text
stringlengths
99
8.69k
22.05.2023/İstanbul İSTANBUL ANADOLU ( ) İŞ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE DAVACI : Mehmet Çevik (TC KN: 38015036264) VEKİLLERİ : Av. Erim Bener, Av. Güzide Dilek Şahin Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, İstanbul DAVALI : Platin Bilişim AŞ (VKN: 7300608898) Kozyatağı Mah. Değirmen Sk. No:18/22-23 Kat:13-14 Kadıköy/İstanbul AÇIKLAMALAR : Kıdem tazminatı yönünden kısmi alacak davası; ücret, prim, fazla mesai, hafta tatili, UBGT ücretleri yönünden belirsiz alacak davası olan davamıza yönelik dava dilekçesi ve eklerini işbu dilekçenin ekinde Sayın Mahkemenizin bilgisine saygılarımızla sunarız. Davacı Vekili Av. Güzide Dilek Şahin Ekler: Dava Dilekçesi ve Eki
Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE, DOSYA NO : 2021/729 E. DAVALI : Numara 3 Ofis Yönetimi ve Danışmanlık Ltd. Şti. VEKİLLERİ : Av. Müge Andaç, Av. Altar Şahin (Adres Antettedir) DAVACI : Düş Yeri Bilişim Teknoloji ve Animasyon A.Ş. VEKİLİ : Av. Evrim Kaşlıoğlu KONU : Tanık anlatımlarına ilişkin itiraz ve beyan dilekçemizin sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR : Sayın Mahkemeniz tarafından tanıklarının anlatımlarına karşı beyanlarımızı ve itirazlarımızı sunmak üzere tarafımıza süre verilmiş olup, mezkur ara karar uyarınca beyanlarımız aşağıda Sayın Mahkemeniz dikkatine sunulmaktadır. Şöyle ki: 1.MÜVEKKİL ŞİRKET'İN DAVACININ HERHANGİ BİR MAĞDURİYET YAŞAMAMASI İÇİN GEREKLİ TÜM ADIMLARI ATTIĞI TANIK BEYANLARI İLE İSPAT EDİLMİŞTİR. Müvekkil Şirket'in, davacı şirket ile birlikte başkaca birçok başka firmaya daha hizmet verdiği merkeze ilişkin olarak Müvekkil Şirket ile mal sahibi arasında akdedilmiş kira sözleşmesi sona erdiği için Müvekkil Şirket ilgili adresteki faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kalmıştır. Ancak, Müvekkil Şirket davacının zarara uğramaması adına elinde olan tüm imkanları aşağıda detaylıca açıklayacağımız üzere davacıya sunmuştur. 1.1 Müvekkil Şirket ile davacı arasında akdedilen sözleşme uyarınca, Müvekkil Şirket tarafından tüm iyi niyetiyle hukuka uygun hareket edilerek davacıya diğer alternatif merkezlerde, ödenen mevcut bedelin altında bir fiyat üzerinden hizmet sunmaya devam edebileceği belirtilmiş ve bu doğrultuda davacının tüm taleplerini ve hatta kişi sayısı bakımından fazlasını karşılayabilecek ofis teklifleri yapılmıştır. Ancak davacı tarafından tüm teklifler kötü niyetli bir şekilde reddedilmiştir. Müvekkil Şirket tarafından tüm süreç hukuka uygun bir şekilde devam ettirilmiştir. Nitekim, taraflar arasında akdedilen ofis servis sözleşmesinin 1.6. Maddesi'nde Müvekkil Şirket'in sözleşmesel yükümlülüğü belirtilmiştir: ''Hizmet sağlayıcı bu sözleşmede belirtilen hizmetleri ve Merkez'deki kiralık ofis yerlerini sürekli olarak sağlayamadığı takdirde, bu sözleşme sona erecektir ve Müşteri de yalnızca sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar ki aylık ofis ücretlerini ve Müşteri'nin yararlandığı ek ek hizmetlerin bedelini ödeyecektir. Bu durumda hizmet sağlayıcı müşteri için bir başka Hizmet sağlayıcı Merkezi'nde uygun alternatif kiralık ofis yerleri bulmaya çalışacak olup...'' Yukarıdaki maddede açıkça görüleceği üzere, Müvekkil Şirket'in sözleşmenin sona ermesinden sonra yerine getirmesi gereken sözleşmesel bir yükümlülüğü bulunmakta olup bu doğrultuda müşterisine bir başka Hizmet Sağlayıcı Merkezi'nde uygun alternatif bir ofis bulmaya çalışması gerekmektedir. Nitekim, tanık beyanlarıyla da sabit olduğu üzere Müvekkil Şirket söz konusu yükümlülüğünü ''4 ADET ALTERNATİF OFİSİ'' mevcut hizmet bedelinin altında bir fiyatla teklif ederek yerine getirmiştir. Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Müvekkil Şirket tarafından davacı şirkete teklif edilen alternatif merkezler de şartları mevcut merkezleriyle aynı olan, yine Müvekkil Şirket'in başlıca merkezlerine ilişkindir. Ayrıca, Müvekkil Şirket söz konusu teklifleri gerçekleştirirken süreç içerisinde davacının herhangi bir hak kaybına uğramaması adına teklif edilen ofisleri davacının istediği şekilde dizayn edebileceğini, ayrıca yeni geçeceği yerde Müvekkil Şirket ile arasındaki hizmet sözleşmesindeki ücretten daha az bir ücret ödeneceği ve ayrıca eğer ki Müvekkil şirket'e ait ofislerden birisine geçmeyerek başka bir yere taşınmaları halinde de transfer ücretinin de karşılanabileceğini davacı tarafa bildirmiştir. Hal böyle iken, Müvekkil Şirket'in tüm uğraşlarına rağmen davacı tarafından bu teklifler karşılıksız bırakılmıştır. Zira, bu durumu teyit eden tanık beyanlarını aşağıda bilgilerinize sunarız. Tanık Ayben Demir beyanında; ''Biz davacı tarafa Ataşehir, Maltepe, 1 Levent ve Maslak olmak üzere 4 farklı lokasyonda ofisler gösterdik ve ofisi onların istediği şekilde dizayn edeceğimizi de belirttik, ayrıca davacıya yeni geçeceği yerlerde 8 ay süre ile aramızdaki hizmet sözleşmesindeki ücretten ödeme yapacağı, hakkının zayi olmayacağı belirtildi ancak davacı tarafça tekliflerimiz yine kabul edilmedi.'' Tanık Evren Yılmaz beyanında; ''Biz Smart Plaza'daki yerimizi kapatarak başka bir yere taşınmak durumunda kaldığımızdan davacıya 3-4 farklı yerde lokasyon sunduk ancak davacı bunların hiçbirini kabul etmedi.'' Davacı tanıkları beyanlarında ''ücret, lokasyon ve ofisin küçük olması '' konusunda anlaşma sağlanamadığı için teklifi reddettiklerini belirtmişlerdir. Ancak davacı tarafından sunulan bahanelerin Müvekkil Şirket tarafından kabul edilmesi mümkün değildir. Nitekim, bu hususları tanık beyanlarıyla ayrı ayrı ispatlamak isteriz. Ücret bakımından: Müvekkil Şirket tarafından açıkça, yeni teklif edilecek ofislerin ücreti kullandıkları ofise göre daha pahalı olsa da sözleşme süresinin dolacağı tarih olan 31.10.2019 tarihine kadar aynı ücretle ofisi kullanabilecekleri belirtilmiştir. Nitekim, tanık Ayben Demir tarafından bu husus yukarıdaki beyanıyla da doğrulanmıştır. Kaldı ki cevap dilekçemizde yer verdiğimiz, Müvekkil Şirket tarafından davacıya gönderilen e-postada, davacıya yapılan alternatif konum teklifinin mevcut hizmet bedelinden daha düşük olacağı, mevcut ekibin 35 kişiye çıkması halinde dahi toplamda yıllık 35.000-TL'den fazla bir indirimle hizmet alınmaya devam edilebileceği de bildirilmiştir. Lokasyon bakımından: Müvekkil Şirket tarafından, davacı tarafa 4 adet alternatif ofis sunulmuştur. Alternatif sunulan ofisler; Ataşehir, Maltepe, 1 Levent ve Maslak'tır. Bu husus da yine tanık beyanlarıyla ispat edilmiştir. Görüleceği üzere halihazırda ofise yakın aynı yakada yer alan 2 adet ofis sunumu da gerçekleştirildiği için davacı ve davacı tanıklarının lokasyonu uymamasından bahisle teklifi reddetmesinin mantıklı bir açıklaması bulunmamaktadır. Ofisin Yeterliliği bakımından: Tanık beyanlarıyla ve dosyadaki mübrez e-maillerle de sabit olduğu üzere Müvekkil Şirket tarafından davacıya '' şirketin ekibinin 35 kişiye kadar çıkarılsa dahi bu şartların aynen korunabileceği'' söylenmiştir. Bu noktada davacı tanığı Tevfik Ata'nın beyanında belirttiği üzere aktif 25 çalışanı olan davacı şirketin 35 kişilik ofise sığabileceği çok net bir şekilde ortada iken bu teklifi de reddetmeleri tamamen kötü niyetli hareket ettiklerini göstermektedir. Müvekkil Şirket'in iyi niyetli bir şekilde göstermiş olduğu tüm teklifleri reddeden davacı şirketin, Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Müvekkil Şirket'in zor bir durumda kalarak ofis servis sözleşmesini sona erdirmesini kendi lehine fırsat olarak görerek haksız bir kazanç sağlama aracına dönüştürdüğü çok açık bir şekilde görülmektedir. 2. MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN, HUKUKA VE HAKKANİYETE UYGUN OLARAK TÜM YÜKÜMLÜLÜKLERİN YERİNE GETİRİLMİŞ OLMASINA RAĞMEN DAVACI ŞİRKET'İN TEKLİFLERİ REDDETMESİ, DURUMU KENDİ LEHLERİNE ÇEVİREREK HAKSIZ KAZANÇ SAĞLANMAYA ÇALIŞILDIĞINI GÖSTERMEKTEDİR. Müvekkil Şirket tarafından davacının zarara uğramaması için gerekli tüm adımların atılmasına rağmen davacı ve tanıklarının beyanlarıyla da görüleceği üzere tüm tekliflerin yukarıdaki gerçeğe aykırı bahanelerle reddedilmesi davacı şirketin haksız kazanç sağlamaya çalıştığını göstermektedir. Müvekkil Şirket'in zorunda kalması sebebiyle davacı ile akdetmiş olduğu ofis servis sözleşmesini feshetmiş olmasını davacı kendi lehine çevirmek istemiştir. Müvekkil Şirket ve davacı şirket arasında akdedilen sözleşmenin, erken fesih olmasaydı 8 ay sonra biteceğini ve davacının başka bir yere taşınmak zorunda kalarak faaliyetine yeni taşınacağı yerde devam edeceği gerçeğini vurgulamak isteriz.
kendi lehine fırsat olarak görerek haksız bir kazanç sağlama aracına dönüştürdüğü çok açık bir şekilde görülmektedir. 2. MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN, HUKUKA VE HAKKANİYETE UYGUN OLARAK TÜM YÜKÜMLÜLÜKLERİN YERİNE GETİRİLMİŞ OLMASINA RAĞMEN DAVACI ŞİRKET'İN TEKLİFLERİ REDDETMESİ, DURUMU KENDİ LEHLERİNE ÇEVİREREK HAKSIZ KAZANÇ SAĞLANMAYA ÇALIŞILDIĞINI GÖSTERMEKTEDİR. Müvekkil Şirket tarafından davacının zarara uğramaması için gerekli tüm adımların atılmasına rağmen davacı ve tanıklarının beyanlarıyla da görüleceği üzere tüm tekliflerin yukarıdaki gerçeğe aykırı bahanelerle reddedilmesi davacı şirketin haksız kazanç sağlamaya çalıştığını göstermektedir. Müvekkil Şirket'in zorunda kalması sebebiyle davacı ile akdetmiş olduğu ofis servis sözleşmesini feshetmiş olmasını davacı kendi lehine çevirmek istemiştir. Müvekkil Şirket ve davacı şirket arasında akdedilen sözleşmenin, erken fesih olmasaydı 8 ay sonra biteceğini ve davacının başka bir yere taşınmak zorunda kalarak faaliyetine yeni taşınacağı yerde devam edeceği gerçeğini vurgulamak isteriz. Bu doğrultuda, davacı durumu kötüye kullanarak Müvekkil Şirket'in gerçekleştirmiş olduğu tüm iyi niyetli hareketlerini reddetmiş ve sırf 8 ay sonra zaten taşınması gerekeceği yerin kirasını, taşınma masraflarını ve ofis eşyalarına ilişkin masrafları Müvekkil Şirket'e yüklemek istemiştir. Bu masraf kalemlerinin Müvekkil Şirket'ten tazmini mümkün değildir. Burada önemle tekrar ifade etmemiz gerekmektedir ki, davacı ile Müvekkil Şirket arasındaki ilişki bir kira ilişkisi değildir . Müvekkil Şirket tarafından davacıya bir hizmet sunulmaktadır. Bu hizmette Müvekkil Şirket, kendisi tarafından kiralanan ve döşenen , elektrik, su, doğalgaz, internet aboneliği üstlenilen alanları, belli bir bedel karşılığında müşterilerine sunmaktadır. Yani Müvekkil Şirket müşterilerine, minimum harcamayla, yalnızca bilgisayarlarını getirseler dahi işlerine devam etmesine imkan sağlayan bir hizmet sunmaktadır. Bu hizmeti bir kira ilişkisi olarak nitelendirmek hakkaniyete ve gerçeğe aykırı olacaktır. Nitekim Tanık Evren Yılmaz beyanında, bu hizmetten yararlanan tarafın kullanacağı ofisin eşyalarını getirmediğini ve faturaları kendisi ödemediğini, tüm bu hizmetlerin Müvekkil Şirket tarafından kullanıcıya sağlandığını ve davacının kullanmaya başladığı ofise sadece bilgisayarıyla geldiğini ifade etmiştir. Yine Tanık Ayben Demir beyanında, Müvekkil Şirketin davacıya verdiği hizmet kapsamında kullanılan ofiste tüm mobilyalar ve talep edilen "Pepe" görselinin asıldığını, yine taşınılacak lokasyonda da aynı şekilde ofis dizaynının sağlanacağının iletildiğini, zira bu taşınmanın genel anlamda kiracı taşınması şeklinde olmadığını, ofisi kullanan müşterilerin yalnızca kendi getirdiği ekipmanların yeni adrese transfer edileceği, taşınma sebebiyle yeni basılacak kartvizit ve reklam broşürlerinin Müvekkil Şirket tarafından karşılanacağının iletildiği beyan edilmiştir. Kaldı ki Tanık Tevfik Ata'nın beyanında, Müvekkil Şirket'in ayarladığı yerden taşınırken bilgisayar sistemlerini, lisanslı ürünlerini ve koleksiyonlarını aldıklarını, bunları zaten kendilerinin getirdiğini ifade ederek durumu teyit etmiştir. Yine Tanık Oğuz Kağan Birdal, kendilerine ait bilgisayarların ve server makine tesisatlarının bulunduğunu beyan etmiştir. İşbu tanık anlatımlarından ve dosyaya sunulan beyanlarımızdan görüleceği üzere taraflar arasındaki ilişkinin bir kira ilişkisi olarak yorumlanması mümkün değildir. Davacı taraf, Müvekkil Şirket'in alternatif adreslerde hizmet vermeye devam edilmesi, bu alternatif adreslerdeki şartların mevcut şartları karşılaması ve hatta daha fazla imkan sunmasına dair yaptığı yaptığı makul teklifleri reddetmiş ve bunun üzerine hazır ofis hizmeti sunmayan bir yere taşınmış ve bu taşınma sebebiyle yaptığı masrafları talep etmiştir. Bir diğer ifadeyle davacı taraf Müvekkil Şirket'in kendisine dayalı Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com döşeli olarak sunduğu hazır ofis sözleşmesi uyarınca alternatif adresleri kabul etmeyerek başka bir alanda kira ilişkisi kurmuş, Borçlar Kanununun kira hükümlerinden yararlanmayı seçmiş ve kiraladığı alanda Müvekkil Şirket'in verdiği hizmeti almamayı seçmesi sebebiyle birtakım masraflar yapmıştır. Davacının bu yolu seçmesi bir tercihtir. Zira Müvekkil Şirket'in sunduğu hizmet, davacı tanıklarının da adeta ikrar ettiği gibi dayalı döşeli bir ofis hizmetidir. Davacının başka bir şirket veya kişiyle, Müvekkil Şirket'in verdiği hizmetle aynı evsafta bir hizmet almayı tercih etmeyerek, bir başka kişiyle kira ilişkisi kurmayı tercih etmesi sebebiyle oluşan masrafların Müvekkil Şirket'ten tazmin edilmeye çalışılmasıysa kötü niyetlidir. Zira davacı hizmet ilişkisinin sonlanmasını, üçüncü bir kişiyle kurduğu kira ilişkisiyle kompanse etmeye çalışmaktadır. Dolayısıyla davacının taşınması sebebiyle satın aldığı veya kiracı olarak taşındığı alanda gerçekleştirdiğini iddia ettiği masrafları Müvekkil Şirket'ten talep edilmesi mümkün değildir. Yukarıdaki açıklamalarımız doğrultusunda, davacının taleplerinin hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğu şüpheye mahal vermeksizin görülmektedir. Hal böyle iken, davacının kötü niyetli bir şekilde Müvekkil Şirket'ten haksız kazanç sağlamasının önüne geçilmesi gerekmekte ve bu doğrultuda davanın davacının tüm talepleri bakımından reddi gerekmektedir. 3. DAVACI TARAFINDAN ZARARI AZALTMA KÜLFETİNE UYGUN HAREKET EDİLMEMİŞTİR. BU DOĞRULTUDA DAVACININ MASRAF TALEPLERİNİN REDDİ GEREKMEKTEDİR. Hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, bir an için Müvekkil Şirket'in sözleşmeye aykırı davrandığının kabul edilmesi durumunda dahi davacı tarafın sözleşmeye aykırılıktan doğan zarar azaltma külfetine uygun hareket edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Şöyle ki, tazminat talep etme hakkını kullandığını iddia eden davacının, somut olayda dürüstlük kuralı uyarınca zararının mümkün olduğunca düşük düzeyde kalmasını sağlaması gerekmekte iken davacı makul tedbirleri almamış aksine lüks harcamalar yapmıştır. Bu doğrultuda lüks harcamalar yapmasına rağmen bunları da talep eden davacının var olduğunu iddia ettiği hakkını kötüye kullandığı çok açık bir şekilde görülmektedir. Nitekim, davacı tanıklarının beyanlarından da görüleceği üzere kendi zevklerine göre düzenleme yaparak eşyaları aldıkları belirtilmiştir. Tanık Tevfik Ata bu hususla ilgili aşağıdaki şekilde beyanda bulunmuştur: ''Biz plazadaki yeni yerimize geçtiğimizde kendi zevkimize göre düzenleme yaptık eşyaları aldık.'' Davacı Şirket çalışanları kendi zevklerine göre eşyaları aldıklarını açıkladıklarına göre asıl uygun fiyatlı olanı değil de kendi zevklerine göre olan eşyaları alarak lüks harcamalar yaptıklarını doğrulamışlardır. Müvekkil Şirket ve davacı arasında akdedilen sözleşme uyarınca, erken fesih olmasaydı sözleşmenin 8 ay sonra sonra sona ereceği göz önüne alındığında davacı ile Müvekkil Şirket arasındaki illiyet bağının 8 ay sonra sona ereceği şüpheye mahal vermeksizin görülmektedir. Ayrıca akdedilen sözleşmenin ofis servis sözleşmesi olduğu da değerlendirildiğinde davacının ofis ve ofis içerisindeki eşyalarını dahi Müvekkil Şirket'in sağladığı görülmekte iken, davacının 8 ay sonra yeni bir yere geçtiğinde tüm demirbaşları almak zorunda kaldığını beyan ettiği görülmektedir. Hal böyle iken, zaten sözleşme sona erdiğinde davacının, Müvekkil Şirket'le aynı evsafta hizmet veren bir şirketi tercih etmemesi halinde almak zorunda kalacağı demirbaşlardan Müvekkil Şirket'in sorumlu tutulması hakkaniye uygun değildir. Nitekim, davacı sadece demirbaşları talep etmemiş lüks harcamalarını da Müvekkil Şirket'e yüklemeye çalışmaktadır. Bu durum davacının zararı azaltma külfetine uygun hareket etmediğini çok net bir şekilde göstermektedir. Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Ayrıca bilirkişi raporunda da görüleceği üzere, davacı birtakım lüks masraflar gerçekleştirmiştir. Bunlar; mimari proje, tadilat masrafları, bakım giderleri, sineklik, mutfak bardak yıkama makinesi gibi masraflardır. Söz konusu masraflar bir ofisin çalışabilmesi için yapılacak zorunlu masraflardan olmadığı gibi tamamen ihtiyari olan
almak zorunda kaldığını beyan ettiği görülmektedir. Hal böyle iken, zaten sözleşme sona erdiğinde davacının, Müvekkil Şirket'le aynı evsafta hizmet veren bir şirketi tercih etmemesi halinde almak zorunda kalacağı demirbaşlardan Müvekkil Şirket'in sorumlu tutulması hakkaniye uygun değildir. Nitekim, davacı sadece demirbaşları talep etmemiş lüks harcamalarını da Müvekkil Şirket'e yüklemeye çalışmaktadır. Bu durum davacının zararı azaltma külfetine uygun hareket etmediğini çok net bir şekilde göstermektedir. Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Ayrıca bilirkişi raporunda da görüleceği üzere, davacı birtakım lüks masraflar gerçekleştirmiştir. Bunlar; mimari proje, tadilat masrafları, bakım giderleri, sineklik, mutfak bardak yıkama makinesi gibi masraflardır. Söz konusu masraflar bir ofisin çalışabilmesi için yapılacak zorunlu masraflardan olmadığı gibi tamamen ihtiyari olan harcamalardır. Ayrıca davacı tarafça yapılan bu harcamalar, Müvekkil Şirket'in sunduğu hizmet içerisinde herhangi bir bedel ödenmeden aldığı hizmetlerdir. Davacıysa bu hizmetleri almamayı kendisi tercih etmiş ve bir başka kişiyle kira ilişkisi kurarak bu harcamaları gerçekleştirmiştir. Akabinde gerçekleştirdiği bu harcamalardan Müvekkil Şirket'i sorumlu tutmayı amaçlamıştır. Bu doğrultuda ilgili masrafların lüks masraf olarak kabul edilmesi gerekmekte olup davacının bu taleplerinin de reddi gerekmektedir. Zira, davacı tarafından yine durum kendi lehlerine olacak şekilde kötüye kullanılarak Müvekkil Şirket ile akdettikleri ofis servis sözleşmesindeki yerden metrekare olarak çok daha büyük bir yere ve bu doğrultuda kirasının da daha yüksek bir yere taşındıklarını da yinelemek isteriz. Hal böyle iken, davacı tarafın kendi istek ve iradesi doğrultusunda daha büyük metre kareli ve Müvekkil Şirket'in verdiği hizmetle ilgisi olmayan bir yere taşınması sebebiyle fazla ödenen kira bedelinden Müvekkil Şirket'in sorumlu tutulması da beklenmemelidir. Davacı kendi inisiyatifiyle daha büyük bir alana taşındığından arada oluşan fazla dekorasyon, mobilya vb. masraflardan Müvekkil Şirket'in sorumlu tutulması kabul edilebilir değildir. 4. BİLİRKİŞİ RAPORU İLE DAVACININ KAZANÇ KAYBINA UĞRAMADIĞI SAPTANMIŞ OLMASINA RAĞMEN DAVACI TANIKLARI TARAFINDAN BU HUSUSTAKİ ALEYHE BEYANLARIN KABULÜ MÜMKÜN DEĞİLDİR. Dosyaya sunmuş olduğumuz önceki beyanlarımız ve yukarıda da detaylıca açıkladığımız üzere, davacı şirketin Müvekkil Şirket'ten herhangi bir talepte bulunması mümkün değildir. Ancak bir an için talepte bulunabileceği kabul edilse dahi, davacının zararını ispat etmesi gerekmektedir. Ancak alınan bilirkişi raporunda, davacı şirketin 2019 senesinde, bir önceki yıla göre kar artışı elde ettiği saptanmıştır. Hal böyle iken, davacının sözleşmenin feshi sebebiyle bir zarara uğramadığı ispat edilmiş olmasına rağmen davacı tanıklarının bu hususun aleyhine olacak şekilde verdikleri beyanlarını kabul etmemekteyiz. Nitekim, davacı tanıklarının ''işlerde aksamalar yaşadıklarını belirtmeleri'' zarara uğradıklarını kanıtlamamakla birlikte bir an için işlerde aksamalar yaşandığı kabul edilse dahi bu durumun Davacı Şirket'i zarara uğratmadığı çok açık bir şekilde bilirkişi raporuyla sabit hale gelmiştir. Ayrıca yine bilirkişi raporuyla da gelir kaybı olmadığı sabit olduğu için Tanık Tevfik Ata'nın ''Youtube video yükleyememizden kaynaklı gelir kaybımız olmuş olabilir'' şeklinde beyanının da kabul edilmesi mümkün değildir. Yukarıdaki tüm açıklamalarımız doğrultusunda davacı şirketin sadece haksız kazanç sağlamak amacıyla işbu davayı ikame ettiği şüpheye mahal vermeksizin görülmektedir. Bu doğrultuda davacının tüm taleplerinin reddi gerekmektedir. SONUÇ VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve re'sen gözetilecek nedenlerle; haksız davanın tüm talepleriyle reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla vekâleten arz ve talep ederiz.04.01.2024 Davalı Vekili Av. Altar Şahin E-imzalıdır.
Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 30 Haziran 2023 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA DOSYA NO : 2023/531 E. DAVALI : SROVAN YANGIN KORUNUM A.Ş VEKİLİ : Av. Ramazan Yılmaz Adres Antette DAVACI : SOMPO SİGORTA A.Ş VEKİLİ : Av. Okan Yılmaz KONU : Cevap dilekçemizin ve delil listemizin sunulması hakkında. AÇIKLAMALAR : A- USULE İLİŞKİN İTİRAZ VE TALEPLERİMİZ: 1- Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatlarına göre alacaklı, takip talebine eklemediği belgelere dayanarak itirazın iptali talep edemez. Huzurdaki olayda davacı, takip talebinde alacağın sebebini açıklamadığı gibi takip talebine herhangi bir belge de eklememiştir. Bu itibarla, itirazın iptali davasının icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olmasının bir gereği olarak huzurdaki davanın reddine karar verilmesi lazım gelmektedir: 1.1- Bilindiği üzere, itirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardandır. Bunun doğal bir sonucu olarak, itirazın iptali davalarında takip talebinde belirtilen alacak sebebi ve sunulan dayanak belge ile bağlılık esastır. Yine bilindiği üzere, İcra ve İflas Kanunu'nun 58/3. maddesine göre, alacak bir belgeye dayanıyorsa bu belgenin takip talebine eklenmesi zorunludur. Demek oluyor ki davacı, takip talebinde gösterdiği alacak sebebi ve takibe eklediği belgeler bağlıdır. İtirazın iptali davasında alacak sebebini değiştiremez, genişletemez ve takip talebine eklemediği bir belge veya delile dayanarak alacaklı olduğunu ispat edemez. Bu hususlar, Yargıtay'ın öteden beri kökleşmiş içtihatlarında mükemmelen açıklanmaktadır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.12.2011 tarih ve 2011/19617 E., 2011/749 K. Sayılı içtihadında aynen: "İtirazın iptali davası, itiraz üzerine duran ilamsız icra takibinin Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com devamını amaçlayan ve dayanağı olan icra takibine sıkı sıkıya bağlı olan bir dava türüdür. İİK.nun 58.maddesine göre takip talebinde borcun sebebinin gösterilmesi ve borç bir belgeye dayanıyorsa bu belgenin takip talebine eklenmesi gerekir . İİK.nun 60.maddesine göre de ödeme emrinin takip talebine uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Ödeme emrini alan borçlu borcun sebebine ve takibin dayandığı belgeye göre aleyhindeki ilamsız icra takibine itiraz edebilir. Bu durumda alacaklı süresi içerisinde ancak takip talebinde gösterilen belgeye dayanak itirazın iptali davası açabilir. Başka bir anlatımla alacaklı, takibinde dayanmadığı bir belgeye itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak dayanamaz " ifadelerine yer verilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27.04.2018 tarih ve 2016/17466 E., 2018/2414 K. Sayılı içtihadında aynen: "takip talebine takip dayanağı sözleşme eklenmemiş ise de, açılan itirazın iptali davasında delil olarak bu belge sunulmuştur. Hal böyle olunca, takip dosyasında dayanılmayan bir belgenin davada dayanak olarak gösterilmesi söz konusu değildir" ifadelerine yer verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 14.10.2020 tarih ve 2020/1663 E., 2020/102 K. Sayılı içtihadında aynen: "alacaklı takip yapılırken dayanmadığı bir belgeye dayanarak itirazın iptali davası açamayacağından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir" ifadelerine yer verilmiştir. Bu noktada şu hususu önemle vurgulamamız gerekir ki, yukarıda atıf ve alıntı yapılan içtihatlar ile paralel SAYISIZ içtihat bulunmaktadır. Bu itibarla, konu ile alakalı daha fazla içtihat ibraz etme gereği duymuyoruz. 1.2- Davacı tarafından müvekkil şirket aleyhine başlatılan icra takibinde, alacağın sebebi açıklan madığı gibi takip telebine herhangi bir belge de eklen memiştir. İnceleme kolaylığı açısından, takip talebinin ilgili kısmının görüntüsü aşağıda gösterilmiştir: Yukarıda görüntüsü verilen takip talebinden rahatlıkla anlaşıldığı üzere davacı, alacağın sebebini açıkla mamış, ilgisiz bir takım belgeleri sıralamış ve fakat sıraladığı bu belgeleri ise takip talebine eklememiştir. Tüm bu hususlar, icra dosyası ile tartışmasız bir biçimde sabittir. Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Üstelik, davacının takip talebinde sıraladığı ve fakat takip talebine eklemediği belgelerin bir kısmının ise huzurdaki olayla en ufak bir ilgisi yoktur. Örneğin, "trafik kayıtları ve kaza tespit tutanağı"nın huzurdaki olayla nasıl bir ilgisi vardır ? Anlaşılmaktadır ki davacı, önüne gelen her olayda, ezbere bir biçimde aynı matbu ifadeler ile icra takibi başlatmakta ve karşı tarafın takibe itiraz etmemesini ummaktadır. Öyle ya, davacının bu şekilde icra takibi başlatmasının mantıken başka bir şekilde açıklamak mümkün olmasa gerek. Hal böyle olunca, yukarıda atıf ve alıntı yapılan Yargıtay içtihatları uyarınca, itirazın iptali davasında davacı tarafından sunulan yeni delillere itibar edilmeksizin huzurdaki davanın reddine karar verilmesi lazım gelmektedir. 2- İcra Dairesi yetkisiz olduğu için huzurdaki davanın başkaca bir inceleme yapılmaksızın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir: 2.1- İtirazın iptali davasının görülebilmesi geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde, bu itiraz incelenip sonuçlandırılmadığı sürece, geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. Bu husus, mahkeme tarafından re’sen dikkate alınması zorunlu olan dava şartı olarak kabul edilmektedir. Bu itibarla, Mahkemenin icra dairesinin yetkisiz olduğuna kanaat getirmesi halinde, bakmakta olduğu itirazın iptali davasını başkaca bir inceleme yapmadan “dava şartı yokluğu” nedeniyle usulden reddetmesi gerekmektedir. Yargıtay’ın kökleşmiş içtihatları da bu doğrultudadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nın 04.07.2019 tarih, 2017/15-261 E., 2019/854 K. sayılı içtihadında aynen: “İtirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme, öncelikle tetkik merciinin (icra hukuk mahkemesinin) yerine geçerek, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır… Öte yandan, itirazın iptali davasının görülebilmesi, usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır” ifadelerine yer verilmiştir. 2.2- Buradan devamla, bu noktada şu hususu açıklığa kavuşturmamız gerekmektedir. 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu yürürlüğe girmeden önce, üretici ile doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmaması Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com durumunda, ticari satışlarda doğrudan üreticinin sorumluluğa gidilip gidilemeyeceği tartışmalı idi. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, doğrudan üreticinin sorumluluğa gidilemeyeceğini, ayıp hükümlerine dayanılarak satıcının sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini içtihat etmekte idi. Buna karşılık Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise, haksız fiil hükümleri gereği doğrudan üreticinin sorumluluğuna gidilebileceğini içtihat etmekte idi. Bu ve başkaca içtihat farklılıklarının giderilmesi ve diğer sebeplerden dolayı 11 Hukuk Dairesi ile 19. Hukuk Dairesi birleştirildi. Bu arada, 7223 sayılı Kanun yürürlüğe girdi ve söz konusu Kanunun 6. maddesinde üreticinin sorumluluğu düzenlendi. Yani, 7223 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, üretici ile sözleşmesel bir ilişki bulunmasa dahi, ürünün sebep
girmeden önce, üretici ile doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmaması Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com durumunda, ticari satışlarda doğrudan üreticinin sorumluluğa gidilip gidilemeyeceği tartışmalı idi. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, doğrudan üreticinin sorumluluğa gidilemeyeceğini, ayıp hükümlerine dayanılarak satıcının sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini içtihat etmekte idi. Buna karşılık Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise, haksız fiil hükümleri gereği doğrudan üreticinin sorumluluğuna gidilebileceğini içtihat etmekte idi. Bu ve başkaca içtihat farklılıklarının giderilmesi ve diğer sebeplerden dolayı 11 Hukuk Dairesi ile 19. Hukuk Dairesi birleştirildi. Bu arada, 7223 sayılı Kanun yürürlüğe girdi ve söz konusu Kanunun 6. maddesinde üreticinin sorumluluğu düzenlendi. Yani, 7223 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, üretici ile sözleşmesel bir ilişki bulunmasa dahi, ürünün sebep olduğu zararlar nedeniyle üreticinin sorumluluğuna gidilebileceği yasal olarak düzenlenmiş oldu. Demek oluyor ki, 7223 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte, üreticinin sorumluluğu yasal zemine kavuşmuş oldu. Nitekim, bu hususlar davacının dava dilekçesinde atıf yaptığı 11. Hukuk Dairesi'nin içtihatlarında da açıklanmıştır. 2.3- Dilekçemizin aşağıdaki kısımlarında açıklandığı üzere, müvekkil şirket ile davacının sigortalısı arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki yoktur. Yani müvekkil şirket, satıcı veya montajcı değildir. Davacıya servis de vermemiştir. Müvekkil şirket sadece ürünü üreten firmadır. Yine dilekçemizin yukarıdaki 2.3. kısmında açıklığa kavuşturduğumuz üzere, davacının müvekkil şirket aleyhine dava ikame etmesinin sebebi 7223 sayılı kanunun 6. maddesidir. Daha doğru bir ifade davacı, 7223 sayılı yasanın 6. maddesine dayanarak müvekkil şirket aleyhine dava ikame etmiştir. Dolayısıyla, huzurdaki davada "yetkili icra dairesi" nin belirlenmesinde haksız fiile göre yorum yapılamaz. Zira, 7223 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile yorum yoluyla haksız fiile başvurma olanağı kalmamıştır. Yine huzurdaki olayda, sözleşmenin ifa edildiği yer mahkemesine başvurma olanağı da yoktur. Zira, müvekkil şirket ile davacının sigortalısı arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki de yoktur. Keza, huzurdaki olayda para borcu kavramına da gidilemez. Zira, huzurdaki olayda "alım satım" veya "ariyet" gibi para borcu doğuracak bir ilişki söz konusu değildir. Huzurdaki olayın konusu, zarar iddiasına dayalı tazminattır. Yani davacı, zararın tazminini talep etmektedir. Bu itibarla, huzurdaki olayda icra dairesi yetkisiz olduğu gibi mahkemeniz de yetkisizdir. Dolayısıyla, huzurdaki davanın başkaca bir inceleme yapılmasızın usulden reddine karar verilmesini talep ediyoruz. 3- Hiç kimse devletin mahkemelerini gereksiz yere uğraştıramaz; hiç kimse devletin mahkemelerinde şansını deneyemez. Bu itibarla, huzurdaki davada HMK'nın 329. Maddesinin uygulanması Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com zorunluluk arz etmektedir: 3.1- HMK madde 329/1’e göre; hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkum edilebilir. Vekalet ücretinin miktarı hakkında uyuşmazlık çıkması veya mahkemece miktarın fahiş bulunması halinde, bu miktar doğrudan mahkemece takdir olunur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 12.11.2001 tarih, 4329/10989 sayılı içtihadında isabetle ifade edildiği üzere, bu hükmün uygulanması, kötüniyetle açılmış bulunan bir dava içinde, hükmün uygulanmasının talep edilmiş olmasına bağlıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; HMK m. 329 uyarınca talepte bulunulduğu halde, bu hususta hiçbir karar verilmemesi bozma sebebidir. Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 05.06.2012 tarih, 2012/5389 E, 2012/19170 K sayılı içtihadında aynen; “...davacının hiçbir hakkı olmadığı halde kötü niyetle dava açıp açmadığının, davanın açıldığı tarih olan 20.06.2011 tarihi itibariyle uygulanması gereken HMUK’nun 422. maddesi gereğince değerlendirilmesi ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun göz ardı edilmesi de doğru bulunmamıştır” ifadelerine yer verilmiştir. Doktrinde Prof. Dr. Baki Kuru'nun Hukuk Muhakemeleri Usulü adlı ölümsüz eserinde vurguladığı üzere, hiç kimse devletin mahkemelerini gereksiz yere uğraştıramaz (6. Baskı, cilt II, 2001, s. 1364). Hiç kimse devletin mahkemelerinde şansını denemeyemez. Devletin mahkemelerinde şansını denemek eylemi, hiçbir şekilde iyi niyetli bir davranış biçimi olarak değerlendirilemez. 3.2- Dilekçemizin aşağıdaki “Esasa İlişkin Cevaplarımız” kısmında detaylı olarak açıklanıp ispatlandığı üzere; davacı taraf, hiçbir hakkı olmadığı halde ve dahi bunun da bilincinde olduğu halde SALT ŞANSINI DENEMEK İÇİN işbu huzurdaki davayı açmıştır. Bu nedenle, HMK m. 329’un uygulanmasını talep ediyoruz. B- ESASA İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ 1-Davacı, gerçeğin ortaya çıkmasından hiç endişe etmeden "belge tahrif etmiş" ve müvekkil şirketin ürün montajı yaptığını iddia etmiştir: 1.1- Dava dilekçesi incelendiğinde davacının temelde bir iddiası bulunmaktadır. Bu iddia, meydana gelen olayın "ya ürünün üretim hatasından" ya da "ürünün montaj" hatasından kaynaklandığı iddiasıdır. İşte davacı dava dilekçesinde, ürünün montajının müvekkil şirket tarafından yapıldığını ve bu hususun müvekkil şirket tarafından yazılı olarak ikrar edildiğini iddia etmektedir. OYSA Kİ, BİZZAT DAVACI TARAFINDAN Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com SUNULAN YAZILI BELGE İLE SABİT OLDUĞU ÜZERE, ÜRÜNÜN MONTAJI MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN YAPIL MAMIŞTIR. DAVACI VE EKSPERİ, YA OKUDUKLARINI ANLAMADA ZAAFİYET İÇERİSİNDEDİR, YA DA BİLE İSTEYE GERÇEK DIŞINDA BEYANDA BULUNMAKTADIRLAR. İnceleme kolaylığı açısından, davacının dayandığı belgenin görüntüsü aşağıda gösterilmiştir: Görüldüğü üzere metinde "okula montajını yapmış OLDUĞU NUZ" ibaresi yazmaktadır. Yapmış olduğumuz DEĞİL. Hal böyle iken, davacının gerçeğin ortaya çıkmasından hiç endişe etmeden ve tabiri caiz ise gözümüzün içine baka baka gerçek dışında beyanda bulunmasını ve söz konusu yazıda "yapmış olduğumuz" ibaresinin yazdığını iddia etmesi anlaşılır değildir. 1.2- Bu noktada hemen ve önemle ifade etmemiz gerekir ki, müvekkil şirket ürünün sadece üreticisidir. Davacının sigortalısını tanımamaktadır. Ürünün montajını da müvekkil şirket yapmamıştır. Müvekkil şirketin montaj faaliyeti de yoktur. Davacının sigortalısı, müvekkil şirkete haricen ulaşarak ürünün patladığını ve üretici olarak sebebinin araştırılmasını talep etmiş ve patlayan ürünün test edilmesini teminen ürünü müvekkil şirkete göndermiştir. Müvekkil şirket tarafından yapılan analiz ve testler sonucunda, davacının sigortalısı tarafından montajı yapılmış ürünün "donmadan kaynaklı olarak patlamış olabileceği" sonucuna ulaşılmış ve bu durum davalının sigortalısına yazı ile bildirilmiştir. Söz konusu yazıda aynen: "Okula montajını yapmış olduğu NUZ siprinkler, mekanın soğuk olması nedeniyle donmadan kaynaklı patlamıştır. Bilgilerine sunarız" ifadelerine yer verilmiştir. Müvekkil şirket tarafından verilen yazı davacı tarafından dosyaya sunulmuştur. O nedenle, yeniden sunma gereği duymuyoruz. Hal böyle iken davacının eksperi ve davacı, her halde okumakta zorluk yaşıyor olsalar gerek, yazıdaki "olduğunuz" ibaresinin "olduğumuz" şeklinde takdim etmektedirler. Yani, gözümüzün içine baka baka yazıyı tahrif etmekte ve Mahkemeyi aldatma gayretine girmektedirler. Davacının bu davranışını anlamak mümkün değildir. Ayrıca şu hususu da ilave etmemiz gerekir ki, yangın söndürme siprinkerinin patlamaması için, mekanın belli bir sıcaklıkta olması zorunludur. Bu husus, suyun sıfırın altında donması ile alakalıdır. Davacının sigortalısı tarafından müvekkil şirkete gönderilen ürün üzerinde yapılan test ve analizlerde, ürünün Itri
sonucuna ulaşılmış ve bu durum davalının sigortalısına yazı ile bildirilmiştir. Söz konusu yazıda aynen: "Okula montajını yapmış olduğu NUZ siprinkler, mekanın soğuk olması nedeniyle donmadan kaynaklı patlamıştır. Bilgilerine sunarız" ifadelerine yer verilmiştir. Müvekkil şirket tarafından verilen yazı davacı tarafından dosyaya sunulmuştur. O nedenle, yeniden sunma gereği duymuyoruz. Hal böyle iken davacının eksperi ve davacı, her halde okumakta zorluk yaşıyor olsalar gerek, yazıdaki "olduğunuz" ibaresinin "olduğumuz" şeklinde takdim etmektedirler. Yani, gözümüzün içine baka baka yazıyı tahrif etmekte ve Mahkemeyi aldatma gayretine girmektedirler. Davacının bu davranışını anlamak mümkün değildir. Ayrıca şu hususu da ilave etmemiz gerekir ki, yangın söndürme siprinkerinin patlamaması için, mekanın belli bir sıcaklıkta olması zorunludur. Bu husus, suyun sıfırın altında donması ile alakalıdır. Davacının sigortalısı tarafından müvekkil şirkete gönderilen ürün üzerinde yapılan test ve analizlerde, ürünün Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com donmadan dolayı patlamış olabileceği sonucuna ulaşılmış e bu durum yazı ile davacının sigortalısına da bildirilmiştir. Yani, ürünün patlamasının muhtemel sebebi davacının sigortalısıdır. Hal böyle iken, patlamanın %50 ihtimal ile montaj hatasından patladığı ve montajı da müvekkil şirketin yaptığı (ki, montaj müvekkil şirket tarafından yapılmamıştır) iddiası ile müvekkil şirket aleyhine dava ikame edilmesi komiktir. 2- Dava dilekçesine dayanak yapılan eksper raporunda, üretim hatası tespit edilmemiştir. Sadece, alelade bir mantıkla "ya montajdan" ya "üretimden" denilmiştir. Başlı başına bu husus dahi, davanın ispat edilemediğini kanıtlamaya yetmektedir. 2.1- Davacı, huzurdaki davayı kendi eksperinin hazırladığı rapora dayandırmıştır. Davacının eksperi tarafından hazırlanan raporda, en ufak bir bilimsel analiz yapılmaksızın sadece alelalde mantık yürütülerek meydana gelen patlama olayının "ya üretimdeki hatadan" ya da "montaj hatasından" kaynaklandığı belirtilmiştir. Hiç bir bilimsel veriye ve teknik inceleme dayalı olmayan bu rapora itibar edilemeyeceği bila şek vela şüphedir. Öyle ya, bilimsel olarak temellendirilmeden ve bilimsel olarak kanıtlanmadan üretim hatası olduğunu söylemek asla ve kat'a mümkün değildir. Durum bu olmakla birlikte, davacının davasının dayanağı yaptığı eksper raporu bile davanın ispat edilemediğini kanıtlama yetmektedir. Zira, eksper raporuna göre 2 ihtimal vardır : "ya üretim hatası - %50" ya da "montaj hatası- %50". Dolayısıyla, böyle bir senaryoda üretim hatası bulunduğunu söyleme olanağı yoktur. Montajın davacının sigortalısı tarafından yapıldığı sabit olduğuna göre, bizzat davacının delillerine göre davanın reddi gerekir. Zira, bizzat davacının deliline göre meydana gelen patlamanın montaj hatasından kaynaklanması da aynı oranda ihtimal dahilindedir. 3- Nihayet son olarak ifade etmemiz gerekir ki, davacının eksperi okuduğunu anlamamış ve davacının sigortalısının sözlü beyanına göre rapor hazırlamıştır. Bu husus, davacının delil olarak sunduğu eksper raporundaki ifadeler ile sabittir. Bu itibarla, huzurdaki davada ispat yükünün davacının üzerinde olduğu ve davacının hiç bir şekilde üretimde ayıp olduğunu ispatlayamadığı, dahası belge tahrif ederek mahkemeyi aldatma girişimde bulunduğu açıktır. Dolayısıyla, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. DELİLLER : Delillerimizi sınırlamıyor, davacının sunacağı delillere karşı delil ileri sürme, beyanda bulunma ve ek delil ileri sürme hakkımız saklı kalmak kaydıyla delillerimizi sunuyoruz: Itri Sokak, No: 32, Balmumcu, 34349 Besiktas, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 1-Davacının sigortalısının müvekkil şirkete başvurması sonucunda, müvekkil şirket tarafından ürün üzerinde yapılan test ve analizler sonucunda hazırlanan yazı (davacı tarafından dosyaya ibraz edilmiştir), 2-Ürüne ait üretim planları ve prosesler, testler, analizler (ticari sır nedeniyle, yerinde inceleme esnasında bilirkişiye ibraz edilecektir), 3- Davacının sigortalısı ile müvekkil şirket arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki (montajın müvekkil şirket tarafından yapıl madığı da dahil olmak üzere) bulunmadığının ispatını teminen müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtları, 4- Davacının sigortalısı ile müvekkil şirket arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki (montajın müvekkil şirket tarafından yapıl madığı da dahil olmak üzere) bulunmadığının ispatını teminen davacının sigortalısının ticari defter ve kayıtları, 5- Müvekkil şirket tarafından hazırlanan teknik-bilimsel rapor (son derece teknik olduğundan ve test ve analiz sonuçları beklendiğinden bu aşamada ibraz edilememiştir. Ön inceleme duruşmasından önce süresi içerisinde ibraz edilecektir), 6- Ürün üzerinde teknik bilirkişi incelemesi, 7- Bilirkişi incelemesi, keşif, yemin, isticvap, Tanık (gerektiğinde isim ve adresleri bildirilecektir), ikamesi mümkün her türlü deliller, SONUÇ VE İSTEM : Arz ve izah edilen nedenlerle, 1- Haksız, kötü niyetli ve ispatlanamayan davanın reddine, 2- Haksız ve kötüniyetli davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, 3- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, özellikle HMK m.329’un uygulanmasına karar verilmesini talep ederiz. Davalı Vekili Av. Ramazan Yılmaz e-imzalıdır
Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL 18. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ'NE 14.10.2024, İstanbul DOSYA NO : 2022/277 E. DAVALI : Bilyoner İnteraktif Hizmetler A.Ş. Büyükdere Cd. Hitay Plaza Özcan Sk. No:2 K:2, 4. Levent Beşiktaş / İstanbul VEKİLİ : Av. Erim Bener, Av. Nur Şevval Çınar Büyükdere Caddesi No:193/4 Levent/İstanbul DAVACI : Yunus Albayrak (T.C. No : 18700961934) VEKİLİ : Av. İsmail Yıldırım KONU : 21.08.2024 tarihli ek bilirkişi raporuna ilişkin beyan ve itirazlarımızın sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR : 1. BİLİRKİŞİ EK RAPORUNDA, DOSYADA MÜBREZ OLAN SÖZLEŞME VE YÜRÜRLÜKTE OLAN MEVZUAT HÜKÜMLERİ ESAS ALINMAMIŞTIR. BU DOĞRULTUDA, HUKUKA UYGUN DEĞERLENDİRME VE TESPİTLER İÇERMEYEN EK BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ EDERİZ. 1.1 Müvekkil Şirket ile davacı arasında Kullanıcı Sözleşmesi akdedilmiş olup ilgili sözleşme dosyada mübrezdir. Aşağıda detaylıca belirttiğimiz sözleşme maddeleri uyarınca Müvekkil Şirket'in somut olayda hiçbir sorumluluğunun olmadığı sabit olup davanın reddi önem arz etmektedir. Aşağıda detaylıca belirteceğimiz sözleşme hükümleri göz önüne alındığında Müvekkil Şirket'in husumet ve esasa ilişkin itirazlarının haklı olduğu ve bu sebeple davanın reddi gerektiği şüpheye mahal vermeksizin görülmektedir. Davacı'nın kabul etmiş olduğu "Bilyoner Kullanıcı Sözleşmesi"'nin 8 numaralı Sorumluluk başlığı altındaki 8.1'inci maddesinde belirtilmektedir. İlgili madde aşağıdadır : "Oyun Kanalları üzerinde olası her türlü teknik çalışma, bağlantı kopukluğu, sistem arızaları, teknik sebeplerle meydana gelen bilgilendirme mesajlarının vs. gitmemesi, Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com gecikmesi de dahil ancak bunlarla sınırlı olmaksızın hatalı, gecikmeli veri aktarımı yahut iletişim aksaklıkları nedeni ile doğmuş ve/veya doğacak zararlardan Bilyoner herhangi bir şekilde sorumlu tutulamaz." Davacı'nın onayladığı, "Bilyoner Üyelik Sözleşmesi"'nin yukarıda belirtilen 8.1'inci maddesi ve aşağıda bulunan 5.2.2'inci maddesi Müvekkil Şirket'e sorumluluk yükletilemeyeceğini göstermektedir : ''5.2.2 Sanal Ortam Bayi nezdinde oynanan oyunlar için Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, Türkiye Jokey Kulübü ve Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün koymuş olduğu oyun kuralları (oyun açılış-kapanış bilgileri veya oyun, kolon, bilet bedelleri, iptal prosedürü vs.) geçerlidir. Oyun kurallarının değişmesi halinde üyenin, bu değişiklikler nedeniyle zarara uğraması halinde, bu zararlardan Sanal Ortam Bayi’nin veya anılan kurumların herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, hak veya tazminat talebinde bulunmayacağını beyan, kabul ve taahhüt eder.'' Bilyoner Üyelik Sözleşmesi'nin 8.3 maddesi uyarınca da Müvekkil Şirket'e sorumluluk yükletilemeyeceği aşikardır; ''Üye, oyunlar hakkında gerekli bilgilendirmenin yapılmadığı gerekçesiyle Sanal Ortam Bayi’nin herhangi bir şekilde sorumlu tutulamayacağını, hak veya tazminat talebinde bulunmayacağını beyan, kabul ve taahhüt eder. '' Ayrıca yine Üyelik Sözleşmesinin 7.3.1 maddesi uyarınca ; ''Sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunlarında üyenin kazandığı ikramiye tutarı Merkezi Sistem tarafından değerlendirilir. Üye, bu nedenle veya oyunlara ilişkin ilgili kurumların inceleme yapması ya da sonuçların Merkezi Sisteme girilememesine dayalı ikramiye ödemelerinde yaşanacak gecikmeler veya ilgili mevzuatta öngörülen kararların alınması gibi sebeplerden dolayı Sanal Ortam Bayi, Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, Türkiye Jokey Kulübü ve Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün sorumluğunun olmadığını , Sanal Ortam Bayiden ve anılan kurumdan herhangi bir hak veya tazminat talep etmeyeceğini beyan, kabul ve taahhüt eder. '' Ayrıca yine Üyelik Sözleşmesinin 9.4 ve 10.1 Maddeleri uyarınca ; İşbu Sözleşme ile ilgili olarak çıkabilecek ihtilaflarda Sözleşme hükümleri ve ilgili mevzuat uygulanacağı ve üye olmak isteyen kişi, Sözleşme’nin tamamını 18 yaşından büyük ve fiil ehliyetine sahipken okuduğunu, anladığını, içeriğindeki tüm maddeleri kayıtsız şartsız kabul ettiğini ve onayladığını beyan, kabul ve taahhüt etmiştir. ''9.4 İşbu Sözleşme ile ilgili olarak çıkabilecek ihtilaflarda Sözleşme hükümleri ve ilgili mevzuat uygulanacaktır. Taraflar Sözleşme’nin uygulanmasından doğacak ihtilafların Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com çözümünde her türlü hukuki ilişki için ifa yeri ve yetkili yargı merciinin İstanbul Mahkemeleri ve icra daireleri olduğunu kabul ve beyan etmişlerdir.'' ''10.1 İşbu Sözleşme 10 (on) maddeden ibarettir. Üye olmak isteyen kişi, Sözleşme’nin tamamını 18 yaşından büyük ve fiil ehliyetine sahipken okuduğunu, anladığını, içeriğindeki tüm maddeleri kayıtsız şartsız kabul ettiğini ve onayladığını beyan, kabul ve taahhüt eder.'' Yukarıda belirtilen Üyelik Sözleşmesinin ilgili maddeleri uyarınca, üyenin Sözleşme içeriğindeki tüm maddeleri kayıtsız şartsız kabul ettiği ve onayladığı çok açık bir şekilde görülmektedir. Bu doğrultuda Bilirkişinin ilgili sözleşme maddelerini gerektiği şekilde incelemediği ortada olup Müvekkil Şirket'in hiçbir şekilde sorumluluğu doğmadığının kabulü önem arz etmektedir. Sanal Ortam Bayi Üyelik Sözleşmesi ve Bilyoner Kullanıcı sözleşmesi birebir aynıdır. Zira, Bilyoner Kullanıcı Sözleşmesi kullanıcılara online üyelik kaydı esnasında sunulmaktadır. Nitekim, dosya içerisinde ve Müvekkil Şirket'in internet sitesinde (''https://www.bilyoner.com/uyelik-sozlesmesi'') de görülmektedir. Bu sebeple bilirkişinin Sözleşme'ye yapmış olduğumuz atıfları dikkate almamasının hiçbir mantığı bulunmamaktadır. Söz konusu sözleşmenin hükümleri dosyanın akıbeti açısından önemli olup dikkatlice yorumlanması gerekmekte iken bilirkişinin Sözleşme'ye yapmış olduğumuz atıfları kabul etmemesinin haklı bir tarafı bulunmamaktadır. Bu sebeple bilirkişi ek raporunda yapılan değerlendirme ve tespitlerin kabulü hiçbir şekilde mümkün değildir. 1.2 Sabit ihtimalli bahis oyunlarının geçerliliğine ve tüm diğer konular ve koşullara ilişkin olarak, Merkezi Bahis Sistemi kayıtları esastır. Müvekkil Şirket, Spor Toto Teşkilatı ve Milli Piyango İdaresi tarafından düzenlenen oyunların sanal ortam vasıtasıyla oynanması için aracılık yapan Sanal Ortam Bayisi'dir. Müvekkil Şirket'in, kendi internet sitesi vasıtasıyla oluşturulan elektronik biletlerin kazanıp kazanmadığı hususunda bir tasarrufu bulunmamaktadır. Davacı'nın oynadığı kuponların kazanan veya kaybeden şeklinde değerlendirilmesi ve ödeme kararı 28 Ağustos 2019 tarihinden itibaren Spor Toto Teşkilat Başkanlığı Merkezi Bahis Sistemi tarafından gerçekleştirilmektedir ve Müvekkil Şirketin bu konularda karar verme hakkı bulunmamaktadır. Ülkemizde, spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve ve müşterek bahis oyunlarının tümünde, gerek ilgili bahis seçeneğine uygun bir şekilde elektronik biletlerin (kuponların) oluşturulması; gerekse oluşturulan elektronik biletlerin (kuponların), ilgili bahis veya maç sonucuna göre değerlendirilmesinde 5738 sayılı Kanun kapsamında belirlenmiş olan Başbayi tarafından işletilmekte olan Merkezi Bahis Sistemi kayıtları esastır. 31.08.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Sabit İhtimalli Bahis Oyunları (İddia) Oyun Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Planı'nın 5. Maddesinin 4. Fıkrası aşağıdaki gibidir : "Sabit ihtimalli bahis oyunlarının geçerliliğine ve tüm diğer konular ve koşullara ilişkin olarak, Merkezi Bahis Sistemi kayıtları esastır" MÜVEKKİL ŞİRKET, BU OYUNLARIN OYNANMASINDA SPOR MÜSABAKALARINA DAYALI SABİT İHTİMALLİ VE MÜŞTEREK BAHİS OYUNLARI UYGULAMA YÖNETMELİĞİ UYARINCA "SANAL ORTAM BAYİSİ" SIFATIYLA ARACILIK ETMEKTE OLUP, ŞİRKETİN KENDİ SİSTEMİ ÜZERİNDEN OYNANAN ELEKTRONİK BİLETLERİN İKRAMİYE KAZANIP KAZANAMADIKLARINI BELİRLEMEK GİBİ BİR YETKİSİ VE BİR HAKKI DA BULUNMAMAKTADIR. 2. SPOR TOTO TEŞKİLAT BAŞKANLIĞI İLE ŞANS GİRİŞİM ORTAK GİRİŞİMİ ARASINDA AKDEDİLEN SÖZLEŞME UYARINCA,
kapsamında belirlenmiş olan Başbayi tarafından işletilmekte olan Merkezi Bahis Sistemi kayıtları esastır. 31.08.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Sabit İhtimalli Bahis Oyunları (İddia) Oyun Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Planı'nın 5. Maddesinin 4. Fıkrası aşağıdaki gibidir : "Sabit ihtimalli bahis oyunlarının geçerliliğine ve tüm diğer konular ve koşullara ilişkin olarak, Merkezi Bahis Sistemi kayıtları esastır" MÜVEKKİL ŞİRKET, BU OYUNLARIN OYNANMASINDA SPOR MÜSABAKALARINA DAYALI SABİT İHTİMALLİ VE MÜŞTEREK BAHİS OYUNLARI UYGULAMA YÖNETMELİĞİ UYARINCA "SANAL ORTAM BAYİSİ" SIFATIYLA ARACILIK ETMEKTE OLUP, ŞİRKETİN KENDİ SİSTEMİ ÜZERİNDEN OYNANAN ELEKTRONİK BİLETLERİN İKRAMİYE KAZANIP KAZANAMADIKLARINI BELİRLEMEK GİBİ BİR YETKİSİ VE BİR HAKKI DA BULUNMAMAKTADIR. 2. SPOR TOTO TEŞKİLAT BAŞKANLIĞI İLE ŞANS GİRİŞİM ORTAK GİRİŞİMİ ARASINDA AKDEDİLEN SÖZLEŞME UYARINCA, ŞANS GİRİŞİM ORTAK GİRİŞİMİ'NİN İDDİA MARKASININ İŞLETMESİNİ DEVRALDIĞI ŞÜPHEYE MAHAL VERMEKSİZİN GÖRÜLMEKTEDİR. HAL BÖYLE İKEN, BİLİRKİŞİ TARAFINDAN SÖZLEŞMENİN ŞANS GİRİŞİM TARAFINDAN DOSYAYA SUNULMAMIŞ OLDUĞU BELİRTİLEREK DEĞERLENDİRİLMEYE ALINMAMASI HUSUSU KABUL EDİLEMEYECEKTİR. Şans Girişim Ortak Girişimi, 28 Şubat 2019 tarihinde Spor Toto Teşkilat Başkanlığı ile yapılan 10 yıllık sözleşmeyle birlikte, 28 Ağustos 2019 tarihinden itibaren iddia markasının işletmesini devralmıştır. Şans Girişim, Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli Ve Müşterek Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliği’nde (“Yönetmelik”) tanımlanan Başbayi sıfatını haizdir. Başbayi mevzuatta “ 21/2/2008 tarihli ve 5738 sayılı Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunlarının Özel Hukuk Tüzel Kişilerine Yaptırılması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen iş ve hizmetleri yapmak üzere Teşkilat ile sözleşme imzalayan yüklenici” olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliği'nin 4 üncü maddesinin d fıkrasında da başbayi tanımına değinilmiştir. ''Başbayi: 21/2/2008 tarihli ve 5738 sayılı Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunlarının Özel Hukuk Tüzel Kişilerine Yaptırılması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen iş ve hizmetleri yapmak üzere Teşkilat ile sözleşme imzalayan yükleniciyi..'' Başbayinin görevlerine Yönetmelik m. 6’da yer verilmiştir. Şans Girişim Ortak Girişimi’nin internet sitesinde de sanal bayilere yer verilmiş olup Şirketimiz Başbayi Şans Girişim Ortak Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Girişimi’nin alt bayisidir. Şans Girişim Ortak Girişimi'nin iddaa markasının işletmesini devraldığı ve Müvekkil Şirket'in alt bayi olduğu aşağıdaki ekran görüntülerinde açıkça görülmektedir. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 2.1. Başbayi’nin Resmi Gazetede yayımlanan Sabit İhtimalli Bahis Oyunları (İddaa) Oyun Planı kapsamında düzenlenen birtakım görevleri bulunmaktadır. Başbayi’nin Resmi Gazetede yayımlanan Sabit İhtimalli Bahis Oyunları (İddaa) Oyun Planı kapsamında düzenlenen birtakım görevleri bulunmaktadır. (Örn: m.6/4, m.5/2, m. 5/8) Yine Oyun Planı kapsamında Risk Yönetimi Merkezi “ihtimalli bahis oyun programlarında yer alan etkinliklere ilişkin bahis oranlarının belirlendiği, güncellendiği ve bahis işlemlerinin takip edildiği merkez” olarak tanımlanmış olup m. 5/6 uyarınca uyarınca herhangi bir zamanda oranları değiştirme yetkisine sahip olduğu gibi m. 7/1 uyarınca da herhangi bir gerekçe göstermeksizin bir bahsi kabul etme ya da reddetme yetkisine sahiptir. Risk Yönetimi merkezi ayrınca Oyun Kurallarını’nın 14. maddesinin 12 ve 14. Fıkraları uyarınca; Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com •Risk Yönetim Merkezinin tamamen kendi takdirinde olmak üzere özel sebepler olduğunu düşündüğü durumlarda, dilediği zaman teklif edilen belirli bahislere oran olarak bir (1.00) verebilecektir. Bu tamamen Risk Yönetim Merkezinin münhasır hakkıdır. •Risk Yönetimi, canlı bahislerde, bir etkinliğin / müsabakanın sonucunun bilindiği halde; o sonuçla ilgili bahis alınmaya devam edildiği hallerde veya herhangi bir maddi avantaj sağlayan durumun varlığı halinde, herhangi bir güncelleme yapılmadan bahis alınımına devam edildiği hallerde bahislerin kazanılıp kaybedildiğine bakılmaksızın, bahisleri geçersiz kılarak bir (1.00) oranı verme hakkını saklı tutar. yetkilerine sahiptir. Yukarıda belirtmiş olduğumuz madde sebebiyle Şans Girişim' oranı 1'e düşürmüştür. Zira Sabit İhtimalli Bahis Oyunları (İddia) Oyun Planı'nın 14. Maddesinin 1.Fıkrası uyarınca da; ''Programda yayınlanan oranlar veya olası herhangi bir yolla ilan edilen oranlar başlangıç oranlarıdır ve Risk Yönetim Merkezi gerekli görmesi halinde bunları değiştirme hakkını saklı tutacağı belirtmiştir .'' 3. MÜVEKKİL ŞİRKET'İN OYUN PLANINA UYMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ BULUNMAKTADIR. Bu durum yukarıda açıkladığımız üzere Başbayi tarafından bayilere Yönetmelik m.6/3 kapsamında bildirilmektedir. Kaldı ki spor toto ile yapılan Sanal Bayilik Sözleşmemizin m.9/5'si " 4 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 7258 Sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 5738 Sayılı Spor Müsabakalarına dayalı Müşterek ve Sabit İhtimalli Bahis Oyunlarının Özel Hukuk Tüzel Kişilerine Yaptırılması Hakkında Kanun, Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliği ve İdare tarafından yürürlüğe konulan oyun planları bu sözleşmenin vazgeçilmez parçası olup Sanal Ortam Bayi bunlara uymakla yükümlüdür. Sanal Ortam Bayi bu sözleşmenin konusu iş ve hizmetlere yönelik olarak idarenin re'sen vereceği talimatlara, yürülüğe konulacak genelgelere, mevcut ve değişebilecek yönetmelik vb. düzenlemelere uymayı peşinen kabul ve taahhüt eder." şeklindedir. Bu bağlamda Müvekkil Şirket'in başbayi ve risk yönetiminden gelen talepleri yerine getirmesi ve Oyun Planına uygun davranamsı zorunludur. Yine Spor Toto ile imzalanan Sanal Bayilik Sözleşmesinin m. 9/6 düzenlemesi "Sanal ortam bayisinin yukarıda öngürülen hükümlere aykırı hareket etmesi duurmunda bayilik ruhsatı iptal edilir ve sözleşmesi kendiliğinden feshedilerek teminatı sözleşmede öngörülen usulle iptal edilir." şeklinde olup mevzuata uyulmaması halinde sanal bayilik ruhsatı Spor Toto tarafından iptal edileSpor Toto ile imzalanan Sanal Bayilik Sözleşmesinin m. 9/6 düzenlemesi "Sanal ortam bayisinin yukarıda öngürülen hükümlere aykırı hareket etmesi duurmunda bayilik ruhsatı iptal edilir ve sözleşmesi kendiliğinden feshedilerek teminatı sözleşmede öngörülen usulle iptal edilir." Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com şeklinde olup mevzuata uyulmaması halinde sanal bayilik ruhsatı Spor Toto tarafından iptal edilebilecektir. Yukarıdaki açıklamalarımız ve Müvekkil Şirket'in Oyun Planına uyma yükümlülüğü bulunmakta olduğundan yapılan inceleme neticesinde, Davacı'nın dava dilekçesinde ve eklerinde sunmuş olduğu 20 Mayıs 2022 tarihinde oynamış olduğu 4689052728203633 ve 4689052728208831 numaralı kuponlardaki “AJ Auxerre – Sochaux” karşılaşması için 20.05.2022 tarihinde Şans Girişim Ortak Girişimi, 28 Şubat 2019 tarihinde Spor Toto Teşkilat Başkanlığı ile yapılan 10 yıllık sözleşmeyle birlikte, 28 Ağustos 2019 tarihinden itibaren iddaa markasının işletmesini devralan, tarafından duyuru gelmiştir. Şans Girişimi tarafından müvekkilimize gelen mail uyarınca üyenin kuponlarındaki karşılaşmaya verdiği tahminler geçerli sayılmış ancak gelen duyuruya istinaden karşılaşmanın oranı “1” olarak değerlendirilmiştir. Bu sebeple üyenin ilgili kuponlar için oynamış
Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com şeklinde olup mevzuata uyulmaması halinde sanal bayilik ruhsatı Spor Toto tarafından iptal edilebilecektir. Yukarıdaki açıklamalarımız ve Müvekkil Şirket'in Oyun Planına uyma yükümlülüğü bulunmakta olduğundan yapılan inceleme neticesinde, Davacı'nın dava dilekçesinde ve eklerinde sunmuş olduğu 20 Mayıs 2022 tarihinde oynamış olduğu 4689052728203633 ve 4689052728208831 numaralı kuponlardaki “AJ Auxerre – Sochaux” karşılaşması için 20.05.2022 tarihinde Şans Girişim Ortak Girişimi, 28 Şubat 2019 tarihinde Spor Toto Teşkilat Başkanlığı ile yapılan 10 yıllık sözleşmeyle birlikte, 28 Ağustos 2019 tarihinden itibaren iddaa markasının işletmesini devralan, tarafından duyuru gelmiştir. Şans Girişimi tarafından müvekkilimize gelen mail uyarınca üyenin kuponlarındaki karşılaşmaya verdiği tahminler geçerli sayılmış ancak gelen duyuruya istinaden karşılaşmanın oranı “1” olarak değerlendirilmiştir. Bu sebeple üyenin ilgili kuponlar için oynamış olduğu kupon bedelleri hesabına iade edilmiştir. YUKARIDAKİ BEYANLARIMIZ ŞANS GİRİŞİM TARAFINDAN DOSYAYA SUNULAN MÜZEKKERE CEVABI İLE DE TEYİT EDİLMİŞTİR. KALDI Kİ ŞANS GİRİŞİM BAŞBAYİ TARAFINDAN MÜVEKKİL ŞİRKET'E MAÇIN İPTAL SEBEBİ DE BELİRTİLMEMEKTE OLUP OYUN PLANI KAPSAMINDA OYUN PLANI M. 8'DE BUNDAN TEŞKİLATIN VE BAŞBAYİNİN DAHİ SORUMLU OLMADIĞI DÜZENLENMİŞTİR. BU TALİMATA İSTİNADEN İPTALİ GERÇEKLEŞTİREN MÜVEKKİL ŞİRKET'E HERHANGİ BİR SORUMLULUK YÜKLENEMEYECEĞİ ŞÜPHEYE MAHAL VERMEKSİZİN GÖRÜLMEKTEDİR. SONUÇ VE İSTEM: Fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; ek bilirkişi raporuna itiraz eder; davacının haksız davasının ESASTAN REDDİNE, her türlü yargılama harç ve masrafı ile vekalet ücretinin DAVACIYA YÜKLETİLMESİNE karar verilmesini Sayın Mahkemenizden saygılarımızla arz ve talep ederiz. Davalı Vekilleri Av. Erim Bener
Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 24.01 .2025 İSTANBUL ANADOLU 13. İCRA CEZA MAHKEMESİNE DOSYA NO :2019/212 E. MÜŞTEKİ :Azelis TR Kimya Endüstrisi Ürünleri İthalat İhracat Tic. ve San. A.Ş. VEKİLİ :Av. Erim Bener SANIKLAR :1-Necati Tunç Noyan 2-Abdullah Sözer VEKİLİ :Av. Tülin Albayrak KONU :Şikayetten vazgeçmeye/feragate ilişkin dilekçedir. AÇIKLAMALAR : Yukarıda esas bilgileri verilen ve Sayın Mahkemenizce görülmekte olan dosya kapsamında, sanık Necati Tunç Noyan ile müvekkil şirket arasıdna akdedilen 23.01.2025 tarihli protokol uyarınca sanık tarafından müvekkil şirkete uyuşmazlığa konu çek bedeli olan 96.710,00 TL ödenmiş olduğundan, huzurdaki şikayetten tüm sanıklar adına vazgeçildiğini/feragat edildiğinizi saygıyla bildiririz. Taraflar arasındaki anlaşma uyarınca, taraflar birbirlerinden yargılama gideri ve dava vekalet ücreti talep etmemiş olup, sanık tarafından vekalet ücreti talep edilmediğine ilişkin dilekçe Sayın Mahkemenize sunulmuştur. Bu kapsamda taraflar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesini saygıyla talep ederiz. NETİCE VE TALEP: Yukarıda detaylıca açıkladığımız ve Sayın Mahkemenizce re'sen dikkate alınacak sebeplerle, Şikayetten vazgeçme/feragat nedeniyle davanın düşmesine, 1. Müvekkil şirket aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesine 2. Karar verilmesini talep ederiz. Müşteki Vekili Av. Erim Bener
Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 11.10.2021/İstanbul İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNE İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİDİR. DAVACI : VELUX ÇATI PENCERELERİ TİCARET LTD. ŞTİ. Mersis No: 0924011966300012 Girne Mahallesi Girne Caddesi No:117-121/ 9 Maltepe/İstanbul VEKİLLERİ : Av. Erim BENER, Av. Burcu GÖKTAN Av. Öykü EYÜBOĞLU (Adres antettedir) DAVALI : VERANDA VELUX KONSTRÜKSİYON İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ Mersis No: 0924092469600001 Sümer Mahallesi, Karafatma Caddesi, No:78a Seyhan/Adana KONU : Ticaret unvanının terkini ile haksız rekabet ve marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılması ve tecavüzün devamını önlemek üzere gerekli tedbirlerin alınması. AÇIKLAMALAR : 1. MÜVEKKİL ŞİRKET, YURTDIŞI MENŞELİ VELUX GRUP'A BAĞLI OLARAK 1999 YILINDA TÜRKİYE'DE KURULMUŞTUR. Müvekkil şirketin bağlı olduğu VELUX, 1941 yılında çatı pencereleri üretmek amacıyla Danimarka'da kurulmuş olup, kuruluşundan itibaren geçen 80 yıl içinde büyük başarılara imza atarak sürekli olarak büyümüş ve global tanınırlığa ulaşarak uluslararası itibar kazanmıştır. Bugün 40’dan fazla ülkede satış firması, 10 ülkede fabrikası ve 10 bin çalışanı bulunan VELUX Grup'un bu başarılarının bir sonucu olarak da müvekkil şirket, VELUX Türkiye, 29 Haziran 1999 tarihinde Türkiye'de kurulmuştur. Müvekkil şirketin kuruluşuna ilişkin ilan 2 Temmuz 1999 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanmıştır (EK-1 TTSG İlanı) . Kuruluş tarihinden bu yana, Türkiye'de de ciddi bir Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com başarı sergileyen müvekkil şirket, an itibariyle İstanbul başta olmak üzere, birçok büyük şehirde 50’ye yaklaşan bayi ağıyla hizmet vermektedir (EK-2 Müvekkil Şirkete Ait Broşürler) . 22 yıldır Türkiye'de, 80 yıldır ise uluslararası çapta varlık gösteren VELUX -işbu dilekçemiz ekinde sunduğumuz 2 Temmuz 1999 tarihli Gazete ilanında yer alan müvekkil şirketin esas sözleşmesinde de görülebileceği üzere- çatı penceresi, teras çatı penceresi, perde, panjur, güneş tünelleri ve birçok aksesuar hizmeti vermektedir. AYRICA VELUX MARKASI TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU NEZDİNDE MÜVEKKİL ŞİRKET ADINA TESCİLLİ OLUP, KORUMA ALTINDADIR (EK-3 Tescil Belgesi). 2. DAVALI ŞİRKET, MÜVEKKİL ŞİRKETİN ADINA TESCİLLİ OLAN "VELUX" MARKASINI VE TİCARET UNVANINI, HAKSIZ VE İZİNSİZ ŞEKİLDE KULLANMAKTADIR. Müvekkil şirket tarafından yapılan araştırma neticesinde, davalı şirketin, müvekkil şirket adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirilen "VELUX" markası ve ticaret unvanı ile ayniyet arz eden “VERANDA VELUX” markasını kullandığı tespit edilmiştir. DAVALI ŞİRKET BU MARKAYI TİCARİ UNVANI OLARAK ANCAK 21 MAYIS 2021'DE, YANİ YAKLAŞIK 4 AY ÖNCE KULLANMAYA BAŞLAMIŞ olup, bu tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanını dilekçemiz ekinde sunarız (EK-4 Davalı Şirkete Ait TTSG İlanı). Davalı şirket, müvekkil şirket adına tescilli markayı; - Ticari unvanında, - Kendilerine ait internet sitesinde (https://verandavelux.com/index.html) , - Facebook ve Instagram mecralarında, (https://www.facebook.com/pg/verandaveluxltd/posts/ https://www.instagram.com/verandavelux/) - Broşürlerde (EK-5 Broşür) gibi çeşitli mecralarda ve şekillerde, reklam ve tanıtım amaçlı kullanmakta ve müvekkil şirkete ait marka üzerinden haksız kazanç elde ederek müvekkil şirkete maddi ve manevi zarar vermektedir. Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Müvekkil şirket tarafından bu durumun tespit edilmesini müteakip, iyi niyetli olarak görüşmeler yapılmış sonrasında da davalı şirkete Beşiktaş 6. Noterliğinin 20 Ağustos 2021 tarihli ve 25610 Yevmiye Numaralı ihtarı gönderilerek müvekkil şirkete ait markaya tecavüz teşkil eden davranışların derhal sona erdirilmesi istenmiştir (EK-6 İhtarname) . İhtarname sonrasında davalı şirket yetkilisi ile tekrar görüşülmüş ve görüşmelerede müvekkil şirkete ait markanın kullanımına son vereceklerini ifade etmişse de, aradan geçen 3 aya yakın bu süreç içinde davalı şirket hiçbir aksiyon almamış ve haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz niteliğindeki eylemlerine devam etmiştir. Bunun üzerine ise tarafımızca işbu davanın açılması zaruri hale gelmiştir. 3. DAVALININ MÜVEKKİL ŞİRKETE AİT MARKAYI VE TİCARET UNVANINI KULLANIMI, MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET KAPSAMINDADIR. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29.maddesinde sayılan marka hakkına tecavüz sayılan haller şu şekildedir: "a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek." Bunun yanında, Türk Ticaret Kanununda ele alınan haksız rekabete ilişkin Kanun'un 54. maddesinde; “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır” hükmüne yer verilmiştir. Aynı şekilde Kanunu’nun Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 55. maddesinde ise haksız rekabet olarak değerlendirilebilecek filler, örnekseme yoluyla, bir diğer deyişle sayılan hallerle sınırlı olmamak üzere belirtilmiştir. Madde hükmü uyarınca davalı şirket tarafından haksız olarak markanın kullanımının dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulama kabul edileceği, bu itibarla haksız rekabet teşkil ettiği aşikardır. Konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun. 21/02/2019 T., 2017/119 E., 2019/187 . Sayılı kararında tam olarak şu ifadelere yer verilmiştir: "Tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve bu nedenle bağlantı ihtimali de dâhil halk nezdinde karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin, markanın tescilli olduğu mallarla aynı veya benzer mallarda kullanılması marka hakkına tecavüz teşkil oluşturmaktadır. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilmek için halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurması yeterlidir. Başka deyişle halk aldığı mal veya hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bilse fakat güvendiği işletme ile mal veya hizmet aldığı işletme arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu zannetse bile “karıştırılma ihtimali” vardır (Tekinalp, Ünal; Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul, 2012, s. 434). Buradaki “halk” kavramından ortalama niteliklere sahip olan tüketicilerin anlaşılması gerekir. Hemen belirtilmelidir ki, herhangi bir işaretin marka gibi kullanılması “markasal kullanım” olarak adlandırılmaktadır. Bir işaretin marka olarak kullanılıp kullanılmadığı ise o işaretle karşı karşıya gelen ortalama niteliklere sahip bir tüketicinin algısına göre belirlenmelidir. Şayet ortalama tüketici, o işareti bir mal veya hizmetin markası gibi algılıyorsa markasal kullanımdan söz edilecektir. Markasal kullanımdan söz edebilmek için işaretin sadece
teşkil oluşturmaktadır. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilmek için halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurması yeterlidir. Başka deyişle halk aldığı mal veya hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bilse fakat güvendiği işletme ile mal veya hizmet aldığı işletme arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu zannetse bile “karıştırılma ihtimali” vardır (Tekinalp, Ünal; Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul, 2012, s. 434). Buradaki “halk” kavramından ortalama niteliklere sahip olan tüketicilerin anlaşılması gerekir. Hemen belirtilmelidir ki, herhangi bir işaretin marka gibi kullanılması “markasal kullanım” olarak adlandırılmaktadır. Bir işaretin marka olarak kullanılıp kullanılmadığı ise o işaretle karşı karşıya gelen ortalama niteliklere sahip bir tüketicinin algısına göre belirlenmelidir. Şayet ortalama tüketici, o işareti bir mal veya hizmetin markası gibi algılıyorsa markasal kullanımdan söz edilecektir. Markasal kullanımdan söz edebilmek için işaretin sadece mal veya hizmet üzerinde kullanılması zorunlu olmayıp, ilanlarda, kataloglarda, ticari belgelerde kullanılması mal veya hizmetle bağlantılı olarak markasal etki doğuracak şekildeki tüm kullanımları markasal kullanım oluşturacaktır (Bilge, Mehmet Emin; Ticari Ad ve İşaretler Arasında Karıştırılma Tehlikesi, Ankara, 2014, s. 116). BU KAPSAMDA DAHA ÖNCE TESCİL EDİLMİŞ BİR MARKANIN VARLIĞI KARŞISINDA MARKA İLE AYNI VEYA BENZER İBARELER İÇEREN BİR TİCARET UNVANININ VEYA MARKASAL OLARAK KULLANILMASI DA MARKA HAKKINA TECAVÜZ TEŞKİL EDECEKTİR. Zira marka ve ticaret unvanı esas itibariyle farklı işlevlere sahiptir. Ticaret unvanı bir taciri diğer tacirlerden ayırt etmeyi sağlarken, Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com marka ise bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlamaktadır... 6762 sayılı TTK’nın 54. maddesinde belirtilen “ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan” ibaresinden ticaret unvanının aynısının veya karıştırılma ihtimali oluşturacak derecede benzerinin bir başkası tarafından kullanılması şeklinde anlaşılması gerekir. Ticaret unvanını önceden tescil ettiren tacir, 6762 sayılı TTK’nın 54. maddesi gereğince daha sonra tescil ettirilen ve haksız olarak kullanılan ticaret unvanının sicildeki kaydının değiştirilmesini veya silinmesini dava edebilir..." Müvekkil şirketin adına tescilli markayı çeşitli mecralarda ve şekillerde kullanarak müvekkil şirketin maddi ve manevi zararına yol açan ve açık şekilde marka hakkına tecavüz suretiyle haksız rekabette bulunan ve ticari kazanç sağlayan davalı şirket aleyhine, cezai yollar da dahil olmak üzere her türlü talep ve şikayet hakkımızı saklı tutarız. 4. MÜVEKKİL ŞİRKET İLE DAVALI ŞİRKETİN FAALİYET ALANLARI NEREDEYSE AYNIDIR. Müvekkil şirket, 80 yıldır dünya çapında kapı ve pencere çerçeveleri, çatı penceresi, teras çatı penceresi, perde, panjur, güneş tünelleri, yansıtıcılar ve birçok aksesuar ve inşaat malzemesi hizmeti vermekte olup, Gazete'de yayımlanan esas sözleşmede şirketin faaliyet konusu şu şekilde açıklanmıştır: Davalı şirketin ise yalnızca 4 ay önce, 21 Mayıs 2021 tarihinde kurulan şirketinin bu tarihli Gazete ilanında faaliyet alanı; cam, inşaat malzemeleri, inşaat, gastronomi ve mobilya başlıkları altında açıklanmıştır. Bu başlıklar altında belirtilen çalışma alanları Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com incelendiğinde, davalı şirketin, müvekkil şirkete global piyasada büyük bir tanınmışlık getiren bütün faaliyet alanlarını kapsayan bir faaliyet çerçevesi oluşturulduğu görülebilecektir. Dolayısıyla, müvekkil şirketin adına tescilli markayı izinsiz ve hukuk dışı yollarla kullanarak haksız kazanç elde eden davalı şirketin müvekkil şirketle aynı faaliyet alanında hizmet yürütmesi, tüketiciler nezdinde oluşacak karışıklığı büyük oranda artırmaktadır. 5. VELUX MARKA İSMİ, MÜVEKKİL ŞİRKETİN BAĞLI BULUNDUĞU VELUX GRUP TARAFINDAN KURULUŞ SIRASINDA ÜRETİLMİŞ, GERÇEKTE VAR OLMAYAN BİR KELİMEDİR. Burada önemle bir hususa daha değinmek isteriz. Şöyle ki; müvekkil şirkete ait VELUX markası oldukça ayırt edici nitelikte olup, bu kelime İngilizce "VE" ve Latince "LUX" kelimelerinin kombinasyonu sonucu, müvekkil şirketi 1941 yılında Danimarka'da kuran kurucular tarafından adeta ÜRETİLMİŞ bir ibaredir (bakınız: https://www.velux.com/who-we-are/about-us) . İngilizce'de "havalandırma" anlamına gelen "ventilation" kelimesinin kısaltılmışı olan "VE" ile, Latince'de "ışık" anlamında gelen "LUX" kelimelerinin birleştirilmesi ile, müvekkil şirket tarafından ortaya çıkan VELUX markasının yanlışlıkla veya fark etmeden kullanılması İMKANSIZDIR. Dolayısıyla sırf bu nedenden dolayı dahi, davalı şirketin açık bir biçimde müvekkil şirkete ait markayı müvekkil şirketten duyduktan sonra izinsiz ve hukuka aykırı şekilde kullanmaya başladığını görmeye yetecektir. VELUX gibi ayırt edici ve müvekkil şirketle ÖZDEŞLEŞMİŞ bir markanın başına VERANDA kelimesi getirilmesi, ne tüketicide oluşacak algı bakımından ne de hukuken bir anlam ifade etmemektedir. 6. DAVALININ TİCARET UNVANININ TERKİNİ GEREKMEKTEDİR. Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Müvekkil şirket, VELUX ticari unvanını 1941 yılında Danimarka'da ve 1999 yılında Türkiye'de tescil ettirmiş olup, yaklaşık 22 yıldır bu unvanı Türkiye'de, 80 yıldır ise uluslararası çapta dünyada kullanmaktadır. Aynı zamanda VELUX markası, müvekkil şirket adına 30.10.2008 tarihinden itibaren tescillidir. Bilindiği üzere tescil ve ilan edilen ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine ait olup, yaklaşık 4 ay önce kurulmuş olan davalı şirket, müvekkil şirkete ait ticaret unvanını ve markayı haksız şekilde kullanmaktadır ve ivedilikle ticaret unvanını terkini gerekmektedir. Konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2007/11-965 E., 2007/961 K. Sayılı ve 12.12.2007 tarihli kararı şu şekildedir: "Davalıya ait ticari unvanın tescili tarihinde unvan olarak seçilen ibarenin serbest olmadığı belirgindir. Zira, "A..." ibaresi, davacı tarafından üniversite ismi olarak kuruluş kanunuyla birlikte alınmış ve gerek isim gerek tanıtım şeklinde kullanılagelmiştir. Üniversite ismi ve tanıtımındaki bu kullanım, "tescilsiz marka kullanımı" niteliğindedir. Marka da ticari unvan da "ayırt edici işaretlerdir". Marka, bir teşebbüsün ürün ve hizmetlerini, rakiplerinkinden ayırmaya yönelik olup; ticari unvan ise, tacirlerin ticari işletmesine ilişkin muamelelerinde, icrasında kullanmak zorunda olduğu ismidir. Her ikisi de ayırt edici işaret olarak kullanılmaları nedeniyle "ayırt edicilik" kapasitesine sahiptir. Bu nedenle, tescil sırasında bu ibarenin serbest olması, yani üçüncü şahsın ibare üzerinde hukuken ileri sürebileceği bir hakkının bulunmaması gerekir... TTK'nın 57/1-5 anlamında davacının, üzerinde öncelik hakkı bulunan "A..." ibaresinin davalı yanca ticari unvan olarak tescili; aynı ibarenin aynı hizmetler için her iki tarafça da kullanılması nedeniyle, iltibas gerçekleşmiştir. Tarafların işaret ve hizmetlerinin aynı olmasının tüketicideki etkisi, davalının "A..." ibaresi ile başlayan ticari unvanı nedeniyle davacı üniversitesinin davalı şirkete ait olabileceğini veya tersine davalının okul ve üniversitelerinin de davacıya ait olabileceği düşüncesinin ortaya çıkması şeklinde gerçekleşebilecektir... Hal böyle olunca, davacının ismi ve hizmet markası "A.." ile, davalının ticari unvanının ayırt edici unsuru olan "A..." arasında iltibas değerlendirmesi yapıldığında; HEM AYIRT EDİCİ İŞARETLER HEM DE HİZMETLER AYNI OLDUĞUNA GÖRE İLTİBASIN VE Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F
üçüncü şahsın ibare üzerinde hukuken ileri sürebileceği bir hakkının bulunmaması gerekir... TTK'nın 57/1-5 anlamında davacının, üzerinde öncelik hakkı bulunan "A..." ibaresinin davalı yanca ticari unvan olarak tescili; aynı ibarenin aynı hizmetler için her iki tarafça da kullanılması nedeniyle, iltibas gerçekleşmiştir. Tarafların işaret ve hizmetlerinin aynı olmasının tüketicideki etkisi, davalının "A..." ibaresi ile başlayan ticari unvanı nedeniyle davacı üniversitesinin davalı şirkete ait olabileceğini veya tersine davalının okul ve üniversitelerinin de davacıya ait olabileceği düşüncesinin ortaya çıkması şeklinde gerçekleşebilecektir... Hal böyle olunca, davacının ismi ve hizmet markası "A.." ile, davalının ticari unvanının ayırt edici unsuru olan "A..." arasında iltibas değerlendirmesi yapıldığında; HEM AYIRT EDİCİ İŞARETLER HEM DE HİZMETLER AYNI OLDUĞUNA GÖRE İLTİBASIN VE Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com DOLAYISIYLA DA TARAFLAR ARASINDA REKABET VARLIĞI, DAVALININ SONRADAN TESCİL ETTİRDİĞİ TİCARİ UNVANDAKİ İBARENİN DAVACININ TESCİLSİZ MARKASINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET OLUŞTURDUĞU BELİRGİNDİR. Marka tescil tarihinden önce "A..." ibaresinin davacının üniversite ismi ve tescilsiz marka kullanım öncelik hakkına tecavüzün varlığı nedeniyle de, davalının ticari unvanından "A..." ibaresinin terkini koşullarının gerçekleştiğinin kabulü gerekir." Yukarıdaki Hukuk Genel Kurulu kararına ilişkin olarak doktrinde de, HGK’nın haksız rekabet hükümleri çerçevesinde verdiği kararın isabetli olduğu, tescilli markanın izin alınmadan unvan olarak kullanılması halinde de haksız rekabetin koşullarının mevut olduğunu ispatlamaya gerek kalmadan KHK m. 61-62 hükmü uyarınca tecavüz teşkil eden kullanımın durdurulmasına, marka olarak kullanılan sözcüğün ticaret unvanından terkinine karar verilebilmesi gerektiği ifade edilmiştir (bkz. Nomer Ertan, a.g.m., s. 413. Korkut da). HATTA SÖZ KONUSU YARGITAY HUKUK GENEL KURUL KARARINDA TESCİLSİZ BİR MARKA VARKEN SOMUT OLAYIMIZDAKİ TESCİLLİ BİR MARKA VE DAVALI ŞİRKETTEN YILLAR ÖNCE TİCARET SİCİLDE TESCİLİ YAPILMIŞ TİCARET UNVANI VARDIR. Dolayısıyla "öncelik ilkesi"nin de meydana geldiği işbu davamızda davalı şirketin ticaret unvanını terkin ettirilmesi gerektiği ortadadır. 7. İHTİYATİ TEDBİR TALEBİMİZ HAKKINDA İşbu dilekçemizde açıkladığımız üzere, davalı şirketin, müvekkil şirketin adına tescilli VELUX markasına tecavüz ettiği ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğu açıktır. Dava aşamasından önce gerek yazılı gerek de sözlü uyarılarla davalı şirkete iyi niyet ile yaklaşılmış olmasına rağmen hukuk dışı bu kullanımların hala devam ediyor olması müvekkil şirket yönünden geri dönülmesi imkansız zararlar doğurmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ihtiyati tedbire ilişkin 389.maddesi uyarınca; "hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunulması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com hallerde" ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Müvekkil şirketin içinde bulunduğu durum, Kanun'da sayılan bu haller arasına girdiğinden ve müvekkil şirketin uğradığı maddi ve manevi zarar, marka hakkına tecavüzün devam etmesi nedeniyle günden güne artış gösterdiğinden, ÖNCELİKLE DOSYA ÜZERİNDEN İNCELEME YAPILARAK ARA KARAR KURULMAK SURETİYLE İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİ gerekmektedir. Verilecek ihtiyati tedbirin kapsamında ise, davalı şirketin VELUX markasını bütün mecra ve şekillerde kullanımının, ilgili reklam ve tanıtımların durdurulması hususlarının yer almasını talep ederiz. HUKUKİ NEDENLER : 6769 Sayılı Kanun, HMK, TTK ve her türlü yasal mevzuat. DELİLLER : Davalının sunacağı delillere karşı delil ileri sürme, beyanda bulunma ve ek delil ileri sürme hakkımız saklı kalmak kaydıyla; - Dava dilekçemizin ekindeki belgeler, - Müvekkil şirkete, davalı şirkete ve VELUX Grup'a ait her türlü ticari kayıt, ticari defterler, cari hesap dökümleri, banka kayıtları, - Marka tesciline ilişkin her türlü belge, TPE kayıtları, TTSG ilanları, - Tarafların internet sayfaları, sosyal medya sayfaları da dahil olmak üzere online içerikler, - Taraflara ait VELUX markasının kullanıldığı her türlü yazılı ve online tanıtım, reklam, içerik, belge, fatura, sözleşme, broşür, - Beşiktaş 6. Noterliğinin 20 Ağustos 2021 tarihli ve 25610 Yevmiye Numaralı İhtarname, - Emsal Mahkeme Kararları, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay Kararları - Keşif ve Bilirkişi incelemesi (yerinde inceleme talebimiz bulunmaktadır) - Yemin, tanık, ikamesi mümkün her türlü yasal delil. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda izah edilen sebeplerle- fazlaya ilişkin her türlü hukuki ve cezai talep, maddi ve manevi tazminat ve şikayet haklarımız saklı kalmak kaydıyla-; 1. Öncelikle İHTİYATİ TEDBİR TALEBİMİZİN KABULÜNE, Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 2. Davalı şirketin TİCARET UNVANINI TERKİNİNE, 3. Davalı şirketin müvekkil şirketin marka haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin TESPİTİNE, 4. Davalı şirketin haksız rekabet ve marka haklarına tecavüzünün MEN'İNE/ ÖNLENMESİNE, sonuçlarının ortadan KALDIRILMASINA, 5. Dava sonunda verilecek hükmün kesinleşmesini müteakip masrafları davalı şirketten alınarak Türkiye çapında yayımlanan bir gazetede yayımlanmasına, 6. Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz talep ederiz. Saygılarımızla, Davacı VELUX ÇATI PENCERELERİ TİCARET LTD. ŞTİ. Vekili Av. Öykü EYÜBOĞLU
4.ASİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ'NE DOSYA NO: 2024/323 E. DAVACI: Seracettin AKGÜN-Tc no: 261 913 462 60 ADRESİ.: Umut mah. 73046 .nolu sok. No: 7 İçkapı no:4 Şehitkamil-Gaziantep VEKİLİ..: Av.Mehmet TAŞDOĞAN -Gaziantep barosu Sicil no: 1129 ADRESİ.: Zeytinli mah. Koluman kule kat 6 d. 8 Şehitkamil-Gaziantep DAVALI: Millenicom Telekomünikasyon hizmetleri aş. ADRESİ:4.Levent,.Libadiye sokağı no 3 34415 Kağıthane /İstanbul KEP ADRESİ: millenicom@hs01.kep.tr KONU: CEVABA CEVAP HK. TEBLİĞ TARİHİ: 29/10/2024 Davalı tarafın sunuduğu cevap dilekçesindeki tüm hususları red ediyoruz. Davalı,daha önce , Gaziantep 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/407 e.nolu hukuk dava dosyasına konu dosyalar (bu davadan farklı ceza kovuşturmaları) nedeniyle, tazminat yükümlüsü olmuştur. Davalının sunduğu sözleşmedeki imzaların, kaşe kullanmak marifetiyle(imzayı taklit eden kaşe kullanılarak ) yapıldığını, zaten dava dilekçemizde de ayrıntılı olarak belirtmiştir. Davalı yan , davayı uzatmak , yargıyı yanıltmak çabası içindedir. TALEP SONUCU: Cevap dilekçemizin kabulü ile gereğini saygıyla arz ve talep ederiz. 11/11/2024 Davacı vekili Av.Mehmet TAŞDOĞAN
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA Dosya No : 2023/531 - Esas Cevaba Cevap Veren Davacı : Sompo Sigorta A.Ş. (VKN-3870197553) / İSTANBUL Vekili : Av.Arb.Okan YILMAZ / [16578-75470-53897] UETS Davalı : Srovan Yangın Korunum Anonim Şirketi (Sarıgazi VD-7810740066 ) Vekili : Av. Ramazan YILMAZ T. Konusu : Davalı-Borçlunun Cevaplarına Karşı Cevaplarımızın Sunulmasından İbarettir. İzahı : Davalı-borçlu tarafından sunulan cevap dilekçesi tarafımıza 09/07/2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı- borçlu cevap dilekçesinde özetle ; icra dosyasında eklenmeyen belgelere dayanılarak itirazın iptali davası açılamayacağını , icra dairesinin yetkisiz olduğunu , hiç kimsenin devletin mahkemelerinde şansını deneyemeyeceğini , belgenin tahrif edildiğini , eksper raporunda üretim hatası tespit edilmediğini vs. iddia etmiştir. Davalı- borçlunun cevap dilekçesindeki iddiaları mesnet ve dayanaktan yoksun olup davamızın kabulüne karar verilmelidir. Şöyle ki; 1-) DAVALI-BORÇLUNUN TAKİP TALEBİNE EKLENMEYEN BELGEYE DAYANARAK İTİRAZIN İPTALİ DAVASI AÇILA MAYACAĞI İDDİASI HUKUKİ MESNET VE DAYANAKTAN YOKSUNDUR. Davalı-borçlu tarafından sunulan kararlar incelendiğinde ; itirazın iptali davalarında borcun sebebinin değiştirilemeyeceği söylenmekte olup icra dosyasına eklenmeyen belgelere dayanılarak itirazın iptali davası açılamaz şeklinde değildir. Yani borcun sebebi değiştirilmemek kaydıyla icra dosyasına sunulmayan belgelere dayanılarak itirazın iptali davası açılmasında hukuki bir engel yoktur zira belgelerin eklenip eklenmemesi takip hukukunu ilgilendiren bir husustur. Bu husus ; YARGITAY19. HUKUK DAİRESİ'nin 13/06/2012 tarih ve E. 2012/3053 , K. 2012/10039 sayılı ilamında ; "....Ödeme emrinde takip dayanağı belgelerin eklenmemesi takip hukukuna göre süresinde icra tetkik hakimliğine yapılacak şikayete konu bir husustur. Bu durumda mahkemece, davacı banka kayıtları incelenerek ve 07.02.2005 tarihli kredi sözleşmesi hükümleri gözetilerek, davacı bankanın takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu miktarın saptanması için bilirkişiden rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi doğru görülmemiştir. ..." şeklinde verilen karar ile açıkça hüküm altına alınmıştır. İtirazın iptali davasında değiştirile meyecek şey borcun sebebi olup icra takibine konu borç , icra dosyasına evrak sunul mamış olsa dahi itirazın iptali davasında her türlü deliller ispat edilebilir. İcra dosyası incelendiğinde ; takip dayanağı borcun "rücu alacağından " kaynaklandığı , "ödeme belgeleri, sigorta poliçesi, eksper raporu, fotoğraflar hasar dosyası ve kapsamı, olaya ilişkin her türlü bilgi ve belge, yasal her türlü evrak ve delil" şeklinde takip dayanağı belgelerin sayıldığı açıkça görülmektedir. Hukuken zorunluluk bulunmamasına rağmen tarafımızdan borcun varlığının hangi evraklara dayandığı icra dosyasında sayılmıştır. Dolayısıyla rücu alacağımızın tahsili için açtığımız itirazın iptali davasında her türlü delille ispat etmemize hukuken bir engel yoktur. Bu husus; YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ'nin 01/06/2020 tarih ve E. 2017/1273 , K. 2020/1442 sayılı ilamında ;"....Ödeme emrini alan borçlu borcun sebebine ve takibin dayandığı belgeye göre aleyhindeki ilamsız icra takibine itiraz edebilir. İcra takibinde yer alan ve borçlu tarafından itiraza uğrayan kısım, itirazın iptali davasının konusunu oluşturur. Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Zira, aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötüniyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır ....." YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ'nin 05/03/2020 tarih ve E. 2020/223 , K. 2020/2090 sayılı ilamında ; ".....Görülmektedir ki, itirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir. İtirazın iptali davası takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınmak gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Zira, aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötüniyetli yapılması da alacaklı açısından tazminata bağlanmıştır. ....." şeklinde verilen kararlar ile açıkça hüküm altına alınmıştır. Kaldı ki tarafımızdan icra takibinde belirttiğimiz belgeler başka evrak olmasa dahi alacağımızın varlığını ispat açısından yeterli olacaktır. Davalının emsal olarak dilekçesinde belirttiği ; YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ'nin 27/04/2018 tarih ve E. 2016/17466 , K. 2018/2414 sayılı ilamının ilgili kısmı ; "....Dava, umre hizmet sözleşmesi gereğince yapılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı takip talebinde borcun sebebini göstermiş olup, İİK 58/5. maddesine göre takip talebinde bulunması gereken hususlardan biri de borcun sebebinin beyan edilmesidir. Takip konusu belgenin aslının veya örneğinin verilmemesi, takip talebinin geçerliliğini etkilemeyecektir. Her ne kadar takip talebine takip dayanağı sözleşme eklenmemiş ise de, açılan itirazın iptali davasında delil olarak bu belge sunulmuştur. Hal böyle olunca, somut olayda takip dosyasında dayanılmayan bir belgenin dava da dayanak olarak gösterilmesi söz konusu değildir. Mahkemece bu yön gözetilerek iddiasının kanıtlanması yönünde davacı delilleri ve davalının karşı delilleri toplanarak işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir. ..." şeklinde olup söz konusu karar bütün olarak değerlendirildiğinde ; takip talebinde borcun sebebinin gösterilmesinin yeterli olduğu , takip dayanağı belgenin aslının veya örneğinin icra dosyasına sunulmamasının takip talebinin geçerliliğini etkilemeyeceği , takip dayanağı sözleşme icra dosyasına sunulmasa dahi itirazın iptali davasında delil olarak sunulması halinde mahkemece bu delilin dikkate alınması gerektiği açıkça görülmektedir. Özetle söz konusu karar davalının iddiasını destekler nitelikte değil tam tersine çürütür niteliktedir. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'nun 14/12/2011 tarih ve E. 2011/19-617 , K. 2011/749 sayılı ilamı ; "....Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle itirazın iptali davasında takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olmasına, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılmasına olanak bulunmamasına takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılmayan belgenin itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılmasının mümkün bulunmamasına(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.05.2006 gün ve 2006/19-260 E. 2006/251 K. sayılı ilamı) ve eldeki davada dayanılan üç faturadan sadece ikisinin icra takibine konu edilmiş ve bu fatura bedellerinin ödendiğinin Hukuk Genel Kurulu'nca kabul edilmiş olmasına ve Özel Daire'ce "sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına" karar verilmesi karşısında, inceleme konusu yapılmamış olan, 1210 kg malın eksik teslim edildiğine ilişkin nizanın takip konusu yapılmayan üçüncü fatura ile ilgili olarak açılacak davada irdelenmesi olanağının bulunmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda
özellikle itirazın iptali davasında takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olmasına, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılmasına olanak bulunmamasına takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılmayan belgenin itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılmasının mümkün bulunmamasına(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.05.2006 gün ve 2006/19-260 E. 2006/251 K. sayılı ilamı) ve eldeki davada dayanılan üç faturadan sadece ikisinin icra takibine konu edilmiş ve bu fatura bedellerinin ödendiğinin Hukuk Genel Kurulu'nca kabul edilmiş olmasına ve Özel Daire'ce "sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına" karar verilmesi karşısında, inceleme konusu yapılmamış olan, 1210 kg malın eksik teslim edildiğine ilişkin nizanın takip konusu yapılmayan üçüncü fatura ile ilgili olarak açılacak davada irdelenmesi olanağının bulunmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır ...." şeklinde olup davalı-borçlunun dilekçesine yazdığı metin ile hiçbir ilgisi yoktur. Söz konusu karar tarafımızdan ; https://legalbank.net/belge/y-hgk-e-2011-19-617-k-2011-749-t-14-12-2011-itirazin-iptali- davasi/1389403/%222011_19-617%22 adresinden temin edilmiştir. Dilekçesinde tarafımızı evrak tahrif etmekle (hiçbir şekilde kabul etmemekle birlite ) itham eden davalı-borçlunun söz konusu metnin kaynağını ispat etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Aksi takdirde kendisi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yerine karar yazmış ve kararını tahrif etmiş olacaktır. Bu kararda açıkça belirtildiği üzere takip konusu yapılmayan bir fatura vardır ve itirazın iptali davasında bu fatura nedeniyle alacak talebinde bulunulamayacağı söylenmektedir. Bu hususta borcun sebebini ilgilendiren bir durumdur. Söz konusu kararın icra dosyasına sunulmayan (icra dosyasında dayanılan ile icra dosyasına sunulan evrak kavramları birbirinden farklıdır. Zira bir evraka dayanılmış ama icra dosyasına sunulmamış olabilir ) evrakın itirazın iptali davasında delil olamayacağı iddiası ile hiçbir ilgisi yoktur. Yukarıda izah edildiği üzere tarafımızdan borcun sebebi "RÜCU ALACAĞI " olarak belirtilmiştir. Yine "ödeme belgeleri, sigorta poliçesi, eksper raporu, fotoğraflar hasar dosyası ve kapsamı, olaya ilişkin her türlü bilgi ve belge, yasal her türlü evrak ve delil" şeklinde takip dayanağı belgeler takip talebinde gösterilmiş olup gösterdiğimiz deliller hukuka uygundur. Bu nedenle de davamızın kabulüne karar verilmelidir. Yine davanın esasına bir etkisi olmamakla birlikte davalının savunma sınırlarını aşacak şekilde müvekkilimizi önüne gelen her olayda ezbere icra takibi başlatmakla ve karşı tarafın takibe itiraz etmemesini ummakla itham etmesine karşılık davalıya kaç tane takibimizle muhatap olduğunu ve böyle bir genellemeyi nasıl yapabildiğini sormak isteriz. Müvekkilimiz umutla değil hukuk kuralları çerçevesinde hakkınını arar. Haklı yada haksız olduğumuna da muhatapları değil Türk Milleti adına karar vermeye yetkili olan bağımsız ve tarafsız mahkemeler karar verir. 2-) DAVALI-BORÇLUNUN İCRA DAİRESİNİN YETKİSİZ OLDUĞU YÖNÜNDEKİ İDDİASI HUKUKİ MESNET VE DAYANKATAN YOKSUNDUR. Şöyle ki; A-) Davaya konu hasarın oluşmasına neden olan sprinkler davalı-borçlu tarafından üretilmektedir. Davalı aynı zamanda satıcıdır. Montajı yapıp yapmadığı ise delil dilekçemizde belirttiğimiz deliller toplandığında ortaya çıkacaktır. Davalı-borçlu üretici olduğundan ve üreticinin arada sözleşme olmasa dahi hukuken haksız fiil hükümlerine göre sorumluluğu bulunduğundan icra takibine ve davaya haksız fiilin vuku bulduğu, zararın meydana geldiği, zarar görenin yerleşim yeri olan "Kayseri" icra daireleri ve mahkemeleri yetkilidir. Sprinkler davalı-borçludan satın alındığından ve eksper raporunda belirtildiği haliyle montajı davalı-borçlu tarafından gerçekleştirildiğinden sözleşmenin ifa edildiği yer olan "Kayseri" icra daireleri ve mahkemeleri yetkilidir. Yine para borçları götürülecek borçlardan olduğundan ve müvekkilimizin sigortalısı Kayseri'de bulunduğundan "Kayseri" icra daireleri ve mahkemeleri yetkili olacaktır. Dolayısıyla Kayseri icra daireleri ve mahkemeleri birden fazla yetki kuralı çerçevesinde yetkilidir. Bu nedenle de davalı-borçlunun yetki itirazı açıkça hukuki mesnet ve dayanaktan yoksun olup reddi gerekmektedir. Bu hususlar; YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 29/01/2007 tarih ve E.2005/14074, K. 2007/1037 sayılı ilamında ; "...TTK. nun 1301. maddesi hükmü gereğince kasko sigortacısı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve bu sebeple sigortalı mal sahibinin hak ve yetkilerine sahip olur. Bu halefiyet ilkesi gereğince, sigortalı zarar sorumlusuna karşı tazminat davasını hangi yer mahkemesinde açması gerekiyor ise, kasko sigortacısının da rücu davasını aynı yer mahkemesinde açması gerekir ...." YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 30/06/2021 tarih ve E. 2020/5083 , K. 2021/5398 sayılı ilamında ; "...Yargıtay HGK 27.11.1996 gün 1996/4-588 esas ve 1996/831 karar, 13.02.2002 gün 2002/4-114 esas ve 2002/84 karar, 15.04.2011 gün 2011/4-58 esas ve 2011/176 karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, üretici ile alıcı arasında bir sözleşme ilişkisi yoktur. Ancak öğretide ve uygulamada üretici ile zarar gören arasında böyle bir bağ olmasa bile üreticinin sözleşme dışı sorumlu tutulabileceği, Türk Hukukunda üreticinin sorumluluğuna ilişkin özel bir sorumluluk düzenlenmemişse de (Yasa koyucu bu konudaki yasa boşluğunu görerek 12.03.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile üreticinin sorumluluğu hüküm altına alınmış ve bu konudaki yasa boşluğu giderilmiştir.) bu konuda Borçlar Kanunu’nun 41. (6098 sayılı TBK’nın 49. ) maddesinin 1. fıkrasındaki hükmün uygulanabileceği kabul edilmiştir. Bu madde hükmü uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Üreticinin buradaki sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Üretici bulunduğu faaliyet gereği hukuk düzenince gerekli olan ve kendisinden beklenebilen tüm özeni göstermesi, önleyici tedbirler alması gerekir. Üreticinin sorumlu tutulabilmesi için taraflar arasında akdi ilişki bulunması da zorunlu değildir. Üretici BK’nun 41. madde hükmü uyarınca meydana gelen haksız fiilden sorumludur. Ürün ile üretici (Üreticinin fiili ile üründeki ayıp nedeniyle meydana gelen zarar.) arasında uygun illiyet bağı bulunduğu takdirde üretici meydana gelen zararı tazminle yükümlüdür ...." YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 09/01/2014 tarih ve E. 2013/10046 , K. 2014/362 sayılı ilamında ; "...Dava konusu hasarın davalı şirket tarafından imal edilen vinç kaplininin üretim hatası nedeniyle kırılması ve halatın sarıldığı tamburun dönmesini engelleyecek bir mekanizmanın olmaması sebebiyle kaldırılmakta olan kapağın 25 metre yükseklikten aşağıda bulunan baraj kapaklarının üzerine düşmesi sonucu oluştuğu bilirkişilerce belirlenmiştir. Mahkemece, davalı ile davacının sigortalısı arasında akdi bir ilişki bulunmadığı, davalının vinci satıp teslim ettiği dava dışı N. Makina ve San. A.Ş.'nin sözleşme gereği kesin kabule esas testleri yapmaması ve daha sonra davacının sigortalısına satması nedeniyle üretici davalının zarardan sorumlu olmadığına hükmedilmiştir. Oysa, az önce de belirtildiği üzere uyuşmazlık konusu hasarın vinç kaplinindeki üretim hatası sonucu meydana geldiği sabittir. Her ne kadar imalatçı davalı ile davacının sigortalısı arasında akdi bir ilişki olmasa da, bu durum hasar oluşması halinde imalatçının imal ettiği üründeki ayıbın yol açtığı hasardan dolayı haksız fiil sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Nitekim, söz konusu kazadan sonra kazaya neden olan ayıp, davalı tarafından tamirat yoluyla giderilmiştir. Öte yandan dava dışı N. Makina ve San. A.Ş.'nin davalıya karşı sözleşmeden kaynaklanan kontrol yükümlülüklerini yapmaksızın vinci teslim aldıktan sonra davacının sigortalısına satması da davalının az önce de açıklandığı şekilde ayıplı üründen kaynaklanan haksız fiil sorumluluğunu ortadan kaldıran bir neden olarak kabul
San. A.Ş.'nin sözleşme gereği kesin kabule esas testleri yapmaması ve daha sonra davacının sigortalısına satması nedeniyle üretici davalının zarardan sorumlu olmadığına hükmedilmiştir. Oysa, az önce de belirtildiği üzere uyuşmazlık konusu hasarın vinç kaplinindeki üretim hatası sonucu meydana geldiği sabittir. Her ne kadar imalatçı davalı ile davacının sigortalısı arasında akdi bir ilişki olmasa da, bu durum hasar oluşması halinde imalatçının imal ettiği üründeki ayıbın yol açtığı hasardan dolayı haksız fiil sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Nitekim, söz konusu kazadan sonra kazaya neden olan ayıp, davalı tarafından tamirat yoluyla giderilmiştir. Öte yandan dava dışı N. Makina ve San. A.Ş.'nin davalıya karşı sözleşmeden kaynaklanan kontrol yükümlülüklerini yapmaksızın vinci teslim aldıktan sonra davacının sigortalısına satması da davalının az önce de açıklandığı şekilde ayıplı üründen kaynaklanan haksız fiil sorumluluğunu ortadan kaldıran bir neden olarak kabul edilemeyeceğinden mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir ...." YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 25/05/2021 tarih ve E. 2021/1274 , K. 2021/4387 sayılı ilamında ; "...İcra takip ve dava konusu bir miktar para alacağının tahsili istemine ilişkindir. TBK'nın 89/1. (Eski BK m. 73/1) hükmüne göre, “Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde” ifa edilir. Bu durumda anılan kanun hükmü uyarınca davacı alacaklının kendi yerleşim yerinde icra takibi ikame edebileceği gözetilerek, işin esasının incelenmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır ...." YARGITAY 17.HUKUK DAİRESİ'nin 26/09/2013 tarih ve E. 2013/13651 , K. 2013/12913 sayılı ilamında ; "....Bilindiği gibi ilke olarak bir davada, davalı sayısı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılabileceği gibi (HMK m. 7/1; HUMK'nın m. 9/II.c.1), aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu, zararın meydana geldiği, zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. ..." YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ'nin 12/10/2016 tarih ve E. 2016/15890 , K. 2016/18382 sayılı ilamında ; "....HMK.'nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. (Bkz. HGK. 5.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı) Somut olayda az yukarıda anılan HMK.'nun 10. maddesi gereğince taraflar arasında oluşan sözleşme ilişkisine göre sözleşmenin ifa yeri mahkemesi davaya bakmaya yetkilidir. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir ...." şeklinde verilen kararlar ile açıkça hüküm altına alınmıştır. B-) Davalının 7223 sayılı yasa yürürlüğe girdikten sonra haksız fiil hükümlerinin uygulanmayacağı dolayısıyla haksız fiilin gerçekleştiği yer olan Kayseri mahkemelerinin yetkili olmayacağı yönündeki iddiası da mesnet ve dayanaktan yoksundur. 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanununun "Ürün sorumluluğu tazminatı" başlıklı Madde 6 – (1) Ürünün, bir kişiye veya bir mala zarar vermesi halinde, bu ürünün imalatçısı veya ithalatçısı zararı gidermekle yükümlüdür. (2) İmalatçı veya ithalatçının sorumlu tutulabilmesi için, zarar gören tarafın uğradığı zararı ve uygunsuzluk ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispat etmesi zorunludur. (3) Ürünün sebep olduğu zarardan birden fazla imalatçı veya ithalatçının sorumlu olması halinde, bunlar müteselsilen sorumlu tutulurlar. (4) İmalatçı veya ithalatçıyı üründen kaynaklanan tazminat sorumluluğundan kurtaran ya da bu sorumluluğu azaltan sözleşmelerin ilgili maddeleri hükümsüzdür. (5) Ürünün sebep olduğu zarar nedeniyle ödenecek maddi ve manevi tazminat miktarının belirlenmesinde 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır. (6) Tazminat talebi için zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren üç yıl ve her halde zararın doğduğu tarihten itibaren on yıldır. (7) Diğer kanunlardaki tazminat sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır. Şeklinde düzenleme içermektedir. Söz konusu düzenleme yürürlüğe 12/03/2020 tarihli resmi gazete ile girmiştir. Bu düzenleme yürürlüğe girdikten sonra ; YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 30/06/2021 tarih ve E. 2020/5083 , K. 2021/5398 Sayılı İlamında ; "....Yargıtay HGK 27.11.1996 gün 1996/4-588 esas ve 1996/831 karar, 13.02.2002 gün 2002/4-114 esas ve 2002/84 karar, 15.04.2011 gün 2011/4-58 esas ve 2011/176 karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, üretici ile alıcı arasında bir sözleşme ilişkisi yoktur. Ancak öğretide ve uygulamada üretici ile zarar gören arasında böyle bir bağ olmasa bile üreticinin sözleşme dışı sorumlu tutulabileceği, Türk Hukukunda üreticinin sorumluluğuna ilişkin özel bir sorumluluk düzenlenmemişse de (Yasa koyucu bu konudaki yasa boşluğunu görerek 12.03.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile üreticinin sorumluluğu hüküm altına alınmış ve bu konudaki yasa boşluğu giderilmiştir.) bu konuda Borçlar Kanunu’nun 41. (6098 sayılı TBK’nın 49. ) maddesinin 1. fıkrasındaki hükmün uygulanabileceği kabul edilmiştir. Bu madde hükmü uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Üreticinin buradaki sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Üretici bulunduğu faaliyet gereği hukuk düzenince gerekli olan ve kendisinden beklenebilen tüm özeni göstermesi, önleyici tedbirler alması gerekir. Üreticinin sorumlu tutulabilmesi için taraflar arasında akdi ilişki bulunması da zorunlu değildir. Üretici BK’nun 41. madde hükmü uyarınca meydana gelen haksız fiilden sorumludur. Ürün ile üretici (Üreticinin fiili ile üründeki ayıp nedeniyle meydana gelen zarar.) arasında uygun illiyet bağı bulunduğu takdirde üretici meydana gelen zararı tazminle yükümlüdür. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 16.04.2015 gün, 2014/8733 esas ve 2015/5518 karar, 16.03.2011 gün 2010/9917 esas ve 2011/3356 karar, 11.10.2016 gün 2016/4075 esas ve 2016/13270 karar, 11. Hukuk Dairesi’nin 05.03.2014 gün 2014/1814 esas ve 2014/2165 karar, 23.10.2014 gün 2013/14654 esas ve 2014/16363 karar, 4 Hukuk Dairesi’nin 11.04.2000 gün, 2000/517 esas ve 2000/3348 karar, 27.03.1995 gün 6256 esas 2596 karar sayılı kararlarında da üreticinin ayıplı maldan dolayı meydana gelen zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir. Tüm bu açıklanan nedenlerle davalı ... ... GMBH firmasının üretici firma olması, diğer davalı ... ... GMBH’nin ise ürünü yurtdışından üretici Böske firmasından alarak ürünün bulunduğu ambalajlara kendi ismini yazarak analiz raporlarını sunmak suretiyle ürünün tasarımını ve imalatını yaptırıp kendi isim ve ticari markası ile piyasaya arz etmesi nedeniyle üretici sıfatı ile meydana gelen zararlardan müteselsilen sorumlu oldukları gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken dosya kapsamındaki delillerin ve tarafların hukuki durum ve sorumluluklarının yanılgılı değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. ..." şeklinde verilen karar ile bu kanundaki sorumluluğunda haksız fiil sorumluğu olduğu açıkça yazmaktadır. Bu nedenle de haksız fiilin meydana geldiği Kayseri mahkemeleri yetkilidir. Davalının yetki itirazının reddine karar verilmelidir. 3-) DAVALI, TARAFIMIZSDAN MAHKEMENİZİN GEREKSİZ OYALADIĞINI VE ŞANSIMIZI DENEDİĞİMİZİ İDDİA ETMİŞTİR. SÖZ KONUSU İDDİA MESNET
sorumlu olduğu belirtilmiştir. Tüm bu açıklanan nedenlerle davalı ... ... GMBH firmasının üretici firma olması, diğer davalı ... ... GMBH’nin ise ürünü yurtdışından üretici Böske firmasından alarak ürünün bulunduğu ambalajlara kendi ismini yazarak analiz raporlarını sunmak suretiyle ürünün tasarımını ve imalatını yaptırıp kendi isim ve ticari markası ile piyasaya arz etmesi nedeniyle üretici sıfatı ile meydana gelen zararlardan müteselsilen sorumlu oldukları gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken dosya kapsamındaki delillerin ve tarafların hukuki durum ve sorumluluklarının yanılgılı değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. ..." şeklinde verilen karar ile bu kanundaki sorumluluğunda haksız fiil sorumluğu olduğu açıkça yazmaktadır. Bu nedenle de haksız fiilin meydana geldiği Kayseri mahkemeleri yetkilidir. Davalının yetki itirazının reddine karar verilmelidir. 3-) DAVALI, TARAFIMIZSDAN MAHKEMENİZİN GEREKSİZ OYALADIĞINI VE ŞANSIMIZI DENEDİĞİMİZİ İDDİA ETMİŞTİR. SÖZ KONUSU İDDİA MESNET VE DAYANAKTAN YOKSUN OLDUĞU GİBİ SAVUNMA SINIRLARINIDA AŞMAKTADIR. Öncelikle belirtmek isteriz ki müvekkilimiz şirket dünya çapında bir şirket olup haksız kazanca ihtiyacı yoktur. Mahkemelerde de şansını değil hakkını arar. Söz konusu itham savunma sınırlarını aşmıştır. Davalı kanun gereğince ürettiği malın ayıplı olması nedeniyle meydana gelen zarardan sorumludur. Davalının sorumluluğu hem kanunla hem de Yargıtay kararları ile sabittir. Davalının ürettiği ürünün ayıplı olduğu bağımsız ve tarafsız olarak görev yapan sigorta eksperi tarafından tespit edilmiştir. Sigorta eksperlik mesleği 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nda Madde 2/M bendinde; “Sigorta Eksperi: Sigorta konusu risklerin gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan kayıp ve hasarların miktarını, nedenlerini ve niteliklerini belirleyen ve mutabakatlı kıymet tespiti, ön ekspertiz ve hasar gözetimi gibi işleri mutat meslek olarak yapan tarafsız ve bağımsız kişi” şeklinde tanımlanmıştır. Söz konusu tanımdan da anlaşılacağı üzere eksperler sigorta şirketlerinin çalışanları değildir. Sigorta eksperleri hazine müsteşarlığı tarafından denetlenir. Sigorta eksperleri tarafından sunulan raporlar ise yerleşik Yargıtay kararları çerçevesinde bilirkişi raporu olarak kabul edilir ve mahkemece alınan bilirkişi raporu ile eksper raporunun çelişmesi halinde çelişki giderilmeden hüküm tesis edilemez. Özetle eksper raporu hukuki kıymete haiz bir rapordur. Bu husus; YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ'nin 10/05/2016 tarih ve E. 2016/877 , K. 2016/5725 sayılı ilamında ; ".....mahkemece davacı vekilinin itirazları doğrultusunda ve eksper raporu ile bilirkişi raporu arasındaki bariz çelişkinin giderilmesi yönünde yeni bir bilirkişi raporu alınmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz ...." şeklinde verilen karar ile açıkça hüküm altına alınmıştır. Eksper raporunda ayıplı olduğunu tespit edilen ürün nedeniyle meydana gelen zararın rücuen tazminini talep etmek ne mahkemeleri boş yere oyalamak ne de şansını denemek anlamına gelir. Asıl mahkemeleri oyalayan ve şansını deneyen davalıdır. Zira kanunen sorumlu olduğu bir zarardan savunma sınırlarını aşan ithamlarda bulunarak yargılamayı asıl uyuşmazlık konusundan uzaklaştırmaya çalışmaktadır. 4-) DAVALININ MÜVEKKİLİMİZİN BELGE TAHRİF ETTİĞİ İDDİASIDA HEM MESNET VE DAYANAKTAN YOKSUN HEM DE SAVUNMA SINIRLARINI AŞAN BİR İDDİADIR. Davalı dilekçesinde savunma sınırlarını aşacak ve hoş karşılanmayacak şekilde müvekkilimiz ve eksperin okuduğunu anlama zafiyeti olduğunu iddia etmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere eksperler sigorta şirketlerinin elemanı değildir. Davalı bunu bildiği (en azından bilmesi gerektiği) halde kasıtlı olarak eksperi müvekkilimiz şirketin bir çalışanı gibi gösterme gayretine girmektedir. Ancak bu çabasının kanunları çok iyi bilen mahkemeniz karşısında boşa olduğu aşikardır. Davalının hiç kimseyi anlama zafiyeti olmadığı gibi ağır bir ithamla itham etme hakkı da yoktur. Hele hele bilerek ve kasti olarak gerçek dışı beyanda bulunulduğu gibi ağır bir suçlama ile karşı karşıya bırakma hakkı hiç yoktur. Söz konusu evrak algıda bütünlük çerçevesinde yanlış değerlendirilmiş olabilir. Ortada kasıtlı yapılan bir şeyin olmadığı söz konusu evrakın mahkemenize sunulmasından açıkça anlaşılmaktadır. Kaldı ki davalı montajı yapmamış olsa dahi üründeki ayıptan satıcı ve üretici olarak gene sorumludur. Davalının yazının tahrif edildiği yönündeki iddiası ise gerçekle bağdaş mamaktadır. Söz konusu belge değiştirilmemiş, üzerinde oynanmamış, yok edilmemiş ve gizlenmemiştir. Söz konusu belge tarafımızdan mahkemeye olduğu gibi sunulmuş olup belgenin kimseyi aldatma yeteneği de yoktur. Davalının müvekkilimiz hakkında hukuki bir ithamda bulunurken bunu iyi araştırması ve ithamının hukuki bir karşılığının olup olmadığını iyi değerlendirmesi gerekmektedir. Zira tahrif edilmemiş bir belgenin tahrif edildiğini iddia ederek hem savunma sınırlarını aşmış hem de mahkemeyi yanıltma gayretine girmiş olacaktır. 5-) Davalı davaya konu siprinkerin kendilerine gönderildiğini ve kendilerinin test yaptığını iddia etmiştir. Ancak sigortalı ile yapılan harici görüşmede sadece patlamaya neyin neden olabileceğinin davalıdan sorulduğu , siprinkerin davalıya gönderil mediği, davalının herhangi bir test veya analiz yapmadığı ve patlayan siprinkerin halen kendileri tarafından muhafaza edildiği söylenmiştir. Bu nedenle de davalının aksi yöndeki iddialarını kabul etmiyoruz. 6-) Her ne kadar davalı-borçlu vermiş olduğu cevapta ; söz konusu olayın mekanın soğuk olması ve sprinkterin donması nedeniyle meydana geldiğini iddia etmişse de bu iddiası mesnet ve dayanaktan yoksundur. Zira su baskının olduğu tarihte sigortalı iş yeri faaliyettedir ve ısınma sistemi çalışmaktadır. Sprinkterin patladığı yer icra kurulu başkanının odası olup ısıtılmadığı düşünülemez. Yine tüm okulda aynı sitemin kurulu olduğu ve sprinkterlerden sadece birinin problem çıkarttığı düşünüldüğünde bu iddianın gerçeği yansıtmadığı da açıkça ortadadır. Şayet bir donma söz konusu olsa idi tüm sprinkterlerin donması gerekirdi. Tüm bu hususlar davalı-borçlunun iddiasının gerçeği yansıtmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Davaya konu olay davalının ürünün ayıplı olması (üretim hatası bulunması) nedeniyle meydana gelmiştir. Davalı dilekçesinde ürünün donma nedeniyle patlamış olabileceğine yaptıkları test ve analizler sonucunda ulaştıklarını söyledikten sonra cevap dilekçesinde montaj hatası olduğunu iddia etmesi kendi içerisinde çelişki oluşturmaktadır. Zira donma ile montaj arasında illiyet bağı yoktur. Madem montaj hatası vardı neden cevabi yazıda bu hususa hiç değinilmemiştir. Davalının iddialarının aksine dava konusu zarar söz konusu ürün ayıplı olması (üretim hatası bulunması) nedeniyle patlamıştır. Bu nedenle de davalı meydana gelen zarardan sorumludur. 7-) Davalının diğer tüm iddiaları da mesnet ve dayanaktan yoksun olup kabul etmiyoruz. 8-) Davalının cevaplarına cevap olarak yukarıda açıkladığımız hususlar dışında dava dilekçemizi burada aynen cevaba cevap dilekçesi olarak tekrar ediyoruz. H.Nedenler : TTK.,TBK.,KMK,TMK, KYTK., HMK., ve ilgili yasal mevzuat. Deliller : Davalı Tarafından Yazılan 14/03/2022 Tarihli Yazı, Davaya Konu Yangın Sisteminin ve Spinkterin Alımına İlişkin Sözleşme ve Faturalar ( Özal Gayrimenkul İnşaat Ticaret A.Ş. 'den veya Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş.den istenecek ) ; Davaya Konu Yangın Sisteminin ve Spinkterin Montajına İlişkin Sözleşme ve Faturalar ( Özal Gayrimenkul İnşaat Ticaret A.Ş. 'den veya Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş.den istenecek ) ; Davaya Konu Spinkter ( Ellerinde mevcutsa Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş.den istenecek ) ; Sigorta Poliçesi, Beyan, Ticaret Sicil Müdürlüğü Kayıtları, İbraname, Hasar Dosyası ve kapsamı, Ödeme Belgeleri, Fotoğraflar, Eksper Raporları, Kayseri Genel İcra Dairesinin 2022/48251 E. Sayılı Dosyaları , Kayseri Arabuluculuk Bürosu 2022/2355 Büro, 2022/124544 Arabuluculuk Numaralı Dosyası,
: TTK.,TBK.,KMK,TMK, KYTK., HMK., ve ilgili yasal mevzuat. Deliller : Davalı Tarafından Yazılan 14/03/2022 Tarihli Yazı, Davaya Konu Yangın Sisteminin ve Spinkterin Alımına İlişkin Sözleşme ve Faturalar ( Özal Gayrimenkul İnşaat Ticaret A.Ş. 'den veya Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş.den istenecek ) ; Davaya Konu Yangın Sisteminin ve Spinkterin Montajına İlişkin Sözleşme ve Faturalar ( Özal Gayrimenkul İnşaat Ticaret A.Ş. 'den veya Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş.den istenecek ) ; Davaya Konu Spinkter ( Ellerinde mevcutsa Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş.den istenecek ) ; Sigorta Poliçesi, Beyan, Ticaret Sicil Müdürlüğü Kayıtları, İbraname, Hasar Dosyası ve kapsamı, Ödeme Belgeleri, Fotoğraflar, Eksper Raporları, Kayseri Genel İcra Dairesinin 2022/48251 E. Sayılı Dosyaları , Kayseri Arabuluculuk Bürosu 2022/2355 Büro, 2022/124544 Arabuluculuk Numaralı Dosyası, Faturalar, Tanık, Bilirkişi İncelemesi, Keşif, Yemin Ve Her Türlü Yasal Delil. Netice-İ Talep : Yukarıda ve Dava Dilekçemizde Kısaca Arz Ve İzah Ettiğimiz Nedenlerle Fazlaya Dair Haklarımız Saklı Kalmak Kaydıyla; 1-) Davalı-Borçlunun İcra Dosyasına Yaptığı Yetki İtirazının Reddine, 2-) Davalı-Borçlunun Kayseri Genel İcra Dairesinin 2022/48251 E. Sayılı Dosyasına Yapmış Olduğu İtirazın İptali ile Takibin Kaldığı Yerden Devamına, 3-) Davalı-Borçlunun % 20 den Aşağı Olmamak Üzere Müvekkilimize İcra İnkar ve Kötüniyet Tazminatı Ödemesine, 4-) Yargılama Giderleri İle Ücreti Vekâletin Karşı Tarafa Tahmiline, Karar Verilmesini Saygılarımızla Vekâleten Arz Ve Talep Ederiz. 19/07/2023 Davacı Sompo Sigorta A.Ş. Vekili Av.Uzm.Arb. Okan YILMAZ
Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'NE DOSYA NO : 2024/103 E. DAVALI : Segmentify Yazılım Anonim Şirketi VEKİLLERİ : Av. Burcu Okyay, Av. Nur Şevval Çınar (Adres antettedir) DAVACILAR : 1) Muammer Can Tüfekci 2) Trendify Yazılım ve Danışmanlık Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. Necdet Kaan Menderes KONU : Huzurdaki davaya ilişkin ikinci cevap dilekçemizin süresi içinde sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; ''Trendify Analytic Solutions'' ve ''Trendify '' markalarının izinsiz ve usule aykırı olarak kullanıldığını, fiili tecavüz oluştuğunu ve marka haklarının ihlal edildiği iddiasıyla marka hakkına tecavüz fiilini oluşturduğunun tespitine ve Müvekkil Şirket'e ait sitelere erişimin engellenmesine ve tecavüzün durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Önemle ifade etmek isteriz ki, dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde iddia edilen hususlar somut gerçeğe, usule ve hukuka aykırı olup; işbu dilekçede ifade ettiğimiz hususlar doğrultusunda davacının tüm taleplerinin reddi gerekmektedir. HUKUKİ GEREKÇELER : ESASA İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ: 1)DAVACI, CEVABA CEVAP DİLEKÇESİNDE MÜVEKKİL ŞİRKET'İN TRENDİFY MARKASINI SADECE BİR KEZ KULLANDIĞINI İDDİA ETMİŞ İSE DE CEVAP DİLEKÇEMİZİN EKİNDE SUNULU BELGELER İLE DAVACININ TRENDİFY MARKASINI 2015 SENESİNDEN İTİBAREN ARALIKSIZ BİR ŞEKİLDE AKTİF OLARAK KULLANDIĞI SABİTTİR. Cevap dilekçemizi tekrarla Müvekkil Şirket, 2015 senesinde kurulmuş olup halihazırda 40 farklı ülkede 250'den fazla şirkete hizmet veren Müşteri Etkileşim Platformudur. E-ticaret Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com sitelerine kişiselleştirme servisi sunan Segmentify, akıllı ürün önerileri ile dönüşüm oranını artırmaya devam etmektedir. Müvekkil Şirket, 2015 senesinde alt ürün olarak e-ticaret sitelerine gerçek zamanlı dönüşüm analizli çözümleri sunmaya yarayan ''Trendify'' ürününü çıkartmış ve bu doğrultuda sektörün en önemli yayıncılarından olan Webrazzi ile ''Trendify'' markasının lansmanı yapılmıştır. Müvekkil Şirket; 2015 senesinde tanıtımını yaptığı ''Trendify'' markasını ve ''Trendify Analytic Solutions'' markasını uzun süredir kullanmış ve halihazırda kullanmaya devam etmektedir. Müvekkil Şirket tarafından ürünün marka adının kendine ait olması sebebiyle tüm sosyal medya hesaplarında ''Trendify'' ve ''Trendify Analytic Solutions'' ibaresini 2015 senesinden itibaren haklı olarak kullanılmaktadır. Bu hususu tespit eden belgeleri cevap dilekçemizin ekinde dosyaya sunmuş olmamız davacının iddialarının hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını ispat etmektedir. Bilindiği üzere hukukumuzda temel olarak marka hakkının korunması asıl olarak tescil edilmiş olmaya bağlanmışsa da hakkaniyet gereği tescilsiz markaların korunmasına ilişkin düzenleme ve içtihatlar bulunmaktadır. Ülke genelinde aktif olarak kullanılmış, tanınırlık kazanmış ve bu şekilde ticari hayata devam eden markalar varlığı tescil edilmemiş olsalar dahi korunmaktadır. Bu husus gerçek hak sahipliği ilkesi olarak tanımlanmaktadır. Gerçek hak sahipliği, temelde haksız rekabetin önlenmesi ve dürüstlük kuralı çerçevesinde gelişmiş bir ilke olup ticari hayatta belli bir isim ve logo ile tanınan, aktif olarak faaliyet gösteren ve tüketici kitlesinde belli oranda tanınırlık kazanan ticari işletmelerin sırf markasını tescil ettirmemiş olması nedeniyle hukuki korumadan mahrum kalmasını engellemekte ve yine tescil ettirmemiş olması sebebiyle markasının başka işletmelerce tescili ile rekabetin zarar görmesi riskinin ortadan kaldırılmasını sağlamaktadır. Nitekim, SMK Md. 6/3 kapsamında tescili olmayan ve gerekli şartları sağlayan markaların sahiplerinin önceye dayalı kullanım nedeniyle gerçek hak sahibi oldukları kabul edilmektedir. Yukarıdaki açıkladığımız tanım doğrultusunda, Müvekkil Şirket'in ''Trendify'' ve ''Trendify Analytics Solution'' markasını 2015 senesinden beri aktif kullandığı ve bu doğrultuda ticari hayatta bilinir hale getirdiği işbu dilekçe ekinde sunacağımız belgeler ve aşağıda detaylıca açıklayacağımız hususlarla ispatlanmış olup gerçek hak sahibi olduğu şüpheye mahal vermeksizin görülmektedir. Müvekkilin piyasaya sunmakta olduğu “Trendify” ve ''Trendify Analytics Solution'' markalı ürünleri ile tüketici nezdinde yüksek bir tanınırlığa ulaşmıştır. Müvekkilin faaliyet göstermekte olduğu yaklaşık 10 yıllık süre zarfında dünya çapındaki ticari faaliyetleri ve tanıtımları neticesinde tüketiciler nezdinde tercih edilen, uluslararası alanda belirli bir tanınırlığa ulaşmış bir marka haline gelmiştir. HAL BÖYLE İKEN, MÜVEKKİL ŞİRKET'İN Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com MARKA ÜZERİNDE ÖNCEYE DAYALI KULLANIM HAKKINA SAHİP OLMASI SEBEBİYLE GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ MÜVEKKİL ŞİRKETE AİTTİR . Vurgulamak isteriz ki, Müvekkil Şirket ''Trendify'' ve ''Trendify Analytic Solutions'' markalarını davacıdan çok daha önce kullanmaya başlamıştır. Yukarıda da belirttiğimiz üzere, Müvekkil Şirket markasını 2015 senesinde tanıtmış ve o tarihten itibaren kullanmaktadır. Davacı taraf ise ''Trendify Analytics Solutions'' markasını 2020 senesinde tescil ettirmiş, ''Trendify'' markasının tescili için ise 2023 senesinde başvuru yapmış ancak tescil edilmemiştir. Bu husus Müvekkil Şirket'in gerçek hak sahibi olduğunu kanıtlamaktadır. Müvekkil Şirket'in markayı davacıdan çok daha uzun süre önce kullanmaya başladığına dair birkaç örnek aşağıdaki şekildedir: Sektörün en önemli yayıncılarından olan Webrazzi ile Trendify markasının lansmanı 2015 yılında yapılmıştır. (Ek -1 : 22.10.2015 tarihli - Trendify Lansmanına İlişkin Webrazzi Tarafından Paylaşılan Yazı) Müvekkil Şirket tarafından her yıl yapılan basın açıklamalarında marka ismi kullanılmıştır. (Ek-2 6 Haziran 2016 tarihli Paylaşım) Sektörün önde gelen gazetecilerinin sayfalarında Müvekkil Şirket için ''Trendify'' adı ile tanıtım yazıları paylaşılmıştır. (Ek-3 31 Ocak 2017 tarihli Paylaşım) Ayrıca, ekte sunacağımız arşiv kayıtlarında da görüleceği üzere ''Trendify'' ve ''Trendify Analytics Solutions'' markalarının 2015 senesinden itibaren Müvekkil Şirket tarafından kullanıldığına ilişkin bir çok blog yazısı, markanın Müvekkil Şirket'e ait olduğuna dair podcast yayını, marka ile ilgili yapılan işbirlikleri ve markaya dair yazılan raporlarda bulunmaktadır. Bu husus, marka için önemli yatırımlar yapıldığını dolayısıyla ekonomik değerinin arttığını göstermektedir. Ekonomik değerinin yüksek olması da müvekkil markalarının tanınmışlığını değerlendirirken göz önünde bulundurulan kriterlerden birisidir. Yukarıdaki açıklamalarımız ve ekte sunacağımız belgelerden de anlaşılacağı üzere Müvekkil Şirket ''Trendify'' ve ''Trendify Analytics Solutions'' markaları üzerinde gerçek hak sahipliğine sahiptir. Nitekim, SMK Md. 6/3 kapsamında tescili olmayan ve gerekli şartları sağlayan markaların sahiplerinin önceye dayalı kullanım nedeniyle gerçek hak sahibi oldukları kabul edilmektedir. Yargıtay 11. HD., 2017/3943 Esas, 2019/1154 Karar sayılı ve 13.02.2019 Tarihli kararında; '' gerçek hak sahipliği ilkesi gereği, yurt içinde, marka başvurusundan önce ve markaya Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com konu işaretin tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden yoğun ve sıkı kullanım sonucu işaret üzerinde önceye dayalı hak elde edilmiş olması halinde, o işaret üzerinde gerçek hak sahibi olan kişiye öncelik hakkı tanınır. Ancak söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir.'' Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 1998/5146 K. Sayılı İlamı; “.. İsviçre-Türk markalar hukuku, marka üzerindeki
sahiplerinin önceye dayalı kullanım nedeniyle gerçek hak sahibi oldukları kabul edilmektedir. Yargıtay 11. HD., 2017/3943 Esas, 2019/1154 Karar sayılı ve 13.02.2019 Tarihli kararında; '' gerçek hak sahipliği ilkesi gereği, yurt içinde, marka başvurusundan önce ve markaya Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com konu işaretin tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden yoğun ve sıkı kullanım sonucu işaret üzerinde önceye dayalı hak elde edilmiş olması halinde, o işaret üzerinde gerçek hak sahibi olan kişiye öncelik hakkı tanınır. Ancak söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir.'' Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 1998/5146 K. Sayılı İlamı; “.. İsviçre-Türk markalar hukuku, marka üzerindeki hakkın iktisabı ve korunması ile ilgili olarak üç önemli ilkeye dayanır. Marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Buna gerçek hak sahibi denilir ve bu tescil ettiren kimsenin bu tescili kurucu etkiye sahiptir. Ancak bu tescil sadece hak sahibine başlangıçta şarta bağlı bir hak sağlayabilir. Gerçek hak sahibinin dava açıp bu markayı tescil ettireceği tarihe kadar kurucu etkiye sahipliği devam eder. Çünkü hakiki gerçek hak sahipliği ikinci bir bağımsız ve münferit mülkiyete hak vermez. Markanın hakiki hak sahibi markasının aynısını veya tefrik edilmeyecek benzerini, her nasılsa marka olarak tescil ettiren kimsenin, sonradan tescil edilmiş markanın terkinin istenebileceğini...” Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/13807 E. 2018/4547 K. Sayılı ve 09.06.2018 tarihli ilamı; “…Az önce de ifade edildiği üzere, marka üzerinde gerçek hak sahipliği ilkesi geçerli olduğundan markayı ilk kez oluşturup kullanan kişinin 556 sayılı KHK’nın 8/3. maddesi uyarınca korunması gerekmekte olup, bu tür kullanımın markasal kullanım olduğunun kanıtlanması yeterlidir. Bu bakımdan, mahkemece markanın davacı kullanımları ile bilinir hale getirilmediği gerekçesi doğru görülmemiş; bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilmiştir,” 2) ''TRENDIFY'' ve ''TRENDIFY ANALYTIC SOLUTIONS'' MARKALARI UZUN SÜREDİR MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN AKTİF OLARAK KULLANILMAKTA VE SEKTÖRDE MÜVEKKİL ŞİRKET MARKASI OLARAK İTİBAR KAZANMIŞTIR. Müvekkil şirket, markalarını uzun yıllardır aktif olarak kullanmakta ve bu markalar sektörde geniş bir bilinirlik ve itibar kazanmış bulunmaktadır. Müvekkil şirket, “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markasını 2015 yılından beri kullanmaktadır. Marka, hem Türkiye'de hem de uluslararası düzeyde geniş bir bilinirlik ve tanınırlığa sahiptir. Markanın tanınmışlığına ilişkin olarak, aşağıda belirtilen WIPO Uzmanlar Komitesi tarafından belirlenen ve TPMK tarafından onaylanan kriterler göz önünde bulundurulmalıdır: Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İlgili Sektörde Bilinme ve Tanınma Derecesi: “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markaları, faaliyet gösterdiği sektörde geniş bir bilinirlik ve tanınırlık derecesine ulaşmıştır. Bu, ilgili sektörlerdeki uzmanlar, tüketiciler ve işletmeler tarafından yaygın bir şekilde tanınmaktadır. Markanın Kullanım Süresi ve Coğrafi Kapsamı: “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markaları, yaklaşık 10 yıldır aktif olarak kullanılmakta olup, bu süre zarfında hem Türkiye'de hem de uluslararası pazarlarda geniş bir coğrafi alanda tanıtılmıştır. Fuar ve Sergilerdeki Tanıtımlar ve Marka Promosyonları: Markaların, çeşitli fuar ve sergilerde aktif bir şekilde tanıtımı yapılmış, geniş kapsamlı reklam kampanyaları düzenlenmiş ve geniş bir kitleye ulaşılmıştır. Markalara Atfedilen Değer: “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markasına atfedilen değer, markaların sektörde kazandığı itibar ve ayırt edicilik ile ölçülmektedir. Markaların uzun yıllar süren kullanımı ve tanıtım faaliyetleri sonucunda toplum nezdinde kazandığı itibarı göz ardı edilemeyecektir. Ayrıca TRIPS Sözleşmesi’nin 16/2. maddesi uyarınca, bir markanın tanınmış marka olarak kabul edilmesi için "herkes tarafından bilinir olması" gerekmez; markanın ilgili sektörde tanınmış olması yeterlidir. Müvekkil şirketin “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markaları, ilgili sektörde bilinirliği ile tanınmış marka statüsündedir. Doktrinde tanınmış markalara ilişkin yapılan tanımlar da müvekkil şirketin markasının bu kapsama girdiğini doğrulamaktadır. Tekinalp Ünal’ın tanımında belirtildiği üzere, “... Bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunmuş markalar değil, ülke çapında ilgili çevrelerce bilinen markalar tanınmış marka olarak kabul edilir”. “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions '' markalarının uzun yıllar boyunca kullanılması ve bu süre zarfında kazandığı itibar ve ayırt edicilik göz önüne alındığında, aynı ismin başka bir kişi veya kuruluş tarafından tescil edilmesi, Türk Ticaret Kanunu’nun 54. ve 55. maddelerinde tanımlanan iltibas ve haksız rekabet oluşturmaktadır. Bu durum davacının kötü niyetli hareket ettiğini göstermektedir. Müvekkil şirketin “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions '' markaları , yaklaşık 10 yıldır aktif olarak kullanılmakta olup, geniş bir bilinirlik ve tanınırlığa sahiptir. Bu nedenle, müvekkil şirketin tescilsiz marka haklarının korunması önem arz etmektedir. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 3)DAVACININ HAKSIZ BİR ŞEKİLDE TESCİL BAŞVURUSU YAPTIĞI MARKALARA DAYANARAK AÇMIŞ OLDUĞU MARKA HAKKINA TECAVÜZÜN ÖNLENMESİ DAVASININ REDDİ ÖNEM ARZ ETMEKTEDİR. Müvekkil Şirket, marka olarak kullandığı ''Trendify' ' ve ''Trendify Analytic Solutions'' markalarını belgelerle kanıtlandığı üzere 2015 yılından bu yana fiilen kullanmaktadır. Müvekkil Şirket'in bu markaları tescilsiz olarak uzun yıllardır kullanması, üzerinde öncelikli hak sahibi olduğunu göstermektedir. Davacı, Müvekkil Şirket'e ait markaların tanınırlığından yararlanarak haksız bir şekilde kendi adına tescil başvurusunda bulunulmuştur. Önemle belirtmek gerekmektedir ki, davacının Müvekkil Şirketîn global anlamda tanınan bir Şirket olup davacının Müvekkil Şirket ve markalarının tanınırlığından haberdar olmaması mümkün değildir. Davacıların, Müvekkil Şirket'e ait olan ''Trendify'' ve ''Trendify Analytic Solutions'' markalarını tescil ettirmeye yönelik girişimleri açıkça kötü niyetli bir davranıştır ve hukuken kabul edilmemesi gerekmektedir. Davacıların, marka hukukunun sağladığı koruma haklarını suistimal ederek haksız menfaat elde etmeye çalıştığı çok net bir şekilde ortadadır. Nitekim, tescil başvurusunda bulunan her gerçek ve tüzel kişi, basiretli bir tacir gibi davranarak, başvurusu öncesinde gerekli araştırmayı yapmak zorundadır. Bu araştırmanın yapılmamış olması, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve haksız şekilde Müvekkil Şirket'e ait markaları tescil ettirdiğini göstermektedir. Yukarıda açıkladığımız hususlar ışığında, davacının haksız ve kötü niyetli olarak tescil ettirdiği markaya dayanarak açmış olduğu marka hakkına tecavüzün önlenmesi davasının reddedilmesi gerekmektedir. Müvekkil Şirket'in markası üzerindeki öncelikli hak sahipliği, davacıların davasının dayanaksız olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca, davacıların bu tür haksız davalarla Müvekkil Şirket'i zor durumda bırakma ve haksız menfaat sağlamaya çalışması hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5773 E. 2014/12538 K. ve 30.06.2014 Tarihli ilamı; “Dava; markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir............ Mahkemece, tescil edilen markanın davacı tarafından uzun zamandan beri tescilsiz olarak kullanıldığı, davalının bu kullanımdan ve markadan haberdar olduğu, buna rağmen kötüniyeli olarak markayı adına tescil ettirdiği, kötüniyetin varlığı nedeniyle markanın tescilli olduğu tüm emtialar yönünden hükümsüz olacağı gerekçesiyle davalı
tacir gibi davranmadığını ve haksız şekilde Müvekkil Şirket'e ait markaları tescil ettirdiğini göstermektedir. Yukarıda açıkladığımız hususlar ışığında, davacının haksız ve kötü niyetli olarak tescil ettirdiği markaya dayanarak açmış olduğu marka hakkına tecavüzün önlenmesi davasının reddedilmesi gerekmektedir. Müvekkil Şirket'in markası üzerindeki öncelikli hak sahipliği, davacıların davasının dayanaksız olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca, davacıların bu tür haksız davalarla Müvekkil Şirket'i zor durumda bırakma ve haksız menfaat sağlamaya çalışması hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5773 E. 2014/12538 K. ve 30.06.2014 Tarihli ilamı; “Dava; markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir............ Mahkemece, tescil edilen markanın davacı tarafından uzun zamandan beri tescilsiz olarak kullanıldığı, davalının bu kullanımdan ve markadan haberdar olduğu, buna rağmen kötüniyeli olarak markayı adına tescil ettirdiği, kötüniyetin varlığı nedeniyle markanın tescilli olduğu tüm emtialar yönünden hükümsüz olacağı gerekçesiyle davalı adına TPE nezdinde kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne ve Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com sicilden terkini kararında bir isabetsizlik yoktur.” Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4221 E. 2013/3985 K. 05.03.2013 Tarihli ilamı; “Davacı, markanın gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile terkinini talep etmiştir. Davacının kullandığı ibare de davalının markasının kayıtlı olduğu 04 ve 39. sınıf mal ve hizmetlere ilişkin olup davacının eylemli kullanımının kömür ticareti olduğu, dosyaya sunduğu faturalar ile bir kısım müşterileri olan şirketlere nakliyat işi yaptığı hususunu ve markasını 1994 yılından beri kullanımını kanıtladığı, davalı tarafın kullanımının ise 2008 tarihi ve sonrasına ait bulunduğu, önceki tarihlerde bu ibareyi marka olarak kullandığını kanıtlayamadığı, davalı şirket başvurusundan daha önceki bir tarihte davacı şirketin bu ibareyi kullanmaya başladığı ve kullanımının ilgili sektörde uzun süredir devam ettiği ve ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğu kullanımının aynı sınıfta yer alan yakacak maddeleri üzerinde olduğu gerekçesiyle, davalı adına tescilli ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi hukuka uygundur.” 2015 yılından itibaren kullanılan markaların Müvekkil Şirket'e ait olduğu ve bu doğrultuda sektörde bilinirliği olduğu dosyaya sunmuş olduğumuz belgelerle ispatlanmıştır. Hal böyle iken, davacının sektörde bilinen bir markayı kendi markasıymış gibi tescil ettirmesi hukuken kabul edilebilir olmadığı gibi haksız bir şekilde tescil ettirdiği markaya dayanarak açmış olduğu marka hakkına tecavüzün önlenmesi davasının reddi gerekmektedir. HUKUKİ NEDENLER : SMK, HMK, İİK ve ilgili diğer sair tüm mevzuat. HUKUKİ DELİLLER : Davacı tarafın sunacağı beyanlara karşı ilave iddia, savunma, delil ve tanık sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla, işbu dilekçemize ilişik belgeler ile delil listemiz ve delillerimiz: 1)Bilirkişi İncelemesi 2)Keşif 3)Tanık 4)Ürünler ve ürünlere ilişkin tüm bilgi ve belgeler 5)İnternet ve Diğer Sosyal Medya Platformlarındaki Paylaşımlar 6)Markaların 2015 senesinden itibaren Müvekkil Şirket tarafından kullanıldığına ilişkin blog yazıları Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 7)Markaların Müvekkil Şirket'e ait olduğuna dair yapılan podcast yayını 8)Markalar ile ilgili yapılan işbirlikleri ve markalara dair yazılan raporlar 9)Ticari Defter ve Belgeler 10)Ve sair yasal tüm deliller 11)Davacı tarafça sunulacak delillere karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla ikamesi mümkün yasal her türlü delil SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda arz ve izah ettiğimiz üzere; tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; hukuki mesnetten uzak ve haksız kazanca yönelik davanın tüm yönleri ile esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla bilvekâle arz ve talep ederiz. 25.06.2024 Davalı Segmentify Yazılım Anonim Şirketi Vekili Av. Burcu Okyay, Av. Nur Şevval Çınar E-İmzalıdır.
Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'NE DOSYA NO : 2024/103 E. DAVALI : Segmentify Yazılım Anonim Şirketi VEKİLLERİ : Av. Burcu Okyay, Av. Nur Şevval Çınar (Adres antettedir) DAVACILAR : 1) Muammer Can Tüfekci 2) Trendify Yazılım ve Danışmanlık Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. Necdet Kaan Menderes KONU : Huzurdaki davaya ilişkin itiraz dilekçemizin süresi içinde sunulması ile haksız davanın REDDEDİLMESİ talebinden ibarettir. AÇIKLAMALAR Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı dava dilekçesinde özetle; ''Trendify Analytic Solutions'' ve ''Trendify '' markalarının izinsiz ve usule aykırı olarak kullanıldığını, fiili tecavüz oluştuğunu ve marka haklarının ihlal edildiği iddiasıyla marka hakkına tecavüz fiilini oluşturduğunun tespitine ve Müvekkil Şirket'e ait sitelere erişimin engellenmesine ve tecavüzün durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Önemle ifade etmek isteriz ki, dava dilekçesinde iddia edilen hususlar somut gerçeğe, usule ve hukuka aykırı olup; işbu dilekçede ifade ettiğimiz hususlar doğrultusunda davacının tüm taleplerinin reddi gerekmektedir. A. VAKIALAR 1.Müvekkil Şirket, 2015 senesinde kurulmuş olup halihazırda 40 farklı ülkede 250'den fazla şirkete hizmet veren Müşteri Etkileşim Platformudur. E-ticaret sitelerine kişiselleştirme servisi sunan Segmentify, akıllı ürün önerileri ile dönüşüm oranını artırmaya devam etmektedir. 2. Müvekkil Şirket, 2015 senesinde alt ürün olarak e-ticaret sitelerine gerçek zamanlı dönüşüm analizli çözümleri sunmaya yarayan ''Trendify'' ürününü çıkartmış ve bu doğrultuda sektörün en önemli yayıncılarından olan Webrazzi ile ''Trendify'' markasının lansmanı yapılmıştır. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 3. Müvekkil Şirket; 2015 senesinde tanıtımını yaptığı ''Trendify'' markasını ve ''Trendify Analytic Solutions'' markasını uzun süredir kullanmış ve halihazırda kullanmaya devam etmektedir. Müvekkil Şirket tarafından ürünün marka adının kendine ait olması sebebiyle tüm sosyal medya hesaplarında ''Trendify'' ve ''Trendify Analytic Solutions'' ibaresi haklı olarak kullanılmaktadır. HUKUKİ GEREKÇELER : ESASA İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ: 1) MÜVEKKİL ŞİRKET'İN MARKA ÜZERİNDE ÖNCEYE DAYALI KULLANIM HAKKINA SAHİP OLMASI SEBEBİYLE GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ MÜVEKKİL ŞİRKETE AİTTİR. Vakıalar kısmında açıkladığımız üzere, Müvekkil Şirket 2015 senesinde ''Trendify'' isimli ürününü tanıtmış bu doğrultuda ''trendify'' ve ''trendify analytics solutions'' markalarını 2015 senesinden beri düzenli olarak kullanmaya devam etmektedir. Bilindiği üzere hukukumuzda temel olarak marka hakkının korunması asıl olarak tescil edilmiş olmaya bağlanmışsa da hakkaniyet gereği tescilsiz markaların korunmasına ilişkin düzenleme ve içtihatlar bulunmaktadır. Ülke genelinde aktif olarak kullanılmış, tanınırlık kazanmış ve bu şekilde ticari hayata devam eden markalar varlığı tescil edilmemiş olsalar dahi korunmaktadır. Bu husus gerçek hak sahipliği ilkesi olarak tanımlanmaktadır. Gerçek hak sahipliği, temelde haksız rekabetin önlenmesi ve dürüstlük kuralı çerçevesinde gelişmiş bir ilke olup ticari hayatta belli bir isim ve logo ile tanınan, aktif olarak faaliyet gösteren ve tüketici kitlesinde belli oranda tanınırlık kazanan ticari işletmelerin sırf markasını tescil ettirmemiş olması nedeniyle hukuki korumadan mahrum kalmasını engellemekte ve yine tescil ettirmemiş olması sebebiyle markasının başka işletmelerce tescili ile rekabetin zarar görmesi riskinin ortadan kaldırılmasını sağlamaktadır. Nitekim, SMK Md. 6/3 kapsamında tescili olmayan ve gerekli şartları sağlayan markaların sahiplerinin önceye dayalı kullanım nedeniyle gerçek hak sahibi oldukları kabul edilmektedir. Yukarıdaki açıkladığımız tanım doğrultusunda, Müvekkil Şirket'in ''Trendify'' ve ''Trendify Analytics Solution'' markasını 2015 senesinden beri aktif kullandığı ve bu doğrultuda ticari hayatta bilinir hale getirdiği işbu dilekçe ekinde sunacağımız belgeler ve aşağıda detaylıca açıklayacağımız hususlarla ispatlanmış olup gerçek hak sahibi olduğu şüpheye mahal vermeksizin görülmektedir. Müvekkilin piyasaya sunmakta olduğu “Trendify” ve ''Trendify Analytics Solution'' markalı Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com ürünleri ile tüketici nezdinde yüksek bir tanınırlığa ulaşmıştır. Müvekkilin faaliyet göstermekte olduğu yaklaşık 10 yıllık süre zarfında dünya çapındaki ticari faaliyetleri ve tanıtımları neticesinde tüketiciler nezdinde tercih edilen, uluslararası alanda belirli bir tanınırlığa ulaşmış bir marka haline gelmiştir . Vurgulamak isteriz ki, Müvekkil Şirket ''Trendify'' ve ''Trendify Analytic Solutions'' markalarını davacıdan çok daha önce kullanmaya başlamıştır. Yukarıda da belirttiğimiz üzere, Müvekkil Şirket markasını 2015 senesinde tanıtmış ve o tarihten itibaren kullanmaktadır. Davacı taraf ise ''Trendify Analytics Solutions'' markasını 2020 senesinde tescil ettirmiş, ''Trendify'' markasının tescili için ise 2023 senesinde başvuru yapmış ancak tescil edilmemiştir. Bu husus Müvekkil Şirket'in gerçek hak sahibi olduğunu kanıtlamaktadır. Müvekkil Şirket'in markayı davacıdan çok daha uzun süre önce kullanmaya başladığına dair birkaç örnek aşağıdaki şekildedir: Sektörün en önemli yayıncılarından olan Webrazzi ile Trendify markasının lansmanı 2015 yılında yapılmıştır. (Ek -1 : 22.10.2015 tarihli - Trendify Lansmanına İlişkin Webrazzi Tarafından Paylaşılan Yazı) Müvekkil Şirket tarafından her yıl yapılan basın açıklamalarında marka ismi kullanılmıştır. (Ek-2 6 Haziran 2016 tarihli Paylaşım) Sektörün önde gelen gazetecilerinin sayfalarında Müvekkil Şirket için ''Trendify'' adı ile tanıtım yazıları paylaşılmıştır. (Ek-3 31 Ocak 2017 tarihli Paylaşım) Ayrıca, ekte sunacağımız arşiv kayıtlarında da görüleceği üzere ''Trendify'' ve ''Trendify Analytics Solutions'' markalarının 2015 senesinden itibaren Müvekkil Şirket tarafından kullanıldığına ilişkin bir çok blog yazısı, markanın Müvekkil Şirket'e ait olduğuna dair podcast yayını, marka ile ilgili yapılan işbirlikleri ve markaya dair yazılan raporlarda bulunmaktadır. Bu husus, marka için önemli yatırımlar yapıldığını dolayısıyla ekonomik değerinin arttığını göstermektedir. Ekonomik değerinin yüksek olması da müvekkil markalarının tanınmışlığını değerlendirirken göz önünde bulundurulan kriterlerden birisidir. Yukarıdaki açıklamalarımız ve ekte sunacağımız belgelerden de anlaşılacağı üzere Müvekkil Şirket ''Trendify'' ve ''Trendify Analytics Solutions'' markaları üzerinde gerçek hak sahipliğine sahiptir. Nitekim, SMK Md. 6/3 kapsamında tescili olmayan ve gerekli şartları sağlayan markaların sahiplerinin önceye dayalı kullanım nedeniyle gerçek hak sahibi oldukları kabul edilmektedir. Yargıtay 11. HD., 2017/3943 Esas, 2019/1154 Karar sayılı ve 13.02.2019 Tarihli kararında; Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com '' gerçek hak sahipliği ilkesi gereği, yurt içinde, marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden yoğun ve sıkı kullanım sonucu işaret üzerinde önceye dayalı hak elde edilmiş olması halinde, o işaret üzerinde gerçek hak sahibi olan kişiye öncelik hakkı tanınır. Ancak söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir.'' Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 1998/5146 K. Sayılı İlamı; “.. İsviçre-Türk markalar hukuku, marka üzerindeki hakkın iktisabı ve korunması ile ilgili olarak üç önemli ilkeye dayanır. Marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Buna gerçek hak sahibi denilir ve
270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com '' gerçek hak sahipliği ilkesi gereği, yurt içinde, marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden yoğun ve sıkı kullanım sonucu işaret üzerinde önceye dayalı hak elde edilmiş olması halinde, o işaret üzerinde gerçek hak sahibi olan kişiye öncelik hakkı tanınır. Ancak söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir.'' Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 1998/5146 K. Sayılı İlamı; “.. İsviçre-Türk markalar hukuku, marka üzerindeki hakkın iktisabı ve korunması ile ilgili olarak üç önemli ilkeye dayanır. Marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Buna gerçek hak sahibi denilir ve bu tescil ettiren kimsenin bu tescili kurucu etkiye sahiptir. Ancak bu tescil sadece hak sahibine başlangıçta şarta bağlı bir hak sağlayabilir. Gerçek hak sahibinin dava açıp bu markayı tescil ettireceği tarihe kadar kurucu etkiye sahipliği devam eder. Çünkü hakiki gerçek hak sahipliği ikinci bir bağımsız ve münferit mülkiyete hak vermez. Markanın hakiki hak sahibi markasının aynısını veya tefrik edilmeyecek benzerini, her nasılsa marka olarak tescil ettiren kimsenin, sonradan tescil edilmiş markanın terkinin istenebileceğini...” Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/13807 E. 2018/4547 K. Sayılı ve 09.06.2018 tarihli ilamı; “…Az önce de ifade edildiği üzere, marka üzerinde gerçek hak sahipliği ilkesi geçerli olduğundan markayı ilk kez oluşturup kullanan kişinin 556 sayılı KHK’nın 8/3. maddesi uyarınca korunması gerekmekte olup, bu tür kullanımın markasal kullanım olduğunun kanıtlanması yeterlidir. Bu bakımdan, mahkemece markanın davacı kullanımları ile bilinir hale getirilmediği gerekçesi doğru görülmemiş; bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilmiştir,” 2) ''TRENDIFY'' ve ''TRENDIFY ANALYTIC SOLUTIONS'' MARKALARI UZUN SÜREDİR MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN AKTİF OLARAK KULLANILMAKTA VE SEKTÖRDE MÜVEKKİL ŞİRKET MARKASI OLARAK İTİBAR KAZANMIŞTIR. Müvekkil şirket, markalarını uzun yıllardır aktif olarak kullanmakta ve bu markalar sektörde geniş bir bilinirlik ve itibar kazanmış bulunmaktadır. Müvekkil şirket, “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markasını 2015 yılından beri kullanmaktadır. Marka, hem Türkiye'de hem de uluslararası düzeyde geniş bir bilinirlik ve tanınırlığa sahiptir. Markanın tanınmışlığına ilişkin olarak, aşağıda belirtilen WIPO Uzmanlar Komitesi tarafından belirlenen ve TPMK tarafından onaylanan kriterler göz önünde Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com bulundurulmalıdır: İlgili Sektörde Bilinme ve Tanınma Derecesi: “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markaları, faaliyet gösterdiği sektörde geniş bir bilinirlik ve tanınırlık derecesine ulaşmıştır. Bu, ilgili sektörlerdeki uzmanlar, tüketiciler ve işletmeler tarafından yaygın bir şekilde tanınmaktadır. Markanın Kullanım Süresi ve Coğrafi Kapsamı: “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markaları, yaklaşık 10 yıldır aktif olarak kullanılmakta olup, bu süre zarfında hem Türkiye'de hem de uluslararası pazarlarda geniş bir coğrafi alanda tanıtılmıştır. Fuar ve Sergilerdeki Tanıtımlar ve Marka Promosyonları: Markaların, çeşitli fuar ve sergilerde aktif bir şekilde tanıtımı yapılmış, geniş kapsamlı reklam kampanyaları düzenlenmiş ve geniş bir kitleye ulaşılmıştır. Markalara Atfedilen Değer: “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markasına atfedilen değer, markaların sektörde kazandığı itibar ve ayırt edicilik ile ölçülmektedir. Markaların uzun yıllar süren kullanımı ve tanıtım faaliyetleri sonucunda toplum nezdinde kazandığı itibarı göz ardı edilemeyecektir. Ayrıca TRIPS Sözleşmesi’nin 16/2. maddesi uyarınca, bir markanın tanınmış marka olarak kabul edilmesi için "herkes tarafından bilinir olması" gerekmez; markanın ilgili sektörde tanınmış olması yeterlidir. Müvekkil şirketin “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions'' markaları, ilgili sektörde bilinirliği ile tanınmış marka statüsündedir. Doktrinde tanınmış markalara ilişkin yapılan tanımlar da müvekkil şirketin markasının bu kapsama girdiğini doğrulamaktadır. Tekinalp Ünal’ın tanımında belirtildiği üzere, “... Bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunmuş markalar değil, ülke çapında ilgili çevrelerce bilinen markalar tanınmış marka olarak kabul edilir”. “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions '' markalarının uzun yıllar boyunca kullanılması ve bu süre zarfında kazandığı itibar ve ayırt edicilik göz önüne alındığında, aynı ismin başka bir kişi veya kuruluş tarafından tescil edilmesi, Türk Ticaret Kanunu’nun 54. ve 55. maddelerinde tanımlanan iltibas ve haksız rekabet oluşturmaktadır. Bu durum davacının kötü niyetli hareket ettiğini göstermektedir. Müvekkil şirketin “Trendify” ve ''Trendify Analytic Solutions '' markaları , yaklaşık 10 yıldır Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com aktif olarak kullanılmakta olup, geniş bir bilinirlik ve tanınırlığa sahiptir. Bu nedenle, müvekkil şirketin tescilsiz marka haklarının korunması önem arz etmektedir. 3)DAVACININ HAKSIZ BİR ŞEKİLDE TESCİL BAŞVURUSU YAPTIĞI MARKALARA DAYANARAK AÇMIŞ OLDUĞU MARKA HAKKINA TECAVÜZÜN ÖNLENMESİ DAVASININ REDDİ ÖNEM ARZ ETMEKTEDİR. Müvekkil Şirket, marka olarak kullandığı ''Trendify' ' ve ''Trendify Analytic Solutions'' markalarını belgelerle kanıtlandığı üzere 2015 yılından bu yana fiilen kullanmaktadır. Müvekkil Şirket'in bu markaları tescilsiz olarak uzun yıllardır kullanması, üzerinde öncelikli hak sahibi olduğunu göstermektedir. Davacı, Müvekkil Şirket'e ait markaların tanınırlığından yararlanarak haksız bir şekilde kendi adına tescil başvurusunda bulunulmuştur. Önemle belirtmek gerekmektedir ki, davacının Müvekkil Şirketîn global anlamda tanınan bir Şirket olup davacının Müvekkil Şirket ve markalarının tanınırlığından haberdar olmaması mümkün değildir. Davacıların, Müvekkil Şirket'e ait olan ''Trendify'' ve ''Trendify Analytic Solutions'' markalarını tescil ettirmeye yönelik girişimleri açıkça kötü niyetli bir davranıştır ve hukuken kabul edilmemesi gerekmektedir. Davacıların, marka hukukunun sağladığı koruma haklarını suistimal ederek haksız menfaat elde etmeye çalıştığı çok net bir şekilde ortadadır. Nitekim, tescil başvurusunda bulunan her gerçek ve tüzel kişi, basiretli bir tacir gibi davranarak, başvurusu öncesinde gerekli araştırmayı yapmak zorundadır. Bu araştırmanın yapılmamış olması, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve haksız şekilde Müvekkil Şirket'e ait markaları tescil ettirdiğini göstermektedir. Yukarıda açıkladığımız hususlar ışığında, davacının haksız ve kötü niyetli olarak tescil ettirdiği markaya dayanarak açmış olduğu marka hakkına tecavüzün önlenmesi davasının reddedilmesi gerekmektedir. Müvekkil Şirket'in markası üzerindeki öncelikli hak sahipliği, davacıların davasının dayanaksız olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca, davacıların bu tür haksız davalarla Müvekkil Şirket'i zor durumda bırakma ve haksız menfaat sağlamaya çalışması hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5773 E. 2014/12538 K. ve 30.06.2014 Tarihli ilamı; “Dava; markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir............ Mahkemece, tescil edilen markanın davacı tarafından uzun zamandan beri tescilsiz olarak kullanıldığı, davalının bu kullanımdan ve markadan haberdar olduğu, buna rağmen kötüniyeli olarak markayı adına tescil ettirdiği, kötüniyetin varlığı Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com nedeniyle markanın tescilli olduğu tüm emtialar yönünden hükümsüz olacağı gerekçesiyle davalı adına TPE nezdinde kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkini kararında bir isabetsizlik
reddedilmesi gerekmektedir. Müvekkil Şirket'in markası üzerindeki öncelikli hak sahipliği, davacıların davasının dayanaksız olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca, davacıların bu tür haksız davalarla Müvekkil Şirket'i zor durumda bırakma ve haksız menfaat sağlamaya çalışması hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5773 E. 2014/12538 K. ve 30.06.2014 Tarihli ilamı; “Dava; markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir............ Mahkemece, tescil edilen markanın davacı tarafından uzun zamandan beri tescilsiz olarak kullanıldığı, davalının bu kullanımdan ve markadan haberdar olduğu, buna rağmen kötüniyeli olarak markayı adına tescil ettirdiği, kötüniyetin varlığı Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com nedeniyle markanın tescilli olduğu tüm emtialar yönünden hükümsüz olacağı gerekçesiyle davalı adına TPE nezdinde kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkini kararında bir isabetsizlik yoktur.” Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4221 E. 2013/3985 K. 05.03.2013 Tarihli ilamı; “Davacı, markanın gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile terkinini talep etmiştir. Davacının kullandığı ibare de davalının markasının kayıtlı olduğu 04 ve 39. sınıf mal ve hizmetlere ilişkin olup davacının eylemli kullanımının kömür ticareti olduğu, dosyaya sunduğu faturalar ile bir kısım müşterileri olan şirketlere nakliyat işi yaptığı hususunu ve markasını 1994 yılından beri kullanımını kanıtladığı, davalı tarafın kullanımının ise 2008 tarihi ve sonrasına ait bulunduğu, önceki tarihlerde bu ibareyi marka olarak kullandığını kanıtlayamadığı, davalı şirket başvurusundan daha önceki bir tarihte davacı şirketin bu ibareyi kullanmaya başladığı ve kullanımının ilgili sektörde uzun süredir devam ettiği ve ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğu kullanımının aynı sınıfta yer alan yakacak maddeleri üzerinde olduğu gerekçesiyle, davalı adına tescilli ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi hukuka uygundur.” 2015 yılından itibaren kullanılan markaların Müvekkil Şirket'e ait olduğu ve bu doğrultuda sektörde bilinirliği olduğu dosyaya sunmuş olduğumuz belgelerle ispatlanmıştır. Hal böyle iken, davacının sektörde bilinen bir markayı kendi markasıymış gibi tescil ettirmesi hukuken kabul edilebilir olmadığı gibi haksız bir şekilde tescil ettirdiği markaya dayanarak açmış olduğu marka hakkına tecavüzün önlenmesi davasının reddi gerekmektedir. HUKUKİ NEDENLER : SMK, HMK, İİK ve ilgili diğer sair tüm mevzuat. HUKUKİ DELİLLER : Davacı tarafın sunacağı beyanlara karşı ilave iddia, savunma, delil ve tanık sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla, işbu dilekçemize ilişik belgeler ile delil listemiz ve delillerimiz: 1)Bilirkişi İncelemesi 2)Keşif 3)Tanık 4)Ürünler ve ürünlere ilişkin tüm bilgi ve belgeler 5)İnternet ve Diğer Sosyal Medya Platformlarındaki Paylaşımlar Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 6)Markaların 2015 senesinden itibaren Müvekkil Şirket tarafından kullanıldığına ilişkin blog yazıları 7)Markaların Müvekkil Şirket'e ait olduğuna dair yapılan podcast yayını 8)Markalar ile ilgili yapılan işbirlikleri ve markalara dair yazılan raporlar 9)Ticari Defter ve Belgeler 10)Ve sair yasal tüm deliller 11)Davacı tarafça sunulacak delillere karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla ikamesi mümkün yasal her türlü delil SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda arz ve izah ettiğimiz üzere; tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; hukuki mesnetten uzak ve haksız kazanca yönelik davanın tüm yönleri ile esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla bilvekâle arz ve talep ederiz. 25.06.2024 Davalı Segmentify Yazılım Anonim Şirketi Vekili Av. Burcu Okyay, Av. Nur Şevval Çınar E-İmzalıdır.
İSTANBUL ANADOLU 8. İŞ MAHKEMESİNE DOSYA NO : 2023/324 E. DAVALI : PLATİN BİLİŞİM ANONİM ŞİRKETİ (VN: 7300608898) Kozyatağı Mah. Değirmen Sok. No:18/22-23 Kat:13-14 Kadıköy/İSTANBUL VEKİLİ : AV. ALİ BAŞAR TEMİZ Atatürk Mah. Sedef Cad. Ata Blokları 3/4 D:193 Ataşehir/İSTANBUL DAVACI : MEHMET ÇEVİK (TCKN: 38015036264) Osmangazi Mah. Hürriyet Sok. Kiana Evleri Sitesi No:1B/17 Darıca/KOCAELİ VEKİLİ : AV. GÜZİDE DİLEK ŞAHİN KONU : Cevap dilekçemizin sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR : Yukarıda esas bilgileri verilen dosya kapsamında davacı tarafından huzurdaki alacak davası ikame edilmiş olup süresi içinde cevaplarımızı sunmaktayız. Davacı, 19.08.2019 - 30.09.2021 tarihlerinde İridyum Danışmanlık Anonim Şirketi bünyesinde, 01.10.2021 - 06.06.2022 tarihleri arasında Platin Bilişim Anonim Şirketi bünyesinde ''Senior System Engineer'' pozisyonunda çalışmıştır. Davacının iş akdi kendi iradesi ile sunmuş olduğu istifa dilekçesiyle tek taraflı olarak Davacı tarafından sonlandırılmıştır. USULE İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ Davacı her ne kadar 2014 yılından itibaren Müvekkil Şirket bünyesinde çalıştığını iddia etmişse de bu husus gerçeklerle örtüşmemekte olup fazla kazanç sağlamaya yöneliktir. Zira, işbu dilekçe ekinde sunulan işe giriş çıkış bildirgelerinden de görüleceği üzere Müvekkil Şirket bünyesinde 01.10.2021 - 06.06.2022 tarihlerinde çalışmıştır. Fakat, 19.08.2019 - 30.09.2021 tarihlerinde İridyum Danışmanlık Anonim Şirketi bünyesinde çalışmış olan davacı işbu davayı sadece Platin Bilişim Anonim Şirketi' ne yöneltmiş olup husumet yokluğu nedeniyle davanın esas incelemesi yapılmadan reddine karar verilmesi talebimiz vardır. 1. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 114. maddesinin 1.Bendinin e fıkrasında bulunan ''dava takip yetkisine sahip olunması' ' dava şartı olup huzurdaki davanın yalnızca Müvekkil Şirkete yöneltilmesi pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini gerektirmektedir.2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. 1. 2. ''...Taraf koşulu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup mahkemelerce re’sen gözetilmesi zorunludur (HMK 115/1). Somut olayda, 6360 sayılı Yasa’nın 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren hükümleri uyarınca, Büyükşehir Belediyesi olan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, mahalle olarak, bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. Mahkemece yasal hasım olan … Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın davaya dahil edilmesi gerektiği gözden kaçırılmıştır. Taraf teşkili tamamlanmadan esastan karar verilmesi isabetsizdir...'' (YARGITAY 16. HUKUK DAİRESİ 2015/18710E., 2018/262K., 26.01.2018 T.) Bir diğer husus ise ücret, prim, fazla çalışma, UBGT ve hafta tatili alacağının belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinin kabul edilemeyeceğidir. Zira, HMK m.1072 de belirsiz alacak davası düzenlenmiş olup hükme göre davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını/değerini tam ve kesin olarak belirlenmesinin kendinden beklenemeyeceği hallerde alacaklının belirsiz dava açabileceği ifade edilmiştir.3. Kanun hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, huzurdaki davada alacaklar belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davası olarak açılması hukuka aykırıdır. Bu husus Yargıtay' ın yerleşik içtihatlarıyla belirlenmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2013/8522 E., 2013/10252 K. Sayılı 17.06.2013 tarihli kararında belirlenebilir alacaklar bakımından belirsiz dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı ve davanın esasına geçilmeksizin usulden reddedilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Söz konusu Yargıtay Kararı;4. "...Dava konusu olayda, talep konusunun miktarı açıkça belli olup, taraflar arasında bu konuda herhangi bir tartışma bulunmadığından, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı yoktur. Hukuki yarar; dava açıldığı anda var olmadığından, sonradan harcın tamamlatılması suretiyle bu eksiklik giderilemez.Hal böyle olunca; dava şartı eksikliğinden davanın usulden reddi gerekirken, yazılı ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulü doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir..." YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ 2013/8522 E., 2013/10252 K., 17.06.2013 T. Bir diğer husus ise dava dilekçesinin HMK hükümlerine aykırı olarak düzenlenmiş olduğudur. HMK’nin 194. maddesi hükmü yerine getirilmemiştir. İlgili madde; “(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdır. (2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.” hükmünü amirdir. Ancak davacı, dava dilekçesinde dayandığı hususları ispata elverişli şekilde somutlaştırmamış; dayandığı delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmemiştir. Bu kapsamda dava dilekçesi, 6100 sayılı HMK’nın 194. maddesi hükmüne aykırı olup; işbu aykırılık nedeniyle Sayın Mahkemenizce dava dilekçesinin reddi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ederiz. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. 1. 2. 3. 4. Davacı, davasına esas olan temel, ana vakıaları somut ve açık bir şekilde dilekçesinde göstermelidir. Fakat dava dilekçesinde talepler ile iddialar somut şekilde uyuşmamakta; davacı vakıaları, genel geçer şekilde değil, açık ve algılanabilir şekilde ortaya koymalı, ispata elverişli şekilde de somutlaştırmalıdır. Çünkü, ispat faaliyetinin yürütülebilmesi için ispata konu vakıanın ne olduğunun bilinmesi gerekir. 5. ESASA İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ Davacının dava dilekçesinde Müvekkil Şirket tarafından istifaya zorlandığı iddiasının kabulü mümkün değildir. Gerek davacının çalıştığı pozisyon gerek eğitim seviyesi göz önünde bulundurulduğunda iradesi sakatlanarak istifa dilekçesi imzalamaya zorlandığı, imza sonucunda doğan sonuçları idrak edemeyeceği hususları hayatın olağan akışına aykırıdır. Müvekkil Şirket uzun yıllardır bilişim sektöründe hizmet vermekte olup bu alanda köklü şirketlere danışmanlık hizmeti vermektedir. 6. Dava dilekçesinde iddia edildiği gibi ''davalı şirket sektörde adının kötü anılmasını istemediğini belirterek müvekkil çalışanın istifa etmiş gibi görünmesini'' istemediğinden bahisle Müvekkil Şirket tarafından istifaya zorlandığının kabulü tarafımızca mümkün değildir. Zira Müvekkil Şirket davacının işten ayrılmasını istememiş ve şirket bünyesinde çalışmaya devam etmesini talep etmiştir. İstifa görüşmelerinde bizzat Müvekkil Şirket sahibi de, İnsan Kaynakları Departmanı da, davacı ile çalışmaya devam etmek istedikleri yönünde görüşme yapmış olup buna rağmen davacı istifa etmeyi seçerek irade beyanını ortaya koymuş ve istifasını vermiştir. İddiaları kabul etmemekle birlikte bir çalışanın işten çıkarılması şirketin repütasyonunu kötü etkileyecek bir durum değildir. Nitekim Müvekkil Şirket sektörde uzun yıllardır faaliyetlerini sürdürmekte olup, bir çalışanın işten çıkarılmasının şirketin repütasyonunu kötü etkileyecek olması da hayatın olağan akışına aykırıdır. 7. Davacının kötü şartlarda çalıştığı iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Davacı bir mühendis sıfatıyla işe başlatılmış ve daha sonra terfi almış ve altında 7 kişinin çalıştığı takım lideri pozisyonuna terfi etmiştir. Dolayısıyla kendisinin kötü şartlarda çalıştırıldığı ve baskıya uğradığı iddiası hayatın olağan akışına aykırıdır. Müvekkil Şirket izah edildiği gibi sektörde uzun yıllardır faaliyette bulunmakta olup tüm çalışanlarının haklarını gözetmektedir, iddia edildiği gibi repütasyonunun düşeceğinden bahisle bir çalışanını istifaya zorladığı iddiası gerçeklerle örtüşmemektedir. 8. ''...Öte yandan davacı öğrenim durumu itibariyle imzaladığı istifa dilekçesinin mahiyetini ve doğuracağı sonuçları takdir ve tayin edebilecek durumdadır. Hal böyle olunca iş sözleşmesinin tarafların iradelerinin birleşmesi ile oluşan anlaşma doğrultusunda feshedildiğinin kabulü gerekir. Öte yandan davacı öğrenim durumu itibariyle imzaladığı istifa dilekçesinin mahiyetini ve doğuracağı sonuçları takdir ve tayin edebilecek durumdadır. Hal böyle olunca iş sözleşmesinin tarafların iradelerinin birleşmesi ile oluşan anlaşma doğrultusunda feshedildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren açıklamasının ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi 9. 10. 11. 12.
hayatın olağan akışına aykırıdır. Müvekkil Şirket izah edildiği gibi sektörde uzun yıllardır faaliyette bulunmakta olup tüm çalışanlarının haklarını gözetmektedir, iddia edildiği gibi repütasyonunun düşeceğinden bahisle bir çalışanını istifaya zorladığı iddiası gerçeklerle örtüşmemektedir. 8. ''...Öte yandan davacı öğrenim durumu itibariyle imzaladığı istifa dilekçesinin mahiyetini ve doğuracağı sonuçları takdir ve tayin edebilecek durumdadır. Hal böyle olunca iş sözleşmesinin tarafların iradelerinin birleşmesi ile oluşan anlaşma doğrultusunda feshedildiğinin kabulü gerekir. Öte yandan davacı öğrenim durumu itibariyle imzaladığı istifa dilekçesinin mahiyetini ve doğuracağı sonuçları takdir ve tayin edebilecek durumdadır. Hal böyle olunca iş sözleşmesinin tarafların iradelerinin birleşmesi ile oluşan anlaşma doğrultusunda feshedildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren açıklamasının ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. ( ikale ) kurulmuş olacağından davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı gözetilmeden yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalı olmuştur...'' YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ 2013/1503 E., 2013/10619 K., 1.4.2013 T. "...Dava dilekçesinde davacının fazla çalışma, hafta ve genel tatil çalışması yaptığı halde ücretinin ödenmediği, ödenmeyen işçilik alacaklarını talep etmesi üzerine işverenin baskısı ile gerçek iradesini yansıtmayacak şekilde istifaya zorlandığı iddia edilmiş, davalı ise davacının kendi hür iradesi ile istifa ederek işten ayrıldığını savunmuştur. Mahkemece, ispat yükü kendisine düşen işverenin haklı fesih nedenlerini ispatlayamadığı, davacı işçinin genel tatil ücreti alacaklarının ödenmemesi haklı nedenine dayanarak iş akdini feshettiği gerekçesi ile kıdem tazminatı alacağı hüküm altına alınmıştır. Ne var ki, dosya kapsamında yer alan 05/08/2014 tarihli istifa dilekçesine göre davacı “02/07/2008 tarihinden itibaren şirketinizde çalışmaktayım. Halen sürdürmekte olduğum satış danışmanlığı görevimden 18/08/2014 tarihi itibariyle kendi isteğimle istifamın kabulünü rica ederim” beyanı ile işten ayrılmıştır. Davacı tanıkları davacıdan duyumlarına göre aşırı çalışma ve işlerin yoğunluğu sebebiyle davacının istifa ettiğini beyan etmişler, davalı tanığı ise davacının başka firmada iş bulduğu için ayrıldığını beyan etmiştir. Dosya kapsamı hizmet döküm cetveli ve işe giriş bildirgesine göre davacının 18/08/2014 tarihinde Çelik Motor A.Ş. isimli işyerinde işe girişinin yapıldığı ve burada çalıştığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde davacının işçilik alacaklarını talep edince gerçek iradesini yansıtmayan istifaya zorlandığı iddia edilmekle birlikte, davacı tarafından işverene verilen istifa dilekçesinde haklı fesih sebebi sayılabilecek her hangi bir sebep ileri sürülmemiştir. Her iki davacı tanığı da davacıdan önce işyerinden ayrılan kişiler olup beyanlarında birlikte çalıştıkları dönemde işlerin yoğun olduğu ve işverence çözüm getirilmediğinden davacının istifa ettiğinden bahsedilmiş olmakla birlikte, fesih tarihi itibariyle işverenin hangi tutum ve davranışları ile davacının fesih iradesinin işverence sakatlanarak istifaya zorlandığı ispatlanmış değildir. Hal böyle olunca, sebep bildirmeden istifa ederek işten ayrılmak suretiyle iş sözleşmesini fesheden davacının kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir..." YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ 2016/30943 E., 2020/14326 K., 03/11/2020 T. Davacının Müvekkil Şirket yönünden herhangi bir hak ve alacağı bulunmamakta olup, huzurdaki dava ile davacının haksız kazanç elde etmeye çalıştığı sabittir. Zira iş akdini fesheden işçinin, kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için iş sözleşmesinin kanunda sınırlı olarak sayılmış sebeplerden dolayı sona ermesi gerekir. İşbu durumda davacının tazminat talebi hakkın kötüye kullanımı olmaktadır.9. Davacı, müvekkil şirket yönünden haftalık 45 saati ve günlük 11 saati aşar yönde hukuka aykırı çalıştırma yapıldığını , fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, hafta tatillerinde ve ulusal bayram tatillerinde çalışmaya zorlandığını ileri sürmüştür. İşbu iddianın tarafımızca kabulü mümkün değildir. Nitekim Müvekkil Şirket bünyesinde fazla mesai yapılmamakta olup, yapıldığı takdirde10. 11. 12. 13. 14. 15. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. fazla çalışma ödemeleri bordrolara yansıtılarak derhal ödenmektedir. Müvekkil şirket tarafından da davacının fazla mesai yapmasına ilişkin bir talimatı bulunmamaktadır. Bütün bu iddialar kabul edilmemekle birlikte nitekim davacının imzalamış olduğu iş sözleşmesinde yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışmalarının maaşına dahil olacağı da belirtilmiştir. Zira Davacı tarafın işten ayrılmasından önce son maaşı asgari ücretin oldukça üstünde olup, fazla mesai ücretleri de davacının maaşına dahildir. Nitekim bu husus Yargıtay kararlarında da görülecektir. "... Dosyada mevcut, taraflar arasındaki ilk döneme ilişkin hizmet akdine göre fazla mesai ücreti, ücrete dahil edildiğinden davacının ilk dönem çalışması olan 10/09/2007-31/07/2011 tarihleri arasındaki çalışmasında yıllık 270 saat fazla mesainin dışlanması gerekirken bu hususun gözden kaçırılması da fazla mesai hesabı bakımından hatalı olmuştur... " (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/7072 K. 2017/18832 T. 22.11.2017) "...Davacı, fazla mesai ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması halinde, yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerekir. Sözleşmede fazla mesai ücretinin, ücretin içinde kararlaştırılması halinde yılda 270, ayda 22,5 ve haftada 5.2 saatlik haftalık 45 saati aşan fazla mesai ücretin içinde kararlaştırılmış olur. Aynı zamanda bu hüküm 40 ile 45 saat arasındaki fazla sürelerle çalışma süresini de kapsar. Taraflar arasındaki sözleşmede fazla mesainin ücrete dahil olduğu kararlaştırılmıştır. Hükme esas bilirkişi raporunda davacının haftalık çalışmasının 48.63 saat hesaplandığı anlaşılmaktadır. Sözleşme hükmü dikkate alındığında haftalık 5,20 saati aşan fazla mesai olmadığı için davacının fazla mesai alacağına hak kazanmadığı anlaşılmaktadır. Fazla mesai ücretinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır..." YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ 2015/15606 E., 2017/17947 K., 09/01/2017 T. "...Yasada, işçinin fazla çalışmaya onayı yılda 270 saatlik sınıra kadar verilmiş kabul edildiğinden, aylık ücrete fazla çalışma ücretlerinin dahil olduğuna dair kararlaştırmaları yılda 270 saatlik fazla mesai sınırına kadar geçerli kabul eden yerleşik içtihadın anlamı, bu süredeki fazla çalışma karşılıklarının işçiye, fiilen fazla çalışma yapsın/ yapmasın, ödendiği olup, davacı işçinin fazla çalışma alacağı bulunup bulunmadığının tespiti için, yılda 270 saat sınırlaması nedeniyle, tespit edilen haftalık fazla çalışma süresinin 270 saatlik zaman dilimi belirlenmeli ve bu zaman dilimi yönünden hesaplama yapılmayıp kalan dönemler bakımından belirlenen haftalık fazla çalışma süresi ne ise o süre üzerinden hesaplama yapılmalıdır..." YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ 2015/665 E., 2015/5362 K., 24/03/2015 T. Şirket bünyesinde ulusal bayramlarda ve genel tatillerde de çalışma yapılmamakta olup, yapıldığı takdirde çalışanların ücretleri maaş bordrolarına yansıtılarak derhal ödenmektedir. Fazla mesaiye ilişkin tüm şartlar bu alacak kalemi için de geçerlidir. Davacı işyerinde ücrete ek olarak yılda bir defa net bir maaş tutarında elden prim ödemesi yapıldığını, aynı zamanda SGK prim ve ücretlerinin eksik ödendiğini iddia etmiştir. Öncelikle11. 12. 13. 14. 15. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. Müvekkil Şirket bünyesinde elden hiçbir ödeme yapılmamakta olup, davacıya ödenen ücret ve prim bordrolarda sabittir. Zira maaş alacağını ispat yükü de davacı tarafın üzerindedir. Covid-19 döneminde her
yönünden hesaplama yapılmayıp kalan dönemler bakımından belirlenen haftalık fazla çalışma süresi ne ise o süre üzerinden hesaplama yapılmalıdır..." YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ 2015/665 E., 2015/5362 K., 24/03/2015 T. Şirket bünyesinde ulusal bayramlarda ve genel tatillerde de çalışma yapılmamakta olup, yapıldığı takdirde çalışanların ücretleri maaş bordrolarına yansıtılarak derhal ödenmektedir. Fazla mesaiye ilişkin tüm şartlar bu alacak kalemi için de geçerlidir. Davacı işyerinde ücrete ek olarak yılda bir defa net bir maaş tutarında elden prim ödemesi yapıldığını, aynı zamanda SGK prim ve ücretlerinin eksik ödendiğini iddia etmiştir. Öncelikle11. 12. 13. 14. 15. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. Müvekkil Şirket bünyesinde elden hiçbir ödeme yapılmamakta olup, davacıya ödenen ücret ve prim bordrolarda sabittir. Zira maaş alacağını ispat yükü de davacı tarafın üzerindedir. Covid-19 döneminde her ne kadar Müvekkil Şirket iş yapmasa da, çalışanlarını mağdur etmemek adına kısa çalışma ödeneğinden faydalanmalarını sağlamış ve bu dönemde işçiler normal mesai saatlerinden daha az çalışmışlardır. Bu bağlamda davacının primlerinin eksik ödendiği iddiası gerçeğe aykırıdır. Davacı taraf, iş bulamama kaygısı ve Davalı Müvekkil şirketin baskılarına dayanılamadığından bahisle istifa dilekçesinin imzalatıldığını iddia etmişse de bu husus gerçeği yansıtmamaktadır. Nitekim davacı ile davacının Müvekkil şirkette aynı departmanda çalışmakta olduğu üçüncü şahısların toplu şekilde hareket ederek istifa etmiş ve dava dışı Natica Teknoloji Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi'nde çalışmaya başlamışlardır. Natica Teknoloji Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi, Müvekkil Şirket bünyesinde iş akdini sonlandıran çalışanlar tarafından kurulan DataGrata Bilişim Teknoloji Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi ile birlikte faaliyet yürütmektedir. Tarafımızca keşide edilen ihtarnameye rağmen zararlarımızın giderilmemesi üzerine Arabuluculuk Başvurusu yapılmış fakat yapılan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde bir anlaşmaya varamamıştır. Bu hususta davacı tarafın davalı konumunda olduğu, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/164 esas numaralı haksız rekabetten kaynaklanan tazminat talepli dava ikame edilmiş olup, söz konusu dava derdesttir. 12. 31.03.2022 tarihinde davalının çalışmakta olduğu departmanın müdürünün istifasını takip ederek aynı departmanda bulunan yönetici pozisyonundaki bütün çalışanlar istifa ederek iş akitlerini sonlandırmışlardır. Davacı, iş akdinin istifa ile sonlandırdıktan sonra Müvekkil Şirketle aynı sektörde, aynı alanlarda hizmet ve faaliyet gösteren bir şirkette çalışmaya başlamış olup davalının Müvekkil Şirketle akdettiği iş sözleşmesinde bahsi geçen rekabet yasağını ihlal ettiği sabit olmuştur.13. Nitekim Kadıköy Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğü tarafından 07/06/2023 tarihinde dosyaya sunulmuş olan hizmet dökümlerinden de görüleceği üzere davacı Müvekkil şirketten çıkışının gerçekleştiği günden bir gün sonra dava dışı şirkette çalışmaya başlamıştır. Yargıtay'ın da işçinin sadakat yükümlülüğüne ve rekabet yasağına aykırı hareket etmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanamayacağı yönünde kararları mevcuttur. Bu sebeple İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/164 esas numaralı dosyasının işbu dosya için bekletici mesele yapılmasını talep ederiz. Sadece bu husustan dahi görüleceği üzere davacının istifaya zorlanması gibi bir durum söz konusu değildir. Davacı, bir kurgu içerisinde arkadaşları ile ortak hareket ederek müvekkil şirketten ayrılmıştır. Davacının sunmuş olduğu e-posta, mesajlar ve sair yazışmalar erişim iznimiz olmadan alınmış olmakla beraber işbu hususta suç duyurusunda bulunma hakkımızı saklı tutarız. Müvekkil Şirket'in e-posta hesabından atılmış maillerin delil olarak kullanılması hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Davacının sunduğu delillerde de görüleceği üzere @platinbilisim.com.tr e-posta hesabından atılan mailler sunulmuştur. Buna ilişkin Müvekkil Şirketin erişim izni bulunmamaktadır. Kaldı ki bu maillerin hangi tarihte ve ne için atıldığı da izah edilmemiştir.14. 15. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. Sunulan whatsapp mesaj ekran görüntülerinin de şirket telefonundan mı yoksa davacının şahsi telefonundan mı yaptığı tespit edilememiştir. Ek olarak bu şekilde bir görüşmeye dair kimden ve ne zaman talimat aldığı da anlaşılamamıştır. İşbu yazışmaların güvenilir olmamasıyla birlikte somut bir delil olarak nitelendirmek mümkün değildir. İşbu nedenle Sayın Mahkemenize sunulan bu delillerin hükme esas alınmamasını talep ederiz. Yukarıda izah ettiğimiz nedenler dahilinde davacının Müvekkil Şirketten alabileceği hiçbir işçilik alacağı bulunmadığından, hiçbir hak ve iddiayı kabul etmemekteyiz. Dosyada mevcut deliller kapsamında da görüleceği üzere, davacı hiçbir alacağa hak kazanmamıştır. İşbu nedenlerle davacının kıdem tazminatı, hafta tatili ücret alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı, fazla mesai ücret alacağı, ücret ve prim alacağı taleplerini kabul edebilmemiz mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle davacının taleplerinin reddini saygılarımızla talep ederiz.15. HUKUKİ NEDENLER : HMK, İK, TBK ve diğer tüm ilgili yasal mevzuat. HUKUKİ DELİLLER : İş Sözleşmesinin Devri Mehmet Çevik İş Sözleşmesi Uzaktan Çalışma Sözleşmesi Yıllık İzin Listesi ve İzin Talep Formları Bordrolar İstifa Dilekçesi Yargıtay kararları, Bilirkişi, tanık, yemin, isticvap, keşif ve diğer tüm yasal deliller. Karşı tarafın sunacağı delillere karşı delil sunma hakkımızı saklı tutarız. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda izah edilen ve Sayın Mahkeme tarafından re'sen belirlenecek nedenlerle; Haksız, hukuka ve usule aykırı açılmış olan davanın REDDİNE , Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa YÜKLETİLMESİNE karar verilmesini saygılarımla talep ederim. 23/06/2023 DAVALI VEKİLİ AV. ALİ BAŞAR TEMİZ EKLER: 1-İş Sözleşmesinin Devri 2-Mehmet Çevik İş Sözleşmesi 3-Uzaktan Çalışma Sözleşmesi 4-Yıllık İzin Listesi ve İzin Talep Formları 5-Bordrolar 6-İstifa Dilekçesi
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ'NE DAVACI: Seracettin AKGÜN-Tc no: 26191346260 ADRESİ.: Umut mah. 73046 .nolu sok. No: 7 İçkapı no:4 Şehitkamil-Gaziantep VEKİLİ..: Av.Mehmet TAŞDOĞAN -Gaziantep barosu Sicil no: 1129 ADRESİ..: Zeytinli mah. Koluman kule kat 6 d. 8 Şehitkamil-Gaziantep DAVALI.: Millenicom Telekomünikasyon hizmetleri aş. ADRESİ..: 4.Levent,.Libadiye sokağı no 3 34415 Kağıthane /İstanbul KEP ADRESİ: millenicom@hs01.kep.tr KONU : Aşağıda saydığımız ve devamlılık arzeden haksız fiillerden dolayı müvekkil lehine 80000 Tl manevi tazminatın , uzamış dava zamanaşımı dikkate alınarak haksız fiil tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesi talebi hk. (Fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutuyoruz) AÇIKLAMALAR : 1-Devam eden haksız fiillerin yarattığı elem ve zararlar bakımından; Müvekkil Seracettin AKGÜN hakkında Türkiye’nin birçok yerinde , dolandırıcılık suçundan soruşturma ve kovuşturmalar yapılmıştır. Müvekkilin kimlik bilgileri vs. kullanılarak imzalanan abonelik sözleşmeleriyle, birçok suç işlenmiştir. Şöyle ki; Davalının özensiz ve dikkatsiz davranışları, müvekkili mağdur etmiştir. Yokluğunda imzası taklit adilmiş, kimliğiyle uyuşmayan kişilerle abonelik sözleşmesi yapılmıştur. Davalı, 0850 333 82 47 nolu hattı , müvekkile aitmiş gibi tesis etmiştir.Bu numara ile Türkiye'nin heryerinde dolandırıcılık suçları işlenmiştir. Davacı bunlardan dolayı 2018 yılından beridir yüzlerce kez savcılık ve mahkemelere gitmiştir. Son olarak ,bu davaya konu olan **Gebze 3. Ağır ceza mahkemesi 2022/634 e.**İzmir 6. Ağır ceza mahkemesi 2022/46 e. ** İzmir 16. Ağır ceza mahkemesi 2020/246 e. Nolu davalarında beraat kararı verilmiştir. Müvekkil hakkında defalarca zorla getirme -yakalama tedbirleri, defalarca gözaltı tedbirleri uygulanmıştır. Tüm kişiliği ve sosyal yaşamı altüst olmuştur.Ruh hali sarsılmıştır. 2-Davalının sorumluluğu bakımından; 5809 say. Mad. 49-56 ya göre; Davalı, sözleşme sırasında gerekli şeffaflık, dikkat ve özeni göstermemiştir. 5 yıldır devam eden haksız fiilleri ile müvekkilin yaşamını ,sosyal ilişkilerini bozmuştur. 3-Sahte hat düzenleyen bayilik ve davalı şirketin haksız fiilinin ,müvekkil üzerindeki etkisi ve hukuki sorumluluklarını gösteren bakımından; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 20.04.2016 Tarihli 2015/6997 Esas 2016/5389 k. nolu kararı şöyledir; ''Davaya bakan yerel mahkeme hakimi, " Davalılar arasındaki hukuksal ve eylemli ilişki değerlendirildiğinde ticari nitelikte ve kar amacına dayalı eylemler kapsamında davacıya yönelik icra takibinde bulunulmasına neden olunmakla takibin ilamsız oluşu ve haciz girişiminde bulunulmadığı şeklinde düşünülerek davacının basit bir ödeme emrinin tebliği işleminde bile aile yaşantısının da iş yeri ve çevresinde maddi ve manevi zarar doğuracak şekilde sosyal yaşamında, aile yaşantısında ve iş yaşamında olumsuzluklar yaşayabileceği, haksız tepki ve eleştirilere uğrayabileceği, ilişkilerinin bozulabileceğibozulabileceği hayatın olağan gelişimi içinde sık rastlanılan olaylardandır. ceza mahkemesi kararıyla kesinleşmiş sahtecilik eylemlerinde her iki davalının da birbirinin bayilik ilişkileri, abonelik sözleşmelerinin kurulumu ve yürütülüşünde denetim görevinin bulunuşu ve kar paylaşımı unsurları gözetildiğinde davacı zararından her iki davalının sorumlu olduğu görüş ve sonucuna varılmıştır." demiştir. 4-Bunun yanında, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/7546 Esas 2016/8089 e. nolu kararıda, yukarıdaki açıklamalarımızla örtüşmektedir. Şöyle ki; ''Dolayısıyla davalı şirket, acentesinin yapmış olduğu işlem dolayısıyla davacının oluşan zararından işlemi yapan bayi ile birlikte müteselsilen sorumludur. Davacı davasını, müteselsil sorumlulardan her ikisine birlikte yöneltebileceği gibi, dilerse bunlardan sadece bir tanesine de yöneltebilir. Şu durumda; davacının uğramış olduğu zarardan tüm davalılar sorumlu tutulmalıdır''. 5- Dolandırıcılık (nitelikli hal)suçlarında kullanılan 0 850 333 82 47 nolu telefon numarasına ilişkin aşağıda belirttiğimiz soruşturma ve kovuşturma dosyalarının akıbeti şöyledir. *Millenicom Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş.nin Bu aboneliği ilişkin sözleşme aslı ,Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/67166 s. Sayılı dosyasındadır. *Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/203117 s. sayılı dosyasında, kyok verilmiştir. Karara dayanak olan bilirkişi raporu ,Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/67166 s.sayılı dosyasından temin edilebilir. *Çardak Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/614 s.sayılı dosyasında, kyok verilmiştir. *Kayseri Cumhuriyet Başsacılığı’nı 2020/10583 s. Sayılı dosyasında bilirkişi incelemesi sonucunda, söz konusu aboneliğe ilişkin sözleşmedeki imzanın, Seracettin AKGÜN'e ait olmadığı belirtilmiştir. kaşe vb. ile atıldığı belirtilmiştir. *OsmaniyeCumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/573 s. sayılı dosyasında , kyok verilmiştir. *Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/7500 s. sayılı dosyasında , kyok verilmiştir. *SivrihisarCumhuriyet Başsavcılığı’nın 2021/135s. sayılı dosyasında , kyok mverilmiştir. *Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/60977 s. sayılı dosyasında , kyok verilmiştir. Bu soruşturmada alınan bilirkişi raporunda, abonelik sözleşmesindeki imzanın, müvekkilin imzası ile benzer nitelikte olmadığı görülmştür. MÜVEKKİL ADINA ÇIKARTILAN HATTA İLİŞKİN SÖZLEŞMENİN, E POSTA YOLUYLA BİLDİRİLDİĞİ, GÖNDERİLEN EVRAKLARIN MİLLENİCOM ŞİRKETİNE , E POSTA İLE GÖNDERİLDİĞİ BELİRTİLMİŞTİR. *İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/184014 s. sayılı dosyasında ,kyok verilmiştir. Kyok dayanağı olan bilirkişi raporu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/185575 s. Sayılı dosyasındadır. Müvekkil lehine olan bu rapor da , dosyasından temin edilebilir. *Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/77763s. sayılı dosyasında , kyok verilmiştir. (Bu dosyada da, bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle , müvekkilin bu hattı almadığının tespiti yapılmıştır. Yine bu dosyada, müvekkil tarafından ,Mahmut DEVECİ ve Ali İhsan İLBEYLİ hakkında istikrarlı ifadeler vardır. *BursaCumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/68385 s. sayılı dosyasında , kyok verilmiştir. (Bu dosyada da ,bilirkişi incelemesine dayanılarak, abonelik sözleşmelerindeki imzaların, müvekkilin eli ürünü olmadığı kanıtlanmıştır. ) *Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/181108 s. sayılı dosyasında , kyok verilmiştir. *Arhavi Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/876s. sayılı dosyasında , kyok verilmiştir. *Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/87111 s. sayılı dosyasında , kyok verilmiştir. *Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı^nın 2018/26139 s. sayılı dosyasıbda,kyok verilmiştir. *Artvin Cumhuriyet Başsavcılığ’nın 2020/860 s. sayılı dosyasında, kyok verilmiştir. (Bu dosyada bulunan 21/04/2020 tarihli, ERZ-BLG-20-00618 numaralı uzmanlık raporunda, söz konusu abonelikimzalarının , kaşe vb. vasıtasıyla atıldığı, imzanın Seracettin AKGÜN ün eliyle atıldığına dair bulguya rastlanmadığı Belirtilmiştir. *Ankara 32.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2021/174 e. 2021/320 k. sayılı dosyasında,beraat kararı verilmiştir. Bu dosyada ,Müvekkilin suçsuz olduğunu kanıtlayan – 0850333 82 47 nolu hatta ilşkin-millenicom un sözleşmelerine ve bilirkişi raporlarına ulaşılabilir. Müvekkil hakkında davalıların haksız fiillerinden dolayı açılan ve beraat kararı verilen davaların dosya noları aşağıdadır. Karşıyaka 3. Ağır ceza mahkemesi 2021/444 e. nolu dosyası İzmir 19. Ağır ceza mahkemesi 2021/95 e. nolu dosyası Bakıköy 10. Ağır ceza mahkemesi 2020/145 e. nolu dosyası İstanbul Anadolu 10. Ağır ceza mahkemesi 2021/522 e. nolu dosyası YASAL NEDENLER: Bk.vesair mevzuat. KANITLAR: **Yukarıda soruşturma noları belirtilen savcılık dosyaları **Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/860 s. Nolu dosyası, bu dosyadaki 21/04/2020 tarih ve ERZ-BLG-20-00618 nolu uzmanlık raporu **Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/67166 s. Nolu dosyası **Karşıyaka 3. Ağır ceza mahkemesi 2021/444 e. nolu dosyası **İzmir 19. Ağır ceza mahkemesi 2021/95 e. nolu dosyası **Bakıköy 10. Ağır ceza mahkemesi 2020/145 e. nolu dosyası **İstanbul Anadolu 10. Ağır ceza mahkemesi 2021/522 e. nolu dosyası **Bakırköy 9. Ağır ceza mahkemesi 2022/76 e. nolu dosyası ve bu dosyadaki sözleşme. **Denizli 7. Ağır ceza mahkemesi 2021/30 e. nolu dosyası Son olarak ,bu davaya konu olan **Gebze 3. Ağır ceza mahkemesi 2022/634 e.**İzmir 6. Ağır ceza mahkemesi 2022/46 e. ** İzmir 16. Ağır ceza mahkemesi 2020/246 e. nolu davalarında beraat kararı verilmiştir. TALEP SONUCU: Yukarıda anlatılan ve sayın
mevzuat. KANITLAR: **Yukarıda soruşturma noları belirtilen savcılık dosyaları **Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/860 s. Nolu dosyası, bu dosyadaki 21/04/2020 tarih ve ERZ-BLG-20-00618 nolu uzmanlık raporu **Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/67166 s. Nolu dosyası **Karşıyaka 3. Ağır ceza mahkemesi 2021/444 e. nolu dosyası **İzmir 19. Ağır ceza mahkemesi 2021/95 e. nolu dosyası **Bakıköy 10. Ağır ceza mahkemesi 2020/145 e. nolu dosyası **İstanbul Anadolu 10. Ağır ceza mahkemesi 2021/522 e. nolu dosyası **Bakırköy 9. Ağır ceza mahkemesi 2022/76 e. nolu dosyası ve bu dosyadaki sözleşme. **Denizli 7. Ağır ceza mahkemesi 2021/30 e. nolu dosyası Son olarak ,bu davaya konu olan **Gebze 3. Ağır ceza mahkemesi 2022/634 e.**İzmir 6. Ağır ceza mahkemesi 2022/46 e. ** İzmir 16. Ağır ceza mahkemesi 2020/246 e. nolu davalarında beraat kararı verilmiştir. TALEP SONUCU: Yukarıda anlatılan ve sayın mahkemeninde resen dikkate alacağı nedenlerle; yukarıda saydığımız ve devamlılık arzeden haksız fiillerden dolayı müvekkil lehine 80000 Tl manevi tazminatın ilk öğrenme tarihi olan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/67166 s. nolu dosyasındaki çağrı kağıdı tebliğ tarihinden itibaren,uzamış dava zamanaşımı dikkate alınarak , Bu da olmazsa 29 aralık 2020 tarihli sahte sözleşme tarihinden itibaren, uzamış dava zamanaşımı dikkate alınarak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, Tüm masrafların ve avukatlık ücretinin karşı taraf davalıya yüklenmesine Karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. 25/09/2024 Davacı vekili Av.Mehmet TAŞDOĞAN
AYDINLIOĞLU Atatürk Cad. Mimozacı Sk. No: 6 D:2 HUKUK BÜROSU Maltepe/İSTANBUL - Tel: 0216 550 23 70 ___________________________________________________________________________ İSTANBUL ANADOLU İŞ MAHKEMESİNE DAVACI : KEMAL PEKTAŞ (TCN: 19048349682) Akat Mah. Zeytinoğlu Cad. No: 27/7 Beşiktaş/İSTANBUL VEKİLİ : Av. YUNUS OKAN AYDINLIOĞLU/İstanbul Barosu-23497 (Adres başlıktadır). DAVALI : TÜRK PHILIPS TİCARET A.Ş.(VKN: 8760051212) Saray Mah. Dr. Adnan Büyükdeniz Cad. No: 13 Ümraniye/İSTANBUL KONUSU : İşe iade talebi, boşta geçen süre ücret ile diğer hakların ödenmesi talebi ve işe iade gerçekleşmezse işe başlatmama tazminatı talebinden ibarettir. AÇIKLAMALAR : 1-) Usule ilişkin Açıklamalarımız : Huzurdaki davada işe iade davasının usuli şartları oluşmutur . • Müvekkilimin SGK kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. Maddesi uyarınca iş güvencesi hükümlerinden yararlanılabilmesi için gerekli olan, “fesih bildiriminin yapıldığı tarihte işyerinde 30 ve daha fazla işçi çalıştırılması şartı, işçinin belirsiz süreli iş akdiyle çalışıyor olması şartı, en az 6 aylık kıdeminin bulunması şartı ve işçinin işveren vekili sıfatına haiz olmaması şartı hâlihazırda mevcuttur. • Yine malum olunduğu üzere, 7036 sayılı İş Kanunu çerçevesinde; (***MADDE 11- 22.5.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 20. Maddesi’nin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.) “İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde işe iade istemiyle zorunlu arabulucuya başvuru şartı aranmaktadır. Zorunlu arabulucuya başvuru dilekçemizin verildiği tarih ile fesih bildiriminin yapıldığı tarih birlikte dikkate alındığında bu şartın gerçekleşmiş olduğu açıktır. • Son olarak, yine yukarıda belirtilen 7036 sayılı İş Kanunu’nun getirdiği düzenleme çerçevesinde; Zorunlu arabuluculuk başvurusu neticesinde “ANLAŞMA SAĞLANAMADIĞINI belirtir SON TUTANAĞIN düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılması şartının da” dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılacağı üzerine” yerine getirilmiş olduğu açıktır. 2-) Esasa ilişkin Açıklamalarımız : Davacı müvekkilim KEMAL PEKTAŞ, 01/03/2016 tarihi itibariyle davalı şirkette çalışmaya başlamıştır. Müvekkilim, davalı şirkette en son Ticari Politikalar ve Fiyatlama Müdürü görevinde çalışmıştır. Davalı şirket, müvekkilime tebliğ ettiği 21/01/2021 tarihli Savunma Talep Mektubu ile 26/11/2020 tarihinde Rekabet Kurumu tarafından başlatılan bir ön soruşturmaya ilişkin olarak davalı şirket tarafından bir iç soruşturma başlatılmış, müvekkiliminin iç soruşturma neticesinde rekabet hukuku mevzuatına ve Philips Genel İş İlkeleri'ne aykırılık teşkil eden eylemleri bulunduğu tespit edildiğini iddia etmiş ve yazılı savunma istemiştir. Müvekkilim tarafından davalı şirkete sunulan 27/01/2021 tarihli Savunma Dilekçesinde, rekabet hukuku mevzuatına ve Philips Genel İş İlkelerine aykırı bir eyleminin bulunmadığını, yaptırım uygulanacak bir eylemde bulunmadığını iaçıkça belirtmiştir. (Ek-1'de örneği sunulan Savunma Dilekçesi) Davalı şirket tarafından, müvekkilim aleyhinde Üsküdar 16. Noterliği'nin 01/02/2021 tarihli, 02578 yevmiye numaralı ihtarname keşide edilmiş, mezkur ihtarname ekinde gönderilen fesih bildirim yazısı ile İş Kanunun mad. 25/2 uyarınca müvekkilimin iş akdinin feshi bildirilmiştir.( Ek-2'de örneği sunulan İhtarname) Müvekkilim tarafından, davalı şirkete Üsküdar 9. Noterliği'nin 09/02/2021 tarihli, 04669 yevmiye numaralı cevabi ihtarname keşide edilmiş ve fesih bildirim yazısının içeriğinde müvekkilime atfedilen iddiaları ve tespitleri kabul etmediğimiz, 4054 sayılı Türk Rekabet Kanunu'na ve davalı şirketin Genel İş İlkelerine aykırılık teşkil eden eylemi ve davranışı olmadığı ihtar edilmiştir. (Ek-3'de örneği sunulan Cevabi İhtarname) Müvekkilim tarafından, davalı şirket aleyhinde dava şartı kapsamında işe iade talebi, işe iade edilmemesi halinde işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücret alacağına ilişkin 11/02/2021 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapılmış, arabuluculuk görüşmesi sonucunda ANLAŞMA sağlanmadığına ilişkin SON TUTANAK düzenlenmiştir. (Ek-4'de örneği sunulan SON TUTANAK) 3-) Davalı şirketin, müvekkilimin iş akdinin feshine yönelik iddialarını kabul etmediğimizi belirtmek istiyoruz. Davalı şirket Hollandalı Royal Philips Electronics Grubunun bir parçası olup; Tüketici Ürünleri, Sağlık Hizmetleri ve Aydınlatma iş kollarında faaliyet gösteren yıllık cirosu 32 milyar Amerikan Doları’nı aşan dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birisidir. Rekabet Hukuku anlamında baktığımızda, Royal Philips Grubu içinde yer alan dünyadaki tüm Philips şirketlerinden oluşan ekonomik bütünlük “tek bir ticari teşebbüs” olarak kabul edilmektedir. Çatı şirket olan Royal Philips Electronics tarafından belirlenen iktisadi ve yönetimsel kararlar ve ilkeler tüm dünyada aynı şekilde uygulanmaktadır. Nitekim Philips tarafından belirlenen ticari satışa ilişkin ilke ve kurallar Philips Ticari Politika Kuralları (Philips Commercial Policy Directive) ile belirlenmiş ve tüm çalışanların bu kurallar uyması zorunlu kılınmıştır. Bu kuralların içinde Philips ürünlerinin karlılık ve satış fiyatlarının düşmemesi kuralı da çok açık şekilde çalışanlara talimat olarak bildirilmiştir. Müvekkil de bu kurallara göre çalışmak zorundadır. Bu duruma ek olarak Philips kendi çalışanlarına karlılık ve satış fiyatını düşürmemek amacına uygun ciro hedefleri koymakta ve hedefi tutturmak amacıyla ülkelerdeki çalışanlarına yeniden satıcıların satış fiyatlarında erezyon olmaması için bu hedefi vermektedir. Hali hazırda davalı şirket Philips müvekkilimi bu bütçeleri kullandığı için (ki aslında bu Philips’in müvekkilime verdiği iş hedefi ve talimattır) işten çıkartmıştır. Philips Ticari Politika Kuralları gereğince Philips müşterilerini A1-A2-B1-C1 olarak sınıflandırmaktadır ve sınıflandırmaya göre müşterilerine farklı çalışma koşulları verilmesini ve yatırım yapılmasını istemektedir. Yani A1 müşterisinin aldığı desteği C1 müşterisi alamamaktadır. Bunun yönetimi de ticari politika müdürü olan müvekkilime verilmiştir. Ancak aynı genelgede bu durumdan müşterilere bahsedilmemesi istenmiştir. Müvekkilime müşteri tipine göre marka desteği sağlama yetkisi verilmiş ancak bu bütçeyi yatırım amaçlı kullanması neticesinde işten çıkarılmıştır. Oysaki müvekkilim bir önceki sene de aynı kurallara uygun olarak çalışmış, aynı raporlamaları yapmış ve performans notu olarak çok iyi bir not almıştır. Yani aslında davalı şirket müvekkilimin yaptığı işten memnundur, ta ki Rekabet Kurumu baskını oluncaya kadar. Davalı şirket, 2021 Ocak ayında müvekkilimi terfi etmiştir. Geçmiş yıllardaki performans notu da davalı şirket tarafından “beklentilerin üzerinde” veya “olağanüstü başarılı” olarak notlanmıştr. Philips çalışanları bu hedeflere ulaşamadığı taktirde satış primi veya maaş zammı gibi gelirlere ulaşamamaktadırlar. Yani Philips kendi kurallarını uygulatmak için sıkı bir sistem kurmuş ve bunun uygulamasını da sıkı şekilde denetlemektedir. Örneğin müvekkile işvereni tarafından verilen hedefler her ay kontrol edilir, hedef tutmuyorsa bunun sebebi soruşturulur ve müvekkilden hedef tutturması için telafi edici çalışmalar ve açıklamalar beklenir. Her ay yapılan bu denetlemeye ek olarak her üç ayda bir sonuçlar şirketin yurtdışındaki üst yönetimine sunum olarak anlatılır. Eğer 3 aylık hedefler de tutmuyorsa daha sıkı şekilde hedefi tutturmak için aksiyon planı yaptırılır ve bu sıkı şekilde takip edilir. Eğer yıl sonu hedef tutmuyorsa bu durumda müvekkil yıl sonu satış primine hak kazanmaz ve bir nevi cezalandırılmış olur. Philips’in uyguladığı bu sistem gerek Avrupa Birliği Rekabet Otoritesi gerekse Türkiye’deki Rekabet Otoritesi tarafından
bu hedeflere ulaşamadığı taktirde satış primi veya maaş zammı gibi gelirlere ulaşamamaktadırlar. Yani Philips kendi kurallarını uygulatmak için sıkı bir sistem kurmuş ve bunun uygulamasını da sıkı şekilde denetlemektedir. Örneğin müvekkile işvereni tarafından verilen hedefler her ay kontrol edilir, hedef tutmuyorsa bunun sebebi soruşturulur ve müvekkilden hedef tutturması için telafi edici çalışmalar ve açıklamalar beklenir. Her ay yapılan bu denetlemeye ek olarak her üç ayda bir sonuçlar şirketin yurtdışındaki üst yönetimine sunum olarak anlatılır. Eğer 3 aylık hedefler de tutmuyorsa daha sıkı şekilde hedefi tutturmak için aksiyon planı yaptırılır ve bu sıkı şekilde takip edilir. Eğer yıl sonu hedef tutmuyorsa bu durumda müvekkil yıl sonu satış primine hak kazanmaz ve bir nevi cezalandırılmış olur. Philips’in uyguladığı bu sistem gerek Avrupa Birliği Rekabet Otoritesi gerekse Türkiye’deki Rekabet Otoritesi tarafından toplamda 6 defa soruşturmaya konu edilmiş ve bu soruşturmaların 5’inde ceza uygulanmıştır. 6. sorusturma da halen Türkiye’de devam etmektedir. Özetle müvekkilim, davalı şirketin koyduğu talimatlar ve hedefler ile Rekabet Hukuku kuralları arasında iyice kapana kıstırılırmış ve bu talimatların uygulaması davalı şirket tarafından çok sıkı şekilde denetlenmiştir. Yani müvekkil, davalı şirketin talimatlarına uymak zorunda bırakılmıştır. Bu sistem tüm Philips çalışanları tarafından bilinen bir sitemdir. Hatta bu uygulama gerek Avrupa gerekse Türkiye’deki Rekabet Otoritesi de bilmekte ve bu uygulama nedeniyle Philips’e idari para cezası verilmiştir. Diğer bir anlamda müvekkilim, Philips kuralları ve uygulaması ile Rekabet Hukuku kuralları arasında sıkıstırılmış ve Rekabet Kurumu tarafından soruşturma başlatılınca iş akdi feshedilerek bir anlamda soruşturmaya kurban edilmiştir. Türk Rekabet Kurumu’nun 7 Kasım 2016 tarih, 2014-2-57 dosya sayılı, 16-37/628-279 numaralı kararında davalı Philips’in yeniden satış fiyatını serbest rekabet koşulları çerçevesinde belirlenmesinin engellenmesine yönelik uygulamalar içinde olduğu tespit edilmiştir. Yani davalı şirket en azından 2008 yılından itibaren aynı uygulamayı devam ettirmektedir. Yani bu uygulama müvekkilin bir uygulaması değil davalı Philips’in yıllara sari bir uygulamasıdır. Müvekkil, o tarihte ceza alan davalı şirketin yeni çalışanıdır, cezaya konu olan ihlallerin öznesi değildir. O soruşturmada bir Philips bayisi “ Fiyatlarımızı piyasaya göre ayarlayamadığımızda marjımız kalmıyor hem de sizlerden ikaz alıyoruz. Bu nedenle mümkün olduğunca sizlerin tavsiyeleri doğrultusunda işler yapmaya çalışıyoruz ” diye Philips’e şikayette bulunmuş ve bu yanlış uygulamanın altını çizmiştir. Yani davalı şirket eskiden de bu sistem ile çalışmakta ve çalışanlarına bu yönde talimat vermektedir. Bu kez, Türk Rekabet Kurumu tarafından başlatılan yeni soruşturma nedeniyle müvekkilin iş akdi feshedilmiştir. Bu fesih, Türk Rekabet Kurumu nezdinde olumlu bir görüntü vermek ve eğer ceza kesilecekse bu cezanın altı sınırdan kesilmesi için yapılmış olabileceği akıllara gelmektedir. Zira Rekabet Kurumu davalı Philips’in yıllık cirosunun %0,5’i ile %4,5’u oranı arasında ceza kesme yetkisine haizdir. Davalı şirketin, Rekabet Kurumu soruşturması uyarınca müvekkiline isnat ettiği "yeniden satış fiyatlarına müdahale edildiği" ve "belirli (daha küçük) bayiler tarafından çevrimiçi satışların kısıtlandığı" hususlarının şirket yetkililerinin bilgisi, onayı ve talimatı olmadan yapılması mümkün olan işlemler değildir. Müvekkilim, davalı şirkette çalıştığı süre zarfınca görevlerini eksiksiz, ihtimamlı, şirket içi kurallarına uygun, şirket politikasına ve yöneticilerinden aldığı talimatlara uygun şekilde yerine getirmiştir. Müvekkilim, çalıştığı süre boyunca davalı şirketten bir yazılı veya sözlü uyarı dahi almamışken, (geçmiş yıllar performans notunun 3 yıl “beklenti üzeri” ve son yıl “olağanüstü-en yüksek not” olduğu göz önüne alındığında) 26/11/2020 tarihinde başlayan Rekabet Kurumu soruşturması bahane edilerek iş akdi haksız ve geçersiz bir sebeple feshedildiği ve bu feshin haklı olmadığı açıkça görülmektedir. 4-) Davalı şirket, müvekkilimin iş akdini haksız ve geçersiz şekilde feshetmiş, Rekabet Kurulu ön soruşturması gözetilerek müvekkilimin de yer aldığı beş kişinin iş akdini feshetmiş, beş kişiye de yazılı uyarı vermiştir. Davalı şirket, anılan tespit ve ihlaller konusunda personeller arasında eşit işlem ilkesine uygun davranmaması da müvekkilimin iş akdinin feshinin haksız ve geçersiz olduğunu göstermektedir. Ayrıca, davalı şirketin genel müdürü Milena Elmasoğlu'nun talimatıyla yatırım yapılan malların takibi için distribütörlerin ve davalı şirket depolarına konulan barkod okuyucu sistemi, müvekkilim ve diğer çalışanlar işten çıkarıldıktan sonra davalı şirket tarafından acilen kaldırılmıştır. Anılan barkod sistemi, müvekkilim işe başlamadan önce de uygulanmakta olan bir sistemdir. Bu sistemin kaldırılması da, davalı şirketin bilgisi ve onayı olmadan anılan işlemlerin yapılamayacağını göstermektedir. 5-) Davalı şirket hakkında daha önceki yıllarda yurtiçi ve yurtdışında yapılan Rekabet Kurumu soruşturmalarında özelikle 26/11/2020 tarihli Rekabet Kurumu ön soruşturması ile benzerlik taşıyan "satış koşullarına" ve "ürün fiyatlarına" benzerlik taşıyan soruşturmalar olduğu, soruşturmalar neticesinde davalı şirketin cezalar aldığı görülmektedir. Türkiye'deki Rekabet Kurumu'nun 2014-2-57 Dosya Nolu, 16-37/628-279, 07/11/2016 tarihli kararı ile 2018-2-5 Dosya Nolu, 19-46/790-2244, 26/12/20169 tarihli kararıyla ayrı ayrı soruşturmalarda davalı şirket rekabet hukukuna aykırılıktan dolayı cezalar almıştır. Avrupa Birliği Rekabet Kurumu'nun Philips hakkında yaptığı soruşturmalarda da benzer şekilde cezalar almıştır. (Ek-5'de örneği sunulan Türkiye Rekabet Kurumu Kararları ile Avrupa Birliği Rekabet Kurumu Kararları) 6-) Müvekkilimin iş akdi haksız ve geçersiz sebeple sona erdirilmiş olup, Yargıtay'ın yerleşik içtihatların aradığı EŞİT İŞLEM İLKESİNE VE SON ÇARE İLKESİNE de aykırı davranılmıştır. Müvekkilimin iş akdinin feshinin geçersizliğinin tespiti ile işe iade amacıyla huzurdaki dava ikame edilmiştir. HUKUKİ SEBEPLER : 4857 sayılı İş Kanunu, 7036 sayılı İş Kanunu, Borçlar Kanunu, HMK ve sair yasal mevzuat. HUKUKİ DELİLLER : 1.Müvekkilimin davalı şirkete sunduğu savunma dilekçesi(Ek-1'de örneği sunulmuştur), 2.Davalı şirket tarafından müvekkilime keşide edilen İhtarname(Ek-2'de örneği sunulmuştur), 3.Müvekkilim tarafından, davalı şirkete keşide edilen Cevabi İhtarname(Ek-3'de örneği sunulmuştur), 4.Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı (Ek-4'de örneği sunulmuştur), 5.Davalı şirket hakkındaki Türkiye Rekabet Kurumu Kararları ile Avrupa Birliği Rekabet Kurumu Kararları(Ek-5’de örneği sunulmuştur), 6.Davacı müvekkilin işyeri şahsi sicil dosyası ve bordrolar( Müzekkere ile davalı şirketten celp edilecektir), 7.Davacının SGK Kayıtları(Müzekkere ile Kurumdan celp edilecektir), 8.Davalı şirketin işçi sayısına ilişkin SGK Kayıtları (Müzekkere ile celp edilecektir), 9.Davacı Müvekkile yapılan ücret ve diğer ödemeler ilişkin Banka kayıtları(Müzekkere ile Banka’dan celp edilecektir), 10.Davalı şirketin “Philips Ticari Politika Kuralları” başlıklı kuralları (Müzekkere ile davalı şirketten celp edilecektir), 11.Bilirkişi İncelemesi, 12.Keşif, 13. Tanık Beyanları(Tanık isim, soyadı ve adresleri, bilahare sunulacaktır) 14.Yemin, 15.Her türlü yazılı belge ve kanuni delil (Davalı şirketin sunacağı deliller karşısında başkaca delil sunma hakkımız ve/veya ek delil listesi sunma hakkımız -HMK hükümleri ile sınırlı olmak üzere- saklı tutuyoruz). NETİCE-İ TALEP : Fazlaya ilişkin haklarımız dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla; yukarıda açıkladığımız ve Mahkemenizce resen göz önünde bulundurulacak sebeplerle; a-) Müvekkilimin iş akdinin feshinin geçersizliğinin tespitiyle İŞE İADESİNE, b-) Bu talebimize bağlı olarak, davalı şirketin davacı müvekkilimi 1 ay içerisinde işe başlatması, aksi halde 8 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatına ve 4 aylık boşta geçen süre ücret ve diğer hakların ödenmesine, c-) Yargılama Giderleri ile Vekalet Ücretinin davalı
şirketin “Philips Ticari Politika Kuralları” başlıklı kuralları (Müzekkere ile davalı şirketten celp edilecektir), 11.Bilirkişi İncelemesi, 12.Keşif, 13. Tanık Beyanları(Tanık isim, soyadı ve adresleri, bilahare sunulacaktır) 14.Yemin, 15.Her türlü yazılı belge ve kanuni delil (Davalı şirketin sunacağı deliller karşısında başkaca delil sunma hakkımız ve/veya ek delil listesi sunma hakkımız -HMK hükümleri ile sınırlı olmak üzere- saklı tutuyoruz). NETİCE-İ TALEP : Fazlaya ilişkin haklarımız dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla; yukarıda açıkladığımız ve Mahkemenizce resen göz önünde bulundurulacak sebeplerle; a-) Müvekkilimin iş akdinin feshinin geçersizliğinin tespitiyle İŞE İADESİNE, b-) Bu talebimize bağlı olarak, davalı şirketin davacı müvekkilimi 1 ay içerisinde işe başlatması, aksi halde 8 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatına ve 4 aylık boşta geçen süre ücret ve diğer hakların ödenmesine, c-) Yargılama Giderleri ile Vekalet Ücretinin davalı şirkete yükletilmesi yönünde karar verilmesini saygılarımızla vekâleten talep ederiz. 10/03/2021 DAVACI KEMAL PEKTAŞ VEKİLİ Av. YUNUS OKAN AYDINLIOĞLU (E-İMZALIDIR)
- M O R B - Avukatlık Bürosu Avukat Muhsin HATIR X Avukat Berk SELÇUK Aspendos Bulv. 1649 Sk. 44/4 Muratpaşa/ANTALYA ______________________________________________________________________ İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne Davacı : Andeva Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş. Meydankavağı, Aspendos Blv. no:44 Muratpaşa/Antalya Vekili : Avukat Berk SELÇUK & Avukat Muhsin HATIR Davalı : Türk Philips A.Ş. Saray, Dr. Adnan Büyükdeniz Cd. No:13, 34768 Ümraniye/İstanbul Dava konusu : Munzam Zarar davasıdır. Dava değeri : 50.000,00 TL (Kısmi, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) Açıklamalar : Ekli vekaletname ve yetki belgeleri uyarınca davacı Andeva Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş. Vekiliyim. Müvekkil şirket, kurucuları idealist doktorlardan oluşlan, Antalya'da açılan ilk özel hastanedir. Müvekkilimiz, hastaneye gelen hastaları tedavi edebilmek için anjio cihazı almak istediğinde, o tarihte karşısına iki tane alternatif çıkmıştır. Müvekkilin talebini karşılayabilecek ürünlerden birisi Philips diğeri de Siemens markadır. Zira, hem o tarihte hem de günümüzde, ülkemiz bu işlevi yerine getirebilecek yüksek teknolojide ürünler üretememektedir. Dolayısıyla yüksek teknolojili tıbbi cihaz noktasında dışa bağımlılığımız söz konusudur. Türk Philips A.Ş., cihazın Philips'ten alınması halinde, Türk Philips A.Ş. Olarak cihazın düzenli bakımını yapacağını, cihaza ilişkin eğitimleri vereceğini, CİHAZIN AYIBINDAN SORUMLU OLACAĞINI müvekkilimize bildirmiştir. Müvekkilim de ayıptan sorumluluk noktasında Türk Philips A.Ş.'nin teklifini kabul ederek, Philips marka cihazı almaya karar vermiştir. 17.04.2008 tarihinde Türk Philips A.Ş. İle ayıp ve bakım hizmetlerine ilişkin ayrıca sözleşme imzalanmıştır. Phlips'ten alınan Anjio cihazının, satıldığı tarihten itibaren ayıplı olduğu, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/9 E. Sayılı dosya ile ispat edilmiştir. Türk Philips A.Ş., hem davadan önce hem de dava sürecinde, sözleşme imzalamış olmasına rağmen ayıptan sorumlu olduğunu inkar ederek ödemeden kaçmıştır. Mahkeme, Türk Philips A.Ş.'nin müvekkilimize 397.783,73 TL ödemesine karar vermiştir. Verilen karar kesinleşmiş olup, ancak 19.04.2023 tarihinde, davalı tarafından tarafımıza ödenmiştir. Davalı Türk Philips A.ş., borcun muaccel olduğu, cihazın ayıbından sorumluluğuna dair sözleşme tarihi olan 17.04.2008'den 19.04.2023'e kadar temerrüt halindedir. Söz konusu yargılama nedeniyle, müvekkilimizin paraya çok geç ulaştığı, yargılamanın çok uzun sürdüğü gerekçesiyle, ANAYASA MAHKEMESİ'ne müvekkil şirket adına bireysel başvuruda bulunulmuştur. 2020/35215 Bireysel Başvuru numaralı dosyamız, 2019/499 bireysel başvuru numaralı dosya ile birleştirilmiş ve ekte sunduğumuz karar ile, ANAYASA MAHKEMESİ, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/9 E. Sayılı dosyada müvekkilimiz yönünden HAK İHLALİ YAPILDIĞINA DAİR KARAR VEREREK, lehimize tazminata hükmetmiştir. Hukukumuzda, önceleri, sırf paranın çok değer kaybetmesi, enflasyon vs. Nedenlerle munzam zarar isteminde bulunulamayacağı görüşü benimsenmiştir. Bu görüş, Anayasa Mahkemesi'nin 2014/2267 sayılı bireysel başvuru sayılı kararıyla değişmiştir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu karardan sonraki kararlarında da, sırf enflasyonist ortamda paranın değer kaybetmiş olmasını, munzam zarar olarak saymamakta ısrar etmektedir. Anayasa Mahkemesi de, munzam zararın somut zararla mı oluşacağı yoksa, paranın aşırı değer kaybetmesinin de munzam zarar sayılıp sayılmayacağı noktasında, 08/12/2022 tarihli en güncel kararında noktayı koymuştur. AYM'nin kararına göre, enflasyonist ortamda parada yaşanan değer kaybı ile hükmedilen faiz arasındaki makas aralığı %5'in üzerindeyse, bu hak ihlali olarak sayılmaktadır. Borcun muaccel olduğu tarihten ödeme tarihine kadarlık sürece ilişkin yapılacak sepet formülü ile, paranın günümüzdeki değeri tespit edilmelidir. AYM, paranın günümüzdeki değer ile, mahkemenin hükmettiği faiz arasındaki fark %5'ten fazla ise, hak ihlali olduğu görüşünü benimsemiştir. Kaldı ki, ekte sunduğumuz kredi sözleşmelerinden de anlaşılacağı üzere, müvekkilimiz, o tarihte davalıdan parayı alamadığı için pek çok kez kredi çekmek zorunda kalmıştır. Ekte ödeme planlarını sunduğumuz kredilerden de anlaşılacağı üzere, müvekkilim bu süreçte toplamda 930.000 EURO FAİZ ÖDEMEK ZORUNDA KALMIŞTIR. Yani müvekkilimin alacağı, yıllar içerisinde enflasyona ve paranın aşırı değer kaybına yenilerek adeta erimiş; alacağı zamanında alamadığı için de çektiği kredilerden dolayı aşırı yüksek miktarlarda faiz ödeyerek zarar etmiştir. Bu durum, ne yazık ki müvekkilimin hem Yargıtay hem Hukuk Genel Kurulu hem de AYM kararlarındaki munzam zarar görüşüne göre aşırı yüksek miktarlarda zarara uğradığını göstermektedir. Sayın mahkemenizin de takdir edeceği gibi, hem paranın bu süreçte değer kaybı yaşamasından hem de müvekkilin uğradığı somut zarardan dolayı munzam zarar davası açma zorunluluğumuz doğmuştur. Mahkemenizden talebimiz, hem ödenmesi gereken paranın SEPET FORMULÜ ile günümüze uyarlanarak müvekkilin alacağının uğradığı değer kaybının hesaplanması; hem de müvekkilin ödemek zorunda kaldığı kredilere ilişkin hesaplamalar yapılarak müvekkilin ödemek zorunda kaldığı faizlerden kaynaklanan somut munzam zararının hesaplanarak tarafımıza verilmesine karar verilmesidir. Deliller : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/9 E. Sayılı dava dosyası ve kapsamı, Müvekkil şirketin kullandığı kredilere ilişkin sözleşmeler, dekontlar ve buna ilişkin tüm evraklar, Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı, gerektiğinde bilirkişi incelemesi, gerektiğinde keşif, gerektiğinde tanık, yemin ve sair tüm yasal deliller. Sonuç : Yukarıda açıklamaya çalıştığım ve sayın mahkemenizin resen takdir edeceği nedenler ışığında, davamızın kabulüne karar verilerek, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL'nin, 17.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak tarafımıza verilmesini; davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesini dilerim. 17.05.2023 Avukat Berk SELÇUK
Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI’NA, Gönderilmek Üzere İSTANBUL 33. İCRA HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE, Tehir-i İcra Taleplidir. Dosya No: 2024/62 E. 2025/27 K. DAVALI : İrfan Üstündağ VEKİLİ : Av. Erim Bener, Av. Nur Şevval Çınar (Adres antettedir) DAVACI : Destek Taahhüt İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. Çağlayan Erginay KONU : İstanbul 33. İcra Hukuk Mahkemesinin 2024/62 E. 2025/27 K. sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılması ve davanın reddi talebi ile istinaf yasa yoluna başvurulmasına ilişkin dilekçemizdir. AÇIKLAMALAR A. KARARIN ÖZETİ: Yerel mahkemenin 22.01.2024 tarihli ve 2024/62 E. 2025/27 K. sayılı kararı ile, ''Dava, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte imzaya itiraza ilişkindir. İstanbul 4.İcra müdürlüğünün 2018/943 E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, icra takibine konu çekin üzerinde bulunan imzaya itiraz edildiği anlaşılmış olup İmza itirazı açısından takibe konu çek aslı ile mukayeseye esas belgeler celp olunarak dosya konunun uzmanı bilirkişiye tevdi olunmuş, bilirkişi optik aletler altında yaptığı inceleme ile hazırladığı 12/12/2024 tarihli ek raporunda; inceleme konusu senetteki davacı adına atılan imzanın, karşılaştırma belgelerindeki kişiye ait imzalara kıyasla davacı borçlu şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı hususunda mütealada bulunmuş, mahkememizce denetlenen ve karara dayanak teşkil edecek nitelikte olduğu anlaşılan bilirkişi raporu nazara alınarak davacının davasının kabulü ile davacı yönünden takibin durdurulmasına, başlatılan takipte davacının keşideci konumunda gösterildiği, davalının da lehtar konumunda olduğu, bu haliyle imzanın davacıya ait olmadığını bilecek konumda olduğu kabul edilerek talep gibi kötü niyet tazminatına ve para cezasıyla cezalandırılmasına hükmetmek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Şeklinde hüküm kurulmuştur. B. İSTİNAF YOLUNA BAŞVURU SEBEPLERİMİZ VE GEREKÇELERİMİZ: Yerel Mahkemenin mezkur kararı usul ve yasaya aykırı olup, huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması zorunluluk arz etmekte ve yüksek Mahkemenizden talep olunmaktadır. 1.YEREL MAHKEME TARAFINDAN, DOSYAYA SUNULAN SOMUT DELİLLER DEĞERLENDİRİLMEKSİZİN USUL VE YASAYA AYKIRI OLARAK DAVANIN KABULÜNE KARAR VERİLMESİ KABUL EDİLEMEYECEKTİR. Müvekkil Şirket ve davacı arasındaki ticari ilişki kapsamında davacıya aydınlatma ürünleri satılmış, teslim edilmiştir. Satılmış olunan aydınlatma ürünleri karşılığında ise karşı tarafça aşağıda bilgileri yazılan çek keşide edilmiş ve müvekkile iletilmiştir. Çek Bilgileri : ''Denizbank Kırıkkale Şubesi Seri No: E1-0791735, keşide yeri : Ankara, keşide tarihi : 31.12.2017, tutarı 45.000-TL '' İbraz süresi içerisinde bankaya ibraz edilen çek karşılıksız çıkmış olup bu durum muhatap bankaca çekin arkası yazılarak tespit edilmiştir. YANİ MÜVEKKİLE TESLİM EDİLEN ÇEKİN, MUHATAP BANKAYA AİT GERÇEK BİR ÇEK OLDUĞU VE ÇEKTE HERHANGİ BİR HUKUKA AYKIRILIK OLMADIĞI KONUSUNDA BİR UYUŞMAZLIK BULUNMAMAKTADIR. Borçlu tarafından ödemenin gerçekleştirilmemesi üzerine, borçlu aleyhine Kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile icra takibi başlatılmış ve ardından borçlu çek üzerindeki imzaya itiraz etmiştir. Bu kapsamda karşı tarafın imzaya yaptığı itirazın hiçbir maddi ve hukuki dayanağı yoktur. Nitekim müvekkilimiz karşı tarafa ilgili ürünleri satmış ve teslim etmiş, dolayısıyla kendi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmiştir. Karşı tarafta bu kapsamda işbu davaya konu çeki keşide etmiştir. Nitekim, Müvekkil ile davacı arasındaki ticari ilişkiyi ispatlayan yazışmalar, irsaliyeler, onaylı teklif ve banka kayıtları dosyada mübrez olup ayrıca işbu istinaf başvuru dilekçemizin ekinde de sunulmaktadır. (Ek-1 İlgili Yazışma, irsaliyeler, onaylı teklif ve banka kayıtları) Ancak Yerel Mahkeme tarafından söz konusu somut deliller hiçbir şekilde değerlendirilmemiştir. Bu kapsamda verilen kararın hukuka aykırı olduğu sabittir. Müvekkilin söz konusu ürünleri sattığı ve borçlunun da bu kapsamda ödeme yapma amacıyla çeki keşide ettiği izahtan varestedir. Nitekim; daha önce dosyaya sunmuş olduğumuz onaylı teklif metninde de borçlu şirketin kaşesi ve imzası mevcuttur. Ayrıca, müvekkil ile davacı arasındaki ticari ilişkiyi açıkça ortaya koyan yazışmalar, irsaliyeler, onaylı teklifler ve banka kayıtları dosyada mevcut olup, mahkemeye sunulmuştur. Yerel Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Mahkeme tarafından bu somut deliller dikkate alınmaksızın karar verilmiş olması, hukuka açıkça aykırıdır. Sırf bu hususlar bile tek başına borçlu şirketin iddialarının hiçbir maddi ve hukuki dayanağı olmadığını açıkça ispat etmektedir. Bu nedenle borçlunun mesnetsiz iddialarının ve itirazlarının reddi gerekmekte iken, Yerel Mahkeme tarafından eksik incelemeye dayanan bilirkişi raporu dayanak gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş olup bu durumun tarafımızca kabulü mümkün değildir. 1.1 Yerel Mahkeme tarafından verilen karar, eksik inceleme ve hatalı tespitler içeren bilirkişi raporuna dayanmaktadır. 12.12.2024 tarihli raporda Zeycan Polat'a ait olduğu iddia edilen imza örnekleri ile çekin üzerindeki imza karşılaştırılarak aralarında benzerlik bulunmadığı kanaati hatalı olarak ifade edilmiştir. Oysa, suç işleme kastıyla hareket edilirken güncel hayatında kullandığından farklı bir görünümdeki imzanın kullanması son derece normal iken bu durum dikkate alınmaksızın rapor oluşturulmuş ve ayrıca farklılıklara ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede dahi bulunulmamıştır. Bu durum dahi bahsi geçen raporun eksik incelemeye matuf olduğunu teyit etmektedir. Nitekim belirtmek gerekmektedir ki, İstanbul 33. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/134 E. Sayılı dosyasında borçlu tarafından yapılan imza itirazı sonucunda bilirkişi raporu alınmış ve imzanın şirket yetkilisi Zeycan Polat'a ait olmadığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda Sayın Savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş ve detaylı inceleme ve araştırmanın yapılması talep edilmiştir. Ancak, Sayın Savcılık tarafından deliller yeterince araştırılmamış ve çek aslının bulunması ile ilgili gerekli özen ve çaba gösterilmeyerek Kovuşturmanın yerinde olmadığına karar verilmiştir. Savcılık tarafından verilen "kovuşturmaya yer olmadığı" kararı, yapılan itirazımız sonrasında İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği’nin 2024/1743 D. iş sayılı kararı ile kaldırılmış ve dosya yeniden İstanbul Cumhuriyet Savcılığına tekrardan iade edilmiştir. Bu durum dahi, davacının kasten ve kötü niyetle hareket ettiğini göstermektedir. (Ek-2 İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2024/1743 D. İş Sayılı Kararı) Bu kapsamda, Yerel Mahkeme’nin, savcılık dosyasının akıbetini bekleyerek yargılamayı bu süreç doğrultusunda yürütmesi gerekirken, soruşturma neticelenmeden ve savcılık dosyasının sonucu beklenmeksizin hüküm tesis etmesi hukuka açıkça aykırıdır. Bu husus, adil yargılanma ilkesine ve delillerin eksiksiz değerlendirilmesi zorunluluğuna aykırılık teşkil etmektedir. 2. YEREL MAHKEME TARAFINDAN İCRA İNKAR TAZMİNATINA / KÖTÜNİYET TAZMİNATINA VE İDARİ PARA CEZASINA HÜKMEDİLMESİ YERİNDE DEĞİLDİR. 2.1 Yerel Mahkeme tarafından icra inkar tazminatına hükmedilmesi hukuka uygun değildir. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Öncelik ve önemle belirtmemiz gerekmektedir ki; icra inkar tazminatı, borçlunun icra takibine direnmesi veya icra işlemlerini engellemesi sonucunda alacaklıya ödenmesi
kasten ve kötü niyetle hareket ettiğini göstermektedir. (Ek-2 İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2024/1743 D. İş Sayılı Kararı) Bu kapsamda, Yerel Mahkeme’nin, savcılık dosyasının akıbetini bekleyerek yargılamayı bu süreç doğrultusunda yürütmesi gerekirken, soruşturma neticelenmeden ve savcılık dosyasının sonucu beklenmeksizin hüküm tesis etmesi hukuka açıkça aykırıdır. Bu husus, adil yargılanma ilkesine ve delillerin eksiksiz değerlendirilmesi zorunluluğuna aykırılık teşkil etmektedir. 2. YEREL MAHKEME TARAFINDAN İCRA İNKAR TAZMİNATINA / KÖTÜNİYET TAZMİNATINA VE İDARİ PARA CEZASINA HÜKMEDİLMESİ YERİNDE DEĞİLDİR. 2.1 Yerel Mahkeme tarafından icra inkar tazminatına hükmedilmesi hukuka uygun değildir. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Öncelik ve önemle belirtmemiz gerekmektedir ki; icra inkar tazminatı, borçlunun icra takibine direnmesi veya icra işlemlerini engellemesi sonucunda alacaklıya ödenmesi gereken İcra İflas Kanunu'nda düzenlenen bir tazminat türüdür. Somut olayda, söz konusu çek takibi Müvekkil tarafından başlatılmış olup müvekkilin alacağı somut delillerle ispat edilmiştir. Görüleceği üzere, işbu dosyaya konu icra takibinde müvekkil alacaklı konumundadır. Nitekim, çekin ibraz edilmesiyle alacağın varlığı tamamen ispat edilmiştir. Dolayısıyla, alacaklı konumdaki müvekkil açısından icra inkar tazminatına hükmedilmesi, yerel mahkeme tarafından özensiz ve hatalı bir şekilde karar verildiğini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, Yerel Mahkeme tarafından asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin tarafımızca kabulü mümkün değildir. 2.2 Yerel Mahkeme tarafından hüküm kısmında bir an için sehven kötü niyet tazminatı yerine icra inkar tazminatı yazıldığı düşünülse dahi bu husus da hiçbir şekilde kabul edilemeyecektir. Yerel Mahkeme tarafından kötü niyet tazminatına ve para cezasına hükmedilmesi hukuka aykırı olup istinaf başvurumuzun kabulü önem arz etmektedir. Hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, bir an için kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği düşünülse bile, müvekkilin çek üzerindeki imzanın gerçekliğini bilemeyeceği açıktır. Çek, müvekkile bizzat teslim edilmemiş, kargo yoluyla ulaştırılmıştır. Ticari ilişkilerde taraflar, kendilerine iletilen çeklerin düzenleyici şirketin yetkilisi tarafından keşide edildiğini haklı olarak varsaymaktadırlar. Uyuşmazlığa konu çekin davalı tarafından müvekkil şirkete gönderilmiş olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi, davalı tarafça uyuşmazlığa konu çekin kaybolduğuna veya çalındığına dair herhangi bir hukuki işlem başlatılmamıştır. Dolayı ile mevcut bir borç ilişkisi kapsamında müvekkil şirkete iletilen bir çekteki imzanın sahteliğinin bilinmesi, hatta düşünülmesi dahi mümkün değildir. Tek başında bu durum dahi çekin davalı tarafından müvekkil şirkete gönderildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Her ne kadar yerel mahkeme tarafından "basiretli tacir" sıfatını haiz olan Müvekkilin, imzanın kim tarafından atıldığını bilmesi gerektiği yönünde hayatın olağan akışına tamamen aykırı tespiti olsa da, müvekkilin bu imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını bilebilecek bir konumda olmadığı şüpheye mahal vermeksizin görülmekte olup kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hukuka aykırıdır . Başka bir deyişle, muhatap banka tarafından bu bankaya ait olduğu kabul edilmiş, davalı tarafından çekin zilyetliğinin rızası dışında kaybedildiğine dair herhangi bir hukuki işlem yapılmamış ve çekin müvekkile davalı tarafından gönderildiği apaçık ortadayken, bu çeke dayalı olarak icra takibi başlatan müvekkil aleyhine kötü niyet tazminatına ve para cezasına hükmedilmesi fahiş bir hatadır. Sırf bu sebeple dahi yerel mahkeme kararının kaldırılması Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com gerektiği izahtan varestedir. Nitekim, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2016/28689 E., 2018/1425 T. Ve 15.02.2018 tarihli ilamı; ''Somut olayda, takibe konu çekte; imzalara itiraz eden borçlunun düzenleyen, takip alacaklısının ise, çeki, lehtar-ciranta İsmail Kırmızı'dan ciro yolu ile alan yetkili hamil olduğu, anılan alacaklının, imzanın borçluya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olmaması ve dolayısıyla senetleri takibe koymada ağır kusurlu veya kötüniyetli olduğunun tespit edilememesi nedeniyle, buna rağmen tazminat ve para cezası ile sorumlu tutulması, yukarıda belirtilen madde hükmüne aykırı olduğu gibi, ayrıca İİK.nun 170/3.maddesi gereğince imzaya itirazın kabulü halinde takibin durdurulması yerine iptaline karar verilmesi de doğru olmadığından, mahkeme kararının belirtilen nedenlerle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.'' Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/62 E., 2012/142 T. Ve 14.03.2012 tarihli ilamı; ''Görüldüğü gibi, davacı/borçlu yararına tazminat ve para cezasına hükmedilebilmesi için, davanın kabulü yanında, davalı/alacaklının, senedi takibe koymakta “kötü niyetli” veya “ağır kusurlu” da olması gerekir.'' Somut olayda, takibe konulan bir çek olduğu sabit iken müvekkil'in ağır kusurlu ya da kötü niyetli olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Yukarıdaki açıklamalarımız doğrultusunda, Müvekkil'in hak kaybına uğramaması için davanın reddedilmesi gerekmekte iken Yerel Mahkeme tarafından ilgili hususlar göz ardı edilmiş, hukuka aykırı olarak maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu karar verilmiştir. Yukarıdaki tüm açıklamalarımız doğrultusunda , Yerel mahkemenin 2024/62 E. 2025/27 K. sayılı kararının ORTADAN KALDIRILMASINA VE EN NİHAYETİNDE DAVANIN REDDİNE karar verilmesini bilvekale arz ve talep etmekteyiz. NETİCE VE TALEP : Arz ve izah olunan nedenlerle, İstanbul 33. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2024/62 E. 2025/27 K. sayılı kararına karşı yaptığımız işbu istinaf yasa yoluna başvurumuzun kabulü ile, öncelikle tehir-i icra talebimizin kabulüne, Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com • İşbu dilekçede açıkladığımız başvuru sebep ve gerekçeleri doğrultusunda hukuka ve yasaya aykırı ve dosya münderecatı ile bağdaşmayan yerel mahkeme kararının KALDIRILMASI ve DAVANIN REDDİNE karar verilmesine, • yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygı ile vekaleten talep ederiz. 12.02.2025 Davalı Vekili Av. Nur Şevval Çınar
Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI’NA, Gönderilmek Üzere İSTANBUL 34. İŞ MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE, TEHİR-İ İCRA TALEPLİDİR. Dosya No: 2017/139 E. 2023/256 K. DAVALI : Erdem Kıramer Kozmetik Güzellik ve Kuaförlük Hiz. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. Erim Bener, Av. Güzide Dilek Şahin, Av. Nur Şevval Çınar (Adres antettedir) DAVACI : Derviş Taş VEKİLİ : Av. C em Demirçivi KONU : Öncelikle tehir-i icra kararı verilerek, İstanbul 34. İş . Mahkemesi’nin 2017/139 E. 2023/256 K. sayılı usul ve yasaya aykırı kararının BOZULMASI talebi ile istinaf yasa yoluna başvurulmasına ilişkin dilekçemizdir. AÇIKLAMALAR A. KARARIN ÖZETİ: Yerel mahkemenin 22.06.2023 tarihli ve 2017/139 E. 2023/256 K. sayılı kararı ile, "Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre davacının bir kısım isçilik alacakları için dava açtığı, davacının davalı şirket ve feri müdahil olarak sgk aleyhine Istanbul 36. İş Mahkemesi 2016/305 Esas sayılı dosyası ile hizmet tespiti davası açtığı, davanın kısmen kabulü ile davacı Derviş Taş'ın davalı işveren nezdinde 01/03/2012-16/05/2012 tarihleri arasında 76 gün süre ile asgari ücretle çalıştığnın tespitine karar verildiğini, kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2022/4117 Esas 2022/6834 Karar ve 10/05/2022 tarihli ilamı uyarınca kesinleştiğine karar Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com verildiği, bu kararın mahkemesinden celp edildiği görülerek, bu hüküm doğrultusunda rapor düzenlenmesi için dosyanın bilirkişiye gönderildiği, davacı işçinin isçilik alacaklarının ödenmemesi sebebiyle iş akdini feshettiği anlaşılmıs olup, kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş, davacının hizmet süresinin 3 yıl 3 ay 27 gün olduğu görülmüş, bilirkişi raporundaki 2. şıktaki ücret tespitinin kabulüne karar verilerek; Fazla mesai, ubgt ücreti alacağı bakımından; bu günlerde çalıstığının ispat yükü isçide, ücretinin ödendiğinin ispat yükü ise işverendedir. Tanık beyanları bir bütün olarak degerlendirildiğinde; davacı işçinin fazla mesai yaptığı görülmüş, UBGT günlerinde çalışıldığı görülmüş, bu alacaklar tanık beyanı ile ispatlandığından % 30 hakkaniyet indirimi uygulanmıştır." "Davacının 5 günlük yıllık izin hakkının kaldığı görülmüş, buna ilişkin alacağın kabulüne karar verilmiş, agi alacağını ödediği ispat yükü davalı üzerinde olduğundan ve davalının ödediğine dair delil sunduğu görülmediğinden bu talebin kabulüne karar verilmiş, ücret alacağını ödediği yönünde ispat yükü üzerinde olan davalı buna ilişkin delil sunmadığından davacının talebinin kabulüne karar vermek gerekmis, itibar edilen bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yönünde'' hüküm kurulmuştur. B. İSTİNAF YOLUNA BAŞVURU SEBEPLERİMİZ VE GEREKÇELERİMİZ: Yerel Mahkemenin mezkur kararı usul ve yasaya aykırı olup, huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde müvekkil şirket lehine bozulması zorunluluk arz etmekte ve yüksek Mahkemenizden talep olunmaktadır. 1. DOSYA MÜNDERECATI VE MÜBREZ FESİH BİLDİRİMİ İLE DE SABİT OLDUĞU ÜZERE, DAVACI HAKLI NEDEN OLMAKSIZIN İŞ SÖZLEŞMESİNİ İSTİFA SURETİYLE SONA ERDİRDİĞİ İÇİN KIDEM TAZMİNATINA HAK KAZANMAMIŞTIR. Davacı 17.05.2012 tarihinde Müvekkil Şirket nezdinde işe başlamış, 19.08.2012 tarihinde askerlik nedeniyle işten ayrılmış ve 10.01.2014 tarihinde Müvekkil Şirkette yeniden işe Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com başlamıştır. Sayın Mahkeme'ye daha önceki dilekçelerimizde delillerle ispatladığımız üzere davacı taraf herhangi bir haklı neden bulunmaksızın iş akdini istifa suretiyle feshetmiştir. Hukukumuzda açıkça bilindiği üzere, işçi istifa suretiyle iş akdini sonlandırması halinde kıdem tazminatına hak kazanamamaktadır. Nitekim, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2015/30425 E., 2018/77733 K. Ve 26.03.2018 tarihli ilamı; ''Dosya kapsamına göre davacının sağlık sorunları sebebiyle istifa etmek suretiyle işyerinden ayrıldığı sabit olduğundan, mahkemece gerek davacının yaşı gerekse de ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayandığı değerlendirmesinde bulunulması davacı talebiyle çelişir ve talebi aşar mahiyettedir. Bu sebeple istifaya değer verilerek kıdem tazminatının reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.' ' Nitekim, davacının 19.11.2016 tarihinden itibaren Müvekkil Şirket’ten herhangi bir izin almaksızın/mazeret bildirmeksizin işe devam etmemesi nedeniyle, müvekkil Şirket tarafından Beşiktaş 13. Noterliği’nin 09332 yevmiye numaralı ve 23.11.2016 tarihli ihtarnamesi gönderilmiş ve işbaşı yapması gerektiği bildirilmiştir. Ancak söz konusu ihtarnameye rağmen davacının işbaşı yapmadığı ve müvekkil şirkete 25.11.2016 tarihinde tebliğ edilen İhtarname ile mesnetsiz ve gerçeğe aykırı iddialarda bulunduğu görülmüştür. Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi için herhangi bir neden mevcut olmayıp davacının, iş sözleşmesini bildirim yükümlülüğüne uymaksızın istifa yoluyla sona erdirmiş olarak kabul edilmesi ve bu doğrultuda kıdem tazminatına hükmedilmemesi gerekirken Sayın Mahkeme'nin kıdem tazminatına hükmetmesi hukuka aykırı olup kararın Müvekkil Şirket lehine bozulması önem arz etmektedir. . 2) YEREL MAHKEME TARAFINDAN DAVALI TARAFIN ALACAKLARINA İLİŞKİN VERİLEN KARARIN TARAFIMIZCA KABULÜ MÜMKÜN DEĞİLDİR. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com A)Hizmet Süresi Yönünden: Önemle tekrar belirtmemiz gerekmektedir ki, Müvekkil Şirket çalışanlarını yasalara uygun şekilde sigortalı ve hizmet akdi ile çalıştırmış olup kayıtsız hiçbir çalışma yaptırmamıştır. Davacının işyerinde hizmet akdi ile çalışmasını gösterir SGK işe giriş ve çıkış bilgileri Sayın Mahkeme bilgisine sunulmuş olduğu üzere davacı 17.05.2012 tarihinde işe başlamış ve 19.08.2012 tarihinde askerlik nedeniyle işten ayrılmıştır. Bu durumu ispatlamamıza rağmen Sayın Bilirkişi davacının hizmet süresini 01.03.2012 - 19.08.2012 tarihlerini de baz alarak hesaplamış ve Yerel Mahkeme bu doğrultuda karar vermiştir. Ancak, ispatladığımız üzere davacının 17.05.2012 tarihinden önce Müvekkil iş yerinde hizmet akdi ile bir çalışması bulunmadığı için hizmet süresi yönünden Sayın Mahkemenin davacının hizmet süresinin 3 yıl 3 ay 27 gün olarak kabul edilmesini ve bu doğrultuda bilirkişi raporundaki 2.şık uyarınca ücret hesabı kararına itiraz ederiz. B)Fazla Mesai Ücreti, AGİ, UGBT, Yıllık Ücretli İzin Alacağı Hesaplamaları Yönünden: Yerel Mahkemeye sunmuş olduğumuz ve herhangi bir tereddüte mahal vermeyecek derecede net bir şekilde davacı tarafıdan imzalamış ve kabul edilmiş olan ücret bordrolarından da görüleceği üzere çalışana ücreti, AGİ meblağı, resmi tatil günlerinde yaptığı çalışma ücreti, beyram tatilinde yapmış olduğu çalışma ücretleri tam ve eksiksiz olarak ödenmiştir. Bizzat davacı yan tarafından imzalanmış olan maaş bordrolarından da görülebileceği üzere iddiaların aksine davacı Müvekkil Şirket'te haftalık çalışma süresine uygun olarak çalışmış ve şirket politikası gereği mümkü olan en az fazla mesai kuralı uygulanmıştır. Nitekim, dosya kapsamında dinlenen ve Müvekkil Şirket'te 30 senedir çalışan tanık Gökay Dunç beyanında; ücretlerinin tamamının banka kanalı ile ödendiğini ifade etmiştir. Zaten davacı yan çalıştığı tüm süre boyunca aylık ücretini ve de istihkakının tamamınıi itiraz etmeksizin almış ve ücrert bordrolarını da ihtirazi kayıtsız imzalayarak bu durumu kabul etmiştir. Bu durumda, Yargıtay'ın
herhangi bir tereddüte mahal vermeyecek derecede net bir şekilde davacı tarafıdan imzalamış ve kabul edilmiş olan ücret bordrolarından da görüleceği üzere çalışana ücreti, AGİ meblağı, resmi tatil günlerinde yaptığı çalışma ücreti, beyram tatilinde yapmış olduğu çalışma ücretleri tam ve eksiksiz olarak ödenmiştir. Bizzat davacı yan tarafından imzalanmış olan maaş bordrolarından da görülebileceği üzere iddiaların aksine davacı Müvekkil Şirket'te haftalık çalışma süresine uygun olarak çalışmış ve şirket politikası gereği mümkü olan en az fazla mesai kuralı uygulanmıştır. Nitekim, dosya kapsamında dinlenen ve Müvekkil Şirket'te 30 senedir çalışan tanık Gökay Dunç beyanında; ücretlerinin tamamının banka kanalı ile ödendiğini ifade etmiştir. Zaten davacı yan çalıştığı tüm süre boyunca aylık ücretini ve de istihkakının tamamınıi itiraz etmeksizin almış ve ücrert bordrolarını da ihtirazi kayıtsız imzalayarak bu durumu kabul etmiştir. Bu durumda, Yargıtay'ın ilkeleri uyarınca davacının imzasını havi ücret bordrolarının aksi ancak yazılı delil ile ispat edilebilir, davacı yanın imzasını taşıyan bordro ises sahteliği ispatlanıncaya kesin delil niteliğindedir. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Ayrıca, davacının imzasını taşıyan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 7.maddesinde ise, haftalık 45 saatin üzerinde yapılan çalışmaların aylık ücretin içerisinde olduğu ve denkleştirme esasının uygulandığı hallerdeyse, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi normal haftalık iş süresini aşmamak koşuluyla bazı haftalarda toplam 45 saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz şeklindedir. Kaldı ki, davacı tarafından bu dava ile talep edilmiş olan alacaklar ZAMANAŞIMINA uğramış olduğundan öncelikle davanın 4857 sayılı İş Kanununun 32/son paragrafı uyarınca 5 yıllık zamanaşımına uğrayan talepler yönünden reddi gerekmektedir. Davacının Müvekkil Şirket'te çalıştığı süre boyunca tüm hak ve alacakları eksiksiz bir şekilde ödenmiş olup, söz konusu ödemeler dosyada mübrez bordrolar ve banka kayıtları ile sabittir. Bu nedenle yerel mahkemece eksik incelemeyle kurulan mezkur hüküm hatalı olup bu hükmün bozularak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Arz ve izah olunan nedenlerle, İSTİNAF TALEBİMİZİN KABULÜ İLE, yerel mahkemenin 2017/139 E. 2023/485 K. sayılı kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA VE EN NİHAYETİNDE DAVANIN REDDİNE karar verilmesini bilvekale arz ve talep etmekteyiz. NETİCE VE TALEP : Arz ve izah olunan nedenlerle, İstanbul 34. İş Mahkemesi’nin 2022/454 E. 2023/256 K. sayılı kararına karşı yaptığımız işbu istinaf yasa yoluna başvurumuzun kabulü ile, • Öncelikle TEHİR-İ İCRA KARARI verilmesine, • işbu dilekçede açıkladığımız başvuru sebep ve gerekçeleri doğrultusunda hukuka ve yasaya aykırı ve dosya münderecatı ile bağdaşmayan yerel mahkeme kararının BOZULMASINA ve DAVANIN REDDİNE karar verilmesine, • yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygı ile vekaleten talep ederiz Davalı Vekili Av. Nur Şevval Çınar
Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL 10. İŞ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE, Dosya No : 2024/363 E. DAVALI : Bilyoner İnteraktif Hizmetler Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. Erim Bener, Av. Nur Şevval Çınar (Adres antettedir) DAVACI : Ecem Yalçın Yıldız VEKİLİ : Av. Muhittin Binkay KONU : Huzurdaki davaya ilişkin cevap dilekçemizin ve delillerimizin süresi içinde sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR : Sayın Mahkeme nezdinde görülmekte olan yukarıda esas bilgisi verilen dosya kapsamında, davacı tarafından özetle; 29.08.2024 tarihinde kıdem tazminatı adı altında ödediği 47.519,85-TL, ihbar tazminatı adı altında ödediği 19.574,92-TL düşüldükten sonra geriye kalan kıdem ve ihbar tazminatı fark alacağı talebiyle huzurdaki işbu davayı ikame etmiştir. Önemle ifade etmek isteriz ki, dava dilekçesinde iddia edilen hususlar somut gerçeğe, usule ve hukuka aykırı olup; işbu dilekçede ifade ettiğimiz hususlar doğrultusunda huzurdaki davanın REDDİNE karar verilmesi gerekmektedir. Şöyle ki; 1)USULE İLİŞİN CEVAPLARIMIZ 1.1) KABUL ANLAMINA GELMEMEK KAYDIYLA, DAVACININ TALEP ETTİĞİ ALACAKLAR ZAMANAŞIMINA UĞRAMIŞTIR. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın talep işçilik alacağı talepleri 4857 sayılı İş Kanunu'nun Ek Madde 3'te yer alan düzenlemesiyle 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Huzurda bulunan işbu dava da 05.12.2024 tarihinde açıldığından 05.12.2019 öncesi talepler yönünden zamanaşımı itirazımızın kabulüne karar verilmesi öncelikle talep olunur. 2)ESASA İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ 2.1) DAVACI İLE MÜVEKKİL ŞİRKET ARASINDAKİ İŞ İLİŞKİSİNİN KAPSAMI Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Davacı, Müvekkil Şirket’te 24.10.2018 tarihinde çalışmaya başlamış ve 27.04.2022 tarihinde iş sözleşmesi haklı nedenle feshedilmiştir. (EK 1: Davacının özlük dosyası, sözleşmesi ve fesih bildirimi). Davacının çalıştığı tüm süre boyunca tüm hakedişleri eksiksiz olarak kendisine ödenmiş ve bordrosuna da yansıtılmıştır (EK 2: Davacının bordroları). 2.2) DAVACININ MÜVEKKİL ŞİRKETTEN KIDEM TAZMİNATI İLE İHBAR TAZMİNATI ALACAĞI FARKI YOKTUR. DAVACININ HUKUKEN HAK KAZANMIŞ OLDUĞU KIDEM TAZMİNATI VE İHBAR TAZMİNATI DAVACININ DAVA TARİHİNDEKİ ÜCRETİ ÜZERİNDEN HESAPLANARAK DAVACIYA ÖDENMİŞTİR. BU DOĞRULTUDA, DAVACININ EKSİK ÖDEME YAPILDIĞINA DAİR İDDİALARININ TAMAMININ REDDİNİ TALEP EDİYORUZ. Davacının iş sözleşmesinin feshinin akabinde, davacı tarafından İstanbul 9. İş Mahkemesi 2022/201 E. 2024/121 K. numaralı dosya kapsamında işe iade davası açılmıştır. Bu dava sonucunda hukuka açıkça aykırı şekilde işe iade kararı verilmiş olup, Müvekkil Şirket tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi'nin 2024/1151 E. 2024/1490 K. numaralı ilamı ile hatalı olarak onanmıştır. Bu karar karşısında davacı tarafından işe iade talebiyle Müvekkil Şirket’e başvuru yapılmış ve işe iade davası kapsamında davacıya kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı ödemesi ve diğer işçilik alacakları eksiksiz olarak, yasaya ve mahkeme kararına uygun olarak ödenmiştir (EK 3: Davacıya yapılan ödemeleri gösterir dekontlar). Zira; İş Kanunu 21/4 maddesi; kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı ücretinde esas alınacak ücretin dava tarihindeki ücret olduğunu açık bir şekilde belirtmektedir; ‘’Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler.’’ Sayın Mahkeme tarafından hükmedilen tutar üzerinden de davacıya gerekli ödemeler yapılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21/4. maddesi uyarınca, kıdem ve ihbar tazminatlarının, işçinin dava tarihindeki son brüt ücreti esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Davacının dava tarihindeki son brüt maaşı 9.500,00 TL olup, bu husus maaş bordrolarıyla da sabittir. Bu bağlamda, Müvekkil Şirket tarafından yapılan tüm ödemeler, davacının son brüt maaşı üzerinden hesaplanarak davacıya hukuka uygun bir şekilde ödenmiştir. İş Kanunu ve emsal kararlar uyarınca da davacının dava tarihindeki son aylık ücreti esas alınarak kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı hesaplaması yapılmıştır. Buna göre; • Kıdem tazminatı: 47.519,85 TL olarak hesap edilmiş ve damga vergisi kesintisi ile 47.519,85 TL, • İhbar tazminatı: 23.236,81 TL olarak hesap edilmiş ve damga vergisi ile gelir vergisi düşülerek 19.574,92 TL Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com tutarlarında ödeme yapılmıştır. Nitekim, ekte sunulan dekontlar da bu durumu ispat etmektedir. Dolayısıyla, davacının iddia ettiği şekilde gibi herhangi bir eksik ödeme söz konusu değildir. Davacı da dava dilekçesinde soyut beyanlarda bulunarak, hangi nedenle eksik ödeme olduğu ve kendisine ne kadar ödeme yapılması gerektiği konusunda somut bir delil sunamamıştır. Nitekim, Sakarya BAM, 11. Hukuk Dairesi 2020/1144 E., 2020/631 K. Ve 30.12.2020 tarihli ilamı; ‘’Davacı vekili tarafından işe başlatmama tazminatı ve iş güvencesi tazminatının dava tarihindeki emsal ücretler ,aynı görev ve pozisyona alınan kişilerin ücret bordrolarına göre belirlenmesi talep edilmiş ise de, İş Kanunu 21/4 maddesine göre hesaplamanın dava tarihindeki ücret üzerinden yapılması gerekmekle ve bilirkişi tarafından davacının kıdem tazminatı bordrosundaki ücrete göre hesaplama yapıldığı anlaşılmakla bu yöndeki davacı istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.’’ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi 2020/2653 E., 2020/1746 K. Ve 24.12.2020 tarihli ilamı; ‘’4857 Sayılı Yasanın 21/4 maddesindeki "Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler." hükmü uyarınca dava tarihine göre hüküm kurulması gerektiğinden davacının fesih tarihi ve dava tarihindeki ücretinin tespiti için davalı işyerine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmış, davacıya ait bordrolar ve emsal bordrolar incelenmiş, bilirkişi raporu alınmış, işe başlatmama tazminatına esas 30 günlük brüt temel ücretinin 11.270,00-TL olduğuna, davacının boşta geçen süre ücretine esas 30 günlük net ücretinin toplam 6.799,19-TL olduğu anlaşılmıştır.’’ şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu dava bakımından davacı yukarıda bahsi geçen karara da dayanarak bakiye kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talep etmişse de, Müvekkil Şirket’in davacıya herhangi bir bakiye kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı borcu bulunmamaktadır. Zira davacıya kanundan ve emsal içtihatlardan kaynaklanan tüm işçilik alacakları ödenmiştir. İşbu cevap dilekçemiz ekinde sunmakta olduğumuz deliller ile ispat olacağı üzere davacıya tüm hakedişleri eksiksiz olarak ödenmiştir. Davacının bu haksız ve mesnetsiz talebinin reddi gerekmektedir. 2.3) DAVACININ İCRA İNKAR TAZMİNATI TALEBİNİN REDDİ GEREKMEKTEDİR. Davacı tarafından talep edilen icra inkar tazminatı talebinin reddi önem arz etmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, davacının hiçbir şekilde alacağı bulunmamaktadır. Bu doğrultuda, davacının icra inkar tazminatı talep edebilmesi mümkün değildir. Ayrıca ifade etmemiz gerekir ki, uyuşmazlığa konu likit olmayan alacak için icra inkar tazminatı talep edilemeyecektir. Nitekim ihbar tazminatının eksik ödendiği iddiası ile açılan itiraz iptali davasında Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, alacağın likit olmadığından hareketle icra inkar tazminatının reddine karar Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. İlgili
dilekçemiz ekinde sunmakta olduğumuz deliller ile ispat olacağı üzere davacıya tüm hakedişleri eksiksiz olarak ödenmiştir. Davacının bu haksız ve mesnetsiz talebinin reddi gerekmektedir. 2.3) DAVACININ İCRA İNKAR TAZMİNATI TALEBİNİN REDDİ GEREKMEKTEDİR. Davacı tarafından talep edilen icra inkar tazminatı talebinin reddi önem arz etmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, davacının hiçbir şekilde alacağı bulunmamaktadır. Bu doğrultuda, davacının icra inkar tazminatı talep edebilmesi mümkün değildir. Ayrıca ifade etmemiz gerekir ki, uyuşmazlığa konu likit olmayan alacak için icra inkar tazminatı talep edilemeyecektir. Nitekim ihbar tazminatının eksik ödendiği iddiası ile açılan itiraz iptali davasında Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, alacağın likit olmadığından hareketle icra inkar tazminatının reddine karar Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. İlgili Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2007/34349 Esas ve 2009/3036 Karar sayılı 19.02.2009 tarihli ilamı aşağıdaki gibidir: “Somut olayda, davalı işveren icra takibi üzerine ihbar tazminatının bir kısmını ödemiş ve bakiyesi yönünden itirazda bulunmuştur. İtirazın iptali davası ödenmeyen kısım yönünden açılmış ve davacının ihbar tazminatının eksik ödenip ödenmediği hususu yargılamayı sonucu belirlenmiştir. Bu durumda alacağın davaya konu kısmı yönünden likit olduğundan söz edilemez. İcra inkar tazminatı isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde isteğin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” Nitekim Yargıtay 9.Hukuk Dairesi'nin 2014/25511 Esas ve 2016/1266 ve 19.01.2016 tarihli ilamı; ‘’Somut uyuşmazlıkta, takibe konu alacağın özü tartışmalı ve hesaba muhtaç olup, takibe konu alacak likit olmadığından davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalıdır.’’ Nitekim Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin 2001/5490 Esas ve 2002/1558 ve 03.04.2002 tarihli ilamı; “İtirazın iptaline ilişkin davalarda icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit (muayyen) olması gerekir. Somut olayda, yanlar arasında alacak tutarını gösteren yazılı bir sözleşme olmadığından alacağın miktarı bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkmış, yani muhakemeyi gerektirmiştir. Bu haliyle alacağın likit olmadığı sabittir.” Yukarıdaki Yargıtay kararında da belirtildiği üzere davacı tarafın icra inkar tazminatı istemi hiçbir şekilde yerinde değildir. 2.4) DAVACI ALEYHİNE %20’DEN AZ OLMAMAK ÜZERE KÖTÜ NİYET TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİ GEREKMEKTEDİR. 2.2. başlık altında açıkladığımız üzere, Davacıya tüm ödemeler ilgili mevzuata uygun bir şekilde yasal kesintiler yapılarak ödenmiştir. İfade etmek gerekir ki, Davacı vekiline İstanbul 9. İş Mahkemesi 2022/201 E. 2024/121 K. sayılı işe iade kararının kesinleşmesi sonrasında kıdem ve ihbar tazminatı ödemelerinin yapılabilmesi adına telefon ile ulaşılmaya çalışılmıştır. Ancak defalarca yapılan hatırlatma ve aramalara rağmen Davacı vekili ödeme tutarları bakımından Müvekkil Şirket’e herhangi bir dönüş sağlamamıştır. Bunun üzerine herhangi bir icra tehdidi altında kalmamak ve fazladan icra vekalet ücreti ödemek zorunda kalmamak adına 2.2. başlık altında belirtilen esaslar doğrultusunda EK-3'te yer alan dekontlarla ödemeler gerçekleştirilmiştir. Buna rağmen Davacı bu ödemelerden 2 ay geçtikten sonra 28.10.2024 tarihli ödeme emri ile icra takibi başlatmıştır. Davacının davasını vekil ile talep takip ettiği ve dava konusu alacak kalemlerinin kolayca hesaplanabileceği gözetildiğinde huzurdaki icra takibinin 2 ay sonra başlatılması dahi başlı başına kötü niyetlidir. Nitekim dava konusu tutarlar faiz adı altında talep edilmekte ise de, Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com esasında bu tutarlar işe iade kararının kesinleştiği tarihte Davacı ile emsal olan çalışanların maaşları üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğinden hareketle Davacı tarafından talep etmektedir. Bu talebin de açık bir şekilde, 2.2. başlık altında açıklandığı üzere, mevzuata aykırı olduğu izahtan varestedir. Bu nedenle huzurdaki davaya konu icra takibi kötü niyetli olup Davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak davacının tüm talebinin hukukilikten uzak mesnetsiz ve haksız kazanç sağlamaya yönelik olmaları nedeniyle davanın tüm yönleri ile reddine karar verilmesini talep ediyoruz. HUKUKİ SEBEPLER : 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili yasal mevzuat. DELİLLER : Karşı tarafın delillerine karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla delil listemiz aşağıdaki gibidir: 1. Davacının Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi (Ektedir). 2. Davacının maaş bordroları (Ektedir). 3. Davacının SGK İşten Ayrılış Bildirgesi(Ektedir). 4. Davacıya ait özlük dosyasına ilişkin diğer tüm belgeler (Ektedir). 5. Davacıya yapılan ödemeleri gösteren banka kayıtları (Celbi talep olunmaktadır). 6. İşyeri kayıtları, İşyeri Yönetmeliği. 7. Ticari defter ve belgeler. 8. SGK Kayıtları, SGK işe giriş ve çıkış bildirgeleri. 9. Tanık (Sayın Mahkemeniz tarafından dinlenilmesine karar verilmesi halinde ayrıca bildirilecektir) 10. Bilirkişi incelemesi ve keşif. 11. Yemin. 12. Yargıtay Kararları. 13. Ve sair her türlü yasal delil. NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen ve inceleme sırasında re’sen öngörülecek nedenlerle fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla; i) haksız ve mesnetsiz huzurdaki DAVANIN REDDİNE ve itirazımızın kabulü ile takibin durdurulmasına, ii) davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, iii) yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz. 03.01.2025 Saygılarımızla, Davalı Vekili Av. Nur Şevval Çınar
Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com GAZİANTEP 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE, DOSYA NO : 2024/323 E. DAVALI : Millenicom Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş. Sultan Selim Mah. Hümeyra Sk. NEF 09 Sitesi B Blok No:7 İç Kapı No:24 Kağıthane/İstanbul VEKİLİ : Av. Serkan Kolay, Av. Nur Şevval Çınar ‘’Adres antettedir.’’ DAVACI : Seracettin Akgün (T.C. Kimlik No: 26191346260) Umut Mah. 73046 No'lu Sokak No:7 İç Kapı No:4 Şehitkamil/Gaziantep VEKİLİ : Av. Mehmet Taşdoğan KONU : Huzurdaki davaya ilişkin ikinci cevap dilekçemizin süresi içinde sunulması ile haksız davanın reddi talebinden ibarettir. Davacı tarafından sunulan cevaba cevap dilekçesinde belirtilmiş olan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Cevap dilekçemiz ve işbu ikinci cevap dilekçemizde detaylı olarak izah edeceğimiz üzere davacının iddiaları hukuki dayanaktan yoksundur. AÇIKLAMALAR: 1. MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN ABONELİK SÖZLEŞMESİ İMZALANMASI VE HATTIN TESİS EDİLMESİ SÜRECİNDE ÖZEN VE DİKKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNE UYGUN OLARAK HAREKET EDİLMİŞ OLUP DAVACININ İDDİALARININ KABULÜ HİÇBİR ŞEKİLDE MÜMKÜN DEĞİLDİR. Davacı tarafından yapılan sabit hat başvurusu, Müvekkil Şirket’in sistemine işlenmiş ve aktif hale getirilmiştir. Müvekkil Şirket, sabit hat hizmetini sorunsuz bir şekilde sunmuş olup, hizmet davacının kullanımına hazır hale getirilmiştir. (Ek-1 Abonelik başvuru formu sureti, Abonelik sözleşmesi imzalı Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com sayfa sureti, Aboneye ait kimlik belgesi sureti) ''0850-3338247” numaralı hatta ilişkin abonelik “Seracettin AKGÜN” adına ve “Akyol Mah. Atatürk Bulvarı Murat Apt. Abuşoğlu Baklava No: 91 A Şahinbey / GAZİANTEP” adresinde kullanılmak üzere 31.05.2018 tarihinde aktif edilmiş olup, 30.09.2023 tarihinde iptal edilmiştir. 1.1 Müvekkil şirket, abonelik işlemlerini yürürlükteki mevzuat çerçevesinde gerçekleştirmiş olup, kimlik doğrulama süreçleri yasal zorunluluklara uygun şekilde tamamlanmıştır. Davacı, Müvekkil Şirket’in abonelik işlemleri sırasında kusurlu davrandığını ve dolandırıcılık eylemlerine sebebiyet verdiğini iddia etmekte, bu iddialar doğrultusunda manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. Ancak, Müvekkil Şirket, abonelik süreçlerinde gerekli özeni göstermiş ve yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmiştir. Ancak, Müvekkil Şirket tüm abonelik işlemlerinde yürürlükteki mevzuata tam anlamıyla uygun hareket etmiştir. Abonelik sürecinde davacının vergi levhası ve imza beyannamesi Müvekkil Şirket'e sunulmuş, kimlik doğrulama ve diğer hukuki yükümlülükler eksiksiz bir şekilde yerine getirilmiştir. Bu bağlamda Müvekkil Şirket, gerekli tüm yasal kontrolleri yaparak abonelik sözleşmesini yürürlüğe koymuştur. (Ek-2 Davacının Vergi Levhası ve İmza Beyannamesi) 2. ABONELİK SÖZLEŞMESİNİN AKDEDİLMESİ SÜRECİNDE MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN HUKUKA UYGUN HAREKET EDİLMİŞ OLUP DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN REDDİ GEREKMEKTEDİR. 2.1 Türk Borçlar Kanunu'nun 56-58. Maddeleri uyarınca, manevi tazminat talebinde bulunulabilmesi için belirli şartların mevcut olması gerekmektedir. Ancak, somut olayda davacının manevi tazminat talebinde bulunabilmesi için gerekli şartlar mevcut değildir. Türk hukukunda manevi tazminat talebi, Türk Borçlar Kanunu'nun 56-58. maddeleri uyarınca belirli şartların bulunmasına bağlıdır. Manevi tazminatın hükmedilebilmesi için, kişinin kişilik haklarına yönelik ağır bir saldırının gerçekleşmiş olması ve bu saldırının hukuka aykırı olması gerekmektedir. Ayrıca, bu saldırının sonucunda kişinin manevi olarak zarara uğraması ve saldırı ile zarar arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Müvekkil Şirket tarafından davacının kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı bir saldırı bulunmamaktadır. Manevi tazminatın talep edilebilmesi için davacının kişilik haklarına karşı hukuka aykırı bir saldırının gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu kapsamda, davacının şeref, haysiyet, özel hayat, özgürlük gibi Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com kişilik değerlerine yönelik bir müdahalenin varlığı aranır. Davacı, kendisine ait kimlik bilgilerinin kullanıldığını, imzasının taklit edildiğini ve bunun neticesinde bir abonelik sözleşmesinin düzenlendiğini iddia etmektedir. Ancak, müvekkil şirketin tüm işlemleri yasal mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Abonelik sözleşmesi, davacı tarafından sunulan vergi levhası ve imza beyannamesi ile yapılmış olup, kimlik doğrulama işlemleri de usulüne uygun bir şekilde yerine getirilmiştir. Dolayısıyla, müvekkil şirketin davacının kişilik haklarına yönelik herhangi bir hukuka aykırı fiili veya ihmali bulunmamaktadır. Somut olayda Müvekkil Şirket'in kusurlu bir fiili bulunmadığı gibi, davacının iddia ettiği zararların da somut bir temeli yoktur. Manevi tazminatın talep edilebilmesi için, kişilik hakkına yapılan saldırının davacı üzerinde manevi bir zarar meydana getirmiş olması gerekmektedir. Manevi zarar, kişinin iç dünyasında elem, keder, üzüntü gibi duyguların doğmasıdır. Davacı, kendisinin manevi olarak zarara uğradığını iddia etmektedir. Ancak, somut olayda Müvekkil Şirket'in kusurlu bir fiili bulunmadığı gibi, davacının iddia ettiği zararların da somut bir temeli yoktur. Dolandırıcılık faaliyetlerinin, Müvekkil Şirket tarafından değil, 3. şahıslar tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülmektedir. Müvekkil şirket, kendi sorumluluğunda olan tüm işlemleri hukuka uygun bir şekilde yürütmüş, dolayısıyla davacının Müvekkil Şirket tarafından zarar gördüğüne ilişkin iddialar soyut ve varsayımsal niteliktedir. Müvekkil Şirket'in hukuka aykırı bir fiili bulunmamaktadır. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişilik hakkına yapılan saldırının hukuka aykırı olması gerekmektedir. Ancak, bu saldırı hukuka uygun bir nedene dayanıyorsa, manevi tazminat talebi reddedilmesi gerekmektedir. Davacı, abonelik işlemlerinin özensiz ve dikkatsiz yürütüldüğünü iddia etmektedir. Ancak Müvekkil Şirket tüm işlemleri yürürlükteki mevzuata uygun şekilde gerçekleştirmiştir. Sözleşmenin imzalanması sürecinde gerekli kontroller yapılmış ve davacının kimlik bilgileri doğrulanmıştır. Müvekkil Şirket'in söz konusu olaylarla ilgili bir kusur veya sorumluluğu bulunmamakta olup Müvekkil Şirket'in eylemleri ile illiyet bağı mevcut değildir. Manevi tazminata hükmedilmesi için, kişilik hakkına yapılan saldırı ile meydana gelen zarar arasında bir illiyet (nedensellik) bağı bulunmalıdır. Başka bir deyişle, saldırının, zararı doğrudan ve yakın bir Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com şekilde meydana getirmesi gerekir. Taraflar arasında akdedilen Abonelik Sözleşmesi'nin 5.maddesinde Müvekkil Şirket'in sorumlu tutulamayacağı durumlar açıkça belirtilmiştir: ''5. Millenicom'un Sorumlu Tutulamayacağı Durumlar 5.2 Hizmet'in Abone tarafından yasalara, kamu düzenine ve/veya genel ahlaka, işbu Sözleşme'ye aykırı bir amaç için kullanılmasından; 5.3 Bayilerin, mevzuata aykırı işlem ve eylemlerinden; 5.8 Abone'nin Millenicom'un internet alt yapısı kullanması durumunda, fakat bulunduğu lokasyonda makul güvenlik önlemlerini almamasından veya kendi kusuru ile güvenlik açığına neden olması sebebiyle meydana gelebilecek maddi ve manevi zararlardan;'' Söz konusu hükümler uyarınca, Müvekkil Şirket'in hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacağı şüpheye mahal vermeksizin görülmektedir. Davacının iddia ettiği zararlar, Müvekkil Şirket'in eylemleri ile bağlantılı değildir. Davacının kişisel bilgileri kullanılarak gerçekleştirilen suçların üçüncü kişiler tarafından işlendiği ileri sürülmekte olup, Müvekkil Şirket'in bu olaylarla ilgili bir kusur veya sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu durumda, Müvekkil Şirket'in eylemleri ile davacının iddia ettiği hususlar arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığından, manevi tazminat talebine dayanak oluşturacak bir hukuki ilişki de mevcut değildir. Yukarıdaki açıklamalarımız doğrultusunda, davacının manevi tazminat talebine temel oluşturacak hiçbir hukuki dayanak bulunmamaktadır. Müvekkil şirket, abonelik işlemlerinde hukuka uygun ve özenli davranmıştır. Dolayısıyla, davacının manevi tazminat talebinin
internet alt yapısı kullanması durumunda, fakat bulunduğu lokasyonda makul güvenlik önlemlerini almamasından veya kendi kusuru ile güvenlik açığına neden olması sebebiyle meydana gelebilecek maddi ve manevi zararlardan;'' Söz konusu hükümler uyarınca, Müvekkil Şirket'in hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacağı şüpheye mahal vermeksizin görülmektedir. Davacının iddia ettiği zararlar, Müvekkil Şirket'in eylemleri ile bağlantılı değildir. Davacının kişisel bilgileri kullanılarak gerçekleştirilen suçların üçüncü kişiler tarafından işlendiği ileri sürülmekte olup, Müvekkil Şirket'in bu olaylarla ilgili bir kusur veya sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu durumda, Müvekkil Şirket'in eylemleri ile davacının iddia ettiği hususlar arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığından, manevi tazminat talebine dayanak oluşturacak bir hukuki ilişki de mevcut değildir. Yukarıdaki açıklamalarımız doğrultusunda, davacının manevi tazminat talebine temel oluşturacak hiçbir hukuki dayanak bulunmamaktadır. Müvekkil şirket, abonelik işlemlerinde hukuka uygun ve özenli davranmıştır. Dolayısıyla, davacının manevi tazminat talebinin reddedilmesi önem arz etmektedir. 2.2 Hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, talep edilen manevi tazminat tutarı hukuka aykırıdır. Davacının manevi tazminata hak kazandığını hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, talep ettiği manevi tazminat tutarının fahiş bir tutar olduğu sabittir. Bilindiği üzere manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf içinde yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinden her olaya göre değişen özel hal ve şartların gözetilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda, davacının talep ettiği 80.000 TL'lik tazminat tutarı fahiş olup kabulü mümkün değildir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/5987 E., 2021/3634 K. Ve 14.04.20211 tarihli kararı; Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com ''Manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da etraflıca açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayanın manevi ısdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminatın kapsamını takdir hakkı, kural olarak yargıca aittir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, hak ve adalete uygun davranmalı, hukuk biliminden yararlanmalı, toplumun sosyal, ekonomik ve moral yapısını ve özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Takdir edilecek tutar, bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır. Somut olayda davacının uğradığı manevi zarar kapsamında hükmedilen manevi tazminat miktarı, olayın özelliklerine ve anılan İçtihadı Birleştirme Kararı’nda belirlenen ilkelere göre yüksek olup, mahkemece daha ılımlı ve adalete uygun, makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.'' 3.DAVACI DAHA ÖNCE AYNI DAVAYI GAZİANTEP 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN 2024/321 E. SAYILI DOSYASINDA İKAME ETMİŞTİR. ANILAN DAVA DERDESTTİR. BU NEDENLE DERDESTLİK İTİRAZIMIZ MEVCUTTUR. Mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan şartlara dava şartları denmektedir. Dava şartları HMK’nın 114. Maddesi nde düzenlenmiş olup somut olayda ilgili maddenin 1-ı fıkrasında yer alan ‘’aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması ’’ dava şartı sağlanmamıştır. Bilindiği üzere derdestlik, dava açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biri olup aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise, aynı konunun yeni bir davaya konu yapılmasının mümkün olmadığını belirtmektedir. Çünkü, aynı konuda iki dava açılmasında davacının korunmaya değer bir menfaati söz konusu değildir. Zira bu durum Yargıtay kararları ile de sabittir. Nitekim, Yargıtay 21. H.D. 2010/6783 E. , 2010/9122 K., ve 28.09.2010 tarihli ilamında ; aşağıdaki şartların var olması halinde derdestlik itirazının kabul edilmesi gerektiği çok açık bir şekilde belirtilmiştir. ‘’1- Aynı davanın iki kere açılmış olması, 2-Birinci davanın görülmekte olması, 3-Birinci dava ile ikinci davanın taraflarının, konusunun, müddeabihlerinin ve dava sebeplerinin aynı olması ve derdestlik itirazının ikinci açılan davada ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerekir.’ ’ Somut olayda da davacı, işbu dava ile aynı konuda ve aynı hukuki vakıaya dayanarak Gaziantep 4. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/321 E. Numaralı dosyasından dava ikame etmiştir. Her ne kadar derdest davanın delilleri ile bu dilekçeye konu davanın delilleri farklı da olsa, davacının ileri sürdüğü iddiaların konusu ve hukuki boyutu aynı olduğundan böyle bir durumu hiçbir hukuk düzeni korumaz. Hal böyle iken, işbu davanın öncelikle derdestlik nedeni ile reddini talep ediyoruz. 4. DAVANIN ZAMANAŞIMI SEBEBİYLE REDDİ GEREKMEKTEDİR. Somut olayda, davacı, iddialarını ileri sürdüğü tarihler itibarıyla belirtilen zamanaşımı sürelerini geçirmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 72/1 maddesi uyarınca; '' Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Davacının söz konusu davaya konu ettiği dosyalar incelendiğinde görülecektir ki, davacının öğrendiği tarihten itibaren iki yıl geçmiştir. Hal böyle iken davanın zamanaşımı yönünden de reddi gerekmektedir. Arz ve izah edilen nedenlerle ve dahi mahkemenizce re’sen öngörülecek nedenlerle, mesnetsiz iddialarla ikame olunan huzurdaki davanın reddi zorunluluk arz etmekte ve sayın Mahkemenizden talep olunmaktadır. HUKUKİ SEBEPLER : Türk Borçlar Kanunu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği ve ilgili sair yasal mevzuatlar. DELİLLER : Karşı tarafın delillerine karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla delil listemiz aşağıdaki gibidir: 1.Abonelik Başvuru Formu Sureti, Abonelik Sözleşmesi İmzalı Sayfa Sureti, Aboneye Ait Kimlik Belgesi Sureti 2. Davacının Vergi Levhası ve İmza Beyannamesi 3.Tanık, bilirkişi incelemesi, yemin ve keşif, Yargıtay kararları ve sair deliller. NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen ve inceleme sırasında re’sen öngörülecek nedenlerle fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla; haksız ve mesnetsiz işbu DAVANIN REDDİNE , yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz. 25.11.2024 Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Davalı Vekilleri Av. Nur Şevval Çınar
212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Davalı Vekilleri Av. Nur Şevval Çınar
Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 25.02.2025 /İstanbul İSTANBUL 10. İŞ MAHKEMESİ'NE DOSYA NO : 2024/363 E. DAVALI : Bilyoner İnteraktif Hizmetler A.Ş. VEKİLİ : Av. Nur Şevval Çınar (Adres Antettedir) KONU : Mahkemenizin 11.02.2025 tarihli duruşmasında verilen ara karar gereği , emsal işçilerin ücret bordroları ile birlikte özlük dosyalarının sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR : Mahkemenizin 11.02.2025 tarihli duruşmasında verilen ara kararda ; "emsal işçilerin 2022, 2023, 2024 yılları ücret bordroları ile birlikte özlük dosyalarının sunulması'' talep edilmiştir. Bu doğrultuda, emsal işçilerin 2022, 2023, 2024 yılları ücret bordroları ile birlikte özlük dosyalarını işbu dilekçemiz ekinde Sayın Mahkemenize saygıyla sunarız. Davalı Bilyoner İnteraktif Hizmetler A.Ş. Vekili Av. Nur Şevval Çınar
Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL ANADOLU 11. İŞ MAHKEMESİNE, DOSYA NO : 2024/338 E. DAVALI : Tarkett Turkey Zemin Kaplamaları San. Ve Tic. A.Ş. Leylak Sok. Murat İş Merkezi B Blok K:6 D:23 Şişli/İstanbul VEKİLİ : Av. Serkan KOLAY, Av. Nur Şevval ÇINAR (Adres antettedir) DAVACI : Alper Uzun VEKİLİ : Av. Adem Ayar KONU : Huzurdaki davaya ilişkin cevap dilekçemizin ve delillerimizin süresi içinde sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR Müvekkil Şirket hakkında İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü'nün 2023/34898 Esas sayılı dosyası üzerinden girişilen icra takibine vaki borca itirazımız üzerine davacı tarafından açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasına karşı esasa ilişkin itirazlarımız aşağıdaki şekildedir. 1.ÖNCELİKLE BELİRTMEMİZ GEREKMEKTEDİR Kİ, DAVACININ İŞ AKDİ MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN HAKLI NEDENLE FESHEDİLMİŞTİR. Davacı müvekkil şirket nezdinde 06.02.2020 tarihinden, iş akdinin haklı nedenle feshedildiği 26.05.2021 tarihine kadar bakım müdürü olarak çalışmıştır. Davacıya müvekkil şirket tarafından yapılan bütün ödemeler banka üzerinden yapılmış olup, davacının son aldığı brüt ücret 11.750-TL'dir. Davacının iş akdi, müvekkil şirket çalışanlarının yanında, aralarında davacının bağlı olduğu fabrika müdürünün de bulunduğu başkaca çalışanlar hakkında hakaret içerikli konuşmalar yapması üzerine ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranış nedeniyle haklı sebeple feshedilmiştir. Nitekim davacı sonrasında da, hakaret içerikli bu konuşmalarını işverene kimin ilettiği konusunda saldırgan üslubunu devam ettirerek çalışanları tedirgin etmiş ve konuşmalarında bu olayı kabul etmiştir. Davacının hakaret içerikli konuşmalarına şahitlik eden çalışanlardan olay tarihinde alınmış olan yazılı beyanlar, cevap dilekçemiz ile birlikte dosyaya sunulmuştur. Davacının kabul edilmesi mümkün olmayan bu eylemleri neticesinde taraflar arasındaki güven ilişkisi temelinden sarsılmış ve müvekkil şirketin, davacının iş akdini feshetmek dışında başka bir şansı Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com kalmamıştır. Bu durum açıkça Müvekkil Şirket'in feshin son çare olması ilkesine uygun davrandığını kanıtlamaktadır. Bütün bu hususlar sonucunda iş akışı ve düzeni bozulan Müvekkil Şirket tarafından gerçekleştirilen fesih, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları doğrultusunda geçerli ve her yönüyle hukuka uygundur. Nitekim Yargıtay 22. H.D. 2017/6564 E. 2017/6237 K. ve 27.03.2017 tarihli ilamı; ‘’Davalı yukarda açıklanan savunmasına dayanak olarak feshe konu olaya dair tutanak tutup tanık dinletmiştir. Dinlenen davalı tanıklarının beyanları ve olay tutanağı ve davacı tarafın beyanlarına göre, vardiya amirine herkesin içinde küfür ve hakaret ettiği anlaşılmıştır. Bu durum yazılı savunmasına göre davacının da kabulündedir. Davacının olay sonrasında özür dilemesi de haklı feshi ortadan kaldırmaz. Bu davranışlar 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25 II-d maddesi kapsamında sataşma niteliğinde olduğundan işverence yapılan fesih haklı olup davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.’' Bu çerçevede somut olay değerlendirildiğinde, davacının ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışları Yargıtay’ın yerleşik içtihatları çerçevesinde Müvekkil Şirket'e haklı nedenle fesih imkanı vermektedir. 2. DAVACININ DİLEKÇESİNDE DAYANAK OLARAK GÖSTERDİĞİ MAHKEME KARARI HUKUKA AYKIRI BİR KARAR OLUP TARAFIMIZCA KABUL EDİLMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. Davacı tarafından ikame edilen, İstanbul Anadolu 3.İş Mahkemesi'nin 2021/419 E. 2022/809 K. Sayılı işe iade davasında Yerel Mahkeme dosyada detaylı bir inceleme yapmamış, usule aykırı bir şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Yerel Mahkeme kararının haksız ve usule aykırı olmasından bahisle Müvekkil Şirket istinaf kanun yoluna başvurmuş ancak ne yazık ki Bölge Adliye Mahkemesi de Yerel Mahkeme kararı doğrultusunda karar vermiştir. Bu noktada önemle belirtmek gerekmektedir ki, Yerel Mahkeme ve İstinaf Mahkemesi kararı hukuka ve usule aykırı bir karar olup tarafımızca kabul edilmesi mümkün değildir. Öncelikle, bu noktada asıl değerlendirilmesi gerekilen husus, davacının iş akdinin haklı nedenle feshedilmiş olmasıdır. Zira, yukarıda detaylıca açıkladığımız üzere davacı, Müvekkil Şirket'e karşı ahlak ve iyi niyete uymayan davranışlarda bulunmuş ve bu davranışları sebebiyle işyerinde iş düzeninin bozulmasına sebebiyet vermiştir. İş Kanunu'nun 25/II-d maddesi uyarınca; işçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması durumunda işveren, sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilecektir. Somut olayda, DAVACININ İŞ AKDİNİN HAKLI NEDENLE FESHİNE NEDEN OLAN OLAYLAR NİTELİKLERİ İTİBARIYLA OLABİLECEK EN SOMUT DELİLLERLE İSPAT EDİLMİŞTİR. Hal böyle iken, ilgili kararların davaya dayanak olarak gösterilmesi kabul edilemeyecektir. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 2.1 Hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, bir an için Yerel Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu varsayımında dahi davacının işe iade yönündeki başvurusunun samimi olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Belirtmemiz gerekmektedir ki, işçi tarafından işe iade davası kararının kesinleşmesinden itibaren on iş günü içerisinde yapılması gereken işe iade başvurusunun gerçekten işe başlama gayesi ile yapılması gerekmektedir. İşe başlama amacı taşımayan ve yalnız boşta geçen süre tazminatının tahsili amacıyla yapılan başvurular dürüstlük kuralı ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Nitekim, ilgili başvurunun gerçekten işe başlama amacı taşıması hususu Yargıtay tarafından samimiyet olarak adlandırılmış olup başvuru ve davette samimiyet unsuruna bu işlemlerin geçerliliği açısından büyük önem verilmiştir. Yargıtay içtihatlarında işe başlama başvurusunda işçinin samimi olması ve işe gerçekten başlama gayesi taşıması gerektiği, yalnızca işe iade davasının ve işe iade başvurusunun hukuki sonuçlarından yararlanmak adına yapılan başvuruların samimi kabul edilemeyeceği üzerine durulmuştur. İşçinin samimi olmayan başvurusu halinde ise sanki hiç başvuruda bulunmamış gibi fesih geçerli hale gelecek ve işçi boşa geçen süre tazminatı ile işe başlatmama tazminatı haklarından mahrum kalacağı belirtilmektedir. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2008/29383 E., 2008/27243 K. ve 14.10.2008 tarihli ilamı; ''İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez.'' Somut olayda, davacının işe iade başvurusunun samimi olmadığı ve iyi niyetli hareket etmediği açıktır. Davacının iş sözleşmesi 2021 tarihinde feshedilmiş olmasına rağmen, davacının bu tarihten itibaren başka bir yerde çalışmaya başlamış olabileceği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacının bu süre zarfını çalışmadan geçirdiği iddiası kabul edilemeyecektir. Bu durum açıkça davacının işe başlama başvurusunun dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu göstermektedir. 3.DAVACININ HAK KAZANMIŞ OLDUĞU İŞE BAŞLATMAMA TAZMİNATI VE BOŞTA GEÇEN SÜRE ÜCRETİ BULUNMAMAKTADIR. Yukarıda detaylıca açıkladığımız üzere, davacının işe iade kararı hukuka aykırı bir karar olduğundan davacının işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretine hak kazanması beklenemeyecektir. Müvekkil Şirket tarafından iş sözleşmesi haklı nedenle feshedilen davacının müvekkil şirketten hiçbir şekilde hak ve alacağı bulunmamaktadır. Bu hususu dosyaya sunduğumuz bordrolar ve banka kayıtları teyit etmektedir. Bu noktada davacıya yapılan ödemeleri gösterir banka kayıtlarının celbini
davacının işe iade başvurusunun samimi olmadığı ve iyi niyetli hareket etmediği açıktır. Davacının iş sözleşmesi 2021 tarihinde feshedilmiş olmasına rağmen, davacının bu tarihten itibaren başka bir yerde çalışmaya başlamış olabileceği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacının bu süre zarfını çalışmadan geçirdiği iddiası kabul edilemeyecektir. Bu durum açıkça davacının işe başlama başvurusunun dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu göstermektedir. 3.DAVACININ HAK KAZANMIŞ OLDUĞU İŞE BAŞLATMAMA TAZMİNATI VE BOŞTA GEÇEN SÜRE ÜCRETİ BULUNMAMAKTADIR. Yukarıda detaylıca açıkladığımız üzere, davacının işe iade kararı hukuka aykırı bir karar olduğundan davacının işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretine hak kazanması beklenemeyecektir. Müvekkil Şirket tarafından iş sözleşmesi haklı nedenle feshedilen davacının müvekkil şirketten hiçbir şekilde hak ve alacağı bulunmamaktadır. Bu hususu dosyaya sunduğumuz bordrolar ve banka kayıtları teyit etmektedir. Bu noktada davacıya yapılan ödemeleri gösterir banka kayıtlarının celbini talep etmekteyiz. Söz konusu banka kayıtları ile davacının Müvekkil Şirketten herhangi bir alacağının kalmadığı bir kez daha teyit edilecektir. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Ayrıca davacı tarafından talep edilen icra inkar tazminatı talebinin de reddi önem arz etmektedir. Belirtilmesi gerekmektedir ki, uyuşmazlığa konu likit olmayan alacak için icra inkar tazminatı talep edilemeyecektir. Nitekim Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin 2001/5490 Esas ve 2002/1558 ve 03.04.2002 tarihli ilamı; “İtirazın iptaline ilişkin davalarda icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit (muayyen) olması gerekir . Somut olayda, yanlar arasında alacak tutarını gösteren yazılı bir sözleşme olmadığından alacağın miktarı bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkmış, yani muhakemeyi gerektirmiştir. Bu haliyle alacağın likit olmadığı sabittir.” Yukarıdaki Yargıtay kararında da belirtildiği üzere davacı tarafın icra inkar tazminatı istemi hiçbir şekilde yerinde değildir. Açıklamalarımız doğrultusunda, işbu haksız ve mesnetsiz davanın tüm yönleriyle reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz. HUKUKİ SEBEPLER : 4857 Sayılı İş Kanunu, 1475 sayılı İş Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili yasal mevzuat. DELİLLER : (Karşı tarafın delillerine karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla delil listemiz aşağıdaki gibidir) 1. Davacı ile müvekkil şirket arasında akdedilen Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi ve davacının iş yeri giriş bildirgesi 2. İstanbul Anadolu 3.İş Mahkemesi'nin 2021/419 E. Sayılı Dosyası 3. İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü'nün 2023/34898 Esas sayılı dosyası 4. Fesih bildirimi ve davacı yanın işten ayrılış bildirgesi (Ektedir) 5. Davacının özlük dosyasına ilişkin diğer kalan tüm belgeler (Ektedir) 6. Banka kayıtları 7. Ticari defter ve belgeler 8. Bilirkişi incelemesi ve keşif 9. Tanık 10. Ve sair her türlü yasal delil. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen ve inceleme sırasında re’sen öngörülecek nedenlerle fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla; haksız ve mesnetsiz işbu DAVANIN REDDİNE , yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz. Saygılarımızla, Davalı Vekili Av. Serkan Kolay, Av. Nur Şevval Çınar
4.ASLİYE HUKUK MAHKEMSİ SAYIN HAKİMLİĞİ'NE DOSYA NO: 2024/323 E. DAVACI: Seracettin AKGÜN-Tc no: 261 913 462 60 ADRESİ.: Umut mah. 73046 .nolu sok. No: 7 İçkapı no:4 Şehitkamil-Gaziantep VEKİLİ..: Av.Mehmet TAŞDOĞAN -Gaziantep barosu Sicil no: 1129 ADRESİ.: Zeytinli mah. Koluman kule kat 6 d. 8 Şehitkamil-Gaziantep DAVALI: Millenicom Telekomünikasyon hizmetleri aş. ADRESİ:4.Levent,.Libadiye sokağı no 3 34415 Kağıthane /İstanbul KEP ADRESİ: millenicom@hs01.kep.tr KONU: İKİNCİ CEVABA CEVAP HK. TEBLİĞ TARİHİ: 30/11/2024 Davalı tarafın sunuduğu cevap dilekçesindeki tüm hususları red ediyoruz. Davalı,daha önce , Gaziantep 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/407 e.nolu hukuk dava dosyasına konu dosyalar (bu davadan farklı ceza kovuşturmaları) nedeniyle, tazminat yükümlüsü olmuştur. Davalının ileri sürdüğü sözleşmedeki imzaların, kaşe kullanmak marifetiyle(imzayı taklit eden kaşe kullanılarak ) yapıldığını, zaten dava dilekçemizde de ayrıntılı olarak belirtmiştik. Davalı yan , davayı uzatmak , yargıyı yanıltmak çabası içindedir. TALEP SONUCU: Cevap dilekçemizin kabulü ile gereğini saygıyla arz ve talep ederiz. ???? 11/12/2024 ??? Davacı vekili ??? ?Av.Mehmet TAŞDOĞAN
İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE DOSYA NO : 2024/386 E. DAVACI : TAV İSTANBUL TERMİNAL İŞLETMECİLİĞİ A.Ş. VEKİLİ : Av. Mehmet Murat İSEN DAVALI : KONINKLIJKE LUCHTVAART MAATSCHAPPIJ N.V. MERKEZİ HOLLANDA İSTANBUL MERKEZ ŞUBESİ VEKİLİ : Av. Serkan KOLAY, Av. Nur Şevval ÇINAR KONU : Davalı yanın 16.08.2024 tarihli cevap dilekçesine karşı beyanlarımızdan ibarettir. AÇIKLAMALAR : Yukarıda esası yazılı mahkemeniz dosyasında davalı yan tarafından 16.08.2024 tarihinde cevap dilekçesi sunulmuştur. İşbu cevap dilekçesindeki iddialar gerçeği yansıtmamakla birlikte tarafımızca kabulü mümkün değildir. Şöyle ki ; Davalı yanın tüm ödemelerin eksiksiz olarak yapıldığı yönündeki iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Davalı firma tarafından söz konusu faturalara ilişkin bir takım ödemeler yapılmıştır ancak; işletmeci KLM firmasının talimatları ile ödeme dekontları arasında muhabir banka masraf kesintileri mevcuttur. Bu nedenle firmadan gelen ödemeler, faturalarda açıkta kalan banka havale ücreti tutarları ile kapatıldığı için cari hesap örtüşmemektedir. Müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtları, söz konusu ödeme kayıtları ve banka hesap dökümleri detaylıca incelendiğinde görüleceği üzere, davalı yan tarafından yapılan ödemeler olmakla birlikte bu ödemeler cari hesap ile örtüşmemekte ve borcu karşılamamaktadır.1. Taraflar arasında imzalanan alan tahsis sözleşmesinde açık hüküm altına alındığı üzere, bankalar tarafından uygulanan havale giderleri ve sair giderlerin yükümlülüğü davalı borçluya aittir. Sözleşmenin, 3.1 tahsis bedeli kısmında ''ÖDEMELERLE İLE İLGİLİ BANKALAR TARAFINDAN UYGULANAN HAVALE GİDERLERİ VE SAİR GİDERLER İŞLETMECİ'YE AİTTİR." denmektedir. İşletmeci KLM firmasının talimatları ile ödeme dekontları arasında muhabir banka masraf kesintileri mevcuttur. Asıl alacağımız olan tutarların çoğu banka masraflarını kapsamaktadır. Bu nedenle firmadan gelen ödemeler, faturalarda açıkta kalan banka havale ücreti tutarları ile kapatıldığı için cari hesap örtüşmemektedir. Sözleşme ile açık hüküm altına alınmış olduğundan, davalı yanın banka havale giderlerinden sorumlu olmadığı yönündeki iddiası hukuki dayanaktan yoksundur ve kabulü mümkün değildir.2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/2582 E., 2024/1121 K. Sayılı ve 13.03.2024 tarihli ilamında ; "Tarafların özgür iradeleri ile oluşturup içeriğini serbestçe belirledikleri sözleşmenin kurulmasından sonra, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kararlaştırılan şekilde ve zamanda yerine getirmek zorunda olmaları temel kural olup, bu kurala “Ahde vefa (söze bağlılık)” ilkesi denilmektedir. Latince “pacta sunt servanda” olarak ifade edilen ahde vefa ilkesi, insanların verdikleri sözleri tutması gerektiğini dile getiren ahlâki bir prensiptir. Bu ilke uyarınca kişilerin serbest iradeleri ile verdikleri sözler ve sözleşme ile birbirlerine bulundukları taahhütler, bu kişiler arasında kanunmuş gibi bağlayıcıdır. " 3. 4. 5. 1. 2. Mezkur dava yasal süresi içerisinde ikame edilmiş olup davalı yanın hak düşürücü süre içinde ikame edilmediği yönündeki iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Bilindiği üzere İtirazın iptali davasında dava zamanaşımı süresi, İcra İflas Kanununun 67. maddesinde "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. " denilerek 1 yıl olarak düzenlenmiştir. Davalı borçlunun, davaya konu İstanbul 37. İcra Dairesi 2023/26941 E. Sayılı takibe itiraz ettiği tarih 10.07.2023 iken, mezkur davanın açıldığı tarih ise 10.06.2023'tür. Davalı yanın bu iddiası tamamen asılsız ve kötü niyetlidir.3. Davalı yan, takipte dayanılmayan belgeye mezkur davada dayanılamayacağını iddia etmiş, bu iddiasına dayanak olarak ise Hukuk Genel Kurulu’nun 14.11.2011 gün 2011/19-671 E., 2011/749 K. sayılı ilamını göstermiştir. Kararın tamamı incelendiğinde; "itirazın iptali davasında takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olmasına, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılmasına olanak bulunmamasına takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılmayan belgenin itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılmasının mümkün bulunmamasına ve eldeki davada dayanılan üç faturadan sadece ikisinin icra takibine konu edilmiş ve bu fatura bedellerinin ödendiğinin Hukuk Genel Kurulu’nca kabul edilmiş olmasına" denildiği görülmektedir.4. Kararda, takip dayanağı yapılabilecek güçte olan belge ifadesi kullanmış olmakla beraber, eldeki üç faturadan yalnızca ikisinin takibe konu edilip üçüncü faturanın davaya konu edilmesinden bahisle, takipte dayanılmayan belgeye davada dayanılamayacağı kanısına varılmıştır. Mezkur davada ise davalı yanın takipte dayanılmadığı için davada dayanılamayacağını öne sürdüğü belge, taraflar arasında imzalanan alan tahsis sözleşmesidir. Sözleşmenin anılan yargıtay kararındaki fatura niteliğinde olmadığı kuşkusuzdur. Kaldı ki; itiraza konu takip cari hesap alacağından kaynaklanmakta olup, hem cari hesap hem de bütün faturalar eksiksiz olarak takibin dayanağı yapılmış ve icra dosyasına eklenmiştir. Davalı yanın itirazı haksız ve kötü niyetli olup alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Müvekkil şirketin alacağı fatura alacağı olup likit ve bilinebilir niteliktedir. İcra inkar tazminatının şartları oluştuğundan davalı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebimiz mevcuttur. 5. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/5503 E. , 2017/3917 K. Sayılı ve 18.05.2017 tarihli İlamında ; "Davacının temyiz itirazı yönünden, dava konusu alacak faturadan kaynaklanmış olup likit ve bilinebilir nitelikte bulunduğundan, İİK’nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına ayrıca inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken, bu yöne ilişkin talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir. " NETİCE VE TALEP : Yukarıda açıkladığımız ve resen göz önüne alınacak nedenlerle; • Haklı davamızın KABULÜNE, • Davalının (Borçlunun) İTİRAZIN İPTALİNE ve takibin İstanbul 37. İcra Müdürlüğü 2023/26941E . Sayılı dosya üzerinden takip talebinde talep edildiği şekilde DEVAMINA, • Borca haksız ve mesnetsiz olarak itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere İCRA İNKAR TAZMİNATINA hükmedilmesine, • Fazlaya dair talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla, • Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini gereği bilvekale arz ve talep olunur. 09.09.2024 DAVACI VEKİLİ Av. Mehmet Murat İSEN (e-imzalıdır.)
Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.comİSTANBUL 15 VERGİ MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞINA, Dosya No: 2021/2848 E. DAVACI : Hamide Çiğdem ŞAHMAY (T.C. Kimlik No: 13751282762 ) Demirciköy Mahallesi, Bizimtepe Sitesi, Argın Yaylası Sokak, No:97 Sarıyer/ İstanbul VEKİLLERİ : Av. Erim BENER, Av.Öykü EYÜBOĞLU Adres Antettedir. DAVALI : Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürlüğü Çiftecevizler Cad. Şişli/İSTANBUL VEKİLİ : Av. Çağla TATAR KONU : Davalı İdarenin savunma dilekçesine karşı cevaplarımızı içeren dilekçemizdir. AÇIKLAMALAR : İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından müvekkile gönderilen 24.09.2021 tarihli ve 2021092466Vyr0000001 sayılı, 48.396,97-TL tutarındaki ödeme emrine karşı tarafımızca borca itiraz edilerek işbu dava ikame edilmiştir. Davalı İdarece savunma dilekçesi sunulmuş, savunma dilekçesi ve ekleri tarafımıza 11.01.2022 tarihinde uets üzerinden tebliğ edilmiştir. Davalının savunma dilekçesi hukuki dayanaktan yoksun olup ödeme emrinin iptali gerekmektedir. Şöyle ki, I. ÖDEME EMRİNE DAYANAK AMME ALACAĞI "TAHSİL ZAMANAŞIMINA" UĞRAMIŞTIR. İşbu dava konusu iptali istenen ödeme emrinin dayanağını oluşturan ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen 14.03.2014 tarih ve 2014/109 ana takip numaralı ödeme emrinin adreste bulunamama nedeniyle İADE OLMUŞ, 14.07.2015 tarihinde idare tarafından İLANEN tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Fakat 213 sayılı Kanun'un 102'inci maddesinde sayılanlar nezdinde herhangi bir adres tespit tutanağı düzenlenmemiş ve ilanen tebliğ şartlarının oluştuğu ortaya koyulmadan doğrudan ilanen tebliğe çıkılmıştır . Bu sebeple aynı kanunun ilan yoluyla tebliğ usulünü düzenleyen 103 ila 107'nci maddelerinde öngörülen tebligat şekline uygun bir tebligatın yapılmamış, usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen ve bu suretle tahsil zamanaşımına uğrayan ödeme emri açıkça hukuka aykırıdır. 1. 2. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Sayın Mahkemece yürütmenin durdurulması talebimiz, alacağın zamanaşımına uğradığının sabit olması gerekçesiyle kabul edilmiştir (EK-1). İlgili kararda tam olarak şu ifadelere yer verilmektedir: Dava dosyasının incelenmesinden; davacının murisi Mehmet Nurettin Taşkent'in ortağı olduğu Tümtaş Opetaş Otomotiv San. ve İç Dış Tic. Ltd. Şti'den tahsil edilemeyen amme alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına 2.derece sorumlu mirasçı sıfatıyla 24.09.2021 tarih ve 2021/1 ana takip numaralı ödeme emrinin düzenlendiği, anılan ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu edilen 24.09.2021 tarih ve 2021/1 ana takip numaralı ödeme emrinin dayanağını oluşturan ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen 14.03.2014 tarih ve 2014/109 ana takip numaralı ödeme emrinin adreste bulunamama nedeniyle 14.07.2015 tarihinde ilanen tebliğ edildiği anlaşılmakla birlikte; 213 sayılı Kanun'un 102'inci maddesinde sayılanlar nezdinde herhangi bir adres tespit tutanağı düzenlenmediği ve ilanen tebliğ şartlarının oluştuğu ortaya koyulmadan doğrudan ilanen tebliğe çıkıldığı görüldüğünden, aynı kanunun ilan yoluyla tebliğ usulünü düzenleyen 103 ila 107'nci maddelerinde öngörülen tebligat sekline uygun bir tebligatın yapılmadığı anlaşıldığından, usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen ve bu suretle tahsil zamanaşımına uğradığı anlaşılan ödeme emrine istinaden davacı adına düzenlenen 24.09.2021 tarih ve 2021/1 ana takip numaralı ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmemiştir. Öte yandan, hukuka aykırılığı açık bulunan dava konusu ödeme emrinin yürütmesinin durdurulmaması halinde, davacı taraf adına tesis edilecek cebri icra işlemleri ve yapılacak tahsilatların, telafisi güç veya imkansız zararlar doğurabileceği açık olduğundan dava sonuçlanıncaya kadar islemin yürütmesinin durdurulması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan ödeme emrinin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 Sayılı Kanunun 27.maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütmesinin durdurulmasına, kararın tebliğ tarihinden itibaren yedi (7) gün içinde Mahkememize verilecek bir dilekçeyle Istanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere, 05.01.2022 tarihinde karar verildi. Ödeme emrine ilişkin yukarıda görüntüsüne ve dilekçemiz ekinde tam metnine yer verdiğimiz kararda da ayrıntılarıyla açıklandığı gibi, usulüne uygun yapılmış bir tebligat bulunmadığından zamanaşımı süresi kesil memiştir. 1. 2. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 102. Maddesi tahsil zamanaşımını şu şekilde düzenlemiştir: Madde 102 – Amme alacağı, vadesinin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Buna ek olarak aynı Kanun'un "Zamanaşımının Kesilmesi" başlıklı 103. maddesinde ise zamanaşımını kesen haller şu şekilde sıralanmıştır: Madde 103 – Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir: 1. Ödeme, 2. Haciz tatbikı, 3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, 4. Ödeme emri tebliği, 5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, 6. Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbikı veya bunlar tarafından yapılması, 7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, 8. Amme alacağının teminata bağlanması, 9. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, 10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi. 11. (Ek: 25/12/2003-5035/5 md.) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması. SOMUT OLAYDA İSE, 2015 YILININ BAŞINDAN İTİBAREN İŞLEMEYE BAŞLAYAN TAHSİL ZAMANAŞIMI, İLGİLİ HÜKÜM UYARINCA 5 YIL İÇİNDE ÖDENMEMİŞ OLDUĞUNDAN, ZAMANAŞIMINI KESEN BİR DURUM DA SÖZ KONUSU OLMADIĞINDAN, VERGİ BORCU TAHSİL ZAMANAŞIMINA UĞRAMIŞ SAYILMAKTADIR. Zamanaşımına ilişkin hükümler kamu düzeninden olup, vergi daireleri vergi alacağının tahsilinde zamanaşımını re’sen dikkate almak zorundadır. Buna rağmen davalı idarece müvekkilimiz adına ödeme emri düzenlenmesi anayasada düzenlenen hukuk devleti ilkesine, kanun hükümlerine ve kamu düzenine aykırı olup, ödeme emrinin iptali gerekmektedir. Yukarıda izah ettiğimiz gibi, zamanaşımı yönünden itirazlarımızı tekrarla, bu itirazlarımız halel gelmemek kaydıyla birkaç hususa ilişkin olarak da itiraz ve beyanlarımızı sunmak isteriz. Şöyle ki; II. MÜVEKKİL, İLGİLİ ŞİRKETİN KANUNİ TEMSİLCİSİNİN MİRASÇISI DEĞİLDİR. Davalı İdare, savunma dilekçesinde Vergi Usul Kanunu 12. Madde ile Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un 3 ve 7. Maddelerine dayanarak, müvekkilin 1. 2. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com müteveffanın yasal mirasçısı olduğundan bahisle gönderilen ödeme emrinde hukuka aykırılık olmadığını iddia etmiştir. Fakat müvekkil müteveffanın mirasçısı değildir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesinde; yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebileceği, ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, mirasın reddedilmiş sayılacağı kuralı getirilmiştir. Dava dilekçemizde ayrıntılı şekilde açıkladığımız üzere, müteveffanın terekesi borca batık olduğundan, müvekkil mirası hükmen reddetmiş sayılmaktadır. III. DAVALI İDARENİN, AMME ALACAĞININ MÜKELLEF ŞİRKETİN MALVARLIĞINDAN TAHSİL EDİLEMEYECEĞİNİN ANLAŞILDIĞI ŞEKLİNDEKİ BEYANI GERÇEKLİKTEN UZAKTIR. Davalı İdare, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. Maddesine değinerek davaya konu amme alacağının
Usulü Hakkındaki Kanun'un 3 ve 7. Maddelerine dayanarak, müvekkilin 1. 2. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com müteveffanın yasal mirasçısı olduğundan bahisle gönderilen ödeme emrinde hukuka aykırılık olmadığını iddia etmiştir. Fakat müvekkil müteveffanın mirasçısı değildir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesinde; yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebileceği, ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, mirasın reddedilmiş sayılacağı kuralı getirilmiştir. Dava dilekçemizde ayrıntılı şekilde açıkladığımız üzere, müteveffanın terekesi borca batık olduğundan, müvekkil mirası hükmen reddetmiş sayılmaktadır. III. DAVALI İDARENİN, AMME ALACAĞININ MÜKELLEF ŞİRKETİN MALVARLIĞINDAN TAHSİL EDİLEMEYECEĞİNİN ANLAŞILDIĞI ŞEKLİNDEKİ BEYANI GERÇEKLİKTEN UZAKTIR. Davalı İdare, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. Maddesine değinerek davaya konu amme alacağının mükellef şirketin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceğine kanaat getirildiğini, bu sebeple şirket yetkilisine karşı ödeme emri gönderildiğini iddia etmişse de bu iddia somut gerçekleri yansıtmamaktadır. 6183 sayılı Kanun uyarınca, asıl borçlu şirkete ait ödenmeyen bir amme alacağının kanuni temsilciden talep edilebilmesi için öncelikle, tarh edilen amme alacağının asıl borçlu şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi, asıl amme borçlusunca tarh edilen amme alacağına karşı itiraz yolları kullanılmamak veya tüketilmek suretiyle amme alacağının kesinleşmesi ve bu suretle kesinleşen amme alacağının, asıl borçlu şirkete usulüne uygun şekilde duyurulmasına karşılık ödeme süresi içerisinde ödenmemesi ve asıl borçlu şirketten tahsil imkanı bulunmadığının kesin bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Davalı İdare, amme alacağının kesinleştiğini asıl borçlu şirkete usulüne uygun duyuramamış, 14/03/2014 düzenleme ödeme emri iade olmuştur. Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için hukuka uygun bir ödeme emri gönderildiği düşünülse dahi, ancak ve ancak, İdarece malvarlığı araştırması yapılarak amme alacağının asıl amme borçlusundan tahsil edilememiş olduğunun ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması durumunda, kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilecektir. 6183 sayılı Yasanın 54 ve devamındaki maddelerine göre, ilgili idarenin tüm cebri icra yollarını kullanmasına rağmen amme alacağını tahsil edememesi durumunda kanuni temsilciye başvurabilmesi mümkündür. Oysa ki, davalı idare dava konusu ödeme emrini müvekkilimize göndermeden önce cebri tahsil yollarını kullanmamış, amme alacağını şirketten kolaylıkla tahsil etme imkanı varken bu yola başvurmamıştır. Davalı İdarenin işlem dosyasında sabit olduğu üzere, 17.06.2020'de yapılan malvarlığı araştırmalarında mükellef şirkete ait 3 ADET ARAÇ TESPİT EDİLMİŞTİR. Bu araçlar kamyon ve kamyonet niteliğinde olup satılması durumunda satış bedelleri, söz konusu amme alacağını kısmen veya tamamen karşılayabilecektir. Üstelik 6183 Sayılı Kanuna göre amme 1. 2. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com alacakları öncelikli olduğundan, malvarlığı üzerinde üçüncü kişilerin koyduğu hacizler mümkün olsa bile garameten taksim kural olduğundan, söz konusu amme alacağının en azından kısmen tahsili mümkün olacaktır. Madde 21 – Üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden evvel o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulursa bu alacak da hacze iştirak eder ve aralarında satış bedeli garameten taksim olunur. Mükellef şirketin amme alacağını tahsil edebilecek bedelde malvarlığı mevcutken, "araçların takyidatların uygun olmadığına" kanaat getirerek şirketin kanuni temsilcilerine ilişkin işlem yapılmasına karar vermek hukuka aykırıdır. Bu sebeple de müvekkile gönderilen ödeme emrinin iptali gerekmektedir. Üstelik İdare, davaya konu amme alacağının mükellef şirket tarafından tahsil kabiliyeti olup olmadığına kanaat getirmek için malvarlığı araştırmasını tahsil zamanaşımı dolduktan sonra yapmıştır. Davalı idarenin sunmuş olduğu savunma dilekçesinin eklerine bakıldığında görülecektir ki, malvarlığı araştırması Haziran 2020'de yapılmış, mükellef şirketin tahsil kabiliyetinin bulunmadığına 17.06.2020'de karar verilmiştir. 2019 yılının sonunda tahsil zamanaşımı süresi dolan vergi borcu için 2020 yılında malvarlığı araştırması yapılması ve bunu dayanak alarak müvekkile karşı ödeme emri düzenlenmesi hukuka aykırıdır. SONUÇ VE İSTEM : ZAMANAŞIMI İTİRAZIMIZ BAŞTA OLMAK ÜZERE, yukarıda açıklanan hukuki gerekçeler ve re’sen gözetilecek diğer gerekçeler ışığında, 24.09.2021 tarih, 2021092466Vyr0000001 sayılı, 48.396,97-TL tutarlı ödeme emrinin İPTALİNE ,1. Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, 2. karar verilmesini saygılarımızla vekaleten talep ederiz. 28.01.2022 Davacı Hamide Çiğdem ŞAHMAY Vekili Av. Öykü EYÜBOĞLU
İSTANBUL [__] SULH HUKUK MAHKEMESİNE 11/02/2025 DAVACI : Bodrum Otel İşletmeleri A.Ş. (VKN: 1781217205) Altayçeşme Mah. Çamlı Sk. Pasco Plaza No: 21 İç Kapı No: 54 Maltepe/İstanbul VEKİLİ : Av. Mehmet Suat Kayıkçı (İstanbul Barosu - 49085) Esentepe Mah. Büyükdere Cad. No: 108/1 Kat: 7-8 Şişli/İstanbul DAVALI : Numara 18 Ofis Yönetimi ve Danışmanlık Ltd. Şti. (VKN: 6320563079) Altayçeşme Mah. Çamlı Sk. Pasco Plaza No: 21 İç Kapı No: 21 Maltepe/İstanbul HARCA ESAS DEĞER : 395.439,55-TL (Aylık kira farkı) KONU : Dava konusu taşınmaza ilişkin kira bedelinin Türk Borçlar Kanunu'nun 344/3 maddesi uyarınca tespiti talebimizden ibarettir. AÇIKLAMALAR I. MADDİ OLAY İstanbul İli, Maltepe İlçesi, Altayçeşme Mahallesi, Çamlı Sokak, No: 21/21, Narlıçiftliği Mevkii 27 Pafta, 16738 Ada (kira sözleşmesinde 4019 Ada), 1 Parsel, Pasco Plaza 6. katta yer alan 21-22-23-24 bağımsız bölüm numaralı dava konusu taşınmazlar ("Kiralanan "), 06/06/2017 imza tarihli kira sözleşmesi ("Kira Sözleşmesi ") ile dava dışı Esasburda Turizm ve İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş. tarafından yine dava dışı Regus Yönetim ve Danışmanlık Ltd. Şti.'ne iş yeri olarak kullanılmak üzere kiralanmıştır.1. Daha sonra Kiralanan, Kira Sözleşmesi'nin "Kira Sözleşmesinin Devri ve Alt Kira" başlıklı 5. maddesince düzenlenerek imzalanan 12/10/2017 tarihli Devir Protokolü ile Regus Yönetim ve Danışmanlık Ltd. Şti. tarafından tüm hak ve sorumluluklarıyla grup şirketi olan Numara 18 Ofis Yönetim ve Danışmanlık Ltd. Şti.'ye devredilmiştir (EK-1: Kira Sözleşmesi ve Devir Protokolü ). 2. Müvekkil Şirket, Kiralananı dava dışı kiraya veren Esasburda Turizm ve İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş.'den 16/11/2023 tarihinde satış yoluyla devralarak Türk Borçlar Kanunu'nun ("TBK ") 310'uncu maddesi uyarınca Kira Sözleşmesinin tarafı haline gelmiştir (EK-2: Tapu Senetleri) . Bunun üzerine Müvekkil Şirket, Beyoğlu 44. Noterliği vasıtasıyla gönderdiği 22/11/2023 tarih ve 5260 yevmiye numaralı ihtarname ile Kiralananın maliki haline geldiğini ve bundan böyle kira ödemelerini ihtarnamede belirtilen banka hesabına yapılması gerektiğini Davalıya bildirmiştir (EK-3: Beyoğlu 44. Noterliğinin 22/11/2023 Tarih ve 5260 Yevmiye Numaralı İhtarnamesi ve Tebliğ Şerhi) .3. İmza tarihi itibariyle yürürlüğe gireceği kararlaştırılan 06/06/2017 imza tarihli Kira Sözleşmesinin "Kira Sözleşmesinin Konusu" başlıklı 1'inci maddesinde, Kiralananın, Pasco Plaza'nın 6. katında yer alan 21-22-23-24 numaralı bağımsız bölümleri kapsadığı ve brüt 1.133 m2 olduğu belirtilmiştir.4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 1. 2. 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 1- 2- 1. 2. 3. 4. Kira Sözleşmesi’nin “Kira Sözleşmesinin Süresi” başlıklı 3’üncü maddesi uyarınca Kiracı dava dışı Regus’un kira bedelini ödeme yükümlülüğü, Kiralanan’ın teslimi ve ilk kira faturasının Regus adına düzenlenmesi ile 01/10/2019'da başlamıştır. Dolayısıyla Kira Sözleşmesi'nin imza tarihi üzerinden yaklaşık sekiz, Davalı'nın kira ödemeye başladığı tarih üzerinden beş yılı aşkın bir süre geçmiş bulunmaktadır. 5. Kira Sözleşmesinin "Kira Sözleşmesinin Süresi" başlıklı 3'üncü maddesi uyarınca, Davalı kiracının, ilk kira yılında aylık asgari 35-TL/m2 + KDV kira bedelinin altında 90-TL/m2 + KDV bedelinin üstünde olmamak kaydıyla, Kiracının, Kiralanandan elde edeceği aylık net karının %70'i oranında kira bedeli ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Devam eden yıllarda ise aylık asgari kira bedelinin, bir önceki kira yılında belirlenen kira tutarı üzerinden, 12 aylık ortalamalara göre belirlenen ÜFE + TÜFE oranlarının ortalamaları oranında artırılarak belirlenmesi kararlaştırılmıştır.6. Kiralananın 01/10/2024'te başlayan altıncı kira yılının başından itibaren ödenen asgari kira bedeli aylık 312.685,45-TL (birim metrekare fiyatı yaklaşık 275-TL)'dir (EK-4: Fatura ve Kira Ödeme Dekontları) . Kiralanan için halihazırda 312.685,45-TL kira bedeli ödenmektedir (EK-5: Ocak 2024 Kira Ödeme Dekontu ). 7. Ne var ki, Davalı tarafından Kiralanan için halihazırda ödenen kira bedeli, Kiralananın durumu, konumu ve emsal kira bedelleri de gözetildiğinde rayicin çok altında kalmıştır. Bu sebeple tarafımızca, 01/10/2024 tarihinde yenilenen kira dönemine ilişkin kira bedelinin belirlenmesi için arabuluculuk yoluna başvurulmuştur. 8. Yapılan arabuluculuk görüşmelerinde, atanan arabulucu, meslek etiğine ve arabuluculuk mevzuatına aykırı davranmış, düzenlediği son tutanakta da arabuluculuk görüşmeleri esnasında sergilediği tutumu devam ettirmiş; son tutanağı tarafların teyidine sunmadan ve tarafların imzalarını dahi almadan (ki taraflar imzadan imtina etmemiştir) yalnızca kendisi imzalamak suretiyle dosyayı "anlaşmama" olarak kapatmıştır (EK-6: 24/12/2024 tarihli Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı) . Arabuluculuk son tutanağı her ne kadar "anlaşmama" olarak düzenlenmiş ve dosya bu şekilde kapatılmışsa da bu tutanağın arabuluculuk mevzuatına aykırı şekilde düzenlenmiş olması, geçersiz addedilebileceği ve bu tutanağa dayanılarak açılacak davada Müvekkil Şirket'in dava şartını yerine getirmeme riskiyle karşı karşıya kalabileceği ve bu suretle hak kaybına uğrayabileceği kaygısıyla yeniden arabuluculuk başvurusu yapılmıştır. Yapılan ikinci başvuru kapsamında yürütülen arabuluculuk sürecinde taraflar anlaşmaya varamamış ve 23/01/2025 tarihli Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı düzenlenmiştir (EK-7: 23/01/2025 tarihli Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı) .9. Kira Sözleşmesinin "Uyuşmazlıklarda Yetkili Mahkeme" başlıklı 16'ncı maddesinde yer alan işbu sözleşmenin, eklerinin, tadillerinin ve ayrılmaz parçalarının uygulanmasından ve yorumundan doğacak tüm uyuşmazlıklarda İstanbul (Çağlayan) Mahkemelerinin yetkili olacağına ilişkin yetki kaydı yer almaktadır. Tarafların her ikisinin de tacir olduğu göz önünde bulundurulduğunda, geçerli şekilde kurulan yetki anlaşmasına istinaden Mahkemeniz nezdinde işbu davayı açma gerekliliğimiz hasıl olmuştur.10. III. KİRA TESPİTİ TALEBİMİZ TBK'nin 344/3'üncü maddesinde öngörülen 5 (beş) yıllık süre şartı sağlanmıştır. 1. 2. 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 1- 2- 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 1. TBK'nin 344/3'üncü maddesinde, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde, yeni kira yılında uygulanacak kira bedelinin tespit davası yoluyla belirlenmesi kira başlangıcından itibaren beş yıllık sürenin geçmesi şartına bağlanmıştır. Öte yandan, TBK'nin 345/1'inci madde hükmü uyarınca kira bedelinin tespiti davası kira başlangıcından itibaren beş yıllık sürenin dolmasıyla her zaman açılabilmekte olup kira sözleşmesinin süresi önem arz etmemektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 09/06/2020 tarih, 2018/416 E.-2020/732 K. sayılı kararında 01/08/2010 başlangıç tarihli ve on yıl süreli kira sözleşmesinde beşinci yılın sonundan (01/08/2015 tarihinden) itibaren kira bedelinin tespitine karar verilmiştir. İşbu davaya konu Kira Sözleşmesinin imza tarihinin 06/06/2017 olduğu ve Davalı'nın 01/10/2019 tarihinden bu yana kira ödediği göz önünde bulundurulduğunda beş yıllık süre şartı her halükarda sağlanmaktadır. TBK'nin 344/3'üncü madde hükmü uyarınca Kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri de gözetilerek Kiralananın kira bedelinin 01/10/2024 tarihinden başlanmak üzere aylık net 708.125-TL olarak tespitine karar verilmesini talep ederiz.2. Dava konusu Kiralananın halihazırdaki durumu, konumu ve özelliklerinden bahsedilecek olursa; Kiralanan, İstanbul Anadolu yakasında, en çok bilinen lüks ofis komplekslerinden biri olan Pasco Plaza'nın (Eski adı: Ofispark Maltepe Plaza) doğrudan dışarıdan giriş yapılabilen dükkan kısmında yer almaktadır. Pasco Plaza'da, onlarca lüks ofis katının yanı sıra; zincir market, zincir kafe/kahveci, zincir restoran ve lüks spor salonları bir arada bulunması dolayısıyla iş dünyası ve sosyal yaşam alanları iç içedir. 7 gün 24 saat yüksek güvenlikle korunmaktadır.
konu Kira Sözleşmesinin imza tarihinin 06/06/2017 olduğu ve Davalı'nın 01/10/2019 tarihinden bu yana kira ödediği göz önünde bulundurulduğunda beş yıllık süre şartı her halükarda sağlanmaktadır. TBK'nin 344/3'üncü madde hükmü uyarınca Kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri de gözetilerek Kiralananın kira bedelinin 01/10/2024 tarihinden başlanmak üzere aylık net 708.125-TL olarak tespitine karar verilmesini talep ederiz.2. Dava konusu Kiralananın halihazırdaki durumu, konumu ve özelliklerinden bahsedilecek olursa; Kiralanan, İstanbul Anadolu yakasında, en çok bilinen lüks ofis komplekslerinden biri olan Pasco Plaza'nın (Eski adı: Ofispark Maltepe Plaza) doğrudan dışarıdan giriş yapılabilen dükkan kısmında yer almaktadır. Pasco Plaza'da, onlarca lüks ofis katının yanı sıra; zincir market, zincir kafe/kahveci, zincir restoran ve lüks spor salonları bir arada bulunması dolayısıyla iş dünyası ve sosyal yaşam alanları iç içedir. 7 gün 24 saat yüksek güvenlikle korunmaktadır. Ulaşım olarak oldukça rahat bir konum olan E-5 Otoyolunun hemen kenarında yer almakla birlikte otobüs durakları ile Küçükyalı ve Maltepe Metro İstasyonlarına yürüme mesafesindedir. Önemle belirtmek gerekir ki, uygulamada genel olarak bu tür plazalarda yer alan ofis ve dükkan kiralarında; kira bedeli, metrekareye göre değerleme + KDV veya hasılat kirası tutarı gibi farklı kalemler üzerinden hesaplanarak ödenmektedir. Nitekim, Kira Sözleşmesinde de, aylık asgari 625-TL/m2 + KDV kira bedelinin altında olmamak kaydıyla, Kiracının, Kiralanandan elde edeceği aylık net karının %70'i oranında kira bedeli ödenmesi kararlaştırılmıştır. Oysaki, Kiralananın bulunduğu bölgeye çok yakın olan ve Kiralanana emsal teşkil eden; Kiralananın bulunduğu Pasco Plaza'da yer alan 566 metrekarelik bir ofis, 350.000-TL kira bedeli (birim metrekare fiyatı yaklaşık 620-TL) ile (https://www.sahibinden.com/ilan/emlak-is-yeri-kiralik-maltepe-pasco-plaza-adalar-ve-e5- cepheli-kiralik-ofis-kati-1163304632/detay), Maltepe ilçesi Çınar mahallesinde bulunan ve Kiralananın yakınındaki bir plazada 192 metrekarelik bir ofis, 120.000-TL kira bedeli (birim metrekare fiyatı 625-TL) ile (https://www.sahibinden.com/ilan/emlak-is-yeri-kiralik-a-plus-plaza-nidapark-kucukyali- da-192-m-kose-ofis-pluskdv-avantajli-1191370176/detay), 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 1- 2- 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 1. 2. Maltepe ilçesi Çınar mahallesinde bulunan ve Kiralananın yakınındaki bir plazada 193 metrekarelik bir ofis, 125.000-TL kira bedeli (birim metrekare fiyatı yaklaşık 647-TL) ile (https://www.sahibinden.com/ilan/emlak-is-yeri-kiralik-kucukyali-nida-kule-e5-ve-deniz- manzarali-ofis-1208339972/detay) gibi örnek ilanlar çeşitli gayrimenkul kiralama sitelerinde ilana çıkarılmıştır. İlanların işbu davanın açıldığı tarihte kaldırılması ihtimaline karşılık ilanların ekran görüntüleri işbu dilekçemiz ekinde Mahkemenize sunulmaktadır (EK-8: Emsal Taşınmaz İlanları) . Kiralananın bulunduğu bölgedeki emsal kira bedelleri ve Kiralananın durumu gözetildiğinde, kira rayicinin metrekare birim fiyatının en az net 625-TL olması gerektiği, bu sebeple toplamda 1.133 metrekare olan Kiralananın aylık kira bedelinin en az net 708.125-TL olması gerektiği kanaatindeyiz. TBK'nin 345/3'üncü maddesi uyarınca sözleşmenin yeni kira döneminde kira bedelinin artırılacağına ilişkin bir hüküm varsa, yeni kira döneminin sonuna kadar açılacak davada mahkemece belirlenecek kira bedeli, bu yeni dönemin başlangıcından itibaren geçerli olur. Kira Sözleşmesinde ilk kira yılı için kira bedelinin, aylık asgari 35-TL/m2 + KDV kira bedelinin altında 90-TL/m2 + KDV bedelini üstünde olmamak kaydıyla Kiracının, Kiralanandan elde edeceği aylık net karının %70'i oranında ödenmesi kararlaştırılmış ve devam eden yıllarda ise kira bedelinin, bir önceki kira yılında belirlenen kira tutarından, 12 aylık ortalamalara göre belirlenen ÜFE + TÜFE oranlarının ortalamaları oranında artırılarak belirlenmesi öngörülmüştür. Dolayısıyla, Kira Sözleşmesinde TBK'nin 345/3'üncü madde hükmü anlamında bir artış hükmü bulunmakta olup işbu dava ile kira tespitinin yeni kira döneminin başlangıcı olan 01/10/2024 döneminden itibaren talep edilebileceği açıktır. Yukarıda açıklanan tüm sebeplerle, Kiralananın özellikleri, konumu ve emsal kira bedelleri dikkate alındığında, Davalının Kiralanan için halihazırda ödenen kira bedeli rayicin çok altında kalmıştır. Kiralananın bulunduğu bölgedeki emsal kira bedelleri ve Kiralananın durumu da gözetildiğinde, kira bedelinin 01/10/2024 tarihinden itibaren başlanmak üzere aylık net 708.125-TL olarak tespitine karar verilmesini talep etme zorunluluğumuz doğmuştur. HUKUKİ SEBEPLER : 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve sair mevzuat. DELİLLER : Sair ve mukabil delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla; 06/06/2017 Tarihli Kira Sözleşmesi ve 12/10/2017 Tarihli Devir Protokolü, 1- Tapu Senetleri, 2- Beyoğlu 44. Noterliğinin 22/11/2023 Tarih ve 5260 Yevmiye Numaralı İhtarnamesi, 3- Fatura ve Kira Ödeme Dekontları, 4- Arabuluculuk Anlaşmama Tutanakları, 5- Emsal Taşınmaz İlanları, 6- Tanık,7- Keşif ve Bilirkişi İncelemesi, 8- 9- 10- 11- 1- 2- 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 1. 2. 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- Hukuki Mütalaa ve Uzman Görüşü, 9- Yemin,10- Yasal olarak sunulması olanaklı diğer tüm deliller. 11- SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda detaylıca açıklanan ve Mahkemenizce resen dikkate alınacak tüm sebeplerle; Kiralananın kira bedelinin 01.10.2024 kira döneminin başından itibaren uygulanmak üzere aylık net 708.125-TL olarak TESPİTİNE ,1- Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davalıya YÜKLETİLMESİNE 2- karar verilmesini saygılarımızla vekaleten talep ederiz. Davacı Bodrum Otel İşletmeleri Anonim Şirketi Vekili Av. Mehmet Suat Kayıkçı EKLER EK-1 : 06/06/2017 Tarihli Kira Sözleşmesi ve 12/10/2017 Tarihli Devir Protokolü EK-2 : Tapu Senetleri EK-3 : Beyoğlu 44. Noterliğinin 22/11/2023 Tarih ve 5260 Yevmiye Numaralı İhtarnamesi ve Tebliğ Şerhi EK-4 : Fatura ve Kira Ödeme Dekontları EK-5 : Ocak 2024 Kira Ödeme Dekontu EK-6 : 24/12/2024 tarihli Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı EK-7 : 23/01/2025 tarihli Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı EK-8 : Emsal Taşınmaz İlanları
Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL ANADOLU 28. İŞ MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE, Dosya No: 2023/270 E. Duruşma Tarihi: 28.09.2023 DAVALI : Unilever Sanayi ve Ticaret Türk A.Ş. VEKİLİ : Av. Erim BENER- Av. Ayşegül ÖZGEN LEVİ (Adres antettedir) DAVACI : Ali Fuat Kocabeyler Barbaros Mah. Andromeda Residense C2 Blok No: 180 Ataşehir/Istanbul VEKİLİ : Av. Gülşah Erdoğan KONU : Huzurdaki davaya ilişkin cevap dilekçemizin ve delillerimizin süresi içinde sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR : Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı dava dilekçesinde özetle; 17.11.2003- 02.03.2018 tarihleri arasında Müvekkil Şirket nezdinde “Sülfanasyon Proses Mühendisi” olarak çalıştığını, şirket içerisinde negatif ayrımcılık yapılmak suretiyle iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini iddia ederek işçilik alacaklarının tahsili talebiyle huzurdaki işbu davayı ikame etmiştir. Önemle ifade etmek isteriz ki, dava dilekçesinde iddia edilen hususlar somut gerçeğe, usule ve hukuka aykırı olup; işbu dilekçede ifade ettiğimiz hususlar doğrultusunda huzurdaki davanın Müvekkil Şirket yönünden REDDİNE karar verilmesi gerekmektedir. 1.USULE İLİŞİN CEVAPLARIMIZ 1.1. DAVACININ TALEPLERİ ZAMANAŞIMINA UĞRAMIŞTIR. Davacının iddialarını hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacının talep ettiği sendikal tazminat, ihbar tazminatı/ikramiyesi ile iş bulma ödeneği talepleri ücret niteliğinde birer alacak olup, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32/son paragrafı uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Huzurda bulunan işbu dava 08.05.2023 tarihinde ikame edildiğinden 08.05.2018 Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com tarihi öncesi sendikal tazminat, ihbar tazminatı/ikramiyesi ile iş bulma ödeneği talepleri yönünden zamanaşımı itirazımızın kabulüne karar verilmesini öncelikle talep ediyoruz. 1.2.DAVACI TARAFINDAN İSTANBUL ANADOLU 11. İŞ MAHKEMESİ 2023/181 E. DAVASI İLE SAYIN MAHKEMENİZ HUZURUNDAKİ DAVANIN HMK. 166 MADDESİ GEREĞİNCE BİRLEŞTİRİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ. HMK 166. Maddesi “...(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar...” şeklinde düzenlenmiştir. Davacı tarafından da yine işçilik alacaklarının tahsili talebiyle Müvekkil Şirket’e karşı İstanbul Anadolu 11. İş Mahkemesi 2023/181 E. numarası ile derdest bir dava açılmıştır. Usul ekonomisi gereğince ve de HMK 166. maddesi kapsamında Sayın Mahkemeniz huzurundaki davanın yine Müvekkil Şirket’e karşı İstanbul Anadolu 11. İş Mahkemesi 2023/181 E. Numarası ile açılmış olan dava ile birleştirilmesini talep ediyoruz. 2. ESASA İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ 2.1. DAVACI İLE MÜVEKKİL ŞİRKET ARASINDAKİ İŞ İLİŞKİSİNİN KAPSAMI Müvekkil Şirket; 190 ülkede 400’ün üzerinde markası ile Hollanda-İngiliz menşeli bir şirket olup, tüketicilerinin beslenmesine yardımcı olmakta, tüketicilerin kendilerini ve evlerini temiz ve ferah tutmak için tercih ettikleri ürünleri üretmekte, pazarlamakta ve dağıtmaktadır. Aynı zamanda Türkiye’de 4 fabrikası, 5.000’i aşkın çalışanı, 20.000’den fazla tedarikçisi ile faaliyet gösteren köklü ve kurumsal bir şirkettir. Davacı da imzalamış olduğu iş sözleşmesine istinaden 17.11.2013 tarihinden, iş sözleşmesini sona erdirdiği 02.03.2018 tarihine kadar Müvekkil Şirket’te çalışmıştır. Davacı, Müvekkil Şirket’te çalıştığı süre boyunca tüm hak edişleri eksiksiz olarak kendisine ödenmiş ve bordrosuna da yansıtılmıştır (EK-1: Davacının bordroları). 2.2. DAVACI İŞ SÖZLEŞMESİNİ İŞ YERİ DEĞİŞİKLİĞİNİ KABUL ETMEYEREK KENDİ İRADESİ İLE SONA ERDİRMİŞTİR. Davacı, Müvekkil Şirket’in Gebze fabrikasında 17.11.2003 tarihinden 02.03.2018 tarihine kadar “Proses Mühendisi” olarak çalışmıştır (EK-2: Davacı ile Müvekkil Şirket arasındaki İş Sözleşmesi ve davacının işe giriş bildirgesi) . Davacının çalışmış olduğu fabrikanın Konya’ya taşınması nedeniyle davacıya işyeri değişikliği teklif edilmiş ancak davacı tarafından kabul edilmeyerek iş sözleşmesi kendisi tarafından feshedilmiştir. İş sözleşmesi yapısı itibariyle sürekli borç edimleri doğuran bir sözleşme ilişkisi olup, işverenin yönetim hakkı bu sözleşmeden kaynaklanan temel haklarından birisidir. Bağımlı iş Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com görme borcu çerçevesinde işveren, işçinin hangi işi göreceğini, nerede ve nasıl ifa edeceğini belirleme hakkına sahiptir. Bu çerçevede davacı öncelikle olarak Müvekkil Şirket’in Gebze/ Kocaeli fabrikasında çalışmış ancak Müvekkil Şirket’in Gebze HPC fabrikasının Konya iline taşınması nedeniyle Konya fabrikasında görevlendirilmek istenmiştir. Bu aşamada Müvekkil Şirket’in tüm iyi niyeti ile davacıya görev değişikliği teklif etmiş olduğunu belirtmek isteriz. Bir başka deyişle, her ne kadar davacı dava dilekçesinde kendisine negatif ayrımcılık yapıldığını, iş sözleşmesinin haksız bir şekilde sona erdirildiğini iddia etmiş olsa da, bu iddiaların hepsi gerçek dışıdır. Nitekim, davacı kendi talebi ile görev yeri değişikliğini kabul etmeyerek iş sözleşmesini sona erdirmiş ve kıdem ile ihbar tazminatlarının kendisine ödenmesini talep etmiştir. Davacının talebi doğrultusunda; bütün hak ve alacakları ödenmek suretiyle iş sözleşmesi sona ermiştir. Gebze fabrikasının taşınması nedeniyle işyeri değişikliği yapan Müvekkil Şirket’in dürüstlük kurallarına uygun davranmış olduğu açıktır. Bu bağlamda insana ve bireye verdiği değeri kendisine ilke edinen Müvekkil Şirket, çalışanlarına karşı da aynı tutumu sergilemekte ve bu noktada çalışanın emeğini karşılıksız bırakmama hususunda her zaman hassas ve ilkeli davranmaktadır. Bu nedenle diğer çalışanlara yapılan ödemelerin kendisine yapılmadığı konusundaki mesnetsiz iddiaları hiçbir surette kabul etmediğimizi belirtmek isteriz. 2.3. DAVACININ SENDİKAL TAZMİNAT TALEBİNİN REDDİ GEREKMEKTEDİR. Yukarıdaki beyanlarımızı tekrarla, davacının iş sözleşmesi görev değişikliği teklifini kabul etmemesi nedeniyle sona ermiştir . Bir başka deyişle; davacının iş sözleşmesi sendika üyeliği ve/veya sendikal faaliyetleri sebebiyle feshedilmemiştir. Bu nedenle de, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının herhangi bir sendikal tazminata hak kazanması veyahut talep edebilmesi mümkün değildir. Davacı tüm gerçekleri çarpıtarak, adeta sapla samanı karıştırmış ve gerçeğe aykırı iddiaları ile kendi lehine birtakım deliller yaratmaya çalışmıştır. Dava konusu dışındaki tüm bu iddialar tamamen soyut birer beyandan ibaret olup, ispat yükü kendisinde olmasına rağmen bu iddiaları ispatlayacak tek bir delil dahi sunabilmiş değildir . Bu nedenle dahi davacının haksız ve hukuka aykırı sendikal tazminat isteminin reddini talep ediyoruz. 2.4. DAVACININ MÜVEKKİL ŞİRKET’TEN 65 HAFTA TUTARINDA İHBAR TAZMİNATI VEYAHUT İŞ BULMA ÖDENEĞİ ALACAĞI YOKTUR. Davacı, dava dilekçesinde davacının sendikaya bağlı olması nedeniyle kendisine ayrımcılık yapıldığını, diğer işçilerin zorla işten çıkartıldığını, bu şekilde maliyetlerin düşürülmeye çalışıldığı, işçilerin maaşlarını yarıya düşürülerek çalışmaya devam ettirildiklerini, iki kez teşvik paketi uygulandığını ve fakat davacı ile ikale yapılmadığı, bu nedenle de diğer çalışanlara ödendiğini iddia ettiği 65 hafta tutarındaki ihbar tazminatının ve iş bulma ödeneğinin kendisine ödenmesini talep etmektedir. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Bu aşamada önemle belirtmek isteriz ki; dava dilekçesinde, işten ayrılan Erol Aydoğan, Ersin Kaya, Ilkay Vardoğan, Burhan Ozan ve Mustafa Tarcan isimli çalışanlara ikale sözleşmeleri kapsamında fazladan 65 hafta
talep ediyoruz. 2.4. DAVACININ MÜVEKKİL ŞİRKET’TEN 65 HAFTA TUTARINDA İHBAR TAZMİNATI VEYAHUT İŞ BULMA ÖDENEĞİ ALACAĞI YOKTUR. Davacı, dava dilekçesinde davacının sendikaya bağlı olması nedeniyle kendisine ayrımcılık yapıldığını, diğer işçilerin zorla işten çıkartıldığını, bu şekilde maliyetlerin düşürülmeye çalışıldığı, işçilerin maaşlarını yarıya düşürülerek çalışmaya devam ettirildiklerini, iki kez teşvik paketi uygulandığını ve fakat davacı ile ikale yapılmadığı, bu nedenle de diğer çalışanlara ödendiğini iddia ettiği 65 hafta tutarındaki ihbar tazminatının ve iş bulma ödeneğinin kendisine ödenmesini talep etmektedir. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Bu aşamada önemle belirtmek isteriz ki; dava dilekçesinde, işten ayrılan Erol Aydoğan, Ersin Kaya, Ilkay Vardoğan, Burhan Ozan ve Mustafa Tarcan isimli çalışanlara ikale sözleşmeleri kapsamında fazladan 65 hafta tutarında ihbar tazminatı ikramiyesinin ödendiğini ve iş bulma ödeneğinin ödendiğini iddia etmektedir. Dava dilekçesinde bahsi geçen kişilerin görevleri ve yetkinlikleri davacı ile tamamen birbirinden farklıdır. Davacı bu kişiler ile emsal işçi niteliğinde olmadığı gibi, bu kişiler işverenin yönetimsel yetkisi kapsamında uyguladığı teşvik programından faydalanmayı talep etmiş ve bu talepleri doğrultusunda da ikale sözleşmesi imzalanmıştır. Davacının iddialarının aksine ortada işçi ve işveren arasında bir mutabakat vardır. Anılan kişiler Müvekkil Şirket uygulamalarından biri olan teşvik programından faydalanmak istemişler ve bu nedenle de Müvekkil Şirket bu kişiler ile ikale sözleşmesi imzalamıştır. Günümüzde bu tip teşvik programlarından pek çok şirketin ve de işçilerin yararlandığı görülmekte ve bu tip teşvik programlarının uygulanmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Önemli olan tarafların karşılıklı iradelerinin birleşmesi ve koşulların sağlanmış olmasıdır. Öte yandan davacının iş sözleşmesinin sona erme nedeni ve şekli dava dilekçesinde adı geçen kişilerden tamamen farklıdır. Nitekim bu kişilerin iş sözleşmeleri ikale yapılmak suretiyle sona ermiştir. Oysa davacının iş sözleşmesi kendisine önerilen görev değişimini kabul etmeyerek kıdem ve ihbar tazminatını alarak işyerinden ayrılmak istemesi neticesinde sona ermiştir. Hal böyleyken de; davacının talep ettiği 65 hafta tutarındaki ihbar tazminatı ile iş bulma ödeneğine hak kazanamayacağı açıkça ortadadır. Nitekim davacının iş sözleşmesi ikale ile sona ermemiş ve de kendisi gerekli koşulları sağlamadığından anılan işçilik alacaklarına hak kazanması mümkün değildir. Bu nedenle biz de davacının bu mesnetsiz ve gerçek dışı iddialarının reddini talep ediyoruz. 2.5. DAVACININ İDDİALARININ AKSİNE KENDİSİNE İSTİFA ETMESİ İÇİN BASKI YAPILMASI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. BU YÖNDEKİ İDDİALARININ TÜMÜNÜ REDDEDİYORUZ. Müvekkil Şirket’in davacıya baskı yaptığı, yıpratıcı bir ortamda çalıştığı, iş koşullarının ağırlaştırıldığı, diğer çalışanlardan farklı prosedürler uyguladığı ve istifaya zorladığı iddiaları tamamen gerçek dışı olup, haksız kazanç sağlamaya yöneliktir. İşverenin veya vekillerinin işin yürütümü ve işçilerin işyerindeki davranışlarını düzenleyebilme hakkına işverenin yönetim hakkı denir. İşveren bu hakkı çerçevesinde işyerinde görülecek işleri, bu işlerin görülme biçimini, bu işlerin görülme zamanını, görülme yerini, bu işleri görecek kişileri seçme ve bu kişilerin yetki ve sorumluluklarını belirleme ve de işçilerin işin gereklerine uygun davranmalarını sağlama ve denetleme yetkisine haizdir. İşverenin veya vekillerinin yönetim hakları çerçevesinde emir, talimat ve uygulamaları baskı ya da istifaya zorlama şeklinde yorumlanması hukuken geçerli değildir. Gerek Anayasa Mahkemesi kararlarında gerekse doktrinde belirtildiği üzere din, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, mezhep vb. sebeplerle ortaya çıkabilecek ayırım yapma yasağına aykırı olarak kişinin şahsına yönelik ve onu işyerinden elemine etme amacıyla yapılan Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com saldırılar ayrımcılık/mobbing sayılmaktadır. Bu çerçevede davacıya ne kanuna ne de iş sözleşmesine aykırı herhangi bir davranış sergilenmemiştir. Nitekim davacı tarafından dava dilekçesinde iddia ettiği gibi Müvekkil Şirket tarafından kendisine ayrımcılık yapıldığı, istifaya zorlandığına dair hiçbir delil sunmuş değildir, soyut ifadeler ile sadece beyanda bulunmaktadır. Hatta öyle ki, davacının dava dilekçesinde iddialarını ispata yarar delil bile bulunmamaktadır. Bu durum da davacını iddialarının gerçek dışı olduğunu açıkça koymaktadır. Bu aşamada davacının sunacağı delillere karşı ek savunma/delil sunma hakkımızı saklı tutarız. Öte yandan kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bu iddiaların davacının işbu dava konusu talepleri ile de herhangi bir ilgisi yoktur . Davacının dava konusu dışındaki iddialarının hiçbirini kabul etmiyoruz. Müvekkil Şirket tüm dünya çapında faaliyet gösteren global ve köklü bir firma olup, şirket içerisinde uygulanan kural/talimat ve prosedürler kişiden kişiye göre değişmemekte, herkese uygulanan prosedür ve kurallar aynı şekilde sürdürülmektedir. Bu sebeple de davacının dava dilekçesindeki iddiaları tamamen soyut ve mesnetsizdir, kabul etmiyoruz. Ayrıca davacı tarafından imzalanan İBRANAMEDE davacı iş yerinden ayrıldığını, çalışma süresi boyunca bütün ücretlerini, her türlü sosyal haklarını, hafta ve genel tatil günlerine ait ücretlerini, fazla mesai ücretlerini, yıllık izin ücretlerini eksiksiz olarak aldığını ve Müvekkil Şirket'ten herhangi bir alacağının kalmadığını beyan ederek kabul etmiştir (EK-3: İbraname) . Sayın Mahkemenizin de takdir edeceği üzere davacı görevi, yetkinliği ve eğitim/öğrenim durumu düşünüldüğünde ibranamenin sonuçlarını bilebilecek durumdadır. Davacı iradesinin sakatlandığına dair herhangi bir delil de sunabilmiş değildir. Bu nedenle de davacının haksız ve mesnetsiz iddialarını hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Netice itibariyle, davacının Müvekkil Şirket’ten hiçbir alacağı bulunmamakta olup, huzurdaki dava her yönüyle haksız ve hukuka aykırıdır. Arz ve izah edilen nedenlerle, mesnetsiz iddialarla ikame olunan huzurdaki davanın reddi zorunluluk arz etmekte ve Sayın Mahkemenizden talep olunmaktadır. HUKUKİ SEBEPLER : 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili yasal mevzuat. DELİLLER : Karşı tarafın delillerine karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla delil listemiz aşağıdaki gibidir: 1.Davacının iş sözleşmesi, davacının işe giriş-çıkış bildirgeler (Ektedir) 2.Davacıya yapılan ödemeleri gösteren banka kayıtları (Celbi talep olunmaktadır) 3.Davacının maaş bordroları (Ektedir) 4.Davacının özlük dosyasına ilişkin diğer kalan tüm belgeler, fesih bildirimi, ibraname vb. (Ektedir) Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 5.Ticari defter ve belgeler 6.Tanık listesi i)Ayhan Şener (TC: 27613876112) Adres: Sancak Mahallesi Veysel Karani Caddesi D Blok No:2d İç Kat:41 Selçuklu, Konya ii)Serdar Gül (TC: 24164247910) Adres: Beyhekim Mah. Büyükşehir Cad. C2 Giriş Blok No: 83 H İç Kapı: 12 Selçuklu, Konya 7.Bilirkişi incelemesi ve keşif 8.Ve sair her türlü yasal delil. SONUÇ VE TALEP : Açıklamalar bölümünde gerek maddi gerek hukuki olarak izah ve ispat ettiğimiz üzere, davacının sunacağı delillere karşı delil sunma ve her türlü talep/alacak hakkımız saklı kalmak kaydıyla; DAVANIN ÖNCELİKLE HMK 166. maddesi kapsamında İstanbul Anadolu 11. İş Mahkemesi 2023/181 E. dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, HER HALÜKARDA DAVACININ HAKSIZ VE MESNETSİZ DAVASININ TÜM YÖNLERİ İLE USUL VE ESASTAN REDDİNE, Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini vekâleten
E inbox@bener.com | bener.com 5.Ticari defter ve belgeler 6.Tanık listesi i)Ayhan Şener (TC: 27613876112) Adres: Sancak Mahallesi Veysel Karani Caddesi D Blok No:2d İç Kat:41 Selçuklu, Konya ii)Serdar Gül (TC: 24164247910) Adres: Beyhekim Mah. Büyükşehir Cad. C2 Giriş Blok No: 83 H İç Kapı: 12 Selçuklu, Konya 7.Bilirkişi incelemesi ve keşif 8.Ve sair her türlü yasal delil. SONUÇ VE TALEP : Açıklamalar bölümünde gerek maddi gerek hukuki olarak izah ve ispat ettiğimiz üzere, davacının sunacağı delillere karşı delil sunma ve her türlü talep/alacak hakkımız saklı kalmak kaydıyla; DAVANIN ÖNCELİKLE HMK 166. maddesi kapsamında İstanbul Anadolu 11. İş Mahkemesi 2023/181 E. dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, HER HALÜKARDA DAVACININ HAKSIZ VE MESNETSİZ DAVASININ TÜM YÖNLERİ İLE USUL VE ESASTAN REDDİNE, Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini vekâleten saygılarımızla arz ve talep ederiz. 03.07.2023 Davalı UNILEVER Sanayi ve Ticaret Türk A.Ş. Vekilleri Av. Burcu GÖKTAN, Av. Ayşegül ÖZGEN LEVİ
İSTANBUL ANADOLU (…) İŞ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE, DAVACI : Serhat KABA (T. C. No: 42466564658 ) Kirazpınar Mah. 2744. Sok. No:51 D:9, Gebze/Kocaeli VEKİLİ : Av. Gizem YILMAZ (İstanbul Barosu 51680) Fulya Mah. Garaj Sok. Say Apt. No: 3 K:7 D:7, Şişli/İstanbul DAVALI : Türk Philips Ticaret Anonim Şirketi (Büyük Mükellefler V. D : 8760051212) Ünalan Mah. Libadiye Cad. Emaar Square Sit. F Blok No: 82F/92, Üsküdar/İstanbul T. KONUSU : Müvekkilin davalı şirket ile olan iş sözleşmesinin 4857 sy. İş Kanunu m. 24/2 uyarınca haklı nedenle feshedildiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,- TL kıdem tazminatı ve 1.000,- TL fazla mesai alacağının mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesi talebimizden ibarettir. HARCA ESAS DEĞER : 2.000,- TL AÇIKLAMALAR : Müvekkil Serhat Kaba, 10/02/2016 tarihli iş sözleşmesi uyarınca 22/02/2016 tarihinden 06/07/2023 tarihine kadar davalı şirkette “Technical Service Specialist” olarak çalışmıştır. Müvekkil, taraflar arasındaki iş sözleşmesine binaen kendisine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmiş, yoğun çalışma temposuna ve süreklilik arz eden iş seyahatlerine riayet ederek çalışmıştır. Davalı şirket nezdindeki pozisyonda müvekkil tek personel olup, ancak 2-3 personel ile karşılanabilecek seviyedeki iş yoğunluğuna müvekkil tek başına katlanmak durumunda kalmıştır. Bu sebeple müvekkil mevzuata aykırı şekilde 270 saati aşan sürelerde fazla mesai yapmak zorunda kalmış, yasak çalışma kapsamına girecek şekilde günde 11 saatten fazla çalıştırılmış, yıllık izinlerini hiçbir zaman tam kullanamamış, yapmış olduğu fazla mesai ücretleri ise eksik ödenmiştir. Davalı şirketin ağır çalışma koşullarında düzeltmeye gitmemesi, müvekkilin gerek aile ve sosyal hayatını gerek ise sağlığını etkilemeye başlamıştır. Birtakım şikayetlerle gittiği doktor kontrolünde, kendisine yüksek tansiyon teşhisi konulmuş ve genç bir yaşta olmasına rağmen tansiyon ilacı kullanmaya başlamıştır. Tüm bu sebeplerle Müvekkil için katlanılmaz bir hale gelen iş sözleşmesini fesih zorunluluğu doğmuştur. (Hastane kayıtları ayrıca sunulacaktır.) 1- 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 1- 2- 1) 2- 3) Bu kapsamda, T. C. Beyoğlu 52. Noterliği'nin 19475 yevmiye numaralı ve 05/07/2023 tarihli ihtarname ile 4857 sy. İş Kanunu m. 24 uyarınca iş sözleşmesinin haklı sebeple derhal feshedildiği, müvekkilin ödenmeyen hak ve alacaklarının ödenmesi istemi davalı şirkete ihtar edilmiştir. (Ek-1: T. C. Beyoğlu 52. Noterliği'nin 19475 yevmiye numaralı ve 05/07/2023 tarihli ihtarname) Gelinen noktada müvekkilin iş sözleşmesinden kaynaklanan hak ve alacakları ödenmediği için dava şartı kapsamında arabuluculuk başvurusu yapılmış, arabuluculuk süreci anlaşamama ile sona ermiştir. (Ek-2: Arabuluculuk Son Tutanağı) İşbu sebeplerle, müvekkilin 22/02/2016 tarihinden 06/07/2023 tarihine kadar olan çalışması karşılığı kıdem tazminatının ve ödenmeyen fazla mesai alacaklarının hesaplanarak ödenmesi amacı ile huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olmuştur. Şöyle ki; İŞ SÖZLEŞMESİNİN HAKLI SEBEPLE FESHİNE İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ Mevzuata Aykırı Şekilde Fazla Çalışma Yapılması Yönünden 1- Müvekkil, 22/02/2016 tarihinden 06/07/2023 tarihine kadar davalı şirket nezdinde “Technical Service Specialist” olarak çalışmıştır. Müvekkilin yapmakta olduğu iş karşılığı ücret anlaşması brüt ücret üzerinden olup, son brüt ücreti 44.442,70 TL'dir. Müvekkilin yapmakta olduğu işin gereklilikleri ve ilgili serviste müvekkilden başka çalışan bir personel olmaması sebebi ile müvekkil aşkın sürelerle çalıştırılmış, yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere bütün iş seyahatlerine iştirak etmiştir. Müvekkilin yapmış olduğu fazla çalışmaların süresi, yasal olarak belirlenen sınırları aşmaktadır. Şöyle ki; 4857 sy. İş Kanunu m. 41 uyarınca fazla çalışma ücreti ve şartları düzenlenmiş olup, "Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamaz." denilmek suretiyle fazla çalışma süresine kısıt getirilmiştir. Çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlıklarının korunması gerekliliği nedeni ile fazla çalışmaya belirli bir sınır getirilmiş olup, 270 saati aşan süre ile fazla çalışma yaptırılması yasanın amir hükümlerine aykırıdır. Aynı şekilde 4857 sy. İş Kanunu m.63 uyarınca çalışma süresi düzenlenmiş olup, "Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz." denilmek suretiyle günlük çalışma süresinin 11 saati aşması “yasak çalışma” olarak düzenlenmiştir. 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 1- 2- 1) 2- 3) 1- Müvekkilin normal çalışma saatleri 08:00 - 17:00 arasındaysa da, müvekkilin çalışması birçok gün 11 saati aşmakta ve hatta haftasonları da çalışmak suretiyle gerçekleşmiştir. Müvekkilin 2023 yılı ilk altı ayında yani Ocak-Haziran ayları arasındaki fazla çalışma süresi dahi 270 saati aşar niteliktedir. Davalı şirket hukuka aykırı bir şekilde müvekkili günde 11 saati aşan çalışmalara mecbur bırakmış ve yıllık 270 saati geçen fazla çalışma süreleri ile çalıştırmıştır. Bu husus müvekkile yapılan ödemeleri gösterir bordrolardan açıkça anlaşılmakta olup, fazla mesai formlarının celbi ve tanık beyanları ile de sübut bulacaktır. Bunun yanı sıra müvekkilin bordrolarına yansıtılmayan fazla çalışmaları da mevcut olup, Mahkemece yapılacak incelemede ispatlayacağımız bu fazla çalışmalar da eklenmek suretiyle değerlendirme yapılmasını talep etmekteyiz. Gelinen noktada, yasanın amir hükümlerine ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına aykırı şekilde çalıştırılan müvekkilin haklı sebeple iş sözleşmesini feshettiği açıktır. Müvekkilin bordroları incelendiğinde, fazla çalışma karşılığı birtakım ödemelerin yapıldığı görülmektedir. Ne var ki, iş gereği yapılan yurtiçi ve yurtdışı iş seyahatlerde yolda geçen sürelerin de hesaplanarak ödenmesi gerektiği halde, müvekkile çalıştığı süre boyunca bu kapsamda hiçbir ödeme yapılmamıştır. 4857 sy. İş Kanunu'nun 66. Maddesi ile çalışma süresinden sayılan haller düzenlenmiştir: Madde 66 - Aşağıdaki süreler işçinin günlük çalışma sürelerinden sayılır: 1/ b) İşçilerin işveren tarafından işyerlerinden başka bir yerde çalıştırılmak üzere gönderilmeleri halinde yolda geçen süreler. (...) Bu hüküm uyarınca işçilerin işyerinden başka yerde çalıştırılmak üzere gönderilmeleri halinde yolda geçen sürelerin de çalışma süresinden sayılacağı açıklanmıştır. Müvekkil işi gereği, Elazığ, Kayseri, Batman, İzmir, Ankara, Konya, Almanya, Cidde, Riyad, Lefkoşa daha pek çok yurtiçi ve yurtdışı seyahatlerde bulunmuştur. Bu seyahatler uçakla gerçekleşmekte olup, uçuşlardan 2 saat önce havalimanında bulunma zorunluluğu, uçuş süreleri, rötar halinde yapılan beklemeler, dönüş seferlerinde geçen bekleme ve uçuş süreleri vb. başta olmak üzere çalışma süresinden sayılan, mesai saatleri içerisine denk gelmeyen ve fazla çalışma süresi olarak hesaplanması gereken çalışmalarda bulunmuştur. Davalı şirket bu seyahatlerin hiçbiri için fazla mesai ücreti ödememiş, bunu bordrolara yansıtmamıştır. Bu seyahatlerin süreleri de bordrolara yansıdığında müvekkilin 270 saati ikiye üçe katlayacak şekilde, insanüstü bir performansla çalışma gayreti gösterdiği izahtan vareste 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 1- 2- 1) 2- 3) 1- olacaktır. Müvekkilin iş seyahatleri çeşitli acentalar aracılığı ile organize edilmiştir. Bu acentalardan bir kısmı Turk Express, BCD Travel, Seturbiz gibi firmalar olup, bu firmalara müzekkere yazılarak,
bulunmuştur. Bu seyahatler uçakla gerçekleşmekte olup, uçuşlardan 2 saat önce havalimanında bulunma zorunluluğu, uçuş süreleri, rötar halinde yapılan beklemeler, dönüş seferlerinde geçen bekleme ve uçuş süreleri vb. başta olmak üzere çalışma süresinden sayılan, mesai saatleri içerisine denk gelmeyen ve fazla çalışma süresi olarak hesaplanması gereken çalışmalarda bulunmuştur. Davalı şirket bu seyahatlerin hiçbiri için fazla mesai ücreti ödememiş, bunu bordrolara yansıtmamıştır. Bu seyahatlerin süreleri de bordrolara yansıdığında müvekkilin 270 saati ikiye üçe katlayacak şekilde, insanüstü bir performansla çalışma gayreti gösterdiği izahtan vareste 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 1- 2- 1) 2- 3) 1- olacaktır. Müvekkilin iş seyahatleri çeşitli acentalar aracılığı ile organize edilmiştir. Bu acentalardan bir kısmı Turk Express, BCD Travel, Seturbiz gibi firmalar olup, bu firmalara müzekkere yazılarak, müvekkil adına planlanmış tüm seyahatlerin dökümlerinin celbini talep etmekteyiz. Bununla beraber, müvekkil çalışmakta olduğu süre boyunca 0 533 564 59 88 nolu şirket hattını kullanmış olup, haftaiçi ve haftasonu ayrımı gözetmeksizin bayilere destek, uyku laboratuvarları destek, hastaların araması, satış ekibine destek v.b. noktalarda normal mesai sürelerini aşan nitelikte görüşmeler yapmak durumunda kalmıştır. Müvekkilin sağlık sektöründe hizmet verdiği nazara alındığında, mesai sonrası dahi olsa desteğini esirgemediği, dinlenme saatlerinde dahi hizmet vermeye devam ettiği ilgili GSM operatörüne yazılacak müzekkere ile elde edilecek kayıtlardan açıkça anlaşılacaktır. Bu kapsamda Vodafone Bilgi ve İletişim Hizmetleri A. Ş. 'ye müzekkere yazılarak, müvekkilin çalıştığı süre boyunca 0 533 564 59 88 nolu şirket hattından yapılan tüm arama kayıtların gün ve saat gösterir şekilde celbini talep etmekteyiz. Aynı şekilde müvekkil davalı şirkette çalıştığı süre boyunca 34 LZ 1759, 34 KU 3546 ve 34 EUZ 139 Plakalı şirket araçlarını kullanmıştır. Müvekkilin aşkın çalışma saatleri ve yolda geçen sürelerin hesabında nazara alınması amacı ile yukarıda plakaları yazılı araçların kiralandığı Leaseplan Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi'ne müzekkere yazılarak bildirdiğimiz araçların GPS kayıtlarının ve OGS-HGS kayıtlarının celbini talep etmekteyiz. 4857 sy. İş Kanunu m. 32 ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, fazla mesai ücretleri esas ücretin bir parçası olup, bu ücretlerin kanun hükümlerine uygun şekilde hesaplanıp ödenmesi gerektiği açıktır. Açıkladığımız hususlar, sunacağımız ve toplanacak deliller ve yargılama sırasında ortaya çıkacak diğer hususlar nazara alınarak, müvekkilin ödenmeyen fazla çalışma ücretlerinin bilirkişiler marifeti ile hesaplanmasını ve mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile davalı şirketten tahsilini talep etmekteyiz. 2- Yıllık İzinlerin Yasaya Aykırı Şekilde Kullandırılması Yönünden Müvekkil çok yoğun bir tempoda çalışmasına ve ruh ve beden sağlığı için dinlenmesi gerektiği sabit olmasına rağmen, haketmiş olduğu yıllık izinleri hiçbir zaman tam kullanamamış, davalı şirkete bildirdiği yıllık izin tarihleri iş yoğunluğu ve o işi müvekkilden başka yapacak kimsenin olmaması sebebi ile defalarca iptal edilmiştir. Yıllık izin süresi tarafların anlaşmasıyla ve bir bölümü 10 günden aşağı olmamak üzere bölünebilir niteliktedir. Yıllık izinlerin talep edilmesine rağmen çok kısa sürelerle kullandırılması Yargıtay 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 1- 2- 1) 2- 3) 1- kararları uyarınca işçi açısından haklı fesih sebebi olarak değerlendirilmektedir. Müvekkil 2021 yılında sadece 8 gün izin kullanabilmiş, 2022 yılında 17 gün izin kullanmış, 2023'te ise 3 gün izin kullanmıştır. Bu izinler, davalı şirketten celp edilecek yıllık izin formları incelendiğinde görüleceği üzere 10 günden aşağı şekilde bölünmüştür. Müvekkil hiçbir zaman yıllık izinlerinde yeterince dinlenememiş, kendisinden başka o bölümde çalışan personel olmaması sebebi ile yıllık izinlerinde dahi gelen aramalara cevap vermiş, bilgisayarda gereken işleri yapmıştır. Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği m.6'da açıkça yer verildiği üzere, "Yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez. Bu iznin 53 üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesi zorunludur. Ancak, 53 üncü maddede öngörülen izin süreleri, tarafların anlaşması ile bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere (Değişik ibare:RG-18/8/2017- 30158) bölümler halinde kullanılabilir." denilmek suretiyle, tarafların anlaşması olsa dahi yıllık iznin bir bölümü 10 günden aşağı olamayacaktır. Yukarıda izahına çalıştığımız hususlar dikkate alındığında, müvekkilin çalışma koşullarının hayatın olağan akışına aykırı derecede ağır olduğu, bu durumun şirketçe bilinmesine ve hatta bu tempoya rağmen yüksek performans sergilediği için takdir edilmesine rağmen iş koşullarının düzeltilmemesi müvekkil için katlanılmaz bir hal almıştır. Müvekkil tüm bu sebeplerle, davalı şirkette çalıştığı süre boyunca ailesi ve çocuklarıyla zaman geçirememiş, kendisine dinlenecek kadar dahi vakit ayıramamış, sosyal hayatı sona ermiştir. Tüm bu hususlar, yasanın amir hükümleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları nazara alındığında, iş sözleşmesinin 4857 sy. İş Kanunu m. 24/2 uyarınca haklı sebeple feshedildiği açık olup, müvekkile yasadan doğan hak ve alacaklarının ödenmesi gerekmektedir. MÜVEKKİLİN YASADAN DOĞAN TÜM HAK VE ALACAKLARININ BİLİRKİŞİLER MARİFETİYLE HESAPLANMASINI VE DAVALI ŞİRKETTEN TAHSİL EDİLMESİNİ TALEP ETMEKTEYİZ. Müvekkil çalışma süresi boyunca fazla mesai yapmasına ve yıllık izinlerini tam kullanamamasına rağmen, işbu çalışmalardan kaynaklanan alacakları ve kıdem tazminatı kendisine ödenmemiştir. Bu nedenle müvekkilin hak kazandığı işbu alacakların hesaplanmasını ve fazlaya ilişkin hak ve alacaklarımız saklı kalmak kaydıyla; 1.000,- TL kıdem tazminatı ve 1.000,- TL fazla mesai alacağının mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmekteyiz. 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 1- 2- 1) 2- 3) 1- HUKUKİ NEDENLER : İş Kanunu, Borçlar Kanunu, HMK ve ilgili mevzuat. HUKUKİ DELİLLER : Davalının sunduğu delillere mukabil delil ve ikame delil bildirme haklarımız saklı kalmak kaydıyla; Müvekkile ait SSK sicil dosyası (Celbini talep etmekle beraber SGK hizmet dökümü dilekçemiz ekinde sunulmaktadır.)1- Davalı şirkete ait işyerinde bulunan müvekkile ait sicil dosyası(Celbini talep etmekteyiz.) 2- T. C. Beyoğlu 52. Noterliği'nin 19475 yevmiye numaralı ve 05/07/2023 tarihli ihtarname. 3- Arabuluculuk Son Tutanağı. 4- Müvekkilin hastane kayıtları. 5- Müvekkile ait bordrolar, yıllık izin formları ve fazla mesai formlarının davalı şirketten celbi. 6- Davalı şirkete çalıştığı turizm seyahat acentaları sorulması ve ilgili kayıtların celbi. 7- Davalı şirketten müvekkilin seyahatlerine ait kayıtların celbi. 8- Türk Ekspres Havacılık ve Turizm A.Ş. 'den müvekkile ait seyahat dökümlerinin celbi. 9- BCD Travel'dan müvekkile ait seyahat dökümlerinin celbi. 10- Seturbiz 'den müvekkile ait seyahat dökümlerinin celbi. 11- Vodafone Bilgi ve İletişim Hizmetleri A.Ş. 'den 05335645988 numaralı hattın arama kayıtlarının celbi.12- Leaseplan Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi'nden 34 LZ 1759, 34 KU 3546 ve 34 EUZ 139 plakalı araçlara ait GPS kayıtlarının ve OGS-HGS kayıtlarının celbi.13- Tanık (Tanık isim ve adresleri, Mahkemece dinlenilmesine karar verildiğinde bildirilecektir.) 14- Bilirkişi incelemesi, keşif, her türlü yasal delil. 15- SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izahına çalıştığımız nedenler ve Mahkemece re'sen nazara alınacak hususlar doğrultusunda,
davalı şirketten celbi. 6- Davalı şirkete çalıştığı turizm seyahat acentaları sorulması ve ilgili kayıtların celbi. 7- Davalı şirketten müvekkilin seyahatlerine ait kayıtların celbi. 8- Türk Ekspres Havacılık ve Turizm A.Ş. 'den müvekkile ait seyahat dökümlerinin celbi. 9- BCD Travel'dan müvekkile ait seyahat dökümlerinin celbi. 10- Seturbiz 'den müvekkile ait seyahat dökümlerinin celbi. 11- Vodafone Bilgi ve İletişim Hizmetleri A.Ş. 'den 05335645988 numaralı hattın arama kayıtlarının celbi.12- Leaseplan Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi'nden 34 LZ 1759, 34 KU 3546 ve 34 EUZ 139 plakalı araçlara ait GPS kayıtlarının ve OGS-HGS kayıtlarının celbi.13- Tanık (Tanık isim ve adresleri, Mahkemece dinlenilmesine karar verildiğinde bildirilecektir.) 14- Bilirkişi incelemesi, keşif, her türlü yasal delil. 15- SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izahına çalıştığımız nedenler ve Mahkemece re'sen nazara alınacak hususlar doğrultusunda, iş sözleşmesinin 4857 sy. İş Kanunu m. 24/2 uyarınca haklı nedenle feshedildiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin hak ve alacaklarımız saklı kalmak ve şimdilik, HMK m.109 kapsamında harca esas olmak üzere ; 1.000,-TL kıdem tazminatı ve 1.000,- TL fazla çalışma alacağının mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınmasına,1- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini, saygılarımızla vekaleten talep ederiz. 25/12/20232- DAVACI VEKİLİ Av. Gizem YILMAZ (E-imzalıdır.) Ekler: Arabuluculuk son tutanağı. 1) T. C. Beyoğlu 52. Noterliği'nin 19475 yevmiye numaralı ve 05/07/2023 tarihli ihtarname. 2- 3) 1- 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 1- 2- 1) 2- Vekaletname.3)
İSTANBUL 11.TÜKETİCİ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ'NE DOSYA NO:2018/231 CEVABA CEVAP VEREN DAVACI :UFUK ERSOY VEKİLİ :AV.GÜNAY YILMAZ 9.Kısım B8 Blok D:40 Ataköy İstanbul DAVALILAR :1-AKBANK T.A.Ş. VEKİLİ :AV.SEYFİ ŞAHİN Içerenköy Üsküdar Yolu Cd. No:21/A D :11 Ataşehir İstanbul 2-İNANLAR İNŞAAT A.Ş. KONU :Davalı Akbank T.A.Ş.'nin cevap dilekçesine karşı cevaplarımızın sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR : Davalı Akbank T.A.Ş. Nin cevap dilekçesi tarafımıza tebliğ edilmemiş olup UYAP2tan alınması ile cevap ve itirazlarımızı sunuyoruz; 1-HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRENİN GEÇTİĞİNE İLİŞKİN İTİRAZLAR HAKSIZ OLUP HUKUKİ DAYANAKTAN YOKSUNDUR Davalı Banka Tüketicinin Korunması hakkındaki Yasanın 35. Maddesini son derece hatalı yorumlamaktadır. Zira taşınmazın teslimi olarak ifade edilen durum taşınmazın kullanıma hazır bir şekilde anahtar teslimi ile tapu tescilinin de yapılmasını ifade etmektedir. Davamızda taşınmaz teslim edilmiş ancak tapu tescili yapılmamıştır. Bu nedenle Yasanın 35. Maddesinde belirtilen teslim sorumluluğu yerine getirilmemiştir.6502 sayılı Kanunun 44. Maddesi teslimi net bir şekilde açıklamış olup " Ön ödemeli konut satışında devir veya teslim süresi sözleşme tarihinden itibaren otuz altı ayı geçemez. Kat irtifakının tüketici adına tapu siciline tescil edilmesiyle birlikte zilyetliğin devri hâlinde de devir ve teslim yapılmış sayılır." belirtilmiştir. Bu gerekçemiz ile hak düşürücü sürenin geçtiğinin iddia edilmesi hukuken mümkün değildir. Davalı tarafın bu meyandaki itirazlarının reddine karar verilmesini talep ediyoruz. 2-DAVALI BANKANIN GÖREVSİZLİK İDDİASI HAKSIZDIR Davalı Banka Sayın Mahkemeniz nezdinde açılan bu davayı salt ipoteğin fekki davası olarak yorumlamakta ve görevsizlik itirazında bulunmaktadır. Ancak açılan davamızın niteliği tapu iptal ve tescil davası ile bağlı kredi kullandıran Bankanın sorumluluklarını içermektedir. Bu gerekçe ile Sayın Mahkemenizin yetkili olduğu ve davanın 6502 sayılı Kanuna tabi olduğu konusunda hiçbir şüphe bulunmamaktadır. Bu gerekçemizi le de davalı tarafın görevsizlik itirazının reddine karar verilmesini Saygılarımızla arz ve talep ediyoruz. 3-DAVALI BANKANIN HUSUMET İTİRAZIDA HAKSIZDIR Sayın Mahkemenize sunmuş bulunduğumuz Kredi bilgileri ile davalı Bankanın ibraz ettiği Kredi sözleşmelerinden görüleceği üzere davaya konu taşınmazın satışına ilişkin bağlı kredi kullanıldığı hususu sabittir. Bu durumda davalı Banka 6502 sayılı Kanunun 35. Maddesine " Bağlı kredilerde, konutun hiç ya da gereği gibi teslim edilmemesi nedeniyle tüketicinin bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen seçimlik haklarından birini kullanması hâlinde, satıcı ve konut finansmanı kuruluşu müteselsilen sorumludur. " istinaden sorumludur. Bu meyanda davalı Bankanın husumet itirazlarının hiçbir hukuki mahiyeti bulunmamaktadır. Sayın Mahkemenizce reddine karar verilmesini talep ediyoruz. 4-DAVALI BANKA TAŞINMAZ ÜZERİNDEKİ HACİZ VE İPOTEKLERİN KALDIRILMASI TALEPLERİMİZE İTİRAZ ETMEKTEDİR ANCAK BU İTİRAZLARI HUKUKİ DAYANAKTAN YOKSUNDUR 6502 Sayılı Kanunun 35. Maddesi son derece açık olup "Bağlı kredilerde, konutun hiç ya da gereği gibi teslim edilmemesi nedeniyle tüketicinin bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen seçimlik haklarından birini kullanması hâlinde, satıcı ve konut finansmanı kuruluşu müteselsilen sorumludur. Ancak, konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu; konutun teslim edilmemesi durumunda konut satış sözleşmesinde veya bağlı kredi sözleşmesinde belirtilen konut teslim tarihinden, konutun teslim edilmesi durumunda konutun teslim edildiği tarihten itibaren, kullanılan kredi miktarı ile sınırlı olmak üzere bir yıldır." hükmünü içermektedir. Davalının Bankanın bu madde hükmü gereği kredi bedeli ile sorumlu olacağı son derece açıktır. Davalı Banka ilk ipoteğini 40.000.000.TL. Bedel ile 16.12.2014 tarihinde 12774 yevmiye no ile tescil ettirmiş ve 23.06.2016 tarihinde ise bu ipoteğini 6590 yevmiye no ile 60.000.000.TL. artırarak 100.000.000.TL. Ye çıkartmıştır. Taşınmazın müvekkile vadedilen teslim tarihi 30.12.2015 tarihi olup davalı Banka bu teslim tarihinden 6-7 ay sonra aldığı ipoteğin üzerinde ipotek almıştır. Alınan bu ipotek taşınmazların anahtarlarının teslim edildiği tarihlerdir. Bu durum davalı Bankanın son derece kötü niyetli olduğunun açık bir göstergesidir. Alınan ipotekler kötü niyetle alınan ipotekler olup haksız mahiyettedir. Davalı ipoteklerin bilinerek alındığını iddia etsede bu hususn hiçbir hukuki mahiyeti bulunmamaktadır. Müvekkil davalılat Akbank T.A.Ş. Ve İnanlar İnşaat A.Ş.'nin tüketiciye verdiği güvene istinaden bu alım satım işlemine girmiştir. Bu güven duygusu içerisinde tapuyu tetkik etme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Kaldı ki 23.06.2016 tarihli ipotek bu sözleşmenin kurulmasından aylar sonra tesis edilmiş olup bunun tespit edilmesinin hiçbir mümkünatı bulunmamaktadır. Aylar sonra tesis edilen bu ipotek yok hükmündedir. Yine sözleşmenin imzalanmasından sonra konulan hacizlerde bu meyanda yok hükmündedir. Bu gerekçelerimize istinaden davalı Bankanın bu meyandaki itriazları haksız olup reddini talep ediyoruz. 5-20.04.2018 TARİHLİ SAYIN MAHKEMENİZCE VERİLEN İHTİYATİ TEDBİR KARARININ GENİŞLETİLMESİ TALEBİMİZ Sayın Mahkemenizce 20.04.2018 tarihinde davaya konu taşınmazın 3. Kişilere devir ve satışının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Ancak müvekkilin mağduriyetinin giderilmesi amacı ile bu devir ve satışın cebri icra ve ipoteğin nakde çevrilmesi yoluyla genişletilmesi zorunluluğu ortadadır. Bu hususta örnek Mahkeme kararları dilekçemiz ekinde sunulmuştur. Müvekkil bağlı kredi taksitlerini ödemeye devam etmekte ise de her an ipoteğin nakde çevrilmesi ve cebri icra tehditi altındadır. Bu durumda müvekkil hem konutunu kaybetmek ve hemde olmayan bir konutun bedelini ödemek yükümlüğünde kalabilecektir. Bu durumun engellenmesi amacı ile 20.04.2018 tarihli ihtiyati tedbir kararının cebri icra ve ipoteğin nakde çevrilmesi yoluyla 3. Şahıslara satış ve devrinin engellenmesi için teminatsız olarak genişletilmesine karar verilmesini Saygılarımızla arz ve talep ederiz. 6-DAVALI BANKAYA ÖDENECEK KREDİ TAKSİTLERİNİN DURDURULMASI VEYA TAYİN EDİLECEK BİR HESAPTA DAVA SONUNA KADAR BLOKE TUTULMASI TALEBİMİZ Dava dilekçemizde bu yönde talepte bulunulmuş ise de kredi evrakları bulunmadığından ve bu husus yargılamayı gerektirdiğinden Sayın Mahkemenizce talebimiz reddedilmiştir. Ancak durumun mahiyeti ve müvekkilin telafisi imkansız zararlardan kurtulabilmesi amacı ile işbu talebimizi yineliyoruz. Davalı Bankanın ibraz ettiği evraklardan görüleceği üzere kullanılan kredi bağlı bir kredidir ve bu hususta taraflar arasında hiçbir ihtilaf bulunmamaktadır. Müvekkil bağlı kredi taksitlerini ödemeye devam etmekte ise de her an ipoteğin nakde çevrilmesi ve cebri icra tehditi altındadır. Bu durumda müvekkil hem konutunu kaybetmek ve hemde olmayan bir konutun bedelini ödemek yükümlüğünde kalabilecektir. Bu nedenlerle öncelikle kredi ödenmesinin durdurulmasına bu talebimizin yerinde görülmemesi halinde ise Sayın Hakimliğinizce tespit edilecek bloke bir hesaba kredi taksitlerinin ödenmesi yönünde teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini Saygılarımızla arz ve talep ederiz. Yukarıda yapmış bulunduğumuz tüm açıklamalarımız çerçevesinde davalı Bankanın tüm cevap ve itirazları haksız olup hukuki dayanaktan yoksundur. Davamızın kabulüne karar verilmesi için işbu dilekçemizin yazılması zorunluluğu doğmuştur. SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda sunulu nedenlerle; 1-20.04.2018 tarihli ihtiyati tedbir kararının cebri icra ve ipoteğin nakde çevrilmesi yoluyla 3. Şahıslara satış ve devrinin engellenmesi için teminatsız olarak genişletilmesine, 2- Öncelikle kredi ödenmesinin durdurulmasına bu talebimizin yerinde görülmemesi halinde ise Sayın Hakimliğinizce tespit edilecek bloke bir hesaba kredi taksitlerinin ödenmesi yönünde teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, 3-Davamızın kabulüne karar verilmesini Saygılarımızla arz ve talep edceriz. DAVACI UFUK ERSOY VEKİLİ AV.GÜNAY YILMAZ
verilmesini Saygılarımızla arz ve talep ederiz. Yukarıda yapmış bulunduğumuz tüm açıklamalarımız çerçevesinde davalı Bankanın tüm cevap ve itirazları haksız olup hukuki dayanaktan yoksundur. Davamızın kabulüne karar verilmesi için işbu dilekçemizin yazılması zorunluluğu doğmuştur. SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda sunulu nedenlerle; 1-20.04.2018 tarihli ihtiyati tedbir kararının cebri icra ve ipoteğin nakde çevrilmesi yoluyla 3. Şahıslara satış ve devrinin engellenmesi için teminatsız olarak genişletilmesine, 2- Öncelikle kredi ödenmesinin durdurulmasına bu talebimizin yerinde görülmemesi halinde ise Sayın Hakimliğinizce tespit edilecek bloke bir hesaba kredi taksitlerinin ödenmesi yönünde teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, 3-Davamızın kabulüne karar verilmesini Saygılarımızla arz ve talep edceriz. DAVACI UFUK ERSOY VEKİLİ AV.GÜNAY YILMAZ
Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com GAZİANTEP 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE, DOSYA NO : 2024/323 E. DAVALI : Millenicom Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş. Sultan Selim Mah. Hümeyra Sk. NEF 09 Sitesi B Blok No:7 İç Kapı No:24 Kağıthane/İstanbul VEKİLİ : Av. Serkan Kolay, Av. Nur Şevval Çınar ‘’Adres antettedir.’’ DAVACI : Seracettin Akgün (T.C. Kimlik No: 26191346260) Umut Mah. 73046 No'lu Sokak No:7 İç Kapı No:4 Şehitkamil/Gaziantep VEKİLİ : Av. Mehmet Taşdoğan KONU : Huzurdaki davaya ilişkin cevap dilekçemizin ve delillerimizin süresi içinde sunulması ile haksız davanın reddi talebinden ibarettir. VAKIALAR : 1)Müvekkil Şirket, 2004 yılından itibaren Türkiye’de faaliyet göstermekte olup, alternatif telekom sektörünün öncülüğünü yapmaktadır. Kurumsal ve bireysel müşterilerine çeşitli telekom ve iletişim hizmetleri sunarak, kullanıcılarına kaliteli bir internet hizmeti sağlamaktadır. 2)Davacı ve Müvekkil Şirket arasında 26.05.2018 tarihli Abonelik Sözleşmesi akdedilmiş, 31.05.2018 tarihinde ise davacı tarafından ''Voip Vip Plus Tarifesi Abonelik Başvuru Formu'' imzalanarak ''0850-3338247'' numaralı hat ile Müvekkil Şirket'ten sabit telefon hizmeti talep edilmiştir. 3)Davacı, kimlik bilgileri kullanılarak imzası dışında abonelik sözleşmeleri yapıldığını, söz konusu sözleşmelerin Müvekkil Şirket'in özensiz ve dikkatsiz davranışları neticesinde düzenlendiğini, kimlik bilgileri ile açıldığını iddia ettiği “0850-3338247” numaralı hat üzerinden Türkiye genelinde dolandırıcılık suçları işlendiğini beyan ederek, Müvekkil Şirket'in sorumluluğuna dayanarak manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. 4)Davacı tarafından Müvekkil şirket aleyhine açılan dava, hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olup, Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com haksız şekilde Müvekkil Şirket'in sorumlu tutulması talep edilmektedir. Davacının iddialarına ve manevi tazminat talebine karşı beyanlarımız aşağıda sunulmuş olup, davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. AÇIKLAMALAR: 1.DAVACI DAHA ÖNCE AYNI DAVAYI GAZİANTEP 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN 2024/321 E. SAYILI DOSYASINDA İKAME ETMİŞTİR. ANILAN DAVA DERDESTTİR. BU NEDENLE DERDESTLİK İTİRAZIMIZ MEVCUTTUR. Mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan şartlara dava şartları denmektedir. Dava şartları HMK’nın 114. Maddesi nde düzenlenmiş olup somut olayda ilgili maddenin 1-ı fıkrasında yer alan ‘’aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması ’’ dava şartı sağlanmamıştır. Bilindiği üzere derdestlik, dava açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biri olup aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise, aynı konunun yeni bir davaya konu yapılmasının mümkün olmadığını belirtmektedir. Çünkü, aynı konuda iki dava açılmasında davacının korunmaya değer bir menfaati söz konusu değildir. Zira bu durum Yargıtay kararları ile de sabittir. Nitekim, Yargıtay 21. H.D. 2010/6783 E. , 2010/9122 K., ve 28.09.2010 tarihli ilamında ; aşağıdaki şartların var olması halinde derdestlik itirazının kabul edilmesi gerektiği çok açık bir şekilde belirtilmiştir. ‘’1- Aynı davanın iki kere açılmış olması, 2-Birinci davanın görülmekte olması, 3-Birinci dava ile ikinci davanın taraflarının, konusunun, müddeabihlerinin ve dava sebeplerinin aynı olması ve derdestlik itirazının ikinci açılan davada ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerekir.’ ’ Somut olayda da davacı, işbu dava ile aynı konuda ve aynı hukuki vakıaya dayanarak Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/321 E. Numaralı dosyasından dava ikame etmiştir. Her ne kadar derdest davanın delilleri ile bu dilekçeye konu davanın delilleri farklı da olsa, davacının ileri sürdüğü iddiaların konusu ve hukuki boyutu aynı olduğundan böyle bir durumu hiçbir hukuk düzeni korumaz. Hal böyle iken, işbu davanın öncelikle derdestlik nedeni ile reddini talep ediyoruz. 2. MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN ABONELİK SÖZLEŞMESİ İMZALANMASI VE HATTIN TESİS EDİLMESİ SÜRECİNDE ÖZEN VE DİKKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNE UYGUN OLARAK HAREKET EDİLMİŞ OLUP DAVACININ İDDİALARININ KABULÜ HİÇBİR ŞEKİLDE MÜMKÜN DEĞİLDİR. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Davacı tarafından yapılan sabit hat başvurusu, Müvekkil Şirket’in sistemine işlenmiş ve aktif hale getirilmiştir. Müvekkil Şirket, sabit hat hizmetini sorunsuz bir şekilde sunmuş olup, hizmet davacının kullanımına hazır hale getirilmiştir. (Ek-1 Abonelik başvuru formu sureti, Abonelik sözleşmesi imzalı sayfa sureti, Aboneye ait kimlik belgesi sureti) ''0850-3338247” numaralı hatta ilişkin abonelik “Seracettin AKGÜN” adına ve “Akyol Mah. Atatürk Bulvarı Murat Apt. Abuşoğlu Baklava No: 91 A Şahinbey / GAZİANTEP” adresinde kullanılmak üzere 31.05.2018 tarihinde aktif edilmiş olup, 30.09.2023 tarihinde iptal edilmiştir. 2.1 Müvekkil şirket, abonelik işlemlerini yürürlükteki mevzuat çerçevesinde gerçekleştirmiş olup, kimlik doğrulama süreçleri yasal zorunluluklara uygun şekilde tamamlanmıştır. Davacı, Müvekkil Şirket’in abonelik işlemleri sırasında kusurlu davrandığını ve dolandırıcılık eylemlerine sebebiyet verdiğini iddia etmekte, bu iddialar doğrultusunda manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. Ancak, Müvekkil Şirket, abonelik süreçlerinde gerekli özeni göstermiş ve yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmiştir. Ancak, Müvekkil Şirket tüm abonelik işlemlerinde yürürlükteki mevzuata tam anlamıyla uygun hareket etmiştir. Abonelik sürecinde davacının vergi levhası ve imza beyannamesi Müvekkil Şirket'e sunulmuş, kimlik doğrulama ve diğer hukuki yükümlülükler eksiksiz bir şekilde yerine getirilmiştir. Bu bağlamda Müvekkil Şirket, gerekli tüm yasal kontrolleri yaparak abonelik sözleşmesini yürürlüğe koymuştur. (Ek-2 Davacının Vergi Levhası ve İmza Beyannamesi) 3. ABONELİK SÖZLEŞMESİNİN AKDEDİLMESİ SÜRECİNDE MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN HUKUKA UYGUN HAREKET EDİLMİŞ OLUP DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN REDDİ GEREKMEKTEDİR. 3.1 Türk Borçlar Kanunu'nun 56-58. Maddeleri uyarınca, manevi tazminat talebinde bulunulabilmesi için belirli şartların mevcut olması gerekmektedir. Ancak, somut olayda davacının manevi tazminat talebinde bulunabilmesi için gerekli şartlar mevcut değildir. Türk hukukunda manevi tazminat talebi, Türk Borçlar Kanunu'nun 56-58. maddeleri uyarınca belirli şartların bulunmasına bağlıdır. Manevi tazminatın hükmedilebilmesi için, kişinin kişilik haklarına yönelik ağır bir saldırının gerçekleşmiş olması ve bu saldırının hukuka aykırı olması gerekmektedir. Ayrıca, bu saldırının sonucunda kişinin manevi olarak zarara uğraması ve saldırı ile zarar arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Müvekkil Şirket tarafından davacının kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı bir saldırı Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com bulunmamaktadır. Manevi tazminatın talep edilebilmesi için davacının kişilik haklarına karşı hukuka aykırı bir saldırının gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu kapsamda, davacının şeref, haysiyet, özel hayat, özgürlük gibi kişilik değerlerine yönelik bir müdahalenin varlığı aranır. Davacı, kendisine ait kimlik bilgilerinin kullanıldığını, imzasının taklit edildiğini ve bunun neticesinde bir abonelik sözleşmesinin düzenlendiğini iddia etmektedir. Ancak, müvekkil şirketin tüm işlemleri yasal mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Abonelik sözleşmesi, davacı tarafından sunulan vergi levhası ve imza beyannamesi ile yapılmış olup, kimlik doğrulama işlemleri de usulüne uygun bir şekilde yerine getirilmiştir. Dolayısıyla, müvekkil şirketin davacının kişilik haklarına yönelik herhangi bir hukuka aykırı fiili veya ihmali bulunmamaktadır. Somut olayda Müvekkil Şirket'in kusurlu bir fiili
Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com bulunmamaktadır. Manevi tazminatın talep edilebilmesi için davacının kişilik haklarına karşı hukuka aykırı bir saldırının gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu kapsamda, davacının şeref, haysiyet, özel hayat, özgürlük gibi kişilik değerlerine yönelik bir müdahalenin varlığı aranır. Davacı, kendisine ait kimlik bilgilerinin kullanıldığını, imzasının taklit edildiğini ve bunun neticesinde bir abonelik sözleşmesinin düzenlendiğini iddia etmektedir. Ancak, müvekkil şirketin tüm işlemleri yasal mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Abonelik sözleşmesi, davacı tarafından sunulan vergi levhası ve imza beyannamesi ile yapılmış olup, kimlik doğrulama işlemleri de usulüne uygun bir şekilde yerine getirilmiştir. Dolayısıyla, müvekkil şirketin davacının kişilik haklarına yönelik herhangi bir hukuka aykırı fiili veya ihmali bulunmamaktadır. Somut olayda Müvekkil Şirket'in kusurlu bir fiili bulunmadığı gibi, davacının iddia ettiği zararların da somut bir temeli yoktur. Manevi tazminatın talep edilebilmesi için, kişilik hakkına yapılan saldırının davacı üzerinde manevi bir zarar meydana getirmiş olması gerekmektedir. Manevi zarar, kişinin iç dünyasında elem, keder, üzüntü gibi duyguların doğmasıdır. Davacı, kendisinin manevi olarak zarara uğradığını iddia etmektedir. Ancak, somut olayda Müvekkil Şirket'in kusurlu bir fiili bulunmadığı gibi, davacının iddia ettiği zararların da somut bir temeli yoktur. Dolandırıcılık faaliyetlerinin, Müvekkil Şirket tarafından değil, 3. şahıslar tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülmektedir. Müvekkil şirket, kendi sorumluluğunda olan tüm işlemleri hukuka uygun bir şekilde yürütmüş, dolayısıyla davacının Müvekkil Şirket tarafından zarar gördüğüne ilişkin iddialar soyut ve varsayımsal niteliktedir. Müvekkil Şirket'in hukuka aykırı bir fiili bulunmamaktadır. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişilik hakkına yapılan saldırının hukuka aykırı olması gerekmektedir. Ancak, bu saldırı hukuka uygun bir nedene dayanıyorsa, manevi tazminat talebi reddedilmesi gerekmektedir. Davacı, abonelik işlemlerinin özensiz ve dikkatsiz yürütüldüğünü iddia etmektedir. Ancak Müvekkil Şirket tüm işlemleri yürürlükteki mevzuata uygun şekilde gerçekleştirmiştir. Sözleşmenin imzalanması sürecinde gerekli kontroller yapılmış ve davacının kimlik bilgileri doğrulanmıştır. Müvekkil Şirket'in söz konusu olaylarla ilgili bir kusur veya sorumluluğu bulunmamakta olup Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Müvekkil Şirket'in eylemleri ile illiyet bağı mevcut değildir. Manevi tazminata hükmedilmesi için, kişilik hakkına yapılan saldırı ile meydana gelen zarar arasında bir illiyet (nedensellik) bağı bulunmalıdır. Başka bir deyişle, saldırının, zararı doğrudan ve yakın bir şekilde meydana getirmesi gerekir. Taraflar arasında akdedilen Abonelik Sözleşmesi'nin 5.maddesinde Müvekkil Şirket'in sorumlu tutulamayacağı durumlar açıkça belirtilmiştir: ''5. Millenicom'un Sorumlu Tutulamayacağı Durumlar 5.2 Hizmet'in Abone tarafından yasalara, kamu düzenine ve/veya genel ahlaka, işbu Sözleşme'ye aykırı bir amaç için kullanılmasından; 5.3 Bayilerin, mevzuata aykırı işlem ve eylemlerinden; 5.8 Abone'nin Millenicom'un internet alt yapısı kullanması durumunda, fakat bulunduğu lokasyonda makul güvenlik önlemlerini almamasından veya kendi kusuru ile güvenlik açığına neden olması sebebiyle meydana gelebilecek maddi ve manevi zararlardan;'' Söz konusu hükümler uyarınca, Müvekkil Şirket'in hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacağı şüpheye mahal vermeksizin görülmektedir. Davacının iddia ettiği zararlar, Müvekkil Şirket'in eylemleri ile bağlantılı değildir. Davacının kişisel bilgileri kullanılarak gerçekleştirilen suçların üçüncü kişiler tarafından işlendiği ileri sürülmekte olup, Müvekkil Şirket'in bu olaylarla ilgili bir kusur veya sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu durumda, Müvekkil Şirket'in eylemleri ile davacının iddia ettiği hususlar arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığından, manevi tazminat talebine dayanak oluşturacak bir hukuki ilişki de mevcut değildir. Yukarıdaki açıklamalarımız doğrultusunda, davacının manevi tazminat talebine temel oluşturacak hiçbir hukuki dayanak bulunmamaktadır. Müvekkil şirket, abonelik işlemlerinde hukuka uygun ve özenli davranmıştır. Dolayısıyla, davacının manevi tazminat talebinin reddedilmesi önem arz etmektedir. 3.2 Hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, talep edilen manevi tazminat tutarı hukuka aykırıdır. Davacının manevi tazminata hak kazandığını hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, talep ettiği manevi tazminat tutarının fahiş bir tutar olduğu sabittir. Bilindiği üzere manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf içinde yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinden her olaya göre değişen özel hal ve şartların gözetilmesi gerekmektedir. Bu Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com doğrultuda, davacının talep ettiği 80.000 TL'lik tazminat tutarı fahiş olup kabulü mümkün değildir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/5987 E., 2021/3634 K. Ve 14.04.20211 tarihli kararı; ''Manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da etraflıca açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayanın manevi ısdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminatın kapsamını takdir hakkı, kural olarak yargıca aittir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, hak ve adalete uygun davranmalı, hukuk biliminden yararlanmalı, toplumun sosyal, ekonomik ve moral yapısını ve özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Takdir edilecek tutar, bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır. Somut olayda davacının uğradığı manevi zarar kapsamında hükmedilen manevi tazminat miktarı, olayın özelliklerine ve anılan İçtihadı Birleştirme Kararı’nda belirlenen ilkelere göre yüksek olup, mahkemece daha ılımlı ve adalete uygun, makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.'' 4. DAVANIN ZAMANAŞIMI SEBEBİYLE REDDİ GEREKMEKTEDİR. Somut olayda, davacı, iddialarını ileri sürdüğü tarihler itibarıyla belirtilen zamanaşımı sürelerini geçirmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 72/1 maddesi uyarınca; '' Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Davacının söz konusu davaya konu ettiği dosyalar incelendiğinde görülecektir ki, davacının öğrendiği tarihten itibaren iki yıl geçmiştir. Hal böyle iken davanın zamanaşımı yönünden de reddi gerekmektedir. Arz ve izah edilen nedenlerle ve dahi mahkemenizce re’sen öngörülecek nedenlerle, mesnetsiz iddialarla ikame olunan huzurdaki davanın reddi zorunluluk arz etmekte ve sayın Mahkemenizden talep olunmaktadır. HUKUKİ SEBEPLER : Türk Borçlar Kanunu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği ve ilgili sair yasal mevzuatlar. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com DELİLLER : Karşı tarafın delillerine karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla delil listemiz aşağıdaki gibidir: 1.Abonelik Başvuru Formu Sureti, Abonelik Sözleşmesi İmzalı Sayfa Sureti, Aboneye Ait Kimlik Belgesi Sureti 2. Davacının Vergi Levhası ve İmza Beyannamesi 3.Tanık, bilirkişi incelemesi, yemin ve keşif, Yargıtay kararları ve sair deliller. NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen ve inceleme sırasında re’sen öngörülecek nedenlerle fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla; haksız ve mesnetsiz işbu DAVANIN REDDİNE , yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini bilvekale
Borçlar Kanunu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği ve ilgili sair yasal mevzuatlar. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com DELİLLER : Karşı tarafın delillerine karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla delil listemiz aşağıdaki gibidir: 1.Abonelik Başvuru Formu Sureti, Abonelik Sözleşmesi İmzalı Sayfa Sureti, Aboneye Ait Kimlik Belgesi Sureti 2. Davacının Vergi Levhası ve İmza Beyannamesi 3.Tanık, bilirkişi incelemesi, yemin ve keşif, Yargıtay kararları ve sair deliller. NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen ve inceleme sırasında re’sen öngörülecek nedenlerle fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla; haksız ve mesnetsiz işbu DAVANIN REDDİNE , yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz. 08.10.2024 Davalı Vekilleri Av. Nur Şevval Çınar
Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 04.04 .2025 / İstanbul İSTANBUL 32. SULH HUKUK MAHKEMESİ’NE; DOSYA NO : 2025/141 E. DAVALI : Numara 18 Ofis Yönetimi ve Danışmanlık Limited Şirketi VEKİLİ : Av. Erim Bener, Av. Güzide Dilek Şahin (Adres antettedir.) DAVACI : Bodrum Otel İşletmeleri Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. Mehmet Suat Kayıkçı KONU : Davaya karşı cevap dilekçemiz ile delillerimizin arzıdır. AÇIKLAMALAR : Davacı ile Müvekkilimiz arasında akdedilen kira sözleşmesinin 3. maddesi uyarınca, ilk aylık kira bedelinin 35 TL-m2+KDV ve detayları Ek-3'te belirlenen esasa göre mecurdan elde edilecek net karın %70'inin Kiraya Veren'e ödeneceği kararlaştırılmıştır. Toplam aylık kira ödemesinin ilk kira yılı için hiçbir şekilde 90 TL/metrekare+KDV rakamını aşmayacağı ve takip eden kira dönemleri için bu üst limitin TÜİK tarafından açıklanan ÜFE+TÜFE ortalaması oranında artılacağı kabul edilmiştir. Yani kira bedeli, asgari kira bedeli ve kar esaslı paylaşım gözetilerek belirlenmiştir. Davacı Kiraya Veren'in aylık net 708.125 TL aylık kira bedeli talebi fahiş olmakla birlikte asgari kira bedelinin yeniden belirlenmesi ve ayrıca elde edilecek karın belirlenen esaslar dahilinde %70'nin kiraya verene ödenmesi karşısında tüm dengeler müvekkil aleyhine katlanılmayacak şekilde bozulacak ve Müvekkil Şirket Kiracı'nın mahvına sebep olacaktır. Nitekim müvekkil şirket tarafından son olarak aylık 312.685,45 TL asgari kira bedeline ilave olarak Kira Sözleşmesinin 3. maddesinin kar esası uyarınca düzenlenen 01.02.2025 tarihli faturaya istinaden 2024 yılı toplamı için vergiler dahil 1.198.900,49 TL kar payı ödemesi yapılmıştır (Ek-1 Fatura). Görüleceği üzere, asgari kira+ciro kirasının kararlaştırıldığı bir sözleşmede davacının huzurdaki dava ile talebi sözleşme maddesinin ve eklerinin değiştirilmesi anlamı taşımaktadır. Bu durumda davacı ancak uyarlama davası açabilecek olup, dava konusu olayda ise uyarlama şartları bulunmamaktadır. Bu sebeple öncelikle davanın reddine, davacının taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla Sayın Mahkeme aksi kanaatteyse davacının fahiş ve gerçeklikten uzak kira bedeli talebinin reddiyle, müvekkilimizin eski kiracı olduğu hususu gözetilerek, hak ve Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com nesafet indirimi uygulanarak, rayice uygun sadece tek bir sabit kira bedeli ödenmesine karar verilmesi gerekecektir. 1. DAVA DEĞERİ EKSİK BİLDİRİLMİŞ OLUP, HARÇ TAMAMLATILMADAN HUZURDAKİ DAVA DİNLENİLEMEZ. Davacının huzurdaki davası usul ve yasaya aykırı ve haksız olmakla birlikte, davacı fahiş talebine göre harcı tamamlamakla yükümlüdür. Zira, uyarlama veya kira bedelinin tespit davalarında harç, belirlenmesi talep edilen aylık kira bedeli ile mevcut aylık kira bedeli arasındaki farkın on iki aylık tutarı üzerinden hesaplanır ve buna göre harcın alınması gerekir. Aksi halde huzurdaki dava dinlenilemez. Bu hususta güncel tarihli kararlar aşağıdaki gibidir: Bursa BAM, 4. HD., E. 2018/1223 K. 2019/277 T. 6.2.2019 Kararı: “Harçlar Kanunu'nun 17. maddesinde "Gayrimenkulun tahliyesi davalarında, yazılı mukavele olsun veya olmasın bir yıllık kira bedeli üzerinden karar ve ilam harcı alınır." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtay uygulamalarında kiracılık sıfatının tespiti, kira bedelinin uyarlanması davalarında 1 yıllık kira bedeli üzerinden harç alınmalıdır. (Ör: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/4672 Esas - 2016/15310 Karar) Açıklanan nedenlerle dairemizce, İçtihadı Birleştirme Kararı'nın yasa değişikliğinden sonra bağlayıcılığının bulunmadığı, TBK'nun 347/1 maddesi uyarınca "aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış" sayılan sözleşmede, bu bir yıllık dönem içinde ödenmesi gereken kiranın tamamı uyuşmazlık konusu olduğuna göre mahkemece belirlenen kira parasının bir yıl için uygulanacağı, bir yıllık kira parasının yıllık, altı aylık veya aylık ödenmesinin bu durumu değiştirmediği anlaşılmakla , kira tespiti davalarında harca esas alınacak değerin tespit olunan kira bedeli farkının bir yıllık tutarı üzerinden belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu durumda mahkemenin kabulüne göre aylık 1.400,00 TL ile dava açıldığı tarihte ödenmekte olan kira bedeli arasındaki farkın 12 ile çarpımı ile bulunacak rakam üzerinden harç alınması gerekirken yıllık kiranın tamamı üzerinden harç hesaplanması hatalıdır. Yargıtay Kararı - 6. HD., E. 2015/12448 K. 2016/7575 T. 15.12.2016 Kararı: “…kira bedelinin tespiti yönünden talep edilen aylık kira bedelinin farkı olduğu halde davacı tarafça sadece 6.000 TL olarak harç ödendiği, mahkemece de eksik harcın ikmali için mehil verilmediği ve hükümde de 6.000 TL üzerinden ilam harcına karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece eksik harcın tamamlattırılması, yatırılmadığı takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi ve süresi içinde harç ikmaliyle yenilenme yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu yönler gözetilmeksizin uyuşmazlığın esası incelenerek hüküm kurulması yerinde değildir….” Mahkeme kararlarından da anlaşılacağı üzere, davacı tarafın harcı tamamlaması gerekmektedir. Aksi halde davanın usulden reddi gerekmektedir. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 2. DAVACI TARAF AHDE VEFA İLKESİ GEREĞİ SÖZLEŞME İLE BAĞLIDIR. Davacı Şirket ile Müvekkilimiz arasında akdedilen kira sözleşmesinin 3. maddesi uyarınca, ilk aylık kira bedelinin 35 TL-m2+KDV ve detayları Ek-3'te belirlenen esasa göre mecurdan elde edilecek aylık net karın %70'inin Kiraya Veren'e ödeneceği kararlaştırılmıştır. Buna göre kira bedeli ödemesi iki aşamalıdır. Sözleşmede ödenecek aylık asgari kira bedeli tutarları aylık olarak belirlenmiş, kar üzerinden ödenecek kira bedelinin ise Ek-3'te belirlenen esasa göre karın %70'inin Kiraya Veren'e ödenmesi şeklindedir. Bu kapsamda, aylık 312.685,45 TL asgari kira bedeline ilave olarak Kira Sözleşmesinin 3. maddesinin kar esası uyarınca düzenlenen 01.02.2025 tarihli faturaya istinaden müvekkil şirket tarafından 2024 yılı toplamı için 1.198.900,49 TL ödeme yapılmıştır. Davacı huzurdaki davada kira bedelinin tespiti adı altında kira sözleşmesinin maddesini değiştirmeyi amaçlamaktadır. Davacının bu talebi TBK. 344 maddesinde düzenlenen kira bedelinin belirlenmesi davasına değil ancak TBK 138. Maddesinde düzenlenen uyarlama davasına konu olabilir ve somut olayda uyarlama davasının şartları bulunmamaktadır. Kira sözleşmesi uzun vadeli olup, tarafların ekonomik riskleri daha önceden değerlendirmesi beklenir ki, huzurdaki uyuşmazlıkta tacir olan tarafların enflasyon grafiğindeki aşırı yükselmeler neticesinde kira bedellerinde artış talep ederek aşırı ifa güçlüğüne dayanmaları mümkün değildir. Öte yandan Türk Borçlar Kanunu 1. Maddesi "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. " hükmünü düzenler. Borçlar hukukunda “irade serbestesi” prensibi hâkimdir. Taraflar; kanuna, ahlaka, kişilik haklarına ve kamu düzenine aykırı olmamak kaydıyla sözleşmenin içeriğini serbestçe belirleme hakkına sahiptir. Bu aynı zamanda evrensel bir hukuk kuralı olup herkes, özgür iradesi ile dilediği sözleşmeyi imzalayıp, bu sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmesini bekleme hakkına sahiptir. Tam da bu sebeple, taraflar arasında asgari kira bedeli ve kar paylaşımı esasına dayalı sözleşme akdedilmiştir. Ancak davacı taraf huzurdaki dava ile sözleşme maddesini değiştirmeye çalışmaktadır ki, bu talep uyarlama davasının konusudur. Yargıtay 6. HD., E. 2014/1883 K. 2014/7330 T. 04.06.2014 Kararı aşağıdaki gibidir: Taraflar arasındaki kira ilişkisi 16.07.2001 tarihli 10 yıl
bedellerinde artış talep ederek aşırı ifa güçlüğüne dayanmaları mümkün değildir. Öte yandan Türk Borçlar Kanunu 1. Maddesi "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. " hükmünü düzenler. Borçlar hukukunda “irade serbestesi” prensibi hâkimdir. Taraflar; kanuna, ahlaka, kişilik haklarına ve kamu düzenine aykırı olmamak kaydıyla sözleşmenin içeriğini serbestçe belirleme hakkına sahiptir. Bu aynı zamanda evrensel bir hukuk kuralı olup herkes, özgür iradesi ile dilediği sözleşmeyi imzalayıp, bu sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmesini bekleme hakkına sahiptir. Tam da bu sebeple, taraflar arasında asgari kira bedeli ve kar paylaşımı esasına dayalı sözleşme akdedilmiştir. Ancak davacı taraf huzurdaki dava ile sözleşme maddesini değiştirmeye çalışmaktadır ki, bu talep uyarlama davasının konusudur. Yargıtay 6. HD., E. 2014/1883 K. 2014/7330 T. 04.06.2014 Kararı aşağıdaki gibidir: Taraflar arasındaki kira ilişkisi 16.07.2001 tarihli 10 yıl süreli ön protokol ile düzenlenmiş olup, protokole ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Protokolün 9. maddesinde kira bedeli kiracının kiralananda yapacağı işlerden dolayı elde edileceği net cironun %9 oranında olacağı kararlaştırılmıştır. Her ne kadar davacı, dava dilekçesinde kira parasının tespitini talep etmiş ise de, davacının talebi sonuç itibariyle protokolün 9. maddesinde ciro esasına göre belirlenen kira bedeline ilişkin hükmün değişen şartlar nedeniyle kaldırılarak kira parasının emsal ve rayiçlere göre sabit kira olarak tespiti istemidir. Bu nedenle davanın kira bedelinin tespiti davası olarak görülmesi mümkün olmadığından, mahkemenin görevi davanın açıldığı tarihinde yürürlükte bulunan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre dava değeri üzerinden belirlenmesi gerekir. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Öte yandan Müvekkilimiz, dava konusu kiralanan alanda kendisi tarafından döşenen, elektrik, su, doğalgaz, internet aboneliği üstlenilen alanları, belli bir bedel karşılığında müşterilerine sunmaktadır. Bu amaçla kiralanan alanın yüksek maliyetli olan tadilat ve dekorasyonu müvekkilimiz tarafından yapılmış ve müvekkil şirket haklı beklentilerini taraflar arasındaki Sözleşme şartlarına göre oluşturmuştur. Asgari kira bedelinin değiştirilmesi taraflar arasındaki dengeyi alt üst edecektir. Tarafların sözleşme yapıldıktan sonra o sözleşme ile bağlı kalması ise "ahde vefa ilkesi"nin gereğidir. Bu ilkeye göre, sözleşmenin tarafları her durumda sözleşmeye riayet etmeli ve ona sadık kalmalıdır. Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Açıklamalar ışığında davacı şirket ve müvekkil şirketler tacir olup dava konusu edilen kira sözleşmesi de tarafların ticari işletmeleri ile ilgilidir. Davacı Türk Ticaret Kanunu 18/2 maddesi gereği ticari işletmesi ile ilgili faaliyetlerinde "basiretli bir iş adamı gibi" hareket etmekle yükümlü olup huzurdaki davada mevcut taleplerinin dinlenmeliksizin reddedilmesi talep olunmaktadır. Ancak davacı kiraya veren tarafından talep edilen bedel, bu durumun aksine ağır ve davacı kiraya verenin sebepsiz zenginleşmesine yol açacak nitelikte hukuka aykırı, fahiş ve orantısız bir bedeldir. Bu bakımdan davacı kiraya veren tarafından talep edilen bedel, taraflar arasındaki karşılıklı edimler arasındaki var olan dengeyi müvekkil aleyhinde katlanılamayacak derecede bozacaktır. Ahde vefa ilkesi uyarınca, davacı kiraya veren sözleşme şartları ile bağlı olup, aynı şart ve bedelle uzayan yeni dönem için kira bedelinin ihtirazi kayıt olmaksızın kabul edilmiş olması da değerlendirildiğinde sözleşme ile bağlıdır. Dolayısıyla tüm iddia ve taleplerinin öncelikle bu yönden reddi gerekmektedir. 3. DAVACI 01.10.2024 TARİHİNDEN İTİBAREN KİRA BEDELİNİN BELİRLENMESİNİ TALEP EDEMEZ. Davacı tarafın haksız iddialarının ve fahiş kira artış talebinin hiçbir şekilde kabulü anlamına gelmemekle birlikte belirtmek gerekir ki, davacının talebi sözleşmenin sabit kira+kar ödemesi şeklindeki kira bedeli ödenmesi yönündeki 3. maddenin ve Sözleşme eklerinin değişikliğini içermekte olduğundan dolayı uyarlama içermektedir. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre "..-Uyarlama davalarında sözleşmenin başlangıcından itibaren başlamak suretiyle dava tarihinden geriye doğru kira parası uyarlanamâz. Bu yolla tayin edilen kira parası, dava tarihinden itibaren ileriye doğru hüküm ve neticelerini doğurur. Bu kuralın aksi doğrultuda karar verilmiş olması da, kabul biçimi bakımından bozma nedenidir." ( Yargıtay 13. HD 2001/1979E. 2001/2831K. kararı) Ayrıca, davacı tarafından Müvekkil Şirket’e herhangi bir ihtarda bulunulmadan, davacı tarafından 1 Ekim 2024 tarihinden itibaren bulunulmuştur. Kira bedelinin belirlenmesi talepli davaların açılma süresini düzenleyen Türk Borçlar Kanunu’nun 345. maddesi ise aşağıdaki gibidir: “…Ancak, bu dava, yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önceki bir tarihte açıldığı ya da kiraya veren tarafından bu süre içinde kira bedelinin artırılacağına ilişkin olarak kiracıya yazılı bildirimde bulunulmuş olması koşuluyla, izleyen yeni kira dönemi Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com sonuna kadar açıldığı takdirde, mahkemece belirlenecek kira bedeli, bu yeni kira döneminin başlangıcından itibaren kiracıyı bağlar…” Öncelikle bu nedenle huzurdaki taleplerin, süre yönünden reddini talep etmekteyiz. 4. TALEP EDİLEN KİRA BEDELİ FAHİŞTİR. Kabul anlamına gelmemek üzere davacı kiraya veren tarafından talep edilen kira bedeli tutarı fahiştir. Kira bedelinin arttırılmasına yönelik bu talebe esas gösterilen gerekçelerin de kabulü mümkün değildir. Kira bedelindeki artışlarda hakkaniyetin nazara alınması gerektiği halde, davacı tarafça kira bedelinin rayiç bedelin altında kaldığı gerekçesiyle asgari 708.125,00-TL kira bedeli talep edilmektedir. Yani kiraya veren tarafından %126,4 oranında bir artış talep edilmektedir. Ülkemizdeki yüksek enflasyon ve ekonomik krizlerin kira bedellerini aşırı derecede artırması sebebiyle fahiş kira taleplerinin ekonomik dengeyi bozduğundan sadece piyasa değerine bakılmadan kiracıların ekonomik sürdürülebilirliğini de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu sebeple mevcut kiracılar açısından kira bedelinin fahiş derecede arttırılması usul ve yasaya ve hakkaniyete aykırıdır. 5. EMLAK İLANLARI HUZURDAKİ DAVADA DİKKATE ALINAMAZ. Davacı her ne kadar emlak ilanları sunmuş ise de ilanların davada esas alınması ve emsal oluşturması mümkün değildir. Nitekim, Yargıtay kararlarında emlak sitelerindeki ilanların icaba davet olarak değerlendirildiği, geçerli bir kira sözleşmesinin konusu olmayan taşınmazın kira bedelinden de söz edilemeyeceğinin dikkate alınması gerektiğinin bu doğrultuda emsal olarak sunulan ilanların dava konusu taşınmazın bedelinin belirlenmesinde kriter olmaması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bu doğrultuda örnek Bölge Adliye Mahkemesi kararını aşağıda Sayın Mahkeme'nin bilgisine sunarız. Nitekim, Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin 2017/303 E., 2017/395 K. Ve 20.03.2017 tarihli ilamı aşağıdaki gibidir: ''İncelenen dosyaya ibraz edilmiş olan 06/06/2016 tarihli bilirkişi raporunda heyetin, res'en emsal araştırması yaptığı, emsal olarak incelediği taşınmazların henüz kiraya verilmemiş, emlak sitelerinde ilan olarak yer alan taşınmazlar olduğu görülmektedir. Bu ilanların henüz birer icaba davet olduğu açıktır. (İcaba davette, bir kimsenin, başkalarının kendisine teklifte bulunmasını sağlayıcı ve sözleşme için görüşmelerin başlamasını amaçlayan beyanda bulunması söz konusudur. Bunun için, ya icapta bulunması gereken hususlardan bazıları eksik bırakılır ya da teklifle kesin olarak bağlı kalmama niyeti vurgulanır.) Geçerli bir kira sözleşmesinin konusu olmayan taşınmazın kira bedelinden de söz edilemeyeceği dikkate alınarak, bilirkişilerin res'en emsal olarak kabul ettiği ilândaki taşınmazların bedellerinin,
Bu doğrultuda örnek Bölge Adliye Mahkemesi kararını aşağıda Sayın Mahkeme'nin bilgisine sunarız. Nitekim, Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin 2017/303 E., 2017/395 K. Ve 20.03.2017 tarihli ilamı aşağıdaki gibidir: ''İncelenen dosyaya ibraz edilmiş olan 06/06/2016 tarihli bilirkişi raporunda heyetin, res'en emsal araştırması yaptığı, emsal olarak incelediği taşınmazların henüz kiraya verilmemiş, emlak sitelerinde ilan olarak yer alan taşınmazlar olduğu görülmektedir. Bu ilanların henüz birer icaba davet olduğu açıktır. (İcaba davette, bir kimsenin, başkalarının kendisine teklifte bulunmasını sağlayıcı ve sözleşme için görüşmelerin başlamasını amaçlayan beyanda bulunması söz konusudur. Bunun için, ya icapta bulunması gereken hususlardan bazıları eksik bırakılır ya da teklifle kesin olarak bağlı kalmama niyeti vurgulanır.) Geçerli bir kira sözleşmesinin konusu olmayan taşınmazın kira bedelinden de söz edilemeyeceği dikkate alınarak, bilirkişilerin res'en emsal olarak kabul ettiği ilândaki taşınmazların bedellerinin, dava konusu taşınmazın bedelinin belirlenmesinde kriter olmaması gerekir. Davalı vekilinin tespit edilen kira bedelinin miktarına ilişkin istinaf sebebi de bu sebeple yerinde bulunmuştur. '' Yukarıdaki beyanlarımız doğrultusunda, icaba davet niteliğindeki emlak ilanlarının emsal olarak alınmamasını talep ederiz. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Kaldı ki, davacı tarafın emsal nitelikte olduğunu iddia ederek dosyaya sunduğu ilanlarda yer alan taşınmazların, söz konusu taşınmazla emsal teşkil etmediği açıkça ortadadır. Emsal niteliğinde bir taşınmazın tespiti için yalnızca konum açısından benzerlik, yani o bölgeye yakın olması yeterli olmayacaktır. Buna göre karşı tarafın sunduğu ilanların kiralanan taşınmaz ile zaten ilgisi yoktur. Davacı tarafından sunulan ilanlardaki ofislerin bulunduğu taşınmazlar yeni binalar olup birinin inşaatı henüz bitmiştir. Davacı tarafından kiraya verilen taşınmaz ise emsal sunulan ilanlardaki binalara göre oldukça eskidir ve çeşitli açılardan bakım ve onarımlara muhtaçtır. Bu nedenle emsal teşkil edebilecek ofisler açısından binanın yaşı, yapısal olarak eksikliği, kullanım amacı, büyüklüğü gibi pek çok faktörün de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Müvekkil Şirket, uzun süredir devam eden kira ilişkisine dayanarak; kiralananı dikkatle kullanmış, koruma altına almak ve söz verilen şekilde kullanabilmek için gerekli olan tüm masrafları yapmaktan çekinmemiştir. Nitekim kiralanan alanın oldukça maliyeti yüksek olan tadilat ve dekorasyonu müvekkilimiz tarafından yapılmıştır. Bu doğrultuda, rayiç bedel belirlenirken, Müvekkil Şirketin yaptığı katkıların da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Sadece davacı tarafından emlak sitelerinde yer alan ilanların dosyaya sunulması ile emsal olarak dikkate alınarak dava konusu taşınmazın bedelinin belirlenmesinde kriter olarak değerlendirmesi hukuka uygun olmayacaktır. 6. KİRA BEDELİ BELİRLENİRKEN SADECE RAYİÇ BEDEL DEĞİL DİĞER TÜM UNSURLARIN DİKKATE ALINMASI GEREKMEKTEDİR. Asgari kira+kar paylaşımının ödenmesinin kararlaştırıldığı bir sözleşmede davacının huzurdaki dava ile talebi sözleşme maddesinin ve eklerinin değiştirilmesini amaçlamakta olup, davacının bu talebi TBK. 344 maddesinde düzenlenen kira bedelinin belirlenmesi davasına değil ancak TBK 138. Maddesinde düzenlenen uyarlama davasına konu olabilir ve somut olayda uyarlama davasının şartları bulunmamaktadır. Ancak bir an için Sayın Mahkeme'nin davacı talebini TBK m.344 maddesi kapsamında değerlendirmesi durumunda ise, TBK geçici madde 1 ve 2 düzenlemesi ile getirilen ve 1 Temmuz 2024'e kadar yürürlükte kalan %25 artış oranın amacı, taşınmazın mecurun durumu, emsal kira bedelleri, hakkaniyet ve müvekkilimizin eski kiracı olduğu nazara alınmalıdır. Yapılacak incelemenin kapsamı, 18.11.1964 gün ve 2/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açık bir şekilde belirtilmiştir. Yerleşik Yargıtay uygulaması da anılan içtihadı birleştirme kararı uyarınca köklemiştir. Hal böyle iken, huzurdaki davada sadece rayiç (emsal) değil, yukarıda belirttiğimiz tüm kriterlerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/1058 K. sayılı 21.09.2021 tarihli kararında, "O halde, mahkemece, bilirkişi tarafından tespit edilen kira bedelinden yerleşik Yargıtay uygulamasını da yansıtacak biçimde hak ve nefaset ilkesi uyarınca indirim yapılmalı, buna yönelik olarak verilecek kararda denetime elverişli gerekçe yazılmalıdır." ifade edilmiştir. Özellikle kararın devamında "... Davalı eski kiracı olması nedeniyle, hakim tarafından hak ve nefasete uygun bir kira parasına hükmedilmesi gerekirken, sebebi belirtilmeden az indirim yapılarak yazılı şekilde tespit Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com kararı verilmesi doğru değildir. " şeklinde ifade ettiği durum göz önünde tutulduğunda müvekkilimizin eski kiracı olduğu göz önünde bulundurularak hak ve nefaset indirimi yapılması; davacı kiraya veren ile müvekkilimiz arasındaki kira bedelinin tespiti noktasındaki, ekonomik durumun kiracı üzerindeki durumu gözetilerek karar verilmesi gerektiği aşikardır. 7. DAVA KONUSU NİTELİĞİ İTİBARİYLE TANIKLA İSPAT EDİLMEYE UYGUN DEĞİLDİR. Dava konusunun niteliği itibariyle, tarafların iddialarının ve savunmalarının somut delillerle ispatlanması gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, tanık ifadelerinin bu bağlamda yeterli ve geçerli bir delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir ve huzurdaki davanın tanıkla ispat edilmesi uygun değildir. Dolayısıyla davacının bildirdiği tanıkların dinlenilmesine muvafakat etmemekteyiz. Ancak, sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise, savunmamızda tanık deliline dayandığımızı belirtir ve isimlerini bildireceğimiz tanıkların dinlenilmesini talep ederiz. HUKUKİ NEDENLER : Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve ilgili sair mevzuat. HUKUKİ DELİLLER : Kira Sözleşmesi, Tapu Kayıtları, Yargıtay Kararları, Emsal Kira Sözleşmeleri, Tanık, Keşif, Bilirkişi İncelemesi ve sair ilgili her türlü delil. DELİLLER : Delillerimizi sınırlamıyor, karşı tarafın sunacağı delillere karşı delil ileri sürme, beyanda bulunma ve ek delil ileri sürme hakkımız saklı kalmak kaydıyla delillerimizi sunuyoruz; Dilekçemize ekli belgeler, müvekkil şirket ticari defter ve belgeleri, Tanık (Sayın Mahkeme tarafından dinlenilmesine karar verilince bildirilecektir.) Yapısal eksikleri tespit edecek şekilde Bilirkişi incelemesi yapılması, ilgili Kurumlara müzekkere yazılarak kira sözleşmelerinin celbi, Yemin, İsticvap, ikamesi mümkün her türlü deliller. SONUÇ VE TALEP : Yukarıda yaptığımız gerekçeli açıklamalara ve re'sen gözetilecek nedenlere göre; haksız davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini saygılarımızla vekâleten arz ve talep ederiz. Davalı Vekili Av. Güzide Dilek Şahin
Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.comİSTANBUL 11 VERGİ MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞINA, Dosya No: 2021/2904 E. DAVACI : Sadife Güzin TAŞKENT (T.C. Kimlik No:40009552858) VEKİLLERİ : Av. Erim BENER, Av. Öykü EYÜBOĞLU Adres Antettedir. DAVALI : Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürlüğü Çiftecevizler Cad. Şişli/ İSTANBUL DAVALI VEKİLİ : Av. Sümeyye KILIÇTAŞ KONU : Davalı İdarenin savunma dilekçesine karşı cevaplarımızdır. AÇIKLAMALAR : İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından müvekkile kanuni temsilci sıfatıyla gönderilen 12.04.2021 düzenleme tarihli ve 2021041266Vys0000008 sayılı, 27.102,30-TL tutarlı ödeme emrine karşı tarafımızca borca itiraz edilerek işbu dava ikame edilmiştir. Davalı İdarece savunma dilekçesi sunulmuş, savunma dilekçesi ve ekleri tarafımıza uets üzerinden tebliğ edilmiştir. Davalının savunma dilekçesi hukuki dayanaktan yoksun olup ödeme emrinin iptali gerekmektedir. Şöyle ki, I. ÖDEME EMRİNE DAYANAK AMME ALACAĞI "TAHSİL ZAMANAŞIMINA" UĞRAMIŞTIR. İşbu dava konusu iptali istenen ödeme emrinin dayanağını oluşturan ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen 14.03.2014 tarih ve 2014/109 ana takip numaralı ödeme emrinin adreste bulunamama nedeniyle İADE OLMUŞ, 14.07.2015 tarihinde idare tarafından İLANEN tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Fakat 213 sayılı Kanun'un 102'inci maddesinde sayılanlar nezdinde herhangi bir adres tespit tutanağı düzenlenmemiş ve ilanen tebliğ şartlarının oluştuğu ortaya koyulmadan doğrudan ilanen tebliğe çıkılmıştır . Bu sebeple aynı kanunun ilan yoluyla tebliğ usulünü düzenleyen 103 ila 107'nci maddelerinde öngörülen tebligat şekline uygun bir tebligatın yapılmamış, usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen ve bu suretle tahsil zamanaşımına uğrayan ödeme emri açıkça hukuka aykırıdır. Somut dava konusu ile AYNI ÖDEME EMRİNE İLİŞKİN tarafımızca, bir diğer müvekkilimiz Çiğdem Şahmay için İstanbul 15. Vergi Mahkemesinin 2021/2848 E. Sayılı dosyası ile açılan davada Mahkemece, yürütmenin durdurulması talebimiz, alacağın zamanaşımına 1. 2. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com uğradığının sabit olması gerekçesiyle kabul edilmiştir (EK-1). İlgili kararda tam olarak şu ifadelere yer verilmektedir: Dava dosyasının incelenmesinden; davacının murisi Mehmet Nurettin Taşkent'in ortağı olduğu Tümtaş Opetaş Otomotiv San. ve İç Dış Tic. Ltd. Şti'den tahsil edilemeyen amme alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına 2.derece sorumlu mirasçı sıfatıyla 24.09.2021 tarih ve 2021/1 ana takip numaralı ödeme emrinin düzenlendiği, anılan ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu edilen 24.09.2021 tarih ve 2021/1 ana takip numaralı ödeme emrinin dayanağını oluşturan ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen 14.03.2014 tarih ve 2014/109 ana takip numaralı ödeme emrinin adreste bulunamama nedeniyle 14.07.2015 tarihinde ilanen tebliğ edildiği anlaşılmakla birlikte; 213 sayılı Kanun'un 102'inci maddesinde sayılanlar nezdinde herhangi bir adres tespit tutanağı düzenlenmediği ve ilanen tebliğ şartlarının oluştuğu ortaya koyulmadan doğrudan ilanen tebliğe çıkıldığı görüldüğünden, aynı kanunun ilan yoluyla tebliğ usulünü düzenleyen 103 ila 107'nci maddelerinde öngörülen tebligat sekline uygun bir tebligatın yapılmadığı anlaşıldığından, usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen ve bu suretle tahsil zamanaşımına uğradığı anlaşılan ödeme emrine istinaden davacı adına düzenlenen 24.09.2021 tarih ve 2021/1 ana takip numaralı ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmemiştir. Öte yandan, hukuka aykırılığı açık bulunan dava konusu ödeme emrinin yürütmesinin durdurulmaması halinde, davacı taraf adına tesis edilecek cebri icra işlemleri ve yapılacak tahsilatların, telafisi güç veya imkansız zararlar doğurabileceği açık olduğundan dava sonuçlanıncaya kadar islemin yürütmesinin durdurulması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan ödeme emrinin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 Sayılı Kanunun 27.maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütmesinin durdurulmasına, kararın tebliğ tarihinden itibaren yedi (7) gün içinde Mahkememize verilecek bir dilekçeyle Istanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere, 05.01.2022 tarihinde karar verildi. Aynı ödeme emrine ilişkin yukarıda görüntüsüne ve dilekçemiz ekinde tam metnine yer verdiğimiz kararda da ayrıntılarıyla açıklandığı gibi, usulüne uygun yapılmış bir tebligat bulunmadığından zamanaşımı süresi kesil memiştir. 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 102. Maddesi tahsil zamanaşımını şu şekilde düzenlemiştir: 1. 2. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Madde 102 – Amme alacağı, vadesinin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Buna ek olarak aynı Kanun'un "Zamanaşımının Kesilmesi" başlıklı 103. maddesinde ise zamanaşımını kesen haller şu şekilde sıralanmıştır: Madde 103 – Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir: 1. Ödeme, 2. Haciz tatbikı, 3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, 4. Ödeme emri tebliği, 5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, 6. Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbikı veya bunlar tarafından yapılması, 7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, 8. Amme alacağının teminata bağlanması, 9. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, 10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi. 11. (Ek: 25/12/2003-5035/5 md.) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması. SOMUT OLAYDA İSE, 2015 YILININ BAŞINDAN İTİBAREN İŞLEMEYE BAŞLAYAN TAHSİL ZAMANAŞIMI, İLGİLİ HÜKÜM UYARINCA 5 YIL İÇİNDE ÖDENMEMİŞ OLDUĞUNDAN, ZAMANAŞIMINI KESEN BİR DURUM DA SÖZ KONUSU OLMADIĞINDAN, VERGİ BORCU TAHSİL ZAMANAŞIMINA UĞRAMIŞ SAYILMAKTADIR. Zamanaşımına ilişkin hükümler kamu düzeninden olup, vergi daireleri vergi alacağının tahsilinde zamanaşımını re’sen dikkate almak zorundadır. Buna rağmen davalı idarece müvekkilimiz adına ödeme emri düzenlenmesi anayasada düzenlenen hukuk devleti ilkesine, kanun hükümlerine ve kamu düzenine aykırı olup, ödeme emrinin iptali gerekmektedir. Yukarıda izah ettiğimiz gibi, zamanaşımı yönünden itirazlarımızı tekrarla, bu itirazlarımız halel gelmemek kaydıyla birkaç hususa ilişkin olarak da itiraz ve beyanlarımızı sunmak isteriz. Şöyle ki; II. MÜVEKKİL, DAVA KONUSU AMME ALACAĞINDAN SORUMLU TUTULAMAYACAKTIR. Müvekkil Sadife Güzin Taşkent, 23.02.2009 tarihine kadar asıl amme borçlusu Şirket’te paydaş olarak yer almıştır. Bu süre zarfında idare tarafından 12/2007 dönemine ilişkin ödenmeyen KDV borcuyla ilgili ne kendisine ne de Şirket'e böyle bir borç olduğuna ilişkin bildirimde bulunulmuştur. Bu durum, Davalı İdarenin savunma dilekçesinin ekinde sunmuş 1. 2. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com olduğu işlem dosyasıyla da sabittir. Vergi borcuna dayanak olan Vergi Ceza İhbarnamesinin tebliğ tarihi 03/12/2013 olup müvekkil, payını devrettikten sonra mükellef şirketle ilişiği kalmadığından Vergi Ceza İhbarnamesinden haberi olmamıştır. III. DAVALI İDARENİN, AMME ALACAĞININ MÜKELLEF ŞİRKETİN MALVARLIĞINDAN TAHSİL EDİLEMEYECEĞİNİN ANLAŞILDIĞI ŞEKLİNDEKİ BEYANI GERÇEKLİKTEN UZAKTIR. Davalı İdare, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35.
AMME ALACAĞINDAN SORUMLU TUTULAMAYACAKTIR. Müvekkil Sadife Güzin Taşkent, 23.02.2009 tarihine kadar asıl amme borçlusu Şirket’te paydaş olarak yer almıştır. Bu süre zarfında idare tarafından 12/2007 dönemine ilişkin ödenmeyen KDV borcuyla ilgili ne kendisine ne de Şirket'e böyle bir borç olduğuna ilişkin bildirimde bulunulmuştur. Bu durum, Davalı İdarenin savunma dilekçesinin ekinde sunmuş 1. 2. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com olduğu işlem dosyasıyla da sabittir. Vergi borcuna dayanak olan Vergi Ceza İhbarnamesinin tebliğ tarihi 03/12/2013 olup müvekkil, payını devrettikten sonra mükellef şirketle ilişiği kalmadığından Vergi Ceza İhbarnamesinden haberi olmamıştır. III. DAVALI İDARENİN, AMME ALACAĞININ MÜKELLEF ŞİRKETİN MALVARLIĞINDAN TAHSİL EDİLEMEYECEĞİNİN ANLAŞILDIĞI ŞEKLİNDEKİ BEYANI GERÇEKLİKTEN UZAKTIR. Davalı İdare, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. Maddesine değinerek davaya konu amme alacağının mükellef şirketin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceğine kanaat getirildiğini, bu sebeple şirket yetkilisine karşı ödeme emri gönderildiğini iddia etmişse de bu iddia somut gerçekleri yansıtmamaktadır. 6183 sayılı Kanun uyarınca, asıl borçlu şirkete ait ödenmeyen bir amme alacağının kanuni temsilciden talep edilebilmesi için öncelikle, tarh edilen amme alacağının asıl borçlu şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi, asıl amme borçlusunca tarh edilen amme alacağına karşı itiraz yolları kullanılmamak veya tüketilmek suretiyle amme alacağının kesinleşmesi ve bu suretle kesinleşen amme alacağının, asıl borçlu şirkete usulüne uygun şekilde duyurulmasına karşılık ödeme süresi içerisinde ödenmemesi ve asıl borçlu şirketten tahsil imkanı bulunmadığının kesin bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Davalı İdare, amme alacağının kesinleştiğini asıl borçlu şirkete usulüne uygun duyuramamış, 14/03/2014 düzenleme ödeme emri iade olmuştur. Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için hukuka uygun bir ödeme emri gönderildiği düşünülse dahi, ancak ve ancak, İdarece malvarlığı araştırması yapılarak amme alacağının asıl amme borçlusundan tahsil edilememiş olduğunun ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması durumunda, kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilecektir. 6183 sayılı Yasanın 54 ve devamındaki maddelerine göre, ilgili idarenin tüm cebri icra yollarını kullanmasına rağmen amme alacağını tahsil edememesi durumunda kanuni temsilciye başvurabilmesi mümkündür. Oysa ki, davalı idare dava konusu ödeme emrini müvekkilimize göndermeden önce cebri tahsil yollarını kullanmamış, amme alacağını şirketten kolaylıkla tahsil etme imkanı varken bu yola başvurmamıştır. Davalı İdarenin işlem dosyasında sabit olduğu üzere, 17.06.2020'de yapılan malvarlığı araştırmalarında mükellef şirkete ait 3 ADET ARAÇ TESPİT EDİLMİŞTİR. Bu araçlar kamyon ve kamyonet niteliğinde olup satılması durumunda satış bedelleri, söz konusu amme alacağını kısmen veya tamamen karşılayabilecektir. Üstelik 6183 Sayılı Kanuna göre amme alacakları öncelikli olduğundan, malvarlığı üzerinde üçüncü kişilerin koyduğu hacizler mümkün olsa bile garameten taksim kural olduğundan, söz konusu amme alacağının en azından kısmen tahsili mümkün olacaktır. 1. 2. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Madde 21 – Üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden evvel o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulursa bu alacak da hacze iştirak eder ve aralarında satış bedeli garameten taksim olunur. Mükellef şirketin amme alacağını tahsil edebilecek bedelde malvarlığı mevcutken, "araçların takyidatların uygun olmadığına" kanaat getirerek şirketin kanuni temsilcilerine ilişkin işlem yapılmasına karar vermek hukuka aykırıdır. Bu sebeple de müvekkile gönderilen ödeme emrinin iptali gerekmektedir. Üstelik İdare, davaya konu amme alacağının mükellef şirket tarafından tahsil kabiliyeti olup olmadığına kanaat getirmek için malvarlığı araştırmasını tahsil zamanaşımı dolduktan sonra yapmıştır. Davalı idarenin sunmuş olduğu savunma dilekçesinin eklerine bakıldığında görülecektir ki, malvarlığı araştırması Haziran 2020'de yapılmış, mükellef şirketin tahsil kabiliyetinin bulunmadığına 17.06.2020'de karar verilmiştir. 2019 yılının sonunda tahsil zamanaşımı süresi dolan vergi borcu için 2020 yılında malvarlığı araştırması yapılması ve bunu dayanak alarak müvekkile karşı ödeme emri düzenlenmesi hukuka aykırıdır. SONUÇ VE İSTEM : ZAMANAŞIMI İTİRAZIMIZ BAŞTA OLMAK ÜZRE, yukarıda açıklanan hukuki gerekçeler ve re’sen gözetilecek diğer sebepler ışığında, 12.04.2021 düzenleme tarihli, 2021041266Vys0000008 sayılı, 27.102,30-TL tutarlı ödeme emrinin İPTALİNE ,1. Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, 2. karar verilmesini saygılarımızla vekaleten talep ederiz. 28.01.2022 Davacı Sadife Güzin TAŞKENT Av. Öykü EYÜBOĞLU
Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE DOSYA NO : 2025/112 E. DAVACI :ENERJİSA ENERJİ ÜRETİM A.Ş. (Mersis no: 0335006561200012) Barbaros Mah. Çiğdem Sk. Agaoglu My Offıce 1 16 Ataşehir/İstanbul VEKİLİ : Av. Erim Bener, Av. Nurettin Yiğit Pekel, Av. Murat Cengiz (Adres antettedir.) DAVALI : MEHMET SEMİH CELEP (TCKN: 15557166826) Soğanlık Yeni Mahalle Tepealtı Sok. Hilal Apt. No:11/9 Kartal/İstanbul VEKİLİ : Av. Beyza Nur Celep KONU : Cevaba cevap (Replik) dilekçemizin sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR : Cevaba cevap (replik) dilekçemiz işbu dilekçe ekinde sayın Mahkemeye vekaleten saygı ile sunulmaktadır. 31.07.2025 DAVACI ENERJİSA ENERJİ ÜRETİM A.Ş. Vekili Av. Murat Cengiz EK-1 : Cevaba cevap dilekçesi
İSTANBUL 42. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE DOSYA NO : 2024/353 E. DAVACI : Sercan ATAKUL (T.C. 19397094608) VEKİLİ :Av.Cüneyt BÜYÜKKILIÇ DAVALI : BİLYONER İNTERAKTİF HİZMETLER A.Ş. VEKİLİ : Av. Erim BENER KONU : Cevaba cevap dilekçemizin sunulmasıdır. AÇIKLAMALAR : Davalı sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ; Kendilerinin alt bayi olduğunu, kuponları kaybeden-kazanan-katsayı değişimi konularında değerlendirmenin başbayi tarafından yapıldığını, kendilerinin böyle bir yetkileri olmadığını, oyuncunun çekilmesi nedeniyle başbayi tarafından oranın SABİT İHTİMALLİ BAHİS OYUNLARI (İDDAA) OYUN PLANI'NIN 21/9-B maddesi gereğince 1.00 olarak belirlendiğini bu nedenle davacının parasının iade edildiğini, Davalının pasif husumet ehliyeti olmadığını, davanın başbayi olan ŞANS GİRİŞİM ORTAK GİRİŞİM'e yöneltilmesini, mahkemenin aksi kanaati var ise başbayinin dahili davalı olarak dosyaya eklenmesini talep etmişlerdir. Yine davalı cevap dilekçesinde; maçtan çekilme halinde iddaa oyun kurallarına göre değerlendirme yapıldığını ve SABİT İHTİMALLİ BAHİS OYUNLARI (İDDAA) OYUN PLANI'nda oyuncunun oyundan çekilmesi halinde oranın 1.00 olarak belirlendiğini, davalı şirket tarafından yayınlanan makalede de oyuncunun oyundan çekilmesi halinde oranın 1.00 olacağını, üyelik sözleşmesinde davacının doğan zararından davalının sorumluluğunun olmayacağının belirtildiğini iddia etmektedir. Davalının iddiaları haksız ve mesnetsiz olup reddi gerekmektedir. Şöyle ki; 1-) DAVALININ HUSUMET İTİRAZININ REDDİ GEREKMEKTEDİR. Davalı, ayrı bir tüzel kişiliğe haiz olan, sanal ortamda oyun oynama hizmeti veren bir şirkettir. Müvekkilim davalıya ait bahis sitesine üye olmuş ve bu site üzerinden oyun oynamıştır. Kupon bedellerini de davalıya ödemiştir. Davalının dava dışı şirket ve kurumlarla olan bayilik anlaşmaları kendi iç ilişkisi olup hukuken müvekkili bağlamamaktadır. Bu nedenle müvekkilimin husumet yöneteceği kişi davalı BİLYONER'dir. Dava itirazın iptali davası olup davaya 3.bir kişinin dahili davalı olarak eklenmesi de mümkün değildir. 2-) SABİT İHTİMALLİ BAHİS OYUNLARI (İDDAA) OYUN PLANI'NIN 21/11/B MADDESİNDE OYUNCUNUN OYUNDAN ÇEKİLMESİ HALİNDE ÇEKİLEN OYUNCUYA YAPILAN BAHİSLERİN KAYBEDECEĞİ HÜKÜM ALTINA 1. 2. ALINMIŞTIR. DAVALININ DAYANAK GÖSTERDİĞİ OYUN PLANI MADDESİNİN İSE SOMUT OLAYLA BİR İLGİSİ YOKTUR. Davalı her ne kadar Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Toto Teşkilat Başkanlığınca yayınlanan SABİT İHTİMALLİ BAHİS OYUNLARI (İDDAA) OYUN PLANI -Tenise İlişkin Bahis Kuralları 21/9-b maddesi gereğince oyuncunun maçtan çekilmesi halinde oranın 1.00 olacağını iddia etmişse de mezkur maddede; "Bir maç iptal edilir veya ertelenirse ve turnuvanın zaman çerçevesi dahilinde tamamlanmaz ise veya eğer maç kesintiye uğrar ve turnuvanın zaman çerçevesi dahilinde tamamlanamaz ise, kesinti anında bir kazanan sonuç olmadığı sürece, "Bir Özel Setin Kazananı" bahisleri geçersiz olup oran bir (1.00) olacaktır." denmiştir. Maddenin lafzından açıkça görüldüğü üzere bu maddede oyuncunun oyundan çekilmesi ile ilgili bir düzenleme yer almamaktadır. Oyuncunun oyundan çekilmesi halinde oyun sonucunun ne olacağı aynı Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Toto Teşkilat Başkanlığınca yayınlanan aynı oyun planının 21/11/b maddesinde düzenlemiş olup ilgili maddede; "Aksi belirtilmediği sürece, herhangi bir nedenle turnuvanın başlangıcından sonra turnuvadan diskalifiye olan veya diğer şekilde çekilen bir oyuncuya yapılan bahisler kaybedecektir." Denmiştir. Yani davalının iddiasının aksine oyun planının 21/11/b maddesinde oyuncunun çekilmesi hali düzenlenmiş olup bu madde ile oyuncunun çekilmesi halinde karşı oyuncunun kazanmış sayılacağı hükme bağlanmıştır. Kaldı ki genel tenis kurallarına göre de oyuncunun oyundan çekilmesi halinde çekilen oyuncu oyunu kaybetmiş sayılmaktadır. Davalı, tenis maçında oyuncu oyundan çekildiği halde müvekkilimin ikramiyesini oyun planına aykırı bir şekilde ödememektedir. 3-) DAVALININ İDDİASININ AKSİNE ŞİRKET SİTESİNDE YER ALAN MAKALEDE OYUNCUNUN ÇEKİLMESİ HALİNDE NE OLACAĞI HAKKINDA BİR AÇIKLAMA YAPILMAMIŞTIR. Davalı her ne kadar sitelerinde yer alan makalede oyuncunun oyundan çekilmesi halinde oranın 1.00 olacağının belirtildiğini iddia etse de Davalıya ait internet sitesinin TENİS BAHİSLERİ'ni anlatan makalesinde: (https://yardim.bilyoner.com/hc/tr/articles/14820986162705-Tenis-Bahisleri-Nelerdir) Tenis Karşılaşmasında Oyuncu Çekilir veya Karşılaşma Ertelenirse Nasıl Sonuçlanır? kısmında davalının verdiği cevap şu şekildedir: "Bir maç iptal edilir veya ertelenirse ve turnuvanın zaman çerçevesi dahilinde tamamlanmaz ise veya maç kesintiye uğrar ve turnuvanın zaman çerçevesi dahilinde tamamlanamaz ise; bu durumda kesinti anında bir kazanan sonuç olmadığı sürece bahisler geçersiz olup oran bir (1.00) olacaktır." Davalıya ait makalenin soru başlığında oyuncunun çekilmesi halinde ne olacağı sorulmuş ancak verilen cevapta çekilme halinde bahislerin ne şekilde değerlendirileceği belirtilmemiştir. Verilen cevaptan görüldüğü üzere; Maç iptal edilirse veya ertelenirse, 1. 2. Turnuvanın zaman çerçevesi dahilinde tamamlanmaz ise, Maç kesintiye uğrar ve turnuvanın zaman çerçevesi dahilinde tamamlanmaz ise bahiseler geçersiz sayılmakta ve oran 1.00 olmaktadır. Ancak mevcut davaya konu oyunda "oyunun iptali", "ertelenmesi" veya "zamanında tamamlanmaması" durumları yoktur, oyuncunun oyundan çekilmesi ile karşı oyuncunun maçı kazanması vardır. Görüldüğü üzere makalede oyuncunun oyundan çekilmesi halinde oranın 1.00 olacağı belirtilmemiş, oyuncunun çekilmesi halinde oranların ne olacağı makalede açıklanmamıştır. Bu nedenle oyun planında yer alan hüküm ve genel tenis kuralları uygulanmalıdır. 4-) ÜYELİK SÖZLEŞMESİNDE YER ALAN SORUMSUZLUK KAYITLARI TBK 25. Ve 115. MADDELERİ GEREĞİNCE HÜKÜMSÜZDÜR. Davalı cevap dilekçesinde davacı müvekkil ile yapmış olduğu üyelik sözleşmesi ile herhangi bir sorumluluğunun olmadığı, kendisinden hak ve tazminat talep edilemeyeceğinin kararlaştırıldığını beyan etmiştir. Ancak üyelik sözleşmesinde yer alan bu sorumsuzluk kayıtları TBK 25. VE TBK 115. Maddesi gereğince kesin olarak hükümsüzdür. TBK MADDE 25- Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz. denmiştir. Davalının hazırlayıp sunmuş olduğu, üzerinde değiştirme-düzenleme imkanı olmayan ve birden fazla kişi için kullanılan üyelik sözleşmesi hukukumuzda "tip sözleşme", "kitle sözleşme" olarak tanımlanmaktadır. Bu sözleşmeler niteliği gereği genel işlem koşullarına tabiidir. Bu tip sözleşmelerde pazarlık yapılması söz konusu olmadığı gibi, çoğu kez fiyat konusu bile tarifelerle belirlenmekte ve pazarlık dışı bırakılmaktadır. Kitlelere yönelik bu sözleşmelerde girişimci karşısındaki diğer taraf, ya kendisine sunulan sözleşmeyi kabul edecek, ya da sözleşmeye konu edim veya hizmetten yoksun kalacaktır. Hukukumuzda bu tip sözleşmelerde güç dengesinin ve adaletin sağlanması için TBK 25. Maddesi düzenlenmiştir. Bu nedenle sözleşmede yer alan sorumsuzluk kayıtları, tazminat talep edilemeyeceği gibi konulan hükümler TBK 25 VE 115 maddeleri gereği geçersizdir. TBK 115/2 maddesinde ise açıkça "Borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin olarak önceden yaptığı her türlü anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. " denmiştir. Bu nedenle davalının üyelik sözleşmesine koymuş olduğu sorumsuzluk kayıtlarının hukuki bir geçerliliği yoktur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2014/13539 Esas ve 2014/16751 Karar sayılı ilamında: “...25. maddede amaçlanan husus, karşı taraf açıkça bilgilendirilmiş, içeriğini öğrenme imkânı sağlanmış olsa bile hükmün dürüstlük kuralına aykırı şekilde konulamayacağı amaçlanmıştır. TBK'nun 25. maddesi, karşı taraf sözleşmeyi rızası ile imzalasa da, özellikle sözleşmeyi reddetme imkânının olmadığı bir başka deyişle alternatif sözleşme 1. 2. hükümleriyle ihtiyacın giderilemeyeceği durumlarda, elektrik abonelik sözleşmesini başka bir dağıtım şirketiyle yapma
sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin olarak önceden yaptığı her türlü anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. " denmiştir. Bu nedenle davalının üyelik sözleşmesine koymuş olduğu sorumsuzluk kayıtlarının hukuki bir geçerliliği yoktur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2014/13539 Esas ve 2014/16751 Karar sayılı ilamında: “...25. maddede amaçlanan husus, karşı taraf açıkça bilgilendirilmiş, içeriğini öğrenme imkânı sağlanmış olsa bile hükmün dürüstlük kuralına aykırı şekilde konulamayacağı amaçlanmıştır. TBK'nun 25. maddesi, karşı taraf sözleşmeyi rızası ile imzalasa da, özellikle sözleşmeyi reddetme imkânının olmadığı bir başka deyişle alternatif sözleşme 1. 2. hükümleriyle ihtiyacın giderilemeyeceği durumlarda, elektrik abonelik sözleşmesini başka bir dağıtım şirketiyle yapma olanağının bulunmadığı hâllerde TBK'nunun 25. maddesi devreye girecektir. …Davalı tarafın verdiği hizmetin tekel niteliğinde olması karşısında TBK 20 ve 25. maddeleri de nazara alındığında sözleşme özgürlüğünde bulunması gerekli güç dengesinin bir taraf aleyhine bozulduğu, sözleşme özgürlüğüne müdahale ile sözleşme adaletinin sağlanması gerektiği kanısına varılmıştır…İstanbul 39. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/05/2013 gün ve 2012/4 Esas, 2013/115 Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA...” YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2016/3632 K. 2017/5846 sayılı ilamında da: Dava, davacı tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin zarar sorumlusundan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı tarafından ibraz edilen Vinç Çalışma Fişi'nde sorumsuzluk kaydı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir... 6098 Sayılı TBK'nın 115/ son maddesinde de uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına dair önceden yapılan anlaşmaların kesin olarak hükümsüz olduğu düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece 6102 Sayılı TTK'nın 854 ve 6098 Sayılı TBK'nın 115/ son maddesi hükümleri değerlendirilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmayan TBK'nın 63. maddesi uyarınca zarar görenin rızası sebebiyle davalının sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." denmiştir. Bu nedenlerle haklı davamızın kabulü gerekmektedir. HUKUKİ NEDENLER : İİK, HMK, TBK ve ilgili diğer yasalar. HUKUKİ DELİLLER : İstanbul 22.İcra Müdürlüğü'nün 2024/24491 Esas numaralı icra dosyası, Banka kayıtları, https://www.bilyoner.com/ sitesi üyelik ve diğer tüm kayıtları, mail yazışmaları, sabit ihtimalli bahis oyunları (iddaa) oyun planı 4697592700081009, 4697592700078682, 4697592700078009, 4697592700076212, 469759270007495 numaralı kuponlar, Bilirkişi incelemesi, tanık, yemin, arabuluculuk son tutanağı, ve diğer tüm hukuki deliller. SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda açıklanan ve mahkemenizce re’sen takdir edilecek nedenlerle fazlaya dair tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile ; Davalı borçlunun İstanbul 22.İcra Müdürlüğü'nün 2024/24491 e. sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına,1. Davalı borçlu aleyhine toplam takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini Sayın Mahkemenizden vekaleten talep ederim. 07.02.20252. Davacı Vekili Av.Cüneyt BÜYÜKKILIÇ
Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com26.05.2021, İstanbul İSTANBUL ANADOLU 28.İŞ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE DOSYA NO : 2021/178 E. DAVALI : Türk Philips Ticaret Anonim Şirketi VEKİLLERİ : Av. Erim BENER, Av. Burcu GÖKTAN, Av. Emirhan CAN (Adres Antettedir) DAVACI : Kemal PEKTAŞ KONU : Cevap Dilekçemizin Sunumundan ibarettir. AÇIKLAMALAR: Sayın Mahkeme nezdinde görülmekte olan dosyaya ilişkin cevap dilekçemiz işbu dilekçenin ekinde Sayın Mahkemeye sunulmaktadır. Davalı Vekilleri Av. Erim BENER, Av. Burcu GÖKTAN , Av. Emirhan CAN E-imzalıdır.
Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE DOSYA NO : 2024/386 E. DAVALI : KONINKLIJKE LUCHTVAART MAATSCHAPPIJ N.V. MERKEZİ HOLLANDA İSTANBUL MERKEZ ŞUBESİ VEKİLLERİ : Av. Serkan KOLAY, Av. Nur Şevval ÇINAR (Adres antettedir) DAVACI : TAV İSTANBUL TERMİNAL İŞLETMECİLİĞİ A.Ş. VEKİLİ : Av. Mehmet Murat İSEN KONU : Huzurdaki davaya ilişkin cevap dilekçemizin ve delillerimizin süresi içinde sunulması ile haksız davanın reddi talebinden ibarettir. AÇIKLAMALAR : Cevap dilekçemiz, cevap dilekçesi eklerimiz ve delillerimiz işbu dilekçe ekinde sayın Mahkemeye saygı ile sunulmaktadır. DAVALI KONINKLIJKE LUCHTVAART MAATSCHAPPIJ N.V. MERKEZİ HOLLANDA İSTANBUL MERKEZ ŞUBESİ Vekili Av. Serkan Kolay, Av. Nur Şevval Çınar
Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com BAKIRKÖY 42. İŞ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ'NE DOSYA NO : 2022/384 E. DAVALI : MBTECH MÜHENDİSLİK VE DANIŞMANLIK LTD.ŞTİ. ADRES : Akçaburgaz Mah. Alkop Yolu 19.Sok. No:1 Esenyurt/İstanbul VEKİLLERİ : Av. Erim BENER, Av. Müge ANDAÇ "Adres Antettedir" DAVACI : Güneş YILDIRIM AKDENİZ (TCKN: 47614709806) VEKİLİ : Av. Arzu KAYA KONU : Tanık anlatımlarına ilişkin beyanlarımızın sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR : Sayın Mahkemece gerçekleştirilen 05.06.2023 tarihli celsede dinlenen tanık anlatımlarına ilişkin beyanlarımızı işbu dilekçe ile sunmaktayız. DAVACI TARAF TANIĞININ MÜVEKKİL İŞVERENLİĞE KARŞI DERDEST DAVASI BULUNMAKTADIR. BU NEDENLE TANIK BEYANLARINDAKİ ALEYHE HUSUSLARI KABUL ETMİYORUZ.1) Sayın Mahkemece gerçekleştirilen 05.06.2023 tarihli duruşmada davacı tanığı Meral Kurt dinlenmiştir. Davacı taraf tanığı Meral Kurt'un müvekkil şirkete karşı ikame ettiği ve halen derdest olan işçilik alacağı talepli Bakırköy 32.İş Mahkemesi'nin 2022/157 Esas sayılı davası bulunmaktadır. Dolayısıyla, müvekkil şirket ile husumeti olan tanıkların beyanlarına itibar edilemez. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/9-1462 E. 2015/869 K. 25.2.2015 T. sayılı kararı aynen şu şekildedir: “Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz ise de işveren aleyhine dava açan kişiler davacı tanığı olarak dinlenmiş ise bu 1) 2) 3) Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 1) işçilerin tanıklıklarına kural olarak itibar edilmemesi; birbirlerine tanıklık eden kişilerin beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması ile bu tanıkların beyanlarının diğer yan delillerle birlikte değerlendirilerek, sonuca gidilmesi gerekir. " Nitekim, aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.04.2011 gün ve 2010/2-751 E. 2011/96 K. ile 12.09.2012 gün ve 2012/2 E. 2012/551 K. sayılı ilamlarında da benimsenmiştir. ..Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında uyuşmazlığın değerlendirilmesinde, diğer yan delillerle desteklenmeyen ve aynı işveren aleyhine aynı iddia ile açtıkları davalar nedeniyle menfaat birliği bulunan davacı tanıklarının beyanlarının hafta tatilinde çalışma iddiası yönünden hükme esas alınması mümkün olmadığından; diğer bir ifade ile davacı dinlettiği tanıklarla hafta tatillerinde çalıştığı iddiasını yöntemince kanıtlayamadığından davacının hafta tatili ücret alacağı isteminin reddi yerine, yazılı gerekçelerle kabul edilmesi isabetsizdir.” Nitekim, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 24.02.2014 tarihli ve 2013/13768 E., 2014/5632 K. sayılı ilâmı; “Diğer taraftan 6100 Sayılı H.M.K.'un tanıkla ilgili hükümleri incelendiğinde. 240/1 maddesinde "Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir", 250. maddesinde ise "Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir" kurallarına yer verilmiştir. Dosya içeriğine göre davacı tarafından dinlenen tanıklar, davalı işveren aleyhine aynı isteklerle dava açan, davalıyla uyuşmazlık içinde olan ve dolayısıyla davada yararı bulunan kişilerdir. Bu kişilerin tanıklıklarına Dairemiz uygulaması uyarınca itibar edilemez. Kaldı ki anılan normatif hükümler karşısında da tanıklıkları sonuca etkili değildir. Bu sebeple davacının bu konuda var ise bildirdiği diğer delilleri toplanmalı, dayanmış ise işin düzenlenmesine dair kayıtları gerekirse bilirkişi marifetiyle işyerinde kesif yapılarak incelenmeli, rapor alınmalı ve sonucuna göre fazla mesai ve tatil çalışmaları varsa hesaplanıp hüküm altına alınmalıdır. Eksik inceleme ve davada yararı bulunan ve işverenle ihtilaf halinde olan tanıkların soyut beyanına dayanarak anılan alacakların kabulü hatalıdır.” şeklindedir. 1) 2) 3) Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 1) Yine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 06.06.2011 tarihli ve 2010/46424 E., 2011/16610 K. sayılı ilâmı ise; “İş yargılamasında çalışma olgusunu ve hizmet süresinin, kısaca kıdemini ispat yükü, genel ispat kuralı gereği iddia eden işçiye aittir. İşçi bu olguyu tanık dahil her türlü delille ispat edilebilir. Dinlenen tanıkların tarafsız, bordro tanığı veya komşu işyerinde çalışanlardan olması önemlidir. Taraflarla ihtilaf ve husumet içinde olanların tanıklığına itibar edilmemelidir. Dosya içeriğine göre davacının hükme esas süresi yönünden tanık beyanlarına değer verilmiştir. Ancak dinlenen tanıklar davacı ile birlikte aynı konuda davalı işveren aleyhinde dava açan kişilerdir. Kısaca davacılar birbirlerine tanıklık yapmışlardır. Davalı aleyhine dava açan işçilerin tanıklıklarına kural olarak itibar edilmemesi gerekir. Mahkemece aksine inandırıcı delil bulunmaması nedeni ile kayıtlardaki hizmet süresi yerine, itibar edilmemesi gereken tanıkların beyanındaki sürenin esas alınması bozma nedeni yapılmıştır.” şeklindedir. İşbu müstekar hale gelmiş Yargıtay Kararları uyarınca da davacı taraf tanığının beyanlarına itibar edilmemesi gerekmektedir. Zira tanığın beyanları da kendi leyhine olacak şekilde gerçeklikten uzak ve yanlıdır. Bu nedenle aleyhe tanık beyanlarını kabul etmiyor ve davacı tanığının da beyanlarında İKİ DEFA BELİRTTİĞİ ÜZERE davacı tarafın mobbing iddialarına ilişkin somut bilgi ve görgüye dayalı bilgisi bulunmaması nedeni ile Sayın Mahkemece beyanlarına itibar edilmemesini talep ediyoruz. 2) ALEYHE TANIK BEYANLARINI KABUL ANLAMINA GELMEMEK ÜZERE DAVACI TANIĞI PRİMLERİN PERFORMANSA GÖRE DEĞİŞKENLİK GÖSTERDİĞİNİ BELİRTMİŞ BULUNMAKTADIR. Cevap dilekçemizde de belirtildiği üzere; Müvekkil işverenlikte hedef bazlı ve performansa dayalı prim sistemi mevcuttur. Bu nedenle çalışanların ancak hedeflerini tutturmasına ve performanslarının yüksek olmasına bağlı olarak prim/bonus ödemeleri yapılmaktadır. 1) 2) 3) Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 1) Davacının talepleri içerisinde yer alan FTE Bonus ise davacı tarafından yeni bir FTE bir diğer ifade ile Yaşam Bilimleri danışmanının projeye kazandırılması ve bu kişinin 1 yıl boyunca çalışması ve brüt kar marjının %40'ın üzerinde olması durumunda davacı 1200 TL FTE bonusu almaya hak kazanmaktadır. Görüldüğü üzere iki şartın birlikte gerçekleşmesi halinde bonus'a hak kazanılmaktadır. Davacı tarafından projeye kazandırılan kişilerin 1 yıl boyunca çalışmaması veya brüt kar marjının %40'ın altında kalması durumunda davacının hak kazanmış olacağı bir bonus olmamaktadır. Müvekkil şirketçe davacının hedeflerini tutturması, performansının yüksek olması ve FTE Bonus kazanma kriterleri ayrı ayrı değerlendirilerek hak kazanılmış prim/ bonusları çalıştığı tüm süre boyunca bordrolara yansıtılarak ödenmiştir. Bu nedenle de davacının ödenmemiş hiçbir prim/ bonus alacağı bulunmamaktadır. Aleyhe beyanları kabul anlamına gelmemek üzere, davacı tanığı da bu hususları doğrulayarak; primlerin banka kanalı ile bordrolara yansıtılarak ödendiğini, davacının ve tüm çalışanların 1 yıllık performans değerlendirmesine göre prim verildiğini ve prim miktarının hedeflere ve performansa bağlı olarak değişkenlik gösterdiğini belirtmiş bulunmaktadır. Tüm bu nedenlerle davacı tarafın asılsız ve mesnetsiz prim taleplerinin reddine karar verilmesi talep olunmaktadır. 3) ALEYHE TANIK BEYANLARINI KABUL ANLAMINA GELMEMEK ÜZERE DAVACI TANIĞI DAVACIYA MOBBING UYGULANMADIĞINI BELİRTMİŞ BULUNMAKTADIR. Davacı tarafça sözde mobbing iddiası tanık beyanları ile dahi ispatlanamamıştır. Nitekim davacı tanığı davacıya herhangi bir baskı uygulandığını görmediğini beyan etmiş bulunmaktadır. Davacı, dava dilekçesi ile mesnetsiz olarak prim değişikliğine
kazanma kriterleri ayrı ayrı değerlendirilerek hak kazanılmış prim/ bonusları çalıştığı tüm süre boyunca bordrolara yansıtılarak ödenmiştir. Bu nedenle de davacının ödenmemiş hiçbir prim/ bonus alacağı bulunmamaktadır. Aleyhe beyanları kabul anlamına gelmemek üzere, davacı tanığı da bu hususları doğrulayarak; primlerin banka kanalı ile bordrolara yansıtılarak ödendiğini, davacının ve tüm çalışanların 1 yıllık performans değerlendirmesine göre prim verildiğini ve prim miktarının hedeflere ve performansa bağlı olarak değişkenlik gösterdiğini belirtmiş bulunmaktadır. Tüm bu nedenlerle davacı tarafın asılsız ve mesnetsiz prim taleplerinin reddine karar verilmesi talep olunmaktadır. 3) ALEYHE TANIK BEYANLARINI KABUL ANLAMINA GELMEMEK ÜZERE DAVACI TANIĞI DAVACIYA MOBBING UYGULANMADIĞINI BELİRTMİŞ BULUNMAKTADIR. Davacı tarafça sözde mobbing iddiası tanık beyanları ile dahi ispatlanamamıştır. Nitekim davacı tanığı davacıya herhangi bir baskı uygulandığını görmediğini beyan etmiş bulunmaktadır. Davacı, dava dilekçesi ile mesnetsiz olarak prim değişikliğine ilişkin bonus mektubunun imzalanması için psikolojik baskıya uğradığını iddia etmiş bulunmaktadır. Bu iddia hiçbir şekilde gerçekleri yansıtmamaktadır. Şöyle ki; Davacının iddialarının aksine müvekkil işverenlik tarafından davacının 2022 yılı için davacının görevi kapsamında olan hedeflerini belirtir Engagement Letter kendisine sunulmuş ve bu mektubun imzalanması talep edilmiştir. Bu husus davacı tarafça her sene bilinen ve her sene 1) 2) 3) Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 1) hedeflerin değişiklik göstermesi nedeni ile imzalanan bir mektuptur. Dolayısıyla davacının aleyhine olacak bir prim/bonus sistemi değişikliği mevcut olmayıp, davacıya bu hususla ilgili uygulanan bir baskı da bulunmamaktadır. Kaldı ki, hiçbir şekilde iddiaları kabul anlamına gelmemek üzere, bir an için müvekkil şirketin prim/bonus sisteminde değişiklik yaptığı düşünülse de bu husus enflasyonun yüksek olduğu ülkemizde müvekkil işverenliğin yönetim hakkı kapsamında işletmesel ve ticari kararlar alması ve işyeri düzeni ile ilgili bazı değişiklikler yapması işletme politikasını gerçekleştirmek için aldığı mali ve işletmesel tedbirlerden olacaktır. Mobbingin temelini haksız fiil oluşturduğundan yukarıda açıklandığı üzere mobbinge maruz kaldığını ispat ile yükümlüdür. Diğer bir ifade ile mobbing iddiası ile açılan davalarda ispat külfeti davacıdadır. Dava dilekçesinde de mobbinge ait herhangi bir semptom ya da emare ya da delil olabilecek bir açıklama, bir maddi olay belirtilmemiş, delil eklenmemiştir. AYRICA DAVACI, TANIK BEYANLARI İLE DAHİ MOBBING İDDİASINI İSPATLAYAMAMIŞTIR. BU NEDENLE İŞBU MESNETSİZ TALEBİN DE REDDİ SAYIN MAHKEMEDEN TALEP OLUNMAKTADIR. NİTEKİM, YARGITAYIN DAMÜSTEKAR HALE GELMİŞ SON YILLARDA VERDİĞİ İÇTİHATLARINDA DA MOBBİNGE MARUZ KALDIĞINI İŞÇİNİN İSPAT ETMESİ GEREKTİĞİ ÖNEMLE VURGULANMIŞTIR. T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2015/18297 K. 2017/23809, 01.11.2017 tarihli kararı; ‘‘BİR HAREKETİN MOBBİNG SAYILABİLMESİ İÇİN SİSTEMATİK, SU?REKLİ VE KASITLI OLMASI GEREKİR. AYRICA, BU ŞEKİLDE DAVRANIŞLARA MARUZ KALDIĞINI İSPAT YU?KU? İDDİA EDENE DU?ŞER. YANİ İŞÇİ MOBBİNGE MARUZ KALDIĞINI İSPAT ETMELİDİR.’’ AYNI DOĞRULTUDA; YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2015/28831 K. 2018/8743, 17.04.2018 TARİHLİ KARARI: ‘‘…Davacı dava dilekçesinde de; davalı işverenin mobbing du?zeyindeki psikolojik baskıları ve istifaya zorlanması ve çalışma koşullarındaki esaslı değişiklikler sebebiyle iş akdini haklı sebeplerle feshettiğini iddia etmiştir… …Dosya kapsamında davacının iddialarını doğrulayan başkaca bir bilgive belge de bulunmamaktadır. Bu durumda tu?m dosya kapsamına göre, davacı tarafından feshin haklı 1) 2) 3) Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 1) sebebe dayalı olduğunun ispat edilemediği açıktır. İş akdinin fesih sebebi ile bağlı olunup sonradan değiştirilmesinin mu?mku?n olmamasına karşın, Mahkemece, davacının fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacak iddialarının su?but bulduğu gerekçesiyle, iş akdinin haklı sebeple feshedildiğinin kabulu?yle, davacı lehine kıdem tazminatına hu?kmedilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.’’ YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2016/16456, K. 2018/22875, 11.12.2018 Tarihli, Kararı: "DAVACI, KENDİSİNE İŞYERİNDE MOBBİNG UYGULANDIĞINI İLERİ SÜRMÜŞ OLUP İSPAT YÜKÜ MOBBİNG İDDİASINI İLERİ SÜREN DAVACIDADIR. ANCAK TANIK BEYANLARI VE DOSYA KAPSAMI DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE DAVACI MOBBİNG İDDİASINI İSPATLAYAMAMIŞTIR. Tanık beyanları doğrudan görgü ve bilgiye dayalı olmayıp genel olarak davacıdan duyuma dayalıdır. Ayrıca beyanlarda sistematik bir baskı durumu da ortaya konmamıştır. Bu durumda mobbingin ispatlandığı söylenemez. Öte yandan tanık beyanları kişilik haklarına saldırı eylemini ispatlamada da yetersiz olup başka somut delil de yoktur. Açıklanan nedenlerle Mahkemece manevi tazminat isteminin reddi yerine kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir." Yukarıdaki tüm açıklamalarımız kapsamında, müvekkil şirket tarafından davacıya herhangi bir baskı, zorlama vb. davranışta bulunulmamış aksine müvekkil şirketin iyiniyeti suiistimal edilmiştir. İşbu dava, haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış, davacı iddialarını tanık beyanları ile dahi ispatlayamamıştır. Bu nedenle de Sayın Mahkemeden davanın reddedilmesini saygılarımızla talep ederiz. 4)DAVACININ YILLIK İZİN ALACAĞI TALEPLERİNİN DE REDDİ GEREKMEKTEDİR. Ayrıca davacı tanığı müvekkil işverenlikte yıllık izinlerin bilgisayar sistemi üzerinden çalışanların kendi isteklerine göre giriş yapılarak kullanıldığını da belirtmiş bulunmaktadır. Bu nedenle davacının hak edipte kullanmadığı yıllık izni mevcut olmadığından yıllık izin talebinin de reddine karar verilmesi Sayın Mahkemeden arz ve talep olunmaktadır. 1) 2) 3) Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 1) Sonuç olarak, davacının düşük performansla çalışması, hedeflerini tutturamaması sonucunda hak kazanmadığı prim/bonusları talep etmesi ve bu nedenle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirtmesi dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmekte ve haksız kazanç elde edilmeye çalışılmaktadır. Davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshini gerektirecek bir sebep olmadığından ve kendisi istifa ederek işyerinden ayrılmış olduğundan kıdem tazminatı talebi başta olmak üzere tüm talepler bakımından davanın reddi Sayın Mahkemenizden talep olunmaktadır. SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve re'sen gözetilecek nedenlerle; Müvekkil işverenliğe karşı davası olan tanığın aleyhe beyanlarını kabul etmediğimizi Sayın Mahkemeye bildirir, davacı taraf tanığının husumetli olması ve somut olaya ilişkin görgüsü ve bilgisi de bulunmaması nedeni ile beyanlarına itibar edilmemesine,1) Dosyaya sunulan tüm beyan ve delillerimiz kapsamında; haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış DAVANIN REDDİNE, 2) Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine 3) Karar verilmesini saygılarımızla vekâleten arz ve talep ederiz. 13.06.2023 Davalı Mbtech Mühendislik Ve Danışmanlık Ltd.Şti. Vekili Av. Müge ANDAÇ İnternet yoluyla göndermek istediğiniz evraklar onay için Bakırköy 42. İş Mahkemesi katiplerine [11969804389] iş emri numaralarıyla gönderildi. Bu iş emir numaraları ile İşlemlerim menüsünden evrakların durumunu takip edebilirsiniz. Onay işlemleri yapıldığı takdirde 2022/384 nolu Hukuk Dava Dosyasına eklediğiniz evrakları görebilirsiniz.
kapsamında; haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış DAVANIN REDDİNE, 2) Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine 3) Karar verilmesini saygılarımızla vekâleten arz ve talep ederiz. 13.06.2023 Davalı Mbtech Mühendislik Ve Danışmanlık Ltd.Şti. Vekili Av. Müge ANDAÇ İnternet yoluyla göndermek istediğiniz evraklar onay için Bakırköy 42. İş Mahkemesi katiplerine [11969804389] iş emri numaralarıyla gönderildi. Bu iş emir numaraları ile İşlemlerim menüsünden evrakların durumunu takip edebilirsiniz. Onay işlemleri yapıldığı takdirde 2022/384 nolu Hukuk Dava Dosyasına eklediğiniz evrakları görebilirsiniz.
Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL ANADOLU 28. İŞ MAHKEMESİ’NE, DOSYA NO : 2023/270 E. DAVALI : Unilever Sanayi ve Ticaret Türk A.Ş. VEKİLİ : Av. Erim Bener- Av. Ayşegül Özgen Levi (Adres antettedir ) DAVACI : Ali Fuat Kocabeyler Barboros Mah. Andromeda Residense C2 Blok No: 180 Atasehir/Istanbul VEKİLİ : Av. Gülşah Erdoğan Eğitim Mah Adım Sk No:11/1 Kadıköy / Istanbul KONU : Dosyanın geldiği aşama ve bilirkişi raporuna hakkında beyanlarımızın sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR : 1)DAVACI TANIĞI ALPER TAŞKIN'IN BEYANLARI TAMAMEN GERÇEK DIŞIDIR. ZİRA YÖNETİMSEL BİR KARAR İLE DAVACININ ÇALIŞTIĞI FABRİKANIN KONYA'YA TAŞINMASINA KARAR VERİLMİŞ VE DAVACI DA BU İŞ YERİ DEĞİŞİKLİĞİNİ KABUL ETMEYEREK İŞ SÖZLEŞMESİNİ KENDİ İRADESİ İLE SONA ERDİRMİŞTİR. DAVACIYA BASKI YAPILMASI VB. ASILSIZ İDDİALARIN KABULÜ MÜMKÜN DEĞİLDİR. Bu aşamada cevap dilekçemizi tekrarla, Müvekkil Şirket’in Gebze fabrikasında 17.11.2003 tarihinden 02.03.2018 tarihine kadar “Proses Mühendisi” olarak çalışmıştır. Fakat daha sonra alınan yönetimsel bir karar ile davacının çalışmış olduğu fabrikanın Konya’ya taşınması nedeniyle davacıya işyeri değişikliği teklif edilmiş ancak davacı tarafından kabul edilmeyerek iş sözleşmesini kendisi sona erdirmiştir. Bu çerçevede davacı öncelikle olarak Müvekkil Şirket’in Gebze HPC fabrikasının Konya iline taşınması nedeniyle davacıya baskı uygulanması ve işten ayrılmaya zorlanması söz konusu olamaz. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bu zorunlu iş yeri değişikliği nedeniyle davacı işten çıkartılmamış aksine davacının iş sözleşmesinin devamı sağlanmaya çalışılmıştır. Davacı Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com ise kendi özgür iradesi ve kendi talebiyle yürürlükte olan TİS kapsamında görev yeri değişikliğini kabul etmeyerek iş sözleşmesini sona erdirmiş ve kıdem ile ihbar tazminatlarının kendisine ödenmesini talep etmiştir. Davacının talebi doğrultusunda; bütün hak ve alacakları ödenmek suretiyle iş sözleşmesi sona ermiştir. Hal böyleyken de davacı tanığı; Alper Taşkın'ın davacıya işten çıkması için veya sendikaya üye olduğu için mobbing uygulandığı yönündeki iddialar tamamen gerçek dışıdır. Zira davacıya mobbing uygulanmamış, davacının iş sözleşmesinin devamı için teklifte bulunulmuş ve fakat davacı bu teklifi kendisi kabul etmemiştir. 2) BİLİRKİŞİ RAPORUNDA TAKDİR SAYIN MAHKEMENİZE BIRAKILMIŞ VE SENDİKAL TAZMİNAT HESAPLANMIŞTIR. ANCAK DAVACININ MÜVEKKİL ŞİRKETTEN SENDİKAL TAZMİNAT ALACAĞI YOKTUR. BİLİRKİŞİ RAPORUNDAKİ HESAPLAMALARI KABUL ETMİYORUZ. Bu çerçevede davacı öncelikle olarak Müvekkil Şirket’in Gebze/ Kocaeli fabrikasında çalışmış ancak Müvekkil Şirket’in Gebze HPC fabrikasının Konya iline taşınması nedeniyle Konya fabrikasında görevlendirilmek istenmiştir. Bu aşamada Müvekkil Şirket’in tüm iyi niyeti ile davacıya görev değişikliği teklif etmiş olduğunu belirtmek isteriz. Bir başka deyişle, her ne kadar davacı dava dilekçesinde kendisine negatif ayrımcılık yapıldığını, iş sözleşmesinin haksız bir şekilde sona erdirildiğini iddia etmiş olsa da, bu iddiaların hepsi gerçek dışıdır. Nitekim, davacı kendi talebi ile görev yeri değişikliğini kabul etmeyerek iş sözleşmesini sona erdirmiş ve kıdem ile ihbar tazminatlarının kendisine ödenmesini talep etmiştir. Davacının talebi doğrultusunda; bütün hak ve alacakları ödenmek suretiyle iş sözleşmesi sona ermiştir. Gebze fabrikasının taşınması nedeniyle işyeri değişikliği yapan Müvekkil Şirket’in dürüstlük kurallarına uygun davranmış olduğu açıktır. Hal böyleyken de davacı iddialarını ispat edememiş olduğundan davacının herhangi bir sendikal tazminat alacağı yoktur. Bilirkişi raporundaki hesaplamaları kabul etmiyoruz. Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 3) DAVACININ MÜVEKKİL ŞİRKET’TEN 65 HAFTA TUTARINDA İHBAR TAZMİNATI VEYAHUT İŞ BULMA ÖDENEĞİ ALACAĞI YOKTUR. BİLİRKİŞİ RAPORUNDA DAVACININ İDDİALARINI İSPAT EDEMEDİĞİ ORTAYA ÇIKMIŞTIR. Bilirkişi raporunda her ne kadar 65 hafta tutarında ihbar tazminatı ve iş bulma ödeneği hesaplaması yapılmışsa da, davacının 65 hafta tutarındaki ihbar tazminatı ile iş bulma ödeneğine hak kazanamayacağı açıkça ortadadır. Nitekim davacının iş sözleşmesi ikale ile sona ermemiş ve de kendisi gerekli koşulları sağlamadığından anılan işçilik alacaklarına hak kazanması mümkün değildir. Bu nedenle de bilirkişi raporundaki hesaplamaları kabul etmiyoruz. Bilirkişi raporunda da sabit olduğu üzere, davacı bu iddialarını ispat edememiştir. Nitekim davacının iş sözleşmesi ikale ile sona ermemiş ve de kendisi gerekli koşulları sağlamadığından anılan işçilik alacaklarına hak kazanması mümkün değildir. Davacı, dava dilekçesinde davacının sendikaya bağlı olması nedeniyle kendisine ayrımcılık yapıldığını, diğer işçilerin zorla işten çıkartıldığını, bu şekilde maliyetlerin düşürülmeye çalışıldığı, işçilerin maaşlarını yarıya düşürülerek çalışmaya devam ettirildiklerini, iki kez teşvik paketi uygulandığını ve fakat davacı ile ikale yapılmadığı, bu nedenle de diğer çalışanlara ödendiğini iddia ettiği 65 hafta tutarındaki ihbar tazminatının ve iş bulma ödeneğinin kendisine ödenmesini talep etmektedir. Dava dilekçesinde bahsi geçen kişilerin görevleri ve yetkinlikleri davacı ile tamamen birbirinden farklıdır. Davacı bu kişiler ile emsal işçi niteliğinde olmadığı gibi, bu kişiler işverenin yönetimsel yetkisi kapsamında uyguladığı teşvik programından faydalanmayı talep etmiş ve bu talepleri doğrultusunda da ikale sözleşmesi imzalanmıştır. Davacının iddialarının aksine ortada işçi ve işveren arasında bir mutabakat vardır. Anılan kişiler Müvekkil Şirket uygulamalarından biri olan teşvik programından faydalanmak istemişler ve bu nedenle de Müvekkil Şirket bu kişiler ile ikale sözleşmesi imzalamıştır. Günümüzde bu tip teşvik programlarından pek çok şirketin ve de işçilerin yararlandığı görülmekte ve bu tip teşvik programlarının uygulanmasında herhangi bir hukuka aykırılık Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com bulunmamaktadır. Önemli olan tarafların karşılıklı iradelerinin birleşmesi ve koşulların sağlanmış olmasıdır. Öte yandan davacının iş sözleşmesinin sona erme nedeni ve şekli dava dilekçesinde adı geçen kişilerden tamamen farklıdır. Nitekim bu kişilerin iş sözleşmeleri ikale yapılmak suretiyle sona ermiştir. Oysa davacının iş sözleşmesi kendisine önerilen görev değişimini kabul etmeyerek kıdem ve ihbar tazminatını alarak işyerinden ayrılmak istemesi neticesinde sona ermiştir. Hal böyleyken de; bilirkişi raporundaki hesaplamaları kabul etmiyoruz ve davacının haksız davasının reddini talep ediyoruz. 4) KABUL ANLAMINA GELMEMEK KAYDIYLA, BİLİRKİŞİ RAPORUNUN İŞ BULMA ÖDENEĞİ İDDİALARININ DEĞERLENDİRİLDİĞİ KISIMDA HANGİ KRİTERLERİN ESAS ALINDIĞI VE HESAPLAMA YAPILDIĞI BELLİ DEĞİLDİR. BU NEDENLE BU KISMIN AÇIKLANMASI İÇİN DE DOSYANIN EK BİLİRKİŞİ İNCELEMESİNE GÖNDERİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ. Yukarıda arz ve izah edilen ve tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere; davacı tanığının beyanlarının yok hükmünde sayılmasını ve dosyanın bilirkişi ek incelemesine gönderilmesini, Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise de davanın reddine karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz. Davalı Vekili Av. Ayşegül Özgen Levi
hesaplamaları kabul etmiyoruz ve davacının haksız davasının reddini talep ediyoruz. 4) KABUL ANLAMINA GELMEMEK KAYDIYLA, BİLİRKİŞİ RAPORUNUN İŞ BULMA ÖDENEĞİ İDDİALARININ DEĞERLENDİRİLDİĞİ KISIMDA HANGİ KRİTERLERİN ESAS ALINDIĞI VE HESAPLAMA YAPILDIĞI BELLİ DEĞİLDİR. BU NEDENLE BU KISMIN AÇIKLANMASI İÇİN DE DOSYANIN EK BİLİRKİŞİ İNCELEMESİNE GÖNDERİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ. Yukarıda arz ve izah edilen ve tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere; davacı tanığının beyanlarının yok hükmünde sayılmasını ve dosyanın bilirkişi ek incelemesine gönderilmesini, Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise de davanın reddine karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz. Davalı Vekili Av. Ayşegül Özgen Levi
Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.comİSTANBUL 42. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE 19.02.2025, İstanbul DOSYA NO : 2024/353 E. DAVALI : Bilyoner İnteraktif Hizmetler A.Ş. Büyükdere Cd. Hitay Plaza Özcan Sk. No:2 K:2, 4. Levent Beşiktaş / İstanbul VEKİLİ : Av. Erim Bener, Av. Nur Şevval Çınar Büyükdere Caddesi No:193/4 Levent/İstanbul DAVACI : Sercan Atakul (T.C. No : 19397094608) VEKİLİ : Av. Cüneyt Büyükkılıç KONU : Davaya ilişkin ikinci cevap dilekçemizin sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR : Davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinde sunmuş olduğu itirazların gerçeğe aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu aşağıdaki açıklamalarımızla şüpheye mahal vermeksizin görülecektir. 1. DAVACI, 3. BİR KİŞİNİN DAHİLİ DAVALI OLARAK EKLENMESİNİN MÜMKÜN OLMADIĞINI BELİRTMİŞ İSE DE SÖZ KONUSU İTİRAZININ HİÇBİR HUKUKİ DAYANAĞI BULUNMAMAKTADIR. HUZURDAKİ DAVANIN, ŞANS GİRİŞİM ORTAK GİRİŞİMİ'NE YÖNELTİLMESİ ÖNEM ARZ ETMEKTEDİR. Davacı, üçüncü bir kişinin dahili davalı olarak davaya eklenmesinin mümkün olmadığını ileri sürmüşse de, bu itirazın hukuken hiçbir dayanağı bulunmamaktadır. Doktrinde de kabul edildiği üzere, dava eda davası niteliğinde olup, talep de bu doğrultuda şekillenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel hükümleri uyarınca, taraf eklenmesinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Somut olayda, dava alacak davası niteliğinde olup, yargılama sonucunda kesin hüküm teşkil edecektir. Bu çerçevede, yargılamanın eksiksiz yürütülmesi ve kararın hukuki güvenliği sağlayacak şekilde kesin hüküm doğurması adına ilgili tarafın davaya dahil edilmesi gerekmektedir. Usul ekonomisi ilkesi uyarınca, yargılama sürecinin gereksiz yere uzamasının Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com ve ileride yeni davaların açılmasının önlenmesi amacıyla, tarafların baştan itibaren davaya dahil edilmesi gereklidir. Önemle tekrar belirtmemiz gerekmektedir ki, Müvekkil Şirket, Spor Toto Teşkilatı ve Milli Piyango İdaresi tarafından düzenlenen oyunların / piyangoların sanal ortam vasıtasıyla oynanması için aracılık yapan Sanal Ortam Bayisi'dir. Uyuşmazlığa konu oyunları bakımından düzenleyici kurum Spor Toto Teşkilat Başkanlığı olup, Müvekkil Şirket bu oyunların oynatılmasına ilişkin sadece bayilik faaliyeti yürütmektedir. Davacının oynadığı kuponların kazanan veya kaybeden şeklinde değerlendirilmesi 5738 Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunlarının Özel Hukuk Tüzel Kişilerine Yaptırılması Hakkında Kanun (“5738 Sayılı Kanun”) uyarınca atanmış Başbayi tarafından gerçekleştirilmektedir. Bir kuponun katsayısının güncellenmesi bakımından Başbayi’nin yetkili organı Risk Yönetim Merkezi’dir. Müvekkil Şirket'in bu konularda karar verme hakkı bulunmamaktadır. Başbayi tarafından sadece belli müsabakalara oynanan bahislerin iptal edildiği yönünde Müvekkil Şirket’e mail üzerinden bilgilendirme gelmektedir. Müvekkil Şirket bir kuponun iptal edildiği/katsayısının değiştirildiği durumlarda 5738 Sayılı Kanun gereği Başbayi’nin kararına uygun hareket etmekle yükümlüdür. 5738 Sayılı Kanun’un 3. maddesinde Spor Toto Teşkilat Başkanlığı tarafından Başbayi’ye devredilecek görev ve sorumluluklara yer verilmiş, yine ilgili kanun m. 3/1-b kapsamında “b) Sabit ihtimalli bahis oyunları için, merkezî bahis sistemine bağlı olarak çalışacak risk yönetim merkezinin kurulması ve işletilmesi, bu kapsamda oyun programlarında yer alan müsabakalara ilişkin bahis oranlarının belirlenmesi.” denilerek oranların belirlenmesinden doğrudan Başbayi tarafından işletilen Risk Yönetim Merkezi’nin sorumlu olacağı ifade edilmiştir. Kanun uyarınca yapılan ihale sonucunda merkezi bahis sistemi ve risk yönetim merkezinin kurulması ve işletilmesi ile başbayilik iş ve hizmetlerinin gerçekleştirilmesi işlemleri bakımından Başbayi olarak Şans Girişim Ortak Girişimi görevlendirilmiştir. Dolayısıyla işbu davaya konu kupon iptali/güncellemesi tamamıyla Şans Girişim Ortak Girişimi tarafından işletilen Risk Yönetim Merkezi kararı neticesince gerçekleştirilmiştir. Nitekim bu hususlar, Rekabet Kurulu’nun 29.02.2024 tarihli ve 24-11/194-78 sayılı kararının inceleme ve değerlendirme bölümünde de aşağıdaki şekilde vurgulanmıştır; ''Bahis oyunları alanında faaliyet gösteren teşebbüslerin tüketiciye sunduğu temel hizmet STTB (''Spor Toto Teşkilat Başkanlığı'') bünyesinde bulunan bahis oyunlarının teşebbüslerin platformunda oynatılmasına dayanmaktadır. 21.02.2008 tarih ve 5738 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde STTB, anılan oyunun kullanım hakkını 2008 yılından itibaren özel hukuk tüzel kişilerine devretmektedir. Bu kapsamda 2008 yılında gerçekleştirilen 10 yıl süreli olarak imzalanan ihale sözleşmesinin süresi 28.08.2018 Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com tarihinde sona ermiş fakat sözleme süresi 1 (bir) yıl uzatılmıştır. 5738 sayılı Kanun uyarınca spor müsabakaları üzerine sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunlarını düzenleme işine ilişkin merkezî bahis sistemi ve risk yönetim merkezinin kurulması ve işletilmesi ile başbayilik iş ve hizmetlerinin özel hukuk sözleşmesi ile hâsılattan pay verilmesi modeliyle, STTB tarafından özel hukuk tüzel kişilerine yaptırılmasına ilişkin olarak yapılan ihaleyi 2019 yılında ŞANS GİRİŞİM kazanmıştır. Bu kapsamda STTB ile ŞANS GİRİŞİM arasında anılan işlerin yapılması için 28.02.2019 tarihinde 10 yıllığına sözleşme imzalanmıştır. Anılan sözleşme uyarınca ŞANS GİRİŞİM 28.08.2019 tarihinden bu yana spor müsabakalarına dayalı müşterek ve sabit ihtimalli bahis oyunlarına ilişkin faaliyetleri STTB adına yürütmektedir. Tüketicilerin sanal bayiler, iddaa.com veya fiziki bayiler üzerinden bahis oynayabilmesi adına bayilik ilişkisi STTB ile kurulmaktadır. ŞANS GİRİŞİM ise Merkezi Bahis Sistemine bağlı olarak çalışacak risk yönetim merkezinin kurulması ve işletilmesi, bu kapsamda oyun programlarında yer alan müsabakalara ilişkin bahis oranlarının belirlenmesi işini yürütmektedir. (161) Bu kapsamda, bahis oyunu oynamak isteyen bir tüketici STTB’nin yetkili kıldığı fiziki bayiler, sanal bayiler ve iddaa.com üzerinden bu oyunları oynayabilmektedir. Tüketiciler pazarda faaliyet gösteren altı sanal bayi üzerinden (NESİNE, MİSLİ, BİLYONER, TUTTUR, OLEY, BİREBİN) bahis oynamak istediğinde herhangi bir sanal bayinin sitesine erişim sağlayarak bahis oyunu oynamak istediği spor müsabakalarını seçerek kupon oluşturabilmektedir. Bahis oynanabilen spor müsabakaları ve oranlarına ilişkin bu veriler STTB tarafından yetkili kılınan ŞANS GİRİŞİM’in kurduğu Merkezi Bahis Sistemi’nden alınarak sunulmakta, Merkezi Bahis Sistemi’nin sunduğu yazılımsal servisler aracılığı ile her sanal bayi aynı maç ve aynı oran bilgisini alıp kendi sisteminde listelemektedir. STTB ile imzalanan Sanal Ortam Bayilik Sözleşmesi kapsamında sunulan oyunlarda Merkezi Bahis Sistemi tarafından yayımlanan entegrasyon dokümanı tüm bayiler için yeganedir; bu nedenle oran ve maç özelinde her bayi eşit durumdadır.'' Bu noktada cevap dilekçemizi tekrarla önemle belirtmek gerekmektedir ki, Şans Girişim Ortak Girişimi tarafından Müvekkil Şirket’e mail iletilmiş; maçtan çekilmenin mevcut olduğu ve bu sebeple ilgili oyunların geçersiz kaldığı bildirilmiştir. Gelen duyuruya istinaden karşılaşmanın oranı “1” olarak değerlendirilmiştir. Bu sebeple üyenin ilgili kuponlar için oynamış olduğu kupon bedelleri hesabına iade edilmiştir. Cevap dilekçemiz ve yukarıdaki açıklamalarımızla görüleceği üzere Müvekkil Şirket'in huzurdaki davada pasif husumet ehliyeti yoktur. Zira Müvekkil Şirket, uyuşmazlık konusu ile alakalı olarak İddaa Oyununu oynatan, İddaa Programını belirleyerek yayınlayan, ya da kuponların tutup tutmadığına karar veren taraf değildir. Müvekkil Şirket, İdare tarafından oynatılan oyunlara, Davacının Sanal Ortam üzerinden erişim sağlamasını sağlayan tüzel kişidir. Bu nedenle, Müvekkil Şirket'in huzurdaki davanın tarafı olması hukuken mümkün değildir. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270
Bu noktada cevap dilekçemizi tekrarla önemle belirtmek gerekmektedir ki, Şans Girişim Ortak Girişimi tarafından Müvekkil Şirket’e mail iletilmiş; maçtan çekilmenin mevcut olduğu ve bu sebeple ilgili oyunların geçersiz kaldığı bildirilmiştir. Gelen duyuruya istinaden karşılaşmanın oranı “1” olarak değerlendirilmiştir. Bu sebeple üyenin ilgili kuponlar için oynamış olduğu kupon bedelleri hesabına iade edilmiştir. Cevap dilekçemiz ve yukarıdaki açıklamalarımızla görüleceği üzere Müvekkil Şirket'in huzurdaki davada pasif husumet ehliyeti yoktur. Zira Müvekkil Şirket, uyuşmazlık konusu ile alakalı olarak İddaa Oyununu oynatan, İddaa Programını belirleyerek yayınlayan, ya da kuponların tutup tutmadığına karar veren taraf değildir. Müvekkil Şirket, İdare tarafından oynatılan oyunlara, Davacının Sanal Ortam üzerinden erişim sağlamasını sağlayan tüzel kişidir. Bu nedenle, Müvekkil Şirket'in huzurdaki davanın tarafı olması hukuken mümkün değildir. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Yukarıda verilen bilgiler ışığında, Davacı - Davalı – Başbayi arasındaki ilişki Tüketici Mevzuatı kapsamında değil; 5738 Sayılı Kanun, Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliği ve Resmi Gazete’de yayınlanan Sabit İhtimalli Bahis Oyunları (İddaa) Oyun Planı kapsamında olup yukarıda belirtildiği üzere işbu dava 5738 Sayılı Kanun uyarınca Başbayi sıfatını haiz Şans Girişim Ortak Girişimi’ne yönetilmelidir. Huzurdaki davanın Müvekkil Şirket aleyhine ikame edilmesi hukuka aykırıdır. Bu itirazımız doğrultusunda, Müvekkil Şirket'e karşı açılan işbu davanın, Şans Girişim Ortak Girişimi'ne yönetilmesini Sayın Mahkemeden saygılarımızla arz ve talep ederiz. Sayın Mahkeme bu talebimizin kabulüne karar vermez ise, Şans Girişim Ortak Girişimi’nin dahili davalı olarak işbu davaya dahil edilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. 2. MÜVEKKİL ŞİRKET'İN ÜYELİK SÖZLEŞMESİ, SPOR TOTO TEŞKİLAT BAŞKANLIĞI'NIN DENETİM VE ONAYIYLA, İDDAA OYUN PLANI'NA VE İLGİLİ MEVZUATA UYGUN ŞEKİLDE HAZIRLANMIŞTIR. BU KAPSAMDA, ÜYELİK SÖZLEŞMESİNİN HUKUKA AYKIRI BİR SORUMSUZLUK KAYDI İÇERMEDİĞİ SABİTTİR. İddaa Oyun Planı, Spor Toto Teşkilat Başkanlığı tarafından Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, idare hukuku anlamında genel düzenleyici işlem niteliğindedir. Bu kapsamda, Müvekkil Şirket de dahil olmak üzere tüm sanal bayiler ve müşteriler, ilgili İddaa Oyun Planı'na uymakla yükümlüdür. Müvekkil Şirket'in ve kullanıcıların bu plan üzerinde herhangi bir tasarruf yetkisi bulunmamaktadır. Nitekim, yürürlükteki ilgili kanun ve yönetmelikler uyarınca Müvekkil Şirket, başbayi sıfatını haiz olan Şans Girişim’in yönlendirmelerine tabidir. Üyelik sözleşmesi ise Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’nın onayından geçmiş ve İddaa Oyun Planı’na uygun olarak düzenlenmiştir. 2.1 İdare hukuku çerçevesinde oluşturulan İddaa Oyun Planı'nın, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde genel işlem şartı olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira, idari otorite tarafından çıkarılmış ikincil mevzuat söz konusudur. Müvekkil Şirket'in üyelik sözleşmesinde yer alan hükümler, doğrudan İdarenin genel düzenleyici işlemi olan İddaa Oyun Planı’ndan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, Müvekkil Şirket'in söz konusu hükümleri tek taraflı olarak belirlediği veya hukuki sınırları aşan bir tasarrufta bulunduğu yönündeki iddiaların dayanağı bulunmamaktadır. 2.2 Müvekkil Şirket'in üyelik sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu'nun 25. Ve 115. Maddeleri kapsamında hukuka aykırı bir sorumsuzluk kaydı içermediği gibi, yasal Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com çerçevede oluşturulmuş, objektif ve adil düzenlemeler içeren bir sözleşmedir. Davacının iddiaları hukuki dayanaktan yoksun olup, reddi gerekmektedir. Müvekkil Şirket'in üyelik sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu'nun 25. Ve 115. Maddeleri kapsamında hukuka aykırı bir sorumsuzluk kaydı içermediği gibi, yasal çerçevede oluşturulmuş, objektif ve adil düzenlemeler içeren bir sözleşmedir. Müvekkil şirketin internet sitesinde yayımlanan üyelik sözleşmesi doğrudan Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’nın denetim ve onayı neticesinde yayımlanmıştır. Türk Borçlar Kanunu’nun 25. maddesi çerçevesinde söz konusu sözleşme hükümlerin dürüstlük kuralına aykırı olduğu da ileri sürülemeyecektir. Zira, İddaa Oyun Planı hükümleri doğrudan Spor Toto Teşkilat Başkanlığı tarafından belirlenmekte olup, uygulamanın denetimi de Şans Girişim tarafından Başbayi sıfatıyla yürütülmektedir. Ayrıca Müvekkil Şirket, kazancın değerlendirilmesine ilişkin olarak merkezi bahis sistemi kurallarının geçerli olduğuna dair bilgilendirmeleri platformlarında açık ve anlaşılır bir şekilde ilan etmektedir. Bu nedenle, Türk Borçlar Kanunu’nun 21. maddesinin 1. fıkrası kapsamında sözleşme hükümlerinin yazılmamış sayılması Müvekkil Şirket açısından hukuken mümkün değildir. Nitekim, Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğu üzere, sorumsuzluk kayıtları ancak hile veya ağır kusurun varlığı halinde hükümsüz olup, hafif kusur halinde geçerlidir Bu doğrultuda, Müvekkil Şirket'in üyelik sözleşmesindeki hükümler, yasal çerçeveye uygun olup, davacının iddiaları hukuken dayanaksızdır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2017/2781 Esas, 2018/1857 Karar ve 09.5.2018 tarihli ilamı; Sorumsuzluk kaydı hile veya ağır kusurun varlığı halinde hükümsüz olup, hafif kusur halinde geçerlidir. Dairemizin ve Yargıtay'ın uygulamaları da bu doğrultudadır. Somut olayda, davacının hile ve ağır kusuru kanıtlanamadığından taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davalı yüklenicinin sorumluluğuna ilişkin düzenleme geçerli olacaktır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/756 Esas, 2024/4439 Karar ve 29.5.2024 tarihli ilamı; '' 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 115 inci maddesinde düzenlenen sorumsuzluk kaydı olduğu, sorumsuzluk kaydının hile veya ağır kusurun varlığı halinde hükümsüz olduğu, hafif kusur halinde geçerli olduğu, somut olayda, sözleşme hükümlerinde ağaç miktarı ve mahsül miktarının tahmini olarak belirtildiği ve de taraflar arasındaki sözleşmenin 7 nci maddesine göre davacının tesisleri gezip görme imkanı olduğu gözetildiğinde, davacının hile ve ağır kusurunun bulunmadığı bu Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com sebeple sözleşmede belirtilen sorumsuzluk kaydının geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. .. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,'' Bu sebeple, aşağıdaki sözleşme hükümleri geçerli olup davacının bu kapsamda Müvekkil Şirket'ten herhangi bir hak veya tazminat talep edemeyeceği sabittir. Bilyoner Üyelik Sözleşmesi'nin 5.2.2. maddesi Müvekkil Şirket'e sorumluluk yükletilemeyeceğini açıkça göstermektedir; ''5.2.2 Sanal Ortam Bayi nezdinde oynanan oyunlar için Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, Türkiye Jokey Kulübü ve Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün koymuş olduğu oyun kuralları (oyun açılış-kapanış bilgileri veya oyun, kolon, bilet bedelleri, iptal prosedürü vs.) geçerlidir. Oyun kurallarının değişmesi halinde üyenin, bu değişiklikler nedeniyle zarara uğraması halinde, bu zararlardan Sanal Ortam Bayi’nin veya anılan kurumların herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, hak veya tazminat talebinde bulunmayacağını beyan, kabul ve taahhüt eder.'' Ayrıca yine Üyelik Sözleşmesinin 7.3.1 maddesi uyarınca ; ''Sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunlarında üyenin kazandığı ikramiye tutarı Merkezi Sistem tarafından değerlendirilir. Üye, bu nedenle veya oyunlara ilişkin ilgili kurumların inceleme yapması ya da sonuçların Merkezi Sisteme girilememesine dayalı ikramiye ödemelerinde yaşanacak gecikmeler veya ilgili mevzuatta öngörülen kararların alınması gibi sebeplerden dolayı Sanal Ortam Bayi, Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, Türkiye Jokey Kulübü ve Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün sorumluğunun olmadığını , Sanal Ortam Bayiden ve anılan kurumdan herhangi bir hak
olduğu oyun kuralları (oyun açılış-kapanış bilgileri veya oyun, kolon, bilet bedelleri, iptal prosedürü vs.) geçerlidir. Oyun kurallarının değişmesi halinde üyenin, bu değişiklikler nedeniyle zarara uğraması halinde, bu zararlardan Sanal Ortam Bayi’nin veya anılan kurumların herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, hak veya tazminat talebinde bulunmayacağını beyan, kabul ve taahhüt eder.'' Ayrıca yine Üyelik Sözleşmesinin 7.3.1 maddesi uyarınca ; ''Sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunlarında üyenin kazandığı ikramiye tutarı Merkezi Sistem tarafından değerlendirilir. Üye, bu nedenle veya oyunlara ilişkin ilgili kurumların inceleme yapması ya da sonuçların Merkezi Sisteme girilememesine dayalı ikramiye ödemelerinde yaşanacak gecikmeler veya ilgili mevzuatta öngörülen kararların alınması gibi sebeplerden dolayı Sanal Ortam Bayi, Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, Türkiye Jokey Kulübü ve Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün sorumluğunun olmadığını , Sanal Ortam Bayiden ve anılan kurumdan herhangi bir hak veya tazminat talep etmeyeceğini beyan, kabul ve taahhüt eder.'' 3. SABİT İHTİMALLİ BAHİS OYUNLARI (İDDAA) OYUN PLANI DOĞRULTUSUNDA SABİT İHTİMALLİ BAHİS OYUNLARININ GEÇERLİLİĞİNE VE DİĞER TÜM KONULAR VE KOŞULLARA İLİŞKİN OLARAK MERKEZİ BAHİS SİSTEMİ KAYITLARI ESASTIR. Ülkemizde, spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve ve müşterek bahis oyunlarının tümünde, gerek ilgili bahis seçeneğine uygun bir şekilde elektronik biletlerin (kuponların) oluşturulması; gerekse oluşturulan elektronik biletlerin (kuponların), ilgili bahis veya maç sonucuna göre değerlendirilmesinde 5738 sayılı Kanun kapsamında belirlenmiş olan Başbayi Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com tarafından işletilmekte olan Merkezi Bahis Sistemi kayıtları esastır. 31.08.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Sabit İhtimalli Bahis Oyunları (İddaa) Oyun Planı'nın 5. Maddesinin 4. Fıkrası aşağıdaki gibidir : "Sabit ihtimalli bahis oyunlarının geçerliliğine ve tüm diğer konular ve koşullara ilişkin olarak, Merkezi Bahis Sistemi kayıtları esastır" Müvekkil Şirket, bu oyunların oynanmasında Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliği uyarınca "SANAL ORTAM BAYİSİ" sıfatıyla aracılık etmekte olup, şirketin kendi sistemi üzerinden oynanan elektronik biletlerin ikramiye kazanıp kazanamadıklarını belirlemek gibi bir yetkisi ve bir hakkı da bulunmamaktadır. Bu husus, Davacı ile Müvekkil Şirket arasında akdedilen Bilyoner Kullanıcı Sözleşmesi'nin 5.2.1.'inci maddesinde de belirtilmiştir : 5.2.1. Bilyoner İdare tarafından düzenlenen oyunların/piyangoların sanal ortam vasıtasıyla oynanması için aracılık yapan Sanal Ortam Bayisi'dir. Oyunları düzenleyen İdare/Merkezi Sistem olup Oyun kuralları ve içeriği Bilyoner tasarrufunda değildir. Kuponların/Biletlerin kazanan veya kaybeden şeklinde değerlendirilmesi ve ödeme kararı Merkezi Sistem tarafından gerçekleştirilmektedir. Bilyoner sadece kuponların kazanıp kazanmadığına ilişkin değerlendirme sorgusunu Merkezi Sisteminden gerçekleştirmek sorumluluğundadır. Bu nedenlerle Üyelerin Oyunlara ilişkin şikayetlerini İdare'ye bildirmesi gerekmektedir. Bu sebeplerle, Üyenin Bilyoner'dan herhangi bir talep ve/veya tazminat hakkı bulunmamaktadır. Kupon değerlendirme işlemleri yukarıda da belirttiğimiz üzere, Merkezi Bahis Sistemi tarafından yapılmakta ve ilgili kurallar yine Merkezi Bahis Sistemi tarafından belirlenmektedir. Şans Girişim Ortak Girişimi de aynı şekilde Spor Toto ile imzaladığı sözleşmeye istinaden başbayilik sıfatını kazanmış olup, davacının oynadığı kuponların kazanan veya kaybeden şeklinde değerlendirilmesi Başbayi sıfatını haiz Şans Girişimi Ortak Girişimi tarafından işletilen Merkezi Bahis Sistemi ve Risk Yönetim Merkezi tarafından gerçekleştirilmekte olup Müvekkil Şirket’in bu konularda karar verme hakkı bulunmamaktadır. Nitekim bu husus Sabit İhtimalli Bahis Oyunları (İddaa) Oyun Planı'nın 5. Maddesinin aşağıdaki hükümleri ile sabittir: ''(4) Sabit ihtimalli bahis oyunlarının geçerliliğine ve tüm diğer konular ve koşullara ilişkin olarak, Merkezi Bahis Sistemi kayıtları esastır.'' ''(8) Oyun programlarında yer alan tüm etkinliklerin nihai sonuçları Başbayi tarafından Merkezi Bahis Sistemine yüklenir.'' Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 4. TENİS KARŞILAŞMASINDA OYUNCUNUN ÇEKİLMESİ HALİNDE ORANIN BİR (1.00) OLACAĞI, MÜVEKKİL ŞİRKET'İN YAYIMLAMIŞ OLDUĞU MAKALEDEKİ İÇERİK BAŞLIĞINDAN AÇIKÇA ANLAŞILMAKTA İKEN, DAVACI HAKSIZ KAZANÇ SAĞLAMAK AMACIYLA MAKALEDE AÇIKÇA YAZAN HUSUSU GÖRMEZDEN GELEREK SAYIN MAHKEMEYİ YANILTMAYA ÇALIŞMAKTADIR. Müvekkil Şirket tarafından yayımlanan makalede de aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş olup bu bilgilendirme dahi davacının iddialarının haksız olduğunu şüpheye mahal vermeksizin göstermektedir: "Tenis Karşılaşmasında Oyuncu Çekilir veya Karşılaşma Ertelenirse Nasıl Sonuçlanır? Bir maç iptal edilir veya ertelenirse ve turnuvanın zaman çerçevesi dahilinde tamamlanmaz ise veya maç kesintiye uğrar ve turnuvanın zaman çerçevesi dahilinde tamamlanamaz ise; bu durumda kesinti anında bir kazanan sonuç olmadığı sürece bahisler geçersiz olup oran bir (1.00) olacaktır." Önemle belirtmek gerekir ki, tenis karşılaşmasında oyuncunun çekilmesi halinde oranın bir (1.00) olacağı, Müvekkil Şirket'in yayımlamış olduğu makaledeki içerik başlığından dahi açıkça anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda, davacının dava dilekçesinde Müvekkil Şirket'in tenis karşılaşmalarında oyuncunun çekilmesi halinde ne olacağının bildirilmediği yönündeki iddiası hiçbir şekilde kabul edilemeyecektir. Başlık açıkça tenis karşılaşmalarında oyuncunun çekilmesi halini düzenlemektedir. Bu doğrultuda, davacının iddialarının hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır. 5. TENİS KARŞILAŞMALARINDA, OYUNCU ÇEKİLMESİ DURUMUNDA 1 TAKVİM GÜNÜ BEKLENMEKTE OLUP KUPONLAR İDDAA OYUN KURALLARINA GÖRE DEĞERLENDİRİLMEKTEDİR. OYUNCU ÇEKİLMESİ DURUMU GERÇEKLEŞTİĞİNDE ORANIN BİR (1) OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ DAVACININ İDDİALARININ AKSİNE OYUN PLANINDA NET BİR ŞEKİLDE BELİRTİLMİŞTİR. Sabit İhtimalli Bahis Oyunları (İddaa) Oyun Planı'nın Tenise İlişkin Bahis Kurallarına ilişkin bölümünde açıkça; "Bir maç iptal edilir veya ertelenirse ve turnuvanın zaman çerçevesi dahilinde tamamlanmaz ise veya eğer maç kesintiye uğrar ve turnuvanın zaman çerçevesi dahilinde tamamlanamaz ise, kesinti anında bir kazanan sonuç olmadığı sürece, "Bir Özel Setin Kazananı" bahisleri geçersiz olup oran bir (1.00) olacaktır." Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com ifadesine yer verilmiştir. Tenis karşılaşmalarında, oyuncu çekilmesi durumunda 1 takvim günü beklenmekte olup kuponlar iddaa oyun kurallarına göre değerlendirilmektedir. Oyuncu çekilmesi durumu gerçekleştiğinde oran bir (1) olarak değerlendirilmektedir. YUKARIDA DETAYLICA AÇIKLANDIĞI ÜZERE DAVACI TARAFINDAN İKAME EDİLEN İŞBU DAVANIN HİÇBİR MADDİ VE HUKUKİ DAYANAĞI YOKTUR. DAVACI SADECE SAYIN MAHKEME NEZDİNDE ŞANSINI DENEMEK AMACIYLA İŞBU DAVAYI İKAME ETMİŞTİR. BU KAPSAMDA MÜVEKKİL ŞİRKETİN HİÇBİR SORUMLULUĞU OLMAYIP İŞBU MESNETSİZ DAVANIN REDDİNİ TALEP EDİYORUZ. HUKUKİ NEDENLER : 27155 Sayılı Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliği, Sabit İhtimalli Bahis Oyunları (İddia) Oyun Planı, TBK, HMK, Yargıtay kararları ve ilgili tüm diğer mevzuat. DELİLLER : Davacının sunacağı delillere karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydı ile delillerimiz sunarız : 1) Şans Girişim Ortak Girişimi'nden gelen mail 2) Platform Üzerinden Gerçekleştirilen Görüşme 3) Sanal Ortam Bayi Üyelik Sözleşmesi 4) Sabit İhtimalli Bahis Oyunları Oyun Planı 5) Spor Toto Tarafından Verilen Ruhsat Örneği 6) Müvekkil Şirket'in Sanal Ortam Bayii sıfatına ilişkin her türlü bilgi ve belge (Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’na müzekkere yazılarak celbi talep olunur.) 7) Rekabet Kurulu'nun 29.02.2024 tarihli ve 24-11/194-78 sayılı kararı 8) Davacının Üyelik Raporu ( USB içerisinde fiziken sunulmuştur) 9) Tanık, bilirkişi, yemin
DAVANIN REDDİNİ TALEP EDİYORUZ. HUKUKİ NEDENLER : 27155 Sayılı Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliği, Sabit İhtimalli Bahis Oyunları (İddia) Oyun Planı, TBK, HMK, Yargıtay kararları ve ilgili tüm diğer mevzuat. DELİLLER : Davacının sunacağı delillere karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydı ile delillerimiz sunarız : 1) Şans Girişim Ortak Girişimi'nden gelen mail 2) Platform Üzerinden Gerçekleştirilen Görüşme 3) Sanal Ortam Bayi Üyelik Sözleşmesi 4) Sabit İhtimalli Bahis Oyunları Oyun Planı 5) Spor Toto Tarafından Verilen Ruhsat Örneği 6) Müvekkil Şirket'in Sanal Ortam Bayii sıfatına ilişkin her türlü bilgi ve belge (Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’na müzekkere yazılarak celbi talep olunur.) 7) Rekabet Kurulu'nun 29.02.2024 tarihli ve 24-11/194-78 sayılı kararı 8) Davacının Üyelik Raporu ( USB içerisinde fiziken sunulmuştur) 9) Tanık, bilirkişi, yemin ve her türlü sair delil. SONUÇ VE İSTEM : Fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; 1- Öncelikle HUSUMET İTİRAZIMIZIN KABULÜNE , 2- HUSUMET İTİRAZIMIZ KABUL EDİLMEZ İSE, ŞANS GİRİŞİM ORTAK GİRİŞİMİ’NİN NIN DAVAYA DAHİL EDİLMESİNE, 3- Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise, davacının haksız davasının ESASTAN REDDİNE, 4- HERHALDE İCRA İNKAR TAZMİNATI TALEBİNİN REDDİNE, Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 5- Her türlü yargılama harç ve masrafı ile vekalet ücretinin DAVACIYA YÜKLETİLMESİNE karar verilmesini Sayın Mahkemenizden saygılarımızla arz ve talep ederiz. Davalı Vekili Av. Nur Şevval ÇINAR
Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL 34.İŞ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE DOSYA NO : 2017/139 E. DAVALI : Erdem Kıramer Kozmetik Güzellik ve Kuaförlük Hiz. Ltd. Şti. VEKİLLERİ : Av. Erim BENER, Av. Güzide Dilek ŞAHİN "Adres Antettedir" DAVACI : Derviş Taş VEKİLİ : Av. Cem Demirçivi KONU : Davacı tarafından talep artırım dilekçesi olarak nitelendirilen 31.05.2023 tarihli dilekçesine karşı beyan ve itirazlarımızın sunulması ile haksız davanın REDDEDİLMESİ talebinden ibarettir. AÇIKLAMALAR : 1)DAVACININ TALEP ETMİŞ OLDUĞU ALACAKLAR ZAMANAŞIMINA UĞRAMIŞTIR. Öncelikle, davacı tarafından sunulan talep artırım dilekçesinde talep edilen alacaklar ZAMANAŞIMINA uğramış olduğundan öncelikle davanın 4857 sayılı İş Kanununun 32/son paragrafı uyarınca 5 yıllık zamanaşımına uğrayan talepler yönünden reddini talep etmekteyiz. 2) DAVACININ 31.05.2023 TARİHİNDE BELİRSİZ ALACAK DAVASINA DAYANDIĞINI BELİRTEREK TALEP ARTIRIM ADI ALTINDA SUNDUĞU DAVA VE TALEPLERİN REDDİ GEREKMEKTEDİR. MAHKEME AKSİ KANAATTE İSE DAVACININ DAVASI KISMİ ALACAK DAVASI OLARAK NİTELENDİRİLECEKTİR. Davacı, 31.05.2023 tarihli dilekçesinde, talep artırım talebinde bulunduğunu ve belirsiz alacak davası açtığını iddia etmektedir. Bu noktada önemle belirtmek gerekmektedir ki, alacak belirli veya belirlenebilir nitelikte olduğu için belirsiz alacak davası açılamayacaktır. Bu sebeple davacının belirsiz alacak davasına dayandığını belirterek talep artırım adı altında sunduğu dava ve taleplerin reddi gerekmektedir. Mahkeme aksi kanaatte ise, aslen davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtığı dava m. HMK 109 uyarınca kısmi alacak davası olarak nitelendirilecektir. Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Nitekim, Yargıtay HGK 2014/424 E, 2016/207 K. Sayılı, 02.03.2016 tarihli kararında da belirtildiği üzere, “Bir kimsenin kısmî bir dava açıp açmadığı ancak dava dilekçesinden, davacının talep sonucundan anlaşılır. Davacının davasını açıkça kısmî dava olarak nitelendirmesine gerek yoktur, alacağın yalnız bir kesiminin dava edildiğinin anlaşılması yeterlidir. Özellikle davacının “fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak” veya “şimdilik alacağın belirli bir miktarını dava ettiğini” belirterek açtığı davalar kısmî dava niteliğindedir .” Bir diğer Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı olan, E. 2015/22-1052, K. 2015/1612 ve T. 17.6.2015 sayılı kararı ise şu şekildedir: “Dava dilekçesinde talep sonucuna baktığımızda, davacı kısmi miktar belirtmiş ve bu miktarın yanına parantez içinde belirsiz kelimesini yazmıştır. Talep sonucuna baktığımızda, davacı tahsil amaçlı belirsiz alacak davası açmamıştır. Zira belirleyebileceği kadar miktarı belirlememiş ve dava dilekçesinde açıkça kalanı belirlediğinde artırım dilekçesi vereceğini de açıklamamıştır. Bu davanın belirsiz alacağın diğer türlerinden olan kısmi eda külli tespit davası olarak değerlendirilmesi olanağı da talep sonucuna göre olanaklı değildir. Zira kısmi miktarın tahsili dışında kalan ve belirlenecek alacağın tespiti açıkça istenmemiştir. DAVANIN TALEP SONUCUNA GÖRE AÇIKÇA KISMİ DAVA OLDUĞU AÇIKTIR. O nedenle mahkemece baştan itibaren kısmi dava olarak görülmesi ve sonuçlandırılması doğrudur. Davacı vekilinin belirsiz kelimesini kullanması, o tarihte yürürlükte bulunan HMK. 109/2 maddesi uyarınca belirli alacakta kısmi dava açamayacağını öngörmesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle mahkemenin bu yöndeki direnmesi yerindedir. Davacı vekilinin temyizi doğru değildir.” Hiçbir şekilde davayı ve talepleri kabul anlamına gelmemek üzere; davacı her ne kadar belirsiz alacak davası olarak açmış olduğunu belirtse de davacının aslen kısmi alacak davası açtığı sabit olup, hiçbir şekilde davayı ve davacının taleplerini kabul anlamına gelmemek üzere, 31.05.2023 tarihli dilekçesinde belirtilen rakamlara öncelikle zamanaşımı yönünden ve esas yönünden itirazlarımızı sunuyoruz. Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 3)DAVACI İSTİFA SURETİYLE İŞ AKDİNİ SONLANDIRMIŞ OLUP KIDEM TAZMİNATI ALACAĞI BULUNMAMAKTADIR. Davacının, müvekkil şirket nezdinde hizmet akdi ile çalışmasını gösterir SGK işe giriş ve çıkış bildirgelerinden de görüleceği üzere davacı 17.05.2012 tarihinde işe başlamış, 19.08.2012 tarihinde askerlik nedeniyle işten ayrılmış ve 10.01.2014 tarihinde müvekkil şirkette yeniden işe başlamıştır. Nitekim, davacının 19.11.2016 tarihinden itibaren Müvekkil Şirket’ten herhangi bir izin almaksızın/mazeret bildirmeksizin işe devam etmemesi nedeniyle, müvekkil Şirket tarafından Beşiktaş 13. Noterliği’nin 09332 yevmiye numaralı ve 23.11.2016 tarihli ihtarnamesi gönderilmiş ve işbaşı yapması gerektiği bildirilmiştir. Ancak söz konusu ihtarnameye rağmen davacının işbaşı yapmadığı ve müvekkil şirkete 25.11.2016 tarihinde tebliğ edilen İhtarname ile mesnetsiz ve gerçeğe aykırı iddialarda bulunduğu görülmüştür. Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi için herhangi bir neden mevcut olmayıp davacının, iş sözleşmesini bildirim yükümlülüğüne uymaksızın istifa yoluyla sona erdirmiş kabul edilecektir. Davacının iş akdini istifa suretiyle feshettiği ortada iken davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığı şüpheye mahal vermeksizin görülmektedir . Hal böyle iken, hatalı tespitler içeren Sayın Bilirkişinin sunmuş olduğu raporu dayanak alarak talep artırım talebinde bulunan davacının talep artırım taleplerinin reddini talep ederiz. 4) DAVACI TARAFIN ÜCRET, AGİ, FAZLA MESAİ, UGBT VE YILLIK ÜCRETLİ İZİN ALACAĞI BULUNMAMAKTADIR. Davacının istifa ettiği tarihte son brüt ücreti 2.098,15-TL'dir. Sayın Mahkemenize cevap dilekçemizde sunulmuş olan ve herhangi bir tereddüte mahal vermeyecek derecede net bir şekilde davacı tarafından imzalanmış ve kabul edilmiş olan ücret bordrolarından da anlaşılacağı üzere maaşı tam ve eksiksiz olarak davacı yana ödenmiştir. Zira, davacı çalıştığı süre boyunca hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ücretinin tamamını aldığını kabul etmesine rağmen ek bilirkişi raporunda terditli olarak değerlendirme yapılmıştır. Terditli olarak yapılan değerlendirme doğrultusunda 2.şık olarak davacının brüt ücretinin Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 3.598,15-TL olması hiçbir şekilde mümkün olmadığı gibi kabulü mümkün olmayan bu şıkka dayanarak talep artırım talebinde bulunan davacının talep artırım taleplerinin reddi zorunluluk arz etmektedir. Sayın Mahkemenize cevap dilekçemizle sunulmuş olan ve herhangi bir tereddüte mahal vermeyecek derecede net bir şekilde davacı tarafıdan imzalamış ve kabul edilmiş olan ücret bordrolarından da görüleceği üzere çalışana ücreti, AGİ meblağı, fazla çalışma ücreti, resmi tatil günlerinde yaptığı çalışma ücreti, bayram tatilinde yapmış olduğu çalışma ücretleri tam ve eksiksiz olarak ödenmiştir. Bizzat davacı yan tarafından imzalanmış olan maaş bordrolarından da görülebileceği üzere iddiaların aksine davacı Müvekkil Şirket'te haftalık çalışma süresine uygun olarak çalışmış ve şirket politikası gereği mümkü olan en az fazla mesai kuralı uygulanmıştır. Nitekim, dosya kapsamında dinlenen ve Müvekkil Şirket'te 30 senedir çalışan tanık Gökay Dunç beyanında; ücretlerinin tamamının banka kanalı ile ödendiğini ifade etmiştir. Zaten davacı yan çalıştığı tüm süre boyunca aylık ücretini ve de istihkakının tamamınıi itiraz etmeksizin almış ve ücrert bordrolarını da ihtirazi kayıtsız imzalayarak bu durumu kabul etmiştir. Bu durumda, Yargıtay'ın ilkeleri uyarınca davacının imzasını havi ücret bordrolarının aksi ancak yazılı delil ile ispat edilebilir, davacı yanın imzasını taşıyan bordro ises sahteliği ispatlanıncaya
fazla çalışma ücreti, resmi tatil günlerinde yaptığı çalışma ücreti, bayram tatilinde yapmış olduğu çalışma ücretleri tam ve eksiksiz olarak ödenmiştir. Bizzat davacı yan tarafından imzalanmış olan maaş bordrolarından da görülebileceği üzere iddiaların aksine davacı Müvekkil Şirket'te haftalık çalışma süresine uygun olarak çalışmış ve şirket politikası gereği mümkü olan en az fazla mesai kuralı uygulanmıştır. Nitekim, dosya kapsamında dinlenen ve Müvekkil Şirket'te 30 senedir çalışan tanık Gökay Dunç beyanında; ücretlerinin tamamının banka kanalı ile ödendiğini ifade etmiştir. Zaten davacı yan çalıştığı tüm süre boyunca aylık ücretini ve de istihkakının tamamınıi itiraz etmeksizin almış ve ücrert bordrolarını da ihtirazi kayıtsız imzalayarak bu durumu kabul etmiştir. Bu durumda, Yargıtay'ın ilkeleri uyarınca davacının imzasını havi ücret bordrolarının aksi ancak yazılı delil ile ispat edilebilir, davacı yanın imzasını taşıyan bordro ises sahteliği ispatlanıncaya kesin delil niteliğindedir. Ayrıca, davacının imzasını taşıyan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 7.maddesinde ise, haftalık 45 saatin üzerinde yapılan çalışmaların aylık ücretin içerisinde olduğu ve denkleştirme esasının uygulandığı hallerdeyse, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi normal haftalık iş süresini aşmamak koşuluyla bazı haftalarda toplam 45 saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz şeklindedir. Sayın Mahkemenin de malumu olduğu üzere, Yargıtay ilke kararları gereği ispat külfeti fazla mesai ücreti talep eden tarafta olup, fazla mesai iddiasında bulunan davacının bu iddiasını somut delillerle ispatı zorunludur. Davacı ise bu yönde somut bir delil sunamamış, sadece tanık dinletmiştir. Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Kaldı ki, bir an için bordrolarda ve hizmet sözleşmesine rağmen fazla ücretlerinin verilmediği varsayımında dahi, davacının alacak talepleri zamanaşımına uğramıştır. Dolayısıyla Sayın Bilirkişi'nin yapmış olduğu ücret, fazla mesai, AGİ, UGBT ücreti ve yıllık izin ücreti hesabının mevcut hukuk düzlemi uyarınca kabul edilmemesi gerekmekte olduğundan davacının söz konusu bilirkişi raporuna dayandırdığı talep artırım taleplerinin taleplerinin reddini talep ediyoruz. Davacının Müvekkil Şirketten herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığından söz konusu hesaplamanın Sayın Mahkeme tarafından dikkate alınmaması talep olunmaktadır. Ezcümle, bilirkişi 2. ek raporu hatalı tespit ve hesaplamalar içerdiğinden davacının bilirkişi raporunu dayanak göstererek 31.05.2023 Tarihli dilekçesindeki taleplerin tarafımızca kabul edilmesi mümkün değildir. YUKARIDAKİ TÜM AÇIKLAMALARIMIZ VE DOSYADA MÜBREZ DELİLLERİMİZ DİKKATE ALINDIĞINDA DAVACININ ÜCRET, KIDEM TAZMİNATI ALACAĞI, AGİ ALACAĞI, FAZLA MESAİ ÜCRETİ ALACAĞI, UGBT ALACAĞI, YILLIK İZİN ÜCRETİ ALACAĞI BULUNMAMAKTADIR. BU NEDENLE DAVACININ TÜM TALEPLERİNİN REDDİ SAYIN MAHKEMEDEN TALEP OLUNMAKTADIR . SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda arz ve izah ettiğimiz üzere; tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; DAVACI TARAFIN 31.05.2023 TARİHLİ DİLEKÇESİNE İTİRAZ EDER, HUKUKİ MESNETTEN UZAK VE HAKSIZ KAZANCA YÖNELİK DAVANIN TÜM YÖNLERİ İLE ESASTAN REDDİNE , yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla bilvekâle arz ve talep ederiz. 13.06.2023 Davalı Vekili Av. Erim BENER E-İmzalıdır.
KAYSERİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA Davacı : Sompo Sigorta A.Ş. (VKN-3870197553) / İSTANBUL Vekili : Av.Arb.Okan YILMAZ / [16578-75470-53897] UETS Davalı : Srovan Yangın Korunum Anonim Şirketi (Sarıgazi VD-7810740066 ) İkitelli Osb Mahallesi Çevre 1. Blok Sk. Çevre Sanayi Sit. Çevre 1. Blok Apt. No: 23/23 Başakşehir İSTANBUL (Elektronik Tebligat Adresi : 25929-81233-99589) T. Konusu : Davalı-Borçlunun Kayseri Genel İcra Dairesinin 2022/48251 E. Sayılı Dosyasına Yapmış Olduğu İtirazın İptali ile Takibin Kaldığı Yerden Devamına, Davalı-Borçlunun Müvekkilimize % 20 den Aşağı Olmamak Kaydıyla İcra İnkar Tazminatı Ödemesine Karar Verilmesi Talebimizden İbarettir. Arabuluculuk Dosya No : Kayseri Arabuluculuk Bürosu 2022/2355 Büro, 2022/124544 Arabuluculuk Numaralı Anlaşamama Tutanağı. İzahı : Davalı-borçlunun müvekkilimiz şirkete bulunan borcunun tahsili amacıyla Kayseri Genel İcra Dairesinin 2022/48251 E. Sayılı dosyası icra takibi başlatılmıştır. Davalı-borçlu itiraz ederek takibin durmasına neden olmuştur. Davalı-borçlunun itirazı kötüniyetli, haksız ve hukuka aykırı olup itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesi gerekmektedir. Şöyle ki; 1-) DAVALI-BORÇLUNUN İCRA DAİRESİNİN YETKİSİNE İLİŞKİN İTİRAZI HUKUKİ MESNET VE DAYANKATAN YOKSUNDUR. Şöyle ki; Davaya konu hasarın oluşmasına neden olan sprinkler davalı-borçlu tarafından üretilmektedir. Yine dosya içerisinde yer alan ve davalı-borçlu tarafından verilmiş 14/03/2022 tarihli yazıda davalı-borçlu "Okula montajını yapmış olduğumuz sprikler , mekanın soğuk olması nedeniyle donmaktan kaynaklı patlamıştır. Bilgilerinize sunarız " denilerek söz konusu spriklerin montajının davalı-borçlu tarafından yapıldığını davalı-borçlu kendisi ikrar etmiştir. Söz konusu beyandan işin ifa yerinin spriklerin montajının yapıldığı yer olan "Kayseri" olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Davalı-borçlu üretici olduğundan ve üreticinin arada sözleşme olmasa dahi hukuken haksız fiil hükümlerine göre sorumluluğu bulunduğundan icra takibine ve davaya haksız fiilin vuku bulduğu, zararın meydana geldiği, zarar görenin yerleşim yeri olan "Kayseri" icra daireleri ve mahkemeleri yetkilidir. Sprinkler davalı-borçludan satın alındığından ve montaj davalı-borçlu tarafından gerçekleştirildiğinden sözleşmenin ifa edildiği yer olan "Kayseri" icra daireleri ve mahkemeleri yetkilidir. Yine para borçları götürülecek borçlardan olduğundan ve müvekkilimizin sigortalısı Kayseri'de bulunduğundan "Kayseri" icra daireleri ve mahkemeleri yetkili olacaktır. Dolayısıyla Kayseri icra daireleri ve mahkemeleri birden fazla yetki kuralı çerçevesinde yetkilidir. Bu nedenle de davalı-borçlunun yetki itirazı açıkça hukuki mesnet ve dayanaktan yoksun olup reddi gerekmektedir. Bu hususlar; YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 29/01/2007 tarih ve E.2005/14074, K. 2007/1037 sayılı ilamında ; "...TTK. nun 1301. maddesi hükmü gereğince kasko sigortacısı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve bu sebeple sigortalı mal sahibinin hak ve yetkilerine sahip olur. Bu halefiyet ilkesi gereğince, sigortalı zarar sorumlusuna karşı tazminat davasını hangi yer mahkemesinde açması gerekiyor ise, kasko sigortacısının da rücu davasını aynı yer mahkemesinde açması gerekir ...." YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 30/06/2021 tarih ve E. 2020/5083 , K. 2021/5398 sayılı ilamında ; "...Yargıtay HGK 27.11.1996 gün 1996/4-588 esas ve 1996/831 karar, 13.02.2002 gün 2002/4-114 esas ve 2002/84 karar, 15.04.2011 gün 2011/4-58 esas ve 2011/176 karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, üretici ile alıcı arasında bir sözleşme ilişkisi yoktur. Ancak öğretide ve uygulamada üretici ile zarar gören arasında böyle bir bağ olmasa bile üreticinin sözleşme dışı sorumlu tutulabileceği, Türk Hukukunda üreticinin sorumluluğuna ilişkin özel bir sorumluluk düzenlenmemişse de (Yasa koyucu bu konudaki yasa boşluğunu görerek 12.03.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile üreticinin sorumluluğu hüküm altına alınmış ve bu konudaki yasa boşluğu giderilmiştir.) bu konuda Borçlar Kanunu’nun 41. (6098 sayılı TBK’nın 49. ) maddesinin 1. fıkrasındaki hükmün uygulanabileceği kabul edilmiştir. Bu madde hükmü uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Üreticinin buradaki sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Üretici bulunduğu faaliyet gereği hukuk düzenince gerekli olan ve kendisinden beklenebilen tüm özeni göstermesi, önleyici tedbirler alması gerekir. Üreticinin sorumlu tutulabilmesi için taraflar arasında akdi ilişki bulunması da zorunlu değildir. Üretici BK’nun 41. madde hükmü uyarınca meydana gelen haksız fiilden sorumludur. Ürün ile üretici (Üreticinin fiili ile üründeki ayıp nedeniyle meydana gelen zarar.) arasında uygun illiyet bağı bulunduğu takdirde üretici meydana gelen zararı tazminle yükümlüdür ...." YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 09/01/2014 tarih ve E. 2013/10046 , K. 2014/362 sayılı ilamında ; "...Dava konusu hasarın davalı şirket tarafından imal edilen vinç kaplininin üretim hatası nedeniyle kırılması ve halatın sarıldığı tamburun dönmesini engelleyecek bir mekanizmanın olmaması sebebiyle kaldırılmakta olan kapağın 25 metre yükseklikten aşağıda bulunan baraj kapaklarının üzerine düşmesi sonucu oluştuğu bilirkişilerce belirlenmiştir. Mahkemece, davalı ile davacının sigortalısı arasında akdi bir ilişki bulunmadığı, davalının vinci satıp teslim ettiği dava dışı N. Makina ve San. A.Ş.'nin sözleşme gereği kesin kabule esas testleri yapmaması ve daha sonra davacının sigortalısına satması nedeniyle üretici davalının zarardan sorumlu olmadığına hükmedilmiştir. Oysa, az önce de belirtildiği üzere uyuşmazlık konusu hasarın vinç kaplinindeki üretim hatası sonucu meydana geldiği sabittir. Her ne kadar imalatçı davalı ile davacının sigortalısı arasında akdi bir ilişki olmasa da, bu durum hasar oluşması halinde imalatçının imal ettiği üründeki ayıbın yol açtığı hasardan dolayı haksız fiil sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Nitekim, söz konusu kazadan sonra kazaya neden olan ayıp, davalı tarafından tamirat yoluyla giderilmiştir. Öte yandan dava dışı N. Makina ve San. A.Ş.'nin davalıya karşı sözleşmeden kaynaklanan kontrol yükümlülüklerini yapmaksızın vinci teslim aldıktan sonra davacının sigortalısına satması da davalının az önce de açıklandığı şekilde ayıplı üründen kaynaklanan haksız fiil sorumluluğunu ortadan kaldıran bir neden olarak kabul edilemeyeceğinden mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir ...." YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 25/05/2021 tarih ve E. 2021/1274 , K. 2021/4387 sayılı ilamında ; "...İcra takip ve dava konusu bir miktar para alacağının tahsili istemine ilişkindir. TBK'nın 89/1. (Eski BK m. 73/1) hükmüne göre, “Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde” ifa edilir. Bu durumda anılan kanun hükmü uyarınca davacı alacaklının kendi yerleşim yerinde icra takibi ikame edebileceği gözetilerek, işin esasının incelenmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır ...." YARGITAY 17.HUKUK DAİRESİ'nin 26/09/2013 tarih ve E. 2013/13651 , K. 2013/12913 sayılı ilamında ; "....Bilindiği gibi ilke olarak bir davada, davalı sayısı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılabileceği gibi (HMK m. 7/1; HUMK'nın m. 9/II.c.1), aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu, zararın meydana geldiği, zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. ..." YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ'nin 12/10/2016 tarih ve E. 2016/15890 , K. 2016/18382 sayılı ilamında ; "....HMK.'nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de
edebileceği gözetilerek, işin esasının incelenmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır ...." YARGITAY 17.HUKUK DAİRESİ'nin 26/09/2013 tarih ve E. 2013/13651 , K. 2013/12913 sayılı ilamında ; "....Bilindiği gibi ilke olarak bir davada, davalı sayısı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılabileceği gibi (HMK m. 7/1; HUMK'nın m. 9/II.c.1), aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu, zararın meydana geldiği, zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. ..." YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ'nin 12/10/2016 tarih ve E. 2016/15890 , K. 2016/18382 sayılı ilamında ; "....HMK.'nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. (Bkz. HGK. 5.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı) Somut olayda az yukarıda anılan HMK.'nun 10. maddesi gereğince taraflar arasında oluşan sözleşme ilişkisine göre sözleşmenin ifa yeri mahkemesi davaya bakmaya yetkilidir. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir ...." şeklinde verilen kararlar ile açıkça hüküm altına alınmıştır. 2-) Dava konusu su baskınının meydana geldiği işyeri için Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş. tarafından müvekkilimiz şirkete 200200028329283 poliçe numarası ile "Birleşik Ürün Sigorta Poliçesi" yaptırılmıştır. 3-) Sigortalıya ait iş yerine davalı-borçlu tarafından üretilen-satılan ve yine montajı davalı-borçlu tarafından yapılan yangın söndürme sistemi yapılmıştır. Eksperin , firma yetkilileri ile yapmış olduğu görüşme neticesinde yangın söndürme sisteminin 31/08/2021 tarihinde Özal Gayrimenkul A.Ş. Tarafından satın alındığı ve montajının davalı-borçlu tarafından yapıldığı öğrenilmiştir. 4-) 28/04/2022 tarihli eksper raporunda anlatıldığı şekliyle dava konusu hasar; "Sigortalı işletme beyanıdır. Aynen aktarılmıştır. - Hoca Ahmet Yesevi Mah. Mustafa Kemal Paşa Bulvarı Gedikli Sok. No:8, 3805 Kocasinan-Kayseri adresindeki eğitim kurumumuzda 30/01/2022 günü saat 17:05 sularında sprinkler patlaması sonucu hasar meydana gelmiştir. Hasar tespit edilir edilmez gerekli önlemler güvenlik personelimizce alınmış olup sonrasında idari yetkililere bilgi verilmiştir. Hasar neticesinde zemin katta bulunan idari işler odası, veli görüşme odası, muhasebe odası ve yönetici asistanı, eksi birinci katta bulunan bilgisayar odası ile satranç odası ve fen bilgisi laboratuvarının, eksi ikinci katta spor salonu koridorlar ve duvarlarının etkilendiği tespit edilmiştir. Meydana gelen hasarımızın sigorta poliçemizden karşılanması için gereğinin yapılmasını rica ederiz ." şeklinde meydana gelmiştir. Su baskınının sprinkterden su siyareti neticesinde meydana geldiği tespit edilir edilmez sigortalı tarafından davalı-borçluya durum bildirilmiş ve davalı-borçlu 14/03/2022 tarihli yazı ile "Okula montajını yapmış olduğumuz sprikler , mekanın soğuk olması nedeniyle donmaktan kaynaklı patlamıştır. Bilgilerinize sunarız " şeklinde cevap vermiştir. Oysa söz konusu hasarın meydana gelme sebebi eksper raporuna göre ; davalı-borçlunun üreticisi olduğu sprinkterin hatalı üretilmesi veya montajının hatalı yapılmasıdır. Her ne kadar davalı-borçlu dava sigortalı şirkete vermiş olduğu cevapta ; söz konusu olayın mekanın soğuk olması sprinkterin donması nedeniyle meydana geldiğini iddia etmişse de bu iddiası mesnet ve dayanaktan yoksundur. Zira su baskının olduğu tarihte sigortalı iş yeri faaliyettedir ve ısınma sistemi çalışmaktadır. Sprinkterin patladığı yer icra kurulu başkanının odası olup ısıtılmadığı düşünülemez. Yine tüm okulda aynı sitemin kurulu olduğu ve sprinkterlerden sadece birinin problem çıkarttığı düşünüldüğünde bu iddianın gerçeği yansıtmadığı da açıkça ortadadır. Şayet bir donma söz konusu olsa idi tüm sprinkterlerin donması gerekirdi. Tüm bu hususlar davalı-borçlunun iddiasının gerçeği yansıtmadığını açıkça ortaya koymaktadır. 5-) Müvekkilimize sigortalı iş yerinde spintkterin patlaması neticesinde dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğumuz eksper raporunda ayrıntısı yazılı olan nitelikte ve miktarda hasar meydana gelmiştir. Müvekkilimiz şirket tarafından sigortalısına iş yerinde meydana gelen hasar nedeniyle 23/05/2022 tarihinde 70.434,90 TL ödeme yapılmıştır. Davalı zararın oluşmasına sebep olduğundan zarardan sorumlu olup müvekkilimiz tarafından yapılan ödemeyi faiziyle birlikte müvekkilimize iade etmekle yükümlüdür. 6-) TTK.nın Halefiyet başlıklı md. 1472 - (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur. " Şeklindeki düzenlemesi ile sigorta şirketine, ödediği rakamı sorumlulara rücu etme imkânı tanımıştır. Zarara sebep olan kimseye karşı sigortalının haiz olduğu tazminat talep hakkı, ödediği oranda sigortacıya geçmektedir. 7-) Davalı-borçluya yapılan ihtara rağmen davalı/borçlu, müvekkil şirketin zararını gider memiştir. Bunun üzerine Kayseri Genel İcra Dairesinin 2022/48251 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Davalı/borçlu takibe itiraz ederek takibin durmasına neden olmuştur. Davalı/borçlu müvekkil şirketin zarara uğramasına sebebiyet vermiştir. Davalı-borçlunun itirazı ile takip durmuş ve müvekkilimizin alacağına kavuşması engellenmiştir. Arabuluculuk görüşmelerinde de davalı/borçlu borcu ödemeyi kabul etmemiştir. Bu nedenlerle de yapılan itiraz tamamen kötüniyetli ve haksız olup müvekkilimiz lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Bu husus; İİK.'nun 67/2 " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." şeklinde düzenlenmiş ve; YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ'nin 06.07.2004 tarih ve 2004/3627 E., 2004/10843 K. Sayılı ilamında; ‘‘…İcra İflas Kanunu 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine, itiraz etmesi ve alacaklının İcra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı aleyhindeki icra takibine itiraz edilerek işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır...'' şeklinde verilen karar ile açıkça hüküm altına alınmıştır. 8-) Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle işbu davanın açılması zarureti hasıl olmuştur. H.Nedenler : TTK.,TBK.,KMK,TMK, KYTK., HMK., ve ilgili yasal mevzuat. Deliller : Davalı Tarafından Yazılan 14/03/2022 Tarihli Yazı, Davaya Konu Yangın Sisteminin ve Spinkterin Alımına İlişkin Sözleşme ve Faturalar ( Özal Gayrimenkul İnşaat Ticaret A.Ş. 'den veya Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş.den istenecek ) ; Davaya Konu Yangın Sisteminin ve Spinkterin Montajına İlişkin Sözleşme ve Faturalar ( Özal Gayrimenkul İnşaat Ticaret
ödeme emrine, itiraz etmesi ve alacaklının İcra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı aleyhindeki icra takibine itiraz edilerek işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır...'' şeklinde verilen karar ile açıkça hüküm altına alınmıştır. 8-) Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle işbu davanın açılması zarureti hasıl olmuştur. H.Nedenler : TTK.,TBK.,KMK,TMK, KYTK., HMK., ve ilgili yasal mevzuat. Deliller : Davalı Tarafından Yazılan 14/03/2022 Tarihli Yazı, Davaya Konu Yangın Sisteminin ve Spinkterin Alımına İlişkin Sözleşme ve Faturalar ( Özal Gayrimenkul İnşaat Ticaret A.Ş. 'den veya Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş.den istenecek ) ; Davaya Konu Yangın Sisteminin ve Spinkterin Montajına İlişkin Sözleşme ve Faturalar ( Özal Gayrimenkul İnşaat Ticaret A.Ş. 'den veya Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş.den istenecek ) ; Davaya Konu Spinkter ( Ellerinde mevcutsa Cihangir Eğitim İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş.den istenecek ) ; Sigorta Poliçesi, Beyan, Ticaret Sicil Müdürlüğü Kayıtları, İbraname, Hasar Dosyası ve kapsamı, Ödeme Belgeleri, Fotoğraflar, Eksper Raporları, Kayseri Genel İcra Dairesinin 2022/48251 E. Sayılı Dosyaları , Kayseri Arabuluculuk Bürosu 2022/2355 Büro, 2022/124544 Arabuluculuk Numaralı Dosyası, Faturalar, Tanık, Bilirkişi İncelemesi, Keşif, Yemin Ve Her Türlü Yasal Delil. Netice-İ Talep : Yukarıda Kısaca Arz Ve İzah Ettiğimiz Nedenlerle Fazlaya Dair Haklarımız Saklı Kalmak Kaydıyla; 1-) Davalı-Borçlunun İcra Dosyasına Yaptığı Yetki İtirazının Reddine, 2-) Davalı-Borçlunun Kayseri Genel İcra Dairesinin 2022/48251 E. Sayılı Dosyasına Yapmış Olduğu İtirazın İptali ile Takibin Kaldığı Yerden Devamına, 3-) Davalı-Borçlunun % 20 den Aşağı Olmamak Üzere Müvekkilimize İcra İnkar ve Kötüniyet Tazminatı Ödemesine, 4-) Yargılama Giderleri İle Ücreti Vekâletin Karşı Tarafa Tahmiline, Karar Verilmesini Saygılarımızla Vekâleten Arz Ve Talep Ederiz. 31/05/2023 Davacı Sompo Sigorta A.Ş. Vekili Av.Uzm.Arb. Okan YILMAZ Not : Arabulucluk Tutanağı E-imzalı Olup Dilekçemiz Ekindedir.
Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 02.01.2025 İSTANBUL ANADOLU 17. İCRA HUKUK MAHKEMESİ'NE, DOSYA NO : 2024/688 E. DAVACI : Hatice Binnur Hataylı (T.C. No: 43657414240) VEKİLİ : Av. Erim BENER, Av. Güzide Dilek ŞAHİN, Av. Nur Şevval ÇINAR (Adres antettedir) DAVALI : Şerife Süslü (T.C. No: 12188849876) Aydınlı Mah. Çamlı Belde Yolu Cad. No:59C22 İç Kapı No:24 Tuzla/İstanbul KONU : Gerekçeli kararın tarafımıza ve davalı tarafa tebliğ edilmesi talebi hakkındadır. AÇIKLAMALAR : Mahkemenizin yukarıda numarası anılan dosyasında gerekçeli kararın yazıldığı görülmektedir. İşbu durumun gerektirdiği lüzum üzerine, gerekçeli kararın tarafımıza ve davalı tarafa tebliğ edilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz. Saygılarımızla, Davacı Vekili Av. Nur Şevval Çınar
Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE DOSYA NO : 2024/448 E. DAVALI : Stereos Makina İmalat Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ :Av. Erim Bener, Av. Güzide Dilek Şahin, Av. Nur Şevval Çınar ''Adres antettedir.'' DAVACI : ISS Global Forwarding Taşımacılık A.Ş. VEKİLİ : Av. Savaş İnandıoğlu KONU : Cevap dilekçemizin ve delillerimizin sunumudur. AÇIKLAMALAR : 1)İŞBU DAVADA YETKİLİ MAHKEME, İSTANBUL ANADOLU ASLİYE TİCARET MAHKEMELERİDİR. BU DOĞRULTUDA, YETKİSİZLİK KARARI VERİLMESİ GEREKMEKTEDİR. Dava dosyası incelendiğinde, davacı tarafın iddialarına dayanak gösterdiği ticari ilişkiye dair dava, davalı müvekkil şirketin ticaret sicilindeki ikamet adresine göre İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetki alanında değerlendirilmelidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ("HMK") 6. maddesi uyarınca, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin yerleşim yeri mahkemesidir. Müvekkil şirketin ticari ikamet adresi İstanbul Anadolu Yakası'nda bulunduğundan, davanın İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri'nde görülmesi gerekmektedir. 2) MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN FATURALARA KONU HİZMET ALINMAMIŞ OLUP DAVACININ İDDİALARI HİÇBİR ŞEKİLDE KABUL EDİLEMEYECEKTİR. Müvekkil Şirket hakkında İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü’nün 2023/32980 E. Sayılı dosyası üzerinden girişilen icra takibine vaki borca itirazımız üzerine davacı tarafından açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasına karşı esasa ilişkin itirazlarımız aşağıdaki gibidir: Davacı tarafından, Müvekkil Şirket'e taşıma hizmeti verildiği iddia edilmiş olup, uyuşmazlık 03.07.2023 düzenleme tarihli 3.750,00 USD tutarındaki IFE2023000005423 nolu ve 03.07.2023 düzenleme tarihli 750,00 TL tutarındaki IFA2023000005424 nolu faturalara dayandırılmıştır. Ancak davasını ispatla yükümlü olan davacı müvekkil şirketin bu faturaya dayalı olarak hizmet aldığını ispat edememiştir. Davacı, iddia ettiği alacağına konu hizmetin Müvekkil Şirket tarafından alındığını yazılı deliller ile kanıtlamak zorundadır. Zira, Müvekkil Şirket faturalara konu hizmeti almamıştır. Bilindiği üzere, fatura tek başına alacağın varlığına delil olmamaktadır. Bu durumda dava konusu hizmet gerçekleştirilmesi hukuki bir işlem olup, ancak TMK 6. ve HMK. 190 ve 200 Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Dosyaya ibraz edilen fatura Müvekkil Şirket tarafından davacıdan hizmet alındığını göstermemektedir. Davacı yasal delillerle hizmet olgusunu ispat etmelidir. Mahkemece, dava konusu yapılan hizmetin Müvekkil Şirket tarafından alındığının yasal delillerle ispatlanması gerekmektedir. Nitekim, Yargıtay 13. H.D. 2017/8713 E., 2020/1330 K. ve 05.02.2020 tarihli ilamı; ''Davacı, eldeki dava ile faturaya dayalı olarak yapmış olduğu icra takibine vaki itirazın iptalini istemiş, davalı ise fatura konusu malların teslim edilmediğini ve teslim makbuzlarındaki imzanın davacının kendi çalışanlarına ait olduğunu, kendilerinin bir imzası olmadığını savunmuştur. Mahkemece, davacının ticari defterleri incelenerek sunulan bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir . Oysa ki; fatura tek başına alacağın varlığına delil olmadığı gibi davalının da söz konusu makbuzların altında imzası yoktur . Teslim hukuki bir işlem olup, ancak yazılı delille ispat edilebilir, bu hususta da delil bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.'' Sayın Mahkemece de bilindiği üzere faturaya dayalı takibe itirazın iptali yada faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmektedir. Fatura tek başına taraflar arasında ki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacaktır. Nitekim, Yargıtay 19. H.D. 2016/8604 E. VE 2017/3054 K. Sayılı ilamı; ''Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.'' Davacı tarafından talep edilen icra inkar tazminatı talebinin reddi önem arz etmektedir. Belirtilmesi gerekmektedir ki, uyuşmazlığa konu likit olmayan alacak için icra inkar tazminatı talep edilemeyecektir. Nitekim Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin 2001/5490 Esas ve 2002/1558 ve 03.04.2002 tarihli ilamı; “İtirazın iptaline ilişkin davalarda icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit (muayyen) olması gerekir . Somut olayda, yanlar arasında alacak tutarını gösteren yazılı bir sözleşme olmadığından alacağın miktarı bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkmış, yani muhakemeyi gerektirmiştir. Bu haliyle alacağın likit olmadığı sabittir.” Yukarıdaki Yargıtay kararında da belirtildiği üzere davacı tarafın icra inkar tazminatı istemi ve ayrıca yasaya aykırı faiz oranı ve talep edilen fahiş tutar hiçbir şekilde yerinde değildir. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Yukarıdaki tüm açıklamalarımız doğrultusunda, haksız davanın reddini talep etmekteyiz. DELİLLERİMİZ : Delillerimizi sınırlamıyor, davacının sunacağı delillere karşı delil ileri sürme, beyanda bulunma ve ek delil ileri sürme hakkımız saklı kalmak kaydıyla delillerimizi sunuyoruz. 1)Müvekkil Şirket'in ticari defter ve kayıtları, 2) Keşif, 3) Bilirkişi incelemesi, 4) Tanık (gerektiğinde isim ve adresleri bildirilecektir), 4) Yemin, 5) İsticvap, 6) İkamesi mümkün her türlü deliller SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlere istinaden, öncelikle yetki itirazımızın kabulüne, haksız ve kötü niyetli davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ederiz. Saygılarımızla, Davalı Vekili Av. Nur Şevval Çınar e-imzalıdır
Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul , Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE, DOSYA NO : 2024/386 E. DAVALI : KONINKLIJKE LUCHTVAART MAATSCHAPPIJ N.V. MERKEZİ HOLLANDA İSTANBUL MERKEZ ŞUBESİ VEKİLİ : Av. Serkan KOLAY, Av. Nur Şevval ÇINAR (Adres antettedir) DAVACI : TAV İSTANBUL TERMİNAL İŞLETMECİLİĞİ A.Ş. VEKİLİ : Av. Mehmet Murat İsen KONU : Cevap dilekçemiz ile delil listemizin sunulmasından ibaret dilekçedir. I. AÇIKLAMALAR Müvekkil Şirket hakkında İstanbul 37. İcra Müdürlüğü'nün 2023/26941 Esas sayılı dosyası üzerinden girişilen icra takibine vaki borca itirazımız üzerine davacı tarafından açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasına karşı esasa ilişkin itirazlarımız aşağıdaki şekildedir. 1.İcra takibine konu edilen tüm faturaların bedelleri müvekkilden tarafından vadesinde ve eksiksiz olarak ödenmiştir. Takip haksız ve hukuka aykırıdır. Davanın reddi talep olunmaktadır. Davacı tarafından dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaları kabul etmiyoruz. Takibe konu edilen fatura bedellerinin tamamı eksiksiz ve vadesinde davacıya ödenmiştir. Aşağıda, her bir fatura bedelinin davalıya eksiksiz ödendiği ödeme belgesi ile ispat edilmektedir. Kaldı ki, bizzat davacının kendisi, dava dilekçesinin 2.sayfa ve 5.nolu paragrafında aynen; “hizmetlerden kaynaklanan hizmet bedelleri müvekkil Şirket tarafından davalı borçlu şirket adına faturalandırılmıştır. Davalı tarafından söz konusu faturalara ilişkin ödemeler yapılmıştır” şeklindeki ibare takibe konu fatura bedellerinin ödendiğinin davacı tarafından kabul edildiğini göstermektedir. Şöyle ki; • Davacı tarafından, faturanın tamamının ödenmediğinin iddia edildiği, 13.650 -USD bedelli, C4405371 numaralı ve 15.10.2018 tarihli fatura (Ek-1) bedeli müvekkil tarafından 07.11.2018 tarihinde davacı şirkete ödenmiştir. (Ek-2 Ödeme dekontu) Zaten davacı da Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul , Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş’ye ait 07.11.2018 tarihli dekontla (Ek-3 Davacının sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş dekontu) anılan tutarın ödendiğini kabul etmiştir. Müvekkilin ödeme dekontunda belge numarası 001000005837 olup; davacının sunduğu dekontta da zaten bu belge numarası açıklama olarak yer almaktadır. • Davacı tarafından, faturanın tamamının ödenmediğinin iddia edildiği, C440713 8 numaralı ve 30.10.2018 tarihli ve 14.145 -USD bedelli fatura (Ek-4) müvekkil tarafından 04.12.2018 tarihinde davacı şirkete ödenmiştir. (Ek-5: Ödeme dekontu) Zaten davacı da dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş’ye ait 05.12.2018 tarihli dekontla (Ek-6) anılan tutarın ödendiğini kabul etmiştir. Müvekkilin ödeme dekontunda belge numarası 00100000 6268 olup; davacının sunduğu dekontta da zaten bu belge numarası açıklama olarak yer almaktadır. • Davacı tarafından, faturanın tamamının ödenmediğinin iddia edildiği, 1.109,72 -EUR bedelli, C440 7075 numaralı ve 30.10.2018 tarihli fatura (Ek-7) bedeli müvekkil tarafından 04.12.2018 tarihinde davacı şirkete ödenmiştir. (Ek-8: Ödeme dekontu -Diğer fatura bedelleri ile birlikte ödenmiştir , dekontta hangi ödemenin hangi faturaya ilişkin olduğu belirtilmektedir. ) Zaten davacı da dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş’ye ait 04.12.2018 tarihli dekontla (Ek-9. Davacının sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş dekontu) anılan tutarın ödendiğini kabul etmiştir. Müvekkilin ödeme dekontunda belge numarası 00100000 6267 olup; davacının sunduğu dekontta da zaten bu belge numarası açıklama olarak yer almaktadır. • Davacı tarafından, faturanın tamamının ödenmediğinin iddia edildiği, 127,64 -EUR bedelli, C440 7675 numaralı ve 31.10.2018 tarihli fatura (Ek-10) bedeli müvekkil tarafından 04.12.2018 tarihinde davacı şirkete ödenmiştir. (Ek-11 Ödeme dekontu -Diğer fatura bedelleri ile birlikte ödenmiştir, dekontta hangi ödemenin hangi faturaya ilişkin olduğu belirtilmektedir. ) Zaten davacı da dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş’ye ait 04.12.2018 tarihli dekontla (Ek-12: Davacının sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş dekontu) anılan tutarın ödendiğini kabul etmiştir. Müvekkilin ödeme dekontunda belge numarası 00100000 6267 olup; davacının sunduğu dekontta da zaten bu belge numarası açıklama olarak yer almaktadır. • Davacı tarafından, faturanın tamamının ödenmediğinin iddia edildiği, 734,87 -EUR bedelli, C440 8134 numaralı ve 05.11.2018 tarihli fatura (Ek-13) bedeli müvekkil tarafından 04.12.2018 tarihinde davacı şirkete ödenmiştir. (Ek-14 Ödeme dekontu -Diğer fatura bedelleri ile birlikte ödenmiştir, dekontta hangi ödemenin hangi faturaya ilişkin olduğu belirtilmektedir. ) Zaten davacı da dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş’ye ait 04.12.2018 tarihli dekontla (Ek-15: Davacının sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş dekontu) anılan tutarın ödendiğini kabul etmiştir. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul , Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Müvekkilin ödeme dekontunda belge numarası 00100000 6267 olup; davacının sunduğu dekontta da zaten bu belge numarası açıklama olarak yer almaktadır. • Davacı tarafından, faturanın tamamının ödenmediğinin iddia edildiği, 1.154,64 -EUR bedelli, C440 8851 numaralı ve 12.11.2018 tarihli fatura (Ek-16) bedeli müvekkil tarafından 13.12.2018 tarihinde davacı şirkete ödenmiştir. (Ek-17 Ödeme dekontu -Diğer fatura bedelleri ile birlikte ödenmiştir, dekontta hangi ödemenin hangi faturaya ilişkin olduğu belirtilmektedir. ) Zaten davacı da dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş’ye ait 13.12.2018 tarihli dekontla (Ek-18. Davacının sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş dekontu) anılan tutarın ödendiğini kabul etmiştir. Müvekkilin ödeme dekontunda belge numarası 00100000 6434 olup; davacının sunduğu dekontta da zaten bu belge numarası açıklama olarak yer almaktadır. • Davacı tarafından, faturanın tamamının ödenmediğinin iddia edildiği, 1.181,65 -EUR bedelli, C440 9318 numaralı ve 19.11.2018 tarihli fatura (Ek-19) bedeli müvekkil tarafından 13.12.2018 tarihinde davacı şirkete ödenmiştir. (Ek-20 Ödeme dekontu -Diğer fatura bedelleri ile birlikte ödenmiştir, dekontta hangi ödemenin hangi faturaya ilişkin olduğu belirtilmektedir. ) Zaten davacı da dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş’ye ait 13.12.2018 tarihli dekontla (Ek-21 Davacının sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş dekontu) anılan tutarın ödendiğini kabul etmiştir. Müvekkilin ödeme dekontunda belge numarası 00100000 6434 olup; davacının sunduğu dekontta da zaten bu belge numarası açıklama olarak yer almaktadır. • Davacı tarafından, faturanın tamamının ödenmediğinin iddia edildiği, 1.025,37 -EUR bedelli, C440 9953 numaralı ve 26.11.2018 tarihli fatura (Ek-22) bedeli müvekkil tarafından 13.12.2018 tarihinde davacı şirkete ödenmiştir. (Ek-23 Ödeme dekontu -Diğer fatura bedelleri ile birlikte ödenmiştir, dekontta hangi ödemenin hangi faturaya ilişkin olduğu belirtilmektedir. ) Zaten davacı da dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş’ye ait 13.12.2018 tarihli dekontla (Ek-24 Davacının sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş dekontu) anılan tutarın ödendiğini kabul etmiştir. Müvekkilin ödeme dekontunda belge numarası 00100000 6434 olup; davacının sunduğu dekontta da zaten bu belge numarası açıklama olarak yer almaktadır. • Davacı tarafından, faturanın tamamının ödenmediğinin iddia edildiği, 354,52 -EUR bedelli, C4411436 numaralı ve 05.12.2018 tarihli fatura (Ek-25) bedeli müvekkil tarafından 13.12.2018 tarihinde davacı şirkete ödenmiştir. (Ek-26 Ödeme dekontu -Diğer fatura bedelleri ile birlikte ödenmiştir, dekontta hangi ödemenin hangi faturaya ilişkin olduğu
-EUR bedelli, C440 9953 numaralı ve 26.11.2018 tarihli fatura (Ek-22) bedeli müvekkil tarafından 13.12.2018 tarihinde davacı şirkete ödenmiştir. (Ek-23 Ödeme dekontu -Diğer fatura bedelleri ile birlikte ödenmiştir, dekontta hangi ödemenin hangi faturaya ilişkin olduğu belirtilmektedir. ) Zaten davacı da dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş’ye ait 13.12.2018 tarihli dekontla (Ek-24 Davacının sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş dekontu) anılan tutarın ödendiğini kabul etmiştir. Müvekkilin ödeme dekontunda belge numarası 00100000 6434 olup; davacının sunduğu dekontta da zaten bu belge numarası açıklama olarak yer almaktadır. • Davacı tarafından, faturanın tamamının ödenmediğinin iddia edildiği, 354,52 -EUR bedelli, C4411436 numaralı ve 05.12.2018 tarihli fatura (Ek-25) bedeli müvekkil tarafından 13.12.2018 tarihinde davacı şirkete ödenmiştir. (Ek-26 Ödeme dekontu -Diğer fatura bedelleri ile birlikte ödenmiştir, dekontta hangi ödemenin hangi faturaya ilişkin olduğu belirtilmektedir. ) Zaten davacı da dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş’ye ait 13.12.2018 tarihli dekontla (Ek-27 Davacının sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş dekontu) anılan tutarın tamamının ödendiğini kabul etmiştir. Müvekkilin ödeme dekontunda belge numarası 00100000 6434 olup; davacının sunduğu dekontta da zaten bu belge numarası açıklama olarak yer almaktadır. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul , Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com • Davacı tarafından sadece 17 -USD’nın ödenmediği iddia edilen C4402626 numaralı ve 11.835,00 -USD tutarlı bedele ilişkin faturanın (Ek-28) tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek-29 : Banka dekontu) • Davacı tarafından sadece 15 -USD’nın ödenmediği iddia edilen C4406008 numaralı ve 13.770 -USD tutarlı bedele ilişkin faturanın (Ek-30) tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek-31: Banka dekontu) • Davacı tarafından sadece 38 -USD’nın ödenmediği iddia edilen C4407637 numaralı ve 1.845 -USD tutarlı bedele ilişkin faturanın (Ek-32) tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek-33: Banka dekontu) • Davacı tarafından sadece 1,90 -USD’nın ödenmediği iddia edilen C4407840 numaralı ve 468,90 -USD tutarlı bedele ilişkin faturanın (Ek-34) tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek-35: Banka dekontu) • Davacı tarafından sadece 704,20 -USD’nın ödenmediği iddia edilen C440 8088 numaralı ve 9.555 -USD tutarlı bedele ilişkin faturanın (Ek-36) tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek-37: Ödeme dekontu -Diğer fatura bedelleri ile birlikte ödenmiştir, dekontta hangi ödemenin hangi faturaya ilişkin olduğu belirtilmektedir. ) Zaten davacı da dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu Türk Ekonomi Bankası A.Ş’ye ait 23.11.2018 tarihli dekontla anılan tutarın ödendiğini kabul etmiştir. Müvekkilin ödeme dekontunda belge numarası 00100000 6051 olup; davacının sunduğu dekontta da zaten bu belge numarası açıklama olarak yer almaktadır. • Davacı tarafından sadece 17 -USD’nın ödenmediği iddia edilen C4411774 numaralı ve 4.380 -USD tutarlı bedele ilişkin faturanın (Ek-38) tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek-39: Banka dekontu) • Davacı tarafından sadece 17 -USD’nın ödenmediği iddia edilen C4412618 numaralı ve 12.960 -USD tutarlı bedele ilişkin faturanın (Ek-40) tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek:41: Banka dekontu) • Davacı tarafından sadece 17 -USD’nın ödenmediği iddia edilen C4414309 numaralı ve 1.950 -USD tutarlı bedele ilişkin faturanın (Ek-42) tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek.43: Banka dekontu) • Davacı tarafından sadece 15 -USD’nın ödenmediği iddia edilen C4415346 numaralı ve 13.740 -USD tutarlı bedele ilişkin faturanın (Ek-44) tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek45: Banka dekontu) Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul , Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com • Davacı tarafından sadece 15 -USD’nın ödenmediği iddia edilen C4416028 numaralı ve 9.015 -USD tutarlı bedele ilişkin faturanın (Ek-46) tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek-47: Banka dekontu) • Davacı tarafından sadece 15 -USD’nın ödenmediği iddia edilen C4417231 numaralı ve 12.150 -USD tutarlı bedele ilişkin faturanın (Ek-48) tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek-49: Banka dekontu) • Davacı tarafından sadece 7 -USD’nın ödenmediği iddia edilen C4419481 numaralı ve 322,50 -USD tutarlı bedele ilişkin faturanın (Ek-50) tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek.51 Banka dekontu) • Davacı tarafından sadece 15 -USD’nın ödenmediği iddia edilen C4419779 numaralı ve 2.475 -USD tutarlı bedele ilişkin faturanın (Ek-52) tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek-53: Banka dekontu) • Davacı tarafından sadece 15 -USD’nın ödenmediği iddia edilen C4420603 numaralı ve 8.865 -USD tutarlı bedele ilişkin faturanın (Ek-54) tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek-55: Banka dekontu) • Davacı tarafından sadece 17 -USD’nın ödenmediği iddia edilen C4423794 numaralı ve 1.980 -USD tutarlı bedele ilişkin faturanın (Ek-56) tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek.57: Banka dekontu) • Davacı tarafından sadece 9 -USD’nın ödenmediği iddia edilen C4428987 numaralı ve 278,10 -USD tutarlı bedele ilişkin faturanın tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek.58: Banka dekontu) • Davacı tarafından sadece 6,05 -EUR’nın ödenmediği iddia edilen C4406193 numaralı ve 912.84 -EUR tutarlı bedele ilişkin faturanın (Ek-59) tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. (Ek.60: Banka dekontu) 2. Müvekkilin banka havale giderlerinden hiçbir şekilde sorumluluğu bulunmamaktadır. Davacı , dava dilekçesinin yukarıda da belirttiğimiz 2.sayfasında, hizmet bedellerine ilişkin faturaların müvekkil tarafından ödendiğini, faturaların ödenmeyen kısmının ise banka havale ücretlerinden doğan kısımlar olduğunu beyan etmiştir. Müvekkilin banka giderlerine ilişkin hiçbir sorumluluğu bulunmamaktadır. Aksi yöndeki tüm iddialar haksızdır, tarafımızca kabul edilmemektedir. Davacı, ödenmemiş fatura iddiasını ispatlayamamış ve bu konuda herhangi bir somut delil sunamamıştır. Müvekkil Ş irket'in banka dekontl arı, tüm ödemelerin tam ve eksiksiz yapıldığını göstermektedir. Bu nedenle, davacının ödenmemiş fatura iddiası tamamen asılsızdır. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul , Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2076E., 2020/117 K.ve 11.02.2020 tarihli ilamı ; ''Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür.'' ''İtirazın iptali davalarında borçlu borcun olmadığını iddia ettiğine göre yokun ispatı mümkün olmadığından kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Zira hukuki ilişkin varlığını ispat yükü alacaklıda olduğundan alacaklı hukuki ilişkinin yani borcun varl ığını kanıtlamak durumundadır.'' (Yargıtay Üyesi Mahmut COŞKUN, İcra ve İflas Kanunu Şerhi, 5.Baskı, ANKARA, s.1725 -1730.) 3.) Davacı, banka havale ücretlerinin iddia ettiği tutarlar kadar olduğunu da ispat edememiştir. Davacı, huzurdaki davada, müvekkil tarafından hizmetlere ilişkin fatura bedellerinin ödendiğini belirtmiş olsa da, banka havale giderlerinden müvekkilin sorumlu olduğunu, banka havale giderleri ödenmediğinden, davacının banka havale gideri kadar alacaklı d urumuna geldiğini iddia etmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere, banka havale ücretinden hiçbir şekilde sorumluluğumuz bulunmamaktadır. Ancak bir an için müvekkilin banka havale giderinden sorumluluğunun bulunduğu kabul edilse dahi, davacı, banka havale giderinin hangi tutarda tahsil edilmesi gerektiğini ispat edememiştir. Açıklanan nedenle davacı davasında haksızdır, davanın reddi talep olunmaktadır. 4. Huzurdaki dava hak düşürücü süre/zamanaşımı içinde ikame edilmemiştir. Davacının varlığını iddia ettiği alacaklara yönelik talepleri, icra takibi ve davacı tarafından ikame edilen kötü
(Yargıtay Üyesi Mahmut COŞKUN, İcra ve İflas Kanunu Şerhi, 5.Baskı, ANKARA, s.1725 -1730.) 3.) Davacı, banka havale ücretlerinin iddia ettiği tutarlar kadar olduğunu da ispat edememiştir. Davacı, huzurdaki davada, müvekkil tarafından hizmetlere ilişkin fatura bedellerinin ödendiğini belirtmiş olsa da, banka havale giderlerinden müvekkilin sorumlu olduğunu, banka havale giderleri ödenmediğinden, davacının banka havale gideri kadar alacaklı d urumuna geldiğini iddia etmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere, banka havale ücretinden hiçbir şekilde sorumluluğumuz bulunmamaktadır. Ancak bir an için müvekkilin banka havale giderinden sorumluluğunun bulunduğu kabul edilse dahi, davacı, banka havale giderinin hangi tutarda tahsil edilmesi gerektiğini ispat edememiştir. Açıklanan nedenle davacı davasında haksızdır, davanın reddi talep olunmaktadır. 4. Huzurdaki dava hak düşürücü süre/zamanaşımı içinde ikame edilmemiştir. Davacının varlığını iddia ettiği alacaklara yönelik talepleri, icra takibi ve davacı tarafından ikame edilen kötü niyetli dava zamanaşımı/hakdüşürücü süre geçtikten sonra ikame edildiğinden davanın reddi gerekmektedir. 5. Takipte dayanılmayan belgeye huzurdaki davada dayanılamaz. Davacı tarafından işbu davaya dayanak olarak gösterilen takipte taraflar arasında akdedilen sözleşmeye dayanılmadığı gibi ödenmediği iddia edilen banka giderlerine ilişkin de hiçbir belge sunulmamıştır. Bu noktada önemle belirtmek gerekmektedir ki, davacın ın takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamayacağı hususu göz önüne alındığında davacının tüm taleplerinin hukuka aykırı olduğu görülecektir. Nitekim, Hukuk Genel Kurulu’nun 14.11.2011 gün 2011/19 -671 E., 2011/749 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul , Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 6. Takibe dayanak bedellerin tamamı müvekkil tarafından ödenmiş olduğundan, davacı, huzurdaki davada kötü niyetlidir. Davacı hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilmelidir. İİK'nın 67/2. maddesinde, itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması halinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazmin atına hükmedilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Yukarıdaki tüm açıklamalarımız ve işbu dilekçemizin ekinde sunacağımız tüm belgelerle sabit olduğu üzere Müvekkil Şirket'in davacıya ödenmemiş hiçbir fatura bedeli bulunmamaktadır. Müvekkil Şirket tarafından tamamen sözleşmeye uygun hareket edilmiş olup tü m yükümlülükler yerine getirilmiş olmasına rağmen davacı tarafından haksız kazanç sağlamak amacıyla Müvekkil Şirket aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan takip sebebiyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ederiz. 7.Davacının talep ettiği icra inkar tazminatı reddedilmelidir. Davacı tarafından talep edilen icra inkar tazminatı talebinin reddi önem arz etmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, davacının hiçbir şekilde alacağı bulunmamaktadır ki; müvekkilden ayrıca icra inkar tazminatı talep edebilsin. Ayrıca ifade etmemiz gerekir ki, uyuşmazlığa konu likit olmayan alacak için icra inkar tazminatı talep edilemeyecektir. Nitekim Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin 2001/5490 Esas ve 2002/1558 ve 03.04.2002 tarihli ilamı; “İtirazın iptaline ilişkin davalarda icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit (muayyen) olması gerekir. Somut olayda, yanlar arasında alacak tutarını gösteren yazılı bir sözleşme olmadığından alacağın miktarı bilirkişi incelemesiyle orta ya çıkmış, yani muhakemeyi gerektirmiştir. Bu haliyle alacağın likit olmadığı sabittir.” Yukarıdaki Yargıtay kararında da belirtildiği üzere davacı tarafın icra inkar tazminatı istemi hiçbir şekilde yerinde değildir. DELİLLER : (Karşı tarafın delillerine karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla delil listemiz aşağıdaki gibidir) 1)Tarafların ticari defter ve kayıtları, 2) İşbu dilekçe ekinde sunduğumuz tüm fatura, ödeme dekontları ve bilumum belgeler, 3) Müvekkil tarafından yapılan ödemelerin ispatına yönelik olarak davacının Türk Ekonomi Bankası TR110003200000000045561302 (“davacının banka hesabı”) IBAN numaralı hesabına ilişkin kayıtların celbi, 4) Keşif 5) Bilirkişi incelemesi 6) Tanık 7) Yemin Büyükdere Cad. No: 193/4, 34394 Levent, İstanbul , Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 8) İstanbul 37. İcra Müdürlüğü'nün 2023/26941 Esas sayılı dosyası (celp edilecektir.) 9) İkamesi mümkün her türlü deliller NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlere istinaden, haksız ve kötü niyetli davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ederiz. Saygılarımızla, Davalı Vekili Av. Serkan Kolay, Av. Nur Şevval Çınar
Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com 17.02.2022/İstanbul ÇERKEZKÖY NÖBETÇİ İCRA HUKUK MAHKEMESİ’NE İCRA DOSYA NO : Çerkezköy İcra Müdürlüğü 2022/159 E. TAHLİYE TALEP EDEN DAVACI : Alper GÖKÇE (T.C. Kimlik No: 30134362484) Çengelköy Mah. Kaldırım Cad. No:44 A-1/2 Üsküdar/İstanbul VEKİLİ : Av. Erim BENER-Av. Öykü EYÜBOĞLU Adres antettedir. DAVALI : Nermin KARA (T.C. Kimlik No:42826253642) Gaziosmanpaşa Mah. Atatürk Cad. No:109 D:4 Çerkezköy/Tekirdağ KONU : Davalı borçlunun Gaziosmanpaşa Mah. Atatürk Cad. No:109 D:4 Çerkezköy/Tekirdağ adresindeki gayrimenkulün TAHLİYESİ talebidir. AÇIKLAMALAR : 1. Müvekkilin babası, müteveffa Seyit Gökçe ile davalı arasında yapılan 23.04.2019 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesi (EK-1 Kira Sözleşmesi) gereği, davalı tarafça ödenmesi gereken; Mayıs- Haziran- Temmuz- Ağustos- Eylül- Ekim- Kasım- Aralık 2020, Ocak- Şubat- Mart- Nisan- Mayıs- Haziran- Temmuz- Ağustos- Eylül- Ekim- Kasım 2021 olmak üzere toplam 19 aylık bakiye kira borcu, Aralık 2021 kira bedeli, Birikmiş aidat borcu ödenmemiştir. 2. Bunun üzerine, Çerkezköy İcra Müdürlüğü 2022/159 E. sayılı dosyası ile tahliye talepli olarak icra takibi başlatılmış, davalı borçluya ödeme emri 14.01.2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ancak davalı borçlu, 30 günlük yasal ödeme süresi içerisinde herhangi bir ödeme yapmadığı gibi, yasal süresi içinde icra dosyasına herhangi bir itirazda da bulunmamıştır. 3. Müvekkil, davalı tarafa kira bedellerinin ödenmesi için birçok defa ulaşmasına Esentepe Mahallesi, Büyükdere Caddesi, No: 193, Kat: 4, 34394 Şişli/ İstanbul T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com rağmen davalı taraf kira borçlarını ödemediği gibi konutu terk etmeyip kullanmaya da devam etmektedir. Müvekkilin söz konusu mağduriyeti hala devam etmektedir. Öyle ki, davalı borçlu Kasım 2021 kira bedelini Aralık sonunda, ödemesi gereken süreden 1 ay sonra ödemiştir, ayrıca 2022 yılı için Ocak ve Şubat aylarının kiralarını da halen ödememiştir. Bu aylara ilişkin tarafımızca ayrıca bir icra takibi başlatılacaktır. Müvekkilin bütün iyiniyetine rağmen borcunu ödemeyen ve konutu haksız ve mesnetsiz olarak kullanmaya devam eden davalıya işbu davanın açılması zorunluluğu doğmuştur. İşbu davamız ile söz konusu hukuksuzluğun ortadan kaldırılması amacıyla söz konusu taşınmazın tahliyesine ve ödenmemiş kira bedellerinin ve diğer alacakların ödenmesine yönelik olarak sayın Mahkemenizce lehimize karar verilmesini arz ve talep etmekteyiz. HUKUKİ SEBEPLER : İİK, TBK, TMK, Yargıtay içtihatları ve sair yasal mevzuat DELİLLER : Davacıların sunacağı delillere karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydı ile delillerimizi sunarız: Çerkezköy İcra Müdürlüğü 2022/159 E. sayılı dosyası (celbini talep ederiz) , 23.04.2019 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesi (EK-1) , Mirasçılık Belgesi (EK-2) , Banka hesap dökümleri, kayıtları ve ilgili dekontlar (aşağıda bilgileri verilen Bankadan celbini talep ederiz) , Kira bedellerinin ödendiği banka hesabı bilgileri aşağıdaki gibidir: Banka Adı : ING Bank A.Ş. Hesap Sahibi : Havva Şebnem Gökçe IBAN :TR860009900965236100100007 Tanık, bilirkişi, yemin, keşif ve sair her türlü yasal delil. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda izah olunan nedenlerle; davalı borçlunun Gaziosmanpaşa Mah. Atatürk Cad. No:109 D:4 Çerkezköy/Tekirdağ adresindeki mecurdan TAHLİYESİNE , her tür yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini vekaleten saygılarımızla arz ve talep ederiz. Davacı Vekili Av. Öykü EYÜBOĞLU
Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com İSTANBUL 11. İŞ MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE, DOSYA NO : 2024/544 E. DAVALI : Bilyoner İnteraktif Hizmetler Anonim Şirketi Eski Büyükdere Cad. Özcan Sk. Hitay Plaza No:2 Kağıthane, İstanbul VEKİLİ : Av. Erim BENER, Av. Ayşegül ÖZGEN LEVİ (Adres antettedir) DAVACI : Dilara EKİM Güzelyalı Mah. 55. Sok No.41/10 Konak -İZMİR VEKİLİ : Av. Tuba ÖZTÜRK ALBAYRAK Dumlupınar Mah. Özen Sok. Nuhoğlu Yenitepe 2. Etap A-Blok K.19 D.212 Kadıköy, İstanbul KONU : Huzurdaki davaya ilişkin cevap dilekçemizin ve delillerimizin süresi içinde sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR : Davacı tarafından feshin geçersiz nedene dayandığı ve işe iade talebiyle ikame edilen huzurdaki dava her yönüyle haksız ve hukuka aykırı olup, işbu davanın reddi zorunluluk arz etmekte ve Sayın Mahkemenizden talep olunmaktadır. Şöyle ki: ESASA İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ Davacının dava dilekçesindeki hukuki mesnetten ve gerçeklikten uzak iddia ve beyanlarını kabul etmiyor, davanın reddini talep ediyoruz. Şöyle ki; 1) DAVACI İLE MÜVEKKİL ŞİRKET ARASINDAKİ İŞ İLİŞKİSİNİN KAPSAMI Müvekkil Şirket; Türkiye'nin ilk yasal online spor şans oyunları platformu olup, mobil ve websitesi üzerinden hizmet vermektedir. i. ii. iii. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com Davacı da imzalamış olduğu iş sözleşmesine istinaden 25.07.2022 tarihinden iş sözleşmesinin feshedildiği 08.08.2024 tarihine kadar Müvekkil Şirket’te çalışmıştır (Ek 1: Davacının iş sözleşmesi ve işe giriş bildirgesi) . Davacının iş sözleşmesi feshedilmeden önce ve çalıştığı süre boyunca tüm hakedişleri eksiksiz olarak kendisine ödenmiş ve bordrosuna da yansıtılmıştır (Ek 2: Davacının bordroları). 2) DAVACININ İŞ SÖZLEŞMESİ MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN GEÇERLİ NEDENLE FESHEDİLMİŞTİR. Müvekkil Şirket içerisinde de dönem dönem tüm çalışanların motivasyonunun arttırılması, şirket içerisinde gelecek dönemlere ilişkin hedeflerin belirlenmesi ve çalışanların verimliliğinin denetlenmesi için performans iyileştirme değerlendirmesi yapılmaktadır. Bu kapsamda tüm çalışanlara olduğu gibi davacı için de performans iyileştirme değerlendirmesi yapılmış ve performansının beklenen seviyede olmadığı anlaşılmıştır. Sonrasında ise davacının iş sözleşmesi fesih bildiriminde belirtildiği üzere geçerli nedenle sona erdirilmiştir (Ek 3: Fesih Bildirimi) . Yukarıdaki açıklamalarımızın yanı sıra; davacının dava dilekçesinde yer alan gerçeğe aykırı hiçbir iddiasını kabul etmiyoruz. Davacının evlenmesi ile iş sözleşmesinin feshedilmesi arasında hiçbir ilişki yoktur. Nitekim davacıya kariyer anlamında kendisini geliştirmesi için tüm imkanlar tanınmıştır. Bu aşamada kurumsal her şirkette olduğu gibi, davacının performans geliştirme sürecine tabi tutulması, davacıya mobbing uygulanması anlamına gelmemektedir. Önemle belirtmek gerekir ki, böyle bir uygulama aksine davacının ve diğer çalışanların kendisini geliştirmesine imkan vermekte olup, işverenin yönetimsel haklarından bir tanesidir. Kaldı ki, performans değerlendirme sürecinin nasıl işlediği ve nasıl uygulandığı da açık, net ve şeffaf kurallar ile belirlenmiştir. Hal böyleyken de, davacının dava dilekçesinde yer alan iddialarını hiçbir şekilde kabul etmiyoruz ve davacının haksız davasının reddini talep ediyoruz. 3)KABUL ANLAMINA GELMEMEK KAYDIYLA, DAVACININ TALEP ETMİŞ OLDUĞU İŞE İADE TAZMİNATI FAHİŞTİR. BU DURUM DAHİ DAVACININ HAKSIZ KAZANÇ ELDE ETME AMACINI AÇIKÇA ORTAYA KOYMAKTADIR. NİTEKİM DAVACININ GERÇEK AMACI İŞE İADE DEĞİLDİR. Yukarıdaki açıklamalarımıza ek olarak ve davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek i. ii. iii. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com kaydıyla; davacının Müvekkil Şirket'te çalışmış olduğu toplam süre göz önüne alındığında, davacının talep etmiş olduğu işe başlatmama tazminatı fahiştir. Nitekim Yargıtay 9. HD 18/03/2013 tarihli 2013/3199 E. 2013/9270 K. sayılı ve yine Yargıtay 9. HD 04/03/2013 tarihli 2012/34880 E. 2013/7574 K. sayılı kararlarında aynen; “…Dairemiz yıllık ücretli izinle ilgili 53. maddedeki kıdem sürelerini dikkate alarak 6 ay ile 5 yıl arasında kıdemi olan işçi için 4, 5 yıl ile 15 yıl arasında kıdemi olan işçi için 5, 15 yıldan fazla kıdemi olan işçi için 6 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatının belirlenmesini öngörmekte , fesih sebebine göre bu miktarlarda azami sınır 8 aya kadar da çıkmaktadır…” şeklinde belirtilmektedir. Yukarıda dikkatinize sunmakta olduğumuz kararlarda ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği gibi işe başlatmama tazminatı davacının kıdemi ile doğru orantılı olarak belirlenmektedir. Aynı işyerinde 5 yıl ile 15 yıl arasında kıdemi olan işçi için 5 aylık brüt ücret tutarında işe başlatmama tazminatına hükmedilmektedir. Yine Yargıtay 9. HD 15/12/2008 tarih 2008/41452 E. 2008/33666 K., 18/02/2011 tarih 2009/47364 E. 2011/3979 K., 20/03/2006 tarih 2006/3009 E. 2006/7002 K. sayılı kararlarında da belirtilmiş olduğu gibi; işe başlatmama tazminatının belirlenmesi için davacının kıdemi ve fesih gibi olgular değerlendirmeli ve tazminat tutarı belirlenirken bu husus dikkate alınmalıdır. Davacının müvekkil şirketteki kıdemi düşünüldüğünde; talep edilen 8 aylık brüt ücret tutarındaki işe başlatmama tazminat talebi abesle iştigaldir. Talep edilen işe başlatmama tazminatı davacının asıl amacının işe iade olmadığını ve davacının haksız kazanç elde etme iradesini ortaya koymaktadır. YUKARIDAKİ TÜM AÇIKLAMALARIMIZ DOĞRULTUSUNDA; DAVACININ İŞ SÖZLEŞMESİ GEÇERLİ NEDENLE FESHEDİLDİĞİNDEN DAVACININ İDDİALARINI KABUL ETMİYOR, DAVANIN TÜMDEN REDDİNİ TALEP EDİYORUZ. HUKUKİ SEBEPLER : 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili yasal mevzuat. DELİLLER : Karşı tarafın delillerine karşı delil sunma hakkımız saklı i. ii. iii. Büyükdere Caddesi, No: 193/4, Levent, 34394, Istanbul, Türkiye T +90 212 270 7050 F +90 212 270 6865 E inbox@bener.com | bener.com kalmak kaydıyla delil listemiz aşağıdaki gibidir: 1- Yazılı Deliller: Cevap dilekçemizde ekinde belirtilen ekler 2- Diğer Deliller: S.G.K. ve İş-Kur kayıtları, işyeri kayıtları, davacının özlük dosyası, bilirkişi incelemesi (gerektiğinde yerinde bilirkişi incelemesi), davacının bordroları, fesih bildirimi, işyeri iç yönetmelikleri, davacının performans değerlendirmesi ile ilgili tüm ilgili evraklar, e-posta yazışmaları, banka kayıtları, ticari defterler, Yemin dâhil, her türlü kanuni ve sair deliller. 3- Tanık Listesi: Cihan Oğuz i. Melih Elsin ii. Nida Aydemir iii. Müşterek Adres: Eski Büyükdere Cad. Özcan Sok. Emniyetevler Mah. Hitay Plaza No:2/2 4. Levent İstanbul SONUÇ VE TALEP : Açıklamalar bölümünde gerek maddî, gerek hukukî olarak izah ve ispat ettiğimiz üzere; her türlü talep ve alacak hakkımız saklı kalmak kaydıyla; • DAVANIN TÜM YÖNLERİ İLE ESASTAN REDDİNE, • Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, karar verilmesini vekâleten saygılarımızla arz ve talep ederiz. Davalı Vekili Av. Ayşegül ÖZGEN LEVİ
Elsin ii. Nida Aydemir iii. Müşterek Adres: Eski Büyükdere Cad. Özcan Sok. Emniyetevler Mah. Hitay Plaza No:2/2 4. Levent İstanbul SONUÇ VE TALEP : Açıklamalar bölümünde gerek maddî, gerek hukukî olarak izah ve ispat ettiğimiz üzere; her türlü talep ve alacak hakkımız saklı kalmak kaydıyla; • DAVANIN TÜM YÖNLERİ İLE ESASTAN REDDİNE, • Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, karar verilmesini vekâleten saygılarımızla arz ve talep ederiz. Davalı Vekili Av. Ayşegül ÖZGEN LEVİ
- M O R B - Avukatlık Bürosu Avukat Muhsin HATIR X Avukat Berk SELÇUK Aspendos Bulv. 1649 Sk. 44/4 Muratpaşa/ANTALYA 0534 641 13 13 - berkselcuk@icloud.com ______________________________________________________________________ İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne Dosya no : 2023/343 E. Konu : Cevaba cevap dilekçemizdir. Açıklamalar : 1- Davalı taraf, cihaza yalnızca onarım ve bakım hizmeti sunduğundan bahisle, satıcı kendisi olmadığı için kendilerinden alacaklı olamayacağımızı iddia etmiştir. Ancak; İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/9 E. - 2023/201 K. Sayılı ve tarafların itiraz ETMEMESİ ile kesinleşen kararında; davalı Türk Philips A.Ş.'nin 17/04/2008 tarihli taraflar arasında imzalanan protokol sebebiyle ayıptan sorumlu olduğu karara bağlanmıştır. Bu karar ile beraber, müvekkilimizce fazla ödenen 147.895,00 TL ve müvekkilin kar kaybı olarak hesaplanan 249.888,73 TL'nin TÜRK PHILIPS A.Ş.'den alınarak müvekkilimize verilmesi hüküm altına alınmıştır. Bu mahkeme kararı, davalının iddiasının aksine, cihazın ayıbından Türk Philips A.Ş.'nin sorumlu olduğunu ve kendisinden hak iddia edebileceğimizin ispatıdır. 2- Davalı taraf, müvekkilimizin, fiili zararını ispat edemediğini iddia etmiştir. Ancak, dava dilekçemiz ve ekinde sunduğumuz evraklardan da görüleceği üzere, müvekkilim, davalının tarafımıza ödemesi gereken parayı vaktinde ödememiş olmasından kaynaklı birçok bankadan krediler çekerek aşırı yüksek kredi faizleri ödemek zorunda kalmıştır. Bu fiili zararın ispatı niteliğindedir. Kaldı ki, Anayasa Mahkemesi'nin kararlarında da belirtildiği gibi, (karar metinleri dava dilekçemiz ekinde dosya arasına girmiştir.) somut zarar şartı aranması dahi doğru değildir. Mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olan somut zarar arama şartına ilişkin AYM'nin hak ihlali kararı ve bu kararını destekleyen kararları mevcuttur. Sonuç : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız ve sayın mahkemenizin resen takdir edeceği nedenler ışığında, davamızın kabulüne karar verilmesini dilerim. 12.09.2023 Avukat Berk SELÇUK
Ü C R E T H E S A P P U S U L A S I -M A K B U Z- --------------------------------------------------------------------------- ------------------------ |Ýþ Yeri Ünvaný : IRIDYUM DANIŞMANLIK ANONİM ŞİRKETİ | | | | | | Dönem:Temmuz-2021 | |Ýþ Yeri Sicil No: 2 6202 07 071448145 034 41-94 000 | | | |Ýþ Yeri Adresi : KOZYATAĞI MAHALLESİ | ------------------------ | DEĞİRMEN SOKAKLALE SOKAK 18/23 Posta kodu:34742 | | KADIKÖY/İSTANBUL |-----------------|---------------------------------------- | Tel:(216)4163096 Fax:(216)4163046 | Meslek Kodu | Meslek Adý | |Tic.Sic.No : 184059-5 |-----------------|---------------------------------------- |WEB adresi : |2511.07 |Bilişim Sistemleri Mühendisi | ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- | KODU | Adý & Soyadý |T.C. Kim.No|Giriþ Trh.|Çýkýþ Trh.| Görevi |Üc.Tipi| Ücreti | Döviz | SGK Sicil Nosu | |----------|----------------------|-----------|----------|----------|---------------|-------|--------------------|------------------| |T-001 |MEHMET ÇEVİK |38015036264|19.08.2019| | |Aylık | 15.065,00TL |38015036264 | ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- | KAZANÇ | SOSYAL YARDIMI | ÖZEL KESÝNTÝSÝ | YASAL KESÝNTÝSÝ | |---------------------------------------|-----------------------------|---------------------------|---------------------------------| | KAZANÇ ADI |GÜN/SAAT | TUTARI | YARDIM ADI | TUTARI | KESÝNTÝ ADI | TUTARI | ÝNDÝRÝM ADI | TUTARI | |--------------|---------|--------------|--------------|--------------|--------------|------------|-------------------|-------------| |Normal |20/150,0 | 16.386,31 |Çocuk | 0,00 |Sendika aidat | 0,00 |SGK günü | 30 | |Hafta tatili | 4/ 30,0 | 3.277,26 |Okul öncesi(0 | 0,00 |Borç taksidi | 0,00 |Ön.Ay.Dev.Top. SGK | 0,00 | |Genel tatil | 6/ 45,0 | 4.915,89 |İlk okul | 0,00 |İcra taksidi | 0,00 |Ön.Ay.Dev.Ekle.SGK | 0,00 | |Ücretli izin | 0/ 0,0 | 0,00 |Orta okul | 0,00 |Kredi taksidi | 0,00 |Ön.Tah.Dev.SGK Matr| 0,00 | |Mazeret izni | 0/ 0,0 | 0,00 |Lise | 0,00 |Avans | 0,00 |SGK matrahý | 24.579,47 | |Hasta | 0/ 0,0 | 0,00 |Yüksek | 0,00 |İzin avansı | 0,00 |SGK Muaf Ýnd. | 0,00 | |Kısa çalışma | 0/ 0,0 | 0,00 |Yol | 0,00 |İkramiye avan | 0,00 |SGK Primi | 3.441,13 | |--------------|---------|--------------|Yemek | 69,21 |Yakacak avans | 0,00 |Snr.ay.Dev.SGK.Matr| 0,00 | | Toplam |30/225,0 | 24.579,47 |Yakacak | 0,00 |Bayram avansı | 0,00 |Dev. GV Matr. | 78.252,99 | |---------------------------------------|Bayram | 0,00 |Yardım sandığ | 0,00 |Toplam GV Matr | 99.214,75 | | EK KAZANÇ |Aile yardımı | 0,00 |Fon kesintisi | 0,00 |Özel Ýnd. | 0,00 | |---------------------------------------|Prim | 0,00 |Ceza | 0,00 |Göçmen Ýnd. | 0,00 | |EKKAZANÇ ADI | SAAT |TUTAR |İkramiye | 0,00 |Geçen yuvarla | 0,00 |Sakatlik Ýnd. | 0,00 | |--------------|---------|--------------|İzin | 0,00 |Ters bakiye | 0,00 |Özel sig. Ýnd. | 0,00 | |Tatil mes. | 0,0 | 0,00 |Kasa tazminat | 0,00 |Diğer 1 | 0,00 |GV Muaf Ýnd. | 0,00 | |Fazla mes. 1. | 0,0 | 0,00 |İhbar tazmina | 0,00 |Diğer 2 | 0,00 |TOPlam Ýnd. | 0,00 | |Fazla mes. 2. | 0,0 | 0,00 |Giyim yardımı | 0,00 |Diğer 3 | 0,00 |Otomatik BES | 0,00 | |Fazla mes. 3. | 0,0 | 0,00 |Doğum yardımı | 0,00 |Askerlik borç | 0,00 |GV matrahý | 20.961,76 | |Fazla mes. 4. | 0,0 | 0,00 |Askerlik yard | 0,00 |Yemek | 50,00 |DV matrahý | 24.648,68 | |Gece Mes. | 0,0 | 0,00 |Evlenme yardı | 0,00 |Diğer 5 | 0,00 |GV | 5.391,36 | |Gece Vard. | 0,0 | 0,00 |Ölüm yardımı | 0,00 |Diğer 6 | 0,00 |GV(Ýstisna öncesi) | 5.659,67 | |Diğ.Kazanç 1. | 0,0 | 0,00 |Tahsil | 0,00 |Diğer 7 | 0,00 |DV | 187,08 | |Diğ.Kazanç 2. | 0,0 | 0,00 |Hediye Çeki | 0,00 |Diğer 8 | 0,00 |Ýssizlik Sig. | 245,79 | |Diğ.Kazanç 3. | 0,0 | 0,00 |Kıdem Tazmina | 0,00 |Diğer 9 | 0,00 |GV Ýstisnasý | 268,31 | |Diğ.Kazanç 4. | 0,0 | 0,00 |Diğer Sos.yar | 0,00 | | |Net(Ýstisna öncesi | 15.065,00 | |--------------|---------|--------------|Diğer Sos.yar | 0,00 | | |Toplam(Ýstisna önc | 9.533,68 | |Toplam | 0,0| 0,00 | | | | | | | |--------------|---------|--------------|--------------|--------------|--------------|------------|-------------------|-------------| |Toplam | 225,0| 24.579,47 |Toplam | 69,21 |Toplam | 50,00 |Toplam | 9.265,37 | ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------| ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------| |Toplam Kazanç |T.Kes.(Ýstis.önc| Toplam Kesinti | Yuvarlama Farký| Net Ödenecek | | |----------------|----------------|----------------|----------------|--------------- | ÜCRETÝN ALINDIÐINA DAÝR SÝGORTALININ ÝMZASI | | 24.648,68 | 9.583,68 | 9.315,37 | 0,00 | 15.333,31 |----------------------------------------------| -------------------------------------------------------------------------------------| | | | | | | | ---------------------------------------------- Ü C R E T H E S A P P U S U L A S I -M A K B U Z- --------------------------------------------------------------------------- ------------------------ |Ýþ Yeri Ünvaný : IRIDYUM DANIŞMANLIK ANONİM ŞİRKETİ | | | | | | Dönem:Temmuz-2020 | |Ýþ Yeri Sicil No: 2 6202 07 071448145 034 41-94 000 | | | |Ýþ Yeri Adresi : KOZYATAĞI MAHALLESİ | ------------------------ | DEĞİRMEN SOKAKLALE SOKAK 18/23 Posta kodu:34742 | | KADIKÖY/İSTANBUL |-----------------|---------------------------------------- | Tel:(216)4163096 Fax:(216)4163046 | Meslek Kodu | Meslek Adý | |Tic.Sic.No : 184059-5 |-----------------|---------------------------------------- |WEB adresi : |2511.07 |Bilişim Sistemleri Mühendisi | ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- | KODU | Adý & Soyadý |T.C. Kim.No|Giriþ Trh.|Çýkýþ Trh.| Görevi |Üc.Tipi| Ücreti | Döviz | SGK Sicil Nosu | |----------|----------------------|-----------|----------|----------|---------------|-------|--------------------|------------------| |T-001 |MEHMET ÇEVİK |38015036264|19.08.2019| | |Aylık | 11.500,00TL |38015036264 | ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- | KAZANÇ | SOSYAL YARDIMI | ÖZEL KESÝNTÝSÝ | YASAL KESÝNTÝSÝ | |---------------------------------------|-----------------------------|---------------------------|---------------------------------| | KAZANÇ ADI |GÜN/SAAT | TUTARI | YARDIM ADI | TUTARI | KESÝNTÝ ADI | TUTARI | ÝNDÝRÝM ADI | TUTARI | |--------------|---------|--------------|--------------|--------------|--------------|------------|-------------------|-------------| |Normal |20/150,0 | 12.508,63 |Çocuk | 0,00 |Sendika aidat | 0,00 |SGK günü | 20 | |Hafta tatili | 0/ 0,0 | 0,00 |Okul öncesi(0 | 0,00 |Borç taksidi | 0,00 |Ön.Ay.Dev.Top. SGK | 0,00 | |Genel tatil | 0/ 0,0 | 0,00 |İlk okul | 0,00 |İcra taksidi | 0,00 |Ön.Ay.Dev.Ekle.SGK | 0,00 | |Ücretli izin | 0/ 0,0 | 0,00 |Orta okul | 0,00 |Kredi taksidi | 0,00 |Ön.Tah.Dev.SGK Matr| 0,00 | |Mazeret izni | 0/ 0,0 | 0,00 |Lise | 0,00 |Avans | 0,00 |SGK matrahý | 12.508,63 | |Hasta | 0/ 0,0 | 0,00 |Yüksek | 0,00 |İzin avansı | 0,00 |SGK Muaf Ýnd. | 0,00 | |Kısa çalışma | 0/ 0,0 | 0,00 |Yol | 0,00 |İkramiye avan | 0,00 |SGK Primi | 1.751,21 | |--------------|---------|--------------|Yemek | 66,72 |Yakacak avans | 0,00 |Snr.ay.Dev.SGK.Matr| 0,00 | | Toplam |20/150,0 | 12.508,63 |Yakacak | 0,00 |Bayram avansı | 0,00 |Dev. GV Matr. | 77.214,60 | |---------------------------------------|Bayram | 0,00 |Yardım sandığ | 0,00 |Toplam GV Matr | 87.913,66 | | EK KAZANÇ |Aile
|İcra taksidi | 0,00 |Ön.Ay.Dev.Ekle.SGK | 0,00 | |Ücretli izin | 0/ 0,0 | 0,00 |Orta okul | 0,00 |Kredi taksidi | 0,00 |Ön.Tah.Dev.SGK Matr| 0,00 | |Mazeret izni | 0/ 0,0 | 0,00 |Lise | 0,00 |Avans | 0,00 |SGK matrahý | 12.508,63 | |Hasta | 0/ 0,0 | 0,00 |Yüksek | 0,00 |İzin avansı | 0,00 |SGK Muaf Ýnd. | 0,00 | |Kısa çalışma | 0/ 0,0 | 0,00 |Yol | 0,00 |İkramiye avan | 0,00 |SGK Primi | 1.751,21 | |--------------|---------|--------------|Yemek | 66,72 |Yakacak avans | 0,00 |Snr.ay.Dev.SGK.Matr| 0,00 | | Toplam |20/150,0 | 12.508,63 |Yakacak | 0,00 |Bayram avansı | 0,00 |Dev. GV Matr. | 77.214,60 | |---------------------------------------|Bayram | 0,00 |Yardım sandığ | 0,00 |Toplam GV Matr | 87.913,66 | | EK KAZANÇ |Aile yardımı | 0,00 |Fon kesintisi | 0,00 |Özel Ýnd. | 0,00 | |---------------------------------------|Prim | 0,00 |Ceza | 0,00 |Göçmen Ýnd. | 0,00 | |EKKAZANÇ ADI | SAAT |TUTAR |İkramiye | 0,00 |Geçen yuvarla | 0,00 |Sakatlik Ýnd. | 0,00 | |--------------|---------|--------------|İzin | 0,00 |Ters bakiye | 0,00 |Özel sig. Ýnd. | 0,00 | |Tatil mes. | 0,0 | 0,00 |Kasa tazminat | 0,00 |Diğer 1 | 0,00 |GV Muaf Ýnd. | 0,00 | |Fazla mes. 1. | 0,0 | 0,00 |İhbar tazmina | 0,00 |Diğer 2 | 0,00 |TOPlam Ýnd. | 0,00 | |Fazla mes. 2. | 0,0 | 0,00 |Giyim yardımı | 0,00 |Diğer 3 | 0,00 |Otomatik BES | 0,00 | |Fazla mes. 3. | 0,0 | 0,00 |Doğum yardımı | 0,00 |Askerlik borç | 0,00 |GV matrahý | 10.699,06 | |Fazla mes. 4. | 0,0 | 0,00 |Askerlik yard | 0,00 |Yemek | 48,20 |DV matrahý | 12.575,35 | |Gece Mes. | 0,0 | 0,00 |Evlenme yardı | 0,00 |Diğer 5 | 0,00 |GV | 2.623,88 | |Gece Vard. | 0,0 | 0,00 |Ölüm yardımı | 0,00 |Diğer 6 | 0,00 |GV(Ýstisna öncesi) | 2.888,75 | |Diğ.Kazanç 1. | 0,0 | 0,00 |Tahsil | 0,00 |Diğer 7 | 0,00 |DV | 95,45 | |Diğ.Kazanç 2. | 0,0 | 0,00 |Hediye Çeki | 0,00 |Diğer 8 | 0,00 |Ýssizlik Sig. | 125,09 | |Diğ.Kazanç 3. | 0,0 | 0,00 |Kıdem Tazmina | 0,00 |Diğer 9 | 0,00 |GV Ýstisnasý | 264,87 | |Diğ.Kazanç 4. | 0,0 | 0,00 |Diğer Sos.yar | 0,00 | | |Net(Ýstisna öncesi | 7.666,67 | |--------------|---------|--------------|Diğer Sos.yar | 0,00 | | |Toplam(Ýstisna önc | 4.860,49 | |Toplam | 0,0| 0,00 | | | | | | | |--------------|---------|--------------|--------------|--------------|--------------|------------|-------------------|-------------| |Toplam | 150,0| 12.508,63 |Toplam | 66,72 |Toplam | 48,20 |Toplam | 4.595,62 | ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------| ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------| |Toplam Kazanç |T.Kes.(Ýstis.önc| Toplam Kesinti | Yuvarlama Farký| Net Ödenecek | | |----------------|----------------|----------------|----------------|--------------- | ÜCRETÝN ALINDIÐINA DAÝR SÝGORTALININ ÝMZASI | | 12.575,35 | 4.908,69 | 4.643,82 | 0,00 | 7.931,54 |----------------------------------------------| -------------------------------------------------------------------------------------| | | | | | | | ---------------------------------------------- Ü C R E T H E S A P P U S U L A S I -M A K B U Z- --------------------------------------------------------------------------- ------------------------ |Ýþ Yeri Ünvaný : PLATİN BİLİŞİM A.Ş. | | | | | | Dönem:Şubat-2022 | |Ýþ Yeri Sicil No: 2 4741 07 071086956 034 41-36 000 | | | |Ýþ Yeri Adresi : NİDA KULE A BLOK NO:18 D.22 34742 | ------------------------ | KOZYATAĞI MH.DEĞİRMEN SK. 18/22 KOZYATAĞI Posta ko | | KADIKÖY/İSTANBUL |-----------------|---------------------------------------- | Tel:(216)4163096 Fax:(216)4163046 | Meslek Kodu | Meslek Adý | |Tic.Sic.No : 458444/0730060889800001 |-----------------|---------------------------------------- |WEB adresi : http://www.platinbilisim.com.tr |2511.07 |Bilişim Sistemleri Mühendisi | ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- | KODU | Adý & Soyadý |T.C. Kim.No|Giriþ Trh.|Çýkýþ Trh.| Görevi |Üc.Tipi| Ücreti | Döviz | SGK Sicil Nosu | |----------|----------------------|-----------|----------|----------|---------------|-------|--------------------|------------------| |T-141 |MEHMET ÇEVİK |38015036264|01.10.2021| | |Aylık | 22.500,00TL |38015036264 | ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- | KAZANÇ | SOSYAL YARDIMI | ÖZEL KESÝNTÝSÝ | YASAL KESÝNTÝSÝ | |---------------------------------------|-----------------------------|---------------------------|---------------------------------| | KAZANÇ ADI |GÜN/SAAT | TUTARI | YARDIM ADI | TUTARI | KESÝNTÝ ADI | TUTARI | ÝNDÝRÝM ADI | TUTARI | |--------------|---------|--------------|--------------|--------------|--------------|------------|-------------------|-------------| |Normal |24/180,0 | 27.761,84 |Çocuk | 0,00 |Sendika aidat | 0,00 |SGK günü | 30 | |Hafta tatili | 4/ 30,0 | 4.271,05 |Okul öncesi(0 | 0,00 |Borç taksidi | 0,00 |Ön.Ay.Dev.Top. SGK | 0,00 | |Genel tatil | 0/ 0,0 | 0,00 |İlk okul | 0,00 |İcra taksidi | 0,00 |Ön.Ay.Dev.Ekle.SGK | 0,00 | |Yıllık/Ücretl | 0/ 0,0 | 0,00 |Orta okul | 0,00 |Kredi taksidi | 0,00 |Ön.Tah.Dev.SGK Matr| 0,00 | |Ücretli mazer | 0/ 0,0 | 0,00 |Lise | 0,00 |Avans | 0,00 |SGK matrahý | 32.479,05 | |Ücretsiz maze | 0/ 0,0 | 0,00 |Yüksek | 0,00 |İzin avansı | 0,00 |SGK Muaf Ýnd. | 0,00 | |Kısa çalışma | 0/ 0,0 | 0,00 |Yol | 0,00 |İkramiye avan | 0,00 |SGK Primi | 4.547,07 | |--------------|---------|--------------|Yemek | 91,77 |Yakacak avans | 0,00 |Snr.ay.Dev.SGK.Matr| 0,00 | | Toplam |28/210,0 | 32.032,89 |Yakacak | 0,00 |Bayram avansı | 0,00 |Dev. GV Matr. | 26.304,58 | |---------------------------------------|Bayram | 0,00 |Yardım sandığ | 0,00 |Toplam GV Matr | 54.003,54 | | EK KAZANÇ |Aile yardımı | 0,00 |Fon kesintisi | 0,00 |Özel Ýnd. | 0,00 | |---------------------------------------|Prim | 446,16 |Ceza | 0,00 |Göçmen Ýnd. | 0,00 | |EKKAZANÇ ADI | SAAT |TUTAR |İkramiye | 0,00 |Geçen yuvarla | 0,00 |Sakatlik Ýnd. | 0,00 | |--------------|---------|--------------|İzin | 0,00 |Ters bakiye | 0,00 |Özel sig. Ýnd. | 0,00 | |Tatil mes. | 0,0 | 0,00 |Kasa tazminat | 0,00 |Diğer 1 | 0,00 |GV Muaf Ýnd. | 0,00 | |Fazla mes. 1. | 0,0 | 0,00 |İhbar tazmina | 0,00 |Diğer 2 | 0,00 |TOPlam Ýnd. | 0,00 | |Fazla mes. 2. | 0,0 | 0,00 |Giyim yardımı | 0,00 |Diğer 3 | 0,00 |Otomatik BES | 0,00 | |Fazla mes. 3. | 0,0 | 0,00 |Doğum yardımı | 0,00 |Askerlik borç | 0,00 |GV matrahý | 27.698,96 | |Fazla mes. 4. | 0,0 | 0,00 |Askerlik yard | 0,00 |Yemek Kesinti | 72,72 |DV matrahý | 32.570,82 | |Gece Mes. | 0,0 | 0,00 |Evlenme yardı | 0,00 |İşveren Katkı | 1.125,00 |GV | 4.617,01 | |Gece Vard. | 0,0 | 0,00 |Ölüm yardımı | 0,00 |Diğer 6 | 0,00 |GV(Ýstisna öncesi) | 5.255,02 | |Diğ.Kazanç 1. | 0,0 | 0,00 |Tahsil | 0,00 |Hediye Çeki | 0,00 |DV | 209,23 | |Diğ.Kazanç
|İhbar tazmina | 0,00 |Diğer 2 | 0,00 |TOPlam Ýnd. | 0,00 | |Fazla mes. 2. | 0,0 | 0,00 |Giyim yardımı | 0,00 |Diğer 3 | 0,00 |Otomatik BES | 0,00 | |Fazla mes. 3. | 0,0 | 0,00 |Doğum yardımı | 0,00 |Askerlik borç | 0,00 |GV matrahý | 27.698,96 | |Fazla mes. 4. | 0,0 | 0,00 |Askerlik yard | 0,00 |Yemek Kesinti | 72,72 |DV matrahý | 32.570,82 | |Gece Mes. | 0,0 | 0,00 |Evlenme yardı | 0,00 |İşveren Katkı | 1.125,00 |GV | 4.617,01 | |Gece Vard. | 0,0 | 0,00 |Ölüm yardımı | 0,00 |Diğer 6 | 0,00 |GV(Ýstisna öncesi) | 5.255,02 | |Diğ.Kazanç 1. | 0,0 | 0,00 |Tahsil | 0,00 |Hediye Çeki | 0,00 |DV | 209,23 | |Diğ.Kazanç 2. | 0,0 | 0,00 |Kıdem Tazmina | 0,00 |Diğer 8 | 0,00 |Ýssizlik Sig. | 324,79 | |Diğ.Kazanç 3. | 0,0 | 0,00 |Diğer Sos.yar | 0,00 |Diğer 9 | 0,00 |GV Ýstisnasý | 638,01 | |Diğ.Kazanç 4. | 0,0 | 0,00 |İş Sonlandırm | 0,00 | | |Net(Ýstisna öncesi | 20.999,01 | |--------------|---------|--------------|Diğer Sos.yar | 0,00 | | |Toplam(Ýstisna önc | 10.336,11 | |Toplam | 0,0| 0,00 | | | | | | | |--------------|---------|--------------|--------------|--------------|--------------|------------|-------------------|-------------| |Toplam | 210,0| 32.032,89 |Toplam | 537,93 |Toplam | 1.197,72 |Toplam | 9.698,10 | ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------| ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------| |Toplam Kazanç |T.Kes.(Ýstis.önc| Toplam Kesinti | Yuvarlama Farký| Net Ödenecek | | |----------------|----------------|----------------|----------------|--------------- | ÜCRETÝN ALINDIÐINA DAÝR SÝGORTALININ ÝMZASI | | 32.570,82 | 11.533,83 | 10.895,82 | 0,00 | 21.675,00 |----------------------------------------------| -------------------------------------------------------------------------------------| | | | | | | | ---------------------------------------------- Ü C R E T H E S A P P U S U L A S I -M A K B U Z- --------------------------------------------------------------------------- ------------------------ |Ýþ Yeri Ünvaný : IRIDYUM DANIŞMANLIK ANONİM ŞİRKETİ | | | | | | Dönem:Şubat-2021 | |Ýþ Yeri Sicil No: 2 6202 07 071448145 034 41-94 000 | | | |Ýþ Yeri Adresi : KOZYATAĞI MAHALLESİ | ------------------------ | DEĞİRMEN SOKAKLALE SOKAK 18/23 Posta kodu:34742 | | KADIKÖY/İSTANBUL |-----------------|---------------------------------------- | Tel:(216)4163096 Fax:(216)4163046 | Meslek Kodu | Meslek Adý | |Tic.Sic.No : 184059-5 |-----------------|---------------------------------------- |WEB adresi : |2511.07 |Bilişim Sistemleri Mühendisi | ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- | KODU | Adý & Soyadý |T.C. Kim.No|Giriþ Trh.|Çýkýþ Trh.| Görevi |Üc.Tipi| Ücreti | Döviz | SGK Sicil Nosu | |----------|----------------------|-----------|----------|----------|---------------|-------|--------------------|------------------| |T-001 |MEHMET ÇEVİK |38015036264|19.08.2019| | |Aylık | 15.065,00TL |38015036264 | ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- | KAZANÇ | SOSYAL YARDIMI | ÖZEL KESÝNTÝSÝ | YASAL KESÝNTÝSÝ | |---------------------------------------|-----------------------------|---------------------------|---------------------------------| | KAZANÇ ADI |GÜN/SAAT | TUTARI | YARDIM ADI | TUTARI | KESÝNTÝ ADI | TUTARI | ÝNDÝRÝM ADI | TUTARI | |--------------|---------|--------------|--------------|--------------|--------------|------------|-------------------|-------------| |Normal |21/157,5 | 14.790,86 |Çocuk | 0,00 |Sendika aidat | 0,00 |SGK günü | 21 | |Hafta tatili | 0/ 0,0 | 0,00 |Okul öncesi(0 | 0,00 |Borç taksidi | 0,00 |Ön.Ay.Dev.Top. SGK | 0,00 | |Genel tatil | 0/ 0,0 | 0,00 |İlk okul | 0,00 |İcra taksidi | 0,00 |Ön.Ay.Dev.Ekle.SGK | 0,00 | |Ücretli izin | 0/ 0,0 | 0,00 |Orta okul | 0,00 |Kredi taksidi | 0,00 |Ön.Tah.Dev.SGK Matr| 0,00 | |Mazeret izni | 0/ 0,0 | 0,00 |Lise | 0,00 |Avans | 0,00 |SGK matrahý | 14.790,86 | |Hasta | 0/ 0,0 | 0,00 |Yüksek | 0,00 |İzin avansı | 0,00 |SGK Muaf Ýnd. | 0,00 | |Kısa çalışma | 0/ 0,0 | 0,00 |Yol | 0,00 |İkramiye avan | 0,00 |SGK Primi | 2.070,72 | |--------------|---------|--------------|Yemek | 31,23 |Yakacak avans | 0,00 |Snr.ay.Dev.SGK.Matr| 0,00 | | Toplam |21/157,5 | 14.790,86 |Yakacak | 0,00 |Bayram avansı | 0,00 |Dev. GV Matr. | 12.000,48 | |---------------------------------------|Bayram | 0,00 |Yardım sandığ | 0,00 |Toplam GV Matr | 24.603,95 | | EK KAZANÇ |Aile yardımı | 0,00 |Fon kesintisi | 0,00 |Özel Ýnd. | 0,00 | |---------------------------------------|Prim | 0,00 |Ceza | 0,00 |Göçmen Ýnd. | 0,00 | |EKKAZANÇ ADI | SAAT |TUTAR |İkramiye | 0,00 |Geçen yuvarla | 0,00 |Sakatlik Ýnd. | 0,00 | |--------------|---------|--------------|İzin | 0,00 |Ters bakiye | 0,00 |Özel sig. Ýnd. | 0,00 | |Tatil mes. | 0,0 | 0,00 |Kasa tazminat | 0,00 |Diğer 1 | 0,00 |GV Muaf Ýnd. | 0,00 | |Fazla mes. 1. | 0,0 | 0,00 |İhbar tazmina | 0,00 |Diğer 2 | 0,00 |TOPlam Ýnd. | 0,00 | |Fazla mes. 2. | 0,0 | 0,00 |Giyim yardımı | 0,00 |Diğer 3 | 0,00 |Otomatik BES | 0,00 | |Fazla mes. 3. | 0,0 | 0,00 |Doğum yardımı | 0,00 |Askerlik borç | 0,00 |GV matrahý | 12.603,47 | |Fazla mes. 4. | 0,0 | 0,00 |Askerlik yard | 0,00 |Yemek | 24,75 |DV matrahý | 14.822,10 | |Gece Mes. | 0,0 | 0,00 |Evlenme yardı | 0,00 |Diğer 5 | 0,00 |GV | 1.652,41 | |Gece Vard. | 0,0 | 0,00 |Ölüm yardımı | 0,00 |Diğer 6 | 0,00 |GV(Ýstisna öncesi) | 1.920,72 | |Diğ.Kazanç 1. | 0,0 | 0,00 |Tahsil | 0,00 |Diğer 7 | 0,00 |DV | 112,50 | |Diğ.Kazanç 2. | 0,0 | 0,00 |Hediye Çeki | 0,00 |Diğer 8 | 0,00 |Ýssizlik Sig. | 147,91 | |Diğ.Kazanç 3. | 0,0 | 0,00 |Kıdem Tazmina | 0,00 |Diğer 9 | 0,00 |GV Ýstisnasý | 268,31 | |Diğ.Kazanç 4. | 0,0 | 0,00 |Diğer Sos.yar | 0,00 | | |Net(Ýstisna öncesi | 10.545,50 | |--------------|---------|--------------|Diğer Sos.yar | 0,00 | | |Toplam(Ýstisna önc | 4.251,85 | |Toplam | 0,0| 0,00 | | | | | | | |--------------|---------|--------------|--------------|--------------|--------------|------------|-------------------|-------------| |Toplam | 157,5| 14.790,86 |Toplam | 31,23 |Toplam | 24,75 |Toplam | 3.983,54 | ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------| ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------| |Toplam Kazanç |T.Kes.(Ýstis.önc| Toplam Kesinti | Yuvarlama Farký| Net Ödenecek | | |----------------|----------------|----------------|----------------|--------------- | ÜCRETÝN ALINDIÐINA DAÝR SÝGORTALININ ÝMZASI | | 14.822,10 | 4.276,60 | 4.008,29 | 0,00 | 10.813,81 |----------------------------------------------| -------------------------------------------------------------------------------------| | | | | | | | ---------------------------------------------- Ü C R E T H E S A P P U S U L A S I -M A K B U Z- --------------------------------------------------------------------------- ------------------------ |Ýþ Yeri Ünvaný : IRIDYUM DANIŞMANLIK ANONİM ŞİRKETİ | | | | | | Dönem:Şubat-2020 | |Ýþ Yeri Sicil No: 2 6202 07 071448145 034 41-94 000 | | | |Ýþ Yeri Adresi : KOZYATAĞI MAHALLESİ | ------------------------ | DEĞİRMEN SOKAKLALE SOKAK 18/23 Posta kodu:34742 | | KADIKÖY/İSTANBUL |-----------------|---------------------------------------- | Tel:(216)4163096 Fax:(216)4163046 | Meslek Kodu