Unnamed: 0 int64 0 16.6k | Sentence stringlengths 1 13.7k | Sentiment int64 0 1 |
|---|---|---|
8,600 | guillermo arriaga, inarritu ile birlikte son dönem dünya sinemasına çok kaliteli ve hatırı sayılır örnekler vermiş çok başarılı bir senaristti.bu kez bir de ben yapayım demiş olacak ki aynı zamanda yönetmen koltuğuna da kendisi oturuyor.sonuç olarak belki öncekiler kadar efsanevi olmasa da (amores perros,21 grams,babel) yine de çok kaliteli bir film ortaya çıkıyor.tüm oyuncular üst düzey performanslar sergiliyor,özellikle tabii ki theron ve basinger.arşivde rahat yer bulabilecek kapasiteye sahip,özellikle ilk yarım saat kimi uçuk çekimleri ve görüntüleriyle ağzınızı açık bırakan güzel bir film.kesişen hayatlar alt türünü seviyorsanız pişman olmazsınız,sevmiyorsanız da belki bu filmden sonra seveceksiniz.başarılı. | 1 |
8,601 | fena değil... ben ortada işlenecek bir konu göremedim aslında... bazı olaylar var... ama aslında birbirini tamamlayan olaylar değil... bana kopuk geldi... ancak bir konuda alkışı haketmiş... çıplaklığı bu kadar işleyip de, filmin sonunda bu tarz karelerin hiçbiri aklınızda kalmıyor... dramatik işlenmesi sebebiyle her şeyi daha farklı görüyorsunuz... | 0 |
8,602 | güzel bir dram filmi, bu tarzdan hoşlananlar zevk alacaklardır... charlie steron oyunculuğunu göstermiş... | 1 |
8,603 | Çoklu bölüm olması dahada güzel yapmış filmi, konusu izlemey alışık omadığım iyilikte :) 8 /10 | 1 |
8,604 | Filme büyük beklenti ile gittim çünkü konusu oldukça ilgi çekici gözüküyordu. Fakat film benim için büyük ölçüde bir hayal kırıklığı oldu.Filmin tamamına yakını karşılıklı diyaloglarla geçiyor ve aksiyon neredeyse hiç yok. Bu durum da seyirciyi fazlasıyla bunaltmaya yetiyor.Ayrıca film sizi şaşırtmıyor, bir heyecan yaratmıyor. Kısacası vaktiniz varsa evde izleyin.Sinemaya para vermeye değmez diyorum | 0 |
8,605 | güzel bir film , iyi çekilmis ama sanki orijinal olmasi için gereken süphe ve merak unsurlari eksik kalmis . | 0 |
8,606 | Boş vaktiniz varsa izleyin. Oyunculuklar ve çekimler fena değil, senaryo idare eder, afişi güzel yani sınıfı ucundan geçer. | 0 |
8,607 | Arkadaşlar bugün film için verilmiş yıldızlara,filmin kadrosuna ve konusuna aldanarak arkadaşımı da alarak bu filme gittik. Film tek kelime ile ikimiz içinde berbattı.Televizyonda bile izleseniz eminim bir çoğunuz kanalı değiştirecektir. | 0 |
8,608 | tarihle yüzleşilmez tarihinle gurur duyulur. ben ecdadım ve tarihimle gurur duyuyorum.zaten sen tarihindeki o mübarek insanlarla yüzleşmeye kalksan!!! yerinden kalkamazsın tarihle yüzleşmek değil tarihine layık bir insan olmak en güzeli | 0 |
8,609 | Çekilen ilk sinemaskop filmlerden biri olma özelliğini taşıyor river of no return;kurgusu ilk geniş ekran filmlerde olduğu gibi oldukça yavaş.Yönetmen Otto preminger bize,doğanın güzelliklerini gösterip;arka planları doldurarak karakterlerin kaçış durumunu anlatı da bir anlamda sürekli aksiyon halinde olan karakterler ile çevrenin,doğanın sabitliğinin çatışmasıdın monroe'nun güzelliği görülmeye değer bunların dışında çok da eller tutulur bir şey yok ama izlemek zaman kaybı sayılmaz | 0 |
8,610 | Yeni ailem, temasini insan sevgisi ve irkçilik karsitligi üzerine kurmus, etik mesajlar veren çok güzel bir film.. Aile,vatandaslik, irkçilik, gibi pek çok kavrami sorgulatiyor.. Kurgu akici, oyunculuklar sade ve hos, abartidan uzak durulmus.. Küçük oyuncumuz her seyiyle göz dolduruyor, takdiri hak ediyor.. 8/10 | 1 |
8,611 | 16 dakikalık başyapıt. bir kadın bu filmi izlerken düşük yaptığı için filmin gösterimi 80lere kadar yasaklanmıştır.sinema tarihinin en deneysel filmlerinden biri. | 1 |
8,612 | Özellikle ay ve bulut görüntüsünü takip eden gözbebeği kesme sahnesi izlenmeye değer kılıyor bu filmi. Benim için müthiş bir deneyimdi.17 dk olmasına ve kısa film biçiminde olmasına rağmen yinede mutlaka izlenmesi ve arşive konulması gerekir. | 1 |
8,613 | Sadece fragmanı izleyenlerin Annabelle çakması sandığı ama özünde oldukça farklı ve sonu şaşırtacak bir film. | 1 |
8,614 | Bazen korku/gerilim filmi izleyeseniz gelir. Eğer beğenisine güvendiğiniz birilerinden öneri almadıysanız, birkaç fragman izler ve ilgi çekici olanlarından seçersiniz. "The Boy" enteresan bir fikir üzerinden gidiyor. Aslında çok farklı, çok orjinal bir fikir değil belki. Ancak bir şekilde bu çerezlik filmin sizi hayal kırıklığına uğratmayacağınızı hissediyorsunuz. Beklentileri çok yüksek tutmadıysanız uğramıyorsunuz da. Çok klişe, çok sıradan, çok çerezlik bir film, evet. Ancak zaten oturup onu izlemenizin nedeni tam da bu. Yani bu cümlelerle eleştirmek biraz ikiyüzlülük gibi oluyor. Kısa süresi bir çırpıda biten, ilk cümlede bahsettiğim durumu yaşayanların tercih edebileceği bir film. | 0 |
8,615 | Bir çift göz ve bir Ustura kuyruklu piyanokarabasanhepsi ve daha fazlası Bunuel ve Dali nin bu gerçeküstücü başyapıtında..Üstaddan tadı damaklarda kalan bir sinema şöleni..bambaşka bir deneyim.. | 1 |
8,616 | Süper güzel bir film..iyi ki dvd sini bulup izlemişim..Eleştirmen Ertan Tunçun görüşlerine tamamen katılıyorum..bu filmde bilmediğim birçok şeyi öğrendim..sosyalizmin perde arkasında ki korkunç gerçeğide gözler önüne seriliyor..bir sanatçı olarak çok etkilendim.. | 1 |
8,617 | son zamanlarda gittiğim en iyi filmlerden biriydi arkadaşlar mutlaka izleyin bardemin oyunculuğuna dikkat. | 0 |
8,618 | filmin ilk yarısı akıcı olsa da ikinci yarısı oldukça sıkıcı. Javier Bardem oyunculuğuyla göz dolduruyor; fakat Johnny Depp bana oldukça abartılı ve iticiydi. Ayrıca Küba devrimi fazla öznel eleştirilmiş | 0 |
8,619 | ben fılımlerı ın dırmek ıstıyorum bazılarını burdan nasıl ındırıcem yardım edersenız sevnırım | 0 |
8,620 | 2 kitabı atlamadılar aslında.C.S Lewis kitapları filmlerin çekiliş sırasına göre yazdı.Büyücünün Yeğeni ile At ve Çocuk çekilecek. | 1 |
8,621 | hayatımda bu kadar sıkıcı bir film seyretmedim.Bilet basımı için harcanan kağıda dahi yazık | 0 |
8,622 | 65 yas ustu ıcın zaman ıdeal belgesel turu bır fılm.bıraz daha zorlansa narkoz nıyetıne bıle kullanılabılırmıs hastanelerde | 0 |
8,623 | “Hepimiz hayatımızın her günü zaman içerisinde beraber yolculuk ediyoruz. Yapabileceğimiz tek şey bu harika yolculuğun tadını çıkarmak...” Gerçekten sahip olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu iddia edenler var. Bu gerçekten doğru mu? Gerçekten zamandan başka bir şeyimiz yok mu? Zamanın bizim için anlamı nedir? Zaman kısıtımız olmasaydı ne olurdu? Ölümsüz olurduk. Demek ki zaman, fiziksel olarak ölümümüze kalan süreyi simgeliyor. Düşünmekten kaçındığımız, ötelediğimiz ve belki de düşünmemek için devamlı kendimizi meşgul ettiğimiz ölüm. İş hayatımızla, emeklilik planlamalarıyla, özel ilişkilerimizle, bağımlılıklarımızla, hobilerimizle, sözde aydınlanma çalışmalarımızla hayatımızı yönlendiren duygu ve düşüncelerle dolu bir zihin... Ne zaman ki, ölüm fikrine karşı mücadeleye bırakırız, o zaman gerçekten görürüz ki sahip olunacak da kaybedilecek de hiçbir şey yok ortada. Sonunda tam anlaşılamayan anı yaşamak kalıyor geriye... About Time (Zaman Hakkında) filmi konuya ilginç bir açıdan bakıyor. Diyelim ki kendi yaşamınızda istediğiniz bir ana tekrardan geri dönüp işleri dilediğiniz gibi tekrardan yaşayıp, olayların akışını değiştirebiliyorsunuz. Tim’im ailesindeki erkekler böyle yeteneğe sahiptir ve Tim başta kız arkadaş ayarlamak ve her anıyı mükemmel yaşamak için bu özelliği kullanırken, birden bire ablasının kazası, babasının ölümü gibi daha yoğun olaylar karşısında nasıl tercihler yapması gerektiği konusunda kendisini çelişki yaşamaya başlar. Mücadele etmekten, hayatın dinamiklerine karışmaktan ve vedalaşmamaktan yorulur Tim... Ve bir gün şu kararı verir: Devamı blog'da... | 1 |
8,624 | Kusursuz bi film :) Filmi The Notebook daki kızı görünce izlemek istedim ve izledim çok iyiydi en sevdiklerim listesine aldım bile :) | 1 |
8,625 | Yaşadığınız günü, sizin son gününüzmüş gibi yaşayın ve her zaman hayatın olumlu taraflarından bakmaya çalışın. Güler yüzlü olun ve en ufak şeylerden bile mutlu olmaya, eğlenmeye bakın. Hayat çok kısa ve sadece bir kere yaşayabiliyoruz. Başka bir hayatımız olmayacak. Bizim böyle zamanda yolculuk gibi bir şansımız yok. İstediğimiz ana bir daha geri dönemeyeceğiz. Bu sebeple yaşadığınız anın tadını çıkarın. Başka bir deyişle Carpe Diem. Filmi izledikten sonra kendinize hayatınızla ilgili sorular sorabilirsiniz. Çünkü bu film öyle bir film. Size direk mesajı vermek yerine farklı bir yoldan mesajını veriyor. Zamanda yolculuk ve zamanda aşık olmak. Mükemmel anlatılmış bir film. Ve çok kaliteli bir senaryo. Filme bayıldım. Bunun gibi filmler vardır ama nedense bu filmi bir başka sevdim. Bunda favori oyuncum Rachel McAdams da etkili olabilir. En sevdiğim bir kaç kadın oyuncudan birisidir kendileri. Aşk ve dram filmlerinin vaz geçilmez unsurudur benim için. Filmde onun geleceği sahneye kadar sabırsızlıkla bekledim. Kusursuz bir kadın. Onu görünce bir huzur geliyor bana ve mutlu oluyorum. Oynadığı her filme çok büyük katkısı oluyor. Film çok keyifli ve akıcı bir film. Zaman nasıl geçiyor anlamıyorsunuz. Ve verilen mesajları ile beni derinden etkileyen, düşündüren ve sorgulatan bir film. Böyle hayat ve yaşamı sorgulatan filmleri oldum olası sevmişimdir. Bunda da Rachel McAdams faktörü ile bir daha sevdim. İyi seyirler... 8.0/10 | 1 |
8,626 | Selamlar arkadaşlar.Öncelikle film , Eminem'in salt hayatı olmasa da Eminem filmin bazı yerlerinde , bize kendisinin oynadığını hatırlatıyor.Örneğin; Eminem , kız arkadaşını onu boynuzladığını bir radyo istasyonuna gittiğinde görüyor. Aynı anda radyoda da Big O isimli bir Rapper konuşuyor. Bildiğiniz gibi Eminem ' de DR DRE tarafından radyo dinlenirken keşfedilmişti.İşte bu sahnede de kendi hayatından bir kesit vererek , "hey bu filmde ben oynuyorum , merak etmeyin o zencilerin hepsini mahvediceğim" diyor.Bunun yanı sıra Detroit propagandası da yapılıyor.HipHop kültürünü bilenler bilirler , Amerika'da RAp Westcoast(Los Angeles) ve Eastcoast(New York) merkezlidir.Eminem'de her ne kadar şu an Rap'in en çok satanı ve en ödüllü olsa da RAp camiasında o kadarda saygın bir yere sahip değil.Çünkü o bir beyaz.Ama o kendine daha büyük noktalarda görüyor olacak ki ; ilk filminde Detroit adına "Lan biz de burdayız" diye bağırıyor.Bubun dışında Eminem'in oyunculuğunu beğenmeyenlere bir anlam veremiyorum.Çünkü , Eminem kendi karakteri Slim Shady karakterine o kadar ters bir karakteri canlandırıyor ama hiçte sırıtmıyor.Gerçek hayatta ,fırlama , kimseyi iplemeyen bir kişiyken , filmdeki B Rabbit karakteri tam tersine ağır başlı , soğukkanlı ve onun gerçek hayatta sözleiyle yaptığı alaya , filmde bizzat kendisi maruz kalıyor.Bu da kendi karakterinin tam tersi bir oyunculuğun ne kadarda zor bir rol yapma olduğunu gösteriyor.Örneğin ;ben Will Smit'i Ali filminde bayağı bir ağırbaşlı ve kasvetli gördüğümde çok şaşırmıştım. Ayrıca filmin Rocky-vari bir anlatımı ve kurgusu olduğu doğru.Hatta yalnızca ben mi yakaladım bilmiyorum ama Eminem'in filmindeki bakışları bile Rocky-variydi. Ama filmin bir Amerikan klişesi olduğuna katılmıyorum.Çünkü kaç tane Amerikan klişesi Rap filmi izledik ki , bu filme Amerikan klişelerinin toplandığı bir film denebilir.Son olarak bu filmi izlerken , filmdeki atışmaları o anda doğaçlama oluğunu , yani önceden yazılıp çizilmediğini bilerek izleyin.O zaman bu insanların birer dahi olduğunu anlayıp , bu filmi beğenmediğnize daha da ötesi bu filmi bir Amerikan klişesi olarak gördüğünüze utanabilirsiziniz... | 1 |
8,627 | bence çok kötü bir filmdi. ben sadece acaba begenirmiyim diye izledim ama begenmedim. bana hiç uygun degil yasantıları. müzikleri. | 0 |
8,628 | eminemi de sewdiğimden olsa gerek filmide beyendim yani konusu güsel kendisini yansıtıyor...eminemin sinemaya yakıştığını düşünmeye başladım... | 1 |
8,629 | Ciddi anlamda begendigim bir yapimdi.Biliyorsunuz aslinda neler olucagini ama cok hos bir sekilde yansitilmis filme bunlar.Drew yine harikaydi bence izlenmeli.10/8 | 1 |
8,630 | Çok ilginç bir film. Şuana kadar izlediklerim arasında en ilginci diyebilirim. Bu yüzden nasıl bir yorum yapacağımı bilmiyorum. Bence izleyin yani. | 0 |
8,631 | Güzel | 1 |
8,632 | kesişen yollarla ilgili bir başka film.bu türde çok fazla örnek çıkmaya başladı ama bu film bence en vasatlarından.oyunculuklara diyecek hiçbir şey yok hepsi gayet başarılı ama kurgu yeterince oturtulamamış bence. bu türden daha iyi örnekler mevcut. izleyecek olanlar oyuncular için izleyebilirler.5,5/10 | 0 |
8,633 | Çok güzel bir film harika olmuş. Boş bir zamanda isteryenler çocuklarla isteyenler arakadaşlarıyla gidip izleyecekleri en iyi film olarak zamanını değerlendire bilirler. | 1 |
8,634 | Filmde görsel sanata yer verilmiş. İzlerken çok da merak uyandıran bir akışı yok ama karakterler ve oyunculuk sizi hemen içine alıyor. Filmin sonu çok oldu bittiye getirilmiş sanki. Psiko-drama filmi olarak değerlendirirsek gayet başarılı olmuş. | 0 |
8,635 | Chan-wook filmlerine bayıldığım bir yönetmendir. Bu ilk İngilizce filmiyle de beni etkilemeyi başardı. Lanetli Kan'da önceki Chan-wook filmlerinde de kullandılan atmosferi ve elementleri görüyoruz ancak bu hikaye diğerlerine göre "duygusal" değil. Konu çok bağlı olan babasını kaybeden India (Wasikowska), buna çok fazla üzülmeyen annesi Evelyn (Kidman) ve aniden çıkagelen | 1 |
8,636 | Charlie "Amca" (Goode) etrafında dönüyor. Senaristini özellikle Prison Break izleyenler olarak tanıyoruz: Wentworth Miller. Miller filmin başlangıcını Hitchcock'un Shadow of a Doubt filmiyle çok benzeterek yapmış, aynı zamanda Bram Stoker'ın Dracula'sından etkilenmiş. Edebiyat bağlantılarıyla etkileyici ve güzel bir film ortaya çıkmış. Atmosfer, müzikler, senaryo çok iyi ancak başlı başına öne çıkan unsurlar yönetmenlik, oyunculuk ve sinematografi. Wasikowska ve Goode neredeyse mükemmel oynuyor (özellikle de Wasikowska; zaten Saturn, Empire, Fangoria Chainsaw gibi ödüllere aday gösterildi). Kidman bu ikiliye göre zayıf kalıyor. | 1 |
8,637 | Orwell'in kitabına sadık kalmak bir yana ihanet etmişler. -spoiler- Filmin sonuna sokuşturulan Amerikalı ailenin gelişi sahnesi tam bir rezalet. Resmen ABD propagandasına çevirmeye çalışmışlar. Bu filmi izlemeyin ve kitabını alıp okuyun derim. Saygılar | 0 |
8,638 | tek kelime ile mükemmel oyuncu kadrosuda çok sağlam zaten bence kaçırmayın ...Edvard baba çok ii oynamış | 1 |
8,639 | bence harika bi filmdi izelemekten zevk aldım filmin hiçbir anında sıkılmadım zaten aksiyon bi türlü bitmiyor. tek problem büyülü fenerde izledim / ank. salon çok küçüktü ve alt yazı inanılmaz kötüydü | 0 |
8,640 | Edward Nortonun en vasat filmi..Şok oldum,polisiye desen değil,dram desen hiç değil.Senaryo klişe,sürükleyicilikten de eser yok..İki kalite oyuncunun hatrına belki 10/6. | 0 |
8,641 | Edward Nortonun oyunculuğu başarılı olabilir ama ben filmi beğenmedim..evde boş bi vakitte oturup dvdden seyredilebilir bi film ama sinemada para vermeye değmeyeceğini düşünüorm | 0 |
8,642 | bu film bu puanı haketmiyor!! lütfen puanını düşürmek için 1 verip durmayınn siz beğenmemiş olabilirsiniz ama beğenenlere saygınız olsun!! | 1 |
8,643 | Filmi Dün İzledim Güzel bir filmdi.Aptal bir sarışının insanlara nasıl "insanlık" ders vereceği bilmek istiyorsanız filmi mutlaka izleyin derim. | 1 |
8,644 | Cok eglenceli bir film izleyince sıkılmıyor devam ettiriyor hatta ilk filmin golgesinde kalmis 2. filmide izliyorsunuz reese witherspoon bunda buyuk etken. | 1 |
8,645 | sarışınların aptal olduğu iddiasının çürüten bir film,eğlenceli renkli komik... | 1 |
8,646 | gerçekten güsel olmuş hem komik hemde eğlenceli izlerken insana zevk veriyor | 1 |
8,647 | çok şeker bir filmdi.ve sıkılınılacak bir yanı yoktun da bence.reese de harikaydı izleyin derim ben... | 0 |
8,648 | Bence güzel ve eglenceli bir film.Buradan anlıyoruzki sarısınlardada is varmıs. :) | 1 |
8,649 | film güzeldi ama 300 den daha iyi diildi bi kere çok karanlık geldi film ikinci olarakta sonunda ne olucaını filmin ilk on dakiksında anlıyosunuz. | 0 |
8,650 | Gorsel acidan guzel bir film. Replikleri de o sekilde... | 0 |
8,651 | ne begendim ne begenmedim arada kaldım başı gibi sonu gitseydi film cok iş yapardı ama acımasız vikingler celimsiz cocuga yeniliyor sacma :D | 0 |
8,652 | güzel bir film denebilir görsel efektler güzel kullanılmış alışıla gelenden farklı savaş stilleri dikkat çeken ayrı bir şey sonuçta izlenesi bi film zaman kaybetmezsiniz | 1 |
8,653 | boş vaktiniz varsa ve elinizdeki alternatifler sınırlı ise izleyin... | 0 |
8,654 | filme tam baglanamdım az diyalog vardı ama aksiyon sahneleri müthişti biraz apokalipyoyu andırdı bana 10/6 | 0 |
8,655 | Gitmek icin sabirsizlikla bekledigim film , beni hayal kirikligina ugratti. Tavsiye etmiyorum.. ... | 0 |
8,656 | Nefis bir film, çok çok çok güldüm. Senarist ve yönetmen Selçuk Bey'i tüm oyuncuları tebrik ediyorum. Senelerdir bu kadar gülmemiştim. Çok zekice kurgulanmış binlerce espri, küfür yok denilecek kadar az, sanıyorum 2 kere duydum. ayakta alkışlıyorum, emeğinize, ruhunuza, beyninize sağlık. | 1 |
8,657 | Filmi bugun izleme fırsatım oldu ve 1. filmden daha eğlenceli komik ve hareketliydi özellikle gürgen öz oyunculuğuyla tavan yapmış vaziyette filmi tek başına alıp gitmiş ve kendisini sevmesemde sinem kobal da kendisini bi hayli sergilemiş sonuç olarak bu film biraz amerikan pastası 3 ve birazda felekten bir gece filmlerinin karışımı diyebiliriz büyük beklenti içerisine girmeden izlerseniz keyif alırsınız iyi seyirler... | 0 |
8,658 | bence birincisinden iyi olmuş ben beğendim komik eğlenceli izlemenizi tavsiye ederim :) | 1 |
8,659 | Arkadaşlar sağolsun zorla götürdüler, filmde komedi adına 3-5 ergen esprisi dışında pek bir şey yok. Romantizm olarak da çirkin bi romantizm var, Cemal Süreya izlese şiir yazmayı bırakırdı o derece kötü. | 0 |
8,660 | Güzel olmuş tek kelimeyle özetlemek gerekirse,klasik kadın-erkek ilişkileri eğlenceli ve yalın bir anlatımla ele alınarak izleyiciye aktarılmış.izleyin.. | 0 |
8,661 | hakkaten baygınlık getirdiler ya..bu kadar da abartılmaz diosun adamlar sınır tanımıyo..sinema eğlence de kardeşim bi yere kadar...kaçarım fersah fersah böle filmlerden.. | 0 |
8,662 | ABESLE İŞTİĞAL ...BAŞKA BİŞİ DİİL | 0 |
8,663 | Ergen Alexandre'nin gözünden İsveç'te biraz çaptan düşmüş bir burjuva evinden günlük rutin yaşam ve ani bir ölümün bu yaşam üzerindeki yıkıcı etkileri tam Bergman tarzında teatral bir biçimde aktarılıyor.Siz de aileyle birlikte olayları yaşıyorsunuz.Şüphesiz yedinci sanatın gerçek dehası olan Bergman' ın sinemasını sevenler kaçırmasın.. | 0 |
8,664 | ben bu hiç filmi hiç beğenmedm 10 kişi gittk ve ortak duygumuz sıkılmak oldu tavsiye etmiyorum | 0 |
8,665 | berbatt bi filmm.sıkıntadann son yarımm saatni iizleyemedim.kate hudson a böle bi film yakışmıo | 0 |
8,666 | Yetenekli Bay Ripley filmiyle tanıdığım Tom ripley karakterinin ilerlemiş yaşı ve tecrübeli haliyle 2002 yapımı Ripleyin Oyunu filminde John Malkovich harika performası eşliğinde seğrettimki filmede hikayeyede bayıldığımı söylemeliyim, netice Patricia Highsmithin yazdığı 5 kitaplık seriyi okumasamda yarattığı derin karakteri filmlerde hissediyorsunuz.Filme gelirsek Ripleyin oyunu kitabının ilk uyarlaması ama açıkçası oyuncu performansı anlatımı ve teknik yönden vasat bir filmden ötesi değil niyazikki. Bunun yerine biraz öncede bahsettiğim 2002 yapımı Ripleyin oyununu seğredin hikayenin hakkını veren film nasıl olur görün derim. 10/5 | 0 |
8,667 | çok gereksiz bi film hele sinemada izlencek bi film hiç değil.ben o hatayı yaptım bence para ve zaman kaybı | 0 |
8,668 | 80lerde çevrilmiş ekol olmuş mad max serisini hatırladım ama nerede o keyif... bi kere ismi bile filmle alakasız book of incil bol incil övgüsü+propagandası süslü, 80lerin mad max serisinin dandik takliti filmi izlerken güney afrikalı bir düşünürün söyledikleri geldi aklıma... "beyaz adam buraya geldiğinde bizim topraklarımız hayvanlarımız servetimiz vardı beyaz adamın elinde ise bir incil... bize incili verdi gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğretti... gözlerimizi açtığımızda her şeyimiz beyaz adamın elindeydi bizim ellerimizde ise sadece incil..." | 0 |
8,669 | tarantıno bu fılmde kendını tatmın etmek ıcın yaptıgını düşünüorum.bu tür filmlerı cok begenırsın yada hiç begenmessın o an ki ruh halına bağlı | 0 |
8,670 | biraz umutlu bir şekilde filmi izlemeye başladım çünkü tarantinonun olduğu bir sahneyle açılış yapıyor film.Fakat film ilerledikçe pek aradığımı bulamadım.Daha fazla akıcılıkla beraber aksiyon bekliyordum filmden.Shakespeare den miike nin çok etkilendiği filmin genel havasındada belli oluyor bence.Ran kadar renkli bir film bu.Tarantinonun olduğu sahneler benim çok hoşuma gitti ,özellikle replikleri:) komik adam şu tarantino | 0 |
8,671 | komedi, aksiyon, westerm, uzak doğu döğüş çeşitlemelerinden hoşlananlar için güzel sayılabilecek bir film. kırıp geçirmesede, olmadık yerde, olmadık tepkiler ve sahnelerle ilgi çekiyor. zaman geçirmek için çerezlik bir film. | 1 |
8,672 | filme kimse fazla puan vermemiş harika bir film bence 10/10 | 1 |
8,673 | Baya etkileyici bir aşk hikayesi her ne kadar konusu bizim eski Türk filmlerinin konusuna benzese de arada kalite ve üslub farkı var... | 1 |
8,674 | Bu filmi esaretin bedlinden hatırlıyorum :) | 1 |
8,675 | Keşke ilişkilerinin öncesine dair bir şeyler söyleseydi film. Dans sahnesi cidden unutulmaz. Hiç sıkılmadan izlediğim -eski- filmlerden biri. Siyah-beyaz filmlerde kadınlar daha mı güzel gözüküyor, yoksa bu, bu filmlerde oynayan bir kaç kadına has bir özellik mi? Eh, bunu bilemeyeceğim elbette ama kadının güzelliğine hayran kalmamak elde değil. Tabii bu film için önemli bir nokta, çünkü film çoğunlukla bu tema üzerine kurulu. Çok iyi işlenilmiş, güzel bir film. | 1 |
8,676 | Bu filmde asla unutamayacağım bir tema var ki o da Glenn Ford Rita Hayworth her koşulda sessizce gözleriyle takip etmesi ve her defasında bir sigara daha yakması. | 1 |
8,677 | Beni bir anda çeken filmlerden degil , pek sevmedim . Biraz Lasvegas Pareno'yu hatirlatan bir film . Johnny Deep'e bayilsam da , böyle bir rolde çok ilgimi çekmedi . | 0 |
8,678 | Filmde aslinda nereye gelinmek istendigi anlasilmiyor ,hikaye çok uzun, kiz karakteri birden kayboluyor. Sonunda bazi açiklamalar olsa da beni çok rahatsiz etti bu durum. Film Johnny Deep sayesinde ve karayip korsanlarindan hatirlanan bir kaç mimikle kurtulmus. Johnny hayraniysaniz izleyin onun disinda gerek yok . | 0 |
8,679 | Gerekli değil gibi. İzleniyor, ancak çok da yeni şeyler vaat etmiyor izleyiciye. Anlattıklarını anlatırken bazı sığlıklara, bazı olmamışlıklara uğramadan da edemiyor ne yazık ki. Amber Heard'ün canlandırdığı Chenault ile Depp'in Kemp'i arasında muhteşemlik seviyesinde bir sığlık var mesela. Aralarda bana gereksiz gelen ve hikaye akışını bozan kısımlar da var. Bazı önemli gözüken karakterlerin arka planı yine yetersiz kalıyor. Kitabını okumadım, bilmiyorum. Ancak filmi pek doyurucu gelmedi. Bruce Robinson belli bir tarzı ve atmosferi tutturmuş belki ancak yeterli olmuyor. En azından Depp'in rol aldığı bir filmden daha fazlasını bekliyoruz diyelim. Kariyerinin arka planda kalmış ve sesi duyulmamış, pek beğenilmemiş filmleri arasında yer alacak bana göre. | 0 |
8,680 | Sadece karakterler üzerine kurulmus bir film , entrika yok , basrol oyuncularinin her biri üzerine kurgulanmis bir amaç yok , hangi sonun atfedilecegini bile bilmiyorsun. Depp ve Risoli'nin eglenceli birlikteligine ragmen hikayeye baglanamiyorsun, ipin ucu kaçiyor | 0 |
8,681 | Yavaş ilerleyen ve sığ konulu bir filmdi, yani bu filme bu kadar süre fazlaydı daha kısa bile olabilirdi. Ona rağmen oyunculuklar müthişti. Ancak yıllarca beklemiş olmamdan dolayı belki de bilemiyorum ama ben tam olarak alamadım karşılığını. | 0 |
8,682 | Filmin bası scorlet'in babasının ölümünden irana gitmesiyle baslıo.scorlet birkac dil bilen Tarih üzerine doktora master yapan babası gibi cok zeki güzel bi bayan...filmdeki oyunculuguna hayran kaldım..korku bazı sahnelerde kalbinizin hızlı atmasını saglayabilir..Gerilimi maximum seviyede agzınız acık seyredebilirsiniz benim agzım acıktı ondan diyorum☺ Filme hayran kaldım oyunculuk performansları mükemmel diyebilirim..scorlettt hepsinden cok daha iyi oynamıs bravo.. | 1 |
8,683 | Film o kadar korkunç ve gerilimle dolu ki bir sahnede telefonumu açıp saate bakacağım sıra sıçrayarak telefonumu elimden düşürdüm, çook sürükleyici. Yalnız sanırım filmde 25. Kare tekniği var. | 1 |
8,684 | ilk filmden daha iyi , sahneler kahkahalar atmanizi saglamasa da eglenceli . Öykü biraz daha derinlestirilmis , ama yeterli degil | 0 |
8,685 | eski bir yapım ama çok hoşuma giden filmdir,birçok defa tvde izlemişimdir 10/9 | 1 |
8,686 | çok keyifli bir film canınızın sıkkın olduğu bir anda izlenmesi tavsiye edilir | 1 |
8,687 | baya baya komadi filmi olmuş...baya baya komik olmuş...gülicem diyosan izliceksin.. | 1 |
8,688 | keyifli , hoş vakit geçirilebilecek komik filmlerden biri..7/10 | 0 |
8,689 | Filmin ilk yarısı tamamen edepsizlik abidesi. Hastalığını bahane ederek ahlak kurallarını alaşağı eden bir kadın. Çok itici bir tip. Açıkçası hiçbir erkek böyle bir kadına aşık olmaz. Üstüne üstlük parkinson hastası. Romantik mi? hayır! Komik mİ? hayır! Erkek karakterin kardeşi olan josh karakterinin hakkını yememek lazım ama. Kısacası olmamamış | 0 |
8,690 | Ben beğendim yer yer güldüren yer yer hüzünlendiren hoş bir film.Jake ve Annenin uyumları iyi olmuş ve ortaya tatlı bir 100 dakika geçirmenizi sağlayan film çıkmış.Özellikle jamienin kardeşiyle olan diyalogları süperdi hala aklıma geldikçe gülüyorum bu arada ailece izlenebilecek bir yapım değil bol bol 18 yaş üstüne hitap eden görsel sahneler var.Sonuç olarak keyifli zaman geçirmek için izlenebilecek hoş bir film | 0 |
8,691 | Anne Hathaway performansı (yanlış anlaşılmsın) :D iyi. Hani ev ortamında prtnerinizle izleyebileceğininiz türden. Hafif de eorotizm vsvs. Yani idare 7/10 | 0 |
8,692 | Çok etkileyici bir olmasa da keyifle izlenebilicek rahat hoş bir film.. | 1 |
8,693 | Sonda söyleyeceğimi en başta söyleyerek başlamak istiyorum. Enter The Void hayatımda seyrettiğim en iyi üç film içerisindeki yerini almıştır. Hayatımda yüzlerce film seyretmişimdir. Ama çok az film bende şöyle bir etki bırakmıştır. "Keşke bu filmi ben çekmiş olsaydım!!". Enter The Void' de bende bu duyguyu bıraktı. Bırakmak ne kelime. Filmden sonra adeta tornavida yemiş gibi oldum. Benim için en büyük mutluluk ise, bu duygularımı Gaspar Noe'ye birebir söyleye bilmek oldu. Neyse çok uzatmadan filmimize geçsek iyi olacak. Gaspar Noe, Enter The Void filmini 20 yıl önce kaleme aldığını söylüyor. Dile kolay tam 20 yıl boyunca bu film üstüne çalışmış. 1991 yılında çok ses getiren orta metrajlı filmi Carne' de Philippe Nahon gibi dev bir oyuncuyu oynatmayı başarmış, bu adı sanı duyulmamış yönetmen, o zamanlardan kendi dünyasının ipuçlarını vermeye başlamıştır. İlk uzun metrajlı filmi 1998 yılında Seul Contre Tous ile gelmiştir. Birçok kişi tarafından bilinmese de sinema tarihinin en sert filmlerinden birisi diyebiliriz. Bu film, Carne filminin uzun metrajlı versiyonudur. Hemen hemen oyuncularda aynı kişilerdir. İntikam vurgusunu kendi diliyle perdeye yansıtan Noe 2001 yılında Enter The Void' i çekmek için girişimlere başlar ama hiç kimse bu filmi çekmeye yanaşmaz. Noe tekrar uzun metrajlı bir filme el atmak istemektedir. Sonunda Vincent Cassel, Monica Bellucci, Albert Dupontel gibi oyuncularla anlaşır. Bir film çekecektir ama ortada bir senaryo yoktur. Her şey parça parça kafasındadır. Filmin kurgusu bile planlanmıştır. Üstünde uzun yıllar çalıştığı, senaryosu bile hazır olan filme yapımcı bulamamışken, senaryosu olmayan bir projeye yapımcı bulmayı başarabilmiştir. Cassel,Bellucci, Dupontel gibi isimler bu konuda ona yardımcı olurlar. Böylece konusu belli olup ama senaryosu olmayan Irreversible' ı çekmeye başlarlar. Filmin neredeyse tamamı doğaçlama çekilmiştir. Çekildiği yıl içerdiği şiddet öğeleri ile gelmiş geçmiş en rahatsız edici filmler listesinin başına oturmuştur. Bu film kimilerince çok sevilmiş, kimilerince de yerden yere vurulmuştur. Yani bu filmin ortası olmamıştır. Seven çok sevmiş, sevmeyende nefret etmiştir. Irreversible'dan 7 yıl sonra 3. uzun metrajlı filmiyle Gaspar Noe tekrar karşımızda. 2009 yılında 20 yıldır üzerinde çalıştığı Enter The Void nihayet hayata geçiyor. İlk gösterimini, tamamlanmamış kurgusuyla Cannes film festivalinde yapan Noe, ne yazık ki eli boş dönüyordu. Öyle ki Cannes film festivalinde içerdiği şiddet ve sex sahneleri yüzünden nefret ile karşılanmış, birçoklarına göre Noe' nin en kötü filmi olarak lanse edilmişti (bunu kendiside açıkladı). Ama Noe bunun aksini düşünüyor. Şimdiye kadar çektiği filmler içerisinde en sevdiği filmi olduğunu ve bu filmin üstüne çıkabilecek bir film yapabileceğini de sanmadığını belirtiyor. Bu filmin üstüne çıkar mı çıkmaz mı bilemiyorum ama benim içinde bu filmin hayatımda apayrı yeri olacağı kesin. Küçük yaşta bir kaza sonucu ailesini kaybeden iki kardeş Oscar ve Linda, ayrılmak zorunda bırakılırlar. 20'li yaşlarında Tokyo'ya yerleşen Oscar burada uyuşturucu ile tanışır. İlk zamanlarında kullanıcı olan Oscar daha sonra küçük çaplı satıcılığa başlar. Kardeşi Linda' yı yıllar sonra tekrar bulur ve onu da Tokyo'ya çağırır. Oscar uyuşturucu işine devam ederken Linda' da gece kulübünde striptiz şovları yapar. Bir gece Oscar yine uyuşturucu teslimatı yapmak için gece kulübüne gider. Burada polis baskınında öldürülür... Buraya kadar olan kısım filmle ilgili anlatılacak en basit yol diyebilirim. Bu basitçe anlatımı seyredenler 3 saate yayılmış bir hikâyede kronolojik sıra olmadan seyrediyor. Hem de ne seyretme.. Bir kere film daha açılış sahnesiyle biz seyredenleri hipnotize edercesine içine alıyor.. Ekranda Underground müzik eşliğinde hızla akan renkli yazılar ve kasvetli bir ortamda balkonda durmuş etrafa bakan bir çift göz. Evet, yanlış duymadınız. Bir çift göz!! Filmde kamera bu gözler.. Sanki filmi biz seyredenler oynuyormuşçasına etrafta dolaşıyoruz.Öyle ki perdede göz kapakları açılıp kapandıkça kararmalar bile oluyor.. İnanılmaz yaratıcı bir düşünce .. Hepsi bu mu .. ?? Tabi ki değil.. Oscar’ ın yatağa uzanıp uyuşturucu almaya başladığı sahnede, sanki biz yatağa uzanmışız da o uyuşturucuyu kullanıyormuşuz hissi uyandırıyor. Hem de ne uyandırma ama.. Yaşadığı hazzı, o an neler hissettiğini, onun zihninden, onun gözlerinden öyle bir görüyoruz ki sanki biz izleyenler kendimizden geçmişiz gibi oluyoruz. Bu uyuşturucu sahnesi neredeyse 10 dk. ya yakın sürüyor. Bazıları bu sahneleri gereğinden uzun bulmuş olabilir. Ama Noe işini o kadar iyi bilen bir yönetmen ki, bu sahneleri uzun tutarak seyirciyi neredeyse avucunun içine alıyor. Bu arada Oscar’ın düşünceleri eşlik ediyor. O an aklından geçenleri sanki bizle konuşuyormuşçasına duyuyoruz. Daha sonrasında bir vurulma sahnesi geliyor. Oscar'ın vurulduğu sahnede izleyenler yerinden sıçramakla kalmıyor, resmen üstünü başını kontrol edip "acaba bizde bir kurşun deliği var mı?" diye baka kalıyoruz. İşte bu vurulma sahnesinden sonra ruh bedenden ayrılıyor.. Yani biz seyirciler artık Oscar'ın gözleri olmaktan çıkıyoruz.. Kendimizi Gaspar Noe' nin o mistik dünyasında bir yolculuğa bırakıyoruz. Tokyo, bu sefer garip bir yolculuğa ev sahipliği yapıyor. Ama gerçek anlamda değil. Yeterince karışık ve karmaşık bir hikâyenin karanlık atmosferini oluşturmakla yetiniyor. Biz seyirciler geçmişle bugün arasında oradan oraya savrulurken, aslında gördüklerimizin, filmin başında Oscar’ ın arkadaşı Alex’ in anlattıklarından hiçte farklı olmadığını görüyoruz: “Oscar ile Alex, Void bara gitmek için evden çıkarlar. Merdivenlerden inerken muhabbete başlarlar…” Oscar : Sence Bruno’ da DMT’ den (kristal şeklinde uyuşturucu) daha sert bir şeyler var mıdır? Alex : Yapma şunu, beyninin posası çıkacak dostum. En iyisi Ölülerin Kitabı’ nı (The Tibetan Book Of The Dead isminde, Tibet inanışlarına göre ölümden sonrasını anlatan bir kitap) bitir sen daha iyi olur. Fakat büyük yolculuğa çıkmak için ölümü beklemen gerek. Oscar : Kitap kafamı karıştırdı. Kısaca nasıl izah edersin? Alex : İzahı o kadar da kolay değil. Temel olarak, öldüğünde ruhun bedenini terk ediyor. Başlangıçta tüm hayatın gözünün önünden geçiyor. Hayatının sihirli bir aynada yansıması gibi düşün. Ardından bir hayalet gibi devam ediyorsun. Çevrende olup biten her şeyi görüyorsun. Her şeyi duyuyorsun. Ancak yaşayanlarla iletişim kuramıyorsun. Daha sonra ışıkları görüyorsun. Farklı farklı renkte ışıklar. Bu ışıklar; seni var oluşun diğer mertebelerine çıkaracak olan kapılar oluyor. Ancak çoğu insan, aslına bakarsan bu dünyayı çok sevdiklerinden, buradan başka bir yere gitmek istemiyorlar. Bu durumda yolculuğun berbat yolculuğa dönüşüyor. Bu durumdan tek kurtulma yolu da reenkarne olmak. Aklına yatıyor mu? Oscar : Sanırım… Bilemiyorum. Berbat yolculuk ne oluyor? Alex : Berbat yolculuk yalnızca kabuslardan oluşuyor. Kafayı yiyorsun. Gerçeklik tek korkun oluyor. Acayip korkuyorsun. Zihnindeki şeyler gerçekleşiyor gibi. Bu noktada, asla ölmemiş olmayı diliyorsun. Sonra bazı yeni ışıklar görüyorsun. Sevişen bir çift olarak karşında duruyorlar. Karınlarından ışık çıkıyor. Onlara yaklaşırsan, gelecekteki olası hayatından bazı kesitler görüyorsun.(Tibet inanışında insanlar deja-vu yaşadıklarında, aslında doğmadan önce gördükleri o kesitleri hatırladıklarına inanıyorlar) Sana en mantıklı gelen hayatı seçiyorsun. Son olarak kendini bir rahimde buluyorsun. Reenkarne oluyorsun. Hikâyenin sonu. Temel olarak bunu sonsuza dek tekrarlıyorsun. Ta ki döngüyü kırmaya başarana kadar. Oscar : Yani bu dünyadan sonsuza dek çıkamayacağımızı mı söylüyorsun? Dünya haricinde hiçbir şey yok mu yani? ….. Gaspar Noe, müthiş kurgusunu, inanılmaz anlatıcılığını, görüntüleri kullanmadaki ustalığını buralarda öyle bir gösteriyor ki, bizlere sanki bir ruhun zihninde dolaşıyormuşuz hissi uyandırıyor. Kamera açıları hep biz olayların içindeymişiz gibi aktarılıyor. Yeri geliyor bir kuş gibi oradan oraya uçuyoruz. Oscar’ın zihninden geçmiş yaşantısını, boşluk içinde ki kâbuslarını, birbirine bağlantılı ama farklı farklı zaman dilimleri içerisinde görüyoruz. Örneğin eski bir sevişmesini hatırlarken, gördüğü göğüsler nedeniyle bir anda çocukluğuna gidiyoruz ve annesinin kardeşini emzirmesini seyrederken görüyoruz. Zihninde yaşadığı her anı hemen bir başka anının çağrışımını yapıyor. Olabildiğince sert, olabildiğince şiddet dolu bir dünya bu. Hele bir kaza sahnesi var ki filmde sürekli karşımıza çıkıyor. Her çıktığında da biz seyirciler oturduğumuz yerden havalara sıçrıyoruz. Noe bu kaza sahnesi için şunları söylüyor."Yakın bir arkadaşım annesinin kaza sonucu kafasının koptuğuna şahit olmuş. Bu olay onu o kadar etkilemiş ki sürekli aklına o an geliyormuş. Bende bundan etkilenerek o kaza sahnesini birçok defa perdeye taşıdım. Yani o anlar, sürekli zihninde bu anı yaşayan Oscar'ın hisleri." Gaspar Noe, kendi diliyle anlattığı bu mistik dünyada izleyenlere hazzı, duyguları, ölümün soğukluğunu öyle bir yaşatıyor ki, filmin sonunda kendimize gele bilmek için biraz zaman geçmesini bekliyoruz. Bunu hiçte abartarak söylemiyorum. Gerçekten de seyredenler filmin sonunda neye uğradıklarını şaşırıyorlar. Noe’nin daha rasyonel, daha mantıklı bir hikâye anlatmak gibi bir derdi yok. Örneğin bunu daha açılış jeneriğinde bile hissettiriyor.Açılışta önce diğer filmlerinden de aşikar olduğumuz Thomas Bangelter' ın uğultulu melodileri eşliğinde yazılar hızlıca akar gider. Jenerik bitti derken, bu sefer en baştan LFO' nun underground bir parçası girer ve jenerik neon ışıklar eşliğinde, tekrar hızlıca akmaya başn doğuşa jenerikle bile gönderme yapmak kaç kişinin aklına gelir ki acaba? Özellikle filmin son 20 dakikası tam anlamıyla hard porno diyebiliriz. Öyle ki vajinanın içinden bir penisi bile görebiliyoruz. Birçokları, bu seks sahnelerindeki amacı anlayamadığı için, ağızlarına geleni söylüyorlar. Ama filmin sonunda, Oscar'ın yeni bir bedende dünyaya gelişine tanık olduktan sonra o sahnelerin ne amaçla gösterildiğini, çok daha iyi anlıyoruz. Gaspar Noe bu filmle benim için gelmiş geçmiş en iyi yönetmenler içerisinde yerini almıştır. Kendisine has anlatımlarıyla, dünyada kendi tarzını yaratmış bir kaç yönetmenden birisi olduğunu, rahatlıkla söyleye bilirim. Zevksizliğin belli bir estetiğe, melodramın soylu bir seyirliğe dönüştüğü bu filmde sürekli hareket eden kamerası, müthiş ışık kullanımları, kulaklarımızdan hiç eksik olmayan çınlama şeklindeki melodileri, insan sabrını zorlayan gerçekçiliği ve oyuncu yönetimleri kusursuz bir şekilde Noe'de birleşiyorlar. Bu filmi çekmek için 20 yıl beklemiş. Herhalde bende bu filmin etkisini atmak için bir 20 yıl uğraşırım gibime geliyor!! Benim için filmde ki en etkili sahne. Bu sahnede ki Oscar’ın zihninden duyulanlar ve Noe’ nin inanılmaz görüntüleri unutulmaz. Uyuşturucu satmak için gittiği barda polis baskını olur.. Oscar hızla tuvalete koşar ve kapıyı kitler. Polisler dışarıdan kapıya vurmaktadır. Oscar’ da elindeki malları hızlıca tuvalete dökmeye çalışmaktadır. Uzun bir bağrış çağırıştan sonra bir el silah sesi duyulur. Sırtından giren kurşun Oscar’ ın göğsünde bir delik açarak çıkar. Oscar kanlı ellerine bakmaktadır. Bu sırada aklından geçenler perdede duyulmaya başlar Oscar : Beni vurdular… Ölemem. Beni vurdular mı? Öldürdüler mi? Vurdular mı beni? ( Bu sırada yere devrilir. Oscar’ ın gözlerinden hareketsizce duran kanlı ellerini görmekteyiz. Bir yandan da git gide zayıflayan kalp atışları duyulmaktadır. ) Bu şekilde ölmek istemiyorum. (Bu sırada yanına bir polis gelir ve nabzını kontrol eder, Oscar’ ın gözlerine bakar. ) Yardım edin.. Kız kardeşim var.. Elimde kan var!! Kanımı test edeceklerdir. Uyuşturucu aldığımı anlayacaklar. Belki de beni yakalayıp hapse tıktılar. Bunlar polis, değil mi? Bana tecavüz de ederler.. Yanlış bir şey yapmadım. Kimseyi incitmedim. Hayat berbat! Kolumu hissediyorum. Bu gerçek olamaz. Kesin tribe girdim ben (kafası güzel anlamında) ,. Bu … Dmt’ nin etkisi bu. Hala hayattayım.. Ölüyorum!! Öldüm mü?? Gerçek değil bu, hayal. Linda,kız kardeşim.. Yardım edin. Beni eve götürün. Ölmek istemiyorum.. Bu şekilde ölmek istemiyorum… (iyice zayıflayan kalp atışları sonunda durur ve ekran kararır. ) Benim için filmde ki en etkili sahne. Bu sahnede ki Oscar’ın zihninden duyulanlar ve Noe’ nin inanılmaz görüntüleri unutulmaz. Uyuşturucu satmak için gittiği barda polis baskını olur.. Oscar hızla tuvalete koşar ve kapıyı kitler. Polisler dışarıdan kapıya vurmaktadır. Oscar’ da elindeki malları hızlıca tuvalete dökmeye çalışmaktadır. Uzun bir bağrış çağırıştan sonra bir el silah sesi duyulur. Sırtından giren kurşun Oscar’ ın göğsünde bir delik açarak çıkar. Oscar kanlı ellerine bakmaktadır. Bu sırada aklından geçenler perdede duyulmaya başlar) Oscar : Beni vurdular… Ölemem. Beni vurdular mı? Öldürdüler mi? Vurdular mı beni? ( Bu sırada yere devrilir. Oscar’ ın gözlerinden hareketsizce duran kanlı ellerini görmekteyiz. Bir yandan da git gide zayıflayan kalp atışları duyulmaktadır. ) Bu şekilde ölmek istemiyorum. (Bu sırada yanına bir polis gelir ve nabzını kontrol eder, Oscar’ ın gözlerine bakar. ) Yardım edin.. Kız kardeşim var.. Elimde kan var!! Kanımı test edeceklerdir. Uyuşturucu aldığımı anlayacaklar. Belki de beni yakalayıp hapse tıktılar. Bunlar polis, değil mi? Bana tecavüz de ederler.. Yanlış bir şey yapmadım. Kimseyi incitmedim. Hayat berbat! Kolumu hissediyorum. Bu gerçek olamaz. Kesin tribe girdim ben (kafası güzel anlamında) ,. Bu … Dmt’ nin etkisi bu. Hala hayattayım.. Ölüyorum!! Öldüm mü?? Gerçek değil bu, hayal. Linda,kız kardeşim.. Yardım edin. Beni eve götürün. Ölmek istemiyorum.. Bu şekilde ölmek istemiyorum… (iyice zayıflayan kalp atışları sonunda durur ve ekran kararır. ) | 0 |
8,694 | bence hayatın tam içinde, aslında birçoğumuzun bile farkına varmadığımız ama yaşarken eksikliğini hisettiğimiz ve bu eksikliğin ne olduğunu kendimize sorarken işte tam o sıra Kazım öz uzak filmiyle anlatıyor bunu bize...özlem, içimizdeki burukluğu, doğup büyüdüğümüz yörenin ellerimizden kayıp düşmesini anlatıyor...Bence harika bir film, tebrikler | 1 |
8,695 | Filmim neredeyse tamamı askerler ,görevliler arasındaki konuşmalarla geçiyor.Sıkıcı bir film olmuş. | 0 |
8,696 | bana göre izlenmesi gereken filmdir herşeyi ile gercekci yapıcı bir belgelsel film olmus | 1 |
8,697 | Yha buradaki yorumları gördükçe ağlayasın kafası buradaki tipler ?? Neymiş godzilla kurtarıcımızmış gördüğüm en saçma filmlerden yada yaş kategorisi alt bir fim çünkü film çok kötü.gitmeyin derim hatta nete düştüğünde seyretmeyin bile hiçbirşey kaybetmezseniz hatta hayatınıza 2 saat kazandırırsınız. Zaten buradaki yorumları yapanlara para mı veriyorlar anlamış değilim..... Allah belasını versin yapanın bu filmi paramıda zamanımıda çaldı kısaca. | 0 |
8,698 | Sakin sinda Godzillayi goruyorsunuz..Canawarlarin cinsel uzuvlarini komik bir sekilde rlarin opusmesi sanki 40 once cekilmis bilimkurgu filmleri kadar basit..Gorsel bir show beklemeyin cunku sadece asker diyologlari filmi gibi..kurgu sıkıci yawas ilerliyo.. uzun sıkı aniden canavarlar oluyor..Hic begenmedim. | 1 |
8,699 | Godzilla isimli bu büyük yaratığı çoğumuz tanırız. Bu Godzilla beyazperde de yelculuğuna 1954'de başlayarak serinin 60. yılının şerefine bol yıkımlı yeni bir Godzilla filmi yapılıyor. Beklentiler yüksek tabii. Öncelikle film için hazırlanan özel IMAX introsu filme çok yakışmış, onu baştan söyleyeyim. Neyse, film bu Godzilla hakkında 1954'de yapılan araştırmalar ile ilgili testlerden merak edici bir giriş yapıyor. Ardından filmin başrol kahramanı olan Ford Brody'nin çocukluğuna geçiyoruz. Nükleer santralde bir kaza oluyor ve Ford'un babası bunun bir deprem oluğunu düşünmüyor. 15 yıl sonrasında aynı şiddette bir kaza daha oluyor ve bunun Godzilla olduğunu yavaş yavaş anlıyoruz. Fakat Godzilla filmin başında değil, filmin ortalarına doğru çıkıyor. O zaman film çok sıkıcı geçer diye düşünürseniz yanılıyorsunuz. Olayların üzerine gidiliyor, Aaron Taylor-Johnson ve Bryan Cranston güzel bir bağ yakalıyorlar ve bu bir süre bizi oyalıyor. Olaylar gelişiyor derken filmde ilk MUTO ortaya çıkıyor ve aksiyon sahneleri yavaş yavaş, alıştıra alıştıra başlıyor. Bir süre sonra "artık bu böyle gitmez" derken Godzilla öyle feci bir giriş yapıyor ki filme, tüm zamanların en bol yıkımlı ve aksiyonlu girişi oluşuyor filme. Godzilla "geri dönüşüm muhteşem olacak" tarzında filme öyle etkileyici bir giriş yapıyor ki, tekrar tekrar izlenecek bir an bu. Hele kükremesinden hiç bahsetmiyorum. Kükremesi resmen salonu oynattı, insan ayaklarında hissetti o kükremeyi. Film böyle devam ediyor. Başrol karakterimiz Ford, askerlik yolu ile ülkesine dönmeye çalışırken neler olmuyor neler... MUTO'ların Godzilla ile kavgası, yanan tren ve halo atlayışı sahneleri zaten nasıl oluyorsa sürükleyici bir şekilde 1 saati buluyor. Müthiş. Bu arada Godzilla'nın tabii ki bazı klişe sahneleri var evet ama aksiyon sahneleri tüm zamanların unutulmayacak aksiyon sahnelerinden olduğu için klişeleri gözümüz hiç fak etmiyor. Sonuç olarak da aksiyon filmleri, bolca yıkım ve dövüşün olduğu ve canavar filmi sevenlerin tüm zamanların en iyi filmlerinden biri olarak görebilecekleri bir film Godzilla. İzlemenizi tavsiye ederim. 4/5 Not: Eğer imkanınız varsa IMAX'de izleyin, daha başarılı bir deneyim sunuyor. | 0 |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.