text stringlengths 0 20.4M |
|---|
İzmir 19.09.2018, 21:49 |
Çiftten önce Meles Deltası otoparkına gelen otomobil kulübü üyesi yaklaşık 25 kişi, 19 otomobilin camına tek tek harflerle 'Benimle evlenir misin' yazdı. Çift otoparka girdikten sonra havai fişek gösterisi eşliğinde otomobillerinden indi. |
Park halindeki otomobillerin camındaki 'Benimle evlenir misin' yazısını okuyan Korkmaz, sevgilisi Kadir Can'a dönerek 'evet' diye bağırdı. Bu sırada tekrar diz çökerek aynı teklifi yapan Can, Korkmaz'ın parmağına yüzüğü taktı. |
5-Bedelsiz sermaye artırımı ile bazı gelirlerin vergisinde avantaj elde edilebilir. (emisyon primi ile iştirak ve duran varlık satış karı kalemlerinden yapılan sermaye artırımı). EToroCopyTrader tells you what traders to follow on Etoro. Kameroğlu, Borsagundem. Çok önemli bir tarihçi olan David Lowenthal, küçük m ile yazılan miras neredeyse her şey Foreks market hours sayılabileceği için bunları bir yük olarak nitelendiriyor. |
Foreks market hours, Binomo hesap türleri |
Samsung Wave 2 kullanıyorum. Telefonu aldığımda içinde Garanti'nin widgeti yüklüydü. Kullanması çok Foreks market hours rahat. Tavsiye ederim. Yukarıda düzenli bir şekilde nasıl not tutulur, nelere dikkat edilir hakkında bilgiler verdim. Bu sadece öğrenciler için önemli değildir. İş hayatınızda da not tumanın ayrı bir yeri vardır. İşi önemsediğinizi, yapacağınız işleri unutmamanızı sağlar. Bu nedenle şimdiden not nasıl tutulur öğrenmelisiniz. İleride zorluk çekmezsiniz. |
Sanal hayatın önem kazanması ve gerçek hayatın önüne geçmeye başlaması sonucunda sanal bir para birimine ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır. Tüm işlemler sanal ortamda yapılmaktadır. hal b öyle olunca ekonomik değerlerde sanal ortama uyum sağlamaya başlamıştır. Bitcoin'in ortaya çıkışı bu ihtiyaç doğrultusunda gerçekleşmiştir. Internette işlem yaparken her zaman dikkatli olunması gerektiğini düşünenlerin oranı yüzde 61… Her beş kişiden biri 'internette yer alan bilgilere güvendiğini' dile getiriyor. Kişisel veri koruma kanununun bilinirliği 39 olurken Foreks market hours bu oran Bitcoin kullanıcıları ve kullanıcı olmayanlar arasında da değişmiyor. Her üç kişiden biri ise kişisel veri koruma kanununun veri güvenliği açısından olumlu sonuçlar doğuracağını ve bu konuda eğitim almaları gerektiğini düşünüyor. |
Foreks market hours - Forex kahve İşlemleri |
Ancak normal piyasalarda büyüme denince ağızları açık bırakan şirketler de Foreks market hours var, bunlardan biriyse tartışmasız bir şekilde Amazon. Bu şirketin 1997 ve 1999 yılları arasında gösterdiği performans, tam %6,000. |
Bu dijital para birimlerinden sadece birkaç tanesi sürüden ayrılabilecek kadar kaliteli. Bu eşsiz olanlar kendi endüstrilerini parçalara böldüler, tıpkı Bitcoin'in finans sektörüne yaptığı gibi. Aşağıda gördüğünüz 6 dijital para birimi, son zamanların en mantıklı yatırım araçları olabilir. Önümüzdeki yıllarda değerlerini 10 ile 100 kat arası katlamaları bekleniyor. Sözleşme Şartlarına Uyma Sorumluluğu: Ortaklık sözleşmesinde belirtilen ve Foreks market hours altına imza atılan tüm kurallara uyma ve sorumlulukları yerine getirmek zorunludur. Finansal sektörün yabancı para çekirdek dışı yükümlülüklerinin vadesi 2015 yılı boyunca uzamaya devam etmiştir. |
Türkiye'de 8 Nisan 'Romanlar Günü' Olarak Kutlanacak |
Resmi Gazete 'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesine göre Türkiye'de 8 Nisan 'Romanlar Günü' olarak kutlanacak. Cumhurbaşkanlığı himayesinde yapılacak olan kutlamaların usul ve esaslarını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı belirleyecek. |
Bursa'da yapılması planlanan lojistik merkez yalan oldu! - Haberleri - YeniDönem Gazetesi |
Anasayfa › Güncel › Bursa'da yapılması planlanan lojistik merkez yalan oldu! |
Bursa'da yapılması planlanan lojistik merkez yalan oldu! |
Bursa'ya lojistik merkez kurulacağını belirten Ulaştırma Bakanı Arslan'ın, 2017'nin başında verdiği "Bursa'yı, demiryolu ile Bandırma ve Gemlik'e bağlayacağız. Bursa lojiktik üs olacak" sözü çabuk unutuldu. Aradan geçen bir yılda lojistik merkezi için hiçbir adım atılmadı. |
GÜNCEL, 07 Şubat 2018 Çarşamba, 07:53 |
Hızla değişen dünyada her gün bir yenilikle karşılaşıyoruz. Yaşamı kolaylaştırmak, çağı yakalamak ve daha çok kazanmak isteyen insanlar, şirketler, kurumlar ve devletler değişimlere ayak uydurmaya çalışıyor. Dikkat edersek; 'büyük ve güçlü' diye nitelendirebileceğimiz tüm şirket ve devletlerin aslında yenilikleri başlatanlar ya da en önce yakalayanlar olduğunu görürüz. Ancak, güçlü olmak için bir yeniliği yakalamak da yetmiyor artık. Her yeniliğe ayak uydurmak, teknoloji, dünyayı iyi okumak, doğru hamleleri hızlı şekilde gerçekleştirmek zorundayız. Bizleri cep telefonu ile tanıştıran teknoloji firmaları bugün nerede? Döneminin en kaliteli cep telefonlarını üreten şirketler, başlattıkları çılgınlığın hızına yetişemeyerek oyundan düştü... Modern dünya işte bu! Bir şeyi bulmanız, icat etmeniz ya da en iyisini yapmanız yetmiyor. 'En iyisi' olmaya devam etmek için yenilikleri kaçırmamanız gerekiyor. |
Teknolojinin baş döndüren dünyasını akıllı cihazlar ya da otomobillerden ibaret görmemek gerekli. Teknoloji üretim biçimleriyle birlikte yaşam alanlarını da dönüştürdü. Evler, siteler, mahalleler ve kentler artık yeni dünyaya uygun biçimde tasarlanıyor. Avrupa'da, Uzak Doğu'da, Amerika'da hatta Arap Yarımadası'nın çöllerinde akıllı kentler yükseliyor. Akıllı kentler kaynakların doğa ile uyumlu şekilde sürdürülebilir ve kontrol edilebilir düzeyde kullanımını hedefliyor. Fosil yakıt kullanmadan enerjisini üreten, atık üretimi minimize edilmiş, ihtiyaçlarını karşılayabilecek biçimde donatılmış, doğayı kirletmeyen geleceğin kentleri bunlar... |
Dünyanın açık dev bir pazar haline dönüştüğü günümüzde lojistik büyük önem kazandı. Öyle ki üretim ve lojistik artık bir bütün olarak ele alınıyor. Bir malı üretebilmeniz ancak ve ancak onu dünyanın her köşesine ulaştırabilmeniz ile değer kazanıyor. Lojistiğiniz ne kadar güçlü olursa pazarınız da o kadar geniş oluyor. Üretime yatırım yapan her şirket ve her ülke lojistiğe de yatırım yapmak zorunda. Dünyayı ürüne boğan Çin'in, 64 ülkeyi kapsayan 8 trilyon dolarlık değere sahip İpek Yolu Tren projesi bu duruma en uygun örnek olarak önümüze çıkıyor. Bugün dünyanın en büyük şirketlerine bir bakın ve ABD'de, Güney Kore'de ya da Almanya'da üretilen bir ürünün Kars'ın yaylalarına kadar nasıl ulaşabildiğini düşünün... Lojistik alanında ki yeniliklere ayak uydurmak ticaretin altın kuralı haline geldi. |
Lojistiğin artan önemi beraberinde 'lojistik kent' kavramını da getirdi. Akıllı kentlerle birlikte lojistik şehirlerin de geleceğin kentleri arasında olması bekleniyor. Lojistik şehirlerin iki parametresi var; ulaşım ve üretim. Bir şehrin lojistik kent olması için önce ulaşım ağlarının güçlü olması lazım. Hava, kara, deniz ve demiryolu ile taşımacılık yapılamayan bir kentte lojistik sektörü gelişemez. Üretim ise aslında lojistik sektörünün varlık nedeni. Üretim yapılamayan kent lojistik açıdan ancak ara durak işlevi görür. Türkiye'nin üretim üssü durumundaki Bursa lojistik sektöründe nerede peki? Otomotiv, tekstil ve makine sektörleriyle ön plana çıkan Bursa, Türkiye'de yıllık 100 milyar TL dünyada ise 8 trilyon TL olan lojistik sektöründen ne kadar pay alıyor? |
Sanayi, teknoloji ve ticaret alanında hayata geçirdiği çalışmalarla Türkiye'ye örnek olan Bursa Sanayi ve Ticaret Odası (BTSO), Bursa'yı lojistik alanında da sıçratacak önemli projeler hazırladı. 2010 yılından bu yana lojistik sektörüne yönelik çalışmalarını yoğunlaştıran BTSO, 3 ayaklı bir eylem planı hazırlamıştı. Buna göre; lojistik zirvesi düzenlenecek, lojistik köy kurulacak ve sektörün nitelikli elaman ihtiyacının karşılanması için sürekli eğitim merkezi açılacaktı. Hatta Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar da elini taşın altına koyup 2013'te lojistik köy kurulması için Aksungur, Çağlayan ve Karabalçık'ta 3 farklı bölge belirlemişti. Lojistiğe verdiği önemi defalarca ifade eden BTSO Başkanı İbrahim Burkay da, "Dünya ticareti teknolojik gelişmeye bağlı olarak sürekli bir değişim ve dönüşüm içerisinde. Yatırım, ticaret ve ulaşım zincirinin sağlıklı çalışması, rekabetteki yerinizi de belirler. Günümüzde firmalarımızın en önemli beklentileri arasında mal ticaretinin hızlı ve güvenli bir şekilde yapılmasıyla birlikte sağlayacağı maliyet avantajları gelmektedir. Bursa'nın gelecekteki konumunu da lojistik kabiliyeti belirleyecek" demişti. Ancak aradan geçen zamanda Bursa'nın lojistik merkez olması için BTSO'nun düzenlediği birkaç toplantı ve Mustafa Dündar'ın iyi niyetli çabası dışında bir ilerleme sağlanamadı. |
Bursa her konuda olduğu gibi lojistik merkez oluşturma projesinde de Ankara tarafından yalnız bırakılmış durumda. BTSO her ne kadar önemli projeler hazırlamış olsa da ortada onları da aşan bazı engeller var. Evet, Bursa Türkiye'nin en önemli üretim üssü Ancak lojistiğin en önemli ayağı ulaşım konusunda ne yazık ki sınıfta kaldı. Bugün Bursa deniz ulaşımında yok, hava ulaşımında yok, demir yolu ulaşımında yok... Böyle bir kentin lojistik merkez olması hayalden öteye gidemiyor. Bursa'nın lojistik merkez olma hayaline ulaşması için öncelikli olarak ulaşım sorununu aşması ve alternatifler üretebilmesi gerekli. Bunu da Ankara'nın desteği olmadan yapabilmek imkânsız. |
Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan 25 Mart 2017'de Bursa'ya gerçekleştirdiği ziyarette lojistik merkez kurulması için destek sağlayacaklarını ifade etmişti. Kentin üretim kapasitesine ve BTSO'ya övgüler düzen Bakan Arslan, "Bursa 2023 hedeflerine yürürken ne istiyor? Bir lojistik merkez istiyor. İki, demiryolu ile Gemlik ve Bandırma'dan denize bağlanmak istiyor. Bursa'nın istekleriyle devletimizin istekleri ortaktır. Bursa'nın, demiryolu ile Gemlik ve Bandırma'ya bağlanması çok önemli. Hızlı tren hatlarıyla yük taşımacılığının yapılabileceği şekilde Bursa'yı denize bağlayacağız. Yüksek hızlı tren projesini de bir an önce bitirmek istiyoruz" demişti. |
HIZLI TREN GİBİ... |
Bakan Arslan'ın açıklamalarının üstünden 1 yıl geçmesine rağmen Bursa'yı demir yolu ile denize bağlayacak hatlar için ne bir proje hazırlandı ne de bir ihale açıldı. Üstelik hızlı tren projesinde de hiçbir ilerleme sağlanamadı. Sabiha Gökçen'in gölgesinde kalan Yenişehir Havalimanı'nı kargo taşımacılığı için kullanma fikri de unutulmak üzere tozlu raflara terk edildi. Peki; hava yolu taşımacılığı yapamayan, denize bağlanamayan, demir yolu bağlantısı olmayan Bursa, 2023 yılı için ortaya koyduğu 75 milyar dolarlık ihracat rakamına nasıl ulaşacak? Türkiye için üreten, katma değer yaratan, ihracat yapan Bursa'nın önünü açacak lojistik merkezinin kurulması için Ankara neden destek sağlamaz? Anlaşılan, yıllardır hızlı treni bekleyen Bursalılar lojistik merkezi için de uzun yıllar beklemek zorunda kalacak. |
MERSİN - SOĞUKSU CADDESİ - MEHMET KAYADELEN - YumuktepeYumuktepe , |
Silifke Caddesi kavşağı. Sağ köşede, zemin kat Kunduracı Rauf, üst kat Günaydın Oteli idi. |
Mersin'in en eski kent içi yollarından biri olan Soğuksu Caddesi, konumu, kişisel yaşamımdaki yeri ve bugünkü durumu nedeniyle bende pek çok çağrışımlara yol açar. |
Silifke Caddesi kavşağı. Sağ köşedeki binanın zemin katında Kunduracı Rauf, üst kat Günaydın Oteli idi. |
Soğuksu, doğduğu ve geçtiği yerlere göre adlandırılabilen Mersin Çayı'nın, belki daha da doğru tanımlama ile onun Yumuktepe civarındaki bölümünün, görece az kullanılan adı. Kaynağından denize doğru ilerledikçe akarsu için kullanılan diğer adlar da Efrenk Deresi, Kızıldere ve Müftü Deresi. Yumuktepe'nin de, Soğuksu Tepesi olarak anıldığı olmuştur. Tepe ile akarsuyun yan yana olduğu ve geçmişte piknik alanı olarak tercih edilen mevkie de Soğuksu denmiş. Bizden önceki kuşak "sahra" için, bizim kuşak da çocukluğumda "piknik" için bu mevkie giderdi. |
Soğuksu Caddesi, Yumuktepe'nin hemen güneyi ile İsmet İnönü Bulvarı arasında, kuzey-güney doğrultusunda uzanan bir yol. Doğrusal bir hat izlemez. Yılankavi bir görünümü var. Uzunluğu yaklaşık 2,3 km. İsmet İnönü Bulvarı'nın bulunduğu hat, liman inşaatı nedeniyle deniz doldurulmadan önceki kıyı şeridi idi. Yani, Soğuksu Caddesi'nin güney ucu 1960 yılına kadar kıyıda idi. |
1950'li yılların sonlarına kadar, Cadde'nin kuzey kesimi ile orta kesimi arasında, doğu kenarı boyunca devam eden, kimi yerlerde bahçe/ev duvarlarını yalayan bir ark vardı. Cadde'nin orta kesimlerindeki eni ve derinliği 40-50 cm dolayında olmalıydı. Arktan akan su, Soğuksu'dan geliyordu. Ark güzergâhında yerleşik halk bu suyu, şebeke suyuna erişinceye kadar banyo, temizlik vb amacıyla da, bahçelerin/tarlaların sulanmasında da kullanırdı. |
108. Cadde ile kesiştiği köşe. |
Güneye doğru aktıkça miktarı azalan ve kirlenen suyun arta kalanı, Soğuksu Caddesi ile bugünkü 108'inci Cadde olarak anılan yolun kesiştiği köşede bulunan üstü açık, yaklaşık bir metre çapındaki ve bir buçuk metre kadar derinlikteki bir kanalizasyon çukuruna dökülüyor, kentin atık suları ile birlikte denize deşarj ediliyordu. O zamanlar Cadde'nin güney ucunda, yani kıyıda, yüzeye çıktıktan sonra deniz içine 30-40 metre kadar uzanan kanalizasyon boruları vardı. Arkın, atık sulara karışmış suları buradan deşarj ediliyor olmalıydı. Her geçen yıl arkın suyu azalıyordu. Cadde'ye taş döşeme ve kaldırım yapma çalışmaları sırasında ark yok edildi. Güzergâhına boru döşenerek mi, doldurularak mı? Ne önemi var. Zaten güzergâhta sulanacak tarım alanı kalmamış ya da çok azalmış, şehir su şebekesi oralara da ulaşmıştı. Büyüklerimiz, daha eskilerde, arkın, kuzey kesimlerde Cadde'nin batı kenarında aktığından söz eder. |
Mersin'de ilk kulübelerin Yumuktepe civarında yapılmış olduğu tezi esas alındığında, bu yolun, Mersin'in kuruluş yıllarından itibaren şekillenmeye başlamış olduğu söylenebilir. |
Soğuksu Caddesi, aklımın ermeye başladığı 1950'li yılların ilk yarısından itibaren gündelik yaşamımda en sık kullandığım ana yol olduğu için de bende pek çok çağrışıma yol açar. Çocukluğumun ilk birkaç yılında evimiz Cadde üstünde; sonraki yaklaşık on beş yılda da onu dik kesen bir sokakta idi. Bu yıllarda Cadde'nin güney ve orta bölümlerini çok sık, kuzey bölümünü ise görece daha seyrek kullandım. Sonraki yıllarda çok daha seyrek olmakla birlikte özellikle güney bölümlerini kullandım. Her geçişte, her mekâna dair kimi anılarım bir vesile ile canlanıveriyor. Ve Cadde'de yetkililerce yıllardır görmezden gelinen keşmekeşlik ve perişanlık da kahrediyor! |
Silifke ve İstiklal Caddeleri arasındaki kesimi. |
Yolun, o zamanlardaki adı Muhit (Çevre) Yolu olan şimdiki GMK Bulvarı'nın yalnızca güney kesiminde binalar vardı. Bu kesimde yol üstündeki evlerin, iş yerlerinin ve tarlaların hemen hepsinin kimlere ait olduklarını bilirdik. Çoğu bireyleri ile gündelik yaşamda bir biçimde ilişkide olduğumuz, adlarını bir yerlerden duyduğumuz ailelerdi ne de olsa. Mersin'in nüfusu da kaç idi ki: 1955'te 50 bin, 1960'ta 68 bin. Evleri yolun iki tarafında yer alan ailelerden anımsadıklarımızın lakaplarını/soyadlarını kuzeyden güneye doğru ilerleyerek sayalım: Şıh Ali Hımdân/Bilgin, Akyüz, Erhan, Cömert, Bermek, Sancar, Yenigün, Kösel, Bacak, Erciyes, Uyku, İşlek, İskendrelli, Şıh İbrahim/Tapkan, Damla, Temizkan, Şıh Mesut/Aytan, Hatipoğlu, Anılan, Canatan, Uyanık, Kazan, Tileyciler, Öz, Eskidemir, Everest, Kayadelen, Karteper, Işıkay, Yılmazcan, Paşa/Vargı, Fakkaş/Ezici, Zennuplar/Binici ve Tokbaş, Üstün, Can, Özcan, Budur, Çiftçi, Şahin, Ünalmış, Şıh Salim/Güven, Everes, Akdoğan, Akel, Yorulmaz, Kurt, Atalay… İstiklal Caddesi'nin hemen kuzey ve güney kesimlerinde, sayıları çok olmasa da, soyadlarını hatırlayamadığımız Hristiyan hemşerilerimiz de vardı. |
GMK Bulvarı'nın kuzeyi ise narenciye (portakal ve mandalina) bahçeleriyle kaplıydı. Bazılarının içinde evler de vardı. 1960'larda, Mehmet Demirtaş adlı bir inşaat mühendisi oradaki bahçelerin bir bölümünü parselleyip satma işini üstlenmişti. Yumuktepe'nin de bulunduğu mevkii içeren Demirtaş Mahallesi'nin adı onun soyadından geliyor. |
Hasan Akel'in evi. Bir zamanlar ne itibarlı idi. Temmuz 2014'te yeni sahibini bekliyordu. |
Çeşitli zaman dilimleri arasında var olduktan sonra yok olmuş mekânlar/işyerleri ile bunların işleticilerinin çoğu da belleğimden henüz silinmemiş: Atlas ve Kösel açık hava sinemaları, bakkallarımız Silo (Süleyman Kazan), Nihat (Yılmazcan), Fakkaş (Süleyman Ezici), Fırcalla ile Cahit (Türkay), Vecihe ve Fevzi Sancar (Tatlıcı), Behzat Karaçalı (Terzi), Mahmut Yıldırım (Terzi), Sabahattin Söyleme (Ayakkabı tamiri ve sonrasında satışı), Havra (Sinagog), Akdeniz Koleji (Bina daha öncelerinde Akdoğan'lara konut, Ticaret Lisesi ve Necati Bey İlkokulu olarak kullanılmış), Çarşı Karakolu, Orhan Aykaç (Mobilya imalatı), Garip Uyku (Terzi), Ahmet Kayadelen(Bisikletçi),Vedat ve Mehmet Kayadelen'in kuyumcu dükkânları, Ankara Pazarı (Kırtasiye ve oyuncak satışı), Dr. Sabri Verdi, Ali Uyanık (Terzi), Muzaffer Akyüz (Hazır mobilya satışı), Dr. Yusuf Kurt, Sahil Kulüp, Zafer Çarşısı, Kurt Otel, Mobilyacı Kayhan (Atalay), Abdurrahman Kırmızıdağ (Berber-Tekel Bayii, sonraları kuyumcu), Şen Kebapçı (Süleyman ve sonrasında oğlu Halil Aykaç), Savranlar (Bakır ve plastik ev/mutfak eşyası satışı), Kunduracı Rauf, Günaydın Oteli, Nail Göksu'ya ait olan Adana-Mersin arasında çalışan minibüs/taksi dolmuş (Özışık) garajı, Nuri Uçar (Arabağa), Genelev, Aziz Temizkan (Kırtasiyeci), Mersin'in ilk ciğercisi Sait Mavi (Kasaplar Çarşısı'nın girişinde, sağdaki dükkânda idi), Bedii Canatan ve Özüşen'ler (Manav), Ali Özen (Tekel Bayii). Bunların dışında işleticilerini hatırlayamadığım/öğrenemediğim berberler, meyhane, karsambaççı, kadayıf-tatlı imalathanesi, kuru temizleyici, kalaycı, kıraathane, çay ocağı, dondurmacı vb dükkânları ile dükkânı olmayıp her gün aynı yerde ve aynı saatlerde duran tatlı, fırınlanmış kuzu kellesi vb satan seyyar satıcılar da vardı. Örneğin, tatlıcı Tahsin (Ezici), her akşama doğru, dört tekerlekli arabası ile Silifke Caddesi kavşağındaki yerini alırdı. Mahallemiz insanı olan Tahsin Abinin, leziz Şam Tatlısı ve taş kadayıfları nedeniyle, özellikle çocuklar nezdinde özel bir yeri vardı. Tabelalarda artık görülemeyen bu isimlerin çoğu Şehir Mezarlığındaki mezar taşlarına oyulmuş durumda. Ve mezarlıktaki tanıdık/aşina olduğumuz isimlerin sayısı, şimdiki tabelalarda gördüklerimizin sayısından çok daha fazla. |
Faaliyetini eski ya da yenilenmiş mekânlarında sürdüren iş yerleri ise, Bisikletçi Metin, Mehmet Şahin Apartmanı'nın zemin katındaki adı sürekli değişen Mersin'in ilk modern ekmek fabrikası (1950'lerin ikinci yarısında yapıldı, Temmuz 2014'te faaliyetini bilmem kaçıncı kez durdurmuş idi.), Nobel Otel, Temizkan Kırtasiye, Arabağa Kurukahvecisi ve Kasaplar Çarşısı giriş kapısının güneyindeki umumi tuvalet. |
"Tarihi" Kasaplar Çarşısı'nın girişi. Halikarnas'ın olduğu yer, Mersin'in ilk ciğercisi Sait Mavi'nin dükkânı idi. |
Cadde üstünde 1950'li ve 1960'lı yıllarda var olup bugüne kadar ayakta kalabilmiş bina sayısı çok az. Bakımlı olanı da yok gibi. Çoğu harap vaziyette. Ya yoksullara barınak oluyorlar ya da boş duruyorlar. Bir kısmı zamanın itibarlı yapılarındandı; bir kısmı ise ilk yapıldığında da çok nitelikli değildi. Cadde üstündekilerden acınası durumda olup toplumu en çok ilgilendireni de kanımca Kasaplar Çarşısı. Mersin'in ortasındaki bu tarihi yapının yıllardır restore edilip nitelikli biçimde kullanılamaması, görünümünün her geçen gün daha da kötüleşmesi, kişilerin yapının dış yüzeyinde dilediği tasarrufta bulunabilmesi anlaşılabilir bir şey değil. |
Bugünleri göremeyen binaların yerine ise ya yenileri yapıldı ya da arsaları -şimdilik- otopark olarak kullanılıyor, değerlenmeyi bekliyor. |
Cadde'nin doğu tarafına devamı ancak 1959 yılındaki yol açma çalışmaları sonrasında mümkün olabilen İstiklal Caddesi'nin güney ve kuzey kesimlerindeki binaların yenilenme hızı farklı oldu. İstiklal Caddesi'nin güneyindeki binaların çoğu yıllar öncesinde şimdiki halini almış ve tamamen iş yerine dönüşmüşken, kuzeyindekilerin şimdilik bir kısmı yenilenmiş, zemin katları çoğunlukla iş yeri, (varsa) diğer katları konut olarak kullanılıyor. |
Zamanla Cadde üstünde oturanlar ve iş yeri sahipleri de değişti. İlk yerleşen ailelerin sonraki kuşaklarından parası olanlar kentin yeni gelişen, daha prestijli yörelerine taşındı. Eskiyen ve yenilenen binaların bazılarına kente sonradan gelenler yerleşti. |
Havranın yeri, şimdilerdeki İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğünün karşısındaki binanın güney bölümünde idi. Emniyet Müdürlüğünün bu binasında daha önceleri Çarşı Karakolu vardı. Karakol galiba 1960'lı yılların sonlarında oraya taşınmıştı. 1980 yılı ve sonrasını kapsayan bir dönemde adı işkencelerle anılmıştı. |
Havra, mütevazı bir yapı idi. 1906 yılında yapıldığı biçimini korumuş olmalıydı. Dışarıdan bakıldığında bir ibadet yeri olduğu anlaşılamazdı. |
İstiklal Caddesi kavşağının güneyi. Sağ öndeki çok katlı bina, Akdeniz Koleji ve Havranın arsalarına yapıldı. |
Bahçeli, tek katlı, yığma taştan yapılmış iki pencereli bir konut görünümünde idi. Yola cephesi on metreyi, kapalı alanı seksen ve toplam alanı da yüz elli metrekareyi geçmezdi sanıyorum. 1950'li yılların ikinci yarısında ziyaretçisi azalma sürecine girmişti. 1970'lerin başından itibaren de, yalnızca, bekçisi olduğunu düşündüğüm beyaz saçlı, yıllar içinde iyice yaşlandığına tanık olduğum bir kadını görürdüm. 1970'lerin sonunda iyice bakımsız bir binaya dönüşmüş ve 1980'lerin başında da yıkılmıştı. Ziyaretçisinin azalmasında, Mersin'deki Musevi Cemaati nüfusunun bir kısmının İsrail'e göç etmesinin etkisi olmuştur. |
Kim uydurmuştu, bilmiyoruz. Çocuklar arasındaki bir "bilgi"ye göre, Havrada bir iğneli beşik varmış. Önünden geçen çocukları yakalarlar, o beşiğe koyup sallarlar, akan kanlarını içerlermiş. O nedenle çocuklar önünden geçmemeli, karşı kaldırımı kullanmalı imiş. Çocukken bir süre önünden her geçişimde dikkatli meraklarla bakardım. Ne beşiği görebilirdim, ne de çocukları yakalayıp beşiğe oturtabilecek güçte bir insan. Kara propagandacılar o yıllarda da "çalışıyormuş" demek. |
Soğuksu Caddesi'nin çağrıştırdığı anılarımın arasında Atlas Sineması ile ilgili olanların özel bir yeri var. En çok iz bırakanlar onlar. 1952-1956 yılları arasında karşısındaki bir evde oturduk. Sinema yeni yapılmıştı. Kullandığı arsa, öncesinde sebze tarımı yapılan bir tarla idi. O nedenledir ki, açıldığının ilk yıllarında zemini kabaca düzeltilmiş taşlı tarla görünümündeydi. Maazallah bir yağmur yağmasın, zemin koyu kırmızı çamura dönerdi. Zamanla, üstüne basıla basıla, toprak sıkıştı; tozu ve çamuru daha az zarar verir oldu. Sinema, sezonunu mayıs ayı ortalarında açar, hava koşulları olağan dışı seyretmezse, ulusal yas nedeni ile tüm eğlence yerlerinin yasa gereği kapalı olması gereken10 Kasım'ın bir gün öncesinde, 9 Kasım'da kapatırdı. |
Her gece iki film gösterilirdi. Çok rağbet gören filmler olmadıkça haftada bir filmler değişirdi. Vizyonundaki filmler, aynı günlerde bir başka sinemada daha gösterilirdi. Her kente ancak bir film kopyası gönderilebildiği için film makaraları sinemalar arasında taşınır dururdu. 18-25 yaşlarındaki gençler, bir elleriyle gidonu (direksiyonu) diğer elleriyle de koca film makaralarını tutarak, üstlerinde çoğunlukla atlet, bisikletlerle sinemalar arasında telaşla gider gelirlerdi. Özellikle hafta başlarında, gösterimdeki filmler "naylon araba" olarak anılan, dört adet otomobil tekerleği takılı at arabaları ile mahalle aralarında tanıtılırdı. Arabalarda, üst kenarları birbirine yaslanarak sıkı sıkı sabitlenmiş iki adet ahşap-kontrplak tabla ve tablalara raptiyelenmiş film afişleri olurdu. Böylece araba taş döşeli yollarda sarsıla sarsıla giderken tablalar devrilmez, afişler yolun iki tarafından görülebilirdi. Araba sürücüsünün yanında oturan kişi, elindeki megafonla, tane tane konuşarak ve biraz da bağırarak; "Dikkat! Dikkat! Burası Atlas Sineması reklam arabası! Bu akşam Atlas Sineması'nda iki film birden!" ile başlayan, içinde "Baş rollerinde … Aşk, ihtiras, intikam, macera! Hepsi birden!…" ve/veya "… 36 kısım tekmili birden!" gibi klişeleşmiş afili sözcüklerin geçtiği cümleleri sürekli tekrarlardı. Bu tür anonsları bir süre yapanlardan biri de, Mersin İdman Yurdu futbol takımında 1965-1976 yılları arasında oynayan Ayhan Öz idi. Ayhan'ın futbol yeteneğine çok erken yaşında tanık olmuştuk. Topa hakimiyeti Lefter'i çağrıştırırdı. Mahallemizdeki "tarla" olarak anılan boş alanda, akranlarının değil, kendisinden yaşça çok büyük olanların maçlarında oynardı/oynatılırdı. Ayhan, zamanında yeterli ilgi ve destek görebilseydi çok daha üstün başarılara imza atabilecek özel bir yetenekti. |
Orta-kuzey kesiminde harabeye dönmüş eski yapılar. |
Akşamları saat yedi buçuktan film gösterimi başlayıncaya değin, halkın dikkatini çekmek, seyirci sayısını artırmak için, dönemin popüler sanatçılarının plaklarını makine dairesinde çalarlar, sinema dışındaki bangır bangır bağıran hoparlörlerden bütün mahalleye dinletirlerdi. Belleğimde en çok yer eden sanatçı da, o zamanlar yeni parlamış olan Zeki Müren idi. Zeki Müren'i de en çok söylediği iki şarkı ile hatırlarım. Biri, ilk plağı olan Şükrü Tunar'ın "Bir muhabbet kuşu" olarak bilinen, sözleri "Kalbimi bezlederim minnet ü zevkle dilesen" ile başlayan uşşak makamındaki şarkısı. Diğeri de, İsmail Hakkı Nebiloğlu'nun, sözleri "Beklerim her gün bu sahillerde mahzun böyle ben" ile başlayan Hüzzam makamındaki şarkısı. O günlerin etkisi ile olsa gerek, Zeki Müren'in ve bu şarkıların bende küçük yaşlardan itibaren çok özel yerleri olmuştur. Zeki Müren'in 1950'li yıllardaki kayıtlarını hâlâ çok farklı hazlar alarak dinlerim. Bu vesile ile Zeki Müren'in 1954 yılında, konser nedeniyle Mersin'e geldiği bir gün, Bedii Budur'un oğlu Süleyman'ın mektupla yaptığı öğle yemeği davetine icabet etmek için, Soğuksu Caddesi'ndeki evlerine geldiğini de belirtelim. Haberi önceden yayılmış. Zeki Müren'i "çaktırmadan" görebilmek için, mahallemizin meraklı kadınları o saatlerde komşu evlere konuşlanmış ya da sokaktaki çeşmeden su doldurmak gibi başka bahaneler yaratmışlardı. Çaktırmadan görmeleri gerekirdi, çünkü "iffetli" kadınların sanatçı da olsa, "elin adamına" öyle açıktan ilgi göstermeleri hoş karşılanmazdı o zamanlarda. |
Mahalle arasında çok yüksek olmayan duvarlarla çevrili açık hava sineması olur da, bedavacısı olmaz mı? Olurdu elbette. Damlardan, pencerelerden, ağaçlardan seyredenlerin sayıları arttıkça, sinemayı çevreleyen yaklaşık iki metre yükseklikteki duvarların üstüne eklenen yaklaşık bir buçuk metre enindeki bezlerin sayısı da artardı. Sinema perdesindeki görüntüler çok iyi görülemez, konuşmalar çok iyi anlaşılamaz, gazozcu, frikobuzcu geçmezmiş. Ne gam. Aile bütçesine ek yük getirmediği için, anne-babamızın film seyretme isteğimize hayır cevabının önemli bir bahanesini ortadan kaldırıyordu ya. |
Sinema dünyası ile çok erken yaşta tanıştırdığı için Atlas Sineması zihinsel gelişmemizde, ufkumuzun şekillenmesinde hayli etkili olmuştur. Sinemadan, yalnızca konu yelpazesi çok geniş olan dönemin ünlü yerli ve yabancı pek çok filmini izleyebildiğimiz, sanatçılarının farkına varabildiğimiz için etkilenmedik. Sürekli göz önünde olan afişler ve kolaylıkla ele geçirebildiğimiz film kırpıntıları ile hayallere dalmak, film gösterme mekanizmasını yakından inceleyebilmek, sinemaya gelenleri gözlemek vb de etkilemiştir. |
Atlas Sineması da diğer yazlık sinemalar gibi, televizyonlarla rekabet edemedi; 1980 yılında kapandı. Yerinde yapılan düğün salonu da birkaç yıl faaliyette bulunabildi. Arsasına, 2000'li yılların başlarında üç bloktan oluşan konutlar ile bir anaokulu yapıldı. |
Atatürk ve Silifke Caddeleri arasındaki kesimi. |
Atlas Sineması'ndan söz edip de, onu başlangıcından itibaren uzun yıllar işleten Muhittin (Eskidemir) Abi'den söz etmemek olmaz. Muhittin Abi, mahallemizden. Hatırlı, sözü dinlenen, iyi bir insandı. Siyah, gür ve bakımlı saçları, kaşları ve pala bıyığı ile yakışıklı bir erkekti. Çoğunlukla siyah şalvar giyerdi. Çok güçlüydü. Yakın çevresindeki lakabı "Zir" idi. Arapça, güçlü, kuvvetli (insan), anlamında kullanılan bir sözcük imiş. Seyircinin çok olduğu günlerde, önlerde ek sıra oluşturmak amacıyla, uzun ahşap parçalara çivilenerek bir arada tutulan 8-10 tahta sandalyeyi, başının üstünde elleriyle tutarak 40-50 m kadar çabuk adımlarla taşıdığı sıkça görülürdü. Sinemada kadın seyircileri rahatsız eden erkek seyircilerin vay haline. Fark ettiğinde hemen sessizce dışarı çağırır, birkaç yumrukla ağzını burnunu dağıtır, kovardı. İlerleyen yıllarda, göçler nedeniyle kent daha kozmopolit bir yapıya dönüştüğü için vukuat sayısı artığından mı nedir, ilk film başlamadan önce ve/veya film aralarında şu türden anonslar da yaptırmaya başlamıştı: "…Türk Ceza Kanunu'na göre, bayanlara sözle sarkıntılık yapanlar üç aydan altı aya, elle sarkıntılık yapanlar altı aydan üç yıla kadar hapis cezası…" |
Defterdarın evi. Güzel bir ev idi. İstiklal Caddesi'nin yaklaşık 150 m kuzeyinde. |
Bu görüntü "Dünya kenti" Mersin'e yakışıyor mu? |
Muhittin Abi, şeker kamışı ile oynanan bir oyunda da çok iyi idi. Kimse onu geçemezdi. Sözü edilen oyun, yalnızca küçüklüğümde Muhittin Abi ve çevresindeki kişilerin oynadığını gördüğüm bir "erkek" oyunu idi. Oyun gündüzleri sinema kapısı önünde oynanırdı. Ona oyun denir mi bilmem. Hiçbir yerden destek almayan bir şeker kamışına, dikey durumdan yere düşene kadar, kaç bıçak darbesi vurulacağını esas alan bir iddia. Oyuna başlamadan, zemin üstünde dengeli durabilmesi için kamışın kökü kesilip atılır, alt ucu düzeltilir. Seri bıçak darbelerine başlayıncaya kadar eldeki bıçağın ucu ile dik tutulabilmesi için üst ucuna yakın bir yerde, kol hizasında, bir çentik oluşturulur. Bıçak iri ve keskin olmalı ki kabuğu sert olan şeker kamışını kolaylıkla kesebilsin. Darbelere kamışın üst kısımlarından başlanır, altına doğru devam edilir. Yere yakın kısımlarına bıçak sallayabilmek için eğilmek ya da çömelmek gerekir. Oyuna, yani kamışa seri bıçak darbelerini indirme işine başlamadan önce, iddiaya dair pazarlığın da bitirilmiş, hedefin ve ödülün taraflar arasında kararlaştırılmış olması gerekir. Hedef, örneğin, "Altı bıçak bir yara.", olabilirdi. Bunun anlamı, oyuncu, kamışa, yere düşene kadar arka arkaya yedi bıçak sallayacak, altısı ile kamışı kesecek, yedincisi ile kamışı yalnızca yaralayabilecek. Pazarlığa, bıçak sallama işi öncesinde oyuncunun kendi etrafında dönmesi de eklenebilirdi. Pazarlığın adı o zaman örneğin, "Bir dönüş, dört bıçak, bir yara." biçiminde olurdu. Oyuncu, pazarlıkta kararlaştırılmış hedefe ulaşabilirse, iddiayı ve ödülü kendisi, ulaşamaz ise karşı taraf yani pazarlığa dahil olan diğer kişi(ler) kazanmış olurdu. Ödül de, örneğin yirmi beş kamıştan oluşan bir bağ şeker kamışı olabilirdi. İsterlerse seyirciler de kendi aralarında oyunla ilgili bahse girebilirlerdi. Oyundan sonra, yerdeki kamış parçalarını çocuklar toplar, ısırarak ve somurarak suyunu emerler, posasını atarlardı. O yıllarda şeker kamışı Mersin'de çok kolay erişilebilen bir nesne idi. Muhittin Abinin 12-13 bıçakla oyunu kazanabildiğini hatırlayan var. Işıklar içinde yatsın. |
Binalar yenileniyor, ama binaların yolla sınırları hâlâ düzensiz. |
Soğuksu Caddesi'nin durumu yıllardır içler acısı. En kuzey ile en güney uçları arasındaki mesafe yürüyerek yaklaşık 30 dakikada alınabilen, GMK Bulvarı, Burhan Felek Caddesi, İstiklal Caddesi, Silifke Caddesi ve Atatürk Caddesi gibi kentin en işlek caddelerini kesen bu yolun, özellikle İstiklal Caddesi'nin kuzeyinde kalan kesiminin, çok ihmal edilmiş olması, değersizleşmesinin ve çirkinleşmesinin görmezden gelinmesi anlaşılabilir bir şey değil. Cadde'de yeni yapıların sayısı artmakta. Bir zamanlar huğların bulunduğu arsalarda 7-8 katlı binalar yükselmiş. Ancak, görünen o ki binaların yol ile sınırındaki düzensizlikler düzeltilmiyor, korunuyor. Neden? |
Tüm eski Mersin'i kapsayacak, arsa sahiplerinin katılımı ile, yalnızca onların değil kentin ve toplumun da haklarını ve çıkarlarını gözeten, estetik değerleri önemseyen, bütüncül bir kentsel dönüşüm planı kısa zamanda geliştirilip uygulanmazsa, yazık olacak uzun bir tarihe sahip Soğuksu Caddesi'ne de, Mersin'e de, Mersinlilere de. |
(Eylül 2014. Ekim 2020'de gözden geçirildi.) |
Yararlanılan Kaynaklar(Adresi verilen internet sitelerine Temmuz 2014'te erişildi. Fotoğraflar Haziran ve Temmuz 2014'te çekildi.) |
1) İsabella CANEVA;Yumuktepe'de Tarihsel Çağlar, https://www.yumuktepe.com/yumuktepede tarihsel caglarprofisabellacaneva. |
2) Şinasi DEVELİ; Dünden Bugüne Mersin, http://dundenbugunemersin.blogspot.com.tr. |
3) Abdülvahap KOKULU; Mersin'e Arap Ailelerin Göçleri, https://www.yumuktepe.com/mersine arap ailelerin gocleriabdulvahap kokulu. |
4) Kemalettin KÖROĞLU; Çağlar Boyunca Mersin Yumuktepe, https://www.yumuktepe.com/caglar boyunca mersinyumuktepeprofkemalettinkoroglu. |
5) Veli SEVİN; Yumuktepe Kazılarında Yeni Bir Sayfa, https://www.yumuktepe.com/yumuktepe kazilarinda yeni bir sayfa profdr veli sevin. |
6) Semihi VURAL; Prehistorik Mersin Yumuktepe, Medyanorm Tanıtım PR Yayıncılık, 2013, Mersin. |
7) -; Dünya Kenti Mersin, http://www.mtso.org.tr/pdfs/DunyaKentiMersin.pdf. |
8) -; Mersin Katolik Kilisesi, http://360mersin.com/mersin latinkatolik kilisesi,78. |
9) Katibe UYKU-Nesrin, Feryal, Akın, Hüseyin, Azize Eser, Saadet, Hüsniye ve İsmail KAYADELEN-Emel ve Meriç ŞANLI; kişisel görüşmeler. |
12 Şubat 2016 Cuma 08:13 |
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Terör, terör örgütleri ve terör eylemlerinin olmadığı, yapılamadığı bir Türkiye, milletini ve ülkesini sevenlerin ortak dileği ve hedefidir" açıklamasında bulundu.Bozdağ, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, PYD'nin tartışmasız bir terör örgütü olduğunu belirterek, "Aksini iddia edenler ya PYD'li veya bölücü terör örgütü mensubu ya da bunların gönüllü destekçisidir" ifadesini kullandı. Bozdağ, şunları kaydetti: "Sırf AK Parti zarar görsün diye teröre destek olan ya da terör seviciliği yapan, bu maksatla şeytanla bile işbirliği yapacak ahmaklar da var. Kim terör destekçiliği, terör seviciliği yaparsa yapsın Türkiye, terör ve terör örgütleri ile terör bitene kadar mücadele edecektir. Terör, terör örgütleri ve terör eylemlerinin olmadığı, yapılamadığı bir Türkiye, milletini ve ülkesini sevenlerin ortak dileği ve hedefidir." Bütün terör örgütlerinin taşeron olduğunu vurgulayan Bozdağ, "Sadece kuran, kurduran gücün, güçlerin amaçları için terör eylemi yaparlar. Terör örgütleri için ideoloji, ırkçılık, dini istismar gibi şeyler sadece ölecek, öldürecek ve kendini kahraman sanacak ahmakları avlama yemidir. Terör örgütleri, sadece kendilerini kuran, kurduran, görevlendiren güçlerin çıkarları için ya da onların açık emriyle terör eylemi yaparlar" değerlendirmesini yaptı. Etiketler; |
Prostat Ne Demek? - prostathastaligi.gen.tr |
Prostat Ne Demek, doğuştan itibaren her erkekte olan ve idrar torbasının çıkışını saran bir salgı bezidir. İdrar yollarını koruyan ve meniye katılan birtakım salgıları üretir. Prostat belirli bir yaştan sonra oluşan bir organ değildir, doğuştan itibaren bütün erkeklerde bulunan bir organdır. Belli bir yaştan sonra prostat hormonlardaki değişimenin de etkisi ile büyümeye başlar, bu büyüme saçların beyazlaması, derideki kırışma olması kadar normal olan fizyolojik bir gelişmedir. Prostatın büyümesi için iki koşul olması şart, bunlar; |
İnsanın yaşlanması |
Erkeklik hormonunun olması |
Prostat sorunu olması için erkeklik hormonunun belli bir seviyede olması şarttır. Prostatın birbirinden farklı hastalık çeşidi vardır. Bu hastalıklar bu organda genelde değişik zamanlarda olmakla beraber birbirinden tamamen ayrı olup aynı anda üçü birden de görülebilmektedir. Bu rahatsızlıkları şöyle sıralayabiliriz; |
1- Prostatitler: Bu bir çeşit prostat iltihabıdır. Ani ve çok şiddetli bir prostat iltihabı olduğunda kişiyi hastaneye getirtecek ve idrarı yapamaz hale getiren bir hastalıktır. Daha çok gençlerde görülen bir hastalık türüdür ve cinsel yolla bulaşan mikropların etkisiyle ortaya çıkar. Temizliğe dikkat etmemek de prostat iltihabına sebep olabilir. Yüksek ateş ve idrar yapamama gibi şikayetlerle başlar ve kişiyi yatağa düşürecek kadar etkilidir. Prostat iltihabının tam anlamda tedavi edilmesi zordur, çünkü bu organın iç kısımlarına antibiyotikler zor geçer ve iltihap bu yüzden kronik hale gelip yıllarca sorun yaratabilir. Bu yüzden özellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklardan şüphelenildiği zaman mutlaka laboratuvar tetkiklerinin yapılması ve doğru tedavi edilmesi gerekiyor. Doğru tedavi edilmediği zaman yıllarca bu durum devam edebilmektedir ve sonucunda kişide kısırlık bile oluşabilir. |
2-Prostatın büyümesi: Büyüyerek çevresinde bulunduğu idrar yolunu sıkıştırması ve idrar yapmada zorluk olarak kendini gösterir. Bu durum ileri yaşlarda neredeyse herkeste normal olarak bir miktar görülebilir. Sonuçta erkeklerin yüzde 10'u hayatlarının belli bir döneminde prostatla ilgili bir sorundan dolayı ameliyat olurlar. |
Prostat Olan Kişide Görülen Belirtiler |
İdrar yaptıktan sonra boşalamama hissi olması |
Sık sık idrara gitmek |
İdrar yaparken kesik kesik yapma |
Sıkışık bir şekilde ve sık sık tuvalete gitme |
İdrar yaparken akıntının çok ince olması |
İdrar yaparken ıkınmak zorunda kalmak |
Geceleri çokça tuvalete kalkma ihtiyacı |
İdrar yapma sonrası damlamalar olması |
Mesanenin dolarak şişmesi ve idrar yapamama sonrası şişkinlik |
Bu belirtilerin kişide ne şiddette olduğu ve hayatını ne kadar etkilediği çok önemlidir. 50 yaş üzerindeki bir erkekte bunların bir kısmı görülse bile bu durum böbrek ve idrar yollarına herhangi bir zarar vermiyorsa ve özellikle iltihaba sebep olmuyorsa o zaman kişiye uygun bir tedavi uygulanmalıdır. Kişinin sosyal hayatı, çalışma hayatının değerlendirilip bu tür durumlarla daha kolay başa çıkabilmesine yardımcı olunur. Hasta çalışan bir kişiyse sık sık tuvalet ihtiyacı duyacağından işine devamlı ara vermek zorunda kalacaktır ve büyük sıkıntı yaşayacaktır. Hasta genelde evinde vakit geçiren bir emekli olursa kalkıp isteği zaman tuvalete gidebilir. Tüm erkeklerin prostatı büyür ama sadece bazıları ameliyat olmak zorunda kalabilmektedir. Gençliğindeki kadar rahat idrar yapamamakla beraber gerçekten ameliyat edilmesine gerek olmayan kişilerin gereksiz yere ameliyat olmasıyla daha mutsuz insanlar ortaya çıkacaktır. |
Prostat rahatsızlığından dolayı ameliyat için başvuru yapanlarda tüm bu şikayetler değerlendirildikten sonra makattan parmak muayenesi yapılır. Hem kanser olup olmadığını bir dereceye kadar değerlendirmek hem de prostatın ne kadar büyüdüğünü değerlendirmek açısından bu tetkik oldukça önemlidir. Prostat normalde kestane büyüklüğünde bir organdır. Bu büyüyüp bir mandalina boyutuna yada portakal kadar daha da büyürse bir greyfurt kadar olabilir. Dışarıdan bakılınca büyüme pek fark edilmez çünkü makata doğru büyür, kabızlığa benzer dışkılama sorunları da yaratır. Gerektiği zaman makattan yapılan bir ultrasonografi ile detaylı olarak boyut ve iç doku olarak incelenebilir. Kanser şüphesi varsa makattan ultrasonografi eşliğinde iğne biyopsisi ile her hangi bir anestezi gerektirmeden parçalar alınıp patoloji incelemesi yapılıp dokuda kanser olup olmadığı anlaşılabilmektedir. |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.