Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
başlık
stringlengths
6
147
link
stringlengths
24
170
içerik
stringlengths
365
37.6k
analiz_sonucu
stringclasses
4 values
Fotoğrafın Emine Erdoğan'ın PKK flaması tuttuğunu gösterdiği iddiası
https://teyit.org/analiz/fotografin-emine-erdoganin-pkk-flamasi-tuttugunu-gosterdigi-iddiasi
Sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın PKK flamasını tutarken gösterdiği iddia edildi. Facebook’ta 9 Ekim 2018 tarihli İsmet Eser isimli kullanıcının paylaşımı şimdiye kadar yaklaşık 22 bin defa paylaşıldı ve 522 beğeni aldı. Fotoğrafın 16 Kasım 2013'te Diyarbakır’da yaptığı çekilen orijinalinde Emine Erdoğan’ın elinde flama ya da bayrak görülmüyor. İddiaya konu olan fotoğrafın orijinali. İddiaya konu olan fotoğraf 2015’ten beri sosyal medyada paylaşılıyor . 12 Kasım 2013 tarihli bir haberde , Erdoğan’ın 16 Kasım’da 300 kişilik toplu nikah töreni sebebiyle Diyarbakır’a gideceği ve bu sırada da Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani ile görüşeceği bilgilerine yer veriliyor. 16 Kasım Cumartesi günü toplu açılış töreni maksadıyla sahneye İbrahim Tatlıses, Şivan Perver, Barzani, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve çevresindeki bakanlar çıktı . Çözüm süreci ile ilgili açıklamalar yapıldıktan sonra aynı akşam Erdoğan, 300 çiftin nikah şahitliğini yaptı. İddiaya konu fotoğraf da bu toplu nikah töreni sırasında çekildi. YouTube’da 16 Kasım 2013’te Mersin Gündem isimli kullanıcının paylaştığı bir videoda Diyarbakır’daki toplu nikah töreninin tamamı izlenebiliyor. 1 saat 13 dakikalık videonun 18. dakika 15. saniyesinde aynı görüntünün başka bir açıdan çekilmiş haline ulaşmak mümkün. Ayrıca aynı gün çıkmış başka haberlerden söz konusu ziyarete dair diğer fotoğraflara da ulaşılabilir. 16 Kasım 2013’te çekilmiş başka bir fotoğraf Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kasım 2013’teki Diyarbakır ziyareti ile ilgili BBC Türkçe’nin ayrıntılı haberine de ulaşılabilir .
Yanlış
Pokemon ararken karşımıza çıkan yanlış haberler
https://teyit.org/analiz/pokemon-ararken-karsimiza-cikan-yanlis-haberler
İDDİA : ABD’de bir sürücü araç kullanırken Pokemon yakalamaya çalıştığı için zincirleme kazaya neden oldu. Haberin yayınlandığı CartelPress.com isimli web sitesi bu tarz gerçek dışı haberler yapmasıyla biliniyor. Böyle bir olay (henüz) gerçekleşmedi. İDDİA : Meksika’da Pokemon Go oynayan bir kişi Pokemon yakalamak isterken köprüden düştü. Böyle bir olayın gerçekleştine dair herhangi bir haber bulunmuyor. Sosyal medyada paylaşılan iddiada kullanılan görsel ise bir motorsiklet kazasına ait . Daha detaylı analizi buradan okuyabilirsiniz. İDDİA : Adana’da aynı Pokemon’u yakalamaya çalışan iki kişi birbirini vurdu. Sosyal medyada eğlence amaçlı hazırlanan montajlardan biri. Fotoğraf daha önce Rize’deki bir silahlı kavgaya ait . İDDİA : Utah’da trafik uyarı tabelasında “Don’t Pokemon and Drive” yazısı. Reddit’ten yayılan görsel trafik levhasının montajlanmış hali.
Yanlış
Hollanda'da suçlu olmadığı için hapishaneler kapatılıyor
https://teyit.org/analiz/hollanda-da-suclu-olmadigi-icin-hapishaneler-kapatiliyor
Hollanda, hapishanelerinde yüzlerce hücrenin boş olmasından dolayı şimdiye dek 19 tanesini kapattı. Hükümet, boş hücrelerin devlete ekonomik zorluklar yarattığını savunsa da gelecekte başka hapishanelerin kapatılmasına yönelik iddiaları reddediyor. Türkiye kamuoyunun daha önce de dikkatini çeken Hollanda hapishanelerinin kapatılması haberi, 2016 sonbaharında haber sitelerinde ve sosyal medya ağlarında bir kez daha gündeme geldi. Hollandalı "Dutch News" isimli gazetenin aktardığına göre, Hollanda Adalet Bakanı Ard van der Steur Mart 2016’da mecliste yaptığı konuşmada, hapishanelerde yüzlerce boş hücrenin olduğunu ve bunun hükümete büyük bir ekonomik yük getirdiğini savundu. Bunun yanı sıra her geçen yıl ülkedeki suç oranının azaldığını da aktardı. Telegraaf isimli bir başka Hollanda gazetesinin 5 hapishanenin daha kapatılacağına yönelik bilgilere ulaştığı haberlerine karşılık hükümet, gelecekte başka hapishanelerin kapanmasına yönelik bir çalışmasının olmadığını belirtti.
Doğru
TÜBİTAK'ın Hadron çarpıştırmak Allah'a şirk koşmaktır açıklaması parodi
https://teyit.org/analiz/tubitakin-hadron-carpistirmak-allaha-sirk-kosmaktir-aciklamasi-parodi
19 Haziran 2015’te kirpice.com ’un yayınladığı ve pek çok yayın kuruluşunun haberleştirdiği iddia, TÜBİTAK Genel Kurul Başkanı’nın “Hadron çarpıştırmak Allah’a şirk koşmaktır” dediği yönündeydi. Habere göre Genel Kurul Başkanı Selahattin Ermenek Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’nde düzenlenen “Kuantum Paradigması ve Parçacık Fiziği Hakikatı” panelinde söz alarak söz konusu sözleri sarf etti. Ne TÜBİTAK’ın Selahattin Ermenek isimli bir Genel Kurul Başkanı var, ne de herhangi bir TÜBİTAK yetkilisi “Hadron çarpıştırmak Allah’a şirk koşmaktır” dedi. Tıpkı Zaytung gibi, eğlence amacıyla uydurma haberler yapan kirpice.com , yayın politikasını da şöyle açıklıyor: Sitede yer alan haberlerin hepsi, kişilik bölünmesi yaşayan, şizofren bir yazarın kafasında yarattığı hayali olaylardır.
Yanlış
15 Temmuz darbe girişimi sırasında internette yayılan dokuz yanlış iddia
https://teyit.org/analiz/15-temmuz-darbe-girisimi-sirasinda-internette-yayilan-9-yanlis-iddia
İDDİA : Kızılay’da jetler alçak uçuş yaparken jetlere civata somun atıldı, bir kişi jetin üstüne atlamak istedi. (YANLIŞ) Fotoğraf, geçmişi 2004’e kadar uzanan bir Kızılay fotoğrafının montajlanmış hali. Bu iddia hakkındaki daha detaylı analizi buradan okuyabilirsiniz. İDDİA : Yapılmayan paylaşımdan ceza almamak için sorumluluk reddi ve hesabın gerçek olduğuna ilişkin yazının durum olarak Facebook’a yazılması gerektiği. (YANLIŞ) Çok sık yayılan bir yanlış bilgi. MİT’in ya da Jandarma Genel Komutanlığı’nın “Sosyal Ağ Bildirgesi” gibi bir belgesi bulunmamakta. Yapmadığınız paylaşımdan ceza almanız mümkün değil. Ayrıca verilerinizin kullanılması durumunda TCK kapsamında sorumluluğun Facebook’a devredilmesi de mümkün değil. Facebook’ta böyle bir güvenlik açığı bulunmuyor. Daha detaylı analizi buradan okuyabilirsiniz. İDDİA : Aliyev’in açıklamalarına göre Türkiye’de darbe olsaydı, Azerbeycan kara harekatı başlatacaktı.(YANLIŞ) Azerbeycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in açıklamalarında böyle bir ifade bulunmuyor. Aliyev, başsağlığı dilemiş ve üzüntüsünü dile getirerek seçimle iş başına gelmenin önemine vurgu yapmıştı. İDDİA : Kafası kesilmeye çalışılan Türk askeri. (YANLIŞ) Görsel Türkiye’deki darbe girişimi sırasında değil 2013 yılında Suriye’deki çatışmalar sırasında çekilmiş. Time Dergisi'nin 2013 yılında seçtiği en iyi 10 fotoğraf arasında yer alan Emin Özmen'in IŞİD'in gerçekleştirdiği bir infazın görüntüleri. İDDİA : Kafası kesilerek öldürülen Türk askeri. (YANLIŞ) 'Kafası kesilerek öldürüldü' denilerek paylaşılan fotoğraf Burak Salıvermez isimli bir vatandaşın askerlik fotoğrafı olarak Facebook’a yüklediği görsel. Facebook ve Instagram hesaplarından yaptığı açıklamayla Salıvermez, bunu belirtti. İDDİA: CNN TÜRK, T24 ve Cumhuriyet Gazetesi gibi mecralarda kullanılan Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün bombalanma videosu. (YANLIŞ) RT tarafından yayınlanan Gazze'nin bombalanması videosu Emniyet Müdürlüğü’nün bombalanması denilerek dolaşıma giren video 2014 yılına ve Gazze’nin bombalanmasına ait . İDDİA : Boğaziçi Köprüsü’nde linç edildiği iddia edilen asker fotoğrafı 2006 yılına ait. (YANLIŞ) Özellikle bazı fenomenler tarafından dolaşıma sokulan yukarıdaki görsel yerde kanlar içinde yatan askerin 2006 yılında Van’da bir askeri aracın devrilmesi sonucu yaralandığını iddia ediyor. Ancak yukarıdaki görselde gözüken “Askeri araç devrildi: Bir şehit, üç yaralı” başlıklı CNN Türk haberinin içinde yukarıda gösterildiği gibi bir görsel bulunmuyor. Bunun yanı sıra sosyal medyada dolaşan pek çok video ve Periscope kaydı da linç girişimini ve bu fotoğrafların darbe girişimi sonrası çekilmiş olduğunu doğruluyor. İDDİA : ABD Başkan adayı Trump tweet atarak “Asker ülkesini geri alıyor, başkan olursam Amerika’da da aynısı olacak” dedi. (YANLIŞ) Bu tweet @realDenaldTrump isimli gerçek olmayan, parodi bir hesaptan atılmış. Trump’ın gerçek hesabı ise @realDonaldTrump Ankara’dan olduğu iddia edilen fotoğraf Mısır’dan. Atatürk Havaalanı’ndan olduğu iddia edilen fotoğraf Kore’den ve 2015 yılından . Ankara’dan olduğu iddia edilen fotoğraf Mısır’dan ve 2011’den. Darbe girişimi sonrası sokağa dökülen halk olduğu iddia edilen fotoğraf Fas’tan ve 2015’ten .
Yanlış
Pensilvanya'da Gülen'in evine giden yollarda AK Parti reklamları
https://teyit.org/analiz/pensilvanya-gulenin-evine-giden-yollarda-ak-parti-reklamlari
Pensilvanya’da Fethullah Gülen’in evine giden yollar üzerindeki bilboardlarda AK Parti seçim kampanyasında kullandığı reklamların kullanıldığı iddiası doğru. Bu konuyla ilgili sosyal medyada şimdiye dek 3 farklı bilboardın fotoğrafı paylaşıldı. Paylaşılan ilk bilboard fotoğrafının I-80 otobanı üzerinde olduğu iddiası üzerine (görseldeki “Days Inn” tabelası ve “Old Exit 53” tabelası ipuçlarını kullanarak) Google Maps aracılığıyla aşağıdaki sonuca ulaştık. Google Maps’in sokak görünümü sayesinde alınmış ekran görüntüsü. Tam koordinatlar şu şekilde: 40.985014, -75.138192 Yukarıdaki ekran görüntüsünden anlaşılabileceği gibi, fotoğrafın çekildiği iddia edilen yerde gerçekten öyle bir bilboard alanı var ve görüntüyü şüpheli görselimizdeki gibi piksel piksel veriyor. Sosyal medya ve haber sitelerinde dolaşan ikinci bilboard fotoğrafını aşağıda görebilirsiniz. Bu görselin doğrulamasını ise bir başka tweet aracılığıyla sağladık. Esat Türkyolu isimli kullanıcı aşağıda izleyebileceğiniz drone ile kaydedilmiş bir videoyu tweetlemiş. Videonun sonlarına doğru dijital bilboarddaki reklamın değiştiğini görmek ve çevredeki bina ve ağaç detaylarını Google Maps aracılığıyla doğrulamak bize bu videonun da montaj olmadığına dair verileri sağlamış oldu. Ve tabii ki ikinci bilboardın gerçek olduğuna ve yerine dair elimizde güçlü bir veri oldu. Bu iki bilboardın ve bir üçüncüsünün (Esat Türkyolu’nun uyarması ve konumunu bulmamıza yardımcı olması sayesinde) Fethullah Gülen’in evine yakınlığı iddiasını ise harita üzerinden değerlendirdik. Bilboardların konumunu ve Gülen’in evini işaretlediğimiz etkileşimli haritaya bu linkten ulaşabilirsiniz.
Doğru
Akşam, 'Atatürk Havalimanı güvenli' haberini saldırının ardından kaldırdı
https://teyit.org/analiz/aksam-ataturk-havalimani-guvenli-haberini-saldirinin-ardindan-kaldirdi
29 Haziran 2016 günü akşam saatlerinde İstanbul Atatürk Havalimanı’nda gerçekleşen, 45 kişinin ölümüne ve yüzlerce kişinin yaralanmasına sebep olan saldırının ardından, kamuoyunda İstanbul Atatürk Havalimanı'nın güvenliğine ilişkin pek çok tartışma yaşandı. Akşam Gazetesi'nin patlamalardan bir gün önce, 28 Haziran 2016'da yayınladığı haber de bu tartışmaların bir parçasıydı. Akşam Gazetesi'nin “Havaalanı Güvenliğine Tam Not” başlığı ile yayınlanan haberinde, Avrupa havacılığını düzenleyen ECAC isimli kurumun 10 gün boyunca yaptığı incelemenin sonucunda havaalanında 2015 yılında saptanan 27 eksikliğin 5'e indirildiği, bu 5 eksikliğin havaalanı güvenliğini etkilemediği ve hayati önemde olmadığı, kalan eksikliklerin 45 gün içinde giderileceği belirtildi. Yayınlanan bu haber, havalimanına yapılan saldırının ardından Akşam Gazetesi’nin internet sitesinden kaldırıldı. Ancak haberin kaydı archive.is isimli sitede hala mevcut. Haberin aslına buradan ulaşılabilir. Öte yandan Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü, haberin görüntüsünü aynı başlıkla resmi Twitter hesabında paylaştı . Haberin içeriğinin ne kadar doğru olduğu ise, kanıtlanabilir değil. Ne DHMİ’nin ne de Atatürk Havalimanı’nın websitesinde ECAC’ın denetim yaptığına ve denetimin sonucuna ilişkin bir bilgi yok. ECAC Komitesi konuyla ilgili teyit.org 'un bilgi talep eden mailine verdiği yanıtta, \"yapılan denetimlerin sonucunun yalnızca üye ülkenin yetkilileri ile paylaşıldığını, havaalanı güvenliği için alınan önlemlerin olası saldırılar karşısındaki riskleri azalttığını ancak saldırıların önlenmesini garanti altına almadığını\" iletti.
Doğru
Obama'nın karşısında ayaklarını uzattığı kişi Nuri El Maliki değil
https://teyit.org/analiz/obamanin-karsisinda-ayaklarini-uzattigi-kisi-nuri-el-maliki-degil
Eski Ak Parti Milletvekili Mazhar Bağlı tarafından atılan bir tweette yer alan görselde, ABD Başkanı Obama'nın Irak Eski Başbakanı Nuri El Maliki'nin karşısında ayaklarını uzatarak oturduğu gözüküyor. Tweette kullanılan montajlı görselin orijinalinde ise Obama Oval Ofis’te ekibiyle konuşuyor. Obama'nın fotoğraftaki rahat tavrı, fotoğrafın yayınlandığı dönemde Amerika basınında da tepki çekmiş, fotoğraf çeşitli montajlarla eleştirilmişti . ABD Başkanı’nın tartışma yaratan diğer fotoğrafları da burada görüntülenebilir .
Yanlış
Gülen'in arkasındaki 'şimdi boku yedik' tablosu montaj
https://teyit.org/analiz/gulen-in-arkasindaki-simdi-boku-yedik-tablosu-montaj
15 Temmuz darbe girişiminin ardından yayılan bir çok haber ve fotoğraf arasında Fetullah Gülen'in bir fotoğrafı özellikle dikkat çekti. İddiaya göre Gülen'in arkasında asılı olan tabloda hat sanatı ile "şimdi boku yedik" yazıyordu. Fetullah Gülen’in geçtiğimiz yıllarda bilinmeyen fotoğrafları başlığıyla yayınlanan fotoğraflarından biri olan bu görselde Gülen’in arkasında yer alan tablo iddia edildiği gibi bir hat eseri değil. Montajlanan görselde kullanılan hat tablosu 2015 tarihli bir Radikal haberine konu olmuş : Ünlü hattat ve mücellit Emin Barın’ın “celi sülüs” ile yazdığı, ebru süslemeleri muhtemelen Necmeddin Okyay’a ait olan hatta “Şimdi b..u yedik” yazıyor. Bu yazının sıkça anlatılan hikayesine göre, Emin Barın’a siparişi veren İstanbul Ermenisi Aram Peştemalcıyan.
Yanlış
15 Temmuz'da jetlere atlamaya çalışan Resul K. iddiası
https://teyit.org/analiz/15-temmuzda-jetlere-atlamaya-calisan-resul-k-iddiasi
15 Temmuz darbe girişiminin ardından yayılan yanlış bilgilerden biri Kızılay Medyanı'nın üzerinde alçak uçuş yapan jetlerin üzerine bir binanın tepesine çıkarak atlamaya çalışan kişi ile ilgiliydi. Bu haber sosyal medya kullanıcıları tarafından paylaşıma sokuldu. Benzer bir iddia 15 Temmuz darbe girişiminin altıncı yIl dönümünde AKP eski Şanlıurfa Milletvekili Mazhar Bağlı tarafından dillendirildi. Bağlı, katıldığı bir televizyon programında darbe girişimi sırasında insanların, alçaktan uçan F-16'lara kafa atarak şehit olduklarını söyledi . Ayrıca Kızılay Meydanı'nındaki bir binanın tepesinde jetlere taş atan vatandaşlar olduğu iddiası da aşağıdaki görselle dolaşıma girdi. İddiaya dayanak olarak kullanılan yukarıdaki görselin montajsız hali 2004 tarihinde bir forumda yayınlanmış . Aşağıda orijinali görüntülenebilecek fotoğrafta Kızılay’ın ortasında bulunan lale şeklindeki ışıklı panonun da bulunmadığı dolayısıyla fotoğrafın 15 Temmuz darbe girişimi gecesinden olamayacağı söylenebilir. Montajlanan görsel Hürriyet gibi bazı haber sitelerinin konuyla alakası olmayan haberlerinde de kullanılırken 15 Temmuz gecesi Soysal İş Hanı'nın çatısına çıkarak jete atlamaya veya cisim atmaya çalışan insanların olduğuna dair güvenilir bir kaynak da bulunmuyor.
Yanlış
Erdoğan ve Putin'in tokalaşırken çekilen fotoğrafı
https://teyit.org/analiz/erdogan-ve-putinin-tokalasirken-cekilen-fotografi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin 9 Ağustos 2016'da St. Petersburg'da bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmede Erdoğan'ın Putin'in elini sıkarken başını eğdiği iddia edilerek aşağıdaki görsel paylaşıldı. AFP'den Alexender Nemenov'un çektiği fotoğrafın orijinalinde Erdoğan ya da Putin'in bu tarz bir hareket yapmadığı görülüyor. Aynı zamanda tokalaşma sırasında çekilen videolarda da iddia edildiği gibi bir an yaşanmıyor. İddiaya dayanak olan görsel, montaj.
Yanlış
NASA'nın açıklamaları arasında 'burç değişikliği' yer almıyor
https://teyit.org/analiz/nasanin-aciklamalari-arasinda-burc-degisikligi-yer-almiyor
Sabah , Yeni Alanya , Süper Haber , İnternet Haber ve Karar Gazetesi 'nde 4 Ağustos 2019'da yer alan bir habere göre NASA burçların tarihlerinin değiştiğini açıkladı. Ancak Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), dünyanın yörüngesel salınımının değiştiğini açıklasa da burçlara yönelik herhangi bir açıklama yapmadı. Burçların değişip değişmediğine ilişkin ise astroloji dünyasında bir görüş birliği yok. NASA'nın burçların değiştiğine dair açıklama yapmasına ilişkin iddia, hem ulusal hem de uluslararası basında geniş yankı buldu. Sabah Gazetesi'nin internet sitesinde "Burçlar değişti" bağlığıyla yer alan haberde "NASA, Dünya’nın yörüngesel salınımı değiştiği için burçların tarihlerinin de değiştiğini açıkladı. Örnek vermek gerekirse; 23 Temmuz-22 Ağustos arası doğanlar artık Aslan değil Yengeç Burcu!" ifadeleri kullanıldı. İddia, NASA’nın çocuklara yönelik blogu “SpacePlace”te yayınlanan yazıya dayanıyordu. İddialara konu olan yazı, aslında uzun zamandır yayında. Ancak yazının 13 Ocak 2016’da güncellenmesiyle burçların değiştiği tartışması alevlendi. NASA’nın tartışmalara konu olan yazısında, dünyanın yörüngesel salınımının değişmesinin astroloji ile ilişkisi adım adım anlatılıyor. ‘Astroloji Bilim Değildir’ başlığıyla başlayan yazı, NASA’nın astronomi bilimi üzerine çalıştığını, astrolojinin ise bir bilim olmadığını ve bilim insanlarının pek çok ışık yılı uzaklıktaki yıldızların, insanların günlük hayatları üzerinde bir etkisi olmadığını ifade ettiklerini anlatıyor. Yazının devamında takımyıldızları ve burçların ilişkisi aşağıdaki gibi ifade ediliyor: "Takımyıldızlarını, bir grup yıldız oluşturuyor. Bu yıldızlar, noktaların birleştirildiği yapbozlardaki gibi birleştirildiğinde ise, biraz hayal gücünün de yardımıyla hayvan ya da insanlara benzetilebilir. Ancak bu yıldızların gökyüzünde oluşturduğu desenler, onların birbirine bağlı olduğu anlamına gelmez. Çünkü birbirine yakın görünen yıldızların arasındaki mesafe, aslında hayal edilemeyecek kadar fazla. Takım yıldızlarının gökyüzüne yansıyan biçim ve pozisyonları ise çok yavaş değişir. Bir insanın ömründe böylesi bir değişikliğe rastlaması epey zordur." Yıldızları gözetlemenin tarihi epey uzun, 3000 yıl önce yaşayan Babillilere kadar dayanıyor. Babilliler, 12 eşit parçaya böldükleri Zodyak’ın her bir parçası için bir yıldız takımı belirledi. Dünya Güneş'in etrafında döndüğü sürece 12 parçadan birini aydınlattığı ve zaten 12 aya dayanan bir takvimleri olduğundan, Dünya'nın Güneş etrafındaki hareketinin her bir parçası, Babil takviminde bir aya denk geliyor. Babillerin burçları icat ettiği günden bu yana 3000 yıl geçti. Bu süre içinde takım yıldızlarının konumları değişti, çünkü Kuzey Kutbu, yani dünyanın ekseni aynı yöne bakmıyor. Yani evet, muhtemelen şimdiye dek bilinen burçlar Babillilerden bu yana değişti. Çünkü takım yıldızlarının Dünya’ya olan konumu değişti. Ancak NASA, burçları kendilerinin değiştirdiği yönündeki iddialara, yazının sonunda şöyle yanıt veriyor: “Burçları biz değiştirmedik, sadece hesaplama yaptık.” Pek çok haber sitesi burçların yeni tarihlerini yayınlasa da, NASA’nın hesaplamasının astroloji dünyasına etkisine, yeni burçların geçerliliğine ilişkin bir görüş birliği yok. Öte yandan Benzer bir tartışma, 2011’de de gündeme gelmişti. Konu hakkında Kozan Demircan'ın bu linkteki yazısına da göz atabilirsiniz.
Yanlış
Google gerçekten Çorum'u 'dünyanın coğrafi merkezi' ilan etti mi?
https://teyit.org/analiz/google-gercekten-corum-u-dunyanin-cografi-merkezi-ilan-etti-mi
Bir sosyal medya kullanıcısının internete yüklediği görüntü; "Google, dünya yüzeyinin coğrafi merkezini Çorum olarak işaretledi" haberlerinin yayılmasına neden oldu. Çorum'da büyük sevinç yaratan bu haberin gerçek olup olmadığı kısa süre sonra anlaşıldı. Türkiye'deki birçok haber sitesinde yayımlanan " Google, Çorum'u dünyanın coğrafi merkezi ilan etti" haberi, son olarak Anadolu Ajansı tarafından da servis edildi. Haberde şöyle denildi: "Google, dünya yüzeyinin coğrafi merkezini Çorum ili olarak işaretledi. Dünyanın en çok kullanılan arama motorlarından Google'ın haritalama servisi Google Haritalar, dünyanın coğrafi merkezini Çorum kırsalını oluşturan bölge olarak açıkladı. Şimdiye kadar yapılan hesaplamalarda teorik olarak dünyanın merkezi olan Çorum, Google Haritalar tarafından dünyanın merkezi olarak işaretlendi. ABD'nin sahil kenti San Diego'dan fizikçi Andrew J. Woods tarafından 1973 yılında yapılan hesaplamalara göre, dünyanın coğrafi merkezi Ankara'nın 150 kilometre güneydoğusu olarak belirlenmişti. 2003'te Holger Isenberg tarafından küresel dijital yükselti modeliyle yapılan yeni bir hesaplamayla ise dünyanın merkezi Çorum olarak açıklanmıştı. Daha önceden bu merkezin Mısır piramitlerinin yer aldığı bölge olduğu yönünde bazı teoriler de vardı." Oysaki Çorum'u "dünya yüzeyinin coğrafi merkezi" olarak işaretleyen Google değildi. Söz konusu işaretlemeyi, bir Türk sosyal medya kullanıcısı yapmış ve ardından da oluşturduğu haritanın ekran görüntüsünü fotoğraf paylaşım sitesi Imgur'a yüklemişti. "Dünyanın coğrafi merkezi" tanımı ise bilim çevrelerinde kabul gören bir kavram değil. Farklı parametreler kullanılarak farklı sonuçlara ulaşılabileceğini belirten uzmanlar, Çorum'u "dünyanın coğrafi merkezi" olarak belirleyen modelin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Ankara Üniversitesi'nden jeolog Mümtaz Kibar , söz konusu tartışmalarla ilgili yorumda bulunurken, "Jeoloji ve yer bilimlerine göre böyle bir merkez yok" ifadesini kullandı. Kibar, "Levha kalınlıkları, manyetik alan değişimleri ve kıtaların dünya içerisinde alan olarak yayılım miktarları farklılık gösterebilir. Bunun yanı sıra yaklaşık 4.5 milyar yaşında olan dünya oluşumundan günümüze değin sürekli değiştiği bir ortamda, dünyanın merkezinin belli bir yer olduğunun söylenmesi çok doğru olmayan bir kavramdır" diye konuştu. Çorum'u 2003 yılında "dünyanın coğrafi merkezi" olarak belirleyen Holger Isenberg; uzay konusuna meraklı, sıradan bir yazılım uzmanı. Alman vatandaşı Isenberg'in bilinen hiçbir bilimsel çalışması yok. Kaynak: Hürriyet / Cengiz Özbek
Yanlış
Pokemon Go oynarken köprüden düşen çocuk
https://teyit.org/analiz/pokemon-go-oynarken-kopruden-dusen-cocuk
Pokemon Go oyununun yaygınlaşmasının ardından sosyal medyada Meksika’da bu oyunu oynadığı sırada bir kişinin köprünün üstünden düştüğü iddia edildi. Oysa fotoğraf Şubat 2016'daki bir trafik kazasına ait.Meksika’da Merida Progreso Köprüsü’nün kuzeyinde yaşanan alkollü bir sürücünün motosiklet süren bir kişiye ters yönden çarpması sonucu oluşan kazanın haberine buradan ulaşabilirsiniz. Yabancı basında da yer alan "Pokemon GO oynarken köprüden düştü" haberlerinde de aynı görsel kullanılmış ve kayda değer bir kaynak belirtilmemiş.
Yanlış
Fransa polisi işçiye değil taraftara biber gazı sıkıyordu
https://teyit.org/analiz/fransa-polisi-isciye-degil-taraftara-biber-gazi-sikiyordu
Fransa'da oynanan final maçı esnasında eylem yapan işçilere polisin biber gazı sıktığını iddia eden görsel aslında polisin taraftar alanının kapasitesini doldurması nedeniyle, taraftarların alana girmesini önlemeye çalışırken biber gazı kullandığı ana ait. AFP muhabiri Thomas Samson’un yakaladığı kare 10 Temmuz 2016'da Paris’te Fransa ile Portekiz arasında oynanan Euro 2016 final maçı esnasında çekildi. Fotoğrafta gözüken biber gazı dumanlarının, sosyal medyada, Fransız işçilerin eylemleri nedeniyle polisin müdahalesi sonucu oluştuğu iddia edildi. Ancak gerçekte, Fransa polisi taraftar alanının (Fan Zone) 90 bin kişilik kapasitesini doldurması nedeniyle Fan Zone’a girmeye çalışan taraftarları durdurmaya çalışıyordu .
Yanlış
Gaziantep’te 'şehitler' için toplu mezar kazıldığı iddiası
https://teyit.org/analiz/toplu-mezar-kazimi-buyuksehirlerde-rutin-bir-uygulama
Sosyal medyada paylaşılan videolarda bir kullanıcı, Asri Mezarlık içerisindeki şehitlikte toplu mezar kazıldığını öne sürdü. İddia sahibine göre, toplu mezarlık kazılma motivasyonu önümüzdeki günlerde yeni şehitlerin defnedilecek olmasıydı. İşin gerçeği, pek çok büyükşehir belediyesinin gerçekleştirdiği rutin bir uygulama: Mezar yerleri, her zaman önceden açılıyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, şehirde günlük en az 35 cenazenin defnedildiğini açıkladı ve iddiayı yanlışladı . İl Emniyet Müdürlüğü, iddiayı ortaya atan M.H.’yi gözaltına aldı . Ayrıca EKAP’ta Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve diğer birçok belediyenin “mezar kazısı yapım işi” için ihaleler açtığı görülebiliyor. Örneğin Gaziantep Şahinbey'de 2020'de sonuçlanan ihalenin detaylarına erişilebiliyor . Benzer uygulamalar farklı şehirlerde de mevcut. Mesela Erzurum'da kışa hazırlık için mezarlar kazılıyor . Hava sıcaklığının kış aylarında eksi 40 dereceye kadar düştüğü Erzurum'da, mezarlar kompresör ve kepçe yardımıyla kazılıyor. Erzurum’da, toprağın bile donması nedeniyle bu sürede kullanılması için bin 800 mezar kazılarak hazır hale getirildi. 20 Ağustos 2016'da Gaziantep’teki bir kına gecesine yönelik gerçekleştirilen ve 50 kişinin yaşamını yitirdiği belirtilen canlı bomba saldırısının ardından sosyal medyada yayılan Gaziantep mezarlığı fotoğrafı tartışmalara yol açmıştı. İddialara göre 50’den fazla mezar yerinin kazılması, patlamada ölenlerin sayısının çok daha fazla olduğunu gösteriyordu. Bir diğer iddia ise daha çok patlama olacağı için Gaziantep Belediyesi’nin hazırlık yaptığıydı. İddialar üzerine Gaziantep Belediyesi, hazırlığın patlamayla ilgisinin olmadığı ve uygulamanın her zaman gerçekleştirildiğini ifade etti.
Yanlış
'Kadınlar insan değil memeli hayvan' haberi parodi
https://teyit.org/analiz/kadinlar-insan-degil-memeli-hayvan-haberi-parodi
Sosyal medya ve internethaber.com * gibi bazı haber sitelerinde yer alan habere göre, Suudi Arabistan’da gerçekleştirilen bir panelde bilim adamları “kadınların memeli oldukları, bu nedenle deve ve keçi gibi diğer memeli türleriyle aynı haklara sahip olabileceklerini” ifade etti. Ayrıca haberlerde “Women's Liberation Action Network” isimli örgütten de bilim adamlarının bu ifadelerini destekleyici açıklama geldiği yazıldı. Haber daha önce de yaptığı parodi haberlerle bilinen Zaytung benzeri bir site olan World News Daily Report isimli web sitesi çıkışlı. Parodi haberde geçen Women's Liberation Action Network isimli örgüt de gerçek değil, böyle bir kuruluş bulunmuyor. Parodi haberde kullanılan görsel ise Al Arabiya English WGS panelinden. Paneldeki konuşmalara ilişkin bir yazıyı burada bulabilirsiniz. *internethaber.com hatasını düzelterek, bir tekzip yayınladı.
Yanlış
'GATA'ya başörtülü hekim atandı' muamması
https://teyit.org/analiz/gataya-basortulu-hekim-atandi-muammasi
Cumhuriyet Gazetesi’nin “GATA'nın adı 'Sultan Abdülhamid' oldu, asker başhekim görevi böyle devretti” başlığı ile yayınlanan haberinde , Kadıköy'de bulunan GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi’nin Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği'ne devrolduğu, hastaneye yeni başhekim atandığı ve devir teslim töreni yapıldığı belirtildi. Haber fotoğrafı olarak Ankara 1. Bölge Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz ’ın GATA komutanı ile el sıkıştığı an kullanıldı. Vahdet gazetesi “GATA’nın adı ve başhekimi değişti” başlığı ile yayınladığı haberinde, “Hastanenin asker başhekimi, yeni başhekime görevini devretti” ifadesi kullanıldı . Haber fotoğrafı olarak yine Yılmaz’ın fotoğrafına yer verildi. Konu ile ilgili bu ve buna benzer yapılan haberlerde aynı fotoğrafın ve benzer ifadelerin kullanılması yeni başhekimin Ankara 1. Bölge Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz olduğu algısını yarattı. Akit Gazetesi’nin haber sitesinde ise “GATA’da manidar devir teslim töreni” başlığı altında GATA’nın Sağlık Bakanlığı’na bağlandığı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Ankara 1. Bölge Kamu Hastaneleri Birliği bünyesinde Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak hizmet vermeye başladığı ve devir teslim töreni yapıldığı haberi yer aldı. Haber fotoğrafı olarak yine Yılmaz’ın fotoğrafı kullanıldı. Ancak haberin devamında Yılmaz’ın yeni başhekim olduğu iddiasının doğrulanamadığı belirtildi. Ancak bu haberle yaratılan algıyı değiştirmedi. Yukarıdaki üç haber sitesi dahil konuyu haberleştiren sitelerin hiçbiri GATA’ya atanan yeni başhekimin kim olduğunu yazmadı. Eksik bilgili haberler ve kullanılan fotoğraflar sosyal medyada yeni başhekimin “türbanlı” olduğu, “Ak Parti’nin intikam aldığı” gibi yorumlara neden oldu. Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Ankara Birinci Bölge Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği’nin sitesinde ise aşağıdaki fotoğraf kullanılarak GATA’nın Sağlık Bakanlığı’na devrinin gerçekleştirildiği haberi yer aldı. Yine aynı sitede Sağlık Bakanlığı Üniversitesi Gülhane Eğitim Araştırma Hastanesi Yöneticisi olarak Prof. Dr. Mehmet Ali Gülçelik ’in atandığı belirtildi ve Gülçelik'in atandığı ana ait fotoğraf paylaşıldı.
Yanlış
İzlandalı kadınlarla evlenen göçmenlere para ödeneceği iddiası
https://teyit.org/analiz/izlanda-hukumeti-izlandali-kadinlara-evlenenlere-para-odeyecek-iddiasi
Bazı sosyal medya hesapları tarafından, İzlanda hükümetinin erkek nüfusunun yetersiz olması nedeniyle İzlandalı kadınlar ile evlenmeleri durumunda ülkede yaşayan göçmenlere aylık 5 bin dolar ödeyeceği iddia edildi. İzlanda hükümetinin konuyla ilgili yaptığı resmi bir açıklama olmadığı gibi İzlanda’nın günlük magazin dergisi Reykjavik Grapevine 'de 1 Temmuz 2016'da olayın doğru olmadığına dair bir yazı yayımladı. “ Hayır, hükümet İrlandalı ile evlendiğinizde size para ödemeyecek ” başlığı ile yayınlanan yazıda, iddiaların İzlanda'daki sosyal medya kullanıcıları arasında büyük bir tepki ve şaşkınlık yarattığı, İzlandalı kadınların Facebook’tan tanımadıkları erkekler tarafından mesaj ve arkadaşlık teklifleriyle taciz edildiği belirtilerek, hükümetin İzlanda’da evlenen göçmenlere cinsiyet farketmeksizin hiçbir teşvik ödemeyeceği ifade edildi. Yazıda İzlanda'da erkek nüfusunun şu an kadın nüfusundan daha fazla olduğu da belirtildi. Ayrıca Snopes da bu haberdeki iddianın doğru olmadığını belirterek bir yazı yayınlamıştı.
Yanlış
Mete Yarar, Tibet'teki havaalanını 'Kobane' diyerek yayınladı
https://teyit.org/analiz/mete-yarar-tibetteki-havaalanini-kobane-diyerek-yayinladi
22 Eylül 2016 tarihinde Veyis Ateş’in Habertürk’te yayınlanan "Akılda Kalan" adlı programına katılan güvenlik uzmanı Mete Yarar, Amerika Birleşik Devletleri’nin Kobane’deki askeri üssüne ait olduğunu iddia ettiği bir fotoğrafı canlı yayında izleyicilerle paylaştı. Yarar’ın iddiasının aksine fotoğraf dünyanın en tehlikeli havaalanları arasında gösterilern Tibet’teki Qamdo Bamdo Havaalanı ’nın bir fotoğrafı. Mete Yarar, hatasının farkına varmasının ardından Twitter'da yaptığı bir paylaşım ile özür diledi .
Yanlış
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde zikir
https://teyit.org/analiz/cumhurbaskanligi-kulliyesinde-zikir
Ankara Beştepe’de yer alan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi içerisindeki Beştepe Millet Camii'nde zikir töreni gerçekleştirildi. 31 Ağustos 2016 tarihinde bir YouTube videosuna dayandırılarak sosyal medyada ortaya atılan bu iddiaya göre Cumhurbaşkanlığı Külliyesi içinde yer alan Millet Camii’nde zikir çekildi. Galip Hasan Kuşçuoğlu Eğitim - Bilim - Kültür ve Yardım Vakfı’nın web sitesinde paylaştığı video ve bilgilere göre iddiaya dayanak oluşturan video kaydı 06 Ağustos 2016 tarihinde vakfın Millet Camii’nde gerçekleştirdiği “Rufai Zikri”ne ait. Aynı tarihte Mustafa Yılmaz isimli bir Facebook kullanıcısının da zikir sırasında Facebook üzerinden canlı yayın yaptığı görülüyor . Millet Camii’ni ziyaret eden bir kullanıcının YouTube’a yüklediği camii videosu da yukarıdaki videoların Millet Camii’nden çekildiğini doğrulayacak öğeleri (ışıklandırma, sütunlar vs.) taşıyor.
Doğru
22 Eylül'de Kilis'e atılan roket sonrası yayılan 5 yanlış fotoğraf
https://teyit.org/analiz/22-eylulde-kilis-e-atilan-roket-sonrasi-yayilan-5-yanlis-fotograf
22 Eylül 2016'da öğle saatlerinde Suriye tarafından bir roket mermisi Kilis kent merkezindeki pazar yerine atıldı. Olayda 5'i çocuk 6 kişi yaralandı . Akşam saatlerinde ise Kilis'e bir roket daha atıldı. İki kişinin yaralandığı ikinci roketin ardından TSK Suriye tarafına hava saldırına başladı. Yaşanan bu olayların ardından sosyal medyada ve bazı haber sitelerinde Kilis'e ait olduğu iddia edilen aşağıdaki fotoğraflar dolaşıma girdi. Yukarıdaki 3 fotoğraf Kilis'ten. Ancak tarih 22 Eylül değil. Nisan ayında Kilis'e atılan başka roketlerin ardından çekilmiş. Aşağıda gördüğünüz 2 fotoğraf ise Ocak ayında farklı günlerde Kilis'e atılan başka roketlerin ardından çekilmiş fotoğraflar.
Yanlış
'Atatürk milliyetçiliğine son vermek' isteyen Tanrıkulu değil, sahte hesap
https://teyit.org/analiz/ataturk-milliyetciligine-son-vermek-isteyen-tanrikulu-degil-sahte-hesap
22 Eylül 2016'da Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun Twitter hesabından atıldığı öne sürülen bir tweetin görsel sosyal medyada hızla yayılmaya başladı. Görselde, Tanrıkulu'nun \"Demokratik anayasa, statükocu, ırkçılığa dayalı Atatürk milliyetçiliğine son vermek, kardeş halkların özgürce yaşadığı bir Türkiye için CHP\" yazdığı öne sürüldü. Bu görsel Ege Express haber sitesinde de haber konusu oldu. Söz konusu tweetin atıldığı @SezginTanrikulu hesabı gerçek olmamakla birlikte askıya alındığı görülüyor. Sezgin Tanrıkulu’ya ait gerçek hesap @MSTanrikulu ve Tanrıkulu'nun Twitter geçmişinde böyle bir tweete rastlanmıyor. Ayrıca silinen tweetlerin arşivlendiği gercekizleyici.com sitesinde de Tanrıkulu’nun sildiği tweetler arasında da böyle bir tweet yok.
Yanlış
MEB, Orhun Abideleri ile Ahlat Selçuklu Mezarlığı'nı karıştırmış
https://teyit.org/analiz/meb-orhun-abideleri-ile-ahlat-selcuklu-mezarligini-karistirmis
Bazı sosyal paylaşım sitelerinde, Milli Eğitim Bakanlığı’nca dağıtılan 10. Sınıf Türk Edebiyatı kitaplarında Orhun Abideleri’nden bahsedilen bölümde kullanılan fotoğrafın Ahlat Selçuklu Mezarlığı’na ait olduğu yönünde iddialar ve kitabın ilgili sayfasının görseli paylaşıldı . Bu iddia hem dağıtılan kitap hem de Milli Eğitim Bakanlığı’na ait Türkiye’de tüm öğretmen ve öğrencilerin kullandığı EBA adlı sitedeki kitaba ait PDF ile uyuşuyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın dağıttığı Türk Edebiyatı kitabında Orhun Abideleri görseli olarak basılan görsel yanlış. Orhun Abideleri: Orhun Yazıtları, Göktürk Yazıtları ya da Köktürk Yazıtları, Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Orhun alfabesi ile Göktürkler tarafından yazılmış yapıtlardır. Bu yazıtlar Türkçenin tarihsel süreçteki gramer yapısı ve bu yapının değişimiyle ilgili bilgiler verdiği gibi Türklerin devlet anlayışı ile yönetimi, kültürel öğeleri, komşuları ile soydaşlarıyla olan ilişkileri ve sosyal yaşantısıyla ilgili önemli bilgiler içermektedir.Bilge Kağan ve Kül Tigin yazıtlarını Yollığ Tigin yazmıştır. Yollığ Tigin aynı zamanda Bilge Kağan'ın yeğenidir. Yazıtlarda bu abidelerin sonsuzluğa kadar kalması temennisi ile "Bengü Taşlar" denmiştir. Yazıtlar, 1889 yılında Moğolistan’da Orhun Vadisi'nde bulunmuşlardır.Bu yazıtlar II. Göktürk Kağanlığı'na aittir. Yazılış tarihleri MS. 8. yüzyılın başlarına dayanmaktadır. Yazıtlardan Kül Tigin Yazıtı 732 yılında, Bilge Kağan Yazıtı 735 yılında yazılmışlardır. Ahlat Selçuklu Mezarlığı: Bitlis'in Ahlat ilçesinde, yer alan, Selçuklu dönemi mezarlığıdır. Ortaçağ Türk mimarisi mezarlarını içeren bir açık hava müzesi niteliğindedir. Mezarlar şehrin Meydan Mezarlığı çevresinde ve Ahlat’ın eski mahallelerinde yer almaktadır. Sayıları bin civarındadır. Ancak anıt niteliğinde olanlar 118 adettir. Alışılmış mezar ölçülerinden büyük, 3.50 metre yüksekliğe varan ve her cephesinde süsleme bulunan dikdörtgen pirizma şeklindeki şâhideleriyle tanınırlar.Erken döneme ait en büyük Türk- İslam mezarlığıdır.
Doğru
Haritanın Lozan'da kaybedilen adaları gösterdiği iddiası
https://teyit.org/analiz/gokcek-feribot-sefer-haritasini-lozanda-verilen-adalar-saniyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 29 Eylül 2016’da yaptığı bir konuşma sırasında “İşte şu an Ege’yi görüyorsunuz değil mi? Bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan’da verdik. Zafer bu mu?" şeklinde sözler sarf etmesi Türkiye’de yeni bir gündem oluşturdu. Siyasiler, gazeteciler, tarihçiler Lozan Antlaşması ile ilgili bir çok açıklama yaptı. Bu konu üzerine bir açıklama da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'ten geldi. Gökçek şahsi twitter hesabından “ZEKA KÜPÜ LOZAN'CILAR. BAK BURNUMUZUN DİBİNDEKİ BU LAJİVERT RENKLİ ADALARI LOZAN DA YUNANİSTAN’A VERDİK. UTANMADAN LOZAN'A ZAFER DİYORSUNUZ” şeklinde bir tweet attı ve Lozan’da kaybedilen adaların görseli olduğu iddiası ile bir harita paylaştı. Yaptığımız araştırma sonunda görselin Lozan Antlaşması’nda kaybedilen adalara değil Estamos Travel adlı şirketin Yunan Adaları feribot turlarına ait olduğu ortaya çıktı. Yani Gökçek’in attığı tweet aslında bir feribot seferleri haritası. Google’da “Yunana Adaları haritası” şeklinde arama yapıldığında ilk sıranın 4. görselinin bu harita olduğunu da görmeniz mümkün. Araştırmayı biraz daha derinleştirerek “Lozan Antlaşması’yla verilen adalar” iddiasına kısaca bakalım. “Ege adaları” geniş bir alanı tanımlamakta ve bu adaların tamamının, tek seferde verildiği bir antlaşma yok. Adalar farklı dönemlerde yapılan farklı antlaşmalarla farklı devletlere verilmiş. Bunlardan biri 1912’de yapılan Uşi Antlaşması. Bu antlaşmayla halihazırda İtalya işgalinde bulunan Oniki Ada olarak bilinen adalar İtalya’ya bırakıldı. Ardından gelen 30 Mayıs 1913’teki Londra Antlaşması ’na konulan “Ege Adaları’nın geleceğinin büyük devletler tarafından kararlaştırılacağı” na dair madde ise 14 Kasım 1913’te imzalanan Atina Antlaşması ’na yön verdi. “Büyük devletler” Meis hariç 12 adanın İtalya’ya, Gökçeada ve Bozcaada hariç diğer adaların Yunanistan’a bırakılmasını kararlaştırdı. Meis ise, 1915’te , Fransızlar tarafından işgal edildi.1921’de ise Fransızlar tarafından İtalya’ya terk edildi. 1947’de yapılan Paris Antlaşması ile de İtalya yönetimindeki adalar Yunanistan’a verildi. Tarihçiler, Lozan Antlaşması için masaya oturulduğunda Türkiye’nin elinde zaten konuşulacak ada olmadığı görüşünde. İlber Ortaylı ise “Lozan’da siyasi sınır tartışacak durum olmadığını” söylüyor. ** Ege Adaları hakkkında daha fazla bilgi ve yorum için: http://www.hazalpapuccular.com/ege-adalari-uzerine-birkac-soz/ http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/45/1909/20038.pdf
Yanlış
MEB 48 sayısının okunuşunu yanlış yazdı
https://teyit.org/analiz/meb-48-sayisini-yanlis-okudu
Öğretmen Diyarı isimli bir forumda \"İlkokul 2. sınıf ders kitabında bu kadar olur cinsten hata !” başlığıyla paylaşılan bir görüntüye göre, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Talim Terbiye Kurulu'nun onaylayarak öğrencilere dağıttığı 2. sınıf Matematik ders kitabında bir sayının okunuşu hatalı yazıldı. İddiaya dayanak olan yukarıdaki görsel ile MEB'in öğretmenler ve öğrencilerin kitapların PDF versiyonlarına ulaşılabilmeleri için sağladığı EBA sistemindeki ders kitabının kaydı uyuşuyor. Ders kitabının PDF versiyonundan alınan ekran görüntüsü.
Doğru
İçerde dizisinde amk senin ben mesajı
https://teyit.org/analiz/icerde-dizisinde-amk-senin-ben-mesaji
Twitter'da yer alan bir iddiaya göre Show TV'de yayınlanan İçerde dizisinin 2. bölümünde bir sahnede başrol oyuncusunun elindeki telefonun Whatsapp ekranında küfürlü bir mesaj yer alıyor. İçerde 'nin 26 Eylül 2016 tarihinde yayınlanan ikinci bölümüne ait YouTube kaydınının 53:48 'inci saniyesindeki sahnede mesajlar arasında "amk senin ben" yazdığı görülebiliyor.
Doğru
Davalar karıştı: Halisdemir'in ailesine açılan tazminat davası yok
https://teyit.org/analiz/davalar-karisti-halisdemir-in-ailesine-acilan-tazminat-davasi-yok
Doğan Haber Ajansı (DHA) tarafından 04 Ekim 2016 tarihinde yayınlanan "Şehit Halisdemir'in Ailesine Tazminat Şoku" başlıklı haberde " Şehit Astsubay Başçavuş Ömer Halisdemir'in babası, darbe girişimini yaşadığı gece oğlunun öldürdüğü darbeci general Semih Terzi'nin ailesinin kendilerine 90 bin liralık tazminat davası açtığını ileri sürdü" ifadeleri yer aldı. Haberde ayrıca Barolar Birliği’nin de açılan tazminat davasına karşı dava açacağını iddia etti. DHA'nın servis ettiği haberin ardından birçok haber kuruluşu askerin ailesine tazminat davası açıldığı haberini yayınladı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ’ın Twitter’dan yaptığı açıklamaya ve TBB Basın Bürosu ’nun teyit.org 'a aktardığı bilgiye göre Ömer Halisdemir’in ailesine açılmış herhangi bir tazminat davası bulunmuyor. Bozdağ’ın açıklaması şöyle: “15 Temmuz 2016 Fetullahçı Darbe Teşebbüsünü önlemede büyük kahramanlık göstererek şehadet makamına yükselmiş merhum şehidimiz Ömer Halisdemir'in mirasçıları eşi ve çocukları aleyhine açılmış bir tazminat davası yoktur. Sosyal medyada yer alan haberler asılsızdır. Ayrıca her iki dava da nüfus müdürlüğünün yasa gereği ihbarı üzerine açılmıştır. Mirasçılık nedeniyle açılması zorunlu davalardır. Darbeci S.Terzi'nin mirasçılarıyla ilgili davanın, merhum şehid Ömer Halisdemir'in mirasçılarıyla ilgisi yoktur. Her iki dava ayrıdır. Darbeci Semih Terzi'nin mirasçısı eşi ve çocukları ile ilgili dava da "Çocuk mallarının korunması" davasıdır. İşin aslı,merhum şehid Ömer Halisdemir'in mirasçı eşi/çocuklarının,"çocuk mallarının korunması" için Aile Mahkemesine açılmış bir davadır.” https://twitter.com/bybekirbozdag/status/783408264734183424
Yanlış
Atme'deki saldırıya ait olduğu iddia edilen fotoğraf
https://teyit.org/analiz/atme-deki-saldiriya-ait-oldugu-iddia-edilen-fotograf
Atme’de 06 Ekim 2016'da gerçekleşen saldırıya ilişkin haber yapan Diken 'in Atme saldırısına ait olduğunu iddia ettiği fotoğraf aslında Ağustos ayında yine Atme’de gerçekleşen başka bir saldırıya ait. RT Arapça'nın haberinde de yer aldığı üzere söz konusu görüntü, 14 Ağustos 2016 tarihinde Atme sınır kapısında otobüste meydana gelen bombalı saldırı sonrasına ait. Diken, sosyal medyadaki uyarılar üzerine haber fotoğrafını kısa bir süre sonra değiştirdi.
Yanlış
Takvim Gazetesi'nin İşte Bylock! manşetinde fotoğraf hatası
https://teyit.org/analiz/takvim-gazetesinin-iste-bylock-mansetinde-fotograf-hatasi
Takvim Gazetesi 6 Ekim 2016 tarihli nüshası “İşte Bylock!” manşeti ile çıktı. Haberde Bylock yazılımını ODTÜ mezunu özel görevlilerin yazdığı, yazılımı oluşturan ekibin de Borajet’in sahibi Yalçın Ayaslı’nın uçağını kullandığı iddia edildi. Haberin görselinde ise Borajet’in sahibi ve iki ortağının fotoğrafları kullanıldı. Takvim Gazetesi manşetinde yer verdiği Borajet’in sahibi Yalçın Ayaslı ’nın fotoğrafını yanlış kullandı. Ayaslı olduğu iddia edilen kişi ODTÜ eski Rektörü Ahmet Acar . Google’a \"Ahmet Acar ODTÜ\" yazarak hem Takvim Gazetesi'nin kullandığı görseli hem de Acar’ın farklı görsellerini bulmak mümkün. *Takvim Gazetesi yaptığı bu hatanın ardından herhangi bir özür ya da tekzip yayımlamadı.
Yanlış
Yenibosna saldırısı: Fotoğraf Şirinevler'den
https://teyit.org/analiz/yenibosna-saldirisi-fotograf-sirinevlerden
Hürriyet ve BirGün gibi gazetelerin Twitter hesaplarından Yenibosna polis merkezine yönelik saldırı sonrasında çekildiği iddia edilerek yukarıdaki görsel paylaşıldı. Ancak paylaşılan fotoğraf 24 Mart 2015’te Şirinevler'de gerçekleşen metrobüs yangınına ait. Yangın sonrasında çekilen fotoğrafın 24 Mart 2015’te bir Twitter kullanıcısı tarafından paylaşıldığı buradan görülebilir. https://twitter.com/KarakasResat/status/580390313061163010
Yanlış
Çağrı Okulları'nın duvarında Hak yol Islam şiiri
https://teyit.org/analiz/cagri-okullarinin-duvarinda-hak-yol-islam-siiri
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz 6 Ekim 2016’da Çağrı Okulları ilkokul bölümünün açılışına katıldı. Açılış töreni sırasında çekilen bir fotoğraf Cumhuriyet , Sendika.org gibi haber sitelerinde yer alırken, okulun ön cephesine Abdurrahim Karakoç’un “Hak yol Islam” şiirinin asılı olduğu ve altına “Türk’ün Anayasası’na hak yol İslam yazacağız” sözlerinin eklendiği iddia edildi. teyit.org , açılış törenine ait, Milli Eğitim Bakanı Yılmaz'ın öğrencilerle çektirdiği hatıra fotoğrafına da ulaştı. Bu fotoğrafta Bakan Yılmaz'ın arkasında iddiaya konu olan tabelanın asılı olduğu görülüyor.
Doğru
Akeroğlu'nun üzerine çıktığı heykel Louvre'da değil
https://teyit.org/analiz/akeroglunun-uzerine-ciktigi-heykel-louvre-da-degil
Hürriyet ve soL Haber Portalı gibi bazı haber siteleri ve ekşi sözlük’te yer alan iddialara göre ünlü moda fotoğrafçısı Cüneyt Akeroğlu Fransa’daki Louvre Müzesi’nde bir heykelin üzerine çıkarak fotoğraf çektirdi. Haber sitelerinde Akeroğlu’nun fotoğrafı Instagram’a koyduğu, tepkiler üzerine sildiği belirtilirken, iddialara kaynak olan fotoğrafın “Louvre Müzesi’nde yer bildirimi yapılarak” paylaşıldığı da iddia edildi. Akeroğlu Instagram hesabında bir açıklama paylaşarak şöyle dedi; Gelecek hafta hayata geçecek projem için ışığı test etmek için kendime modellik yaptığım bir fotoğraf bu. (Heykel) özel mülkiyet, müzeye ait değil! Heykel sahibinin izniyle fotoğrafı çektirdim, nefret içeren yorumlara gerek yok! Güzel sanatlar okudum ve sanatın her türlüsüne saygım ve sevgim var! #SevgiVeSaygı Ünlü fotoğrafçının ablası Esra Akeroğlu da teyit.org ’a kardeşinin o fotoğrafı bir arkadaşının evinde çektirmiş olduğunu, Louvre Müzesi’nde böyle bir olayın yaşanmasının mümkün olamayacağını ifade etti. Akeroğlu’nun üzerinde fotoğraf çektirdiği heykel, “Pan and Daphnis” olarak bilinen bir eserin replikası. Eserin orjinali Napoli’deki Arkeoloji Müzesi’nde bulunurken , Louvre Müzesi’nde böyle bir replika bulunmuyor .
Yanlış
CNN Türk'ten Musul yerine Erbil fotoğrafı
https://teyit.org/analiz/cnn-turkten-musul-yerine-erbil-fotografi
CNN Türk'te Deniz Bayramoğlu'nun sunduğu Gündem Özel programının 15 Ekim 2016 tarihli yayınında, Musul Operasyonu konuşulurken ekrana operasyona ait olduğu iddia edilen üç fotoğraf yansıtıldı. Ekrana verilen fotoğraflardan sonuncusu bir uçak veya insansız hava aracından çekilmiş olduğu izlenimi veren ve şehrin ışıklarını gösteren bir görseldi. Sunucunun iddiasına göre fotoğrafta gözüken Musul idi ve siyah yerler IŞİD'in yaktığı petrol varillerinden çıkan dumanlardı. CNN Türk'te yayınlanan fotoğraf Bayramoğlu'nun iddiasının aksine fotoğraf Musul'dan veya Musul Operasyonu'ndan değildi. 1 Şubat 2016 tarihinde hellyluv.fans hesabından yapılan bir Instagram paylaşımında fotoğrafın Erbil'den olduğuna dair etiketler yer alıyor. Ayrıca Bölgesel Kürt Yönetimi'nin resmi sitesinde Erbil fotoğrafı olarak kullanılan gökyüzünden gece çekimi ile Musul olduğu iddia edilen fotoğraf uyuşuyor.
Yanlış
Takvim Gazetesi'nden Gülen'e Vatikan pasaportu montajı
https://teyit.org/analiz/takvim-gazetesinden-gulene-vatikan-pasaportu-montaji
Takvim Gazetesi, 8 Ekim 2016 tarihli nüshasının manşetiyle “FETO’ya Kardinal Pasaportu Verildi” iddiasında bulundu. Haberde “Fetullah Gülen, Acıbadem FEM Dershanesi'nde Vatikan Temsilcisi Maroviç, Ermeni Patriği Mutafyan, Hahambaşı İsak Haleva, Rum Patriği Bartholomeos ile bir araya geldi. Dini liderler, ona referans verdi. Gülen de bu referansla Vatikan'a gitti. 9 maddelik bir mektupla biat ettiğini bildirdi. Bunun üzerine özel kişi olduğunu gösteren bir belge, yani ‘kardinal pasaportu’ aldı, Türkiye'ye döndü. Ve bu pasaportunu cebine koydu, hastalık bahanesiyle 1999 yılında ABD'ye gitti” ifadelerine yer verildi. Gazete bu iddiasını da “Fethullah Gülen’in pasaportu” olduğunu öne sürdüğü bir görselle desteklemeye çalıştı. Ancak manşetteki pasaport fotoğrafınının montajlandığı, pasaportun orjinal halinin Domeniko Paradisi adına düzenlenen “ örnek ” pasaport olduğu ortaya çıktı. Domenico Paradisi adına düzenlenen pasaportun üzerindeki "specimen" damgası pasaport görselinin örnek olduğunu ifade ediyor. Google’da “Vatican passport” diye arama yapıldığında ikinci sırada örnek pasaport görselini bulmak mümkün. Bu görsel ise Quora adlı siteye 2014 tarihinde yüklenmiş. Takvim Gazetesi iddiasını desteklemek için yaptığı görselin sadece ad, soyad, pasaportun verildiği tarih ve fotoğrafını düzenlemiş. Bunun dışında kalan tüm bilgilerden el yazısına kadar her şey örnek olarak düzenlenen pasaporttaki haliyle bırakılmış. Montajla yerleştirilen Fethullah Gülen fotoğrafı ise yine Google’da “Fethullah Gülen” aramasında karşımıza çıkıyor. Bu fotoğraf, Takvim Gazetesi'nin 15 Aralık 2014 tarihinde çıkan nüshası ve daha sonra farklı tarihlerde yaptığı bazı Gülen haberleri için kullandığı görselle de aynı. Takvim Gazetesi'nin bu haberini konu edinen bazı haber siteleri ise başka bir yanlış bilgi üretti. O da pasaportun gerçekten “Domeniko Paradisi”nin pasaportu olduğu. Odatv’nin yaptığı haberde “Montajlanan pasaportun asıl sahibinin Domenico Paradisi olduğu ortaya çıktı” ifadeleri kullanıldı. İşin aslı pasaport Domenico Paradisi’ye ait değil. Yukarıda da bahsedildiği gibi pasaport “örnek” olarak hazırlanmış. Yani fotoğraf da, isim de ya da pasaportun verildiği tarih de tamamen örnek olması için hazırlanmış. Domenico Paradisi ismi ise 1700’lü yıllarda yaşamış İtalyan bir besteciye ait.
Yanlış
Cumhurbaşkanı Erdoğan Musul bizimdir demedi
https://teyit.org/analiz/cumhurbaskani-erdogan-musul-bizimdir-demedi
Musul Operasyonu, Türkiye gündeminde birçok tartışmanın açılmasına neden oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 22 Ekim'de yaptığı konuşma ise tartışmalara başka bir boyut kazandırdı. Cumhuriyet Gazetesi'nin internet sitesi Erdoğan'ın yapmış olduğu konuşmadaki sözlerini "Erdoğan: Musul bizimdir, ben tarih dersi veriyorum" başlığı ile haberleştirdi . Konuşmanın sosyal medyada ses getirmesi üzerine, Sol Haber Portalı , Yurt , İleri Haber , ABC Gazetesi gibi haber siteleri de haberi “Musul bizimdir” manşetiyle yayınladı. Ayrıca haber, Conflict News isimli İngilizce haber yayınlayan bir Twitter hesabında da aynı başlık ile paylaşıldı. İddiaların aksine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bursa'nın İnegöl ilçesinde Hacı Sevim Yıldız Mesleki Eğitim Kampüsü'nün açılışında yaptığı konuşmada “ Geçmişte Kerkük bizimdi, Musul bizimdi. Şimdi ben 'Misak-ı Milli' dedim diye rahatsız oldular. Ya niye rahatsız oluyorsunuz? Ben tarih dersi veriyorum ” ifadelerini kullandı. teyit.org 'un Twitter'daki uyarısının ardından Cumhuriyet, haberini düzelterek yeniden yayınladı.
Yanlış
Fotoğrafın Gülen yapılanması üssünü gösterdiği iddiası
https://teyit.org/analiz/feto-ussu-degil-washington-dulles-havaalani
Akşam Gazetesi'nin 24 Ekim 2016 tarihli nüshası "Washington'a dev FETÖ üssü" manşetiyle çıktı . Haberde , " FETÖ elebaşı Gülen’i iade etmeyen ABD'nin örgüte yeni bir ihanet üssü kurması için Washington’da bulunan 200 dönümlük arazi sattığı iddia edildi. Dev bir kampüsün yapılacağı arazide Türkiye’den kaçan FETÖ’cüler barınacak." ifadeleri kullanıldı. Üssün ise Dulles International Airport'a oldukça yakın olduğu belirtildi. Haber kısa süre içerisinde başka haber sitelerinde de yer bulurken, haber fotoğrafı olarak ise kuşbakışı çekilen yukarıdaki görsel kullanıldı. "9 dönümlük hayalet tesis" olarak tanıtılan ve "FETÖ üssü" olduğu iddia edilen bu alan aslında Dulles International Airport'un yukarıdan çekilmiş görüntüsü. Haberde her ne kadar iddia edilen üssün "Dulles International Airport'un" yakınlarında olduğu belirtilmiş olsa da, kullanılan fotoğraf için seçilen başlık, o fotoğrafın üssün kendisi olduğu algısını yaratıyor. Öyle ki hem sosyal medyada hem de haber sitelerinde yer alan haberlerde havaalanı görseli kullanılmasına rağmen, fotoğrafın üsse ait olduğuna dair oluşturulan algı sürdürülmek istendi. Öte yandan Dulles Havaalanı yakınlarına bir üs kurulduğu ya da kurulmak üzere olduğu iddiası hala şüpheli.
Yanlış
Mehmet Ağar darbe komisyonunda Çok solcu öldürdük dedi mi?
https://teyit.org/analiz/mehmet-agar-darbe-komisyonunda-cok-solcu-oldurduk-dedi-mi
“Fetullahçı terör örgütünün 15 temmuz darbe girişimi ve bu darbe girişimini gerçekleştiren (FETÖ) Fethullahçı terör örgütünün tüm yönleriyle araştırılıp alınması gereken önlemleri tespit etmekle görevli Meclis Komisyonu“nun 20 Ekim 2016’daki konuğu Mehmet Ağar’dı. Komisyonun yönelttiği sorulara cevap veren Mehmet Ağar’ın ifadeleri birçok haber sitesine konu oldu. Bu ifadeler arasında özellikle Ağar'ın Emniyet Genel Müdürü olduğu yıllarda Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyeleri hakkında söyledikleri çok konuşuldu. “AHMED ARİF” isimli bir Facebook sayfasında paylaşılan aşağıdaki capse göre bu ifadelerin arasında Mehmet Ağar’ın “Çok solcu öldürdük. Hepsi de iyi çocuklardı. Hiçbirinin elinde bıçak yoktu. Pırıl pırıl fikirleri vardı.” cümleleri de yer alıyordu. Mehmet Ağar’ın dinlendiği komisyon oturumunun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin resmi sitesinde yayınlanan incelenmemiş tutanağına göre iddiaya konu olan bu ifadeler gerçeği yansıtmıyor. Tutanağa ve CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun oturum sırasında yaptığı Periscope yayınına göre Ağar’ın konu ile ilgili ifade ettiği sözler şöyle: Ben şube müdürüyken bu bizim sol örgütlerin arkasında hep Rus servisi var zannediyordum, ona göre şartlanmıştık. Emniyet genel müdürü olunca anladım ki Batı servisleri var, hiçbirinin arkasında Rus servisi yok. Ruslar TKP’yi bir tek desteklemişlerdi. Sovyetler Birliğinde rejim çekilince TKP de ortadan kalktı. Hayatında eline bıçak almamış, düzgün fikir adamlarıydı, kabul etmek lazım hepsini, hiçbir şiddet eylemi olmayan insanlardı. Geri kalanların hepsinde Batı şeyleri var. Tabii, ben bulunduğum makamlar itibarıyla şu devlettir, bu devlettir filan, bunu diyebilmem mümkün değil. Bu çıkacaktır ortaya. Aşağı yukarı Türkiye’de de herkes biliyor bunları ne olduğunu, kim olduğunu.
Yanlış
Kayseri Valiliği: Gömülü uçaklar devlet sırrı
https://teyit.org/analiz/kayseri-valiligi-gomulu-ucaklar-devlet-sirri
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 18 Ekim’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 2016-2017 Akademik Yıl Açılış Töreni için yaptığı konuşmasında Kayseri’de gömülü uçaklar olduğunu dile getirerek şu ifadeleri kullandı: "Yeniden şekillenen Batı Paktı’nda yer alabilmek için Cumhuriyet sonrası elde ettiklerimizden dahi vazgeçirildik. Tüm zorluklara ve yokluklara rağmen kurduğumuz uçak fabrikalarımızın, sanayi kuruluşlarımızın kapılarına kendi elimizle kilit vurdurdular. Kayseri’de uçaklarımızın gömülü olduğu mezarlar var. O zaman yapıldı bunlar. Şu anda bizi uçağımızı yaptırtmamak için ellerinden geleni yapanlar var." Erdoğan’ın iddiasının ardından Sabah Gazetesi Kayseri’de 'toprağa gömülü bulunan savaş uçaklarının' ortaya çıkarılacağı yönünde bir haber yaptı. Daha sonra farklı haber sitelerinin de kullandığı haberde, 1947'de ABD'nin Türkiye'ye yardım planı ile bir anda ortadan kaybolan, envanterlerden silinen 72 adet Focke-Wulf FW-190 tipi uçaklardan 50'si Kayseri Eski Havalimanı'nın altında (2. Hava İkmal Komutanlığı ön cephesi) gömülü olduğu yönünde iddialara yer verildi. İHA’nın haberinde ise Amerikalı araştırmacı-yazar Stuart Kline ile yapılan bir görüşmede, dönemin Hava İkmal ve Bakım Merkezi’nin komutanı ile akrabalığı olan Uluhan Hasdal ’ın 1992 yılında bizzat kendisinin metal arama dedektörü ile gömülü uçakları tespit ettiği belirtildi. Ancak bu haber yalnızca iddia olarak kaldı. Haber herhangi bir belge ya da kayıtla desteklenmediği gibi Kayseri Hava İkmal Merkez Komutanlığı'nın da konu ile ilgili hiçbir açıklaması yok. Öyle ki konu hakkında bilgisi sorulan AK Parti Kayseri Milletvekili İsmail Emrah Karayel'e, bu bilgilerle ilgili resmi kaynaklardan bilgi bekledikleri yönünde açıklama yaptı. Karayel, " İlk aldığımız bilgilere göre toprağın altında savaş uçağı olması muhtemel metal yapılar tespit edildi. Bildiğimiz kadarıyla çıkarılma işlemi gerçekleşmedi " dedi. Teyit Bilgi Edinme Kanunu kapsamında Kayseri Valiliği’ne şu soruları sordu: Ancak Valilik, hukuki gerekçeler göstererek sorularımızı yanıtlamayı kabul etmedi. “24.10.2016 tarihinde Kayseri Valiliği birimine 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında yapmış olduğunuz müracaatınızın cevabı aşağıdadır. Konu ile ilgili Bilgi Edinme Kanununun 16., 19. ve 20. maddeleri gereğince bilgi verilememektedir. Bilgilerinize rica ederiz…” Kanunun ilgili maddelerini aşağıda görebilirsiniz: Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal , bugün (27 Ekim 2016) denetlemelerde bulunmak üzere Kayseri’ye gitti. Orgeneral Ünal, 2'nci Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı'nda geçmişte 50 Alman savaş uçağının toprağa gömülü olduğu iddialarıyla ilgili olarak sorulan sorulara "Bunlar asparagas" dedi . Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iddialarına, Orgeneral Ünal’ın yalanlamasına rağmen Kayseri Valiliği’nin bilgi vermeyi reddetmesi, AK Parti Kayseri milletvekili Karayel’in konu hakkında bilgisinin olmaması hala iddianın şüpheli olduğunu ortaya koyuyor. İHA'nın “O uçaklar düdüklü tencere olmuş” başlıklı haberinde, Havacılık Tarihi Araştırmacısı Rıfat Bayrak ’ın açıklamaları yer aldı. Bayrak, 1994 yılında zamanın Hava İkmal Komutanı Ergun Beligen ’e müracaat ettiğini dile getirerek Paşa’nın kendisine böyle bir şeyin mümkün olmadığı şeklinde yanıt verdiğini söyledi. Daha sonra Bakım Merkezi’nde çalışanlarla yaptığı görüşmeler sonucu, söz konusu uçakların hurdalarının 5 adet sandığa konularak korunduğu bilgisine ulaştığını söyledi. Bayrak ulaştığı bilgilere göre, Almanya’dan alınan 72 uçağın yalnızca 15’inin Kayseri’ye getirildiğini belirtiyor. Ayrıca; uçakların rahat inip kalkması için bazı parçalar konmuş olabileceğini belirten Bayrak, dedektör ile aramada buna rastlanmış olabileceğini ancak 50-60 uçağın gömülü olmasının söz konusu olamayacağını belirtiyor. Hava İkmal Bakım Merkezi Çıraklık Okulu’nda eğitim gören ve bir dönem çalışan Erciyes Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Şahin , “1947 yılının şartlarını düşünecek olursak, o tarihte Türkiye’de dozer, greyder gibi büyük iş makineleri henüz yoktu. Böyle bir işlemin kazma kürek ile yapılması lazım. Çok devasa çukurların kazılması ve o uçakların gömülmesi için ekip olması gerekir.” dedi. Olayın tümüyle mantık dışı olduğunu belirtti. Uçak filolarına yenileri dahil edildiğinde, eskilerin vekalet yedeği adı altında Hava İkmal Bakım Merkezi’nde bekletildiğini belirten Şahin, özellikle Ulubaş marka termo ve alüminyum gövdeli düdüklü tencerelerin bu hurdalarla imal edildiğini kaydetti.
Sonuçlandırılamadı
NASA, sülfür dioksit ve asit yağmuru tehlikesi
https://teyit.org/analiz/nasa-sulfur-dioksit-ve-asit-yagmuru-tehlikesi
Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD)'in Musul'un güneyinde yer alan El Misrak kükürt üretim tesisini ateşe vermesi ve kimyasal bir gazın açığa çıkması, sosyal medyada günün en çok konuşulanlarından oldu. teyit.org Whatsapp ihbar hattına gelen haberde , kükürtün yakılması sonucu ortaya çıkan sülfürün rüzgar ile Türkiye'ye gelmekte olduğu ve yağışla birlikte "kezzap etkisi" göstereceği belirtildi. Bir diğer iddia ise NASA'nın bölgedeki sülfürü gösteren harita görsellerini yayınlaması. NASA'nın 22 Ekim'den beri güncellediği ve sülfürün ilerleyişini, etki alanını anlattığı yazıda , Terra ve Aqua uydularının ilk kez 20 Ekim'de tespit ettiği yayılmaya dair iddiaya konu olan harita görselleri kullanılıyor. Yazıda sülfür dioksitin nefes alma sorunlarına ve hatta hayati risklere yol açabileceği belirtilmesine rağmen yukarıdaki tweette iddia edildiğinin aksine yayılımın Türkiye'nin güneydoğusunu etkileyeceği bilgisi NASA'dan değil. Hürriyet, Posta gibi haber sitelerine konuşan uzmanların görüşüne göre sülfür dioksit bulutu bugün (27 Ekim) ve hafta sonu güneydoğuyu etkisi altına alacak. Posta Gazetesi'ne konuşan İTÜ öğretim üyesi Prof. Mikdat Kadıoğlu bu tür kimyasalların toz ve gaz şeklinde havaya karıştığını, yağmurla karşılaştığında oksijen ve hidrojenle birleşerek sülfürik asit, halk arasındaki adıyla ‘kezzap’ olarak yere indiğini söyledi. NTV meteoroloji editörü Gökhan Abur ise canlı yayında zehirli gaz bulutunun ilerleyişini şöyle anlattı: Özellikle yarın akşam saatlerinden itibaren rüzgarın dönüp bulutları bize doğru getirmeye başlamasından itibaren Mardin-Şırnak arasında yağış başlayacak. Gece saatlerinde başlayacak yağış, ortamdaki nemin artmasını sağlayacak. Ortamdaki nem, su buharı. Su buharı da H2O ve SO2 ile birleştiği zaman H2SO4 dediğimiz halk deyimiyle bizim kezzap dediğimiz asiti oluşturacak. Ve dolayısıyla bize doğru yaklaştıkça, yağışın etkisini artırmasını beklediğimiz cuma ve cumartesi günü tamamen bizim sınırlarımız içine girmiş olacak. CNN'in yangını gösteren videosunu aşağıda görüntüleyebilirsiniz: https://twitter.com/cnni/status/790780285235425280 Meteoroloji Genel Müdürlüğü konu ile ilgili yaptığı açıklama ile zehirli duman bulutunun etkisini azaltarak rüzgarla birlikte Türkiye sınırından geçtiğini, ancak asit yağmuruna neden olmayacağını belirtti. "Bu gece saatlerinden sonra ve yarın (Cuma günü) bölgenin tekrar yağışlı bir havanın etkisine gireceği tahmin edilmektedir. Yağışla birlikte bölgedeki rüzgar akışlarının zamanla kuzey yönlere dönmesi beklendiğinden asit yağmuru riskinin zayıf olduğu değerlendirilmektedir. Uydu görüntüleri analizlerinde bugün güneyli hava akımları ile ülkemizin güneydoğu kesimleri üzerine etkisini azaltarak gaz taşınımı olduğu görülmektedir. Bu gece tekrar başlaması beklenen yağışın atmosferde bulunan bu gazı ilk etapta yere indirmesi söz konusudur. Daha sonra ise rüzgar döneceği için bölgeden ülkemiz üzerine gaz taşınımı ve asit yağmuru riski beklenmemektedir.” Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'ndan (AFAD) ise farklı bir açıklama geldi . CNN Türk’e konuşan AFAD’dan sorumlu Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, “ Bir miktar Şırnak ve Mardin’e ulaştı. İhmal edilebilir derecede sülfirik asit taşıyor. Bu gaz, yağış ve rüzgarla yön değiştirdikten sonra doğu batı istikamatinde Hakkari sınırından Hazar Denizi’ne ulaşacak. Bu gazı insanların solumaması gerekir. Kapalı alanlarda olmak gerekebilir ” dedi ve bu durum için ise herhangi bir uyarı yapılmasına gerek olmadığını belirtti. Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) bugün (28 Ekim) saat 11:00'de websitesine koyduğu bir açıklama ile muhtemel asit yağmurunun kirlilik içermesinin beklenmesine rağmen, kezzap etkisi göstermeyeceğini belirtti : Bu yağışlar belirli oranda kirlilik içermekle birlikte, kamuoyunda belirtildiği şekilde kuvvetli asit yağmurları (kezzap) etkisinin oluşması söz konusu değildir. Dicle Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Aziz Yağan da teyit.org'a gönderdiği e-posta ile konu hakkında detaylı açıklama yaptı: DAEŞ’in Musul’un güneyinde yer alan El-Misrak kükürt üretim tesisini ateşe vermesi sonucu açığa çıkan SO2 ve H2S gazları atmosfer yoluyla dağılıyor ve havadaki nem ile birleşip sülfürik asit (H2SO4) oluşturarak asit yağmuruna neden oluyor. pH'sı 5.6’dan düşük olan yağmurlara asit yağmurları adı verilir ancak ciddi problemler pH’4’ün altına düşüşlerde yaşanır. Gaz halinde yayılım nefes alma sorunlarına yol açarken, asit yağmurlarına dönüşümde tene temasla tarhiş edici etki gösterir. Yol açacağı sağlık probleminin boyutu maddenin konsantrasyonuna ve kişinin sağlık durumuna göre değişebilir. Vereceği zarar sadece canlılarla sınırlı değildir. Özellikle temas ettiği başta metal yüzeylerde, tarihi eserlerde de korozif yani aşındırıcı etki yapar. Bu nedenle vatandaşlarımızın sadece kendi sağlıkları açısından değil, bu yağmurlara maruz kalan metalik eşyalarına karşı da koruyucu olmaları gerekmektedir. Bu tür yağmurlardan sonra arabalar başta olmak üzere bu yağmurlara maruz kalan tüm metalik eşyaları bol su ile yıkamaları ve ardından kurutmaları korozyonu yani daha bilinir bir deyimle paslanmayı önlemek açısından çok önemlidir. Normalde korozyon giderleri ülkelerin yıllık ortalama GSMH’nin ortalama %5’ini kapsar. Yağmurun asit yüzdesinin fazla olması durumunda, vereceği zarar daha da artacaktır. Bu nedenle vatandaşlarımızın sağlıklarının ve metalik eşyalarının korunması için bu tür asidik yağmur uyarılarını, önlemleri ve maruz kalındıktan sonra yapılması önerilenleri ciddiye alması gerekmektedir. SON GÜNCELLEME: 28.10.2016 / 12.03
Doğru
Muza HIV mi enjekte ediliyor?
https://teyit.org/analiz/muza-hivaids-mi-enjekte-ediliyor
Facebook’ta zaman zaman çokça paylaşılan “Yurt dışından ithal edilen muzlara HIV enjekte ediliyor” ya da “AIDS hastaları, hastalığı yaymak için muza kanlarını enjekte ediyor” iddiaları birçok haber sitesi ve forumda da tartışmaya konu oldu. İddianın yayılmasına sebep olan Facebook paylaşımı. İddiaya dayanak olarak kullanılan görselde muzların üstünde kırmızı bir renk görülüyor. Bu kırmızı renklerden şüphelenen sosyal medya kullanıcılarının iddiası, muzlara HIV taşıyan kan enjekte edildiği. HIV alanında çalışan Kırmızı Kurdele İstanbul’un websitesinde yer alan Bulaşı Yolları başlığının altındaki maddelere göre HIV vücut dışında uzun süre tutunamıyor: “Virüs vücut dışı ortamlarda uzun süreler canlı kalamaz ve oksijenle teması halinde etkinliğini çok kısa sürede yitirir.” Konu hakkında uzmanlığına danıştığımız Kocaeli Üniversitesi’nden mikrobiyolog Prof. Dr. Murat Sayan HIV’in çoğalabilmesi için yaşayan hücrelere ihtiyacı olduğunu, virüslü bir kana dokunmanın veya yemenin bulaşma için yeterli bir sebep olmadığını ifade etti ve ekledi: “Enfeksiyonun ağız yoluyla bulaşma konusunda mutlak birşey söylenemez. Tükürükte bir hayli virüs olmasına rağmen öpüşme iyi bir bulaş yolu değildir. Ancak ağızda bir yara varsa risk oluşabilir. Ağız ya da deri bütünlüğü olduğu sürece, açık bir yara olmadıkça temas ile HIV bulaşmaz. HIV’ın bulaşması girişimseldir.” Sayan ayrıca teyit.org ’a her enfeksiyonun bir bulaşma yolu olduğunu belirtirken HIV’in bulaşması için bağışıklık sistemine temas etmesi gerektiğini, kanlı bir şeyi yemenin virüsü bağışıklık sistemine taşımayacağını ifade etti. “HIV virüsü taşıyan kan enjekte edilmiş” bir muzu yemenin ağızda yara olmadığı sürece AIDS’e neden olacağı iddiası gerçeklik taşımıyor. Bunun yanı sıra iddialara dayanak olarak kullanılan görseller aslında “kan enjekte edilmiş” değil hastalık kapmış muz fotoğrafları. Bitkisel enfeksiyon ya da mantar kapan bir muz siyah, kahverengi ya da kırmızı bir renk taşımaya başlıyor. Muz plantasyonlarında görülen bakteriyel hastalıkların listesine buradan ulaşabilirsiniz.
Yanlış
Buluşmanın belgesi değil Abant Platformu Toplantısı'ndan hatıra fotoğrafı
https://teyit.org/analiz/bulusmanin-belgesi-degil-abant-platformu-toplantisindan-hatira-fotografi
Akşam Gazetesi bugün (28.10.2016) “Terörün K.Irak’ta ihanet buluşması” manşetiyle çıktı. Haberde “HDP ile FETÖ’nün ortaklığı belgelendi. FETÖ’nün İsrail ve Ortadoğu İmamı Harun Tokak’la, HDP'li Altan Tan’ın bulunduğu grubun Kuzey Irak’ta buluştuğu ortaya çıktı” iddiası ortaya atılırken HDP Milletvekili Altan Tan ile Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Aranan Terörisler listesinde adı geçen Harun Tokak 'ın bir fotoğrafı yayınlandı. Gazete, Fethullahçı yapılanma soruşturması şüphelisi Harun Tokak ve Altan Tan'ın yer aldığı fotoğrafın "buluşmanın belgesi” olduğunu iddia etti . Akşam Gazetesi'nin iddiasının aksine fotoğraf güncel değil. Fotoğraf, 2009’da Abant Platformu'nun Erbil'de gerçekleştirdiği “Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” konferansı sırasında çekildi. Birçok yazar, akademisyen ve milletvekilinin katıldığı 2009 tarihli konferansta Altan Tan ve Harun Tokak da bulunuyordu. Tan'ın Twitter'dan yaptığı açıklamaya göre o toplantıda şu an Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı görevini sürdüren İbrahim Kalın da vardı: “Akşam Gazetesi 15-16 Şubat 2009 tarihinde Erbil’de yapılan ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İbrahim Kalın ile AKP Milletvekilleri, yüzlerce yazar, akademisyen ve gazetecinin de katıldığı Kürt Konferansında açık havada çekilen bir fotoğrafı gizli örgüt toplantısı olarak deşifre etti. Bu başarılarını kutluyor, soytarılıklarına devam etmelerini bekliyorum! Ethem Sancak sahibi olduğu gazetenin manşetine bakmıyor herhalde !!!” https://twitter.com/AltanTan1958/status/791947446137950209 Yeni Şafak Gazetesi de Akşam'ın iddiasını haberleştirmesine rağmen, 2009'da söz konusu konferansla ilgili Yasin Aktay'ın bir yazısını yayınlamıştı. Aktay, yazısında konferans ve konferans sonrası eğlencelerden şöyle bahsediyordu : “Saz olunca, gecenin solisti İbrahim Kalın oldu. Khanzad otelin asma katında Ali Bulaç, Haşim Haşimi, İhsan Süreyya Sırma, Altan Tan, Sadık Yalsızuçanlar'la birlikte Harun Tokak'ın motivasyon taktikleriyle gece yarısına kadar Türkçe ve Kürtçe türküler söyledik.” Harun Tokak da haberler7.com sitesinde 24 Mayıs 2009’da “Derin Anadolu’nun Aydınları” başlığı ile kaleme aldığı yazısında söz konusu konferanstan bahsediyor. Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak konferansı ile ilgili internette yer alan toplu fotoğraflar Altan Tan'ın iddialarını doğruluyor. Yasin Aktay'ın yazısında da kullanılan bu fotoğrafta, Altan Tan'ın Akşam Gazetesi'nde yer alan fotoğraftaki kişiyle yan yana durduğu gözüküyor. Ayrıca yine aynı hizada (Altan Tan’ın sağ tarafına doğru) Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İbrahim Kalın’ı da görmek mümkün.
Yanlış
'Molozlardan Özgürlük Heykeli'nin ardındaki gerçek
https://teyit.org/analiz/molozlardan-ozgurluk-heykelinin-ardindaki-gercek
Suriye’de savaş sonrası yıkımı gözler önüne sermek için, bir sanatçının molozlarla Özgürlük Heykeli'ne benzeyen bir heykel yaptığı iddiası Türkiye’de sıkça sosyal medyanın gündemine geliyor . İddiaların aksine fotoğraf gerçek bir heykelin değil, bilgisayarda yapılan bir çalışmanın ürünü. Suriyeli sanatçı Tammam Azzam , 2012 yılında yaptığı eserin amacının “Suriye’deki trajediye dikkat çekmek” olduğunu belirtiyor. Azzam Al-Arabiya ’ya verdiği demeçte şöyle söylüyor; Fotoğraf gerçek bir heykele ait değil, bilgisayarda yapılmış bir fotomantaj. New York’taki Özgürlük Anıtı ABD siyasetini temsil etmiyor sadece bir sembol olarak kullanılıyor. Eser, Suriye’deki tahribata rağmen iyimser bir mesaj taşıyordu. Ama bu uzun zaman önceydi. Independent’ta yer alan habere göre Azzam, Suriye’deki çatışmalara dikkat çekmek için eserlerinde genellikle bilinen sembollere ve sanat eserlerine yer veriyor: Suriyeli sanatçı Tammam Azzam, Suriye’deki krize karşı hitap yolunu buldu. Batı dünyasından ünlü resimleri, bombalanmış binaların üzerinde sergiledi. Azzam, Suriye’deki trajediye dikkat çekmeyi hedefliyor. Azzam’ın En popüler çalışması “Özgürlük Grafitisi (Freedom Graffiti)”. Gustav Klimt’in dünyaca ünlü eseri “The Kiss”, Suriye’de bombalan bir bina üzerinde. Azzam'ın Batılı eserleri Suriye'deki krizle birleştirdiği diğer çalışmalarına göz atabilirsiniz.
Yanlış
Abdullah Gül'ün 2012'de Fethullah Gülen'i Çankaya'ya davet ettiği iddiası
https://teyit.org/analiz/abdullah-gulun-2012de-fethullah-guleni-cankayaya-davet-ettigi-iddiasi
Sosyal medyada dolaşan bir görselde 2012 yılında Cumhuriyet'in 89. yılı resepsiyonunun iptal edilerek,Çankaya Köşkü’nde Abdullah Gül’ün ve Necmettin Erbakan’ın doğum günleri nedeniyle organizasyon düzenlendiği iddia edildi. Davetiye olduğu iddiasıyla paylaşılan bir görselde bu organizasyona Abdullah Gül tarafından Fethullah Gülen'in de çağırıldığı öne sürüldü. İddiaların aksine 2012 yılında Cumhuriyet'in 89. Yılı dolayısı ile organize edilen resepsiyon iptal edilmedi. Çankaya Köşkü’nde yapılan resepsiyona yaklaşık 2 bin 500 kişi davet edilirken, resepsiyonda ilk kez Türk Silahlı Kuvvetleri kuvvet komutanları ile BDP (Barış ve Demokrasi Partisi) milletvekillerinin bir arada olmaları basında geniş yer bulmuştu . Sosyal medyada yayılan yukarıdaki davetiyenin üzerinde yer alan Cumhurbaşkanlığı Forsunun yanlış kullanımı, kıyafet kurallarıyla ilgili açıklamalar ve davetiyenin arka planında gözüken Abdullah Gül fotoğrafı, davetiyenin gerçek olmadığına dair ipuçları veriyor. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül döneminde gönderilen başka bir davetiye. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül döneminde gönderilen başka bir davetiye. Ayrıca 2012’de Çankaya Köşkü’nde yapılan resepsiyonun görüntülerini aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.
Yanlış
Ermeni hastaya Ermeni donör: Kemik iliği nakli için aynı ırktan mı olmak gerekiyor?
https://teyit.org/analiz/ermeni-hastaya-ermeni-donor-kemik-iligi-nakli-icin-ayni-irktan-mi-olmak-gerekiyor
Sosyal medyada dolaşıma giren ve bir mesajlaşmaya ait olan ekran görüntüsü yeni bir tartışma başlattı: Tedavisi için kemik iliği nakline ihtiyaç duyan hastalar için aranan donörlerde ırk önemli mi? Twitter'da Ermeni bir hastanın ilik nakli için donör arandığı, ancak donörün hasta ile uyum sağlaması açısından "50 yaşının altında bir Ermeni" olmasının gerektiğine dair bir görsel paylaşıma girdi. Fazla takipçisi olan Hayko Bağdat gibi hesapların da bu görseli paylaşması konunun sosyal medyada tartışılmasına neden oldu. Peki gerçekten donörün hasta ile aynı ırktan olması mı gerekiyor? Konu ile ilgili görüşüne başvurduğumuz Kızılay Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TükKök) ırksal yatkınlıktan dolayı doku uyuşmasının daha fazla olabileceğini ancak bunun her zaman geçerli olmadığını belirtti. “Bu durum akrabalık bağlarının yüksek olma ihtimalinden kaynaklanıyor. Bu çağrı da bu ihtimal üzerinden yani uyumlu donörün daha çabuk bulunmasını sağlamaya yönelik olabilir. Kemik iliği nakline ihtiyaç duyan hastaların önemli kısmının iliği, birinci ve ikinci derecen akrabalarından bulunuyor. Yani anne, baba, kardeş gibi. Bunu bir halka olarak düşünebiliriz. Yani Asya ırklarının Amerika’daki bir donör bankasındansa bu çoğrafyadan donör bulma olasılığı daha fazla. Ancak bu genel geçer bir durum değil. Örneğin Avrupa’daki hastalarla Türkiye donörleri arasında şimdiye dek 7 eşleşme sağlandı. Bunların ikisine de kemik iliği nakli yapıldı.” Ermeni hasta için Ermeni donör aramak mantıksız değil. Donörün çabuk bulunması için bir yöntem olabilir. Ama yine de yüzde yüz sonuç veren bir yol olmadığını unutmamak gerek. TükKök'ün teyit.org'a verdiği bilgiye göre Türkiye’de yaklaşık 170 bin donör var. Bu donörlerden 899’unun dokusu kemik iliği hastaları ile uyum sağlamış durumda. Nakil yapılan hasta sayısı ise 170. daha çok donör daha çok hastayı kurtarmak demek. Önce Kızılay’ın sitesine girerek nasıl donör olunacağı konusunda bilgi sahibi olabilir ve daha sonra en yakın Kızılay merkezine giderek donör olmak için başvurabilirsiniz.
Karma
Adalet Bakanlığı'nın AIDS uyarısı 10 senedir internette
https://teyit.org/analiz/adalet-bakanliginin-aids-uyarisi-10-senedir-internette
Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dair Başkanlığı’nın yayınladığı iddia edilen “Halkımıza Uyarı” başlıklı bir belge bazı haber istelerinde “AIDS ve bulaşıcı hastalıklar uyarısı ” şeklinde yer buldu. Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimi olduğu iddia edilen Turan Açıkmeşe imzasını taşıyan belgede “Son günlerde karşılaşılan, sosyal salık tehdidi oluşturan, halka açık yerler kötü niyetli şahısların; Hepatit ve türevleri, AIDS; gibi bulaşıcı hastalık dağıtma girişimleri ile ilgili istihbaratlar alınmış ve bunların tüm yazılı, görsel basın ve internet aracılığıyla en hızlı şekilde halkımıza iletilmesi zorunluluğu doğmuştur” denilerek alınması gereken önlemlerin sıralanması dikkat çekti. Belge yaklaşık 10 sene önce mail yoluyla internette dolaşıma girdi. O dönemde haber sitelerine konu olan belge ile ilgili ekşi sözlük'te de bir başlık bulunuyor. "Adalet Bakanlığı'ndan yapılan açıklama" iddiasıyla dolaşıma giren belge ile ilgili söylentiler ve haberlerin artmasının ardından Adalet Bakanlığı konu ile ilgili Nisan 2007'de yazılı bir açıklama yaptı. Bakanlık yaptığı açıklamada belgenin kendilerine ait olmadığını söyledi: “Son günlerde internette ve mail ortamında 'Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığından Halkımıza Uyarı' başlıklı ve AIDS ile ilgili bir yazı; Adalet Bakanlığı resmi web sayfası logosu, Bilgi İşlem Dairesi ve Tetkik Hakimi Turan Açıkmeşe'nin adı kullanılarak e-mail olarak gönderilmiştir. Bakanlığımızda görev yapan kişilerin isim ve adres bilgilerine internet sayfamızdan ulaşmak mümkün olduğundan, isimlerin art niyetli kişiler tarafından başka amaçlar için kullanılması da mümkündür. Söz konusu olan e-mailin bakanlığımız ve tetkik hakimi Turan Açıkmeşe ile hiçbir ilgisi yoktur." Bakanlığın 2007'deki açıklaması üzerine haber siteleri “Hakimin ismiyle sahte AIDS uyarısı” , “Adalet Bakanlığı logolu 'AIDS maili' korsan çıktı” başlıkları ile belgenin gerçek olmadığını kaydetti. Ancak aradan 10 yıl geçmesine rağmen yeniden dolaşıma giren bu belge ile ilgili Adalet Bakanlığı bugün (2 Kasım) bir açıklama daha yayınladı. Bakanlık açıklamasında söz konusu metni hazırlayan ve sosyal medyada yayanlarla ilgili suç duyurusunda bulunacağı belirtildi. "Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığından Halkımıza Uyarı’ başlıklı AIDS ve bulaşıcı hastalıklar ile ilgili bir metnin, toplumsal paniğe yol açacak şekilde sosyal medya gruplarında ve mail yoluyla yayıldığını öğrenmiş bulunmaktayız. Sosyal medyada yayılan bu metin sahte ve uydurmadır. Söz konusu bildiri ile kötü niyetli kişi ve kişilerce toplumun hassas olduğu sağlık alanına yönelik panik havası yaratılmak istenilmektedir. Bu girişimin Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı ismi kullanılarak yapılmak istenilmesi sahte metne inandırıcılık sağlamayı amaçlamaktadır. Aynı olay 2007 yılında da kötü niyetli kişi veya kişiler tarafından toplumda infiale yol açmak için sahnelenmiş olup halkımıza ilgili metni dikkate almamasına ilişkin bir basın bildirisinde bulunulmuş ve ilgililer hakkında gerekli takibat yapılmıştır. Söz konusu metin ve içeriği tamamen uydurma olup Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı ile ilgisi ve ilişkisi bulunmamaktadır. Söz konusu metni hazırlayan ve sosyal medyada yayanlar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. "
Yanlış
Adana Demirspor'un disipline sevk gerekçesi İzmir Marşı değil
https://teyit.org/analiz/adana-demirsporun-disipline-sevk-gerekcesi-izmir-marsi-degil
Twitter’dan teyit.org ’a gelen bir ihbarda yer alan iddiaya göre, Adana Demirspor’un 30 Ekim 2016’da Ümraniyespor ile deplasmanda yaptığı maç sırasında, Demirspor taraftarının İzmir Marşı okuması üzerine, takım disipline sevk edildi. Oda TV , Mynet gibi haber sitelerinin haberleştirdiği iddia Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu tarafından Twitter’da paylaşıldıktan sonra sosyal medyada günün en çok konuşulanlarından oldu. Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) resmi sitesinde yayınlanan 01.11.2016 tarihli disiplin sevkleri listesinde Ümraniyespor - Adana Demirspor karşılaşmasının ardından Adana Demirspor’un disipline sevk gerekçesi şöyle açıklanıyor : “7- ADANA DEMİRSPOR Kulübü'nün 30.10.2016 tarihinde oynanan ÜMRANİYESPOR-ADANA DEMİRSPOR TFF 1. Lig müsabakasındaki "çirkin ve kötü tezahüratı" nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı'nın 53. maddeleri uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.” İlgili açıklamada yer alan “çirkin ve kötü tezahürat” ibaresinin İzmir Marşı’nı ve “Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa” tezahüratını ima ettiği iddia edilse de Adana Demirspor’a 1 Kasım 2016’da disiplin sevki ile ilgili TFF’nin gönderdiği belge konuya açıklık getiriyor. Disiplin sevkinin gerekçesinin yer aldığı ve kulübün eski medya sorumlusu Selçuk İspaha'nın tweet attığı belgede karşılaşmayı takip eden maç temsilcisinin aldığı notlar, Adana Demirspor taraftarının karşılaşma sırasında ettiği küfürler bulunuyor: TFF bugün (2 Kasım 2016) yaptığı bir açıklamayla da iddiaları yalanladı: Bilindiği üzere Adana Demirspor Kulübü, 30 Ekim 2016 tarihinde oynanan Ümraniyespor - Adana Demirspor maçı sonrasında taraftarlarının "çirkin ve kötü tezahüratı" nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı'nın 53. maddesi uyarınca, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'na sevk edilmiştir. Disiplin sevk işleminin bir basın organı ve sosyal medya mecralarında iddia edildiği gibi "Adana Demirspor taraftarlarının hep bir ağızdan İzmir Marşı okuması ve taraftarların 'Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa' tezahüratı yapması" ile kesinlikle bir ilgisi bulunmamaktadır.
Yanlış
Cem Yılmaz'ın saldırıya uğrayan heykeli satın aldığı doğru değil
https://teyit.org/analiz/cem-yilmazin-saldiriya-ugrayan-heykeli-satin-aldigi-dogru-degil
Ressam Ali Elmacı’nın Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamid’in yüzünü kadın bedeni formundaki bir heykele resmetmesine tepki gösteren bir grup, 3 Kasım’da İstanbul’daki Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Merkezi’nde bu yıl 11.’si düzenlenen Contemporary İstanbul Çağdaş Sanat Fuarı’nın açılış etkinliğine saldırmıştı . Sabah Gazetesi’nin Günaydın ekinde yer alan 4 Kasım tarihli ve “Abdulhamit'e büyük saygısızlık; utanç heykelini Cem Yılmaz satın aldı” başlıklı haberine göre Contemporary İstanbul’u ziyaret eden Cem Yılmaz tepki çeken heykeli 82 bin TL ödeyerek satın aldı . Tartışmalı heykeli satın alıp almadığı konusunda iddiaların yaygınlaşması üzerine Cem Yılmaz resmi Twitter hesabından bir açıklama yaparak haberleri yalanladı . Konu hakkında bilgi almak için ulaştığımız, söz konusu eserin sahibi Ali Elmacı, teyit.org’a yaptığı açıklamada şöyle konuştu; Cem Yılmaz'ın heykelimi satın aldığıyla ilgili haberler söylentiden ibaret. Heykel şu an depomda ve onu kişisel sergim olduğunda güvenli biçimde sergileyeceğim. Teşekkürler.
Yanlış
Hilal Kaplan'ın FBI ajanı intihar etti iddiası
https://teyit.org/analiz/hilal-kaplanin-fbi-ajani-kendini-oldurdu-iddiasi
Sabah Gazetesi köşe yazarı Hilal Kaplan dün (7 Kasım 2016) yayınladığı yazıda ABD’de gerçekleşecek başkanlık seçimini ve Hillary Clinton - Donald Trump çekişmesini kaleme aldı . Kaplan, yazısında Clinton’ın maillerinin internete sızmasından sorumlu olduğu düşünülen Michael Brown isimli bir FBI ajanının evinde ölü bulunduğu iddiasını da yazısına taşıdı. Kaplan, iddiayla ilgili şöyle yazdı; \"Kan döküldü\" dememizin sebebi de, son sızıntıdan sorumlu olduğu düşünülen FBI ajanı Michael Brown'la ilgili. Cumartesi gecesi, Brown'ın evinin alevler içinde olduğunu gören komşularının ihbarıyla eve gelen yetkililer, karısının bir kurşunla öldürüldüğünü ve Brown'ın da kafasına sıkarak intihar ettiğini açıkladılar. Şimdilik küçük birkaç 'komplocu' site hariç kimse açıkça olayı Clinton'larla ilişkilendirmeye cesaret edemiyor. Ancak Clinton hakkında soruşturma açılmasından günler sonra gerçekleşen bu 'intiharcinayet' kombinasyonunun uyandırdığı soru işaretleri belli. Hilal Kaplan’ın köşesine dek uzanan bu iddia birkaç gündür sosyal medyada paylaşılıyordu. İddiaların aksine hikaye gerçeklik taşımıyor. FBI ajanı olduğu söylenen Michael Brown ile ilgili bu hikayenin kaynağı The Denver Guardian isimli, yerel bir gazetenin internet haber sitesiymiş gibi davranan bir web sitesi. Clinton maillerinin sızıntısından sorumlu olduğu iddia edilen FBI ajanının eşini öldürdükten sonra intihar ettiği iddialarını yayınlayan ilk web sitesi olan The Denver Guardian, snopes.com’daki ilgili analizde belirtildiği üzere çalışmayan linkler ve yanlış sokak adresleriyle dolu, tamamen tık çekmek üzere hazırlanmış bir haber sitesi.
Yanlış
Portsmouth ve II. Abdülhamit iddiaları: Portsmouth Futbol Kulübü'nü kim kurdu?
https://teyit.org/analiz/portsmouth-ve-ii-abdulhamit-iddialari-portsmouth-futbol-kulubunu-kim-kurdu
Sosyal medyada ve bazı haber sitelerinde İngiltere’nin “FC TheLeague 2” olarak adlandırılan futbol liginde mücadele eden Portsmouth Futbol Kulübü'nün (Portsmouth FC) Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit tarafından kurulduğuna, bu nedenle kulübün ambleminde ay-yıldız bulunduğuna ilişkin iddialar yer aldı. Ancak bu iddialar, Portsmouth Futbol Kulübü'nün resmi açıklamalarının yanı sıra hilal ve 8 köşeli yıldızın Portsmouth’ta geçmişteki (II. Abdulhamit öncesi dönemdeki) kullanımı nedeniyle de şehir efsanesi olmaktan öteye geçemiyor. Bu yanlış algının temelini, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde İngiltere'nin Osmanlı topraklarında kültürel ve sportif faaliyetleri bahane ederek istihbarat çalışması yaptığı, dönemin padişahı II. Abdülhamit'in de buna karşılık aynı yöntemle istihbarat çalışmaları için İngiltere'de Portsmouth Kulübü'nü kurdurduğu, Osmanlı Devleti'nin aynı dönemde eğitim amacıyla Portsmouth kentine gönderdiği donanma gemisinin de bu olayla bağlantısı olduğu iddiaları oluşturuyor. İleri sürülen bu hususlar, Araştırmacı-Yazar Oktan Keleş ’in AA muhabirine 2010'da biryaptığı açıklamanın ardından kamuoyunda daha da bilinir hale geldi. Ancak, ileri sürülen iddiaların, tarihi kanıtlarla veya belgelerle desteklendiğine rastlanılamadı. Basında ve internet ortamında yer alan ilgili metinler incelendiğinde, Futbol Kulübü'nün II. Abdülhamit tarafından kurulduğuna ilişkin iddiaların yegane kaynağının takımın armasındaki –genellikle Müslüman toplulukların simge olarak seçtiği ve tarihte birçok topluluk tarafından benimsenen– hilal ve 8 uçlu yıldız olduğu görülüyor. Oysa ki, kulübün amblemindeki ay-yıldız, Portsmouth şehrinin yaklaşık 800 yıldır resmi simgesi. Kaynaklar , 1189-1199 yılları arasında İngiltere'yi yöneten Kral I. Richard'ın (nam-ı diğer Aslan Yürekli Richard) 1191 yılında Bizans İmparatorluğu yönetimindeki Kıbrıs'ı fethi sırasında gördüğü hilal ve yıldızdan oluşan bayrağı beğendiği ve benimsediğini aktarmakta. Armanın, Portsmouth'a kasaba ünvanının verildiği 2 Mayıs 1194 tarihinde, I. Richard döneminin Lordlar Kamarası Başkanı William de Longchamp 'ın armasından da kopyalandığı ve kentin amblemi haline geldiği belirtilmekte . Bu iddialar, Portsmouth şehrinin resmi internet sitesinde de ayrıca teyit ediliyor. Şehrin ay-yıldızlı armasının tarihteki ilk resmi teyidi ise, 1622 ve 1686 yıllarında gerçekleşen hanedan adına yapılan resmi denetim ziyaretleri (Heraldic Visitations) esnasında gerçekleşti. Yani, II. Abdülhamit devrinden çok önceleri. Portsmouth şehri tarafından yüzyıllar boyu kullanılan amblem de şehrin Futbol Kulübü tarafından benimsenerek takım amblemi haline getirildi. Dolayısıyla, II. Abdülhamit devrinin çok öncesine dayanan bu amblemin, Portsmouth Futbol Kulübü'nün simgesi haline gelmesinde II. Abdülhamit’in doğrudan bir etkisinin bulunduğu ve kulübün II. Abdülhamit tarafından kurulduğu iddiası, sağlam kanıtların eksikliği nedeniyle inandırıcılığını yitiriyor.
Yanlış
Özel hastanelerde fatura istemek her şey dahil 62 TL ödemeye yeterli mi?
https://teyit.org/analiz/ozel-hastanelerde-fatura-istemek-her-sey-dahil-62-tl-odemeye-yeterli-mi
Sosyal medyada ve WhatsApp gruplarında “Dikkat” başlığı ile yayılan görselde özel hastanelerle ilgili bazı iddialara yer verildi. İddiaya konu olan yazıda “Özel bir hastaneye gittiğinizde hastaneden ayrıntılı fatura ve epikriz raporunuzu isteyin. Neden istediğinizi sorduklarında ‘Sağlık il müdürlüğüne vereceğim’ dediğinizde, hastaneden her şey dahil; kan tahlili röntgen gibi ne varsa 50 TL artı 12 TL’de devlet katkı payı ile beraber 62 TL ücret karşılığında işiniz hallolacaktır” ifadeleri yer aldı. Yurttaşların, özel hastanelerin tahlil ve muayene için talep ettikleri yüksek miktardaki ücretleri düşürme yöntemi olarak paylaştığı düşünülen bilgiler gerçeği tam anlamıyla yansıtmıyor. Özel hastaneler, devlet hastanelerinde belirlenen muayene ve tahlil ücretlerine kıyasla vatandaşların tedavilerinden yüzde 200'e kadar fark alabiliyor. Bu düzenleme Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) sitesinde yer alan bir haberde şöyle anlatılıyor : “2008 yılında, Bakanlar Kurulu bu yetkisini kullanarak ilk olarak ilave ücret oranını yüzde 30'a çıkardı. Zaman içinde bu oran, yine Bakanlar Kurulu kararlarıyla yüzde 70'e ve ardından yüzde 90'a çıktı. Ancak fark ücreti konusundaki tırmanış hız kesmedi ve 2013 yaz aylarının başında çıkarılan bir torba kanunla, Bakanlar Kurulu'na bu sefer yüzde 200'e kadar fark ücreti belirleme yetkisi verildi. Bu kanun sonrası beklenen oldu ve geçtiğimiz günlerde çıkan Bakanlar Kurulu kararıyla özel hastanelerin sigortalıdan alacakları fark ücretinin tavanı yüzde 200'e çekildi. Bakanlar Kurulu kararında, "Kamu idaresi sağlık hizmeti sunucuları dışındaki vakıf üniversiteleri dâhil sözleşmeli sağlık sunucuları, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu'nca belirlenen sağlık hizmetleri bedelinin en fazla iki katına kadar ilave ücret alabilirler" deniliyor. Sonuç olarak, bugüne kadar tedavi masrafı için SGK'dan 100 TL alan özel hastane, sigortalıdan da 90 liraya kadar ücret talep ediyorken, Bakanlar Kurulu kararı sonrası 200 TL'ye kadar fark talep edebilecek.” teyit.org ’a bilgi veren özel hastane yetkililerinin aktardığına göre, devlet hastanesinde bir tahlil için biçilen bedel 10 TL ise, özel hastane aynı tahlil için hastadan 30 TL’ye kadar ücret talep edebilir. Ancak hastane isterse hastadan tahlil ya da muayene hizmeti için herhangi bir ücret talep etmeyebilir veya üst sınır olan yüzde 200 fark yerine yüzde 70 fark isteyebilir. Özetle, hizmetin bedelinin ne kadar farkla belirleneceği özel hastanelerin inisiyatifinde olmakla birlikte bu fark SGK tarafından belirlenen masrafın yüzde 200’ünü geçemiyor. Dolaşıma giren bu görselde bahsedildiği gibi 62 TL’ye özel hastanelerden “ne varsa” yararlanabilmek pek mümkün gözükmüyor. Peki çokça paylaşılan yazıda belirtilen “ayrıntılı fatura ve epikriz raporu” ne anlama geliyor? Ayrıntılı fatura, hastaneye hizmet karşılığında ödenen ücretin ayrıntılı dökümü. Epikriz raporu ise, tedavisi hastanede yatılı kalmayı gerektiren hastaların hastaneden taburcu oldukları zaman aldıkları rapor. Bu raporda da hastanın kimlik bilgileri, yattığı servis, yapılacak işlemler, işlem tarihi, başvuru nedeni muayene ve bulgular, süreç ve tedavi, ameliyat notu, açıl durumda aranacak kişinin telefonu gibi bilgiler yazıyor. Ayrıntılı fatura ve epikriz raporu, talep edildiği takdirde hastane yönetimi tarafından hastaya verilmek zorunda . Kurumla sözleşmeli/protokollü vakıf üniversiteleri ile özel sağlık kurum ve kuruluşları, aynı başvuru numarası altında yapılan Kurumca karşılanan sağlık hizmeti bedellerinin toplamının 100 (yüz) TL’yi aşması halinde, bu hizmetleri ve varsa ilave ücret tutarını gösterir, SUT eki “Hastaya Sunulmuş Olan Hizmetleri ve İlave Ücreti Gösterir Belge” yi (EK-1/B) yatan hasta tedavilerinde en geç hastanın taburcu olduğu tarihte, diğer tedavilerde ise işlemin yapıldığı tarihte hastaya vermek zorundadır. Ancak hastanın istemesi halinde tutar sınırı olmaksızın sunulan tüm işlemleri ayrıntılı olarak gösteren bilgi ve belgeler hastaya verilmek zorundadır. Söz konusu bilgiler aynı süreler içerisinde elektronik ortamda da sağlanabilir. WhatsApp gruplarında ve sosyal medyada paylaşılan “62 TL’ye tüm tahlilleri yaptırabilirsiniz” bilgisinin ardında yatan gerçek aslında, özel hastaneleri kullanan kişilerin birbirini ayrıntılı fatura isteme konusunda uyarmaya çalışması. Eğer muayene veya tedavisine ilişkin aldığı ayrıntılı faturada, hasta, ödemesi gerekenden fazla ek ilave ücret ödediğini fark ederse, hastaneden bu ücreti geri talep etme hakkına sahip. Fazla ödenilen ücretler için vatandaşlar ilk önce hastaneye bu durumu bildirerek alınan fazla ücreti talep edebilir. Bu yöntem sonuç vermezse yetkililer hakkında SGK'ya, il sağlık müdürlüğüne veya Sağlık Bakanlığına şikayet dilekçesi vermek gerekebilir. Aynı zamanda mağdur olduğunu düşünen hasta yetkililer hakkında savcılığa suç duyurusunda da bulunulabilir.
Yanlış
Simpsons, Trump'ın başkanlığını 2000'de öngörmüş müydü?
https://teyit.org/analiz/simpsons-trumpin-baskanligini-2000de-ongormus-muydu
Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) gerçekleşen başkanlık seçimlerinde Donald Trump’ın ilk tur seçimlerini kazanmasının ardından, Twitter’da Trump hakkında pek çok iddia gündeme geldi. Bunlardan biri de Amerika’da uzun yıllardır yayınlanan The Simpsons adlı çizgi filmin 2000 yılında yayınlandığı bir bölümü ile ilgili. İddiaya göre, çizgi filmin ilgili bölümünde Donald Trump’ın 2015’te ABD başkanlığına aday olacağı öngörülmüştü. Haber sitelerinin de yer verdiği görselde, 2000 yılından olduğu iddia edilen bölüm ile ABD başkan adayı Donald Trump’ın adaylık konuşması sırasında çekilen fotoğraflarının benzerliğine dikkat çekiliyor. Ancak görselde kullanılan çizgi film kareleri, iddia edildiği gibi 2000 yılına ait değil. 7 Temmuz 2015’te Fox TV’de yayınlanan the Simpsons'ın “Trumptastic Voyage” isimli bir bölümünden alınma. Bu bölümde Simpsons ailesinde baba karakteri olan Homer dışarıda dondurma yerken yanına bir adam geliyor ve “Bir sonraki başkanın kim olacağını merak ediyor musun?” diye soruyor. Ardından gelen sahnede, Homer, Trump’ın destekçileri arasında görülüyor. İddiaya konu olan görselde 2015 olarak etiketlenen ve sağ tarafta yer alan Trump fotoğrafları ise, Trump’ın Başkanlık adaylığını açıkladığı 16 Haziran 2015’e ait. Yani Trump başkanlık adaylığını açıkladıktan 3 hafta sonra The Simpsons “Trumptastic Voyage” videosunu yayınlıyor. 7 Temmuz’da yayınlanan The Simpsons bölümüne dikkatli bakıldığında videonun 55. saniyesinde 2015’te vizyona giren “Ters Yüz (Inside Out)” isimli animasyon filminin “Öfke” karakterini görmek de mümkün. Donald Trump, 2000'de yapılan seçimlerde de başkanlık için Reform Partisi'nden aday adaylığını koymuş kısa süre sonra ise çekilmişti. O dönemde bu durum The Simpsons çizgi filmine konu olmuştu. Çizgi filmin 19 Mart 2000 tarihinde yayınlanan “Bart to the Future” adlı bölümünde dizinin ana karakterlerinden Bart Simpson kendi geleceğine gidiyor. Bu gelecekte, Bart’ın ablası Lisa Simpsons'ı ABD başkanı olarak görüyoruz. Hem de Trump’tan hemen sonra. Lisa Oval Ofis’te danışmanlarına, “Bildiğiniz gibi Trump’tan bize ciddi bir bütçe sıkıntısı miras kaldı. Durum ne kadar kötü?” diye soruyor. Bir bakan, yere çakılan bir grafik eşliğinde “Beş kuruşumuz yok” yanıtını veriyor. Bölümün devamında Lisa, ülkeyi Trump’ın miras bıraktığı ekonomik çöküşten kurtarmak için çeşitli politikalar üretiyor. Hollywood Reporter’a konuşan senarist Dan Greany, bölümde Lisa’nın çözemeyeceği kadar büyük sorunlar yaratmak istediklerini ve bunun ancak Donald Trump’ın olası başkanlığı ile mümkün olacağı kanaatine vardıklarını anlattı. “Bu Amerika’ya bir uyarıydı” diyen senarist Greany, Bu [Trump’ın başkanlığı], dibe vurmaktan önceki son durak gibi görünüyordu. Delirmekte olan bir Amerika vizyonuyla uyumlu olduğu için senaryoya dahil edildi” dedi. Simpsons’ın 2000'de yayınlanan “Bart to the Future” bölümüyle Donald Trump’ın başkan olacağına dair bir kurguyu yaptığı doğru olmakla birlikte, bu kurgunun 2016 seçimleri için de yorumlanabileceğini söylemek mümkün gözükmüyor.
Yanlış
İddialar doğru değil: Cumhuriyet'in Atatürk anması, 10 Kasım özel kapağında
https://teyit.org/analiz/cumhuriyetin-ataturk-anmasi-10-kasim-ozel-kapaginda
Bugün (10 Kasım 2016) Mustafa Kemal Atatürk'ü 78. ölüm yıldönümünde anmak üzere birçok gazete birinci sayfasında Atatürk fotoğrafı kullandı. Sosyal medyada sabah saatlerinde ortaya atılan bir iddiaya göre ise Cumhuriyet gazetesi bugünkü nüshasına Atatürk'e yer vermedi. Aydınlık gazetesi yazarı Mehmet Faraç, Twitter’da Cumhuriyet gazetesinin birinci sayfasını paylaşarak "3 gündür nasıl işgal edildiğini yazdığımız Cumhuriyet bugün Atatürkten söz etmemiş.Gazeteye de ordaki liboşları savunanlarada yazıklar olsun ” ifadelerini kullandı. Aydınlık gazetesi de “Adını Atatürk'ün koyduğu Cumhuriyet gazetesi birinci sayfasından Atatürk'ü görmedi” ifadelerini kullanarak bir haber yaptı . İddiaların aksine Cumhuriyet gazetesi daha önceki dönemlerde yaptığı gibi "kapak uygulamasını" kullanarak Mustafa Kemal Atatürk'ün fotoğrafını ve anma mesajını birinci sayfa yaptı. Cumhuriyet gazetesi çalışanları da sosyal medya hesaplarından Cumhuriyet gazetesinin 10 Kasım’a özel kapak yaptığını belirterek kapağın görselini paylaştı . Gelen tepkiler üzerine Faraç, başka bir tweet atarak Cumhuriyet gazetesinin ilk defa “kapak” uygulaması yaptığını iddia etti. Ancak Mehmet Faraç’ın belirttiğinin aksine bu uygulama ilk defa yapılmıyor. Cumhuriyet gazetesi daha önceki yıllarda da, özellikle 10 Kasımlarda, “özel kapak” kullanmıştı. Cumhuriyet Gazetesi Ankara Haber Müdürü Ayşe Sayın teyit.org’a yaptığı açıklamada Cumhuriyet gazetesinin özel ve önemli günlerde gazete için özel kapak yaptığını belirtirken Faraç'ın Cumhuriyet'te çalıştığı dönemde de kapak uygulamasının kullanıldığını ifade etti; “Cumhuriyet’in geleneğinde bu ilk değil. Hatta Mehmet Faraç’ın çalıştığı yıllarda da 10 Kasım’da, ulusal günlerde çift kapak çıkarttık. Bu gelenek İlhan Selçuk döneminde de vardı. Şimdi de var. Bu Cumhuriyet’e yönelik bir algı yaratma operasyonudur. Ne yazık ki yalan yanlış bilgiler bunlar. Gazetecilikte hepimizin eleştirdiği, hatta kendi gazetemizi bile eleştirdiğimiz noktalar olabilir. Ama önemli olan doğruyu, gerçeği ortaya koymaktır.” Cumhuriyet gazetesi de resmi Twitter hesabından bir açıklama yaptı. Gazete attığı tweetle “‘Atatürk yok’ provokasyonlarına yanıt: #Cumhuriyet Gazetesi’nin birinci sayfası” diyerek gazetenin kapak sayfasını paylaştı. Gazete açıklamasında ise şu ifadeleri kullandı; “AKP ile el ele verip Cumhuriyet gazetesini susturmak için işbirliği yapan Aydınlık gazetesi ve bazı yazarları sabahtan bu yana 'Cumhuriyet gazetesi birinci sayfasından Atatürk'ü vermedi' yalanını yayıyor. Tam sayfa Atatürk fotoğrafı üzerine 'Özlemle anıyoruz' yazısı ve Nadir Nadi'ye verdiği röportajdaki sözleri bulunan Cumhuriyet birinci sayfasını görmezden gelip 'Atatürk'ü vermedi' yalanlarıyla insanları kandırmaya çalışan adı Aydınlık kendi karanlık provokatörlere cevabımız birinci sayfamızın kapağıdır.” Cumhuriyet'in 10 Kasım için yaptığı özel kapağın PDF versiyonuna buradan ulaşabilirsiniz.
Yanlış
CNN Türk'ün Trump'a kızan ABD'liler televizyon parçaladı videosu montaj
https://teyit.org/analiz/cnn-turkun-trumpa-kizan-abdliler-televizyon-parcaladi-videosu-montaj
CNN Türk’te Neşvin Mengü’nün sunduğu Ana Haber’in dünkü (9 Kasım 2016) bölümünde Donald Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) başkanlık koltuğuna oturmaya hazırlandığı ile ilgili haberlere yer verildi. Bu haberlerden biri, Trump’ın ilk tur oylamasında delegelerin çoğunu alması nedeniyle yaptığı konuşma ve ABD’de Trump’ın kazanmasından rahatsız olan yurttaşların bu konuşmaya verdikleri tepkilerdi. CNN Türk’ün ekrana getirdiği videoda, Donald Trump konuşma yaparken sinirlenen yurttaşların sandalye ya da beyzbol sopası gibi cisimlerle televizyonlara vurarak parçaladıkları görülüyor. Programda yayına verilen video parçası, YouTube’da bir süredir en çok izlenen videolar arasında yer alıyor. Ancak videodaki görüntülerin gerçek olduğunu söylemek mümkün değil. Toplam dört farklı televizyon parçalama sahnesinden oluşan video kolajında yer alan videolar, genellikle futbol taraftarlarının maç izlerken televizyona saldırdıkları anların kaydı. CNN Türk’ün de yayınladığı video kolajında yer alan görüntülerden ilki Wrestlemania isimli profesyonel güreş programını izleyen bir seyircinin sinirlenerek televizyonu parçaladığı sahneleri içeriyor. Video 29 Mart 2015’te YouTube’a eklenmiş ve yaklaşık 10 milyon kez izlenmiş. Video kolajında yer alan montajlı bir diğer videonun orijinali ise 2 Eylül 2014’te “Psycho Kid Smashes TV” başlığıyla YouTube’a yüklenmiş ve yaklaşık 15 milyon kez izlenmiş. Bir seyircinin televizyona zıplayarak kafa attığı ve televizyonu kırdığı gözüken üçüncü videonun kaynağı ise 2 Şubat 2015’e ait. Amerikan futbolu takımı Seattle Seahawks taraftarı bir seyircinin, Seahawks’ın maçı kaybetmesi üzerine sinirlenerek televizyonu parçaladığı video ise yaklaşık 2 milyon kez izlenmiş. Son video ise Türkiye’deki kullanıcıların yakın zaman öncesinden hatırlayacağı ve internette “Hırvatistan maçını izlerken kocasını trolleyen kadın” olarak bilinen viral video. Yukarıda yer alan videolar her biri daha önce YouTube ve farklı video paylaşım sitelerinde yayınlanmış ve oldukça fazla izlenmişti. Hillary Clinton ve Donald Trump’ın televizyonda karşı karşıya geldikleri “Debate” olarak adlandırılan tartışma programının ardından bu videolar montajlanarak, “Trump’a kızan yurttaşlar televizyonlarını parçaladı” başlığıyla tekrar YouTube’a yüklenmişti. CNN Türk’ün iddialarının aksine bu videolar Trump’ın başkanlık yarışında öne geçtikten sonra yaptığı konuşmaların ardından çekilmediği gibi herhangi bir gerçeklik de taşımıyor.
Yanlış
Trump, 1998 yılında Cumhuriyetçilere aptal dedi mi?
https://teyit.org/analiz/trump-1998-yilinda-cumhuriyetcilere-aptal-dedi-mi
Donald Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) başkanlık yarışında delegelerin çoğunu kazanarak öne geçmesi sosyal medyada birçok iddianın dile getirilmesine sebep oldu. Bunlardan biri de Trump’ın 1998’de söylediği iddia edilen sözler. İddiaya göre Trump 1998’de People isimli bir dergiye verdiği röportajda şu sözleri sarf etti: “Eğer başkanlık için yarışacak olsam, Cumhuriyetçi olarak yarışırdım. Ülkedeki oy verenlerin en aptal grubu onlar. Fox TV haberlerinde gördükleri her şeye inanıyorlar. Yalan söyleyebilirdim ve onlar da bu yalanları yerdi. Bahse varım, oyum tavan yapardı.” Bir görsel üzerine yazılan bu yazı ilk olarak 2015 yılının Ekim ayında paylaşılmaya başlandı. Görselin kolayca hazırlanmış, sahte bir caps olduğu belli olsa da Trump’ın 1998 yılına ait, bu sözleri sarf ettiği bir röportaj bulunmadığını da söylemekte fayda var. Trump sık sık dergilere ve gazetelere çıkan bir karakterdi ve medyada boy göstermesinin en temel sebebi çoğunlukla aşırılıklarla dolu hayatı ve zenginliğiydi. Örneğin 1987’de People dergisine kapak olduğunda konu politikadan çok Trump’ın zenginliğiydi . 1988’de The Oprah Show’a katılan Trump başkanlık için seçime girmek konusundaki fikirlerini açıklarken hala bu konuda netleşebilmiş değildi . People dergisine verdiği iddia edilen röportaja iliştirilen 1998 tarihi, Donald Trump’ın Bush’u ve Cumhuriyetçi Parti’nin seçim kampanyasını desteklediğinin duyulduğu yıldı. Yani 1998’de Cumhuriyetçilere “aptal” demek yerine, Trump, onlara destek oluyordu. Trump 1999’da CNN’de katıldığı Larry King Live programında da şöyle söylüyordu : Ben kayıtlı bir Cumhuriyetçiyim. Epey muhafazakar biriyimdir. Sosyal konularda, özellikle de sağlık politikası konusunda oldukça liberalim. Yine 1998’de NBC’deki bir programda, Trump kürtaja kesinlikle karşı olduğuna vurgu yapıyor.
Yanlış
S&P Türkiye’nin kredi notunu yükseltmedi, görünümünü iyileştirdi
https://teyit.org/analiz/sp-turkiyenin-kredi-notunu-yukseltmedi-gorunumunu-iyilestirdi
Standard & Poor’s (S&P) adlı kredi derecelendirme kuruluşu, 4 Kasım 2016 tarihinde yaptığı basın açıklaması nda, Türkiye Cumhuriyeti’nin yerel ya da yabancı para birimi cinsinden kredi notunda bir artırıma gitmedi . Bazı haber siteleri ve ajanslarda yer alan haberlerin başlığında "Standard & Poor's Türkiye'nin notunu yükseltti" ifadesi kullanılsa da bu iddia gerçeği yansıtmıyor. S&P, 15 Temmuz darbe girişiminin hemen akabinde 20 Temmuz 2016 günü yaptığı açıklama ile Türkiye'nin yabancı ve yerel para birimi cinsinden kredi notunu bir kademe indirerek, not görünümünü negatif olarak belirlemişti . S&P bu not güncellemesiyle, Türkiye'nin 'BB+' olan yabancı para cinsinden uzun dönem notunu 'BB'ye çekmiş, kısa dönem notunu ise 'B' olarak bırakmıştı. Yerel para cinsinden uzun dönem notunu da 'BBB-'den 'BB+'ya düşürmüş, kısa dönem notunu da 'A-3'ten 'B'ye çekmişti. Kredi notu görünümü de 'durağan'dan 'negatif'e dönüştürülmüştü. 4 Kasım 2016 günü yaptığı açıklamada ise S&P, Türkiye'nin yerli ve yabancı para cinsinden verdiği mevcut not seviyelerini korudu ; ancak, kredi notu görünümünü 'negatif'ten, 'durağan'a çevirdi . Özetle, S&P’nin değerlendirme güncellemesiyle Türkiye'nin kredi notunda bir artış olmadı; ancak, kredi notunun orta vadede gelişimine dair ipuçları sunan kredi notu görünümünde iyileşme oldu. Kredi notu, bir ülkenin borç ödeme kapasitesi hakkında yatırımcılara rehberlik ederken, kredi notu görünümü, mevcut notun önümüzdeki dönemde yönelimiyle ilgili ipucu sunuyor. Kredi notu görünümünün negatif olması muhtemel bir not indirimi için sinyal niteliği taşırken, pozitif görünüm de not artırımı yönünde bir eğilimi yansıtıyor. Durağan görünüm ise orta vadede kredi notunda herhangi bir değişim beklenmediği anlamına geliyor. Ancak not görünümleri yalnızca bir genel gösterge niteliğinde. Ülkelerde yaşanan ekonomik ve siyasi gelişmelere göre not görünümünden bağımsız olarak indirim ya da artırım kararı alınabiliyor. Örneğin S&P, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Türkiye'nin notunu indirme kararı aldığında, not görünümünü 'durağan' olarak değerlendiriyordu. Kurum, not indirimiyle birlikte bu görünümünü de 'durağan'dan 'negatif'e revize etmişti. S&P’nin 4 Kasım 2016 tarihli basın açıklamasının özeti şu şekilde:
Yanlış
Recai Altay'ın gözaltında öldürüldüğü iddiası
https://teyit.org/analiz/recai-altay-diyarbakirdaki-bombali-saldirida-hayatini-kaybetti
4 Kasım günü Diyarbakır’da meydana gelen patlamanın ardından sosyal medyada “Gözaltında ölüm!! Diyarbakır’da 24 gündür gözaltında olan DBP Çüngüş İlçe Eşbaşkanı Recai Altay yaşamını yitirdi” şeklinde bir iddia dolaşıma girdi ve kısa sürede birçok kişi tarafından paylaşıldı. Ancak Altay’ın iddiada kastedilen manada “gözaltında öldürüldüğü” ya da “gözaltında öldüğü” iddiası gerçeği yansıtmıyor. Bununla birlikte 4 Kasım’da Diyarbakır Bağlar ilçesindeki Emniyet Müdürlüğü’nün ek binasına yönelik yapılan bombalı saldırı sırasında Recai Altay halen gözaltındaydı. Demoratik Bölgeler Partisi (DBP) Genel Merkezi’nden Teyit ’e verilen bilgide, Altay 4 Kasım günü gözaltından bırakıldıktan sonra, patlama nedeniyle hayatını kaybetti. Ancak gözaltına alınan grubun avukatlarından olan Emin Aktar , Altay’ın gözaltında olan grupla binada olduğunu, patlama sırasında üzerine düşen bina parçaları nedeniyle öldüğünü ancak o gün serbest bırakılacaklar arasında olduğunu ifade etti. DBP Diyarbakır Basın Birimi de, Altay’ın bu söylemine benzer bir açıklama yaparak teyit.org ‘a, patlamanın Altay’ın bina içindeyken yaşandığını ve bu sebeple hayatını kaybettiğini belirtti. HDP, Diyarbakır saldırısının ardından yaptığı basın açıklamasında Recai Altay’ın bombalı saldırı sırasında “orada tutulmakta olduğunu” ifade etmişti. Yani Diyarbakır Çüngüş İlçe Başkanı Recai Altay, yukarıda atılan tweette bahsedildiği gibi gözaltında öldürülmedi. Gözaltında olduğu sırada yaşanan bombalı saldırıda hayatını kaybetti.
Yanlış
WhatsApp engellendi mi? WhatsApp'ı ilk engelleyen ülke Türkiye mi?
https://teyit.org/analiz/whatsapp-engellendi-mi-whatsappi-ilk-engelleyen-ulke-turkiye-mi
Bugün (4 Kasım 2016) sabah saatlerinde başlayan ve gün boyu birçok insanın erişim sorunu yaşamasına sebep olan internet kısıntısı, bu sefer yalnızca Twitter ve Facebook’la kalmadı, WhatsApp ve zaman zaman Telegram gibi mesajlaşma uygulamalarına da erişilememesine sebep oldu. https://twitter.com/teyitorg/status/794521147752718336 Sosyal medyaya erişebilen kullanıcılar yasağın sosyal medyaya dönük olduğunu dile getirse de sıkıntının temelde tüm bir internet altyapısıyla alakalı olabileceği konusunda da yorumlar yapıldı. Habertürk’ün haberine göre Türkiye genelindeki internet erişimi sorunuyla ilgili bir açıklama yapan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Türkiye genelinde yaşanan sorunun internetle alakalı olduğunu belirtti. Haberde, VPN uygulamalarının da çalışmadığı hatırlatılarak şöyle dendi: “GSM operatörlerinden erişim yasağı veya internet yavaşlamasıyla ilgili herhangi bir açıklama gelmedi. Sosyal medya sitelerinde oluşan yavaşlığın sebebi hatların yoğunluğu veya teknik bir arıza olarak tahmin ediliyor.” Türkiye’deki internet kesintileriyle alakalı haritalama ve izleme çalışmaları yapan ve (şimdilik) en güvenilir bilgiyi sağlayan Turkey Blocks’un raporuna göre, Facebook, Twitter, YouTube ve WhatsApp “throttling” (kısma) yöntemiyle erişime engellendi . https://twitter.com/TurkeyBlocks/status/794325628464091139 Erişim engellerinin ardından sosyal medya kullanıcıları tepkilerini dile getirirken aynı zamanda “WhatsApp’ı ilk engelleyen ülke Türkiye” iddiasını da ortaya attı. İddia ne kadar çarpıcı olursa olsun gerçeği yansıtmıyor. WhatsApp engelleme konusunda liderliği şimdilik Brezilya alıyor . Brezilya’da en son Temmuz ayında mahkeme kararıyla engellenen WhatsApp, chat kayıtlarını mahkemeye sunmamakla suçlanmış ancak erişim engelinin ardından birkaç saat sonra tekrar Brezilya’da erişilebilir olmuştu. Brezilya’da yaklaşık 100 milyon kişinin kullandığı WhatsApp bugüne dek ülkede dört kez aynı sebepten engellenmiş, bir karar temyize götürülmüştü. Temmuz ayındaki engellemenin Brezilya Yüksek Mahkemesi tarafından kaldırılmasının ardından WhatsApp sözcüsü kararı kutlayarak şöyle bir açıklama yapmıştı: “Brezilya’daki insanların WhatsApp’ı tekrar kullanabiliyor olmalarından mutluyor. Umarız milyonlarca Brezilyalıyı cezalandırmak anlamına gelen bu engellemeler sona erer ve WhatsApp, onu umursayan kullanıcılarıyla bir arada kalmayı sürdürür.” WhatsApp’a engel getiren tek ülke Brezilya değil. Uygulama içi telefon edebilme özelliği birçok ülkede hala kullanılamıyor . Bunlar arasında Azerbeycan , Çin , İran , Kuveyt, Fas , Paraguay, Suudi Arabistan, Pakistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de bulunuyor. Bazı ülkelerde WhatsApp içi telefon görüşmelerinin engellenmesi, mesajlaşmalara da yansırken, bazı ülkelerde görüşmeler Wi-Fi bağlantısı varken yapılabiliyor ancak mobil hatlarda yapılamıyor. Sonuç olarak Türkiye’de 4 Kasım 2016 Cuma günü birçok uygulama gibi WhatsApp’a erişimin de kısıtlanması, dünyada bir ilk değil.
Yanlış
Fotomaç'tan maçta yaralanan Yusuf Erdoğan'ın bacağına montaj
https://teyit.org/analiz/fotomactan-macta-yaralanan-yusuf-erdoganin-bacagina-montaj
Spor Toto Süper Lig’in 10. haftasında oynanan Beşliktaş - Trabzonspor maçının 62. dakikasında Beşiktaşlı oyuncu Ricardo Quaresma’nın yaptığı bir hareket nedeniyle Trabzonsporlu oyuncu Yusuf Erdoğan sakatlandı ve oyuna devam edemedi. Fotomaç gazetesi bu haberi 6 Kasım tarihli nüshasında “Kartal Pençesi” manşeti ile verdi. Manşetin altında Yusuf Erdoğan’ın sakatlanan bacağının fotoğrafı da yer aldı. Fotomaç’ın Yusuf Erdoğan’ın sakatlandığı ayağı için kullandığı görselin renkleri ile oynadığı, olay anında çekilen görüntülerle kıyaslandığında görülebiliyor. Aşağıdaki fotoğrafta da görülebileceği gibi , gazetenin manşetine taşıdığı iddianın aksine “morarmaya yakın kızarıklık” söz konusu değil. Yusuf Erdoğan’ın tozluğu çıkarttığı ana dair video kaydı izlendiğinde de Erdoğan’ın bacağındaki krampon izlerini görmek mümkün. Quaresma maçın ardından pozisyonun fotoğrafını paylaşarak Erdoğan’dan özür diledi . Yusuf Erdoğan da Instagram hesabından bir açıklama yaparak “Öncelikle Beşiktaş taraftarına ‘geçmiş olsun’ mesajları için çok teşekkür ederim. Quaresma’nın da soyunma odasına gelip daha sonra da sosyal medyadan özür mesajı çok ince bir davranıştı” dedi.
Doğru
Trump’ın “Türkiye’deki darbe girişimine CIA yardım etti” dediği iddiası gerçek değil
https://teyit.org/analiz/trumpin-turkiyedeki-darbe-girisimine-cia-yardim-etti-dedigi-iddiasi-gercek-degil
Twitter’dan teyit.org’a gönderilen bir ihbarda yer alan iddiaya göre, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) yeni başkanı olmaya hazırlanan Donald Trump attığı bir tweetle CIA ajanlarının 15 Temmuz darbe girişimine destek olduklarını iddia etti. ABD merkezli haber sitesi Politico’da yer aldığı iddia edilen “Trump: Kanıtlar var, CIA ajanları Türkiye’deki başarısız darbe girişimine yardım etti” başlıklı haberde Trump’ın 15 Ağustos 2016’da attığı belirtilen tweetlerin ekran görüntüsüne de yer verildi. Söz konusu tweetlerden birinde Donald Trump’ın şöyle yazdığı iddia edildi: “13 CIA ajanının Türkiye’deki başarısız darbeye yardım ettiğine dair elimde deliller var. Önümüzdeki günlerde isimleri açıklayacağım.” İddiaya göre Rebecca Morin imzası taşıyan ve 16 Ağustos 2016’da Politico’da yayınlanan haberde de Trump’ın Türkiye’deki darbe girişiminde CIA parmağı olduğuna dair delillerinin olduğu belirtiliyordu. İddiaların aksine Politico’da bu başlıkla bir haber ve ekran görüntülerinde yazıldığı şekliyle bir link bulunmuyor. Ensonhaber.com , Politico’nun ilgili yazıyı yayınladıktan sonra sildiğini öne sürse de web sayfalarının arşivini tutan archive.org sitesinde yaptığımız araştırma, sayfanın hiç oluşturulmamış olabileceği yönünde bir delil sunuyor . Ayrıca haberi yazdığı iddia edilen Rebecca Morin, 19 Ağustos 2016’da Twitter hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanıyor: “Benim imzamla Politico’da yayımlandığı iddia edilen Türkiye/CIA hikayesi gerçek değil. O haberi ben yazmadım ve Politico yayınlamadı. İddia gerçek değil.” Morin’in kendisine ait olmadığını söylediği haberin içeriğinde yer alan tweet ekran görüntüleri de tamamen gerçek dışı. Donald Trump’a ait resmi hesap olan @realDonaldTrump hesabından, ekran görüntülerinde gözüktüğü şekilde atılmış bir tweet bulunmuyor . Yeni Akit, Trump’ın “13 CIA ajanının Türkiye’deki başarısız darbe girişimine yardım ettiğini ve elinde deliller olduğunu” yazdığı tweetlere CIA’in müdahale ettiğini ve Trump’ın tweetlerini sildiğini iddia etse de, siyasetçilerin silinen tweetlerini toplayan politwoops.com web sitesine bakıldığında, Trump’ın böyle bir tweeti silmediği anlaşılıyor . Trump’ın atmadığı tweetlerin ekran görüntüleriyle kurgulanan ve gerçekte olmayan bir Politico haberi üzerinden yayılan “Donald Trump darbe girişiminde CIA parmağı var dedi” iddiası, bu haliyle gerçeği yansıtmıyor.
Yanlış
Trump'la ilgili Türkiye'de yayılan 6 yanlış bilgi
https://teyit.org/analiz/trumpla-ilgili-turkiyede-yayilan-6-yanlis-bilgi
ABD merkezli haber sitesi Politico’da yer aldığı iddia edilen “Trump: Kanıtlar var, CIA ajanları Türkiye’deki başarısız darbe girişimine yardım etti” başlıklı haberde Trump’ın 15 Ağustos 2016’da attığı belirtilen tweetlerin ekran görüntüsüne de yer verildi. Söz konusu tweetlerden birinde Donald Trump’ın şöyle yazdığı iddia edildi: “13 CIA ajanının Türkiye’deki başarısız darbeye yardım ettiğine dair elimde deliller var. Önümüzdeki günlerde isimleri açıklayacağım.” İddiaların aksine Politico’da bu başlıkla bir haber ve ekran görüntülerinde yazıldığı şekliyle bir link bulunmuyor. Ensonhaber.com , Politico’nun ilgili yazıyı yayınladıktan sonra sildiğini öne sürse de web sayfalarının arşivini tutan archive.org sitesinde yaptığımız araştırma, sayfanın hiç oluşturulmamış olabileceği yönünde bir delil sunuyor . Ayrıca haberi yazdığı iddia edilen Rebecca Morin, 19 Ağustos 2016’da Twitter hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanıyor: “Benim imzamla Politico’da yayımlandığı iddia edilen Türkiye/CIA hikayesi gerçek değil. O haberi ben yazmadım ve Politico yayınlamadı. İddia gerçek değil.” Ayrıntılı analizi buradan okuyabilirsiniz. Donald Trump’ın 3 Eylül 2016’da Detroit’te bir kilisedeki görüntüleri sosyal medya kullanıcıları tarafından montajlandı ve farklı bir iddiayla paylaşıldı. Videonun orijinalini aşağıda izleyebilirsiniz. YouTube’da yaklaşık 200 bin kişinin izlediği bir videoda Geleceğe Dönüş (Back to the Future) filminden bir sahnede, filmin ana karakteri Marty 2015 yılına gidiyor ve televizyonlarda Donald Trump’ın başkanlığını görüyor. Ayrıca tabelasında “Donald Trump’s Pleasure Paradise” (Donald Trump’ın Keyif Cenneti) yazan bir binanın önünde duruyor. Montajlanarak kurgulanan bu videonun aksine filmde, binanın tabelasında “Buff Tannen’s Pleasure Paradise” (Buff Tannen’in Keyif Cenneti) yazılı. Ayrıca Marty’nin izlediği televizyon programlarında da Donald Trump’tan eser yok. “Eğer başkanlık için yarışacak olsam, Cumhuriyetçi olarak yarışırdım. Ülkedeki oy verenlerin en aptal grubu onlar. Fox TV haberlerinde gördükleri her şeye inanıyorlar. Yalan söyleyebilirdim ve onlar da bu yalanları yerdi. Bahse varım, oyum tavan yapardı.” Donald Trump’ın 1998 yılında People dergisine verdiği iddia edilen bu demeç gerçeği yansıtmıyor. Donald Trump 1998’de People dergisine herhangi bir röportaj vermedi. Bununla birlikte aynı yıl Trump Cumhuriyetçilerin ve Bush’un seçim kampanyasına destek oluyordu. İddia ile ilgili ayrıntılı analizi buradan okuyabilirsiniz. CNN Türk’ün de 9 Kasım’da Ana Haber’de yer verdiği videoya göre Donald Trump’ın ilk tur seçimlerde delegelerin çoğunluğunu alarak yarışı önde tamamlaması, ABD’li bazı yurttaşların tepkisini çekti. İddiaya göre Trump’a kızan yurttaşlar Trump ekrandayken televizyonlarını parçaladı. Sandalye, beyzbol sopası gibi cisimlerle televizyonlarını parçalayan insanların yer aldığı video daha önce YouTube’da milyonlarca kişi tarafından izlenen popüler videolara yapılan montajlarla hazırlanmış. İddia ile ilgili detaylı analizi buradan okuyabilirsiniz. Birçok haber sitesinde de yer alan iddiaya göre Donald Trump’ın başkan adaylığını açıkladığı gün çekilen fotoğraflarının birebir aynısı 2000 yılında The Simpsons’ın bir bölümünde yayınlandı. Ancak görselde kullanılan çizgi film kareleri, iddia edildiği gibi 2000 yılına ait değil. 7 Temmuz 2015’te Fox TV’de yayınlanan the Simpsons’ın “Trumptastic Voyage” isimli bir bölümünden alınma. Simpsons’ın 2000’de yayınlanan “Bart to the Future” bölümüyle Donald Trump’ın başkan olacağına dair bir kurguyu yaptığı doğru olmakla birlikte, bu kurgunun 2016 seçimleri için de yorumlanabileceğini söylemek mümkün gözükmüyor. İddia ile ilgili detaylı analizi buradan okuyabilirsiniz. SON GÜNCELLEME: 14/10/2016 12:10 Derleyenler : Çınar Livane Özer, Taha Onur Selimoğlu, Mehmet Atakan Foça
Yanlış
Donald Trump Pakistan’da mı doğdu?
https://teyit.org/analiz/donald-trump-pakistanda-mi-dogdu
Star , A Haber ve Haber 365 gibi haber sitelerinin yer verdiği iddiaya göre Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) başkanlık koltuğuna geçmeye hazırlanan Donald Trump Pakistan’da doğan bir Müslüman. Pakistanlı haber kanallarına dayandırılan haberlerde “ 1955 yılında Trump'ın, ebeveynlerinin bir trafik kazası sırasında ölmesinden sonra bir İngiliz-Hint ordusu mensubu tarafından Londra'ya götürüldüğü” öne sürülüyor. Trump’ın Müslüman olduğuna ve gerçek isminin Davut İbrahim Han olduğuna dair iddialara Hürriyet gazetesinin haber sitesi de yer verirken, konu hakkında sosyal medya kullanıcılarının yorumlarına şu şekilde değindi: Çok sayıda sosyal medya kullanıcısı Twitter üzerinden haberi paylaşarak tiye aldı. Bazı sosyal medya kullanıcıları, 70 yaşındaki Trump'ın çocukluğunun geçtiği yıllarda renkli fotoğraf teknolojisinin olmadığını belirtti. Buna karşılık veren kullanıcılar ise fotoğrafın sonradan renklendirilmiş olabileceğine dikkat çekti. Donald Trump’ın fotoğrafıyla yan yana koyularak, Trump’ın çocukluğu olduğu iddiasıyla servis edilen fotoğraf, 2012 yılında “Afghanistan in Photos” (Fotoğraflarla Afganistan) başlıklı bir Tumblr sayfasında paylaşılmıştı . Sarışın çocuğun fotoğrafını çeken Pulitzer ödüllü fotoğrafçı Massoud Hossaini, Twitter hesabından yaptığı açıklamada şöyle dedi: Bazı Pakistan medyası, çektiğim fotoğrafı, Trump’ın aslında Pakistanlı olduğunu ispatlamak için kullanıyor!!!! Şaka mı!? Bir haber sitesinde yer alan Donald Trump’ın çocukluk yıllarına ait fotoğraflarla karşılaştırıldığında, Hossaini’nin çektiği fotoğraftaki çocuğun Trump’ın çocukluğuyla benzerlik taşımadığını söylemek mümkün. Ayrıca Donald Trump’ın hukuk ofisi, komedyen Bill Maher ’in “Trump’ın annesinin bir orangutanla ilişkiye girdiği” ile ilgili şakasının ardından, Maher’e gönderdiği mesajda Trump’ın doğum sertifikasını da iletmişti : Donald Trump’ın doğum sertifikasında belirtilen doğum yeri Queens, New York . Sosyal medyada ve haber sitelerinde yer alan Donald Trump’ın Pakistan’da doğduğu iddiasının bu kanıtlar ışığında gerçek olmadığını söylemek mümkün.
Yanlış
Süper ay kozmik ışınlar ve radyasyon yayılımı
https://teyit.org/analiz/super-ay-kozmik-isinlar-radyasyon-yayilimi
Dün akşam (14 Kasım 2016) saatlerinde WhatsApp aracılığıyla yaygınlaşan bir mesajdaki iddiaya göre, kozmik ışınlar dünyaya yaklaşacak ve saat 00:30 ile 03:30 saatleri arasında çok yüksek radyasyon yayılımı olacak. Kullanıcıların birbirini uyarmak için gönderdikleri mesajda şu ifadeler yer alıyor: Acil Bu gece 00:30 - 03:30 saatleri arasında telefon, hücresel cihaz, tablet vb. Cihazları kapattığınızdan emin olun ve vücudunuzdan uzaklaştırın. Singapur televizyonu haberi açıkladı. Lütfen ailenize ve arkadaşlarınıza söyleyin. Bu gece gezegenimiz için 12:30 ile 3:30 arası çok yüksek radyasyon olacaktır. Kozmik ışınlar Dünya’ya yaklaşacaktır. Bu yüzden lütfen cep telefonunu kapat. Cihazı vücudunuza yakın bir yerde bırakmayın, bu ciddi hasara neden olabilir. Google ve NASA BBC News’ı kontrol edin. Bu mesajı sizin için önemli olan tüm insanlara gönderin * ALINMIŞTIR / LÜTFEN Mümkün olduğu kadar çok pay(laşın) * Ayın dünyaya en yakın konuma geldiği ve “süper ay” olarak adlandırılan doğa olayının gözlemlendiği dün gece saatlerinde mesajın yaygınlaşmasının ardından “süper ay” ve radyasyon ilişkisi sosyal medyada en çok konuşulan konulardan biri oldu. Mesajda yer alan iddia, herhangi bir delile ve gerçekliğe dayanmıyor. Mesaj, önceki yıllarda da İngilizce olarak yurtdışında yayılmıştı. Kulaktan kulağa yayılan ve Türkçe’ye çevirilerek tekrar dolaşıma sokulan söylentinin orijinali şu şekilde: Tonight 12:30 am to 3:30 am cosmo rays entering earth from mars. So switch off your mobile at night. Don’t keep your cell with you & put it away while you are sleeping because they are too much dangerous rays: NASA informs BBC NEWS. Pls spread this news. Mesajın birebir çevirilerek Türkiye’de yaygınlaştırılmasından önce, 2012 yılında kozmik ışınların Mars’tan geleceği ve yine gece 12:30 - 03:30 saatleri arasında telefonların kapatılması gerektiği uyarısı belirtilmişti . Aynı mesaj 2014, 2015 yıllarında ve son olarak 2016’nın ilk aylarında tekrar dolaşıma girmişti . İddianın aksine ne NASA, ne de BBC’nin önceki yıllarda Mars ile ilgili, dün gece ise süper ayla ilgili bir “kozmik ışın uyarısı” bulundu. Kozmik ışınlara doğrudan temas etmek ciddi hasarlara verebilecek olsa da, atmosfer bizi bu zararlı etkilerden koruyor. Ayrıca kozmik ışınlar, gün ışığını yansıtan Mars ya da ay gibi gezegen veya uydulardan gelmiyor. Farklılık göstermekle birlikte, ya güneşten ya da güneş sistenin dışından geliyor. TUBİTAK ’ın sitesinde yer alan kozmik ışınlar ile ilgili bilgi şöyle: Kozmik ışınlar kütleli ve yüksek enerjili tanecikler içeren madde demetleridir. Genellikle güneş sisteminin dışından gelirler. Kozmik ışınların kökeninin ne olduğu konusunda bir uzlaşma yoktur, fakat büyük çoğunluğunun büyük yıldızların süpernova patlamalarından kaynaklandığı düşünülüyor. Kozmik ışınlar hakkında daha fazla bilgi NASA ’nın sitesinde de bulunabilir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ’ndan (BTK) yapılan açıklamada da vatandaşların bu uyarıyı ciddiye almaması istendi : Sosyal medyada Singapur Televizyonu’na atıfta bulunularak ACİL başlığı ile yayınlanan ve bu gece (15 Kasım 2016 Salı) gezegenimizin çok yüksek radyasyona maruz kalacağı uyarısı ile cep telefonları ve tabletlerin kapatılması gerektiği yönünde mesajların yayıldığı görülmektedir. Doğruluğu teyit edilmemiş ve kamuoyunu yanlış yönlendirme ihtimali bulunan bu tür mesajlara vatandaşlarımızın itibar etmemesi ve ihtiyatla yaklaşması gerektiği değerlendirilmektedir. Cep telefonları, elektromanyetik alanlar ve insan sağlığına etkileri ile ilgili Yalansavar 'da yayınlanan "10 soruda elektromanyetik alanlar, cep telefonları ve sağlık" makalesine göz atabilirsiniz .
Yanlış
RTÜK'ten Nakşibendilik Sempozyumu'na kamu spotu izni
https://teyit.org/analiz/rtukten-naksibendilik-sempozyumuna-kamu-spotu-izni
Sol Haber Portalı , T24 ve Sputnik gibi haber sitelerinde Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK), Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı tarafından 2-3-4 Aralık tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek olan Uluslararası Bahaeddin Nakşibendi ve Nakşibendilik Sempozyumu için kamu spotu yayınlanmasına izin verdiği yönünde haberlere yer verildi. Habere göre, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, 2-4 Aralık tarihlerinde düzenlenecek “Nakşibendilik Sempozyumu” için hazırladığı reklam filminin kamu spotu olarak yayımlanması için 25 Ekim 2016’da RTÜK'e başvurdu. Başvuruda Aziz Mahmud Hüdai Vakfı’nın kuruluşu anlatılarak şöyle denildi: 2-3-4 Aralık 2016 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi ve Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan Uluslararası Behâeddin Nakşibend ve Nakşibendilik Sempozyumu için hazırlanan reklam spotlarının televizyon ve radyoda yayınlanması süreden yemez yazısının alınması için tavsiye edilmesini arz ederiz. Yönetim kurulu üyesi Adem Ergül imzalı bu tavsiye talebi yazısı RTÜK İzleme ve Değerlendirme Daire Başkanlığı tarafından değerlendirmeye alındı. Yapılan değerlendirme sonunda Daire Başkanı Dr. Mehmet Çakırtaş, sempozyum reklamının kamu spotu olmasında “kamu yararı” olduğu kanaatine vardı. RTÜK Üst Kurulu’na gönderilen 15 Kasım 2016 tarihli yazıda şöyle denildi: Spot filmde 6112 sayılı Yasaya ve Kamu Spotları Yönergesine aykırı herhangi bir hususa rastlanmamış olup, spot filmin “Nakşibendilik Sempozyumu”nun tanıtımı için kamuoyunda bir farkındalık oluşturacağı ve yayın kuruluşlarına tavsiye edilmesinde kamu yararı olacağı düşünülmektedir. RTÜK Üst Kurulu’nun gündeme aldığı bu talep için, üyeler İsmet Demirdöğen, Süleyman Demirkan ve Ersin Önger “hayır” oyu verirken, Üst Kurul Başkanı İlhan Yerlikaya, Esat Çıplak, Arif Fırtına, Hamit Ersoy, Nurullah Öztürk, Taha Yücel, Hamit Ersoy “evet” oyu verdi. Böylece “Nakşibendilik Sempozyumu” için hazırlanan reklam filminin kamu spotu olarak gösterilmesi oy çokluğu ile kabul edilmiş oldu. Kamu spotu olarak yayınlamasına karar verilen sempozyumun videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.
Doğru
Tartışmalı önerge kabul edildi, tasarı ise 22 Kasım'da oylanacak
https://teyit.org/analiz/tartismali-onerge-kabul-edildi-tasari-ise-22-kasimda-oylanacak
Dün akşam (17 Kasım 2016) Meclis Genel Kurulu’nda “Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılamasına Dair Kanun Tasarısı”nın görüşmeleri yapıldı. Tasarının maddeleri tek tek oylamaya sunuldu. Oylamalar sırasında AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ve milletvekilleri Halis Dalkılıç, İlyas Şeker, Ramazan Can, Hacı Bayram Türkoğlu, Mücahit Durmuşoğlu tarafından tasarıya geçiçi madde eklenmesi için önerge verildi. Önergede, cinsel istismar suçunda mağdur ve failin evlenmesi ile ilgili düzenleme yapılması teklif edildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının Geçici 1. maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz. (2) Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçundan, mağdurla failin evlenmesi durumunda, Ceza açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir. Zamanaşımı süresi içinde evliliğin, failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkıdaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur. Bu fıkra uyarınca fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suça azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine veya infazının ortadan kaldırılmasına karar verilir. Oylamaya sunulan Geçici 1. Maddede değişiklik önergesi AK Parti milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi. BirGün ve Cumhuriyet haber sitelerinde belirtildiğinin aksine önergenin oylaması Salı gününe (22 Kasım 2016) ertelenmedi. Salı günü yapılacak oylama “Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılamasına Dair Kanun Tasarısı” için olacak. Yani tasarının tamamı Salı günü oylamaya sunulacak. Ancak hükümet veya esas komisyon (Adalet Komiyonu) dün akşam kabul edilen tartışmalı önerge için Tekriri Müzakere önergesi vererek önergeyi tekrar görüşmeye açabilir. Tekriri Müzakere önergesinin Genel Kurul’a sunulmasıyla “cinsel istismar suçunda mağdur ve failin evlenmesi ile ilgili düzenleme öngören geçici maddenin” yeniden görüşülmesi sağlanabilir. Milletvekillerince oluşturulan komisyonlar, kendilerine havale edilen ilgili kanun tasarı ve tekliflerini rapora bağlayarak Genel Kurul’da görüşülmeye hazır hale getirirler. Milletvekillerinin vermiş oldukları kanun önerisine kanun teklifi denir. Kanun teklifi bir veya daha fazla milletvekilinin imzasıyla verilebilir. Bakanlar Kurulu’nun vermiş olduğu kanun önerisi ise kanun tasarısı olarak adlandırılır. Görüşmelerine başlanılan tasarı veya teklifin önce tümü üzerinde görüşme açılır. Tüm tasarı ya da teklif üzerine söz alınarak konuşmalar yapılır. Sonra tasarı veya teklifin maddelerine geçilmesi oylanır. Tasarı veya teklifin maddelerine geçilmesi kabul edilmesi halinde maddeler üzerinde görüşmelere başlanır. Soru-cevap işleminden sonra madde üzerindeki önerge işlemleri yapılır. Her madde ayrı ayrı oylanır. Değişiklik önergesi, milletvekilleri, hükümet veya esas komisyon tarafından verilen ve kanun tasarı veya tekliflerinin bir maddesinin tamamen veya kısmen değiştirilmesini, metinden çıkartılmasını, metne ek veya geçici madde eklenmesini öngören gerekçeli öneridir. Önergenin kabul edilmesi halinde o madde kabul edilen önerge doğrultusunda oya sunulur. Kanun tasarı veya teklifinin tümünün oylanmasından önce, belli bir maddesinin yeniden görüşülmesini gerekçeli bir önerge ile esas komisyon veya hükümet bir defaya mahsus olmak üzere isteyebilir. Bu istem hakkında Danışma Kurulu’nun görüşü alındıktan sonra Genel Kurulca karar verilir. Yeniden görüşülmesine karar verilen madde üzerinde gruplar ve şahıslar adına konuşmalar, soru-cevap işlemi ve varsa önerge işlemi yapıldıktan sonra madde oylanır. Her madde için sadece bir defa yeniden görüşme talebinde bulunulabilir. Bu konuşmalardan sonra tasarı veya teklifin tümü oylanır. Kabul edilen tasarı veya teklifler kanunlaşmış olur. Daha ayrıntılı bilgi için Yasama El Kitabı'na bakılabilir.
Doğru
Bir sosyal medya efsanesi: WhatsApp ücretli olacak
https://teyit.org/analiz/bir-sosyal-medya-efsanesi-whatsapp-ucretli-olacak
teyit.org ihbar hattına gelen bir haberde, 20 Kasım’dan itibaren WhatsApp’ın ücretli olacağı ve ücretsiz kullanıma devam edilebilmesi için bazı işlemlerin yapılması gerektiği iddia edildi. Cumartesi sabah itibari ile whatsapp ücretli olacak. En az 10 kişiye bu mesajı gönderirsen logon mavi olacak ve ücretsiz kullanmaya devam edebilirsin. Aksi halde Whatsapp 0,01€/ mesaj olacak.. WhatsApp 10. yılını kutluyor Bizi desteklediğiniz için siz değerli üyelerimize teşekkürü borç biliriz. Bu mesaji Whatsapp kullanıcısı 10 arkadaşınıza illettiğiniz taktirde 5 sene ücretsiz whatsapp kullanma hakkını kazanacaksınız.Inandırıcı gelmedimi? Web sayfamız da konuyla ilgili açıklamamıza göz atabilirsiniz: www.whatsapp.com Mesajınız 10 whatsapp üyemize ulaştıktan sonra kutucuk yeşil olacak ve siz 5 sene ücretsiz üyelik kazanmış olacaksınız tebrikler!!! Bu mesaj uygulamanın kullanıcılarına geçmiş yıllarda da birçok defa gönderildi. Kaynağı belli olmayan bu mesaj, kullanıcıların birbirleriyle paylaşması sonucunda ciddi ölçüde yaygınlaştı. 2012, 2014 ve 2015 yıllarında da dolaşıma giren bu paylaşım, son olarak 2016 yılında da karşımıza çıktı. Mesaj herhangi bir gerçeklik taşımadığı gibi, 2016’nın Ocak ayında şirketin kurucusu Jan Koum yaptığı bir açıklamada WhatsApp’ın yıllık ücret olarak aldığı bir doların da önümüzdeki yıl itibariyle alınmayacağını duyurmuştu. Ayrıca uygulamanın çıkış tarihi 2010 yılının Ocak ayı. Bu nedenle mesajda belirtildiği gibi uygulamanın 10. yılını kutlaması imkansız. Öte yandan www.whatsapp.com adresine girildiğinde de şirketin kurumsal olarak böyle bir açıklama yapmadığını görmek mümkün. Mesajlaşma uygulamasının blogunda yer alan 2012 tarihli bir haberde de şirket konu hakkında kullanıcılarını şöyle uyarmıştı : Bu bir söylentidir ve hiçbir gerçeklik payı yoktur. Her ne kadar Hoax Slayer'da yer almaktan gurur duysak da, bu gibi saçma hikayelerle vakit kaybetmek yerine yeni özelliklerimiz üzerinde çalışmayı tercih ederiz.
Yanlış
Cinsel istismar düzenlemesini CHP'li Burcu Köksal meclis gündemine taşımış mıydı?
https://teyit.org/analiz/cinsel-istismar-duzenlemesini-chpli-burcu-koksal-meclis-gundemine-tasimis-miydi
Cinsel istismar suçunda mağdur ve failin evlenmesi ile ilgili Meclis Genel Kurulu’na getirilen önergenin geçtiğimiz hafta yapılan oylama ile kabul edilmesinin ardından, Yeni Şafak gazetesi internet sitesinde, CHP Milletvekili Burcu Köksal ’ın konuyu daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) gündeme getirdiği iddia edildi. “ Cinsel istismar düzenlemesini CHP’li vekil istemiş ” başlığı ile yayınlanan haberde, “CHP Afyon Milletvekili Burcu Köksal, bugünden tam 9 ay önce bu şekilde bir düzenlemenin yapılması gerektiğini TBMM'de gündeme taşımış” ifadeleri kullanıldı. Habere konu olan iddianın dayanağı ise, Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’nda yapılan bir konuşma. Komisyonun, 24 Şubat 2016’da yaptığı 8. toplantıda, Leyla Tan , mağdur sıfatıyla, erken yaşta evliliklerle ilgili bir sunum yaptı. Kendisinin de 14 yaşında evlendiğini, eşinin de o dönemde 17 yaşında olduğunu, ancak evlendikten iki yıl sonra küçük yaşta evlilik yaptıkları için eşi hakkında dava açılarak cezaevine gönderildiğini anlattı. Leyla Tan’ın konuşmasının ardından CHP'li Burcu Köksal, Tan’a ruh ve beden sağlığı ile ilgili rapor alıp almadığı yönünde bazı sorular yöneltti. Ardından AK Parti Milletvekili Ali Özdağ , Leyla Tan ile bu konuda daha önce de görüştüklerini dile getirerek şunları söyledi: “Leyla Hanım geçen yıl ben Genel Merkez Hukuk Müşaviriyken Sivas’tan bir kalabalık heyet oraya gelmişlerdi, bu yıl da çok daha kalabalık bir heyetle Meclisteki odama geldiler. Bu şu anda Türkiye'nin çok önemli bir sorunu. Yaklaşık 3 binin üzerinde Leyla Hanım’ın durumunda olan kişinin eşi hapiste, cezaevlerinde. Sayın Vekilimizin söylediği eğer psikolojik travma yaşadığına ilişkin bir rapor alsaydı cezası asgari on beş yıl civarında olacaktı, bir de hürriyeti tahditten ceza veriyor bazı mahkemeler, yalnızca cinsel istismardan vermiş bu mahkeme. Öyle olunca on bir yıl ceza veriliyor.Bu, ülkemizin çok ciddi bir sorunu. Komisyonumuzdan başlayarak bu konuya bir çözüm üretmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu hususun bence Parlamentodaki bütün partilerin müşterek bir kararıyla olabileceği kanaatindeyim. Suistimal yani öyle bir düzenleme yapmalıyız ki – şahsi kanaatim- fiil mutlaka suç olmalı, 15 yaşından küçükle evlenen mutlak surette bir cezaya muhatap olmalı.” CHP Milletvekili Köksal ise, ortada bir mağduriyetin olduğunu ve bunun giderilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: Eğer bir evlilik varsa ve eşin herhangi bir şikayeti yoksa yani baskı altında, tehdit altında değilse, herhangi bir şiddet görmüyorsa burada verilecek cezanın –yine ceza verilebilir ama- hakkaniyet sınırları içerisinde yani eşi ve hele ki çocuklar varsa onları mağdur etmeyecek şekilde bir ceza verilebilir belki ama diğer tarafta da gerçekten küçük yaşta evlenip de çok büyük baskılar gören, şiddet gören, tehdit edilen kadınlarımız var yani onlarla ilgili hem onları korumamız gerekiyor hem de sizin gibi mağdur kadınlarımızı korumamız gerekiyor. Yani burada aslında bıçak sırtı bir denge. Yasa uygulayıcıya bıraktığımızda yasa uygulayıcının inisiyatifi de yani biraz değişik olabiliyor dosyalarda. Onun için burada bana göre bir düzenleme yapılacaksa kadının durumdan şikayetçi olup olmaması yani eşin ona karşı davranışları, şiddet uygulayıp uygulamaması, baskı altına alıp almaması, evliliğin iyi gidip gitmemesi –ki özellikle erkek tarafından kusurla kötü giden bir evlilik olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılıp kadının da ruh ve beden sağlığı bozulmamışsa ona göre hakkaniyetli bir ceza verilebilir. Sekiz yıl gerçekten çok ağır. Komisyon çalışmaları ardından hazırlanan raporda da yapılan toplantıdan bahsedilerek, “komisyon üyeleri tarafından ifade edilen diğer görüşler” başlığı altında şunlara yer verildi: Komisyon gündemine alınarak konuşulacak konular ve dinlenecek kurum ve kişiler Başkanlık Divanı’nın oluşturulmasının ardından “Komisyonun çalışma usul ve esaslarına ilişkin görüşmeler” kapsamında yapılan toplantıda komisyonca belirlenir. Üye vekiller komisyonda konuşulmasını istedikleri konuları sunduktan sonra konuları komisyon başkanı belirle r. Sonuç olarak; Köksal’ın bu konuyu Meclis gündemine taşıdığı iddiası doğru olmamakla birlikte bahsi geçen komisyonda bu konu hakkında bir düzenleme yapılması gerektiği yönünde görüş bildirdiği doğru.
Yanlış
RTÜK ilk kez bir tarikat etkinliğini kamu spotu yaptı iddiası gerçek değil
https://teyit.org/analiz/rtuk-ilk-kez-bir-tarikat-etkinligini-kamu-spotu-yapti-iddiasi-gercek-degil
Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), geçtiğimiz hafta, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı tarafından düzenlenen “Nakşibendilik Sempozyumu” için hazırlanan reklam filminin, kamu spotu olarak yayınlanmasına karar verdi . Bu karar ile ilgili açıklama yapan RTÜK üyesi İsmet Demirdöğen , RTÜK’ün "ilk defa bir tarikatın etkinliğini kamu spotu yaptığını" iddia etti . Sistem değişikliğinin temel taşları döşenirken RTÜK de bu uygulamaya ne yazık ki alet ediliyor. Tarikatlar, sistemin içerisinde söz sahibi yapılmaya çalışılıyor. Bildiğim kadarıyla ilk defa böyle bir şey oluyor. Kullanılan ifadeler, devrimlerle kullanılması yasaklanmış ifadelerdir. Demokratik, laik Cumhuriyeti tahrip eden bir gelişmedir bu. RTÜK’ün kamu spotları ile ilgili yönergesi, kamu spotlarının belirlenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek üzere Üst Kurulun 8/8/2012 tarih ve 2012/45 sayılı toplantısında kabul edilerek yürürlüğe girmişti. Bugüne kadar yayınlanmasına karar verilen diğer kamu spotları na bakıldığında ise, benzer etkinlikleri görmek mümkün. RTÜK üyesinin iddiasının aksine, Demirdöğen’in “tarikat” olarak değerlendirdiği Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’nın daha önce başka bir etkinliği de kamu spotu olarak yayınlanmıştı. 15-16-17 Kasım 2013’te Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından ortak düzenlenen, Hindistan'da yaşamış İslâm âlimi ve tasavvuf önderi sayılan Ahmed Sirhindî’ye (İmam-ı Rabbani) ilişkin Uluslararası İmam-ı Rabbani Sempozyumu’nun reklam filmi kamu spotu olarak yayınlanmıştı . Ahmed Sirhindi’nin Nakşibendiyye tarikatının Müceddidiyye kolundan olduğu söylenmektedir. Kamu spotu olarak yayınlanan bir başka film ise 23-24 Eylül 2013 tarihinde İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’nın 10. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu için hazırlanan reklam. İstanbul İlim ve Kültür Vakfı, vizyonunu “milli, ahlaki, dini ve tarihi esaslara bağlı kalarak ilmin ve ilmi çalışmanın yaygınlaşmasını, fertlerin bu esaslara göre yetişip şahsiyet kazanmasını sağlamak” olarak belirtiyor. Bediüzzaman Sempozyumu ise Bediüzzaman lakabıyla bilinen Risale-i Nur kitaplarının yazarı ve Nur Cemaati'nin kurucu lideri Said Nursi’yi konu almış.
Yanlış
Beynimizin sadece yüzde 10’unu kullanabildiğimiz iddiası
https://teyit.org/analiz/beynimizin-sadece-yuzde-10unu-kullanabiliyoruz-siz-buna-inaniyor-musunuz
Yüzyıllık bir geçmişi olan bir efsane nesilden nesile taşındı, dünya çapında yayıldı ve günümüzde bile doğru kabul edilen bir efsaneye dönüştü. Türkiye’de de öğretmenlerin yüzde 50’si buna inanıyor. Peki siz? Kendinizi bir yoklayın: beyninizde kullanmadığınız alan var mı? Yaygın bir inanışa göre beynimizin sadece yüzde 10'unu kullandığımız söylenir. "Einstein bile beyninin yüzde 5'ini kullanıyormuş. Kimi insanlar ömürleri boyunca çalışıp yüzde 4'e ancak çıkarabiliyorlarmış. Demek ki yüzde 100’ünü kullansak kim bilir neler yapacağız!" gibi cümleler popülerliğini günümüzde de koruyor. Peki gerçek böyle mi? Vücudumuzdaki en önemli organlardan birisi olan beynimizin en fazla yüzde 10'unu kullanabiliyorsak geri kalan yüzde 90’ını neden kafatasımızın içinde taşıyoruz? Beynimizin yüzde 10'unu kullandığımız efsanesinin ortaya çıkışı 125 yıl önceye dayanıyor. William James 1890 yılında Harvard Üniversitesi'nde yaptığı araştırma sonuçlarına dayanarak, insanların fiziksel ve zihinsel potansiyellerinin sınırlı bir kısmını kullandığını belirttiğinde, bu çıkarımın kulaktan kulağa bir efsaneye dönüşeceğini tahmin etmemişti. Daha da ilginci, James'in yazılarında ve konuşmalarında yüzde 10 rakamına rastlayan olmadı. Bilinmeyen birileri James'in sonuçlarına yüzdelikleri ekleyip efsaneyi popülerleştirmiş ve akılda kalmasını sağlamış. Daha sonra, 1940'lı yıllarda Dale Carnegie bu fikri, kitap satışlarını artırmak ve okuyucuları etkilemek için kullanmış ve bu düşünceyi James'e atfederek efsanenin hızla daha geniş kitlelere yayılmasına neden olmuş. Morgan Freeman ve Scarlet Johansson 'un oynadığı 2014 yapımı Lucy isimli filmde de beyninin yüzde 100'ünü kullanan kişinin Tanrısal güçlere sahip olacağı iddia ediliyordu. Film sayesinde bu efsanenin popülerliği daha da artmış ve insanları bu yanlış algıya doğru daha fazla sürüklemiş. Bu inanışın sadece bir efsane olduğuna nörobilim uzmanı Beyerstein (1999) beş önemli argüman geliştirerek açıklık getirdi: Beyin hasarı, evrim, beyin taramaları, işlevsel bölgeler ve dejenerasyon. Bu argümanları şöyle özetleyebiliriz: Klinik nörolojiden örnekler beyin dokusunun çok azının kaybının bile ciddi olumsuz sonuçlar doğuracağını gösteriyor. Yapılan araştırmalar kanıtlıyor ki, beynimizde meydana gelen hasarlar vücudumuzda ilgili noktaların işlevini kaybetmesi ile sonuçlanabiliyor. Yani beynin sadece küçük bir kısmını kullanıyor olsaydık pek çok beyin hasarını sorunsuz atlatabilirdik. Beynimizin kullandığı enerji epey fazla. Sadece nefes alma ve iç organlar için çalışan kısımlar bile beynin yüzde 10'undan fazlasına tekabül ediyor. Yaklaşık bin 300 ila bin 400 gram ağırlığı ile toplam vücut ağırlığımızın sadece yüzde 2'sini oluşturan beyin, kandaki oksijenin yüzde 20'sini harcıyor. Bu durumda, çok küçük beyine sahip canlıların evrimsel olarak avantajlı olmaları gerekirdi. Ayrıca, evrimsel olarak kullanılmayan organların köreldiğini biliyoruz. Eğer beynimizin yüzde 10’unu kullanılıyor olsaydık geri kalan yüzde 90'ı vücudumuzun taşımasına gerek kalmazdı. Günümüzde Pozitron Emisyonlu Tomografi (PET) ve Fonksiyonel Manyetik Rezonans İmgeleme (fMRI) gibi teknolojik gelişmeler sayesinde beynin fonksiyonlarını detaylı bir şekilde görebilme olanağına sahibiz. Beyin cerrahisi uygulamalarında beynin bölgelerine verilen elektriksel uyarılar ışığında beyinde kullanılmayan ve algı, duygu veya hareketin bulunmadığı bir alan gözlemlenmemiş. Taramalar en sakin olması tahmin edilen uyku durumlarında bile beynin aktif olduğunu gözler önüne seriyor. Beynin yüzde 10'unun kullanıldığına yönelik efsane, beynin bir bütün olarak çalıştığı yanılgısından kaynaklanıyor. Beyin, hepsi birlikte çalışan farklı işlevlere sahip farklı bölgelerden oluşuyor. Yapılan araştırmalara göre, belirli bir işleve ayrılmış bir beyin bölgesi yok. Beyin kurgulanmış bir program gibi işlem yapan, sonuç üreten bir yapı olmamakla birlikte, bütüncül bir şekilde varsayılandan daha karmaşık özelliklere sahip. İnsan vücudunda kullanılmayan hücreler bir süre sonra dejenere oluyor. Bu prensip, beynimizin sadece belirli bir bölgesi kullanıldığında geriye kalan kısımlarda bulunan hücreler için de geçerli olmalı. Efsanedeki gibi, beynin yüzde 90’lık kısmı kullanılmıyor olsaydı, büyük bir kısmı henüz ölmeden yok olurdu. Beynimizin sadece yüzde 10’unu kullandığımız efsanesi, sadece efsane olarak kalmamış; resmi eğitimin bir parçası haline de gelmiş (Dekker, Lee, Howard-Jones, Jolles, 2012). Türkiye'de yapılan bir çalışmaya katılan öğretmenlerin de yüzde 50’sinin bu efsaneye inandıkları ortaya çıkmış. Bilimsel bir dayanağı olmayan bu efsane, öğretmenlerin sınıflarda kullandıkları yaklaşım ve stratejilerini, aynı doğrultuda öğrencilerin öğrenme potansiyellerini de olumsuz etkileyebilir. Çünkü beyin fonksiyonları ile ilgili yanlış anlaşılmalar, öğretmenlerin düşüncelerini etkileyip öğrenme bozuklukları ve güçlükleri gibi önemli konularda yanlış kararlar almalarına neden olabilir.
Yanlış
Google'ın devlet destekli hacker uyarısı ne anlama geliyor?
https://teyit.org/analiz/googlein-devlet-destekli-hacker-uyarisi-ne-anlama-geliyor
teyit.org ’a gelen ihbarlar arasında yer alan bir habere göre, Google bazı kullanıcıları devlet destekli hackerların saldırılarına karşı uyararak, güvenlik önlemlerini artırmalarını istedi. Google mesajının ekran görüntüsüyle Twitter ve diğer sosyal ağlarda paylaşılan uyarı montaj ya da sahte değil. Google bu uyarıyı 2012’den bu yana yapıyor. Devlet destekli saldırganlar şifrenizi çalmayı deniyor olabilir. Bunun yanlış bir alarm olma ihtimali var ancak devlet destekli saldırganların şifrenizi ele geçirmeye çalıştığını tespit ettiğimize inanıyoruz. Bu Gmail kullanıcılarının %0.1’inden azının karşılaştığı bir şey. İpucumuzun ne olduğunu açıklayamıyoruz çünkü saldırganlar ipucumuzu öğrenecek ve taktiklerini değiştirecek, hesabınızı kullanarak bazı hamleler gerçekleştirecek veya verilerinize erişecekler. Güvenliğinizi artırmak için şu anki ayarlarınızı değiştirmenizi öneriyoruz. Geçtiğimiz birkaç gün içerisinde yalnızca Türkiye’den değil, pek çok farklı bölgeden kullanıcı Google’dan şifrelerini değiştirmeleri yönünde böyle bir uyarıyla karşılaştı. “Devlet destekli hackerlar şifrenizi çalmaya kalkışabilir” başlığıyla kullanıcıları uyaran Google, yaptığı açıklamada “2012’den bu yana Google Hesapları’nın devlet destekli saldırganlar tarafından ele geçirilme riski olduğunu düşündüğümüzde, kullanıcıları bu konuda uyarıyoruz. Bu uyarı, kullanıcıların halihazırda şifrelerinin sızdığı veya geniş çaplı bir saldırıya maruz kaldığımız anlamına gelmiyor. Bu tarz bir uyarıyı alan kişi, uyarıdaki adımları takip ederek Google Güvenlik Kontrolü ’nü yerine getirmeli.” dedi. Google, Mart ayında Güvenlik Blog’unda yaptığı bir açıklamayla, güvenlik önlemlerini artırdıklarını ve devlet destekli saldırganlarla karşılaşıldığında kullanıcıları tam sayfa uyaracaklarını belirtmişti . Google, uyarıda bahsi geçen devletin hangi devlet olduğuna veya bir saldırının devlet destekli olduğunu nasıl anladıklarına ilişkin soruları ise “saldırganların işine yarar bilgi sağlamamak amacıyla” yanıtsız bırakıyor.
Doğru
Devlet Tiyatroları'nı kapatacak kanun tasarısı Meclis gündeminde mi?
https://teyit.org/analiz/devlet-tiyatrolarini-kapatacak-kanun-tasarisi-meclis-gundeminde-mi
teyit.org ihbar hattına mail ile gelen bir haberde, Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları, Devlet Senfoni Orkestraları gibi 52 sanat kurumunun kapatılacağı iddia edildi. KOPYALAYIP YAPIŞTIRIN LÜTFEN! Arkadaşlar merhaba, Aşağıda yer alan metni mümkün olduğunca çok yere ulaştırmayı hedefliyoruz. Lütfen listenizdeki herkese yollar mısınız? Sevgiler ve teşekkürler. Değerli Basın Mensupları; Hükümetin başta Devlet Opera ve Balesi ,Devlet Tiyatroları, Devlet Senfoni Orkestraları, Devlet Halk Dansları Topluluğu, Devlet çok Sesli Korosu olmak üzere toplam 52 sanat kurumunun kapatılmasını öngören yasa tasarısı bizim ve çocuklarımızın geleceğini yok ediyor. Bizler Cumhuriyet'in kültür-sanat kurumlarının kapatılmasına sonuna kadar karşıyız. Yapılması planlanan model baskıcı ve gerici bir modeldir ve sanatın özgürlüğünü elinden almaktadır. Bunun yanı sıra Eğitim fakülteleri, güzel sanatlar liseleri, konservatuvarlar da topun ucunda. Türkiye'de sanatın ölüm fermanı olan 52 sayfalık yasa tasarısı mecliste yarın, öbür gün onaylanabilir. Cumhuriyet'in çağdaş sanat kurumları tek tek yok ediliyor. Esasında hepimizin bildiği gibi asıl yok edilmek istenen laik Cumhuriyetimizdir. WhatsApp grupları aracılığıyla paylaşılan metin, 3 yıl önce Change.org 'da “kültür kurumlarının kapatılması yasa tasarısı mecliste.” başlığıyla açılan imza kampanyasında kullanılmıştı. Devlet Tiyatroları’nın özelleştirilmesi 2012’de, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti Genel Merkez Gençlik Kolları 3. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada, “Devlet eliyle tiyatroculuk olmaz. Özel bir yönetim değil, tiyatroları özelleştirmeye götürüyorum' ' sözleri ile gündeme geldi. Bu sözlerin ardından Radikal gazetesinde yer alan “Başbakanlık Devlet Tiyatroları’nı kapatıyor” başlıklı haberde, hem Başbakanlık hem de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın konu ile ilgili iki ayrı kanun tasarısı taslak çalışması yürüttüğü belirtildi. Konu hakkında tartışmalar sürerken 2013 ylında Hürriyet gazetesinde “Devlet Tiyatroları ile Devlet Opera ve Balesi tarihe karışıyor” başlığı ile yayınlanan haberde, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hazırladığı kanun tasarısı taslağının içeriğine ilişkin bazı bilgilere yer verildi. Kültür ve Turizim Bakanlığı’nın sitesinde yer alan ve son revize tarihi 2014 olan “Türkiye Sanat Kurumu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” taslağı (TÜSAK), Devlet Tiyatroları dahil pek çok kurumunu ilgilendiren düzenlemeler öngörüyor. Konu ile ilgili geçtiğimiz günlerde (16 Kasım) Plan Bütçe Komisyonu’nda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçesi konuşulurken Bakan Nabi Avcı’ya konu ile ilgili bazı sorular yöneltildi . Milletvekili Kadim Durmaz: Sayın Bakanım, Devlet Opera ve Balesinin özelleştirilmesi için çeşitli çalışmalar yapıldığını geçtiğimiz günlerde basınla paylaşmıştınız. Net bilgi vermediniz. “Özelleştirme durumu belli değil ama çalışma yapılıyor.” demiştiniz. Bu, Devlet Opera ve Balesinin önümüzdeki süreçlerde özelleştirileceğinin bir sinyali midir? Milletvekili Erkan Aydın: Kurumlar arasında Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi gibi birçok kurumun yapıları değiştirilerek taşınmazlarının satılacağına dair torba yasayla da önümüze Mecliste kanunlar geldi. Komisyondaki bu soruları yanıtsız bırakan Bakan Avcı, konu ile ilgili olarak Ağustos ayında Yunus Emre Enstitüsü tarafından düzenlenen bir toplantıda şunları ifade etmişti : Şu an söz konusu olan, görüşülmekte olan Devlet Tiyatrolarının bütünüyle Kültür ve Turizm Bakanlığının uhdesinden çıkarılıp, özel bir kurum haline getirilmesi değil, onlarla birlikte, Devlet Tiyatrolarıyla birlikte bazı devlet kurumlarının elinde olan bazı varlıkların, gayrimenkullerin Özelleştirme İdaresi eliyle değerlendirilmesi. Ama biliyorsunuz, daha önce de kamuoyunda tartışılan sanat kurumlarının, mesela İngiltere örneğinde olduğu gibi kendi kendilerini yönetecek bir özerk yapıya kavuşturulmasına ilişkin tasarılar, öneriler, hem camianın kendi içerisinden hem de basından gelen öneriler vardır. Bu tamamen ayrı bir tartışma konusu. Bu tamamen gayrimenkullerle ilgilidir, Özelleştirme İdaresi tarafından değerlendirilmektedir. Ayrıca Bakan Avcı, 30 Ekim’de gazetecilerle yaptığı toplantıda ise tiyatrolar ve sanatçılarla ilgili düzenleme yapıldığını belir tmiş ancak konu ile ilgili ayrıntılı bilgi vermemişti. Milletvekili Aydın’ın “torba yasalarla önümüze geldi” dediği yasa tasarısı ise Ağustos ayında Meclis Genel Kurulu’nda görüşülen 80 maddelik Torba Yasa (Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi, İki İl Merkezinin Değiştirilmesi ve Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı). Ancak görüşmeler sırasında, Atatürk Orman Çiftliği, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu’nun özelleştirilebileceği ile ilgili düzenleme tasarıdan çıkartılmıştı . İddiada ifade edildiğinin aksine şu an Meclis gündeminde ya da ilgili komisyonlarda Devlet Tiyatroları dahil bazı sanat kurumlarının kapatılmasıyla ilgili bir kanun tasarısı bulunmuyor.
Yanlış
CNN'in yanlışlıkla porno yayınladığı haberleri gerçek değil
https://teyit.org/analiz/cnnin-yanlislikla-porno-yayinladigi-haberleri-gercek-degil
Cumhuriyet , Sputnik , onedio , ABC Gazetesi dahil pek çok haber sitesinin yayınladığı bir habere göre Boston ve New Jersey bölgesinde kablolu yayın sağlayıcısı RCN’den kaynaklanan bir sıkıntı nedeniyle, CNN’de yaklaşık yarım saat boyunca porno yayını yapıldı. ABD'de yayın yapan Fox News, New York Post ve Variety gibi farklı haber sitelerinde de yer alan haberin kaynağı Twitter'da @solikearose adlı bir kullanıcının, CNN'de ünlü aşçı ve gezgin Anthony Bourdain'in sunduğu "Parts Unknown" (Bilinmeyen Bölgeler) seyahat programını izlerken porno yayınına rastladığını iddia etmesiydi. Yayın sağlayıcısı RCN ise kullanıcıya verdiği cevapta, yanlışlıkla porno yayını yapıldığına dair başka bir ihbar almadıklarını ifade etti. Yayın sağlayıcı RCN konu hakkında araştırmalarını sürdürdüklerini ancak başka bir bulguya rastlamadıklarını ifade ederken, Twitter'da yalnızca bir kullanıcının attığı tweet üzerinden yayılan yanlış haber hakkında CNN sözcüsü de bir açıklama yaparak Boston'daki CNN yayını konusunda yayın sağlayıcının herhangi bir müdahale tespit etmediğini kendilerine bildirdiğini ifade etti. CNN'in porno yayını iddiası ile ilgili başka herhangi bir kullanıcıdan bildirim ya da ihbar alınamazken, porno yayını iddiasını ortaya atan @SoLikeARose isimli Twitter kullanıcısı hesabını korumalı yaptı. USA Today'de yayınlanan bir yazıda ise CNN'in porno yayınladığı iddiasının yanlış bilginin ne kadar hızlı yayılabileceğine bir örnek oluşturduğu belirtildi .
Yanlış
Castro’nun kucağındaki bebek Kanada Başbakanı değil
https://teyit.org/analiz/castro-nun-kucagindaki-bebek-kanada-basbakani-degil
Justin Trudeau ’nun 2015’te Kanada’nın yeni başbakanı seçilmesi ardından dolaşıma giren ve Küba’nın eski lideri Fidel Castro’nun ölümünün ardından tekrar paylaşılan fotoğrafta, Castro ile bebek Justin Trudeau’nun bir arada olduğu iddia edildi. Yukarıdaki fotoğraf, iddianın aksine Castro’nun bebek Trudeau’yu kucakladığını göstermiyor. Bununla birlikte fotoğraftaki bebek başbakan Justin Trudeau’nun küçük kardeşi Michel Trudeau . Justin Trudeau’nun babası Pierre Trudeau , 1968-1984 yılları arasında Kanada’nın başbakanlığını yapmış, 1976 yılında ise Küba’ya diplomatik bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bu ziyaret sırasında Kanada Başbakanı Justin Trudeau 4 yaşındaydı. Castro’nun kucağına aldığı küçük kardeş Michel ise henüz 1 yaşındaydı.
Yanlış
İş adamı, mirasını doğduğu köyün sakinlerine bıraktı mı?
https://teyit.org/analiz/is-adami-mirasini-dogdugu-koyun-sakinlerine-birakti-mi
Ağustos ayında hayatını kaybeden Corona biralarının sahibi Antonino Fernandez ’in 210 milyon dolarlık servetini İspanya’da büyüdüğü ve 80 kişinin yaşadığı Cerezales del Condado köyünün sakinlerine bıraktığı yönünde iddialar ortaya atıldı. NTV , Milliyet , El Cezire , Sabah , Takvim , Onedio , Milli Gazete gibi pek çok haber sitesinde yer alan haberin kaynağı ise Diario de León isimli bir yerel gazete. Fernandez’in ölümünün ardından gazetede yazılan makalede mirasın akrabalarına bırakıldığı belirtilse de haber yanlış bir biçimde yayıldı. İddiada, Antonino Fernandez’in Meksika’ya göç etmesine rağmen doğduğu ve büyüdüğü İspanyol köyünü unutmadığı, bu yüzden mirasını köylülere bıraktığı belirtilirken, köyün her bir sakinine 8.5 milyon dolar pay düştüğü belirtildi. Fernandez’in kurduğu Fundación Cerezales Antonino y Cinia Kültür ve Sanat Merkezi ’nin sözcüsü Lucia Alajos ise Fernandez’in mirasını doğduğu köyün sakinlerine bıraktığı haberlerinin kesinlikle yanlış olduğunu ifade etti. Lucia Alajos, Mashable’a yaptığı açıklamada Fernandez ailesinin vasiyeti yeni açtığını ve mirası kimin aldığını şu an bilemediklerini belirtirken “ Kesinlikle köyde yaşayanların olmadığını söyleyebilirim ” dedi. Alajos, bazı aile üyelerinin bahsi geçen köyde evleri olsa da orada yaşamadıklarını sadece tatillerde gittiklerini ifade etti. BBC’nin yaptığı haberde ise mirasına ilişkin detayların bilinmediğini açıklayan Diario de León gazetesinin editörü Pilar Infiesta , mirasın açıklanma sürecinin altı, yedi ayı bulacağını belirterek “Antonino’nun 13 kardeşi var ve kan bağı olan bütün yeğenlerini bir hayal edin” dedi. Fernandez’in köyündekilerle görüşen Guardian’da yer alan haberde köyün tek barının sahibi Maximino Sánchez ’in “Bütün köylüler bir gecede zengin mi oldu? Hayır. Ama hepimiz köyün yararına yaptığı işlerden gurur duyuyoruz.” ifadelerine yer verildi. Kış boyunca köyde sadece 30 kişinin kaldığını ve köyde yapılacak hiçbir şey olmadığını, sanayi olmadığını, yaşamanın çok zor olduğunu belirten Sanchez, “Antonino’nun karşılıksız yardımı sayesinde şu an hepimizin evine temiz su geliyor. Köyün bütün yolları yeniden yapıldı. Kilisenin içi ve dışı restore edildi.” dedi.
Yanlış
Hindistan sinemalarında filmlerden önce ulusal marş okunacak
https://teyit.org/analiz/hindistan-sinemalarinda-filmlerden-once-ulusal-mars-okunacak
BBC ve NTV ’de yayınlanan haberlere göre, Hindistan’da Yüksek Mahkeme sinema salonlarında her filmden önce ulusal marşın çalınmasına karar verdi. 30 Kasım 2016 tarihinden itibaren 10 gün içerisinde uygulanacağını ve izleyicilerin marş çalındığında ayağa kalkması gerektiği belirtilen kararda ulusal marş çalındığında ayağa kalkmayan kişiler için herhangi bir ceza uygulanmayacağını belirtildi. Kararın gerekçesinde ise "İnsanlar, bireysel özgürlük anlayışının peşinden gitmeyi bırakmalı ve ortak vatanseverlik duygusuna sahip olmalıdır" denildi. Mahkemenin, filmlerden önce ulusal marş okunması kararına dair açıklamayı bir Hint televizyon kanalı olan India Today de gündeme getirdi. Hindistan merkezli NDTV adlı kanalda yayınlanan bir programda, “Ulusal marş sinemalarda zorunlu olacak: Popcorn vatanseverliği kazandı mı?” başlığı altında filmlerden önce ulusal marş okunması hakkında verilen karar tartışıldı. Görüşleri alınan konukların ve izleyicilerin bir kısmı bunun marşa saygısızlığa yol açacağını düşünürken, bir kısmı ise vatanseverliği artıracağını savundu. 2003'te de ülkenin batısındaki Maharashtra Eyaleti'nde, sinemalarda ulusal marş çalınması zorunlu hale getirilmişti. Fakat geçen yıl Madras Yüksek Mahkemesi, Tamil Nadu Eyaleti'nde benzer bir uygulamanın yürürlüğe konulmasına, karmaşa çıkarabileceği gerekçesiyle karşı çıkmıştı. Hindistan Ulusal Marşı’nı aşağıdaki videodan dinleyebilirsiniz. Marşın Türkçe çevirisini ise buradan okuyabilirsiniz.
Doğru
Gana’da sahte ABD Büyükelçiliği açıldığı iddiası
https://teyit.org/analiz/ganada-sahte-abd-buyukelciligi-acildigi-iddiasi
Hürriyet başta olmak üzere birçok haber sitesinde yer alan habere göre, Gana’da, aralarında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da olduğu bir suç şebekesi sahte ABD Büyükelçiliği açarak yıllarca faaliyet gösterdi. Haberde, kişilerin ABD Büyükelçiliği çalışanı kılığında İngilizce ve Flemenkçe konuşarak ve Ganalı yetkililere rüşvet vererek insanları dolandırdıkları iddia edildi. Haberde ayrıca ABD vizesi almak için başvuranlardan 6 bin dolar istendiği de belirtildi. ABD Dışişleri Bakanlığı 2 Kasım 2016 tarihinde resmi web sitesinden konu ile ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Gana’nın Accra kentinde her pazartesi, salı ve cuma günleri Amerikan bayrağının göndere çekildiği ve içerisinde Başkan Barack Obama'nın fotoğrafının asıldığı tespit edilen bir bina var. Gana’da ABD Büyükelçiliği olarak hizmet vermekte. Ancak, binanın ABD Büyükelçiliği olduğu doğru değil. Sahte büyükelçilik, Accra'daki ABD Büyükelçiliği asistan bölge güvenlik görevlisi araştırmacısı (ARSO-I), Gana Polis Kuvvetleri, Gana Dedektiflik Bürosu ve diğer uluslararası ortaklarla işbirliği yapılarak geçen yaz durduruldu. Birçok şüpheliye dair soruşturmalar hala devam etmekte. Türk organize suç grubunun soruşturulması ve aranması da sürüyor.” Açıklamada, binanın ABD hükümeti tarafından işletilmediği, Ganalı - Türk organize suç çetesi ve Ganalı bir avukat tarafından ABD Büyükelçiliği olarak işletildiği belirtildi. Gana’daki gerçek ABD Büyükelçiliği binası Sahte ABD Büyükelçiliği binası, \"Operation Spartan Vanguard\" isimli operasyon sırasında yapılan soruşturmalar sırasında fark edildi. Operation Spartan Vanguard girişimi, ABD Büyükelçiliği'nin Bölgesel Güvenlik Ofisi 'ndeki (RSO) diplomatik güvenlik görevlileri tarafından, büyükelçiliği ve bölgeyi saran kaçakçılığı ve dolandırıcılığı ele almak üzere başlatılmıştı. Sol: Binada ele geçirilen 150 pasaportun bir kısmı Sağ: Baskınlar sırasında ele geçirilen bankacılık, eğitim ve diğer kimlik belgelerinden bazıları
Doğru
Ehliyetini 1 Ocak’a kadar yenilemeyenler 400 TL mi ödeyecek?
https://teyit.org/analiz/ehliyetini-1-ocaka-kadar-yenilemeyenler-400-tl-mi-odeyecek
Sosyal medyada ve WhatsApp gruplarında dolaşan bir mesajda , ehliyet yenileme fiyatının 1 Ocak 2017’den itibaren 350-400 TL olacağı iddası ortaya atıldı: “ Ehliyeti olan arkadaşlar 31 Aralık 2016 tarihine kadar aile hekiminden aldığınız sağlık raporu, 4 adet biyometrik resim ve halk bankasına yatıracağınız 15 TL ücretin makbuzu ile yenileyebilirsiniz. Aksi takdirde 1 Ocak 2017’den itibaren hastaneden tam teşekküllü sağlık raporuyla yenilemek zorunda kalacaksınız, 350-400 tl olacak. Herkese bildirin.” trafik.gov.tr ’de yer alan bilgilere göre 1 Ocak 2016 tarihinden önce alınmış sürücü belgelerinin son değiştirme tarihi 31 Aralık 2020. Bu tarihe kadar, ödenmesi gereken yenileme miktarı değişmeyecek. Yeni tip sürücü belgesi almak isteyenlerin 400 TL civarında para yatırması gerektiğini belirten paylaşımın aksine yatırılması gereken toplam miktar, yenileme için Değerli Kağıt Bedeli için 13 TL, yenileme Sürücü Belgesi Hizmet Bedeli için 2 TL olmak üzere toplam 15 TL. Aile hekimliğinden alınacak sağlık raporu için ise para ödenmesi gerekli değil. İddiada belirtildiği gibi 4 biyometrik fotoğrafın gerektiği ve ayrıca paranın sadece Halk Bankası’na yatırılması yönündeki bilgiler de doğru değil. Harç miktarlarının yatırılacağı bankaların bilgisine ise buradan ulaşabilirsiniz. Ehliyet değiştirme işlemi için gerekli belgeler ise: 1. Nüfus Cüzdanı aslı (Pasaport, Mavi kart, Avukatlık Kimliği de kabul edilmektedir) 2. Yabancı vatandaşlar için; İkamet Tezkeresi, Çalışma İzni belgesi, Diplomatik Kimlik aslı ile bir adet fotokopisi 3. Sürücü Belgesi Değerli Kağıt Bedeli (Anlaşmalı bankalara ödenebilir) 4. Sürücü Belgesi Hizmet Bedeli Ödendi Belgesi (Sadece anlaşmalı bankalara ödenebilir) 5. Sürücü Olur Raporu -Sağlık Raporu- (Pratisyen doktor veya aile hekimi bulunan yetkili sağlık kuruluşlarından alınabilir. Raporlarda doktor kaşesi bulunmalıdır.) 6.Kan Grubu Belgesi 7. Biyometrik Fotoğraf (2 adet, son 6 ay içinde çekilmiş olmalıdır.) 8.Eski sürücü belgesi Eski sürücü belgesi değiştirme işlemlerine dair detaylı bilgilere ve ehliyet değiştirmek için online randevu sayfasına surucurandevu.egm.gov.tr veya trafik.gov.tr ’den ulaşabilirsiniz. Trafik Uygulama ve Denetleme Dairesi Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada ise şöyle denildi: Son günlerde sosyal medyada; “2017 Ocak ayından itibaren sürücü sağlık raporlarının Devlet Hastanelerinden 350-400 TL. civarında bedel ödeyerek alınacağı” şeklinde haber ve duyurular paylaşılmaktadır. Sürücü sağlık raporları; “Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelik” hükümleri kapsamında, Aile Hekimliği, Devlet Hastaneleri veya Özel Hastanelerden alınmaya devam edilecektir. Sosyal medyadaki haberler gerçeği yansıtmadığı gibi; bu yönde Genel Müdürlüğümüzce herhangi bir çalışma yapılmamaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. SON GÜNCELLEME: 06.12.2016 / 13:11
Yanlış
Darüşşafaka Lisesi değil eski binası imam hatip oldu
https://teyit.org/analiz/darussafaka-lisesi-degil-eski-binasi-imam-hatip-oldu
Sosyal medyada Fatih’te bulunan ve 1873 yılında eğitim vermeye başlayan Darüşşafaka Lisesi’nin Fatih Sultan Mehmet İmam Hatip Lisesi olacağı, okulun bu nedenle İstanbul İl Özel Dairesi tarafından restorasyona alındığı iddiaları gündeme geldi. Darüşşafaka Lisesi, İstanbul Fatih’te 120 yıl boyunca eğitim verdiği tarihi binasından 1994’te Maslak’taki kampüsüne taşınmıştı . Lisenin taşınmasının ardından Maliye Bakanlığı ile yapılan yazışmalar sonucunda binanın Milli Eğitim Bakanlığı’na tahsisi yapıldı. Milli Eğitim Bakanlığı’na geçen Fatih’teki kampüs alanının, 2008 yılında Fatih Sultan Mehmet Anadolu İmam Hatip Lisesi olmasına karar verildi. İsmi Uluslarararası Fatih Sultan Mehmet İmam Hatip Lisesi olan okul, 2011-2012 Eğitim Öğretim yılından itibaren eski Darüşşafaka Lisesi binasında eğitim faaliyetlerine başladı. Restorasyon işleminin İstanbul İl Özel İdaresi tarafından yapıldığına dair paylaşılan görsel doğru ancak günümüze değil restorasyonun yapıldığı 2008 yılına ait. İstanbul İl Özel Dairesi ise, 6 Aralık 2012 tarihli ve 28489 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6360 sayılı Kanun ile kapatıldı. Darüşşafaka Lisesi’nin Fatih Sultan Mehmet İmam Hatip Lisesi olacağına dair ilk haberler 2009 yılında Radikal gazetesinde çıkmıştı. Funda Özkan köşesinde yer verdiği konu ile ilgili , okul alanının Milli Eğitim Bakanlığı’na verildiği ve buraya İmam Hatip Lisesi yapılmasına karar verildiğini belirtmişti. Darüşşafaka Cemiyeti de konu ile ilgili açıklama yaptı. Yapılan açıklamada "1994 yılında daha fazla çocuğa fırsat eşitliği sağlamak ve daha modern koşullarda eğitim sunmak amacıyla Darüşşafaka Lisesi, Fatih'teki 121 yıllık binasından Maslak'taki yeni kampüsüne taşınmıştır" denildi. Türkiye’nin eğitim alanındaki ilk sivil toplum kuruluşu olan Darüşşafaka Cemiyeti bünyesindeki Darüşşafaka Eğitim Kurumları vatandaşların yaptığı bağışlarla, annesi veya babası vefat etmiş, maddi olanakları yetersiz, yetenekli öğrencilere eğitim vermeye Maslak’taki yeni kampüsünde devam ediyor.
Yanlış
Sosyal medyanın meşhur “uzay gemisi kazası raporu” doğru mu?
https://teyit.org/analiz/sosyal-medyanin-meshur-uzay-gemisi-kazasi-raporu-dogru-mu
Teyit ’e gelen bir ihbarda, başına UFO marka ısıtıcı düşen bir kişinin Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisi’ne gittiği, “başıma UFO düştü” şikayeti üzerine kişiye “uzay gemisi yaralanması kazaya uğrayan yolcu” teşhisi konulduğu iddia edildi. Bu iddia, bazı haber sitelerinde de “ Günün en ilginç haberi ”, “ SGK'dan uzay gemisi kazası raporu ” gibi başlıklarla yer aldı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisi’nin verdiği iddia edilen bu rapor aslında vatandaşa konulan teşhisin raporu değil. Görseldeki belgenin en üstünde de Tanı Listesi (ICD10 Listesi) yazdığını görmek mümkün. ICD ise “Hastalıkların Uluslararası Sınıflaması” isminin kısaltması. ICD-10 Hastalık Kodları listesinde V95.4 kodlu “ uzay gemisi kazası yaralanmaya uğrayan yolcu ” teşhisi bulunmakta. (Teşhis, Dünya Sağlık Örgütü'nde yer alan ICD-10 listesindeki kullanımında "Spacecraft accident injuring occupant" olarak geçmektedir) Yani iddiaya konu olan görsel acil servise gelen bir hasta için verilen bir rapor değil, yalnızca teşhisin adının yazılı olduğu bir çıktı. Ayrıca hastane tarafından konulan teşhisin yer aldığı raporda protokol numarasının ve hastanın kimlik bilgilerinin de yazması gerekiyor. Sosyal medyada dolaşıma giren belgenin üzerinde bu bilgiler yer almıyor. Teyit'in edindiği bilgiye göre de, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisi’ne böyle bir hasta gelmedi ve bu yönde bir teşhis konulmadı. ICD, istatistiksel bir sınıflamadır . İstatistiksel sınıflamada ise birbirine benzer hastalık veya durumlar bir araya getirilip taşıdıkları öneme göre sınıflandırılır. Buna ek olarak her hastalık için o hastalığa özgü bir kod kullanılır. Bu yapısı sayesinde ICD; gerek sağlık hizmetlerinin yönetimi, gerekse epidemiyolojik çalışmalarda (Toplumdaki hastalık, kaza ve sağlıkla ilgili durumların dağılım, görülme sıklığı ve bunları etkileyen etmenleri incelemek amacıyla yapılan çalışmalar) kullanım kolaylığı sağlamaktadır. Hasta takibi, hasta kayıt ve arşivlerinin tutulması ve bunlara erişim, kaynak yönetimi gibi idareye yönelik kullanımının yanı sıra hastalıklarla ilgili istatistiksel çalışmalar ve uluslararası düzeyde ülkeler arasında sağlıkla ilgili karşılaştırmalar yapma olanağı da vermektedir.
Yanlış
Videonun IŞİD'in feryat ederek Erdoğan’ı yardıma çağırdığını gösterdiği iddiası
https://teyit.org/analiz/video-isid-feryat-etti-erdogani-yardima-cagirdi-iddiasi
Arızalı TV , 7-24haber web sitelerinin yayınladığı, ardından Roj Nûçe , Dünyanın Renkleri gibi Facebook sayfalarında da paylaşılan bir videoda, IŞİD militanlarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) yardıma çağırarak kendilerini kurtarmasını istediği iddia edildi. Facebook’ta yüzlerce kez paylaşılan ve giriş ekranında “Suriye’deki mücahitlerin Suudi imamı Şeyh Muheysi’nin (A.R.O.) Halep’teki durumla ilgili yürekleri burkan, dimağları dumura uğratan tanıklığı… Selam ve dua ile” yazan videodaki alt yazılarda yer alan ifadelerden bazıları şöyle: (Halep’te) rejimin ordusu burnumuzun dibine kadar geldi. Aşama aşama, yavaş yavaş ölüyoruz burada, sıkıştık kaldık. Ey Erdoğan hani neredesin? Erdoğan bizi otobüsle alsın ya rab. Videonun giriş ekranında da belirtildiği gibi, yukarıdaki cümleleri sarf ettiği iddia edilen kişi Dr. Şeyh Abdullah el-Muhaysini. Ancak Muhaysini’ye atfedilen ve altyazıyla aktarılan sözler gerçeği yansıtmıyor. Altyazıda yer alan ifadelerin aksine Muhaysini, Ahmed Esam isimli kişinin kendisine gelerek başka bir yere gitmek istediğini (savaşmak istemediğini) söylediğini aktarıyor ve onu cihat adına savaşmak için nasıl ikna ettiğini ve nasıl öldüğünü anlatıyor. Kuran’dan ayetler de okuyan Muhaysini, videoda yerde cansız bedeni gözüken Ahmed Esam'ın kanının “misk koktuğundan” bahsediyor. Orijinal versiyonu 2014'te YouTube'a yüklenen ve sonrasında kaldırılan bir videoya ulaşmak mümkün. Ancak video hassas görüntüler içeriyor. Al-monitor’da El-Muhaysini ile ilgili aktarılan bilgi şöyle: 24 Nisan 2013’te Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da Suudi uyruklu Ömer El Muhaysini ve El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi’nin ilk Suudi militanı olduğu söylenen Abdül Aziz El Osman, nam-ı diğer Ebu Ömer El Cezravi öldürülmüştü. Suudi Arabistan’ın nüfuzlu kurumlarından Fazileti Yayma ve Ahlaksızlığı Önleme Komitesi’nin eski başkanı, tanınmış din adamı Şeyh Muhammed El Muhaysini’nin kardeşi olan Ömer El Muhaysini ile Cezravi’nin İslam Devleti (İD) tarafından suikasta uğradığı iddia edilmişti. Bu olaydan birkaç ay sonra Ömer El Muhaysini’nin kuzeni, genç yaşta isim yapan din adamı Abdullah El Muhaysini ailesini Mekke’de bırakarak Suriye’ye gittiğini duyurdu. Suriye’ye gidiş amacının İD’le diğer grupların arasını düzeltmek olduğunu söyleyen kuzen, İsviçre İslami Merkez Konseyi’ne verdiği mülakatta da şöyle dedi: “Irak El Kaidesi ile Irak İslam Devleti’nin hayranıydım. Onların yalanlara maruz kaldığını düşünüyordum.” Suudi devletinin koyduğu seyahat yasağına rağmen Suriye’ye gitme kararı aldığını anlatan Abdullah El Muhaysini “Seyahat yasakları koyarak Allah yolundaki mücahitlere destek verenlerin Suriye’ye gitmesini engellemek istiyorlar.” dedi. Ayrıca İsviçre İslami Şura Meclisi’nin sorularını yanıtladığı röportajda el-Muhaysini, IŞİD’e katılan gençlere seslenerek “ahirette IŞİD’in komutan ve liderlerini desteklediklerinden ve yardım ettiklerinden dolayı cezalandırılacaklarını” belirtiyor .
Yanlış
Yeni Akit'in 'Medine Sözleşmesi’ne göre Kürtlerin boynunun vurulması gerekiyor' ibaresi yer alan bir haber yayınlayıp sonra sildiği iddiası
https://teyit.org/analiz/akit-once-yazdi-sonra-sildi-medine-sozlesmesine-gore-kurtlerin-boynunun-vurulmasi-gerekiyor
Yeni Akit gazetesinin internet sitesinde “Müftü bozuntusu etkin Diyanet’ten rahatsız oldu” başlığıyla bir haber yayınladığı, haberde de “Medine Sözleşmesi’ne göre Kürtlerin ya sınır dışı edilmesi ya da boynunun vurulması gerekiyor” ifadelerine yer verildiği iddia edildi. Sosyal medyada tartışmalara yol açan iddia ile ilgili Yeni Akit gazetesi böyle bir haber yapmadıklarını öne sürerek “Önemli duyuru” başlığı ile bir açıklama yayınladı. Yeni Akit’in haberi yayınlamadığına dair yaptığı açıklama için kullandığı görsel. Açıklamada sosyal medyada paylaşılan görüntünün montaj olduğu belirtilerek şöyle denildi: FETÖ ve PKK yandaşları bugün sosyal medyada Yeniakit’e yönelik ahlaksızca bir iftirada bulundu. Terör yandaşlarına kan kusturan, eli kanlı örgütlerin foyasını ortaya çıkarmayı kendisine görev bilen yeniakit.com.tr’de sözde Kürt düşmanlığı yapıldığı öne sürülüp, sosyal medyaya montajlanmış bir görüntü servis edildi. Sitemizde “Medine sözleşmesine göre Kürtlerin ya sınır dışı edilmesi yada boynunun vurulması gerekiyor” şeklinde bir haber yapıldığını öne sürüp, montajlanmış bir ekran delil olarak paylaşıldı. Photoshop’ta oluşturulmuş görüntünün gerçekle uzaktan yakından alakası yoktur. Sitemizde yayınlanan haberler içerisinden uygun kelimeler kes kopyala yöntemiyle bir araya getirilmiştir. Yeni Akit’in yayınlamadığını iddia ettiği “Müftü bozuntusu etkin Diyanet’ten rahatsız oldu” başlıklı haber, gazetenin iddiasının aksine Google’da arama sonuçlarında üst sıralarda çıkıyor . İlgili linke tıklanıldığında ise haber metni yerine, Yeni Akit gazetesinin ana sayfası açılıyor. Çünkü haber siteden kaldırılmış. Ancak haberin yayından kaldırılmadan önceki 7 Aralık tarihli görüntüsünü Google önbellekten okumak mümkün . Haberin siteden kaldırılmadan önceki ekran görüntüsü. Haberin tartışmalara konu olan bölümü ise şöyle: MEDİNE SÖZLEŞMESİNE GÖRE KÜRTLERİN YA SINIR DIŞI EDİLMESİ YA DA BOYNUNUN VURULMASI GEREKİYOR Oysa Erdoğmuş’un belirttiği Medine Sözleşmesi’nde Medine içinde bulunan tüm etnik unsurların birbirlerine karşı barış içinde yaşaması, dışardan yapılacak saldırılar karşısında ise toptan savunma içinde bulunulması gerekiyor. Yine bir Müslümana karşı kafirlerle işbirliği yapılmaması, katilin kim olursa olsun korunmaması da kayıt altına alınıyor. Anlaşmaya aykırı davrananlar hususunda ise Allah ve Resulü’nün hakem tayin edilmesi söz konusu. Medine Sözleşmesi hükümlerine aykırı davranan Beni Kaynuka ile Beni Nadir anlaşmayı bozdular. Her iki kabile de Medine’den sürüldü.
Doğru
End of preview. Expand in Data Studio

No dataset card yet

Downloads last month
11