Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
image_data
imagewidth (px)
1.65k
1.74k
document_id
stringclasses
19 values
page_num
int64
1
194
total_pages
int64
43
465
predictions
dict
title
stringclasses
19 values
abstract_tr
stringclasses
18 values
abstract_en
stringclasses
18 values
author
stringclasses
19 values
thesis_id
stringclasses
19 values
university
stringclasses
16 values
department
stringclasses
15 values
year
stringdate
2002-01-01 00:00:00
2019-01-01 00:00:00
language
stringclasses
1 value
thesis_type
stringclasses
2 values
keyword_abd
stringclasses
1 value
original_url
stringclasses
19 values
file_path
stringclasses
19 values
file_size_bytes
int64
709k
29.2M
download_success
bool
1 class
extraction_success
bool
1 class
prediction_success
bool
1 class
download_timestamp
stringdate
2025-06-04 21:27:50
2025-06-04 21:27:53
extraction_timestamp
stringdate
2025-06-05 20:10:19
2025-06-05 20:32:46
prediction_timestamp
stringdate
2025-06-07 05:45:02
2025-06-07 05:54:07
hf_processing_timestamp
stringdate
2025-06-07 09:40:14
2025-06-07 09:44:13
text
stringlengths
7
22k
122105
73
216
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9366841316223145, "polygon": [ [ 1310, 2187 ], [ 1356, 322 ], [ 79, 291 ], [ 34, 2156 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.6408957839012146, "polygon": [ [ 717, 2217 ], [ 785, 2217 ], [ 785, 2174 ], [ 717, 2174 ] ] } ] }
Birinci ve İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi`nde Kayseri Milletvekilleri: Biyografi ve faaliyetleri / Kayseri deputies in the First and Second Term Turkish Grand National Assembly: Biography and activities
AYŞE PINAR SATILMIŞ
122105
Erciyes Üniversitesi
Tarih Ana Bilim Dalı
2002
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=TJtEyl3GBWgytfBisjf7l7mK_hilVoNOahVF9EYDm6wolJE6P_PvGxahp-mn2jO8
./data/pdfs/122105.pdf
11,013,742
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.579495
2025-06-05T20:15:42.551977
2025-06-07T05:45:02.580319
2025-06-07T09:40:14.047701
bu efendi halkı hükümet aleyhine teşvik ediyor. Binaenaleyh tarassut altında bulundurulsun, takibat icra edilsin, serbest bırakmayın yolunda mutasarıflık vasıtasıyla emir veriyor. O sırada mutasarıf kimdir, ismini bilemiyorum, zannedersem Ferit Bey olacak ki, o zat idare memuru olacak bır zat olmadığı için bunu takdir edemiyor, bunun manasını ihata edemiyor (kavrayamıyor. Bunun üzerine çocuğu tevkife alarak birkaç gün yattıktan sonra Kayseri'ye gönderiyor. Kayseri'de bu mektubundan dolayı İstiklal Mahkemesi'ne verileceği sırada haberdar oluyorum. Mektubu okuyorum. Bu mealde bir mektuptan hiçbir şey terettüp etmez (sonuç olarak çıkmaz) , bilakis takdir etmek icap eder. Vazifesini yapmış olan bir genç memleketine avdet ediyor. Memleketin asayişsizliğinden dolayı hırsızlar soyuyorlar, ebeveyn ve akrabasına bir miktar hediye almış, bu da hırsızlar tarafından alınınca müteessir olarak evine gitmiş, kalbi sızlamış ve bunun üzerine böyle bir mektup yazıyor. Böyle bir mektubu yazdığı için cezalandırmak icabetmez. Binaenaleyh memleketin idare memuru bunu takdir edemiyor. Meseleyi mutasarıfa izah ettim, derhal anladılar, icabetmez dediler, çocuk serbest kaldı. Şimdi düşününüz efendiler, bir mektup ki pek vicdani yazılmıştır. Hatta o çocuğun isyan etmesi icabeder. Jandarma kumandanlığına müracaat etmiş, niçin vaziteni yapmadın demiş; jandarma kumandanlığına söylemiş. Şüphesiz hakkı vardır. Oyle olması icabederken hüsn-i telakki edilmiyor. Bu suretle bir mesele çıkıyor. Bir çok safahat var. O safahatı da bilhassa taşraya teşrif eden arkadaşlarımız pek ala bilirler. Bunlar inceden inceye tetkik edilirse ve meselenin nereden geldiği anlaşılacak olursa, nihayet idare memuru bir hak ile, büyük bir nüfuz-ı ilmî ile, ten ile memleket idare etmek liyakatinde olursa orada bir fenalık olmaz. Fakat idare memuru biraz da nüfuzu kırmak, memlekette sivrilen bir fikri, sivrilen bir şahsiyeti mahvetmek ve onu derhal kırmak zihniyetiyle hareket ettiği takdirde, birçok fenalıklar oluyor. Hatta Yozgat hadisesinin millete fedakarlığa mal olduğunu tetkik edecek olursak, bunu yine idare meselesinde buluruz. Hatta Konya meselesini tetkik edecek olursak kabahat yine idarededir. Kayseri'de bir mesele çıkmadı. Fakat bu; idare memurlarının idareye ehemmiyet vermesinden ziyade, Kayserililerin biraz daha ağır başlı daha ziyade ahval-i muhit oldukları
579427
92
110
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9449794292449951, "polygon": [ [ 200, 1984 ], [ 1511, 1983 ], [ 1511, 329 ], [ 200, 330 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9029775261878967, "polygon": [ [ 898, 2246 ], [ 899, 2192 ], [ 834, 2190 ], [ 833, 2244 ] ] } ] }
İlkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin, öğretmenlerin stres düzeylerini etkileyen etkenlere ilişkin algıları / Perception of teachers in primary and secondary schools on the effects of teachers on stress levels
Araştırmanın amacı; İstanbul'un Fatih ilçesinin ilkokul ve ortaokullarında görev yapan öğretmenlerin, öğretmenlerin stres düzeyini etkileyen etkenlere ilişkin algılarını tespit etmek ve öğretmenlerin refahı ve verimli çalışmaları için stres düzeylerini olumsuz etkileyen etkenleri tespit edip, bu olumsuz etkenlerin giderilmesi için öneriler geliştirmektir. Bu araştırmanın çalışma evreni, 2018-2019 eğitim öğretim yılı bahar döneminde İstanbul ili Fatih ilçesinde bulunan resmi ve özel ilkokullarında ve ortaokullarında görev yapan sınıf öğretmeni ve branş öğretmenlerinden (ilkokul branş öğretmenleri hariç) oluşmaktadır. Araştırma betimsel tarama ve anket modelinde şekillenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre; en fazla stres konusu olan boyut öğrencidir. Bunu sırasıyla meslek, okul, yönetim ve denetim izlemektedir. Öğretmen/öğretmen ilişkileri, kişilik ve müfredat ise en az strese neden olan boyutlardır. Toplam stres puanları mezuniyet, okul türü, statü, yaş, okulda çalışma süresi ve mesleği seçme nedenine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Öğrenci kaynaklı stres düzeyi okul türüne ve mesleği seçme nedenine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Kişilik kaynaklı stres puanları mezuniyet, okul türü gruplarına, yaş, mesleki kıdem ve mesleği isteyerek seçme durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Müfredat kaynaklı stres puanı okul türüne ve okulda çalışma süresine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Öğretmen/öğretmen kaynaklı stres puanı unvan, okul türü, statü, mesleki kıdem ve mesleği seçme nedenine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Yönetim/denetim kaynaklı stres puanı cinsiyet, okul türü, mesleği seçme nedenine ve statüye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Okul kaynaklı stres puanı mezuniyet, okul türü ve statüye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Meslek kaynaklı stres puanı mezuniyet, okul türü, statü, okulda çalışma süresi ve mesleği seçme nedenine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır (p<0.05). Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Stres, Stres Faktörleri.
Purpose of the research; to determine the perceptions of the teachers working in primary and secondary schools of Fatih district of Istanbul about the factors affecting the stress level and to determine the factors that negatively affect the stress levels for the teachers' welfare and productive work and to develop suggestions for the elimination of these negative factors. The study population of this study consists of primary school teachers and branch teachers (excluding primary school teachers) who work in the primary and secondary schools in the district of Fatih, Istanbul in the spring term of 2018-2019 academic year. The research was carried out in descriptive survey and survey model. According to the results of the study; The most stressed subject is the student. This is followed by occupation, school, total score, management and supervision respectively. Teacher / teacher relations, personality and curricula are the dimensions that cause the least stress. Total stress scores differed significantly according to graduation, type of school, status, age, duration of study and choice of profession. Student-induced stress level differed significantly according to the type of school and the reason for choosing a profession. Personality-related stress scores differed significantly according to graduation, type of school type, age, occupational seniority and occupational choice. The curriculum-related stress scores differed significantly according to the type of school and working time at school. The teacher / teacher-related stress score was significantly different in terms of title, type of school, status, occupational seniority and occupation. Stress score related to management / audit was significantly different according to gender, type of school, reason of choosing profession and status. School-related stress scores differed significantly according to graduation, school type and status. Occupational stress score was significantly different in terms of graduation, type of school, status, duration of study and choice of profession (p <0.05). Keywords: Teacher, Stress, Stress Factors.
ARLİN ÇİDEM
579427
İstanbul Okan Üniversitesi
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=jNRDC1RLfVd4_T7x7ZXmmVmTAwMEg-2iLSmmLK1LTz8YI8p3sM6RsAof4gQ2qU1H
./data/pdfs/579427.pdf
2,014,846
true
true
true
2025-06-04T21:27:51.541824
2025-06-05T20:11:32.946904
2025-06-07T05:45:04.690697
2025-06-07T09:40:14.790799
11-15 yıl arası olan öğretmenler mesleki kıdemi 16 yıl ve üstü olanlara göre daha fazla stres algısına sahipler. Mesleği bilerek ve isteyerek seçenler mesleği mecburıyetten seçenlere göre, mesleği bilerek ve isteyerek seçenler mesleği tesadüfen ve mecbur kaldığı için seçenlere göre daha fazla öğretmen ilişkileri kaynaklı stres algısına sahipler. Bir okul içerisindeki öğretmenlerin arasındaki iletişim düzeyini pek çok etken belirlemektedir. Bu etkenler aynı zamanda, stres düzeyi üzerinde de etkilidir (Yüksel, 2014; Orücü vd, 2011; Aydın vd, 2011; Soysal, 2009). Mangi vd (2015) çalışmalarında, öğretmenlerin takım çalışmasında stresi incelemişlerdir. Buna göre takım çalışması süreci, üyelerin verilen önemli organizasyon görevini tamamlamalarına izin veren her üye üzerindeki iş stresini azaltmaktadır. Nasser ve Alhija (2015) çalışmalarında, öğretmenlerin arasındaki iletişimin stres yönetiminde önemli rolü olduğunu bildirtmiştir. 7. Oğretmenlerin strese ilişkin yönetim/denetim kaynaklı stres algıları cinsiyet, okul türü ve statiye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Kadın öğretmenler diğerlerine göre, resmi okullarda görev yapan öğretmenler özel okullarda görev yapanlara göre, kadrolu öğretmenler sözleşmeli öğretmenlere göre daha yüksek yönetim/denetim kaynaklı stres algısına sahipler. Mesleği seçme nedenine göre yonetim kaynaklı stres puanı istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Buna göre, mesleği bilerek ve isteyerek seçenler mesleği mecburiyetten seçenlere göre, mesleği bilerek ve isteyerek seçenler mesleği tesadüfen seçenlere göre daha fazla kişilik kaynaklı stres algısına sahipler. Bir okul içerisindeki öğretmenlerin yönetimleriyle iletişim düzeyini pek çok etken belirlemektedir. Bu etkenler aynı zamanda, stres düzeyi üzerinde de etkilidir (Yüksel, 2014; Orücü vd, 2011; Aydın vd, 2011; Soysal, 2009). Ruth vd (2018) çalışmalarında, öğretmenlerinin algılanan stres nedenleri, stres tepkileri, gözlemlenen öğretme davranışı ve yıpratma arasındaki ilişkilerde ders içeriklerinin önemli rolü olduğunu rapor etmiştir. Wonzy vd (2015) çalışmalarında, işyerinde stres ve tükenmişliğin etkisini öğretmenler üzerinde incelemiş ve ders içeriklerinin önemli etken olduğunu bulmuşlardır. Arikewuyo (2004) çalışmasında, ortaokul öğretmenlerinin stres yönetim stratejilerini incelemiştir. Araştırma bulgularına göre öğretmenler stresli olduğu
436610
78
91
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.935866117477417, "polygon": [ [ 1344, 878 ], [ 1347, 187 ], [ 195, 183 ], [ 193, 874 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.8883525133132935, "polygon": [ [ 176, 2063 ], [ 1362, 2062 ], [ 1362, 1654 ], [ 175, 1655 ] ] }, { "class": "Tablo", "confidence": 0.8575366735458374, "polygon": [ [ 425, 1637 ], [ 1098, 1615 ], [ 1079, 1021 ], [ 406, 1044 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8558789491653442, "polygon": [ [ 794, 2170 ], [ 795, 2115 ], [ 732, 2114 ], [ 732, 2169 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.6769744157791138, "polygon": [ [ 405, 958 ], [ 1097, 957 ], [ 1097, 903 ], [ 405, 904 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.5226194858551025, "polygon": [ [ 1156, 1017 ], [ 1156, 916 ], [ 411, 915 ], [ 411, 1016 ] ] } ] }
Çeşitli fosfor bileşiklerinin farklı polimer matrislerinde antioksidant performanslarinin incelenmesi / Investigation of antioxidant performance in different polymer matrices of various phosphorus compounds
Polimerlerde oksidasyon ısı, ışık, oksijen, basınç gibi birden çok etkenin varlığında kolaylıkla başlayabilen ve müdahale edilmediği sürece devam ederek polimerlerin kimyasal, fiziksel ve mekanik özelliklerinin bozulmasına yol açan, kullanım ömrünü kısaltan ve okside olmuş polimer ile temas eden canlı hücrelere zarar veren reaksiyonlardır. Bu nedenle polimer endüstrisinde oksidasyon problemleriyle çok sık karşılaşılmaktadır. Günümüz teknolojisinde geliştirilen katkı maddeleri ile oksidasyon kaynaklı problemler en aza indirilmiş olsa da, alternatif kaynaklara yönelim ile birlikte ve doğal kaynaklı antioksidan bileşiklerine olan ilgi de giderek artmaktadır. Düşük Yoğunluklu Polietilen (AYPE) ve Akrilonitril Bütadien Stiren (ABS) terpolimeri, plastik endüstrisinde oldukça yüksek miktarlarda kullanılan hammaddelerdir. Bununla birlikte doğal kaynaklara olan eğilimin artışıyla doğal kaynaklı bir polimer olan Poli(laktik asit)'in (PLA) kullanımı da giderek artmıştır. Poli(laktik asit) son yıllardaki teknolojik gelişmeler ile birlikte sıklıkla kullanılan ve biyomedikal uygulamalarda biyouyumluluk nedeniyle tercih edilen bir polimerdir. AYPE, ABS ve PLA, diğer polimerler gibi oksidasyon etkisi altında kullanım ömürleri azalan malzemelerdir. Antioksidan özellik içeren kimyasallar, serbest radikallerin zararlı etkilerini, yapılarındaki fazla elektronları vererek sönümleyebilen bileşiklerdir. Bu nedenle antioksidanlar hem insanlar için sağlıklı bir besin kaynağı, hem de polimerler için bir katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Bilimsel çalışmalarda alternatif antioksidanlara ve genel eğilime bağlı olarak da biyolojik esaslı antioksidanlara, düşük maliyet ve biyo-uyumluluk özellikleri nedeniyle ilgi artmaktadır. Bu çalışmada laboratuvarda sentezlenen fosfor bileşikleri ile biyo-kaynaklı bileşikler antioksidan katkısı olarak seçildi ve ticari antioksidan bileşikleriyle karşılaştırmalı performans değerlendirmeleri yapıldı. Örneklerin hazırlanması için 16 mm vida çapı ve L/D oranı 35 olan eş yönlü çift vidalı ekstruder, uygun vida hızı ile uygun kovan ve kalıp sıcaklığı ile kullanılmıştır. Hazırlanan örneklerin antioksidan performansları, Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC) kullanılarak Oksijen Indükleme Süresi (OIT) analizi ile belirlendi. Ayrıca bileşiklerin mekanik özellikler üzerindeki etkilerini incelemek için uzama ve çekme dayanım testleri de örnekler üzerine uygulandı.
Oxidation process is a very powerful chemical reaction presence of heat, light, oxygen and pressure that produce harmful free radicals can damage to the cells in living organism or the chains and can deterioration physical, mechanical and chemical properties in all polymer matrices. Therefore, polymer oxidation problems are being encountered frequently in polymer industry. Low density polyethylene (LDPE) and acrylonitrile butadiene styrene (ABS) terpolymer are the raw materials which used in relatively high amounts in the plastic industry. However, with the increasing trend for using natural recources, it is increasing the use of natural sourced Poly(lactic asit). Polylactic acid (PLA) is often used in conjunction with technological advances in recent years, and it is the preferred polymer due to its biocompatibility in biomedical applications. Life times of LDPE, ABS, and PLA decreases under oxidation effect like other polymers. Polylactic acid (PLA) is a commonly used material in polymer applications recent years. In order to prevent of devastating effect of oxidation reactions, antioxidants were performed a very important role in both living organisms and polymers. Antioxidants can scavenge free radicals by donating electrons to them and changing harmless forms. Hence antioxidants are widely used both in dietary supplements for humans and in additives for polymers. Studies on more effective, economic and bio-based antioxidants were drew interest due to provide desired effects. In this study lab-synthesized various phosphorous compounds and bio-based compounds were investigated as antioxidant. Different commercial type of antioxidants were also used for comparison of performances in polymers. Preparation of samples were achieved by using co-rotating intermeshing twin screw extruder (16 mm, L/D ratio:35) under constant suitable rate at suitable temperature profile according to melting and degradation points of polymers. Antioxidant performances of all compounds were evaluated by determination of oxygen induction times (OIT) of obtained homogenous, well mixed samples with DSC equipment. Mechanical test such as tensile strenght and elongation test were also performed in order to expose of effects of antioxidant additives to mechanical properties.
HÜSEYİN ÇAĞDAŞ ASLAN
436610
Yalova Üniversitesi
Polimer Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2016
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=cbOXH84ZayrLjc0tI-QXKv4qOUMGjHtNEJkGtuMllxhlVRpKuPZpD1kx6gzpTOxd
./data/pdfs/436610.pdf
2,925,521
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.416643
2025-06-05T20:13:30.671394
2025-06-07T05:45:04.926901
2025-06-07T09:40:15.015511
Sonuç olarak Şekil 5.9'den de görüldüğü üzere kullanılan tüm antioksidan bileşiklerinin ABS polimerinin oksidasyona karşı korunmasında görev alabilecekleri tespit edildi. ## 5.3.3 PLA matrisli örneklerin OIT sonuçları PLA matrisinde kullanılan bileşiklerin antioksidan performanslarının tespitinde bileşiklerin karmaşık antioksidasyon mekanizmalarının aydınlatılmasından ziyade içlerine katıldığı polimer matrisi ne ölçüde oksidasyona karşı koruduğunun tespitine odaklanıldı. Bu maksatla antioksidan ilaveli PLA polimer örneklerinin oksidasyona ne süre ile dayandığı bilgisine bizi ulaştıracak olan Oksijen Indükleme Süresi (OIT) testleri gerçekleştirildi. Testler sonrasında elde edilen Oll süreleri Çizelge 5.6'da verilmektedir. | Ornek | Oksijen Indükleme Süresi<br>(OIT) | | |-----------|-----------------------------------|-----------| | | Süre (dk) | Süre (sn) | | PLA | 15,89 | 953.4 | | 0,5% FA1 | 23,88 | 1432,8 | | 0,5% FA2 | 8,22 | 493,2 | | 0,5% FA3 | 16,14 | 968.4 | | 0,5% FA4 | 35,03 | 2101,8 | | 0,5% FA5 | 28.94 | 1736,4 | | 0,5% FA6 | 25,77 | 1546,2 | | 0,5% TA 1 | 57.19 | 3431,4 | | 0,5% TA2 | 56,62 | 3397,2 | | 2,5% BA | 25,50 | 1530 | | 5% BA | 28.06 | 1683,6 | Çizelge 5.6 : PLA matrisli örneklerin OIT sonuçları Değerlere bakıldığında, - Fosfor esaslı bileşiklerden diğerlerine göre en iyi performansı FA4 bileşiği gösterdiği, FA2 bileşiğinin ise PLA'nın işleme sıcaklığında bozunma nedeniyle antioksidan etkinliğe olumsuz yönde etki yaptığı, - Ticari antioksidanlar diğerlerine göre yüksek düzeyde antioksidan aktivite gösterdiği,
257954
9
87
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9573745727539062, "polygon": [ [ 1502, 2061 ], [ 1505, 366 ], [ 274, 364 ], [ 271, 2059 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.6665506362915039, "polygon": [ [ 1530, 2194 ], [ 1575, 2193 ], [ 1575, 2145 ], [ 1529, 2145 ] ] } ] }
Eğitimde ve sınıf içi süreçlerde cinsiyetçi yaklaşımlar / Gender related approaches in education and in class processes
Bu tezde, toplumda kadın cinsinin aleyhine var olan cinsiyetçi yaklaşımların, her alanda olduğu gibi eğitim alanında da var olduğu ve bu var oluşun nedenleri, yansıma şekilleri ortaya konulması amaçlanmıştır.Kadın kimliği ve erkek kimliğine dair toplumda öğretilen rollerin eğitim sisteminde, daha anasınıfından başlayarak nasıl pekiştirildiğinin ortaya konması hedeflenmiştir.Bunun için, kadının toplumda görünür olma mücadelesiyle bağlantı kurularak gerekli kavramsal açıklamalar yapıldıktan sonra, (kadın erkek eşitliği, cinsiyet, toplumsal cinsiyet), eğitimin kadınların hayatındaki izdüşümleri, fırsat eşitliğinin önündeki engeller, bu alandaki ulusal ve uluslar arası sözleşme ve anlaşmalar ve bunların ne kadar dönüştürücü olduğu incelenmeye çalışılmıştır.Hem eğitimde hem günlük hayatta kullanılan dilin önemi ve kültürel bağlamda taşıyıcılığı düşünülerek, dilde cinsiyetçilik incelenerek, eğitimdeki cinsiyetçi yaklaşımlar belirlenmeye çalışılmıştır. Bu yaklaşımlar, sınıf içi süreçlerde fiziki şartların belirleyiciliği, meslek seçimlerinde ve ders kitaplarında cinsiyetçilik, öğretmen beklentileri ve öğrenci davranışları başlıkları altında incelenmiştir.En son bölümde ise, eğitimdeki cinsiyetçi yaklaşımları önlemek için neler yapılabilir başlığı altında, genel ve özel öneriler yer almaktadır.Ortaya çıkan sonuç ise, toplumda var olan geleneksel kadın rolleri yaklaşımının eğitim alanında da var olduğu, bunu öğretmenlerin ve yöneticilerin -çoğu kez farkında olmadan- sınıf içi süreçlerde kullanılan dil ve etkinliklerle ve ders materyalleriyle pekiştirdiği, bu durumun da kadının ikincil konumuna katkıda bulunarak, özelde kadının eğitimini sekteye uğrattığı, genelde ise, ülkemizin kalkınmasının önünde büyük bir engel teşkil ettiğidir.
In this thesis, it is claimed that genderist approaches against females exist also in education like in all other fields, and hereby the reasons and reflections of this existence are disclosed.The thesis also strives to explain how the learned roles pertaining to male and female identities are reinforced in the educational system starting from as early as the kindergarten stage.To achieve this, after giving the required conceptual explanations related to women?s visibility efforts in the society (i.e. gender equality, gender, social gender), projections of education in women?s life, barriers in front of equality of opportunity, related national and international agreements, and effects of those are analyzed.Taking into account the importance of the language used both in education and daily life and its role in cultural transfer, genderist aspect of language is analyzed and genderist approcahes in education are determined. These approaches are analyzed under the titles ?determining power of physical conditions in in-class processes?, ?genderism in career choices and course books?, ?teacher expectations? and ?student behaviors?.In the final part, some general and personal suggestions are made under the title ?what can be done to prevent genderist approaches in education?.The outcome of this thesis is that the approach pertaining to traditional female roles in society is also present in education; this approach is also reinforced, quite often unknowingly, by teachers and administratives with the language, activities and course materials used in in-class processes, and this in the end, contributes to the secondary place of women in the society and impedes women?s education, and this builds a huge barrier in front of the development of our country.
SEVDA POLAT
257954
İstanbul Üniversitesi
Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı
2010
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=NtBAevXNhYaNqJFoAcdBdrgkp7UzY69wCWwL9S588z-pUrhXx-SS_vDWRk9iravJ
./data/pdfs/257954.pdf
1,060,621
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.993485
2025-06-05T20:17:08.467687
2025-06-07T05:45:05.423433
2025-06-07T09:40:15.208008
## GİRİŞ Çoğu toplumda kadın ve erkek arasındaki işbölümü ve faaliyetlerin tanınması fizyolojik bağlantılı olmaktadır ve doğuştan cinsiyet olarak tanımladığımız biyolojik yapı, üzerine pek çok imge ve anlam yüklenerek değişik şekillere bürünmektedir. Bu imge ve anlamlar "toplumsal cinsiyetimizi" belirlemeye başlarken, cinsiyetimiz biyolojik temellendirmeden kopartılarak, toplumun ön gördüğü rollerle büyür ve gelişir. Dünya üzerinde yaşayan nüfusun yarısı kadın cinsine aittir ve kadın cinsiyetçilik ideolojisi dediğimiz bir geleneksellik içinde yaşamaktadır. Geleneksellik diye adlandırdığımız bu olgu, aslında bir zihniyet, bir bakış açısıdır. Bu bakış açısı yüzyıllardır süregelen, kadını ikincil gören, evrensel ve çok güçlü silahları olan bir zihniyetle kuşatır kadın cinsini. Ve ne yazık ki, çoğu kez ne kadın ne de erkek karşı çıkmadan, doğal olan bu imiş gibi yaşar bu olguyu, kadın kabullenir ve her iki cıns de böyle devam ettirir. Çocuk; doğumundan itibaren gelişim sürecinde, toplumun kültürel kadınlık ve erkeklik tanımlarını gözleyerek öğrenmeye başlar. Bu öğrenme, ilkönce aileden ve yakın çevreden başlayarak çoğu kez okullulaşma boyutuyla devam eder. Eğitim her toplumun bireye sunduğu, belli programlar çerçevesinde oluşan bir sosyalizasyon sürecidir. Eğitim, toplumsal yapının bir parçasıdır dolayısıyla parçası olduğu toplumsal yapının egemen ideolojisimi yeniden üreteceğini söylemek yanlış olmaz. Bu durum, cınsıyet ayrımcılığının diğer toplumsal kurumlarda olduğu gibi eğitim kurumlarında da sürdürülmesi ve var olan eşitsiz toplumsal işbölümünün meşru, doğal ve hatta kaçınılmaz olduğu görüşünün eğitim yoluyla nesilden nesile aktarılması anlamına gelir. Ote yandan eğitimin geleneksel olanı ya da egemen ideolojiyi aktarmasının yanı sıra, devingen, sorgulamaya ve dönüştürmeye hazır bir potansiyeli de içinde barındırdığı
484113
37
98
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9158557653427124, "polygon": [ [ 1488, 2135 ], [ 1500, 281 ], [ 226, 273 ], [ 214, 2128 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8887956738471985, "polygon": [ [ 1468, 143 ], [ 1469, 86 ], [ 1404, 85 ], [ 1403, 142 ] ] } ] }
Tokat ilinde hanehalkı tasarruf davranışının belirleyicileri / Determinants of household private saving behaviour in Tokat
Tasarruf, gelecekte yapılması planlanan tüketim için, bugün yapılacak tüketimden vazgeçmek demektir. Tasarruf ile gelir arasındaki doğrusal ilişkiden dolayı, bireyin gelirinin artmasına bağlı olarak tasarruf edeceği miktar da artacaktır. Ekonomi biliminde de tasarruf, gelir ve tüketim arasındaki müspet farka eşittir. Yatırımlar ile tasarruflar arasında doğrusal bir ilişki olduğu için tasarrufların artması yatırımları hızlandırır. Gelişmekte olan ülkelerin en önemli finansman kaynağı tasarruflardır. Düşük yurtiçi tasarruf oranlarına sahip olan ülkelerin büyümesi dış finansman kaynağına dayanır. Bu durum ülkenin dışa bağımlılığını artırarak yerli üreticisinin zarar görmesine neden olur. Büyümenin birincil kaynağı olan tasarrufların GSYİH içerisindeki payının artması, ülkeleri ekonomik dış ekonomik kırılganlıklara karşı korur. Bireyler, gelirlerinin ya tamamını tüketime ayırır ya da bir kısmını tüketime ayırdıktan sonra kalan kısmını da tasarruf eder. Ancak bireylerin gelirlerinin ne kadarlık kısmını tasarrufa ayıracağını belirlerken etkilendiği bazı faktörler bulunmaktadır. Bu araştırmanın amacı, Tokat il merkezinde ikamet eden hanehalkının tasarruflarını etkileyen sosyo-ekonomik faktörleri belirlemektir. Ayrıca hanehalkının sosyo-ekonomik özellikleri ile tasarrufları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı da test edilmiştir. Araştırma örneklemini oluşturan 390 hanehalkı basit rassal örneklem yoluyla seçilmiştir. Lojistik regresyon analizinden elde edilen bulgulara göre bireylerin geliri ile tasarrufları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Bireyin memur veya kendi nam ve hesabına çalışan olması tasarruf yapma bahsini artırmakta, çocuk sahibi olması ise tasarruf yapma bahsini azaltmaktadır. Ayrıca bireyin eğitim seviyesinin yükselmesinin tasarrufları üzerinde pozitif bir etki oluşturduğu görülmektedir.
Saving is the give up today's consumption for the planned comsumption in the future. Because of the linear relation between consumption and income, saving will increase depending on the increasing of income. In economy science, saving is equals the positive difference between income and consumption. Since there is a linear relationship between investments and savings, the increase in savings accelerates investments. Growth of countries with low domestic saving rates is based on the source of external financing. This situation increases the foreign dependency of the country and causes the domestic producer to be damaged. The increase in the share of savings in GDP as the primary source of growth protects countries against to external economic fragilities. Individuals either separate the all of their income for consumption or save the remaining part of the income once they have separated some of income. But there are some factors which have affected individuals when they determine to how much of income will separate for saving. The purpose of this study, determines the socio-economic factors which affect to households savings in Tokat. It was also tested whether there ise a significant relationship between socio-economic characteristics of households and their savings. 390 households who create the sample of the study has been selected by simple random sampling. According to the results obtained from the logistic regression analysis, it seems that there is a positive and significant relation between individuals' income and their savings. Being public employee or self-employed accelerates to possibility of individuals to save, but having a child reduces to possibility of individuals to save. It also seems that increasing of individual's education level creates a positive effect on savings.
EMRE ÇİFTCİ
484113
Gaziosmanpaşa Üniversitesi
İktisat Ana Bilim Dalı
2017
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RrI-Krk3A-RkF4YfHofuk6tsM8zQioEVv-QSlP2ghW1QnZmeMPJGmwX_FQp1bEtW
./data/pdfs/484113.pdf
2,636,975
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.872780
2025-06-05T20:16:15.825741
2025-06-07T05:45:06.795097
2025-06-07T09:40:15.379044
## 1.4.3. Sürekli Gelir Hipotezi Milton Friedman (1957) tarafından geliştirilen sürekli gelir hipotezi, ömür boyu gelir hipotezinde olduğu gibi tüketim ile bireyin geliri arasında oransal bir ilişki olduğunu savunur. Buna göre tüketim, sürekli gelirin sabit bir oranıdır (Sivri ve Eryüzlü, 2010: 91). Sürekli gelir hipotezine göre, belirli bir dönemdeki cari gelir (Y"), sürekli gelir (Y \*) ve geçici gelir (Y +) olmak üzere iki kısımdan oluşur: $$\mathbf{Y^M} = \mathbf{Y^P} + \mathbf{Y^T} \tag{1}$$ 1 nolu denklemdeki sürekli gelir, bireylerin sahip oldukları beşeri ve beşeri olmayan servet ile her yıl elde etmeyi bekledikleri ortalama gelire eşittir. Geçici gelir ise, cari gelirde ortaya çıkan beklenmeyen değişmelerdir. Pozitif veya negatif olabilir. Pozitif geçici gelire piyango, negatif geçici gelire işsizlik örnek gösterilebilir (Unsal, 2007: 432). Friedman'ın sürekli gelir hipotezinde belirli bir dönemdeki cari tüketim (C"), sürekli tüketim (Cb) ve geçici tüketim (C1) olmak üzere iki kısımdan oluşur: $$\mathbf{C}^{\mathcal{M}} = \mathbf{C}^{\mathcal{P}} + \mathbf{C}^{\mathcal{T}} \tag{2}$$ Sürekli tüketim, tüketicilerin normal olarak yapmayı planladıkları tüketim harcamalarını ifade eder. Geçici tüketim ise, cari tüketimde meydana gelen beklenmeyen değişimlerdir (Ünsal, 2007: 433). Friedman'ın sürekli gelir hipotezinin geçici tüketim ile ilgili iki varsayımı vardır: Birincisi, sürekli gelir ile geçici gelir arasında bir bağlantı yoktur. İkincisi ise, geçici tüketim ile geçici gelir arasında bir bağlantı olmadığını öngörmektedir. Bu durumda geçici gelir tesadüfi unsurlara bağlanmaktadır (Paya, 2001: 71). Friedman tüketimin öncelikli olarak sürekli gelire bağlı olması gerektiğini düşünüyordu. Bunun nedenini ise, bireylerin tasarruf ve borçlanmayı, tüketimi düzgünleştirmek üzere gelirdeki geçici değişmelere tepki olarak kullanmasına bağlıyordu. Orneğin; birey piyangodan 50.000 TL kazandıysa bunu bir yılda tüketmeyerek ek tüketime ayıracaktır. Bireyler sürekli gelirlerini harcayıp, geçici
122105
74
216
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9532581567764282, "polygon": [ [ 1317, 2099 ], [ 1325, 299 ], [ 79, 294 ], [ 72, 2094 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.4889286756515503, "polygon": [ [ 785, 2218 ], [ 785, 2171 ], [ 714, 2171 ], [ 714, 2218 ] ] } ] }
Birinci ve İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi`nde Kayseri Milletvekilleri: Biyografi ve faaliyetleri / Kayseri deputies in the First and Second Term Turkish Grand National Assembly: Biography and activities
AYŞE PINAR SATILMIŞ
122105
Erciyes Üniversitesi
Tarih Ana Bilim Dalı
2002
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=TJtEyl3GBWgytfBisjf7l7mK_hilVoNOahVF9EYDm6wolJE6P_PvGxahp-mn2jO8
./data/pdfs/122105.pdf
11,013,742
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.579495
2025-06-05T20:15:42.551977
2025-06-07T05:45:06.806790
2025-06-07T09:40:15.580102
içindir. Hatta diyeceğim ki idare memurları Kayseri'yi idare etmiyorlar. Kayseri halkı idare memurlarını idare ediyor. Orada bir sızıntı çıkmıyor. Netice efendim, bilhassa Dahiliye Vekaletî'nden rica edeceğim ki, hiç olmazsa bundan sonra mümkün olduğu kadar idare memurluğunun da bir meslek olduğunu ve bir ilim olduğunu kabul ederek, ona göre idare memurlarını intihap etsinler. Eğer memleket bu tarzda idare edilecek olursa zannederim daha ziyade iyi idareye mazhar olur. Aksi halde şüphesiz çok mutazarır olur. Fakat bu mutazarrır olmak belki âni değildir, derhal değildir. Fakat tedrici tedrici (azar azar) sükuta doğru gider. Fakat idare memuru iyi intihap edildiği takdirde o derhal vukubulmaz, zaman geçtikçe iyi bir idareye mazhar olur ve bundan memleket şüphesiz istifade eder. Maanfe taalluku itibariyle, iktisada taalluku itibariyle, her nokta-i nazardan idare memurlarının kem'iyet ve keyfiyetine dikkat etmek, ehemmiyet vermek zannediyorum ki çok lazımdır. Bunu kemalî hüsn-i niyetle söylüyorum. Binaenaleyh Dahiliye Vekili Bey'in, herhangi bir şahsın, bir zatın şahsından katiyen şüphem yoktur, yalnız ilim itibariyle bunu nazar-ı itibâra alması süphesiz lazımdır. Sonra müfettişlik meselesine gelince: arkadaşlardan bazıları aleyhinde bulundular. Fakat müfettiş çok lazımdır. Herhalde bir vazife ve bir mesuliyet olan yerde bir de teftiş ister. Ölmadığı takdirde olmaz. Yalnız şu var ki, yetişmiyor. Mesela bir sene zarfında daire-i intihabiyeme bir müfettiş gelmiş değildir. Şüphesiz ki, orada kanuna ve nizama muğayir harakât olmuştur. Böyle olmakla beraber, müfettiş gelmemiştir. Eğer müfettiş gelmiş olsaydı, daha evvel önünü almış oludu. Herhalde müfettişliğe ihtiyaç vardır. "132 28.06.1922 tarihli oturumda Kasaba ve Nahiyelerin İdaresi Kanunu için lâyiha, ve Dahiliye Encümeni mazbatası düzenlenmiştir.Bunun müzakere usulü üzerine yapılan tartışmalarda usul için; "Efendim bu varidat Muvazene-i Umümiye'ye dâhil olmadığı için, acaba Heyet-i Celile'niz muvafık görecek mi, görmeyecek midir?.. Muvazene-i Hususiye'ye dahil olmak îtibâriyle Muvazene-i Maliye'ye gönderilmesine lüzum <sup>132</sup> TBMM. ZC. C.1,s368-369
267882
2
78
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8463694453239441, "polygon": [ [ 910, 2106 ], [ 911, 2054 ], [ 861, 2053 ], [ 860, 2105 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.8453113436698914, "polygon": [ [ 1561, 1967 ], [ 1567, 1126 ], [ 220, 1117 ], [ 214, 1958 ] ] } ] }
Tek akciğer nodülü değerlendirilmesinde dinamik kontrastlı bilgisayarlı tomografinin yeri / The value of dynamic contrast-enchanced computerized tomography in the assessment of solitary pulmonary nodules
AmaçTek akciğer nodüllerinin malign-benign ayırımında spiral dinamik bilgisayarlı tomografinin yerini belirlemektir.YöntemÇalışmaya göğüs grafisinde, 1?3 cm çapında, tek nodül saptanan 30 erişkin hasta dahil edildi. Adnan Menderes Üniversitesi bünyesindeki etik kuruldan onay alındı. Hastalar çalışma hakkında bilgilendirildi ve yazılı onama formları elde olundu.İlk olarak, kontrastsız, tüm toraks 7 mm kesit kalınlığında 120 kV, 200 mAs, 1,5 pitch ile tek nefes tutuşta spiral olarak tarandı. Nodülün lokalizasyonu, boyutu, kenar özelliği kaydedilip içyapısı değerlendirilerek; kalsifikasyon, kavitasyon, yağ dansitesi içerip içermediği not edildi. Ayrıca mediasten 1 cm'den büyük lenf nodu açısından incelendi.Daha sonra intravenöz kontrastlı incelemeye geçilmiştir. Opak madde olarak, herhangi bir non-iyonik iyotlu bileşiğin (Omnipaque, Ultravist , Iomeron, Optiray yada Pamiray) 300mg/ml'lik solüsyonu kullanıldı. Hastalara verilecek kontrast madde dozları hasta ağırlığına göre standardize edildi.Dinamik fazlara geçmeden önce nodül lokalizasyonu belirlenerek 3 mm kesit kalınlığında, diğer parametreler aynı şekilde sadece nodül bölgesi tarandı. Kontrast madde verildikten sonra yine nodül bölgesi 3 mm kesit kalınlığında, 1., 2., 3., 4., 5., 10. ve 15. dakikalarda taranarak nodülün zamana karşı kontrastlanma eğrileri elde edildi. Nodülün dansite ölçümlerindeki en yüksek değeri ?pik kontrast değeri?, bu değeri aldığı zaman ?pik kontrast zamanı? olarak belirlendi. Pik kontrast değeri kontrastsız kesitlerdeki dansite değerinden çıkarılıp ?maksimum attenüasyon değeri? bulundu. Maksimum attenüasyon değeri olarak 15 HU eşik kabul edilip, 15 HU üzeri değere sahip nodüller malign olarak kabul edildi. Elde edilebilenlerde histopatolojik tanıya gidilerek, diğer durumda ise takip BT, PET- BT ile hastalar değerlendirildi. Dinamik kontrastlı BT 'nin duyarlılık ve özgüllüğü, değişik maksimum attenüasyon değerleri eşik değer olarak alınarak hesaplandı.BulgularÇalışmaya 12 kadın, 18 erkek toplam 30 hasta dahil edildi. Nodüllerin 12'si malign (% 40), 18'i benign (% 60) idi. Malign nodüllerin 9'u erkek, 3'ü kadın hasta idi. Malign nodüllerin patolojik tanıları 5 adenokanser (% 41), küçük hücreli dışı akciğer karsinomu-tipi belirlenemeyen 3 (% 35), 1 karsinoid (% 8), 1 yassı hücreli karsinom (% 8), 1 berrak hücreli karsinom (% 8), 1 metastaz (% 8) olarak saptandı. Hastaların yaşları 29?82 arasında değişmekteydi. Malign nodüllerde ortanca yaş 68 yıl (% 25 persentili 65 yaş-% 75 persentili 73 yaş) iken benign nodüllerde 59 yıl (% 25 persentili 46 yaş-% 75 persentili 75 yaş) bulundu. Malign ve benign grup arasında ortanca görülme yaşı açısından istatistiksel anlamlı farklılık saptanmadı (p=0,305).Malign ve benign nodüller arasında cinsiyet ve lokalizasyon açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı (sırasıyla p değerleri 0,121 ve 0,611). Sadece çap ve maksimum attenüasyon bakımından malign ve benign nodüller arasında anlamlı farklılık mevcuttu (sırasıyla p değerleri 0,039 ve 0,045). Malign nodüllerin ortanca çapı 2,5 cm (% 25 persentili 2 cm-% 75 persentili 2,87 cm) iken benign nodüllerin ortanca çapı 1,6 cm (% 25 persentili 1,3 cm-% 75 persentili 2,4 cm) saptandı. Malign nodüllerin maksimum attenüasyon değeri benign nodüllerden fazla bulundu. Pik kontrastlanma zamanı ortanca değeri malign nodüllerde 2,5. dk (% 25 persentili 1,25. dk-% 75 persentili 3,75 dk), benign nodüllerde 5. dk (% 25 persentili 2. dk-% 75 persentili 5. dk) olarak tespit edildi.Malign ve benign nodüller için önce ayrı ayrı tüm dakikalardaki dansite değerleri birbirleriyle karşılaştırıldı. Malign nodüller için kontrastsız dansite değeri ile tüm dakikalarla, 4. dakika ile 15. dakika ve 5. dakika ile 15. dakika arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p değerleri sırasıyla 0,003, 0,003, 0,003, 0,003, 0,008, 0,008, 0,012, 0,018 ve 0,041). Benign nodüllerde kontrastsız dansite değeri 1., 2., 3., 4., 5. ve 10. dakika ile arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p değerleri sırasıyla 0,033, 0,001, 0,003, 0,003, 0,007 ve 0,030).15 HU eşik değer olarak alınıp duyarlılık % 92, özgüllük % 50, pozitif öngörü değeri % 58, negatif öngörü değeri % 90 olarak tespit edildi.SonuçTek akciğer nodüllerinin değerlendirilmesinde dinamik kontrastlı BT, duyarlılığı yüksek ancak özgüllüğü düşük bir tetkiktir. Klinik olarak malign- benign ayırımı yapılamayanlarda faydalı bilgiler sağlayabilir.Anahtar Kelimeler Tek akciğer nodülü, dinamik BT
OBJECTIVEThe purpose of this study is to assess the value of dynamic contrast enhanced computerized tomography in the differential diagnosis of solitary pulmonary nodules.MATERIAL & METHODThirty adult patients who had a solitary pulmonary nodule ranging between 1 ? 3 cm on chest X-Ray were enrolled in this prospective study. The study was approved by the ethical committee of Adnan Menderes University. Patients were informed about the study and signed consent was obtained.First of all; single breath-hold pre-contrast thorax CT examination was done with the following parameters: slice thickness: 7 mm, 120 kVp, 200 mAs, pitch: 1,5/1. The nodule was localized; diameter and the contour properties were noted. Then, the internal characteristics of the nodule such as the presence of calcification, cavitation or fat tissue density was evaluated. In addition, mediastinal lymph nodes bigger than 1 cm were also noted.The second step of the study was the contrast enhanced scan. One of the widely used non-ionic iodinated contrast materials (Omnipaque®, Ultravist ®, Iomeron®, Optiray® or Pamiray®) were given via the intravenous route. Contrast material amount was standardized according to the patient weight.The nodules were re-scanned after contrast material injection at 1st, 2nd, 3rd, 4th, 5th, 10th and 15th minutes, and the time versus enhancement curves were derived. The maximum enhancement value was accepted as the ?peak enhancement value?; the time for this value was named as the ?peak enhancement time?. Pre-contrast density of the nodule was subtracted from the peak enhancement value to define the ?maximum attenuation value?. The threshold value for maximum attenuation was set as 15 HU, and the nodules with maximum attenuation value above this level were accepted to be malignant. The results of this study were compared with histopathological diagnosis when tru-cut biopsy samples were available; otherwise follow-up CT and/or PET-CT results were used for comparison. Sensitivity and specificity values of the dynamic contrast enhanced CT were calculated according to the maximum attenuation threshold.FINDINGSThirty patients (F/M : 12/18) were enrolled in this prospective study. Twelve nodules (40 %) of the nodules in the study group were malignant, rest of the nodules (N=18, 60 %) were benign lesions. Nine patients in malignant group were men. The histopathological diagnosis of the malignant nodules were as follows: 5 adenocarcinoma (41 %), 3 non-small cell undifferentiated cancers (35 %), 1 carcinoid (8 %), 1 squamous cell cancer (8 %), 1 clear cell carcinoma (8 %) and 1 epithelial cancer metastasis (8 %). Age of the patients ranged between 29-82 years. Median age of the malignant patients was 68 years (25th percentile: 65 years ? 75th percentile: 73 years). Median age of the patients with benign lesions was 59 years (25th percentile: 46 years ? 75th percentile: 75 years). No statistical difference was found between the median age of benign or malignant patients (p=0.305).No statistical significant difference was present for gender of the patients and the location of the nodules between malignant and benign groups (p= 0,121 and p=0,611, respectively). On the other hand, diameter and the maximum attenuation values of the malignant nodules were significantly higher than the benign nodules (p= 0,039 and p=0,045, respectively). Median diameter of the malignant nodules was 2.5 cm (25th percentile: 2.0 cm ? 75th percentile: 2,87 cm), median diameter of benign nodules was 1,6 cm (25th percentile: 1,3 cm ? 75th percentile: 2,4 cm). Median value of peak enhancement time was 2,5 minutes for malignant nodules (25th percentile: 1,25 minutes ? 75th percentile: 3,75 minutes) and 5 minutes for benign nodules (25th percentile: 2 minutes ? 75th percentile: 5 minutes).First of all, the average density values calculated for consecutive scans were compared to each other. The difference between the pre-contrast scan and all the post-contrast consecutive scans for malignant nodules were statistically significant (p<0,005). A similar difference was present between the 4th and 5th minute scans and the 15th minute scan as well (p=. Also the post-contrast average densities for benign lesions were statistically significantly higher than pre-contrast scan (p>0,005). There was not also a significant difference between the post-contrast 15th minute and the pre-contrast scans of benign lesions, totally different than the malignant ones (p=0,086).Sensitivity, specificity, positive and negative predictive values for this study according to the 15 HU threshold were 92 %, 50 %, 58 % and 90 %, respectively.CONCLUSIONDynamic contrast enhanced CT is a highly sensitive but not so specific test for the assessment of solitary pulmonary nodules. The test may aid in the diagnosis of the selected cases, if the malignant or benign discrimination is not possible clinically.Keywords: Solitary pulmonary nodule, dynamic contrast enhanced CT
NACİYE DELİBAŞ
267882
Adnan Menderes Üniversitesi
Radyoloji Ana Bilim Dalı
2010
Türkçe
Tıpta Uzmanlık
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ZeTyprYuef2HkaF3xt4wYmjUluLQjG_jNh_iZ7A_GNd4w8DDVNZl--GkqRGuL1za
./data/pdfs/267882.pdf
1,494,601
true
true
true
2025-06-04T21:27:53.054649
2025-06-05T20:17:35.742297
2025-06-07T05:45:06.877938
2025-06-07T09:40:15.698161
## TEŞEKKÜR Uzmanlık eğitimime ve tez danışmanım olarak tezime katkılarından dolayı Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Can Zafer KARAMAN'a, öğretim üyeleri Prof.Dr. Yelda DAYANIR, Doç.Dr. Ö.F. Kutsi KÖSEOĞLU, Doç.Dr. Alparslan ÜNSAL, Y rd.Doç.Dr. Füsun TAŞKIN'a ve değerli hocam Uzm.Dr. Alev AKDİLLİ'ye, rotasyonlarım sırasında eğitimime desteklerinden ötürü İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Engin GUNEY'e, Nükleer Tıp Anabilim Dalı Başkanı Doç.Dr. Yakup YUREKLI'ye, tezimin istatistiklerinde yardımları için Doç.Dr. Mevlüt TÜRE'ye ve birlikte çalışma fırsatı bulduğum başta Üzm.Dr. Sultan CAN TOKATLIOGLU, Uzm.Dr. Gülten COŞKUN olmak üzere tüm asistan arkadaşlarıma, bölüm hemşirelerimiz Keziban AKDEMİR ve Emel UYAR'a, teknisyen arkadaşlarıma ve bana eğitimim boyunca destek olan sevgili eşim Dr. Ferhat DELIBAŞ'a teşekkür ederim. Dr. Naciye DELIBAŞ
551191
61
105
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9382598400115967, "polygon": [ [ 216, 1952 ], [ 1475, 1952 ], [ 1474, 298 ], [ 216, 298 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9029405117034912, "polygon": [ [ 893, 2206 ], [ 894, 2161 ], [ 834, 2160 ], [ 833, 2205 ] ] }, { "class": "Footer", "confidence": 0.2900097072124481, "polygon": [ [ 254, 2128 ], [ 1254, 2125 ], [ 1253, 2010 ], [ 254, 2013 ] ] } ] }
Yeşil ekonomi çerçevesinde Türkiye'nin yenilenebilir enerji politikaları / The renewable energy policies implemented by Turkey in the framework of green economy
Özellikle 1970'ler sonrası etkisi ve boyutları hızla büyüyen insan faaliyetleri altında doğa hızla yok olmaya başlamıştır. Başta fosil enerji kullanımının neden olduğu bu yok oluş ile mücadele ve çevre sorunlarının çözümü için yeşil ekonomi önemli bir araç olarak görülmektedir. Yeşil ekonomiye geçişle birlikte geleneksel enerji anlayışı yerini temiz, çevreye zarar vermeyen enerji anlayışına bırakmıştır. Türkiye'de de zaman içinde artan ekonomik faaliyetlerin geldiği sonuç çevre göstergeleri bakımından değerlendirildiğinde sinyal vermektedir. Bu kapsamda, yeşil ekonomiye geçiş sürecinde yenilenebilir enerjinin kilit ve gösterge bir alan olduğunun ortaya konulması ve Türkiye'nin bu alanda güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditlerinin tespiti amaçlanmıştır. Türkiye yenilenebilir enerji alanında güçlü adımlar atmıştır. Ancak yeterli seviyeye ulaşması için bu konuda çalışmalarının kararlı bir şekilde sürdürülmesi gerektiğinden söz edilmiştir.
Especially under the effects of rapidly growing human activities after 1970s, nature began to disappear. Green economy is an important tool for combating this extinction caused by the use of fossil energy and for the solution of environmental problems. With the transition to green economy, traditional energy understanding is replaced by a clean, environmentally friendly energy concept. Turkey is also in the danger cause of the over time increased economic activities when evaluated in terms of environmental indicators. In this context, it is intended to identify strengths and weaknesses and the opportunities and threats in the renewable energy and to reveal that renewable energy is a key and indicator area in the transition process towards a green economy. Turkey is taking strong steps in the field renewable energy. However, it is possible to talk about the need to continue in a determined manner in order to reach an adequate level.
SEDEF ÇEVİKALP
551191
Marmara Üniversitesi
İktisat Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Mir2lXQK1dkmQ9Ige3PZbt8XUn7n3j-X6kQ5YHbEPz7mc4h2xW6tECTTEEOZ_yI5
./data/pdfs/551191.pdf
1,295,459
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.715615
2025-06-05T20:14:27.874989
2025-06-07T05:45:07.867771
2025-06-07T09:40:16.011692
## 4.1.3. Şirket Politikalarında Yeşil Ekonomi Düşüncesinin ve Uygulamalarının Artışı Türkiye'de yeşil ekonomiye dönüşüm sürecinde kritik noktalardan olan yenilenebilir enerjiye yönelik yatırımlar, ekonomik olarak büyürken çevreyi ne kadar etkilediğimiz, üretirken kullandığımız enerjinin üretildiği kaynak türü gibi durumlar sadece devlet politikalarında sınırlı kalmayıp ülkemizde faaliyet gösteren şirket politikaları arasına da girmiştir. Bu şırketlerin ekonomik büyüme ve kalkınmanın sürdürülebilir kılınmasına yönelik amaç ve hedefler oluşturdukları, izleme ve raporlama mekanizmaları ile destekledikleri görülmektedir. Ülkemizde çeşitli alanlarda faaliyet gösteren ve en büyük şirketleri arasında sayılan örnek yeşil ekonomi ve sürdürülebilirlik çalışmaları gerçekleştirmiş şirketlerin bu alana yönelik politikalarını örnek olarak incelediğimizde güçlenen çevre bilincini, küresel çevre sorunları farkındalığını ve yenilenebilir enerji kullanımının artan önemini görmek mümkündür. Ford Otomotiv Sanayi A.Ş., çevre ve enerji politikası olarak faaliyetlerini yürütürken çevreye verdikleri zararın azaltılması ve önlenmesi politikasını benimsemiş, bunu gerçekleştirmek için koyduğu on iki amaç ve hedefler arasında sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi, iklim değişikliği ile mücadele, canlı çeşitliliğinin devamı konularına önem vermeyi, üretim süreci ve üretilen ürünler sebebiyle meydana gelen sera gazı emisyonunun azaltılması için enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kullanıma yönelik proje ve tasarımların yapılması yer almıştır". İklim değişikliği ve doğal kaynaklar üzerinde artan baskı ile mücadele ederek çevresel sürdürebilirliğin sağlanması için bünyelerindeki tesislere güneş ve rüzgar enerjisinden yararlanmak için gerekli sistemleri kurmuşlar, diğer yenilenebilir enerji projeleriyle toplam 90 GJ yenilenebilir enerji kullanımı gerçekleştirmişlerdir. Ürünlerinin sevkiyatlarında karbondioksit salınımını azaltmak için deniz ve demiryolu ulaşımını tercih etmişlerdir. Ayrıca üretimde çevreci ve yeni uygulamalarla araç başı karbondioksit salınımı ve eneri kullanımını %2 azaltma hedefi koymuşlardır. Uluslararası işbirlikleri ve <sup>99</sup> Ford Otomotiv Sanayi A.Ş.. Çevre ve Enerji Politikası, https://www.fordotosan.com.tr/tr/surdurulebiliriik/surdurulebilirlik-politikalari (28 Aralık 2018).
436610
79
91
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9455816149711609, "polygon": [ [ 916, 2172 ], [ 916, 2121 ], [ 850, 2121 ], [ 849, 2171 ] ] }, { "class": "Resim", "confidence": 0.9445440173149109, "polygon": [ [ 449, 2049 ], [ 1311, 2046 ], [ 1309, 1568 ], [ 447, 1571 ] ] }, { "class": "Resim", "confidence": 0.9323875904083252, "polygon": [ [ 388, 925 ], [ 1383, 921 ], [ 1381, 460 ], [ 386, 463 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.9141965508460999, "polygon": [ [ 1452, 430 ], [ 1452, 185 ], [ 284, 184 ], [ 284, 429 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8391342163085938, "polygon": [ [ 1291, 978 ], [ 1291, 927 ], [ 472, 927 ], [ 472, 978 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8000021576881409, "polygon": [ [ 1279, 2117 ], [ 1279, 2058 ], [ 508, 2056 ], [ 507, 2115 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.6298933029174805, "polygon": [ [ 1423, 1597 ], [ 1424, 1020 ], [ 291, 1020 ], [ 291, 1596 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.37843814492225647, "polygon": [ [ 301, 1210 ], [ 1484, 1209 ], [ 1483, 994 ], [ 301, 996 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.3253898024559021, "polygon": [ [ 1464, 1566 ], [ 1464, 1398 ], [ 355, 1398 ], [ 355, 1566 ] ] } ] }
Çeşitli fosfor bileşiklerinin farklı polimer matrislerinde antioksidant performanslarinin incelenmesi / Investigation of antioxidant performance in different polymer matrices of various phosphorus compounds
Polimerlerde oksidasyon ısı, ışık, oksijen, basınç gibi birden çok etkenin varlığında kolaylıkla başlayabilen ve müdahale edilmediği sürece devam ederek polimerlerin kimyasal, fiziksel ve mekanik özelliklerinin bozulmasına yol açan, kullanım ömrünü kısaltan ve okside olmuş polimer ile temas eden canlı hücrelere zarar veren reaksiyonlardır. Bu nedenle polimer endüstrisinde oksidasyon problemleriyle çok sık karşılaşılmaktadır. Günümüz teknolojisinde geliştirilen katkı maddeleri ile oksidasyon kaynaklı problemler en aza indirilmiş olsa da, alternatif kaynaklara yönelim ile birlikte ve doğal kaynaklı antioksidan bileşiklerine olan ilgi de giderek artmaktadır. Düşük Yoğunluklu Polietilen (AYPE) ve Akrilonitril Bütadien Stiren (ABS) terpolimeri, plastik endüstrisinde oldukça yüksek miktarlarda kullanılan hammaddelerdir. Bununla birlikte doğal kaynaklara olan eğilimin artışıyla doğal kaynaklı bir polimer olan Poli(laktik asit)'in (PLA) kullanımı da giderek artmıştır. Poli(laktik asit) son yıllardaki teknolojik gelişmeler ile birlikte sıklıkla kullanılan ve biyomedikal uygulamalarda biyouyumluluk nedeniyle tercih edilen bir polimerdir. AYPE, ABS ve PLA, diğer polimerler gibi oksidasyon etkisi altında kullanım ömürleri azalan malzemelerdir. Antioksidan özellik içeren kimyasallar, serbest radikallerin zararlı etkilerini, yapılarındaki fazla elektronları vererek sönümleyebilen bileşiklerdir. Bu nedenle antioksidanlar hem insanlar için sağlıklı bir besin kaynağı, hem de polimerler için bir katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Bilimsel çalışmalarda alternatif antioksidanlara ve genel eğilime bağlı olarak da biyolojik esaslı antioksidanlara, düşük maliyet ve biyo-uyumluluk özellikleri nedeniyle ilgi artmaktadır. Bu çalışmada laboratuvarda sentezlenen fosfor bileşikleri ile biyo-kaynaklı bileşikler antioksidan katkısı olarak seçildi ve ticari antioksidan bileşikleriyle karşılaştırmalı performans değerlendirmeleri yapıldı. Örneklerin hazırlanması için 16 mm vida çapı ve L/D oranı 35 olan eş yönlü çift vidalı ekstruder, uygun vida hızı ile uygun kovan ve kalıp sıcaklığı ile kullanılmıştır. Hazırlanan örneklerin antioksidan performansları, Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC) kullanılarak Oksijen Indükleme Süresi (OIT) analizi ile belirlendi. Ayrıca bileşiklerin mekanik özellikler üzerindeki etkilerini incelemek için uzama ve çekme dayanım testleri de örnekler üzerine uygulandı.
Oxidation process is a very powerful chemical reaction presence of heat, light, oxygen and pressure that produce harmful free radicals can damage to the cells in living organism or the chains and can deterioration physical, mechanical and chemical properties in all polymer matrices. Therefore, polymer oxidation problems are being encountered frequently in polymer industry. Low density polyethylene (LDPE) and acrylonitrile butadiene styrene (ABS) terpolymer are the raw materials which used in relatively high amounts in the plastic industry. However, with the increasing trend for using natural recources, it is increasing the use of natural sourced Poly(lactic asit). Polylactic acid (PLA) is often used in conjunction with technological advances in recent years, and it is the preferred polymer due to its biocompatibility in biomedical applications. Life times of LDPE, ABS, and PLA decreases under oxidation effect like other polymers. Polylactic acid (PLA) is a commonly used material in polymer applications recent years. In order to prevent of devastating effect of oxidation reactions, antioxidants were performed a very important role in both living organisms and polymers. Antioxidants can scavenge free radicals by donating electrons to them and changing harmless forms. Hence antioxidants are widely used both in dietary supplements for humans and in additives for polymers. Studies on more effective, economic and bio-based antioxidants were drew interest due to provide desired effects. In this study lab-synthesized various phosphorous compounds and bio-based compounds were investigated as antioxidant. Different commercial type of antioxidants were also used for comparison of performances in polymers. Preparation of samples were achieved by using co-rotating intermeshing twin screw extruder (16 mm, L/D ratio:35) under constant suitable rate at suitable temperature profile according to melting and degradation points of polymers. Antioxidant performances of all compounds were evaluated by determination of oxygen induction times (OIT) of obtained homogenous, well mixed samples with DSC equipment. Mechanical test such as tensile strenght and elongation test were also performed in order to expose of effects of antioxidant additives to mechanical properties.
HÜSEYİN ÇAĞDAŞ ASLAN
436610
Yalova Üniversitesi
Polimer Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2016
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=cbOXH84ZayrLjc0tI-QXKv4qOUMGjHtNEJkGtuMllxhlVRpKuPZpD1kx6gzpTOxd
./data/pdfs/436610.pdf
2,925,521
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.416643
2025-06-05T20:13:30.671394
2025-06-07T05:45:08.944220
2025-06-07T09:40:16.561576
- Biyolojik kaynaklı antioksidanların ise fosfor esaslı bileşikler kadar olmasa da oksidasyonu geciktirdiği, - PLA matrisi için kullanılan bileşiklerin antioksidasyon performanslarının ticari antioksidanlara göre düşük olduğu görüldü. ![](_page_0_Figure_2.jpeg) Şekil 5.10. PLA matrisli örneklerin karşılaştırmalı OIT sonuçları Sonuç olarak Şekil 5.10'da de görüldüğü üzere FA2 haricindeki kullanılan tüm antioksidan bileşiklerinin PLA polimerinin oksidasyona karşı korunmasında görev alabilecekleri tespit edildi. ## 5.4 Termal Karakterizasyon ## 5.4.1 AY PE'ye eklenen katkıların erime sıcaklığına etkisinin belirlenmesi Antioksidan bileşiklerinin AYPE polimerinin erime noktalarına olan etkilerini saptayabilmek amacıyla DSC cihazı kullanılarak yapılan erime noktası tayını analizinin sonuçları Şekil 5.11'de verilmektedir. ![](_page_0_Figure_8.jpeg) Şekil 5.11. AYPE matrisli örneklerin erime sıcaklıkları
257954
10
87
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9486992955207825, "polygon": [ [ 1481, 1962 ], [ 1483, 327 ], [ 260, 325 ], [ 258, 1960 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.831722617149353, "polygon": [ [ 1529, 2192 ], [ 1573, 2192 ], [ 1573, 2145 ], [ 1529, 2145 ] ] }, { "class": "Footer", "confidence": 0.7414345741271973, "polygon": [ [ 1404, 2123 ], [ 1404, 1961 ], [ 313, 1960 ], [ 313, 2122 ] ] } ] }
Eğitimde ve sınıf içi süreçlerde cinsiyetçi yaklaşımlar / Gender related approaches in education and in class processes
Bu tezde, toplumda kadın cinsinin aleyhine var olan cinsiyetçi yaklaşımların, her alanda olduğu gibi eğitim alanında da var olduğu ve bu var oluşun nedenleri, yansıma şekilleri ortaya konulması amaçlanmıştır.Kadın kimliği ve erkek kimliğine dair toplumda öğretilen rollerin eğitim sisteminde, daha anasınıfından başlayarak nasıl pekiştirildiğinin ortaya konması hedeflenmiştir.Bunun için, kadının toplumda görünür olma mücadelesiyle bağlantı kurularak gerekli kavramsal açıklamalar yapıldıktan sonra, (kadın erkek eşitliği, cinsiyet, toplumsal cinsiyet), eğitimin kadınların hayatındaki izdüşümleri, fırsat eşitliğinin önündeki engeller, bu alandaki ulusal ve uluslar arası sözleşme ve anlaşmalar ve bunların ne kadar dönüştürücü olduğu incelenmeye çalışılmıştır.Hem eğitimde hem günlük hayatta kullanılan dilin önemi ve kültürel bağlamda taşıyıcılığı düşünülerek, dilde cinsiyetçilik incelenerek, eğitimdeki cinsiyetçi yaklaşımlar belirlenmeye çalışılmıştır. Bu yaklaşımlar, sınıf içi süreçlerde fiziki şartların belirleyiciliği, meslek seçimlerinde ve ders kitaplarında cinsiyetçilik, öğretmen beklentileri ve öğrenci davranışları başlıkları altında incelenmiştir.En son bölümde ise, eğitimdeki cinsiyetçi yaklaşımları önlemek için neler yapılabilir başlığı altında, genel ve özel öneriler yer almaktadır.Ortaya çıkan sonuç ise, toplumda var olan geleneksel kadın rolleri yaklaşımının eğitim alanında da var olduğu, bunu öğretmenlerin ve yöneticilerin -çoğu kez farkında olmadan- sınıf içi süreçlerde kullanılan dil ve etkinliklerle ve ders materyalleriyle pekiştirdiği, bu durumun da kadının ikincil konumuna katkıda bulunarak, özelde kadının eğitimini sekteye uğrattığı, genelde ise, ülkemizin kalkınmasının önünde büyük bir engel teşkil ettiğidir.
In this thesis, it is claimed that genderist approaches against females exist also in education like in all other fields, and hereby the reasons and reflections of this existence are disclosed.The thesis also strives to explain how the learned roles pertaining to male and female identities are reinforced in the educational system starting from as early as the kindergarten stage.To achieve this, after giving the required conceptual explanations related to women?s visibility efforts in the society (i.e. gender equality, gender, social gender), projections of education in women?s life, barriers in front of equality of opportunity, related national and international agreements, and effects of those are analyzed.Taking into account the importance of the language used both in education and daily life and its role in cultural transfer, genderist aspect of language is analyzed and genderist approcahes in education are determined. These approaches are analyzed under the titles ?determining power of physical conditions in in-class processes?, ?genderism in career choices and course books?, ?teacher expectations? and ?student behaviors?.In the final part, some general and personal suggestions are made under the title ?what can be done to prevent genderist approaches in education?.The outcome of this thesis is that the approach pertaining to traditional female roles in society is also present in education; this approach is also reinforced, quite often unknowingly, by teachers and administratives with the language, activities and course materials used in in-class processes, and this in the end, contributes to the secondary place of women in the society and impedes women?s education, and this builds a huge barrier in front of the development of our country.
SEVDA POLAT
257954
İstanbul Üniversitesi
Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı
2010
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=NtBAevXNhYaNqJFoAcdBdrgkp7UzY69wCWwL9S588z-pUrhXx-SS_vDWRk9iravJ
./data/pdfs/257954.pdf
1,060,621
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.993485
2025-06-05T20:17:08.467687
2025-06-07T05:45:09.455850
2025-06-07T09:40:16.758310
gerçeğini görmezden gelemeyiz. Bu bağlamda, söz konusu ilişkinin muhtevasına kadınlar açısından bakmanın gerekliliği önem kazanmaktadır. Bizim de bu çalışmada yapmaya çalışacağımız şey, eğitim konusuna kadının ezilmişliği açısından bakabilmektir. Bu çalışmada sorun; kadınların eğitime katılıp katılmadıkları, fırsat eşitliğinden ne kadar yararlandıkları ve eğitimdeki cinsiyetçı yaklaşımlardır. Bu bağlamda ilköğretime devam eden kız öğrenci sayısının nicel olarak artması önemli olmakla beraber eğitimin özü, cinsiyetçi karakteri ve eğitim sonrası kazanılan yeti ve becerilerin tam olarak kullanımının yasal ve kurumsal düzenlemelerle garantilenmiş olup olmadığına bakılması gerekir. " Değişen koşullar ve ilerleyen teknolojik çağ, her ne kadar kadın lehine olumlu değişiklikler içeriyor gibi görünse de, aslında yapılan çalışmalar toplumlarda var olan cinsiyet rollerine ilişkin beklenti ve tutumlardaki geleneksel yapının büyük ölçüde korunmakta olduğunu gösteriyor. 1993'te DPT tarafından yapılan Türk Aile Yapısı Araştırmasında, aile içi rol ve statü dağılımında erkek ve kadınların görevi açısından geleneksel tavırların önemini koruduğu görülmüştür.2 1994'te yapılan ev kadınlarına yönelik bir çalışmada da kadınların çoğunluğu, ev işlerini sadece kadınların üstlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Kısaca kadınlar, cinsinin ezilmesinin yeniden üreticisi olmakla kalmamakta, bunun uygulayıcısı ve çocukları aracılığı ile sürdürücüsü de olmaktadırlar.3 Aynı şekilde toplumsal yapının önemli bir parçası olan eğitim kurumları da, kemikleşmiş yapılarıyla ve genelde toplumun verili kodlarını aktaran öğretmenler ve eğitim yöneticileri ile cinsiyetçi ideolojinin yeniden üretimine katkıda bulunmaya devam ediyorlar. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, programların içerikleri, ders kitapları ve eğitim materyalleri de cinsiyet ayrımını sürdüren ögelerle bezeli. <sup>&#</sup>x27;Fatma Gök, "Türkiye'de Eğitim ve Kadınlar", 1980'ler Türkiye'sinde Kadın Bakış Açısından Kadınlar, Yay.Haz. Şirin Tekeli, İletişim Yayınları, İstanbul- 1993, 2. Baskı, s.185. <sup>2</sup> T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Ders Kitaplarında Cinsiyetçilik, Ankara-Aralık 2000, s.6. A.g.e, s. 10.
122105
75
216
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9371916055679321, "polygon": [ [ 1362, 2068 ], [ 1373, 279 ], [ 63, 272 ], [ 52, 2060 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.6536684036254883, "polygon": [ [ 726, 2213 ], [ 787, 2213 ], [ 787, 2168 ], [ 725, 2168 ] ] }, { "class": "Resim", "confidence": 0.32573291659355164, "polygon": [ [ 1338, 2348 ], [ 1338, 2288 ], [ 849, 2287 ], [ 849, 2347 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.28003188967704773, "polygon": [ [ 61, 62 ], [ 62, 20 ], [ 19, 20 ], [ 19, 62 ] ] } ] }
Birinci ve İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi`nde Kayseri Milletvekilleri: Biyografi ve faaliyetleri / Kayseri deputies in the First and Second Term Turkish Grand National Assembly: Biography and activities
AYŞE PINAR SATILMIŞ
122105
Erciyes Üniversitesi
Tarih Ana Bilim Dalı
2002
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=TJtEyl3GBWgytfBisjf7l7mK_hilVoNOahVF9EYDm6wolJE6P_PvGxahp-mn2jO8
./data/pdfs/122105.pdf
11,013,742
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.579495
2025-06-05T20:15:42.551977
2025-06-07T05:45:09.981951
2025-06-07T09:40:16.927859
var mıdır? Yok mudur? Bu ciheti tayin buyurduktan sonra icabederse gitsın. Bendeniz, zannediyorum ki, Muvazene-i Maliye Encümeni'ne gitmesine lüzum yoktur Efendim bu maddede ufak bir tadilat yaptık. Evvelce ~Zaptın bir suretıdemiştik. Bu ifadatın tamamen zaptına ise yalnız nahiye katibi kafi gelemez, onun için -Zabıtnamelerin birer hülasası- dedik. Sonra burada nahiyelerden kaymakamlara gönderilir denilmiş... Mâlumuâliniz her nahiye kaymakamlara göndermeyecek, vilayetlere de gönderecek. Binaenaleyh encümen burada -Merciine- dedi. Bu tabir daha iyidir, daha muvafiktır" diyerek düzeltmeleri izah etmiştir. Bu açıklama üzerine Ertuğrul vekili Mustafa Kemal Bey; "Nahiye şüralarının mercii, vilayet şüralarıdır. Vilayet şüraları diye tasrih etsek daha muvafik değil midir? Fikrimce merciinin gayrimuayyen olmaması lazımdır" demiş, Ahmet Hilmi Bey de; "Daima vilayet şûrasına gönderilmeyecek, kaymakama da gönderilecektir. Vilayete merbut bir kısım nahiyeler vardır. Kazaya da gönderecek, vilayete merbut olduğu zamanda da vilayete gönderecektir. Heyet-i Celile'niz de bunu tensib etmiştir" diyerek konuyu açıklamıştır. Ahmed Hilmi Bey'in, yine bu konu hakkında; "Efendim biz bu maddeyi verilen takrirlere nazaran tespit ettik. (Mercî) kelimesini daha şümullu bulduk, vilayette vali, livada mutasarrıf, kazada kaymakam; encümenin maksadı budur" şeklinde açıklaması da mevcuttur. 133 Kayseri milletvekili Atıf Bey'in, Yahyalı nahiyesinin Develi kazasına bağlanması teklifi ve Dahiliye Encümeni 2/176 sayılı mazbatası hakkında 08.09.1922 tarihli oturumda söz alarak Yahyalı'nın Develi'ye bağlanmasının sosyoekonomik açıdan ne derece önemli olduğunu, yöre halkının bu konuda çektiği sıkıntıyı izah eden konuşmasında şöyle demiştir: "Efendim bu Yahyalı nahiyesi Kayseri sancağına on sekiz saattir. Gerek idarî ve gerek iktisadî hususunda bu kazaya merbutîyetî daha münasip olacağından bunun Develi'ye raptı için Atıt Bey bir takrir veriyor. Dahiliye Bunun için bkz,TBMM. ZC.s.127,128.130
579427
93
110
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9451290369033813, "polygon": [ [ 198, 1990 ], [ 1503, 1990 ], [ 1502, 336 ], [ 198, 336 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9143271446228027, "polygon": [ [ 897, 2245 ], [ 898, 2192 ], [ 833, 2190 ], [ 832, 2244 ] ] } ] }
İlkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin, öğretmenlerin stres düzeylerini etkileyen etkenlere ilişkin algıları / Perception of teachers in primary and secondary schools on the effects of teachers on stress levels
Araştırmanın amacı; İstanbul'un Fatih ilçesinin ilkokul ve ortaokullarında görev yapan öğretmenlerin, öğretmenlerin stres düzeyini etkileyen etkenlere ilişkin algılarını tespit etmek ve öğretmenlerin refahı ve verimli çalışmaları için stres düzeylerini olumsuz etkileyen etkenleri tespit edip, bu olumsuz etkenlerin giderilmesi için öneriler geliştirmektir. Bu araştırmanın çalışma evreni, 2018-2019 eğitim öğretim yılı bahar döneminde İstanbul ili Fatih ilçesinde bulunan resmi ve özel ilkokullarında ve ortaokullarında görev yapan sınıf öğretmeni ve branş öğretmenlerinden (ilkokul branş öğretmenleri hariç) oluşmaktadır. Araştırma betimsel tarama ve anket modelinde şekillenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre; en fazla stres konusu olan boyut öğrencidir. Bunu sırasıyla meslek, okul, yönetim ve denetim izlemektedir. Öğretmen/öğretmen ilişkileri, kişilik ve müfredat ise en az strese neden olan boyutlardır. Toplam stres puanları mezuniyet, okul türü, statü, yaş, okulda çalışma süresi ve mesleği seçme nedenine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Öğrenci kaynaklı stres düzeyi okul türüne ve mesleği seçme nedenine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Kişilik kaynaklı stres puanları mezuniyet, okul türü gruplarına, yaş, mesleki kıdem ve mesleği isteyerek seçme durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Müfredat kaynaklı stres puanı okul türüne ve okulda çalışma süresine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Öğretmen/öğretmen kaynaklı stres puanı unvan, okul türü, statü, mesleki kıdem ve mesleği seçme nedenine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Yönetim/denetim kaynaklı stres puanı cinsiyet, okul türü, mesleği seçme nedenine ve statüye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Okul kaynaklı stres puanı mezuniyet, okul türü ve statüye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Meslek kaynaklı stres puanı mezuniyet, okul türü, statü, okulda çalışma süresi ve mesleği seçme nedenine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır (p<0.05). Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Stres, Stres Faktörleri.
Purpose of the research; to determine the perceptions of the teachers working in primary and secondary schools of Fatih district of Istanbul about the factors affecting the stress level and to determine the factors that negatively affect the stress levels for the teachers' welfare and productive work and to develop suggestions for the elimination of these negative factors. The study population of this study consists of primary school teachers and branch teachers (excluding primary school teachers) who work in the primary and secondary schools in the district of Fatih, Istanbul in the spring term of 2018-2019 academic year. The research was carried out in descriptive survey and survey model. According to the results of the study; The most stressed subject is the student. This is followed by occupation, school, total score, management and supervision respectively. Teacher / teacher relations, personality and curricula are the dimensions that cause the least stress. Total stress scores differed significantly according to graduation, type of school, status, age, duration of study and choice of profession. Student-induced stress level differed significantly according to the type of school and the reason for choosing a profession. Personality-related stress scores differed significantly according to graduation, type of school type, age, occupational seniority and occupational choice. The curriculum-related stress scores differed significantly according to the type of school and working time at school. The teacher / teacher-related stress score was significantly different in terms of title, type of school, status, occupational seniority and occupation. Stress score related to management / audit was significantly different according to gender, type of school, reason of choosing profession and status. School-related stress scores differed significantly according to graduation, school type and status. Occupational stress score was significantly different in terms of graduation, type of school, status, duration of study and choice of profession (p <0.05). Keywords: Teacher, Stress, Stress Factors.
ARLİN ÇİDEM
579427
İstanbul Okan Üniversitesi
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=jNRDC1RLfVd4_T7x7ZXmmVmTAwMEg-2iLSmmLK1LTz8YI8p3sM6RsAof4gQ2qU1H
./data/pdfs/579427.pdf
2,014,846
true
true
true
2025-06-04T21:27:51.541824
2025-06-05T20:11:32.946904
2025-06-07T05:45:11.027095
2025-06-07T09:40:17.210688
zamanlarda problemin üstesinden gelebileceklerini hissetmekte ve baş etmek için stresın kaynağını doğru tespit etmeye gayret etmektedir. 8. Öğretmenlerin strese ilişkin okul kaynaklı stres algıları mezuniyet, okul türü ve statiye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Eğitim fakültesi mezunları diğerlerine göre, resmi okullarda görev yapan öğretmenler özel okullarda görev yapanlara göre, kadrolu öğretmenler sözleşmeli öğretmenlere göre daha yüksek okul kaynaklı stres algısına sahipler. Mesleği seçme nedenine göre okul kaynaklı stres puanı istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Buna göre, mesleği bilerek ve isteyerek seçenler mesleği mecburiyetten seçenlere göre, mesleği bilerek ve isteyerek seçenler mesleği tesadüfen seçenlere göre daha fazla okul kaynaklı stres algısına sahipler. Mesleki streste önemli faktörlerden birisi de okulun fiziki mekanıdır (Aytaç, 2015; Özcan vd, 2014; Yüksel, 2014; Örücü vd, 2011; Aydın vd, 2011; Soysal, 2009; Çelikten, 2005). Ruth vd (2018) çalışmalarında, öğretmenlerinin algılanan stres nedenlerinin okul ile ilişkili olduğunu bildirmiştir. Gümüşeli (2014), okulun doğal çevresinin ve fiziksel mekanlarının eğitim programının uygulanmasına etki eden faktörlerden olduğunu, özellikle hızlı göç alan çevrelerdeki ilköğretim okullarındaki fiziki mekan yetersizliklerinin ve buna bağlı olarak sınıfların aşırı kalabalık oluşunun eğitim programlarının uygulanmasını zorlaştırdığını bildirmiştir. Worzy vd (2015) çalışmalarında, işyerinde stres ve tükenmişliğin öğretmenler ve ders içeriklerinin önemli etken olduğunu bulmuşlardır. Arikewuyo (2004) çalışmasında, ortaokul öğretmenlerinin stres yonetim yönetiminde okulun önemli rol oynadığını bildirmiştir. Araştırma bulgularına göre öğretmenler stresli olduğu zamanlarda problemin üstesinden gelebileceklerini hissetmekte ve baş etmek için stresin kaynağını doğru tespit etmeye gayret etmektedir. 9. Oğretmenlerin strese ilişkin meslek kaynaklı stres algıları mezuniyet, okul turu ve statıye gore istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Eğitim fakültesi mezunları diğerlerine göre, resmi okullarda görev yapan öğretmenler özel okullarda görev yapanlara göre, kadrolu öğretmenler sözleşmeli öğretmenlere göre daha yüksek meslek kaynaklı stres algısına sahipler. Okulda çalışma süresi ve mesleği seçme nedenine gore okulda çalışma süresi 1-5 yıl arasında olanlar okulda çalışma süresi 6-10
484113
38
98
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9425712823867798, "polygon": [ [ 208, 2000 ], [ 1506, 1999 ], [ 1505, 345 ], [ 207, 346 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9009965658187866, "polygon": [ [ 1466, 141 ], [ 1467, 88 ], [ 1406, 86 ], [ 1405, 139 ] ] } ] }
Tokat ilinde hanehalkı tasarruf davranışının belirleyicileri / Determinants of household private saving behaviour in Tokat
Tasarruf, gelecekte yapılması planlanan tüketim için, bugün yapılacak tüketimden vazgeçmek demektir. Tasarruf ile gelir arasındaki doğrusal ilişkiden dolayı, bireyin gelirinin artmasına bağlı olarak tasarruf edeceği miktar da artacaktır. Ekonomi biliminde de tasarruf, gelir ve tüketim arasındaki müspet farka eşittir. Yatırımlar ile tasarruflar arasında doğrusal bir ilişki olduğu için tasarrufların artması yatırımları hızlandırır. Gelişmekte olan ülkelerin en önemli finansman kaynağı tasarruflardır. Düşük yurtiçi tasarruf oranlarına sahip olan ülkelerin büyümesi dış finansman kaynağına dayanır. Bu durum ülkenin dışa bağımlılığını artırarak yerli üreticisinin zarar görmesine neden olur. Büyümenin birincil kaynağı olan tasarrufların GSYİH içerisindeki payının artması, ülkeleri ekonomik dış ekonomik kırılganlıklara karşı korur. Bireyler, gelirlerinin ya tamamını tüketime ayırır ya da bir kısmını tüketime ayırdıktan sonra kalan kısmını da tasarruf eder. Ancak bireylerin gelirlerinin ne kadarlık kısmını tasarrufa ayıracağını belirlerken etkilendiği bazı faktörler bulunmaktadır. Bu araştırmanın amacı, Tokat il merkezinde ikamet eden hanehalkının tasarruflarını etkileyen sosyo-ekonomik faktörleri belirlemektir. Ayrıca hanehalkının sosyo-ekonomik özellikleri ile tasarrufları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı da test edilmiştir. Araştırma örneklemini oluşturan 390 hanehalkı basit rassal örneklem yoluyla seçilmiştir. Lojistik regresyon analizinden elde edilen bulgulara göre bireylerin geliri ile tasarrufları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Bireyin memur veya kendi nam ve hesabına çalışan olması tasarruf yapma bahsini artırmakta, çocuk sahibi olması ise tasarruf yapma bahsini azaltmaktadır. Ayrıca bireyin eğitim seviyesinin yükselmesinin tasarrufları üzerinde pozitif bir etki oluşturduğu görülmektedir.
Saving is the give up today's consumption for the planned comsumption in the future. Because of the linear relation between consumption and income, saving will increase depending on the increasing of income. In economy science, saving is equals the positive difference between income and consumption. Since there is a linear relationship between investments and savings, the increase in savings accelerates investments. Growth of countries with low domestic saving rates is based on the source of external financing. This situation increases the foreign dependency of the country and causes the domestic producer to be damaged. The increase in the share of savings in GDP as the primary source of growth protects countries against to external economic fragilities. Individuals either separate the all of their income for consumption or save the remaining part of the income once they have separated some of income. But there are some factors which have affected individuals when they determine to how much of income will separate for saving. The purpose of this study, determines the socio-economic factors which affect to households savings in Tokat. It was also tested whether there ise a significant relationship between socio-economic characteristics of households and their savings. 390 households who create the sample of the study has been selected by simple random sampling. According to the results obtained from the logistic regression analysis, it seems that there is a positive and significant relation between individuals' income and their savings. Being public employee or self-employed accelerates to possibility of individuals to save, but having a child reduces to possibility of individuals to save. It also seems that increasing of individual's education level creates a positive effect on savings.
EMRE ÇİFTCİ
484113
Gaziosmanpaşa Üniversitesi
İktisat Ana Bilim Dalı
2017
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RrI-Krk3A-RkF4YfHofuk6tsM8zQioEVv-QSlP2ghW1QnZmeMPJGmwX_FQp1bEtW
./data/pdfs/484113.pdf
2,636,975
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.872780
2025-06-05T20:16:15.825741
2025-06-07T05:45:12.068668
2025-06-07T09:40:17.686636
gelirlerinin çoğunu tasarruf ettiğinden dolayı Friedman'ın tüketim fonksiyonu şu hali almıştır (Mankiw, 2010:534): $$\mathbf{C\_p} = \mathbf{kY\_p} \tag{1}$$ Denklemdeki sabit bir oranı ifade eden k sürekli gelirin tüketilen bölümünü içermektedir. Bu nedenle marjinal tüketim eğilimi ile ortalama tüketim eğilimi örtüşmektedir (Paya, 2007: 71). ## 1.4.4. Nispi Gelir Hipotezi Dorthy S. Brady ve Rose D. Friedman (1947) tarafından ileri sürülen ve James Duesenberry tarafından geliştirilen Nispi Gelir Hipotezinin iki temel varsayımı vardır: Birinci varsayıma göre bireyler, kendi mutlak tüketimlerine nazaran nüfusun geri kalanına oranla yaptıkları tüketimlerine önem verirler (Erdem, 1996: 90). Orneğin bir şehirde yaşayan bireyin geliri iki kat artarken mahallenin ortalama geliri de iki kat artıyorsa ve bu kişinin mutlak geliri ve nispi geliri değişmiyorsa, kişnin ortalama tüketim eğilimi de değişmez. Diğer bir ifadeyle, bireyin tüketim davranışı, diğer bireylerin tüketim davranışından Mutlak Gelir Teorisi'nde varsayıldığı gibi bağımsız değildir. İkinci varsayım ise, kişilerin veya ailelerin tüketim davranışlarının süreklilik gösterdiğini ve alışkanlık arzettiğini ifade eder. Buna göre bireyler, belirli bir yaşam seviyesine alıştıktan sonra, geliri düşse de aynı tüketim kalıbını devam ettirmeye çalışır (Erdem, 1996: 90). Nispi gelir hipotezinin ikinci varsayımına göre iktisadi dalgalanma nedeniyle geliri değişen birey, tüketimini sadece cari gelirine göre değil önceki dönemin en yüksek gelirine göre belirler. Şekilde 1.7'de CıR doğrusu, gelir dağılımı veri iken gelir zaman içinde muntazam bir şekilde artınca ortalama tüketim eğiliminin değişmediğini yansıtan uzun dönem tüketim fonksiyonudur. Bireyin geliri iktisadi dalgalanma nedeniyle düşmeden önce A noktasında olduğunu farzedelim. Eğer tüketim sadece carı gelire bağlı olarak değişseydi, gelirdeki değişme 0CLR doğrusu boyunca aşağıya doğru hareket edilmesine yol açardı. Nispi gelir hipotezine göre bireyler bu durumda tüketimlerini kısmak yerine tasarruflarını kısarak alıştıkları tüketim düzeyini korumaya
551191
62
105
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.954207181930542, "polygon": [ [ 1463, 1968 ], [ 1465, 288 ], [ 221, 286 ], [ 218, 1966 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8941320180892944, "polygon": [ [ 894, 2207 ], [ 895, 2159 ], [ 835, 2158 ], [ 834, 2206 ] ] } ] }
Yeşil ekonomi çerçevesinde Türkiye'nin yenilenebilir enerji politikaları / The renewable energy policies implemented by Turkey in the framework of green economy
Özellikle 1970'ler sonrası etkisi ve boyutları hızla büyüyen insan faaliyetleri altında doğa hızla yok olmaya başlamıştır. Başta fosil enerji kullanımının neden olduğu bu yok oluş ile mücadele ve çevre sorunlarının çözümü için yeşil ekonomi önemli bir araç olarak görülmektedir. Yeşil ekonomiye geçişle birlikte geleneksel enerji anlayışı yerini temiz, çevreye zarar vermeyen enerji anlayışına bırakmıştır. Türkiye'de de zaman içinde artan ekonomik faaliyetlerin geldiği sonuç çevre göstergeleri bakımından değerlendirildiğinde sinyal vermektedir. Bu kapsamda, yeşil ekonomiye geçiş sürecinde yenilenebilir enerjinin kilit ve gösterge bir alan olduğunun ortaya konulması ve Türkiye'nin bu alanda güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditlerinin tespiti amaçlanmıştır. Türkiye yenilenebilir enerji alanında güçlü adımlar atmıştır. Ancak yeterli seviyeye ulaşması için bu konuda çalışmalarının kararlı bir şekilde sürdürülmesi gerektiğinden söz edilmiştir.
Especially under the effects of rapidly growing human activities after 1970s, nature began to disappear. Green economy is an important tool for combating this extinction caused by the use of fossil energy and for the solution of environmental problems. With the transition to green economy, traditional energy understanding is replaced by a clean, environmentally friendly energy concept. Turkey is also in the danger cause of the over time increased economic activities when evaluated in terms of environmental indicators. In this context, it is intended to identify strengths and weaknesses and the opportunities and threats in the renewable energy and to reveal that renewable energy is a key and indicator area in the transition process towards a green economy. Turkey is taking strong steps in the field renewable energy. However, it is possible to talk about the need to continue in a determined manner in order to reach an adequate level.
SEDEF ÇEVİKALP
551191
Marmara Üniversitesi
İktisat Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Mir2lXQK1dkmQ9Ige3PZbt8XUn7n3j-X6kQ5YHbEPz7mc4h2xW6tECTTEEOZ_yI5
./data/pdfs/551191.pdf
1,295,459
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.715615
2025-06-05T20:14:27.874989
2025-06-07T05:45:13.148374
2025-06-07T09:40:17.972475
projelerin yanında, kamu ile de iş birlikleri yaparak sürdürülebilir şehirlere düşük emisyonlu araçların üretimi çalışmalarıyla destek vermektedir100. Eczacıbaşı Topluluğu (Eczacıbaşı İlaç, Sınai ve Finansal Yatırımlar San. ve Tic. A.Ş., Eczacıbaşı Yatırım Holding Ortaklığı A.Ş. ve İntema İnşaat ve Tesisat Malzemeleri Yatırım ve Pazarlama A.Ş.), tüm faaliyetlerinde uzun vadede ekonomik performansı yükseltirken, aynı zamanda insan refahını yükseltmeyi ve doğal kaynakların sürdürülebilirliğini sağlamayı hedeflemektedir. Bu süreçte enerji üzerindeki ayak izini azaltmak için, güneş enerjisi, atık ısı geri dönüşümü, yalıtım, verimliliği artırmak için üretim sürecinde dönüşüm gibi çeşitli projeler gerçekleştirilmiştir. Endüstriyel faaliyetlerini yürütürken Türkiye'nin önemli potansiyele sahip olduğu güneşten yararlanmakta olup, 500 kilowatlık (kW) güneş enerjisi panellerini, Esan'la birlikte 2350 kW'ye çıkarmıştır. Engellenen iki bin ton karbon emisyonunun artırılarak çevreye verilen zararın azaltılması ve daha düşük maliyetli elektrik üretimi için yenilenebilir enerji kullanımı ve potansiyeli konusunda diğer şirketlerin de farkındalığının artırılması için çalışılmaktadır-". Arçelik A.Ş., çevre politikası olarak enerji ve doğal kaynakların sürdürülebilirliği ile çevre kirliğini ve küresel ısınmasının önlenmesine katkı sağlayarak gelecek nesilleri de düşünen bir çevre politikası benimsemiştir". Çevre politikası ile içe geçen şirketin enerji politikası da temelde enerji verimliliği ve doğal kaynakların tüketimini esas almıştır". Şirketin faaliyetlerini yürütürken kılavuz aldıkları bu enerji ve çevre anlayışı ile 2020 yılı sonunda 6 MWp gücünde yenilenebilir enerji santralinin kurulması yönünde yatırım hedefi belirlenmiştir-04. <sup>100</sup> Ford Otomotiv Sanayi A.Ş., Sürdürülebilirlik Raporu 2017, 2017, https://www.fordotosan.com.tr/Documents/Documents/Surd Otosan Surdurulebilirilik Raporu.pdf (28 Aralık 2018), s.34-43. <sup>101</sup> Eczacıbaşı Group, Eczacıbaşı Group Sustainability Report 2017, İstanbul, 2018, s.21-23. <sup>102</sup> Arçelik A.Ş., Çevre Politikamız, http://www.arcelikas.com/sayfa/268/Cevre Politikamiz (17 Ocak 2019). <sup>103</sup> Arçelik A.Ş., Enerji Politikamız, http://www.arcelikas.com/sayfa/812/Enerji%20Politikam%C4%B1z (17 Ocak 2019). <sup>104</sup> Arçelik A.Ş., Sürdürülebilirlik Raporu 2017, 2018, http://www.arcelikas.com/UserFile/S%C3%BCrd%C3%BCr%C3%BClebilirilkRaporu2017.pdf (17.01.2019), s.35.
122105
76
216
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9512110948562622, "polygon": [ [ 1318, 2095 ], [ 1325, 287 ], [ 76, 282 ], [ 69, 2089 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8395195007324219, "polygon": [ [ 789, 2219 ], [ 789, 2170 ], [ 722, 2169 ], [ 721, 2218 ] ] }, { "class": "Resim", "confidence": 0.4376521408557892, "polygon": [ [ 1514, 2349 ], [ 1514, 2286 ], [ 807, 2285 ], [ 807, 2349 ] ] } ] }
Birinci ve İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi`nde Kayseri Milletvekilleri: Biyografi ve faaliyetleri / Kayseri deputies in the First and Second Term Turkish Grand National Assembly: Biography and activities
AYŞE PINAR SATILMIŞ
122105
Erciyes Üniversitesi
Tarih Ana Bilim Dalı
2002
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=TJtEyl3GBWgytfBisjf7l7mK_hilVoNOahVF9EYDm6wolJE6P_PvGxahp-mn2jO8
./data/pdfs/122105.pdf
11,013,742
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.579495
2025-06-05T20:15:42.551977
2025-06-07T05:45:13.592437
2025-06-07T09:40:18.179503
Encümeni tensibediyor. Bunun bilhassa kabulünü rıca ediyoruz. Çünkü mesafe itibariyle uzak olduğundan Niğde vasıtasiyle nahiyenin idaresi son derece müşkül bir hale gelmiştir. Kışın her hangi bir emri, livadan buraya tebliğ etmek için yollar kapandığından Develi kaymakamına yazıyorlar. Jandarma vasıtasıyla gönderiyorlar . Ancak bu suretle nahiyenin her hangi muamelesi tedvir edilebiliyor. Malümualiniz bu hususta ahali çok mutazarır oluyor. Şu vaziyete nazaran şu nahiyenin dört saatlik mesafede bulunan Develi'ye raptını arkadaşımız teklif buyuruyorlar. Bu suretle halkın işi teshil edilmiş olur." 184 Talepde bulunan Atıf Bey'e destek veren Ahmed Hilmi Bey'e Osman Bey de katılmış , Yahyalı'nın Kayseri'ye bağlanması konusunda ısrar etmişlerdir. 11.06.1922 tarihli oturumda polis ve zabitanın telefon denetimi konusunda polis ve idari memurun haberleşme irtibatının ne derece önemli olduğunu, ancak bu sistemin muhafaza edilmediğini, birçok yerde aletlerin korunmadığını ve telef edildiğini, henüz mevcut olanların bir emir çıkartılarak korumaya alınmasının gerekliliğini anlatan şu konuşmayı yapmıştır; "Arkadaşlar bu fasılda bir telefon maddesi vardır. Bu telefon münasebetiyle yalnız bir nokta-i nazarı dikkatinize arz edeceğim .1328-1329 senelerinde bir kısım vilayetlerde ve bazı livalarda telefona çok ehemmiyet verilmişti. Kayseri'de tekmil kazalar ve hatta nevahiye kadar. Sivas vilayetince tekmil kazaları, nahiyeleri ve hatta karakolları telefonla teçhiz edilmişti (donanımlanmıştı). Harb-i umûmîde bunlara asker müdahale etti ve asker istifade ediyordu. Fakat bu telefonlar muhafaza edilmedi, hatta bir kısım yerlerde asker telef etti. Fakat asker mütarekeyi müteakıp telefonlardan çekildi. Asker çekilince başka vaziyete düştü , idare memurları ehemmiyet vermedi. Bu vaziyetten bilistifade rasgelen tellerini kesti, direklerini aldı. Hükümet o kadar lakayt kaldı ki milletin sarf etmiş olduğu birçok para ve fedakarlıklarla elde etmiş olduğu bu telefonlar büsbütün heder oldu gitti. Bugün bile yine yollardan geçerken tesadüf ediyorsunuz. Birtakım insanlar telleri ve saireyi alıyorlar, ne hükümet üzerine vazife ediyor, ne de imal-i fikrediyor (bir fikir üretiyor). Telefonlar bu surette telef oluyor gidiyor. Halbuki evvelce hatırımda kaldığına <sup>134</sup> TBMM. ZC.C.1,s.166,167
436610
80
91
{ "labels": [ { "class": "Resim", "confidence": 0.9480335116386414, "polygon": [ [ 341, 1598 ], [ 1179, 1597 ], [ 1179, 1174 ], [ 340, 1175 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.9316048622131348, "polygon": [ [ 1361, 1183 ], [ 1367, 186 ], [ 180, 179 ], [ 173, 1176 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.9289751052856445, "polygon": [ [ 190, 2119 ], [ 1365, 2118 ], [ 1364, 1681 ], [ 190, 1682 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8953771591186523, "polygon": [ [ 791, 2165 ], [ 792, 2121 ], [ 736, 2121 ], [ 735, 2165 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8766568303108215, "polygon": [ [ 1116, 1655 ], [ 1117, 1600 ], [ 391, 1599 ], [ 391, 1653 ] ] } ] }
Çeşitli fosfor bileşiklerinin farklı polimer matrislerinde antioksidant performanslarinin incelenmesi / Investigation of antioxidant performance in different polymer matrices of various phosphorus compounds
Polimerlerde oksidasyon ısı, ışık, oksijen, basınç gibi birden çok etkenin varlığında kolaylıkla başlayabilen ve müdahale edilmediği sürece devam ederek polimerlerin kimyasal, fiziksel ve mekanik özelliklerinin bozulmasına yol açan, kullanım ömrünü kısaltan ve okside olmuş polimer ile temas eden canlı hücrelere zarar veren reaksiyonlardır. Bu nedenle polimer endüstrisinde oksidasyon problemleriyle çok sık karşılaşılmaktadır. Günümüz teknolojisinde geliştirilen katkı maddeleri ile oksidasyon kaynaklı problemler en aza indirilmiş olsa da, alternatif kaynaklara yönelim ile birlikte ve doğal kaynaklı antioksidan bileşiklerine olan ilgi de giderek artmaktadır. Düşük Yoğunluklu Polietilen (AYPE) ve Akrilonitril Bütadien Stiren (ABS) terpolimeri, plastik endüstrisinde oldukça yüksek miktarlarda kullanılan hammaddelerdir. Bununla birlikte doğal kaynaklara olan eğilimin artışıyla doğal kaynaklı bir polimer olan Poli(laktik asit)'in (PLA) kullanımı da giderek artmıştır. Poli(laktik asit) son yıllardaki teknolojik gelişmeler ile birlikte sıklıkla kullanılan ve biyomedikal uygulamalarda biyouyumluluk nedeniyle tercih edilen bir polimerdir. AYPE, ABS ve PLA, diğer polimerler gibi oksidasyon etkisi altında kullanım ömürleri azalan malzemelerdir. Antioksidan özellik içeren kimyasallar, serbest radikallerin zararlı etkilerini, yapılarındaki fazla elektronları vererek sönümleyebilen bileşiklerdir. Bu nedenle antioksidanlar hem insanlar için sağlıklı bir besin kaynağı, hem de polimerler için bir katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Bilimsel çalışmalarda alternatif antioksidanlara ve genel eğilime bağlı olarak da biyolojik esaslı antioksidanlara, düşük maliyet ve biyo-uyumluluk özellikleri nedeniyle ilgi artmaktadır. Bu çalışmada laboratuvarda sentezlenen fosfor bileşikleri ile biyo-kaynaklı bileşikler antioksidan katkısı olarak seçildi ve ticari antioksidan bileşikleriyle karşılaştırmalı performans değerlendirmeleri yapıldı. Örneklerin hazırlanması için 16 mm vida çapı ve L/D oranı 35 olan eş yönlü çift vidalı ekstruder, uygun vida hızı ile uygun kovan ve kalıp sıcaklığı ile kullanılmıştır. Hazırlanan örneklerin antioksidan performansları, Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC) kullanılarak Oksijen Indükleme Süresi (OIT) analizi ile belirlendi. Ayrıca bileşiklerin mekanik özellikler üzerindeki etkilerini incelemek için uzama ve çekme dayanım testleri de örnekler üzerine uygulandı.
Oxidation process is a very powerful chemical reaction presence of heat, light, oxygen and pressure that produce harmful free radicals can damage to the cells in living organism or the chains and can deterioration physical, mechanical and chemical properties in all polymer matrices. Therefore, polymer oxidation problems are being encountered frequently in polymer industry. Low density polyethylene (LDPE) and acrylonitrile butadiene styrene (ABS) terpolymer are the raw materials which used in relatively high amounts in the plastic industry. However, with the increasing trend for using natural recources, it is increasing the use of natural sourced Poly(lactic asit). Polylactic acid (PLA) is often used in conjunction with technological advances in recent years, and it is the preferred polymer due to its biocompatibility in biomedical applications. Life times of LDPE, ABS, and PLA decreases under oxidation effect like other polymers. Polylactic acid (PLA) is a commonly used material in polymer applications recent years. In order to prevent of devastating effect of oxidation reactions, antioxidants were performed a very important role in both living organisms and polymers. Antioxidants can scavenge free radicals by donating electrons to them and changing harmless forms. Hence antioxidants are widely used both in dietary supplements for humans and in additives for polymers. Studies on more effective, economic and bio-based antioxidants were drew interest due to provide desired effects. In this study lab-synthesized various phosphorous compounds and bio-based compounds were investigated as antioxidant. Different commercial type of antioxidants were also used for comparison of performances in polymers. Preparation of samples were achieved by using co-rotating intermeshing twin screw extruder (16 mm, L/D ratio:35) under constant suitable rate at suitable temperature profile according to melting and degradation points of polymers. Antioxidant performances of all compounds were evaluated by determination of oxygen induction times (OIT) of obtained homogenous, well mixed samples with DSC equipment. Mechanical test such as tensile strenght and elongation test were also performed in order to expose of effects of antioxidant additives to mechanical properties.
HÜSEYİN ÇAĞDAŞ ASLAN
436610
Yalova Üniversitesi
Polimer Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2016
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=cbOXH84ZayrLjc0tI-QXKv4qOUMGjHtNEJkGtuMllxhlVRpKuPZpD1kx6gzpTOxd
./data/pdfs/436610.pdf
2,925,521
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.416643
2025-06-05T20:13:30.671394
2025-06-07T05:45:14.084721
2025-06-07T09:40:18.351050
AYPE matrisli örneklerin erime sıcaklıklarına bakıldığında, - Kullanılan fosfor esaslı bileşiklerden FA3, FA4 ve FA5'in AYPE'nin erime sıcaklığını 5-10°C düşürdüğü, - Diğer fosfor esaslı ile tican antioksidanların, AYPE'nin erime noktasını 1-2°C yükselttiği, - Kullanılan biyolojik antioksidanlardan %2,5'lik olan örneğin erime sıcaklığını 175°C'ye ve %5'lik örneğin erime sıcaklığını 150,4°C'ye yükselttiği tespit edildi. Sonuç olarak biyolojik antioksidanlar haricindeki tüm bileşiklerin AYPE'nin erime noktası üzerinde çok ciddi değişikliklere yol açmadığı bu nedenle de kullanımları esnasında polimer şekillendirmede çok önemli bir parametre olan işleme sıcaklık profilleri üzerinde değişiklik yapılması gerekliliğini ortadan kaldırdığı söylenebilir. ## 5.4.2 A BS'ye eklenen katkıların erime sıcaklığına etkisinin belirlenmesi Antioksidan bileşiklerinin ABS polimerinin erime noktalarına olan etkilerini saptayabilmek amacıyla DSC cihazı kullanılarak yapılan erime noktası tayini analizinin sonuçları Şekil 5.12'de verilmektedir. ![](_page_0_Figure_7.jpeg) Şekil 5.12. ABS matrisli örneklerin erime sıcaklıkları Değerlere bakıldığında, - Kullanılan bileşiklerin ABS polimerinin erime sıcaklığını yaklaşık ± 1°C arasında değiştirdiği görülmektedir. Sonuç olarak tüm bileşiklerin ABS'nin erime noktası üzerinde çok ciddi değişikliklere yol açmadığı bu nedenle de kullanımları esnasında polimer şekillendirmede çok önemli bir parametre olan işleme sıcaklık profilleri üzerinde değişiklik yapılması gerekliliğini ortadan kaldırdığı söylenebilir.
257954
11
87
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9599415063858032, "polygon": [ [ 1500, 2052 ], [ 1503, 390 ], [ 265, 387 ], [ 262, 2050 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.853516697883606, "polygon": [ [ 1574, 2195 ], [ 1574, 2145 ], [ 1528, 2145 ], [ 1528, 2195 ] ] } ] }
Eğitimde ve sınıf içi süreçlerde cinsiyetçi yaklaşımlar / Gender related approaches in education and in class processes
Bu tezde, toplumda kadın cinsinin aleyhine var olan cinsiyetçi yaklaşımların, her alanda olduğu gibi eğitim alanında da var olduğu ve bu var oluşun nedenleri, yansıma şekilleri ortaya konulması amaçlanmıştır.Kadın kimliği ve erkek kimliğine dair toplumda öğretilen rollerin eğitim sisteminde, daha anasınıfından başlayarak nasıl pekiştirildiğinin ortaya konması hedeflenmiştir.Bunun için, kadının toplumda görünür olma mücadelesiyle bağlantı kurularak gerekli kavramsal açıklamalar yapıldıktan sonra, (kadın erkek eşitliği, cinsiyet, toplumsal cinsiyet), eğitimin kadınların hayatındaki izdüşümleri, fırsat eşitliğinin önündeki engeller, bu alandaki ulusal ve uluslar arası sözleşme ve anlaşmalar ve bunların ne kadar dönüştürücü olduğu incelenmeye çalışılmıştır.Hem eğitimde hem günlük hayatta kullanılan dilin önemi ve kültürel bağlamda taşıyıcılığı düşünülerek, dilde cinsiyetçilik incelenerek, eğitimdeki cinsiyetçi yaklaşımlar belirlenmeye çalışılmıştır. Bu yaklaşımlar, sınıf içi süreçlerde fiziki şartların belirleyiciliği, meslek seçimlerinde ve ders kitaplarında cinsiyetçilik, öğretmen beklentileri ve öğrenci davranışları başlıkları altında incelenmiştir.En son bölümde ise, eğitimdeki cinsiyetçi yaklaşımları önlemek için neler yapılabilir başlığı altında, genel ve özel öneriler yer almaktadır.Ortaya çıkan sonuç ise, toplumda var olan geleneksel kadın rolleri yaklaşımının eğitim alanında da var olduğu, bunu öğretmenlerin ve yöneticilerin -çoğu kez farkında olmadan- sınıf içi süreçlerde kullanılan dil ve etkinliklerle ve ders materyalleriyle pekiştirdiği, bu durumun da kadının ikincil konumuna katkıda bulunarak, özelde kadının eğitimini sekteye uğrattığı, genelde ise, ülkemizin kalkınmasının önünde büyük bir engel teşkil ettiğidir.
In this thesis, it is claimed that genderist approaches against females exist also in education like in all other fields, and hereby the reasons and reflections of this existence are disclosed.The thesis also strives to explain how the learned roles pertaining to male and female identities are reinforced in the educational system starting from as early as the kindergarten stage.To achieve this, after giving the required conceptual explanations related to women?s visibility efforts in the society (i.e. gender equality, gender, social gender), projections of education in women?s life, barriers in front of equality of opportunity, related national and international agreements, and effects of those are analyzed.Taking into account the importance of the language used both in education and daily life and its role in cultural transfer, genderist aspect of language is analyzed and genderist approcahes in education are determined. These approaches are analyzed under the titles ?determining power of physical conditions in in-class processes?, ?genderism in career choices and course books?, ?teacher expectations? and ?student behaviors?.In the final part, some general and personal suggestions are made under the title ?what can be done to prevent genderist approaches in education?.The outcome of this thesis is that the approach pertaining to traditional female roles in society is also present in education; this approach is also reinforced, quite often unknowingly, by teachers and administratives with the language, activities and course materials used in in-class processes, and this in the end, contributes to the secondary place of women in the society and impedes women?s education, and this builds a huge barrier in front of the development of our country.
SEVDA POLAT
257954
İstanbul Üniversitesi
Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı
2010
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=NtBAevXNhYaNqJFoAcdBdrgkp7UzY69wCWwL9S588z-pUrhXx-SS_vDWRk9iravJ
./data/pdfs/257954.pdf
1,060,621
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.993485
2025-06-05T20:17:08.467687
2025-06-07T05:45:15.226064
2025-06-07T09:40:18.550330
Her ne kadar okullar erkek egemen toplumun kurumları diyorsak da, belirli otonomilere ve toplumsal dönüşümün olanaklarının hazırlanmasında önemli potansiyellere sahip kurumlardır aynı zamanda. Oğrenci olsun, öğretmen olsun kadın erkek ilişkileri toplumun diğer kurumlarından göreli olarak daha eşitlikçidir, eşitlikçi olmaya müsaittir. Eğitimin bir toplumsal faaliyet alanı olarak bilgi aktarımı ve üretimi ile uğraşıyor olması potansiyel olarak gündeme yeni soruların gelmesi olasılığını da artırır. Bizzat bu özelliği açısından eleştirel bilinçlilik imkanları eğitim sürecinin içinde mevcuttur.4 Bu anlamda eğitimin bu potansiyelinden yararlanmak durumunday1z. Gelişen teknoloji, değişen dünya mutlaka kadının konumunu da bir parça etkiliyor ama cinsiyetçi zihniyet olduğu sürece bu geri kalmışlığı aşmak çok zor. Var olan eşitsiz durum kadının insan haklarına aykırı olmakta, sırf bu cinsiyetçilik yüzünden kız çocukları eğitim alamamakta, alsalar bile okullarda cinsiyet ayrımıyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Ulkemizde de son yıllarda, cinsiyet ayrımcılığı konusunda olumlu adımlar atılmaya başlandı. Türkiye'nin taraf olduğu anlaşmalar ve bu anlaşmaların yaptırımları zaman içinde belki olumlu sonuçlar doğurabilir. Ancak görünen o ki, bu sonuçlara ulaştıracak değişimler çok uzun ve zorlayıcı bir süreç olacaktır. Biz çalışmamızda cinsiyet ve toplumsal cinsiyet, eğitim kavramları üzerinde durarak, bunları anahtar kelimeler olarak kullandık. Bu çalışmada ortaya koymaya çalıştığımız şey ise, eğitimde ve sınıf içi süreçlerdeki cinsiyetçiliği göz önüne serebilmek ve bu konuda nasıl duyarlılık geliştirilebilir temelinde sorular oluşturabilmektir. Birinci bölümde hem ülkemiz hem de dünya açısından eşitlik kavramına ve gelişmelere göz atarak, eşitliğin kadına toplumda neler kazandırdığına bakacağız. <sup>4</sup> A.g.e., S. 189.
267882
4
78
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.841711699962616, "polygon": [ [ 911, 2105 ], [ 912, 2056 ], [ 864, 2055 ], [ 863, 2103 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.5576919913291931, "polygon": [ [ 1510, 1979 ], [ 1516, 257 ], [ 214, 252 ], [ 208, 1974 ] ] } ] }
Tek akciğer nodülü değerlendirilmesinde dinamik kontrastlı bilgisayarlı tomografinin yeri / The value of dynamic contrast-enchanced computerized tomography in the assessment of solitary pulmonary nodules
AmaçTek akciğer nodüllerinin malign-benign ayırımında spiral dinamik bilgisayarlı tomografinin yerini belirlemektir.YöntemÇalışmaya göğüs grafisinde, 1?3 cm çapında, tek nodül saptanan 30 erişkin hasta dahil edildi. Adnan Menderes Üniversitesi bünyesindeki etik kuruldan onay alındı. Hastalar çalışma hakkında bilgilendirildi ve yazılı onama formları elde olundu.İlk olarak, kontrastsız, tüm toraks 7 mm kesit kalınlığında 120 kV, 200 mAs, 1,5 pitch ile tek nefes tutuşta spiral olarak tarandı. Nodülün lokalizasyonu, boyutu, kenar özelliği kaydedilip içyapısı değerlendirilerek; kalsifikasyon, kavitasyon, yağ dansitesi içerip içermediği not edildi. Ayrıca mediasten 1 cm'den büyük lenf nodu açısından incelendi.Daha sonra intravenöz kontrastlı incelemeye geçilmiştir. Opak madde olarak, herhangi bir non-iyonik iyotlu bileşiğin (Omnipaque, Ultravist , Iomeron, Optiray yada Pamiray) 300mg/ml'lik solüsyonu kullanıldı. Hastalara verilecek kontrast madde dozları hasta ağırlığına göre standardize edildi.Dinamik fazlara geçmeden önce nodül lokalizasyonu belirlenerek 3 mm kesit kalınlığında, diğer parametreler aynı şekilde sadece nodül bölgesi tarandı. Kontrast madde verildikten sonra yine nodül bölgesi 3 mm kesit kalınlığında, 1., 2., 3., 4., 5., 10. ve 15. dakikalarda taranarak nodülün zamana karşı kontrastlanma eğrileri elde edildi. Nodülün dansite ölçümlerindeki en yüksek değeri ?pik kontrast değeri?, bu değeri aldığı zaman ?pik kontrast zamanı? olarak belirlendi. Pik kontrast değeri kontrastsız kesitlerdeki dansite değerinden çıkarılıp ?maksimum attenüasyon değeri? bulundu. Maksimum attenüasyon değeri olarak 15 HU eşik kabul edilip, 15 HU üzeri değere sahip nodüller malign olarak kabul edildi. Elde edilebilenlerde histopatolojik tanıya gidilerek, diğer durumda ise takip BT, PET- BT ile hastalar değerlendirildi. Dinamik kontrastlı BT 'nin duyarlılık ve özgüllüğü, değişik maksimum attenüasyon değerleri eşik değer olarak alınarak hesaplandı.BulgularÇalışmaya 12 kadın, 18 erkek toplam 30 hasta dahil edildi. Nodüllerin 12'si malign (% 40), 18'i benign (% 60) idi. Malign nodüllerin 9'u erkek, 3'ü kadın hasta idi. Malign nodüllerin patolojik tanıları 5 adenokanser (% 41), küçük hücreli dışı akciğer karsinomu-tipi belirlenemeyen 3 (% 35), 1 karsinoid (% 8), 1 yassı hücreli karsinom (% 8), 1 berrak hücreli karsinom (% 8), 1 metastaz (% 8) olarak saptandı. Hastaların yaşları 29?82 arasında değişmekteydi. Malign nodüllerde ortanca yaş 68 yıl (% 25 persentili 65 yaş-% 75 persentili 73 yaş) iken benign nodüllerde 59 yıl (% 25 persentili 46 yaş-% 75 persentili 75 yaş) bulundu. Malign ve benign grup arasında ortanca görülme yaşı açısından istatistiksel anlamlı farklılık saptanmadı (p=0,305).Malign ve benign nodüller arasında cinsiyet ve lokalizasyon açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı (sırasıyla p değerleri 0,121 ve 0,611). Sadece çap ve maksimum attenüasyon bakımından malign ve benign nodüller arasında anlamlı farklılık mevcuttu (sırasıyla p değerleri 0,039 ve 0,045). Malign nodüllerin ortanca çapı 2,5 cm (% 25 persentili 2 cm-% 75 persentili 2,87 cm) iken benign nodüllerin ortanca çapı 1,6 cm (% 25 persentili 1,3 cm-% 75 persentili 2,4 cm) saptandı. Malign nodüllerin maksimum attenüasyon değeri benign nodüllerden fazla bulundu. Pik kontrastlanma zamanı ortanca değeri malign nodüllerde 2,5. dk (% 25 persentili 1,25. dk-% 75 persentili 3,75 dk), benign nodüllerde 5. dk (% 25 persentili 2. dk-% 75 persentili 5. dk) olarak tespit edildi.Malign ve benign nodüller için önce ayrı ayrı tüm dakikalardaki dansite değerleri birbirleriyle karşılaştırıldı. Malign nodüller için kontrastsız dansite değeri ile tüm dakikalarla, 4. dakika ile 15. dakika ve 5. dakika ile 15. dakika arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p değerleri sırasıyla 0,003, 0,003, 0,003, 0,003, 0,008, 0,008, 0,012, 0,018 ve 0,041). Benign nodüllerde kontrastsız dansite değeri 1., 2., 3., 4., 5. ve 10. dakika ile arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p değerleri sırasıyla 0,033, 0,001, 0,003, 0,003, 0,007 ve 0,030).15 HU eşik değer olarak alınıp duyarlılık % 92, özgüllük % 50, pozitif öngörü değeri % 58, negatif öngörü değeri % 90 olarak tespit edildi.SonuçTek akciğer nodüllerinin değerlendirilmesinde dinamik kontrastlı BT, duyarlılığı yüksek ancak özgüllüğü düşük bir tetkiktir. Klinik olarak malign- benign ayırımı yapılamayanlarda faydalı bilgiler sağlayabilir.Anahtar Kelimeler Tek akciğer nodülü, dinamik BT
OBJECTIVEThe purpose of this study is to assess the value of dynamic contrast enhanced computerized tomography in the differential diagnosis of solitary pulmonary nodules.MATERIAL & METHODThirty adult patients who had a solitary pulmonary nodule ranging between 1 ? 3 cm on chest X-Ray were enrolled in this prospective study. The study was approved by the ethical committee of Adnan Menderes University. Patients were informed about the study and signed consent was obtained.First of all; single breath-hold pre-contrast thorax CT examination was done with the following parameters: slice thickness: 7 mm, 120 kVp, 200 mAs, pitch: 1,5/1. The nodule was localized; diameter and the contour properties were noted. Then, the internal characteristics of the nodule such as the presence of calcification, cavitation or fat tissue density was evaluated. In addition, mediastinal lymph nodes bigger than 1 cm were also noted.The second step of the study was the contrast enhanced scan. One of the widely used non-ionic iodinated contrast materials (Omnipaque®, Ultravist ®, Iomeron®, Optiray® or Pamiray®) were given via the intravenous route. Contrast material amount was standardized according to the patient weight.The nodules were re-scanned after contrast material injection at 1st, 2nd, 3rd, 4th, 5th, 10th and 15th minutes, and the time versus enhancement curves were derived. The maximum enhancement value was accepted as the ?peak enhancement value?; the time for this value was named as the ?peak enhancement time?. Pre-contrast density of the nodule was subtracted from the peak enhancement value to define the ?maximum attenuation value?. The threshold value for maximum attenuation was set as 15 HU, and the nodules with maximum attenuation value above this level were accepted to be malignant. The results of this study were compared with histopathological diagnosis when tru-cut biopsy samples were available; otherwise follow-up CT and/or PET-CT results were used for comparison. Sensitivity and specificity values of the dynamic contrast enhanced CT were calculated according to the maximum attenuation threshold.FINDINGSThirty patients (F/M : 12/18) were enrolled in this prospective study. Twelve nodules (40 %) of the nodules in the study group were malignant, rest of the nodules (N=18, 60 %) were benign lesions. Nine patients in malignant group were men. The histopathological diagnosis of the malignant nodules were as follows: 5 adenocarcinoma (41 %), 3 non-small cell undifferentiated cancers (35 %), 1 carcinoid (8 %), 1 squamous cell cancer (8 %), 1 clear cell carcinoma (8 %) and 1 epithelial cancer metastasis (8 %). Age of the patients ranged between 29-82 years. Median age of the malignant patients was 68 years (25th percentile: 65 years ? 75th percentile: 73 years). Median age of the patients with benign lesions was 59 years (25th percentile: 46 years ? 75th percentile: 75 years). No statistical difference was found between the median age of benign or malignant patients (p=0.305).No statistical significant difference was present for gender of the patients and the location of the nodules between malignant and benign groups (p= 0,121 and p=0,611, respectively). On the other hand, diameter and the maximum attenuation values of the malignant nodules were significantly higher than the benign nodules (p= 0,039 and p=0,045, respectively). Median diameter of the malignant nodules was 2.5 cm (25th percentile: 2.0 cm ? 75th percentile: 2,87 cm), median diameter of benign nodules was 1,6 cm (25th percentile: 1,3 cm ? 75th percentile: 2,4 cm). Median value of peak enhancement time was 2,5 minutes for malignant nodules (25th percentile: 1,25 minutes ? 75th percentile: 3,75 minutes) and 5 minutes for benign nodules (25th percentile: 2 minutes ? 75th percentile: 5 minutes).First of all, the average density values calculated for consecutive scans were compared to each other. The difference between the pre-contrast scan and all the post-contrast consecutive scans for malignant nodules were statistically significant (p<0,005). A similar difference was present between the 4th and 5th minute scans and the 15th minute scan as well (p=. Also the post-contrast average densities for benign lesions were statistically significantly higher than pre-contrast scan (p>0,005). There was not also a significant difference between the post-contrast 15th minute and the pre-contrast scans of benign lesions, totally different than the malignant ones (p=0,086).Sensitivity, specificity, positive and negative predictive values for this study according to the 15 HU threshold were 92 %, 50 %, 58 % and 90 %, respectively.CONCLUSIONDynamic contrast enhanced CT is a highly sensitive but not so specific test for the assessment of solitary pulmonary nodules. The test may aid in the diagnosis of the selected cases, if the malignant or benign discrimination is not possible clinically.Keywords: Solitary pulmonary nodule, dynamic contrast enhanced CT
NACİYE DELİBAŞ
267882
Adnan Menderes Üniversitesi
Radyoloji Ana Bilim Dalı
2010
Türkçe
Tıpta Uzmanlık
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ZeTyprYuef2HkaF3xt4wYmjUluLQjG_jNh_iZ7A_GNd4w8DDVNZl--GkqRGuL1za
./data/pdfs/267882.pdf
1,494,601
true
true
true
2025-06-04T21:27:53.054649
2025-06-05T20:17:35.742297
2025-06-07T05:45:15.229634
2025-06-07T09:40:18.676576
## TABLOLAR DİZİNİ ## Sayfa No | Tablo I. Akciğer Segmentleri | |--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------| | Tablo-II Tek Akciğer Nodülü Nedenleri | | Tablo III- Kontrast Madde Dozları •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• | | Tablo IV - Malign ve Benign Nodüllerin Cinsiyete Göre Dağılımı ve İstatistiksel Analizi | | //////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////// | | Tablo V - Malign Nodüllerin Patolojik Tanısı Sayı ve Yüzdesi | | Tablo VI- Malign ve Benign Nodüllerin Yaşa Göre Dağılımı ve istatistiksel | | Analizi | | Tablo VII- Malign ve Benign Nodüllerin Lokalizasyona Göre Dağılımı ve İstatistiksel | | Analizi | | Tablo VIII- Nodüllerin Çapları ve İstatistiksel Analizi | | Tablo IX - Nodüllerin Kenar Özellikleri | | Tablo X - Nodüllerin sınırlandırılabilirliği ve istatistiksel analizi | | Tablo XI- Nodüllerin Pik Dakika ve Maksimum Attenüasyon Değerlerinin Persentillere | | Göre Dağılımı ve İstatistiksel Analizi | | Tablo XII- Malign ve Benign Nodüllerin Kontrastlanma Paternine Göre Dağılımı ve | | İstatistiksel Analizi | | Tablo XIII- Çeşitli Maksimum Attenüasyon Değerlerinde Duyarlılık ve Ozgüllük Değerleri | | | | | ## ŞEKİLLER DİZİNİ | Şekil 1 ve 2- Lenf Nodu Düzeyleri | | |-------------------------------------------------------------------------------|--| | Şekil 3- Kontrastlanma Paterni Tipleri | | | Şekil 4- Tek Akciğer Nodüllerinin Dağılımı | | | Şekil 5- Tek Akciğer Nodüllerinin Cinsiyet Dağılımı | | | Şekil 6- Dakikalara göre dansite değerlerinin birbirleriyle karşılaştırılması | | | Şekil 7- Maksimum attenüasyon değeri için duyarlılık (ROC eğrisi) | |
579427
94
110
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9433665871620178, "polygon": [ [ 202, 1976 ], [ 1495, 1975 ], [ 1494, 321 ], [ 201, 322 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8855516910552979, "polygon": [ [ 897, 2246 ], [ 898, 2193 ], [ 833, 2192 ], [ 833, 2245 ] ] } ] }
İlkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin, öğretmenlerin stres düzeylerini etkileyen etkenlere ilişkin algıları / Perception of teachers in primary and secondary schools on the effects of teachers on stress levels
Araştırmanın amacı; İstanbul'un Fatih ilçesinin ilkokul ve ortaokullarında görev yapan öğretmenlerin, öğretmenlerin stres düzeyini etkileyen etkenlere ilişkin algılarını tespit etmek ve öğretmenlerin refahı ve verimli çalışmaları için stres düzeylerini olumsuz etkileyen etkenleri tespit edip, bu olumsuz etkenlerin giderilmesi için öneriler geliştirmektir. Bu araştırmanın çalışma evreni, 2018-2019 eğitim öğretim yılı bahar döneminde İstanbul ili Fatih ilçesinde bulunan resmi ve özel ilkokullarında ve ortaokullarında görev yapan sınıf öğretmeni ve branş öğretmenlerinden (ilkokul branş öğretmenleri hariç) oluşmaktadır. Araştırma betimsel tarama ve anket modelinde şekillenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre; en fazla stres konusu olan boyut öğrencidir. Bunu sırasıyla meslek, okul, yönetim ve denetim izlemektedir. Öğretmen/öğretmen ilişkileri, kişilik ve müfredat ise en az strese neden olan boyutlardır. Toplam stres puanları mezuniyet, okul türü, statü, yaş, okulda çalışma süresi ve mesleği seçme nedenine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Öğrenci kaynaklı stres düzeyi okul türüne ve mesleği seçme nedenine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Kişilik kaynaklı stres puanları mezuniyet, okul türü gruplarına, yaş, mesleki kıdem ve mesleği isteyerek seçme durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Müfredat kaynaklı stres puanı okul türüne ve okulda çalışma süresine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Öğretmen/öğretmen kaynaklı stres puanı unvan, okul türü, statü, mesleki kıdem ve mesleği seçme nedenine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Yönetim/denetim kaynaklı stres puanı cinsiyet, okul türü, mesleği seçme nedenine ve statüye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Okul kaynaklı stres puanı mezuniyet, okul türü ve statüye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Meslek kaynaklı stres puanı mezuniyet, okul türü, statü, okulda çalışma süresi ve mesleği seçme nedenine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır (p<0.05). Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Stres, Stres Faktörleri.
Purpose of the research; to determine the perceptions of the teachers working in primary and secondary schools of Fatih district of Istanbul about the factors affecting the stress level and to determine the factors that negatively affect the stress levels for the teachers' welfare and productive work and to develop suggestions for the elimination of these negative factors. The study population of this study consists of primary school teachers and branch teachers (excluding primary school teachers) who work in the primary and secondary schools in the district of Fatih, Istanbul in the spring term of 2018-2019 academic year. The research was carried out in descriptive survey and survey model. According to the results of the study; The most stressed subject is the student. This is followed by occupation, school, total score, management and supervision respectively. Teacher / teacher relations, personality and curricula are the dimensions that cause the least stress. Total stress scores differed significantly according to graduation, type of school, status, age, duration of study and choice of profession. Student-induced stress level differed significantly according to the type of school and the reason for choosing a profession. Personality-related stress scores differed significantly according to graduation, type of school type, age, occupational seniority and occupational choice. The curriculum-related stress scores differed significantly according to the type of school and working time at school. The teacher / teacher-related stress score was significantly different in terms of title, type of school, status, occupational seniority and occupation. Stress score related to management / audit was significantly different according to gender, type of school, reason of choosing profession and status. School-related stress scores differed significantly according to graduation, school type and status. Occupational stress score was significantly different in terms of graduation, type of school, status, duration of study and choice of profession (p <0.05). Keywords: Teacher, Stress, Stress Factors.
ARLİN ÇİDEM
579427
İstanbul Okan Üniversitesi
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=jNRDC1RLfVd4_T7x7ZXmmVmTAwMEg-2iLSmmLK1LTz8YI8p3sM6RsAof4gQ2qU1H
./data/pdfs/579427.pdf
2,014,846
true
true
true
2025-06-04T21:27:51.541824
2025-06-05T20:11:32.946904
2025-06-07T05:45:15.733880
2025-06-07T09:40:18.925796
yıl olanlara ve 11 yıl ve üzeri olanlara göre meslek kaynaklı stres puanı istatıstıksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Mesleği bilerek ve isteyerek seçenler mesleği mecburiyetten seçenlere göre, mesleği bilerek ve isteyerek seçenler mesleği tesadüfen seçenlere göre daha fazla meslek kaynaklı stres algısına sahipler. Mesleki stres, bireylerin sahip oldukları kişilik özellikleri ile mesleki ortama ait değişkenler ile yakından ilişkilidir (Aytaç, 2015; Özcan vd, 2014; Çelikten, 2005). Nasser ve Alhija (2015) çalışmalarında, öğretmenlerin meslek özelliklerinin çeşitli kaynaklardan edindikleri stres duzeyine etkisini, bilişsel, davranışsal ve duygusal başa çıkma stratejilerinin etkinliği ile ilişkili olduğunu bildirmiştir. Arikewuyo (2004) çalışmasında, ortaokul öğretmenlerinin stres yönetim stratejilerinin mesleki değişkenlerle ilişkili olduğunu bildirmiştir. Altınok (2009) iş stresinin öğretmenler üzerindeki etkilerini incelediği araştırmasında, meslek özelliklerinin stres ile ilişkili olduğunu bildirmiştir. ## 5.2. Öneriler - Araştırmacılara Oneriler: - Araştırma farklı branşlarda öğretmenler üzerinde uygulanarak, sonuçlar kıyaslanabilir. - Araştırma evreni ilk ve ortaokuldur. Araştırma liselere genişletilebilir. - Araştırma farklı illerde tekrarlanabilir. - Diğer eğitim alanındaki stres çalışmaları ile çapraz uygulamalar yapılabilir. - Daha geniş örneklem ve farklı illerde araştırma sonuçları kıyaslanabilir. Uygulamacılara Öneriler - Toplam stres puanları mezuniyet, okul türü, statü, yaş, okulda çalışma süresi ve mesleği seçme nedenine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Bu nedenle toplam stres düzeyini düşürmeyi amaçlayan
517424
105
149
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9386168122291565, "polygon": [ [ 1459, 2141 ], [ 1469, 1172 ], [ 315, 1160 ], [ 305, 2129 ] ] }, { "class": "Tablo", "confidence": 0.9216629266738892, "polygon": [ [ 1437, 1172 ], [ 1447, 259 ], [ 339, 248 ], [ 330, 1160 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9067047834396362, "polygon": [ [ 908, 2205 ], [ 909, 2162 ], [ 856, 2161 ], [ 855, 2204 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8270865082740784, "polygon": [ [ 1397, 272 ], [ 1397, 188 ], [ 300, 188 ], [ 300, 272 ] ] } ] }
Jeotermal enerjinin konut alanında kullanımı: çevresel ve sosyo ekonomik açıdan bir değerlendirme / Use of geothermal energy at the house heating: an environmental and socio economic evaluation
Tüfek Mikrop ve Çelik adlı bir milyondan fazla kopyası satılan kitabında Pulitzer ödüllü yazar Jared Diamond "Neden Amerikan kıtasının sakinleri Avrasya kıtasını istila etmemiştir de, Avrasya kıtası sakinleri Amerika kıtasını istila etmiştir?" Sorusunu sormuş ve kitabında buna cevap aramıştır. Bu sorunun cevapları arasına; istilayı gerçekleştiren tarafın (Avrasya kıtasında yaşayanlar) fosil enerji kullanımını keşfetmesi, sanayi devrimi ve birbirini takip eden endüstrileşme silsilesinin yarattığı ivmelenme eklenebilir. Bütün bu olayların yaşandığı tarih kronolojisinde günümüze yaklaştıkça pek çok teknolojik gelişim yaşanmış pek çok yenilikler gerçekleşmiştir. Ancak bizlerin endüstrileşme bağlamında ivme kazanmamızı sağlayan fosil yakıtların ne çıkarım teknikleri büyük ölçüde değişmiştir ne de fosil yakıtlar dışında alternatif kaynak arayışına girilmiştir. Bu durum yakın geçmişimizde bilim insanlarının bizlerin önüne koyduğu ve çoğunlukla fosil yakıtların tüketiminden kaynaklı "küresel ısınma" probleminin herkes tarafından ciddiye alınmaya başlanmasına kadar devam etmiştir. Bu noktadan itibaren çözümün istila edilen Amerika kıtasında "ilkel" diye tabir edilen insanların yaşadıkları dönemdeki teknolojinin el verdiği ölçüde kullandığı ve insanlık tarihinin başlarından beri var olan yenilenebilir enerji türlerinde olduğu görülmesi ilginç bir ironi olarak karşımıza çıkmaktadır. Artık pek çok ülke bu konuda araştırmalar yapmakta fosil yakıta olan bağımlılığını ülkesinde bulunan yenilenebilir enerji kaynakları ile azaltmaya çalışmaktadır. Bu çalışma yenilenebilir enerji kaynaklarının ekoloji/ekonomi ikileminde nasıl bir noktada durduğunu irdeleyerek farklı kullanım alanlarının değerlendirmesini yapmıştır. Bu değerlendirme yapılırken literatürde yer alan derin ekoloji ve kentsel sürdürülebilirlik kavramlarını incelemiştir. Buradan hareketle ülkemizde de potansiyel yenilenebilir enerji kaynağı olan jeotermal enerjinin yerleşim yerlerinde kullanım biçimlerini araştırarak, derin ekoloji, sosyo ekonomik ve çevresel yönlerden değerlendirmesini yapmıştır. • Yenilenebilir enerji diğer enerji türlerine göre çevresel ve ekonomik açıdan nasıl farklılaşmaktadır? • Jeotermal enerji konut alanlarının ısıtılmasında ne ölçüde bir enerji kaynağı olarak kullanılabilir ve hangi açılardan diğer yenilenebilir enerji türlerinden nasıl ayrılır? • Kentsel alanlarda konut ısıtmasında jeotermal enerjinin kullanımı hangi parametrelere bağlıdır? Soruları ile araştırmanın kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Yöntem olarak literatür ile desteklenen karşılaştırmalı ve karma araştırma yaklaşımı kullanılmıştır. Bu anlamda literatürden elde edilen üst ölçekli verilere dayalı değerlendirmelerden konut alanlarının ısıtılmasına yönelik parametreler belirlenmiştir. Sonuç bölümünde elde edilen sayısal veriler uzman değerlendirmeleri ile birlikte değerlendirilerek konut ısıtmasında kullanılan ve yenilenebilir enerji türlerinden biri olan jeotermal enerji hakkında çevresel ve ekonomik yönden çıkarımlar elde edilmiştir. Seçilen 9 yerleşim yerini mekânsal planlama bakımından değerlendirmek gerekirse; yüksek yüzde ile konut ısıtması sağlayan yerleşimlere (Simav, Sandıklı, Kozaklı) bakıldığında merkezde yoğunlaşan sık bir kentsel makro forma sahip olması ortak özellik olarak görülmektedir. Buna karşıt olarak oldukça düşük yüzdelerde konut ısıtması sağlayan yerleşimlere (Bergama, Sorgun, Diyadin) bakıldığında Bergama ve Sorgun özelinde çok geniş alana yayılmış buna rağmen sık yapılaşmaların olduğu bir kentsel makro forma sahip oldukları görülmektedir. Diyadin için ise geniş alanda dağınık bir kentsel makro forma sahip oluşu ve oldukça düşük sıcaklık ortalaması kaynağın ısıtma kapasitesinin belli bir seviyenin üzerinde olsa dahi az önce sayılan sebeplerden ötürü düşük yüzdede konut ısıtması sağladığı görülmektedir. Edremit ve Gönen özelinde planlama bakımından açıklama yapmak gerekirse kent morfolojisi olarak oldukça yoğun ve sık yapılaşmanın olduğu görülmektedir. Yüksek oranda bir nüfusa sahip olmaları jeotermal kaynağa yakın olma avantajlarını dezavantaja çevirmektedir. Kızılcahamam diğer iki yerleşim yerine göre daha dağınık bir kent morfolojisine sahiptir. Çevresinde bulunan diğer jeotermal kaynaklara doğru bir kentsel gelişme gösterir ise daha fazla hane jeotermal konut ısıtmasından faydalanabilir. Bu araştırma hali hazırda kurulu olan yenilenebilir enerji türlerinden konut ısıtması alanında ileri çıkan jeotermal sistemlerin çevresel ve ekonomik açıdan ne gibi faktörlerce etkilendiğini ortaya koymaya çalışmıştır. Mekânsal planlama ve alakalı diğer konular kapsamında yeni araştırmaların yapılması ülkemizde jeotermal enerjinin daha etkin verim ve doğru kullanım amacına hizmet eden şekilde kullanılmasına olanak sağlayacaktır.
Jared Diamond who is the owner of the Pultizer award asked "Why did not the inhabitants of the American continent invade the Eurasian continent, but the inhabitants of the Eurasian continent invaded the American continent"? In his book "Guns, Germs And Steel" which sold more than million copies. Among the answers to this question; the exploration of the use of fossil energy by the invading side (those living in Eurasia), the industrial revolution and the acceleration created by the successive series of industrialization can be added. Since all these events took place in the chronology of history, many technological developments were experienced and many innovations took place up to our date. However, in the context of industrialization, we have not changed our extraction techniques of fossil fuels which have accelerated our growth, nor have we have searched for alternative sources other than fossil fuels. Until the realisation of "global warming", which scientists have put forward in the last decades and which is mostly caused by the consumption of fossil fuels, the consumption of fossil fuels has begun to be taken seriously by everyone. It is an interesting irony from this point that solution was the renewable energy which was used by the people who were called "primitive" in the invasion of America. They were using such sources as much as the technology of that time allowed them. Many countries are now trying to reduce their dependence on fossil fuels with renewable energy sources in their countries. This study examines how renewable energy sources stand in ecology and economics dilemma and makes an assessment of different areas of their use. With this in mind, this study consults the concepts of deep ecology and urban sustainability. The usage patterns of geothermal energy, which is a potential renewable energy source in Turkey, in settlements, have been evaluated in terms of its economic and environmental potential. The conceptual framework of research has been established with these questions: "How does renewable energy differ from other energy types in terms of environmental and economic aspects? Geothermal energy can be used as a source of energy in the heating of residential areas, yet how does it differ from other types of renewable energy in this respect?; Which parameters depend on the use of geothermal energy in residential heating in urban areas?; How does the transition to geothermal energy contribute to economy and environment when a settlement is heated initially by fossil fuels? As a method, a comparative and quantitative research approach supported by the literature has been used. In this sense, the parameters for the heating of the residential areas were determined from the upper scale data-based evaluations obtained from the literature. Economical evaluation and comparison of these parameters obtained from the literature were made in the framework located in residential areas of geothermal resources in Turkey. In this master thesis study, it is aimed to make an environmental and socio economic evaluation of the use of geothermal energy in residential heating. Since geothermal energy is one of the renewable energy types in this respect, it primarily deals with the renewable energy types and factors that stand out against fossil fuels. At this point, factors such as climate change, reaching a peak period in the extraction of oil reserves and rising oil and fossil fuel prices have led the world to use renewable energy. The types of renewable energy determined to play a key role in addressing these drawbacks have been examined in terms of their use patterns, working prescriptions, advantages and disadvantages. Then, it was determined that fossil fuel types considered to be substitutes in the future were mostly used in the field of residential heating in urban areas as a result of the literature survey. For that reason, the suitability of all types of renewable energy for residential heating has been evaluated by a SWOT analysis taking into account the advantages and disadvantages. During this evaluation, findings were also obtained in terms of planning. At this point, it has been seen that wind, solar and water energy types are more prone to generating electricity than residential heating. In terms of spatial planning it is a disadvantage that these types of energy need a separate area and that environmental damage occurs when this area is being constructed. In the context of another research question of the study, geothermal energy has come forward in the field of residential heating. Geothermal energy sources, which are the result of tectonic activity in the Earth's seismically active region, have been found to provide positive results in residential heating when combined with combined heat and heat pump technologies that improve the energy efficiency of thermodynamic laws. When considered from the planning point of view, geothermal energy source which does not need to open separate areas like other types of renewable energy can be found in the vicinity of the settlement as well as below the settlement. It is considered to be very convenient because there will not be cost of welding transportation in the settlement. Since most of the geothermal installations are built underground, there will not be too much damage in the area. In addition, energy resources can be transported by using suitable transportation systems for remote resources, and the cost of transportation system can be saved by providing an improvement in the direction of urban resources and cheaper energy prices can be provided in connection therewith. After determining the suitability of geothermal energy for residential heating to be continuous, clean and cheap, the question of which parameters are related to this renewable energy type in residential heating has been researched. 19 settlements in Turkey in this direction using geothermal energy for residential heating was examined. Of these settlements, 9 were selected as an example for the study. This selection was made by looking at both the rate of healthy information acquisition and the fact that the parameters are points that can draw attention to the correlation study in the progressive section. The parameters are determined as the depth of the well related to the source, the cost of opening the well, the temperature of the well and the facial measurement related to the settlement or space as the heating capacity, the population, the number of houses heated with geothermal, and the winter season average temperature. Finally some questions have been directed to the experts of the subject evaluating environmental and economic changes in residential uses of geothermal energy for heating houses in Turkey. The quantitative data and the expert evaluations are evaluated together in the conclusion section in order to present environmental and economic implications of geothermal energy, as one of the renewable energy types used in residential heating. To evaluate the 9 selected settlements in terms of spatial planning; it is seen as a common feature that there is a frequent urban macro form concentrating in the center when looking at the places (Simav, Sandıklı, Kozaklı) that provide housing heating with high percentages. The energy source reaching the settlement on this side can be delivered to the dwelling without overspreading. The presence of many sources around the settlement also suggests that in the future, if the regions are developed, they can provide more heat to the houses. On the other hand, it is seen that the settlements that provide housing heating in very low percentages have an urban macro form, which is spread over a very wide area but is frequently structured such as Bergama and Sorgun. Low source heating capacities (3 MWt and 19 MWt) account for low percent residential heating. For Diadin, it is observed that a large urban macro form is scattered in a large area and a very low temperature average provides a low percentage of housing heating due to the reasons just before, even if the heating capacity of the source is above a certain level. In Edremit and Gönen, it is seen that urban morphology is quite dense and frequent in terms of planning. Having a high population eliminates the advantage of being close to the geothermal source. Although there are many geothermal resources around the settlement, their heating capacities are low. Kızılcahamam has a more dispersed city morphology than the other two settlements. If there is urban improvement towards other geothermal resources in the vicinity, more households can benefit from geothermal residential heating. This research aims to reveal the factors of the environmental and economical aspects of geothermal systems which are emerging in the field of residential heating as a result of global environmental and economic concerns. Spatial planning and other related disciplines will enable us to use geothermal energy in residential heating for the purposes of more efficient and correct usage.
İLKAY KARABATAK
517424
İstanbul Teknik Üniversitesi
Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
2018
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=hcgrYffRbz0Z44UJEuLtwUwBR00A_lg1YYg3NVOPJE3ujy3Fl1tOU0TGdcKlSQjz
./data/pdfs/517424.pdf
5,459,591
true
true
true
2025-06-04T21:27:50.473175
2025-06-05T20:10:19.436394
2025-06-07T05:45:16.267586
2025-06-07T09:40:19.268267
| Alan adı | Sıcaklık | Konut | Alan adı | Sıcaklık | Konut | |-----------------------------|----------|--------|-----------------------|----------|--------| | | | Say1s1 | | | say181 | | Balıkesir-Gönen | 80 | 2500 | Izmir-Dikili | ರಿಗಿ | 2500 | | Kütahya-Simav | 167 | 8830 | Nevşehir-<br>Kozaklı | 90 | 3000 | | Ankara-<br>Kızılcahamam | 80 | 2500 | Ağrı-Diyadin | 70 | 690 | | İzmir-Balçova-<br>Narlıdere | 125-145 | 360000 | Manisa<br>Sahilli | ਰੋਕੋ | 7292 | | Afyon-Sandıklı | 70 | 11500 | Denizli-<br>Sarayköy | 140 | 2500 | | Kırşehir-Teme | 57 | 1800 | Balıkesir-<br>Fdremit | 60 | 4881 | | Afyon-Omer-Gecek | 95 | 24600 | Balıkesir-<br>Bigadiç | 96 | 1950 | | Balıkesir-Güre | 55 | 1200 | Y ozgat-<br>Sorgun | 80 | 1500 | | Izmir-Bergama | 60 | 450 | Afyon-<br>Heybeli | 56,5 | 374 | | Atyon-Gazlıgöl | 74 | 500 | | | | | Tonlam | | | | | 115000 | Çizelge 4: İsıtma Uygulaması Yapılan Alanlar ve Fiilen İstilan/Eşdeğer Konut Sayısı | 172] Türkiye'de jeotermal kaynakların bugüne kadar başlıca tüketim alanı ısıtma (konut, sera termal tesis vb.), elektrik üretimi ve sağlık turizmı olmuştur. Tüketimdeki en büyük payı, % 31,56 oranıyla merkezi ısıtma sistemleri oluşturmaktadır. Jeotermal kaynaklardan yararlanma, kapasite olarak ısıtma uygulaması, enerji üretimi ve temal kullanım yoğunlukludur. Bunun dışında, kimyasal madde üretimi (sıvı karbondioksit), kuru buz, den işlemesi, tarımsal kurutma, ısı pompası gibi diğer kullanımlarda da jeotermal kaynaktan yararlanılmaktadır. Ancak önemli bir potansiyel olmasına karşılık henüz yaygınlaşmış değildir. Sıvı karbondioksit üretimi Ulkemizde ilk olarak Denizli-Kızıldere sahasında başlatılmış ve halen üretime devam edilmektedir. Ulkemizin yıllık CO üretim kapasitesi 240.000 tondur. Bunun yanında aynı sahada kuru buz üretimi de gerçekleştirilmektedir. Türkiye'de Afyon, Kızılcahamam ve Kırşehir'de jeotermal tarımsal kurutma çalışmalarına başlanmış diğer alanlarda da araştırma ve proje çalışmaları sürdürülmektedir. Halen 1,5 MWt kapasitede tarımsal kurutma yapılmaktadır. Dünya ölçeğinde çoğunluğu Kuzey Amerika ve Avrupa'da olmak üzere 33 ülkede kullanılmakta olan ısı pompaları oldukça yaygın olup doğrudan kullanımın %71 ini oluşturmaktadır. Ülkemizde ise bu
122105
77
216
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.954713761806488, "polygon": [ [ 1330, 1916 ], [ 1354, 305 ], [ 111, 287 ], [ 87, 1897 ] ] }, { "class": "Footer", "confidence": 0.45448529720306396, "polygon": [ [ 93, 2137 ], [ 625, 2135 ], [ 625, 2022 ], [ 93, 2024 ] ] } ] }
Birinci ve İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi`nde Kayseri Milletvekilleri: Biyografi ve faaliyetleri / Kayseri deputies in the First and Second Term Turkish Grand National Assembly: Biography and activities
AYŞE PINAR SATILMIŞ
122105
Erciyes Üniversitesi
Tarih Ana Bilim Dalı
2002
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=TJtEyl3GBWgytfBisjf7l7mK_hilVoNOahVF9EYDm6wolJE6P_PvGxahp-mn2jO8
./data/pdfs/122105.pdf
11,013,742
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.579495
2025-06-05T20:15:42.551977
2025-06-07T05:45:17.332839
2025-06-07T09:40:19.523333
göre altmış paraya alıyorlardı. Şimdi işittiğime göre yirmi beş alıyormuş, evvelce en birinci -Ediksor- markalı makinalar iki buçuk liraya geliyordu. Bugün yirmi beş iiraya, hatta müstamel (kullanılmış) makinaları bulamıyorlar, inzibat için asayiş için tarikliğin önünü almak için pek mühim olan bu telefon meselesinde bilhassa hükümetin nazarı dikkatine celbediyorum. Lütfen bir tamimle mülhaka, vilayata (bağlı yerlere, vilayetlere) emir buyururlarsa hiç olmazsa mevcut bulunanları muhafaza ederler. Lakayt kalan idare memurlarını da tecziye edebilirler. Mamafih merkezde malumualiniz bazen polis karışıyor. Bu mesele başkadır tabii; bu münasebetle onu da arz etmiş oldum" 135 21.06.1922 tarihli oturumda; İdârî Kurâ ve Nevâhi Kanunu'nun 48 maddesi'nin encümenden gelen şekli hususunda Karahisar-ı Sahib mebusu Mehmed Şükrü Bey'in; "Efendim maddeye bir kelime ilavesini teklif ederim. Sulh hakimleri kanununa tevfikan deniyor. Bunun -Bidayet mahkemelerince hal ve faslolunur şeklinde tadiline teklif ederim. Burada mahkeme zikredilmemiştir. Bunun istinaf'ı vardır, temyizi vardır; söylenmemiştir. - Mahkemelerde- denilmemiştir. Bu mutlaktır. Bunun tasrih edilmesi lazımgelir." şeklindeki sözlerine; " Efendim malumualiniz bu maddede -Sulh mahkemesinde rüyet olunur denilmiş idi, sulh mahkemesi denildiği vakit takyidedilmiş idi. Sulh Hakimleri Kanunu'nun tadilatı suretiyle zannediyorum ki, bu takyit kaldırılmıştır. Behçet Bey efendi tekliflerini geçen içtimada dermeyan ettiler ve encümen de bu suretle maddeyi tertibederek takyitten kurtardı. Bidayet mahkemesinin şekli başkadır. Fakat -Sulh Hakimleri Kanunu mucibince - denir ise takyit kalkmış olur efendim. Sulh Hakimleri Kanunu'nun tayin ettiği şekilde olmak üzere mahkeme takyidedilmiş oluyor. Sulh Hakimi Kanunu ne yolda ise o usul dairesinde hakk-ı istinaf ref olunur (mahkemeden alınan kararın iptaliyle yeniden görülmesini isteme hakkı yok olur.)" 136 diye cevap vermiştir TBMM. ZC. C.1,s.364,365 TBMM, ZC, C.1,s.543,544,546,560,571
484113
39
98
{ "labels": [ { "class": "Resim", "confidence": 0.9401593804359436, "polygon": [ [ 362, 1075 ], [ 1320, 1070 ], [ 1317, 525 ], [ 360, 529 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.9355438351631165, "polygon": [ [ 1474, 1958 ], [ 1481, 1148 ], [ 258, 1138 ], [ 251, 1948 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.907177746295929, "polygon": [ [ 1467, 141 ], [ 1468, 87 ], [ 1406, 86 ], [ 1405, 140 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.8934070467948914, "polygon": [ [ 1439, 503 ], [ 1439, 259 ], [ 232, 257 ], [ 231, 501 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8442017436027527, "polygon": [ [ 676, 1138 ], [ 1039, 1138 ], [ 1039, 1072 ], [ 675, 1072 ] ] } ] }
Tokat ilinde hanehalkı tasarruf davranışının belirleyicileri / Determinants of household private saving behaviour in Tokat
Tasarruf, gelecekte yapılması planlanan tüketim için, bugün yapılacak tüketimden vazgeçmek demektir. Tasarruf ile gelir arasındaki doğrusal ilişkiden dolayı, bireyin gelirinin artmasına bağlı olarak tasarruf edeceği miktar da artacaktır. Ekonomi biliminde de tasarruf, gelir ve tüketim arasındaki müspet farka eşittir. Yatırımlar ile tasarruflar arasında doğrusal bir ilişki olduğu için tasarrufların artması yatırımları hızlandırır. Gelişmekte olan ülkelerin en önemli finansman kaynağı tasarruflardır. Düşük yurtiçi tasarruf oranlarına sahip olan ülkelerin büyümesi dış finansman kaynağına dayanır. Bu durum ülkenin dışa bağımlılığını artırarak yerli üreticisinin zarar görmesine neden olur. Büyümenin birincil kaynağı olan tasarrufların GSYİH içerisindeki payının artması, ülkeleri ekonomik dış ekonomik kırılganlıklara karşı korur. Bireyler, gelirlerinin ya tamamını tüketime ayırır ya da bir kısmını tüketime ayırdıktan sonra kalan kısmını da tasarruf eder. Ancak bireylerin gelirlerinin ne kadarlık kısmını tasarrufa ayıracağını belirlerken etkilendiği bazı faktörler bulunmaktadır. Bu araştırmanın amacı, Tokat il merkezinde ikamet eden hanehalkının tasarruflarını etkileyen sosyo-ekonomik faktörleri belirlemektir. Ayrıca hanehalkının sosyo-ekonomik özellikleri ile tasarrufları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı da test edilmiştir. Araştırma örneklemini oluşturan 390 hanehalkı basit rassal örneklem yoluyla seçilmiştir. Lojistik regresyon analizinden elde edilen bulgulara göre bireylerin geliri ile tasarrufları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Bireyin memur veya kendi nam ve hesabına çalışan olması tasarruf yapma bahsini artırmakta, çocuk sahibi olması ise tasarruf yapma bahsini azaltmaktadır. Ayrıca bireyin eğitim seviyesinin yükselmesinin tasarrufları üzerinde pozitif bir etki oluşturduğu görülmektedir.
Saving is the give up today's consumption for the planned comsumption in the future. Because of the linear relation between consumption and income, saving will increase depending on the increasing of income. In economy science, saving is equals the positive difference between income and consumption. Since there is a linear relationship between investments and savings, the increase in savings accelerates investments. Growth of countries with low domestic saving rates is based on the source of external financing. This situation increases the foreign dependency of the country and causes the domestic producer to be damaged. The increase in the share of savings in GDP as the primary source of growth protects countries against to external economic fragilities. Individuals either separate the all of their income for consumption or save the remaining part of the income once they have separated some of income. But there are some factors which have affected individuals when they determine to how much of income will separate for saving. The purpose of this study, determines the socio-economic factors which affect to households savings in Tokat. It was also tested whether there ise a significant relationship between socio-economic characteristics of households and their savings. 390 households who create the sample of the study has been selected by simple random sampling. According to the results obtained from the logistic regression analysis, it seems that there is a positive and significant relation between individuals' income and their savings. Being public employee or self-employed accelerates to possibility of individuals to save, but having a child reduces to possibility of individuals to save. It also seems that increasing of individual's education level creates a positive effect on savings.
EMRE ÇİFTCİ
484113
Gaziosmanpaşa Üniversitesi
İktisat Ana Bilim Dalı
2017
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RrI-Krk3A-RkF4YfHofuk6tsM8zQioEVv-QSlP2ghW1QnZmeMPJGmwX_FQp1bEtW
./data/pdfs/484113.pdf
2,636,975
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.872780
2025-06-05T20:16:15.825741
2025-06-07T05:45:17.338204
2025-06-07T09:40:19.667416
çalışırlar. Şekilde gelirdeki düşme sonucu Aa kısa dönem tüketim fonksiyonu boyunca hareket edilmesine, tüketimin gelire göre oransal olarak azalmasına ve dolayısıyla da tasarrıfun gelire göre oransal olarak daha fazla azalmasına yol açar (Unsal, 2007: 422). ![](_page_0_Figure_1.jpeg) İktisadi dalgalanma dönemi atlatılıp gelir artınca, bireyler tasarruflarını A noktasındaki düzeye yükseltirler. Diğer bir deyişle, durgunluğun aşılıp gelirin artması, tüketimin gelire oranla daha az, tasarrufun daha fazla artmasına yol açar. Gelirdeki artış devam edip önceki dönemin en yüksek gelir düzeyi (A noktası) aşılınca da, gelirdeki artış 0CLR doğrusu boyunca yukarıya doğru hareket edilmesine yol açar (Unsal, 2007: 422). Tüketiciler, gelirleri arttığında tüketim harcamalarını arttırmakta ama gelirleri düşmeye başladığında tüketimlerini hemen düşürmek istememektedirler. Buna göre, gelir artığında tüketimde meydana gelen artış, gelir azaldığında tüketimde meydana gelen azalıştan daha büyüktür. Buna "dişli (zemberek) etkisi" denir. Bu hipoteze göre bireyler, geçmiş dönemlerde en yüksek gelire sahip oldukları dönemin gelir düzeyini, kendilerine bir kriter olarak alıp, cari tüketim harcamalarını, bu kritere göre yapacaklardır (Okcu, 2008:15).
551191
63
105
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9406057596206665, "polygon": [ [ 203, 2001 ], [ 1508, 2000 ], [ 1507, 346 ], [ 203, 347 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.896633505821228, "polygon": [ [ 889, 2206 ], [ 890, 2161 ], [ 835, 2160 ], [ 834, 2206 ] ] } ] }
Yeşil ekonomi çerçevesinde Türkiye'nin yenilenebilir enerji politikaları / The renewable energy policies implemented by Turkey in the framework of green economy
Özellikle 1970'ler sonrası etkisi ve boyutları hızla büyüyen insan faaliyetleri altında doğa hızla yok olmaya başlamıştır. Başta fosil enerji kullanımının neden olduğu bu yok oluş ile mücadele ve çevre sorunlarının çözümü için yeşil ekonomi önemli bir araç olarak görülmektedir. Yeşil ekonomiye geçişle birlikte geleneksel enerji anlayışı yerini temiz, çevreye zarar vermeyen enerji anlayışına bırakmıştır. Türkiye'de de zaman içinde artan ekonomik faaliyetlerin geldiği sonuç çevre göstergeleri bakımından değerlendirildiğinde sinyal vermektedir. Bu kapsamda, yeşil ekonomiye geçiş sürecinde yenilenebilir enerjinin kilit ve gösterge bir alan olduğunun ortaya konulması ve Türkiye'nin bu alanda güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditlerinin tespiti amaçlanmıştır. Türkiye yenilenebilir enerji alanında güçlü adımlar atmıştır. Ancak yeterli seviyeye ulaşması için bu konuda çalışmalarının kararlı bir şekilde sürdürülmesi gerektiğinden söz edilmiştir.
Especially under the effects of rapidly growing human activities after 1970s, nature began to disappear. Green economy is an important tool for combating this extinction caused by the use of fossil energy and for the solution of environmental problems. With the transition to green economy, traditional energy understanding is replaced by a clean, environmentally friendly energy concept. Turkey is also in the danger cause of the over time increased economic activities when evaluated in terms of environmental indicators. In this context, it is intended to identify strengths and weaknesses and the opportunities and threats in the renewable energy and to reveal that renewable energy is a key and indicator area in the transition process towards a green economy. Turkey is taking strong steps in the field renewable energy. However, it is possible to talk about the need to continue in a determined manner in order to reach an adequate level.
SEDEF ÇEVİKALP
551191
Marmara Üniversitesi
İktisat Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Mir2lXQK1dkmQ9Ige3PZbt8XUn7n3j-X6kQ5YHbEPz7mc4h2xW6tECTTEEOZ_yI5
./data/pdfs/551191.pdf
1,295,459
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.715615
2025-06-05T20:14:27.874989
2025-06-07T05:45:19.445029
2025-06-07T09:40:20.293785
lklim değişikliği ile mücadele, doğal kaynakların yok oluşunun önüne geçilmesi, canlı çeşitliliğinin devamlılığının sağlanması, çevre kirliliğini engelleme ve yok etme amacıyla şirket faaliyetlerini yürütürken atılacak en önemli adımların başında enerji konuları yer almıştır. Özellikle enerji verimliliği, enerji tasarrufu ve yenilenebilir enerji kullanımı gibi konularda projeler, kamu-özel sektör iş birlikleri, izleme ve değerlendirme raporları, uluslararası standartlara ve sözleşmelere uyum, çalışanların eğitimi gibi birçok kriter ve girişim ülkemizdeki şirketler tarafından gerçekleştirilmiş ya da hedef haline getirilmiştir. Artan çevreyi koruma ve sürdürülebilirlik bilincinin şirketlerde politika haline gelmesi ile yenilenebilir enerji kullanımının başlatılmasına ya da artırılmasına yönelik şirket yatırım alındığı görülmektedir. Yukarıda bazı örneklerini verdiğimiz ülkemizdeki çoğu büyük şirket tarafından meydana getirilen gelişmeler, bu uygulamaların diğer şirketler tarafından örnek alınarak yaygınlaştırılması ve bu şirketlere katkı sağlaması açısından önem taşımaktadır. Kamu dışında diğer kesimlerce de ülke genelinde yenilenebilir enerji kullanımın özendirilmesi konusunda ülkemizi güçlü kılmaktadır. ## 4.1.4. Yenilenebilir Enerji İle İlgili Oluşturulan Mevzuatlar ve Projeler Türkiye'de enerji politikalarının planlanması ve uygulanması süreçlerinden özellikle sorumlu olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB)'nın yenilenebilir eneri alanında oluşturulmuş yasal mevzuatı ve bünyesinde yer alan ilgili kurum ve kuruluşlarınca gerçekleştirdiği projeleri görmek mümkündür. Oncelikli olarak yenilenebilir enerjinin ulusal bir politika haline gelmesinde yapıcı, düzenleyici ve denetleyici rolü üstlenen yenilenebilir enerji ile ilgili kanunların içeriğini incelediğimizde piyasaya önemli teşvik, yaptırım ve yenilik getirdikleri görülmektedir. -6446 Elektrik Piyasası Kanunu: 2013 yılında yürürlüğe giren bu kanun ile piyasada lisanslı ya da lisanssız olarak yürütülebilecek faaliyetler, lisans sahiplerinin uymak zorunda oldukları kurallar, lisansa sahip olmadan önceki süreçte yapılması gerekenler, denetleme ve yaptırımlar, kamulaştırma, özelleştirme ve arz güvenliğinin sağlanması gibi konularda piyasa ile ilgili açıklama ve değişikliklere yer verilmiştir. Ozellikle teşvikler ile ilgili getirilen yenilik ve değişikliklere baktığımızda, ilk kez işletmeye girecek lisans sahiplerine çeşitli indirim ve muafiyetler tanınmıştır. İletim
436610
81
91
{ "labels": [ { "class": "Resim", "confidence": 0.9492617249488831, "polygon": [ [ 460, 997 ], [ 1305, 996 ], [ 1304, 577 ], [ 460, 578 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.9398406744003296, "polygon": [ [ 323, 560 ], [ 1475, 559 ], [ 1475, 186 ], [ 323, 188 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.9044992923736572, "polygon": [ [ 1488, 1819 ], [ 1489, 1087 ], [ 302, 1085 ], [ 301, 1817 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8855623602867126, "polygon": [ [ 910, 2170 ], [ 911, 2113 ], [ 849, 2113 ], [ 848, 2169 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8203133344650269, "polygon": [ [ 1233, 1075 ], [ 1233, 1014 ], [ 506, 1012 ], [ 506, 1073 ] ] } ] }
Çeşitli fosfor bileşiklerinin farklı polimer matrislerinde antioksidant performanslarinin incelenmesi / Investigation of antioxidant performance in different polymer matrices of various phosphorus compounds
Polimerlerde oksidasyon ısı, ışık, oksijen, basınç gibi birden çok etkenin varlığında kolaylıkla başlayabilen ve müdahale edilmediği sürece devam ederek polimerlerin kimyasal, fiziksel ve mekanik özelliklerinin bozulmasına yol açan, kullanım ömrünü kısaltan ve okside olmuş polimer ile temas eden canlı hücrelere zarar veren reaksiyonlardır. Bu nedenle polimer endüstrisinde oksidasyon problemleriyle çok sık karşılaşılmaktadır. Günümüz teknolojisinde geliştirilen katkı maddeleri ile oksidasyon kaynaklı problemler en aza indirilmiş olsa da, alternatif kaynaklara yönelim ile birlikte ve doğal kaynaklı antioksidan bileşiklerine olan ilgi de giderek artmaktadır. Düşük Yoğunluklu Polietilen (AYPE) ve Akrilonitril Bütadien Stiren (ABS) terpolimeri, plastik endüstrisinde oldukça yüksek miktarlarda kullanılan hammaddelerdir. Bununla birlikte doğal kaynaklara olan eğilimin artışıyla doğal kaynaklı bir polimer olan Poli(laktik asit)'in (PLA) kullanımı da giderek artmıştır. Poli(laktik asit) son yıllardaki teknolojik gelişmeler ile birlikte sıklıkla kullanılan ve biyomedikal uygulamalarda biyouyumluluk nedeniyle tercih edilen bir polimerdir. AYPE, ABS ve PLA, diğer polimerler gibi oksidasyon etkisi altında kullanım ömürleri azalan malzemelerdir. Antioksidan özellik içeren kimyasallar, serbest radikallerin zararlı etkilerini, yapılarındaki fazla elektronları vererek sönümleyebilen bileşiklerdir. Bu nedenle antioksidanlar hem insanlar için sağlıklı bir besin kaynağı, hem de polimerler için bir katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Bilimsel çalışmalarda alternatif antioksidanlara ve genel eğilime bağlı olarak da biyolojik esaslı antioksidanlara, düşük maliyet ve biyo-uyumluluk özellikleri nedeniyle ilgi artmaktadır. Bu çalışmada laboratuvarda sentezlenen fosfor bileşikleri ile biyo-kaynaklı bileşikler antioksidan katkısı olarak seçildi ve ticari antioksidan bileşikleriyle karşılaştırmalı performans değerlendirmeleri yapıldı. Örneklerin hazırlanması için 16 mm vida çapı ve L/D oranı 35 olan eş yönlü çift vidalı ekstruder, uygun vida hızı ile uygun kovan ve kalıp sıcaklığı ile kullanılmıştır. Hazırlanan örneklerin antioksidan performansları, Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC) kullanılarak Oksijen Indükleme Süresi (OIT) analizi ile belirlendi. Ayrıca bileşiklerin mekanik özellikler üzerindeki etkilerini incelemek için uzama ve çekme dayanım testleri de örnekler üzerine uygulandı.
Oxidation process is a very powerful chemical reaction presence of heat, light, oxygen and pressure that produce harmful free radicals can damage to the cells in living organism or the chains and can deterioration physical, mechanical and chemical properties in all polymer matrices. Therefore, polymer oxidation problems are being encountered frequently in polymer industry. Low density polyethylene (LDPE) and acrylonitrile butadiene styrene (ABS) terpolymer are the raw materials which used in relatively high amounts in the plastic industry. However, with the increasing trend for using natural recources, it is increasing the use of natural sourced Poly(lactic asit). Polylactic acid (PLA) is often used in conjunction with technological advances in recent years, and it is the preferred polymer due to its biocompatibility in biomedical applications. Life times of LDPE, ABS, and PLA decreases under oxidation effect like other polymers. Polylactic acid (PLA) is a commonly used material in polymer applications recent years. In order to prevent of devastating effect of oxidation reactions, antioxidants were performed a very important role in both living organisms and polymers. Antioxidants can scavenge free radicals by donating electrons to them and changing harmless forms. Hence antioxidants are widely used both in dietary supplements for humans and in additives for polymers. Studies on more effective, economic and bio-based antioxidants were drew interest due to provide desired effects. In this study lab-synthesized various phosphorous compounds and bio-based compounds were investigated as antioxidant. Different commercial type of antioxidants were also used for comparison of performances in polymers. Preparation of samples were achieved by using co-rotating intermeshing twin screw extruder (16 mm, L/D ratio:35) under constant suitable rate at suitable temperature profile according to melting and degradation points of polymers. Antioxidant performances of all compounds were evaluated by determination of oxygen induction times (OIT) of obtained homogenous, well mixed samples with DSC equipment. Mechanical test such as tensile strenght and elongation test were also performed in order to expose of effects of antioxidant additives to mechanical properties.
HÜSEYİN ÇAĞDAŞ ASLAN
436610
Yalova Üniversitesi
Polimer Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2016
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=cbOXH84ZayrLjc0tI-QXKv4qOUMGjHtNEJkGtuMllxhlVRpKuPZpD1kx6gzpTOxd
./data/pdfs/436610.pdf
2,925,521
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.416643
2025-06-05T20:13:30.671394
2025-06-07T05:45:19.838336
2025-06-07T09:40:20.418925
## 5.4.3 PLA'ya eklenen katkıların erime sıcaklığına etkisinin belirlenmesi Antioksidan bileşiklerinin PLA polimerinin erime noktalarına olan etkilerini saptayabilmek amacıyla DSC cihazı kullanılarak yapılan erime noktası tayını analizinin sonuçları Şekil 5.13'de verilmektedir. Kullanılan bileşiklerin PLA'nın erime sıcaklığında 2-6°C arasında değişen sıcaklıklarda azalttığı görüldü. ![](_page_0_Figure_3.jpeg) Şekil 5.13. PLA matrisli örneklerin erime sıcaklıkları Değerlere bakıldığında, - Kullanılan bileşiklerin PLA'nın erime sıcaklığında 2-6℃ arasında değişen sıcaklıklarda azalttığı görüldü. Sonuç olarak tüm bileşiklerin PLA nin erime noktasını aşağıya çektiği bu nedenle de daha düşük sıcaklıklarda işlenebilmesine imkan sağladığı söylenebilir. ## 5.5 Bileşiklerin alev geciktirme özelliklerinin belirlenmesi ## 5.5.1 AY PE örneklerinin yanma süreleri Kullanılan bileşiklerin, AYPE polimerinin yanma davranışlarına olan etkilerini belirleyebilmek amacıyla örneklere UL 94 standartına uygun olacak şekilde yanma testi uygulandı. Test sonucu elde edilen yanma süreleri Şekil 5.14'de verilmektedir.
257954
12
87
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9591556191444397, "polygon": [ [ 1495, 2132 ], [ 1499, 347 ], [ 277, 345 ], [ 272, 2129 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.7581155300140381, "polygon": [ [ 1531, 2192 ], [ 1574, 2192 ], [ 1574, 2147 ], [ 1531, 2147 ] ] } ] }
Eğitimde ve sınıf içi süreçlerde cinsiyetçi yaklaşımlar / Gender related approaches in education and in class processes
Bu tezde, toplumda kadın cinsinin aleyhine var olan cinsiyetçi yaklaşımların, her alanda olduğu gibi eğitim alanında da var olduğu ve bu var oluşun nedenleri, yansıma şekilleri ortaya konulması amaçlanmıştır.Kadın kimliği ve erkek kimliğine dair toplumda öğretilen rollerin eğitim sisteminde, daha anasınıfından başlayarak nasıl pekiştirildiğinin ortaya konması hedeflenmiştir.Bunun için, kadının toplumda görünür olma mücadelesiyle bağlantı kurularak gerekli kavramsal açıklamalar yapıldıktan sonra, (kadın erkek eşitliği, cinsiyet, toplumsal cinsiyet), eğitimin kadınların hayatındaki izdüşümleri, fırsat eşitliğinin önündeki engeller, bu alandaki ulusal ve uluslar arası sözleşme ve anlaşmalar ve bunların ne kadar dönüştürücü olduğu incelenmeye çalışılmıştır.Hem eğitimde hem günlük hayatta kullanılan dilin önemi ve kültürel bağlamda taşıyıcılığı düşünülerek, dilde cinsiyetçilik incelenerek, eğitimdeki cinsiyetçi yaklaşımlar belirlenmeye çalışılmıştır. Bu yaklaşımlar, sınıf içi süreçlerde fiziki şartların belirleyiciliği, meslek seçimlerinde ve ders kitaplarında cinsiyetçilik, öğretmen beklentileri ve öğrenci davranışları başlıkları altında incelenmiştir.En son bölümde ise, eğitimdeki cinsiyetçi yaklaşımları önlemek için neler yapılabilir başlığı altında, genel ve özel öneriler yer almaktadır.Ortaya çıkan sonuç ise, toplumda var olan geleneksel kadın rolleri yaklaşımının eğitim alanında da var olduğu, bunu öğretmenlerin ve yöneticilerin -çoğu kez farkında olmadan- sınıf içi süreçlerde kullanılan dil ve etkinliklerle ve ders materyalleriyle pekiştirdiği, bu durumun da kadının ikincil konumuna katkıda bulunarak, özelde kadının eğitimini sekteye uğrattığı, genelde ise, ülkemizin kalkınmasının önünde büyük bir engel teşkil ettiğidir.
In this thesis, it is claimed that genderist approaches against females exist also in education like in all other fields, and hereby the reasons and reflections of this existence are disclosed.The thesis also strives to explain how the learned roles pertaining to male and female identities are reinforced in the educational system starting from as early as the kindergarten stage.To achieve this, after giving the required conceptual explanations related to women?s visibility efforts in the society (i.e. gender equality, gender, social gender), projections of education in women?s life, barriers in front of equality of opportunity, related national and international agreements, and effects of those are analyzed.Taking into account the importance of the language used both in education and daily life and its role in cultural transfer, genderist aspect of language is analyzed and genderist approcahes in education are determined. These approaches are analyzed under the titles ?determining power of physical conditions in in-class processes?, ?genderism in career choices and course books?, ?teacher expectations? and ?student behaviors?.In the final part, some general and personal suggestions are made under the title ?what can be done to prevent genderist approaches in education?.The outcome of this thesis is that the approach pertaining to traditional female roles in society is also present in education; this approach is also reinforced, quite often unknowingly, by teachers and administratives with the language, activities and course materials used in in-class processes, and this in the end, contributes to the secondary place of women in the society and impedes women?s education, and this builds a huge barrier in front of the development of our country.
SEVDA POLAT
257954
İstanbul Üniversitesi
Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı
2010
Türkçe
Yüksek Lisans
Matematik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=NtBAevXNhYaNqJFoAcdBdrgkp7UzY69wCWwL9S588z-pUrhXx-SS_vDWRk9iravJ
./data/pdfs/257954.pdf
1,060,621
true
true
true
2025-06-04T21:27:52.993485
2025-06-05T20:17:08.467687
2025-06-07T05:45:20.317991
2025-06-07T09:40:20.574403
Daha sonra sorunumuzun belirleyici sözcükleri olan cinsiyet ve toplumsal cinsiyet kavramlarını inceleyeceğiz. Bu kavramlar çerçevesinde sorunumuzu ortaya koyacağız. İkinci bölümde, eğitimin kadınlar anlamında önemi tartışılacak, eğitimde fırsat eşitliği ve ülkemizde bu eşitliğin önünde duran engeller çözümlenerek, yine kadınlara eğitim fırsatı verilmesi bağlamında, gerçekleşen anlaşmalar ve sözleşmeler incelenecek. Bu bölümün sonunda kültür kodlarının en belirgin taşıyıcısı olan dilde cinsiyetçilik olgusu incelenecek Uçüncü bölüm ise, eğitimde cinsiyetçi yaklaşımların neler olduğunu ve bunların nereden kaynaklandığını çözümlemeye yönelik olacaktır. Bu çözümlemede, özellikle sınıf içi süreçler açısından incelenerek, fiziki şartlara dayanan cinsiyetçilik, meslek seçimlerinde kız öğrencilerin belli mesleklere neden yöneldikleri ve bu yönelmenin nedenleri üzerinde durulacak. Bu noktada, sınıf ortamındaki öğretmenlerin kız ve erkek öğrencilere farklı davranış ve beklentiler içinde olduğu vurgulanarak, öğrenci davranışları toplumsal roller bağlamında incelenerek, bu rollerin okul ortamına birebir nasıl taşıdığı ve cinsiyetçi boyutları incelenecek. Eğitimin en önemli materyallerinden biri olan ders kitaplarında cinsiyetçilik konusunda ise, bu konuyla ilgili araştırmalardan yola çıkılarak bazı belirlemeler yapılacaktır. Bu belirlemelerden biri ve en önemlisi, ders kitaplarında kadın-erkek eşitliğine aykırı ve kadının insan haklarını ihlal eden görsel ve metinsel ögeler bulunduğudur. Ve bu ögelerin ayrımcılığı nasıl sürdürdüğü, örnekler üzerinden açıklanmaya çalışılacaktır. En son olarak eğitimdeki cinsiyetçiliği önlemek adına neler yapılabileceğine dair bazı öneriler sunulacaktır. Bu ülkedeki cinsiyetçiliği yok etmeye yönelik her adım bizce çok önemlidir. Hem kadınların geleceği ve bugünü açısından, hem de ülkemizin her anlamda kalkınması açısından.
End of preview. Expand in Data Studio
README.md exists but content is empty.
Downloads last month
11