_id stringlengths 1 4 | text stringlengths 1 10.5k | title stringclasses 1 value |
|---|---|---|
162 | Paris National Kütüphanesi | |
164 | II. Bayezid ve I. Selim devrinde yaşadı ve iki defa hekimbaşılık yaptı. Böbrek ve idrar kesesindeki taş oluşumunun nedenlerini ve tedavisini incelediği eseriyle tanınır. Adı kaynaklarda Ahmed ve Mahmud olarak da geçer. Ahi Çelebi olarak ün yapmıştır. Babası Tabib Mevlana Kemal ile birlikte 1463’te İstanbul’a yerleşti. Mevlana Kemal, devrin ünlü hekimlerindendir. Tebriz ya da Şirvan asıllı olduğu çeşitli kaynaklarda belirtilir. Ahi Mehmet Çelebi, hekimliği daha çok babasından öğrendi. Onun ölümünden sonra devrin önemli hekimleri Kutbüddin ile Altunîzâde’den ders alıp kısa zamanda mesleğini ilerletti. Hekimlik becerisinin yanı sıra kuramsal bilgisiyle de kendisini kabul ettirerek önce Fâtih Darüşşifasına hekim, sonra da başhekim oldu. II. Bayezid’in güvenini kazanarak mutfak eminliğine, ardından da Hekimbaşılığa getirildi. Dört buçuk yıl bu görevde kalan Ahî Çelebi, II. Bayezid’in ölümü üzerine geleneğe uyularak azledildi. Bir müddet sonra Yavuz onu tekrar Hekimbaşılığa getirdi ve Mısır seferine beraberinde götürdü. I. Selim'in ölümünden sonra Hekimbaşılık tan tekrar azledildi. Kaynakların belirttiğine göre, yaşı doksanı geçmiş olduğu halde, hacdan dönerken Kahire’de ölmüş ve İmam Şafi'nin kabri civarına defnedilmiştir. | |
165 | Böbrek ve idrar kesesindeki taş oluşumunun nedenlerini ve tedavisini incelediği eseriyle | |
167 | Söğüttür. | |
169 | Ebu Abdullah Muhammed bin Cabir bin Sinan er-Rekki es-Sabi el-Battani (858, Harran - 929, Samarra yakınlarındaki Kasr el-Cis kazası) Latince Albategnius, Albategni ya da Albatenius olarak bilinen, Arap astronom, astrolog ve matematikçi'dir. Şu anda Türkiye'de bulunan Urfa ilinin bir ilçesi olan Harran'da doğmuştur. Lakabı olan es-Sabi'dir fakat onun tam künyesi, bizi onun Müslüman olduğu sonucuna götürür.
| |
170 | matematikçi | |
172 | Vasvar Antlaşması bir barış antlaşmasıdır. Vasvar Antlaşması 18 Ağustos 1618 tarihinde imzalanmıştır. Vasvar Antlaşması, Osmanlı Devleti ile Lehistan arasında imzalanmıştır.Vasvar Antlaşması Vasvar kentinde imzalanmıştır. | |
173 | Lehistan | |
175 | 1556 yılında | |
177 | Pardus (yazıldığı gibi okunur), Türkiye'de TÜBİTAK tarafından geliştirilen bir Linux dağıtımı olan işletim sistemi. Planlamasına 2003 yılında başlanmış olup ilk kararlı sürümü 27 Aralık 2005’te yayınlanmıştır. Pardus adı, Anadolu Parsı'nın bilimsel adı olan Panthera pardus tullianadan gelmektedir. Pardus, ilk sürümden 2011.2 sürümüne kadar herhangi bir başka Linux dağıtımı temel alınmadan kendine özgü projelerle geliştirilmiş olup 2013 yılında yayınlanan Pardus 2013 sürümü ile beraber Debian tabanına geçilmiştir. | |
178 | 2003 | |
180 | Şirket Çin merkezli ZTE ve Huawei firmalarının telefonlarını kendi markası alında satışa sunmaktadır. Türkiye'de operatör markasıyla çıkan ilk telefonlardan olan T10 yerini her yıl çıkan yeni cihazlara bırakmıştır. Sırasıyla T10, T11, T20, T21(Maxiplus 5), T30, T40, T50, T60 ve T70 modelleri Turkcell kullanıcıların karşısına çıkmaktadır. Telefonların büyük bir kısmı ZTE tarafından üretilmektedir. | |
181 | Çin | |
183 | Hoca Sadeddin Efendi (1536/7, İstanbul - 1599, İstanbul), Türk tarihçi, şeyhülislam ve müderris. | |
184 | 1536/7, İstanbul - 1599, İstanbul | |
186 | İbn Bacce'nin Tanrı düşüncesi tasavvufi bir görüştür. Ayrıca ilahi bilgiye akıl ile ulaşabileceğini savunarak Gazzali düşüncesine karşı çıkmıştır. İbn Bacce'ye göre ilim elde etmenin tek aracı akıldır. Deney ile elde edilen bilginin, ilmin bir değeri yoktur. Bunlardan da anlaşılabileceği gibi filozof akla büyük önem verir ve felsefesi fazlasıyla akılcı bir karaktere sahiptir.
| |
187 | Deney | |
189 | Kavalalı İbrahim Paşa, Kütahya'dan ileri geçmeyerek iki buçuk ay burada kaldıktan sonra 24 Mayıs 1833 günü Kütahya'dan Adana taraflarına çekilmiştir. II. Mahmut kendisini valisi karşısında küçük düşüren ve önemli toprak kaybına neden olan Kütahya Antlaşmasını kabullenememişti. İlk fırsatta Mehmet Ali Paşa’dan Suriye, Filistin ve hatta mümkünse Mısır’ı geri almayı istiyordu. Yani Kütahya Antlaşması aslında Sultan ile Mısır Valisi arasında sorunları çözen bir barış değil, her an sonlanabilecek bir mütarekeydi. Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar. | |
190 | kendisini valisi karşısında küçük düşüren ve önemli toprak kaybına neden olan Kütahya Antlaşmasını | |
192 | Şark Meselesi terimi, Viyana Kongresi’nden sonra diplomatlar arasında çok kullanılmaya ve çeşitli manalar kazanmaya başladı. 19. yüzyılın ilk yarısında Şark meselesi, genel olarak, Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak bütünlüğünün korunması, aynı asrın ikinci yarısında Türklerin Avrupa’daki topraklarının paylaşılması, 20. yüzyılda da imparatorluğun bütün topraklarının bölüşülmesi manasında kullanıldı. Fakat Osmanlı İmparatorluğu’nun iç ve dış siyasetinde buhranlı her olay da Avrupalılarca “Şark Meselesi” başlığı altında incelendi. Bu diplomatlar, Şark Meselesi terimi ile bir hal ve istikbal durumunu anlarken, Avrupalı tarihçiler ise aynı terimi geçmiş zamanlardaki Türk-Avrupa ilişkilerini açıklamak için kullandılar. Böylece Şark Meselesi, bir tarihi terim olarak anlam kazanmaya başladı. | |
193 | aynı asrın ikinci yarısında | |
195 | Türkiye'de GSM temelli mobil iletişim, Şubat 1994'te Turkcell'in hizmete girmesiyle başladı. 27 Nisan 1998'de T.C. Ulaştırma Bakanlığı ile 25 yıllık GSM lisans anlaşması imzaladı. Turkcell aynı zamanda Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer almaktadır. | |
196 | 25 yıllık | |
198 | Şükrullah, 15. yüzyılda yaşamış bir Osmanlı tarihçisi. Behcetü't Tevârîh adlı tarih kitabının yazarı olarak ün yapmıştır. Doğumunun 1388'de Amasya'da olduğu kabul edilmektedir. Tüm adı Şükrüllah bin İmâm Şihâbeddîn Ahmed bin İmâm Zeyneddîn Zekîdir. Osmanlı ilmiye sınıfına mensuptur. II. Murad ve II. Mehmed dönemlerinde 22 yıl Osmanlı Devleti hizmetinde çalışmıştir. II. Murad döneminde Karamanoğulları Beyliği'ne elçi olarak gönderilmiştir.1488 yılında İstanbul'da vefat etmiştir. Mezarı İstanbul Şeyh Vefâ Camisi'nde bulunmaktadır. | |
199 | İstanbul'da vefat etmiştir | |
201 | yıldızların hareketlerine arız olan şeyler | |
203 | Mehmed Ali Paşa’nın karşı propagandasından ve genel bir infialden çekinen Bâbıâli’nin filonun Boğaz dışında Süzeboli açıklarında demir atması teklifleri ise etkisiz kaldı. Rus filosunun Boğaz’a gelmesi karşısında ne Fransa’nın Mehmed Ali Paşa yanlısı politikasında, ne de İngiltere’nin ısrarla sürdürmekte olduğu tesbit edilen ilgisiz tutumunda bütün diplomatik teşebbüslere rağmen herhangi bir değişiklik görmeyen Bâbıâli, başşehrin müdafaası için Rusya kara kuvvetlerinin de getirilmesine karar verdi (1833 Mart sonları). 5000 kişilik bir Rus kuvveti 5 Nisan’da İstanbul’a gelerek Beykoz’da karaya çıkıp Hünkâr İskelesi’nde karargâh kurdu. O sıralarda Mısır kuvvetleriyle anlaşmak üzere Kütahya’da görüşmeler sürdürülmekteydi. Nihayet Adana’nın da “muhassıllık” olarak İbrâhim Paşa’ya bırakılması, Mısır ve bütün Suriye vilâyetlerinin, diğer bir ifadeyle I. Selim’in 1516 Mercidâbık ve 1517 Ridâniye zaferleriyle ele geçen bütün yerlerin, Mehmed Ali Paşa’ya terkiyle varılan uzlaşma neticesinde Mısır meselesinin birinci safhası sona ermiş ve bu tevcîhatı ihtiva eden ferman 6 Mayıs’ta Mehmed Ali Paşa’ya gönderilerek iki taraf arasındaki ihtilâfa şimdilik son verilmişti. Mısır kuvvetlerinin Toroslar’ın öte taraflarına çekilmesi işi başlamış olmakla beraber Rus kara ve deniz kuvvetlerinde herhangi bir toparlanma gözlenmediği gibi, 5 Mayıs 1833’te çarın büyük yetkilerle yolladığı olağan üstü elçisi Aleksey Orlof’un (Alexej Orlow) İstanbul’a gelişi yapılan bu yardımın faturasının ağır olacağına işaret etmekteydi. Nitekim Orlof, iki devlet arasında 3 Ocak 1799’da yapılan antlaşmaya benzer bir savunma ittifakı teklif etmekte gecikmemiştir. Öte yandan Rusya’nın kara ve deniz kuvvetlerini geri çekmemesi İngiltere ve Fransa’nın donanma nümayişlerine yol açmaktaydı. Ortak harekât, Boğazlar’dan geçerek Rus kuvvetlerini geri çekilmeye zorlama teşebbüslerine kadar varan temayüller gösterdiyse de Rus ittifak teklifinin Bâbıâli tarafından reddine yeterli olmadı. İlk esasları Ahmed Fevzi Paşa ve Orlof arasında tesbit edilen görüşmelere daha sonra Serasker Hüsrev Paşa ve Reîsülküttâb Âkif Efendi ile Rus elçisi Butenef de katıldı. İlk toplantı 26 Haziran’da Hüsrev Paşa’nın Emirgân’daki yalısında yapıldı ve 8 Temmuz’daki ikinci toplantıda antlaşma burada imzalandı. Antlaşmanın yapılmasından iki gün sonra Rus filosu ve sayıları 13 veya 15.000’e varan kara kuvvetleri Karadeniz’e çıkmak üzere Boğaz’dan hareket etti. | |
204 | Aleksey Orlof | |
206 | Matbaa denilince akla ilk gelenlerden biri olan İbrahim Müteferrika 1674 yılında Macaristan'ın Kaloşvar şehrinde doğdu. Üniteryen bir Macar olan Müteferrika, Türkler tarafından esir olarak İstanbul'a getirildi. Burada Müslüman oldu ve müteferrikalık yaptı. "Müteferrika", sarayda padişah veya vezirlerin işlerine bakan görevlidir Başka diller de bilmesinden dolayı yabancı devletlerle iletişim kuran heyetlerde bulundu. Geçici bir süre için Türkiye'ye davet edilmiş olan Macar beyi Ferenc Rakoczi'nin hizmetine verildi. Macaristan'daki öğrenimi sırasında basım ve hak işlerini de öğrendiğinden matbaa kurmak istedi ve 1719-1720 yılları arasında matbaayı kurmayı başardı. 1719 yılında ilk kez Marmara Denizi haritasını basmayı başardı. 1745 yılında vefat etmiştir. | |
207 | Marmara Denizi | |
209 | 1954 yılında İslam Araştırmaları Enstitüsü'nde doçent oldu. Burada Zeki Velidi Togan ile tanıştı. 1966 yılında Frankfurt Üniversitesi'nde profesör oldu. | |
210 | 1966 | |
212 | 9 Ocak 2007’de Turkcell Genel Müdürü olarak atanan Süreyya Ciliv, 31 Ocak 2015 tarihinde görevinden ayrıldı. 26 Mart 2015 tarihinde yerine Kaan Terzioğlu'nun getirildiği açıklandı. | |
213 | Kaan Terzioğlu | |
215 | Adını Rus kuvvetlerinin karargâh kurduğu yer olan Beykoz Hünkâr İskelesi’nden alan bu savunma antlaşması sekiz yıl için geçerli olmak kaydıyla biri gizli yedi maddeden ibarettir. Antlaşmanın 1. maddesinde iki devlet arasında “ebedî sulh ve ittifak” hali olduğu belirtilerek yapılan ittifakın sadece tarafların her türlü tecavüzden korunması amacını güttüğü, dolayısıyla iki tarafın asayiş ve emniyetine dair her türlü hususun noksansız olarak tanzim edileceği ve bunu temin için karşılıklı maddî yardımlaşma ve etkili dayanışma içinde olunacağı vurgulanmaktaydı. 2. maddede, 14 Eylül 1829 tarihli Edirne Antlaşması ve bu antlaşmaya dahil edilen iki devlet arasında daha önce yapılmış bütün antlaşmalar (dolayısıyla 1799 ittifak antlaşması ve bunun 1805’teki temdidi), yine Petersburg’da imzalanan 26 Nisan 1830 tarihli senet ve 29 Temmuz 1832’de İstanbul’da Yunanistan ile ilgili olarak akdedilen tanzimnâme aynen tasdik ediliyordu. 3. maddede tarafların birbirlerini muhafaza ve müdafaası yapılan ittifakın esası olarak tasrih edilmekte ve Osmanlı Devleti’nin tam istiklâl ve istikrarının Rusya’nın samimi arzusu olduğu belirtilmekteydi. Ayrıca Rusya Bâbıâli’nin, kara ve deniz kuvvetlerine tekrar ihtiyaç duyabileceği yeni durumlarla karşılaşılması halinde ihtiyaç gösterilecek miktarda kuvvetin karadan ve denizden sevkini taahhüt etmekteydi. Böyle bir durumda yardım için talep edeceği kara ve deniz kuvvetlerinin sevk ve idaresi Bâbıâli’nin uhdesinde olacaktı. 4. maddeye göre tarafların hangisi diğerinden yardım görürse gönderilecek kara ve deniz kuvvetlerinin iâşe masraflarını da üstlenecekti. 5. maddede, yapılan antlaşmanın uzun süre geçerli olması tarafların samimi arzusu olmakla beraber zamanla antlaşmada bazı değişikliklerin yapılmasını gerekli kılacak durumların oluşabileceği düşüncesiyle antlaşmanın geçerlilik süresi sekiz yıl olarak belirlenmiştir. Bu sürenin sonunda mevcut duruma göre antlaşmanın yenilenmesi hususu tekrar müzakere edilecektir. 6. maddede bu antlaşmanın iki ay içinde onaylanacağı, tasdiknâmelerin İstanbul’da mübadele edileceği belirtilmiştir. 7. gizli maddede, önce açık metnin karşılıklı askerî yardımlaşmayı öngören 1 ve 3. maddelerine atıfta bulunulmakta ve böyle bir maddî yardımın ağır külfetinden Osmanlı Devleti’ni korumak isteyen Rusya, bunun yerine Çanakkale Boğazı’nın kendi lehine kapatılmasını ve hiçbir yabancı geminin geçmesine müsaade edilmemesi hususunu Bâbıâli’ye kabul ettirmekteydi. | |
216 | iki ay içinde | |
218 | Tam adı 'Ebu el-Vefa Muhammed bin Muhammed bin Yahya bin İsmail bin el-Abbas el-Büzcani' olan alim 940 yılında İran'da bulunan Buzgan kasabasında doğmuştur. Bu yüzden 'Ebul Vefa Buzcani' diye meşhur olmuştur. İlim tahsiline amcası Ebu Amr Mugazili ve Ebu Yahya bin Kimib'in yanında başlayan Ebul Vefa, 959 yılında Bağdad'a gitti. Ölümüne kadar da orada bilimle meşgul oldu. Bilim sahasında, matematik bilimini tahsil etti ve özellikle trigonometri üzerinde çalışmalar yaptı. Bu alanlarda çok fazla bir süre muhafaza edilemeyen kitaplar yazdı. Batlamyus'un ve Diophantos'un eserlerini inceleyip açıklamış, astronomi sahasında ise Ay'ın hareketleri üzerine çalışmalar yapmıştır. Matematik ve astronomideki hizmetleriyle bilim tarihinde önemli bir yer tutmuştur. | |
219 | Matematik ve astronomi | |
221 | Osmanlılarla Mehmet Ali Paşa arasında | |
223 | Prof. Dr. Kemal Beydilli 1942 yılında İstanbulda doğdu. Yüksek öğrenimine İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde başladı. Tarih Eğitimini aynı üniversitenin Edebiyat Fakültesinde (1964-68) ve doktora ile mezun olduğu Münih Ünivesitesinde tamamladı (1970-75). 16. Yüzyılda Lehistan-Osmanlı münâsebetlerini ele alan doktora çalışmasını, Prof. Franz Babingerin halefi Prof. J. Kisslingin yanında yaptı. Osmanlı tarihinin çeşitli konularını, müessese ve meselelerini ele alan ve Osmanlı arşiv belgelerine dayanan araştırmalar yapmıştır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümünde öğretim üyesi olarak dersler vermiş ve Yakın Çağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürütmüştür. Halen İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi'nde Atatürk İlkeler ve İnkılap Tarihi, Osmanlı Tarihi, Osmanlı İdare Tarihi dersleri vermektedir. | |
224 | J. Kissling | |
226 | Rus Moskova Knezliği | |
228 | İbn Kesir, yalnızca bir tarihçi değil, aynı zamanda büyük bir fıkıh ve hadis bilginidir. Bu bakımdan İslam düşüncesinin tarih, fıkıh, hadis ve tabakat konularında çok değerli ve orijinal eserler yazmıştır. Başlıca eserleri şunlardır:
el Bidaye ve'n Nihaye fi't Tarih: Genel tarih niteliğinde olan bu eser, kainatın yaratılışından başlayarak İbn Kesir'in hayatının son günlerine kadar geçen olayları anlatır. Ayrıca Gazalî’nin öz geçmişini içeren temel kaynak eserdir.
el Bâis'ul Hasis Şerh İhtisar Ulum'il Hadis: İbn Salah'ın Ulûm'ül-Hadîs isimli eserinin özetidir.
et-Tekmîl fı'Ma'rifeti's-Sikât ve'd-Duafâ ve'1-Mecâhîl: Hadisteki güvenilir, zayıf ve bilinmeyen ravîler ile ilgili önemli bir eserdir.
el-Hedyü ve's-Sünen fi. Ahadisi'l-Mesânîd ve's-Sünen: Câmiü'l-Mesânîd diye de bilinen bu eser, Ahmed İbn Hanbel'in Müsned'i, Bezzâr, Ebu Ya'lâ ve İbn Ebu Şeybe'nin eserleriyle Kütüb-i Sitte'yi birleştirerek bölümlere göre tanzim eder.
Ehadisu't Tevhid ve'r Redd Ala'ş Şirk: Tevhîd ve şirk konusundaki hadisleri inceler.
el İctihad fi Taleb-i Fadail'il Cihad: Cihadla ilgili konuları incelemiştir.
Tabakatu'ş Şafiîye: Şafiî fakihlerin hayatından bahseder.
Edillet'üt Tenbih fi Fıkhi'ş Şafiîyye: Şafiî fıkhına dair konuları ele alır.
Menakıb-u İmam eş Şafiî: İmam Şafiî'nin menakibinden bahseder.
el Ahkam ala Ebvabi't Tenbih: Fıkhın ahkâmından bahseden bu eserini tamamlayamamıştır. Sadece hacc bahsine kadar olan kısmı incelemiştir. Tefsîrinde bu eserine pek çok atıflar yapmaktadır.
Müsnedu'ş Şeyhayn: Halifeler Ebu Bekir ve Ömer'in Müsnedlerini ele alır.
Muhtasar İbnu'l Hacibin: İbn Hacib'in bir eserinin muhtasarıdır.
Şerhu'l-Buhari: Tamamlanamamış olan bu eser, İmam Buharî'nin Sahîh'inin şerhidir.
Fedailu'l Kur'an: Kur'ân'ın faziletlerine dair olan bu eser, tefsirinin sonunda yer almakta olup, Kur'ân'm faziletlerini anlatmaktadır.
Tefsir'ul Kur'an Azim: Rivayet tefsirlerinin en muteberlerinden birisidir. İbn Kesîr, gerçek anlamda bir rivayet tefsiri olan bu eserine, zaman zaman dirayet tefsirlerinden alıntılar yapmış ve bazen kendi görüşlerini de eklemiştir. | |
229 | İbn Kesir | |
231 | 2 Ay | |
233 | Kendisi medrese öğrenimi görmüş olmasına rağmen tıp biliminin medresede değil, okullarda modern yöntemlerle öğretilmesi gerektiği görüşünde olduğu için bu konuda çeşitli girişimlerde bulundu, sonuncusu başarıya ulaştı Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk cerrahhanesi onun önerisiyle 14 Mart 1827’de Şehzadebaşı'daki Tulumbacıbaşı Konağı'nda Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kuruldu. Okulun kuruluş günü olan 14 Mart, günümüzde Tıp Bayramı olarak kutlanır. Mustafa Behçet Efendi bu okulun nazırlığını yaptı. | |
234 | Şehzadebaşı'daki Tulumbacıbaşı Konağı'nda | |
236 | 255 | |
238 | Ağustos ayında | |
240 | Ağustos 2016 tarihinden Prof. Dr. Mehmet Tümay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından rektör olarak atanmıştır. | |
241 | Prof. Dr. Mehmet Tümay | |
243 | Bu arada, eski çağlardan kalma tedavi yöntemleriyle ilaçları derlediği “Bin Sır” adlı kitabı yazmaya başladı; kitabı tamamlayamadan 1832 yılında hayatını kaybetti. Üsküdar’daki Nasuhi Dergahı’na defnedildi. | |
244 | Üsküdar’daki Nasuhi Dergahı’na | |
246 | kanlı bir biçimde bastırıldı | |
248 | fetihleriyle | |
250 | TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi ya da kısaca TOBB ETÜ, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin bir iştiraki olan Türkiye Odalar ve Borsalar Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından 2003 yılında Ankara'da kurulmuş bir vakıf üniversitesidir. Üniversitenin kurulmasına ilişkin karar 1 Temmuz 2003 tarihli ve 25155 sayılı resmî gazetede yayınlanmıştır. TOBB ETÜ'yü Türkiye'deki diğer üniversitelerden ayıran en büyük farklılık Ortak Eğitim programıdır. Ortak eğitim programı sayesinde mezun olduğunda iş tecrübesi bulunan bireyler yetiştirmeyi öngören üniversite 2004–2005 eğitim-öğretim yılında Mühendislik Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi olmak üzere 3 fakültedeki, 7 bölüme alınan 270 öğrenciyle eğitim-öğretime başlamıştır. TOBB ETÜ, öğrenci almaya başladığı ilk dönemde öğrenciler tarafından en çok tercih edilen ilk 5 üniversite arasına girmiştir. | |
251 | 270 | |
253 | 1970 yılında Prof. Dr. Meliha Terzioğlu ve ileri gelen akademisyenlerle birlikte solunum alanında akademik çalışmalar yapmak amacıyla Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) kurucusu olmuş ve ilk yönetim kurulunda ikinci başkan olarak görev almıştır. | |
254 | Prof. Dr. Meliha Terzioğlu ve ileri gelen akademisyenlerle | |
257 | 1970 | |
259 | Mısır valiliğini ele geçirdikten sonra (1805), devrin olaylarıyla bunalmış merkezden uzak bu vilâyetteki iktidarına çeşitli tedbir ve reformlarla kuvvet katan ve Osmanlı Devleti’nin içine düştüğü sıkıntı ve krizlerden istifade ile Mısır’da müstakil bir devlet kurmayı düşleyen Mehmed Ali Paşa 1832 yılında isyan bayrağını resmen açmış ve oğlu İbrâhim Paşa idaresindeki kuvvetleri kısa zamanda Anadolu içlerinde ilerleyebilme başarısını göstermişti. Mısır ordusu, 21 Aralık 1832’de Konya’da Sadrazam Mehmed Reşid Paşa kumandasındaki Osmanlı ordusunu yendi; ileri bir hamle ile Kütahya’ya kadar gelerek (2 Şubat 1833) İstanbul’u ve Osmanlı hânedanını tehdit etmeye başladı. Başlangıçtan beri Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa’yı desteklemekte olan Fransa karşısında İngiltere’yi bir denge unsuru olarak kendi yanına çekmeyi başaramayan Bâbıâli, nihayet bu yakın tehdit karşısında, gelişmeleri kendi menfaat noktasından hareketle müdahaleye hazır bir endişeyle takip eden ve bu anlamda her türlü askerî tedbiri almış bulunan Rusya’nın yardım tekliflerini kabul etmekten başka bir çare göremedi. Rusya’nın yardıma davet edilmesiyle (3-7 Şubat 1833) Bâbıâli, 3 Ocak 1799 tarihindeki ilk Osmanlı-Rus ittifakından edindiği tecrübelerinin ışığında, kendiliğinden gerçekleşebilecek ve fazlaca davet edilmeyi beklemeyecek bir emrivâkiyi de önlemek istemekteydi. Nitekim Fransa ve İngiltere’yi harekete geçirmek için bu yardım talebini son ana kadar bir koz olarak kullanmaya çalışan Bâbıâli’nin, adı geçen devlet elçileriyle yapmakta olduğu görüşmelerden endişelenen Rusya, gemilerinin Boğaz’a girmesini engelleyebilecek bir uzlaşmanın olgunlaşmasına fırsat ve meydan vermeden sekiz parçalık bir filosunu Karadeniz Boğazı’ndan geçirerek Büyükdere önlerine demirletti (20 Şubat 1833). | |
260 | 3-7 Şubat 1833 | |
262 | == Hayatı ==
El-Harezmi'nin hayatına dair kesin olarak bilinen ayrıntı az sayıdadır. İranlı bir ailede Büyük Horasan’ın Harezm şehrinde (modern Hive,Harezm bölgesi,Özbekistan) doğmuştur. 780 yılında doğduğu bazı kaynaklarda geçse de bu kesin değildir.
Muhammed ibn El-Tabari ona ismini Muḥammad ibn Musa el-Harezmi el-Majusi el-Kurtubalı(محمد بن موسى الخوارزميّ المجوسـيّ القطربّـليّ) olarak verir. Öte yandan ismindeki Kurtubalı sıfatı, onun Bağdat'taki bir bağcılık bölgesi olan Kurtuba’dan (Qatrabbul) gelmiş olabileceğine işaret eder. Ancak Rashed başka bir görüş ileri sürmektedir:
Tabari’nin ikinci alıntısı olan “Muhammad ibn Mūsa al-Khwārizmī and al-Majūsi al-Qutrubbulli,"yı okuyabilmak için bu dönem üzerine uzman bir filolog olmaya gerek yoktur. “al-Khwārizmī” ve “al-Majūsi al-Qutrubbulli” arasında ilk kopyalarda atlanmış olan, “ve” anlamına gelen “wa” harfi (Arapça 'و', birleşme için kullanılan) bize iki ayrı kişi olduklarını göserir.Eğer Harezmi’nin kişiliğine ilişkin bir dizi hata yapılmamış olsaydı değinmeye değer olmazdı.
Toomer, el-Harezmi’nin dini görüşü ile ilgili şöyle yazmaktadır:
El-Tabari tarafından kendisine verilen bir başka sıfat olan "al-Majūsī", onun eski Zerdüşt dinine bağlı olduğuna işaret etmektedir. O zamanlarda İranlı bir insan için gerçek olaması çok muhtemel olan bu görüşün aksine, Harezmi’nin Cebir adlı eserinde yazdığı dindar önsöz sebebiyle onun aslında Sünni bir Müslüman olduğunu göstermektedir.Bu sebeple yalnızca gençliğinde Zerdüşt olması muhtemeldir.
Ibn el-Nedīm’in Kitāb al-Fihrist adlı eseri Harezmi’nin kısa bir biyografisiyle birlikte yaptığı çalışmaların bir listesini içermektedir. El-Harezmi çalışmalarının çoğunu 813 ile 833 yılları arasında gerçekleştirmiştir. Müslümanların İran’ı fethinden sonra, Bağdat bilimsel çalışmaların ve ticaretin merkezi oldu ve biçok tüccar ve bilim adamı Harezmi gibi Bağdat’a seyahat ettiler. Harezmi, halife El-Memun tarafından bağdat’da inşa edilmiş Bilgelik Evi’nde bilim adamı olarak Yunanca ve Sanskritçe bilimsel el yazmalarının tercümesini de içeren bilim ve matematik alanlarında çalışmalar yapmıştır. Douglas Morton Dunlop, Harezmi’nin aslında üç Banū Mûsā'dan en büyüğü olan Muḥammad ibn Mûsā ibn Shākir ile aynı kişi olabileceği görüşündedir.
Horasan bölgesinde bulunan Harezm'de temel eğitimini alan Harezmi, gençliğinin ilk yıllarında Bağdat'taki ileri bilim atmosferinin varlığını öğrenir. İlmî konulara meraklı olan Harezmi bu konularda çalışma idealini gerçekleştirmek için Bağdat'a gelir ve yerleşir. Devrinde bilginleri himayesi ile meşhur olan Abbasi halifesi Mem'un Harezmi'deki ilim kabiliyetinden haberdar olunca onu kendisi tarafından Antik Mısır, Mezopotamya, Yunan ve Hint medeniyetlerine ait eserlerle zenginleştirilmiş Bağdat Saray Kütüphanesi'nin idaresinde görevlendirilir.
| |
263 | Douglas Morton Dunlop | |
265 | İbn Kesir, Şam yakınlarındaki Busra'ya bağlı Micdel veya Mecdel köyünde 1301 (Hicri 701) yılında doğdu. Doğum adı Ebu'l-Fida İsmail İmadu'd-Din îbn Ömer îbn Kesîr İbn Davud îbn Kesîr el-Dımaşkî el-Kureyşî'dir. Babası 1303'de vefat ettiği zaman kendisi üç veya dört yaşlarındaydı. Ailesi ile birlikte yedi yaşlarında Şam'a yerleşmiş, yetişmesinde ağabeyinin etkisi büyük olmuştur. İlk dini bilgileri aile yuvasında almış olan İbn Kesir, daha sonra Burhaneddin el-Fezari, Kemaleddin İbn Kadı Şihne, Kasım İbn Asakir, İshak İbn Amidî, Muhammed İbn Zinad, İbn er-Rabi ve İbn Teymiyye gibi devrinin ünlü bilginlerinden İslam dininin temel bilimleri olan tefsir ve hadis öğrenmiştir. | |
266 | 1303'de | |
268 | Mehmed Ali Paşa’nın dizginlenmesinde | |
270 | Prof. Sezgin Suudi Arabistan Kral Faysal Vakfı'nın İslami bilimler ödülünü 1978 yılında ilk alan kişidir. Bu ve başka desteklerle Sezgin, 1982 yılında J.W.Goethe Üniversitesi'ne bağlı Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü'nü ve 1983'te buranın müzesini kurarak direktörlüğünü yaptı. Enstitüye bağlı olarak kurduğu müzede, İslam kültür çevresinde Müslüman bilginler tarafından yapılmış aletlerin ve bilimsel araç ve gereçlerin yazılı kaynaklara dayanarak yaptırdığı örnekleri sergilemektedir. Müzede bulunan objeleri tanıtmak ve İslam kültür çevresindeki bilimsel gelişmeyi göstermek için hazırladığı “Wissenschaft und Technik im Islam” adlı kataloğu 2003 yılında yayınladı. Fransızcası da yayınlanmış olan bu kataloğun Arapça, İngilizce ve Türkçesi olarak yayınlanması için hazırlıklarını yaptı. | |
271 | 1982 | |
273 | 16.000 | |
276 | 1963 yılında "Zirai Araştırma Enstitüsü" adıyla çalışmalarına başlayan kuruluş, aynı yıl kurulan "Bitki Araştırma ve İntrodüksiyon Merkezi" ile 1967 yılında birleşmiştir. 1974 yılında "Ege Bölge Zirai Araştırma Enstitüsü" adını alan Enstitü, 1987 yılındaki yeniden yapılanmayla bugünkü adını ve halini almıştır. Sorumluluk alanı sadece, Ege-Güney Marmara Bölgesi ile sınırlı kalmayıp; tütünde olduğu gibi bazı konularda ülkesel, bitki genetik kaynaklarında olduğu gibi de uluslararası çalışmaktadır.
| |
277 | Zirai Araştırma Enstitüsü | |
279 | 10 Beygir | |
281 | 1972 yılında lisans, 1973 yılında yüksek lisans eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde tamamladı. 1977 yılında Stanford Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünde Robert Helliwell'den Jeofizik ve Çok düşük frekans Radyo Bilimi alanında doktorasını aldı. Bir süre daha Stanfordda doktora sonrası araştırmacı ve kısmi zamanlı öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra 1982de Stanford Üniversitesinde tam kadrolu öğretim üyesi (Yardımcı Doçent) olarak atandı. 1985de Doçent oldu ve1992 senesinde yine Stanford Üniversitesi'nden profesör unvanını alarak 2009 yılına kadar akademisyenlik görevine devam etti. 1997 yılında yine Stanford Üniversitesi'ne bağlı olan Uzay, Telekomünikasyon ve Radyobilimi Labratuvarları'nın (STAR) Direktörü olarak atandı ve bu görevi de Eylül 2009a kadar sürdürdü. Stanforddaki akademik hayatı boyunca Jeofizik, Yakın Uzay, İyonosfer ve Atmosfer Fiziği, Radyasyon Kuşakları, Elektromanyetik Dalga-Temel Parçacık Etkileşimi, ve Çok düşük frekanslı Radyo Bilimi alanlarında çalışmalar yaptı ve şimdiye kadar yaklaşık 50 doktora öğrencisi mezun etti. 2009'dan bu yana Koç Üniversitesinde rektörlük görevini sürdürmektedir. Hâlihazırda Stanford Üniversitesi'nde bıraktığı araştırma grubu dünyanın yedi kıtasında 50den fazla yerde ve aynı zamanda da dünya yörüngesindeki çeşitli uydularda gözlemler yapmaktadır. | |
282 | Jeofizik ve Çok düşük frekans Radyo Bilimi | |
284 | Türk bilim tarihinin önemli botanikçilerinden Asuman Baytop ve Turhan Baytop'un kızıdır. Lise öğrenimini Notre Dame de Sion Fransız Lisesi'nde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Kimya Mühendisliği Fakültesi'nden 1980 yılında mezun olmuştur. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Anabilim Dalı'nda yaptığı "14-17. Yüzyıllarda Anorganik Kimyasal İlaçlar" konulu doktora çalışması ile 1984 yılında M.Sc.Dr. unvanını almıştır. 1985 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Bilim Tarihi Anabilim Dalı'na araştırma görevlisi olarak girmiştir. 1987 yılında Yardımcı doçent, 1993 yılında "Bilim Tarihi Doçenti", 1998 yılında profesör unvanını almıştır. 1997 yılında Kyoto'da Japon Araştırmaları Enstitüsün'de misafir araştırmacı olarak çalışmıştır.
| |
285 | 1984 yılında | |
287 | Prof. Dr. Rauf Saygın, 1914 yılında İstanbul’da doğmuştur. 1939’da İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. 1954’te doçent, 1963’te profesör olmuştur. 1964’te İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Pnömo-Fitizyoloji Kürsüsü Başkanı olmuştur. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Senatosu üyesi, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nda Kurul Üyesi olmuştur. | |
288 | 1963’te | |
290 | rakip şehzadelerin Bizans tarafından desteklendiğine inanıyordu. | |
292 | İbn Kesîr (1301 - 1373), Suriyeli muhaddis, müfessir ve tarihçi. İslam dünyasında kaynak bir eser olan El Bidaye ve'n Nihaye'yi yazmıştır. | |
293 | muhaddis, müfessir ve tarihçi | |
295 | Ebu'l Vefa, matematik sahasında özellike trigonometri üzerinde çalışmalar yapmıştır. Trigonometrinin altı esas oranı arasındaki trigonometrik ilişkileri ilk defa ortaya koymuştur. Bu oranlar günümüzde aynen kullanılmaktadır. | |
296 | matematik | |
298 | Astrahan kalesinin fethi ve bu kalenin bir tahkim edilmiş bir savunma sisteminin merkezi olarak kullanılması gerektiği düşünüldü | |
300 | Doğum tarihi tam olarak bilinmeyen İbn Bacce'nin Endülüs'teki Zaragoza (Saragosta) kentinde doğduğu bilinmektedir. Asıl adı Ebû Bekr Muhammed bin es-Saigdir. 1138 yılında Fas'ta vefat etmiştir. Hayatının ilk dönemlerine dair pek bir bilgi yoktur fakat sonraki dönemlerde yazdığı eserler sayesinde düşüncesi ve bilimsel araştırmaları bilinmektedir. | |
301 | Hayatının ilk dönemlerine dair pek bir bilgi yoktur fakat sonraki dönemlerde yazdığı eserler sayesinde düşüncesi ve bilimsel araştırmaları bilinmektedir. | |
303 | 2013 Ankara Şereflikoçhisar'da atış testleri yapıldı. Sarıkamış'ta kış testleri tamamlandı.
12 Ağustos 2014 tarihinde Tümosan Motor ve Traktör Sanayi A.Ş. Altay Tankı Güç Grubu Geliştirilmesi İhalesi'ni kazandı. Özgün motor Tümosan tarafından geliştirilecektir.
Altay Tankı Güç Grubu Geliştirilmesi Projesi için Traktör ve dizel motor üreticisi Tümosan Motor ve Traktör Sanayi A.Ş. (TÜMOSAN) ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı arasında 17 Mart 2015 tarihinde sözleşme imzalanmıştır.Toplam 54 ay sürmesi planlanan proje kapsamında, ihtiyaç duyulması halinde yurt içi mevcut olanak ve kabiliyetlerden azami derecede faydalanılması ve gerekli alanlarda yurt dışından teknik destek alınması suretiyle geliştirilecek olan Güç grubunun öncelikli olarak Altay tankında kullanılması planlanmaktadır. Güç grubunun tüm haklarının Savunma Sanayi Müsteşarlığı'na ait olacak şekilde özgün olarak tasarlanması, geliştirilmesi, prototip üretimi, test ve kalifikasyonu hedeflenmektedir. Sözleşmeye göre; ilk yıl için yaklaşık 30 tank motoru ve şanzıman üretimi öngörülüyor. Daha sonraki yıllar için bu sayı yükseltilecek. Proje kapsamında ilk prototip teslimatı 2020 yılı başında planlanmaktadır. | |
304 | 2020 yılı başında | |
306 | Tokat yöresinde | |
308 | == Akademik kariyeri ==
1976’da Ankara Yükseliş Koleji’nden mezun oldu. 1982’de İDGSA Seramik Bölümü’nden mezun oldu. 1989’da Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uygulamalı Sanatlar ASD Seramik-Cam Programı’ndan, “Kamusal Çevre Sıhhi Tesisat Gereçleri Üzerinde Araştırma, Yeni Tasarım, Uygulama Önerileri” adlı Sanatta Yeterlik Çalışması ile mezun oldu. 1995’de doçent, 2002’de profesör oldu. 2005'den bu yana Seramik ve Cam Tasarımı Bölüm Başkanlığını sürdürmektedir. | |
309 | Kamusal Çevre Sıhhi Tesisat Gereçleri Üzerinde Araştırma, Yeni Tasarım, Uygulama Önerileri | |
311 | amcası Ebu Amr Mugazili ve Ebu Yahya bin Kimib'in yanında | |
313 | Trigonometrinin yanında cebir ilmi üzerinde derinlemesine çalışmalarda bulunan Ebu'l Vefa o zamana dek bilinmeyen dördüncü dereceden denklemlerin çözümünü gerçekleştirdi. | |
314 | Ebu'l Vefa | |
316 | 'Ten' | |
318 | DC Sabit Mıknatıs | |
320 | Ayşe Muhibbe Darga (d. 13 Haziran 1921, İstanbul - ö. 6 Mart 2018, İstanbul) Türk arkeolog. Türkiye'nin ilk kadın arkeologlarından biri olan Darga, hiyeroglif ve çivi yazısı konusunda dünyanın en önemli uzmanları arasındadır. Hitit kaynaklarını kullanarak kaleme aldığı en popüler eseri, "Eski Anadolu Kadını"dır. | |
321 | Eski Anadolu Kadını | |
323 | Bayraktar Taktik İHA Sistemi, 17 Aralık 2015 tarihinde 2 adet Roketsan MAM-L güdümlü füzesi yüklü şekilde yapılan atış testinde %100 isabet ile hedefleri vurma başarısını göstermiştir. Bu deneme ile keşif ve gözetleme yaparken, anlık olarak ortaya çıkan hedefleri vurabileceğini gösteren BAYRAKTAR TB2, hem Türk havacılık tarihinde yeni bir sayfa açmış oldu hem de TSK’ya muharip İHA yeteneğini kazandırabileceğini gösterdi. |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.