| data_source variation prem_id premise_dial premise_mt |
| dev west prem6 Enau seguru zergaittik. Neden olduğunu gerçekten bilmiyorum. |
| dev west prem11 Diru fluxuaren proiekziño batzuk dauz mahai ganien, eta, Cutty dalako batentzat da, hori da bezeroaren izena. Masamda bazı nakit akışı projeksiyonları var ve bu da Cutty için, müşterinin adı. |
| dev west prem15 Bost seme-alaba baño ez eukiezan, eta horrexetako bat hil ein zan. Demek istediğim, sadece beş çocuğu vardı, biri öldü. |
| dev west prem18 Aireontzixe sutan egonda be, erre eingo leitteke, eta urtu ein biko leitteke, berunezko pieza barruen, erradiazinue atarateko. Bir uçak alev alsa bile, ki neden yansın, radyasyonun sızması için kurşundan yapılan kısımların erimesi gerekir. |
| dev west prem22 Esan gurot ez euela lehergailuagaz sartzeko arriskurik, ez zalako lehertuko lurzorue oso gogor jota be. Bomba ile içeri girme tehlikesi olmadığını söylemek istiyorum çünkü yere ne kadar sert vurursa vursun, patlamayacaktı. |
| dev west prem24 Halanda be, animalixek solte gelditzen zien, ahuntzek batez be. Ama yine de, hayvanlar her zaman, özellikle keçiler kaçıp kaybolurlardı |
| dev west prem25 Atiek itxita euzen sartu ginanien. İçeri girdiğimizde kapılar kilitliydi. |
| dev west prem30 Beraz, pentseu neuen, Jainkue nirie, eta Ramama han euen zutik. Öyle ki, Aman Tanrım ve Ramona orada duruyordu. |
| dev west prem32 Ez dakit Augustan geldittu ete zan horren ostien. Bundan sonra Augusta'da kalır mıyım, bilmiyorum. |
| dev west prem34 Esan eben: leku bat ordaintzen gabiz, han egon zaittezen. Kalacağın yerin ödemesini yapıyoruz, dediler. |
| dev west prem40 Amamak bere txikitteko istorixo asko kontetan eustezan, eta, batez be, familiaz berba eitten aben, eta garai harexek zelakuek zien. Büyükannem bana kendi çocukluğu hakkında bir sürü farklı hikaye anlatırdı, ve özellikle ailesi ve o zamanlar hakkında konuşurdu. |
| dev west prem46 Ez, zintzue izeteko, inoz ez neuen irakurri irakurri biher neuen libururik. Aa, hayır, dürüst olmak gerekirse, hiç bir zaman okumam gereken kitapları okumam. |
| dev west prem48 Umore aldaketie izugarrixe izen zan. İnanılmaz bir ruh hali. |
| dev west prem50 Hainbat altitude ganberatatik igaro biher dabe, hainbat bider, U2ak pilotetan hasi aurretik edo presiño jantzixekaz hegan ein aurretik. U2'lerle veya basınçlı giysilerle uçmaya başlamadan önce bile birtakım basınçlı kabinlerden, sürüşlerden geçmeleri gerekiyor. |
| dev west prem53 Zeozer ein leiket?. Yapabileceğim bir şey olsaydı. |
| dev west prem58 Baña pentseu neuen, ahaztu, gosie doten bittartien hamaiketakue jangot. Ama ben, unut gitsin, öğle yemeği yiyeceğim, açım havasındaydım. |
| dev west prem64 Istorixo asko dauz hiri biluzixen. Çıplak şehirde pek çok hikaye var. |
| dev west prem67 Kuba ganetik pasau zan aireko base batetik, eta, jakiñe, Rudolph Anderson eraitsi ein eben. Küba'nın üzerinden geçen, bir hava üssünden geliyordu ve Rudolph Anderson tabii ki vuruldu. |
| dev west prem69 Egun horrexetan baltza izatie ez jaken gustetan, beste barik, eta seguru asko 30eko hamarkadaren hasieran ein eben. Sadece o günlerde siyah olmanın nasıl bir şey olduğunu sevmediler, ve bilirsin, bilirsin, muhtemelen 1930'ların başlarında bunu yaptıla |
| dev west prem71 Eta ezin zien Augusta inguruen geldittu, jentiek baekixelako zeozer eitten saiatu ziela, benetan tabua, zuri plantak eitten saiatu ziela. Ve onlar Augusta bölgesinde kalamazlardı çünkü insanlar gerçekten tabu olan bir şey yapmayı denediklerini ve beyaz için geçmeye çalıştıklarını biliyorlardı. |
| dev west prem74 Halanda be, barriro be Ramamagaz berba ein nabela usteot. Her neyse, sanırım Ramona'yla bir kez daha konuştum. |
| dev west prem76 Esan aben: Ez dozu bizitza ulertzen nire moduen. Ah ve dedi ki Bebeğim hayatı benim anladığım şekilde anlamıyorsun. |
| dev west prem78 Emon minutu bat moztu gure bozue, eta juengo naz. Kesmek istersen bana bir dakika ver, ben giderim. |
| dev west prem84 Badakit zeinen urrin iritsi nazen. Ne kadar uzağa gittiğimi biliyor gibiyim. |
| dev west prem91 Dana idazten saiatu netzen. Her şeyi bozmaya çalıştım. |
| dev west prem93 Beraz, benetan interesgarrixe izen zan. Yani gerçekten çok ilginçti. |
| dev west prem97 Nik pentsetan neuen bertara sartuko zala, eta pentseu neuen husteko nigaz, eitteko errixetie, ez nabelako bukatu. Ve burada onun oraya geleceğini düşünüyorum ve bilirsin, bilirsin, sadece benimle çıkar, bilirsin, bana bunu nasıl yapamayacağımı söyleme. |
| dev west prem99 Eta gabaz ezin neuen lorik ein. Ve, yani ama yani bence ben geceleri uyuyamazdım. |
| dev west prem105 St. Louisetik kanpo bizi zan, Jefferson City eta St. Louis, MOren artien. Yaşıyordum, St. Louis'in tam dışında, Jefferson City ile St. Louis, MO arasında. |
| dev west prem107 Bardin jost zelan eitten daben. Nasıl yaptığını umursamıyorum. |
| dev west prem113 Han bizi zan ahiztarengana juen netzen. Senarra biherrien ebilen eta Inteligentzixagaz biher eitten aben, eta ni haren etxera juen netzen. Orada yaşayan kız kardeşime gittim. Kocası askerdi ve İstihbarat ile çalıştı ve evlerine gittim. |
| dev west prem120 Atuen hasi netzen, uh, lekuan euzen beste mota bi horretan trebatzen. Hemen başladım, buradaki diğer iki adamdan eğitim aldım. |
| dev west prem124 Hara juengo ginttekez. Oraya girerdik. |
| dev west prem129 Baña, uh, herri txiki batien bizi zien Augustako kanpoaldien, Evans izenekuen, eta Evans existiduten da ondino, eta hor dauz ondino nire senide asko. Ancak, Augusta'nın dışında Evans adlı bir küçük bir kasabada yaşadılar ve Evans hala var, ve birçok akrabam hala orada. |
| dev west prem136 Edozelan be, O2-erreguladorie asmatzie bururatzen jake. Her neyse, yüksek O2 regülatörünün bu icadıyla karşılaştılar. |
| dev west prem145 Errezaue da, berak emon zoztana bezain zihetza eta konplexua, eta bigarrena dana sinplie Bu daha basitleştirilmiş, bana verdiği gibi detaylı ve karmaşık ve ikincisi basit. |
| dev west prem147 1962aren amaieran, Washington, D.C.ra jueteko agindue izen neuen. 1962'nin sonlarında, Washington'a gitmek için emir aldım. |
| dev west prem152 Beittu, arazuek dekozuz. Bu sadece, bilirsin, başın belada. |
| dev west prem153 Hasieran, ama ez zan bere gogokoenetako bat, eta, beraz, soroetan biher eittera bialdu eben, eta beste ume batzuek, barrez, ez eben soroetan biher eitten. Ben, annem onun gözdelerinden biri olamamıştık, ah, bu yüzden diğer çocuklar tarlalarda çalışmazken annem tarlalarda çalışmaya başlamıştı. |
| dev west prem157 Petaluek goixen batzen dabil, eta nik ez nekixen zer ondorixo ekarren. biliyorsun ve o oraya petal dolduruyor ve gerçekten hiçbir sonucunu bilmiyordum. |
| dev west prem164 Emoten zaben nausixek nortasun zatitue eukela. Patron, adam sanki bölünmüş karakterli gibiydi, |
| dev west prem171 Ene, kableauen arazo arraro bat dozu. oh oğlum orada garip bir kablolama problemin var |
| dev west prem175 B, beno, Fresno da hau Evet, evet, bu Fresno uh-huh |
| dev west prem185 Bai, aparta zan evet harikaydı onu biliyorsun |
| dev west prem191 Zer adineko seme-alabak dozuezala esan zeñun yani sen kaç yaşında çocukların olduğunu söyledin |
| dev west prem199 Hori da mendixen bizitziaren onena, ez dozu holango ezertaz arduratu beharrik Ülkede daha çok yaşamanın güzel yanı, bunun hakkında endişelenmenize gerek yok |
| dev west prem201 eta oin ahizta bat dot Alemanixan ve şimdi Almanya'da bir kız kardeşim var |
| dev west prem208 ez, campusetik kanpo bizi naz um ben kampüs dışında yaşıyorum |
| dev west prem211 Wills Pointekue zan, ez dakit ezagutzen dozun o hımm Wills Point'tendi sana tanıdık geldi mi bilmiyorum |
| dev west prem216 Locust Hill, ados, oso ondo Locust Tepesi sağda harika |
| dev west prem224 Ene! Ez eutson arau bati be jarraittu, eta emoten eban ez otzola bape ardure |
| dev west prem226 Washingtonen eta garaitu bako Buffalo New Orleansen eta Chicagoren artien dau kontua |
| dev west prem232 egixe esan, ez dakit, ondino ez dodalako hainbeste traje jantzi biher izen. Dürüst olmak gerekirse, bilmiyorum çünkü bu kadar çok elbise, kıyafet giymem gerekmedi, biliyorsun açık olmak gerekirse |
| dev west prem238 eztot gogoratzen baietz emoten abenik, baña agian ez şey hatırlamadım gibi görünüyordu ama sanırım sandığım gibi değildi |
| dev west prem246 oin hilebete batzuk, sei epaimahaikide eukiezala, pentseu neuen baekixela hamabi gizonek epaitzen ebela. Birkaç ay önce altı üyeden oluşan jüri olduklarını sanıyordum, onların her zaman on iki erkeğin denendiğini ve doğru olduğunu bildiğini sanıyordum |
| dev west prem255 seguruenez gehixau da, estalduraz gozetan dotelako, egunkarixe irakurtzeko astirik ez dotelako muhtemelen daha fazla çünkü haber yorumu okumayı daha çok seviyorum çünkü gazete okuyacak zamanım yok |
| dev west prem257 entzun dotenagazko gogobetetasuna duyduklarımdan kaynaklanan tatmin |
| dev west prem261 beraz, arazo bat da zer erespide mota bilatzen dien erosketetan zabizenien ani bu bir sorun, alışveriş yaparken ne tür kriterler arıyorsun? |
| dev west prem268 O, ene, izena ahaztuot, baña Parlamentuko Bakie da Tanrım isminin adı sadece isim aklımdan çıktı ama bu parlamentonun huzurudur |
| dev west prem271 jentetzie batzen da arin-arin beteten bada, eta ikusliek dotoreauek diez, yuppixek edo evet çok hızlı bir şekilde kalabalıklaşırlar kalabalık bir yuppie kalabalığından biraz daha fazla zariftir |
| dev west prem276 Sinestuezine da apur batetik lortu leikena ah inanılmaz, inanılmaz, ufacık şeyden alabildiğin |
| dev west prem280 seguruenez hogei bider sei edo halango zeozer zien, eta sinestezine da zenbat landare landatu ahal dien han. bilirsin muhtemelen yirmiydi, yirmi altı gibi bir şeydi tam bilmiyorum ve orada kaç tane bitki yetiştirebileceğini bilmen inanılmaz |
| dev west prem283 "ez dakit, baña ondino mendixen pentseu neuen, eta hori esan abenien pentseu neuen ""zer?""" yine de bilmiyorum ama hala neye benzediğimi söylediğinde ülkede olduğu gibi düşünüyorum |
| dev west prem289 eta usteot hareen pareko egongo garala soldatan eta aitortzan, epe luzien. ve şey, sanırım maaş ve uzun vadede itibar konusunda onlarla aynı seviyede olacağız |
| dev west prem293 askotan, diesel autobusak ikustozuz, karbono partikulak, karbono dioxidue eta ur lurruna sortzen dabe. Doğru bir şekilde, otobüsü gördüğünüzde çoğu zaman, dizel motorlu otobüsleri biliyorsunuz, bunlar karbon parçacıkları ve karbon dioksit ve su buharıdır. |
| dev west prem296 eta ezagutza hori eta haregaz doana emonda, gozatzen dauela emoten dau ve bu bilgi ve onunla birlikte verilir ve o eğlenmiş gibi görünüyor |
| dev west prem302 usteot bakarra biher dozun guztixe dala Bence sadece biri ihtiyacınız olan tek şey |
| dev west prem309 eta plastikozko instalaziño erraldoie da, % 75eko merkaduko kuotie dabela usteot, edo antzeko zeozer ve, yani, orası dev bir plastik fabrikası, sanırım yüzde yetmiş beş civarı bir pazar payına sahipler |
| dev west prem316 beno, eztot seme-alabarik |
| dev west prem324 holango asko dau, Texas Instrumentsek eitten dauzenak eta biherginek eurek eitten dabezala be eztakizienak. Her şeye rağmen, Texas Instruments'ın, çalışanların bile, çoğu parça için yaptıklarını bilmediğini belirten bir çok şey var. |
| dev west prem328 ez dozu sentiduten erabagi horregaz eroso zauzenik sizin için rahat bir karar olduğunu sanki hissetmiyorsunuz çünkü |
| dev west prem330 Zientzia informatikue eta zientzia kognitibue ya aslında bilgisayar bilimi ve bilişsel bilim öyle yani |
| dev west prem337 Daniel Yamins matematikari gazte bikaine da. Daniel Yamins keskin zekalı, genç bir matematikçidir. |
| dev west prem345 Gehixau goraipatu biko neuke? Onu daha çok övmeli miyim? |
| dev west prem349 Erregimen kaotikuen, itsoso berde distiratsue iragazi eitten da. Kaotik düzende, parıldayan yeşil deniz süzülmektedir. |
| dev west prem351 Gañerako dimentsinuek Planck-en luzera eskalan kizkurtuek imajinetan douz, Calabi-Yau espazixuek edo, oro har, modulu trinkotu izenekuetan. Kalan boyutlar, Calabi-Yau uzayları veya daha genel olarak kompaktlaştırılmış modüller olarak adlandırılan Planck uzunluk ölçeğinde kıvrılmış olarak düşünülebilir. |
| dev west prem355 Azterketa bakotxak kalifikaziño eskala bat euken, azterketie ein ebenek Chicano kulturaren ezagutza mailie zehaztu ahal izeteko. Sınava girenlerin Meksikalı Amerika kültürüne dair bilgi seviyesini belirleyebilmesi için her sınavda bir değerlendirme ölçeği vardı. |
| dev west prem361 Sonja umie alabaren amorrualdixek imitetan hasi zan. Sonja, kızının öfke nöbetlerini taklit etmeye başladı. |
| dev west prem368 Beste alde batetik, partikulak eta hiru indar ez-grabitazionalak ondino ez diez txertau spin sarearen irudi batien. Öte yandan, parçacıklar ve üç yerçekimsiz kuvvet henüz bir eğirme ağ resmine dahil edilmemiştir. |
| dev west prem372 Ikertzailien galderei erantzunez, askotan esaten dabe lehenengo hilebetietatik euren buruaz nahiko izeteko trebau biher diela umetxuek. Araştırmacıların sorgularına yanıt olarak, bebeklerin ilk birkaç aydan itibaren kendilerine bağımlı olmaları için eğitilmeleri gerektiğini söylüyorlar. |
| dev west prem379 Askotan, fontanelie hondoratzie sendatu leiken persona bakarra petrikilue da. Genellikle caada de mollera hastalığını tedavi edebilen tek kişi curandera'dır. |
| dev west prem382 Konstituziño Sekretue Estatu Batuetako politikan indarra hartzen ebilenez, modu serixuen hartu zan Hamabosgarren Zuzenketaren promesie be. Gizli Anayasa Amerika siyasetindeki ağırlığını yeniden ortaya koyacağından Onbeşinci Düzenlemesinin vaadini ciddiye alacağız. |
| dev west prem387 Sonja umie aieneka ebilen Meredithen ohiko moduen aztalka ein bittartien. Küçük Sonya Meredith’in her zamanki modasıyla çırpınıp dururken feryat ediyordu. |
| dev west prem392 Adobezko adreiluek buztinez eta hareaz eindako nahasketa batez einda dauz; batzuetan, lupetz-lastue deitzen jako, eta apurke-apurke lehortzen diez eguzkixaren berotan. Kerpiç tuğlaları kil ve kumun bir karışımından yapılır, buna bazen sadece çamur-saman denir, ve Güneş'in ısısıyla yavaş yavaş kururlar. |
| dev west prem397 Suzko armak eta bestelako armak kategorixa honetan sartzen diez. Silahlar ve diğer silah türleri bu kategoriye girer. |
| dev west prem403 Azkenien, emakumie eta Juen Osito, semie, gai diez hartzarengandik iges ein eta jauregixen aittegaz bizitzen jueteko. Sonunda o ve oğlu Juan Osito, ayıdan kaçabilir ve babasıyla birlikte sarayda yaşayabilir. |
| dev west prem405 Etsiak hartute ikuspegi frogatuau eta egiazkoau baten bile gurasuen edo aittitte-amamen apaletara joten daben gurasuek zalantza berbera izango dabe. Ellerini çaresizliğe boğan ve kendi ebeveynlerinin ya da büyükanne-babalarının raflarında daha denenmiş ve doğru bir vizyon arayışında olan ebeveynler aynı tezahüratta kendileriyle birleşmişlerdir. |
| dev west prem411 Pentsetan badou 1787ko, 1791ko edo 1868ko mundu-ikuskerak baldintzatzen gaituela, erabagi biher geunke zer sentimenduk axola daben. 1787, 1791 ya da 1868'de hüküm süren dünyaya kesin bir şekilde bağlı olduğumuzu düşünürsek, o zaman kimin duygularının önemli olduğuna karar vermeliyiz. |
| dev west prem419 Ez zan posiziño bikultural edo binazional bat, kulturen arteko posiziño bat, espaziuen kokatze bat, baino. İki kültürlü ya da iki uluslu bir konum değildir, ancak uzay pozisyonunda asılı olan kültürler arasında bir konumdur. |
| dev west prem421 C.P. Snowk kultura bixei buruz idatzi aben, zientzixiaz eta humanitateez, inoz alkarregaz nahastu barik. C. P. Snow, iki kültürü, bilimi ve insanlığı yazdı, asla karıştırmamak için. |
| dev west prem425 Patu komunaren zentzue ez da inun adierazoten “Kol Jehudim eruvim ze bze” [Judu guztixek alkar zaintzen dabe] biherrien baño hobeto. Ortak kader hissi, Yahudi Kol Jehudim eruvim ze bze'den daha iyi ifade edilemez. [Tüm Yahudiler birbirlerinden sorumludur]. |
| dev west prem431 Hego-mendebaldera eta Mexikora juendako lehenengo bidaiari estatubatuarren argitalpenek espainiar-mexikarren barri emoten dabe, ez bakarrik izugarrikeriaz, baita pasiño haundiz be. Güneydoğu ve Meksika'ya ilk Amerikalı seyyahların yayınları İspanyol Meksikalıları sadece aşırı anlamda değil aynı zamanda aşırı tutkuyla betimliyor. |
| dev west prem437 Godzilla lehen espezieetako ekobizilagunekaz alkartzien hobeto egokitzen bada espezie horrexek baino, espezie horrexek haren nitxuen desagertu eta Godzillak hartuko dau hareen lekue. Eğer Godzilla 'ilk türlere' econeighbors'a o türden daha çok eşleştiğinde, o türden bir bitki ise, o tür kendi nişinde soyu tükenir ve yerine Godzilla 'geçer. |
| dev west prem442 Erregimen kaotikue guztiz desbardina da erregimen antolatuaren aldien. Kaotik rejim, düzenlenmiş rejimle büsbütün çelişir. |
| dev west prem446 Halan, sareko objektuen aniztasuna haunditu ahala, produktu eta zerbitzu barrietarako etorkizuneko nitxouen aniztasuna are bizkorrau haunditzen da! Böylece, ağdaki nesnelerin çeşitliliği arttıkça, yeni mal ve hizmetlere yönelik olası nişlerin çeşitliliği çok daha hızlı bir şekilde artar! |
| dev west prem454 Bere gailuetara eruen ezkero, erreakziño hori exergonikue da, eta, trimero larrei egon ezkero hexameruen eta trimeruen arteko oreka-erlazinoagaz konparatuz, hexamerue sintetizatuz modu exergonikokuen lerratuko da orekarantz. Kendi cihazlarına bırakıldığında bu reaksiyon egzergoniktir ve heksamer - trimer denge oranına karşı fazlalık trimer varlığında, bu reaksiyon heksameri sentezlyerek dengeye doğru egzergonik olarak akacaktır. |
| dev west prem467 Izen be, Bios Group dabil harexek asmatzen eta eitten. Gerçekten de, Bios Grubu bunları icat etmek ve yapmakla uğraşmaktadır. |
| dev west prem471 Deklarazinuen esaten danez, zorixonaren bilaketa naturalistak jabetzaren legezko definizinoaren funtsari bide emoteotzo. Deklarasyon'da kutlanan doğal mutluluk arayışı kanundaki mülk tanımının muhteşem oluşumuna yol açıyor. |
| dev west prem475 Izen be, teknologia-grafikoen ezaugarri interesgarrixetako bat da prozesue eta produktuaren diseinue aldi berien kontuen hartzeko esparru kontzeptual egokixe osatzen dabela. Yine de, teknoloji grafiklerinin ilginç özelliklerinden biri süreç ve ürün tasarımını aynı anda düşünmek için düzgün konseptli çerçeve teşkil etmeleriydi. |
| dev west prem484 Hain zuzen be, hedapen hori da kalteen edur-jausi more bat zabaltzeko lehen pausue. Gerçekten de, bu yayılma mor bir çığ hasarı yaymanın ilk adımıdır. |
| dev west prem492 Emon deigun hamiltondar bat, halan zelan spin-beira hamiltondar bat, kontuen izanda spin-beira bat material magnetiko desordenatu bat dala. Böyle bir Hamilton'a bağış yapın, spin camın düzensiz bir manyetik materyal olduğu bir spin camı Hamiltonu söyleyin. |
| dev west prem497 Zuzenketak ondino be errespetetan dau hauteskunde-prozesuek estaduen eta are bulego nazionalen kontrolpien egotie Tadilin üslubu, ulusal ofis için bile eyaletlerin seçim süreci kontrolüne hürmetkar olmaya devam ediyor. |
| dev west prem504 Baña ezin dot ahaztu ezen, Barbadosen zure osabaren etxien esklabo bat baño hobie ez netzenien, zelanbaiteko adeitasunez tratau ninduzule. Ama amcanın Barbados'taki evinde bir köleden daha iyi durumda olmadığım zaman, beni belli bir iyilikle kullandığını unutamam. |
| dev west prem508 Zor notzun, edo zor notzule pentseu neuen, esan aben. Sana borçlandım ya da borçlandığımı düşündüm |
| dev west prem512 Jakiñe, orduen, kontaukotzut. Tabii ki, o zaman ,size söyleyeceğim. |
| dev west prem516 Zure errazoiak, duda barik, duinak zien... Esker ona adierazo zeuntsen espainiarrengandik askatu zinttuelako. Saiklerin şüphesiz dikkate değerdi... seni İspanyollardan kurtarması için ona karşı minnettarlığın. |
| dev west prem520 Oglek indarrez atera aben, birao bat botata. Ogle yemin ederek özgür bıraktı. |
| dev west prem525 Pentsetot hori ohikue dala zure kidekoen artien. Sanırım bu senin tarzından sonra. |
| dev west prem536 Une haretan, tarte bat zabaldu zan gizonen ilaretan, eta tarte horren barruan etorri zan Bishop andereñue, bere emakume afrikar-zortziena atzetik ebala. O sırada erkeklerin saflarında bir şerit açıldı ve bundan sonra Bayan Piskopos, ardından onun sekizde bir zenci kanını taşıyan kadın geldi. |
| dev west prem540 Esaoztienez, gizon honi emotzezu Erregiaren mandatue. Haren tonuek traiziño eiotzon bere gorrotuaren samintasunari. Kralın bu adamı görevlendirdiğini söyledin. Onun ses tonu hastasının acısına ihanet etti. |
| dev west prem545 Ez leuskio ezerengaitik uko eingo berie dala uste dauen odolari, ez ilobarengaitik, ez alabarengiatik, ezta amarengaitik be. Kendisine borçlu olunduğunu düşündüğü kandan yeğeni için, kızı için ya da kendi annesi için vazgeçmeyecekti. |
| dev west prem549 Jaun dohabako bat zinen orduen be. O zaman sadece şansız bir beyefendiydin. |
| dev west prem552 bittartien, Ogle pazientzixa galtzen ebilen, gero eta gehixau. O sırada Ogle sabırsızlanıyordu. |
| dev west prem556 Arriskue ikusi biher zenduen. Tehlikeyi görmeliydin. |
| dev west prem563 Bai!, orro ein eben beheko bukanero guztixek batera, eta harexetako batek edo bik azaldu eben baieztapena. Aye! aşağıdaki korsanlar koroda kükredi ve bir kaç tanesi bu olumlamayı vurguladı |
| dev west prem566 kapitana, esan aben, eta, berba eitten ebilela, atzetik jarraika eukiezan ontzixek seinalau ebazan, Bishop koronela alde dekogu. Yüzbaşı, dedi ve konuşurken, takip eden gemilere işaret etti, Albay Bishop bizi tutuyor. |
| dev west prem570 Baña, barre ein eikien arren, Pittek bezain ondo ekixen goiz haretan kostalderantz juenda haren eskuetan itxiko ebala bere bizitzie. Ama gülün ama o Pitt'i de tanıyor olabilir o sabah karaya giderken hayatını ellerinde taşıdı. |
| dev west prem575 Ez ahaztu hori. Jeremyk eskuek tenkau ebazan. Bunu unutma. Jeremy ellerini sıktı. |
| dev west prem584 Aurrien euken pistoletako baten kulataren ganien itxi zan haren eskue. Eli, önünde kayışı atan tüfeklerden birinin dipçiğini kavradı. |
| dev west prem589 Bishopen iloben kargamentu bat geneuken arren, harek ez eutson eskue emon. Piskoposun yeğenlerinin kargosu bizde olmasına rağmen elini tumasını istemezdi. |
| dev west prem592 Zelan?, galdetuotzon bat-bateko interes haundixegaz. Nasıl? Kız ona aniden ve şaşırtıcı bir ilgiyle onu sordu. |
| dev west prem596 Ikusteot, jauna, ondino eztozuzela inguruabarrak ulertzen. Anladım efendim, henüz koşulları tam olarak anlayamıyorsunuz. |
| dev west prem607 Jakinarazoztie bart gabien fragata batek portutik urten ebala zure kide Wolverstonegaz eta zure esanetan biherrien ebizen ehun eta berrogeta hamar gizonetatik ehunegaz. Dün bir firkateynin ortağınız Wolverstone ve sizin altınızda hizmet veren yüz elli kişiden yüz adamla limandan ayrıldığı konusunda bilgilendirildim. |
| dev west prem610 Levasseur? Irribarre apur bat ein aben. Levasseur? O biraz gülümsedi. |
| dev west prem615 Baña batzuek eskarmentu haundixaue izen biko leukien arren, batzuk Barbadosen gugaz egon zielako, eta nik eta zure moduen ezagutzen dabelako Bishop koronela. Her ne kadar bazıları daha iyi biliyor olsa da, Barbados'ta bizden birkaçı hala var, ve Albay Bishop'la ben ve sen gibi tanışıyorlar. |
| dev west prem619 Eta milia pare batera alde horretatik, hareen atzetik, hiru ontzi zuri haundi etozen ziztuen. Bu tarafından birkaç mil boyunca onları takip edip, üç harika gemiyle hızlandı. |
| dev west prem621 Maisu gaztearen begi grisek behatu eben. Genç üstat gri gözleriyle bakındı. |
| dev west prem627 Irribarre mehe eta garratz bat agertu zan ofizialaren ezpain harruetan. Memurun kibirli dudaklarında ince ve ekşi bir gülümseme kırıldı. |
| dev west prem630 Mehatxuek ez dabe balixoko, kapitan. Tehditler hizmet etmeyecek, Kaptan. |
| dev west prem635 Hau, Julian Wade jaunaren etorreraren barri emon jakola. Şöyle ki: Lord Julian Wade'in geleceği hakkında bilgilendirildi. |
| dev west prem643 Nire aginduen bila itzuli biher dot Bishop koronelarengana. Emirlerim için Albay Piskoposuna dönmeliyim, o onları bilgilendirdi. |
| dev west prem647 Neure buruari galdetzeotzet, esan zoztan, bihurrikerixie zeuk eindakue dan. ''Şimdi, şeytanlık işinden mi kaynaklanıyor merak ediyorum'' dedi. |
| dev west prem651 Adeitsue da, ergela izeteraino. O aptal denecek kadar cesur. |
| dev west prem654 Eta ahal badau? Moztu aben Bloodek, axolabako. Ya yapabilirse? Blood dikkatsizce kesintiye uğradı. |
| dev west prem661 Odol edalie da. Bir kan içicisi, öyle. |
| dev west prem666 Txabolara zeroien kalexkako atarixen, Bishop andereñue aurkitu aben. Kabine giden yolun tam da kapı aralığında, Miss Bishop ile karşılaştı. |
| dev west prem674 Ipar mendebaldeko kostaldeko badixa haundixena portu ona da, baña bai ure bai hondartzie zikinak egon leikez. Kuzeybatı sahilindeki en büyük körfez iyi bir liman oluşturuyor, ancak hem su hem de plaj kirli olabiliyor. |
| dev west prem676 Umiek Cite de la Mer-az (37 Rue de l'Asile Thomas) gozauko dabe, ontzigintzaren historiari, arrantza-industriari eta itsasaldiek eta itsaslasterrek kostari formie emoteotzien moduari buruzko erakusketak dekoz eta. Çocuklar, kayık yapımı geçmişi, balıkçılık sektörü ve gelgitlerin ve dalgaların kıyı şeridini nasıl şekillendirdiği hakkındaki sergileri olan Cite de la Mer (37 Rue de l'Asile Thomas) gezisinden keyif alacak. |
| dev west prem680 27 mendi ibilaldixen artien, onenak diez Glasgowko lakuetatik John Deer lakurako ibilbidie eta Beulach Baneko ur jauzien eta French mendiaren ingurukue. 27 yürüyüş patikaları arasında en iyileri, John Deer Gölü'ne giden Glasgow Gölleri patikası ve Beulach Ban Şelaleleri ve Fransız Dağı çevresindeki patikalardır. |
| dev west prem684 Anglo komunidadeagaz errezau nahastuz, eskola protestantiek bakarrik onartzen ebezan, Ekialdeko Europako juduek Westmount eskola aberatsien graduau zien, edo Torontora emigrau eben barriro. Anglo topluluğuna daha kolay asimile olanlar sadece Protestan okullarıydı, onlar çocuklarını kabul etti Doğu Avrupa Yahudileri mezun olmuştu varlıklı Westmount'a veya tekrar Toronto'ya göç etmişti. |
| dev west prem693 Sofias, Megaro Mousikis metro geltokiaren onduen. Megaro Mousikis Metro istasyonunun yanında bulunan Sofias. |
| dev west prem697 Dora Stratou Folk Dance Theaterrek Greziako kanta, dantza eta musika tradizionalaren emonaldixek aurkezten dauz, herri tradizional itxurako Philopappos Hill auditorixuen, maietzetik irailera, astelehenetan izen ezik. Dora Stratou Halk Dans Tiyatrosu, pazartesi günleri hariç her gün mayıs ayından eylül ayına kadar Philopappos Tepesi'ndeki geleneksel halk-köy-tipli bir oditoryumda geleneksel Yunan şarkısı, dansı ve müziği sergiler. |
| dev west prem700 Aintzirie, berez, mendi garai batzuen itzalien dau, Scafell Pike barne, hau da, Ingalaterrako altuena, 977 metrogaz (3.205 oin). Gölün kendisi, 977 m (3.205 ft) 'de İngiltere'nin en yüksek yeri olan Scafell Pike dahil olmak üzere birkaç yüksek dağın gölgesinde yatmaktadır. |
| dev west prem705 Udak klima epela (baña ez beroa) eta itsosoko tenperatura epelak dakarz, eta hori ezin hobie da urpien ibiltteko, snorkelerako eta uretako beste kirol batzuetarako. Yaz mevsimi dalış, şnorkel ve diğer su sporları için ideal olan ılık (ama sıcak değil) hava ve ılık deniz sıcaklığı getirir. |
| dev west prem717 Eraikinaren kokapena bera be mirari teknologikue da. Binanın yeri bile teknolojik bir mucizedir. |
| dev west prem721 (Gertaerie abuztuaren 14en eta 15ien errepikauko da.) (Etkinlik 14-15 Ağustos'ta tekrarlanıyor.) |
| dev west prem726 Ezarritako piezez gain, musika gehixena perkusibue da eta ekintza eta gogo aldartie babestu eta islatzeko balixo dau. Bestenin yanı sıra, müziğin çoğunluğu vurmalı çalgılardan oluşuyor ve aksiyonu ve modu desteklemeye ve yansıtmaya hizmet ediyor. |
| dev west prem730 Bide estuetatik eta nekazaritzako pistetatik bakarrik iritsi leike itsosora, baña merezi dau ibilaldi bat eittie, jentetzatik urruntzeko. Denize sadece dar şeritlerle ve çiftlik yollarıyla ulaşılır, ancak kalabalıktan uzaklaşmak için bir yürüyüşe değer. |
| dev west prem735 Bertan bidaiatxuek eitteko ontzi txikixek alokatu leikez Sea Horse Boat Rentalsen, Marsh Harbour, Abacos (tel.: Yerel gezilere yönelik küçük tekneler Sea Horse Boat Rentals, Marsh Limanı, Abacos'tan kiralanabilir (Tel. |
| dev west prem744 Ur gezako arrantzaliek baimena izen biher dabe. Turismo bulego gertuenien informazinue eskatu, zelan lortu jakitteko. Tatlı su avcılarının bir ruhsatı almaları için en yakın turist bürosundan bir izin almaları gerekmektedir. |
| dev west prem749 Antxineko garai horrexetan be, jainkuek orakulue kontsultetan eben, eta Sibilaren Haitzetik emoten ebezan berediktuek. Bu erken zamanlarda bile kahinler Sibyl kayasından gelen hükümlerini bildirirken tanrılara danışırlardı. |
| dev west prem753 Hori izen zan Errol Flynnek Port Antonion jarri zanien, 1946an, erositako uhartie Bu, 1946'da Port Antonio'ya yerleştiği sırada Errol Flynn tarafından satın alınan adaydı. |
| dev west prem764 Kodaly kerend (Kodaly ilargierdixe, beste konpositore hungariar baten omenez izendatue) moltso bikaine da, figura klasikoz eta txertautako motiboz apaindutako fatxada kurbauek dauzena. Kodaly kerend (adını bir başka Macar besteciden alan Kodaly hilal), müthiş bir birlik olup kavisli cepheleri Klasik gurelerle ve işlemeli motiflerle süslenmiştir. |
| dev west prem767 Ramses II.aren (K.a. 1279-1212) 60 urteko araue amaiera bikaine izen zan Erresuma Barriaren arorako. 60 yıl hükümdar olan Ramses II (m.ö.1279-1212 ) Yeni Krallık dönemine harika bir finaldi. |
| dev west prem776 Depresinuen herrialdeko probintzixarik pobriena izen zan, gosiek hiltzeko zorixen egon zan. Durgunluk döneminde, ülkenin açlığa yakın olan en fakir iliydi. |
| dev west prem787 Hiriaren erdixen dauen arkupe gotiko batetik, XIII. mendeko kanpai dorre izugarri baten ondotik, 90 mailako eskilara batek santutegiko XI. mendeko brontzezko atietara eruengo zaittu. Şehrin ortasındaki bir Gotik kemeraltından, 13. büyüklükteki macar kampüsünün yanında, 90 basamaklı bir merdiven sizi tapınağın 11. yüzyıldan kalma bronz kapılarına götürüyor. |
| dev west prem791 Autobusak Isidoro Macabicheko geltokixen gelditzen diez, edo, bestela, autobus urdin txikixek badiez, gobernuaren ordezkaritzaren eraikinaren parien, etorbide berien. Otobüsler Isidoro Macabich'teki istasyonda durabilir ya da küçük mavi otobüsler söz konusuysa da aynı caddede bulunan Delegacien del Gobierno binasınında durur. |
| dev west prem795 Liao hiriburuek, orduen Yanjing izenez ezaguna zan Beijingen, gaur egungo hiriburu modernoaren hego-ekialdeko eskualdie hartzen aben, eta Fayuen tenpluek bakarrik dirau garai haretatik. Pekin'deki o zaman Yanjing olarak bilinen Liao hanedanlığı günümüzdeki başkent olan güneydoğu bölgesini işgal etti ve Fayuan Tapınağı o dönemden hayatta kalan tek anıt. |
| dev west prem802 Bidien, Arte Ederren Jauregixaren ondotik pasauko za, Panama-Pazifikoko Nazinoarteko Erakusketako erlikixie zaharbarritu bat. Yolunuzun üzerinde Panama Pasifik Uluslararası Sergisinin restore edilmiş bir kalıntısı olan Güzel Sanatlar Sarayını geçeceksiniz. |
| dev west prem805 Horma, gailur eta tontorretan gora eta behera sigi-saga ein ahala, topografixa desafiatzailera egokitzen da, eta horrek arnas barik ixten dauz turista asko. Zirveleri ve sırtları yukarı ve aşağı kıvrıldığı için duvar, zorlu bir topografyaya uyum sağlayarak pek çok turistin nefesini kesti. |
| dev west prem809 Altzarixek eta ziderra, 29; Tai Sing Company-ko portzelanie, 122. mobilya ve gümüş için 29, porselen için 122'de Tai Sing Company. |
| dev west prem813 Iristen zien untzixetara arin sartzeko garatu zien txalupa horrexek. Bu tür botlar, gelen gemilere hızlı erişim sağlamak için geliştirildi. |
| dev west prem822 Amsterdamek arpei asko dekoz, hirixe ospetsu ein daben diamanteek adina ixe. Amsterdam'ın, şehrin ünlü olduğu elmaslar gibi birçok yönü vardır. |
| dev west prem825 Aldarearen azpixen, ziderrezko disko batek zulo bat inguratzen dau; tradizinoaren arabera, han altxau zan Jesusen kurutzie, alde bakotxien lapur bat eukela. Sunağın altında gümüş bir disk, geleneğin dediği gibi, her iki taraftaki iki hırsızın yanında İsa'nın haçıyla birlikte yükselen yeri işaret eden bir deliği çevreler. |
| dev west prem829 Ehunka bidaiari jueten diez uharte bixetara egun-pasa, itsosontzira itzuli aurretik dana ikusteko irrikan. Deniz yoluyla her iki adaya da giden yüzlerce günübirlikçi mecbuen tekneye geri dönmeden önce her şeyi yapmaya istekli. |
| dev west prem833 Hungariara iritsi barrixe izenda, hiritik kanpora juen bikozu, jokatu gure bozu. Bu Macaristan'a yeni gelen , ve eğer oynamak istersen şehrin biraz dışına çıkmak zorunda kalacaksın. |
| dev west prem835 Pekinen gaur egun eztau ixe horren arrastorik. Bugün Pekin'de neredeyse hiçbir iz yok. |
| dev west prem843 Baleike espediente judizialak itzuli biher izetie ingelesa ez dan hizkuntza batien irakurtzen daben bezeroentzat. Vaka dosyalarının, İngilizce dışındaki bir dili okuyan müşteriler için tercüme edilmesi gerekebilir. |
| dev west prem848 Gero, hasikerako bisitie ein aben ordezkari berak barriro bisitau dau hornitzaile barrixe, galderei erantzuteko eta erreklamazinuen laginien ikusitako edozein arazori buruz eztabaidetako. Sonrasında, ilk ziyareti yapmış olan aynı temsilci, soruları cevaplamak ve şikayet örneğinde not edilen sorunları tartışmak için yeni sağlayıcıyı yeniden ziyaret eder. |
| dev west prem851 Kezkatzen ginttuna zan bidaia benetan ein zala egiaztau aurretik ordainketie baimentzie tasarım, seyahatin gerçekleştiği doğrulanmadan önce ödemeye yetki verileceğinden endişeliydik. |
| dev west prem856 Marrek bialtzaile guztixen ongizete-mailie adierazoten dabe, eta erronbuek, barriro, lana beste baten bat eruetiaren galera teknikuek (baldin eta negatibuek badiez). Kutulardan oluşan çizgiler birleştirilen tüm postacıların refah seviyesini gösterir ve elmastan oluşan çizgiler, işi başka bir tarafa kaydırmanın teknik kayıplarını (eğer negatif ise) gösterir. |
| dev west prem864 Hoteleko gastuek eta beste batzuk alkartu ezkero, bidaia benetan gauzatu dan ala ez egiaztauko da. Otel ve belirli diğer ücretler için bir eşleşme gerçekleştiğinde, gerçek seyahatin bir doğrulaması yapılacaktır. |
| dev west prem868 Adibidez, bisitau gendun estadu-hiriburuetako batien, 600 software-enpresa baño gehixau dauz. Örneğin, ziyaret ettiğimiz bir ülkenin başkenti 600'den fazla yazılım şirketine ev sahipliği yapıyor. |
| dev west prem874 Aurrezki-fluxue funtsezkue da aberastasun-stock bat metatzeko; arau orokor lez, inoz aurrezten eztauenak eztau aberastasunik izengo. Tasarruf akışı, bir servet stoğunun biriktirilmesi için esastır - asla tasarruf etmeyen birinin servet sahibi olamayacağı genel bir kuraldır. |
| dev west prem881 Informazinuaren teknologixaren arloko trebetasunen eskaera haundixe dala eta, estadu-kontratazinue gatxa izen zan; horregaittik, CIO honek barne-softwarearen garapenaren eta kudeaketearen alternatibak bilau ebazan. BT becerileri, devlet tarafından işe alımda zorlanan büyük talep görüyor, bu nedenle CIO, kurum içi yazılım geliştirme ve yönetimine alternatifler aradı. |
| dev west prem886 Balixo-sortzaile izetie eta negozixo-emoitzetan bezerue ardatz izetie İş Sonuçlarında Değer Yaratan, Müşteri Odaklı Bir Ortak Olmak İçin |
| dev west prem890 Urtenbide horrexetan, larrialdi-zentro eta osasun-etxe bakotxera ondoen egokitzen dien esku-hartze motak eta pazientearen arazo espezifikuek aztertu biko diez. Bu çözümlerin her bir ED'ye en uygun olan müdahale türlerinin her ikisini ve sağlık merkezini ve hastanın kendi sorunlarını da ele alması gerekecek. |
| dev west prem895 Hori pasetan danien, mailegu-emoiliaren funtsak Altxorraren baloriek inbertitutako salduen gañien dekiezan interesak sakrifiketan dauz, eta horren ordez mailegu-hartzailearen funtsaren interesak jasoten dauz maileguaren zenbatekuaren ganien. Bu olduğunda, borç verme fonu, Hazine menkul kıymetlerinden yatırılan bakiyeler üzerindeki faizi feda eder ve bunun yerine faiz tutarını borçlanma fonundan, borç tutarı üzerinden alır. |
| dev west prem897 Baña Batzordiek ezin dau gomendixo zaharrik emon zifrak zentzudunak badiez. Ancak Komisyon, sayılar toplandığı sürece sadece eski tavsiyelerde bulunmakta serbest değildir. |
| dev west prem902 Gero eta agerikuaue da larrialdi-zerbitzuko esku-hartziek eraginkorrak diela eta tratamentu-deribazinuek funtzionau leikeela. Artan bir kanıt, acil serviste müdahalelerin etkili olduğunu ve tedavi yönlendirmesinin işe yarayabileceğini göstermektedir. |
| dev west prem906 Programaren hezkuntza-feedbackak onarpena bultzatzen dau, eta disuasino-elementu lez jokatu leike etorkizuneko hutsegittien aurrien |
| dev west prem913 Posta-kode bat bide askok erabili leikie. Pek çok rota tarafından bir ZIP Kodu sunulabilir. |
| dev west prem918 Onuren azterketa horretan erabilitako kontzentrazino-erantzun funtzinoetako batzuk epe laburreko lanen ondorixo izen zien. Bu fayda analizinde kullanılan konsantrasyon-tepki fonksiyonlarının bazıları, bu tür kısa süreli çalışmalardan elde edilmiştir. |
| dev west prem922 Produktuek euki barri edo asmau gehixau baeukezan, askotan, prototipo guztiz integratuek erabilten zien diseinuek baldintzak beteten ebazala frogetako. Eğer söz konusu ürün, daha çok yeni içerik veya yenilik içerseydi, tamamen entegre edilmiş prototipler, tasarımın gereksinimleri karşıladığını göstermesi için sıklıkla kullanılırdı. |
| dev west prem926 Agentzixie Lancaster, York eta Reading zerbitzatzeko zabaldu eben hasikeran. acente ilk olarak Lancester, York ve Reading'e hizmet vermek üzere açılmıştır |
| dev west prem933 Gobernu federal arduradune, eskaera horrexei aurre eitteko ahaleinien, bere eitten dabil errendimenduen oinarritutako kudeaketa-printzipixuek. Sorumlu Federal hükümeti bu talepleri ele alma çabasıyla performans temelli yönetim ilkelerini benimsiyor. |
| dev west prem937 Auditoretza bat planifiketako fasietan, ikuskatzaileek jakinarazo biher leukie zer erantzukizun dekiezan lege eta araudixek beteteari buruzko egiaztapen eta jakinarazpenen arluen eta finantza-informazinoaren barne-kontrolari jagokonez. Bir denetimin planlama aşamalarında, denetçiler kanunlarla ve düzenlemelerle uyumun ve finansal raporlamanın iç kontrolünün test edilmesi ve raporlanması için sorumlulukları hakkında konuşmalıdır. |
| dev west prem941 LNL eta Allenbrand-Drewsez gain, epaitegixek akusatu izendatzen dauz Gary Allenbrand eta Loren Drews, Allenbrand-Drews-eko zuzendarixek; eta R.L. garatzaile edo kontratistak. LNL ve Allenbrand-Drews'ın yanı sıra, Allenbrand-Drews'ın müdürleri Gary Allenbrand ve Loren Drews gibi takım isimleri; ve geliştiriciler veya yükleniciler R.L. |
| dev west prem949 TVAk ingurabide bat instalau aben, gasa airearen aurreberogailutik zuzenien FGDra bialtzeko; beste alde batetik, ESPa eraitsi eta SCR erreaktorie eraiki zan haren lekuen. ESP yıkılıp yerine SCR reaktörü kurulurken aynı zamanda TVA, hava ön ısıtıcı ağzından doğrudan FGD'ye gaz göndermek için bir inşaat bağlantı yolu kurmaktaydı. |
| dev west prem953 Frantzixak AEBk baño posta-dentsidate haundixauek eta bolumen txikixauek dekoz. ABD’nin Fransa’dan daha geniş bir posta yoğunluğu ve daha düşük hacimleri vardır. |
| dev west prem958 NHTSAko administratzailearen idazkarixek besteren esku itxi dau 32902 atalaren arabera erregaixe aurrezteko arauek emoteko ahalmena. 1 Bölüm 32902 kapsamında yakıt ekonomisi standartlarını belirleme yetkisi Sekreter tarafından NHTSA'nın Yöneticisine devredilmiştir. |
| dev west prem966 Ingeniaritzako prototipuek (birtualak edo ekoizpenaren adierazgarrixek, hasierako produktu fisikuek) Prototip Mühendislik prototipleri (sanal veya Üretim temsilcisi prototipleri Başlangıçtaki ürünler fiziksel) |
| dev west prem974 Zor-tituluek funts fiduziarixuen eta funts berezien aurretik erretiretie (txandakako funts fiduziarixuek izen ezik). Borçlanma senetleri, fonlar ve özel fonlar öncesi güvenceler (döner sermaye fonları hariç). |
| dev west prem978 Inskripzinue ein eta hiru hilebetera, lekuan lekuko ordezkarixek hornitzaile barri bakotxaren erreklamazinuen lagin bat ebaluetan dabe, eztabaidatu beharreko gairik ba ete dauen ikusteko. Kayıttan üç ay sonra alan temsilcileri, tartışılacak herhangi bir sorun olup olmadığını görmek için her yeni tedarikçinin isteklerinin bir örneğini değerlendirirler. |
| dev west prem982 Datuetan huts eitteko eskubidie Verideki hatadan bağımsız olma. |
| dev west prem987 1999an, 2.100 familia-mediku inguru sarearen bittartez sartu zien euren feedback-txostenetara, eta HICk hobekuntzak ein ebazan beste mediku batzuei feedbacka eskeintzeko. 2100 civarı doktor, 1999 yılında geri bildirim raporlarına çevrimiçi ulaştı ve HIC, diğer tıbbi uzmanlara geri bildirimde bulunmak için ekstra iyileştirmeler uyguladı. |
| dev west prem997 23 Financial: CFO legearen helburuek lortzeko funtsezko bultzada jarraittue CFO Hareket Hedeflerine Ulaşmak için 23Finansal Devam Eden Hızlanma |
| dev west prem1000 Bistan da AICPAren agendie balorizazino- eta orientazino-ahalein komertzialek bete dabela azkenengo urteotan. Değer artışı ve ticarete yönelik çabalar, şüphesiz AICPA'nın son yıllardaki gündemini çok meşgul etmiştir. |
| dev west prem1005 Bosniarako bidaiari buruzko informazinue lortzeko, ikusi inteligentzixa-zerbitzuaren txostenien datorren Al Qaeda sauditako kideari eindako galdeketie, 2001eko urrixen 3kue. Bosna'ya yaptıkları seyahat için Suudi El Kaide üyesinin sorgulanması, İstihbarat raporu, 3 Ekim 2001'e bakınız. |
| dev west prem1009 Moussaouiz gain, honexek izen zien KSMk bigarren eraso-boladarako hautagai lez identifikautako Al Qaedako bihergin bixek Abderraouf Jdey, alias. Moussaoui'ye ek olarak, KSM tarafından ikinci saldırı dalgası adayı olarak tanımlanan iki El Kaide operatörü Abderraouf Jdey, a.k.a. idi. |
| dev west prem1016 Gaitasun horrexek ez zien nahikue, baña ezer gitxi ein zan harexek haunditzeko edo barritzeko. Bu yetkinlikler yeterli değildi ancak bunları genişletmek veya değiştirmek için çok az şey yapıldı. |
| dev west prem1020 Irailaren 9an albiste izugarrixek iritsi zien Afganistandik. 9 Eylül'de Afganistan'dan dramatik haberler geldi. |
| dev west prem1023 Transakziño osue susmagarrixe iruditu jakola alegatuz, Hazmi eta Mihdharrengandik aldendu zan administratzailie, baña ez harexek biher eben laguntza jaso aurretik. Tüm işlemden şüphe duyduğunu iddia eden yönetici, kendisini Hazmi ve Mihdhar'dan ayırdı, ancak ihtiyaç duydukları yardımı aldıktan sonra. |
| dev west prem1029 Egoerie larriagotzen bada, baleike mehatxuari aurre eitteko bilera bat antolatzie Durum kızışırsa bir tehdit konferansı toplanabilir. |
| dev west prem1033 Riaden zala, Txetxenian jihada praktiketan izana zala esaotzien anaiei. Riyad'da, erkek kardeşlerine Çeçenya'da cihat yapmış olduğunu söyledi. |
| dev west prem1040 FBIko ikertzaileek ondorioztatu dabenez, Al Qaedak abiaziuen trebatzera bideratu ebazan Phoenix aldien euzen muturreko beste musulman batzuk be. FBI araştırmacıları El Kaide'nin Phoenix bölgesindeki diğer radikal müslümanları havacılık eğitimine kaydolmaya yönlendirmiş olabileceği yönünde yorumda bulundu. |
| dev west prem1045 Bihergin horrexek ez euzen harrapaute, baña, goiko solairuetako gehixenek ez bezala, talkaren ostien atuen ez jaistie erabagi eben. Bu işçiler enkaz altında kalmamış ama üst katlarda bulunan çoğu sakinlerin aksine darbeden hemen sonra alçalmayı tercih etmemişler. |
| dev west prem1054 1991ko irailaren 9an iritsi zan Ajaj New Yorkera eta B-2 turista-bisa bataz sartu zan Estatu Batuetan. Ajaj Amerika'ya 9 Eylül 1991'de New York'taki B-2 turist vizesiyle girmişti. |
| dev west prem1060 Mihdhar Estatu Batuetako bizitzaz kexau zan. Mihdhar Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşam hakkında şikayet etti. |
| dev west prem1065 Gure mugek eta gure immigrazino-sistemak, legie gordearazoteko neurrixek barne, ongietorri-, tolerantzia- eta justizia-mezue bialdu biher dotzie etorkinen komunidadeetako kideei, bai Estatu Batuetan, bai hareen jatorrizko herrialdietan. Sınırlarımız ve göç sistemimiz, hukuk yaptırımı da dahil olmak üzere, Amerika Birleşik Devletlerindeki ve kendi ülkelerindeki göçmen topluluklarının üyelerine bir hoş geldin, tolerans ve adalet mesajı göndermelidir. |
| dev west prem1071 Sail horretan, halaber, Operation Infinite Resolve (Ebazpen infinituaren operazinue) dalakue sartu zan, Al Qaedak Afganistanen ebazan helburuen kontra proponidutako eraso-segida bat. Bu seri, Afganistan'da El Kaide hedeflerine yönelik çeşitli önerilen grev operasyonları olan Infinite Resolve'i de içeriyordu. |
| dev west prem1078 Zintzotasune sustatzeko eta pribatutasune babesteko, alkarrizketatutako gehixenak ez identifikatzie erabagi gendun. Tarafsızlığı destekleme ve gizliliği koruma menfaatlerinde, görüştüğümüz bireylerin çoğunun kimliğini belirlememeye karar vermiştik. |
| dev west prem1080 Al Qaeda eta terrorismue lehentasun bat gehixau bilakau zien Pakistan eta Saudi Arabiagaz daborduko leporaño beteta eukiezan agendetan. El Kaide ve terörizm, Pakistan ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle zaten meşgul olan gündemlere eklenen bir başka öncelikti. |
| dev west prem1087 Talkaren ondorixoz, asko hil ein zien edo larri zauritu |
| dev west prem1090 KSMk Al Qaedari eskeinitako laguntziari buruzko informazinue lortzeko, ikusi inteligentzixa-zerbitzuaren txostenetan datozan KSMri eindako itaunketak, 2003ko julixuen 12kuek (txosten bi). KSM'nin el Kaide'ye yardımında 12 Temmuz 2003 tarihinden İstihbarat raporlarına bakın, KSM'nin sorgularına bakın (iki rapor). |
| dev west prem1095 Mugaren alde bixetan aliauek eukezala jakin zan. Sınırın her iki tarafında da suç ortakları olduğu ortaya çıkmıştı. |
| dev west prem1107 Modu nausixen, Ramzi Yousefegaz alkartutako terrorista independentetzat hartu eben KSM, 1996ko urtarrilien Manilako hegazkin-atentatuen parte hartu izanagaittik auzipetue. 1996 yılının Ocak ayında Manila hava sahasında oynadığı rol nedeniyle suçlanan KSM, esas olarak Ramzi Yousef ile bağlantılı bir başka serbest terörist olarak görülüyordu. |
| dev west prem1111 Talibanak lekuz aldatzeko itxaropen guztixek galdu ebezanez, erregimenaren aurkarixei ezkutuko laguntzie emoteari buruzko eztabaidie berpiztu zan. Taliban’ı hareket ettirme umudu tükendiğinde, tartışmalar rejimin muhaliflerine gizli yardım verme konusunda canlandı. |
| dev west prem1115 Agintarixek Pakistanen be jarri eben arretie, eta talibanak Al Qaedaren kontra jarteko zer ein eikien aztertu eben. Yöneticiler aynı zamanda Pakista'a ve Taliban'ı el Kaide'ye dönüştürebilecek kadar ne yapmış olabileceğine de odaklanmıştır. |
| dev west prem1122 Maietzien edo junixuen, Clarkek terrorismuaren kontrako zereinetatik zibersegurtasunaren inguruko erantzukizun multzo barri batera aldatzeko eskatu aben. Mayıs ya da Haziran ayında Clarke, terörle mücadele portföyünden siber güvenlik için yeni bir sorumluluk setine geçilmesini istedi. |
| dev west prem1133 FBIren ikerketa-txostena, Jennifer Stangelen alkarrizketie, 2001eko irailaren 14kue. FBI soruşturma raporu, Jennifer Stangel'in röportajı, 14 Eylül 2001. |
| dev west prem1137 3. Deixe C terminaleko telefono publiko batetik ein zan (kontrolgunearen eta United 175en hegazkineratze-atiaren artien euen). 3. Arama C Terminalinden ödemeli bir telefondan yapılmıştı (görüntüleme kontrol noktası ile United 175 çıkış kapısı arasında) |
| dev west prem1141 Hotelen antolakuntziari buruzko informazinue lortzeko, irakurri inteligentzixa-zerbitzuaren txostenetan datorren Khalladi eindako galdeketie, urtarrilaren Otel düzenlemeleri için İstihbarat raporuna, Khallad, Jan'ın sorgusuna bakın. |
| dev west prem1145 10:45ien, Defcon 3a atzeratzeko esaotzien hizlarixei, baña minutu bat geruau atzera bota zan agindu hori. Konferans katılımcılarına saat 10:45'te Defcon 3'te beklemeleri söylendi ama bir dakika sonra emir geri alındı. |
| dev west prem1150 Esaozkue Pickard eta Ashcroftek ez ebela hartuemon onik. Pickard ve Ashcroft'un iyi bir ilişkiye sahip olmadığı söylendi. |
| dev west prem1154 Bere aholkularixek Estatu Batuetan zelula bat euela esan izen botzien, haretaz arduratuko zala esan aben. Eğer danışmanları ona ABD'de bir hücre olduğunu söylemişlerse, onunla ilgilenmek için harekete geçeceklerini söyledi. |
| dev west prem1158 Pasaporte garbixek eta kaltetutako pasaporte bixek eskuratzeari buruzko informazinue lortzeko, irakurri inteligentzixa-zerbitzuaren txostenetan datozan KSMri eindako galdeketak, 2003ko julixuen 3kue eta 2003ko irailaren 9kue. Temiz pasaport edinme ve iki hasarlı pasaport ile ilgili olarak, 3 Eylül 2003 ve 9 Eylül 2003 tarihli istihbarat raporlarına, KSM sorgulamalarına bakın. |
| dev west prem1166 Estatu Batuok geure burue mundu islamiarraren aurrien definiduteko oldarkor jokatzen ez badou, extremistek gogoz eingo dabe halan geure partez. Amerika Birleşik Devletleri İslam dünyasında kendini tanımlamak için agresif davranmadığı takdirde radikaller bu işi bizim için memnuniyetle yapacaktır. |
| dev west prem1170 Askorentzat, aktoreek biher eitteko leku onenetako bat da Indianapolis. Indianapolis gerçekten pek çok aktörün çalışabileceği en iyi yerlerden biridir |
| dev west prem1174 00ren laguntzari esker, Indianapolis inguruko ixe 400 umeri orientazinue, indderra eta dibertsinue eskeini ahal izen geuntsen. 00, yaklaşık 400 Indianapolis bölgesi çocuğuna rehberlik, teşvik ve eğlence sunmamıza yardımcı oldu. |
| dev west prem1179 5Oeko hamarkadan hazitako ume lez, antzerki herrikoiaren ekoizpenetara juen izana da nire oroitzapen zoriontsuenetako bat. 50'lerde büyüyen bir çocuk olarak en mutlu anılarımdan biri Civic Theatre prodüksiyonlarına katılmak olmuştur. |
| dev west prem1183 Erizaintza-fakultadiek aben dohaintza eskuzabalak biher dauz bere hezkuntza-bikaintasunari eusteko. Hemşirelik Okulu, eğitimdeki mükemmelliğini devam ettirmek ve korumak için sizin cömert hediyelerinize ihtiyaç duyuyor. |
| dev west prem1188 Beraz, atsegin haundiz luzatzeotzut gaur Filantropixa Zentroko ohorezko bazkide izeteko konbitie. Bu sebeple, Yardımseverlik Merkezi'nin Kurucu Ortaklarından biri olarak bize katılmanız için bugün size bu daveti sunmaktan mutluluk duyarım. |
| dev west prem1192 Bide luzie dou eitteko zu lango lagun eta harpidedunen laguntzagaz 365.000 dolarreko helburue lortu aurretik. Sizin gibi arkadaşlar ve abonelerden gelecek 365.000$'lık hedefimize ulaşmak için daha çok yolumuz var. |
| dev west prem1196 Zehaztu erakundie (hala bajagoko), helbidie, hirixe, estatue eta posta-kodie Organizayona isim verin (geçerliyse) Adres Şehri, Eyalet Kodu |
| dev west prem1205 Baña zuzenbide-eskolen artien lehia haundixe dau, baita be, ikaslerik onenak eta argixenak erakartzeko. Ama hukuk fakülteleri arasında en iyi ve en farklı öğrencileri çeken yoğun bir rekabet de vardır. |
| dev west prem1209 Kanpainie bideratzeko 100 dolar edo gehixau emon dozuezanez, eskerrak emon gurotzuauz eta zu eta laguntzaile bat harrera berezi batera konbidaute zauzie. Ha 2000ko martixaren 23en izango da, eguenien, 17:30etik 20etara bittarte, Herron Hall-en. Bu kampanyaya yaptığınız 100$ veya daha fazla miktarda katkıya minnettarlığımızı göstermek için, sizi ve bir misafirinizi 23 Mart 2000 Perşembe günü saat 17:00-20:00 arası Herron Hall'da özel bir resepsiyona davet ediyoruz. |
| dev west prem1213 Askoz be helburu gehixau douz erdiesteko zain eta, biher horretan laguntzeko, ez jat bazkide korporatibo hoberik bururatzen. Bunun için çok daha fazla başarıya sahibiz, onlara yardımcı olmak için daha iyi bir şirket ortağı düşünemiyorum. |
| dev west prem1218 ikastalde txikixauek, teknologixiaren erabilerie) eta ikasleei laguntzeko espazixo falta aspalditik (armairuxuek, janari-zerbitzue, ikaslien erakundietarako buleguek). , daha küçük sınıflar, teknoloji kullanımı) ve öğrenci destek alanında çoktandır devam eden eksiklik (kilitli dolaplar, yemek servisi, öğrenci organizasyonları için memurlar). |
| dev west prem1222 Inner Circle taldeko kide zaranez, tribunako jarleku onenetako batzuk izengozuz demokrazixiaren munduko ospakizunik haundixenerako: AEBko 52. presidentiaren legeintzaldiaren inaugurazinue. Bir İç Çember üyesi olarak, dünyanın en büyük demokrasi kutlaması olan 52. Amerikan Başkanı Göreve Başlama Töreni için tören alanındaki en iyi koltuklardan bazılarını bekleyebilirsiniz. |
| dev west prem1226 Urteko garai hau zoragarrixe da istorixuek kontetako. Bu hikaye anlatımı için yılın en harika zamanı. |
| dev west prem1231 Konfiantzie dou zugan eta beste lagun eskuzabal batzuengan, gañerako % 38a emon deizuen. Geri kalan yüzde 38'i sağlamak için sana ve diğer cömert arkadaşlara güveniyoruz. |
| dev west prem1235 Emaile honexek zuzenien lagundukotzie kantzilerrari irakasle, ikasle eta biherginen berehalako beharrak asetzen. Bu bağışçı grubu, fakülte, öğrenci ve personelin acil ihtiyaçlarını karşılamada Bakan'a doğrudan yardımcı olacaktır. |
| dev west prem1242 Harexekaz berba eittiaz gozatzie espero dou, baña IRTren diru administratibue aurreztu leikezu, oparixe bueltan bialtzeko gutun-azalien gaur bertan igortzen bozu. Onlarla konuşmaktan zevk alacağınızı umuyoruz, ancak hediyenizi iade zarfına bugün göndererek IRT yönetim parasını kaydedebilirsiniz. |
| dev west prem1247 Zure babesa IRTren konpromiso-programen mesederako da zuzenien, eta dohaintzen diruagaz parekatzen laguntzen dau. Katkıda bulunduğunuz destek, IRT'nin sosyal yardım programlarına doğrudan fayda sağlar ve hediye paralarından yararlanır. |
| dev west prem1250 Ikuskizuna eittie K-12ko 6.500 ikasleren baño gehixauren aurrien, estaduko profesionalen batzarretan, Pan-Am Media Event ekitaldi batien eta AEBren aurrien. Pan-Am Medya Etkinliği ve ABD için K-12'den 6.500'den fazla öğrenci önünde sergilenen profesyonel devlet konferansları. |
| dev west prem1255 Bixotzeko gaixotasunen ondorixo suntsitzaileetako bat bixotz muskuluen sortzen dan kalte konponezine da. Kalp hastalığının yıkıcı sonuçlarından biri kalp kasına verdiği telafisi mümkün olmayan hasardır. |
| dev west prem1259 ...zeren parte izeten eta zer babesten egongo zeinke harro? ..bir parçası olmaktan gurur duyacağın ve destekleyeceğin bir şey mi? |
| dev west prem1261 Hamen funtsak biher diez hasierako kapital moduen erabilteko, batik bat eskolarako autobabesa izen biko leukien proiektuek ezarteko biher eitten doun bittartien. Okul için kendi kendine desteklenmesi gereken projeleri kurmaya çalışırken, para olarak kullanmak için fonlara ihtiyaç var. |
| dev west prem1267 Gure unibersidade-ospitaliek eta ikerketa-programek ez dabe estaduaren laguntzarik jasoten. Öğretim hastanelerimiz ve araştırma programlarımız devlet desteği almamaktadır. |
| dev west prem1270 Citywide Friends of the Free Library alkarteko kide zaranez, barripapera jasokozu hiru hilien behin, liburutegiko gertaerei eta lege-gaiei buruzko informazinue emoteko. Ücretsiz Kütüphane'nin Şehir Dostları'nın bir üyesi olarak, üç ayda bir sizi kütüphane etkinlikleri ve yasal konular hakkında bilgilendiren bir bülten alacaksınız. |
| dev west prem1274 Inbertsiño horren ondorixoz, 60 etxebizitza barritu eta saldu jakez baliabide apaleko erosleei, eta kalidade oneko 100 apartamentu zaharbarritu diez, errazoizko prezixuen truke saltzeko. Bu yatırım, 60 konutun yenilenmesi ve mütevazi imkanlara sahip alıcılara satılmasıyla ve 100'den fazla uygun fiyatlı, yüksek kaliteli dairenin rehabilitasyonuyla sonuçlandı. |
| dev west prem1278 Oin dala hilebete, Indianapolisen ein neuen debute zuzendari lez, AEBko agertokixetako klasiko bategaz: Inherit the Wind. Bigarren hezkuntzako eta batxilergoko 5.500 ikasle baño gehixau egon zien. Indianapolis'te sahneye ilk kez bir ay önce, Amerikan sahnesinin klasiklerinden biri olan Inherit the Wind ile, 5500'den fazla ortaokul ve lise öğrencisinin katıldığı bir gösteride sahne yönetmeni olarak çıktım. |
| dev west prem1280 Katedraleko egungo ikasleen % 25ek, gitxi gorabehera, laguntza finantzarioren bat jasoten dau. Mevcut Katedral öğrenci bedeninin yaklaşık% 25'i bir miktar finansal yardım almaktadır. |
| dev west prem1287 Hiriko irabazi-asmorik bako beste antzoki batzuetan ez bezala, gure aktoreek euren lanbidearen bidez ataraten dabe bizimodue. Şehirdeki diğer kâr amacı gütmeyen tiyatroların aksine, aktörlerimiz sanatlarıyla geçinmektedir. |
| dev west prem1295 IMAko Garapen Batzordiek 1998ko abenduaren 31ra bittartien jasotako berbaemote guztixek egiaztatuko dauz, dolar bakotxari beittute. IMA'nın Kalkınma Komitesi 31 Aralık 1998 yılında alınan tüm bağışları dolar dolar eşleştirecek. |
| dev west prem1300 Beste behin be, zorixonak zirkuluko kide izeteko ahobatezko izendapenagaittik, eta ohore hori ahalik eta arinen onartu deizun eskatzeotzut. Inner Circle üyeliği için oy birliğiyle aday gösterilmenizi tekrar tebrik etmeme izin verin ve bu onuru en kısa sürede kabul etmeniz konusunda ısrar ederim. |
| dev west prem1306 Independente bihurtu ahala, lagundu zure graduaren ospie indartzen. Bağımsız olduğumuza göre, lütfen diplomanın farklılığını pekiştirmemize yardımcı olun. |
| dev west prem1309 Bazkide zaran ezkero, bazkidientzat bakarrik eitten dien jardueretan parte hartu ahalkozu, eta batzarreko saio ofizial guztixetarako sarbide osue eukikozu, ganera. Üyeliğiniz size üyelerimiz olarak sadece aktivitelere kabul aynı zamanda tüm resmi Toplantı oturumlarına tüm bilgileri sunacaktır. |
| dev west prem1313 Elefantien egitura anatomikoaren zailtasunen eraginez, etxeko animalixetan arazo haunditzat joten dan prozedura arrunt bat sortu zan. Fillerin anatomik yapılarındaki güçlükler evcil hayvanlar arasında hayli sorunlu ortak bir prosedür olarak kabul edilen duruma yola açar. |
| dev west prem1318 Nire intuizinuek, jakiñe, oso oinarri zihetza dau: zure parrokixari urtero eitteozun dohaintzak erakusten dauen moduen, ardura hartzen dauen persona bat zara. Sezgilerime göre, elbette çok belirgin bir temeli var-sen, semtine verdiğin yıllık koruma bağışının gösterdiği gibi değer veren bir insansın. |
| dev west prem1321 Irabazteko aukerak nabarmen ugaritu jakuz zabalik dauzen aulkixengaittik (Washington, Colorado eta Ipar Dakota), eta luzaruen demokrata izen dan Alan Dixon kanporatu dabelako. Bu açık koltuklar --Washington, Colorado ve Kuzey Dakota - uzun vadede Demokrat Alan Dixon'ın devrilmesiyle sonuçlanmış, zafer şansımızı büyük ölçüde artırmıştır. |
| dev west prem1326 ...gure gizartie hobetzie ... Toplumumuzu daha iyi hale getirin. |
| dev west prem1330 Hori oso garrantzitsue da gizakixek zaintzen dabezan elefantiek luze bizirauteko, baita basa-elefantiek be. Bu, fillerin insanların bakımında uzun süreli olarak hayatta kalmaları için olduğu kadar vahşi yaşamları için de son derece önemlidir. |
| dev west prem1332 1991ko graduazino-ekitaldixaren bidez, gogora ekarri diez Indiana Unibersidadeko ikasle garaiko oroitzapenak. aşlangıç 1991, Indiana Üniversitesi'nde öğrenci günlerinin anılarını yeniliyor. |
| dev west prem1338 Asko pentseu da Michael Apted kontratatziaz, telesailei ikutu bihozberaue emoteko. Diziyi daha fazla insani bir dokunuşa getirmek için Michael Apted'i işe almaktan çok şey yapıldı. |
| dev west prem1342 The New Yorker aldizkariko Adam Gopnik-ek esaten dau Veneziako bienalien pop artista larrei dauzela, euren lan onenak aspaldi emon ebezanak (Jim Dine, Claes Oldenburg), eta horreek jarten diez... New Yorker çalışanı Adam Gopnik, Venedik Bienalinin en iyi çalışmalarından yılların atıldığı (Jim Dine, Claes Oldenburg) ...[ile] yan yana oturan [y]aşlanan Pop sanatçıları tarafından aşırı dolduğunu söylüyor... |
| dev west prem1347 Behin etxera heldute, AEBk hornidura modu bitten mozten dauela jakin neuen. Eve dönünce, Birleşik Devletler'in arzı iki şekilde kestiğini öğrendim. |
| dev west prem1355 Lamar Alexander-ek presidente izeteko saiue itxi aben. Lamar Alexander başkanlık teklifini düşürdü. |
| dev west prem1364 Argi dau gure eztabaidak itxaron ein biher dauela anbiziño haundiko liburu hau argitaratu arte. Bu iddialı kitap yayınlanana dek tartışmayı bir kenara bırakmamız gerektiği gayet açık. |
| dev west prem1369 Azaleko istorixuen ikerlan barrixena aztertzen da, eta horretan umetxuek zelan pentsetan daben jorratzen da. Kapak konusu bebeklerin nasıl düşündüğü hakkında yapılan en yeni araştırmayı değerlendiriyor. |
| dev west prem1373 Teknika horrek funtzionetan duenien, indar haundiko istorixo bat lortzen da, haren gaixe hirugarren paragrafo ingurura arte azaltzen ez dan arren. Bu yöntem işe yaradığında, üçüncü paragrafa gelene dek konusu anlaşılmasa da güçlü bir hikayen olacak. |
| dev west prem1377 Woodward-ena da Colin Powellen psikien izen leikegun begiradarik onena. Woodward, Colin Powell'in ruhunda alma ihtimalimiz olan en iyi görünümdür. |
| dev west prem1380 Samuel Sheinbein-ek erailketa-epaie beteko dau Israelen. Samuel Sheinbein, İsrail'de bir cinayet cezasına hizmet edecek. |
| dev west prem1384 Emakume modernuei asko gustetan jake mehiek izetie, baña euren indderrak eitte fisikue be eukittie gure dabe, ez bakarrik emozionala edo mentala, modu erromantikuen. Modern kadınlar, ince olmayı severler, fakat aynı zamanda, güçlerinin, Romantik damarlarda sadece duygusal veya zihinsel değil, fiziksel görünmesini isterler. |
| dev west prem1388 Eremu grisa da hori, diño John Kirkwood-ek, Metropolitan Chicagoko ALAn dauelako. Metropolitan Chicago'nun ALA'sı olan John Kirkwood bu gri bir alan, diyor. |
| dev west prem1393 Lamar Alexander-en urteerie aittatzekue da, ilogikue be ez izen arren. Lamar Alexander'in çözümünü mantıksızlık düzeyine ulaşmasa da değersiz. |
| dev west prem1397 Ragtime musikalari buruzko herriaren jakindurixiek gorabeherak izeten jarraitzen dau. Ragtime hakkındaki ortak inanış değişmeye devam ediyor. |
| dev west prem1404 Ikasleei tiro eitteotzie, ezta? Öğrencileri Vuruyorlar, Değil mi? |
| dev west prem1409 Kale itsue. Eztabaidaren zati haundi bat abortuagaz zerikusixe daben gaixei buruzkue da. Eğime karşı Tartışmanın çoğu, hangi konuların kürtajla ilişkili olduğu üzerinde dönüyor. |
| dev west prem1412 Azaleko istorixuen eztabaidatzen da NATOren helburue zein izen biher dan, Kosovo banatzie edo protektorau lez kudeatzie Örtü hikayesi NATO'nun amacının Kosova'yı bölüştürmek veya onu bir koruyucu olarak idare etmek olması gerekip gerekmediğini tartışıyor. |
| dev west prem1418 Baña, gobernu batek dirue eskatzie ez da hertsadurie, eta ezin da inundik inora konparau Txinan pasetan danagaz. Tam tersine, hükümetin para teklif etmesi zorlama değildir - Çin'de neyin devam ettiği ile bile uzaktan karşılaştırılmaz. |
| dev west prem1421 Babesteko giltzaren bile (parkatu berba-joko txarrarengaittik). Güvenli tutmanın anahtarını arıyorum (Kötü ceza için üzgünüm.) |
| dev west prem1425 Dolar bat noiz ez da dolar bat? Bir dolar ne zaman bir dolar değildir? |
| dev west prem1430 Bolizko dorrien bizi dien libertarixuek be ez lituzkete gai horrexek alde batera itxiko. Şu anda, bunlar fildişi kulesi özgürlükçülerinin önemsemeyeceği sorunlar. |
| dev west prem1434 Linuxera aldatuko zara? Linux’a geçmeli misin? |
| dev west prem1439 Elikagaixek irradiatziek segurue, eraginkorra eta merkie emoten dau. Yani ışınlanan yiyecekler güvenli, etkili ve ucuz gözüküyor. |
| dev west prem1443 Zori ona etor daitten kantau, ardure doztienentzat. Korktuğum şeylerle yüzleşmek için iyi şansı söylemek, |
| dev west prem1457 Greenlee konderriko liburutegi publikuen (Arizona), landa-erakundeek diruagaz eta teknologiagaz izendako atsekabiek erakusten diez. Greenlee County, Ariz., halk kütüphanesi kırsal kurumların parasal ve teknolojik sıkıntılarını göstermektedir. |
| dev west prem1461 L'academie Internationale des Arts et des Sciences Numeriques alkarteko kideek trikimailu horren aldaera bizkor bat sortu dabe. L'academie Internationale des Arts et des Sciences Numeriques'te bulunanlar bu hileye yeni akıllı bir değişken getirdiler. |
| dev west prem1465 Edo kontuen izen Kongresuari ezkutuko ekintzen barri emotie Ya da, Kongre'yi gizli eylemlerle ilgili bilgilendirme konusunu dikkate alın. |
| dev west prem1474 Aukerak ez diez hain erakargarriak. Seçenekler o kadar çekici değil. |
| dev west prem1479 Ez aben Naomi Wolf-ek oker erantzun. Naomi Wolf’un Yanlış Cevabı değil |
| dev west prem1487 Nire heroie, barriro, Richard Heseltine da, Overseas Investment Trust enpresako lehendakarixe. Hil honen hasikeran dimisinue emon aben, haren nausixek bere gogoz kontra ezarritako negozixo-planaren kontra. Yine de benim kahramanım üstleri tarafından dayatılan iş planına karşı çıkarak bu ayın başlarında istifa eden, Yurtdışı Yatırım Ortaklığı başkanı Richard Heseltine. |
| dev west prem1489 Hori Apoloren arboliaren itzalien dau. Bu Apollon ağacının gölgesinde oturuyor. |
| dev west prem1492 Zientzixa-azterlanetan alde batera ixten dabez garunaren kimikiari buruzko egixe sinpliek. Bilim çalışmaları da beyin kimyası hakkındaki basit gerçekleri hiçe sayar. |
| dev west prem1502 Dolue daruen Deborah Eappen alkarrizketatu dabe Time aldizkarixen, au pair ebilen Louise Woodward-en ama. Time Louise Woodward bakıcı olayında annesi için yas tutan Deborah Eappen ile röportaj yapıyor. |
| dev west prem1505 Hondeamakina batien dabilen bihergin bat irudikatu leikegu errepide bat ebakiten dabilen bittartien, eraikitzailiek biher barri bat eitteko. Aizu, Loyd... İnsan, yeni bir site için bir yolu kepçeyle düzelten ve müteahhit tarafından takdir edilen bir buldozer operatörünü hayal edebilie. Selam, Loyd... |
| dev west prem1509 Eta bat nator 19. orrialdixen ein dozun oharragaz: Brunner-en lehenengo legie egiletzeaz. Edozein testutan, idazliek hiru bider irakurri dauen akats bat egoten da, gitxienez. Ve 19. sayfadaki sözünüze sempati duyuyorum: Brunner'ın İlk Yazarlık Yasası Belli bir metin gövdesinde, yazarının üç kez düz okumuş olduğu en az bir hata var. |
| dev west prem1515 Split Ends, a Cosmetology Shop. Dotorezia aposizionalaren adibide ona da ha, eufemismue aposiziuen eta hasiera sinple edo ezohikuen konbinetan da ta. Bölünmüş Bir Kozmetoloji Mağazası, olumlu ve düşük anahtarlı veya boşluksuz açılıştaki örtücülük ile birleşen cazip zerafetin güzel bir örneğidir. |
| dev west prem1524 Eta harrotasun-ikutuakaz, herriko jakindurixan izen peioratibuek ipini jakez egunkari horrexei, ezizenak erabilten dabezelako eskutiz pribauetan, tabernetako solasaldixetan eta laburpen ez-ofizialetan. Ve gurur notlarıyla, yerel lore içinde kibirli isimler kazanmış olan paçavralar, bu lakaplarını özel yazışmalarda, salon sohbeti ve gayri resmi özgeçmişlerde kullanırlar. |
| dev west prem1536 Oi, hara nun zu eta zure berbetaldi burutsue eta berba adeitsuek. Oh, sen ve senin esprilerin ve nükteli sözlerin. |
| dev west prem1542 Txartolie nazela esateko modu bat da, mendiko gizon bat! Bu bir kanun kaçağıyım, bir dağ adamıyım demenin bir şeklidir! |
| dev west prem1552 Izen batzuk, adeibakuek izen arren, ez diez aldatzen. Bazı isimler, sakıncalı olsalar bile, değişmezler. |
| dev west prem1556 Beste adibide bat VIP da: Vasoactive Intestinal Poly-peptide (hestietako polipeptido basoaktibue). 'Başka bir örnek VIP'den (Vasoactive Intestinal Poly-peptide) geliyor. |
| dev west prem1563 Erredundantzixaren laburdura-zikluaren lasterketan, Missouri izen da sartu dan azkenengo berbetako bat. Show-Me esatotzien estadu ha halaxe bihurtu zan 1821ien. Fazlalık Yarışında Kısaltma Döngüsüne girilen en yeni sözcüklerden biri olan The Show-Me eyaleti Missouri 1821 yılında eyalet olma durumunu kazandı. |
| dev west prem1575 "Behin eta barriro esan aben ha etxera itzultziek ""Berak ha etxera itzultzie gure ebala"" esan gure ebala. Itzuli zan edo ez, hurrengo kapitulu batien azalduko da." Onun eve uçmak istediği konusunda ısrar etti, yani 'O, onun bunu gerçekten yapıp yapmadığı bir sonraki bölümde açıklanmayacak olsa da 'O, onun eve uçmasını istiyordu'. |
| dev west prem1577 1972an, Phillip Morris, Inc. enpresiaren Miller Brewing Co. konpainixak garagardau arinaren etiketie erosi aben Meister Brau Inc. enpresaren erosketa batien. 1972'de Phillip Morris, Inc.'in Miller Brewing Co. şirketi, Meister Brau Inc. şirketinin satınalmasında Lite bira etiketini satın aldı. |
| dev west prem1582 Kaplan jaunaren belaunaldixe hil ein da neurri haundixen, eta haren ondorenguek amerikartu diez. Bay Kaplan'ın sülalesinin çoğu vefat etmiş ve soyu da Amerikalılaştırılmıştır. |
| dev west prem1586 196) Adibidez, jatorrizko lingua frankue (italiarra, frankue) hizkuntza hibridue zala ikasi dou. 196), örneğin, asıl lingua franca'nın (İtalyanca, Frenk dilinin) melez bir dil olduğunu öğreniyoruz. |
| dev west prem1589 Dirulaguntzei probetxu atarateko artie eskien ibilteko modu bat da, baña horretan dabizenak ederto asko janzten diez. yardım toplama, katılımcıların çok iyi giyimli olduğu bir dilenme şeklidir. |
| dev west prem1592 Igoera matematikoko gida-argibide kodetuen masan, ordenagailuen, marratxo bat ez da agertzen, gure barik. Bilgisayarın kodlanmış matematiksel tırmanma yönergelerinin kütlesinden bir tirenin istem dışı bir ihmali. |
| dev west prem1599 Alice kontra agertu jakon: Baña hori bestelako sendotasun-mota bat da. Orduan, berak erantzun aben: Nigaz sendotasun-mota guztixek bat etozan, zin eitteotzut! Alice itiraz ettiğinde, Ama bu farklı bir dayanıklılık, diye cevap verdi, Her türlü hastaydı, ben sizi temin ederim! |
| dev west prem1606 Skeatek, kasu horretan, eztau ohartarazpen hau kontuen hartuko, eta etorkizunien delitue errepikauko dau. Bu durumda Skeat bu notu görmezden gelmez ve gelecekte de suçu tekrarlamaz. |
| dev west prem1610 Esate baterako, antolatzailiek laudoriozko ohar batzuk prestau ebezan sarrerarako, eskuz idatzitte. Mesela, bir program başkanının hazırladığı uzun laflar hakkında bir kaç övgü dolu tanıtım yazısı. |
| dev west prem1614 Bigarren mailako sifilixak sortutako Venus mendiko legenaren orbañak. Scars of Venus İkincil bir sifilizin ürettiği bir kızarıklık |
| dev west prem1618 Mailauei kalte arin esateotzie, eta mailau haundixei -hots, 500 dolarretik gorako konponketie biher dabenei-, barriro, kalte larri. Böylece, eziklere nudgies denir ve majör ezikler - onarım için 500 $ 'dan fazlasına ihtiyaç duyanlar--borçludurlar. |
| dev west prem1620 Lexikoaz gain, gramatikie -batez be sintaxixie- aldatu ein da zertxobait, baña ez irakurle moderno estandarrarentzat ulertezina izeteko beste. Sözlüğün yanı sıra, ortalama modern okuyucu için yine de çok anlaşılamaz nitelikte olmasa da dil bilgisi, özellikle de söz dizimi kuralları da bir nebze değişti. |
| dev west prem1627 Hackerrek edo “droupie” dalakuek ziurrenez errez itzuliko dabe hizkera eta jargoi informatikue ingeles arruntau batera. Korsanlar veya sadece bilgisayar kullanım kabiliyetine hayranlık duyulan kişiler muhtemelen bilgisayar jargonu ve daha geleneksek İngilizce'ye giren argo hakkında az önce yazdıklarımı çevirme konusunda hiçbir sorun yaşamaz. |
| dev west prem1632 Egixe esan, alkarrizketakurutzauek hiru ironien antzekuek izen leikez batzuetan, asmoaren, entzuleriaren eta efektuaren arabera. Gerçek şu ki, tartışma, niyet, seyirci ve etkiye bağlı olarak zaman zaman üç ironiye de benzeyebilir. |
| dev west prem1633 Bagenekixen zihetz-mihetz zer esan gure aben. 'Tam olarak ne anlama geldiğini biliyorduk. |
| dev west prem1642 Ez jakoz bape ardure frantses subjuntiboaren konplexutasunek, eta saiatu be ez da eitten. Gallic subjektifinin anlaşılmazlıkları onu hiç endişelendirmez ve en iyi sebepten denemek zahmetine bile girmez. |
| dev west prem1648 Asko maitteot agerkarixen ale zaharrak irakurtzie, ze modu horretan 400 orrialdeko liburu bi irakurtzeko aukerie emoteotzu urtero. Periyodik yayınlar gibi geçmiş tarihli yayınları okumaktan büyük keyif alırım, her biri 400 tek sayfalı iki hacimden oluştuğunu düşünürseniz biraz zorlu bir durum. |
| dev west prem1650 Suediako Eleizie eta Suediar Eleizie ez diez gauza bera. Bu İsveç kilisesi o İsveç kilisesinden epey farklı. |
| dev west prem1658 Horrek eztau esan gure Mendebaldeko tradizinuek adeitasunaren ganeko monopolixue dauenik. Bu, Batı geleneğinin İncelikde bir monopol olduğunu söylemek için değildir. |
| dev west prem1661 Deitzailiek diño: “Eskerrik asko nire deiari erantzutiarren” Arayan, Çağrımı kabul ettiğiniz için teşekkürler, diyor. |
| dev west prem1664 Eta lasai egon, Dalrymple andereñue, berbaldixen gidoien argitalpenak berreditetan duazenien, ingelesaren ohiko erabilera akademikora itzultzen naz beti. Ve rahat yayın, Bayan Dalrymple, baskı yayınları için konuşma senaryolarını yeniden hazırladığımda, her zaman eski, akademik olarak saf İngilizce kullanımına geri dönüyorum. |
| dev west prem1669 Davidsonek ez leuke “scone” berbie ahoskatu biher “bone” berbiagaz errimaute, ze Victoria, bera bizi dan lekua, oso-oso ingelesa da. Davidson ''scone'' kelimesinin telaffuzunu ''bone'' ile kafiyeli olacak şekilde kullanmamalı--- bu hiçbir şekilde yaşadığı yerde, Victoria'da veddy İngilizcesi konuşulduğu için değil. |
| dev central prem6 Ez nao seguru zeatik. Neden olduğunu gerçekten bilmiyorum. |
| dev central prem11 Diru fluxuan proiekzio batzuk daude mahai gainian, eta, Cutty dalako batentzat da, hori da bezeruan izena. Masamda bazı nakit akışı projeksiyonları var ve bu da Cutty için, müşterinin adı. |
| dev central prem15 Bost seme-alaba besteik etzituzten, eta hoietako bat hil in zan. Demek istediğim, sadece beş çocuğu vardı, biri öldü. |
| dev central prem18 Aireontziya sutan eonik ere, erre ingo litzake, eta urtu in berko litzake, berunezko piezan barrena, erradiaziyua ateatzeko. Bir uçak alev alsa bile, ki neden yansın, radyasyonun sızması için kurşundan yapılan kısımların erimesi gerekir. |
| dev central prem22 Esan nahi det etzeola lehergailuakin sartzeko arriskuik, ez baitzan lehertuko lurzorua oso gogor jota re. Bomba ile içeri girme tehlikesi olmadığını söylemek istiyorum çünkü yere ne kadar sert vurursa vursun, patlamayacaktı. |
| dev central prem24 Hala re, animaliyak solte gelditzen zian, ahuntzak batez ere. Ama yine de, hayvanlar her zaman, özellikle keçiler kaçıp kaybolurlardı |
| dev central prem25 Atiak itxita zeuden sartu ginanian. İçeri girdiğimizde kapılar kilitliydi. |
| dev central prem30 Beraz, pentsatu nun, ene Jainkua, eta Ramona han zeon zutik. Öyle ki, Aman Tanrım ve Ramona orada duruyordu. |
| dev central prem32 Eztakit Augustan gelditu ote zan horren ondoren. Bundan sonra Augusta'da kalır mıyım, bilmiyorum. |
| dev central prem34 Esan zuen: leku bat ordaintzen ai gea, han eon zaitezen. Kalacağın yerin ödemesini yapıyoruz, dediler. |
| dev central prem40 Amonak bere txikitako istoriyo asko kontatze zizkian, eta, bereziki, familiyaz hitzeiten zun, eta garai hayek nolakuak zian. Büyükannem bana kendi çocukluğu hakkında bir sürü farklı hikaye anlatırdı, ve özellikle ailesi ve o zamanlar hakkında konuşurdu. |
| dev central prem46 Ez, zintzua izateko, inoiz enun irakurri irakurri ber nun liburuik. Aa, hayır, dürüst olmak gerekirse, hiç bir zaman okumam gereken kitapları okumam. |
| dev central prem48 Umore aldaketa izugarriya izan zan. İnanılmaz bir ruh hali. |
| dev central prem50 Hainbat altitude ganberatatik pasa ber due, hainbat aldiz, U2ak pilotatzen hasi aurretik edo presio jantziekin hegan in aurretik. U2'lerle veya basınçlı giysilerle uçmaya başlamadan önce bile birtakım basınçlı kabinlerden, sürüşlerden geçmeleri gerekiyor. |
| dev central prem53 Zerbait itia ba al dakat? Yapabileceğim bir şey olsaydı. |
| dev central prem58 Baina pentsau nun, ahaztu, gosia dakaten bitartian hamaiketakua jangoet. Ama ben, unut gitsin, öğle yemeği yiyeceğim, açım havasındaydım. |
| dev central prem64 Istoriyo asko daude hiri biluziyan. Çıplak şehirde pek çok hikaye var. |
| dev central prem67 Kuba gainetik pasa zan aireko base batetik, eta, jakina, Rudolph Anderson eraitsi in zuen. Küba'nın üzerinden geçen, bir hava üssünden geliyordu ve Rudolph Anderson tabii ki vuruldu. |
| dev central prem69 Egun hoyetan beltza izatia etzitzaien gustatzen, besteik gabe, eta seguruenik 30eko hamarkadan hasieran in zuen. Sadece o günlerde siyah olmanın nasıl bir şey olduğunu sevmediler, ve bilirsin, bilirsin, muhtemelen 1930'ların başlarında bunu yaptıla |
| dev central prem71 Eta ezin zian Augusta inguruan gelditu, jendiak bazekilako zerbait iten sayau ziala, benetan tabua, txuri plantak iten sayau ziala. Ve onlar Augusta bölgesinde kalamazlardı çünkü insanlar gerçekten tabu olan bir şey yapmayı denediklerini ve beyaz için geçmeye çalıştıklarını biliyorlardı. |
| dev central prem74 Hala re, berrize Ramonakin hitzein nula ustet. Her neyse, sanırım Ramona'yla bir kez daha konuştum. |
| dev central prem76 Esan zun: Eztezu bizitza ulertzen nik bezela. Ah ve dedi ki Bebeğim hayatı benim anladığım şekilde anlamıyorsun. |
| dev central prem78 Eman minutu bat moztu nahi badezue, eta jungo naiz. Kesmek istersen bana bir dakika ver, ben giderim. |
| dev central prem84 Badakit ze urrutira iritsi naizen. Ne kadar uzağa gittiğimi biliyor gibiyim. |
| dev central prem91 Dana idazten sayau nitzan. Her şeyi bozmaya çalıştım. |
| dev central prem93 Beraz, benetan interesgarriya izan zan. Yani gerçekten çok ilginçti. |
| dev central prem97 Nik pentsatze nun berta sartuko zala, ta pentsau nun husteko nerekin, iteko errieta, ez nulako bukatu. Ve burada onun oraya geleceğini düşünüyorum ve bilirsin, bilirsin, sadece benimle çıkar, bilirsin, bana bunu nasıl yapamayacağımı söyleme. |
| dev central prem99 Ta gauez ezin nun loik in. Ve, yani ama yani bence ben geceleri uyuyamazdım. |
| dev central prem105 St. Louisetik kanpo bizi zan, Jefferson City ta St. Louis, MOren artian. Yaşıyordum, St. Louis'in tam dışında, Jefferson City ile St. Louis, MO arasında. |
| dev central prem107 Eztit inporta nola iten duen. Nasıl yaptığını umursamıyorum. |
| dev central prem113 Han bizi zan ahizpangana jun nitzan. Senarra lanian ai zan ta Inteligentziakin lan ite zun, ta ni haren etxea jun nitzan. Orada yaşayan kız kardeşime gittim. Kocası askerdi ve İstihbarat ile çalıştı ve evlerine gittim. |
| dev central prem120 Berehala hasi nitzan, zea, tokiyan zeuden beste bi motetako hortan trebatzen. Hemen başladım, buradaki diğer iki adamdan eğitim aldım. |
| dev central prem124 Hara jungo ginake. Oraya girerdik. |
| dev central prem129 Baina, zea, herri txiki batian bizi zan Augustako kanpoaldian, Evans izenekuan, eta Evans existitzea oaindik, ta hor daude oaindik nere senide asko. Ancak, Augusta'nın dışında Evans adlı bir küçük bir kasabada yaşadılar ve Evans hala var, ve birçok akrabam hala orada. |
| dev central prem136 Hala re, O2-erreguladoria asmatzia okurritzen zaie. Her neyse, yüksek O2 regülatörünün bu icadıyla karşılaştılar. |
| dev central prem145 Erraxaua da, beak eman ziana bezain zehatza ta konplexua, ta bigarrena dana sinplia. Bu daha basitleştirilmiş, bana verdiği gibi detaylı ve karmaşık ve ikincisi basit. |
| dev central prem147 1962yan bukaeran, Washington, D.C.ra juteko agindua izan nun. 1962'nin sonlarında, Washington'a gitmek için emir aldım. |
| dev central prem152 Beira, arazuak dazkazu. Bu sadece, bilirsin, başın belada. |
| dev central prem153 Hasieran, ama etzan bere gustukuenetako bat, eta, hortaz, sorotan lan itea biali zuen, ta beste ume batzuk, berriz, etzuen sorotan lan iten. Ben, annem onun gözdelerinden biri olamamıştık, ah, bu yüzden diğer çocuklar tarlalarda çalışmazken annem tarlalarda çalışmaya başlamıştı. |
| dev central prem157 Petaluak goian biltzen ai da, ta nik enekiyen ze ondoriyo zekarren. biliyorsun ve o oraya petal dolduruyor ve gerçekten hiçbir sonucunu bilmiyordum. |
| dev central prem164 Emate zun nagusiyak nortasun zatitua zekala. Patron, adam sanki bölünmüş karakterli gibiydi, |
| dev central prem171 Ene, kableatuan arazo arraro bat dakazu. oh oğlum orada garip bir kablolama problemin var |
| dev central prem175 B, bueno, Fresno da hau Evet, evet, bu Fresno uh-huh |
| dev central prem185 Bai, kristona zan evet harikaydı onu biliyorsun |
| dev central prem191 Ze adineko seme-alabak dazkazula esan zenun yani sen kaç yaşında çocukların olduğunu söyledin |
| dev central prem199 Hori da mendiyan bizitzian onena, eztezu holako ezertaz kezkau berrik. Ülkede daha çok yaşamanın güzel yanı, bunun hakkında endişelenmenize gerek yok |
| dev central prem201 eta oain ahizpa bat dakat Alemaniyan ve şimdi Almanya'da bir kız kardeşim var |
| dev central prem208 ez, campusetik kanpo bizi naiz um ben kampüs dışında yaşıyorum |
| dev central prem211 Wills Pointekua zan, eztakit ezautzen dezun o hımm Wills Point'tendi sana tanıdık geldi mi bilmiyorum |
| dev central prem224 Ene! Ez zion arau batei e jarraitu, eta bazirudin ez ziola bate axola |
| dev central prem226 Washingtonen eta garaitu gabeko Buffalo New Orleansen eta Chicagon artian dao kontua |
| dev central prem232 egiya esan, eztakit, uaindik ez baitet hainbeste traje jantzi ber izan. Dürüst olmak gerekirse, bilmiyorum çünkü bu kadar çok elbise, kıyafet giymem gerekmedi, biliyorsun açık olmak gerekirse |
| dev central prem238 eztet goatzen baietz zirudinik, baina agian ez şey hatırlamadım gibi görünüyordu ama sanırım sandığım gibi değildi |
| dev central prem246 Uain dala hilabete batzuk, sei epaimahaikide zituztela, pentsau nun bazekila hamabi gizonek epaitzen zutela. Birkaç ay önce altı üyeden oluşan jüri olduklarını sanıyordum, onların her zaman on iki erkeğin denendiğini ve doğru olduğunu bildiğini sanıyordum |
| dev central prem255 seuruenik gehio da, estalduraz gozatzen detelako, egunkaria irakurtzeko astiik ez dakatelako muhtemelen daha fazla çünkü haber yorumu okumayı daha çok seviyorum çünkü gazete okuyacak zamanım yok |
| dev central prem257 aitu detenakiko satisfaziyua duyduklarımdan kaynaklanan tatmin |
| dev central prem261 beraz, arazo bat da ze irizpide mota bilatzen dian erosketetan zabiltzanian ani bu bir sorun, alışveriş yaparken ne tür kriterler arıyorsun? |
| dev central prem268 O, izena ahaztu zait, baina Parlamentuko Bakia da Tanrım isminin adı sadece isim aklımdan çıktı ama bu parlamentonun huzurudur |
| dev central prem271 jendetza biltzea azkar-azkar betetzen bada, eta ikusliak dotoreauak dia, yuppieak edo evet çok hızlı bir şekilde kalabalıklaşırlar kalabalık bir yuppie kalabalığından biraz daha fazla zariftir |
| dev central prem276 Sinistezina da pixka batetik lortu leikena ah inanılmaz, inanılmaz, ufacık şeyden alabildiğin |
| dev central prem280 seuraski hogei bider sei eo halako zerbait zian, eta sinistezina da zenbat landare landatu ahal dian han. bilirsin muhtemelen yirmiydi, yirmi altı gibi bir şeydi tam bilmiyorum ve orada kaç tane bitki yetiştirebileceğini bilmen inanılmaz |
| dev central prem283 "eztakit, baina uaindik mendiyan pentsau nun, eta hori esan zunian pentsau nun ""ze?""" yine de bilmiyorum ama hala neye benzediğimi söylediğinde ülkede olduğu gibi düşünüyorum |
| dev central prem289 eta uste det haien pareko eongo geala soldatan eta aitortzan, epe luzian. ve şey, sanırım maaş ve uzun vadede itibar konusunda onlarla aynı seviyede olacağız |
| dev central prem293 askotan, diesel autobusak ikuste'txozu, karbono partikulak, karbono dioxidua ta ur-lurruna sortze'ue. Doğru bir şekilde, otobüsü gördüğünüzde çoğu zaman, dizel motorlu otobüsleri biliyorsunuz, bunlar karbon parçacıkları ve karbon dioksit ve su buharıdır. |
| dev central prem296 ta ezautza hori ta harekin dijuana emanda, gozatze'ula emate'u ve bu bilgi ve onunla birlikte verilir ve o eğlenmiş gibi görünüyor |
| dev central prem302 usten det bakarra bihar dezun guztiya dala Bence sadece biri ihtiyacınız olan tek şey |
| dev central prem309 ta plastikozko instalaziyo erraldoiya da, % 75eko merkatu kuota dakela usten det, o antzeko zoze ve, yani, orası dev bir plastik fabrikası, sanırım yüzde yetmiş beş civarı bir pazar payına sahipler |
| dev central prem316 bueno, eztakat seme-alabaikan |
| dev central prem324 horrelako asko dao, Texas Instrumentsek ite'txunak ta langilliek beaiek ite'txuela're eztakiyenak Her şeye rağmen, Texas Instruments'ın, çalışanların bile, çoğu parça için yaptıklarını bilmediğini belirten bir çok şey var. |
| dev central prem328 eztezu sentitzen erabaki horrekin eroso zabenikan sizin için rahat bir karar olduğunu sanki hissetmiyorsunuz çünkü |
| dev central prem330 Zientzia informatikua ta zientzia kognitibua ya aslında bilgisayar bilimi ve bilişsel bilim öyle yani |
| dev central prem337 Daniel Yamins matematikari gazte bikaiña da. Daniel Yamins keskin zekalı, genç bir matematikçidir. |
| dev central prem345 Gehiyo goraipau biharko nun? Onu daha çok övmeli miyim? |
| dev central prem349 Errejimen kaotikuan, itxaso berde distiratsua iragazi ite'a. Kaotik düzende, parıldayan yeşil deniz süzülmektedir. |
| dev central prem351 Gainontzeko dimentsiyuak Planck-en luzera-eskalan kixkurtuta imajinatze'txeu, Calabi-Yau espaziyuak o, orokorrian, modulu trinkotu izenekuetan. Kalan boyutlar, Calabi-Yau uzayları veya daha genel olarak kompaktlaştırılmış modüller olarak adlandırılan Planck uzunluk ölçeğinde kıvrılmış olarak düşünülebilir. |
| dev central prem355 Azterketa bakoitzak kalifikaziyo-eskala bat zekan, azterketa in tzuenek Chicano-kulturan ezagutza-mailla zehaztu ahal izateko. Sınava girenlerin Meksikalı Amerika kültürüne dair bilgi seviyesini belirleyebilmesi için her sınavda bir değerlendirme ölçeği vardı. |
| dev central prem361 Sonja umia alaban kasketak imitatzen hasi zan. Sonja, kızının öfke nöbetlerini taklit etmeye başladı. |
| dev central prem368 Bestalde, partikulak ta hiru indar ez-grabitazionalak uaindikan eztia txertatu spin sarian irudi batian. Öte yandan, parçacıklar ve üç yerçekimsiz kuvvet henüz bir eğirme ağ resmine dahil edilmemiştir. |
| dev central prem372 Ikertzaillien galderei erantzunez, askotan esate'ue lenengo hilabetietatikan beaien buruaz nahikuak izateko trebatu bihar diala umiak. Araştırmacıların sorgularına yanıt olarak, bebeklerin ilk birkaç aydan itibaren kendilerine bağımlı olmaları için eğitilmeleri gerektiğini söylüyorlar. |
| dev central prem379 Askotan, fontanela hondoratzia sendatzia dakan pertsona bakarra petrikillua da. Genellikle caada de mollera hastalığını tedavi edebilen tek kişi curandera'dır. |
| dev central prem382 Konstituziyo Sekretua Estatu Batuetako politikan indarra hartzen ai zanez, seriyo hartu zan Hamabosgarren Zuzenketan promesa're. Gizli Anayasa Amerika siyasetindeki ağırlığını yeniden ortaya koyacağından Onbeşinci Düzenlemesinin vaadini ciddiye alacağız. |
| dev central prem387 Sonja umia aieneka ai zan Meredithen ohiko mouan lurrian ostikoka in bitartian. Küçük Sonya Meredith’in her zamanki modasıyla çırpınıp dururken feryat ediyordu. |
| dev central prem392 Adobezko adreilluak buztiñez ta hondarrez indako nahasketa batekin inda dabe; batzutan, lokatz-lastua deitze'zaio, ta pixkanaka lehortze'ya eguzkiyan berotan. Kerpiç tuğlaları kil ve kumun bir karışımından yapılır, buna bazen sadece çamur-saman denir, ve Güneş'in ısısıyla yavaş yavaş kururlar. |
| dev central prem397 Suzko armak ta bestelako armak kategoria honetan sartze'ya. Silahlar ve diğer silah türleri bu kategoriye girer. |
| dev central prem403 Azkenian, emakumia ta Juan Osito, semia, gai dia hartzetikan ihes in ta jauregiyan aittakin bizitzea juteko. Sonunda o ve oğlu Juan Osito, ayıdan kaçabilir ve babasıyla birlikte sarayda yaşayabilir. |
| dev central prem405 Etsiyak hartuta ikuspegi frogatuo ta egitazkuo baten billa gurasuen o aiton-amonen apaleta jotze'uen gurasuek zalantza bera izango'ue. Ellerini çaresizliğe boğan ve kendi ebeveynlerinin ya da büyükanne-babalarının raflarında daha denenmiş ve doğru bir vizyon arayışında olan ebeveynler aynı tezahüratta kendileriyle birleşmişlerdir. |
| dev central prem411 Pentsatzen badeu 1787ko, 1791ko o 1868ko mundu-ikuskerak baldintzatzen gaitula, erabaki bihar genuke ze sentimenduk inporta'uen. 1787, 1791 ya da 1868'de hüküm süren dünyaya kesin bir şekilde bağlı olduğumuzu düşünürsek, o zaman kimin duygularının önemli olduğuna karar vermeliyiz. |
| dev central prem419 Etzan posiziyo bikultural o binazional bat, baizik ta kulturen arteko posiziyo bat, espaziyuan kokatze bat. İki kültürlü ya da iki uluslu bir konum değildir, ancak uzay pozisyonunda asılı olan kültürler arasında bir konumdur. |
| dev central prem421 C.P. Snowk bi kulturei buruz idatzi zun, zientziyaz ta humanitatiez, iñoiz alkarrekin nahastu gabe. C. P. Snow, iki kültürü, bilimi ve insanlığı yazdı, asla karıştırmamak için. |
| dev central prem425 Patu komunan zentzua ezta iñun adierazten «Kol Jehudim eruvim ze bze» [Judu guztiyek alkar zaitze'ue] lanian baño hobeto. Ortak kader hissi, Yahudi Kol Jehudim eruvim ze bze'den daha iyi ifade edilemez. [Tüm Yahudiler birbirlerinden sorumludur]. |
| dev central prem431 Hego-mendebaldea ta Mejikoa jundako lenengo bidaiari estatubatuarren argitalpenek espaiñiar-mejikarren berri emate'ue, ez bakarrikan izugarrikeyaz, baizik ta pasiyo haundiz. Güneydoğu ve Meksika'ya ilk Amerikalı seyyahların yayınları İspanyol Meksikalıları sadece aşırı anlamda değil aynı zamanda aşırı tutkuyla betimliyor. |
| dev central prem437 Godzilla lenengo espezieetako ekobizilagunekin alkartzian hobeto egokitzen bada espezie hoiek baño, espezie hoiek haren nitxuan desagertu ta Godzillak hartuko'u haien tokiya. Eğer Godzilla 'ilk türlere' econeighbors'a o türden daha çok eşleştiğinde, o türden bir bitki ise, o tür kendi nişinde soyu tükenir ve yerine Godzilla 'geçer. |
| dev central prem442 Errejimen kaotikua ziharo desberdiña da errejimen antolatuan aldian. Kaotik rejim, düzenlenmiş rejimle büsbütün çelişir. |
| dev central prem446 Hala, sareko objetuen aniztasuna haunditu ahala, produktu ta zerbitzu berriyetarako etorkizuneko nitxuen aniztasuna uaindikan bizkorro haunditzen da! Böylece, ağdaki nesnelerin çeşitliliği arttıkça, yeni mal ve hizmetlere yönelik olası nişlerin çeşitliliği çok daha hızlı bir şekilde artar! |
| dev central prem454 Bere gaillueta eramanezkeo, reakziyo hori exergonikua da, ta, trimero gehiyegi eonezkeo hexamero ta trimeruen arteko oreka-erlaziyuakin konparauta, hexamerua sintetizatuz ekzergonikoki lerratuko'a orekarantz. Kendi cihazlarına bırakıldığında bu reaksiyon egzergoniktir ve heksamer - trimer denge oranına karşı fazlalık trimer varlığında, bu reaksiyon heksameri sentezlyerek dengeye doğru egzergonik olarak akacaktır. |
| dev central prem467 Izan'e, Bios Group ai da haiek asmatzen ta iten. Gerçekten de, Bios Grubu bunları icat etmek ve yapmakla uğraşmaktadır. |
| dev central prem471 Deklaraziyuan esate'anez, zorionan billaketa naturalistak jabetzan legezko definiziyuan funtsai bide emate'yo. Deklarasyon'da kutlanan doğal mutluluk arayışı kanundaki mülk tanımının muhteşem oluşumuna yol açıyor. |
| dev central prem475 Izan'e, teknoloji-grafikuen ezaugarri interesgarriyetako bat da prozesua ta produktuan diseiñua aldi berian kontuan hartzeko esparru kontzeptual egokiya osatze'uela. Yine de, teknoloji grafiklerinin ilginç özelliklerinden biri süreç ve ürün tasarımını aynı anda düşünmek için düzgün konseptli çerçeve teşkil etmeleriydi. |
| dev central prem484 Hain zuzen, hedapen hori da kaltien elur-jausi more bat hedatzeko lenengo pausua. Gerçekten de, bu yayılma mor bir çığ hasarı yaymanın ilk adımıdır. |
| dev central prem492 Demagun hamiltondar bat, hala nola spin-beira hamiltondar bat, kontuan izanda spin-beira bat material magnetiko desordenatu bat dala. Böyle bir Hamilton'a bağış yapın, spin camın düzensiz bir manyetik materyal olduğu bir spin camı Hamiltonu söyleyin. |
| dev central prem497 Zuzenketak uaindikan'e errespetatze'u hauteskunde-prozesuak estatuen ta baita're bulego nazionalen kontrolpian eotia. Tadilin üslubu, ulusal ofis için bile eyaletlerin seçim süreci kontrolüne hürmetkar olmaya devam ediyor. |
| dev central prem504 Baña ezin det ahaztu zea, Barbadosen zure osaban etxian esklabu bat baño hobia ez nitzanian, nolabaiteko adeitasunez tratau ziazula. Ama amcanın Barbados'taki evinde bir köleden daha iyi durumda olmadığım zaman, beni belli bir iyilikle kullandığını unutamam. |
| dev central prem508 Zor nizun, o zor nizula pentsau nun, esan'tzun. Sana borçlandım ya da borçlandığımı düşündüm |
| dev central prem512 Noski, ordun, kontauko'izut. Tabii ki, o zaman ,size söyleyeceğim. |
| dev central prem516 Zure arrazoiak, dudaikan gabe, duiñak zian... Esker ona adierazi zeniyon espaiñiarrengandikan askau zintulako. Saiklerin şüphesiz dikkate değerdi... seni İspanyollardan kurtarması için ona karşı minnettarlığın. |
| dev central prem520 Oglek indarrez atea zun, birau bat botata. Ogle yemin ederek özgür bıraktı. |
| dev central prem525 Pentsatze'et hori ohikua dala zure kidekuen artian. Sanırım bu senin tarzından sonra. |
| dev central prem536 Une hartan, tarte bat zabaldu zan gizonen illaretan, ta tarte hortan zihar etorri zan Bishop andereñua, haren emakume afrikar-zortzirena atzetikan zula. O sırada erkeklerin saflarında bir şerit açıldı ve bundan sonra Bayan Piskopos, ardından onun sekizde bir zenci kanını taşıyan kadın geldi. |
| dev central prem540 Esan diatenez, gizon honei eman'yozu Erregian mandatua. Haren tonuak traiziyo in tziyon bere gorrotuan samintasunai. Kralın bu adamı görevlendirdiğini söyledin. Onun ses tonu hastasının acısına ihanet etti. |
| dev central prem545 Etziyon ezerregatikan uko ingo beria zala uste'zun odolai, ez ilobagatikan, ez alabagatikan, ezta amagatikan'e. Kendisine borçlu olunduğunu düşündüğü kandan yeğeni için, kızı için ya da kendi annesi için vazgeçmeyecekti. |
| dev central prem549 Jaun dohakabe bat ziñan orduan'e. O zaman sadece şansız bir beyefendiydin. |
| dev central prem552 Bitartian, Ogle pazientziya galtzen ai zan, geo ta gehiyo. O sırada Ogle sabırsızlanıyordu. |
| dev central prem556 Arrixkua ikusi bihar tzenun. Tehlikeyi görmeliydin. |
| dev central prem563 Bai!, esan tzuen orruka beheko bukanero guztiyek batea, ta haietako batek o bik esplikau zuen baieztapena. Aye! aşağıdaki korsanlar koroda kükredi ve bir kaç tanesi bu olumlamayı vurguladı |
| dev central prem566 Kapitaiña, esan tzun, ta, hitzeiten ai zala, atzetikan segika zezkaen ontziyak seiñalau zitun, Bishop koronela alde dakau. Yüzbaşı, dedi ve konuşurken, takip eden gemilere işaret etti, Albay Bishop bizi tutuyor. |
| dev central prem570 Baña, parre itia bazekan'e, Pittek bezain ondo zekin goiz hartan kostalderantz junda haren eskutan lagako zula bere bizitza. Ama gülün ama o Pitt'i de tanıyor olabilir o sabah karaya giderken hayatını ellerinde taşıdı. |
| dev central prem575 Ez ahaztu hori. Jeremyk eskuak tenkau zitun. Bunu unutma. Jeremy ellerini sıktı. |
| dev central prem584 Aurrian zekan pistoletako baten kulatan gañian itxi zan haren eskua. Eli, önünde kayışı atan tüfeklerden birinin dipçiğini kavradı. |
| dev central prem589 Bishopen illoben kargamentu bat genekan, baña harek etziyon eskua eman. Piskoposun yeğenlerinin kargosu bizde olmasına rağmen elini tumasını istemezdi. |
| dev central prem592 Nola?, galdeu ziyon bapatian interes haundiyakin. Nasıl? Kız ona aniden ve şaşırtıcı bir ilgiyle onu sordu. |
| dev central prem596 Ikuste'et, jauna, uaindikan eztezula egoera ulertzen. Anladım efendim, henüz koşulları tam olarak anlayamıyorsunuz. |
| dev central prem607 Jakiñarazi die bart gabian fragata bat portutikan atea zala zure kide Wolverstonekin ta zure esaneta lanian ai zian ehun da berrogeita hamar gizonetatikan ehunekin. Dün bir firkateynin ortağınız Wolverstone ve sizin altınızda hizmet veren yüz elli kişiden yüz adamla limandan ayrıldığı konusunda bilgilendirildim. |
| dev central prem610 Levasseur? Irriparretxua in tzun. Levasseur? O biraz gülümsedi. |
| dev central prem615 Baña batzuek eskarmentu haundiyo izan biharko bazuen'e, batzuk Barbadosen gurekin eon tzialako ta nik ta zuk bezelaxe ezautze'uelako Bishop koronela. Her ne kadar bazıları daha iyi biliyor olsa da, Barbados'ta bizden birkaçı hala var, ve Albay Bishop'la ben ve sen gibi tanışıyorlar. |
| dev central prem619 Ta milla pare batea alde hortatik, haien atzetik, hiru ontzi txuri haundi zetozen ziztuan. Bu tarafından birkaç mil boyunca onları takip edip, üç harika gemiyle hızlandı. |
| dev central prem621 Maixu gaztian begi grixak beira zezkan. Genç üstat gri gözleriyle bakındı. |
| dev central prem627 Irriparre fin ta garratz bat agertu zitzaion ofizilai ezpain harruetan. Memurun kibirli dudaklarında ince ve ekşi bir gülümseme kırıldı. |
| dev central prem630 Amenazuek eztue baliyoko, kapitaiña. Tehditler hizmet etmeyecek, Kaptan. |
| dev central prem635 Alegiya, Julian Wade jaunan etorreran berri eman tzaiola. Şöyle ki: Lord Julian Wade'in geleceği hakkında bilgilendirildi. |
| dev central prem643 Neretzako aginduan billa bueltau bihar det Bishop koronelana. Emirlerim için Albay Piskoposuna dönmeliyim, o onları bilgilendirdi. |
| dev central prem647 Neure buruari galdetze'yot, esan tzian, zeuk in ote dezun bihurrikeya. ''Şimdi, şeytanlık işinden mi kaynaklanıyor merak ediyorum'' dedi. |
| dev central prem651 Eskerronekua da, lerdua izateaiñokua. O aptal denecek kadar cesur. |
| dev central prem654 Ta ahal badu? Moztu zun Bloodek, hotz. Ya yapabilirse? Blood dikkatsizce kesintiye uğradı. |
| dev central prem661 Odol-edalia da. Bir kan içicisi, öyle. |
| dev central prem666 Txabola juteko kalexkako ataiyan, Bishop andereñua topau zun. Kabine giden yolun tam da kapı aralığında, Miss Bishop ile karşılaştı. |
| dev central prem674 Ipar-mendebaldeko kostaldeko badia haundiyena portu ona da, baña leinena da bai ura ta bai hondartza zikiñak eotia. Kuzeybatı sahilindeki en büyük körfez iyi bir liman oluşturuyor, ancak hem su hem de plaj kirli olabiliyor. |
| dev central prem676 Umiek asko gozauko'ue Cite de la Mer-en (37 Rue de l'Asile Thomas), hango erakusketekin: ontzigintzan historiya, arrantza-industriya, ta mariek ta korrontiek kostai forma nola emate'yoten ulertuko'ue. Çocuklar, kayık yapımı geçmişi, balıkçılık sektörü ve gelgitlerin ve dalgaların kıyı şeridini nasıl şekillendirdiği hakkındaki sergileri olan Cite de la Mer (37 Rue de l'Asile Thomas) gezisinden keyif alacak. |
| dev central prem680 27 mendi-ibillaldi onenak dia Glasgowko lakuetatikan John Deer lakura jutekua ta Beulach Baneko ur-jauziyen ta French mendiyan ingurukua. 27 yürüyüş patikaları arasında en iyileri, John Deer Gölü'ne giden Glasgow Gölleri patikası ve Beulach Ban Şelaleleri ve Fransız Dağı çevresindeki patikalardır. |
| dev central prem684 Anglo komunitatiakin errezo nahastuta, eskola protestantiek bakarrikan onartze zituen, Ekialdeko Europako juduak Westmount eskola aberatsian graduau zian, o Torontoa emigrau zuen berriz'e. Anglo topluluğuna daha kolay asimile olanlar sadece Protestan okullarıydı, onlar çocuklarını kabul etti Doğu Avrupa Yahudileri mezun olmuştu varlıklı Westmount'a veya tekrar Toronto'ya göç etmişti. |
| dev central prem693 Sofias, Megaro Mousikis metro-geltokiyan onduan. Megaro Mousikis Metro istasyonunun yanında bulunan Sofias. |
| dev central prem697 Dora Stratou Folk Dance Theaterrek Greziako kanta, dantza ta musika tradizionalan emanaldiyak ite'txu, herri tradizional itxurako Philopappos Hill auditoriyuan, maiatzetikan iraillera, astelehenetan izan ezik. Dora Stratou Halk Dans Tiyatrosu, pazartesi günleri hariç her gün mayıs ayından eylül ayına kadar Philopappos Tepesi'ndeki geleneksel halk-köy-tipli bir oditoryumda geleneksel Yunan şarkısı, dansı ve müziği sergiler. |
| dev central prem700 Aintzira, berez, mendi garai batzun itzalian dao |
| dev central prem705 Udak egualdi epela (baña ez berua) ta itxasoko tenperatura epelak ekartze'txu, ta hori ezin hobia da urazpiyan ibiltzeko, snorkeleako ta uretako beste kirol batzuetako. Yaz mevsimi dalış, şnorkel ve diğer su sporları için ideal olan ılık (ama sıcak değil) hava ve ılık deniz sıcaklığı getirir. |
| dev central prem717 Eraikiñan kokapena bea're mirari teknolojikua da. Binanın yeri bile teknolojik bir mucizedir. |
| dev central prem721 (Gertaera abuztuan 14an ta 15ian errepikauko da. ) (Etkinlik 14-15 Ağustos'ta tekrarlanıyor.) |
| dev central prem726 Jarritako piezetaz aparte, musika gehiyena perkusiboa da ta ekintza ta gogo aldartia babesteko ta islatzeko baliyo du. Bestenin yanı sıra, müziğin çoğunluğu vurmalı çalgılardan oluşuyor ve aksiyonu ve modu desteklemeye ve yansıtmaya hizmet ediyor. |
| dev central prem730 Bide ixtuetatikan ta nekazaritzako bidietatikan bakarrikan ailleatu leike itxasoa, baña mezi du ibillaldi bat itia, jendetzatikan urrutiratzeko. Denize sadece dar şeritlerle ve çiftlik yollarıyla ulaşılır, ancak kalabalıktan uzaklaşmak için bir yürüyüşe değer. |
| dev central prem735 Bertan bidaiatxuak iteko ontzi txikiyak alokau leizke Sea Horse Boat Rentalsen, Marsh Harbour, Abacos (tel.: Yerel gezilere yönelik küçük tekneler Sea Horse Boat Rentals, Marsh Limanı, Abacos'tan kiralanabilir (Tel. |
| dev central prem744 Ur gezako arrantzaliek baimena euki bihar due. Nola lortu jakiteko, eskau informaziyua turismo-bulego hurbilenian. Tatlı su avcılarının bir ruhsatı almaları için en yakın turist bürosundan bir izin almaları gerekmektedir. |
| dev central prem749 Antziñako garai haietan'e, jainkuek orakulua kontsultatze'zuen, ta Sibilaren Haitzetikan emate'zitun berediktuak. Bu erken zamanlarda bile kahinler Sibyl kayasından gelen hükümlerini bildirirken tanrılara danışırlardı. |
| dev central prem753 Errol Flynnek isla hori erosi zun Port Antonion kokatu zanian, 1946an. Bu, 1946'da Port Antonio'ya yerleştiği sırada Errol Flynn tarafından satın alınan adaydı. |
| dev central prem764 Kodaly körönd (Kodaly biribilgunia, konpositore hungariar baten omenez du izen hori) multzo bikaiña da, motibo inkrustatuz apaindutako fatxada kurbatuz ta figura klasikoz osatua. Kodaly kerend (adını bir başka Macar besteciden alan Kodaly hilal), müthiş bir birlik olup kavisli cepheleri Klasik gurelerle ve işlemeli motiflerle süslenmiştir. |
| dev central prem767 Ramses II.an (K.a. 1279-1212) 60 urteko araua bukaera bikaiña izan tzan Erresuma Berriyan aroako. 60 yıl hükümdar olan Ramses II (m.ö.1279-1212 ) Yeni Krallık dönemine harika bir finaldi. |
| dev central prem776 Depresiyo-garaian herrialdeko probintzi pobriena izan tzan, gosiak hiltzeko zoriyan eon tzan. Durgunluk döneminde, ülkenin açlığa yakın olan en fakir iliydi. |
| dev central prem787 Hiriyan erdiyan daon arkupe gotiko batian aurrea junda, XIII. mendeko kanpandorre haundi-haundi baten ondotik, 90 maillako eskaillera iyo ta santuteiko XI. mendeko brontzezko atieta iritsiko zea. Şehrin ortasındaki bir Gotik kemeraltından, 13. büyüklükteki macar kampüsünün yanında, 90 basamaklı bir merdiven sizi tapınağın 11. yüzyıldan kalma bronz kapılarına götürüyor. |
| dev central prem791 Autobusak Isidoro Macabicheko geltokiyan geatze'ya, o, bestela, autobus urdin txikiyak badia, gobernuan ordezkaritzan eraikiñan parian, etorbide berian. Otobüsler Isidoro Macabich'teki istasyonda durabilir ya da küçük mavi otobüsler söz konusuysa da aynı caddede bulunan Delegacien del Gobierno binasınında durur. |
| dev central prem795 Liao hiriburuak (orduan Yanjing izenez ezautze'zan Beijingen) uaingo hiriburu modernuan hego-ekialdeko eskualdia hartze'zun, ta garai hartatikan Fayuan tenpluak bakarrikan iraute'u. Pekin'deki o zaman Yanjing olarak bilinen Liao hanedanlığı günümüzdeki başkent olan güneydoğu bölgesini işgal etti ve Fayuan Tapınağı o dönemden hayatta kalan tek anıt. |
| dev central prem802 Bidian, Arte Ederren Jauregiyan aldamenetikan pasauko zea; Panama-Pazifikoko Nazioarteko Erakusketako erlikia zaharberritu bat da. Yolunuzun üzerinde Panama Pasifik Uluslararası Sergisinin restore edilmiş bir kalıntısı olan Güzel Sanatlar Sarayını geçeceksiniz. |
| dev central prem805 Paeta, gaillur ta tontorretan gora ta behera sigi-saga in ta oso topografia zaillea egokitu bihar da, ta horrek arnasik gabe lagatze'txu turista asko. Zirveleri ve sırtları yukarı ve aşağı kıvrıldığı için duvar, zorlu bir topografyaya uyum sağlayarak pek çok turistin nefesini kesti. |
| dev central prem809 Altzariyak ta zillarra, 29 |
| dev central prem813 Ailleatze'zian ontziyeta azkar juteko sortu zian txalupa hoiek. Bu tür botlar, gelen gemilere hızlı erişim sağlamak için geliştirildi. |
| dev central prem822 Amsterdamek arpei asko dazka, hiriya famatua in duen diamantiek aiña iya. Amsterdam'ın, şehrin ünlü olduğu elmaslar gibi birçok yönü vardır. |
| dev central prem825 Altarian azpiyan, zilarrezko disko batek zulo bat inguratze'u; tradiziyuan arabera, hantxe jarri zuen Jesusen gurutzia, alde banata lapur bat zekala. Sunağın altında gümüş bir disk, geleneğin dediği gibi, her iki taraftaki iki hırsızın yanında İsa'nın haçıyla birlikte yükselen yeri işaret eden bir deliği çevreler. |
| dev central prem829 Ehunka bidaiari juten dia bi isleta egun-pasa, itxasontzira bueltau baño len dana ikusi nahiyan. Deniz yoluyla her iki adaya da giden yüzlerce günübirlikçi mecbuen tekneye geri dönmeden önce her şeyi yapmaya istekli. |
| dev central prem833 Hungariara iritsi berriya izanda, hiritikan kanpoa jun biharko'zu, jokatu nahi baldin badezu. Bu Macaristan'a yeni gelen , ve eğer oynamak istersen şehrin biraz dışına çıkmak zorunda kalacaksın. |
| dev central prem835 Pekinen gaur egunian eztao horren arrastoikan iya bate. Bugün Pekin'de neredeyse hiçbir iz yok. |
| dev central prem843 Baleike inglesez eztakiyen bezeruentzat espediente judizialak itzuli bihar izatia. Vaka dosyalarının, İngilizce dışındaki bir dili okuyan müşteriler için tercüme edilmesi gerekebilir. |
| dev central prem848 Geo, hasierako bixita in tzun ordezkai beak berriz'e bixitau du hornitzaille berriya, galderei erantzuteko ta reklamaziyuen lagiñian ikusitako arazuei buruz eztabaidatzeko. Sonrasında, ilk ziyareti yapmış olan aynı temsilci, soruları cevaplamak ve şikayet örneğinde not edilen sorunları tartışmak için yeni sağlayıcıyı yeniden ziyaret eder. |
| dev central prem851 Gu kezkatzen gintuna zan bidaia benetan in tzala egiaztau baño lenuo ordainketa baimentzia. tasarım, seyahatin gerçekleştiği doğrulanmadan önce ödemeye yetki verileceğinden endişeliydik. |
| dev central prem856 Marrek bialtzaille guztiyen ongizate-mailla adierazten due, ta ronbuek, berriz, lana beste noabaitea eramatiak dazkan galera teknikuak (baldin da negatibuak badia). Kutulardan oluşan çizgiler birleştirilen tüm postacıların refah seviyesini gösterir ve elmastan oluşan çizgiler, işi başka bir tarafa kaydırmanın teknik kayıplarını (eğer negatif ise) gösterir. |
| dev central prem864 Hoteleko gastuak ta beste batzuk alkartuta, bidaia benetan in tzan o ez egiaztauko da. Otel ve belirli diğer ücretler için bir eşleşme gerçekleştiğinde, gerçek seyahatin bir doğrulaması yapılacaktır. |
| dev central prem868 Adibidez, bixitau genun estatu-hiriburuetako batian, 600 software-enpresa baño gehiyo dabe. Örneğin, ziyaret ettiğimiz bir ülkenin başkenti 600'den fazla yazılım şirketine ev sahipliği yapıyor. |
| dev central prem874 Aurrezte-flujua funtsezkua da aberastasun-stock bat metatzeko; arau orokor bezela, iñoiz aurrezten eztunak eztu aberastasunikan eukiko. Tasarruf akışı, bir servet stoğunun biriktirilmesi için esastır - asla tasarruf etmeyen birinin servet sahibi olamayacağı genel bir kuraldır. |
| dev central prem881 Informaziyuan teknolojian arloko trebetasun-eskaera haundiya zeola-ta, estatu-kontrataziyua zailla izan tzan; horreatik, CIO honek barne-softwarran garapenan ta kudeaketan alternatibak billau zitun. BT becerileri, devlet tarafından işe alımda zorlanan büyük talep görüyor, bu nedenle CIO, kurum içi yazılım geliştirme ve yönetimine alternatifler aradı. |
| dev central prem886 Baliyo-sortzaille izatia ta negoziyo-emaitzetan bezerua ardatz izatia. İş Sonuçlarında Değer Yaratan, Müşteri Odaklı Bir Ortak Olmak İçin |
| dev central prem890 Irtenbide hoietan, larrialdi-zentro ta osasun-etxe bakoitzea onduena ze esku-hartze mota egokitze'yan ta pazientean arazo espezifikuak aztertu biharko'ya. Bu çözümlerin her bir ED'ye en uygun olan müdahale türlerinin her ikisini ve sağlık merkezini ve hastanın kendi sorunlarını da ele alması gerekecek. |
| dev central prem895 Hori gertatzen danian, maillegu-emaillian funtsak Altxorran baliyuek inbertiutako salduan gañian dazkan interesak sakrifikatze'txu, ta horren partez maillegu-hartzaillian funtsan interesak jasotze'txu mailleguan zenbatekuan gañian. Bu olduğunda, borç verme fonu, Hazine menkul kıymetlerinden yatırılan bakiyeler üzerindeki faizi feda eder ve bunun yerine faiz tutarını borçlanma fonundan, borç tutarı üzerinden alır. |
| dev central prem897 Baña Batzordiak ezin du gomendiyo zaharrikan eman zifrak zentzuzkuak badia. Ancak Komisyon, sayılar toplandığı sürece sadece eski tavsiyelerde bulunmakta serbest değildir. |
| dev central prem902 Geo ta bixtakuaua da larrialdi-zerbitzuko esku-hartziak eraginkorrak diala ta tratamendu-deribaziyuak funtzionau leikela. Artan bir kanıt, acil serviste müdahalelerin etkili olduğunu ve tedavi yönlendirmesinin işe yarayabileceğini göstermektedir. |
| dev central prem906 Programan hezkuntza-feedbackak onarpena bultzatze'u, ta etorkizunian hutseiteikan ez iteko baliyo izatia daka, ze profesionalak konturatze'ya HICk urtero itzultzeko eskatzen danan jarraipena iten dula. Programın eğitici geri bildirimi uyumu teşvik ediyor ve gelecekteki bir yanlışı önleyici görevi görür, pratisyenler HIC'in yıllık olarak ödeme için ne istendiğini takip ettiğinin farkındadır. |
| dev central prem913 Posta-kode bat bide askok erabiltzia dakae. Pek çok rota tarafından bir ZIP Kodu sunulabilir. |
| dev central prem918 Onuren azterketa hortan erabilitako kontzentrazio-erantzun funtzioetako batzuk epe laburreko lanen ondorio izan ziren. Bu fayda analizinde kullanılan konsantrasyon-tepki fonksiyonlarının bazıları, bu tür kısa süreli çalışmalardan elde edilmiştir. |
| dev central prem922 Produktuak eduki berri o asmatu gehiyo bazezkan, askotan, prototipo guztiz integrauak erabiltze'zian diseiñuak baldintzak betetze'zitula frogatzeko. Eğer söz konusu ürün, daha çok yeni içerik veya yenilik içerseydi, tamamen entegre edilmiş prototipler, tasarımın gereksinimleri karşıladığını göstermesi için sıklıkla kullanılırdı. |
| dev central prem926 Ajentziya Lancaster, York ta Readingei zerbitzua emateko iriki zuen hasieran. acente ilk olarak Lancester, York ve Reading'e hizmet vermek üzere açılmıştır |
| dev central prem933 Ardura dakan gobernu federala, eskaera hoiei aurre iteko ahalegiñian, rendimenduan oiñarritutako kudeaketa-printzipiyuak hartzen ai da. Sorumlu Federal hükümeti bu talepleri ele alma çabasıyla performans temelli yönetim ilkelerini benimsiyor. |
| dev central prem937 Auditoriak planifikatzeko fasietan, ikuskatzailliek jakinarazi in bihar due ze erantzukizun'txuen legiak ta araudiyak betetziai buruzko egiaztapenen ta jakinarazpenen arluan ta informaziyo finantzieruan barne-kontrolai dagokiyonez. Bir denetimin planlama aşamalarında, denetçiler kanunlarla ve düzenlemelerle uyumun ve finansal raporlamanın iç kontrolünün test edilmesi ve raporlanması için sorumlulukları hakkında konuşmalıdır. |
| dev central prem941 LNL eta Allenbrand-Drewsez aparte, epaiteiyak akusatu izendatu'txu Gary Allenbrand ta Loren Drews'e, Allenbrand-Drews-eko zuzendariyak, ta R.L. garatzaille o kontratistak. LNL ve Allenbrand-Drews'ın yanı sıra, Allenbrand-Drews'ın müdürleri Gary Allenbrand ve Loren Drews gibi takım isimleri |
| dev central prem949 TVAk bypass bat instalau zun, gasa airian aurreberogaillutikan zuzenian FGDra bialtzeko; gañea, ESPa bota ta SCR reaktoria eraiki zan haren tokiyan. ESP yıkılıp yerine SCR reaktörü kurulurken aynı zamanda TVA, hava ön ısıtıcı ağzından doğrudan FGD'ye gaz göndermek için bir inşaat bağlantı yolu kurmaktaydı. |
| dev central prem953 Frantziyak AEBk baño posta-dentsitate haundiyauak ta bolumen txikiyauak dazka. ABD’nin Fransa’dan daha geniş bir posta yoğunluğu ve daha düşük hacimleri vardır. |
| dev central prem958 NHTSAko administratzaillian idazkariyak besten esku laga'u 32902 atalan arabera erregaia aurrezteko arauak emateko ahalmena. 1 Bölüm 32902 kapsamında yakıt ekonomisi standartlarını belirleme yetkisi Sekreter tarafından NHTSA'nın Yöneticisine devredilmiştir. |
| dev central prem966 Injenieritzako prototipuak (birtualak o produkziyuan adierazgarriyak, hasierako produktu fisikuak) Prototip Mühendislik prototipleri (sanal veya Üretim temsilcisi prototipleri Başlangıçtaki ürünler fiziksel) |
| dev central prem974 Zor-tituluak funts fiduziariyuen ta funts bereziyen aurretikan erretiratzia (txandakako funts fiduziariyuak izan ezik). Borçlanma senetleri, fonlar ve özel fonlar öncesi güvenceler (döner sermaye fonları hariç). |
| dev central prem978 Inskripziyua in ta hiru hillabetea, tokiyan tokiko ordezkariyek hornitzaille berri bakoitzan erreklamaziyuen lagin bat ebaluatze'ue, eztabaidatu biharreko gaiyikan ba ote daon ikusteko. Kayıttan üç ay sonra alan temsilcileri, tartışılacak herhangi bir sorun olup olmadığını görmek için her yeni tedarikçinin isteklerinin bir örneğini değerlendirirler. |
| dev central prem982 Datuetan hutseiteko eskubidia. Verideki hatadan bağımsız olma. |
| dev central prem987 1999yan, 2.100 famili-meiku inguru sarian bitartez sartu zian beaien feedback-txosteneta, ta HICk hobekuntzak in tzitun beste meiku batzuei feedbacka eskeintzeko. 2100 civarı doktor, 1999 yılında geri bildirim raporlarına çevrimiçi ulaştı ve HIC, diğer tıbbi uzmanlara geri bildirimde bulunmak için ekstra iyileştirmeler uyguladı. |
| dev central prem997 23 Financial: CFO legian helburuak lortzeko funtsezko bultzada jarraitua CFO Hareket Hedeflerine Ulaşmak için 23Finansal Devam Eden Hızlanma |
| dev central prem1000 Bistakua da AICPAn ajenda balorizaziyo- ta orientaziyo-ahalegin komertzialek bete'uela azkeneko urtietan. Değer artışı ve ticarete yönelik çabalar, şüphesiz AICPA'nın son yıllardaki gündemini çok meşgul etmiştir. |
| dev central prem1005 Bosniako bidaiai buruzko informaziyua lortzeko, ikusi 2001eko urrian 3an Al-Qaedako kide saudiarabiarrai indako galdeketa, intelijentzi-zerbitzuan txostenian. Bosna'ya yaptıkları seyahat için Suudi El Kaide üyesinin sorgulanması, İstihbarat raporu, 3 Ekim 2001'e bakınız. |
| dev central prem1009 Moussaouiz aparte, KSMk Al-Qaedako bi langille hauek/hoiek identifikau zitun bigarren eraso-bolararako hautagai bezala: Abderraouf Jdey, ezizenak. Moussaoui'ye ek olarak, KSM tarafından ikinci saldırı dalgası adayı olarak tanımlanan iki El Kaide operatörü Abderraouf Jdey, a.k.a. idi. |
| dev central prem1016 Gaitasun/Ahalmen/Eskumen hoiek etzian nahikua, baña ezer gitxi in tzan haiek haunditzeko o berritzeko. Bu yetkinlikler yeterli değildi ancak bunları genişletmek veya değiştirmek için çok az şey yapıldı. |
| dev central prem1020 Iraillan 9yan albiste izugarriyak ailleau zian Afganistanetik. 9 Eylül'de Afganistan'dan dramatik haberler geldi. |
| dev central prem1023 Transakziyo guztiya susmagarriya iruitu zitzaiola-ta, administratzaillia Hazmi ta Mihdharrengandikan urrutirau zan, baña haiei bihar tzuen laguntza eman da geo. Tüm işlemden şüphe duyduğunu iddia eden yönetici, kendisini Hazmi ve Mihdhar'dan ayırdı, ancak ihtiyaç duydukları yardımı aldıktan sonra. |
| dev central prem1029 Egoera larriyo jartzen bada, baleike mehatxua aurre iteko billera bat antolatzia. Durum kızışırsa bir tehdit konferansı toplanabilir. |
| dev central prem1033 Riaden zeola, Txetxenian jihada praktikatzen eon tzala esan tziyen anaiyei. Riyad'da, erkek kardeşlerine Çeçenya'da cihat yapmış olduğunu söyledi. |
| dev central prem1040 FBIko ikertzailliek ondorioztau duenez, Al-Qaedak abiaziyuan trebatzea biderau zitun Phoenix aldian zeben muturreko beste musulman batzuk'e. FBI araştırmacıları El Kaide'nin Phoenix bölgesindeki diğer radikal müslümanları havacılık eğitimine kaydolmaya yönlendirmiş olabileceği yönünde yorumda bulundu. |
| dev central prem1045 Langille hoiek etzeuden harrapauta, baña goiko pixuetako gehiyenek ez bezela, konpian ondoren seituan ez jeixtia erabaki zuen. Bu işçiler enkaz altında kalmamış ama üst katlarda bulunan çoğu sakinlerin aksine darbeden hemen sonra alçalmayı tercih etmemişler. |
| dev central prem1054 1991ko iraillan 9an ailleau zan Ajaj New Yorkera ta B-2 turista-bisa batekin sartu zan Estatu Batuetan. Ajaj Amerika'ya 9 Eylül 1991'de New York'taki B-2 turist vizesiyle girmişti. |
| dev central prem1060 Mihdhar Estatu Batuetako bizitzaz kejatu zan. Mihdhar Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşam hakkında şikayet etti. |
| dev central prem1065 Gure mugek ta gure immigraziyo-sistemak (legia betearazteko neurriyak barne), ongietorri-, tolerantzi- ta justizi-mezua biali bihar diye etorkiñen komunitatietako kidiei, bai Estatu Batuetan ta bai haien jatorrizko herrialdietan. Sınırlarımız ve göç sistemimiz, hukuk yaptırımı da dahil olmak üzere, Amerika Birleşik Devletlerindeki ve kendi ülkelerindeki göçmen topluluklarının üyelerine bir hoş geldin, tolerans ve adalet mesajı göndermelidir. |
| dev central prem1071 Sail hortan, gañea, Operation Infinite Resolve're bazeon (ebazpen infinituan operaziyua), Al-Qaedak Afganistanen zezkan helburuen kontra proposautako eraso-segida bat. Bu seri, Afganistan'da El Kaide hedeflerine yönelik çeşitli önerilen grev operasyonları olan Infinite Resolve'i de içeriyordu. |
| dev central prem1078 Zintzotasuna lortzeko ta pribatutasuna babesteko, elkarrizketatutako gehiyenak ez identifikatzia erabaki genun. Tarafsızlığı destekleme ve gizliliği koruma menfaatlerinde, görüştüğümüz bireylerin çoğunun kimliğini belirlememeye karar vermiştik. |
| dev central prem1080 Pakistanekin ta Saudi Arabiakin ajendak daoneko lepoaiño beteta zezkaen, ta Al-Qaeda ta terrorismua beste lehentasun bat gehiyo billakau zian. El Kaide ve terörizm, Pakistan ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle zaten meşgul olan gündemlere eklenen bir başka öncelikti. |
| dev central prem1087 Kolpian ondoriyoz, asko hil in tzian, o larri zauritu |
| dev central prem1090 KSMk Al-Qaedai emandako laguntzai buruzko informaziyua lortzeko, ikusi KSMri indako galdeketak, intelijentzi-zerbitzuan txostenetan dabenak, 2003ko uztaillan 12kuak (bi txosten). KSM'nin el Kaide'ye yardımında 12 Temmuz 2003 tarihinden İstihbarat raporlarına bakın, KSM'nin sorgularına bakın (iki rapor). |
| dev central prem1095 Mugan bi aldietan aliatuak zezkala jakin tzan. Sınırın her iki tarafında da suç ortakları olduğu ortaya çıkmıştı. |
| dev central prem1107 Ramzi Yousefekin alkartutako terrorista independientetzat hartu zuen KSM batez'e |
| dev central prem1111 Talibanak tokiz aldatzeko esperantza guztiyak galdu zituenez, errejimenan kontra zebenai ixkutuko laguntza emateai buruzko eztabaida berriz'e piztu zan. Taliban’ı hareket ettirme umudu tükendiğinde, tartışmalar rejimin muhaliflerine gizli yardım verme konusunda canlandı. |
| dev central prem1115 Agintariyak Pakistanen'e jarri zuen arreta, ta talibanak Al-Qaedan kontra jartzeko zer itia zekaen aztertu zuen. Yöneticiler aynı zamanda Pakista'a ve Taliban'ı el Kaide'ye dönüştürebilecek kadar ne yapmış olabileceğine de odaklanmıştır. |
| dev central prem1122 Maiatzian o ekaiñian, Clarkek terrorismuan kontrako zeregiñetatikan zibersegurtasunan inguruko ardura berriyeta aldatzeko eskau zun. Mayıs ya da Haziran ayında Clarke, terörle mücadele portföyünden siber güvenlik için yeni bir sorumluluk setine geçilmesini istedi. |
| dev central prem1133 FBIn ikerketa-txostena, Jennifer Stangelen elkarrizketa, 2001eko iraillan 14kua. FBI soruşturma raporu, Jennifer Stangel'in röportajı, 14 Eylül 2001. |
| dev central prem1137 3. Deia C terminaleko telefono publiko batetikan in tzan (kontrolgunian ta United 175en hegazkineratzeko atian artian zeon). 3. Arama C Terminalinden ödemeli bir telefondan yapılmıştı (görüntüleme kontrol noktası ile United 175 çıkış kapısı arasında) |
| dev central prem1141 Hotelen antolakuntzai buruzko informaziyua lortzeko, irakurri Khalladi indako galdeketa, intelijentzi-zerbitzuan txostenetan dapna, urtarrillan Otel düzenlemeleri için İstihbarat raporuna, Khallad, Jan'ın sorgusuna bakın. |
| dev central prem1145 10:45ian, Defcon 3a atzeatzeko esan tziyen hizlariyei, baña minutu bat geruo atzea bota zuen agindu hori. Konferans katılımcılarına saat 10:45'te Defcon 3'te beklemeleri söylendi ama bir dakika sonra emir geri alındı. |
| dev central prem1150 Esan digue Pickardek ta Ashcroftek etzuela harreman ona. Pickard ve Ashcroft'un iyi bir ilişkiye sahip olmadığı söylendi. |
| dev central prem1154 Bere aholkulariyek Estatu Batuetan zelula bat zeola esan izan baliyoe, zelula hartaz ardurauko zala esan tzun. Eğer danışmanları ona ABD'de bir hücre olduğunu söylemişlerse, onunla ilgilenmek için harekete geçeceklerini söyledi. |
| dev central prem1158 Pasaporte garbiyak ta kaltetutako bi pasaportiak eskuratziai buruzko informaziyua lortzeko, irakurri KSMi indako galdeketak, intelijentzi-zerbitzuan txostenetan dabenak, 2003ko uztaillan 3kua ta 2003ko iraillan 9kua. Temiz pasaport edinme ve iki hasarlı pasaport ile ilgili olarak, 3 Eylül 2003 ve 9 Eylül 2003 tarihli istihbarat raporlarına, KSM sorgulamalarına bakın. |
| dev central prem1166 Estatu Batuok geure burua mundu islamikuan aurrian definitzeko mou oldarkorrian jokatze'ezpadeu, estremistek gogoz ingo'ue hala gure partez. Amerika Birleşik Devletleri İslam dünyasında kendini tanımlamak için agresif davranmadığı takdirde radikaller bu işi bizim için memnuniyetle yapacaktır. |
| dev central prem1170 Askontzat, aktoriek lana iteko toki onenetako bat da Indianapolis. Indianapolis gerçekten pek çok aktörün çalışabileceği en iyi yerlerden biridir |
| dev central prem1174 00n laguntzai esker, Indianapolis inguruko iya 400 umei orientaziyua, indarra ta dibertsiyua eskeini ahal izan geniyen. 00, yaklaşık 400 Indianapolis bölgesi çocuğuna rehberlik, teşvik ve eğlence sunmamıza yardımcı oldu. |
| dev central prem1179 5Oeko hamarkadan hazitako umia naiz, ta herri-antzerkiyeta jun izan nitzanekua da neretzat oroitzapen zoriontsuenetako bat. 50'lerde büyüyen bir çocuk olarak en mutlu anılarımdan biri Civic Theatre prodüksiyonlarına katılmak olmuştur. |
| dev central prem1183 Erizaintzako fakultatiak zuen donaziyo eskuzabalak bihar'txu bere hezkuntza-bikaintasunai eusteko. Hemşirelik Okulu, eğitimdeki mükemmelliğini devam ettirmek ve korumak için sizin cömert hediyelerinize ihtiyaç duyuyor. |
| dev central prem1188 Beraz, Filantropia Zentroko ohorezko bazkide izatea gonbidau nahi zaitut gaur, atsegin haundiz. Bu sebeple, Yardımseverlik Merkezi'nin Kurucu Ortaklarından biri olarak bize katılmanız için bugün size bu daveti sunmaktan mutluluk duyarım. |
| dev central prem1192 Bide luzia dakau iteko zu bezelako lagun ta harpidedunen laguntzakin 365.000 dolarren helburua lortu aurretik. Sizin gibi arkadaşlar ve abonelerden gelecek 365.000$'lık hedefimize ulaşmak için daha çok yolumuz var. |
| dev central prem1196 Zehaztu erakundia (halakoik badao), helbidia, hiriya, estatua ta posta-kodia Organizayona isim verin (geçerliyse) Adres Şehri, Eyalet Kodu |
| dev central prem1205 Baña zuzenbideko eskolen artian lehiya haundiya dao ikasle onenak ta argiyenak erakartzeko. Ama hukuk fakülteleri arasında en iyi ve en farklı öğrencileri çeken yoğun bir rekabet de vardır. |
| dev central prem1209 Kanpaiña babesteko 100 dolar o gehiyo eman'txozunez, eskerrak eman nahi'ixkizeu, ta zu ta lagun bat harrera-festa berezi batea gonbidauta zabete. 2000ko martxuan 23an izango'a, ostegunez, 17:30etikan 20eta, Herron Hall-en. Bu kampanyaya yaptığınız 100$ veya daha fazla miktarda katkıya minnettarlığımızı göstermek için, sizi ve bir misafirinizi 23 Mart 2000 Perşembe günü saat 17:00-20:00 arası Herron Hall'da özel bir resepsiyona davet ediyoruz. |
| dev central prem1213 Askoz'e helburu gehiyo dazkau lortu zai, ta lan hortan laguntzeko, etzait bazkide korporatibo hobeikan bururatzen. Bunun için çok daha fazla başarıya sahibiz, onlara yardımcı olmak için daha iyi bir şirket ortağı düşünemiyorum. |
| dev central prem1218 ikastalde txikiyauak, teknolojian erabilera) ta ikasliei laguntzeko espaziyo falta aspalditikan (armayuak, otorduen zerbitzua, ikaslien erakundientzako buleguak). , daha küçük sınıflar, teknoloji kullanımı) ve öğrenci destek alanında çoktandır devam eden eksiklik (kilitli dolaplar, yemek servisi, öğrenci organizasyonları için memurlar). |
| dev central prem1222 Inner Circle taldeko kide zeanez, tribunako exerleku onenetako batzuk eukiko'txozu demokraziyan munduko ospakizun haundiyenian: AEBko 52. presidentian legegintzaldiyan inauguraziyua. Bir İç Çember üyesi olarak, dünyanın en büyük demokrasi kutlaması olan 52. Amerikan Başkanı Göreve Başlama Töreni için tören alanındaki en iyi koltuklardan bazılarını bekleyebilirsiniz. |
| dev central prem1226 Urteko garai hau zoragarriya da istoriyuak kontatzeko. Bu hikaye anlatımı için yılın en harika zamanı. |
| dev central prem1231 Zuri ta beste lagun eskuzabal batzuei esker gainontzeko % 38a lortuko deulako konfiantza osua dakau. Geri kalan yüzde 38'i sağlamak için sana ve diğer cömert arkadaşlara güveniyoruz. |
| dev central prem1235 Emaille hauek/hoiek kantzillerrai zuzenian lagunduko'yoe irakasle, ikasle ta langillien berehalako biharrak betetzen. Bu bağışçı grubu, fakülte, öğrenci ve personelin acil ihtiyaçlarını karşılamada Bakan'a doğrudan yardımcı olacaktır. |
| dev central prem1242 Haiekin hitzeiten gozatzia espero deu, baña donaziyua bueltatzeko gutun-azalian gaur bertan bialtzen badezu, IRTk administraziyo-gastuetan dirua aurreztuko'u. Onlarla konuşmaktan zevk alacağınızı umuyoruz, ancak hediyenizi iade zarfına bugün göndererek IRT yönetim parasını kaydedebilirsiniz. |
| dev central prem1247 Zure babesa IRTn konpromiso-programen mesedeako da zuzenian, ta donaziyuen diruakin parekatzen laguntze'u. Katkıda bulunduğunuz destek, IRT'nin sosyal yardım programlarına doğrudan fayda sağlar ve hediye paralarından yararlanır. |
| dev central prem1250 Ikuskizuna itia K-12ko 6.500 ikasle baño gehiyon aurrian, estatuko profesionalen batzarretan, Pan-Am Media Event ekitaldi batian ta AEBn aurrian. Pan-Am Medya Etkinliği ve ABD için K-12'den 6.500'den fazla öğrenci önünde sergilenen profesyonel devlet konferansları. |
| dev central prem1255 Bihotzeko gaixotasunen ondoriyo suntsitzailleetako bat bihotz-muskuluan sortze'an kaltia da, ezin konpontzekua. Kalp hastalığının yıkıcı sonuçlarından biri kalp kasına verdiği telafisi mümkün olmayan hasardır. |
| dev central prem1259 … zerren parte izaten ta ze babesten eongo zinake harro? ..bir parçası olmaktan gurur duyacağın ve destekleyeceğin bir şey mi? |
| dev central prem1261 Hamen funtsak bihar dira hasierako kapital bezela erabiltzeko, batez'e eskolako autobabesa izan biharko zuen proiektuak jartzen ai gean bitartean. Okul için kendi kendine desteklenmesi gereken projeleri kurmaya çalışırken, para olarak kullanmak için fonlara ihtiyaç var. |
| dev central prem1267 Gure unibertsitate-ospitaliek ta ikerketa-programek eztue estatuan laguntzaikan jasotzen. Öğretim hastanelerimiz ve araştırma programlarımız devlet desteği almamaktadır. |
| dev central prem1270 Citywide Friends of the Free Library elkarteko kide zeanez, hiru hillian behin berripapera jasoko'zu, liburuteiko gertaerei ta lege-kontuei buruzko informaziyua eukitzeko. Ücretsiz Kütüphane'nin Şehir Dostları'nın bir üyesi olarak, üç ayda bir sizi kütüphane etkinlikleri ve yasal konular hakkında bilgilendiren bir bülten alacaksınız. |
| dev central prem1274 Inbertsiyo horren ondoriyoz, 60 etxebizitza berritu ta saldu zaixkiye baliabide apaleko erosliei, ta kalitate oneko 100 apartamentu zaharberritu'ya, arrazoizko preziyuan saltzeko. Bu yatırım, 60 konutun yenilenmesi ve mütevazi imkanlara sahip alıcılara satılmasıyla ve 100'den fazla uygun fiyatlı, yüksek kaliteli dairenin rehabilitasyonuyla sonuçlandı. |
| dev central prem1278 Uain dala hillabete, Indianapolisen in nun debuta zuzendari-lanetan, AEBko agertokiyetako klasiko batekin: Inherit the Wind. Bigarren hezkuntzako ta batxillergoko 5.500 ikasle baño gehiyo eon tzian. Indianapolis'te sahneye ilk kez bir ay önce, Amerikan sahnesinin klasiklerinden biri olan Inherit the Wind ile, 5500'den fazla ortaokul ve lise öğrencisinin katıldığı bir gösteride sahne yönetmeni olarak çıktım. |
| dev central prem1280 Katedraleko uaingo ikaslien % 25ek, gitxi gorabehera, laguntza finantzariyon bat jasotze'ue. Mevcut Katedral öğrenci bedeninin yaklaşık% 25'i bir miktar finansal yardım almaktadır. |
| dev central prem1287 Hiriko irabazi-asmoikan gabeko beste antzoki batzuetan ez bezela, gure aktoriek beaien lanbidiaren bidez ateatze'ue bizimodua. Şehirdeki diğer kâr amacı gütmeyen tiyatroların aksine, aktörlerimiz sanatlarıyla geçinmektedir. |
| dev central prem1295 IMAko Garapen Batzordiak 1998ko abenduan 31'arte jasotako hitzemate guztiyak egiaztauko'txu |
| dev central prem1300 Beste behin'e, zorionak zirkuluko kide izateko aho batez izendatua izatiagatikan. Ohore hori lenbaillen onartzia eskau nahi'izut. Inner Circle üyeliği için oy birliğiyle aday gösterilmenizi tekrar tebrik etmeme izin verin ve bu onuru en kısa sürede kabul etmeniz konusunda ısrar ederim. |
| dev central prem1306 Independentia in ahala, lagundu zure graduan fama indartzen. Bağımsız olduğumuza göre, lütfen diplomanın farklılığını pekiştirmemize yardımcı olun. |
| dev central prem1309 Bazkide izanezkeo, bazkidientzako bakarrikan izate'yan jardueretan parte hartu ahalko'zu, ta, gañea, batzarran saio ofizial guztiyeta jun ahalko zea. Üyeliğiniz size üyelerimiz olarak sadece aktivitelere kabul aynı zamanda tüm resmi Toplantı oturumlarına tüm bilgileri sunacaktır. |
| dev central prem1313 Elefantien egitura anatomikuan zailtasunen eragiña dala-ta, etxeko animaliyetan arazo haundiya izate'an prozedura arrunt bat sortu zan. Fillerin anatomik yapılarındaki güçlükler evcil hayvanlar arasında hayli sorunlu ortak bir prosedür olarak kabul edilen duruma yola açar. |
| dev central prem1318 Nere intuiziyua, jakiña, gauza zehatz batian oinarriuta dao: zure parrokiyai urtero donaziyua itiak erakuste'u ardurak hartze'txun pertsona zeala. Sezgilerime göre, elbette çok belirgin bir temeli var-sen, semtine verdiğin yıllık koruma bağışının gösterdiği gibi değer veren bir insansın. |
| dev central prem1321 Uain irabazteko askoz aukera gehiyo dazkau, hutsikan geau dian aulkiyengatikan (Washington, Colorado ta Ipar Dakota) ta Alan Dixon –luzaruan demokrata izandakua– kanporau duelako. Bu açık koltuklar --Washington, Colorado ve Kuzey Dakota - uzun vadede Demokrat Alan Dixon'ın devrilmesiyle sonuçlanmış, zafer şansımızı büyük ölçüde artırmıştır. |
| dev central prem1326 ...gure gizartia hobetzia. ... Toplumumuzu daha iyi hale getirin. |
| dev central prem1330 Hori oso inportantia da elefantiak luzaruan bizitzeko; bai gizakiyek zaitze'txuenak eta bai elefante basatiyak. Bu, fillerin insanların bakımında uzun süreli olarak hayatta kalmaları için olduğu kadar vahşi yaşamları için de son derece önemlidir. |
| dev central prem1332 1991ko graduazio-ekitaldiyan bidez, Indiana Unibertsitateko ikasle garaiko oroitzapenak gogorau dia. aşlangıç 1991, Indiana Üniversitesi'nde öğrenci günlerinin anılarını yeniliyor. |
| dev central prem1338 Askotan pentsau da Michael Apted kontratatzia telesaillai ikutu bihozberaua emateko. Diziyi daha fazla insani bir dokunuşa getirmek için Michael Apted'i işe almaktan çok şey yapıldı. |
| dev central prem1342 The New Yorker aldizkariko Adam Gopnik-ek esate'u lan onenak aspaldi eman'tzituen pop artista gehiyegi dabela Veneziako bienalian (Jim Dine, Claes Oldenburg), zeiñak exeritzen baitia... New Yorker çalışanı Adam Gopnik, Venedik Bienalinin en iyi çalışmalarından yılların atıldığı (Jim Dine, Claes Oldenburg) ...[ile] yan yana oturan [y]aşlanan Pop sanatçıları tarafından aşırı dolduğunu söylüyor... |
| dev central prem1347 Behin etxea ailleauta, AEBk hornidura bi moutan mozte'ula jakin nun. Eve dönünce, Birleşik Devletler'in arzı iki şekilde kestiğini öğrendim. |
| dev central prem1355 Lamar Alexander-ek presidente izateko lehia laga zun. Lamar Alexander başkanlık teklifini düşürdü. |
| dev central prem1364 Garbi dao asmo haundiko liburu hau argitarau arte gure eztabaidak itxoin in biharko'ula. Bu iddialı kitap yayınlanana dek tartışmayı bir kenara bırakmamız gerektiği gayet açık. |
| dev central prem1369 Azaleko istoriyuan ume jaioberriyek nola pentsatze'uen aztertze'un ikerlan berriyena azaltze'a. Kapak konusu bebeklerin nasıl düşündüğü hakkında yapılan en yeni araştırmayı değerlendiriyor. |
| dev central prem1373 Teknika horrek funtzionatze'unian, indar handiko istoriyuak lortze'ya, nahiz ta gaia eztan hirugarren paragrafora arte-edo azaltzen. Bu yöntem işe yaradığında, üçüncü paragrafa gelene dek konusu anlaşılmasa da güçlü bir hikayen olacak. |
| dev central prem1377 Colin Powellen psikiai buruz euki leikeun ikuspei onena Woodward-ena da. Woodward, Colin Powell'in ruhunda alma ihtimalimiz olan en iyi görünümdür. |
| dev central prem1380 Samuel Sheinbein-ek erailketagatikan jasotako zigorra Israelen beteko'u. Samuel Sheinbein, İsrail'de bir cinayet cezasına hizmet edecek. |
| dev central prem1384 Uaingo emakumiek izugarri gustokua due argal eotia, baña indar fisikua're euki nahi due, ez bakarrikan indar emozionala o mentala, era erromantikuan. Modern kadınlar, ince olmayı severler, fakat aynı zamanda, güçlerinin, Romantik damarlarda sadece duygusal veya zihinsel değil, fiziksel görünmesini isterler. |
| dev central prem1388 Eremu grixa da hori, esan du John Kirkwood-ek; Metropolitan Chicagoko ALAn dao Kirkwood. Metropolitan Chicago'nun ALA'sı olan John Kirkwood bu gri bir alan, diyor. |
| dev central prem1393 Aitatzekua da Lamar Alexander ertentzia, nahiz ta ilogikua're ez dan. Lamar Alexander'in çözümünü mantıksızlık düzeyine ulaşmasa da değersiz. |
| dev central prem1397 Ragtime musikalai buruzko herri-jakituriyak gorabeherak izaten segitze'u. Ragtime hakkındaki ortak inanış değişmeye devam ediyor. |
| dev central prem1404 Ikasliei tiro ite'ye, ezta? Öğrencileri Vuruyorlar, Değil mi? |
| dev central prem1409 Kale itsua. Eztabaidan parte haundi bat abortuakin lotuta daben gaiei buruzkua da. Eğime karşı Tartışmanın çoğu, hangi konuların kürtajla ilişkili olduğu üzerinde dönüyor. |
| dev central prem1412 Azaleko istoriyuak aztertzen du NATOn helburua zein izan bihar dan, Kosovo banatzia o protektoratu bezela kudeatzia. Örtü hikayesi NATO'nun amacının Kosova'yı bölüştürmek veya onu bir koruyucu olarak idare etmek olması gerekip gerekmediğini tartışıyor. |
| dev central prem1418 Kontrara, gobernu batek dirua eskatzia ez da hertsatzia, ta ezin da iñundikan iñoa konparatu Txinan gertatzen danakin. Tam tersine, hükümetin para teklif etmesi zorlama değildir - Çin'de neyin devam ettiği ile bile uzaktan karşılaştırılmaz. |
| dev central prem1421 Babesteko giltzan billa (barkatu hitz-joku exkaxa). Güvenli tutmanın anahtarını arıyorum (Kötü ceza için üzgünüm.) |
| dev central prem1425 Dolar bat noiz ezta dolar bat? Bir dolar ne zaman bir dolar değildir? |
| dev central prem1430 Bolizko torrian bizi dian libertariyuek'e etzituen gai hoiek alde batea lagako. Şu anda, bunlar fildişi kulesi özgürlükçülerinin önemsemeyeceği sorunlar. |
| dev central prem1434 Linuxea aldauko zea? Linux’a geçmeli misin? |
| dev central prem1439 Elikagaiak irradiatziak segurua, eraginkorra ta merkia emate'u. Yani ışınlanan yiyecekler güvenli, etkili ve ucuz gözüküyor. |
| dev central prem1443 Neretzat inportantiak dianek suerte ona eukitzeko kantau. Korktuğum şeylerle yüzleşmek için iyi şansı söylemek, |
| dev central prem1457 Greenlee konderriko liburutei publikuan (Arizona), landa-erakundiek diruakin ta teknolojiakin izandako atsekabiak erakuste'ya. Greenlee County, Ariz., halk kütüphanesi kırsal kurumların parasal ve teknolojik sıkıntılarını göstermektedir. |
| dev central prem1461 L'academie Internationale des Arts et des Sciences Numeriques elkarteko kidiek trikimaillu horren aldaera bizkor bat sortu'ue. L'academie Internationale des Arts et des Sciences Numeriques'te bulunanlar bu hileye yeni akıllı bir değişken getirdiler. |
| dev central prem1465 Eo ez ahaztu Kongresuai ixkutuko ekintzan berri ematia. Ya da, Kongre'yi gizli eylemlerle ilgili bilgilendirme konusunu dikkate alın. |
| dev central prem1474 Aukerak eztia hain erakargarriyak. Seçenekler o kadar çekici değil. |
| dev central prem1479 Etzun Naomi Wolf-ek gaixki erantzun. Naomi Wolf’un Yanlış Cevabı değil |
| dev central prem1487 Nere heroia, ordia, Richard Heseltine da, Overseas Investment Trust enpresako presidentia. Hil honen hasieran dimisiyua eman tzun, nausiyek bere borondatian kontra jarritako negoziyo-planangatikan. Yine de benim kahramanım üstleri tarafından dayatılan iş planına karşı çıkarak bu ayın başlarında istifa eden, Yurtdışı Yatırım Ortaklığı başkanı Richard Heseltine. |
| dev central prem1489 Hori Apolon zuhaitzan itzalian dao. Bu Apollon ağacının gölgesinde oturuyor. |
| dev central prem1492 Zientzia-azterlanetan alde batea lagatze'txue garunan kimikai buruzko egiya sinpliak. Bilim çalışmaları da beyin kimyası hakkındaki basit gerçekleri hiçe sayar. |
| dev central prem1502 Au pair zebillen Louise Woodward-en ama elkarrizketau due Time aldizkarian, Deborah Eappen, uaindik doluan. Time Louise Woodward bakıcı olayında annesi için yas tutan Deborah Eappen ile röportaj yapıyor. |
| dev central prem1505 Errez imajinatzia dakau langille bat hondeamakiñakin errepidia zulatzen, eraikitzailliak lan berri bat iteko. Aizu, Loyd... İnsan, yeni bir site için bir yolu kepçeyle düzelten ve müteahhit tarafından takdir edilen bir buldozer operatörünü hayal edebilie. Selam, Loyd... |
| dev central prem1509 Ta ados nao 19. orrialdian in dezun oharrakin: Brunner-en lehen legea egilletzaz. Testu guztiyetan dao idazliak gitxiyenez hiru bider irakurri'un oker bat. Ve 19. sayfadaki sözünüze sempati duyuyorum: Brunner'ın İlk Yazarlık Yasası Belli bir metin gövdesinde, yazarının üç kez düz okumuş olduğu en az bir hata var. |
| dev central prem1515 Split Ends, a Cosmetology Shop. Dotorezia aposizionalan adibide ona da hori: eufemismoakin batea aposiziyua eta hasiera sinple o ezohikuan. Bölünmüş Bir Kozmetoloji Mağazası, olumlu ve düşük anahtarlı veya boşluksuz açılıştaki örtücülük ile birleşen cazip zerafetin güzel bir örneğidir. |
| dev central prem1524 Ta erdi harro, herri-jakituriyan egunkari hoiei gutxiesteko izenak jarri izan tzaixkiye |
| dev central prem1536 O, hara hor zu ta zure hixketaldi pixkor ta hitz goxuak. Oh, sen ve senin esprilerin ve nükteli sözlerin. |
| dev central prem1542 Gaixkillia naizela esateko mou bat da, mendiko gizon bat! Bu bir kanun kaçağıyım, bir dağ adamıyım demenin bir şeklidir! |
| dev central prem1552 Izen batzuk, zakarrak badia're, eztia aldatzen. Bazı isimler, sakıncalı olsalar bile, değişmezler. |
| dev central prem1556 Beste adibide bat VIP da: Vasoactive Intestinal Poly-peptide (hestietako polipeptido basoaktibua). 'Başka bir örnek VIP'den (Vasoactive Intestinal Poly-peptide) geliyor. |
| dev central prem1563 Erredundantziyan laburdura-zikluan lasterketan, Missouri izan da sartu dian azken hitzetako bat. Show-Me esate'yoen estatu hura halaxe bihurtu zan 1821ian. Fazlalık Yarışında Kısaltma Döngüsüne girilen en yeni sözcüklerden biri olan The Show-Me eyaleti Missouri 1821 yılında eyalet olma durumunu kazandı. |
| dev central prem1575 Behin da berri esan tzun hura etxea bueltatziak zea esan nahi zula, “Beak hura etxea bueltatzia nahi zula”. Bueltau zan o ez, hurrengo kapitulu batian ikusiko'a. Onun eve uçmak istediği konusunda ısrar etti, yani 'O, onun bunu gerçekten yapıp yapmadığı bir sonraki bölümde açıklanmayacak olsa da 'O, onun eve uçmasını istiyordu'. |
| dev central prem1577 1972an, Phillip Morris, Inc. enpresan Miller Brewing Co. konpaiñiyak garagardo ariñan etiketa erosi zun Meister Brau Inc. enpresan erosketa batian. 1972'de Phillip Morris, Inc.'in Miller Brewing Co. şirketi, Meister Brau Inc. şirketinin satınalmasında Lite bira etiketini satın aldı. |
| dev central prem1582 Kaplan jaunan belaunaldiya hil in da neurri haundi batian, ta haren ondorenguan amerikanizatu in dia. Bay Kaplan'ın sülalesinin çoğu vefat etmiş ve soyu da Amerikalılaştırılmıştır. |
| dev central prem1586 196) Adibidez, jatorrizko lingua franca (Italiakoa, Frantziakoa) hizkuntza hibridua zala ikasi deu. 196), örneğin, asıl lingua franca'nın (İtalyanca, Frenk dilinin) melez bir dil olduğunu öğreniyoruz. |
| dev central prem1589 Dirulaguntzei probetxua ateatzeko artia eskian ibiltzeko mou bat da, baña hortan ibiltze'yanak earki asko jazte'ya. yardım toplama, katılımcıların çok iyi giyimli olduğu bir dilenme şeklidir. |
| dev central prem1592 Iyoera matematikoko gida-argibide kodetuen masan, ordenagailluan, marratxo bat falta da, nahi gabe. Bilgisayarın kodlanmış matematiksel tırmanma yönergelerinin kütlesinden bir tirenin istem dışı bir ihmali. |
| dev central prem1599 Alice kontra agertu zitzaion: Baña hori bestelako sendotasun-mota bat da. Orduan, beak erantzun zun: Nerekin sendotasun-mota guztiyak bat zetozen, zin dagizut! Alice itiraz ettiğinde, Ama bu farklı bir dayanıklılık, diye cevap verdi, Her türlü hastaydı, ben sizi temin ederim! |
| dev central prem1606 Skeatek, kasu hortan, eztu abixu hau kontuan hartuko, ta etorkizunian delitua errepikatuko'u. Bu durumda Skeat bu notu görmezden gelmez ve gelecekte de suçu tekrarlamaz. |
| dev central prem1610 Esate bateako, antolatzailliak laudoriyozko ohar batzuk prestau zitun sarrerarako, eskuz idatzita. Mesela, bir program başkanının hazırladığı uzun laflar hakkında bir kaç övgü dolu tanıtım yazısı. |
| dev central prem1614 Bigarren maillako sifiliyak sortutako Venus mendiko erupziyuan markak. Scars of Venus İkincil bir sifilizin ürettiği bir kızarıklık |
| dev central prem1618 Maillatuei kalte arin esate'ye, ta maillatu haundiyei –alegiya, 500 dólar baño gehiyoko konponketa bihar duenei-, berriz, kalte larri. Böylece, eziklere nudgies denir ve majör ezikler - onarım için 500 $ 'dan fazlasına ihtiyaç duyanlar--borçludurlar. |
| dev central prem1620 Leksikoaz aparte, gramatika –batez'e sintaksia– aldatu in da pixkat, baña ez uaingo irakurle estandarrek ez ulertzeko lain. Sözlüğün yanı sıra, ortalama modern okuyucu için yine de çok anlaşılamaz nitelikte olmasa da dil bilgisi, özellikle de söz dizimi kuralları da bir nebze değişti. |
| dev central prem1627 Hackerrek o «droupie» dialakuek seguruena errez itzuliko'ue hixkera ta jargoi informatikua ingeles normalo batea. Korsanlar veya sadece bilgisayar kullanım kabiliyetine hayranlık duyulan kişiler muhtemelen bilgisayar jargonu ve daha geleneksek İngilizce'ye giren argo hakkında az önce yazdıklarımı çevirme konusunda hiçbir sorun yaşamaz. |
| dev central prem1632 Egiya esan, elkarrizketa gurutzatuak hiru ironien antzekuak izan leizke batzuetan, asmuan, entzulien ta efektuan arabera. Gerçek şu ki, tartışma, niyet, seyirci ve etkiye bağlı olarak zaman zaman üç ironiye de benzeyebilir. |
| dev central prem1633 Bagenekin zehatz-mehatz ze esan nahi zun. 'Tam olarak ne anlama geldiğini biliyorduk. |
| dev central prem1642 Etzaixkiyo bate inporta frantseseko subjuntibuan konplexutasunak, ta ezta ahalegintzen'e. Gallic subjektifinin anlaşılmazlıkları onu hiç endişelendirmez ve en iyi sebepten denemek zahmetine bile girmez. |
| dev central prem1648 Asko gustatze'zait argitalpen zaharrak irakurtzia, ze horrela urtero 400 orrialdeko bi liburu irakurtzia dakazu. Periyodik yayınlar gibi geçmiş tarihli yayınları okumaktan büyük keyif alırım, her biri 400 tek sayfalı iki hacimden oluştuğunu düşünürseniz biraz zorlu bir durum. |
| dev central prem1650 Suediako Eliza ta Suediar Eliza eztia gauza bea. Bu İsveç kilisesi o İsveç kilisesinden epey farklı. |
| dev central prem1658 Horrek eztu esan nahi Mendebaldeko tradiziyuak gizalegian gañeko monopoliyua dakanikan. Bu, Batı geleneğinin İncelikde bir monopol olduğunu söylemek için değildir. |
| dev central prem1661 Deitzailliak dio: «Eskerrik asko nere deiai erantzuteagatikan» Arayan, Çağrımı kabul ettiğiniz için teşekkürler, diyor. |
| dev central prem1664 Ta lasai eon, Dalrymple andereñua, hitzaldiyen gidoien argitalpenak berreditatze'itutenian, ingeleseko ohiko erabillera akademikora itzultzen naiz beti. Ve rahat yayın, Bayan Dalrymple, baskı yayınları için konuşma senaryolarını yeniden hazırladığımda, her zaman eski, akademik olarak saf İngilizce kullanımına geri dönüyorum. |
| dev central prem1669 Davidsonek etzun «scone» hitza «bone» hitzakin errimauta ahoskatu biharko, ze Victoria, bea bizi dan tokiyaa, oso-oso ingelesa da. Davidson ''scone'' kelimesinin telaffuzunu ''bone'' ile kafiyeli olacak şekilde kullanmamalı--- bu hiçbir şekilde yaşadığı yerde, Victoria'da veddy İngilizcesi konuşulduğu için değil. |
| dev navlap prem6 Eniz seur zendako. Neden olduğunu gerçekten bilmiyorum. |
| dev navlap prem11 Sos fluxuain proiekzio zomeit badira mahainain gainian, ta, delako ta Cutty atentzat da, hoi da bezeroain izena. Masamda bazı nakit akışı projeksiyonları var ve bu da Cutty için, müşterinin adı. |
| dev navlap prem15 Bortz seme-alaa baizik etzuzten, ta hoitaik bat zendu zen. Demek istediğim, sadece beş çocuğu vardı, biri öldü. |
| dev navlap prem18 Aireuntzia sutan zanik e, erreko litaike, ta urtu ber litaike, berunezko piezen barnekaldia, erradiazio ateatzeko. Bir uçak alev alsa bile, ki neden yansın, radyasyonun sızması için kurşundan yapılan kısımların erimesi gerekir. |
| dev navlap prem22 Rran nahi dut etzela irriskuik lehergailuaikilan sartzeko, ezpeitzen lehertuko lurra biziki goor joik e. Bomba ile içeri girme tehlikesi olmadığını söylemek istiyorum çünkü yere ne kadar sert vurursa vursun, patlamayacaktı. |
| dev navlap prem24 Haatik, kaalak libro gelditzen zien, beeziki ahuntzak. Ama yine de, hayvanlar her zaman, özellikle keçiler kaçıp kaybolurlardı |
| dev navlap prem25 Bortak zarratuak zien sartu ginelaik. İçeri girdiğimizde kapılar kilitliydi. |
| dev navlap prem30 Ordian, pentsatu nin, ene Jinkua, ta Ramona han zen xutik. Öyle ki, Aman Tanrım ve Ramona orada duruyordu. |
| dev navlap prem32 Eztakit eian Augustan gelditu zen horren ondotik. Bundan sonra Augusta'da kalır mıyım, bilmiyorum. |
| dev navlap prem34 Rran zien: leku at ordaintzen ai gira, han egon ziten. Kalacağın yerin ödemesini yapıyoruz, dediler. |
| dev navlap prem40 Amatxik bee ttipitako istoio ainitz kondatzen zauzkitan, ta, beeziki, familiaz mintzo zen, ta garai hoik nolakuak zien. Büyükannem bana kendi çocukluğu hakkında bir sürü farklı hikaye anlatırdı, ve özellikle ailesi ve o zamanlar hakkında konuşurdu. |
| dev navlap prem46 Ez, zintzoa zaiteko, nehoiz enin leitu leitu ber nin libruik. Aa, hayır, dürüst olmak gerekirse, hiç bir zaman okumam gereken kitapları okumam. |
| dev navlap prem48 Alimaleko omore kamiamentua zan zin. İnanılmaz bir ruh hali. |
| dev navlap prem50 Zomeit altitude ganbeetaik pasatu ber dute, zomeit aldiz, U2ak pilotatzen hasi aitzin do presio jantziekilan hegan in aitzin. U2'lerle veya basınçlı giysilerle uçmaya başlamadan önce bile birtakım basınçlı kabinlerden, sürüşlerden geçmeleri gerekiyor. |
| dev navlap prem53 Zeit ite al dut?. Yapabileceğim bir şey olsaydı. |
| dev navlap prem58 Bena pentsatu nin, ahantzi, gose nizano krakada jane ut. Ama ben, unut gitsin, öğle yemeği yiyeceğim, açım havasındaydım. |
| dev navlap prem64 Istoio ainitz badira hiri buluzian. Çıplak şehirde pek çok hikaye var. |
| dev navlap prem67 Kuba gainetik pasatu zen aireko base atetik, ta, seur da, Rudolph Anderson lurreat bota zuten. Küba'nın üzerinden geçen, bir hava üssünden geliyordu ve Rudolph Anderson tabii ki vuruldu. |
| dev navlap prem69 Eun hoitan beltza zaitia etzuten maite, xinpleki, ta seurrik e 30eko (hooitamarreko) hamarkaain hastapenian in zuten. Sadece o günlerde siyah olmanın nasıl bir şey olduğunu sevmediler, ve bilirsin, bilirsin, muhtemelen 1930'ların başlarında bunu yaptıla |
| dev navlap prem71 Ta zin zien Auguzta alde gelditu, jendiak bazakielakotz zeit iten entseatu ziela, eiazki tabua, xuri eite hartzen entseatu ziela. Ve onlar Augusta bölgesinde kalamazlardı çünkü insanlar gerçekten tabu olan bir şey yapmayı denediklerini ve beyaz için geçmeye çalıştıklarını biliyorlardı. |
| dev navlap prem74 Haatik, berritz Ramonaikilan elekatu nintzala usteut. Her neyse, sanırım Ramona'yla bir kez daha konuştum. |
| dev navlap prem76 Rran zin: eztuzu bizia ene gisan konpreitzen. Ah ve dedi ki Bebeğim hayatı benim anladığım şekilde anlamıyorsun. |
| dev navlap prem78 Eman minuta at pikatu nahi bauzie, ta joanen niz. Kesmek istersen bana bir dakika ver, ben giderim. |
| dev navlap prem84 Baakit zoin urrun heldu nizan. Ne kadar uzağa gittiğimi biliyor gibiyim. |
| dev navlap prem91 Dena iskriitzen entseatu nintzan. Her şeyi bozmaya çalıştım. |
| dev navlap prem93 Beaz, eiazki inteesanta zan zen. Yani gerçekten çok ilginçti. |
| dev navlap prem97 Nik pentsatzen nin han berian sartuko zela, ta pentsatu nin husteko enekilan, ni easiatzeko, enilakotz finitu. Ve burada onun oraya geleceğini düşünüyorum ve bilirsin, bilirsin, sadece benimle çıkar, bilirsin, bana bunu nasıl yapamayacağımı söyleme. |
| dev navlap prem99 Ta gauez enin loik iten ahal. Ve, yani ama yani bence ben geceleri uyuyamazdım. |
| dev navlap prem105 St. Louitik landa bizi zen, Jefferson City ta St. Louis, Moin artian. Yaşıyordum, St. Louis'in tam dışında, Jefferson City ile St. Louis, MO arasında. |
| dev navlap prem107 Futitzen niz nola ite uten. Nasıl yaptığını umursamıyorum. |
| dev navlap prem113 Han bizi zen ahizpainganat joan nintzan. Senarra lanian ai zen ta Inteligentziaikilan lan ite zin, ta ni bee etxeat joan nintzan. Orada yaşayan kız kardeşime gittim. Kocası askerdi ve İstihbarat ile çalıştı ve evlerine gittim. |
| dev navlap prem120 Seidan hasi nintzan, uh, lekuan berian zien ertze bi motetako hortan treatzen. Hemen başladım, buradaki diğer iki adamdan eğitim aldım. |
| dev navlap prem124 Hat joanen gintaizke. Oraya girerdik. |
| dev navlap prem129 Bena, uh, herri ttipi atian bizi zien Augustako kanpokaldian, Evans deituikoan, ta Evans existitzen da ono, ta hor dira ono ene haurride ainitz. Ancak, Augusta'nın dışında Evans adlı bir küçük bir kasabada yaşadılar ve Evans hala var, ve birçok akrabam hala orada. |
| dev navlap prem136 Zernai gisaz, O2-erreguladoria asmatzia pasten zaie kaskotik. Her neyse, yüksek O2 regülatörünün bu icadıyla karşılaştılar. |
| dev navlap prem145 Errexo da, beak man zautana bezin zehatza ta konplexua, ta biarrena dena xinplia. Bu daha basitleştirilmiş, bana verdiği gibi detaylı ve karmaşık ve ikincisi basit. |
| dev navlap prem147 1962 (mila beatzi ehun ta hiutan hooita bi) ondarrian, Washington, D.C.at joaiteko ordrea ukan nin. 1962'nin sonlarında, Washington'a gitmek için emir aldım. |
| dev navlap prem152 Soizu, prolemak tutzu. Bu sadece, bilirsin, başın belada. |
| dev navlap prem153 Hastapenian, ama etzin hain laket, ta, beaz, sooetan lan iteat iorri zuten, ta ertze zomeit haurrek, aldiz, etzuten sooetan lan iten. Ben, annem onun gözdelerinden biri olamamıştık, ah, bu yüzden diğer çocuklar tarlalarda çalışmazken annem tarlalarda çalışmaya başlamıştı. |
| dev navlap prem157 Lili hostoak gainian biltzen ai da, ta nik enakin ze ondoio kartzen zin. biliyorsun ve o oraya petal dolduruyor ve gerçekten hiçbir sonucunu bilmiyordum. |
| dev navlap prem164 Idui zin ta nausiak nortasun zatitua zila. Patron, adam sanki bölünmüş karakterli gibiydi, |
| dev navlap prem171 Ui ui, kabletan prolema bitxi at duzu. oh oğlum orada garip bir kablolama problemin var |
| dev navlap prem175 Ba, bon, Fresno da hau Evet, evet, bu Fresno uh-huh |
| dev navlap prem185 Ba, bikaina zen evet harikaydı onu biliyorsun |
| dev navlap prem191 Zue haurrek zomat urte tuztela rran zinin yani sen kaç yaşında çocukların olduğunu söyledin |
| dev navlap prem199 Hoi da mendian bizitziain onena, eztuzu holako deustaz kezkatzeko beharrik Ülkede daha çok yaşamanın güzel yanı, bunun hakkında endişelenmenize gerek yok |
| dev navlap prem201 ta uai ahizpa at baut Alemanian ve şimdi Almanya'da bir kız kardeşim var |
| dev navlap prem208 ez, campüzetik at bizi niz um ben kampüs dışında yaşıyorum |
| dev navlap prem211 Wills Pointekoa zen, eztakit ezautze uzun o hımm Wills Point'tendi sana tanıdık geldi mi bilmiyorum |
| dev navlap prem216 Locust Hill, ados, biziki untsa Locust Tepesi sağda harika |
| dev navlap prem224 Ui ui! Etzin lege bat e seitu, ta idui zin futitzen zela |
| dev navlap prem226 Washingtonen ta iraazi gabeko Buffalo New Orleanzen ta Chicagoin artian da afera |
| dev navlap prem232 egia rran, eztakit, ono ez peitut hoinbertze zmokin jantzi ber izan. Dürüst olmak gerekirse, bilmiyorum çünkü bu kadar çok elbise, kıyafet giymem gerekmedi, biliyorsun açık olmak gerekirse |
| dev navlap prem238 eniz orroit baietz idui zin do ez, bena mentuaz ez şey hatırlamadım gibi görünüyordu ama sanırım sandığım gibi değildi |
| dev navlap prem246 dila hilaete atzu, sei epaimahainkide zituztelaik, pentsatu nin bazakila hamabi gizonek epaitzen zutela. Birkaç ay önce altı üyeden oluşan jüri olduklarını sanıyordum, onların her zaman on iki erkeğin denendiğini ve doğru olduğunu bildiğini sanıyordum |
| dev navlap prem255 seurrik e gehio da, sareaz gozatze utalakotz, eunkaia leitzeko astiik eztutalakotz muhtemelen daha fazla çünkü haber yorumu okumayı daha çok seviyorum çünkü gazete okuyacak zamanım yok |
| dev navlap prem257 entzun dutanaikiko ezaxolakeia duyduklarımdan kaynaklanan tatmin |
| dev navlap prem261 beaz, prolema at da ze kriteio mota xekatzen dien kurtsak iten ibilki zielaik ani bu bir sorun, alışveriş yaparken ne tür kriterler arıyorsun? |
| dev navlap prem268 O, putxas, izena ahantziut, bena Parlamentuko Bakia da Tanrım isminin adı sadece isim aklımdan çıktı ama bu parlamentonun huzurudur |
| dev navlap prem271 jendeketa at biltzen da fite-fite betetzen bada, ta kusliak eleantio dira, yuppieak do evet çok hızlı bir şekilde kalabalıklaşırlar kalabalık bir yuppie kalabalığından biraz daha fazla zariftir |
| dev navlap prem276 ezta xinixten ahal pitta ateik ze erreusitzen ahal den ah inanılmaz, inanılmaz, ufacık şeyden alabildiğin |
| dev navlap prem280 segurrik e hooi bider sei do halako zeit zien, ta ezta xinixten ahal zomat landare landatzen ahal dien han. bilirsin muhtemelen yirmiydi, yirmi altı gibi bir şeydi tam bilmiyorum ve orada kaç tane bitki yetiştirebileceğini bilmen inanılmaz |
| dev navlap prem283 "eztakit, bena ono mendian pentsatu nin, ta hoi rran zilaik pentsatu nin ""ze?""" yine de bilmiyorum ama hala neye benzediğimi söylediğinde ülkede olduğu gibi düşünüyorum |
| dev navlap prem289 ta usteut heien parian zanen giela lansarian ta aitortzan, epe luzian. ve şey, sanırım maaş ve uzun vadede itibar konusunda onlarla aynı seviyede olacağız |
| dev navlap prem293 usu, diezel otousak kusten tutzu, karbono partikulak, karbono dioxida ta ur lurruna sortzeute. Doğru bir şekilde, otobüsü gördüğünüzde çoğu zaman, dizel motorlu otobüsleri biliyorsunuz, bunlar karbon parçacıkları ve karbon dioksit ve su buharıdır. |
| dev navlap prem296 ta jakitate hoi ta harrekilan joaki dena manik, gozatzen duela idui du ve bu bilgi ve onunla birlikte verilir ve o eğlenmiş gibi görünüyor |
| dev navlap prem302 usteut bakarra ber duzun guzia dela Bence sadece biri ihtiyacınız olan tek şey |
| dev navlap prem309 ta plaztikazko instalazione erraldoia da, % 75 (hiutan hooita hamaortz)eko merkatu kuota utela usteut, do holako zeit ve, yani, orası dev bir plastik fabrikası, sanırım yüzde yetmiş beş civarı bir pazar payına sahipler |
| dev navlap prem316 bon, eztut haurrik |
| dev navlap prem324 holako ainitz bada, Texaz Instrumentsek iten tuenak ta langileek beek iten tuztela e eztakitenak. Her şeye rağmen, Texas Instruments'ın, çalışanların bile, çoğu parça için yaptıklarını bilmediğini belirten bir çok şey var. |
| dev navlap prem328 eztuzu sendi deliero horrekilan lasai zienik sizin için rahat bir karar olduğunu sanki hissetmiyorsunuz çünkü |
| dev navlap prem330 Zientzia informatikoa ta zientzia kognitioa ya aslında bilgisayar bilimi ve bilişsel bilim öyle yani |
| dev navlap prem337 Daniel Yamins matematikalai gazte bikaina da. Daniel Yamins keskin zekalı, genç bir matematikçidir. |
| dev navlap prem345 Gehio goaipatu berko nuke? Onu daha çok övmeli miyim? |
| dev navlap prem349 Erregimen kaotikoan, itsaso berde dirdiatsua iraazten da. Kaotik düzende, parıldayan yeşil deniz süzülmektedir. |
| dev navlap prem351 Gaineateko dimentsioneak Planck-en luzera eskalan kuxkuilatuak imajinatzen tuu, Calabi-Yau espazioak do, oro har, modulu trinkotu deitzen dien hoitan. Kalan boyutlar, Calabi-Yau uzayları veya daha genel olarak kompaktlaştırılmış modüller olarak adlandırılan Planck uzunluk ölçeğinde kıvrılmış olarak düşünülebilir. |
| dev navlap prem355 Azterketa akotxak kalifikazio eskala at zin, azterketa in zutenek Chicano kulturain ezautza maila zehaztu ahal zaiteko. Sınava girenlerin Meksikalı Amerika kültürüne dair bilgi seviyesini belirleyebilmesi için her sınavda bir değerlendirme ölçeği vardı. |
| dev navlap prem361 Sonja haurra alaain kolerak eskarniatzen hasi zen. Sonja, kızının öfke nöbetlerini taklit etmeye başladı. |
| dev navlap prem368 Bertzalde, partikulak ta hiu indar ez-graitazionalak ono eztira txertatu spin sareain irudi atian. Öte yandan, parçacıklar ve üç yerçekimsiz kuvvet henüz bir eğirme ağ resmine dahil edilmemiştir. |
| dev navlap prem372 Ikertzaileen galdeei ihardetsiz, usu rraite ute lehen hilaeteetaik been buriaz aski zaiteko treatu ber diela ñiñiak. Araştırmacıların sorgularına yanıt olarak, bebeklerin ilk birkaç aydan itibaren kendilerine bağımlı olmaları için eğitilmeleri gerektiğini söylüyorlar. |
| dev navlap prem379 Usu, fontanela hondoatzia sendatzen ahal din presuna akarra basa-meikua da. Genellikle caada de mollera hastalığını tedavi edebilen tek kişi curandera'dır. |
| dev navlap prem382 Konstituzio Segretua Estatu atuetako politikan indarra hartzen ai zelakotz, seioski hartu zin Hamaortzgarren Xuxenketain promesa re. Gizli Anayasa Amerika siyasetindeki ağırlığını yeniden ortaya koyacağından Onbeşinci Düzenlemesinin vaadini ciddiye alacağız. |
| dev navlap prem387 Sonja haurra arkumaka ai zen Meredithen usaiako maneran aztalka ai zeno. Küçük Sonya Meredith’in her zamanki modasıyla çırpınıp dururken feryat ediyordu. |
| dev navlap prem392 Adobezko brikak buztinez ta harez iten den nahasketa atez inak dira; zomeit aldiz, loi-lastoa deitzen zaio, ta pittaka idortzen dira iduzkiain berotan. Kerpiç tuğlaları kil ve kumun bir karışımından yapılır, buna bazen sadece çamur-saman denir, ve Güneş'in ısısıyla yavaş yavaş kururlar. |
| dev navlap prem397 Suzko armak ta bertzelako armak kateoria huntan sartzen dira. Silahlar ve diğer silah türleri bu kategoriye girer. |
| dev navlap prem403 Finitzeko, emaztekia ta Juan Osito, semia, kapable dira hartzainganik eskapatu ta jauregian aitaikilan bizitzeat joaiteko. Sonunda o ve oğlu Juan Osito, ayıdan kaçabilir ve babasıyla birlikte sarayda yaşayabilir. |
| dev navlap prem405 Etsiak hartuik, kusmolde frogatuo ta egiazkoo aten xeka burrasoen do aitatxi-amatxien tauletan launtza atxemaite uten burrasoek duda bera zane ute. Ellerini çaresizliğe boğan ve kendi ebeveynlerinin ya da büyükanne-babalarının raflarında daha denenmiş ve doğru bir vizyon arayışında olan ebeveynler aynı tezahüratta kendileriyle birleşmişlerdir. |
| dev navlap prem411 Pentsatzen baduu 1787 (mila zazpi ehun ta latan hooita zazpi)ko, 1791 (mila zazpi ehun ta latan hooita hameka)ko do 1868 (mila zortzi ehun ta hiutan hooita hemezortzi)ko mundu-kusmoldiak baldintzatzen gituela, delieratu ber ginuke ze sendimendu den inportanta. 1787, 1791 ya da 1868'de hüküm süren dünyaya kesin bir şekilde bağlı olduğumuzu düşünürsek, o zaman kimin duygularının önemli olduğuna karar vermeliyiz. |
| dev navlap prem419 Etzen posizio bikultural do binazional bat, bena kulturen arteko posizio at, espazioan kokatze at. İki kültürlü ya da iki uluslu bir konum değildir, ancak uzay pozisyonunda asılı olan kültürler arasında bir konumdur. |
| dev navlap prem421 C.P. Snowk bi kulturei buruz iskriatu zin, zientziaz ta humanitateez, nehoiz elgarrekilan nahasi gabe. C. P. Snow, iki kültürü, bilimi ve insanlığı yazdı, asla karıştırmamak için. |
| dev navlap prem425 Patu komunain xentxua ezta nehun adieazten «Kol Jehudim eruvim ze bze» [Judu guziek elgar zaintze ute] lanian baino hoekio. Ortak kader hissi, Yahudi Kol Jehudim eruvim ze bze'den daha iyi ifade edilemez. [Tüm Yahudiler birbirlerinden sorumludur]. |
| dev navlap prem431 Hego-mendealdeat ta Mexikoat joan zien lehen biaiantak estatuatuarren argitalpenek españar-mexikarren berriak maiten tuzte, ez bakarrik iziarrikeiaz, bena pasione haundiz e ba. Güneydoğu ve Meksika'ya ilk Amerikalı seyyahların yayınları İspanyol Meksikalıları sadece aşırı anlamda değil aynı zamanda aşırı tutkuyla betimliyor. |
| dev navlap prem437 Godzilla lehen espezieetako ekobizilaunekilan elgartzian hoeki moldatzen bada espezie hoik baino, espezie hoik harren xokuan desaertu ta Godzillak hartuko du heien lekia. Eğer Godzilla 'ilk türlere' econeighbors'a o türden daha çok eşleştiğinde, o türden bir bitki ise, o tür kendi nişinde soyu tükenir ve yerine Godzilla 'geçer. |
| dev navlap prem442 Erregimen kaotikoa guziz difeenta da erregimen antolatuaikilan konpaatuz. Kaotik rejim, düzenlenmiş rejimle büsbütün çelişir. |
| dev navlap prem446 Hala, sareko objektuen aniztasuna haunditu arau, produktu ta xerbitxu berrietaakotz etorkizuneko nitxoen aniztasuna ono fiteo haunditzen da! Böylece, ağdaki nesnelerin çeşitliliği arttıkça, yeni mal ve hizmetlere yönelik olası nişlerin çeşitliliği çok daha hızlı bir şekilde artar! |
| dev navlap prem454 Bee gailuetat erematen bauzu, erreakzione hoi exergonikoa da, ta, trimero sobea balin bada hexamero ta trimeroen arteko ekilibro-erlazioaikilan konpaatuz, hexameroa sintetizatuz exergonikoki lerratuko da ekilibrountz. Kendi cihazlarına bırakıldığında bu reaksiyon egzergoniktir ve heksamer - trimer denge oranına karşı fazlalık trimer varlığında, bu reaksiyon heksameri sentezlyerek dengeye doğru egzergonik olarak akacaktır. |
| dev navlap prem467 Hain seur, Bios Group ai da heiek asmatzen ta iten. Gerçekten de, Bios Grubu bunları icat etmek ve yapmakla uğraşmaktadır. |
| dev navlap prem471 Deklaazioan rraiten denez, zorionain xerkatzia natualistak jaetzain leezko definizioain funtsai bide maiten dako. Deklarasyon'da kutlanan doğal mutluluk arayışı kanundaki mülk tanımının muhteşem oluşumuna yol açıyor. |
| dev navlap prem475 Seur, teknoloia-grafikoen beexgarri inteesantetaik bat da prozesua ta produktuain diseinua aldi berian konduan hartzeko esparru kontzeptual egokia osatze utela. Yine de, teknoloji grafiklerinin ilginç özelliklerinden biri süreç ve ürün tasarımını aynı anda düşünmek için düzgün konseptli çerçeve teşkil etmeleriydi. |
| dev navlap prem484 Hain xuxen, hedapen hoi da kalteen elauso ubel at hedatzeko lehen urratsa. Gerçekten de, bu yayılma mor bir çığ hasarı yaymanın ilk adımıdır. |
| dev navlap prem492 Konpaazione hamiltondar at, hala nola spin-beira hamiltondar at, ahantzi gabe spin-beira at material magnetiko desordenatu at dela. Böyle bir Hamilton'a bağış yapın, spin camın düzensiz bir manyetik materyal olduğu bir spin camı Hamiltonu söyleyin. |
| dev navlap prem497 Xuxenketak ono errespetatzen du hauteskunde-prozesuak estatuen ta bulego nazionalen kontrolpian zaitia re. Tadilin üslubu, ulusal ofis için bile eyaletlerin seçim süreci kontrolüne hürmetkar olmaya devam ediyor. |
| dev navlap prem504 Bena eztut ahanzten ahal, Barbadozen zue ottoin etxian esklabu at baino hobia enintzalaik, nolazpeiteko begiamenduz tratatu ninduzula. Ama amcanın Barbados'taki evinde bir köleden daha iyi durumda olmadığım zaman, beni belli bir iyilikle kullandığını unutamam. |
| dev navlap prem508 Zor nautzun, do zor nautzula pentsatu nin, rran zin. Sana borçlandım ya da borçlandığımı düşündüm |
| dev navlap prem512 Seur, ordian, kondatuko autzut. Tabii ki, o zaman ,size söyleyeceğim. |
| dev navlap prem516 Zue arrazoinak, ezta dudaik, duinak zien... Esker ona adieazi zinakon españarrengandik askatu zintuelakotz. Saiklerin şüphesiz dikkate değerdi... seni İspanyollardan kurtarması için ona karşı minnettarlığın. |
| dev navlap prem520 Oglek indarrez ateatu zin, buho at erranta. Ogle yemin ederek özgür bıraktı. |
| dev navlap prem525 Pentsatze ut hoi usaiakua dela zue kideen artian. Sanırım bu senin tarzından sonra. |
| dev navlap prem536 Mementu hartan, tarte at ideki zen gizonen lerroetan, ta tarte hortan barneat jin zen Bishop anderia, harren emazteki afrikar-zortziena gieletik zila. O sırada erkeklerin saflarında bir şerit açıldı ve bundan sonra Bayan Piskopos, ardından onun sekizde bir zenci kanını taşıyan kadın geldi. |
| dev navlap prem540 Rran dautatenez, gizon huni man dakozu Erregiain manua. Harren tonuak traditu zakon bee gorrotoain dolua. Kralın bu adamı görevlendirdiğini söyledin. Onun ses tonu hastasının acısına ihanet etti. |
| dev navlap prem545 Eluke deusengatik ukatuko beria dela uste in odola, ez iloaingatik, ez alaaingatik, ez amaingatik e. Kendisine borçlu olunduğunu düşündüğü kandan yeğeni için, kızı için ya da kendi annesi için vazgeçmeyecekti. |
| dev navlap prem549 Jaun dohakabe at zinen ordian e. O zaman sadece şansız bir beyefendiydin. |
| dev navlap prem552 Anartian, Ogle pazientzia galtzen ai zen, geo ta gehio. O sırada Ogle sabırsızlanıyordu. |
| dev navlap prem556 Lanjerra kusi ber zinuten. Tehlikeyi görmeliydin. |
| dev navlap prem563 Ba!, orro in zuten behereko bukanero guziek betan, ta heien arteko atek do bik esplikatu zuten baieztapena. Aye! aşağıdaki korsanlar koroda kükredi ve bir kaç tanesi bu olumlamayı vurguladı |
| dev navlap prem566 Kapitaina, rran zin, ta, mintzatzen ai zelaik, gieletik zuzten untziak seinalatu zitin, Bishop koonela gue alde da. Yüzbaşı, dedi ve konuşurken, takip eden gemilere işaret etti, Albay Bishop bizi tutuyor. |
| dev navlap prem570 Bena, iten ahal zin, bena Pittek bezin untsa zakien goiz hartan kostaldeuntz joanik harren eskietan utziko zila bee bizia. Ama gülün ama o Pitt'i de tanıyor olabilir o sabah karaya giderken hayatını ellerinde taşıdı. |
| dev navlap prem575 Ez ahantz hoi. Jeremyk eskiak tinkatu zitin. Bunu unutma. Jeremy ellerini sıktı. |
| dev navlap prem584 Aitzinian nin piztoleta aten ipurdiain gainian zarratu zen harren eskia. Eli, önünde kayışı atan tüfeklerden birinin dipçiğini kavradı. |
| dev navlap prem589 Bishopen iloben kargamendu at baginin, bena hark etzakon eskia man. Piskoposun yeğenlerinin kargosu bizde olmasına rağmen elini tumasını istemezdi. |
| dev navlap prem592 Nola?, galdein zakon kolpian intees haundiaikilan. Nasıl? Kız ona aniden ve şaşırtıcı bir ilgiyle onu sordu. |
| dev navlap prem596 Kuste ut, jauna, ono ez tutzula inguruak konpreitzen. Anladım efendim, henüz koşulları tam olarak anlayamıyorsunuz. |
| dev navlap prem607 Jakinaazi dautate bart gauian fragata at portutik jali zela zue kide Wolverstonekilan ta zue rranetan lanian ai zien ehun ta berrooita hamar gizonetaik ehunekilan. Dün bir firkateynin ortağınız Wolverstone ve sizin altınızda hizmet veren yüz elli kişiden yüz adamla limandan ayrıldığı konusunda bilgilendirildim. |
| dev navlap prem610 Levasseur? Irri pittat in zin. Levasseur? O biraz gülümsedi. |
| dev navlap prem615 Bena atzuek eskarmentu haundioa zan berko lukete, bena atzuk Barbadozen guekilan zatu zielakotz, ta nik ta zuk gisan ezautze utelakotz Bishop koonela. Her ne kadar bazıları daha iyi biliyor olsa da, Barbados'ta bizden birkaçı hala var, ve Albay Bishop'la ben ve sen gibi tanışıyorlar. |
| dev navlap prem619 Ta biga miliatat alde hortaik, heien gieletik, hiu untzi xuri haundi heldu zien ziztuan. Bu tarafından birkaç mil boyunca onları takip edip, üç harika gemiyle hızlandı. |
| dev navlap prem621 Maisu gaztiain bei grisek behatu zuten. Genç üstat gri gözleriyle bakındı. |
| dev navlap prem627 Irriño mehe ta garratz bat aertu zen ofizialain ezpain harroetan. Memurun kibirli dudaklarında ince ve ekşi bir gülümseme kırıldı. |
| dev navlap prem630 Mehatxuek eztie balioko, kapitain. Tehditler hizmet etmeyecek, Kaptan. |
| dev navlap prem635 Rran nahi beita, Julian Wade jaunain etorrerain berri man zakola. Şöyle ki: Lord Julian Wade'in geleceği hakkında bilgilendirildi. |
| dev navlap prem643 Ene manuen xeka tzuli be dut Bishop koonelainganat. Emirlerim için Albay Piskoposuna dönmeliyim, o onları bilgilendirdi. |
| dev navlap prem647 Ene buriai galdeiten dakot, rran zautan, jukutria zuk ina den. ''Şimdi, şeytanlık işinden mi kaynaklanıyor merak ediyorum'' dedi. |
| dev navlap prem651 Kortesa da, ergela zaiteraino. O aptal denecek kadar cesur. |
| dev navlap prem654 Ta ahal bau? Moztu zin Bloodek, ezaxola. Ya yapabilirse? Blood dikkatsizce kesintiye uğradı. |
| dev navlap prem661 Odol edalia da. Bir kan içicisi, öyle. |
| dev navlap prem666 Etxolako bidian zen karrika ttipiko ataian, Bishop anderia atxeman zin. Kabine giden yolun tam da kapı aralığında, Miss Bishop ile karşılaştı. |
| dev navlap prem674 Ipar mendealdeko kostaldeko badia haundiena portu ona da, bena ba ura ba hondartza zikinak zaiten ahal dira. Kuzeybatı sahilindeki en büyük körfez iyi bir liman oluşturuyor, ancak hem su hem de plaj kirli olabiliyor. |
| dev navlap prem676 Haurrek Cite de la Mer-aikilan (37 (hooita hamazazpi) Rue de l'Asile Thomas) gozatuko ute, untziintzain histoiai, arrantza-industriai ta itsasaldiek ta itsaslasterrek kostai forma maiten dakoten manerai buruzko erekusketak beititu. Çocuklar, kayık yapımı geçmişi, balıkçılık sektörü ve gelgitlerin ve dalgaların kıyı şeridini nasıl şekillendirdiği hakkındaki sergileri olan Cite de la Mer (37 Rue de l'Asile Thomas) gezisinden keyif alacak. |
| dev navlap prem680 27 (hooita zazpi) mendi iilaldien artian, onenak dira Glasgowko aintziretaik John Deer aintziraako iilbidia ta Beulach Baneko ur jauzien ta French mendiain gaindikuak. 27 yürüyüş patikaları arasında en iyileri, John Deer Gölü'ne giden Glasgow Gölleri patikası ve Beulach Ban Şelaleleri ve Fransız Dağı çevresindeki patikalardır. |
| dev navlap prem684 Anglo komunitatiaikilan errexkio nahasiz, eskola protestanteek akarrik onartzen zuzten, Ekialdeko Europako juduak Westmount eskola abeatsian graduatu zien, do Toontoat emigratu zuten berritz. Anglo topluluğuna daha kolay asimile olanlar sadece Protestan okullarıydı, onlar çocuklarını kabul etti Doğu Avrupa Yahudileri mezun olmuştu varlıklı Westmount'a veya tekrar Toronto'ya göç etmişti. |
| dev navlap prem693 Sofias, Megaro Mousikis metro geltokiain onduan. Megaro Mousikis Metro istasyonunun yanında bulunan Sofias. |
| dev navlap prem697 Dora Stratou Folk Dance Theaterrek Greziako kantu, dantza ta musika traizionalain manaldiak aurkezten tu, herri traizional itxurako Philopappos Hill oditoiuan, maiatzetik buruileat, astelehenetan salbu. Dora Stratou Halk Dans Tiyatrosu, pazartesi günleri hariç her gün mayıs ayından eylül ayına kadar Philopappos Tepesi'ndeki geleneksel halk-köy-tipli bir oditoryumda geleneksel Yunan şarkısı, dansı ve müziği sergiler. |
| dev navlap prem700 Aintzira, berez, mendi altu atzuen itzalian da, Scafell Pike barne, hots, Inglaterrako altuena, 977 (beatzi ehun ta hiutan hooita hamazazpi) metrakoa (3.205 (hiu mila berrehun ta ortz) oin). Gölün kendisi, 977 m (3.205 ft) 'de İngiltere'nin en yüksek yeri olan Scafell Pike dahil olmak üzere birkaç yüksek dağın gölgesinde yatmaktadır. |
| dev navlap prem705 Udak klima epela (bena ez beroa) ta itsasoko tenpeatura epelak kartzen tu, ta hoi zin hobia da urpian iiltzeko, snorkelaindako ta uretako ertze kirol batzuendako. Yaz mevsimi dalış, şnorkel ve diğer su sporları için ideal olan ılık (ama sıcak değil) hava ve ılık deniz sıcaklığı getirir. |
| dev navlap prem717 Bastimentuain kokalekua bera re mirakuilu teknoloikoa da. Binanın yeri bile teknolojik bir mucizedir. |
| dev navlap prem721 (Gertakizuna aorrilain 14(hamalau)an ta 15(hamaortz)ian errepikatuko da. ) (Etkinlik 14-15 Ağustos'ta tekrarlanıyor.) |
| dev navlap prem726 Zarritako piezez gain, musika gehiena perkusiboa da ta aktiitate ta gogo aldartia baestu ta mirailatzeko balio du. Bestenin yanı sıra, müziğin çoğunluğu vurmalı çalgılardan oluşuyor ve aksiyonu ve modu desteklemeye ve yansıtmaya hizmet ediyor. |
| dev navlap prem730 Bide estuetaik ta laboantxako pistetaik bakarrik arriatzen ahal da itsasoat, bena meexi du iilaldi at itia, jendeketaik urruntzeko. Denize sadece dar şeritlerle ve çiftlik yollarıyla ulaşılır, ancak kalabalıktan uzaklaşmak için bir yürüyüşe değer. |
| dev navlap prem735 Han berian biaia ttipiak iteko untzi ttipiak arrandatzen ahal dira Sea Horse Boat Rentalsen, Marsh Harbour, Abacos (tel.: Yerel gezilere yönelik küçük tekneler Sea Horse Boat Rentals, Marsh Limanı, Abacos'tan kiralanabilir (Tel. |
| dev navlap prem744 Ur gezako arrantzaleek baimena ukan ber dute. Tuismo bulego hurbilenian informazioa galdein, nola erreusitu jakiteko. Tatlı su avcılarının bir ruhsatı almaları için en yakın turist bürosundan bir izin almaları gerekmektedir. |
| dev navlap prem749 Aintzinako sasoin hoitan e, jinkuek orakulua kontsultatzen zuten, ta Sibilain Haitzetik maiten zitin delieroak. Bu erken zamanlarda bile kahinler Sibyl kayasından gelen hükümlerini bildirirken tanrılara danışırlardı. |
| dev navlap prem753 Hoi zan zen Errol Flynnek Port Antonion kokatu zelaik, 1946 (mila beatzi ehun ta berrooita sei)an, eosi zin uhartia. Bu, 1946'da Port Antonio'ya yerleştiği sırada Errol Flynn tarafından satın alınan adaydı. |
| dev navlap prem764 Kodaly kerend (Kodaly ilargierdia, ertze konpositore hungriar aten ohorez izendatua) multxo bikaina da, irudi klasikoz ta txertatuak zan dien marrazkiz apainduak dien aitzinalde kurbatuak ditina. Kodaly kerend (adını bir başka Macar besteciden alan Kodaly hilal), müthiş bir birlik olup kavisli cepheleri Klasik gurelerle ve işlemeli motiflerle süslenmiştir. |
| dev navlap prem767 Ramses II.aren (biarrenain) (K.a. 1279 (mila berreun ta hiutan hooita hemeetzi)-1212 (mila berreun ta hamabi)) 60 (hiutan hooi) urteko araua finitze bikaina zan zen Erresuma Berriain aldiaintzat. 60 yıl hükümdar olan Ramses II (m.ö.1279-1212 ) Yeni Krallık dönemine harika bir finaldi. |
| dev navlap prem776 Depresioan herrialdeko prointziaik pobreena zan zen, gosez hiltzeko punttuan zan zen. Durgunluk döneminde, ülkenin açlığa yakın olan en fakir iliydi. |
| dev navlap prem787 Hiriain erdian den arkupe gotiko atetik, XIII. mendeko ezkil dorre iziarri aten ondotik, 90 (latan hooitamar) maila itin eskailera atek sainduteiko XI. mendeko brontzezko bortetat eremanen zitu. Şehrin ortasındaki bir Gotik kemeraltından, 13. büyüklükteki macar kampüsünün yanında, 90 basamaklı bir merdiven sizi tapınağın 11. yüzyıldan kalma bronz kapılarına götürüyor. |
| dev navlap prem791 Otousak Isidoro Macabicheko geltokian gelditzen dira, do, bertzenaz, otous urdin ttipiak badira, goernuain ordezkaitzain bastimentuain parian, etorbide berian. Otobüsler Isidoro Macabich'teki istasyonda durabilir ya da küçük mavi otobüsler söz konusuysa da aynı caddede bulunan Delegacien del Gobierno binasınında durur. |
| dev navlap prem795 Liao hiriburuak, ordian Yanjing izenez ezauna zen Beijingen, eungo hiriburu moernuain hego-ekialdeko eskualdia hartzen zin, ta Fayuan tenplua akarrik gelditzen da sasoin hartaik. Pekin'deki o zaman Yanjing olarak bilinen Liao hanedanlığı günümüzdeki başkent olan güneydoğu bölgesini işgal etti ve Fayuan Tapınağı o dönemden hayatta kalan tek anıt. |
| dev navlap prem802 Bidian, Arte Ederren Jauregiain ondotik pastuko zira, Panama-Pazifikoko Nazioarteko Erekusketako erlikia zaharberritu at. Yolunuzun üzerinde Panama Pasifik Uluslararası Sergisinin restore edilmiş bir kalıntısı olan Güzel Sanatlar Sarayını geçeceksiniz. |
| dev navlap prem805 Murru, gailur ta tontorretan gorat ta beherat sigi-saga in arau, topografia desafiatzaile at moldatzen da, ta horrek arnasik gabe uzten tu tuista ainitz. Zirveleri ve sırtları yukarı ve aşağı kıvrıldığı için duvar, zorlu bir topografyaya uyum sağlayarak pek çok turistin nefesini kesti. |
| dev navlap prem809 Mubleak ta zilarra, 29 (hooita beatzi); Tai Sing Company-ko portzelana, 122 (ehun ta hooita bi). mobilya ve gümüş için 29, porselen için 122'de Tai Sing Company. |
| dev navlap prem813 Heltzen zien untzietat fite sartzeko garatu zien xalupa hoik. Bu tür botlar, gelen gemilere hızlı erişim sağlamak için geliştirildi. |
| dev navlap prem822 Amsterdamek bisai ainitz tu, hiria ospetsu in duten diamanteek bezenbat antsu. Amsterdam'ın, şehrin ünlü olduğu elmaslar gibi birçok yönü vardır. |
| dev navlap prem825 Altariain pian, zilarrezko diska atek zilo at inguratzen du; traizioain araera, han altxatu zen Jesusen kuutzia, alde akotx ohoin bat zila. Sunağın altında gümüş bir disk, geleneğin dediği gibi, her iki taraftaki iki hırsızın yanında İsa'nın haçıyla birlikte yükselen yeri işaret eden bir deliği çevreler. |
| dev navlap prem829 Ehunka biaiante joaiten dira bi uharteetat eun-pasa, itsasuntziat tzuli aitzin guzia kusteko tirriaikilan. Deniz yoluyla her iki adaya da giden yüzlerce günübirlikçi mecbuen tekneye geri dönmeden önce her şeyi yapmaya istekli. |
| dev navlap prem833 Hungriat iritsi berria zanik, hiritik landa joan berko uzu, jokatu nahi bauzu. Bu Macaristan'a yeni gelen , ve eğer oynamak istersen şehrin biraz dışına çıkmak zorunda kalacaksın. |
| dev navlap prem835 Pekinen eun ezta antsu horren herexiik. Bugün Pekin'de neredeyse hiçbir iz yok. |
| dev navlap prem843 Posile da dozierra judizialak tzuli ber zaitia inglesa ezten hizkuntza atian leitze uten bezeroendako. Vaka dosyalarının, İngilizce dışındaki bir dili okuyan müşteriler için tercüme edilmesi gerekebilir. |
| dev navlap prem848 Geo, hastapeneko bixita in zin ordezkai berak berritz bixitatu du hornitzaile berria, galdeei ihardesteko ta erreklamazioen laginean kusten den eozoin prolemai buruz eztaaidatzeko. Sonrasında, ilk ziyareti yapmış olan aynı temsilci, soruları cevaplamak ve şikayet örneğinde not edilen sorunları tartışmak için yeni sağlayıcıyı yeniden ziyaret eder. |
| dev navlap prem851 Arrankuatzen gintuena zen biaia eiazki in zela eiaztatu aitzin ordainketa baimentzia. tasarım, seyahatin gerçekleştiği doğrulanmadan önce ödemeye yetki verileceğinden endişeliydik. |
| dev navlap prem856 Marrek bialtzaile guzien ongizate-maila adieazte ute, ta rronboek, aldiz, lana ertze noapeit erematiain galera teknikoak (negatioak balin badira). Kutulardan oluşan çizgiler birleştirilen tüm postacıların refah seviyesini gösterir ve elmastan oluşan çizgiler, işi başka bir tarafa kaydırmanın teknik kayıplarını (eğer negatif ise) gösterir. |
| dev navlap prem864 Hoteleko fresak ta ertze atzu elgartzen balire, biaia eiazki iten den ala ez eiaztatuko da. Otel ve belirli diğer ücretler için bir eşleşme gerçekleştiğinde, gerçek seyahatin bir doğrulaması yapılacaktır. |
| dev navlap prem868 Konpaazione, bixitatu ginin estatu-hiriburuetako atian, 600 software-enpresa baino gehio bada. Örneğin, ziyaret ettiğimiz bir ülkenin başkenti 600'den fazla yazılım şirketine ev sahipliği yapıyor. |
| dev navlap prem874 Baztertze-fluxua oinarrizkoa da abeastasun-stok bat metatzeko; lege ookor gisan, nehoiz aurrezten eztuenak eztu abeastasunik ukanen. Tasarruf akışı, bir servet stoğunun biriktirilmesi için esastır - asla tasarruf etmeyen birinin servet sahibi olamayacağı genel bir kuraldır. |
| dev navlap prem881 Informazioain teknoloiain arloko treetasunen galdia haundia beita, estatu-kontratazioa zaila zan zen; hortakotz, CIO hunek barne-softwarrain garapenain ta kudeaketain alternatiak xekatu zitin. BT becerileri, devlet tarafından işe alımda zorlanan büyük talep görüyor, bu nedenle CIO, kurum içi yazılım geliştirme ve yönetimine alternatifler aradı. |
| dev navlap prem886 Balio-sortzaile zaitia ta neozio-maitzetan bezeroa ardatz zaitia. İş Sonuçlarında Değer Yaratan, Müşteri Odaklı Bir Ortak Olmak İçin |
| dev navlap prem890 Ateabide hoitan, larrialdi-zentro ta osasun-etxe akotxeat hoekien moldatzen dien esku-hartze motak ta pazienteain arazo espezifikoak aztertu berko dira. Bu çözümlerin her bir ED'ye en uygun olan müdahale türlerinin her ikisini ve sağlık merkezini ve hastanın kendi sorunlarını da ele alması gerekecek. |
| dev navlap prem895 Hoi gertatzen delaik, mailegu-mailiain funtsak Altxorrain balioek inbertituak zan dien saldoen gainian tuzten inteesak sakrifikatzen tu, ta horren ordez mailegu-hartzailiain funtsain inteesak erreziitzen tu maileguain zenbatekoain gainian. Bu olduğunda, borç verme fonu, Hazine menkul kıymetlerinden yatırılan bakiyeler üzerindeki faizi feda eder ve bunun yerine faiz tutarını borçlanma fonundan, borç tutarı üzerinden alır. |
| dev navlap prem897 Bena Batzordiak ezin du aholku zaharrik man xifreak zentzuzkoak badira. Ancak Komisyon, sayılar toplandığı sürece sadece eski tavsiyelerde bulunmakta serbest değildir. |
| dev navlap prem902 Geo ta gehio aeri da larrialdi-xerbitxuko esku-hartziak efikazak diela ta tratamentu-deibazioak martxatzen ahal diela. Artan bir kanıt, acil serviste müdahalelerin etkili olduğunu ve tedavi yönlendirmesinin işe yarayabileceğini göstermektedir. |
| dev navlap prem906 Programain hezkuntza-feedbackak onarpena sustatzen du, ta disuasio-elementu gisan jokatzen ahal du etorkizuneko pettoen aitzinian |
| dev navlap prem913 Posta-kode at bide ainitzek baliatzen ahal dute. Pek çok rota tarafından bir ZIP Kodu sunulabilir. |
| dev navlap prem918 Benefizioen azterketa hortan baliatuak zan dien kontzentrazio-ihardespen funtzioetako atzu epe laurreko lanen ondoio zan zien. Bu fayda analizinde kullanılan konsantrasyon-tepki fonksiyonlarının bazıları, bu tür kısa süreli çalışmalardan elde edilmiştir. |
| dev navlap prem922 Prouktuak ukan berri do asmatu gehio bazitin, usu, prototipo guziz integratuak baliatzen zien diseinuak baldintzak betetzen zitila froatzeko. Eğer söz konusu ürün, daha çok yeni içerik veya yenilik içerseydi, tamamen entegre edilmiş prototipler, tasarımın gereksinimleri karşıladığını göstermesi için sıklıkla kullanılırdı. |
| dev navlap prem926 Agentzia Lancaster, York ta Reading xerbitxatzeko ideki zuten hastapenian. acente ilk olarak Lancester, York ve Reading'e hizmet vermek üzere açılmıştır |
| dev navlap prem933 Goernu fedeal arduaduna, galde hoier buru iteko inalian, beetzat hartzen ai da errendimenduan oinarritzen den kudeaketa-printzipioak. Sorumlu Federal hükümeti bu talepleri ele alma çabasıyla performans temelli yönetim ilkelerini benimsiyor. |
| dev navlap prem937 Auditoretza at planifikatzeko fasetan, kuskatzailek jakinaazi ber lukete ze ardura tuzten lege ta araudiak betetzeai buruzko egiaztapen ta jakinaazpenen arloan ta finantza-informazioain barne-kontrolai daokionez. Bir denetimin planlama aşamalarında, denetçiler kanunlarla ve düzenlemelerle uyumun ve finansal raporlamanın iç kontrolünün test edilmesi ve raporlanması için sorumlulukları hakkında konuşmalıdır. |
| dev navlap prem941 LNL ta Allenbrand-Drewsez gain, epaiteiak akusatu izendatzen tu Gary Allenbrand ta Loren Drews, Allenbrand-Drews-eko zuzendaiak; ta R.L. garatzaile do kontratistak. LNL ve Allenbrand-Drews'ın yanı sıra, Allenbrand-Drews'ın müdürleri Gary Allenbrand ve Loren Drews gibi takım isimleri; ve geliştiriciler veya yükleniciler R.L. |
| dev navlap prem949 TVAk inguraide at instalatu zin, gasa aireain aitzinbeogailutik xuxenian FGDrat iortzeko; gainez, ESPa bota ta SCR erreaktoria altxatu zen harren lekuan. ESP yıkılıp yerine SCR reaktörü kurulurken aynı zamanda TVA, hava ön ısıtıcı ağzından doğrudan FGD'ye gaz göndermek için bir inşaat bağlantı yolu kurmaktaydı. |
| dev navlap prem953 Frantziak AEBk baino posta-dentsitate haundiaoak ta bolumen ttipiaoak tu. ABD’nin Fransa’dan daha geniş bir posta yoğunluğu ve daha düşük hacimleri vardır. |
| dev navlap prem958 NHTSAko administratzailiain idazkaiak bertzeen esku utzi du 32902 atalain araera erreaia aurrezteko legiak maiteko boteria. 1 Bölüm 32902 kapsamında yakıt ekonomisi standartlarını belirleme yetkisi Sekreter tarafından NHTSA'nın Yöneticisine devredilmiştir. |
| dev navlap prem966 Ingeniaitzako prototipak (birtualak do ekoizpenain adieazgarriak, hastapeneko prouktu fisikoak) Prototip Mühendislik prototipleri (sanal veya Üretim temsilcisi prototipleri Başlangıçtaki ürünler fiziksel) |
| dev navlap prem974 Zor-tituluak funts fiduziaioen ta funts bitxien aitzinetik kentzia (aldizkako funts fiduziaioak zan ezik). Borçlanma senetleri, fonlar ve özel fonlar öncesi güvenceler (döner sermaye fonları hariç). |
| dev navlap prem978 Inskripzioa in ta hiu hilaeteat, lekuan lekuko ordezkaiek hornitzaile berri akotxain erreklamazioen lagin bat ebaluatze ute, eztaaidatu beharreko gairik baden kusteko. Kayıttan üç ay sonra alan temsilcileri, tartışılacak herhangi bir sorun olup olmadığını görmek için her yeni tedarikçinin isteklerinin bir örneğini değerlendirirler. |
| dev navlap prem982 Datuetan petto iteko eskuidia. Verideki hatadan bağımsız olma. |
| dev navlap prem987 1999 (mila beatzi ehun ta latan hooita hemeetzi)an, 2.100 (bi mila ehun) familia-meiku inguru sariain bitartez sartu zien been feedback-dozierretat, ta HICk hoekuntzak in zitin ertze meiku atzuer feedbacka eskeintzeko. 2100 civarı doktor, 1999 yılında geri bildirim raporlarına çevrimiçi ulaştı ve HIC, diğer tıbbi uzmanlara geri bildirimde bulunmak için ekstra iyileştirmeler uyguladı. |
| dev navlap prem997 23 Financial: CFO legiain xediak erreusitzeko funtsezko bultzada jarraitua CFO Hareket Hedeflerine Ulaşmak için 23Finansal Devam Eden Hızlanma |
| dev navlap prem1000 Bistan da AICPAain agenda balorizazio- ta oientazio-inal komertzialek bete utela azken urte hauetan. Değer artışı ve ticarete yönelik çabalar, şüphesiz AICPA'nın son yıllardaki gündemini çok meşgul etmiştir. |
| dev navlap prem1005 Bosniarako biaiai buruzko informazioa erdiesteko, kus inteligentzia-xerbitxuain dozierrian heldu den Al Qaeda sauditako kideai ina zan den galdeketa, 2001(bi mila ta at)eko urriain 3koa. Bosna'ya yaptıkları seyahat için Suudi El Kaide üyesinin sorgulanması, İstihbarat raporu, 3 Ekim 2001'e bakınız. |
| dev navlap prem1009 Moussaouiz gain, hauek zan zien KSMk biarren eraso-aldiakotz hautagai gisan ientifikatu zitin Al Qaedako bi langiliak Abderraouf Jdey, alias. Moussaoui'ye ek olarak, KSM tarafından ikinci saldırı dalgası adayı olarak tanımlanan iki El Kaide operatörü Abderraouf Jdey, a.k.a. idi. |
| dev navlap prem1016 Gaitasun hoik etzien aski, bena deus gutti in zen haiek haunditzeko do berritzeko. Bu yetkinlikler yeterli değildi ancak bunları genişletmek veya değiştirmek için çok az şey yapıldı. |
| dev navlap prem1020 Buruilain 9an albiste iziarriak heldu zien Afganistanetik. 9 Eylül'de Afganistan'dan dramatik haberler geldi. |
| dev navlap prem1023 Transakzio guzia susmaarria iduitu zitzakola aleatuz, Hazmi ta Mihdharrengandik urrundu zen administratzailia, bena ez haiek ber zuten launtza erreziitu aitzin. Tüm işlemden şüphe duyduğunu iddia eden yönetici, kendisini Hazmi ve Mihdhar'dan ayırdı, ancak ihtiyaç duydukları yardımı aldıktan sonra. |
| dev navlap prem1029 Egoera makurtzen bada, posile da mehatxuai buru iteko bilkura at antolatzia. Durum kızışırsa bir tehdit konferansı toplanabilir. |
| dev navlap prem1033 Riaden zelaik, Txetxenian jihada praktikatzen zatua zela rran zien anaier. Riyad'da, erkek kardeşlerine Çeçenya'da cihat yapmış olduğunu söyledi. |
| dev navlap prem1040 FBIko ikertzailek ondoioztatu dutenain araera, Al Qaedak abiazioan treatzeat bideatu zitin Phoenix aldian zien muturreko ertze musulman batzu re. FBI araştırmacıları El Kaide'nin Phoenix bölgesindeki diğer radikal müslümanları havacılık eğitimine kaydolmaya yönlendirmiş olabileceği yönünde yorumda bulundu. |
| dev navlap prem1045 Langile hoik etzien kokatuak, bena, gaineko estaietako gehienek ez bezala, kaska ta geo ez jaustia delieratu zuten. Bu işçiler enkaz altında kalmamış ama üst katlarda bulunan çoğu sakinlerin aksine darbeden hemen sonra alçalmayı tercih etmemişler. |
| dev navlap prem1054 1991 (mila beatzi ehun ta latan hooita hameka)ko buruhilain 9 (beatzi)an heldu zen Ajaj New Yorkeat ta B-2 tuista-bisa atekilan sartu zen Estatu atuetan. Ajaj Amerika'ya 9 Eylül 1991'de New York'taki B-2 turist vizesiyle girmişti. |
| dev navlap prem1060 Mihdhar Estatu atuetako biziaz kexatu zen. Mihdhar Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşam hakkında şikayet etti. |
| dev navlap prem1065 Gue mugek ta gue imigrazio-sistemak, legia atxikaazteko neurriek barne, ongietorri-, toleantzia- ta justizia-mezua iorri ber diete etorkinen komunitateetako kideer, ba Estatu atuetan, ba heien jatorrizko herrialdeetan. Sınırlarımız ve göç sistemimiz, hukuk yaptırımı da dahil olmak üzere, Amerika Birleşik Devletlerindeki ve kendi ülkelerindeki göçmen topluluklarının üyelerine bir hoş geldin, tolerans ve adalet mesajı göndermelidir. |
| dev navlap prem1071 Alor hortan, hala nola, Operation Infinite Resolve (Eazpen infinituain opeazioa) delakoa sartu zen, Al Qaedak Afganistanen zitin xedeen kontra proposatutako eraso-seida at. Bu seri, Afganistan'da El Kaide hedeflerine yönelik çeşitli önerilen grev operasyonları olan Infinite Resolve'i de içeriyordu. |
| dev navlap prem1078 Zintzotasuna sustatzeko ta priatutasuna baesteko, elgarrizketatu gehienak ez ientifikatzia delieratu ginin. Tarafsızlığı destekleme ve gizliliği koruma menfaatlerinde, görüştüğümüz bireylerin çoğunun kimliğini belirlememeye karar vermiştik. |
| dev navlap prem1080 Al Qaeda ta terroismoa lehentasun bat gehio bilakatu zien Pakistan ta Saudi Arabiaikilan deia mukuru zuzten agendetan. El Kaide ve terörizm, Pakistan ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle zaten meşgul olan gündemlere eklenen bir başka öncelikti. |
| dev navlap prem1087 Talkain ondoioz, ainitz hil zien do larriki zauritu |
| dev navlap prem1090 KSMk Al Qaedari eskeinitako launtzai buruzko informazioa erreziitzeko, kus inteligentzia-xerbitxuain dozierretan heldu dien KSMi inak zan dien interrogazioak, 2003ko uztailain 12koak (bi dozierr). KSM'nin el Kaide'ye yardımında 12 Temmuz 2003 tarihinden İstihbarat raporlarına bakın, KSM'nin sorgularına bakın (iki rapor). |
| dev navlap prem1095 Mugain bi aldetan aliatuak zitila jakin zen. Sınırın her iki tarafında da suç ortakları olduğu ortaya çıkmıştı. |
| dev navlap prem1107 Nausiki, Ramzi Yousefekilan elgartutako terroista independente gisan hartu zuten KSM, 1996 (mila beatzi ehun ta latan hooita hamasei)ko urtarrilian Manilako heazkin-atentatuan parte hartu zuelakotz auzipetua. 1996 yılının Ocak ayında Manila hava sahasında oynadığı rol nedeniyle suçlanan KSM, esas olarak Ramzi Yousef ile bağlantılı bir başka serbest terörist olarak görülüyordu. |
| dev navlap prem1111 Talianak lekuz kamiatzeko espeantxa guziak galdu zituztenez, erregimenain aurkaiei launtza segretua maitiai buruzko eztaaida berpiztu zen. Taliban’ı hareket ettirme umudu tükendiğinde, tartışmalar rejimin muhaliflerine gizli yardım verme konusunda canlandı. |
| dev navlap prem1115 Aintariak Pakistanen e zarri zuten arreta, ta talianak Al Qaedain aurka zartzeko ze iten ahal zuten aztertu zuten. Yöneticiler aynı zamanda Pakista'a ve Taliban'ı el Kaide'ye dönüştürebilecek kadar ne yapmış olabileceğine de odaklanmıştır. |
| dev navlap prem1122 Maiatzian do ekainian, Clarkek terroismoain aurkako einbideetaik ziberseurtasunain inguruko ardura multxo berri ateat kamiatzeko galdein zin. Mayıs ya da Haziran ayında Clarke, terörle mücadele portföyünden siber güvenlik için yeni bir sorumluluk setine geçilmesini istedi. |
| dev navlap prem1133 FBIn ikerketa-dozierra, Jennifer Stangelen elgarrizketa, 2001eko buruilain 14koa. FBI soruşturma raporu, Jennifer Stangel'in röportajı, 14 Eylül 2001. |
| dev navlap prem1137 3. deia C terminaleko telefona publiko atetik in zen (kontrolguniain ta United 175 (ehun ta hiutan hooita hamaortz)en heazkineatze-bortain artian zen). 3. Arama C Terminalinden ödemeli bir telefondan yapılmıştı (görüntüleme kontrol noktası ile United 175 çıkış kapısı arasında) |
| dev navlap prem1141 Hotelen antolakuntzai buruzko informazioa erdiesteko, leitu inteligentzia-xerbitxuain dozierretan heldu den Khalladi in galdeketa, urtarrilain Otel düzenlemeleri için İstihbarat raporuna, Khallad, Jan'ın sorgusuna bakın. |
| dev navlap prem1145 10:45 (hamekak laurden gutti)tan, Defcon 3a gielatzeko rran zakoten hizlaier, bena minuta at beanto gielat bota zen manu hoi. Konferans katılımcılarına saat 10:45'te Defcon 3'te beklemeleri söylendi ama bir dakika sonra emir geri alındı. |
| dev navlap prem1150 Rran daukute Pickard ta Ashcroftek etzutela harreman onik. Pickard ve Ashcroft'un iyi bir ilişkiye sahip olmadığı söylendi. |
| dev navlap prem1154 Bee aholkulaiek Estatu atuetan zelula at bazela rran zan baliote, hartaz arduatuko zela rran zin. Eğer danışmanları ona ABD'de bir hücre olduğunu söylemişlerse, onunla ilgilenmek için harekete geçeceklerini söyledi. |
| dev navlap prem1158 Pasaporte garbiak ta kaltetuak zan zien bi pasaportiak erreziitziai buruzko informazioa erdiesteko, leitu inteligentzia-xerbitxuain dozierretan heldu dien KSMi in galdeketak, 2003ko uztailain 3koa ta 2003ko buruilain 9koa. Temiz pasaport edinme ve iki hasarlı pasaport ile ilgili olarak, 3 Eylül 2003 ve 9 Eylül 2003 tarihli istihbarat raporlarına, KSM sorgulamalarına bakın. |
| dev navlap prem1166 Estatu atuok guhaurren buria mundu islamiarrain aitzinian definitzeko oldarkor jokatzen ezpaduu, extremistek gooz ine ute hala gue partez. Amerika Birleşik Devletleri İslam dünyasında kendini tanımlamak için agresif davranmadığı takdirde radikaller bu işi bizim için memnuniyetle yapacaktır. |
| dev navlap prem1170 Ainitzentzat, aktoreek lan iteko toki onenetako at da Indianapoliz. Indianapolis gerçekten pek çok aktörün çalışabileceği en iyi yerlerden biridir |
| dev navlap prem1174 00ren launtzai esker, Indianapoliz inguruko antsu 400 (lau ehun) haurri oientazioa, indarra ta dibertsioa eskeini ahal zan genizkien. 00, yaklaşık 400 Indianapolis bölgesi çocuğuna rehberlik, teşvik ve eğlence sunmamıza yardımcı oldu. |
| dev navlap prem1179 50eko hamarkaan hazitako haur gisan, antzerki herrikoiain ekoizpenetat joaitia da ene orroitzapen zoriontsuenetako at. 50'lerde büyüyen bir çocuk olarak en mutlu anılarımdan biri Civic Theatre prodüksiyonlarına katılmak olmuştur. |
| dev navlap prem1183 Eizaintza-fakultatiak zien dohaintza eskuzaalak ber tu bee hezkuntza-bikaintasuna atxikitzeko. Hemşirelik Okulu, eğitimdeki mükemmelliğini devam ettirmek ve korumak için sizin cömert hediyelerinize ihtiyaç duyuyor. |
| dev navlap prem1188 Beaz, atsein haundiz luzatzen dautzut eun Filantropia Zentroko ohorezko bazkide zaiteko gomita. Bu sebeple, Yardımseverlik Merkezi'nin Kurucu Ortaklarından biri olarak bize katılmanız için bugün size bu daveti sunmaktan mutluluk duyarım. |
| dev navlap prem1192 Bide luzia duu iteko zue gisateko laun ta harpieunen launtzaikilan 365.000 (hiu ehun ta hiutan hooita hamaortz mila) dolarreko xedia erdietsi aitzin. Sizin gibi arkadaşlar ve abonelerden gelecek 365.000$'lık hedefimize ulaşmak için daha çok yolumuz var. |
| dev navlap prem1196 Zehaztu antolakundia (hala badagokio), helbidia, hiria, estatua ta posta-kodia Organizayona isim verin (geçerliyse) Adres Şehri, Eyalet Kodu |
| dev navlap prem1205 Bena zuzenbide-eskolen artian lehia haundia bada, halaer, ikasleik onenak ta argienak eakartzeko. Ama hukuk fakülteleri arasında en iyi ve en farklı öğrencileri çeken yoğun bir rekabet de vardır. |
| dev navlap prem1209 Kanpaina bideatzeko 100 dolar do gehio man tutzunez, eskerrak man nahi dauzkizuu ta zu ta ertze launtzaile at harrera beezi ateat gomitatuak zizte. Hua 2000ko martxoain 23an zanen da, ortzeunian, 17:30 (bortzak terdi)taik 20 (zortziak) artio, Herron Hall-en. Bu kampanyaya yaptığınız 100$ veya daha fazla miktarda katkıya minnettarlığımızı göstermek için, sizi ve bir misafirinizi 23 Mart 2000 Perşembe günü saat 17:00-20:00 arası Herron Hall'da özel bir resepsiyona davet ediyoruz. |
| dev navlap prem1213 Ainitzez xede gehioi tuu erdiesteko goaitan ta, lan hortan launtzeko, etzaut bazkide korporatio hobeik heldu gogoat. Bunun için çok daha fazla başarıya sahibiz, onlara yardımcı olmak için daha iyi bir şirket ortağı düşünemiyorum. |
| dev navlap prem1218 ikastalde ttipiaoak, teknoloiain baliatzia ta ikasleer launtzeko espazio eskasia aspaldianik (armairuak, janai-xerbitxua, ikasleen antolakundeendako bulegoak). , daha küçük sınıflar, teknoloji kullanımı) ve öğrenci destek alanında çoktandır devam eden eksiklik (kilitli dolaplar, yemek servisi, öğrenci organizasyonları için memurlar). |
| dev navlap prem1222 Inner Circle taldeko kide zienez geoz, triunako eserleku onenetako atzu zanen tutzu demokraziain munduko ospakizunik haundienaintzat: AEBko 52. presientain leeintzaldiain inaugurazioa. Bir İç Çember üyesi olarak, dünyanın en büyük demokrasi kutlaması olan 52. Amerikan Başkanı Göreve Başlama Töreni için tören alanındaki en iyi koltuklardan bazılarını bekleyebilirsiniz. |
| dev navlap prem1226 Urteko sasoin hau xoraarria da istoioak kondatzeko. Bu hikaye anlatımı için yılın en harika zamanı. |
| dev navlap prem1231 Konfiantxa iten dautzut ta ertze laun eskuzaal batzuer e ba, gaineateko % 38 (hoita hemezortzi)a man dezazuen. Geri kalan yüzde 38'i sağlamak için sana ve diğer cömert arkadaşlara güveniyoruz. |
| dev navlap prem1235 Maile hauek xuxenki launduko dakote kantzilerrai iakasle, ikasle ta langileen beehalako beharrak asetzen. Bu bağışçı grubu, fakülte, öğrenci ve personelin acil ihtiyaçlarını karşılamada Bakan'a doğrudan yardımcı olacaktır. |
| dev navlap prem1242 Espeantxa duu heiekilan mintzaziaz gozatzia, bena IRTein sos administratioa aurrezten ahal duzu, oparia tzultzeko gutun-azalian gaur berian iortzen bauzu. Onlarla konuşmaktan zevk alacağınızı umuyoruz, ancak hediyenizi iade zarfına bugün göndererek IRT yönetim parasını kaydedebilirsiniz. |
| dev navlap prem1247 Zue baesa IRTein konpromiso-programen faoretan da xuxenki, ta dohaintzen sosaikilan berdintzen launtzen du. Katkıda bulunduğunuz destek, IRT'nin sosyal yardım programlarına doğrudan fayda sağlar ve hediye paralarından yararlanır. |
| dev navlap prem1250 Ikuskizuna itia K-12ko 6.500 (sei mila ta bortz ehun) ikasle baino gehioin aitzinian, estatuko profesionalen biltzarretan, Pan-Am Media Event ekitaldi atian ta AEBen aitzinian. Pan-Am Medya Etkinliği ve ABD için K-12'den 6.500'den fazla öğrenci önünde sergilenen profesyonel devlet konferansları. |
| dev navlap prem1255 Bihotzeko eitasunen ondoio suntsitzaileetako at bihotz giharrian sortzen den ezin konponduzko kaltia da. Kalp hastalığının yıkıcı sonuçlarından biri kalp kasına verdiği telafisi mümkün olmayan hasardır. |
| dev navlap prem1259 … zerren parte zaiten ta zer baesten zanen zintaizke harro? ..bir parçası olmaktan gurur duyacağın ve destekleyeceğin bir şey mi? |
| dev navlap prem1261 Hemen funtsak ber dira hastapeneko kapital gisan baliatzeko, beeziki eskolaako autobaesa zan berko luketen proiektuak zartzeko lan iten duuno. Okul için kendi kendine desteklenmesi gereken projeleri kurmaya çalışırken, para olarak kullanmak için fonlara ihtiyaç var. |
| dev navlap prem1267 Gue uniertsitate-ospitaleek ta ikerketa-programek eztute estatuain launtzaik erreziitzen. Öğretim hastanelerimiz ve araştırma programlarımız devlet desteği almamaktadır. |
| dev navlap prem1270 Citywide Friends of the Free Library elgarteko kide zienez geoz, berriketaia erreziituko uzu hiu hilaitian behin, libuuteiko gertakizunei ta lege-gaiei buruzko informazioa maiteko. Ücretsiz Kütüphane'nin Şehir Dostları'nın bir üyesi olarak, üç ayda bir sizi kütüphane etkinlikleri ve yasal konular hakkında bilgilendiren bir bülten alacaksınız. |
| dev navlap prem1274 Inbertsio horren ondoioz, 60 (hiutan hooi) eongia berritu ta saldu zaizkie baliaide apaleko eosleer, ta kalitate oneko 100 apartamentu zaharberritu dira, zentzuzko prezioetan saltzeko. Bu yatırım, 60 konutun yenilenmesi ve mütevazi imkanlara sahip alıcılara satılmasıyla ve 100'den fazla uygun fiyatlı, yüksek kaliteli dairenin rehabilitasyonuyla sonuçlandı. |
| dev navlap prem1278 Uai dela hilaete, Indianapolizen in nin debuta zuzendai gisan, AEBko taulagainetako klasiko atekilan: Inherit the Wind. Biarren hezkuntzako ta lizeoko 5.500 (bortz mila ta bortzehun) ikasle baino gehio zan zien. Indianapolis'te sahneye ilk kez bir ay önce, Amerikan sahnesinin klasiklerinden biri olan Inherit the Wind ile, 5500'den fazla ortaokul ve lise öğrencisinin katıldığı bir gösteride sahne yönetmeni olarak çıktım. |
| dev navlap prem1280 Katedraleko eungo ikasleen % 25 (hooita ortz)ek, gutti goraera, launtza finantzaio bat erreziitzen du. Mevcut Katedral öğrenci bedeninin yaklaşık% 25'i bir miktar finansal yardım almaktadır. |
| dev navlap prem1287 Hiriko iraazi-asmoik gabeko ertze antzoki atzuetan ez bezala, gue aktoreek been lanbidiaikilan ateatzen dute bizimoldia. Şehirdeki diğer kâr amacı gütmeyen tiyatroların aksine, aktörlerimiz sanatlarıyla geçinmektedir. |
| dev navlap prem1295 IMAko Garapen Batzordiak 1998 (mila beatzi ehun ta latan hooita hemezortzi)ko abenduain 31 (hooita hameka)at artio erreziitutako hitzemaite guziak eiaztatuko tu, dolar bakotxai soinez. IMA'nın Kalkınma Komitesi 31 Aralık 1998 yılında alınan tüm bağışları dolar dolar eşleştirecek. |
| dev navlap prem1300 Bertze behin, zorionak zirkuluko kide zaiteko ahobatezko izendapenaingatik, ta ohore hoi ahal bezin fite onartzia galdeiten dautzut. Inner Circle üyeliği için oy birliğiyle aday gösterilmenizi tekrar tebrik etmeme izin verin ve bu onuru en kısa sürede kabul etmeniz konusunda ısrar ederim. |
| dev navlap prem1306 Independente bihurtu denboan, laundu zue graduain ospia indartzen. Bağımsız olduğumuza göre, lütfen diplomanın farklılığını pekiştirmemize yardımcı olun. |
| dev navlap prem1309 Bazkide zienez geoz, bazkideendako akarrik iten dien aktiitatetan parte hartzen ahalko uzu, ta batzarreko saio ofizial guzietakotz sarbide osoa ukane uzu, halaer. Üyeliğiniz size üyelerimiz olarak sadece aktivitelere kabul aynı zamanda tüm resmi Toplantı oturumlarına tüm bilgileri sunacaktır. |
| dev navlap prem1313 Elefanten eitura anatomikoain zailtasunen erainez, etxeko animalietan prolema haunditzat hartzen den prozeura arrunt bat sortu zen. Fillerin anatomik yapılarındaki güçlükler evcil hayvanlar arasında hayli sorunlu ortak bir prosedür olarak kabul edilen duruma yola açar. |
| dev navlap prem1318 Ene intuizioak, seur, biziki oinarri zehatza du: zue parrokiai urteo iten dakozun dohaintzak erekusten din gisan, ardura hartzen din presuna at zira. Sezgilerime göre, elbette çok belirgin bir temeli var-sen, semtine verdiğin yıllık koruma bağışının gösterdiği gibi değer veren bir insansın. |
| dev navlap prem1321 Iabazteko hautabidiak argiki hemendatu zauzkigu idekiak dien aulkiengaitik (Washington, Coloado ta Ipar Dakota), ta luzaz demokrata zan den Alan Dixon kanpoatu utelakotz. Bu açık koltuklar --Washington, Colorado ve Kuzey Dakota - uzun vadede Demokrat Alan Dixon'ın devrilmesiyle sonuçlanmış, zafer şansımızı büyük ölçüde artırmıştır. |
| dev navlap prem1326 ...gue gizartia hobetzia. ... Toplumumuzu daha iyi hale getirin. |
| dev navlap prem1330 Hoi biziki garrantzitsua da gizakiek zaintzen tuzten elefantek luzaz biziauteko, ta basa-elefantek e ba. Bu, fillerin insanların bakımında uzun süreli olarak hayatta kalmaları için olduğu kadar vahşi yaşamları için de son derece önemlidir. |
| dev navlap prem1332 1991ko graduazio-ekitaldiain bidez, gogoameneat karri dira Indiana Uniertsitateko ikasle gaaiko orroitzapenak. aşlangıç 1991, Indiana Üniversitesi'nde öğrenci günlerinin anılarını yeniliyor. |
| dev navlap prem1338 Ainitz pentsatu da Michael Apted kontratatziaz, seriei punttu bihozberaoa maiteko. Diziyi daha fazla insani bir dokunuşa getirmek için Michael Apted'i işe almaktan çok şey yapıldı. |
| dev navlap prem1342 The New Yorker aldizkaiko Adam Gopnik-ek rraiten du Veneziako bienalian pop artista sobea baela, been lan onenak aspaldi man zuztenak (Jim Dine, Claes Oldenburg), hoik zartzen dira... New Yorker çalışanı Adam Gopnik, Venedik Bienalinin en iyi çalışmalarından yılların atıldığı (Jim Dine, Claes Oldenburg) ...[ile] yan yana oturan [y]aşlanan Pop sanatçıları tarafından aşırı dolduğunu söylüyor... |
| dev navlap prem1347 Behin etxeat helduik, AEBk hornidura bi maneratan mozten duela jakin nin. Eve dönünce, Birleşik Devletler'in arzı iki şekilde kestiğini öğrendim. |
| dev navlap prem1355 Lamar Alexander-ek presienta zaiteko saioa utzi zin. Lamar Alexander başkanlık teklifini düşürdü. |
| dev navlap prem1364 Argi da gue eztaaidak goaitatu ber duela anbizio haundiko libru hau argitaatu artio. Bu iddialı kitap yayınlanana dek tartışmayı bir kenara bırakmamız gerektiği gayet açık. |
| dev navlap prem1369 Azaleko istoioan ikerlan berriena aztertzen da, nun haur ttipiek nola pentsatze uten lantzen den. Kapak konusu bebeklerin nasıl düşündüğü hakkında yapılan en yeni araştırmayı değerlendiriyor. |
| dev navlap prem1373 Teknika horrek funtzionatzen duelaik, indar haundiko istoio at erreusitzen da, nahiz harren gaia ezten hiuarren paagrafora artio aertzen. Bu yöntem işe yaradığında, üçüncü paragrafa gelene dek konusu anlaşılmasa da güçlü bir hikayen olacak. |
| dev navlap prem1377 Woodward-ena da Colin Powellen psikean ukaiten ahal duun behako onena. Woodward, Colin Powell'in ruhunda alma ihtimalimiz olan en iyi görünümdür. |
| dev navlap prem1380 Samuel Sheinbein-ek eailketa-jujamentua beteko du Israelen. Samuel Sheinbein, İsrail'de bir cinayet cezasına hizmet edecek. |
| dev navlap prem1384 Emazteki moernuek iziarri maite ute meheak zaitia, bena been indarrak eite fisikoa re ukaitia nahi dute, ez soilik emozionala do mentala, manera erromantikoan. Modern kadınlar, ince olmayı severler, fakat aynı zamanda, güçlerinin, Romantik damarlarda sadece duygusal veya zihinsel değil, fiziksel görünmesini isterler. |
| dev navlap prem1388 Eremu grisa da hoi, dio John Kirkwood-ek, Metropolitan Chicaoko ALAn denak. Metropolitan Chicago'nun ALA'sı olan John Kirkwood bu gri bir alan, diyor. |
| dev navlap prem1393 Lamar Alexander-en jalitzia aipatzekoa da, nahiz eta ilogikoa e ez izan. Lamar Alexander'in çözümünü mantıksızlık düzeyine ulaşmasa da değersiz. |
| dev navlap prem1397 Ragtime musikalai buruzko herriain jakituiak gorabeherak zaiten seitzen du. Ragtime hakkındaki ortak inanış değişmeye devam ediyor. |
| dev navlap prem1404 Ikasleer tiro iten diete, ez? Öğrencileri Vuruyorlar, Değil mi? |
| dev navlap prem1409 Kale itsua. Eztaaidain zati haundi at abortuaikilan zeit kusteko uten gaiei buruzkoa da. Eğime karşı Tartışmanın çoğu, hangi konuların kürtajla ilişkili olduğu üzerinde dönüyor. |
| dev navlap prem1412 Azaleko istoioan eztaaidatzen da NATOin xediak zoin zan ber din, Kosovo banatzia do protektoratu gisan kudeatzia. Örtü hikayesi NATO'nun amacının Kosova'yı bölüştürmek veya onu bir koruyucu olarak idare etmek olması gerekip gerekmediğini tartışıyor. |
| dev navlap prem1418 Aitzitik, goernu atek sosa galdeitia ezta hertsadura, ta ezin da nehondik nehora re konpaatu Txinan gertatzen denaikilan. Tam tersine, hükümetin para teklif etmesi zorlama değildir - Çin'de neyin devam ettiği ile bile uzaktan karşılaştırılmaz. |
| dev navlap prem1421 Baesteko gakoain xeka (barka hitz-joko txarra). Güvenli tutmanın anahtarını arıyorum (Kötü ceza için üzgünüm.) |
| dev navlap prem1430 Bolizko dorrian bizi dien liertarioek e elituzkete gai hoik bater utziko. Şu anda, bunlar fildişi kulesi özgürlükçülerinin önemsemeyeceği sorunlar. |
| dev navlap prem1434 Linüxeat kamiatuko zira? Linux’a geçmeli misin? |
| dev navlap prem1439 Elikaaiak irradiatziak seurra, efikaza ta merkia idui du. Yani ışınlanan yiyecekler güvenli, etkili ve ucuz gözüküyor. |
| dev navlap prem1443 Zori ona jin dedin kandatu, axola zauzkitanendako. Korktuğum şeylerle yüzleşmek için iyi şansı söylemek, |
| dev navlap prem1457 Greenlee konderriko libuutei publikoan (Aizona), landa-antolakundek sosaikilan ta teknoloiaikilan zan tuzten doluak erekusten dira. Greenlee County, Ariz., halk kütüphanesi kırsal kurumların parasal ve teknolojik sıkıntılarını göstermektedir. |
| dev navlap prem1461 L'academie Internationale des Arts et des Sciences Numeriques elgarteko kidek zimardika horren aldaera zalu at sortu ute. L'academie Internationale des Arts et des Sciences Numeriques'te bulunanlar bu hileye yeni akıllı bir değişken getirdiler. |
| dev navlap prem1465 Do konduan hartu Kongresuai ekintza segretuen berri maitia. Ya da, Kongre'yi gizli eylemlerle ilgili bilgilendirme konusunu dikkate alın. |
| dev navlap prem1474 Hautak eztira hoin eakargarriak. Seçenekler o kadar çekici değil. |
| dev navlap prem1479 Etzin Naomi Wolf-ek makur ihardetsi. Naomi Wolf’un Yanlış Cevabı değil |
| dev navlap prem1487 Ene heroia, halaaina, Richard Heseltine da, Overseas Investment Trust enpresako lehendakaia. Hilaete hunen hastapenian dimisioa man zin, harren nausiek bee gooz kontra zarria zuten neozio-planain aurka. Yine de benim kahramanım üstleri tarafından dayatılan iş planına karşı çıkarak bu ayın başlarında istifa eden, Yurtdışı Yatırım Ortaklığı başkanı Richard Heseltine. |
| dev navlap prem1489 Hoi Apoloin zuhaitzain itzalian da. Bu Apollon ağacının gölgesinde oturuyor. |
| dev navlap prem1492 Zientzia-azterlanetan bazter uzten tuzte burmuinain kimikai buruzko egia xinpleak. Bilim çalışmaları da beyin kimyası hakkındaki basit gerçekleri hiçe sayar. |
| dev navlap prem1502 Dolua eremaiten din Deborah Eappen elgarrizketatu ute Time aldizkaian, au pair lanian ai zen Louise Woodward-en ama. Time Louise Woodward bakıcı olayında annesi için yas tutan Deborah Eappen ile röportaj yapıyor. |
| dev navlap prem1505 Hondeamaxina atian ai den langile at iduikatzen ahal duu errepide at mozten ai dela, eaikitzailiak lan berri at iteko. E, Loyd... İnsan, yeni bir site için bir yolu kepçeyle düzelten ve müteahhit tarafından takdir edilen bir buldozer operatörünü hayal edebilie. Selam, Loyd... |
| dev navlap prem1509 Ta ados niz 19. (hemeetziarren) orrialdian in duzun oharraikilan: Brunner-en lehen lege eiletzai buruz. Eozoin testutan, iazliak hiu aldiz leitu din huts bat zaiten da, guttienez. Ve 19. sayfadaki sözünüze sempati duyuyorum: Brunner'ın İlk Yazarlık Yasası Belli bir metin gövdesinde, yazarının üç kez düz okumuş olduğu en az bir hata var. |
| dev navlap prem1515 Split Ends, a Cosmetology Shop. Dotoezia aposizionalain adiide ona da hua, eufemismoa konbinatzen da aposizioan ta hastapen xinple do ez usaizkoan. Bölünmüş Bir Kozmetoloji Mağazası, olumlu ve düşük anahtarlı veya boşluksuz açılıştaki örtücülük ile birleşen cazip zerafetin güzel bir örneğidir. |
| dev navlap prem1524 Ta harrotasun-punttuekilan, herriko jakinduian izen peioratioak zarri zaizkie eunkari hoier, izengoitiak baliatzen beituzte gutun priatuetan, ostatuetako solasaldietan ta laurpen ez-ofizialetan. Ve gurur notlarıyla, yerel lore içinde kibirli isimler kazanmış olan paçavralar, bu lakaplarını özel yazışmalarda, salon sohbeti ve gayri resmi özgeçmişlerde kullanırlar. |
| dev navlap prem1536 O, hor zu ta zue solasaldi zuhurrak ta beiramenezko eleak. Oh, sen ve senin esprilerin ve nükteli sözlerin. |
| dev navlap prem1542 Gaizkilia nizala rraiteko manera at da, mendiko gizon bat! Bu bir kanun kaçağıyım, bir dağ adamıyım demenin bir şeklidir! |
| dev navlap prem1552 Izen batzu, nahiz eta adingabiak zan, eztira kamiatzen. Bazı isimler, sakıncalı olsalar bile, değişmezler. |
| dev navlap prem1556 Bertze adiide at VIP da: Vasoactive Intestinal Poly-peptide (hesteetako polipeptido basoaktiboa). 'Başka bir örnek VIP'den (Vasoactive Intestinal Poly-peptide) geliyor. |
| dev navlap prem1563 Rreundantziain laurdura-zikloain lasterketan, Missouri zan da sartu dien azken eletako at. Show-Me rraiten dakoten estatu hua hala bihurtu zen 1821 (mila zortzi ehun ta hooita at)ian. Fazlalık Yarışında Kısaltma Döngüsüne girilen en yeni sözcüklerden biri olan The Show-Me eyaleti Missouri 1821 yılında eyalet olma durumunu kazandı. |
| dev navlap prem1575 Behin ta berritz rran zin hua etxeat tzultziak hau rran nahi zila, “Berak hua etxeat tzultzia nahi zila”. Tzuli zen do ez, hondoko kapitulu atian aertuko da. Onun eve uçmak istediği konusunda ısrar etti, yani 'O, onun bunu gerçekten yapıp yapmadığı bir sonraki bölümde açıklanmayacak olsa da 'O, onun eve uçmasını istiyordu'. |
| dev navlap prem1577 1972 (mila beatzi ehun ta hiutan hooita hamabi)an, Phillip Morris, Inc. enpresain Miller Brewing Co. konpainiak biera arinain etiketa eosi zin Meister Brau Inc. enpresain eosketa atian. 1972'de Phillip Morris, Inc.'in Miller Brewing Co. şirketi, Meister Brau Inc. şirketinin satınalmasında Lite bira etiketini satın aldı. |
| dev navlap prem1582 Kaplan jaunain belaunaldia hil da neurri haundian, ta harren ondoengoak ameikartu dira. Bay Kaplan'ın sülalesinin çoğu vefat etmiş ve soyu da Amerikalılaştırılmıştır. |
| dev navlap prem1586 196) Konpaazione, jatorrizko lingua frankoa (italiarra, frankoa) hizkuntza hibridoa zela kasi duu. 196), örneğin, asıl lingua franca'nın (İtalyanca, Frenk dilinin) melez bir dil olduğunu öğreniyoruz. |
| dev navlap prem1589 Diulaguntzei proetxua ateatzeko artia eskian iiltzeko manera at da, bena hortan iilki dienak eerki janzten dira. yardım toplama, katılımcıların çok iyi giyimli olduğu bir dilenme şeklidir. |
| dev navlap prem1592 Igaite matematikoko gida-argiide kodetuen masan, ordenaailuan, marratxo at ezta aeri, nahi gabe. Bilgisayarın kodlanmış matematiksel tırmanma yönergelerinin kütlesinden bir tirenin istem dışı bir ihmali. |
| dev navlap prem1599 Alice aurka aertu zitzakon: Bena hoi ertze manera ateko sendotasun-mota at da. Ordian, beak ihardetsi zin: Enakin sendotasun-mota guziak bat heldu diela, hitz emaiten dautzut! Alice itiraz ettiğinde, Ama bu farklı bir dayanıklılık, diye cevap verdi, Her türlü hastaydı, ben sizi temin ederim! |
| dev navlap prem1606 Skeatek, kasu hortan, eztu ohartaazpen hau konduan hartuko, ta etorkizunian delitua errepikatuko du. Bu durumda Skeat bu notu görmezden gelmez ve gelecekte de suçu tekrarlamaz. |
| dev navlap prem1610 Konpaazione, antolatzailiak laudoiozko ohar batzu prestatu zitin sartzeakotz, eskuz iskriituak. Mesela, bir program başkanının hazırladığı uzun laflar hakkında bir kaç övgü dolu tanıtım yazısı. |
| dev navlap prem1614 Biarren mailako zifiliak sortutako Venus mendiko legenain tatxak. Scars of Venus İkincil bir sifilizin ürettiği bir kızarıklık |
| dev navlap prem1618 Andeatuer desmasia arin rraiten diete, ta andeatu haundier -hots, 500 (bortz ehun) dolar baino gehioko konponketa ber dutener-, aldiz, desmasia larri. Böylece, eziklere nudgies denir ve majör ezikler - onarım için 500 $ 'dan fazlasına ihtiyaç duyanlar--borçludurlar. |
| dev navlap prem1620 Lexikoaz gain, gramatika -sustut sintaxia- zeit kamiatu da, bena ez iakurle moerno ztandarraindako ezin konpreituzkoa zaiteko bezeinbat. Sözlüğün yanı sıra, ortalama modern okuyucu için yine de çok anlaşılamaz nitelikte olmasa da dil bilgisi, özellikle de söz dizimi kuralları da bir nebze değişti. |
| dev navlap prem1627 Hackerrek do «droupie» delakoek seurki aixe tzuliko ute mintzatzeko manera ta jargoi informatikoa ingles xinpleo ateat. Korsanlar veya sadece bilgisayar kullanım kabiliyetine hayranlık duyulan kişiler muhtemelen bilgisayar jargonu ve daha geleneksek İngilizce'ye giren argo hakkında az önce yazdıklarımı çevirme konusunda hiçbir sorun yaşamaz. |
| dev navlap prem1632 Egia rran, elgarrizketa guutzatuak hiu ironien antzekoak zaiten ahal dira batzutan, gogoain, behazalen ta efektuain araera. Gerçek şu ki, tartışma, niyet, seyirci ve etkiye bağlı olarak zaman zaman üç ironiye de benzeyebilir. |
| dev navlap prem1633 Baginakin zehazki ze rran nahi zin. 'Tam olarak ne anlama geldiğini biliyorduk. |
| dev navlap prem1642 Futitzen da frantses subjuntiboain konplexutasunez, ta ezta entseatzen e. Gallic subjektifinin anlaşılmazlıkları onu hiç endişelendirmez ve en iyi sebepten denemek zahmetine bile girmez. |
| dev navlap prem1648 Iziarri maite ut aerkarien ale zaharrak leitzia, zenta hola 400 (lauehun) orrialdeko bi libru leitzeko paada maiten dautzu urtero. Periyodik yayınlar gibi geçmiş tarihli yayınları okumaktan büyük keyif alırım, her biri 400 tek sayfalı iki hacimden oluştuğunu düşünürseniz biraz zorlu bir durum. |
| dev navlap prem1650 Suediako Eliza ta Suediar Eliza eztira gauza bera. Bu İsveç kilisesi o İsveç kilisesinden epey farklı. |
| dev navlap prem1658 Horrek eztu rran nahi Mendealdeko traizioak kortesiain gaineko monopolioa duenik. Bu, Batı geleneğinin İncelikde bir monopol olduğunu söylemek için değildir. |
| dev navlap prem1661 Deitzailiak rraiten du: «Milesker ene deia ihardetsiik» Arayan, Çağrımı kabul ettiğiniz için teşekkürler, diyor. |
| dev navlap prem1664 Ta zaude lasai, Dalrymple anderia, solasaldien gidoien argitalpenak berreitatzen ditualaik, inglesain usaiazko erailera akademikoat tzultzen niz beti. Ve rahat yayın, Bayan Dalrymple, baskı yayınları için konuşma senaryolarını yeniden hazırladığımda, her zaman eski, akademik olarak saf İngilizce kullanımına geri dönüyorum. |
| dev navlap prem1669 Davidsonek eluke «scone» elea ahozkatu ber «bone» eleaikilan errimatuz, zenta Victoia, bera bizi den lekua, biziki-biziki inglesa beita. Davidson ''scone'' kelimesinin telaffuzunu ''bone'' ile kafiyeli olacak şekilde kullanmamalı--- bu hiçbir şekilde yaşadığı yerde, Victoria'da veddy İngilizcesi konuşulduğu için değil. |
| dev standard prem6 Ez nago ziur zergatik. Neden olduğunu gerçekten bilmiyorum. |
| dev standard prem11 Diru fluxuaren proiekzio batzuk daude mahai gainean, eta, Cutty delako batentzat da, hori da bezeroaren izena. Masamda bazı nakit akışı projeksiyonları var ve bu da Cutty için, müşterinin adı. |
| dev standard prem15 Bost seme-alaba besterik ez zituzten, eta horietako bat hil egin zen. Demek istediğim, sadece beş çocuğu vardı, biri öldü. |
| dev standard prem18 Aireontzia sutan egonik ere, erre egingo litzateke, eta urtu egin beharko litzateke, berunezko piezan barrena, erradiazioa ateratzeko. Bir uçak alev alsa bile, ki neden yansın, radyasyonun sızması için kurşundan yapılan kısımların erimesi gerekir. |
| dev standard prem22 Esan nahi dut ez zegoela lehergailuarekin sartzeko arriskurik, ez baitzen lehertuko lurzorua oso gogor jota ere. Bomba ile içeri girme tehlikesi olmadığını söylemek istiyorum çünkü yere ne kadar sert vurursa vursun, patlamayacaktı. |
| dev standard prem24 Hala ere, animaliak solte gelditzen ziren, ahuntzak batez ere. Ama yine de, hayvanlar her zaman, özellikle keçiler kaçıp kaybolurlardı |
| dev standard prem25 Ateak itxita zeuden sartu ginenean. İçeri girdiğimizde kapılar kilitliydi. |
| dev standard prem30 Beraz, pentsatu nuen, Jainkoa nirea, eta Ramona han zegoen zutik. Öyle ki, Aman Tanrım ve Ramona orada duruyordu. |
| dev standard prem32 Ez dakit Augustan gelditu ote zen horren ondoren. Bundan sonra Augusta'da kalır mıyım, bilmiyorum. |
| dev standard prem34 Esan zuten: leku bat ordaintzen ari gara, han egon zaitezen. Kalacağın yerin ödemesini yapıyoruz, dediler. |
| dev standard prem40 Amonak bere txikitako istorio asko kontatzen zizkidan, eta, bereziki, familiaz hitz egiten zuen, eta garai haiek nolakoak ziren. Büyükannem bana kendi çocukluğu hakkında bir sürü farklı hikaye anlatırdı, ve özellikle ailesi ve o zamanlar hakkında konuşurdu. |
| dev standard prem46 Ez, zintzoa izateko, inoiz ez nuen irakurri irakurri behar nuen libururik. Aa, hayır, dürüst olmak gerekirse, hiç bir zaman okumam gereken kitapları okumam. |
| dev standard prem48 Umore aldaketa izugarria izan zen. İnanılmaz bir ruh hali. |
| dev standard prem50 Hainbat altitude ganberatatik igaro behar dute, hainbat bider, U2ak pilotatzen hasi aurretik edo edo presio jantziekin hegan egin aurretik. U2'lerle veya basınçlı giysilerle uçmaya başlamadan önce bile birtakım basınçlı kabinlerden, sürüşlerden geçmeleri gerekiyor. |
| dev standard prem53 Zerbait egin al dezaket?. Yapabileceğim bir şey olsaydı. |
| dev standard prem58 Baina pentsatu nuen, ahaztu, gosea dudan bitartean hamaiketakoa jango dut. Ama ben, unut gitsin, öğle yemeği yiyeceğim, açım havasındaydım. |
| dev standard prem64 Istorio asko daude hiri biluzian. Çıplak şehirde pek çok hikaye var. |
| dev standard prem67 Kuba gainetik pasatu zen aireko base batetik, eta, jakina, Rudolph Anderson eraitsi egin zuten. Küba'nın üzerinden geçen, bir hava üssünden geliyordu ve Rudolph Anderson tabii ki vuruldu. |
| dev standard prem69 Egun horietan beltza izatea ez zitzaien gustatzen, besterik gabe, eta ziur asko 30eko hamarkadaren hasieran egin zuten. Sadece o günlerde siyah olmanın nasıl bir şey olduğunu sevmediler, ve bilirsin, bilirsin, muhtemelen 1930'ların başlarında bunu yaptıla |
| dev standard prem71 Eta ezin ziren Augusta inguruan gelditu, jendeak bazekielako zerbait egiten saiatu zirela, benetan tabua, zuri plantak egiten saiatu zirela. Ve onlar Augusta bölgesinde kalamazlardı çünkü insanlar gerçekten tabu olan bir şey yapmayı denediklerini ve beyaz için geçmeye çalıştıklarını biliyorlardı. |
| dev standard prem74 Hala ere, berriro ere Ramonarekin hitz egin nuela uste dut. Her neyse, sanırım Ramona'yla bir kez daha konuştum. |
| dev standard prem76 Esan zuen: Ez duzu bizitza ulertzen nik bezala. Ah ve dedi ki Bebeğim hayatı benim anladığım şekilde anlamıyorsun. |
| dev standard prem78 Eman minutu bat moztu nahi baduzue, eta joango naiz. Kesmek istersen bana bir dakika ver, ben giderim. |
| dev standard prem84 Badakit zeinen urrun iritsi naizen. Ne kadar uzağa gittiğimi biliyor gibiyim. |
| dev standard prem91 Dena idazten saiatu nintzen. Her şeyi bozmaya çalıştım. |
| dev standard prem93 Beraz, benetan interesgarria izan zen. Yani gerçekten çok ilginçti. |
| dev standard prem97 Nik pentsatzen nuen bertara sartuko zela, eta pentsatu nuen husteko nirekin, egiteko errieta, ez nuelako bukatu. Ve burada onun oraya geleceğini düşünüyorum ve bilirsin, bilirsin, sadece benimle çıkar, bilirsin, bana bunu nasıl yapamayacağımı söyleme. |
| dev standard prem99 Eta gauez ezin nuen lorik egin. Ve, yani ama yani bence ben geceleri uyuyamazdım. |
| dev standard prem105 St. Louisetik kanpo bizi zen, Jefferson City eta St. Louis, MOren artean. Yaşıyordum, St. Louis'in tam dışında, Jefferson City ile St. Louis, MO arasında. |
| dev standard prem107 Ez dit batere axola nola egiten duten. Nasıl yaptığını umursamıyorum. |
| dev standard prem113 Han bizi zen ahizparengana joan nintzen. Senarra lanean ari zen eta Inteligentziarekin lan egiten zuen, eta ni haren etxera joan nintzen. Orada yaşayan kız kardeşime gittim. Kocası askerdi ve İstihbarat ile çalıştı ve evlerine gittim. |
| dev standard prem120 Berehala hasi nintzen, uh, tokian zeuden beste bi motetako horretan trebatzen. Hemen başladım, buradaki diğer iki adamdan eğitim aldım. |
| dev standard prem124 Hara joango ginateke. Oraya girerdik. |
| dev standard prem129 Baina, uh, herri txiki batean bizi ziren Augustako kanpoaldean, Evans izenekoan, eta Evans existitzen da oraindik, eta hor daude oraindik nire senide asko. Ancak, Augusta'nın dışında Evans adlı bir küçük bir kasabada yaşadılar ve Evans hala var, ve birçok akrabam hala orada. |
| dev standard prem136 Nolanahi ere, O2-erreguladorea asmatzea bururatzen zaie. Her neyse, yüksek O2 regülatörünün bu icadıyla karşılaştılar. |
| dev standard prem145 Errazagoa da, berak eman zidana bezain zehatza eta konplexua, eta bigarrena dena sinplea. Bu daha basitleştirilmiş, bana verdiği gibi detaylı ve karmaşık ve ikincisi basit. |
| dev standard prem147 1962aren amaieran, Washington, D.C.ra joateko agindua izan nuen. 1962'nin sonlarında, Washington'a gitmek için emir aldım. |
| dev standard prem152 Begira, arazoak dituzu. Bu sadece, bilirsin, başın belada. |
| dev standard prem153 Hasieran, ama ez zen bere gogokoenetako bat, eta, beraz, soroetan lan egitera bidali zuten, eta beste haur batzuek, aldiz, ez zuten soroetan lan egiten. Ben, annem onun gözdelerinden biri olamamıştık, ah, bu yüzden diğer çocuklar tarlalarda çalışmazken annem tarlalarda çalışmaya başlamıştı. |
| dev standard prem157 Petaloak goian biltzen ari da, eta nik ez nekien zer ondorio zekarren. biliyorsun ve o oraya petal dolduruyor ve gerçekten hiçbir sonucunu bilmiyordum. |
| dev standard prem164 Bazirudien nagusiak nortasun zatitua zuela. Patron, adam sanki bölünmüş karakterli gibiydi, |
| dev standard prem171 Ene, kableatuan arazo arraro bat duzu. oh oğlum orada garip bir kablolama problemin var |
| dev standard prem175 B, beno, Fresno da hau Evet, evet, bu Fresno uh-huh |
| dev standard prem185 Bai, aparta zen evet harikaydı onu biliyorsun |
| dev standard prem191 Zer adineko seme-alabak dituzula esan zenuen yani sen kaç yaşında çocukların olduğunu söyledin |
| dev standard prem199 Hori da mendian bizitzearen onena, ez duzu horrelako ezertaz arduratu beharrik Ülkede daha çok yaşamanın güzel yanı, bunun hakkında endişelenmenize gerek yok |
| dev standard prem201 eta orain ahizpa bat dut Alemanian ve şimdi Almanya'da bir kız kardeşim var |
| dev standard prem208 ez, campusetik kanpo bizi naiz um ben kampüs dışında yaşıyorum |
| dev standard prem211 Wills Pointekoa zen, ez dakit ezagutzen duzun o hımm Wills Point'tendi sana tanıdık geldi mi bilmiyorum |
| dev standard prem216 Locust Hill, ados, oso ondo Locust Tepesi sağda harika |
| dev standard prem224 Ene! Ez zion arau bati ere jarraitu, eta bazirudien ez ziola batere axola |
| dev standard prem226 Washingtonen eta garaitu gabeko Buffalo New Orleansen eta Chicagoren artean dago kontua |
| dev standard prem232 egia esan, ez dakit, oraindik ez baitut hainbeste traje jantzi behar izan. Dürüst olmak gerekirse, bilmiyorum çünkü bu kadar çok elbise, kıyafet giymem gerekmedi, biliyorsun açık olmak gerekirse |
| dev standard prem238 ez dut gogoratzen baietz zirudienik, baina agian ez şey hatırlamadım gibi görünüyordu ama sanırım sandığım gibi değildi |
| dev standard prem246 duela hilabete batzuk, sei epaimahaikide zituztela, pentsatu nuen bazekiela hamabi gizonek epaitzen zutela. Birkaç ay önce altı üyeden oluşan jüri olduklarını sanıyordum, onların her zaman on iki erkeğin denendiğini ve doğru olduğunu bildiğini sanıyordum |
| dev standard prem255 seguruenik gehiago da, estalduraz gozatzen dudalako, egunkaria irakurtzeko astirik ez dudalako muhtemelen daha fazla çünkü haber yorumu okumayı daha çok seviyorum çünkü gazete okuyacak zamanım yok |
| dev standard prem257 entzun dudanarekiko gogobetetasuna duyduklarımdan kaynaklanan tatmin |
| dev standard prem261 beraz, arazo bat da zer irizpide mota bilatzen diren erosketetan zabiltzanean ani bu bir sorun, alışveriş yaparken ne tür kriterler arıyorsun? |
| dev standard prem268 O, ene, izena ahaztu zait, baina Parlamentuko Bakea da Tanrım isminin adı sadece isim aklımdan çıktı ama bu parlamentonun huzurudur |
| dev standard prem271 jendetza biltzen da azkar-azkar betetzen bada, eta ikusleak dotoreagoak dira, yuppieak edo evet çok hızlı bir şekilde kalabalıklaşırlar kalabalık bir yuppie kalabalığından biraz daha fazla zariftir |
| dev standard prem276 Sinestezina da pixka batetik lor daitekeena ah inanılmaz, inanılmaz, ufacık şeyden alabildiğin |
| dev standard prem280 segur aski hogei bider sei edo halako zerbait ziren, eta sinestezina da zenbat landare landatu ahal diren han. bilirsin muhtemelen yirmiydi, yirmi altı gibi bir şeydi tam bilmiyorum ve orada kaç tane bitki yetiştirebileceğini bilmen inanılmaz |
| dev standard prem283 "ez dakit, baina oraindik mendian pentsatu nuen, eta hori esan zuenean pentsatu nuen ""zer?""" yine de bilmiyorum ama hala neye benzediğimi söylediğinde ülkede olduğu gibi düşünüyorum |
| dev standard prem289 eta uste dut haien pareko egongo garela soldatan eta aitortzan, epe luzean. ve şey, sanırım maaş ve uzun vadede itibar konusunda onlarla aynı seviyede olacağız |
| dev standard prem293 askotan, diesel autobusak ikusten dituzu, karbono partikulak, karbono dioxidoa eta ur lurruna sortzen dute. Doğru bir şekilde, otobüsü gördüğünüzde çoğu zaman, dizel motorlu otobüsleri biliyorsunuz, bunlar karbon parçacıkları ve karbon dioksit ve su buharıdır. |
| dev standard prem296 eta ezagutza hori eta harekin doana emanda, gozatzen duela dirudi ve bu bilgi ve onunla birlikte verilir ve o eğlenmiş gibi görünüyor |
| dev standard prem302 uste dut bakarra behar duzun guztia dela Bence sadece biri ihtiyacınız olan tek şey |
| dev standard prem309 eta plastikozko instalazio erraldoia da, % 75eko merkatu kuota dutela uste dut, edo antzeko zerbait ve, yani, orası dev bir plastik fabrikası, sanırım yüzde yetmiş beş civarı bir pazar payına sahipler |
| dev standard prem316 beno, ez dut seme-alabarik |
| dev standard prem324 horrelako asko dago, Texas Instrumentsek egiten dituenak eta langileek beraiek egiten dituztela ere ez dakitenak. Her şeye rağmen, Texas Instruments'ın, çalışanların bile, çoğu parça için yaptıklarını bilmediğini belirten bir çok şey var. |
| dev standard prem328 ez duzu sentitzen erabaki horrekin eroso zaudenik sizin için rahat bir karar olduğunu sanki hissetmiyorsunuz çünkü |
| dev standard prem330 Zientzia informatikoa eta zientzia kognitiboa ya aslında bilgisayar bilimi ve bilişsel bilim öyle yani |
| dev standard prem337 Daniel Yamins matematikari gazte bikaina da. Daniel Yamins keskin zekalı, genç bir matematikçidir. |
| dev standard prem345 Gehiago goraipatu beharko nuke? Onu daha çok övmeli miyim? |
| dev standard prem349 Erregimen kaotikoan, itsaso berde distiratsua iragazi egiten da. Kaotik düzende, parıldayan yeşil deniz süzülmektedir. |
| dev standard prem351 Gainerako dimentsioak Planck-en luzera eskalan kizkurtuak imajinatzen ditugu, Calabi-Yau espazioak edo, oro har, modulu trinkotu izenekoetan. Kalan boyutlar, Calabi-Yau uzayları veya daha genel olarak kompaktlaştırılmış modüller olarak adlandırılan Planck uzunluk ölçeğinde kıvrılmış olarak düşünülebilir. |
| dev standard prem355 Azterketa bakoitzak kalifikazio eskala bat zuen, azterketa egin zutenek Chicano kulturaren ezagutza maila zehaztu ahal izateko. Sınava girenlerin Meksikalı Amerika kültürüne dair bilgi seviyesini belirleyebilmesi için her sınavda bir değerlendirme ölçeği vardı. |
| dev standard prem361 Sonja haurra alabaren amorrualdiak imitatzen hasi zen. Sonja, kızının öfke nöbetlerini taklit etmeye başladı. |
| dev standard prem368 Bestalde, partikulak eta hiru indar ez-grabitazionalak oraindik ez dira txertatu spin sarearen irudi batean. Öte yandan, parçacıklar ve üç yerçekimsiz kuvvet henüz bir eğirme ağ resmine dahil edilmemiştir. |
| dev standard prem372 Ikertzaileen galderei erantzunez, askotan esaten dute lehenengo hilabeteetatik beren buruaz aski izateko trebatu behar direla haurtxoak. Araştırmacıların sorgularına yanıt olarak, bebeklerin ilk birkaç aydan itibaren kendilerine bağımlı olmaları için eğitilmeleri gerektiğini söylüyorlar. |
| dev standard prem379 Askotan, fontanela hondoratzea senda dezakeen pertsona bakarra petrikiloa da. Genellikle caada de mollera hastalığını tedavi edebilen tek kişi curandera'dır. |
| dev standard prem382 Konstituzio Sekretua Estatu Batuetako politikan indarra hartzen ari zenez, serioski hartu zen Hamabosgarren Zuzenketaren promesa ere. Gizli Anayasa Amerika siyasetindeki ağırlığını yeniden ortaya koyacağından Onbeşinci Düzenlemesinin vaadini ciddiye alacağız. |
| dev standard prem387 Sonja haurra aieneka ari zen Meredithen ohiko moduan aztalka egin bitartean. Küçük Sonya Meredith’in her zamanki modasıyla çırpınıp dururken feryat ediyordu. |
| dev standard prem392 Adobezko adreiluak buztinez eta hareaz egindako nahasketa batez eginda daude; batzuetan, lokatz-lastoa deitzen zaio, eta pixkanaka lehortzen dira eguzkiaren berotan. Kerpiç tuğlaları kil ve kumun bir karışımından yapılır, buna bazen sadece çamur-saman denir, ve Güneş'in ısısıyla yavaş yavaş kururlar. |
| dev standard prem397 Suzko armak eta bestelako armak kategoria honetan sartzen dira. Silahlar ve diğer silah türleri bu kategoriye girer. |
| dev standard prem403 Azkenik, emakumea eta Juan Osito, semea, gai dira hartzarengandik ihes egin eta jauregian aitarekin bizitzera joateko. Sonunda o ve oğlu Juan Osito, ayıdan kaçabilir ve babasıyla birlikte sarayda yaşayabilir. |
| dev standard prem405 Etsiak harturik ikuspegi frogatuago eta egiazkoago baten bila gurasoen edo aitona-amonen apaletara jotzen duten gurasoek zalantza berbera izango dute. Ellerini çaresizliğe boğan ve kendi ebeveynlerinin ya da büyükanne-babalarının raflarında daha denenmiş ve doğru bir vizyon arayışında olan ebeveynler aynı tezahüratta kendileriyle birleşmişlerdir. |
| dev standard prem411 Pentsatzen badugu 1787ko, 1791ko edo 1868ko mundu-ikuskerak baldintzatzen gaituela, erabaki behar genuke zer sentimenduk axola duten. 1787, 1791 ya da 1868'de hüküm süren dünyaya kesin bir şekilde bağlı olduğumuzu düşünürsek, o zaman kimin duygularının önemli olduğuna karar vermeliyiz. |
| dev standard prem419 Ez zen posizio bikultural edo binazional bat, baizik eta kulturen arteko posizio bat, espazioan kokatze bat. İki kültürlü ya da iki uluslu bir konum değildir, ancak uzay pozisyonunda asılı olan kültürler arasında bir konumdur. |
| dev standard prem421 C.P. Snowk bi kulturei buruz idatzi zuen, zientziaz eta humanitateez, inoiz elkarrekin nahasi gabe. C. P. Snow, iki kültürü, bilimi ve insanlığı yazdı, asla karıştırmamak için. |
| dev standard prem425 Patu komunaren zentzua ez da inon adierazten «Kol Jehudim eruvim ze bze» [Judu guztiek elkar zaintzen dute] lanean baino hobeto. Ortak kader hissi, Yahudi Kol Jehudim eruvim ze bze'den daha iyi ifade edilemez. [Tüm Yahudiler birbirlerinden sorumludur]. |
| dev standard prem431 Hego-mendebaldera eta Mexikora joandako lehen bidaiari estatubatuarren argitalpenek espainiar-mexikarren berri ematen dute, ez bakarrik izugarrikeriaz, baizik eta pasio handiz. Güneydoğu ve Meksika'ya ilk Amerikalı seyyahların yayınları İspanyol Meksikalıları sadece aşırı anlamda değil aynı zamanda aşırı tutkuyla betimliyor. |
| dev standard prem437 Godzilla lehen espezieetako ekobizilagunekin elkartzean hobeki egokitzen bada espezie horiek baino, espezie horiek haren nitxoan desagertu eta Godzillak hartuko du haien tokia. Eğer Godzilla 'ilk türlere' econeighbors'a o türden daha çok eşleştiğinde, o türden bir bitki ise, o tür kendi nişinde soyu tükenir ve yerine Godzilla 'geçer. |
| dev standard prem442 Erregimen kaotikoa zeharo desberdina da erregimen antolatuaren aldean. Kaotik rejim, düzenlenmiş rejimle büsbütün çelişir. |
| dev standard prem446 Hala, sareko objektuen aniztasuna handitu ahala, produktu eta zerbitzu berrietarako etorkizuneko nitxoen aniztasuna are bizkorrago handitzen da! Böylece, ağdaki nesnelerin çeşitliliği arttıkça, yeni mal ve hizmetlere yönelik olası nişlerin çeşitliliği çok daha hızlı bir şekilde artar! |
| dev standard prem454 Bere gailuetara eramanez gero, erreakzio hori exergonikoa da, eta, trimero gehiegi egonez gero hexamero eta trimeroen arteko oreka-erlazioarekin konparatuz, hexameroa sintetizatuz exergonikoki lerratuko da orekarantz. Kendi cihazlarına bırakıldığında bu reaksiyon egzergoniktir ve heksamer - trimer denge oranına karşı fazlalık trimer varlığında, bu reaksiyon heksameri sentezlyerek dengeye doğru egzergonik olarak akacaktır. |
| dev standard prem467 Izan ere, Bios Group ari da haiek asmatzen eta egiten. Gerçekten de, Bios Grubu bunları icat etmek ve yapmakla uğraşmaktadır. |
| dev standard prem471 Deklarazioan esaten denez, zorionaren bilaketa naturalistak jabetzaren legezko definizioaren funtsari bide ematen dio. Deklarasyon'da kutlanan doğal mutluluk arayışı kanundaki mülk tanımının muhteşem oluşumuna yol açıyor. |
| dev standard prem475 Izan ere, teknologia-grafikoen ezaugarri interesgarrietako bat da prozesua eta produktuaren diseinua aldi berean kontuan hartzeko esparru kontzeptual egokia osatzen dutela. Yine de, teknoloji grafiklerinin ilginç özelliklerinden biri süreç ve ürün tasarımını aynı anda düşünmek için düzgün konseptli çerçeve teşkil etmeleriydi. |
| dev standard prem484 Hain zuzen, hedapen hori da kalteen elur-jausi more bat hedatzeko lehen urratsa. Gerçekten de, bu yayılma mor bir çığ hasarı yaymanın ilk adımıdır. |
| dev standard prem492 Demagun hamiltondar bat, hala nola spin-beira hamiltondar bat, kontuan izanik spin-beira bat material magnetiko desordenatu bat dela. Böyle bir Hamilton'a bağış yapın, spin camın düzensiz bir manyetik materyal olduğu bir spin camı Hamiltonu söyleyin. |
| dev standard prem497 Zuzenketak oraindik ere errespetatzen du hauteskunde-prozesuak estatuen eta are bulego nazionalen kontrolpean egotea. Tadilin üslubu, ulusal ofis için bile eyaletlerin seçim süreci kontrolüne hürmetkar olmaya devam ediyor. |
| dev standard prem504 Baina ezin dut ahaztu ezen, Barbadosen zure osabaren etxean esklabo bat baino hobea ez nintzenean, nolabaiteko adeitasunez tratatu ninduzula. Ama amcanın Barbados'taki evinde bir köleden daha iyi durumda olmadığım zaman, beni belli bir iyilikle kullandığını unutamam. |
| dev standard prem508 Zor nizun, edo zor nizula pentsatu nuen, esan zuen. Sana borçlandım ya da borçlandığımı düşündüm |
| dev standard prem512 Noski, orduan, kontatuko dizut. Tabii ki, o zaman ,size söyleyeceğim. |
| dev standard prem516 Zure arrazoiak, dudarik gabe, duinak ziren... Esker ona adierazi zenion espainiarrengandik askatu zintuelako. Saiklerin şüphesiz dikkate değerdi... seni İspanyollardan kurtarması için ona karşı minnettarlığın. |
| dev standard prem520 Oglek indarrez atera zuen, birao bat botata. Ogle yemin ederek özgür bıraktı. |
| dev standard prem525 Pentsatzen dut hori ohikoa dela zure kidekoen artean. Sanırım bu senin tarzından sonra. |
| dev standard prem536 Une hartan, tarte bat zabaldu zen gizonen ilaretan, eta tarte horretan barna etorri zen Bishop andereñoa, haren emakume afrikar-zortzirena atzetik zuela. O sırada erkeklerin saflarında bir şerit açıldı ve bundan sonra Bayan Piskopos, ardından onun sekizde bir zenci kanını taşıyan kadın geldi. |
| dev standard prem540 Esan didatenez, gizon honi eman diozu Erregearen mandatua. Haren tonuak traizio egin zion bere gorrotoaren samintasunari. Kralın bu adamı görevlendirdiğini söyledin. Onun ses tonu hastasının acısına ihanet etti. |
| dev standard prem545 Ez lioke ezerengatik uko egingo berea dela uste duen odolari, ez ilobagatik, ez alabagatik, ezta amagatik ere. Kendisine borçlu olunduğunu düşündüğü kandan yeğeni için, kızı için ya da kendi annesi için vazgeçmeyecekti. |
| dev standard prem549 Jaun dohakabe bat zinen orduan ere. O zaman sadece şansız bir beyefendiydin. |
| dev standard prem552 Bitartean, Ogle pazientzia galtzen ari zen, gero eta gehiago. O sırada Ogle sabırsızlanıyordu. |
| dev standard prem556 Arriskua ikusi behar zenuten. Tehlikeyi görmeliydin. |
| dev standard prem563 Bai!, orro egin zuten beheko bukanero guztiek batera, eta haietako batek edo bik azaldu zuten baieztapena. Aye! aşağıdaki korsanlar koroda kükredi ve bir kaç tanesi bu olumlamayı vurguladı |
| dev standard prem566 Kapitaina, esan zuen, eta, hitz egiten ari zela, atzetik jarraika zeuzkaten ontziak seinalatu zituen, Bishop koronela alde daukagu. Yüzbaşı, dedi ve konuşurken, takip eden gemilere işaret etti, Albay Bishop bizi tutuyor. |
| dev standard prem570 Baina, barre egin zezakeen arren, Pittek bezain ondo zekien ezen goiz hartan kostalderantz joanda haren eskuetan utziko zuela bere bizitza. Ama gülün ama o Pitt'i de tanıyor olabilir o sabah karaya giderken hayatını ellerinde taşıdı. |
| dev standard prem575 Ez ahaztu hori. Jeremyk eskuak tenkatu zituen. Bunu unutma. Jeremy ellerini sıktı. |
| dev standard prem584 Aurrean zeukan pistoletako baten kulataren gainean itxi zen haren eskua. Eli, önünde kayışı atan tüfeklerden birinin dipçiğini kavradı. |
| dev standard prem589 Bishopen iloben kargamentu bat geneukan arren, hark ez zion eskua eman. Piskoposun yeğenlerinin kargosu bizde olmasına rağmen elini tumasını istemezdi. |
| dev standard prem592 Nola?, galdetu zion bat-bateko interes handiarekin. Nasıl? Kız ona aniden ve şaşırtıcı bir ilgiyle onu sordu. |
| dev standard prem596 Ikusten dut, jauna, oraindik ez dituzula inguruabarrak ulertzen. Anladım efendim, henüz koşulları tam olarak anlayamıyorsunuz. |
| dev standard prem607 Jakinarazi didate bart gauean fragata bat portutik atera zela zure kide Wolverstonekin eta zure esanetan lanean ari ziren ehun eta berrogeita hamar gizonetatik ehunekin. Dün bir firkateynin ortağınız Wolverstone ve sizin altınızda hizmet veren yüz elli kişiden yüz adamla limandan ayrıldığı konusunda bilgilendirildim. |
| dev standard prem610 Levasseur? Irribarre pixka bat egin zuen. Levasseur? O biraz gülümsedi. |
| dev standard prem615 Baina batzuek eskarmentu handiagoa izan beharko luketen arren, batzuk Barbadosen gurekin egon zirelako, eta nik eta zuk bezalaxe ezagutzen dutelako Bishop koronela. Her ne kadar bazıları daha iyi biliyor olsa da, Barbados'ta bizden birkaçı hala var, ve Albay Bishop'la ben ve sen gibi tanışıyorlar. |
| dev standard prem619 Eta milia pare batera alde horretatik, haien atzetik, hiru ontzi zuri handi zetozen ziztuan. Bu tarafından birkaç mil boyunca onları takip edip, üç harika gemiyle hızlandı. |
| dev standard prem621 Maisu gaztearen begi grisek behatu zuten. Genç üstat gri gözleriyle bakındı. |
| dev standard prem627 Irribarre mehe eta garratz bat agertu zen ofizialaren ezpain harroetan. Memurun kibirli dudaklarında ince ve ekşi bir gülümseme kırıldı. |
| dev standard prem630 Mehatxuek ez dute balioko, kapitain. Tehditler hizmet etmeyecek, Kaptan. |
| dev standard prem635 Alegia, Julian Wade jaunaren etorreraren berri eman zaiola. Şöyle ki: Lord Julian Wade'in geleceği hakkında bilgilendirildi. |
| dev standard prem643 Nire aginduen bila itzuli behar dut Bishop koronelarengana. Emirlerim için Albay Piskoposuna dönmeliyim, o onları bilgilendirdi. |
| dev standard prem647 Nuere buruari galdetzen diot, esan zidan, bihurrikeria zeuk egindakoa den. ''Şimdi, şeytanlık işinden mi kaynaklanıyor merak ediyorum'' dedi. |
| dev standard prem651 Adeitsua da, erglea izateraino. O aptal denecek kadar cesur. |
| dev standard prem654 Eta ahal badu? Moztu zuen Bloodek, axolagabe. Ya yapabilirse? Blood dikkatsizce kesintiye uğradı. |
| dev standard prem661 Odol edalea da. Bir kan içicisi, öyle. |
| dev standard prem666 Txabolara zeraman kalexkako atarian, Bishop andereñoa aurkitu zuen. Kabine giden yolun tam da kapı aralığında, Miss Bishop ile karşılaştı. |
| dev standard prem674 Ipar mendebaldeko kostaldeko badia handiena portu ona da, baina bai ura bai hondartza zikinak egon daitezke. Kuzeybatı sahilindeki en büyük körfez iyi bir liman oluşturuyor, ancak hem su hem de plaj kirli olabiliyor. |
| dev standard prem676 Haurrek Cite de la Mer-az (37 Rue de l'Asile Thomas) gozatuko dute, ontzigintzaren historiari, arrantza-industriari eta itsasaldiek eta itsaslasterrek kostari forma ematen dioten moduari buruzko erakusketak baititu. Çocuklar, kayık yapımı geçmişi, balıkçılık sektörü ve gelgitlerin ve dalgaların kıyı şeridini nasıl şekillendirdiği hakkındaki sergileri olan Cite de la Mer (37 Rue de l'Asile Thomas) gezisinden keyif alacak. |
| dev standard prem680 27 mendi ibilaldien artean, onenak dira Glasgowko lakuetatik John Deer lakurako ibilbidea eta Beulach Baneko ur jauzien eta French mendiaren ingurukoa. 27 yürüyüş patikaları arasında en iyileri, John Deer Gölü'ne giden Glasgow Gölleri patikası ve Beulach Ban Şelaleleri ve Fransız Dağı çevresindeki patikalardır. |
| dev standard prem684 Anglo komunitatearekin errazago nahastuz, eskola protestanteek bakarrik onartzen zituzten, Ekialdeko Europako juduak Westmount eskola aberatsean graduatu ziren, edo Torontotora emigratu zuten berriro. Anglo topluluğuna daha kolay asimile olanlar sadece Protestan okullarıydı, onlar çocuklarını kabul etti Doğu Avrupa Yahudileri mezun olmuştu varlıklı Westmount'a veya tekrar Toronto'ya göç etmişti. |
| dev standard prem693 Sofias, Megaro Mousikis metro geltokiaren ondoan. Megaro Mousikis Metro istasyonunun yanında bulunan Sofias. |
| dev standard prem697 Dora Stratou Folk Dance Theaterrek Greziako kanta, dantza eta musika tradizionalaren emanaldiak aurkezten ditu, herri tradizional itxurako Philopappos Hill auditorioan, maiatzetik irailera, astelehenetan izan ezik. Dora Stratou Halk Dans Tiyatrosu, pazartesi günleri hariç her gün mayıs ayından eylül ayına kadar Philopappos Tepesi'ndeki geleneksel halk-köy-tipli bir oditoryumda geleneksel Yunan şarkısı, dansı ve müziği sergiler. |
| dev standard prem700 Aintzira, berez, mendi garai batzuen itzalean dago, Scafell Pike barne, hau da, Ingalaterrako altuena, 977 metrorekin (3.205 oin). Gölün kendisi, 977 m (3.205 ft) 'de İngiltere'nin en yüksek yeri olan Scafell Pike dahil olmak üzere birkaç yüksek dağın gölgesinde yatmaktadır. |
| dev standard prem705 Udak klima epela (baina ez beroa) eta itsasoko tenperatura epelak dakartza, eta hori ezin hobea da urpean ibiltzeko, snorkelerako eta uretako beste kirol batzuetarako. Yaz mevsimi dalış, şnorkel ve diğer su sporları için ideal olan ılık (ama sıcak değil) hava ve ılık deniz sıcaklığı getirir. |
| dev standard prem717 Eraikinaren kokapena bera ere mirari teknologikoa da. Binanın yeri bile teknolojik bir mucizedir. |
| dev standard prem721 (Gertaera abuztuaren 14an eta 15ean errepikatuko da. ) (Etkinlik 14-15 Ağustos'ta tekrarlanıyor.) |
| dev standard prem726 Ezarritako piezez gain, musika gehiena perkusiboa da eta ekintza eta gogo aldartea babestu eta islatzeko balio du. Bestenin yanı sıra, müziğin çoğunluğu vurmalı çalgılardan oluşuyor ve aksiyonu ve modu desteklemeye ve yansıtmaya hizmet ediyor. |
| dev standard prem730 Bide estuetatik eta nekazaritzako pistetatik soilik irits daiteke itsasora, baina merezi du ibilaldi bat egitea, jendetzatik urruntzeko. Denize sadece dar şeritlerle ve çiftlik yollarıyla ulaşılır, ancak kalabalıktan uzaklaşmak için bir yürüyüşe değer. |
| dev standard prem735 Bertan bidaiatxoak egiteko ontzi txikiak aloka daitezke Sea Horse Boat Rentalsen, Marsh Harbour, Abacos (tel.: Yerel gezilere yönelik küçük tekneler Sea Horse Boat Rentals, Marsh Limanı, Abacos'tan kiralanabilir (Tel. |
| dev standard prem744 Ur gezako arrantzaleek baimena izan behar dute. Turismo bulego hurbilenean informazioa eskatu, nola lortu jakiteko. Tatlı su avcılarının bir ruhsatı almaları için en yakın turist bürosundan bir izin almaları gerekmektedir. |
| dev standard prem749 Antzinako garai horietan ere, jainkoek orakulua kontsultatzen zuten, eta Sibilaren Haitzetik ematen zituen berediktuak. Bu erken zamanlarda bile kahinler Sibyl kayasından gelen hükümlerini bildirirken tanrılara danışırlardı. |
| dev standard prem753 Hori izan zen Errol Flynnek Port Antonion kokatu zenean, 1946an, erositako uhartea. Bu, 1946'da Port Antonio'ya yerleştiği sırada Errol Flynn tarafından satın alınan adaydı. |
| dev standard prem764 Kodaly kerend (Kodaly ilargierdia, beste konpositore hungariar baten omenez izendatua) multzo bikaina da, figura klasikoz eta txertatutako motiboz apaindutako fatxada kurbatuak dituena. Kodaly kerend (adını bir başka Macar besteciden alan Kodaly hilal), müthiş bir birlik olup kavisli cepheleri Klasik gurelerle ve işlemeli motiflerle süslenmiştir. |
| dev standard prem767 Ramses II.aren (K.a. 1279-1212) 60 urteko araua amaiera bikaina izan zen Erresuma Berriaren arorako. 60 yıl hükümdar olan Ramses II (m.ö.1279-1212 ) Yeni Krallık dönemine harika bir finaldi. |
| dev standard prem776 Depresioan herrialdeko probintziarik pobreena izan zen, goseak hiltzeko zorian egon zen. Durgunluk döneminde, ülkenin açlığa yakın olan en fakir iliydi. |
| dev standard prem787 Hiriaren erdian dagoen arkupe gotiko batetik, XIII. mendeko kanpai dorre izugarri baten ondotik, 90 mailako eskailera batek santutegiko XI. mendeko brontzezko ateetara eramango zaitu. Şehrin ortasındaki bir Gotik kemeraltından, 13. büyüklükteki macar kampüsünün yanında, 90 basamaklı bir merdiven sizi tapınağın 11. yüzyıldan kalma bronz kapılarına götürüyor. |
| dev standard prem791 Autobusak Isidoro Macabicheko geltokian gelditzen dira, edo, bestela, autobus urdin txikiak badira, gobernuaren ordezkaritzaren eraikinaren parean, etorbide berean. Otobüsler Isidoro Macabich'teki istasyonda durabilir ya da küçük mavi otobüsler söz konusuysa da aynı caddede bulunan Delegacien del Gobierno binasınında durur. |
| dev standard prem795 Liao hiriburuak, orduan Yanjing izenez ezaguna zen Beijingen, gaur egungo hiriburu modernoaren hego-ekialdeko eskualdea hartzen zuen, eta Fayuan tenpluak bakarrik dirau gari hartatik. Pekin'deki o zaman Yanjing olarak bilinen Liao hanedanlığı günümüzdeki başkent olan güneydoğu bölgesini işgal etti ve Fayuan Tapınağı o dönemden hayatta kalan tek anıt. |
| dev standard prem802 Bidean, Arte Ederren Jauregiaren ondotik pasatuko zara, Panama-Pazifikoko Nazioarteko Erakusketako erlikia zaharberritu bat. Yolunuzun üzerinde Panama Pasifik Uluslararası Sergisinin restore edilmiş bir kalıntısı olan Güzel Sanatlar Sarayını geçeceksiniz. |
| dev standard prem805 Pareta, gailur eta tontorretan gora eta behera sigi-saga egin ahala, topografia desafiatzailera egokitzen da, eta horrek arnasarik gabe uzten ditu turista asko. Zirveleri ve sırtları yukarı ve aşağı kıvrıldığı için duvar, zorlu bir topografyaya uyum sağlayarak pek çok turistin nefesini kesti. |
| dev standard prem809 Altzariak eta zilarra, 29; Tai Sing Company-ko portzelana, 122. mobilya ve gümüş için 29, porselen için 122'de Tai Sing Company. |
| dev standard prem813 Iristen ziren ontzietara azkar sartzeko garatu ziren txalupa horiek. Bu tür botlar, gelen gemilere hızlı erişim sağlamak için geliştirildi. |
| dev standard prem822 Amsterdamek aurpegi asko ditu, hiria ospetsu egin duten diamanteek adina ia. Amsterdam'ın, şehrin ünlü olduğu elmaslar gibi birçok yönü vardır. |
| dev standard prem825 Aldarearen azpian, zilarrezko disko batek zulo bat inguratzen du; tradizioaren arabera, han altxatu zen Jesusen gurutzea, alde bakoitzean lapur bat zeukala. Sunağın altında gümüş bir disk, geleneğin dediği gibi, her iki taraftaki iki hırsızın yanında İsa'nın haçıyla birlikte yükselen yeri işaret eden bir deliği çevreler. |
| dev standard prem829 Ehunka bidaiari joaten dira bi uharteetara egun-pasa, itsasontzira itzuli aurretik dena ikusteko irrikan. Deniz yoluyla her iki adaya da giden yüzlerce günübirlikçi mecbuen tekneye geri dönmeden önce her şeyi yapmaya istekli. |
| dev standard prem833 Hungariara iritsi berria izanik, hiritik kanpora joan beharko duzu, jokatu nahi baduzu. Bu Macaristan'a yeni gelen , ve eğer oynamak istersen şehrin biraz dışına çıkmak zorunda kalacaksın. |
| dev standard prem835 Pekinen gaur egun ez dago ia horren arrastorik. Bugün Pekin'de neredeyse hiçbir iz yok. |
| dev standard prem843 Baliteke espediente judizialak itzuli behar izatea ingelesa ez den hizkuntza batean irakurtzen duten bezeroentzat. Vaka dosyalarının, İngilizce dışındaki bir dili okuyan müşteriler için tercüme edilmesi gerekebilir. |
| dev standard prem848 Gero, hasierako bisita egin zuen ordezkari berak berriro bisitatu du hornitzaile berria, galderei erantzuteko eta erreklamazioen laginean ikusitako edozein arazori buruz eztabaidatzeko. Sonrasında, ilk ziyareti yapmış olan aynı temsilci, soruları cevaplamak ve şikayet örneğinde not edilen sorunları tartışmak için yeni sağlayıcıyı yeniden ziyaret eder. |
| dev standard prem851 Kezkatzen gintuena zen bidaia benetan egin zela egiaztatu aurretik ordainketa baimentzea. tasarım, seyahatin gerçekleştiği doğrulanmadan önce ödemeye yetki verileceğinden endişeliydik. |
| dev standard prem856 Marrek bidaltzaile guztien ongizate-maila adierazten dute, eta erronboek, berriz, lana beste norabait eramatearen galera teknikoak (baldin eta negatiboak badira). Kutulardan oluşan çizgiler birleştirilen tüm postacıların refah seviyesini gösterir ve elmastan oluşan çizgiler, işi başka bir tarafa kaydırmanın teknik kayıplarını (eğer negatif ise) gösterir. |
| dev standard prem864 Hoteleko gastuak eta beste batzuk elkartuz gero, bidaia benetan gauzatu den ala ez egiaztatuko da. Otel ve belirli diğer ücretler için bir eşleşme gerçekleştiğinde, gerçek seyahatin bir doğrulaması yapılacaktır. |
| dev standard prem868 Adibidez, bisitatu genuen estatu-hiriburuetako batean, 600 software-enpresa baino gehiago daude. Örneğin, ziyaret ettiğimiz bir ülkenin başkenti 600'den fazla yazılım şirketine ev sahipliği yapıyor. |
| dev standard prem874 Aurrezte-fluxua funtsezkoa da aberastasun-stock bat metatzeko; arau orokor gisa, inoiz aurrezten ez duenak ez du aberastasunik izango. Tasarruf akışı, bir servet stoğunun biriktirilmesi için esastır - asla tasarruf etmeyen birinin servet sahibi olamayacağı genel bir kuraldır. |
| dev standard prem881 Informazioaren teknologiaren arloko trebetasunen eskaera handia dela eta, estatu-kontratazioa zaila izan zen; horregatik, CIO honek barne-softwarearen garapenaren eta kudeaketaren alternatibak bilatu zituen. BT becerileri, devlet tarafından işe alımda zorlanan büyük talep görüyor, bu nedenle CIO, kurum içi yazılım geliştirme ve yönetimine alternatifler aradı. |
| dev standard prem886 Balio-sortzaile izatea eta negozio-emaitzetan bezeroa ardatz izatea. İş Sonuçlarında Değer Yaratan, Müşteri Odaklı Bir Ortak Olmak İçin |
| dev standard prem890 Irtenbide horietan, larrialdi-zentro eta osasun-etxe bakoitzera hobekien egokitzen diren esku-hartze motak eta pazientearen arazo espezifikoak aztertu beharko dira. Bu çözümlerin her bir ED'ye en uygun olan müdahale türlerinin her ikisini ve sağlık merkezini ve hastanın kendi sorunlarını da ele alması gerekecek. |
| dev standard prem895 Hori gertatzen denean, mailegu-emailearen funtsak Altxorraren balioek inbertitutako saldoen gainean dituzten interesak sakrifikatzen ditu, eta horren ordez mailegu-hartzailearen funtsaren interesak jasotzen ditu maileguaren zenbatekoaren gainean. Bu olduğunda, borç verme fonu, Hazine menkul kıymetlerinden yatırılan bakiyeler üzerindeki faizi feda eder ve bunun yerine faiz tutarını borçlanma fonundan, borç tutarı üzerinden alır. |
| dev standard prem897 Baina Batzordeak ezin du gomendio zaharrik eman zifrak zentzudunak badira. Ancak Komisyon, sayılar toplandığı sürece sadece eski tavsiyelerde bulunmakta serbest değildir. |
| dev standard prem902 Gero eta agerikoagoa da larrialdi-zerbitzuko esku-hartzeak eraginkorrak direla eta tratamendu-deribazioak funtziona dezakeela. Artan bir kanıt, acil serviste müdahalelerin etkili olduğunu ve tedavi yönlendirmesinin işe yarayabileceğini göstermektedir. |
| dev standard prem906 Programaren hezkuntza-feedbackak onarpena bultzatzen du, eta disuasio-elementu gisa joka dezake etorkizuneko hutsegiteen aurrean |
| dev standard prem913 Posta-kode bat bide askok erabil dezakete. Pek çok rota tarafından bir ZIP Kodu sunulabilir. |
| dev standard prem918 Onuren azterketa horretan erabilitako kontzentrazio-erantzun funtzioetako batzuk epe laburreko lanen ondorio izan ziren. Bu fayda analizinde kullanılan konsantrasyon-tepki fonksiyonlarının bazıları, bu tür kısa süreli çalışmalardan elde edilmiştir. |
| dev standard prem922 Produktuak eduki berri edo asmatu gehiago bazituen, askotan, prototipo guztiz integratuak erabiltzen ziren diseinuak baldintzak betetzen zituela frogatzeko. Eğer söz konusu ürün, daha çok yeni içerik veya yenilik içerseydi, tamamen entegre edilmiş prototipler, tasarımın gereksinimleri karşıladığını göstermesi için sıklıkla kullanılırdı. |
| dev standard prem926 Agentzia Lancaster, York eta Reading zerbitzatzeko ireki zuten hasieran. acente ilk olarak Lancester, York ve Reading'e hizmet vermek üzere açılmıştır |
| dev standard prem933 Gobernu federal arduraduna, eskaera horiei aurre egiteko ahaleginean, bere egiten ari da errendimenduan oinarritutako kudeaketa-printzipioak. Sorumlu Federal hükümeti bu talepleri ele alma çabasıyla performans temelli yönetim ilkelerini benimsiyor. |
| dev standard prem937 Auditoretza bat planifikatzeko faseetan, ikuskatzaileek jakinarazi behar lukete zer erantzukizun dituzten lege eta araudiak betetzeari buruzko egiaztapen eta jakinarazpenen arloan eta finantza-informazioaren barne-kontrolari dagokionez. Bir denetimin planlama aşamalarında, denetçiler kanunlarla ve düzenlemelerle uyumun ve finansal raporlamanın iç kontrolünün test edilmesi ve raporlanması için sorumlulukları hakkında konuşmalıdır. |
| dev standard prem941 LNL eta Allenbrand-Drewsez gain, epaitegiak akusatu izendatzen ditu Gary Allenbrand eta Loren Drews, Allenbrand-Drews-eko zuzendariak; eta R.L. garatzaile edo kontratistak. LNL ve Allenbrand-Drews'ın yanı sıra, Allenbrand-Drews'ın müdürleri Gary Allenbrand ve Loren Drews gibi takım isimleri; ve geliştiriciler veya yükleniciler R.L. |
| dev standard prem949 TVAk ingurabide bat instalatu zuen, gasa airearen aurreberogailutik zuzenean FGDra bidaltzeko; bestalde, ESPa eraitsi eta SCR erreaktorea eraiki zen haren tokian. ESP yıkılıp yerine SCR reaktörü kurulurken aynı zamanda TVA, hava ön ısıtıcı ağzından doğrudan FGD'ye gaz göndermek için bir inşaat bağlantı yolu kurmaktaydı. |
| dev standard prem953 Frantziak AEBk baino posta-dentsitate handiagoak eta bolumen txikiagoak ditu. ABD’nin Fransa’dan daha geniş bir posta yoğunluğu ve daha düşük hacimleri vardır. |
| dev standard prem958 NHTSAko administratzailearen idazkariak besteren esku utzi du 32902 atalaren arabera erregaia aurrezteko arauak emateko ahalmena. 1 Bölüm 32902 kapsamında yakıt ekonomisi standartlarını belirleme yetkisi Sekreter tarafından NHTSA'nın Yöneticisine devredilmiştir. |
| dev standard prem966 Ingeniaritzako prototipoak (birtualak edo ekoizpenaren adierazgarriak, hasierako produktu fisikoak) Prototip Mühendislik prototipleri (sanal veya Üretim temsilcisi prototipleri Başlangıçtaki ürünler fiziksel) |
| dev standard prem974 Zor-tituluak funts fiduziarioen eta funts berezien aurretik erretiratzea (txandakako funts fiduziarioak izan ezik). Borçlanma senetleri, fonlar ve özel fonlar öncesi güvenceler (döner sermaye fonları hariç). |
| dev standard prem978 Inskripzioa egin eta hiru hilabetera, tokian tokiko ordezkariek hornitzaile berri bakoitzaren erreklamazioen lagin bat ebaluatzen dute, eztabaidatu beharreko gairik ba ote dagoen ikusteko. Kayıttan üç ay sonra alan temsilcileri, tartışılacak herhangi bir sorun olup olmadığını görmek için her yeni tedarikçinin isteklerinin bir örneğini değerlendirirler. |
| dev standard prem982 Datuetan huts egiteko eskubidea. Verideki hatadan bağımsız olma. |
| dev standard prem987 1999an, 2.100 familia-mediku inguru sarearen bitartez sartu ziren beren feedback-txostenetara, eta HICk hobekuntzak egin zituen beste mediku batzuei feedbacka eskaintzeko. 2100 civarı doktor, 1999 yılında geri bildirim raporlarına çevrimiçi ulaştı ve HIC, diğer tıbbi uzmanlara geri bildirimde bulunmak için ekstra iyileştirmeler uyguladı. |
| dev standard prem997 23 Financial: CFO legearen helburuak lortzeko funtsezko bultzada jarraitua CFO Hareket Hedeflerine Ulaşmak için 23Finansal Devam Eden Hızlanma |
| dev standard prem1000 Bistan da AICPAren agenda balorizazio- eta orientazio-ahalegin komertzialek bete dutela azken urteotan. Değer artışı ve ticarete yönelik çabalar, şüphesiz AICPA'nın son yıllardaki gündemini çok meşgul etmiştir. |
| dev standard prem1005 Bosniarako bidaiari buruzko informazioa lortzeko, ikusi inteligentzia-zerbitzuaren txostenean datorren Al Qaeda sauditako kideari egindako galdeketa, 2001eko urriaren 3koa. Bosna'ya yaptıkları seyahat için Suudi El Kaide üyesinin sorgulanması, İstihbarat raporu, 3 Ekim 2001'e bakınız. |
| dev standard prem1009 Moussaouiz gain, hauek izan ziren KSMk bigarren eraso-boladarako hautagai gisa identifikatutako Al Qaedako bi langileak Abderraouf Jdey, alias. Moussaoui'ye ek olarak, KSM tarafından ikinci saldırı dalgası adayı olarak tanımlanan iki El Kaide operatörü Abderraouf Jdey, a.k.a. idi. |
| dev standard prem1016 Gaitasun horiek ez ziren nahikoa, baina ezer gutxi egin zen haiek handitzeko edo berritzeko. Bu yetkinlikler yeterli değildi ancak bunları genişletmek veya değiştirmek için çok az şey yapıldı. |
| dev standard prem1020 Irailaren 9an albiste izugarriak iritsi ziren Afganistandik. 9 Eylül'de Afganistan'dan dramatik haberler geldi. |
| dev standard prem1023 Transakzio osoa susmagarria iruditu zitzaiola alegatuz, Hazmi eta Mihdharrengandik aldendu zen administratzailea, baina ez haiek behar zuten laguntza jaso aurretik. Tüm işlemden şüphe duyduğunu iddia eden yönetici, kendisini Hazmi ve Mihdhar'dan ayırdı, ancak ihtiyaç duydukları yardımı aldıktan sonra. |
| dev standard prem1029 Egoera larriagotzen bada, baliteke mehatxuari aurre egiteko bilera bat antolatzea. Durum kızışırsa bir tehdit konferansı toplanabilir. |
| dev standard prem1033 Riaden zela, Txetxenian jihada praktikatzen izana zela esan zien anaiei. Riyad'da, erkek kardeşlerine Çeçenya'da cihat yapmış olduğunu söyledi. |
| dev standard prem1040 FBIko ikertzaileek ondorioztatu dutenez, Al Qaedak abiazioan trebatzera bideratu zituen Phoenix aldean zeuden muturreko beste musulman batzuk ere. FBI araştırmacıları El Kaide'nin Phoenix bölgesindeki diğer radikal müslümanları havacılık eğitimine kaydolmaya yönlendirmiş olabileceği yönünde yorumda bulundu. |
| dev standard prem1045 Langile horiek ez zeuden harrapatuta, baina, goiko solairuetako gehienek ez bezala, talkaren ondoren berehala ez jaistea erabaki zuten. Bu işçiler enkaz altında kalmamış ama üst katlarda bulunan çoğu sakinlerin aksine darbeden hemen sonra alçalmayı tercih etmemişler. |
| dev standard prem1054 1991ko irailaren 9an iritsi zen Ajaj New Yorkera eta B-2 turista-bisa batekin sartu zen Estatu Batuetan. Ajaj Amerika'ya 9 Eylül 1991'de New York'taki B-2 turist vizesiyle girmişti. |
| dev standard prem1060 Mihdhar Estatu Batuetako bizitzaz kexatu zen. Mihdhar Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşam hakkında şikayet etti. |
| dev standard prem1065 Gure mugek eta gure immigrazio-sistemak, legea gordearazteko neurriek barne, ongietorri-, tolerantzia- eta justizia-mezua bidali behar diete etorkinen komunitateetako kideei, bai Estatu Batuetan, bai haien jatorrizko herrialdeetan. Sınırlarımız ve göç sistemimiz, hukuk yaptırımı da dahil olmak üzere, Amerika Birleşik Devletlerindeki ve kendi ülkelerindeki göçmen topluluklarının üyelerine bir hoş geldin, tolerans ve adalet mesajı göndermelidir. |
| dev standard prem1071 Sail horretan, halaber, Operation Infinite Resolve (Ebazpen infinituaren operazioa) delakoa sartu zen, Al Qaedak Afganistanen zituen helburuen kontra proposatutako eraso-segida bat. Bu seri, Afganistan'da El Kaide hedeflerine yönelik çeşitli önerilen grev operasyonları olan Infinite Resolve'i de içeriyordu. |
| dev standard prem1078 Zintzotasuna sustatzeko eta pribatutasuna babesteko, elkarrizketatutako gehienak ez identifikatzea erabaki genuen. Tarafsızlığı destekleme ve gizliliği koruma menfaatlerinde, görüştüğümüz bireylerin çoğunun kimliğini belirlememeye karar vermiştik. |
| dev standard prem1080 Al Qaeda eta terrorismoa lehentasun bat gehiago bilakatu ziren Pakistan eta Saudi Arabiarekin dagoeneko leporaino beteta zeuzkaten agendetan. El Kaide ve terörizm, Pakistan ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle zaten meşgul olan gündemlere eklenen bir başka öncelikti. |
| dev standard prem1087 Talkaren ondorioz, asko hil egin ziren edo larri zauritu |
| dev standard prem1090 KSMk Al Qaedari eskainitako laguntzari buruzko informazioa lortzeko, ikusi inteligentzia-zerbitzuaren txostenetan datozen KSMri egindako itaunketak, 2003ko uztailaren 12koak (bi txosten). KSM'nin el Kaide'ye yardımında 12 Temmuz 2003 tarihinden İstihbarat raporlarına bakın, KSM'nin sorgularına bakın (iki rapor). |
| dev standard prem1095 Mugaren bi aldeetan aliatuak zituela jakin zen. Sınırın her iki tarafında da suç ortakları olduğu ortaya çıkmıştı. |
| dev standard prem1107 Nagusiki, Ramzi Yousefekin elkartutako terrorista independentetzat hartu zuten KSM, 1996ko urtarrilean Manilako hegazkin-atentatuan parte hartu izanagatik auzipetua. 1996 yılının Ocak ayında Manila hava sahasında oynadığı rol nedeniyle suçlanan KSM, esas olarak Ramzi Yousef ile bağlantılı bir başka serbest terörist olarak görülüyordu. |
| dev standard prem1111 Talibanak lekuz aldatzeko itxaropen guztiak galdu zituztenez, erregimenaren aurkariei ezkutuko laguntza emateari buruzko eztabaida berpiztu zen. Taliban’ı hareket ettirme umudu tükendiğinde, tartışmalar rejimin muhaliflerine gizli yardım verme konusunda canlandı. |
| dev standard prem1115 Agintariak Pakistanen ere jarri zuten arreta, eta talibanak Al Qaedaren aurka jartzeko zer egin zezaketen aztertu zuten. Yöneticiler aynı zamanda Pakista'a ve Taliban'ı el Kaide'ye dönüştürebilecek kadar ne yapmış olabileceğine de odaklanmıştır. |
| dev standard prem1122 Maiatzean edo ekainean, Clarkek terrorismoaren aurkako zereginetatik zibersegurtasunaren inguruko erantzukizun multzo berri batera aldatzeko eskatu zuen. Mayıs ya da Haziran ayında Clarke, terörle mücadele portföyünden siber güvenlik için yeni bir sorumluluk setine geçilmesini istedi. |
| dev standard prem1133 FBIren ikerketa-txostena, Jennifer Stangelen elkarrizketa, 2001eko irailaren 14koa. FBI soruşturma raporu, Jennifer Stangel'in röportajı, 14 Eylül 2001. |
| dev standard prem1137 3. Deia C terminaleko telefono publiko batetik egin zen (kontrolgunearen eta United 175en hegazkineratze-atearen artean zegoen). 3. Arama C Terminalinden ödemeli bir telefondan yapılmıştı (görüntüleme kontrol noktası ile United 175 çıkış kapısı arasında) |
| dev standard prem1141 Hotelen antolakuntzari buruzko informazioa lortzeko, irakurri inteligentzia-zerbitzuaren txostenetan datorren Khalladi egindako galdeketa, urtarrilaren Otel düzenlemeleri için İstihbarat raporuna, Khallad, Jan'ın sorgusuna bakın. |
| dev standard prem1145 10:45ean, Defcon 3a atzeratzeko esan zieten hizlariei, baina minutu bat geroago atzera bota zen agindu hori. Konferans katılımcılarına saat 10:45'te Defcon 3'te beklemeleri söylendi ama bir dakika sonra emir geri alındı. |
| dev standard prem1150 Esan digute Pickard eta Ashcroftek ez zutela harreman onik. Pickard ve Ashcroft'un iyi bir ilişkiye sahip olmadığı söylendi. |
| dev standard prem1154 Bere aholkulariek Estatu Batuetan zelula bat zegoela esan izan baliote, hartaz arduratu izango zela esan zuen. Eğer danışmanları ona ABD'de bir hücre olduğunu söylemişlerse, onunla ilgilenmek için harekete geçeceklerini söyledi. |
| dev standard prem1158 Pasaporte garbiak eta kaltetutako bi pasaporteak eskuratzeari buruzko informazioa lortzeko, irakurri inteligentzia-zerbitzuaren txostenetan datozen KSMri egindako galdeketak, 2003ko uztailaren 3koa eta 2003ko irailaren 9koa. Temiz pasaport edinme ve iki hasarlı pasaport ile ilgili olarak, 3 Eylül 2003 ve 9 Eylül 2003 tarihli istihbarat raporlarına, KSM sorgulamalarına bakın. |
| dev standard prem1166 Estatu Batuok geure burua mundu islamiarraren aurrean definitzeko oldarkor jokatzen ez badugu, extremistek gogoz egingo dute hala gure partez. Amerika Birleşik Devletleri İslam dünyasında kendini tanımlamak için agresif davranmadığı takdirde radikaller bu işi bizim için memnuniyetle yapacaktır. |
| dev standard prem1170 Askorentzat, aktoreek lan egiteko toki onenetako bat da Indianapolis. Indianapolis gerçekten pek çok aktörün çalışabileceği en iyi yerlerden biridir |
| dev standard prem1174 00ren laguntzari esker, Indianapolis inguruko ia 400 umeri orientazioa, indarra eta dibertsioa eskaini ahal izan genizkien. 00, yaklaşık 400 Indianapolis bölgesi çocuğuna rehberlik, teşvik ve eğlence sunmamıza yardımcı oldu. |
| dev standard prem1179 5Oeko hamarkadan hazitako umea gisa, antzerki herrikoiaren ekoizpenetara joan izana da nire oroitzapen zoriontsuenetako bat. 50'lerde büyüyen bir çocuk olarak en mutlu anılarımdan biri Civic Theatre prodüksiyonlarına katılmak olmuştur. |
| dev standard prem1183 Erizaintza-fakultateak zuen dohaintza eskuzabalak behar ditu bere hezkuntza-bikaintasunari eusteko. Hemşirelik Okulu, eğitimdeki mükemmelliğini devam ettirmek ve korumak için sizin cömert hediyelerinize ihtiyaç duyuyor. |
| dev standard prem1188 Beraz, atsegin handiz luzatzen dizut gaur Filantropia Zentroko ohorezko bazkide izateko gonbita. Bu sebeple, Yardımseverlik Merkezi'nin Kurucu Ortaklarından biri olarak bize katılmanız için bugün size bu daveti sunmaktan mutluluk duyarım. |
| dev standard prem1192 Bide luzea dugu egiteko zu bezalako lagun eta harpidedunen laguntzarekin 365.000 dolarreko helburua lortu aurretik. Sizin gibi arkadaşlar ve abonelerden gelecek 365.000$'lık hedefimize ulaşmak için daha çok yolumuz var. |
| dev standard prem1196 Zehaztu erakundea (hala badagokio), helbidea, hiria, estatua eta posta-kodea Organizayona isim verin (geçerliyse) Adres Şehri, Eyalet Kodu |
| dev standard prem1205 Baina zuzenbide-eskolen artean lehia handia dago, halaber, ikaslerik onenak eta argienak erakartzeko. Ama hukuk fakülteleri arasında en iyi ve en farklı öğrencileri çeken yoğun bir rekabet de vardır. |
| dev standard prem1209 Kanpaina bideratzeko 100 dolar edo gehiago eman dituzunez, eskerrak eman nahi dizkizugu eta nola zu hala laguntzaile bat harrera berezi batera gonbidatuta zaudete. Hura 2000ko martxoaren 23an izango da, ostegunean, 17:30etik 20etara bitarte, Herron Hall-en. Bu kampanyaya yaptığınız 100$ veya daha fazla miktarda katkıya minnettarlığımızı göstermek için, sizi ve bir misafirinizi 23 Mart 2000 Perşembe günü saat 17:00-20:00 arası Herron Hall'da özel bir resepsiyona davet ediyoruz. |
| dev standard prem1213 Askoz ere helburu gehiago ditugu erdiesteko zain eta, lan horretan laguntzeko, ez zait bazkide korporatibo hoberik bururatzen. Bunun için çok daha fazla başarıya sahibiz, onlara yardımcı olmak için daha iyi bir şirket ortağı düşünemiyorum. |
| dev standard prem1218 ikastalde txikiagoak, teknologiaren erabilera) eta ikasleei laguntzeko espazio falta aspalditik (armairuak, janari-zerbitzua, ikasleen erakundeetarako bulegoak). , daha küçük sınıflar, teknoloji kullanımı) ve öğrenci destek alanında çoktandır devam eden eksiklik (kilitli dolaplar, yemek servisi, öğrenci organizasyonları için memurlar). |
| dev standard prem1222 Inner Circle taldeko kide zarenez, tribunako eserleku onenetako batzuk izango dituzu demokraziaren munduko ospakizunik handienerako: AEBko 52. presidentearen legegintzaldiaren inaugurazioa. Bir İç Çember üyesi olarak, dünyanın en büyük demokrasi kutlaması olan 52. Amerikan Başkanı Göreve Başlama Töreni için tören alanındaki en iyi koltuklardan bazılarını bekleyebilirsiniz. |
| dev standard prem1226 Urteko garai hau zoragarria da istorioak kontatzeko. Bu hikaye anlatımı için yılın en harika zamanı. |
| dev standard prem1231 Konfiantza dugu zugan eta beste lagun eskuzabal batzuengan, gainerako % 38a eman dezazuen. Geri kalan yüzde 38'i sağlamak için sana ve diğer cömert arkadaşlara güveniyoruz. |
| dev standard prem1235 Emaile hauek zuzenean lagunduko diote kantzilerrari irakasle, ikasle eta langileen berehalako beharrak asetzen. Bu bağışçı grubu, fakülte, öğrenci ve personelin acil ihtiyaçlarını karşılamada Bakan'a doğrudan yardımcı olacaktır. |
| dev standard prem1242 Haiekin hitz egiteaz gozatzea espero dugu, baina IRTren diru administratiboa aurreztu dezakezu, oparia bueltan bidaltzeko gutun-azalean gaur bertan igortzen baduzu. Onlarla konuşmaktan zevk alacağınızı umuyoruz, ancak hediyenizi iade zarfına bugün göndererek IRT yönetim parasını kaydedebilirsiniz. |
| dev standard prem1247 Zure babesa IRTren konpromiso-programen mesederako da zuzenean, eta dohaintzen diruarekin parekatzen laguntzen du. Katkıda bulunduğunuz destek, IRT'nin sosyal yardım programlarına doğrudan fayda sağlar ve hediye paralarından yararlanır. |
| dev standard prem1250 Ikuskizuna egitea K-12ko 6.500 ikasleren baino gehiagoren aurrean, estatuko profesionalen biltzarretan, Pan-Am Media Event ekitaldi batean eta AEBren aurrean. Pan-Am Medya Etkinliği ve ABD için K-12'den 6.500'den fazla öğrenci önünde sergilenen profesyonel devlet konferansları. |
| dev standard prem1255 Bihotzeko gaixotasunen ondorio suntsitzaileetako bat bihotz muskuluan sortzen den kalte konponezina da. Kalp hastalığının yıkıcı sonuçlarından biri kalp kasına verdiği telafisi mümkün olmayan hasardır. |
| dev standard prem1259 ...zeren parte izaten eta zer babesten egongo zinateke harro? ..bir parçası olmaktan gurur duyacağın ve destekleyeceğin bir şey mi? |
| dev standard prem1261 Hemen funtsak behar dira hasierako kapital gisa erabiltzeko, batik bat eskolarako autobabesa izan beharko luketen proiektuak ezartzeko lan egiten dugun bitartean. Okul için kendi kendine desteklenmesi gereken projeleri kurmaya çalışırken, para olarak kullanmak için fonlara ihtiyaç var. |
| dev standard prem1267 Gure unibertsitate-ospitaleek eta ikerketa-programek ez dute estatuaren laguntzarik jasotzen. Öğretim hastanelerimiz ve araştırma programlarımız devlet desteği almamaktadır. |
| dev standard prem1270 Citywide Friends of the Free Library elkarteko kide zarenez, berripapera jasoko duzu hiru hilean behin, liburutegiko gertaerei eta lege-gaiei buruzko informazioa emateko. Ücretsiz Kütüphane'nin Şehir Dostları'nın bir üyesi olarak, üç ayda bir sizi kütüphane etkinlikleri ve yasal konular hakkında bilgilendiren bir bülten alacaksınız. |
| dev standard prem1274 Inbertsio horren ondorioz, 60 etxebizitza berritu eta saldu zaizkie baliabide apaleko erosleei, eta kalitate oneko 100 apartamentu zaharberritu dira, arrazoizko prezioen truke saltzeko. Bu yatırım, 60 konutun yenilenmesi ve mütevazi imkanlara sahip alıcılara satılmasıyla ve 100'den fazla uygun fiyatlı, yüksek kaliteli dairenin rehabilitasyonuyla sonuçlandı. |
| dev standard prem1278 Orain dela hilabete, Indianapolisen egin nuen debuta zuzendari gisa, AEBko agertokietako klasiko batekin: Inherit the Wind. Bigarren hezkuntzako eta batxilergoko 5.500 ikasle baino gehiago egon ziren. Indianapolis'te sahneye ilk kez bir ay önce, Amerikan sahnesinin klasiklerinden biri olan Inherit the Wind ile, 5500'den fazla ortaokul ve lise öğrencisinin katıldığı bir gösteride sahne yönetmeni olarak çıktım. |
| dev standard prem1280 Katedraleko egungo ikasleen % 25ek, gutxi gorabehera, laguntza finantzarioren bat jasotzen du. Mevcut Katedral öğrenci bedeninin yaklaşık% 25'i bir miktar finansal yardım almaktadır. |
| dev standard prem1287 Hiriko irabazi-asmorik gabeko beste antzoki batzuetan ez bezala, gure aktoreek beren lanbidearen bidez ateratzen dute bizimodua. Şehirdeki diğer kâr amacı gütmeyen tiyatroların aksine, aktörlerimiz sanatlarıyla geçinmektedir. |
| dev standard prem1295 IMAko Garapen Batzordeak 1998ko abenduaren 31ra bitarte jasotako hitzemate guztiak egiaztatuko ditu, dolar bakoitzari begiratuta. IMA'nın Kalkınma Komitesi 31 Aralık 1998 yılında alınan tüm bağışları dolar dolar eşleştirecek. |
| dev standard prem1300 Beste behin ere, zorionak zirkuluko kide izateko ahobatezko izendapenagatik, eta ohore hori lehenbailehen onar dezazun eskatzen dizut. Inner Circle üyeliği için oy birliğiyle aday gösterilmenizi tekrar tebrik etmeme izin verin ve bu onuru en kısa sürede kabul etmeniz konusunda ısrar ederim. |
| dev standard prem1306 Independente bihurtu ahala, lagundu zure graduaren ospea indartzen. Bağımsız olduğumuza göre, lütfen diplomanın farklılığını pekiştirmemize yardımcı olun. |
| dev standard prem1309 Bazkide zarenez gero, bazkideentzat soilik egiten diren jardueretan parte hartu ahalko duzu, eta batzarreko saio ofizial guztietarako sarbide osoa edukiko duzu, halaber. Üyeliğiniz size üyelerimiz olarak sadece aktivitelere kabul aynı zamanda tüm resmi Toplantı oturumlarına tüm bilgileri sunacaktır. |
| dev standard prem1313 Elefanteen egitura anatomikoaren zailtasunen eraginez, etxeko animalietan arazo handitzat jotzen den prozedura arrunt bat sortu zen. Fillerin anatomik yapılarındaki güçlükler evcil hayvanlar arasında hayli sorunlu ortak bir prosedür olarak kabul edilen duruma yola açar. |
| dev standard prem1318 Nire intuizioak, jakina, oso oinarri zehatza du: zure parrokiari urtero egiten diozun dohaintzak erakusten duen bezala, ardura hartzen duen pertsona bat zara. Sezgilerime göre, elbette çok belirgin bir temeli var-sen, semtine verdiğin yıllık koruma bağışının gösterdiği gibi değer veren bir insansın. |
| dev standard prem1321 Irabazteko aukerak nabarmen ugaritu zaizkigu zabalik dauden aulkiengatik (Washington, Colorado eta Ipar Dakota), eta luzaroan demokrata izan den Alan Dixon kanporatu dutelako. Bu açık koltuklar --Washington, Colorado ve Kuzey Dakota - uzun vadede Demokrat Alan Dixon'ın devrilmesiyle sonuçlanmış, zafer şansımızı büyük ölçüde artırmıştır. |
| dev standard prem1326 ...gure gizartea hobetzea. ... Toplumumuzu daha iyi hale getirin. |
| dev standard prem1330 Hori oso garrantzitsua da gizakiek zaintzen dituzten elefanteek luze bizirauteko, baita basa-elefanteek ere. Bu, fillerin insanların bakımında uzun süreli olarak hayatta kalmaları için olduğu kadar vahşi yaşamları için de son derece önemlidir. |
| dev standard prem1332 1991ko graduazio-ekitaldiaren bidez, gogora ekarri dira Indiana Unibertsitateko ikasle garaiko oroitzapenak. aşlangıç 1991, Indiana Üniversitesi'nde öğrenci günlerinin anılarını yeniliyor. |
| dev standard prem1338 Asko pentsatu da Michael Apted kontratatzeaz, telesaileri ukitu bihozberagoa emateko. Diziyi daha fazla insani bir dokunuşa getirmek için Michael Apted'i işe almaktan çok şey yapıldı. |
| dev standard prem1342 The New Yorker aldizkariko Adam Gopnik-ek esaten du Veneziako bienalean pop artista gehiegi daudela, beren lan onenak aspaldi eman zituztenak (Jim Dine, Claes Oldenburg), zeinak esertzen baitira... New Yorker çalışanı Adam Gopnik, Venedik Bienalinin en iyi çalışmalarından yılların atıldığı (Jim Dine, Claes Oldenburg) ...[ile] yan yana oturan [y]aşlanan Pop sanatçıları tarafından aşırı dolduğunu söylüyor... |
| dev standard prem1347 Behin etxera helduta, AEBk hornidura bi modutan mozten duela jakin nuen. Eve dönünce, Birleşik Devletler'in arzı iki şekilde kestiğini öğrendim. |
| dev standard prem1355 Lamar Alexander-ek presidente izateko saioa utzi zuen. Lamar Alexander başkanlık teklifini düşürdü. |
| dev standard prem1364 Argi dago gure eztabaidak itxaron egin behar duela anbizio handiko liburu hau argitaratu arte. Bu iddialı kitap yayınlanana dek tartışmayı bir kenara bırakmamız gerektiği gayet açık. |
| dev standard prem1369 Azaleko istorioan ikerlan berriena aztertzen da, zeinean haurtxoek nola pentsatzen duten jorratzen baita. Kapak konusu bebeklerin nasıl düşündüğü hakkında yapılan en yeni araştırmayı değerlendiriyor. |
| dev standard prem1373 Teknika horrek funtzionatzen duenean, indar handiko istorio bat lortzen da, nahiz eta haren gaia ez den hirugarren paragrafo ingurura arte azaltzen. Bu yöntem işe yaradığında, üçüncü paragrafa gelene dek konusu anlaşılmasa da güçlü bir hikayen olacak. |
| dev standard prem1377 Woodward-ena da Colin Powellen psikean izan dezakegun begiradarik onena. Woodward, Colin Powell'in ruhunda alma ihtimalimiz olan en iyi görünümdür. |
| dev standard prem1380 Samuel Sheinbein-ek erailketa-epaia beteko du Israelen. Samuel Sheinbein, İsrail'de bir cinayet cezasına hizmet edecek. |
| dev standard prem1384 Emakume modernoei izugarri gustatzen zaie meheak izatea, baina beren indarrak eite fisikoa ere edukitzea nahi dute, ez soilik emozionala edo mentala, era erromantikoan. Modern kadınlar, ince olmayı severler, fakat aynı zamanda, güçlerinin, Romantik damarlarda sadece duygusal veya zihinsel değil, fiziksel görünmesini isterler. |
| dev standard prem1388 Eremu grisa da hori, dio John Kirkwood-ek, zeina Metropolitan Chicagoko ALAn baitago. Metropolitan Chicago'nun ALA'sı olan John Kirkwood bu gri bir alan, diyor. |
| dev standard prem1393 Lamar Alexander-en irteera aipatzekoa da, nahiz eta ilogikoa ere ez izan. Lamar Alexander'in çözümünü mantıksızlık düzeyine ulaşmasa da değersiz. |
| dev standard prem1397 Ragtime musikalari buruzko herriaren jakinduriak gorabeherak izaten jarraitzen du. Ragtime hakkındaki ortak inanış değişmeye devam ediyor. |
| dev standard prem1404 Ikasleei tiro egiten diete, ezta? Öğrencileri Vuruyorlar, Değil mi? |
| dev standard prem1409 Kale itsua. Eztabaidaren zati handi bat abortuarekin zerikusia duten gaiei buruzkoa da. Eğime karşı Tartışmanın çoğu, hangi konuların kürtajla ilişkili olduğu üzerinde dönüyor. |
| dev standard prem1412 Azaleko istorioan eztabaidatzen da NATOren helburuak zein izan behar duen, Kosovo banatzea edo protektoratu gisa kudeatzea. Örtü hikayesi NATO'nun amacının Kosova'yı bölüştürmek veya onu bir koruyucu olarak idare etmek olması gerekip gerekmediğini tartışıyor. |
| dev standard prem1418 Aitzitik, gobernu batek dirua eskatzea ez da hertsadura, eta ezin da inondik inora konparatu Txinan gertatzen denarekin. Tam tersine, hükümetin para teklif etmesi zorlama değildir - Çin'de neyin devam ettiği ile bile uzaktan karşılaştırılmaz. |
| dev standard prem1421 Babesteko giltzaren bila (barkatu hitz-joko txarragatik). Güvenli tutmanın anahtarını arıyorum (Kötü ceza için üzgünüm.) |
| dev standard prem1425 Dolar bat noiz ez da dolar bat? Bir dolar ne zaman bir dolar değildir? |
| dev standard prem1430 Bolizko dorrean bizi diren libertarioek ere ez lituzkete gai horiek alde batera utziko. Şu anda, bunlar fildişi kulesi özgürlükçülerinin önemsemeyeceği sorunlar. |
| dev standard prem1434 Linuxera aldatuko zara? Linux’a geçmeli misin? |
| dev standard prem1439 Elikagaiak irradiatzeak segurua, eraginkorra eta merkea dirudi. Yani ışınlanan yiyecekler güvenli, etkili ve ucuz gözüküyor. |
| dev standard prem1443 Zori ona etor dadin kantatu, axola zaizkidanentzat. Korktuğum şeylerle yüzleşmek için iyi şansı söylemek, |
| dev standard prem1457 Greenlee konderriko liburutegi publikoan (Arizona), landa-erakundeek diruarekin eta teknologiarekin izandako atsekabeak erakusten dira. Greenlee County, Ariz., halk kütüphanesi kırsal kurumların parasal ve teknolojik sıkıntılarını göstermektedir. |
| dev standard prem1461 L'academie Internationale des Arts et des Sciences Numeriques elkarteko kideek trikimailu horren aldaera bizkor bat sortu dute. L'academie Internationale des Arts et des Sciences Numeriques'te bulunanlar bu hileye yeni akıllı bir değişken getirdiler. |
| dev standard prem1465 Edo kontuan izan Kongresuari ezkutuko ekintzen berri ematea. Ya da, Kongre'yi gizli eylemlerle ilgili bilgilendirme konusunu dikkate alın. |
| dev standard prem1474 Aukerak ez dira hain erakargarriak. Seçenekler o kadar çekici değil. |
| dev standard prem1479 Ez zuen Naomi Wolf-ek oker erantzun. Naomi Wolf’un Yanlış Cevabı değil |
| dev standard prem1487 Nire heroia, ordea, Richard Heseltine da, Overseas Investment Trust enpresako lehendakaria. Hil honen hasieran dimisioa eman zuen, haren nagusiek bere gogoz kontra ezarritako negozio-planaren aurka. Yine de benim kahramanım üstleri tarafından dayatılan iş planına karşı çıkarak bu ayın başlarında istifa eden, Yurtdışı Yatırım Ortaklığı başkanı Richard Heseltine. |
| dev standard prem1489 Hori Apoloren zuhaitzaren itzalean dago. Bu Apollon ağacının gölgesinde oturuyor. |
| dev standard prem1492 Zientzia-azterlanetan alde batera uzten dituzte garunaren kimikari buruzko egia sinpleak. Bilim çalışmaları da beyin kimyası hakkındaki basit gerçekleri hiçe sayar. |
| dev standard prem1502 Dolua daraman Deborah Eappen elkarrizketatu dute Time aldizkarian, au pair ziharduen Louise Woodward-en ama. Time Louise Woodward bakıcı olayında annesi için yas tutan Deborah Eappen ile röportaj yapıyor. |
| dev standard prem1505 Hondeamakina batean ari den langile bat irudika dezakegu errepide bat ebakitzen duen bitartean, eraikitzaileak lan berri bat egiteko. Aizu, Loyd... İnsan, yeni bir site için bir yolu kepçeyle düzelten ve müteahhit tarafından takdir edilen bir buldozer operatörünü hayal edebilie. Selam, Loyd... |
| dev standard prem1509 Eta bat nator 19. orrialdean egin duzun oharrarekin: Brunner-en lehen legea egiletzaz. Edozein testutan, idazleak hiru aldiz irakurri duen akats bat egoten da, gutxienez. Ve 19. sayfadaki sözünüze sempati duyuyorum: Brunner'ın İlk Yazarlık Yasası Belli bir metin gövdesinde, yazarının üç kez düz okumuş olduğu en az bir hata var. |
| dev standard prem1515 Split Ends, a Cosmetology Shop. Dotorezia aposizionalaren adibide ona da hura, zeinean eufemismoa konbinatzen baita aposizioan eta hasiera sinple edo ezohikoan. Bölünmüş Bir Kozmetoloji Mağazası, olumlu ve düşük anahtarlı veya boşluksuz açılıştaki örtücülük ile birleşen cazip zerafetin güzel bir örneğidir. |
| dev standard prem1524 Eta harrotasun-ukituekin, herriko jakindurian izen peioratiboak ipini zaizkie egunkari horiei, ezizenak erabiltzen baitituzte eskutiz pribatuetan, tabernetako solasaldietan eta laburpen ez-ofizialetan. Ve gurur notlarıyla, yerel lore içinde kibirli isimler kazanmış olan paçavralar, bu lakaplarını özel yazışmalarda, salon sohbeti ve gayri resmi özgeçmişlerde kullanırlar. |
| dev standard prem1536 Oi, hara non zu eta zure hizketaldi burutsua eta hitz adeitsuak. Oh, sen ve senin esprilerin ve nükteli sözlerin. |
| dev standard prem1542 Gaizkilea naizela esateko modu bat da, mendiko gizon bat! Bu bir kanun kaçağıyım, bir dağ adamıyım demenin bir şeklidir! |
| dev standard prem1552 Izen batzuk, nahiz eta adeigabeak izan, ez dira aldatzen. Bazı isimler, sakıncalı olsalar bile, değişmezler. |
| dev standard prem1556 Beste adibide bat VIP da: Vasoactive Intestinal Poly-peptide (hesteetako polipeptido basoaktiboa). 'Başka bir örnek VIP'den (Vasoactive Intestinal Poly-peptide) geliyor. |
| dev standard prem1563 Erredundantziaren laburdura-zikloaren lasterketan, Missouri izan da sartu diren azken hitzetako bat. Show-Me esaten dioten estatu hura halxe bihurtu zen 1821ean. Fazlalık Yarışında Kısaltma Döngüsüne girilen en yeni sözcüklerden biri olan The Show-Me eyaleti Missouri 1821 yılında eyalet olma durumunu kazandı. |
| dev standard prem1575 Behin eta berriz esan zuen hura etxera itzultzeak zera esan nahi zuela, “Berak hura etxera itzultzea nahi zuela”. Itzuli zen edo ez, hurrengo kapitulu batean azalduko da. Onun eve uçmak istediği konusunda ısrar etti, yani 'O, onun bunu gerçekten yapıp yapmadığı bir sonraki bölümde açıklanmayacak olsa da 'O, onun eve uçmasını istiyordu'. |
| dev standard prem1577 1972an, Phillip Morris, Inc. enpresaren Miller Brewing Co. konpainiak garagardo arinaren etiketa erosi zuen Meister Brau Inc. enpresaren erosketa batean. 1972'de Phillip Morris, Inc.'in Miller Brewing Co. şirketi, Meister Brau Inc. şirketinin satınalmasında Lite bira etiketini satın aldı. |
| dev standard prem1582 Kaplan jaunaren belaunaldia hil egin da neurri handian, eta haren ondorengoan amerikartu dira. Bay Kaplan'ın sülalesinin çoğu vefat etmiş ve soyu da Amerikalılaştırılmıştır. |
| dev standard prem1586 196) Adibidez, jatorrizko lingua frankoa (italiarra, frankoa) hizkuntza hibridoa zela ikasi dugu. 196), örneğin, asıl lingua franca'nın (İtalyanca, Frenk dilinin) melez bir dil olduğunu öğreniyoruz. |
| dev standard prem1589 Dirulaguntzei probetxu ateratzeko artea eskean ibiltzeko era bat da, baina horretan dihardutenak ederki asko janzten dira. yardım toplama, katılımcıların çok iyi giyimli olduğu bir dilenme şeklidir. |
| dev standard prem1592 Igoera matematikoko gida-argibide kodetuen masan, ordenagailuan, marratxo bat ez da ageri, nahi gabe. Bilgisayarın kodlanmış matematiksel tırmanma yönergelerinin kütlesinden bir tirenin istem dışı bir ihmali. |
| dev standard prem1599 Alice aurka agertu zitzaion: Baina hori bestelako sendotasun-mota bat da. Orduan, berak erantzun zuen: Nirekin sendotasun-mota guztiak bat zetozen, zin dagizut! Alice itiraz ettiğinde, Ama bu farklı bir dayanıklılık, diye cevap verdi, Her türlü hastaydı, ben sizi temin ederim! |
| dev standard prem1606 Skeatek, kasu horretan, ez du ohartarazpen hau kontuan hartuko, eta etorkizunean delitua errepikatuko du. Bu durumda Skeat bu notu görmezden gelmez ve gelecekte de suçu tekrarlamaz. |
| dev standard prem1610 Esate baterako, antolatzaileak laudoriozko ohar batzuk prestatu zituen sarrerarako, eskuz idatzita. Mesela, bir program başkanının hazırladığı uzun laflar hakkında bir kaç övgü dolu tanıtım yazısı. |
| dev standard prem1614 Bigarren mailako sifiliak sortutako Venus mendiko legenaren orbainak. Scars of Venus İkincil bir sifilizin ürettiği bir kızarıklık |
| dev standard prem1618 Mailatuei kalte arin esaten diete, eta mailatu handiei -hots, 500 dolarretik gorako konponketa behar dutenei-, berriz, kalte larri. Böylece, eziklere nudgies denir ve majör ezikler - onarım için 500 $ 'dan fazlasına ihtiyaç duyanlar--borçludurlar. |
| dev standard prem1620 Lexikoaz gain, gramatika -batez ere sintaxia- aldatu egin da zertxobait, baina ez irakurle moderno estandarrarentzat ulertezina izateko adina. Sözlüğün yanı sıra, ortalama modern okuyucu için yine de çok anlaşılamaz nitelikte olmasa da dil bilgisi, özellikle de söz dizimi kuralları da bir nebze değişti. |
| dev standard prem1627 Hackerrek edo «droupie» delakoek ziurrenik aise itzuliko dute hizkera eta jargoi informatikoa ingeles arruntago batera. Korsanlar veya sadece bilgisayar kullanım kabiliyetine hayranlık duyulan kişiler muhtemelen bilgisayar jargonu ve daha geleneksek İngilizce'ye giren argo hakkında az önce yazdıklarımı çevirme konusunda hiçbir sorun yaşamaz. |
| dev standard prem1632 Egia esan, elkarrizketa gurutzatuak hiru ironien antzekoak izan daitezke batzuetan, asmoaren, entzuleriaren eta efektuaren arabera. Gerçek şu ki, tartışma, niyet, seyirci ve etkiye bağlı olarak zaman zaman üç ironiye de benzeyebilir. |
| dev standard prem1633 Bagenekien zehazki zer esan nahi zuen. 'Tam olarak ne anlama geldiğini biliyorduk. |
| dev standard prem1642 Ez zaizkio batere axola frantses subjuntiboaren konplexutasunak, eta saiatu ere ez da egiten. Gallic subjektifinin anlaşılmazlıkları onu hiç endişelendirmez ve en iyi sebepten denemek zahmetine bile girmez. |
| dev standard prem1648 Izugarri maite dut agerkarien ale zaharrak irakurtzea, zeren eta era horretan 400 orrialdeko bi liburu irakurtzeko aukera ematen baitizu urtero. Periyodik yayınlar gibi geçmiş tarihli yayınları okumaktan büyük keyif alırım, her biri 400 tek sayfalı iki hacimden oluştuğunu düşünürseniz biraz zorlu bir durum. |
| dev standard prem1650 Suediako Eliza eta Suediar Eliza ez dira gauza bera. Bu İsveç kilisesi o İsveç kilisesinden epey farklı. |
| dev standard prem1658 Horrek ez du esan nahi Mendebaldeko tradizioak adeitasunaren gaineko monopolioa duenik. Bu, Batı geleneğinin İncelikde bir monopol olduğunu söylemek için değildir. |
| dev standard prem1661 Deitzaileak dio: «Eskerrik asko nire deiari erantzuteagatik» Arayan, Çağrımı kabul ettiğiniz için teşekkürler, diyor. |
| dev standard prem1664 Eta lasai egon, Dalrymple andereñoa, hitzaldien gidoien argitalpenak berreditatzen ditudanean, ingelesaren ohiko erabilera akademikora itzultzen naiz beti. Ve rahat yayın, Bayan Dalrymple, baskı yayınları için konuşma senaryolarını yeniden hazırladığımda, her zaman eski, akademik olarak saf İngilizce kullanımına geri dönüyorum. |
| dev standard prem1669 Davidsonek ez luke «scone» hitza ahoskatu behar «bone» hitzarekin errimatuz, zeren eta Victoria, bera bizi den tokia, oso-oso ingelesa baita. Davidson ''scone'' kelimesinin telaffuzunu ''bone'' ile kafiyeli olacak şekilde kullanmamalı--- bu hiçbir şekilde yaşadığı yerde, Victoria'da veddy İngilizcesi konuşulduğu için değil. |
|
|