text stringlengths 0 20.4M |
|---|
2013 yılında hükümet karşıtı militanların ve dış mihrakların desteğiyle başlatılan 'Gezi' provokasyonuna destek veren, sözde Atatürkçü, Erdoğan karşıtı propagandaları bültenlerinden eksik etmeyen Halk TV, bu sefer kabulu zor, izahı güç bir skandala imza attı. |
Dün Hakkari kırsalında bölücü terör örgütü PKK'lılar ile güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışma sonrası İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklama, Halk TV'de yayınlanan Ana Haber Bülteni'nde tamamıyla aksi yönünde verildi. |
Teröristlere şehit dediler! |
Bültende, İçişleri'nin 'Hakkari'de 39 terörist öldürüldü' açıklaması, 'Hakkari'de şehit sayısı 39'a yükseldi' şekliyle bildirildi. Kabul edilemez bu hataya ise sosyal medyadan çok sert tepkiler geldi. Konuyla ilgili kanaldan hiç bir açıklama yapılmaması da dikkat çekti. |
Resmi açıklama ortadayken, verilen rakamın şehit sayısı olarak duyurulması da, 'Kişinin fikri neyse zikri de odur' sözünü akıllara getirdi. |
Etiketler : Halk TV'de skandal! Terörist sayısını şehit diye verdile skandal! Terörist sayısını şehit diye verdile |
Ermenistan yeni yıla hazır | Agos |
27.12.2019 DİASPORA / ERMENİSTAN |
Ermenistan'ın başkenti Yerevan'da Noel ağacı büyük bir törenle açıldı. Cumhuriyet Meydan'ında toplanan her yaştan Ermenistanlılar 21 Aralık gecesi bu büyülü seramoniye şahitlik etti. Noel ağacının ışıklarının yanması ile birlikte 2020 için geri sayım başladı ve şehir yeni yıl ruhuna büründü. Bu yıl, Cumhuriyet Meydanı'nda ilginç ve modern çözümlere ve süslemelere sahip bir peri kasabası ve 2750. Yıl Parkı'nda yeni pavyonlar inşa edildi. |
Başbakan Nikol Paşinyan, Yerevan Belediye Başkanı Hayk Marutyan ve ailelerinin katılımı ile yapılan açılıştan sonra, Yerevan'daki "Christmas Market" de (Noel Pazarı) ziyarete açılmış oldu. Yeni yıl etkinlikleri ülkenin geleneksel olarak "Eski Yeni Yılı" kutladığı 13 Ocak'a kadar devam edecek. |
Yılbaşı etkinlikleri 31 Aralık'ta saat 22.00'de başlayacak, 24.00'da Başbakan Nikol Paşinyan'ın yapacağı konuşmanın ardından kutlamalar gece yarısından sonra Goran Bregović ve grubunun konseriyle devam edecek. |
Bölgedeki en büyük ağaç Aşkabat'ta |
"ТурСтат" turizm portalının Bağımsız Devletler Toplululuğu'nda kurulan yılbaşı ağaçları arasında bir büyüklük sıralaması yaptı. BDT ülkelerinin başkentlerinde Noel ağaçları sıralandığında Yerevan'daki 37 metrelik Noel ağacı, Aşkabat'tan (40 metre) sonra ikinci sırayı aldı. |
Yerevan Turist Bekliyor |
Ermenistan Turizm Federasyonu Başkanı Meğak Apresyan yılbaşı tatilinde Yerevan'ın turistler için ilgi çekici bir durak olacağını ve ziyaret edecek turist sayısının bu yıl Gürcistan'ın başkenti Tiflis ile yarışabileceğini söyledi. |
Apresyan son yıllarda Ermenistan'ın başkenti Yerevan'ın yılbaşına büyük özenle hazırlandığını ve bu dönemde turist akışının yükseldiğini belirtiyor. Yerevan ile birlikte Ermenistan'ın diğer şehirlerinin de bu döneme artık daha coşkulu hazırlandığını söyleyen Apresyan Ermenistan'da 2019 yılında turizmin belirli ölçüde ilerleme kaydettiğini de söyledi. |
Ermenistan İnsani Özgürlük Endeksi'nde 54'üncü sırada |
ABD'nin Cato, Kanada'nın Fraser Enstitüleri ile Almanya'daki Friedrich Naumann Vakfı tarafından hazırlanan İnsani Özgürlük Endeksi çalışmasının 2019 sonuçları açıklandı. Her yıl yapılan araştırma siyasi rejimler, ekonomik gelişmişlik, kişisel ve toplumsal refah düzeyini baz alıyor. |
"Human Freedom Index" adını taşıyan çalışmaya göre Ermenistan 162 ülke arasında 54'üncü sırada yer alıyor, bölge ülkelerinden Gürcistan 41. sırada yer alıyor. Böylece Ermenistan bölge ülkeleri açısından Gürcistan'dan sonra ikinci sırada yer alıyor. Diğer bölge ülkelerinin durumu çalışmaya göre pek de iç acıcı değil. İran 154'üncü, Rusya 114'üncü, Azerbaycan 121'inci olurken, Türkiye listeye 122'ci sıradan girdi. |
Rapora göre sıralamada birincilik Yeni Zelanda, İsviçre ve Hong Kong'ta. Listenin sonunda ise Yemen, Venezuela ve Suriye yer alıyor. |
Eksternal Dakriyosistorinostomide Mukozal Flep Tekniğinin Cerrahi Başarı Üzerine Etkisi: H Flep mi? U Flep mi? |
Avrupa Birliğine Uyum Sürecinde Yapılan Değişiklikler Işığında Adli Otopsilerin Güncel Hukuki Prosedürü |
Gürültü Kirliliği, Psikiyatrik Semptomlar ve Yaşam Kalitesi: Türkiye'nin Doğu Bölgesinde Gürültü Problemi |
Trabzonspor, Konyaspor ile 41. kez karşılaşacak. |
Trabzonspor 22.09.2021, 10:23 |
Önce liderliği kapalım sonra da sıra puan farkını açmaya gelsin sıra. Djaniny, Bakasetas, Nwakaeme, Hamsik bi de Gervinho tek forvet Corneliusa asist yapar herhalde. Gol de yemez isek bu iş tamamdır. Alın gelin bu maçı biraz keyif alalım artık bu senemiz beklediğimiz özlemini duyduğumuz senemiz olsun. Başarılar... |
Şişli Harbiye'de evine giren hırsızların domuz bağı ile öldürdüğü Ermeni Hagop Yakup Demirci, Surp Vartanas Ermeni Kilisesi'nde düzenlenen törenle... |
Cenazenin araca koyulmasının ardından Demirci'nin eşi Seta Ayda Demirci de yeğenlerinin yardımıyla kiliseden çıktı. Yüzü yara bere içerisinde olan yaşlı kadına gazeteciler, "Failler yakalandı ne düşünüyorsunuz?" diye sordu. Ancak olayın şokunu halen daha atlatamadığı görülen yaşlı kadın, sorulara yanıt veremedi. Ardından Seta Demirci, yeğenlerinin yardımıyla defin törenine katılmak için midibüse bindirildi. Cenaze aracına koyulan Hagop Yakup Demirci, Şişli Mecidiyeköy Ermeni Mezarlığı'na defnedilecek. |
Ballito’da deniz mahsülleriden, hint yemeklerine kadar geniş bir skalada dünya mutfağının leziz örneklerini bulmak mümkün. Willard Beach’te enfes deniz mahsülleri yiyebilir, sokak lezzetleri içinde bol bol balıkla karşılaşabilirsiniz. |
Cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan'ın eşi emine erdoğan, toplumsal gelişim merkezi eğitim ve sosyal dayanışma derneğince (togem-der), geliri israil işgali. |
Anasayfa GÜNCEL Emine Erdoğan, geliri Filistinli çocuklara bağışlanacak dönüşüm pazarını ziyaret etti |
Tarih: 2021-05-28 Saat: 20:27:55 |
Güncelleme : 2021-05-28 20:27:55 |
"Sıfır Atık" projesine destek sağlamak amacıyla "kullanılmayan eşyaların değerlendirilmesi" düşüncesinden hareketle gerçekleştirilen TOGEM-DER'in dönüşüm pazarı, bu yıl Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi'nde Filistinli çocuklara destek vermek amacıyla kuruldu. Oyuncaktan kıyafete, mobilyadan antika eşyaya kadar hayırseverlerin bağışladığı binlerce ürünün satışa sunulduğu pazara gelen Erdoğan, eşyaların yer aldığı stantları gezerek, TOGEM-DER Yönetim Kurulu Başkanı Saadet Gülbaran'dan bilgi aldı. Koleksiyoner iş adamı Yusuf İyilik'in bağışladığı 150 parça eseri de inceleyen Erdoğan, alışverişinde Ümraniye TOGEM-DER Meslek Yüksekokulu'nun özel eğitime gereksinim duyan öğrencileri tarafından yapılan ürünleri satın alarak, çarşıya bağışta bulundu. |
Öte yandan, çok sayıda sanatçı ve iş insanı da dönüşüm pazarına bağışta bulundu. Emine Erdoğan'a ziyaretinde İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ve eşi Hatice Nur Yerlikaya ile Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen eşlik etti. |
Türkiye'nin 81 ilinden bağışlanan mobilyadan kıyafete kadar 2. el ve yeni binlerce ürünün satışa sunulduğu dönüşüm pazarı, 13 Haziran'a kadar Üsküdar Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi'nde Filistinli çocuklara destek vermek isteyen misafirlerini ağırlayacak. |
İran İİT'nin yeni Genel Sekreteri'ni kutladı |
Kasım 25, 2021 - 2:17 ÖS News Code : 1202099 Source : parstoday Link: |
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatipzade, İslam işbirliği teşkilatı İİT'nin yeni Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha'yı kutlayarak bu teşkilatın kapasitelerinden siyonist rejim İsrail'le normalleşme hareketi ile mücadelede yararlanılmasına vurgu yaptı. |
Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA – Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hatipzade, İran İslam Cumhuriyeti ile İİT arasındaki işbirliği hakkında yaptığı açıklamada, İran İİT'nin yeni Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha'nın görevine başlamasını tebrik ederek başarılar dilediğini belirtti. |
Sözcü Hatipzade şöyle dedi: |
Filistin davasında ve siyonist rejimin Filistin halkının malını mülkünü gasp etmesi ile mücadelede ve ayrıca normalleşme adında başlatılan şom harekete karşı İİT kapasitelerinden daha fazla yararlanmalı ve üye ülkelerin arasında bu rejime karşı dayanışma ve vahdet pekiştirilmelidir. |
Sözcü Hatipzade, İİT'nin yeni Genel Sekreteri Taha, Cumhurbaşkanı Ayetullah Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahian'a ayrı ayrı mesajlar göndererek, İran ile işbirliğini takviye etmeye hazır olduğunu belirttiğini kaydetti. |
İİT'nin sahip olduğu büyük kapasitelere vurgu yapan Hatipzade, yeni dönemde bu teşkilatın İslam ümmetinin ortak çıkarlarına daha fazla hizmet etmesine şahit olmayı umduklarını vurguladı. |
Hatipzade ayrıca, İİT'nin eski Genel Sekreteri Ahmet bin Asimin'e görevi süresince sarf ettiği emeklere teşekkür etti. |
Bu karar AİHS'nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, şekle ilişkin değişiklik yapılabilir. |
Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi'nin ("Sözleşme") 34. maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, bir Türk vatandaşı olan Bektaş Canseven ("başvuran") tarafından, 9 Mayıs 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yapılan başvurudan (no. 70317/01) kaynaklanmaktadır. |
Başvuran, 26 Aralık 1993 tarihinde, DEV-SOL (Devrimci Sol) isimli yasadışı örgüte üye olduğu şüphesi üzerine yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. |
Başvuran, polis nezaretinde kötü muameleye tabi tutulduğunu iddia etmiştir. Dövüldüğünü, kendisine elektrik şoku verildiğini, yemek ve su verilmediğini, soğuk suya sokulduğunu ve falakaya yatırıldığını iddia etmiştir. |
7 Ocak 1994 tarihinde, başvuran ve on iki diğer şüpheli, sağlık muayenesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na götürülmüşlerdir. |
Aynı tarihte, başvuran, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı'nın huzuruna çıkartılmış ve burada polise verdiği ifadeleri reddetmiş ve nezarette olduğu sürede işkenceye maruz bırakıldığını iddia etmiştir. Aynı günün sonrasında, başvuran bir hakimin önüne çıkarılmış ve hakim onun tutukluluğunu emretmiştir. |
Cumhuriyet Savcısı, DEV-SOL'a yönelik bir soruşturma zarfında yakalanan başvuran ve diğer şüphelilerin kötü muameleye ilişkin şikayetleri karşısında dava dosyasınıİstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na göndermiştir. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, şikayetlere yönelik soruşturma başlatmasının ardından, 10 Mayıs 1994 tarihinde, iki polis memuru hakkında delil yetersizliği nedeniyle takipsizlik kararı vermiştir. |
Belirli olmayan bir tarihte, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, başvuran hakkında sunduğu iddianame ile Ceza Kanunu'nun 168 § 2. ve 369. maddeleri uyarınca onu yasadışı bir örgüte üye olmakla ve kundakçılık yapmakla suçlamıştır. |
Müteakiben, başvuran hakkındaki dava, aynı örgüte üye olmakla suçlanan diğer on dokuz kişi hakkındaki ceza davası ile birleştirilmiştir. |
8 Nisan 1997 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranı yasadışı bir örgüte üye olmaktan ve muhtelif bankalara molotof kokteyli atmaktan mahkum etmiştir. Bu karar, 21 Mayıs 1998 tarihinde, Yargıtay tarafından bozulmuştur. |
İşlemler zarfında, başvuran, nezarette bulunduğu sürede kötü muamele görmüşolduğunu birkaç sefer tekrarlamıştır. |
24 Aralık 1998 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranı yasadışı bir örgüte üye olmaktan ve 1991 yılında muhtelif bankalara molotof kokteyli atmaktan mahkum etmiştir. Başvuran, toplam yirmi bir yıl, bir ay ve on dört günlük hapis cezasına ve para cezasına çarptırılmıştır. |
18 Ocak 1999 tarihinde, başvuran temyiz başvurusunda bulunmuştur. Dilekçesinde, diğer şeylerin yanı sıra, ilk derece mahkemesinin, kararını, polise baskı altında verdiği ifadelere dayandırdığını ileri sürmüştür. |
30 Eylül 1999 tarihinde, Yargıtay, kararı onamıştır. Bu karar ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. |
10 Nisan 2003 tarihinde, başvuranın cezasının infazı, sağlık nedenlerinden ötürü altıay süreyle ertelenmiştir. Başvuran serbest bırakılmıştır. 27 Aralık 2005 tarihinde, İzmir Ağır Ceza Mahkemesi, yeni Ceza Kanunu hükümleri ışığında başvuranın cezasının infazını durdurmuştur. |
Hükümet, başvurunun sunulduğu tarihe ilişkin olarak bir yanlışlığın meydana geldiğini ileri sürmüştür. Başvurunun 9 Mayıs 2000 tarihinde değil 5 Eylül 2000 tarihinde sunulmuşolduğunu belirtmiştir. |
AİHM'nin yerleşik usulüne göre başvurunun sunulduğu tarih, başvuruda bulunma niyeti belirten ve şikayetin içeriğine dair işaret veren ilk mektubun tarihidir. Ancak, başvuranın, sunmuş olduğu başvurusuna ilişkin ek bilgiyi aradan önemli bir süre geçtikten sonra sunması halinde AİHM, hangi tarihin başvurunun sunulduğu tarih olarak kabul edileceğine ve AİHS'nin 35 § 1. maddesinde ortaya konan altı ay süresinin hangi tarihten itibaren işlemeye başlayacağına karar vermek üzere davanın özel koşullarını inceler (bkz., diğerlerinin yanı sıra, Alzery - İsveç, no. 10786/04, 26 Ekim 2004 ve Gaillard - Fransa, no. 47337/99, 11 Temmuz 2000). |
Sözkonusu davada, AİHM, başvuranın, 20 Haziran 2000 tarihli bir mektup ile olaylara ilişkin kısa bir açıklama sunduğunu ve nezarette maruz kaldığını iddia ettiği kötü muamele ve bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme hakkı konularında şikayetçi olduğunu kaydetmiştir. Tam başvuru formu 5 Eylül 2000 tarihinde, yani iki ay on altı gün sonra sunulmuştur. AİHM aradaki bu süreyi makul olarak değerlendirmiştir. Bu nedenle, başvurunun sunulduğu tarihin 20 Haziran 2000 olduğuna karar vermiştir. |
Başvuran, polis nezaretinde olduğu sürede, AİHS'nin 3. maddesine aykırı olarak, kötü muameleye maruz kaldığı konusunda şikayetçi olmuştur. Sözkonusu madde şöyledir: |
Hükümet, AİHM'den, başvurunun bu kısmını, AİHS'nin 35 § 1. maddesi uyarınca olan içi hukuk yollarını tüketme şartına uymadığı için kabuledilmez olduğu gerekçesiyle reddetmesini talep etmiştir. Başvuranın, Cumhuriyet Savcısı'nın takipsizlik kararına itiraz etmediğini belirtmiştir. |
Başvuran, Cumhuriyet Savcısı'nın kararının kendisine tebliğ edilmediğini iddia etmiştir. Durum her ne olursa olsun, iç hukuk yolları etkili olmadığı için itirazda bulunmanın sonuç getirmeyeceğini ileri sürmüştür. |
AİHM, başvuranın AİHS'nin 35. maddesi anlamı dahilinde iç hukuk yollarını tüketip tüketmediğini belirlemenin gerekli olmadığını, zira başvurunun bu kısmının aşağıda belirtilen gerekçelerden ötürü kabuledilmez olduğunu değerlendirmiştir. |
AİHM, kötü muamele iddialarının uygun deliller ile desteklenmesi gerektiğini yinelemiştir (bkz., özellikle, Tanrıkulu ve Diğerleri - Türkiye, no. 45907/9, 22 Ekim 2002). |
AİHM, başvuranın gözaltı süresinin bitiminde düzenlenen sağlık raporunun, onun polis tarafından kötü muamele gördüğüne dair herhangi bir gösterge içermediğini kaydetmiştir. Bu hususta, AİHM, başvuran tarafından iddia edildiği şekilde uygulanmış olan kötü muamelenin, özellikle dayak, falaka ve elektrik şokunun, başvuranın vücudunda izler bırakmış olacağını kaydetmiştir (bkz., özellikle, Tanrıkulu ve Diğerleri - Türkiye,no. 29918/96, no. 29919/96 ve no. 30169/96, 24 Şubat 2005). AİHM, bu raporda yeterli ayrıntıbulunmadığının farkındadır. Bununla beraber, dava dosyasında, rapordaki bulgular konusunda kuşku uyandıracak veya başvuranın iddialarını destekleyecek herhangi bir belge bulunmadığını kaydetmiştir. AİHM, bilhassa, yerel işlemler zarfında başvuranın dava dosyasının içeriğine herhangi bir itirazda bulunmadığını ve dava dosyasında başvuranın başka bir doktor tarafından muayene edilme talebinde bulunduğuna ve bu talebinin reddedildiğine dair herhangi bir gösterge olmadığını belirtmiştir. |
Yukarıda belirtilenler karşısında, AİHM, başvuranın, polis nezaretinde kötü muamele gördüğü şeklindeki iddiasını kanıtlamadığı görüşündedir. Başvurunun bu kısmının asılsız olduğu ve AİHS'nin 35 §§ 3 ve 4. maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olmasıgerekçesiyle reddedilmesi gerektiği kararını vermiştir. |
Başvuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi heyetinde askeri hakim bulunması nedeniyle davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından hakkaniyete uygun olarak görülmediği konusunda şikayetçi olmuştur. |
Ayrıca, baskıaltında alınan ifadelerine dayanılarak mahkum edildiğini ileri sürmüştür. Başvuran, son olarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın yazılı görüşünün kendisine hiçbir zaman tebliğedilmediğini ve böylece karşı iddia ortaya koyma fırsatından mahrum bırakıldığını iddia etmiştir. Başvuran bu şikayetini AİHS'nin 6. maddesine dayandırmıştır. Sözkonusu maddenin ilgili kısmışöyledir: |
"Herkes, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının …, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir." |
Hükümet, AİHS'nin 35 § 1. maddesi uyarınca başvuranın bu başlık altındaki şikayetlerinin altı ay kuralına uymama gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Başvuranın, Yargıtay kararının ilk derece mahkemesine gönderildiği tarihten itibaren altı ay içinde başvuruda bulunmuş olması gerektiğini belirtmiştir. Bunun yerine, başvuranın, AİHM'ye 5 Eylül 2000 tarihinde başvurduğunu kaydetmiştir. |
AİHM, sözkonusu davada, Devlet Güvenlik Mahkemesi kararının 30 Eylül 1999 tarihinde Yargıtay tarafından onandığını ve 27 Aralık 1999 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne gönderildiğini gözlemlemiştir. Ayrıca, başvurunun AİHM'ye 20 Haziran 2000 tarihinde yapıldığını gözlemlemiştir. Dolayısıyla, başvuru uygun süre içinde yapılmıştır. |
Ancak, başvuranın, sözde baskı altında alınan ifadelerine dayalı mahkumiyet kararına ilişkin şikayeti hususunda, AİHM, başvuranın AİHS'nin 3. maddesi uyarınca olan şikayetini incelediğini ve asılsız bulduğunu hatırlatmıştır. Başvurunun bu kısmının da AİHS'nin 35 § 3 ve 4. maddesi anlamı dahilinde açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabuledilmez olduğu kararını vermiştir. |
Başvuranın bu başlık altındaki kalan şikayetleri hususunda, AİHM, yerleşik içtihadıışığında (bkz., birçok kararın yanı sıra, Çıraklar - Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar) ve kendisine sunulan belgeler karşısında, bu şikayetlerin, sonuçları esasların incelenmesine bağlıolan AİHS uyarınca karmaşık hukuki ve olgusal konular ortaya koyduğunu değerlendirmiştir. AİHM, bu nedenle, başvurunun bu kısmının AİHS'nin 35 § 3. maddesi anlamı dahilinde temelsiz olmadığı kararını vermiştir. Başvurunun bu kısmı başka açılardan da kabuledilmez değildir. |
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı AİHM, bu davada ortaya konan konularla benzer konular ortaya koyan çok sayıda dava incelemiş ve AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz., yukarıda anılan, Özel ve Özdemir - Türkiye, no. 59659/00, 6 Şubat 2003). |
AİHM, bu davada farklı bir sonuca varmak için bir gerekçe görmemiştir. Dolayısıyla, AİHM, 6 § 1. maddenin ihlal edildiği kararına varmıştır. |
Başvuranın davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından hakkaniyete uygun olarak görülmesi hakkının ihlal edildiği kararını göz önünde tutan AİHM, AİHS'nin 6. maddesi uyarınca olan diğer şikayetleri incelemenin gerekli olmadığını değerlendirmiştir (bkz., diğer içtihatların yanı sıra, Incal - Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar ve Ükünç ve Güneş - Türkiye, no. 42775/98, 18 Aralık 2003). |
AİHM, Mahkeme İç Tüzüğü'nün 60. maddesine göre, herhangi bir adil tazmin talebinin ayrıntılarıyla belirtilmesi gerektiğini ve ilgili belge veya makbuzlarla birlikte yazılıolarak sunulması gerektiğini belirtmiştir. "Bu gereğin karşılanmaması halinde Daire, talebi kısmen veya tamamen reddedebilir." |
Sözkonusu davada, 21 Şubat 2006 tarihinde, AİHM, başvuranın, 10 Mayıs 2006 tarihine kadar adil tazmin taleplerini sunmasını istemiştir. Ancak, başvuran, belirlenen süre içinde herhangi bir talep sunmamıştır. |
Yukarıda belirtilenler karşısında, AİHM, AİHS'nin 41. maddesi uyarınca herhangi bir tazminat ödenmemesine karar vermiştir. |
Bununla birlikte, AİHM, sözkonusu davada olduğu gibi bir kişinin AİHS'nin bağımsızlık ve tarafsızlık şartlarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkum edilmesi halinde talep üzerine yeniden yargılama veya davanın yeniden açılmasının esas itibariyle uygun bir tazmin yolunu temsil ettiğini değerlendirmiştir (bkz. Öcalan - Türkiye, no. 46221/99 [BD]). |
1- Başvuranın davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından hakkaniyete uygun olarak görülmesi hakkına ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın yazılı görüşünün tebliğedilmemesine ilişkin şikayetlerin kabuledilebilir; başvurunun kalanının kabuledilmez olduğuna; |
2-İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin şikayet hususunda AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine; |
3- Başvuranın AİHS'nin 6 § 1. maddesi uyarınca olan adil yargılamaya ilişkin diğer şikayetlerini incelemenin gerekli olmadığına; |
İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 15 Şubat 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. |
Yapılara Can Verenler - Beştepe Bloggers |
İnsanlar barınma, dinlenme, eğlenme, ibadet etme, depolama gibi ihtiyaçlarını yapılarla giderebilmektedir. Mimarlar, bu yapılara can veren meslek sahipleridir. Mimarlık deyince insanın aklına ilk önce bina tasarımı gelmektedir. Ancak, arazi ya da arsa üzerine yapılan fiziki yapının kırsal veya kentsel dokuya uygunluğu, insanlar için yaşam alanı öngörmesi mimarlığın önemli unsurlarını oluşturmaktadır. |
Günlük yaşamda konutların yanında, askeri binalar, havaalanları, otogarlar, alışveriş merkezleri, yollar, parklar, devlet kurum binaları başta olmak üzere, toplumların yaşadıkları yerlerin tamamı mimarların çalışmalarının sonucudur. İnsan ihtiyaçları ve alışkanlıkları zaman içinde değişmektedir. Bu değişikliklere göre mimar yapılara sürekli bir boyut kazandırmaktadır. İnsanların ihtiyaçlarına uygun yapılar, yaşam alanı tasarımıyla mümkün olabilir. Bunun için mimarlar bireylerin istekleri, sosyal çevre ve resmi kurumlarca konulan kısıtlar gibi hususları dikkate almak zorundadırlar. |
Sıkıcı tanımları bir tarafa bırakarak, yabancı bir televizyon kanalının mimari tasarımla ilgili programında gördüklerimi paylaşmak istiyorum. Ev satın almak isteyen insanlara bütçelerine uygun belli sayıda ev gösteriliyor. Bu evler genellikle onarıldıktan sonra kullanıma hazır hale getirilecek evlerden oluşuyor. Evlerin hangi yılda yapıldıkları, çiftlik evi mi, şehir merkezinde mi olduğu, okullara, alışveriş merkezlerine, kiliseye, iş yerine, denize, göle, hastanelere uzaklığı, komşuların kimler olduğu gibi özellikleri anlatılıyor. Kendisine sunulan seçeneklerden en uygun evin seçilmesiyle birlikte ilk aşama tamamlanıyor. Mimar, evi alanlara evde hangi değişiklikleri yapacağını bir simülasyonla gösteriyor. Bunu yaparken, kişilerin sevdikleri renkler, yapılan değişikliklerin tamamen modern ya da geçmişin izlerini taşıması, çocuklar için evin içinde ya da dışında oyun alanları yapılması, banyonun, lavabonun, merdivenlerin, zeminlerin, aydınlatmada, evin dekorasyonunda kullanılan malzeme ve eşyaların tasarımında evi alanların düşüncelerinin alındığı ancak mimarın tarzının da yansıtıldığını görüyorsunuz. Evin fiziki yapısı alanların yaşam tarzlarındaki önceliklerine göre şekillendiriliyor. |
Alınan evin yapılış yılındaki hali ile yeniden tasarlandıktan sonraki hali farklı yaşam biçimlerini gözler önüne seriyor. 1910 yılına ait bir evin mutfağı, banyosu, odaları, salonları, merdivenleri, döşemeleri aydınlatmaları, boyası, malzemeleri o dönemi ve yaşam biçimini ifade ediyor. Yeniden tasarlanması için yapılan her şey başka bir yaşam biçimi için şekillendiriliyor. Kimi mutfağında beton tezgahı tercih ederken kimisi mermer ya da ahşap tezgahı tercih edebiliyor. Bir başkası, dedesinin ahırından sökülen tahtalardan yapılan mutfak tezgahını gördüğünde mutluluk gözyaşları dökebiliyor. Tavana yerleştirilen, geçmişin izlerini taşıyan ve hiçbir işlem yapılmadan konulan bir kirişin geçmişle gelecek arasında kurulan bağa dönüştüğü hissedilebiliyor. Gelecek konukları düşünerek, onların sevebilecekleri eşyalarla döşetilen bir odanın sosyal bağları sağlamlaştırdığını anlayabiliyorsunuz. Tüm ailenin birlikte oturabileceği, yemek yiyebileceği şekilde tasarlanan bir ev sizi ailenizle birlikte orada bir ziyafete davet edebiliyor. |
Sonuç olarak mimar fiziki bir yapı yapmıyor. İçinde insanın bulunduğu, fiziki çevresini ve sosyal ilişkileri birlikte ele alan bir yaşam alanı oluşturuyor. |
Türk Okulları Gönüllü Elçi Gibi Çalışıyor - Fethullah Gülen Web Sitesi |
Türk Okulları Gönüllü Elçi Gibi Çalışıyor |
Yazar: Zaman Tarih: 08 Ocak 2007 . Kategori 2007 Haberleri |
Türkiye'nin Orta Asya Türk cumhuriyetleri ile ekonomik ilişkilerinin gelişmesinde Türk müteşebbisler tarafından açılan okullar önemli katkılar sağlıyor. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) tarafından Eylül 2006'da İstanbul'da düzenlenen Avrasya Zirvesi'nde Türk okullarından mezun öğrenciler tercümanlık yapmıştı. |
TUSKON Başkanı Rızanur Meral'e göre bu okullardan mezun olanlar sadece tercümanlık yapmıyor aynı zamanda iş hayatına da atılıyor. Hem kendi üyelerinin hem de üye olmayan firmaların o ülkelerde distribütörlüklerini de yapan gençler, yetişmiş eleman ihtiyacını da karşılıyor. |
Türkiye Müteahhitler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Rıza Arslan ise, 'İnsanlar dost oldukları için alışveriş yapar. Biz hem dostuz hem kardeşiz. Türk insanını tanıyan bu öğrenciler çok güzel bir altyapı oluşturdu. Türkçenin dışında Rusça ve İngilizce bilmeleri iletişim kanallarını açık tutuyor. Kültürümüze yakın olmaları sebebiyle verilen işi sahipleniyorlar. Bu potansiyeli iyi değerlendirmeliyiz.' diye konuşuyor. TUSKON Türkiye'nin bölgedeki büyümeden daha fazla pay alabilmesi için Avrasya Zirvesi'ni geleneksel hale getirecek. (Abdulhamit Yıldız) |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.