Unnamed: 0
int64 0
16.6k
| Sentence
stringlengths 1
13.7k
| Sentiment
int64 0
1
|
|---|---|---|
13,600
|
tam bir hayalkırıklığı. tv de gece filmleri bundan 2 kat daha kaliteli. xxx e yakışmamış. izlemeyenler sakın üzülmesin. 5/10
| 0
|
13,601
|
Samuel L. Jackson filmin sonunda yeni xXx için çok iyi bi adayı olduğunu sölüyor, inşallah vardır Samuel amca zira ice cube hiç olmamış..
| 0
|
13,602
|
Eşitlik Çatışması | Sevişmekle çalışmak arasında... Merhabalar; artık kaçamadığımız sinema izleyiciliği ya da sinema severliği muhatabı arkadaşlarım. Öncelikle "sinema eleştirmenliği" olarak değerlendirildiğinde acemiliği burnunda tüten biri olarak deneme yanılma yöntemiyle kelimeleri alakanıza sunmaya çalışacağım. Artık ne çıkarsa "ras(t)gele"... Başlangıç olarak bakış açısı yönüyle farklı bi fikir topluluğuna ve mizahın fikirle uyumlu hale getrilmesine dikkat çekerek dram ya da romantizm sevmeseniz bile filmin akışına kapılacağınızı söylemek isterim. Kısacası izleyin. Film gündelik hayatımızın ve zamanımızın güncel konularından biri olan ki özellikle Hindistan'da artık çıkmaza girmiş ve bize kadar haberi ulaşmış olan "kadın hakları, kadın erkek eşitliği, vs ..." konusunda sıradan ve sade olmasına karşın değişken bi sunum olarak izleyiciye sunulmuş.(1993 Türk yapımı Tersine Dünya filminin iki kişi için layt'laştırılmış ve Hindistan'a uyarlanmış hali olarak nitelendirebiliriz.) Temel hikaye kadının erkeğin ve erkeğin de kadının görevlerini üstlenmesi üzerine kurulur.(Kemal Sunal'ın başrolde olduğu 1985 yapımı Şendul Şaban filmini anımsatarak). Ancak tek fark burada erkek kahramanımız Kabir (Arjun Kapoor) zamanın bütün fenomen öğelerini ustaca yerine getirmektedir. Ve kadın karakterimiz Kia (Kareena Kapoor Khan) da iş hayatının bütün olumlu yükselişlerini başarıyla yerine getirmeyi başarmıştır.( Bu arada iki sanatçının soyadları aynı ama akrabalıklarına dair somut bi şey bulamadım. Hikaye bu bay ve bayanımızın uçakta karşılaşıp ilginç fikirlerini hayata geçirmek üzere evlenmeye karar vermeleriyle başlıyor. Oğlanın babasının her nasılsa inşaat devi olması ancak oğlanın annesi gibi olmak isteyip işi tembelliği vurması ve babasıyla olan çatışmanın yanında hanfendimizin arzuladığı kocayı bulmuş olmasına rağmen şüpheli yaklaşımı ve evlilik hayatının o sapkın ama haylaz içeriği sahneleştirilerek devam ediyor. Bay ve bayanımızın arasındaki çatışma süreci başarılı hayatları olağanlaştırılarak ve kabul ettirilerek sürdürülüyor. Yine bi uçak içi dekor sahnesiyle çatışmalar ve başarısızlıklar çözülerek mutlu sonla ve her zaman ki gibi klasik Hint Filmi sonuyla müzik eşliğinde bitiriliyor. 126 dakikalık filmimiz R. Balki'nin ses getiren yönetmenliğini ve ustalık alametleri taşıyor. Önceden de söylediğim gibi olağanüstü sahnelerin ve efektlerin aksine sade bi sunumla ve nostaljiyle senaryonun iş görür hale gelmesi sağlanıyor. Karakterlerin ve kostümlerin yerlerine oturmuş olması ufak tefek uyumsuzlukları da görmezden gelmenizi sağlamakla birlikte türk usulü kişi başı hesap yaparsak film tutmuş ve kazanç sağlamış ve daha da yürür gibi duruyor. Şimdiden iyi seyirler. Ve özellikle bayanlar sulanmayın... Çünkü eninde sonunda erkekler kazanacak 3;).
| 0
|
13,603
|
Geçtiğimiz yılki Ankara Film Festivali'nden En İyi Senaryo ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülleriyle dönen Martı, özgün metaforları ve oyunculukları ile dikkat çeken ama bir yandan da monoton hikaye örgüsüyle izlemesi zorlaşan bir film. Senaryo bakımından kesinlikle takdir ettiğim ve düşündürten ögeler olsa da, hikaye çok daha hızlı bir şekilde ilerleyebilirdi doğrusu. 137 dakikalık bir sürede kendisini tekrarlayan sahneler bir hayli yoğunluktaydı. Filmin finali de biraz zayıftı. Bu arada, filmde arka plan seslerine yapılan dublajların senkronları uyuşmuyordu ve çok dikkat dağıtıcıydı. Ama Martı'nın çok iyi yanlarına da değinmek istiyorum. Onur Buldu'nun performansı kusursuzdu. Onun böyle ciddi bir rolde bu kadar iyi bir sonuç çıkaracağını tahmin bile edemezdim doğrusu. İrem Sak da bu filmde resmen parlamış, özellikle de onun olduğu bir tiyatro sahnesinde. Bunun dışında hikayenin atmosferi ilgi çekiciydi ve burada bulunan farklı karakterlerin birbirleriyle etkileşimlerini görmek sürükleyiciydi. Martı, eğer sabrınız varsa izlemenizi tavsiye edeceğim filmlerden birisi. Hikayesinde yer alan bazı detaylar ve performanslar gerçekten de görülmeyi hak ediyor doğrusu. Kötü yanlarına rağmen bir şans verin derim. Puanım: 6.5/10
| 0
|
13,604
|
Bir film hem güldürüp hem ağlatabilir mi? İkisini bir arada yaparken derin mesajlar verebilir mi? İzleyin ve karar verin.
| 1
|
13,605
|
Herkezin emeğine saglık son zamanların en güzel komedi filmi. İzlemenizi tavsiye ederim. Oyuncu kadrosu süper
| 1
|
13,606
|
Çok güzel eğlenceli içten bi film ,çok güldüm.Tam anlamıyla bütün oyuncular doğal ve gülmek icin ideal bi sinema filmi.kesinlikle gidin ve destekleyin❤
| 1
|
13,607
|
Cok yapmacık cok kötü bir film olmuş hiç beğenmedim emeğe saygı dicem ama cok amotor bir film izlemeye değmez cok zor durdum
| 0
|
13,608
|
psikolojik bir film.Filme adapte olamadim,yorucu bir film.
| 0
|
13,609
|
sarah michelle gellar da olsa daha iyiydi ama her zaman izlenebilecek bir film eğlenceli romantik biraz daha korkunç(çok az) izlemeye gerçekten değer ama 1. si daha güzeldi
| 1
|
13,610
|
hareketli kamera kullanımında abartıya kaçılmış olmasına rağmen kendne has bi hava yaratması güzel. öte yandan eğer ki "hayatımda izlediğim en kötü filmler sıralamasında birinci sırada bulunan filme yazık, ikiye kaysın" diye düşünecek olursanız bu film beklentinizi karşılayacak.ses getirecek bi sanat filmi yapma çabaları içinde seyirciye sıkıntıdan başka bi şey veremiyor ne yazık ki. imdbde 8 üzeri puan alıp da nefretimi kazanmış yegâne film olduğu için yorumları çok merak ediyorum.
| 0
|
13,611
|
filmin eğlence kısmını almaz ve bu tarz şov programlarına getirdiği acımasız yorumu yalnız başına ele alırsanız bayılacağınız bir film.özellikle yabancı basında da bu tarz programlarla ilgili haberlere şöyle bir göz atıp "bunu da mı görecektik?" dediyseniz gerçkten "american dreamz" çok bşarılı bir yapım.şu sıfatsız "jüri","benim bir hikayem yok,dur o zaman bir şey uydurayım" insanları,herkesin tahmin edebileceği sahne arkası o kadar güzel göz önüne atılmış ki...bence american dreamz yılın en iyi filmleri arasında yer almalı.belki bir sanat filmi değil,ama ticari kaygıyla beraber iyi de bir yorum getirmiş.tebrikler
| 1
|
13,612
|
fena bişeye benzemiyo izlemekte yarar war
| 1
|
13,613
|
gayet iyi bir filmdi, hem düşündürücü, hem eğlenceli..vakit harcamaya değer..
| 1
|
13,614
|
Hugh grant'i görünce filmin daha komik olmasını beklemiştim ama filmde komedi unsuru biraz azaltılarak absürd durumlarla sosyal mesajlar vermeye çalışılmış.. Bunda da başarılı olduğunu düşünüyorum.. Amerikanın ortadoğu politikası, Bush ve en önemlisi popstar vari porgramlara yaptığı eleştiriler gayet yerindeydi..7/10 bence izlemeye değer..
| 0
|
13,615
|
filmi alırken hugh grant var o zaman güzeldir diye düşündüm fakat benim için tam bir hayal kırıklığıydı,oyunculuklar çok kaliteli değildi kötü bir film
| 0
|
13,616
|
fransızların o garıp espırı anlayısını gayet guzel hıssedebılıyorsunuz ... ben o kadar begenmedım
| 0
|
13,617
|
biz türkler her alanda süperiz 9,90 ytl nedir yaa :) çekildiği ülkeden buraya gelene kadar filmlerin adımı değişiyo ilginç bi durum..
| 0
|
13,618
|
Böylesi bir filmin 4.9/10 alması,9.90lık hayatın acı gerçeklerinin kanıksanması anlamına geliyor olsa gerek.modern dünyanın tüketim alışkanlıkları sıradışı ve acıtıcı olana bu kadar rağbet ediyor.7.5/10
| 1
|
13,619
|
99 frank ya hayatınıza damgasını vuracak yada size hiç bir şey ifade etmeyecek ama kesinlikle arada kalmayacak bir film, bence hem işleniş tarzı hemde vermiş olduğu mesajlar bakımından mükemmele yakın yapıt.
| 1
|
13,620
|
genel anlamda begendım ama gereksız efektler fransız fılmı oldugunu bellı eden komedı unsurları cok fazla bence..konusu acıkcası ucuk ve bence saçma.ama kalıtelı oyunculuk ve cekımler..farklı uslupla anlatılması guzel ama butunlugu olmayan bır konuydu ...6-7 gıbı bır sey....ama daha ıyı degıl..
| 1
|
13,621
|
ya film yabancı ismi türkçe bu nasıl oluyor (ytl)yeni türk lirası
| 0
|
13,622
|
Size biçilen yaşamı mı yaşıyorsunuz? Yoksa kendi İstediğinizi mi? Bu soruları sorduran sıcak, etkileyici bir film. 8/10
| 1
|
13,623
|
Bu film söylemeye cesaret edemediğimiz sözleri, yaşamaya cesaret edemediğimiz hayatları anlatıyor. O söyleyemediğimiz sözler değil midir yaşamımızı bambaşka bir hal almaktan alıkoyan? Nişanlısına evlenmek istemediğini söyleyemeyen bir kadın, oğluna onu önemsediğini söyleyemeyen bir baba, patronuna işinden ayrılmak istediğini söyleyemeyen bir memur, sevdiği kadına bunu söyleyemeyen bir adam... Bütün bu insanlar bazen gururdan, bazen de korkudan istemedikleri hayatları yaşamaya devam ediyorlar. Film, bizi söyleyemediğimiz sözler ve yaşayamadığımız hayatlar üzerine düşünmeye itiyor. Bütün Fransız filmleri gibi çok etkileyici.
| 1
|
13,624
|
Filmde şivenin sempatikliği ve birkaç minik esprinin dışında bir numara yok. Salonda iki kişi izledik(çıkışın 3. günü) filmin ortalarında koltuğun rahatlındanmı yoksa filmdenmi bilemedim dalmıştım. Uyandığımda öbür şahıs sırra kadem basmış makinistte ekranı bir 16:9 formata getirip bir 4:3 yapıyordu. Arkedeş filme emek vermişsin saygım var fakat bu kadar da amatör iş olmaz garii. Dondurmam Gaymak'tan damı örnek almadınız. Film anlaşılan Aydın'ın katmadeğerleri olan İncir, antik kent ve doğal tabiatını neşrediyor. Lakin filmde bir konu bütünlüğü yok derme çatma kurgu ile yapılmış sanki. Oyunculuklarda çok sıradan. Euterpe olayı çok gereksizdi. Filme zarar verdiğini düşünüyorum. Lütfen yöresel film çekecek yapımcılar profesyonel bir kadro ile çalışsınlar.
| 0
|
13,625
|
İzlediğim en iyi yöresel film.. diğer ege filmleri falan halt etmiş yanında.
| 1
|
13,626
|
kesinlikle katılıyorum... özenle seçilmiş filimleri tv karşısında bulmanızın imkansız olduğu bağımsız sinamenin en kaliteli örneklerini izleme olanağını sunduğu için CNBC-e ye teşekkürler...
| 1
|
13,627
|
Film başlarda çok hızlı gelişiyor. Hemen sizi içine alıyor. Sonunda ise klasik ruh temizleme, hayalet avcılığı. Ama yine de film size kendini sevdiriyor. İzlenmeyecek kadar sıkıcı değil.
| 0
|
13,628
|
Sıcacık ve içten bir film, ben beğendim doğrusu..
| 1
|
13,629
|
İnsanlar neye göre puanlama yapıyorlar anlayamıyorum.Gerçekten etkileyici bir dönem filmiydi.Filmin bir çocuğun gözüyle habersiz olduğu olay ve kavramlara, ona belli etmemek adına farklı anlamlar yükleyerek anlatılması çok iyiydi.Filmin Brezilya yapımı olması ve brezilyada geçmesi de benim için bir artı.Lütfen puan verirken tekrar tekrar düşünelim....
| 1
|
13,630
|
filmi çok beğendim..zaman zaman insanı sıksada oldukça etkiyci ve güzeldi.
| 1
|
13,631
|
vay babayun kemüğüne, n'aptınız öyle kitapsızlar! yaş sınırı 13 demişsiniz ama en az 18+ yapmalıydınz.
| 1
|
13,632
|
ben de trt'de izledim.alt yazılı olduğu için daha da etkileyici ve gerçekçi bence.bir ölüm ancak bu kadar sade ve katkısız anlatılabilirdi.çok duygusaldı çok beğendim.gözyaşlarıma hakim olamadım.duygusal bir film setretmek isteyenlere tavsiye ederim.
| 1
|
13,633
|
Filmi Türkçe dublajlı izlediğimi belirteğim önce. Dublajın bu kadar kötü yapıldığı bir film izlememiştim son yıllarda. Film beni hiç etkilemedi açıkçası. Uzun zamandır izlemek istediğim filmler listesindeydi ama bu kadar duygusuz bir film beklemiyordum. Çocuğunu kaybeden bir aile bu kadarmı ruhsuz olur anlamıyorum. Sanki çocukları değilde uzaktan bir akrabaları ölmüş gibiydiler. Bence zaman kaybetmeyin.
| 0
|
13,634
|
Bu filmi vizyona girdiğinde kaçırdığıma pişman olup uzun uğraşlar sonucunda edinmiştim ama sonuç tam bir hayal kırıklığı.Duygu yoğunluğu bile yaratmıyor,kötü.
| 0
|
13,635
|
Merhaba...İlk olarak şunu söyleyeyim cannes te verilen altın palmiyeyi hak etmeyen bir film bana göre.Fakat gene de hekesin başına gelebilecek bir acıyı çok sade bir dille gürültüye mahal vermeden anlatması nedeniyle farklı da bir film...Bu filmden çok büyük bir duygu akışı beklemek yanlış...Çünkü duygu sömürüsü yapmaya kalkışmamış...Sanki bir komşunuzun başına gelen birşey gibi izliyorsunuz...Film bittikten bir süre sonra da değeri çok daha iyi anlıyorsunuz...Bence sinemada duygu sömürüsüne karşı olan herkes bu filmi izlemeli...10/9
| 1
|
13,636
|
Daha önceki ANNE filmi gibi, her hamlede her adımda ilerleme.. Basit düşünürseniz begenmedim dersiniz.. her hamlenin sonuca gittigini anliyarak izlemelisiniz.piyon hamlelerini önemsemeyen mat olur. Güzeldi beğendim. Hayatınızda bu şartları hiç yaşamamış iseniz manasız bir film gibi gelicektir.. bilemezsiniz huzur ile balerinlik yapıp sevdigi insanı tedavi ettirip yaşıyabilmek..
| 1
|
13,637
|
Aşırı durağan bir filmdi, bir hareketlilik olur belki diye filmden çıkmadım ama son 20 dakika kala bitsede çıksak diye sinema tavanına bakıyordum.Beklediğimden oldukça kötüydü, hayal kırıklığı oldu.
| 0
|
13,638
|
Prodüksiyon bakımından Red Sparrow'un harika bir estetiği var. Kostümleri, James Newton Howard'ın müziği, Jennifer Lawrence'ın performansı ve sonda yapılan ters köşe oldukça iyiydi. Yönetmenlik koltuğunda oturan Francis Lawrence, günümüzde geçen bir ajanlık hikayesini sanki soğuk savaş yıllarında geçiyormuş gibi göstermeyi başarmış. Fakat bunlar bir yana, Red Sparrow'un tamamını izlemek epey zordu. İlk 90 dakika kendini bir şekilde izlettirse de, son 45 dakikada temponun dibe vurmasıyla birlikte filmden koptum doğrusu. Bu esnada sinemada gerçekten de uyku moduna geçtiğimi hissettim. Senaryo, oldukça basit bir hikayeyi öyle uzun bir şekilde anlatıp gereksiz yan karakterlere ve hikayelere başvurarak içeriği uzatmış ki, bir yerden sonra dikkatinizi toplamak epey zorlaşıyor. Zaten ana karakterin kafasının içerisine girmek epey zor olduğu için filmde gerçekten anlayabileceğimiz birisini bulmak ise epey zaman alıyor. Red Sparrow, idare eder bir film. Dev bütçeli stüdyoların geriye çekilmeye çalışmadan bir hikayeyi olduğu gibi aktarması kesinlikle iyi bir şey. Red Sparrow, genel anlamda izlerken iyi vakit geçirdiğim ama bazı yerlerde de hikayeden koptuğumu hissettiğim bir filmdi. Eğer eski usul ajan filmlerine merakınız varsa ve uzun süreyi kafanıza takmazsanız, bir göz atmanızı tavsiye ederim. Puanım: 6.8/10
| 0
|
13,639
|
İzlerken uyuyordum nerdeyse aşırı sıkıcı bir film ajan filmi güya ama aksiyon sıfır zaman kaybı oyunculuk desen normal seviyede
| 0
|
13,640
|
Yönetmenlik ve betimleme bu kadar güzel olur.. Yıllar geçse de herşey aynı..
| 1
|
13,641
|
Yönetmen Tunç Okan'ken filmden beklenti ister istemez çok oluyor. Ahmet Mekin başarılı bir performans sergilese de, anlatılan öykü özünde güçlü olsa da kameraya aktarılışı diğer oyuncularla birleşince hayal kırıklığı yaratıyor.
| 0
|
13,642
|
bu film vasat çöp bir film bile diyemeyeceğim çok zayıf bir film masa başında arkadaş sohpetlerinden başka birşey yok tabi buna sinema deniyorsa
| 0
|
13,643
|
Ortada bir rakı masası , herkes kendi derdini ortaya döküyor nasıl bir film bu ya , vasat film diğer türk filmleri gibi
| 0
|
13,644
|
konu ve işleyiş iyi sürükleyicilik ve oyunculuk kendini izlettiriyor özellikle Matthew McConaughey genellikle romantik komedi tarzlarından sonra bu rol ona iyi oturmuş ve iyi performans sergilemiş tavsiye ederim iyi sehirler
| 1
|
13,645
|
Sürükleyici anlatımı, son anakadar yaşanılan heycanı, başarılı oyuncu performanslarıyla yılın en iyi filmlerinden biri, ama niyazikki bir çok sinema listesinde atlanılan pek üzerinde durulmayan bir yapım oldu Limitless'le birlikte.İki filmide kesinlikle izleyin pişman olmazsınız. 10/8
| 1
|
13,646
|
Elbette beklentinizin düzeyi, alacağınız tadı belirleyen yeğane faktör olacaktır ama tavsiye edilir."Bir dönem ki Harrison Ford filmleri tadında".
| 1
|
13,647
|
lk oylar veren arkadalar anlamyorum. lla bi kt oy verecekler... Daha izlemediniz etmediniz bari bi gn bekleyin. imdb de 7.6 alm film.
| 0
|
13,648
|
Matthew McConaughey iyi seçim yapmış bu sefer zira normalde pek de izlemeye katlanamadığım bir adamdır. Frailty de hiç fena değildi gerçi. Filme gelirsek eli yüzü düzgün janr filmlerinden, kusursuz değil belki ama dediğim gibi düzgünlüğü film bittiğinde sizde bıraktığı doygunluğun yeterli olduğunu düşündürtüyor. 7/10
| 0
|
13,649
|
yorum yapmayp puan veren arkadalar anlamyorum .milleti yanltyorlar.bu puan verenlerin hepsi izlemimi acaba filmide bu kadar dk oyla giri ypt.filmin imdb puan 7,6 hemde.
| 1
|
13,650
|
Haftann tartmasz en iyi filmi. Hem etkileyici bir gerilim hem de polisiye stelik ucuz bteli ve aslnda Hollywood sektrnde vasat oyuncular olarak bilinen oyuncularn bu kadar baarl bir performans gstermesi de olumlu. zellikle Mathew Mcgonuhey mthi bir performans gsteriyor.
| 1
|
13,651
|
Çok güzel filmdi bence de. Bugün bir kez daha izledim TV de, gece 3 olmasına rağmen 2. kere izleyebilmişsem içimde derin iz bırakmış bir film demektir. Belki de romantik oluşundan ve de kaybettiğim kişiyi tekrar tekrara hatırlayşımıdandır. 10/8
| 1
|
13,652
|
ben beğendim hemde çok...seyrederken dugulandım...üst üste seyretsemde bıkmam...
| 1
|
13,653
|
Filmim konusu ilk baştan aslında kendini le veriyor.ilk başlarda sizi baglasada artık ortalara dogru sıkılmaya başladım ben.Romantizmin iyi işlenemedigini dusunuyorum.
| 0
|
13,654
|
oyuncular başarılı ama konu çok sıkıcı.o kadar fazla müzik içeriyoki aşk arka planda kalmış.Açıkçası beenmedm
| 0
|
13,655
|
bu film çok ama çok sıkıcı sırf coppola ya saygımdan dolayı sonunu getirdim ama beğenmedim konu ilginç olsada ortaya güzel bir şey çıkmamış.
| 0
|
13,656
|
Aman berbat ki ne berbat..
| 0
|
13,657
|
Sıradan vasat bir film. Owen Wilson dışında seçkin bir aktör yok. Senaryo klişe ve yapay.
| 0
|
13,658
|
Az oyuncu var olanlar da son derece mükemmel oynamışlar,korku dersek türünü yanlış belirtmiş oluruz daha çok gerilim ve dram tarzında,başarılı bir yapım sonu daha farklı olabilirdi 7/10
| 0
|
13,659
|
Film muhteşem olmuş,korku filmi niyetine değil gerilim filmi niyetine izlerseniz size herşeyiyle fazlasını veriyor.İlk başlarda güzel film bu mu diyebilirsiniz,ama daha sonra gerilim hat safhaya geliyor.Oyunculuk muhteşem,filmdeki oyuncu sayısı bir elin beş parmağını geçmez ama başrol oyuncusu anne ve çocuk rolündeki kişiler çok gerçekçi oynamış.Annenin size verdiği psikolojik gerilim anlatılmaz,sanki sizi filmi yaşatıyor.Beklentilerim kat ve kat fazlasını buldum.Gerçekten muhteşemdi.
| 1
|
13,660
|
Jennifer Kent isminde bir yönetmen duymamıştık. İlk uzun metrajlı filminde oldukça zor bir tercih yaparak korku-gerilim türünde bir örnek sunuyor seyircilere. Yılın sürprizlerinden biri. Başarısını "korkutuculuğundan" değil, geriliminden, hatta psikolojik-geriliminden ve dram tarafının ağır basmasından alıyor. Muhteşem oyunculuklar filme çok şey katıyor bir de. Son dönemde izlediğim en kusursuz performanslardan birini sergilemiş Essie Davis. Çocuk oyuncu Noah Wiseman, eğer sektörde kalırsa ileride kendisinden söz ettirir gibi duruyor, kesinlikle muhteşem. Zor bir hayatı paylaşıyor anne ve oğul. Bazen birbirlerinin en büyük destekçileri, bazen ise işler çekilmez hale geliyor iki taraf için de. Bir aile dramını eksiksiz biçimde yedirmeyi başarmış gerilimin içine yönetmen Kent. Ana hikayede korku unsurları da ilerlemeye devam ediyor bu arada. Çekim teknikleri ile, kamera açılarıyla, kurgusuyla, türe yeni bir soluk getirmeyi başarmış, bunu daha ilk beş dakikanın ardından fark etmek mümkün. Türün ihtiyacı olan unsurlar bunlar. Konsantre olabilirseniz eğer, sizi de filmin içine çekip özellikle bazı sahnelerde etkilemeyi başarıyor. O kadar ıvır zıvır film içinde şöyle sağlam bir şeyler arayanlara önerilir.
| 0
|
13,661
|
Film psikolojik gerilim adına gerçekten güzeldi. Fakat bu son bu filme hiç yakışmamış. En büyük eksisi ise Fredy'nin siyah giymiş haline benzer o karabasanı fiziksel olarak göstermeleri olmuş. Seksenlerde olsaydı hak verirdim.
| 0
|
13,662
|
Harika bir komedi filmi gülmekten gözlerimden yaşlar aktı.. bence 2018 en iyi komedi filmi.harika bir iş çıkarmış SOKAK SINIFI
| 1
|
13,663
|
Amerika korku sineması taklit edilmiyor...Aksine,Amerikan sineması,Japon sinemasının ısıtılmış örneklerini 100/99 başarısız bir şekilde bize sunmak için çırpınıyor.Ama gerçekten de bu seri için gereksiz bir dönüş.Telefonla korku filmi ise sahiden gülünç.
| 0
|
13,664
|
serinin finali olmasına rağmen serinin en kötüsüydü genede izlenmesi gereken serilerden
| 0
|
13,665
|
Bu filmden ne anladık; Japon malı PC almayın, spama maruz kalırsanız PC’niz patlayıp eviniz yanabilir! 10/0
| 0
|
13,666
|
hayatımda izlediğim en berbat en kötüüüü filmdii hem konu hem oyuncular...iş telefondan çıktı bilgisayara gitti bide çökertecekleermiş bilg yaff karier sahibi heckerler zor çökertio sen nası çökertecen dediğim gibi 1980 hawası wardı gerek müzik gerek oyuncular ...
| 0
|
13,667
|
Ciddi Olamazlar...
| 0
|
13,668
|
bir gerilim filmi olarak çok beğendim.bana tavsiye edeceğin gerilim filmi neler var deseler aklıma gelen filmlerden.konusu çok güzel.film genel anlamda sürükleyici.bu türlerden hoşlananlara tavsiye ederim
| 0
|
13,669
|
Aslında konuyu ilk 15 dk. da anladım ama bazı eksikliklerle. bu eksiklikler ile de biraz farklı olmayı başarmış. ama öyle aman aman bir film değil. 6 puanı hakediyor.
| 0
|
13,670
|
beklediği ve gördüğü ilgiyi hak etmeyen sanatsallık katmak uğruna bocalayarak tıkanmış bir film. izleyin ama tat alan biri olursa lütfen benimle irtibata gesin ne onu etkiledi bilmek isyerim
| 0
|
13,671
|
Bence gectigimiz yilin en önemli yapimlarindan biri Besirle Vals. Öncelikle bu bir cizgi sinemada yenilikci bir yapim. Belgesel, cigzi film. Israilin soykirimini günah cikarircasina anlatan bir film. Müzikleriyle 80 lerin hemen basinda emekleme gösteren tekno müzigi temasina iyice yediren. Müzikleriyle de Philp Glassa göz kirpian Alman besteci Max Richter gercekten iyi. Hafiza üzerine derin sözler birakiyor. Insanin hafizasinin otomatik olarak bütün kötülükleri sildigini ya da Israilin Nazilerin bir zamanlar onlara yaptiklarini simdi onlarin Filistinlilere yaptigini anlatiyor. Ses kurgusu ve efektleri ile görüntüler cok iyi. Bu güldürmeyen aksine aglatan bir film. Son sahnesinde salondaki Alman izliyecilerin susup dondugu o ani unutamam. Oradaki katliamda bir kücük cocuk olmadigim icin yüzümü kizartan bir buruklukla ayrilirken. Anladigim tek sey, ölenlerin bir daha geriye gelmeyecegiydi. Ne bu filmle ne de Davosta sertlesen liderler o cocuklari geri getiremeyecekti...
| 1
|
13,672
|
persapolis in yanına bile yaklaşamaz.Film resmen yahudileri sadece katliama engel olmadıkları için eleştriyor.Hayır yanlış katliamın en alaasını yahüdiler yapıyor.Hemde yıllardır.(bir sahnede filistinli militan ölü israil askerinin üstüne işiyor...siz haalla aa bak kendi hatalarını eleştriyolar helal deyin.) Bu filmde oscar alırsa Yuh artık.(en sonda ki gerçek görüntüler çok can sıkıyor ölü insanlar ve bebekleri görüyoruz oscar için onların cesetlerinden bile yararlanıyolar yuhh bee)
| 0
|
13,673
|
10 ÜZERİNDEN 10 LUK BİR BAŞYAPIT Cesar ve Altın Küre dahil çıktığı sene içinde sayısız ödüle layık görülen, yabancı dilde en iyi film kategorisinde Oscar ve Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışmış Vals im Bashir (Walt with Bashir – Beşir’le Vals) türünün tek örneği; uzun metraj, canlandırma bir belgesel film. O dönemde İsrail ordusunda görev yapan yirmili yaşlarında bir piyade olan yönetmen Ari Folman, 1982 Sabra ve Şatilla katliamını kendi bakış açısıyla anlatıyor. Folman, 2006 yılında bir asker arkadaşıyla karşılaşır. Arkadaşı ona 1982 Lübnan Savaşı ile ilgili sürekli kabus gördüğünü anlatınca Folman o döneme dair hiçbir şey hatırlamadığını fark eder. Aynı gece kendisi de birkaç görüntü hatırlar ama ayrıntılar yoktur. Film, Folman’ın arkadaşlarıyla konuşmalarını, aynı dönemde Beyrut’ta olan gazeteci Ron Ben Yishai ve bir psikologla yaptığı görüşmelerini anlatırken zihninde olayları canlandırmaya çalışmasını da gösteriyor. Her şeyden önce filmin tamamen Ari Folman’ın kişisel yorumu olduğunu belirtmek gerekiyor. Olayları kendi yaşadığı ve bildiği gibi anlatan senarist, oyuncu ve yönetmen Folman, İsrail yapımı bu filmle bir yandan kendi ülkesinin savaş politikasını eleştirirken diğer yandan Filistin halkına yapılan katliamda tek suçlunun kendileri olmadığını gösterme cüretkarlığında bulunarak samimiyetinden şüphe duymamızı sağlıyor. Lübnan Savaşı’ndan 40 yıl önce soyları kurutulmaya çalışılmış, adeta ezilmiş bir milletin başkalarının da desteğiyle süper güç haline geldikten sonra etki-tepki misali nasıl yakıp yıktığını, masumlara nasıl kıydığını zaten herkes biliyor. Vals im Bashir de, bir İbrani askerin kendi iç hesaplaşmasının yanında mensubu olduğu topluluğa yönelik tam manasıyla objektif gözükmeyen (ki zaten subjektif olduğu belli ama işin içine biraz masumiyet oyunu katılmış gibi) eleştirisi üzerine kurulmuş. Filmde Folman’ın geçmişe dair olayları yavaş yavaş hatırlaması ve bunun için gösterdiği çabalarla heyecan dozu artıyor. Savaşın ilk günlerine dair anılar biraz havada kalsa da özellikle katliamın yaşandığı haftasonuna doğru ilerledikçe filmin çarpıcılığı hızlı bir ivmeyle yükseliyor. Hristiyan Falanjistler’in savaşa dahil olmasıyla birlikte bu ivme eğrisi tepe noktasına ulaşıyor ve filmin sonunda, bu katliamdan sonra çekilen gerçek görüntülerden oluşan birkaç on saniyelik sekans ile seyirci oturduğu yere çakılmış şekilde filmi sonlandırıyor. Kurgu olmasından ziyade belgesel olması sebebiyle her sahnesinin daha da etkileyici olduğu, bir de filmin animasyon tekniği ile yapıldığı düşünülürse Ari Folman’ın bu işten alnının akıyla çıktığını söylemek zor olmaz. Fakat yine de eleştirilebilir yönleri olduğunu hatırlatalım bir kez daha. Filmin ekstralarında yer alan ve üç dakika süren, yine katliama ait gerçek görüntüler de Folman’ın seyirciye “Bu izlediğiniz şey bir filmden çok daha öte, bunlar gerçekler” dercesine yönetmen tarafından eklendiği anlaşılıyor. Yine Folman’ın kendi ağzından filmi ve yaşadıklarının bir başka yorumunu ekstra seçeneklerde dinleyebiliyoruz. Filmin ismi, Ari Folman ile aynı taburda savaşa katılmış asker Shmuel Frenkel adlı askerin savaş sırasında öldürülen Lübnanlı politikacı Bashir Gemayel’in dev posterinin önünde, elinde tüfeği ile vals yaparcasına gelişigüzel ateş etmesinden esinlenerek konulmuş. Vals im Bashir’i önemli kılan bir diğer yönü ise aslında animasyon tekniğinin seçilmesinden kaynaklanıyor. Folman, animasyon bir film yaparak hem rüyaları hem halüsinasyonları hem de film sırasında atlanmaması gereken pek çok önemli detayı kolaylıkla aktarabilmiş. Özellikle karakterler konuşurken arka planda yer alan ince ayrıntılar bu anlamda animasyon tekniğinin ne kadar iş görür olduğunun kanıtı. Yine filmde yer alan birkaç mizahi sahnenin yaratılması da ancak animasyon teknikleri ile var olabileceği için yönetmenin bu seçimine şapka çıkarmak gerekiyor. Ustaca yazılmış bir senaryo, Max Richter tarafından bestelenmiş muhteşem müzikler ve harikulade bir kurguya eşlik eden görsel efektlerle Vals im Bashir, içeriğinin yanında teknik yönüyle de bir başyapıtın sahip olması gereken her şeyi barındırıyor. Suçlu olanın suçuyla yüzleşmesi, tarihini ve öz geçmişini kabullenmesi üzerine, dehşet verici ve çarpıcı bir şaheser bu film. Kesinlikle animasyon gözüyle bakılmaması gereken, sanatsal bir belgesel ve etkileyici bir yapım Vals im Bashir. Darısı, kendi yaptığı katliamlarla yüzleşmeyi bir gün öğrenecek olan halkımın başına…
| 1
|
13,674
|
100.üzerinden.100.2008.in.en.iyi.filmlerinden
| 1
|
13,675
|
Bırakın ön yargıyı ve bu filme bir şans verin !İsrail yapımı diye,kendi ülkesini öven bir film olacağını düşünüpte izlemiyorsanız sizin sinemaya hiç saygınız yok demektir.Bu film çok cesurca tüm gerçekleri ayrıntılarıyla,kanıtlarıyla koymuş ve bunu yaparkende seyirciyi sıkmayan öğretici bir anlatım sunmuş.Bu yüzdende animasyon tekniği kullanılarak gerçekten yaşanmış bu olayları hatırlayan yönetmen,zihnindeki bu anıları animasyonla canlandırmış.Ki böylesi seyir zevki açısından çok daha iyi olmuş.Bunun yanısıra savaşın acılarının çok çabuk unutulduğunu göstererek dünya barışına sert bir eleştiri yapıyor.9/10
| 1
|
13,676
|
ön yargı olmaksızın izlenirse gerçekten hoş bir olduğu kanısına varacaktır türk izleyicileri. ama eğer önyargılarından kurtulamayan bir izleyici kitlesi varsa, sinemadan uzak dursunlar :)
| 1
|
13,677
|
film asıl olarak güzel ve izlenilesi bir animasyon.Günah çıkarmadan öte filmde biz sadece seyrettik biz yapmadık deniyor.Eğer evet biz yaptık dese vatan haini ilan edilir.Bizim aydınlarımızın ermenilerden özür dilemesi ile aynı olurdu.Yönetmen yahudiliğini bir kenara itmeden tarafsız olmaya çalışmış.Ne kadar başarılı olmuş ona izleyerek siz karar verin.Ama illa izleyin..
| 0
|
13,678
|
Ayy yazık ya filme! Şuna 2 kişi daha puan versinde filmin puanı olsun bari...
| 0
|
13,679
|
ne diyeyim bazen Amerika da Türkleşip böle filmler çekebiliyor. Zzzzzz
| 0
|
13,680
|
Filmi izleyemiyorum lütfen yardım sadece fragmanı izleyebildim yardımcı olun lütfen! !!
| 0
|
13,681
|
Konusu olmayan sacma bi film olmuş. Gulmek icin gideyim deseniz sadece filmin 10 dakikasinda guldunuz guldunuz gerisi yalan yani.
| 0
|
13,682
|
Berbat, çok kötü, hatta hiç gülemedim bile. Cidden paranıza yazık ve böyle berbat bir filmi vizyona koyanlara inanamıyorum, resmen dalga geçmişler, yazıklar olsun
| 0
|
13,683
|
Gerçekten eğlenceli bir film..Fakat kadrodaki o müthiş ikili olmasa dönüp bakmazsınız bile orası ayrı..Ben, travolta ve Robin Williams için seyretmiştim pişmanda olmadım.. Eğer sizde seviyorsanız bu ikiliyi, izleyin yoksa memnun kalmayabilirsiniz.
| 1
|
13,684
|
Öncelikle emeği geçen tüm ekibe başta Nejat ve Yiğit babaya ve onun akabinde senaryosundan kurgusuna kadar seyirciyi kendisine hayran bırakan birinci filmin devamını sabırsızlıkla beklediğim 'Kaybedenler Kulübü Yolda' filminden az önce çıktım.Filmin ilkini defalarca izleyen biri olarak ikinci filmde çok hevesle görmek istediğim ancak sahnesi çok kısa tutulan radyo programının filmde az yer verilmesi ve telefonla seyirci katılımının oldukça az olması beni üzdü.Filmi genel olarak beğendim.Kaybeden taraf bu sefer Kaan olmuştur.Seks sahneleri oldukça iyiydi hatta ilk filme oranla gayet başarılıydı.Tüm detaylar düşünülmüş sadece Mete'nin alkoliğe bağlaması ve pompa sahnesinin yok denecek kadar az olması şaşırttı.Filmde kullanılan müzikler her zaman olduğu gibi kendisini dinlettiren ve özenle seçilmiş müziklerdi.Hâlen gitmeyen varsa mutlaka gitsin ve filmin sonunda yazıları görür görmez sinemadan kalmayın zira ben öyle yaptım.Son sahnesine kadar bekleyin!
| 1
|
13,685
|
Tek bir cümleyle konuyu açıklayabileceğiniz sıg bir film. Özgürlükçü damarlarınız bi hızlı akmaya başlıyor film de o ayrı. Birde egede akdeniz koyları kasabaları bir içinizden geçiyorki oda ayrı. Rahatsız edici şekilde sevişme sahneleri, anlamsızca araya giren ofis sahneleri, tam bir konusu olmayan radyo sahneleri. Oyunculuklar süper diyebilirim. Sonuç olarak insanın harley davidson alayım birde deri kaplı kask çakayım hemen diyesi geliyor.
| 0
|
13,686
|
Öldürmeye değil aşka öZendirin demişsin nejat bey yarıda filmi terkettim bu film yerli erişkin filmden öteye gidemez sen değilmisin barda filmi ile kadına siddeti adam öldürmeyi vs özendiren sen ben paraya bakarım de böyle sanat olmaz olsun verdigim paraya ...
| 0
|
13,687
|
Tamamen; zaman,mekan ve para kaybı. Vakit geçirmek bir yana apar topar sinemadan çıktım, yazık verdiğimiz emeğe...
| 0
|
13,688
|
Abi ben bu filmi bekliyordum tarihi biraz daha öne alamadınız mı ya 12 mart da askere teslim oluyorum 16 mart da bu film yayınlanıyor üzüldü fena üzdü
| 1
|
13,689
|
2011'de çıkan ilk filmiyle oldukça büyük bir hayran kitlesi oluşturan Kaybedenler Kulübü, 7 yıllık bir aranın ardından nihayet devam filmine kavuştu. Bu filmin konusu ise, adından da anlaşılabileceği gibi "yolda" geçiyor. Olimpos'da yaptıkları tatilden sonra motorsikletleriyle İstanbul'a yola koyulan Kaan (Nejat İşler) ile Mete (Yiğit Özşener), yolculuklarını uzatarak gittikleri yerleri uzun uzun dolaşırlar. Bu esnada da Kaan, Sevda (Hande Doğandemir) adında genç bir kızla tanışır ve ikili birbirlerine aşık olur. Aslında filmin tamamı sadece bu yolculuktan ibaret. Filmin başında karakterler neyse, sonunda da aynı kalıyor. Bütün hikaye ise Kaan ile Sevda arasındaki aşk ile ilerlemeye çalışıyor fakat bu aşk öyle zayıf işlenmiş ki, oyuncuların başarılı performanslarına rağmen hiçbir zaman aralarındaki kimyanın gerçek olduğuna inanmıyorsunuz. "Ben sana aşık oldum" dedikten sonra anca 2 yılda yaşanacak inişli çıkışlı bir ilişkiyi, 1 haftaya sığdırmaya çalışmış senaryo. Yani eğer bu filmde ana karakterler adına derinlemesine bir yolculuk bekliyorsanız, aradığınızı bulamayabilirsiniz. İlk Kaybedenler Kulübü, benim gözümde harika bir iş olmasa da, son yıllarda birbirine benzeyen Türk filmlerinin içerisinde farkını ortaya koyan bir işti. Gerçekçi atmosferi ve alışılmışın dışında olan ana karakterleri de filmin popülaritesine yardımcı oluyordu. Bu filmde ise bunların hiçbiri yok. Eğer ana karakterler Kaan ile Mete'yi ilk filmde sevdiyseniz ve ikilinin nelerle uğraştığını görmek istiyorsanız, bu filmde bundan başka hiçbir şey görmeyeceksiniz. 7 yıllık bir aradan sonra çekilen ve büyük bir hayran kitlesi olan ilk filmin devamı için ortaya çıkan sonuç, bundan çok daha iyi olmalıydı bence. Eğer daha detaylı bir biçimde sorunlarıma değinecek olursam, filmin en büyük sıkıntısı kesinlikle senaryosundan kaynaklanıyordu. Bu filmin hem senaristi hem de yönetmeni olan Mehmet Ada Öztekin, bu filmden önce Martıların Efendisi'ni yönetmişti. Martıların Efendisi, benim gözümde bir hayli klişe, gösterişçi ve aşırı sıkıcı olduğundan nefret ettiğim bir işti. Kaybedenler Kulübü Yolda ise Martıların Efendisi'ne göre iyi bir gelişme olmuş. Fakat bu konuda senaryo, Kadıköy'ün gece hayatından uzaklaşıp ilk filmi tekrarlamamaya çalışsa da, aynı zamanda ortaya herhangi bir çatışmadan veya bir gelişmeden yoksun olan bir hikaye sunuyor. Mesela bu filmde Mete'nin alkolik olduğunu ve onun bu durumdan hoşnut olmadığını görüyoruz. Senaryo bu konuda ne yapıyor peki? Hiçbir şey. Filmin sonunda Mete'nin alkolik olmaya devam edip etmeyeceğini bilemiyoruz bile. Ana karakterlerin kendilerini ve biraz da hayatı sorguladıkları etkileyici bir devam filmi izlemek istesem de, bu film sadece yolculuğa odaklanmayı tercih ediyor. Yolculuk ise iyi işlenmiş olmasına rağmen film, bir türlü elindeki potansiyelin tamamını kullanamıyor. Yine de Kaybedenler Kulübü Yolda, kötü bir film değildi. Evet, ortada bir hikayenin olmaması yüzünden son 45 dakika biraz yorucu bir hal alabiliyor ve filmden sonra "bunun amacı neydi?" diye düşünebiliyorsunuz. Ama eğer bunlara fazla kafayı yormazsanız, bu filmi biraz rahatlatıcı bulabilirsiniz. Olimpos'dan İzmir'e, oradan da İstanbul'a kadar süren yolculuk sırasındaki harika manzaraları izlemek ve müzikleri dinlemek bir hayli keyifliydi. Yaz sezonunda vizyona girmeyen en yaz ruhlu filmlerden birisiydi diyebilirim. Oyunculuklar ise tahmin edebileceğiniz gibi gayet başarılıydı. Nejat İşler ile Yiğit Özşener, ilk filmdeki kendilerine özgün karakterlerini bu filmde de başarıyla canlandırmayı sürdürmüşler. Hande Doğandemir ise zayıf yazılmış karakterine rağmen ortaya olabilecek en iyi performansı sergilemiş. Bunların dışında filmin sürekli İstanbul'a geri döndüğü bölümlerde Sarp Akkaya ile Rıza Kocaoğlu, filmi biraz daha komikleştirmeyi başarmışlar. İkilinin olduğu bu sahneler epey gereksiz olup filmi uzatmış olsa da, epey dramatik bir filmin içerisinde bu sahneler salondan bazı kahkahaları toplamayı başardı. Genel itibariyle, eğer ilk Kaybedenler Kulübü'nün büyük bir hayranıysanız, devam filmi için beklentilerinizi epey düşürün. Kaybedenler Kulübü Yolda; hayran kitlesinden ziyade, harika manzaraları ve müziğine kendinizi bırakacağınız, izlerken yaşanan hiçbir şeyin üzerinde durmadan iyi vakit geçireceğiniz bir film arayanlar için yapılan bir iş olmuş. Ben şahsen filmi izlediğime pişman olduğumu söyleyemem. Ortada filmin kesinlikle iyi yapmış olduğu şeyler var. Fakat günün sonunda, birbirine benzeyen Türk filmlerinin arasında Kaybedenler Kulübü Yolda, türünün klişe örneklerinden birisi olmaktan fazlası olamıyor. Kötü değil, sadece amaçsız bir film. FİLMİN İYİ YANLARI: + Harika manzaralar ve müzikler. + Oyuncu kadrosunun performansları. + İlk 1 saatinin eğlenceli, kendini izleten yapısı. FİLMİN KÖTÜ YANLARI: - Senaryonun hiçbir yere varmaması, her şeyin gereğinden fazla hızlı gelişmesi. - Umursamak istemenize rağmen umursamayacağınız karakterler. TOPLAM PUAN: 6.2/10
| 0
|
13,690
|
Tamamen belden aşağa olarak yazılmış senaryo Hani arkadslarla gidilecek bir film degil resmen erkeklerin zevkleri üzerine yapılmıştır bir bayan olarak cok utandım filmi ilk yarıda terk edip cıkmak zorunda kaldım yazık yani cidden yazık.
| 0
|
13,691
|
Filmde tek bir klişe görmek mümkün değil . Hemen hemen her sahnesi sıra dışıydı , ilginçti . Filmi izlerken hiç sıkılmadım , bir şekilde sürükleyici olmayı başarıyor film . Baştan sona bir sonraki sahnesini merak ettiriyor . Filmin belirli bir konusu veya türü yok diyebiliriz . Western ağır basıyo ama macera-dram-gizem gibi türlerde ön planda . farklı şeylerde görülebilir , aşk gibi cinsellik gibi . sözün kısası bir çok şey gördüm , kendi çapımda bir çok şey çıkarttım filmden . Sıra dışı , farklı bir şeyler arayanlara ; aynı şeyleri görmekten sıkılanlara , şiddetle tavsiye edilir . dolu dolu geçen bir 125 dakika izleyeceksiniz . Son olarak ; Açıkçası Stalker gibi - Kurban gibi - Rastgele Balthazar gibi bir film bekliyordum filmi açarken , beklentim azdı . Stalkere falan derin film , muhteşem film deniyor . onlar muhteşem filmse bu filme ne demeli ? . 10/10 .
| 0
|
13,692
|
Arnold'un ilk filmi ve bence gayet başarılı oynamış.ilk filminde bile ilerde ne kadar iyi bi oyuncu olucağını bizlere göstermiş.Filme gelirsek;fantastik film olarak fena değil ama fazla beklentiye girmemek lazım.10/7
| 0
|
13,693
|
'Unbreakable' filmi belki bir çokları tarafından çoktan unutulmuş bir film olsa da , Night Shyamalan başarılı bir şekilde son dönemde kendisine hayran kaldığımız 'Split' filmiyle birbirine çok güzel bir bağ oluşturarak ayrıca hayran kaldığımız bir film ortaya çıkarmayı muntazam bir şekilde başarıyor. Bruce Willis her ne kadar istemesemde artık emeklilik zillerini çaldığı için her ikonik rolünü bir sonra ki nesile aktarıyor. O çarpık gülüşünü her zaman görmek istiyorum. Film de en çok öne çıkan rol James Mcavoy'un canlandırdığı Kevin Wendell Crumb. Film , bizi her ne kadar üzmüş olsa da James'ı bir kaç kez izlemeye değer bir klasik olmaya çoktan hak kazandı.
| 1
|
13,694
|
Yönetmen Shamayalan'ın 6.his filmini beğenerek izlemiş olsam da neticede çizgi filmden sinemaya uyarlama Son hava bükücü-Avatar filminde çizgi filmin bile kalitesini yakalayamadı ve devam filmleri gelmediği için bu filmden pek umudum yoktu ama bir hafta sonu eğlencesi olsun diye izledim. Film konusu itibari ile ilginç. süper güçleri olan kişileri bir psikiyatrist aslında hasta olduklarına ikna etmeye çalışıyor. filmin son final sahnelerine kadar bunun doğru olabileceğine ihtimal verdirse de finalde anlıyoruz ki gerçekten süper güçleri varmış . Bütçesi düşük olduğu için görsel efekt fazla yok ve olanlarda doyurucu değil. Bruce willis sadece adı nedeniyle pazarlama tekniği düşünülerek rol verilmiş. 24 ruh karakteri rolünü canlandıran diğer ünlü sanatçı çok iyi bir oyunculuk performansı veriyor. Çizgi roman sevenler için güzel felsefi derinliği olan sahneler var ama onun haricinde filmin altı boş. İyi bir bütçe verilseydi çok daha iyi seyir zevki olan bir film çıkabilirdi.
| 0
|
13,695
|
Şahsen bağlantılı olduğu fimlerden spilt ten özellikle aldığım etkileyiciliği bu filmde göremedim,ortada emek var tabiki saygıya değer fakat izlerken sıkıldım ve artık bitmesini bekledim bir yerden sonra.Belki konu ve düşünceyi işlemeleri açısından özgünler fakat bu beklentiyi karşılayan bir yapım olmamış
| 0
|
13,696
|
harika bir film olmuş. mutlaka izlenmesi gerekiyor. beni çok tatmin etti. oyuncular performansları da mükemmeldi. keşke burada bitmeseydi ve birkaç bölüm daha gelseydi.
| 1
|
13,697
|
bu serinin 2. filmi splitt o kadar iyi bir filmdiki devamı ondan daha iyi bir film olamazdı zaten.ama bu glas filminin kötü olduğu anlamınada gelmez.yönetmen seriyi fantastik olarak sürdürmeyi tercih etmiş.evt bencede split filminin devamı özünü kaybetmetmeden sürmeliydi. heleki adamda bu kadar çok karakter diğer taraftanda kızın güzel bir intikamı hakeden amcası varken..sadece film beklenti bakımından ters köşe yaptı.ama izlenmeye değerdiii
| 1
|
13,698
|
.
| 0
|
13,699
|
oldukça güzel bir film..
| 1
|
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.