Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
text
stringlengths
99
8.69k
22.05.2023/İstanbul İSTANBUL ANADOLU ( ) İŞ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE DAVACI : Mehmet Çevik (TC KN: 38015036264) VEKİLLERİ : Av. Erim Bener, Av. Güzide Dilek Şahin Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, İstanbul DAVALI : Platin Bilişim AŞ (VKN: 7300608898) Kozyatağı Mah. Değirmen Sk. No:18/22-23 Kat:13-14 Kadıköy/İstanbul AÇIKLAMALAR : Kıdem tazminatı yönünden kısmi alacak davası; ücret, prim, fazla mesai, hafta tatili, UBGT ücretleri yönünden belirsiz alacak davası olan davamıza yönelik dava dilekçesi ve eklerini işbu dilekçenin ekinde Sayın Mahkemenizin bilgisine saygılarımızla sunarız. Davacı Vekili Av. Güzide Dilek Şahin Ekler: Dava Dilekçesi ve Eki
Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE, DOSYA NO : 2021/729 E. DAVALI : Numara 3 Ofis Yönetimi ve Danışmanlık Ltd. Şti. VEKİLLERİ : Av. Müge Andaç, Av. Altar Şahin (Adres Antettedir) DAVACI : Düş Yeri Bilişim Teknoloji ve Animasyon A.Ş. VEKİLİ : Av. Evrim Kaşlıoğlu KONU : Tanık anlatımlarına ilişkin itiraz ve beyan dilekçemizin sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR : Sayın Mahkemeniz tarafından tanıklarının anlatımlarına karşı beyanlarımızı ve itirazlarımızı sunmak üzere tarafımıza süre verilmiş olup, mezkur ara karar uyarınca beyanlarımız aşağıda Sayın Mahkemeniz dikkatine sunulmaktadır. Şöyle ki: 1.MÜVEKKİL ŞİRKET'İN DAVACININ HERHANGİ BİR MAĞDURİYET YAŞAMAMASI İÇİN GEREKLİ TÜM ADIMLARI ATTIĞI TANIK BEYANLARI İLE İSPAT EDİLMİŞTİR. Müvekkil Şirket'in, davacı şirket ile birlikte başkaca birçok başka firmaya daha hizmet verdiği merkeze ilişkin olarak Müvekkil Şirket ile mal sahibi arasında akdedilmiş kira sözleşmesi sona erdiği için Müvekkil Şirket ilgili adresteki faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kalmıştır. Ancak, Müvekkil Şirket davacının zarara uğramaması adına elinde olan tüm imkanları aşağıda detaylıca açıklayacağımız üzere davacıya sunmuştur. 1.1 Müvekkil Şirket ile davacı arasında akdedilen sözleşme uyarınca, Müvekkil Şirket tarafından tüm iyi niyetiyle hukuka uygun hareket edilerek davacıya diğer alternatif merkezlerde, ödenen mevcut bedelin altında bir fiyat üzerinden hizmet sunmaya devam edebileceği belirtilmiş ve bu doğrultuda davacının tüm taleplerini ve hatta kişi sayısı bakımından fazlasını karşılayabilecek ofis teklifleri yapılmıştır. Ancak davacı tarafından tüm teklifler kötü niyetli bir şekilde reddedilmiştir. Müvekkil Şirket tarafından tüm süreç hukuka uygun bir şekilde devam ettirilmiştir. Nitekim, taraflar arasında akdedilen ofis servis sözleşmesinin 1.6. Maddesi'nde Müvekkil Şirket'in sözleşmesel yükümlülüğü belirtilmiştir: ''Hizmet sağlayıcı bu sözleşmede belirtilen hizmetleri ve Merkez'deki kiralık ofis yerlerini sürekli olarak sağlayamadığı takdirde, bu sözleşme sona erecektir ve Müşteri de yalnızca sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar ki aylık ofis ücretlerini ve Müşteri'nin yararlandığı ek ek hizmetlerin bedelini ödeyecektir. Bu durumda hizmet sağlayıcı müşteri için bir başka Hizmet sağlayıcı Merkezi'nde uygun alternatif kiralık ofis yerleri bulmaya çalışacak olup...'' Yukarıdaki maddede açıkça görüleceği üzere, Müvekkil Şirket'in sözleşmenin sona ermesinden sonra yerine getirmesi gereken sözleşmesel bir yükümlülüğü bulunmakta olup bu doğrultuda müşterisine bir başka Hizmet Sağlayıcı Merkezi'nde uygun alternatif bir ofis bulmaya çalışması gerekmektedir. Nitekim, tanık beyanlarıyla da sabit olduğu üzere Müvekkil Şirket söz konusu yükümlülüğünü ''4 ADET ALTERNATİF OFİSİ'' mevcut hizmet bedelinin altında bir fiyatla teklif ederek yerine getirmiştir. Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Müvekkil Şirket tarafından davacı şirkete teklif edilen alternatif merkezler de şartları mevcut merkezleriyle aynı olan, yine Müvekkil Şirket'in başlıca merkezlerine ilişkindir. Ayrıca, Müvekkil Şirket söz konusu teklifleri gerçekleştirirken süreç içerisinde davacının herhangi bir hak kaybına uğramaması adına teklif edilen ofisleri davacının istediği şekilde dizayn edebileceğini, ayrıca yeni geçeceği yerde Müvekkil Şirket ile arasındaki hizmet sözleşmesindeki ücretten daha az bir ücret ödeneceği ve ayrıca eğer ki Müvekkil şirket'e ait ofislerden birisine geçmeyerek başka bir yere taşınmaları halinde de transfer ücretinin de karşılanabileceğini davacı tarafa bildirmiştir. Hal böyle iken, Müvekkil Şirket'in tüm uğraşlarına rağmen davacı tarafından bu teklifler karşılıksız bırakılmıştır. Zira, bu durumu teyit eden tanık beyanlarını aşağıda bilgilerinize sunarız. Tanık Ayben Demir beyanında; ''Biz davacı tarafa Ataşehir, Maltepe, 1 Levent ve Maslak olmak üzere 4 farklı lokasyonda ofisler gösterdik ve ofisi onların istediği şekilde dizayn edeceğimizi de belirttik, ayrıca davacıya yeni geçeceği yerlerde 8 ay süre ile aramızdaki hizmet sözleşmesindeki ücretten ödeme yapacağı, hakkının zayi olmayacağı belirtildi ancak davacı tarafça tekliflerimiz yine kabul edilmedi.'' Tanık Evren Yılmaz beyanında; ''Biz Smart Plaza'daki yerimizi kapatarak başka bir yere taşınmak durumunda kaldığımızdan davacıya 3-4 farklı yerde lokasyon sunduk ancak davacı bunların hiçbirini kabul etmedi.'' Davacı tanıkları beyanlarında ''ücret, lokasyon ve ofisin küçük olması '' konusunda anlaşma sağlanamadığı için teklifi reddettiklerini belirtmişlerdir. Ancak davacı tarafından sunulan bahanelerin Müvekkil Şirket tarafından kabul edilmesi mümkün değildir. Nitekim, bu hususları tanık beyanlarıyla ayrı ayrı ispatlamak isteriz. Ücret bakımından: Müvekkil Şirket tarafından açıkça, yeni teklif edilecek ofislerin ücreti kullandıkları ofise göre daha pahalı olsa da sözleşme süresinin dolacağı tarih olan 31.10.2019 tarihine kadar aynı ücretle ofisi kullanabilecekleri belirtilmiştir. Nitekim, tanık Ayben Demir tarafından bu husus yukarıdaki beyanıyla da doğrulanmıştır. Kaldı ki cevap dilekçemizde yer verdiğimiz, Müvekkil Şirket tarafından davacıya gönderilen e-postada, davacıya yapılan alternatif konum teklifinin mevcut hizmet bedelinden daha düşük olacağı, mevcut ekibin 35 kişiye çıkması halinde dahi toplamda yıllık 35.000-TL'den fazla bir indirimle hizmet alınmaya devam edilebileceği de bildirilmiştir. Lokasyon bakımından: Müvekkil Şirket tarafından, davacı tarafa 4 adet alternatif ofis sunulmuştur. Alternatif sunulan ofisler; Ataşehir, Maltepe, 1 Levent ve Maslak'tır. Bu husus da yine tanık beyanlarıyla ispat edilmiştir. Görüleceği üzere halihazırda ofise yakın aynı yakada yer alan 2 adet ofis sunumu da gerçekleştirildiği için davacı ve davacı tanıklarının lokasyonu uymamasından bahisle teklifi reddetmesinin mantıklı bir açıklaması bulunmamaktadır. Ofisin Yeterliliği bakımından: Tanık beyanlarıyla ve dosyadaki mübrez e-maillerle de sabit olduğu üzere Müvekkil Şirket tarafından davacıya '' şirketin ekibinin 35 kişiye kadar çıkarılsa dahi bu şartların aynen korunabileceği'' söylenmiştir. Bu noktada davacı tanığı Tevfik Ata'nın beyanında belirttiği üzere aktif 25 çalışanı olan davacı şirketin 35 kişilik ofise sığabileceği çok net bir şekilde ortada iken bu teklifi de reddetmeleri tamamen kötü niyetli hareket ettiklerini göstermektedir. Müvekkil Şirket'in iyi niyetli bir şekilde göstermiş olduğu tüm teklifleri reddeden davacı şirketin, Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Müvekkil Şirket'in zor bir durumda kalarak ofis servis sözleşmesini sona erdirmesini kendi lehine fırsat olarak görerek haksız bir kazanç sağlama aracına dönüştürdüğü çok açık bir şekilde görülmektedir. 2. MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN, HUKUKA VE HAKKANİYETE UYGUN OLARAK TÜM YÜKÜMLÜLÜKLERİN YERİNE GETİRİLMİŞ OLMASINA RAĞMEN DAVACI ŞİRKET'İN TEKLİFLERİ REDDETMESİ, DURUMU KENDİ LEHLERİNE ÇEVİREREK HAKSIZ KAZANÇ SAĞLANMAYA ÇALIŞILDIĞINI GÖSTERMEKTEDİR. Müvekkil Şirket tarafından davacının zarara uğramaması için gerekli tüm adımların atılmasına rağmen davacı ve tanıklarının beyanlarıyla da görüleceği üzere tüm tekliflerin yukarıdaki gerçeğe aykırı bahanelerle reddedilmesi davacı şirketin haksız kazanç sağlamaya çalıştığını göstermektedir. Müvekkil Şirket'in zorunda kalması sebebiyle davacı ile akdetmiş olduğu ofis servis sözleşmesini feshetmiş olmasını davacı kendi lehine çevirmek istemiştir. Müvekkil Şirket ve davacı şirket arasında akdedilen sözleşmenin, erken fesih olmasaydı 8 ay sonra biteceğini ve davacının başka bir yere taşınmak zorunda kalarak faaliyetine yeni taşınacağı yerde devam edeceği gerçeğini vurgulamak isteriz.
kendi lehine fırsat olarak görerek haksız bir kazanç sağlama aracına dönüştürdüğü çok açık bir şekilde görülmektedir. 2. MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN, HUKUKA VE HAKKANİYETE UYGUN OLARAK TÜM YÜKÜMLÜLÜKLERİN YERİNE GETİRİLMİŞ OLMASINA RAĞMEN DAVACI ŞİRKET'İN TEKLİFLERİ REDDETMESİ, DURUMU KENDİ LEHLERİNE ÇEVİREREK HAKSIZ KAZANÇ SAĞLANMAYA ÇALIŞILDIĞINI GÖSTERMEKTEDİR. Müvekkil Şirket tarafından davacının zarara uğramaması için gerekli tüm adımların atılmasına rağmen davacı ve tanıklarının beyanlarıyla da görüleceği üzere tüm tekliflerin yukarıdaki gerçeğe aykırı bahanelerle reddedilmesi davacı şirketin haksız kazanç sağlamaya çalıştığını göstermektedir. Müvekkil Şirket'in zorunda kalması sebebiyle davacı ile akdetmiş olduğu ofis servis sözleşmesini feshetmiş olmasını davacı kendi lehine çevirmek istemiştir. Müvekkil Şirket ve davacı şirket arasında akdedilen sözleşmenin, erken fesih olmasaydı 8 ay sonra biteceğini ve davacının başka bir yere taşınmak zorunda kalarak faaliyetine yeni taşınacağı yerde devam edeceği gerçeğini vurgulamak isteriz. Bu doğrultuda, davacı durumu kötüye kullanarak Müvekkil Şirket'in gerçekleştirmiş olduğu tüm iyi niyetli hareketlerini reddetmiş ve sırf 8 ay sonra zaten taşınması gerekeceği yerin kirasını, taşınma masraflarını ve ofis eşyalarına ilişkin masrafları Müvekkil Şirket'e yüklemek istemiştir. Bu masraf kalemlerinin Müvekkil Şirket'ten tazmini mümkün değildir. Burada önemle tekrar ifade etmemiz gerekmektedir ki, davacı ile Müvekkil Şirket arasındaki ilişki bir kira ilişkisi değildir . Müvekkil Şirket tarafından davacıya bir hizmet sunulmaktadır. Bu hizmette Müvekkil Şirket, kendisi tarafından kiralanan ve döşenen , elektrik, su, doğalgaz, internet aboneliği üstlenilen alanları, belli bir bedel karşılığında müşterilerine sunmaktadır. Yani Müvekkil Şirket müşterilerine, minimum harcamayla, yalnızca bilgisayarlarını getirseler dahi işlerine devam etmesine imkan sağlayan bir hizmet sunmaktadır. Bu hizmeti bir kira ilişkisi olarak nitelendirmek hakkaniyete ve gerçeğe aykırı olacaktır. Nitekim Tanık Evren Yılmaz beyanında, bu hizmetten yararlanan tarafın kullanacağı ofisin eşyalarını getirmediğini ve faturaları kendisi ödemediğini, tüm bu hizmetlerin Müvekkil Şirket tarafından kullanıcıya sağlandığını ve davacının kullanmaya başladığı ofise sadece bilgisayarıyla geldiğini ifade etmiştir. Yine Tanık Ayben Demir beyanında, Müvekkil Şirketin davacıya verdiği hizmet kapsamında kullanılan ofiste tüm mobilyalar ve talep edilen "Pepe" görselinin asıldığını, yine taşınılacak lokasyonda da aynı şekilde ofis dizaynının sağlanacağının iletildiğini, zira bu taşınmanın genel anlamda kiracı taşınması şeklinde olmadığını, ofisi kullanan müşterilerin yalnızca kendi getirdiği ekipmanların yeni adrese transfer edileceği, taşınma sebebiyle yeni basılacak kartvizit ve reklam broşürlerinin Müvekkil Şirket tarafından karşılanacağının iletildiği beyan edilmiştir. Kaldı ki Tanık Tevfik Ata'nın beyanında, Müvekkil Şirket'in ayarladığı yerden taşınırken bilgisayar sistemlerini, lisanslı ürünlerini ve koleksiyonlarını aldıklarını, bunları zaten kendilerinin getirdiğini ifade ederek durumu teyit etmiştir. Yine Tanık Oğuz Kağan Birdal, kendilerine ait bilgisayarların ve server makine tesisatlarının bulunduğunu beyan etmiştir. İşbu tanık anlatımlarından ve dosyaya sunulan beyanlarımızdan görüleceği üzere taraflar arasındaki ilişkinin bir kira ilişkisi olarak yorumlanması mümkün değildir. Davacı taraf, Müvekkil Şirket'in alternatif adreslerde hizmet vermeye devam edilmesi, bu alternatif adreslerdeki şartların mevcut şartları karşılaması ve hatta daha fazla imkan sunmasına dair yaptığı yaptığı makul teklifleri reddetmiş ve bunun üzerine hazır ofis hizmeti sunmayan bir yere taşınmış ve bu taşınma sebebiyle yaptığı masrafları talep etmiştir. Bir diğer ifadeyle davacı taraf Müvekkil Şirket'in kendisine dayalı Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com döşeli olarak sunduğu hazır ofis sözleşmesi uyarınca alternatif adresleri kabul etmeyerek başka bir alanda kira ilişkisi kurmuş, Borçlar Kanununun kira hükümlerinden yararlanmayı seçmiş ve kiraladığı alanda Müvekkil Şirket'in verdiği hizmeti almamayı seçmesi sebebiyle birtakım masraflar yapmıştır. Davacının bu yolu seçmesi bir tercihtir. Zira Müvekkil Şirket'in sunduğu hizmet, davacı tanıklarının da adeta ikrar ettiği gibi dayalı döşeli bir ofis hizmetidir. Davacının başka bir şirket veya kişiyle, Müvekkil Şirket'in verdiği hizmetle aynı evsafta bir hizmet almayı tercih etmeyerek, bir başka kişiyle kira ilişkisi kurmayı tercih etmesi sebebiyle oluşan masrafların Müvekkil Şirket'ten tazmin edilmeye çalışılmasıysa kötü niyetlidir. Zira davacı hizmet ilişkisinin sonlanmasını, üçüncü bir kişiyle kurduğu kira ilişkisiyle kompanse etmeye çalışmaktadır. Dolayısıyla davacının taşınması sebebiyle satın aldığı veya kiracı olarak taşındığı alanda gerçekleştirdiğini iddia ettiği masrafları Müvekkil Şirket'ten talep edilmesi mümkün değildir. Yukarıdaki açıklamalarımız doğrultusunda, davacının taleplerinin hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğu şüpheye mahal vermeksizin görülmektedir. Hal böyle iken, davacının kötü niyetli bir şekilde Müvekkil Şirket'ten haksız kazanç sağlamasının önüne geçilmesi gerekmekte ve bu doğrultuda davanın davacının tüm talepleri bakımından reddi gerekmektedir. 3. DAVACI TARAFINDAN ZARARI AZALTMA KÜLFETİNE UYGUN HAREKET EDİLMEMİŞTİR. BU DOĞRULTUDA DAVACININ MASRAF TALEPLERİNİN REDDİ GEREKMEKTEDİR. Hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, bir an için Müvekkil Şirket'in sözleşmeye aykırı davrandığının kabul edilmesi durumunda dahi davacı tarafın sözleşmeye aykırılıktan doğan zarar azaltma külfetine uygun hareket edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Şöyle ki, tazminat talep etme hakkını kullandığını iddia eden davacının, somut olayda dürüstlük kuralı uyarınca zararının mümkün olduğunca düşük düzeyde kalmasını sağlaması gerekmekte iken davacı makul tedbirleri almamış aksine lüks harcamalar yapmıştır. Bu doğrultuda lüks harcamalar yapmasına rağmen bunları da talep eden davacının var olduğunu iddia ettiği hakkını kötüye kullandığı çok açık bir şekilde görülmektedir. Nitekim, davacı tanıklarının beyanlarından da görüleceği üzere kendi zevklerine göre düzenleme yaparak eşyaları aldıkları belirtilmiştir. Tanık Tevfik Ata bu hususla ilgili aşağıdaki şekilde beyanda bulunmuştur: ''Biz plazadaki yeni yerimize geçtiğimizde kendi zevkimize göre düzenleme yaptık eşyaları aldık.'' Davacı Şirket çalışanları kendi zevklerine göre eşyaları aldıklarını açıkladıklarına göre asıl uygun fiyatlı olanı değil de kendi zevklerine göre olan eşyaları alarak lüks harcamalar yaptıklarını doğrulamışlardır. Müvekkil Şirket ve davacı arasında akdedilen sözleşme uyarınca, erken fesih olmasaydı sözleşmenin 8 ay sonra sonra sona ereceği göz önüne alındığında davacı ile Müvekkil Şirket arasındaki illiyet bağının 8 ay sonra sona ereceği şüpheye mahal vermeksizin görülmektedir. Ayrıca akdedilen sözleşmenin ofis servis sözleşmesi olduğu da değerlendirildiğinde davacının ofis ve ofis içerisindeki eşyalarını dahi Müvekkil Şirket'in sağladığı görülmekte iken, davacının 8 ay sonra yeni bir yere geçtiğinde tüm demirbaşları almak zorunda kaldığını beyan ettiği görülmektedir. Hal böyle iken, zaten sözleşme sona erdiğinde davacının, Müvekkil Şirket'le aynı evsafta hizmet veren bir şirketi tercih etmemesi halinde almak zorunda kalacağı demirbaşlardan Müvekkil Şirket'in sorumlu tutulması hakkaniye uygun değildir. Nitekim, davacı sadece demirbaşları talep etmemiş lüks harcamalarını da Müvekkil Şirket'e yüklemeye çalışmaktadır. Bu durum davacının zararı azaltma külfetine uygun hareket etmediğini çok net bir şekilde göstermektedir. Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Ayrıca bilirkişi raporunda da görüleceği üzere, davacı birtakım lüks masraflar gerçekleştirmiştir. Bunlar; mimari proje, tadilat masrafları, bakım giderleri, sineklik, mutfak bardak yıkama makinesi gibi masraflardır. Söz konusu masraflar bir ofisin çalışabilmesi için yapılacak zorunlu masraflardan olmadığı gibi tamamen ihtiyari olan
almak zorunda kaldığını beyan ettiği görülmektedir. Hal böyle iken, zaten sözleşme sona erdiğinde davacının, Müvekkil Şirket'le aynı evsafta hizmet veren bir şirketi tercih etmemesi halinde almak zorunda kalacağı demirbaşlardan Müvekkil Şirket'in sorumlu tutulması hakkaniye uygun değildir. Nitekim, davacı sadece demirbaşları talep etmemiş lüks harcamalarını da Müvekkil Şirket'e yüklemeye çalışmaktadır. Bu durum davacının zararı azaltma külfetine uygun hareket etmediğini çok net bir şekilde göstermektedir. Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Ayrıca bilirkişi raporunda da görüleceği üzere, davacı birtakım lüks masraflar gerçekleştirmiştir. Bunlar; mimari proje, tadilat masrafları, bakım giderleri, sineklik, mutfak bardak yıkama makinesi gibi masraflardır. Söz konusu masraflar bir ofisin çalışabilmesi için yapılacak zorunlu masraflardan olmadığı gibi tamamen ihtiyari olan harcamalardır. Ayrıca davacı tarafça yapılan bu harcamalar, Müvekkil Şirket'in sunduğu hizmet içerisinde herhangi bir bedel ödenmeden aldığı hizmetlerdir. Davacıysa bu hizmetleri almamayı kendisi tercih etmiş ve bir başka kişiyle kira ilişkisi kurarak bu harcamaları gerçekleştirmiştir. Akabinde gerçekleştirdiği bu harcamalardan Müvekkil Şirket'i sorumlu tutmayı amaçlamıştır. Bu doğrultuda ilgili masrafların lüks masraf olarak kabul edilmesi gerekmekte olup davacının bu taleplerinin de reddi gerekmektedir. Zira, davacı tarafından yine durum kendi lehlerine olacak şekilde kötüye kullanılarak Müvekkil Şirket ile akdettikleri ofis servis sözleşmesindeki yerden metrekare olarak çok daha büyük bir yere ve bu doğrultuda kirasının da daha yüksek bir yere taşındıklarını da yinelemek isteriz. Hal böyle iken, davacı tarafın kendi istek ve iradesi doğrultusunda daha büyük metre kareli ve Müvekkil Şirket'in verdiği hizmetle ilgisi olmayan bir yere taşınması sebebiyle fazla ödenen kira bedelinden Müvekkil Şirket'in sorumlu tutulması da beklenmemelidir. Davacı kendi inisiyatifiyle daha büyük bir alana taşındığından arada oluşan fazla dekorasyon, mobilya vb. masraflardan Müvekkil Şirket'in sorumlu tutulması kabul edilebilir değildir. 4. BİLİRKİŞİ RAPORU İLE DAVACININ KAZANÇ KAYBINA UĞRAMADIĞI SAPTANMIŞ OLMASINA RAĞMEN DAVACI TANIKLARI TARAFINDAN BU HUSUSTAKİ ALEYHE BEYANLARIN KABULÜ MÜMKÜN DEĞİLDİR. Dosyaya sunmuş olduğumuz önceki beyanlarımız ve yukarıda da detaylıca açıkladığımız üzere, davacı şirketin Müvekkil Şirket'ten herhangi bir talepte bulunması mümkün değildir. Ancak bir an için talepte bulunabileceği kabul edilse dahi, davacının zararını ispat etmesi gerekmektedir. Ancak alınan bilirkişi raporunda, davacı şirketin 2019 senesinde, bir önceki yıla göre kar artışı elde ettiği saptanmıştır. Hal böyle iken, davacının sözleşmenin feshi sebebiyle bir zarara uğramadığı ispat edilmiş olmasına rağmen davacı tanıklarının bu hususun aleyhine olacak şekilde verdikleri beyanlarını kabul etmemekteyiz. Nitekim, davacı tanıklarının ''işlerde aksamalar yaşadıklarını belirtmeleri'' zarara uğradıklarını kanıtlamamakla birlikte bir an için işlerde aksamalar yaşandığı kabul edilse dahi bu durumun Davacı Şirket'i zarara uğratmadığı çok açık bir şekilde bilirkişi raporuyla sabit hale gelmiştir. Ayrıca yine bilirkişi raporuyla da gelir kaybı olmadığı sabit olduğu için Tanık Tevfik Ata'nın ''Youtube video yükleyememizden kaynaklı gelir kaybımız olmuş olabilir'' şeklinde beyanının da kabul edilmesi mümkün değildir. Yukarıdaki tüm açıklamalarımız doğrultusunda davacı şirketin sadece haksız kazanç sağlamak amacıyla işbu davayı ikame ettiği şüpheye mahal vermeksizin görülmektedir. Bu doğrultuda davacının tüm taleplerinin reddi gerekmektedir. SONUÇ VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve re'sen gözetilecek nedenlerle; haksız davanın tüm talepleriyle reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla vekâleten arz ve talep ederiz.04.01.2024 Davalı Vekili Av. Altar Şahin E-imzalıdır.
Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 30 Haziran 2023 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA DOSYA NO : 2023/531 E. DAVALI : SROVAN YANGIN KORUNUM A.Ş VEKİLİ : Av. Ramazan Yılmaz Adres Antette DAVACI : SOMPO SİGORTA A.Ş VEKİLİ : Av. Okan Yılmaz KONU : Cevap dilekçemizin ve delil listemizin sunulması hakkında. AÇIKLAMALAR : A- USULE İLİŞKİN İTİRAZ VE TALEPLERİMİZ: 1- Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatlarına göre alacaklı, takip talebine eklemediği belgelere dayanarak itirazın iptali talep edemez. Huzurdaki olayda davacı, takip talebinde alacağın sebebini açıklamadığı gibi takip talebine herhangi bir belge de eklememiştir. Bu itibarla, itirazın iptali davasının icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olmasının bir gereği olarak huzurdaki davanın reddine karar verilmesi lazım gelmektedir: 1.1- Bilindiği üzere, itirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardandır. Bunun doğal bir sonucu olarak, itirazın iptali davalarında takip talebinde belirtilen alacak sebebi ve sunulan dayanak belge ile bağlılık esastır. Yine bilindiği üzere, İcra ve İflas Kanunu'nun 58/3. maddesine göre, alacak bir belgeye dayanıyorsa bu belgenin takip talebine eklenmesi zorunludur. Demek oluyor ki davacı, takip talebinde gösterdiği alacak sebebi ve takibe eklediği belgeler bağlıdır. İtirazın iptali davasında alacak sebebini değiştiremez, genişletemez ve takip talebine eklemediği bir belge veya delile dayanarak alacaklı olduğunu ispat edemez. Bu hususlar, Yargıtay'ın öteden beri kökleşmiş içtihatlarında mükemmelen açıklanmaktadır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.12.2011 tarih ve 2011/19617 E., 2011/749 K. Sayılı içtihadında aynen: "İtirazın iptali davası, itiraz üzerine duran ilamsız icra takibinin Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com devamını amaçlayan ve dayanağı olan icra takibine sıkı sıkıya bağlı olan bir dava türüdür. İİK.nun 58.maddesine göre takip talebinde borcun sebebinin gösterilmesi ve borç bir belgeye dayanıyorsa bu belgenin takip talebine eklenmesi gerekir . İİK.nun 60.maddesine göre de ödeme emrinin takip talebine uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Ödeme emrini alan borçlu borcun sebebine ve takibin dayandığı belgeye göre aleyhindeki ilamsız icra takibine itiraz edebilir. Bu durumda alacaklı süresi içerisinde ancak takip talebinde gösterilen belgeye dayanak itirazın iptali davası açabilir. Başka bir anlatımla alacaklı, takibinde dayanmadığı bir belgeye itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak dayanamaz " ifadelerine yer verilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27.04.2018 tarih ve 2016/17466 E., 2018/2414 K. Sayılı içtihadında aynen: "takip talebine takip dayanağı sözleşme eklenmemiş ise de, açılan itirazın iptali davasında delil olarak bu belge sunulmuştur. Hal böyle olunca, takip dosyasında dayanılmayan bir belgenin davada dayanak olarak gösterilmesi söz konusu değildir" ifadelerine yer verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 14.10.2020 tarih ve 2020/1663 E., 2020/102 K. Sayılı içtihadında aynen: "alacaklı takip yapılırken dayanmadığı bir belgeye dayanarak itirazın iptali davası açamayacağından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir" ifadelerine yer verilmiştir. Bu noktada şu hususu önemle vurgulamamız gerekir ki, yukarıda atıf ve alıntı yapılan içtihatlar ile paralel SAYISIZ içtihat bulunmaktadır. Bu itibarla, konu ile alakalı daha fazla içtihat ibraz etme gereği duymuyoruz. 1.2- Davacı tarafından müvekkil şirket aleyhine başlatılan icra takibinde, alacağın sebebi açıklan madığı gibi takip telebine herhangi bir belge de eklen memiştir. İnceleme kolaylığı açısından, takip talebinin ilgili kısmının görüntüsü aşağıda gösterilmiştir: Yukarıda görüntüsü verilen takip talebinden rahatlıkla anlaşıldığı üzere davacı, alacağın sebebini açıkla mamış, ilgisiz bir takım belgeleri sıralamış ve fakat sıraladığı bu belgeleri ise takip talebine eklememiştir. Tüm bu hususlar, icra dosyası ile tartışmasız bir biçimde sabittir. Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Üstelik, davacının takip talebinde sıraladığı ve fakat takip talebine eklemediği belgelerin bir kısmının ise huzurdaki olayla en ufak bir ilgisi yoktur. Örneğin, "trafik kayıtları ve kaza tespit tutanağı"nın huzurdaki olayla nasıl bir ilgisi vardır ? Anlaşılmaktadır ki davacı, önüne gelen her olayda, ezbere bir biçimde aynı matbu ifadeler ile icra takibi başlatmakta ve karşı tarafın takibe itiraz etmemesini ummaktadır. Öyle ya, davacının bu şekilde icra takibi başlatmasının mantıken başka bir şekilde açıklamak mümkün olmasa gerek. Hal böyle olunca, yukarıda atıf ve alıntı yapılan Yargıtay içtihatları uyarınca, itirazın iptali davasında davacı tarafından sunulan yeni delillere itibar edilmeksizin huzurdaki davanın reddine karar verilmesi lazım gelmektedir. 2- İcra Dairesi yetkisiz olduğu için huzurdaki davanın başkaca bir inceleme yapılmaksızın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir: 2.1- İtirazın iptali davasının görülebilmesi geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde, bu itiraz incelenip sonuçlandırılmadığı sürece, geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. Bu husus, mahkeme tarafından re’sen dikkate alınması zorunlu olan dava şartı olarak kabul edilmektedir. Bu itibarla, Mahkemenin icra dairesinin yetkisiz olduğuna kanaat getirmesi halinde, bakmakta olduğu itirazın iptali davasını başkaca bir inceleme yapmadan “dava şartı yokluğu” nedeniyle usulden reddetmesi gerekmektedir. Yargıtay’ın kökleşmiş içtihatları da bu doğrultudadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nın 04.07.2019 tarih, 2017/15-261 E., 2019/854 K. sayılı içtihadında aynen: “İtirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme, öncelikle tetkik merciinin (icra hukuk mahkemesinin) yerine geçerek, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır… Öte yandan, itirazın iptali davasının görülebilmesi, usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır” ifadelerine yer verilmiştir. 2.2- Buradan devamla, bu noktada şu hususu açıklığa kavuşturmamız gerekmektedir. 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu yürürlüğe girmeden önce, üretici ile doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmaması Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com durumunda, ticari satışlarda doğrudan üreticinin sorumluluğa gidilip gidilemeyeceği tartışmalı idi. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, doğrudan üreticinin sorumluluğa gidilemeyeceğini, ayıp hükümlerine dayanılarak satıcının sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini içtihat etmekte idi. Buna karşılık Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise, haksız fiil hükümleri gereği doğrudan üreticinin sorumluluğuna gidilebileceğini içtihat etmekte idi. Bu ve başkaca içtihat farklılıklarının giderilmesi ve diğer sebeplerden dolayı 11 Hukuk Dairesi ile 19. Hukuk Dairesi birleştirildi. Bu arada, 7223 sayılı Kanun yürürlüğe girdi ve söz konusu Kanunun 6. maddesinde üreticinin sorumluluğu düzenlendi. Yani, 7223 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, üretici ile sözleşmesel bir ilişki bulunmasa dahi, ürünün sebep
girmeden önce, üretici ile doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmaması Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com durumunda, ticari satışlarda doğrudan üreticinin sorumluluğa gidilip gidilemeyeceği tartışmalı idi. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, doğrudan üreticinin sorumluluğa gidilemeyeceğini, ayıp hükümlerine dayanılarak satıcının sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini içtihat etmekte idi. Buna karşılık Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise, haksız fiil hükümleri gereği doğrudan üreticinin sorumluluğuna gidilebileceğini içtihat etmekte idi. Bu ve başkaca içtihat farklılıklarının giderilmesi ve diğer sebeplerden dolayı 11 Hukuk Dairesi ile 19. Hukuk Dairesi birleştirildi. Bu arada, 7223 sayılı Kanun yürürlüğe girdi ve söz konusu Kanunun 6. maddesinde üreticinin sorumluluğu düzenlendi. Yani, 7223 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, üretici ile sözleşmesel bir ilişki bulunmasa dahi, ürünün sebep olduğu zararlar nedeniyle üreticinin sorumluluğuna gidilebileceği yasal olarak düzenlenmiş oldu. Demek oluyor ki, 7223 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte, üreticinin sorumluluğu yasal zemine kavuşmuş oldu. Nitekim, bu hususlar davacının dava dilekçesinde atıf yaptığı 11. Hukuk Dairesi'nin içtihatlarında da açıklanmıştır. 2.3- Dilekçemizin aşağıdaki kısımlarında açıklandığı üzere, müvekkil şirket ile davacının sigortalısı arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki yoktur. Yani müvekkil şirket, satıcı veya montajcı değildir. Davacıya servis de vermemiştir. Müvekkil şirket sadece ürünü üreten firmadır. Yine dilekçemizin yukarıdaki 2.3. kısmında açıklığa kavuşturduğumuz üzere, davacının müvekkil şirket aleyhine dava ikame etmesinin sebebi 7223 sayılı kanunun 6. maddesidir. Daha doğru bir ifade davacı, 7223 sayılı yasanın 6. maddesine dayanarak müvekkil şirket aleyhine dava ikame etmiştir. Dolayısıyla, huzurdaki davada "yetkili icra dairesi" nin belirlenmesinde haksız fiile göre yorum yapılamaz. Zira, 7223 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile yorum yoluyla haksız fiile başvurma olanağı kalmamıştır. Yine huzurdaki olayda, sözleşmenin ifa edildiği yer mahkemesine başvurma olanağı da yoktur. Zira, müvekkil şirket ile davacının sigortalısı arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki de yoktur. Keza, huzurdaki olayda para borcu kavramına da gidilemez. Zira, huzurdaki olayda "alım satım" veya "ariyet" gibi para borcu doğuracak bir ilişki söz konusu değildir. Huzurdaki olayın konusu, zarar iddiasına dayalı tazminattır. Yani davacı, zararın tazminini talep etmektedir. Bu itibarla, huzurdaki olayda icra dairesi yetkisiz olduğu gibi mahkemeniz de yetkisizdir. Dolayısıyla, huzurdaki davanın başkaca bir inceleme yapılmasızın usulden reddine karar verilmesini talep ediyoruz. 3- Hiç kimse devletin mahkemelerini gereksiz yere uğraştıramaz; hiç kimse devletin mahkemelerinde şansını deneyemez. Bu itibarla, huzurdaki davada HMK'nın 329. Maddesinin uygulanması Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com zorunluluk arz etmektedir: 3.1- HMK madde 329/1’e göre; hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkum edilebilir. Vekalet ücretinin miktarı hakkında uyuşmazlık çıkması veya mahkemece miktarın fahiş bulunması halinde, bu miktar doğrudan mahkemece takdir olunur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 12.11.2001 tarih, 4329/10989 sayılı içtihadında isabetle ifade edildiği üzere, bu hükmün uygulanması, kötüniyetle açılmış bulunan bir dava içinde, hükmün uygulanmasının talep edilmiş olmasına bağlıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; HMK m. 329 uyarınca talepte bulunulduğu halde, bu hususta hiçbir karar verilmemesi bozma sebebidir. Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 05.06.2012 tarih, 2012/5389 E, 2012/19170 K sayılı içtihadında aynen; “...davacının hiçbir hakkı olmadığı halde kötü niyetle dava açıp açmadığının, davanın açıldığı tarih olan 20.06.2011 tarihi itibariyle uygulanması gereken HMUK’nun 422. maddesi gereğince değerlendirilmesi ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun göz ardı edilmesi de doğru bulunmamıştır” ifadelerine yer verilmiştir. Doktrinde Prof. Dr. Baki Kuru'nun Hukuk Muhakemeleri Usulü adlı ölümsüz eserinde vurguladığı üzere, hiç kimse devletin mahkemelerini gereksiz yere uğraştıramaz (6. Baskı, cilt II, 2001, s. 1364). Hiç kimse devletin mahkemelerinde şansını denemeyemez. Devletin mahkemelerinde şansını denemek eylemi, hiçbir şekilde iyi niyetli bir davranış biçimi olarak değerlendirilemez. 3.2- Dilekçemizin aşağıdaki “Esasa İlişkin Cevaplarımız” kısmında detaylı olarak açıklanıp ispatlandığı üzere; davacı taraf, hiçbir hakkı olmadığı halde ve dahi bunun da bilincinde olduğu halde SALT ŞANSINI DENEMEK İÇİN işbu huzurdaki davayı açmıştır. Bu nedenle, HMK m. 329’un uygulanmasını talep ediyoruz. B- ESASA İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ 1-Davacı, gerçeğin ortaya çıkmasından hiç endişe etmeden "belge tahrif etmiş" ve müvekkil şirketin ürün montajı yaptığını iddia etmiştir: 1.1- Dava dilekçesi incelendiğinde davacının temelde bir iddiası bulunmaktadır. Bu iddia, meydana gelen olayın "ya ürünün üretim hatasından" ya da "ürünün montaj" hatasından kaynaklandığı iddiasıdır. İşte davacı dava dilekçesinde, ürünün montajının müvekkil şirket tarafından yapıldığını ve bu hususun müvekkil şirket tarafından yazılı olarak ikrar edildiğini iddia etmektedir. OYSA Kİ, BİZZAT DAVACI TARAFINDAN Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com SUNULAN YAZILI BELGE İLE SABİT OLDUĞU ÜZERE, ÜRÜNÜN MONTAJI MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN YAPIL MAMIŞTIR. DAVACI VE EKSPERİ, YA OKUDUKLARINI ANLAMADA ZAAFİYET İÇERİSİNDEDİR, YA DA BİLE İSTEYE GERÇEK DIŞINDA BEYANDA BULUNMAKTADIRLAR. İnceleme kolaylığı açısından, davacının dayandığı belgenin görüntüsü aşağıda gösterilmiştir: Görüldüğü üzere metinde "okula montajını yapmış OLDUĞU NUZ" ibaresi yazmaktadır. Yapmış olduğumuz DEĞİL. Hal böyle iken, davacının gerçeğin ortaya çıkmasından hiç endişe etmeden ve tabiri caiz ise gözümüzün içine baka baka gerçek dışında beyanda bulunmasını ve söz konusu yazıda "yapmış olduğumuz" ibaresinin yazdığını iddia etmesi anlaşılır değildir. 1.2- Bu noktada hemen ve önemle ifade etmemiz gerekir ki, müvekkil şirket ürünün sadece üreticisidir. Davacının sigortalısını tanımamaktadır. Ürünün montajını da müvekkil şirket yapmamıştır. Müvekkil şirketin montaj faaliyeti de yoktur. Davacının sigortalısı, müvekkil şirkete haricen ulaşarak ürünün patladığını ve üretici olarak sebebinin araştırılmasını talep etmiş ve patlayan ürünün test edilmesini teminen ürünü müvekkil şirkete göndermiştir. Müvekkil şirket tarafından yapılan analiz ve testler sonucunda, davacının sigortalısı tarafından montajı yapılmış ürünün "donmadan kaynaklı olarak patlamış olabileceği" sonucuna ulaşılmış ve bu durum davalının sigortalısına yazı ile bildirilmiştir. Söz konusu yazıda aynen: "Okula montajını yapmış olduğu NUZ siprinkler, mekanın soğuk olması nedeniyle donmadan kaynaklı patlamıştır. Bilgilerine sunarız" ifadelerine yer verilmiştir. Müvekkil şirket tarafından verilen yazı davacı tarafından dosyaya sunulmuştur. O nedenle, yeniden sunma gereği duymuyoruz. Hal böyle iken davacının eksperi ve davacı, her halde okumakta zorluk yaşıyor olsalar gerek, yazıdaki "olduğunuz" ibaresinin "olduğumuz" şeklinde takdim etmektedirler. Yani, gözümüzün içine baka baka yazıyı tahrif etmekte ve Mahkemeyi aldatma gayretine girmektedirler. Davacının bu davranışını anlamak mümkün değildir. Ayrıca şu hususu da ilave etmemiz gerekir ki, yangın söndürme siprinkerinin patlamaması için, mekanın belli bir sıcaklıkta olması zorunludur. Bu husus, suyun sıfırın altında donması ile alakalıdır. Davacının sigortalısı tarafından müvekkil şirkete gönderilen ürün üzerinde yapılan test ve analizlerde, ürünün Itri
sonucuna ulaşılmış ve bu durum davalının sigortalısına yazı ile bildirilmiştir. Söz konusu yazıda aynen: "Okula montajını yapmış olduğu NUZ siprinkler, mekanın soğuk olması nedeniyle donmadan kaynaklı patlamıştır. Bilgilerine sunarız" ifadelerine yer verilmiştir. Müvekkil şirket tarafından verilen yazı davacı tarafından dosyaya sunulmuştur. O nedenle, yeniden sunma gereği duymuyoruz. Hal böyle iken davacının eksperi ve davacı, her halde okumakta zorluk yaşıyor olsalar gerek, yazıdaki "olduğunuz" ibaresinin "olduğumuz" şeklinde takdim etmektedirler. Yani, gözümüzün içine baka baka yazıyı tahrif etmekte ve Mahkemeyi aldatma gayretine girmektedirler. Davacının bu davranışını anlamak mümkün değildir. Ayrıca şu hususu da ilave etmemiz gerekir ki, yangın söndürme siprinkerinin patlamaması için, mekanın belli bir sıcaklıkta olması zorunludur. Bu husus, suyun sıfırın altında donması ile alakalıdır. Davacının sigortalısı tarafından müvekkil şirkete gönderilen ürün üzerinde yapılan test ve analizlerde, ürünün Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com donmadan dolayı patlamış olabileceği sonucuna ulaşılmış e bu durum yazı ile davacının sigortalısına da bildirilmiştir. Yani, ürünün patlamasının muhtemel sebebi davacının sigortalısıdır. Hal böyle iken, patlamanın %50 ihtimal ile montaj hatasından patladığı ve montajı da müvekkil şirketin yaptığı (ki, montaj müvekkil şirket tarafından yapılmamıştır) iddiası ile müvekkil şirket aleyhine dava ikame edilmesi komiktir. 2- Dava dilekçesine dayanak yapılan eksper raporunda, üretim hatası tespit edilmemiştir. Sadece, alelade bir mantıkla "ya montajdan" ya "üretimden" denilmiştir. Başlı başına bu husus dahi, davanın ispat edilemediğini kanıtlamaya yetmektedir. 2.1- Davacı, huzurdaki davayı kendi eksperinin hazırladığı rapora dayandırmıştır. Davacının eksperi tarafından hazırlanan raporda, en ufak bir bilimsel analiz yapılmaksızın sadece alelalde mantık yürütülerek meydana gelen patlama olayının "ya üretimdeki hatadan" ya da "montaj hatasından" kaynaklandığı belirtilmiştir. Hiç bir bilimsel veriye ve teknik inceleme dayalı olmayan bu rapora itibar edilemeyeceği bila şek vela şüphedir. Öyle ya, bilimsel olarak temellendirilmeden ve bilimsel olarak kanıtlanmadan üretim hatası olduğunu söylemek asla ve kat'a mümkün değildir. Durum bu olmakla birlikte, davacının davasının dayanağı yaptığı eksper raporu bile davanın ispat edilemediğini kanıtlama yetmektedir. Zira, eksper raporuna göre 2 ihtimal vardır : "ya üretim hatası - %50" ya da "montaj hatası- %50". Dolayısıyla, böyle bir senaryoda üretim hatası bulunduğunu söyleme olanağı yoktur. Montajın davacının sigortalısı tarafından yapıldığı sabit olduğuna göre, bizzat davacının delillerine göre davanın reddi gerekir. Zira, bizzat davacının deliline göre meydana gelen patlamanın montaj hatasından kaynaklanması da aynı oranda ihtimal dahilindedir. 3- Nihayet son olarak ifade etmemiz gerekir ki, davacının eksperi okuduğunu anlamamış ve davacının sigortalısının sözlü beyanına göre rapor hazırlamıştır. Bu husus, davacının delil olarak sunduğu eksper raporundaki ifadeler ile sabittir. Bu itibarla, huzurdaki davada ispat yükünün davacının üzerinde olduğu ve davacının hiç bir şekilde üretimde ayıp olduğunu ispatlayamadığı, dahası belge tahrif ederek mahkemeyi aldatma girişimde bulunduğu açıktır. Dolayısıyla, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. DELİLLER : Delillerimizi sınırlamıyor, davacının sunacağı delillere karşı delil ileri sürme, beyanda bulunma ve ek delil ileri sürme hakkımız saklı kalmak kaydıyla delillerimizi sunuyoruz: Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 1-Davacının sigortalısının müvekkil şirkete başvurması sonucunda, müvekkil şirket tarafından ürün üzerinde yapılan test ve analizler sonucunda hazırlanan yazı (davacı tarafından dosyaya ibraz edilmiştir), 2-Ürüne ait üretim planları ve prosesler, testler, analizler (ticari sır nedeniyle, yerinde inceleme esnasında bilirkişiye ibraz edilecektir), 3- Davacının sigortalısı ile müvekkil şirket arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki (montajın müvekkil şirket tarafından yapıl madığı da dahil olmak üzere) bulunmadığının ispatını teminen müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtları, 4- Davacının sigortalısı ile müvekkil şirket arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki (montajın müvekkil şirket tarafından yapıl madığı da dahil olmak üzere) bulunmadığının ispatını teminen davacının sigortalısının ticari defter ve kayıtları, 5- Müvekkil şirket tarafından hazırlanan teknik-bilimsel rapor (son derece teknik olduğundan ve test ve analiz sonuçları beklendiğinden bu aşamada ibraz edilememiştir. Ön inceleme duruşmasından önce süresi içerisinde ibraz edilecektir), 6- Ürün üzerinde teknik bilirkişi incelemesi, 7- Bilirkişi incelemesi, keşif, yemin, isticvap, Tanık (gerektiğinde isim ve adresleri bildirilecektir), ikamesi mümkün her türlü deliller, SONUÇ VE İSTEM : Arz ve izah edilen nedenlerle, 1- Haksız, kötü niyetli ve ispatlanamayan davanın reddine, 2- Haksız ve kötüniyetli davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, 3- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, özellikle HMK m.329’un uygulanmasına karar verilmesini talep ederiz. Davalı Vekili Av. Ramazan Yılmaz e-imzalıdır
Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL 18. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ'NE 14.10.2024, İstanbul DOSYA NO : 2022/277 E. DAVALI : Bilyoner İnteraktif Hizmetler A.Ş. Büyükdere Cd. Hitay Plaza Özcan Sk. No:2 K:2, 4. Levent Beşiktaş / İstanbul VEKİLİ : Av. Erim Bener, Av. Nur Şevval Çınar Büyükdere Caddesi No:193/4 Levent/İstanbul DAVACI : Yunus Albayrak (T.C. No : 18700961934) VEKİLİ : Av. İsmail Yıldırım KONU : 21.08.2024 tarihli ek bilirkişi raporuna ilişkin beyan ve itirazlarımızın sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR : 1. BİLİRKİŞİ EK RAPORUNDA, DOSYADA MÜBREZ OLAN SÖZLEŞME VE YÜRÜRLÜKTE OLAN MEVZUAT HÜKÜMLERİ ESAS ALINMAMIŞTIR. BU DOĞRULTUDA, HUKUKA UYGUN DEĞERLENDİRME VE TESPİTLER İÇERMEYEN EK BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ EDERİZ. 1.1 Müvekkil Şirket ile davacı arasında Kullanıcı Sözleşmesi akdedilmiş olup ilgili sözleşme dosyada mübrezdir. Aşağıda detaylıca belirttiğimiz sözleşme maddeleri uyarınca Müvekkil Şirket'in somut olayda hiçbir sorumluluğunun olmadığı sabit olup davanın reddi önem arz etmektedir. Aşağıda detaylıca belirteceğimiz sözleşme hükümleri göz önüne alındığında Müvekkil Şirket'in husumet ve esasa ilişkin itirazlarının haklı olduğu ve bu sebeple davanın reddi gerektiği şüpheye mahal vermeksizin görülmektedir. Davacı'nın kabul etmiş olduğu "Bilyoner Kullanıcı Sözleşmesi"'nin 8 numaralı Sorumluluk başlığı altındaki 8.1'inci maddesinde belirtilmektedir. İlgili madde aşağıdadır : "Oyun Kanalları üzerinde olası her türlü teknik çalışma, bağlantı kopukluğu, sistem arızaları, teknik sebeplerle meydana gelen bilgilendirme mesajlarının vs. gitmemesi, Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com gecikmesi de dahil ancak bunlarla sınırlı olmaksızın hatalı, gecikmeli veri aktarımı yahut iletişim aksaklıkları nedeni ile doğmuş ve/veya doğacak zararlardan Bilyoner herhangi bir şekilde sorumlu tutulamaz." Davacı'nın onayladığı, "Bilyoner Üyelik Sözleşmesi"'nin yukarıda belirtilen 8.1'inci maddesi ve aşağıda bulunan 5.2.2'inci maddesi Müvekkil Şirket'e sorumluluk yükletilemeyeceğini göstermektedir : ''5.2.2 Sanal Ortam Bayi nezdinde oynanan oyunlar için Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, Türkiye Jokey Kulübü ve Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün koymuş olduğu oyun kuralları (oyun açılış-kapanış bilgileri veya oyun, kolon, bilet bedelleri, iptal prosedürü vs.) geçerlidir. Oyun kurallarının değişmesi halinde üyenin, bu değişiklikler nedeniyle zarara uğraması halinde, bu zararlardan Sanal Ortam Bayi’nin veya anılan kurumların herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, hak veya tazminat talebinde bulunmayacağını beyan, kabul ve taahhüt eder.'' Bilyoner Üyelik Sözleşmesi'nin 8.3 maddesi uyarınca da Müvekkil Şirket'e sorumluluk yükletilemeyeceği aşikardır; ''Üye, oyunlar hakkında gerekli bilgilendirmenin yapılmadığı gerekçesiyle Sanal Ortam Bayi’nin herhangi bir şekilde sorumlu tutulamayacağını, hak veya tazminat talebinde bulunmayacağını beyan, kabul ve taahhüt eder. '' Ayrıca yine Üyelik Sözleşmesinin 7.3.1 maddesi uyarınca ; ''Sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunlarında üyenin kazandığı ikramiye tutarı Merkezi Sistem tarafından değerlendirilir. Üye, bu nedenle veya oyunlara ilişkin ilgili kurumların inceleme yapması ya da sonuçların Merkezi Sisteme girilememesine dayalı ikramiye ödemelerinde yaşanacak gecikmeler veya ilgili mevzuatta öngörülen kararların alınması gibi sebeplerden dolayı Sanal Ortam Bayi, Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, Türkiye Jokey Kulübü ve Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün sorumluğunun olmadığını , Sanal Ortam Bayiden ve anılan kurumdan herhangi bir hak veya tazminat talep etmeyeceğini beyan, kabul ve taahhüt eder. '' Ayrıca yine Üyelik Sözleşmesinin 9.4 ve 10.1 Maddeleri uyarınca ; İşbu Sözleşme ile ilgili olarak çıkabilecek ihtilaflarda Sözleşme hükümleri ve ilgili mevzuat uygulanacağı ve üye olmak isteyen kişi, Sözleşme’nin tamamını 18 yaşından büyük ve fiil ehliyetine sahipken okuduğunu, anladığını, içeriğindeki tüm maddeleri kayıtsız şartsız kabul ettiğini ve onayladığını beyan, kabul ve taahhüt etmiştir. ''9.4 İşbu Sözleşme ile ilgili olarak çıkabilecek ihtilaflarda Sözleşme hükümleri ve ilgili mevzuat uygulanacaktır. Taraflar Sözleşme’nin uygulanmasından doğacak ihtilafların Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com çözümünde her türlü hukuki ilişki için ifa yeri ve yetkili yargı merciinin İstanbul Mahkemeleri ve icra daireleri olduğunu kabul ve beyan etmişlerdir.'' ''10.1 İşbu Sözleşme 10 (on) maddeden ibarettir. Üye olmak isteyen kişi, Sözleşme’nin tamamını 18 yaşından büyük ve fiil ehliyetine sahipken okuduğunu, anladığını, içeriğindeki tüm maddeleri kayıtsız şartsız kabul ettiğini ve onayladığını beyan, kabul ve taahhüt eder.'' Yukarıda belirtilen Üyelik Sözleşmesinin ilgili maddeleri uyarınca, üyenin Sözleşme içeriğindeki tüm maddeleri kayıtsız şartsız kabul ettiği ve onayladığı çok açık bir şekilde görülmektedir. Bu doğrultuda Bilirkişinin ilgili sözleşme maddelerini gerektiği şekilde incelemediği ortada olup Müvekkil Şirket'in hiçbir şekilde sorumluluğu doğmadığının kabulü önem arz etmektedir. Sanal Ortam Bayi Üyelik Sözleşmesi ve Bilyoner Kullanıcı sözleşmesi birebir aynıdır. Zira, Bilyoner Kullanıcı Sözleşmesi kullanıcılara online üyelik kaydı esnasında sunulmaktadır. Nitekim, dosya içerisinde ve Müvekkil Şirket'in internet sitesinde (''https://www.bilyoner.com/uyelik-sozlesmesi'') de görülmektedir. Bu sebeple bilirkişinin Sözleşme'ye yapmış olduğumuz atıfları dikkate almamasının hiçbir mantığı bulunmamaktadır. Söz konusu sözleşmenin hükümleri dosyanın akıbeti açısından önemli olup dikkatlice yorumlanması gerekmekte iken bilirkişinin Sözleşme'ye yapmış olduğumuz atıfları kabul etmemesinin haklı bir tarafı bulunmamaktadır. Bu sebeple bilirkişi ek raporunda yapılan değerlendirme ve tespitlerin kabulü hiçbir şekilde mümkün değildir. 1.2 Sabit ihtimalli bahis oyunlarının geçerliliğine ve tüm diğer konular ve koşullara ilişkin olarak, Merkezi Bahis Sistemi kayıtları esastır. Müvekkil Şirket, Spor Toto Teşkilatı ve Milli Piyango İdaresi tarafından düzenlenen oyunların sanal ortam vasıtasıyla oynanması için aracılık yapan Sanal Ortam Bayisi'dir. Müvekkil Şirket'in, kendi internet sitesi vasıtasıyla oluşturulan elektronik biletlerin kazanıp kazanmadığı hususunda bir tasarrufu bulunmamaktadır. Davacı'nın oynadığı kuponların kazanan veya kaybeden şeklinde değerlendirilmesi ve ödeme kararı 28 Ağustos 2019 tarihinden itibaren Spor Toto Teşkilat Başkanlığı Merkezi Bahis Sistemi tarafından gerçekleştirilmektedir ve Müvekkil Şirketin bu konularda karar verme hakkı bulunmamaktadır. Ülkemizde, spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve ve müşterek bahis oyunlarının tümünde, gerek ilgili bahis seçeneğine uygun bir şekilde elektronik biletlerin (kuponların) oluşturulması; gerekse oluşturulan elektronik biletlerin (kuponların), ilgili bahis veya maç sonucuna göre değerlendirilmesinde 5738 sayılı Kanun kapsamında belirlenmiş olan Başbayi tarafından işletilmekte olan Merkezi Bahis Sistemi kayıtları esastır. 31.08.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Sabit İhtimalli Bahis Oyunları (İddia) Oyun Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Planı'nın 5. Maddesinin 4. Fıkrası aşağıdaki gibidir : "Sabit ihtimalli bahis oyunlarının geçerliliğine ve tüm diğer konular ve koşullara ilişkin olarak, Merkezi Bahis Sistemi kayıtları esastır" MÜVEKKİL ŞİRKET, BU OYUNLARIN OYNANMASINDA SPOR MÜSABAKALARINA DAYALI SABİT İHTİMALLİ VE MÜŞTEREK BAHİS OYUNLARI UYGULAMA YÖNETMELİĞİ UYARINCA "SANAL ORTAM BAYİSİ" SIFATIYLA ARACILIK ETMEKTE OLUP, ŞİRKETİN KENDİ SİSTEMİ ÜZERİNDEN OYNANAN ELEKTRONİK BİLETLERİN İKRAMİYE KAZANIP KAZANAMADIKLARINI BELİRLEMEK GİBİ BİR YETKİSİ VE BİR HAKKI DA BULUNMAMAKTADIR. 2. SPOR TOTO TEŞKİLAT BAŞKANLIĞI İLE ŞANS GİRİŞİM ORTAK GİRİŞİMİ ARASINDA AKDEDİLEN SÖZLEŞME UYARINCA,
kapsamında belirlenmiş olan Başbayi tarafından işletilmekte olan Merkezi Bahis Sistemi kayıtları esastır. 31.08.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Sabit İhtimalli Bahis Oyunları (İddia) Oyun Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Planı'nın 5. Maddesinin 4. Fıkrası aşağıdaki gibidir : "Sabit ihtimalli bahis oyunlarının geçerliliğine ve tüm diğer konular ve koşullara ilişkin olarak, Merkezi Bahis Sistemi kayıtları esastır" MÜVEKKİL ŞİRKET, BU OYUNLARIN OYNANMASINDA SPOR MÜSABAKALARINA DAYALI SABİT İHTİMALLİ VE MÜŞTEREK BAHİS OYUNLARI UYGULAMA YÖNETMELİĞİ UYARINCA "SANAL ORTAM BAYİSİ" SIFATIYLA ARACILIK ETMEKTE OLUP, ŞİRKETİN KENDİ SİSTEMİ ÜZERİNDEN OYNANAN ELEKTRONİK BİLETLERİN İKRAMİYE KAZANIP KAZANAMADIKLARINI BELİRLEMEK GİBİ BİR YETKİSİ VE BİR HAKKI DA BULUNMAMAKTADIR. 2. SPOR TOTO TEŞKİLAT BAŞKANLIĞI İLE ŞANS GİRİŞİM ORTAK GİRİŞİMİ ARASINDA AKDEDİLEN SÖZLEŞME UYARINCA, ŞANS GİRİŞİM ORTAK GİRİŞİMİ'NİN İDDİA MARKASININ İŞLETMESİNİ DEVRALDIĞI ŞÜPHEYE MAHAL VERMEKSİZİN GÖRÜLMEKTEDİR. HAL BÖYLE İKEN, BİLİRKİŞİ TARAFINDAN SÖZLEŞMENİN ŞANS GİRİŞİM TARAFINDAN DOSYAYA SUNULMAMIŞ OLDUĞU BELİRTİLEREK DEĞERLENDİRİLMEYE ALINMAMASI HUSUSU KABUL EDİLEMEYECEKTİR. Şans Girişim Ortak Girişimi, 28 Şubat 2019 tarihinde Spor Toto Teşkilat Başkanlığı ile yapılan 10 yıllık sözleşmeyle birlikte, 28 Ağustos 2019 tarihinden itibaren iddia markasının işletmesini devralmıştır. Şans Girişim, Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli Ve Müşterek Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliği’nde (“Yönetmelik”) tanımlanan Başbayi sıfatını haizdir. Başbayi mevzuatta “ 21/2/2008 tarihli ve 5738 sayılı Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunlarının Özel Hukuk Tüzel Kişilerine Yaptırılması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen iş ve hizmetleri yapmak üzere Teşkilat ile sözleşme imzalayan yüklenici” olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliği'nin 4 üncü maddesinin d fıkrasında da başbayi tanımına değinilmiştir. ''Başbayi: 21/2/2008 tarihli ve 5738 sayılı Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunlarının Özel Hukuk Tüzel Kişilerine Yaptırılması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen iş ve hizmetleri yapmak üzere Teşkilat ile sözleşme imzalayan yükleniciyi..'' Başbayinin görevlerine Yönetmelik m. 6’da yer verilmiştir. Şans Girişim Ortak Girişimi’nin internet sitesinde de sanal bayilere yer verilmiş olup Şirketimiz Başbayi Şans Girişim Ortak Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Girişimi’nin alt bayisidir. Şans Girişim Ortak Girişimi'nin iddaa markasının işletmesini devraldığı ve Müvekkil Şirket'in alt bayi olduğu aşağıdaki ekran görüntülerinde açıkça görülmektedir. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 2.1. Başbayi’nin Resmi Gazetede yayımlanan Sabit İhtimalli Bahis Oyunları (İddaa) Oyun Planı kapsamında düzenlenen birtakım görevleri bulunmaktadır. Başbayi’nin Resmi Gazetede yayımlanan Sabit İhtimalli Bahis Oyunları (İddaa) Oyun Planı kapsamında düzenlenen birtakım görevleri bulunmaktadır. (Örn: m.6/4, m.5/2, m. 5/8) Yine Oyun Planı kapsamında Risk Yönetimi Merkezi “ihtimalli bahis oyun programlarında yer alan etkinliklere ilişkin bahis oranlarının belirlendiği, güncellendiği ve bahis işlemlerinin takip edildiği merkez” olarak tanımlanmış olup m. 5/6 uyarınca uyarınca herhangi bir zamanda oranları değiştirme yetkisine sahip olduğu gibi m. 7/1 uyarınca da herhangi bir gerekçe göstermeksizin bir bahsi kabul etme ya da reddetme yetkisine sahiptir. Risk Yönetimi merkezi ayrınca Oyun Kurallarını’nın 14. maddesinin 12 ve 14. Fıkraları uyarınca; Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com •Risk Yönetim Merkezinin tamamen kendi takdirinde olmak üzere özel sebepler olduğunu düşündüğü durumlarda, dilediği zaman teklif edilen belirli bahislere oran olarak bir (1.00) verebilecektir. Bu tamamen Risk Yönetim Merkezinin münhasır hakkıdır. •Risk Yönetimi, canlı bahislerde, bir etkinliğin / müsabakanın sonucunun bilindiği halde; o sonuçla ilgili bahis alınmaya devam edildiği hallerde veya herhangi bir maddi avantaj sağlayan durumun varlığı halinde, herhangi bir güncelleme yapılmadan bahis alınımına devam edildiği hallerde bahislerin kazanılıp kaybedildiğine bakılmaksızın, bahisleri geçersiz kılarak bir (1.00) oranı verme hakkını saklı tutar. yetkilerine sahiptir. Yukarıda belirtmiş olduğumuz madde sebebiyle Şans Girişim' oranı 1'e düşürmüştür. Zira Sabit İhtimalli Bahis Oyunları (İddia) Oyun Planı'nın 14. Maddesinin 1.Fıkrası uyarınca da; ''Programda yayınlanan oranlar veya olası herhangi bir yolla ilan edilen oranlar başlangıç oranlarıdır ve Risk Yönetim Merkezi gerekli görmesi halinde bunları değiştirme hakkını saklı tutacağı belirtmiştir .'' 3. MÜVEKKİL ŞİRKET'İN OYUN PLANINA UYMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ BULUNMAKTADIR. Bu durum yukarıda açıkladığımız üzere Başbayi tarafından bayilere Yönetmelik m.6/3 kapsamında bildirilmektedir. Kaldı ki spor toto ile yapılan Sanal Bayilik Sözleşmemizin m.9/5'si " 4 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 7258 Sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 5738 Sayılı Spor Müsabakalarına dayalı Müşterek ve Sabit İhtimalli Bahis Oyunlarının Özel Hukuk Tüzel Kişilerine Yaptırılması Hakkında Kanun, Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliği ve İdare tarafından yürürlüğe konulan oyun planları bu sözleşmenin vazgeçilmez parçası olup Sanal Ortam Bayi bunlara uymakla yükümlüdür. Sanal Ortam Bayi bu sözleşmenin konusu iş ve hizmetlere yönelik olarak idarenin re'sen vereceği talimatlara, yürülüğe konulacak genelgelere, mevcut ve değişebilecek yönetmelik vb. düzenlemelere uymayı peşinen kabul ve taahhüt eder." şeklindedir. Bu bağlamda Müvekkil Şirket'in başbayi ve risk yönetiminden gelen talepleri yerine getirmesi ve Oyun Planına uygun davranamsı zorunludur. Yine Spor Toto ile imzalanan Sanal Bayilik Sözleşmesinin m. 9/6 düzenlemesi "Sanal ortam bayisinin yukarıda öngürülen hükümlere aykırı hareket etmesi duurmunda bayilik ruhsatı iptal edilir ve sözleşmesi kendiliğinden feshedilerek teminatı sözleşmede öngörülen usulle iptal edilir." şeklinde olup mevzuata uyulmaması halinde sanal bayilik ruhsatı Spor Toto tarafından iptal edileSpor Toto ile imzalanan Sanal Bayilik Sözleşmesinin m. 9/6 düzenlemesi "Sanal ortam bayisinin yukarıda öngürülen hükümlere aykırı hareket etmesi duurmunda bayilik ruhsatı iptal edilir ve sözleşmesi kendiliğinden feshedilerek teminatı sözleşmede öngörülen usulle iptal edilir." Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com şeklinde olup mevzuata uyulmaması halinde sanal bayilik ruhsatı Spor Toto tarafından iptal edilebilecektir. Yukarıdaki açıklamalarımız ve Müvekkil Şirket'in Oyun Planına uyma yükümlülüğü bulunmakta olduğundan yapılan inceleme neticesinde, Davacı'nın dava dilekçesinde ve eklerinde sunmuş olduğu 20 Mayıs 2022 tarihinde oynamış olduğu 4689052728203633 ve 4689052728208831 numaralı kuponlardaki “AJ Auxerre – Sochaux” karşılaşması için 20.05.2022 tarihinde Şans Girişim Ortak Girişimi, 28 Şubat 2019 tarihinde Spor Toto Teşkilat Başkanlığı ile yapılan 10 yıllık sözleşmeyle birlikte, 28 Ağustos 2019 tarihinden itibaren iddaa markasının işletmesini devralan, tarafından duyuru gelmiştir. Şans Girişimi tarafından müvekkilimize gelen mail uyarınca üyenin kuponlarındaki karşılaşmaya verdiği tahminler geçerli sayılmış ancak gelen duyuruya istinaden karşılaşmanın oranı “1” olarak değerlendirilmiştir. Bu sebeple üyenin ilgili kuponlar için oynamış
Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com şeklinde olup mevzuata uyulmaması halinde sanal bayilik ruhsatı Spor Toto tarafından iptal edilebilecektir. Yukarıdaki açıklamalarımız ve Müvekkil Şirket'in Oyun Planına uyma yükümlülüğü bulunmakta olduğundan yapılan inceleme neticesinde, Davacı'nın dava dilekçesinde ve eklerinde sunmuş olduğu 20 Mayıs 2022 tarihinde oynamış olduğu 4689052728203633 ve 4689052728208831 numaralı kuponlardaki “AJ Auxerre – Sochaux” karşılaşması için 20.05.2022 tarihinde Şans Girişim Ortak Girişimi, 28 Şubat 2019 tarihinde Spor Toto Teşkilat Başkanlığı ile yapılan 10 yıllık sözleşmeyle birlikte, 28 Ağustos 2019 tarihinden itibaren iddaa markasının işletmesini devralan, tarafından duyuru gelmiştir. Şans Girişimi tarafından müvekkilimize gelen mail uyarınca üyenin kuponlarındaki karşılaşmaya verdiği tahminler geçerli sayılmış ancak gelen duyuruya istinaden karşılaşmanın oranı “1” olarak değerlendirilmiştir. Bu sebeple üyenin ilgili kuponlar için oynamış olduğu kupon bedelleri hesabına iade edilmiştir. YUKARIDAKİ BEYANLARIMIZ ŞANS GİRİŞİM TARAFINDAN DOSYAYA SUNULAN MÜZEKKERE CEVABI İLE DE TEYİT EDİLMİŞTİR. KALDI Kİ ŞANS GİRİŞİM BAŞBAYİ TARAFINDAN MÜVEKKİL ŞİRKET'E MAÇIN İPTAL SEBEBİ DE BELİRTİLMEMEKTE OLUP OYUN PLANI KAPSAMINDA OYUN PLANI M. 8'DE BUNDAN TEŞKİLATIN VE BAŞBAYİNİN DAHİ SORUMLU OLMADIĞI DÜZENLENMİŞTİR. BU TALİMATA İSTİNADEN İPTALİ GERÇEKLEŞTİREN MÜVEKKİL ŞİRKET'E HERHANGİ BİR SORUMLULUK YÜKLENEMEYECEĞİ ŞÜPHEYE MAHAL VERMEKSİZİN GÖRÜLMEKTEDİR. SONUÇ VE İSTEM: Fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; ek bilirkişi raporuna itiraz eder; davacının haksız davasının ESASTAN REDDİNE, her türlü yargılama harç ve masrafı ile vekalet ücretinin DAVACIYA YÜKLETİLMESİNE karar verilmesini Sayın Mahkemenizden saygılarımızla arz ve talep ederiz. Davalı Vekilleri Av. Erim Bener
Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 24.01 .2025 İSTANBUL ANADOLU 13. İCRA CEZA MAHKEMESİNE DOSYA NO :2019/212 E. MÜŞTEKİ :Azelis TR Kimya Endüstrisi Ürünleri İthalat İhracat Tic. ve San. A.Ş. VEKİLİ :Av. Erim Bener SANIKLAR :1-Necati Tunç Noyan 2-Abdullah Sözer VEKİLİ :Av. Tülin Albayrak KONU :Şikayetten vazgeçmeye/feragate ilişkin dilekçedir. AÇIKLAMALAR : Yukarıda esas bilgileri verilen ve Sayın Mahkemenizce görülmekte olan dosya kapsamında, sanık Necati Tunç Noyan ile müvekkil şirket arasıdna akdedilen 23.01.2025 tarihli protokol uyarınca sanık tarafından müvekkil şirkete uyuşmazlığa konu çek bedeli olan 96.710,00 TL ödenmiş olduğundan, huzurdaki şikayetten tüm sanıklar adına vazgeçildiğini/feragat edildiğinizi saygıyla bildiririz. Taraflar arasındaki anlaşma uyarınca, taraflar birbirlerinden yargılama gideri ve dava vekalet ücreti talep etmemiş olup, sanık tarafından vekalet ücreti talep edilmediğine ilişkin dilekçe Sayın Mahkemenize sunulmuştur. Bu kapsamda taraflar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesini saygıyla talep ederiz. NETİCE VE TALEP: Yukarıda detaylıca açıkladığımız ve Sayın Mahkemenizce re'sen dikkate alınacak sebeplerle, Şikayetten vazgeçme/feragat nedeniyle davanın düşmesine, 1. Müvekkil şirket aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesine 2. Karar verilmesini talep ederiz. Müşteki Vekili Av. Erim Bener
Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 11.10.2021/İstanbul İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNE İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİDİR. DAVACI : VELUX ÇATI PENCERELERİ TİCARET LTD. ŞTİ. Mersis No: 0924011966300012 Girne Mahallesi Girne Caddesi No:117-121/ 9 Maltepe/İstanbul VEKİLLERİ : Av. Erim BENER, Av. Burcu GÖKTAN Av. Öykü EYÜBOĞLU (Adres antettedir) DAVALI : VERANDA VELUX KONSTRÜKSİYON İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ Mersis No: 0924092469600001 Sümer Mahallesi, Karafatma Caddesi, No:78a Seyhan/Adana KONU : Ticaret unvanının terkini ile haksız rekabet ve marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılması ve tecavüzün devamını önlemek üzere gerekli tedbirlerin alınması. AÇIKLAMALAR : 1. MÜVEKKİL ŞİRKET, YURTDIŞI MENŞELİ VELUX GRUP'A BAĞLI OLARAK 1999 YILINDA TÜRKİYE'DE KURULMUŞTUR. Müvekkil şirketin bağlı olduğu VELUX, 1941 yılında çatı pencereleri üretmek amacıyla Danimarka'da kurulmuş olup, kuruluşundan itibaren geçen 80 yıl içinde büyük başarılara imza atarak sürekli olarak büyümüş ve global tanınırlığa ulaşarak uluslararası itibar kazanmıştır. Bugün 40’dan fazla ülkede satış firması, 10 ülkede fabrikası ve 10 bin çalışanı bulunan VELUX Grup'un bu başarılarının bir sonucu olarak da müvekkil şirket, VELUX Türkiye, 29 Haziran 1999 tarihinde Türkiye'de kurulmuştur. Müvekkil şirketin kuruluşuna ilişkin ilan 2 Temmuz 1999 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanmıştır (EK-1 TTSG İlanı) . Kuruluş tarihinden bu yana, Türkiye'de de ciddi bir Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com başarı sergileyen müvekkil şirket, an itibariyle İstanbul başta olmak üzere, birçok büyük şehirde 50’ye yaklaşan bayi ağıyla hizmet vermektedir (EK-2 Müvekkil Şirkete Ait Broşürler) . 22 yıldır Türkiye'de, 80 yıldır ise uluslararası çapta varlık gösteren VELUX -işbu dilekçemiz ekinde sunduğumuz 2 Temmuz 1999 tarihli Gazete ilanında yer alan müvekkil şirketin esas sözleşmesinde de görülebileceği üzere- çatı penceresi, teras çatı penceresi, perde, panjur, güneş tünelleri ve birçok aksesuar hizmeti vermektedir. AYRICA VELUX MARKASI TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU NEZDİNDE MÜVEKKİL ŞİRKET ADINA TESCİLLİ OLUP, KORUMA ALTINDADIR (EK-3 Tescil Belgesi). 2. DAVALI ŞİRKET, MÜVEKKİL ŞİRKETİN ADINA TESCİLLİ OLAN "VELUX" MARKASINI VE TİCARET UNVANINI, HAKSIZ VE İZİNSİZ ŞEKİLDE KULLANMAKTADIR. Müvekkil şirket tarafından yapılan araştırma neticesinde, davalı şirketin, müvekkil şirket adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirilen "VELUX" markası ve ticaret unvanı ile ayniyet arz eden “VERANDA VELUX” markasını kullandığı tespit edilmiştir. DAVALI ŞİRKET BU MARKAYI TİCARİ UNVANI OLARAK ANCAK 21 MAYIS 2021'DE, YANİ YAKLAŞIK 4 AY ÖNCE KULLANMAYA BAŞLAMIŞ olup, bu tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanını dilekçemiz ekinde sunarız (EK-4 Davalı Şirkete Ait TTSG İlanı). Davalı şirket, müvekkil şirket adına tescilli markayı; - Ticari unvanında, - Kendilerine ait internet sitesinde (https://verandavelux.com/index.html) , - Facebook ve Instagram mecralarında, (https://www.facebook.com/pg/verandaveluxltd/posts/ https://www.instagram.com/verandavelux/) - Broşürlerde (EK-5 Broşür) gibi çeşitli mecralarda ve şekillerde, reklam ve tanıtım amaçlı kullanmakta ve müvekkil şirkete ait marka üzerinden haksız kazanç elde ederek müvekkil şirkete maddi ve manevi zarar vermektedir. Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Müvekkil şirket tarafından bu durumun tespit edilmesini müteakip, iyi niyetli olarak görüşmeler yapılmış sonrasında da davalı şirkete Beşiktaş 6. Noterliğinin 20 Ağustos 2021 tarihli ve 25610 Yevmiye Numaralı ihtarı gönderilerek müvekkil şirkete ait markaya tecavüz teşkil eden davranışların derhal sona erdirilmesi istenmiştir (EK-6 İhtarname) . İhtarname sonrasında davalı şirket yetkilisi ile tekrar görüşülmüş ve görüşmelerede müvekkil şirkete ait markanın kullanımına son vereceklerini ifade etmişse de, aradan geçen 3 aya yakın bu süreç içinde davalı şirket hiçbir aksiyon almamış ve haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz niteliğindeki eylemlerine devam etmiştir. Bunun üzerine ise tarafımızca işbu davanın açılması zaruri hale gelmiştir. 3. DAVALININ MÜVEKKİL ŞİRKETE AİT MARKAYI VE TİCARET UNVANINI KULLANIMI, MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET KAPSAMINDADIR. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29.maddesinde sayılan marka hakkına tecavüz sayılan haller şu şekildedir: "a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek." Bunun yanında, Türk Ticaret Kanununda ele alınan haksız rekabete ilişkin Kanun'un 54. maddesinde; “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır” hükmüne yer verilmiştir. Aynı şekilde Kanunu’nun Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 55. maddesinde ise haksız rekabet olarak değerlendirilebilecek filler, örnekseme yoluyla, bir diğer deyişle sayılan hallerle sınırlı olmamak üzere belirtilmiştir. Madde hükmü uyarınca davalı şirket tarafından haksız olarak markanın kullanımının dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulama kabul edileceği, bu itibarla haksız rekabet teşkil ettiği aşikardır. Konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun. 21/02/2019 T., 2017/119 E., 2019/187 . Sayılı kararında tam olarak şu ifadelere yer verilmiştir: "Tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve bu nedenle bağlantı ihtimali de dâhil halk nezdinde karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin, markanın tescilli olduğu mallarla aynı veya benzer mallarda kullanılması marka hakkına tecavüz teşkil oluşturmaktadır. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilmek için halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurması yeterlidir. Başka deyişle halk aldığı mal veya hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bilse fakat güvendiği işletme ile mal veya hizmet aldığı işletme arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu zannetse bile “karıştırılma ihtimali” vardır (Tekinalp, Ünal; Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul, 2012, s. 434). Buradaki “halk” kavramından ortalama niteliklere sahip olan tüketicilerin anlaşılması gerekir. Hemen belirtilmelidir ki, herhangi bir işaretin marka gibi kullanılması “markasal kullanım” olarak adlandırılmaktadır. Bir işaretin marka olarak kullanılıp kullanılmadığı ise o işaretle karşı karşıya gelen ortalama niteliklere sahip bir tüketicinin algısına göre belirlenmelidir. Şayet ortalama tüketici, o işareti bir mal veya hizmetin markası gibi algılıyorsa markasal kullanımdan söz edilecektir. Markasal kullanımdan söz edebilmek için işaretin sadece
teşkil oluşturmaktadır. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilmek için halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurması yeterlidir. Başka deyişle halk aldığı mal veya hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bilse fakat güvendiği işletme ile mal veya hizmet aldığı işletme arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu zannetse bile “karıştırılma ihtimali” vardır (Tekinalp, Ünal; Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul, 2012, s. 434). Buradaki “halk” kavramından ortalama niteliklere sahip olan tüketicilerin anlaşılması gerekir. Hemen belirtilmelidir ki, herhangi bir işaretin marka gibi kullanılması “markasal kullanım” olarak adlandırılmaktadır. Bir işaretin marka olarak kullanılıp kullanılmadığı ise o işaretle karşı karşıya gelen ortalama niteliklere sahip bir tüketicinin algısına göre belirlenmelidir. Şayet ortalama tüketici, o işareti bir mal veya hizmetin markası gibi algılıyorsa markasal kullanımdan söz edilecektir. Markasal kullanımdan söz edebilmek için işaretin sadece mal veya hizmet üzerinde kullanılması zorunlu olmayıp, ilanlarda, kataloglarda, ticari belgelerde kullanılması mal veya hizmetle bağlantılı olarak markasal etki doğuracak şekildeki tüm kullanımları markasal kullanım oluşturacaktır (Bilge, Mehmet Emin; Ticari Ad ve İşaretler Arasında Karıştırılma Tehlikesi, Ankara, 2014, s. 116). BU KAPSAMDA DAHA ÖNCE TESCİL EDİLMİŞ BİR MARKANIN VARLIĞI KARŞISINDA MARKA İLE AYNI VEYA BENZER İBARELER İÇEREN BİR TİCARET UNVANININ VEYA MARKASAL OLARAK KULLANILMASI DA MARKA HAKKINA TECAVÜZ TEŞKİL EDECEKTİR. Zira marka ve ticaret unvanı esas itibariyle farklı işlevlere sahiptir. Ticaret unvanı bir taciri diğer tacirlerden ayırt etmeyi sağlarken, Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com marka ise bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlamaktadır... 6762 sayılı TTK’nın 54. maddesinde belirtilen “ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan” ibaresinden ticaret unvanının aynısının veya karıştırılma ihtimali oluşturacak derecede benzerinin bir başkası tarafından kullanılması şeklinde anlaşılması gerekir. Ticaret unvanını önceden tescil ettiren tacir, 6762 sayılı TTK’nın 54. maddesi gereğince daha sonra tescil ettirilen ve haksız olarak kullanılan ticaret unvanının sicildeki kaydının değiştirilmesini veya silinmesini dava edebilir..." Müvekkil şirketin adına tescilli markayı çeşitli mecralarda ve şekillerde kullanarak müvekkil şirketin maddi ve manevi zararına yol açan ve açık şekilde marka hakkına tecavüz suretiyle haksız rekabette bulunan ve ticari kazanç sağlayan davalı şirket aleyhine, cezai yollar da dahil olmak üzere her türlü talep ve şikayet hakkımızı saklı tutarız. 4. MÜVEKKİL ŞİRKET İLE DAVALI ŞİRKETİN FAALİYET ALANLARI NEREDEYSE AYNIDIR. Müvekkil şirket, 80 yıldır dünya çapında kapı ve pencere çerçeveleri, çatı penceresi, teras çatı penceresi, perde, panjur, güneş tünelleri, yansıtıcılar ve birçok aksesuar ve inşaat malzemesi hizmeti vermekte olup, Gazete'de yayımlanan esas sözleşmede şirketin faaliyet konusu şu şekilde açıklanmıştır: Davalı şirketin ise yalnızca 4 ay önce, 21 Mayıs 2021 tarihinde kurulan şirketinin bu tarihli Gazete ilanında faaliyet alanı; cam, inşaat malzemeleri, inşaat, gastronomi ve mobilya başlıkları altında açıklanmıştır. Bu başlıklar altında belirtilen çalışma alanları Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com incelendiğinde, davalı şirketin, müvekkil şirkete global piyasada büyük bir tanınmışlık getiren bütün faaliyet alanlarını kapsayan bir faaliyet çerçevesi oluşturulduğu görülebilecektir. Dolayısıyla, müvekkil şirketin adına tescilli markayı izinsiz ve hukuk dışı yollarla kullanarak haksız kazanç elde eden davalı şirketin müvekkil şirketle aynı faaliyet alanında hizmet yürütmesi, tüketiciler nezdinde oluşacak karışıklığı büyük oranda artırmaktadır. 5. VELUX MARKA İSMİ, MÜVEKKİL ŞİRKETİN BAĞLI BULUNDUĞU VELUX GRUP TARAFINDAN KURULUŞ SIRASINDA ÜRETİLMİŞ, GERÇEKTE VAR OLMAYAN BİR KELİMEDİR. Burada önemle bir hususa daha değinmek isteriz. Şöyle ki; müvekkil şirkete ait VELUX markası oldukça ayırt edici nitelikte olup, bu kelime İngilizce "VE" ve Latince "LUX" kelimelerinin kombinasyonu sonucu, müvekkil şirketi 1941 yılında Danimarka'da kuran kurucular tarafından adeta ÜRETİLMİŞ bir ibaredir (bakınız: https://www.velux.com/who-we-are/about-us) . İngilizce'de "havalandırma" anlamına gelen "ventilation" kelimesinin kısaltılmışı olan "VE" ile, Latince'de "ışık" anlamında gelen "LUX" kelimelerinin birleştirilmesi ile, müvekkil şirket tarafından ortaya çıkan VELUX markasının yanlışlıkla veya fark etmeden kullanılması İMKANSIZDIR. Dolayısıyla sırf bu nedenden dolayı dahi, davalı şirketin açık bir biçimde müvekkil şirkete ait markayı müvekkil şirketten duyduktan sonra izinsiz ve hukuka aykırı şekilde kullanmaya başladığını görmeye yetecektir. VELUX gibi ayırt edici ve müvekkil şirketle ÖZDEŞLEŞMİŞ bir markanın başına VERANDA kelimesi getirilmesi, ne tüketicide oluşacak algı bakımından ne de hukuken bir anlam ifade etmemektedir. 6. DAVALININ TİCARET UNVANININ TERKİNİ GEREKMEKTEDİR. Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Müvekkil şirket, VELUX ticari unvanını 1941 yılında Danimarka'da ve 1999 yılında Türkiye'de tescil ettirmiş olup, yaklaşık 22 yıldır bu unvanı Türkiye'de, 80 yıldır ise uluslararası çapta dünyada kullanmaktadır. Aynı zamanda VELUX markası, müvekkil şirket adına 30.10.2008 tarihinden itibaren tescillidir. Bilindiği üzere tescil ve ilan edilen ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine ait olup, yaklaşık 4 ay önce kurulmuş olan davalı şirket, müvekkil şirkete ait ticaret unvanını ve markayı haksız şekilde kullanmaktadır ve ivedilikle ticaret unvanını terkini gerekmektedir. Konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2007/11-965 E., 2007/961 K. Sayılı ve 12.12.2007 tarihli kararı şu şekildedir: "Davalıya ait ticari unvanın tescili tarihinde unvan olarak seçilen ibarenin serbest olmadığı belirgindir. Zira, "A..." ibaresi, davacı tarafından üniversite ismi olarak kuruluş kanunuyla birlikte alınmış ve gerek isim gerek tanıtım şeklinde kullanılagelmiştir. Üniversite ismi ve tanıtımındaki bu kullanım, "tescilsiz marka kullanımı" niteliğindedir. Marka da ticari unvan da "ayırt edici işaretlerdir". Marka, bir teşebbüsün ürün ve hizmetlerini, rakiplerinkinden ayırmaya yönelik olup; ticari unvan ise, tacirlerin ticari işletmesine ilişkin muamelelerinde, icrasında kullanmak zorunda olduğu ismidir. Her ikisi de ayırt edici işaret olarak kullanılmaları nedeniyle "ayırt edicilik" kapasitesine sahiptir. Bu nedenle, tescil sırasında bu ibarenin serbest olması, yani üçüncü şahsın ibare üzerinde hukuken ileri sürebileceği bir hakkının bulunmaması gerekir... TTK'nın 57/1-5 anlamında davacının, üzerinde öncelik hakkı bulunan "A..." ibaresinin davalı yanca ticari unvan olarak tescili; aynı ibarenin aynı hizmetler için her iki tarafça da kullanılması nedeniyle, iltibas gerçekleşmiştir. Tarafların işaret ve hizmetlerinin aynı olmasının tüketicideki etkisi, davalının "A..." ibaresi ile başlayan ticari unvanı nedeniyle davacı üniversitesinin davalı şirkete ait olabileceğini veya tersine davalının okul ve üniversitelerinin de davacıya ait olabileceği düşüncesinin ortaya çıkması şeklinde gerçekleşebilecektir... Hal böyle olunca, davacının ismi ve hizmet markası "A.." ile, davalının ticari unvanının ayırt edici unsuru olan "A..." arasında iltibas değerlendirmesi yapıldığında; HEM AYIRT EDİCİ İŞARETLER HEM DE HİZMETLER AYNI OLDUĞUNA GÖRE İLTİBASIN VE Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F
üçüncü şahsın ibare üzerinde hukuken ileri sürebileceği bir hakkının bulunmaması gerekir... TTK'nın 57/1-5 anlamında davacının, üzerinde öncelik hakkı bulunan "A..." ibaresinin davalı yanca ticari unvan olarak tescili; aynı ibarenin aynı hizmetler için her iki tarafça da kullanılması nedeniyle, iltibas gerçekleşmiştir. Tarafların işaret ve hizmetlerinin aynı olmasının tüketicideki etkisi, davalının "A..." ibaresi ile başlayan ticari unvanı nedeniyle davacı üniversitesinin davalı şirkete ait olabileceğini veya tersine davalının okul ve üniversitelerinin de davacıya ait olabileceği düşüncesinin ortaya çıkması şeklinde gerçekleşebilecektir... Hal böyle olunca, davacının ismi ve hizmet markası "A.." ile, davalının ticari unvanının ayırt edici unsuru olan "A..." arasında iltibas değerlendirmesi yapıldığında; HEM AYIRT EDİCİ İŞARETLER HEM DE HİZMETLER AYNI OLDUĞUNA GÖRE İLTİBASIN VE Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com DOLAYISIYLA DA TARAFLAR ARASINDA REKABET VARLIĞI, DAVALININ SONRADAN TESCİL ETTİRDİĞİ TİCARİ UNVANDAKİ İBARENİN DAVACININ TESCİLSİZ MARKASINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET OLUŞTURDUĞU BELİRGİNDİR. Marka tescil tarihinden önce "A..." ibaresinin davacının üniversite ismi ve tescilsiz marka kullanım öncelik hakkına tecavüzün varlığı nedeniyle de, davalının ticari unvanından "A..." ibaresinin terkini koşullarının gerçekleştiğinin kabulü gerekir." Yukarıdaki Hukuk Genel Kurulu kararına ilişkin olarak doktrinde de, HGK’nın haksız rekabet hükümleri çerçevesinde verdiği kararın isabetli olduğu, tescilli markanın izin alınmadan unvan olarak kullanılması halinde de haksız rekabetin koşullarının mevut olduğunu ispatlamaya gerek kalmadan KHK m. 61-62 hükmü uyarınca tecavüz teşkil eden kullanımın durdurulmasına, marka olarak kullanılan sözcüğün ticaret unvanından terkinine karar verilebilmesi gerektiği ifade edilmiştir (bkz. Nomer Ertan, a.g.m., s. 413. Korkut da). HATTA SÖZ KONUSU YARGITAY HUKUK GENEL KURUL KARARINDA TESCİLSİZ BİR MARKA VARKEN SOMUT OLAYIMIZDAKİ TESCİLLİ BİR MARKA VE DAVALI ŞİRKETTEN YILLAR ÖNCE TİCARET SİCİLDE TESCİLİ YAPILMIŞ TİCARET UNVANI VARDIR. Dolayısıyla "öncelik ilkesi"nin de meydana geldiği işbu davamızda davalı şirketin ticaret unvanını terkin ettirilmesi gerektiği ortadadır. 7. İHTİYATİ TEDBİR TALEBİMİZ HAKKINDA İşbu dilekçemizde açıkladığımız üzere, davalı şirketin, müvekkil şirketin adına tescilli VELUX markasına tecavüz ettiği ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğu açıktır. Dava aşamasından önce gerek yazılı gerek de sözlü uyarılarla davalı şirkete iyi niyet ile yaklaşılmış olmasına rağmen hukuk dışı bu kullanımların hala devam ediyor olması müvekkil şirket yönünden geri dönülmesi imkansız zararlar doğurmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ihtiyati tedbire ilişkin 389.maddesi uyarınca; "hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunulması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com hallerde" ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Müvekkil şirketin içinde bulunduğu durum, Kanun'da sayılan bu haller arasına girdiğinden ve müvekkil şirketin uğradığı maddi ve manevi zarar, marka hakkına tecavüzün devam etmesi nedeniyle günden güne artış gösterdiğinden, ÖNCELİKLE DOSYA ÜZERİNDEN İNCELEME YAPILARAK ARA KARAR KURULMAK SURETİYLE İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİ gerekmektedir. Verilecek ihtiyati tedbirin kapsamında ise, davalı şirketin VELUX markasını bütün mecra ve şekillerde kullanımının, ilgili reklam ve tanıtımların durdurulması hususlarının yer almasını talep ederiz. HUKUKİ NEDENLER : 6769 Sayılı Kanun, HMK, TTK ve her türlü yasal mevzuat. DELİLLER : Davalının sunacağı delillere karşı delil ileri sürme, beyanda bulunma ve ek delil ileri sürme hakkımız saklı kalmak kaydıyla; - Dava dilekçemizin ekindeki belgeler, - Müvekkil şirkete, davalı şirkete ve VELUX Grup'a ait her türlü ticari kayıt, ticari defterler, cari hesap dökümleri, banka kayıtları, - Marka tesciline ilişkin her türlü belge, TPE kayıtları, TTSG ilanları, - Tarafların internet sayfaları, sosyal medya sayfaları da dahil olmak üzere online içerikler, - Taraflara ait VELUX markasının kullanıldığı her türlü yazılı ve online tanıtım, reklam, içerik, belge, fatura, sözleşme, broşür, - Beşiktaş 6. Noterliğinin 20 Ağustos 2021 tarihli ve 25610 Yevmiye Numaralı İhtarname, - Emsal Mahkeme Kararları, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay Kararları - Keşif ve Bilirkişi incelemesi (yerinde inceleme talebimiz bulunmaktadır) - Yemin, tanık, ikamesi mümkün her türlü yasal delil. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda izah edilen sebeplerle- fazlaya ilişkin her türlü hukuki ve cezai talep, maddi ve manevi tazminat ve şikayet haklarımız saklı kalmak kaydıyla-; 1. Öncelikle İHTİYATİ TEDBİR TALEBİMİZİN KABULÜNE, Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 2. Davalı şirketin TİCARET UNVANINI TERKİNİNE, 3. Davalı şirketin müvekkil şirketin marka haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin TESPİTİNE, 4. Davalı şirketin haksız rekabet ve marka haklarına tecavüzünün MEN'İNE/ ÖNLENMESİNE, sonuçlarının ortadan KALDIRILMASINA, 5. Dava sonunda verilecek hükmün kesinleşmesini müteakip masrafları davalı şirketten alınarak Türkiye çapında yayımlanan bir gazetede yayımlanmasına, 6. Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz talep ederiz. Saygılarımızla, Davacı VELUX ÇATI PENCERELERİ TİCARET LTD. ŞTİ. Vekili Av. Öykü EYÜBOĞLU
4.ASİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ'NE DOSYA NO: 2024/323 E. DAVACI: Seracettin AKGÜN-Tc no: 261 913 462 60 ADRESİ.: Umut mah. 73046 .nolu sok. No: 7 İçkapı no:4 Şehitkamil-Gaziantep VEKİLİ..: Av.Mehmet TAŞDOĞAN -Gaziantep barosu Sicil no: 1129 ADRESİ.: Zeytinli mah. Koluman kule kat 6 d. 8 Şehitkamil-Gaziantep DAVALI: Millenicom Telekomünikasyon hizmetleri aş. ADRESİ:4.Levent,.Libadiye sokağı no 3 34415 Kağıthane /İstanbul KEP ADRESİ: millenicom@hs01.kep.tr KONU: CEVABA CEVAP HK. TEBLİĞ TARİHİ: 29/10/2024 Davalı tarafın sunuduğu cevap dilekçesindeki tüm hususları red ediyoruz. Davalı,daha önce , Gaziantep 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/407 e.nolu hukuk dava dosyasına konu dosyalar (bu davadan farklı ceza kovuşturmaları) nedeniyle, tazminat yükümlüsü olmuştur. Davalının sunduğu sözleşmedeki imzaların, kaşe kullanmak marifetiyle(imzayı taklit eden kaşe kullanılarak ) yapıldığını, zaten dava dilekçemizde de ayrıntılı olarak belirtmiştir. Davalı yan , davayı uzatmak , yargıyı yanıltmak çabası içindedir. TALEP SONUCU: Cevap dilekçemizin kabulü ile gereğini saygıyla arz ve talep ederiz. 11/11/2024 Davacı vekili Av.Mehmet TAŞDOĞAN
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA Dosya No : 2023/531 - Esas Cevaba Cevap Veren Davacı : Sompo Sigorta A.Ş. (VKN-3870197553) / İSTANBUL Vekili : Av.Arb.Okan YILMAZ / [16578-75470-53897] UETS Davalı : Srovan Yangın Korunum Anonim Şirketi (Sarıgazi VD-7810740066 ) Vekili : Av. Ramazan YILMAZ T. Konusu : Davalı-Borçlunun Cevaplarına Karşı Cevaplarımızın Sunulmasından İbarettir. İzahı : Davalı-borçlu tarafından sunulan cevap dilekçesi tarafımıza 09/07/2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı- borçlu cevap dilekçesinde özetle ; icra dosyasında eklenmeyen belgelere dayanılarak itirazın iptali davası açılamayacağını , icra dairesinin yetkisiz olduğunu , hiç kimsenin devletin mahkemelerinde şansını deneyemeyeceğini , belgenin tahrif edildiğini , eksper raporunda üretim hatası tespit edilmediğini vs. iddia etmiştir. Davalı- borçlunun cevap dilekçesindeki iddiaları mesnet ve dayanaktan yoksun olup davamızın kabulüne karar verilmelidir. Şöyle ki; 1-) DAVALI-BORÇLUNUN TAKİP TALEBİNE EKLENMEYEN BELGEYE DAYANARAK İTİRAZIN İPTALİ DAVASI AÇILA MAYACAĞI İDDİASI HUKUKİ MESNET VE DAYANAKTAN YOKSUNDUR. Davalı-borçlu tarafından sunulan kararlar incelendiğinde ; itirazın iptali davalarında borcun sebebinin değiştirilemeyeceği söylenmekte olup icra dosyasına eklenmeyen belgelere dayanılarak itirazın iptali davası açılamaz şeklinde değildir. Yani borcun sebebi değiştirilmemek kaydıyla icra dosyasına sunulmayan belgelere dayanılarak itirazın iptali davası açılmasında hukuki bir engel yoktur zira belgelerin eklenip eklenmemesi takip hukukunu ilgilendiren bir husustur. Bu husus ; YARGITAY19. HUKUK DAİRESİ'nin 13/06/2012 tarih ve E. 2012/3053 , K. 2012/10039 sayılı ilamında ; "....Ödeme emrinde takip dayanağı belgelerin eklenmemesi takip hukukuna göre süresinde icra tetkik hakimliğine yapılacak şikayete konu bir husustur. Bu durumda mahkemece, davacı banka kayıtları incelenerek ve 07.02.2005 tarihli kredi sözleşmesi hükümleri gözetilerek, davacı bankanın takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu miktarın saptanması için bilirkişiden rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi doğru görülmemiştir. ..." şeklinde verilen karar ile açıkça hüküm altına alınmıştır. İtirazın iptali davasında değiştirile meyecek şey borcun sebebi olup icra takibine konu borç , icra dosyasına evrak sunul mamış olsa dahi itirazın iptali davasında her türlü deliller ispat edilebilir. İcra dosyası incelendiğinde ; takip dayanağı borcun "rücu alacağından " kaynaklandığı , "ödeme belgeleri, sigorta poliçesi, eksper raporu, fotoğraflar hasar dosyası ve kapsamı, olaya ilişkin her türlü bilgi ve belge, yasal her türlü evrak ve delil" şeklinde takip dayanağı belgelerin sayıldığı açıkça görülmektedir. Hukuken zorunluluk bulunmamasına rağmen tarafımızdan borcun varlığının hangi evraklara dayandığı icra dosyasında sayılmıştır. Dolayısıyla rücu alacağımızın tahsili için açtığımız itirazın iptali davasında her türlü delille ispat etmemize hukuken bir engel yoktur. Bu husus; YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ'nin 01/06/2020 tarih ve E. 2017/1273 , K. 2020/1442 sayılı ilamında ;"....Ödeme emrini alan borçlu borcun sebebine ve takibin dayandığı belgeye göre aleyhindeki ilamsız icra takibine itiraz edebilir. İcra takibinde yer alan ve borçlu tarafından itiraza uğrayan kısım, itirazın iptali davasının konusunu oluşturur. Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Zira, aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötüniyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır ....." YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ'nin 05/03/2020 tarih ve E. 2020/223 , K. 2020/2090 sayılı ilamında ; ".....Görülmektedir ki, itirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir. İtirazın iptali davası takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınmak gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Zira, aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötüniyetli yapılması da alacaklı açısından tazminata bağlanmıştır. ....." şeklinde verilen kararlar ile açıkça hüküm altına alınmıştır. Kaldı ki tarafımızdan icra takibinde belirttiğimiz belgeler başka evrak olmasa dahi alacağımızın varlığını ispat açısından yeterli olacaktır. Davalının emsal olarak dilekçesinde belirttiği ; YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ'nin 27/04/2018 tarih ve E. 2016/17466 , K. 2018/2414 sayılı ilamının ilgili kısmı ; "....Dava, umre hizmet sözleşmesi gereğince yapılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı takip talebinde borcun sebebini göstermiş olup, İİK 58/5. maddesine göre takip talebinde bulunması gereken hususlardan biri de borcun sebebinin beyan edilmesidir. Takip konusu belgenin aslının veya örneğinin verilmemesi, takip talebinin geçerliliğini etkilemeyecektir. Her ne kadar takip talebine takip dayanağı sözleşme eklenmemiş ise de, açılan itirazın iptali davasında delil olarak bu belge sunulmuştur. Hal böyle olunca, somut olayda takip dosyasında dayanılmayan bir belgenin dava da dayanak olarak gösterilmesi söz konusu değildir. Mahkemece bu yön gözetilerek iddiasının kanıtlanması yönünde davacı delilleri ve davalının karşı delilleri toplanarak işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir. ..." şeklinde olup söz konusu karar bütün olarak değerlendirildiğinde ; takip talebinde borcun sebebinin gösterilmesinin yeterli olduğu , takip dayanağı belgenin aslının veya örneğinin icra dosyasına sunulmamasının takip talebinin geçerliliğini etkilemeyeceği , takip dayanağı sözleşme icra dosyasına sunulmasa dahi itirazın iptali davasında delil olarak sunulması halinde mahkemece bu delilin dikkate alınması gerektiği açıkça görülmektedir. Özetle söz konusu karar davalının iddiasını destekler nitelikte değil tam tersine çürütür niteliktedir. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'nun 14/12/2011 tarih ve E. 2011/19-617 , K. 2011/749 sayılı ilamı ; "....Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle itirazın iptali davasında takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olmasına, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılmasına olanak bulunmamasına takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılmayan belgenin itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılmasının mümkün bulunmamasına(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.05.2006 gün ve 2006/19-260 E. 2006/251 K. sayılı ilamı) ve eldeki davada dayanılan üç faturadan sadece ikisinin icra takibine konu edilmiş ve bu fatura bedellerinin ödendiğinin Hukuk Genel Kurulu'nca kabul edilmiş olmasına ve Özel Daire'ce "sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına" karar verilmesi karşısında, inceleme konusu yapılmamış olan, 1210 kg malın eksik teslim edildiğine ilişkin nizanın takip konusu yapılmayan üçüncü fatura ile ilgili olarak açılacak davada irdelenmesi olanağının bulunmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda
özellikle itirazın iptali davasında takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olmasına, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılmasına olanak bulunmamasına takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılmayan belgenin itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılmasının mümkün bulunmamasına(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.05.2006 gün ve 2006/19-260 E. 2006/251 K. sayılı ilamı) ve eldeki davada dayanılan üç faturadan sadece ikisinin icra takibine konu edilmiş ve bu fatura bedellerinin ödendiğinin Hukuk Genel Kurulu'nca kabul edilmiş olmasına ve Özel Daire'ce "sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına" karar verilmesi karşısında, inceleme konusu yapılmamış olan, 1210 kg malın eksik teslim edildiğine ilişkin nizanın takip konusu yapılmayan üçüncü fatura ile ilgili olarak açılacak davada irdelenmesi olanağının bulunmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır ...." şeklinde olup davalı-borçlunun dilekçesine yazdığı metin ile hiçbir ilgisi yoktur. Söz konusu karar tarafımızdan ; https://legalbank.net/belge/y-hgk-e-2011-19-617-k-2011-749-t-14-12-2011-itirazin-iptali- davasi/1389403/%222011_19-617%22 adresinden temin edilmiştir. Dilekçesinde tarafımızı evrak tahrif etmekle (hiçbir şekilde kabul etmemekle birlite ) itham eden davalı-borçlunun söz konusu metnin kaynağını ispat etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Aksi takdirde kendisi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yerine karar yazmış ve kararını tahrif etmiş olacaktır. Bu kararda açıkça belirtildiği üzere takip konusu yapılmayan bir fatura vardır ve itirazın iptali davasında bu fatura nedeniyle alacak talebinde bulunulamayacağı söylenmektedir. Bu hususta borcun sebebini ilgilendiren bir durumdur. Söz konusu kararın icra dosyasına sunulmayan (icra dosyasında dayanılan ile icra dosyasına sunulan evrak kavramları birbirinden farklıdır. Zira bir evraka dayanılmış ama icra dosyasına sunulmamış olabilir ) evrakın itirazın iptali davasında delil olamayacağı iddiası ile hiçbir ilgisi yoktur. Yukarıda izah edildiği üzere tarafımızdan borcun sebebi "RÜCU ALACAĞI " olarak belirtilmiştir. Yine "ödeme belgeleri, sigorta poliçesi, eksper raporu, fotoğraflar hasar dosyası ve kapsamı, olaya ilişkin her türlü bilgi ve belge, yasal her türlü evrak ve delil" şeklinde takip dayanağı belgeler takip talebinde gösterilmiş olup gösterdiğimiz deliller hukuka uygundur. Bu nedenle de davamızın kabulüne karar verilmelidir. Yine davanın esasına bir etkisi olmamakla birlikte davalının savunma sınırlarını aşacak şekilde müvekkilimizi önüne gelen her olayda ezbere icra takibi başlatmakla ve karşı tarafın takibe itiraz etmemesini ummakla itham etmesine karşılık davalıya kaç tane takibimizle muhatap olduğunu ve böyle bir genellemeyi nasıl yapabildiğini sormak isteriz. Müvekkilimiz umutla değil hukuk kuralları çerçevesinde hakkınını arar. Haklı yada haksız olduğumuna da muhatapları değil Türk Milleti adına karar vermeye yetkili olan bağımsız ve tarafsız mahkemeler karar verir. 2-) DAVALI-BORÇLUNUN İCRA DAİRESİNİN YETKİSİZ OLDUĞU YÖNÜNDEKİ İDDİASI HUKUKİ MESNET VE DAYANKATAN YOKSUNDUR. Şöyle ki; A-) Davaya konu hasarın oluşmasına neden olan sprinkler davalı-borçlu tarafından üretilmektedir. Davalı aynı zamanda satıcıdır. Montajı yapıp yapmadığı ise delil dilekçemizde belirttiğimiz deliller toplandığında ortaya çıkacaktır. Davalı-borçlu üretici olduğundan ve üreticinin arada sözleşme olmasa dahi hukuken haksız fiil hükümlerine göre sorumluluğu bulunduğundan icra takibine ve davaya haksız fiilin vuku bulduğu, zararın meydana geldiği, zarar görenin yerleşim yeri olan "Kayseri" icra daireleri ve mahkemeleri yetkilidir. Sprinkler davalı-borçludan satın alındığından ve eksper raporunda belirtildiği haliyle montajı davalı-borçlu tarafından gerçekleştirildiğinden sözleşmenin ifa edildiği yer olan "Kayseri" icra daireleri ve mahkemeleri yetkilidir. Yine para borçları götürülecek borçlardan olduğundan ve müvekkilimizin sigortalısı Kayseri'de bulunduğundan "Kayseri" icra daireleri ve mahkemeleri yetkili olacaktır. Dolayısıyla Kayseri icra daireleri ve mahkemeleri birden fazla yetki kuralı çerçevesinde yetkilidir. Bu nedenle de davalı-borçlunun yetki itirazı açıkça hukuki mesnet ve dayanaktan yoksun olup reddi gerekmektedir. Bu hususlar; YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 29/01/2007 tarih ve E.2005/14074, K. 2007/1037 sayılı ilamında ; "...TTK. nun 1301. maddesi hükmü gereğince kasko sigortacısı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve bu sebeple sigortalı mal sahibinin hak ve yetkilerine sahip olur. Bu halefiyet ilkesi gereğince, sigortalı zarar sorumlusuna karşı tazminat davasını hangi yer mahkemesinde açması gerekiyor ise, kasko sigortacısının da rücu davasını aynı yer mahkemesinde açması gerekir ...." YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 30/06/2021 tarih ve E. 2020/5083 , K. 2021/5398 sayılı ilamında ; "...Yargıtay HGK 27.11.1996 gün 1996/4-588 esas ve 1996/831 karar, 13.02.2002 gün 2002/4-114 esas ve 2002/84 karar, 15.04.2011 gün 2011/4-58 esas ve 2011/176 karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, üretici ile alıcı arasında bir sözleşme ilişkisi yoktur. Ancak öğretide ve uygulamada üretici ile zarar gören arasında böyle bir bağ olmasa bile üreticinin sözleşme dışı sorumlu tutulabileceği, Türk Hukukunda üreticinin sorumluluğuna ilişkin özel bir sorumluluk düzenlenmemişse de (Yasa koyucu bu konudaki yasa boşluğunu görerek 12.03.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile üreticinin sorumluluğu hüküm altına alınmış ve bu konudaki yasa boşluğu giderilmiştir.) bu konuda Borçlar Kanunu’nun 41. (6098 sayılı TBK’nın 49. ) maddesinin 1. fıkrasındaki hükmün uygulanabileceği kabul edilmiştir. Bu madde hükmü uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Üreticinin buradaki sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Üretici bulunduğu faaliyet gereği hukuk düzenince gerekli olan ve kendisinden beklenebilen tüm özeni göstermesi, önleyici tedbirler alması gerekir. Üreticinin sorumlu tutulabilmesi için taraflar arasında akdi ilişki bulunması da zorunlu değildir. Üretici BK’nun 41. madde hükmü uyarınca meydana gelen haksız fiilden sorumludur. Ürün ile üretici (Üreticinin fiili ile üründeki ayıp nedeniyle meydana gelen zarar.) arasında uygun illiyet bağı bulunduğu takdirde üretici meydana gelen zararı tazminle yükümlüdür ...." YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 09/01/2014 tarih ve E. 2013/10046 , K. 2014/362 sayılı ilamında ; "...Dava konusu hasarın davalı şirket tarafından imal edilen vinç kaplininin üretim hatası nedeniyle kırılması ve halatın sarıldığı tamburun dönmesini engelleyecek bir mekanizmanın olmaması sebebiyle kaldırılmakta olan kapağın 25 metre yükseklikten aşağıda bulunan baraj kapaklarının üzerine düşmesi sonucu oluştuğu bilirkişilerce belirlenmiştir. Mahkemece, davalı ile davacının sigortalısı arasında akdi bir ilişki bulunmadığı, davalının vinci satıp teslim ettiği dava dışı N. Makina ve San. A.Ş.'nin sözleşme gereği kesin kabule esas testleri yapmaması ve daha sonra davacının sigortalısına satması nedeniyle üretici davalının zarardan sorumlu olmadığına hükmedilmiştir. Oysa, az önce de belirtildiği üzere uyuşmazlık konusu hasarın vinç kaplinindeki üretim hatası sonucu meydana geldiği sabittir. Her ne kadar imalatçı davalı ile davacının sigortalısı arasında akdi bir ilişki olmasa da, bu durum hasar oluşması halinde imalatçının imal ettiği üründeki ayıbın yol açtığı hasardan dolayı haksız fiil sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Nitekim, söz konusu kazadan sonra kazaya neden olan ayıp, davalı tarafından tamirat yoluyla giderilmiştir. Öte yandan dava dışı N. Makina ve San. A.Ş.'nin davalıya karşı sözleşmeden kaynaklanan kontrol yükümlülüklerini yapmaksızın vinci teslim aldıktan sonra davacının sigortalısına satması da davalının az önce de açıklandığı şekilde ayıplı üründen kaynaklanan haksız fiil sorumluluğunu ortadan kaldıran bir neden olarak kabul
San. A.Ş.'nin sözleşme gereği kesin kabule esas testleri yapmaması ve daha sonra davacının sigortalısına satması nedeniyle üretici davalının zarardan sorumlu olmadığına hükmedilmiştir. Oysa, az önce de belirtildiği üzere uyuşmazlık konusu hasarın vinç kaplinindeki üretim hatası sonucu meydana geldiği sabittir. Her ne kadar imalatçı davalı ile davacının sigortalısı arasında akdi bir ilişki olmasa da, bu durum hasar oluşması halinde imalatçının imal ettiği üründeki ayıbın yol açtığı hasardan dolayı haksız fiil sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Nitekim, söz konusu kazadan sonra kazaya neden olan ayıp, davalı tarafından tamirat yoluyla giderilmiştir. Öte yandan dava dışı N. Makina ve San. A.Ş.'nin davalıya karşı sözleşmeden kaynaklanan kontrol yükümlülüklerini yapmaksızın vinci teslim aldıktan sonra davacının sigortalısına satması da davalının az önce de açıklandığı şekilde ayıplı üründen kaynaklanan haksız fiil sorumluluğunu ortadan kaldıran bir neden olarak kabul edilemeyeceğinden mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir ...." YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 25/05/2021 tarih ve E. 2021/1274 , K. 2021/4387 sayılı ilamında ; "...İcra takip ve dava konusu bir miktar para alacağının tahsili istemine ilişkindir. TBK'nın 89/1. (Eski BK m. 73/1) hükmüne göre, “Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde” ifa edilir. Bu durumda anılan kanun hükmü uyarınca davacı alacaklının kendi yerleşim yerinde icra takibi ikame edebileceği gözetilerek, işin esasının incelenmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır ...." YARGITAY 17.HUKUK DAİRESİ'nin 26/09/2013 tarih ve E. 2013/13651 , K. 2013/12913 sayılı ilamında ; "....Bilindiği gibi ilke olarak bir davada, davalı sayısı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılabileceği gibi (HMK m. 7/1; HUMK'nın m. 9/II.c.1), aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu, zararın meydana geldiği, zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. ..." YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ'nin 12/10/2016 tarih ve E. 2016/15890 , K. 2016/18382 sayılı ilamında ; "....HMK.'nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. (Bkz. HGK. 5.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı) Somut olayda az yukarıda anılan HMK.'nun 10. maddesi gereğince taraflar arasında oluşan sözleşme ilişkisine göre sözleşmenin ifa yeri mahkemesi davaya bakmaya yetkilidir. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir ...." şeklinde verilen kararlar ile açıkça hüküm altına alınmıştır. B-) Davalının 7223 sayılı yasa yürürlüğe girdikten sonra haksız fiil hükümlerinin uygulanmayacağı dolayısıyla haksız fiilin gerçekleştiği yer olan Kayseri mahkemelerinin yetkili olmayacağı yönündeki iddiası da mesnet ve dayanaktan yoksundur. 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanununun "Ürün sorumluluğu tazminatı" başlıklı Madde 6 – (1) Ürünün, bir kişiye veya bir mala zarar vermesi halinde, bu ürünün imalatçısı veya ithalatçısı zararı gidermekle yükümlüdür. (2) İmalatçı veya ithalatçının sorumlu tutulabilmesi için, zarar gören tarafın uğradığı zararı ve uygunsuzluk ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispat etmesi zorunludur. (3) Ürünün sebep olduğu zarardan birden fazla imalatçı veya ithalatçının sorumlu olması halinde, bunlar müteselsilen sorumlu tutulurlar. (4) İmalatçı veya ithalatçıyı üründen kaynaklanan tazminat sorumluluğundan kurtaran ya da bu sorumluluğu azaltan sözleşmelerin ilgili maddeleri hükümsüzdür. (5) Ürünün sebep olduğu zarar nedeniyle ödenecek maddi ve manevi tazminat miktarının belirlenmesinde 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır. (6) Tazminat talebi için zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren üç yıl ve her halde zararın doğduğu tarihten itibaren on yıldır. (7) Diğer kanunlardaki tazminat sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır. Şeklinde düzenleme içermektedir. Söz konusu düzenleme yürürlüğe 12/03/2020 tarihli resmi gazete ile girmiştir. Bu düzenleme yürürlüğe girdikten sonra ; YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 30/06/2021 tarih ve E. 2020/5083 , K. 2021/5398 Sayılı İlamında ; "....Yargıtay HGK 27.11.1996 gün 1996/4-588 esas ve 1996/831 karar, 13.02.2002 gün 2002/4-114 esas ve 2002/84 karar, 15.04.2011 gün 2011/4-58 esas ve 2011/176 karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, üretici ile alıcı arasında bir sözleşme ilişkisi yoktur. Ancak öğretide ve uygulamada üretici ile zarar gören arasında böyle bir bağ olmasa bile üreticinin sözleşme dışı sorumlu tutulabileceği, Türk Hukukunda üreticinin sorumluluğuna ilişkin özel bir sorumluluk düzenlenmemişse de (Yasa koyucu bu konudaki yasa boşluğunu görerek 12.03.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile üreticinin sorumluluğu hüküm altına alınmış ve bu konudaki yasa boşluğu giderilmiştir.) bu konuda Borçlar Kanunu’nun 41. (6098 sayılı TBK’nın 49. ) maddesinin 1. fıkrasındaki hükmün uygulanabileceği kabul edilmiştir. Bu madde hükmü uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Üreticinin buradaki sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Üretici bulunduğu faaliyet gereği hukuk düzenince gerekli olan ve kendisinden beklenebilen tüm özeni göstermesi, önleyici tedbirler alması gerekir. Üreticinin sorumlu tutulabilmesi için taraflar arasında akdi ilişki bulunması da zorunlu değildir. Üretici BK’nun 41. madde hükmü uyarınca meydana gelen haksız fiilden sorumludur. Ürün ile üretici (Üreticinin fiili ile üründeki ayıp nedeniyle meydana gelen zarar.) arasında uygun illiyet bağı bulunduğu takdirde üretici meydana gelen zararı tazminle yükümlüdür. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 16.04.2015 gün, 2014/8733 esas ve 2015/5518 karar, 16.03.2011 gün 2010/9917 esas ve 2011/3356 karar, 11.10.2016 gün 2016/4075 esas ve 2016/13270 karar, 11. Hukuk Dairesi’nin 05.03.2014 gün 2014/1814 esas ve 2014/2165 karar, 23.10.2014 gün 2013/14654 esas ve 2014/16363 karar, 4 Hukuk Dairesi’nin 11.04.2000 gün, 2000/517 esas ve 2000/3348 karar, 27.03.1995 gün 6256 esas 2596 karar sayılı kararlarında da üreticinin ayıplı maldan dolayı meydana gelen zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir. Tüm bu açıklanan nedenlerle davalı ... ... GMBH firmasının üretici firma olması, diğer davalı ... ... GMBH’nin ise ürünü yurtdışından üretici Böske firmasından alarak ürünün bulunduğu ambalajlara kendi ismini yazarak analiz raporlarını sunmak suretiyle ürünün tasarımını ve imalatını yaptırıp kendi isim ve ticari markası ile piyasaya arz etmesi nedeniyle üretici sıfatı ile meydana gelen zararlardan müteselsilen sorumlu oldukları gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken dosya kapsamındaki delillerin ve tarafların hukuki durum ve sorumluluklarının yanılgılı değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. ..." şeklinde verilen karar ile bu kanundaki sorumluluğunda haksız fiil sorumluğu olduğu açıkça yazmaktadır. Bu nedenle de haksız fiilin meydana geldiği Kayseri mahkemeleri yetkilidir. Davalının yetki itirazının reddine karar verilmelidir. 3-) DAVALI, TARAFIMIZSDAN MAHKEMENİZİN GEREKSİZ OYALADIĞINI VE ŞANSIMIZI DENEDİĞİMİZİ İDDİA ETMİŞTİR. SÖZ KONUSU İDDİA MESNET
sorumlu olduğu belirtilmiştir. Tüm bu açıklanan nedenlerle davalı ... ... GMBH firmasının üretici firma olması, diğer davalı ... ... GMBH’nin ise ürünü yurtdışından üretici Böske firmasından alarak ürünün bulunduğu ambalajlara kendi ismini yazarak analiz raporlarını sunmak suretiyle ürünün tasarımını ve imalatını yaptırıp kendi isim ve ticari markası ile piyasaya arz etmesi nedeniyle üretici sıfatı ile meydana gelen zararlardan müteselsilen sorumlu oldukları gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken dosya kapsamındaki delillerin ve tarafların hukuki durum ve sorumluluklarının yanılgılı değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. ..." şeklinde verilen karar ile bu kanundaki sorumluluğunda haksız fiil sorumluğu olduğu açıkça yazmaktadır. Bu nedenle de haksız fiilin meydana geldiği Kayseri mahkemeleri yetkilidir. Davalının yetki itirazının reddine karar verilmelidir. 3-) DAVALI, TARAFIMIZSDAN MAHKEMENİZİN GEREKSİZ OYALADIĞINI VE ŞANSIMIZI DENEDİĞİMİZİ İDDİA ETMİŞTİR. SÖZ KONUSU İDDİA MESNET VE DAYANAKTAN YOKSUN OLDUĞU GİBİ SAVUNMA SINIRLARINIDA AŞMAKTADIR. Öncelikle belirtmek isteriz ki müvekkilimiz şirket dünya çapında bir şirket olup haksız kazanca ihtiyacı yoktur. Mahkemelerde de şansını değil hakkını arar. Söz konusu itham savunma sınırlarını aşmıştır. Davalı kanun gereğince ürettiği malın ayıplı olması nedeniyle meydana gelen zarardan sorumludur. Davalının sorumluluğu hem kanunla hem de Yargıtay kararları ile sabittir. Davalının ürettiği ürünün ayıplı olduğu bağımsız ve tarafsız olarak görev yapan sigorta eksperi tarafından tespit edilmiştir. Sigorta eksperlik mesleği 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nda Madde 2/M bendinde; “Sigorta Eksperi: Sigorta konusu risklerin gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan kayıp ve hasarların miktarını, nedenlerini ve niteliklerini belirleyen ve mutabakatlı kıymet tespiti, ön ekspertiz ve hasar gözetimi gibi işleri mutat meslek olarak yapan tarafsız ve bağımsız kişi” şeklinde tanımlanmıştır. Söz konusu tanımdan da anlaşılacağı üzere eksperler sigorta şirketlerinin çalışanları değildir. Sigorta eksperleri hazine müsteşarlığı tarafından denetlenir. Sigorta eksperleri tarafından sunulan raporlar ise yerleşik Yargıtay kararları çerçevesinde bilirkişi raporu olarak kabul edilir ve mahkemece alınan bilirkişi raporu ile eksper raporunun çelişmesi halinde çelişki giderilmeden hüküm tesis edilemez. Özetle eksper raporu hukuki kıymete haiz bir rapordur. Bu husus; YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ'nin 10/05/2016 tarih ve E. 2016/877 , K. 2016/5725 sayılı ilamında ; ".....mahkemece davacı vekilinin itirazları doğrultusunda ve eksper raporu ile bilirkişi raporu arasındaki bariz çelişkinin giderilmesi yönünde yeni bir bilirkişi raporu alınmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz ...." şeklinde verilen karar ile açıkça hüküm altına alınmıştır. Eksper raporunda ayıplı olduğunu tespit edilen ürün nedeniyle meydana gelen zararın rücuen tazminini talep etmek ne mahkemeleri boş yere oyalamak ne de şansını denemek anlamına gelir. Asıl mahkemeleri oyalayan ve şansını deneyen davalıdır. Zira kanunen sorumlu olduğu bir zarardan savunma sınırlarını aşan ithamlarda bulunarak yargılamayı asıl uyuşmazlık konusundan uzaklaştırmaya çalışmaktadır. 4-) DAVALININ MÜVEKKİLİMİZİN BELGE TAHRİF ETTİĞİ İDDİASIDA HEM MESNET VE DAYANAKTAN YOKSUN HEM DE SAVUNMA SINIRLARINI AŞAN BİR İDDİADIR. Davalı dilekçesinde savunma sınırlarını aşacak ve hoş karşılanmayacak şekilde müvekkilimiz ve eksperin okuduğunu anlama zafiyeti olduğunu iddia etmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere eksperler sigorta şirketlerinin elemanı değildir. Davalı bunu bildiği (en azından bilmesi gerektiği) halde kasıtlı olarak eksperi müvekkilimiz şirketin bir çalışanı gibi gösterme gayretine girmektedir. Ancak bu çabasının kanunları çok iyi bilen mahkemeniz karşısında boşa olduğu aşikardır. Davalının hiç kimseyi anlama zafiyeti olmadığı gibi ağır bir ithamla itham etme hakkı da yoktur. Hele hele bilerek ve kasti olarak gerçek dışı beyanda bulunulduğu gibi ağır bir suçlama ile karşı karşıya bırakma hakkı hiç yoktur. Söz konusu evrak algıda bütünlük çerçevesinde yanlış değerlendirilmiş olabilir. Ortada kasıtlı yapılan bir şeyin olmadığı söz konusu evrakın mahkemenize sunulmasından açıkça anlaşılmaktadır. Kaldı ki davalı montajı yapmamış olsa dahi üründeki ayıptan satıcı ve üretici olarak gene sorumludur. Davalının yazının tahrif edildiği yönündeki iddiası ise gerçekle bağdaş mamaktadır. Söz konusu belge değiştirilmemiş, üzerinde oynanmamış, yok edilmemiş ve gizlenmemiştir. Söz konusu belge tarafımızdan mahkemeye olduğu gibi sunulmuş olup belgenin kimseyi aldatma yeteneği de yoktur. Davalının müvekkilimiz hakkında hukuki bir ithamda bulunurken bunu iyi araştırması ve ithamının hukuki bir karşılığının olup olmadığını iyi değerlendirmesi gerekmektedir. Zira tahrif edilmemiş bir belgenin tahrif edildiğini iddia ederek hem savunma sınırlarını aşmış hem de mahkemeyi yanıltma gayretine girmiş olacaktır. 5-) Davalı davaya konu siprinkerin kendilerine gönderildiğini ve kendilerinin test yaptığını iddia etmiştir. Ancak sigortalı ile yapılan harici görüşmede sadece patlamaya neyin neden olabileceğinin davalıdan sorulduğu , siprinkerin davalıya gönderil mediği, davalının herhangi bir test veya analiz yapmadığı ve patlayan siprinkerin halen kendileri tarafından muhafaza edildiği söylenmiştir. Bu nedenle de davalının aksi yöndeki iddialarını kabul etmiyoruz. 6-) Her ne kadar davalı-borçlu vermiş olduğu cevapta ; söz konusu olayın mekanın soğuk olması ve sprinkterin donması nedeniyle meydana geldiğini iddia etmişse de bu iddiası mesnet ve dayanaktan yoksundur. Zira su baskının olduğu tarihte sigortalı iş yeri faaliyettedir ve ısınma sistemi çalışmaktadır. Sprinkterin patladığı yer icra kurulu başkanının odası olup ısıtılmadığı düşünülemez. Yine tüm okulda aynı sitemin kurulu olduğu ve sprinkterlerden sadece birinin problem çıkarttığı düşünüldüğünde bu iddianın gerçeği yansıtmadığı da açıkça ortadadır. Şayet bir donma söz konusu olsa idi tüm sprinkterlerin donması gerekirdi. Tüm bu hususlar davalı-borçlunun iddiasının gerçeği yansıtmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Davaya konu olay davalının ürünün ayıplı olması (üretim hatası bulunması) nedeniyle meydana gelmiştir. Davalı dilekçesinde ürünün donma nedeniyle patlamış olabileceğine yaptıkları test ve analizler sonucunda ulaştıklarını söyledikten sonra cevap dilekçesinde montaj hatası olduğunu iddia etmesi kendi içerisinde çelişki oluşturmaktadır. Zira donma ile montaj arasında illiyet bağı yoktur. Madem montaj hatası vardı neden cevabi yazıda bu hususa hiç değinilmemiştir. Davalının iddialarının aksine dava konusu zarar söz konusu ürün ayıplı olması (üretim hatası bulunması) nedeniyle patlamıştır. Bu nedenle de davalı meydana gelen zarardan sorumludur. 7-) Davalının diğer tüm iddiaları da mesnet ve dayanaktan yoksun olup kabul etmiyoruz. 8-) Davalının cevaplarına cevap olarak yukarıda açıkladığımız hususlar dışında dava dilekçemizi burada aynen cevaba cevap dilekçesi olarak tekrar ediyoruz. H.Nedenler : TTK.,TBK.,KMK,TMK, KYTK., HMK., ve ilgili yasal mevzuat. Deliller : Davalı Tarafından Yazılan 14/03/2022 Tarihli Yazı, Davaya Konu Yangın Sisteminin ve Spinkterin Alımına İlişkin Sözleşme ve Faturalar ( Özal Gayrimenkul İnşaat Ticaret A.Ş. 'den veya Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş.den istenecek ) ; Davaya Konu Yangın Sisteminin ve Spinkterin Montajına İlişkin Sözleşme ve Faturalar ( Özal Gayrimenkul İnşaat Ticaret A.Ş. 'den veya Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş.den istenecek ) ; Davaya Konu Spinkter ( Ellerinde mevcutsa Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş.den istenecek ) ; Sigorta Poliçesi, Beyan, Ticaret Sicil Müdürlüğü Kayıtları, İbraname, Hasar Dosyası ve kapsamı, Ödeme Belgeleri, Fotoğraflar, Eksper Raporları, Kayseri Genel İcra Dairesinin 2022/48251 E. Sayılı Dosyaları , Kayseri Arabuluculuk Bürosu 2022/2355 Büro, 2022/124544 Arabuluculuk Numaralı Dosyası,
: TTK.,TBK.,KMK,TMK, KYTK., HMK., ve ilgili yasal mevzuat. Deliller : Davalı Tarafından Yazılan 14/03/2022 Tarihli Yazı, Davaya Konu Yangın Sisteminin ve Spinkterin Alımına İlişkin Sözleşme ve Faturalar ( Özal Gayrimenkul İnşaat Ticaret A.Ş. 'den veya Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş.den istenecek ) ; Davaya Konu Yangın Sisteminin ve Spinkterin Montajına İlişkin Sözleşme ve Faturalar ( Özal Gayrimenkul İnşaat Ticaret A.Ş. 'den veya Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş.den istenecek ) ; Davaya Konu Spinkter ( Ellerinde mevcutsa Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş.den istenecek ) ; Sigorta Poliçesi, Beyan, Ticaret Sicil Müdürlüğü Kayıtları, İbraname, Hasar Dosyası ve kapsamı, Ödeme Belgeleri, Fotoğraflar, Eksper Raporları, Kayseri Genel İcra Dairesinin 2022/48251 E. Sayılı Dosyaları , Kayseri Arabuluculuk Bürosu 2022/2355 Büro, 2022/124544 Arabuluculuk Numaralı Dosyası, Faturalar, Tanık, Bilirkişi İncelemesi, Keşif, Yemin Ve Her Türlü Yasal Delil. Netice-İ Talep : Yukarıda ve Dava Dilekçemizde Kısaca Arz Ve İzah Ettiğimiz Nedenlerle Fazlaya Dair Haklarımız Saklı Kalmak Kaydıyla; 1-) Davalı-Borçlunun İcra Dosyasına Yaptığı Yetki İtirazının Reddine, 2-) Davalı-Borçlunun Kayseri Genel İcra Dairesinin 2022/48251 E. Sayılı Dosyasına Yapmış Olduğu İtirazın İptali ile Takibin Kaldığı Yerden Devamına, 3-) Davalı-Borçlunun % 20 den Aşağı Olmamak Üzere Müvekkilimize İcra İnkar ve Kötüniyet Tazminatı Ödemesine, 4-) Yargılama Giderleri İle Ücreti Vekâletin Karşı Tarafa Tahmiline, Karar Verilmesini Saygılarımızla Vekâleten Arz Ve Talep Ederiz. 19/07/2023 Davacı Sompo Sigorta A.Ş. Vekili Av.Uzm.Arb. Okan YILMAZ
Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'NE DOSYA NO : 2024/103 E. DAVALI : Segmentify Yazılım Anonim Şirketi VEKİLLERİ : Av. Burcu Okyay, Av. Nur Şevval Çınar (Adres antettedir) DAVACILAR : 1) Muammer Can Tüfekci 2) Trendify Yazılım ve Danışmanlık Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. Necdet Kaan Menderes KONU : Huzurdaki davaya ilişkin ikinci cevap dilekçemizin süresi içinde sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; ''Trendify Analytic Solutions'' ve ''Trendify '' markalarının izinsiz ve usule aykırı olarak kullanıldığını, fiili tecavüz oluştuğunu ve marka haklarının ihlal edildiği iddiasıyla marka hakkına tecavüz fiilini oluşturduğunun tespitine ve Müvekkil Şirket'e ait sitelere erişimin engellenmesine ve tecavüzün durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Önemle ifade etmek isteriz ki, dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde iddia edilen hususlar somut gerçeğe, usule ve hukuka aykırı olup; işbu dilekçede ifade ettiğimiz hususlar doğrultusunda davacının tüm taleplerinin reddi gerekmektedir. HUKUKİ GEREKÇELER : ESASA İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ: 1)DAVACI, CEVABA CEVAP DİLEKÇESİNDE MÜVEKKİL ŞİRKET'İN TRENDİFY MARKASINI SADECE BİR KEZ KULLANDIĞINI İDDİA ETMİŞ İSE DE CEVAP DİLEKÇEMİZİN EKİNDE SUNULU BELGELER İLE DAVACININ TRENDİFY MARKASINI 2015 SENESİNDEN İTİBAREN ARALIKSIZ BİR ŞEKİLDE AKTİF OLARAK KULLANDIĞI SABİTTİR. Cevap dilekçemizi tekrarla Müvekkil Şirket, 2015 senesinde kurulmuş olup halihazırda 40 farklı ülkede 250'den fazla şirkete hizmet veren Müşteri Etkileşim Platformudur. E-ticaret Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com sitelerine kişiselleştirme servisi sunan Segmentify, akıllı ürün önerileri ile dönüşüm oranını artırmaya devam etmektedir. Müvekkil Şirket, 2015 senesinde alt ürün olarak e-ticaret sitelerine gerçek zamanlı dönüşüm analizli çözümleri sunmaya yarayan ''Trendify'' ürününü çıkartmış ve bu doğrultuda sektörün en önemli yayıncılarından olan Webrazzi ile ''Trendify'' markasının lansmanı yapılmıştır. Müvekkil Şirket; 2015 senesinde tanıtımını yaptığı ''Trendify'' markasını ve ''Trendify Analytic Solutions'' markasını uzun süredir kullanmış ve halihazırda kullanmaya devam etmektedir. Müvekkil Şirket tarafından ürünün marka adının kendine ait olması sebebiyle tüm sosyal medya hesaplarında ''Trendify'' ve ''Trendify Analytic Solutions'' ibaresini 2015 senesinden itibaren haklı olarak kullanılmaktadır. Bu hususu tespit eden belgeleri cevap dilekçemizin ekinde dosyaya sunmuş olmamız davacının iddialarının hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını ispat etmektedir. Bilindiği üzere hukukumuzda temel olarak marka hakkının korunması asıl olarak tescil edilmiş olmaya bağlanmışsa da hakkaniyet gereği tescilsiz markaların korunmasına ilişkin düzenleme ve içtihatlar bulunmaktadır. Ülke genelinde aktif olarak kullanılmış, tanınırlık kazanmış ve bu şekilde ticari hayata devam eden markalar varlığı tescil edilmemiş olsalar dahi korunmaktadır. Bu husus gerçek hak sahipliği ilkesi olarak tanımlanmaktadır. Gerçek hak sahipliği, temelde haksız rekabetin önlenmesi ve dürüstlük kuralı çerçevesinde gelişmiş bir ilke olup ticari hayatta belli bir isim ve logo ile tanınan, aktif olarak faaliyet gösteren ve tüketici kitlesinde belli oranda tanınırlık kazanan ticari işletmelerin sırf markasını tescil ettirmemiş olması nedeniyle hukuki korumadan mahrum kalmasını engellemekte ve yine tescil ettirmemiş olması sebebiyle markasının başka işletmelerce tescili ile rekabetin zarar görmesi riskinin ortadan kaldırılmasını sağlamaktadır. Nitekim, SMK Md. 6/3 kapsamında tescili olmayan ve gerekli şartları sağlayan markaların sahiplerinin önceye dayalı kullanım nedeniyle gerçek hak sahibi oldukları kabul edilmektedir. Yukarıdaki açıkladığımız tanım doğrultusunda, Müvekkil Şirket'in ''Trendify'' ve ''Trendify Analytics Solution'' markasını 2015 senesinden beri aktif kullandığı ve bu doğrultuda ticari hayatta bilinir hale getirdiği işbu dilekçe ekinde sunacağımız belgeler ve aşağıda detaylıca açıklayacağımız hususlarla ispatlanmış olup gerçek hak sahibi olduğu şüpheye mahal vermeksizin görülmektedir. Müvekkilin piyasaya sunmakta olduğu “Trendify” ve ''Trendify Analytics Solution'' markalı ürünleri ile tüketici nezdinde yüksek bir tanınırlığa ulaşmıştır. Müvekkilin faaliyet göstermekte olduğu yaklaşık 10 yıllık süre zarfında dünya çapındaki ticari faaliyetleri ve tanıtımları neticesinde tüketiciler nezdinde tercih edilen, uluslararası alanda belirli bir tanınırlığa ulaşmış bir marka haline gelmiştir. HAL BÖYLE İKEN, MÜVEKKİL ŞİRKET'İN Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com MARKA ÜZERİNDE ÖNCEYE DAYALI KULLANIM HAKKINA SAHİP OLMASI SEBEBİYLE GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ MÜVEKKİL ŞİRKETE AİTTİR . Vurgulamak isteriz ki, Müvekkil Şirket ''Trendify'' ve ''Trendify Analytic Solutions'' markalarını davacıdan çok daha önce kullanmaya başlamıştır. Yukarıda da belirttiğimiz üzere, Müvekkil Şirket markasını 2015 senesinde tanıtmış ve o tarihten itibaren kullanmaktadır. Davacı taraf ise ''Trendify Analytics Solutions'' markasını 2020 senesinde tescil ettirmiş, ''Trendify'' markasının tescili için ise 2023 senesinde başvuru yapmış ancak tescil edilmemiştir. Bu husus Müvekkil Şirket'in gerçek hak sahibi olduğunu kanıtlamaktadır. Müvekkil Şirket'in markayı davacıdan çok daha uzun süre önce kullanmaya başladığına dair birkaç örnek aşağıdaki şekildedir: Sektörün en önemli yayıncılarından olan Webrazzi ile Trendify markasının lansmanı 2015 yılında yapılmıştır. (Ek -1 : 22.10.2015 tarihli - Trendify Lansmanına İlişkin Webrazzi Tarafından Paylaşılan Yazı) Müvekkil Şirket tarafından her yıl yapılan basın açıklamalarında marka ismi kullanılmıştır. (Ek-2 6 Haziran 2016 tarihli Paylaşım) Sektörün önde gelen gazetecilerinin sayfalarında Müvekkil Şirket için ''Trendify'' adı ile tanıtım yazıları paylaşılmıştır. (Ek-3 31 Ocak 2017 tarihli Paylaşım) Ayrıca, ekte sunacağımız arşiv kayıtlarında da görüleceği üzere ''Trendify'' ve ''Trendify Analytics Solutions'' markalarının 2015 senesinden itibaren Müvekkil Şirket tarafından kullanıldığına ilişkin bir çok blog yazısı, markanın Müvekkil Şirket'e ait olduğuna dair podcast yayını, marka ile ilgili yapılan işbirlikleri ve markaya dair yazılan raporlarda bulunmaktadır. Bu husus, marka için önemli yatırımlar yapıldığını dolayısıyla ekonomik değerinin arttığını göstermektedir. Ekonomik değerinin yüksek olması da müvekkil markalarının tanınmışlığını değerlendirirken göz önünde bulundurulan kriterlerden birisidir. Yukarıdaki açıklamalarımız ve ekte sunacağımız belgelerden de anlaşılacağı üzere Müvekkil Şirket ''Trendify'' ve ''Trendify Analytics Solutions'' markaları üzerinde gerçek hak sahipliğine sahiptir. Nitekim, SMK Md. 6/3 kapsamında tescili olmayan ve gerekli şartları sağlayan markaların sahiplerinin önceye dayalı kullanım nedeniyle gerçek hak sahibi oldukları kabul edilmektedir. Yargıtay 11. HD., 2017/3943 Esas, 2019/1154 Karar sayılı ve 13.02.2019 Tarihli kararında; '' gerçek hak sahipliği ilkesi gereği, yurt içinde, marka başvurusundan önce ve markaya Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com konu işaretin tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden yoğun ve sıkı kullanım sonucu işaret üzerinde önceye dayalı hak elde edilmiş olması halinde, o işaret üzerinde gerçek hak sahibi olan kişiye öncelik hakkı tanınır. Ancak söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir.'' Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 1998/5146 K. Sayılı İlamı; “.. İsviçre-Türk markalar hukuku, marka üzerindeki
sahiplerinin önceye dayalı kullanım nedeniyle gerçek hak sahibi oldukları kabul edilmektedir. Yargıtay 11. HD., 2017/3943 Esas, 2019/1154 Karar sayılı ve 13.02.2019 Tarihli kararında; '' gerçek hak sahipliği ilkesi gereği, yurt içinde, marka başvurusundan önce ve markaya Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com konu işaretin tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden yoğun ve sıkı kullanım sonucu işaret üzerinde önceye dayalı hak elde edilmiş olması halinde, o işaret üzerinde gerçek hak sahibi olan kişiye öncelik hakkı tanınır. Ancak söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir.'' Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 1998/5146 K. Sayılı İlamı; “.. İsviçre-Türk markalar hukuku, marka üzerindeki hakkın iktisabı ve korunması ile ilgili olarak üç önemli ilkeye dayanır. Marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Buna gerçek hak sahibi denilir ve bu tescil ettiren kimsenin bu tescili kurucu etkiye sahiptir. Ancak bu tescil sadece hak sahibine başlangıçta şarta bağlı bir hak sağlayabilir. Gerçek hak sahibinin dava açıp bu markayı tescil ettireceği tarihe kadar kurucu etkiye sahipliği devam eder. Çünkü hakiki gerçek hak sahipliği ikinci bir bağımsız ve münferit mülkiyete hak vermez. Markanın hakiki hak sahibi markasının aynısını veya tefrik edilmeyecek benzerini, her nasılsa marka olarak tescil ettiren kimsenin, sonradan tescil edilmiş markanın terkinin istenebileceğini...” Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/13807 E. 2018/4547 K. Sayılı ve 09.06.2018 tarihli ilamı; “…Az önce de ifade edildiği üzere, marka üzerinde gerçek hak sahipliği ilkesi geçerli olduğundan markayı ilk kez oluşturup kullanan kişinin 556 sayılı KHK’nın 8/3. maddesi uyarınca korunması gerekmekte olup, bu tür kullanımın markasal kullanım olduğunun kanıtlanması yeterlidir. Bu bakımdan, mahkemece markanın davacı kullanımları ile bilinir hale getirilmediği gerekçesi doğru görülmemiş; bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilmiştir,” 2) ''TRENDIFY'' ve ''TRENDIFY ANALYTIC SOLUTIONS'' MARKALARI UZUN SÜREDİR MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN AKTİF OLARAK KULLANILMAKTA VE SEKTÖRDE MÜVEKKİL ŞİRKET MARKASI OLARAK İTİBAR KAZANMIŞTIR. Müvekkil şirket, markalarını uzun yıllardır aktif olarak kullanmakta ve bu markalar sektörde geniş bir bilinirlik ve itibar kazanmış bulunmaktadır. Müvekkil şirket, “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markasını 2015 yılından beri kullanmaktadır. Marka, hem Türkiye'de hem de uluslararası düzeyde geniş bir bilinirlik ve tanınırlığa sahiptir. Markanın tanınmışlığına ilişkin olarak, aşağıda belirtilen WIPO Uzmanlar Komitesi tarafından belirlenen ve TPMK tarafından onaylanan kriterler göz önünde bulundurulmalıdır: Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İlgili Sektörde Bilinme ve Tanınma Derecesi: “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markaları, faaliyet gösterdiği sektörde geniş bir bilinirlik ve tanınırlık derecesine ulaşmıştır. Bu, ilgili sektörlerdeki uzmanlar, tüketiciler ve işletmeler tarafından yaygın bir şekilde tanınmaktadır. Markanın Kullanım Süresi ve Coğrafi Kapsamı: “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markaları, yaklaşık 10 yıldır aktif olarak kullanılmakta olup, bu süre zarfında hem Türkiye'de hem de uluslararası pazarlarda geniş bir coğrafi alanda tanıtılmıştır. Fuar ve Sergilerdeki Tanıtımlar ve Marka Promosyonları: Markaların, çeşitli fuar ve sergilerde aktif bir şekilde tanıtımı yapılmış, geniş kapsamlı reklam kampanyaları düzenlenmiş ve geniş bir kitleye ulaşılmıştır. Markalara Atfedilen Değer: “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markasına atfedilen değer, markaların sektörde kazandığı itibar ve ayırt edicilik ile ölçülmektedir. Markaların uzun yıllar süren kullanımı ve tanıtım faaliyetleri sonucunda toplum nezdinde kazandığı itibarı göz ardı edilemeyecektir. Ayrıca TRIPS Sözleşmesi’nin 16/2. maddesi uyarınca, bir markanın tanınmış marka olarak kabul edilmesi için "herkes tarafından bilinir olması" gerekmez; markanın ilgili sektörde tanınmış olması yeterlidir. Müvekkil şirketin “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markaları, ilgili sektörde bilinirliği ile tanınmış marka statüsündedir. Doktrinde tanınmış markalara ilişkin yapılan tanımlar da müvekkil şirketin markasının bu kapsama girdiğini doğrulamaktadır. Tekinalp Ünal’ın tanımında belirtildiği üzere, “... Bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunmuş markalar değil, ülke çapında ilgili çevrelerce bilinen markalar tanınmış marka olarak kabul edilir”. “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions '' markalarının uzun yıllar boyunca kullanılması ve bu süre zarfında kazandığı itibar ve ayırt edicilik göz önüne alındığında, aynı ismin başka bir kişi veya kuruluş tarafından tescil edilmesi, Türk Ticaret Kanunu’nun 54. ve 55. maddelerinde tanımlanan iltibas ve haksız rekabet oluşturmaktadır. Bu durum davacının kötü niyetli hareket ettiğini göstermektedir. Müvekkil şirketin “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions '' markaları , yaklaşık 10 yıldır aktif olarak kullanılmakta olup, geniş bir bilinirlik ve tanınırlığa sahiptir. Bu nedenle, müvekkil şirketin tescilsiz marka haklarının korunması önem arz etmektedir. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 3)DAVACININ HAKSIZ BİR ŞEKİLDE TESCİL BAŞVURUSU YAPTIĞI MARKALARA DAYANARAK AÇMIŞ OLDUĞU MARKA HAKKINA TECAVÜZÜN ÖNLENMESİ DAVASININ REDDİ ÖNEM ARZ ETMEKTEDİR. Müvekkil Şirket, marka olarak kullandığı ''Trendify' ' ve ''Trendify Analytic Solutions'' markalarını belgelerle kanıtlandığı üzere 2015 yılından bu yana fiilen kullanmaktadır. Müvekkil Şirket'in bu markaları tescilsiz olarak uzun yıllardır kullanması, üzerinde öncelikli hak sahibi olduğunu göstermektedir. Davacı, Müvekkil Şirket'e ait markaların tanınırlığından yararlanarak haksız bir şekilde kendi adına tescil başvurusunda bulunulmuştur. Önemle belirtmek gerekmektedir ki, davacının Müvekkil Şirketîn global anlamda tanınan bir Şirket olup davacının Müvekkil Şirket ve markalarının tanınırlığından haberdar olmaması mümkün değildir. Davacıların, Müvekkil Şirket'e ait olan ''Trendify'' ve ''Trendify Analytic Solutions'' markalarını tescil ettirmeye yönelik girişimleri açıkça kötü niyetli bir davranıştır ve hukuken kabul edilmemesi gerekmektedir. Davacıların, marka hukukunun sağladığı koruma haklarını suistimal ederek haksız menfaat elde etmeye çalıştığı çok net bir şekilde ortadadır. Nitekim, tescil başvurusunda bulunan her gerçek ve tüzel kişi, basiretli bir tacir gibi davranarak, başvurusu öncesinde gerekli araştırmayı yapmak zorundadır. Bu araştırmanın yapılmamış olması, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve haksız şekilde Müvekkil Şirket'e ait markaları tescil ettirdiğini göstermektedir. Yukarıda açıkladığımız hususlar ışığında, davacının haksız ve kötü niyetli olarak tescil ettirdiği markaya dayanarak açmış olduğu marka hakkına tecavüzün önlenmesi davasının reddedilmesi gerekmektedir. Müvekkil Şirket'in markası üzerindeki öncelikli hak sahipliği, davacıların davasının dayanaksız olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca, davacıların bu tür haksız davalarla Müvekkil Şirket'i zor durumda bırakma ve haksız menfaat sağlamaya çalışması hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5773 E. 2014/12538 K. ve 30.06.2014 Tarihli ilamı; “Dava; markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir............ Mahkemece, tescil edilen markanın davacı tarafından uzun zamandan beri tescilsiz olarak kullanıldığı, davalının bu kullanımdan ve markadan haberdar olduğu, buna rağmen kötüniyeli olarak markayı adına tescil ettirdiği, kötüniyetin varlığı nedeniyle markanın tescilli olduğu tüm emtialar yönünden hükümsüz olacağı gerekçesiyle davalı
tacir gibi davranmadığını ve haksız şekilde Müvekkil Şirket'e ait markaları tescil ettirdiğini göstermektedir. Yukarıda açıkladığımız hususlar ışığında, davacının haksız ve kötü niyetli olarak tescil ettirdiği markaya dayanarak açmış olduğu marka hakkına tecavüzün önlenmesi davasının reddedilmesi gerekmektedir. Müvekkil Şirket'in markası üzerindeki öncelikli hak sahipliği, davacıların davasının dayanaksız olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca, davacıların bu tür haksız davalarla Müvekkil Şirket'i zor durumda bırakma ve haksız menfaat sağlamaya çalışması hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5773 E. 2014/12538 K. ve 30.06.2014 Tarihli ilamı; “Dava; markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir............ Mahkemece, tescil edilen markanın davacı tarafından uzun zamandan beri tescilsiz olarak kullanıldığı, davalının bu kullanımdan ve markadan haberdar olduğu, buna rağmen kötüniyeli olarak markayı adına tescil ettirdiği, kötüniyetin varlığı nedeniyle markanın tescilli olduğu tüm emtialar yönünden hükümsüz olacağı gerekçesiyle davalı adına TPE nezdinde kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne ve Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com sicilden terkini kararında bir isabetsizlik yoktur.” Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4221 E. 2013/3985 K. 05.03.2013 Tarihli ilamı; “Davacı, markanın gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile terkinini talep etmiştir. Davacının kullandığı ibare de davalının markasının kayıtlı olduğu 04 ve 39. sınıf mal ve hizmetlere ilişkin olup davacının eylemli kullanımının kömür ticareti olduğu, dosyaya sunduğu faturalar ile bir kısım müşterileri olan şirketlere nakliyat işi yaptığı hususunu ve markasını 1994 yılından beri kullanımını kanıtladığı, davalı tarafın kullanımının ise 2008 tarihi ve sonrasına ait bulunduğu, önceki tarihlerde bu ibareyi marka olarak kullandığını kanıtlayamadığı, davalı şirket başvurusundan daha önceki bir tarihte davacı şirketin bu ibareyi kullanmaya başladığı ve kullanımının ilgili sektörde uzun süredir devam ettiği ve ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğu kullanımının aynı sınıfta yer alan yakacak maddeleri üzerinde olduğu gerekçesiyle, davalı adına tescilli ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi hukuka uygundur.” 2015 yılından itibaren kullanılan markaların Müvekkil Şirket'e ait olduğu ve bu doğrultuda sektörde bilinirliği olduğu dosyaya sunmuş olduğumuz belgelerle ispatlanmıştır. Hal böyle iken, davacının sektörde bilinen bir markayı kendi markasıymış gibi tescil ettirmesi hukuken kabul edilebilir olmadığı gibi haksız bir şekilde tescil ettirdiği markaya dayanarak açmış olduğu marka hakkına tecavüzün önlenmesi davasının reddi gerekmektedir. HUKUKİ NEDENLER : SMK, HMK, İİK ve ilgili diğer sair tüm mevzuat. HUKUKİ DELİLLER : Davacı tarafın sunacağı beyanlara karşı ilave iddia, savunma, delil ve tanık sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla, işbu dilekçemize ilişik belgeler ile delil listemiz ve delillerimiz: 1)Bilirkişi İncelemesi 2)Keşif 3)Tanık 4)Ürünler ve ürünlere ilişkin tüm bilgi ve belgeler 5)İnternet ve Diğer Sosyal Medya Platformlarındaki Paylaşımlar 6)Markaların 2015 senesinden itibaren Müvekkil Şirket tarafından kullanıldığına ilişkin blog yazıları Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 7)Markaların Müvekkil Şirket'e ait olduğuna dair yapılan podcast yayını 8)Markalar ile ilgili yapılan işbirlikleri ve markalara dair yazılan raporlar 9)Ticari Defter ve Belgeler 10)Ve sair yasal tüm deliller 11)Davacı tarafça sunulacak delillere karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla ikamesi mümkün yasal her türlü delil SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda arz ve izah ettiğimiz üzere; tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; hukuki mesnetten uzak ve haksız kazanca yönelik davanın tüm yönleri ile esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla bilvekâle arz ve talep ederiz. 25.06.2024 Davalı Segmentify Yazılım Anonim Şirketi Vekili Av. Burcu Okyay, Av. Nur Şevval Çınar E-İmzalıdır.
Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'NE DOSYA NO : 2024/103 E. DAVALI : Segmentify Yazılım Anonim Şirketi VEKİLLERİ : Av. Burcu Okyay, Av. Nur Şevval Çınar (Adres antettedir) DAVACILAR : 1) Muammer Can Tüfekci 2) Trendify Yazılım ve Danışmanlık Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. Necdet Kaan Menderes KONU : Huzurdaki davaya ilişkin itiraz dilekçemizin süresi içinde sunulması ile haksız davanın REDDEDİLMESİ talebinden ibarettir. AÇIKLAMALAR Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı dava dilekçesinde özetle; ''Trendify Analytic Solutions'' ve ''Trendify '' markalarının izinsiz ve usule aykırı olarak kullanıldığını, fiili tecavüz oluştuğunu ve marka haklarının ihlal edildiği iddiasıyla marka hakkına tecavüz fiilini oluşturduğunun tespitine ve Müvekkil Şirket'e ait sitelere erişimin engellenmesine ve tecavüzün durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Önemle ifade etmek isteriz ki, dava dilekçesinde iddia edilen hususlar somut gerçeğe, usule ve hukuka aykırı olup; işbu dilekçede ifade ettiğimiz hususlar doğrultusunda davacının tüm taleplerinin reddi gerekmektedir. A. VAKIALAR 1.Müvekkil Şirket, 2015 senesinde kurulmuş olup halihazırda 40 farklı ülkede 250'den fazla şirkete hizmet veren Müşteri Etkileşim Platformudur. E-ticaret sitelerine kişiselleştirme servisi sunan Segmentify, akıllı ürün önerileri ile dönüşüm oranını artırmaya devam etmektedir. 2. Müvekkil Şirket, 2015 senesinde alt ürün olarak e-ticaret sitelerine gerçek zamanlı dönüşüm analizli çözümleri sunmaya yarayan ''Trendify'' ürününü çıkartmış ve bu doğrultuda sektörün en önemli yayıncılarından olan Webrazzi ile ''Trendify'' markasının lansmanı yapılmıştır. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 3. Müvekkil Şirket; 2015 senesinde tanıtımını yaptığı ''Trendify'' markasını ve ''Trendify Analytic Solutions'' markasını uzun süredir kullanmış ve halihazırda kullanmaya devam etmektedir. Müvekkil Şirket tarafından ürünün marka adının kendine ait olması sebebiyle tüm sosyal medya hesaplarında ''Trendify'' ve ''Trendify Analytic Solutions'' ibaresi haklı olarak kullanılmaktadır. HUKUKİ GEREKÇELER : ESASA İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ: 1) MÜVEKKİL ŞİRKET'İN MARKA ÜZERİNDE ÖNCEYE DAYALI KULLANIM HAKKINA SAHİP OLMASI SEBEBİYLE GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ MÜVEKKİL ŞİRKETE AİTTİR. Vakıalar kısmında açıkladığımız üzere, Müvekkil Şirket 2015 senesinde ''Trendify'' isimli ürününü tanıtmış bu doğrultuda ''trendify'' ve ''trendify analytics solutions'' markalarını 2015 senesinden beri düzenli olarak kullanmaya devam etmektedir. Bilindiği üzere hukukumuzda temel olarak marka hakkının korunması asıl olarak tescil edilmiş olmaya bağlanmışsa da hakkaniyet gereği tescilsiz markaların korunmasına ilişkin düzenleme ve içtihatlar bulunmaktadır. Ülke genelinde aktif olarak kullanılmış, tanınırlık kazanmış ve bu şekilde ticari hayata devam eden markalar varlığı tescil edilmemiş olsalar dahi korunmaktadır. Bu husus gerçek hak sahipliği ilkesi olarak tanımlanmaktadır. Gerçek hak sahipliği, temelde haksız rekabetin önlenmesi ve dürüstlük kuralı çerçevesinde gelişmiş bir ilke olup ticari hayatta belli bir isim ve logo ile tanınan, aktif olarak faaliyet gösteren ve tüketici kitlesinde belli oranda tanınırlık kazanan ticari işletmelerin sırf markasını tescil ettirmemiş olması nedeniyle hukuki korumadan mahrum kalmasını engellemekte ve yine tescil ettirmemiş olması sebebiyle markasının başka işletmelerce tescili ile rekabetin zarar görmesi riskinin ortadan kaldırılmasını sağlamaktadır. Nitekim, SMK Md. 6/3 kapsamında tescili olmayan ve gerekli şartları sağlayan markaların sahiplerinin önceye dayalı kullanım nedeniyle gerçek hak sahibi oldukları kabul edilmektedir. Yukarıdaki açıkladığımız tanım doğrultusunda, Müvekkil Şirket'in ''Trendify'' ve ''Trendify Analytics Solution'' markasını 2015 senesinden beri aktif kullandığı ve bu doğrultuda ticari hayatta bilinir hale getirdiği işbu dilekçe ekinde sunacağımız belgeler ve aşağıda detaylıca açıklayacağımız hususlarla ispatlanmış olup gerçek hak sahibi olduğu şüpheye mahal vermeksizin görülmektedir. Müvekkilin piyasaya sunmakta olduğu “Trendify” ve ''Trendify Analytics Solution'' markalı Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com ürünleri ile tüketici nezdinde yüksek bir tanınırlığa ulaşmıştır. Müvekkilin faaliyet göstermekte olduğu yaklaşık 10 yıllık süre zarfında dünya çapındaki ticari faaliyetleri ve tanıtımları neticesinde tüketiciler nezdinde tercih edilen, uluslararası alanda belirli bir tanınırlığa ulaşmış bir marka haline gelmiştir . Vurgulamak isteriz ki, Müvekkil Şirket ''Trendify'' ve ''Trendify Analytic Solutions'' markalarını davacıdan çok daha önce kullanmaya başlamıştır. Yukarıda da belirttiğimiz üzere, Müvekkil Şirket markasını 2015 senesinde tanıtmış ve o tarihten itibaren kullanmaktadır. Davacı taraf ise ''Trendify Analytics Solutions'' markasını 2020 senesinde tescil ettirmiş, ''Trendify'' markasının tescili için ise 2023 senesinde başvuru yapmış ancak tescil edilmemiştir. Bu husus Müvekkil Şirket'in gerçek hak sahibi olduğunu kanıtlamaktadır. Müvekkil Şirket'in markayı davacıdan çok daha uzun süre önce kullanmaya başladığına dair birkaç örnek aşağıdaki şekildedir: Sektörün en önemli yayıncılarından olan Webrazzi ile Trendify markasının lansmanı 2015 yılında yapılmıştır. (Ek -1 : 22.10.2015 tarihli - Trendify Lansmanına İlişkin Webrazzi Tarafından Paylaşılan Yazı) Müvekkil Şirket tarafından her yıl yapılan basın açıklamalarında marka ismi kullanılmıştır. (Ek-2 6 Haziran 2016 tarihli Paylaşım) Sektörün önde gelen gazetecilerinin sayfalarında Müvekkil Şirket için ''Trendify'' adı ile tanıtım yazıları paylaşılmıştır. (Ek-3 31 Ocak 2017 tarihli Paylaşım) Ayrıca, ekte sunacağımız arşiv kayıtlarında da görüleceği üzere ''Trendify'' ve ''Trendify Analytics Solutions'' markalarının 2015 senesinden itibaren Müvekkil Şirket tarafından kullanıldığına ilişkin bir çok blog yazısı, markanın Müvekkil Şirket'e ait olduğuna dair podcast yayını, marka ile ilgili yapılan işbirlikleri ve markaya dair yazılan raporlarda bulunmaktadır. Bu husus, marka için önemli yatırımlar yapıldığını dolayısıyla ekonomik değerinin arttığını göstermektedir. Ekonomik değerinin yüksek olması da müvekkil markalarının tanınmışlığını değerlendirirken göz önünde bulundurulan kriterlerden birisidir. Yukarıdaki açıklamalarımız ve ekte sunacağımız belgelerden de anlaşılacağı üzere Müvekkil Şirket ''Trendify'' ve ''Trendify Analytics Solutions'' markaları üzerinde gerçek hak sahipliğine sahiptir. Nitekim, SMK Md. 6/3 kapsamında tescili olmayan ve gerekli şartları sağlayan markaların sahiplerinin önceye dayalı kullanım nedeniyle gerçek hak sahibi oldukları kabul edilmektedir. Yargıtay 11. HD., 2017/3943 Esas, 2019/1154 Karar sayılı ve 13.02.2019 Tarihli kararında; Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com '' gerçek hak sahipliği ilkesi gereği, yurt içinde, marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden yoğun ve sıkı kullanım sonucu işaret üzerinde önceye dayalı hak elde edilmiş olması halinde, o işaret üzerinde gerçek hak sahibi olan kişiye öncelik hakkı tanınır. Ancak söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir.'' Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 1998/5146 K. Sayılı İlamı; “.. İsviçre-Türk markalar hukuku, marka üzerindeki hakkın iktisabı ve korunması ile ilgili olarak üç önemli ilkeye dayanır. Marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Buna gerçek hak sahibi denilir ve
270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com '' gerçek hak sahipliği ilkesi gereği, yurt içinde, marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden yoğun ve sıkı kullanım sonucu işaret üzerinde önceye dayalı hak elde edilmiş olması halinde, o işaret üzerinde gerçek hak sahibi olan kişiye öncelik hakkı tanınır. Ancak söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir.'' Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 1998/5146 K. Sayılı İlamı; “.. İsviçre-Türk markalar hukuku, marka üzerindeki hakkın iktisabı ve korunması ile ilgili olarak üç önemli ilkeye dayanır. Marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Buna gerçek hak sahibi denilir ve bu tescil ettiren kimsenin bu tescili kurucu etkiye sahiptir. Ancak bu tescil sadece hak sahibine başlangıçta şarta bağlı bir hak sağlayabilir. Gerçek hak sahibinin dava açıp bu markayı tescil ettireceği tarihe kadar kurucu etkiye sahipliği devam eder. Çünkü hakiki gerçek hak sahipliği ikinci bir bağımsız ve münferit mülkiyete hak vermez. Markanın hakiki hak sahibi markasının aynısını veya tefrik edilmeyecek benzerini, her nasılsa marka olarak tescil ettiren kimsenin, sonradan tescil edilmiş markanın terkinin istenebileceğini...” Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/13807 E. 2018/4547 K. Sayılı ve 09.06.2018 tarihli ilamı; “…Az önce de ifade edildiği üzere, marka üzerinde gerçek hak sahipliği ilkesi geçerli olduğundan markayı ilk kez oluşturup kullanan kişinin 556 sayılı KHK’nın 8/3. maddesi uyarınca korunması gerekmekte olup, bu tür kullanımın markasal kullanım olduğunun kanıtlanması yeterlidir. Bu bakımdan, mahkemece markanın davacı kullanımları ile bilinir hale getirilmediği gerekçesi doğru görülmemiş; bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilmiştir,” 2) ''TRENDIFY'' ve ''TRENDIFY ANALYTIC SOLUTIONS'' MARKALARI UZUN SÜREDİR MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN AKTİF OLARAK KULLANILMAKTA VE SEKTÖRDE MÜVEKKİL ŞİRKET MARKASI OLARAK İTİBAR KAZANMIŞTIR. Müvekkil şirket, markalarını uzun yıllardır aktif olarak kullanmakta ve bu markalar sektörde geniş bir bilinirlik ve itibar kazanmış bulunmaktadır. Müvekkil şirket, “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markasını 2015 yılından beri kullanmaktadır. Marka, hem Türkiye'de hem de uluslararası düzeyde geniş bir bilinirlik ve tanınırlığa sahiptir. Markanın tanınmışlığına ilişkin olarak, aşağıda belirtilen WIPO Uzmanlar Komitesi tarafından belirlenen ve TPMK tarafından onaylanan kriterler göz önünde Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com bulundurulmalıdır: İlgili Sektörde Bilinme ve Tanınma Derecesi: “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markaları, faaliyet gösterdiği sektörde geniş bir bilinirlik ve tanınırlık derecesine ulaşmıştır. Bu, ilgili sektörlerdeki uzmanlar, tüketiciler ve işletmeler tarafından yaygın bir şekilde tanınmaktadır. Markanın Kullanım Süresi ve Coğrafi Kapsamı: “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markaları, yaklaşık 10 yıldır aktif olarak kullanılmakta olup, bu süre zarfında hem Türkiye'de hem de uluslararası pazarlarda geniş bir coğrafi alanda tanıtılmıştır. Fuar ve Sergilerdeki Tanıtımlar ve Marka Promosyonları: Markaların, çeşitli fuar ve sergilerde aktif bir şekilde tanıtımı yapılmış, geniş kapsamlı reklam kampanyaları düzenlenmiş ve geniş bir kitleye ulaşılmıştır. Markalara Atfedilen Değer: “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markasına atfedilen değer, markaların sektörde kazandığı itibar ve ayırt edicilik ile ölçülmektedir. Markaların uzun yıllar süren kullanımı ve tanıtım faaliyetleri sonucunda toplum nezdinde kazandığı itibarı göz ardı edilemeyecektir. Ayrıca TRIPS Sözleşmesi’nin 16/2. maddesi uyarınca, bir markanın tanınmış marka olarak kabul edilmesi için "herkes tarafından bilinir olması" gerekmez; markanın ilgili sektörde tanınmış olması yeterlidir. Müvekkil şirketin “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markaları, ilgili sektörde bilinirliği ile tanınmış marka statüsündedir. Doktrinde tanınmış markalara ilişkin yapılan tanımlar da müvekkil şirketin markasının bu kapsama girdiğini doğrulamaktadır. Tekinalp Ünal’ın tanımında belirtildiği üzere, “... Bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunmuş markalar değil, ülke çapında ilgili çevrelerce bilinen markalar tanınmış marka olarak kabul edilir”. “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions '' markalarının uzun yıllar boyunca kullanılması ve bu süre zarfında kazandığı itibar ve ayırt edicilik göz önüne alındığında, aynı ismin başka bir kişi veya kuruluş tarafından tescil edilmesi, Türk Ticaret Kanunu’nun 54. ve 55. maddelerinde tanımlanan iltibas ve haksız rekabet oluşturmaktadır. Bu durum davacının kötü niyetli hareket ettiğini göstermektedir. Müvekkil şirketin “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions '' markaları , yaklaşık 10 yıldır Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com aktif olarak kullanılmakta olup, geniş bir bilinirlik ve tanınırlığa sahiptir. Bu nedenle, müvekkil şirketin tescilsiz marka haklarının korunması önem arz etmektedir. 3)DAVACININ HAKSIZ BİR ŞEKİLDE TESCİL BAŞVURUSU YAPTIĞI MARKALARA DAYANARAK AÇMIŞ OLDUĞU MARKA HAKKINA TECAVÜZÜN ÖNLENMESİ DAVASININ REDDİ ÖNEM ARZ ETMEKTEDİR. Müvekkil Şirket, marka olarak kullandığı ''Trendify' ' ve ''Trendify Analytic Solutions'' markalarını belgelerle kanıtlandığı üzere 2015 yılından bu yana fiilen kullanmaktadır. Müvekkil Şirket'in bu markaları tescilsiz olarak uzun yıllardır kullanması, üzerinde öncelikli hak sahibi olduğunu göstermektedir. Davacı, Müvekkil Şirket'e ait markaların tanınırlığından yararlanarak haksız bir şekilde kendi adına tescil başvurusunda bulunulmuştur. Önemle belirtmek gerekmektedir ki, davacının Müvekkil Şirketîn global anlamda tanınan bir Şirket olup davacının Müvekkil Şirket ve markalarının tanınırlığından haberdar olmaması mümkün değildir. Davacıların, Müvekkil Şirket'e ait olan ''Trendify'' ve ''Trendify Analytic Solutions'' markalarını tescil ettirmeye yönelik girişimleri açıkça kötü niyetli bir davranıştır ve hukuken kabul edilmemesi gerekmektedir. Davacıların, marka hukukunun sağladığı koruma haklarını suistimal ederek haksız menfaat elde etmeye çalıştığı çok net bir şekilde ortadadır. Nitekim, tescil başvurusunda bulunan her gerçek ve tüzel kişi, basiretli bir tacir gibi davranarak, başvurusu öncesinde gerekli araştırmayı yapmak zorundadır. Bu araştırmanın yapılmamış olması, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve haksız şekilde Müvekkil Şirket'e ait markaları tescil ettirdiğini göstermektedir. Yukarıda açıkladığımız hususlar ışığında, davacının haksız ve kötü niyetli olarak tescil ettirdiği markaya dayanarak açmış olduğu marka hakkına tecavüzün önlenmesi davasının reddedilmesi gerekmektedir. Müvekkil Şirket'in markası üzerindeki öncelikli hak sahipliği, davacıların davasının dayanaksız olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca, davacıların bu tür haksız davalarla Müvekkil Şirket'i zor durumda bırakma ve haksız menfaat sağlamaya çalışması hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5773 E. 2014/12538 K. ve 30.06.2014 Tarihli ilamı; “Dava; markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir............ Mahkemece, tescil edilen markanın davacı tarafından uzun zamandan beri tescilsiz olarak kullanıldığı, davalının bu kullanımdan ve markadan haberdar olduğu, buna rağmen kötüniyeli olarak markayı adına tescil ettirdiği, kötüniyetin varlığı Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com nedeniyle markanın tescilli olduğu tüm emtialar yönünden hükümsüz olacağı gerekçesiyle davalı adına TPE nezdinde kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkini kararında bir isabetsizlik
reddedilmesi gerekmektedir. Müvekkil Şirket'in markası üzerindeki öncelikli hak sahipliği, davacıların davasının dayanaksız olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca, davacıların bu tür haksız davalarla Müvekkil Şirket'i zor durumda bırakma ve haksız menfaat sağlamaya çalışması hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5773 E. 2014/12538 K. ve 30.06.2014 Tarihli ilamı; “Dava; markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir............ Mahkemece, tescil edilen markanın davacı tarafından uzun zamandan beri tescilsiz olarak kullanıldığı, davalının bu kullanımdan ve markadan haberdar olduğu, buna rağmen kötüniyeli olarak markayı adına tescil ettirdiği, kötüniyetin varlığı Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com nedeniyle markanın tescilli olduğu tüm emtialar yönünden hükümsüz olacağı gerekçesiyle davalı adına TPE nezdinde kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkini kararında bir isabetsizlik yoktur.” Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4221 E. 2013/3985 K. 05.03.2013 Tarihli ilamı; “Davacı, markanın gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile terkinini talep etmiştir. Davacının kullandığı ibare de davalının markasının kayıtlı olduğu 04 ve 39. sınıf mal ve hizmetlere ilişkin olup davacının eylemli kullanımının kömür ticareti olduğu, dosyaya sunduğu faturalar ile bir kısım müşterileri olan şirketlere nakliyat işi yaptığı hususunu ve markasını 1994 yılından beri kullanımını kanıtladığı, davalı tarafın kullanımının ise 2008 tarihi ve sonrasına ait bulunduğu, önceki tarihlerde bu ibareyi marka olarak kullandığını kanıtlayamadığı, davalı şirket başvurusundan daha önceki bir tarihte davacı şirketin bu ibareyi kullanmaya başladığı ve kullanımının ilgili sektörde uzun süredir devam ettiği ve ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğu kullanımının aynı sınıfta yer alan yakacak maddeleri üzerinde olduğu gerekçesiyle, davalı adına tescilli ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi hukuka uygundur.” 2015 yılından itibaren kullanılan markaların Müvekkil Şirket'e ait olduğu ve bu doğrultuda sektörde bilinirliği olduğu dosyaya sunmuş olduğumuz belgelerle ispatlanmıştır. Hal böyle iken, davacının sektörde bilinen bir markayı kendi markasıymış gibi tescil ettirmesi hukuken kabul edilebilir olmadığı gibi haksız bir şekilde tescil ettirdiği markaya dayanarak açmış olduğu marka hakkına tecavüzün önlenmesi davasının reddi gerekmektedir. HUKUKİ NEDENLER : SMK, HMK, İİK ve ilgili diğer sair tüm mevzuat. HUKUKİ DELİLLER : Davacı tarafın sunacağı beyanlara karşı ilave iddia, savunma, delil ve tanık sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla, işbu dilekçemize ilişik belgeler ile delil listemiz ve delillerimiz: 1)Bilirkişi İncelemesi 2)Keşif 3)Tanık 4)Ürünler ve ürünlere ilişkin tüm bilgi ve belgeler 5)İnternet ve Diğer Sosyal Medya Platformlarındaki Paylaşımlar Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 6)Markaların 2015 senesinden itibaren Müvekkil Şirket tarafından kullanıldığına ilişkin blog yazıları 7)Markaların Müvekkil Şirket'e ait olduğuna dair yapılan podcast yayını 8)Markalar ile ilgili yapılan işbirlikleri ve markalara dair yazılan raporlar 9)Ticari Defter ve Belgeler 10)Ve sair yasal tüm deliller 11)Davacı tarafça sunulacak delillere karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla ikamesi mümkün yasal her türlü delil SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda arz ve izah ettiğimiz üzere; tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; hukuki mesnetten uzak ve haksız kazanca yönelik davanın tüm yönleri ile esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla bilvekâle arz ve talep ederiz. 25.06.2024 Davalı Segmentify Yazılım Anonim Şirketi Vekili Av. Burcu Okyay, Av. Nur Şevval Çınar E-İmzalıdır.
İSTANBUL ANADOLU 8. İŞ MAHKEMESİNE DOSYA NO : 2023/324 E. DAVALI : PLATİN BİLİŞİM ANONİM ŞİRKETİ (VN: 7300608898) Kozyatağı Mah. Değirmen Sok. No:18/22-23 Kat:13-14 Kadıköy/İSTANBUL VEKİLİ : AV. ALİ BAŞAR TEMİZ Atatürk Mah. Sedef Cad. Ata Blokları 3/4 D:193 Ataşehir/İSTANBUL DAVACI : MEHMET ÇEVİK (TCKN: 38015036264) Osmangazi Mah. Hürriyet Sok. Kiana Evleri Sitesi No:1B/17 Darıca/KOCAELİ VEKİLİ : AV. GÜZİDE DİLEK ŞAHİN KONU : Cevap dilekçemizin sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR : Yukarıda esas bilgileri verilen dosya kapsamında davacı tarafından huzurdaki alacak davası ikame edilmiş olup süresi içinde cevaplarımızı sunmaktayız. Davacı, 19.08.2019 - 30.09.2021 tarihlerinde İridyum Danışmanlık Anonim Şirketi bünyesinde, 01.10.2021 - 06.06.2022 tarihleri arasında Platin Bilişim Anonim Şirketi bünyesinde ''Senior System Engineer'' pozisyonunda çalışmıştır. Davacının iş akdi kendi iradesi ile sunmuş olduğu istifa dilekçesiyle tek taraflı olarak Davacı tarafından sonlandırılmıştır. USULE İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ Davacı her ne kadar 2014 yılından itibaren Müvekkil Şirket bünyesinde çalıştığını iddia etmişse de bu husus gerçeklerle örtüşmemekte olup fazla kazanç sağlamaya yöneliktir. Zira, işbu dilekçe ekinde sunulan işe giriş çıkış bildirgelerinden de görüleceği üzere Müvekkil Şirket bünyesinde 01.10.2021 - 06.06.2022 tarihlerinde çalışmıştır. Fakat, 19.08.2019 - 30.09.2021 tarihlerinde İridyum Danışmanlık Anonim Şirketi bünyesinde çalışmış olan davacı işbu davayı sadece Platin Bilişim Anonim Şirketi' ne yöneltmiş olup husumet yokluğu nedeniyle davanın esas incelemesi yapılmadan reddine karar verilmesi talebimiz vardır. 1. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 114. maddesinin 1.Bendinin e fıkrasında bulunan ''dava takip yetkisine sahip olunması' ' dava şartı olup huzurdaki davanın yalnızca Müvekkil Şirkete yöneltilmesi pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini gerektirmektedir.2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. 1. 2. ''...Taraf koşulu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup mahkemelerce re’sen gözetilmesi zorunludur (HMK 115/1). Somut olayda, 6360 sayılı Yasa’nın 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren hükümleri uyarınca, Büyükşehir Belediyesi olan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, mahalle olarak, bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. Mahkemece yasal hasım olan … Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın davaya dahil edilmesi gerektiği gözden kaçırılmıştır. Taraf teşkili tamamlanmadan esastan karar verilmesi isabetsizdir...'' (YARGITAY 16. HUKUK DAİRESİ 2015/18710E., 2018/262K., 26.01.2018 T.) Bir diğer husus ise ücret, prim, fazla çalışma, UBGT ve hafta tatili alacağının belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinin kabul edilemeyeceğidir. Zira, HMK m.1072 de belirsiz alacak davası düzenlenmiş olup hükme göre davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını/değerini tam ve kesin olarak belirlenmesinin kendinden beklenemeyeceği hallerde alacaklının belirsiz dava açabileceği ifade edilmiştir.3. Kanun hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, huzurdaki davada alacaklar belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davası olarak açılması hukuka aykırıdır. Bu husus Yargıtay' ın yerleşik içtihatlarıyla belirlenmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2013/8522 E., 2013/10252 K. Sayılı 17.06.2013 tarihli kararında belirlenebilir alacaklar bakımından belirsiz dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı ve davanın esasına geçilmeksizin usulden reddedilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Söz konusu Yargıtay Kararı;4. "...Dava konusu olayda, talep konusunun miktarı açıkça belli olup, taraflar arasında bu konuda herhangi bir tartışma bulunmadığından, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı yoktur. Hukuki yarar; dava açıldığı anda var olmadığından, sonradan harcın tamamlatılması suretiyle bu eksiklik giderilemez.Hal böyle olunca; dava şartı eksikliğinden davanın usulden reddi gerekirken, yazılı ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulü doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir..." YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ 2013/8522 E., 2013/10252 K., 17.06.2013 T. Bir diğer husus ise dava dilekçesinin HMK hükümlerine aykırı olarak düzenlenmiş olduğudur. HMK’nin 194. maddesi hükmü yerine getirilmemiştir. İlgili madde; “(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdır. (2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.” hükmünü amirdir. Ancak davacı, dava dilekçesinde dayandığı hususları ispata elverişli şekilde somutlaştırmamış; dayandığı delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmemiştir. Bu kapsamda dava dilekçesi, 6100 sayılı HMK’nın 194. maddesi hükmüne aykırı olup; işbu aykırılık nedeniyle Sayın Mahkemenizce dava dilekçesinin reddi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ederiz. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. 1. 2. 3. 4. Davacı, davasına esas olan temel, ana vakıaları somut ve açık bir şekilde dilekçesinde göstermelidir. Fakat dava dilekçesinde talepler ile iddialar somut şekilde uyuşmamakta; davacı vakıaları, genel geçer şekilde değil, açık ve algılanabilir şekilde ortaya koymalı, ispata elverişli şekilde de somutlaştırmalıdır. Çünkü, ispat faaliyetinin yürütülebilmesi için ispata konu vakıanın ne olduğunun bilinmesi gerekir. 5. ESASA İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ Davacının dava dilekçesinde Müvekkil Şirket tarafından istifaya zorlandığı iddiasının kabulü mümkün değildir. Gerek davacının çalıştığı pozisyon gerek eğitim seviyesi göz önünde bulundurulduğunda iradesi sakatlanarak istifa dilekçesi imzalamaya zorlandığı, imza sonucunda doğan sonuçları idrak edemeyeceği hususları hayatın olağan akışına aykırıdır. Müvekkil Şirket uzun yıllardır bilişim sektöründe hizmet vermekte olup bu alanda köklü şirketlere danışmanlık hizmeti vermektedir. 6. Dava dilekçesinde iddia edildiği gibi ''davalı şirket sektörde adının kötü anılmasını istemediğini belirterek müvekkil çalışanın istifa etmiş gibi görünmesini'' istemediğinden bahisle Müvekkil Şirket tarafından istifaya zorlandığının kabulü tarafımızca mümkün değildir. Zira Müvekkil Şirket davacının işten ayrılmasını istememiş ve şirket bünyesinde çalışmaya devam etmesini talep etmiştir. İstifa görüşmelerinde bizzat Müvekkil Şirket sahibi de, İnsan Kaynakları Departmanı da, davacı ile çalışmaya devam etmek istedikleri yönünde görüşme yapmış olup buna rağmen davacı istifa etmeyi seçerek irade beyanını ortaya koymuş ve istifasını vermiştir. İddiaları kabul etmemekle birlikte bir çalışanın işten çıkarılması şirketin repütasyonunu kötü etkileyecek bir durum değildir. Nitekim Müvekkil Şirket sektörde uzun yıllardır faaliyetlerini sürdürmekte olup, bir çalışanın işten çıkarılmasının şirketin repütasyonunu kötü etkileyecek olması da hayatın olağan akışına aykırıdır. 7. Davacının kötü şartlarda çalıştığı iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Davacı bir mühendis sıfatıyla işe başlatılmış ve daha sonra terfi almış ve altında 7 kişinin çalıştığı takım lideri pozisyonuna terfi etmiştir. Dolayısıyla kendisinin kötü şartlarda çalıştırıldığı ve baskıya uğradığı iddiası hayatın olağan akışına aykırıdır. Müvekkil Şirket izah edildiği gibi sektörde uzun yıllardır faaliyette bulunmakta olup tüm çalışanlarının haklarını gözetmektedir, iddia edildiği gibi repütasyonunun düşeceğinden bahisle bir çalışanını istifaya zorladığı iddiası gerçeklerle örtüşmemektedir. 8. ''...Öte yandan davacı öğrenim durumu itibariyle imzaladığı istifa dilekçesinin mahiyetini ve doğuracağı sonuçları takdir ve tayin edebilecek durumdadır. Hal böyle olunca iş sözleşmesinin tarafların iradelerinin birleşmesi ile oluşan anlaşma doğrultusunda feshedildiğinin kabulü gerekir. Öte yandan davacı öğrenim durumu itibariyle imzaladığı istifa dilekçesinin mahiyetini ve doğuracağı sonuçları takdir ve tayin edebilecek durumdadır. Hal böyle olunca iş sözleşmesinin tarafların iradelerinin birleşmesi ile oluşan anlaşma doğrultusunda feshedildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren açıklamasının ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi 9. 10. 11. 12.
hayatın olağan akışına aykırıdır. Müvekkil Şirket izah edildiği gibi sektörde uzun yıllardır faaliyette bulunmakta olup tüm çalışanlarının haklarını gözetmektedir, iddia edildiği gibi repütasyonunun düşeceğinden bahisle bir çalışanını istifaya zorladığı iddiası gerçeklerle örtüşmemektedir. 8. ''...Öte yandan davacı öğrenim durumu itibariyle imzaladığı istifa dilekçesinin mahiyetini ve doğuracağı sonuçları takdir ve tayin edebilecek durumdadır. Hal böyle olunca iş sözleşmesinin tarafların iradelerinin birleşmesi ile oluşan anlaşma doğrultusunda feshedildiğinin kabulü gerekir. Öte yandan davacı öğrenim durumu itibariyle imzaladığı istifa dilekçesinin mahiyetini ve doğuracağı sonuçları takdir ve tayin edebilecek durumdadır. Hal böyle olunca iş sözleşmesinin tarafların iradelerinin birleşmesi ile oluşan anlaşma doğrultusunda feshedildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren açıklamasının ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. ( ikale ) kurulmuş olacağından davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı gözetilmeden yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalı olmuştur...'' YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ 2013/1503 E., 2013/10619 K., 1.4.2013 T. "...Dava dilekçesinde davacının fazla çalışma, hafta ve genel tatil çalışması yaptığı halde ücretinin ödenmediği, ödenmeyen işçilik alacaklarını talep etmesi üzerine işverenin baskısı ile gerçek iradesini yansıtmayacak şekilde istifaya zorlandığı iddia edilmiş, davalı ise davacının kendi hür iradesi ile istifa ederek işten ayrıldığını savunmuştur. Mahkemece, ispat yükü kendisine düşen işverenin haklı fesih nedenlerini ispatlayamadığı, davacı işçinin genel tatil ücreti alacaklarının ödenmemesi haklı nedenine dayanarak iş akdini feshettiği gerekçesi ile kıdem tazminatı alacağı hüküm altına alınmıştır. Ne var ki, dosya kapsamında yer alan 05/08/2014 tarihli istifa dilekçesine göre davacı “02/07/2008 tarihinden itibaren şirketinizde çalışmaktayım. Halen sürdürmekte olduğum satış danışmanlığı görevimden 18/08/2014 tarihi itibariyle kendi isteğimle istifamın kabulünü rica ederim” beyanı ile işten ayrılmıştır. Davacı tanıkları davacıdan duyumlarına göre aşırı çalışma ve işlerin yoğunluğu sebebiyle davacının istifa ettiğini beyan etmişler, davalı tanığı ise davacının başka firmada iş bulduğu için ayrıldığını beyan etmiştir. Dosya kapsamı hizmet döküm cetveli ve işe giriş bildirgesine göre davacının 18/08/2014 tarihinde Çelik Motor A.Ş. isimli işyerinde işe girişinin yapıldığı ve burada çalıştığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde davacının işçilik alacaklarını talep edince gerçek iradesini yansıtmayan istifaya zorlandığı iddia edilmekle birlikte, davacı tarafından işverene verilen istifa dilekçesinde haklı fesih sebebi sayılabilecek her hangi bir sebep ileri sürülmemiştir. Her iki davacı tanığı da davacıdan önce işyerinden ayrılan kişiler olup beyanlarında birlikte çalıştıkları dönemde işlerin yoğun olduğu ve işverence çözüm getirilmediğinden davacının istifa ettiğinden bahsedilmiş olmakla birlikte, fesih tarihi itibariyle işverenin hangi tutum ve davranışları ile davacının fesih iradesinin işverence sakatlanarak istifaya zorlandığı ispatlanmış değildir. Hal böyle olunca, sebep bildirmeden istifa ederek işten ayrılmak suretiyle iş sözleşmesini fesheden davacının kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir..." YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ 2016/30943 E., 2020/14326 K., 03/11/2020 T. Davacının Müvekkil Şirket yönünden herhangi bir hak ve alacağı bulunmamakta olup, huzurdaki dava ile davacının haksız kazanç elde etmeye çalıştığı sabittir. Zira iş akdini fesheden işçinin, kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için iş sözleşmesinin kanunda sınırlı olarak sayılmış sebeplerden dolayı sona ermesi gerekir. İşbu durumda davacının tazminat talebi hakkın kötüye kullanımı olmaktadır.9. Davacı, müvekkil şirket yönünden haftalık 45 saati ve günlük 11 saati aşar yönde hukuka aykırı çalıştırma yapıldığını , fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, hafta tatillerinde ve ulusal bayram tatillerinde çalışmaya zorlandığını ileri sürmüştür. İşbu iddianın tarafımızca kabulü mümkün değildir. Nitekim Müvekkil Şirket bünyesinde fazla mesai yapılmamakta olup, yapıldığı takdirde10. 11. 12. 13. 14. 15. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. fazla çalışma ödemeleri bordrolara yansıtılarak derhal ödenmektedir. Müvekkil şirket tarafından da davacının fazla mesai yapmasına ilişkin bir talimatı bulunmamaktadır. Bütün bu iddialar kabul edilmemekle birlikte nitekim davacının imzalamış olduğu iş sözleşmesinde yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışmalarının maaşına dahil olacağı da belirtilmiştir. Zira Davacı tarafın işten ayrılmasından önce son maaşı asgari ücretin oldukça üstünde olup, fazla mesai ücretleri de davacının maaşına dahildir. Nitekim bu husus Yargıtay kararlarında da görülecektir. "... Dosyada mevcut, taraflar arasındaki ilk döneme ilişkin hizmet akdine göre fazla mesai ücreti, ücrete dahil edildiğinden davacının ilk dönem çalışması olan 10/09/2007-31/07/2011 tarihleri arasındaki çalışmasında yıllık 270 saat fazla mesainin dışlanması gerekirken bu hususun gözden kaçırılması da fazla mesai hesabı bakımından hatalı olmuştur... " (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/7072 K. 2017/18832 T. 22.11.2017) "...Davacı, fazla mesai ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması halinde, yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerekir. Sözleşmede fazla mesai ücretinin, ücretin içinde kararlaştırılması halinde yılda 270, ayda 22,5 ve haftada 5.2 saatlik haftalık 45 saati aşan fazla mesai ücretin içinde kararlaştırılmış olur. Aynı zamanda bu hüküm 40 ile 45 saat arasındaki fazla sürelerle çalışma süresini de kapsar. Taraflar arasındaki sözleşmede fazla mesainin ücrete dahil olduğu kararlaştırılmıştır. Hükme esas bilirkişi raporunda davacının haftalık çalışmasının 48.63 saat hesaplandığı anlaşılmaktadır. Sözleşme hükmü dikkate alındığında haftalık 5,20 saati aşan fazla mesai olmadığı için davacının fazla mesai alacağına hak kazanmadığı anlaşılmaktadır. Fazla mesai ücretinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır..." YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ 2015/15606 E., 2017/17947 K., 09/01/2017 T. "...Yasada, işçinin fazla çalışmaya onayı yılda 270 saatlik sınıra kadar verilmiş kabul edildiğinden, aylık ücrete fazla çalışma ücretlerinin dahil olduğuna dair kararlaştırmaları yılda 270 saatlik fazla mesai sınırına kadar geçerli kabul eden yerleşik içtihadın anlamı, bu süredeki fazla çalışma karşılıklarının işçiye, fiilen fazla çalışma yapsın/ yapmasın, ödendiği olup, davacı işçinin fazla çalışma alacağı bulunup bulunmadığının tespiti için, yılda 270 saat sınırlaması nedeniyle, tespit edilen haftalık fazla çalışma süresinin 270 saatlik zaman dilimi belirlenmeli ve bu zaman dilimi yönünden hesaplama yapılmayıp kalan dönemler bakımından belirlenen haftalık fazla çalışma süresi ne ise o süre üzerinden hesaplama yapılmalıdır..." YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ 2015/665 E., 2015/5362 K., 24/03/2015 T. Şirket bünyesinde ulusal bayramlarda ve genel tatillerde de çalışma yapılmamakta olup, yapıldığı takdirde çalışanların ücretleri maaş bordrolarına yansıtılarak derhal ödenmektedir. Fazla mesaiye ilişkin tüm şartlar bu alacak kalemi için de geçerlidir. Davacı işyerinde ücrete ek olarak yılda bir defa net bir maaş tutarında elden prim ödemesi yapıldığını, aynı zamanda SGK prim ve ücretlerinin eksik ödendiğini iddia etmiştir. Öncelikle11. 12. 13. 14. 15. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. Müvekkil Şirket bünyesinde elden hiçbir ödeme yapılmamakta olup, davacıya ödenen ücret ve prim bordrolarda sabittir. Zira maaş alacağını ispat yükü de davacı tarafın üzerindedir. Covid-19 döneminde her
yönünden hesaplama yapılmayıp kalan dönemler bakımından belirlenen haftalık fazla çalışma süresi ne ise o süre üzerinden hesaplama yapılmalıdır..." YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ 2015/665 E., 2015/5362 K., 24/03/2015 T. Şirket bünyesinde ulusal bayramlarda ve genel tatillerde de çalışma yapılmamakta olup, yapıldığı takdirde çalışanların ücretleri maaş bordrolarına yansıtılarak derhal ödenmektedir. Fazla mesaiye ilişkin tüm şartlar bu alacak kalemi için de geçerlidir. Davacı işyerinde ücrete ek olarak yılda bir defa net bir maaş tutarında elden prim ödemesi yapıldığını, aynı zamanda SGK prim ve ücretlerinin eksik ödendiğini iddia etmiştir. Öncelikle11. 12. 13. 14. 15. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. Müvekkil Şirket bünyesinde elden hiçbir ödeme yapılmamakta olup, davacıya ödenen ücret ve prim bordrolarda sabittir. Zira maaş alacağını ispat yükü de davacı tarafın üzerindedir. Covid-19 döneminde her ne kadar Müvekkil Şirket iş yapmasa da, çalışanlarını mağdur etmemek adına kısa çalışma ödeneğinden faydalanmalarını sağlamış ve bu dönemde işçiler normal mesai saatlerinden daha az çalışmışlardır. Bu bağlamda davacının primlerinin eksik ödendiği iddiası gerçeğe aykırıdır. Davacı taraf, iş bulamama kaygısı ve Davalı Müvekkil şirketin baskılarına dayanılamadığından bahisle istifa dilekçesinin imzalatıldığını iddia etmişse de bu husus gerçeği yansıtmamaktadır. Nitekim davacı ile davacının Müvekkil şirkette aynı departmanda çalışmakta olduğu üçüncü şahısların toplu şekilde hareket ederek istifa etmiş ve dava dışı Natica Teknoloji Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi'nde çalışmaya başlamışlardır. Natica Teknoloji Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi, Müvekkil Şirket bünyesinde iş akdini sonlandıran çalışanlar tarafından kurulan DataGrata Bilişim Teknoloji Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi ile birlikte faaliyet yürütmektedir. Tarafımızca keşide edilen ihtarnameye rağmen zararlarımızın giderilmemesi üzerine Arabuluculuk Başvurusu yapılmış fakat yapılan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde bir anlaşmaya varamamıştır. Bu hususta davacı tarafın davalı konumunda olduğu, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/164 esas numaralı haksız rekabetten kaynaklanan tazminat talepli dava ikame edilmiş olup, söz konusu dava derdesttir. 12. 31.03.2022 tarihinde davalının çalışmakta olduğu departmanın müdürünün istifasını takip ederek aynı departmanda bulunan yönetici pozisyonundaki bütün çalışanlar istifa ederek iş akitlerini sonlandırmışlardır. Davacı, iş akdinin istifa ile sonlandırdıktan sonra Müvekkil Şirketle aynı sektörde, aynı alanlarda hizmet ve faaliyet gösteren bir şirkette çalışmaya başlamış olup davalının Müvekkil Şirketle akdettiği iş sözleşmesinde bahsi geçen rekabet yasağını ihlal ettiği sabit olmuştur.13. Nitekim Kadıköy Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğü tarafından 07/06/2023 tarihinde dosyaya sunulmuş olan hizmet dökümlerinden de görüleceği üzere davacı Müvekkil şirketten çıkışının gerçekleştiği günden bir gün sonra dava dışı şirkette çalışmaya başlamıştır. Yargıtay'ın da işçinin sadakat yükümlülüğüne ve rekabet yasağına aykırı hareket etmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanamayacağı yönünde kararları mevcuttur. Bu sebeple İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/164 esas numaralı dosyasının işbu dosya için bekletici mesele yapılmasını talep ederiz. Sadece bu husustan dahi görüleceği üzere davacının istifaya zorlanması gibi bir durum söz konusu değildir. Davacı, bir kurgu içerisinde arkadaşları ile ortak hareket ederek müvekkil şirketten ayrılmıştır. Davacının sunmuş olduğu e-posta, mesajlar ve sair yazışmalar erişim iznimiz olmadan alınmış olmakla beraber işbu hususta suç duyurusunda bulunma hakkımızı saklı tutarız. Müvekkil Şirket'in e-posta hesabından atılmış maillerin delil olarak kullanılması hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Davacının sunduğu delillerde de görüleceği üzere @platinbilisim.com.tr e-posta hesabından atılan mailler sunulmuştur. Buna ilişkin Müvekkil Şirketin erişim izni bulunmamaktadır. Kaldı ki bu maillerin hangi tarihte ve ne için atıldığı da izah edilmemiştir.14. 15. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. Sunulan whatsapp mesaj ekran görüntülerinin de şirket telefonundan mı yoksa davacının şahsi telefonundan mı yaptığı tespit edilememiştir. Ek olarak bu şekilde bir görüşmeye dair kimden ve ne zaman talimat aldığı da anlaşılamamıştır. İşbu yazışmaların güvenilir olmamasıyla birlikte somut bir delil olarak nitelendirmek mümkün değildir. İşbu nedenle Sayın Mahkemenize sunulan bu delillerin hükme esas alınmamasını talep ederiz. Yukarıda izah ettiğimiz nedenler dahilinde davacının Müvekkil Şirketten alabileceği hiçbir işçilik alacağı bulunmadığından, hiçbir hak ve iddiayı kabul etmemekteyiz. Dosyada mevcut deliller kapsamında da görüleceği üzere, davacı hiçbir alacağa hak kazanmamıştır. İşbu nedenlerle davacının kıdem tazminatı, hafta tatili ücret alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı, fazla mesai ücret alacağı, ücret ve prim alacağı taleplerini kabul edebilmemiz mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle davacının taleplerinin reddini saygılarımızla talep ederiz.15. HUKUKİ NEDENLER : HMK, İK, TBK ve diğer tüm ilgili yasal mevzuat. HUKUKİ DELİLLER : İş Sözleşmesinin Devri Mehmet Çevik İş Sözleşmesi Uzaktan Çalışma Sözleşmesi Yıllık İzin Listesi ve İzin Talep Formları Bordrolar İstifa Dilekçesi Yargıtay kararları, Bilirkişi, tanık, yemin, isticvap, keşif ve diğer tüm yasal deliller. Karşı tarafın sunacağı delillere karşı delil sunma hakkımızı saklı tutarız. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda izah edilen ve Sayın Mahkeme tarafından re'sen belirlenecek nedenlerle; Haksız, hukuka ve usule aykırı açılmış olan davanın REDDİNE , Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa YÜKLETİLMESİNE karar verilmesini saygılarımla talep ederim. 23/06/2023 DAVALI VEKİLİ AV. ALİ BAŞAR TEMİZ EKLER: 1-İş Sözleşmesinin Devri 2-Mehmet Çevik İş Sözleşmesi 3-Uzaktan Çalışma Sözleşmesi 4-Yıllık İzin Listesi ve İzin Talep Formları 5-Bordrolar 6-İstifa Dilekçesi
End of preview. Expand in Data Studio
README.md exists but content is empty.
Downloads last month
6