Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
image_data
imagewidth (px)
1.65k
2.34k
document_id
stringclasses
15 values
page_num
int64
1
359
total_pages
int64
47
441
predictions
dict
title
stringclasses
15 values
abstract_tr
stringclasses
15 values
abstract_en
stringclasses
15 values
author
stringclasses
15 values
thesis_id
stringclasses
15 values
university
stringclasses
11 values
department
stringclasses
15 values
year
stringdate
2008-01-01 00:00:00
2020-01-01 00:00:00
language
stringclasses
1 value
thesis_type
stringclasses
2 values
keyword_abd
stringclasses
1 value
original_url
stringclasses
15 values
file_path
stringclasses
15 values
file_size_bytes
int64
664k
7.1M
download_success
bool
1 class
extraction_success
bool
1 class
prediction_success
bool
1 class
download_timestamp
stringdate
2025-06-04 23:00:19
2025-06-04 23:00:25
extraction_timestamp
stringdate
2025-06-06 09:23:45
2025-06-06 09:47:47
prediction_timestamp
stringdate
2025-06-07 21:13:57
2025-06-07 21:23:15
hf_processing_timestamp
stringdate
2025-06-08 05:05:48
2025-06-08 05:12:25
244066
42
139
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9364138841629028, "polygon": [ [ 1483, 1989 ], [ 1491, 271 ], [ 275, 266 ], [ 267, 1983 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.884993314743042, "polygon": [ [ 921, 125 ], [ 923, 73 ], [ 863, 71 ], [ 861, 123 ] ] } ] }
Talebin belirsiz olduğu ortamda üretim planlama çalışmalarında bulanık mantık yaklaşımı / Production planning studies using fuzzy logic approach in the uncertain demand environment
Üretim planlama, üretim işletmelerinin üretim faktörlerini daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlayan önemli araçlardan bir tanesidir. Üretim planlama, bulanık olarak gerçekleşen talepleri dikkate alarak işletmelerin makine, malzeme, kalıp, işgücü gibi kıt kaynaklarını etkin ve verimli kullanmalarını, müşteri memnuniyeti sağlamalarını ve birbiri ile çelişen bir çok amacı ortak bir noktada birleştiren önemli araçlardandır.Üretim planlama problemlerinin bir çoğunda sürece etki eden faktörler sabit veya kesin olarak kabul edilmekte ve üretim planlama bu şekilde yapılmaktadır. Fakat fiili hayatta üretim planlama için gerekli bir çok faktör ya belirsizdir ya da hiç bilinmemektedir. Bu çalışma kapsamın da belirsiz ortamlarda karar vermeyi sağlayan bulanık doğrusal programlama modeli incelenmiş ve bir üretim planlama sistemi birden çok amaç dikkate alınarak bulanık etkenler karşısında çözülmüştür.Bu çalışma da plastik sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin üretim planlama faaliyetleri ne ilişkin bulanık çok amaçlı doğrusal programlama modeli geliştirilmiştir. Geliştirilen model, altı planlama zamanı için üretimi gerçekleştirilecek, stoklanacak ve müşterilere dağıtımı yapılacak ürün miktarını belirlemeye yöneliktir. Üretim ve taşıma maliyetlerinin minimizasyonunun hedeflendiği model de müşteri talepleri ve karar vericinin amaç fonksiyonlarına ilişkin istek düzeyleri bulanık olarak ele alınmıştır.Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde bulanık mantık kavramına değinilmiştir. İkinci bölümde üretim sistemleri, üretim planlama kavramı ve üretim planlama kavramı ile bulanık mantık ilişkisine değinilmiştir. Üçüncü bölümde bulanık mantık ve tarihçesi, bulanık sayılar ve üyelik fonksiyonları incelenmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise Talebin belirsiz olduğu ortamda üretim planlamada bir bulanık doğrusal programlama modeli ve çözümü sunulmuştur.Anahtar kelimeler : üretim planlama, bulanık doğrusal programlama, bulanık mantık, üretim sistemleri, bulanık sayılar, bulanık çok amaçlı doğrusal programlama
Production planning is one of the most important tool that production enterprise use more effective production factors. Production planning is an important tool that associate conflicting aims at the common point that are considered the results of fuzzy demands to provide scarce resources such as material, labor force, mold to use effectively and efficiently and also to provide customer satisfaction.At most production planning problems the factors that have an effect on process are fixed or definite, and production planning is applied as such. However, in real production enviroment, Most factors that utilized at production planning are either fuzzy or unknown. In this study, one of the model of fuzzy decision making that is fuzzy linear programming is analyzed and more than one cause equation is taken on board that are solved according to the fuzzy factors in this production planning system.In this study, a fuzzy-multi objective linear programming model is developed for production planning of a company in plastic sector. The model intends to determine the quantities of production to be produced, stored, transported to demand centers for six planning periods. In this model, which aims to minimize both production costs and total transportation costs and aspiration levels of decision maker about objective functions are fuzzy.The current study is organized into four main sections. In the first section of study, the basic concepts of fuzzy logic are introduced. In the second section, production systems, production planning systems and the relation between production planning and fuzzy logic are introduced. In the third section, fuzzy logic and its history, fuzzy numbers and membership functions are introduced.In the last section, for production planning in the environment where demand is fuzzy, a fuzzy linear programming model and model?s solutions are preferred.Key words : production planning, fuzzy linear programming, fuzzy logic, production systems, fuzzy numbers, fuzzy-multi objective linear programming
COŞKUN ÖRENLİ
244066
Yıldız Teknik Üniversitesi
Endüstri Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2009
Türkçe
Yüksek Lisans
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogATCjZYCjcLqw_Po6dCxNOPyuaQQ5LOPjBevCZGLeacdc
./data/pdfs/244066.pdf
663,740
true
true
true
2025-06-04T23:00:24.655407
2025-06-06T09:42:21.696315
2025-06-07T21:13:57.217678
2025-06-08T05:05:48.784441
450178
41
308
{ "labels": [ { "class": "Tablo", "confidence": 0.9584577083587646, "polygon": [ [ 175, 2031 ], [ 1464, 2023 ], [ 1456, 532 ], [ 166, 540 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8938411474227905, "polygon": [ [ 855, 2223 ], [ 855, 2171 ], [ 792, 2171 ], [ 792, 2222 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.862770676612854, "polygon": [ [ 1387, 399 ], [ 1388, 216 ], [ 182, 215 ], [ 182, 398 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.745779275894165, "polygon": [ [ 810, 546 ], [ 810, 451 ], [ 205, 451 ], [ 205, 546 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.4637323319911957, "polygon": [ [ 1368, 2091 ], [ 1368, 1978 ], [ 149, 1975 ], [ 149, 2088 ] ] } ] }
Turistik tüketici deneyimi: Beş yıldızlı resort otellerde bir uygulama / The tourist experience: A research on five star resort hotels
Bu araştırmanın amacı, resort otel misafirlerinin dinlence deneyimlerini incelemek ve resort otel tüketici deneyiminin, tüketici memnuniyeti ve sadakati üzerindeki etkilerini tespit etmektir. Ayrıca kültürün; turistik tüketici deneyimi, tüketici memnuniyeti ve sadakati arasındaki ilişkiler (a = resort otel tüketici deneyimi ve tüketici memnuniyeti, b = resort otel tüketici deneyimi ve tüketici sadakati, c = tüketici memnuniyeti ve tüketici sadakati) üzerindeki moderatör etkisi de incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak, kapsamlı bir literatür taraması sonucunda oluşturulan anket formu kullanılmıştır. Anket formu; Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca ve Rusça dillerinde hazırlanmış ve böylece farklı ülkelerden turistlerin araştırmaya katılımının sağlanması amaçlanmıştır. Resort otel deneyimlerinin ölçülmesinde, fiziksel çevre ve sosyal etkileşim unsurlarını esas alan yaklaşım benimsenmiştir. İlgili ölçeklerin yanı sıra; katılımcıların özgün düşüncelerine daha fazla yer verebilmek ve nicel yöntemlerle toplanan verilerin zenginleştirilmesi için, en akılda kalıcı resort otel tüketici deneyimlerine yönelik açık uçlu sorulara da yer verilmiştir. Araştırma evrenini, Türkiye'deki beş yıldızlı resort otellerde konaklayan misafirler oluşturmaktadır. Ancak araştırma sadece yaz turizmi kapsamında hizmet veren ve deniz kenarındaki resort oteller ile sınırlı olduğu için araştırma evreni; Antalya, Muğla, Aydın ve İzmir illerinde bulunan beş yıldızlı resort otel misafirlerinden oluşmaktadır. Kolay ulaşılabilir ve kota örnekleme yöntemleri birlikte kullanılarak, ilgili destinasyonları ziyaret eden 1112 turist üzerinde anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Uç değerler ve yüksek miktarda eksik veri içeren anket formları çıkarıldıktan sonra, 17 farklı milliyetten toplam 1070 kullanılabilir anket formu analiz edilmiştir. Araştırma modelinde yer alan hipotezler, yapısal eşitlik modeli uygulamaları kullanılarak test edilmiştir. Ölçüm sonuçlarının yüksek düzeyde güvenirliğe ve geçerliğe (birleşme, ayırt edici, uyum ve tahmin geçerlikleri) sahip olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçları, resort otel tüketici deneyimlerinin; (1) fiziksel olanaklar, (2) konfor, (3) tasarım ve çevre, (4) profesyonellik, (5) ilgi, (6) misafirler arası etkileşim olmak üzere altı boyuttan oluştuğunu doğrulamaktadır. Söz konusu boyutlardan ilk üçü, fiziksel çevre unsurlarına yönelik deneyimleri; geriye kalan üçü ise sosyal etkileşim unsurlarına yönelik deneyimleri temsil etmektedir. Yapısal model testi sonucunda, resort otel tüketici deneyiminin, tüketici memnuniyetini pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Sosyal etkileşim unsurlarına yönelik (profesyonellik, ilgi, misafirler arası etkileşim) resort otel deneyimleri, tüketici sadakatini pozitif yönde etkilerken; fiziksel çevre unsurlarına yönelik (fiziksel olanaklar, konfor, tasarım ve çevre) resort otel deneyimlerinin ise %5 anlamlılık düzeyinde tüketici sadakati üzerinde böyle bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Ancak her ne kadar düşük olsa da, fiziksel çevre unsurlarına yönelik resort otel deneyimlerinin, tüketici sadakatini %10 anlamlılık düzeyinde pozitif yönde etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca araştırma sonuçları, tüketici memnuniyetinin; resort otel tüketici deneyimleri ile tüketici sadakati arasındaki ilişkide aracılık rolü üstlendiğini göstermektedir. Bu kapsamda, tüketici memnuniyetinin, fiziksel çevre unsurlarına yönelik deneyimler ile sadakat arasındaki ilişkide "tam aracılık"; sosyal etkileşim unsurlarına yönelik deneyimler ile sadakat arasındaki ilişkide ise "kısmi aracılık" rolü taşıdığı belirlenmiştir. Kültürün moderatör etkisi test edilirken, Hofstede tarafından geliştirilen beş boyutlu (güç mesafesi, bireycilik-kolektivizm, kadınsılık-erkeksilik, belirsizlikten kaçınma, kısa veya uzun vadeli yönelim) kültür modeli esas alınmıştır. Buna göre, "resort otel tüketici deneyimleri ile tüketici memnuniyeti" ve "resort otel tüketici deneyimleri ile tüketici sadakati" arasındaki bazı ilişkilerde kültürün moderatör etkisine yönelik çeşitli bulgular tespit edilmiştir. Dolayısıyla, turistik tüketici deneyimlerinin; memnuniyet ve sadakat üzerindeki etki düzeylerinin, turistin ulusal kültürüne göre kısmen değiştiği sonucuna varılmaktadır. Buna göre, güç mesafesinin yüksek olduğu kültürlerde konfor ile misafirler arası etkileşime dayalı deneyimlerin, memnuniyet ve/veya sadakati daha fazla etkilediği belirlenmiştir. Öte yandan, toplumsal hiyerarşinin (güç mesafesinin) düşük olduğu kültürlerde ise fiziksel olanaklar ile profesyonelliğe dayalı deneyimlerin, tüketici sadakati üzerindeki etkisinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bireycilik-kolektivizm kültür boyutuna göre, bireyci kültürlerde, resort otel çalışanlarının profesyonellik düzeyinin, memnuniyet ve sadakat üzerindeki etkisi, kolektivist kültürlere kıyasla daha yüksektir. Kolektivist kültürlerde ise misafirler arası etkileşimin, memnuniyet üzerindeki etkisinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Erkeksilik-kadınsılık kültür boyutuna göre yapılan moderatör analizinde, kadınsı kültürlerde konfor→memnuniyet, tasarım-çevre→memnuniyet ve ilgi→sadakat ilişkilerine yönelik etki düzeyinin daha yüksek iken; erkeksi kültürlerde ise fiziksel olanaklar→sadakat ile profesyonellik→sadakat ilişkilerinin etki düzeyinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca belirsizlikten kaçınmanın yüksek olduğu kültürlerde, tasarım-çevre ile profesyonelliğin, tüketici memnuniyeti üzerindeki etkisi (belirsizlikten kaçınmanın düşük olduğu kültürlere kıyasla) daha fazladır. Söz konusu kültürel etki farklılaşmaları, teorik ve pratik katkıları dikkate alınarak araştırmanın sonuç kısmında tartışılmıştır. Ancak "tüketici memnuniyeti ve tüketici sadakati" arasındaki ilişkide, kültürün herhangi bir etkisi ile karşılaşılmamıştır. Buna göre, hangi kültür modeli ele alınırsa alınsın, tüm kültürlerde memnuniyetin, sadakat üzerindeki etki düzeyi benzerdir. Anahtar Kelimeler : Tüketici deneyimi, memnuniyet, sadakat, kültür, resort oteller
The purpose of this research is to investigate the tourists' resort hotel experiences and to examine the impact of resort hotel experiences on tourist satisfaction and loyalty. Additionally, the moderating effects of culture on the relationships (a = resort hotel experiences and tourist satisfaction, b = resort hotel experiences and tourist loyalty, c = tourist satisfaction and tourist loyalty) among resort hotel experiences, tourist satisfaction and loyalty were tested. A self administered questionnaire developed after a comprehensive literature review was used as a data collection instrument. To increase the participation of tourists from different countries, the questionnaire was administered in the following languages: Turkish, English, German, French, and Russian. The physical environment and social interaction approach was used in measuring resort hotel experiences. In addition to the scales used, open ended questions regarding the most memorable resort hotel experiences were also included to allow for the participants' unique views and to enrich the research findings. Tourists staying at five star resort hotels in Turkey comprise the target population of this study. Because the study focuses solely on the resort hotels located nearby the sea and operating in the summer season, the target population was limited with guests staying at five star resort hotels in the provinces (destinations) of Antalya, Muğla, Aydın, and İzmir. A total of 1112 resort hotel guests visiting the aforementioned destinations was surveyed using both convenience and quota sampling methods. After removing the questionnaires that include outliers and excessive missing data, a total of 1070 questionnaires from 17 different countries was analyzed. The hypotheses in the research model were tested using structural equation modelling. It was found that the research findings have high level of reliability and validity (convergent, discriminant, concurrent and predictive validities). The results also confirm that resort hotel experiences are six dimensional: (1) physical facilities, (2) comfort, (3) design and environment, (4) professionalism, (5) attentiveness, and (6) guest interaction. The first three dimensions represent the resort hotel experiences experiences related with the physical environment, whereas the remaining three dimensions represent the experiences related with social interaction. The structural model results indicate that resort hotel experiences have a positive influence on tourist satisfaction. While the social interaction experiences (professionalism, attentiveness, and guest interaction) have a positive impact on tourist loyalty, the effects of physical environment experiences (physical facilities, comfort, design and environment) on tourist loyalty are not statistically significant at 0.05 or better probability level. Nevertheless, the physical environment experiences have a positive impact on tourist loyalty at 0.10 probability level. Furthermore, the study revealed that tourist satisfaction mediates the relationship between resort hotel experiences and tourist loyalty. In this context, tourist satisfaction represents a "full mediator" on the relationship between physical environment experiences and tourist loyalty, whereas it is a "partial mediator" on the relationship between social interaction experiences and tourist loyalty. To test the moderating impact of culture, Hofstede's five dimensional (power distance, individualism-collectivism, masculinity-feminity, uncertainty avoidance, short-long term orientation) national culture model was used. Accordingly, culture moderates the relationships between "resort hotel experiences and tourist satisfaction" and "resort hotel experiences and tourist loyalty." In other words, the effects of resort hotel experiences on both tourist satisfaction and loyalty varies partially based on tourists' national culture. For instance, the impacts of comfort and guest interaction on satisfaction and/or loyalty are higher in cultures with high power distance, whereas the impacts of physical facilities and professionalism on tourist loyalty are much higher in cultures with low power distance. While the impact of professionalism on both satisfaction and loyalty is higher in individualistic cultures, the impact of guest interaction on satisfaction is higher in collectivist cultures. In feminine cultures, the path coeffficients for comfort→satisfaction, design-environment→satisfaction and attentiveness→loyalty are higher than the masculine cultures. On the other hand, the path coeffficients for physical facilites→loyalty and professionalism→loyalty are much higher when compared to feminine cultures. Furthermore, the impacts of design-environment and professionalism on tourist satisfaction are much higher in cultures with high uncertainty avoidance than the cultures with low uncertainty avoidance. These cultural impact differences are discussed in detail in the conclusions section of this dissertation by considering their theoretical and practical implications. However, no mediating effect of culture on the relationship between tourist satisfaction and loyalty was found. More specifically, the impact of tourist satisfaction on tourist loyalty is similar in all cultures. Key Words : Consumer experience, satisfaction, loyalty, culture, resort hotels
AHMET UŞAKLI
450178
Gazi Üniversitesi
Turizm İşletmeciliği Eğitimi Ana Bilim Dalı
2016
Türkçe
Doktora
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=DPTyuy3wRPq_qvCPSqUB6-DXMj2LIOpRWsfunoZDqA9HeAlMGGjoXPhY6siG827T
./data/pdfs/450178.pdf
6,725,985
true
true
true
2025-06-04T23:00:23.722357
2025-06-06T09:41:33.771980
2025-06-07T21:13:57.255208
2025-06-08T05:05:49.461119
634622
152
237
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9238535761833191, "polygon": [ [ 1498, 2088 ], [ 1509, 258 ], [ 192, 249 ], [ 180, 2080 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9120178818702698, "polygon": [ [ 1462, 172 ], [ 1463, 123 ], [ 1396, 123 ], [ 1395, 171 ] ] } ] }
Sosyal medyada insan kaynakları uygulamalarının genel görünümü: İnsan kaynakları profesyonelleri üzerine bir araştırma / General view of human resources practices in social media: A research on human resources professionals
Sosyal medya sürekli yenilenen teknolojilerle uyum içinde olmalarını sağlayarak İKY'nin canlılığını ve etkinliğini ayakta tutmaktadır. Sosyal medya İKY'ye birçok kolaylıklar sunmaktadır. Öyle ki günümüzde iş ilanı zaman ve maddi bir kayba uğramadan yayınlanabilmektedir. Sosyal medya sayesinde kurum içi ve dışı geri bildirimler daha hızlı şekilde alınmaya başlanmıştır. Çalışanlar çalıştıkları kurumların etkinliklerinden ve duyurularından kolaylıkla haberdar olabilmektedirler. Bu tez çalışması günümüzdeki teknolojik gelişmelerle kullanımı çok yaygınlaşan sosyal medyada İK uygulamalarının nasıl görünüme sahip olduklarını ve sosyal medyanın İK uygulamalarına etkisini açıklamayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda İK uygulamalarında yaygın olarak kullanılan beş sosyal medya uygulamaları ele alınmıştır. Araştırmanın evrenini sosyal medya kullanan insan kaynakları profesyonelleri oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında oluşturulan anket çalışması basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle elde edilen üç yüz yirmi dört kişi katılım göstermiştir. Araştırma sonucunda İK uygulamalarıyla sosyal medya arasında anlamlı bir ilişki ortaya koyulmuştur. İşe alım sürecinde daha çok sosyal medyadan yararlanıldığı diğer ele alınan sekiz İK uygulamalarının yeni yeni sosyal medyada yer edindikleri tespit edilmiştir. İK uygulamalarının en fazla Linkedin'da yer aldığı görülmektedir.
Social media keeps the vitality and effectiveness of HRM by ensuring that they are in harmony with the constantly renewed technologies. Social media offers many facilities to HRM. So much so that nowadays job postings can be published without any loss of time and money. Thanks to social media, feedbacks inside and outside the institution are being received more rapidly. Employees can easily be informed about the events and announcements of the institutions they work for. This thesis study aims to explain the appearance of HR applications in social media, which is becoming widespread with today's technological developments, and the effect of social media on HR applications. To this end, five social media sites that are widely used in HR applications are discussed. Human resources professionals using social media constitute the universe of the research. Three hundred and twenty four people participated in the questionnaire study created within the scope of the research, which was obtained by simple random sampling method. As a result of the research, a meaningful relationship has been revealed between HR practices and social media. It was determined that the other eight HR practices, which were mostly used on social media during the recruitment process, gained their place in the new social media. It is seen that HR applications are mostly on Linkedin.
HANİFE TAŞ
634622
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
İşletme Ana Bilim Dalı
2020
Türkçe
Yüksek Lisans
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=_F5QEpayDXGqGZlp9XiFtFlKbVD5fmVV2_cq7n85kxi9Yqdf6q6AOitrUgZvbYA6
./data/pdfs/634622.pdf
3,598,883
true
true
true
2025-06-04T23:00:22.332322
2025-06-06T09:29:53.455948
2025-06-07T21:13:57.813782
2025-06-08T05:05:49.923499
530829
55
71
{ "labels": [ { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8674700260162354, "polygon": [ [ 1359, 2115 ], [ 1359, 2004 ], [ 460, 2003 ], [ 460, 2114 ] ] }, { "class": "Resim", "confidence": 0.8519471287727356, "polygon": [ [ 1360, 1938 ], [ 1369, 327 ], [ 528, 323 ], [ 519, 1933 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.7735583186149597, "polygon": [ [ 1511, 143 ], [ 1511, 90 ], [ 1446, 89 ], [ 1446, 142 ] ] } ] }
Seramik yüzeylerde lazerle desen oluşturma tekniği ve uygulamalar / Lazer pattern creation techniques and applications on ceramic surface
"Seramik Yüzeylerde Lazerle Desen Oluşturma Tekniği ve Uygulamalar" başlığı altında yapılan uygulama raporunda, lazer teknolojisinin seramik yüzeylerde desen oluşturma yöntemleri incelenecek, bunun yanı sıra bu yöntemin alana olan katkıları değerlendirilecektir. Teknolojinin sanat ve tasarım alanlarında yaratıcılık, tasarım ve ürün oluşturma sürecine olan etkisi kaçınılmazdır. Günümüzde sayısal işleme teknolojileri sayesinde bilgisayar destekli tasarım ve üretim yöntemleri hem üç boyutlu hem de iki boyutlu tasarımların oluşturulmasında ve uygulanmasında her geçen gün kullanıcılara yeni imkânlar sunmaktadır. Bilgi çağının yenilikçi yöntemlerinden birisi olan lazer teknolojisinin sayısal programlar ile bilgisayar ortamında tasarım sürecine dâhil edilmesiyle sırsız seramik yüzeylerde desen oluşturma imkânı gerçekleşmiş ve sanat ve tasarım başlıkları altında uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Bu uygulama sürecinde kullanılan teknolojinin sadece tasarım alanında değil sanat alanında da kullanılabileceği gösterilmek istenmiştir. Uygulamalar, kalıp ile şekillendirilen döküm çamuru kullanılarak oluşturulmuş formlar ve geri dönüştürülebilen ileri teknolojik endüstriyel yöntemler ile üretilen terracotta cephe kaplama panelleri üzerinde CO2 gazı lazer makinesi kullanılarak yapılmıştır. Çalışmalarda geri dönüşüm malzemelerinden de faydalanılmıştır. Günümüz dünyasının en önemli sorunlarından biri olan göç politikaları ele alınmıştır.
In the application report made under the heading ''Lazer Pattern Creation Techniques and Applications on Ceramic Surface'', the methods of forming the patterns on the ceramic surfaces of the laser technology will be examined, as well as the contribution to this area of the laser technology will be evaluated. The impact of technology on the processes of creativity, design and product creation in the fields of art and design is inevitable. Today, thanks to digital processing technologies, computer aided design and production methods offer new possibilities to the users every day in the creation and implementation of both three dimensional and two dimensional designs. By incorporating laser technology, which is one of the innovative methods of information age, into the design process in computer environment with digital programs, it was possible to create patterns on unglazed ceramic surfaces and applications were realized under the titles of art and design. It is desirable to show that the technology used in this application process can be used not only in the design field but also in the art field. Applications were made using CO2 gas laser machines on terracotta facade cladding panels produced by mould-forming casting moulds and recyclable high-tech industrial processes. Recycling materials have also been utilized in the work. Immigration policies, one of the most important problems of today's world, have been discussed.
CEYDA SIKI
530829
Dokuz Eylül Üniversitesi
Seramik ve Cam Tasarımı Ana Sanat Dalı
2018
Türkçe
Yüksek Lisans
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=as2oTjW5jfr9IKSvmCdJYrxPjp_KVOGuvXPqwTK-wHd7bvyC_B0qfHxejtGAKMCa
./data/pdfs/530829.pdf
5,243,380
true
true
true
2025-06-04T23:00:23.992449
2025-06-06T09:37:21.994911
2025-06-07T21:13:59.327501
2025-06-08T05:05:50.171626
457868
18
129
{ "labels": [] }
Aşılı karpuz yetiştiriciliğinde farklı anaç/kalem kombinasyonlarının bitki büyümesi üzerine etkilerinin araştırılması / The effects of different rootstock/scion combinations on the plant growth in grafted watermelon cultivation
Bu çalışmada, ülkemizde anaçlık özelliği yönünden popüler olan bazı kabak anaçlarının ve anaç ıslahı ile geliştirilen kabak anaç adayının karpuz çeşitleri ile aşı uyuşum durumlarının saptanması ve kabak anaçlarının karpuzun vejetatif büyümesi üzerine kantitatif etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada; ISR-11 anaç çeşit adayı ile 4 ticari kabak anacı (Obez, Shintoza, Maximus, TZ-148) kullanılmıştır. Kalem olarak; Crimson Tide F1, Starburst F1, Mara F1, Zeugma F1 karpuz çeşitleri denemede yer almıştır. Aşı başarı oranları, %29.62 - %90.62 arasında değişim göstermiştir. Aşısız karpuz çeşitleri ve aşılı karpuzlarda vejetatif büyüme üzerine kantitatif etkilerin tespit edilebilmesi amacıyla; aşılamadan itibaren üç dönemde kantitatif analizler yapılmıştır. Araştırma sonucunda; anaç/kalem kombinasyonlarına bağlı olarak ortalama yaprak sayılarının 14.33-54.33 adet, ortalama yaprak alanının 498.90 cm2-1711.31 cm2 ve gövde kalınlıklarının 5.31 mm-7.50 mm arasında değiştiği saptanmıştır. Ayrıca oransal yaprak alanının 36.41 cm2/g-71.91 cm2/g, özgül yaprak alanının 102.22 cm2/g-340.85 cm2/g, oransal yaprak ağırlığının 0.24-0.38 g/g ve yaprak kalınlığının 0.005 g/cm2-0.011 g/cm2 arasında dağılış gösterdikleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda kabak anaçları ile aşılı karpuzların, aşısız karpuz çeşitlerine göre daha fazla vejetatif büyüme gösterdikleri saptanmıştır. Elde edilen araştırma bulguları, aşılı karpuz fidesi konusunda çalışacak araştırıcılar ve aşılı fide üreticileri için gelecekte pratikte uygulanabilirlik yönünden önemli yararlar sağlayacaktır.
In this study, it was aimed to determine the grafting compatibility of interspecific rootstocks (winter squash x pumpkin) varieties which are very popular in Turkey and promising interspecific rootstock candidate (winter squash x pumpkin) grafted with some watermelon varieties. The quantitative effects of rootstocks on vegetative growth of the watermelon varieties were also determined. In the research; ISR-11 rootstock candidate variety and 4 commercial interspecific rootstocks (Obez, Shintoza, Maximus, TZ-148 cv.) were used. Crimson Tide F1, Starburst F1, Mara F1 and Zeugma F1 (watermelon) were used as scion. Grafting success ratios of rootstocks were found between %29.62 - %90.62. Analyses were carried out in three periods in order to determine the quantitative effects on vegetative growth in different grafting combinations and non-grafted watermelon varieties. As a result of this research; depending on the rootstock/scion combinations, it was found that the average leaf number was 14.33-54.33, the average leaf area was 498.90 cm2-1711.31 cm2, and the stem diameter was 531 mm-7.50 mm. In addition, it was determined that leaf area ratio value was 36.41 cm2/g-71.91 cm2/g, specific leaf area value was 102.22 cm2/g-340.85 cm2/g, leaf weight ratio value was 0.24-0.38 g/g and leaf thickness value was 0.005 g/cm2-0.011 g/cm2. In this research, different interspecific rootstocks grafted with watermelons showed more vegetative growth than non-grafted watermelon varieties. The research findings will provide important benefits for researchers who will work on grafted watermelon seedling and grafted seedling companies.
EDA KURT
457868
Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Bahçe Bitkileri Ana Bilim Dalı
2017
Türkçe
Yüksek Lisans
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=DPTyuy3wRPq_qvCPSqUB67XouX1K6_Zf-icwdAiNNnllzTYF_1xb8S4E7JdHloM3
./data/pdfs/457868.pdf
1,641,783
true
true
true
2025-06-04T23:00:24.350994
2025-06-06T09:42:21.748549
2025-06-07T21:13:59.332993
2025-06-08T05:05:50.456516
244744
9
224
{ "labels": [ { "class": "İçindekiler", "confidence": 0.9376128315925598, "polygon": [ [ 1517, 1968 ], [ 1529, 289 ], [ 300, 281 ], [ 289, 1960 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.916983962059021, "polygon": [ [ 947, 2077 ], [ 948, 2030 ], [ 893, 2028 ], [ 892, 2076 ] ] } ] }
Değişik azot ve fosfor dozları ile pir öldürme ve hasat zamanlarının patatesin (Solanumm tuberosum L.) verim ve verim unsurları üzerine etkisi / The effects of different nitrogen and phosphorus doses, vine killing and harvesting time on yield and yield properties of potato (Solanum tuberosum L.)
Farklı azot ve fosfor dozları ile pir öldürme ve hasat zamanlarının patatesin verim ve verim unsurları üzerine etkisini incelemek amacı ile bu çalışma 2005 ve 2006 yıllarında Erzurum'da yürütülmüştür. Üç azot (0, 12 ve 24 kg/da), üç fosfor dozu (0, 9 ve 18 kg/da), dört pir öldürme (8 Ağustos, 23 Ağustos, 7 Eylül ve 22 Eylül) ve dört hasat zamanının (hemen, 10 gün sonra, mevsim sonu ve kontrol) uygulandığı deneme ?Şansa Bağlı Tam Bloklar Deneme Deseninde Bölünen Bölünmüş Parseller? düzenlemesine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuştur.Araştırma sonuçlarına göre, deneme yıllarının incelenen karakterlerden çıkış oranı, sap sayısı, dekara büyük yumru verimi, protein ve cipsin yağ çekme oranı hariç diğer karakterler üzerine etkisi önemli olmuştur, Azot dozlarının çıkış süresi, bitki boyu, küçük yumru verimi ve özgül ağırlığı üzerine etkili olduğu tespit edilmiştir. Fosfor dozlarının ise dekara ıskarta yumru verimi, özgül ağırlık, kuru madde oranı, cips verimliliği ve cipsin yağ çekme oranı hariç diğer karakterler üzerine etkili olduğu belirlenmiştir. Pir öldürme tarihleri geciktikçe ocak başına yumru sayısı ve verimi, dekara toplam yumru verimi, büyük yumru verimi, özgül ağırlık, protein oranı ve cips verimliliği ve cipsin yağ çekme oranında artış olmuştur. Hasat zamanı geciktikçe ocak başına yumru sayısı ve verimi, dekara toplam yumru verimi, büyük ve orta yumru veriminde artış olmuş, dekara küçük ve ıskarta yumru veriminde azalma olmuştur. Ayrıca protein ve kuru madde oranında azalma, özgül ağırlık, cips verimliliği ve cipsin yağ çekme oranında bir artış tespit edilmiştir.Sonuç olarak Erzurum şartlarında patates yetiştiriciliğinde toprağın besin içeriğine göre dekara 24 kg azot ve 9 kg fosfor verilmeli, 7 veya 22 Eylül tarihleri arasında pirler öldürülmeli ve pirler öldürüldükten 10 gün sonra hasat edilmelidir.Anahtar kelimeler: Patates, azot dozları, fosfor dozları, pir öldürme tarihleri, hasat zamanları, verim unsurları,
This study was conducted to determine effects of different nitrogen and phosphorus dosages, and vine killing and harvesting times on the yield and yield components of potato in years 2005 and 2006 in Erzurum. The trial was designed as three nitrogen (0, 12 and 24 kg da-1), three phosphorus (0, 9 and 18 kg da-1), four vine killings (8 and 23 August, 7 and 22 September) and four harvesting times (at once, ten days after, end of season and control) as split-split-plots in randomized complete block (RCB) design with three replications.According to the results of the study, studied years had effects on the all of the investigated properties except for the emergence rate, stem number, big tuber yield per decare, protein, oil absorption ratio of chips. It was determined that nitrogen dosages had effects on emergence duration, plant height, small tuber yield and specific gravity of tubers. Phosphorus dosages had effects on all of the investigated characters of potato except for the discarded tuber yield per decare, specific gravity, dry matter, productivity of chips and oil absorption rate of chips. It was observed that there were increases in tuber number and yield per hole, total tuber yield per decare, big tuber yield, specific gravity, protein rate, yield and oil absorption ratio of chips with delaying of vine killing dates. It was observed that there were increments in tuber number and yields per hole, total tuber yield per decare, middle and big tuber yields, and were decrements in small and discarded tuber yields. Moreover, decrements in protein and dry matter ratios and increments in specific gravity, productivity of chips and oil absorption ratio of chips were determined.Considering nutrient content of soil, it was concluded that 24 kg nitrogen per decare and 9 kg phosphorus per decare should be applied, vine killings should be made between 7 and 22 September dates, and the harvest should be made after 10 days of vine killings in potato production under Erzurum conditions.Keywords: Potato, nitrogen doses, phosphorus doses, vine killing dates, harvesting times, yield properties.
ZÜHAL KAVURMACI
244744
Atatürk Üniversitesi
Tarla Bitkileri Ana Bilim Dalı
2008
Türkçe
Doktora
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogAS6RpToIcGQkZ4hOghoVTJ_ZCB1m1ZTBqZ2xD6Flovy2
./data/pdfs/244744.pdf
5,757,284
true
true
true
2025-06-04T23:00:24.675509
2025-06-06T09:42:22.719118
2025-06-07T21:13:59.540929
2025-06-08T05:05:50.787851
226720
48
131
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9428592324256897, "polygon": [ [ 1461, 2049 ], [ 1484, 328 ], [ 318, 313 ], [ 295, 2033 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8995035290718079, "polygon": [ [ 1406, 134 ], [ 1406, 84 ], [ 1347, 83 ], [ 1346, 133 ] ] } ] }
Orta öğretim öğrencilerinin yabancı dil öğrenimlerini etkileyen etmenler orta öğretim öğrencilerinin yabancı dil öğrenimlerini etkileyen etmenler / Factors affecting foreign language learning of secondary school students
Bu çalışmanın amacı; ortaöğretim öğrencilerinin yabancı dil (İngilizce) öğrenmelerini etkileyen etmenlerden; yabancı dil kaygısının, aile eğitim seviyesi ve mesleğinin, öğrenim gördükleri okul ve okul türünün (devlet, özel gibi), cinsiyetlerinin, yabancı dil ve ders işleme teknikleri hakkındaki düşüncelerinin İngilizce öğrenimine etkisini belirlemektir. Bu çalışmada, Gaziantep'te 2004-2005 öğretim yılında yabancı dil ağırlıklı eğitim veren 17 lisenin hazırlık sınıflarında öğrenim gören 1454 öğrenci arasından rasgele-örnekleme yöntemiyle seçilen 293 öğrenciye Likert tipi ölçek uygulandı. Verilerin analizi için t-testi, tek yönlü ANOVA ve Scheffé testleri kullanıldı.Öğrencilerin, anne ve babalarının eğitim düzeylerinin, mesleklerinin, cinsiyetlerinin, mezun oldukları ve okudukları okul türünün yabancı dil kaygı düzeylerine etkisi araştırıldı ve öğrencilerin kaygı düzeylerinin bunlardan etkilenmediği sonucuna ulaşıldı. Ancak öğrencilerinin yabancı dil kaygı düzeyi yüksek olan bazı okullarda öğrencilerin yabancı dil başarı düzeyleri düşük bulundu.Ortaöğretim öğrencilerinin yabancı dil kaygı düzeylerinin başarılarını etkilediği, yabancı dil kaygısı yüksek öğrencilerin akademik yıl sonu yabancı dil notlarının düşük olduğu, düşük yabancı dil kaygısı taşıyan öğrencilerin ise notlarının yüksek olduğu ortaya çıkarıldı. Bununla birlikte, araştırmadan elde edilen bulgular, öğrencilerin yabancı dil başarı düzeylerinin, babalarının eğitim düzeyinden, öğrenim gördükleri okuldan, okul türünden ve dil hakkında geliştirdikleri olumlu düşüncelerinden etkilendiğini göstermektedir. Bulgular öğrencilerin yabancı dil kaygı seviyelerinin cinsiyetlerine göre farklılık göstermediğini, ancak kız öğrencilerin yabancı dil başarı seviyelerinin daha yüksek olduğunu göstermektedir.
The purpose of this study is to determine whether factors like foreign language anxiety, educational level and occupation of families, schools and school types students attend, their genres, teaching methods, and the positive ideas of students about language learning are affecting their English learning or not. In this study, Likert type scale was applied to 293 randomly selected students among 1454 preparatory class students from 17 foreign language oriented high schools in central Gaziantep in the academic year of 2004-2005. The data were analyzed by using t test, one way ANOVA, and Scheffé test.The effects of the level of education and the occupation of the parents, the genres of the students, the school type they attend, the primary schools they graduated from on the level of foreign language anxiety was investigated and no effects of these parameters were found. On the other hand, some of the schools where the students had high level of foreign language anxiety had low foreign language success.Findings of this study indicated that foreign language anxiety levels affect secondary school student?s English learning academic successes, the students with high level of foreign language anxiety received low grades in English language courses at the end of the academic year; however, the students with the low level of foreign language anxiety received high grades. In addition to this, this study revealed the fact that students? schools and school types they are attending, their fathers? educational level, teaching methods, and their positive ideas about language learning were significantly affecting their academic success in English learning. The results indicated that there were no differences between the level of Foreign Language Anxiety of genders , however female students were found to be more successful in foreign language learning than male students.
GÜZİDE ÖNER
226720
Gaziantep Üniversitesi
Eğitim Bilimleri Bölümü
2008
Türkçe
Doktora
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=-Z0vbSUgrhM9fXoGkRe6Q-wbhe8ezYeKRzULRvrYKujurmWzDUYWpfEytDwqtaEP
./data/pdfs/226720.pdf
694,429
true
true
true
2025-06-04T23:00:23.982618
2025-06-06T09:38:18.986993
2025-06-07T21:14:00.075369
2025-06-08T05:05:50.958483
616505
265
362
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8736286759376526, "polygon": [ [ 1466, 175 ], [ 1466, 129 ], [ 1405, 128 ], [ 1404, 175 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.6740239262580872, "polygon": [ [ 1486, 2135 ], [ 1503, 268 ], [ 135, 255 ], [ 118, 2122 ] ] } ] }
Üstün yetenekli öğrencilere yönelik farklılaştırılmış sorgulama temelli fen bilgisi ders modüllerinin geliştirilmesi, uygulanması ve etkililiğinin değerlendirilmesi / The development, implementation and effect of differentaited inquiry-based science lesson modules for gifted students
Üstün yetenekli öğrenciler özel ve farklı bir eğitim ortamı ihtiyacı içerisindedirler. Akademik / zihinsel anlamda ise, iyi bir genel eğitime sahip olmak; zihinsel anlamda zorlanmak ve dolayısıyla motive olmak; çalışmalarında, düşünmelerinde ve öğrenmelerinde bağımsız olmak üstün yetenekli öğrencilerin temel ihtiyaçlarıdır denebilir. Bu ihtiyaçlar çerçevesinde üstün yeteneklilerin eğitiminin nasıl dizayn edilmesi gerektiği halen tartışılan bir konudur. Bu dizaynlar dikkate alındığında, herhangi bir dizayn içerisinde üstün yetenekli öğrencilerin kendilerine özgü materyaller ve ortamların oluşturulması ihtiyacı ise her zaman hissedilmektedir. Literatür incelendiğinde üstün yetenekli öğrencilerin kendilerini zorlayıcı etkinlik ve içeriklere, farklılaştırılmış ders planları ve programlara, aktif öğrenme süreçlerine, yeterli bir fiziki altyapıya sahip öğrenme ortamına ve yasal düzenlemelere gereksinim duymaktadırlar. Bu çalışmada bu gereksinimlere yönelik olarak öğrencilerin ihtiyaç duydukları ve öğretmenlerin her platformda eksikliğini hissettikleri ders rehber materyalleri geliştirmek ve bu rehber materyallerin işlerliğini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaçla öğrencilerin fen bilgisi derslerine yönelik olarak modüller geliştirilmiştir. Modüller fizik, kimya ve biyoloji alanlarına ait günlük yaşam problemleri içeren konulardan oluşmuştur. Modüllerde teorik altyapısı sorgulama temelli yaklaşım ile yapılandırılmış, aktif öğrenme süreçlerine yer verilmiş, farklılaştırma stratejisi modül bölümlerinde etkin olarak kullanılmış ve zorlayıcılık ilkesi göz ardı edilmemiştir. Bu bağlamlar çerçevesinde geliştirilen modüllerin bir sonraki aşamada bilimsel olarak geçerliliği test edilmiştir. Öncelikle modüllerin öğrencilerde yarattığı farklılık değerlendirilerek gerçek bir fayda sağlayıp sağlamadığı incelenmiştir. Bu kapsamda, kullanılan teorik çerçeve dikkate alınarak modüllerin öğrencilerin bilimsel muhakeme, bilimsel süreç becerileri ve kavramsal anlama değişkenleri üzerindeki etkisi irdelenmiştir. Ayrıca modüllerin kullanışlılığı ve uygulama öğretmenin modüller hakkındaki düşünceleri de alınarak veri çeşitliliği sağlanmıştır. Araştırma problemleri, araştırmanın amacı ve tasarımı dikkate alındığında araştırmada karma desen metodolojisi kullanılmıştır. Araştırma üç yılı kapsayan, öncelikle Bilim Sanat Merkezi (BİLSEM) fen öğretmenlerinin ders içi ihtiyaçlarının belirlenerek başladığı, literatür taraması ve modüllerin geliştirilmesi süreci ile devam eden ve sonunda modüllerin uygulanarak etkililiğin değerlendirildiği aşamalı bir süreçtir. Bu yüzden karma yöntemin çok aşamalı deseni araştırmanın metodolojisini oluşturmaktadır. Araştırma 19 üstün yetenekli öğrenci ile Bursa'da bir BİLSEM'de gerçekleştirilmiştir. 12 hafta süresince devam eden uygulamada ön/son-test tek grup deneysel desen ile nicel veriler toplanmıştır. Görüşme, gözlem ve doküman analizi ile nitel veriler elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucu problem durumlarına göre nicel ve nitel bulgular elde edilmiş ve değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin bilimsel muhakemelerinde anlamlı düzeyde bir gelişim gözlenmiştir. Fakat bu gelişim istenen düzeyde olmamış yüksek seviyede muhakeme becerisi gözlenmemiştir. Öğrencilerin bilimsel süreç becerilerinde anlamlı derecede bir gelişim bulunmuştur. Buna göre öğrencilerin hipotez kurma gibi nedensel düzey becerilerde ve bazı deneysel düzey becerilerde zorlandıkları görülmüştür. Dolayısıyla öğrencilerin bilimsel süreç becerilerindeki gelişimin daha da artırılabileceği sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin modülde geçen kavramları anlamlandırabildikleri bulunmuştur. Ancak bazı kavramlar arası ilişkileri yapamadıkları veya zorlandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Modüllerin kullanışlı olarak değerlendirildiği yapılan gözlemler sonucu ortaya çıkarılmıştır. Uygulama öğretmeni ile yapılan görüşmeden ise, modüllerin üstün yetenekli öğrencilerin eğitimi için uygun olduğu fakat BİLSEMlerdeki süregelen bazı problemlerden dolayı (zaman kullanımı, devamsızlık gibi) bumerkezlerde kullanımı sürecinde problemler karşılaşılabileceği sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlardan yola çıkarak, modüllerin daha uzun zaman dilimlerinde uygulanması gerektiği, böylece belirtilen değişkenlere yönelik daha uzun süreli etkinlikler işlenerek istenen seviyede bilimsel muhakeme ve bilimsel süreç becerisi gelişimi sağlanabileceği, kavramlar arası ilişkilerin daha etkili olarak anlamlandırılabileceği önerilmektedir. Öğrencilerin daha fazla hipotetik düşünme süreçlerine katılımları sağlanmalıdır. Böylece yüksek düzeyde bilimsel muhakeme becerisi geliştirilmesi sağlanabilir. Öğrencilerin bilimsel muhakeme becerilerindeki gelişim ile bilimsel süreç becerilerinin ilişkili olduğuna dair bulgular göz ardı edilmeyerek ve her iki beceriye ait etkinliklerin seviyelerinin birbiri ile eş zamanlı yapılması önerilmektedir.
The gifted students need a special and different educational environment. In the academic/cognitive sense, having a good general education; being mentally challenged and hence motivated; thinking, learning and being independent in their studies are the basic needs of gifted students. In the context of these needs, it is still debated how the educational settings of gifted learners should be designed. Considering these designs, the need to create unique materials and environments for gifted students in any design is always felt. When the literature is examined, gifted students need challenging activities and contents, differentiated lesson plans and programs, active learning processes, learning environment with adequate physical infrastructure and legal regulations. This study aims to develop lesson guide materials and to examine the functionality of these guidelines in order to meet these needs and the teachers feeling who express the lack of this kind of materials in every platform. For this purpose, modules were developed for gifted students' science lessons. Modules are composed of subjects with daily life problems related to physics, chemistry, and biology. In the modules, the theoretical infrastructure was structured with an inquiry-based approach and active learning processes were included. The modules developed within these contexts were tested scientifically at a later stage. First of all, it is examined whether the modules provide a real benefit by evaluating the difference that students create. In this context, the effect of the modules on scientific reasoning, scientific process skills, and conceptual understanding variables was evaluated by taking into consideration the theoretical framework used. In addition, the usability of the modules and the teachers' opinions about the modules were taken and by this way, data variety was provided. When the research problems, aim and design of the research were taken into consideration, mixed design methodology was used. The research is a gradual process that consists of three years started with determining the needs of the science teachers regarding the lesson in the Science and Art Center (SAC) and continuing with the process of the literature review and developing modules. Therefore, the multi-stage pattern of the mixed method is the methodology of research. The research was carried out with 19 gifted students in a SAC in Bursa. Quantitative data were collected with a single group experimental design through 12 weeks of implementation. Qualitative data were obtained through interview, observation and document analysis. As a result of the analyzes, quantitative and qualitative findings were obtained according to the problem situations and then evaluated. According to the results, a significant improvement was observed in the scientific reasoning of the students. However, this level of development was not observed at the desired level of high-level reasoning skills. A significant improvement was found in students' scientific process skills. According to this, it was observed that students had difficulty in the causal level skills such as hypothesis posing and some experimental level skills. Therefore, it was found that the development of scientific process skills of the students could be further increased. It was found that students could make sense of the concepts in the module. However, it has been concluded that they cannot make relations between some concepts or have difficulties. It was revealed that the modules were evaluated as useful. It is concluded after the interview with the teacher that the modules are suitable for the education of gifted students but some problems may be encountered in the use of SACs. Based on these results, it is suggested that the modules should be applied in longer time periods, so that long-term activities for the mentioned variables can be processed and scientific reasoning and scientific process skills can be developed at the desired level, and that the relationships between the concepts can be more effectively understood. Students should be challenged by prompting them into more hypothetical thinking processes. Thus, a high level of scientific reasoning can be developed. It is recommended that the findings of the students' scientific reasoning skills and scientific process skills are related, and that the levels of activities related to both skills are concurrent with each other.
BESTAMİ BUĞRA ÜLGER
616505
Uludağ Üniversitesi
Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Doktora
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=4J_FzTwlrMCH4qBROpXPH3IsUU9JdyKByvd5BHSVvIL0_IP13JipBON_olIpj2A6
./data/pdfs/616505.pdf
7,101,955
true
true
true
2025-06-04T23:00:19.972796
2025-06-06T09:23:45.272656
2025-06-07T21:14:01.431434
2025-06-08T05:05:51.558031
235839
138
441
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9508578777313232, "polygon": [ [ 1465, 1747 ], [ 1472, 254 ], [ 309, 248 ], [ 302, 1742 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9214164018630981, "polygon": [ [ 919, 2111 ], [ 919, 2061 ], [ 848, 2060 ], [ 848, 2110 ] ] }, { "class": "Footer", "confidence": 0.9118618369102478, "polygon": [ [ 1418, 1999 ], [ 1418, 1733 ], [ 290, 1732 ], [ 290, 1998 ] ] }, { "class": "Footer", "confidence": 0.39087164402008057, "polygon": [ [ 1426, 1643 ], [ 1426, 1492 ], [ 292, 1490 ], [ 292, 1642 ] ] } ] }
Kalkınmanın finansmanında Grameen Bank örneği ve Türkiye için uygulanabilir bir mikrofinansman modeli önerimi / Grameen Bank example in development financing and proposal of an applicable microfinance model for Turkey
Din, dil, ırk ve düşünce farklılığı gözetmeksizin, tüm bireylerin refahında, yaşam standartlarında, gelirinde ve/veya maddi olanaklarında iyileşme sağlamak; özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında, dünya kamuoyunun en çok ilgilendiği konu haline gelmiştir. Buna göre, tüm bu sosyo-ekonomik olguları içerisinde barındıran kalkınma, birçok ülkenin öncelikli hedefi olmuştur. Bununla birlikte, gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere, dünyadaki bir çok ülke, yoksulların yaşam koşulları iyileştirilmeden anlamlı bir kalkınmanın herhangi bir ülkede gerçekleşemeyeceği gerçeğini kabul etmiştir. Bu görüş, tüm dünyada giderek daha da çok kabul görmüştür. Zira, sadece ekonomik büyüme odaklı stratejiler, insanların çoğunluğunun yaşam standartlarını iyileştirmede, büyük ölçüde başarısız olmuşlardır. Bir çok gelişmekte olan ülkede büyük bölgeler arası ve sınıflararası farklılıklar gözlenmiştir. ri safi milli hasılalar arttıkça yoksulluk, gelir dağılımındaki eşitsizlik ve işsizlik de artmıştır. Bu gelişmeler, 1970'li yıllardan itibaren birçok ülkeyi, yoksul kesimin yaşam standartlarının düzeltilmesine yardımcı olacak yeni politikalar, stratejiler ve yaklaşımlar belirlemeye itmiştir. Nitekim, söz konusu yıllarda ortaya çıkan yaklaşımlardan biri de mikrofinansmandır. Buna göre, finansal hizmetlere erişim sağlayamayan ya da ancak oldukça elverişsiz koşullarla erişebilecek durumda olan yoksul kesime kredi, tasarruf, sigorta gibi temel finansal hizmetlerin sunulmasını finansman i olarak ortaya çıkan mikrofinansman; özellikle Asya, Sahra-altı Afrika ve Latin Amerika'daki başarılı uygulamalarıyla, tüm dünyada kabul gören bir finansman yöntemi haline gelmiştir. Ancak, mikrofinansmanın genel kabul görmesi bakımından milat olarak kabul edilen asıl gelişme ise; 1974 yılında, Bangladeş'te yaşanmıştır. Buna göre Bangladeş'te kurulan Grameen Bank, kaynakların israf edilmesi riski minimize edilerek, yoksullara da kredi sağlanabileceğinin dünyadaki en önemli örneklerinden birini sergilemiş, bu alanda prototip haline gelmiştir. Nitekim, bu çalışma kapsamında, Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısı göz önünde bulundurularak tasarlanmasına rağmen, ana hatlarıyla Grameen Bank prototipinin özelliklerini yansıtan bir mikrofinansman inin uygulanması önerilmektedir. Zira, Grameen Bank örneğinden hareketle; yoksullukla mücadele etme anlayışıyla hizmet veren, mali olarak güçlü ve sürdürülebilir nitelikte olan; kar amacı gütmeyen ve sadece mikrofinansman alanında faaliyet gösteren bir kurum yapısının, Türkiye'de de uygulanabilirliğini ortaya koymaktadır.
After the Second World War, the most prominent issue on the agenda of the world public opinion has been to improve the welfare, living standards, income and/or financial means of all individuals without any discrimination on the basis of religion, language, ethnicity and thought. In this context, development, which enshrines all these socio-economic components, has been a priority for many countries. Many countries across the world, including developed countries, have accepted the fact that development can not be achieved in any country without improving the living conditions of indigent people. This point of view has been accepted more and more throughout the world. Strategies solely focusing on economic growth have failed to improve the living standards of people. Disparities between regions and classes have been seen in many developing countries. As the gross national product increased, poverty, inequalities in income distribution and unemployment also increased. Since the 1970s, these developments impelled many countries to determine new policies, strategies and approaches to help improve the living standards of indigent people. Microfinance has been one of the approaches that emerged in these years. Microfinance emerged as a financing to provide basic financial services like credits, savings and insurance to indigent people who have either no access to financial services or who have limited access under impractical conditions. This has soon become a financing method accepted throughout the world, with its successful implementation in Asia, Sub-Saharan Africa and Latin America. However, the development, which is considered to be a turning point for microfinance to become generally accepted, was seen in Bangladesh, in 1974. Grameen Bank, which was established in Bangladesh, has been one of the most significant examples in the world and soon became a prototype for minimizing the waste of resources and providing credit to indigent people. This study, although mainly focuses on Turkey?s socio-economic structure, proposes the implementation of a microfinance that reflects the main characteristics of the Grameen Bank prototype. The, taking the Grameen Bank example into consideration, suggests that a financially strong, sustainable and non-profit institutional structure that provides services to combat poverty and focuses solely on microfinance, is also applicable in Turkey.
LEVENT AĞDAŞ
235839
Marmara Üniversitesi
Bankacılık Ana Bilim Dalı
2009
Türkçe
Doktora
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=UPP_Zu9isEmWGFXFCBYasbwA69bSL2g938h3RICWjUekWpfiBjg0kLxgbPvSIIhM
./data/pdfs/235839.pdf
2,947,881
true
true
true
2025-06-04T23:00:22.068152
2025-06-06T09:33:31.164209
2025-06-07T21:14:01.543672
2025-06-08T05:05:52.380855
231202
214
240
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8426364660263062, "polygon": [ [ 1462, 2241 ], [ 1463, 2196 ], [ 1399, 2195 ], [ 1398, 2241 ] ] }, { "class": "Kaynakça", "confidence": 0.5282724499702454, "polygon": [ [ 1501, 2054 ], [ 1510, 376 ], [ 229, 369 ], [ 220, 2047 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.4145151674747467, "polygon": [ [ 1494, 2057 ], [ 1497, 348 ], [ 247, 346 ], [ 244, 2055 ] ] } ] }
Arşiv belgelerine göre Tarsus'ta sosyo-kültürel yapı (XIX. yüzyılın ikinci yarısı) / Socio-cultural structure in Tarsus according to archive documents (second half of XIX. century)
Kilikya havalisinin en eski yerleşim yeri olan Tarsus'un ne zaman ve kim tarafından kurulduğu tam olarak tespit edilememektedir. Şehrin stratejik açıdan önemli bir yerde bulunması sebebiyle burası tarih boyunca birçok devletin eline geçti. Bu sebeple Tarsus defalarca tahribata maruz kaldı. XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar şehir, altı defa yıkıma uğradı ve yedinci kez tekrar mamur hale getirildi.Tarsus, Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra sancak statüsü ile taşra teşkilatındaki yerini aldı. Önce Haleb'e, ardından Kıbrıs'a ve XVIII. asırda da Adana Eyaleti'ne bağlandı. 1833'ten 1840'a kadar Mısırlı İbrahim Paşa'nın idaresi altında kaldı. 1866'dan itibaren Haleb Vilâyeti teşkil edilince, bu vilâyete bağlı Adana Sancağı'na tâbi bir kaza statüsüne getirildi. 1870'de Adana vilâyet merkezi olunca Tarsus, yine bu vilâyetin merkez sancağına bağlı bir kaza konumunu muhafaza etti. 1888'de ise Mersin sancak merkezi oldu. Böylece Tarsus, Adana Vilâyeti'ne tâbi Mersin Sancağı'nın bir kazası durumuna geldi.XIX. yüzyılın ikinci yarısında Tarsus nüfusunun yaklaşık olarak % 95'ini Müslümanlar, % 5'ini de gayrimüslimler oluşturmaktaydı. Müslümanlarla gayrimüslimler aynı mahalle ve köyde bir arada yaşamaktaydılar. Farklı unsurlar arasında sosyal hayatın hemen her alanında sık ve yakın ilişkiler geliştirilmiştir. Müslümanlar ezici bir üstünlüğe sahip olmalarına rağmen gayrimüslimler daha iyi bir hayat sürdürmüşlerdir.Araştırılan dönemde Tarsus'ta gündelik hayatta gayrimüslimlere yönelik herhangi bir kısıtlama olmamıştır. Hem kendi aralarındaki problemlerde, hem de Müslümanlarla olan ihtilaflı konularda kadı mahkemesine müracaat ederek çözüm aramışlardır. Kendi aralarında ortaklıklar kurabildikleri gibi Müslümanlarla da ortak iş yapabilmişler, onlarla aynı esnaf teşkilatı içinde faaliyetlerini sürdürmüşler, hatta bazen lonca reisi de olmuşlardır. Kanunlara bağlı kalmak kaydıyla her türlü üretim ve ticarette herhangi bir engelle karşılaşmamışlardır. Yine kendilerine tanınan din ve vicdan özgürlüğü kapsamında dinî ve sosyal vakıf müesseseleri kurmalarına müsaade edilmiş, harabe durumdakilerin tamirine izin verilmiş ve hatta ihtiyaç halinde yenileri dahi inşa edilebilmiştir.Anahtar Sözcükler: Tarsus, Osmanlı, Arşiv Belgeleri, XIX. Yüzyılın İkinci Yarısı, Müslim, Gayrimüslim.
By whom and when Tarsus, the oldest settlement of Cilicia, was established cannot be certainly detected. Owing to its strategically important location, throughout history the city changed hands of many states. Thus, Tarsus was subjected to destruction numbers of times. Until the second half of XIX. century, the city was devastated six times and it was made prosperous again for the seventh time.After Tarsus was conquered by the Ottomans, it took its place in the field service with the status of flag. It was first adhered to Aleppo, then to Cyprus and to Adana Province in XVIII. century. From 1833 to 1840, it remained under administration of Ibrahim Pasha of Egypt. As of 1866, when Aleppo Province was constituted it was brought to the status of a district subordinated to Adana Flag. In 1870 when Adana became the provincial center, it preserved its position as a district adhered to the central flag of this province. In 1888 Mersin became the central flag. Thus, Tarsus became a district of Mersin Flag adhered to Adana Province.In the second half of XIX. century; 95% of Tarsus? population was constituted by Muslims and 5% was constituted by non-Muslims. Muslims and non-Muslims used to live together in the same neighborhoods and villages. In almost all areas of social life, social relations were developed. Although Muslims were vast majority, non-Muslims lived a better life.During the period that is inquired, in the daily life any restrictions aimed at non-Muslims did not occur in Tarsus. They looked for solutions by applying Kadi?s Courts either in problems within themselves or in controversial topics with Muslims.Besides being able to form associations within themselves, they could also do partner business with Muslims; they were active with them in the same craftsmen organization, and sometimes they even became the guild chairman. Abiding by the laws, they did not encounter any obstacles in every kind of production and commerce. Again within the liberty of religion and conscience they were allowed to establish religious and social donation corporations, fixing of the ones in ruins were allowed and even new ones could be built.Keywords: Tarsus, Ottoman, Archive Documents, Second half of 19th century, Muslims, Non-Muslims.
ABDULLAH POŞ
231202
Uludağ Üniversitesi
Tarih Bölümü
2008
Türkçe
Doktora
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=UPP_Zu9isEmWGFXFCBYasWoLzgNlmMhTSpweWjFhNZ6u_P0a6Hqix-5VymZOuwmj
./data/pdfs/231202.pdf
3,956,564
true
true
true
2025-06-04T23:00:21.639455
2025-06-06T09:28:49.833935
2025-06-07T21:14:02.172449
2025-06-08T05:05:52.829500
457868
19
129
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.809849739074707, "polygon": [ [ 908, 2181 ], [ 909, 2134 ], [ 854, 2133 ], [ 853, 2180 ] ] }, { "class": "Kısaltmalar", "confidence": 0.6392582654953003, "polygon": [ [ 1257, 1409 ], [ 1257, 1117 ], [ 292, 1115 ], [ 292, 1407 ] ] } ] }
Aşılı karpuz yetiştiriciliğinde farklı anaç/kalem kombinasyonlarının bitki büyümesi üzerine etkilerinin araştırılması / The effects of different rootstock/scion combinations on the plant growth in grafted watermelon cultivation
Bu çalışmada, ülkemizde anaçlık özelliği yönünden popüler olan bazı kabak anaçlarının ve anaç ıslahı ile geliştirilen kabak anaç adayının karpuz çeşitleri ile aşı uyuşum durumlarının saptanması ve kabak anaçlarının karpuzun vejetatif büyümesi üzerine kantitatif etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada; ISR-11 anaç çeşit adayı ile 4 ticari kabak anacı (Obez, Shintoza, Maximus, TZ-148) kullanılmıştır. Kalem olarak; Crimson Tide F1, Starburst F1, Mara F1, Zeugma F1 karpuz çeşitleri denemede yer almıştır. Aşı başarı oranları, %29.62 - %90.62 arasında değişim göstermiştir. Aşısız karpuz çeşitleri ve aşılı karpuzlarda vejetatif büyüme üzerine kantitatif etkilerin tespit edilebilmesi amacıyla; aşılamadan itibaren üç dönemde kantitatif analizler yapılmıştır. Araştırma sonucunda; anaç/kalem kombinasyonlarına bağlı olarak ortalama yaprak sayılarının 14.33-54.33 adet, ortalama yaprak alanının 498.90 cm2-1711.31 cm2 ve gövde kalınlıklarının 5.31 mm-7.50 mm arasında değiştiği saptanmıştır. Ayrıca oransal yaprak alanının 36.41 cm2/g-71.91 cm2/g, özgül yaprak alanının 102.22 cm2/g-340.85 cm2/g, oransal yaprak ağırlığının 0.24-0.38 g/g ve yaprak kalınlığının 0.005 g/cm2-0.011 g/cm2 arasında dağılış gösterdikleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda kabak anaçları ile aşılı karpuzların, aşısız karpuz çeşitlerine göre daha fazla vejetatif büyüme gösterdikleri saptanmıştır. Elde edilen araştırma bulguları, aşılı karpuz fidesi konusunda çalışacak araştırıcılar ve aşılı fide üreticileri için gelecekte pratikte uygulanabilirlik yönünden önemli yararlar sağlayacaktır.
In this study, it was aimed to determine the grafting compatibility of interspecific rootstocks (winter squash x pumpkin) varieties which are very popular in Turkey and promising interspecific rootstock candidate (winter squash x pumpkin) grafted with some watermelon varieties. The quantitative effects of rootstocks on vegetative growth of the watermelon varieties were also determined. In the research; ISR-11 rootstock candidate variety and 4 commercial interspecific rootstocks (Obez, Shintoza, Maximus, TZ-148 cv.) were used. Crimson Tide F1, Starburst F1, Mara F1 and Zeugma F1 (watermelon) were used as scion. Grafting success ratios of rootstocks were found between %29.62 - %90.62. Analyses were carried out in three periods in order to determine the quantitative effects on vegetative growth in different grafting combinations and non-grafted watermelon varieties. As a result of this research; depending on the rootstock/scion combinations, it was found that the average leaf number was 14.33-54.33, the average leaf area was 498.90 cm2-1711.31 cm2, and the stem diameter was 531 mm-7.50 mm. In addition, it was determined that leaf area ratio value was 36.41 cm2/g-71.91 cm2/g, specific leaf area value was 102.22 cm2/g-340.85 cm2/g, leaf weight ratio value was 0.24-0.38 g/g and leaf thickness value was 0.005 g/cm2-0.011 g/cm2. In this research, different interspecific rootstocks grafted with watermelons showed more vegetative growth than non-grafted watermelon varieties. The research findings will provide important benefits for researchers who will work on grafted watermelon seedling and grafted seedling companies.
EDA KURT
457868
Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Bahçe Bitkileri Ana Bilim Dalı
2017
Türkçe
Yüksek Lisans
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=DPTyuy3wRPq_qvCPSqUB67XouX1K6_Zf-icwdAiNNnllzTYF_1xb8S4E7JdHloM3
./data/pdfs/457868.pdf
1,641,783
true
true
true
2025-06-04T23:00:24.350994
2025-06-06T09:42:21.748549
2025-06-07T21:14:03.535789
2025-06-08T05:05:53.105546
244066
43
139
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9316657185554504, "polygon": [ [ 1506, 1986 ], [ 1517, 237 ], [ 242, 230 ], [ 231, 1979 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8863963484764099, "polygon": [ [ 919, 124 ], [ 921, 73 ], [ 862, 72 ], [ 861, 122 ] ] } ] }
Talebin belirsiz olduğu ortamda üretim planlama çalışmalarında bulanık mantık yaklaşımı / Production planning studies using fuzzy logic approach in the uncertain demand environment
Üretim planlama, üretim işletmelerinin üretim faktörlerini daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlayan önemli araçlardan bir tanesidir. Üretim planlama, bulanık olarak gerçekleşen talepleri dikkate alarak işletmelerin makine, malzeme, kalıp, işgücü gibi kıt kaynaklarını etkin ve verimli kullanmalarını, müşteri memnuniyeti sağlamalarını ve birbiri ile çelişen bir çok amacı ortak bir noktada birleştiren önemli araçlardandır.Üretim planlama problemlerinin bir çoğunda sürece etki eden faktörler sabit veya kesin olarak kabul edilmekte ve üretim planlama bu şekilde yapılmaktadır. Fakat fiili hayatta üretim planlama için gerekli bir çok faktör ya belirsizdir ya da hiç bilinmemektedir. Bu çalışma kapsamın da belirsiz ortamlarda karar vermeyi sağlayan bulanık doğrusal programlama modeli incelenmiş ve bir üretim planlama sistemi birden çok amaç dikkate alınarak bulanık etkenler karşısında çözülmüştür.Bu çalışma da plastik sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin üretim planlama faaliyetleri ne ilişkin bulanık çok amaçlı doğrusal programlama modeli geliştirilmiştir. Geliştirilen model, altı planlama zamanı için üretimi gerçekleştirilecek, stoklanacak ve müşterilere dağıtımı yapılacak ürün miktarını belirlemeye yöneliktir. Üretim ve taşıma maliyetlerinin minimizasyonunun hedeflendiği model de müşteri talepleri ve karar vericinin amaç fonksiyonlarına ilişkin istek düzeyleri bulanık olarak ele alınmıştır.Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde bulanık mantık kavramına değinilmiştir. İkinci bölümde üretim sistemleri, üretim planlama kavramı ve üretim planlama kavramı ile bulanık mantık ilişkisine değinilmiştir. Üçüncü bölümde bulanık mantık ve tarihçesi, bulanık sayılar ve üyelik fonksiyonları incelenmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise Talebin belirsiz olduğu ortamda üretim planlamada bir bulanık doğrusal programlama modeli ve çözümü sunulmuştur.Anahtar kelimeler : üretim planlama, bulanık doğrusal programlama, bulanık mantık, üretim sistemleri, bulanık sayılar, bulanık çok amaçlı doğrusal programlama
Production planning is one of the most important tool that production enterprise use more effective production factors. Production planning is an important tool that associate conflicting aims at the common point that are considered the results of fuzzy demands to provide scarce resources such as material, labor force, mold to use effectively and efficiently and also to provide customer satisfaction.At most production planning problems the factors that have an effect on process are fixed or definite, and production planning is applied as such. However, in real production enviroment, Most factors that utilized at production planning are either fuzzy or unknown. In this study, one of the model of fuzzy decision making that is fuzzy linear programming is analyzed and more than one cause equation is taken on board that are solved according to the fuzzy factors in this production planning system.In this study, a fuzzy-multi objective linear programming model is developed for production planning of a company in plastic sector. The model intends to determine the quantities of production to be produced, stored, transported to demand centers for six planning periods. In this model, which aims to minimize both production costs and total transportation costs and aspiration levels of decision maker about objective functions are fuzzy.The current study is organized into four main sections. In the first section of study, the basic concepts of fuzzy logic are introduced. In the second section, production systems, production planning systems and the relation between production planning and fuzzy logic are introduced. In the third section, fuzzy logic and its history, fuzzy numbers and membership functions are introduced.In the last section, for production planning in the environment where demand is fuzzy, a fuzzy linear programming model and model?s solutions are preferred.Key words : production planning, fuzzy linear programming, fuzzy logic, production systems, fuzzy numbers, fuzzy-multi objective linear programming
COŞKUN ÖRENLİ
244066
Yıldız Teknik Üniversitesi
Endüstri Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2009
Türkçe
Yüksek Lisans
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogATCjZYCjcLqw_Po6dCxNOPyuaQQ5LOPjBevCZGLeacdc
./data/pdfs/244066.pdf
663,740
true
true
true
2025-06-04T23:00:24.655407
2025-06-06T09:42:21.696315
2025-06-07T21:14:03.537018
2025-06-08T05:05:53.253937
450178
42
308
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9274187088012695, "polygon": [ [ 1475, 2103 ], [ 1484, 254 ], [ 165, 247 ], [ 156, 2096 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.890684962272644, "polygon": [ [ 851, 2221 ], [ 852, 2175 ], [ 794, 2175 ], [ 794, 2221 ] ] } ] }
Turistik tüketici deneyimi: Beş yıldızlı resort otellerde bir uygulama / The tourist experience: A research on five star resort hotels
Bu araştırmanın amacı, resort otel misafirlerinin dinlence deneyimlerini incelemek ve resort otel tüketici deneyiminin, tüketici memnuniyeti ve sadakati üzerindeki etkilerini tespit etmektir. Ayrıca kültürün; turistik tüketici deneyimi, tüketici memnuniyeti ve sadakati arasındaki ilişkiler (a = resort otel tüketici deneyimi ve tüketici memnuniyeti, b = resort otel tüketici deneyimi ve tüketici sadakati, c = tüketici memnuniyeti ve tüketici sadakati) üzerindeki moderatör etkisi de incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak, kapsamlı bir literatür taraması sonucunda oluşturulan anket formu kullanılmıştır. Anket formu; Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca ve Rusça dillerinde hazırlanmış ve böylece farklı ülkelerden turistlerin araştırmaya katılımının sağlanması amaçlanmıştır. Resort otel deneyimlerinin ölçülmesinde, fiziksel çevre ve sosyal etkileşim unsurlarını esas alan yaklaşım benimsenmiştir. İlgili ölçeklerin yanı sıra; katılımcıların özgün düşüncelerine daha fazla yer verebilmek ve nicel yöntemlerle toplanan verilerin zenginleştirilmesi için, en akılda kalıcı resort otel tüketici deneyimlerine yönelik açık uçlu sorulara da yer verilmiştir. Araştırma evrenini, Türkiye'deki beş yıldızlı resort otellerde konaklayan misafirler oluşturmaktadır. Ancak araştırma sadece yaz turizmi kapsamında hizmet veren ve deniz kenarındaki resort oteller ile sınırlı olduğu için araştırma evreni; Antalya, Muğla, Aydın ve İzmir illerinde bulunan beş yıldızlı resort otel misafirlerinden oluşmaktadır. Kolay ulaşılabilir ve kota örnekleme yöntemleri birlikte kullanılarak, ilgili destinasyonları ziyaret eden 1112 turist üzerinde anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Uç değerler ve yüksek miktarda eksik veri içeren anket formları çıkarıldıktan sonra, 17 farklı milliyetten toplam 1070 kullanılabilir anket formu analiz edilmiştir. Araştırma modelinde yer alan hipotezler, yapısal eşitlik modeli uygulamaları kullanılarak test edilmiştir. Ölçüm sonuçlarının yüksek düzeyde güvenirliğe ve geçerliğe (birleşme, ayırt edici, uyum ve tahmin geçerlikleri) sahip olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçları, resort otel tüketici deneyimlerinin; (1) fiziksel olanaklar, (2) konfor, (3) tasarım ve çevre, (4) profesyonellik, (5) ilgi, (6) misafirler arası etkileşim olmak üzere altı boyuttan oluştuğunu doğrulamaktadır. Söz konusu boyutlardan ilk üçü, fiziksel çevre unsurlarına yönelik deneyimleri; geriye kalan üçü ise sosyal etkileşim unsurlarına yönelik deneyimleri temsil etmektedir. Yapısal model testi sonucunda, resort otel tüketici deneyiminin, tüketici memnuniyetini pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Sosyal etkileşim unsurlarına yönelik (profesyonellik, ilgi, misafirler arası etkileşim) resort otel deneyimleri, tüketici sadakatini pozitif yönde etkilerken; fiziksel çevre unsurlarına yönelik (fiziksel olanaklar, konfor, tasarım ve çevre) resort otel deneyimlerinin ise %5 anlamlılık düzeyinde tüketici sadakati üzerinde böyle bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Ancak her ne kadar düşük olsa da, fiziksel çevre unsurlarına yönelik resort otel deneyimlerinin, tüketici sadakatini %10 anlamlılık düzeyinde pozitif yönde etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca araştırma sonuçları, tüketici memnuniyetinin; resort otel tüketici deneyimleri ile tüketici sadakati arasındaki ilişkide aracılık rolü üstlendiğini göstermektedir. Bu kapsamda, tüketici memnuniyetinin, fiziksel çevre unsurlarına yönelik deneyimler ile sadakat arasındaki ilişkide "tam aracılık"; sosyal etkileşim unsurlarına yönelik deneyimler ile sadakat arasındaki ilişkide ise "kısmi aracılık" rolü taşıdığı belirlenmiştir. Kültürün moderatör etkisi test edilirken, Hofstede tarafından geliştirilen beş boyutlu (güç mesafesi, bireycilik-kolektivizm, kadınsılık-erkeksilik, belirsizlikten kaçınma, kısa veya uzun vadeli yönelim) kültür modeli esas alınmıştır. Buna göre, "resort otel tüketici deneyimleri ile tüketici memnuniyeti" ve "resort otel tüketici deneyimleri ile tüketici sadakati" arasındaki bazı ilişkilerde kültürün moderatör etkisine yönelik çeşitli bulgular tespit edilmiştir. Dolayısıyla, turistik tüketici deneyimlerinin; memnuniyet ve sadakat üzerindeki etki düzeylerinin, turistin ulusal kültürüne göre kısmen değiştiği sonucuna varılmaktadır. Buna göre, güç mesafesinin yüksek olduğu kültürlerde konfor ile misafirler arası etkileşime dayalı deneyimlerin, memnuniyet ve/veya sadakati daha fazla etkilediği belirlenmiştir. Öte yandan, toplumsal hiyerarşinin (güç mesafesinin) düşük olduğu kültürlerde ise fiziksel olanaklar ile profesyonelliğe dayalı deneyimlerin, tüketici sadakati üzerindeki etkisinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bireycilik-kolektivizm kültür boyutuna göre, bireyci kültürlerde, resort otel çalışanlarının profesyonellik düzeyinin, memnuniyet ve sadakat üzerindeki etkisi, kolektivist kültürlere kıyasla daha yüksektir. Kolektivist kültürlerde ise misafirler arası etkileşimin, memnuniyet üzerindeki etkisinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Erkeksilik-kadınsılık kültür boyutuna göre yapılan moderatör analizinde, kadınsı kültürlerde konfor→memnuniyet, tasarım-çevre→memnuniyet ve ilgi→sadakat ilişkilerine yönelik etki düzeyinin daha yüksek iken; erkeksi kültürlerde ise fiziksel olanaklar→sadakat ile profesyonellik→sadakat ilişkilerinin etki düzeyinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca belirsizlikten kaçınmanın yüksek olduğu kültürlerde, tasarım-çevre ile profesyonelliğin, tüketici memnuniyeti üzerindeki etkisi (belirsizlikten kaçınmanın düşük olduğu kültürlere kıyasla) daha fazladır. Söz konusu kültürel etki farklılaşmaları, teorik ve pratik katkıları dikkate alınarak araştırmanın sonuç kısmında tartışılmıştır. Ancak "tüketici memnuniyeti ve tüketici sadakati" arasındaki ilişkide, kültürün herhangi bir etkisi ile karşılaşılmamıştır. Buna göre, hangi kültür modeli ele alınırsa alınsın, tüm kültürlerde memnuniyetin, sadakat üzerindeki etki düzeyi benzerdir. Anahtar Kelimeler : Tüketici deneyimi, memnuniyet, sadakat, kültür, resort oteller
The purpose of this research is to investigate the tourists' resort hotel experiences and to examine the impact of resort hotel experiences on tourist satisfaction and loyalty. Additionally, the moderating effects of culture on the relationships (a = resort hotel experiences and tourist satisfaction, b = resort hotel experiences and tourist loyalty, c = tourist satisfaction and tourist loyalty) among resort hotel experiences, tourist satisfaction and loyalty were tested. A self administered questionnaire developed after a comprehensive literature review was used as a data collection instrument. To increase the participation of tourists from different countries, the questionnaire was administered in the following languages: Turkish, English, German, French, and Russian. The physical environment and social interaction approach was used in measuring resort hotel experiences. In addition to the scales used, open ended questions regarding the most memorable resort hotel experiences were also included to allow for the participants' unique views and to enrich the research findings. Tourists staying at five star resort hotels in Turkey comprise the target population of this study. Because the study focuses solely on the resort hotels located nearby the sea and operating in the summer season, the target population was limited with guests staying at five star resort hotels in the provinces (destinations) of Antalya, Muğla, Aydın, and İzmir. A total of 1112 resort hotel guests visiting the aforementioned destinations was surveyed using both convenience and quota sampling methods. After removing the questionnaires that include outliers and excessive missing data, a total of 1070 questionnaires from 17 different countries was analyzed. The hypotheses in the research model were tested using structural equation modelling. It was found that the research findings have high level of reliability and validity (convergent, discriminant, concurrent and predictive validities). The results also confirm that resort hotel experiences are six dimensional: (1) physical facilities, (2) comfort, (3) design and environment, (4) professionalism, (5) attentiveness, and (6) guest interaction. The first three dimensions represent the resort hotel experiences experiences related with the physical environment, whereas the remaining three dimensions represent the experiences related with social interaction. The structural model results indicate that resort hotel experiences have a positive influence on tourist satisfaction. While the social interaction experiences (professionalism, attentiveness, and guest interaction) have a positive impact on tourist loyalty, the effects of physical environment experiences (physical facilities, comfort, design and environment) on tourist loyalty are not statistically significant at 0.05 or better probability level. Nevertheless, the physical environment experiences have a positive impact on tourist loyalty at 0.10 probability level. Furthermore, the study revealed that tourist satisfaction mediates the relationship between resort hotel experiences and tourist loyalty. In this context, tourist satisfaction represents a "full mediator" on the relationship between physical environment experiences and tourist loyalty, whereas it is a "partial mediator" on the relationship between social interaction experiences and tourist loyalty. To test the moderating impact of culture, Hofstede's five dimensional (power distance, individualism-collectivism, masculinity-feminity, uncertainty avoidance, short-long term orientation) national culture model was used. Accordingly, culture moderates the relationships between "resort hotel experiences and tourist satisfaction" and "resort hotel experiences and tourist loyalty." In other words, the effects of resort hotel experiences on both tourist satisfaction and loyalty varies partially based on tourists' national culture. For instance, the impacts of comfort and guest interaction on satisfaction and/or loyalty are higher in cultures with high power distance, whereas the impacts of physical facilities and professionalism on tourist loyalty are much higher in cultures with low power distance. While the impact of professionalism on both satisfaction and loyalty is higher in individualistic cultures, the impact of guest interaction on satisfaction is higher in collectivist cultures. In feminine cultures, the path coeffficients for comfort→satisfaction, design-environment→satisfaction and attentiveness→loyalty are higher than the masculine cultures. On the other hand, the path coeffficients for physical facilites→loyalty and professionalism→loyalty are much higher when compared to feminine cultures. Furthermore, the impacts of design-environment and professionalism on tourist satisfaction are much higher in cultures with high uncertainty avoidance than the cultures with low uncertainty avoidance. These cultural impact differences are discussed in detail in the conclusions section of this dissertation by considering their theoretical and practical implications. However, no mediating effect of culture on the relationship between tourist satisfaction and loyalty was found. More specifically, the impact of tourist satisfaction on tourist loyalty is similar in all cultures. Key Words : Consumer experience, satisfaction, loyalty, culture, resort hotels
AHMET UŞAKLI
450178
Gazi Üniversitesi
Turizm İşletmeciliği Eğitimi Ana Bilim Dalı
2016
Türkçe
Doktora
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=DPTyuy3wRPq_qvCPSqUB6-DXMj2LIOpRWsfunoZDqA9HeAlMGGjoXPhY6siG827T
./data/pdfs/450178.pdf
6,725,985
true
true
true
2025-06-04T23:00:23.722357
2025-06-06T09:41:33.771980
2025-06-07T21:14:03.850358
2025-06-08T05:05:53.867519
530829
56
71
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9281920194625854, "polygon": [ [ 1520, 1905 ], [ 1527, 981 ], [ 296, 972 ], [ 289, 1896 ] ] }, { "class": "Resim", "confidence": 0.9253114461898804, "polygon": [ [ 329, 909 ], [ 1526, 909 ], [ 1526, 292 ], [ 329, 292 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8185930252075195, "polygon": [ [ 1507, 140 ], [ 1508, 92 ], [ 1448, 92 ], [ 1448, 139 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.3781808614730835, "polygon": [ [ 1458, 1079 ], [ 1459, 939 ], [ 273, 934 ], [ 273, 1074 ] ] } ] }
Seramik yüzeylerde lazerle desen oluşturma tekniği ve uygulamalar / Lazer pattern creation techniques and applications on ceramic surface
"Seramik Yüzeylerde Lazerle Desen Oluşturma Tekniği ve Uygulamalar" başlığı altında yapılan uygulama raporunda, lazer teknolojisinin seramik yüzeylerde desen oluşturma yöntemleri incelenecek, bunun yanı sıra bu yöntemin alana olan katkıları değerlendirilecektir. Teknolojinin sanat ve tasarım alanlarında yaratıcılık, tasarım ve ürün oluşturma sürecine olan etkisi kaçınılmazdır. Günümüzde sayısal işleme teknolojileri sayesinde bilgisayar destekli tasarım ve üretim yöntemleri hem üç boyutlu hem de iki boyutlu tasarımların oluşturulmasında ve uygulanmasında her geçen gün kullanıcılara yeni imkânlar sunmaktadır. Bilgi çağının yenilikçi yöntemlerinden birisi olan lazer teknolojisinin sayısal programlar ile bilgisayar ortamında tasarım sürecine dâhil edilmesiyle sırsız seramik yüzeylerde desen oluşturma imkânı gerçekleşmiş ve sanat ve tasarım başlıkları altında uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Bu uygulama sürecinde kullanılan teknolojinin sadece tasarım alanında değil sanat alanında da kullanılabileceği gösterilmek istenmiştir. Uygulamalar, kalıp ile şekillendirilen döküm çamuru kullanılarak oluşturulmuş formlar ve geri dönüştürülebilen ileri teknolojik endüstriyel yöntemler ile üretilen terracotta cephe kaplama panelleri üzerinde CO2 gazı lazer makinesi kullanılarak yapılmıştır. Çalışmalarda geri dönüşüm malzemelerinden de faydalanılmıştır. Günümüz dünyasının en önemli sorunlarından biri olan göç politikaları ele alınmıştır.
In the application report made under the heading ''Lazer Pattern Creation Techniques and Applications on Ceramic Surface'', the methods of forming the patterns on the ceramic surfaces of the laser technology will be examined, as well as the contribution to this area of the laser technology will be evaluated. The impact of technology on the processes of creativity, design and product creation in the fields of art and design is inevitable. Today, thanks to digital processing technologies, computer aided design and production methods offer new possibilities to the users every day in the creation and implementation of both three dimensional and two dimensional designs. By incorporating laser technology, which is one of the innovative methods of information age, into the design process in computer environment with digital programs, it was possible to create patterns on unglazed ceramic surfaces and applications were realized under the titles of art and design. It is desirable to show that the technology used in this application process can be used not only in the design field but also in the art field. Applications were made using CO2 gas laser machines on terracotta facade cladding panels produced by mould-forming casting moulds and recyclable high-tech industrial processes. Recycling materials have also been utilized in the work. Immigration policies, one of the most important problems of today's world, have been discussed.
CEYDA SIKI
530829
Dokuz Eylül Üniversitesi
Seramik ve Cam Tasarımı Ana Sanat Dalı
2018
Türkçe
Yüksek Lisans
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=as2oTjW5jfr9IKSvmCdJYrxPjp_KVOGuvXPqwTK-wHd7bvyC_B0qfHxejtGAKMCa
./data/pdfs/530829.pdf
5,243,380
true
true
true
2025-06-04T23:00:23.992449
2025-06-06T09:37:21.994911
2025-06-07T21:14:04.417898
2025-06-08T05:05:54.035097
634622
153
237
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9547126889228821, "polygon": [ [ 1438, 2171 ], [ 1461, 1013 ], [ 245, 988 ], [ 221, 2146 ] ] }, { "class": "Resim", "confidence": 0.9356308579444885, "polygon": [ [ 227, 946 ], [ 899, 943 ], [ 897, 557 ], [ 226, 560 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8758307695388794, "polygon": [ [ 1462, 170 ], [ 1462, 124 ], [ 1397, 124 ], [ 1397, 170 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.5348808765411377, "polygon": [ [ 878, 958 ], [ 878, 932 ], [ 596, 931 ], [ 596, 958 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.42827755212783813, "polygon": [ [ 1472, 318 ], [ 1472, 229 ], [ 292, 228 ], [ 292, 317 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.3533651828765869, "polygon": [ [ 1389, 1081 ], [ 1389, 973 ], [ 191, 971 ], [ 191, 1079 ] ] } ] }
Sosyal medyada insan kaynakları uygulamalarının genel görünümü: İnsan kaynakları profesyonelleri üzerine bir araştırma / General view of human resources practices in social media: A research on human resources professionals
Sosyal medya sürekli yenilenen teknolojilerle uyum içinde olmalarını sağlayarak İKY'nin canlılığını ve etkinliğini ayakta tutmaktadır. Sosyal medya İKY'ye birçok kolaylıklar sunmaktadır. Öyle ki günümüzde iş ilanı zaman ve maddi bir kayba uğramadan yayınlanabilmektedir. Sosyal medya sayesinde kurum içi ve dışı geri bildirimler daha hızlı şekilde alınmaya başlanmıştır. Çalışanlar çalıştıkları kurumların etkinliklerinden ve duyurularından kolaylıkla haberdar olabilmektedirler. Bu tez çalışması günümüzdeki teknolojik gelişmelerle kullanımı çok yaygınlaşan sosyal medyada İK uygulamalarının nasıl görünüme sahip olduklarını ve sosyal medyanın İK uygulamalarına etkisini açıklamayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda İK uygulamalarında yaygın olarak kullanılan beş sosyal medya uygulamaları ele alınmıştır. Araştırmanın evrenini sosyal medya kullanan insan kaynakları profesyonelleri oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında oluşturulan anket çalışması basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle elde edilen üç yüz yirmi dört kişi katılım göstermiştir. Araştırma sonucunda İK uygulamalarıyla sosyal medya arasında anlamlı bir ilişki ortaya koyulmuştur. İşe alım sürecinde daha çok sosyal medyadan yararlanıldığı diğer ele alınan sekiz İK uygulamalarının yeni yeni sosyal medyada yer edindikleri tespit edilmiştir. İK uygulamalarının en fazla Linkedin'da yer aldığı görülmektedir.
Social media keeps the vitality and effectiveness of HRM by ensuring that they are in harmony with the constantly renewed technologies. Social media offers many facilities to HRM. So much so that nowadays job postings can be published without any loss of time and money. Thanks to social media, feedbacks inside and outside the institution are being received more rapidly. Employees can easily be informed about the events and announcements of the institutions they work for. This thesis study aims to explain the appearance of HR applications in social media, which is becoming widespread with today's technological developments, and the effect of social media on HR applications. To this end, five social media sites that are widely used in HR applications are discussed. Human resources professionals using social media constitute the universe of the research. Three hundred and twenty four people participated in the questionnaire study created within the scope of the research, which was obtained by simple random sampling method. As a result of the research, a meaningful relationship has been revealed between HR practices and social media. It was determined that the other eight HR practices, which were mostly used on social media during the recruitment process, gained their place in the new social media. It is seen that HR applications are mostly on Linkedin.
HANİFE TAŞ
634622
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
İşletme Ana Bilim Dalı
2020
Türkçe
Yüksek Lisans
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=_F5QEpayDXGqGZlp9XiFtFlKbVD5fmVV2_cq7n85kxi9Yqdf6q6AOitrUgZvbYA6
./data/pdfs/634622.pdf
3,598,883
true
true
true
2025-06-04T23:00:22.332322
2025-06-06T09:29:53.455948
2025-06-07T21:14:05.643438
2025-06-08T05:05:54.480054
457868
20
129
{ "labels": [] }
Aşılı karpuz yetiştiriciliğinde farklı anaç/kalem kombinasyonlarının bitki büyümesi üzerine etkilerinin araştırılması / The effects of different rootstock/scion combinations on the plant growth in grafted watermelon cultivation
Bu çalışmada, ülkemizde anaçlık özelliği yönünden popüler olan bazı kabak anaçlarının ve anaç ıslahı ile geliştirilen kabak anaç adayının karpuz çeşitleri ile aşı uyuşum durumlarının saptanması ve kabak anaçlarının karpuzun vejetatif büyümesi üzerine kantitatif etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada; ISR-11 anaç çeşit adayı ile 4 ticari kabak anacı (Obez, Shintoza, Maximus, TZ-148) kullanılmıştır. Kalem olarak; Crimson Tide F1, Starburst F1, Mara F1, Zeugma F1 karpuz çeşitleri denemede yer almıştır. Aşı başarı oranları, %29.62 - %90.62 arasında değişim göstermiştir. Aşısız karpuz çeşitleri ve aşılı karpuzlarda vejetatif büyüme üzerine kantitatif etkilerin tespit edilebilmesi amacıyla; aşılamadan itibaren üç dönemde kantitatif analizler yapılmıştır. Araştırma sonucunda; anaç/kalem kombinasyonlarına bağlı olarak ortalama yaprak sayılarının 14.33-54.33 adet, ortalama yaprak alanının 498.90 cm2-1711.31 cm2 ve gövde kalınlıklarının 5.31 mm-7.50 mm arasında değiştiği saptanmıştır. Ayrıca oransal yaprak alanının 36.41 cm2/g-71.91 cm2/g, özgül yaprak alanının 102.22 cm2/g-340.85 cm2/g, oransal yaprak ağırlığının 0.24-0.38 g/g ve yaprak kalınlığının 0.005 g/cm2-0.011 g/cm2 arasında dağılış gösterdikleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda kabak anaçları ile aşılı karpuzların, aşısız karpuz çeşitlerine göre daha fazla vejetatif büyüme gösterdikleri saptanmıştır. Elde edilen araştırma bulguları, aşılı karpuz fidesi konusunda çalışacak araştırıcılar ve aşılı fide üreticileri için gelecekte pratikte uygulanabilirlik yönünden önemli yararlar sağlayacaktır.
In this study, it was aimed to determine the grafting compatibility of interspecific rootstocks (winter squash x pumpkin) varieties which are very popular in Turkey and promising interspecific rootstock candidate (winter squash x pumpkin) grafted with some watermelon varieties. The quantitative effects of rootstocks on vegetative growth of the watermelon varieties were also determined. In the research; ISR-11 rootstock candidate variety and 4 commercial interspecific rootstocks (Obez, Shintoza, Maximus, TZ-148 cv.) were used. Crimson Tide F1, Starburst F1, Mara F1 and Zeugma F1 (watermelon) were used as scion. Grafting success ratios of rootstocks were found between %29.62 - %90.62. Analyses were carried out in three periods in order to determine the quantitative effects on vegetative growth in different grafting combinations and non-grafted watermelon varieties. As a result of this research; depending on the rootstock/scion combinations, it was found that the average leaf number was 14.33-54.33, the average leaf area was 498.90 cm2-1711.31 cm2, and the stem diameter was 531 mm-7.50 mm. In addition, it was determined that leaf area ratio value was 36.41 cm2/g-71.91 cm2/g, specific leaf area value was 102.22 cm2/g-340.85 cm2/g, leaf weight ratio value was 0.24-0.38 g/g and leaf thickness value was 0.005 g/cm2-0.011 g/cm2. In this research, different interspecific rootstocks grafted with watermelons showed more vegetative growth than non-grafted watermelon varieties. The research findings will provide important benefits for researchers who will work on grafted watermelon seedling and grafted seedling companies.
EDA KURT
457868
Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Bahçe Bitkileri Ana Bilim Dalı
2017
Türkçe
Yüksek Lisans
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=DPTyuy3wRPq_qvCPSqUB67XouX1K6_Zf-icwdAiNNnllzTYF_1xb8S4E7JdHloM3
./data/pdfs/457868.pdf
1,641,783
true
true
true
2025-06-04T23:00:24.350994
2025-06-06T09:42:21.748549
2025-06-07T21:14:05.652000
2025-06-08T05:05:54.727613
226720
49
131
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9599898457527161, "polygon": [ [ 1440, 1627 ], [ 1473, 289 ], [ 362, 262 ], [ 329, 1600 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9035651087760925, "polygon": [ [ 1402, 134 ], [ 1403, 84 ], [ 1346, 84 ], [ 1345, 133 ] ] } ] }
Orta öğretim öğrencilerinin yabancı dil öğrenimlerini etkileyen etmenler orta öğretim öğrencilerinin yabancı dil öğrenimlerini etkileyen etmenler / Factors affecting foreign language learning of secondary school students
Bu çalışmanın amacı; ortaöğretim öğrencilerinin yabancı dil (İngilizce) öğrenmelerini etkileyen etmenlerden; yabancı dil kaygısının, aile eğitim seviyesi ve mesleğinin, öğrenim gördükleri okul ve okul türünün (devlet, özel gibi), cinsiyetlerinin, yabancı dil ve ders işleme teknikleri hakkındaki düşüncelerinin İngilizce öğrenimine etkisini belirlemektir. Bu çalışmada, Gaziantep'te 2004-2005 öğretim yılında yabancı dil ağırlıklı eğitim veren 17 lisenin hazırlık sınıflarında öğrenim gören 1454 öğrenci arasından rasgele-örnekleme yöntemiyle seçilen 293 öğrenciye Likert tipi ölçek uygulandı. Verilerin analizi için t-testi, tek yönlü ANOVA ve Scheffé testleri kullanıldı.Öğrencilerin, anne ve babalarının eğitim düzeylerinin, mesleklerinin, cinsiyetlerinin, mezun oldukları ve okudukları okul türünün yabancı dil kaygı düzeylerine etkisi araştırıldı ve öğrencilerin kaygı düzeylerinin bunlardan etkilenmediği sonucuna ulaşıldı. Ancak öğrencilerinin yabancı dil kaygı düzeyi yüksek olan bazı okullarda öğrencilerin yabancı dil başarı düzeyleri düşük bulundu.Ortaöğretim öğrencilerinin yabancı dil kaygı düzeylerinin başarılarını etkilediği, yabancı dil kaygısı yüksek öğrencilerin akademik yıl sonu yabancı dil notlarının düşük olduğu, düşük yabancı dil kaygısı taşıyan öğrencilerin ise notlarının yüksek olduğu ortaya çıkarıldı. Bununla birlikte, araştırmadan elde edilen bulgular, öğrencilerin yabancı dil başarı düzeylerinin, babalarının eğitim düzeyinden, öğrenim gördükleri okuldan, okul türünden ve dil hakkında geliştirdikleri olumlu düşüncelerinden etkilendiğini göstermektedir. Bulgular öğrencilerin yabancı dil kaygı seviyelerinin cinsiyetlerine göre farklılık göstermediğini, ancak kız öğrencilerin yabancı dil başarı seviyelerinin daha yüksek olduğunu göstermektedir.
The purpose of this study is to determine whether factors like foreign language anxiety, educational level and occupation of families, schools and school types students attend, their genres, teaching methods, and the positive ideas of students about language learning are affecting their English learning or not. In this study, Likert type scale was applied to 293 randomly selected students among 1454 preparatory class students from 17 foreign language oriented high schools in central Gaziantep in the academic year of 2004-2005. The data were analyzed by using t test, one way ANOVA, and Scheffé test.The effects of the level of education and the occupation of the parents, the genres of the students, the school type they attend, the primary schools they graduated from on the level of foreign language anxiety was investigated and no effects of these parameters were found. On the other hand, some of the schools where the students had high level of foreign language anxiety had low foreign language success.Findings of this study indicated that foreign language anxiety levels affect secondary school student?s English learning academic successes, the students with high level of foreign language anxiety received low grades in English language courses at the end of the academic year; however, the students with the low level of foreign language anxiety received high grades. In addition to this, this study revealed the fact that students? schools and school types they are attending, their fathers? educational level, teaching methods, and their positive ideas about language learning were significantly affecting their academic success in English learning. The results indicated that there were no differences between the level of Foreign Language Anxiety of genders , however female students were found to be more successful in foreign language learning than male students.
GÜZİDE ÖNER
226720
Gaziantep Üniversitesi
Eğitim Bilimleri Bölümü
2008
Türkçe
Doktora
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=-Z0vbSUgrhM9fXoGkRe6Q-wbhe8ezYeKRzULRvrYKujurmWzDUYWpfEytDwqtaEP
./data/pdfs/226720.pdf
694,429
true
true
true
2025-06-04T23:00:23.982618
2025-06-06T09:38:18.986993
2025-06-07T21:14:06.096600
2025-06-08T05:05:54.924222
616505
266
362
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.8736577033996582, "polygon": [ [ 1457, 2127 ], [ 1462, 287 ], [ 138, 284 ], [ 134, 2124 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8664783239364624, "polygon": [ [ 1469, 176 ], [ 1470, 129 ], [ 1404, 128 ], [ 1404, 176 ] ] } ] }
Üstün yetenekli öğrencilere yönelik farklılaştırılmış sorgulama temelli fen bilgisi ders modüllerinin geliştirilmesi, uygulanması ve etkililiğinin değerlendirilmesi / The development, implementation and effect of differentaited inquiry-based science lesson modules for gifted students
Üstün yetenekli öğrenciler özel ve farklı bir eğitim ortamı ihtiyacı içerisindedirler. Akademik / zihinsel anlamda ise, iyi bir genel eğitime sahip olmak; zihinsel anlamda zorlanmak ve dolayısıyla motive olmak; çalışmalarında, düşünmelerinde ve öğrenmelerinde bağımsız olmak üstün yetenekli öğrencilerin temel ihtiyaçlarıdır denebilir. Bu ihtiyaçlar çerçevesinde üstün yeteneklilerin eğitiminin nasıl dizayn edilmesi gerektiği halen tartışılan bir konudur. Bu dizaynlar dikkate alındığında, herhangi bir dizayn içerisinde üstün yetenekli öğrencilerin kendilerine özgü materyaller ve ortamların oluşturulması ihtiyacı ise her zaman hissedilmektedir. Literatür incelendiğinde üstün yetenekli öğrencilerin kendilerini zorlayıcı etkinlik ve içeriklere, farklılaştırılmış ders planları ve programlara, aktif öğrenme süreçlerine, yeterli bir fiziki altyapıya sahip öğrenme ortamına ve yasal düzenlemelere gereksinim duymaktadırlar. Bu çalışmada bu gereksinimlere yönelik olarak öğrencilerin ihtiyaç duydukları ve öğretmenlerin her platformda eksikliğini hissettikleri ders rehber materyalleri geliştirmek ve bu rehber materyallerin işlerliğini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaçla öğrencilerin fen bilgisi derslerine yönelik olarak modüller geliştirilmiştir. Modüller fizik, kimya ve biyoloji alanlarına ait günlük yaşam problemleri içeren konulardan oluşmuştur. Modüllerde teorik altyapısı sorgulama temelli yaklaşım ile yapılandırılmış, aktif öğrenme süreçlerine yer verilmiş, farklılaştırma stratejisi modül bölümlerinde etkin olarak kullanılmış ve zorlayıcılık ilkesi göz ardı edilmemiştir. Bu bağlamlar çerçevesinde geliştirilen modüllerin bir sonraki aşamada bilimsel olarak geçerliliği test edilmiştir. Öncelikle modüllerin öğrencilerde yarattığı farklılık değerlendirilerek gerçek bir fayda sağlayıp sağlamadığı incelenmiştir. Bu kapsamda, kullanılan teorik çerçeve dikkate alınarak modüllerin öğrencilerin bilimsel muhakeme, bilimsel süreç becerileri ve kavramsal anlama değişkenleri üzerindeki etkisi irdelenmiştir. Ayrıca modüllerin kullanışlılığı ve uygulama öğretmenin modüller hakkındaki düşünceleri de alınarak veri çeşitliliği sağlanmıştır. Araştırma problemleri, araştırmanın amacı ve tasarımı dikkate alındığında araştırmada karma desen metodolojisi kullanılmıştır. Araştırma üç yılı kapsayan, öncelikle Bilim Sanat Merkezi (BİLSEM) fen öğretmenlerinin ders içi ihtiyaçlarının belirlenerek başladığı, literatür taraması ve modüllerin geliştirilmesi süreci ile devam eden ve sonunda modüllerin uygulanarak etkililiğin değerlendirildiği aşamalı bir süreçtir. Bu yüzden karma yöntemin çok aşamalı deseni araştırmanın metodolojisini oluşturmaktadır. Araştırma 19 üstün yetenekli öğrenci ile Bursa'da bir BİLSEM'de gerçekleştirilmiştir. 12 hafta süresince devam eden uygulamada ön/son-test tek grup deneysel desen ile nicel veriler toplanmıştır. Görüşme, gözlem ve doküman analizi ile nitel veriler elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucu problem durumlarına göre nicel ve nitel bulgular elde edilmiş ve değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin bilimsel muhakemelerinde anlamlı düzeyde bir gelişim gözlenmiştir. Fakat bu gelişim istenen düzeyde olmamış yüksek seviyede muhakeme becerisi gözlenmemiştir. Öğrencilerin bilimsel süreç becerilerinde anlamlı derecede bir gelişim bulunmuştur. Buna göre öğrencilerin hipotez kurma gibi nedensel düzey becerilerde ve bazı deneysel düzey becerilerde zorlandıkları görülmüştür. Dolayısıyla öğrencilerin bilimsel süreç becerilerindeki gelişimin daha da artırılabileceği sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin modülde geçen kavramları anlamlandırabildikleri bulunmuştur. Ancak bazı kavramlar arası ilişkileri yapamadıkları veya zorlandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Modüllerin kullanışlı olarak değerlendirildiği yapılan gözlemler sonucu ortaya çıkarılmıştır. Uygulama öğretmeni ile yapılan görüşmeden ise, modüllerin üstün yetenekli öğrencilerin eğitimi için uygun olduğu fakat BİLSEMlerdeki süregelen bazı problemlerden dolayı (zaman kullanımı, devamsızlık gibi) bumerkezlerde kullanımı sürecinde problemler karşılaşılabileceği sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlardan yola çıkarak, modüllerin daha uzun zaman dilimlerinde uygulanması gerektiği, böylece belirtilen değişkenlere yönelik daha uzun süreli etkinlikler işlenerek istenen seviyede bilimsel muhakeme ve bilimsel süreç becerisi gelişimi sağlanabileceği, kavramlar arası ilişkilerin daha etkili olarak anlamlandırılabileceği önerilmektedir. Öğrencilerin daha fazla hipotetik düşünme süreçlerine katılımları sağlanmalıdır. Böylece yüksek düzeyde bilimsel muhakeme becerisi geliştirilmesi sağlanabilir. Öğrencilerin bilimsel muhakeme becerilerindeki gelişim ile bilimsel süreç becerilerinin ilişkili olduğuna dair bulgular göz ardı edilmeyerek ve her iki beceriye ait etkinliklerin seviyelerinin birbiri ile eş zamanlı yapılması önerilmektedir.
The gifted students need a special and different educational environment. In the academic/cognitive sense, having a good general education; being mentally challenged and hence motivated; thinking, learning and being independent in their studies are the basic needs of gifted students. In the context of these needs, it is still debated how the educational settings of gifted learners should be designed. Considering these designs, the need to create unique materials and environments for gifted students in any design is always felt. When the literature is examined, gifted students need challenging activities and contents, differentiated lesson plans and programs, active learning processes, learning environment with adequate physical infrastructure and legal regulations. This study aims to develop lesson guide materials and to examine the functionality of these guidelines in order to meet these needs and the teachers feeling who express the lack of this kind of materials in every platform. For this purpose, modules were developed for gifted students' science lessons. Modules are composed of subjects with daily life problems related to physics, chemistry, and biology. In the modules, the theoretical infrastructure was structured with an inquiry-based approach and active learning processes were included. The modules developed within these contexts were tested scientifically at a later stage. First of all, it is examined whether the modules provide a real benefit by evaluating the difference that students create. In this context, the effect of the modules on scientific reasoning, scientific process skills, and conceptual understanding variables was evaluated by taking into consideration the theoretical framework used. In addition, the usability of the modules and the teachers' opinions about the modules were taken and by this way, data variety was provided. When the research problems, aim and design of the research were taken into consideration, mixed design methodology was used. The research is a gradual process that consists of three years started with determining the needs of the science teachers regarding the lesson in the Science and Art Center (SAC) and continuing with the process of the literature review and developing modules. Therefore, the multi-stage pattern of the mixed method is the methodology of research. The research was carried out with 19 gifted students in a SAC in Bursa. Quantitative data were collected with a single group experimental design through 12 weeks of implementation. Qualitative data were obtained through interview, observation and document analysis. As a result of the analyzes, quantitative and qualitative findings were obtained according to the problem situations and then evaluated. According to the results, a significant improvement was observed in the scientific reasoning of the students. However, this level of development was not observed at the desired level of high-level reasoning skills. A significant improvement was found in students' scientific process skills. According to this, it was observed that students had difficulty in the causal level skills such as hypothesis posing and some experimental level skills. Therefore, it was found that the development of scientific process skills of the students could be further increased. It was found that students could make sense of the concepts in the module. However, it has been concluded that they cannot make relations between some concepts or have difficulties. It was revealed that the modules were evaluated as useful. It is concluded after the interview with the teacher that the modules are suitable for the education of gifted students but some problems may be encountered in the use of SACs. Based on these results, it is suggested that the modules should be applied in longer time periods, so that long-term activities for the mentioned variables can be processed and scientific reasoning and scientific process skills can be developed at the desired level, and that the relationships between the concepts can be more effectively understood. Students should be challenged by prompting them into more hypothetical thinking processes. Thus, a high level of scientific reasoning can be developed. It is recommended that the findings of the students' scientific reasoning skills and scientific process skills are related, and that the levels of activities related to both skills are concurrent with each other.
BESTAMİ BUĞRA ÜLGER
616505
Uludağ Üniversitesi
Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Doktora
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=4J_FzTwlrMCH4qBROpXPH3IsUU9JdyKByvd5BHSVvIL0_IP13JipBON_olIpj2A6
./data/pdfs/616505.pdf
7,101,955
true
true
true
2025-06-04T23:00:19.972796
2025-06-06T09:23:45.272656
2025-06-07T21:14:06.723871
2025-06-08T05:05:55.411905
235839
139
441
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9305757284164429, "polygon": [ [ 921, 2109 ], [ 922, 2061 ], [ 849, 2060 ], [ 848, 2108 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.924537718296051, "polygon": [ [ 1460, 1956 ], [ 1470, 260 ], [ 275, 253 ], [ 265, 1949 ] ] }, { "class": "Footer", "confidence": 0.46240320801734924, "polygon": [ [ 1363, 1998 ], [ 1363, 1831 ], [ 260, 1831 ], [ 260, 1997 ] ] } ] }
Kalkınmanın finansmanında Grameen Bank örneği ve Türkiye için uygulanabilir bir mikrofinansman modeli önerimi / Grameen Bank example in development financing and proposal of an applicable microfinance model for Turkey
Din, dil, ırk ve düşünce farklılığı gözetmeksizin, tüm bireylerin refahında, yaşam standartlarında, gelirinde ve/veya maddi olanaklarında iyileşme sağlamak; özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında, dünya kamuoyunun en çok ilgilendiği konu haline gelmiştir. Buna göre, tüm bu sosyo-ekonomik olguları içerisinde barındıran kalkınma, birçok ülkenin öncelikli hedefi olmuştur. Bununla birlikte, gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere, dünyadaki bir çok ülke, yoksulların yaşam koşulları iyileştirilmeden anlamlı bir kalkınmanın herhangi bir ülkede gerçekleşemeyeceği gerçeğini kabul etmiştir. Bu görüş, tüm dünyada giderek daha da çok kabul görmüştür. Zira, sadece ekonomik büyüme odaklı stratejiler, insanların çoğunluğunun yaşam standartlarını iyileştirmede, büyük ölçüde başarısız olmuşlardır. Bir çok gelişmekte olan ülkede büyük bölgeler arası ve sınıflararası farklılıklar gözlenmiştir. ri safi milli hasılalar arttıkça yoksulluk, gelir dağılımındaki eşitsizlik ve işsizlik de artmıştır. Bu gelişmeler, 1970'li yıllardan itibaren birçok ülkeyi, yoksul kesimin yaşam standartlarının düzeltilmesine yardımcı olacak yeni politikalar, stratejiler ve yaklaşımlar belirlemeye itmiştir. Nitekim, söz konusu yıllarda ortaya çıkan yaklaşımlardan biri de mikrofinansmandır. Buna göre, finansal hizmetlere erişim sağlayamayan ya da ancak oldukça elverişsiz koşullarla erişebilecek durumda olan yoksul kesime kredi, tasarruf, sigorta gibi temel finansal hizmetlerin sunulmasını finansman i olarak ortaya çıkan mikrofinansman; özellikle Asya, Sahra-altı Afrika ve Latin Amerika'daki başarılı uygulamalarıyla, tüm dünyada kabul gören bir finansman yöntemi haline gelmiştir. Ancak, mikrofinansmanın genel kabul görmesi bakımından milat olarak kabul edilen asıl gelişme ise; 1974 yılında, Bangladeş'te yaşanmıştır. Buna göre Bangladeş'te kurulan Grameen Bank, kaynakların israf edilmesi riski minimize edilerek, yoksullara da kredi sağlanabileceğinin dünyadaki en önemli örneklerinden birini sergilemiş, bu alanda prototip haline gelmiştir. Nitekim, bu çalışma kapsamında, Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısı göz önünde bulundurularak tasarlanmasına rağmen, ana hatlarıyla Grameen Bank prototipinin özelliklerini yansıtan bir mikrofinansman inin uygulanması önerilmektedir. Zira, Grameen Bank örneğinden hareketle; yoksullukla mücadele etme anlayışıyla hizmet veren, mali olarak güçlü ve sürdürülebilir nitelikte olan; kar amacı gütmeyen ve sadece mikrofinansman alanında faaliyet gösteren bir kurum yapısının, Türkiye'de de uygulanabilirliğini ortaya koymaktadır.
After the Second World War, the most prominent issue on the agenda of the world public opinion has been to improve the welfare, living standards, income and/or financial means of all individuals without any discrimination on the basis of religion, language, ethnicity and thought. In this context, development, which enshrines all these socio-economic components, has been a priority for many countries. Many countries across the world, including developed countries, have accepted the fact that development can not be achieved in any country without improving the living conditions of indigent people. This point of view has been accepted more and more throughout the world. Strategies solely focusing on economic growth have failed to improve the living standards of people. Disparities between regions and classes have been seen in many developing countries. As the gross national product increased, poverty, inequalities in income distribution and unemployment also increased. Since the 1970s, these developments impelled many countries to determine new policies, strategies and approaches to help improve the living standards of indigent people. Microfinance has been one of the approaches that emerged in these years. Microfinance emerged as a financing to provide basic financial services like credits, savings and insurance to indigent people who have either no access to financial services or who have limited access under impractical conditions. This has soon become a financing method accepted throughout the world, with its successful implementation in Asia, Sub-Saharan Africa and Latin America. However, the development, which is considered to be a turning point for microfinance to become generally accepted, was seen in Bangladesh, in 1974. Grameen Bank, which was established in Bangladesh, has been one of the most significant examples in the world and soon became a prototype for minimizing the waste of resources and providing credit to indigent people. This study, although mainly focuses on Turkey?s socio-economic structure, proposes the implementation of a microfinance that reflects the main characteristics of the Grameen Bank prototype. The, taking the Grameen Bank example into consideration, suggests that a financially strong, sustainable and non-profit institutional structure that provides services to combat poverty and focuses solely on microfinance, is also applicable in Turkey.
LEVENT AĞDAŞ
235839
Marmara Üniversitesi
Bankacılık Ana Bilim Dalı
2009
Türkçe
Doktora
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=UPP_Zu9isEmWGFXFCBYasbwA69bSL2g938h3RICWjUekWpfiBjg0kLxgbPvSIIhM
./data/pdfs/235839.pdf
2,947,881
true
true
true
2025-06-04T23:00:22.068152
2025-06-06T09:33:31.164209
2025-06-07T21:14:07.749394
2025-06-08T05:05:56.104090
244066
44
139
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9602161049842834, "polygon": [ [ 269, 631 ], [ 1436, 630 ], [ 1436, 170 ], [ 268, 172 ] ] }, { "class": "Tablo", "confidence": 0.9301977753639221, "polygon": [ [ 394, 1242 ], [ 1337, 1240 ], [ 1336, 742 ], [ 393, 744 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9041220545768738, "polygon": [ [ 920, 121 ], [ 921, 75 ], [ 864, 74 ], [ 864, 119 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.8804277181625366, "polygon": [ [ 1492, 2064 ], [ 1501, 1283 ], [ 297, 1269 ], [ 288, 2050 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.7565066814422607, "polygon": [ [ 465, 725 ], [ 1266, 724 ], [ 1266, 680 ], [ 465, 681 ] ] } ] }
Talebin belirsiz olduğu ortamda üretim planlama çalışmalarında bulanık mantık yaklaşımı / Production planning studies using fuzzy logic approach in the uncertain demand environment
Üretim planlama, üretim işletmelerinin üretim faktörlerini daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlayan önemli araçlardan bir tanesidir. Üretim planlama, bulanık olarak gerçekleşen talepleri dikkate alarak işletmelerin makine, malzeme, kalıp, işgücü gibi kıt kaynaklarını etkin ve verimli kullanmalarını, müşteri memnuniyeti sağlamalarını ve birbiri ile çelişen bir çok amacı ortak bir noktada birleştiren önemli araçlardandır.Üretim planlama problemlerinin bir çoğunda sürece etki eden faktörler sabit veya kesin olarak kabul edilmekte ve üretim planlama bu şekilde yapılmaktadır. Fakat fiili hayatta üretim planlama için gerekli bir çok faktör ya belirsizdir ya da hiç bilinmemektedir. Bu çalışma kapsamın da belirsiz ortamlarda karar vermeyi sağlayan bulanık doğrusal programlama modeli incelenmiş ve bir üretim planlama sistemi birden çok amaç dikkate alınarak bulanık etkenler karşısında çözülmüştür.Bu çalışma da plastik sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin üretim planlama faaliyetleri ne ilişkin bulanık çok amaçlı doğrusal programlama modeli geliştirilmiştir. Geliştirilen model, altı planlama zamanı için üretimi gerçekleştirilecek, stoklanacak ve müşterilere dağıtımı yapılacak ürün miktarını belirlemeye yöneliktir. Üretim ve taşıma maliyetlerinin minimizasyonunun hedeflendiği model de müşteri talepleri ve karar vericinin amaç fonksiyonlarına ilişkin istek düzeyleri bulanık olarak ele alınmıştır.Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde bulanık mantık kavramına değinilmiştir. İkinci bölümde üretim sistemleri, üretim planlama kavramı ve üretim planlama kavramı ile bulanık mantık ilişkisine değinilmiştir. Üçüncü bölümde bulanık mantık ve tarihçesi, bulanık sayılar ve üyelik fonksiyonları incelenmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise Talebin belirsiz olduğu ortamda üretim planlamada bir bulanık doğrusal programlama modeli ve çözümü sunulmuştur.Anahtar kelimeler : üretim planlama, bulanık doğrusal programlama, bulanık mantık, üretim sistemleri, bulanık sayılar, bulanık çok amaçlı doğrusal programlama
Production planning is one of the most important tool that production enterprise use more effective production factors. Production planning is an important tool that associate conflicting aims at the common point that are considered the results of fuzzy demands to provide scarce resources such as material, labor force, mold to use effectively and efficiently and also to provide customer satisfaction.At most production planning problems the factors that have an effect on process are fixed or definite, and production planning is applied as such. However, in real production enviroment, Most factors that utilized at production planning are either fuzzy or unknown. In this study, one of the model of fuzzy decision making that is fuzzy linear programming is analyzed and more than one cause equation is taken on board that are solved according to the fuzzy factors in this production planning system.In this study, a fuzzy-multi objective linear programming model is developed for production planning of a company in plastic sector. The model intends to determine the quantities of production to be produced, stored, transported to demand centers for six planning periods. In this model, which aims to minimize both production costs and total transportation costs and aspiration levels of decision maker about objective functions are fuzzy.The current study is organized into four main sections. In the first section of study, the basic concepts of fuzzy logic are introduced. In the second section, production systems, production planning systems and the relation between production planning and fuzzy logic are introduced. In the third section, fuzzy logic and its history, fuzzy numbers and membership functions are introduced.In the last section, for production planning in the environment where demand is fuzzy, a fuzzy linear programming model and model?s solutions are preferred.Key words : production planning, fuzzy linear programming, fuzzy logic, production systems, fuzzy numbers, fuzzy-multi objective linear programming
COŞKUN ÖRENLİ
244066
Yıldız Teknik Üniversitesi
Endüstri Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2009
Türkçe
Yüksek Lisans
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogATCjZYCjcLqw_Po6dCxNOPyuaQQ5LOPjBevCZGLeacdc
./data/pdfs/244066.pdf
663,740
true
true
true
2025-06-04T23:00:24.655407
2025-06-06T09:42:21.696315
2025-06-07T21:14:07.959253
2025-06-08T05:05:56.345498
231202
215
240
{ "labels": [ { "class": "Kaynakça", "confidence": 0.9183225035667419, "polygon": [ [ 1476, 2032 ], [ 1489, 361 ], [ 259, 351 ], [ 247, 2023 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8361755609512329, "polygon": [ [ 1463, 2242 ], [ 1463, 2194 ], [ 1398, 2194 ], [ 1398, 2241 ] ] } ] }
Arşiv belgelerine göre Tarsus'ta sosyo-kültürel yapı (XIX. yüzyılın ikinci yarısı) / Socio-cultural structure in Tarsus according to archive documents (second half of XIX. century)
Kilikya havalisinin en eski yerleşim yeri olan Tarsus'un ne zaman ve kim tarafından kurulduğu tam olarak tespit edilememektedir. Şehrin stratejik açıdan önemli bir yerde bulunması sebebiyle burası tarih boyunca birçok devletin eline geçti. Bu sebeple Tarsus defalarca tahribata maruz kaldı. XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar şehir, altı defa yıkıma uğradı ve yedinci kez tekrar mamur hale getirildi.Tarsus, Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra sancak statüsü ile taşra teşkilatındaki yerini aldı. Önce Haleb'e, ardından Kıbrıs'a ve XVIII. asırda da Adana Eyaleti'ne bağlandı. 1833'ten 1840'a kadar Mısırlı İbrahim Paşa'nın idaresi altında kaldı. 1866'dan itibaren Haleb Vilâyeti teşkil edilince, bu vilâyete bağlı Adana Sancağı'na tâbi bir kaza statüsüne getirildi. 1870'de Adana vilâyet merkezi olunca Tarsus, yine bu vilâyetin merkez sancağına bağlı bir kaza konumunu muhafaza etti. 1888'de ise Mersin sancak merkezi oldu. Böylece Tarsus, Adana Vilâyeti'ne tâbi Mersin Sancağı'nın bir kazası durumuna geldi.XIX. yüzyılın ikinci yarısında Tarsus nüfusunun yaklaşık olarak % 95'ini Müslümanlar, % 5'ini de gayrimüslimler oluşturmaktaydı. Müslümanlarla gayrimüslimler aynı mahalle ve köyde bir arada yaşamaktaydılar. Farklı unsurlar arasında sosyal hayatın hemen her alanında sık ve yakın ilişkiler geliştirilmiştir. Müslümanlar ezici bir üstünlüğe sahip olmalarına rağmen gayrimüslimler daha iyi bir hayat sürdürmüşlerdir.Araştırılan dönemde Tarsus'ta gündelik hayatta gayrimüslimlere yönelik herhangi bir kısıtlama olmamıştır. Hem kendi aralarındaki problemlerde, hem de Müslümanlarla olan ihtilaflı konularda kadı mahkemesine müracaat ederek çözüm aramışlardır. Kendi aralarında ortaklıklar kurabildikleri gibi Müslümanlarla da ortak iş yapabilmişler, onlarla aynı esnaf teşkilatı içinde faaliyetlerini sürdürmüşler, hatta bazen lonca reisi de olmuşlardır. Kanunlara bağlı kalmak kaydıyla her türlü üretim ve ticarette herhangi bir engelle karşılaşmamışlardır. Yine kendilerine tanınan din ve vicdan özgürlüğü kapsamında dinî ve sosyal vakıf müesseseleri kurmalarına müsaade edilmiş, harabe durumdakilerin tamirine izin verilmiş ve hatta ihtiyaç halinde yenileri dahi inşa edilebilmiştir.Anahtar Sözcükler: Tarsus, Osmanlı, Arşiv Belgeleri, XIX. Yüzyılın İkinci Yarısı, Müslim, Gayrimüslim.
By whom and when Tarsus, the oldest settlement of Cilicia, was established cannot be certainly detected. Owing to its strategically important location, throughout history the city changed hands of many states. Thus, Tarsus was subjected to destruction numbers of times. Until the second half of XIX. century, the city was devastated six times and it was made prosperous again for the seventh time.After Tarsus was conquered by the Ottomans, it took its place in the field service with the status of flag. It was first adhered to Aleppo, then to Cyprus and to Adana Province in XVIII. century. From 1833 to 1840, it remained under administration of Ibrahim Pasha of Egypt. As of 1866, when Aleppo Province was constituted it was brought to the status of a district subordinated to Adana Flag. In 1870 when Adana became the provincial center, it preserved its position as a district adhered to the central flag of this province. In 1888 Mersin became the central flag. Thus, Tarsus became a district of Mersin Flag adhered to Adana Province.In the second half of XIX. century; 95% of Tarsus? population was constituted by Muslims and 5% was constituted by non-Muslims. Muslims and non-Muslims used to live together in the same neighborhoods and villages. In almost all areas of social life, social relations were developed. Although Muslims were vast majority, non-Muslims lived a better life.During the period that is inquired, in the daily life any restrictions aimed at non-Muslims did not occur in Tarsus. They looked for solutions by applying Kadi?s Courts either in problems within themselves or in controversial topics with Muslims.Besides being able to form associations within themselves, they could also do partner business with Muslims; they were active with them in the same craftsmen organization, and sometimes they even became the guild chairman. Abiding by the laws, they did not encounter any obstacles in every kind of production and commerce. Again within the liberty of religion and conscience they were allowed to establish religious and social donation corporations, fixing of the ones in ruins were allowed and even new ones could be built.Keywords: Tarsus, Ottoman, Archive Documents, Second half of 19th century, Muslims, Non-Muslims.
ABDULLAH POŞ
231202
Uludağ Üniversitesi
Tarih Bölümü
2008
Türkçe
Doktora
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=UPP_Zu9isEmWGFXFCBYasWoLzgNlmMhTSpweWjFhNZ6u_P0a6Hqix-5VymZOuwmj
./data/pdfs/231202.pdf
3,956,564
true
true
true
2025-06-04T23:00:21.639455
2025-06-06T09:28:49.833935
2025-06-07T21:14:08.567573
2025-06-08T05:05:56.805887
244744
10
224
{ "labels": [ { "class": "İçindekiler", "confidence": 0.928363561630249, "polygon": [ [ 1530, 1991 ], [ 1538, 365 ], [ 289, 358 ], [ 280, 1985 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9179195761680603, "polygon": [ [ 953, 2076 ], [ 954, 2028 ], [ 890, 2026 ], [ 889, 2075 ] ] } ] }
Değişik azot ve fosfor dozları ile pir öldürme ve hasat zamanlarının patatesin (Solanumm tuberosum L.) verim ve verim unsurları üzerine etkisi / The effects of different nitrogen and phosphorus doses, vine killing and harvesting time on yield and yield properties of potato (Solanum tuberosum L.)
Farklı azot ve fosfor dozları ile pir öldürme ve hasat zamanlarının patatesin verim ve verim unsurları üzerine etkisini incelemek amacı ile bu çalışma 2005 ve 2006 yıllarında Erzurum'da yürütülmüştür. Üç azot (0, 12 ve 24 kg/da), üç fosfor dozu (0, 9 ve 18 kg/da), dört pir öldürme (8 Ağustos, 23 Ağustos, 7 Eylül ve 22 Eylül) ve dört hasat zamanının (hemen, 10 gün sonra, mevsim sonu ve kontrol) uygulandığı deneme ?Şansa Bağlı Tam Bloklar Deneme Deseninde Bölünen Bölünmüş Parseller? düzenlemesine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuştur.Araştırma sonuçlarına göre, deneme yıllarının incelenen karakterlerden çıkış oranı, sap sayısı, dekara büyük yumru verimi, protein ve cipsin yağ çekme oranı hariç diğer karakterler üzerine etkisi önemli olmuştur, Azot dozlarının çıkış süresi, bitki boyu, küçük yumru verimi ve özgül ağırlığı üzerine etkili olduğu tespit edilmiştir. Fosfor dozlarının ise dekara ıskarta yumru verimi, özgül ağırlık, kuru madde oranı, cips verimliliği ve cipsin yağ çekme oranı hariç diğer karakterler üzerine etkili olduğu belirlenmiştir. Pir öldürme tarihleri geciktikçe ocak başına yumru sayısı ve verimi, dekara toplam yumru verimi, büyük yumru verimi, özgül ağırlık, protein oranı ve cips verimliliği ve cipsin yağ çekme oranında artış olmuştur. Hasat zamanı geciktikçe ocak başına yumru sayısı ve verimi, dekara toplam yumru verimi, büyük ve orta yumru veriminde artış olmuş, dekara küçük ve ıskarta yumru veriminde azalma olmuştur. Ayrıca protein ve kuru madde oranında azalma, özgül ağırlık, cips verimliliği ve cipsin yağ çekme oranında bir artış tespit edilmiştir.Sonuç olarak Erzurum şartlarında patates yetiştiriciliğinde toprağın besin içeriğine göre dekara 24 kg azot ve 9 kg fosfor verilmeli, 7 veya 22 Eylül tarihleri arasında pirler öldürülmeli ve pirler öldürüldükten 10 gün sonra hasat edilmelidir.Anahtar kelimeler: Patates, azot dozları, fosfor dozları, pir öldürme tarihleri, hasat zamanları, verim unsurları,
This study was conducted to determine effects of different nitrogen and phosphorus dosages, and vine killing and harvesting times on the yield and yield components of potato in years 2005 and 2006 in Erzurum. The trial was designed as three nitrogen (0, 12 and 24 kg da-1), three phosphorus (0, 9 and 18 kg da-1), four vine killings (8 and 23 August, 7 and 22 September) and four harvesting times (at once, ten days after, end of season and control) as split-split-plots in randomized complete block (RCB) design with three replications.According to the results of the study, studied years had effects on the all of the investigated properties except for the emergence rate, stem number, big tuber yield per decare, protein, oil absorption ratio of chips. It was determined that nitrogen dosages had effects on emergence duration, plant height, small tuber yield and specific gravity of tubers. Phosphorus dosages had effects on all of the investigated characters of potato except for the discarded tuber yield per decare, specific gravity, dry matter, productivity of chips and oil absorption rate of chips. It was observed that there were increases in tuber number and yield per hole, total tuber yield per decare, big tuber yield, specific gravity, protein rate, yield and oil absorption ratio of chips with delaying of vine killing dates. It was observed that there were increments in tuber number and yields per hole, total tuber yield per decare, middle and big tuber yields, and were decrements in small and discarded tuber yields. Moreover, decrements in protein and dry matter ratios and increments in specific gravity, productivity of chips and oil absorption ratio of chips were determined.Considering nutrient content of soil, it was concluded that 24 kg nitrogen per decare and 9 kg phosphorus per decare should be applied, vine killings should be made between 7 and 22 September dates, and the harvest should be made after 10 days of vine killings in potato production under Erzurum conditions.Keywords: Potato, nitrogen doses, phosphorus doses, vine killing dates, harvesting times, yield properties.
ZÜHAL KAVURMACI
244744
Atatürk Üniversitesi
Tarla Bitkileri Ana Bilim Dalı
2008
Türkçe
Doktora
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CwVIqqBuz1VkysVpueogAS6RpToIcGQkZ4hOghoVTJ_ZCB1m1ZTBqZ2xD6Flovy2
./data/pdfs/244744.pdf
5,757,284
true
true
true
2025-06-04T23:00:24.675509
2025-06-06T09:42:22.719118
2025-06-07T21:14:09.859744
2025-06-08T05:05:57.159184
634622
154
237
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9176039695739746, "polygon": [ [ 1511, 2040 ], [ 1522, 256 ], [ 201, 248 ], [ 190, 2032 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9094024300575256, "polygon": [ [ 1463, 171 ], [ 1463, 124 ], [ 1396, 123 ], [ 1396, 170 ] ] } ] }
Sosyal medyada insan kaynakları uygulamalarının genel görünümü: İnsan kaynakları profesyonelleri üzerine bir araştırma / General view of human resources practices in social media: A research on human resources professionals
Sosyal medya sürekli yenilenen teknolojilerle uyum içinde olmalarını sağlayarak İKY'nin canlılığını ve etkinliğini ayakta tutmaktadır. Sosyal medya İKY'ye birçok kolaylıklar sunmaktadır. Öyle ki günümüzde iş ilanı zaman ve maddi bir kayba uğramadan yayınlanabilmektedir. Sosyal medya sayesinde kurum içi ve dışı geri bildirimler daha hızlı şekilde alınmaya başlanmıştır. Çalışanlar çalıştıkları kurumların etkinliklerinden ve duyurularından kolaylıkla haberdar olabilmektedirler. Bu tez çalışması günümüzdeki teknolojik gelişmelerle kullanımı çok yaygınlaşan sosyal medyada İK uygulamalarının nasıl görünüme sahip olduklarını ve sosyal medyanın İK uygulamalarına etkisini açıklamayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda İK uygulamalarında yaygın olarak kullanılan beş sosyal medya uygulamaları ele alınmıştır. Araştırmanın evrenini sosyal medya kullanan insan kaynakları profesyonelleri oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında oluşturulan anket çalışması basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle elde edilen üç yüz yirmi dört kişi katılım göstermiştir. Araştırma sonucunda İK uygulamalarıyla sosyal medya arasında anlamlı bir ilişki ortaya koyulmuştur. İşe alım sürecinde daha çok sosyal medyadan yararlanıldığı diğer ele alınan sekiz İK uygulamalarının yeni yeni sosyal medyada yer edindikleri tespit edilmiştir. İK uygulamalarının en fazla Linkedin'da yer aldığı görülmektedir.
Social media keeps the vitality and effectiveness of HRM by ensuring that they are in harmony with the constantly renewed technologies. Social media offers many facilities to HRM. So much so that nowadays job postings can be published without any loss of time and money. Thanks to social media, feedbacks inside and outside the institution are being received more rapidly. Employees can easily be informed about the events and announcements of the institutions they work for. This thesis study aims to explain the appearance of HR applications in social media, which is becoming widespread with today's technological developments, and the effect of social media on HR applications. To this end, five social media sites that are widely used in HR applications are discussed. Human resources professionals using social media constitute the universe of the research. Three hundred and twenty four people participated in the questionnaire study created within the scope of the research, which was obtained by simple random sampling method. As a result of the research, a meaningful relationship has been revealed between HR practices and social media. It was determined that the other eight HR practices, which were mostly used on social media during the recruitment process, gained their place in the new social media. It is seen that HR applications are mostly on Linkedin.
HANİFE TAŞ
634622
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
İşletme Ana Bilim Dalı
2020
Türkçe
Yüksek Lisans
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=_F5QEpayDXGqGZlp9XiFtFlKbVD5fmVV2_cq7n85kxi9Yqdf6q6AOitrUgZvbYA6
./data/pdfs/634622.pdf
3,598,883
true
true
true
2025-06-04T23:00:22.332322
2025-06-06T09:29:53.455948
2025-06-07T21:14:09.865938
2025-06-08T05:05:57.640326
226720
50
131
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9442853331565857, "polygon": [ [ 1458, 2033 ], [ 1477, 439 ], [ 333, 425 ], [ 314, 2019 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8042086362838745, "polygon": [ [ 1406, 134 ], [ 1407, 84 ], [ 1346, 84 ], [ 1345, 133 ] ] } ] }
Orta öğretim öğrencilerinin yabancı dil öğrenimlerini etkileyen etmenler orta öğretim öğrencilerinin yabancı dil öğrenimlerini etkileyen etmenler / Factors affecting foreign language learning of secondary school students
Bu çalışmanın amacı; ortaöğretim öğrencilerinin yabancı dil (İngilizce) öğrenmelerini etkileyen etmenlerden; yabancı dil kaygısının, aile eğitim seviyesi ve mesleğinin, öğrenim gördükleri okul ve okul türünün (devlet, özel gibi), cinsiyetlerinin, yabancı dil ve ders işleme teknikleri hakkındaki düşüncelerinin İngilizce öğrenimine etkisini belirlemektir. Bu çalışmada, Gaziantep'te 2004-2005 öğretim yılında yabancı dil ağırlıklı eğitim veren 17 lisenin hazırlık sınıflarında öğrenim gören 1454 öğrenci arasından rasgele-örnekleme yöntemiyle seçilen 293 öğrenciye Likert tipi ölçek uygulandı. Verilerin analizi için t-testi, tek yönlü ANOVA ve Scheffé testleri kullanıldı.Öğrencilerin, anne ve babalarının eğitim düzeylerinin, mesleklerinin, cinsiyetlerinin, mezun oldukları ve okudukları okul türünün yabancı dil kaygı düzeylerine etkisi araştırıldı ve öğrencilerin kaygı düzeylerinin bunlardan etkilenmediği sonucuna ulaşıldı. Ancak öğrencilerinin yabancı dil kaygı düzeyi yüksek olan bazı okullarda öğrencilerin yabancı dil başarı düzeyleri düşük bulundu.Ortaöğretim öğrencilerinin yabancı dil kaygı düzeylerinin başarılarını etkilediği, yabancı dil kaygısı yüksek öğrencilerin akademik yıl sonu yabancı dil notlarının düşük olduğu, düşük yabancı dil kaygısı taşıyan öğrencilerin ise notlarının yüksek olduğu ortaya çıkarıldı. Bununla birlikte, araştırmadan elde edilen bulgular, öğrencilerin yabancı dil başarı düzeylerinin, babalarının eğitim düzeyinden, öğrenim gördükleri okuldan, okul türünden ve dil hakkında geliştirdikleri olumlu düşüncelerinden etkilendiğini göstermektedir. Bulgular öğrencilerin yabancı dil kaygı seviyelerinin cinsiyetlerine göre farklılık göstermediğini, ancak kız öğrencilerin yabancı dil başarı seviyelerinin daha yüksek olduğunu göstermektedir.
The purpose of this study is to determine whether factors like foreign language anxiety, educational level and occupation of families, schools and school types students attend, their genres, teaching methods, and the positive ideas of students about language learning are affecting their English learning or not. In this study, Likert type scale was applied to 293 randomly selected students among 1454 preparatory class students from 17 foreign language oriented high schools in central Gaziantep in the academic year of 2004-2005. The data were analyzed by using t test, one way ANOVA, and Scheffé test.The effects of the level of education and the occupation of the parents, the genres of the students, the school type they attend, the primary schools they graduated from on the level of foreign language anxiety was investigated and no effects of these parameters were found. On the other hand, some of the schools where the students had high level of foreign language anxiety had low foreign language success.Findings of this study indicated that foreign language anxiety levels affect secondary school student?s English learning academic successes, the students with high level of foreign language anxiety received low grades in English language courses at the end of the academic year; however, the students with the low level of foreign language anxiety received high grades. In addition to this, this study revealed the fact that students? schools and school types they are attending, their fathers? educational level, teaching methods, and their positive ideas about language learning were significantly affecting their academic success in English learning. The results indicated that there were no differences between the level of Foreign Language Anxiety of genders , however female students were found to be more successful in foreign language learning than male students.
GÜZİDE ÖNER
226720
Gaziantep Üniversitesi
Eğitim Bilimleri Bölümü
2008
Türkçe
Doktora
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=-Z0vbSUgrhM9fXoGkRe6Q-wbhe8ezYeKRzULRvrYKujurmWzDUYWpfEytDwqtaEP
./data/pdfs/226720.pdf
694,429
true
true
true
2025-06-04T23:00:23.982618
2025-06-06T09:38:18.986993
2025-06-07T21:14:10.306257
2025-06-08T05:05:57.904353
616505
267
362
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.8866316080093384, "polygon": [ [ 1494, 2115 ], [ 1505, 252 ], [ 217, 245 ], [ 206, 2107 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8587105870246887, "polygon": [ [ 1472, 176 ], [ 1472, 128 ], [ 1404, 127 ], [ 1403, 176 ] ] } ] }
Üstün yetenekli öğrencilere yönelik farklılaştırılmış sorgulama temelli fen bilgisi ders modüllerinin geliştirilmesi, uygulanması ve etkililiğinin değerlendirilmesi / The development, implementation and effect of differentaited inquiry-based science lesson modules for gifted students
Üstün yetenekli öğrenciler özel ve farklı bir eğitim ortamı ihtiyacı içerisindedirler. Akademik / zihinsel anlamda ise, iyi bir genel eğitime sahip olmak; zihinsel anlamda zorlanmak ve dolayısıyla motive olmak; çalışmalarında, düşünmelerinde ve öğrenmelerinde bağımsız olmak üstün yetenekli öğrencilerin temel ihtiyaçlarıdır denebilir. Bu ihtiyaçlar çerçevesinde üstün yeteneklilerin eğitiminin nasıl dizayn edilmesi gerektiği halen tartışılan bir konudur. Bu dizaynlar dikkate alındığında, herhangi bir dizayn içerisinde üstün yetenekli öğrencilerin kendilerine özgü materyaller ve ortamların oluşturulması ihtiyacı ise her zaman hissedilmektedir. Literatür incelendiğinde üstün yetenekli öğrencilerin kendilerini zorlayıcı etkinlik ve içeriklere, farklılaştırılmış ders planları ve programlara, aktif öğrenme süreçlerine, yeterli bir fiziki altyapıya sahip öğrenme ortamına ve yasal düzenlemelere gereksinim duymaktadırlar. Bu çalışmada bu gereksinimlere yönelik olarak öğrencilerin ihtiyaç duydukları ve öğretmenlerin her platformda eksikliğini hissettikleri ders rehber materyalleri geliştirmek ve bu rehber materyallerin işlerliğini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaçla öğrencilerin fen bilgisi derslerine yönelik olarak modüller geliştirilmiştir. Modüller fizik, kimya ve biyoloji alanlarına ait günlük yaşam problemleri içeren konulardan oluşmuştur. Modüllerde teorik altyapısı sorgulama temelli yaklaşım ile yapılandırılmış, aktif öğrenme süreçlerine yer verilmiş, farklılaştırma stratejisi modül bölümlerinde etkin olarak kullanılmış ve zorlayıcılık ilkesi göz ardı edilmemiştir. Bu bağlamlar çerçevesinde geliştirilen modüllerin bir sonraki aşamada bilimsel olarak geçerliliği test edilmiştir. Öncelikle modüllerin öğrencilerde yarattığı farklılık değerlendirilerek gerçek bir fayda sağlayıp sağlamadığı incelenmiştir. Bu kapsamda, kullanılan teorik çerçeve dikkate alınarak modüllerin öğrencilerin bilimsel muhakeme, bilimsel süreç becerileri ve kavramsal anlama değişkenleri üzerindeki etkisi irdelenmiştir. Ayrıca modüllerin kullanışlılığı ve uygulama öğretmenin modüller hakkındaki düşünceleri de alınarak veri çeşitliliği sağlanmıştır. Araştırma problemleri, araştırmanın amacı ve tasarımı dikkate alındığında araştırmada karma desen metodolojisi kullanılmıştır. Araştırma üç yılı kapsayan, öncelikle Bilim Sanat Merkezi (BİLSEM) fen öğretmenlerinin ders içi ihtiyaçlarının belirlenerek başladığı, literatür taraması ve modüllerin geliştirilmesi süreci ile devam eden ve sonunda modüllerin uygulanarak etkililiğin değerlendirildiği aşamalı bir süreçtir. Bu yüzden karma yöntemin çok aşamalı deseni araştırmanın metodolojisini oluşturmaktadır. Araştırma 19 üstün yetenekli öğrenci ile Bursa'da bir BİLSEM'de gerçekleştirilmiştir. 12 hafta süresince devam eden uygulamada ön/son-test tek grup deneysel desen ile nicel veriler toplanmıştır. Görüşme, gözlem ve doküman analizi ile nitel veriler elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucu problem durumlarına göre nicel ve nitel bulgular elde edilmiş ve değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin bilimsel muhakemelerinde anlamlı düzeyde bir gelişim gözlenmiştir. Fakat bu gelişim istenen düzeyde olmamış yüksek seviyede muhakeme becerisi gözlenmemiştir. Öğrencilerin bilimsel süreç becerilerinde anlamlı derecede bir gelişim bulunmuştur. Buna göre öğrencilerin hipotez kurma gibi nedensel düzey becerilerde ve bazı deneysel düzey becerilerde zorlandıkları görülmüştür. Dolayısıyla öğrencilerin bilimsel süreç becerilerindeki gelişimin daha da artırılabileceği sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin modülde geçen kavramları anlamlandırabildikleri bulunmuştur. Ancak bazı kavramlar arası ilişkileri yapamadıkları veya zorlandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Modüllerin kullanışlı olarak değerlendirildiği yapılan gözlemler sonucu ortaya çıkarılmıştır. Uygulama öğretmeni ile yapılan görüşmeden ise, modüllerin üstün yetenekli öğrencilerin eğitimi için uygun olduğu fakat BİLSEMlerdeki süregelen bazı problemlerden dolayı (zaman kullanımı, devamsızlık gibi) bumerkezlerde kullanımı sürecinde problemler karşılaşılabileceği sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlardan yola çıkarak, modüllerin daha uzun zaman dilimlerinde uygulanması gerektiği, böylece belirtilen değişkenlere yönelik daha uzun süreli etkinlikler işlenerek istenen seviyede bilimsel muhakeme ve bilimsel süreç becerisi gelişimi sağlanabileceği, kavramlar arası ilişkilerin daha etkili olarak anlamlandırılabileceği önerilmektedir. Öğrencilerin daha fazla hipotetik düşünme süreçlerine katılımları sağlanmalıdır. Böylece yüksek düzeyde bilimsel muhakeme becerisi geliştirilmesi sağlanabilir. Öğrencilerin bilimsel muhakeme becerilerindeki gelişim ile bilimsel süreç becerilerinin ilişkili olduğuna dair bulgular göz ardı edilmeyerek ve her iki beceriye ait etkinliklerin seviyelerinin birbiri ile eş zamanlı yapılması önerilmektedir.
The gifted students need a special and different educational environment. In the academic/cognitive sense, having a good general education; being mentally challenged and hence motivated; thinking, learning and being independent in their studies are the basic needs of gifted students. In the context of these needs, it is still debated how the educational settings of gifted learners should be designed. Considering these designs, the need to create unique materials and environments for gifted students in any design is always felt. When the literature is examined, gifted students need challenging activities and contents, differentiated lesson plans and programs, active learning processes, learning environment with adequate physical infrastructure and legal regulations. This study aims to develop lesson guide materials and to examine the functionality of these guidelines in order to meet these needs and the teachers feeling who express the lack of this kind of materials in every platform. For this purpose, modules were developed for gifted students' science lessons. Modules are composed of subjects with daily life problems related to physics, chemistry, and biology. In the modules, the theoretical infrastructure was structured with an inquiry-based approach and active learning processes were included. The modules developed within these contexts were tested scientifically at a later stage. First of all, it is examined whether the modules provide a real benefit by evaluating the difference that students create. In this context, the effect of the modules on scientific reasoning, scientific process skills, and conceptual understanding variables was evaluated by taking into consideration the theoretical framework used. In addition, the usability of the modules and the teachers' opinions about the modules were taken and by this way, data variety was provided. When the research problems, aim and design of the research were taken into consideration, mixed design methodology was used. The research is a gradual process that consists of three years started with determining the needs of the science teachers regarding the lesson in the Science and Art Center (SAC) and continuing with the process of the literature review and developing modules. Therefore, the multi-stage pattern of the mixed method is the methodology of research. The research was carried out with 19 gifted students in a SAC in Bursa. Quantitative data were collected with a single group experimental design through 12 weeks of implementation. Qualitative data were obtained through interview, observation and document analysis. As a result of the analyzes, quantitative and qualitative findings were obtained according to the problem situations and then evaluated. According to the results, a significant improvement was observed in the scientific reasoning of the students. However, this level of development was not observed at the desired level of high-level reasoning skills. A significant improvement was found in students' scientific process skills. According to this, it was observed that students had difficulty in the causal level skills such as hypothesis posing and some experimental level skills. Therefore, it was found that the development of scientific process skills of the students could be further increased. It was found that students could make sense of the concepts in the module. However, it has been concluded that they cannot make relations between some concepts or have difficulties. It was revealed that the modules were evaluated as useful. It is concluded after the interview with the teacher that the modules are suitable for the education of gifted students but some problems may be encountered in the use of SACs. Based on these results, it is suggested that the modules should be applied in longer time periods, so that long-term activities for the mentioned variables can be processed and scientific reasoning and scientific process skills can be developed at the desired level, and that the relationships between the concepts can be more effectively understood. Students should be challenged by prompting them into more hypothetical thinking processes. Thus, a high level of scientific reasoning can be developed. It is recommended that the findings of the students' scientific reasoning skills and scientific process skills are related, and that the levels of activities related to both skills are concurrent with each other.
BESTAMİ BUĞRA ÜLGER
616505
Uludağ Üniversitesi
Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Doktora
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=4J_FzTwlrMCH4qBROpXPH3IsUU9JdyKByvd5BHSVvIL0_IP13JipBON_olIpj2A6
./data/pdfs/616505.pdf
7,101,955
true
true
true
2025-06-04T23:00:19.972796
2025-06-06T09:23:45.272656
2025-06-07T21:14:10.950228
2025-06-08T05:05:58.516762
450178
43
308
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.8986697793006897, "polygon": [ [ 1474, 2131 ], [ 1483, 249 ], [ 187, 243 ], [ 179, 2125 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8819164633750916, "polygon": [ [ 852, 2221 ], [ 852, 2175 ], [ 794, 2175 ], [ 794, 2221 ] ] } ] }
Turistik tüketici deneyimi: Beş yıldızlı resort otellerde bir uygulama / The tourist experience: A research on five star resort hotels
Bu araştırmanın amacı, resort otel misafirlerinin dinlence deneyimlerini incelemek ve resort otel tüketici deneyiminin, tüketici memnuniyeti ve sadakati üzerindeki etkilerini tespit etmektir. Ayrıca kültürün; turistik tüketici deneyimi, tüketici memnuniyeti ve sadakati arasındaki ilişkiler (a = resort otel tüketici deneyimi ve tüketici memnuniyeti, b = resort otel tüketici deneyimi ve tüketici sadakati, c = tüketici memnuniyeti ve tüketici sadakati) üzerindeki moderatör etkisi de incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak, kapsamlı bir literatür taraması sonucunda oluşturulan anket formu kullanılmıştır. Anket formu; Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca ve Rusça dillerinde hazırlanmış ve böylece farklı ülkelerden turistlerin araştırmaya katılımının sağlanması amaçlanmıştır. Resort otel deneyimlerinin ölçülmesinde, fiziksel çevre ve sosyal etkileşim unsurlarını esas alan yaklaşım benimsenmiştir. İlgili ölçeklerin yanı sıra; katılımcıların özgün düşüncelerine daha fazla yer verebilmek ve nicel yöntemlerle toplanan verilerin zenginleştirilmesi için, en akılda kalıcı resort otel tüketici deneyimlerine yönelik açık uçlu sorulara da yer verilmiştir. Araştırma evrenini, Türkiye'deki beş yıldızlı resort otellerde konaklayan misafirler oluşturmaktadır. Ancak araştırma sadece yaz turizmi kapsamında hizmet veren ve deniz kenarındaki resort oteller ile sınırlı olduğu için araştırma evreni; Antalya, Muğla, Aydın ve İzmir illerinde bulunan beş yıldızlı resort otel misafirlerinden oluşmaktadır. Kolay ulaşılabilir ve kota örnekleme yöntemleri birlikte kullanılarak, ilgili destinasyonları ziyaret eden 1112 turist üzerinde anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Uç değerler ve yüksek miktarda eksik veri içeren anket formları çıkarıldıktan sonra, 17 farklı milliyetten toplam 1070 kullanılabilir anket formu analiz edilmiştir. Araştırma modelinde yer alan hipotezler, yapısal eşitlik modeli uygulamaları kullanılarak test edilmiştir. Ölçüm sonuçlarının yüksek düzeyde güvenirliğe ve geçerliğe (birleşme, ayırt edici, uyum ve tahmin geçerlikleri) sahip olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçları, resort otel tüketici deneyimlerinin; (1) fiziksel olanaklar, (2) konfor, (3) tasarım ve çevre, (4) profesyonellik, (5) ilgi, (6) misafirler arası etkileşim olmak üzere altı boyuttan oluştuğunu doğrulamaktadır. Söz konusu boyutlardan ilk üçü, fiziksel çevre unsurlarına yönelik deneyimleri; geriye kalan üçü ise sosyal etkileşim unsurlarına yönelik deneyimleri temsil etmektedir. Yapısal model testi sonucunda, resort otel tüketici deneyiminin, tüketici memnuniyetini pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Sosyal etkileşim unsurlarına yönelik (profesyonellik, ilgi, misafirler arası etkileşim) resort otel deneyimleri, tüketici sadakatini pozitif yönde etkilerken; fiziksel çevre unsurlarına yönelik (fiziksel olanaklar, konfor, tasarım ve çevre) resort otel deneyimlerinin ise %5 anlamlılık düzeyinde tüketici sadakati üzerinde böyle bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Ancak her ne kadar düşük olsa da, fiziksel çevre unsurlarına yönelik resort otel deneyimlerinin, tüketici sadakatini %10 anlamlılık düzeyinde pozitif yönde etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca araştırma sonuçları, tüketici memnuniyetinin; resort otel tüketici deneyimleri ile tüketici sadakati arasındaki ilişkide aracılık rolü üstlendiğini göstermektedir. Bu kapsamda, tüketici memnuniyetinin, fiziksel çevre unsurlarına yönelik deneyimler ile sadakat arasındaki ilişkide "tam aracılık"; sosyal etkileşim unsurlarına yönelik deneyimler ile sadakat arasındaki ilişkide ise "kısmi aracılık" rolü taşıdığı belirlenmiştir. Kültürün moderatör etkisi test edilirken, Hofstede tarafından geliştirilen beş boyutlu (güç mesafesi, bireycilik-kolektivizm, kadınsılık-erkeksilik, belirsizlikten kaçınma, kısa veya uzun vadeli yönelim) kültür modeli esas alınmıştır. Buna göre, "resort otel tüketici deneyimleri ile tüketici memnuniyeti" ve "resort otel tüketici deneyimleri ile tüketici sadakati" arasındaki bazı ilişkilerde kültürün moderatör etkisine yönelik çeşitli bulgular tespit edilmiştir. Dolayısıyla, turistik tüketici deneyimlerinin; memnuniyet ve sadakat üzerindeki etki düzeylerinin, turistin ulusal kültürüne göre kısmen değiştiği sonucuna varılmaktadır. Buna göre, güç mesafesinin yüksek olduğu kültürlerde konfor ile misafirler arası etkileşime dayalı deneyimlerin, memnuniyet ve/veya sadakati daha fazla etkilediği belirlenmiştir. Öte yandan, toplumsal hiyerarşinin (güç mesafesinin) düşük olduğu kültürlerde ise fiziksel olanaklar ile profesyonelliğe dayalı deneyimlerin, tüketici sadakati üzerindeki etkisinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bireycilik-kolektivizm kültür boyutuna göre, bireyci kültürlerde, resort otel çalışanlarının profesyonellik düzeyinin, memnuniyet ve sadakat üzerindeki etkisi, kolektivist kültürlere kıyasla daha yüksektir. Kolektivist kültürlerde ise misafirler arası etkileşimin, memnuniyet üzerindeki etkisinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Erkeksilik-kadınsılık kültür boyutuna göre yapılan moderatör analizinde, kadınsı kültürlerde konfor→memnuniyet, tasarım-çevre→memnuniyet ve ilgi→sadakat ilişkilerine yönelik etki düzeyinin daha yüksek iken; erkeksi kültürlerde ise fiziksel olanaklar→sadakat ile profesyonellik→sadakat ilişkilerinin etki düzeyinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca belirsizlikten kaçınmanın yüksek olduğu kültürlerde, tasarım-çevre ile profesyonelliğin, tüketici memnuniyeti üzerindeki etkisi (belirsizlikten kaçınmanın düşük olduğu kültürlere kıyasla) daha fazladır. Söz konusu kültürel etki farklılaşmaları, teorik ve pratik katkıları dikkate alınarak araştırmanın sonuç kısmında tartışılmıştır. Ancak "tüketici memnuniyeti ve tüketici sadakati" arasındaki ilişkide, kültürün herhangi bir etkisi ile karşılaşılmamıştır. Buna göre, hangi kültür modeli ele alınırsa alınsın, tüm kültürlerde memnuniyetin, sadakat üzerindeki etki düzeyi benzerdir. Anahtar Kelimeler : Tüketici deneyimi, memnuniyet, sadakat, kültür, resort oteller
The purpose of this research is to investigate the tourists' resort hotel experiences and to examine the impact of resort hotel experiences on tourist satisfaction and loyalty. Additionally, the moderating effects of culture on the relationships (a = resort hotel experiences and tourist satisfaction, b = resort hotel experiences and tourist loyalty, c = tourist satisfaction and tourist loyalty) among resort hotel experiences, tourist satisfaction and loyalty were tested. A self administered questionnaire developed after a comprehensive literature review was used as a data collection instrument. To increase the participation of tourists from different countries, the questionnaire was administered in the following languages: Turkish, English, German, French, and Russian. The physical environment and social interaction approach was used in measuring resort hotel experiences. In addition to the scales used, open ended questions regarding the most memorable resort hotel experiences were also included to allow for the participants' unique views and to enrich the research findings. Tourists staying at five star resort hotels in Turkey comprise the target population of this study. Because the study focuses solely on the resort hotels located nearby the sea and operating in the summer season, the target population was limited with guests staying at five star resort hotels in the provinces (destinations) of Antalya, Muğla, Aydın, and İzmir. A total of 1112 resort hotel guests visiting the aforementioned destinations was surveyed using both convenience and quota sampling methods. After removing the questionnaires that include outliers and excessive missing data, a total of 1070 questionnaires from 17 different countries was analyzed. The hypotheses in the research model were tested using structural equation modelling. It was found that the research findings have high level of reliability and validity (convergent, discriminant, concurrent and predictive validities). The results also confirm that resort hotel experiences are six dimensional: (1) physical facilities, (2) comfort, (3) design and environment, (4) professionalism, (5) attentiveness, and (6) guest interaction. The first three dimensions represent the resort hotel experiences experiences related with the physical environment, whereas the remaining three dimensions represent the experiences related with social interaction. The structural model results indicate that resort hotel experiences have a positive influence on tourist satisfaction. While the social interaction experiences (professionalism, attentiveness, and guest interaction) have a positive impact on tourist loyalty, the effects of physical environment experiences (physical facilities, comfort, design and environment) on tourist loyalty are not statistically significant at 0.05 or better probability level. Nevertheless, the physical environment experiences have a positive impact on tourist loyalty at 0.10 probability level. Furthermore, the study revealed that tourist satisfaction mediates the relationship between resort hotel experiences and tourist loyalty. In this context, tourist satisfaction represents a "full mediator" on the relationship between physical environment experiences and tourist loyalty, whereas it is a "partial mediator" on the relationship between social interaction experiences and tourist loyalty. To test the moderating impact of culture, Hofstede's five dimensional (power distance, individualism-collectivism, masculinity-feminity, uncertainty avoidance, short-long term orientation) national culture model was used. Accordingly, culture moderates the relationships between "resort hotel experiences and tourist satisfaction" and "resort hotel experiences and tourist loyalty." In other words, the effects of resort hotel experiences on both tourist satisfaction and loyalty varies partially based on tourists' national culture. For instance, the impacts of comfort and guest interaction on satisfaction and/or loyalty are higher in cultures with high power distance, whereas the impacts of physical facilities and professionalism on tourist loyalty are much higher in cultures with low power distance. While the impact of professionalism on both satisfaction and loyalty is higher in individualistic cultures, the impact of guest interaction on satisfaction is higher in collectivist cultures. In feminine cultures, the path coeffficients for comfort→satisfaction, design-environment→satisfaction and attentiveness→loyalty are higher than the masculine cultures. On the other hand, the path coeffficients for physical facilites→loyalty and professionalism→loyalty are much higher when compared to feminine cultures. Furthermore, the impacts of design-environment and professionalism on tourist satisfaction are much higher in cultures with high uncertainty avoidance than the cultures with low uncertainty avoidance. These cultural impact differences are discussed in detail in the conclusions section of this dissertation by considering their theoretical and practical implications. However, no mediating effect of culture on the relationship between tourist satisfaction and loyalty was found. More specifically, the impact of tourist satisfaction on tourist loyalty is similar in all cultures. Key Words : Consumer experience, satisfaction, loyalty, culture, resort hotels
AHMET UŞAKLI
450178
Gazi Üniversitesi
Turizm İşletmeciliği Eğitimi Ana Bilim Dalı
2016
Türkçe
Doktora
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=DPTyuy3wRPq_qvCPSqUB6-DXMj2LIOpRWsfunoZDqA9HeAlMGGjoXPhY6siG827T
./data/pdfs/450178.pdf
6,725,985
true
true
true
2025-06-04T23:00:23.722357
2025-06-06T09:41:33.771980
2025-06-07T21:14:11.962730
2025-06-08T05:05:59.072201
457868
21
129
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9367062449455261, "polygon": [ [ 1488, 2120 ], [ 1491, 399 ], [ 273, 396 ], [ 270, 2118 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.7764453291893005, "polygon": [ [ 915, 2180 ], [ 915, 2138 ], [ 853, 2138 ], [ 853, 2180 ] ] } ] }
Aşılı karpuz yetiştiriciliğinde farklı anaç/kalem kombinasyonlarının bitki büyümesi üzerine etkilerinin araştırılması / The effects of different rootstock/scion combinations on the plant growth in grafted watermelon cultivation
Bu çalışmada, ülkemizde anaçlık özelliği yönünden popüler olan bazı kabak anaçlarının ve anaç ıslahı ile geliştirilen kabak anaç adayının karpuz çeşitleri ile aşı uyuşum durumlarının saptanması ve kabak anaçlarının karpuzun vejetatif büyümesi üzerine kantitatif etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada; ISR-11 anaç çeşit adayı ile 4 ticari kabak anacı (Obez, Shintoza, Maximus, TZ-148) kullanılmıştır. Kalem olarak; Crimson Tide F1, Starburst F1, Mara F1, Zeugma F1 karpuz çeşitleri denemede yer almıştır. Aşı başarı oranları, %29.62 - %90.62 arasında değişim göstermiştir. Aşısız karpuz çeşitleri ve aşılı karpuzlarda vejetatif büyüme üzerine kantitatif etkilerin tespit edilebilmesi amacıyla; aşılamadan itibaren üç dönemde kantitatif analizler yapılmıştır. Araştırma sonucunda; anaç/kalem kombinasyonlarına bağlı olarak ortalama yaprak sayılarının 14.33-54.33 adet, ortalama yaprak alanının 498.90 cm2-1711.31 cm2 ve gövde kalınlıklarının 5.31 mm-7.50 mm arasında değiştiği saptanmıştır. Ayrıca oransal yaprak alanının 36.41 cm2/g-71.91 cm2/g, özgül yaprak alanının 102.22 cm2/g-340.85 cm2/g, oransal yaprak ağırlığının 0.24-0.38 g/g ve yaprak kalınlığının 0.005 g/cm2-0.011 g/cm2 arasında dağılış gösterdikleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda kabak anaçları ile aşılı karpuzların, aşısız karpuz çeşitlerine göre daha fazla vejetatif büyüme gösterdikleri saptanmıştır. Elde edilen araştırma bulguları, aşılı karpuz fidesi konusunda çalışacak araştırıcılar ve aşılı fide üreticileri için gelecekte pratikte uygulanabilirlik yönünden önemli yararlar sağlayacaktır.
In this study, it was aimed to determine the grafting compatibility of interspecific rootstocks (winter squash x pumpkin) varieties which are very popular in Turkey and promising interspecific rootstock candidate (winter squash x pumpkin) grafted with some watermelon varieties. The quantitative effects of rootstocks on vegetative growth of the watermelon varieties were also determined. In the research; ISR-11 rootstock candidate variety and 4 commercial interspecific rootstocks (Obez, Shintoza, Maximus, TZ-148 cv.) were used. Crimson Tide F1, Starburst F1, Mara F1 and Zeugma F1 (watermelon) were used as scion. Grafting success ratios of rootstocks were found between %29.62 - %90.62. Analyses were carried out in three periods in order to determine the quantitative effects on vegetative growth in different grafting combinations and non-grafted watermelon varieties. As a result of this research; depending on the rootstock/scion combinations, it was found that the average leaf number was 14.33-54.33, the average leaf area was 498.90 cm2-1711.31 cm2, and the stem diameter was 531 mm-7.50 mm. In addition, it was determined that leaf area ratio value was 36.41 cm2/g-71.91 cm2/g, specific leaf area value was 102.22 cm2/g-340.85 cm2/g, leaf weight ratio value was 0.24-0.38 g/g and leaf thickness value was 0.005 g/cm2-0.011 g/cm2. In this research, different interspecific rootstocks grafted with watermelons showed more vegetative growth than non-grafted watermelon varieties. The research findings will provide important benefits for researchers who will work on grafted watermelon seedling and grafted seedling companies.
EDA KURT
457868
Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Bahçe Bitkileri Ana Bilim Dalı
2017
Türkçe
Yüksek Lisans
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=DPTyuy3wRPq_qvCPSqUB67XouX1K6_Zf-icwdAiNNnllzTYF_1xb8S4E7JdHloM3
./data/pdfs/457868.pdf
1,641,783
true
true
true
2025-06-04T23:00:24.350994
2025-06-06T09:42:21.748549
2025-06-07T21:14:12.121255
2025-06-08T05:05:59.310969
235839
140
441
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9538544416427612, "polygon": [ [ 1460, 1730 ], [ 1466, 270 ], [ 297, 266 ], [ 291, 1726 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9125363230705261, "polygon": [ [ 918, 2109 ], [ 919, 2062 ], [ 850, 2061 ], [ 850, 2108 ] ] }, { "class": "Footer", "confidence": 0.3977228105068207, "polygon": [ [ 303, 1991 ], [ 705, 1988 ], [ 704, 1830 ], [ 302, 1832 ] ] }, { "class": "Tablo", "confidence": 0.2560030519962311, "polygon": [ [ 696, 2000 ], [ 696, 1829 ], [ 311, 1829 ], [ 311, 2000 ] ] } ] }
Kalkınmanın finansmanında Grameen Bank örneği ve Türkiye için uygulanabilir bir mikrofinansman modeli önerimi / Grameen Bank example in development financing and proposal of an applicable microfinance model for Turkey
Din, dil, ırk ve düşünce farklılığı gözetmeksizin, tüm bireylerin refahında, yaşam standartlarında, gelirinde ve/veya maddi olanaklarında iyileşme sağlamak; özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında, dünya kamuoyunun en çok ilgilendiği konu haline gelmiştir. Buna göre, tüm bu sosyo-ekonomik olguları içerisinde barındıran kalkınma, birçok ülkenin öncelikli hedefi olmuştur. Bununla birlikte, gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere, dünyadaki bir çok ülke, yoksulların yaşam koşulları iyileştirilmeden anlamlı bir kalkınmanın herhangi bir ülkede gerçekleşemeyeceği gerçeğini kabul etmiştir. Bu görüş, tüm dünyada giderek daha da çok kabul görmüştür. Zira, sadece ekonomik büyüme odaklı stratejiler, insanların çoğunluğunun yaşam standartlarını iyileştirmede, büyük ölçüde başarısız olmuşlardır. Bir çok gelişmekte olan ülkede büyük bölgeler arası ve sınıflararası farklılıklar gözlenmiştir. ri safi milli hasılalar arttıkça yoksulluk, gelir dağılımındaki eşitsizlik ve işsizlik de artmıştır. Bu gelişmeler, 1970'li yıllardan itibaren birçok ülkeyi, yoksul kesimin yaşam standartlarının düzeltilmesine yardımcı olacak yeni politikalar, stratejiler ve yaklaşımlar belirlemeye itmiştir. Nitekim, söz konusu yıllarda ortaya çıkan yaklaşımlardan biri de mikrofinansmandır. Buna göre, finansal hizmetlere erişim sağlayamayan ya da ancak oldukça elverişsiz koşullarla erişebilecek durumda olan yoksul kesime kredi, tasarruf, sigorta gibi temel finansal hizmetlerin sunulmasını finansman i olarak ortaya çıkan mikrofinansman; özellikle Asya, Sahra-altı Afrika ve Latin Amerika'daki başarılı uygulamalarıyla, tüm dünyada kabul gören bir finansman yöntemi haline gelmiştir. Ancak, mikrofinansmanın genel kabul görmesi bakımından milat olarak kabul edilen asıl gelişme ise; 1974 yılında, Bangladeş'te yaşanmıştır. Buna göre Bangladeş'te kurulan Grameen Bank, kaynakların israf edilmesi riski minimize edilerek, yoksullara da kredi sağlanabileceğinin dünyadaki en önemli örneklerinden birini sergilemiş, bu alanda prototip haline gelmiştir. Nitekim, bu çalışma kapsamında, Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısı göz önünde bulundurularak tasarlanmasına rağmen, ana hatlarıyla Grameen Bank prototipinin özelliklerini yansıtan bir mikrofinansman inin uygulanması önerilmektedir. Zira, Grameen Bank örneğinden hareketle; yoksullukla mücadele etme anlayışıyla hizmet veren, mali olarak güçlü ve sürdürülebilir nitelikte olan; kar amacı gütmeyen ve sadece mikrofinansman alanında faaliyet gösteren bir kurum yapısının, Türkiye'de de uygulanabilirliğini ortaya koymaktadır.
After the Second World War, the most prominent issue on the agenda of the world public opinion has been to improve the welfare, living standards, income and/or financial means of all individuals without any discrimination on the basis of religion, language, ethnicity and thought. In this context, development, which enshrines all these socio-economic components, has been a priority for many countries. Many countries across the world, including developed countries, have accepted the fact that development can not be achieved in any country without improving the living conditions of indigent people. This point of view has been accepted more and more throughout the world. Strategies solely focusing on economic growth have failed to improve the living standards of people. Disparities between regions and classes have been seen in many developing countries. As the gross national product increased, poverty, inequalities in income distribution and unemployment also increased. Since the 1970s, these developments impelled many countries to determine new policies, strategies and approaches to help improve the living standards of indigent people. Microfinance has been one of the approaches that emerged in these years. Microfinance emerged as a financing to provide basic financial services like credits, savings and insurance to indigent people who have either no access to financial services or who have limited access under impractical conditions. This has soon become a financing method accepted throughout the world, with its successful implementation in Asia, Sub-Saharan Africa and Latin America. However, the development, which is considered to be a turning point for microfinance to become generally accepted, was seen in Bangladesh, in 1974. Grameen Bank, which was established in Bangladesh, has been one of the most significant examples in the world and soon became a prototype for minimizing the waste of resources and providing credit to indigent people. This study, although mainly focuses on Turkey?s socio-economic structure, proposes the implementation of a microfinance that reflects the main characteristics of the Grameen Bank prototype. The, taking the Grameen Bank example into consideration, suggests that a financially strong, sustainable and non-profit institutional structure that provides services to combat poverty and focuses solely on microfinance, is also applicable in Turkey.
LEVENT AĞDAŞ
235839
Marmara Üniversitesi
Bankacılık Ana Bilim Dalı
2009
Türkçe
Doktora
Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=UPP_Zu9isEmWGFXFCBYasbwA69bSL2g938h3RICWjUekWpfiBjg0kLxgbPvSIIhM
./data/pdfs/235839.pdf
2,947,881
true
true
true
2025-06-04T23:00:22.068152
2025-06-06T09:33:31.164209
2025-06-07T21:14:12.628704
2025-06-08T05:05:59.982727
End of preview. Expand in Data Studio
README.md exists but content is empty.
Downloads last month
11