image imagewidth (px) 47 1.52k | text stringlengths 1 120 |
|---|---|
Kahve iskemleleri atılmış tarafın mukabilindeki | |
görürsünüz. | |
kutrunda bir topuz vardır. Şimdiki kuvvet temrinlerinde | |
Bu topuzlar hakkındaki tarihî hurafâtı dinlemek | |
devler ile olan kanlı bir muharebe neticesinde (Ceneviz)ler | |
. (hazretleri) ilavesine üşenmezler. [1] Büyük bir kahraman | |
Bu yuvacıklar tamamıyla dolmuş. Her sene artan bu ailelerin | |
istila etmişler. Fakat açıkta kalanlar da var. Daima bir | |
Aşağıda söylenen efsaneleri sanki tekziben | |
görürler. Aşağıdakiler bu nahoş serpintilere kızmak | |
şöyle dursun bu televvüsü uğur sayarak gülüşürler.. | |
gibidir. Çatık kaşları, çekik gözleri, Karagöz | |
ayaklarıyla rahat yürüyemediği, topalladığı görülür. | |
Bazen rüyada kendini gencelmiş ve kadim ateşli dildadelerinin | |
gözlü, kıvrım zülüflü melikeler vardır. İşte onların | |
en kartına döner. | |
- Ah ah ölümlü dünya... Bu kara toprak neler | |
hazretlerinin emir ve iradesine boyun büktüm... Ah.. | |
Füls-i ahmere muhtaç olduk. Bu yaşımda işte böyle mezarlık | |
sakası oldum. Hem ölen için yan hem de diri kalanları | |
beslemeye uğraş. Vakitler değişti. Kibar azaldı. | |
olsun Rabb’ime... Sen beterinden sakla... Ya şefaatçiler | |
gideceğiz. Bugün ona ise yarın sana bana... Akıbetimizi | |
hizmetçiliğe de gittim. Ne iştir onu da bilirim. Genç | |
Aşk ve sevdaya fıkır fıkır dayanıklı olmalı... Artık benim | |
Sen büyük söyletme Tanrı’m... Estağfurullah yüz bin kere | |
Allah taksiratını affetsin. Kabirde sual ve cevabını | |
Ağlamaya başlar. Bazı aksamını mahalle mektebi | |
Hacer diğer dilencilerin pek fevkinde sadakalara nail olur... | |
duvarda kendinin müterakim, kahve borçlarını gösteren | |
- Ali, dedi... Borcum çoğalmış. Fakat havalar | |
böyle iyi gidip de buradan tabut geçmezse galiba açlıktan | |
bir kısmet gönderir... | |
mba) ların duaları gelecek seneye kalır... O neydi... | |
Beş sene evvel bir kış İstanbul’a bir paçavra hastalığı yayıldı. | |
Ecir ile karın doymuyor... Dikkat ediyor musun Ali? | |
olmalı... Bugünlerde kibar ölülerinin azalmasına sebep | |
işte ben bunu buluyorum... Merhum babacığımın zamanındaki | |
kibar cenazeleri şimdi nerede? Kabir başında aşırcılara | |
- Uğurdur Hacer Abla... Uğur... | |
Elbette bakar sana onlar... | |
koca denecek nesi var artık? Başıma kupkuru | |
taktım. Sakatmış gibi sağ kolunu bir bez parçasıyla boynuna | |
astım. Öbür eline koca bir tespih verdim. Göbeğe kadar | |
pek açıktır. Öyle imamesiyle, gözlüğüyle, tespihiyle, | |
oradan buradan toplar. Münasip yerlere oturtup | |
dolaşan?... Bu iftira üzerine ben de merak ettim. Oğlanı | |
gibi geliyor... Ne var acaba?... | |
delikten ibaret kalan bu ihtiyarı rahmet-i Rahman’ına niye gark | |
edivermiyorsun?. | |
Hürmüz - Biz de iptida öyle sandık... Meğer mahalle kavgası | |
atmış?... Kim kimin ırzını parmaklamış?... | |
Hacer - Aman sen sus, bunak.. Kavgada mat | |
- Siz kuyruk sallamazsanız sataşmaz garik kimse | |
Köpekler korkar sizinle dalaşmaktan... | |
onların kemikleri bile mezarda... Abdestim var. Gideceğim | |
Kes artık ulumayı... Haydi Sabire gidelim... | |
sinirime dokunuyor... | |
Sabire - Yine verdin piyazı kabarttın koltuklarımı... | |
Hacer ile Hürmüz, Sabire’yi pohpohlamak için | |
Surdibi’nde duvar içinde bir katlı, boyasız, ahşap | |
önüne yaklaşarak Hacer: | |
Öteki pencereden, uzamış beyaz kaşları, bıyıkları | |
istemez misiniz? | |
- Bakma benim suratıma. Ben elime belime kuvvetliyim?... | |
Kocakarı bir uzun ahla söze karışarak: | |
- Burada başka kimse yok mu? | |
Kocakarı Çingenece bir şey söyler... Çırıl | |
Çingene gelini sus.. Yanımda genç kız var.. Yüzü | |
kesdirtirim... | |
dediği doğru mu? | |
atarak yaşıyordu. Fakat o, her türlü ahlak rezailiyle | |
İnsan, herhangi bir emelinde ne kadar bedahetle bir inkisara | |
etmemekten bazen büyük faydalar istihsal olunabileceğini | |
karısın. Bilirim ağzın sıkıdır ama eh analık bu.. Sana | |
kaç kıblenümaya gösterdiler de bir şey anlaşılamadı. Bilmem | |
vurdular... | |
tetkikiyle de ayan olur. Büyük kabristanlarımıza bakınız. | |
Tanzim için bir mühendisin fen eli buralara girmemiş. | |
ağaçlar büyümüş, her tarafı çimenler bürümüş. Eski mezarlar | |
ikinci ölümlerini gösterir birer sefaletle, devrilmiş | |
geçenlerin mürüvvet-i Fatihalarına emanet edilerek hemen ebediyen | |
aralıklarından yeşillikler fışkırmış. Beyazlı, sarılı, | |
bu müsamahalarını çok yerde hüsne inkılap ettiriyor. | |
yatıyorlar. Hayatla beraber her sıkletten kurtulmuşlar..... Hürriyet-i | |
mutlakaya burada nail olmuşlar... | |
kaldırımları bozuk yollar ile ayrılırlar. Arada bir dört | |
kulübelerine tesadüf olunur. | |
Kabristanlar şehrin bütün erbab-ı tenezzühüne ve serserilerine küşade | |
serviler altından tevahhuş edilmez. Serserilerden ağaç, | |
kırık dökük iskemleler serpilmiş. Diriler ölülere karışmış... | |
kıskanırız. Aşkımızın delilini ister isen sineni yokla... | |
birbirine zincir ile merbut uzun tespih gibi aheste | |
sonra dünkü sermayeden fazla ne kalmış... ona bakar. | |
Bugün buldum bugün yerim | |
Bir mütefekkir, bir sâhib-i muhâkeme, devenin nîmküşade | |
-Türk.. Hâlâ yüklerinle beraber fikirlerini de benim | |
sırtımda nakletmekte devam mı edeceksin?.. Artık | |
Türk, benden ibret al... Allah beni deve yaratmış, | |
Ortalıkta baş döndürücü bir terakki faaliyeti var. |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.