image_data
imagewidth (px) 1.65k
2.34k
| document_id
stringclasses 17
values | page_num
int64 1
458
| total_pages
int64 35
576
| predictions
dict | title
stringclasses 17
values | abstract_tr
stringclasses 17
values | abstract_en
stringclasses 17
values | author
stringclasses 17
values | thesis_id
stringclasses 17
values | university
stringclasses 13
values | department
stringclasses 15
values | year
stringdate 2002-01-01 00:00:00
2022-01-01 00:00:00
| language
stringclasses 1
value | thesis_type
stringclasses 3
values | keyword_abd
stringclasses 2
values | original_url
stringclasses 17
values | file_path
stringclasses 17
values | file_size_bytes
int64 209k
5.26M
| download_success
bool 1
class | extraction_success
bool 1
class | prediction_success
bool 1
class | download_timestamp
stringdate 2025-06-04 21:27:56
2025-06-04 21:41:36
| extraction_timestamp
stringdate 2025-06-05 21:12:05
2025-06-05 21:42:59
| prediction_timestamp
stringdate 2025-06-07 07:13:43
2025-06-07 07:22:16
| hf_processing_timestamp
stringdate 2025-06-07 11:41:44
2025-06-07 11:47:12
| text
stringlengths 16
96.8k
|
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
566731
| 20
| 136
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9179003834724426,
"polygon": [
[
1491,
2190
],
[
1518,
259
],
[
332,
243
],
[
305,
2174
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.5812638401985168,
"polygon": [
[
1412,
2246
],
[
1468,
2245
],
[
1467,
2199
],
[
1411,
2200
]
]
}
]
}
|
Anoreksiya Nervozada nüfuz edici anne imgesi sorunsalının projektif testlerle değerlendirilmesi / The evaluation of the image of intrusive mother in Anorexia Nervosa by use of projective tests
|
Bu çalışma, anoreksiya nervoza tanısı almış ergenlerin anneleriyle olan erken dönem ilişkilerinin projektif testler aracılığıyla incelenmesini içermektedir. Çalışmanın amacı, anoreksiya nervoza hastalarının sahip olduğu anne imgesinin, bu hastaların ruhsallığına olan etkisinin ortaya konmasıdır. Bu amaçla, yaşları 13-17 arasında değişen dört anoreksiya nervoza hastası ve aileleriyle çalışma yürütülmüştür. Hastalardan ikisi çalışma yürütüldüğü dönemde İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Yeme Bozuklukları servisinde yatmakta; diğer iki hasta ise İstanbul'da özel bir psikoterapi merkezinde tedavi görmektedir. Çalışmaya katılmaya gönüllü olan bu hastalarla önce ailelerinin de katıldığı aile görüşmeleri yapılmış, sonrasında hastalarla bire bir olarak psikanalitik ön görüşme ve Rorschach ve Tematik Algı Testlerinin uygulanmasını içeren bir görüşme yapılmıştır.
Rorschach testinden ve Tematik Algı Testi'nden elde edilen veriler Fransız Okulu'na bağlı kalınarak içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. İçerik analizi sonuçlarından elde edilen bulgular, anoreksiya nervoza hastası ergenlerin anne imgesini nüfuz edici nitelikte algıladıkları, preödipal dönemde yaşadıkları sorunlar sebebiyle ebeveynsel üstbenlik karşısında çocuksu bir üstbenlik yapılanmasına tutundukları ve annesele yönelik düşlemlerinin ayrılma-bireyleşme süreçlerinde zorluklara yol açtığını işaret etmektedir. Bulgular, anneden ayrılmaya dair hem bir arzu hem de endişe taşıyan hastaların, anneleriyle olan ilişkilerinde ambivalan duygular içerisinde olduklarını göstermektedir.
Anahtar Sözcükler: Anoreksiya nervoza, anne-çocuk ilişkisi, projektif testler, ayrılma-bireyleşme, nüfuz edici.
|
This study includes the examination of early relationships through projective tests between the mother and the adolescent who had been diagnosed as anorexia nervosa. The aim of the study is to reveal the effect of the mother image whom anorexia nervosa patients have and its effect on the psyche of these patients. With this purpose, the study is carried out with four anorexia nervosa patients aged between 13 and 17 and their families. Two of the patients were hospitalized in the Department of Psychiatry Eating Disorders Policlinic at the Faculty of Medicine in Istanbul University during the study period; while the other two patients were treated in a private psychotherapy center in Istanbul. These patients, who volunteered to participate in the study, were first interviewed together with their families before being interviewed privately by a psychoanalytic preliminary interview and the application of Rorschach and Thematic Apperception Tests.
The data obtained from the Rorschach Test and Thematic Apperception Test were evaluated with content analysis method adhering to the French School. Findings from the results of content analysis indicate that adolescents who are anorexia nervosa patients perceive the mother image as intrusive, hold on to a childish superego structure in the face of parental authority caused by problems that they had in a preodipal period and fantasies oriented to maternalism lead difficulties on separation-individation process. Findings show that these patients, who have both desire and anxiety for separation from their mothers, have ambivalent feelings in their relationships with their mothers.
Keywords: Anorexia nervosa, mother-child relationship, projective tests, separation-individuation, intrusive.
|
BERFİN YAPA
|
566731
|
İstanbul Üniversitesi
|
Uygulamalı Psikoloji Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=FgmkGchPKo23qQqBeqzVZt7MCL-7e0KnRPuiWUEJfBh3X9m6pXmt_GN-bEC_EZ3O
|
./data/pdfs/566731.pdf
| 2,095,295
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:36.293201
|
2025-06-05T21:37:06.102640
|
2025-06-07T07:14:08.666892
|
2025-06-07T11:41:44.564691
|
bundan çok daha önce de benzer özellikler taşıyan hastalardan söz eden hekimler olmuştur (Vandereycken, 2002). 1789'da Naudeau bu hastalarda görülen yemeğe karşı tiksintiden söz ederek tablonun histerik bir hastalık olabileceğini vurgulamıştır (Escourolle, 1963). Psikanalıtık olarak ilk kez bir yeme bozukluğu olgusunun sunumu 1929'da Maria Oberholzer tarafından İsviçre Psikanaliz Topluluğu önünde gerçekleştirilmiştir. Açlık duygusunu yıtıren ve yemek yemeyi reddeden 13 yaşındaki bir genç kızın analizi ve tedavisi tartışılmıştır (Bruch 2006). 1938'de Nicolle, anoreksiya nervozayı ağır bir hastalık olarak tanımlayarak prepsikotik özelliğinden söz etmiş ve bu hastalıkta görülen beslenme reddinin histeriden farklılığını vurgulamıştır (akt. Gürdal Küey, A., et. al. 2013)
## 1.2. Anoreksiya Nervozaya Psikanalitik Bakış
Anoreksiya nervoza, sıkı bir diyetten çok daha karmaşık olan bir bozukluktur. Kökenlerinde ciddi gelişimsel bozukluklardan izler bulunmaktadır. Genellikle, bu gelişimsel kriz zamanlarında, sıklıkla da ergenin
kendine yetebilen, bağımsız biri olma döneminde ortaya çıkmaktadır. Ciddi derecedeki kilo kaybı ve cinsel işlevlerin durması, yetişkinliğe ve yetişkinliğin getireceği sorumluluklara dair özellikle de cinsel ilişkiye dair olan korku olarak yorumlanmıştır. Kendini aç bırakan çocuğun besini reddedişi endişeye sebep olduğu gibi, aynı zamanda hüsrana, öfkeye, kızgınlığa ve her şeyin sakin olduğu "mutlu" evde tartışmalara ve kavgalara yol açar. Hastalığından önce her şeye itaat ederek ve uyum sağlayarak ebeveynlerinin mükemmel çocuğa sahip olma hayallerini gerçekleştiren çocuk, artık değişmiştir (Bruch H. , 1980: 169-172).
Freud'un aile ve psikoseksüel gelişimle ilgili yazıları anoreksiya nervozanın açıklanmasında da etkili olmuş görünmektedir. Freud, (1915-1917) Psikanalize Giriş Konferansları'nda aile ilişkilerinin cinsel karmaşalara dayalı olduğunu ve aile dinamiklerinin doğasında, bireyin psikoseksüel gelişiminin ve duygusal evrelerinin bazı anlamlı imalarda bulunduğunu tartışmaya sunmuştur. Aile dinamiklerinin altında yatanlar ve psikoseksüel gelişim, Freud'un insan gelişiminde biyolojik dürtü teorisi ve yiyecek reddiyle birlikte temel
|
|
205259
| 147
| 317
|
{
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8880326747894287,
"polygon": [
[
915,
2094
],
[
994,
2093
],
[
994,
2045
],
[
915,
2045
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8807891607284546,
"polygon": [
[
1513,
1891
],
[
1524,
301
],
[
276,
293
],
[
265,
1883
]
]
},
{
"class": "Footer",
"confidence": 0.7287130951881409,
"polygon": [
[
342,
2050
],
[
1518,
2044
],
[
1517,
1948
],
[
341,
1953
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.5392007231712341,
"polygon": [
[
1508,
1871
],
[
1513,
1077
],
[
305,
1069
],
[
299,
1862
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.4147672653198242,
"polygon": [
[
1460,
997
],
[
1464,
298
],
[
288,
290
],
[
283,
990
]
]
}
]
}
|
Televizyonda devlete ilişkin haberlerin söylemine eleştirel bir bakış /
|
ÖZETModern dönemde kitle iletişim araçları bilgi ve hakikatlerin üretiminde önemli derecedegüç ve etkiye sahiptir. Gazete ve televizyonculuk pratikleri, gündelik hayattaki dönüşümleribelirleyen, diğer güç ve iktidar odaklarına eklemlenen pratiklerdir. Televizyon, dönüşümleri vedeğişmeleri kışkırtan ve toplumu, bireyleri ortak uzlaşımlar etrafında birleştiren bir iktidaretkisine sahiptir. Modern dönemin medyaları bu açıdan bakıldığında, belirgin ölçüde iktidarpratiklerine eklemlenen bir iktidar mekanizması olarak tanımlanabilir. Bu nedenle devlet vemedya gibi bu iktidarlar birbirini gereksinir ve birbirinden önemli ölçüde beslenirler.Klasik dönemin İmparatorluklarından modern dönemin iktidarlarına geçişte, yönetimanlayışı açısından önemli bir kırılma yaşanmıştır. Modern iktidarlar çok farklı iktidar teknolojilerineve söylemsel stratejilere sahiplerdir. Yönetsel ve söylemsel düzeyde ortaya çıkan dönüşümler,devletlerin kendilerine ilişkin bilme biçimlerindeki dönüşümlerden kaynaklanmaktadır.Devletin kendine ilişkin bilme biçimlerindeki dönüşüm, ulus-devletlerin temel iktidar odaklarıüzerinden ürettiği söylemsel stratejileri de belirlemekte ve dönüştürmektedir. Bu noktada, Türkiye'dedevletin söyleminin kuruluş koşullarını belirleyen temel söylemsel stratejiler, yukarıda izah edilenaçıklamalar çerçevesinde belirlenmiştir. Bu stratejiler, zaman/tarih, mekân/coğrafya, nüfus ve bireyolarak üç ayrı alanda belirmektedir. Bu üç iktidar alanı, söylemin kuruluş koşullarını belirleyen temelsöylemsel stratejilerin üretildiği ve devletin kendisine ilişkin bilgisinin kodlandığı alanlardır.İfade edilen bu üç strateji, devletin söyleminde çok farklı temalar ve bağlamlardayinelenmektedir. Son dönem Türkiye'nin gündemine birçok temaya içkin olarak yerleşen ve uzun birsürece yayılmış Batılılaşma sürecinin temel söylemsel kurulumlarından beslenen Avrupa Birliği üyeliktartışmalarının, televizyon haber metinleri üzerinden gerçekleştirilen analizinde, devletin söylemiüzerine televizyon haber formatının belirlediği önemli sınırlılıklar ve kısıtlar ortaya çıkmıştır. Bukısıtlar hem devletin kendi söz ve ifade bütünlükleri açısından hem de televizyon haberlerinin formatıile ortaya çıkmaktadır. Devletin Avrupa Birliği'ne ilişkin söylemi, farklı sorunsallaştırma tarzlarınıdışlamakta ve temel bir anlamsal düzeye kapanma gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla AB üyelik süreciyekpare bir Batı algısı üzerine temellenen devletin tüm söylemsel stratejilerinden beslenen birkuruluma yerleşmektedir.307
|
ABSTRACTIn the modern era, mass media have significant influence on the production ofinformation and facts. The practice of journalism and broadcasting which determine thetransformations in daily life, articulate to the other realms of power and goverment. Televisionhas a sovereign power on inciting transitions and changes and uniting the society and theindividuals around concensus. From this point of view, the media of the modern age can bedefined as a mechanism of power which articulates to the practices of power. For this reason,powers like state and media need each other and are reinforced mutually.During the transition from the Empires of the Classical Age to the powers of Moderntimes, a drastic change in the paradigm of ruling can be observed. Modern powers have specificpower technologies and discoursive strategies. Transitions appearing at the administrative anddiscoursive level result in the transformations of self-awareness of the states. The magisterialtransition also determines and transforms the discoursive strategies produced by the nation-statethrough the main centers of power. At this point, basic discoursive strategies which havedetermined the founding conditions of the state discourse in Turkey have been determined inthe context of the explanations above. These strategies appear in three seperate fields/topics:time/history, space/geography, population and individual. These three realms of power are thosein which the basic discoursive strategies determining the preliminary conditions of discourse areproduced and where the state information is coded. These strategies are repeated in thediscourse of the state through different themes and contexts. In the recent format of the newsabout the EU , restrictions caused by the state can be easily observed especially in the process ofanalysis of the television news texts. These restrictions appear both in the integrity of the state?sown expressions and the format of TV news. The discourse of the state concerning the EU,excludes different types of problematicization and limits the probing of this issue to a basicsemantic level. Therefore, the access process to the EU is located on a formation reinforced bythe discoursive strategies of state, all constructed on a perception of homogeneous West.308
|
OLCAY CANBULAT
|
205259
|
Ege Üniversitesi
|
Radyo Televizyon Ana Bilim Dalı
|
2006
|
Türkçe
|
Doktora
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ePX_SaJ0b35Gq45swKG3lNoQUaECXq7JQkv1v2LMmD65D5FVq_mEG6iJXa8_zuSz
|
./data/pdfs/205259.pdf
| 2,308,987
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:35.763525
|
2025-06-05T21:31:03.957713
|
2025-06-07T07:14:09.875455
|
2025-06-07T11:41:45.248262
|
İslâm tanımı, bir yandan İslâm'a ilişkin yeni bir referans dünyası yaratırken diğer yandan onu varsayılan içeriğinden ötürü ötekileştiren bir süreci işletir. Modern devletin seküler değerlerle kuşatılmış toplumsal, kültürel ve siyasal hayatı, dinin ancak yeni içerikle kabulünü mümkün görür dolaysısıyla da İslâm, kabul edilecek niteliklere haiz şekilde kişiselleştiği gibi siyaset alanından da uzaklaştırılır. Bu süreçlerin tamamı, ötekileştirilen İslâm tanımın yerine yeni bir din tanımını yerleştirir. Mustafa Kemal'in şu sözleri, verilen mücadelenin, milletin dimağını yeniden kodlamakla ilgili olduğunu açıklıkla dile getirmektedir.
> "Efendiler, yapmakta olduğumuz inkılapların gayesi, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen asri ve bütün mana ve eşkaliyle umdei asliyesi budur. Bu hakikati kabul edemiyen zihniyetleri tarumar etmek zaruridir. Şimdiye kadar milletin dimağını paslandıran uyuşturan bu zihniyette bulunanlar olmuştur. Herhalde zihniyetlerde mevcut hurafeler kamilen tardolunacaktır. Onlar çıkarılmadıkça dimağa hakikat nurlarını infaz etmek imkansızdır"264.
Mustafa Kemal'in bu net ifadelerinden anlaşıldığı gibi din geleneksel/geçmişe ait olanın olumsuzluklarına sahiptir. Modern (asrı) bir medeniyet yaratma gırışımınde tehdit ve tehlike olarak algılanan tüm bu olumsuzlukların bertaraf edilmesi gerekmektedir.
Türk ulusal kimliği Cumhuriyetçi tanım çerçevesinde belirlenirken Türk milli kimliği etrafında bir vatandaş tanımı yapılır. "Cumhuriyetçi tanım esas itibariyle 1924'teki "yıkım" reformlarından sonra öne çıkmıştır ve eski dini tanımdan yekpare bir kopuşu temsil eder"265
Türkiye'de, hiçbir zaman Rusya'da olduğu gibi dine açıkça karşı çıkılmamıştır. Ancak, Cumhuriyet'in ilk on yılında, Mete Tunçay'ın tanımıyla "İslâm konusunda inanılması güç boyutlara varan bir "mübalatsızlık" (umursamazlık) gösterilmiştir. Hatta, bir ara Sultanahmet Camii'nin resim galerisi yapılması önerileri gündeme
<sup>26</sup> Nur Betül Çelik; "Kemalizm: Hegemonik Bir Söylem", Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce-Kemalizm, İletişim Yay., İstanbul, 2002, s. 87.
<sup>264</sup> Parla; a.g.e., s. 224.
<sup>265</sup> Yıldız; a.g.e., s. 138.
<sup>141</sup>
|
|
205285
| 224
| 245
|
{
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9218041896820068,
"polygon": [
[
1461,
134
],
[
1462,
89
],
[
1399,
89
],
[
1399,
134
]
]
},
{
"class": "İçindekiler",
"confidence": 0.7420200705528259,
"polygon": [
[
1412,
734
],
[
1413,
584
],
[
242,
583
],
[
242,
733
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.5832406878471375,
"polygon": [
[
1515,
2168
],
[
1516,
182
],
[
190,
181
],
[
189,
2167
]
]
},
{
"class": "İçindekiler",
"confidence": 0.4610663056373596,
"polygon": [
[
1444,
1134
],
[
1445,
791
],
[
240,
788
],
[
239,
1132
]
]
},
{
"class": "İçindekiler",
"confidence": 0.29122450947761536,
"polygon": [
[
1422,
602
],
[
1424,
169
],
[
245,
163
],
[
243,
597
]
]
}
]
}
|
Öğrenen ve öğreten arasındaki iletişimin yetişkin eğitimi süreci açısından değerlendirilmesi (Çankaya Halk Eğitim Merkezi ve 7. Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü merkez kursları örneği) / Evaluation of the communication between facilitator and adult learners through adult education process (Model of Çankaya Adult Education center and Directorate of 7 th Evening School)
|
Yalçın, Ersin, Öğrenen ve Öğreten Arasındaki İletişimin Yetişkin Eğitimi SüreciAçısından Değerlendirilmesi (Çankaya Halk Eğitim Merkezi ve 7.Akşam Sanat OkuluMüdürlüğü Merkez Kursları Örneği), Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Doç. Dr. Hayat Boz,XIX-240 s.Elde edilen bilgi ve tecrübelerin, yeni kuşaklar için yeniden keşfedilmesigereken birikimler olmaktan çıkartılması zorunluluğu, öğrenme faaliyetlerininrastlantıya bırakılmadan, planlı ve programlı bir şekilde yürütülmesi gerekliliğinidoğurmuş; tüm bu arayışlar çerçevesinde oluşan eğitim olgusu ise insantoplumlarının her zaman birinci önceliği olagelmiştir.Bilim, teknoloji ve iletişim alanında yaşanan başdöndürücü gelişmeler,ortalama insan ömrünün uzaması ve bilginin bir ürün olarak gündelik yaşamda yerinialması sürecinin oldukça kısalması eğitim olgusunun daha önce hiç olmadığı kadarönemli bir konum işgal etmesini de beraberinde getirmiştir. Tüm bu gereksinimlerinyanı sıra, örgün eğitimde edinilen bilgilerin, kişilerin yaşantıları boyuncakarşılaşacakları problemlerin çözümü için yeterli olmayacağı gerçeği ?yaşamboyueğitim? ve bu çerçevede ?yetişkin eğitimi? olgusunu ortaya çıkarmıştır.Yetişkin eğitiminden beklenilen çıktıların alınabilmesi için, yetişkinlerinfizyolojik, sosyolojik ve biyolojik özelliklerinin eğitim süreci boyunca dikkate alınmasıelzemdir. Bu bağlamda iletişim, yetişkin eğitiminin ilişki içerisinde bulunduğu entemel disiplin olarak karşımıza çıkmaktadır.Ancak, yapılan literatür çalışmasında özellikle ülkemizde ?yetişkin eğitimi? ve?yetişkin eğitiminde iletişim? olgularının gözardı edildiği, özellikle yetişkinlere yönelikdüzenlenen eğitim etkinliklerinin halen pedagojik bir nitelik gösterdiğigözlemlenmiştir. Bu nedenle, ?yetişkin eğitimde iletişim? konusunda yapılacakbilimsel nitelikteki bir araştırmanın ve yetişkin eğitimi faaliyeti gösteren bir programüzerinde gerçekleştirilecek anket çalışmasının, gerek yetişkin eğitimi etkinliklerindearzu edilen anlamda bir iletişim ortamının oluşturulup oluşturulmadığı sorusunacevap vererek konunun ihmal edilmişliğine dikkat çekmesi, gerekse daha sonrayapılacak çalışmalar açısından yol gösterici olması bakımından yararlı olacağıdüşünülmüştür.Sonuçta; söz konusu kurslarda yetişkin eğitimi ilkelerinin uygulanmasıanlamında büyük sorunların bulunmadığı; sınıf içi iletişiminin genel anlamda olumluolduğu; yaşanan iletişim kopukluklarının genelde kursiyerlerin çekingenliği veyetişkin eğitimcilerinin yetişkin eğitimi ile ilgili formasyona sahip olmamasındankaynaklandığı belirlenmiştir.
|
Yalçın, Ersin, (Evaluation Of The Communication Between Facilitator and AdultLearners Through Adult Education Process (Model of Cankaya Adult Education Center andDirectorate of 7th Evening School), Master Degree Thesis, Counselor: Ass. Prof. Hayat Boz,XIX-240 pages.Education has always been the first priority of all human societies as they needto convey the inheritance of knowledge and experience to the new generation withoutcoincidental but in a plan and programme.In our century, with the dazzling evolutions in science, technology andcommunication, the extension of average human lifetime and shortening of theprocess of knowledge taking part in daily life as a product, education has taken thevital importance. Beside all these needs, the reality of insufficiency of the knowledgetaken through normal school age for solving the problems faced in the later periodsof life revealed the facts of ?life-span education? and ?adult education?.In order to get expected outputs from adult education it is compulsory to takethe physiological, sociological and biological needs of adults into consideration.Thus, communication is the basic discipline that adult education gets in contact.In spite of all these facts, neglected situation of ?adult education? and?communication in adult education? in our country and the pedagogic character ofadult education programs are observed thorough the process of bibliographyscanning. In this frame, it has been thought that, a scientific research done in thesubject of ?communication in adult education? and a survey applied on an adulteducation programme would be beneficial by becoming guidance to the later studiesand by attracting attention to the ignorant situation of the subject with the answer ofthe question as whether there is a demanded communication environment in adulteducation activities or not.Consequently; it has been designated about the model program that; there areno big problems in applying the principles of adult education procedures; thesituation of in-class communication is generally positive and the sources ofcommunication gaps are the timidity of adult learners and having no androgogicformation of the facilitators.
|
ERSİN YALÇIN
|
205285
|
Ankara Üniversitesi
|
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2002
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Matematik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ePX_SaJ0b35Gq45swKG3lMzfNuBU5QBkCaRu85n6beQdjmHiriih_tUmtmtOX2db
|
./data/pdfs/205285.pdf
| 1,334,168
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:27:57.945087
|
2025-06-05T21:21:59.702376
|
2025-06-07T07:14:09.876884
|
2025-06-07T11:41:45.681766
|
## 30.(KURSTAN AYRILMAYI DÜŞUNUYORSANİZ) Kurstan ayrılmayı düşünmenizin nedeni nedir? (BIRDEN ÇOK ŞEÇENEK İŞARETLEYEBİLİRSİNİZ)
- a) ( ) Saatlerinin uygun olmaması
- b) ( ) Oğrenmek istediklerimi bulamamam
- c) ( ) Kursa başladığım zamana göre kursa ayıracak zamanımın azalması
- d) ( ) Öğretmenlerimin bana yetişkin gibi davranmamaları
- ( ) Ailevi sorunlarım e)
- f) ( ) İş yaşamımdan kaynaklanan sorunlarım
- g) ( ) Kursun içeriği, derslerin anlatımı gibi konularda görüşüme başvurulmaması
- h) ( ) Başka (BELIRTINIZ)
31. Öğretmenleriniz, sizi kursu bitirememe veya sertifika alamama ile tehdit ediyorlar mı?
- a) ( ) Evet, herhangi bir olumsuzluk görmeleri halinde hemen bu konuyu gündeme getiriyorlar.
- b) ( ) Oğretmenlerimiz bazen böyle tehditlerle bulunurken bazen de yapıcı olmaya özen göstermektedirler.
- c) ( ) Hayır, öğretmenlerimiz hiçbir zaman bizi bu konularla tehdit etmemektedirler ve yapıcı bir tutum sergilemektedirler.
32. Öğretmenlerinizin, size yönelttiği soruları anlamakta güçlük çekiyor musunuz?
- a) ( ) Hayır, sorular gayet açık ve net olduğundan anlamakta güçlük çekmiyorum.
- b) ( ) Oğretmenlerimizin yönelttiği sorular çoğu zaman çok açık ve net olmayabiliyor bu nedenle soruları anlamakta bazen güçlük çekebiliyorum.
- c) ( ) Evet, sorular hiçbir zaman açık ve net olmadığından anlamakta güçlük çekiyorum.
33.Sorduğunuz sorulara anlaşılır açıklamalar yapılmakta mıdır?
- a) ( ) Evet, sorduğum sorulara her zaman anlaşılır cevaplar alabiliyorum.
- b) ( ) Verilen kimi kez anlaşılmaz olabiliyor.
- c) ( ) Hayır, sorduğum sorulara hiçbir zaman anlaşılır cevaplar alamıyorum.
34.Derslerde öğrendiklerinizin nerelerde kullanabileceğiniz konusunda yeterli açıklama yapılmakta mıdır?
- a) ( ) Evet, öğrendiğimiz bilgilerin kullanım alanları konusunda genelde yeterli açıklama yapılmaktadır.
- b) ( ) Bazen öğrenilen bilgilerin kullanım alanları ile ilgili açıklama yapılmaktadır.
- c) ( ) Hayır, hiçbir zaman öğrendiğimiz bilgileri nerelerde kullanabileceğimiz ile ilgili açıklama yapılmamaktadır.
|
|
588193
| 172
| 197
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9189180135726929,
"polygon": [
[
1481,
2116
],
[
1489,
310
],
[
251,
304
],
[
243,
2111
]
]
},
{
"class": "Footer",
"confidence": 0.8170140385627747,
"polygon": [
[
274,
2160
],
[
1139,
2159
],
[
1139,
2018
],
[
274,
2020
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.37485015392303467,
"polygon": [
[
1465,
2245
],
[
1465,
2197
],
[
1395,
2196
],
[
1395,
2244
]
]
}
]
}
|
Türkiye'de 2000 sonrası işçi hareketinde kadınlar / Women in labour movement in Turkey during 2000's
|
Kapitalist üretim ilişkilerinin ve ataerkil yapıların bir sonucu olarak kadınlar emek piyasası içinde dezavantajlı bir konuma sahiptir. Türkiye'de de tarihsel, siyasal ve ekonomik gelişmeler doğrultusunda bu dezavantajların kadınlar açısından daha da derin bir biçimde yaşantılandığı görülmektedir. Buna karşılık bu dezavantajlı konumun getirdiği eşitsizlik ve ayrımcılık ile mücadele edebilecek mekanizmaların geliştirilmesinin toplumsal cinsiyet ilişkileri ve kadın emeği bağlamında dönüşümler yaratabileceği düşünülmektedir.
Bu çalışmada Türkiye'de 2000'li yıllarda kadın emeğinin dinamiklerinin ele alınması hedeflenmiş, siyasal, ekonomik ve politik bağlamda ücretli kadın emeğinin genel özellikleri değerlendirildikten sonra işçi hareketinde kadınların rolü incelenmiştir. Bu doğrultuda kadın işçilerin aktif olarak yer aldığı Novamed Direnişi, TEKEL Direnişi ve Flormar Direnişi'ndeki kadın işçilerin işçi hareketi içinde nasıl konum aldıklarını, hangi deneyimleri elde ettikleri ve tüm bunların Türkiye'de işçi hareketi ile kadın hareketine nasıl yansımaları olduğu üzerine değerlendirmeler yapılmıştır. Novamed Direnişinin ve TEKEL Direnişinin yer aldığı yayınlar ve akademik çalışmalar incelenmiş, Flormar Direnişi'nde ise işçi kadınlar ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. İşçi kadınların bir emek hareketi içerisinde aktif olarak yer almasının bir güçlenme, özneleşme ve özgürleşme olarak deneyimlendiği ve toplumsal cinsiyet ilişkileri bağlamında değişim ve dönüşümler yarattığı görülmüştür.
|
Women in labour market have a disadvantageous position due to the capitalist relations of production and patriarchal structures. As a result of the historical, political and economic developments in Turkey, it is observable that these disadvantages are experienced more intensely by women. In return, building up mechanisms to challenge the discrimination and inequality is an important way to transform the gender relations especially around women's labour.
This study aimed to examine the dynamics of women's labour in Turkey during the 2000's, in pursuit of understanding the basic features of women's wage labour in the circumstances of political, economic and social structures, and it examined the role of women in the labour movement. Accordingly, Novamed, TEKEL and Flormar strikes, which were the examples of women's active participation, were examined to see female workers' positioning within the labour movement, the experiences they had and how these strikes affected the labour movement and women's movement in Turkey. The study is based on publications and academic studies about the Novamed and TEKEL strikes, and in-depth interviews with the striker women in the Flormar Strike. The study finds out that the participation of women in labour movements has been an empowering and liberating experience which increased women's agency. The study also finds out that these experiences led to transformations in gender relations.
|
AYÇA TEZERİŞİR
|
588193
|
İstanbul Üniversitesi
|
Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=vjszP7PzV0HebcjFEvDfwMhgwA1xSzD42_HOyimq-ECGaFAXfc5mdCtUEbWrphZy
|
./data/pdfs/588193.pdf
| 1,182,216
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:35.661659
|
2025-06-05T21:29:02.963364
|
2025-06-07T07:14:10.136758
|
2025-06-07T11:41:46.219416
|
böyle çalışırdık, fabrikanın önünden geçerdik böyle platformlarla derdik ki bunlar naapıyor, şimdi onları daha iyi anlıyorum gerçekten şimdi böyle bir şey olduğunda bir kere diyorum en başta ben koşarım ben giderim o insana destek olurum, olmamız gerekiyor ki dayanışma içinde olacağız ki kazanalım. Gerçekten. Hani işçi bir olursa kazanır ya bu çok doğru bir laf gerçekten. Ben burada bunu öğrendim yani..."Iii
Demet, şöyle söylemektedir:
"Dışarı çıktığında onu tanıdığın zaman ve ortama girdiğin zaman ve birlik olduğun zaman kendini daha çok kuvvetli hissediyorsun. Hissedersin yani o kuvveti hissedersin. Çünkü diyorsun ki ben tek değilim, benim gibi binlercesi var. Ve bizim gibi binlerce işçi var. Binlerce ezilen insan var. Orda burada kadın erkek fark etmiyor. Hepsi işçi sonuçta. Ama hiçbir yerde hiçbir şekilde kendilerini ezdirmesinler. "112
Demet'in kendisini, kendi gibi bir sürü işçi olduğunu fark ederek kuvvetli hissetmesi sınıf bilincine işaret etmektedir.
Neval, Flormar sürecinin kendisine kattıklarını şu şekilde tarıf etmektedir:
"Kendimizi cesur hissediyoruz bu bir, ikincisi de böyle şeyleri uzaktan görüyorduk mesela işe gidip gelirken organizenin girişinde bir eylem vardı, dedik ki bu insanlar deli mi napıyorlar böyle naapmaya çalışıyorlar falan diye işte, yürüyüş yaparak slogan atarak yanı naapabilecekler. Ama şimdi öyle düşünmüyorum ben kendi adıma. Yani direnerek bir şeyleri elde edebilirsin, hak edebilirsin. Şimdi öyle düşünmüyorum, yardımlaşmayı öğrendik."113
Neval bu sözlerle eskisine göre değişen fikirlerini dile getirmekte ve vakti zamanında kendisine uzak gelen deneyimlerden birinin şımdı içinde olmanın kendisine cesaret verdiğini vurgulamaktadır.
Bu örnekler üzerine, Scott'un Zolberg'ten aktardığı sözlere değinmek önemli görünmektedir: "Sözcükler sağanağının hızlandırılmış bir öğrenme deneyimi içermesi gibi, başlangıçta gruplar, mezhepler vb tarafından formüle edilen yeni düşünceler çok daha geniş bir kamu içinde yaygın bir şekilde paylaşılan inançlar olarak ortaya çıkar..." (Scott, 2014:328). Açıktır ki tüm işçi kadınlar için bu süreç yeni bir deneyimdir. Daha önceden kendisine yabancı gelen bir süreç, kendı yaşadığı hak ihlalleri ile birlikte anlam kazanmış ve benzer bir deneyim içinde yer alma
<sup>111</sup> Görüşmeci 6, Yarı Yapılandırılmış Görüşme, 05.11.2018
<sup>112</sup> Görüşmeci 5, Yarı Yapılandırılmış Görüşme, 05.11.2018
<sup>113</sup> Görüşmeci 7, Grup Halinde Yarı Yapılandırılmış Görüşme, 05.11.2018
|
|
580355
| 43
| 106
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9278371334075928,
"polygon": [
[
1492,
2067
],
[
1506,
243
],
[
336,
234
],
[
322,
2058
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8655161261558533,
"polygon": [
[
955,
2209
],
[
956,
2151
],
[
891,
2149
],
[
890,
2208
]
]
}
]
}
|
Türk sinemasında aile kurumunun temsili ve dönüşümü / Representation and transformation of the family institution in turkish cinema
|
Aile tarih boyunca Türk toplulukları için önemli bir konumda yer almış ve Türk ailesi belirli zaman dilimlerinde dönüşümler geçirerek bugünlere gelmiştir. Cumhuriyet'in ilanı Türk ailesinin modern bir aile yapısını kazanması hususunda önemli bir dönüm noktası olmuştur. Zira toplumun modernleşmesi adına atılan adımlar zaman içerisinde toplumda karşılık bulmuş ve çağdaş aile yapısına doğru dönüşümün olduğu görülmüştür. Söz konusu dönüşüm günümüzde halen devam etmektedir. Bu bağlamda sosyal bir kurum olan aile, Türk sinemasında da çeşitli nitelikleriyle temsil edilmektedir. Dolayısıyla hem bir sanat dalı hem de bir kitle iletişim aracı olarak sinemada Türk ailesinin nasıl temsil edildiği hususu önem kazanmaktadır. Zira sinema, kitleleri etkileme ve yönlendirme gücüne sahip bir araçtır. Sinema filmlerinin toplumları etkileme ve yönlendirme gücü doğal olarak özellikle yoğun izleyici sayılarına ulaşan filmlerle artmaktadır. Türk sinemasında izleyici sayılarının artışı hususunda da dönüm noktası olarak nitelendirilebilecek bir dönemin araştırma kapsamı içerisine alınması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu doğrultuda tezde temel olarak 1996-2000 yılları arasındaki dönemde vizyona girmiş, bir milyon ve üstü izleyici sayılarına ulaşan Türk filmlerinde, filmsel zaman göz önünde bulundurularak, Türk ailesinin sahip olduğu nitelikleriyle temsil edilip edilmediği sorusuna yanıt aranmıştır. Çalışmada öne sürülen temel varsayım ise, incelenen Türk filmlerinde Türk ailesinin sahip olduğu genel nitelikleriyle temsil edilebildiği, ancak filmlerde, ele alınan hikaye gereği bazı durum veya olayların Türk ailesiyle uyumsuzluk gösterebileceği yönünde olmuştur. Belirlenen filmler betimsel analiz yöntemiyle incelenerek çalışmanın temel sorusuna cevap aranmış ve tahlil edilen filmlerin tümünde filmsel zamana göre Türk ailesinin genel nitelikleriyle temsil edilebildiği sonucuna ulaşılmış, ancak analiz edilen filmlerin birisinde temsili yapılan ailelerde Türk ailesiyle uyum göstermeyen bazı durumların olduğu neticesine varılmıştır.
|
The family has taken an important place for the Turkish communities throughout history and the Turkish family has evolved over time in certain periods of time. The proclamation of the Republic has been an important turning point for the Turkish family to gain a modern family structure. Because the steps taken in the name of the modernization of the society have reciprocated from society in time and the transformation towards the modern family structure has been realized. The transformation still continues today. In this context, the family which is a social institution is represented in Turkish cinema with its various qualities. Therefore, it is important to understand how the Turkish family is represented in cinema as both a branch of art and a means of mass communication. Because cinema is a tool that has the power to influence and direct the masses. The ability of cinema films to influence and direct societies naturally increases with films that reach particularly large spectrum of audience numbers. It is necessity that such a period, which may be considered as a turning point in the increase of the number of spectators in Turkish cinema, should be within the scope of research. In this context, the main focus of the thesis is on 1996-2000. The Turkish films, which reached a million and more viewers in this period, were asked to answer the question of whether the Turkish family was represented by their characteristics by considering the filmic time. The basic assumption of the study is that the Turkish films are represented by the general characteristics of the Turkish family; however, it is evaluated that some of the situations or events may show incompatibility with the Turkish family due to the story in the movies. Determined films were analyzed by using descriptive analysis method and the basic question of the study was sought. It has been concluded that all the films analyzed can be represented by the general characteristics of the Turkish family according to the filmic time. However, in one of the films analyzed, it was concluded that there were some cases that did not comply with the Turkish family.
|
DORUKAN ÇELİK
|
580355
|
İstanbul Arel Üniversitesi
|
Medya ve Kültürel Çalışmalar Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=vjszP7PzV0HebcjFEvDfwObkZhrUYsXVdzCYIfaZ8YK93S82pQeA-eX16IXCXJ5H
|
./data/pdfs/580355.pdf
| 1,001,955
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:36.078828
|
2025-06-05T21:33:51.304754
|
2025-06-07T07:14:10.580632
|
2025-06-07T11:41:46.381717
|
sayıda çocuğun var olması da, aileyi çekirdek aile türünün kapsamı dışına çıkartmamaktadır.
Antropolog Murdock, yapmış olduğu aile sınıflandırmasıyla aile tıplerinden biri olan çekirdek ailenin, diğer iki aile tipini (geniş aile ve poligam aile) oluşturduğunu öne sürmüştür. (Erdentuğ, 1990: 322). Böylelikle Murdock'un yaptığı sınıflandırma, bırı 'çekirdek aile', diğeri de 'ailenin bileşik tipleri' (geniş aile ve poligam aile) olarak iki başlık halinde incelenebilmektedir (Erdentuğ, 1990: 322-323). Bu bağlamda Murdock'un, çekirdek aileyi diğer aile tiplerinin ana damarı olarak gördüğü söylenebilir.
Murdock'un çekirdek aileye bakış açısından yola çıkılarak ülkemizdeki aile türleri değerlendirildiğinde; ataerkil geniş aile tıpı ve geçici geniş aile tipinin çekirdek aileden türediği kanısına ulaşılabilir. Bu türemenin açılımı; çekirdek aileyi oluşturan bireylerin, geniş ailenin temelini oluşturduğu şeklinde yapılabilir. Çekirdek aile özü gereği zaten geniş aile tipinin içerisinde olmak durumundadır. Zira çekirdek aileyi oluşturan bireylerden karı-kocadan birisinin olmaması halinde eksikli bir ailenin varlığı söz konusu olacağından, ailedeki kişi sayısı ne kadar fazla olursa olsun geniş aile tipinin varlığından söz edilememekte, bu durumda parçalanmış aile türü ortaya çıkmaktadır. Y ani en az birer karı-kocadan oluşan bir çekirdek ailenin bulunmaması halinde, geniş ailenin varlığından bahsedilebilmesi mümkün olmamaktadır.
Çekirdek aile türü çeşitli özellikleri nedeniyle 'modern çekirdek aile' olarak da bilinmektedir (Yıldırım, 2011: 74). Ancak bu nitelikleri tam olarak içerisinde barındırmayan çekirdek ailelerin de olması söz konusudur. Dolayısıyla çekirdek aileler de kendi içerisinde belirli nitelikleriyle farklılıklar gösterebilmektedirler. Bu tespit ülkemizdeki çekirdek aileler için de geçerlidir.
K entlerde yaşamını sürdüren aileler ile kırsal alanlarda varlığını sürdüren aileler arasında bazı yönlerden farklılıklar bulunmaktadır. Ülkemizde kentlerde yaşayan aileler, köylerde yaşayan ailelere kıyasla daha modern bir yaşam tarzını benimsemektedirler. Dolayısıyla kentlerde yaşamını sürdüren çekirdek aileler gelişmiş çekirdek aile olarak ifade edilebilir (Demiray, 1999: 38).
|
|
596332
| 29
| 82
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9409837126731873,
"polygon": [
[
203,
1994
],
[
1513,
1993
],
[
1512,
340
],
[
202,
341
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8875628709793091,
"polygon": [
[
898,
2237
],
[
900,
2180
],
[
835,
2178
],
[
833,
2236
]
]
}
]
}
|
Türkiye'de ulusal program ve uluslararası Bakalorya Programı öğrencilerinin 21. yüzyıl becerilerine ilişkin algıları / The perceptions of the students educated in national programme and International Baccalaureate Programme in Turkey about the 21st century skills
|
21. yüzyıl sosyal ve ekonomik değişimleri de beraberinde getirmiştir. Kültürel, ekonomik ve politik globalleşme artarken, bilimsel ve teknolojik alandaki gelişmeler uluslararası entegrasyonu ve iş birliğini geliştirmiş, değişime büyük katkı sağlamıştır. Yeni jenerasyonu bilgi toplumuna hazırlamak ve sunmuş olduğu imkânlardan faydalanmalarını sağlamanın önemi yadsınamaz bir gerçek olarak görülmektedir. Bilginin artan üretimi, paylaşımı ve her formunun uygulanması ekonomik ve kültürel kalkınmaya etki etmektedir. Bilgi, kişisel ve mesleki gelişimin itici gücü olarak görülmektedir. İnsanlar bilgi edindiği, öğrenme becerileri kazandığı ve bunları anlamlı kullanım için yetkinliğe dönüştürdüğünde yalnızca ekonomik ve teknolojik ilerleme sağlamaz aynı zamanda kişisel memnuniyet ve refah da elde edilir (Eurydice, the information network on education in Europe, 2002).
Bu araştırmada Türkiye'de gelecekte iş hayatına atılacak bugünün öğrencilerinde aranacağı düşünülen 21. yüzyıl becerileri algılarına Uluslararası Bakalorya Diploma Programı'nın etkisi araştırılmıştır. Uluslararası Bakalorya Diploma Programı ve Milli Eğitim Bakanlığı Ulusal Öğretim Programı arasında öğrencilerin bu beceri algı düzeyleri arasında fark olup olmadığı sorgulanmıştır. Araştırmada Uluslararası Bakalorya Diploma Programı uygulayan dört lisede öğrenim gören 12. sınıf öğrencilerine 21. yüzyıl becerilerini bilişsel, duyuşsal ve sosyo-kültürel alt boyutta ölçen 33 maddelik anket uygulanmıştır. Anket verileri SPSS programı ile analiz edilmiştir. Beş uluslararası Bakalorya Diploma Programı ve beş Ulusal Program öğrencisi ile yapılan görüşmelerden elde edilen veriler, bulguları desteklemek amacı ile kullanılmıştır.
Araştırma sonucunda Uluslararası Bakalorya Diploma Programı öğrencilerinin 21. Yüzyıl becerileri düzeylerine ilişkin algılarının ulusal program öğrencilerine göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Uluslararası Bakalorya Programı öğrencileri ile ulusal programda eğitim gören öğrencilerin 21. Yüzyıl beceri algılarının karşılaştırması sonucu en yüksek fark %8 ile bilişsel boyutta görülürken, sosyokültürel boyutta fark %3.6, duyuşsal boyuttaki fark ise en düşük ve %2,6 olarak Uluslararası Bakalorya Programı lehine görülmüştür.
|
21st century brought along social and economic changes with it. As the cultural, economic and political globalization has increased, the development in scientific and technological fields enhanced international integration and cooperation and made great contribution to these changes. The importance of preparing the next generation to information society and to make use of the opportunities that it offers is seen as an undeniable fact. The increasing production, sharing and application of all forms of knowledge affect the creation of economic and cultural development. Knowledge is seen as the driving force of personal and professional development in 21st century.When people acquire knowledge and learning skills and turn them into competences for meaningful use, not only economic and technological progress but also personal satisfaction and prosperity are achived . (Eurydice, 2002).
In this study, in Turkey the effect of International Baccaluarete Diploma Program on the perception of the students about the 21st century skills which are deemed necessary in today's students, who will participate in business life in the future, was explored. It was questioned whether there is a difference between the International Baccaluarete Diploma Programme and Ministry of National Education Program in helping students to gain the perception of these skills. In the research, a 33-items questionnaire which measures the 21st century skills in cognitive, affective and socio-cultural sub-categories was applied to 12 graders in four high schools which apply both International Baccaluarete Diploma Programme and Ministry of National Education Program. The survey was evaluated by SPSS program. The data obtained from the interviews with five International Baccaluarete Diploma Programme and five Ministry of National Education Program students were used to support the findings.
As a result of the research, it was concluded that the perception of the students educated in International Baccalaureate Programme in Turkey on 21st century skills level is higher than the national program students. As a result of the comparison of 21st century skill perception of International Baccaluarete Programme students and students studying in National Program, the highest difference was seen in perception of cognitive skills with 8%, followed by sociocultural skills with 3.6% and the difference in affective skills was lowest 2.6% in favor of the International Baccalaurete Programme.
|
ESRA ÖZTERMİYECİ
|
596332
|
Maltepe Üniversitesi
|
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=npGs9H39x7G6401x51yqpE-CDRpQ0lasN5oJw7HgrlNKSyPTN6_lxrTee0swwRlN
|
./data/pdfs/596332.pdf
| 1,727,147
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:36.502647
|
2025-06-05T21:35:22.953628
|
2025-06-07T07:14:11.984004
|
2025-06-07T11:41:46.524038
|
Programının öğrencilere daha fazla araştırma ve bağımsız düşünme fırsatı verdiği sonucu ortaya çıkmıştır (Dulun, 2018).
Teke, IBDP ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) İise müfredat programını uygulayan liselerden mezun olan ve üniversite öğrenimine devam eden öğrencilerin aldıkları lise eğitimine bakış açıları üzerine araştırma yapmıştır. Araştırmanın sonucunda İBDP öğrencilerinin üniversiteye hazırlık, müfredat getirileri ve genel memnuniyet açısından MEB mezunlarına göre daha pozitif bakış açısına sahip olduğu buna karşılık stres ve müfredat götürüleri açısında MEB mezunlarının daha pozitif bakış açısına sahip olduğu görülmüştür (Teke, 2015).
Göçmen, 100 IBDP, 100 Ulusal Program olmak üzere 200 öğrenci ile yürüttüğü çalışmada Üluslararası Bakalorya Diploma Programı'nın uluslararası anlayış geliştirmeye katkısı olup olmadığını araştırmıştır. Araştırmada uluslararası anlayış ölçeğinin yanı sıra öğrencilerden uluslararası anlayış ile ilgili tanım yapmaları istenmiştır. Sonuçta iki grup arasında anket sonucunda belirlenen değişkenlere göre anlamlı bir fark olmadığı ancak İBDP öğrencilerinin yazdıkları tanımların daha kapsamlı, kişisel bakış açısını daha fazla yansıtan ve literatürdeki tanımlara daha yakın
ifadeler kullandıkları görülmüştür (Göçmen, 2010).
Metli, doktora tezinde öğrencilerin, öğretmenlerin uluslararası farkındalığın Uluslararası Bakalorya Diploma Programı içerisinde destek ve zorlukları hakkındaki algısını incelemiş özellikle IB Diploma Programı'nın ana unsurları olan Yaratıcılık, Etkinlik, Hizmet (CAS), Bitirme Tezi (EE) ve Bilgi Teorisi (TOK) derslerinin uluslararası fikirliliğin ana bileşenleri çok dillilik, kültürler arası anlayış ve küresel sorumluluğu nasıl geliştirdiğini araştırmıştır. Üç farklı okulda karma metot kullanarak araştırmasını gerçekleştiren Metli araştırma sonucunda, en fazla Model Birleşmiş Milletler (MÜN) gibi müfredat dışı aktivitelerin uluslararası farkındalık gelişimi konusunda etkisinin olduğu sonucuna varmıştır. Uluslararası farkındalık bileşenlerinden küresel yükümlülüğü en çok Yaratıcılık, Etkinlik, Hizmet aktivitelerinin, küresel sorunlar ve kültürler arası anlayışını Bilgı Teorisi'nin desteklediği sonucuna varılırken çok dilliliği, uluslararası anlayışı, küresel sorumluluğu destekleyen pek çok fırsat sunmasına rağmen bitirme tezinin araştırmanın yapıldığı okullarda uluslararası farkındalığı en az etkileyen faktör olduğu sonucu çıkarılmıştır (Metli, 2018).
|
|
506148
| 45
| 84
|
{
"labels": [
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9605912566184998,
"polygon": [
[
509,
2073
],
[
1192,
2067
],
[
1187,
1491
],
[
504,
1497
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9529528021812439,
"polygon": [
[
1234,
1266
],
[
1234,
885
],
[
444,
884
],
[
444,
1266
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9511773586273193,
"polygon": [
[
542,
752
],
[
1158,
749
],
[
1157,
322
],
[
540,
325
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8659775257110596,
"polygon": [
[
690,
2139
],
[
990,
2139
],
[
990,
2078
],
[
690,
2078
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8356631398200989,
"polygon": [
[
1493,
1472
],
[
1493,
1348
],
[
259,
1347
],
[
258,
1471
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.834326982498169,
"polygon": [
[
876,
2225
],
[
877,
2175
],
[
811,
2175
],
[
811,
2225
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8206407427787781,
"polygon": [
[
642,
1330
],
[
1038,
1330
],
[
1038,
1282
],
[
642,
1282
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.7387601137161255,
"polygon": [
[
1388,
301
],
[
1388,
184
],
[
212,
184
],
[
212,
300
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.7272953987121582,
"polygon": [
[
299,
882
],
[
1316,
881
],
[
1316,
799
],
[
299,
801
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.7155881524085999,
"polygon": [
[
674,
810
],
[
1017,
810
],
[
1017,
766
],
[
674,
766
]
]
}
]
}
|
Sularda nonilfenol ve nonilfenol etoksilat gideriminde nanokompozitlerin kullanımının araştırılması / Investigation of the use of nanocomposites in the treatment of nonylphenol and nonylphenol etoxilate in water
|
Nonilfenol etoksilatlar (NFE) ve Nonilfenoller (NF) tekstil, deri, kağıt, temizlik ve kozmetik gibi çeşitli endüstrilerde kullanılan endokrin bozucu toksik ksenobiyotik bileşiklerdir. Nonilfenoller genellikle NFE'lerin biyodegradasyonları sonucu meydana gelen toksik özelliği fazla olan el yapımı bileşiklerdir. Avrupa ve Dünya'da 2020'de Nonilfenol etoksilatların öncelikli kimyasallar listesine alınması ve bu tarz zararlı kimyasalların su ortamına verilmesinin engellenmesine yönelik çalışmalar yürütülmektedir. Mutajenik özelliği olan bu bileşikler canlılarda iskelet yapısını hasara uğratabilmekte, endokrin bozucu yapısı ile üreme, cinsel davranışları, embriyonun gelişmesini etkileyebilmekte ve bitkilerin yapısını değiştirebilmektedir.
Bu çalışmada, pektin (Pektin-Fe3O4) ve çay (Çay-Fe3O4) ile kaplanmış demir oksit nanokompozitler, adsorbent madde olarak sentezlenmiş ve NFE adsorpsiyonundaki etkinliği araştırılmıştır. Pektin-Fe3O4 ve Çay-Fe3O4 karakterizasyonu için FTIR ve SEM analizleri yapılmıştır. Adsorpsiyon deneylerinde pH, temas süresi, adsorbent dozu ve NFE başlangıç konsantrasyonun etkileri incelenmiştir. Adsorpsiyonun hangi mekanizmaya uyumlu olduğunu belirlemek için Langmuir ve Freundlich izoterm grafikleri çizilmiş ve Freundlich izotermine daha uygun olduğu bulunmuştur. Yapılan çalışmalar sonucunda NFE gideriminde pH 7'de 4 g/L Pektin-Fe3O4 derişiminde % 62 ve 4 g/L Çay-Fe3O4 derişiminde % 70 oranında verim elde edilmiştir.
|
Nonylphenol ethoxylates (NPEO) and Nonylphenols (NP) are endocrine disrupting toxic xenobiotic compounds used in various industries such as textiles, leather, paper, cleaning and cosmetics. Nonylphenols are generally handmade compounds with a higher toxicity characteristic of NFE's biodegradation. These mutagenic compounds can damage the skeletal structure in living organisms, endocrine disrupting structure can affect reproduction, sexual behavior, development of embryos and change the structure of plants.
In this study, tea leaf coated (Tea-Fe3O4) and pectin coated (Pectin-Fe3O4) iron oxide nanocomposite was synthesized as an adsorbent and its effectiveness for NPEO adsorption was investigated. A series of batch experiments were performed to study the influence experimental parameters, such as pH, contact time, and adsorbent dosage to investigate the NPEO adsorption performance of Tea-Fe3O4 and Pectin-Fe3O4. Several techniques, including Scanning Electron Microscope (SEM), and Fourier Transform Infrared (FTIR) were used to characterize the adsorbent material. The adsorption of NPEO by Pectin-Fe3O4 and Tea-Fe3O4 was more suitable with the Freundlich isotherm. The maximum adsorption efficiency of NPEO in 60 ppm Pectin-Fe3O4 (62 %) and Tea-Fe3O4 (70 %) obtained at pH 7, adsorbent dose of 0.4 g, and 90 min.
|
PINAR BELİBAĞLI
|
506148
|
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
|
Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı
|
2018
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=MzP7PYssFqdb3WIjlroAkQBZ4Cggth7cWzH-BsvLESPEPDB5DtHyZK4RJfPGD8X7
|
./data/pdfs/506148.pdf
| 1,990,231
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:35.938840
|
2025-06-05T21:33:50.531684
|
2025-06-07T07:14:11.985020
|
2025-06-07T11:41:46.743349
|
Çalışmalarda örneklerin tartım işlemleri için ±0,0001 g duyarlılıkta Kern Abj 220-4NM marka elektronik hassas terazi kullanılmıştır (Şekil 3.5).

Şekil 3.5. Hassas Terazi
Orbital Karıştırıcı: Adsorpsiyon işlemleri için kullanılmıştır (Şekil 3.6).


## Şekil 3.6. Orbital Karıştırıcı
Hazırlanan Pektin-F3O4 ve Çay-Fe3O4 sulu faz karışımının pH değerini ölçmek için Hanna marka HI 2211 pH/ORP meter model pH metre kullanılmıştır (Şekil 3.7).

Şekil 3.7. pH Metre
|
|
581871
| 5
| 101
|
{
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.7241200804710388,
"polygon": [
[
885,
2244
],
[
940,
2244
],
[
940,
2192
],
[
884,
2192
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.6099928617477417,
"polygon": [
[
1488,
711
],
[
1489,
230
],
[
286,
228
],
[
285,
708
]
]
},
{
"class": "Diğer",
"confidence": 0.26881876587867737,
"polygon": [
[
1465,
706
],
[
1468,
232
],
[
262,
224
],
[
259,
697
]
]
}
]
}
|
Yaşamın ilk 18 ayında sağlıklı bebeklerin uyku düzeni, uyku düzenini etkileyen faktörler ve uyku eğitiminin etkinliği /
|
Giriş ve Amaç: Bebekler yaşamlarının ilk yıllarında uyku/uyanıklık örüntülerinin düzenlenmesinde hızlı değişimler yaşarlar. Bu değişiklikler bebeklerin fizyolojik olgunlaşma süreci, davranışsal kendini düzenleme yeteneği, kültürel ve çevresel faktörlerden etkilenir. Bununla birlikte çocukların ve özellikle bebeklerin uyku örüntüsü tam olarak aydınlatılamamıştır. Literatürde bebeklik dönemi uyku özelliklerini longitudinal olarak değerlendiren sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Ülkemizde ise bu konuda kapsamlı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışma ile yaşamın ilk 18 ayında sağlıklı bebeklerin uyku düzeninin longitudinal olarak izlenmesi, kültürel özelliklerin ve uyku düzenini etkileyen faktörlerin araştırılması, ayrıca uyku eğitiminin etkinliğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Hastalar ve Yöntem: Çalışmaya Temmuz 2017 – Haziran 2019 tarihleri arasında Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Sağlam Çocuk polikliniğinde izlenmekte olan sağlıklı 127 bebek dahil edildi. Bebekler 3. aylarından 18. aylarına kadar düzenli aralıklarla (3.ay, 6.ay, 9.ay, 12.ay, 18.ay) longitudinal olarak izlendi. Yenidoğan dönemine ait gece ve gündüz uyku süreleri ise geriye dönük olarak sorgulandı. İlk görüşmenin yapıldığı 3.aydan itibaren randomize olarak seçilen bir alt gruba (çalışma grubu) spesifik olarak uyku eğitimi verilmeye başlandı ve her izlemde bu gruba ayına uygun uyku eğitimi verilmeye devam edildi. Ayrıca her iki grupta yer alan bebeklerin ailelerine izlemlerde 71 sorudan oluşan ayrıntılı bir anket uygulandı, bebeklere 9. ve 15. aylarında Denver tarama testi yapıldı ve 9. aylarında bebeklerin tam kan sayımı, demir, demir bağlama, ferritin düzeylerine bakıldı. Annelere her izlemde Pittsburg uyku kalite ölçeği uygulandı.
Bulgular: Longitudinal izlemlerinde bebekler büyüdükçe gündüz uyku sürelerinin kısaldığı (p*=<0.001), gece uyanma sıklıklarının azaldığı (p*=<0.001), gece uyanık kaldıkları sürenin kısaldığı (p*=<0.001), gün içinde uyuma sıklıklarının azaldığı (p*=<0.001) tespit edildi. Bebeklerin çoğunlukla beslenerek uykuya daldıkları, loş ortamda uyudukları, uyku nesnesi kullanmadıkları ve ilk 6 ay sırtüstü uyudukları saptandı. Çalışma grubundaki bebeklerin 6. ayda kucakta tutularak uykuya dalma, 18. ayda kendi odalarında yalnız uyuma ve 18. ayda uyku nesnesi kullanma sıklıkları kontrol grubuna göre daha yüksek bulundu (sırasıyla p=0.03, p=0.005, p=0.02). Çalışma grubundaki bebeklerin 18. ayda kontrol grubundaki bebeklere göre gündüz daha uzun süre uyudukları tespit edildi (p=0.031). Çalışma grubunun 9. ay ve 12. ayda akşam yatma saatinin kontrol grubuna göre daha erken olduğu saptandı (sırasıyla p=0.009, p=0.018). Çalışma grubunda 12. ayda akşam yattığında uyuyana kadar geçen sürenin, 9. ve 12. aylarda ise gece uyandığında tekrar uyuyana kadar geçen sürenin kontrol grubuna göre daha kısa olduğu bulundu (sırasıyla p=0.04, p<0.001 ve p=0.002). Çalışma grubundaki bebeklerin kontrol grubundaki bebeklere göre ekran karşısında daha az vakit geçirdiği ve 12. ayda farkın anlamlı olduğu tespit edildi (p=0.03).
Sonuç: Çalışmaya katılan sağlıklı bebeklerde, bebeklik dönemi uyku özellikleri longitudinal olarak izlenmiş ve uyku alışkanlıkları konusunda kültürel özellikler tespit edilmiştir. Spesifik uyku eğitimi verilen grupta eğitimin olumlu etkileri gösterilmiştir. Çocuk sağlığı izlemlerinde kültürel özellikleri de dikkate alarak bebeklerin uyku alışkanlıklarının değerlendirilmesine ve ailelere bu konuda eğitim verilmesine özen gösterilmelidir.
Anahtar kelimeler: bebek, uyku, uyku eğitimi
|
İntroduction and aim: There is frequent changes occur in sleep cycles during early infancy. These alterations are related with many factors such as physiological maturation, behavioral self- augmentation , environmental and cultural influences. However, sleep patterns have not been fully explained especially in infants. There is very few studies in literature questioning the sleep patterns longitudinally and no comprehensive study has been published in Turkey yet. The aim of this study is to investigate sleep patterns of the infants until 18 months, explore the effects of environmental and cultural factors on sleep pattern and questioning the efficiency of sleep education.
Material and methods: 127 infants have been enrolled to study who has been admitted to the outpatient clinic in Erciyes University School of Medicine Department of Pediatrics between July 2017 and June 2019. Infants have been followed – up longitudinally between the 3 and 18 months on regular basis (3, 6, 9, 12, 18 months). Nighttime and daytime sleep duration in neonatal period obtained retrospectively from parents. Patients has been assigned into two sub- groups randomly (control group and test group). Sleep education lessons have been given to the parents of the children in test group from the 3 months old. Appropriate sleep education lessons are repeated on each follow – op depending on the age of the infant. Sleep education has been given face to face by the same individual with visual presentations. Questionnaire is administered to the parents in both test and control group on each follow – up. Denver test is applied to all subjects on 9th and 15th months and routine blood follow up parameters (complete blood count, iron, binding capacity and ferritin) are obtained on 9th month. Pittsburgh sleep quality questionnaire applied to mothers of all subject on each follow-up.
Results: Study findings shows reduced overall daytime sleep duration (p*=<0.001 ), lesser nightwakings (p*=<0.001 ), lesser nocturnal wakefulness (p*=<0.001 ) and reduced day time naps (p*=<0.001 ) as the infants grow. In addition, study shows that infants fall asleep during the breastfeeding , sleep in dusk environments, not use sleep object and sleep on their backs. Infants of the test group showed increased frequency of sleep initiation by holding in arms at 6th month, increased rate of sleeping in their own rooms alone at 18th month and increased rate of sleep object usage (p=0.03, p=0.005, p=0.02 respectively). Overall day time sleep duration in test group is significantly higher than the control group at 18th month (p=0.031). Infants of the test group in 9th and 12th months showed earlier bedtime compared to infants of the control group (p=0.009, p=0.018 respectively). Sleep latency at 12th months and the time back to sleep at night awakenings in test group is significantly lesser than control group (p=0.04, p<0.001 and p=0.002 respectively). Digital monitor exposure time in overall study in test group is lesser than the control group and the different is significant at 12th months (p=0.03).
Conclusion: The specialities of infantile sleep followed longitudinally and a correlation between culturel environment and sleeping habits have been observed in infants participating in this study. Sleep education showed favorable impact on sleep pattern. It should be paid attention to evaluate infantile sleep habits by taking into consideration the cultural specialities and give information to parents during the well child visits.
Keywords: infant, sleep, sleep education
|
GÖKÇE CIRDI
|
581871
|
Erciyes Üniversitesi
|
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Tıpta Uzmanlık
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=vjszP7PzV0HebcjFEvDfwDL_dvKX8ICbmDPzo96sDBHYlNRywRnugc1tRqlP9CoG
|
./data/pdfs/581871.pdf
| 3,051,226
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:36.853578
|
2025-06-05T21:37:31.818157
|
2025-06-07T07:14:12.737401
|
2025-06-07T11:41:47.194870
|
Sevgisi ile her zaman yanımda olan, akademik yönden her zaman gurur duyduğum ve örnek aldığım biricik eşim Yiğit'e ve sevgili annem Beyhan Cırdı, babam Erol Cırdı ve kardeşim İşınsu Cırdı'ya,
Varlığıyla hayatımı dolduran, pediatri eğitimime en büyük katkıyı sağlayan sevgili oğlum Buğra'ya sonsuz teşekkür ederim.
Dr. GÖKÇE CIRDI

|
|
497132
| 376
| 576
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.966783344745636,
"polygon": [
[
1345,
1502
],
[
1359,
220
],
[
182,
207
],
[
168,
1489
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.6400889158248901,
"polygon": [
[
1350,
2205
],
[
1353,
1531
],
[
159,
1526
],
[
156,
2199
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.4819115996360779,
"polygon": [
[
776,
2202
],
[
846,
2201
],
[
845,
2160
],
[
776,
2161
]
]
}
]
}
|
İlk dönem hadis ve islam tarihi kaynaklarında veda hutbeleriyle ilgili rivayetlerin değerlendirilmesi /
|
İlk dönem Hadis ve İslam Tarihi Kaynakları'nda Veda Hutbeleri ile ilgili birçok rivȃyetin nakledildiği görülmektedir. Araştırmamızda bu rivȃyetler tespit edilerek sened ve metin tenkȋdleri yapılmıştır. Konuyla ilgili nakledilen rivȃyetlerden hareketle Hz. Peygamber'in (a.s.) terviye gününden bir gün önce, arefe günü, kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde olmak üzere toplamda beş hutbe ȋrȃd ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
Çalışmamızda Hadis Kaynakları'nda bulunan Veda Hutbeleri ile ilgili metinlerin farklı başlıklar altında parça parça, İslam Tarihi Kaynakları'nda bulunan Veda Hutbesi metinlerinin ise genelde tek başlık altında derlenerek nakledildiği tespit edilmiştir. Hutbeler ile ilgili çoğunluğu sahȋh olan rivȃyetlerin yanında zayıf ve uydurma olan rivȃyetlerin de bulunduğu belirtilmiş, sözkonusu rivȃyetlerden isnȃd açısından sahȋh olanlar metin tenkȋdi açısından farklı delillere arz edilmiştir. Çalışmamızda Allah Rasûlü'nün sözkonusu hutbelerinde ümmetine sadece Kur'an'ı bıraktığı sonucuna ulaşılmış, Veda Hutbelerinde recm cezasının yer almadığı belirtilmiş; Arab'ın aceme takvȃ dışında bir üstünlüğünün olmadığı ve hadislerin sonrakilere nakli ile ilgili rivȃyetlerin Hz. Peygamber'e aidiyetinin sahȋh olduğu vurgulanmıştır.
Araştırmamızda isnȃd ve metin açısından sahȋh olan rivȃyetlerden istifade edilerek yeni bir metin inşȃsı oluşturulmuş ve bu metnin günümüzde meşhur olan Veda Hutbesi metinleri ile bir karşılaştırması yapılmıştır. Bu bağlamda günümüzde meşhur olan Veda Hutbesi metinlerinin Rasûlullah'ın belirli bir günde ȋrȃd ettiği hutbeden ziyade hacda farklı günlerde ȋrȃd ettiği hutbelerden elde edilmiş bir derleme olduğunu söylemek mümkündür. Bununla beraber bu derlemelerde İbn İshȃk'tan nakledilen arefe günü hutbesinden daha fazla ilham alındığı görülmektedir.
Anahtar Sözcükler
Veda Hutbesi, Rivȃyet, Sened Tenkȋdi, Metin Tenkȋdi, Metin İnşȃsı, Kur'an, Arap-Acem.
|
As it has been seen in the first period Hadith and Islamic History sources, there are many stories narrated about The Farewell Sermon. In this study, those narrations are identified, then subjected to sanad and textual criticisms. Based on the relevant stories, we can infer that Prophet Muhammad preached those mentioned sermons one day before the terwiyah day, on the Arafah day, and during the first three days of Eid Al Adha.
In this study, it is observed that the anecdotes about The Farewell Sermon in Hadith sources are narrated seperately under different titles whereas the ones in Islamic history sources are recited coherently under one specific title. And it is noted that among those stories about Prophet's sermons many of which are derived from reliable sources, one can admit that there are some unreliable narratives too. In our study, it is also concluded that the only legacy which prophet Muhammad has bequeathed was the Qur'an. In addition, it is also proved that there is no record of the penalty for adultery which was stated as "stoning the convicted to death" in his sermons. The stories that convey some of his statements are proven to be authentic, they are the ones which indicate that the Arabs are not superior to non-Arabs, but real superiority is measured by taqwá, and his suggestions about delivering his words to future generations.
In our research, a new text has been constructed on the basis of the narratives that come from reliable sources, and a comparison has been made between this new text and the well-known version of The Farewell Sermon. In this context, it is possible to say that the texts of the sermons transcribed in the sources are the result of a collection of sermons preached by Prophet Muhammad in different days of the Hadj, rather than a single sermon he preached in one particular day. It can be seen clearly that this collection was especially inspired by the sermon that was given on the day of Arafah and conveyed by İbn İshȃk.
Key Words
The Farewell Sermon, Narration, Sanad Criticism, Textual Criticism, Text Construction, Qur'an, Arabian-Persian
|
FİDAN ORHAN
|
497132
|
Dicle Üniversitesi
|
Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2018
|
Türkçe
|
Doktora
|
Matematik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=vbVkXe1KChYWNElr1MuLZm920kRp3Qa3VkeWKnYG-EFgYrnzZK_yJlguONl1CeRS
|
./data/pdfs/497132.pdf
| 5,002,364
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:27:56.489038
|
2025-06-05T21:12:05.095211
|
2025-06-07T07:14:14.102671
|
2025-06-07T11:41:48.425686
|
Dikkat ediniz! Sizler beni gördünüz ve benden (birtakım) sözler işittiniz. Kim benim adıma yalan söylerse cehennemdeki yerini hazırlasın!' '1632
Ahmed b. Hanbel ve Nesâr'nin Mürre'den tahrîç ettiği rivâyetler, Ibn Hanbel'in rivâyetinde bulunan 'Haberiniz olsun ki ben (hesap gününde) bazı erkekleri ve kadınları kurtaracak, bazıları hakkında ise hiç birşey yapamayacağım. Rabbim, onlar benim ashabım, diyeceğim. Bana, Sen onların senden sonra ne yaptıklarını bilmiyorsun denilecek.' şeklindeki lafızların dışında metin olarak aynıdır. İsnad açısından sahîh olan bu rivâyetler, metin açısından 'kevser havuzu ve şefaat' gibi ihtilaflı iki konuyu içermektedir. Bu iki konu üzerinde çalışmamızın ilerleyen sayfalarında 'arz' başlıkları altında duracağımzı belirterbiliriz.
## 2.1.3.16. Kurban Bayramının Birinci Gününde İrâd Edilen Hutbe ile İlgili Rivâyetlerin Bütünleştirilmesi
Allah Rasülü'nün, kurban bayramının birinci gününde îrâd ettiği hutbe, konuyla ilgili sahîh isnadlarla gelen rivâyetlere göre şu şekildedir:
Rasûlullah (a.s.); V eda Haccı'nda1633, kurban bayramının birinci gününde1634,
Mînâ'da 1635 kuşluk vakti1636 esnasında cemreler arasında 637 durdu ve kesik kulaklı bineğinin üzerinde1638 ayağa kalkarak1639, insanlara bir hutbe îrâd etti.1640 (Bu sırada bir kişi de bineğinin yularından tutuyordu.)1641 İnsanlardan kimisi ayakta, kimisi de oturmaktaydı.1642 Hz. Peygamber, Allah'a hamd ve senada bulunduktan sonra'643 insanlara vaaz ve nasihatte bulundu1644 ve şöyle buyurdu:
<sup>1632</sup> Nesâî, Sünen-i Kübrâ, II/444.
<sup>1633</sup> ibn Ebî Şeybe, Musannef, XV/27; İbn Hanbel, XXII/264; Ebû Dâvûd Menâsik 72 (II/489).
<sup>1634</sup> ibn Ebî Şeybe, Musannef, II/189, XV/27; İbn Hanbel, Müsned, XXII/264; Müslim Kasâme 29 (II/1305); Nesâî, Sünen-i Kübrâ, II/443, 469.
<sup>1635</sup> ibn Hanbel, Müsned, XXXIV/28, XXXIII/263, 264; Ebû Dâvûd Menâsik 71 (II/489); Nesâî, Sünen-i Kübrâ, II/443.
<sup>1636</sup> Ebû Dâvûd Menâsik 72 (II/489).
<sup>1637</sup> Ebû Dâvûd Menâsik 66 (II/483); İbn Mâce Menâsik 76 (II/1016).
<sup>1638</sup> ibn Hanbel, Müsned, XXXIII/263, 264; Ebû Dâvûd Menâsik 71 (II/489); Nesâî, Sünen-i Kübrâ, II/443.
<sup>1639</sup> Nesâî, Sünen-i Kübrâ, II/444.
<sup>1640</sup> ibn Hanbel, Müsned, XXXIII/263, 264; Ebû Dâvûd Menâsik 71 (II/489); Nesâî; Sünen-i Kübrâ, II/443.
<sup>1641</sup> ibn Hanbel, Müsned, XXXIV/28.
<sup>1642</sup> Ebû Dâvûd Menâsik 72 (II/489).
<sup>1643</sup> Nesâî, Sünen-i Kübrâ, II/443.
<sup>1644</sup> İbn Ebî Şeybe, Müsned, II/120; Tirmizî Radâ' 11 (III/467).
|
|
205285
| 225
| 245
|
{
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9252045154571533,
"polygon": [
[
1460,
132
],
[
1460,
90
],
[
1401,
89
],
[
1400,
132
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.394015371799469,
"polygon": [
[
209,
1939
],
[
1496,
1938
],
[
1496,
284
],
[
209,
285
]
]
}
]
}
|
Öğrenen ve öğreten arasındaki iletişimin yetişkin eğitimi süreci açısından değerlendirilmesi (Çankaya Halk Eğitim Merkezi ve 7. Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü merkez kursları örneği) / Evaluation of the communication between facilitator and adult learners through adult education process (Model of Çankaya Adult Education center and Directorate of 7 th Evening School)
|
Yalçın, Ersin, Öğrenen ve Öğreten Arasındaki İletişimin Yetişkin Eğitimi SüreciAçısından Değerlendirilmesi (Çankaya Halk Eğitim Merkezi ve 7.Akşam Sanat OkuluMüdürlüğü Merkez Kursları Örneği), Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Doç. Dr. Hayat Boz,XIX-240 s.Elde edilen bilgi ve tecrübelerin, yeni kuşaklar için yeniden keşfedilmesigereken birikimler olmaktan çıkartılması zorunluluğu, öğrenme faaliyetlerininrastlantıya bırakılmadan, planlı ve programlı bir şekilde yürütülmesi gerekliliğinidoğurmuş; tüm bu arayışlar çerçevesinde oluşan eğitim olgusu ise insantoplumlarının her zaman birinci önceliği olagelmiştir.Bilim, teknoloji ve iletişim alanında yaşanan başdöndürücü gelişmeler,ortalama insan ömrünün uzaması ve bilginin bir ürün olarak gündelik yaşamda yerinialması sürecinin oldukça kısalması eğitim olgusunun daha önce hiç olmadığı kadarönemli bir konum işgal etmesini de beraberinde getirmiştir. Tüm bu gereksinimlerinyanı sıra, örgün eğitimde edinilen bilgilerin, kişilerin yaşantıları boyuncakarşılaşacakları problemlerin çözümü için yeterli olmayacağı gerçeği ?yaşamboyueğitim? ve bu çerçevede ?yetişkin eğitimi? olgusunu ortaya çıkarmıştır.Yetişkin eğitiminden beklenilen çıktıların alınabilmesi için, yetişkinlerinfizyolojik, sosyolojik ve biyolojik özelliklerinin eğitim süreci boyunca dikkate alınmasıelzemdir. Bu bağlamda iletişim, yetişkin eğitiminin ilişki içerisinde bulunduğu entemel disiplin olarak karşımıza çıkmaktadır.Ancak, yapılan literatür çalışmasında özellikle ülkemizde ?yetişkin eğitimi? ve?yetişkin eğitiminde iletişim? olgularının gözardı edildiği, özellikle yetişkinlere yönelikdüzenlenen eğitim etkinliklerinin halen pedagojik bir nitelik gösterdiğigözlemlenmiştir. Bu nedenle, ?yetişkin eğitimde iletişim? konusunda yapılacakbilimsel nitelikteki bir araştırmanın ve yetişkin eğitimi faaliyeti gösteren bir programüzerinde gerçekleştirilecek anket çalışmasının, gerek yetişkin eğitimi etkinliklerindearzu edilen anlamda bir iletişim ortamının oluşturulup oluşturulmadığı sorusunacevap vererek konunun ihmal edilmişliğine dikkat çekmesi, gerekse daha sonrayapılacak çalışmalar açısından yol gösterici olması bakımından yararlı olacağıdüşünülmüştür.Sonuçta; söz konusu kurslarda yetişkin eğitimi ilkelerinin uygulanmasıanlamında büyük sorunların bulunmadığı; sınıf içi iletişiminin genel anlamda olumluolduğu; yaşanan iletişim kopukluklarının genelde kursiyerlerin çekingenliği veyetişkin eğitimcilerinin yetişkin eğitimi ile ilgili formasyona sahip olmamasındankaynaklandığı belirlenmiştir.
|
Yalçın, Ersin, (Evaluation Of The Communication Between Facilitator and AdultLearners Through Adult Education Process (Model of Cankaya Adult Education Center andDirectorate of 7th Evening School), Master Degree Thesis, Counselor: Ass. Prof. Hayat Boz,XIX-240 pages.Education has always been the first priority of all human societies as they needto convey the inheritance of knowledge and experience to the new generation withoutcoincidental but in a plan and programme.In our century, with the dazzling evolutions in science, technology andcommunication, the extension of average human lifetime and shortening of theprocess of knowledge taking part in daily life as a product, education has taken thevital importance. Beside all these needs, the reality of insufficiency of the knowledgetaken through normal school age for solving the problems faced in the later periodsof life revealed the facts of ?life-span education? and ?adult education?.In order to get expected outputs from adult education it is compulsory to takethe physiological, sociological and biological needs of adults into consideration.Thus, communication is the basic discipline that adult education gets in contact.In spite of all these facts, neglected situation of ?adult education? and?communication in adult education? in our country and the pedagogic character ofadult education programs are observed thorough the process of bibliographyscanning. In this frame, it has been thought that, a scientific research done in thesubject of ?communication in adult education? and a survey applied on an adulteducation programme would be beneficial by becoming guidance to the later studiesand by attracting attention to the ignorant situation of the subject with the answer ofthe question as whether there is a demanded communication environment in adulteducation activities or not.Consequently; it has been designated about the model program that; there areno big problems in applying the principles of adult education procedures; thesituation of in-class communication is generally positive and the sources ofcommunication gaps are the timidity of adult learners and having no androgogicformation of the facilitators.
|
ERSİN YALÇIN
|
205285
|
Ankara Üniversitesi
|
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2002
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Matematik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ePX_SaJ0b35Gq45swKG3lMzfNuBU5QBkCaRu85n6beQdjmHiriih_tUmtmtOX2db
|
./data/pdfs/205285.pdf
| 1,334,168
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:27:57.945087
|
2025-06-05T21:21:59.702376
|
2025-06-07T07:14:14.256375
|
2025-06-07T11:41:48.778305
|
35.Derslerde, yeni öğrenilecek konuyla ilgili olarak daha önce öğrendikleriniz hatırlatılıyor mu?
- a) ( ) Evet, her zaman daha önce öğrenilen bilgiler hatırlatılmaktadır.
- b) ( ) Yeni öğrenilecek konu önceki öğrendiğimiz bilgilere dayanıyorsa bazen gerekli hatırlatma yapılmaktadır.
- c) ( ) Hayır, daha önceki bilgiler öğrenilmiş ve hatırlanıyor kabul edilmekte ve yeni bir hatırlatma yapılmamaktadır.
36.Derslerle ilgili konularda, ders dışında öğretmenlerinizden yardım istediniz mi?
a) ( ) Evet
b) ( ) Hayır
37.(CEVABINIZ EVET İSE) Beklediğiniz yardımı alabildiniz mi?
a) ( ) Evet
b) ( ) Hayır
38.Derslerdeki başarınızın adil olarak değerlendirildiğini düşünüyor musunuz?
a) ( ) Evet
b) ( ) Hayır (Adil olmayan bir değerlendirmenin nedenlerinin neler olduğunu belirtiniz?)
39.Öğretmenleriniz, sizleri tanımak ve sorunlarınızı çözmek için ders dışında size zaman ayırmakta mıdır?
- a) ( ) Evet, öğretmenlerimiz bizleri tanımak ve sorunlarımızı çözmek amacıyla ders dışında zaman ayırmaktadır.
- b) ( ) Oğretmenlerimiz genelde dersleri ile ilgilenmektedirler, ancak zaman zaman bizleri tanımak ve sorunlarımızı çözmek için ders dışı zaman ayırmaktadırlar.
- c) ( ) Hayır, hiçbir zaman bizimle ders dışı iletişim kurmamaktadırlar.
40.Oğretmenleriniz, sınıf ortamında size isminizle hitap etmekte midir?
( ) Evet a) b) ( ) Hayır
|
|
566731
| 21
| 136
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9014996886253357,
"polygon": [
[
1475,
2150
],
[
1480,
247
],
[
359,
244
],
[
354,
2147
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8230434060096741,
"polygon": [
[
1465,
2245
],
[
1465,
2198
],
[
1412,
2198
],
[
1411,
2244
]
]
}
]
}
|
Anoreksiya Nervozada nüfuz edici anne imgesi sorunsalının projektif testlerle değerlendirilmesi / The evaluation of the image of intrusive mother in Anorexia Nervosa by use of projective tests
|
Bu çalışma, anoreksiya nervoza tanısı almış ergenlerin anneleriyle olan erken dönem ilişkilerinin projektif testler aracılığıyla incelenmesini içermektedir. Çalışmanın amacı, anoreksiya nervoza hastalarının sahip olduğu anne imgesinin, bu hastaların ruhsallığına olan etkisinin ortaya konmasıdır. Bu amaçla, yaşları 13-17 arasında değişen dört anoreksiya nervoza hastası ve aileleriyle çalışma yürütülmüştür. Hastalardan ikisi çalışma yürütüldüğü dönemde İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Yeme Bozuklukları servisinde yatmakta; diğer iki hasta ise İstanbul'da özel bir psikoterapi merkezinde tedavi görmektedir. Çalışmaya katılmaya gönüllü olan bu hastalarla önce ailelerinin de katıldığı aile görüşmeleri yapılmış, sonrasında hastalarla bire bir olarak psikanalitik ön görüşme ve Rorschach ve Tematik Algı Testlerinin uygulanmasını içeren bir görüşme yapılmıştır.
Rorschach testinden ve Tematik Algı Testi'nden elde edilen veriler Fransız Okulu'na bağlı kalınarak içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. İçerik analizi sonuçlarından elde edilen bulgular, anoreksiya nervoza hastası ergenlerin anne imgesini nüfuz edici nitelikte algıladıkları, preödipal dönemde yaşadıkları sorunlar sebebiyle ebeveynsel üstbenlik karşısında çocuksu bir üstbenlik yapılanmasına tutundukları ve annesele yönelik düşlemlerinin ayrılma-bireyleşme süreçlerinde zorluklara yol açtığını işaret etmektedir. Bulgular, anneden ayrılmaya dair hem bir arzu hem de endişe taşıyan hastaların, anneleriyle olan ilişkilerinde ambivalan duygular içerisinde olduklarını göstermektedir.
Anahtar Sözcükler: Anoreksiya nervoza, anne-çocuk ilişkisi, projektif testler, ayrılma-bireyleşme, nüfuz edici.
|
This study includes the examination of early relationships through projective tests between the mother and the adolescent who had been diagnosed as anorexia nervosa. The aim of the study is to reveal the effect of the mother image whom anorexia nervosa patients have and its effect on the psyche of these patients. With this purpose, the study is carried out with four anorexia nervosa patients aged between 13 and 17 and their families. Two of the patients were hospitalized in the Department of Psychiatry Eating Disorders Policlinic at the Faculty of Medicine in Istanbul University during the study period; while the other two patients were treated in a private psychotherapy center in Istanbul. These patients, who volunteered to participate in the study, were first interviewed together with their families before being interviewed privately by a psychoanalytic preliminary interview and the application of Rorschach and Thematic Apperception Tests.
The data obtained from the Rorschach Test and Thematic Apperception Test were evaluated with content analysis method adhering to the French School. Findings from the results of content analysis indicate that adolescents who are anorexia nervosa patients perceive the mother image as intrusive, hold on to a childish superego structure in the face of parental authority caused by problems that they had in a preodipal period and fantasies oriented to maternalism lead difficulties on separation-individation process. Findings show that these patients, who have both desire and anxiety for separation from their mothers, have ambivalent feelings in their relationships with their mothers.
Keywords: Anorexia nervosa, mother-child relationship, projective tests, separation-individuation, intrusive.
|
BERFİN YAPA
|
566731
|
İstanbul Üniversitesi
|
Uygulamalı Psikoloji Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=FgmkGchPKo23qQqBeqzVZt7MCL-7e0KnRPuiWUEJfBh3X9m6pXmt_GN-bEC_EZ3O
|
./data/pdfs/566731.pdf
| 2,095,295
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:36.293201
|
2025-06-05T21:37:06.102640
|
2025-06-07T07:14:14.835945
|
2025-06-07T11:41:49.121083
|
hipotezlerinden birini oluşturmaktadır. Yeme bozukluklarını melankoliyle bağdaştıran Freud, melankoliye karşılık gelen afektin yas, yani kaybedilen bir şeye olan özlem olduğunu belirtir. Içsel bir kaybın söz konusu olduğu melankoli ve iştah kaybını cinsel olarak libido kaybı gibi yorumlayabileceğimiz anoreksiya nervoza, bu anlamda melankolinin yasının libido kaybı üzerine denk gelmesidir.
Freud, Dora vakasında da benzer sonuçlara ulaşmıştır. Genç bir ergen olan Dora, Herr K. ile olan karşılaşmasından sonra iştahını kaybetmiştir. Bir mektubunda Freud (1899) Fliss'e psikojenik kusmayla bilinçdışındaki oral yolla hamile kalma fantezilerinin bağlantılı olduğunu yazmıştır:
Freud, bu alandaki incelemelerini cinsellik üzerine (1905), çocuk cinselliği üzerine (1908) ve çocuk nevrozunun tarihi üzerine (1918) olan konferanslarında genişletmiştir. Kızlarda gelişen bu anoreksiyanın ergenlik çağıyla ilgili olup olamayacağına ya da sonrasında cinselliğe karşı bir tiksintinin ifadesi olabileceğine dair fikirler yürütmüş ve yeme bozukluklarının histerik semptomlar olduğu önermesini yaparak yeme bozukluklarını ödipal sorunsallara bağlamıştır.
Bruch'a (1973: 211-226) göre anoreksiya nervozalı hastada ebeveyn yetersizliğine bağlı olarak emosyonel ve fiziki ihtiyaçlarını ayırt edememe durumu gelişmektedir. Yeme bozukluğunu hayatın erken dönemindeki bağlanma işlevlerindeki sorunlardan kaynaklanan yetersizlikler ve çaresizliklerle başa çıkma çabası olarak ele almakta ve ebeveyn ilişkilerindeki temel sorun olarak tanımladığı; pasif ve sıcak baba ile dominant annenin ilişkisinde arada kalma durumuna, reaktif tutum olarak yeme davranışı patolojilerinin geliştiğini iddia etmektedir. Hastaların aşırı bir kontrol, kimlik ve etkinlik çabası içinde olduklarını ve bunun son aşaması olarak acımasız bir
<sup>...</sup>Fantezide, hasta hamiledir çünkü son sevgilisinden bir bebek sahibi olamamayla başa çıkamaktadır. Aynı zamanda kusmalıdır da çunku bu yolla aç kalacak, çok zayıflayacak ve güzelliğini kaybederek artık hiç kimseye çekici gelmeyecektir. Böylelikle semptomun anlamı bu çelişkili arzu doyumu çiftini doyurmak olacaktır ...
|
|
205259
| 148
| 317
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9524089097976685,
"polygon": [
[
1512,
1934
],
[
1515,
307
],
[
266,
305
],
[
263,
1931
]
]
},
{
"class": "Footer",
"confidence": 0.8396247625350952,
"polygon": [
[
312,
2094
],
[
981,
2092
],
[
981,
1985
],
[
312,
1987
]
]
}
]
}
|
Televizyonda devlete ilişkin haberlerin söylemine eleştirel bir bakış /
|
ÖZETModern dönemde kitle iletişim araçları bilgi ve hakikatlerin üretiminde önemli derecedegüç ve etkiye sahiptir. Gazete ve televizyonculuk pratikleri, gündelik hayattaki dönüşümleribelirleyen, diğer güç ve iktidar odaklarına eklemlenen pratiklerdir. Televizyon, dönüşümleri vedeğişmeleri kışkırtan ve toplumu, bireyleri ortak uzlaşımlar etrafında birleştiren bir iktidaretkisine sahiptir. Modern dönemin medyaları bu açıdan bakıldığında, belirgin ölçüde iktidarpratiklerine eklemlenen bir iktidar mekanizması olarak tanımlanabilir. Bu nedenle devlet vemedya gibi bu iktidarlar birbirini gereksinir ve birbirinden önemli ölçüde beslenirler.Klasik dönemin İmparatorluklarından modern dönemin iktidarlarına geçişte, yönetimanlayışı açısından önemli bir kırılma yaşanmıştır. Modern iktidarlar çok farklı iktidar teknolojilerineve söylemsel stratejilere sahiplerdir. Yönetsel ve söylemsel düzeyde ortaya çıkan dönüşümler,devletlerin kendilerine ilişkin bilme biçimlerindeki dönüşümlerden kaynaklanmaktadır.Devletin kendine ilişkin bilme biçimlerindeki dönüşüm, ulus-devletlerin temel iktidar odaklarıüzerinden ürettiği söylemsel stratejileri de belirlemekte ve dönüştürmektedir. Bu noktada, Türkiye'dedevletin söyleminin kuruluş koşullarını belirleyen temel söylemsel stratejiler, yukarıda izah edilenaçıklamalar çerçevesinde belirlenmiştir. Bu stratejiler, zaman/tarih, mekân/coğrafya, nüfus ve bireyolarak üç ayrı alanda belirmektedir. Bu üç iktidar alanı, söylemin kuruluş koşullarını belirleyen temelsöylemsel stratejilerin üretildiği ve devletin kendisine ilişkin bilgisinin kodlandığı alanlardır.İfade edilen bu üç strateji, devletin söyleminde çok farklı temalar ve bağlamlardayinelenmektedir. Son dönem Türkiye'nin gündemine birçok temaya içkin olarak yerleşen ve uzun birsürece yayılmış Batılılaşma sürecinin temel söylemsel kurulumlarından beslenen Avrupa Birliği üyeliktartışmalarının, televizyon haber metinleri üzerinden gerçekleştirilen analizinde, devletin söylemiüzerine televizyon haber formatının belirlediği önemli sınırlılıklar ve kısıtlar ortaya çıkmıştır. Bukısıtlar hem devletin kendi söz ve ifade bütünlükleri açısından hem de televizyon haberlerinin formatıile ortaya çıkmaktadır. Devletin Avrupa Birliği'ne ilişkin söylemi, farklı sorunsallaştırma tarzlarınıdışlamakta ve temel bir anlamsal düzeye kapanma gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla AB üyelik süreciyekpare bir Batı algısı üzerine temellenen devletin tüm söylemsel stratejilerinden beslenen birkuruluma yerleşmektedir.307
|
ABSTRACTIn the modern era, mass media have significant influence on the production ofinformation and facts. The practice of journalism and broadcasting which determine thetransformations in daily life, articulate to the other realms of power and goverment. Televisionhas a sovereign power on inciting transitions and changes and uniting the society and theindividuals around concensus. From this point of view, the media of the modern age can bedefined as a mechanism of power which articulates to the practices of power. For this reason,powers like state and media need each other and are reinforced mutually.During the transition from the Empires of the Classical Age to the powers of Moderntimes, a drastic change in the paradigm of ruling can be observed. Modern powers have specificpower technologies and discoursive strategies. Transitions appearing at the administrative anddiscoursive level result in the transformations of self-awareness of the states. The magisterialtransition also determines and transforms the discoursive strategies produced by the nation-statethrough the main centers of power. At this point, basic discoursive strategies which havedetermined the founding conditions of the state discourse in Turkey have been determined inthe context of the explanations above. These strategies appear in three seperate fields/topics:time/history, space/geography, population and individual. These three realms of power are thosein which the basic discoursive strategies determining the preliminary conditions of discourse areproduced and where the state information is coded. These strategies are repeated in thediscourse of the state through different themes and contexts. In the recent format of the newsabout the EU , restrictions caused by the state can be easily observed especially in the process ofanalysis of the television news texts. These restrictions appear both in the integrity of the state?sown expressions and the format of TV news. The discourse of the state concerning the EU,excludes different types of problematicization and limits the probing of this issue to a basicsemantic level. Therefore, the access process to the EU is located on a formation reinforced bythe discoursive strategies of state, all constructed on a perception of homogeneous West.308
|
OLCAY CANBULAT
|
205259
|
Ege Üniversitesi
|
Radyo Televizyon Ana Bilim Dalı
|
2006
|
Türkçe
|
Doktora
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ePX_SaJ0b35Gq45swKG3lNoQUaECXq7JQkv1v2LMmD65D5FVq_mEG6iJXa8_zuSz
|
./data/pdfs/205259.pdf
| 2,308,987
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:35.763525
|
2025-06-05T21:31:03.957713
|
2025-06-07T07:14:16.200206
|
2025-06-07T11:41:49.691510
|
getirilmiştir266. Ancak Mustafa Kemal'in bu denli köktenci hamleleri benimsemediği şu sözlerinde açıklıkla ifade edilmektedir:
> "Efendiler! Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhani, ahlaki gıdalarına en ali, en feyyaz menbaalardır. Binaenaleyh camilerin ve mescitlerin minberlerinden halkı tenvir ve irşat edecek kıymetli hutbelerin maneviyatına halkça ittila imkanını temin, Şeriye Vekaleti celilesinin mühim bir vazifesidir(şiddetli alkışlar bravo sadaları). Minberlerden halkın anlayabileceği lisanla ruh ve dimağa hitap olunmakla ehli İslâmın vücudu canlanır, dimağı saflanır, imanı kuvvetlenir ... "267
Cumhuriyet öncesi daha pragmatik bir anlayışla gelişen din yorumu ve bu çerçevede algılanan İslâm dini ve ulusal kimliğin dini sınırları, Cumhuriyet sonrası ilerlemenin önünde engel teşkil eden bir unsur olarak kurgulanmıştır. Burada Cumhuriyet'in hemen öncesi dine bakış ile cumhuriyet sonrası dinin sınırlarını yeniden belirleyen bakış arasında fark ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla aslında söylemde dinin ilerlemeye engel teşkil etmediği yönündeki kurulumlara rağmen din toplumsal hayattan uzak tutularak özel alanlara yerleşmektedir.
Tarihin içinden seçilip derlenen ve yeni düzenlemeyle resmi tarih çerçevesine
büründürülen tarih, bir yandan yoksaymalar, unutuşlar tarihi de olmaktadır. Anadolu'nun Türkleştirilmesi yeni iskân politikalarıyla, mübadelelerle, yer değiştirmelere uğratılan halkların tarihi, hatırlanmamak üzere bu coğrafyadan silinmektedir. Burada onlarla birlikte gerçekleşen tarihin izleri yerine, Anadolu toprağını kendine mal eden yeni bir ulusun tarihi yeniden kurgulanmaktadır. Bu tarih artık, Rum, Ermeni isimlerinden arındırılmış ciddi bir Türkleştirme politikası çerçevesinde bizim yapılmıştır.
İttihat ve Terakki döneminde Anadolu coğrafyası Müslümanlaştırılırken, gayrımüslim isimlerin değiştirilmesi ve yerli halkın en kolay kabul edeceği isimlerin verilmesi yönünde uygulamalar gerçekleştirilir. Yerleşim bölgelerine verilecek isimlerin seçiminde göz önüne alınacak şeyler üzerinde yeni düzenlemeler yapılır. "1915 yaz aylarında, yerleşim yerlerinin isimleri değiştirilmeye başlandı. Ancak, her
<sup>266</sup> Tunçay; a.g.m., s. 95.
<sup>267</sup> Parla; a.g.e., Söylev ve Demeçler , I, s. 231, 1922. 142
|
|
588193
| 173
| 197
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8132262229919434,
"polygon": [
[
1463,
2195
],
[
1474,
818
],
[
313,
809
],
[
302,
2186
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.7729136943817139,
"polygon": [
[
1460,
2246
],
[
1461,
2197
],
[
1394,
2196
],
[
1393,
2246
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.2695665955543518,
"polygon": [
[
1425,
868
],
[
1427,
296
],
[
311,
292
],
[
309,
864
]
]
}
]
}
|
Türkiye'de 2000 sonrası işçi hareketinde kadınlar / Women in labour movement in Turkey during 2000's
|
Kapitalist üretim ilişkilerinin ve ataerkil yapıların bir sonucu olarak kadınlar emek piyasası içinde dezavantajlı bir konuma sahiptir. Türkiye'de de tarihsel, siyasal ve ekonomik gelişmeler doğrultusunda bu dezavantajların kadınlar açısından daha da derin bir biçimde yaşantılandığı görülmektedir. Buna karşılık bu dezavantajlı konumun getirdiği eşitsizlik ve ayrımcılık ile mücadele edebilecek mekanizmaların geliştirilmesinin toplumsal cinsiyet ilişkileri ve kadın emeği bağlamında dönüşümler yaratabileceği düşünülmektedir.
Bu çalışmada Türkiye'de 2000'li yıllarda kadın emeğinin dinamiklerinin ele alınması hedeflenmiş, siyasal, ekonomik ve politik bağlamda ücretli kadın emeğinin genel özellikleri değerlendirildikten sonra işçi hareketinde kadınların rolü incelenmiştir. Bu doğrultuda kadın işçilerin aktif olarak yer aldığı Novamed Direnişi, TEKEL Direnişi ve Flormar Direnişi'ndeki kadın işçilerin işçi hareketi içinde nasıl konum aldıklarını, hangi deneyimleri elde ettikleri ve tüm bunların Türkiye'de işçi hareketi ile kadın hareketine nasıl yansımaları olduğu üzerine değerlendirmeler yapılmıştır. Novamed Direnişinin ve TEKEL Direnişinin yer aldığı yayınlar ve akademik çalışmalar incelenmiş, Flormar Direnişi'nde ise işçi kadınlar ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. İşçi kadınların bir emek hareketi içerisinde aktif olarak yer almasının bir güçlenme, özneleşme ve özgürleşme olarak deneyimlendiği ve toplumsal cinsiyet ilişkileri bağlamında değişim ve dönüşümler yarattığı görülmüştür.
|
Women in labour market have a disadvantageous position due to the capitalist relations of production and patriarchal structures. As a result of the historical, political and economic developments in Turkey, it is observable that these disadvantages are experienced more intensely by women. In return, building up mechanisms to challenge the discrimination and inequality is an important way to transform the gender relations especially around women's labour.
This study aimed to examine the dynamics of women's labour in Turkey during the 2000's, in pursuit of understanding the basic features of women's wage labour in the circumstances of political, economic and social structures, and it examined the role of women in the labour movement. Accordingly, Novamed, TEKEL and Flormar strikes, which were the examples of women's active participation, were examined to see female workers' positioning within the labour movement, the experiences they had and how these strikes affected the labour movement and women's movement in Turkey. The study is based on publications and academic studies about the Novamed and TEKEL strikes, and in-depth interviews with the striker women in the Flormar Strike. The study finds out that the participation of women in labour movements has been an empowering and liberating experience which increased women's agency. The study also finds out that these experiences led to transformations in gender relations.
|
AYÇA TEZERİŞİR
|
588193
|
İstanbul Üniversitesi
|
Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=vjszP7PzV0HebcjFEvDfwMhgwA1xSzD42_HOyimq-ECGaFAXfc5mdCtUEbWrphZy
|
./data/pdfs/588193.pdf
| 1,182,216
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:35.661659
|
2025-06-05T21:29:02.963364
|
2025-06-07T07:14:16.207658
|
2025-06-07T11:41:50.131641
|
konusunda adım atmasını sağlamıştır. Aynı sınıfın üyeleri olmanın getirdiği bir eylem ve fikir birliği içinde olmanın yansımalarıdır bunlar.
Serap, şunları söylemektedir:
"Ben bayanım. Hem çalışırım, hem evime çeki düzen veririm. Akşam evime giderim yemek yaparım, eşimle yerim. Akşam yatarım uyurum ama sabah hakkımı da savunmaya gelirim. Yani aslında bayan bayana destektir ama öncelikle bir bayanın kendi iradesinin olması gerekiyor. Kendisinin bir hakkının olması gerektiğini biliyor ya da sadece kimseye hani bu ihtiyaçla da alakalı, hani kimseye ihtiyacın olmadığını, artı düşünce olarak da kimseye ihtiyacının olmaması gerektiğini bilmesi lazım. Çünkü aslında ben en başından tek bir bireyim. Yani ben bütün kararlarımı verebilirim. Ya da ben hakkımı koruyabilirim, hakkımı savunabilirim. En önemlisi ben daha çok kendimi geliştirebilirim" 14
Bu söylemlerde Serap, aslında direnişin siyasal sürecinin yanı sıra kadınların özel yaşamlarındaki güçlenme iradesine vurgu yapması dikkat çekicidir. "En önemlisi dediğim gibi tüm kadınların birazcık özgüvenli olması gerekiyor. Kendi hakkını kendisinin de savunacağını bilmesi gerekiyor. Hiçbir kadın bir erkeğe bağlı değildir. Yeri zamanı geldiğinde kendi ayakları üzerinde de durabilir."115 diyerek kadınların bağımsızlığını vurgulamaktadır. Bu, direnişe karar verme sürecinden tüm
yaşama yayılan bir irade olarak da tarif edilebilir Serap'ın söylemleri açısından.
Demet kadınların çalışmasına dair düşüncelerinden ve yaşadığı bir deneyimden şöyle bahsetmektedir:
"Memlekete gittim, arkadaşım var memlekette, babası kesinlikle çalışmasına izin vermiyor. Yani böyle baskı bir şey var, durdum dedim ki, 'bak aklına giriyormuş gibi olmayayım ama dedim bak çalışmadığın sürece bu baban seni ezer.' ( ... ) Dedim ikna et, ikna et dedim kesinlikle, altından gir üstünden çık ikna et. Ya işte diyor bilmiyor musun babamı kesinlikle izin vermiyor. Dedim bak bugün izin vermeyecek dedim bak sen kaç yaşına geldin, iş sigortan var mı? (...) dedim bak genceciksin, çalış ayaklarının üstünde dur. Bak dedim sen çalışmaya başladıktan sonra baban daha sana söz geçiremeyecek ( ... ) Diyor ki ben sana hayranım diyor, diyor her dediğini yapıyorsun, diyorum çalıştığım için yapıyorum."116
Açıkça görülmektedir ki Demet için özgürleşmek ile çalışmak arasında önemli bir bağ vardır. Bu yalnızca Demet'in deneyimi değildir. Bir kadının çalışıp kendi parasını kazanabilmesi, iş yaşamındaki tüm zorluklara rağmen, yaşanan çıfte emek sömürüsüne rağmen, evde oturmaktan daha öğretici ve özgürleştirici bir
<sup>114</sup> Görüşmeci 1, Yarı Yapılandırılmış Görüşme, 01.10.2018
<sup>115</sup> a.g.g.
<sup>116</sup> Görüşmeci 5, Yarı Yapılandırılmış Görüşme, 05.11.2018
|
|
580355
| 44
| 106
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9367964267730713,
"polygon": [
[
1490,
2136
],
[
1505,
337
],
[
336,
327
],
[
320,
2126
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8710278868675232,
"polygon": [
[
955,
2208
],
[
956,
2155
],
[
891,
2153
],
[
890,
2207
]
]
}
]
}
|
Türk sinemasında aile kurumunun temsili ve dönüşümü / Representation and transformation of the family institution in turkish cinema
|
Aile tarih boyunca Türk toplulukları için önemli bir konumda yer almış ve Türk ailesi belirli zaman dilimlerinde dönüşümler geçirerek bugünlere gelmiştir. Cumhuriyet'in ilanı Türk ailesinin modern bir aile yapısını kazanması hususunda önemli bir dönüm noktası olmuştur. Zira toplumun modernleşmesi adına atılan adımlar zaman içerisinde toplumda karşılık bulmuş ve çağdaş aile yapısına doğru dönüşümün olduğu görülmüştür. Söz konusu dönüşüm günümüzde halen devam etmektedir. Bu bağlamda sosyal bir kurum olan aile, Türk sinemasında da çeşitli nitelikleriyle temsil edilmektedir. Dolayısıyla hem bir sanat dalı hem de bir kitle iletişim aracı olarak sinemada Türk ailesinin nasıl temsil edildiği hususu önem kazanmaktadır. Zira sinema, kitleleri etkileme ve yönlendirme gücüne sahip bir araçtır. Sinema filmlerinin toplumları etkileme ve yönlendirme gücü doğal olarak özellikle yoğun izleyici sayılarına ulaşan filmlerle artmaktadır. Türk sinemasında izleyici sayılarının artışı hususunda da dönüm noktası olarak nitelendirilebilecek bir dönemin araştırma kapsamı içerisine alınması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu doğrultuda tezde temel olarak 1996-2000 yılları arasındaki dönemde vizyona girmiş, bir milyon ve üstü izleyici sayılarına ulaşan Türk filmlerinde, filmsel zaman göz önünde bulundurularak, Türk ailesinin sahip olduğu nitelikleriyle temsil edilip edilmediği sorusuna yanıt aranmıştır. Çalışmada öne sürülen temel varsayım ise, incelenen Türk filmlerinde Türk ailesinin sahip olduğu genel nitelikleriyle temsil edilebildiği, ancak filmlerde, ele alınan hikaye gereği bazı durum veya olayların Türk ailesiyle uyumsuzluk gösterebileceği yönünde olmuştur. Belirlenen filmler betimsel analiz yöntemiyle incelenerek çalışmanın temel sorusuna cevap aranmış ve tahlil edilen filmlerin tümünde filmsel zamana göre Türk ailesinin genel nitelikleriyle temsil edilebildiği sonucuna ulaşılmış, ancak analiz edilen filmlerin birisinde temsili yapılan ailelerde Türk ailesiyle uyum göstermeyen bazı durumların olduğu neticesine varılmıştır.
|
The family has taken an important place for the Turkish communities throughout history and the Turkish family has evolved over time in certain periods of time. The proclamation of the Republic has been an important turning point for the Turkish family to gain a modern family structure. Because the steps taken in the name of the modernization of the society have reciprocated from society in time and the transformation towards the modern family structure has been realized. The transformation still continues today. In this context, the family which is a social institution is represented in Turkish cinema with its various qualities. Therefore, it is important to understand how the Turkish family is represented in cinema as both a branch of art and a means of mass communication. Because cinema is a tool that has the power to influence and direct the masses. The ability of cinema films to influence and direct societies naturally increases with films that reach particularly large spectrum of audience numbers. It is necessity that such a period, which may be considered as a turning point in the increase of the number of spectators in Turkish cinema, should be within the scope of research. In this context, the main focus of the thesis is on 1996-2000. The Turkish films, which reached a million and more viewers in this period, were asked to answer the question of whether the Turkish family was represented by their characteristics by considering the filmic time. The basic assumption of the study is that the Turkish films are represented by the general characteristics of the Turkish family; however, it is evaluated that some of the situations or events may show incompatibility with the Turkish family due to the story in the movies. Determined films were analyzed by using descriptive analysis method and the basic question of the study was sought. It has been concluded that all the films analyzed can be represented by the general characteristics of the Turkish family according to the filmic time. However, in one of the films analyzed, it was concluded that there were some cases that did not comply with the Turkish family.
|
DORUKAN ÇELİK
|
580355
|
İstanbul Arel Üniversitesi
|
Medya ve Kültürel Çalışmalar Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=vjszP7PzV0HebcjFEvDfwObkZhrUYsXVdzCYIfaZ8YK93S82pQeA-eX16IXCXJ5H
|
./data/pdfs/580355.pdf
| 1,001,955
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:36.078828
|
2025-06-05T21:33:51.304754
|
2025-06-07T07:14:16.489318
|
2025-06-07T11:41:50.317661
|
Kırsal alanlarda var olan çekirdek ailelerin de bazı çağdaş niteliklere sahip olabileceği göz önünde bulundurulmalı, ancak bu ailelerde geleneksel özelliklerin görülme ihtimalinin daha tazla olduğunun bilinmesi gerekir. Bu fark, bireylerin eğitim düzeyleri ve kültürel birikimleriyle açıklanabilir. Dolayısıyla çekirdek aile dendiğinde, ailenin ülkemizin neresinde yaşadığı hususu önem teşkil etmektedir. Nitekim ülkemizde bireylerin yaşadıkları yerlerin nitelikleri ve kişilerin bireysel özellikleri nedeniyle çekirdek ailelerin nitelikleri değişkenlik gösterebilmektedir. Sözü edilen sebeplerden ötürü de bu aile türünün 'modern' veya 'çağdaş' nitelendirmesi yapılmadan 'Çekirdek Aile' başlığı altında ele alınmasının isabetli olduğu görülmektedir. Zira her iki çekirdek aile yapısı da ülkemizde bulunabilmektedir.
Bir ailenin çağdaş olarak nitelendirilebilmesi için, o ailenin pek çok özelliğiyle değerlendirilmesi gerekmekte ve modern aile, ayırt edici nitelikleriyle belirlenmesi gerekmektedir. Modern çekirdek aile bu açıdan bakıldığında çeşitli özellikleriyle öne çıkmaktadır. Orneğin bu ailenin kent ortamında geliştiği ve modern kentin nitelikleriyle şekillenen bir donanıma sahip olduğu görülmektedir (Yıldırım, 2011: 76). "Üye sayısının azlığı, geç evlilik, eşler arası eşit rol dağılımı, bireyin özne olarak varlığı gibi vasıflarla yapılanmaktadır" (Yıldırım, 2011: 76). Ailede, bireylerin hayattaki arkadaşlarını seçebilme özgürlükleri, alınacak kararlarda belirli yaşlara gelmiş çocukların da fikirlerinin alınması gibi özelliklere rastlanmaktadır (Güler ve Ulutak, 1992: 57).
" ... Çekirdek ailenin karı—koca ve çocuklarla ilişkiler ve aile sorunlarıyla ilgili günlük karar almada diğer aile biçimlerinden çok daha bağımsız olduğu kabul edilmektedir" (Timur, 1972: 19). Bu aile tipinde; aileyi oluşturan karıkocanın ailesi ile karı-kocanın kendi ana-baba aileleri arasında hak ve zorunluluklardan söz edilememekte, ailenin oluşum aşamasındaki eş seçimi aileyi kuracak çiftlerin kendi kararlarıyla olmakta, evlilik yaşı da evlenecek kişilerin ekonomik özgürlüklerini kazanabilecekleri yaşa gelip gelmediklerine bağlı olarak belirlenmektedir (Timur, 1972: 7). Bununla birlikte, oluşan çekirdek ailenin fiziki uzaklık bakımından da bağımsız bir yerde kurulması, karı-kocanın
|
|
596332
| 30
| 82
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9467369318008423,
"polygon": [
[
204,
1985
],
[
1510,
1985
],
[
1509,
332
],
[
204,
332
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8955366015434265,
"polygon": [
[
898,
2238
],
[
899,
2180
],
[
834,
2178
],
[
833,
2237
]
]
}
]
}
|
Türkiye'de ulusal program ve uluslararası Bakalorya Programı öğrencilerinin 21. yüzyıl becerilerine ilişkin algıları / The perceptions of the students educated in national programme and International Baccalaureate Programme in Turkey about the 21st century skills
|
21. yüzyıl sosyal ve ekonomik değişimleri de beraberinde getirmiştir. Kültürel, ekonomik ve politik globalleşme artarken, bilimsel ve teknolojik alandaki gelişmeler uluslararası entegrasyonu ve iş birliğini geliştirmiş, değişime büyük katkı sağlamıştır. Yeni jenerasyonu bilgi toplumuna hazırlamak ve sunmuş olduğu imkânlardan faydalanmalarını sağlamanın önemi yadsınamaz bir gerçek olarak görülmektedir. Bilginin artan üretimi, paylaşımı ve her formunun uygulanması ekonomik ve kültürel kalkınmaya etki etmektedir. Bilgi, kişisel ve mesleki gelişimin itici gücü olarak görülmektedir. İnsanlar bilgi edindiği, öğrenme becerileri kazandığı ve bunları anlamlı kullanım için yetkinliğe dönüştürdüğünde yalnızca ekonomik ve teknolojik ilerleme sağlamaz aynı zamanda kişisel memnuniyet ve refah da elde edilir (Eurydice, the information network on education in Europe, 2002).
Bu araştırmada Türkiye'de gelecekte iş hayatına atılacak bugünün öğrencilerinde aranacağı düşünülen 21. yüzyıl becerileri algılarına Uluslararası Bakalorya Diploma Programı'nın etkisi araştırılmıştır. Uluslararası Bakalorya Diploma Programı ve Milli Eğitim Bakanlığı Ulusal Öğretim Programı arasında öğrencilerin bu beceri algı düzeyleri arasında fark olup olmadığı sorgulanmıştır. Araştırmada Uluslararası Bakalorya Diploma Programı uygulayan dört lisede öğrenim gören 12. sınıf öğrencilerine 21. yüzyıl becerilerini bilişsel, duyuşsal ve sosyo-kültürel alt boyutta ölçen 33 maddelik anket uygulanmıştır. Anket verileri SPSS programı ile analiz edilmiştir. Beş uluslararası Bakalorya Diploma Programı ve beş Ulusal Program öğrencisi ile yapılan görüşmelerden elde edilen veriler, bulguları desteklemek amacı ile kullanılmıştır.
Araştırma sonucunda Uluslararası Bakalorya Diploma Programı öğrencilerinin 21. Yüzyıl becerileri düzeylerine ilişkin algılarının ulusal program öğrencilerine göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Uluslararası Bakalorya Programı öğrencileri ile ulusal programda eğitim gören öğrencilerin 21. Yüzyıl beceri algılarının karşılaştırması sonucu en yüksek fark %8 ile bilişsel boyutta görülürken, sosyokültürel boyutta fark %3.6, duyuşsal boyuttaki fark ise en düşük ve %2,6 olarak Uluslararası Bakalorya Programı lehine görülmüştür.
|
21st century brought along social and economic changes with it. As the cultural, economic and political globalization has increased, the development in scientific and technological fields enhanced international integration and cooperation and made great contribution to these changes. The importance of preparing the next generation to information society and to make use of the opportunities that it offers is seen as an undeniable fact. The increasing production, sharing and application of all forms of knowledge affect the creation of economic and cultural development. Knowledge is seen as the driving force of personal and professional development in 21st century.When people acquire knowledge and learning skills and turn them into competences for meaningful use, not only economic and technological progress but also personal satisfaction and prosperity are achived . (Eurydice, 2002).
In this study, in Turkey the effect of International Baccaluarete Diploma Program on the perception of the students about the 21st century skills which are deemed necessary in today's students, who will participate in business life in the future, was explored. It was questioned whether there is a difference between the International Baccaluarete Diploma Programme and Ministry of National Education Program in helping students to gain the perception of these skills. In the research, a 33-items questionnaire which measures the 21st century skills in cognitive, affective and socio-cultural sub-categories was applied to 12 graders in four high schools which apply both International Baccaluarete Diploma Programme and Ministry of National Education Program. The survey was evaluated by SPSS program. The data obtained from the interviews with five International Baccaluarete Diploma Programme and five Ministry of National Education Program students were used to support the findings.
As a result of the research, it was concluded that the perception of the students educated in International Baccalaureate Programme in Turkey on 21st century skills level is higher than the national program students. As a result of the comparison of 21st century skill perception of International Baccaluarete Programme students and students studying in National Program, the highest difference was seen in perception of cognitive skills with 8%, followed by sociocultural skills with 3.6% and the difference in affective skills was lowest 2.6% in favor of the International Baccalaurete Programme.
|
ESRA ÖZTERMİYECİ
|
596332
|
Maltepe Üniversitesi
|
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=npGs9H39x7G6401x51yqpE-CDRpQ0lasN5oJw7HgrlNKSyPTN6_lxrTee0swwRlN
|
./data/pdfs/596332.pdf
| 1,727,147
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:36.502647
|
2025-06-05T21:35:22.953628
|
2025-06-07T07:14:17.158379
|
2025-06-07T11:41:50.456258
|
Başka bir araştırmada İstanbul ili sınırları içinde İBDP uygulayan liselerde programa dahil olan ve olmayan öğrenci ve öğretmenlerin öğrenme iklimine ilişkin algısı incelenmiş ve IBDP'nin öğretmen ve öğrenciler üzerinde bir etkisi olup olmadığı sorgulanmıştır. Araştırma sonucunda IB Programı'nda ders veren öğretmenlerin müfredat programı ile ilgili iklim algılarının daha olumlu olduğu görülmüştür. İBDP'ye katılan ve katılmayan öğrencilerin öğrenme iklim algıları arasında bir fark olmadığı ancak IBDP'ye katılan öğrencilerin müfradat ve başarı alt boyutlarında programa katılmayan öğrencilere göre daha olumlu algıya sahip oldukları görülmüştür (Bora, 2010).
Wright ve Lee'nin yaptığı çalışmada İBDP programının uygulandığı Çin okullarında 21. yüzyıl becerilerinin geliştirmesi potansiyelini konusunda paydaşların algısını araştırılmıştır. Beş okulda vaka çalışması yapılmış olup araştırmacı ve çalışma grubunun elde ettiği sonuçlara göre IBDP programının özellikle temel koşulları olan Yaratıcılık, Etkinlik, Hizmet (CAS), Bitirme Tezi (EE) ve Bilgi Teorisi (TOK) sayesinde öğrencilerin 21. yüzyıl becerilerini geliştirmesi konusunda görüşmecilerin güveni olduğunu ortaya koymuştur. Bunlardan CAS'ın iletişim, kültürler arası anlayış, liderlik gibi kişiler arası becerileri geliştirdiği, bitirme tezinin yaratıcılık gibi bilişsel, özgüven ve zaman yönetimi gibi kişisel becerileri, Bilgi Teorisinin ise eleştirel düşünceyi geliştirdiği sonucu elde edilmiştir. Karşılaşılan zorluk olarak ise, Çin'de IB Programı'nın temel eğitim felsefesinden daha ziyade uluslararası üniversitelere giriş için bir avantaj olarak görüldüğü ve bunun da not kaygısını öne çıkartabildiği olarak belirtilmiştir (Wright & Lee, 2014).
Dickson, Perry ve Ledger Uluslararası Bakalorya Programının öğretme ve öğrenme üzerine etkisi konulu literatür araştırması sonuçlarına göre okul liderleri ve öğretmenler IB programlarının öğrenme ve öğretmeye pek çok pozitif katkısı olduğunu, öğrencilerde IB programlarından akademik, bilişsel ve duyuşsal fayda sağladıklarını bildirmişlerdir. Birçok okulda istenen öğrenci bazlı, sorgulayıcı öğretim ile öğrencilere eleştirel düşünce, analitik beceriler ve içeriklerin disiplinler arası değerlendirilmesi gibi özelliklerin İB programları ile kazandırıldığının görüldüğü bildirilmiştir. Pek çok paydaş IB programının öğretmenlerin araştırma, eleştirel düşünme, küresel farkındalık, kültürler arası iletişim, işbirlikçi çalışma, yaratıcı pedoğojik etkinlikler açısından
|
|
506148
| 46
| 84
|
{
"labels": [
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9538910984992981,
"polygon": [
[
1140,
1005
],
[
1145,
407
],
[
556,
401
],
[
550,
999
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8786014318466187,
"polygon": [
[
874,
2231
],
[
875,
2173
],
[
811,
2172
],
[
810,
2229
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8610199093818665,
"polygon": [
[
1484,
2045
],
[
1489,
1118
],
[
211,
1111
],
[
206,
2038
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8355932831764221,
"polygon": [
[
727,
1103
],
[
954,
1102
],
[
954,
1045
],
[
727,
1046
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.4275672733783722,
"polygon": [
[
1500,
356
],
[
1500,
268
],
[
281,
268
],
[
281,
356
]
]
}
]
}
|
Sularda nonilfenol ve nonilfenol etoksilat gideriminde nanokompozitlerin kullanımının araştırılması / Investigation of the use of nanocomposites in the treatment of nonylphenol and nonylphenol etoxilate in water
|
Nonilfenol etoksilatlar (NFE) ve Nonilfenoller (NF) tekstil, deri, kağıt, temizlik ve kozmetik gibi çeşitli endüstrilerde kullanılan endokrin bozucu toksik ksenobiyotik bileşiklerdir. Nonilfenoller genellikle NFE'lerin biyodegradasyonları sonucu meydana gelen toksik özelliği fazla olan el yapımı bileşiklerdir. Avrupa ve Dünya'da 2020'de Nonilfenol etoksilatların öncelikli kimyasallar listesine alınması ve bu tarz zararlı kimyasalların su ortamına verilmesinin engellenmesine yönelik çalışmalar yürütülmektedir. Mutajenik özelliği olan bu bileşikler canlılarda iskelet yapısını hasara uğratabilmekte, endokrin bozucu yapısı ile üreme, cinsel davranışları, embriyonun gelişmesini etkileyebilmekte ve bitkilerin yapısını değiştirebilmektedir.
Bu çalışmada, pektin (Pektin-Fe3O4) ve çay (Çay-Fe3O4) ile kaplanmış demir oksit nanokompozitler, adsorbent madde olarak sentezlenmiş ve NFE adsorpsiyonundaki etkinliği araştırılmıştır. Pektin-Fe3O4 ve Çay-Fe3O4 karakterizasyonu için FTIR ve SEM analizleri yapılmıştır. Adsorpsiyon deneylerinde pH, temas süresi, adsorbent dozu ve NFE başlangıç konsantrasyonun etkileri incelenmiştir. Adsorpsiyonun hangi mekanizmaya uyumlu olduğunu belirlemek için Langmuir ve Freundlich izoterm grafikleri çizilmiş ve Freundlich izotermine daha uygun olduğu bulunmuştur. Yapılan çalışmalar sonucunda NFE gideriminde pH 7'de 4 g/L Pektin-Fe3O4 derişiminde % 62 ve 4 g/L Çay-Fe3O4 derişiminde % 70 oranında verim elde edilmiştir.
|
Nonylphenol ethoxylates (NPEO) and Nonylphenols (NP) are endocrine disrupting toxic xenobiotic compounds used in various industries such as textiles, leather, paper, cleaning and cosmetics. Nonylphenols are generally handmade compounds with a higher toxicity characteristic of NFE's biodegradation. These mutagenic compounds can damage the skeletal structure in living organisms, endocrine disrupting structure can affect reproduction, sexual behavior, development of embryos and change the structure of plants.
In this study, tea leaf coated (Tea-Fe3O4) and pectin coated (Pectin-Fe3O4) iron oxide nanocomposite was synthesized as an adsorbent and its effectiveness for NPEO adsorption was investigated. A series of batch experiments were performed to study the influence experimental parameters, such as pH, contact time, and adsorbent dosage to investigate the NPEO adsorption performance of Tea-Fe3O4 and Pectin-Fe3O4. Several techniques, including Scanning Electron Microscope (SEM), and Fourier Transform Infrared (FTIR) were used to characterize the adsorbent material. The adsorption of NPEO by Pectin-Fe3O4 and Tea-Fe3O4 was more suitable with the Freundlich isotherm. The maximum adsorption efficiency of NPEO in 60 ppm Pectin-Fe3O4 (62 %) and Tea-Fe3O4 (70 %) obtained at pH 7, adsorbent dose of 0.4 g, and 90 min.
|
PINAR BELİBAĞLI
|
506148
|
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
|
Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı
|
2018
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=MzP7PYssFqdb3WIjlroAkQBZ4Cggth7cWzH-BsvLESPEPDB5DtHyZK4RJfPGD8X7
|
./data/pdfs/506148.pdf
| 1,990,231
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:35.938840
|
2025-06-05T21:33:50.531684
|
2025-06-07T07:14:18.310995
|
2025-06-07T11:41:50.624300
|
Sentezlenen pektin-Fe3O4 partiküllerini kurutma işlemi JSR marka JSOF-150 model etüv kullanılmıştır (Şekil 3.8).

Şekil 3.8. Etüv
## 3.3.1. Analitik metotlar
## 3.3.1.1. SEM analizi (Taramalı Elektron Mikroskobu)
Temel olarak Taramalı elektron mikroskobu, Tungsten, Lantan hekza borit katottan veya alan emisyonundan ortaya çıkan elektronların incelenecek malzeme yüzeyine gönderilmesi sonucu oluşan etkileşmelerden yararlanılması esasına dayanır. SEM'ler genel olarak bu elektron enerjisi 200-300 eV dan 100 keV a kadar değişebilir. Bu amaçla, yoğunlaştırcı elektromanyetik mercekle (condenser lense) toplanan, objektif mercekle odaklanan elektron demeti, yine elektromanyetik saptırıcı bobinlerle örnek yüzeyinde tarama işlemini (scanning) gerçekleştirir. Bir taramalı elektron mikroskobunda görüntü oluşumu temel olarak; elektron demetinin incelenen örneğin yüzeyi ile yaptığı fiziksel etkileşmelerin (elastik, elastik olmayan çarpışmalar vb.) sonucunda ortaya çıkan sınyallerin toplanması ve incelenmesi prensibine dayanır. Taramalı elektron mikroskobu (SEM) görüntüleri alınıp adsorbentlerin (pektin-Fe3O4 ve çay-Fe3O4) yüzey morfolojisi ve boyutu belirlenmiştir (Taek, 2016).
|
|
205285
| 226
| 245
|
{
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.903482973575592,
"polygon": [
[
1460,
135
],
[
1461,
88
],
[
1398,
88
],
[
1397,
134
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.49095118045806885,
"polygon": [
[
209,
2026
],
[
1504,
2019
],
[
1495,
365
],
[
201,
372
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.38552066683769226,
"polygon": [
[
1234,
237
],
[
1234,
183
],
[
274,
182
],
[
274,
235
]
]
}
]
}
|
Öğrenen ve öğreten arasındaki iletişimin yetişkin eğitimi süreci açısından değerlendirilmesi (Çankaya Halk Eğitim Merkezi ve 7. Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü merkez kursları örneği) / Evaluation of the communication between facilitator and adult learners through adult education process (Model of Çankaya Adult Education center and Directorate of 7 th Evening School)
|
Yalçın, Ersin, Öğrenen ve Öğreten Arasındaki İletişimin Yetişkin Eğitimi SüreciAçısından Değerlendirilmesi (Çankaya Halk Eğitim Merkezi ve 7.Akşam Sanat OkuluMüdürlüğü Merkez Kursları Örneği), Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Doç. Dr. Hayat Boz,XIX-240 s.Elde edilen bilgi ve tecrübelerin, yeni kuşaklar için yeniden keşfedilmesigereken birikimler olmaktan çıkartılması zorunluluğu, öğrenme faaliyetlerininrastlantıya bırakılmadan, planlı ve programlı bir şekilde yürütülmesi gerekliliğinidoğurmuş; tüm bu arayışlar çerçevesinde oluşan eğitim olgusu ise insantoplumlarının her zaman birinci önceliği olagelmiştir.Bilim, teknoloji ve iletişim alanında yaşanan başdöndürücü gelişmeler,ortalama insan ömrünün uzaması ve bilginin bir ürün olarak gündelik yaşamda yerinialması sürecinin oldukça kısalması eğitim olgusunun daha önce hiç olmadığı kadarönemli bir konum işgal etmesini de beraberinde getirmiştir. Tüm bu gereksinimlerinyanı sıra, örgün eğitimde edinilen bilgilerin, kişilerin yaşantıları boyuncakarşılaşacakları problemlerin çözümü için yeterli olmayacağı gerçeği ?yaşamboyueğitim? ve bu çerçevede ?yetişkin eğitimi? olgusunu ortaya çıkarmıştır.Yetişkin eğitiminden beklenilen çıktıların alınabilmesi için, yetişkinlerinfizyolojik, sosyolojik ve biyolojik özelliklerinin eğitim süreci boyunca dikkate alınmasıelzemdir. Bu bağlamda iletişim, yetişkin eğitiminin ilişki içerisinde bulunduğu entemel disiplin olarak karşımıza çıkmaktadır.Ancak, yapılan literatür çalışmasında özellikle ülkemizde ?yetişkin eğitimi? ve?yetişkin eğitiminde iletişim? olgularının gözardı edildiği, özellikle yetişkinlere yönelikdüzenlenen eğitim etkinliklerinin halen pedagojik bir nitelik gösterdiğigözlemlenmiştir. Bu nedenle, ?yetişkin eğitimde iletişim? konusunda yapılacakbilimsel nitelikteki bir araştırmanın ve yetişkin eğitimi faaliyeti gösteren bir programüzerinde gerçekleştirilecek anket çalışmasının, gerek yetişkin eğitimi etkinliklerindearzu edilen anlamda bir iletişim ortamının oluşturulup oluşturulmadığı sorusunacevap vererek konunun ihmal edilmişliğine dikkat çekmesi, gerekse daha sonrayapılacak çalışmalar açısından yol gösterici olması bakımından yararlı olacağıdüşünülmüştür.Sonuçta; söz konusu kurslarda yetişkin eğitimi ilkelerinin uygulanmasıanlamında büyük sorunların bulunmadığı; sınıf içi iletişiminin genel anlamda olumluolduğu; yaşanan iletişim kopukluklarının genelde kursiyerlerin çekingenliği veyetişkin eğitimcilerinin yetişkin eğitimi ile ilgili formasyona sahip olmamasındankaynaklandığı belirlenmiştir.
|
Yalçın, Ersin, (Evaluation Of The Communication Between Facilitator and AdultLearners Through Adult Education Process (Model of Cankaya Adult Education Center andDirectorate of 7th Evening School), Master Degree Thesis, Counselor: Ass. Prof. Hayat Boz,XIX-240 pages.Education has always been the first priority of all human societies as they needto convey the inheritance of knowledge and experience to the new generation withoutcoincidental but in a plan and programme.In our century, with the dazzling evolutions in science, technology andcommunication, the extension of average human lifetime and shortening of theprocess of knowledge taking part in daily life as a product, education has taken thevital importance. Beside all these needs, the reality of insufficiency of the knowledgetaken through normal school age for solving the problems faced in the later periodsof life revealed the facts of ?life-span education? and ?adult education?.In order to get expected outputs from adult education it is compulsory to takethe physiological, sociological and biological needs of adults into consideration.Thus, communication is the basic discipline that adult education gets in contact.In spite of all these facts, neglected situation of ?adult education? and?communication in adult education? in our country and the pedagogic character ofadult education programs are observed thorough the process of bibliographyscanning. In this frame, it has been thought that, a scientific research done in thesubject of ?communication in adult education? and a survey applied on an adulteducation programme would be beneficial by becoming guidance to the later studiesand by attracting attention to the ignorant situation of the subject with the answer ofthe question as whether there is a demanded communication environment in adulteducation activities or not.Consequently; it has been designated about the model program that; there areno big problems in applying the principles of adult education procedures; thesituation of in-class communication is generally positive and the sources ofcommunication gaps are the timidity of adult learners and having no androgogicformation of the facilitators.
|
ERSİN YALÇIN
|
205285
|
Ankara Üniversitesi
|
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2002
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Matematik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ePX_SaJ0b35Gq45swKG3lMzfNuBU5QBkCaRu85n6beQdjmHiriih_tUmtmtOX2db
|
./data/pdfs/205285.pdf
| 1,334,168
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:27:57.945087
|
2025-06-05T21:21:59.702376
|
2025-06-07T07:14:19.030534
|
2025-06-07T11:41:51.163844
|
41. Oğretmenlerinizin size isminizle hitap etmesi hoşunuza gider mi?
a) ( ) Evet (Nedenini Belirtiniz)
b) ( ) Hayır (Nedenini Belirtiniz)
42.Öğretmenlerinizin, derse devam durumunuzu belirlemek amacıyla yoklama yapmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?
a) ( )Yetişkin eğitiminde önemli bir sorun oluşturmaktadır, bu nedenle yapılmaması gerekir.
- b) ( ) Oğrenmenin gerçekleşmesi için gereklidir.
- c) ( ) Yoklama yapılmamaktadır.
43.Oğretmenleriniz, derse geç kaldığınızda nasıl bir tutum sergilemektedir?
- a) ( ) Herhangi bir tepki göstermemektedirler
- b) ( ) Nedenini öğrenmek istemektedir
- c) ( ) Bir daha tekrarlanması konusunda uyarıda bulunmaktadır
- d) ( ) Aşırı tepki göstermekte ve sinirlenmektedir
44.Oğretmenleriniz, ders ile ilgili verilen bir ödevi veya sorumluluğu yerine getirmediğinizde nasıl bir tutum sergilemektedir?
- a) ()Odev verilmemektedir.
- b) ()Herhangi bir tepki göstermemektedirler
- c) ( ) Nedenini öğrenmek istemektedir
- d) ( ) Bir daha tekrarlanmaması konusunda uyarıda bulunmaktadır
- e) ( ) Aşırı tepki göstermekte ve sinirlenmektedir
45.Aşağıdaki sözcüklerden hangisi genel anlamda öğretmenlerinizin sınıfta yarattığı ortama uygun düşmektedir?
- ( ) Demokratik. a)
- ( ) Baskıcı. b)
- ( ) Ilgisiz. C)
|
|
497132
| 377
| 576
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9376595616340637,
"polygon": [
[
1494,
2146
],
[
1497,
240
],
[
249,
238
],
[
246,
2144
]
]
}
]
}
|
İlk dönem hadis ve islam tarihi kaynaklarında veda hutbeleriyle ilgili rivayetlerin değerlendirilmesi /
|
İlk dönem Hadis ve İslam Tarihi Kaynakları'nda Veda Hutbeleri ile ilgili birçok rivȃyetin nakledildiği görülmektedir. Araştırmamızda bu rivȃyetler tespit edilerek sened ve metin tenkȋdleri yapılmıştır. Konuyla ilgili nakledilen rivȃyetlerden hareketle Hz. Peygamber'in (a.s.) terviye gününden bir gün önce, arefe günü, kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde olmak üzere toplamda beş hutbe ȋrȃd ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
Çalışmamızda Hadis Kaynakları'nda bulunan Veda Hutbeleri ile ilgili metinlerin farklı başlıklar altında parça parça, İslam Tarihi Kaynakları'nda bulunan Veda Hutbesi metinlerinin ise genelde tek başlık altında derlenerek nakledildiği tespit edilmiştir. Hutbeler ile ilgili çoğunluğu sahȋh olan rivȃyetlerin yanında zayıf ve uydurma olan rivȃyetlerin de bulunduğu belirtilmiş, sözkonusu rivȃyetlerden isnȃd açısından sahȋh olanlar metin tenkȋdi açısından farklı delillere arz edilmiştir. Çalışmamızda Allah Rasûlü'nün sözkonusu hutbelerinde ümmetine sadece Kur'an'ı bıraktığı sonucuna ulaşılmış, Veda Hutbelerinde recm cezasının yer almadığı belirtilmiş; Arab'ın aceme takvȃ dışında bir üstünlüğünün olmadığı ve hadislerin sonrakilere nakli ile ilgili rivȃyetlerin Hz. Peygamber'e aidiyetinin sahȋh olduğu vurgulanmıştır.
Araştırmamızda isnȃd ve metin açısından sahȋh olan rivȃyetlerden istifade edilerek yeni bir metin inşȃsı oluşturulmuş ve bu metnin günümüzde meşhur olan Veda Hutbesi metinleri ile bir karşılaştırması yapılmıştır. Bu bağlamda günümüzde meşhur olan Veda Hutbesi metinlerinin Rasûlullah'ın belirli bir günde ȋrȃd ettiği hutbeden ziyade hacda farklı günlerde ȋrȃd ettiği hutbelerden elde edilmiş bir derleme olduğunu söylemek mümkündür. Bununla beraber bu derlemelerde İbn İshȃk'tan nakledilen arefe günü hutbesinden daha fazla ilham alındığı görülmektedir.
Anahtar Sözcükler
Veda Hutbesi, Rivȃyet, Sened Tenkȋdi, Metin Tenkȋdi, Metin İnşȃsı, Kur'an, Arap-Acem.
|
As it has been seen in the first period Hadith and Islamic History sources, there are many stories narrated about The Farewell Sermon. In this study, those narrations are identified, then subjected to sanad and textual criticisms. Based on the relevant stories, we can infer that Prophet Muhammad preached those mentioned sermons one day before the terwiyah day, on the Arafah day, and during the first three days of Eid Al Adha.
In this study, it is observed that the anecdotes about The Farewell Sermon in Hadith sources are narrated seperately under different titles whereas the ones in Islamic history sources are recited coherently under one specific title. And it is noted that among those stories about Prophet's sermons many of which are derived from reliable sources, one can admit that there are some unreliable narratives too. In our study, it is also concluded that the only legacy which prophet Muhammad has bequeathed was the Qur'an. In addition, it is also proved that there is no record of the penalty for adultery which was stated as "stoning the convicted to death" in his sermons. The stories that convey some of his statements are proven to be authentic, they are the ones which indicate that the Arabs are not superior to non-Arabs, but real superiority is measured by taqwá, and his suggestions about delivering his words to future generations.
In our research, a new text has been constructed on the basis of the narratives that come from reliable sources, and a comparison has been made between this new text and the well-known version of The Farewell Sermon. In this context, it is possible to say that the texts of the sermons transcribed in the sources are the result of a collection of sermons preached by Prophet Muhammad in different days of the Hadj, rather than a single sermon he preached in one particular day. It can be seen clearly that this collection was especially inspired by the sermon that was given on the day of Arafah and conveyed by İbn İshȃk.
Key Words
The Farewell Sermon, Narration, Sanad Criticism, Textual Criticism, Text Construction, Qur'an, Arabian-Persian
|
FİDAN ORHAN
|
497132
|
Dicle Üniversitesi
|
Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2018
|
Türkçe
|
Doktora
|
Matematik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=vbVkXe1KChYWNElr1MuLZm920kRp3Qa3VkeWKnYG-EFgYrnzZK_yJlguONl1CeRS
|
./data/pdfs/497132.pdf
| 5,002,364
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:27:56.489038
|
2025-06-05T21:12:05.095211
|
2025-06-07T07:14:20.429897
|
2025-06-07T11:41:52.239422
|
Bu günümüzde ilk yapmamız gereken şey önce namaz kılmamız ve daha sonra da kurbanı kesmemizdir. Kim bu şekilde yaptıysa sünnete uygun hareket etmiş olur. Kim de bundan önce kesmişse, muhakkak ki o, ailesine et ikramında bulunmuştur. Bunun üzerine Ebü Bürde b. Dînâr; yanımda (iki) yaşını doldurmamış, rakat yaşını dolduran kurbandan daha iyi bir kurbanlık var (onu kessem olur mu)? diye sordu. Hz. Peygamber: Onu (sadece sana has bir izin olması kaydıyla) kurban olarak boğazlayabilirsin, buyurdu. 1645 Daha sonra şöyle devam etti:
Muhakkak ki zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı ilk günkü eski haline dönmüştür. (Allah katında) Bir sene, dördü haram olarak kabul edilen on iki aydan oluşmaktadır. Bu haram aylardan üç tanesi birbiri peşine gelen
Zilkâde, Zilhicce ve Muharrem aylandır. Dördüncüsü ise iki Cümâd ile Şaban ayları arasında yer alan ve Mudar ın ayı da denilen Receb ayıdır. 1646
Hz. Peygamber, daha sonra: Bu gün, hangi gündür? diye üç defa sordu. Biz, Allah ve Rasûlü daha iyi bilir, diye cevap verdik. Bunun üzerine Hz. Peygamber sustu. Bu suskunluk o kadar sürdü ki biz, her halde onu kendi isminden başka bir isimle adlandıracak diye, düşündük. Nahr günü (kurban bayramı günü) değil midir? diye sordu. Evet öyledir, diye cevap verdik. Sonra o: Bu ay, hangi aydır? diye sordu. Biz yine Allah ve Rasûlü daha iyi bilir, diye cevap verdik. Hz. Peygamber, sustu. O kadar uzun sürdü ki suskunluk, biz, onu başka bir isimle adlandıracağını zannettik. Şöyle buyurdu: Zilhicce değil midir? Evet, diyerek karşılık verdik. Sonra Hz. Peygamber: Bu belde, hangi beldedir? diye sordu. Bizler, Allah ve Rasûlü daha iyi bilir, diye cevap verdik. Hz. Peygamber yine sustu. O kadar uzun sürdü ki bu suskunluk biz yine onun, bu beldeyi kendi isminden başka bir isimle adlandıracağını zannettik. Daha sonra Hz. Peygamber: Haram belde değil midir? diye sordu. Evet, diye cevap verdik.1647 Bunun üzerine o şöyle buyurdu: Şüphesiz ki kanlarınız, mallarınız, ırzlarınız (648 ve bedenleriniz (49), kendi aranızda 1660 bu gününüzün, bu
<sup>1645</sup> Nesâî Salâtü'l-İdeyn 8 (III/182).
<sup>1646</sup> Müslim Kasâme 29 (II/1305); Nesâî, Sünen-i Kübrâ, II/469.
<sup>1647</sup> İbn Ebî Şeybe, Musannef, XV/26, 27; İbn Hanbel, Müsned, XXXIV/47, 48; Müslim Kasâme 29 (1/1305).
<sup>1648</sup> Buharî İlim 37 (1/35); Müslim Kasâme 29 (II/1305); Nesâî, Sünen-i Kübrâ, II/442; Ebû Avâne, Müsned, IV/101.
<sup>1649</sup> ibn Hanbel, Müsned, XXXIV/47, 48.
<sup>1650</sup> Nesâî, Sünen-i Kübrâ, II/442; Ebû Avâne, Müsned, IV/101.
|
|
205259
| 149
| 317
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9198699593544006,
"polygon": [
[
291,
1902
],
[
1449,
1902
],
[
1449,
1298
],
[
291,
1298
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.48772457242012024,
"polygon": [
[
1501,
1049
],
[
1503,
323
],
[
274,
320
],
[
272,
1045
]
]
}
]
}
|
Televizyonda devlete ilişkin haberlerin söylemine eleştirel bir bakış /
|
ÖZETModern dönemde kitle iletişim araçları bilgi ve hakikatlerin üretiminde önemli derecedegüç ve etkiye sahiptir. Gazete ve televizyonculuk pratikleri, gündelik hayattaki dönüşümleribelirleyen, diğer güç ve iktidar odaklarına eklemlenen pratiklerdir. Televizyon, dönüşümleri vedeğişmeleri kışkırtan ve toplumu, bireyleri ortak uzlaşımlar etrafında birleştiren bir iktidaretkisine sahiptir. Modern dönemin medyaları bu açıdan bakıldığında, belirgin ölçüde iktidarpratiklerine eklemlenen bir iktidar mekanizması olarak tanımlanabilir. Bu nedenle devlet vemedya gibi bu iktidarlar birbirini gereksinir ve birbirinden önemli ölçüde beslenirler.Klasik dönemin İmparatorluklarından modern dönemin iktidarlarına geçişte, yönetimanlayışı açısından önemli bir kırılma yaşanmıştır. Modern iktidarlar çok farklı iktidar teknolojilerineve söylemsel stratejilere sahiplerdir. Yönetsel ve söylemsel düzeyde ortaya çıkan dönüşümler,devletlerin kendilerine ilişkin bilme biçimlerindeki dönüşümlerden kaynaklanmaktadır.Devletin kendine ilişkin bilme biçimlerindeki dönüşüm, ulus-devletlerin temel iktidar odaklarıüzerinden ürettiği söylemsel stratejileri de belirlemekte ve dönüştürmektedir. Bu noktada, Türkiye'dedevletin söyleminin kuruluş koşullarını belirleyen temel söylemsel stratejiler, yukarıda izah edilenaçıklamalar çerçevesinde belirlenmiştir. Bu stratejiler, zaman/tarih, mekân/coğrafya, nüfus ve bireyolarak üç ayrı alanda belirmektedir. Bu üç iktidar alanı, söylemin kuruluş koşullarını belirleyen temelsöylemsel stratejilerin üretildiği ve devletin kendisine ilişkin bilgisinin kodlandığı alanlardır.İfade edilen bu üç strateji, devletin söyleminde çok farklı temalar ve bağlamlardayinelenmektedir. Son dönem Türkiye'nin gündemine birçok temaya içkin olarak yerleşen ve uzun birsürece yayılmış Batılılaşma sürecinin temel söylemsel kurulumlarından beslenen Avrupa Birliği üyeliktartışmalarının, televizyon haber metinleri üzerinden gerçekleştirilen analizinde, devletin söylemiüzerine televizyon haber formatının belirlediği önemli sınırlılıklar ve kısıtlar ortaya çıkmıştır. Bukısıtlar hem devletin kendi söz ve ifade bütünlükleri açısından hem de televizyon haberlerinin formatıile ortaya çıkmaktadır. Devletin Avrupa Birliği'ne ilişkin söylemi, farklı sorunsallaştırma tarzlarınıdışlamakta ve temel bir anlamsal düzeye kapanma gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla AB üyelik süreciyekpare bir Batı algısı üzerine temellenen devletin tüm söylemsel stratejilerinden beslenen birkuruluma yerleşmektedir.307
|
ABSTRACTIn the modern era, mass media have significant influence on the production ofinformation and facts. The practice of journalism and broadcasting which determine thetransformations in daily life, articulate to the other realms of power and goverment. Televisionhas a sovereign power on inciting transitions and changes and uniting the society and theindividuals around concensus. From this point of view, the media of the modern age can bedefined as a mechanism of power which articulates to the practices of power. For this reason,powers like state and media need each other and are reinforced mutually.During the transition from the Empires of the Classical Age to the powers of Moderntimes, a drastic change in the paradigm of ruling can be observed. Modern powers have specificpower technologies and discoursive strategies. Transitions appearing at the administrative anddiscoursive level result in the transformations of self-awareness of the states. The magisterialtransition also determines and transforms the discoursive strategies produced by the nation-statethrough the main centers of power. At this point, basic discoursive strategies which havedetermined the founding conditions of the state discourse in Turkey have been determined inthe context of the explanations above. These strategies appear in three seperate fields/topics:time/history, space/geography, population and individual. These three realms of power are thosein which the basic discoursive strategies determining the preliminary conditions of discourse areproduced and where the state information is coded. These strategies are repeated in thediscourse of the state through different themes and contexts. In the recent format of the newsabout the EU , restrictions caused by the state can be easily observed especially in the process ofanalysis of the television news texts. These restrictions appear both in the integrity of the state?sown expressions and the format of TV news. The discourse of the state concerning the EU,excludes different types of problematicization and limits the probing of this issue to a basicsemantic level. Therefore, the access process to the EU is located on a formation reinforced bythe discoursive strategies of state, all constructed on a perception of homogeneous West.308
|
OLCAY CANBULAT
|
205259
|
Ege Üniversitesi
|
Radyo Televizyon Ana Bilim Dalı
|
2006
|
Türkçe
|
Doktora
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ePX_SaJ0b35Gq45swKG3lNoQUaECXq7JQkv1v2LMmD65D5FVq_mEG6iJXa8_zuSz
|
./data/pdfs/205259.pdf
| 2,308,987
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:35.763525
|
2025-06-05T21:31:03.957713
|
2025-06-07T07:14:20.588845
|
2025-06-07T11:41:52.648251
|
vilayetin il idare kurullarınca yapılan faaliyetleri belli bir düzen ve yöntemden yoksundu. İsim değişikliği konusunda, Başkumandan Vekili sıfatıyla Enver Paşa 5 Ocak 1916 tarihinde bir talimatname yayımladı. Bu talimatnamenin birinci maddesine göre, Memalik-i Osmaniye'de Ermenice, Rumca veya Bulgarca gibi "İslam olmayan milletler lisanıyla yad edilen vilayet, sancak, kasaba, köy, dağ, nehir,....ilah bilcümle isimlerin Türkçe'ye tahvili"nin kararlaştırıldığı belirtiliyor ve "Şu müsait zamanımızdan süratle istifade edilerek bu maksadın" bir an önce devreye sokulması isteniyordu"268.
Yeni isimlendirme politikası coğrafyanın sahipliğini garantı altına almış ve şanlı bir geçmiş ve şımdinin çerçevesini belirlemiştir. İsimlerin seçiminde göz önüne alınacak hususlar talimatnamenin üçüncü maddesinde ayrıntılı olarak belirlenmektedir269.
> "Yeni konulacak isimlerin daima çalışmakta ibret ve mi'yar fölçü] olacak tarihi mefahir-i fövünç] askeriyemize şamil olmak mültezimdir. Gerek şimdi ve gerek evvelce vaka-yı harbiyeye maruz kalmış olan mevkiler oraya mahsus şanlı geçen hadisatı hatırlatmalı". Böyle olmadığı durumlarda "en namuslu ve memleketine" faydalı hizmetlerde bulunup ta vefat etmiş zatların
> isimleri veyahut "vaziyet ve coğrafyasına yakışan isimler konulmalıydı. "
Adlandırma günümüzde de devam eden önemli bir siyasal etkinlik olarak algılanmıştır. "Velhasıl mektep hocaları talebelerine öğrettikleri sürede vatanımızın her parçasını zikrederken ötelere aynı zamanda her mevkin şanlı tarihine iklim, mahsul, sanaat ve ticaretine aid kaideli mevzular bulunabilmelidir." Bulunacak bu isimlerin Müslüman halk tarafından kolayca benimsenmesi için eski isimlerine yakın isimler olmasına dikkat edilmeliydi. Bu zikredilen esaslara uygun isimler bulunmaz ise eskisine en yakın sesteş isimler bulunmalıydı. Buna bir de örnek verilir "Erkli'ye Erikli veyahud… Gelibolu'ya 'Velibola' yapılması gibi"20. Yeni milletin yaratımı, nüfus politikalarıyla homojenleştirilen ve geçmişle bağlarından tamamen koparılan bir millet, milli tarih ve coğrafya tanımıyla gerçekleştirilir.
<sup>208</sup> DHİ.İUM,48,17'den Aktaran: Fuat Dündar; İttihat ve Terakki'nin Müslümanları İskân Politikası (1913-1918), Iletişim Yay., Istanbul, 2001, s. 82.
<sup>269</sup> DH.İUM, 48,17,27 Temmuz 1915'ten Aktaran: a.g.e.,.s. 82.
27º DH.İUM, 48,17,27 Temmuz 1915'ten Aktaran: a.g.e., s. 82-83..
|
|
596332
| 31
| 82
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9375474452972412,
"polygon": [
[
204,
1986
],
[
1506,
1986
],
[
1506,
333
],
[
203,
333
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8654289245605469,
"polygon": [
[
898,
2239
],
[
899,
2180
],
[
834,
2179
],
[
832,
2237
]
]
}
]
}
|
Türkiye'de ulusal program ve uluslararası Bakalorya Programı öğrencilerinin 21. yüzyıl becerilerine ilişkin algıları / The perceptions of the students educated in national programme and International Baccalaureate Programme in Turkey about the 21st century skills
|
21. yüzyıl sosyal ve ekonomik değişimleri de beraberinde getirmiştir. Kültürel, ekonomik ve politik globalleşme artarken, bilimsel ve teknolojik alandaki gelişmeler uluslararası entegrasyonu ve iş birliğini geliştirmiş, değişime büyük katkı sağlamıştır. Yeni jenerasyonu bilgi toplumuna hazırlamak ve sunmuş olduğu imkânlardan faydalanmalarını sağlamanın önemi yadsınamaz bir gerçek olarak görülmektedir. Bilginin artan üretimi, paylaşımı ve her formunun uygulanması ekonomik ve kültürel kalkınmaya etki etmektedir. Bilgi, kişisel ve mesleki gelişimin itici gücü olarak görülmektedir. İnsanlar bilgi edindiği, öğrenme becerileri kazandığı ve bunları anlamlı kullanım için yetkinliğe dönüştürdüğünde yalnızca ekonomik ve teknolojik ilerleme sağlamaz aynı zamanda kişisel memnuniyet ve refah da elde edilir (Eurydice, the information network on education in Europe, 2002).
Bu araştırmada Türkiye'de gelecekte iş hayatına atılacak bugünün öğrencilerinde aranacağı düşünülen 21. yüzyıl becerileri algılarına Uluslararası Bakalorya Diploma Programı'nın etkisi araştırılmıştır. Uluslararası Bakalorya Diploma Programı ve Milli Eğitim Bakanlığı Ulusal Öğretim Programı arasında öğrencilerin bu beceri algı düzeyleri arasında fark olup olmadığı sorgulanmıştır. Araştırmada Uluslararası Bakalorya Diploma Programı uygulayan dört lisede öğrenim gören 12. sınıf öğrencilerine 21. yüzyıl becerilerini bilişsel, duyuşsal ve sosyo-kültürel alt boyutta ölçen 33 maddelik anket uygulanmıştır. Anket verileri SPSS programı ile analiz edilmiştir. Beş uluslararası Bakalorya Diploma Programı ve beş Ulusal Program öğrencisi ile yapılan görüşmelerden elde edilen veriler, bulguları desteklemek amacı ile kullanılmıştır.
Araştırma sonucunda Uluslararası Bakalorya Diploma Programı öğrencilerinin 21. Yüzyıl becerileri düzeylerine ilişkin algılarının ulusal program öğrencilerine göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Uluslararası Bakalorya Programı öğrencileri ile ulusal programda eğitim gören öğrencilerin 21. Yüzyıl beceri algılarının karşılaştırması sonucu en yüksek fark %8 ile bilişsel boyutta görülürken, sosyokültürel boyutta fark %3.6, duyuşsal boyuttaki fark ise en düşük ve %2,6 olarak Uluslararası Bakalorya Programı lehine görülmüştür.
|
21st century brought along social and economic changes with it. As the cultural, economic and political globalization has increased, the development in scientific and technological fields enhanced international integration and cooperation and made great contribution to these changes. The importance of preparing the next generation to information society and to make use of the opportunities that it offers is seen as an undeniable fact. The increasing production, sharing and application of all forms of knowledge affect the creation of economic and cultural development. Knowledge is seen as the driving force of personal and professional development in 21st century.When people acquire knowledge and learning skills and turn them into competences for meaningful use, not only economic and technological progress but also personal satisfaction and prosperity are achived . (Eurydice, 2002).
In this study, in Turkey the effect of International Baccaluarete Diploma Program on the perception of the students about the 21st century skills which are deemed necessary in today's students, who will participate in business life in the future, was explored. It was questioned whether there is a difference between the International Baccaluarete Diploma Programme and Ministry of National Education Program in helping students to gain the perception of these skills. In the research, a 33-items questionnaire which measures the 21st century skills in cognitive, affective and socio-cultural sub-categories was applied to 12 graders in four high schools which apply both International Baccaluarete Diploma Programme and Ministry of National Education Program. The survey was evaluated by SPSS program. The data obtained from the interviews with five International Baccaluarete Diploma Programme and five Ministry of National Education Program students were used to support the findings.
As a result of the research, it was concluded that the perception of the students educated in International Baccalaureate Programme in Turkey on 21st century skills level is higher than the national program students. As a result of the comparison of 21st century skill perception of International Baccaluarete Programme students and students studying in National Program, the highest difference was seen in perception of cognitive skills with 8%, followed by sociocultural skills with 3.6% and the difference in affective skills was lowest 2.6% in favor of the International Baccalaurete Programme.
|
ESRA ÖZTERMİYECİ
|
596332
|
Maltepe Üniversitesi
|
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=npGs9H39x7G6401x51yqpE-CDRpQ0lasN5oJw7HgrlNKSyPTN6_lxrTee0swwRlN
|
./data/pdfs/596332.pdf
| 1,727,147
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:36.502647
|
2025-06-05T21:35:22.953628
|
2025-06-07T07:14:21.212048
|
2025-06-07T11:41:52.785086
|
geliştırdığını raporladığını bildirilmiştir. Buna karşılık özellikle diploma programının çok çalışma gerektirdiği için öğrencilerde stres yarattığı, programın ek zaman ve kaynak gerektirdiği belirtilmiş, IB programlarının amaç ve yaklaşımlarının, gerçekleştirilmesinde, ulusal programların müfredat gereksinimleri, değerlendirme, kültürel değerler, eğitim otoritelerinin öncelikleri, paydaşların beklentileri gibi sebepler ile zorlanıldığı belirtilmiştir (Dickson, Perry & Ledger, 2018).
Literatür taraması sonucunda yukarıda da görüldüğü gibi Türkiye'de IBDP programı üzerinde yapılan araştırmalar İBDP programının daha ayrıntılı bölümleri ile ilgili olup, 21. yüzyıl becerileri algılarının gelişimi ile ilgili çalışma yapılmadığı görülmektedir. Buna karşılık Çin'de İBDP Programı uygulanan okullarda 21. yüzyıl becerilerinin gelişim potansiyeli incelenmiş ancak Türkiye için yapılan benzer bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle bu çalışmada IBDP öğrencilerinin 21. yüzyıl becerileri algıları, ulusal programı öğrencilerinin algıları ile karşılaştırmalı olarak araştırılmıştır.
## 1.4. Araştırmanın Amacı
Bu araştırma ile Türkiye'de Uluslararası Bakalorya Diploma Programı öğrencilerinin ve Ulusal program öğrencilerinin 21. yüzyıl becerileri algı düzeyleri ile bu öğrencilerin 21. yüzyıl becerileri algıları arasındaki farkın ortaya konulması hedeflenmektedir. Araştırmada öğrencilerin eğitim aldığı programlar IBDP ve MEB Ulusal Programı bağımsız değişkenler, 21. yüzyıl beceri düzeyleri ise bağımlı değişken olup, bilişsel, duyuşsal ve sosyo-kültürel olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır.
Bu amaçla cevaplanacak sorular:
- 1. Türkiye'de İBDP öğrencilerinin 21. yüzyıl beceri algı düzeyleri nedir? 1.1. Türkiye'de İBDP öğrencilerinin 21. yüzyıl bilişsel beceri algı düzeyleri nedir?
- 1.2. Türkiye'de İBDP öğrencilerinin 21.yüzyıl duyuşsal beceri algıları düzeyleri nedir?
- 1.3. Türkiye'de İBDP öğrencilerinin 21. yüzyıl sosyo-kültürel beceri algı düzeyleri nedir?
|
|
506148
| 47
| 84
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9526982307434082,
"polygon": [
[
1461,
1290
],
[
1474,
168
],
[
224,
153
],
[
211,
1275
]
]
},
{
"class": "Tablo",
"confidence": 0.914788544178009,
"polygon": [
[
224,
1756
],
[
1470,
1756
],
[
1469,
1359
],
[
224,
1359
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8837626576423645,
"polygon": [
[
877,
2229
],
[
878,
2171
],
[
812,
2170
],
[
811,
2228
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.818017840385437,
"polygon": [
[
1136,
1354
],
[
1136,
1298
],
[
555,
1297
],
[
555,
1354
]
]
}
]
}
|
Sularda nonilfenol ve nonilfenol etoksilat gideriminde nanokompozitlerin kullanımının araştırılması / Investigation of the use of nanocomposites in the treatment of nonylphenol and nonylphenol etoxilate in water
|
Nonilfenol etoksilatlar (NFE) ve Nonilfenoller (NF) tekstil, deri, kağıt, temizlik ve kozmetik gibi çeşitli endüstrilerde kullanılan endokrin bozucu toksik ksenobiyotik bileşiklerdir. Nonilfenoller genellikle NFE'lerin biyodegradasyonları sonucu meydana gelen toksik özelliği fazla olan el yapımı bileşiklerdir. Avrupa ve Dünya'da 2020'de Nonilfenol etoksilatların öncelikli kimyasallar listesine alınması ve bu tarz zararlı kimyasalların su ortamına verilmesinin engellenmesine yönelik çalışmalar yürütülmektedir. Mutajenik özelliği olan bu bileşikler canlılarda iskelet yapısını hasara uğratabilmekte, endokrin bozucu yapısı ile üreme, cinsel davranışları, embriyonun gelişmesini etkileyebilmekte ve bitkilerin yapısını değiştirebilmektedir.
Bu çalışmada, pektin (Pektin-Fe3O4) ve çay (Çay-Fe3O4) ile kaplanmış demir oksit nanokompozitler, adsorbent madde olarak sentezlenmiş ve NFE adsorpsiyonundaki etkinliği araştırılmıştır. Pektin-Fe3O4 ve Çay-Fe3O4 karakterizasyonu için FTIR ve SEM analizleri yapılmıştır. Adsorpsiyon deneylerinde pH, temas süresi, adsorbent dozu ve NFE başlangıç konsantrasyonun etkileri incelenmiştir. Adsorpsiyonun hangi mekanizmaya uyumlu olduğunu belirlemek için Langmuir ve Freundlich izoterm grafikleri çizilmiş ve Freundlich izotermine daha uygun olduğu bulunmuştur. Yapılan çalışmalar sonucunda NFE gideriminde pH 7'de 4 g/L Pektin-Fe3O4 derişiminde % 62 ve 4 g/L Çay-Fe3O4 derişiminde % 70 oranında verim elde edilmiştir.
|
Nonylphenol ethoxylates (NPEO) and Nonylphenols (NP) are endocrine disrupting toxic xenobiotic compounds used in various industries such as textiles, leather, paper, cleaning and cosmetics. Nonylphenols are generally handmade compounds with a higher toxicity characteristic of NFE's biodegradation. These mutagenic compounds can damage the skeletal structure in living organisms, endocrine disrupting structure can affect reproduction, sexual behavior, development of embryos and change the structure of plants.
In this study, tea leaf coated (Tea-Fe3O4) and pectin coated (Pectin-Fe3O4) iron oxide nanocomposite was synthesized as an adsorbent and its effectiveness for NPEO adsorption was investigated. A series of batch experiments were performed to study the influence experimental parameters, such as pH, contact time, and adsorbent dosage to investigate the NPEO adsorption performance of Tea-Fe3O4 and Pectin-Fe3O4. Several techniques, including Scanning Electron Microscope (SEM), and Fourier Transform Infrared (FTIR) were used to characterize the adsorbent material. The adsorption of NPEO by Pectin-Fe3O4 and Tea-Fe3O4 was more suitable with the Freundlich isotherm. The maximum adsorption efficiency of NPEO in 60 ppm Pectin-Fe3O4 (62 %) and Tea-Fe3O4 (70 %) obtained at pH 7, adsorbent dose of 0.4 g, and 90 min.
|
PINAR BELİBAĞLI
|
506148
|
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
|
Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı
|
2018
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=MzP7PYssFqdb3WIjlroAkQBZ4Cggth7cWzH-BsvLESPEPDB5DtHyZK4RJfPGD8X7
|
./data/pdfs/506148.pdf
| 1,990,231
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:35.938840
|
2025-06-05T21:33:50.531684
|
2025-06-07T07:14:22.530396
|
2025-06-07T11:41:52.893759
|
## 3.3.1.2. FTIR analizi (Fourier Transform Infrared Spektrometresi)
FTIR Spektrum Cihazı organik bileşiklerin tanımlanmasında kullanılır. Optik izomerler dışında bütün bileşiklerin İR spektrumu birbirinden farklıdır. İR bölgesi elektromanyetik spektrumun görünür bölgesi ile mikro dalga bölgesi arasında yer alır. Bu bölge 4000-4500 cm³ dalga boyu arasıdır. IR spektrumu organik maddenin yapısı ile ilgili direkt bilgiler sağlar. Çalışmamızda FTİR (Fourier Transform İnfrared Spektrometresi) spektrum cihazı ile 300–4500 cm² dalga boyları arasında adsorbent (pektin-Fe3O4 ve çay-Fe304) örneklerinin spektrumları alınmıştır (Kekevi, 2009).
## 3.3.1.4. HPLC analizi (Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi)
HPLC uçucu olmayan kimyasal ve biyolojik bileşenlerin ayrımı için kullanılır. Kromatografik ayırmada maddeler birbiriyle karışmayan iki faz arasında dağılırlar. Fazlardan birine hareketli (mobil) faz, diğerine ise durgun faz (stasyoner faz) denir. Karışımdaki her maddenin hareket hızı, maddenin hareketli veya mobil faza olan ilgisine göre belirlenir. Hareketli faza daha çok ilgisi olan maddeler daha hızlı hareket ederler. Kolondan çıkan her maddenin konsantrasyon profili, pik olarak adlandırılır. Piklerin oluşturduğu tabloya da kromatogram adı verilir (Yazıcı, 2012). Yaptığımız çalışmada NFE tayini için HPLC kromatografik şartları Çizelge 3.1 ve kalıbrasyon eğrisi Çizelge 3.2'de verilmiştir.
Kolon Tipi C18 Mobil Faz 80/20 (v/v) CH3OH/H2O 1.1 mL/min Mobil Faz Akış Hızı 25 °C Kolon Sıcaklığı Enjeksiyon Hacmi 50 µL Dedektör DAD, 227 nm
Çizelge 3.1. HPLC Kromatografik Şartları
|
|
566731
| 22
| 136
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9225935339927673,
"polygon": [
[
1467,
2116
],
[
1475,
254
],
[
374,
250
],
[
366,
2111
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.905540943145752,
"polygon": [
[
1411,
2246
],
[
1469,
2246
],
[
1468,
2195
],
[
1411,
2196
]
]
}
]
}
|
Anoreksiya Nervozada nüfuz edici anne imgesi sorunsalının projektif testlerle değerlendirilmesi / The evaluation of the image of intrusive mother in Anorexia Nervosa by use of projective tests
|
Bu çalışma, anoreksiya nervoza tanısı almış ergenlerin anneleriyle olan erken dönem ilişkilerinin projektif testler aracılığıyla incelenmesini içermektedir. Çalışmanın amacı, anoreksiya nervoza hastalarının sahip olduğu anne imgesinin, bu hastaların ruhsallığına olan etkisinin ortaya konmasıdır. Bu amaçla, yaşları 13-17 arasında değişen dört anoreksiya nervoza hastası ve aileleriyle çalışma yürütülmüştür. Hastalardan ikisi çalışma yürütüldüğü dönemde İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Yeme Bozuklukları servisinde yatmakta; diğer iki hasta ise İstanbul'da özel bir psikoterapi merkezinde tedavi görmektedir. Çalışmaya katılmaya gönüllü olan bu hastalarla önce ailelerinin de katıldığı aile görüşmeleri yapılmış, sonrasında hastalarla bire bir olarak psikanalitik ön görüşme ve Rorschach ve Tematik Algı Testlerinin uygulanmasını içeren bir görüşme yapılmıştır.
Rorschach testinden ve Tematik Algı Testi'nden elde edilen veriler Fransız Okulu'na bağlı kalınarak içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. İçerik analizi sonuçlarından elde edilen bulgular, anoreksiya nervoza hastası ergenlerin anne imgesini nüfuz edici nitelikte algıladıkları, preödipal dönemde yaşadıkları sorunlar sebebiyle ebeveynsel üstbenlik karşısında çocuksu bir üstbenlik yapılanmasına tutundukları ve annesele yönelik düşlemlerinin ayrılma-bireyleşme süreçlerinde zorluklara yol açtığını işaret etmektedir. Bulgular, anneden ayrılmaya dair hem bir arzu hem de endişe taşıyan hastaların, anneleriyle olan ilişkilerinde ambivalan duygular içerisinde olduklarını göstermektedir.
Anahtar Sözcükler: Anoreksiya nervoza, anne-çocuk ilişkisi, projektif testler, ayrılma-bireyleşme, nüfuz edici.
|
This study includes the examination of early relationships through projective tests between the mother and the adolescent who had been diagnosed as anorexia nervosa. The aim of the study is to reveal the effect of the mother image whom anorexia nervosa patients have and its effect on the psyche of these patients. With this purpose, the study is carried out with four anorexia nervosa patients aged between 13 and 17 and their families. Two of the patients were hospitalized in the Department of Psychiatry Eating Disorders Policlinic at the Faculty of Medicine in Istanbul University during the study period; while the other two patients were treated in a private psychotherapy center in Istanbul. These patients, who volunteered to participate in the study, were first interviewed together with their families before being interviewed privately by a psychoanalytic preliminary interview and the application of Rorschach and Thematic Apperception Tests.
The data obtained from the Rorschach Test and Thematic Apperception Test were evaluated with content analysis method adhering to the French School. Findings from the results of content analysis indicate that adolescents who are anorexia nervosa patients perceive the mother image as intrusive, hold on to a childish superego structure in the face of parental authority caused by problems that they had in a preodipal period and fantasies oriented to maternalism lead difficulties on separation-individation process. Findings show that these patients, who have both desire and anxiety for separation from their mothers, have ambivalent feelings in their relationships with their mothers.
Keywords: Anorexia nervosa, mother-child relationship, projective tests, separation-individuation, intrusive.
|
BERFİN YAPA
|
566731
|
İstanbul Üniversitesi
|
Uygulamalı Psikoloji Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=FgmkGchPKo23qQqBeqzVZt7MCL-7e0KnRPuiWUEJfBh3X9m6pXmt_GN-bEC_EZ3O
|
./data/pdfs/566731.pdf
| 2,095,295
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:36.293201
|
2025-06-05T21:37:06.102640
|
2025-06-07T07:14:22.531513
|
2025-06-07T11:41:53.049856
|
biçimde zayıf olmaya uğraştıklarını ileri sürmektedir. Bu hastaların gıdayı anksiyete ve psikolojik sorunları çözmede nasıl hatalı kullandıklarının anlaşılmasının gerektiğini vurgulamıştır. Daha sonra anoreksiya nervozalı hastaların davranışını özel ve sıradışı nitelikleri olan bir kişi olarak hayranlık ve değer kazanmak için çılgınca bir çaba olarak değerlendirmiştir.
Lawrence (2001: 43-55), yeme bozukluğu hastalarının semptomlarını anoreksik kızın içsel ebeveyn temsillerini kontrol etme mücadelesinde kimin öleceği ve kimin yaşayacağının belirlenmesi noktasından yola çıkarak manik savunmalar olarak görür. Lawrence'a göre yeme bozukluğu hastalarının bedenlerine uyguladığı şiddet, hastalar tarafından içsel ebeveynlere ve onlarla olan ilişkilerine uygulanan şiddetin yansıması gibi hissedilmektedir. Ergen kızlarda anoreksiyanın gelişimi bir anlamda kendi kaynaklarını bir kenara atıp onlardan tamamıyle yoksun olduğu hıssıyle bütünleşir. Beden ya kendine zarar verme ve intihar girişimleriyle va da kendini ölümüne aç bırakmayla ifade edilen ve nefret edilen, saldırılan bir şeye dönüşür (Palazzoli, 1974).
Garner, Garfinkel ve Bemis (1982), "Anoreksiya Nervozanın Çok Boyutlu Psikoterapisi" makalesinde 20. yüzyılın başından günümüze kadar olan terapı yöntemlerini tartışmaktadırlar. Terapıstın cınsıyeti, terapının süresı gibi psikoterapideki genel prensipler, sıcaklık, içtenlik ve kabul edicilik gibi terapötik ilişkiler ve farklı terapı yöntemlerini incelemişler, kişisel alanda yaşanan kendine güven problemleri ve ayrılma-bireyleşme problemlerini ele almışlardır. Bu incelemelerin sonunda pek çok anoreksiya nervoza hastasında şu fonksiyonlarda bozulmalar olduğu kanısına varmışlardır; kişisel güven ve etkili başarılamamasından kaynaklanan kimlikle ilgili sorunlar, psikoseksüel ve sosyal olgunlaşmaya dair korku (Garner, Garfinkel, Bemis, 1982: 3-46).
Waller, Kautman ve Deutsch (1940: 3-16) 1694'e dönülüp literatür kısaca gözden geçirildiğinde, anoreksiya nervozanın klinik görünümün şu semptomlar etrafında şekillendiğini söylemişlerdir; gıdayı reddetme, kabızlık ve amenore. Bu durumda yeme eylemi sembolik olarak cinsellikle, özellikle de hamilelik düşlemi ile eş tutulmaktadır. Yemeyi tamamen reddetme, biyolojik işlevlerle değil onun sembolik anlamına bakarak anlaşılabilir bir şeydir.
|
|
588193
| 174
| 197
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8905693888664246,
"polygon": [
[
1448,
2225
],
[
1457,
317
],
[
242,
312
],
[
233,
2220
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.7447786331176758,
"polygon": [
[
1466,
2246
],
[
1466,
2194
],
[
1395,
2194
],
[
1395,
2245
]
]
},
{
"class": "Footer",
"confidence": 0.41947728395462036,
"polygon": [
[
290,
2161
],
[
993,
2159
],
[
993,
2091
],
[
290,
2092
]
]
}
]
}
|
Türkiye'de 2000 sonrası işçi hareketinde kadınlar / Women in labour movement in Turkey during 2000's
|
Kapitalist üretim ilişkilerinin ve ataerkil yapıların bir sonucu olarak kadınlar emek piyasası içinde dezavantajlı bir konuma sahiptir. Türkiye'de de tarihsel, siyasal ve ekonomik gelişmeler doğrultusunda bu dezavantajların kadınlar açısından daha da derin bir biçimde yaşantılandığı görülmektedir. Buna karşılık bu dezavantajlı konumun getirdiği eşitsizlik ve ayrımcılık ile mücadele edebilecek mekanizmaların geliştirilmesinin toplumsal cinsiyet ilişkileri ve kadın emeği bağlamında dönüşümler yaratabileceği düşünülmektedir.
Bu çalışmada Türkiye'de 2000'li yıllarda kadın emeğinin dinamiklerinin ele alınması hedeflenmiş, siyasal, ekonomik ve politik bağlamda ücretli kadın emeğinin genel özellikleri değerlendirildikten sonra işçi hareketinde kadınların rolü incelenmiştir. Bu doğrultuda kadın işçilerin aktif olarak yer aldığı Novamed Direnişi, TEKEL Direnişi ve Flormar Direnişi'ndeki kadın işçilerin işçi hareketi içinde nasıl konum aldıklarını, hangi deneyimleri elde ettikleri ve tüm bunların Türkiye'de işçi hareketi ile kadın hareketine nasıl yansımaları olduğu üzerine değerlendirmeler yapılmıştır. Novamed Direnişinin ve TEKEL Direnişinin yer aldığı yayınlar ve akademik çalışmalar incelenmiş, Flormar Direnişi'nde ise işçi kadınlar ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. İşçi kadınların bir emek hareketi içerisinde aktif olarak yer almasının bir güçlenme, özneleşme ve özgürleşme olarak deneyimlendiği ve toplumsal cinsiyet ilişkileri bağlamında değişim ve dönüşümler yarattığı görülmüştür.
|
Women in labour market have a disadvantageous position due to the capitalist relations of production and patriarchal structures. As a result of the historical, political and economic developments in Turkey, it is observable that these disadvantages are experienced more intensely by women. In return, building up mechanisms to challenge the discrimination and inequality is an important way to transform the gender relations especially around women's labour.
This study aimed to examine the dynamics of women's labour in Turkey during the 2000's, in pursuit of understanding the basic features of women's wage labour in the circumstances of political, economic and social structures, and it examined the role of women in the labour movement. Accordingly, Novamed, TEKEL and Flormar strikes, which were the examples of women's active participation, were examined to see female workers' positioning within the labour movement, the experiences they had and how these strikes affected the labour movement and women's movement in Turkey. The study is based on publications and academic studies about the Novamed and TEKEL strikes, and in-depth interviews with the striker women in the Flormar Strike. The study finds out that the participation of women in labour movements has been an empowering and liberating experience which increased women's agency. The study also finds out that these experiences led to transformations in gender relations.
|
AYÇA TEZERİŞİR
|
588193
|
İstanbul Üniversitesi
|
Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=vjszP7PzV0HebcjFEvDfwMhgwA1xSzD42_HOyimq-ECGaFAXfc5mdCtUEbWrphZy
|
./data/pdfs/588193.pdf
| 1,182,216
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:35.661659
|
2025-06-05T21:29:02.963364
|
2025-06-07T07:14:24.640238
|
2025-06-07T11:41:54.080241
|
deneyimdir. Demet, arkadaşının çalışmaya ve babasından gördüğü baskıya dair çok önemli bir noktaya değinmektedir, sorunun temelini görmektedir: Babanın çalışmaya ızın vermemesi, aslında arkadaşının çalışmamasından kaynaklıdır, çalışmaya başladığı takdırde babasının boyunduruğu altından çıkacak olan kadın babasından daha az baskı görecek ya da yaşadığı baskı ile daha etkin şekilde başedebilecektir. Bunların arasındaki diyalektik bağı kendi yaşam deneyimi açısından ifade etmesi çok kıymetlidir.
Ceylan, Flormar sürecinde kendi deneyimini şu şekilde ifade etmektedir:
"Ben hiç vazgeçmedim, en başından beri. Eşim de bana destek olmadı. Ben tek başına mücadele ettim. İş yerinde patronların yöneticilerin baskısı, bir de evde eşimin baskısı ... Hep bana dedi ki 'sendikaya üye olma işten atılırsın işsiz kalırsın. Bu ülkede hak diye bir şey yok.' O öyle demesine rağmen ben gittim sendikaya üye oldum. Bu sefer 'sakın öncülük yapma, önlerde olma.'... Ben tekrar yine kendi aklımı kullandım. Kadınları bilinçlendirmek amacıyla konuştum. (...) hep kendi aklımı kullandım, kimsenin dediğiyle değil, eşimin demesi, işten atılırsın, hak alamazsın, işsizlikten de yararlanamazsın, sana bir iftira atarlar, mahkemede de hakkını savunamazsın gibi. Ondan sonra tabi ben kendi bildiğimi okudum, bana her fırsatta yine baskı yapıyor. ( ... ) Kesinlikle kimsenin bana o şekilde baskı yapmaya hakkı yok. Ne eşimin ne patronun. Ve yahut ta kim olursa olsun."117
Bu söylemler de Ceylan'ın yaşadığı zorlu süreç açısından dikkat çekicidir. Ceylan, eşinden destek görmediğini dile getirmekte buna karşılık "kendi aklını kullandığını, kendi kararını verdiğini vurgulamaktadır. Ve gördüğü baskıya karşı bir direniş geliştirmektedir. Bu sadece fabrikadaki direniş süreci değil, eşine karşı da evde bir direniş sürecidir. Aynı zamanda evde eşmin baskısı ile işteki patronun baskısının temelde farklılaşmadığı, özel alan ve kamusal alan dahilinde kadınların gördüğü baskıya karşı durmanın da ancak her iki tarafa karşı başkaldırmayla mümkün olabileceği üzerine değerli bir örnektir bu.
UID-DER ile yapılan röportajda bir işçi şöyle söylemektedir:
"Flormar bize her toplantıda hep bir aile olduğumuzu söylüyordu, biz Flormar'da değil direniş alanında bir aile olduğumuzu gördük. Çalışırken selam vermeden işe koşuşturduğumuz arkadaşlarımız vardı ama dışarı çıktığımızda nasıl güçlü olduğumuzu, nasıl bir aile olduğumuzu gördük. Flormar bize birçok set kurdu, gördüğünüz brandaların, tel örgülerin, kameraların, otobüslerin hiç biri yoktu. Bu engellemeleri içerideki arkadaşları görmeyelim, sinelim diye yaptılar. Ama onların
<sup>117</sup> Görüşmeci 3, Yarı Yapılandırılmış Görüşme, 01.10.2018
|
|
580355
| 45
| 106
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9229776859283447,
"polygon": [
[
1490,
2150
],
[
1510,
264
],
[
332,
252
],
[
313,
2138
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.784723162651062,
"polygon": [
[
953,
2206
],
[
954,
2156
],
[
893,
2155
],
[
892,
2204
]
]
}
]
}
|
Türk sinemasında aile kurumunun temsili ve dönüşümü / Representation and transformation of the family institution in turkish cinema
|
Aile tarih boyunca Türk toplulukları için önemli bir konumda yer almış ve Türk ailesi belirli zaman dilimlerinde dönüşümler geçirerek bugünlere gelmiştir. Cumhuriyet'in ilanı Türk ailesinin modern bir aile yapısını kazanması hususunda önemli bir dönüm noktası olmuştur. Zira toplumun modernleşmesi adına atılan adımlar zaman içerisinde toplumda karşılık bulmuş ve çağdaş aile yapısına doğru dönüşümün olduğu görülmüştür. Söz konusu dönüşüm günümüzde halen devam etmektedir. Bu bağlamda sosyal bir kurum olan aile, Türk sinemasında da çeşitli nitelikleriyle temsil edilmektedir. Dolayısıyla hem bir sanat dalı hem de bir kitle iletişim aracı olarak sinemada Türk ailesinin nasıl temsil edildiği hususu önem kazanmaktadır. Zira sinema, kitleleri etkileme ve yönlendirme gücüne sahip bir araçtır. Sinema filmlerinin toplumları etkileme ve yönlendirme gücü doğal olarak özellikle yoğun izleyici sayılarına ulaşan filmlerle artmaktadır. Türk sinemasında izleyici sayılarının artışı hususunda da dönüm noktası olarak nitelendirilebilecek bir dönemin araştırma kapsamı içerisine alınması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu doğrultuda tezde temel olarak 1996-2000 yılları arasındaki dönemde vizyona girmiş, bir milyon ve üstü izleyici sayılarına ulaşan Türk filmlerinde, filmsel zaman göz önünde bulundurularak, Türk ailesinin sahip olduğu nitelikleriyle temsil edilip edilmediği sorusuna yanıt aranmıştır. Çalışmada öne sürülen temel varsayım ise, incelenen Türk filmlerinde Türk ailesinin sahip olduğu genel nitelikleriyle temsil edilebildiği, ancak filmlerde, ele alınan hikaye gereği bazı durum veya olayların Türk ailesiyle uyumsuzluk gösterebileceği yönünde olmuştur. Belirlenen filmler betimsel analiz yöntemiyle incelenerek çalışmanın temel sorusuna cevap aranmış ve tahlil edilen filmlerin tümünde filmsel zamana göre Türk ailesinin genel nitelikleriyle temsil edilebildiği sonucuna ulaşılmış, ancak analiz edilen filmlerin birisinde temsili yapılan ailelerde Türk ailesiyle uyum göstermeyen bazı durumların olduğu neticesine varılmıştır.
|
The family has taken an important place for the Turkish communities throughout history and the Turkish family has evolved over time in certain periods of time. The proclamation of the Republic has been an important turning point for the Turkish family to gain a modern family structure. Because the steps taken in the name of the modernization of the society have reciprocated from society in time and the transformation towards the modern family structure has been realized. The transformation still continues today. In this context, the family which is a social institution is represented in Turkish cinema with its various qualities. Therefore, it is important to understand how the Turkish family is represented in cinema as both a branch of art and a means of mass communication. Because cinema is a tool that has the power to influence and direct the masses. The ability of cinema films to influence and direct societies naturally increases with films that reach particularly large spectrum of audience numbers. It is necessity that such a period, which may be considered as a turning point in the increase of the number of spectators in Turkish cinema, should be within the scope of research. In this context, the main focus of the thesis is on 1996-2000. The Turkish films, which reached a million and more viewers in this period, were asked to answer the question of whether the Turkish family was represented by their characteristics by considering the filmic time. The basic assumption of the study is that the Turkish films are represented by the general characteristics of the Turkish family; however, it is evaluated that some of the situations or events may show incompatibility with the Turkish family due to the story in the movies. Determined films were analyzed by using descriptive analysis method and the basic question of the study was sought. It has been concluded that all the films analyzed can be represented by the general characteristics of the Turkish family according to the filmic time. However, in one of the films analyzed, it was concluded that there were some cases that did not comply with the Turkish family.
|
DORUKAN ÇELİK
|
580355
|
İstanbul Arel Üniversitesi
|
Medya ve Kültürel Çalışmalar Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Toprak Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=vjszP7PzV0HebcjFEvDfwObkZhrUYsXVdzCYIfaZ8YK93S82pQeA-eX16IXCXJ5H
|
./data/pdfs/580355.pdf
| 1,001,955
| true
| true
| true
|
2025-06-04T21:41:36.078828
|
2025-06-05T21:33:51.304754
|
2025-06-07T07:14:24.641932
|
2025-06-07T11:41:54.264514
|
ana-baba ailelerinin, söz konusu çekirdek aile üzerindeki etkisinin daha da azalmasının nedeni olarak gösterilebilir (Timur, 1972: 7). Bu yapı, çekirdek ailenin, otoritesini kendi içerisinde sağlayabilecek özgürlüğe sahip olduğunu göstermektedir. Ancak söz konusu tespitler, "...karı ve kocanın kendi ana-baba aileleri ve akrabaları ile hiçbir ilişkileri olmadığı anlamına gelmemektedir" (Erdentuğ, 1990: 329).
Çekirdek aile türü ülkemizdeki en yaygın aile türü olmak üzere, ülkemizin köylerinde de ailelerin yarısından fazlasının bu aile tipinde olduğu bilinmektedir (Timur, 1972: 30). Yani ülkemizin köylerinde yaygın olan aile türünün de çekirdek aile olduğu gözükmektedir (Demiray, 1999: 35). Ancak kırsal alanlarda bulunan çekirdek ailelerin, yukarıda da belirtildiği gibi bazı çağdaş özellikleri içerisinde barındırmayabileceği, bu ailelerde geleneksel anlayışın izlerine de rastlanabileceği unutulmaması gereken bir husustur. Netice olarak ülkemizdeki çekirdek aileler modern ya da geleneksel olarak çeşitli nitelikleriyle öne çıkabilmektedirler.
'Çekirdek aile' başlığı altında ailenin çağdaş niteliklerine vurgu yapılmış, ailenin geleneksel niteliklerine de 'Ataerkil Geniş Aile' başlığı altında değinilmiştir. Böylelikle modern aile ile geleneksel arasındaki farklar görülebilmektedir. Buradan hareketle modern anlayışa sahip çekirdek aile ile geleneksel özellikler taşıyan çekirdek aile arasındaki farklılıklar da ele alınabilir.
## 2.2.1.2. Ataerkil Geniş Aile
"Geniş aile, birçok üyeden oluşan ve geniş akrabalık bağlarıyla varlığını sürdüren aile yapısını" (Yıldırım, 2011: 71) ifade etmektedir. "Evli bir çiftle çocuklardan başka yakın hısımlar aynı hanede ya da birbirleriyle yakın ve sürekli bir ilişki içinde yaşadığında, bir geniş aileden söz edilebilmektedir" (Giddens, 2008: 247). Geniş aile tipinde oldukça fazla sayıda birey bulunabilmekte ve ailedeki kişi sayısı aileye göre fazlaca değişkenlik gösterebilmektedir. "Bir geniş aile, büyük ana-babaları, erkek kardeşleri ve onların karılarını, kız kardeşleri ve onların kocalarını, halaları ve yeğenleri içine alabilmektedir" (Giddens, 2008: 247).
A taerkil kavramı ise sözlük anlamıyla; "soyda, temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden topluluk" (TDK) demektir. Ayrıca
|
End of preview. Expand
in Data Studio
README.md exists but content is empty.
- Downloads last month
- 11