Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
image_data
imagewidth (px)
1.65k
1.75k
document_id
stringclasses
16 values
page_num
int64
1
434
total_pages
int64
49
920
predictions
dict
title
stringclasses
16 values
abstract_tr
stringclasses
16 values
abstract_en
stringclasses
16 values
author
stringclasses
16 values
thesis_id
stringclasses
16 values
university
stringclasses
13 values
department
stringclasses
16 values
year
stringdate
1999-01-01 00:00:00
2019-01-01 00:00:00
language
stringclasses
1 value
thesis_type
stringclasses
2 values
keyword_abd
stringclasses
2 values
original_url
stringclasses
16 values
file_path
stringclasses
16 values
file_size_bytes
int64
769k
54.7M
download_success
bool
1 class
extraction_success
bool
1 class
prediction_success
bool
1 class
download_timestamp
stringdate
2025-06-04 22:48:47
2025-06-04 22:56:03
extraction_timestamp
stringdate
2025-06-06 06:52:40
2025-06-06 07:30:13
prediction_timestamp
stringdate
2025-06-07 18:09:00
2025-06-07 18:17:31
hf_processing_timestamp
stringdate
2025-06-08 01:02:16
2025-06-08 01:09:55
81947
320
920
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9104539752006531, "polygon": [ [ 1293, 133 ], [ 1293, 91 ], [ 1233, 91 ], [ 1233, 133 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.7598851919174194, "polygon": [ [ 1324, 1149 ], [ 1328, 206 ], [ 99, 200 ], [ 95, 1144 ] ] }, { "class": "Resim", "confidence": 0.756838321685791, "polygon": [ [ 296, 2004 ], [ 1282, 2000 ], [ 1280, 1528 ], [ 294, 1532 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.277871698141098, "polygon": [ [ 1345, 2021 ], [ 1349, 199 ], [ 194, 196 ], [ 190, 2018 ] ] } ] }
Tanzimat edebiyatında gelenekten gelen unsurlar (Sözlü kültür etkileri doğrultusunda XIX. yüzyıl yazılı anlatılarında yapı: Konu, kurgu, öykü, kişi) / Traditional elements in Tanzimat literature (The analysis of structure in the XIX th century written narratives with special analysis on the oral culture: Theme, plot, story, characters)
Ill ÖZET Batı edebiyatında roman sözlü anlatıdan yazılı anlatıya doğru evrimleşen bir çizginin sonucudur. Türk edebiyatında ise Batılı anlamda romanla ilk kez XlX.yuzyilda karşılaşılır. Ama Türk sözlü kültürünün efsaneler, destanlar, halk hikâyeleri, masallar ve meddah hikayeleriyle yüzyıllardır halkın belleğinde süregelmiş zengin bir sözlü anlatı dağarcığı vardır. XlX.yuzyilda Batılı anlamda roman yazma çabasındaki ilk yazarlarımız, köklü bir geçmişe sahip sözlü anlatı geleneğinin açık ve kapalı etkilerini ister istemez ürünlerine yansıtmışlardır. "Tanzimat Edebiyatında Gelenekten Gelen Unsurlar" başlıklı bu tez, sözlü kültürden yazılı kültüre geçiş aşamasında XlX.yuzyilm son çeyreğine kadar Türk edebiyatında verilmiş yazılı anlatılarda halk anlatılarının etkilerini yapısal olarak araştırmayı amaçlamaktadır. Önsözde tezin amacı, sınırları, kullanılan yöntemler belirlenmiş; Giriş bölümünde sözlü kültür-yazılı kültür ilişkisi üzerinde durulmuş, XlX.yuzyilda sözlü olarak yayılan ve -el yazması, taş basması ya da matbaa baskısı olarak- yazılı halde okunan halk hikâyeleri, meddah hikâyeleri, masallardan söz edilmiş ve 1796-1876 yılları arasında basılmış ilk yazılı anlatıların kronolojik dizgesi verilmiştir. Tez -halk anlatılarından gelen etkilere göre- dört ana bölümden oluşmaktadır: Konu, Kurgu, öykü, Kişi. Konu bölümünde halk anlatılarından ilk. yazılı anlatılara geçen aşk, macera, namus, esaret, para, alafrangalık, siyaset konuları üzerinde durulmuştur. Kurgu bölümü iç içe dizilişli, art arda dizilişli ve eş zamanlı kurgu olmak üzere üç başlık altında ele alınmıştır. Öykü bölümünde halk anlatılarında görülen motiflerden ilk yazılı anlatılara geçenler, aşkın başlangıcına ilişkin motifler, engellere ilişkin motifler, sonuçlandırmaya ilişkin motifler şeklinde ayrılarak incelenmiştir. Kişi bölümünde ise halk anlatılarının âşık-kahraman, sevgili, rakip gibi temel kişileriyle, ikinci derece kişilerinin, tip ve figüranlarının davranış kalıplarının ilk yazılı anlatılarda nasıl sürdürüldüğü örneklerle kanıtlanmıştır. 1796-1876 yılları arasında yayınlanmış eserler arasında ömeklem alanı oluşturacak on altı yazılı anlatı üzerinde yapılan çalışmada ulaşılan yargılar Sonuç bölümünde ifade edilmiştir. Buna göre, halk anlatılarıyla ilk yazılı anlatılar arasındaki güçlü bağın hem yazarların hem de okurların alışkanlıklarından kaynaklandığı; sözlü kültürdeki anlatıcı kimliğinin birdenbire yazara dönüşemediği, onların hitap ettikleri okuyucu kitlesinin de halen dinleyici kitlesi olma özelliğini sürdürdüğü, dolayısıyla ilk yazılı anlatılarda sözlü anlatıların kalıplarına başvurulduğu yargısına varılmıştır. Şimdiye dek Batı'dan gelen özelliklere göre değerlendirilen Türk romanının, daha çok "yazılı anlatı" olarak nitelendirilebilecek erken dönem örneklerinde anonim halk anlatısından bireysel anlatıya doğru bir evrimleşmenin yaşandığı, Tanzimat sonrası yaşanan büyük yenilikler sayesinde bu evrimin hızlandığı görülmüştür.
IV SUMMARY The novel in Western literature comes in as a result of an evolutionary transformation, which is from the oral to the written narrative. Although Turkish oral culture has a rich collection of oral narratives which have been carried from one generation to another by means of legends, epics, folk-stories, folk-tales and "meddah" stories, one can come across the first examples of Western novel genre in Turkish literature in the XlXth century. Turkish literary figures, who put a lot of effort into writing in the Western novel genre, have reflected the overt and covert effects of the oral narrative tradition, which has a well established history. This thesis with the title "Traditional Element in Tanzimat Literature" aims to find out the effects of folk narratives on the written narratives, which were written until the last quarter of the XlXth century, during the transition from the oral culture to the written culture. In the Preface, the aim, the scope and the method used have been given. In the Introduction, the relation between the oral and written culture has been emphasised. Besides, folk stories, "meddah" stories and folk-tales, which are in the form of manuscripts, lithographs or prints have been mentioned and a chronically ordered list of first written narratives which were published in between the years 1796 to 1876 has been given. The thesis has four chapters shaped in accordance with the effects of folk narratives. Theme, Plot, Story, Characters. In the chapter "theme" the themr><; love, adventure, chastity, slavery, money, imitation of European ways, politics have been analysed. The chapter "plot" has been divided into three sub-headings: one inside the other type of plot, one after another type of plot and synchronic type of plot. The chapter "story" has been analysed under the following sub-headings: The features which pass from the folk narratives to written narratives, the features related to the beginning of love, the features related to the difficulties and the features related to the endings. In the chapter "characters" how the major characters' (lover-hero(protagonist), rival(antagonist)) and the minor characters' behavioural patterns in folk narratives have counter parts in the first written narratives is proved by examples. The findings drived from the analyses of sixteen written narratives have been gathered together in the chapter "Conclusion". The major findings are: 1. The strong connection in between the folk narratives and the first written narratives depends on both the writer's and the reader's habits. 2. The narrator in oral culture does not turn into the writer all at once. The group of readers to whom the address still continue to be the group of audience. 3. As a result in the first written narratives, oral narrative patterns have been used. Until now, Turkish novel has been evaluated according to the features coming from the West, but the early examples which can be called as "written narratives" proves that the folk narratives have transformed into individual narratives and post-Tanzimat renovations have speeded up this evolutionary transformation in the course of time.
GÜZİN GONCA GÖKALP
81947
Hacettepe Üniversitesi
Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
1999
Türkçe
Doktora
Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=a0OMTmEd_3mfOBxT8SiBTNm8WviB2mN9U2jq8FIGwvrLGD-cqNUB8ZUwMPr-2D7R
./data/pdfs/81947.pdf
54,717,991
true
true
true
2025-06-04T22:48:48.132749
2025-06-06T07:08:00.649786
2025-06-07T18:09:32.426402
2025-06-08T01:02:16.870414
244295
69
84
{ "labels": [ { "class": "Resim", "confidence": 0.9386492371559143, "polygon": [ [ 1458, 2032 ], [ 1464, 323 ], [ 258, 319 ], [ 252, 2028 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8993457555770874, "polygon": [ [ 922, 2229 ], [ 923, 2168 ], [ 850, 2167 ], [ 849, 2228 ] ] } ] }
Farklı kapasiteli paralel makinelerin dinamil çizelgelenmesi için sezgisel bir algoritma ve uygulaması / A heuristic algorithm for dynamic scheduling of parallel machines and its application
Farklı kapasiteli paralel makinelerin dinamik çizelgelenmesi için sezgisel bir algoritma geliştirilmiş ve bir tekstil işletmesinde uygulaması gerçekleştirilmiştir.
A heuristic algorithm is developed for dynamic scheduling of parallel machines and the algorithm is applied at a textile plant.
SELEHADDİN ERDEM ÖZKAN
244295
Çukurova Üniversitesi
Endüstri Mühendisliği Bölümü
2009
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogAQIfC1dG9daegWCgCWLLSrvwNjQ47TX1MEON5EIyPW6b
./data/pdfs/244295.pdf
768,516
true
true
true
2025-06-04T22:56:02.729871
2025-06-06T07:15:00.223520
2025-06-07T18:09:33.800108
2025-06-08T01:02:17.031916
556050
31
169
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9538184404373169, "polygon": [ [ 1493, 1719 ], [ 1536, 297 ], [ 290, 259 ], [ 248, 1682 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9101667404174805, "polygon": [ [ 918, 2076 ], [ 919, 2027 ], [ 856, 2025 ], [ 854, 2075 ] ] }, { "class": "Footer", "confidence": 0.8694553971290588, "polygon": [ [ 1500, 1994 ], [ 1501, 1743 ], [ 288, 1740 ], [ 287, 1991 ] ] } ] }
Sigortacılıkta sermaye yeterlilik ve likidite risklerinin yönetimine ilişkin yeni yaklaşımlar ve alternatif risk transfer yöntemleri / New approaches to capital adequacy and liquidity risk management in insurance companies and alternative risk transfer methods
Türk sigorta sektöründe son 20 yıldır hızlı bir hukuksal düzenleme süreci yaşanmıştır. Bu sürecin itici unsurunu Avrupa Birliği'ne uyum çalışmaları oluşturmuştur. Sektörün faaliyetlerini düzenleyen kanunlar, yönetmelikler, genel şartlar bu periyotta hızla yürürlüğe konulabilmiştir. Avrupa Birliği standartlarına uyum sürecinde düzenlemeler yapılması yabancı yatırımcıların ilgisini çekmiş, büyüme potansiyeli de dikkate alınarak, Türk sigorta sektöründe yabancı yatırımcı payı sermaye sahipliği ve prim üretimi yönünden gittikçe artmıştır. Yapısal dönüşümün yarattığı sermaye yeterlilik ve likidite ihtiyaçlarının, alternatif risk transfer uygulamaları ile karşılanıp karşılanamayacağına ilişkin olarak yapılan bu çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sigortacılık sektörünün diğer finans veya finans dışı sektörlerden farkları detaylandırılarak incelenmektedir. İkinci bölümde Solvency II çerçevesinde risk yönetimi ve bunun ortaya çıkardığı sermaye ihtiyaçları konusu işlenmiştir. Üçüncü bölümde, alternatif risk transferine özellikle Sigorta Bağlantılı Menkul Kıymetler (İLS) konusuna yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise Türk Sigorta Sektöründe gerçekleşen yapısal dönüşüm ele alınmış ve sektörde ilk ve tek İLS örneği olan, Doğal Afet Sigortaları Kurumu Afet Tahvilleri konusunda ayrıntılar değerlendirilmiştir. Özellikle dördüncü bölümde, yapısal dönüşümün gerçekleştiği beş alt alana ilişkin mevcut veriler doğrultusunda inceleme yapılmıştır. Bu alanlar; mevzuat değişimi, sektördeki sermaye sahipliği değişimi, sektör sermaye yeterlilik rasyosunun gelişimi, sektör likidite rasyolarında yaşanan gelişmeler, ülkemizde ART uygulamasının tek örneği olan DASK Afet Tahvillerinin detayından oluşmaktadır.
There has been a rapid legal regulation in the Turkish insurance sector for the last 20 years. European Union harmonization studies have created the driving force of this process. The laws, regulations and general conditions regulating the activities of the sector were put into force quickly in this period. Arrangements in the process of harmonization with European Union standards have attracted the attention of foreign investors, and taking into account the growth potential, the share of foreign investors in the Turkish insurance sector has increased in terms of capital ownership and premium production. This study, which consists of four main sections, is the study of whether capital adequacy and liquidity needs created by the structural transformation can be met by Alternative Risk Transfer applications. In the first chapter, the differences between the insurance sector and other finance or non-financial sectors are examined. In the second part, the Solvency II framework focuses on risk management and capital needs. In the third chapter, alternative risk transfer is given to especially the Insurance Linked Securities (ILS) issue. In the fourth chapter, the structural transformation in the Turkish Insurance Sector was taken into consideration and the details of the The Turkish Catastrophe Insurance Pool's (TCIP) Cat Bonds, which are the first and only example of ILS in the sector, were examined. Especially In the fourth chapter, in the context of existing data, five sub-areas where structural transformation has taken place have been investigated. These areas; changes in legislation, capital ownership change in the sector, development of sector capital adequacy ratio, developments in sector liquidity ratios, details of DASK Disaster Bonds which are the only examples of ART application in our country.
MURAT ISIYEL
556050
Marmara Üniversitesi
Sigortacılık Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Mir2lXQK1dkmQ9Ige3PZbk78MFzK0fR02EDK4xTA7cmDDIZthYQAgiMaOlzQv-x_
./data/pdfs/556050.pdf
2,334,614
true
true
true
2025-06-04T22:56:03.160976
2025-06-06T07:17:50.721317
2025-06-07T18:09:33.813375
2025-06-08T01:02:17.392232
262098
11
73
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8457487225532532, "polygon": [ [ 903, 2205 ], [ 904, 2165 ], [ 860, 2164 ], [ 859, 2203 ] ] }, { "class": "Kısaltmalar", "confidence": 0.824266254901886, "polygon": [ [ 1450, 2133 ], [ 1458, 406 ], [ 271, 400 ], [ 263, 2128 ] ] } ] }
Döviz kuru oynaklığının modellenmesi ve öngörülmesi: Türkiye üzerine bir uygulama / Modelling and forecasting exchange rate volatility: An application to Turkey
Döviz kuru oynaklığının öngörülmesi üzerine yapılan çalışmalar yalnızca akademik araştırmacıların değil finansal sektör çalışanlarının da ilgisini çekmektedir. Bu anlamda, bu çalışmanın amacı Türkiye için TL/$ ve TL/? döviz kuru getiri serileri oynaklığının en iyi şekilde tahmin edilmesidir. Bu amaçla, seriler, göstermiş olduğu ayırt edici özellikler doğrultusunda, finans yazınında en çok kullanılan oynaklık modelleri olan ardışık bağlanımlı değişen varyans modelleri ile tahmin edilmiştir. Öncelikle her bir oynaklık modeli kendi aralarında karşılaştırılmış ve o sınıf içindeki oynaklığı en iyi tahmin eden model belirlenmiştir. Daha sonra kendi sınıfındaki en iyi oynaklık modellerinin hem örneklem dışı performansları, hem de AIC, SIC ve LogL değerleri karşılaştırılmıştır. Böylece, her bir seri için oynaklığı en iyi şekilde tahmin eden model elde edilmiştir. Sonuçlar, asimetrik model t dağılımlı GJR(T)GARCH(1,1) modelinin her iki döviz kuru getiri serisinin oynaklığını modellemede ve öngörmede diğer modellere göre daha başarılı olduğunu göstermiştir.
The studies on forecasting the exchange rate volatility draw attention not only academic researchers but also financial sector employees. In this sense, aim of this study is to estimate TL/$ and TL/? exchange rate return series volatility for Turkey in the best form. To this end, the series are estimated by autoregressive conditional heteroscedasticity models that are the most widely used in finance literature in the direction of their stylized facts. Primarily, each volatility model is compared among themselves and model which estimate the volatility best, is identified in that class. After, both the performances of out of sample forecast and AIC, SIC and LogL values of the best volatility models in their own class are compared. In this way, models that estimate the volatility best for each series were obtained. The result showed that, the GJR(T)GARCH(1,1) model with t-distribution is superior to other volatility models in modeling and forecasting the volatility of both exchange rate return series.
GÖKHAN GÜVEN
262098
Yıldız Teknik Üniversitesi
İktisat Bölümü
2010
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ZeTyprYuef2HkaF3xt4wYjtE-DwVvg9A20J9kjmYtjfUQquKw_q0P7WKRRx0fZcr
./data/pdfs/262098.pdf
1,274,296
true
true
true
2025-06-04T22:56:03.617835
2025-06-06T07:24:16.258922
2025-06-07T18:09:34.131513
2025-06-08T01:02:17.494050
81947
321
920
{ "labels": [ { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8821030855178833, "polygon": [ [ 1302, 1127 ], [ 1302, 1028 ], [ 325, 1028 ], [ 325, 1127 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.8480172753334045, "polygon": [ [ 1294, 351 ], [ 1294, 37 ], [ 131, 36 ], [ 131, 351 ] ] }, { "class": "Resim", "confidence": 0.740400493144989, "polygon": [ [ 289, 1019 ], [ 1281, 1017 ], [ 1280, 577 ], [ 287, 580 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.6105321049690247, "polygon": [ [ 1305, 560 ], [ 1305, 383 ], [ 316, 382 ], [ 316, 559 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.4427183270454407, "polygon": [ [ 1323, 1847 ], [ 1323, 1746 ], [ 305, 1745 ], [ 305, 1846 ] ] } ] }
Tanzimat edebiyatında gelenekten gelen unsurlar (Sözlü kültür etkileri doğrultusunda XIX. yüzyıl yazılı anlatılarında yapı: Konu, kurgu, öykü, kişi) / Traditional elements in Tanzimat literature (The analysis of structure in the XIX th century written narratives with special analysis on the oral culture: Theme, plot, story, characters)
Ill ÖZET Batı edebiyatında roman sözlü anlatıdan yazılı anlatıya doğru evrimleşen bir çizginin sonucudur. Türk edebiyatında ise Batılı anlamda romanla ilk kez XlX.yuzyilda karşılaşılır. Ama Türk sözlü kültürünün efsaneler, destanlar, halk hikâyeleri, masallar ve meddah hikayeleriyle yüzyıllardır halkın belleğinde süregelmiş zengin bir sözlü anlatı dağarcığı vardır. XlX.yuzyilda Batılı anlamda roman yazma çabasındaki ilk yazarlarımız, köklü bir geçmişe sahip sözlü anlatı geleneğinin açık ve kapalı etkilerini ister istemez ürünlerine yansıtmışlardır. "Tanzimat Edebiyatında Gelenekten Gelen Unsurlar" başlıklı bu tez, sözlü kültürden yazılı kültüre geçiş aşamasında XlX.yuzyilm son çeyreğine kadar Türk edebiyatında verilmiş yazılı anlatılarda halk anlatılarının etkilerini yapısal olarak araştırmayı amaçlamaktadır. Önsözde tezin amacı, sınırları, kullanılan yöntemler belirlenmiş; Giriş bölümünde sözlü kültür-yazılı kültür ilişkisi üzerinde durulmuş, XlX.yuzyilda sözlü olarak yayılan ve -el yazması, taş basması ya da matbaa baskısı olarak- yazılı halde okunan halk hikâyeleri, meddah hikâyeleri, masallardan söz edilmiş ve 1796-1876 yılları arasında basılmış ilk yazılı anlatıların kronolojik dizgesi verilmiştir. Tez -halk anlatılarından gelen etkilere göre- dört ana bölümden oluşmaktadır: Konu, Kurgu, öykü, Kişi. Konu bölümünde halk anlatılarından ilk. yazılı anlatılara geçen aşk, macera, namus, esaret, para, alafrangalık, siyaset konuları üzerinde durulmuştur. Kurgu bölümü iç içe dizilişli, art arda dizilişli ve eş zamanlı kurgu olmak üzere üç başlık altında ele alınmıştır. Öykü bölümünde halk anlatılarında görülen motiflerden ilk yazılı anlatılara geçenler, aşkın başlangıcına ilişkin motifler, engellere ilişkin motifler, sonuçlandırmaya ilişkin motifler şeklinde ayrılarak incelenmiştir. Kişi bölümünde ise halk anlatılarının âşık-kahraman, sevgili, rakip gibi temel kişileriyle, ikinci derece kişilerinin, tip ve figüranlarının davranış kalıplarının ilk yazılı anlatılarda nasıl sürdürüldüğü örneklerle kanıtlanmıştır. 1796-1876 yılları arasında yayınlanmış eserler arasında ömeklem alanı oluşturacak on altı yazılı anlatı üzerinde yapılan çalışmada ulaşılan yargılar Sonuç bölümünde ifade edilmiştir. Buna göre, halk anlatılarıyla ilk yazılı anlatılar arasındaki güçlü bağın hem yazarların hem de okurların alışkanlıklarından kaynaklandığı; sözlü kültürdeki anlatıcı kimliğinin birdenbire yazara dönüşemediği, onların hitap ettikleri okuyucu kitlesinin de halen dinleyici kitlesi olma özelliğini sürdürdüğü, dolayısıyla ilk yazılı anlatılarda sözlü anlatıların kalıplarına başvurulduğu yargısına varılmıştır. Şimdiye dek Batı'dan gelen özelliklere göre değerlendirilen Türk romanının, daha çok "yazılı anlatı" olarak nitelendirilebilecek erken dönem örneklerinde anonim halk anlatısından bireysel anlatıya doğru bir evrimleşmenin yaşandığı, Tanzimat sonrası yaşanan büyük yenilikler sayesinde bu evrimin hızlandığı görülmüştür.
IV SUMMARY The novel in Western literature comes in as a result of an evolutionary transformation, which is from the oral to the written narrative. Although Turkish oral culture has a rich collection of oral narratives which have been carried from one generation to another by means of legends, epics, folk-stories, folk-tales and "meddah" stories, one can come across the first examples of Western novel genre in Turkish literature in the XlXth century. Turkish literary figures, who put a lot of effort into writing in the Western novel genre, have reflected the overt and covert effects of the oral narrative tradition, which has a well established history. This thesis with the title "Traditional Element in Tanzimat Literature" aims to find out the effects of folk narratives on the written narratives, which were written until the last quarter of the XlXth century, during the transition from the oral culture to the written culture. In the Preface, the aim, the scope and the method used have been given. In the Introduction, the relation between the oral and written culture has been emphasised. Besides, folk stories, "meddah" stories and folk-tales, which are in the form of manuscripts, lithographs or prints have been mentioned and a chronically ordered list of first written narratives which were published in between the years 1796 to 1876 has been given. The thesis has four chapters shaped in accordance with the effects of folk narratives. Theme, Plot, Story, Characters. In the chapter "theme" the themr><; love, adventure, chastity, slavery, money, imitation of European ways, politics have been analysed. The chapter "plot" has been divided into three sub-headings: one inside the other type of plot, one after another type of plot and synchronic type of plot. The chapter "story" has been analysed under the following sub-headings: The features which pass from the folk narratives to written narratives, the features related to the beginning of love, the features related to the difficulties and the features related to the endings. In the chapter "characters" how the major characters' (lover-hero(protagonist), rival(antagonist)) and the minor characters' behavioural patterns in folk narratives have counter parts in the first written narratives is proved by examples. The findings drived from the analyses of sixteen written narratives have been gathered together in the chapter "Conclusion". The major findings are: 1. The strong connection in between the folk narratives and the first written narratives depends on both the writer's and the reader's habits. 2. The narrator in oral culture does not turn into the writer all at once. The group of readers to whom the address still continue to be the group of audience. 3. As a result in the first written narratives, oral narrative patterns have been used. Until now, Turkish novel has been evaluated according to the features coming from the West, but the early examples which can be called as "written narratives" proves that the folk narratives have transformed into individual narratives and post-Tanzimat renovations have speeded up this evolutionary transformation in the course of time.
GÜZİN GONCA GÖKALP
81947
Hacettepe Üniversitesi
Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
1999
Türkçe
Doktora
Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=a0OMTmEd_3mfOBxT8SiBTNm8WviB2mN9U2jq8FIGwvrLGD-cqNUB8ZUwMPr-2D7R
./data/pdfs/81947.pdf
54,717,991
true
true
true
2025-06-04T22:48:48.132749
2025-06-06T07:08:00.649786
2025-06-07T18:09:34.777199
2025-06-08T01:02:18.277802
244451
45
98
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9358598589897156, "polygon": [ [ 1450, 2043 ], [ 1454, 407 ], [ 292, 404 ], [ 288, 2040 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.7475335597991943, "polygon": [ [ 1452, 133 ], [ 1453, 84 ], [ 1394, 83 ], [ 1393, 132 ] ] } ] }
Petrol boru hatlarının kontrolü için akıllı ölçüm sistemi tasarlanması / Smart inspection system desing for controlling petroleum pipelines
Boru hatları, enerji kaynaklarının taşınmasında kullanılan en yaygın sistemlerdir. Özellikle petrol ve doğalgazın transferi için boru hatları vazgeçilmez unsurlardır. Ülkemiz toprakları enerji geçiş noktası olması nedeniyle oldukça büyük oranda boru hattı barındırmaktadır. Yeni enerji yolları gündeme geldikçe bu hatların artması söz konusu olacaktır.Boru hatlarının ilk kullanıma alınmadan önce ve belli kullanım süreleri sonunda periyodik olarak kontrolü gerekmektedir. Boru hatlarında kurulum sırasında ya da sonradan ezilmeler olmakta ve borunun çapı daralmaktadır. Bu durumda borunun içinden akan petrolün hızı artmakta ve basınç düşmektedir. Bunun sonucu olarak iletilen sıvı miktarının ölçümü hatalı olmaktadır. Borularda oluşan bir diğer önemli problem korozyona dayalı hasarlardır. Korozyon boru hattının hasara uğraması ve çevre kirliliği gibi sonuçlar doğurabilir. Korozyonun meydana getirdiği hasar boru et kalınlığının azalması şeklindedir.Günümüzde bu kontroller için PIG (Pipeline Inspection Gauge) tabir edilen mekanizmalar kullanılmaktadır. Dünya üzerinde bu amaçla üretilmiş ve kullanılan 500'e yakın farklı tasarım mevcuttur.Ülkemizde bu amaçla üretilen ve kullanılan yaygın ürün örnekleri olmadığı için genellikle yurt dışından ?kontrol hizmeti? alımı yoluna gidilmektedir. Ancak bu hizmet alımı yüksek miktarda dövizin yurt dışına çıkması demektir. Mevcut boru hatları yaşlandıkça ve yeni boru hatları inşa edildikçe bu hizmete olan ihtiyaç artacaktır. Bu çalışmanın amacı, ülkemiz imkanlarıyla boru hattı muayenesi yapabilecek bir sistem tasarlamaktır.Endüstriyel kullanıma uygun mevcut sistemlerin çoğundan farklı olarak bu çalışma kapsamında ezilme (deformasyon) ve korozyon (et kalınlığı) tespitlerini birlikte yapan ve hatanın tam koordinatını belirleyen bir sistem geliştirilmiştir.
The most common way to transport energy resources are pipelines. Especially, pipelines are the indispensable way for the transfer of petroleum and natural gas. Because of existing on the passing way of energy resources, big percentage of pipelines are passing throughout our country. This pipelines will be increased by the subject of new energy ways.Before the pipeline is first used and at the end of some using, inspection will be necessary. Dents will be occur and pipe diameter will be decrease while the pipeline is under construction and while under labor conditions. At the same time, petroleum speed will be decrease but the pressure of it will be increase. So the amount of transmitted petroleum can not be evaluated correctly. One of the most important problem is corrosion related defects. Pipeline damages and ecological problems can be caused by corrosion. The defect of corrosion on a pipeline is decrease of wall thickness.Nowadays, PIG (Pipeline Inspection Gauge)'s are used for these inspections. There are about 500 different PIG designs which are produced for this purpose. There is no general product, produced and used for this purpose in our country.Because of there is no current produced and used PIG products in our country we import this control service. And high amount of currency lost to get that service into our country. The need for this service is increasing as pipelines get older and new pipelines added day by day. The aim of this project is to build up a sistem to become a self contained country in the matter of pipeline inspection.The differance of the sistem from the existing industrial one is to make a sistem that can specify dent (deformation) and corrosion (wall thickness) at the same time and determine that defects location.
YUNUS EMRE KAYALI
244451
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
Makine Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2009
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogAQ4CwC8VnOWzx3SVcXHHsS4s_Mc7fmN0rKgvtHhujKht
./data/pdfs/244451.pdf
9,494,713
true
true
true
2025-06-04T22:56:03.133892
2025-06-06T07:15:46.053021
2025-06-07T18:09:35.903741
2025-06-08T01:02:18.526046
548872
204
251
{ "labels": [ { "class": "Tablo", "confidence": 0.9397846460342407, "polygon": [ [ 1301, 1300 ], [ 1313, 311 ], [ 331, 299 ], [ 319, 1288 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.9311950206756592, "polygon": [ [ 1471, 1590 ], [ 1472, 1294 ], [ 312, 1292 ], [ 311, 1588 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8653929829597473, "polygon": [ [ 969, 2113 ], [ 970, 2056 ], [ 895, 2055 ], [ 894, 2112 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.809741735458374, "polygon": [ [ 1439, 297 ], [ 1439, 217 ], [ 292, 217 ], [ 292, 297 ] ] } ] }
Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası'nın uyguladığı geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisine etkisi / The effects of the unconventional monetary policy implemented by The Federal reserve system on the Turkish economy
FED 2008 finansal krizi sürecinde, ABD finans piyasalarında yaşanan likidite krizini aşmak için para politikası uygulamalarında önemli bir değişime gitmiştir. Çünkü bankalararası para piyasasının işleyişinde yaşanan sorunlar ve kısa vadeli faizlerin sıfıra yaklaşması geleneksel para politikasının işleyişini engellemiştir. Bu durumda, FED geleneksel olmayan para politikası olarak bilinen bazı yeni politika araçlarına yönelmiştir. Aralarında miktarsal genişleme ve kredi genişlemesi gibi politika araçlarının yer aldığı bu uygulamalar ABD finans piyasalarında daha önce görülmemiş büyüklükte bir likidite genişlemesine neden olmuştur. Söz konusu likidite genişlemesi ABD ekonomisi ile birlikte diğer ülke ekonomileri üzerinde de önemli etkiler oluşturmuştur. Bu doğrultuda, çalışmanın amacı FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisine etkilerinin araştırılmasıdır. Gelişmiş ülkelerin uyguladığı para politikasının uluslararası etkilerine ilişkin pek çok parasal aktarım mekanizması bulunmaktadır. Genel olarak, ABD finans piyasalarında likidite düzeyinde yaşanan artış ülkedeki finansal getirileri azaltacağından finansal oyuncular daha yüksek getiri elde edecekleri başka ülkelere yönelmektedir. Bu durum gelişmekte olan ülkelere yönelik yabancı sermaye girişlerini hızlandırmaktadır. Artan yabancı sermaye girişi söz konusu ülkelerin finans piyasalarında bono, tahvil ve hisse senedi gibi varlıklara yönelik yatırımları artırmaktadır. Süreç sonucunda gelişmekte olan ülkelerdeki bono ve tahvil faizlerinin düşmesi, hisse senedi fiyatlarının ise artması beklenmektedir. Bu süreçte dolar kurunda ise, artan yabancı sermaye girişi veya ABD ekonomisinde risklerin azalmasının nispi etkisine bağlı olarak değer kaybı veya değerlenme yaşanabilmektedir. Bu çerçevede etkinin ölçüldüğü bağımlı değişkenler; 3 ay vadeli hazine bonosu faizi, 10 yıl vadeli devlet tahvili faizi, BIST 100 endeksi ve dolar kurudur. Çalışmada FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri 2007:12-2014:10 dönemleri arasında analiz edilmiştir. Ekonometrik analizde sınır testi ve ARDL yaklaşımı kullanılmıştır. Ampirik sonuçlar, FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisinde bono ve tahvil faizlerini düşürücü, hisse senedi fiyatlarını ve dolar kurunu artırıcı bir etkide bulunduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar FED'in geleneksel olmayan para politikası uygulamalarının sermaye piyasaları aracılığıyla Türkiye ekonomisini önemli derecede etkilediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca dolar kuru üzerinde de önemli bir etkisi olduğu görülmektedir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, sermaye piyasaları ile ilgili karar alırken ya da kullanacağı politika araçlarını seçerken başarılı olmak için FED para politikası uygulamalarını göz önünde bulundurmalıdır.
In the process of 2008 financial crisis, the FED made an important change in the monetary policy practices to overcome the liquidity crisis experienced in the US financial markets. Because, the problems in the functioning of the interbank money market and short-term interest rates close to zero lower bound have prevented the operation of conventional monetary policy. So the FED has turn edits attention to some new policy instruments, known as unconventional monetary policy. This implementations, including the policy instrument such as quantitative easing and credit easing, caused unprecedented size liquidity expansion in the US financial markets. This liquidity expansion has a significant effect on other economies as well as the US economy. In this direction, the aim of the study is to investigate the effects of the FED's unconventional monetary policy on Turkish economy. There are many monetary transmission mechanisms with regard to international effects of monetary policy implemented by developed countries. Since the increase in the level of liquidity in US financial markets will reduce the financial returns in the US, the financial actors go towards to the other countries where they will get higher returns. This situation boost the foreign capital flows to the developing countries. Increased foreign capital inflow increases the investments in assets such as bill, bond and equity in the capital markets of these countries. In the end of this process, decline in bill and bond yields and increase in equity prices are expected in developing countries. There also may be a loss of value or appreciation in the exchange rate of the dolar based on the relative impact of the increased foreign capital inflow or the risk reduction in the US economy. In this framework, the dependent variables which measure this impact are 3-month maturity treasury bill rate, 10-year maturity government bond rate, BIST 100 index and exchange rate of dollar. In this paper, the effects of the FED's unconventional monetary policy on Turkish economy are analyzed between 2007:12 and 2014:10. Bound test and ARDL approach are used in the empirical analysis. The empirical results indicate that the FED's unconventional monetary policy decreases bill and bond rates and increases equity prices and exchange rate of dollar in Turkish economy. These results revealed that the FED's unconventional monetary policy implementations significantly affect Turkish economy via capital markets. It is also seen an important effect on the exchange rate of dollar. Therefore, the Central Bank of the Republic of Turkey should take into account of the FED's monetary policy implementations in order to succeed in determining decision related to capital markets or choosing policy tools to use.
MUSA BAYIR
548872
Balıkesir Üniversitesi
İktisat Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Doktora
Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=T1mWGp9MngYYkCSgiJvtVhLaca9KHUSGT1rYLynmAvzv7y5-tp5YN7kdwcBPFn71
./data/pdfs/548872.pdf
11,263,563
true
true
true
2025-06-04T22:48:49.857390
2025-06-06T07:08:03.267579
2025-06-07T18:09:36.027444
2025-06-08T01:02:19.044039
371288
95
148
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9141176342964172, "polygon": [ [ 1469, 2098 ], [ 1475, 245 ], [ 228, 241 ], [ 222, 2094 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8911181092262268, "polygon": [ [ 874, 2237 ], [ 875, 2182 ], [ 810, 2181 ], [ 809, 2236 ] ] } ] }
Çalışanlarda örgütsel bağlılık ve iş doyumu / Organizational commitment and job satisfaction of workers
Hizmet sektörü çalışanlarında özellikle çalışanların memnuniyetinin sağlanması, hizmet verilen kesimin de memnuniyetini sağlayacağından dolayı çalışanların örgütlerine bağlılıklarının ve iş doyumlarının arttırılması son yıllarda örgütler için önem kazanmıştır. Çalışanların örgütsel bağlılıklarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörlerin önceliğinin belirlenerek örgütsel bağlılığı arttırma çalışmalarının yapılması örgütlerin devamlılığını sağladığı gibi, örgütlerin yararına olmaktadır. Çalışanların iş doyumlarının sağlanması çalışanlarda verimliliği arttırdığı gibi örgütün devamlılığını sağlamaktadır. Bu çalışmada, hasta insanlara tedavi hizmeti veren hastane çalışanlarının örgütsel bağlılıklarını ve iş doyumlarını etkileyen faktörler incelenmiştir.
Service sector workers, especially in the provision of employee satisfaction, service satisfaction, as it is also the sector organizational commitment and increasing the job satisfaction of employees gained importance in recent years for organizations. Identifying the factors that affect employees organizational commitment and organizational commitment of these factors increase the priority of the work done by determining ensure the continuity of the organization, as it is for the benefit of the organization. Job satisfaction is employees willing to work when they feel the happiness of the work which they are involved in. In this study, patients, hospital staff providing treatment services to the people of the factors affecting organizational commitment and job satisfaction were examined.
ASİYE KOÇAK
371288
Beykent Üniversitesi
İşletme Yönetimi Ana Bilim Dalı
2014
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=48XPj7KKQhKUgntkUiKO3L7CSfL_c0hsLsX53EBIFVp0hsMwNWfEhecPLW10An4A
./data/pdfs/371288.pdf
839,971
true
true
true
2025-06-04T22:56:02.106809
2025-06-06T07:13:29.563445
2025-06-07T18:09:36.623796
2025-06-08T01:02:19.303743
251420
23
280
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9156229496002197, "polygon": [ [ 1480, 2038 ], [ 1481, 396 ], [ 204, 395 ], [ 204, 2038 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.7832886576652527, "polygon": [ [ 1468, 259 ], [ 1469, 208 ], [ 1404, 207 ], [ 1403, 258 ] ] } ] }
Su çerçeve direktifi ve büyük menderes nehir havzasi yönetim plani örneğinde AB ve Türkiye yaklaşımı / EU and Turkey approaches within the scope of the water framework directive and büyük menderes river basin management plan
Bu çalışmada, AB adaylık yolunda emin adımlarla ilerlemeye çalışan Türkiye'nin çevre sektörü içerisinde yer alan su kalitesi sektörünün tüm detayları yasal ve kurumsal açıdan AB ile karşılaştırmalı olarak incelenmiş olup öneriler getirilmiştir. Türkiye'de bu konuda çok farklı çalışmalar yapılmıştır. Ancak, bu çalışma su kalitesi direktiflerini bir arada ele almakta ve örneklerle açıklık getirmektedir. Bir anlamda Türkiye için yapılanlar ve yapılacaklar yönünden bir rehber doküman niteliği taşımaktadır.Çalışmanın ilk adımında AB'nin yasal ve kurumsal yapısı Su Çerçeve Direktifi başta olmak üzere direktifler kapsamında incelenmiş ve su kalitesinin korunmasına ilişkin gelişim evreleri anlatılmıştır. Ayrıca her bir su kalitesi direktifi adım adım işlenerek birbirleri ile bağlantıları belirtilmiştir. Daha sonra Türkiye'deki yasal ve kurumsal mevcut durum incelenerek AB üyelik sürecindeki gelişmelerden bahsedilmiştir.Bir sonraki aşamada özellikle çerçeve direktif olan su çerçeve direktifinin esas aldığı ?Nehir Havzası Yönetim Planları?nın nasıl hazırlanması gerektiği ve diğer direktiflerle ne şekilde entegrasyonun sağlanması gerektiği vurgulanmaya çalışılarak ?Büyük Menderes Nehir Havzası Yönetim Planı? irdelenmiştir.Bu planla havzanın genel karakterizasyonu yapılarak, söz konusu havzada mevcut durum üzerindeki önemli su yönetimi konuları belirlenmiş ve önlemler programı tanımlanmıştır. Önlemlerin maliyet etkin değerlendirilmesi yapılması gerekliliği vurgulanmış olup, yönetim planına dâhil edilmiştir. Ayrıca söz konusu çalışmada, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünce hazırlanan ve AB uzmanlarınca bu planlarla benzerlik gösterdiği belirtilen ?Havza Koruma Eylem Planları? ile karşılaştırma yapılmış olup, tüm bu gelişmelerle ilgili öneriler sunulmuştur.
In this study, all the details of the water quality issues within the environment sector in Turkey has been scrutinized in comparison with that of the European Union in terms of legal and institutional aspects, and recommendations have been set forth. Turkey has strived various efforts in this issue. This study deals with the water quality directives of the European Union as a whole, and sheds light on specific issues through examples. Therefore, in a sense, this document serves as a guidance for what has been done so far in Turkey and what is still to be done.In the first step of the study, the legal and institutional structure of the European Union has been investigated within the scope of the directives, mainly the Water Framework Directive, and the stages of development regarding the protection of water quality have been explained. In addition, each and every water quality directive has been investigated in a step-wise approach and the connections among directives have been defined. Then the existing legal and institutional situation in Turkey has been examined and the developments in the EU Accession Process have been mentioned.In a further stage, how ?River Basin Management Plans? are to be prepared, setting as a basis for the Water Framework Directive, and how they are to be integrated with other directives have been stressed and the example of ?Büyük Menderes River Basin Management Plan? has been examined.Though the aforementioned plan, the general characterisation of the basin has been done, significant water management issues on the existing situation have been defined and the programme of measures has been set forth. How the cost effectiveness analyses are to be carried out for the selection of the measures has been dealt with, and the selected measures have been included in the management plan. Furthermore, in this study, River Basin Management Plans have been compared with River Basin Protection Action Plans prepared by the Directorate General for Environmental Management and which have been stated to have similarities to the River Basin Management Plans by the European Union experts; recommendations have been given for these developments as well.
NERMİN ÇİÇEK
251420
Selçuk Üniversitesi
Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2010
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=NtBAevXNhYaNqJFoAcdBdqK5WvKHKam8yiPspHyliVFtd70i58vq9IRoDmEwEGqD
./data/pdfs/251420.pdf
19,210,883
true
true
true
2025-06-04T22:56:03.217230
2025-06-06T07:24:16.246531
2025-06-07T18:09:38.010316
2025-06-08T01:02:19.780381
188299
25
488
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9500772356987, "polygon": [ [ 1514, 1952 ], [ 1525, 245 ], [ 282, 237 ], [ 271, 1944 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8966088891029358, "polygon": [ [ 1508, 160 ], [ 1510, 108 ], [ 1450, 107 ], [ 1448, 159 ] ] }, { "class": "Resim", "confidence": 0.310663640499115, "polygon": [ [ 278, 2129 ], [ 1469, 2129 ], [ 1469, 1834 ], [ 278, 1834 ] ] } ] }
Demre Aziz Nikolaos Kilisesi kazılarında ele geçen Terra Sigillata ve Red Slip (Kırmızı Astarlı) seramikler (1998-2004) / Terra Sigillata and Red Slip Ware recovered in Demre St. Nicholas Church excavations (1998-2004)
Demre Aziz Nikolaos Kilisesi 1998-2004 yılları arasındaki kazı sezonlarında ele geçen terrasigillata ve red slip (kırmızı astarlı) seramikler, çalısmamızın konusunu olusturmaktadır. Malgruplarına ayrıldığı tespit edilen bu seramikler, mal gruplarına göre hamur, üretim teknikleri,tipoloji, kap islevi, astar ve bezeme bakımından değerlendirilerek kataloglanmıstır. Konukapsamında 1657 parça incelenmis ve 347 kap tespit edilmistir.Terra sigillata seramiklerde, Doğu Sigillata A, Doğu Sigillata B, Doğu Sigillata C (ÇandarlıSigillata), Doğu Sigillata D (Kıbrıs Sigillata) ve Batı (?talyan) Sigillataları olmak üzere bes malgrubu ve yedi hamur, red slip seramiklerde ise Geç Roma A-B (Afrika Red Slipleri), Geç RomaC (Foça Red Slipleri), Geç Roma D (Kıbrıs Red Slipleri), Mısır A (Kopt/Asuan Red Slipleri),Mısır B ve Myra üretimi yerel red slip seramikleri olmak üzere altı mal grubu ve altı hamurbelirlenmistir.Terra sigillata ve red slip seramiklerin çarkta, kulpların elde, yalnızca Kıbrıs üretimi red sliphacı matarası (ampullae) parçalarının kalıpta üretildiği tespit edilmistir.Yapılan tipolojide terrasigillata seramiklerde varyasyonları ile birlikte yirmi altı ağız, on dört halka dip tipi, red slipseramiklerin ithal mal gruplarında varyasyonları ile birlikte seksen sekiz ağız, üç düz dip, on beshalka dip tipi, iki tip kulp, Myra üretimi yerel red slip seramiklerde ise varyasyonları ile birliktedokuz ağız, iki düz dip ve iki halka dip tipi, bir kulp tipi ve bir kapak tipi belirlenmistir.Yemek servisine yönelik tabak, çanak, kâse, sıvı servisi için testi, sürahi, hem terra sigillata hemred slip seramiklerde, sebze-meyve ezme, hazırlama ve belki de kurutmada kullanılanmortarium, leğen, yemek pisirilen çömlek, yiyecek depolamaya yönelik küpler, ayrıca bir kapakve hacı mataraları (ampullae) ise yalnızca red slip seramiklerde belirlenen türlerdir.Terra sigillata örneklerin astarları kap yüzeyine ince ya da kalın sürülerek düzgün bir biçimdeuygulanmıs, mat ya da parlak niteliklidir. Bezemelerde mühür baskı tekniğinde bitkiselmotiflerle rulet baskı tekniğinde çentik bezeme ve geometrik motifler görülür. Red slipseramiklerin astarları da kap yüzeyine ince ya da kalın sürülerek düzgün bir biçimdeuygulanmıs, mat ya da parlak niteliklidir. Bezemelerde mühür baskı tekniğinde haç motifi, ruletbaskı tekniğinde çentik bezeme, damla, dalga ve çizgi motifleri, kabartma tekniğinde figürlü vegeometrik bezemeli örnekler görülür, ayrıca aplik üzerine parmak baskı tekniği ile bezenen birörnek, astar üzerine akıtma tekniğinde bej renkli astar üzerine kahverengi boya ile bezenen ikiörnek vardır.Mal grupları, Myra'nın Roma döneminde, diğer yerlesimlerle olan seramik ticaretine isaret eder.Myra'da henüz bu döneme ait seramik fırını tespit edilmemis olmasına rağmen, seramiklerinhamurları incelendiğinde, yerel örnekler ayırt edilebilir.
Terra sigillata and red slip ceramics which are recovered in Demre Saint Nicholas churchexcavation campaigns between 1998-2004 years constitute the subject of this study. Theceramics that are divided into ware groups, were presented in catalogue by analyzing accordingto ware fabrics, production techniques, typology, function, gloss and decoration. In the study1657 pieces were examined and 347 vessels were determined.Five ware groups were specified on terra sigillata ceramics which were divided into sevenfabrics: Eastern Sigillata A, Eastern Sigillata B, Eastern Sigillata C (Çandarlı Sigillata), EasternSigillata D (Cypriot Sigillata) and West (Italian) Sigillata. Six ware groups were specified onred slip ceramics which were divided into six fabrics: Late Roman A-B (African Red SlipWare), Late Roman C (Phocaean Red Slip Ware), Late Roman D (Cypriot Red Slip Ware),Egyptian A (Coptic/Aswan Red Slip Ware), Egyptian B and Myra-Local Red Slip Ware.Terra sigillata and red slip ceramics were manufactured on the wheel, handles were shaped byhand, but only fragments of Cypriot pilgrim flasks (ampullae) were manufactured in the mold.In the typological classification, twenty-six forms of rim and fourteen forms of ring-bases withvariants were determined on terra sigillata ceramics; eighty-eight forms of rim, three forms offlat-bases and fifteen forms of ring bases with variants, two types of handle were determined onimported red slip ceramics, nine forms of rim, two forms of flat-bases and two forms of ringbases,one type of handle and one form of lid were determined on Myra-Local red slip ware.Plates, dishes, bowls and cups for serving food and jugs for serving liguid were determined ason terra sigillata and red slip ware, mortarias and basins for mashing, preparing and perhapsdrying vegetable-fruit, cooking pots, storage vats, one lid and pilgrim flasks (ampullae) weredetermined on red slip ware.On terra sigillata ceramics, the gloss is thin or thick, matt or lustrous. The decorative featuresobserved on sigillata ceramics are the use of impressing vegetal motifs, rouletting indentationsand geometric motifs.The gloss is thin or thick, matt or lustrous on red slip ware as sigillata ware. The decorativefeatures observed on red slip ware are the use of impressing cross, rouletting indentations,drops, wave and lines, examples on which technique of relief appear figures and geometricmotifs, also one example was decorated by printing finger on applique, two examples weredecorated by flowing with brown dye on beige gloss.Ware groups indicate trade of ceramics between Myra and other sites during the Roman period.Even though Roman ceramic kilns haven?t been determined in Myra until now, local examplescan be distinguished when fabrics of ware groups are investigated.
İLKGÜL KAYA
188299
Hacettepe Üniversitesi
Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı
2007
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=-L8ilcwn9ZRRc_YMKxXW1qs91PG-Dvc7vUKNGydbxqXUi9tLx6G-L6VUa2hMB4X9
./data/pdfs/188299.pdf
2,103,981
true
true
true
2025-06-04T22:56:02.958456
2025-06-06T07:24:16.226327
2025-06-07T18:09:38.021230
2025-06-08T01:02:20.373011
262098
12
73
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8199779987335205, "polygon": [ [ 907, 2208 ], [ 908, 2159 ], [ 855, 2158 ], [ 854, 2207 ] ] }, { "class": "Diğer", "confidence": 0.4575183391571045, "polygon": [ [ 1339, 438 ], [ 1339, 163 ], [ 284, 162 ], [ 283, 437 ] ] }, { "class": "Kısaltmalar", "confidence": 0.3940587341785431, "polygon": [ [ 276, 447 ], [ 1344, 447 ], [ 1344, 164 ], [ 276, 164 ] ] } ] }
Döviz kuru oynaklığının modellenmesi ve öngörülmesi: Türkiye üzerine bir uygulama / Modelling and forecasting exchange rate volatility: An application to Turkey
Döviz kuru oynaklığının öngörülmesi üzerine yapılan çalışmalar yalnızca akademik araştırmacıların değil finansal sektör çalışanlarının da ilgisini çekmektedir. Bu anlamda, bu çalışmanın amacı Türkiye için TL/$ ve TL/? döviz kuru getiri serileri oynaklığının en iyi şekilde tahmin edilmesidir. Bu amaçla, seriler, göstermiş olduğu ayırt edici özellikler doğrultusunda, finans yazınında en çok kullanılan oynaklık modelleri olan ardışık bağlanımlı değişen varyans modelleri ile tahmin edilmiştir. Öncelikle her bir oynaklık modeli kendi aralarında karşılaştırılmış ve o sınıf içindeki oynaklığı en iyi tahmin eden model belirlenmiştir. Daha sonra kendi sınıfındaki en iyi oynaklık modellerinin hem örneklem dışı performansları, hem de AIC, SIC ve LogL değerleri karşılaştırılmıştır. Böylece, her bir seri için oynaklığı en iyi şekilde tahmin eden model elde edilmiştir. Sonuçlar, asimetrik model t dağılımlı GJR(T)GARCH(1,1) modelinin her iki döviz kuru getiri serisinin oynaklığını modellemede ve öngörmede diğer modellere göre daha başarılı olduğunu göstermiştir.
The studies on forecasting the exchange rate volatility draw attention not only academic researchers but also financial sector employees. In this sense, aim of this study is to estimate TL/$ and TL/? exchange rate return series volatility for Turkey in the best form. To this end, the series are estimated by autoregressive conditional heteroscedasticity models that are the most widely used in finance literature in the direction of their stylized facts. Primarily, each volatility model is compared among themselves and model which estimate the volatility best, is identified in that class. After, both the performances of out of sample forecast and AIC, SIC and LogL values of the best volatility models in their own class are compared. In this way, models that estimate the volatility best for each series were obtained. The result showed that, the GJR(T)GARCH(1,1) model with t-distribution is superior to other volatility models in modeling and forecasting the volatility of both exchange rate return series.
GÖKHAN GÜVEN
262098
Yıldız Teknik Üniversitesi
İktisat Bölümü
2010
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ZeTyprYuef2HkaF3xt4wYjtE-DwVvg9A20J9kjmYtjfUQquKw_q0P7WKRRx0fZcr
./data/pdfs/262098.pdf
1,274,296
true
true
true
2025-06-04T22:56:03.617835
2025-06-06T07:24:16.258922
2025-06-07T18:09:38.369950
2025-06-08T01:02:20.549103
244295
70
84
{ "labels": [ { "class": "Tablo", "confidence": 0.9381603598594666, "polygon": [ [ 324, 1365 ], [ 1471, 1363 ], [ 1471, 1022 ], [ 324, 1024 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8933534026145935, "polygon": [ [ 913, 2225 ], [ 913, 2167 ], [ 851, 2166 ], [ 851, 2225 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.7834745049476624, "polygon": [ [ 1471, 953 ], [ 1472, 141 ], [ 303, 139 ], [ 302, 951 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.7734472751617432, "polygon": [ [ 1330, 1020 ], [ 1330, 967 ], [ 501, 967 ], [ 501, 1020 ] ] } ] }
Farklı kapasiteli paralel makinelerin dinamil çizelgelenmesi için sezgisel bir algoritma ve uygulaması / A heuristic algorithm for dynamic scheduling of parallel machines and its application
Farklı kapasiteli paralel makinelerin dinamik çizelgelenmesi için sezgisel bir algoritma geliştirilmiş ve bir tekstil işletmesinde uygulaması gerçekleştirilmiştir.
A heuristic algorithm is developed for dynamic scheduling of parallel machines and the algorithm is applied at a textile plant.
SELEHADDİN ERDEM ÖZKAN
244295
Çukurova Üniversitesi
Endüstri Mühendisliği Bölümü
2009
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogAQIfC1dG9daegWCgCWLLSrvwNjQ47TX1MEON5EIyPW6b
./data/pdfs/244295.pdf
768,516
true
true
true
2025-06-04T22:56:02.729871
2025-06-06T07:15:00.223520
2025-06-07T18:09:39.010581
2025-06-08T01:02:20.705462
81947
322
920
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9293742179870605, "polygon": [ [ 1265, 2159 ], [ 1269, 1347 ], [ 96, 1340 ], [ 91, 2153 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8473026752471924, "polygon": [ [ 1256, 128 ], [ 1256, 90 ], [ 1200, 90 ], [ 1199, 128 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8145352602005005, "polygon": [ [ 1269, 1283 ], [ 1269, 1201 ], [ 295, 1200 ], [ 295, 1282 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.6230807304382324, "polygon": [ [ 1246, 697 ], [ 1249, 155 ], [ 104, 149 ], [ 101, 691 ] ] }, { "class": "Ekler", "confidence": 0.27561160922050476, "polygon": [ [ 1271, 1226 ], [ 1273, 717 ], [ 266, 713 ], [ 264, 1222 ] ] } ] }
Tanzimat edebiyatında gelenekten gelen unsurlar (Sözlü kültür etkileri doğrultusunda XIX. yüzyıl yazılı anlatılarında yapı: Konu, kurgu, öykü, kişi) / Traditional elements in Tanzimat literature (The analysis of structure in the XIX th century written narratives with special analysis on the oral culture: Theme, plot, story, characters)
Ill ÖZET Batı edebiyatında roman sözlü anlatıdan yazılı anlatıya doğru evrimleşen bir çizginin sonucudur. Türk edebiyatında ise Batılı anlamda romanla ilk kez XlX.yuzyilda karşılaşılır. Ama Türk sözlü kültürünün efsaneler, destanlar, halk hikâyeleri, masallar ve meddah hikayeleriyle yüzyıllardır halkın belleğinde süregelmiş zengin bir sözlü anlatı dağarcığı vardır. XlX.yuzyilda Batılı anlamda roman yazma çabasındaki ilk yazarlarımız, köklü bir geçmişe sahip sözlü anlatı geleneğinin açık ve kapalı etkilerini ister istemez ürünlerine yansıtmışlardır. "Tanzimat Edebiyatında Gelenekten Gelen Unsurlar" başlıklı bu tez, sözlü kültürden yazılı kültüre geçiş aşamasında XlX.yuzyilm son çeyreğine kadar Türk edebiyatında verilmiş yazılı anlatılarda halk anlatılarının etkilerini yapısal olarak araştırmayı amaçlamaktadır. Önsözde tezin amacı, sınırları, kullanılan yöntemler belirlenmiş; Giriş bölümünde sözlü kültür-yazılı kültür ilişkisi üzerinde durulmuş, XlX.yuzyilda sözlü olarak yayılan ve -el yazması, taş basması ya da matbaa baskısı olarak- yazılı halde okunan halk hikâyeleri, meddah hikâyeleri, masallardan söz edilmiş ve 1796-1876 yılları arasında basılmış ilk yazılı anlatıların kronolojik dizgesi verilmiştir. Tez -halk anlatılarından gelen etkilere göre- dört ana bölümden oluşmaktadır: Konu, Kurgu, öykü, Kişi. Konu bölümünde halk anlatılarından ilk. yazılı anlatılara geçen aşk, macera, namus, esaret, para, alafrangalık, siyaset konuları üzerinde durulmuştur. Kurgu bölümü iç içe dizilişli, art arda dizilişli ve eş zamanlı kurgu olmak üzere üç başlık altında ele alınmıştır. Öykü bölümünde halk anlatılarında görülen motiflerden ilk yazılı anlatılara geçenler, aşkın başlangıcına ilişkin motifler, engellere ilişkin motifler, sonuçlandırmaya ilişkin motifler şeklinde ayrılarak incelenmiştir. Kişi bölümünde ise halk anlatılarının âşık-kahraman, sevgili, rakip gibi temel kişileriyle, ikinci derece kişilerinin, tip ve figüranlarının davranış kalıplarının ilk yazılı anlatılarda nasıl sürdürüldüğü örneklerle kanıtlanmıştır. 1796-1876 yılları arasında yayınlanmış eserler arasında ömeklem alanı oluşturacak on altı yazılı anlatı üzerinde yapılan çalışmada ulaşılan yargılar Sonuç bölümünde ifade edilmiştir. Buna göre, halk anlatılarıyla ilk yazılı anlatılar arasındaki güçlü bağın hem yazarların hem de okurların alışkanlıklarından kaynaklandığı; sözlü kültürdeki anlatıcı kimliğinin birdenbire yazara dönüşemediği, onların hitap ettikleri okuyucu kitlesinin de halen dinleyici kitlesi olma özelliğini sürdürdüğü, dolayısıyla ilk yazılı anlatılarda sözlü anlatıların kalıplarına başvurulduğu yargısına varılmıştır. Şimdiye dek Batı'dan gelen özelliklere göre değerlendirilen Türk romanının, daha çok "yazılı anlatı" olarak nitelendirilebilecek erken dönem örneklerinde anonim halk anlatısından bireysel anlatıya doğru bir evrimleşmenin yaşandığı, Tanzimat sonrası yaşanan büyük yenilikler sayesinde bu evrimin hızlandığı görülmüştür.
IV SUMMARY The novel in Western literature comes in as a result of an evolutionary transformation, which is from the oral to the written narrative. Although Turkish oral culture has a rich collection of oral narratives which have been carried from one generation to another by means of legends, epics, folk-stories, folk-tales and "meddah" stories, one can come across the first examples of Western novel genre in Turkish literature in the XlXth century. Turkish literary figures, who put a lot of effort into writing in the Western novel genre, have reflected the overt and covert effects of the oral narrative tradition, which has a well established history. This thesis with the title "Traditional Element in Tanzimat Literature" aims to find out the effects of folk narratives on the written narratives, which were written until the last quarter of the XlXth century, during the transition from the oral culture to the written culture. In the Preface, the aim, the scope and the method used have been given. In the Introduction, the relation between the oral and written culture has been emphasised. Besides, folk stories, "meddah" stories and folk-tales, which are in the form of manuscripts, lithographs or prints have been mentioned and a chronically ordered list of first written narratives which were published in between the years 1796 to 1876 has been given. The thesis has four chapters shaped in accordance with the effects of folk narratives. Theme, Plot, Story, Characters. In the chapter "theme" the themr><; love, adventure, chastity, slavery, money, imitation of European ways, politics have been analysed. The chapter "plot" has been divided into three sub-headings: one inside the other type of plot, one after another type of plot and synchronic type of plot. The chapter "story" has been analysed under the following sub-headings: The features which pass from the folk narratives to written narratives, the features related to the beginning of love, the features related to the difficulties and the features related to the endings. In the chapter "characters" how the major characters' (lover-hero(protagonist), rival(antagonist)) and the minor characters' behavioural patterns in folk narratives have counter parts in the first written narratives is proved by examples. The findings drived from the analyses of sixteen written narratives have been gathered together in the chapter "Conclusion". The major findings are: 1. The strong connection in between the folk narratives and the first written narratives depends on both the writer's and the reader's habits. 2. The narrator in oral culture does not turn into the writer all at once. The group of readers to whom the address still continue to be the group of audience. 3. As a result in the first written narratives, oral narrative patterns have been used. Until now, Turkish novel has been evaluated according to the features coming from the West, but the early examples which can be called as "written narratives" proves that the folk narratives have transformed into individual narratives and post-Tanzimat renovations have speeded up this evolutionary transformation in the course of time.
GÜZİN GONCA GÖKALP
81947
Hacettepe Üniversitesi
Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
1999
Türkçe
Doktora
Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=a0OMTmEd_3mfOBxT8SiBTNm8WviB2mN9U2jq8FIGwvrLGD-cqNUB8ZUwMPr-2D7R
./data/pdfs/81947.pdf
54,717,991
true
true
true
2025-06-04T22:48:48.132749
2025-06-06T07:08:00.649786
2025-06-07T18:09:40.122073
2025-06-08T01:02:21.706776
556050
32
169
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9347878098487854, "polygon": [ [ 263, 615 ], [ 1481, 614 ], [ 1480, 258 ], [ 262, 259 ] ] }, { "class": "Tablo", "confidence": 0.9150396585464478, "polygon": [ [ 1538, 1363 ], [ 1544, 687 ], [ 290, 675 ], [ 284, 1352 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.9018162488937378, "polygon": [ [ 258, 1863 ], [ 1482, 1862 ], [ 1482, 1430 ], [ 258, 1431 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8308925628662109, "polygon": [ [ 916, 2077 ], [ 917, 2025 ], [ 855, 2024 ], [ 854, 2076 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8145110011100769, "polygon": [ [ 1062, 712 ], [ 1062, 667 ], [ 342, 667 ], [ 342, 712 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.4231316149234772, "polygon": [ [ 316, 1351 ], [ 919, 1349 ], [ 919, 1307 ], [ 316, 1309 ] ] } ] }
Sigortacılıkta sermaye yeterlilik ve likidite risklerinin yönetimine ilişkin yeni yaklaşımlar ve alternatif risk transfer yöntemleri / New approaches to capital adequacy and liquidity risk management in insurance companies and alternative risk transfer methods
Türk sigorta sektöründe son 20 yıldır hızlı bir hukuksal düzenleme süreci yaşanmıştır. Bu sürecin itici unsurunu Avrupa Birliği'ne uyum çalışmaları oluşturmuştur. Sektörün faaliyetlerini düzenleyen kanunlar, yönetmelikler, genel şartlar bu periyotta hızla yürürlüğe konulabilmiştir. Avrupa Birliği standartlarına uyum sürecinde düzenlemeler yapılması yabancı yatırımcıların ilgisini çekmiş, büyüme potansiyeli de dikkate alınarak, Türk sigorta sektöründe yabancı yatırımcı payı sermaye sahipliği ve prim üretimi yönünden gittikçe artmıştır. Yapısal dönüşümün yarattığı sermaye yeterlilik ve likidite ihtiyaçlarının, alternatif risk transfer uygulamaları ile karşılanıp karşılanamayacağına ilişkin olarak yapılan bu çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sigortacılık sektörünün diğer finans veya finans dışı sektörlerden farkları detaylandırılarak incelenmektedir. İkinci bölümde Solvency II çerçevesinde risk yönetimi ve bunun ortaya çıkardığı sermaye ihtiyaçları konusu işlenmiştir. Üçüncü bölümde, alternatif risk transferine özellikle Sigorta Bağlantılı Menkul Kıymetler (İLS) konusuna yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise Türk Sigorta Sektöründe gerçekleşen yapısal dönüşüm ele alınmış ve sektörde ilk ve tek İLS örneği olan, Doğal Afet Sigortaları Kurumu Afet Tahvilleri konusunda ayrıntılar değerlendirilmiştir. Özellikle dördüncü bölümde, yapısal dönüşümün gerçekleştiği beş alt alana ilişkin mevcut veriler doğrultusunda inceleme yapılmıştır. Bu alanlar; mevzuat değişimi, sektördeki sermaye sahipliği değişimi, sektör sermaye yeterlilik rasyosunun gelişimi, sektör likidite rasyolarında yaşanan gelişmeler, ülkemizde ART uygulamasının tek örneği olan DASK Afet Tahvillerinin detayından oluşmaktadır.
There has been a rapid legal regulation in the Turkish insurance sector for the last 20 years. European Union harmonization studies have created the driving force of this process. The laws, regulations and general conditions regulating the activities of the sector were put into force quickly in this period. Arrangements in the process of harmonization with European Union standards have attracted the attention of foreign investors, and taking into account the growth potential, the share of foreign investors in the Turkish insurance sector has increased in terms of capital ownership and premium production. This study, which consists of four main sections, is the study of whether capital adequacy and liquidity needs created by the structural transformation can be met by Alternative Risk Transfer applications. In the first chapter, the differences between the insurance sector and other finance or non-financial sectors are examined. In the second part, the Solvency II framework focuses on risk management and capital needs. In the third chapter, alternative risk transfer is given to especially the Insurance Linked Securities (ILS) issue. In the fourth chapter, the structural transformation in the Turkish Insurance Sector was taken into consideration and the details of the The Turkish Catastrophe Insurance Pool's (TCIP) Cat Bonds, which are the first and only example of ILS in the sector, were examined. Especially In the fourth chapter, in the context of existing data, five sub-areas where structural transformation has taken place have been investigated. These areas; changes in legislation, capital ownership change in the sector, development of sector capital adequacy ratio, developments in sector liquidity ratios, details of DASK Disaster Bonds which are the only examples of ART application in our country.
MURAT ISIYEL
556050
Marmara Üniversitesi
Sigortacılık Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Mir2lXQK1dkmQ9Ige3PZbk78MFzK0fR02EDK4xTA7cmDDIZthYQAgiMaOlzQv-x_
./data/pdfs/556050.pdf
2,334,614
true
true
true
2025-06-04T22:56:03.160976
2025-06-06T07:17:50.721317
2025-06-07T18:09:40.242206
2025-06-08T01:02:21.970599
548872
205
251
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8847556114196777, "polygon": [ [ 897, 2109 ], [ 968, 2109 ], [ 968, 2061 ], [ 897, 2061 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.8483901023864746, "polygon": [ [ 1461, 2018 ], [ 1463, 1375 ], [ 302, 1371 ], [ 300, 2014 ] ] }, { "class": "Resim", "confidence": 0.6054331064224243, "polygon": [ [ 295, 1345 ], [ 1445, 1343 ], [ 1443, 207 ], [ 293, 210 ] ] } ] }
Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası'nın uyguladığı geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisine etkisi / The effects of the unconventional monetary policy implemented by The Federal reserve system on the Turkish economy
FED 2008 finansal krizi sürecinde, ABD finans piyasalarında yaşanan likidite krizini aşmak için para politikası uygulamalarında önemli bir değişime gitmiştir. Çünkü bankalararası para piyasasının işleyişinde yaşanan sorunlar ve kısa vadeli faizlerin sıfıra yaklaşması geleneksel para politikasının işleyişini engellemiştir. Bu durumda, FED geleneksel olmayan para politikası olarak bilinen bazı yeni politika araçlarına yönelmiştir. Aralarında miktarsal genişleme ve kredi genişlemesi gibi politika araçlarının yer aldığı bu uygulamalar ABD finans piyasalarında daha önce görülmemiş büyüklükte bir likidite genişlemesine neden olmuştur. Söz konusu likidite genişlemesi ABD ekonomisi ile birlikte diğer ülke ekonomileri üzerinde de önemli etkiler oluşturmuştur. Bu doğrultuda, çalışmanın amacı FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisine etkilerinin araştırılmasıdır. Gelişmiş ülkelerin uyguladığı para politikasının uluslararası etkilerine ilişkin pek çok parasal aktarım mekanizması bulunmaktadır. Genel olarak, ABD finans piyasalarında likidite düzeyinde yaşanan artış ülkedeki finansal getirileri azaltacağından finansal oyuncular daha yüksek getiri elde edecekleri başka ülkelere yönelmektedir. Bu durum gelişmekte olan ülkelere yönelik yabancı sermaye girişlerini hızlandırmaktadır. Artan yabancı sermaye girişi söz konusu ülkelerin finans piyasalarında bono, tahvil ve hisse senedi gibi varlıklara yönelik yatırımları artırmaktadır. Süreç sonucunda gelişmekte olan ülkelerdeki bono ve tahvil faizlerinin düşmesi, hisse senedi fiyatlarının ise artması beklenmektedir. Bu süreçte dolar kurunda ise, artan yabancı sermaye girişi veya ABD ekonomisinde risklerin azalmasının nispi etkisine bağlı olarak değer kaybı veya değerlenme yaşanabilmektedir. Bu çerçevede etkinin ölçüldüğü bağımlı değişkenler; 3 ay vadeli hazine bonosu faizi, 10 yıl vadeli devlet tahvili faizi, BIST 100 endeksi ve dolar kurudur. Çalışmada FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri 2007:12-2014:10 dönemleri arasında analiz edilmiştir. Ekonometrik analizde sınır testi ve ARDL yaklaşımı kullanılmıştır. Ampirik sonuçlar, FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisinde bono ve tahvil faizlerini düşürücü, hisse senedi fiyatlarını ve dolar kurunu artırıcı bir etkide bulunduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar FED'in geleneksel olmayan para politikası uygulamalarının sermaye piyasaları aracılığıyla Türkiye ekonomisini önemli derecede etkilediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca dolar kuru üzerinde de önemli bir etkisi olduğu görülmektedir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, sermaye piyasaları ile ilgili karar alırken ya da kullanacağı politika araçlarını seçerken başarılı olmak için FED para politikası uygulamalarını göz önünde bulundurmalıdır.
In the process of 2008 financial crisis, the FED made an important change in the monetary policy practices to overcome the liquidity crisis experienced in the US financial markets. Because, the problems in the functioning of the interbank money market and short-term interest rates close to zero lower bound have prevented the operation of conventional monetary policy. So the FED has turn edits attention to some new policy instruments, known as unconventional monetary policy. This implementations, including the policy instrument such as quantitative easing and credit easing, caused unprecedented size liquidity expansion in the US financial markets. This liquidity expansion has a significant effect on other economies as well as the US economy. In this direction, the aim of the study is to investigate the effects of the FED's unconventional monetary policy on Turkish economy. There are many monetary transmission mechanisms with regard to international effects of monetary policy implemented by developed countries. Since the increase in the level of liquidity in US financial markets will reduce the financial returns in the US, the financial actors go towards to the other countries where they will get higher returns. This situation boost the foreign capital flows to the developing countries. Increased foreign capital inflow increases the investments in assets such as bill, bond and equity in the capital markets of these countries. In the end of this process, decline in bill and bond yields and increase in equity prices are expected in developing countries. There also may be a loss of value or appreciation in the exchange rate of the dolar based on the relative impact of the increased foreign capital inflow or the risk reduction in the US economy. In this framework, the dependent variables which measure this impact are 3-month maturity treasury bill rate, 10-year maturity government bond rate, BIST 100 index and exchange rate of dollar. In this paper, the effects of the FED's unconventional monetary policy on Turkish economy are analyzed between 2007:12 and 2014:10. Bound test and ARDL approach are used in the empirical analysis. The empirical results indicate that the FED's unconventional monetary policy decreases bill and bond rates and increases equity prices and exchange rate of dollar in Turkish economy. These results revealed that the FED's unconventional monetary policy implementations significantly affect Turkish economy via capital markets. It is also seen an important effect on the exchange rate of dollar. Therefore, the Central Bank of the Republic of Turkey should take into account of the FED's monetary policy implementations in order to succeed in determining decision related to capital markets or choosing policy tools to use.
MUSA BAYIR
548872
Balıkesir Üniversitesi
İktisat Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Doktora
Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=T1mWGp9MngYYkCSgiJvtVhLaca9KHUSGT1rYLynmAvzv7y5-tp5YN7kdwcBPFn71
./data/pdfs/548872.pdf
11,263,563
true
true
true
2025-06-04T22:48:49.857390
2025-06-06T07:08:03.267579
2025-06-07T18:09:40.785630
2025-06-08T01:02:22.471274
244451
46
98
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9404574036598206, "polygon": [ [ 1462, 1944 ], [ 1473, 315 ], [ 303, 307 ], [ 291, 1935 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8616912961006165, "polygon": [ [ 1449, 136 ], [ 1450, 82 ], [ 1390, 81 ], [ 1389, 135 ] ] } ] }
Petrol boru hatlarının kontrolü için akıllı ölçüm sistemi tasarlanması / Smart inspection system desing for controlling petroleum pipelines
Boru hatları, enerji kaynaklarının taşınmasında kullanılan en yaygın sistemlerdir. Özellikle petrol ve doğalgazın transferi için boru hatları vazgeçilmez unsurlardır. Ülkemiz toprakları enerji geçiş noktası olması nedeniyle oldukça büyük oranda boru hattı barındırmaktadır. Yeni enerji yolları gündeme geldikçe bu hatların artması söz konusu olacaktır.Boru hatlarının ilk kullanıma alınmadan önce ve belli kullanım süreleri sonunda periyodik olarak kontrolü gerekmektedir. Boru hatlarında kurulum sırasında ya da sonradan ezilmeler olmakta ve borunun çapı daralmaktadır. Bu durumda borunun içinden akan petrolün hızı artmakta ve basınç düşmektedir. Bunun sonucu olarak iletilen sıvı miktarının ölçümü hatalı olmaktadır. Borularda oluşan bir diğer önemli problem korozyona dayalı hasarlardır. Korozyon boru hattının hasara uğraması ve çevre kirliliği gibi sonuçlar doğurabilir. Korozyonun meydana getirdiği hasar boru et kalınlığının azalması şeklindedir.Günümüzde bu kontroller için PIG (Pipeline Inspection Gauge) tabir edilen mekanizmalar kullanılmaktadır. Dünya üzerinde bu amaçla üretilmiş ve kullanılan 500'e yakın farklı tasarım mevcuttur.Ülkemizde bu amaçla üretilen ve kullanılan yaygın ürün örnekleri olmadığı için genellikle yurt dışından ?kontrol hizmeti? alımı yoluna gidilmektedir. Ancak bu hizmet alımı yüksek miktarda dövizin yurt dışına çıkması demektir. Mevcut boru hatları yaşlandıkça ve yeni boru hatları inşa edildikçe bu hizmete olan ihtiyaç artacaktır. Bu çalışmanın amacı, ülkemiz imkanlarıyla boru hattı muayenesi yapabilecek bir sistem tasarlamaktır.Endüstriyel kullanıma uygun mevcut sistemlerin çoğundan farklı olarak bu çalışma kapsamında ezilme (deformasyon) ve korozyon (et kalınlığı) tespitlerini birlikte yapan ve hatanın tam koordinatını belirleyen bir sistem geliştirilmiştir.
The most common way to transport energy resources are pipelines. Especially, pipelines are the indispensable way for the transfer of petroleum and natural gas. Because of existing on the passing way of energy resources, big percentage of pipelines are passing throughout our country. This pipelines will be increased by the subject of new energy ways.Before the pipeline is first used and at the end of some using, inspection will be necessary. Dents will be occur and pipe diameter will be decrease while the pipeline is under construction and while under labor conditions. At the same time, petroleum speed will be decrease but the pressure of it will be increase. So the amount of transmitted petroleum can not be evaluated correctly. One of the most important problem is corrosion related defects. Pipeline damages and ecological problems can be caused by corrosion. The defect of corrosion on a pipeline is decrease of wall thickness.Nowadays, PIG (Pipeline Inspection Gauge)'s are used for these inspections. There are about 500 different PIG designs which are produced for this purpose. There is no general product, produced and used for this purpose in our country.Because of there is no current produced and used PIG products in our country we import this control service. And high amount of currency lost to get that service into our country. The need for this service is increasing as pipelines get older and new pipelines added day by day. The aim of this project is to build up a sistem to become a self contained country in the matter of pipeline inspection.The differance of the sistem from the existing industrial one is to make a sistem that can specify dent (deformation) and corrosion (wall thickness) at the same time and determine that defects location.
YUNUS EMRE KAYALI
244451
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
Makine Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2009
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogAQ4CwC8VnOWzx3SVcXHHsS4s_Mc7fmN0rKgvtHhujKht
./data/pdfs/244451.pdf
9,494,713
true
true
true
2025-06-04T22:56:03.133892
2025-06-06T07:15:46.053021
2025-06-07T18:09:42.235499
2025-06-08T01:02:22.631543
283092
201
243
{ "labels": [ { "class": "Resim", "confidence": 0.9525415897369385, "polygon": [ [ 400, 1810 ], [ 1245, 1805 ], [ 1240, 1010 ], [ 396, 1015 ] ] }, { "class": "Resim", "confidence": 0.9446249604225159, "polygon": [ [ 387, 946 ], [ 1273, 940 ], [ 1269, 241 ], [ 383, 246 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.806929886341095, "polygon": [ [ 1399, 1913 ], [ 1400, 1811 ], [ 202, 1809 ], [ 202, 1912 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.7873191833496094, "polygon": [ [ 1395, 237 ], [ 1466, 236 ], [ 1466, 186 ], [ 1395, 186 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.7643479108810425, "polygon": [ [ 1297, 1020 ], [ 1297, 953 ], [ 306, 953 ], [ 306, 1019 ] ] } ] }
Eskişehir Hekimdağ (Bozdağ) florası'na katkılar / Contrubitions to the flora of Eskisehir Hekimdag (Bozdag)
Bu çalışma enlem ve boylam dereceleri dikkate alınarak hazırlanan Davis' in grid kare sistemine göre B3 karesinde yer alan Hekimdağ (Bozdağ) florasını kapsamaktadır. Hekimdağ (Bozdağ), Eskişehir ilinin kuzeyinde yer almaktadır. Çalışma alanı 803 - 1394 m yükseklikler arasındadır. Çalışma alanına ait bitkilerin belirlenmesi için arazi çalışmaları 2009 - 2010 yılları arasında yapılmıştır.Araştırma alanından toplanan ve gözlemlenen 420 bitki örneğinin teşhis edilmesi sonucunda 50 familyaya ait 176 cins ve bu cinslere ait 272 tür ve tür altı takson tespit edilmiştir.Bunlardan 16 takson B3 karesi için yeni kayıttır. Endemizm oranı % 10.33'tür.Taksonların fitocoğrafik bölgelere göre dağılımı; İran - Turan elementleri % 12.54, Avrupa - Sibirya elementleri % 12.54, Akdeniz elementleri % 9.60 şeklindedir.Araştırma alanında, içerdiği tür sayısına göre en büyük 5 familya sırasıyla Asteraceae 44 (% 16.20), Fabaceae 32 (% 11.80), Brassicaceae 21 (% 7.72), Lamiaceae 18 (% 6.61), Rosaceae 17 (% 6.30)'dir. Araştırma alanında en fazla tür ve türaltı takson içeren ilk 5 cins ise sırasıyla Astragalus 7 (% 2.60), Trifolium 6 (% 2.20), Centaurea 6 (% 2.20), Crocus 4 (% 1.50), Gagea 4 (% 1.50)'dir.Anahtar Kelimeler: Flora, Hekimdağ, Bozdağ, Eskişehir, Türkiye
This study concerns the flora of the Hekimdag (Bozdag). The research area, according to Grid Square System of Davis (1965) which has been established by considering the latitude and longitude degrees is in the B3 square. Hekimdag (Bozdag) is around the north side of the Eskisehir. The height of the research area is between 803 m - 1394 m The excursion fort the research to determine the plants of the research area has been studied in 2009 - 2010.272 taxa belonging to 176 genera and 50 families were found after the identification of 420 plant specimens collected and observed from the research area.16 taxa are new records for the B3 grid square. The rate of endemism is 10.33 %.The distribution of taxa within the phytogeographical regions is as follows: Irano ? Turanian elements 12.54 %, Euro ? Siberians 12.54 %, Mediterranean elements 9.60 %.According to the number of species Asteraceae 44 (% 16.20), Fabaceae 32 (% 11.80), Brassicaceae 21 (% 7.72), Lamiaceae 18 (% 6.61), Rosaceae 17 (% 6.30) are the largest five families. The largest five genera are Astragalus 7 (% 2.60), Trifolium 6 (% 2.20), Centaurea 6 (% 2.20), Crocus 4 (% 1.50), Gagea 4 (% 1.50).Key Words: Flora, Hekimdag, Bozdag, Eskisehir, Turkey
MELİKE SAYARER
283092
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
Biyoloji Ana Bilim Dalı
2010
Türkçe
Yüksek Lisans
Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=zD1B0cW7zVr3VcnZjitVXnjrdT1wdXpMiqnUVYuLv_93IW72CWbNkyWT3d2fSxAF
./data/pdfs/283092.pdf
23,096,383
true
true
true
2025-06-04T22:48:47.838782
2025-06-06T06:52:40.762868
2025-06-07T18:09:42.236802
2025-06-08T01:02:23.837423
371288
96
148
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9115563035011292, "polygon": [ [ 1476, 2059 ], [ 1486, 254 ], [ 210, 247 ], [ 200, 2052 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.88343745470047, "polygon": [ [ 873, 2238 ], [ 875, 2182 ], [ 811, 2180 ], [ 810, 2236 ] ] } ] }
Çalışanlarda örgütsel bağlılık ve iş doyumu / Organizational commitment and job satisfaction of workers
Hizmet sektörü çalışanlarında özellikle çalışanların memnuniyetinin sağlanması, hizmet verilen kesimin de memnuniyetini sağlayacağından dolayı çalışanların örgütlerine bağlılıklarının ve iş doyumlarının arttırılması son yıllarda örgütler için önem kazanmıştır. Çalışanların örgütsel bağlılıklarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörlerin önceliğinin belirlenerek örgütsel bağlılığı arttırma çalışmalarının yapılması örgütlerin devamlılığını sağladığı gibi, örgütlerin yararına olmaktadır. Çalışanların iş doyumlarının sağlanması çalışanlarda verimliliği arttırdığı gibi örgütün devamlılığını sağlamaktadır. Bu çalışmada, hasta insanlara tedavi hizmeti veren hastane çalışanlarının örgütsel bağlılıklarını ve iş doyumlarını etkileyen faktörler incelenmiştir.
Service sector workers, especially in the provision of employee satisfaction, service satisfaction, as it is also the sector organizational commitment and increasing the job satisfaction of employees gained importance in recent years for organizations. Identifying the factors that affect employees organizational commitment and organizational commitment of these factors increase the priority of the work done by determining ensure the continuity of the organization, as it is for the benefit of the organization. Job satisfaction is employees willing to work when they feel the happiness of the work which they are involved in. In this study, patients, hospital staff providing treatment services to the people of the factors affecting organizational commitment and job satisfaction were examined.
ASİYE KOÇAK
371288
Beykent Üniversitesi
İşletme Yönetimi Ana Bilim Dalı
2014
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=48XPj7KKQhKUgntkUiKO3L7CSfL_c0hsLsX53EBIFVp0hsMwNWfEhecPLW10An4A
./data/pdfs/371288.pdf
839,971
true
true
true
2025-06-04T22:56:02.106809
2025-06-06T07:13:29.563445
2025-06-07T18:09:42.628524
2025-06-08T01:02:24.128575
244295
71
84
{ "labels": [ { "class": "Resim", "confidence": 0.9336475729942322, "polygon": [ [ 1456, 2040 ], [ 1462, 323 ], [ 257, 319 ], [ 251, 2036 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8956401944160461, "polygon": [ [ 850, 2228 ], [ 922, 2228 ], [ 921, 2167 ], [ 849, 2167 ] ] } ] }
Farklı kapasiteli paralel makinelerin dinamil çizelgelenmesi için sezgisel bir algoritma ve uygulaması / A heuristic algorithm for dynamic scheduling of parallel machines and its application
Farklı kapasiteli paralel makinelerin dinamik çizelgelenmesi için sezgisel bir algoritma geliştirilmiş ve bir tekstil işletmesinde uygulaması gerçekleştirilmiştir.
A heuristic algorithm is developed for dynamic scheduling of parallel machines and the algorithm is applied at a textile plant.
SELEHADDİN ERDEM ÖZKAN
244295
Çukurova Üniversitesi
Endüstri Mühendisliği Bölümü
2009
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogAQIfC1dG9daegWCgCWLLSrvwNjQ47TX1MEON5EIyPW6b
./data/pdfs/244295.pdf
768,516
true
true
true
2025-06-04T22:56:02.729871
2025-06-06T07:15:00.223520
2025-06-07T18:09:43.313641
2025-06-08T01:02:24.225048
81947
323
920
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9352436661720276, "polygon": [ [ 1287, 2044 ], [ 1307, 219 ], [ 65, 205 ], [ 45, 2030 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9132888913154602, "polygon": [ [ 1268, 109 ], [ 1268, 62 ], [ 1207, 62 ], [ 1207, 109 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.470980167388916, "polygon": [ [ 1271, 2138 ], [ 1271, 2039 ], [ 285, 2038 ], [ 285, 2137 ] ] } ] }
Tanzimat edebiyatında gelenekten gelen unsurlar (Sözlü kültür etkileri doğrultusunda XIX. yüzyıl yazılı anlatılarında yapı: Konu, kurgu, öykü, kişi) / Traditional elements in Tanzimat literature (The analysis of structure in the XIX th century written narratives with special analysis on the oral culture: Theme, plot, story, characters)
Ill ÖZET Batı edebiyatında roman sözlü anlatıdan yazılı anlatıya doğru evrimleşen bir çizginin sonucudur. Türk edebiyatında ise Batılı anlamda romanla ilk kez XlX.yuzyilda karşılaşılır. Ama Türk sözlü kültürünün efsaneler, destanlar, halk hikâyeleri, masallar ve meddah hikayeleriyle yüzyıllardır halkın belleğinde süregelmiş zengin bir sözlü anlatı dağarcığı vardır. XlX.yuzyilda Batılı anlamda roman yazma çabasındaki ilk yazarlarımız, köklü bir geçmişe sahip sözlü anlatı geleneğinin açık ve kapalı etkilerini ister istemez ürünlerine yansıtmışlardır. "Tanzimat Edebiyatında Gelenekten Gelen Unsurlar" başlıklı bu tez, sözlü kültürden yazılı kültüre geçiş aşamasında XlX.yuzyilm son çeyreğine kadar Türk edebiyatında verilmiş yazılı anlatılarda halk anlatılarının etkilerini yapısal olarak araştırmayı amaçlamaktadır. Önsözde tezin amacı, sınırları, kullanılan yöntemler belirlenmiş; Giriş bölümünde sözlü kültür-yazılı kültür ilişkisi üzerinde durulmuş, XlX.yuzyilda sözlü olarak yayılan ve -el yazması, taş basması ya da matbaa baskısı olarak- yazılı halde okunan halk hikâyeleri, meddah hikâyeleri, masallardan söz edilmiş ve 1796-1876 yılları arasında basılmış ilk yazılı anlatıların kronolojik dizgesi verilmiştir. Tez -halk anlatılarından gelen etkilere göre- dört ana bölümden oluşmaktadır: Konu, Kurgu, öykü, Kişi. Konu bölümünde halk anlatılarından ilk. yazılı anlatılara geçen aşk, macera, namus, esaret, para, alafrangalık, siyaset konuları üzerinde durulmuştur. Kurgu bölümü iç içe dizilişli, art arda dizilişli ve eş zamanlı kurgu olmak üzere üç başlık altında ele alınmıştır. Öykü bölümünde halk anlatılarında görülen motiflerden ilk yazılı anlatılara geçenler, aşkın başlangıcına ilişkin motifler, engellere ilişkin motifler, sonuçlandırmaya ilişkin motifler şeklinde ayrılarak incelenmiştir. Kişi bölümünde ise halk anlatılarının âşık-kahraman, sevgili, rakip gibi temel kişileriyle, ikinci derece kişilerinin, tip ve figüranlarının davranış kalıplarının ilk yazılı anlatılarda nasıl sürdürüldüğü örneklerle kanıtlanmıştır. 1796-1876 yılları arasında yayınlanmış eserler arasında ömeklem alanı oluşturacak on altı yazılı anlatı üzerinde yapılan çalışmada ulaşılan yargılar Sonuç bölümünde ifade edilmiştir. Buna göre, halk anlatılarıyla ilk yazılı anlatılar arasındaki güçlü bağın hem yazarların hem de okurların alışkanlıklarından kaynaklandığı; sözlü kültürdeki anlatıcı kimliğinin birdenbire yazara dönüşemediği, onların hitap ettikleri okuyucu kitlesinin de halen dinleyici kitlesi olma özelliğini sürdürdüğü, dolayısıyla ilk yazılı anlatılarda sözlü anlatıların kalıplarına başvurulduğu yargısına varılmıştır. Şimdiye dek Batı'dan gelen özelliklere göre değerlendirilen Türk romanının, daha çok "yazılı anlatı" olarak nitelendirilebilecek erken dönem örneklerinde anonim halk anlatısından bireysel anlatıya doğru bir evrimleşmenin yaşandığı, Tanzimat sonrası yaşanan büyük yenilikler sayesinde bu evrimin hızlandığı görülmüştür.
IV SUMMARY The novel in Western literature comes in as a result of an evolutionary transformation, which is from the oral to the written narrative. Although Turkish oral culture has a rich collection of oral narratives which have been carried from one generation to another by means of legends, epics, folk-stories, folk-tales and "meddah" stories, one can come across the first examples of Western novel genre in Turkish literature in the XlXth century. Turkish literary figures, who put a lot of effort into writing in the Western novel genre, have reflected the overt and covert effects of the oral narrative tradition, which has a well established history. This thesis with the title "Traditional Element in Tanzimat Literature" aims to find out the effects of folk narratives on the written narratives, which were written until the last quarter of the XlXth century, during the transition from the oral culture to the written culture. In the Preface, the aim, the scope and the method used have been given. In the Introduction, the relation between the oral and written culture has been emphasised. Besides, folk stories, "meddah" stories and folk-tales, which are in the form of manuscripts, lithographs or prints have been mentioned and a chronically ordered list of first written narratives which were published in between the years 1796 to 1876 has been given. The thesis has four chapters shaped in accordance with the effects of folk narratives. Theme, Plot, Story, Characters. In the chapter "theme" the themr><; love, adventure, chastity, slavery, money, imitation of European ways, politics have been analysed. The chapter "plot" has been divided into three sub-headings: one inside the other type of plot, one after another type of plot and synchronic type of plot. The chapter "story" has been analysed under the following sub-headings: The features which pass from the folk narratives to written narratives, the features related to the beginning of love, the features related to the difficulties and the features related to the endings. In the chapter "characters" how the major characters' (lover-hero(protagonist), rival(antagonist)) and the minor characters' behavioural patterns in folk narratives have counter parts in the first written narratives is proved by examples. The findings drived from the analyses of sixteen written narratives have been gathered together in the chapter "Conclusion". The major findings are: 1. The strong connection in between the folk narratives and the first written narratives depends on both the writer's and the reader's habits. 2. The narrator in oral culture does not turn into the writer all at once. The group of readers to whom the address still continue to be the group of audience. 3. As a result in the first written narratives, oral narrative patterns have been used. Until now, Turkish novel has been evaluated according to the features coming from the West, but the early examples which can be called as "written narratives" proves that the folk narratives have transformed into individual narratives and post-Tanzimat renovations have speeded up this evolutionary transformation in the course of time.
GÜZİN GONCA GÖKALP
81947
Hacettepe Üniversitesi
Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
1999
Türkçe
Doktora
Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=a0OMTmEd_3mfOBxT8SiBTNm8WviB2mN9U2jq8FIGwvrLGD-cqNUB8ZUwMPr-2D7R
./data/pdfs/81947.pdf
54,717,991
true
true
true
2025-06-04T22:48:48.132749
2025-06-06T07:08:00.649786
2025-06-07T18:09:44.339784
2025-06-08T01:02:25.016344
251420
24
280
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9687038064002991, "polygon": [ [ 1486, 1696 ], [ 1502, 293 ], [ 217, 278 ], [ 201, 1681 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.7850058078765869, "polygon": [ [ 1468, 254 ], [ 1469, 210 ], [ 1409, 209 ], [ 1409, 253 ] ] } ] }
Su çerçeve direktifi ve büyük menderes nehir havzasi yönetim plani örneğinde AB ve Türkiye yaklaşımı / EU and Turkey approaches within the scope of the water framework directive and büyük menderes river basin management plan
Bu çalışmada, AB adaylık yolunda emin adımlarla ilerlemeye çalışan Türkiye'nin çevre sektörü içerisinde yer alan su kalitesi sektörünün tüm detayları yasal ve kurumsal açıdan AB ile karşılaştırmalı olarak incelenmiş olup öneriler getirilmiştir. Türkiye'de bu konuda çok farklı çalışmalar yapılmıştır. Ancak, bu çalışma su kalitesi direktiflerini bir arada ele almakta ve örneklerle açıklık getirmektedir. Bir anlamda Türkiye için yapılanlar ve yapılacaklar yönünden bir rehber doküman niteliği taşımaktadır.Çalışmanın ilk adımında AB'nin yasal ve kurumsal yapısı Su Çerçeve Direktifi başta olmak üzere direktifler kapsamında incelenmiş ve su kalitesinin korunmasına ilişkin gelişim evreleri anlatılmıştır. Ayrıca her bir su kalitesi direktifi adım adım işlenerek birbirleri ile bağlantıları belirtilmiştir. Daha sonra Türkiye'deki yasal ve kurumsal mevcut durum incelenerek AB üyelik sürecindeki gelişmelerden bahsedilmiştir.Bir sonraki aşamada özellikle çerçeve direktif olan su çerçeve direktifinin esas aldığı ?Nehir Havzası Yönetim Planları?nın nasıl hazırlanması gerektiği ve diğer direktiflerle ne şekilde entegrasyonun sağlanması gerektiği vurgulanmaya çalışılarak ?Büyük Menderes Nehir Havzası Yönetim Planı? irdelenmiştir.Bu planla havzanın genel karakterizasyonu yapılarak, söz konusu havzada mevcut durum üzerindeki önemli su yönetimi konuları belirlenmiş ve önlemler programı tanımlanmıştır. Önlemlerin maliyet etkin değerlendirilmesi yapılması gerekliliği vurgulanmış olup, yönetim planına dâhil edilmiştir. Ayrıca söz konusu çalışmada, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünce hazırlanan ve AB uzmanlarınca bu planlarla benzerlik gösterdiği belirtilen ?Havza Koruma Eylem Planları? ile karşılaştırma yapılmış olup, tüm bu gelişmelerle ilgili öneriler sunulmuştur.
In this study, all the details of the water quality issues within the environment sector in Turkey has been scrutinized in comparison with that of the European Union in terms of legal and institutional aspects, and recommendations have been set forth. Turkey has strived various efforts in this issue. This study deals with the water quality directives of the European Union as a whole, and sheds light on specific issues through examples. Therefore, in a sense, this document serves as a guidance for what has been done so far in Turkey and what is still to be done.In the first step of the study, the legal and institutional structure of the European Union has been investigated within the scope of the directives, mainly the Water Framework Directive, and the stages of development regarding the protection of water quality have been explained. In addition, each and every water quality directive has been investigated in a step-wise approach and the connections among directives have been defined. Then the existing legal and institutional situation in Turkey has been examined and the developments in the EU Accession Process have been mentioned.In a further stage, how ?River Basin Management Plans? are to be prepared, setting as a basis for the Water Framework Directive, and how they are to be integrated with other directives have been stressed and the example of ?Büyük Menderes River Basin Management Plan? has been examined.Though the aforementioned plan, the general characterisation of the basin has been done, significant water management issues on the existing situation have been defined and the programme of measures has been set forth. How the cost effectiveness analyses are to be carried out for the selection of the measures has been dealt with, and the selected measures have been included in the management plan. Furthermore, in this study, River Basin Management Plans have been compared with River Basin Protection Action Plans prepared by the Directorate General for Environmental Management and which have been stated to have similarities to the River Basin Management Plans by the European Union experts; recommendations have been given for these developments as well.
NERMİN ÇİÇEK
251420
Selçuk Üniversitesi
Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2010
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=NtBAevXNhYaNqJFoAcdBdqK5WvKHKam8yiPspHyliVFtd70i58vq9IRoDmEwEGqD
./data/pdfs/251420.pdf
19,210,883
true
true
true
2025-06-04T22:56:03.217230
2025-06-06T07:24:16.246531
2025-06-07T18:09:44.349782
2025-06-08T01:02:25.564360
188299
26
488
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9516173601150513, "polygon": [ [ 1519, 1903 ], [ 1524, 243 ], [ 275, 239 ], [ 269, 1899 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9072197079658508, "polygon": [ [ 1509, 160 ], [ 1510, 108 ], [ 1450, 106 ], [ 1448, 159 ] ] }, { "class": "Footer", "confidence": 0.3183838725090027, "polygon": [ [ 1401, 2114 ], [ 1401, 1999 ], [ 320, 1999 ], [ 320, 2114 ] ] } ] }
Demre Aziz Nikolaos Kilisesi kazılarında ele geçen Terra Sigillata ve Red Slip (Kırmızı Astarlı) seramikler (1998-2004) / Terra Sigillata and Red Slip Ware recovered in Demre St. Nicholas Church excavations (1998-2004)
Demre Aziz Nikolaos Kilisesi 1998-2004 yılları arasındaki kazı sezonlarında ele geçen terrasigillata ve red slip (kırmızı astarlı) seramikler, çalısmamızın konusunu olusturmaktadır. Malgruplarına ayrıldığı tespit edilen bu seramikler, mal gruplarına göre hamur, üretim teknikleri,tipoloji, kap islevi, astar ve bezeme bakımından değerlendirilerek kataloglanmıstır. Konukapsamında 1657 parça incelenmis ve 347 kap tespit edilmistir.Terra sigillata seramiklerde, Doğu Sigillata A, Doğu Sigillata B, Doğu Sigillata C (ÇandarlıSigillata), Doğu Sigillata D (Kıbrıs Sigillata) ve Batı (?talyan) Sigillataları olmak üzere bes malgrubu ve yedi hamur, red slip seramiklerde ise Geç Roma A-B (Afrika Red Slipleri), Geç RomaC (Foça Red Slipleri), Geç Roma D (Kıbrıs Red Slipleri), Mısır A (Kopt/Asuan Red Slipleri),Mısır B ve Myra üretimi yerel red slip seramikleri olmak üzere altı mal grubu ve altı hamurbelirlenmistir.Terra sigillata ve red slip seramiklerin çarkta, kulpların elde, yalnızca Kıbrıs üretimi red sliphacı matarası (ampullae) parçalarının kalıpta üretildiği tespit edilmistir.Yapılan tipolojide terrasigillata seramiklerde varyasyonları ile birlikte yirmi altı ağız, on dört halka dip tipi, red slipseramiklerin ithal mal gruplarında varyasyonları ile birlikte seksen sekiz ağız, üç düz dip, on beshalka dip tipi, iki tip kulp, Myra üretimi yerel red slip seramiklerde ise varyasyonları ile birliktedokuz ağız, iki düz dip ve iki halka dip tipi, bir kulp tipi ve bir kapak tipi belirlenmistir.Yemek servisine yönelik tabak, çanak, kâse, sıvı servisi için testi, sürahi, hem terra sigillata hemred slip seramiklerde, sebze-meyve ezme, hazırlama ve belki de kurutmada kullanılanmortarium, leğen, yemek pisirilen çömlek, yiyecek depolamaya yönelik küpler, ayrıca bir kapakve hacı mataraları (ampullae) ise yalnızca red slip seramiklerde belirlenen türlerdir.Terra sigillata örneklerin astarları kap yüzeyine ince ya da kalın sürülerek düzgün bir biçimdeuygulanmıs, mat ya da parlak niteliklidir. Bezemelerde mühür baskı tekniğinde bitkiselmotiflerle rulet baskı tekniğinde çentik bezeme ve geometrik motifler görülür. Red slipseramiklerin astarları da kap yüzeyine ince ya da kalın sürülerek düzgün bir biçimdeuygulanmıs, mat ya da parlak niteliklidir. Bezemelerde mühür baskı tekniğinde haç motifi, ruletbaskı tekniğinde çentik bezeme, damla, dalga ve çizgi motifleri, kabartma tekniğinde figürlü vegeometrik bezemeli örnekler görülür, ayrıca aplik üzerine parmak baskı tekniği ile bezenen birörnek, astar üzerine akıtma tekniğinde bej renkli astar üzerine kahverengi boya ile bezenen ikiörnek vardır.Mal grupları, Myra'nın Roma döneminde, diğer yerlesimlerle olan seramik ticaretine isaret eder.Myra'da henüz bu döneme ait seramik fırını tespit edilmemis olmasına rağmen, seramiklerinhamurları incelendiğinde, yerel örnekler ayırt edilebilir.
Terra sigillata and red slip ceramics which are recovered in Demre Saint Nicholas churchexcavation campaigns between 1998-2004 years constitute the subject of this study. Theceramics that are divided into ware groups, were presented in catalogue by analyzing accordingto ware fabrics, production techniques, typology, function, gloss and decoration. In the study1657 pieces were examined and 347 vessels were determined.Five ware groups were specified on terra sigillata ceramics which were divided into sevenfabrics: Eastern Sigillata A, Eastern Sigillata B, Eastern Sigillata C (Çandarlı Sigillata), EasternSigillata D (Cypriot Sigillata) and West (Italian) Sigillata. Six ware groups were specified onred slip ceramics which were divided into six fabrics: Late Roman A-B (African Red SlipWare), Late Roman C (Phocaean Red Slip Ware), Late Roman D (Cypriot Red Slip Ware),Egyptian A (Coptic/Aswan Red Slip Ware), Egyptian B and Myra-Local Red Slip Ware.Terra sigillata and red slip ceramics were manufactured on the wheel, handles were shaped byhand, but only fragments of Cypriot pilgrim flasks (ampullae) were manufactured in the mold.In the typological classification, twenty-six forms of rim and fourteen forms of ring-bases withvariants were determined on terra sigillata ceramics; eighty-eight forms of rim, three forms offlat-bases and fifteen forms of ring bases with variants, two types of handle were determined onimported red slip ceramics, nine forms of rim, two forms of flat-bases and two forms of ringbases,one type of handle and one form of lid were determined on Myra-Local red slip ware.Plates, dishes, bowls and cups for serving food and jugs for serving liguid were determined ason terra sigillata and red slip ware, mortarias and basins for mashing, preparing and perhapsdrying vegetable-fruit, cooking pots, storage vats, one lid and pilgrim flasks (ampullae) weredetermined on red slip ware.On terra sigillata ceramics, the gloss is thin or thick, matt or lustrous. The decorative featuresobserved on sigillata ceramics are the use of impressing vegetal motifs, rouletting indentationsand geometric motifs.The gloss is thin or thick, matt or lustrous on red slip ware as sigillata ware. The decorativefeatures observed on red slip ware are the use of impressing cross, rouletting indentations,drops, wave and lines, examples on which technique of relief appear figures and geometricmotifs, also one example was decorated by printing finger on applique, two examples weredecorated by flowing with brown dye on beige gloss.Ware groups indicate trade of ceramics between Myra and other sites during the Roman period.Even though Roman ceramic kilns haven?t been determined in Myra until now, local examplescan be distinguished when fabrics of ware groups are investigated.
İLKGÜL KAYA
188299
Hacettepe Üniversitesi
Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı
2007
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=-L8ilcwn9ZRRc_YMKxXW1qs91PG-Dvc7vUKNGydbxqXUi9tLx6G-L6VUa2hMB4X9
./data/pdfs/188299.pdf
2,103,981
true
true
true
2025-06-04T22:56:02.958456
2025-06-06T07:24:16.226327
2025-06-07T18:09:44.776153
2025-06-08T01:02:26.115756
262098
13
73
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9509204030036926, "polygon": [ [ 1471, 2118 ], [ 1473, 453 ], [ 260, 452 ], [ 258, 2117 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8143057227134705, "polygon": [ [ 904, 2204 ], [ 904, 2163 ], [ 860, 2162 ], [ 859, 2204 ] ] } ] }
Döviz kuru oynaklığının modellenmesi ve öngörülmesi: Türkiye üzerine bir uygulama / Modelling and forecasting exchange rate volatility: An application to Turkey
Döviz kuru oynaklığının öngörülmesi üzerine yapılan çalışmalar yalnızca akademik araştırmacıların değil finansal sektör çalışanlarının da ilgisini çekmektedir. Bu anlamda, bu çalışmanın amacı Türkiye için TL/$ ve TL/? döviz kuru getiri serileri oynaklığının en iyi şekilde tahmin edilmesidir. Bu amaçla, seriler, göstermiş olduğu ayırt edici özellikler doğrultusunda, finans yazınında en çok kullanılan oynaklık modelleri olan ardışık bağlanımlı değişen varyans modelleri ile tahmin edilmiştir. Öncelikle her bir oynaklık modeli kendi aralarında karşılaştırılmış ve o sınıf içindeki oynaklığı en iyi tahmin eden model belirlenmiştir. Daha sonra kendi sınıfındaki en iyi oynaklık modellerinin hem örneklem dışı performansları, hem de AIC, SIC ve LogL değerleri karşılaştırılmıştır. Böylece, her bir seri için oynaklığı en iyi şekilde tahmin eden model elde edilmiştir. Sonuçlar, asimetrik model t dağılımlı GJR(T)GARCH(1,1) modelinin her iki döviz kuru getiri serisinin oynaklığını modellemede ve öngörmede diğer modellere göre daha başarılı olduğunu göstermiştir.
The studies on forecasting the exchange rate volatility draw attention not only academic researchers but also financial sector employees. In this sense, aim of this study is to estimate TL/$ and TL/? exchange rate return series volatility for Turkey in the best form. To this end, the series are estimated by autoregressive conditional heteroscedasticity models that are the most widely used in finance literature in the direction of their stylized facts. Primarily, each volatility model is compared among themselves and model which estimate the volatility best, is identified in that class. After, both the performances of out of sample forecast and AIC, SIC and LogL values of the best volatility models in their own class are compared. In this way, models that estimate the volatility best for each series were obtained. The result showed that, the GJR(T)GARCH(1,1) model with t-distribution is superior to other volatility models in modeling and forecasting the volatility of both exchange rate return series.
GÖKHAN GÜVEN
262098
Yıldız Teknik Üniversitesi
İktisat Bölümü
2010
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ZeTyprYuef2HkaF3xt4wYjtE-DwVvg9A20J9kjmYtjfUQquKw_q0P7WKRRx0fZcr
./data/pdfs/262098.pdf
1,274,296
true
true
true
2025-06-04T22:56:03.617835
2025-06-06T07:24:16.258922
2025-06-07T18:09:45.352898
2025-06-08T01:02:26.240577
556050
33
169
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9229567646980286, "polygon": [ [ 1520, 1043 ], [ 1526, 258 ], [ 250, 249 ], [ 245, 1034 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8580653071403503, "polygon": [ [ 917, 2076 ], [ 918, 2025 ], [ 856, 2024 ], [ 855, 2075 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.3004615306854248, "polygon": [ [ 1338, 1950 ], [ 1339, 1829 ], [ 287, 1827 ], [ 287, 1949 ] ] } ] }
Sigortacılıkta sermaye yeterlilik ve likidite risklerinin yönetimine ilişkin yeni yaklaşımlar ve alternatif risk transfer yöntemleri / New approaches to capital adequacy and liquidity risk management in insurance companies and alternative risk transfer methods
Türk sigorta sektöründe son 20 yıldır hızlı bir hukuksal düzenleme süreci yaşanmıştır. Bu sürecin itici unsurunu Avrupa Birliği'ne uyum çalışmaları oluşturmuştur. Sektörün faaliyetlerini düzenleyen kanunlar, yönetmelikler, genel şartlar bu periyotta hızla yürürlüğe konulabilmiştir. Avrupa Birliği standartlarına uyum sürecinde düzenlemeler yapılması yabancı yatırımcıların ilgisini çekmiş, büyüme potansiyeli de dikkate alınarak, Türk sigorta sektöründe yabancı yatırımcı payı sermaye sahipliği ve prim üretimi yönünden gittikçe artmıştır. Yapısal dönüşümün yarattığı sermaye yeterlilik ve likidite ihtiyaçlarının, alternatif risk transfer uygulamaları ile karşılanıp karşılanamayacağına ilişkin olarak yapılan bu çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sigortacılık sektörünün diğer finans veya finans dışı sektörlerden farkları detaylandırılarak incelenmektedir. İkinci bölümde Solvency II çerçevesinde risk yönetimi ve bunun ortaya çıkardığı sermaye ihtiyaçları konusu işlenmiştir. Üçüncü bölümde, alternatif risk transferine özellikle Sigorta Bağlantılı Menkul Kıymetler (İLS) konusuna yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise Türk Sigorta Sektöründe gerçekleşen yapısal dönüşüm ele alınmış ve sektörde ilk ve tek İLS örneği olan, Doğal Afet Sigortaları Kurumu Afet Tahvilleri konusunda ayrıntılar değerlendirilmiştir. Özellikle dördüncü bölümde, yapısal dönüşümün gerçekleştiği beş alt alana ilişkin mevcut veriler doğrultusunda inceleme yapılmıştır. Bu alanlar; mevzuat değişimi, sektördeki sermaye sahipliği değişimi, sektör sermaye yeterlilik rasyosunun gelişimi, sektör likidite rasyolarında yaşanan gelişmeler, ülkemizde ART uygulamasının tek örneği olan DASK Afet Tahvillerinin detayından oluşmaktadır.
There has been a rapid legal regulation in the Turkish insurance sector for the last 20 years. European Union harmonization studies have created the driving force of this process. The laws, regulations and general conditions regulating the activities of the sector were put into force quickly in this period. Arrangements in the process of harmonization with European Union standards have attracted the attention of foreign investors, and taking into account the growth potential, the share of foreign investors in the Turkish insurance sector has increased in terms of capital ownership and premium production. This study, which consists of four main sections, is the study of whether capital adequacy and liquidity needs created by the structural transformation can be met by Alternative Risk Transfer applications. In the first chapter, the differences between the insurance sector and other finance or non-financial sectors are examined. In the second part, the Solvency II framework focuses on risk management and capital needs. In the third chapter, alternative risk transfer is given to especially the Insurance Linked Securities (ILS) issue. In the fourth chapter, the structural transformation in the Turkish Insurance Sector was taken into consideration and the details of the The Turkish Catastrophe Insurance Pool's (TCIP) Cat Bonds, which are the first and only example of ILS in the sector, were examined. Especially In the fourth chapter, in the context of existing data, five sub-areas where structural transformation has taken place have been investigated. These areas; changes in legislation, capital ownership change in the sector, development of sector capital adequacy ratio, developments in sector liquidity ratios, details of DASK Disaster Bonds which are the only examples of ART application in our country.
MURAT ISIYEL
556050
Marmara Üniversitesi
Sigortacılık Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Mir2lXQK1dkmQ9Ige3PZbk78MFzK0fR02EDK4xTA7cmDDIZthYQAgiMaOlzQv-x_
./data/pdfs/556050.pdf
2,334,614
true
true
true
2025-06-04T22:56:03.160976
2025-06-06T07:17:50.721317
2025-06-07T18:09:46.446427
2025-06-08T01:02:26.490962
244451
47
98
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9463999271392822, "polygon": [ [ 1449, 1969 ], [ 1458, 972 ], [ 312, 962 ], [ 303, 1959 ] ] }, { "class": "Resim", "confidence": 0.9352110028266907, "polygon": [ [ 363, 831 ], [ 1519, 830 ], [ 1519, 311 ], [ 363, 312 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8850777745246887, "polygon": [ [ 1451, 134 ], [ 1452, 83 ], [ 1393, 82 ], [ 1392, 133 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8016247749328613, "polygon": [ [ 1278, 924 ], [ 1279, 859 ], [ 484, 858 ], [ 484, 922 ] ] } ] }
Petrol boru hatlarının kontrolü için akıllı ölçüm sistemi tasarlanması / Smart inspection system desing for controlling petroleum pipelines
Boru hatları, enerji kaynaklarının taşınmasında kullanılan en yaygın sistemlerdir. Özellikle petrol ve doğalgazın transferi için boru hatları vazgeçilmez unsurlardır. Ülkemiz toprakları enerji geçiş noktası olması nedeniyle oldukça büyük oranda boru hattı barındırmaktadır. Yeni enerji yolları gündeme geldikçe bu hatların artması söz konusu olacaktır.Boru hatlarının ilk kullanıma alınmadan önce ve belli kullanım süreleri sonunda periyodik olarak kontrolü gerekmektedir. Boru hatlarında kurulum sırasında ya da sonradan ezilmeler olmakta ve borunun çapı daralmaktadır. Bu durumda borunun içinden akan petrolün hızı artmakta ve basınç düşmektedir. Bunun sonucu olarak iletilen sıvı miktarının ölçümü hatalı olmaktadır. Borularda oluşan bir diğer önemli problem korozyona dayalı hasarlardır. Korozyon boru hattının hasara uğraması ve çevre kirliliği gibi sonuçlar doğurabilir. Korozyonun meydana getirdiği hasar boru et kalınlığının azalması şeklindedir.Günümüzde bu kontroller için PIG (Pipeline Inspection Gauge) tabir edilen mekanizmalar kullanılmaktadır. Dünya üzerinde bu amaçla üretilmiş ve kullanılan 500'e yakın farklı tasarım mevcuttur.Ülkemizde bu amaçla üretilen ve kullanılan yaygın ürün örnekleri olmadığı için genellikle yurt dışından ?kontrol hizmeti? alımı yoluna gidilmektedir. Ancak bu hizmet alımı yüksek miktarda dövizin yurt dışına çıkması demektir. Mevcut boru hatları yaşlandıkça ve yeni boru hatları inşa edildikçe bu hizmete olan ihtiyaç artacaktır. Bu çalışmanın amacı, ülkemiz imkanlarıyla boru hattı muayenesi yapabilecek bir sistem tasarlamaktır.Endüstriyel kullanıma uygun mevcut sistemlerin çoğundan farklı olarak bu çalışma kapsamında ezilme (deformasyon) ve korozyon (et kalınlığı) tespitlerini birlikte yapan ve hatanın tam koordinatını belirleyen bir sistem geliştirilmiştir.
The most common way to transport energy resources are pipelines. Especially, pipelines are the indispensable way for the transfer of petroleum and natural gas. Because of existing on the passing way of energy resources, big percentage of pipelines are passing throughout our country. This pipelines will be increased by the subject of new energy ways.Before the pipeline is first used and at the end of some using, inspection will be necessary. Dents will be occur and pipe diameter will be decrease while the pipeline is under construction and while under labor conditions. At the same time, petroleum speed will be decrease but the pressure of it will be increase. So the amount of transmitted petroleum can not be evaluated correctly. One of the most important problem is corrosion related defects. Pipeline damages and ecological problems can be caused by corrosion. The defect of corrosion on a pipeline is decrease of wall thickness.Nowadays, PIG (Pipeline Inspection Gauge)'s are used for these inspections. There are about 500 different PIG designs which are produced for this purpose. There is no general product, produced and used for this purpose in our country.Because of there is no current produced and used PIG products in our country we import this control service. And high amount of currency lost to get that service into our country. The need for this service is increasing as pipelines get older and new pipelines added day by day. The aim of this project is to build up a sistem to become a self contained country in the matter of pipeline inspection.The differance of the sistem from the existing industrial one is to make a sistem that can specify dent (deformation) and corrosion (wall thickness) at the same time and determine that defects location.
YUNUS EMRE KAYALI
244451
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
Makine Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2009
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogAQ4CwC8VnOWzx3SVcXHHsS4s_Mc7fmN0rKgvtHhujKht
./data/pdfs/244451.pdf
9,494,713
true
true
true
2025-06-04T22:56:03.133892
2025-06-06T07:15:46.053021
2025-06-07T18:09:46.714132
2025-06-08T01:02:26.700887
548872
206
251
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9433813095092773, "polygon": [ [ 1487, 2003 ], [ 1494, 276 ], [ 273, 271 ], [ 266, 1998 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9041642546653748, "polygon": [ [ 969, 2109 ], [ 969, 2060 ], [ 896, 2060 ], [ 896, 2109 ] ] } ] }
Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası'nın uyguladığı geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisine etkisi / The effects of the unconventional monetary policy implemented by The Federal reserve system on the Turkish economy
FED 2008 finansal krizi sürecinde, ABD finans piyasalarında yaşanan likidite krizini aşmak için para politikası uygulamalarında önemli bir değişime gitmiştir. Çünkü bankalararası para piyasasının işleyişinde yaşanan sorunlar ve kısa vadeli faizlerin sıfıra yaklaşması geleneksel para politikasının işleyişini engellemiştir. Bu durumda, FED geleneksel olmayan para politikası olarak bilinen bazı yeni politika araçlarına yönelmiştir. Aralarında miktarsal genişleme ve kredi genişlemesi gibi politika araçlarının yer aldığı bu uygulamalar ABD finans piyasalarında daha önce görülmemiş büyüklükte bir likidite genişlemesine neden olmuştur. Söz konusu likidite genişlemesi ABD ekonomisi ile birlikte diğer ülke ekonomileri üzerinde de önemli etkiler oluşturmuştur. Bu doğrultuda, çalışmanın amacı FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisine etkilerinin araştırılmasıdır. Gelişmiş ülkelerin uyguladığı para politikasının uluslararası etkilerine ilişkin pek çok parasal aktarım mekanizması bulunmaktadır. Genel olarak, ABD finans piyasalarında likidite düzeyinde yaşanan artış ülkedeki finansal getirileri azaltacağından finansal oyuncular daha yüksek getiri elde edecekleri başka ülkelere yönelmektedir. Bu durum gelişmekte olan ülkelere yönelik yabancı sermaye girişlerini hızlandırmaktadır. Artan yabancı sermaye girişi söz konusu ülkelerin finans piyasalarında bono, tahvil ve hisse senedi gibi varlıklara yönelik yatırımları artırmaktadır. Süreç sonucunda gelişmekte olan ülkelerdeki bono ve tahvil faizlerinin düşmesi, hisse senedi fiyatlarının ise artması beklenmektedir. Bu süreçte dolar kurunda ise, artan yabancı sermaye girişi veya ABD ekonomisinde risklerin azalmasının nispi etkisine bağlı olarak değer kaybı veya değerlenme yaşanabilmektedir. Bu çerçevede etkinin ölçüldüğü bağımlı değişkenler; 3 ay vadeli hazine bonosu faizi, 10 yıl vadeli devlet tahvili faizi, BIST 100 endeksi ve dolar kurudur. Çalışmada FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri 2007:12-2014:10 dönemleri arasında analiz edilmiştir. Ekonometrik analizde sınır testi ve ARDL yaklaşımı kullanılmıştır. Ampirik sonuçlar, FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisinde bono ve tahvil faizlerini düşürücü, hisse senedi fiyatlarını ve dolar kurunu artırıcı bir etkide bulunduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar FED'in geleneksel olmayan para politikası uygulamalarının sermaye piyasaları aracılığıyla Türkiye ekonomisini önemli derecede etkilediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca dolar kuru üzerinde de önemli bir etkisi olduğu görülmektedir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, sermaye piyasaları ile ilgili karar alırken ya da kullanacağı politika araçlarını seçerken başarılı olmak için FED para politikası uygulamalarını göz önünde bulundurmalıdır.
In the process of 2008 financial crisis, the FED made an important change in the monetary policy practices to overcome the liquidity crisis experienced in the US financial markets. Because, the problems in the functioning of the interbank money market and short-term interest rates close to zero lower bound have prevented the operation of conventional monetary policy. So the FED has turn edits attention to some new policy instruments, known as unconventional monetary policy. This implementations, including the policy instrument such as quantitative easing and credit easing, caused unprecedented size liquidity expansion in the US financial markets. This liquidity expansion has a significant effect on other economies as well as the US economy. In this direction, the aim of the study is to investigate the effects of the FED's unconventional monetary policy on Turkish economy. There are many monetary transmission mechanisms with regard to international effects of monetary policy implemented by developed countries. Since the increase in the level of liquidity in US financial markets will reduce the financial returns in the US, the financial actors go towards to the other countries where they will get higher returns. This situation boost the foreign capital flows to the developing countries. Increased foreign capital inflow increases the investments in assets such as bill, bond and equity in the capital markets of these countries. In the end of this process, decline in bill and bond yields and increase in equity prices are expected in developing countries. There also may be a loss of value or appreciation in the exchange rate of the dolar based on the relative impact of the increased foreign capital inflow or the risk reduction in the US economy. In this framework, the dependent variables which measure this impact are 3-month maturity treasury bill rate, 10-year maturity government bond rate, BIST 100 index and exchange rate of dollar. In this paper, the effects of the FED's unconventional monetary policy on Turkish economy are analyzed between 2007:12 and 2014:10. Bound test and ARDL approach are used in the empirical analysis. The empirical results indicate that the FED's unconventional monetary policy decreases bill and bond rates and increases equity prices and exchange rate of dollar in Turkish economy. These results revealed that the FED's unconventional monetary policy implementations significantly affect Turkish economy via capital markets. It is also seen an important effect on the exchange rate of dollar. Therefore, the Central Bank of the Republic of Turkey should take into account of the FED's monetary policy implementations in order to succeed in determining decision related to capital markets or choosing policy tools to use.
MUSA BAYIR
548872
Balıkesir Üniversitesi
İktisat Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Doktora
Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=T1mWGp9MngYYkCSgiJvtVhLaca9KHUSGT1rYLynmAvzv7y5-tp5YN7kdwcBPFn71
./data/pdfs/548872.pdf
11,263,563
true
true
true
2025-06-04T22:48:49.857390
2025-06-06T07:08:03.267579
2025-06-07T18:09:47.224106
2025-06-08T01:02:27.203111
244295
72
84
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9116113781929016, "polygon": [ [ 1439, 897 ], [ 1439, 285 ], [ 292, 284 ], [ 292, 897 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9039771556854248, "polygon": [ [ 915, 2225 ], [ 916, 2169 ], [ 853, 2168 ], [ 852, 2224 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.7284120917320251, "polygon": [ [ 1443, 970 ], [ 1443, 902 ], [ 379, 901 ], [ 379, 969 ] ] }, { "class": "Tablo", "confidence": 0.503140389919281, "polygon": [ [ 1469, 1554 ], [ 1472, 961 ], [ 318, 955 ], [ 315, 1549 ] ] }, { "class": "Tablo", "confidence": 0.3341272473335266, "polygon": [ [ 324, 1324 ], [ 1469, 1321 ], [ 1468, 980 ], [ 323, 983 ] ] } ] }
Farklı kapasiteli paralel makinelerin dinamil çizelgelenmesi için sezgisel bir algoritma ve uygulaması / A heuristic algorithm for dynamic scheduling of parallel machines and its application
Farklı kapasiteli paralel makinelerin dinamik çizelgelenmesi için sezgisel bir algoritma geliştirilmiş ve bir tekstil işletmesinde uygulaması gerçekleştirilmiştir.
A heuristic algorithm is developed for dynamic scheduling of parallel machines and the algorithm is applied at a textile plant.
SELEHADDİN ERDEM ÖZKAN
244295
Çukurova Üniversitesi
Endüstri Mühendisliği Bölümü
2009
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogAQIfC1dG9daegWCgCWLLSrvwNjQ47TX1MEON5EIyPW6b
./data/pdfs/244295.pdf
768,516
true
true
true
2025-06-04T22:56:02.729871
2025-06-06T07:15:00.223520
2025-06-07T18:09:48.550570
2025-06-08T01:02:27.326131
81947
324
920
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9559020400047302, "polygon": [ [ 1284, 2135 ], [ 1284, 1142 ], [ 102, 1141 ], [ 102, 2135 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.749500036239624, "polygon": [ [ 1287, 124 ], [ 1288, 83 ], [ 1226, 82 ], [ 1225, 123 ] ] }, { "class": "Ekler", "confidence": 0.4329066872596741, "polygon": [ [ 1291, 710 ], [ 1293, 173 ], [ 307, 169 ], [ 306, 707 ] ] } ] }
Tanzimat edebiyatında gelenekten gelen unsurlar (Sözlü kültür etkileri doğrultusunda XIX. yüzyıl yazılı anlatılarında yapı: Konu, kurgu, öykü, kişi) / Traditional elements in Tanzimat literature (The analysis of structure in the XIX th century written narratives with special analysis on the oral culture: Theme, plot, story, characters)
Ill ÖZET Batı edebiyatında roman sözlü anlatıdan yazılı anlatıya doğru evrimleşen bir çizginin sonucudur. Türk edebiyatında ise Batılı anlamda romanla ilk kez XlX.yuzyilda karşılaşılır. Ama Türk sözlü kültürünün efsaneler, destanlar, halk hikâyeleri, masallar ve meddah hikayeleriyle yüzyıllardır halkın belleğinde süregelmiş zengin bir sözlü anlatı dağarcığı vardır. XlX.yuzyilda Batılı anlamda roman yazma çabasındaki ilk yazarlarımız, köklü bir geçmişe sahip sözlü anlatı geleneğinin açık ve kapalı etkilerini ister istemez ürünlerine yansıtmışlardır. "Tanzimat Edebiyatında Gelenekten Gelen Unsurlar" başlıklı bu tez, sözlü kültürden yazılı kültüre geçiş aşamasında XlX.yuzyilm son çeyreğine kadar Türk edebiyatında verilmiş yazılı anlatılarda halk anlatılarının etkilerini yapısal olarak araştırmayı amaçlamaktadır. Önsözde tezin amacı, sınırları, kullanılan yöntemler belirlenmiş; Giriş bölümünde sözlü kültür-yazılı kültür ilişkisi üzerinde durulmuş, XlX.yuzyilda sözlü olarak yayılan ve -el yazması, taş basması ya da matbaa baskısı olarak- yazılı halde okunan halk hikâyeleri, meddah hikâyeleri, masallardan söz edilmiş ve 1796-1876 yılları arasında basılmış ilk yazılı anlatıların kronolojik dizgesi verilmiştir. Tez -halk anlatılarından gelen etkilere göre- dört ana bölümden oluşmaktadır: Konu, Kurgu, öykü, Kişi. Konu bölümünde halk anlatılarından ilk. yazılı anlatılara geçen aşk, macera, namus, esaret, para, alafrangalık, siyaset konuları üzerinde durulmuştur. Kurgu bölümü iç içe dizilişli, art arda dizilişli ve eş zamanlı kurgu olmak üzere üç başlık altında ele alınmıştır. Öykü bölümünde halk anlatılarında görülen motiflerden ilk yazılı anlatılara geçenler, aşkın başlangıcına ilişkin motifler, engellere ilişkin motifler, sonuçlandırmaya ilişkin motifler şeklinde ayrılarak incelenmiştir. Kişi bölümünde ise halk anlatılarının âşık-kahraman, sevgili, rakip gibi temel kişileriyle, ikinci derece kişilerinin, tip ve figüranlarının davranış kalıplarının ilk yazılı anlatılarda nasıl sürdürüldüğü örneklerle kanıtlanmıştır. 1796-1876 yılları arasında yayınlanmış eserler arasında ömeklem alanı oluşturacak on altı yazılı anlatı üzerinde yapılan çalışmada ulaşılan yargılar Sonuç bölümünde ifade edilmiştir. Buna göre, halk anlatılarıyla ilk yazılı anlatılar arasındaki güçlü bağın hem yazarların hem de okurların alışkanlıklarından kaynaklandığı; sözlü kültürdeki anlatıcı kimliğinin birdenbire yazara dönüşemediği, onların hitap ettikleri okuyucu kitlesinin de halen dinleyici kitlesi olma özelliğini sürdürdüğü, dolayısıyla ilk yazılı anlatılarda sözlü anlatıların kalıplarına başvurulduğu yargısına varılmıştır. Şimdiye dek Batı'dan gelen özelliklere göre değerlendirilen Türk romanının, daha çok "yazılı anlatı" olarak nitelendirilebilecek erken dönem örneklerinde anonim halk anlatısından bireysel anlatıya doğru bir evrimleşmenin yaşandığı, Tanzimat sonrası yaşanan büyük yenilikler sayesinde bu evrimin hızlandığı görülmüştür.
IV SUMMARY The novel in Western literature comes in as a result of an evolutionary transformation, which is from the oral to the written narrative. Although Turkish oral culture has a rich collection of oral narratives which have been carried from one generation to another by means of legends, epics, folk-stories, folk-tales and "meddah" stories, one can come across the first examples of Western novel genre in Turkish literature in the XlXth century. Turkish literary figures, who put a lot of effort into writing in the Western novel genre, have reflected the overt and covert effects of the oral narrative tradition, which has a well established history. This thesis with the title "Traditional Element in Tanzimat Literature" aims to find out the effects of folk narratives on the written narratives, which were written until the last quarter of the XlXth century, during the transition from the oral culture to the written culture. In the Preface, the aim, the scope and the method used have been given. In the Introduction, the relation between the oral and written culture has been emphasised. Besides, folk stories, "meddah" stories and folk-tales, which are in the form of manuscripts, lithographs or prints have been mentioned and a chronically ordered list of first written narratives which were published in between the years 1796 to 1876 has been given. The thesis has four chapters shaped in accordance with the effects of folk narratives. Theme, Plot, Story, Characters. In the chapter "theme" the themr><; love, adventure, chastity, slavery, money, imitation of European ways, politics have been analysed. The chapter "plot" has been divided into three sub-headings: one inside the other type of plot, one after another type of plot and synchronic type of plot. The chapter "story" has been analysed under the following sub-headings: The features which pass from the folk narratives to written narratives, the features related to the beginning of love, the features related to the difficulties and the features related to the endings. In the chapter "characters" how the major characters' (lover-hero(protagonist), rival(antagonist)) and the minor characters' behavioural patterns in folk narratives have counter parts in the first written narratives is proved by examples. The findings drived from the analyses of sixteen written narratives have been gathered together in the chapter "Conclusion". The major findings are: 1. The strong connection in between the folk narratives and the first written narratives depends on both the writer's and the reader's habits. 2. The narrator in oral culture does not turn into the writer all at once. The group of readers to whom the address still continue to be the group of audience. 3. As a result in the first written narratives, oral narrative patterns have been used. Until now, Turkish novel has been evaluated according to the features coming from the West, but the early examples which can be called as "written narratives" proves that the folk narratives have transformed into individual narratives and post-Tanzimat renovations have speeded up this evolutionary transformation in the course of time.
GÜZİN GONCA GÖKALP
81947
Hacettepe Üniversitesi
Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
1999
Türkçe
Doktora
Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=a0OMTmEd_3mfOBxT8SiBTNm8WviB2mN9U2jq8FIGwvrLGD-cqNUB8ZUwMPr-2D7R
./data/pdfs/81947.pdf
54,717,991
true
true
true
2025-06-04T22:48:48.132749
2025-06-06T07:08:00.649786
2025-06-07T18:09:48.557365
2025-06-08T01:02:28.266401
371288
97
148
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9120671153068542, "polygon": [ [ 1464, 2081 ], [ 1471, 241 ], [ 228, 237 ], [ 222, 2076 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8802791833877563, "polygon": [ [ 873, 2237 ], [ 875, 2182 ], [ 811, 2180 ], [ 810, 2235 ] ] } ] }
Çalışanlarda örgütsel bağlılık ve iş doyumu / Organizational commitment and job satisfaction of workers
Hizmet sektörü çalışanlarında özellikle çalışanların memnuniyetinin sağlanması, hizmet verilen kesimin de memnuniyetini sağlayacağından dolayı çalışanların örgütlerine bağlılıklarının ve iş doyumlarının arttırılması son yıllarda örgütler için önem kazanmıştır. Çalışanların örgütsel bağlılıklarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörlerin önceliğinin belirlenerek örgütsel bağlılığı arttırma çalışmalarının yapılması örgütlerin devamlılığını sağladığı gibi, örgütlerin yararına olmaktadır. Çalışanların iş doyumlarının sağlanması çalışanlarda verimliliği arttırdığı gibi örgütün devamlılığını sağlamaktadır. Bu çalışmada, hasta insanlara tedavi hizmeti veren hastane çalışanlarının örgütsel bağlılıklarını ve iş doyumlarını etkileyen faktörler incelenmiştir.
Service sector workers, especially in the provision of employee satisfaction, service satisfaction, as it is also the sector organizational commitment and increasing the job satisfaction of employees gained importance in recent years for organizations. Identifying the factors that affect employees organizational commitment and organizational commitment of these factors increase the priority of the work done by determining ensure the continuity of the organization, as it is for the benefit of the organization. Job satisfaction is employees willing to work when they feel the happiness of the work which they are involved in. In this study, patients, hospital staff providing treatment services to the people of the factors affecting organizational commitment and job satisfaction were examined.
ASİYE KOÇAK
371288
Beykent Üniversitesi
İşletme Yönetimi Ana Bilim Dalı
2014
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=48XPj7KKQhKUgntkUiKO3L7CSfL_c0hsLsX53EBIFVp0hsMwNWfEhecPLW10An4A
./data/pdfs/371288.pdf
839,971
true
true
true
2025-06-04T22:56:02.106809
2025-06-06T07:13:29.563445
2025-06-07T18:09:48.725342
2025-06-08T01:02:28.585835
251420
25
280
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9166277050971985, "polygon": [ [ 1500, 2088 ], [ 1500, 407 ], [ 187, 406 ], [ 186, 2088 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8056562542915344, "polygon": [ [ 1469, 258 ], [ 1470, 207 ], [ 1404, 206 ], [ 1403, 257 ] ] } ] }
Su çerçeve direktifi ve büyük menderes nehir havzasi yönetim plani örneğinde AB ve Türkiye yaklaşımı / EU and Turkey approaches within the scope of the water framework directive and büyük menderes river basin management plan
Bu çalışmada, AB adaylık yolunda emin adımlarla ilerlemeye çalışan Türkiye'nin çevre sektörü içerisinde yer alan su kalitesi sektörünün tüm detayları yasal ve kurumsal açıdan AB ile karşılaştırmalı olarak incelenmiş olup öneriler getirilmiştir. Türkiye'de bu konuda çok farklı çalışmalar yapılmıştır. Ancak, bu çalışma su kalitesi direktiflerini bir arada ele almakta ve örneklerle açıklık getirmektedir. Bir anlamda Türkiye için yapılanlar ve yapılacaklar yönünden bir rehber doküman niteliği taşımaktadır.Çalışmanın ilk adımında AB'nin yasal ve kurumsal yapısı Su Çerçeve Direktifi başta olmak üzere direktifler kapsamında incelenmiş ve su kalitesinin korunmasına ilişkin gelişim evreleri anlatılmıştır. Ayrıca her bir su kalitesi direktifi adım adım işlenerek birbirleri ile bağlantıları belirtilmiştir. Daha sonra Türkiye'deki yasal ve kurumsal mevcut durum incelenerek AB üyelik sürecindeki gelişmelerden bahsedilmiştir.Bir sonraki aşamada özellikle çerçeve direktif olan su çerçeve direktifinin esas aldığı ?Nehir Havzası Yönetim Planları?nın nasıl hazırlanması gerektiği ve diğer direktiflerle ne şekilde entegrasyonun sağlanması gerektiği vurgulanmaya çalışılarak ?Büyük Menderes Nehir Havzası Yönetim Planı? irdelenmiştir.Bu planla havzanın genel karakterizasyonu yapılarak, söz konusu havzada mevcut durum üzerindeki önemli su yönetimi konuları belirlenmiş ve önlemler programı tanımlanmıştır. Önlemlerin maliyet etkin değerlendirilmesi yapılması gerekliliği vurgulanmış olup, yönetim planına dâhil edilmiştir. Ayrıca söz konusu çalışmada, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünce hazırlanan ve AB uzmanlarınca bu planlarla benzerlik gösterdiği belirtilen ?Havza Koruma Eylem Planları? ile karşılaştırma yapılmış olup, tüm bu gelişmelerle ilgili öneriler sunulmuştur.
In this study, all the details of the water quality issues within the environment sector in Turkey has been scrutinized in comparison with that of the European Union in terms of legal and institutional aspects, and recommendations have been set forth. Turkey has strived various efforts in this issue. This study deals with the water quality directives of the European Union as a whole, and sheds light on specific issues through examples. Therefore, in a sense, this document serves as a guidance for what has been done so far in Turkey and what is still to be done.In the first step of the study, the legal and institutional structure of the European Union has been investigated within the scope of the directives, mainly the Water Framework Directive, and the stages of development regarding the protection of water quality have been explained. In addition, each and every water quality directive has been investigated in a step-wise approach and the connections among directives have been defined. Then the existing legal and institutional situation in Turkey has been examined and the developments in the EU Accession Process have been mentioned.In a further stage, how ?River Basin Management Plans? are to be prepared, setting as a basis for the Water Framework Directive, and how they are to be integrated with other directives have been stressed and the example of ?Büyük Menderes River Basin Management Plan? has been examined.Though the aforementioned plan, the general characterisation of the basin has been done, significant water management issues on the existing situation have been defined and the programme of measures has been set forth. How the cost effectiveness analyses are to be carried out for the selection of the measures has been dealt with, and the selected measures have been included in the management plan. Furthermore, in this study, River Basin Management Plans have been compared with River Basin Protection Action Plans prepared by the Directorate General for Environmental Management and which have been stated to have similarities to the River Basin Management Plans by the European Union experts; recommendations have been given for these developments as well.
NERMİN ÇİÇEK
251420
Selçuk Üniversitesi
Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2010
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=NtBAevXNhYaNqJFoAcdBdqK5WvKHKam8yiPspHyliVFtd70i58vq9IRoDmEwEGqD
./data/pdfs/251420.pdf
19,210,883
true
true
true
2025-06-04T22:56:03.217230
2025-06-06T07:24:16.246531
2025-06-07T18:09:49.202911
2025-06-08T01:02:29.043203
188299
27
488
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9476179480552673, "polygon": [ [ 1499, 2090 ], [ 1505, 294 ], [ 290, 290 ], [ 284, 2086 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8802390694618225, "polygon": [ [ 1508, 160 ], [ 1509, 107 ], [ 1450, 106 ], [ 1449, 159 ] ] }, { "class": "Footer", "confidence": 0.5780814290046692, "polygon": [ [ 1455, 2105 ], [ 1455, 2022 ], [ 285, 2021 ], [ 285, 2104 ] ] } ] }
Demre Aziz Nikolaos Kilisesi kazılarında ele geçen Terra Sigillata ve Red Slip (Kırmızı Astarlı) seramikler (1998-2004) / Terra Sigillata and Red Slip Ware recovered in Demre St. Nicholas Church excavations (1998-2004)
Demre Aziz Nikolaos Kilisesi 1998-2004 yılları arasındaki kazı sezonlarında ele geçen terrasigillata ve red slip (kırmızı astarlı) seramikler, çalısmamızın konusunu olusturmaktadır. Malgruplarına ayrıldığı tespit edilen bu seramikler, mal gruplarına göre hamur, üretim teknikleri,tipoloji, kap islevi, astar ve bezeme bakımından değerlendirilerek kataloglanmıstır. Konukapsamında 1657 parça incelenmis ve 347 kap tespit edilmistir.Terra sigillata seramiklerde, Doğu Sigillata A, Doğu Sigillata B, Doğu Sigillata C (ÇandarlıSigillata), Doğu Sigillata D (Kıbrıs Sigillata) ve Batı (?talyan) Sigillataları olmak üzere bes malgrubu ve yedi hamur, red slip seramiklerde ise Geç Roma A-B (Afrika Red Slipleri), Geç RomaC (Foça Red Slipleri), Geç Roma D (Kıbrıs Red Slipleri), Mısır A (Kopt/Asuan Red Slipleri),Mısır B ve Myra üretimi yerel red slip seramikleri olmak üzere altı mal grubu ve altı hamurbelirlenmistir.Terra sigillata ve red slip seramiklerin çarkta, kulpların elde, yalnızca Kıbrıs üretimi red sliphacı matarası (ampullae) parçalarının kalıpta üretildiği tespit edilmistir.Yapılan tipolojide terrasigillata seramiklerde varyasyonları ile birlikte yirmi altı ağız, on dört halka dip tipi, red slipseramiklerin ithal mal gruplarında varyasyonları ile birlikte seksen sekiz ağız, üç düz dip, on beshalka dip tipi, iki tip kulp, Myra üretimi yerel red slip seramiklerde ise varyasyonları ile birliktedokuz ağız, iki düz dip ve iki halka dip tipi, bir kulp tipi ve bir kapak tipi belirlenmistir.Yemek servisine yönelik tabak, çanak, kâse, sıvı servisi için testi, sürahi, hem terra sigillata hemred slip seramiklerde, sebze-meyve ezme, hazırlama ve belki de kurutmada kullanılanmortarium, leğen, yemek pisirilen çömlek, yiyecek depolamaya yönelik küpler, ayrıca bir kapakve hacı mataraları (ampullae) ise yalnızca red slip seramiklerde belirlenen türlerdir.Terra sigillata örneklerin astarları kap yüzeyine ince ya da kalın sürülerek düzgün bir biçimdeuygulanmıs, mat ya da parlak niteliklidir. Bezemelerde mühür baskı tekniğinde bitkiselmotiflerle rulet baskı tekniğinde çentik bezeme ve geometrik motifler görülür. Red slipseramiklerin astarları da kap yüzeyine ince ya da kalın sürülerek düzgün bir biçimdeuygulanmıs, mat ya da parlak niteliklidir. Bezemelerde mühür baskı tekniğinde haç motifi, ruletbaskı tekniğinde çentik bezeme, damla, dalga ve çizgi motifleri, kabartma tekniğinde figürlü vegeometrik bezemeli örnekler görülür, ayrıca aplik üzerine parmak baskı tekniği ile bezenen birörnek, astar üzerine akıtma tekniğinde bej renkli astar üzerine kahverengi boya ile bezenen ikiörnek vardır.Mal grupları, Myra'nın Roma döneminde, diğer yerlesimlerle olan seramik ticaretine isaret eder.Myra'da henüz bu döneme ait seramik fırını tespit edilmemis olmasına rağmen, seramiklerinhamurları incelendiğinde, yerel örnekler ayırt edilebilir.
Terra sigillata and red slip ceramics which are recovered in Demre Saint Nicholas churchexcavation campaigns between 1998-2004 years constitute the subject of this study. Theceramics that are divided into ware groups, were presented in catalogue by analyzing accordingto ware fabrics, production techniques, typology, function, gloss and decoration. In the study1657 pieces were examined and 347 vessels were determined.Five ware groups were specified on terra sigillata ceramics which were divided into sevenfabrics: Eastern Sigillata A, Eastern Sigillata B, Eastern Sigillata C (Çandarlı Sigillata), EasternSigillata D (Cypriot Sigillata) and West (Italian) Sigillata. Six ware groups were specified onred slip ceramics which were divided into six fabrics: Late Roman A-B (African Red SlipWare), Late Roman C (Phocaean Red Slip Ware), Late Roman D (Cypriot Red Slip Ware),Egyptian A (Coptic/Aswan Red Slip Ware), Egyptian B and Myra-Local Red Slip Ware.Terra sigillata and red slip ceramics were manufactured on the wheel, handles were shaped byhand, but only fragments of Cypriot pilgrim flasks (ampullae) were manufactured in the mold.In the typological classification, twenty-six forms of rim and fourteen forms of ring-bases withvariants were determined on terra sigillata ceramics; eighty-eight forms of rim, three forms offlat-bases and fifteen forms of ring bases with variants, two types of handle were determined onimported red slip ceramics, nine forms of rim, two forms of flat-bases and two forms of ringbases,one type of handle and one form of lid were determined on Myra-Local red slip ware.Plates, dishes, bowls and cups for serving food and jugs for serving liguid were determined ason terra sigillata and red slip ware, mortarias and basins for mashing, preparing and perhapsdrying vegetable-fruit, cooking pots, storage vats, one lid and pilgrim flasks (ampullae) weredetermined on red slip ware.On terra sigillata ceramics, the gloss is thin or thick, matt or lustrous. The decorative featuresobserved on sigillata ceramics are the use of impressing vegetal motifs, rouletting indentationsand geometric motifs.The gloss is thin or thick, matt or lustrous on red slip ware as sigillata ware. The decorativefeatures observed on red slip ware are the use of impressing cross, rouletting indentations,drops, wave and lines, examples on which technique of relief appear figures and geometricmotifs, also one example was decorated by printing finger on applique, two examples weredecorated by flowing with brown dye on beige gloss.Ware groups indicate trade of ceramics between Myra and other sites during the Roman period.Even though Roman ceramic kilns haven?t been determined in Myra until now, local examplescan be distinguished when fabrics of ware groups are investigated.
İLKGÜL KAYA
188299
Hacettepe Üniversitesi
Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı
2007
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=-L8ilcwn9ZRRc_YMKxXW1qs91PG-Dvc7vUKNGydbxqXUi9tLx6G-L6VUa2hMB4X9
./data/pdfs/188299.pdf
2,103,981
true
true
true
2025-06-04T22:56:02.958456
2025-06-06T07:24:16.226327
2025-06-07T18:09:50.656660
2025-06-08T01:02:29.664602
556050
34
169
{ "labels": [ { "class": "Resim", "confidence": 0.9412475228309631, "polygon": [ [ 417, 965 ], [ 1377, 958 ], [ 1372, 247 ], [ 412, 254 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8629060387611389, "polygon": [ [ 1050, 1065 ], [ 1050, 959 ], [ 413, 958 ], [ 413, 1064 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8411843180656433, "polygon": [ [ 916, 2077 ], [ 917, 2024 ], [ 856, 2022 ], [ 855, 2076 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.5998311638832092, "polygon": [ [ 1493, 1733 ], [ 1495, 1116 ], [ 271, 1110 ], [ 269, 1727 ] ] } ] }
Sigortacılıkta sermaye yeterlilik ve likidite risklerinin yönetimine ilişkin yeni yaklaşımlar ve alternatif risk transfer yöntemleri / New approaches to capital adequacy and liquidity risk management in insurance companies and alternative risk transfer methods
Türk sigorta sektöründe son 20 yıldır hızlı bir hukuksal düzenleme süreci yaşanmıştır. Bu sürecin itici unsurunu Avrupa Birliği'ne uyum çalışmaları oluşturmuştur. Sektörün faaliyetlerini düzenleyen kanunlar, yönetmelikler, genel şartlar bu periyotta hızla yürürlüğe konulabilmiştir. Avrupa Birliği standartlarına uyum sürecinde düzenlemeler yapılması yabancı yatırımcıların ilgisini çekmiş, büyüme potansiyeli de dikkate alınarak, Türk sigorta sektöründe yabancı yatırımcı payı sermaye sahipliği ve prim üretimi yönünden gittikçe artmıştır. Yapısal dönüşümün yarattığı sermaye yeterlilik ve likidite ihtiyaçlarının, alternatif risk transfer uygulamaları ile karşılanıp karşılanamayacağına ilişkin olarak yapılan bu çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sigortacılık sektörünün diğer finans veya finans dışı sektörlerden farkları detaylandırılarak incelenmektedir. İkinci bölümde Solvency II çerçevesinde risk yönetimi ve bunun ortaya çıkardığı sermaye ihtiyaçları konusu işlenmiştir. Üçüncü bölümde, alternatif risk transferine özellikle Sigorta Bağlantılı Menkul Kıymetler (İLS) konusuna yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise Türk Sigorta Sektöründe gerçekleşen yapısal dönüşüm ele alınmış ve sektörde ilk ve tek İLS örneği olan, Doğal Afet Sigortaları Kurumu Afet Tahvilleri konusunda ayrıntılar değerlendirilmiştir. Özellikle dördüncü bölümde, yapısal dönüşümün gerçekleştiği beş alt alana ilişkin mevcut veriler doğrultusunda inceleme yapılmıştır. Bu alanlar; mevzuat değişimi, sektördeki sermaye sahipliği değişimi, sektör sermaye yeterlilik rasyosunun gelişimi, sektör likidite rasyolarında yaşanan gelişmeler, ülkemizde ART uygulamasının tek örneği olan DASK Afet Tahvillerinin detayından oluşmaktadır.
There has been a rapid legal regulation in the Turkish insurance sector for the last 20 years. European Union harmonization studies have created the driving force of this process. The laws, regulations and general conditions regulating the activities of the sector were put into force quickly in this period. Arrangements in the process of harmonization with European Union standards have attracted the attention of foreign investors, and taking into account the growth potential, the share of foreign investors in the Turkish insurance sector has increased in terms of capital ownership and premium production. This study, which consists of four main sections, is the study of whether capital adequacy and liquidity needs created by the structural transformation can be met by Alternative Risk Transfer applications. In the first chapter, the differences between the insurance sector and other finance or non-financial sectors are examined. In the second part, the Solvency II framework focuses on risk management and capital needs. In the third chapter, alternative risk transfer is given to especially the Insurance Linked Securities (ILS) issue. In the fourth chapter, the structural transformation in the Turkish Insurance Sector was taken into consideration and the details of the The Turkish Catastrophe Insurance Pool's (TCIP) Cat Bonds, which are the first and only example of ILS in the sector, were examined. Especially In the fourth chapter, in the context of existing data, five sub-areas where structural transformation has taken place have been investigated. These areas; changes in legislation, capital ownership change in the sector, development of sector capital adequacy ratio, developments in sector liquidity ratios, details of DASK Disaster Bonds which are the only examples of ART application in our country.
MURAT ISIYEL
556050
Marmara Üniversitesi
Sigortacılık Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Mir2lXQK1dkmQ9Ige3PZbk78MFzK0fR02EDK4xTA7cmDDIZthYQAgiMaOlzQv-x_
./data/pdfs/556050.pdf
2,334,614
true
true
true
2025-06-04T22:56:03.160976
2025-06-06T07:17:50.721317
2025-06-07T18:09:50.662018
2025-06-08T01:02:30.012040
244451
48
98
{ "labels": [ { "class": "Resim", "confidence": 0.9157293438911438, "polygon": [ [ 352, 1892 ], [ 1359, 1890 ], [ 1359, 1410 ], [ 351, 1412 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.9033412337303162, "polygon": [ [ 1444, 760 ], [ 1444, 282 ], [ 312, 282 ], [ 312, 759 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8585984110832214, "polygon": [ [ 1451, 134 ], [ 1452, 84 ], [ 1393, 83 ], [ 1393, 133 ] ] }, { "class": "Resim", "confidence": 0.8571523427963257, "polygon": [ [ 1151, 1336 ], [ 1151, 809 ], [ 331, 808 ], [ 330, 1335 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8355017304420471, "polygon": [ [ 1259, 1994 ], [ 1259, 1929 ], [ 530, 1928 ], [ 530, 1993 ] ] } ] }
Petrol boru hatlarının kontrolü için akıllı ölçüm sistemi tasarlanması / Smart inspection system desing for controlling petroleum pipelines
Boru hatları, enerji kaynaklarının taşınmasında kullanılan en yaygın sistemlerdir. Özellikle petrol ve doğalgazın transferi için boru hatları vazgeçilmez unsurlardır. Ülkemiz toprakları enerji geçiş noktası olması nedeniyle oldukça büyük oranda boru hattı barındırmaktadır. Yeni enerji yolları gündeme geldikçe bu hatların artması söz konusu olacaktır.Boru hatlarının ilk kullanıma alınmadan önce ve belli kullanım süreleri sonunda periyodik olarak kontrolü gerekmektedir. Boru hatlarında kurulum sırasında ya da sonradan ezilmeler olmakta ve borunun çapı daralmaktadır. Bu durumda borunun içinden akan petrolün hızı artmakta ve basınç düşmektedir. Bunun sonucu olarak iletilen sıvı miktarının ölçümü hatalı olmaktadır. Borularda oluşan bir diğer önemli problem korozyona dayalı hasarlardır. Korozyon boru hattının hasara uğraması ve çevre kirliliği gibi sonuçlar doğurabilir. Korozyonun meydana getirdiği hasar boru et kalınlığının azalması şeklindedir.Günümüzde bu kontroller için PIG (Pipeline Inspection Gauge) tabir edilen mekanizmalar kullanılmaktadır. Dünya üzerinde bu amaçla üretilmiş ve kullanılan 500'e yakın farklı tasarım mevcuttur.Ülkemizde bu amaçla üretilen ve kullanılan yaygın ürün örnekleri olmadığı için genellikle yurt dışından ?kontrol hizmeti? alımı yoluna gidilmektedir. Ancak bu hizmet alımı yüksek miktarda dövizin yurt dışına çıkması demektir. Mevcut boru hatları yaşlandıkça ve yeni boru hatları inşa edildikçe bu hizmete olan ihtiyaç artacaktır. Bu çalışmanın amacı, ülkemiz imkanlarıyla boru hattı muayenesi yapabilecek bir sistem tasarlamaktır.Endüstriyel kullanıma uygun mevcut sistemlerin çoğundan farklı olarak bu çalışma kapsamında ezilme (deformasyon) ve korozyon (et kalınlığı) tespitlerini birlikte yapan ve hatanın tam koordinatını belirleyen bir sistem geliştirilmiştir.
The most common way to transport energy resources are pipelines. Especially, pipelines are the indispensable way for the transfer of petroleum and natural gas. Because of existing on the passing way of energy resources, big percentage of pipelines are passing throughout our country. This pipelines will be increased by the subject of new energy ways.Before the pipeline is first used and at the end of some using, inspection will be necessary. Dents will be occur and pipe diameter will be decrease while the pipeline is under construction and while under labor conditions. At the same time, petroleum speed will be decrease but the pressure of it will be increase. So the amount of transmitted petroleum can not be evaluated correctly. One of the most important problem is corrosion related defects. Pipeline damages and ecological problems can be caused by corrosion. The defect of corrosion on a pipeline is decrease of wall thickness.Nowadays, PIG (Pipeline Inspection Gauge)'s are used for these inspections. There are about 500 different PIG designs which are produced for this purpose. There is no general product, produced and used for this purpose in our country.Because of there is no current produced and used PIG products in our country we import this control service. And high amount of currency lost to get that service into our country. The need for this service is increasing as pipelines get older and new pipelines added day by day. The aim of this project is to build up a sistem to become a self contained country in the matter of pipeline inspection.The differance of the sistem from the existing industrial one is to make a sistem that can specify dent (deformation) and corrosion (wall thickness) at the same time and determine that defects location.
YUNUS EMRE KAYALI
244451
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
Makine Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2009
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogAQ4CwC8VnOWzx3SVcXHHsS4s_Mc7fmN0rKgvtHhujKht
./data/pdfs/244451.pdf
9,494,713
true
true
true
2025-06-04T22:56:03.133892
2025-06-06T07:15:46.053021
2025-06-07T18:09:50.947150
2025-06-08T01:02:30.246555
548872
207
251
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9355039596557617, "polygon": [ [ 1492, 2029 ], [ 1499, 270 ], [ 274, 266 ], [ 268, 2024 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8925365209579468, "polygon": [ [ 966, 2108 ], [ 967, 2062 ], [ 898, 2062 ], [ 897, 2108 ] ] } ] }
Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası'nın uyguladığı geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisine etkisi / The effects of the unconventional monetary policy implemented by The Federal reserve system on the Turkish economy
FED 2008 finansal krizi sürecinde, ABD finans piyasalarında yaşanan likidite krizini aşmak için para politikası uygulamalarında önemli bir değişime gitmiştir. Çünkü bankalararası para piyasasının işleyişinde yaşanan sorunlar ve kısa vadeli faizlerin sıfıra yaklaşması geleneksel para politikasının işleyişini engellemiştir. Bu durumda, FED geleneksel olmayan para politikası olarak bilinen bazı yeni politika araçlarına yönelmiştir. Aralarında miktarsal genişleme ve kredi genişlemesi gibi politika araçlarının yer aldığı bu uygulamalar ABD finans piyasalarında daha önce görülmemiş büyüklükte bir likidite genişlemesine neden olmuştur. Söz konusu likidite genişlemesi ABD ekonomisi ile birlikte diğer ülke ekonomileri üzerinde de önemli etkiler oluşturmuştur. Bu doğrultuda, çalışmanın amacı FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisine etkilerinin araştırılmasıdır. Gelişmiş ülkelerin uyguladığı para politikasının uluslararası etkilerine ilişkin pek çok parasal aktarım mekanizması bulunmaktadır. Genel olarak, ABD finans piyasalarında likidite düzeyinde yaşanan artış ülkedeki finansal getirileri azaltacağından finansal oyuncular daha yüksek getiri elde edecekleri başka ülkelere yönelmektedir. Bu durum gelişmekte olan ülkelere yönelik yabancı sermaye girişlerini hızlandırmaktadır. Artan yabancı sermaye girişi söz konusu ülkelerin finans piyasalarında bono, tahvil ve hisse senedi gibi varlıklara yönelik yatırımları artırmaktadır. Süreç sonucunda gelişmekte olan ülkelerdeki bono ve tahvil faizlerinin düşmesi, hisse senedi fiyatlarının ise artması beklenmektedir. Bu süreçte dolar kurunda ise, artan yabancı sermaye girişi veya ABD ekonomisinde risklerin azalmasının nispi etkisine bağlı olarak değer kaybı veya değerlenme yaşanabilmektedir. Bu çerçevede etkinin ölçüldüğü bağımlı değişkenler; 3 ay vadeli hazine bonosu faizi, 10 yıl vadeli devlet tahvili faizi, BIST 100 endeksi ve dolar kurudur. Çalışmada FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri 2007:12-2014:10 dönemleri arasında analiz edilmiştir. Ekonometrik analizde sınır testi ve ARDL yaklaşımı kullanılmıştır. Ampirik sonuçlar, FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisinde bono ve tahvil faizlerini düşürücü, hisse senedi fiyatlarını ve dolar kurunu artırıcı bir etkide bulunduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar FED'in geleneksel olmayan para politikası uygulamalarının sermaye piyasaları aracılığıyla Türkiye ekonomisini önemli derecede etkilediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca dolar kuru üzerinde de önemli bir etkisi olduğu görülmektedir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, sermaye piyasaları ile ilgili karar alırken ya da kullanacağı politika araçlarını seçerken başarılı olmak için FED para politikası uygulamalarını göz önünde bulundurmalıdır.
In the process of 2008 financial crisis, the FED made an important change in the monetary policy practices to overcome the liquidity crisis experienced in the US financial markets. Because, the problems in the functioning of the interbank money market and short-term interest rates close to zero lower bound have prevented the operation of conventional monetary policy. So the FED has turn edits attention to some new policy instruments, known as unconventional monetary policy. This implementations, including the policy instrument such as quantitative easing and credit easing, caused unprecedented size liquidity expansion in the US financial markets. This liquidity expansion has a significant effect on other economies as well as the US economy. In this direction, the aim of the study is to investigate the effects of the FED's unconventional monetary policy on Turkish economy. There are many monetary transmission mechanisms with regard to international effects of monetary policy implemented by developed countries. Since the increase in the level of liquidity in US financial markets will reduce the financial returns in the US, the financial actors go towards to the other countries where they will get higher returns. This situation boost the foreign capital flows to the developing countries. Increased foreign capital inflow increases the investments in assets such as bill, bond and equity in the capital markets of these countries. In the end of this process, decline in bill and bond yields and increase in equity prices are expected in developing countries. There also may be a loss of value or appreciation in the exchange rate of the dolar based on the relative impact of the increased foreign capital inflow or the risk reduction in the US economy. In this framework, the dependent variables which measure this impact are 3-month maturity treasury bill rate, 10-year maturity government bond rate, BIST 100 index and exchange rate of dollar. In this paper, the effects of the FED's unconventional monetary policy on Turkish economy are analyzed between 2007:12 and 2014:10. Bound test and ARDL approach are used in the empirical analysis. The empirical results indicate that the FED's unconventional monetary policy decreases bill and bond rates and increases equity prices and exchange rate of dollar in Turkish economy. These results revealed that the FED's unconventional monetary policy implementations significantly affect Turkish economy via capital markets. It is also seen an important effect on the exchange rate of dollar. Therefore, the Central Bank of the Republic of Turkey should take into account of the FED's monetary policy implementations in order to succeed in determining decision related to capital markets or choosing policy tools to use.
MUSA BAYIR
548872
Balıkesir Üniversitesi
İktisat Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Doktora
Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=T1mWGp9MngYYkCSgiJvtVhLaca9KHUSGT1rYLynmAvzv7y5-tp5YN7kdwcBPFn71
./data/pdfs/548872.pdf
11,263,563
true
true
true
2025-06-04T22:48:49.857390
2025-06-06T07:08:03.267579
2025-06-07T18:09:51.489586
2025-06-08T01:02:30.729223
262098
14
73
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.931269645690918, "polygon": [ [ 1472, 2140 ], [ 1491, 252 ], [ 285, 240 ], [ 266, 2128 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8552242517471313, "polygon": [ [ 902, 2205 ], [ 904, 2162 ], [ 860, 2161 ], [ 858, 2204 ] ] } ] }
Döviz kuru oynaklığının modellenmesi ve öngörülmesi: Türkiye üzerine bir uygulama / Modelling and forecasting exchange rate volatility: An application to Turkey
Döviz kuru oynaklığının öngörülmesi üzerine yapılan çalışmalar yalnızca akademik araştırmacıların değil finansal sektör çalışanlarının da ilgisini çekmektedir. Bu anlamda, bu çalışmanın amacı Türkiye için TL/$ ve TL/? döviz kuru getiri serileri oynaklığının en iyi şekilde tahmin edilmesidir. Bu amaçla, seriler, göstermiş olduğu ayırt edici özellikler doğrultusunda, finans yazınında en çok kullanılan oynaklık modelleri olan ardışık bağlanımlı değişen varyans modelleri ile tahmin edilmiştir. Öncelikle her bir oynaklık modeli kendi aralarında karşılaştırılmış ve o sınıf içindeki oynaklığı en iyi tahmin eden model belirlenmiştir. Daha sonra kendi sınıfındaki en iyi oynaklık modellerinin hem örneklem dışı performansları, hem de AIC, SIC ve LogL değerleri karşılaştırılmıştır. Böylece, her bir seri için oynaklığı en iyi şekilde tahmin eden model elde edilmiştir. Sonuçlar, asimetrik model t dağılımlı GJR(T)GARCH(1,1) modelinin her iki döviz kuru getiri serisinin oynaklığını modellemede ve öngörmede diğer modellere göre daha başarılı olduğunu göstermiştir.
The studies on forecasting the exchange rate volatility draw attention not only academic researchers but also financial sector employees. In this sense, aim of this study is to estimate TL/$ and TL/? exchange rate return series volatility for Turkey in the best form. To this end, the series are estimated by autoregressive conditional heteroscedasticity models that are the most widely used in finance literature in the direction of their stylized facts. Primarily, each volatility model is compared among themselves and model which estimate the volatility best, is identified in that class. After, both the performances of out of sample forecast and AIC, SIC and LogL values of the best volatility models in their own class are compared. In this way, models that estimate the volatility best for each series were obtained. The result showed that, the GJR(T)GARCH(1,1) model with t-distribution is superior to other volatility models in modeling and forecasting the volatility of both exchange rate return series.
GÖKHAN GÜVEN
262098
Yıldız Teknik Üniversitesi
İktisat Bölümü
2010
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ZeTyprYuef2HkaF3xt4wYjtE-DwVvg9A20J9kjmYtjfUQquKw_q0P7WKRRx0fZcr
./data/pdfs/262098.pdf
1,274,296
true
true
true
2025-06-04T22:56:03.617835
2025-06-06T07:24:16.258922
2025-06-07T18:09:52.764488
2025-06-08T01:02:30.860675
244295
73
84
{ "labels": [ { "class": "Resim", "confidence": 0.935352623462677, "polygon": [ [ 1466, 2051 ], [ 1468, 354 ], [ 250, 352 ], [ 247, 2049 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8904956579208374, "polygon": [ [ 849, 2228 ], [ 922, 2227 ], [ 922, 2166 ], [ 849, 2167 ] ] } ] }
Farklı kapasiteli paralel makinelerin dinamil çizelgelenmesi için sezgisel bir algoritma ve uygulaması / A heuristic algorithm for dynamic scheduling of parallel machines and its application
Farklı kapasiteli paralel makinelerin dinamik çizelgelenmesi için sezgisel bir algoritma geliştirilmiş ve bir tekstil işletmesinde uygulaması gerçekleştirilmiştir.
A heuristic algorithm is developed for dynamic scheduling of parallel machines and the algorithm is applied at a textile plant.
SELEHADDİN ERDEM ÖZKAN
244295
Çukurova Üniversitesi
Endüstri Mühendisliği Bölümü
2009
Türkçe
Yüksek Lisans
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogAQIfC1dG9daegWCgCWLLSrvwNjQ47TX1MEON5EIyPW6b
./data/pdfs/244295.pdf
768,516
true
true
true
2025-06-04T22:56:02.729871
2025-06-06T07:15:00.223520
2025-06-07T18:09:52.768964
2025-06-08T01:02:30.973715
End of preview. Expand in Data Studio
README.md exists but content is empty.
Downloads last month
13