input_text
stringlengths 98
3.31k
| target_text
stringlengths 19
594
|
|---|---|
keyword: Yönetici Yaşının Liderlik Davranışları Üzerindeki Etkileri: Bankacılık Sektöründen Bir Grup Yönetici Üzerine Bir Araştırma Bu çalışmanın amacı, yöneticilerin yaşlarının liderlik davranışları üzerinde etkisi olup olmadığını belirlemek ve varsa bu etkinin hangi boyutlarda ortaya çıktığını saptamaktır. Günümüz organizasyonlarında yöneticilerin yaş değişkeni, liderlik araştırmalarına ve organizasyonlara yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. Çalışmada, yöneticilerin yaşlarının liderlik davranışları üzerindeki etkisinin belirlenmesi amacıyla Türk bankacılık sektörüne yönelik uygulamalı bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada Kabacoffun Lider Etkinliği Analizi Modeli esas alınarak geliştirilen bir anket formu ile toplanan veriler değerlendirilmiştir. Analizler sonucunda yöneticilerin yaşlarının, yenilikçilik, ikna edicilik, duygusal kontrol, taktik kullanımı, iletişim, yetki devri, kontrol, geri bildirim, baskın olma ve üretime odaklılık davranışları üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Bu liderlik davranışlarında farklılık gösteren yaş grubunun ise, 35 yaş ve üzeri olduğu tespit edilmiştir.
|
Liderlik, liderlik davranışları, liderlerin yaş değişkeni, bankacılık sektöründe yöneticiler
|
keyword: 1980 SONRASI SÜREÇTE TÜRK SOSYOLOJİSİNİN TEMEL KONULARI ÜZERİNE BİR SÖZLÜ TARİH UYGULAMASI 1980 sonrası Türk sosyolojisi açısından önemli değişmelerin olduğu bir dönemdir. Bu süreçte Türk sosyolojisinin ele aldığı temel konuların belirlenmesi, bu dönemin canlı tanıkları ve aynı zamanda bu dönemin oluşmasında önemli katkıları olan sosyologların birebir dinlenmesi bu çalışmanın ana temasını oluşturmaktadır. Bu sayede Türk sosyolojisinin temel karakteristiklerin değişip değişmediği ve Batı sosyolojisi ile benzeştiği ve farklılaştığı noktaları neden olan etkenlerle birlikte ele almak ve son dönem olarak niteleyebileceğimiz 1980 sonrasının ana özelliklerini belirlemek mümkün olmuştur.
|
Türk sosyolojisi, Küreselleşme, Aktarmacılı k, 1980, Sözlü tarih.
|
keyword: Günümüz Televizyon Haberciliğinin Sunuş Biçimlerinin Haberin Değeri ve Habercilik Üzerindeki Etkileri: Üniversite Öğrencilerinin Televizyon Haberlerini Okuma Biçimleri Özellikle son yirmi yıldır dünya üzerinde bilgi akışının hızlanması ve haber alma sınırlılıklarının büyük ölçüde azalmasıyla birlikte genelde habercilik özelde de televizyon haberciliğinin niteliğinde belirgin değişimler yaşandığı gözlenmektedir. Bu bağlamda en çok tartışılan unsur ise artık televizyon haber bültenleriyle bize dış dünyaya ait gerçekliklerin tam olarak sunulmadığı, hatta sözü edilen bu gerçekliğin büyük ölçüde çarpıtıldığıdır. Televizyon haberciliğinin başlangıcından beri üstlendiği en önemli rol halkı bilgilendirmek, dünyada süregiden olaylardan haberdar etmek olmuştur. Ancak buna rağmen günümüzde haber verme ve bilgilendirme işlevi olan haber bültenleri ve programlarının da ciddi anlamda kurmaca unsurlar taşımakta oldukları, buralarda kullanılan güçlü görsel-işitsel anlatım teknikleri ile izleyicilerin aklından çok duyu/duygularına hitap ettikleri iddia edilmektedir. Yukarıda ifade edilenlerden yola çıktığımızda, çalışmamızın başat amacını televizyon haberlerinin sunuş biçimleri ve görsel yapısıyla haber içeriklerinin; bir başka deyişle haberi oluşturan farklı unsurların (haber değerlendirme kategorilerinin) üniversite öğrencilerinin televizyon haber bültenlerinde yer alan haberleri alımlama/okuma biçimleri üzerindeki etkilerinin ortaya konulması olarak tanımlamamız mümkündür. Bu amaç doğrultusunda çalışmamızda medya sosyolojisi içinde yer alan bir yöntem olarak alımlama çözümlemesi yönteminden faydalanmaya çalıştık. Özelde ise, izleyicilerin haberlere katılma ve özellikle bu haber kategorilerini yorumlama biçimlerini kavrama noktasında yine alımlama çözümlemesi içerisinde değerlendirebileceğimiz Tamar Liebes'in "izleyicilerin televizyon metinlerine katılma biçimleri"modeliniuygulamaya çalıştık. Bu bağlamda çalışmamızın sonucunda, üniversite öğrencilerinin televizyon haberlerini değerlendirirken en fazla yapısal okumaya başvurdukları ve bu okumalarla özellikle haberlerde kullanılan görsel yapı ve sunum biçimleri üzerine yoğunlaştıklarını bulguladık.
|
televizyon haberleri, alımlama çalışmaları, medya sosyolojisi
|
keyword: Multirank Cointegration Analysis Of Turkish M1 Money Demand (1987Q1-2006Q3) Çalışmamızda Türkiye Ekonomisi koşullarında dar kapsamlı M1 para talebi çok değişkenli eşbütünleşim çözümlemesi kullanılarak incelenmeye çalışılmıştır. Elde edilen tahmin sonuçları iktisat kuramı doğrultusunda oluşturulacak bir para talebi vektörünün denge eşbütünleşim uzayında tanımlanabileceğini göstermektedir. Ancak 1994 kriz sonrası ve 2000 istikrar programı sonrası tahmin edilen yapısal kırılma ve katsayı istikrarsızlıkları tahmin edilen modelin bütün bir inceleme dönemini temsil edip edemeyeceği ile ilgili olarak bazı kuşkuların oluşmasına yol açmıştır. Ayrıca, uzun dönem değişken uzay
|
ara Talebi, Derneşik Talep, Türkiye Ekonomisi, Eşbütünleşim, Tanımlama, Süper Dışsallık, Yapısal Kırılmalar, İktisat Politikası
|
keyword: Kayseri'de konut alanı yer seçimi ve hanehalkı hareketliliği Kentleşmenin gelişimiyle birlikte konut alanı yer seçimi ve hanehalkının yer seçimi davranışları konut pazarı içinde ele alınan önemli konular arasına girmiştir. Farklı sosyo-ekonomik yapılardaki hanehalkının yer seçimi davranışları, kentsel yapının gelişiminde etkin bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada hanehalkının sosyo-ekonomik özelliklerinin, hareketlilik özelliklerinin ve konut alanı yer seçimi tercihlerinin Kayseri kentsel mekanına etkisi araştırılmıştır. Neo-klasik yer seçimi kuramları ve davranışsal yaklaşımlar içinde ele alınan bu araştırmada, Spearenin konut memnuniyet modeli Kayseri koşullarına göre geliştirilerek, rasgele yöntem ile planlı konut alanları, toplu konut alanları ve gecekondu önleme bölgelerinden seçilmiş örnek alanlarda uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre konut ve komşuluktan memnuniyet hareketlilik kararında belirleyici öğelerdir. Elde edilen bulgular değerlendirilerek Kayseride, konut alanlarında yaşam kalitesinin iyileştirilmesi için uygulanabilecek konut politikaları ve planlama ile ilgili öneriler yapılmaktadır.
|
Hanehalkı hareketliliği, konut alanı yer seçimi, memnuniyet
|
keyword: Teşrîh-i Rûh ve Mehmet Raufun Verveni Mehmet Rauf, yeni Türk edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. Servet-i Fünûn edebî devresinde eser vermeye baGlamıG; özellikle Eylül romanı ile büyük baGarı kazanmıGtır. Mehmet Rauf'un Verven adlı hikâyesi, Türk edebiyatında koku alma duyusu ile aGk duygusu arasında bağlantı kuran ilk eserlerden olması sebebiyle de ilgi çekicidir. Bu çalıGmada Mehmet Rauf'un hikâyeciliği hakkında kısa bilgi verilmiG ve Verven, Mehmet Rauf'un edebiyat anlayıGında çok önemli yer tutan teGrîh-i rûh açısından incelenmiGtir. Vervende teGrîh-i rûh, yani ruh açımlaması yapılırken günümüz itibariyle ruhsal çözümleme, alıntılanan ve aktarılan olarak tabir edilen iç konuGmalar örneklerle açıklanmaya çalıGılmıGtır. Ardından da hikâye Lâtin harflerine aktarılmıştır.
|
Mehmet Rauf, Verven, psikolojik hikâye, anlatım teknikleri, teGrîh-i rûh (ruh açımlaması), ruhsal çözümleme, alıntılanan iç konuGma, aktarılan iç konuşma
|
keyword: Türkiyenin Aydınlanma Sürecinde Çevirinin Rolü Toplumların aydınlanma süreciyle çeviri edimi arasında sıkı bir bağ olduğu bilinmektedir. Özellikle geçi? dönemindeki toplumların gereksindiği yenilikler konusunda topluma geni? kaynaklar sunan çevirilerin, toplumun sanatsal ve dü? ünsel devingenliğinin artırılması konusunda etkili olduğu söylenebilir. Bu makalede, Türk toplumunun aydınlanmasında önemli bir yere sahip olan çevirinin, devlet desteği ile çeviri tarihinde benzeri olmayan olumlu geli? melerle toplumda saygın bir yer edinmesini, sonuçları ile birlikte tartı? acağız. Çalı? mamızda, 1940 ile 1966 yılları arasında yakla? ık yirmi altı yılı kapsayan bu yoğun çeviri döneminde çeviri etkinliğinin nasıl biçimlendiği ve çeviri olgusunun Türk toplumunun aydınlanmasında nasıl bir i? levi yerine getirdiği irdelenecektir.
|
Aydınlanma, Hasan Ali Yücel, Türkçe, klasikler, çeviri.
|
keyword: İstanbul Tarihi Yarımadası'nda Tanzimat dönemi idari yapıları Bu çalışmada, Osmanlıda merkezi yönetimin bulunduğu Tarihi Yarımada ve yakın çevresinde, idari teşkilatlanmanın geliştiği Tanzimat Döneminde (1839-1876), nezaretler (bakanlıklar), meclisler ve Şeyhülislamlık ile diğer idari birimlerin görev yaptıkları binalar incelenmiştir. Bu dönemde yenilenen Bâbıâli binasının yanı sıra, Bâb-ı Seraskeri binaları ile Haliçin karşı kıyısında, eski yerinde yapılan Bahriye Nezareti binası, nezaretler için inşa edilen yapılardır. Belediye hizmeti veren Şehremaneti ve güvenlikten sorumlu Zaptiye idareleri ile, çeşitli meclislerin toplandığı, bazı nezaretleri bünyesinde barındıran Ticarethanenin birkaç bina değiştirdiği belirlenmiştir. Eğitim yapısı olarak inşa edilen I. Dârülfünûn ile II. Dârülfünûn binaları, sonradan çeşitli nezaretlerin kullanımına verilmiştir. Telgrafhane ve Hazine-i Evrak binaları, yeni işlev içeren idari yapılardır. Bu dönemde, nezaretler ve idari kurumların haricinde, selamlık dairelerinde toplantıların yapıldığı, bazıları sonradan bakanlıkların yerleşimine açılan bürokrat konakları da idari merkezler konumundadır. Söz konusu yapılar, topografik özellikler, konum, plan, kütle biçimlenişi, mimari stil, dekorasyon, yapım teknikleri ve malzemeler yönünden incelenmiştir. Tanzimat Döneminde inşaat faaliyeti açısından yoğun bir süreç yaşayan Tarihi Yarımadanın yeni işlevli yapılar ve konaklar ile Batılı bir görünüm kazandığı gözlenmiştir. Şehremaneti ve Zaptiye idarelerinin, yazışmalarda Avrupada olduğu gibi yeni ve uygun bina isteklerine rağmen, mevcut eski konak ve binalara yerleştirildiği ve kurumsallaşmaya gereken önemin verilemediği tespit edilmiştir. Öte yandan, Tanzimat ideolojisini yansıtan sembol binalara yerleştirilen nezaretler ve Avrupai stil ve teknikte inşa edilen yapılar, modernite konusundaki kararlı yaklaşımı ortaya koymaktadır.
|
Tanzimat Dönemi, Tarihi Yarımada, mimarlık, idari yapılar, konaklar.
|
keyword: Koşulluluk Aracı Olma Bağlamında Kısa Vadeli Faiz Oranlarının Hedeflenen Enflasyondan Sapmada Kullanımı: Bounds Test Yaklaşımı (Türkiye Örneği) Bu çalışmada, Türkiyede 20012006 yılları arası örtük ve açık enflasyon hedeflemesi stratejisinin uygulanması sürecinde, hedeflenen enflasyon oranından, potansiyel üretim düzeyinden ve döviz kurlarından bir sapma meydana gelmesi durumunda kısa vadeli faiz oranlarının nasıl bir seyir izleyeceği tespit edilmeye çalışılmıştır. Faiz oranlarının belirlenmesine yönelik en çok bilinen yöntemlerden birisi Taylor Kuralıdır. Taylor Kuralının işleyişi, nispeten yeni bir yöntem olan Bounds (Sınır) Testi yardımıyla Türkiye kapsamında analiz edilmiş ve Taylor Kuralını oluşturan söz konusu değişkenlerin kısa vadeli faiz oranları üzerinde anlamlı bir şekilde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
|
Taylor Kuralı, Kısa Vadeli Faiz Oranları, Bounds Test, Enflasyon Hedeflemesi, Üretim Açığı, Nominal Döviz Kuru, Merkez Bankası, UECM Modeli.
|
keyword: Asal Bileşenler Analizine Bootstrap Yaklaşımı Bu çalışmada, bootstrap yöntemlerin asal bileşenler analizine uygulanma sürecini sunduk. Hipotetik bir veri ile asal bileşenler analizinde başvurulan bazı güven aralıklarının bootstrap yöntemlerle nasıl gerçekleştirilebileceğini gösterdik. Makaledeki tüm bootstrap süreçleri Mathematica dilinde yazdığımız bir programla gerçekleştirdik.
|
Asal bileşenler analizi, Bootstrap, Bootstrap kantiller, Bootstrap Güven Aralıkları, Mathematica.
|
keyword: DOĞU-BATI ARASINDA TÜRK SİNEMASI: KORKU FİLMLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Bu çalışmada, Türk sinemasında yapılmış olan fantastik korku türünde filmler ele alınmış, sosyolojik ve sanatsal düzeyde Türk toplumunda Batılı anlamda korku sineması için uygun bir zemin olup olmadığı tartışılmıştır. Çalışmanın temel savı, söz konusu filmlerin başarısız oldukları, Batının kültürel kodları içinde bir anlama sahip metaforik düzenlemelerle korku filmi yapmaya çalışıldığı ve dolayısıyla bu uğraşının dinsel, düşünsel, kültürel ve toplumsal yaşam pratiği açısından Batıdan farklı olan bizim toplumumuz için geçersiz olduğudur. Farklılık, Hıristiyan-Batı ve Müslüman-Doğu karşılaştırması içerisinde gösterilmiştir. Bu bağlamda bir sanat dalı olarak sinemanın bileşenleri sıfatıyla, inanç ve yaşayışla temellenen zihniyet, anlatı ve görsel sanat gelenekleri ile toplumsal yaşayış arasındaki kimi ayrımlar gösterilmeye çalışılmıştır. Türk sinemasından farklı olarak, Batıda korku sinemasının özellikle kendi toplumsal, tarihsel, dinsel ve folklorik kaynaklarından beslenen özgün bir korku edebiyatına dayandığına işaret edilmiştir. Ayrıca bireyin yazgısı ile olan ilgisi ve bu ilgiye bağlı olarak trajik hissin, korku sineması için önemi dolayısıyla, anlatıdaki yeri üzerinden iki ayrı gelenek arasındaki farklılığa vurgu yapılmıştır. Özellikle Amerikan sinemasını kendine örnek alan Türk film yönetmenlerinin, kendi seyircisine daha yakın eser verebilmeleri ve gerçek manasıyla Türk sinemasından söz edilebilmesi için, varoldukları toplumun niteliklerine, örneğin kendi halk inanışlarından kaynaklanan korku motiflerine bakmaları önerilmiştir.
|
Korku Sineması, Türk Sineması, korku edebiyatı.
|
keyword: Boğaziçi tarihi sit alanının yokoluş süreci Bu çalışmada, Boğaziçi olgusu tarihsel perspektif içinde ele alınmış, Boğaziçi tarihi sit alanının fiziksel yok oluş süreci incelenmiştir. Kent ölçeğinde korumanın temeli, tarihsel kent dokularının fiziksel verilerinin, günümüz gereksinimleriyle bütünleştirilerek sürekliliğin sağlanmasıdır. Boğaziçi İstanbulun Cumhuriyet Döneminden günümüze kadar geçen sürede geçirdiği değişimden etkilenmiştir. Yerleşim alanlarının sınırlarının genişlemesi yanında bölgenin sosyo-kültürel yapısı da değişmiştir. 1970lerden başlayarak Boğaziçinin korunmasına yönelik alınan kararlara rağmen, önüne geçilemeyen bir yasa dışı süreç yaşanmıştır. 1983 yılında çıkartılan Boğaziçi Yasasına rağmen alanın bozulma süreci devam etmiştir. Çalışmada, Boğaziçinin korunmasına yönelik bu yasal süreç yanında farklılaşan problemler içermeleri nedeniyle seçilen Büyükdere, Boyacıköy, Yalıköy ve Anadoluhisarı sit alanlarının mevcut korunmuşluk durumları incelenmiştir.
|
Boğaziçi, kentsel koruma, boğaziçi yasası.
|
keyword: Medya(nın) Ekonomisi ve Medya Ürününe Etki Biçimleri Medya ürünü, kitle iletişim endüstrisinin üretim biçimlerinin belirleyiciliğiyle oluşmaktadır ve bu endüstrinin üreticisi kitle iletişim araçları içinde bulundukları siyasal ekonomik koşullara bağımlıdırlar. Toplumsallaşmanın önemli etkenlerinden biri olan medya ürünlerinin üretim koşullarının, hangi üretim ilişkileri sürecinden geçerek belirlendiği doğal olarak toplumun her kesimini ilgilendirir. Üretimin doğasından ya da mülkiyet ilişkilerinin belirleyiciliğinden kaynaklanan etkiler yoluyla üretilen medya ve medyanın ürünleri tüketim pazarına sunulur. Kitlesellik unsuru taşıyan medyanın ticari metaları, kendileri gibi bu ürünleri tüketen herkesi birörnekleştiriyor. Kitle iletişimi şirketleri, bilginin küresel köyünü değil, ulaşılmaz servetlerle donanmış ve egemen karakterini ortaya koymuş üretim ve mülkiyet ilişkileri köyünü inşa ediyorlar. Medya içinde bulunduğu siyasal ekonominin inşasında ve kendini bu süreç içinde yeniden üretmekte önemli bir kitle iletişim üretim ve dağıtım ekonomisi rolünü gerçekleştiriyor. Medya mesajları/ürünleri hangi etki süreçleri içinde hazırlanır? Medya bilinç yönetimi işlevini, hangi koşullar kümesinin etkisiyle gerçekleştirir? Bu çalışma, amaçlı ve örgütlü medya ekonomisini ve bu ekonomiyi oluşturan üretim ilişkilerinin medya ürünleri üzerindeki etkenlerini eleştirel bir yaklaşımla ele almıştır. Makalede kuramsal olarak medya ekonomisi ele alınmış ve medya üretim ilişkileri sürecinde; medya ürünlerinin biçimlenişine, üretim ilişkileri ve siyasal ekonomik yapının etkileri yönüyle değinilmiştir. Medya üretim ilişkileri sürecinin, medyanın içinde bulunduğu siyasal ekonomik yapıdan bağımsız hareket etmediği, hatta gerçekleştirdiği üretim faaliyetleriyle siyasal ekonomik yapıyı desteklediği belirlenmiştir. Medya üretim ilişkileri sürecinde meta olarak ürün üretildiği kadar, toplumun bilinci ve kendini üretmesi de üretilir. Dolayısıyla bu üretim ilişkileri biçiminin niteliğinin değerlendirilmesi, gerçek anlamda medyanın toplumu nasıl etkilediğinin de belirlenmesi açısından yol göstericidir.
|
medya ekonomisi, medya ürünü, kitle iletişimi, medya üretim süreci, medya pazarı
|
keyword: MEDYADA KADIN OLGUSU Gerek dünyada gerek ülkemizde medyada kadının kullanımı sık rastlanan bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadınların toplumsal, kültürel ve siyasal olarak televizyonda konumlandırılmış biçimi çeşitli televizyon programlarına, haber ve tartışma programlarına, reklamlara, dizilere, filmlere yansımaktadır. Medyada kadına hem tüketici olarak hem de tüketimde kullanılan bir nesne olarak çok fazla yer verilmektedir. Bu makalede, gazetelerde, televizyonlarda, reklamlarda ve dergilerde kadınların yer alış biçimleri irdelenmiştir. Medyada kadın olgusunun kullanımında kadınların sadece cinsellikleriyle değil siyasetten ekonomiye, kültür-sanattan spora toplumun çeşitli alanlarındaki başarılarıyla yansıtılmasına dikkat edilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur. Artık kadınlar, kamusal alandaki özgürlüğünü kendi emeği ve üretimine bağlı bir biçimde kazanmaya çalışmaktadır. Kadınların gerek özel gerekse kamusal alanda elde ettiği güç ve statü onların bu alanlarda kazandığı kimliği ortaya koymaktadır. Yazılı ve görsel medyada kadına yüklenen özellikler ona herhangi bir güç ve statü ilişkisi kazandırmaktan çok uzaktır. Günümüzde halen kadınların bir çoğu cinsellik, aldatılma, kıskançlık gibi haberlere konu olarak medyada kendilerine yer bulabilmektedir. Kadınlar ülkenin siyasal ya da ekonomik gündeminden soyutlanmış olarak en çok da aldatan-aldatılan konumlarıyla gündeme gelmektedir. Bu makalede kadınların her alanda olduğu gibi medya alanında da gerek nitelik gerek nicelik olarak daha da güçlenmeleri gerektiği konusuna değinilmiştir.
|
Medya, kadın, kadın olgusu
|
keyword: KÜRESELLEŞME VE EKONOMİK KRİZİN İŞ HUKUKUNA ETKİSİ Bu çalışmada küreselleşme ve ekonomik krizin işveren ile işçiler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Birinci bölümde küreselleşme ve ekonomik kriz kavramları ile bu kavramlar arasındaki ilişki açıklanmıştır. İkinci bölümde küreselleşme ve ekonomik krizin yarattığı çalışma koşulları üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise küreselleşme ve ekonomik krizin yarattığı çalışma koşullarının emek piyasası ile çalışma ilişkilerine etkisi incelenmiştir
|
Küreselleşme, Ekonomik Kriz, Çalışma Koşulları, Emek Piyasası, Sosyal Haklar, Esneklik, İş Güvencesi
|
keyword: Recep İvedik: 'Kahraman'dan 'Ürün'e Bu makale, Recep İvedik'e ekonomi politik açıdan yaklaşmakta ve bir popüler kültür kahramanının ticari bir ürüne ve bir tüketim nesnesine dönüştürülmesinin izini sürmektedir. Recep İvedik olayı, günümüz Türkiyesindeki medya yapılanmalarını, araçlar arası ve sektörler arası bağıntıları, medya ürünlerinin üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerini gözlemlememize yarayacak zengin bir malzeme sunmaktadır. Çalışmada, tiplemenin televizyon, sinema ve reklam mecraları üzerindeki yolculuğu bu açıdan değerlendirilmiştir. Kuramsal çerçeveyi çizen literatür, güncel verileri sunan makale ve söyleşiler, Recep İvedik filmlerinin yapım ve senaryo ekibi ile gerçekleştirilen görüşmeler araştırma kaynakçasını oluşturmaktadır.
|
Recep İvedik, ekonomi politik, televizyon, sinema, reklam
|
keyword: Önlem Alma Yapılarının Gazete Köşe Yazılarındaki İletişimsel İşlevleri Belirsizlik ve olasılık ifade eden önlem alma yapıları, bilimsel ve teknik metinlerin en önemli özelliklerindendir. Bu çalışmada önlem alma yapılarının gazete makalelerinde de kullanıldığı ancak iletişimsel işlevlerinin bilimsel makalelere göre farklılaştığı savı öne sürülmektedir. Bu çalışmanın bütüncesi 20542 sözcükten ve 43 gazete köşe yazısından oluşturulmuştur. Bu yapıların sıklıkları belirlenmiş ve oluşturulan bütüncedeki sözcük sayısına oranlanmıştır. Bu tip yapıların istatistiksel bakımdan incelenmesi sadece araştırmanın nicel özelliklerini karşılar ve yetersiz olabilir. Bu çalışmada nitel ve nicel inceleme birbirini tamamlayıcı şekilde yapılmıştır. Önlem alma yapılarının bilimsel makalelerde belirsizlik göstermek için kullanıldıkları gazete köşe yazılarında ise hem belirsizlik, hem kesinlik ifade etmek için kullanıldıkları gözlenmiştir. Ayrıca bu tür araçlar, bilimsel metinlerde yüz koruma stratejisi olarak, olumsuz kibarlık ifade ederken, gazete makalelerinde olumlu kibarlık ifade etme aracı olarak da kullanılmaktadırlar.
|
söylem çözümlemesi, belirsizlik ve olasılık anlatıları, önlem alma yapıları, gazete makale söylemi
|
keyword: FİNANS MÜHENDİSLİĞİ Son yirmi yılda işletmeler son derece değişken bir finansal çevre içinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu değişkenlik işletmeleri daha büyük bir finansal risk ile karşı karşıya bırakmaktadır. Diğer deyişle, günümüzde işletmeler, faiz oranları, döviz kurları ve mal fiyatlarına ilişkin risklerere daha yüksek oranlarda maruz kalmaktadırlar. Bu durum, işletmelerin değerini de etkilemektedir. Günümüzde işletmeler, sözkonusu risklerden korunabiltnek için risk yönetimi ve finans mühendisliği uygulamalarına yönelmişlerdir. İşletmeler, risklerini yöneterek, değişkenlikleri azaltarak, işketme değerini korumaya ve arttırmaya çalışmaktadır.
|
Finans Mühendisliği, Risk Yönetimi
|
keyword: Kırgız Dili ve Edebiyatının Kuruluş Yıllarına Ait Arap Harfli Kırgız Metinlerinde Alfabe ve Yazım Kuralları Bu makalede, Kırgızların ilk millî alfabesi ve bu alfabeyle oluşturulmaya çalışılan yazım kuralları ele alınmıştır. Söz konusu alfabe ve yazım kuralları, o döneme ait beş eser taranarak tespit edilmiş, örneklerle açıklamalar yapılmıştır. Ana konuya girmeden evvel, Kırgızların 1920li yıllara kadar süren edebiyatları ile ilgili bilgiler verilmiş, Kırgızların bu yıllara değin süren eğitim serüvenleri açıklanmaya çalışılmıştır. Böylelikle ilk alfabe ve yazım kurallarının nasıl bir dönemde ve durumda oluşturulduğu daha net anlaşılacaktır. Sonuç bölümünde, Arap harfli ilk Kırgız alfabe sistemi ile bugünkü Kiril kaynaklı Kırgız alfabe sistemi mukayese edilmiş; hangi sistemin daha millî ve Kırgız ses yapısına uygun olduğu gösterilmeye çalışılmıştır.
|
Arap harfli Kırgız alfabesi, Kırgızca, Kırgız edebiyatı, alfabe, yazım kuralları
|
keyword: Yeni Güzellik İkonları: İnsan Bedeninin Özgürlüğü mü, Mahkûmiyeti mi? Günümüzde, giderek küreselleşen güzellik olgusu evrensel güzellik ikonları yaratmaktadır. Kadınlar, güzellik endüstrisi tarafından çeşitli yollarla empoze edilen bu ideal ölçülere kavuşmak için türlü yollara başvurmaktadır. Aslında, kadınlar söz konusu güzellik ikonlarına tam olarak benzeyemeyeceklerini de bilirler, ancak, medya ve özellikle tüketim kültürünün baskılarına boyun eğerler ve güzellik endüstrisi ve tüketiciler arasındaki bu kısır döngüde adeta gönüllü kurban olarak yerlerini alırlar. Günümüzde kadınlar, yeni estetik teknolojilerinin sağladığı imkanlar karşısında neredeyse masum kalan kozmetik ürünleriyle tatmin olmamaktadırlar. Estetik ameliyatların yeni yöntemlerle, giderek ucuzlaması, daha kısa sürelerde ve daha az acı çekilerek ve daha ucuza yapılması çok büyük talep yaratmaktadır. Bu makalede, kadın ve güzellik ilişkisinin kuramsal arka planı alan araştırmasıyla desteklenmiştir. Araştırmada, estetik ameliyat yaptırmış olan 30 kadınla derinlemesine mülakat yöntemiyle görüşülmüş ve onların güzellik algıları ortaya konmaya çalışılmıştır. Güzellik ve kişisel bakım endüstrisi sürekli bir biçimde kadının narsist, mazoşist ve kırılgan doğa özelliklerini hedefleyen ve sömüren yeni estetik müdahaleleri devreye sokarak yeni tüketim alanları yaratmaktadır. Güzellik endüstrisi bir yandan ideal beden ölçülerine sahip ikonlar yaratırken, kadınlara, yeni teknoloji ve yöntemler aracılığıyla güzel olma şansını vermektedir. Böylece kadınlar, güzellik içgüdüsü ve popüler kültür endüstrisinin dayattığı geçici ve yapay mutluluğa gönüllü olarak katılmaktadırlar.
|
kadın, güzellik endüstrisi, estetik teknolojileri, tüketim toplumu, popüler kültür
|
keyword: Gerçekle Yakın İlişkiler: Mike Leigh Filmleri Bu makalede, İngiliz film yönetmeni Mike Leighin filmleri, temel mizansen öğelerine ve Leighin film yönetimiyle ilgili yaklaşımının anlatım yapısı özelliklerine odaklanılarak metinsel ve bağlamsal olarak incelenecektir. Leighin çalışmalarına sürekli yöneltilen üç eleştiri yeniden ele alınacaktır: Alt-sınıf karakterlere yönelik gözle görülür alçakgönüllü bir tavır, kadın karakterlerde stereotip kullanımına yönelik eğilim ve hikayelerin içinde varolan daha geniş politik konulara yönelik ilgisizlik. Söz konusu yeniden değerlendirme temelinde, yönetmenin filmle gerçeği yakalama doğrultusundaki belirtilen amacının ne derece gerçekleştiği belirlenmeye çalışılacaktır. Bu konu, zorunlu olarak sanatta gerçekçilikle ilgili epistemolojik tartışmalara yönelik birtakım çıkarımları da kapsamaktadır. Makalenin vardığı sonuç, yönetmenin kendine özgü hazırlanma, tekrarlama ve doğaçlama yöntemlerinin Leigh filmlerindeki karakterlerin, ilişkilerin ve diyalogların son derece gerçekçi sunumunun temel kaynağı olduğu yönündedir.
|
temsil etme, doğaçlama, ideoloji, toplumsal gerçekçilik, Mike Leigh
|
keyword: ANONİM ORTAKLIK YÖNETİM KURULU ÜYESİNİN DÜZENLEYEN VEYA LEHTAR SIFATINA SAHİP OLDUĞU BONONUN HUKUKİ DURUMU Türk Ticaret Kanununun 395inci maddesine göre, yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, ortakla kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi halde, ortaklık yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz. Bu kural limited ortaklıklar için de uygulanabilir. Poliçede yetkisiz temsili düzenleyen TTK 678 hükmüne göre, temsil yetkisi olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatıyla poliçeye imzasını koyan kimse bu poliçeden şahsen sorumlu olmaktadır. Bonoya tatbik olunacak hükümleri düzenleyen TTK 778e göre, poliçede yetkisiz temsili düzenleyen TTK 678 bonolara da uygulanabilir. Mahkemeler önüne gelen birçok uyuşmazlıkta da yönetim kurulu üyeleri kendilerini lehtar olarak göstermektedirler. Yönetim kurulu üyeleri daha sonra bonoyu devretmektedirler. Bononun hamili olan kişi de ortaklığa başvurmakta ve alacağını ortaklıktan talep etmektedir. Böyle bir bonoda ortaklığın yetkisiz olarak temsil edilmediği sonucuna varılırsa, ortaklık açısından büyük bir mağduriyet meydana gelmektedir. Diğer taraftan bono borçlusu olarak ödeme yapan yönetim kurulu üyesinin, ortaklık adına bonoyu düzenleyene başvuru imkanının olup olmadığının tespiti gerekir.
|
Bono, Yönetim kurulu üyesi, Temsil
|
keyword: Kent strüktürü ile tapınma yapıları arasındaki ilişki bağlamında Ayvalık Hamidiye Camisi Bu makalede, 1923 Mübadelesinde bütünüyle Türkleştirilinceye kadar Rumlardan oluşan homojen bir sosyal, etnik ve dini yapıyla gelişmiş Ayvalık kentinin yerleşme düzenine 19. yüzyılın ikinci yarısında eklenen Osmanlı yapısı Hamidiye Camisinin mevcut kentsel morfolojiye yaptığı etki ve getirdiği anlam ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Makalenin birici bölümünde İtalyan ve Fransız okullarından ve Lynchin sınıflandırmasından oluşan karma bir yöntemle Ayvalıkın kentsel morfolojik çözümlemesi yapılmaktadır. Makalenin ikinci bölümünde, Osmanlının şehircilik anlayışında tapınma yapılarının yer seçimlerinde izlenen genel yaklaşımların ışığında, Hamidiye Camisinin anlamı, ilk bakışta olağandışı görünen yerleşim seçimi ve kentin mevcut dokusuna etkisi ele alınmıştır. Bu bağlamda Hamidiye Camisi, Ayvalıkta o dönemde ikamet eden çok az sayıdaki müslüman cemaate hizmet etmekten öte bir anlam içerir. Cami özellikle kentin strüktüründe edindiği kritik konumuyla; özerk bir yönetime sahip kent devleti imkânının sağladığı ekonomik ve kültürel refah döneminin ardından gelen 1821 isyanı sonrasında idareyi ele alan merkezi yönetimin, yani Osmanlı Payitahtlığının iktidarının simgesel bir göstergesi gibidir.
|
Tapınma yapıları, Cami mimarisi, Kent kurgusu, Osmanlı mimarisi, Kilise mimarisi
|
keyword: Devlet ve Sermaye Sarmalında Türkiye Medyası: Ekonomik Krizler, Medya ve Demokrasi Bu makale, Türkiye medyası ve demokrasi arasındaki ilişkiyi araştırmakta ve Türkiye'de demokratik bir iletişim düzeni ve iletişim özgürlüğü, neo liberal politika deneyimine rağmen 1980'lerden beri süregiden medya dönüşümü, neo otoriter medya sistemi içerisinde yansımasını nasıl bulmuştur sorusuna yanıt aramaktadır. Bu çalışma, söz konusu soruları doğru konumlandırabilmek için birbiriyle ilişkili üç fenomen üzerinden çözümlemesini gerçekleştirmiştir: 1) Türkiye medya sektöründe mülkiyet yoğunlaşması 2) Neo liberal politikalar döneminde, medya politikaları - hükümet düzenlemeleri ve 3) Türkiye'de devlet - medya ve sermaye grupları arasındaki ilişkiler. Bu çalışma, eleştirel ekonomi politik yöntembilimi kullanarak Türkiye medyası ve demokratik iletişim düzeni arasındaki ilişkiyi ekonomik krizler döneminde çözümlemektedir. Çalışmada yazar; sermaye gruplarının da en az devlet ve siyasal iktidarlar kadar, demokratik bir iletişim düzeni üzerinde engel oluşturabileceğini belirlemiştir.
|
neo-otoriter medya sistemi, Türkiye medyası, eleştirel ekonomi politik, ekonomik krizler
|
keyword: Kamu Harcamalarının Ekonomik Büyüme Üzerine Etkisi Kamu harcamaları ve kamu kesimi büyüklüğünün ekonomik büyüme üzerine etkileri, ekonomi ve maliye yazınında üzerinde durulan önemli konulardan biri olmuştur. Buna bağlı olarak kamu kesimi ve özel sektörde üretim sürecinde kullanılan üretim faktörleri verimliliklerinin birbirinden farklı olduğu ileri sürülmektedir. Yaygın görüşe göre faktör verimliliği kamu kesiminde daha düşüktür. Dolayısıyla, kamu kesiminin görece büyük olması kaynakların verimsiz alanlarda kullanılmasına neden olur ki bu da ekonominin büyümesini yavaşlatır. Bu çalışmanın amacı Türkiyede kamu harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu amaçla iki sektörlü üretim fonksiyonu modeli kullanılmıştır. Modelin incelenmesi ve üzerinde yapılan tartışmaların ele alınmasından sonra Türkiye verileri kullanılarak model test edilmiştir. Çalışmanın sonunda, Türkiyede kamu harcamalarının büyüme yönlü bir etki yarattığı ve kamu kesiminin büyük olmasının ekonomik büyümeyi hızlandırdığı bulunmuştur. Bu sonuca, kamu kesiminde faktör verimliliğinin özel sektöre göre daha yüksek çıkması ile ulaşılmıştır. Ayrıca, kamu kesiminin özel sektör üzerindeki dışsallık etkisinin pozitif olduğu da görülmüştür.
|
Kamu Harcamaları, Ekonomik Büyüme, Kamu Ekonomisi
|
keyword: 1950-60 arası Türkiye Mimarlığı'nda özgünlük arayışları Bu çalışma problem alanını mimarlığın en temel tartışma boyutlarından biri olan özgünlük kavramına dayandırmakta ve Türkiye'deki mimarlık üretiminin, Modern Mimarlık ile ilişkisinde son derece kritik bir dönem olan 1950-60 arası ürünlerindeki özgünlük arayışları ve özgünlüğe ulaşma biçimlerini, seçilen örnekler üzerinden tartışmaktadır. Çalışmada izlenen yöntem ise; literatür araştırmasına bağlı teorik bağlamın ortaya konması, incelenen döneme özgü farklılıkların belirlenmesi ve bunların, dönem mimarlarıyla yapılan görüşmelerle mimarlık alanındaki izlerinin bulunmaya çalışılmasıdır. Çalışmada özgünlük, mekan kurgusu, form, malzeme-teknoloji ve yere özgülük bağlamlarında incelenmiş ve tasarımcının biçimi düşünme yaklaşımlarından yararlanarak, yenilikçi (innovative) ve yaratıcı (creative) olmak üzere farklı düzeylerde ele alınmıştır. Bu bakış açısıyla da 1950-60 arasına ait mimari ürünler değerlendirilmiştir ve bu ürünler üstünden özgünlük kavramı anlaşılmaya çalışılmıştır. Modern Mimarlık 1950-60 arası Türkiye Mimarlığında 1930ların ardından ikinci kez gündeme gelmiş ve ülke mimarlığının bundan sonraki gelişiminde önemli rol oynamıştır. Bu dönem içindeki bazı ürünlerin gerek biçim gerek içerik olarak birtakım özgünlükler barındırdıkları görülmektedir. Üretken bir yorum sürecinin ürünü olan bu ürünler hazır kalıpların ötesine geçme çabalarıyla üzerinde durulmaya değer mimarlık örnekleri olarak karşımıza çıkmaktadırlar.
|
Özgünlük kavramı, Modern Mimarlık, 1950-60 arası mimarlığı.
|
keyword: Risk Altında Zamanlararası Tercihler: Alternatif Bir Fayda Fonksiyonu Dinamik stokastik genel denge modellerinde tercihlerin belirlenmesi için geleneksel olarak kullanılan fayda fonksiyonunun önemli dezavantajları söz konusudur. Beklenen Fayda temelli geleneksel fayda fonksiyonu zamanlararası ikame esnekliği katsayısını, riskten kaçınma katsayısının tersi olacak şekilde kısıtlamaktadır. Bu çalışma Beklenen Fayda temelli fayda fonksiyonu ile ilgili sorunları değerlendirerek, Epstein ve Zin (1989;1991) tarafından geliştirilen alternatif fayda fonksiyonunun avantajlarını ele almaktadır. Bu alternatif fayda fonksiyonunun en önemli avantajı zamanlararası ikame esnekliği katsayısı ve riskten kaçınma katsayısı arasındaki ilişkiyi kaldırmasıdır.
|
Zamanlararası Tercihler, Beklenen Fayda, Zamanlararası İkame Esnekliği, Riskten Kaçınma
|
keyword: ANONİM ŞİRKETLERİN TAHVİL İHRAÇ ETMELERİNİ ZORLAŞTIRAN NEDENLER VE RİSK PRİMİ Bu çalışmada, Türkiye de 1998 yılından sonra anonim şirketlerin tahvil ihraç etmemelerinin sebepleri araştırılmıştır. Bu amaçla, 1985 - 2003 yılları arasında meydana gelen yıllık ortalama hazine bonosu faiz oranlan ve yıllık enflâsyon oranları karşılaştırılmış ve sermaye sahiplerinin risk almadan yüksek oranlarda gerçek kazanç elde etliği görülmüştür. Devletin yüksek gerçek faiz vermesinin yanında sağladığı vergi istisnaları da anonim şirketlerin bu finansman aracından yeterince yararlanamamasma sebep olmaktadır.
|
Risk, tahvil, risk primi
|
keyword: Şehirlerin alternatif alışveriş mekânları: İstanbul'da haftalık pazarlar Bu yazı, zaman-mekân bağlamına ağırlık vererek, İstanbul'da periyodik pazarların alıcı-satıcı-satılan mal ilişkileri açısından başlıca özelliklerini ve mekânsal dağılışlarını incelemektedir. Seyyar satıcıdan mega alışveriş mekânlarına kadar her tür alışveriş kolaylığının bulunduğu İstanbul'da, pazarlar, yapılaşmış ya da yerleşik denilen alışveriş kolaylıklarına da bir alternatif oluşturmaktadırlar. En düşükten en yüksek gelir düzeyine kadar tüm toplumsal gruplara hitap etmeleri, alıcılara seçenekler sunmaları, ucuzlukları ve kolay erişilebilir olmaları yüzünden de yarattıkları şehirsel sorunlara rağmen, asla önemlerini kaybetmeyecek gibi görünmektedirler.
|
Periyodik Pazarlar, Haftalık Semt Pazarları, İstanbul.
|
keyword: Tobin Vergisi 70li yıllarda sabit döviz kuru sistemi üzerine kurulu olan sistem çökmesi sonucu finansal piyasalarda çok ciddi yapısal değişikler yaşanmıştır. Kısa vadeli sermaye hareketleri; çok kısa süreler içinde ülke içine girebilen aynı şekilde kriz ya da istikrarsızlık karşısında hızlı bir şekilde ülkeden çıkabilen, akışkanlığı yüksek parasal akımlardır. Küreselleşme ile birlikte iletişim teknolojilerinde yaşanan geliş- meye paralel olarak, ülkelerde yaşanan krizlerin etkisi artmıştır. Zamanla kısa vadeli sermayenin ani giriş ve çıkışlarının önüne geçmek için arayışlar ortaya çıkarak bu konuda birden çok öneri ortaya atılmıştır. Bunların içinde en önemlisi birçok ülkenin de üzerinde durduğu ve tartışılan Tobin Vergisi olmuştur.
|
Küreselleşme, Uluslararası Sermaye Hareketleri, Spekülatif.
|
keyword: Hakasya Bulgusu Eski Bir Türk Mezar Taşı: Açurı (Oçurı, Ye 26) Yazıtı Hakas ve Tuva bölgesinde Yenisey ırmağı kıyılarında dağınık olarak bulunan Yenisey yazıtlarının metinleri, eski Türk toplumunun sosyal yaşamına dair eşsiz bilgilerle donatılmış durumdadır. Bu yazıya konu olan ve Yenisey ırmağı havzasında N. A. Kostrov tarafından 1857de bulunan mezar yazıtı Açurı (Ye 26), daha önce Radloff, Orkun, Malov, Batmanov-Subrakova, Vasilyev, Tekin ve Kormuşin tarafından yayımlanmıştır. Bu makale, yazıt metninin yeniden okuma ve anlamlandırma denemesidir.
|
Runik harfli Türk yazıtları, Yenisey yazıtları, Açurı (Oçurı) Yazıtı (Ye 26)
|
keyword: ÖZBEK VE TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE KESİNLİK BİLDİREN MODAL SÖZLER Modal anlam, konuşanın kendisinin ifade ettiği düşünceye ilgisini bildiren anlamdır. Modal anlamın leksik yolla ifadesi olan modal sözler ise konuşanın kendisinin ifade ettiği düşünceye çeşitli yönden ilgisini bildiren sözlerdir. Kesinlik bildiren modal sözler, konuşanın cümlede ifade edilen fikre olan kesin inancını, bildiren yapılardır. Konuşan kişi cümleye kendi düşüncesini eklemek için kesinlikle, mutlaka, galiba gibi yapıları kullanabilir. Bu çalışmada kesinlik bildiren modal sözler; 1. Özbek ve Türkiye Türkçesinde ortak olan kesinlik bildiren modal sözler, 2. Özbek Türkçesine özgü olan kesinlik bildiren modal sözler, 3. Türkiye Türkçesine özgü olan kesinlik bildiren modal sözler olmak üzere üç gruba ayrılarak incelendi: Özbek ve Türkiye Türkçesinde ortak olan kesinlik bildiren modal sözler, älbättä elbette, qatiyän - katiyyen, mutlak mutlaqå - mutlaka, muhaqqaq - muhakkak, şübhäsiz - şüphesiz ve hiç şübhäsiz gibi yapılardır. Bu sözler, genel olarak birbirinin yerine kullanılabilecek eş anlamlı ögelerdir. Bu sözlerin seçimi konuşanın ya da yazanın tercihine bağlıdır. Özbek ve Türkiye Türkçesinde ortak olan modal sözlerde küçük fonetik farklılı kların dışında büyük fark yoktur. Özbek Türkçesine özgü olan şäksiz ve sözsiz, Türkiye Türkçesine özgü olan kesinlikle ve kuşkusuz sözleri kesinlik bildiren yapılardır. Özbek Türkçesinde kesinlik bildiren modal sözlerin olasılık, ihtimal bildiren modal sözlere göre daha az kullanıldığı tespit edilmiştir.
|
Modalite, modal sözler, Özbek Türkçesi, Türkiye Türkçesi.
|
keyword: YALIN DURUM KARMA. ASI Türkçede s. f. r biçimbirimle gösterilen yal. n durum, özne konumundaki dil birimlerinin girdi. i bir durum çe. ididir. Bu nedenle yaln. z ad ve zamir görevini üstlenmi. dil birimleri, yal. n durumda bulunabilirler. Ad soylu olmalar. na kar.. n s. fat, zarf, edat, ba. laç ve ünlemler, ad durumu çekimine giremediklerinden yal. n durum özelli. i gösteremezler. Ad görevini üstlenmi. dil birimleri de, eylemle ba. lant. kurup i. i, olu. u, k. l... yapan./edeni gösterme i. levini üstlenirlerse yal. n durum çekimine girmi. olurlar.
|
ad i. letimi, yal. n durum, s. f. r biçimbirim
|
keyword: 11 EYLÜL GAZETECİLİĞİ: YENİ NORMALLERE DOĞRU Büyük krizler, savaşlar medyanın sınav dönemleridir. Amerikan gazeteciliği, tekelleşmiş sermaye gazeteciliği 11 Eylül sınavında sınıfta kaldı. Özellikle Irak Savaşının hazırlık aşamasında 11 Eylülün özel koşulları gazetecilik ilkelerini gölgeledi. Bu dönem olayın nedenini sormanın, saldırıların nedeni hakkında değişik yorumlar yapmanın vatan hainliği ve marjinallik sayıldığı çok özel bir dönemdi. Bir başka deyişle 11 Eylülde medya olağanüstü koşulların gazeteciliğini sergiledi. Amerikanın önde gelen gazeteci ve gazete yöneticilerinin yukarıda bahsi geçen reaksiyonları aslında 11 Eylülün gazetecilik normlarının ilanıdır. Bu normları tarihin reddi, duruma göre tarihin yeniden yazılması, duyguların manipülasyonu diye tanımlamak mümkündür. 11 Eylül ikliminde Irak Savaşı korku ve yalan üzerine inşa edildi. Medya, Saddam Hüseyin-El Kaide bağlantısını, Saddam Hüseyin-kitle imha silahlarını, Saddam Hüseyin-İslami terör temalarını sistemli bir biçimde kullanarak Irak Savaşına hazırlık sürecinin taşeronluğunu yaptı. Sinmiş kitlelere yalan söylemek oldukça kolaydır: Haberin çarpıtılması, gerçeğin hasır altı edilmesi, kelime oyunlarıyla şaşırtma, sersemletme, sürekli mesaj bombardımanı ile halkı hükümetin belirlediği hedefe kilitleme... Bunlar tarih boyunca siyasetle birlikte boy atıp serpilen taktikler ancak öte yanda unsurları eksik olan habere haber demek mümkün değildir. 11 Eylül ve Irak Savaşında Amerikan medyası doğru soruları sormadığı için habercilik değil, bir tür algılatma yaptı.
|
Gazetecilik, 11 Eylül, savaş.
|
keyword: DİL MODELLEMEDE BELİRSİZLİK PROBLEMİNİN ETMENLENMİŞ DİLBİLGİSİ İLE GİDERİLMESİ Bu çalışmada Türkçe tümcelerin sözdizimsel çözümlemesindeki belirsizliği gidermek amac. ile geliştirilen yeni bir çözümleme algoritmasına temel teşkil edecek ağaç yapıs. çıkarsanmaktadır. İncelenen tümcelerin tanımlandığ. bağlamdan-bağımsız dilbilgisinin genişletilerek değiştirildiği yeni dilbilgisi, bir başka ifade ile etmenlenmiş dilbilgisi, çözümleyicinin karşılaşabileceği belirsizlik durumların. ortadan kaldırmaktadır. Türkçe kelimelerde özellikle eylemlerin aldıklar. eklerle biçimbilimsel analizde oluşan karmaşıklık, çekim ekleri için özel bir yap. tanımlanarak azaltılmıştır. Tümcelerin sözdizimsel analizine ait ağaç yapıs. ile, ayn. tümcelerin etmenlenmiş dilbilgisi tanımlarına ait ağaç yapılar. Visual Basic 6ı0 programlama dilinde tasarlanmış ve çözüm ağaçlar. biçimbilimsel analiz sonuçlar. ile birlikte arayüzde gösterilmiştir.
|
Doğal Dil İşlemleme, Sözdizimsel Çözümleme, Biçimbilimsel Analiz, Belirsizlik, Etmenlenmiş Dilbilgisi
|
keyword: Aydınlık düzeyi ve renk sıcaklığının performansa etkisi Ofislerde konfor koşulları sağlandığında üretim ve performansın arttığı bilinmektedir. Bu çalışmada aydınlık düzeyi ve renk sıcaklığının performansa olan etkisi araştırılmıştır. Fiziksel konfor koşullarının sağlandığı bir deney düzeneğinde, psikolojik konfor koşullarını araştırmak için dört farklı aydınlık düzeyi (500-750-1000-2000 lx) ve üç farklı renk sıcaklığı (4000ºK-2700ºK- Karma Renk Sıcaklığı) ile sekiz farklı aydınlatma senaryosu oluşturulmuştur. Her bir aydınlatma senaryosunda, aydınlık düzeyinin ve renk sıcaklığının ölçülen tek parametre olduğu koşulda performans ölçümleri ve mekân algılama değerlendirilmiştir. Anket çalışması yapılmış, sonuçlar Mann Whitney İşaret Testi ve? 2 Testi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları aydınlık düzeyinin tek değişken olduğu koşulun performansa etkisinin olmadığını, ancak mekân algılamayı etkilediğini göstermektedir. Renk sıcaklıklarındaki değişim mekân algılamada ve performans ölçümlerinde fark yaratmıştır.
|
Aydınlık düzeyi, renk sıcaklığı, parıltı, öznel parıltı, algılama.
|
keyword: Oğuz Sözcüğünün Kökeni Üzerine Yeni Düşünceler En büyük Türk boy birliklerinden biri, aynı zamanda efsanevî bir Türk hakanının adı olan oğuz sözcüğünün kökeni üzerine birçok çalıGma yapılmıGtır. Bununla birlikte bu sözcüğün kökeni üzerinde bir görüG birliği sağlanamamıGtır. Oğuz sözcüğü ile ilgili yeni bir köken bilgisi denemesi olan bu çalıGmada, oğuz sözcüğü üzerine Gimdiye kadar yapılmıG olan köken bilgisi denemeleri kısaca özetlenmiG ve tarihî verilerin ıGığında, aynı zamanda Oğuz Kağan Destanı'nı da içine alan yeni bir köken bilgisi denemesi yapılmıştır.
|
Adbilim, Köken bilgisi, Oğuz kağan, Oğuz
|
keyword: AVRUPA KONSEYİ İLETİŞİMİN DENETLENMESİ VE GİZLİ İZLEME RAPORU* (En İyi Uygulama Mütalaası 3) Ceza yargılaması sisteminin demokratik toplumlardaki en önemli fonksiyonu, hukuk devleti ilkesine bağlı kalmak ve sadece suç şüphesi altında bulunan veya suçlanan kimselerin değil aynı zamanda masum bireylerin en temel insan haklarının, özel hayatlarının devlet ve devletin organlarının keyfi ve kanunsuz müdahalelerine karşı korunmasını sağlamaktır. Organize suçların yapısı gereği, organize örgütlerine eylemleri, çoğu kez içeriye sızmalara karşı sıkı önemler almış olan kapalı bir grup sistemi içerisinde planlanmakta ve bu sistem dâhilinde yönetilmektedir. Bu sebeple organize suçların aydınlatılması ve aktiviteleri hakkında delil toplanması diğer bazı suçlarda olduğu kadar kolay değildir. Klasik soruşturma ve delil toplama metodları (örneğin tanık, maddi deliller vs.) çoğu zaman etkisiz ve yetersiz kalmaktadır. Günümüzde, organize suç soruşturmaları bakımından modern teknoloji neredeyse sınırsız imkânlar sunmaktadır. Bununla birlikte, bu sınırsız soruşturma imkânları, özellikle çoğu demokratik toplumlarda, başta anayasal bağlam olmak üzere çoğu etik, yasal engelleri ve tartışmaları da beraberinde getirmektedir.
|
Organize suç, iletişimin denetlenmesi, gizli izleme, suç soruşturması, özel soruşturma metodları.
|
keyword: KONSORSİYUM SÖZLEŞMESİ İçerisinde bulunduğumuz yüzyılda teknolojideki hızlı gelişmeler ve modernleşme doğrultusunda otoyollar, hızlı raylı sistemler, devasa havaalanları, barajlar vb. yatırımların icrası söz konusu olmaktadır. Ancak bu ve benzer yatırımların tek bir kişi veya şirket tarafından gerçekleştirilmesi mümkün olamamaktadır. Anılan bu yatırımların yapılması çok büyük ekonomik gücü gerektirdiği gibi teknik bilgi ve uzmanlığı da gerektirmektedir. Bu bağlamda kişi veya şirketler bir ortaklık kurmak ve riski paylaşmak suretiyle yüklendikleri işin üstesinden gelmektedirler. Bu noktada kurulan ortaklıklar hukuk literatürüne konsorsiyum ve Joint Venture kurumlarını kazandırmıştır.
|
Konsorsiyum, joint Venture, konsorsiyum lideri, adi ortaklık, müteselsil sorumluluk
|
keyword: Bursa'nın ipekçilikle ilgili endüstri mirasının korunması Tarihi İpek Yolu üzerinde eski bir ipekçilik merkezi olan Bursanın tarihi kent dokusu içinde yer alan onbir ipek fabrikası, kentin ipekçilikle ilgili geçmişinin 19. ve 20. yüzyıldan kalan izleridir. Kentteki ipekçilik faaliyetinin 1980lerden sonra terk edilmesiyle özgün işlevlerini yitiren bu fabrikalar bakımsızlık, ihmal, bilinçsiz onarım ve yenileme gibi nedenlerle harap olmakta, değişmektedir. Bu çalışmada, Bursadaki ipek fabrikalarının mevcut durumları belgelenerek, ipekçilikle ilgili endüstri mirası olarak tanınmaları ve yaşatılmaları için olanaklar araştırılmıştır. Bursanın ipekçilik tarihi ve fiziksel dokusunun gelişimi ile ilgili birer belge niteliği taşıyan fabrikaların özgün değerlerini koruyarak geleceğe aktarılabilmeleri için öneriler geliştirilmiştir.
|
Bursa, ipekçilik, ipek fabrikaları, endüstri mirası, koruma.
|
keyword: Sibertektonik Mekân Sibertektonik Mekân, sibernetik bilginin mekânın tektoniğine eklemlenmesi ve bu çok katmanlı yeni mekânın bedene eklemlenmiş sibernetik uzantılarla kavranabilmesi sonuncunda yeni bir mekân deneyimi sunmaktadır. Bu çalışma ile insanın mesken tutma/varoluş sürecinde, gelişen yeni teknolojiler ve arayüzler doğrultusunda mimarlığın temel sorunsalı olan mekân ve mekânsal deneyim bağlamında açığa çıkma potansiyeli olan yeninin ipuçlarını araştırılmıştır. İnsanın mesken tutma/ varoluş sürecinde Sibertektonik Mekânın yerinin mimarlık bağlamında araştırılması, yorumlanması ve anlamlandırılmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Sibertektonik Mekâna ilişkin araştırmanın kuramsal perspektifinin geliştirilmesinde Sanallık Gerçeklik Paradigması, Sibermekân Olgusu, Beden Mekân Deneyimi ve Uzantı Olgusu, Olay- Mekân-Eylem Örüntüsü kavramları temel kurguyu oluşturmaktadır. Bu kurgu bağlamında gerçekleştirilen uygulamalar ile araştırma sürecinde sibertektonik mekan kavramı anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Mevcut bir fiziki mekâna müdahale ederek, sibernetik öğelerle artırılmış bir mekân deneyiminin keşfedildiği Mekan +: Kütüphane, Mekan +: Sergi, Mekan +: Kampüs uygulamaları ile Sibertektonik Mekânın sunduğu yeni mekan deneyimine dair olasılıklar, ilk elden deneyim ve katılımcı gözlem yöntemleriyle elde edilen bilgi ve deneyimler yorumlanmıştır.
|
Beden, Mekan, Olay, Sanallık, Artırılmış Gerçeklik
|
keyword: İstanbul'da deprem riski analizi Deprem risk analizi; sismik tehlike ve alana ilişkin verilerin bir arada incelenerek olasılıkların ortaya konulmasıdır. Deprem riskini etkileyen faktörler; deprem tehlikesi, arazi kullanımı, demografik yapı ve ekonomik yapı başlıkları altında incelenmektedir. Bu faktörlerin kendi grup ve alt gruplarındaki karşılaştırmaları ve değerlendirilmelerinin yanı sıra, birbirleriyle olan etkileşimleri de deprem risk haritalarının hazırlanmasında önem kazanmaktadır. Çalışma alanı olarak seçilen İstanbul, tarih boyunca sayısız deprem yaşamıştır. Bunların arasında 1509, 1766 ve 1894 depremleri kent genelinde ve çevre yerleşmelerde büyük yıkımlara neden olmuştur. Bu depremlerin oluşumuna neden olan Kuzey Anadolu Fayının Marmara içinden geçen kollarının önümüzdeki yıllar içinde yine kırılarak büyük bir deprem oluşturması beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiyenin nüfus açısından en büyük şehri olan ve aynı zamanda Kuzey Anadolu Fay hattının batı kanadına yakınlığı nedeniyle deprem tehdidi altında bulunan İstanbulun yapılaşmış, demografik ve ekonomik çevre değişkenleri ile mevcut potansiyelleri kapsamında deprem riski açısından değerlendirilmesidir. İstanbulda depreme bağlı risk düzeylerinin hesaplanmasında kullanılan ana bileşenler analizi yöntemiyle belirlenen 5 temel faktörden arazi kullanımına ilişkin olan faktörlerin deprem tehlikesi değişkeninden daha yüksek değerler alması, risk değerlendirmede yerleşmelerin tehlikeye açıklık seviyelerinin ne kadar belirleyici olduğunun bir göstergesidir. Deprem tehlikesinin büyüklüğünün yanı sıra, İstanbulun gelişmesindeki plansızlık deprem riskinin artmasında en büyük rolü oynamaktadır.
|
Deprem, hasar görebilirlik, risk analizi, İstanbul.
|
keyword: CİNSEL SUÇLULARIN TRETMANI Bu makalede cinsel suçlulara yaklaşım ve kamuoyunda kimyasal hadimliği içeren Kanun Tasarısının yerindeliği irdelenmektedir.
|
Cinsel suçlu, cinsel sapık, cezaevi rejimi, kimyasal hadimlik, rıza.
|
keyword: İNSAN HAKLARININ TARİHSEL PERSPEKTİF İÇERİSİNDEKİ GELİŞİMİ İnsan haklan kavramı insanın sırf insan olması dolayısıyla, doğuştan ya da ana rahmine düşmesinden itibaren sahip olduğu ve devlet ve bireyler tarafindan dokunulamayan haklar bütününü ifade eder. Doğal hukuk kökenli olmaları dolayısıyla insan haklan, büyük ölçüde bir çeşit doğal hak olarak kabul edilir. Kişi hürriyetleri ve siyasal haklar ile sosyal ve ekonomik haklar yanında, üçüncü kuşak haklar olarak yeni insan haklan ya da dayanışma haklan ismiyle, yeni bir insan haklan kategorisinin oluştuğunu görüyoruz.
|
İnsan hakları, doğal hukuk, kişisel ve siyasal haklar, ekonomik ve sosyal haklar, yeni insan hakları ya da dayanışma haklan.
|
keyword: Aranın Keşfi: Deneysel, Yenilikçi Bir Yöntem Olarak Görsel Etnografi Bu makalenin hedefi bedensel, yaratıcı, performatif ve araştırmacının öznelliğini yansıtarak geliştirdiği araştırma yöntemlerine dair bilgi külliyatına katkıda bulunmaktır. Sosyal olguları araştırırken arada oluş ve eşikte olma halini vurgulayarak çalışmanın gerekliliği önerilmektedir. Sosyal bilimde epistemolojik sorunlar bağlamında temsiliyet ve gerçeklik meselesi eleştirel bir yönden tartışılarak, deneysel ve yenilikçi yöntemlerin aranması gerektiği savunulmakta ve görsel etnografi önerilmektedir. Bu makale araştırmacının dans ile video kamera arasında deney ve deneyim yoluya sahadan çıkardığı bir bilgi olarak sosyal olguların akış halinde, her daim hareket içinde oluşunu ve geçici, uçucu olma halini savunmakta ve bunları ara kavramı çerçevesinde tartışmaktadır. Bu bağlamda video etnografisi uzlaşımsal sosyal bilim yöntemleriyle ulaşamayacağımız başka türden bir bilgiye ulaşmak için uygun bir yöntem olarak önerilmektedir. Bu makaleye kaynaklık eden araştırma esnasında yüksek tempolu, tekrara dayalı ritmik ve zamansal devamlılık arz eden müzik ortamlarında gerçekleşen dans pratiği araştırılmış ve sonuç olarak dansın bir yere ya da manaya çakılamaz, sabitlenemez, sınırlanamaz, tanımlanamaz ve yazıya indirgenemez olma hali vurgulanmıştır.
|
temsiliyet, görsel etnografi, yöntem, hermenötik, dans araştırmaları
|
keyword: Televizyon Dizilerinde Marka Yerleştirme Stratejileri Üzerine Bir Araştırma Etkili bir iletişim aracı olan televizyonun izleyici sayısının giderek artmasını dikkate alan işletmeler, hedef kitlelerine ulaşmak amacıyla farklı iletişim yöntemleri kullanmaya yönelmektedirler. Bunlardan biri de marka yerleştirme stratejileridir. Bu stratejiler; gizli marka yerleştirme, programla markanın uyum sağladığı yerleştirme ve programla markanın uyum sağlamadığı yerleştirmedir. Bu çalışmada, söz konusu stratejileri tercih eden tüketicilerin demografik özelliklerinin farklı olup olmadığı sorusuna cevap aranmıştır. Araştırmanın örnek kütlesi, katmanlı örnekleme yöntemiyle belirlenmiş ve veriler, 364 müşteriden yüz yüze anket yöntemiyle toplanmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre, farklı demografik özellikteki tüketicilerin farklı yerleştirme stratejilerini tercih ettikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca her pazar grubunun marka yerleştirmeden beklentileri de demografik özelliklere göre farklılık göstermektedir.
|
Marka Yerleştirme Stratejileri, Marka, Televizyon Sponsorluğu
|
keyword: Cephe kaplama malzemelerinin simgesel anlamı, bir değerlendirme çalışması Yapılaşmış çevrenin anlamı üzerine odaklanan pek çok çalışma yapının kendisine ait unsurlarla anlam ilettiğini göstermektedir. Sözü edilen çalışmalar yapının biçimi, büyüklüğü, rengi, mimari tarzı gibi unsurlarına dayanarak yapının anlamını sorgulamaya çalışmıştır. Bu çalışma ise; mimari yapısal çevrenin biçimlendirilmesinde kullanılan ve anlam ilettiği düşünülen malzemenin simgesel anlamı üzerine odaklanmaktadır. Cephe kaplaması olarak kullanılan malzemelerin işlevden bağımsız, kendi başına ilettiği anlam ile bir işleve bağlı olarak biçimlenmiş bir yapıda kullanılması durumunda ilettiği anlamların belirlenmesi ve karşılaştırılması bu çalışmanın konusudur. Bu kapsamda; malzemenin her iki durumda ilettiği anlamlar saptanmış, böylece malzemenin işlevsel bir yapıda kullanılması durumunda anlamının değişip değişmeyeceği sorgulanmıştır. Anlamın değişmesi konusunda yapılacak karşılaştırma için yaygın bir işlev olması ve kullanıcısının kimliğini yansıttığı görüşünden yola çıkarak konut tercih edilmiştir. Malzemelerin uygulandığı konut görüntüleri inşa edilmiş örnekler yerine simulasyonla elde edilmiştir. Böylelikle deneklerin görüntülerde konutun biçim ve büyüklüğü, mimari tarzı gibi konulardan etkilenerek yorum yapması engellenmeye çalışılmıştır. Uygulama için taş, ahşap, sıva, tuğla ve kompozit malzeme seçilmiştir. Konutta kullanılan malzemelerin anlamı, deneklerin konutun varsayılan kullanıcısı hakkında ilettiğini düşündükleri anlamlara dayanarak bulunmuş ve malzemenin işlevden bağımsız ilettiği anlamlarla karşılaştırılmıştır. Uygulama çalışmasından elde edilen sonuçlar seçilen malzemelere göre anlamın hangi yönde değiştiğini gösterirken; malzemelerin ilettikleri anlama dayanarak kullanılabileceği işlev tiplerinin de neler olabileceği konusunda da bilgiler vermektedir.
|
Simgesel anlam, cephe kaplama malzemesi, konut.
|
keyword: Reel Döviz Kuru ve Dış Ticaret Dengesi İlişkisi Bu çalışmada, reel döviz kuru değişimlerinin Türk dış ticaret dengesi üzerindeki etkileri, farklı mal grupları dikkate alınarak belirlenmeye çalışılmıştır. 1995:1-2004:4 dönemini kapsayan bir veri seti ile modern zaman serisi teknikleri kullanılarak, şu sonuçlara ulaşılmıştır; 1) Değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişki yoktur. 2) Kısa döneme gelince; reel döviz kuru ve ticari denge arasındaki ilişki, temel olarak sermaye malları ticareti tarafından belirlenmektedir.
|
marshall-lerner şartı, reel döviz kuru, ticari denge, birim kök, yapısal kırılma, nedensellik, etki-tepki, perron birim kök testi.
|
keyword: Forecasting The Exchange Rate Series With Ann: The Case Of Turkey Zaman serilerindeki hem doğrusal, hem de doğrusal olmayan yapıyı Yapay Sinir Ağlarıyla (YSA) modellemek mümkün olduğundan, YSA yönteminin doğrusal olmayan yapıya sahip kaotik serilerin modellenmesinde de kullanımı uygun olacaktır. Bu nedenle, yapılan çalışmada, yüksek dalgalanma gösteren Türkiye TL/US dolar döviz kuru zaman serisinin modellenmesinde YSA yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar göre, YSA yönteminin mevsimsel ARIMA ve ARCH gibi modellerden daha iyi öngörüler ürettiği görülmüştür. Ek olarak, Türkiye döviz kuru zaman serisinin çözümlenmesinde, YSA yöntemi kullanımının detayları da verilmiştir.
|
Aktivasyon fonksiyonu, ARIMA, ARCH, Döviz kuru, Kaotik seriler, Öngörü, Yapay sinir ağları, Zaman serileri
|
keyword: Bulanık Kümeleme ve Diskriminant Analizi Yardımıyla İnsani Gelişmişlik Endeksine Alternatif Bir Yaklaşım Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından 1990 yılından beri her yıl yayınlanan İnsani Gelişmişlik Endeksi ülkelerin bu anlamda bir değerlendirmesini yapmaktadır. Endeks yardımıyla ülkelerin gelişmişliklerine ait yıllık değişimler belirlenebilmekte ve ülkelerin kendi aralarındaki kıyaslamalar gerçekleştirilebilmektedir. Ancak endeksin hesaplanmasında kullanılan değişkenlere ve yönteme ilişkin eleştirel yaklaşımlar günümüzde halen devam etmektedir. Bu çalışmada Avrupada yer alan 38 ülkenin gelişmişlik düzeylerini incelemek amacıyla kümeleme analizi ve diskriminant analizi tekniklerinden yararlanılmış- tır. Elde edilen gelişmişlik gruplarına ilişkin diskriminant fonksiyonu oluşturulmuş ve fonksiyondaki önemli göstergeler belirlenmiştir.
|
İnsani Gelişmişlik Endeksi, Klasik ve Bulanık Kümeleme, Diskriminant Analizi
|
keyword: MARKAYA YÖNELİK İLETİŞİM VE MARKA DEĞERİ AÇISINDAN TÜKETİCİ TERCİHLERİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN HAVAYOLU MÜŞTERİLERİ ÜZERİNDE İNCELENMESİ Çalışmanın amacı, markaya yönelik iletişim ve marka değeri açısından tüketici tercihlerini etkileyen faktörlerin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada öncelikle teorik bölümde literatür taramasına yer verilmiştir. Gerçekleştirilen literatür taramasına göre, marka aslında işletme için bir isim ve sembol olmanın çok ötesinde ortaya çıkardığı değerle işletmenin müşterilerine yansıtılan değerine katkıda bulunan stratejik bir kavramdır. Tüketicilerde ürüne yönelik belirli bir talep ve bağlılık yaratarak satışları düzenli kılan marka, tüketicilerin artan talebi yönünde firmaya gelecek için yüksek bir değer yaratabilmektedir. Buna bağlı olarak da, dokunulmaz bir değer olarak müşteri ilişkilerinde güvenilirlik ve ürün kalitesi konusunda mesajlar içeren marka, stratejik olarak işletmelerin bilançolarında görünen somut varlıklarından çok daha önemli olabilmektedir. Çalışmanın uygulama bölümünde ise marka değerinin artırılması sürecinde tüketiciler açısından etkili olan faktörlerin belirlenmesi ve bu ilişkilerin modellenmesi amacıyla havayolu müşterileri üzerine bir araştırma yapılmıştır. Araştırmanın ana kütlesi İstanbul Atatürk Havalimanı dış hatlar terminali gidiş salonlarında yer alan yerli yolculardan meydana gelmektedir. Araştırmada basit tesadüfi örnekleme yönteminin kuralları dikkate alınarak 478 adet yolcu ile İstanbul Atatürk Havalimanı dış hatlar terminali gidiş salonlarında yüz yüze anket yapılmıştır. Araştırmada istatistiksel olarak anlamlı bulunan test sonuçlarına göre, tüketicilerin havayolu şirketi ile uçma kararını etkileyen faktörler; kurumsal iletişim, ulaşılabilirlik, hizmet kalitesi, teknik yeterlilik, bilgilendirme, prestij ve kolaylık olarak ortaya çıkmıştır.
|
Marka değeri, marka iletişimi, marka yönetimi.
|
keyword: SİYASET KURUMUNUN ORTAK GÜNAHI YASAMA REFORMU İncelemede yasama organının, içinde bulunduğumuz Cumhuriyet dönemi üçüncü kuşağındaki durumu analiz edilmektedir. Meclisin, kendiliğinden işleyen kurumsal reflekse sahip olmaması ve işlevsel zaafı nedeniyle bir yasama krizinin varlığı tespit edilmektedir. Bu sorunları aşmak ve millet iradesini sisteme daha güçlü şekilde aktarmak için yasama reformunun gerçekleştirilmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle söz konusu reform için sorunlar ve çözüm önerileri sunulmaktadır. Reformun ruhu, genel kapsamı ve yöntemleri incelemede ortaya konmaktadır.
|
TBMM, meclis, yasama, yasama organı, yasama reformu, siyaset, demokrasi.
|
keyword: Rumelinin Kaybının Türk Şiirindeki Akisleri Rumelinin Kaybının Türk Şiirindeki Akisleri
|
Şiir, Rumeli, kayıp, özlem, dram, Balkan Savaşı
|
keyword: Başkurt Türkçesinde Kiplik Parçacıkları Başkurt Türkçesinde kisäksä (Rus. çastitsa), edat benzeri yapılar anlamına gelmektedir. Bu terime karşılık araştırmacılar enklitik, ek-edat, kuvvetlendirme edatı veya pekiştirme edatı terimlerini kullanmışlardır. Bu çalışmada söz konusu kavram parçacık terimi ile karşılanacaktır. Parçacıklar çoğu zaman içinde geçtikleri cümleye çeşitli kiplik anlamlar yüklemekte olup Başkurt Türkçesinde oldukça yaygın kullanılmaktadır. Başkurt gramerlerinde anlam açısından bir birlik olmakla beraber parçacıkların sınıflandırması konusunda bazı farklılıklar göze çarpmaktadır. Bu çeşitli sınıflandırmalar içerisinde parçacıkların belirli bir bölümü gramatik anlamlar ifade ederken, bir bölümü ise eklendiği kelime ya da cümlede farklı kiplik anlamlara işaret etmektedir. Bu türden kiplik anlamlara işaret eden parçacıklar tarafımızdan kiplik parçacığı (modal kisekse) terimi ile karşılanacaktır. Bu çalışmada, kiplik parçacıkları içerisinden Başkurt Türkçesinde kiplik anlamlara işaret eden da (dä, Âa, Âä, la, lä, ta, tä), dabaha (däbaha, Âabaha Âäbaha, labaha, läbaha, tabaha, täbaha), bit, indí, kiplik parçacıklarının işaret ettiği doğrulama, tasdik, kuvvetlendirme, şüphe, tereddüt vb. gibi çeşitli kiplik anlamları, Başkurt edebî metinlerinden alınan örneklerden hareketle tespit edilmeye çalışılmıştır.
|
Başkurt Türkçesi, kiplik, parçacık, kiplik parçacığı.
|
keyword: Mimari yapısal ögelerin tasarımında 'teknoloji-tasarım' etkileşimi Binada görülen yapısal kalite problemlerinin kullanıcı sağlık ve güvenliği, ekonomi, sürdürülebilirlik gibi farklı alanlar üzerinde etkisi bulunmaktadır. İstenilen kalitenin sağlanabilmesinde etkili bina üretim süreci aşamalarından biri, mimari yapısal ögelerin tasarımıdır. Yapısal öge tasarlanırken kullanılabilecek gerçekleştirme teknolojileri ayrıntılı olarak ele alınmakta, değerlendirilerek yapısal çözüm kesinleştirilmektedir. Bununla beraber bina sektöründeki uzmanlaşma nedeniyle, mimarların gerçekleştirme teknolojilerini bina üretim projesi özel koşullarına göre değerlendirebilmesi zorlaşmaktadır. Buna bağlı olarak oluşturulan çözümlerde gerçekleştirme teknolojileri doğru biçimde kullanılamamakta, yapısal kalite problemleri oluşmaktadır. Tasarım veri işleme ve dönüştürme eylemi olarak açıklanabilmektedir. Bu çalışmada amaçlanan, mimari yapısal öge tasarımında veri işleme/dönüştürme süreçlerindeki uzmanlaşmayla bağlantılı problem alanlarının belirlenmesi ve gerçekleştirme teknolojilerinin doğru kullanımı için araştırılması gerekli tasarımla ilişkili alanların ortaya konulmasıdır. Çalışmada bu kapsamda öncelikle mimari yapısal ögelerin tasarımında mevcut durum ele alınmış; tasarımcıların çalışma yaklaşımları, gerçekleştirme teknolojileri ortamının özellikleri ve bina sektöründe bilgi yönetimi irdelenerek veri işleme/dönüştürme açısından problemli alanlar ortaya konulmuştur. Buna bağlı olarak, gerçekleştirme teknolojisi enformasyonunu tasarımda kullanmaya yönelik tasarım yöntemi çalışmalarına ve gerçekleştirme teknolojisi enformasyonunu tasarıma uygun içerik ve biçimde düzenlemeye/sunmaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmesi gerektiği görülmektedir. Kullanılan tasarım yaklaşımları ihtiyaç duyulan enformasyon üzerinde belir-leyici olduğundan çalışmanın devamında tasarım süreci ele alınmış; ürün ve mühendislik tasarımın-da, mimarlık uygulamalarında ve mimari yapısal öge tasarımında analiz süreci irdelenmiştir. İrdele-me sonucunda, mimari yapısal öge tasarımında analiz sürecini tanımlamaya ve analiz yöntemleri oluşturmaya yönelik çalışmalara öncelik verilmesi gerektiği görülmüştür.
|
Mimari yapısal öge, tasarım, gerçekleştirme teknolojisi, veri işleme ve dönüştürme, enformasyon, gereksinme.
|
keyword: ELEKTRONİK CÖNK KAVRAMı VE TÜRK HALKBİLİMİ'NİN DEGERİ BİLİNMEYEN KAYNAKLARI Aşıklık geleneğinde, teknolojik gelişmelerle birlikte geniş kitlelere hitap etmenin bir yolu da kaset yapmak olarak ortaya çıkmaktadır. İlk örneklerinden bu güne kadar çok çeşitli özellikler içeren kasetlerde büyük bir zenginlik vardır. Bu kasetler günümüzde de yapılmaktadır ve popüler olduğu dönemde, yapımcı fırmalar için olduğu kadar, aşıklar ve hedef kitle için de önem taşımaktadır. İçerik olarak cönklerin yüklendiği işlevlerin barındıran bu yapırnlar cönklerden farklı olarak aşık ezgilerini barındırmasıyla da önem taşımaktadır.
|
aşık kasetleri, sözel şiir, cönk, elektronik cönk
|
keyword: BAUMANIN BÜROKRATİK RASYONALİTE OLGUSUNA ETİK YAKI, AŞIMI Zygmunt Bauman bürokratik rasyonel ite olgusuna oldukça şiddetli eleştiriler getirmiştir. Bauman rasyonalite eleştirisinde Max Weberin çalışmalarından oldukça geniş ölçüde yararlanmıştır. Wcbcr ile rasyonalite yaklaşımında hatırı sayılır benzeşmeler olsa da, bürokrasinin ahlaki eksiklikleri konusunda çarpıcı farklılıklar ortaya koymaktadır. Baumanın Weberden ayrılması, modem toplumun bürokratikleşmesinde rasyonalitenin önemli etik sorunlara yol açmasını vurgulamasıyla başlar. Bu çalışmada Baumanın bürokratik rasyonaliteye etik yaklaşımı İncelenmektedir. Baumanın bürokratik rasyonellik eleştirisinin temel yapısı şekillendirildikten sonra, Weberyen bakış açısına benzer görünen bürokratik rasyonalitenin ahlaki eksikliğine dair yaklaşımlarının Weberden önemli farklılıklar gösterdiği açıklanmaktadır.
|
Bauman, bürokratik rasyonalite, etik
|
keyword: XV-XVI. Yüzyıl Azerbaycan Edebiyatının Önemli Bir Temsilcisi: Kişverî Nimetullah Kişverî, Azerbaycan şiirinin önemli temsilcilerinden birisidir. Azerbaycan edebiyatının şekillenme döneminde yazdığı Türkçe şiirlerle edebî dilin gelişiminde büyük rol oynamış, kendisinden sonra gelen şairleri etkilemiştir. Bu makalede, Kişverînin çok fazla bilinmeyen hayatı, şiirleri, şiirlerini topladığı divanı ve daha önceki yayınlarda söz edilmeyen divan nüshaları hakkında bilgi verilecektir.
|
Nimetullah Kişverî, Kişverî, Azerbaycan edebiyatı, Azerbaycan şiiri, Kişverî Divanı
|
keyword: Şehir eski merkezlerinde yeniden canlandırma: İstanbul-Eminönü örneği Dünya şehirlerinde ve Türkiyede çok boyutlu mekan olma özelliğine sahip şehir eski merkezlerinin çoğu düşük nitelikli çevre kalitesi, eğitim vd. hizmetlerin yetersizliği, yüksek düzeyde suç ve şiddet imajıyla değerlendirilmeye başlanmış, aynı zamanda kırsal kesimden göçle gelenlerin yerleştiği alan olma durumu devam etmiştir. Bu anlamda şehir eski merkezleri, çağdaş yaşam standartları ve sağlıklı çevre özelliklerinden uzak, aslına uygun olmayan fonksiyonel kullanım ve kullanıcılar, vb nedenlere bağlı olarak, şehrin fiziksel, işlevsel, ekonomik ve sosyal yapısını olumsuz yönde etkilemiş, çekicilik ve cazibe özelliklerini yitirmiştir. Yapılan alan araştırmasında İstanbul-Eminönü ilçesinde de benzer problemlerin olduğu tespit edilerek, konuyla ilgili çözüm önerileri geliştirilmiştir.
|
Şehir eski merkezleri, yeniden canlandırma, şehirsel canlılık.
|
keyword: BİLİM VE KÜLTÜR AKTARICıSı OLARAK YAZı Yazma, dört temel dil becerisinden biridir. İnsanoğlu, yazının icadından sonra, binlerce yıldır konuşmanın yanı sıra yazı denilen sistemle de iletişim kurmuştur. Yazının icadı insanlık tarihinin en büyük sıçraması olarak kabul edilir. çünkü, insanoğlunun birikimleri yazı sayesinde nesilden nesilc aktarılarak günümüze ulaşabilmiştir. Sözle aktarım, yazı kadar kalıcı olamamıştır. Yazı sayesinde tarihten haberdar olunmuş, bilim ve kültürün sonuçları uygulama alanına sokularak hayata geçirilmiştir.
|
Yazı, bilim, kültür, insanlık
|
keyword: Çevrimiçi Basında Okuma Pratiklerinin Değerlendirilmesi: Kağıt Gazeteden İnternette Gazeteye Günümüzde, sayısal iletişim ortamların hızlı teknolojik evrimi sayesinde internet, yazılı basının yeni yayın organı olmuştur. Yazılı basın alanında bu durum yeni yazım tekniklerinin doğmasına ve okuyucuların haber okuma alışkanlıklarının değişmesine neden olmuştur. Bu araştırmanın amacı iki farklı medya üzerinde yayınlanan haberlerin okuyucu üzerindeki etkilerini karşılaştırmaktır: Basılı gazete ve gazetelerin internet yayını. Araştırma, internet üzerindeki yayınların haberi anlama, akılda tutma ve habere yorum yapma alanlarındaki etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Gazetelerin internet yayınlarının gelişimiyle birlikte ortaya çıkan yeni okuma alışkanlıklarını analiz etmek için çalışmanın birinci ayağında 120 öğrenciyle bir anket çalışması yapılmıştır. Niteliksel bir analizin gerçekleştirildiği ikinci aşamada, günlük hayatlarında haber takibi için internetten yararlanan 20 üniversite öğrencisiyle bilgisayar başında bir gözlem testi gerçekleştirilmiş, bunu takiben bir post-değerlendirme anketi ve yarı-yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. "Görev gözlem" metoduyla gerçekleştirilen gözlem bölümünde ve tamamlayıcı etaplarda, "Le Monde" gazetesi ve aynı gazetenin internet yayını "lemonde. fr" internet sitesinden yararlanılmıştır. Sonuçlar "yeni" okuyucunun basılı gazeteden ve internet yayınlarından haber okurken farklı yaklaşımları benimsediğini göstermiştir.
|
gazete, internet, okuma, kavrayış, akılda kalıcılık
|
keyword: FİLMLERLE İLETİŞİM VE YABANCILAŞMA Yabancılaşma konusu genellikle iktisadi, sosyolojik ve psikoloji boyutlarıyla tartışılmıştır. Oysa bir anlam paylaşımı olarak iletişim, yabancılaşmayla doğrudan ilişkilidir. Buna karşın iletişim ile yabancılaşma ilişkisini, analize filmleri de katarak inceleyen çok az çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma, yabancılaşma kavramını tartışarak, yabancılaşmanın iletişim ile ilişkisini incelemektedir. Buna göre insanın kendi ürettiği sembollerine, medyanın üretim bölgesinde üretilen sembollere yabancılaşması yeni iletişim araçlarıyla giderek yaygınlaşan bir görüngü haline gelmektedir. İnsanlar günümüz dünyasında sembol üretim faaliyetine ve bu bağlamda giderek diğer insanlara da yabancılaşmaktadır. Günlük yaşamda sergilediğimiz gülümsemenin dahi gerçekten insani bir gülümseme olup olmadığı yabancılaşma kavramı çerçevesinde incelenmesi gereken bir konudur. Ancak yabancılaşma sadece yapısal boyutta tartışılamaz. Bunun yanı sıra insanın bir özne olarak iradi yönünü göz önüne almamız gerekir. Yapı ve özne arasındaki ilişki sosyal teorinin ana konularından birisidir. Faillik, yabancılaşma sorununun aşılmasında kilit kavramlardan birisidir.
|
Yabancılaşma, İletişim, Sinema
|
keyword: Yeniden Türkçe Çocuk Sözcüğünün Kökeni Üzerine Bu çalışma, Milan Adamovicin 2008 yılında Türkbilig dergisinin 15. sayısında (s. 8-12) yayımladığı yazıyı tartışmaktadır. Bu çalışmada Adamovicin teklif ettiği etimolojinin bir unsurunun en azından daha önceki teklifleri değiştirme açısından kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu unsurun, Stachowskinin eski bir etimoloji denemesi ile olası bir birleşimi, oldukça tartışmalı bu ilginç Türkçe sözcüğün kökenini doğru bir şekilde tesis etmede işleri bir dereceye kadar kolaylaştıracağı düşünülmektedir.
|
Türk Dili, Kökenbilgisi, Söz Varlığı, Ağızbilimi
|
keyword: Başkurt Türkçesinde Aile ve Akrabalık İsimlerinde Kullanılan -y Biçimbirimi Türkçede küçültme, sevgi, acıma ve pekiştirme işlevleri için kullanılan birçok biçimbirim bulunmaktadır. Bunlar Türkçenin tarihî dönemlerinden itibaren çeşitli Türk lehçelerinde birtakım ses değişiklikleri ile şekillenerek kullanılagelmiştir. Bu çok çeşitli biçimbirimlerden biri de Başkurt Türkçesinde aile ve akrabalık isimlerinde görülen -y biçimbirimidir. Söz konusu biçimbirimin eklendiği aile ve akrabalık isimlerinin bu biçimbirimi almadan da ikili bir şekilde kullanılıyor olması dikkate değerdir. Makalede, -y biçimbiriminin Başkurt Türkçesindeki işlevleri ile eklendiği aile ve akrabalık isimlerine ne tür bir anlam ayrıntısı kattığı Başkurt edebî dilinden seçilen örnekler doğrultusunda incelenmiştir.
|
Aile isimleri, akrabalık isimleri, küçültme eki, pekiştirme eki, hitap/seslenme
|
keyword: Cumhuriyetin kültür kurumu olarak Halkevi Binaları Bu çalışma, 1930lu yıllarda, Erken Cumhuriyet Dönemi Modernleşmesini ve Modern Mimarlığını, Cumhuriyetin oluşturduğu sosyal kurumlardan biri olan Halkevi Binaları aracılığıyla anlamaya yöneliktir. Çoktan yok olmaya başlayan Cumhuriyet Mimarlığının önemli bir üyesi olan Halkevleri, kurumsal ve mekânsal özellikleri açısından ele alınmaktadır. Söz konusu dönemde bazı Avrupa ülkelerinde ve Türkiyede etkili olan devlet ideolojisi programı kapsamında ortaya çıkan bu kurumları, genelde dönemin ideolojik-politik gerçeklerine bağlı olarak anlamak ve açıklamak sıkça başvurulan yaygın bir yaklaşımdır. Ne var ki bu çalışma, Halkevlerinin ideolojik-politik boyutu yanında göz ardı edilen ya da çoğu kez ilişkili olarak değinilen kültür-eğitim boyutu üzerine yoğunlaşmaktadır. Halkevlerinde yetişmiş birçok aydının, Kemalist ideolojiyi kitlelere ulaştırmada etkili olduğu bilinmekle beraber bu kurumların, yeni bir toplum yaratmayı başarmak amacıyla tasarlanmış Halk Okulları olduğunun altı çizilmektedir. Bu okullarda her yaş ve sınıftan bireyin, kadın ve erkeğin birlikte olduğu bir dizi etkinlikler programlanmakta ve daha da ötesi bu etkinlikleri gerçekleştirmek amacıyla oluşturulan mekânlar aracılığıyla da çağdaş bir yurttaş olma yolunda eğitim ve öğrenim vermek hedeflenmektedir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada, özellikle kurumların kuruluşları sırasında ve faaliyette oldukları süre içinde üretilmiş her türlü yazılı dokümana başvurulmuş ve daha da önemlisi böyle bir kurumsal varlığın mekânsal karşılığı olan Halkevi Binaları, ulaşılabildiği ölçüde mevcut örnekler üzerinden incelenmiştir. Bu doğrultuda konum, program ve mekânsal organizasyon konusunda analiz edilen örneklerde, çağdaş gereksinmeler, kamusal yaşam ve mekân ilişkisinin izleri aranmıştır.
|
Kemalist İdeoloji, Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı, Halkevleri, Halkevi Binaları.
|
keyword: 11. 1. 2011 GÜN ve 6099 SAYILI KANUN İLE 7201 SAYILI TEBLİGAT KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER Tebligat, hukuki bir işlemin ilgilinin bilgisine sunulması için yetkili makamın, usulüne uygun biçimde yazıyla veya ilânla yaptığı bildirim işlemidir. Tebligatın gerek adil yargılanma hakkının bir unsuru olan hukuki dinlenilme hakkının hayata geçirilmesi gerekse usul ekonomisi bakımından önemi büyüktür. 11. 1. 2011 gün ve 6099 sayılı Kanun ile Tebligat Kanununda yapılan değişiklikler kural olarak isabetlidir. Bununla birlikte, özellikle elektronik tebligat için gerekli alt yapı çalışmaları ivedilikle tamamlanmalıdır.
|
Medeni usul hukuku, tebligat, adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenilme hakkı, usul ekonomisi.
|
keyword: YENİLİĞE AÇIKLIK DEĞERLERİNİN İNTERNET ÜZERİNDEN ALIŞVERİŞ DAVRANIŞI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Rekabetçi üstünlük kazanmak işletmeler için, internetten alışveriş yapan müşterilerin kişilik özelliklerinin belirlenmesi önemlidir. Bu çalışmanın amacı, müşterilerin kişisel değer önceliklerinin, internet üzerinden alışverişe karşı tutum ve internetten alışveriş davranışları üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. 352 üniversite öğrencisi ile görgül bir çalışma yapılmıştır. Öğrenciler yeniliğe açıklıkmuhafazacı yaklaşım değerlerine verdikleri önceliklere göre iki gruba ayrılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre yeniliğe açıklık değerleri öncelikli olanlarla muhafazacı yaklaşım değerleri öncelikli olanların internete karşı tutumları ve internetten araştırma yapma davranışları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ancak, yeniliğe açıklık değerleri öncelikli olanlar, muhafazacı yaklaşım değerleri öncelikli olanlardan daha fazla internet üzerinden alışveriş yapmaktadırlar. Ayrıca, internetten alışverişe karşı olumlu tutum arttıkça internetten araştırma yapma ve internet üzerinden alışveriş yapma davranışları artmaktadır.
|
Kişisel değerler, İnternetten alışverişe karşı tutum, İnternet üzerinden alışveriş davranışı,
|
keyword: DÖVİZ KURU BELİRSİZLİĞİNİN ÖZEL SABİT SERMAYE YATIRIMLARINA ETKİSİ: TÜRKİYE ÖRNEĞİ Bu çalışmada reel döviz kuru belirsizliğinin özel sektör sabit sermaye yatırımlarına etkisi Türkiye için 1970-2004 dönemine ait yıllık zaman serileri kullanılarak araştırılmıştır. Reel faizlerin ve net kredilerin GSMH ya oranı modelde diğer açıklayıcı değişkenler olarak kullanılmıştır. Reel döviz kuru belirsizliği ARIMA modelinden elde edilmiştir. Hata doğrulama modeli geliştirilerek yatırım modeli tahmin edilmiştir. Bulunan katsayılar göstermiştir ki net kredi / GSMH değişkeni yatırımları pozitif etkilerken, reel faizler negatif etkilemektedir. Bununla beraber reel döviz kuru belirsizliği negatif işaretli ve istatistiksel olarak anlamlıdır. Bu sonuç döviz kuru belirsizliğinin yatırımları azaltıcı bir etkisi olmadığı görüşünü desteklemektedir.
|
Reel Döviz Kuru Belirsizliği, Sabit Sermaye Yatırımları
|
keyword: OTEL İŞLETMELERİNDE ÖRGÜTSEL SOSYALLEŞME DÜZEYİ BOYUTLARININ ÖLÇÜLMESİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA Bu çalışma ile, otel işletmelerinde görev yapan işgörenlerin örgütsel sosyalleşme düzeylerinin, iş tat-mini, örgütsel bağlılık, motivasyon ve örgütsel kabullenme boyutlarında ölçülmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Ankara ilinde faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerinde görev yapan 882 işgörene, Otel İşgörenlerinin Örgütsel Sosyalleşme Düzeyleri Anketi uygulanmıştır. Anket formu üzerinde yer alan örgütsel sosyalleşme boyutlarındaki ifadelere ilişkin algı düzeylerinin belirlenmesinde aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmıştır. Bu değerlendirmede cinsiyete göre anlamlı bir farklılık olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla da her bir boyut için ayrı ayrı olmak üzere t-testi uygulanmıştır. Yapılan test sonucunda ilgili boyutlar kapsamında işgörenlerin görüşleri arasında cinsiyete göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı ortaya çıkmıştır.
|
Örgütsel Sosyalleşme, Sosyalleşme Belirtileri, Otel İşletmeleri.
|
keyword: PERİYODİK OPSİYONLU YENİLEME MODELİ PARAMETRELERİNİN SİMÜLASYON YARDIMIYLA BELİRLENMESİ Birçok işletme tarafından stok politikası olarak, düşük talep dönemlerinde yüksek stoktan kaçınmak, yüksek talep dönemlerinde ise stok boşalmasından korunmak için yenileme modelleri kullanılmaktadır. Bu çalışmada da periyodik gözden geçirmeye dayalı opsiyonlu yenileme (R, s, S) modeli incelenmiştir. Simülasyonun bir optimizasyon tekniği olmamasına rağmen, model parametrelerinin hesaplanması konusunda yapılan çalışmalardaki varsayımların çok olması ve matematiksel işlemlerin karışıklığı nedeniyle, simülasyon kullanılmıştır. Çalışmada, ispanyolet üreten bir işletmede A tipi stok kalemi olan işlenmiş çelik hammaddesi ele alınarak gerçek veriler ışığında stok politikasına ait yeniden sipariş ve yenileme noktalarının ne olduğuna karar vermek için simülasyon yardımıyla stokastik model kurulmuştur. Talep yapısının beta dağılımına, tedarik süresinin ise 1-4 hafta arası uniform dağılımına uyduğu durumda hammadde stoğu, periyodik olarak gözden geçirilerek ya sipariş verilmekte ve stok, yenileme noktasına kadar doldurulmakta ya da sipariş verilmemektedir.
|
Simülasyon, Stok Politikası, Opsiyonlu Yenileme Modeli, (R, s, S).
|
keyword: REKLAM MÜZİĞİNDE KÜLTÜREL MOTİFLERİN KULLANIMI VE MARKA KİŞİLİĞİNİN SUNUMU Reklam, insanın günlük yaşamının neredeyse her anına nüfuz etmiş bir olgudur. Reklamı oluşturantemel unsurlar, insanın algısını inşa eden duyular ile eşleşir. Reklamda görme duyusuna yönelik yazılar, şekiller, renkler, nesneler söz konusu iken, duyma duyusuna da sesler, müzik veya sessizlik hitap eder. Reklamda görsel öğeler de dikkate alınarak kullanılan reklam müziği; stratejik olarak ürünün, markanın, kurumun tanıtılmasına ve hatırlanmasına, uzun dönemde ise hedef kitlenin zihninde bir marka kişiliğininoluşmasına yardımcı olur. Reklamın hitap ettiği hedef kitlenin kültürel anlamda sahip olduğu değerlerin, gelenek ve göreneklerin, reklamda görsel unsurların yanı sıra müzik olarak da formüle edilerek kullanılabildiğigörülmektedir. Reklam müziğinde yer verilen bu kültürel motiflerin de markanın ve dolayısıylada marka kişiliğinin sunumuna yardımcı olduğu ifadesinin doğruluğunu ortaya koymak üzere gerçekleştirilenbu çalışmada; Türk kültürü açısından önem taşıyan bir dönem olan Ramazan ayının içindekiüç haftada, televizyonda üç ulusal kanalda, izlenme oranlarının yüksek olduğu prime time saatleri içindeyayınlanan reklamlar arasından seçilen örneklem üzerinde bir içerik analizi yapılmıştır. 112 reklamdan28 reklamda reklam müziğinde Türk müziğine özgü çalgılardan yararlanıldığı, bu etkileşimin reklamdasamimi bir marka kişiliğinin sunumuna yardımcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
|
Reklam Müziği, Kültür, Marka Kişiliği
|
keyword: DOGU TÜRKİSTAN SİBE TOPLUMUNUN TARİHİ ÜZERİNE BAZI TESPİTLER' Bu çalışmada, Çin'in Doğu Türkistan bölgesinde azınlık olarak yaşayan Sibe toplumunun kökeninden günümüze kadar tarihi ele alınmaktadır. Bu bağlamda Sibe toplumunun kökenine dair çeşitli hipotezler üzerinde durulmakta, özellikle de Mançu hanedamyla olan ilişkisi ve Sibelerin Doğu Türkistan'ın yerleştirilmeleri konusunda yoğunlaşmaktadır.
|
Sibe toplumu, Mançu, Çin, Doğu Türkistan, azınlık
|
keyword: Çağımızın yeni kamusal mekanları olan alışveriş merkezlerine eleştirel bir bakış Tarih boyunca, sosyal, siyasal ve ekonomik alandaki değişimler, kamusal ilişki ve kamusal mekan kavramları konusundaki anlayışları etkilemişlerdir. Kapitalizm öncesindeki dönemlerde kamusal ilişki gündelik hayattaki iş, eğlence ve dinlence aktivitelerinin iç içe geçtiği, kendiliğinden gelişen aktiviteler bütünü olarak görülmüştür. Kapitalist sistemin kendine özgü mantığı içinde ise gündelik hayatı oluşturan bu alanlar birbirlerinden ayrı bir şekilde tariflenmişlerdir. Bu bağlamda içinde yaşadığımız çağda kamusal ilişki kendiliğindenliğini kaybetmiş ve çağın dinamikleri doğrultusunda eğlence kavramı ile özdeşleşmiştir. Kamusal ilişki kavramına bakışta görülen bu değişim, kamusal mekan anlayışını da etkilemiş; çağımızın yeni kamusal mekanları alışveriş merkezleri haline gelmiştir.
|
Kamusal mekân, kamusal ilişki, alışveriş merkezleri, tüketim, tüketim toplumu.
|
keyword: İmalat Sanayinde Ar-Ge Stratejisi Ve Denizli Sanayinde Ar-Ge Çalışmalarına İlişkin Bir Araştırma Ülkemizdeki işletmelerin atıl kapasiteyle faaliyet göstermeleri ve ellerindeki kaynakları optimal kullanamamaları sorunu son derece önem kazanmıştır. Bu durumdan yola çıkarak, yapılan uygulamalı çalışmanın amacı, Denizli sanayisinde faaliyet gösteren işletmelerin yaptıkları/yaptırdıkları araştırmaya ilişkin Ar-Ge faaliyet çalışmalarını verimli bir şekilde kullanıp kullanmadıkları ve eğer varsa bu alandaki sorunların çözümüne katkı sağlayacak önerileri ortaya koymaktır.
|
Üretim Sistemleri, Ar-Ge Ar-Ge
|
keyword: GAZETELERİN BASILI SÜRÜMLERİNDEKİ FOTOĞRAFLARIN ONLİNE SÜRÜMLERİNDEKİ FOTOĞRAFLARLA KARŞILAŞTIRILMASI: CİNSİYET VE MESLEKİ TEMSİL AÇISINDAN Haberin toplanmasından redaksiyonuna; üretilmesinden dağıtılmasına dek tüm süreci değiştiren internetin geleneksel kitle iletişim araçlarından farklılıkları bulunmaktadır. Bu süreçte, haberin içeriği ile birlikte sunuş şeklinde de değişiklikler olmaktadır. Gazeteler, basılı sürümlerinin yanı sıra internet ortamında başka bir biçimde daha ortaya çıkarken, hangi değişimleri geçirmektedir? Bu farklılıkları anlamak amacıyla araştırmamızda basılı sürümlerle online sürümler fotoğraflar açısından karşılaştırılmıştır. Fotoğraflarda yer alan kişilerin cinsiyeti ve meslekleri açısından hangi farklılıkların ortaya çıktığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmamızda 2000li yıllarda gazetelerin basılı ve online sürümlerinde yer alan kişilerin belirgin olduğu fotoğraflar incelenmiştir. Araştırmamızda var olanın tespit edilmesi amacıyla İçerik Analizi yöntemi kullanılmıştır. 2000 ve 2010 yılları arasındaki 11 yıl süresince gazetelerin basılı sürümlerinin ilk sayfası ile online sürümlerinin ana sayfasından birer örnek alınarak birbirleriyle kıyaslanmıştır. Araştırma kapsamında incelenen fotoğraflarda yer alan kişiler cinsiyet açısından değerlendirildiğinde, 2000 yılından 2010 yılına kadar kadın fotoğrafı sayısı basılı sürümlerde %5, online sürümlerde % 24 oranında artmış olmasına rağmen, her iki sürümde de halen erkek fotoğraflarının kadın fotoğraflarından fazla olduğu görülmektedir. Araştırmada ayrıca görselliğin daha fazla ön plana çıktığı meslekleri yapan kişilerin, gazetelerin online sürümlerindeki yayınlarda daha fazla ön plana çıktığı görülmektedir.
|
İnternet, Gazete, Online Sürüm
|
keyword: Türkiye Ekonomisinde İş Çevrimlerinin Tarih ve Süre Aralıklarının Tespiti Bu çalışma, Türkiye ekonomisinde yaşanan dönüm noktalarını ve dolayısıyla iş çevrimlerinin temel özelliklerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, parametrik olmayan Hodrick ve Prescott (1997, HP) ve Baxter ve King (1999) filtreleme yöntemleri klasik ve büyüme iş çevrimlerini ayrıştırmak için kullanılmıştır. HP filtrelemesinde kullanılan optimal pürüz giderici (smoothing parameter) değeri, diğer çalışmalardan farklı bir şekilde, istatistiksel olarak tahmin edilmiştir. Çevrimlerin dönüm noktalarının tespitinde Bry ve Boschan (1971) prosedürü temel alınmıştır. Çalışmada, üç tam klasik iş çevrimi belirlenmiş ve çevrimlerin iki ile altı yıl aralığında gerçekleştiği ortaya konulmuştur. Klasik iş çevrimlerinin aksine, büyüme iş çevrimlerinin yaklaşık olarak simetrik bir yapıda olduğu belirlenmiştir. Bulgular, Türkiye ekonomisindeki çevrimlerin, gelişmekte olan ülkelerin çevrim karakteristikleriyle uyum sağladığını göstermektedir.
|
Türkiye Ekonomisi, İş Çevrimi, Dönüm Noktaları, Sanayi Üretimi
|
keyword: OLUMSUZ SÖYLEMİN BÜYÜSEL VE KUTSAL NİTELİĞİ Söz düşüncenin dillik bir yapı içerisinde şekillenen anlamlar bütününün bir Söz düşüncenin dillik bir yapı içerisinde şekillenen anlamlar bütününün bir parçasıdır. İnsanoğlu somut unsurlar dışındaki çeşitli öğelerin de canlı bir nitelik taşıdığını düşünmüş ve ifade ettiği sözün de soyut bir kavram olmadığını kabul etmiştir. Bu kabul dua ve bedduaların anlam kazanmasına, bağlantılı biçimde bireyin olumsuz sözlerden kaçınmasına ve korkmasına yol açmıştır.
|
Olumsuz Sözler, Söz ve Kutsal, Söz ve Korku
|
keyword: Aydınlatma Kontrol Sistemlerinin Hastanelerde Kullanımı Aydınlatma alanı içinde özel bir alt başlık olarak incelenmesi gereken hastane aydınlatmasının, hastaların iyileşme sürelerini doğrudan ya da dolaylı olarak etkilediği yapılan bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Bu bakımdan hastaneler için tasarlanan aydınlatma sistemlerinin, bu sistemleri oluşturan elemanların ve sistemin kontrolünün nasıl yapılacağının, kullanıcıların görsel konfor şartlarını sağlamak bakımından önemi olduğu kadar, sağlık açısından da etkileri olduğu söylenebilir. Bu çalışmada da daha önce hasta odaları için yapılan çalışmalardan yararlanılmıştır. Tüm hastane mekânları, araştırmanın kapsamı içinde aydınlatma özellikleri öneri çıkacak şekilde genel hatlarıyla incelenmiştir. Sırasıyla aydınlatma, aydınlatmanın kontrolü, hastanelerde aydınlatmanın kontrolü olarak özelleştirilen çalışmada, hastanelerin hasta odası dışında kalan mekânları da incelenmiştir.
|
Mekân; aydınlatma; hastane aydınlatması; aydınlatma kontrolü
|
keyword: Türk Sinemasının Görünmeyen Öznesi: İşçiler Türk sinemasında 1950'lerle başlayan ticarileşme süreci bir sinema dili yaratma çabasına da tanıklık eder. 1970'li yıllarda etkinliğini kaybeden Yeşilçam dönemigerçekçibiranlayışı da ortaya çıkarır. Bu süreçte üretilen filmler sanayileşme ile birlikte şehirlerde önemli bir toplumsal kesim olarak ortaya çıkmaya başlayan "işçi" kahramanı da sinemaya taşır. 1980'lerden günümüze ise neoliberal ekonomik politikaların sonuçlarının damgasını vurduğu bir dönem olur. Peki bu işçi-kahramanlar nasıl temsil olunmaktadır? Günlük yaşamları, ekonomik-sendikal-siyasal sorunları bağlamında mı yoksa yalnızca fonun bir parçası olarakmı ele alınmaktadırlar? Bir-ikiayrıksı örnekdışında işçilerin gündelik yaşamlarının ve sorunlarının sinemamızda kendisine yer bulamamasının nedenleri nelerdir? 1980'lerle beraber işçi sınıfının daraldığını, parçalandığını savunan "orta sınıflaşma" yaklaşımlarının yarattığı kültürel ortamın bu sürece etkisi var mıdır? Tüm bu sorulara yanıtaramaya çalışan bu çalışmada film örnekleri üzerinden gidilerek bu tartışmaya katkıda bulunulmaya çalışılacaktır.
|
işçi sınıfı sineması, Türk sineması
|
keyword: Sosyal Sermaye: Kamunun Trajedisi ya da Emeğin Sömürgeleştirilmesinde Yeni Bir Eşik Bu çalışma emeğin toplumsal yeniden üretim süreçlerinin, özel olarak da yoksulluk algısının nasıl dönüştürüldüğü sorusu açısından sosyal sermaye kavramını incelemektedir. Bu amaçla sosyal sermayenin yaslandığı şu iki kritik kavramsal aracı ele almaktadır: İlki toplumsal refahın özelleştirilmesine sosyolojik çerçeve de sağlayan bir mit olarak topluluklar; ikincisi ise, emeğin bütün toplumsal izlerini gündelik hayattan silerek kapitalist değerleri toplumsal değerlerimizin kaynağı haline getiren ve böylece kamu fikrinin ideolojik tasfiyesine de olanak sağlayan sermaye dili.
|
Sosyal sermaye, kamu, sosyal politika, yoksulluk, sermaye
|
keyword: ÇEVRİMİÇİ GAZETE: POSTMODERN BİR ORTAM Bilgi ve haberlerin kesin ve düz bir şekilde verildiği basın endüstrisi modernizmi temsil etmekteyken, çevrimiçi gazete, basılı gazetedeki bütün haber ve bilgileri içerse bile, karıştırıp harmanlama eğilimiyle postmodern bir nitelik taşımaktadır. Çevrimiçi gazeteler bilgi vermekten ziyade genel görünümleriyle ilgilenmektedir. Bunun için muhabir adlarını ön sayfadan çıkarmakta, gazetenin spor, haber, sanat gibi bütün bileşenlerini yan yana gelecek şekilde yeniden düzenlemekte, haberlerin yanına tıklanabilir reklamlar koymakta, haberin verilme şeklini ve manşet büyüklüklerini gün boyunca değiştirmekte, böylece gerçekliği simüle etmektedir. Çevrimiçi gazetelerde haberler içeriği üzerinden değil, manşetin parlaklığı ve ön sayfadaki yeri üzerinden satılacak birer metaya dönüşmüştür. Sunulan parlak paketler, bir gerçekdışılık duygusunu, haberin okuyucunun kendi hayatından uzakta olduğu duygusunu işlemektedir. Çevrimiçi gazetenin sahiciliği yoktur; gün boyunca bilinmeyen sayıda insana çeşitli, değişen formlarda iletildiği için, otoritesi de yoktur. Çok sık güncellenmesi bir tarih kaydı olarak kullanılabilmesini de zorlaştırmıştır. Okurları da gerçeklikle bağlantılarını kaybedip, gerçekliğin yerine onun sembollerini koymaktadır. Bu ise, kendinden başka hiçbir şeye işaret etmeyen ikon ve kişilere dayalı kültür problemine katkıda bulunmaktadır. Postmodern düşüncenin temel önermesi işte buradadır. Okuyucuların bir haberin arkasındaki bağlamı kendi başına oluşturmasının gerekmesi, göndergeden, bu durumda ise gerçekten kopup yabancılaşmalarına neden olmaktadır.
|
Çevrimiçi Gazete, Basılı Gazete, Postmodernizm
|
keyword: Dış Ticaret Fiyat Değişimlerinin Sektörel Kaynakları* Dış ticaret fiyat değişimleri her bir sektörde gözlenen fiyat artışları ve sektörlerin dış ticaret içinde değişen ağırlıklarına bağlı olarak ifade edilebilir. Bu iki faktörün katkılarını incelemek dış ticaret hadlerinin dinamiklerinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilmektedir. Bu çalışma, Türkiye için 2003-2010 döneminde ihracat ve ithalat fiyatları değişimlerinin sektörel kaynaklarını, ekonomiyi oluşturan ana sektörler ve onların alt sektörlerine ait bilgileri kullanarak basit bir analiz yardımıyla incelemektedir. Ana metal sanayi ihracat fiyat artışlarına en çok katkıda bulunan sektör olup gözlenen ihracat fiyat artışına yüzde 21, 9luk bir katkı yapmaktadır. Kok kömürü, rafine edilmiş petrol ürünleri ve nükleer yakıtlar ise ithalat fiyat artışlarına en çok katkıda bulunan sektör olup gözlenen ithalat fiyat artışına yüzde 15, 1lik katkı yapmaktadır. Bulgular, Türkiye dış ticaretinin sektörel kompozisyonun daha emek yoğun olduğu 1994-2002 dönemine ait gözlemler ile karşılaştırılmıştır.
|
Dış Ticaret Fiyatları, Pay Analizi, Sektörel Kompozisyon
|
keyword: Politik Davranış Boyutları: Bir Ölçek Geliştirme Çalışması Bu çalışmada bütüncül bir bakış açısıyla, bir kurumda karşılaşılan politik davranışların neler olduğu ortaya konmaya ve bu amaca yönelik olarak bir politik davranış ölçeği geliştirilmeye çalışılmıştır. Farklı kurum ve bölümlerde çalışan 290 kişilik bir örneklem ile ölçeğin geliştirilmesi ve sınanması gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada politik davranışın işe vuruk tanımı, kurumun kabul edilen normlarıyla tutarlı olmayan, kişinin kendi çıkarlarına hizmet eden, kurum hedefleri düşünülmeden hatta kurum hedeflerine ters düşse bile yapılan davranışlar olarak yapılmıştır (Ferris, Russ ve Fandt, 1989; Gandz ve Murray, 1980; Porter, Allen ve Angle, 1981). Yapılan analizlerde kurumlarda karşılaşılan politik davranışların Tavizci Davranmak, İkiyüzlü Davranmak, Göze Girmeye Çalışmak, Koalisyon Kurmak, Karşılıklı Çıkar Gözetmek, Üst Yönetime Yaranmaya Çalışmak olarak adlandırılan faktörler altında ve bu faktörlerin de Yatay Politik Davranışlar ve Dikey Politik Davranışlar olarak iki temel grup altında toplandığı ortaya çıkmıştır.
|
Politik Davranış, Politik Davranış, Boyutları
|
keyword: İhracat Performansı Açısından Türk İmalat Sanayi Sektörlerinin AB Pazarındaki Rekabet Gücü (2000- 2010) Son zamanlarda krizden krize sürüklenen gelişmiş ülkeler olmak üzere çok sayı- da ülke, gerek karşılaştıkları güçlükleri aşmak gerekse fırsatları değerlendirmek ve ekonomik kazanımlar elde etmek adına rekabet güçlerini arttırmaya bugün ayrı bir önem vermektedir. Öte yandan, rekabet gücünün ölçülebilmesi ve daha da önemlisi arttırılması için nelerin yapılması gerektiğinin ortaya koyulabilmesi için öncelikle rekabet gücünü etkileyen faktörlerin bilinmesi gereklidir. Fakat kavramın tüm boyutları ile ele alınabilmesi için ilişkili birçok faktörün bir rekabet gücü analizine dahil edilmesinin yarattığı zorlukların yanı sıra karşılaştırma yapmaya olanak tanıyacak verilerin elde edilmesine ilişkin güçlükler söz konusudur. Bu nedenle, uluslararası rekabet gücünü analiz etmeye yönelik çalışmaların çoğu, ülkelerin uluslar arası ticarette sergiledikleri performansa ve özellikle de uluslararası piyasalarda sahip oldukları piyasa payına odaklanmaktadır. Bu çalışma da ihracat performansının rekabet gücünün bir göstergesi olduğu düşüncesine dayanarak, Türk imalat sanayi ve alt sektörlerinin Avrupa Birliği (AB) pazarındaki rekabet gücünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, çalışma, sektörlerin ihracat performansını ve dolayısıyla rekabet gücünü ihracattaki payları ve pazar payları açısından değerlendirmekte ve yıllık verilere dayanarak 2000-2010 dönemindeki gelişimi incelemektedir.
|
İhracat Performansı, Rekabet Gücü, İmalat Sanayi, Avrupa Birliği
|
keyword: PAZARLAMA BAKIŞ AÇISIYLA BARTER SİSTEMİ VE MUHASEBE SİSTEMATİĞİ İşletmeler son yıllarda sürekli yaşanan fınansal krizler nedeniyle maliyet unsurunu göz önüne alarak paraya alternatif olabilccck yeni ve farklı pazarlama anlayışlarına yönelmektedir. Bu çerçevede Barter sistemi para kullanımının söz konusu olmadığı, ürünlerin değişimi felsefesi üzerine kurulu bir sistem olarak işletmelerde düşük maliyet avantajı sağlayan ve örgütsel bir Pazar ortamı sunan anlayıştır. Bu sistemi uygulamak aynı zamanda mali yapılanmayı gerekli kılmaktadır. Böylelikle işletmelerin muhasebe departmanlarının da yeniden yapılanması zorunludur. Bu çalışmada pazarlama bakış açısıyla Barter sistemi ve muhasebeleştirilmesi ele alınmaktadır.
|
Barter, Muhasebe, Örgütsel Pazar
|
keyword: Postmodern Roman ve Modern Gerçekliğin Yitimi Bu çalışma, metinsel yapıyı bir tarafa bırakarak, postmodern romandaki nedensellik kayıplarına ve/veya değişmelerine değinmeyi ve bu romanlardaki modern gerçeklik algısının yitimi üzerinde konuşmayı amaçlamaktadır. Postmodern roman, olgusal, deneysel, biyografik, sosyolojik, hatta psikanalitik nedensellikleri kaybeder. Çoğulcu bakış açısı ve hatta kurmacanın kendisi, nedenselliğin kaynakları olurlar. Postmodern romanda tarih ile tarih dışı, dinsel ile dindışı, olgu ile tasavvur, her şey, her değer, birbirine karşı üstünlüğünü veya alçaklığını kaybeder ve eşitlenir. Bu da insandaki gerçeklik algısının yitimine, en azından sarsılmasına yol açar. Sözü edilen gerçeklik yitiminin, modernizmin ve modern romanın iddiası olan tarihsel, olgusal ve deneysel gerçekliğin yitimi anlamında kullanıldığı bilinmelidir. Gerçeklik algısındaki yitim, Orhan Pamukun Kara Kitapı, Hasan Ali Topbaşın Bin Hüzünlü Hazı ve İhsan Oktay Anarın Puslu Kıtalar Atlası üzerinden örneklenmektedir.
|
Postmodern, roman, gerçeklik, Türk romanı
|
keyword: ULUSLARARASI ADALET DİVANI KOSOVANIN KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKINI ONAYLADI MI? Kosovanın 17 Şubat 2008 tarihli bağımsızlık bildirgesi uluslararası hukuk ve siyaset alanında tartışmalara neden olmaktadır. Söz konusu tartışmalar, hukuki bağlamda kendi kaderini tayin hakkı üzerinde odaklanmaktadır. BM Genel Kurulu Kosovanın bağımsızlık bildirgesinin uluslararası hukuka uygun olup olmadığına ilişkin olarak Uluslararası Adalet Divanından danışma görüşü istemiş ve Divan kararını 22 Temmuz 2010 tarihinde açıklamıştır. Ancak kararda, Kosovanın kendi kaderini tayin hakkının durumuna ilişkin açık bir tespit yapılmamıştır. Aynı zamanda kararda, Kıbrısla ilgili de Güvenlik Konseyi kararlarına bazı atıflar bulunmaktadır. Bu çalışmada söz konusu karar ve Kıbrısla ilgili kararlara yapılan atıflar aktarılacak ve değerlendirilecektir.
|
Kosova Sorunu, Kosova Bağımsızlık Bildirgesi, kendi kaderini tayin hakkı, Uluslararası Adalet Divanı, Güvenlik Konseyinin Kıbrıs ile ilgili kararları.
|
keyword: AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNDA TEMEL HAKLAR VE AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ SİSTEMİ İLE ETKİLEŞİM Makale, Lizbon Antlaşması, Temel Haklar Şartı, iki temel yönerge ile Avrupa Birliği Adalet Divanı kararları ışığında, Avrupa Birliğindeki temel hak korunması üzerinde durmaktadır. Konuyla ilgili olarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sistemi ile etkileşim de ele alınmaktadır.
|
Avrupa Birliği, Temel Haklar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Birliği Adalet Divanı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi.
|
keyword: EKONOMİK VE FİNANSAL KRİZLERİN ŞİRKET BİRLEŞMELERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN 2001 VE 2007-2009 KRİZLERİ BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ Serbest piyasa ekonomisinde firmalar, varlıklarını devam ettirmek için diğer türdeş firmalarla rekabet etmek durumundadırlar. Önceleri -genellikle- yerel boyutta kendisini gösteren rekabet, küreselleşmenin etkisiyle ekonomik sınırların anlamsızlığa sürüklenmesine paralel olarak global bir nitelik kazanmıştır. Böylece, uluslararası rekabete uyum sağlamak firmalar için bir zorunluluk haline gelmeye başlamıştır. Söz konusu rekabette konumunu geliştirmeyi düşünen veya bu rekabette geriye düşmek istemeyen firmaların tercih ettikleri yönetim stratejilerinden birisi de birleşme ve devralmadır. Firmalar, çeşitli teşvik unsurları ile yerli veya yabancı, aynı sektörden veya yakın sektörlerden başka firmalarla birleşerek rekabet güçlerini geliştirmeyi veya korumayı amaç edinebilmektedirler. Mevcut ekonomik sistemin firmaları zorlayıcı diğer bir tarafı da çeyrek asırda -hatta on yılda- bir ortaya çıkan ekonomik krizlerdir. Periyodik olarak görülen ana veya artçı ekonomik sarsıntılar, özellikle krizlere duyarlılığı yüksek sektörleri ve firmaları yıkabilmektedir. Böylece, firmalar üzerinde derin yaralar açabilen ekonomik (veya finansal) krizler de firmaları birleşme stratejisini uygulamaya yöneltebilmektedir. Bu çalışmada, 2001 Türkiye krizinin ve 2007-2009 küresel ekonomik krizin Türkiyedeki firma birleşme ve devralmaları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu inceleme kapsamında söz konusu krizlerin öncesinde ve sonrasında birleşme ve devralmaların ne şekilde bir eğilim gösterdiği araştırılmıştır.
|
Şirket Birleşmeleri, Devralma, Finansal Kriz, 2001 Ekonomik Krizi, Küresel Ekonomik Kriz
|
keyword: Afet sonrası yeniden yapılanma sürecinde yer değiştirme ve yere bağlılığın değerlendirilmesi: Düzce örneği Afetler ani olarak ortaya çıkmakta ölümlere, yaralanmalara ve maddi-manevi hasarlara yol açarak toplumsal hayatta ciddi kesintilere yol açmaktadırlar. Afetlerin yol açtığı çok yönlü zararların azaltılabilmesinde afet öncesi ve sonrası planlama-tasarım çalışmaları çok önemli bir yer tutmaktadır. Afet sonrası başvurulan yöntemlerden biri olan eski yerleşim merkezinin kısmen veya tamamen terk edilip yeni ve güvenli bir yerleşmeye geçilmesi süreci de insanların yeni çevreye uyumu açısından ciddi sorunlar barındırmaktadır. Afet öncesi fiziksel çevre parametreleri psiko-sosyal çevre parametreleri ile ilintilidir ve karşılıklı bir etkileşim içindedirler. Bu nedenle fiziksel çevre parametrelerine ilişkin analizlerin yanı sıra psiko-sosyal çevreye ilişkin duyuşsal parametreler olan yere bağlılık düzeyi ve yer değiştirmenin etkisi irdelenmelidir. Bu çalışmada afet sonrası yeniden yapılanma fiziksel evreleri içinde ele alınarak mekansal şekillenme psiko-sosyal bir perspektifle değerlendirilmiştir. Böylece toplumsal yeniden yapılanma sırasındaki yeni mekansal şekillenmenin kullanıcı beklentileriyle ve afete uğramış bölgenin psiko-sosyal arka planıyla uyumu değerlendirilmiştir. Bu amaçla afet sonrası yeniden yapılanmanın sosyo-mekansal dinamikleri Türkiye-Düzce alan çalışmasında incelenmiştir. Alan çalışması tanımlayıcı, ilişki arayıcı ve karşılaştırmalı bir şekilde tasarlanmıştır. Çalışma sonucu afete uğrayan toplumların psiko-sosyal ve fiziksel koşullarına uygun afet sonrası yeniden yapılanma için yere bağlılık ve yer değiştirmeye bağlamlarında bir yaklaşım getirilmiştir. Bu yaklaşım aynı zamanda afet sonrası tasarlanacak ve inşa edilecek çevreler için fiziksel ve sosyo-mekânsal bağlamda planlayıcılar, uygulayıcılar ve tasarımcılar için bir planlama, tasarım ve değerlendirme yaklaşımı da sunmaktadır.
|
Afet, yeniden yapılanma, yere bağlılık, yer değiştirme.
|
keyword: TERÖRİZM HABERLERİ SÖYLEMLER, MİTLER VE RETORİK MÜCADELELERİ Medyanın terörizm ve terörist gruplara ilişkin nasıl haber yaptığı, olayın alımlayıcı tarafından algılanması üzerinde belirleyici bir etki yaratmaktadır. Linguistik Konstruktivizmin kabulüne göre dil, realiteyi kopyalamamakta, aksine bir iletişim aracı hizmeti görmektedir. Gazetecilerin belirli etiketlemeleri, izleyicinin medyada temsil edilen olayı algıladığı çerçeveyi belirlemektedir. Verili etiketler, medya ve haber akışı ile kişilerarası iletişime taşınmaktadır. Bu makalede, gazetecilik araştırmaları ve dil bilim alanında terörizm haberleri konu komplekslerine ilişkin ortaya konulan farklı yaklaşımlar ve araştırmalar irdelenecektir. Bunun yanında öncelikle söylem alanları, temsil biçimi (öykü ya da mitler), kaynak seçimi ve sözcük seçimi, odak noktasına alınacaktır. Böylece eleme kararının genişliği, üretim sürecinde farklı noktalarda incelenecektir. Araştırma, sekiz ikili karşıtlık içeren semantik farklılıklar yardımıyla tek başına bir kavramın nasıl tamamen farklı bir yorum şeması yaratabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte intihar suikastçısı (canlı bomba) kavramı en negatif, özgürlük savaşçısı kavramı ise, en pozitif çağrışımı üretmektedir. Araştırmada ayrıca, alımlayıcının etkin kavram havuzu, yedi terörist grupla ilişkili olarak incelenmektedir.
|
Terörizm, Gazetecilik, Semantik Farklılık
|
keyword: KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE İLGİLİ GÜNCEL YASAL DEĞİŞİKLİKLER VE ADLİ TIP Kadına yönelik şiddet tüm toplumlarda ve her türü ile yaygın olarak görülmektedir. Dünyada her üç kadından biri yaşamlarının herhangi bir noktasında hayatlarındaki erkekler tarafından şiddete uğramaktadır. Ülkemizde kadına karşı ayrımcılığı körükleyen veya göz yuman yasal düzenlemelerin büyük bölümü yürürlükten kaldırılsa da şiddetin önlenmesine karşı alınan önlemlerin yeterli olmadığı, yeni yasal düzenlemelerin ise birçok tartışmayı beraberinde getirdiği gözlenmektedir. Adli Tıbbın önemli bir konusu olan kadına yönelik şiddetin biyopsikososyal varlık olarak bireydeki etkilenmelerinin belgelenmesi, bildirilmesi ve rehabilitasyonu süreçlerinin multidisipliner bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerekmektedir. İstanbul Sözleşmesinde belirtilen tüm ilkelerin eksiksiz olarak iç hukuk sisteminde yer bulması ve kadının insan hakları, toplumsal cinsiyet, eşitlik konusunda verilecek eğitimin sağlık çalışanları, hakimler, savcılar ve kolluk kuvvetleri dahil olmak üzere konuyla ilgilenenleri kapsaması yararlı olacaktır.
|
Kadın, şiddet, İstanbul Sözleşmesi, adli tıp
|
keyword: Atriyum tipi binalarda enerji tüketimi ve kullanıcı konforuna yönelik performans değerlendirme modeli Atriyum tipi binalarda aşırı enerji tüketimi ve aşırı enerji tüketimine rağmen kullanıcı konfor koşullarının sağlanamaması bir sorun olarak ele alınmıştır. Bu soruna çözüm üretmek amacıyla, atriyum tipi binaların dış kabuğunu oluşturan en önemli alt sistem olan camlama sistemine ait seçeneklerin, binanın enerji tüketiminin azaltılması ve konfor koşullarının sağlanması için uygunluğunun belirlenmesine ve buna ilişkin bir denetim sisteminin geliştirilmesine yönelik bir performans değerlendirme modeli hedeflenmektedir. Atriyum tipi binalarda enerji tüketiminin azaltılması ve kullanıcı konforunun sağlanması için istenilen performans kriterlerinin karşılanması, camlama sisteminin soruna çözüm getirecek biçimde tasarlanmasıyla olanaklıdır. Geleneksel binalardan daha karmaşık hava olayları içerdiği için farklılaşan atriyum tipi binalarda, geleneksel binaların performansının belirlenmesinde kullanılan enerji simülasyon programları yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle modelin uygulanabilirliğini sağlamak için atriyum tipi binalarda karşılaşılan karmaşık hava olayları ve bu olayların birbirlerine olan etkilerini simüle edebilecek pek çok programın kullanıldığı bir simülasyon modeli oluşturulmuştur. Önerilen simülasyon modelinde, binanın enerji tüketiminin ve kullanıcı konfor koşullarına uygunluğunun belirlenmesine yönelik iç ortam verilerinin elde edilmesinde enerji simülasyon programı EnergyPlus, Window 5. 2, Comis ve Delight, atriumdaki hava tabakalaşmasının belirlenmesinde hesaplı akışkanlar dinamiği programı Fluent ve Gambit kullanılmıştır. Simülasyon modeli kullanılarak elde edilen verilerin çalışmanın başlangıcında hedeflenen performans gereksinmeleri doğrultusunda oluşturulan performans ölçütlerine uygunluğu araştırılarak, atrium tipi binanın enerji tüketimi ve kullanıcı konforuna yönelik performans değerlendirmesi yapılmaktadır.
|
Atriyum, bina simülasyonu, enerji, kullanıcı konforu, performans değerlendirmesi.
|
keyword: Katılımcı Tasarım Çalışmasında Ortaya Çıkan Kullanıcıya Özel Tasarım Kriterlerinin Değerlendirilmesi: Bilgi-Destek Sistemi Arayüzünde Yer Alan İkonlar İçin Bir Vaka Çalışması Bu makale, katılımcı tasarım çalışmasının vakaya özel tasarım kriterlerinin belirlenmesinde ne kadar etkili olduğu ile ilgili deneyimlerimizi paylaşmaktadır. Yaptığımız araştırma, kullanıcı gruplarına uygulanan anketlerin sonucunda elde edilen kavramları, anket sonuçlarının özel tasarım kriterlerine ve bağlantılı olarak ikon setlerine çevrildiği katılımcı tasarım çalışmasını, son olarak da bir önceki aşamada tasarlanmış ikon setlerine uygulanan kontrol grubu testlerine dayanmaktadır. Tüm sürecin sonunda bu üç aşamanın sonuçları ileriye dönük kullanıma açılmak üzere bir tasarım kılavuzunun özel tasarım kriterlerine dönüştürülmüştür. 180 katılımcı ile gerçekleştirilen testlerin sonucunda elde edilen veriler, bir tasarımcı grubu tarafından değerlendirilmiş ve özel tasarım kriterleri belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçları, ikonların algılanırlığında % 9 artış ile sonuçlanmıştır. Fakat esas kazanım, ortaya çıkan özel tasarım kriterleri olmuştur.
|
bilgi-destek sistemleri, ikon tasarımı, katılımcı tasarım çalışması, özel tasarım kriterleri
|
keyword: Kişinin Sözel Biyografisi Olarak Ağıtlar: Âşık Murat Çobanoğlu (1940-2005) Ağıt Türk edebiyatının en eski türlerinden birisidir. Yazılı ve sözlü edebiyatta zengin örnekleri bulunmaktadır. Genellikle ölüm konusu ele alınmaktadır. Halk şiiri biçiminde oluşturulmuş örnekleri çalışmamızda kullanılmıştır. Metinler sözlü tarih bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Bu çalışmada kullandığımız metinler Murat Çobanoğlu için söylenmiştir. Yazılı tarih ile sözlü tarihin örtüştüğü alanlardan biri de şiir metinleridir. Ağıtlar sözel tarih açısından önemli kaynaklardır. Ancak sadece bir tarihi metin olarak görülmemelidir. Edebî sözel metin olduğu unutulmadan ele alınmalıdır.
|
Sözlü tarih, Ağıt geleneği, Sözel edebî metin, Halk şiiri, Âşık Murat Çobanoğlu
|
keyword: Doğrusal Olmayan Kanonik Korelâsyon Analizi İle İstatistiğe Yönelik Tutumlarda Üniversite Öğrencileri Arasındaki Bireysel Farklılıkların İncelenmesi Bu çalışmada, Türkiyenin sosyo-ekonomik yapısında gelecekte etkili olabilecek İşletme, İktisat ve Maliye bölümlerindeki üniversite öğrencilerinin İstatistik dersine yönelik tutumları ile bireysel özellikleri arasındaki ilişki incelenmektedir. Verilerin toplanması aşamasında; öğrencilerin istatistiğe yönelik tutumlarını ölçmek amacıyla İstatistik Tutum Ölçeği (İTÖ) ile araştırmacılar tarafından hazırlanan demografik bilgi formu kullanılmıştır. Üniversite öğrencilerinin İstatistik dersindeki başarı notları, bu dersi tekrar sayıları ve tekrar nedenleri ile İstatistik dersine yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi ortaya koyabilmek amacıyla Doğrusal Olmayan Kanonik Korelâsyon Analizinden yararlanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda, söz konusu değişkenlerin, öğrencilerin bu derse karşı tutumlarında belirleyici rol oynadığı görülmüştür.
|
İstatistik Tutum, İstatistik Tutum Ölçeği (İTÖ), Doğrusal Olmayan Kanonik Korelâsyon Analizi.
|
keyword: TARAF BİLİRKİŞİLİĞİ NEDİR? Adli bilirkişilik her geçen gün önemi daha da algılanmaya başlayan bir çalışma alanı olarak dünyada olduğu gibi ülkemizde de dikkati çeken bir konudur. Özellikle savunmanın da kendi bilirkişisini seçebilme kavramının tüm gelişmiş ülkeler gibi ülkemizde de günbe gün oturmaya başladığı gözlenmektedir. Bugün Amerika Birleşik Devletlerinde 24. 000 taraf bilirkişiliği yapan şirket bulunmaktadır. Bu yazıda taraf bilirkişiliğinin tanımı ve çalışma alanları tanımlanacak, bu konudaki yapılan çalışmalar başta tarafsız delil tespiti olmak üzere anlatılacak ve Amerika Birleşik Devletlerindeki uygulamalar anlatılacaktır.
|
Adli bilirkişilik, tarafsız delil tespiti, taraf bilirkişiliği
|
keyword: KOORDİNAT ŞEMASINDA FİKİRLERİN KONUMU Bu makalede II. Meşrutiyet sonrası ülkemizde ortaya çıkıp etkin olan fikir akımlarının günümüze doğru kaydettikleri gelişim çizgisi, 21. yüzyılın başlarındaki durumları ve ilişkileri ele alınmıştır. Batıcılık, Türkçülük ve İslamcılık olarak adlandırılan bu fikir hareketleri başlıca üç ana çizgiyi teşkil etmektedir. Siyasal alanda da etkin olan, siyasal örgütlenmelere temel teşkil eden bu fikirler 20. yüzyılın ikinci yarısında bir değişim geçirmişlerdir. Bu süreçte, Cumhuriyetin kuruluş ve yerleşme yıllarında, bazen Atatürkçülük bazen de Kemalizm olarak telaffuz edilen yeni bir fikrin ortaya çıktığını görüyoruz. Dü şünce ve siyaset dünyasında yerini alan bu yeni fikir, Türkiye Cumhuriyeti bürokrasisince benimsenip öne çıkarılmıştır. Farklı fikirlerin mevcut olduğu zeminde, onlar arasında bir ilişkinin olması da kaçınılmazdır. Bu ilişkiler bazen gerilimli bazen sükûnetli olabilir. Kendi düşünce dünyamızda da bunu gözlemlemekteyiz. İncelememizde fikir dünyamız bir koordinat şemasına benzetilmiş, sözü edilen fikirlerin ilişkileri bu benzetme çerçevesinde yorumlanmıştır.
|
Batıcılık, Türkçülük, Milliyetçilik, Atatürkçülük, İslamcılık, Sol akımlar
|
keyword: ÖRGÜTSEL KİMLİĞİN PAZAR ODAKLILIKTAKİ ROLÜ İşletmelerin davranışlarını oluşturan ve şekillendiren unsur işletmenin sahip olduğu örgütsel kimliktir. Örgütsel kimlik çalışanların örgütün özelliklerine dair öznel inançlarından oluşmaktadır. Öte yandan, pazar odaklılık kavramı, müşteri istek ve ihtiyaçlarını tatmin etmek boyutuyla açıklandığında yetersiz kalmaktadır. Pazar odaklılık kavramından yalnızca müşteri ilişkileri anlaşılmamalı, işletmenin diğer paydaşları ve özellikle çalışanları bu sürece dahil edilmelidir. İşletmenin pazara odaklanma şekli, sahip olduğu kimlik özelliklerinden etkilenmektedir. Örgütsel kimlik, işletmenin pazara yönelik tutum ve davranışlarını açıklamada etkin bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, pazar odaklılık kavramının bir örgüt kimliği özelliği olmaması pazar odaklılık önünde bir engel teşkil etmektedir. Bu çalışmada pazar odaklılık ve örgütsel kimlik kavramları açıklanmış ve örgütsel kimliğin pazar odaklılıktaki rolü incelenmiştir
|
pazar odaklılık, örgütsel kimlik, pazar odaklılık engelleri
|
keyword: İKTİSAT BÖLÜMLERİNİN ÖĞRENCİ ÜZERİNDE YARATTIKLARI KATMA DEĞER İTİBARİYLE ÜNİVERSİTE LİGİ Yüksek öğretimde kalite kavramına, oluşturduğu kalite sıralaması ile farklı bir bakış açısı kazandırmak amacındaki bu çalışmada, 42 üniversitenin İktisat Bölümleri, öğrencileri üzerinde yarattıkları nisbi katma değer bakımından incelenmiştir. Lig oluşturulurken dikkate alınan temel faktör, üniversitelerin Kamu Personeli Seçme Sınavından elde ettikleri ortalama ham puanlardır. Bu çalışma neticesinde elde edilen sıralama bir anlamda üniversitelerin sundukları eğitim-öğretim hizmetlerinin etkinliğinin bir göstergesidir. Çalışma sonucunda oluşturulan Üniversiteler Ligi sonuçları itibariyle hayli ilginçtir. 2004 yılı için Gaziantep ve 2005 yılı için de Erciyes Üniversitelerinin en başarılı üniversiteler olarak kaydedildiği sıralamada büyük ve köklü üniversitelerimizden bazıları, öğrencileri üzerinde yarattıkları negatif katma değerle ligin başarısız üniversiteleri arasında yer almışlardır.
|
Üniversite Ligi, İktisat Öğretisi, Eğitimde Katma Değer
|
End of preview. Expand
in Data Studio
README.md exists but content is empty.
- Downloads last month
- 1