Unnamed: 0
int64 0
16.6k
| Sentence
stringlengths 1
13.7k
| Sentiment
int64 0
1
|
|---|---|---|
3,700
|
harika kurgulanmışçizlenmesi gereken filmlerden biri.
| 1
|
3,701
|
Filmi genel olarak beğendim.Sıkılmadan izleyebileceğiniz sürükleyici bi gerilim filmi.Hella Berry nin performansınada dikkat...
| 0
|
3,702
|
Filmin tanıtımını ilk kez Sinema dergisinin '05 Eylül sayınında gördüm ve o günden beri merakla bekliyordum.İzlemeden evvel burdaki yorumlara göz atmak gibi bir hata yaptım,ve ümidim kırıldı.Ama filmi bugün seyretmiş bulunuyorum ve o olumsuz eleştirilerden birine bile katılmam mümkün değil!Çok çok beğendim.Ağustos ayında izlediğim Sin City den bu yana uzun süredir sinemada bu kadar iyi bir film seyretmemiştim.Gerçekten çok iyi olduğunu düşünüyorum.Spielberg ün yahudi olduğunu ve filmin konusunuda biryerlerden duymuş insanlar "taraf tutma" meselesini anında gündeme getirmişler ve daha görmeden inanıvermişler gibi geliyor bana.Filmin epeyce objektif olduğu düşünen ben,aynı zamanda bir yönetmenin "taraf tutmadan" film çekebilmesi fikrinide hiç gerçekçi ve gerekli bulmuyorum. Yapay Zeka dan bu yana islediğim en iyi Spielberg filmi.Eric Bana elbette beklediğim kadar iyiydi.Görüntüler çok hoş,J. Williams ın müzikleri şahane ve çok sarsıcı.İiçiniz acıyor cidden.Ve kesinlikle ama kesinlikle sıkıcı değil!1 dakika bile sıkılmadım desem,hiç abartmış olmam.Filmin sonunda koltuğa çakılıp kaldım...
| 1
|
3,703
|
Açıkcası yorumlardan ötürü önyargılı gittim,filmin taraflı olacağını düşünüyordum.Filmin başlarında öyle görünsede özellikle ikinci bölümde öyle olmadığını gördüm.Film son derece duygusal bir hal aldı.Ben çok beğendim ve gerçekten 3 saatin nasıl geçtiğini anlamadım.
| 1
|
3,704
|
Bunca kötü eleştirilere rağmen ben filmi beğendiğimi söyleyebilirim. Ama beğenmediğim yanları da var. Bir kere filmin bana göre gerekli olan kısımları kısa bazı gereksiz kısımları uzatarak filmi uzatmışlar. Filmin konusu açık gelişimi ortada ama bazı kısımların anlaşılması biraz güç gibi geldi bana biraz düşündürücü geldi. Ayrıca Eric Bana’nın oyunculuğuna da değinmek istiyorum gerçekten de çok iyiydi, eğitim almadan da ne kadar iyi bir oyunculu olanacağını kanıtlamış. Film kısaca biraz fazla uzun ve çarpıcı diyebilirim. 10/8
| 0
|
3,705
|
çok iyi bir filmdi.hele ölüdürme sahneleri o kadar gerçekçi ki adamları öldürünce düşünüyorum.. gerçekmi diye:))
| 1
|
3,706
|
Film Range Rover bir jeepin içinde geçiyor.. Ağır temposuna rağmen etkileyici diyalogları ve ilginç konusu ile kendini izlettiriyor..Final sahnesi iseinsanın tüylerini ürperten cinsten..10/9..
| 1
|
3,707
|
Şunu da unutmayalım ki gelmiş geçmiş en iyi film-noirlar arasında üst sıralardaki yerini hakkıyla kazanmış bi film....
| 1
|
3,708
|
bu filmin senaryosu yazılmış en iyi senaryolardan bence...muhteşem bi kara film, muhteşem bi dram... Bayan Mulwray karakterini canlandıran Dunaway’dan çok etkilendim...filmin sonu ise olağanüstüydü.. çok acıklı bitti...nicholson zaten harika... filmde john huston ve roman polanski’nin de rol alması da ayrı bi güzellik...sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri kesinlikle başyapıt...
| 1
|
3,709
|
Harika bir kurgu , harika bir senaryo, harika oyunculuk ,harika yönetmen ve bunların sunucunda mükemmel bir film. Polanski ne kadar iyi yönetmen olduğunu ;Nicholson ne kadar iyi oyuncu olduğunu gösteriyor. Girişte karakterler açıklanıyor ,gelişme bölümünde ortada nelerin döndüğünü anlamaya çalışıyorsunuz ve sonuş bölümünde bombalar tek tek patlıyor.Ağzınız açık kalıyor. Harika birde sonu var.Kaçırmayın...
| 1
|
3,710
|
hitchcock’un olağanüstü gerilim filmlerinden biri.. gerilim ve romantizm muhteşem harmanlanmış.. ayrıca hitchcock’un MacGuffin olayı da bu filmde bayağı ön planda (anahtar, kahve fincanları..) hitchcock’un kamerasının en iyi hissedileceği filmlerden biri.. gerçekten kamera çok ustaca kullanılmış.. oyunculuklar ise zaten müthiş, cary grant ve ingrid bergman iyi bir ikili.. ingrid bergman özellikle harika..
| 1
|
3,711
|
Hitchcock ustanın siyah beyaz filmleri arasında anlatımı,muhteşem oyunculukları ve gerilimli sahneleriyle öne çıkan bir başyapıt.Grant ve Bergman mükemmel.Claude Rainsde çok iyi oynamış.Her izleyişte değeri artan bir tutku vee gerilim harikası.10/10
| 1
|
3,712
|
Sinemada en hızlı eskiyen filmler aksiyon ve ajan filmleridirki zamanında ortalığı kasıp kavurmuş bu ajan filmide şuan oldukça basit ve sıkıcı duruyor.Yanlış anlaşmalarla birbirlerine sırt dönen aşıklarda işin içine girince sonunu zor getirdim.
| 0
|
3,713
|
Filmyönetmenin zekiliğini yansıtırcasına,mükemmel bir kurgu ,mükemmel bir oyunculuk gösterisi ..her şeyiyle süper ve mutlaka izlenmesi gereken bir Alfred Hitchcock filmi..
| 1
|
3,714
|
Tek kelime ile muhteşem. Bir Hitchcock klasiği. Hitchcock filmleri sinema bölümünde ders olarak verilir, eleştirilmez, saygıyla izlenir... İyiki vars(d)ın Alfred Hitchcock usta...
| 1
|
3,715
|
bu filmi izlerken yanınızda haç bulundurun yoksa hapı yutarsınız(!)..resmen hristiyanlık propagandası başka bişey değil..ama helal olsun adamlara dinlerini ne şekilde olursa olsun vurguluyorlar..sırf stephan king ismi geçiyor diye bakmayın cızırtıdan başka bişey değil...
| 0
|
3,716
|
Abartılacak yanı yok filmin. Son sahnesi dışında çok klasik, görmeye alıştığımız, etkilemeyecek şeyler var. Son sahnesi de öyle ahım şahım bir vurgun yapabilcek bişey de değil. Çok da izlenesi değil yani
| 0
|
3,717
|
Bana göre film berbattı. Korkudan insanların akılsızca hareket etmeleri, saçma sapan işler yapmasını konu alan sıradan bir filmdi. Ayrıca sonuda çok kötüydü. 3/10
| 0
|
3,718
|
Kurgusu güzel olmasina ragmen sonu çok zayifti. Izlemeye deger. 10/5
| 1
|
3,719
|
Frank Darabont diyorum başka bir şey söylemeyede gerek yok adam kötü film yapmıyor... yaptıysa bile ben izlemedim.
| 0
|
3,720
|
The Mist: 6/10 Öncelikle şunu demek istiyorum: Stephen King abimiz yazsın, bizler okuyalım, kimseler filmini yapmasın...F.Darabont gibi daha önce 2 King uyarlamasının altından gayet başarılı bir şekilde kalkan biri bile böyle vasat bir film çıkardıktan sonra artık kimsenin King'in gerilim-korku hikayelerini-romanlarını filme aktarmaması gerektiğine karar verdim... Hikayeyi daha önce okumadığımdan filmde beni bekleyen şeyin ne olduğunu bilmiyordum ama buna rağmen kitabı okuyanlardan duyduklarım ve filmin arkasında Frank Darabont'un olması nedeniyle büyük beklentiler içinde gittim filme... Sonuçta büyük bir hayalkırıklığına uğradım...Ortada 90'lı yıllarda çekilmiş televizyon filmi tadında bir görüntü kalitesi var ki bu bilerek yapılmış bir tercih ise hiç olmamış bence, filme eksi puan kazandırmış...Ardından bilgisayar teknolojinin bu kadar geliştiği bir zamanda yaratıkların gözüktüğü sahnelerin inanılmaz derecede yapay olması diger bir eksi puan... Konusuna gelirsek yönetmen filmde o kadar çok mesaj verme kaygısına düşmüş ki, sonuçta mesajlar filmin önüne geçmiş...İnanan - inanmayan, din - bilim vb. o kadar çok konuya deginmeye calısıyor ama bunu çok yüzeysel ve kör gözün parmağına şeklinde yaptığından hiç ama hiç güzel olmuyor...Tüm bunların üzerine bir de abartılı oyunculuk var.. Sonuçta artık bitse de gitsek dediğim anlar çok oldu filmde.. Tüm bunlardan sonra 6'dan daha az not vermem gerekirken bir kaç sahneden dolayı bu notu verdim...Öncelikle filmin açılış sahnesinde Roland'ı ve Gül'ü görmek yüzümde kocaman bir gülümsemeye yok açtı...Ardından filmin içinde Kara Kule'nin sinemaya aktarılacağı konusunda bir yollama vardı ki bu da gülümsememe yol açtı (Yukarıda filme aktarılmasın dedim ama hem Kara Kule sadece gerilim romanı degil hem de sonuç ne olursa olsun Roland'ı kanlı-canlı bir halde beyaz perdede görmek isterim).. Filmin sonlarına dogru bir sahne vardı ki, degil ben salondaki herkes inanılmaz mutlu oldu, açık vermek istemedigimden ayrıntı veremeyecegim ama genelde gaza getirici Türk filmlerinde salondaki herkes bir anda alkışlarya, burada da aynısı oldu sayılır...alkışlayarak ve "yürü be koçum" diyerek tepki verdiğimiz unutulmaz ve izleyenlere inanılmaz bir haz veren sahne de filmin artıları hanesine yazıldı... Filmin en büyük artısı ise İnsanı ters köşeye yatırtan, "yapma be" dedirten başarılı ve çok hüzünlü bir sonu vardı filmin... Sonuçta ortada vasat bir film olsada kitabını okuyanlara ve iflah olmaz King hayranlarına tavsiye ederim...Genelini beğenmeseniz bile içinde seveceğiniz en az bir kaç kare olacak...
| 0
|
3,721
|
Kitap serisini okumadım. Film hoşuma gitti. alice tam hayalimdeki kız tipi :)6.5/10 (Alice için )
| 0
|
3,722
|
Sean Pean den oyunculuk dersi .Son zamanlarda izlediğim kaliteli filmlerden birisi. bir insan bi karakteri ancak bu kadar gerçekçi vede mükemmel canlandıra bilir çok etkilendim !!!
| 1
|
3,723
|
ülkemizin gerçeklerini ustaca ve fazla tepki almadan anlatabilen başarılı bir film.. ben de filmi seneler önce izledim ama hatırlıyorum çoğu detayını, çok sarsıcı bir öykü olmasa da akılda kalıcı olduğu kesin. Küçük çocukla gerçekleşen sarı saç diyaloğu filmdeki en beğendiğim sahne..tire ve zorduç kardeş şehir seçilmeli :))
| 1
|
3,724
|
Vizyona girdikten tam 10 yıl sonra izleyebildim bu güzel filmi.. geç oldu ama çok iyi oldu kendi adıma.. yeşim ustaoğlunun pandoranın kutusu filmi en çok etkilendiğim filmler arasında ve artık güneşe yolculuk da bu listeye dahil oldu.. yine çok etkili ve doğal bir anlatımı var yönetmenin.. böylesine derin ve karışık bir konuyu bu denli sade işleyebilmesi de ayrı bir başarı.. film müzikleri çok hoş.. oyunculardan nazmi kırık çok iyi ama mehmet rolündeki oyuncu daha iyi olabilirdi.. Film o kadar etkili ki bu küçük ayrıntı rahatça görmezden gelinebilir.. Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri.. filmden bir replikle yazımı sonlandırıyorum."istanbula ne için geldin ?""martıları saymak için..."
| 1
|
3,725
|
Muhteşem kelimesi yeterli olamayacak derecede bir film denebilir .. Son sahnesine kadar kestirilemeyen bir film .. Heyecan verici ve tetikleyici olduğuda göz ardı edilemez
| 1
|
3,726
|
filmde anlatılmak istenen duygu başarılı bir şekilde yansıtılmış. izlenilmesi tavsiye edilir..
| 0
|
3,727
|
Sean Penn’in en iyi filmlerinden birisi.Filmde sadece Sean Penn’i görüyorsunuz.oynadığı en iyi filmlerinden birisi.Filmi tek başına öyle bir götürüyor ki gerçekten etkilenmemek mümkün değil.Filme 10/8Sean Penn 10/10
| 1
|
3,728
|
Eğlenceli, belki bazıları çok beğenebilir ama ben vasatın biraz üzerinde buldum. Belkide bu Bean beklentimden dolayı olabilir. Yıllarca kısa komedi parodileriyle gülmekten kırıp geçirmişti.
| 0
|
3,729
|
mr.bean seni çankaya tv de tanıdım yıl 1999 gizemli bir diziydi müzikleri atmosferi seni seviyorum bean
| 0
|
3,730
|
bencede dizi kadar komik değildi ama yinede beğendim ben.
| 1
|
3,731
|
Komedisi güzel, eğlencesi güzel. Komedi arıyorsanız bunu (ve 2. filmi) izleyin. Güzeldi. 3.5/5
| 0
|
3,732
|
asla dizisi kadar iyi değil,yer yer güldürüyor, tablo sahnesi mükemmeldi.orta-karar bi film
| 0
|
3,733
|
yahu illa bir film güldürecek , eğer güldürmüyorsa o film kötümü ? böylemi düşünüyorsunuz... Herneyse filme gelelim. Son derece kaliteli son derece akılda kalıcı bir kara komedi. Oyunculuk ayrı ayrı değil birleşik bir biçimde güzel birbirinden farklı karakterler tek bir bütün olmuş filmde. Binnur Kaya söylenecek bir söz yok bu kadın için.. Ve Engin Günaydın son anına kadar süper bir oyunculuk. Yorum yaparken gerçekten izledikten sonra paylaşım yapın lütfen
| 1
|
3,734
|
kara komedi dedikleri bu olsa gerek
| 1
|
3,735
|
değişik bi senaryo.oyunculuklar ise çok güzel.bu kadar düşük puan aldığına bakmayın.en az 8 puanlık bir film
| 1
|
3,736
|
Son derece asab bozucu bir film. Aslında konusu çok humanist olabilir ancak bir kişinin sol gözünü kamera olarak kullanarak bir filmi seyrettirmek resmen işkence başka bir şey değil. Ancak, ne tesadüfdür ki bu filmde işlenen konu birebir Türkiye’de şu an yaşanıyor bu kadar tesadüf az bulunur herhalde. Eski Futbolcu Sedat Balkan, ASL diye bir hastalıktan muzdarip ve işin ilginç yanı o da sadece sol gözünü oynatabiliyor ve o da aynı metotla insanlarla iletişim kurmaya çalışıyor çok ilginç bir tesadüf değil mi?
| 0
|
3,737
|
tipik bir fransız yapımı kelebek ve dalgıç...sanatsal yönü ağır basan yer yer sizi sıkacak kadar durağanlaşan ancak ilgi çekici konusuyla ekranda tutmayı başaran sıradışı bir film...haliyle senaryo kelebek ve dalgıç ın en büyük kozu...yönetmenin izlediğim ilk filmi...iyi iş çıkarmış diyebilirim...locked in sendromu filmin ana teması olması açısından başlı başına çekici bir konu(locked in sendromunu konu alan kaç film var ki ben sadece bunu biliyorum)...filmin zayıf yanlarını görebilmek için kesinlikle bir başyapıt olarak kabul gören içimdeki deniz(başrolünü javier bardem in oynadığı kuadriplejik bir hastanın ötenazi istemini konu olan oskar ödülü dahil bir çok ödül alan başyapıt... )ile karşılaştırmak yararlı olacaktır...sisteme olan başkaldırı, javier bardem in olağanüstü oyunuluğu içimdeki deniz i, kelebek ve dalgıç dan bir kaç gömlek üstün kılan özellikler ... yine de piyasada dolaşan onca saçma sapan film arasından ilginç senaryosuyla izlenmeyi kesinlikle hak ediyor:kelebek ve dalgıç...
| 0
|
3,738
|
Tüm film boyunca bekliyorsunuz o mutlu sonu bekliyorsunuz. Soluksuzca, empati kurmaktan teprenemiyorsunuz bile. O halde bile bazen güldürebiliyor sizi. Hayatta herşeye sükretmemiz gerekiyor. İnsan bu filmi izleyince daha iyi farkediyor elindekilerin anlamini...Jean Dominique Bauby; güldürdün, ağlattın, hüzünlendirdin, sevindirdin. Bu filmi izleyenlerden birisi oldugum için mutluyum. İzlemeyen herkese şiddetle tavsiye ediyorum. 10/10
| 1
|
3,739
|
ben film ekiminde seyretmiştim bu filmi. salondan cıkarken hayatıma daha çok değer vereceğime dair söz vermiştim kendime. bazı şeylerin mucizevi yanını göremiyoruz, bizim ona şu an sahip oluşumuz onu sıradanlaştırıyor gözümüzde. örneğin konuşabilme, kendini ifade edebime yeteneği..ya bir gün bu yetenek elimizden alınsaydı. bu film olayları çok da dramatikleştirmeden, olanca gerçekliğiyle anlatıyor. gerçek bi hayat hikayesi olduğunu da unutmamak lazım...
| 1
|
3,740
|
Cannes altın kamerayı haketmiş bir film bence. Yönetmenin filme, oyunculara hakimiyeti her sahneden okunuyor. Görüntüler çok hoş. Filmde seyirciye de çok iş düşüyor, filmin içine girmek biraz sabır istiyor. Yönetmen de neredeyse ilk yarım saat başrol oyuncusunun gözünden gösteriyor filmi. İnsanın aklına kazınan çok duygusal sahneler de mevcut filmde. Kısacası klasikleşecek efsane bir film değil belki ama önemli ve izlenmesi gereken bir film bence.
| 1
|
3,741
|
Neredesin Firuze'ye ilk stilize Türk Filmi demek; Türk Sinemasini bilmemek demektir.
| 0
|
3,742
|
Sıradan bir film.Ayrıca filmin nesi komedi ben anlayamadım.Güldüğüm bir iki sahne var onlar da sadece gülümsetiyor.Eski türk filmlerinden hiç bir artısı yok
| 0
|
3,743
|
ne çok mükemmel ne de çok berbat bir filmdi.özcan deniz in oyunculuğunu bu filmde beğendim.haluk bilginer ve diğerlerine laf yok zaten.bir ara film gerçek hayattan alıntı denmişti.bu ne kadar doğrudur bilinmez ama filme iyi diyebilirim.izleyebilirsiniz...
| 0
|
3,744
|
benim için bu filmi izlemek çok zzevk vverici değildi ama sıkıldığımda söylenemez.öyle pek bir karmaşa heyecan yok ama kadro sağlam olduğu için izlenesi bir film
| 0
|
3,745
|
izlerken keyif alacağınız bir film ayrıca müziklerini asla unutamayacaksınız 7/10
| 0
|
3,746
|
Favori Türk Filmim diyebilirim. Oyunculuk ve senaryo bakımından da başarılı yönetmen olarak da..Kullanılan şarkılar da uymuş filme özellikle sondaki Özcan Deniz ve Ragıp Savaş ın birlikte söylediği şarkı
| 1
|
3,747
|
güzel görüntülere sahip bir animasyon ve güzel kurgu olsa da yetişkinlere pek de hitap etmeyen film. yaşınız bir 10 civarı ise keyifle izleyebilirsiniz.
| 0
|
3,748
|
" Okyanus Beni Seçti" Moana beklediğim bir filmdi. 2016 Yılındaki Disneyin Zootropolis başarısından sonra onun kalitesini aratacak animasyon bekler olduk. Arada Pete s Dragon Jungle Book adlı iki Live Action çıktı. Ama hala gözümüz yeni animasyon Moanadaydı. En İyi Animasyon Dalına aday olduğunu duyunca hemen izlemek istedim. Mallesef film o kadar iyi değil. Moana nın fragmanına bakınca diyorsunuz ki bu animasyon filmi fantastik dolu bir animasyon mallesef o fantastikliği çok az veriyor. Ve Disney anı Pete s dragonda yaptığı gibi beli bir yaşa hitap etmek için yaptığı belli. Çünkü ben izlerken çok sıkıldım. Ve üzüldüm Disney Animasyonları normalde hem büyüklere hemde küçük yaş grubuna hitap eder. Bari biraz güldürsün neşemiz yerine gelsin havasında bakıyorsunuz filme ama hep aynı nespiriler bu yüzden mallesef arafta kalmış bir yapım. Senaryo bazında çok eksiği var . Kopuk ve saçma anlamsız yerler var. Disney Animasyonlarının aynı evrende geçtiği hep göndermelerin bulunduğu söylenirdi. Bu filmde 1 -2 gönderme dışında aman aman gönderme yok. Görsellik bakımından uçtuğunu sölemeliyim. Denizin güzelliği Karakter tasarımları karakter mimikleri aşırı gerçekçi olmuş. Son sahnedeki Te Fitinin geri dönüşü Moana yürüdğünde okyanusun iki yana açılışı gibi görsel şölenlik anlar ve o savaş sahnesi olmasa bu film amllesef kötü bir film. Şimdilik arafta kalmış diyebiliriz. Ama En İyi Animasyon ödülünü bence Kubo ve Sihirli telleri almalı. 7
| 0
|
3,749
|
4 Mart'ta vizyonda...
| 1
|
3,750
|
Oldukça etkileyici bir filmdi.hele kuklalar ile yapılan kurgular gerçekten çok iyi.müziler de aynı şekilde.kuklaların ipler ile oynatıldığı bilen bizlere karşı değişik bir hale getirilerek onların hayat ipleri yapmaları o kadar güzel olmuş ki.izlenmesi gereken bir film.
| 1
|
3,751
|
Hikaye çok farkli bir hikaye olmasa da sirf kuklalarin oldugu (üstüne üstlük epik ve dram unsurlariyla dolu) bir film oldugu için bile rahatlikla izlenebilir. Sinema tarihinde kuklalarin basrolde oldugu bir film daha yoktur sanirim. Filmin ikinci yarisinda biraz tempo düsse de film geneli itibariyle kendini izletiyor. Yüksek beklentilerle degil de, deneysel, yenilikçi bir film beklentisiyle izlenirse daha çok zevk alinabilir. Iyi seyirler.
| 0
|
3,752
|
mükemmel bir film...film anlayışınızda bu filmi çok ayrı bir yere koyacaksınız izledikten sonra..
| 1
|
3,753
|
güzel film. bir kere değişik bir konusu var sonunda sizi baya şaşırtı çok akıcı ilerliyor ve hiç sıkmıılda kalıcı bir türk yapımı. Öyle olağanüstü bir film beklemeyin ama izleyin pişman olmazsınız :)
| 1
|
3,754
|
Tüm zamanların en iyi,şeytan konulu birkaç korku filminden biri.Yeniden çevrimi bu ilk versiyonun yanına bile yaklaşamamış ne yazık ki.Korku-Gerilim hayranları '76 yapımı The Omen'ı kaçırmamalı...
| 1
|
3,755
|
Bu filmin neyinden korktuğunuzu ve nesini begendiginizi anlayamadım.Birinciyi izledim hiç begenmedim , belki ikincisinde iş vardır dedim saygı duydum.Ancak birinci bölümden tek farkının çocuğun büyümesi , köpegin kus olması ve fotografcının meraklı baska bir kadın olması...Bu filme 10 üzerinden 10 verenlerin ve bu filmin ortalamasını 9.4'lere cıkartanların bu filmle ilgili cıkarları olduğunu düsünmeye basladım...İşinizi güzel yaptınız...Ancak kimse bana bu filmin üçüncüsünü izletemez..
| 0
|
3,756
|
filmi dün izleme imkanı buldum.tam korku sayılmaz.içinde dini motifler barındıran ve esrarrengiz bir havanın hakim olduğu başarılı bir gerilim.özellikle pederin kilisenin önünde öldürüldüğü sahne güzeldi.filme mistik bir hava hakim.BU ARADA 1.FİLM KESİNLİKLE SERİNİN EN İYİSİ..
| 1
|
3,757
|
klasik bir korku filmi. iki ve üçüncü bölümlerini henüz izlemedim. mutlaka arşivinizde bulunmalı.
| 1
|
3,758
|
Senaryosundaki ciddi açıkları birbirinden başarılı ölüm sahneleriyle geri plana itebilmiş,yapıldığı yıla göre de gayet başarılı bir film.
| 1
|
3,759
|
TEK KELİME İLE WES ANDERSON BAŞYAPITI Wes Anderson gibi bir dahinin Amerikan sinemasına birkaç beden fazla geldiğini söylemek biraz cesurca bir söylem olsa da biraz düşününce haklılık payı olduğunu fark edebiliyoruz. Uçuk kaçık filmlerinde hayal dünyasıyla gerçekliği pastel betimlemeler ve karakterlerle birleştiren usta yönetmen, en son Moonrise Kingdom ile kariyerinin zirve noktasına ulaşmıştı. Bu kadar iyi bir filmden sonra gelecek eserinin ne kadar riskli bir noktada ayakta durmaya çalışacağını tahmin edebilirsiniz. İlk olarak Berlinale’de görücüye çıkan, bir de festivalden büyük jüri ödülü kazanan Büyük Budapeşte Oteli, Anderson’ın önceki filmiyle yükselttiği çıtaya birden fazla basamak ekleyerek yönetmenin ustalık eseri olarak parlıyor Büyük Budapeşte Oteli’nde kendi zekasının ve hayal gücünün en uç noktalarına erişmiş gibi duruyor. İlk dakikalarında seyircide yüksek bir merak duygusu uyandıran filmin senaryosu en ufak bir şüpheye mahal vermeden kusursuzun kanlı canlı örneği olmuş desek abartmış olmayız. Büyük bütçeli yahut önemli filmlerin yıldız oyuncularının kısacık, basit rollerde hayat verdiği tuhaf karakterler, filmin adrenalini yüksek gidişatında seyircinin en samimi dostu oluyor. Yönetmen hayal ürünü bir dünyada, hayal ürünü karakterlerin ne kadar farklılaştırılabildiklerini kanıtlamak istercesine filmini basit patikalardan dolambaçlı yollara, sığ sulardan derin okyanuslara sürüklüyor. Öyle ki Büyük Budapeşte Oteli’nin her anında bir sonraki sahnede ne olacağını tahmin ettiğimiz halde bir an önce ilerlemesini bekliyoruz çünkü Anderson, iflah olmaz bir yaramaz çocuk olarak ritmi hiçbir şekilde düşmeyen ve en başından tutup duygu seli olup akan finaline kadar seyircisine kucak açan bir hikaye kurgusuyla karşımıza çıkmış. En güzel rüyalarımızı bile kıskandıracak bu yepyeni evrenin bir parçası olmak ise hiç zor değil zira yönetmen, her türden seyirciyi tatmin edecek bir portreye davet ediyor. Sıkı dostu Alexandre Desplat tarafından bestelenen harika müzikler eşliğinde, Anderson’ın kendisiyle özdeşleşen kamera kullanımı ve dekorlar da bu armoniye katılınca Büyük Budapeşte Oteli’nin mutluluktan ve sinemayı kutlamaktan daha azını vaat etmeyeceğini fark ediyoruz. Daha önce de bahsettiğim gibi yıldızlarla dolu kalabalık kadrosunun yağmur damlaları gibi bir bir ekrana düşüp bir anda yok olmaları ise hiçbir rahatsızlığa sebep olmuyor. Her biri bu armoniye renk katarak görevlerini yerine getiriyor, Anderson’ın baş yapıtının birer parçası oluyor. Aynen öyle; Büyük Budapeşte Oteli’ni Wes Anderson’ın başyapıtı olarak rahatlıkla kabullenebiliriz. İvmesini hiçbir zaman düşürmeyen böylesi yaratıcı bir yönetmenin Amerika’nın muhafazakar sinema anlayışı içinde sıyrılıp bu gibi eserlerle karşımıza çıkıyor oluşu ise basitçe bir lütuftan daha azı olamaz. Moonrise Kingdom sonrasında daha iyisini yapabilir mi diye düşünürken Büyük Budapeşte Oteli ile karşılaşmak pek hoş oldu, peki bundan daha iyisini yapabilir mi? Aynı kuşkuya mahal vermeye gerek yok, neden olmasın deyip geçelim!
| 1
|
3,760
|
sıkılmadan izliyebileceğiniz güzel eğlenceli bir film tavsiye ederim iyi seyirler...
| 0
|
3,761
|
bence izlenmesi gereken bi film
| 1
|
3,762
|
gercekten cok guzel bi film bu puanı hak etmediğini düşünüyorum izleyin hak vereceksiniz
| 1
|
3,763
|
Çocukluğumuzun getirdiği havayla o yıllarda fazla bir yönelişimiz yoktu sinemaya.Ya mahalle maçları yapardık sokaklarda ya da oturur "büyüyünce onun gibi olmak istiyorum" diye hayal ettiğimiz kişilerin filmleri ekranda dönünce onları izlerdik.Bu film de o yıllarda benim en hayran kaldığım filmdi.Ve nostalji yapıp,dün bu filmi bir kez daha izledim.İzlerken ara ara eski günlerim aklıma geldi.Belki bu filmi en son 10 yıl falan önce izlemiştim.Tabi o zamanki tadı bulamadım ama hala şunu açıkça söyleyebiliyorum.Başarılı hem de çok başarılı bir film.Çoğu kişiyi hala tabiri caizse gaza getirebilir:))
| 1
|
3,764
|
Sadece, filmin başında ve sonunda görünmesine rağmen Jean-Claude. Filmin başrolündeki toy Kurt McKinney den rol çalmasını bilmişti. Jean-Claude un kendini ispat ettiği asıl film, her ne kadar 'Kan Sporu' olsa da, bu filmi ve buradaki dövüş koreografilerini yabana atmamak lazım.
| 1
|
3,765
|
80lerde video dükkanlarından en çok kiralanan ve sinema severlerin hakkında en çok konuştuğu efsane bir filmdir.O dönemde Matrixteki gibi havadan uçarak tekme atan ve artistik dövüş tekniklerini gösteren fazla bir film olmadığı için bu film herkese çok ilginç gelmişti.80lerin muhteşem müzikleri eşliğinde başrol karakterinin antreman sahneleri ve filmin finalinde Van Damme'ın çocuktan yediği ters parande şeklindeki tekme müthişti.Finalde çocuğun ,Van Damme'a 'Düdük Makarnası' şeklinde laf atmasıda çok güldürmüştü bizleri.Ama itiraf etmeliyim Van Damme'ın o filmdeki halide hakikaten düdük makarnası gibiydi.Her zaman söylerim 80lerin aksiyon filmlerinde yüksek teknoloji yoktu hatta çoğu bizim Cüneyt Arkın filmlerinin gelişmiş kopyası gibiydi fakat buna rağmen bugün bile izlendiklerinde insanı hem çok eğlendiriyorlar hemde hiç sıkmıyorlar.Birde nasıl beceriyorlarsa 80li yılların aksiyon filmleri insanı çok iyi gaza getiriyor.Resmen sizi heyecanlandırıyorlar.Ama bugün bu tür filmler çekilemiyor.Sebebide herhalde artık dünya değişti.80lerin yaşam biçimi ve atmosferi yerini 2000li yılların atmosferine ve yaşam biçimine bıraktığı için o hoş ve rekabetçi ortamlara şimdiki filmlerde rastlanmıyor.Ne bileyim ben şahsen Amerikan-Rus rekabetini şimdiki filmlerde arar oldum.Şimdiki filmlerde amerikanın karşısında yaratılan terörist düşmanlar ,Rus-Amerikan çekişmesi kadar zevkli olmuyor bence.Bu arada şunuda söyleyim bu filmin 2.side Rus-Amerikan çekişmesi üzerine kuruluydu.Oda çok güzeldi.Hele final sahnesi ve finaldeki o duygusal müzik muhteşemdi.O müzik bugün bile aklımda fakat nedense bir türlü bulamıyorum.Sonuç olarak Asla Teslim Olmak Yok serisi bir dövüş filmi klasiği olmuş süper bir seridir.
| 0
|
3,766
|
Çocukluğumun vazgeçilmez filmlerinden, kaç kez izlemiştim hatırlamıyorum, o zaman tabi kaset var, sar anam sar... hatta filmin başlarına başka birşey çekilmişti o kasetin, ne kadar üzülmüştüm...hey gidi günler...
| 1
|
3,767
|
Matt Damon ve Paul Greengrass'in birlikte olduğu son Jason Bourne filminin üzerinden tam 9 yıl geçti. Ve sonunda bu ikiliyi yeniden birlikte görmek çok güzel. Evet, 2012 yılında Bourne'un Mirası adlı bir film çıktı. Film kötü değildi, hatta eğlenceli buldum ama seriyle alakasız olduğu ve sırf para kazanmak için yapıldığı da bir gerçek olduğundan çoktan unutuldu. O filmin yapılma sebebi, Damon ile Greengrass'in bir daha Bourne filmi çevirmeyeceklerini söylemesiydi. Şimdiyse kendi yorumlarına cevap vermişler gibi olmuş ve ortaya 5. Jason Bourne filmi ortaya çıkmış. Filmin konusunu tam olarak spoiler vermeden kısaca şöyle anlatabilirim: Artık her şeyi hatırlayan Jason Bourne (Matt Damon), Nicky (Julia Stiles) ile bir araya gelir ve hayatında bilmediği bazı şeylerin cevabını öğrenmeye çalışır. Bu sırada da CIA'den Heather Lee (Alicia Vikander) ve CIA'nin yöneticisi Robert Dewey'de (Tommy Lee Jones) bu ikiliyi takip etmeye başlarlar. Eğer bu filmin orijinal üçleme gibi tamamıyla özgün, sürükleyici ve etkileyici olmasını bekliyorsanız, hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Çünkü Jason Bourne ile ilgili anlatılması gereken her şey anlatıldı zaten. Bu film ise biraz gereksiz olmuş, keşke Bourne'un Mirası filminden sonra yeni Jason Bourne filmi çekme olayını bıraksalarmış. Peki neden böyle oldu? Çünkü hikaye çok daha tahmin edilebilir, kısacası sıradan bir hale gelmiş. Bildiğimiz bir kovalamaca filmine dönüşmüş. Ayrıca hareketli tempoyu da oldukça düşürmüşler. Bu yüzden film bazı anlarında tekrara sarıyor ve seyirciyi de biraz sıkıyor açıkçası. Ama yanlış anlamayın, Jason Bourne kesinlikle kötü bir film değil. Sadece beklentilerin altında kalmış ve orijinal üçlemenin yakınından bile geçmiyor. Bu filmle ilgili sevdiğim bir sürü yan var. Mesela Matt Damon, 9 yıl geçmesine rağmen Jason Bourne'u yine çok iyi canlandırmayı başarmış, karakterinden taviz vermemiş. Ayrıca bu filmde yaklaşık 25 diyaloğu olduğunu öğrendim ama pek fark etmedim, aksiyon sahneleri ve diğer oyunculuklar bu boşluğu hemen doldurdu. Diğer oyunculuklar derken... Bazı seyircilerin aksine, ben Alicia Vikander'ı ve Tommy Lee Jones'u gayet iyi buldum. Özellikle de Vikander, filmin en iyi yanlarından biri olmuş. Karakterini canlandıracak başka bir isim daha düşünemiyorum. Julia Stiles'ın bu filmde fazla sahnesi yoktu ama olduğu sahneleri de çalmayı başarmış. Bir Bourne filminden ne beklersiniz? Sürükleyicilik, başarılı aksiyon sahneleri ve heyecanlı ajan gerilimi. Sürükleyicilik ve ajan gerilimi fazla olmasa da aksiyon sahneleri muhteşemdi. Özellikle de Las Vegas'da SWAT arabasıyla yapılan kovalamaca sahnesi ile açılıştaki protestonun yapıldığı kaçış sahnesi mükemmeldi. Nasıl aksiyon sahnesi çekilir sorusunun cevabını vermiş resmen. Bu arada film sürükleyici derken yanlış anlamayın, filmin ilk yarısını tamamen filme odaklanarak izledim, uzun zamandır hiçbir filme bu kadar odaklanmamıştım. İlk yarıdaki aksiyon sahneleri, senaryonun şekillenişi ve yeni oyuncuların neler yapacağını merak etmek, beni filmin içine aldı. Sadece ikinci yarıda filmden birden fazla kere koptum, senaryo bu sıralarda sıradanlaşmaya başladı. Hatta Bourne'un bazı önemli cevapları öğrendiği zamanlarda da pek umursamadım. Film bir yerde potansiyelini düşürdü. Ama genel anlamda Jason Bourne, izle-unut türünde olan eğlenceli bir yaz filmi. Diğer Bourne filmlerine göre daha sıradan ve tahmin edilebilir ama başarılı oyunculuklara ve aksiyon sahnelerine sahip oluşu da görmezden gelinemez. İzlemenizi tavsiye ederim, sadece beklentiniz fazla yüksek olmasın. Not: Filmin sonunda çalan "Extreme Ways" şarkısını da özlemişim, yeniden dinlemek çok hoş oldu. FİLMİN İYİ YANLARI: + Matt Damon. + Müthiş aksiyon sahneleri. + Filmin ilk yarısı. FİLMİN KÖTÜ YANLARI: - Senaryonun daha tahmin edilebilir, sıradan olması. - Filmin ikinci yarısından temponun düşmesi ve tekrara sarması. TOPLAM PUAN: 7.6/10
| 0
|
3,768
|
Adeta bir Jason Bourne olmak için doğmuş olan aktörümüz Matt Damon serinin bu filminde de performansından ödün vermemiş. Hani bazı filmleri sırf başrolünde oyuncu için izlersiniz ya bu da o tür filmlerden olmuş. Matt Damon yine sahalarda kendini gösteriyor fakat bu sefer neden sahalarda olduğundan haberi yok. Birileri eline bir malzeme verip oyna demişler sanki. Buradaki sıkıntı oyunculukta değil senaryoda. Serinin üçüncü filmi Son Ultimatom‘da bir intikam duygusu ağır basıyordu. Ama sadece bununla kalmayıp senaryoya birkaç unsur daha eklenmişti ve film izlenebilir hale gelmiş, seri benliğini bozmamıştı. Şimdi bu filme baktığımızda kadroya tanınmış biraz daha oyuncu eklenmiş. Aklıma ilk gelen soru şuydu: “Yine senaryodaki eksikliği kadrosuyla gidermeye çalışan bir filmle mi karşı karşıyayım?” Maalesef ki öyle olmuş. Yılların eskitemediği aktör Tommy Lee Jones, yükselen yıldız Alicia Vikander ve Fransız aktör Vincent Cassel da kadroya dahil olmuş. E hadi bir de senaryoya bakalım. İlk filmde adını ve geçmişini hatırlamayan ajanımız Jason Bourne bu filmin geçtiği süre zarfında adını ve dahil olduğu CIA programı hakkında her şeyi öğrenmiştir. Bildiklerini ifşa etme tehlikesi sebebiyle Jason Bourne CIA’in bir numaralı hedefi halindedir. Serinin bu filminin konusu da o her şeyini öğrendiği CIA programının bir ucunun babasının ölümüne çıkıyor olmasıdır. Ajan Nicky Persons’ın yardımıyla babasını kimin öldürdüğünü bulacak ve cezasını verecektir. Gördüğünüz üzere ana tema olarak bir intikam arzusu işlenmiş. Bunu zaten yapmamışlar mıydı? İşte seri filmlerin kanayan yarasıdır bu. Seri devam ettikçe senaryo hazırlamaya malzeme kalmaz veya kendini tekrar etmeye başlar. Ama en azından sonunda The Bourne Legacy (Bourne’un Mirası) filminden sonra Matt Demon’lı bir Jason Bourne filmi geldi. Buna da şükür. Dediğim gibi başrol oyuncusu filme geri döndüğü için hafiften de olsa film özüne dönmüş gibiydi. O efsane film müziğini duymak bile insanı heyecanlandırıyor.
| 1
|
3,769
|
Bir kaç sahnesinde 20 silahlı adamı halt etmeyi başarsa da heyecanı hiç düşürmeyen bir tempoya sahip. Statham yine her zamanki gibi sizi etkilemeyi başarıyor. Filmde yaşanılan her sahne sizi kendine biraz daha çekiyor zekice kurgulanmış suikast planlarıyla gerçekten zevk alıyorsunuz filmden. Özeti şudur Statham'la impossible is nothing :) Gidin beğeneceksiniz.
| 1
|
3,770
|
Jason'ı severim; aksiyon filmlerinde başarılıdır. Lakin bu film, oldukça basit, klişeler barındıran, ortalama bir yapım olmuş. Filmin başlangıcında kahramanı asıl olaya sürükleyen olaylar örgüsü o kadar kötü kurgulanmış ki! Koca film boyunca en sevdiğim sahne fragmanında da gösterilen 'havuz' sahnesi. Bunun dışında film, aslında dolu dolu sahneler ile karşımıza çıkmıyor. Üç suikast ve kızı geri alma girişimi ile doldurmuşlar filmi ama suikastlar hızlıca olup bitiyor. Aslında filmde her şey bir anda olup bitiyor. 5 üzerinden en fazla 2,5 vereceğim bir film. Haydi Jason için 3 olsun.
| 0
|
3,771
|
beklediğimin çok üzerinde bitmesini istemediğim iyi bir filmdi tabii ki Jason Statham'ın karizması ve Jessica Alba'nın olağanüstü güzelliği de film renk katmış 8/10
| 1
|
3,772
|
2011 yılında vizyona girmiş olan The Mechanic filmini hatırlıyor musunuz? Cevabın hayır olduğunu biliyorum çünkü o filmi o zamanlarda pek kimse umursamamıştı, şimdi de pek kimse umursamıyor açıkçası. Ve İnanılmaz Aile, Unbreakable gibi devam filmi olmayan ama olması çok istenen başarılı filmlerin olduğu bir dünyada, The Mechanic'e kimsenin isteyip sormadığı bir devam filmi geliyor. Peki karşılığını alıyor mu? Öncelikle filmin konusu şöyle: "Adam öldürmekte usta olan Arthur Bishop (Jason Statham), artık emekliye ayrılıp bu işlerden sıyrılmanın niyetindedir. Bu yüzden bir adaya yerleşir ve orada Gina (Jessica Alba) ile tanışır. Ve 1 gün içerisinde birbirlerine aşık olurlar. Daha sonra Gina kaçırılır ve Bishop'ın onu görmesi için tek şansı, kendisine verilen görevdeki 3 kişiyi öldürmektir." Kötü yanlardan başlayalım. Bu filmdeki mantık hataları saymakla bitmiyor, resmen yer çekimi ve fizik kanununu yok sayıyor. Bunların içerisinde olduğu sahnelerden birkaçı eğlenceli olsa da genel olarak bu durum, göz ardı edilemeyecek kadar büyük. Mesela daha filmin açılış sahnesinde Bishop, bir teleferikten atlıyor ve resmen bir planör paraşütün üzerine konuyor. Senaristlerin bu sahnede uçtuklarını söyleyebilirim açıkçası. Bunun dışında filmin 30 dakikası gereksiz derecede uzundu ve aşırı yavaştı. Sadece Statham ile Alba arasındaki aşka biraz değinip ondan sonra hemen kaçırma işlemine bodoslama dalmış. Ama bütün bunlar bir yana, filmin asıl sorunu konusunda açıkçası. Mantık hatalarından ziyade senaryodaki boşluklar, gereksiz sahneler ve zayıf karakterler çok fazla. Mesela filmdeki kaçırma olayı, eğer Statham ile Alba'nın karakterleri evli olsaydı mantıklı olurdu. Ama birbirlerini daha 1 gün tanıdıktan sonra her şey gelişiyor ve olaylar mantıksız bir hale geliyor. Filmdeki korumalardan hiç bahsetmiyorum bile. Bishop, herkesi teker teker öldürürken korumalar ise ya olayın hiç farkında bile değil, ya çok kötü nişan alıyorlar ya da öyle aval aval bakıyorlar. "Nasıl bir koruma olunmaz?" sorusunun cevabı bu filmde var kısacası. Son olarak da filmin yanıltıcı posteri pek hoşuma gitmedi. Poster dediysem de resimden değil, başrolde olan kişilerden bahsediyorum. Bu kişiler fragmanlarda ve posterlerde, filmin büyük bir parçası olarak gözükse de, gerçek hiç de öyle değildi. Jessica Alba'dan başlayalım. Alba'nın oyunculuğu bu filmde hiç de iyi değildi açıkçası. Bazı dramatik anlarda biraz parlasa da genel anlamda çok donuktu. Filmdeyse en fazla 15-20 dakika vardı. Tommy Lee Jones ise fena değildi ama onun karakteri filmin son 20 dakikasında gözüküyor ve filmde kaç dakika görünüyor dersiniz? En fazla 3 dakika. Bu yüzden Jones'dan büyük bir şeyler beklemeyin. Ve son olarak da posterde yazan Michelle Yeoh, koca filmde sadece 1 dakika gözüküyor. Ama filmin posterinde başrol oyunculardan biri olarak gösterilmiş. Bu pek hoşuma gitmedi açıkçası. Normalde bu kadar eksiği olan filmleri epey kötü bulurum. Fakat bu filmdeki durumlar aslında çok daha farklıydı. İlk The Mechanic filmi, farklı konusuna rağmen kendisini çok fazla ciddiye alıyordu ve eğlenceli sahnelerine rağmen ortaya daha önceden gördüğümüz bir Statham işi ortaya çıkarıyordu. Bu film ise yaptığı saçmalıkların farkında olup yavaş-dramatik sahnelerine rağmen ortaya tamamen uçuk ama izlemesi çok eğlenceli olan bir seyirlik çıkarıyor. Ve Mechanic: Resurrection, kesinlikle çok eğlenceli bir "guilty-pleasure" filmi oluyor. (guilty-pleasure, bir film çok kötü olduğu halde izlemekten zevk aldığınız, sorunlarına kafayı takmadan eğlendiğiniz filmlerdir kısaca Bir de benim için iyi yanlarına bakalım. Jason Statham, bu role resmen uymuş, hatta ilk filminden bile çok daha iyi bir performans sergilemiş. Üstelik karakterinin aksiyon sahneleri saçma olsa da, izlemesi çok eğlenceli. Ayrıca filmin zayıf konusunun uyarlanma şekli hoşuma gitti. Film oldukça kötü başladı, sonra 30 dakika boyunca sabit bir şekilde ilerledi, daha sonra ise hikaye ilgimi çekmeye başladı ve olacakları keyifle izlemeye başladım. Bunu diyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama bu filmi izlerken zevk aldım. Ama dediğim gibi bu film mükemmel değil. Hatta epey kötü. Klişe ve tahmin edilebilir, senaryo boşlukları, mantık hataları çok fazla... Ama film bunlara kafanızı takmanızı istemiyor zaten. Eğer ciddi, mantıklı ve gerilim dolu bir aksiyon filmi arıyorsanız yanlış yerdesiniz. Eğer Jason Statham'ın ve 70'li yıllarda çekilmiş gürültülü aksiyon filmlerin hayranıysanız, sadece eğlenceli vakit geçirmek istiyorsanız bu filmi tavsiye edebilirim. Kıscası Mechanic: Resurrection, kendi halinde bir film. Hiçbir sahnesi şaşırtmıyor, klişeleri ve mantık hataları da çok fazla. Ama aynı zamanda epey eğlendiriyor da. Özellikle de filmin ikinci yarısı klişe olmasına rağmen epey sürükleyiciydi. Fakat bu film herkese göre değil, eğer mantıksız B sınıfı aksiyon filmlerini ve Jason Statham'ı seviyorsanız, bu filmi izlerken iyi vakit geçireceksiniz. Sonuç başarılı olmasa da, beklediğimden bir tık daha iyiydi açıkçası. Kafa boşaltmak isteyenler için hoş bir seçim. FİLMİN İYİ YANLARI: + Jason Statham. + Saçma ama çok eğlenceli aksiyon sahneleri. + Klişe senaryoyu izlenebilir hale getirmiş olması. FİLMİN KÖTÜ YANLARI: - Mantık hataları, senaryodaki boşluklar ve görsel efektlerin yerlerde gezinmesi. - Jessica Alba. - Gereksiz yere uzatılmış ilk 30 dakikası. TOPLAM PUAN: 5.9/10
| 0
|
3,773
|
Sinema nedir sorusunun cevabı bence bu film olmalı... Ben böyle filme de bunu çeken yönetmene de şapka çıkarır müzikleri, renkleri, hikayesi, göndermeleri ve hala ucundan kıyısından çözülemeyen filme monte edilmiş binbir çeşit objesi ile bu filmi defalarca izlerim...
| 1
|
3,774
|
filim oldukça sessizz.. filimdeki repliklerin hepsini toplasan bi kağıda yazsan bir sayfayı geçmez eminim...çok fazla sanatsal bir filim...toplumdaki her insana hitap etmiyor kesinlikle...ben bu filimi üniversite kampüs salonunda izledim...filmi izlerken birçok kişi çıkıp gitdi...kesinlikle her insanın anlayabileceği bi filim değil...konu bakımından bence çok etkileyici...filmin kapağındaki sahneyi filimde hiç göremiyoruz filim öle aksiyon gerilim falan içermiyor...insanı düşünmeye zorlayan türden bi filim...filimin bence en güzel sahnesi filmin sonuydu...Antonioni filimi o tenis oyununda çözmüş...10/9
| 1
|
3,775
|
ben şahsen statham için gittim genellikle filmlerini takip etmişimdir. Bu filme gelecek olursak biraz eksik yanları var, onu da gidip izleyenler tespit etsin
| 0
|
3,776
|
Filme geçen hafta gitmiştim. Film gerçekten aksiyon dolu bir senaryo ile taçlandırılmış. Ancak biraz daha gerçekçi olması çok daha iyi olurdu. Bu açıdan daha önceki film olan Mekanik bu açıdan daha gerçekçi ve izlemesi çok daha zevkliydi. Yine de film gidip izlemeye değer. Film hakkında eleştirimi de kendi blogumda da yazmışdım kaynaktan faydalanabilirsiniz.
| 1
|
3,777
|
cogu kisi filme dönem filmi olarak yaklasmis yani filmin amaci sanki o dönemi anlatmakmis gibi.. belkide filmin amaci o dönemi anlatmak degildi, belki anlatilmak istenen seyin sergilenmesi icin en uygun dönem o dönemdi de, bu yüzden 80ler glam era secildi.. tabiki herkesin filmden cikardigi seyler cok farkli.. kimisi kendine ters seyler sergilendi diye nefret ediyor..kimisi oh yeah rocknroll baby diyerek gözü kapali 10puan veriyor.. bence gayet basarili ve izlenilmesi gereken bir film. bence bu filmde ne anlatiliyor.. belki yorumlari okuyanlar arasinda filmi izlemeyenler vardir diye yazmiyorm..sadece sunu diyebilirim. taktir ettigim bir film.
| 1
|
3,778
|
bir star olmak isteyen brian slade karakterinin hikayesini gerçeküstü öğelerle bezeyen todd haynes filmine bolca da şarkı eklemişti. glam rock dünyasının o renkli dünyasını eksiksiz yansıtan dekor ve kostümleriyle film kendini ilgiyle izlettirmeyi başarıyordu. kuşkusuz herkesin sevebileceği bir film değil velvet goldmine ama haynesin homofobi üzerine söyleyecek sözleri vardı ve glam rock dünyası bunun için harika bir alan oluşturuyordu. o da son derece edepsiz bir üslupla genel muhafazakarlığa karşı lafını hiç sakınmadı..
| 0
|
3,779
|
Teknik ve tarz olarak biraz Japon animelerini andırsa da onların çok dışında kendi stiline sahip olması çok güzel bir durum,yaptığı paralel bağlantılar ve olayların arkasını doldurması açısından çok önemli bir yerde duruyor,karakterler ve seslendirmeler çok başarılı biraz fazlaca aksiyona prim vermesi zaman zaman sıksa da Star Wars atmosferini başarıyla yansıttığı için izlenmeye değer,gayet kaliteli bir yapım,hiç görülmemiş gezegenler ve olaylar da cabası.Saygılar.
| 1
|
3,780
|
Süper bi soygun filmi.. Ancak en iyisi değil..
| 0
|
3,781
|
ilki kadar hoş olmuş
| 0
|
3,782
|
tolga doner sana aynen katılıyorum senaryo çok zayıf sadece oyuncular ön planda hani bizim Neredesin Firuze,Hırsız Var gibi ünlüleri toplayıp yaptığımız filmler var ya Ocean’s Twelve de aynı onlar gibi olmuş Kesinlikle Ocean’s Eleven’ın yerini tutamaz!
| 0
|
3,783
|
Şimdi kötü espriler eşliinde,daha filme gitmeden sırf kadrosu yüzünden gidin dien arkadaşlar izin vericek olurlarsa yorum yapıcam.Evet 11den kötü olduğu açık belki de farklı diebiliriz..11in akılcılığı aynen devam ediyor fakat sanki bu özellik 2. filmin bi getirisi deil de amacı.Yani hikayenin önüne,ilk filmin ününün direkt olarak kullanılması geçmiş ve zorlanmış.Kısaca akılcı ama çok akıcı deil..ama bence olması da gerekmiyor,ilk filmi "gerçekten" beyenenler bunu da beyeniceklerdir,oyuncular iyi ama oyunculuk zaten filmde aranmıyor.İlk filmin hayranlarından ve o "ocean's" hayavasını beyenenlerden olarak ikinci filmi tavsiye ediorm..herkese göre bi filim deil!
| 1
|
3,784
|
arkadaşlar film gerçekten kötüydü kabul etmek lazım. Yalnız bir şey soracağım size: Filmde night fox vazoyu nasıl çaldığını anlatırken (filmin sonuna doğru) orda bir müzik giriyor çok hareketli birşey ismini bilen varsa lütfen yazsın. inanılmaz bir müzikti tşkler..
| 0
|
3,785
|
100 dakikanın nasıl geçtiğini anlamayacağınız ve lütfen bitmesin diyebileceğiniz bir film. Güldürme amaçlı yapılmış olmasına rağmen havasına girenleri korkutmayı da başarıyor. Film bitince aklınızda eşe dosta anlatabilecek bir sürü komiklik kalıyor. Kısaca komik olmakta da çok başarılı. Tam bir seyirlik..(8/10)
| 1
|
3,786
|
Çok harika bir komedi diyebilirim. Filmin başlarında hani zombiler dedim, yoksa filmin adı mı yanlış yazılmış diye düşündüm ama film sonra kendini gösterdi. İyi bir filmdi. Zevkli ve eğlenceli.
| 1
|
3,787
|
Cok komedi ve eglenceli film :D
| 1
|
3,788
|
Filmi beğendim. Scary Movie serisindeki gibi absürd komik sahneler yok bu filmde. Zombi filmlerini sevenler (özellikle Dawn of the Dead) bu filmi sevecekler. Filmde başka yönetmenlere göndermeler de mevcut. Mesela Darren Aronofsky'nin kullandığı hip-hop montage tekniğini (Requiem for a Dream'deki uyuşturucu sahnelerinin hızlı çekim şeklinde gösterilmesi gibi...) kullanması beni çok güldürdü.
| 0
|
3,789
|
bu filmde gülmeyen insan bence intiharın eşiğine gelmiştir ya da artık kafası 2 kere 2 yi hesaplayacak kadar bile calışmıyordur. inanılmaz derecede sıcak zekice ve de komik bir film ayrıca deneysel tekniği kusursuz. defalarca izlenebilir
| 1
|
3,790
|
seyredilmesi gereken bir film, gercekci ve duygu yuklu
| 1
|
3,791
|
bazı animasyon filmleri vardır ki.insanların oynadığı filmlerden daha çok duygularımıza yöneliktir.parti hayvanları da o tarz bir film.arkadaşlık,sevgi,aşk herşey var.mükemmel bir film
| 1
|
3,792
|
çocukluğumun filmi...Spielberg+George Lucas zaten Nerdeyse hollywood denen 3 isimden 2 si..Bu filmin kötü olma gibi bir ihtimali yok.Bence Indiana'ya gidecek en iyi partner Catrine Zeta Jones.Heyecanla bekliorum
| 1
|
3,793
|
Filme dün gittim. Beklentilerim yüksekti ve umduğumu fazlasıyla buldum. Harrison Ford yaşlansa da oyunculuk performansından birşey kaybetmiyor. Diğer oyuncular da üzerlerine düşen görevleri yapmışlar. Film, görsel anlamda bu yılın en iyilerinden olmaya aday. Filmde aradığım herşeyi bulduğum için 10 verdim.
| 1
|
3,794
|
yorumlara katılıyorum çocuklara yönelik vasatı aşmayı başaran bi film
| 1
|
3,795
|
Film güzel kitabını okudum.5 Serisi var.Muhteşem .....
| 1
|
3,796
|
görsel efektleri hoş olan, aile kavramını ön plana çıkarmaya çalışırken aksiyonu da bir nebze ihmal etmeyen bir film izledim. çocuk filmi olarak görmeyin gerçekten hoş bir film.
| 0
|
3,797
|
Bir reklam filmindeki gibi canavarlar gerçekten çok saçma,filmi kurtaran tekşey Charlienin Çikolata Fabrikasında parlayan Kalbini Dinlede yıldızlaşan Freddie Highmoredur...12 yaşın altındakiler izleyebilir.
| 0
|
3,798
|
Korkusuz aksiyonı iyi olan bir film konusuda iyi insana izlerken zefk feren bir film izlenmeye deger
| 1
|
3,799
|
Yıllar evvel sinemada daha sonrada bir kez televizyonda izlediğim Stallone’nin vasatın biraz üzerindeki filmlerinden.
| 0
|
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.