instruction
stringlengths
0
2.7k
input
stringlengths
0
4.47k
output
stringlengths
11
1.71k
- Okuyacaksan karşındakini susturmak, onlara bilgliç taslamak, okudıklarına körü körüne bağlanmak ya da başkalarının konuşmalarına malzeme olmak için okuma. Onları incelemek ve düşünmek için oku.
A) İncelemek ve Düşünmek B) Koşulsuz İnanmak C) Okuma ve Davranış D) Okuma ve Kültür E) Okumak ve Amaç
- Çözümü: Paragrafta "okuma eyleminin misyonu, ona yüklenen anlam, ondan beklenen" yani "okuma eyleminin ama-cı" vurgulanmaktadır. Bu vurgu da "E" seçeneğinde ifadesini bulmuştur.
Dil bir milletin bütün özelliklerinin sadık aynasıdır. Mil.li benliğini, ulusal özelliklerini bilinçle kavrayabilecek düzeye erişmedikçe hiçbir millet, siyasi ya da manevi yönden kendisinden üstün olan ulusların kültürel etkisine ve bu kültürün taşıyıcısı olan yabancı sözcüklerin ana diiline girmesine engel olmak gerek...
A) Dil ve Kültür B) Dil ve Ulusal Bilinç C) Dil ve Emperyalizm D) Dil ve Evrensellik E) Dil ve İletişim
Cevap B. Çözümü: Metinde "milletİ millet yapan ögelerin başında dilin geldiği, dil konusunda duyarsizlığın milli benliğe zarar vereceği" vurgulanmaktadır. Yani paragrafa üzerinde durulan kavramlar "dil" ve "ulusal bilinç" tir.
Bir şair, başkalarının şiirlerinde geçen kelimeleri kullanabilir. Bunun gibi o şiirlerin konularını, terimlerini, "düşünceleri" yeniden işleyebilir. Ama bu özellik onu "taklitçi" yahut "değersiz" saymayı gerektirmez. Yeter ki o, bu kullanış ve işleyişte başkalarından ayrılabilsin. Onları ayrı bir görüş, biçim ve yöntem...
A) Eskimeyen Şair B) Şiirde Öz ve Biçim C) Yenilikçi Şair D) Şiir Tekniği E) Şair ve Özgunlük
Cevap E. Çözümü: Parçada geçen "Yeter ki o, bu kullanış ve işleyişte başkalarından ayrılabilsin. Onları ayrı bir "görüş, biçim ve yöntemle yeni bir birleşime sokabilsin." sözünden anlaşıliyor ki şairin özgün olması istenmektedir.
Sanatçının amacı, kişinin düşüncesini, duyarlılığını geliştirmek; ona, dünyaya ve insanlara insanca bakma, sezme, kavrama gücü kazandırmaktır. Sanat ürünlerine ilgi duyrmayan, hayal işlemeyen, başkalarının acılarını, dertlerine ortak olmayan bir bilim adamı, bir yargiç, bir yönetici düşünün; insan sevgisi bunların topl...
A) Sanat ve Düş Gücü B) Sanat ve İnsan C) Sanat ve Yaratıcılık D) Sanatın Gelişimi E) Sanatın Doğusu
Cevap B. Çözümü: Parçada sanat için "insanlara insanca bakma" özelliği vurgulanmakta, sanat ile insan arasında bir ilgi kurulmaktadır.
Eleştirmenler yer yer eserden uzaklaşıp yazara yönleyiciler ve dolayısıyla da okur egemeneye, yazarın yanlışlarıyla, hayat hikâyesiyle ilgilenmeye çok başlıyorlar. Oysa eleştirmenlerin asıl görevi eseri elekten geçirmek, eserle ilgili olumlu ya da olumsuz düşünceleri sıralamasıdır. Eleştirmen bu görevi unutunca karşısı...
A) Eleştirmenlerin Yanlış Tutumu B) Toplum ve Eleştirmenler C) Yazarların Yanlışları D) Eserlerin Gerçek Yüzü E) Evrensel Eleştirinin Özellikleri
Çözümü: Parçada eleştirmenlerin hatası vurgulanıyor, "eserden uzaklaşıp yazara yönleniyorlar" ifadesiyle bu durum açıklanıyor. Dolayısıyla A seçeneğindeki ifade paragrafın başlığı olmalıdır.
Dikkatli okunduğunda I. öncülde okunyanlardaki toplu balina ölümlerinin ve bunların karaya vurmalarının sulardaki aşırı kirlenmenin nedeni olduğu aktarılırken II. öncülde ise dünyanın manyetik alanının değişmesi veya kimi hastalıklar sebebiyle yön bulma yetisini kaybetten balinaların 'yine' karaya vurdukları anlatılmak...
A) Farklı görüşlerin aslında birbirini desteklediğini göstermektedir. B) İki farklı konuya ilişkin ortak bir görüş olduğunu vurgulamaktadır. C) Aynı olguyu farklı yönleriyle değerlendirip ele almaktadır. D) Aynı düşünceyi pekiştirmeye yönelik farklı örnekler sunmaktadır. E) Farklı uslüplar kullansalar da konuyu benzer ...
Cevap C. Çözümü: I. beyitte Namık Kemal vatanın içinde bulunduğu durumla ilgili çaresizliği dile getirirken II. beyit, Atatürk'ün vatanın kesinlikle kurtarılacağına, vatan üstündeki bu kara bulutların dağılacağına, dağıtılacağına dair kararlılığının ifadesidir.
Amerika’da yapılan bir deneyden elde edilen bulgulara göre mutlu insanlar, diğer insanları vücutlarının grip aşısına tepki olarak ürettiği ortalama antikor miktarından % 50 daha fazla antikor üretir. Bu iki parcayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Mutlu bir ruh haline sahip olmak, hastalıkların tedavisinde ilaçlardan daha etkilidir. B) Mutlu olmak, vücut direncini artırdığı gibi, bazı hastalıklara karşı da vücudu koruyor. C) Ruhsal hastalıkların temelinde kişinin mutsuz olması ve yaşadıklarından haz almaması etkilidir. D) Kalp, damar, şeker, hipertansiyon gib...
Cevap B. Çözümü: Her iki yargıda da mutluluğun insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinden söz edilmektedir. Bu cümlelerden çıkarılabilecek ortak anlam, "mutlu olmanın, vücut direncini artırdığı gibi, bazı hastalıklara karşı da vücudu koruduğu" gerçeğidir.
- Aşağıdaki cümlelerden hangisi bir paragrafın başlangıç cümlesi olabilir?
A) Geçen gün şiir kitaplarımı şöyle bir karıştırdım. B) Kimi ise sanatın en çetin doruklarına tırmanmayı bilmiştir. C) Bir de gerçek insanlık örneği olmuş kişiler vardır. D) Bunun bir nedeni olmalı diye düşünmez misiniz? E) Oysa bu sanatının çağında daha nicelileri yaşamış, ürün vermiştir.
Cevap A. Çözümü: Bir paragrafın ilk cümlesinde, onun daha önceki herhangi bölüme irtibat olduğunu, kendisinden önce söylenmiş sözlerin bulunduğunu gösterecek bağlama ifadelerinin olması gerekir. 'B'de ise, 'C'de de bu bağlacı, 'D'de 'bunun', 'E'de ise 'oysa' sözcükleri bu seçenekteki yargılarla bir paragrafın başlamaya...
- Aşağıdakilerden hangisi bir yazının ilk cümlesi olmaya en uygundur?
A) Yeni öykücüler arasında Türkçeyi bütün güzelliği ile kullananlar var. B) Başka öykülerini de dergilerde okumuştum ama bunu hepsinden çok güzel buldum. C) Bunda, tiplerin canlandırılmasının otobiyografik olmasının da etkisi var. D) Bir bakıma, bu iki kitabı birer dil olayı olarak değerlendirmeliydim. E) Birçok yeni ö...
Cevap A. Çözümü: B'de "Başka öykülerini de", C'de "Bunda", D'de "bu son iki kitabı", E'de "buna" ifadeleri önceki cümleyi çağrıştıran sözlerdir. Dolayısıyla bu cümleler bir yazının ilk cümlesi olmaya uygun değildir. Ancak A seçeneğindeki cümle genel bir yargı olduğundan giriş cümlesi olabilir.
- Son dönemlerde verilen edebiyat ödüllerinde ciddi bir yozlaşmanın olduğunu görüyoruz. Yayıncıları ve yazar ajansları tarafından yapılı bu lobicilik faaliyetlerinde ciddi çabalar yapılıyor. Bu yozlaşmaya ilgili çok ciddi büyük paralar dönüyor. Her taraf etkilemek istiyor. Ödül dağıtan bütün komiteler, kuruluşlar etki...
A) Bu parcanın sonunda düşüncenin aksine göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez? B) Edebiyat ödüllerinin verilmesinde yozlaşma olduğundan, kaliten çok lobi çalışmasının etkisinden söz ediliyor. Bu durumun yaratacağı olumsuz sonuçlar A, B, D ve E seçeneklerindeki ifadelerle karşılanabilir ancak C seçeneğindeki 'y...
Cevap C). Çözümü: Paragrafta edebiyat ödüllerinin verilmesinde yozlaşma olduğundan, kaliten çok lobi çalışmalarının etkisinden söz ediliyor. Bu durumun yaratacağı olumsuz sonuçlar A, B, D ve E seçeneklerindeki ifadelerle karşılanabilir ancak C seçeneğindeki 'yeni yazınsal türler' ifadesi paragrafa içerik yönünden ilgis...
Aslında dergimizin hitap ettiği belli bir kesim yok, olmamali da. Bu bir lüks değil ki al, bu almasa da olur, diyelim. Ulaşabildiğimiz kadar insana ulaşmak istiyoruz. Yetmiş yaşında da okuyucumuz var, on beş yaşında da... Bu parçanın sonuna, düşüncenin akışına göre yukarıda verilenlerden hangileri getirilebilir?
A) Yalnız I B) I, II ve III C) I ve III D) Yalnız IV E) III ve IV
Cevap C. Çözümü: Paragrafta geçen "Ulaşabildiğimiz kadar insana ulaşmak istiyoruz. Yetmiş yaşında da okuyucumuz var, on beş yaşında da." ifadesinden anlaşılıyor ki dergi için yaş grubu kısıtlaması yok aksine bu çeşitlilikten hoşnutluk var. Dolayısıyla I. cümle ile III. cümle boş bırakılan yere getirilebilir.
(I) Eski çağlardan beri ticareti yapılan inci, bugün de yaygın bir şekilde alınıp satılmaktadır. (II) İncinin oluştuğu rakıbten en tipik deniz hayvanı, içine yerleşen kum ta-mektedır. (III) Bu canlısı, içine girip olduğu kum bilin- neclikleri veya sivri karsi kendisini korumak için se-def adı verilen bir madde salgılam...
A) I B) II C) III D) IV E) V
Cevap A. Çözümü: Paragrafın I. cümlesinde incinin ticaretinden söz edil-miş fakat II. cümleden itibaren incinin oluşumu ile ilgi-li açıklamalar yapılmıştır. Yani I. cümle devinin devamı olmuştur. O halde düşüncenin akışını bozan cümle I. cümledir.
(I) Asya’dan gelen göç dalgaları zaman zaman Batı Av-rupa ülkelerinde büyük direnişleri tetiklemiştir. (II) Bu-nunla beraber düşük doğum oranıyla başa çıkabilmek için Batı Avrupa, doğrudan göçmenlere imtiyaz duy-muştur. (III) Batı Avrupalıların iş, kültür ve kimlik açısından tehdit altında olduklarına dair düşüncelerin...
A) I B) II C) III D) IV E) V
Cevap B. Çözümü: I. cümlede "büyük direnişleri tetiklemiştir" sözünün devamı III. cümlede "direnişlerin temelini oluşturur" sözüyle verilmiştir. III. cümlede geçen "oluşan kaygı" sözünün devamı IV. cümlede "bu kaygılar" ifadesiyle, V. cümlede de "kaygının" ifadesiyle verilmiştir. II. cümlede geçen "göçmenlere ihtiyaç d...
Kişinin olaylar karşısındaki tutumu, çatışmaları, düşünceleri birinci kişiil anlatımla verilir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Öyküleme B) Tanımlama C) Tartışma D) Açıklama E) Karşılaştırma
Cevap A. Çözümü: Paragraf ada sakinlerinin gün içinde yaptıkları, yaşadikları olus sırasına, mantiksal kurguya uygun olarak aktarılmıştır. Olay aktarmina dayali bu anlatim tekniği, "öyküleme" dir.
Sabah yakın olduğu bir vakitte horoz sesleriyle uyandım. Pencereden baktığımda köyde bir hareketlenme başlağını gördüm. Gerçekli hazırlıkları yapmış olan köylüler tarlalara gitmek için yola çıkıyorlardı. Kısa süren bu hareketliliğin sonra köy sessizliğe büründü. Bu sessizlik içinde, misafir olduğum evden yürüyüş yapmak...
A) Betimleme B) Öyküleme C) Açıklama D) Örneklendirme E) Tartışma
Çözümü: Parçada, meteolar ve onların uzaydaki kimi hareketleri hakkında okura "öğretici" bilgiler verilmektedir, dolayısıyla metnin anlatımında kullanılan teknik "açıklama" dır.
(I) iletişimde başarının temelinde sevgi yatmaktadır. (II) İçi sevgi dolu insanların çevreyle diyalog kurmalarında her zaman kolay olmuştur. (III) Bugün yaşamımızda iletişim araçlarının yüzümüzde bir yer olduğu gibi unutulmalarıdır. (IV) Günümüzde İnternet, telefonun imkânlar olmasaydı insanların nasıl diyalog kurabili...
A) II B) III C) IV D) V E) VI
Cevap B. Çözümü: Metnin I, II, III, cümlelerinde iletişimde sevgi faktörü işlenirken III, IV, V ve VI. cümlelerde insan için iletişim araçlarının önemi anlatılmaktadır. III. cümleden itibaren paragraf ikiye ayrılmalıdır.
(I) Karagöz perdesinin karşısında toplanan her yaştan, her sınıftan insan, gülmeye ve nükteli oyunlardan zevk almaya hazırlanır. (II) Perde iyice gerilmiş, mum yanmış. (III) Bir halk ressamının elinden çıktığı belli olan zarif nakışlı tablo, perdeye yansıtılmış. (IV) Derken bu tablo kalkıyor ve tef çalmaya başlıyor. (V...
A) II B) III C) IV D) V E) VI
Cevap C. Çözümü: II. cümle I. nin gerekçesidir. III. cümle de "Hatta" diye başlıyor, dolayısıyla bu cümleler aynı paragrafta olmalıdır. Zaten ilk üç cümlede İngiliz şairin sözlük tutkusundan söz ediliyor. IV. cümlede ülkemizde sözlükle olan ilgisiyle değilnimeyle başlamış ve sonraki cümlelerde de aynı konudan söz edilm...
(I) Max Weber, meşhur Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı eserinde Protestan ahlak anlayışının kapitalizmin doğusunda oynadığı rolü ortaya koymaya çalışmıştır. (II) Weber'in bu rolü hiyerarşiyle dini inançlar arasında kurduğu iki ilişki zihniyeti takip edilmektedir. (III) Siyaset alanında Weber, çağdaş siyaset b...
A) II B) III C) IV D) V E) VI
Cevap B. Çözümü: Parçanın ilk cümlesinde sanatçının bir yapıtından söz edilmiş. II. cümlede de "bu ilişki" sözüyle yapıtla ilgili değerlendirme yapmaya devam edilmiştir. III. cümleden itibaren sanatçının siyaset konusuyla ilgili düşüncelerinden ve çalışmalarından söz edilmiştir. Dolayısıyla ikinci paragraf III. cümleyl...
- İstanbul'da şimdi Atmeydanı adıyla bilinen mekan Romalılardan Osmanlı'ya kadar önemini korumuştur. Şehrin yönetimi Osmanlılara geçtiğinde ise hipodrom da yeni Atmeydanı na bırakıldı. Roma zamanında hipodrom olarak yarışlara ev sahipliği yapan bu mekan, zaman zaman bir yarışıma ve infaz alanı olarak da kullanıldı. Osm...
A) I ve III B) I ve V C) II ve III D) III ve V E) IV ve V
Cevap C. Çözümü: Parçanın II. cümlesinde geçen "ise" ve "da" bağlaçları bu meydanın başkalarınca (Romalılar) farklı amaçlarla kullanıldığını ve bu cümlenin öncesinde bu amaçların dile getirildiği bir yargının olması gerektiğini ortaya çıkarmaktadır. III. cümlede de Roma Dönemi'ndeki uygulamalar söylendiğine göre mantık...
Kehribar, bir ağacın milyonlarca yılda oluşan reçinesiidir. Sadece iki ülkede olduğunu bildiğimiz ve ileriki yıllarda artık kalmayacağını düşündüğümüz bu malzemenin yurt dışına çıkarılması yasak. Bu pahalı reçinenin; şanlılık, guatr ve stres başta olmak üzere çoğu hastalığa ciddi faydası vardır. Bu nedenle doktorlar gu...
A) I. ve III. B) II. ve III. C) II. ve IV. D) II. ve V. E) III. ve IV.
Cevap D). Çözümü: I. cümlede geçen "milyonlarca yılda oluşan" sözünün devamı V. cümlededir. Bu kadar uzun sürede oluştuğu için fiyatı yüksektir. Ayrıca III. cümle ile IV. cümle yerlerinde kalmalıdır çünkü anlam akışı içindedir. Dolayısıyla II. cümle ile V. cümle yer değiştirmelidir.
(I) Gerçekten de kadın, dağların ardından başka köylerin, dağların ve şehirlerin olduğunu inanmazmış. (II) Yani kadın bütün dünyayı kendi köyünden ve dağlardan ibaret zannedermiş. (III) Köyünden başka yer görmemiş yaşlı bir kadından söz ederlerdi. (IV) Okulda her gün yeni bilgilere donandikça o yaşlı kadının bilgisizli...
A) I ve III B) I ve IV C) II ve IV D) II ve V E) III ve V
Cevap A). Çözümü: Paragrafın I. cümlesinin giriş cümlesi olamayacağı açıkça görülüyor. O halde bu cümle yer değiştirmeli. Cevap "O ya da dağın" sözünden anlaşılıyor ki bu cümle geçen "o yaşlı kadın" seçeceğimiz olacaktır. IV. cümlede de giriş cümlesi olamaz. O zaman I. ve III. cümleler yer değiştirmelidir.
Bir paragrafın alınmış bir cümlenin parçada ki yerine konulmasının istendiği sorulardır. "Bu cümle, numaralanmış cümlelerden hangisinden sonra getirilmelidir?"
A) I B) II C) III D) IV E) V
Cevap E. Çözümü: Soruda verilen cümlede "siz de" denildiğine göre paragrafın bir yerinde bu ifade karşılanmalıdır. IV. cümlede geçen "sizi zenginleştirliyor" ifadesinden sonra ya ni numaralı yere "Böylece siz de öykünün bir parçası oluyorsunuz." cümlesi getirilebilir.
(I) Bireysel acılarını yansıtmak için bir araç olarak görmez şiiri. (II) Kendi acılarını yer vermez şiirlerinde. (III) Daha çok, içinde yaşadığı toplumu acılarını, sevinçlerini yansıtmak ister. (IV) İmgeleleri yalındır. (V) Söyleşi yerinde insişler çıkıyor yoktur. (VI) Bütün şiirlerinde okuru saran bir sıcaklık vardır....
A) II B) III C) IV D) V E) VI
Cevap A. Çözümü: "Bireysel acılarını yansıtmak için bir araç olarak görmez şiiri." cümlesiyle "Kendi acılarını yer vermez şiirlerinde." cümlesi aynı anlamı içermektedir. Dolayısıyla bu iki cümleden biri çıkarılmalıdır. Seçeneklerde I olmadığına göre II. cümle çıkarılmalıdır.
Bu, yazacağım yazının türüne göre değişir. Çok ciddi bir yazı yazacaksam konu üzerinde yoğunlaşabilmem için evde çıkamamaliyım. Ayrıca dikkatimin dağılmaması için odanın sıcaklığının da altı dereceyi geçmemesi gerekir. Bunun için yaz aylarında ciddi yazılar yazamam, yazsam da sıcağın etkisi ile mızah ağırlıklı olur. Bu...
A) Ne tür yazılar yazarsınız? B) Yazılarınızı hangi ortamda yazarsınız? C) Yaşadıklarınızın, yazdıklarınız üzerinde etkisi var mı? D) Yazılarınızın planını nasıl belirlirsiniz? E) Düşündüklerinizi yazamadığınız zamanlar olur mu?
Cevap B. Çözümü: Parçada yazar, yazılarını kaleme aldığı ortamın özelliklerini ve bunun gereklerini anlatmaktadır. Bu durum da yazara, yazılarını nasıl ortam / ortamlarda yazdığı sorulmuş olmalı ki böyle bir cevap versin.
Yelken sporu ülkemizde sanıldığından çok daha köklü ve sevilen bir spor türüdür. Bu sporu yapmak için bir tekne sahibi olmanız da gerekmiyor üstelik. Birçok şehirde yelkenciliğe ilgi gösteren sayıda okul, dernek, vakıf bulunmakta. Bu kuruluşlardan herhangi biriyle bağlantıya geçerek yelkenciliğe nasıl adım atabileceğin...
A) Tanımlama B) Tartışma C) Karşılaştırma D) Örneklendirme E) Açıklama
Cevap E. Çözümü: İlgisi olanlara ülkemizde yelken sporu ile ilgili teknik bilgilerin verildiği bu parçanın anlatımında kullanılan yöntem "açıklama"dır.
"Dünyanın yedi harikası" olur da pek çok kıtada asırlarca hüküm sürmüş, altı yüzyılı aşkın varlığından geriye olağanüstü bir kültür hazinesi bırakmış "Osmanlı'nın yedi harikası" olmaz mı hiç? Genç tarihçiler, sanat tarihçileri ve mimarlar varken bu en önemli "yedi Osmanlı eseri"nin hangileri olduğuna ben karar verecek ...
A) Öyküleyici anlatım B) Tartışmacı anlatım C) Betimleyici anlatım D) Tanımlalardan yararlanma E) Kantılayıcı veriler kullanma
Cevap B. Çözümü: Parçada "Dünyanın yedi harikası"na karşılık "Osmanlı'nın yedi harikası"nın varlığı iddiası savunulmakta ve bunun ispatı için de örnekler sıralanmaktadır. Dolayısıyla parçada ağır basan teknik "tartışma"dır.
Beni bu sanatçıyla Ankara’da Orhan Veli tanıştırdı. Ama ben onu eserlerinden, sahneden, şiirlerinden tanıyor- dum hatta hayranydım onun. Tuhaf olan şu ki bu un- lu kişi, şöhretini bir araç olarak kullanmıyordu. Kendi kendine yeten bir insandı; özellikle son yıllarda büsbütün evine kapanmış, kâğıttan kalemden başka hiçb...
A) Şiirlerini titiz bir çalışmayla oluşturduğu B) Farklı sanat dallarıyla ilgilendiği C) Ünlü olmasında başka şairlerin etkisinin olduğu D) Belirli bir dönem insanlardan uzak kalmayı yeğlediği E) Ününü kişisel çıkarları için kullanmadığı
Cevap C. Çözümü: A, B, D ve E seçeneklerinin çıkarılabileceği yerler parçada altları çizili olarak gösterilmiştir. C seçeneğinin çıkarılabileceği herhangi bir yer metinde bulunmamaktadır.
Uzun bir röportajı ruhuna uygun bir şekilde özetlemek kadar zor ne var acaba gazeteci mesleğinde? Öncelikle konuşma ve yazı dili arasında bir uyum yakala-yacaksın. Soruda ve cevapta, olmayacak kelimeleri okur-lar anlasın diye ekleyeceksin. Gerçeksiz yere tekrar edi-len kelimeleri çıkaracaksın ama konuşmanın ritmini boz...
A) Anlatımda en uygun söz, en uygun yerde kullanılmalıdır. B) Söz diziminde anlatım kusurları giderilmeye çalışılmalıdır. C) Anlaşılabilirliği sağlamak için içerlikte bazı değişiklikler yapılmalıdır. D) Sadece usta kişiler tarafından kaleme alınmalıdır. E) Anlatımın ahengini sağlayacak unsurlara dikkat edilmelidir.
Cevap D. Çözümü: Metinde yer alan "...bir sorunun cevabı alıncaya kadar değişik anlarda tekrarlanan sorulara verilen cevap-lar en özlü şekilde tek kısımda toplayacaksın." ifade-si ile A seçeneği; "Gerekirse tekrar eden kelimeleri çıkaraçaksın; ama ritmi bozmayarak." cümlesi ile C seçeneği; "Muhatabın kelimelerine anlat...
Büyük bir arkeolojik başarı olan Harappa ve Mohenjo daro yerleşim alanlarının Hindistan'a ilk uygarlıktan önce şöyle bir görüş vardı: Hindistan'ı çıkarılmasından Aryanlar tarafından getirildi; bina yıllarda kuzeyden gelen bu Hint Aryanlar MÖ 2 binli yıl önce orada hiçbir şey yoktu. günkü Hindistan'da bulunan ovalara in...
A) Hindistan'da yaşamış olan topluluğa B) Arkeolojik kazılarda ne tür kalıntılar bulunduğuna C) İlk uygarlıkların isimlerine D) Hindistan'ın geçmişiyle ilgili bilgilerin ne zaman değiştiğine E) Hindistan hakkında bilinmeyenler olduğuna
Çözümü: Metinde geçen ve parçanın içeriğinin önemli bir kısmını oluşturan Aryanlar hakkında dile getirilenler ile A seçeneği; "Harappa", "Mohenjodaro", "Aryanlar", "İndus Uygarlığı", "Hindistan tarihinde yer alan uygarlık ad-ları olduğu için C seçeneği; "Yirminci yüzyılın ilk yıllarında başlayan arkeolojik keşifler..."...
Umberto Eco, ilk romanı Gülün Adı’nı 1980’de yayınladı. Eco’nun bu romani yazmaktaki amacı, gösterge bilime duyduğu ilgiyi Orta Çağ’ın egzotik havası içinde geniş kitlelere ulaştırmaktı. Gülün Adı, çağdaş ve sade söyleyimlerle Orta Çağ’ın gizemini gizlenmiş gün yüzüne çıkarıyordu. Roman, edebiyat dünyasında da büyük be...
A) I ve II B) Yalnız I C) II ve III D) Yalnız III E) I, II ve III
Cevap E. Çözümü: Gülün Adı romanıyla ilgili olarak parçada geçen "Gülün Adı, çağdaş ve sade söyleyimlerle Orta Çağ Dönemi’nin gizemini gün yüzüne çıkarıyordu." cümlesinden I numaralı yargıya ulaşılabilir. "Düşünmenin yasaklanması, yenilikçi fikirlere olan kati tutum noktasında öğretici bir niteliğe sahiptir." cümlesind...
Batı edebiyatında roman geleneğinin en güzel yanlarından biri, okurun gözünün önünde çizdiği canlı portrelerdir. Roman kahramanlarını daima bu sayede tanı yıp sever ve hatta yakın arkadaşlarımız arasına katarız. Portre çizerken yazarlar bazen fazla detayı dav ranıp günümüz okurunun ilgisini kaybederler. Oysa yerinde ya...
A) I ve II B) I ve III C) II ve IV D) Yalnız III E) Yalnız IV
Çözümü: Parçada geçen "Portre çizerken yazarlar bazen fazla detaycı davranıp günümüz okurunun ilgisini kaybederler." cümlesinden I numaralı yargıya, "...fiziksel özelliklerini anlatmak bir roman kahramanını tanımamıza yetmez." cümlesinden III numaralı yargıya ulaşabiliriz. Ancak parçada II ve IV numaralı yargılara varı...
Faust, Don Juan ve Don Kişot emellerrinin peşinden sabit bir fikirle koşar. Bu karakterlerin her biri aslında mükemmellik arayışıyla kibrin, istisnai bir yiğitlikle yozlaştırıcı bir aşırılığın buluştuğu, aslında çok daha önüce yaratılmış olan bu imgelerin romantik dönem yorumuna dayanan izlenimlerini. Ancak Faust'un sı...
A) Roman kişilerini, onların karakteristik özellikleri üzerine değerlendirmiştir. B) Roman kahramanlarına ilişkin değerlendirmelerinin de değişim olmuştur. C) Roman kahramanlarına ilişkin analizlerini belirli bir dönem bağlamında ortaya koymuştur. D) İdealizm ve kontrolsüz eylemlerin kurgu sal başarıyı artırdığına ina...
Cevap D. Çözümü: "Bu karakterlerin her biri aslında mükemmellik arayışıyla kibrin, istisnai bir yiğitlikle yozlaştırıcı bir aşırılığın vücut bulmuş halleridir." (A),
(I) XV. yüzyılın ikinci yarısında Erzgebirge ve Alp Dağları ile Schneebg'nin de gümüş yatakları bulundu. (II) Böylece gülmüş miktarda bu madenden bir artış oldu ve dönemin pek çok darphanesinde muhteşem bir dolup taşı (III) Gümüş'ün lûğu Avrupa'da para basımının çehresini değiştiren bir reforma da öncülük etti. (IV) 14...
A) I. cümlede nesnel bir anlatım vardır. B) II. cümlede öznellik söz konusudur. C) III. cümlede genelleme yapılmıştır. D) IV. cümlede karşılaştırma yapılmıştır. E) VI. cümlede neden-sonuç ilişkisi vardır.
Cevap C. Çözümü: Parçanın III. cümlesinde genelleme yapılmamış, genel bir çıkarmada bulunulmamıştır.
- Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Farklı bölgelerde bulunan gümüş kaynaklarına B) Gümüş madeninin para basımındaki rolüne C) Venedik'te basılan paraların niteliklerine D) Darphanelerin teknik açıdan özelliklerine E) Avrupa'da basılan paralardaki değişikliklere
Çözümü: Paragrafta darphanelerin çok olduğuna değinilmiş ama teknik özelliklerine değinilmemiştir.
Tanıkliklardan yararlanma: Yazarın, düşüncesini inandırıcı kılmak için konu ile ilgili uzmanların görüşlerine başvurması. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi vardır?
A) Öyküleme B) Örneklendirme C) Tanık gösterme D) Tanımlama E) Karşılaştırma
Cevap B. Çözümü: Paragrafın başında "Kentsel düş gücünü heceleyenler, kentin karakteri olan nesnelerdir." denilmiş ve sonrasında "Galata Kulesi. Beyoğlu'nun yıkık dökük evlerinde bir avlunun gölgesindeki zarif bir kuyu..." ifadeleriyle örnekler verilmiştir.
Bir noktadan sonra, hayal ettiğim bu dünya benim elimden çıkar ve kafamın içinde yaşadığım şehirden daha gerçek olur. O zaman bütün insanlar ve sokaklar, eşyalar ve binalar sanki hissedimediğim ilişkiler kurmaya, benim önceden hep birlikte aralarında konuşmadıklarım benim hayalimde ve kitaplarımda değil kendi kendileri...
A) Kişileştirmeye yer verilmiştir. B) Birinci kişi anlatım kullanılmıştır. C) Karşılaştırmadan yararlanılmıştır. D) Benzetme yapılmıştır. E) Örneklendirmeye başvurulmuştur.
Cevap E. Çözümü: "kafamın içinde yaşadığım şehirden daha gerçek olur" sözüyle karşılaştırma yapılmıştır (C),
Bakmayın sahilinin dolguyla denizden yükseltilmiş olmasına, denizin içinden çıkıp doğru yeri yılan misali kıvrılan yoksun ta Galata Kulesi'nin gölgesine kadar uzandığı bir semt Tophane. Ana sokaklar hafif, ara sokaklar çirkin. Bu nedenle ki adımlar hafif hafif, ağır ağır atılır burada. Sanki semt derinlemesine hissetti...
A) Karşılaştırma B) Benzetme C) İkileme D) Niteleme E) Mecazi söyleyiş
Cevap A. Çözümü: "yılan misali kıvrılan" sözüyle benzetme yapılmıştır (B),
Dün akşam genç bir şairin evinde toplandık. Misafirilerden biri elindeki kitabı karıştırıyor, bir başkası da odanın köşesindeki gösterişli piyanonun tuşlarına dokunuyordu. Bu sırada ev sahibi, bana taslak halindeki şiirini okudu ve ne düşündüğümü sordu. Ben, şiiri bitirmeden bir şey deme imkan olmadığını söyledim. Arka...
A) Tanımlama yapılmıştır. B) Örneklerden yararlanılmıştır. C) Öykülemeye başvurulmuştur. D) Betimlemeye yer verilmiştir. E) Tanık gösterme vardır.
Cevap C. Çözümü: "Sözcüklerle resim yapma sanatıdır" sözüyle tanımlama yapılmıştır (A),
Bolu'nun bence en güzel ilçesi Göynük, İstanbul'la Ankara'nın tam ortasındadır. Görünüşü ilk bakışta bile etkiler insani: vadinin tabanında akan incecik dere, kıyı ve yamaçlarında eski Türk evleri, tepede yeniilenmiş saat kulesi, ağaçlar, çiçekler... Usta ressamın elinden çıkmış resim gibidir Göynük. Bu tabloda her şey...
A) Karşıt anlamlı sözcükler kullanılmıştır. B) Betimlemelerden yararlanılmıştır. C) Benzetme yapılmıştır. D) Sayısal verilere yer verilmiştir. E) Öznellik söz konusudur.
Çözümü: "Abartılı renk, güzelliği bozan çirkinlik yok." cümlesinde "güzellik" ile "çirkinlik" karşıt anlamlı sözcüklerdir (A),
"Don Kişot" ve Don Kişotluk üstüne şimdiye değin ciltler dolusu yazı yazıldı ve hâlâ yazılıyor. Ünlü bir filozof, "İnsanın bu yapıtın hayatında üç kez okumağı gerektiği; duygu-larının hemen kolaylıkla hareket etmediği gençlikte, mantığın egemen olmaya başladığı orta yaşta, her şeyle ferişte açısından bakıldığını yaşlıl...
A) Roman türünün ilk ve temel örneği olduğu B) Tadına, eleştirel bir okumaya varılabileceği C) İnsanoğlunun değişik hallerini yansıttığı D) Düş dünyası geniş okurlara seslendiği E) Yaşamın farklı dönemlerine özgü bakış açılarıyla okunmasının gerektiği
Cevap E. Çözümü: Parçada Don Kişot adlı yapıtın, farklı yaş gruplarında ki okurlara değişik mesaj ve hazlar verdiği üzerinde durulmaktadır. Bu doğrultudaki düşünce de "E" seçeneğinde yer almaktadır.
Bizde eleştiri alanında bir acelecilik var. Diyelim ki bir eleştirmen, Türk edebiyatında yeni çıkmış bir kitapla ilgilenmesini yapacak. Bunu yaparken bırakın o yazar hakkında eksik yazıları bile yazıları derleyip toplamaya, en son çıkanlardan göz gezdirerek bırakıyor. Oysa bir kitap için eleştiri yazılacakta daha önce ...
A) Bu yapıtla yönelik eleştiriler arasında özgün düşünceler içerine rastlamadım. B) Eleştirmenlerin bu yapıt karşısındaki tutumlarını haksız ve son derece öznel buldum. C) Bu yapıt üzerine yazılan son eleştirilerde, farklı değerlendirme ölçütlerinin kullanıldığını gördüm. D) Bu kitaba yönelik görüşlerimin onun, üzerimd...
Cevap D. Çözümü: Paragrafta görüşlerini dile getiren kişi, her eleştiri yazısının, daha önceki eleştirilerin araştırılması, incelenmesi ve onların referans alınarak yazılması gerektiği üzerinde duruyor. "D" seçeneğindeki düşünce ve ifade, soru metnindeki tutuma tamamen aykırı bir davranış olacaktır.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "dış" sözcüğü akla gelen ilk (temel) anlamıyla kullanılmıştır? Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "dış" sözcüğü akla gelen ilk (temel) anlamıyla kullanılmıştır?
A) Bu testerenin dişleri iyice aşınmış. B) Cebindeki taragın bazı dişleri kırılmış. C) Annem, komşudan birkaç diş sarımsak aldı. D) Çarkın dişleri düşündüğümüzden de sağlamdı. E) Çocuğun dişlerinden birisi çürümeye başlamıştı.
Cevap E). Çözümü: "Dış" sözcüğünün akla getirdiği ilk anlam, insanın ağzındaki "diş"tir. E seçeneğinde bu anlamıyla kullanılmıştır. A, B, C ve D'de ise dış sözcüğü yan anlamdadır.
I. Dilimı ısırdım ve acı içinde kıvrandım. Kapının dili paslanmış. Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde altı çizili sözcükler arasındaki anlam ilişkisi diğerlerinden farklıdır?
A) I B) II C) III D) IV E) V
Çözümü: I, II, III ve IV. cümlelerde aynı sözcüğün yan ve mecaz anlamları söz konusudur ve altı çizili sözcükler arasında da anlam genişlemesi / çok anlamlılık ilişkisi bulunmaktadır. V. cümlede ise ilk cümledeki "el" yabancı, ikinci cümledeki "el" ise organ anlamına gelen iki ayrı sözcüktür ve sesteşlik ilişkisine sah...
Şair, güvercini baristan savaşa selam götüren bir insan gibi düşünmüş. Bu, bir kişileştirmedir. Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi:
A) I ve II. B) I ve III. C) II ve III D) III ve V. E) IV ve V.
Cevap C). Çözümü: II. cümlede "su", III. cümlede "topralar" kişileştirilmiş yani insana özgü nitelikler bu kavramlara aktarılmış. Diğer seçeneklerde böyle bir durum yok.
Şair, çoban çeşmesini kişileştiriyor ve onun birçok yolcuya su verdiğini söylüyor. Bu dizelerdeki sanattı söyleyişe benzer bir söyleyiş, aşağıdaki dizelerin hangisinde vardır?
A) Dinle yolcu bu ses onun sesidir Sinsi adımlarla akşam yürüyör B) Memleket isterim C) Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun Nice aşklar, arkadaşlıklar gördüm D) Kahramanlıklar okudum tarihte Zamanla nasıl değişir insan E) Hangi resmime baksam ben değilim Benim de mi düşüncelerim olacak Ben de mi böyle uykusuz kalac...
Cevap A). Çözümü: Soru kökündeki dizelerde "içmek ve mağrur bakış" insana ait özelliklerdir. Bu özellikler "bulut"a aktarılmış, kişileştirme yapılmıştır. A seçeneğinde "yürüyör" sözcüğüne de insana ait olan "sinsi olmak, akşam" özel-likleri aktarılmış, kişileştirme yapılmıştır.
Eş anlamlı gibi görünmelerine karşın, anlamca tam bir eşitlik göstermeyen; ancak birbirine yakın anlam taşıyan sözcüklere **yakın anlamlı** sözcükler denir. Bu roman bizi Orta Çağ Avrupa'sına götürüyor.
A) I ve II B) I ve III C) I ve IV D) II ve III E) III ve IV
Cevap B). Çözümü: "Götürmek" sözcüğü I. ve III. cümlelerde "hatırlatmak", II. cümlede "birbirini bir yere ulaştırmak", IV. cümlede "bir yere uzatmak, yöneltmek" anlamında kullanılmıştır. Aynı anlamda kullanılan cümleler I ve III'tür.
Doktor, hastanın hâlinde telaş edecek bir şey olmadığını söyledi. "Telaş" sözcüğü, aşağıdakilerden hangisinde bu cümledeki anlamıyla kullanılmıştır?
A) Öğlunuz çalışmıssa nasıl olsa geçer, telaş etmeyin. B) Bu kadar telaş edecek ne var, daha erken, yetişebilirsiniz. C) Uzaktan gördüm, etrafına bakmadan telaşla eczaneye girdi. D) Biraz dikkatli olmak gerekir, bu iş telaşa gelmez. E) Onun telaşı, bizi de çabuk olmaya zorladı.
Cevap A). Çözümü: Soru kökünde geçen "telaş" sözcüğü, "kaygılanmak" anlamında kullanılmıştır. Bu anlam, A seçeneğinde de vardır. "Öğlunuz çalışmıssa nasıl olsa geçer, kaygılanmayın" yalnızca B, C, D, E seçeneklerinde "telaş" sözcüğü "acele etmek" anlamında kullanılmıştır.
- "Bulmak" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde ötekilerden farklı anlamda kullanılmıştır?
A) Koyunları şarbon hastalığına karşı koruyan ilacı Pastor buldu. B) Hiyeroglif yazısını Mısırlılar buldu. C) Havvanın oksijen ve azot karışımı bir gaz olduğunu Lavoisier buldu. D) Kağıt parayı Çinliler buldu. E) Alexander Bell, telefonu 1876'da buldu.
Cevap C). Çözümü: "Bulmak" sözcüğü A, B, D ve E seçeneklerinde "icat etmek" (olmayan bir şeyi bulmak); C'de ise "keşfetmek" (olan bir şeyi bulmak) anlamında kullanılmış.
Vakit geçirmeksizin anlamı katabilir: Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki ikilemeyi oluşturan sözcükler tek başlarına kullanılamaz?
A) Yalan yanlış bilgilerle doğru bir karar veremezsin. B) Karsıdan, güçlü kuvvetli görünüyordu. C) Mirrin kırın etme de olanları anlat. D) Aradan aşağı yukarı on yıl geçti. E) İngilizceyı söyle böyle bilir.
Cevap C). Çözümü: A, B, D ve E'deki ikilemeleri oluşturan sözcükler tek başlarına kullanılabilir. 'C'deki "mirrin kırın" ikilemesini oluşturan sözcükler ise tek başına ayrı bir cümlede kullanılamaz.
Tezlik anlamı katabilir: Bu cümlelerin hangilerindeki altı çizili sözler birbirine yakın anlamadır?
A) I ve II B) I ve IV C) II ve IV D) III ve V E) IV ve V
Cevap B). Çözümü: I. ve IV. cümlelerde altı çizili ikilemeler cümleye "yaklaşık" anlamı katmıştır.
Kesinlik anlamı katabilir: Yukarıdaki cümlelerin hangilerinde ikileme cümleye "devamlılık" anlamı katmıştır?
A) I. ve II. B) I. ve III. C) II. ve IV. D) III. ve V. E) IV. ve V.
Cevap D). Çözümü: İkileme, I. cümleye "yaklaşık olarak", II. cümleye "kesinlik", III. ve V. cümleye "devamlılık", IV. cümleye "tahmin" anlamı katmıştır.
- Yukarıdaki cümlede altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisinde vardır?
A) Haberi alınca apar topar geldik. B) Öğrenciler birer birer içeri girdi. C) Zavallı kedi acı acı miyavlıyordu. D) Ben, o köyleri sık sık dolaşıyorum. E) Tabak tabak yemek yedi, yine de doymamış.
Cevap E). Çözümü: Sorunun başında verilen cümlede "kucak kucak" ikilemesi cümleye "çoğaltma" ve "çok fazla" olma anlamı vermiştir. Aynı anlam E'deki "tabak tabak" ikilemesinde de vardır. A'daki "apar topar" ikilemesi "acelecilik", B'deki "birer birer" ikilemesi "sıralama", C'deki "acı acı" ikilemesi "güçlendirme", D'de...
Bazı deyimler söz öbeği şeklindedir (sıfat-zarf-isim öbeği) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde verilen durum, "içi içine sığmamak" deyimiyle **uyuşmamaktadır**?
A) Çocuk, babasının elindeki oyuncağı görünce avuçlarını birbirine vura vura ona koştu. B) Yerinde duramıyor, ne zaman gelecekler diye gözlerini saatten bir an olsun ayıramıyordu. C) Okullar kapandıktan sonra ailesiyle geziye çıkacağı günü iple çekiyordu. D) Uzun bir süredir amirine söylemek isteyip de söyleyemedikleri...
Cevap D). Çözümü: "İçi içine sığmamak" deyimi, "çok heyecanlanmak, coşkunluk duymak ve sevincini belli etmekten kendini alamamak" anlamı taşır. A, B, C ve E seçeneklerinde bu anlamlardan biri var. D'de belirtilen durum, bu deyimle uyuşmamaktadır.
• Damdan düşer gibi, eli kulağında, el altından, nirengi noktası, püf noktası, işten değil, sumrucuk kuşu gibi, göz nuru, iyi gün dostu... Kendisinden böyle söz edilen bir kimseyi nitelemek için kullanılabilecek en uygun söz aşağıdakilerden hangisidir?
A) İşine ve çıkarına düşkün olan B) Kan kusup kızılık şerbeti içtim diyen C) İçinden pazarlıklı olan D) Ağzını sıkı tutan E) Saman altından su yürüten
Cevap E). Çözümü: Soruda karda gezip izini belli etmeyen (kimsenin sezemeyeceği işler çeviren) nelerle uğraştığını anlayamayan birinden söz ediliyor. Böyle bir kişi "saman altından su yürüten" biri olarak tanımlanabilir.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, cümlede kullanılan deyimin açıklaması yoktur? Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, cümlede kullanılan deyimin açıklaması yoktur?
A) Onu birden karşımda görünce çok şaşırdım, gözlerime inanamadım. B) Hazırlanan taslağı henüz iyice incelemedim, ona söyle bir göz atın. C) Konuşmasında, dinleyicilerin ilgisini çekmeyen, konu dışı gereksiz şeyler söyledi, ağız kalabalığı etti. D) İşe başlamadan önce deneyimli kişilerin görüşlerini sormalı, onların fi...
Cevap D). Çözümü: A seçeneğindeki "iç yanmak" deyimi "üzülmek", B'deki "kırmızı kıpırdamak" deyimi "umursamamak", C'deki "canı tez" deyimi "sabırsız, aceleci", E'deki "sözünün eri olmak" deyimi "dürüst, sözünde duran" anlamlarını içermektedir. Bu deyimlerin cümlelerdeki kullanımları doğrudur. D seçeneğinde "üstüne alın...
"Sınıfta kaldığımı öğrenince babamın ---" aşağıdaki deyimlerden hangisiyle tamamlanamaz? "Sınıfta kaldığımı öğrenince babamın ---" aşağıdaki deyimlerden hangisiyle tamamlanamaz?
A) tepesi attı B) kanı beynine sıçradı C) çınlerı başına toplandı D) yüreği ağzına geldi E) kafası kızdı
Cevap D). Çözümü: A, B, C ve E seçeneklerinde verilen deyimlerin hepsi öfke kelimeme anlatır. Soruda verilen cümle, olumsuz bir durumdan söz ettiği için bu deyimlerden biriyle sürdürülebilir. "Yüreği ağzına gelmek", çok korkmak demektir. Cümle, bu deyimle tamamlanamaz.
Bu adamın dandan düşer gibi konuşmasına sinir oluyorum. Alt çizili deyimin bu cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisinde vardır?
A) Ona taktığım ismi, birdenbire yüzüne karşı söyleyivermemiş mi... B) Öğrenciler, öğretmenin her söylediğini dikkatli biçimde dinliyorlar. C) Yönetim kurulu üyeleri en kısa zamanda bir toplantı yapmak istiyordu. D) Kavga tutuşacaklarını anlayınca hemen araya girdik. E) Adam süratli adımlarla olay yerinden uzaklaştı.
Cevap A). Çözümü: "Damdan düşer gibi" deyimi "aniden, birdenbire, yersiz olarak" söz söylemeyi anlatır. Bu anlam A'daki cümlede de var. B, C, D ve E'de bu anlamı içeren bir söz kullanılmamış.
- "Dünya" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde başka sözcüklerle kalıplaşarak deyimleşmemiştir?
A) Onun dünyadan haberi olmadığını herkes bilir. B) Yaşlı adam: "Öğlümü dünya gözüyle bir görsem..." diyordu. C) Afrika'daki insanlık dramını bütün dünya dehşetle izliyor. D) Sinavi kazandığımı öğrenince dünyalar benim oldu. E) Bugün dünya kadar işimiz olduğunu biliyorsun.
Cevap C). Çözümü: "Dünya" sözcüğü, A'da "dünyadan haberi olmamak", B'de "dünya gözüyle", D'de "dünyalar onun olmak", E'de "dünya kadar" deyimlerinin bir parçası durumundadır. C'de "dünya" sözcüğünü içeren bir deyim yoktur.
- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "hiç gereği yokken" anlamında bir deyim kullanılmıştır?
A) Böyle bir işe körü körüne girmem. B) Elimdeki parayı kaşla göz arasında kapıverdi. C) Akşama doğru elini kolunu sallaya sallaya gitti. D) Bu adam durduk yerde kendine iş çıkarıyor. E) Bir gece yarısı cümbür cemaat buraya geldiler.
Cevap D). Çözümü: A, B, C ve E'de "hiç gereği yokken" anlamını karşılayacak bir deyim yok. D'deki cümlede "durduk yerde" deyimi, "hiç gereği yokken" anlamı taşır.
Bir sözcüğün gerçek anlamından tamamen kopuk biçimde yani gerçek anlamının dışında bir anlamla kullanılmasına **mecaz** (değiş.mece) denir. Bu parçadaki altı çizili sözcüklerden hangisi mecaz anlamda kullanılmamıştır?
A) I B) II C) III D) IV E) V
Cevap E) V. Çözümü: Soru metnindeki I, II, III ve IV numaralı sözcükler gerçek anlamının dışında (mecazlı) kullanılmıştır. Cümleler iyi okunursa V numara dışındaki sözcüklerin temel anlamından ne kadar kopuk olduğu anlaşılır. V numara ile gösterilen "inanılmaz" sözcüğü metinde "inanılmaz güç" anlamı taşımaktadır ki bun...
Bazı atasözleri, emir kipindedir veya bu kipin anlamını verir ve dolayısıyla da doğrudan öğüt verir. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi anlamca ötekile-re ters düşmektedir?
A) Akıllı düşman, akıllı dosttan hayırlıdır. B) Akıllı adama sermayedir. C) Akıllı köprü araya dek, deli suyu geçer. D) Akılsız başın cezasını ayaklar çeker. E) Akıl olmayınca başta ne kuruda biter ne yaşta.
Cevap (C) seçeneğidir.. Çözümü: A, B, D, E seçeneklerindeki atasözlerinde "akıllı olma-nın önemi"nden söz edilmektedir. C seçeneğindeki atasözünde akıllı olmanın önemsiz olduğu anlatılmaktadır.
** - ** Bu parçada "romancıya hareket alanı açma" sözüyle romancıyla ilgili olarak anlatılmak istenen nedir?
Cevap ** C). Çözümü: ** Metinde modern ve postmodern romancılardan söz ediliyor ve bu akıma bağlı sanatçıların ortak özellikleri vurgulanıyor. Neymiş (metne göre) modern ve postmodern romancıların ortak yönü? Yaşamı böluk porçüklüyüğle ve olanca belirsizliğiyle vermek, roman kahramanlarının kaderlerini inisiyatifiyle ...
** - ** Bu parcadaki altı çizili sözle Chopin'le ilgili olarak anlatılmak istenen nedir?
Cevap ** A). Çözümü: ** Parçanın tümünde ünlü müzisyen Chopin'in kimi özellikleri dile getiriliyor ve her şeyde rağmen "özgün" kalabildiği vurgulanıyor. Chopin'in Chopin gibi olmaması ne demektir? Eğer Chopin, kendisi gibi olsaydı kendisini tekrar etmiş olurdu. Böyle olmadiğinna göre altı çizili sözle anlatılmak isten...
Bir şairin, hemen her konuda şiir yazabileceği düşünce-syle meslektaşlarına ahtkâm kesmesi onu başarıya de-ğil, başarısızlığa götürür. Ben her şeyi bilirim, yaparım diyen birinden hayır gelir mi? İyi şair, diğer sanatçıla- rden kamçı baktıkça güçlenir. Eleştirmenlerden ge-len kâmici sakırttırala kulak verilir, ona gör...
A) Değişik kültürlerin yansımalarını sentezle me B) Genç kuşaklara geçmişin güzelliklerini gösterme C) Gelenekten yararlanarak sıra dışı eserler ortaya koyma D) Yepyeni imgeler oluşturarak okuyucuyu etkileme E) Kendisine yönelik eleştirileri görmezden gelme
Cevap C). Çözümü: Parçada iyi bir sanatçı olmanın gerekleri üzerinde duru-yor. Altı çizili sözdeki "eski şaz"la anlatılmak istenen "geleneksel kültür birikimi"dir. Bu durumda, "eski şazdan yeni sesler çıkarmayı başarma", gelenekten yararlanarak sıra dışı eserler ortaya koymayı karşılar.
Sefiller, Goriot Baba, Hamlet... gibi eserler, evrensellik-lerinin yanında zamansızdıırlar da. Bunları belli bir dö-nemde okuyup altı daha kapalı acmıacmak yanlıştır. Bu parçada altı sözle adı geçen eserlerin hangi özelliği anlatılmaktadır?
A) Her türlü konuya değinmeleri B) Okuyucuyu kolay etkilemeleri C) Yazıldıkları dönemi yansıtmaları D) Zaman içinde eskimemeleri E) Tarihsel olaylara ışık tutmaları
Çözümü: Parçada edebiyat / sanat dünyasındaki çalışmalardan genel olarak söz ediliyor ve edebiyat dünyasının canlılığı vurgulanıyor. Edebiyata belli bir aradan sonra yeniden dönen kişilerin ortaya koyduğu eserlerin önemi vurgulanarak bunların her eserinin bütünü oluşturan parçalar-dan sayılması gerektiğine dikkat çekil...
Verilen seçeneklerden hangisinin cümleyi üslup, biçim ve anlam yönünden tamamladığına bakalım. Örneğin A seçeneğinde "yoluyla" sözcüğü anlam olarak "araştırıran" sözcüğüyle uymaz. Bu seçeneğe göre ikinci boşluğa "değişken" sözcüğünü getirirsek ortaya çıkan birincil cümle ile uyumsuz hale gelir.
Cevap E. Çözümü: E seçeneğinde sözcükler boşluklara konduğunda, anlamsal ve biçimsel bütünlük sağlar.
(I) Genç şairin kitabını. “Acaba son dönem şiirımızde ne yönde gelişmeler görülüyor, gençler nelere ilgi duyuyor, ne tarz şiirler yazmaya çabalıyor?” diyerek şiirle rakiya okudum. (II) Öncelikle söylemem gerekirse şiirini yazıyor şair. (III) Hem bizatihi içinde okunası etkile- rini hem teknik bu hatasızlığının hataya y...
A) I. cümlede genç kuşaklarca beğeniyle takip edildiği vurgulanmıştır. B) II. cümlede yapı yönünden olgun bir düzeye eriştiği dile getirilmiştir. C) III. cümlede anlatım bakımından kendine özgülük- ten uzak olduğu söylenmiştir. D) IV. cümlede kimi yönleriyle eskiyi tekrar eden özel- liklere sahip olduğu sezdirilmiştir....
Cevap A). Çözümü: Soru numaralanmış cümlelerin neden söz ettiğine, yani cümlelerin konusuya ilgili. Cevap seçeneklerinde cüm- lelerin konusu ifade edilmiş. Seçeneklerde verilen ifade- lerle parçada cümlelerin konu yönüyle uyusup uyus- madığını kontrol ederek cevabı bulabiliriz.
Şair, geleneğin sürüp giden hazır düşünme kalıplarını parçaladığı zaman gerçek parıltılı, yani iyi şiiri elde edebilir. Bu cümleyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Şair alanında sağlam bir yer edinebilmenin ön şartı, kendini geliştirmektir. B) Bir şair için nitelikli ürünler ortaya koymanın yolu, alışılmışın dışına çıkmaktır. C) Şirde sesini duyurmak isteyen bir genç sanatçı, kendinden öncekileri aşmalıdır. D) İyi şair olmanın yolu, başkalarını besleyecek kaynaklar ortaya koym...
Cevap B). Çözümü: Sorda verilen cümlenin iletişinin yani ana fikrinin bulunması isteniyor. Verilen cümlede "sürüp giden hazır düşünme kalıplarını parçalamak" ifadesine dikkat edelim. Bu, alışılmışın dışına çıkmak demektir. Gerçek şiirim bu koşula bağlı olduğu anlatılıyor. Bu ana fikir B seçeneğindeki "Bir şair için nit...
- "Söz dağarcığımızı zenginleştirmenin bir yolu da sözcüklerden sözcük türetmektir." cümlesinin anlamca yerini tutabilecek en uygun cümle aşağıdakilerden hangisidir?
A) Dilimiz zenginliğini birleştirme yolundan yararlanarak sağlayabiliriz. B) Dilın anlatım gücünü sözcüklere yeni anlamlar yükleyerek geliştirebiliriz. C) Halk ağzından derlemelere dilimizin söz varlığını zenginleştirebiliriz. D) Eski yapıtlarından yapılan taramalarla kimi sözcüklerin dile yeniden girmesini sağlaya...
Cevap E). Çözümü: Soruda "anlamca yerini tutabilecek" sözünden "es anlamli cümle'yi sorduğunu anlıyoruz. Verilen cümlede "sözcüklerden sözcük türetmek" ifadesiyle anlatılmak istenen, E seçeneğinde cümlede verilen "sözcüklerin kök ve gövdelerine getirilerek eklerle yeni sözcükler elde etmek"tir.
Bazı cümlelerde eklerin ve edatların kullanıldığı yerler, eklendiği ögeler anlamda farklılık oluşturabilir. Aşağıdaki soruyu ve çözümünü buna dikkat ederek inceleyiniz. Yukarıdaki cümlelerden aynı anlama gelen ikisi aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?
A) I ve IV B) I ve II C) III ve IV D) I ve III E) IV ve IV
Cevap A). Çözümü: Bu cümlelerde "de, da" bağlacının kullanıldığı yere göre kattığı anlamlara dikkat edilmesi gerekiyor. Kullanıldığı yerler farklı olsa da II. ve IV. cümleler aynı anlamı taşımaktadır. Bu iki cümle "Başkalarına şapka alındı, bir de size şapka alalım." anlamını içermektedir.
Yazar, eserlerinde gelenekle arasına bir mesafe koymaktansa bu birikime, yaşadığı döneme özgü bir pencereden bakmayı tercih ediyor. Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?
A) I ve III B) I ve IV C) II ve IV D) III ve V E) IV ve V
Cevap B). Çözümü: IV. cümlede "tarihin kendisine aktardığı sesler" gelenek-i ifade ediyor. IV. cümlenin ilk bölümündeki "ifade de ile örtüşüyor. Bu ileti. cümlenin ikinci bölümündeki "ken-di döneminin gerçekliğinin süzgecinden geçirmek" sözü de "bu birikime, yaşadığı döneme özgü bir pencereden bakmak" sözüyle örtüyor.
(I) Hızla gelişen bilgisayar teknolojisinin özellikle mekân tasarılama konusunda sinemaya olan katkısı giderek do- ğal sayılıyor. (II) Örneğin, 2000 yılında gösterilen Gladiator yâdör filmdeki tarihsel mekânların oluşturulmasında bilgisayar teknolojisinin çok bol yararı bilgisiydi. (III) Boy- lece, Antik Roma'nın Colos...
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
Cevap D). Çözümü: I. cümlede "bilgisayar teknolojisinin özellikle mekân tasarılama konusunda sinemaya olan katkısı" ifadesi "bilgisayar teknolojisinden bol yararlanıl- ması" ifadesindeki "bol bir kalabalık" sözü ile anlam- lar.
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
Cevap D). Çözümü: III. cümledeki "görkemli bir kalabalık" sözü ile V. cüm- lede ise "gerçek izlenimi veren görüntüler" sözleri kişi- ye göre değişebilecek düşünceler içerir.
(I) Refik Hâil Karay; gazetecilik konusunda ne çok ka-ramsardır ne çok iyimser. (II) Gazetecilik bana mal-zeme verir; ben bu sayede kendimi daha çok hayatın içine girmiş bulurum, der. (III) Olaylarla törelerin güldü-ren, şaşırtan yanlarını alır, iç gözelemde oldukça zayıf, dış gözlemde çok kuvvetli bir "ressam - yazar"...
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
Cevap B). Çözümü: Doğrudan anlatım, bir cümlenin söyleyenin ağzından, hiç değiştirilmeden aktarılmasıdır. Bu parçada II. cümle dışındaki cümleler yazan anlatan değerlendirme cüm-leleridir. II. cümlede yazarın bir sözü alıntılanmış ve bu söz hiç değiştirilmeden, yazarın ağzından çıktığı gibi ve-rilmiştir. Bu doğrudan (d...
- "Güneş" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde terim olarak kullanılmıştır?
A) B) C) D) E)
Cevap D). Çözümü: A, B, C, E seçeneklerinde "güneş" sözcüğü bilimsel alana ("astronomi") ait bir terim olarak kullanılmamıştır. D'de ise "Güneş" sözcüğü "gök cismi" anlamıyla kullanıldığı için terimdir.
(I) Bilinç akışı yöntemi, öykü ve romanlarda karakterlerin, geçmişe ve bugüne ilişkin duygu, düşünce ve anılarının aktarılmasında kullanılan bir tekniktir. (II) Söz konusu duygu ve düşüncelerin hiçbir denetim ya da sınırlama olmaksızın olanca doğallığıyla aktarılması, anlatıyı zenginleştirir. (III) Bu teknikle yazar, o...
A) I B) II C) III D) IV E) V
Çözümü: 1. cümle, "Bilinç akışı yöntemi nedir?" sorusuna cevap verebilecek nitelikte kurulmuştur. "Bu nedir?" sorusunun cevabı olabilecek biçimde kurulan cümleler tanım cümlesi olduğuna göre 1. cümle tanımsal nitelik taşır.
(I) Yaşadığı dönemin şiir anlayışından uzaklaşarak uçlarda dolaşan, alışılmadık bağdaştırmaları ve imgelerle zaman zaman, bilinen söylemin dışına taşan şair, sürekli yenilikler peşinde koşmuştur. (II) Karşılaştığı insanlık durumlarına yeni duygu ve anlamları yükleyerek onları yeniden yazmıştır. (III) Şirlerini oluşturu...
A) I B) II C) III D) IV E) V
Cevap B). Çözümü: "Şirde ne anlatılmaktadır?" sorusuna yanıt veren cümle, içerikle ilgili cümledir. Verilen parçada I, II, III, IV ve V numaralı cümleler şairin biçimleriyle (üslup) ilgilidir. II. cümlede şairin "karşılaştığı insanlık durumlarını "şiirlerinde ele aldığı belirtildiğinden bu cümle içerikle ilgilidir.
Anlatım, anlatım tarzı, dil, biçem, söyleyiş, teknik, yöntem, sözcük seçimi, dile getiris... kavramları üslupla ilgilidir. ÖSYM sorularında bu sözcükleri kullanarak da üslupla ilgili soru sorulabilir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde üslupla ilgili bir özelliğe değinilmemiştir?
A) Sağlam bir roman tekniğinin yanı sıra canlı, en az sözcükle çok şey anlatmayı amaçlayan, yoğun bir anlatımı vardı. B) Şirlerindeki, okurun değişik duygularını etkileyen imgeler, sıradan sözcüklere yeni anlamlar yükleyerek oluşturdu. C) Yapıtlarındaki karakterler, halk arasında seçilmiş, zengin bir duygu dünyası olma...
Cevap C). Çözümü: Üslup (biçem), bir yazarın anlatım özellikleridir. A'daki "canlı, yoğun bir anlatım", B'deki "imgeler, sıradan sözcükleri yeni anlamlar yükleyerek oluşturdu.", D'deki "Sözcükleri ses, anlam ve çağrışım yönünden bir denetimden geçirir", E'deki "özenli ve coşkulu bir söyleyiş", üslupla ilgili özellikler...
- (I) Servettifunun temsilcileri içinde "Tevfik Fikret'ten sonra en büyük şair" olarak nitelendirilen Cenap Şahabettin ile okul kitaplarında ilk karşılaşmamız Hançer gibi keskin bir Erzurum kışına rastlar. (II) Zaten büyük bir çoğunluğumuz şair ve yazarlarla ancak okul kitaplarında tanışmışızdır. (III) Ne gariptir ki o...
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
Çözümü: Yalı anlamada mecazlı sözcükler, söz sanatları yer almaz. I. cümlede "hançer gibi keskin", III. cümlede "bu-yük şır, içim ısınmıstı", IV. cümlede "gönlün ısıtır, düşüncelerin ağırlığından kurtarır", için iştir, serinle-tutarak", V. cümlede "yalnızlığım ve özlemlerim üze-rine örtülmüş sıcak bir battaniye" sözler...
(I) Bütün dünyada geleneksel olandan, halk hikâyesi ve destandan yararlanma yoluna gidilmiştir. (II) Müzik, resim, roman, öykü, tiyatro ve sinema gibi sanat dallarının hepsinde böyledir. (III) Ben de böyle yapmak, geleneksel olanı çağdaş öykü sanatına taşımak istiyorum. (IV) Bu yöntem ülkemiz yazınının ustaca uygulanı ...
A) I ve IV B) I ve V C) II ve III D) III ve IV E) IV ve V
Çözümü: III. ve IV. cümlelerde amaç söz konusudur. III. cümlede amaç "geleneksel olanı çağdaş öykü sanatına taşımak", IV. cümledeki amaç "Yaşar Kemal'in izinde yürümek"tir.
- Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yargı, bir koşula bağlanmıştır?
A) I B) II C) III D) IV E) V
- Çözümü: II. cümlede yargı koşula bağlanarak verilmiştir. "Klasik denenecek kadar sağlam eserlerin ortaya çıkması"nın koşulu, "bunları söyleyenlerin seslerindeki ve okuyuşlarındaki pürüzlerin ayıklanması"dır.
(I) Yaşamın özüne ayına tutan çağdaş öyküler, eskiden yazılanların çoğundan farklı olarak öykülemeden çok, göstermeye; anlatmadan çok, sezdirmeye başvurur. (II) Anlatıcı, bir kişisel anlatıcıdan farklı olarak dili, ye çalışırken geleneksel herkesi görmeye ve göstermeye bütün çağrışım değerlerini hesaba katarak kullanır...
A) I B) II C) III D) IV E) V
Cevap C. Çözümü: I. cümlede "çağdaş öykülerle eski öyküler", II. cümlede "çağdaş anlatıcı ile geleneksel anlatıcı", IV. cümlede "çağdaş öykü ile şiir", V. cümlede "geleneksel öykü ile çağdaş öykü" karşılaştırılmıştır. III. cümlede öykülerin anlatım özelliklerinden söz edilmiş, karşılaştırma yapılmamıştır.
- Anadoluhisarı'nın bulunduğu bölgenin tarihi, eskiye dayanan (I). Kaynaklara göre, Anadoluhisarı, Boğaz'dan geçişleri kontrol etmek amacıyla Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılmış (II). Yapılırken kullanılan malzemeler arasında, Bizans yapılarından alınmış taşlar da var. (IV) Bu durumda, burada eski bir Zeus Tapınağı...
A) I B) II C) III D) IV E) V
Cevap D) IV. Çözümü: IV. cümle cümlede, bilinen ve kesin olan bir bilgi veriliyor. Anadoluhisarı yapılırken kullanılan malzemeler arasında Bizans yapıların alınmış taşların da bulunması, burada eski bir Zeus Tapınağı'nın bulunduğuna dair "tahmin"i güçlendiriyor. Bu konuda bir çıkarım yapılıyor.
- Yukarıdaki cümlede "kara fakat saydam bir sisi" andırdığı söylenen şey, aşağıdakilerden hangisidir?
A) karanlık D) rüzgâr B) lamba E) hava C) ırmak
Cevap A). Çözümü: Parçayı okuduktan sonra "Saydam bir sisi andıran ne?" sorusunu sorarsak, metinden "lambaların ışıklarıyla delik deşik olan karanlık" cevabını alırız. Yani "karanlık", "saydam bir sisi"e benzetilmiş.
(I) Türkiye'de bazı alanlarda olduğu gibi yayıncılıkta da ekonomik ve kültürel pek çok sorundan söz etmek mümkün ama bu sorunlar, herkesin şikayet etmekteki umrunda! (II) Sanırım, burada yayıncılar dahil, kimin ve dinlemekle meşkün yürürlüğünde bir şeyler yapmak, çözümler üze-sine küçük de olsa bir bırıkım yanılşslarin...
A) I B) II C) III D) IV E) V
Cevap B). Çözümü: I. cümlede yazar, yayıncıların sorunlarını önemseme-yenlere "sitem" ediyor. III. ve IV. cümlelerde II. cümleyi destekleyen örnekler yer verilmiş. V. cümlede bir sap-tama yapılmıştır. II. cümlede "Birtakım yanılşslarin değişimini için küçük de olsa bir şeyler yapmak, çözüm-ler üzerine düşünmek gerektiğ...
(I) Halkla ulaşmamız, operanın halka seslenen bir sanat olduğunu anlatmamız gerekiyor. (II) Bu da büyük ölçüde halka daha yakından iletişim kurmamıza bağlı-dır. (III) Bu amaçla gelecek yıl bir yarışma düzenlemeye ve sahnelemeyi değer görülen eserleri sahnelemeyi düşünüyorum. (IV) Eğer katılım sağlanırsa bu tür yarış-ma...
A) I ve II D) III ve V B) II ve III E) IV ve V C) III ve IV
Cevap C). Çözümü: Tasarı, gelecekte yapılması planlanan istek demektir. III. cümledeki "Gelecek yıl bir yarışma düzenlemeyi ve sahnelemeyi değer görülen eserleri sahnelemeyi düşünüyorum" bir tasarıdır. IV. cümledeki "Bu tür yarışma-ları ileride daha da çeşitlendirp zenginleştirecek sürdürmek istiyorum." ifadesi de plan...
(I) Vizyona giren filmlerle ilgili tanıtım yazıları, her hafta gazetelerde ve her ay bazı dergilerde yer alıyor. (II) Bu dergiler, çoğu meselenin toplumsal boyutuna ilgi duymaktan öteye gidemiyor. (III) Oysa benim de aralarında bulunduğum bir şırcıl grubu, perde yanından o büyük ışığa gerçeğin penceresinden bakmak isti...
A) I ve II B) I ve III C) II ve IV D) III ve V E) IV ve V
Cevap C. Çözümü: Parçanın II. cümlesindeki "Bu dergiler, çoğu meselenin toplumsal boyutuna ilgi duymaktan öteye gidemiyor." anlatımında olumsuz bir eleştiri var. Dergilerde meselelerin "toplumsal boyutundan öteye gidememek" eleştirisi getiriliyor. IV. cümlede "Bu ihtiyaca cevap veren bir kaynak olmayışı"ndan söz edilme...
Değerlendirme, bir yapıtın veya sanatçının özelliklerinin kişisel saptamalar yapilarak ortaya konmasıdır. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde çıkarım yapılmıştır?
A) I ile II B) II ile III C) III ile IV D) IV ile V E) V ile VI
Cevap B). Çözümü: Parçada I, II. ve III. cümlelerde yazarın kendine ait olmayışı, başkaları tarafından ileri sürülen iddialara yer verilmiştir. III. ve IV. cümlelerde yazar, bu iddialara katılmadığını belirtiyor. V. ve VI. cümlelerde yazar, şiir ve düzyazı yönelik kişisel görüşlerini ve tahminlerini belirterek çıkarmad...
(1) İnsan ilişkilerinin pek çoğu akılla kavranamayacak, kavransa bile açıklanamayacak kadar karmaşıktır. (1) Hayranlık, nefret, sevgi ve kıskanma gibi duygularla biçimlenen ilişkileri; sebebi ve sonucuyla açıklayamıyoruz. (11) Bu konuya yazıl, pek çok her dilde ve kültürde pek çok eser yazıldığı olarak hemen değerlendi...
A) I. cümlede öznel bir değerlendirme yapılmıştır. B) II. cümlede, I. cümledeki düşünce örneklendirilmiştir. C) III. cümlede bir çıkarım yapılmıştır. D) IV. cümlede bir genelleme yapılmıştır. E) V. cümlede bir durum koşula bağlanmıştır.
Cevap C). Çözümü: I. cümlede yer alan "İnsan ilişkilerinin pek çoğu akılla kavranamayacak, kavransa bile açıklanamayacak kadar karmaşıktır." ifadesi öznel bir değerlendirmedir.
(1) XV. yüzyılın ikinci yarısında Ergebirge ve Alp Dağları ile Schneeberg'de gümüş yatakları bulundu. (11) Böylece gümüş miktarında müthişem bir artış oldu ve dönemin pek çok Avrupalı'da bu madenin celp tahsisi değiştiren bir bolluk dârvânesi para basımının dohrusunu değiştiren bir reforma da öncülük etti. (III) 1472 y...
A) I. cümlede nesnel bir anlatım vardır. B) II. cümlede öznellik söz konusudur. C) III. cümlede genelleme yapılmıştır. D) IV. cümlede karşılaştırma yapılmıştır. E) VI. cümlede neden-sonuç ilişkisi vardır.
Cevap C). Çözümü: I. cümlede verilen yargı kişiye göre değişmeyen, kanıtlanabilir bir niteliğe sahiptir ve nesneldir.
Artık çoğu şeyin arasında fark kalmadığından mı yoksa farkları göremediğimizden emin olmadıklarından mı nedir, çoktandir dergilerde, benzer iki resim arasındakı yedi farkını bulmamızı isteyme kısmi bizden. Oysa biz, birbi-ri ayırtı görün ister resime baktığımızda, "Aralarında bir fark yok!" deyip geçmez, farkları bulu...
A) Alıntıdan yararlanma B) Açıklamaya başvurma C) Soyut kavramları somutlaştırma D) Örneklere yer verme E) Koşul öne sürme
Cevap B). Çözümü: Parçada yazar "benzerlikler" le ilgili açıklayıcı anlatıma başvurmuştur.
Benim gibi yazma heveslisi bir arkadaşımla Ataç'ı ziyarete gitmiştik. Yazma tutku muzu anlatacak, bize yol göstermesini isteyeyimizi baktığımız heyecanlı, titre k bir sesle anlattım. Yüzümüzü istetti, kalin cami gözlü kleri çıkarıp yeniden takt. Sonra şöyle dedi: "Çok ama çok okuyacağınız, ilkin söz dağarcığınızı zengi...
A) Sezdirme B) Koşul C) Öyküleme D) Betimleme E) Karşılaştırma
Çözümü: "Bundan sıkılır tat alamazsanız, bilin ki yazı mazi yazamazsınız." cümlesinde koşul anlamı vardır. Parçada "Ataç'ı ziyarete gidildiği, onunla konuşulduğu, öğüt ler verdiği, yazarın bu öğütleri uyguladığı" anlatımında olaylar oluş sırasına göre verilmiş, öyküleme yapılmıştır. "Kalın camlı gözlü kleri" sözüyle b...
Yirmi yaşından fazla göstermeyen bir genç, çadırının önünde yan yatırılmış el arabasının üstüne oturmuş saz çalıyordu. Fenerin aydınlattığı alnı, ter damlalarıyla kaplıydı. Sazının sapı, saşırıcı bir süratle aşağı yukarı kayan parmaklarının altında bir canlı gibi titriyordu. Tellere vururran sağ eli, küçük fakat kendin...
A) Betimleme B) Tartışma C) Açıklama D) Öyküleme E) Karşılaştırma
Cevap Doğru cevap (A) seçeneğidir.. Çözümü: Anlatılanlar, tek bir fotoğraf karesine sığıyor. Parçada saz çalan bir gencin, saz çaldığı andaki durumu resmedilmesine anlatılmış, betimleme yapılmıştır.
Japon gülleri, her sabah yüzlerce çiçekle ala boyanır. Dil büyüklüğünde beş yapraklı oluşan çiçeklerin tomurcukları sabahları hızla açılır, akşamları aynı hızla kapanırdı. Solan çiçekler, bir sonraki gün ağacın altında toprağa kızılmış bir ölüm damgası vururdu. Bu hızlı değişim, beni hüzünlendirdi, içimi kararttı. Bu p...
A) Söz sanatlarına başvurma B) Gözlem gücünden yararlanma C) Olayları oluş sırasına göre anlatma D) Deyimlere başvurarak anlatımı güçlendirme E) Söyleneleri örneklere zenginleştirme
Cevap Doğru cevap (E) seçeneğidir.. Çözümü: "Dil büyüklüğünde beş yapraklı oluşan çiçekler" anlatımında çiçekler dile benzetilmiştir. "Çiçeklerin açma-sı, solması" anlatımı gözlem gücünden yararlanıldığı göstermektedir. "Japon güllerinin sabahları hızla açılması, ala boyamaması, akşamları aynı hızla kapanması"nda olayl...
Fransanın Lille Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmanın sonucu aşağıda aşamalı olarak anlatılmıştır. Yapılan araştırmada, gerçek bir ev hayatının sa- nal ortama taşındığı bir oyun kullanıldı. Katılımcı- ların oturduğu masada bu ev, odadaki eşyalar, mobilyaları gösterildi. Bu iki ev oyun açılıp kendilerine yaklar, yap...
A) 1. aşamada, karşılaştırma yapılmıştır. B) II. aşamada, şart bildiren cümlelere yer verilmiştir. C) III. aşamada, tanık göstermeye başvurulmuştur. D) IV. aşamada, öznel anlatım söz konusudur. E) V. aşamada, amaç belirtilmiştir.
Cevap A). Çözümü: I. aşamada, gerçek bir ev ile sanal bir evin karşılaştırılması yapılmıştır. Diğer aşamalarda şart bildiren cümle, tanık gösterme, öznel anlatım, amaç cümlesi yoktur.
Çalışmanın ikinci ayaginda ise Mozart'ın ayni eseri, bozuk bir sesle dinletildi: Katilimciler her ne kadar önceki deneye calinca o evde zamanlarinin sadece %5'ini geçirmeyi tercih ettiler. Yukarıda verilen numaralanmış aşamalarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Betılemeye B) Öyküleme C) Açıklama D) Benzetmeye E) Kanıtlama
Çözümü: Ceylanların koşmaları, durmaları, olmaları betimleme- rek anlatılmıştır. Olaylar, oluş sırasına göre verilmiş, öyküleyici anlatım yapılmıştır. "Ceylanların otlaması, birden koşmaya başlaması, tekekinin geriye dönmesi, bekleme- si" bir olayın anlatımıdır. "Arka ayakları pervane gibi işledi" cümlesinde benzetme y...
Bir yazarın üzerinde durduğu, hakkında yazı yazdığı olay, durum ya da düşünceye konu denir. Doğal ve toplumsal çevremizdeki her şey, bir yazının (paragrafin) konusu olabilir. Bu parçada yazma eyleminin hangi yönü üzerinde durulmaktadır?
A) Okurların duygu dünyasının zenginleştirilmesi B) Yazılanların ilginç ve nesnel anlatılması C) Acının, hüzün ve sevincin birlikte yansıtılması D) Başarıya ulaşmanın nesnel bir tutum gerektirmesi E) Yaşamı anlamlı kılan olaylara dayandırılması
Cevap (B). Çözümü: Parçada yazarların kimi zaman konu edindikleri acı olaylardan yazma anında ister istemez etkilendikleri ve başkalarının yaşadığı acıya duyumsayarak dile getirdikleri belirtiliyor. Yani parçada, yazma eyleminin duyumsanarak anlatılması üzerinde duruluyor.
Şairlerin, yalnız sözüne sadık kalmayan, yüz verip arkadaşını getirmeyen sevgililere darıldığını sanıyorsanız al danırsınız. Şair millet, çoluk çocuk havadan nem kapan bir yaratılışa sahiptir. Sevmeleri, dostlukları nasıl anlıksa, nefretimleri zembereği de kolayca boşalırverir onla rin. Şefkatleri ile gazapları arasınd...
A) Şairlerin kişilik özelliklerinden B) Şairlerin toplumla ilişki kuramadıklarından C) Herkesin kolayca şair olamaacağından D) Şairlerin birbirlerini sevmediklerinden E) Şair olmanın yeteneğe bağlı olduğundan
Cevap A). Çözümü: Parçanın bütününde şairlerin genel kişilik özellikleri- den söz ediliyor ve şairlerin duygusalılığı ön plana çıkan kişiler oldukları belirtiliyor.
Yunanistan Kültür Bakanlığından yapılan açıklamaya göre antik Olympia şehrindeki Zeus Tapınağı'nın yakınlarındaki yapılan kazılarda, Roma Dönemi'ne ait bulgular arasında, Odysseia Destanı'ndan 13 satırın kazılı olduğu bir kil tablet bulundu. Tabletın Roma Dönemi'ne ve 3. yüzyıla ait olduğu düşünülüyor. Eğer düşünülür g...
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) II ve III
Çözümü: Parçada Odysseia Destanı'na ait 13 satırlık bir yazılı tablet bulunduğu ve bu tabletın Roma Dönemi 3. yüzyıla ait olduğunun tahmin edildiği belirtilmiş. Yani tablet, kesin olarak 3. yüzyıla ait denmiyor. Yine parçada Odysseia Destanı'nın Roma Dönemi'nde kaleme alındığına dair bir bilgi yok. Destanın, Homeros de...
Yardımcı düşüncelerin belirlenmesi: Ana düşünceyi kavramanın ikinci aşaması yardımcı düşünceleri belirlemektir. Bunun için, "Yazar konunun açıklamasını yaparken hangi ayrıntılardan yararlanıyor?" sorusuna cevap bulmak gerekir. Bu soruya verilen karşılıklar yardımcı düşünceleri verir. Aşağıdaki paragrafın ana düşüncesin...
A) Hayatını Britanya'da sürdürdüğüne B) Romanlarında aşk konusunu işlediğine C) Romanlarının farklı ülkelerde okunduğuna D) Kitaplarının genellikle beğeni gördüğüne E) Son kitabının, bir seri içinde yer aldığına
Cevap A). Çözümü: Parçada "Shakespeare Kardeşler serisi, basıldığı ülkelerde Elks'in en az diğer kitapları kadar çok sevildi." cümlesinden D seçeneğinde verilen; "... dört ayrı aşk öyküsünü anlatıyor." ifadesinden B'deki romanların aşk konusunu aşkla ilgili olduğuna; "...serinin ilk kitabı Yaz Gecesi Rüyası' " sözünden...