image_data
imagewidth (px) 1.65k
1.75k
| document_id
stringclasses 16
values | page_num
int64 1
434
| total_pages
int64 49
920
| predictions
dict | title
stringclasses 16
values | abstract_tr
stringclasses 16
values | abstract_en
stringclasses 16
values | author
stringclasses 16
values | thesis_id
stringclasses 16
values | university
stringclasses 13
values | department
stringclasses 16
values | year
stringdate 1999-01-01 00:00:00
2019-01-01 00:00:00
| language
stringclasses 1
value | thesis_type
stringclasses 2
values | keyword_abd
stringclasses 2
values | original_url
stringclasses 16
values | file_path
stringclasses 16
values | file_size_bytes
int64 769k
54.7M
| download_success
bool 1
class | extraction_success
bool 1
class | prediction_success
bool 1
class | download_timestamp
stringdate 2025-06-04 22:48:47
2025-06-04 22:56:03
| extraction_timestamp
stringdate 2025-06-06 06:52:40
2025-06-06 07:30:13
| prediction_timestamp
stringdate 2025-06-07 18:09:00
2025-06-07 18:17:31
| hf_processing_timestamp
stringdate 2025-06-08 01:02:16
2025-06-08 01:09:55
| text
stringlengths 7
16.4k
|
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
81947
| 320
| 920
|
{
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9104539752006531,
"polygon": [
[
1293,
133
],
[
1293,
91
],
[
1233,
91
],
[
1233,
133
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.7598851919174194,
"polygon": [
[
1324,
1149
],
[
1328,
206
],
[
99,
200
],
[
95,
1144
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.756838321685791,
"polygon": [
[
296,
2004
],
[
1282,
2000
],
[
1280,
1528
],
[
294,
1532
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.277871698141098,
"polygon": [
[
1345,
2021
],
[
1349,
199
],
[
194,
196
],
[
190,
2018
]
]
}
]
}
|
Tanzimat edebiyatında gelenekten gelen unsurlar (Sözlü kültür etkileri doğrultusunda XIX. yüzyıl yazılı anlatılarında yapı: Konu, kurgu, öykü, kişi) / Traditional elements in Tanzimat literature (The analysis of structure in the XIX th century written narratives with special analysis on the oral culture: Theme, plot, story, characters)
|
Ill ÖZET Batı edebiyatında roman sözlü anlatıdan yazılı anlatıya doğru evrimleşen bir çizginin sonucudur. Türk edebiyatında ise Batılı anlamda romanla ilk kez XlX.yuzyilda karşılaşılır. Ama Türk sözlü kültürünün efsaneler, destanlar, halk hikâyeleri, masallar ve meddah hikayeleriyle yüzyıllardır halkın belleğinde süregelmiş zengin bir sözlü anlatı dağarcığı vardır. XlX.yuzyilda Batılı anlamda roman yazma çabasındaki ilk yazarlarımız, köklü bir geçmişe sahip sözlü anlatı geleneğinin açık ve kapalı etkilerini ister istemez ürünlerine yansıtmışlardır. "Tanzimat Edebiyatında Gelenekten Gelen Unsurlar" başlıklı bu tez, sözlü kültürden yazılı kültüre geçiş aşamasında XlX.yuzyilm son çeyreğine kadar Türk edebiyatında verilmiş yazılı anlatılarda halk anlatılarının etkilerini yapısal olarak araştırmayı amaçlamaktadır. Önsözde tezin amacı, sınırları, kullanılan yöntemler belirlenmiş; Giriş bölümünde sözlü kültür-yazılı kültür ilişkisi üzerinde durulmuş, XlX.yuzyilda sözlü olarak yayılan ve -el yazması, taş basması ya da matbaa baskısı olarak- yazılı halde okunan halk hikâyeleri, meddah hikâyeleri, masallardan söz edilmiş ve 1796-1876 yılları arasında basılmış ilk yazılı anlatıların kronolojik dizgesi verilmiştir. Tez -halk anlatılarından gelen etkilere göre- dört ana bölümden oluşmaktadır: Konu, Kurgu, öykü, Kişi. Konu bölümünde halk anlatılarından ilk. yazılı anlatılara geçen aşk, macera, namus, esaret, para, alafrangalık, siyaset konuları üzerinde durulmuştur. Kurgu bölümü iç içe dizilişli, art arda dizilişli ve eş zamanlı kurgu olmak üzere üç başlık altında ele alınmıştır. Öykü bölümünde halk anlatılarında görülen motiflerden ilk yazılı anlatılara geçenler, aşkın başlangıcına ilişkin motifler, engellere ilişkin motifler, sonuçlandırmaya ilişkin motifler şeklinde ayrılarak incelenmiştir. Kişi bölümünde ise halk anlatılarının âşık-kahraman, sevgili, rakip gibi temel kişileriyle, ikinci derece kişilerinin, tip ve figüranlarının davranış kalıplarının ilk yazılı anlatılarda nasıl sürdürüldüğü örneklerle kanıtlanmıştır. 1796-1876 yılları arasında yayınlanmış eserler arasında ömeklem alanı oluşturacak on altı yazılı anlatı üzerinde yapılan çalışmada ulaşılan yargılar Sonuç bölümünde ifade edilmiştir. Buna göre, halk anlatılarıyla ilk yazılı anlatılar arasındaki güçlü bağın hem yazarların hem de okurların alışkanlıklarından kaynaklandığı; sözlü kültürdeki anlatıcı kimliğinin birdenbire yazara dönüşemediği, onların hitap ettikleri okuyucu kitlesinin de halen dinleyici kitlesi olma özelliğini sürdürdüğü, dolayısıyla ilk yazılı anlatılarda sözlü anlatıların kalıplarına başvurulduğu yargısına varılmıştır. Şimdiye dek Batı'dan gelen özelliklere göre değerlendirilen Türk romanının, daha çok "yazılı anlatı" olarak nitelendirilebilecek erken dönem örneklerinde anonim halk anlatısından bireysel anlatıya doğru bir evrimleşmenin yaşandığı, Tanzimat sonrası yaşanan büyük yenilikler sayesinde bu evrimin hızlandığı görülmüştür.
|
IV SUMMARY The novel in Western literature comes in as a result of an evolutionary transformation, which is from the oral to the written narrative. Although Turkish oral culture has a rich collection of oral narratives which have been carried from one generation to another by means of legends, epics, folk-stories, folk-tales and "meddah" stories, one can come across the first examples of Western novel genre in Turkish literature in the XlXth century. Turkish literary figures, who put a lot of effort into writing in the Western novel genre, have reflected the overt and covert effects of the oral narrative tradition, which has a well established history. This thesis with the title "Traditional Element in Tanzimat Literature" aims to find out the effects of folk narratives on the written narratives, which were written until the last quarter of the XlXth century, during the transition from the oral culture to the written culture. In the Preface, the aim, the scope and the method used have been given. In the Introduction, the relation between the oral and written culture has been emphasised. Besides, folk stories, "meddah" stories and folk-tales, which are in the form of manuscripts, lithographs or prints have been mentioned and a chronically ordered list of first written narratives which were published in between the years 1796 to 1876 has been given. The thesis has four chapters shaped in accordance with the effects of folk narratives. Theme, Plot, Story, Characters. In the chapter "theme" the themr><; love, adventure, chastity, slavery, money, imitation of European ways, politics have been analysed. The chapter "plot" has been divided into three sub-headings: one inside the other type of plot, one after another type of plot and synchronic type of plot. The chapter "story" has been analysed under the following sub-headings: The features which pass from the folk narratives to written narratives, the features related to the beginning of love, the features related to the difficulties and the features related to the endings. In the chapter "characters" how the major characters' (lover-hero(protagonist), rival(antagonist)) and the minor characters' behavioural patterns in folk narratives have counter parts in the first written narratives is proved by examples. The findings drived from the analyses of sixteen written narratives have been gathered together in the chapter "Conclusion". The major findings are: 1. The strong connection in between the folk narratives and the first written narratives depends on both the writer's and the reader's habits. 2. The narrator in oral culture does not turn into the writer all at once. The group of readers to whom the address still continue to be the group of audience. 3. As a result in the first written narratives, oral narrative patterns have been used. Until now, Turkish novel has been evaluated according to the features coming from the West, but the early examples which can be called as "written narratives" proves that the folk narratives have transformed into individual narratives and post-Tanzimat renovations have speeded up this evolutionary transformation in the course of time.
|
GÜZİN GONCA GÖKALP
|
81947
|
Hacettepe Üniversitesi
|
Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
|
1999
|
Türkçe
|
Doktora
|
Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=a0OMTmEd_3mfOBxT8SiBTNm8WviB2mN9U2jq8FIGwvrLGD-cqNUB8ZUwMPr-2D7R
|
./data/pdfs/81947.pdf
| 54,717,991
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:48:48.132749
|
2025-06-06T07:08:00.649786
|
2025-06-07T18:09:32.426402
|
2025-06-08T01:02:16.870414
|
karşılaşılırsa da, halk anlatılarıyla ortak olan yan, sevgililerin kavuşmasını getirecek olan mutlu sonun, âşığın bu süreçteki performansına bağlı olmasıdır. Çünkü burada, görünmeyen engeller söz konusudur.
Aşığın sevgilisine kavuşabilmek için aşması gereken engeller, kimi zaman bilgiye ve zekäya dayalıyken ya da zamana ve doğaya karşı savaş halinde gelişirken kimi zaman buna rakipler de eklenir. Aynı sevgiliye kavuşmak için yarışan taliplerden, elbette ki, sadece bir tanesi onunla evlenip muradına erebilecektir. Bu durumda, yarışmada gösterilen marifet ve hünerler bir kat daha önem kazanmaktadır ve âşık, gösterdiği üstün performans sayesinde sevgilisine kavuşabilecektir. Taliplerin birbiriyle yarışması motifi, Thompson'ın motif indeksinde H331 tasnif numarasında belirlenir(Thompson 1955-58: III/ 401-404) ve ona bağlı alt tasniflerle son derece ayrıntılı olarak saptanır. Bu motif, Hasan Mellah'ta Esma'ya bağlı alt hikâyenin başlangıcında kullanılan bir motiftir. Metnin 7.Kitabının 4.Bölümü, Mısır Kölemenlerinin beyi Murad Bey'e bağlı iki savaşçı arasındaki çekişme ile başlar. Murad Bey'in emrini yerine getirdiklerek olan her iki savaşçının da beyden tek dileği, onun en sevgili cariyesi Esma'dır. Bey, aslında kimseye vermek istemediği Esma hakkında son derece kararsız kalınca, ülke çapında bir yarışma düzenlenmesi ve o güne dek hiç görülmemiş bir hüner gösteren kişinin ödül olarak Esma'yı alması yolunda bir karara ulaşılır:
O gün verilen karar ertesi gün tellâllarla memleketin içine ilân edildi. Herkesin ağzında:
-Şimdiye kadar emsali görülmedikten başka, kimsenin hatırına da gelmemiş olan bir hüner gösterene Murad Bey, dünya güzeli denilecek kadar güzel olup emsalini şimdiye kadar kimse görmemiş, olduktan başka tasavvur bile edememiş olduğu bir kız verecekmiş!
sözleri dolaşıyor ve "Kızı çırçıplak vermez ya ... lhya edecesine mal da verir!" sözleri ekleniyordu.
Bu imtihan yalnız İskenderiye'ye mahsus kalmadı. Civar memleketlere de haberler gönderilip umumî bir imtihan halini almıştı.Her taraftan hüner sahipleri İskenderiye'ye yığılmaya başladılar. Gelenler, imtihan defterine isimlerini yazdırıyorlardı. Yazılan isimler yüzü, iki yüzü, beş yüzü, bini geçti. Bir hafta içinde iki bin beş yüze vardı. Hüner sahiplerinin bu derecede çoğalmaları Murad Bey'i pek memnun ediyor idi ise de, gelenler içinde düşmanlarının yanındaki silahşorlardan da adam olması dikkati çekiyordu. Böylece Murad Bey, kendisinin en büyük kuvvetini İskenderiye'de toplamış oldu ki, hepsi on bine varıyordu. İmtihan olmak isteyen iki bin beş yüz kişinin imtihan edilmesi mümkün olamayacağı için, aralarındaki en meşhur silahşorları ayırdılar. Yalnız, şimdiye kadar emsali görülmediği gibi, kimsenin hatırına da gelmemiş bir hüneri olduğu iddiasında bulunan elli kadar kişi kaldı ki, bu elli içinde Canürktü ile Sarı Yakub'un da bulunduklarını hatırlatmak gerekmez(Ahmet Midhat 1975b: 353-354).
|
|
556050
| 31
| 169
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9538184404373169,
"polygon": [
[
1493,
1719
],
[
1536,
297
],
[
290,
259
],
[
248,
1682
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9101667404174805,
"polygon": [
[
918,
2076
],
[
919,
2027
],
[
856,
2025
],
[
854,
2075
]
]
},
{
"class": "Footer",
"confidence": 0.8694553971290588,
"polygon": [
[
1500,
1994
],
[
1501,
1743
],
[
288,
1740
],
[
287,
1991
]
]
}
]
}
|
Sigortacılıkta sermaye yeterlilik ve likidite risklerinin yönetimine ilişkin yeni yaklaşımlar ve alternatif risk transfer yöntemleri / New approaches to capital adequacy and liquidity risk management in insurance companies and alternative risk transfer methods
|
Türk sigorta sektöründe son 20 yıldır hızlı bir hukuksal düzenleme süreci yaşanmıştır. Bu sürecin itici unsurunu Avrupa Birliği'ne uyum çalışmaları oluşturmuştur. Sektörün faaliyetlerini düzenleyen kanunlar, yönetmelikler, genel şartlar bu periyotta hızla yürürlüğe konulabilmiştir. Avrupa Birliği standartlarına uyum sürecinde düzenlemeler yapılması yabancı yatırımcıların ilgisini çekmiş, büyüme potansiyeli de dikkate alınarak, Türk sigorta sektöründe yabancı yatırımcı payı sermaye sahipliği ve prim üretimi yönünden gittikçe artmıştır.
Yapısal dönüşümün yarattığı sermaye yeterlilik ve likidite ihtiyaçlarının, alternatif risk transfer uygulamaları ile karşılanıp karşılanamayacağına ilişkin olarak yapılan bu çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır.
Birinci bölümde sigortacılık sektörünün diğer finans veya finans dışı sektörlerden farkları detaylandırılarak incelenmektedir. İkinci bölümde Solvency II çerçevesinde risk yönetimi ve bunun ortaya çıkardığı sermaye ihtiyaçları konusu işlenmiştir. Üçüncü bölümde, alternatif risk transferine özellikle Sigorta Bağlantılı Menkul Kıymetler (İLS) konusuna yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise Türk Sigorta Sektöründe gerçekleşen yapısal dönüşüm ele alınmış ve sektörde ilk ve tek İLS örneği olan, Doğal Afet Sigortaları Kurumu Afet Tahvilleri konusunda ayrıntılar değerlendirilmiştir.
Özellikle dördüncü bölümde, yapısal dönüşümün gerçekleştiği beş alt alana ilişkin mevcut veriler doğrultusunda inceleme yapılmıştır. Bu alanlar; mevzuat değişimi, sektördeki sermaye sahipliği değişimi, sektör sermaye yeterlilik rasyosunun gelişimi, sektör likidite rasyolarında yaşanan gelişmeler, ülkemizde ART uygulamasının tek örneği olan DASK Afet Tahvillerinin detayından oluşmaktadır.
|
There has been a rapid legal regulation in the Turkish insurance sector for the last 20 years. European Union harmonization studies have created the driving force of this process. The laws, regulations and general conditions regulating the activities of the sector were put into force quickly in this period. Arrangements in the process of harmonization with European Union standards have attracted the attention of foreign investors, and taking into account the growth potential, the share of foreign investors in the Turkish insurance sector has increased in terms of capital ownership and premium production.
This study, which consists of four main sections, is the study of whether capital adequacy and liquidity needs created by the structural transformation can be met by Alternative Risk Transfer applications.
In the first chapter, the differences between the insurance sector and other finance or non-financial sectors are examined. In the second part, the Solvency II framework focuses on risk management and capital needs. In the third chapter, alternative risk transfer is given to especially the Insurance Linked Securities (ILS) issue. In the fourth chapter, the structural transformation in the Turkish Insurance Sector was taken into consideration and the details of the The Turkish Catastrophe Insurance Pool's (TCIP) Cat Bonds, which are the first and only example of ILS in the sector, were examined.
Especially In the fourth chapter, in the context of existing data, five sub-areas where structural transformation has taken place have been investigated. These areas; changes in legislation, capital ownership change in the sector, development of sector capital adequacy ratio, developments in sector liquidity ratios, details of DASK Disaster Bonds which are the only examples of ART application in our country.
|
MURAT ISIYEL
|
556050
|
Marmara Üniversitesi
|
Sigortacılık Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Mir2lXQK1dkmQ9Ige3PZbk78MFzK0fR02EDK4xTA7cmDDIZthYQAgiMaOlzQv-x_
|
./data/pdfs/556050.pdf
| 2,334,614
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:03.160976
|
2025-06-06T07:17:50.721317
|
2025-06-07T18:09:33.813375
|
2025-06-08T01:02:17.392232
|
farklılıklar olumsuz bir etkiye dönüşebilmektedir. Bu dönemde önemli bir gelişme yaşanmış, sigoracılık alanında gerçeğe uygun değer veya piyasa değeri kavramlarının kullanılmaya başlandığı görülmüştür.26
Gerçeğe uygun değer veya piyasa değeri, tedricen finansal araçların değerlemesi için standart yöntem haline gelmekte ve sigorta yükümlülükleri için de geçerli yöntem olarak kullanıma sunulabilmektedir. Bunun ardında yatan düşünce, finansal araçların varlıklarını sürdürdükleri dönem boyunca değerlerinin değişim göstermesi ve geleneksel alım değeri üzerinden varlıkların değerlemesini yapmanın artık doğru bir değerleme yöntemi olarak benimsenmesidir. Gerçeğe uygun değer bir varlığın satılması veya bir borcun ödenmesi işleminin, konu hakkında bilgili ve istekli taraflar arasında yapılması olarak tanımlanabilir. Bu işlem, iyi bilgilendirilmiş ve işlem yapmaya istekli tarafların, bir varlık veya borcun ödemesine hazır olduğu fiyatı içermektedir.4/
Sigorta ürünleri için, gerçeğe uygun değeri belirlemek amacıyla çeşitli değerleme modelleri bulunmaktadır. Genel olarak ise, gelecekteki nakit akışlarının net bugünkü değeri
(NPV, net present value) yöntemi kullanılmaktadır. İskonto oranı, risksiz faiz oranıdır; Devlet tahvillerinden türetilen faiz oranı bunun en güzel örneğini oluşturmaktadır.
Gerçeğe uygun değerle karşılaştırıldığında, geleneksel değerleme yöntemi daha ihtiyatlıdır. Teknik karşılıklar, gelecekteki yükümlülükleri yerine getirebilmek için "tam olarak " yeterli olmalıdır. Başka bir deyişle, geleneksel olarak sigorta şirketlerinin, müşterilerin hasar ödemelerini tam manasıyla yerine getirebilmek için her zaman yeterli olacak şekilde bir takım teknik karşılıklar oluşturmayı hedeflemişlerdir.
<sup>20</sup> Gerd HÄUSLER, Counsellor and Director, International Capital Markets Department International Monetary Fund, 30th General Assembly of the Geneva Association, London, June 13, 2003
https://www.imf.org/en/News/Articles/2015/09/28/04/53/sp061303 [erişim tarihi 2.02.2017]
<sup>27</sup> DOFF, a.g.e. ss 24-25
<sup>\*</sup>Net bugünkü değer, yatırımları karşılaştırırken ya da bir yatırımın değerini anlamaya çalışırken kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntem yatırımın zaman içindeki bütün gider ve gelirlerinin rısk seviyesine uygun bir faiz oranında bugünkü karşılığına çevirip (iskonto edip) toplayarak, kârlılık ya da zararılığını tek bir rakama indirgemektir.
|
|
81947
| 321
| 920
|
{
"labels": [
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8821030855178833,
"polygon": [
[
1302,
1127
],
[
1302,
1028
],
[
325,
1028
],
[
325,
1127
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8480172753334045,
"polygon": [
[
1294,
351
],
[
1294,
37
],
[
131,
36
],
[
131,
351
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.740400493144989,
"polygon": [
[
289,
1019
],
[
1281,
1017
],
[
1280,
577
],
[
287,
580
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.6105321049690247,
"polygon": [
[
1305,
560
],
[
1305,
383
],
[
316,
382
],
[
316,
559
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.4427183270454407,
"polygon": [
[
1323,
1847
],
[
1323,
1746
],
[
305,
1745
],
[
305,
1846
]
]
}
]
}
|
Tanzimat edebiyatında gelenekten gelen unsurlar (Sözlü kültür etkileri doğrultusunda XIX. yüzyıl yazılı anlatılarında yapı: Konu, kurgu, öykü, kişi) / Traditional elements in Tanzimat literature (The analysis of structure in the XIX th century written narratives with special analysis on the oral culture: Theme, plot, story, characters)
|
Ill ÖZET Batı edebiyatında roman sözlü anlatıdan yazılı anlatıya doğru evrimleşen bir çizginin sonucudur. Türk edebiyatında ise Batılı anlamda romanla ilk kez XlX.yuzyilda karşılaşılır. Ama Türk sözlü kültürünün efsaneler, destanlar, halk hikâyeleri, masallar ve meddah hikayeleriyle yüzyıllardır halkın belleğinde süregelmiş zengin bir sözlü anlatı dağarcığı vardır. XlX.yuzyilda Batılı anlamda roman yazma çabasındaki ilk yazarlarımız, köklü bir geçmişe sahip sözlü anlatı geleneğinin açık ve kapalı etkilerini ister istemez ürünlerine yansıtmışlardır. "Tanzimat Edebiyatında Gelenekten Gelen Unsurlar" başlıklı bu tez, sözlü kültürden yazılı kültüre geçiş aşamasında XlX.yuzyilm son çeyreğine kadar Türk edebiyatında verilmiş yazılı anlatılarda halk anlatılarının etkilerini yapısal olarak araştırmayı amaçlamaktadır. Önsözde tezin amacı, sınırları, kullanılan yöntemler belirlenmiş; Giriş bölümünde sözlü kültür-yazılı kültür ilişkisi üzerinde durulmuş, XlX.yuzyilda sözlü olarak yayılan ve -el yazması, taş basması ya da matbaa baskısı olarak- yazılı halde okunan halk hikâyeleri, meddah hikâyeleri, masallardan söz edilmiş ve 1796-1876 yılları arasında basılmış ilk yazılı anlatıların kronolojik dizgesi verilmiştir. Tez -halk anlatılarından gelen etkilere göre- dört ana bölümden oluşmaktadır: Konu, Kurgu, öykü, Kişi. Konu bölümünde halk anlatılarından ilk. yazılı anlatılara geçen aşk, macera, namus, esaret, para, alafrangalık, siyaset konuları üzerinde durulmuştur. Kurgu bölümü iç içe dizilişli, art arda dizilişli ve eş zamanlı kurgu olmak üzere üç başlık altında ele alınmıştır. Öykü bölümünde halk anlatılarında görülen motiflerden ilk yazılı anlatılara geçenler, aşkın başlangıcına ilişkin motifler, engellere ilişkin motifler, sonuçlandırmaya ilişkin motifler şeklinde ayrılarak incelenmiştir. Kişi bölümünde ise halk anlatılarının âşık-kahraman, sevgili, rakip gibi temel kişileriyle, ikinci derece kişilerinin, tip ve figüranlarının davranış kalıplarının ilk yazılı anlatılarda nasıl sürdürüldüğü örneklerle kanıtlanmıştır. 1796-1876 yılları arasında yayınlanmış eserler arasında ömeklem alanı oluşturacak on altı yazılı anlatı üzerinde yapılan çalışmada ulaşılan yargılar Sonuç bölümünde ifade edilmiştir. Buna göre, halk anlatılarıyla ilk yazılı anlatılar arasındaki güçlü bağın hem yazarların hem de okurların alışkanlıklarından kaynaklandığı; sözlü kültürdeki anlatıcı kimliğinin birdenbire yazara dönüşemediği, onların hitap ettikleri okuyucu kitlesinin de halen dinleyici kitlesi olma özelliğini sürdürdüğü, dolayısıyla ilk yazılı anlatılarda sözlü anlatıların kalıplarına başvurulduğu yargısına varılmıştır. Şimdiye dek Batı'dan gelen özelliklere göre değerlendirilen Türk romanının, daha çok "yazılı anlatı" olarak nitelendirilebilecek erken dönem örneklerinde anonim halk anlatısından bireysel anlatıya doğru bir evrimleşmenin yaşandığı, Tanzimat sonrası yaşanan büyük yenilikler sayesinde bu evrimin hızlandığı görülmüştür.
|
IV SUMMARY The novel in Western literature comes in as a result of an evolutionary transformation, which is from the oral to the written narrative. Although Turkish oral culture has a rich collection of oral narratives which have been carried from one generation to another by means of legends, epics, folk-stories, folk-tales and "meddah" stories, one can come across the first examples of Western novel genre in Turkish literature in the XlXth century. Turkish literary figures, who put a lot of effort into writing in the Western novel genre, have reflected the overt and covert effects of the oral narrative tradition, which has a well established history. This thesis with the title "Traditional Element in Tanzimat Literature" aims to find out the effects of folk narratives on the written narratives, which were written until the last quarter of the XlXth century, during the transition from the oral culture to the written culture. In the Preface, the aim, the scope and the method used have been given. In the Introduction, the relation between the oral and written culture has been emphasised. Besides, folk stories, "meddah" stories and folk-tales, which are in the form of manuscripts, lithographs or prints have been mentioned and a chronically ordered list of first written narratives which were published in between the years 1796 to 1876 has been given. The thesis has four chapters shaped in accordance with the effects of folk narratives. Theme, Plot, Story, Characters. In the chapter "theme" the themr><; love, adventure, chastity, slavery, money, imitation of European ways, politics have been analysed. The chapter "plot" has been divided into three sub-headings: one inside the other type of plot, one after another type of plot and synchronic type of plot. The chapter "story" has been analysed under the following sub-headings: The features which pass from the folk narratives to written narratives, the features related to the beginning of love, the features related to the difficulties and the features related to the endings. In the chapter "characters" how the major characters' (lover-hero(protagonist), rival(antagonist)) and the minor characters' behavioural patterns in folk narratives have counter parts in the first written narratives is proved by examples. The findings drived from the analyses of sixteen written narratives have been gathered together in the chapter "Conclusion". The major findings are: 1. The strong connection in between the folk narratives and the first written narratives depends on both the writer's and the reader's habits. 2. The narrator in oral culture does not turn into the writer all at once. The group of readers to whom the address still continue to be the group of audience. 3. As a result in the first written narratives, oral narrative patterns have been used. Until now, Turkish novel has been evaluated according to the features coming from the West, but the early examples which can be called as "written narratives" proves that the folk narratives have transformed into individual narratives and post-Tanzimat renovations have speeded up this evolutionary transformation in the course of time.
|
GÜZİN GONCA GÖKALP
|
81947
|
Hacettepe Üniversitesi
|
Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
|
1999
|
Türkçe
|
Doktora
|
Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=a0OMTmEd_3mfOBxT8SiBTNm8WviB2mN9U2jq8FIGwvrLGD-cqNUB8ZUwMPr-2D7R
|
./data/pdfs/81947.pdf
| 54,717,991
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:48:48.132749
|
2025-06-06T07:08:00.649786
|
2025-06-07T18:09:34.777199
|
2025-06-08T01:02:18.277802
|
Çeşitli ülkelerden gelen savaşçılar yarışmaya katılır ve hünerlerini gösterir. Murad Bey'in iki savaşçısı(Canürktü ve Sarı Yakub) da becerilerini sergiler ve hayranlık toplarlar. Ama yarışmayı, denizden attığı havan toplarıyla büyüleyici güzellikte bir gösteri sunan, kimsenin tanımadığı ve nereden geldiğini bilmediği bir denizci kazanır ve yüklü çeyiziyle Esma'yı alır almaz hemen yola çıkar. Ahmet Midhat, bu bölümü oldukça ayrıntılı ve bir o kadar da gizemli bir şekilde uzun uzadıya anlatır:
> Öndan sonra imtihancıların arkası kesildi. Halk "Acaba kim çıkacak?" diye on dakika kadar beklediği halde kimse çıkmayınca, bazı kimseler "Besbelli artık imtihan bitmiş olmalı..." diye dönmeye kalkışmışlar ve bu durumda seyircilerden kimisi en evvelki mızrakçıyı, bazısı Sarı Yakub'u ve kimisi de Canürktü'yü beğenmeye başlamışlardı.
> Derken şöyle kır tarafından bir hava fişeği atılınca herkes o tarafa döndü. Arkasından bir fişek daha atılıp, henüz o tarafa çevrilmemiş bakışlar varsa onları da çağırdı. Yarım dakika sonra ise büyük bir fişek daha atılarak, gerçi gündüz olmak münasebetiyle güzelliği o kadar görülmedi ise de dikkatli bakışları o tarafa iyice topladı. Bundan sonra dört fişek daha havaya atıldı ve bunlar ayrı çıkmayıp her biri havada başka bir kavis çizerek nihayet havanın belirsiz bir noktasında dördü de biri birileri ile tokuştular ve tokuştukları zaman kırılıp parçalanmaları ile kendilerinin fişek olmayıp sanki dört tane havan topu güllesi olduklarını herkese anlattılar. Bir gürültü koptu ki, değme gitsin!.. Emsali görülmek ve bir kimsenin hatırına ve hayaline gelmiş olmak şöyle dursun, olmasına imkân ve ihtimal verilemeyecek olan bir hüner varsa onun da bu hüner olması gerektiği kabul edildi.
> Gerçekten de öyle kabul etmek lâzımdı.( ... )"Bu havanları kim attı?" gürültüsü bir tarafta, "Aferin!" şamataları beri tarafta...Herkeste bir şaşkınlık! Herkeste bir yadırgama!
> Murad Bey de de şaşırıp kalanlar arasında idi. Kendisine sıra gelip de imtihan meydanına henüz girmemiş olduğuna şükürler etti. Bu hüner o kadar büyük görüldü ki, artık başka bir kimseyi imtihana çekmeye hacet kalmadı. İmtihan vermiş olanlar bile, hünerin derecesine pes ettiler!
> (...) ...Havanların atıldığı tarafa adamlar koşturuldu. Havanları atanı buldular. Etrafını binlerce adam kuşatmış olduğu halde getirdiler. Bu mucizenin şerefini kazanabilmek için halk biri birini çiğniyordu. Yaralılardan başka bir, iki, üç ölen de oldu.
> Getire getire getirdiler. Meğer havanı atan bir tek adam değilmiş Birisi kırklık, ötekisi otuz, birisi de yirmi beşlik üç adam imişler. Ancak bunlardan ikisi yardımcı olup, mucizenin asıl sahibi en genci olmakla onu, Murad Bey'in huzuruna götürdüler. Murad Bey de herifin yüzünü öptü ve zaten bir mahfe üzerinde bulunan Esma'yı getirerek:
> -Al oğlum, bu şenin lâyıkındır! Fakat bir yere savuşma! Seninle ayrıca görüşmek isterim. Yarın da gel beni gör!
> dedi. "Esma'yı teslim etti" işini pek kısa kestik. Yalnız Esma'yı mı teslim etti ya? Belki yirmi otuz Esma satın alabilecek mücevherler, kızın üzerinde güneş gibi parlıyordu(Ahmet Midhat 1975b: 359-362).
|
|
244451
| 45
| 98
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9358598589897156,
"polygon": [
[
1450,
2043
],
[
1454,
407
],
[
292,
404
],
[
288,
2040
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.7475335597991943,
"polygon": [
[
1452,
133
],
[
1453,
84
],
[
1394,
83
],
[
1393,
132
]
]
}
]
}
|
Petrol boru hatlarının kontrolü için akıllı ölçüm sistemi tasarlanması / Smart inspection system desing for controlling petroleum pipelines
|
Boru hatları, enerji kaynaklarının taşınmasında kullanılan en yaygın sistemlerdir. Özellikle petrol ve doğalgazın transferi için boru hatları vazgeçilmez unsurlardır. Ülkemiz toprakları enerji geçiş noktası olması nedeniyle oldukça büyük oranda boru hattı barındırmaktadır. Yeni enerji yolları gündeme geldikçe bu hatların artması söz konusu olacaktır.Boru hatlarının ilk kullanıma alınmadan önce ve belli kullanım süreleri sonunda periyodik olarak kontrolü gerekmektedir. Boru hatlarında kurulum sırasında ya da sonradan ezilmeler olmakta ve borunun çapı daralmaktadır. Bu durumda borunun içinden akan petrolün hızı artmakta ve basınç düşmektedir. Bunun sonucu olarak iletilen sıvı miktarının ölçümü hatalı olmaktadır. Borularda oluşan bir diğer önemli problem korozyona dayalı hasarlardır. Korozyon boru hattının hasara uğraması ve çevre kirliliği gibi sonuçlar doğurabilir. Korozyonun meydana getirdiği hasar boru et kalınlığının azalması şeklindedir.Günümüzde bu kontroller için PIG (Pipeline Inspection Gauge) tabir edilen mekanizmalar kullanılmaktadır. Dünya üzerinde bu amaçla üretilmiş ve kullanılan 500'e yakın farklı tasarım mevcuttur.Ülkemizde bu amaçla üretilen ve kullanılan yaygın ürün örnekleri olmadığı için genellikle yurt dışından ?kontrol hizmeti? alımı yoluna gidilmektedir. Ancak bu hizmet alımı yüksek miktarda dövizin yurt dışına çıkması demektir. Mevcut boru hatları yaşlandıkça ve yeni boru hatları inşa edildikçe bu hizmete olan ihtiyaç artacaktır. Bu çalışmanın amacı, ülkemiz imkanlarıyla boru hattı muayenesi yapabilecek bir sistem tasarlamaktır.Endüstriyel kullanıma uygun mevcut sistemlerin çoğundan farklı olarak bu çalışma kapsamında ezilme (deformasyon) ve korozyon (et kalınlığı) tespitlerini birlikte yapan ve hatanın tam koordinatını belirleyen bir sistem geliştirilmiştir.
|
The most common way to transport energy resources are pipelines. Especially, pipelines are the indispensable way for the transfer of petroleum and natural gas. Because of existing on the passing way of energy resources, big percentage of pipelines are passing throughout our country. This pipelines will be increased by the subject of new energy ways.Before the pipeline is first used and at the end of some using, inspection will be necessary. Dents will be occur and pipe diameter will be decrease while the pipeline is under construction and while under labor conditions. At the same time, petroleum speed will be decrease but the pressure of it will be increase. So the amount of transmitted petroleum can not be evaluated correctly. One of the most important problem is corrosion related defects. Pipeline damages and ecological problems can be caused by corrosion. The defect of corrosion on a pipeline is decrease of wall thickness.Nowadays, PIG (Pipeline Inspection Gauge)'s are used for these inspections. There are about 500 different PIG designs which are produced for this purpose. There is no general product, produced and used for this purpose in our country.Because of there is no current produced and used PIG products in our country we import this control service. And high amount of currency lost to get that service into our country. The need for this service is increasing as pipelines get older and new pipelines added day by day. The aim of this project is to build up a sistem to become a self contained country in the matter of pipeline inspection.The differance of the sistem from the existing industrial one is to make a sistem that can specify dent (deformation) and corrosion (wall thickness) at the same time and determine that defects location.
|
YUNUS EMRE KAYALI
|
244451
|
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
|
Makine Mühendisliği Ana Bilim Dalı
|
2009
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogAQ4CwC8VnOWzx3SVcXHHsS4s_Mc7fmN0rKgvtHhujKht
|
./data/pdfs/244451.pdf
| 9,494,713
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:03.133892
|
2025-06-06T07:15:46.053021
|
2025-06-07T18:09:35.903741
|
2025-06-08T01:02:18.526046
|
## 4.4. Ultrasonik Algılamada Çalışma Modları
#### Cisimden Yansıma Modu
Tek bir algılayıcı ses dalgalarını üretir ve karşılar. Bir cisim ses dalgalarını geri yansıttığında cisim sensör tarafından algılanmış olur.
## Refleks Mod
Tek bir algılayıcı ses dalgalarını yayar ve bir reflektörden geri yansımasıyla yine kendi üzerinde karşılar. Fakat reflektör ile cisim arasında bir cisim olduğunda ses dalgaları kırılmış olur ve böylelikle cisim algılanır. Bu çalışma biçimi özellikle ses dalgalarını emici niteliği olan cisimleri algılamak için oldukça uygundur.
### Karşılıklı Mod
Bu moddaki sensör iki bölümden oluşur; Ses dalgalarını üreten verici ve
algılayan alıcı. Bu iki parça arasına cisim girdiğinde algılama yapılmış olur.
# 4.5. Test Parçasına Ultrasonik Enerji Iletimi
Yüksek frekanslara sahip olan ultrasonik enerji, havada hızla zayıca, Ayrıca, hava ile test parçası malzemesinin akustik empedansları arasındaki fark, ultrasonik enerjinin büyük bir oranının parça yüzeyinden yansımasına neden olmaktadır. Test parçasına verimli bir enerji iletimi için, yarı sıvı bir jel test parçası ile prob arasında bulunmalıdır. Jöle kıvamındaki bu malzeme, kuplaj tabakası olarak adlandırılır. Maksimum enerji iletimi için, kuplaj tabakasının homojen kalınlıkta olması ve sürekliliğinin sağlanması önemlidir. Test parçasının yüzey düzgünlüğü, kuplaj tabakasının homojenliğini etkileyen önemli bir faktördür. Ültrasonik enerji farklı ortamlara geçerken yansıyan enerji oranının sıfıra yaklaşması, 4.6 bağıntısında verildiği gibi ortamların akustik empedanslarının birbirine yakın olması ile sağlanabilmektedir.
|
|
548872
| 204
| 251
|
{
"labels": [
{
"class": "Tablo",
"confidence": 0.9397846460342407,
"polygon": [
[
1301,
1300
],
[
1313,
311
],
[
331,
299
],
[
319,
1288
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9311950206756592,
"polygon": [
[
1471,
1590
],
[
1472,
1294
],
[
312,
1292
],
[
311,
1588
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8653929829597473,
"polygon": [
[
969,
2113
],
[
970,
2056
],
[
895,
2055
],
[
894,
2112
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.809741735458374,
"polygon": [
[
1439,
297
],
[
1439,
217
],
[
292,
217
],
[
292,
297
]
]
}
]
}
|
Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası'nın uyguladığı geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisine etkisi / The effects of the unconventional monetary policy implemented by The Federal reserve system on the Turkish economy
|
FED 2008 finansal krizi sürecinde, ABD finans piyasalarında yaşanan likidite krizini aşmak için para politikası uygulamalarında önemli bir değişime gitmiştir. Çünkü bankalararası para piyasasının işleyişinde yaşanan sorunlar ve kısa vadeli faizlerin sıfıra yaklaşması geleneksel para politikasının işleyişini engellemiştir. Bu durumda, FED geleneksel olmayan para politikası olarak bilinen bazı yeni politika araçlarına yönelmiştir. Aralarında miktarsal genişleme ve kredi genişlemesi gibi politika araçlarının yer aldığı bu uygulamalar ABD finans piyasalarında daha önce görülmemiş büyüklükte bir likidite genişlemesine neden olmuştur. Söz konusu likidite genişlemesi ABD ekonomisi ile birlikte diğer ülke ekonomileri üzerinde de önemli etkiler oluşturmuştur. Bu doğrultuda, çalışmanın amacı FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisine etkilerinin araştırılmasıdır.
Gelişmiş ülkelerin uyguladığı para politikasının uluslararası etkilerine ilişkin pek çok parasal aktarım mekanizması bulunmaktadır. Genel olarak, ABD finans piyasalarında likidite düzeyinde yaşanan artış ülkedeki finansal getirileri azaltacağından finansal oyuncular daha yüksek getiri elde edecekleri başka ülkelere yönelmektedir. Bu durum gelişmekte olan ülkelere yönelik yabancı sermaye girişlerini hızlandırmaktadır. Artan yabancı sermaye girişi söz konusu ülkelerin finans piyasalarında bono, tahvil ve hisse senedi gibi varlıklara yönelik yatırımları artırmaktadır. Süreç sonucunda gelişmekte olan ülkelerdeki bono ve tahvil faizlerinin düşmesi, hisse senedi fiyatlarının ise artması beklenmektedir. Bu süreçte dolar kurunda ise, artan yabancı sermaye girişi veya ABD ekonomisinde risklerin azalmasının nispi etkisine bağlı olarak değer kaybı veya değerlenme yaşanabilmektedir. Bu çerçevede etkinin ölçüldüğü bağımlı değişkenler; 3 ay vadeli hazine bonosu faizi, 10 yıl vadeli devlet tahvili faizi, BIST 100 endeksi ve dolar
kurudur. Çalışmada FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri 2007:12-2014:10 dönemleri arasında analiz edilmiştir. Ekonometrik analizde sınır testi ve ARDL yaklaşımı kullanılmıştır.
Ampirik sonuçlar, FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisinde bono ve tahvil faizlerini düşürücü, hisse senedi fiyatlarını ve dolar kurunu artırıcı bir etkide bulunduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar FED'in geleneksel olmayan para politikası uygulamalarının sermaye piyasaları aracılığıyla Türkiye ekonomisini önemli derecede etkilediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca dolar kuru üzerinde de önemli bir etkisi olduğu görülmektedir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, sermaye piyasaları ile ilgili karar alırken ya da kullanacağı politika araçlarını seçerken başarılı olmak için FED para politikası uygulamalarını göz önünde bulundurmalıdır.
|
In the process of 2008 financial crisis, the FED made an important change in the monetary policy practices to overcome the liquidity crisis experienced in the US financial markets. Because, the problems in the functioning of the interbank money market and short-term interest rates close to zero lower bound have prevented the operation of conventional monetary policy. So the FED has turn edits attention to some new policy instruments, known as unconventional monetary policy. This implementations, including the policy instrument such as quantitative easing and credit easing, caused unprecedented size liquidity expansion in the US financial markets. This liquidity expansion has a significant effect on other economies as well as the US economy. In this direction, the aim of the study is to investigate the effects of the FED's unconventional monetary policy on Turkish economy.
There are many monetary transmission mechanisms with regard to international effects of monetary policy implemented by developed countries. Since the increase in the level of liquidity in US financial markets will reduce the financial returns in the US, the financial actors go towards to the other countries where they will get higher returns. This situation boost the foreign capital flows to the developing countries. Increased foreign capital inflow increases the investments in assets such as bill, bond and equity in the capital markets of these countries. In the end of this process, decline in bill and bond yields and increase in equity prices are expected in developing countries. There also may be a loss of value or appreciation in the exchange rate of the dolar based on the relative impact of the increased foreign capital inflow or the risk reduction in the US economy. In this framework, the dependent variables which measure this impact are 3-month maturity treasury bill rate, 10-year maturity government bond rate, BIST 100 index and exchange rate of dollar. In this paper, the effects of the FED's unconventional monetary policy on Turkish economy are analyzed between 2007:12 and 2014:10. Bound test and ARDL approach are used in the empirical analysis.
The empirical results indicate that the FED's unconventional monetary policy decreases bill and bond rates and increases equity prices and exchange rate of dollar in Turkish economy. These results revealed that the FED's unconventional monetary policy implementations significantly affect Turkish economy via capital markets. It is also seen an important effect on the exchange rate of dollar. Therefore, the Central Bank of the Republic of Turkey should take into account of the FED's monetary policy implementations in order to succeed in determining decision related to capital markets or choosing policy tools to use.
|
MUSA BAYIR
|
548872
|
Balıkesir Üniversitesi
|
İktisat Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Doktora
|
Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=T1mWGp9MngYYkCSgiJvtVhLaca9KHUSGT1rYLynmAvzv7y5-tp5YN7kdwcBPFn71
|
./data/pdfs/548872.pdf
| 11,263,563
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:48:49.857390
|
2025-06-06T07:08:03.267579
|
2025-06-07T18:09:36.027444
|
2025-06-08T01:02:19.044039
|
| Bağımlı Değişken: TFOK | | | |
|------------------------|-----------|---------------|---------------|
| Değişkenler | Katsavı | Standart Hata | t istatistiği |
| D(TFOK(-1)) | 0.063545 | 0-106263 | 0.598002 |
| D(TFOK(-2)) | 0.046833 | 0.109450 | 0.427893 |
| D(TFOK(-3)) | -0.388225 | 0.107025 | -3.627437*** |
| D(VA) | 0.020389 | 0.040137 | -0.507979 |
| D(VA(-1)) | 0-244683 | 0.035731 | 6.847936*** |
| D(VA(-2)) | 0.131728 | 0.037386 | 3.523502*** |
| D(VA(-3)) | 0.170848 | 0.036554 | 4.673902*** |
| D(VA(-4)) | 0.115609 | 0.032971 | 3.506332*** |
| D(VA(-5)) | 0.036166 | 0.022528 | 1.605407 |
| D(VA(-6)) | 0.043211 | 0.022471 | 1.923024* |
| D(ABDFO) | 0.889946 | 0.345213 | 2.577966** |
| D(ABDFO(-1)) | -0.600964 | 0.377709 | -1.591080 |
| D(ABDFO(-2)) | -0.983958 | 0.346780 | -2.837412 *** |
| D(DK) | 0.114387 | 0.024804 | 4.611642*** |
| D(DK(-1)) | -0.532892 | 0.095249 | -5.594747 *** |
| D(DK(-2)) | -0.475583 | 0.082178 | -5.787237*** |
| D(DK(-3)) | -0.374147 | 0.067316 | -5.558036*** |
| D(DK(-4)) | -0.310736 | 0.057050 | -5.446696*** |
| D(DK(-5)) | -0.207558 | 0.048433 | -4.285466*** |
| D(DK(-6)) | -0.171639 | 0.036883 | -4.653651 *** |
| D(DK(-7)) | -0.131946 | 0.032825 | -4.019749*** |
| D(DK(-8)) | -0.090804 | 0.024568 | -3.696087*** |
| D(DK(-9)) | -0.056393 | 0.019387 | -2.908867*** |
| D(ALTIN) | -0.023494 | 0.020892 | -1.124555 |
| D(ALTIN(-1)) | 0.047325 | 0.021813 | 2.169598 ** |
| D(ALTIN(-2)) | 0.040574 | 0.021162 | 1.917296* |
| ECM(-1) | -0.247113 | 0.035694 | -6.923061*** |
Çizelge 18. Türkiye Kısa Vadeli Faiz Oranı Modeline İlişkin Hata Düzeltme Modeli Tahmin Sonuçları
Çizelgede \*, \*\*, \*\*\* sırasıyla %10, %5 ve %1 düzeyinde anlamlılığı ifade etmektedir.
TFOK modelinin parametrelerinin kararlılığının incelendiği CUSUM ve CUSUMSQ testlerinin sonuçları Şekil 24'de yer almaktadır. Buna göre modelin artıklarının sınırlar içinde kaldığı, parametrelerin kararlı olduğu görülmektedir. Dolayısıyla modelde yapısal değişme olmadığı ifade edilebilir.
192
|
|
371288
| 95
| 148
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9141176342964172,
"polygon": [
[
1469,
2098
],
[
1475,
245
],
[
228,
241
],
[
222,
2094
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8911181092262268,
"polygon": [
[
874,
2237
],
[
875,
2182
],
[
810,
2181
],
[
809,
2236
]
]
}
]
}
|
Çalışanlarda örgütsel bağlılık ve iş doyumu / Organizational commitment and job satisfaction of workers
|
Hizmet sektörü çalışanlarında özellikle çalışanların memnuniyetinin sağlanması, hizmet verilen kesimin de memnuniyetini sağlayacağından dolayı çalışanların örgütlerine bağlılıklarının ve iş doyumlarının arttırılması son yıllarda örgütler için önem kazanmıştır. Çalışanların örgütsel bağlılıklarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörlerin önceliğinin belirlenerek örgütsel bağlılığı arttırma çalışmalarının yapılması örgütlerin devamlılığını sağladığı gibi, örgütlerin yararına olmaktadır.
Çalışanların iş doyumlarının sağlanması çalışanlarda verimliliği arttırdığı gibi örgütün devamlılığını sağlamaktadır. Bu çalışmada, hasta insanlara tedavi hizmeti veren hastane çalışanlarının örgütsel bağlılıklarını ve iş doyumlarını etkileyen faktörler incelenmiştir.
|
Service sector workers, especially in the provision of employee satisfaction, service satisfaction, as it is also the sector organizational commitment and increasing the job satisfaction of employees gained importance in recent years for organizations. Identifying the factors that affect employees organizational commitment and organizational commitment of these factors increase the priority of the work done by determining ensure the continuity of the organization, as it is for the benefit of the organization.
Job satisfaction is employees willing to work when they feel the happiness of the work which they are involved in. In this study, patients, hospital staff providing treatment services to the people of the factors affecting organizational commitment and job satisfaction were examined.
|
ASİYE KOÇAK
|
371288
|
Beykent Üniversitesi
|
İşletme Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
2014
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=48XPj7KKQhKUgntkUiKO3L7CSfL_c0hsLsX53EBIFVp0hsMwNWfEhecPLW10An4A
|
./data/pdfs/371288.pdf
| 839,971
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:02.106809
|
2025-06-06T07:13:29.563445
|
2025-06-07T18:09:36.623796
|
2025-06-08T01:02:19.303743
|
## 1.4. İş Doyumunu Artırmaya Yönelik Çalışmalar
Orgütler, çalışanların iş doyumlarının arttığında performanslarının yükseldiğini ve işletmelere karlılık açısından katkı sağladıklarını fark ettiklerinden bu yana iş doyumunu artırmaya yönelik çalışmalar yapmaya başlamışlardır. Orgütler çalışanların iş doyumunu sağlama başarısına göre üretim kalitesini ve verimliliğini yükseltmişler veya düşürmüşlerdir. Orgütler varlıklarını sürdürebilmeleri için döndürülebilir mali kaynaklara ihtiyaç duyarlar. Urettikleri hizmet veya malı pazarlayarak mali kaynak yaratırlar. Urettikleri kaliteli olduğu sürece talep olacaktır. Ureten çalışanlar olduğundan, çalışanların iş doyumlarına göre gösterdikleri performans işletme karlılığına direk etki edecektir. Çalışanların iş doyumu üretim için çok büyük önem arz ettiğinden, örgütlerin iş doyumunu arttırmaya yönelik çalışmaları da o nispette önem kazanmıştır.
Orgütlerde iş doyumunu artırmaya yönelik çalışmaları sağlamada en önemli araçlardan birisi de örgütsel iletişimdir. Bir birleriyle iyi ilişkiler kuran çalışanlar işlerine daha çok bağlanmaktadırlar. İyi ilişkiler kurmanın temelinde iletişim yatmaktadır. Çalışanların kendi arasında ve yöneticiler arasındaki iletişimleri iş
doyumunu etkilemektedir. Orgütlerde çalışanlar arasındaki iletişim iyi olursa çalışanlar arasındaki çatışmaların azaldığı gözlenmektedir.
Orgütlerde yöneticilerin tavırları, davranışları, sözel ifadeleri çalışanların iş doyumlarında etkilidir. Orgüt yöneticilerinin çalışanlara gösterdikleri güven verici davranışlar çalışanların iş doyumlarını olumlu yönde etkilemektedir. Orgütler işe yeni başlayan çalışanların iş uyumlarının sağlanmasına yardımcı olmalıdırlar. Buna yardımcı olacak örgüt kültürü de oluşturulmalıdır. Orgütlerde istekle ve azimle çalışan personel diğer çalışanları da teşvik etmek ve motivasyonlarını yükseltmek ıçın, örgütte yükselme olanağı varsa bu çalışanlar üst kademelere terfi ettirilirler. Ancak örgütler çalışanlar arsında terfi imkanlarını çok dikkatlı ve özenli kullanmalıdırlar. Terfiler adil ve performansa göre yapılıyorsa çalışanda iş doyumu artmaktadır. Terfilerde keyfiyet olursa çalışanlarda iş doyumsuzlukları oluşur ve terfiler çalışanlar arasında istenen etkiyi göstermezler. Adalet örgüte güveni yükselterek çalışanların örgütlerine bağlanmalarını sağlarken iş doyumlarını da sağlamaktadır.
|
|
251420
| 23
| 280
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9156229496002197,
"polygon": [
[
1480,
2038
],
[
1481,
396
],
[
204,
395
],
[
204,
2038
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.7832886576652527,
"polygon": [
[
1468,
259
],
[
1469,
208
],
[
1404,
207
],
[
1403,
258
]
]
}
]
}
|
Su çerçeve direktifi ve büyük menderes nehir havzasi yönetim plani örneğinde AB ve Türkiye yaklaşımı / EU and Turkey approaches within the scope of the water framework directive and büyük menderes river basin management plan
|
Bu çalışmada, AB adaylık yolunda emin adımlarla ilerlemeye çalışan Türkiye'nin çevre sektörü içerisinde yer alan su kalitesi sektörünün tüm detayları yasal ve kurumsal açıdan AB ile karşılaştırmalı olarak incelenmiş olup öneriler getirilmiştir. Türkiye'de bu konuda çok farklı çalışmalar yapılmıştır. Ancak, bu çalışma su kalitesi direktiflerini bir arada ele almakta ve örneklerle açıklık getirmektedir. Bir anlamda Türkiye için yapılanlar ve yapılacaklar yönünden bir rehber doküman niteliği taşımaktadır.Çalışmanın ilk adımında AB'nin yasal ve kurumsal yapısı Su Çerçeve Direktifi başta olmak üzere direktifler kapsamında incelenmiş ve su kalitesinin korunmasına ilişkin gelişim evreleri anlatılmıştır. Ayrıca her bir su kalitesi direktifi adım adım işlenerek birbirleri ile bağlantıları belirtilmiştir. Daha sonra Türkiye'deki yasal ve kurumsal mevcut durum incelenerek AB üyelik sürecindeki gelişmelerden bahsedilmiştir.Bir sonraki aşamada özellikle çerçeve direktif olan su çerçeve direktifinin esas aldığı ?Nehir Havzası Yönetim Planları?nın nasıl hazırlanması gerektiği ve diğer direktiflerle ne şekilde entegrasyonun sağlanması gerektiği vurgulanmaya çalışılarak ?Büyük Menderes Nehir Havzası Yönetim Planı? irdelenmiştir.Bu planla havzanın genel karakterizasyonu yapılarak, söz konusu havzada mevcut durum üzerindeki önemli su yönetimi konuları belirlenmiş ve önlemler programı tanımlanmıştır. Önlemlerin maliyet etkin değerlendirilmesi yapılması gerekliliği vurgulanmış olup, yönetim planına dâhil edilmiştir. Ayrıca söz konusu çalışmada, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünce hazırlanan ve AB uzmanlarınca bu planlarla benzerlik gösterdiği belirtilen ?Havza Koruma Eylem Planları? ile karşılaştırma yapılmış olup, tüm bu gelişmelerle ilgili öneriler sunulmuştur.
|
In this study, all the details of the water quality issues within the environment sector in Turkey has been scrutinized in comparison with that of the European Union in terms of legal and institutional aspects, and recommendations have been set forth. Turkey has strived various efforts in this issue. This study deals with the water quality directives of the European Union as a whole, and sheds light on specific issues through examples. Therefore, in a sense, this document serves as a guidance for what has been done so far in Turkey and what is still to be done.In the first step of the study, the legal and institutional structure of the European Union has been investigated within the scope of the directives, mainly the Water Framework Directive, and the stages of development regarding the protection of water quality have been explained. In addition, each and every water quality directive has been investigated in a step-wise approach and the connections among directives have been defined. Then the existing legal and institutional situation in Turkey has been examined and the developments in the EU Accession Process have been mentioned.In a further stage, how ?River Basin Management Plans? are to be prepared, setting as a basis for the Water Framework Directive, and how they are to be integrated with other directives have been stressed and the example of ?Büyük Menderes River Basin Management Plan? has been examined.Though the aforementioned plan, the general characterisation of the basin has been done, significant water management issues on the existing situation have been defined and the programme of measures has been set forth. How the cost effectiveness analyses are to be carried out for the selection of the measures has been dealt with, and the selected measures have been included in the management plan. Furthermore, in this study, River Basin Management Plans have been compared with River Basin Protection Action Plans prepared by the Directorate General for Environmental Management and which have been stated to have similarities to the River Basin Management Plans by the European Union experts; recommendations have been given for these developments as well.
|
NERMİN ÇİÇEK
|
251420
|
Selçuk Üniversitesi
|
Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı
|
2010
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=NtBAevXNhYaNqJFoAcdBdqK5WvKHKam8yiPspHyliVFtd70i58vq9IRoDmEwEGqD
|
./data/pdfs/251420.pdf
| 19,210,883
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:03.217230
|
2025-06-06T07:24:16.246531
|
2025-06-07T18:09:38.010316
|
2025-06-08T01:02:19.780381
|
## 2. KAYNAK ARAŞTIRMASI
Bu bölümde, kullanılan materyal ve metodun geliştirilmesi için ele alınan kaynakların içerikleri ve vurguları hakkında bilgi verilmiştir. Bu çalışmada daha çok Su çerçeve direktifi kapsamında ortak uygulama stratejisi altında çıkarılmış olan ve Nehir Havzası Yönetim Planının hazırlanmasına ilişkin tüm başlıklara ilişkin metodolojileri açıklayan el dokümanları ve "Türkiye'de Su Sektörü İçin Kapasite Geliştirme Projesi" için gelen ve her biri konusunda uzman olan yabancı uzmanlarla karşılıklı konuşularak bölümler oluşturulmuştur. Bunun dışında 3 ülke bu kapsamda yerinde ziyaret edilerek karşılaştırmaları yapılabilmiştir. Ayrıca, Çevre ve Orman Bakanlığında çalıştığım ve Bakanlığın yürüttüğü ilgili proje ekibinde yer aldığımdan dolayı konu hakkındaki politika ve gelişmeler çalışmada güncel olarak tanımlanabilmiştir.
EU web sitesi: "http://www.europa.eu.int (CIRCA-cicekner) sayfası AB
yetkililerince bana şifresi ve üye ülkelerce yapılan çalışmaların sonuçlarını görebildiğim bir kaynak başlı başına bir yönetim planının hazırlanması için yeterli doneleri bünyesinde barındırmaktadır. Ozellikle AB tarafından oluşturulan ve tüm üye ülkelerin yer aldığı Ülkemizin de gözlemci statüsü ile katıldığı bu çalışma gruplarının çıktısı değerlendirilecektir.
Çevre ve Orman Bakanlığı, MATRA Projesi " Türkiye'de Su Çerçeve Direktifinin Üygulanması Projesi" ile Türkiye'de Su Çerçeve Direktifinin nasıl uygulanılabileceğinin ve kurumlarla bu direktif gerekliliklerini nasıl yerine getirilebileceğinin bir başlangıcı yapılmıştır. Proje den adımların nasıl takip edileceğine ilişkin olarak da faydalanılabilecektir.
The European Union: 23 October 2000, the "Directive 2000/60/EC" Su Çerçeve Direktifi.
|
|
188299
| 25
| 488
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9500772356987,
"polygon": [
[
1514,
1952
],
[
1525,
245
],
[
282,
237
],
[
271,
1944
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8966088891029358,
"polygon": [
[
1508,
160
],
[
1510,
108
],
[
1450,
107
],
[
1448,
159
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.310663640499115,
"polygon": [
[
278,
2129
],
[
1469,
2129
],
[
1469,
1834
],
[
278,
1834
]
]
}
]
}
|
Demre Aziz Nikolaos Kilisesi kazılarında ele geçen Terra Sigillata ve Red Slip (Kırmızı Astarlı) seramikler (1998-2004) / Terra Sigillata and Red Slip Ware recovered in Demre St. Nicholas Church excavations (1998-2004)
|
Demre Aziz Nikolaos Kilisesi 1998-2004 yılları arasındaki kazı sezonlarında ele geçen terrasigillata ve red slip (kırmızı astarlı) seramikler, çalısmamızın konusunu olusturmaktadır. Malgruplarına ayrıldığı tespit edilen bu seramikler, mal gruplarına göre hamur, üretim teknikleri,tipoloji, kap islevi, astar ve bezeme bakımından değerlendirilerek kataloglanmıstır. Konukapsamında 1657 parça incelenmis ve 347 kap tespit edilmistir.Terra sigillata seramiklerde, Doğu Sigillata A, Doğu Sigillata B, Doğu Sigillata C (ÇandarlıSigillata), Doğu Sigillata D (Kıbrıs Sigillata) ve Batı (?talyan) Sigillataları olmak üzere bes malgrubu ve yedi hamur, red slip seramiklerde ise Geç Roma A-B (Afrika Red Slipleri), Geç RomaC (Foça Red Slipleri), Geç Roma D (Kıbrıs Red Slipleri), Mısır A (Kopt/Asuan Red Slipleri),Mısır B ve Myra üretimi yerel red slip seramikleri olmak üzere altı mal grubu ve altı hamurbelirlenmistir.Terra sigillata ve red slip seramiklerin çarkta, kulpların elde, yalnızca Kıbrıs üretimi red sliphacı matarası (ampullae) parçalarının kalıpta üretildiği tespit edilmistir.Yapılan tipolojide terrasigillata seramiklerde varyasyonları ile birlikte yirmi altı ağız, on dört halka dip tipi, red slipseramiklerin ithal mal gruplarında varyasyonları ile birlikte seksen sekiz ağız, üç düz dip, on beshalka dip tipi, iki tip kulp, Myra üretimi yerel red slip seramiklerde ise varyasyonları ile birliktedokuz ağız, iki düz dip ve iki halka dip tipi, bir kulp tipi ve bir kapak tipi belirlenmistir.Yemek servisine yönelik tabak, çanak, kâse, sıvı servisi için testi, sürahi, hem terra sigillata hemred slip seramiklerde, sebze-meyve ezme, hazırlama ve belki de kurutmada kullanılanmortarium, leğen, yemek pisirilen çömlek, yiyecek depolamaya yönelik küpler, ayrıca bir kapakve hacı mataraları (ampullae) ise yalnızca red slip seramiklerde belirlenen türlerdir.Terra sigillata örneklerin astarları kap yüzeyine ince ya da kalın sürülerek düzgün bir biçimdeuygulanmıs, mat ya da parlak niteliklidir. Bezemelerde mühür baskı tekniğinde bitkiselmotiflerle rulet baskı tekniğinde çentik bezeme ve geometrik motifler görülür. Red slipseramiklerin astarları da kap yüzeyine ince ya da kalın sürülerek düzgün bir biçimdeuygulanmıs, mat ya da parlak niteliklidir. Bezemelerde mühür baskı tekniğinde haç motifi, ruletbaskı tekniğinde çentik bezeme, damla, dalga ve çizgi motifleri, kabartma tekniğinde figürlü vegeometrik bezemeli örnekler görülür, ayrıca aplik üzerine parmak baskı tekniği ile bezenen birörnek, astar üzerine akıtma tekniğinde bej renkli astar üzerine kahverengi boya ile bezenen ikiörnek vardır.Mal grupları, Myra'nın Roma döneminde, diğer yerlesimlerle olan seramik ticaretine isaret eder.Myra'da henüz bu döneme ait seramik fırını tespit edilmemis olmasına rağmen, seramiklerinhamurları incelendiğinde, yerel örnekler ayırt edilebilir.
|
Terra sigillata and red slip ceramics which are recovered in Demre Saint Nicholas churchexcavation campaigns between 1998-2004 years constitute the subject of this study. Theceramics that are divided into ware groups, were presented in catalogue by analyzing accordingto ware fabrics, production techniques, typology, function, gloss and decoration. In the study1657 pieces were examined and 347 vessels were determined.Five ware groups were specified on terra sigillata ceramics which were divided into sevenfabrics: Eastern Sigillata A, Eastern Sigillata B, Eastern Sigillata C (Çandarlı Sigillata), EasternSigillata D (Cypriot Sigillata) and West (Italian) Sigillata. Six ware groups were specified onred slip ceramics which were divided into six fabrics: Late Roman A-B (African Red SlipWare), Late Roman C (Phocaean Red Slip Ware), Late Roman D (Cypriot Red Slip Ware),Egyptian A (Coptic/Aswan Red Slip Ware), Egyptian B and Myra-Local Red Slip Ware.Terra sigillata and red slip ceramics were manufactured on the wheel, handles were shaped byhand, but only fragments of Cypriot pilgrim flasks (ampullae) were manufactured in the mold.In the typological classification, twenty-six forms of rim and fourteen forms of ring-bases withvariants were determined on terra sigillata ceramics; eighty-eight forms of rim, three forms offlat-bases and fifteen forms of ring bases with variants, two types of handle were determined onimported red slip ceramics, nine forms of rim, two forms of flat-bases and two forms of ringbases,one type of handle and one form of lid were determined on Myra-Local red slip ware.Plates, dishes, bowls and cups for serving food and jugs for serving liguid were determined ason terra sigillata and red slip ware, mortarias and basins for mashing, preparing and perhapsdrying vegetable-fruit, cooking pots, storage vats, one lid and pilgrim flasks (ampullae) weredetermined on red slip ware.On terra sigillata ceramics, the gloss is thin or thick, matt or lustrous. The decorative featuresobserved on sigillata ceramics are the use of impressing vegetal motifs, rouletting indentationsand geometric motifs.The gloss is thin or thick, matt or lustrous on red slip ware as sigillata ware. The decorativefeatures observed on red slip ware are the use of impressing cross, rouletting indentations,drops, wave and lines, examples on which technique of relief appear figures and geometricmotifs, also one example was decorated by printing finger on applique, two examples weredecorated by flowing with brown dye on beige gloss.Ware groups indicate trade of ceramics between Myra and other sites during the Roman period.Even though Roman ceramic kilns haven?t been determined in Myra until now, local examplescan be distinguished when fabrics of ware groups are investigated.
|
İLKGÜL KAYA
|
188299
|
Hacettepe Üniversitesi
|
Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı
|
2007
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=-L8ilcwn9ZRRc_YMKxXW1qs91PG-Dvc7vUKNGydbxqXUi9tLx6G-L6VUa2hMB4X9
|
./data/pdfs/188299.pdf
| 2,103,981
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:02.958456
|
2025-06-06T07:24:16.226327
|
2025-06-07T18:09:38.021230
|
2025-06-08T01:02:20.373011
|
köleliğe indirdiğini, çünkü Likya halkının isyan ederek bazı Romalıları öldürdüğünü, sonuçta Likya ile Pamfilya eyaletlerini birleştirdiğini ifade etmektedir
(Cassius Dio, LX, 17: 3-4). Bu durumda Myra "Lycia et Pamphylia" eyaleti sınırları içinde kalmıştır. M.S. 69'da Pamfilya Likya'dan ayrılarak Galatya eyaletiyle birleştirilmiştir (Tacitus, II: 9).
Imparator Hadrianus döneminde (M.S. 117-138) Myra'nın limanı Andriake'deki yapılaşma dikkati çeker. Andriake'de agoranın kurulmasıyla birlikte, plakoma, tahıl ambarı (granarium), hamam gibi yapılar inşa edilmiştir', öte yandan M.S. 2. yüzyıla ait lahitler dikkat çeker'. Bu dönemde Myra'nın da bu yapılaşmada yer aldığı anlaşılmaktadır. Ancak Myra'nın mimari verileri sınırlıdır". Bunun nedeni, büyük bir sel felaketinde Myra'nın düzlük kesimlerinin alüvyon altında kalmasıdır4.
M.S. 1. yüzyılda Roma imparatorunun gücünü göstermesinin en önemli yolu yeni agonistik festivaller düzenlemekti. M.S. 2. yüzyılda ise agonistik festivallerin yanı sıra, imparatorlar yeni dinsel oyunlar organize etmiştir. Bithinya, Galatya, Pontus, Kappadokya ve Likya'daki Koinon imparator oyunları, sadece bu eyaletlere bağlı önemli yerleşimlerde gerçekleştirilmiş, ancak yerel oyunlar da düzenlenmiştir. Likya yerleşimlerinden Patara ve Telmessos'ta yerel, Kasseia ve Sarpedoneia oyunları organize edilmiştir. Bu dönemde agonistik festivallerin yerini alan, imparatora bağlı kutsal festivallerin düzenlendiği kentleri arasındaki Myra ve Limyra da eklenmiştir (Mitchell 2003: 219, ayrıca dipnot 144). Ayrıca Myra'da kültü ile ön plana çıkan tanıça Eleuthera şerefine bir panegyris düzenlenmiştir (Tituli Lyciae İinguis Graeca et Latina conscripti II:II, 1930: 910). Myra'da doğu ve batı yanında kaya mezarlarının yer aldığı ve günümüze değin tarihlendirilemeyen, Myra'daki oyunların gerçekleştirildiği tiyatro, aynı zamanda tören alanı olarak da kullanılmıştır (Anabolu 2001: 39).
Myra tiyatırsu, doğu-batı doğrultusunda 110 m. uzunluktadır ve agoranın arkasında yer almaktadır. Ana girişi güneyinde olan tiyatro, yaklaşık 12.000 kişi kapasitelidir, traverten auditoriumun alt kısmında 9 oturma kademesi inşa edilmiştir. Diazomanın orta kısmında bir Tykhe (Fortuna) kabartması saptanmıştır. İki katlı scaenae binasının ikinci katında nişler yer alır (Anabolu 2001: 39).
Andriake'nin Geç Antik dönem sonrasında ve Ortaçağ'da, M.S. 4.- 14. yüzyıllar arasındaki tarihi, yapılaşması vd. konularla ilgili bk., Tekinalp 2000.
² (İdil 1998: 22-24, Kat. No. 1-9, Lev. 3/1-2, 4/1-2, 5/1-2, 6/1-2, 7/1-3).
<sup>3</sup> Myra'nın akropolisi için bk., Wurster 1975: 45-46, agora için Borchardt 1975: 56-57, Roma tapınağı için Borchardt 1975: 61-63, Artemis Eleuthera tapınağı için, Borchardt 1975: 252-253.
<sup>\*</sup> Myra'da, Myros Çayı'nın taşması sonucunda büyük bir sel felaketi gerçekleşmiştir. 2003 yılına kadar, sel felaketi için Aziz Nikolaos Kilisesi kazısında ele geçen II. İsaak Dukas'a ait sikke buluntu (1185-1195), terminus ante quem kabul edilmiştir, ancak kilisenin kuzeybatsındaki yapının (D Yapısı) batısında ele geçen İzzeddin Keykavus'un (1249-1250) sikkesi, bu felaketin 13. yüzyılda gerçekleşmiş olabileceğini belgelemiştir (Otüken 2004: 11-112),
|
|
244295
| 70
| 84
|
{
"labels": [
{
"class": "Tablo",
"confidence": 0.9381603598594666,
"polygon": [
[
324,
1365
],
[
1471,
1363
],
[
1471,
1022
],
[
324,
1024
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8933534026145935,
"polygon": [
[
913,
2225
],
[
913,
2167
],
[
851,
2166
],
[
851,
2225
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.7834745049476624,
"polygon": [
[
1471,
953
],
[
1472,
141
],
[
303,
139
],
[
302,
951
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.7734472751617432,
"polygon": [
[
1330,
1020
],
[
1330,
967
],
[
501,
967
],
[
501,
1020
]
]
}
]
}
|
Farklı kapasiteli paralel makinelerin dinamil çizelgelenmesi için sezgisel bir algoritma ve uygulaması / A heuristic algorithm for dynamic scheduling of parallel machines and its application
|
Farklı kapasiteli paralel makinelerin dinamik çizelgelenmesi için sezgisel bir algoritma geliştirilmiş ve bir tekstil işletmesinde uygulaması gerçekleştirilmiştir.
|
A heuristic algorithm is developed for dynamic scheduling of parallel machines and the algorithm is applied at a textile plant.
|
SELEHADDİN ERDEM ÖZKAN
|
244295
|
Çukurova Üniversitesi
|
Endüstri Mühendisliği Bölümü
|
2009
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogAQIfC1dG9daegWCgCWLLSrvwNjQ47TX1MEON5EIyPW6b
|
./data/pdfs/244295.pdf
| 768,516
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:02.729871
|
2025-06-06T07:15:00.223520
|
2025-06-07T18:09:39.010581
|
2025-06-08T01:02:20.705462
|
## 4.3.3.3 Sipariş Büyüklüğü - Y arı Mamul Miktarı İlişkisi
Şekil 4.15' te görüldüğü ve beklenildiği üzere, siparışlerin ortalama büyüklüğünün azalması ile sistemde bulunan ortalama yarı mamul miktarı azalmaktadır. Siparişlerin ortalama büyüklüğü arttıkça sistemde oluşan yarı mamul miktan artmaktadır.
Siparişlerin ortalama büyüklüğünün düşük olduğu durumlarda geliştirilen algoritma SPT kuralına çok yakın şekilde düşük ortalama yarı mamul miktarını elde etmiştir. Ancak siparişlerin ortalama büyüklüğü arttıkça en iyi performansı SPT kuralı göstermiştir. EDD kuralı her üç durumda da en yüksek ortalama yarı mamul miktarını oluşturarak en kötü performansı göstermiştir.
| Yarı Mamul Miktarı (adet) | | | | | |
|-----------------------------------|-----|-----|-----|--|--|
| Ortalama Sipariş Büyüklüğü (adet) | PRI | EDD | SPT | | |
| | | 0% | 4% | | |
Çizelge 4.18 Değişken Sipariş Büyüklüğü –Y arı Mamul Miktarı Sonuçları
| 102 | 5% | 4% | 9% |
|-----|----|----|-----|
| 120 | 8% | 6% | 11% |
|
|
556050
| 32
| 169
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9347878098487854,
"polygon": [
[
263,
615
],
[
1481,
614
],
[
1480,
258
],
[
262,
259
]
]
},
{
"class": "Tablo",
"confidence": 0.9150396585464478,
"polygon": [
[
1538,
1363
],
[
1544,
687
],
[
290,
675
],
[
284,
1352
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9018162488937378,
"polygon": [
[
258,
1863
],
[
1482,
1862
],
[
1482,
1430
],
[
258,
1431
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8308925628662109,
"polygon": [
[
916,
2077
],
[
917,
2025
],
[
855,
2024
],
[
854,
2076
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8145110011100769,
"polygon": [
[
1062,
712
],
[
1062,
667
],
[
342,
667
],
[
342,
712
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.4231316149234772,
"polygon": [
[
316,
1351
],
[
919,
1349
],
[
919,
1307
],
[
316,
1309
]
]
}
]
}
|
Sigortacılıkta sermaye yeterlilik ve likidite risklerinin yönetimine ilişkin yeni yaklaşımlar ve alternatif risk transfer yöntemleri / New approaches to capital adequacy and liquidity risk management in insurance companies and alternative risk transfer methods
|
Türk sigorta sektöründe son 20 yıldır hızlı bir hukuksal düzenleme süreci yaşanmıştır. Bu sürecin itici unsurunu Avrupa Birliği'ne uyum çalışmaları oluşturmuştur. Sektörün faaliyetlerini düzenleyen kanunlar, yönetmelikler, genel şartlar bu periyotta hızla yürürlüğe konulabilmiştir. Avrupa Birliği standartlarına uyum sürecinde düzenlemeler yapılması yabancı yatırımcıların ilgisini çekmiş, büyüme potansiyeli de dikkate alınarak, Türk sigorta sektöründe yabancı yatırımcı payı sermaye sahipliği ve prim üretimi yönünden gittikçe artmıştır.
Yapısal dönüşümün yarattığı sermaye yeterlilik ve likidite ihtiyaçlarının, alternatif risk transfer uygulamaları ile karşılanıp karşılanamayacağına ilişkin olarak yapılan bu çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır.
Birinci bölümde sigortacılık sektörünün diğer finans veya finans dışı sektörlerden farkları detaylandırılarak incelenmektedir. İkinci bölümde Solvency II çerçevesinde risk yönetimi ve bunun ortaya çıkardığı sermaye ihtiyaçları konusu işlenmiştir. Üçüncü bölümde, alternatif risk transferine özellikle Sigorta Bağlantılı Menkul Kıymetler (İLS) konusuna yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise Türk Sigorta Sektöründe gerçekleşen yapısal dönüşüm ele alınmış ve sektörde ilk ve tek İLS örneği olan, Doğal Afet Sigortaları Kurumu Afet Tahvilleri konusunda ayrıntılar değerlendirilmiştir.
Özellikle dördüncü bölümde, yapısal dönüşümün gerçekleştiği beş alt alana ilişkin mevcut veriler doğrultusunda inceleme yapılmıştır. Bu alanlar; mevzuat değişimi, sektördeki sermaye sahipliği değişimi, sektör sermaye yeterlilik rasyosunun gelişimi, sektör likidite rasyolarında yaşanan gelişmeler, ülkemizde ART uygulamasının tek örneği olan DASK Afet Tahvillerinin detayından oluşmaktadır.
|
There has been a rapid legal regulation in the Turkish insurance sector for the last 20 years. European Union harmonization studies have created the driving force of this process. The laws, regulations and general conditions regulating the activities of the sector were put into force quickly in this period. Arrangements in the process of harmonization with European Union standards have attracted the attention of foreign investors, and taking into account the growth potential, the share of foreign investors in the Turkish insurance sector has increased in terms of capital ownership and premium production.
This study, which consists of four main sections, is the study of whether capital adequacy and liquidity needs created by the structural transformation can be met by Alternative Risk Transfer applications.
In the first chapter, the differences between the insurance sector and other finance or non-financial sectors are examined. In the second part, the Solvency II framework focuses on risk management and capital needs. In the third chapter, alternative risk transfer is given to especially the Insurance Linked Securities (ILS) issue. In the fourth chapter, the structural transformation in the Turkish Insurance Sector was taken into consideration and the details of the The Turkish Catastrophe Insurance Pool's (TCIP) Cat Bonds, which are the first and only example of ILS in the sector, were examined.
Especially In the fourth chapter, in the context of existing data, five sub-areas where structural transformation has taken place have been investigated. These areas; changes in legislation, capital ownership change in the sector, development of sector capital adequacy ratio, developments in sector liquidity ratios, details of DASK Disaster Bonds which are the only examples of ART application in our country.
|
MURAT ISIYEL
|
556050
|
Marmara Üniversitesi
|
Sigortacılık Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Mir2lXQK1dkmQ9Ige3PZbk78MFzK0fR02EDK4xTA7cmDDIZthYQAgiMaOlzQv-x_
|
./data/pdfs/556050.pdf
| 2,334,614
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:03.160976
|
2025-06-06T07:17:50.721317
|
2025-06-07T18:09:40.242206
|
2025-06-08T01:02:21.970599
|
Teknik karşılıklar gerçeğe uygun bir şekilde değerlendirildiğinde, beklenen gelecekteki yükümlülüklerin, objektif bir şekilde karşılıklara yansıması sağlanır ve teknik karşılıklarda artık ilave tedbirler alınması gerekmeyebilir. Bu nedenle, risklere karşı bir tampon olarak sermaye miktarına açık bir dikkat gösterilmelidir. Dolayısıyla, teknik karşılıkların değerlemesinde gerçeğe uygun değer yöntemini kullandığımızda, asgari sermaye tamponunun oluşturulması çok daha önemli hale gelebilmektedir.48
| | Geleneksel Yöntem | Gerçek Değer Yöntemi |
|----------------------|---------------------------------------------|-----------------------------------------|
| Teknik Karşılıklar | Gelecekteki poliçe sahiplerinin tazminat | Poliçe sahiplerinin gelecekteki hasar |
| | ödemelerinde yeterlilik | ödemelerinin tam değeri; |
| | nakit<br>Gelecekteki<br>akışlarının | Gelecekteki nakit akışlarını gerçekçi |
| | belirlenmesinde ihtiyatlılık | olarak belirlemek |
| | Hayat sigortaları için Sabit oranlı iskonto | Hayat ve hayat dışı sigortalarda getiri |
| | veya hayat dışı sigortalar için hiç iskonto | eğrisi ile orantılı iskonto |
| | yapılmaması | |
| Riskler | Teknik karşılıklarda üst seviyede üstü | Sermaye gereklerinin yansıması |
| | kapalı ihtiyatlılık | |
| Odeme Yeterliliğinin | Basit<br>metod,<br>teknik<br>tamamlayıcı | Rafine<br>(gelişmiş)<br>risk<br>yöntem, |
| Rolü | karşılıklar | değerlendirmesi odaklı |
Tablo 2. Geleneksel ve Gerçek Değer Yöntemi Arasındaki Farklar
Kaynak: DOFF, Risk Management for Insurers, s.25
## 1.1.9.2. Riske Maruz Değer (Value-At-Rısk)
Riske maruz değer (VaR), riskleri ölçmek için kullanılan kapsamlı bir teknik haline gelmiştir. Son yıllarda bankaların tican faaliyetlerinin, pazardaki her türlü fiyat değişikliğine yani risklere karşı hassas olan karmaşık ürünleri içerdiği ortaya çıkmıştır. Bu karmaşık ticarı ürünlerin önemi artıkça, tüm bu ürünlere ait riskleri teknik olmayan kişilere (örneğin, yöneticiler) açıklamak da aynı derecede önemli hale gelmiştir. Bu amaçla V aR (riske maruz
<sup>28</sup> DOFF, a.g.e., s. 25
|
|
548872
| 205
| 251
|
{
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8847556114196777,
"polygon": [
[
897,
2109
],
[
968,
2109
],
[
968,
2061
],
[
897,
2061
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8483901023864746,
"polygon": [
[
1461,
2018
],
[
1463,
1375
],
[
302,
1371
],
[
300,
2014
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.6054331064224243,
"polygon": [
[
295,
1345
],
[
1445,
1343
],
[
1443,
207
],
[
293,
210
]
]
}
]
}
|
Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası'nın uyguladığı geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisine etkisi / The effects of the unconventional monetary policy implemented by The Federal reserve system on the Turkish economy
|
FED 2008 finansal krizi sürecinde, ABD finans piyasalarında yaşanan likidite krizini aşmak için para politikası uygulamalarında önemli bir değişime gitmiştir. Çünkü bankalararası para piyasasının işleyişinde yaşanan sorunlar ve kısa vadeli faizlerin sıfıra yaklaşması geleneksel para politikasının işleyişini engellemiştir. Bu durumda, FED geleneksel olmayan para politikası olarak bilinen bazı yeni politika araçlarına yönelmiştir. Aralarında miktarsal genişleme ve kredi genişlemesi gibi politika araçlarının yer aldığı bu uygulamalar ABD finans piyasalarında daha önce görülmemiş büyüklükte bir likidite genişlemesine neden olmuştur. Söz konusu likidite genişlemesi ABD ekonomisi ile birlikte diğer ülke ekonomileri üzerinde de önemli etkiler oluşturmuştur. Bu doğrultuda, çalışmanın amacı FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisine etkilerinin araştırılmasıdır.
Gelişmiş ülkelerin uyguladığı para politikasının uluslararası etkilerine ilişkin pek çok parasal aktarım mekanizması bulunmaktadır. Genel olarak, ABD finans piyasalarında likidite düzeyinde yaşanan artış ülkedeki finansal getirileri azaltacağından finansal oyuncular daha yüksek getiri elde edecekleri başka ülkelere yönelmektedir. Bu durum gelişmekte olan ülkelere yönelik yabancı sermaye girişlerini hızlandırmaktadır. Artan yabancı sermaye girişi söz konusu ülkelerin finans piyasalarında bono, tahvil ve hisse senedi gibi varlıklara yönelik yatırımları artırmaktadır. Süreç sonucunda gelişmekte olan ülkelerdeki bono ve tahvil faizlerinin düşmesi, hisse senedi fiyatlarının ise artması beklenmektedir. Bu süreçte dolar kurunda ise, artan yabancı sermaye girişi veya ABD ekonomisinde risklerin azalmasının nispi etkisine bağlı olarak değer kaybı veya değerlenme yaşanabilmektedir. Bu çerçevede etkinin ölçüldüğü bağımlı değişkenler; 3 ay vadeli hazine bonosu faizi, 10 yıl vadeli devlet tahvili faizi, BIST 100 endeksi ve dolar
kurudur. Çalışmada FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri 2007:12-2014:10 dönemleri arasında analiz edilmiştir. Ekonometrik analizde sınır testi ve ARDL yaklaşımı kullanılmıştır.
Ampirik sonuçlar, FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisinde bono ve tahvil faizlerini düşürücü, hisse senedi fiyatlarını ve dolar kurunu artırıcı bir etkide bulunduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar FED'in geleneksel olmayan para politikası uygulamalarının sermaye piyasaları aracılığıyla Türkiye ekonomisini önemli derecede etkilediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca dolar kuru üzerinde de önemli bir etkisi olduğu görülmektedir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, sermaye piyasaları ile ilgili karar alırken ya da kullanacağı politika araçlarını seçerken başarılı olmak için FED para politikası uygulamalarını göz önünde bulundurmalıdır.
|
In the process of 2008 financial crisis, the FED made an important change in the monetary policy practices to overcome the liquidity crisis experienced in the US financial markets. Because, the problems in the functioning of the interbank money market and short-term interest rates close to zero lower bound have prevented the operation of conventional monetary policy. So the FED has turn edits attention to some new policy instruments, known as unconventional monetary policy. This implementations, including the policy instrument such as quantitative easing and credit easing, caused unprecedented size liquidity expansion in the US financial markets. This liquidity expansion has a significant effect on other economies as well as the US economy. In this direction, the aim of the study is to investigate the effects of the FED's unconventional monetary policy on Turkish economy.
There are many monetary transmission mechanisms with regard to international effects of monetary policy implemented by developed countries. Since the increase in the level of liquidity in US financial markets will reduce the financial returns in the US, the financial actors go towards to the other countries where they will get higher returns. This situation boost the foreign capital flows to the developing countries. Increased foreign capital inflow increases the investments in assets such as bill, bond and equity in the capital markets of these countries. In the end of this process, decline in bill and bond yields and increase in equity prices are expected in developing countries. There also may be a loss of value or appreciation in the exchange rate of the dolar based on the relative impact of the increased foreign capital inflow or the risk reduction in the US economy. In this framework, the dependent variables which measure this impact are 3-month maturity treasury bill rate, 10-year maturity government bond rate, BIST 100 index and exchange rate of dollar. In this paper, the effects of the FED's unconventional monetary policy on Turkish economy are analyzed between 2007:12 and 2014:10. Bound test and ARDL approach are used in the empirical analysis.
The empirical results indicate that the FED's unconventional monetary policy decreases bill and bond rates and increases equity prices and exchange rate of dollar in Turkish economy. These results revealed that the FED's unconventional monetary policy implementations significantly affect Turkish economy via capital markets. It is also seen an important effect on the exchange rate of dollar. Therefore, the Central Bank of the Republic of Turkey should take into account of the FED's monetary policy implementations in order to succeed in determining decision related to capital markets or choosing policy tools to use.
|
MUSA BAYIR
|
548872
|
Balıkesir Üniversitesi
|
İktisat Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Doktora
|
Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=T1mWGp9MngYYkCSgiJvtVhLaca9KHUSGT1rYLynmAvzv7y5-tp5YN7kdwcBPFn71
|
./data/pdfs/548872.pdf
| 11,263,563
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:48:49.857390
|
2025-06-06T07:08:03.267579
|
2025-06-07T18:09:40.785630
|
2025-06-08T01:02:22.471274
|

Şekil 24. Tahmin Edilen ARDL (4,7,3,10,3) Modeline Ilişkin CUSUM ve CUSUMSQ Testi Sonuçlar
## 4. 3. Ekonometrik Sonuç
FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisine etkilerini incelemek amacıyla 4 ekonometrik model oluşturulmuştur. Bu modellerde; uzun vadeli faiz oranı, kısa vadeli faiz oranı, hisse senedi fiyatları ve dolar kuru üzerindeki etki araştırılmıştır. ARDL sınır testi sonuçlarına göre 4 modelde de değişkenler arasında uzun dönemli ilişki bulunmuştur. Daha sonra kısa ve uzun dönemli etkileri tespit etmek amacıyla ARDL modelleri tahmin edilmiştir.
Geleneksel olmayan para politikasının uzun dönem sonuçlarına bakıldığında, uzun vadeli faiz oranı ve kısa vadeli faiz oranını düşürücü, hisse senedi fiyatlarını artırıcı etkiler ortaya çıkmıştır. Bu etkiler ABD ekonomisinde ortaya çıkan likidite
193
|
|
244451
| 46
| 98
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9404574036598206,
"polygon": [
[
1462,
1944
],
[
1473,
315
],
[
303,
307
],
[
291,
1935
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8616912961006165,
"polygon": [
[
1449,
136
],
[
1450,
82
],
[
1390,
81
],
[
1389,
135
]
]
}
]
}
|
Petrol boru hatlarının kontrolü için akıllı ölçüm sistemi tasarlanması / Smart inspection system desing for controlling petroleum pipelines
|
Boru hatları, enerji kaynaklarının taşınmasında kullanılan en yaygın sistemlerdir. Özellikle petrol ve doğalgazın transferi için boru hatları vazgeçilmez unsurlardır. Ülkemiz toprakları enerji geçiş noktası olması nedeniyle oldukça büyük oranda boru hattı barındırmaktadır. Yeni enerji yolları gündeme geldikçe bu hatların artması söz konusu olacaktır.Boru hatlarının ilk kullanıma alınmadan önce ve belli kullanım süreleri sonunda periyodik olarak kontrolü gerekmektedir. Boru hatlarında kurulum sırasında ya da sonradan ezilmeler olmakta ve borunun çapı daralmaktadır. Bu durumda borunun içinden akan petrolün hızı artmakta ve basınç düşmektedir. Bunun sonucu olarak iletilen sıvı miktarının ölçümü hatalı olmaktadır. Borularda oluşan bir diğer önemli problem korozyona dayalı hasarlardır. Korozyon boru hattının hasara uğraması ve çevre kirliliği gibi sonuçlar doğurabilir. Korozyonun meydana getirdiği hasar boru et kalınlığının azalması şeklindedir.Günümüzde bu kontroller için PIG (Pipeline Inspection Gauge) tabir edilen mekanizmalar kullanılmaktadır. Dünya üzerinde bu amaçla üretilmiş ve kullanılan 500'e yakın farklı tasarım mevcuttur.Ülkemizde bu amaçla üretilen ve kullanılan yaygın ürün örnekleri olmadığı için genellikle yurt dışından ?kontrol hizmeti? alımı yoluna gidilmektedir. Ancak bu hizmet alımı yüksek miktarda dövizin yurt dışına çıkması demektir. Mevcut boru hatları yaşlandıkça ve yeni boru hatları inşa edildikçe bu hizmete olan ihtiyaç artacaktır. Bu çalışmanın amacı, ülkemiz imkanlarıyla boru hattı muayenesi yapabilecek bir sistem tasarlamaktır.Endüstriyel kullanıma uygun mevcut sistemlerin çoğundan farklı olarak bu çalışma kapsamında ezilme (deformasyon) ve korozyon (et kalınlığı) tespitlerini birlikte yapan ve hatanın tam koordinatını belirleyen bir sistem geliştirilmiştir.
|
The most common way to transport energy resources are pipelines. Especially, pipelines are the indispensable way for the transfer of petroleum and natural gas. Because of existing on the passing way of energy resources, big percentage of pipelines are passing throughout our country. This pipelines will be increased by the subject of new energy ways.Before the pipeline is first used and at the end of some using, inspection will be necessary. Dents will be occur and pipe diameter will be decrease while the pipeline is under construction and while under labor conditions. At the same time, petroleum speed will be decrease but the pressure of it will be increase. So the amount of transmitted petroleum can not be evaluated correctly. One of the most important problem is corrosion related defects. Pipeline damages and ecological problems can be caused by corrosion. The defect of corrosion on a pipeline is decrease of wall thickness.Nowadays, PIG (Pipeline Inspection Gauge)'s are used for these inspections. There are about 500 different PIG designs which are produced for this purpose. There is no general product, produced and used for this purpose in our country.Because of there is no current produced and used PIG products in our country we import this control service. And high amount of currency lost to get that service into our country. The need for this service is increasing as pipelines get older and new pipelines added day by day. The aim of this project is to build up a sistem to become a self contained country in the matter of pipeline inspection.The differance of the sistem from the existing industrial one is to make a sistem that can specify dent (deformation) and corrosion (wall thickness) at the same time and determine that defects location.
|
YUNUS EMRE KAYALI
|
244451
|
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
|
Makine Mühendisliği Ana Bilim Dalı
|
2009
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogAQ4CwC8VnOWzx3SVcXHHsS4s_Mc7fmN0rKgvtHhujKht
|
./data/pdfs/244451.pdf
| 9,494,713
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:03.133892
|
2025-06-06T07:15:46.053021
|
2025-06-07T18:09:42.235499
|
2025-06-08T01:02:22.631543
|
Bu nedenle, test parçasına maksimum enerji iletiminde uygun kuplaj malzemesi seçiminin önemi büyüktür.
## 4.6. Ultrasonik Enerji Demetinin Karakteristikleri
Ultrasonik enerji demeti malzeme içinde ilerlerken, saçılmalara uğramakta ve enerji gücünün yoğunluğu değişmektedir. Ultrasonik demet proba ve test parçası yüzeyine yakın bölgelerde, prob çapına eşit çapta silindirik bir bölge içermektedir. Bu bölgeye, yakın alan denir ve girişim nedeniyle, küresel dalgalar yayınmaktadır. Bu dalgalar, basınç değişimine neden olurlar. Yakın bölgenin ardından probdan uzaklaşıldıkça, girişim olayı ortadan kalkar ve daha uniform bir alan olan uzak bölgeye ulaşılır. Uzak bölgenin boyu arttıkça, ultrasonik enerji yoğunluğu azalır. Ültrasonik demetin yakın ve uzak bölgeleri, şekil 4.10'da verilmektedir. Yakın bölge boyu "N" 4.11 bağıntısı ile verilebilir.
$$N = \frac{D^2}{\cdots} \tag{4.11}$$
"N" değeri aynı zamanda "^" değerini belirleyen, ortamdaki ultrasonik hıza ve kaynak frekansına bağlı olarak da değişmektedir. Aynı özelliklerdeki bir probla, farklı malzeme ortamlarında oluşturulan ultrasonik demetler farkılılık göstermektedirler. Boyuna ve enine dalgalar üreten problarda çaplar ve frekanslar aynı olsa dahi, aynı malzeme içinde farklı ultrasonik demetler oluşur. Bunun nedeni, ortamdaki yayınım hızlarının farklı olmasıdır. Şekil 4.10.'da verilen ultrasonik demete ait uzak bölge konik yapıdadır ve koninin yüzeylerinin yatay eksenden ayrılma açısı "y", 4.12 bağıntısı ile verilmektedir ve birimi derecedir. "X" dalga boyunun ve "D" prob çapının birimleri ise milimetredir.
$$\mathcal{Y} = 2 \sin^{-1} \left( 1, 2 \frac{\mathcal{X}}{D} \right) \tag{4.12}$$
42
|
|
371288
| 96
| 148
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9115563035011292,
"polygon": [
[
1476,
2059
],
[
1486,
254
],
[
210,
247
],
[
200,
2052
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.88343745470047,
"polygon": [
[
873,
2238
],
[
875,
2182
],
[
811,
2180
],
[
810,
2236
]
]
}
]
}
|
Çalışanlarda örgütsel bağlılık ve iş doyumu / Organizational commitment and job satisfaction of workers
|
Hizmet sektörü çalışanlarında özellikle çalışanların memnuniyetinin sağlanması, hizmet verilen kesimin de memnuniyetini sağlayacağından dolayı çalışanların örgütlerine bağlılıklarının ve iş doyumlarının arttırılması son yıllarda örgütler için önem kazanmıştır. Çalışanların örgütsel bağlılıklarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörlerin önceliğinin belirlenerek örgütsel bağlılığı arttırma çalışmalarının yapılması örgütlerin devamlılığını sağladığı gibi, örgütlerin yararına olmaktadır.
Çalışanların iş doyumlarının sağlanması çalışanlarda verimliliği arttırdığı gibi örgütün devamlılığını sağlamaktadır. Bu çalışmada, hasta insanlara tedavi hizmeti veren hastane çalışanlarının örgütsel bağlılıklarını ve iş doyumlarını etkileyen faktörler incelenmiştir.
|
Service sector workers, especially in the provision of employee satisfaction, service satisfaction, as it is also the sector organizational commitment and increasing the job satisfaction of employees gained importance in recent years for organizations. Identifying the factors that affect employees organizational commitment and organizational commitment of these factors increase the priority of the work done by determining ensure the continuity of the organization, as it is for the benefit of the organization.
Job satisfaction is employees willing to work when they feel the happiness of the work which they are involved in. In this study, patients, hospital staff providing treatment services to the people of the factors affecting organizational commitment and job satisfaction were examined.
|
ASİYE KOÇAK
|
371288
|
Beykent Üniversitesi
|
İşletme Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
2014
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=48XPj7KKQhKUgntkUiKO3L7CSfL_c0hsLsX53EBIFVp0hsMwNWfEhecPLW10An4A
|
./data/pdfs/371288.pdf
| 839,971
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:02.106809
|
2025-06-06T07:13:29.563445
|
2025-06-07T18:09:42.628524
|
2025-06-08T01:02:24.128575
|
Orgütler çalışanın yaptığı işin özellikleri ile çalışanın özelliklerinin uyuşup uyuşmadığına dikkat etmelidirler. Çalışanlara başarabilecekleri ölçüde sorumluluk verilmelidir. Çalışanlar yapamayacakları işler ile sorumlandırıldıkların da iş doyumsuzlukları yaşayacaklardır. Orgütler personel alımlarında ve meslek seçimlerinde bu kriteri göz önünde bulundurulmalıdırlar. Ayrıca çalışanlardan istek geldiği takdirde ve performans düşüklüğü gözlendiğinde örgütler iş yerinde rotasyon uygulanmalıdırlar.
Orgütler çalışanların iş güvencesini ve çalışma ortamındaki iş güvenliğini sağlamalıdırlar. Güvenli çalışma ortamlarında çalışanların kaygı duymadan çalıştıkları ve hata yapma oranlarının düştüğü görülmüştür. Risklerin az olduğu ve malzeme, araç gereç, personel eksikliğinin olmadığı ortamlarda çalışanların iş doyumları artmaktadır. Çalışanların istekleri göz ardı edilmeden ve çalışanı rahatlatıcı güvenli çalışma ortamları oluşturulmalıdır.
Orgütler çalışanların iş doyumlarının sağlanmasını önemsemeli ve bunu arttırmak için çözüm üretmelidir. Orgütler çalışanların iş doyumlarını belli aralıklarla ölçerek, iş doyumu düşük çıkan çalışanların iş doyumunu arttırmaya yönelik
çalışmalar yapmalıdırlar. İş doyumunun sağlanmasıyla çalışanların memnun olması sağlanır. Bunun sonucunda psikolojik ve sosyal sorunlarında önüne geçmiş olunacaktır. Çalışanların iş doyumunun artmasıyla, yaşam doyumları da artmış olmaktadır.
Orgütler çalışanları teşvik edici çalışmalara önem vermeli, başarılı çalışanlara ek ödeme, teşekkür, plaket verilmelidirler. İşletmelerde çalışanların verimliliğini artıracak ayrıca iş doyumlarını sağlayacak başka bir yol işe çalışanların işlerine motivasyonlarının sağlanmasıdır. Motivasyon, kişilerin belirli bir amacı gerçekleştirmek için arzulu ve istekli davranmalarıdır. İşe motivasyon olmuş çalışanlar iş verimliliğini en üst düzeye taşırlar.
İş devamlılığı olan örgütler çalışanlarını vardiyalı olarak çalıştırmalıdırlar. Çalışanların vardıyaları 8 saatlık çalışma sürelerinde olmalıdır. Orgütlerde personel istihdamı yeterli olmalı çalışanların üzerine fazla iş yükü binmemelidir. Çalışanların kendilerine ve ailelerine ayıracak daha çok zamanları olmalıdır. Orgütlerde
|
|
81947
| 323
| 920
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9352436661720276,
"polygon": [
[
1287,
2044
],
[
1307,
219
],
[
65,
205
],
[
45,
2030
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9132888913154602,
"polygon": [
[
1268,
109
],
[
1268,
62
],
[
1207,
62
],
[
1207,
109
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.470980167388916,
"polygon": [
[
1271,
2138
],
[
1271,
2039
],
[
285,
2038
],
[
285,
2137
]
]
}
]
}
|
Tanzimat edebiyatında gelenekten gelen unsurlar (Sözlü kültür etkileri doğrultusunda XIX. yüzyıl yazılı anlatılarında yapı: Konu, kurgu, öykü, kişi) / Traditional elements in Tanzimat literature (The analysis of structure in the XIX th century written narratives with special analysis on the oral culture: Theme, plot, story, characters)
|
Ill ÖZET Batı edebiyatında roman sözlü anlatıdan yazılı anlatıya doğru evrimleşen bir çizginin sonucudur. Türk edebiyatında ise Batılı anlamda romanla ilk kez XlX.yuzyilda karşılaşılır. Ama Türk sözlü kültürünün efsaneler, destanlar, halk hikâyeleri, masallar ve meddah hikayeleriyle yüzyıllardır halkın belleğinde süregelmiş zengin bir sözlü anlatı dağarcığı vardır. XlX.yuzyilda Batılı anlamda roman yazma çabasındaki ilk yazarlarımız, köklü bir geçmişe sahip sözlü anlatı geleneğinin açık ve kapalı etkilerini ister istemez ürünlerine yansıtmışlardır. "Tanzimat Edebiyatında Gelenekten Gelen Unsurlar" başlıklı bu tez, sözlü kültürden yazılı kültüre geçiş aşamasında XlX.yuzyilm son çeyreğine kadar Türk edebiyatında verilmiş yazılı anlatılarda halk anlatılarının etkilerini yapısal olarak araştırmayı amaçlamaktadır. Önsözde tezin amacı, sınırları, kullanılan yöntemler belirlenmiş; Giriş bölümünde sözlü kültür-yazılı kültür ilişkisi üzerinde durulmuş, XlX.yuzyilda sözlü olarak yayılan ve -el yazması, taş basması ya da matbaa baskısı olarak- yazılı halde okunan halk hikâyeleri, meddah hikâyeleri, masallardan söz edilmiş ve 1796-1876 yılları arasında basılmış ilk yazılı anlatıların kronolojik dizgesi verilmiştir. Tez -halk anlatılarından gelen etkilere göre- dört ana bölümden oluşmaktadır: Konu, Kurgu, öykü, Kişi. Konu bölümünde halk anlatılarından ilk. yazılı anlatılara geçen aşk, macera, namus, esaret, para, alafrangalık, siyaset konuları üzerinde durulmuştur. Kurgu bölümü iç içe dizilişli, art arda dizilişli ve eş zamanlı kurgu olmak üzere üç başlık altında ele alınmıştır. Öykü bölümünde halk anlatılarında görülen motiflerden ilk yazılı anlatılara geçenler, aşkın başlangıcına ilişkin motifler, engellere ilişkin motifler, sonuçlandırmaya ilişkin motifler şeklinde ayrılarak incelenmiştir. Kişi bölümünde ise halk anlatılarının âşık-kahraman, sevgili, rakip gibi temel kişileriyle, ikinci derece kişilerinin, tip ve figüranlarının davranış kalıplarının ilk yazılı anlatılarda nasıl sürdürüldüğü örneklerle kanıtlanmıştır. 1796-1876 yılları arasında yayınlanmış eserler arasında ömeklem alanı oluşturacak on altı yazılı anlatı üzerinde yapılan çalışmada ulaşılan yargılar Sonuç bölümünde ifade edilmiştir. Buna göre, halk anlatılarıyla ilk yazılı anlatılar arasındaki güçlü bağın hem yazarların hem de okurların alışkanlıklarından kaynaklandığı; sözlü kültürdeki anlatıcı kimliğinin birdenbire yazara dönüşemediği, onların hitap ettikleri okuyucu kitlesinin de halen dinleyici kitlesi olma özelliğini sürdürdüğü, dolayısıyla ilk yazılı anlatılarda sözlü anlatıların kalıplarına başvurulduğu yargısına varılmıştır. Şimdiye dek Batı'dan gelen özelliklere göre değerlendirilen Türk romanının, daha çok "yazılı anlatı" olarak nitelendirilebilecek erken dönem örneklerinde anonim halk anlatısından bireysel anlatıya doğru bir evrimleşmenin yaşandığı, Tanzimat sonrası yaşanan büyük yenilikler sayesinde bu evrimin hızlandığı görülmüştür.
|
IV SUMMARY The novel in Western literature comes in as a result of an evolutionary transformation, which is from the oral to the written narrative. Although Turkish oral culture has a rich collection of oral narratives which have been carried from one generation to another by means of legends, epics, folk-stories, folk-tales and "meddah" stories, one can come across the first examples of Western novel genre in Turkish literature in the XlXth century. Turkish literary figures, who put a lot of effort into writing in the Western novel genre, have reflected the overt and covert effects of the oral narrative tradition, which has a well established history. This thesis with the title "Traditional Element in Tanzimat Literature" aims to find out the effects of folk narratives on the written narratives, which were written until the last quarter of the XlXth century, during the transition from the oral culture to the written culture. In the Preface, the aim, the scope and the method used have been given. In the Introduction, the relation between the oral and written culture has been emphasised. Besides, folk stories, "meddah" stories and folk-tales, which are in the form of manuscripts, lithographs or prints have been mentioned and a chronically ordered list of first written narratives which were published in between the years 1796 to 1876 has been given. The thesis has four chapters shaped in accordance with the effects of folk narratives. Theme, Plot, Story, Characters. In the chapter "theme" the themr><; love, adventure, chastity, slavery, money, imitation of European ways, politics have been analysed. The chapter "plot" has been divided into three sub-headings: one inside the other type of plot, one after another type of plot and synchronic type of plot. The chapter "story" has been analysed under the following sub-headings: The features which pass from the folk narratives to written narratives, the features related to the beginning of love, the features related to the difficulties and the features related to the endings. In the chapter "characters" how the major characters' (lover-hero(protagonist), rival(antagonist)) and the minor characters' behavioural patterns in folk narratives have counter parts in the first written narratives is proved by examples. The findings drived from the analyses of sixteen written narratives have been gathered together in the chapter "Conclusion". The major findings are: 1. The strong connection in between the folk narratives and the first written narratives depends on both the writer's and the reader's habits. 2. The narrator in oral culture does not turn into the writer all at once. The group of readers to whom the address still continue to be the group of audience. 3. As a result in the first written narratives, oral narrative patterns have been used. Until now, Turkish novel has been evaluated according to the features coming from the West, but the early examples which can be called as "written narratives" proves that the folk narratives have transformed into individual narratives and post-Tanzimat renovations have speeded up this evolutionary transformation in the course of time.
|
GÜZİN GONCA GÖKALP
|
81947
|
Hacettepe Üniversitesi
|
Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
|
1999
|
Türkçe
|
Doktora
|
Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=a0OMTmEd_3mfOBxT8SiBTNm8WviB2mN9U2jq8FIGwvrLGD-cqNUB8ZUwMPr-2D7R
|
./data/pdfs/81947.pdf
| 54,717,991
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:48:48.132749
|
2025-06-06T07:08:00.649786
|
2025-06-07T18:09:44.339784
|
2025-06-08T01:02:25.016344
|
Mellah'ın bu yarışmaya girmekle elde etmeyi amaçladığı özel bir şey de yoktur. Öte yandan, uğruna yarışılan kız, bir masal prensesi olmadığı gibi, yarışmayı kazanan da onun sevgilisi d ğildir. Bütün farklılıklara rağmen, metnin bu bölümü, masallardakine benzer özellikler taşır. Çünkü kendisi için yarışılan Esma, bir cariyeyse de, beyin kendi kızı kadar sevdiği ve bir prenses gibi saygı ve sevgi görmesini sağladığı, ayrıcalıklı bir genç kızdır. Onunla evlenebilecek kişinin bir yarışmayla bə" lenmesi, yapılacak yarışmanın tellallarla bütün ülkeye duyurulması, sadece Mısır'dan değil dünyanın dört bir yanından pek çok gencin yarışmaya başvurması, yarışmaya en son çıkan kişinin muhteşem hünerler sergileyerek yarışı kazanması ve kızı haketmesi, bunun halk arasında yarattığı yüksek heyecan ve hayranlık, masallarda karşılaşılan tarzda şeylerdir. Öte yandan, yarışmaya katılan savaşçıların özellikleri, halk anlatılarındakine benzer şekilde, metinde hem sayı hem de nitelik bakımından abartılmış ve yarışma faslı, 7.Kitap'ın oldukça geniş bir kısmını işgal edecek kadar ayrıntılı ve uzun anlatılmıştır. Böylece merak öğesinin güçlenmesi amaçlanmışsa da aksine, anlatı içinde dikkatin dağılmasına ve asıl amaçtan uzaklaşılmasına neden olunmuştur.
Bir genç kızla evlenebilmek için yarışılması, ancak masallarda görülen bir motif olduğu için Ahmet Midhat'ın Hasan Mellah gibi hareketli bir macera romanında bile kendine özgü değişiklik ve eklemelerek masal unsurlarına başvurması başvurması bakımından dikkat çekicidir. Hasan Mellah'taki yarışma sahnesi, her bir yarışmacının hünerlerinin ayrı
ayrı ve detaylı olarak anlatılması, Hasan'ın marifetlerinin ise son derece öznel bir yaklaşımla ve abartılı olarak dile getirilmesi bakımından, "Zümrüd-ü Anka Kuşu" masalının küçük şehzadesinin, babasının sarayına döndüğünde, orada yapılmakta olan yarışmada sergilediği üstün başarının oldukça ayrıntılı olarak anlatılmasına benzer. Şehzade, babasının sarayından uzun süre ayrı kaldıktan ve başından pek çok macera geçtikten sonra nihayet yine memleketine döndüğünde, gerçek kimliğini açıklamaz ve uzun süre bahçıvan, kuyumcu ve terzilere -Keloğlan kılığında- çıraklık eder. Bir gün, padişahın, şehzadelerinin düğünü nedeniyle ülke çapında bir yarışma düzenlediğini duyar. Dört bir yandan gelen beyzadeler meydanda boy gösterir, hüner sergiler. Bunlara padişahın oğulları da dahildir. Şehzade, geçmişte kendisini terkederek kaçıp giden ağabeylerinden, bu meydanda onları yenerek intikamını alır. Fakat yarışmalar sırasında şehzade, her gün başka bir kılıkta ve birdenbire ortaya çıkar, birdenbire de yokolur. Böylece hem sergilediği hünerlerle halk arasında heyecan ve coşku yaratır, hem de gizemli ve başarılı savaşçı kimliğiyle diğer savaşçılar arasında merak ve korku yaratır. Ancak bu sırada normal yaşamını Keloğlan kılığında sürdüren şehzadenin en büyük yardımcısı, iki kılı birbirine çaktığında belinveren ve şehzadenin bütün isteklerini harfiyen yerine getiren, bir dudağı yerde bir dudağı gökte Arap'tır:
Ol sa'at düğün kurulup ol vaktin halinde güveyler meydanda ok oynadıkları ecilden o ilk günü büyük şehzade meydana çıkar ve cihanda
|
|
251420
| 24
| 280
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9687038064002991,
"polygon": [
[
1486,
1696
],
[
1502,
293
],
[
217,
278
],
[
201,
1681
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.7850058078765869,
"polygon": [
[
1468,
254
],
[
1469,
210
],
[
1409,
209
],
[
1409,
253
]
]
}
]
}
|
Su çerçeve direktifi ve büyük menderes nehir havzasi yönetim plani örneğinde AB ve Türkiye yaklaşımı / EU and Turkey approaches within the scope of the water framework directive and büyük menderes river basin management plan
|
Bu çalışmada, AB adaylık yolunda emin adımlarla ilerlemeye çalışan Türkiye'nin çevre sektörü içerisinde yer alan su kalitesi sektörünün tüm detayları yasal ve kurumsal açıdan AB ile karşılaştırmalı olarak incelenmiş olup öneriler getirilmiştir. Türkiye'de bu konuda çok farklı çalışmalar yapılmıştır. Ancak, bu çalışma su kalitesi direktiflerini bir arada ele almakta ve örneklerle açıklık getirmektedir. Bir anlamda Türkiye için yapılanlar ve yapılacaklar yönünden bir rehber doküman niteliği taşımaktadır.Çalışmanın ilk adımında AB'nin yasal ve kurumsal yapısı Su Çerçeve Direktifi başta olmak üzere direktifler kapsamında incelenmiş ve su kalitesinin korunmasına ilişkin gelişim evreleri anlatılmıştır. Ayrıca her bir su kalitesi direktifi adım adım işlenerek birbirleri ile bağlantıları belirtilmiştir. Daha sonra Türkiye'deki yasal ve kurumsal mevcut durum incelenerek AB üyelik sürecindeki gelişmelerden bahsedilmiştir.Bir sonraki aşamada özellikle çerçeve direktif olan su çerçeve direktifinin esas aldığı ?Nehir Havzası Yönetim Planları?nın nasıl hazırlanması gerektiği ve diğer direktiflerle ne şekilde entegrasyonun sağlanması gerektiği vurgulanmaya çalışılarak ?Büyük Menderes Nehir Havzası Yönetim Planı? irdelenmiştir.Bu planla havzanın genel karakterizasyonu yapılarak, söz konusu havzada mevcut durum üzerindeki önemli su yönetimi konuları belirlenmiş ve önlemler programı tanımlanmıştır. Önlemlerin maliyet etkin değerlendirilmesi yapılması gerekliliği vurgulanmış olup, yönetim planına dâhil edilmiştir. Ayrıca söz konusu çalışmada, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünce hazırlanan ve AB uzmanlarınca bu planlarla benzerlik gösterdiği belirtilen ?Havza Koruma Eylem Planları? ile karşılaştırma yapılmış olup, tüm bu gelişmelerle ilgili öneriler sunulmuştur.
|
In this study, all the details of the water quality issues within the environment sector in Turkey has been scrutinized in comparison with that of the European Union in terms of legal and institutional aspects, and recommendations have been set forth. Turkey has strived various efforts in this issue. This study deals with the water quality directives of the European Union as a whole, and sheds light on specific issues through examples. Therefore, in a sense, this document serves as a guidance for what has been done so far in Turkey and what is still to be done.In the first step of the study, the legal and institutional structure of the European Union has been investigated within the scope of the directives, mainly the Water Framework Directive, and the stages of development regarding the protection of water quality have been explained. In addition, each and every water quality directive has been investigated in a step-wise approach and the connections among directives have been defined. Then the existing legal and institutional situation in Turkey has been examined and the developments in the EU Accession Process have been mentioned.In a further stage, how ?River Basin Management Plans? are to be prepared, setting as a basis for the Water Framework Directive, and how they are to be integrated with other directives have been stressed and the example of ?Büyük Menderes River Basin Management Plan? has been examined.Though the aforementioned plan, the general characterisation of the basin has been done, significant water management issues on the existing situation have been defined and the programme of measures has been set forth. How the cost effectiveness analyses are to be carried out for the selection of the measures has been dealt with, and the selected measures have been included in the management plan. Furthermore, in this study, River Basin Management Plans have been compared with River Basin Protection Action Plans prepared by the Directorate General for Environmental Management and which have been stated to have similarities to the River Basin Management Plans by the European Union experts; recommendations have been given for these developments as well.
|
NERMİN ÇİÇEK
|
251420
|
Selçuk Üniversitesi
|
Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı
|
2010
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=NtBAevXNhYaNqJFoAcdBdqK5WvKHKam8yiPspHyliVFtd70i58vq9IRoDmEwEGqD
|
./data/pdfs/251420.pdf
| 19,210,883
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:03.217230
|
2025-06-06T07:24:16.246531
|
2025-06-07T18:09:44.349782
|
2025-06-08T01:02:25.564360
|
Jorge Rodrigez Romeiro, Avrupa Birliği Komisyonu SÇD Takım Başkanı ve AB Su çerçeve Direktifinden sorumlu ana uzman, gerek e-mail gerekse karşılıklı görüşmelerde su çerçeve direktifi ve nehir havzası yönetim bileşenlerinin bağlantısına ilişkin önerileri bu çalışmada değerlendirilecektir.
Çevresel Kalite Standartları, Türkiye'de Su Sektörü için Kapasitesinin Güçlendirilmesi isimli Twining Projesi Tehlikeli Maddeler Uzmanı, Ekoloji Uzmanı, Nehir Havzası Yönetim Planının kilit uzmanları İngiltere'den kendileri ile karşılıklı çalışılmaktadır. Elanora Bartkova, Huw Williams Yasal ve kurumsal analız uzmanları, Sean Mckay Tehlikeli Maddeler konusunda uzman ve bu konuda tehlikeli maddelerin yönetimine ilişkin destekler alınacaktır. John Murry Bligh, Su çerçeve Direktifinin hedefi olan iyi ekolojik statüye ulaşmanın başlangıcı ve sonucu hakkında destek verecektir. Ayrıca yine Hollandalı uzman Joob Harmson izleme konusunda uzman olup, havzada izleme istasyonlarının seçimi ve programın oluşturulması konusunda destek verecektir.
Avrupa Birliği su politikaları çerçevesinde Türkiye'deki su kaynakları yönetiminin değerlendirilmesi (Karadağ, A.A. 2006) güncel gelişmeleri dikkate almış Çevre ve Orman Bakanlığına bağlı bir kuruluş olarak çalıştığını vurgulayan ve Bakanlığın vizyonuna önemli atıflarda bulunan bir kaynaktır.
Uye ülkeler 2009 yılı sonunda Nehir havzası Yönetim Planlarını yayınlamak zorundadırlar. Hazırlanan yönetim planları şu an halka sunulmuş bulunmaktadırlar, bu kapsamda Ingilizce olması münasebetiyle Ingiltere örneği incelenebilmiştir.
|
|
188299
| 26
| 488
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9516173601150513,
"polygon": [
[
1519,
1903
],
[
1524,
243
],
[
275,
239
],
[
269,
1899
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9072197079658508,
"polygon": [
[
1509,
160
],
[
1510,
108
],
[
1450,
106
],
[
1448,
159
]
]
},
{
"class": "Footer",
"confidence": 0.3183838725090027,
"polygon": [
[
1401,
2114
],
[
1401,
1999
],
[
320,
1999
],
[
320,
2114
]
]
}
]
}
|
Demre Aziz Nikolaos Kilisesi kazılarında ele geçen Terra Sigillata ve Red Slip (Kırmızı Astarlı) seramikler (1998-2004) / Terra Sigillata and Red Slip Ware recovered in Demre St. Nicholas Church excavations (1998-2004)
|
Demre Aziz Nikolaos Kilisesi 1998-2004 yılları arasındaki kazı sezonlarında ele geçen terrasigillata ve red slip (kırmızı astarlı) seramikler, çalısmamızın konusunu olusturmaktadır. Malgruplarına ayrıldığı tespit edilen bu seramikler, mal gruplarına göre hamur, üretim teknikleri,tipoloji, kap islevi, astar ve bezeme bakımından değerlendirilerek kataloglanmıstır. Konukapsamında 1657 parça incelenmis ve 347 kap tespit edilmistir.Terra sigillata seramiklerde, Doğu Sigillata A, Doğu Sigillata B, Doğu Sigillata C (ÇandarlıSigillata), Doğu Sigillata D (Kıbrıs Sigillata) ve Batı (?talyan) Sigillataları olmak üzere bes malgrubu ve yedi hamur, red slip seramiklerde ise Geç Roma A-B (Afrika Red Slipleri), Geç RomaC (Foça Red Slipleri), Geç Roma D (Kıbrıs Red Slipleri), Mısır A (Kopt/Asuan Red Slipleri),Mısır B ve Myra üretimi yerel red slip seramikleri olmak üzere altı mal grubu ve altı hamurbelirlenmistir.Terra sigillata ve red slip seramiklerin çarkta, kulpların elde, yalnızca Kıbrıs üretimi red sliphacı matarası (ampullae) parçalarının kalıpta üretildiği tespit edilmistir.Yapılan tipolojide terrasigillata seramiklerde varyasyonları ile birlikte yirmi altı ağız, on dört halka dip tipi, red slipseramiklerin ithal mal gruplarında varyasyonları ile birlikte seksen sekiz ağız, üç düz dip, on beshalka dip tipi, iki tip kulp, Myra üretimi yerel red slip seramiklerde ise varyasyonları ile birliktedokuz ağız, iki düz dip ve iki halka dip tipi, bir kulp tipi ve bir kapak tipi belirlenmistir.Yemek servisine yönelik tabak, çanak, kâse, sıvı servisi için testi, sürahi, hem terra sigillata hemred slip seramiklerde, sebze-meyve ezme, hazırlama ve belki de kurutmada kullanılanmortarium, leğen, yemek pisirilen çömlek, yiyecek depolamaya yönelik küpler, ayrıca bir kapakve hacı mataraları (ampullae) ise yalnızca red slip seramiklerde belirlenen türlerdir.Terra sigillata örneklerin astarları kap yüzeyine ince ya da kalın sürülerek düzgün bir biçimdeuygulanmıs, mat ya da parlak niteliklidir. Bezemelerde mühür baskı tekniğinde bitkiselmotiflerle rulet baskı tekniğinde çentik bezeme ve geometrik motifler görülür. Red slipseramiklerin astarları da kap yüzeyine ince ya da kalın sürülerek düzgün bir biçimdeuygulanmıs, mat ya da parlak niteliklidir. Bezemelerde mühür baskı tekniğinde haç motifi, ruletbaskı tekniğinde çentik bezeme, damla, dalga ve çizgi motifleri, kabartma tekniğinde figürlü vegeometrik bezemeli örnekler görülür, ayrıca aplik üzerine parmak baskı tekniği ile bezenen birörnek, astar üzerine akıtma tekniğinde bej renkli astar üzerine kahverengi boya ile bezenen ikiörnek vardır.Mal grupları, Myra'nın Roma döneminde, diğer yerlesimlerle olan seramik ticaretine isaret eder.Myra'da henüz bu döneme ait seramik fırını tespit edilmemis olmasına rağmen, seramiklerinhamurları incelendiğinde, yerel örnekler ayırt edilebilir.
|
Terra sigillata and red slip ceramics which are recovered in Demre Saint Nicholas churchexcavation campaigns between 1998-2004 years constitute the subject of this study. Theceramics that are divided into ware groups, were presented in catalogue by analyzing accordingto ware fabrics, production techniques, typology, function, gloss and decoration. In the study1657 pieces were examined and 347 vessels were determined.Five ware groups were specified on terra sigillata ceramics which were divided into sevenfabrics: Eastern Sigillata A, Eastern Sigillata B, Eastern Sigillata C (Çandarlı Sigillata), EasternSigillata D (Cypriot Sigillata) and West (Italian) Sigillata. Six ware groups were specified onred slip ceramics which were divided into six fabrics: Late Roman A-B (African Red SlipWare), Late Roman C (Phocaean Red Slip Ware), Late Roman D (Cypriot Red Slip Ware),Egyptian A (Coptic/Aswan Red Slip Ware), Egyptian B and Myra-Local Red Slip Ware.Terra sigillata and red slip ceramics were manufactured on the wheel, handles were shaped byhand, but only fragments of Cypriot pilgrim flasks (ampullae) were manufactured in the mold.In the typological classification, twenty-six forms of rim and fourteen forms of ring-bases withvariants were determined on terra sigillata ceramics; eighty-eight forms of rim, three forms offlat-bases and fifteen forms of ring bases with variants, two types of handle were determined onimported red slip ceramics, nine forms of rim, two forms of flat-bases and two forms of ringbases,one type of handle and one form of lid were determined on Myra-Local red slip ware.Plates, dishes, bowls and cups for serving food and jugs for serving liguid were determined ason terra sigillata and red slip ware, mortarias and basins for mashing, preparing and perhapsdrying vegetable-fruit, cooking pots, storage vats, one lid and pilgrim flasks (ampullae) weredetermined on red slip ware.On terra sigillata ceramics, the gloss is thin or thick, matt or lustrous. The decorative featuresobserved on sigillata ceramics are the use of impressing vegetal motifs, rouletting indentationsand geometric motifs.The gloss is thin or thick, matt or lustrous on red slip ware as sigillata ware. The decorativefeatures observed on red slip ware are the use of impressing cross, rouletting indentations,drops, wave and lines, examples on which technique of relief appear figures and geometricmotifs, also one example was decorated by printing finger on applique, two examples weredecorated by flowing with brown dye on beige gloss.Ware groups indicate trade of ceramics between Myra and other sites during the Roman period.Even though Roman ceramic kilns haven?t been determined in Myra until now, local examplescan be distinguished when fabrics of ware groups are investigated.
|
İLKGÜL KAYA
|
188299
|
Hacettepe Üniversitesi
|
Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı
|
2007
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=-L8ilcwn9ZRRc_YMKxXW1qs91PG-Dvc7vUKNGydbxqXUi9tLx6G-L6VUa2hMB4X9
|
./data/pdfs/188299.pdf
| 2,103,981
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:02.958456
|
2025-06-06T07:24:16.226327
|
2025-06-07T18:09:44.776153
|
2025-06-08T01:02:26.115756
|
Myra tiyatrosunda cavea kanatlarının dış bölümlerinde mevcut bir strüktürün sarma yoluyla buyutulduğunu akla getiren bazı merdivenli sekiler ve koridorlar bulunmaktadır. Merkez nuveye kanatlarda, diazomaya giden her iki yanda da iki büyük merdiven yapılmıştır. Diazomanın sadece kanatlarda çember biçiminde bir ambulacrumu bulunur. Yapı asımetriktir. Zemin katta bir tarafta bulunan arkad sayısı diğer taraftakinden daha fazladır. Merdiven ve alt girişlerinin düzenlemeleri, aralarında farklılık gösterir. Batıya doğru tiyatro daha fazla bir uzunluk boyunca dağa yaslanmıştır ve iki merdiyen farklı düzeylerden başladıkları halde yan yana yol alınar. Daha fazla bir serbest alanın bulunduğu ancak yapı tabanının daha üstte kaldığı diğer tarafta
iç çevrenin arkadları arasında kalanları da dahil olmak uzere, kısa merdivenlerin buyuk merdivenlerin yerini aldığı gorulur. Bu arkad serilerine tonozlar ile batıda hucresel strukturler uygulamasından esinlendiği izlenimi veren büyük pilasterler aracılığıyla birbirleriyle bağlantılı olan, başka çevre arkadları tekabül eder. Tiyatroda, logeion cephesi kapıları çok sayıdadır ve kuçuk boyutlardadır. Belki bazı durumlarda hayvanların geçişine yer verilmiştir (Ferrero 1990: 137, 161).
Tiyatro caveasının altındaki tonozların dükkan olarak kullamıldığı bilinmektedir. 17. tonoz Nikias, 20. tonoz Heraklios, 26. tonoz Theophilianus, 28. tonoz ise Zotikos adındaki kişiye ait dukkanlardı. Nikias'ın kuyumcu olduğu ifade edilmektedir (Anabolu 2001: 39-40).
Genellikle imparatorluk yönetiminde, yüksek makam sahibi kişilerin yanında, büyük din adamları ya da görevleri yoluyla zenginleşen asıarkhes gibi imparatorluk kültü üst düzey din adamları da yer almaktaydı. Rhodiapolis'li lykiarkhes Opramoas'ın', heroon yazıtından, M.S. 140-143 yılları arasında yer sarsıntısından zarar gören yirmi sekiz Likya kentine, kamu binaları inşası için bağış ve vakıf yoluyla katkıda bulunduğu öğrenilmektedir. İncelenen yazıt parçalarından anlaşıldığı kadarıyla, Opramoas'ın katkısı 600.000 denariusu geçiyordu ve seçilen kamu binaları arasında hamamlar ve tapınaklar ile Myra, Tlos ve Limyra tiyatrolan bulunmaktaydı (Broughton 1938: 777). Myra tiyatrosu Opramoas ile lason'un bağışlarıyla', Oinoanda'lı Licinius Longus tarafından daha büyük ölçekte yeniden inşa edilmiştir. Yeni tiyatronun öncekinden daha büyük inşa edilmesine, bu dönemde kent nüfusundaki artışın neden olduğu anlaşılmaktadır (Brewster 1993: 80). Kentteki gymnasıumun peristyle'i ve Eleuthera Tapılan bağışlarla yenilenmiştir (Bayburtuoğlu 2004: 191-192). M.S. 300 civarında Myra tiyatrosunun kolimbethra kısmı inşa edilmiştir (Ferrero 1990: 179).
Opramoas için bk., Balland 1980: 89-93.
Bağışlarla ilgili bk., Wörrle 1975: 159-160.
<sup>3</sup> Günümüzde tiyatronun cuneus, diazoma, parascenium, porticus, summa ve ima caveası sağlam durumdadır.
|
|
262098
| 13
| 73
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9509204030036926,
"polygon": [
[
1471,
2118
],
[
1473,
453
],
[
260,
452
],
[
258,
2117
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8143057227134705,
"polygon": [
[
904,
2204
],
[
904,
2163
],
[
860,
2162
],
[
859,
2204
]
]
}
]
}
|
Döviz kuru oynaklığının modellenmesi ve öngörülmesi: Türkiye üzerine bir uygulama / Modelling and forecasting exchange rate volatility: An application to Turkey
|
Döviz kuru oynaklığının öngörülmesi üzerine yapılan çalışmalar yalnızca akademik araştırmacıların değil finansal sektör çalışanlarının da ilgisini çekmektedir. Bu anlamda, bu çalışmanın amacı Türkiye için TL/$ ve TL/? döviz kuru getiri serileri oynaklığının en iyi şekilde tahmin edilmesidir. Bu amaçla, seriler, göstermiş olduğu ayırt edici özellikler doğrultusunda, finans yazınında en çok kullanılan oynaklık modelleri olan ardışık bağlanımlı değişen varyans modelleri ile tahmin edilmiştir. Öncelikle her bir oynaklık modeli kendi aralarında karşılaştırılmış ve o sınıf içindeki oynaklığı en iyi tahmin eden model belirlenmiştir. Daha sonra kendi sınıfındaki en iyi oynaklık modellerinin hem örneklem dışı performansları, hem de AIC, SIC ve LogL değerleri karşılaştırılmıştır. Böylece, her bir seri için oynaklığı en iyi şekilde tahmin eden model elde edilmiştir. Sonuçlar, asimetrik model t dağılımlı GJR(T)GARCH(1,1) modelinin her iki döviz kuru getiri serisinin oynaklığını modellemede ve öngörmede diğer modellere göre daha başarılı olduğunu göstermiştir.
|
The studies on forecasting the exchange rate volatility draw attention not only academic researchers but also financial sector employees. In this sense, aim of this study is to estimate TL/$ and TL/? exchange rate return series volatility for Turkey in the best form. To this end, the series are estimated by autoregressive conditional heteroscedasticity models that are the most widely used in finance literature in the direction of their stylized facts. Primarily, each volatility model is compared among themselves and model which estimate the volatility best, is identified in that class. After, both the performances of out of sample forecast and AIC, SIC and LogL values of the best volatility models in their own class are compared. In this way, models that estimate the volatility best for each series were obtained. The result showed that, the GJR(T)GARCH(1,1) model with t-distribution is superior to other volatility models in modeling and forecasting the volatility of both exchange rate return series.
|
GÖKHAN GÜVEN
|
262098
|
Yıldız Teknik Üniversitesi
|
İktisat Bölümü
|
2010
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ZeTyprYuef2HkaF3xt4wYjtE-DwVvg9A20J9kjmYtjfUQquKw_q0P7WKRRx0fZcr
|
./data/pdfs/262098.pdf
| 1,274,296
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:03.617835
|
2025-06-06T07:24:16.258922
|
2025-06-07T18:09:45.352898
|
2025-06-08T01:02:26.240577
|
## 1. GİRİŞ
20. yy.ın son çeyreğinde yaşanan finansal liberalleşme ile birlikte finansal pıyasaların öneminin artması, yaşanan hızlı büyüme ve sonrasında karşılaşılan fınansal piyasa bazlı kötü gelişmeler ve krizler, bu piyasalardaki sorunların ve bunların çözümlerinin ön plana çıkmasına neden olmuştur. Takip eden yıllarda, bu ve benzeri piyasalarda oluşabilecek risklerin öngörülmesine yönelik çalışmalar da hız kazanmıştır. Bu anlamda finansal piyasalarda risk unsuru olarak görülen oynaklığı öngörmenin ve modellemenin önemi de aynı oranda artmıştır.
Ozelikle uluslararası etkileşimin ve ticaretin hızla arttığı bu dönemde finansal piyasa oynaklığı gerek akademisyenler, gerekse finansal sektör çalışanları için önemli bir araştırma konusu olmuştur.
Bir yandan yatırımcılar, uluslararası portföylere katılımlarının artmasıyla birlikte, genişleyen ve çeşitlenen yatırım kanalları karşısında, kendilerine optimal kazanç sağlayabilecek portföy seçimleri yapmak için, tüm risk ve getirileri önceden doğru bir şekilde tahmin etme ihtiyacı duyarken; diğer yandan karar alıcılar (hükümetler) ülke ekonomisinin istikrarı ve reel sektör başarısı için gerekli politikaları uygulayarak optimal tedbirler alma konusuna ağırlık vermişlerdir. Bu ve benzeri tüm bu amaçlar doğrultusunda oynaklığın en doğru şekilde ölçülmesi ve öngörülmesi finansal piyasaların ilerideki başarısı, dolayısıyla yatırımcı ve karar alıcıların varlığını sürdürebilmeleri için alınabilecek önlemlerin başında gelmektedir.
Döviz kuru, faiz oranı ve enflasyon gibi finansal piyasalara ait serilerin oynaklıklarının öngörülmesinde birçok metot kullanılmaktadır. Geleneksel olarak yapılan ekonometrik hesaplamalarda, bu serilerin varyansının sabit olduğu varsayılmıştır. Fakat finansal liberalleşme ve entegrasyon sonrası, finansal piyasaların kazandığı dinamik yapı bu varsayımın gerçekçi olmadığını ortaya koymuştur. Ekonomi ile ilgili serilerde bu varsayımın aksine, hem değişimin az olduğu durgun hem de oynak dönemlerin yaşandığı görülmüş, bu seriler için daha çok değişen varyans özelliği ön plana çıkmıştır.
|
|
556050
| 33
| 169
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9229567646980286,
"polygon": [
[
1520,
1043
],
[
1526,
258
],
[
250,
249
],
[
245,
1034
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8580653071403503,
"polygon": [
[
917,
2076
],
[
918,
2025
],
[
856,
2024
],
[
855,
2075
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.3004615306854248,
"polygon": [
[
1338,
1950
],
[
1339,
1829
],
[
287,
1827
],
[
287,
1949
]
]
}
]
}
|
Sigortacılıkta sermaye yeterlilik ve likidite risklerinin yönetimine ilişkin yeni yaklaşımlar ve alternatif risk transfer yöntemleri / New approaches to capital adequacy and liquidity risk management in insurance companies and alternative risk transfer methods
|
Türk sigorta sektöründe son 20 yıldır hızlı bir hukuksal düzenleme süreci yaşanmıştır. Bu sürecin itici unsurunu Avrupa Birliği'ne uyum çalışmaları oluşturmuştur. Sektörün faaliyetlerini düzenleyen kanunlar, yönetmelikler, genel şartlar bu periyotta hızla yürürlüğe konulabilmiştir. Avrupa Birliği standartlarına uyum sürecinde düzenlemeler yapılması yabancı yatırımcıların ilgisini çekmiş, büyüme potansiyeli de dikkate alınarak, Türk sigorta sektöründe yabancı yatırımcı payı sermaye sahipliği ve prim üretimi yönünden gittikçe artmıştır.
Yapısal dönüşümün yarattığı sermaye yeterlilik ve likidite ihtiyaçlarının, alternatif risk transfer uygulamaları ile karşılanıp karşılanamayacağına ilişkin olarak yapılan bu çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır.
Birinci bölümde sigortacılık sektörünün diğer finans veya finans dışı sektörlerden farkları detaylandırılarak incelenmektedir. İkinci bölümde Solvency II çerçevesinde risk yönetimi ve bunun ortaya çıkardığı sermaye ihtiyaçları konusu işlenmiştir. Üçüncü bölümde, alternatif risk transferine özellikle Sigorta Bağlantılı Menkul Kıymetler (İLS) konusuna yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise Türk Sigorta Sektöründe gerçekleşen yapısal dönüşüm ele alınmış ve sektörde ilk ve tek İLS örneği olan, Doğal Afet Sigortaları Kurumu Afet Tahvilleri konusunda ayrıntılar değerlendirilmiştir.
Özellikle dördüncü bölümde, yapısal dönüşümün gerçekleştiği beş alt alana ilişkin mevcut veriler doğrultusunda inceleme yapılmıştır. Bu alanlar; mevzuat değişimi, sektördeki sermaye sahipliği değişimi, sektör sermaye yeterlilik rasyosunun gelişimi, sektör likidite rasyolarında yaşanan gelişmeler, ülkemizde ART uygulamasının tek örneği olan DASK Afet Tahvillerinin detayından oluşmaktadır.
|
There has been a rapid legal regulation in the Turkish insurance sector for the last 20 years. European Union harmonization studies have created the driving force of this process. The laws, regulations and general conditions regulating the activities of the sector were put into force quickly in this period. Arrangements in the process of harmonization with European Union standards have attracted the attention of foreign investors, and taking into account the growth potential, the share of foreign investors in the Turkish insurance sector has increased in terms of capital ownership and premium production.
This study, which consists of four main sections, is the study of whether capital adequacy and liquidity needs created by the structural transformation can be met by Alternative Risk Transfer applications.
In the first chapter, the differences between the insurance sector and other finance or non-financial sectors are examined. In the second part, the Solvency II framework focuses on risk management and capital needs. In the third chapter, alternative risk transfer is given to especially the Insurance Linked Securities (ILS) issue. In the fourth chapter, the structural transformation in the Turkish Insurance Sector was taken into consideration and the details of the The Turkish Catastrophe Insurance Pool's (TCIP) Cat Bonds, which are the first and only example of ILS in the sector, were examined.
Especially In the fourth chapter, in the context of existing data, five sub-areas where structural transformation has taken place have been investigated. These areas; changes in legislation, capital ownership change in the sector, development of sector capital adequacy ratio, developments in sector liquidity ratios, details of DASK Disaster Bonds which are the only examples of ART application in our country.
|
MURAT ISIYEL
|
556050
|
Marmara Üniversitesi
|
Sigortacılık Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Mir2lXQK1dkmQ9Ige3PZbk78MFzK0fR02EDK4xTA7cmDDIZthYQAgiMaOlzQv-x_
|
./data/pdfs/556050.pdf
| 2,334,614
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:03.160976
|
2025-06-06T07:17:50.721317
|
2025-06-07T18:09:46.446427
|
2025-06-08T01:02:26.490962
|
değer) kavramı geliştirilmiştir. VaR, riski bir numara/rakam olarak ifade eder ve anlaşılmasını kolaylaştırır.49
VaR, bir firma veya yatırım portföyü içindeki finansal riski, belirli bir zaman aralığında ölçmek için kullanılan istatistiksel bir tekniktir. Bu yöntem, yatırım portföyleri ve ticari bankalar tarafından, kurumsal portföylerindeki potansiyel kayıpların kapsamını ve oluş oranını belirlemek için yaygın olarak kullanılmaktadır. VaR hesaplamaları bir bütün olarak belirli pozisyonlara veya portföylere uygulanabilir veya firma genelinde risk açığını ölçebilir. 0 VaR, bir yatırım portföyünde meydana gelebilecek "en olası" maksimum değer kaybını ifade etmektedir. "En olası" terimi, istatistiksel teknikler, yanı "güven aralığı" kullanılarak türetilmektedir. Orneğin, %99'luk bir istatistiksel güven aralığı için, her 100 işlemden 1'inde kaybın VaR rakamından daha kötü olacağını söyleyebiliriz. Bu, 250 çalışma gününden oluşan bir yılda, 2.5 işlem gününe eşdeğerdir.31
<sup>29</sup> Philippe JORION, Value At Risk, 3. Edition, New York: The Mcgraw Hill Companies Inc, 2007, s.19 30 Evren BOLGÜN, Barış AKÇAY, Risk Yönetimi, 4.Baskı, İstanbul: Scala Yayıncılık, 2016, s. 390 31 DOFF, a.g.e., s.26
|
|
244451
| 47
| 98
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9463999271392822,
"polygon": [
[
1449,
1969
],
[
1458,
972
],
[
312,
962
],
[
303,
1959
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9352110028266907,
"polygon": [
[
363,
831
],
[
1519,
830
],
[
1519,
311
],
[
363,
312
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8850777745246887,
"polygon": [
[
1451,
134
],
[
1452,
83
],
[
1393,
82
],
[
1392,
133
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8016247749328613,
"polygon": [
[
1278,
924
],
[
1279,
859
],
[
484,
858
],
[
484,
922
]
]
}
]
}
|
Petrol boru hatlarının kontrolü için akıllı ölçüm sistemi tasarlanması / Smart inspection system desing for controlling petroleum pipelines
|
Boru hatları, enerji kaynaklarının taşınmasında kullanılan en yaygın sistemlerdir. Özellikle petrol ve doğalgazın transferi için boru hatları vazgeçilmez unsurlardır. Ülkemiz toprakları enerji geçiş noktası olması nedeniyle oldukça büyük oranda boru hattı barındırmaktadır. Yeni enerji yolları gündeme geldikçe bu hatların artması söz konusu olacaktır.Boru hatlarının ilk kullanıma alınmadan önce ve belli kullanım süreleri sonunda periyodik olarak kontrolü gerekmektedir. Boru hatlarında kurulum sırasında ya da sonradan ezilmeler olmakta ve borunun çapı daralmaktadır. Bu durumda borunun içinden akan petrolün hızı artmakta ve basınç düşmektedir. Bunun sonucu olarak iletilen sıvı miktarının ölçümü hatalı olmaktadır. Borularda oluşan bir diğer önemli problem korozyona dayalı hasarlardır. Korozyon boru hattının hasara uğraması ve çevre kirliliği gibi sonuçlar doğurabilir. Korozyonun meydana getirdiği hasar boru et kalınlığının azalması şeklindedir.Günümüzde bu kontroller için PIG (Pipeline Inspection Gauge) tabir edilen mekanizmalar kullanılmaktadır. Dünya üzerinde bu amaçla üretilmiş ve kullanılan 500'e yakın farklı tasarım mevcuttur.Ülkemizde bu amaçla üretilen ve kullanılan yaygın ürün örnekleri olmadığı için genellikle yurt dışından ?kontrol hizmeti? alımı yoluna gidilmektedir. Ancak bu hizmet alımı yüksek miktarda dövizin yurt dışına çıkması demektir. Mevcut boru hatları yaşlandıkça ve yeni boru hatları inşa edildikçe bu hizmete olan ihtiyaç artacaktır. Bu çalışmanın amacı, ülkemiz imkanlarıyla boru hattı muayenesi yapabilecek bir sistem tasarlamaktır.Endüstriyel kullanıma uygun mevcut sistemlerin çoğundan farklı olarak bu çalışma kapsamında ezilme (deformasyon) ve korozyon (et kalınlığı) tespitlerini birlikte yapan ve hatanın tam koordinatını belirleyen bir sistem geliştirilmiştir.
|
The most common way to transport energy resources are pipelines. Especially, pipelines are the indispensable way for the transfer of petroleum and natural gas. Because of existing on the passing way of energy resources, big percentage of pipelines are passing throughout our country. This pipelines will be increased by the subject of new energy ways.Before the pipeline is first used and at the end of some using, inspection will be necessary. Dents will be occur and pipe diameter will be decrease while the pipeline is under construction and while under labor conditions. At the same time, petroleum speed will be decrease but the pressure of it will be increase. So the amount of transmitted petroleum can not be evaluated correctly. One of the most important problem is corrosion related defects. Pipeline damages and ecological problems can be caused by corrosion. The defect of corrosion on a pipeline is decrease of wall thickness.Nowadays, PIG (Pipeline Inspection Gauge)'s are used for these inspections. There are about 500 different PIG designs which are produced for this purpose. There is no general product, produced and used for this purpose in our country.Because of there is no current produced and used PIG products in our country we import this control service. And high amount of currency lost to get that service into our country. The need for this service is increasing as pipelines get older and new pipelines added day by day. The aim of this project is to build up a sistem to become a self contained country in the matter of pipeline inspection.The differance of the sistem from the existing industrial one is to make a sistem that can specify dent (deformation) and corrosion (wall thickness) at the same time and determine that defects location.
|
YUNUS EMRE KAYALI
|
244451
|
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
|
Makine Mühendisliği Ana Bilim Dalı
|
2009
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogAQ4CwC8VnOWzx3SVcXHHsS4s_Mc7fmN0rKgvtHhujKht
|
./data/pdfs/244451.pdf
| 9,494,713
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:03.133892
|
2025-06-06T07:15:46.053021
|
2025-06-07T18:09:46.714132
|
2025-06-08T01:02:26.700887
|

Şekil 4.10. Ültrasonik enerji demetinin geometrisi (Kayrak, 2001).
Yakın bölgedeki girişimler nedeniyle, hatanın bu alanda bulunması durumunda, tespit güçlüğü vardır. Uzak bölgede ise, enerji zayıflaması kaçınılmazdır. Bir probun en ideal kontrol noktası, kaynaktan "N" uzaklıkta başlar. Bu noktanın değeri, 4.11 bağıntısı
ile belirlenebilir. Ayrıca odaklanma lensleri kullanılarak, ultrasonik enerjinin konik dağılımı önlenerek, bir bölgede toplanması sağlanabilir (Kayrak, 2001).
## 4.7. Ultrasonik Enerjinin Ortam İçinde Zayıflaması
Test parçası içinde ultrasonik enerjinin zayıflaması, belirlenebilir hata derinliğini ve hata belirleme duyarlılığını azaltmaktadır. Enerji zayıflamasının ana nedenleri, saçılma, absorbsiyon ve geometrik faktörlerdir. Metalik malzemelerde saçılma, çok küçük süreksizlikler, tane sınırları ve geniş kontrol mesafelerinden dolayı oluşmaktadır. Dislokasyonlar boyunca, manyetik ve termoelastik sönümleme, absorbsiyon karakteristiklerinden dolayı zayıflamaya neden olur. Geometrik faktörler ise, saçılma, yüzeyde kuplaj kaybı gibi etkilere neden olmaktadır. Zayıflama verimliliği, sıcak haddelenmiş perlitik çelik yapıda 10 dB/m iken, paslanmaz çelikte ve alüminyumda 100 dB/m ve polimerlerde 300 dB/m değerindedir (Kayrak, 2001).
|
|
548872
| 206
| 251
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9433813095092773,
"polygon": [
[
1487,
2003
],
[
1494,
276
],
[
273,
271
],
[
266,
1998
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9041642546653748,
"polygon": [
[
969,
2109
],
[
969,
2060
],
[
896,
2060
],
[
896,
2109
]
]
}
]
}
|
Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası'nın uyguladığı geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisine etkisi / The effects of the unconventional monetary policy implemented by The Federal reserve system on the Turkish economy
|
FED 2008 finansal krizi sürecinde, ABD finans piyasalarında yaşanan likidite krizini aşmak için para politikası uygulamalarında önemli bir değişime gitmiştir. Çünkü bankalararası para piyasasının işleyişinde yaşanan sorunlar ve kısa vadeli faizlerin sıfıra yaklaşması geleneksel para politikasının işleyişini engellemiştir. Bu durumda, FED geleneksel olmayan para politikası olarak bilinen bazı yeni politika araçlarına yönelmiştir. Aralarında miktarsal genişleme ve kredi genişlemesi gibi politika araçlarının yer aldığı bu uygulamalar ABD finans piyasalarında daha önce görülmemiş büyüklükte bir likidite genişlemesine neden olmuştur. Söz konusu likidite genişlemesi ABD ekonomisi ile birlikte diğer ülke ekonomileri üzerinde de önemli etkiler oluşturmuştur. Bu doğrultuda, çalışmanın amacı FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisine etkilerinin araştırılmasıdır.
Gelişmiş ülkelerin uyguladığı para politikasının uluslararası etkilerine ilişkin pek çok parasal aktarım mekanizması bulunmaktadır. Genel olarak, ABD finans piyasalarında likidite düzeyinde yaşanan artış ülkedeki finansal getirileri azaltacağından finansal oyuncular daha yüksek getiri elde edecekleri başka ülkelere yönelmektedir. Bu durum gelişmekte olan ülkelere yönelik yabancı sermaye girişlerini hızlandırmaktadır. Artan yabancı sermaye girişi söz konusu ülkelerin finans piyasalarında bono, tahvil ve hisse senedi gibi varlıklara yönelik yatırımları artırmaktadır. Süreç sonucunda gelişmekte olan ülkelerdeki bono ve tahvil faizlerinin düşmesi, hisse senedi fiyatlarının ise artması beklenmektedir. Bu süreçte dolar kurunda ise, artan yabancı sermaye girişi veya ABD ekonomisinde risklerin azalmasının nispi etkisine bağlı olarak değer kaybı veya değerlenme yaşanabilmektedir. Bu çerçevede etkinin ölçüldüğü bağımlı değişkenler; 3 ay vadeli hazine bonosu faizi, 10 yıl vadeli devlet tahvili faizi, BIST 100 endeksi ve dolar
kurudur. Çalışmada FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri 2007:12-2014:10 dönemleri arasında analiz edilmiştir. Ekonometrik analizde sınır testi ve ARDL yaklaşımı kullanılmıştır.
Ampirik sonuçlar, FED geleneksel olmayan para politikasının Türkiye ekonomisinde bono ve tahvil faizlerini düşürücü, hisse senedi fiyatlarını ve dolar kurunu artırıcı bir etkide bulunduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar FED'in geleneksel olmayan para politikası uygulamalarının sermaye piyasaları aracılığıyla Türkiye ekonomisini önemli derecede etkilediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca dolar kuru üzerinde de önemli bir etkisi olduğu görülmektedir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, sermaye piyasaları ile ilgili karar alırken ya da kullanacağı politika araçlarını seçerken başarılı olmak için FED para politikası uygulamalarını göz önünde bulundurmalıdır.
|
In the process of 2008 financial crisis, the FED made an important change in the monetary policy practices to overcome the liquidity crisis experienced in the US financial markets. Because, the problems in the functioning of the interbank money market and short-term interest rates close to zero lower bound have prevented the operation of conventional monetary policy. So the FED has turn edits attention to some new policy instruments, known as unconventional monetary policy. This implementations, including the policy instrument such as quantitative easing and credit easing, caused unprecedented size liquidity expansion in the US financial markets. This liquidity expansion has a significant effect on other economies as well as the US economy. In this direction, the aim of the study is to investigate the effects of the FED's unconventional monetary policy on Turkish economy.
There are many monetary transmission mechanisms with regard to international effects of monetary policy implemented by developed countries. Since the increase in the level of liquidity in US financial markets will reduce the financial returns in the US, the financial actors go towards to the other countries where they will get higher returns. This situation boost the foreign capital flows to the developing countries. Increased foreign capital inflow increases the investments in assets such as bill, bond and equity in the capital markets of these countries. In the end of this process, decline in bill and bond yields and increase in equity prices are expected in developing countries. There also may be a loss of value or appreciation in the exchange rate of the dolar based on the relative impact of the increased foreign capital inflow or the risk reduction in the US economy. In this framework, the dependent variables which measure this impact are 3-month maturity treasury bill rate, 10-year maturity government bond rate, BIST 100 index and exchange rate of dollar. In this paper, the effects of the FED's unconventional monetary policy on Turkish economy are analyzed between 2007:12 and 2014:10. Bound test and ARDL approach are used in the empirical analysis.
The empirical results indicate that the FED's unconventional monetary policy decreases bill and bond rates and increases equity prices and exchange rate of dollar in Turkish economy. These results revealed that the FED's unconventional monetary policy implementations significantly affect Turkish economy via capital markets. It is also seen an important effect on the exchange rate of dollar. Therefore, the Central Bank of the Republic of Turkey should take into account of the FED's monetary policy implementations in order to succeed in determining decision related to capital markets or choosing policy tools to use.
|
MUSA BAYIR
|
548872
|
Balıkesir Üniversitesi
|
İktisat Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Doktora
|
Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=T1mWGp9MngYYkCSgiJvtVhLaca9KHUSGT1rYLynmAvzv7y5-tp5YN7kdwcBPFn71
|
./data/pdfs/548872.pdf
| 11,263,563
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:48:49.857390
|
2025-06-06T07:08:03.267579
|
2025-06-07T18:09:47.224106
|
2025-06-08T01:02:27.203111
|
genişlemesinin uzun dönemde yabancı sermaye yatırımı olarak Türkiye ekonomisine etkide bulunduğunu göstermektedir. Buna göre, FED'in geleneksel olmayan para politikası çerçevesinde gerçekleştirdiği varlık alımlarında yapılan %1'lik bir artışın Türkiye uzun vadeli faiz oranını %0.61, kısa vadeli faiz oranını ise %0.72 düşürdüğü, hisse senedi fiyatlarını %0.39 artırdığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Uzun dönemde dolar kuru üzerindeki etkinin ise pozitif olduğu görülmektedir. Döviz kuru teorik olarak, rezerv paranın mensubu olduğu ülkelerde ekonomide yaşanan olumlu gelişmeler karşısında değerlenmektedir. Bu noktada FED politikalarının temel amacı olan ABD ekonomisindeki risklerin düşürülmesinde başarılı olduğu, bu nedenle ilgili politikaların uzun dönemde dolar kurunu artırıcı etkiler ortaya çıkardığı ifade edilebilir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre, FED'in geleneksel olmayan para politikası çerçevesinde gerçekleştirdiği varlık alımlarında %1'lik bir artışın dolar kurunu %0.59 artırdığı görülmüştür. Geleneksel olmayan para politikasının kısa dönem etkilerine bakıldığında; uzun vadeli faiz oranları ve dolar kuru üzerinde ortaya çıkan etkinin uzun dönemde ortaya çıkan etkiyle aynı olduğu ifade edilebilir. Hisse senedi fiyatları ve kısa vadeli faiz oranları üzerinde ise uzun dönemde ortaya çıkan etkinin tersi bir etki ortaya çıkmıştır. Bu durumun incelenen dönemin finansal
kriz dönemi olması nedeniyle, Türkiye ekonomisinin sahip olduğu ülke ve kur riski priminde yaşanan kısa vadeli artışlarla ilgili olduğu düşünülmektedir. Geleneksel olmayan para politikasının uzun vadeli faiz oranı, kısa vadeli faiz oranı, hisse senedi fiyatları ve dolar kuru üzerindeki etkisine ilişkin uzun ve kısa dönem katsayılarının tamamının iktisadi ve istatistiksel açıdan anlamlı olduğu görülmektedir.
Uzun vadeli faiz oranı modelinde ayrıca ABD faiz oranı, petrol fiyatı ve dolar kurunun etkileri ölçülmektedir. Dünya faiz oranının göstergesi olarak modele eklenen ABD uzun vadeli faiz oranında yaşanan %1'lik bir değişim uzun dönemde Türkiye uzun vadeli faiz oranını pozitif olarak %2.19 etkilemektedir. Kısa dönemdeki sonuçlara bakıldığında benzer bir etkinin olduğu görülmektedir. ABD faiz oranının etkileri istatistikî açıdan anlamlı ve beklentilerimizle uyuşmaktadır. Petrol fiyatlarında yaşanan değişikliğin uzun vadeli faiz oranı üzerindeki uzun dönemli etkisine ilişkin katsayı istatistiksel açıdan anlamsızdır. Kısa dönemdeki sonuçlara bakıldığında, petrol fiyatlarında yaşanan değişimin Türkiye uzun vadeli
194
|
|
244295
| 72
| 84
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9116113781929016,
"polygon": [
[
1439,
897
],
[
1439,
285
],
[
292,
284
],
[
292,
897
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9039771556854248,
"polygon": [
[
915,
2225
],
[
916,
2169
],
[
853,
2168
],
[
852,
2224
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.7284120917320251,
"polygon": [
[
1443,
970
],
[
1443,
902
],
[
379,
901
],
[
379,
969
]
]
},
{
"class": "Tablo",
"confidence": 0.503140389919281,
"polygon": [
[
1469,
1554
],
[
1472,
961
],
[
318,
955
],
[
315,
1549
]
]
},
{
"class": "Tablo",
"confidence": 0.3341272473335266,
"polygon": [
[
324,
1324
],
[
1469,
1321
],
[
1468,
980
],
[
323,
983
]
]
}
]
}
|
Farklı kapasiteli paralel makinelerin dinamil çizelgelenmesi için sezgisel bir algoritma ve uygulaması / A heuristic algorithm for dynamic scheduling of parallel machines and its application
|
Farklı kapasiteli paralel makinelerin dinamik çizelgelenmesi için sezgisel bir algoritma geliştirilmiş ve bir tekstil işletmesinde uygulaması gerçekleştirilmiştir.
|
A heuristic algorithm is developed for dynamic scheduling of parallel machines and the algorithm is applied at a textile plant.
|
SELEHADDİN ERDEM ÖZKAN
|
244295
|
Çukurova Üniversitesi
|
Endüstri Mühendisliği Bölümü
|
2009
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogAQIfC1dG9daegWCgCWLLSrvwNjQ47TX1MEON5EIyPW6b
|
./data/pdfs/244295.pdf
| 768,516
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:02.729871
|
2025-06-06T07:15:00.223520
|
2025-06-07T18:09:48.550570
|
2025-06-08T01:02:27.326131
|
## 4.3.3.4 Sipariş Büyüklüğü - Toplam Hazırlık Süresi İlişkisi
Şekil 4.16' da görüldüğü üzere siparişlerin ortalama büyüklüğü azaldığında toplam hazırlık süresi azaltmakta, artığında ise toplam hazırlık süresi artmaktadır.
Her durumda geliştirilen algoritma çok iyi bir performans göstermiş ve minimum toplam hazırlık süresinde siparişlerin üretilebilmesini gerçekleştirmiştir. EDD kuralı ortalama sipariş büyüklüğünün az olduğu durumda en kötü performansı gösterirken, ortalama sipariş büyüklüğü arttığında ise SPT kuralı en kötü performansı göstermiştir. Bu durum ortalama sipariş büyüklüğünün az olduğu durumlarda SPT kuralının daha etkin olduğunu göstermektedir.
| Toplam Hazırlık Süresi (saat) | | | | |
|-----------------------------------|-----|-----|-----|--|
| Ortalama Sipariş Büyüklüğü (adet) | PRI | EDD | SPT | |
| 80 | 3% | 0% | 4% | |
Çizelge 4.19 Değişken Sipariş Büyüklüğü – Toplam Hazırlık Süresi Sonuçları
| 104 | 5% | 4% | 9% |
|-----|----|----|-----|
| 120 | 8% | 6% | 11% |
|
|
371288
| 97
| 148
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9120671153068542,
"polygon": [
[
1464,
2081
],
[
1471,
241
],
[
228,
237
],
[
222,
2076
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8802791833877563,
"polygon": [
[
873,
2237
],
[
875,
2182
],
[
811,
2180
],
[
810,
2235
]
]
}
]
}
|
Çalışanlarda örgütsel bağlılık ve iş doyumu / Organizational commitment and job satisfaction of workers
|
Hizmet sektörü çalışanlarında özellikle çalışanların memnuniyetinin sağlanması, hizmet verilen kesimin de memnuniyetini sağlayacağından dolayı çalışanların örgütlerine bağlılıklarının ve iş doyumlarının arttırılması son yıllarda örgütler için önem kazanmıştır. Çalışanların örgütsel bağlılıklarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörlerin önceliğinin belirlenerek örgütsel bağlılığı arttırma çalışmalarının yapılması örgütlerin devamlılığını sağladığı gibi, örgütlerin yararına olmaktadır.
Çalışanların iş doyumlarının sağlanması çalışanlarda verimliliği arttırdığı gibi örgütün devamlılığını sağlamaktadır. Bu çalışmada, hasta insanlara tedavi hizmeti veren hastane çalışanlarının örgütsel bağlılıklarını ve iş doyumlarını etkileyen faktörler incelenmiştir.
|
Service sector workers, especially in the provision of employee satisfaction, service satisfaction, as it is also the sector organizational commitment and increasing the job satisfaction of employees gained importance in recent years for organizations. Identifying the factors that affect employees organizational commitment and organizational commitment of these factors increase the priority of the work done by determining ensure the continuity of the organization, as it is for the benefit of the organization.
Job satisfaction is employees willing to work when they feel the happiness of the work which they are involved in. In this study, patients, hospital staff providing treatment services to the people of the factors affecting organizational commitment and job satisfaction were examined.
|
ASİYE KOÇAK
|
371288
|
Beykent Üniversitesi
|
İşletme Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
2014
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=48XPj7KKQhKUgntkUiKO3L7CSfL_c0hsLsX53EBIFVp0hsMwNWfEhecPLW10An4A
|
./data/pdfs/371288.pdf
| 839,971
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:02.106809
|
2025-06-06T07:13:29.563445
|
2025-06-07T18:09:48.725342
|
2025-06-08T01:02:28.585835
|
çalışanların iş tanımları net olmalıdır. Kurumlarda çalışanlara görevleri dışında iş yaptırılmamalıdır. Çalışanlarda rol belirsizliği ve rol çatışması iş doyumsuzluğunu arttırmaktadır. Başarılı çalışanlara ödüllendirmeler yapılmalıdır. Ödüllendirmelerin adil olması, çalışanlarda güven duygusunun artmasına neden olmaktadır. Orgütlerde çalışanlara yapabilecekleri ve yetkileri oranında sorumluluk verilmelidir. Orgüt içerisindeki istekli personele ek görevler verilmelidir. Orgütler toplantılar yapalı ve toplantılarda çalışanların katılması sağlanmalıdır. Çalışanlara mesleki becerilerini artırıcı hizmet içi eğitimler verilmelidir. Yapılan işlerle ilgili yeni bilgiler çalışanlar paylaşılmalıdır. Çalışanlara kendilerini güvende hissetmesi sağlanarak iş doyumu artırılmalıdır.
Orgütler sosyal açıdan çalışanların özel günlerini hatırlamalı ve kutlamalıdır. Orgütler çalışanlarına toplantılar ve yemekler düzenlenmeli, çalışanların birlik ve dayanışma içinde olması sağlanmalıdır. Çalışanlar, iş haricinde sosyal yaşam için buluşmaları kendi içlerinde daha iyi kaynaşmalarını sağlar. Bu tür organizasyonlarda çalışanların fikirleri alınarak sorumluluklar da verilmelidir. Hastaneler insana hizmet sunan ve kar amaçlayan işletmelerdir. Son yıllarda hastaların memnuniyetleri ve verilen hizmetin kalitesi sorgulanırken, çalışanların da memnuniyetleri, iş güvenlikleri, hizmetin kalitesinin artması hedeflenmektedir. Çalışanlardan beklenen kaliteli hizmet sunumun yanında çalışanlarında isteklerini göz ardı etmeyen yönetim anlayışının benimsenmesi, çalışanların çalışma ortamlarının iyileştirilmesi çalışanların iş doyumlarının sağlanarak verimliliğin arttırılması hedeflenmektedir. Personel istihdamının sürekli olduğu örgütlerde çalışanların iş doyumunun sağlanması ve arttırmak için çalışmalar yapılması personel devamlılığı açısından önemlidir.
## 2. İŞ DOYUMUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Orgütlerin başarısı, çalışanların sarf ettiği emek, gösterdiği gayret ve üretime sağladıkları katkıyla gelmektedir. İşgörenlerin özveriyle çalışması için iş doyumu sağlanmalıdır. Çalışma hayatında, çalışanların iş doyumunu ve doyumsuzluğunu bireysel ve kurumsal özelliklerin etkilediği görülmektedir.
|
|
251420
| 25
| 280
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9166277050971985,
"polygon": [
[
1500,
2088
],
[
1500,
407
],
[
187,
406
],
[
186,
2088
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8056562542915344,
"polygon": [
[
1469,
258
],
[
1470,
207
],
[
1404,
206
],
[
1403,
257
]
]
}
]
}
|
Su çerçeve direktifi ve büyük menderes nehir havzasi yönetim plani örneğinde AB ve Türkiye yaklaşımı / EU and Turkey approaches within the scope of the water framework directive and büyük menderes river basin management plan
|
Bu çalışmada, AB adaylık yolunda emin adımlarla ilerlemeye çalışan Türkiye'nin çevre sektörü içerisinde yer alan su kalitesi sektörünün tüm detayları yasal ve kurumsal açıdan AB ile karşılaştırmalı olarak incelenmiş olup öneriler getirilmiştir. Türkiye'de bu konuda çok farklı çalışmalar yapılmıştır. Ancak, bu çalışma su kalitesi direktiflerini bir arada ele almakta ve örneklerle açıklık getirmektedir. Bir anlamda Türkiye için yapılanlar ve yapılacaklar yönünden bir rehber doküman niteliği taşımaktadır.Çalışmanın ilk adımında AB'nin yasal ve kurumsal yapısı Su Çerçeve Direktifi başta olmak üzere direktifler kapsamında incelenmiş ve su kalitesinin korunmasına ilişkin gelişim evreleri anlatılmıştır. Ayrıca her bir su kalitesi direktifi adım adım işlenerek birbirleri ile bağlantıları belirtilmiştir. Daha sonra Türkiye'deki yasal ve kurumsal mevcut durum incelenerek AB üyelik sürecindeki gelişmelerden bahsedilmiştir.Bir sonraki aşamada özellikle çerçeve direktif olan su çerçeve direktifinin esas aldığı ?Nehir Havzası Yönetim Planları?nın nasıl hazırlanması gerektiği ve diğer direktiflerle ne şekilde entegrasyonun sağlanması gerektiği vurgulanmaya çalışılarak ?Büyük Menderes Nehir Havzası Yönetim Planı? irdelenmiştir.Bu planla havzanın genel karakterizasyonu yapılarak, söz konusu havzada mevcut durum üzerindeki önemli su yönetimi konuları belirlenmiş ve önlemler programı tanımlanmıştır. Önlemlerin maliyet etkin değerlendirilmesi yapılması gerekliliği vurgulanmış olup, yönetim planına dâhil edilmiştir. Ayrıca söz konusu çalışmada, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünce hazırlanan ve AB uzmanlarınca bu planlarla benzerlik gösterdiği belirtilen ?Havza Koruma Eylem Planları? ile karşılaştırma yapılmış olup, tüm bu gelişmelerle ilgili öneriler sunulmuştur.
|
In this study, all the details of the water quality issues within the environment sector in Turkey has been scrutinized in comparison with that of the European Union in terms of legal and institutional aspects, and recommendations have been set forth. Turkey has strived various efforts in this issue. This study deals with the water quality directives of the European Union as a whole, and sheds light on specific issues through examples. Therefore, in a sense, this document serves as a guidance for what has been done so far in Turkey and what is still to be done.In the first step of the study, the legal and institutional structure of the European Union has been investigated within the scope of the directives, mainly the Water Framework Directive, and the stages of development regarding the protection of water quality have been explained. In addition, each and every water quality directive has been investigated in a step-wise approach and the connections among directives have been defined. Then the existing legal and institutional situation in Turkey has been examined and the developments in the EU Accession Process have been mentioned.In a further stage, how ?River Basin Management Plans? are to be prepared, setting as a basis for the Water Framework Directive, and how they are to be integrated with other directives have been stressed and the example of ?Büyük Menderes River Basin Management Plan? has been examined.Though the aforementioned plan, the general characterisation of the basin has been done, significant water management issues on the existing situation have been defined and the programme of measures has been set forth. How the cost effectiveness analyses are to be carried out for the selection of the measures has been dealt with, and the selected measures have been included in the management plan. Furthermore, in this study, River Basin Management Plans have been compared with River Basin Protection Action Plans prepared by the Directorate General for Environmental Management and which have been stated to have similarities to the River Basin Management Plans by the European Union experts; recommendations have been given for these developments as well.
|
NERMİN ÇİÇEK
|
251420
|
Selçuk Üniversitesi
|
Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı
|
2010
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=NtBAevXNhYaNqJFoAcdBdqK5WvKHKam8yiPspHyliVFtd70i58vq9IRoDmEwEGqD
|
./data/pdfs/251420.pdf
| 19,210,883
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:03.217230
|
2025-06-06T07:24:16.246531
|
2025-06-07T18:09:49.202911
|
2025-06-08T01:02:29.043203
|
## 3. MATERYAL ve METOT
Bu çalışmada; AB ve Türkiye'de ki yasal ve kurumsal durumun karşılaştırması değerlendirilmiş ve özellikle Avrupa Birliğinin Çevre faslı altında yürütmüş olduğu "Su Kalitesi Sektörü" açısından Çevre ve Orman Bakanlığının rolü ve gelişimleri incelenmiştir. Bu bölüm daha çok bir el dokümanı şeklinde olmuştur. Ardından, uygulamalar ele alınmış ve metot olarak Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Büyük Menderes Nehir Havzası Yönetim Planı kullanılmıştır. Bu bölümde daha çok uygulamanın nasıl yapılacağına odaklanılmıştır.
## 3.1. Avrupa Birliği ve Türkiye'de Su Koruma Politikaları
Avrupa su politikası, siyası programların ve yasal olarak bağlayıcı mevzuatın kabul
edilmesiyle 1970'lerde başlamıştır. 1. Çevre Eylem Programı 1973-1976 arasındaki dönemi kapsamış olup, son kabul edilmiş olan 6. Çevre Eylem Programı (6. ÇEP) 2010 yılına kadar uzanan dönem için planlanmıştır. 6. ÇEP devam etmekte olup, su kaynaklarını koruma hedefini geliştirmektedir (REC, 2008).
1970'lerde siyasi programlara paralel olarak, 1975 Yüzey Suyu Direktifi ile başlayıp 1980 İçme Suyu Direktifi (80/778/EEC) ile son bulan ilk mevzuat dizisini kabul etmiştir. İlk su mevzuatı çalışmalarında, balık suları (2006/113/EC), yüzme suları (2006/7/EC) ve yer altı suları (80/68/EEC) ile ilgili kalite standartları mevzuatı yer almıştır. Emisyon sınır değerlerine ilişkin mevzuat alanında, Tehlikeli Maddeler Direktifi (76/464-2006/11/EC) ve çeşitli maddeler ile ilgili kardeş mevzuatları kabul edilmiştir.
Ikinci su mevzuatı çalışmalarında, mevcut olan mevzuat gözden geçirilmiş ve yapılması gereken iyileştirmeler ve doldurulması gereken boşluklar belirlenmiştir. Su mevzuatına ile ilgili çalışmaların yapıldığı bu dönemde, Kentsel Atık Su Arıtma Direktifi
|
|
188299
| 27
| 488
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9476179480552673,
"polygon": [
[
1499,
2090
],
[
1505,
294
],
[
290,
290
],
[
284,
2086
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8802390694618225,
"polygon": [
[
1508,
160
],
[
1509,
107
],
[
1450,
106
],
[
1449,
159
]
]
},
{
"class": "Footer",
"confidence": 0.5780814290046692,
"polygon": [
[
1455,
2105
],
[
1455,
2022
],
[
285,
2021
],
[
285,
2104
]
]
}
]
}
|
Demre Aziz Nikolaos Kilisesi kazılarında ele geçen Terra Sigillata ve Red Slip (Kırmızı Astarlı) seramikler (1998-2004) / Terra Sigillata and Red Slip Ware recovered in Demre St. Nicholas Church excavations (1998-2004)
|
Demre Aziz Nikolaos Kilisesi 1998-2004 yılları arasındaki kazı sezonlarında ele geçen terrasigillata ve red slip (kırmızı astarlı) seramikler, çalısmamızın konusunu olusturmaktadır. Malgruplarına ayrıldığı tespit edilen bu seramikler, mal gruplarına göre hamur, üretim teknikleri,tipoloji, kap islevi, astar ve bezeme bakımından değerlendirilerek kataloglanmıstır. Konukapsamında 1657 parça incelenmis ve 347 kap tespit edilmistir.Terra sigillata seramiklerde, Doğu Sigillata A, Doğu Sigillata B, Doğu Sigillata C (ÇandarlıSigillata), Doğu Sigillata D (Kıbrıs Sigillata) ve Batı (?talyan) Sigillataları olmak üzere bes malgrubu ve yedi hamur, red slip seramiklerde ise Geç Roma A-B (Afrika Red Slipleri), Geç RomaC (Foça Red Slipleri), Geç Roma D (Kıbrıs Red Slipleri), Mısır A (Kopt/Asuan Red Slipleri),Mısır B ve Myra üretimi yerel red slip seramikleri olmak üzere altı mal grubu ve altı hamurbelirlenmistir.Terra sigillata ve red slip seramiklerin çarkta, kulpların elde, yalnızca Kıbrıs üretimi red sliphacı matarası (ampullae) parçalarının kalıpta üretildiği tespit edilmistir.Yapılan tipolojide terrasigillata seramiklerde varyasyonları ile birlikte yirmi altı ağız, on dört halka dip tipi, red slipseramiklerin ithal mal gruplarında varyasyonları ile birlikte seksen sekiz ağız, üç düz dip, on beshalka dip tipi, iki tip kulp, Myra üretimi yerel red slip seramiklerde ise varyasyonları ile birliktedokuz ağız, iki düz dip ve iki halka dip tipi, bir kulp tipi ve bir kapak tipi belirlenmistir.Yemek servisine yönelik tabak, çanak, kâse, sıvı servisi için testi, sürahi, hem terra sigillata hemred slip seramiklerde, sebze-meyve ezme, hazırlama ve belki de kurutmada kullanılanmortarium, leğen, yemek pisirilen çömlek, yiyecek depolamaya yönelik küpler, ayrıca bir kapakve hacı mataraları (ampullae) ise yalnızca red slip seramiklerde belirlenen türlerdir.Terra sigillata örneklerin astarları kap yüzeyine ince ya da kalın sürülerek düzgün bir biçimdeuygulanmıs, mat ya da parlak niteliklidir. Bezemelerde mühür baskı tekniğinde bitkiselmotiflerle rulet baskı tekniğinde çentik bezeme ve geometrik motifler görülür. Red slipseramiklerin astarları da kap yüzeyine ince ya da kalın sürülerek düzgün bir biçimdeuygulanmıs, mat ya da parlak niteliklidir. Bezemelerde mühür baskı tekniğinde haç motifi, ruletbaskı tekniğinde çentik bezeme, damla, dalga ve çizgi motifleri, kabartma tekniğinde figürlü vegeometrik bezemeli örnekler görülür, ayrıca aplik üzerine parmak baskı tekniği ile bezenen birörnek, astar üzerine akıtma tekniğinde bej renkli astar üzerine kahverengi boya ile bezenen ikiörnek vardır.Mal grupları, Myra'nın Roma döneminde, diğer yerlesimlerle olan seramik ticaretine isaret eder.Myra'da henüz bu döneme ait seramik fırını tespit edilmemis olmasına rağmen, seramiklerinhamurları incelendiğinde, yerel örnekler ayırt edilebilir.
|
Terra sigillata and red slip ceramics which are recovered in Demre Saint Nicholas churchexcavation campaigns between 1998-2004 years constitute the subject of this study. Theceramics that are divided into ware groups, were presented in catalogue by analyzing accordingto ware fabrics, production techniques, typology, function, gloss and decoration. In the study1657 pieces were examined and 347 vessels were determined.Five ware groups were specified on terra sigillata ceramics which were divided into sevenfabrics: Eastern Sigillata A, Eastern Sigillata B, Eastern Sigillata C (Çandarlı Sigillata), EasternSigillata D (Cypriot Sigillata) and West (Italian) Sigillata. Six ware groups were specified onred slip ceramics which were divided into six fabrics: Late Roman A-B (African Red SlipWare), Late Roman C (Phocaean Red Slip Ware), Late Roman D (Cypriot Red Slip Ware),Egyptian A (Coptic/Aswan Red Slip Ware), Egyptian B and Myra-Local Red Slip Ware.Terra sigillata and red slip ceramics were manufactured on the wheel, handles were shaped byhand, but only fragments of Cypriot pilgrim flasks (ampullae) were manufactured in the mold.In the typological classification, twenty-six forms of rim and fourteen forms of ring-bases withvariants were determined on terra sigillata ceramics; eighty-eight forms of rim, three forms offlat-bases and fifteen forms of ring bases with variants, two types of handle were determined onimported red slip ceramics, nine forms of rim, two forms of flat-bases and two forms of ringbases,one type of handle and one form of lid were determined on Myra-Local red slip ware.Plates, dishes, bowls and cups for serving food and jugs for serving liguid were determined ason terra sigillata and red slip ware, mortarias and basins for mashing, preparing and perhapsdrying vegetable-fruit, cooking pots, storage vats, one lid and pilgrim flasks (ampullae) weredetermined on red slip ware.On terra sigillata ceramics, the gloss is thin or thick, matt or lustrous. The decorative featuresobserved on sigillata ceramics are the use of impressing vegetal motifs, rouletting indentationsand geometric motifs.The gloss is thin or thick, matt or lustrous on red slip ware as sigillata ware. The decorativefeatures observed on red slip ware are the use of impressing cross, rouletting indentations,drops, wave and lines, examples on which technique of relief appear figures and geometricmotifs, also one example was decorated by printing finger on applique, two examples weredecorated by flowing with brown dye on beige gloss.Ware groups indicate trade of ceramics between Myra and other sites during the Roman period.Even though Roman ceramic kilns haven?t been determined in Myra until now, local examplescan be distinguished when fabrics of ware groups are investigated.
|
İLKGÜL KAYA
|
188299
|
Hacettepe Üniversitesi
|
Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı
|
2007
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=-L8ilcwn9ZRRc_YMKxXW1qs91PG-Dvc7vUKNGydbxqXUi9tLx6G-L6VUa2hMB4X9
|
./data/pdfs/188299.pdf
| 2,103,981
| true
| true
| true
|
2025-06-04T22:56:02.958456
|
2025-06-06T07:24:16.226327
|
2025-06-07T18:09:50.656660
|
2025-06-08T01:02:29.664602
|
M.S. 5. yüzyılda, imparator II. Theodosius (450-457) tarafından Likya'nın metropolisi ilan edilen kent, Andriake Limanı'nın konumu nedeniyle de önem kazanmıştır. İmparator Marcianus döneminde (450-457) surlar genişletilmiş, 529 daki depremde zarar gören kent, imparator I. Justinianus tarafından yapılandırılmıştır (Foss 1994: 23). 529 depremi
sonrasında Myra'da, kaynaklara göre Likya yerleşimlerinden Patara'da doğduğu bilinen Aziz Nikolaos adına, bir kilise inşa edilmiştir (Otüken 1995: 115).
Aziz Nikolaos ile ilgili bilinen en eski belge 6. yüzyıla tarihlenen Praxis de Stratelatis'tir'. Belge Nikolaos'un Konstantin döneminde Myra piskoposluğu görevini üstlendiğini aktarır, ancak 325 yılında toplanan İznik Konsili listesinde Myra piskoposunun adı geçmemektedir (Otüken 1995: 115).
565'e tarihlenen ve Sion'lu Nikolaos'un yaşam öyküsünü içeren bir belgede Aziz Nikolaos'un Myra'da gömüldüğü yazılıdır (Annich 1913: 3-55; 1917: 208-260, 511; Sevcenko 1984: 57). Soz konusu metinde kentin yakınındaki dağlık bolgede bulunan Sion Manastır'nın kurucusu ve baş rahibi Sion'lu Nikolaos'un Myra'daki Aziz Nikolaos'un mezarını ve Martirionu'nu ziyareti ve Aziz'in kutsandığı Rosalla Günü'nde Myra'da din adamlarını bir araya getiren bir sinod düzenlendiği aktarılır (Sevcenko 1984: 57-91). Bu bilgiler doğrultusunda Myra'daki Aziz Nikolaos'a ait mezarın 6. yüzyılda önemli bir ziyaret yeri olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, Anrich'in belirttiğine göre, Aziz Nikolaos'un rolikleri, hacıların adak olarak getirdikleri yağ ile sürekli yenilenen bir sarkofagda korunmaktaydı. Hacılar kemiklere değerek kutsallaşan yağı tekrar ülkelerine götürmekteydi (Anrich 1917: 516).
A nadolu'da 7. yüzyıldan itibaren başlayan Arap akınları ile Bizans Devleti'nin başkentine kadar uzanan kuşatmalar, Akdeniz kıyı şeridindeki limanları nedeniyle denizden gelebilecek saldırılara doğrudan açık olan Likya bölgesini de etkilemiştir. Akdeniz'deki hegemonyası sarsılan Bizanslılar, savunmalarını güçlendirmek amacıyla, aralarında Myra'nın da bulunduğu stratejik konumları ile önemli kentlerdeki kaleleri tahkim etmiştir (Peschlow 1996: 210). 695'te başlayan taht kanşıklıkları ile zayıflayan Bizans Devleti, 711'e kadar Araplar
ın Afrika'nın Akdeniz kıyılarına ve iç Anadolu'ya ilerlemelerini önleyememiştir. Batıda Bulgar'lar, doğuda ve Akdeniz havzasında Araplar'la mücadele eden imparatorluk, Batı Akdeniz kıyılarındaki gücünü yeniden sağlamayı hedeflemiş, bu amaçla Karya, Likya ve Pamfilya bölgeleri birleştirilerek Kibyraioton theması oluşturulmuştur (Otüken 1998: 22).
<sup>(</sup>Praxis de Stratelatis 1349z-1350a; Anrich 1913: 167-191; 1917: 368-377; Sevcenko 1983: 115, dipnot3).
|
End of preview. Expand
in Data Studio
README.md exists but content is empty.
- Downloads last month
- 8