en stringlengths 1 8.67k | tr stringlengths 1 10.1k |
|---|---|
It's not a big deal. | Büyütülecek bir şey değil. |
A piano. | Bir piyano. |
Not now, sir. | Buralarda domuz yoktur. |
- Cute. | - Çok şirinsin. |
Excuse me? | - Affedersiniz? |
Let's have a look at it, shall we? | Şuna bir göz atalım. Ne dersin? |
Jesus Christ. | Allah'ım. |
It's not even dented. | Bir şey olmamış. |
Day boys. | Merhaba, çocuklar. |
Let's get you out of this mess. | Seni bu rezaletten çıkaralım. |
Everything's fine. | Her şey yolunda. |
Cisco, don't you ever do anything like that again. | Cisco, bir daha sakın böyle bir şey yapma. |
Look at her. | Baksana kıza. |
Helen, thank you so much for coming. | Helen, geldiğin çok teşekkürler. |
That was amazing. | Olağanüstüydü. |
It's a civilian matter. | Bu sivil bir sorun. |
I can breathe. | Nefes alabiliyorum. |
Let's call it "Xanadu." | "Xanadu" diyelim. |
All I want is to run away with you. | Tüm isteğim... seninle olmak. |
Okay. | Tamam mı? |
I want this Hesh thing settled. | Hesh olayının çözülmesini istiyorum. |
-No, no! | - Hayır hayır! |
You'll be working with a civilian to secure entry. | Girmek için bir siville çalışacaksın. |
I really am. | Çok ciddiyim. |
What else? | Başka? |
My God! | Allah'ım! |
Girlfriend. | Kız arkadaşı. |
Will you go, then? | - Sen gidecek misin peki? |
I'm good. | Böyle iyiyim. İyiyim. |
Every dirty bit of it. | En küçük parçasına kadar. |
We are so lucky. | Biz çok şanslıyız. |
I think our boy's got his confidence back. | Galiba bizim oğlanın güveni yerine geldi. |
No, I didn't. | Hayır, aramadım. |
So, how much do I owe you? | Peki sana ne kadar borcum var? |
Only now the lyrics and the type of music is a little bit more involved in society than it was. | Sadece bu seferlik müzik ve sözler biraz daha sosyal, diğerlerine nazaran. |
So did she. | O da istedi. |
All rover/computer links are up and running. | Tüm şebeke bilgisayar bağlantıları çalışmaya hazır. |
Is it not enough for them that We have sent down the Book upon you, which is read to them? | Bu kitabı sana indirmiş olmamız ve kendilerine okunması onlara yetmez mi? |
? | Hiç olmadığım kadar eminim. |
Karin! | Karin! |
No, I-- | Hayır, ben... |
What's up? | Nedir? |
- Danielli. | - Danielli. |
Old money. | Eski para. |
- Right behind you. | Hemen arkandayım. |
- Night, Flash. | - İyi geceler, Flash |
Shu. | Beni ben yapan her şeyimle |
We're not selling. | Satmak istemiyoruz. |
Come on, let's do this. | Aslında bu bir dış iskelet. |
It's a hypothesis, | Bu bir varsayım. |
Fuck. | Lanet olsun. |
Every day a few more. | Her gün, biraz daha fazla. |
She's breathing very strangely. | Çok tuhaf nefes alıyor. |
I got 1 00 bodies here. | Bir sürü cesedim var. |
Chico! | Chico. |
Is he supposed to be George Washington? | George Washington kılığına girmiş? |
- We're broken down on Old Mine Road. | - Eski Maden Yolu'nda arabamız bozuldu. |
Stay! | Durun! |
Um... | Şey... |
- Not really. | - Pek sayılmaz. |
Serbia today mostly manages to meet its electrical energy needs, but in five years it will require at least one more thermal-electrical power plant and one more coalmine -- at a cost of 750m euros to 1 billion euros. | Bugün itibarıyla Sırbistan elektrik enerjisi ihtiyacının çoğunu karşılayabilmesine karşın, beş yıl içinde en az bir termoelektrik santrali ve bir kömür madenine daha ihtiyaç duyacak ve bunların maliyetleri 750 milyon avroyla 1 milyar avro arasında değişiyor. |
He left for Tallahassee. | Tallahassee'ye gitti. |
Everything all right? | Her şey yolunda mı? |
Even if you called everyone up, there are so many people here | - Özellikle rica etmene rağmen bütün arkadaşları gelmiş. |
No, I do. | Hayır güveniyorum. |
Move him. | Götürün onu! |
I don't have a sister. | Benim kardeşim yok. |
That way, she says, ethnic communities would be ensured representation, independent of political affiliation. | Tomanova- Makanova, bu şekilde etnik toplumlara siyasi eğilimleri ne olursa olsun temsil güvencesi sağlanacağını düşünüyor. |
You can | Öyle mi diyorsun |
- Listen, I need you to do me a favor. | - Senden bir iyilik isteyeceğim. |
- I ain't mad, but goddamn it! | - Kızmadım ama kahretsin! |
He was already gone. | Çoktan gitmişti. |
Jerry, that's not necessary. | Jerry, buna hiç gerek yok. |
We've got a problem. | Bir sorunumuz var. |
It's like told Dennis and all of them, really. | Denis ve diğerlerine de söylediğim gibi, gerçekten. |
- Look who it is! | -Bak kim var! |
'Lias. | Lias. |
Don't move until we leave. | Biz gidinceye kadar da kımıldama. |
- figure out why. | Ama sahiden nedenini anlayamıyorum. |
Melora is all that stands between lsmir and destruction. | İsmir ile yok oluşu arasında kalan son şey Melora |
They say, "When shall the Day of Judgment come to pass if you are true in your claim?" | "Doğru sözlü iseniz (bildirin) bu vaad ne zamandır?" derler. |
Thing is, the Army now outsources its medical insurance and the company won't pay for the operation. | Sorun şu ki, Ordu şu an sağlık sigortasından kısıtlama yapıyor ve şirket ameliyat için gereken parayı vermeyecek. |
Me? | Benle mi? |
Well, it was a good idea. | Neyse, iyi bir fikirdi. |
What a dick. | Şerefsize bak sen. |
May your selfless service, spent in defending freedom bring even greater rewards in the larger work that you now undertake to promote freedom throughout the world. | ÖTEKİ TÜRLÜ OLMAZ ÖZGÜRLÜK ADINA |
And I'll kill anyone who comes near Dawn. | Dawn'a yaklaşan herkesi de öldürürüm. |
Nibbler! | Nibbler! |
Jasira. | Jasira. |
She was a saint. | -O bir azize. |
Listen. | Dinle. |
Kind of chaotic right now, but don't worry about it. | Şu anda evde karmaşa var ama merak etme. |
it's not easy for me to visit this town. | Benim için bu şehre gelmek kolay değil. |
Let me go! | Bırakın beni! |
He would even answer nature's call unnaturally! | Doğaya bile doğal olmayan bir şekilde cevap verirdi. |
It's um... it's interesting. | - İlginç oldu. |
What is that for? | Bu da ne için şimdi? |
- Would you like to trade with me? | - Benim yerime gitmek ister misin? - Hayır! |
Leah Mayne, lives in Woodley Park. | Karısı Leah Mayne. Woodley Park'ta oturuyor. |
Do you prefer the present life to the Hereafter? | Âhireti bıraktınız da dünya yaşayışına mı razı oldunuz? |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.