text
stringlengths
0
20.4M
24 Kas 2021 - 10:42- Siyaset Güncelleme: 24 Kas 2021 - 10:47
MHP lideri Bahçeli: Kur operasyonu boşuna çaba
MHP lideri Bahçeli: Kur operasyonu boşuna çaba MHP lideri Bahçeli, Türkiye'nin enflasyon, kur ve faiz sarmalından çıkmak için tarihi bir eşikte olduğunu ve kur operasyonlarının boşuna olduğunu söyledi. Grup toplantısında konuşan Bahçeli, "Hükümetin ekonomi politikası doğrudur, bunun üzerinden polemik yaratmak, 'bittik, tükendik, yandık, mahvolduk' demek, felaket tellallığıdır. Türkiye'yi teslim alamayacaksınız" dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, ekonomi vasıtasıyla Türkiye'ye saldıranlara; vatandaşları faiz, kur, enflasyon sarmalına hapsetmek için uğraşanlara fırsat ve izin vermemenin, kalbi vatan ve millet sevgisiyle çarpan herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.
FAİZ KAMBURDUR
Devlet Bahçeli, yalnızca enflasyon ile mücadele değil, ekonominin tümü için çözülmesi gereken öncelikli konunun; politika uygulamasındaki belirsizliğin ortadan kaldırılması olduğunu anlattı. Bahçeli, para politikası ve Merkez Bankası'nı baz alan, kamu maliyesinin rolünün ikinci planda tutulduğu ve enflasyon ile mücadeleyi yalnızca faize bağlayan politikanın, çözüm üretmede yetersiz kaldığının, deneyimleriyle sabit olduğunu dile getirdi.
Kararlı ve istikrarlı para politikası uygulanması kadar, kaynakların etkin kullanımı önündeki engelleri tespit eden, bunları çözecek bir kamu maliyesi yaklaşımına da ihtiyaç duyulduğunu belirten Bahçeli, "Türkiye, faiz kamburundan kurtulmalıdır. Faiz, uzun vadede üretim sistemine büyük hasarlar vermektedir. Ülkemiz şu anda dünyada faiz oranının yüksekliği açısından ilk on ülkeden biri, Avrupa'nın da zirvesindedir. Faiz, geleceğimizden çalmaktadır." ifadesini kullandı.
50+1 tartışmalarına nokta
Gazetelerde, televizyon ekranlarında hala yüzde 50 artı 1 tartışmasının kıyasıya devam ettiğini anımsatan Bahçeli, tam bir kafa karışıklığının hakim olduğunu belirtti. "Şimdi beni iyi dinlesinler, onlara yüzde 50 artı 1 anlatayım da biraz ders alsınlar, sonuç çıkarsınlar, bu konuyu da daha fazla sündürüp sağa sola çekiştirmesinler." diyen Bahçeli, dünyada cumhurbaşkanı veya devlet başkanını halkın seçtiği 99 ülkede geçerli oyların yüzde 50 artı 1'ini alan adayın seçilmesinin, anayasal norm olarak kabul edildiğini aktardı.
Devlet Bahçeli'den CHP'ye: PKK ile HDP'nin kanlı madalyonun iki yüzü olduğunu cümle alem gördü de yalnızca siz mi fark edemediniz?
MİLLİ İRADENİN ÜZERİNDE OLAMAZ
Bahçeli, "Geldiğimiz bu aşamada, yeni yönetim sistemi kapsamında Merkez Bankası'nın bağımsızlığı konusunu mutlak surette tartışmaya açmak hem demokrasinin hem de milli iradenin gereğidir" ifadelerini kullandı.
Elektrik ihalelerinde adres yine değişmedi: Her taşın altından Limak çıkıyor! - istanbulgercegi.com
Tarih: 21.01.2021 - 17:35
Kamu İhale Bülteni'nde yer alan bilgilere göre, Kocaeli Göl. Bk. Onr. İs. K. Lığı Milli Savunma Bakanlığı Msb Bağlıları 26 Kasım 2020 tarihinde Elektrik Enerjisi Mal Alımı ihalesi düzenledi. 7 Ocak 2021 tarihinde sonuçlanan ihaleye 4 şirket teklif verirken ihaleyi kazanan ise 10 milyon 243 bin TL'ye Limak Holding'e bağlı Limak Enerji Uludağ Elektrik şirketi oldu.
Cumhuriyet'ten Arda Özarda'nın haberine göre; Limak Holding'e bağlı Limak Enerji Uludağ Elektrik Şirketi de kamu kurumlarının milyonlarca liralık elektrik enerjisi ihalesini alması ile tanınıyor. Şirketin daha önce aldığı bazı ihaleler şöyle:
ETİKETLER : istanbulgercegi.com, COVİD19, güncel haber, sondakika, siyaset, spor, magazin, yazarlar, bilim, coronavirüs, Turkey, Elektrik ihalelerinde adres yine değişmedi: Her taşın altından Limak çıkıyor!
Alo Atık Yağ / Geri Dönüşüm / Milliyet Blog
Bundan iki yıl önce haberdar olmuştum böyle bir hattın varlığından. Bir arkadaşım bahsetmişti; kızartma yağlarını lavaboya dökmeyip biriktiriyor ve üç kiloya ulaştığında ilgili yere telefon edip almalarını istiyordu. İlgili yer, atık bitkisel yağları bio dizele dönüştüren bir tesisti. Yağları topluyor ve yeniden kazanımını sağlıyorlardı. Yeniden kazanımın yanısıra yağlar yeraltı sularını kirletmiyordu. Çünkü bir kilogram yağın kirlettiği su miktarı tam bir milyon metreküptü.
Doğayı yıllar boyunca düşüncesizce ya da bilinçsizce kirlettik. Plastikleri çöpe attık, yağları lavaboya döktük, kağıt ve camları dönüşüm kutuları yerine çöpe attık. Ama bunun bedelini ödüyoruz. Daha çok da gelecek nesiller ödeyecek. Yani çocuklarımız ve torunlarımız.
Denizli'de sekiz yıl kadar önce katı atık dediğimiz plastik atıkların toplanmasına başlandı. Atıklar haftanın iki günü toplanıp dönüşüm tesislerine götürülüyor ve yapılan işlem sonucunda yeniden kullanmaya uygun hale geliyordu. Ben ilk günden itibaren atıkları ayrıştırmaya başladım. Tabii çevremi bu konuda uyarmaya da. İtiraf edeyim; zaman zaman üşendiğim oldu. Çünkü hep kocaman bir poşet oluyordu balkonumda. Süt kutuları, plastik şişeler, tekstil atıkları, naylon poşetler gibi. Ama o durumlarda gözümde hep aynı görüntü canlandı; Küçücük çocuklar parklarda oynamaya çalışıyor ama başaramıyorlar. Çünkü etraftaki binlerce naylon poşet durmadan ellerine yüzlerine dolanıyor!
Küçük çocuklar kim diyeceksiniz? Gelecekteki torunlarım!
Atık yağlara dönecek olursak yeniden; dediğimiz gibi bir kilo atık yağ bir milyon metreküp suyu kirletiyor. Ekosistemin bozulmasına zemin hazırlıyor. İleriye dönük olarak hayatı olumsuz etkiliyor. Bu yüzden atıklarımızı mümkün olduğunca ayrıştıralım ve yeniden kullanılmasını sağlayalım. Bu konuda hizmet sunan firmalar var. Devlet lisanslı firmaların yanısıra bazı belediyeler de aynı hizmeti sağlıyor. Türkiye genelinde bir firma, hangi ilden ararsanız arayın yağınız beş litreye ulaştığında kapınıza kadar gelip alıyor. İlgili firmaya 444 28 45 numaralı telefondan ulaşılabiliyor. Denizli içinse atık yağları toplayan firmaya 258 il kodundan sonra 371 23 87 numaralı telefondan ulaşmak mümkün.
Daha temiz bir çevre için atık yağlar lavaboya değil ayrıştırmaya diyorum...
Duyarlılığınızı takdirle karşılıyorum sevgili Gülistan hanım. Yazdığınız numarayı cep telefonuma kaydettim. Atık yağlarım 5 kiloyu bulduğunda, ilgili numarayı arayacağım. Cemce sevgilerimle...
Teşekkürler Cem Bey:) 28.11.2011 15:57
Değerli bir bilgi. Otel, yatılı pansiyon, yurt, lokanta gibi yerlerde çok birikiyor. Gün içinde kararmadan değişmesi gerekiyor. Ama evlerde de biriktirilebilir. Teşekkürler.
Tabii evde biriktirmek hele de az kızartma yapıyorsanız zaman alıyor ama ben yarım ya da bir litre olduğunda arkadaşıma götürüyorum ve gerekli miktarı böyle sağlıyoruz. Teşekkürler efendim. 26.11.2011 22:54
Önemli bir konu dikkat çekmenize teşekkürler.Lavobalara akıtılan yağlar,denizlerde balıklar için tehdit oluşturuyor. Ben otelcilik sektöründe çalıştığım için sayın Kuyucak'ın yazdığı yere ulaşması için ev yağlarını otele veriyorum. yani biodizel olarak kullanılması için.. Sevgilerimle Gülistan hanım.
Teşekkürler ve sevgiler Sema Hanım:) 26.11.2011 22:55
Sevgili Gülistan Hanım, Yazınız çok bilgilendirici, ben kendi adıma bugün bir şey öğrendim. Ellerinize sağlık, umarım bu bilgileri çevremizle beraber paylaşıp hayata geçirebiliriz. Bilgi bilinipte aynı zamanda uygulanınca daha da anlam kazanıyor... Selam ve sevgiler...
Merhaba Sündüs Hanım, Haklısınız. Uygulamadığımız takdirde bilmenin anlamı kalmıyor. Özellikle yeni nesli bu konuda eğitmemiz gerek. Bu da ebeveynlerin bilinçli davranıp örnek olmasıyla mümkün. Çok teşekkür ediyorum. 26.11.2011 12:26
Ölümü Bozan Anahtarlar – QOLUMNIST
29/05/2017 / Harun Aktaş
Ölümü Bozan Anahtarlar
Odamın kapısını kilitleyerek daha ne kadar sıkabilirim alt dişlerimi? Bu sorunun birden fazla cevabı olabilir, ki olmalı. Kişiden kişiye, izafi. Ancak bu soruya nasıl cevap verileceğinden ziyade, niçin sorulduğu önem arz ediyor şimdilik; çünkü öylesine sorulmadığı bir gerçek, öncelikle bunda anlaşalım istiyorum. Bilmem şehrin kaçıncı maddesine göre yeni baştan konuşabiliriz muğlaklığımızı. Tarihten ders almak fıtratımıza ters nihayetinde. Kanımızın damarlarımızda boşuna horlamasını başka neyle izah edebilirdik yoksa. Ben yaptım. Ben yemin ettim. Geçmişi değiştirebilir miyim? Gelecek şu an beni pek ilgilendirmiyor desem de gelecek gelecektir. Dedim. Dediğim dediktir. Ölüm kadar kesin bu. Şöyle bir duvar görsem de yaslanıp düşünsem bu yargının iflahını, uzun uzun. Geciktim fakat, söylenmesi gereken sözlere.
Anahtar kapıda ve kapı kilitli.
Yola devam edelim, madem yola çıktık. Islık çalarak. Sırtımız güvende, duvarı bulana dek. Sonrası gelecek ve bu da bizi aşıyor. Ben demeliyim belki de burada. Buradan başlamalıyım ya da sözlerime. Demek istediğim, geçmiş yazdıklarımın içinde. Elimin tersiyle ters köşe de edebilirim kahrımı. Korkmadığımızın altını betimleyerek kalın çizgilerle hem de. Sebebi olmalı bunların. Geçen pazar, amcamın hiç görmediğim oğlu bir trafik kazasında öldüğü haberi gelince, ölümün evimizin yakınına kadar yaklaştığı hissine kapıldım elimde olmadan. Kapı kilitliydi ya kulaklarım çarpıldı. Kapıların kilitli olması istemediğimiz ağrıları hissetmeyeceğimiz anlamına mı geliyor? Ölümün insanın şah damarından bile daha yakın olduğu hakikatini görünür bir noktaya asalım: Döngü. Kısır. Ölüm karşısındaki mahcubiyetimi bir kez daha öğrenmiş oldum bu ağrı vesilesiyle. Ağzımı o meşhur iki kelimelik yargıdan arındıramadım. Ne yazık ki böyle durumlarda kelimelerin kifayetsiz kaldığı, -metin olmak dahildir buna– derinliğini kaybettiğini her defasında hayat öğretiyor büyük bir hayranlıkla. Biz âdemlere. Bu da ölümün biz yaşadığını sananlara en büyük intikamı olsa gerek. Bu yazdıklarımı okumadan zarfı açmamalıyım belki de.
Bir pazar sabahıydı ve ben bir kez daha ölümün ayak seslerini işitiyordum. Zaman zaman karanlık sözlere maruz kalan damarlarım, neden bir türlü uslanmıyordu. Eksik giden bu vaziyeti daha ne kadar iteleyecektim öteye. Kendimi bilmenin zaafına kapıldım da benim haberim mi yoktu bundan.
Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin. Mi?
Kapat zarfı ve damgala.
Niyetim sizlere bilmediğiniz bir ölümün anahtarını vermek değil elbette. Kaderin karşı konulmaz gücünden dem vurmaya da vaktimiz yok. Varız biz, kim olduğumuzun ne önemi var. O halde bu otobandaki nümayiş niye?
Camın arka tarafında uykuyu bölen davul. Davulcunun geceye olan inadı. Sokaktaki böceklerin bıyıkları. Pidelerin geleneksel kokusu. Ramazan ayının gelişi, beni tedirgin eder her daim. Ne yapacağımı bilememenin endişesi beni zorlasa da kapıların gıcırdamalarına katlanabilme cüreti gösterebiliyorum. Sonra gelir, biter. Bayram telaşı başlar bu defa. Nerede o eski bayramlar, deyişi cama vurur. Cam açılmıyordur artık eskisi kadar. Eskici.cii.ci. Odada saklı eskiler. Sepya fotoğraflar. Tülbentler. Tahta taraklar ve şeyler. Aslında değişen bir şeyler olmuştur. Ama değişen dönüştüğü şeye ne kadar yabancı?
''Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan'' derken bile kulağım kapıya kesiliyor çoğu defa. Gelenler kimler? İçimizden birileri olsa da emin değiliz. Bilmekten bu kadar kuşkuluysak bırakalım kalbimiz kendini ikna etmeye çalışsın. Zırvalıkların arasında terennüm etmeye ne hacet. Kapıların neden sürekli kilitli oldukları meselesine gelelim biz. Anahtarın ne zaman icat edildiği elbette önemli; neden kilitlendiği ise vahim Elbette içimizden olan birilerinden bazı kusurları saklamak veya o birilerinden o kusurları örtmek içindir tüm çabamız. Fakat biz ne kadar istemesek de, sakladıklarımız açığa çıkıyor, seriliyor sofraya. Alıştık nihayetinde bu odacığın köşesine. Hatta artık kilitlemek yetmiyor, kapıda birilerini bırakmak elzem, ancak o zaman kendimizi murdar hissetmiyoruz. Ne saçma.
Peki kapıları kilitleyerek daha ne kadar kullanabiliriz anahtarları. Bu bizi güvende hissettse de kafamızı bulandıracak kadar değil. Bunlar dışımızdaki kilitlenmesi meşhur olan detaylar, ya içimizdeki kapılara ne yapacağız? Kulaklarımızı kapayarak sesi kısılan çocuklar ve sokakların çığlıkları. Tahta merdivenlerden dama çıkmak, kuşların damdan düşüşünü izlemek… Öldürmenin bir kuralı olmamalı. Öldürmek her zaman zaaf meselesidir ve son verilmeli buna. İlk aklıma resmi anlaşmalar ve haram aylar geliyor hemen. Söylediklerimin tarihteki yeri nedir ve ben diyemiyorum; ama tiksindirici. Tarihi yargılamak da istemem.
Tarih yerin dibinde can çekişmekle meşgul bir ceset. Ektikleri önünde, yemedikleri sofrada. Ders almaksa hiç dert değil. Geçmişi yad ederek feryat figan yapmanın bize faydası da manik depresif zirvesi zira. Tahrik eder. Her defasında dışa doğru akar ve devam eder kısır döngü. Edilen tövbelerin puta dönüşmesi gibi. İç kanamalı bir diş çürüğü.
Düşük yaşam giderleri, yüksek yaşam standartları, kapsamlı fırsatlar, misafirperver kültürü ve büyük yatırım getirisi potansiyeli, Trabzon'da mülk satın almanın başlıca nedenleridir. Karadeniz bölgesinin bu seçkin şehri, birinci sınıf kalitede yaşam tarzından uzun vadede yüksek kazançlar elde etmeye kadar tüm yatırım beklentilerinizi karşılıyor.
Trabzon'da Neden Gayrimenkul Satın Almalıyım?
Gayrimenkul yatırımı için Trabzon'u seçmeniz için geçerli sebepler, yatırımınızın beklentisine bağlı olarak değişebilir. Trabzon emlak piyasası, yüksek kazanç elde etmekten konforlu yaşam tarzını deneyimlemeye kadar farklı yatırım motivasyonlarına cevap veriyor.
Neden Trabzon'da daire satın almanızın avantajlı olacağını ve Trabzon şehrinin sizlere neler sunabileceğini tartışalım.
Her Yıl Artan Emlak Yatırım Değeri
Trabzon, Türkiye’de son yılların en gelişmiş ve yoğun talep gören yerleşim bölgelerinden birine dönüşmüştür. 2019 yılından bu yana şehirdeki kapsamlı konut projelerinin sayısı %47.3 oranında artış göstermiştir.
Bu projeler genellikle birden fazla emlak türünü içinde barındıran karma kompleksler olarak tasarlanmaktadır. Böylece projelerin sayısına paralel olarak talebin de artış gösterdiği Trabzon şehrinde, gayrimenkul değerleri her geçen gün artış göstermektedir.
Örneğin, Trabzon’un en gözde yaşam merkezlerinden Ortahisar’da arsa rayiç bedellerinde 2019 yılından bu yana %31,27 oranında artış gözlemlenmiştir. Buna ek olarak Trabzon’da gayrimenkul satışlarının sayısı da her geçen gün artmaktadır.
2021 yılının ilk yarısında Trabzon’da daire satış sayısı 167 iken, 2022 yılında bu sayı 372’ye ulaşmıştır. Böylece bugün Trabzon’da yaptığınız gayrimenkul yatırımından birkaç ay kadar kısa süre içinde büyük kazançlar elde etmeniz oldukça mümkün.
Geniş İş ve Yatırım Olanakları
Türkiye İstatistik Kurumu'nun yayınladığı verilere göre, Trabzon'da 2021 yılında istihdam oranı %49,7'ye ulaşırken, benzer yaşam koşullarına sahip çevre illerde %34 - %37'yi geçemedi. İstihdam oranı Trabzon'da 2020 istatistiklerine göre %2,5 artış göstermiştir.
Tarımsal faaliyetler, kış turizmi, hizmet sektörü ve üretimde yüksek verimliliği, Trabzon'da işgücü için geniş iş fırsatları yaratmaktadır.
Trabzon limanı, Karadeniz bölgesinin önemli bir ithalat ve ihracat merkezi olarak öne çıkıyor. Şehir, Anadolu'ya ürün sağlamak için Slav ülkelerinden sağlanan ihracat faaliyetlerinin yaklaşık %70'inden sorumludur.
Trabzon'dan Anadolu'ya ihraç edilen ürünlerin çoğu tarım ve hayvancılık, besin ve içecekler, makine teçhizatı ve kimyasal malzemelerdir.
Trabzon'da gelecek vaat eden ekonomik büyüme istatistikleri, özellikle ticari gayrimenkuller açısından Trabzon'da gayrimenkul yatırımı için yeni fırsatlar oluşturmaktadır. İşletmeniz için yeni bir şube açmayı planlıyorsanız, Trabzon yüksek talep ve kâr açısından Karadeniz bölgesinin önde gelen şehridir.
Düşük Yaşam Maliyetleri ve Yüksek Yaşam Standartları
Trabzon, Türkiye'nin kuzey kıyısındaki yaşam masrafları en az olan şehirlerden biridir. Trabzon'da makul yaşam masrafları az bütçeyle, konforlu ve kaliteli bir yaşam sürmenize imkan tanır.
Serin, havadar ve yağışlı iklim koşullarını verimli topraklarla birleştirin: Bitki yetiştiriciliği için mükemmel bir kombinasyona sahipsiniz.
Kentin mükemmel çevre koşulları sayesinde Trabzon'da yetişen ve yurtdışına ithal edilen başlıca besin maddeleri ve ürünler fındık, fasulye, çay yaprağı, mısır ve tütündür.
Bu yüksek üretim oranı, yerlilerin günlük besin maddelerini ulaşım masraflarından muaf taban fiyatlarla satın almalarına olanak tanır. Malları ithal etmenin maliyeti olmadan, yerleşikler besin maddelerini diğer şehirlere göre yaklaşık %47 daha ucuza satın alıyor.
Ulaşım maliyetleri de benzer yaşam şartlarında daha kalabalık şehirlere kıyasla oldukça uygun. Trabzon'un küçük ölçeği, büyükşehirlere göre %50 daha düşük toplu taşıma fiyatlarında büyük avantaj sağlıyor.
Yaşam tarzı ve yaşam standartlarının kalitesi, çoğunlukla “Satın Alma Gücü” olarak nitelendirebileceğimiz önemli bir faktörle yakından ilişkilidir. Bu terim, günlük ihtiyaçlarınızı ve kişisel ihtiyaçlarınızı karşılamak için yeterli finansal kaynağa sahip olma yetinizi tanımlar. Satın alma gücü, Trabzon'da nispeten daha düşük olan yaşam maliyetleriyle derinden bağlantılıdır.
Daha düşük yaşam maliyetleri, kişisel harcamalarınıza bütçe oluşturmanıza olanak tanır. Bu sayede her türlü ihtiyacınızın avucunuzun içinde olduğu çevre koşullarında kaliteli bir yaşam sürebilir; çocuğunuzu sağlıklı, lüks ve konforlu bir ortamda büyütebilirsiniz.
Misafirperver bir Kültür ve Huzurlu Yaşam Koşulları
Trabzon’un yerlileri Türkiye genelinde sevecen tavırları, sıcakkanlılıkları ve yardımsever kişilikleriyle tanınırlar. Doğa ile kuvvetli bir ilişki içinde büyüyen Karadeniz yöresinin insanları, sakin ve konforlu yaşam tarzını benimsemiştir. Trabzon’da yaşam, şehir hayatının kaosundan uzak huzurlu bir state of mind sunuyor.
Trabzon’un yerli ve yabancılar arasında en öne çıkan özelliği şüphesiz doğal güzellikleridir. Tarihte İstanbul’un fethinin ardından son Bizans yerleşimi olan Trabzon, Türk hakimiyetine geçtiği günden bu yana Rum, Türk ve Slav kültürlerinin kesişim noktası olarak önemini sürdürmeye devam ediyor. Bunun yanında şehrin insanı, doğa ile özgün bir etkileşim frekansı geliştirdiği için Trabzon’un yüzölçümünün %37,2’sini kapsayan ormanlık alanlarını özellikle korumaktadır.
Trabzon’da yaşam koşulları ve yaşam kalitesi hakkında daha fazla bilgi için “Trabzon Yaşamak İçin İyi Bir Yer Mi?” adlı makaleyi okuyabilirsiniz.
En Güzel Günleriniz Trabzon'da Yaşayın
Bir şehir düşünün. İhtiyaç duyduğunuz her şeye kolayca ulaşabiliyor, tüm ihtiyaçlarınızı uygun fiyatlara karşılayabiliyor, hobilerinize zaman ve bütçe yaratabiliyor, sakin ve huzurlu bir yaşam sürebiliyorsunuz. İşte o ütopik şehirdir Trabzon.
Yukarıda Trabzon’da emlak yatırımı yapmak için sebepleri listeledik. Her şeyden önce bir şehir özgün atmosferinde insana hissettirdiği güven, evde hissetmek ve keyif duyguları dahilinde kendi sebeplerini ruhunuza aşılar. Siz de bugün Trabzon’a gelin, birinci elden bu göz kamaştırıcı şehirde yeni yaşamınızı kurmak için kendi sebeplerinizi keşfedin. Trabzon Homes ® uzman ekibi sizi hayallerinizdeki eve götüren bu yolculukta yanınızda olmaktan mutluluk duyar.
Yazar
Merve TuncerEditör
1996 yılında Antalya, Türkiye'de doğdum. Akdeniz Lisesi'nde 2015 yılındaki mezuniyetimin ardından Akdeniz Üniversitesi'nde ...
Yorumlar
Yorumları bana e-posta yoluyla bildir
Kullanım Şartlarını okudum ve kabul ediyorum.
YORUM YAP
İlgili Yazılar
Neden Farklı Web Sitelerinde Farklı Emlak Fiyatları Var?
Türkiye'de Gayrimenkul Alımlarında Yabancılara KDV Muafiyeti
Filistinlilere Seyahat Belgesi ile Gayrimenkul Satın Alma Hakkı
+90 462 341 0101
+90 537 040 4444
KAPATTRY
GİRİŞRANDEVU ALIN
GİRİŞ
SİTE DİLİ
English
Türkçe
العربية
DÖVİZ CİNSİ
TRY
USD
EUR