemin esnekliğini, kayganlığını, dayanıklılığını artıran yapılardır. Meniskuslar eklem sıvısı ile beslenirler. Kolay zedelenirler. Meniskus zedelenmeleri, meniskus kireçlenmeleri, doğuştan veya sonradan olma meniskus kistleri diz ekleminde ağrıya yol açarlar.
Meniskus zedelenmesi travmalar sonucu ortaya çıkar. Gençlerde ve sporcularda sıktır. İleri yaşlarda da nadiren görülür. Genellikle ani ve şiddetli bir diz travmasını takiben görülür. Klinik olarak eklemde ağrı, şişlik, hassasiyet, dizin boşalması ve kilitlenme gibi belirtiler görülür. Bazı özel muayene testleri ile meniskus zedelenmelerinin tanısı konulur. Diğer meniskus hastalıklarında da benzer şikayetler söz konusudur.
Meniskus hastalıklarında hastaya istirahat önerilir. İlaç tedavisi ile birlikte fizik tedavi uygulanır. Bazı meniskuslar maniplas-yonla başarılı bir şekilde düzeltilir. Özellikle diz kaslarının güçlendirilmesi meniskus hastalıklarının tedavisinde çok önemlidir. Tedaviye cevap vermeyen hastalarda ameliyatla meniskus tamamen çıkarılır.4- Diz kireçlenmesi ve diz ağrı
Diz eklemi kireçlenmesi ileri yaşlarda en sık görülen diz ağrısı nedenidir. Kireçlenme bacak ve uyluk kemikleri ile uyluk ve diz kapağı kemikleri arasında olabilir. Kireçlenmelerde ilk belirti azdan çoğa doğru yavaş yavaş artan ağrılardır. Ağrı dizin ön, arka veya yan bölümlerinde olabilir. Ağrı önceleri istirahatte iken ileri dönemlerde devamlı bir hal alır. Hastaların yürüme esnasında ilk adımları çok ağrılıdır. Bir süre hareket edince ağrılar kısmen azalır. Uzun süre yürüyünce tekrar ağrılar artar. Hastalık ilerledikçe hastanın merdiven inip çıkması, tuvalete oturması, namazını kılması zorlaşır. Bazı günlük işlerini oturarak yapar hale gelir. Hasta dizini bükmedikçe olay daha da ilerler. Sonuçta diz hiç bükülemez bir hale gelir. Eklemde ağrı ve hareket zorluğu yanında hareketler esnasında ses duyulması, zaman zaman şişlik, diz kaslarının zayıflaması, dizde şekil bozukluğu ve çarpıklıklar gibi belirtilerde ortaya çıkar.
Röntgende eklem aralığının daraldığı veya tamamen kapandığı, yeni kemik çıkıntılarının oluştuğu, kemiklerin zayıfladığı ve şekil bozukluklarının geliştiği görülür.
Tedavi; ilaç, fizik tedavi ve ağrılı dönemde istirahat şeklindedir. Kaplıca oldukça faydalıdır. Özellikle diz kaslarını güçlendiren egzersizler çok önemli olup vücut ağırlığını kaslar taşırsa ekleme binen yük azalacağı için hem hastanın şikayetleri azalır hem de kireçlenme ilerlemez. İleri derecede kireçlenme olan ve tedavi ile düzelmeyen hastalarda ameliyat önerilir.5- Diz kasının hastalıkları
Dize komşu olan ve ayakta durmamıza yardımcı olan bacak kaslarının sonradan olma veya doğuştan olma bazı rahatsızlıkları kasta güçsüzlük ve diz ekleminde zorlanmaya yol açarak ağrı nedeni olabilmektedir. Tedavi, diz kaslarının fizik tedavi ve egzersizler ile güçlendirilmesi ile mümkündür.6- Diz kapağı hastalıkları
Diz kapağının doğuştan olma şekil bozuklukları, çıkıkları ve sonradan darbelere bağlı olarak oluşan incinmeleri diz ağrısına yol açabilir. Tedavi, egzersiz ve çoğu zamanda ameliyat iledir.
7- Diz iltihaplanmaları ve diz ağrılar
Özellikle tüberküloz (verem) ve bel soğukluğu mikrobu diz ekleminde hastalığa yol açabilir. Diğer bazı iltihap mikroplarıda dizde iltihaplanmaya yol açabilir. Tedavi ilaç ile mümkündür. Eklemde sertlik gelişirse fizik tedavi araçları ve egzersizlerden faydalanılır.8- Diz eklemindeki şekil bozuklukları
Diz ekleminde doğuştan veya sonradan şekil bozuklukları olabilir. Diz eklemi düz olması gerekirken içi veya dışa acılaşma gösterebilir. Bu durumda diz eklemine binen yük çok artar ve diz ekleminin erkenden bozulmasına, kaslarının ve bağlarının zorlanmasına yol açar. Sonuçta eklem ağrısı görülür.
Tedavi, egzersiz yapılarak bacak kaslarının güçlendirilmesi, ciddi şekil bozukluklarında ameliyatla eklemin düzeltilmesi ve bazende yardımcı cihaz kullanılarak mümkündür.9- Tümörler
İyi veya kötü huylu tümörler diz eklemine yerleşebilirler. Kötü huylu tümörler ya diz ekleminden başlarlar veya başka bir yerden yayılma ile diz eklemine yerleşirler. Tedavi ameliyat iledir. Eklem sertliği gelişirse fizik tedavi yapılır.10- Yayılan ağrılar ve bacak diz ağrısı
Bacak damarlarının hastalıkları ve tıkanmaları dize yayılabilir. Ayrıca bel ağrılarının bazıları özellikle bel fıtıkları ve siyatiklerin ağrıları ve kalça ağrıları diz eklemine vurabilir. Tedavi esas hastalığa yöneliktir.11-Diğerleri
Aseptik nekroz denilen doğuştan veya sonradan olma diz eklemi kemiklerinin bir kısmının öldüğü hastalıklar ve diz etrafındaki yağ dokunun ve bursaların yangılı romatizmal hastalıkları da diz ağrısı nedenleri içindedir. Tedavi sebebe yönelik olup gerekirse ilaç ve fizik tedavi imkanlarından faydalanılır.
Diz ağrılarıyla birlikte aşağıdaki belirtileri gözlemlediğinizde hemen bir ortopedi doktoruna başvurmanız gerekir.
Özellikle uykudan uyandığınızda veya ters hareketlerde dizinizde kilitlenme var mı?
Hareketler sonrası dizinizde şişlik ve ısı artışı var mı?
Çömelme ve ayağa kalkmada zorluk çekiyormusunuz?
Yürüyüşünüz dizinizde ağrılara neden oluyormu?
Dizinizi bükerek oturduğunuzda dizinizde tutulmalar veya ağrılı durumlar yaşıyormusunu?
Dizinizde yer yer şişlikler görüyormusunuz?
Dizinizde bacağınızı salladığınızda hissettiğiniz bir tıkırdama veya boşluk hissi oluşuyormu?
Diz ağrılarına neden olan rahatsızlıklar değişik şekillerde ve değişik hastalıkların sonucunda meydana gelebilmektedir. Diz ağrılarının bir özelliği erken tedavi edildiğinde basit yöntemlerle tedavi edilebilmesidir. Ancak geç kalındığında diz ağrıları artacak ve tedavi de buna bağlı olarak zorlaşacaktır. Hatta büyük külfetli zor ameliyatlar da karşılaşabilirsiniz.
Aniden dizi ağrımaya başlayan kişilere, röntgenin osteoartriti gösterdiği söylenir. Diz ağrısı bir kişiyi özellikle dinlenirken rahatsız ediyorsa, bu teşhis genellikle yanlıştır. Yürürken ya da bir sandalyeden kalkarken dizin iç kısmında şiddetli bir ağrıya neden olabilen anserin bursit, diz ağrısının daha yaygın olarak görülen bir nedenidir. Bu ağrı kişileri uykularından uyandırır ve yatarken dizlerinin arasına bir yastık koymalarına neden olur.Bu, dizin iç kısmında baskıya neden olur. Bu tür bir diz ağrısından şikayetçi olan hastalar, bu anormalliği düzeltmek ve ağrılı fakat tedaviye çok cevap veren bu hastalığın tekrarlanmasını önlemek için ayakkabıların içine yerleştirilen tabanlıklardan genellikle fayda görürler | <urn:uuid:d0d09807-6eea-4634-b7f4-f56a8622d73e> | CC-MAIN-2013-48 | http://www.ufuktalu.com/default.asp?CatId=297 | 2013-12-09T09:00:53Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2013-48/segments/1386163949658/warc/CC-MAIN-20131204133229-00047-ip-10-33-133-15.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999844 | Latn | 21 | {} |
YAĞLI BOYA RESİM YAPMA TEKNİKLERİ VE MALZEMELERİ
Rönesans’tan günümüze kadar en çok uygulanan ve kabul görmüş resim tekniğidir. Yağlı boya tekniği yapım sırasında kısmen hata kabul eden bir tekniktir. İstenmeyen yerler sonradan düzeltilebilir.Yapılan resimler uzun ömürlüdür.Temizlik ve bakımı kolaydır. Yağ (bezir yağı) ve toz boyaların karışımıyla yapılmış boyalara yağlı boya denir. Bu karışımın içine katılan diğer maddeler boyanın kalitesini belirlemektedir. Yağlı boyada aranan başta gelen özelliklerden biri renklerin solmaması, diğeri, üzerinde kabuk yapmadan kurumasıdır. Yağlı boya tekniğinde iyi sonuç almak için: Resim yapılacak sathın iyi hazırlanmasına, kaliteli boya kullanılmasına, incelticilerin kaliteli olmasına, boya paleti, fırçalar ve resim sehpasının kullanışlı olmasına dikkat edilmelidir.Ayrıca güzel resimler yapmak için çok çalışmak gerekir. Çok çalışmak kaliteyi de beraberinde getirir.
Yağlıboya Resim İçin Satıh Hazırlanması:
Tuval:Yağlı boya resim yapmak için kullanılan yüzeye denir.Resim sathı; karton, tahta veya şasi üzerine bez gererek yapılacak tuvallerden yapılır. Resmin boyutlarına uyan boyut ve kesitlerde ahşap şasi üzerine bez gerilerek yapılacak işlemde ahşapların kesit ve boyutu resim boyutuna göre değişir.Ahşabın kesiti 2X4 cm den başlamak üzere resim boyutu büyüdükçe kesit kalınlıkları da bez gerildiğinde esneme yapmaması için kalınlaştırılmalıdır. Şasi üzerine bez gerildiğinde boyanırken bezin yapışmamasını ve iz yapmamasını sağlamak için ahşabın bir yüzü içe eğimli olarak rendelenmelidir.Şasinin çatılması köşelerinden yapıştırma, çakma ve kamalı olmak üzere çeşitli şekillerde yapılır. Yapıştırma ve çakma ile yapılan şasilerde köşeler sabit olur.Kamalı şasilerde bez gerildikten sonra tuvalde olabilecek bollaşmalar kamaların sıkıştırılması ile düzeltilebilir.Çatılmış bir şasiye bez gerilerek çakılmalıdır. Gerilecek bezin az bükümlü iplikten dokunmuş olması halinde, gerildikten sonra tuval bollaşmaz. Bezin kaba veya ince dokulu olması isteğe göre seçilir. Ayrıca bezin sentetik elyaflı olmamasına dikkat edilmelidir.Sentetik elyaflı bezlerin elektrik yükleri nedeniyle fazla toz tutacaklarından ileride resimlerin daha çabuk kirlenmesi gibi sakıncaları olacaktır.Şasi kenarlarından yaklaşık 5 er cm. büyük kesilen bez, kenar ortalarından başlamak üzere başlı küçük çivilerle şasiye çakılır. Bezdeki iplik dokusunu şasi kenarlarına paralel olması sağlanmalıdır. Çakma işlemi sırasında ağzı geniş germe pensesi ile bezin gerilmesi iyi olur.Gerilmiş tuvallerde ve bitmiş resimlerde herhangi bir nedenle bollaşma olursa, tuvalin arkasını ıslak bir fırça veya süngerle nemlendirerek, kurumaya bırakmak ve bu işlemi bir kaç kez tekrarlamak bollaşmayı giderebilir.
Gerilmiş bezin resim yapılır hale getirilmesi:
Bezin emiciliğini giderecek şekilde boyanması gerekir.En basit şekliyle; inceltilmiş plastik boya ile 2 veya üç kat, katlar arası ince zımpara ile zımparalanarak boyanır. Bu durumda tuval sathı düzgün bir hal alır. Ancak emiciliği fazladır. Son kat üzerine zımpara sürerek, terebentin ile inceltilmiş bir kat bezir yağım sürmek sathın emiciliğini azaltır. Bezirin çok ince sürülmesine özen gösterilmelidir.Aksi halde satıhta akma yapar.
Diğer tuval hazırlama şekilleri:
(Bezir yağı - çinko üstübeci) + (Kazein — kaba üstübeç) karışımı, inceltilmiş bezirli doyurulmuş satha 2 kat sürülür.Yukarıda verilmiş olan karışım bez, karton veya tahta üzerine uygulandığında çok iyi sonuç alınır. Az miktarda sentetik vernik katılırsa resim sathı daha az emici olur.Karton ve mukavva en ucuz resim yapılacak malzemedir. Her tür karton kullanılabilir. Yeter ki, yukarıda bahsedilen karışımlarla doyurulup hazırlansın.Karton veya mukavvanın arkası da bezir yağı ile doyurulur. Kartonun kıvrılmamasını sağlamak için sert bir satha yapıştırılmalıdır.Tahta eski ustaların kullandığı, özellikle ikonaların yapıldığı iyi bir resim sathıdır. Ancak çalışan bir malzeme olduğundan sonradan çatlama ve eğilme yapmaması için çok iyi hazırlanmalıdır.Bugün, prese edilmiş tahta levhalar ve özellikle “kontraplak” lar sanatçılar tarafından tercih edilmektedir.
Kaliteli Boya Kullanılması Yağlı Boya Resim İçin Önemlidir:
Boyama karışımı resmin kalitesini ve kalıcılığını etkiler, yağlı boya resimde boya ne kadar kalın sürülürse sürülsün kururken kabuk yapmamalı, buruşmamalıdır.Yağlı boyanın ışığa dayanaklılığı da önemlidir. Kullanılan toz boyaların iyi olması halinde boyalar solmaz. Piyasada satılan tüp yağlı boyalar üzerinde ışığa dayanıklılıklarını belirten işaretler konulmaktadır. Günümüzde boya fabrikaları, titiz çalışmalarıyla oldukça iyi resim boyaları yapmaktadırlar. Bu nedenle sanatçının boyasını kendisinin hazırlaması gibi bir sıkıntısı yoktur. Ucuz boyalarla da çok iyi resimler yapılabilir. Piyasadan boya alırken boyaların markalarından çok, boyanın içinde bulunan maddelere dikkat edilmelidir. Aynı türde boyaları birlikte kullanmak yapılacak resmin kalıcılığını uzatır.Beyaz boyalardan kurşun beyazı örtücü bir boyadır ancak, diğer boyalarla karıştırıldığında ve havayla temasında kararma yapar. Bu nedenle çinko beyazı kullanılmalıdır. Çinko beyazı, kurşun beyazı kadar kapatıcı olmamasına karşın, kararma yapmadığı için tercih edilen beyaz boyadır.Çevremizde gördüğümüz tüm renklerin (sarı, kırmızı ve mavi) üç ana rengin karışımlarından elde edilebileceğini düşünerek, boyaların satın alınması faydalı olur. Üç ana renkle ve bunların ara renkleri ile (turuncu, yeşil, mor) işe başlayarak paletteki renk çeşidini tecrübe arttıkça artırmak doğru olur.
İncelticiler ve Vernikler:
Boyayla birlikte kullanılacak incelticiler de boyalar kadar önemlidir. Kullanılacak incelticinin cinsi boyanın mat veya parlak olmasını etkileyeceği gibi çatlama veya dökülmelere de neden olabilirler. En iyi incelticiler sırasıyla keten yağı, haşhaş yağı, ceviz yağı, bezir yağıdır. Terebentin kullanıldığında boyayı matlaştırır. Bu nedenle, çok az miktarda inceltici olarak kullanılabilir.Yağlı boya resim bittikten sonra tam kuruma yaptığında sathının dış etkilerden korunması için vernik kullanılır. İsteğe göre mat veya parlak olan vernik türü sentetik olmalıdır.Resim sathına yumuşak bir fırça veya püskürtme usulüyle sürülür. Vernik sürülme işleminde akma yapmaması için çok ince ve homojen olarak sürülmelidir.
Palet, Fırça, Resim Sehpası ve Diğer Gereçler:
Palet: Yağlıboyada kullanılacak boyaların tüpten sıkılarak üzerine konduğu ve karıştırıldığı; yaklaşık 30 x 40 cm. ölçülerinde plaka genellikle kontrplaktan yapılır.Palette sathın emici olmamasına ve elde tutularak kullanılıyorsa hafif olmasına dikkat edilmelidir.
Fırça: Yağlı boya resim yaparken, kullanılacak fırça çeşidi, yapılan resmin büyüklük ve çalışma türüne göre değişir. Küçük ayrımlar gösteren bir resimde ince fırçalar, büyük lekeler ve çizgiler yapılan resimde geniş fırçalar kullanılır.Fırçalar, büyüklükleri ve türlerine göre kıllarının cinsi sert ve yumuşak olmak üzere çeşitlidir. Yağlı boya resim yapımında fırça dışında gereçler de kullanılmaktadır. Bunlar da yapılacak resim türünün isteğine göre çeşitli gereçlerdir.Boya ıspatulaları, tamponlar (sünger v.b.), değişik boya püskürtücüleri ve akla gelebilecek diğer boyama türleri gibi.Günümüzde devamlı bir araştırma içinde olan sanatçı her tür boyama işlemini yapıtlarında uygulamaktadır.
Resim sehpası( şövale); sanatçılar iki tür resim sehpası kullanırlar.Biri atölye içinde kullanılan büyü ve ağır sehpalar, diğeri hafif ve taşınabilir olan atölye dışında kullanılan sehpalardır
Yağlı boyaların çok yönlü yapısı
Doğa resimleri yapmak düşüncesi başta çok yıldırıcı gibi görünse de yağlı boyalar kullanıldığında çok kolaylaşacaktır. Yağlı boyalar, buradaki ağaçlı ve gölgeli yolda olduğu gibi doğanın tüm doku ve renklerinin yansıtılabilmesi için her türlü şekilde kullanılabilecektir. Kısaca, manzaralar, yağlı boyalarla ne tür uygulamalar yapılabileceğinin keşfedilmesi için harika bir fırsat sunar.
Resmin düzenlenmesi:
Bir fotoğrafı esas alarak çalışmak özellikle de manzara ressamları için iyi bir başlangıç noktasıdır. Hava koşulları ya da ışık değişimlerinden etkilenmenizi engeller. Ayrıca bu sayede kış ortasında, güneşli bir yaz manzarası resmetmeniz de mümkün hale gelir. Fotoğrafın tıpatıp aynısını tuvalinize geçirmeniz gerekmez, neleri alıp neleri resmin dışında bırakacağınız tamamen sizin inisiyatifinize kalmıştır. Buradaki resim, sanatçıya, en ideal kompozisyonu yaratma fırsatı vermek için iki fotoğrafın bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. Tüm bunların yanında gerçek manzara karşısında çalışmanın, resminize doğal bir hava katacağının da unutulmaması gerekir.
Kompozisyon ve mesafe:
Genel bir kural olarak, herhangi bir şeyin resmi dikey ya da yatay olarak ikiye bölmesinden kaçınılması gerektiği kabul edilir. Ancak, zaman zaman kurallar çiğnenebilir, burada da sanatçı, kasıtlı olarak, bir ağacı resmin merkezine yerleştirmiştir. Resmi eşit olmayan iki parçaya bölen yol, izleyicinin gözünü merkezdeki ağaçtan alıp, resmin sağ üst köşesine yönlendirmektedir.
Pek çok manzarada, uzak bir mesafede bulunan objeler, önde yer alanlardan daha soluk ve mavimsi görünürler. Ön plandaki objeler net hatlara, güçlü renk ve tonlara sahip olurlar.
Uzak ve yakın arasındaki fark resimde de yakalanabilir ve bu resminize gerçeklik duygusu katar. Sanatçının burada yaptığı gibi, uzaktaki tarlalar, çitler ve ağaçları boyamak için beyaz ile mavi kullanın. Boyayı geniş ve basit fırça darbeleriyle uygulayın. Ön plandaki çalı ve bitkileri boyamak içinse, cesur tonlar ve güçlü darbeler kullanın. Şekillerin, puslu arka plan önünde net bir biçimde öne çıkmasına izin verin.
MALZEMELER
35 x 46cm boyutlarında bez tuval
Fırçalar: No.4 fırça, No.7 yassı, No.4 yuvarlak
Terebentin
Bez
8 tüp yağlı boya: Cadmium sarı, Ultramarine mavi, Cadmium kırmızı, Cerulean mavi, Ochre sarısı, Titanium beyaz, Burnt umber, Naples sarı
PÜF NOKTASI
KISITLI BİR KOMPOZİSYON
Kompozisyonunuzun sıradan bir fotoğraf kadrajı ile kısıtlanmasına izin vermeyin. Bir resim için fotoğraf çekerken farklı açılardan denemeler yapın. Böylece birkaç fotoğrafı bant ile birleştirerek panoramik bir görüntü elde edebilirsiniz....
1. Ana hatları oluşturun Eşit miktarlarda cadmium sarı ve ultramarine mavi içine katacağınız çok az cadmium kırmızı ile elde edeceğiniz karışımla,
4 numara fırçayı kullanarak resmin ana hatlarını kabaca oluşturun. Resmin ilk aşamasında bu nötr rengin kullanılmasının nedeni, biraz terebentinle sulandırılarak sıvı bir kıvam verilen bu haki tonlu boyanın, manzara içinde emilip, resim bittiğinde fark edilmez hale gelecek olmasıdır......
2.Koyu ve açık tonlu alanları belirleyin Yine 4 numara fırçayı kullanarak bazı temel renk bloklarını boyayın. Buradaki amaç tuvalde beyaz renk bırakmamak ve her tarafı açık ve koyu tonlarla kapamaktır. Ağacın üst kısmındaki koyu alanı, taslak için hazırladığınız karışıma bir parça cerulean mavi ekleyerek boyayın....
3. Karanlık bölgeleri geliştirin Rahat, gevşek fırça darbeleri ile ochre sarısı ve ultramarine karışımını ağacın altına, çalı çitlere ve ön plana ekleyin. Biraz ochre sarısı ve beyazla arka planı boyayın. Kalın boyaları bir bezle silin. Resmin canlı kalmasına dikkat edin. Bez parçasıyla boyayı silerek araba yolunda tekerlek izi çizin.
RESMİ GELİŞTİRİN
Resmin ana hatları ortaya çıktıktan sonra şimdi yapılacak şey, orta ve uzak plan üzerinde çalışarak resme derinlik katmak olacaktır....
4. Uzaklık hissi verin Uzak bölgeler mavi ile belirginleştirilmelidir. Arka planda detay olmayacağı için çok basit tutmalısınız. Cerulean mavi ile beyazı karıştırın ve bunu paletinizdeki yeşile ekleyin. 7 numaralı küt fırça kullanarak arka planda çizimler yapın.
UZMAN TAVSİYESİ
Yapraklı ağaçları boyamak:
Ağacı boyadıktan sonra gökyüzünün rengiyle kenar kısımlarının üzerinden geçin. Bu sonradan ağacı boyamaktan daha kolay olacaktır...
5. Gökyüzünü boyayın 7 numaralı küt fırça kullanarak gökyüzünü boyayın. Bunun için soluk ve mid mavi ile beyaz ve cerulean maviyi karıştırın. Kısa fırça darbeleri kullanın. Alttaki açık rengin de ara ara gözükmesini sağlayın. Böylece bir iki bulutlu gökyüzü görünümü elde edersiniz....
6. Yeşillikleri belirginleştirin Ultramarine mavi, cadmium sarı ve biraz burnt umber kullanarak koyu bir gölge rengi hazırlayın ve No:4 fırça kullanarak ağacın iç kısımlarına sürün. Kısa küçük fırça darbeleri kullanın. Sonra, cerulean mavi, biraz sarı, beyaz karıştırarak mavimsi yeşil oluşturun. Dalların üst kısımlarına bu rengi uygulayarak yaprak salkımları yaratın. Ön planda çalı çitlerinin yanındaki çimenlere de bu rengi uygulayın....
7. Uzaktaki güneş ışığını gösterin Ochre sarısı, beyaz ve cadmium sarıyı karıştırın. No:7 fırça ile bu parlak sarı, rengi gün ışığı ile aydınlanmış bölgeye uygulayın. Karışıma biraz daha beyaz ekleyerek uzakta, ufuk çizgisine yakın bulunan çayırları boyayın...
8. Orta alanı boyayın Tekerlek izi pembe – bej bir renge sahip. Bu rengi elde etmek için naples sarı, beyaz ve cadmium kırmızıyı karıştırın. Bu renkle gelişigüzel şekilde yolu boyayın. Alttaki rengin yer yer gözükmesini sağlayın. Ağaçların gölgelerini boyamak için ultramarine mavi, burnt umber ve cadmium kırmızı ile beyaz kullanın. | <urn:uuid:b1c22ef0-5618-46da-aa3f-ead337cfbc67> | CC-MAIN-2013-48 | http://notdefterlerim.blogcu.com/yagli-boya-teknigi/10051284 | 2013-12-07T17:27:02Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2013-48/segments/1386163055217/warc/CC-MAIN-20131204131735-00047-ip-10-33-133-15.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999855 | Latn | 122 | {} |
Fokal enfeksiyonlar kavramı hastanın belirteyemeyeceği ve standart muayeneler ile de çoğu kere saptanamayan sinsi seyreden ufak iltihap odakları demektir.
Hastalık süreci çoğu kere halsizlik, anemi, kilo kaybı gibi silik ve tanıya ulaştırmayan şikayetler ile seyrettiği için hastanın müracat edeceği yer genellikle pratisyen doktor veya bir iç hastalıkları doktorudur.
Fokal enfeksiyon kaynakları genellikle tedavi edilmeyen dişlerden kaynaklanır. Hasta böyle bir olayın farkında olmayabilir. Bazen diş abse yapınca antibiyotik kullanarak abseyi yok ettiğini düşünür, ama sadece enfeksiyonu gizlemiştir. Tedavi edilmeyen bu tip dişler hasta için her zaman bir saatli bomba gibidir.
Hastanın belirtemeyeceği ufak iltihap odakları halinde sinsi sinsi seyreden hastalığın doğru teşhisinde doktorun analitik yeteneği ile mesleki bilgisi önemlidir. Vücudun maruz kaldığı soğuk, sıcak vb. gibi etkiler sonucu direncinin kırıldığı bir sırada herhangi bir organda iltihaplanma yapabilirler. Bu şekilde oluşan hastalık tedavisi için ilk yapılması gereken, enfeksiyon kaynağını bulup ortadan kaldırmaktır.
Hasta halsizlik, enerji kaybı, açıklanamayan yorgunluklar, ürpermeler ile başvurur. Baş ağrısı, eklem ve kas ağrıları olabilir. İlk günlerde soğuk algınlığı sanılır. Bazen bu belirtiler haftalarca devam eder.
Tıp literatüründe, sinsi seyirli bu tür hastalıklara sık rastlanan bir örnek de abselerdir.
Vücudun herhangi bir yerindeki abse, ilişkisiz diğer bir bölgede atipik belirtilere neden olabilmektedir. Örneğin streptokoklar fokal enfeksiyon halinde insanların boğaz, burun, sinüs veya diş köklerinde yerleşir. Romatizma, böbrek iltihabı, endokardit ( halk arasında kalp romatizması olarak bilinir ) vb. hastalıklara neden olur. Yeterli fizik inceleme ve sorgulama yapılmadan abse atlanıp, tedaviye başlanır. Bunun sonucunda hem hasta gereksiz yere fazla ilaç alacak ve vücudunda bakterilere karşı direnç gelişecektir. Hastanın şikayetleri silikleşeceği için gerçek tanının oluşması da çok fazla gecikebilecektir.
Üst çene diş ağrısı, baş ağrısı, ateş, aşırı duyarlılık, ödem ve pürülan burun akıntısı ile kendini gösteren akut bakteryel burun iltihabı vakasında ayırıcı tanı diş enfeksiyonu ile yapılmalıdır.
Fokal enfeksiyonlarda daha çok kronik enfeksiyon yapan, virulansı az bakteri türleri bulunur. Bir çok sepsis vakasında, dişler , birincil odağı oluşturur.
2500 yıl önce Asur kralı çürük dişlerinin çekilmesi neticesinde romatizmadan kurtulmuştu. 1818'de ise Philedelphia'lı Benjamin Rush diş enfeksiyonu ile bazı hastalıkların ilişkilerini ortaya koyan olaylar açıkladı. 1910'da İngiliz doktor Hunter, Montreal'de verdiği ve Lancet gazetesinde yayınlanan (1911) bir konferansında, muhafazakar dişçiliğin romatizma olaylarının başlıca sebebi olduğunu iddia etti. Bunun ispatını ise oral sepsisi ortadan kaldırarak sistemik durumda bir düzelme olmasını temin ile yaptı. Yine Billings, 1910'da, fokal enfeksiyon teorisine açıklama getirerek, bakteriler ve toksinlerin bir kronik enfeksiyon odağından başka yerlere dağılarak sistemik bulgulara neden olduğunu belirtmiştir. | <urn:uuid:3b036709-ed39-42e2-a614-e936cf3385b8> | CC-MAIN-2013-48 | http://www.implantmed.com/icerik/fokal.html | 2013-12-07T23:28:19Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2013-48/segments/1386163056101/warc/CC-MAIN-20131204131736-00047-ip-10-33-133-15.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999915 | Latn | 17 | {} |
Akut
Alkolizm
|Akut
alkol zehirlenmesi hem önemli organik bozukluklara, hem de
kendine özgü davranış biçimlerine yol açar.
Alkollü içki üretiminde etil alkol (etanol) kullanılır. Etil
alkol içkilerin sarhoşluk verici temel bileşenidir ve kısaca
alkol olarak anılır. Akut alkol zehirlenmesi, içen kişinin
bedensel dayanıklılığına ve kandaki alkol düzeyinin yüksekliğine
göre değişen çeşitli belirtilere yol açar. Alkol her şeyden önce
beyinde baskılayıcı, çöküntü yaratıcı bir etki gösterir. Ama
kişinin içinde bulunduğu onama, ruhsal durumuna ve aldığı
alkolün dozuna bağlı olarak çok farklı sonuçlara ve çok çeşitli
tepkilere de yol açabilen bir maddedir.
Alkollü içki tüketiminin artması hem sosyoekonomik açıdan, hem
de sağlık açısından önemli bir sorun oluşturmaktadır. Uyuşturucu
bağımlılarında görülen bütün özelliklere alkoliklerde de
rastlanır. Vücudun kaldırabildiği alkol miktarı gittikçe artar,
ruhsal ve fiziksel bağımlılığın ardından yoksunluk sendromu
ortaya çıkar. Hasta yemek yemez.
İçki içmeyen bir insan bir alkolikle aynı miktarda alkol
aldığında ondan çok daha fazla etkilenir. Alkoliklerde aynı
etkinin çok daha yüksek dozlarda ortaya çıkması insan vücudunda
alkole karşı bir dayanıklılık (tolerans) oluştuğunu gösterir.
Alkol zehirlenmesinin derecesi ve belirtilerin şiddeti şunlara
bağlıdır:
Alkollü içkinin türü (bira şaraptan, rakı da cinden daha yavaş
emilir).
Midenin doluluk oranı (midede yemek varsa boşalma zamanı
uzar).
Mide-bağırsak hareketlerini ve mukozalardaki kan akımını
etkileyen ilaçların alınması ya da başka maddelerin varlığı.
Alkollü içki içme hızı (ne kadar hızlı içilirse kandaki alkol
oranı da o kadar hızlı yükselir).
Merkez sinir sistemini etkileyen ve alkolün zehirleyici
etkisini artıran ilaçların alınması (bu açıdan özellikle kısa
etkili barbitüratlar önemlidir, çünkü alkolikler çok yüksek
dozda barbitürat ve barbitürat kullananlar çok yüksek dozda
alkol kaldırabilir; ikisi birlikte alındığında öldürücü doza
yaklaşılabilir).
Zehirlenme derecesinin belirlenmesinde alınan alkol miktarı
kadar hastanın diğer özellikleri de önem taşır. Hastanın alkole
bağımlı, alışkın ya da çok seyrek içen biri olması sonucu
etkiler.
Alkolün Metabolizması
|Alınan
alkolün yüzde 20'si midede, yüzde 80'i de bağırsaklarda emilir.
Alkol, alındıktan beş dakika sonra kana geçmeye başlar. Kan
plazmasıyla taşınarak çeşitli dokulara ulaşır. Her gramının 7
kalorilik enerji verdiği bir yükseltgenme (oksijenle birleşme)
süreciyle metabolik değişikliğe uğrar. Solunum, böbrek ve ter
aracılığıyla yalnızca yüzde 2'si vücuttan atılabilir.
Yükseltgenme temelde karaciğerde gerçekleşir.
Alkolün Etkileri
Alkolün en önemli etkileri merkez sinir sistemi üzerinde
gözlenir. Alkol beyin üzerinde yatıştırıcı etki gösterir.
Başlangıçta uyarıcı bir etkisi olduğu sanılırsa da bu yalnızca
görünüştedir.
Alkolün etkileri bütün hareketlerde, konuşmada, görmede, her
türlü zihinsel işlevde görülür. Bazı insanlarda saldırgan ve
düşmanca davranışlara, taşkınlığa ve şiddet eğilimine yol
açabilir.
Kandaki Alkol Yoğunluğunun
Beyindeki Etkisi
Kandaki Alkol (mg/100 ml)
Etkisi
|50-100
Öfori: Aşırı zindelik ve
keyiflilik, denetimsizlik, yüksek sesle ve bazen anlaşılmaz
biçimde konuşma.
150-200
Orta şiddette zehirlenme: Görme
bozuklukları, duyu azalması, uyaranlara geç yanıt verme,
dengesiz yürüme.
300-500
Ağır zehirlenme: Yürüyememe,
bulanık ya da çift görme, uyaranlara tümüyle ilgisiz kalma, ara
sıra kasılma nöbetleri.
|>500
Koma: Refleks kaybı, solunum
güçlüğü, solunum yollarında tıkanma.
Akut Zehirlenmenin Evreleri
Uyarılma evresi. Alkollü
içeceklerin ölçülü düzeyde alınmasıyla ortaya çıkan bir
durumdur. Bu evrede öfori adı verilen aşırı keyiflilik ve
hareketlilik görülür. Sürekli bir coşku, duygusal değişkenlik,
hareketlerde denetimsizlik, genel davranış kurallarına uymama,
laf atma ve yüksek sesle konuşma gözlenir.
Kandaki alkol düzeyi 100 ml başına 100-200 mg arası bir düzeye
gelince, konuşma ve yürümede aksaklıklar, zihinsel yeteneklerde
ve tepkilerde yavaşlama başlar. Baş dönmesi ve kusmayla birlikte
görme bozuklukları da ortaya çıkar.
Hastalık ölçüsünde zehirlenme ya da alkole bağlı akut
paranoya. Az görülen bir alkol zehirlenmesi türüdür.
Düşük dozda alkollü içkiye bağlı olarak taşkınlık, zihinsel
karışıklık, var sanılar, yönelim bozuklukları, saldırganlık ve
sonunda bellek yitimi gibi belirtilerle ortaya çıkar. Nedeni
bilinmemekle birlikte az miktardaki alkolün beynin şakak lobunu
uyarmasıyla ortaya çıktığı sanılır. Benzer belirtiler sara
nöbeti geçiren hastalarda da görülür.
Ruhsal çöküntü (depresyon) evresi. Uyarıcı evreyi
çöküntü evresi izler. Başlıca özellikleri hareketleri
yönetememe, özellikle yürümede güçlük çekme, bulanık ve bazen de
çift görmedir. Zaman zaman kasılma nöbetleri de görülebilir.
Bu belirtiler alkole alışık olmayanlarda kandaki alkol düzeyi
100 ml'de 200-250 mg'ye, alışık olanlarla alkoliklerde ise 100
ml'de 300-350 mg'ye ulaşınca ortaya çıkar.
Alkol koması kural olarak sessiz ve gevşek bir komadır. Kaslarda
refleksler silinir, kan basıncı düşer, solunum ve dolaşım
düzensizleşir, vücut sıcaklığı azalır. Bu belirtiler anestezik
ve barbitürat grubu ilaçların belirtilerine çok benzer, ama bu
tür ilaçlarda uyuşturucu dozla öldürücü doz arasındaki fark çok
azdır.
Yapılması Gerekenler
Hastadan ayrıntılı bir öykü alınarak içki içme alışkanlığı ve
bununla ilgili olabilecek karaciğer, mide-bağırsak, sinir
sistemi, sinir-ruh ve kalp hastalıkları konusunda bilgi
edinilmelidir.
Hasta alkolizm tanısı açısından incelenmelidir; soluğun alkol
kokması, alkolik yüzü, titreme, morarma ve sinirsel bozukluk
gibi belirtiler aranmalıdır.
Alkol zehirlenmesinin ilk aşamalarında hastayı yalnız
bırakmamanın ve otomobil kullanmasını engellemenin dışında
alınacak özel bir önlem yoktur.
Hasta aşırı hareketli, saldırgan ya da şiddet gösterme
eğilimindeyse benzodiyazepin gibi yatıştırıcı bir ilaç verilir.
Hasta ruhsal çöküntü evresindeyse hastanede titiz bir denetim
altında tutulmalıdır. Durumu ağırlaşarak ağır bir komaya
dönüşebilir.
Zaman geçirmeden aşağıdaki kan incelemeleri yapılmalıdır:
- kandaki alkol düzeyi
- kan şekeri
- asit-baz dengesi
- elektrolitlerin ölçümü (Na-K-Cl).
Kandaki alkol miktarı 100 ml'de 300 mg'nin çok üzerine
çıkmadıkça olay tehlikesiz geçirilebilir ve özel girişimlere
gerek kalmaz.
Dikkat: Mide ve incebağırsakta önemli miktarda emilmemiş alkol
bulunabilir; bu nedenle de kandaki alkol miktarı gerçektekinden
düşük çıkabilir.
Kana geçen alkol miktarını azaltmak, akciğerlerde solunum
güçlüğünü ve kusmayı engellemek amacıyla mide ve bağırsak
sıvıları boşaltılmalıdır.
Hasta uyuyorsa, yan yatırılmalı ve kusma olasılığına karşı
dikkatle izlenmelidir; kusmuk soluk yollarında tehlike
oluşturabilir.
Hastanın özellikle barbitürat ve yatıştırıcı ilaçlar gibi
maddeler kullanıp kullanmadığı araştırılmalı, bunların
karşılıklı etkisi değerlendirilmelidir. Gerçekten de
uyuşturucularla birlikte yüksek dozda alkol alınması sık
rastlanan ve çok ağır sorunlar yaratan bir durumdur. Bu
olgularda tedavi damar yoluyla nalokson verilmesine dayanır;
ilacın etkisi tam olarak bilinmemekle birlikte yararı görülmekte
ve bazı hastanelerde düzenli olarak kullanılmaktadır.
Özellikle hasta bitkin ve kötü beslenmiş durumdaysa kan şekeri
düşüklüğünden (hipoglisemi) kuşkulanılmalıdır.
Kronik alkolizm durumunda, karaciğer işlevi testleri
yapılmalıdır.
Alkolle bağlantılı olan ya da olmayan bütün diğer hastalıklar
da araştırılmalıdır.
Solunum, kalp-dolaşım sistemi ve böbrekler incelenmelidir.
Hastanın bilinç durumu yoklanmalı, özellikle sinir sistemi
muayenesine önem verilmelidir.
Hastanın genel durumu ağırsa şu önlemler alınmalıdır:
a) Sıvı ve ilaçların verilmesi için bir toplardamar yolu
açılmalıdır.
b) Sonda takılarak idrar çıkışı serbest tutulmalıdır.
c) Oksijen verilmelidir.
Vücut sıcaklığı düşmüşse, termofor ve örtü gibi araçlarla hasta
ısıtılmalıdır. Kan şekeri düşmüşse, damardan sürekli olarak
yüzde 5-10 oranında glikoz içeren sıvılar verilmelidir.
Asidoz gelişmesi (kandaki asitlik düzeyinin yükselmesi)
durumunda kanın bikarbonat düzeyi 12 mEq/lt'yi geçene değin
sodyum bikarbonat verilmelidir.
Bilinç kapalıysa ve solunum güçlüğü varsa, soluk borusu içine
solunuma yardımcı tüp takılarak solunum düzenlenir.
Kan basıncı çok düşmüşse, binde 9 NaCl ya da yüzde 5 glikoz
içeren 500 ml sıvı içine 200 mg dopamin konarak damardan
verilmelidir (dopamin dozuna dakikada 2-5 (ig/kg ile başlanır ve
gerekirse dakikada 10-20 p.g/kg düzeyine kadar çıkarılabilir).
Şiddetli Sarhoşluk Sonrası Sendrom
|Ağır
sarhoşluğu derin bir uyku dönemi izler. Yaklaşık dört saat
sonra, aşırı uyarılmaya bağlı belirtilerin ortaya çıkmasıyla
uyku bölünür. Hasta titreme, baş dönmesi, başta zonklama,
halsizlik, kan basıncında artma ve azalmalar, kalpte çarpıntı,
bulantı ve kusma, ağır olgularda ise aşırı sıvı yitimi ve asidoz
(kandaki asitlik düzeyinin yükselmesi) belirtileriyle uyanır.
Bütün bunlar yüksek dozda alınan etil alkolün ve vücutta
dönüştüğü aset dehidin beyin ve midedeki zehirleyici etkisinden
kaynaklanır.
Sarhoşluk sonrası sendromu bir ölçüde de olsa tamamlanmamış bir
yoksunluk sendromu olarak görülebilir. Hasta yeniden alkol
aldığında iyileşir gibi olur, ama alkolün sağladığı bu yarar
yalnızca görünüştedir ve birkaç saat sürer; üstelik sendromun
daha da ağırlaşma tehlikesini yaratır.
Hastanın uyumasından önce bazı koruyucu önlemler alınabilir.
Öncelikle kusması sağlanarak, henüz midede emilmemiş olan alkol
vücuttan atılabilir. Ayrıca vücudun susuz kalmasını, gastrit ve
asidoz gelişimini önlemek amacıyla hastaya sıvı, asetilsalisilik
asit ve bikarbonat verilir.
Hastanın uyumasından sonra sendromun ortaya çıkması durumunda
ise damar yoluyla sıvı, sodyum bikarbonat ve asetilsalisilik
asit verilmesi gerekir.
| <urn:uuid:529cb078-5032-4263-aa37-df0dc435c4a4> | CC-MAIN-2014-10 | http://www.saglikweb.com/ilkyardim/akut.alkolizm.asp | 2014-03-12T09:55:29Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-10/segments/1394021643070/warc/CC-MAIN-20140305121403-00070-ip-10-183-142-35.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999714 | Latn | 34 | {} |
Nasır nasıl tedavi edilir geçer ve iyileşir-Doğal bitkisel nasır tedavisi
Nasır adı verilen deri kalınlaşması, vücudun daha çok ayaklar ve parmaklar, diz kapağı ve dirsek gibi bölgelerinde görülen bir şikayettir. Her ne kadar nasır denilince üç aşağı beş yukarı herkesin aklına aynı şikayet gelse de nasırın nedenleri farklı olabilmekte, ve bu nedenlere bağlı olarak iltihaplı veya iltihapsız nasır tedavisi de değişebilmektedir.
İltihaplı nasır adı verilen nasır çeşidinde nasırın altında iltihaplanmış ve muhtemelen kanlı irin bulunan bir şişlik bulunmaktadır. Nasırı tedavi edebilmek için bu iltihabı tedavi etmek gerekecektir. n tedavisi aslında çok kolaydır. Öncelikle dikkat edilmesi gereken nokta, nasiri iltihaplı olan benzerlerinden ayırmaktır: içinde iltihap bulunanlar kazındığı zaman genellikle irin veya kan akıtacaktır, oysa nasir kazındığında altından ölü cilt hücreler çıkmaya devam eder. Size sorun çıkaran şeyin gerçekten nasir olduğuna emin olduktan sonra birçok tedavi sekli uygulanabilir.
Bunların arasında en risksiz ve sağlıklı yöntem nasirin bulunduğu bölgedeki ölü cilt hücrelerini cilde zarar vermeden ponza tası ve benzerleriyle zaman içinde yok etmektir. Reçetesiz olarak satılabilen ve salisilik asit içeren nasir bantları kuvvetli ve tahriş edici oldukları için dikkatli kullanmak gerekir. Bunlar nasirin belirtilerini yok eder çünkü içeriklerinde asitler bulunur ve ana amaç asitler yardımıyla nasiri eritmektir.
Yanlış uygulandıklarında bu ilaçlı bantlar nasirin etrafındaki sağlıklı cilt dokusunu öldürebilir ve alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Sağlıklı bireylerde bile cilt için risk taşıdığı gibi özellikle dolaşım bozukluğu ve/veya seker hastalığı olan bireylerde daha tehlikeli olabilir. Alerjik olmayan bir bünyede doğru ve bilinçli kullanıldıklarında nasirin üzerindeki baskıyı da azaltabildiklerinden tedavi sürecini hızlandırırlar. Bu tip çözümler nasiri tedavi edebilir ancak nasiri oluşturan sebepler yok edilmezse problem tekrarlanacaktır. Nasırlarınızı keserek yok etmeye çalışmanın da istenmeyen sonuçları olabilir. Derinizde kesikler oluşturabilirsiniz. Unutmayın ki ayak sürekli olarak bakterilerin kolayca üreyebilecekleri ilik ve rutubetli bir ortamdır.
Asil tedavi bilinçli bireylerin aşağıdaki hususlara dikkat etmesiyle olur:
*Doğru seçilmiş uygun ayakkabılar giyerek: ayakkabı alırken seçilen ayakkabının burun kısminin ayakla uyumlu olması çok önemlidir. Ayakların içinde “rahat” olduğu, yumuşak deriden yapılmış ayakkabılar idealdir.
*Ayak temizliğine dikkat ederek: bakteri ve mikrop üremesine uygun ortamlarda bulunan ayakların daima temiz tutulması, çorap ve ayakkabıların da sağlık bilgisi gereklerine uygun olması gerekir.
*Nemlendirmeye önem vererek: cildin sağlıklı ve kuvvetli olmasını sağlamak için ayakları düzenli olarak nemlendirmek ve yumuşak kalmalarını sağlamak gerekir.
*Uzmanlara bas vurarak: bazı durumlarda “bir bilence danışmak faydalıdır. Böylece profesyonel bir yaklaşımla nasirinizin nedenleri araştırılacak, bir tedavi planı oluşturulacak ve sağlıklı ayaklara sahip olmanız sağlanacaktır.
Evde nasır nasıl tedavi edilir?
Nasırların neden olduğu ağrı ve rahatsızlıktan kurtulmak ve nasırları yok etmeye çalışmak için uygulanabilecek adımlar şunlardır:
*Badem yağı, E vitamini ya da lanolin içeren bir kremi nasirin üzerine yedirin. Böylece nasirin yumuşamasını ve eğer şanslıysanız küçülmesini sağlayabilirsiniz.
*Ayakkabı giydiğiniz zaman ağrılı bölgenin korunması için üzerine normal yara bandı veya plaster takın. Bant veya plasteri 1 günden daha uzun bir süre nasirin üzerinde tutmayın ve çıkartırken nasirin etrafındaki cilde zarar vermemek için dikkat edin.
* Nasırlı bölgeyi yumuşatmak için ilik suda bir süre tutun. Daha sonra fazla sert olmayan bir ponza tası veya benzeri yumuşak bir aletle nasirli bölgeyi hafifçe temizlemeye çalısın. Böylece nasirin oluşturduğu sertliği –ölü hücreleri- temizlemiş, bölgeyi rahatlatmış olacaksınız.
*Giydiğiniz ayakkabıları ayak ve özellikle parmak bölgenize baskı yapmayacak sekil ve yumuşaklıkta seçin. Ayakkabılarınıza gerekli bakim ve tamiri yaptırın veya eskiyerek seklini kaybetmiş olanları giymeyin. Yürürken ayağınızın maruz kaldığı sürekli sokun emilmesi için ayakkabıların iyi durumda olması şarttır.
Özellikle ayakkabı topuklarının yıpranması, vücut yükünün %25’ini çekmekte olan ayak tabanınızla kemiğinize aşırı ve yanlış yük binmesine neden olur. Ayakkabınızın topuğu özellikle belli bir yöne doğru aşınıyorsa mutlaka bir ortopediste bas vurun.
* Gece yatarken nasir bölgesine bir parça sarımsak veya soğan koyarak sarıp uyuyun. Asitleri nasirin yumuşamasına yardımcı olacaktır.
Suna Dumankaya Nasır Nasıl Tedavi Edilir Bitkisel Çözüm:
Topuklarım çok sert ve çatlaklar var. Ne yapmalıyım?
Bir leğene sıcak su koyun, içine bir çorba kaşığı gliserin ve bir çorba kaşığı deniz tuzu karıştırın.
Ayaklarınızı bu suda 20 dakika bekletin.
Ardından sertleşen deriyi ponza yardımıyla temizleyin.
Sonra ezilip toz haline getirilmiş 10 Aspirin’le vazelini karıştırıp ayaklarınıza sürün.
Nemli gazlı bez ve üzerine de strech film sararak en az iki saat bekletin. Açınca biraz da ayaklarınıza masaj yapın. Bu kürü haftada iki kez uygulamanız iyi olur.
Suna Dumankaya
S: Ayak tabanımda nasır var, üzerine basamıyorum. Ne yapmam lazım. Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler.
Üç diş sarmısağı dövün ve buna bir çay kaşığı da zeytinyağı ekleyin.
Nasır iyileşene kadar bunu her akşam nasırlara sürüp sarın. Nasırlarınız giderek küçülecektir.
Ayrıca nasıra ütülenmiş lahana yaprağı sarmak da iyi gelir. | <urn:uuid:1e884350-fccd-4ffd-b130-eafa66503c8b> | CC-MAIN-2014-10 | http://www.dogaldiyet.com/nasir-nasil-tedavi-edilir-gecer-ve-iyilesir-dogal-bitkisel-nasir-tedavisi.html | 2014-03-15T02:51:59Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-10/segments/1394678695683/warc/CC-MAIN-20140313024455-00070-ip-10-183-142-35.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999923 | Latn | 45 | {} |
Hoş geldiniz sayın ziyaretçi
Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...
|19 Ekim 2011, 15:50|| |
Sinir hücresi, salgı bezi, hormon ve refleks nedir?#12 (link)
Ziyaretçi
Sinir hücresi
Sinir hücresi ya da nöron sinir sisteminin temel fonksiyonel birimidir. Çeşitli biçim ve büyüklüklerde olabilir. Sinirsel uyarıları elektriksel ve kimyasal yolla iletir. Hücre gövdesi büyüktür ve çekirdek burada yer alır. Çok sayıda mitokondriye sahiptir. Kısa uzantıları dendrit, uzun uzantıları akson olarak adlandırılan sinir sistemini oluşturan hücrelerdir. Nöron çeşitlerine göre, nöron gövdesinden çıkan uzantıların sayısı ve şekli değişiktir. Akson ve dendrit denilen uzantıları vardır. Başka hücrelerden gelen uyarılar dendiritlerin uçlarından alınır ve aksonların uçlarından diğer hücrelere iletilir.Nöron gövdesinden bir dendrit, bir akson çıktıktan sonra bir araya gelerek tek bir uzantı halinde hücreden ayrılıyorsa tek kutuplu görünürler. Dendrit ve akson, nöron gövdesinin birbirine karşı gelen iki bölgesinden çıkarlarsa nöron iki uzantılıdır bu iki kutuplu nöron olarak adlandırılır. Nöron gövdesinden çok sayıda dendrit ve tek bir akson çıkıyorsa bu hücre çok kutuplu nöron adı verilir.
Hormon:
Hormonlar Nedir Hormon Nedir
İnsan vücudunda hormon denen kimyasal ileticilere dayalı özel bir bilgi taşıma sistemi vardır. Bu organik kimyasal Maddeler kanalsız iç salgı bezlerinde yapılır ve doğrudan kan dolaşımına verilir. Çoğu durumda bu hormonlar kan dolaşımıyla hedef organlara ulaşır ve orada biyokimyasal tepkimeleri başlatır ya da durdurur.
En önemli iç salgı bezleri hipofiz, tiroit, paratiroitler, pankreas, böbreküstü bezleri ile yumurtalıklar ve erbezleridir. Aşağıda bu salgı bezlerinin ürettiği hormonlar incelenecektir. Mide, incebağırsaklar ve böbrekler de hormon üretir. Ayrıca epifiz bezi ve timus bezinin de hormon salgıladığı düşünülür.
Gebe kalan memeli hayvanların etenelerinin de salgı işlevi vardır. Etene hem yumurtalık ve hipofiz hormonlarını yapabilir, hem de kendine özgü hormon salgılar.
Canlıların pek çoğu hormon üretir. Örneğin böceklerin yaşamlarının değişik evrelerinde büyümelerini durduran ya da hızlandıran hormon salgıları vardır. Bu hormonların dengede tutulmasıyla böcek normal bir gelişme gösterir. Böceklerin deri değiştirmelerini ve başkalaşmalarını etkileyen ektizom önemli bir böcek hormonudur.
Bitkiler de hormon üretir. En iyi bilinen bitki hormonu, kök ve gövde büyümesini uyaran indoliasetik asittir.
Refleks:
Düşünülmeden, kendiliğinden herhangi bir uyarıcıya karşı verilen tepkiye refleks denir.Refleks merkezi omuriliktir.
ÖRNEK
Limon dendiğinde veya limon gördüğümüzde ağzımızın sulanması, dizimize çekiçle vurduğumuzda dizimizin yukarıya kalkması, yüksek ışıkta göz bebeğinin küçülmesi, hapşırma vb.
Refleks İkiye Ayrılır
Doğuştan (Kalıtsal) Refleks
Doğuştan gelir, sonradan kazanılmaz.
Öksürme, hapşırma, iğne batan elin çekilmesi, göz
kapağının kırpılması, çocuktaki emme davranışı.
Sonradan (Şartlı) Refleks
Sonradan öğrenmeyle oluşur.
Araba sürme, örgü örme, limon görüldüğünde ağzın sulanması.
|Cevap Yaz Yeni Konu Aç|
|Sinir hücresi, salgı bezi, hormon ve refleks nedir? Konusuna Benzer Konular|
|Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap|| |
Cevap: 0Son Mesaj: 18 Kasım 2012 14:54
|Gönderen: Ziyaretçi Forum: Soru-Cevap|| |
Cevap: 25Son Mesaj: 4 Ekim 2012 22:16
|Gönderen: Daisy-BT Forum: X-Sözlük|| |
Cevap: 1Son Mesaj: 1 Ağustos 2012 23:09
|Gönderen: _Yağmur_ Forum: X-Sözlük|| |
Cevap: 0Son Mesaj: 27 Nisan 2010 10:16
|Gönderen: Blue Blood Forum: Biyoloji|| |
Cevap: 0Son Mesaj: 20 Kasım 2008 13:08 | <urn:uuid:fd38fe0b-10a5-4625-903a-89ffe2c5b5f1> | CC-MAIN-2014-10 | http://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/276514-sinir-hucresi-salgi-bezi-hormon-ve-refleks-nedir-2.html | 2014-03-08T04:55:52Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-10/segments/1393999653202/warc/CC-MAIN-20140305060733-00070-ip-10-183-142-35.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999431 | Latn | 35 | {} |
Demir Nedir?
Kimyasal bir eleman. Kimyasal sembolü Fe, Atom ağırlığı 55,8 atom numarası, 26, özgül ağırlığı 7,9 dur. Mavimtrak gri renkte ve en çok kullanılan madenlerden biridir. Tabiatta bileşikler halinde bulunur ve yeryüzünün yapısında önemli bir yer tutar.
Çelik Nedir?
ÇELİK, bir Demir (Fe) Karbon (C) alaşımıdır. Cdan başka farklı oranlarda alaşım elementleri ve empürite elementler bulunur. Çeliğe farklı özellikler kazandıran içerdiği elementlerin kimyasal bileşimi ve çeliğin iç yapısıdır.
Boru Nedir?
Boru genelde tesisat yapımında kullanılan, içi boş silindir şeklinde bir malzemedir. Kullanım yerine göre seramik, plastik, metal gibi malzemelerden i mal edilebilir boruların malzeme tipi ve imalat yöntemlerine göre değişik imalat ve ölçü standartları vardır | <urn:uuid:6573cdcc-d717-4493-9af5-e4eba843d8ca> | CC-MAIN-2014-10 | http://bncboru.com/ | 2014-03-12T01:23:44Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-10/segments/1394020703260/warc/CC-MAIN-20140305115823-00070-ip-10-183-142-35.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.99976 | Latn | 22 | {} |
Soruyu soran: Misafir | Tarih: 2007-04-11 | Okunma sayısı: 640 Tweet
Mineraller sağlıklı yaşam için gereklidir. Onlar olmadan vücut yaşaması için gerekli fonksiyonları sağlıklı bir şekilde sürdüremez. Mineraller vücudun kendi kendine oluşturamadığı inorganik maddelerdir. Sağlığımız için çok önemli olan 15'ten fazla sayıda mineral vardır. Mineraller çoğunlukla vitaminlerle birlikte çalışarak vitaminlerin en fazla ihtiyaç duyulan bölgeye ulaşmalarını sağlarlar. Vitaminler de mineraller için aynı şekilde çalışır. Hücre korunması ve sağlıklı diş, kemik, cilt yapısı için önemlidir. Mineraller aynı zamanda kan basıncı, kalp ritmi, kas fonksiyonları, vücuttaki sıvı dengesinin muhafazası, üreme ve daha pek çok fonksiyonda önemli rol oynarlar. Bilimsel çalışmalar göstermiştir ki, mineral kaybı ve eksikliği sağlığımızı direkt olarak etkiler.
Kalsiyum
Sağlıklı vücut yapısı için gerekli önemli minerallerden biridir. Bu mineral büyük oranda vücudumuzdaki kemiklerde bulunur. Eksikliği yüksek oranlara vardığında diş ve sırtta ağrılar, kemiklerde zayıflama, çatlama ve kolay kırılma görülür. Vücuttaki kalsiyum miktarı sadece kemikler için önemli değildir. Aynı zamanda vücuttaki bütün fonksiyonlarda görev alır. Özellikle vücuttaki demirin kullanımı ve alınan gıdaların hücre zarından geçebilmesi için gerekli olan bir mineraldir. Stres,egzersiz yetersizliği, aspirin, mineral yağ, fazla yağ alımı ve diğer faktörler nedeniyle vücuttaki kalsiyum miktarı azalır.
Bakır
Karaciğerde depolanan önemli minerallerden biridir. Vücut dokusunun yeniden oluşması için gerekli enzimlerin hayati komponentidir. Hemoglobine bağlı demirin korunması ve Vitamin C'nin kullanımı için gereklidir. Beyin sinirlerimiz ve bağ dokusu için bakır miktarı önemlidir.
Krom
Vücuttaki basit şekerin parçalanmasında rol oynar. İnsülin oluşumuna, kandaki şeker ve kolesterol düzeyinin kontrolüne yardım eder. Krom; vücuttaki enzim ve hormonlar için çok önemlidir.
İyod
Tiroid bezlerinin içeriğinde yer alır. Tiroid ve tiroid kontrol mekanizmasında, zihinsel fonksiyonlarda, enerji ve kilo almada önemli bir rol oynar.
Demir
Vücut için gerekli minerallerden biridir. Hemoglobin (kırmızı kan hücresi), miyoglobin (kas pigmenti) ve enzim üretimi için gereklidir. Vücuttaki demirin sadece yüzde 8'i kan damarlarından gelir. Demir vücutta büyümeye yardım eder,yorgunluğa karşı ve hastalıklardan korunmada kullanılır. Demir özellikle kadınlar için daha önemlidir. Çünkü kadınlar 1 ay içinde erkeklerin kaybettiklerinden 2 kat daha çok miktarda demir kaybederler. Bugün demir kadınlarda eksikliği en çok görülen mineraldir. Ayrıca demir, vücuttaki B grubu vitaminlerinin kullanımını arttırır.
Magnezyum
Sinir sisteminin ve kasların gevşemesini sağlayan mineraldir. Sakinleşmeye yardımcı olduğu için " Anti-stres Minerali " olarak bilinir. Magnezyum kandaki şekerin enerjiye dönüştürülmesinde önemli bir rol alır. Bu hayati mineral vücudumuzun Vitamin C, kalsiyum, fosfor, sodyum ve potasyumu daha etkili bir şekilde kullanabilmesi için gereklidir. Magnezyum sağlıklı dişler ve sindirim sisteminin rahatlığı için gereklidir.
Fosfor
Sadece fizyolojik kimyasal reaksiyonlarda yer almakla kalmaz, aynı zamanda vücuttaki bütün hücrelerde bulunur. Normal kemik ve diş yapısı, kalp düzeni ve normal böbrek fonksiyonları için gereklidir.
Potasyum
Hayati minerallerden biridir. Vücuttaki potasyumun yüzde 98'i hücre duvarlarının içinde bulunur. Potasyum, sodyumla birlikte vücuttaki su dengesinin sağlanmasına yardımcı olur ve gıdaların hücre içine geçişini sağlar. Potasyumun önemli görevlerinden biri de sinir sistemindeki mesajları iletmesidir. Beyne oksijenin gönderilmesi beyin için önemlidir. Her gün bu mineral vücutta kullanılır ve tekrar yeri doldurulur. Kalbimiz ve vücuttaki diğer kaslarımızın sağlıklı yapısını koruması potasyuma bağlıdır. Fazla şeker, diüretikler, laksatifler, fazla tuz, alkol ve stres bu mineralle birlikte vücuttan atılır.
Selenyum
Vitamin E ile birlikte antioksidan ve hücre koruyucusu olarak çalışır. Erken yaşlanma ve dokuların oksidasyon nedeniyle zarar görmesini engeller. Erkeklerin selenyuma kadınlardan daha çok ihtiyaç duydukları düşünülür. Erkeklerde bulunan selenyumun yarısı üreme sisteminde bulunur. Selenyum dokuların elastikiyetinin korunması için önemlidir.
Sodyum
Bu mineral sinir ve kas fonksiyonlarının devamı için çok önemlidir. Asıl görevi sıvı pompalanmasını sağlamak ve gıdaların hücre zarından geçişini sağlamaktır. Bol miktarda sodyum yüksek kan basıncına katkıda bulunur.
Kükürt
Sağlıklı saç,cilt ve tırnaklar için gereklidir. Oksijen dengesinin muhafazasına yardımcı olur,bu da beyin fonksiyonları için çok önemlidir. Sülfür aynı zamanda B-grubu vitaminlerinin işlevlerini yerine getirmesine ve karaciğerde safranın salgılanmasına yardımcı olur.
Çinko
Bu esansiyel mineral vücutta herşey için gereklidir. Vücudun sağlıklı bir yapıda tutulması için herşeyi harekete geçiren bir kıvılcım gibi çalışır. Vücuttaki pek çok fonksiyonda görev alır. RNA ve DNA oluşumu ve proteinlerin enerjiye dönüştürülmesi için çok önemlidir. Vücuttaki her hücrede Çinko vardır. Zihinsel fonksiyonlarda,vücudun kendi kendini iyileştirmesi ve yenilemesi gereken durumlarda,kanın stabilizasyonunda, vücuttaki alkali dengesinin muhafazasında önemli roller üstlenir. Bu mineralin varlığına ihtiyaç duyan organlar; kalp,beyin ve üreme sistemidir. Yemeklerin pişirilme yöntemleri,stres, diüretiklerin kullanımı,alkol alımı ve diğer faktörlerle vücuttaki çinko oranı azalır.
Boron
Vücudumuzdaki ve kemiklerdeki kalsiyum,magnezyum ve fosforun muhafazası için gerekli olan bir mineraldir. Boron bu üç mineralin vücutta maksimum şekilde kullanılması ve muhafazasını sağlayan yardımcı mineraldir. | <urn:uuid:34ed7362-ed01-4c1b-8478-039c62055da8> | CC-MAIN-2014-10 | http://www.ebilge.com/displayque.php?qid=11858&soru=Minarellerin_insan_vucudu_acisindan_onemi_nedir | 2014-03-12T01:36:26Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-10/segments/1394020703260/warc/CC-MAIN-20140305115823-00070-ip-10-183-142-35.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.99984 | Latn | 203 | {} |
Bir otomobilin performansını düşündüğümüzde ilk olarak aracın beygir gücü, torku ve 0-100km hızlanma değerleri gözümüzün önüne gelir. Fakat sürücü aracı kontrol edemedikten sonra istediği kadar güçlü olsun bir önemi kalmaz. Otomobil üreticileri artık 4 zamanlı motorlar konusunda usta oldular ve aracın performansını arttırmak üzere süspansiyon sistemlerine yöneldiler.
Otomobildeki süspansiyon sisteminin amacı, lastiklerle yol arasındaki sürtünmeyi maksimum yaparak, sürüş stabilitesini optimum seviyeye çıkartmak ve kusursuz dönüş yapılabilmesini sağlamaktır. Bu araç içinde seyahat edenlerin güvenliği ve rahatı için birincil dereceden önemlidir. Eğer yollarımız kusursuz düzlükte olsaydı, süspansiyon sistemlerine bu kadar fazla ihtiyaç duyulmazdı. Ama özellikle Türkiye’deki yolların durumunu hepimiz biliyoruz ve hiç olmadık bir yerde büyük bir çukura düşebiliyoruz. Tabi bu durumlarda araç zarar görmekle kalmıyor, olası bir kazaya da davetiye çıkarılmış oluyor.
Newton’un hareket kanunua göre bütün kuvvetlerin yön ve büyüklük bileşenleri vardır. Tekerlek bir tümsekten geçerken, yukarı yönde bir ivmelenme söz konusudur. Bu ivmelenme neticesinde eğer süspansiyon olmasa aracın yerle bağlantısı kesilerek son derece stabil olmayan bir durum oluşacaktır. İşte bu noktada süspansiyonun yukarı ivmelenmeyi absorbe edip tekerleğin yol ile olan bağlantısını sürdürmesini sağlaması gerekmektedir.
Süspansiyon Sistemini Oluşturan Kısımlar
- Şasi – otomobilin motoru ve diğer parçalarını üzerinde barındıran ana kafes yapıdır.
- Süspansiyon Sistemi – Süspansiyon sistemi şasiye bağlı olup, oluşan enerjileri absorbe ederek şasiye iletilmesini mümkün olduğunca azaltmayı hedefler.
- Direksiyon Sistemi – Sürücünün arabayı kontrol edebilmesini sağlayan mekanizmadır.
- Tekerlekler ve Lastikler – Yol ile teması ve aradaki sürtünme kuvveti ile aracın hareket edebilmesini sağlayan birimlerdir.
Süspansiyon Sisteminin Parçaları
1. Yaylar
Tekerlekler hariç aracın bütün yükünü üzerlerinde taşırlar. Esnek yapıları sayesinde tekerleğin tümseklerde şasiye yaklaşıp, çukurlarda şasiden uzaklaşmasına izin vererek sarsıntıların hissedilmesini en aza indirirler.
Yay Çeşitleri Şunlardır;
- Yaprak yaylar
- Helisel yaylar
- Burulma çubuklu yaylar
- Pnömatik(hava yastıklı) yaylar
- Hidro pnömatik yaylar
Yaprak Yaylar
Genellikle kamyon ve eski tip otomobillerde kullanılır. Yay çeliğinden üretilen bu yapraklar üst üste konularak kelepçelerle sabit turmaları sağlanır. Boyları birbirinden farklı, yaprakların üst üste dizilmesiyle oluşturulan bu sistem genellikle ağır yük taşımacılığı yapan araçlarda kullanılır. Parçaların tümü, bir merkez cıvatasıyla birbirine bağlanır. Ana yaprağın her iki ucu kıvrılarak ön dingile ve askı sistemlerine bağlanır.turulur. Yaylanma sırasında yay yaprakları birbiri üzerine sürtünerek kayma yaparlar, sürtünmenin en aza indirilmesi yaprakların ömrünü uzatır. Yapraklar birbiri üzerinde kayma yaparak yaylanması sağlarlar ve dikey ivmelenmeden oluşan enerjiyi absorbe ederler. Günümüzde artık neredeyse hiç kullanılmayan bu sistem, en verimsiz süspansiyon sistemlerinden birisidir.
Helisel Yaylar
Binek arabalarının ve yolcu otobüslerinin askı sistemlerinde kullanılır. Yuvarlak kesitli yay çeliğinden yapılmış çubukların ısıtıldıktan sonra kalıplar üzerine sarılmasıyla şekillendirilir. Uçları yay tablasına düzgün olarak oturacak şekilde yapılır. Her aracın ağırlığı farklı olduğundan yay çapı ve bakla sayısı buna göre üretilir. Helisel yaylar, ön askı sisteminde alt ve üst salıncaklar arasına bağlıdır. Helisel yaylar, kırıldığında veya esnekliğini kaybettiğinde yenileriyle değiştirilir. Bunun dışında herhangi bir bakıma gerek yoktur.
Burulma Çubuklu Yaylar
Burulma çubuklu yaylar bir veya birden fazla uzun çelik çubuklardan meydana gelir. Bu çubuklar burulmaya karşı dirençli malzemelerden üretilir. Çubuğun bir ucu kare şeklinde yapılarak aracın şasisine dönmeyecek şekilde sabitlenir. Diğer ucu da askı sisteminin uçlarından birisine bağlanarak, yolda tekerleğin hareketlerini yumuşatıp yaylanmayı sağlar. Çok uzun ömürlü olmazlar ve ani ve sert yüklenmelerde kırılabilirler. Günümüzde genellikle araçların arka süspansiyonlarında kullanıldıkları görülür.
Pnömatik(hava yastıklı) Yaylar
Pnömatik yaylar, havalı askı sistemlerinde kullanılır. Her tekerde yay yerine hava yastığı bulunur. Genellikle yolcu otobüsleri, kamyon gibi basınçlı hava sistemi bulunan ağır taşıma araçlarında kullanılır. Hava yastığı, koruyucu bir kap içinde hava ile şişirilmiş lastik körükten meydana gelir. Aracın bütün ağırlığı bu hava yastıklarına biner. Hava yastıkları, araç kompresöründen gelen basınçlı hava ile şişirilir. Sistemde bulunan seviye ayar supabı, kasa ile dingil arasındaki mesafenin her konumda eşit kalmasını sağlar. Seviye ayar supabının komuta kolu dingiller ile irtibatlıdır. Araç yükünün fazla olması halinde kasa yastıklar üzerine oturup dingillere yaklaşmak ister. Yastığın çökmesiyle komuta kolu, seviye ayar supabını etkileyerek yastıklara dolan havanın basıncının artmasını sağlar. Yastıklar, kasa ile dingil arasında ayarlanmış mesafeye gelene kadar şişer. Araç yükünün azalması halinde hava yastıkları serbest kalarak dingil ile kasa arasındaki mesafeyi açmak ister. Bu durumda da komuta kolu, seviye ayar supabını ters yönde etkileyerek yastık hava basınçlarını gerektiği kadar düşürür. Havası indirilen yastıklar, kasa ile dingil arasındaki ayarlanan mesafenin sabit kalmasını sağlar. Komuta kolu, seviye ayar supabı ile birlikte çalışarak araç yükünün artması halinde hava yastıklarına basılan havanın basıncını arttırır. Yük azalması halinde yastık hava basınçlarını düşürülür. Sonuç olarak dingil ve kasa arasındaki mesafe her zaman sabit tutar.
2. Amortisörler
Süspansiyon sistemini şu ana kadarki kısmıyla düşündüğümüzde bir fırlatma mekanizmasından farklı olmadığını göreceksiniz. Çünkü yaylar üzerlerine gelen yükü yumuşatarak tersi yönde iletme görevini üstlenirler. Yani tümsekten geçen araçta tekerlek şasiye yaklaşır ve yay iyice sıkışır, yay eski haline dönerken büyük bir kuvvetle tekerleği geri iter ve yukarı doğru seken araç yerçekimiyle tekrar yere konar ve yayı sıkıştırır. Bu salınımlar hiç durmadan devam eder. İşte bunun olmasını engelleyen sadece ufak bir parçadır. Süregelen salınımları absorbe ederek yok eden bu parçaya amortisör adı verilir.
Günümüz araçlarının tamamında boru amortisörler kullanılır. Bu amortisörler tesir yönünden ikiye ayrılı bunlar; tek tesirli ve çift tesirlidir. Tek tesirli amortisörler, açılma veya kapanma halinden yalnız birinde görev yapar diğerinde serbesttir. Çift tesirli amortisör ise hem açılma ve hem de kapanma halinde görev yaparlar ve en çok kullanılan amortisör tipi de budur.
Amortisör üzerine yük bindiğinde kapanmaya zorlanır. Bu sırada amortisörün kapanmaya başlamasıyla beraber ucunda piston olan amortisör mili, içi hidrolik yağ ile dolu silindir içinde aşağı doğru ilerlemeye çalışır. Fakat sıvıların sıkıştırılamaz prensibine bağlı olarak, hidrolik sıvı yer değiştirir. Pistonun baskısı devam ederken, hidrolik sıvı pistonun ucundaki çift yönlü sübaplı küçük deliklerden dışarı çıkmaya çalışır. Bu sayede amortisör yavaş yavaş kapanır ve üzerine etkiyen basıncın büyük bir kısmını hidrolik sıvının sürtünme kuvveti olarak absorbe eder. Amortisör ters yönde yüklendiğinde yani açılmaya zorlandığında ise, piston üzerindeki çift yönlü sübaplı deliklerden sıvı tekrar alt tarafa dolmaya çalışır ve yavaşça amortisör genişler. Sonuçta gerek genişleme gerek sıkışma olsun, amortisör içerisindeki pistonun hareketi yavaşlatılarak iletilir.Bu da tekerleğin salınım hareketinin ve titreşimlerin mümkün olduğunca kısa sürede yok edilmesini sağlar.
3. Askı Sistemleri
Tekerleklerin araçla bağlantısını sağlayan sistemlerin tümüne “askı sistemi” denir. Ön tekerleklerin araca bağlantısını sağlayan sisteme ön askı sistemi, arka tekerleklerin araca bağlantısını sağlayan sisteme ise arka askı sistemi denir. Askı sistemi, tekerleklerin virajlarda yanal kuvvetlerin etkisinde yola sürekli düz basmasını ve yol yüzeyindeki girinti-çıkıntıların oluşturduğu yanal titreşimlerin en aza indirilmesini sağlar.
Askı sistemleri sabit ve serbest askı sistemleri olarak ikiye ayrılır;
Sabit Askı Sistemi
Bu sistemde dingil her iki tekerleği birbirine bağlar. Yani bir tekerlek üzerine gelen kuvvet ve oluşan titreşim diğer tekerleği de etkiler. Titreşimlerin fazla olması oldukça konforsuz bir sürüşe neden olmaktadır. Fakat buaskı sistemini meydana getiren parça az ve sistem basit olduğundan darbe dayanımı ve ömrü daha uzundur. Bu nedenle ağır taşımacılık yapan araçlarda sık kullanılan bir sistemdir.
Serbest Askı Sistemi
Binek arabaların tümünde ön askı sistemi olarak kullanılır, bazı araçlarda arkada da serbest askı sistemi kullanıldığı görülür. Bu sistemde süspansiyonlar birbirinden bağımsız olarak çalışırlar. İki tekerlek arasında doğrudan aks bağlantısı bulunmadığından, sağ ve sol tekerleklerde süspansiyon mekanizmaları bağımsız olarak çalışır ve çok daha konforlu bir sürüş sağlanmış olur. Yaysız kütle az olduğundan ve aşağıda tutulabildiğinden lastiklerin yol tutuşu çok iyidir ve titreşimler çok daha iyi absorbe edilebilir. Fakat bu sistemlerde tekerlekler çok hareketli olduğundan ve birbirleri ile bağlı olmadıklarından yanal kuvvetlere dayanıklılıkları daha az ve aşınmaları daha kolaydır. Fakat binek otomobillerde bu sistemin kullanılması rahat bir sürüş ve konfor için olmazsa olmazlardandır. En çok kullanılan serbest askı sistemi MacPherson sistemidir.
4. Denge Çubukları
Denge çubuğu veya diğer adıyla stabilizatör, virajlarda merkez kaç kuvvetinin etkisiyle araç gövdesi dışa doğru savrulan aracın tekerlekler arasındaki açı farkını azaltarak daha kontrollü hareket etmesine olanak verir. Kısaca savrulma sunucu dışta kalan yay basılmaya içte kalan yay açılmaya zorlanır. Bu durumda denge çubuğu tekerlek arasındaki farklı durumu burulmak suretiyle azaltır. Böylelikle direksiyon hakimiyetini çoğaltıp aracın savrulmasını ve sağa sola yatmasını ve bir miktar da kaymayı önler. Bazı araçlarda denge çubuğunun yanı sıra birde dayanma çubuğu bulunur. Dayanma çubuğu alt salıncakla şasi arasına bağlanır ve salıncakta meydana gelen kaymayı önler.
5. Rotiller
Rotil bir küresel mafsal olup aks başının salıncaklara bağlantısını yapan parçadır. Aks başının üst salıncağa bağlantısını yapan parçaya üst rotil, alt salıncağa bağlantısını yapan parçaya da alt rotil denir. Rotiller üretim sırasında yağlanıp hazır hale getirilirler, sonradan bir yağlama yapılması mümkün değildir. Rotillerin genel görevi, aks bağlantılarının tekerleğin değişik durumlarında dahi bağlantısının sürekliliğini sağlar. Örneğin aracın ön tekerleği bir tümsekteyse, rotiller hareketli bir mekanizma olduğundan aksı hafif yukarı kaldırarak yine bağlı kalmasını sağlar. Yani bir nevi insan kolunun gövdeye bağlanması işlevini üstlenir. Bunlara otomobillerin eklemleri de denilebilir. | <urn:uuid:8cfa0827-2631-453f-95e0-a35c015e4402> | CC-MAIN-2014-10 | http://www.bilgiustam.com/suspansiyon-sistemi-nedir-nasil-calisir/ | 2014-03-11T14:02:00Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-10/segments/1394011207526/warc/CC-MAIN-20140305092007-00070-ip-10-183-142-35.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999747 | Latn | 69 | {} |
Bacaklarda kırılma, bacak kemiklerinden birinde meydana gelen kırılma veya çatlamayı ifade eder. Zorlama sonucu oluşan basit kırıklar olabildiği gibi kırılan kemiğin deriyi yırtarak dışarı çıktığı şiddetli vakalar da vardır. Her yaştan insanın karşılaşabileceği bir yaralanma türüdür. Kırık bacak tedavisi yaralanmanın yeri ve şiddetine bağlıdır. Ciddi kırıklarda bacağın iyileşmesi ve kemiklerin uyumlu hale gelmesi için ameliyat ile özel vida, protez gibi cihazların yerleştirilmesi gerekebilir. Diğer hafif yaralanmalarda alçı veya atel ile tedavi yapılabilir. Her durumda bacaktaki kırıkların ciddi komplikasyonlara yol açmadan tanısının erken konması ve tedavisine erken başlanması önemlidir. BELİRTİLERİ NELERDİR? Kalça bölgesindeki uyluk kemiği kırığının anlaşılması kolaydır, çünkü vücuttaki en güçlü kemiktir ve kırılması güçtür. Ancak dizin hemen altında, alt bacaktaki incik kemiği (kaval kemiği) daha incedir ve yaralanma durumlarında kırılma riski daha yüksektir. Bacaklarda kemik kırılması olduğuna dair belirtiler şunlardır: • Hareket ile daha da kötüleşen şiddetli ağrılar • Şişme • Hassasiyet • Morarma • Etkilenen bacakta belirgin deformite (şekil bozukluğu) veya kısalma • Yürüyememe gibi. Yeni yürümeye başlayan çocuklarda da bacak kırığı gelişebilir. Ancak söyleyemez ve yürüyemezler. Bu yüzden açıklanamayan ağlamalar tek belirti olur. Ne zaman doktora görünmelidir? Sizde veya çocuğunuzda herhangi bir yaralanma sonucu bacaklarda kırık olduğuna dair belirtiler yaşarsanız geç kalmadan doktora başvurunuz. Tanı ve tedavi konusunda geç kalınması, iyileşmeyi zorlaştırır ve başka sorunlara yol açabilir. Trafik kazası gibi yüksek etkili travmalar içeren durumlar neticesinde gelişen bacak kırılmalarında acil yardım isteyiniz. Kalça kemiği kırıkları potansiyel olarak yaşamı tehdit eden yaralanmalar olduğu için hastanın daha fazla zarar görmeden güvenli şekilde hastaneye yetiştirilmesi önemlidir. NEDENLERİ NELERDİR? Bacak kırıklarına neden olan bir dizi faktör bulunmaktadır: • Düşme: Dengesiz şekilde düşme sonucu uyluk kemiği ya da kaval kemiklerinde kırıklar meydana gelebilir. Çocuk ve bebekler ise oyun oynarken zemine düşerek ya da yeni yürümeye başlayan bebekler yürümeye çalışırken merdivenlerden düşme sonucu kaval kemiğine zarar gelebilir. Uyluk (kalça) kemiği önemli bir travma sonrası ancak kırılabilir. Kolay kolay kırılabilecek bir kemik değildir. • Önemli travmalar: Bacaklardaki her üç kemik de trafik kazaları gibi önemli yaralanmalarda zarar görebilir. Dizleriniz çarpışma esnasında arada kalabileceği için sıkışma sonucu kırılabilir. • Spor yaralanmaları: Futbol, basketbol, Amerikan futbolu, hokey gibi sporcular arasında temasın çok olduğu ve riskli hareketler barındıran spor dallarında bacak kırılma vakaları sıklıkla yaşanmaktadır. Ayrıca tırmanma ve bisiklet sürme esnasında da düşme riski bulunmaktadır. • Bacakların aşırı kullanımı: Stres kırıkları denilen kemik çatlakları vücudun özellikle ağırlık taşıyan kemiklerinde oluşmaktadır. Bu kemiklerden biri de alt bacaktaki kaval kemiğidir. Stres kırıkları genellikle uzun mesafe koşuları, zıplama, fazla yürüme ya da bale ve dans gibi tekrarlayıcı bacak hareketi içeren durumlarda ortaya çıkabilmektedir. Ancak osteoporoz (kemik erimesi) gibi durumlarda kemikler zayıflamış olduğundan, bacakların normal şekilde kullanımı sonucu da kırklar meydana gelebilir. RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR? Bazı fiziksel aktivitelere katılma ya da bazı sağlık koşullarına sahip olma nedeniyle bacak kemiklerinde kırık oluşma riski yükselir. Fiziksel aktiviteler Stres (zorlayıcı) kırıkları genellikle bacak kemiklerinin tekrarlı şekilde kullanıldığı; • Koşu • Bale, dans • Basketbol • Yürüyüş gibi fiziksel aktiviteler sonucu meydana gelir. Buz hokeyi ve futbol gibi rakiple birebir temasın yer aldığı sporlarda bacaklara direk darbeler gelebildiği için kırık oluşma riski de doğar. Sağlık koşulları Zorlanmaya bağlı kırıklar aşağıdaki belirtileri gösteren kişilerde daha sık görülür: • Kemik yoğunluğunda azalma (osteoporoz) • Düztabanlık veya yüksek kemerli ayaklar • Diyabet • Romatoid artrit KOMPLİKASYONLAR Bacak kırıklarına bağlı olarak gelişmesi muhtemel komplikasyonlar şunlardır: • Diz ve ayak bileğinde ağrı: Kırılan kemik dizlerde ve bileklerde de ağrı oluşmasına neden olabilir. • Yara izlerinin geç iyileşmesi: Şiddetli travma sonrası oluşan ciddi kırıklar geç iyileşebilir ya da tamamen iyileşmeyebilir. Bu durum genellikle açık yara oluşan kaval kemiklerinde daha yaygındır. Çünkü kemiğin dışa doğru tamamen kırılması sonucu yeterli kan akımı sağlanmaz. Sigara içen kişilerde ise kemiklerin birbiri ile kaynaşması zorlaştığı için iyileşme daha geç olabilir. • Kemik enfeksiyonu (osteomiyelit): Kırılma sonucu açık yara oluşması durumunda, ilgili bölge mantar ve bakteri enfeksiyonuna maruz kalabilir. • Sinir veya kan damarlarında hasar oluşması: Bacak kırıkları komşu sinirler ve kan damarlarına da zarar verebilir. Bu nedenle herhangi bir uyuşma veya dolaşım problemi fark ederseniz derhal acil yardım isteyiniz. • Kompartman sendromu: Bu nöromüsküler durum gerçekleştiğinde, kırılan kemiğin etrafındaki yakın kaslarda şişlik, ağrı bazen de sakatlık durumu gelişebilir. Genellikle trafik kazaları gibi yüksek travma ve çarpma içeren yaralanmalarda karşılaşılan nadir bir komplikasyondur. • Artrit: Eklem ve zayıf dizilime sahip kemiklerin içine doğru ilerleyen kemik kırıkları zaman içinde Osteoartrit’ e yol açabilir. Bacaklardaki yaralanmadan uzun bir müddet sonra ağrılar başlarsa bir doktora görünün. • Eşit olmayan bacak uzunluğu: Çocuklarda uzun kemiklerdeki uzama, kemiklerin ucundaki “büyüme plakları” adı verilen yumuşak bölgede gerçekleşir. Büyüme plağında bir kırık ya da hasar oluşması durumunda bu bacak diğer bacaktan kısa ya da daha uzun hale gelebilir. TESTLER VE TEŞHİS Röntgen çekilmesi genellikle kırığın yerini ve etkilediği eklemleri görmek için yeterli olmaktadır. Bazen de, bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans görüntüleme (MR) testleri de kullanarak daha ayrıntılı görüntüler alınabilir. TEDAVİ VE İLAÇLAR Bacak kırklarının tedavisi kırığın olduğu yere göre değişir. Çocuklarda ise tedavi çocuğun yaşına bağlı olmaktadır. Stres kırıkları için en etkili tedavi bacağı dinlendirme ve hareket ettirmemedir. Oluşan kırıklar aşağıdaki kategorilere ayrılır: • Açık (bileşik) kırıklar: Bu tür kırıklarda deri kırılan kemik parçası ile delinmiştir. Enfeksiyon oluşma riskine karşı acil tedavi gerektiren ciddi bir durumdur. • Kapalı kırıklar: Kapalı kırıkların çevresindeki deri bozulmadan kalır. • Eksik kırık: Bu tür kemik kırığında kemik kırılmış ancak iki parçaya ayrılmış değildir. • Tam kırık: Tam kırıklarda kemik iki veya daha fazla parçaya bölünmüştür. • Yerinden çıkmış kırıklar: Bu tip kırıklarda her iki taraftaki kemik parçaları uyumlu değildir. Kemikleri uygun hizaya getirmek için ameliyat yapılması gerekebilir. • Parçalı kırık: Kemiklerin birçok parçaya ayrıldığı kırık türüdür. Bu tür kırıklarda tam iyileşme için cerrahi müdahale gereklidir. • Yaş ağaç kırıkları: Çoğunlukla çocuklarda görülen bu tür kırıklarda kemikte çatlamalar vardır ancak kırık oluşmamıştır. Şuna benzetilebilir: Yaş bir ağacı bükmeye çalıştığınızda ağacın kırılmadan çatlaklar oluşturması gibidir. Çocukların kemikleri yetişkin kemiklerine göre daha yumuşak ve esnek olduğu için, bu tür kırıklar çocuklarda görülür. Bacakların ayarlanması Kırık bacak için ilk tedavi genellikle acil serviste başlar. Burada, doktorlar yaralanmayı değerlendirmek için bir atel ile bacak hareketsiz hale getirilir. Bacağın herhangi bir yerinde kırık tespit edilirse, atel yapılmadan önce kemik parçaları uygun konuma getirilir. Bu işleme “kemik redüksiyonu” denir. Ağrı ve şişkinliğin şiddetine göre, işlem öncesi bir kas gevşetici, sakinleştirici verilebilir ya da genel anestezi yapılması gerekebilir. Bazı kırıklarda alçıya almadan önce bir gün kadar şişkinliğin inmesi beklenir. Bacakların Sabitlenmesi Bacak kırığının erken iyileşmesi için ilgili bacağın hareket ettirilmemesi ve sabitlenmesi çok önemlidir. Bunun için atel ve alçı kullanılabilir. Altı ile sekiz hafta boyunca veya daha uzun bir süre ayağa kalkarken etkilenen bacağın zorlanmaması için koltuk değneği ya da baston kullanılması gerekebilir. İLAÇLAR Ağrı ve iltihaplanmaları azaltmak için “asetaminofen” veya “ibuprofen” etken maddeli ağrı kesicilerin tek başına ya da ikisinin bir arada kullanılması önerilir. Çok şiddetli ağrılarda “kodein” gibi uyuşturucu etkili ilaç da kullandırılabilir. TEDAVİ Alçı ve ateller açıldıktan sonra bacaklarda oluşan sertliği azaltmak ve eski hareket kabiliyetini tekrar kazanmak için fizik tedavi almanız gerekebilir. Belli bir süre bacaklarınızı hareket ettiremediğiniz için kırık olan kemiğin etrafındaki kaslarda sertlik ve bacaklarda zayıflık meydana gelmesi muhtemeldir. Bacağın eskiye dönmesi için rehabilitasyon hizmeti de yardımcı olabilir, ancak özellikle şiddetli vakalarda tam iyileşme sağlanması için birkaç ay hatta daha uzun bir süre rehabilitasyona devam etmeniz gerekebilir. Ameliyat ve diğer işlemler Alçı ya da atel kullanılması çoğu bacak kırığında işe yaramaktadır. Ancak, iyileşme sırasında kemiklerin uygun konumunu korumak için ameliyat ile plaka, çubuk, özel vida gibi implantların kırık kemikleri bir arada tutmak için ilgili bölgeye yerleştirilmesi gerekebilir. Daha çok aşağıdaki yaralanma durumlarında bu tür dahili aygıtlar yerleştirilir: • Çoklu kırıkların olduğu yaralanmalar • Stabil olmayan ve yerinden oynayan kırıklar • Eklem içlerine geçebilen gevşek kemik kırıklarının olduğu durumlar • Kırığı çevreleyen bağ dokularında hasar oluştuğunda • Kemik kırıklarının eklem içine geçtiği vakalarda • Kemiklerde ezilmeye yol açan trafik kazalarında •Kalça kemiği gibi bacağın belirli bir bölgesinde gerçekleşen kırıklarda dahili implantların kullanılması gerekebilir. Bacak içine yerleştirilen çoğu aygıt yerinde kalır. Bu implantaların bazıları kemik tam iyileştikten sonra çıkarılırken bazıları da kemikle kaynaşır ve çıkarılmaz. Ortaya çıkabilecek komplikasyonlar nadirdir. Ancak yara iyileşmesinde gecikmeler, enfeksiyon oluşumu ve kemiklerin tam iyileşememesi gibi durumlar yaşanabilir. Bazen de bacağın dış kenarından harici cihazlar da kullanılır. Bacak kemiğine vidalanan bu cihazlar iyileşme sürecinde denge sağlar ve genellikle altı ila sekiz hafta sonra çıkarılır. Bu tür cihazların bir dezavantajı bacak ile bağlantıyı sağlayan vida kısımlarında enfeksiyon oluşma riskidir. ÖNLEME Bacak kırılmasının önceden tahmin edilmesi ve önlenmesi çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Ancak aşağıdaki ipuçları kırılmaya neden olabilecek yaralanmaların önlenmesinde ve kırık oluşması durumunda da kolay atlatma konusunda yardımcı olacaktır: • Kemik sağlamlığını arttırın. Süt, yoğurt ve peynir gibi kalsiyum yönünden zengin besinler, kemiklerin gelişmesine yardımcı olmaktadır. Kalsiyum veya D vitamini takviyeleri de kemiklerin güçlenmesini sağlamaktadır. • Uygun spor ayakkabıları giyin. Sportif faaliyetleriniz için uygun ayakkabılar seçiniz. İşlevini yitiren ve eskiyen ayakkabıları da düzenli olarak değiştirin. Topuk kısmı ve taban kısmı aşınan ve dengesiz yürümenize neden olan ayakkabıları değiştirmeniz önerilir. • Alternatif faaliyetler yapınız. Vücudun sürekli olarak aynı bölgesine, özellikle bacak bölgesine baskı yapan faaliyetlere bazen ara vererek başka faaliyetler yapmanız stres kırıklarını önlemede etkili olacaktır. Örneğin sürekli koşu yapmak yerine bazen yüzme ve bisiklet sürmeyi deneyebilirsiniz. | <urn:uuid:fb762264-d721-4619-984f-9e384bcd3ee5> | CC-MAIN-2014-10 | http://www.hamilemiyimki.com/forum/konu/bacak-kiriklari-hakkinda-bilgiler.2561/ | 2014-03-11T14:01:20Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-10/segments/1394011207526/warc/CC-MAIN-20140305092007-00070-ip-10-183-142-35.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999933 | Latn | 32 | {} |
AGRI VUCUDUN HERHANGI BIR YERINDE DUYULAN NAHOS BIR HIS OLARAK TANIMLANABILIR. DELINME, YANMA, BUKULME, SIKISTIRILMA VE GERILME GIBI YOLLARLA ORTAYA CIKAR. AGRI YARATAN UYARILAR BAZI KIMYASAL MADDELERIN DOKULARDA ACIGA CIKMASINA NEDEN OLUR. BU MADDELER AGRININ OLUSMA ......
Ağrı
Ağrı vücudun herhangi bir yerinde duyulan nahoş bir his olarak tanımlanabilir. Delinme, yanma, bükülme, sıkıştırılma ve gerilme gibi yollarla ortaya çıkar. Ağrı yaratan uyarılar bazı kimyasal Maddelerin dokularda açığa çıkmasına neden olur. Bu maddeler ağrının oluşma ve şiddetlenmesinde rol oynar. Sinir lifleri ile merkez sinir sistemine ulaşan sinyaller ağrının algılanmasını sağlar; buna karşı bedensel ve ruhsal cevap verilir. Aynı uyarının neden olduğu ağrı duyusu farklı koşullarda ve farklı kişilerde belirgin farklar gösterebilir. Özellikle psikolojik faktörler ağrının abartılı olarak algılanmasına ve kronik ağrıya neden olabilir. Sinirlerdeki hasar ağrı yaratabilir. Bu tip ağrılar daha çok yanma hissi ya da iğnelenme şeklinde hissedilir.
Göğüs ağrıları kalp, akciğerler, göğüs duvarını oluşturan kaslar, kemikler ve sinirlere ait olabilir. Özellikle şiddetli, birden başlayan baş, göğüs, karın ağrılarında rastgele ağrı kesici almak hayati sonuçlara neden olabilir.
Kalp ağrısı göğüs kemiğinin arkasında baskı, yanma tarzında hissedilir. Genellikle yürüme, yokuş çıkma gibi bir efor ile ortaya çıkar. Dinlenince geçer. Birkaç Dakika sürer. Uzun süreli, şiddetli, terleme, bulantı, kusma şikayetlerinin eşlik ettiği ağrılar kalp krizi ile ilgili olabilir. Bu tip ağrı varlığında gecikmeden hastaneye başvurmalıdır. Akciğer hastalıkları ile ilgili ağrılara genellikle ateş, öksürük, balgam, nefes darlığı gibi şikayetler eşlik eder.
Karın ağrıları batın içindeki organların herhangi birinden kaynaklanabilir. Bazen de göğüste bulunan kalp ve akciğerlerin ağrısı karna yayılabilir. Organların gerilme, büyüme, iltihap, bası ve damar tıkanmasına bağlı hasarlanmaları ağrı yaratır. Genel olarak mide ağrıları göbek ile göğüs kemiği arasında; karaciğer, safra kesesi ağrıları sağ böğürde; dalak ağrısı sol böğürde; bağırsak ve genital bölge ağrıları kasıklarda hissedilir. Böbrek ağrıları bele yayılır. Ancak her zaman bu ayırım doğru olmayabilir. Bir organ ağrısı beklenmeyen bir bölgede hissedilebilir. Şeker hastalığına bağlı komalar, ileri derecede Sıvı kaybı, bazı kan ve metabolizma hastalıkları karın ağrısına neden olabilir. Birden ortaya çıkan karın ağrılarında bu tablonun cerrahi tedavi gerektiren bir karın ağrısı olup olmadığı önemlidir. Bu amaçla hastayı farklı uzmanlık alanındaki doktorlar birlikte değerlendirerek karar verirler. Ağrıya bulantı, kusma, kabızlık, ishal, idrar şikayetlerinin eşlik edip etmediği sorulur. Karnın yumuşak veya sert oluşu, Gaz ve dışkı çıkışının devam edip etmediği, kadınlar için gebelik bulunup bulunmadığı gibi pek çok bulgu tanı açısından değerlidir. Karın ağrılarında da doğru tanı konmadan rastgele ilaç alınması klinik belirtilerin maskelenmesine, yanlış tanıya ve tedavide gecikmeye, hatta ölüme neden olabilir.
Kol- bacak ağrısı: Kollarda ve ellerde duyulan ağrılar omuz, dirsek, kol ve ellere ait kemik, eklem, kas, yumuşak dokular, damar ve sinirlerden kaynaklanabilir. Benzer olarak bacaklarda ve ayaklarda hissedilen ağrılar da bel, kalça, diz ve ayaklardaki aynı yapıların iltihabi, dejeneratif, tümöral ve infeksiyon nedeniyle hasarıyla gelişir. Bacaklarda birden ortaya çıkan şiddetli ağrı, hissizlik, solukluk ve soğukluk ani bir damar tıkanmasına bağlı olabilir. Acilen doktora başvurulmazsa o uzvun kaybına neden olabilir. Kişilerin kol ve bacaklarında şişlik, renk değişikliği, Sıcaklık farkı, döküntü gibi değişiklikler olup olmadığını kontrol etmeleri gerekir. Böyle bir durum saptadıklarında hekime başvurmaları gerekir.
Baş ağrısı: Kafatasına ait kemik zarı, kafatasına bağlı kaslar, bağlar, saçlı deri, boyun omurgası, sinüsler ve kafa içindeki damarlar ağrı yaratabilir. Baş ağrıları birdenbire ortaya çıkmış, akut ve uzun süreden beri mevcut, kronik olabilir. Akut başlangıçlı baş ağrıları ateşli hastalıklar, menenjit, beyin apsesi, beyin kanaması, göz tansiyonu krizi, sinüzit, beyin damar tıkanıklığı gibi nedenlere bağlı olabilir. Kronik baş ağrısı yapan nedenler arasında migren, gerilim baş ağrıları, Hipertansiyon, sinüzit, damar iltihapları, dolaşım yetersizlikleri, Kansızlık, beyin tümörü, sigara, Alkol kullanımı, karbonmonoksit (soba) zehirlenmesi sayılabilir.
Boyun bölgesindeki ağrılar omurganın iltihaplı ve dejeneratif romatizmal hastalıkları, travmalar, tüberküloz ve malta humması gibi enfeksiyonları, kırık, çıkıklarından kaynaklanabilir. Omurga kanalı içindeki omuriliğin tümörleri, omurilikten çıkan sinirlere bası yapan tümör, fıtık gibi nedenler ağrı yapabilir. Yine boyun bölgesinde bulunan kaslar, omuz eklemleri ve iç organlardan kaynaklanan bazı ağrılar boyunda hissedilebilir.
Bel ağrıları da boyun ağrılarına benzer nedenlerle ortaya çıkar. Ayrıca karın içi organlardan kaynaklanan ağrılar ve belkemiğine yayılan tümörler ve bazı kan hastalıkları, kemik erime ve zayıflığı da bel ağrısına neden olabilir.
sırt ağrıları kalp, akciğer, yemek borusu gibi göğüs boşluğunda yer alan organların hastalıklarına bağlı olabilir. Sırt omurgası, omurilik, bu bölgedeki kas, sinir yapılarından kaynaklanabilir. Kemiklerin osteoporoz nedeniyle zayıflaması sırt ağrısı yapabilir. Ayrıca karın boşluğunda yer alan mide, safra kesesi gibi organların ağrıları sırta vurabilir.
Yaygın vücut ağrısı sık rastlanan bir şikayettir. En çok yumuşak doku romatizmalarına bağlıdır. Depresyon, tiroid, paratiroid hastalıkları, çok eklemi tutan romatizmal hastalıklar, iltihabi kas hastalıkları, osteomalasi (kemiklerde zayıflama) bazı kan hastalıkları, tümöral hastalıklar yaygın ağrılara neden olabilir.
Ağrı yakınması ile gelen hastada ağrının ne zamandan beri bulunduğu, ağrıya eşlik eden başka şikayetler, iştahsızlık, zayıflama, ateş, bulantı, kusma, nefes darlığı, öksürük, idrar ve bağırsak şikayeti, hareketlerde zorluk varlığı soruşturulur. Her bir organ ve sisteme özel sorularla ve muayene bulgularıyla ön tanıya varılır. Daha sonra uygun olarak seçilen laboratuar testler, röntgen, tomografi, MR vb incelemelerle kesin tanıya ulaşılır. Bazen tüm incelemelere rağmen çok gelişmiş olanakları olan hastanelerde dahi kesin tanıya varılamaz. O zaman ön teşhisler ışığında hastayı rahatlatacak tedavilere başlanır ve hasta takibe alınır. Zaman içinde ortay çıkan yeni bulgular yeniden değerlendirilir. Hiçbir zaman rastgele tüm incelemelerin yapılması yarar sağlamaz. Çoğu zaman hastalara daha önce yapılan incelemeler ve verilen tedavilere cevabın değerlendirilmesi tanının çabuklaştırılması açısından yarar sağlar. Bu nedenle hastalar önceden yapılan inceleme ve verilen reçeteleri doktora göstermelidirler.
Ağrının ideal tedavisi nedenin ortadan kaldırılmasıdır. Ancak her zaman sebep bulunamayabilir, tümüyle ortadan kaldırılamayabilir. Ağrı çok şiddetli olabilir. Bazen de tanı için gerekli tetkiklerin yapılması zaman alacaktır, bu arada hastanın rahatlatılması gerekir. Bunun için sebep saptanmasa da ağrı kontrolü önemlidir. Tedavi için sıklıkla ağrı oluşumunda rol oynayan kimyasal maddelerin oluşumunu önleyen ya da bunları etkisiz hale getiren ilaçlar kullanılır. Özellikle baş ağrısı ve iskelet sisteminden kaynaklanan ağrılar için bu tip ağrı kesiciler kullanılabilir. Bu grup ilaçların mide-bağırsak sistemi üzerine yan etkileri vardır. Mide-bağırsak tahrişine bağlı bulantı, kusma, karın ağrısı, hatta kanamalara yol açabilirler. Kan hücrelerinde azalmaya, pıhtılaşma sistemine, karaciğer ve böbrek bozukluklarına neden olabilirler. Opium (morfin) türü ağrı kesiciler diğer ilaçlarla azalmayan ağrıların tedavisinde kullanılır. Bu tür ilaçlar bağımlılık yaparlar. Doktorlar tarafından özel reçeteler yazılarak elde edilebilirler.
HAZIRLAYAN; Dr. Füsun ERDENEN
KAYNAK
Semptomdan Teşhise, 2000 Harrison's Principles of Internal Medicine, 2008
Ağrı
-Doğum sonrası fazla kanamalar -Ateş, titreme, karın ağrısı -Ani tansiyon yükselmeleri -Aşırı ...
Akupunktur iğneleri acıtır mı?Akupunktur iğneleri tam olarak akupunktur noktasına batırıldığında genelde ağrı hissedilmez. Fakat ...
Kahveyle birlikte içilen ağrı kesici ölüme götürüyor Uzmanlar, en çok kullanılan ağrı kesici maddesi paracetamol'ün kahveyle ...
Türk halkının yarısından fazlası ağrı çekiyor. En fazla görülen baş ağrısı gençleri ve kadınları vuruyor. Türk halkının ...
Boyun, omuz ve bel ağrıları radyo frekans dalgaları ile tedavi edilebiliyor Boyun, omuz, kol ve bel ağrıları radyo frekans ... | <urn:uuid:944bde8d-2cd7-48df-861a-22d564e2f91c> | CC-MAIN-2014-10 | http://www.diyadinnet.com/SaglikBilgisi-4324&Saglik=a%C4%9Fr%C4%B1 | 2014-03-08T07:46:05Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-10/segments/1393999653980/warc/CC-MAIN-20140305060733-00070-ip-10-183-142-35.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999831 | Latn | 43 | {} |
Son dönemde yapılan çalışmalardan elde edilen yeni verilere göre; müzik eğitimi, beynin yapısını ve çeşitli bölgelerindeki fonksiyonlarını şekillendiriyor. Bu eğitim özellikle, beynin duyusal bilgileri yorumlama ve bütünleştirme biçimini etkiliyor. devamı
(…)
“Bugün yaşamımızın her alanında, hemen her an etkisi olan bilimi, bilimsel düşünceyi ve bunların değerini anlamaya çalışmamız bence uygar ve çağdaş olmanın bir gereğidir”, – Prof.Dr.Tosun Terzioğlu, Türkiye Zeka Vakfı Genel Kurul Üyesi
Görme engellilerin işitme yeteneklerinin geliştiği bilinen bir gerçektir ancak yapılan bir araştırmada sadece bir hafta boyunca karanlıkta yaşamanın bile işitme duyusunu geliştirdiğini gösteriliyor. Neuron dergisinde yayınlanan araştırmada, ABD’deki John Hopkins Üniversitesi’nden uzmanların bir hafta boyunca karanlıkta tuttuğu farelerin beynindeki işitme ile ilgili bölgesinde gelişme olduğunu tespit ettikleri belirtiliyor. devamı
ODTÜ’lü araştırmacıların, beyin verilerini kullanarak, duyguları sınıflandırabilen bir bilgisayar programı geliştirdiği bildiriliyor. Yöntem, MR’la beyin sinyalleri görüntülenen kişinin mutlu, yılgın, sinirli ya da huzurlu olup olmadığını da kestirebiliyor. Sistemin, aşkın ya da diğer duyguların yoğunluğunu da derecelendirebildiği belirtiliyor. devamı
Amerikan Pediatri Birliğinin yayınladıkları raporda, çocuk ve gençlerin ekran karşısında geçirdikleri yani televizyon seyrettikleri, bilgisayar oyunu oynadıkları ve sosyal medya için harcadıkları vakitler hayrete düşürüyor. devamı
Son günlerde yazılı basında “Alman Bild Gazetesi’nin yaptırdığı bir araştırmada dünyadaki tüm ülkelerin ortalama zeka düzeyleri yayınlandı” başlığıyla verilen ve “Türkiye’nin de ortalama zeka puanının 90” olduğu iddia edilen haber üzerine Türkiye Zeka Vakfı’nın yorumunu dikkatinize sunarız. devamı
İki fincan kahvede bulunan miktara eşdeğer ölçüde alınan kafeinin, hafıza testlerinde gösterilen performansı yükselttiği iddia ediliyor. Sıcak bir fincan kahvenin sabahleyin kendimize gelmemize nasıl yardımı dokunduğunu biliyoruz. Fakat kahve aslında gözlerimizi açık tutmaktan fazlasını da yapıyor: Hafızamızı kayda değer oranda güçlendiriyor. devamı
Beynimiz aldığı duyusal verileri, daha sonra kullanılmak üzere, her gün binlerce kere ve çok dar zaman aralıklarıyla çalışma belleğinde depoluyor. SISSA’nın ortaklığıyla sürdürülen yeni bir çalışma, bu işlevin kemirgen hayvanlarda da bulunduğunu gösteriyor: Bilişsel mekanizmanın evrimsel kökenlerine ışık tutan bir buluş. devamı
Biology Letters dergisinde yayımlanan ve hayatımıza müzik ve dilin ilk kez ne zaman girdiğini cevaplamayı amaçlayan araştırmada, müzik yapma yeteneğini 30 milyon yıl önce geliştirmeye başladığımız öne sürülüyor.devamı
Dikkat edin! Çocuklarınız için seçtiğiniz yatma vakti onların biyolojik saatleriyle uyumlu olmayabilir. Bu da onların gece uykularında zorlanmalarına sebep olabilir. Colorado Boulder Üniversitesi’nde 14 çocukla 6 günde yapılan çalışmada, melatonin salgısı daha geç başlıyorsa, yatağa yatırılan çocukların daha geç uykuya daldıkları belirleniyor. Devamı
Yeni yılınızı kutlar; sağlık, mutluluk ve başarılar dileriz.
“Tek tip öğrenciyi ve sınavlarda başarıyı hedefleyen bir eğitim sistemi yerine, farklı beceri ve yeteneklerin belirlendiği ve geliştirildiği, yetkin olduğu alanda ilerledikleri için başarılı ve mutlu olan öğrencileri hedefleyen bir eğitim sistemi gereklidir.” Türkiye Zeka Vakfı Başkanı Emrehan Halıcı, 21 Aralık 2013 – TBMM, Ankara Devamı
İki cinsiyet arasındaki düşünme ve davranış farklılıklarının, beyin yapıları arasındaki farklardan ileri gelebileceği belirtiliyor. Araştırmalara göre, kadın ve erkek beyinlerinde sinir bağlantıları, dizilimsel farklılıklar içeriyor.
8- 22 yaşları arasında 949 kişinin MR sonuçları incelenerek yapılan araştırmaya göre, belli sinir bağlantıları erkeklerde beynin aynı lobundaki ön ve arka tarafları arasında kurulurken, kadın beyninde sinir bağlantıları sağ ve sol loblar arasında ve bir taraftan diğer tarafa doğru diziliyor. Devamı
Günümüzde dış görünüşe yapılan yatırımın boyutları tartışılmaz, çünkü ilk izlenim hepimiz için önemlidir. Fakat düzenli olarak bedene yapılan yatırımlar zihninizi düşündüğünüz kadar beslemiyor olabilir. Oysa zihninize yapacağınız her yatırım vücudunuzu olumlu şekilde etkileyecektir.
Günlük işler sırasında yapacağınız bazı değişiklikler ve haftalık uyacağınız basit egzersizler ile zihin sağlığınızı koruma altına alabilirsiniz. Devamı
Türkiye Zeka Vakfı’nın 18 yıldır düzenlediği Türkiye Zeka Oyunları Yarışması OYUN 2013’ün final sınavı ve ödül töreni 21 Aralık 2013, Cumartesi günü TBMM’de yapıldı. 49 kişinin yarıştığı final sınavının, üç kategoride yapılan değerlendirmelerinde; 14 Yaş altı kategoride birinci Bora Kırdar, 14-21 Yaş arası kategoride birinci Ersel Hengirmen, 21 Yaş üstü kategoride birinci Salih Alan oldu. İkinciliği elden eden yarışmacılar; 14 Yaş altı kategoride Emre Akdoğan, 14-21 Yaş arası kategoride Hikmet Demir, 21 Yaş üstü arası kategoride Gökhan Kınayoğlu. Devamı
Zeka ve Yetenek Kongresi, 21 Aralıkta Ankara’da toplanıyor.
Türkiye Zeka Vakfı tarafından düzenlenen Zeka ve Yetenek Kongresi, 21 Aralık 2013 tarihinde, TBMM Toplantı Salonunda bir araya geliyor. Kongrede üstün zekâya, üstün yeteneğe sahip bireylerin karşı karşıya olduğu sorunlar, konunun farklı taraflarının katılımıyla tartışmaya açılacak. Devamı
Türkiye 18. Zeka Oyunları Yarışması “OYUN 2013”ün Final Sınavı ve Ödül Töreni 21 Aralıkta TBMM’de yapılıyor…
Türkiye Zeka Vakfı’nın 18 yıldır düzenlediği Türkiye Zeka Oyunları Yarışması OYUN 2013’ün final sınavı 21 Aralık 2013, Cumartesi günü Ankara TBMM’de saat 12:30’da başlayacak.
Türkiye 18. Zeka Oyunları Yarışması finalistleri web sitemizden öğrenilebilir.
Duyurular ve güncel bilgiler için Türkiye Zeka Vakfı Web sayfasını takip ediniz.
Müzik pek çoğumuzu derinden etkiler. Kimi zaman neşelenir, kimi zaman hüzünleniriz.
Peki, müzik dinlerken beynimizde neler oluyor, duygularımız nasıl harekete geçiyor biliyor muydunuz? Devamı
Bilgisayarlarımızı format atarak temizleyebiliyoruz, peki ya beynimiz için ne yapıyoruz?
Aslında biz bu işi her gün yapıyoruz ama bunun farkında değiliz.
Beynimizi temizlemenin yolu uykudan geçiyor.
Rochester Üniversitesi Tıp Merkezi’nden Dr. M. Nedergaard ve ekibinin yaptığı çalışmada, uykunun sağlığımız üzerindeki farklı bir etkisi ile ilgili önemli sonuçlara ulaşıldığı bildiriliyor. Devamı
“Beni görmek demek, behemahal yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfîdir.”
Mustafa Kemal Atatürk
ITAP FenLab, Milli Eğitim Bakanlığı müfredatı ile uyumlu ve ona paralel olarak ortaokul öğrencilerinin okul içi fen ve matematik eğitimlerini deney, gözlem ve uygulamalarla güçlendiren bir ek müfredat programı olarak geliştirilmiştir. Öğrenciler hafta içinde okullarında aldıkları fen bilimleri ve matematik eğitimlerinin deney, uygulama, gözlem ve etüt çalışmalarını hafta sonu ITAP’ta bu program kapsamında yapabileceklerdir. Devamı
Cumhuriyetimizin 90. yılı kutlu olsun.
Türk Daması Federasyonu ve Mustafakemalpaşa Belediyesi tarafından 14. kez düzenlenen ve üç gün süren Türk Daması Şampiyonası, bu yıl 23-25 Ağustos tarihlerinde “Damanın Kırkpınarı” olarak bilinen Mustafakemalpaşa’da başarıyla sonuçlandı.
Günümüzde, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarında “Türk Daması” adıyla yaygın bir biçimde oynanan ve usta-çırak ilişkisiyle büyüyen dama, yarışma kapsamında 9 tur üzerinden ve 146 sporcunun katılımıyla gerçekleşti. Devamı
Sleep dergisinde yayımlanan ve ABD’deki California Üniversitesi’ndeki bilim adamları tarafından yapılan araştırmada, gece uyku sorunları çekenlerin ve iyi uyuyanların beyin faaliyetleri inceleniyor.
Hafıza testleri yapılırken MR yardımıyla katılımcıların beyin faaliyetlerini inceleyen bilim adamları, uyku sorunları çekenlerin, ezber gerektiren işler yapıldığı sırada faaliyete geçmesi beklenen beyin bölgelerinin düzgün şekilde etkin hale gelmediğini görüyor. “Uykusuzların”, gün içinde tepki verme süresinin de uzadığı belirtiliyor. Devamı
Edebiyatın ‘iyileştirici’ niteliğinden yola çıkan bir grup bilim insanı, nitelikli romanların insan beynini geliştirip keskinleştirdiğini, sosyal bağları güçlendirerek kişiliği değiştirdiğini ve ilişki kurmayı kolaylaştırdığını ifade ediyor.
Toronto Üniversitesi öğretim üyesi Psikiyatr Keith Oatley ve Ingrid Wickelgren tarafından Scientific American’da yazılan makalede, roman kahramanlarıyla özdeşleşmenin, hem hayal dünyasını zenginleştirdiği, hem de sosyal bağları güçlendirdiği belirtiliyor. Devamı
Türkiye Zeka Vakfı’nın her yıl düzenlediği haftalık zeka soruları yarışması “Soru Maratonu”, 24 Temmuz 2013 Çarşamba 14:00′da başladı.
Türkiye Zeka Vakfı Başkanı Emrehan Halıcı’nın hazırlayacağı sorulardan oluşan Soru Maratonu, bu yıl 13. yaşını kutluyor.
Yirmi hafta sürecek olan yarışmaya http://sorumaratonu.tzv.org.tr/2013 adresinden ulaşılabilecek.
Matematik ve zeka oyunlarına ilgi duyan herkesi Soru Maratonu’na katılmaya davet ediyoruz. Devamı | <urn:uuid:b7c4897b-5bda-4475-af1d-bcb2c6d9640c> | CC-MAIN-2014-10 | http://wp1.tzv.org.tr/ | 2014-03-09T07:56:50Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-10/segments/1393999675662/warc/CC-MAIN-20140305060755-00070-ip-10-183-142-35.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999855 | Latn | 3 | {} |
-
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Akvaryum’un ortak yatırımıyla Florya sahilinde inşa edilen dünyanın en büyük tematik akvaryumu İstanbul Akvaryum, ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. 22 bin metrekarelik alanda 16 farklı temayla projelendirilen İstanbul Akvaryum, 1.2 kilometrelik gezi parkuru, 1.500 türde canlı çeşidi, 6.800 metreküp su kapasitesi ve 1.000 metrekarelik Yağmur Ormanı alanı ile adından söz ettiriyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Akvaryum’un ortak yatırımıyla Florya sahilinde inşa edilen ve Haziran ayı sonunda açılan dünyanın en büyük tematik akvaryumu İstanbul Akvaryum, İstanbul’un yeni cazibe merkezi olmaya aday... 22 bin metrekare büyüklüğe, 6.800 metreküp su kapasitesine, 1.2 kilometrelik gezi parkuruna ve 1.000 metrekarelik büyüklüğüyle rakipleri içerisindeki en büyük Yağmur Ormanı alanına sahip İstanbul Akvaryum, konsepti ve birbirinden farklı 16 tematik alanı ile eşsiz bir deneyim vaad ediyor.
İstanbul Akvaryum’daki konseptin hiçbir yerde benzeri yok... Dünya çapında temalandırma anlamında rakiplerinden farklılaşan, içerisinde yer alan 16 tema ve 1 Yağmur Ormanı ile eşsiz bir deneyim sunan İstanbul Akvaryum, birçok danışmanın ortak ürünü olan ve Madame Tussauds balmumu heykelleri sergisi, Testere 4 filminin seti, Dubai’deki Emirates Mall’da yer alan kayak alanını (Ski Dubai) yapan dünyaca ünlü “Paragon” firması tarafından uygulanan bir konsepte sahip. Ziyaretçilerin coğrafi bir rotayı takip ederek Karadeniz ile başlayan ve Pasifik’e kadar uzanan bir yolculuk yapabildiği İstanbul Akvaryum’daki alanların temalandırmasında o alanın kültürel, tarihsel ve mimari özellikleri, buna uygun dekoratif unsurlar, interaktif oyunlar, filmler ve alan hakkında detaylı bilgilerin verildiği görsel grafikler yer alıyor. İstanbul Akvaryum’da alanların ses ve ışıklandırma sistemleri de bu temalandırmaya uygun olarak düzenleniyor. Böylece ziyaretçilerine hem irili ufaklı 64 adet tankı ve içindeki binlerce çeşit canlıyı görme fırsatı sunan, hem de birçok sürprizi bulunduran bu sualtı dünyası oldukça eğlenceli bir deneyim sunuyor.
İstanbul Akvaryum, yeni nesil bir akvaryum...
16 farklı teması ile ziyaretçilerin hiç sıkılmadan dolaşabildiği İstanbul Akvaryum, yeni nesil teknolojisiyle klasik bir akvaryum deneyiminin ötesine geçiyor. İçerisinde yer alan her birimin yeni bir heyecanı beraberinde getirmesiyle ziyaretçilerine ilginç ve eğlenceli bir deneyim vadeden İstanbul Akvaryum; hacmi, içerisinde barındırdığı 1.500’den fazla canlı çeşidi ve gezi güzargahlarındaki aktiviteleriyle dünyanın en büyük tematik akvaryumu olma özelliğine sahip...
Her anlamda uluslararası standartlarda ve alanında uzman kişiler tarafından yönetilen ve büyük bir teknolojik altyapıya sahip İstanbul Akvaryum’da yaşamlarını sürdüren canlılar, yerli ve yabancı uzmanlardan oluşan büyük bir akvarist ekip tarafından sürekli olarak gözlemleniyor. İstanbul Akvaryum’da ayrıca canlıların doğal ortamlarına en yakın koşullarda yaşamlarını sürdürebilmeleri için 15.000 metrekarelik bir bakım ve uyum ünitesi de yer alıyor.
İstanbul Akvaryum canlıları ile ilgili bunları biliyor muydunuz?
• İstanbul Akvaryum’da yer alan Yağmur Ormanı alanında, anavatanı Güney Amerika olan ve hem suda hem de karada yaşayabilen dünyanın en büyük kemirgeni Capybara da yer alıyor.
• Ana tank içerisinde yaşamını sürdüren Limon Köpekbalığı akvaryumun en büyük canlısı... Ortalama ömrü 25 yıl olan limon köpekbalıkları bu süre boyunca ne dinlenir ne de uyuyurlar. Çünkü bu canlılar yüzdükçe solungaçları sudaki oksijeni vücutlarına geçirebilir, durdukları zaman solungaçları bu işlevi yerine getiremez ve okjisensiz kalıp hayatlarını kaybederler.
• İstanbul Akvaryum’daki kırmızı karınlı piranalar sürüler halinde dolaşır ve avlanırlar, sudaki bir damla kan kokusunu 2 kilometre uzaktan algılayabilirler.
• İstanbul Akvaryum’da Karadeniz alanında görebileceğiniz rus mersinleri dinazorlardan beri günümüze gelen nadir balık türlerindendir, siyah havyarı ile ünlüdür. Rus mersinlerinin iskeletleri kemik ve kıkırdaktan oluşur, kemiksi pulları vardır.
• İstanbul Akvaryum’da zehirli deniz canlıları olan anemonların içinde yaşayabilen nadir balıklardan biri olan palyaço balıklarını da görebilirsiniz. Herhangi bir balık dokunduğunda salgıladığı toksik madde ile zehirleyip içine çeken anemonların salgıladığı zehir dünyada bir tek palyaço balıklarının derisinden geçemez. Palyaço balıkları küçük gruplar halinde yaşar ve popülasyondaki dişi birey ölürse erkeklerden biri dişiye dönüşebilir.
• İstanbul Akvaryum’da görebileceğiniz orfozlar genellikle cinsiyet değiştirirler, hayatlarının belirli dönemlerinde erkek ya da dişi olabilirler.
Bilet Fiyatları
0-2 yaş ücretsiz
Yetişkin: 29 TL
Öğrenci, Öğretmen, Engelli, 65 yaş üstü, Gazi: 22 TL (Kimlik gösterilmesi zorunludur.)
Yıllık Geçiş (Yetişkin): 75 TL
Yıllık Geçiş (Çocuk): 55 TL
4 kişilik aile: 85 TL
3 kişilik aile: 68 TL
Grup fiyatları (16 kişi ve üstü) ve reservasyonu için: 444 97 44
-
Yorumlar ve Derecelendirmeler: Tüm Yorumlar için tıklayınız
İstanbul Akvaryum
-
Biz daha gitmedik bugün gideceğiz, umarım boşa gitmeyiz büyük bir merakla gidiyoruzzz :)2013-07-22
Toplam 1 yorum.
-
-
Videolar: İstanbul Akvaryum | <urn:uuid:c3368da9-71c4-4539-9416-36fe79322d5e> | CC-MAIN-2014-10 | http://www.istanbul.net.tr/istanbul-Rehberi/eglence-mekanlari/istanbul-akvaryum/150/16 | 2014-03-09T07:56:28Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-10/segments/1393999675662/warc/CC-MAIN-20140305060755-00070-ip-10-183-142-35.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999667 | Latn | 65 | {} |
KELLİK İLACI BULUNDU
Kellik başın ön kısımlarından başlayan açılmalarla kendini gösterip daha sonra tepelerde meydana gelen saç seyrelmeleriyle devam eder ve sonunda bir kafada hiç saç kalmayacak şekilde sonlanır. İşte bu durumlarda kişilerin çare arayışı içinde kıvranması ile kellik ilacı bulundu. Bu ilaçların en etkili olanlarından biri GARLEX saç bakım serumu ve şampuanıdır. Şampuanla saçı yıkadıktan sonra temiz saça uygulanan serum ile kafa derinize masaj yaparak emmesini sağlayın. Saç dökülmelerinde etkili ve kellikte saç çıkarıcı üründür. Her gün kullanımında sakınca olmayan bu ürünler saçta besleyici destek olup saçı kuvvetlendirir. Dökülmelere 1 ayda dur der ve saç olmayan yerlerde tekrar saç çıkarır. Ayrıca saçların daha hızlı çıkmasını sağlayıp, saç köklerinin kuvvetlenmesini sağlar. Çeşitli bitki özlerinden üretilen GARLEX saç bakım şampuanı, saçlarda alerjik reaksiyona sebep olmadığı gibi, yan etki de yapmaz. Saç derisini uyararak kan dolaşımını artırır ve saç kökünün beslenmesine yardımcı olur. Saç derisindeki zararı mikroorganizmaları ve bakterileri derinlemesine temizleyerek saç köklerinin nefes almasını sağlar ve böylelikle saç kökü oksijen almış olur, bu şekildeki beslenmesine katkıda bulunur. İçeriğindeki pro vitamin B5 ile saça dışarıdan ihtiyaç duyduğu protein ve vitamini karşılar. Amino asitler ve diğer yağ asitleri ile saçın gelişimini tamamlar. Üstelik MAGNEZYUM, POTASYUM, SİLİSYUM, KALSİYUM gibi bileşenler bulunduran GARLEX saç bakım şampuanı, kellik ilacı gibi saça kuvvet verir ve güçlendirir. Buğday özü, sistin ve B5 ile saçı kökten besler. Özellikle erkeklerde zararlı DHT hormonunun aşırı salgılanması ile ilk vuracağı yer saç kökü olur ve bu saç kökünü rahatsız ederek, onların yaşam alanlarını daraltarak, beslenmesine engel olarak bir tehdit oluşturur. İşte GARLEX ürünleri bu DHT hormonunun kötü etkilerini ortadan kaldırarak saç kökünün beslenmesine olanak sağlar. Bunun yanında GARLEX, 5 alfa redüktase enzimini bloke ederek kandaki DHT oranlarının düşmesini sağlayıp saçın büyüme evresini normale çevirir. Bunların yanında, saç derisindeki ölü hücrelerin atılmasına yardımcı olmanın yanında ölmemiş hücrelerinde tekrar canlanması için etkin kellik ilacı dir. Derinin üst tabakalarında hücre çoğalmasında artış sağlayan GARLEX, cildin genel görünümünde düzelmeye de neden olur. Saç derisindeki kan dolaşımını hızlandırıp hücre yenilemesine yardımcı olur. Sarımsak, Isırgan otu ve kekik özleriyle kel olan yerlerde basınç yaparak ve etkisini artırarak tekrar saç çıkması yönünde en yüksek oranda çalışma temposunu artırır. Bu özelliği ile kellik ilacı bulundu diye kendini ifade eder. GARLEX ürünleri kullanmaya başlandıktan 2 hafta içinde etkisi görülür. Öncelikle dökülme kesilir ve dökülen yarlardaki saçlar belirmeye başlar. Dökülen saç zaten normalde 1 hafta öncesinden hiçbir şekilde çıkmayacağı için en az 2 hafta sürekli kullanmak gereklidir. Kullanımın 1. ayında saçlar belirgin şekilde kendini gösterip, 2. ay sonunda saç çıkış artışı gözlenmektedir. 3. ay sonunda ise saçların gürleştiği fark edilmektedir. İşte bu şekilde etkisini gösteren GARLEX ürünleri ile kellik ilacı bulundu. Ayrıca saç derisinde yağlanmanın ve kaşıntının kesilmesinde de etkili olan GARLEX i, 3 aydan daha fazla bir süre içinde kullanmak saç için daha faydalı olacağı hissedilmelidir. Çünkü 4. ay sonunda saç telinde kalınlaşma, saç uzama hızında artış gözlenmektedir. 5. VE 6. aylarda maksimum sonuca gidiş oluyor ve sonuç mükemmel oluyor. Bu şekilde kellik tarihe karışıyor ve kellik ilacı bulunmuş oluyor.
Aslında kelliğin en yaygın sebebi erkek tipi saç dökülmesiyle başlayıp, normal saç döngüsü dışına taşan bir durumdur. Daha çok genetik faktörler etkilidir. Eğer genetik kodlarda kellik varsa mutlaka bu yaşanacak bir durumdur ama siz siz olun, uyanık davranarak ailede bu tür kellik durumu olup olmadığını araştırarak gereken önlemi alın ve daha çok duyarlı olun. Genellikle bu durum erken yaşlarda da başlayabileceğini düşünerek zamanında önlem almazsanız, saçların geri dönüşümsüz bir kaybı ile noktalandığını göz ardı etmemelisiniz. Bu yüzden GARLEX ürünleri kellik ilacı bulundu ve bunu kullanarak kellik durumunuza önlem alın.
Kullanmaya başladığınız GARLEX kellik ilacı ürünlerini, kullandığınız zaman içinde sabırlı olun ve çözümüne biraz zaman verin, normal bir saç dökülmesinde bile 1 haftadan önce saç çıkmasının imkansız olduğunu düşünerek bekleyin. Kullanmaya karar verdiğiniz GARLEX ürünlerinin tarifine ve uygun şekilde ve düzenli kullanmaya dikkat edin, işe yaramıyor deyip de kullanmayı bırakıp başka bir ürüne yönelmeyin. Ürünleri kullanmaya başlamadan önce saç yapınıza ve saç teli kalınlığınıza bakıp, onları inceleyip, kullanmaya başladıktan ilk kullanım dönemi bitimine kadar eski saçlarınızla karşılaştırma yaparak farkı gözlemleyin. İLK KULLANIM 3 AYLIK BİR SÜREÇTİR BUNU UNUTMAYIN.
Şunu da bilin ki; saçlarınız ne kadar geri gelse de, sizin kendinizin dış görünüşünüz hakkında psikolojik bir problem yaşıyorsanız istekleriniz bitmeyeceği gibi bu kişiliğinizi ele verecektir. Sizi siz yapan kişiliğinizdir ve güzellik geçici bir kavramdır, yaşlılık kaçınılmazdır. Saç güzelliğiniz için de yaş faktörü önemlidir ve uygun bir yaşta olduğunuza emin olun. FAKAT HER YAŞIN KENDİNE HAS BİR GÜZELLİĞİ VARDIR BUNU DA UNUTMAYIN. | <urn:uuid:8a1a1426-07c6-4eea-ab4d-791b21f43390> | CC-MAIN-2014-10 | http://sacbakimserumu.com/tag/en-iyi-sac-dokulme-ilaci | 2014-03-08T11:10:08Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-10/segments/1393999654345/warc/CC-MAIN-20140305060734-00070-ip-10-183-142-35.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999843 | Latn | 13 | {} |
HAVA UNSURU,EMİR VE İRADE-İ İLAHİYYENİN ARŞIDIR
Dört unsurdan her biri,Rububiyyet-i İlahiyye noktasında bir nev'i arş,yani tasarrfuf merkezidir. mesela,hava,emir ve irade arşı; güneş, ilim ve hikmet arşı; toprak, hıfz ve ihya arşı; su ise, ihsan ve rahmet arşıdır.
Nitekim Müellif (ra), bu dört arşı şöyle ifâde etmektedir:
" Mahlûkât-ı Arzıyyeyi Rubûbiyyeti noktasında, havayı emir ve irâdesine bir nev 'i arş, ve nur unsurunu ilim ve hikmetine diğer bir arş, ve suyu ihsan ve rahmetine başka bir arş, ve toprağı hıfz ve ihyâsına bir çeşit arş yapmış. O arşlardan üçünü, mahlûkât-ı Ar-zıyye üstünde gezdiriyor."-'Mektûbât, 24, Mektûb, s.286
Hava unsurunun emir ve irâde-i İlâhiyyenin bir arşı olduğunu, birkaç misâl ile îzâh edceğiz:
1 - Hava zerreleri, irâde-i İlâhiyye ile evâmir ve nevâhî-yi Rab-bâniyyeyi tebliğ eder.
2 - Sesler, irâde-i İlâhiyye ile hava vasıtasıyla etrafa neşrolunur.
3 - Güneşin ışığı, hararet, bürûdet, elektrik, cazibe ve dâfıa gibi şâir latîf maddeler irâde-i İlâhiyye ile hava vasıtasıyla naklolunur.
4 - Bulutların sevkı ve yağmurun nüzulü irâde-i İlâhiyye ile hava vasıtasıyla olur.
5 - Nebatatın telkihi irâde-i İlâhiyye ile hava vasıtasıyla olur.
6 - Zîhayâtlar irâde-i İlâhiyye ile hava vasıtasıyla teneffüs eder.
Ve hâkezâ bütün bu işler, hava unsurunun, emir ve irâde-i İlâhiyyenin arşı olduğunu isbât ediyor. Çünkü câmid ve câhil hava unsurunun izn-i İlâhî ile yaptığı bu hârika işler, ancak emir ve irâde-i İlâhiyyenin hava zerrelerindeki tasarruf ve tecellîsinin bir neticesidir.
Evet, emir ve irâde-i Rabbâniyye, âlemin her yerinde cereyan ediyor. Fakat, o emir ve irâde-i Rabbâniyyenin tecelliyâtı, her bir hava zerresinde ilmen ve maddeten daha zahir ve daha bahir bir
surette görünüyor.
Zîrâ, bütün evâmir-i teklîfiyye ve evâmir-i tekvî-niyyenin teblîğ ve icrası hava vasıtasıyla oluyor. Bundan dolayı hava unsuru, emir ve irâde-i İlâhiyyenin bir arşı olmuştur.
Demek Zât-ı Zülcelâl, bütün irâde ve emirlerini hava vasıtasıyla mahlûkâtına ulaştırıyor ve o evâmîrin icra ve tatbikinde de en fazla hava unsuru vazîfe alıyor.
HAVANIN HER BİR ZERRESİ, BÜTÜN ESMA VE SIFÂT-I İLÂHİYYENİN TECELLÎSİNE ÂYİNEDİR
Her bir hava zerresinde "irâde" sıfatının tecellîsi esâs olmakla beraber; "hayât, ilim, sem', basar, kudret, kelâm " gibi sıfatların tecellîleri de mevcûddur. Çünkü sıfat-ı İlâhiye biri birisiz olmaz. Yedi sıfât-ı İlâhiyye de bin bir ism-i İlâhîyi tazammun eder. Öyle ise hava unsurunda bin bir ism-i İlâhînin tecellîsi vardır. Zîrâ hava unsuru, yaptığı vazîfe diliyle bunu isbât ediyor. Şöyle ki:
Her bir hava zerresi, izn-i İlâhî ile hem âlemde cereyan eden ses ve suretleri bir anda içine alıp kaydediyor, hem de aldığı ses ve sureti bir anda sâir hava zerrâtına naklediyor. Dolayısıyla Müellif (ra)ın da beyân ettiği gibi her bir hava zerresi, izn-i İlâhî ile hem âhizelik, hem de nâkılelik vazifesini îfâ ediyor. Her bir hava zerresi, bant gibi dönüyor. Kâinatın yaratılışından kıyamete kadar mevcudatın suret ve şekilleri, ses ve dilleri her bir hava zerresinin içine giriyor.
HER BİR HAVA ZERRESİ İZN-İ İLÂHÎ İLE ÂLEMDEKİ SES VE SURETLERİ KAYDEDİYOR
Evet, her bir hava zerresi, izn-i İlâhî ile koca âlemi içine almaktadır. Kâinatın yaratılışından bugüne kadar gelip geçen bütün mahlûkât rengiyle, resmiyle, şekliyle, sesiyle havanın bir tek zerresinde derc edildiği ; yer, gök ve içindekilerin ses ve suretleri bir tek hava zerresinde tersim edildiği gibi; kıyamete kadar gelecek mahrukatın ses ve suretleri de izn-i İlâhî ile bir tek hava zerresinde dere edilebilir. Meselâ; her bir hava zerresinde, emr-i İlâhî ile Haz-reti Âdem (as)'m sesi kaydedildiği gibi, Hz. Muhammed (sav)'m sesi de dere edilmiştir. Hem sesleri ile beraber şekil ve suretleri de mevcûddur.
Bir tek hava zerresinin içinde âlemdeki ses ve suretlerin kaydedildiğine delîl; radyo, televizyon, telsiz ve telefondur. Dünyânın en uzak mesafesinde bulunan bir şahsı, radyo, televizyon, telsiz ve telefon vasıtasıyla yanımızda hâzır buluyoruz. Suretini görüp, sesini işitebiliyoruz. O şahsın ses ve suretini bize ulaştıran, hava zerreleridir, o cihazlar değildir.
Evet, avam bilmese de ehl-i fen bilir ki; âlemdeki ses ve suretlerin îsâline izn-i İlâhî ile sebeb olan, radyo ve televizyondaki o küçücük ve gözle görülmeyen hava zerreleridir. Yoksa sâdece o maddî âletler değildir. Zîrâ o ses ve suretler, radyo ve televizyondaki o hava zerresinde kaydedilmiştir. Âlet ise, konuşan şahsın ses ve suretini bulunduğu yerden alıp getirmiyor. Belki radyo ve televizyon içinde bulunan o hava zerresinde o şahsın ses ve sureti kaydedilmiştir. Elimizdeki bu âletler ise, sâdece o ses ve sureti canlandırıyor.
Câmid ve câhil olan bir zerre müstakıllen bu işi yapabilir mi? Elbette hayır! O halde hava zerresi, nihayetsiz ilim ve hikmet, emir ve irâde sahibi bir Zâtın me'mûrudur. O'nun emri ve izni dâiresinde hareket eder. Doğrudan doğruya o şeklin görülmesi, o sesin işitilmesi Vâcibü'l-vücûdun esma ve sıfatının tecelliyâtını, husûsan irâde sıfatının tezahürünü gösteriyor.
Demek bu koca âlemdeki sesleri ve suretleri izn-i İlâhî ile alıp göze gösteren, kulağa işittiren, radyo ve televizyondaki o ufacık hava zerreleridir. Maddî cihazlar bulunmak kaydıyla o hava zerrelerinde mevcûd suret ve sesleri görüp işitebiliyoruz. Hava zerratına bu mu'cizâne işleri gördüren Cenâb-ı Hakk'ın "Semi',Basir,Alim,Kadîr, Mürîd" gibi esmâ-i hüsnâsıdır.
HAVA ZERRELERİNİN BAŞKA VAZİFELERİ VAR MI?
Hava zerrelerinin vazifesi sâdece bunlar mı? Elbette hayır. Belki her bir hava zerresi, daha pek çok vazifeler görmektedir. Meselâ; nebatatın telkihine; zîhayâtm teneffüsüne; elektrik, ziyâ, burûdet ve hararetin îsâline; bulutların sevk ve idarelerine; motorlu taşıtların ve yelkenli gemilerin seyir ve seyahatine ve hâkezâ pek çok fiillere izn-i İlâhî ile sebeb oluyor.
Hiç mümkün müdür ki; havanın her bir zerresi, hem dünyâdaki bütün sesleri duysun; hem bütün sesleri ve suretleri alıp diğer zerrelere nakletsin; hem bütün dilleri ve şiveleri bilsin; hem seslerin ve ziyanın îsâline sebeb olsun; hem nebatatın telkihine ve zîhayâtın teneffüsüne medar olsun; hem bulutların sevk ve idarelerine vesîle olsun; hem motorlu taşıtların ve yelkenli gemilerin seyir ve seyahatine vâsıta olsun. Bütün bunlar gibi binler vezâifı bir anda şaşırmadan ve karıştırmadan yapsın. Elbette hiçbir akl-ı selîm sahibi bu hârika işleri o zerreye havale edemez, bütün bu işler câmid ve câhil zerrenin işi olamaz.
Havanın bir tek zerresi bir anda bu kadar işi nasıl yapabilir? Bir zerre içinde âlemdeki bütün ses ve suretler nasıl mevcûd olabilir? Bütün bu hârika işlerin vücûd bulabilmesi, ancak üç yoldan biri ile mümkün olabilir:
Birinci Yol: Havanın her bir zerresinin dünyâdaki bütün sesleri duyabilecek bir kulağı, bütün eşyayı görebilecek bir gözü, bütün ses ve suretleri bilip hıfzedebilecek bir hafızası bulunmak, adetâ Cenâb-ı Hakk'a âit bütün sıfatları o bir tek hava zerresinde kabul etmek lâzım gelir. Çünkü yapılan işler, bütün bu sıfatların mahsûlüdür. Hava zerresinde ise bu sıfatların bulunmadığı bedîhîdir. Öyle ise bu yol aklen muhaldir.
İkinci Yol: Bütün dünyâda mevcûd telsiz, telefon, radyo ve televizyonların merkezleri, santralleri, ahize ve nâkile âletleri ve cihazları, o gözle görünmeyecek derecede küçük hava zerresinde bulunmak lâzım gelir. Zîrâ o ses ve suretler, o âletler vasıtasıyla tezahür etmektedir. Küçücük bir hava zerresinde bu kadar âlet ve makinelerin varlığını kabul etmek ise aklen muhaldir. Demek bu iki yol dahi aklen mümteni’dir.
Üçüncü yol: belki hayat unsuru,bütün zerratıyla nihayetsiz ilim ve hikmeti,nihayetsiz irade ve kuvvet bulunan bir Zat-ı Zülcelal’ in emirber neferi hükmündedir. O’na intisab ve istinad ile ,Halı kının izniyle ve kuvvetiyle hareket eder. Semi’ ve Basir, Alim ve Hafiz,Kadir ve Mürid bir Zat-ı Vacibü’l-Vücud’un esma ve sıfatının tecelliyatını bedaheten gösterip i’lan eder. Tevhid-i Hakikiyi ifade eden bu yol ise :aklen zaruri ve gayet kolaydır.
Kaynak:Hüve Nüktesi Şerhi. | <urn:uuid:312e1787-f126-45be-9659-f5037f6f0cf8> | CC-MAIN-2014-15 | http://ebrar06.blogcu.com/hava-zerresinin-mahiyeti-ve-huve-nuktesi/4002410 | 2014-04-20T18:29:43Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-15/segments/1397609539066.13/warc/CC-MAIN-20140416005219-00061-ip-10-147-4-33.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.998708 | Latn | 40 | {} |
Bu bitki halk hekimliğinde çok uzun süreden beri oldukça iyi bilinir ve yoğun olarak kullanılır. Özellikle ciğer, böbrek ve mesane rahatsızlıkları ve kan dindirme konusundaki etkisi çok iyi bilinir.
En önemli etkisi bel fıtığı için kullanılmasıdır.
Ağır yaralanmalar hatta kemiğe kadar işlemiş yaralarda Kırkkilitin olağanüstü bir şifa kabiliyeti vardır. Yine kireçlenmeler, romatizmal ağrılara karşı çıban otuyla birlikte alındığına etkisi bir kat daha artar. Yine iskelet sistemini destekleyici etkisi nedeniyle kemik kırıklarında ve kemiğin de hasar gördüğü burkulma ve zedelenmelerde Kırkkilit çayı çok etkilidir. İdrar söktürücü etkisi nedeniyle ayak kırıklarında haddinden fazla tüketimi zararlıdır. | <urn:uuid:6300cdf6-0c41-49a6-ad01-f929188421bf> | CC-MAIN-2014-15 | http://alternatiftedavibitkiler.blogspot.com/2011/06/bel-ftg-icin-krkkilit-otu.html | 2014-04-24T23:05:34Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-15/segments/1398223206770.7/warc/CC-MAIN-20140423032006-00125-ip-10-147-4-33.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999966 | Latn | 35 | {} |
Düşük Karbonhidrat Diyeti
En başarılı diyetlerden biride karbonhidrat diyetidir.Açlık kan şekerinizi kontrol altında tutarak kilo kaybınızı sağlayabilirsiniz.Karbonat diyetine denemek istyosanız bir kaç ipucuyu dikkate almalısınız.Birçok düşük karbonhitrad diyeti
tehlikeli, kısıtlayıcı ve ve oldukça sağlıksızdır.Ama doğru yaptığınız karbonhidrat diyeti ile harika sonuçlar elde edebilirsiniz.Daha az kan şekeri dalgalanmaları, basit ve sağlıklı gıdalar yeme işlenmiş hazır gıdaları vücudumuzdan uzak tutmak, gece yarısı olan atıştırmalarınızı durdurur ve tokluk hissini arttırmış olursunuz.Asıl canavar şekerdir.
Sağlıklı ve ince olmak için Düşük karbonhidrat diyeti olması et ve balık yemeden yaşamak anlamına gelmiyor.Biranda Karbonhidratı keserseniz oldukça zararlı ve sağlıklı bir diyet değildir.Gün bıyu yorgun olursunuz ve korkunç bir ruh hali sizi bekler.Siz şekeri azattın yavaş yavaş glisemik indeksi dengeleyin.İlk başta tahıl, bal, pekmez , patates, hazır şeker şurupları, şeker kesin .Çilek, yeşil elma ve greyfurt da kan şekerini yükseltebilir.Bazı meyveleride sınırlamalısınız.Balık, ızgara kırmızı et yiyebilirsiniz.
Her zaman Her Öğün de protein yiyin
Protein, Düşük karbonhidrat diyetinin ana anahtarıdır.metabolizmanı çalıştırır ,toklu kan şekerinizi düzenler ve kötü bir ruh halini önler. Anahtar proteini sağlıklı tutmaktır. Organik ot ile beslenen tavuk gibi gıdalar seçtiğinizde bunu yapabilirsiniz, yağsız balık, şekersiz organik yoğurt, organik ya da yerel yumurta, yumurta akı, kaliteli protein tozu, protein tozu. Nişastalı karbonhidrat yüksek olduğundan fasulye ve baklagiller yememelisiniz..
Bir önceki yazımız olan 7 Küçük İpucu İle Kilo Vermeye Başlayın ! başlıklı makalemizde diyet yapmadan zayıflama, kilo verme ve metobolizma nasıl hızlı çalışır hakkında bilgiler verilmektedir. | <urn:uuid:e5d2587d-4ae3-495d-9f2c-aec54a5d66b7> | CC-MAIN-2014-15 | http://www.ekadinca.com/diyet/dusuk-karbonhidrat-diyeti-ile-kilolariniza-veda-edin.html | 2014-04-24T22:25:45Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-15/segments/1398223206770.7/warc/CC-MAIN-20140423032006-00125-ip-10-147-4-33.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999803 | Latn | 39 | {} |
Samsung Galaxy Note 3 ne zaman çıkıyor? Dünya merakla bekliyor, Samsung Galaxy Note 3 için geri sayım başladı.İşte Samsung Galaxy Note 3 fiyatı ve özellikleri...
Samsung Galaxy Note 3
Samsung Electronics Note ürün serisinin en yeni üyesi olan GALAXY Note 3'ün tanıtımını Berlin’de UnPacked etkinliğinde yaptı.
Yeni Samsung GALAXY Note 3 bir yandan günlük işlere eğlence katarken yenilikçi özellikleri ile tüketicilerin kendi yaşam öykülerini anlatmalarına yardımcı oluyor. Geliştirilmiş ekranı ile daha iyi görüntüleme deneyimi ve daha güçlü çoklu görev sağlayan Samsung GALAXY Note 3 S Pen´in gelişmiş özellikleri ile dikkat çekiyor.
GALAXY Note 3 günlük hayatınızı harika bir hale getiriyor
Samsung Electronics IT ve Mobil Bölümü Genel Müdürü ve Başkanı JK Shin, "Orijinal GALAXY NOTE'u 2011 yılında tanıttık ve yepyeni bir akıllı cihaz kategorisini uygulamaya koyduk. GALAXY NOTE'un reddedilemez başarısı, tüketicilerin akıllı cihazlardan daha yüksek kalite özellikleri beklediğini ve hayatlarını daha iyi bir hale getirmek için bu yeni özellikleri istediklerine olan inancımızı daha da güçlendirdi, Samsung GALAXY Note 3, kullanıcıların iş, oyun ve hayata ilişkin isteklerini dinamik ve kesintisiz bir şekilde gerçekleştirerek yaşam öykülerini anlatmalarını sağlayan güçlü, orijinal bir yaklaşım sunuyor. Kullanıcılar S Pen düğmesini kullanarak kendilerini ifade etmenin yeni yollarına kavuşuyor, gündelik faaliyetlerini olağanüstü etkinliklere dönüştürebiliyor ve Note 3'ün büyük ekranında sunulan yeni deneyimlere ulaşabiliyor" dedi.
3GB RAM'i ile daha hızlı ve daha güçlü bir performans sunan Samsung GALAXY Note 3 daha geniş (5,7 inç) full HD Süper AMOLED ekranına ek olarak daha ince (8,3 mm) ve daha hafif (168g) bir tasarım ve daha güçlü ve daha uzun ömürlü bir pile (3,200mAh) sahip. Ayrıca, Smart Stabilization Akıllı Dengeleme özelliğine ve güçlü CRI LED flaşa sahip 13 megapiksellik arka kamera ile donatılmış olan Samsung GALAXY Note 3, kullanıcıların tüm görsel öykülerini düşük ışık ve hareketli durumlarda bile canlı birer resme dönüştürmesini sağlıyor. En yeni LTE teknolojilerini sunan Samsung GALAXY Note 3; CAT4 Carrier Aggregation ile çoklu frekansı da destekliyor.
Performans ve sanatsal tasarımın mükemmel dengesi
Son teknolojik geliştirmelerin yanı sıra Samsung GALAXY Note 3, kullanıcılara şık bir görünüm de sunuyor. Modern Samsung GALAXY tasarımını daha da ileriye taşıyan Samsung GALAXY Note 3, yumuşak ve dokulu bir arka kapak ve zarif hatlara sahip. Aynı zamanda cihazın yan tarafında yer alan tırtıklı kenar klasik not defterlerinin asla modası geçmeyen tarzını ve güçlü özelliklerini çağrıştırıyor.
Jet Siyah, Klasik Beyaz ve Uçuk Pembe renklerinde satışa sunulacak olan Samsung Galaxy Note 3 aynı zamanda düzinelerce farklı renkte değiştirilebilir arka kapak seçeneklerine de sahip olacak.
Hayatınızı kolaylaştıran, hızlandıran ve daha heyecanlı hale getiren S Pen'e dokunun
Yeni S Pen gündelik görevlerin yerine getirilmesini tek dokunuşla ile sağlayarak klasik not tutma deneyimini yeniden yaratıyor. Temel giriş ve kontrol özellikleri oluşturarak daha kolay bir kullanım için tasarlanmış olan S Pen telefon kullanımında önemli bir rol oynamakta ve tüm rutin işleri kolaylaştırmaktadır.
Ekran üzerinde gezinirken görevleri kolaylaştıran ve hızlandıran beş güçlü özellik paleti olan Air Command (Temassız Komut) özelliği sayesinde kullanıcı komutları ezberleme veya farklı menülere bakma ihtiyacı kalmadan ekranlar arasında kolayca geçiş sağlayabiliyor. . Temassız Komut özelliği aynı zamanda aşağıdaki tuş fonksiyonlarına da erişim sağlıyor:
• Kullanıcıların el yazısıyla not yazmalarını, bir işlevi otomatik olarak uygulamalarını ve el yazısı ile yazılmış bilgiyi formatlı içeriğe dönüştürmelerini sağlayan Action Memo (Görev Notu) ile anında bir çağrı başlatabilir, rehbere kişi ekleyebilir, harita üzerinde bir adrese bakabilir, web'de arama yapabilir, yapılacaklar işler listesine bir görev kaydedebilir ve daha fazlasını yapabilirsiniz
• Scrapbook (Karalama Defteri) özelliği web, YouTube ve Gallery dahil çeşitli kaynaklardan gelen içerik ve bilgileri, kullanıcıların toplanan içeriğin hepsini bir defada görüp düzenleyebilmesini veya izleyebilmesini sağlamaktadır. Tüketiciler içeriği daha sonra kullanmak üzere kaydettiklerinde Karalama Defteri ayrıca kaynak materyali veya URL'leri toplayarak bunların kolayca orijinal kaynağı ile ilişkilendirilebilmesini sağlamaktadır.
• Screen Write (Ekran Notu) özelliği mevcut sayfanın tam ekran görüntüsünü cihaza kaydederek kullanıcıların bu resim üzerinde not veya ek bilgi yazmalarını sağlamaktadır.
• S Finder kullanıcıların telefonlarında kapsamlı içerik araması gerçekleştirmelerini sağlamaktadır. Kullanıcılar tarih, yer ve içerik türü gibi anahtar sözcükleri veya filtreleri girerek ilgili belgeler, olaylar, iletişim dizisi ve hatta yardım sayfasında, hepsi bir arada arama gerçekleştirebilirler. Ayrıca kullanıcılar notlarında el yazısı ile girilmiş içerik ve ajanda uygulamalarında arama yapabilir, ayrıca simge ve formülleri de arayabilirler.
• Pen Window (Kalem Panceresi)özelliği kullanıcıların S Pen'i çizim ve not yazmanın dışında gerçek bir çoklu görev deneyimi için küçük bir uygulama penceresinin açılması amacıyla kullanmalarına izin vermektedir. Kullanıcılar, sadece ekranın herhangi bir yerine herhangi bir boyutta bir pencere çizerek kolayca ve hızla YouTube, hesap makinesi veya İnternet Tarayıcısı gibi başka bir uygulama penceresini ekrandaki mevcut işlemi durdurmaksızın kolayca ve hızla açabilir.
Daha gelişmiş bir not tutma deneyimi için yeni S Note tüketicilerin kullanıcı dostu bir arayüz ve Easy Chart özelliğini kullanarak kolayca notlarını yazmalarını, düzenlemelerini, organize etmelerini ve notlarına göz atmalarını sağlamaktadır. Yeni S Note aynı zamanda Evernote veya bir Samsung hesabı ile senkronize edilebilirken ve farklı cihazlarlardan erişilmesi ve görüntülenmesine de olanak sağlıyor. Ayrıca bir kullanıcının web veya Note 3 içeriğinden sadece belirli bir resim parçasını almak istemesi halinde, gelişmiş yeni Easy Clip özelliği, arzu edilen resmin etrafını çizmelerini ve sonra bu içeriği daha hassas bir şekilde kırpılmış bir resme dönüştürmelerini sağlamaktadır.
Daha büyük ekran daha zengin görüntüleme deneyimi
Daha büyük bir ekran sunan Samsung GALAXY Note 3 uygulamalarını geliştirerek kullanıcıların ek ekran alanını tam anlamıyla kullanmalarını sağlıyor.. çalışmıştır.. 5,7 inç Full HD Süper AMOLED ekran Full HD içeriğin seyredilmesini de ayrı bir boyuta taşıyor.
Flipboard uygulaması ile yapılan ortak bir çalışmanın ürünü olan ve kişiselleştirilmiş haberler, sosyal medya, eğlence ve anında içerik deneyimi sunan My Magazine özelliği takip ettiğiniz haber ve içeriklere daha kolay erişmenize olanak sağlıyor.
GALAXY Note 3, kullanıcıların daha büyük ekranı tam olarak kullanmalarını sağlayan gelişmiş çoklu görev yetenekleri de sunmaktadır.
• Yeni Çoklu pencere ile kullanıcılar bir pencereyi kapatmadan ya da yeni bir sayfa açmadan kesintisiz bir şekilde uygulamalar arasında geçebilmekte, programlar arasında üretkenlik ve işbirliğini artırabilmektedirler. Kullanıcılar ayrıca aynı anda iki pencerede tek uygulamayı da çalıştırabilir. Örneğin kullanıcılar bir tarayıcıda haberleri okurken diğerinde bir web araması gerçekleştirebilir veya ChatON üzerinden bir arkadaşa anlık mesaj gönderirken diğerinde başka bir arkadaştan gelen mesajı okuyabilir
• Ayrıca kullanıcılar Yeni Multi Window'daki Drag and Drop (Sürükle ve Bırak) özelliğini kullanarak metin veya resim gibi içeriği kolayca bir seferde bir pencereden diğerine taşıyabilmektedirler.
• Pen Window (Kalem Penceresi) tüketicilerin ekranda pencere çizmelerine izin vererek popüler uygulamaları başlatırken GALAXY Note 3'teki mevcut görevleri sürdürmelerini sağlamakta ve çoklu görev deneyimini geliştirmektedir.
Daha önce Galaxy S4 ile tanıtılan Group Play kullanıcıların aynı müziği çalmalarını, aynı oyunu birlikte oynamalarını ve belgeleri paylaşmalarını sağlarken, şimdi geliştirilmiş özellikleri sayesinde kullanıcıların videoları arkadaşlarıyla paylaşmalarını ve içeriği aynı anda birlikte oynatmalarına da olanak sağlıyor. Kullanıcılar ayrıca beş adede kadar cihazı birbirine bağlayarak "büyük ekran" görüntü deneyimi de oluşturabiliyorlar.
Cep Telefonumu Bul özelliği ile telefonunuz her zaman güvende
GALAXY Note 3, kullanıcıların telefonları çalındığında veya kaybettiklerinde telefonlarını devre dışı bırakmalarını sağlayan gelişmiş bir Telefonumu Bul özelliğine de sahip. Geliştirilmiş kullanıcı kimlik doğrulaması ile, çalıntı telefonların fabrika ayarlarına getirilmesini önlemektedir. Ayrıca kullanıcıların kayıp veya çalıntı cep telefonlarından verileri uzaktan izlemelerini veya silmelerini sağlamaktadır.
Samsung Galaxy Note 3 özellikler
2.5G (GSM/ GPRS/ EDGE): 850 / 900 / 1800 / 1900 MHz
3G (HSPA? 42Mbps): 850 / 900 / 1900 / 2100 MHz
4G (LTE Cat 4 150/50Mbps) : 6 farklı bant seçeneği (Pazara göre değişiklik gösterebilir)
İşlemci LTE: 2.3 GHz 4 Çekirdek İşlemci
3G: 1.9 GHz 8 Çekirdek İşlemci ( A15 1.9 GHz + A7 1.3 GHz)
İşlemci seçimi, cihazın sunulduğu pazara gore değişiklik gösterebilir.
Ekran 5.7 inç (144.3mm) Full HD Super AMOLED ekran (1920 x 1080)
İşletimSistemi Android 4.3 (Jelly Bean)
Kamera Arka Yüz: 13 Mega-pixel BSI Sensör, Oto-Zum kamera Smart Stabilization ile birlikte,
LED Flash (High CRI), ve Zero Shutter Lag ile
Ön Yüz: 2 Megapiksel Kamera BSI sensör Smart Stabilization ile beraber,
Full HD kayıt ve oynatma @30fps
Dual Camera: Dual Shot / Dual Recording/ Dual Video Call
Kayıt ve oynatma: UHD 30fps, Smooth motion (FHD 60fps), Yavaş Çekim (HD 120fps)
Kamera Modu: Drama Çekimi, Sesli Çekim, Hareketli Fotoğraf, Eraser, En İyi Fotoğraf, En İyi Yüz, Güzellik Çekimi, HDR (High Dynamic Range), Panorama, Spor Çekimi, Golf, Surround shot, Live effect
Video Codec: H.264, MPEG-4, H.263, VC-1, WMV7, WMV8, Sorenson Spark, MP43, VP8, HEVC
Kayıt ve Oynatma: Full HD (1080p), UHD (*pazara gore değişiklik gösterebilir)
Audio Codec: MP3, AAC/AAC+/eAAC+, WMA, AMR-NB/WB, Vorbis, FLAC(*), WAV(*)
(*) Ultra High Quality Audio (~192KHz, 24 bit) destekli
S Pen Temazsız Komut: Görev Notu, Karalama Defteri, Ekran Notu, S Finder, Kalem Penceresi
S Note, Multi Window, new Easy Clip, Direct Pen Input
Katma Değerli Özellikler Group Play: Müzik Paylaşma, Fotoğraf Paylaşma, Video Paylaşma, Doküman Paylaşma, Oyun Oynama
Story Album, S Translator
Samsung Smart Scroll, Samsung Smart Pause, Air Gesture, Air View
Samsung Apps, Samsung Hub, ChatON (Voice/Video Call, Share screen, 3-way calling), Samsung WatchON
S Voice™ Hands Free, S Health
Samsung Adapt Display, Samsung Adapt Sound
Dokunma hassasiyetinin otomotik ayarı (Eldiven Hassasiyeti)
Samsung Link, Screen Mirroring
Güvenlik Asistanı, Samsung KNOX
Google Mobile Hizmetleri Chrome, Search, Gmail, Google+, Maps, Play Books
Play Movies, Play Music, Play Store, Hangouts
Voice Search, YouTube, Google Settings, Play Games, Messenger
Bağlantı WiFi 802.11 a/b/g/n/ac (HT80)
GPS / GLONASS
NFC, Bluetooth® v 4.0 (LE)
IR LED (Uzaktan Kumanda), MHL 2.0
Sensör Hareket, Hız Ölçer, Jeomanyetik, Jiroskop, RGB
Işık, Barometre, Sıcaklık&Nem Oranı, Yakınsama
Hafıza 32/ 64 GB Kullanıcı Hafızası ? microSD (64 GB’a kadar)
3GB RAM
Boyut 151.2 x 79.2 x 8.3mm, 168g
Pil Standart pil, Li-ion 3,200 mAh | <urn:uuid:db9bb3dd-91da-4e33-92e8-cd1ed81fbcf7> | CC-MAIN-2014-15 | http://www.milliyet.com.tr/samsung-galaxy-note-3-fiyati/gundem/detay/1764176/default.htm | 2014-04-24T21:16:44Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-15/segments/1398223206770.7/warc/CC-MAIN-20140423032006-00125-ip-10-147-4-33.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.999092 | Latn | 106 | {} |
Organ Naklinin Önemi ile ilgili bilgileri bu yazıda paylaşıyorum. Bu yazı Doku Ve Organ Naklinin Önemi ve Organ Bağışının Toplumsal Önemi hakkında bilgiler içerir. Bu not umarım işinize yarar.
Organ Naklinin Önemi
Organ Naklinin Önemi
Öldükten sonra organlarınızın başka bir insan için kullanılmasına izin vermenizdir. Görmeyen bir insanın görmesini ya da hayatını diyaliz makinasına bağlı geçirek zorunda olan bir kişinin normal hayatına dönmesni sağlamaktır.
Hangi Organlar Bağışlanabilir?
Sağlıklı her organ bağışlanabilir. Ülkemizde kalp, akciğer, böbrek, karaciğer ve pankreas gibi organlar; kalp kapağı, gözün kornea tabakası, kas ve kemik iliği gibi dokular başarıyla nakledilebilmektedirler. Bir kişi organlarını bağışlayarak bir çok insana yaşama şansı verebilir.
Organ Bağışını Kimler Yapabilir?
1979 tarih ve 2238 sayılı yasa gereği organ bağışı yapılabilmesi için 18 yaşını doldurmuş olmak ve bu dileğinizi iki tanık huzurunda sözlü olarak yapmanız, ayrıca bunun bir hekim tarafından tasdik edilmesi yeterli olacaktır. Bunun için en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak "Doku ve Organ Bağış Belge"nizi alabilirsiniz. Organ ve Doku Nakli Hizmetleri tüm dünyada olduğu gibi ülkemizin de en önemli sağlık sorunlarından birisidir.Organ Nakli Kimlerden Yapılır?Organ ve Doku nakli, canlıdan ve kadavradan olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilebilmektedir.
1. Kadavra donör (verici) : Trafik kazası, kurşunlanma, beyin kanaması vb. nedenlerle yoğun bakımda tedavisi devam ederken beyin ölümüdenilen geri dönüşümsüz beyin hasarı gelişmiş hastaların organları bağışlandığı takdirde bunlar kadavra donör olarak tanımlanmaktadır
2. Canlı donör : Organ nakli gereken hastanın eşi veya yakın akrabaları doku, kan grubu vb. uyum mevcut ise organ bağışında bulunabilmektedir.Bunlar canlı donör olarak tanımlanmaktadır.Böbrek ve karaciğer canlıdan nakil yapılabilen organlardır.
BEYİN ÖLÜMÜ NEDİR?
Beyin ölümü, beyin fonksiyonlarının irreversibl (geri dönüşümsüz) olarak kaybolmasıdır.Beyin ölümü gerçekleşen kişide solunum ve dolaşım acakyoğun bakım koşullarında ventilatör gibi destek makinelerine bağlanarak sürdürülebilmektedir.Solunum ve kalp atılımları yapay olarak sürdürülebilirken, beyin fonksiyonları yapay olarak sürdürülemez.Bu nedenle kişi beyni öldüğü zaman tıbben ölü kabul edilir.Yoğun bakım ünitelerinde verilen tüm tıbbi desteğe rağmen ortalama 24-36 saat sonra beyin dışındaki fonksiyonlarını kaybederler. Beyin ölümü tanısı almış kişilerin hayata dönmesi mümkün değildir. Beyin ölümünün gerçekleşmesinden sonra bu kişiler kadavra donör olarak adlandırılır. Bu donörlerde en kısa süre içerisinde (organlar fonksiynlarını kaybetmeden önce) organların alınarak bekleyen hastalara nakledilmesi gereklidir. Beyin Ölümü İle Bitkisel Hayat Arasındaki Fark Nedir?Beyin ölümü ile bitkisel hayat kavramları birbirinden farklıdır. En önemli fark, bitkisel hayattaki hastaların solunumlarının devam etmesidir.Bu hastalar aylarca ya da yıllarca yaşamaya devam etmekte ve bazı durumlarda iyileşerek normale dönebilmektedir. Beyin Ölümü ile bitkisel hayat kavramları birbirinden farklıdır.En önemli fark, bitkisel hayattaki hastaların solunumlarının devam etmesidir. Bu hastalar aylarca ya da yıllarca yaşamaya devam etmekte ve bazı durumlarda iyileşerek normale dönebilmektedir. Beyin ölümünü, çok basit bir benzetme ile vazodaki çiçeğe, bitkisel hayatı ise saksıdaki çiçeğe benzetebiliriz.Vazodaki çiçek istesek de istemesek de birkaç gün sonra solacak ve kuruyacaktır.Oysaki saksıdaki çiçek suladığımız müddetçe solmayacaktır.
ORGAN ALIMI NASIL GERÇEKLEŞTİRİLİR?
Organlarınızın alınması işlemi, konunun uzmanı doktorların bulunduğu Sağlık Bakanlığı ve Üniversite Organ Nakil Merkezleri’nde gerçekleştirilir. Organ bağışında bulunduğunuz takdirde organ bekleyen hastalara yaşama şansı verebilmeniz için "Bağış Belgenizi" bir kimlik gibi sürekli yanınızda bulundurmanız ve bu konuyla ilgili olarak yakın akrabalarınıza bilgi vermeniz gerekmektedir.
linkz_publisher_id = 12369;
linkz_scope = ['linkzarea01']; | <urn:uuid:f8839441-d711-47d0-a454-c07db167d149> | CC-MAIN-2014-15 | http://www.notdenizi.com/doku-ve-organ-naklinin-onemi-66095/ | 2014-04-19T14:33:09Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-15/segments/1397609537271.8/warc/CC-MAIN-20140416005217-00365-ip-10-147-4-33.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.9999 | Latn | 35 | {} |
Başka Yere Sığmayanlar bölümü Hakkında Bilgi-Nedir / mısırın fethinin nedenleri ve sonuçları nelerdir? konusu gösteriliyor Özet:mısırın fethinin nedenleri ve sonuçları nelerdir? Sponsorlu Bağlantılar...
mısırın fethinin nedenleri ve sonuçları nelerdir?
|Açılış Sayfam Yap||Reklam||Kayıt ol||Konuları Okundu Kabul Et|
#3
|zeraa|
Cevap: mısırın fethinin nedenleri ve sonuçları nelerdir?
Mısır Seferinin Sonuçları
Mısır Seferinin Sonuçları
Memlûk Devleti yıkıldı. Suriye, Mısır ve Hicaz Osmanlı topraklarına katıldı.
Halifelik Osmanlılara geçti. Osmanlılar İslam dünyasının siyasi lideri haline geldi.
Osmanlı hazinesi altınla doldu.
Baharat Yolu Osmanlıların kontrolüne geçti.
Venedikliler Kıbrıs için Memlûklere ödedikleri vergiyi Osmanlılara vermeye başladılar.
Osmanlıların Doğu Akdeniz'deki etkinliği arttı.
Yavuz Sultan Selim 1520'de öldü; yerine oğlu Kanuni Sultan Süleyman geçti.
Nedenleri;
* Yavuz Sultan Selim'in İslam Dünyasının lideri olmal istemesi
* Baharat Yolu ve zengin bir tarım bölgesi olan Mısır'ı almak istemesi
* Dulkadiroğullarının osmanlı egemenliğine girmesi
* Memlüklerin Şah İsmail ile ittifak kurması
Mercidabık Savaşı(1516) Memlük sultanı Kansu Gavri yenildi,Suriye,Filist in Osmanlılara geçti. Ridaniye Savaşı(1517) Yeni sultan Tomanbay güçlü bir savunma hattı oluşturdu.Yavuz Sutan Selim müthiş bir taktikle ateşhattının arkasına geçti.Memlük devleti sona erdi,toprakları Osmanlının oldu. Sonuçları:
* Memlük toprakları alındı
* Memlük hazinesi alındı,hazine altın doldu
* Kutsal Emanetler İstanbula taşındı
* Halifelik Osmanlılara geçti
* Osmanlı devleti teokratik devlet yapısı kazandı
* Venedikliler Kıbrıs ödedikleri 10000 altını Osmanlıya ödemeye başladılar
* Baharat Yolu,Mısır alındı[ZEHRAA]
Konu zeraa tarafından (23-12-2010 Saat 06:11 PM ) değiştirilmiştir.
|Seçenekler|
|Stil|
mısırın fethinin nedenleri ve sonuçları nelerdir?
mısırın fethinin nedenleri ve sonuçları nelerdir? konusu, Başka Yere Sığmayanlar/Hakkında Bilgi-Nedir bölümünde tartışılıyor .
|Konu||Kategori|
|1 Birinci Dünya Savaşının Nedenleri ve Sonuçları||Ansiklopedi|
|Saçın dalgalı yada düz olmasının Nedenleri Nelerdir?||Başka Yere Sığmayanlar|
|Konu||Kategori|
|Evden eve nakliyat||Liseler & Üniversiteler|
|Şehir ve Firma Rehberi||Tatil ve Oteller|
|Tatil ve Oteller||Seo| | <urn:uuid:94df8be6-5d2c-4433-8365-b19b799a2838> | CC-MAIN-2014-15 | http://www.rehberim.net/forum/hakkinda-bilgi-nedir-682/847647-misirin-fethinin-nedenleri-ve-sonuclari-nelerdir.html | 2014-04-17T15:27:47Z | s3://commoncrawl/crawl-data/CC-MAIN-2014-15/segments/1397609530136.5/warc/CC-MAIN-20140416005210-00317-ip-10-147-4-33.ec2.internal.warc.gz | tur | 0.996812 | Latn | 23 | {} |
End of preview. Expand in Data Studio
No dataset card yet
- Downloads last month
- 4