image_data imagewidth (px) 1.65k 2.34k | document_id stringclasses 17 values | page_num int64 2 184 | total_pages int64 60 512 | predictions dict | title stringclasses 17 values | abstract_tr stringclasses 17 values | abstract_en stringclasses 17 values | author stringclasses 17 values | thesis_id stringclasses 17 values | university stringclasses 15 values | department stringclasses 15 values | year stringdate 2007-01-01 00:00:00 2021-01-01 00:00:00 | language stringclasses 1 value | thesis_type stringclasses 2 values | keyword_abd stringclasses 1 value | original_url stringclasses 17 values | file_path stringclasses 17 values | file_size_bytes int64 1.16M 501M | download_success bool 1 class | extraction_success bool 1 class | prediction_success bool 1 class | download_timestamp stringdate 2025-06-03 14:51:05 2025-06-03 14:51:13 | extraction_timestamp stringdate 2025-06-03 21:05:52 2025-06-03 21:35:03 | prediction_timestamp stringdate 2025-06-04 08:36:41 2025-06-04 08:45:26 | hf_processing_timestamp stringdate 2025-06-04 09:23:44 2025-06-04 09:29:34 | text stringlengths 109 28.5k |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
317021 | 132 | 185 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9550421833992004,
"polygon": [
[
1494,
2125
],
[
1498,
361
],
[
268,
358
],
[
264,
2122
]
]
}
]
} | Tüketici satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisinin önemi: Otomobil sektörü üzerine Türkiye ve Rusya'da karşılaştırmalı bir araştırma / The importance of consumer ethnocentrism and country of origin effect on consumer purchase intention: A comparative research on automobile sector in Turkey and Russia | Günümüzün gelişen ekonomik yapısı ile birlikte uluslararası işletme faaliyetlerinde artış olmuştur. Tüketiciler geçmiş dönemlere göre daha fazla çeşitte ürünle buluşmaktadır. Bu aşamada tüketicilerin yerli ve yabancı ürün tercih etme durumu söz konusu olmaktadır. Bu durumda ise, tüketicilerin satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisi kavramları ön plana çıkmaktadır.Bu çalışmada, Türkiye ve Rusya'daki tüketicilerin Amerikan, Alman, Japon ve Güney Kore otomobil ürünlerine karşı algıları tespit edilmeye çalışılmaktadır. Bu şekilde iki ülkedeki tüketicilerin algıları arasında farklılıkların olup olmadığı incelenmiştir. Anket uygulaması yapılan çalışmada, Rusya ve Türkiye'de 222'şer toplamda 444 anket analize dahil edilmiştir. Analizlerde Tüketici Etnosentrizmi, Menşe Ülke, Satın Alma Niyeti ve demografik özelliklerin ilişkileri incelenmiştir. | In parallel with the global economic developments, there is a significant increase in the number of business operations as well. Consumers have become subject to numerous products when compared to the past business era. This leads to a necessity of preference and choice between global and local products for consumers. As a result of these developments, the concepts of consumer etnocentrism and country-of-origin effect have become subject to many academic studies in marketing literature.This study aims to examine the Turkish and Russian consumers? perceptions regarding the American, German, Japanese and South Korean products. Thus, it is aimed to reveal the differences between the consumer attitudinal patterns in two countries. Based on a survey study (n russia=222; n turkey=222; n total=444), the relations between the constructs of consumer etnocentrism, country of origin effect, purchase intention and demographic variables are analyzed. | AHMET TUZCUOĞLU | 317021 | İstanbul Üniversitesi | Uluslararası İşletmecilik Ana Bilim Dalı | 2012 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RYan9_S-Z7Eir3xdWGXBiC_Wb_AY9Fx_X0RlzWAUlp3vyD4OWZAnK3UgMuX0QNrb | ./data/pdfs/317021.pdf | 6,556,804 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:05.809585 | 2025-06-03T21:05:52.363565 | 2025-06-04T08:36:58.173219 | 2025-06-04T09:23:44.113818 | çalışmalarında hedef aldıkları pazarın yerel özelliklerine göre çeşitlendirmeler yapmaları faydalı olacaktır.
Etnosentrizm seviyelerinden sonra söz konusu pazarlardaki menşe ülke algılamaları incelenmiştir. Menşe ülke algısı olumlu olan ülke işletmelerinin söz konusu hedef pazarlarda daha başarılı olduğu gözlenmektedir. Bu çalışmada, Amerikan, Alman, Japon ve Güney Kore otomobil ürünlerine karşı menşe ülke algılamaları incelenmiştır. Amerikan, Alman ve Japon menşe ülke algılamaları Türkiye'de Rusya'dakine göre daha olumludur. Dolayısıyla, bu ülkelerin otomobil işletmeleri menşe ülke algısını göz önünde bulunduğunda Rusya ile Türkiye arasında tercih yapmak söz konusu olduğunda Türkiye'ye öncelik vermelidir. Çünkü, Türkiye'deki tüketicilerin Rusya'daki tüketicilere göre söz konusu ülkelerin otomobil ürünlerine daha olumlu yaklaştığı görülmektedir. Güney Kore otomobil ürünlerine karşı menşe ülke algılamalarında ise, Rusya'daki tüketicilerin Türkiye'deki tüketicilere oranla daha olumlu yaklaştıkları görülmektedir. Bu durumda, Güney Kore otomobil işletmelerinin de Rusya ve Türkiye arasında yapacakları öncelik sıralamasında Rusya'nın daha etkin pazarlama çalışmaları yapmalarını sağlayacak daha hazır bir pazar olduğu söylenebilir.
Menşe ülke algılamalarına göre, bu dört ülkenin otomobil işletmeleri aynı pazara girdiklerinde hangi ülkenin işletmesinin daha başarılı olabileceği konusunda; Türkiye pazarında sırasıyla Alman, Japon, Amerikan ve Güney Kore işletmelerinin daha avantajlı olacakları görülmektedir. Buradan hareketle, Alman otomobil işletmelerinin diğer üç ülkenin otomobil işletmelerine oranla menşe ülke algıları perspektifiyle rekabet avantajını elinde bulundurabileceği söylenebilir. Menşe ülke algıları ortalamaları incelendiğinde, Rusya için de aynı menşe ülke sıralamasının söz konusu olduğu görülmektedir.
Bundan sonra konu ile ilgili yapılacak çalışmalarda; araştırmanın sadece iki ülke ile sınırlandırılmayıp, daha farklı ülkelerde yapılması tavsiye edilebilir. Bunun yanında, araştırmaya sınırlı sayıda kişi dahil edilebilmiştir. Ülkelerin farklı bölgeleri dahil 118 | |
679944 | 42 | 121 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9432126879692078,
"polygon": [
[
1478,
2103
],
[
1482,
293
],
[
285,
290
],
[
281,
2101
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8713294863700867,
"polygon": [
[
909,
140
],
[
910,
90
],
[
855,
89
],
[
854,
139
]
]
}
]
} | Sığırların oküler yassı hücreli karsinomlarında apoptoz ve otofajinin immunohistokimyasal yöntemlerle belirlenmesi / Determination of apoptosis and autophagy in cattle ocular squamous cell carcinomas by immunohistochemical methods | Oküler yassı hücreli karsinom olgusu Kars'ta sığırlarda en fazla görülen neoplazilerdendir. Bu çalışmada 2012-2021 yılları arasında Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma Hastanesine getirilen 45 adet oküler yassı hücreli karsinomlu sığırdan alınan neoplastik kitleler çalışma materyali olarak kullanıldı. Alınan kitlelerin birbirinden farklı büyüklüklerde olduğu ve kanamalı, ülseratif bir eksudatla kaplı, karnabahar ya da papillomatoz şekilli oldukları gözlendi. Alınan kitleler histopatolojik inceleme amacıyla hematoksilen-eozin ile boyandı. Histopatolojik değerlendirme sonucunda epidermisten dermise doğru atipik keratinositlerin farklılaşmasıyla karakterize neoplastik oluşumlar olduğu tespit edildi. Eozinofilik sitoplazmalı, buzlu cam görünümde değişik boyutlarda hücrelerden oluşan tümör adacıkları ile bu adacıkların merkezinde keratin incilerinin bulunduğu saptandı. Vakalar, tümör incilerinin yoğunluğu ve sayısı ile pleomorfizim durumlarına göre iyi diferensiye, orta diferensiye ve kötü diferensiye olmak üzere üç gruba ayrıldı. Bunlar dışında mitotik aktivitede diferensiyasyon derecesini etkileyen diğer bir faktör olduğu belirlendi. Oküler yassı hücreli karsinom olgusunda apaptoz ve otofajinin rolünü belirlemek için, apoptoz markeri olarak Kaspaz-3 ve AIF, otofaji markeri olarakta LC3B boyandı. Boyamalar sonucunda Kaspaz-3 ve LC3B boyamalarında, diferensiyasyon derecelerine göre ayrılmış gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, AIF immunohistokimyasal değerlendirmesinde gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edildi.
Sonuç olarak yapılan histopatolojik ve immunohistokimyasal değerlendirmeler sonucunda sığırların oküler yassı hücreli karsinom vakalarında kaspaz bağımlı bir apoptozun, kaspaz bağımsız apoptozdan daha baskın olduğunu ve otofaji ile apoptozun tümör agresifliğinde ve ilerlemesinde ortak bir rol oynayabileceğini düşündürdü.
Anahtar Kelimeler: Sığır, oküler yassı hücreli karsinom, histopatoloji, immunohistokimya, apoptoz, otofaji | Ocular squamous cell carcinoma is one of the most common neoplasms in cattle in Kars. In this study, neoplastic masses taken from 45 cattle with ocular squamous cell carcinoma brought to Kafkas University Faculty of Veterinary Medicine Research Hospital between 2012-2021 were used as study material. It was observed that the masses were of different sizes, bleeding, covered with an ulcerative exudate, and were in the shape of cauliflower or papillomatosis. The masses were stained with hematoxylin-eosin for histopathological examination. Histopathological evaluation revealed neoplastic formations characterized by differentiation of atypical keratocytes from the epidermis to the dermis. Tumor islets consisting of eosinophilic cytoplasm, ground glass-like cells of different sizes and keratin pearls were found in the center of these islets. The cases were divided into three groups according to the density and number of tumor pearls and their pleomorphism status as well-differentiated, moderately differentiated and bad-differentiated. Apart from these, it was determined that there is another factor affecting the degree of differentiation in mitotic activity. In order to determine the role of apoptosis and autophagy in ocular squamous cell carcinoma, Caspase-3 and AIF as apoptosis markers and LC3B as autophagy markers were stained. As a result of the staining, a statistically significant difference was observed between the poorly differentiated and good and moderately differentiated groups in Caspase-3 and LC3B staining, while there was no significant difference between the groups in the AIF immunohistochemical evaluation.
In conclusion, histopathological and immunohistochemical evaluations suggested that a caspase-dependent apoptosis is more dominant than caspase-independent apoptosis in ocular squamous cell carcinoma cases of cattle, and that autophagy and apoptosis may play a common role in tumor aggressiveness and progression.
Keywords: Bovine, ocular squamous cell carcinoma, histopathology, immunohistochemistry, apoptosis, autophagy | AYFER YILDIZ | 679944 | Kafkas Üniversitesi | Patoloji (Veterinerlik) Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAsBVU2LDu61cundttLl8BCr-EnyHiFsR9aPeztl21mCD | ./data/pdfs/679944.pdf | 5,742,293 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.989581 | 2025-06-03T21:18:15.635042 | 2025-06-04T08:36:59.367689 | 2025-06-04T09:23:44.540429 | kolay, hassas ve zararsız bir şekilde inceleme olanağı sağlar. Güçlü plazma membran asimetrisi, canlı hücrelerde mevcuttur ve bu plazma membran asimetrinin apoptozdaki kaybı, yaygın olarak, güçlü ve spesifik olarak PS ile etkileşime giren problarla tespit edilir (Demchenko 2013). Floresan boyalar sadece floresan mikroskopisine değil, aynı zamanda flowsitometriye de uygulanır. Flowsitometrinin avantajı; birçok hücre boyutu, DNA fragmantasyonu ve fosfatidilserin eksternalizasyonu gibi çeşitli özelliklerin kısa sürede belirlenmesini sağlamasıdır. Ancak araştırmalar sırasında bazı noktalara dikkat edilmelidir. Ornegin: Flowsitometri tarafından tespit edilen apoptoz oranı her zaman mikroskopi ile tespit edilenden daha yüksektir, çünkü flowsitometri her apoptotik cismi, genellikle ondan fazla apoptotik cisme bölünmüş bir apoptotik hücre olarak sayar (Otsuki ve ark. 2003, Riccardi ve Nicoletti 2006). Tek hücreli jel elektroforezi veya diğer bilinen adıyla "Comet Assay" tekniği hücre düzeyinde meydana gelen DNA hasarını belirlemek ve miktarını ölçmek için uygulanan non-invaziv, hızlı ve hassas bir floresan mikroskobik teşhiş yöntemidir (Dinçer ve Kankaya 2010). Comet Assay (tek hücreli jel elektroforezi), ökaryotik hücrelerde deoksiribonükleik asit (DNA) iplik kopuşlarını ölçmek için basıt bir yöntemdir. Mikroskop lamı üzerinde agaroza
gömülü hücreler, nükleer matrise bağlı sargılı DNA ilmekleri içeren nükleoidler oluşturmak için deterjan ve yüksek tuz ile lize edilir. Yüksek pH'ta elektroforez, floresan mikroskobu ile gözlemlenen kuyruklu yıldızlara benzeyen yapılar oluşturur. Kuyruklu yıldız kuyruğunun başa göre yoğunluğu DNA kırılmalarının sayısını yansıtır (Collins 2004). Nötr Comet Assay testi çoğunlukla çıft iplikli DNA kırılmalarını tespit etmek için kullanılırken, alkalın Comet Assay testi, tek ve çift iplikli DNA kırılmalarını, ve eksik alınan onarım bölgeleri ile ilişkili DNA tek iplikli kırılmalarını tespit eder. Her iki test de parçalanmış DNA'nın görselleştirilmesine izin verir ve DNA hasarını nicel olarak değerlendirilmesi için basit bir yol sağlar (Lu ve ark. 2017).
3. Elektron Mikroskobu: Apoptoz kavramını çeşitli dokularda ve fizyolojik durumlarda geniş bir hücre ölümü biçimi olarak formüle edilmesine imkan sağlar. Elektron mikroskobu, apoptotik hücrelerin tanımlanması için hala "altın standart" olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, elektron mikroskobu için gerekli maliyetler, gereken özel ekipman, teknik uzmanlık ve temsil edilen sınırlı doku alanı | |
659874 | 76 | 92 | {
"labels": [
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9460911750793457,
"polygon": [
[
1394,
1703
],
[
1401,
1106
],
[
337,
1093
],
[
330,
1690
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9098464846611023,
"polygon": [
[
1475,
1968
],
[
1475,
1779
],
[
273,
1778
],
[
273,
1967
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9062751531600952,
"polygon": [
[
1486,
1086
],
[
1490,
166
],
[
242,
160
],
[
237,
1080
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8860299587249756,
"polygon": [
[
892,
2207
],
[
893,
2158
],
[
835,
2157
],
[
834,
2206
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8409458994865417,
"polygon": [
[
1182,
1758
],
[
1182,
1712
],
[
560,
1712
],
[
560,
1758
]
]
}
]
} | Fotovoltaik sistemler için yüksek kazançlı da-da dönüştürücü tasarımı / Design of a high-gain da-da converter for photovoltaic systems | Yüksek anahtarlama frekansına sahip da-da dönüştürücüler günlük hayatta kullanılan birçok teknolojik cihazın bir parçası olmuştur. Bu dönüştürücülerin, küçük boyut ve yüksek verimlilik gibi özelliklere sahip olması istenir. Yüksek frekans anahtarlamalı bu dönüştürücüler, kontrol kolaylığı, hızlı tepki ve yüksek güç yoğunluğu nedeniyle akü şarj istasyonları, yenilenebilir enerji sistemleri, yakıt hücreleri, güç faktörü düzeltme devreleri, led aydınlatma gibi endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Yüksek gerilim kazancına sahip bu da-da dönüştürücüler, özellikle fotovoltaik sistemlerdeki mikro eviricilerin giriş gerilimlerini elde etmek için kullanılmaktadır. Fotovoltaik sistemlerde yaygın olarak kullanılması, bu dönüştürücüler üzerinde yapılan araştırmaları yoğunlaştırmıştır.
Bu tez çalışmasında yüksek kazançlı bir Sarmaşık tipi da-da dönüştürücü devresi matematiksel olarak modellenmiş ve benzetim modeli MATLAB/Simulink ortamında oluşturulmuştur. Benzetim çalışmaları ile elde edilen sonuçların uygulanabilirliği tartışılmıştır. İncelenen da-da dönüştürücü yapısı, düşük görev periyodu ile yüksek çıkış gerilimi sağlamak için birleştirilmiş indüktanslardan oluşmaktadır. Bu yapı anahtarlamalı yükselten tip dönüştürücüye entegre edilmiştir. Bu dönüştürücü yapısının önemli bir avantajı, güç anahtarları ve diyotlar üzerindeki gerilim streslerinin düşük olmasıdır. Böylece düşük maliyetli ve yüksek performanslı yarı iletken anahtarlama elemanları kullanılabilmektedir. Ayrıca, tüm diyotların ters geri kazanım problemi azaltılmakta ve anahtarlama elemanlarının sıfır akımdaki anahtarlama (ZCS) işlemi de sağlanmaktadır. Ek olarak pasif kilitleme devreleri, anahtarlama elemanlarının kapanma anları sırasında oluşan gerilim yükselmelerini bastırmak için kullanılmaktadır. Bu tezde 25V giriş gerilimi ve 400V çıkış gerilimine sahip 200W gücündeki bir da-da dönüştürücünün tasarımı ve benzetim çalışması gerçekleştirilmiştir. Benzetim çalışması sonucunda dönüştürücü yapısının çalışma prensibi ve sürekli durumdaki kararlılık analizi açıklanmıştır. | da-da converters with high switching frequency have been a part of many technological devices used in daily life. These converters are desired to have characteristics such as small size and high efficiency. These high-frequency switched converters are widely used in industrial applications such as battery charging stations, renewable energy systems, fuel cells, power factor correction circuits, led lighting due to their ease of control, fast response and high power density. These da-da converters with high voltage gain are especially used to obtain the input voltages of microswitches in photovoltaic systems. Their widespread use in photovoltaic systems has intensified research on these converters.
In this thesis, a high-gain interleaved converter circuit was modeled mathematically and the simulation model was created in MATLAB / Simulink environment. The applicability of the results obtained through simulation studies has been discussed. The studied transformer structure consists of inductances combined to provide high output voltage with low duty period. This structure is integrated in the switched step-up type converter. An important advantage of this converter structure is that it reduces voltage stress on power switches and diodes. So, low cost and high performance semiconductor switching elements can be used. In addition, the reverse recovery problem of all diodes is reduced and the zero current switching (ZCS) operation of the switching elements is also provided. In addition, passive locking circuits are used to suppress the voltage spikes that occur during the closing moments of the switching elements. The design and simulation study of a 200W da-da converter with 25V input voltage and 400V output voltage was carried out. As a result of the simulation study, the working principle and steady state stability analysis of the converter structure are explained. | MURAT BİRKAN | 659874 | Batman Üniversitesi | Yenilenebilir Enerji Sistemleri Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs10O6SZidjoMBcePKT0AOMecf4fYNuKZ1gN0rnCK8Jbo | ./data/pdfs/659874.pdf | 2,399,309 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:09.852850 | 2025-06-03T21:09:45.578683 | 2025-06-04T08:36:59.368936 | 2025-06-04T09:23:44.677975 | Kuplaj indüktörleri, dönüştürme oranı 1.7 olan bir transformatör olarak modellenmiştir. Dönüştürücünün giriş gerilimi 25V ve sarım oranı n=1.7 dir. Anahtarlama frekansı 20 kHz ve görev periyodu D=0.75 olarak belirlenmiştir. Eşitlik 5.11 yardımı ile dönüştürücünün gerilim kazancı 17.2 bulunmuştur. Sürekli rejimde yüksüz durum için çıkış gerilimi yine eşitlik 5.11 yardımı ile;
$$\mathbf{V}\_0 = \mathbf{V}\_{\rm in} \frac{1 + (1 + 2n)\mathbf{0}}{1 - \mathbf{0}} = \mathbf{25} \ast \frac{1 + (1 + 2 \ast \mathbf{1.7}) \ast (0.75)}{1 - 0.75} = \mathbf{25} \ast \{17.2\} = \mathbf{430} \,\mathrm{V} \tag{5.19}$$
olarak elde edilmiştir. Çıkış gerilimin grafiği şekil 6.2'de verilmiştir. t=0 anında indüktörlerin ve kapasitörlerin devreye girmesiyle birlikte başlangıçta çıkış geriliminde kısa süreli gerilim yükselmesi oluşmaktadır. Ancak çıkış geriliminin 0.5 inci saniyede sürekli duruma ulaştığı görülmektedir Grafikten görüleceği gibi 25V giriş gerilimi altında yüksek gerilim kazancına sahip dönüştürücü çıkışından 430V gerilim elde edilmiştir. Gerilim kazancının çok yüksek olması ve çıkış gerilimin sürekli duruma çok hızlı bir şekilde ulaşması sarmaşık tıp dönüştürücü yapısının avantajlarındandır.


Şekil 6.2 Boş çalışmadaki dönüştürücü çıkış gerilimi
Şekil 6.3'de S1 ve S2 anahtarlarının birbirinden 180º kaydırılmış tetikleme sinyalleri yer almaktadır. Anahtarlama elemanı olarak, düşük iletim direnci ve yüksek anahtarlama frekansından dolayı MOSFET tercih edilmiştir. | |
677247 | 67 | 110 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9593467712402344,
"polygon": [
[
1467,
1390
],
[
1489,
179
],
[
299,
158
],
[
278,
1369
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8725069165229797,
"polygon": [
[
1469,
2211
],
[
1470,
2152
],
[
1406,
2152
],
[
1405,
2210
]
]
}
]
} | Kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki / During the crisis and epidemic periods the relationship between health expenditures and economic growth | Sağlık, bireylerin hayatlarını devam ettirebilmeleri için önemli bir konudur. Ne kadar sağlıklı bir toplum yapısı olursa ekonomik büyüme de o kadar önemli hale gelmektedir. Devletlerin de gerçekleştirmeyi hedefledikleri konulardan biri, sağlıklı bir birey ve sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum meydana getirmektir. Bir ülke ekonomik olarak güçlü olması ekonomik büyüme gerçekleştirilip ve devamlılığını sağlamak için sağlıklı topluma sahip olması gerekmektedir.
Gerçekleştirilen çalışmanın asıl konusu kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkidir. Krizlerin ve salgınların yaşandığı dönemlerde sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasında ilişkinin olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Hazırlanan çalışmada sağlık kavramı, sağlık hizmetleri, sağlık harcamaları ve salgın ile ilgili konularda açıklama yapılmıştır. Buna ek olarak kriz ve ekonomik büyüme hakkında da açıklamalarda bulunulmuştur. 2000- 2018 yılları arasındaki kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), kişi başına düşen sağlık harcaması ve ölüm oranı verileri kullanılarak Türkiye dahil olmak üzere OECD ülkelerinin tamamı araştırılmaya tabi tutulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda sağlık harcamalarında meydana gelen %1'lik (%10) artışın kişi başına düşen GSYH'yı %0.78 (%7.8) artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca ekonomik kriz ve salgın durumunda kişi başına düşen gelirin azalması, iktisadi açıdan anlamlı bulunmuştur. Katsayıların olasılık değerleri 0.01'den düşüktür. Bu durum ise istatistiki olarak güçlü bir anlamlılığa işaret etmektedir. Ülkelerin sağlık seviyeleri ile ekonomik gelişmişlikleri arasında yakın bir ilişki olduğu söz konusudur. | Health is a significant issue for individuals in order to continue their lives. The healthier the social structure, the more important economic growth becomes. One of the issues that states aim to realize is to create a healthy individual and a society consisting of healthy individuals. A country must be economically strong and have a healthy society so as to achieve and maintain economic growth.
The main subject of this study is the relationship between health expenditures and economic growth during crisis and epidemic periods. It was aimed to investigate whether there is a relationship between health expenditures and economic growth in times of crises and epidemics. In the prepared study, an explanation was made about the concept of health, health services, health expenditures and the epidemic. Using data on per capita gross domestic product (GDP), per capita health expenditure and mortality rate between 2000 and 2018, all OECD countries, including Turkey, were surveyed. As a result of the research, it was determined that 1% (10%) increase in health expenditures increased GDP per capita by 0.78% (7.8%). In addition, the decrease in per capita income in the event of an economic crisis and epidemic was found to be economically significant. The probability values of the coefficients are less than 0.01. This situation indicates a statistically strong significance. There is a close relationship between the health levels of countries and their economic development. | YALÇIN KOCABADAK | 677247 | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi | İktisat Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAh0DAj7fLO4Dzx_5HJSSJQOmPzM630l4Al4r9f0mN_kR | ./data/pdfs/677247.pdf | 1,714,206 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:10.210102 | 2025-06-03T21:09:46.371619 | 2025-06-04T08:36:59.680510 | 2025-06-04T09:23:44.926950 | Barro modelinde, hane halklarının fayda fonksiyonunu en üst düzeyde olmasını sağlayan ve kâr amacı gütmeyen, iyi niyetli bir hükümetin refah ve büyüme üzerindeki etkisinin pozitif olacağını ve bunu belirlerken birçok türden endişeye sahip olmayan, sadece bireysel fayda fonksiyonunu önemli bulan bir hükümetin refah ve iktisadi büyüme üzerinde negatif etki oluşturabileceğini savunmaktadır (Barro, 1990: 110).
Rebelo Modeli: Içsel büyüme teorilerinde bir diğer yaklaşım ise Rebelo modelidir. Modelde ekonomide kararlaştırılan politikaların farklılıklara neden olacağı şeklindeki büyüme yaklaşımı üzerinde durulmuştur. Rebelo modeline göre ülkeler farklı büyüme hızlarına sahip olduğu kabul edilmektedir. Rebelo bu farklılığın sebebini ekonomi politikalarının farklı olmasını göstermiştir. Rebelo modelinde, örneğin gelir üzerinden alınan vergiye yönelik politikalar, fiziksel olarak nitelendirilen sermaye yatırımlarındaki kazançları azaltarak sermaye birikim hızını azaltacağı ve bundan dolayı büyüme hızının azalacağını varsaymaktadır (Rebelo ve King, 1993: 908-931).
İçsel büyüme kuramını özetlemek gerekirse teknoloji modelin içinde açıklanmıştır. Hem artan verim hali hem de sermayenin artan getirisi söz konusudur. İçsel büyüme kuramında eksik rekabet piyasaların varlığı geçeriliği söz konusudur.
A çık ekonomi yaklaşımı çerçevesinde dış ticareti dinamik karşılaştırmalı üstünlükler teorisine göre açıklanmıştır. Bunlara ek olarak ölçeğe göre artan verim söz konusudur. Sosyal altyapı önemli bir büyüme etkenidir. | |
460631 | 36 | 403 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9427617192268372,
"polygon": [
[
1527,
1970
],
[
1533,
267
],
[
263,
263
],
[
257,
1966
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8876063823699951,
"polygon": [
[
932,
2209
],
[
934,
2157
],
[
875,
2155
],
[
873,
2207
]
]
}
]
} | Hattat Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri / Calligrapher Hasan Rıza Efendi's life and his works | Hasan Rıza Efendi, hat sanatı tarihinde, Şeyh Hamdullah ile zuhur etmeye başlayan Osmanlı hat mektepleri arasında, XIX. yüzyıla gelindiğinde öne çıkan Kadıasker Mustafa İzzet Efendi mektebinin başlıca temsilcilerinden ve son dönem Osmanlı hat sanatı denince ilk hatırlanacak olan isimlerden biridir. Bu çalışmada, Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri, hat sanatı çerçevesinde ele alınıp, onun hat sanatındaki yeri ve önemi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu yapılırken, imkanlar ve şartlar dahilinde, tespit edilen ve katkıları olabilecek tüm kurum, şahıs ve yayınlara başvurulmuştur.
Çalışma sürecinde, Hasan Rıza Efendi'nin günümüze yakın bir asırda yaşamış olmasının, tespit edilen eser sayısının fazla olmasını sağlamıştır. Bununla birlikte Rıza Efendi'nin, A. Süheyl Ünver gibi kültür ve medeniyet muhafızı bir kimliğin yakın akrabası olması ve onun tuttuğu notlar sayesinde, hakkında başka bir hattata nasip olmayacak özellikte detay sayılabilecek bilgilere ulaşmak mümkün olmuştur.
Başvurulan kaynaklardan elde edilen tüm verilerin ele alınıp değerlendirilmesi neticesinde, çok yönlü kişisel özellikleri de olan Rıza Efendi'nin, hat sanatının hemen hemen tüm kullanım sahalarında verdiği eserler ve bilhassa Mushaf kitabetindeki yeri bakımından, hat sanatı tarihinde örnek bir sanatkâr olarak öneminin büyük olduğu anlaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: hattat, hat sanatı, Hasan Rıza | Hasan Rıza Efendi, one of the first names to be remembered in the last period of Ottoman calligraphy art, is one of the main representatives of the school of Kadıasker Mustafa Izzet Efendi which became prominent during the XIX century after the appearance of the Ottoman calligrafhy establisment thanks to Sheikh Hamdullah.
In this study, Hasan Riza Efendi's life and works were studied within the framework of art of calligraphy to reveal its place and importance in calligraphy. All related institutions, individuals and publications were tried to be identified and investigated to get the best effort possible to obtain the contributions of all of them to this study.
The fact that Hasan Rıza Efendi lived during the near century allowed us to have numerous works and books to be available for the study. Being close relative of A.Suheyl Unver, one of the main actors in the field of Ottoman culture and civilisation, provided a huge resource opportunity to get the detailed information about Rıza Efendi thanks to the notes taken by Suheyl Unver.
It has been understood through the evaluation of all the data obtained from the references of this study that Rıza Efendi, who has versatile personalities, has great importance as a model bearer in the history of calligraphy in terms of the works who produced in almost all the fields of calligraphy especially with respect to Mushaf.
Keywords: calligrapher, calligraphy art, Hasan Rıza | ELİF İLTER | 460631 | Sakarya Üniversitesi | İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı | 2017 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=q3-d9QtLoVA2OMExHSkJpSgolTe3_2fVZl_FrFeHFgiIyDhKIercdv0HRWTkfNRh | ./data/pdfs/460631.pdf | 66,495,772 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:08.975178 | 2025-06-03T21:18:29.008209 | 2025-06-04T08:37:00.163319 | 2025-06-04T09:23:47.697965 | Hasan Rıza Efendi, günlük yazı çalışmalarına sabah abdestiyle, sabah namazından ve dualarından sonra üst kattaki yazı odasındaki minderine oturarak başlardı. Yazı levhaları ile donatılmış olan bu odanın duvarlarından birinde panoramik bir Tırnova haritasının asılı olduğu da Süheyl Bey'in notları arasında geçmektedir. Uç penceresi ve pencere önlerinde, uzunca, altları çekmeceli sedirler bulunan odanın, sol baş kısmında bir minder ve minderin önünde yazı çekmecesi yer alırdı. Rıza Efendi'nin yazı kalemleri, kalemtraşları ve hokkası, geceleri kapalı duran bu çekmecenin içinde bir tepside dururdu. Üzerinde ise tek mumlu bir şamdanı vardı. İşığı da soldan alarak elinde yazılması îcâp eden bir siparış varsa usûl ve erkânı ile tamamlamağa başlar, böyle bir siparış yoksa da karalama ile vakit geçirirdi. Rıza Efendi'nin yazı odasında iki şilteli yatağı ise serili durur, biraz yorgunluk hissederse veya dinlenmek isterse örtülü olan bu yatağa uzanırdı. Bu oda aynı zamanda onun yazı dersi almak isteyen talebelerini ve dostlarını da kabul ettiği yerdi. Rıza Efendi, o zamanın şartlarına göre yeterli ışık ve gaz lambaları ile tam aydınlatma imkanı olmadığından geceleri yazı yazmaz, akşam yemeğinden sonra, sıklıkla, yakın oturdukları ve ahbabı olan eski Beyoğlu Belediye Reisi Ihsan Beylere sohbete giderdi. Evlerinde, yatsıdan sonra fazla oturulmaz, yer yatakları serilir ve yatılırdı.46
O zamanlar, İstanbul'da sık sık yangınların çıktığı yıllardır. Bu nedenle Rıza Efendi'nin Cihangir'de oturduğu bu evde herkes olası bir yangın ihtimaline karşı tedbirliydi. Yine bu nedenle, yukanki sofaya çıkan merdiven başında bulunan iki kulplu, büyükçe fakat taşınabilir sandık, nakle biçimde, bir yangın başlaması halinde her şeyden önce çıkarılması gereken lüzumlu eşyalar arasındaydı. Sandıkta, kıymetli ve tarihi yazılar, murakka ve mecmualar, tezhibli eserler, kıymetli ve terbiye edilmiş boş kağıtlarla ikincı dereceden kıymetli kağıtlar bulunmaktaydı.47 Bu tasvire göre Rıza Efendi'nin eserleri, ailesinin Cihangir hayatlarını nihayete erdiren ve hanelerinden taşınmalarını gerektiren 1916 yangını sonrasında, bu sandık sayesinde kurtarılmış olmalıdır.
Rıza Efendi, günümüzde İstanbul Teknik Universitesine ait olan Taksim'in Gümüşsuyu semtindeki Muzıka-i Hümâyûndaki vazifesine, evlerine de yakın olduğundan yürüyerek gidip gelirdi. Süheyl Bey bu gidiş-gelişlerde eniştesi ile karşılaştığı anlara dair, daima
<sup>46</sup> Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27
<sup>4/</sup> Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27 | |
441786 | 46 | 87 | {
"labels": [
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9520691633224487,
"polygon": [
[
1232,
1092
],
[
1242,
456
],
[
616,
446
],
[
606,
1082
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9416101574897766,
"polygon": [
[
1073,
1775
],
[
1460,
1771
],
[
1455,
1260
],
[
1068,
1263
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9243243932723999,
"polygon": [
[
258,
1780
],
[
639,
1777
],
[
634,
1263
],
[
254,
1267
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9098162651062012,
"polygon": [
[
1429,
2131
],
[
1429,
1936
],
[
280,
1935
],
[
280,
2130
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.904886782169342,
"polygon": [
[
1435,
416
],
[
1436,
220
],
[
215,
218
],
[
214,
414
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.886523425579071,
"polygon": [
[
1464,
138
],
[
1464,
92
],
[
1412,
91
],
[
1411,
137
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8068590760231018,
"polygon": [
[
1452,
1228
],
[
1452,
1139
],
[
268,
1136
],
[
268,
1225
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.7640622854232788,
"polygon": [
[
1449,
1902
],
[
1449,
1823
],
[
244,
1822
],
[
244,
1901
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.564665675163269,
"polygon": [
[
668,
1799
],
[
1070,
1784
],
[
1051,
1273
],
[
649,
1289
]
]
}
]
} | MoPd katalizörlerin elektroliz sisteminde ve doğrudan metanollü yakıt pillerinde elektrot malzemesi olarak kullanımlarının incelenmesi / Investigation of MoPd catalysts as electrode materials for electrolysis and direct metanol fuel cells | Bu çalışmada C yüzeyine elektrokimyasal olarak Pd (*C/Pd), değişik pH'larda, kaplama akımlarında ve miktarlarda Mo (C/Mo) ve belirlenen optimum koşullarda Mo-modifiye edilmiş C/Mo yüzeyine değişik oranlarda MoPd çöktürülmüş C/Mo-MoxPdy elektrotlar hazırlanarak değişik teknikler ile karakterize edilmiştir. Hazırlanan elektrotların yüzey yapıları yüzey analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Elektrotlar 1 M KOH çözeltisinde katot olarak kullanılmış ve hidrojen gazı çıkışına katalitik etkileri incelenmiştir. Bu amaçla elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS) ve akım-potansiyel teknikleri kullanılmıştır. Elektrotlar ayrıca 1 M CH3OH içeren 0,1 M KOH çözeltisi içerisinde anot olarak kullanılmış ve değişik elektrokimyasal teknikler ile metanol elektrooksidasyonuna katalitik etkileri belirlenmiştir. Katalitik aktivitesi en yüksek olan elektrotun kararlılığı zamanla test edilmiştir. SEM görüntüleri Mo ve MoPd elektrotların yüzey alanının oldukça geniş olduğunu, EDX ölçümleri Pd metalinin yüzeye homojen olarak dağıldığını göstermiştir. Elde edilen elektrokimyasal sonuçlara göre C yüzeyinin ince bir Mo filmi ile kaplanması ile substratın elektrokatalitik etkisi artmış ve Pd çöktürme için daha iyi bir substrat malzemesi oluşturmuştur. C/Mo yüzeyine çok az miktarda Pd çöktürülmesi ile katalitik etki artmıştır. Mo ve Pd'nin bir arada çöktürülmesi ile oluşan sinerjistik etki ile hidrojen oluşumu için daha iyi katot ve etanol elektrooksidasyonu için daha iyi anot elde edilmiştir. En yüksek etkinlik, 50:50 oranında molibden ve paladyum iyonlarını içeren banyo çözeltisinde çöktürülmüş Mo-modifiye C/Mo-Mo50Pd50 elektrotta elde edilmiştir | In this study, Pd (*C/Pd) and Mo (C/Mo) at various pHs, deposition current densities and amounts (C/Mo) were electrochemically deposited over a C substrate. MoPd binary deposits with various ratios were electrochemically deposited over the C/Mo which was obtained at optimum conditions. The surfaces of the catalysts were examined by surface analysis techniques. The prepared electrodes were used as cathode in 1 M KOH solution and their hydrogen evolution activities were investigated. Additionally, their catalytic activity against metanol electrooxidation was investigated in 0.1 M KOH solution in the presence of 1 M CH3OH. The time-stability of the best electrode was also tested in the operation conditions. SEM images showed that Mo and MoPd-modified electrodes have large surface area, and EDX results indicated that Pd almost homogeneously distributed over the surface. Electrochemical studies showed that the modification of C by a thin Mo film enhances electrochemical activity of the substrate. In this way, a very suitable substrate for Pd deposition was obtained. The deposition of a small amount of Pd over the Mo-modified C enhances its activity. CO-deposition of Mo and Pd results with a better cathode for hydrogen evolution and better anode for the methanol electrooxidation reaction. The best activity for both of these reactions was obtained at the C/Mo-Mo50Pd50. | DERYA DİLEK DEMİR | 441786 | Bingöl Üniversitesi | Kimya Ana Bilim Dalı | 2016 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrDEgQd4zgGFxmfqdzg4Jfth13eBcSwn0GePAfGpduVv7 | ./data/pdfs/441786.pdf | 17,429,267 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.711047 | 2025-06-03T21:18:15.559691 | 2025-06-04T08:37:01.473635 | 2025-06-04T09:23:47.868997 | sıcaklıktaki etüvde 1 saat bekletilmiş ve vakumlu desikatörde 30 dakika soğumaya bırakılmıştır. Kurutulan C elektrotlar paslanmaz çelik tele geçirilerek çalışma elektrotları hazırlanmıştır.

Şekil 3.1. Kullanılan elektrotlar sırasıyla platın, karbon keçe geçirilmiş elektrokimyasal ölçümlerde kullanılan elektrot görüntüleri

Şekil 3.2. Elektrotların hazırlanma aşamaları sırasıyla karbon keçenin kesilmesi, yıkanarak petri kabına dizilimi ve etüvde kurutulması görüntüleri
Elektrokimyasal ölçümlerde karşı elektrot olarak Pt levha kullanılmıştır. Pt elektrotlar 0,2cmx1cmx1cm boyutlarındaki Pt levhalara Pt teller tutturulduktan sonra iletkenliği sağlamak için bakır telle bağlanmış ve sadece Pt levha dışında elektrotun çözelti ile temas | |
677100 | 23 | 123 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9218822121620178,
"polygon": [
[
1466,
862
],
[
1468,
230
],
[
307,
226
],
[
305,
858
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8068478107452393,
"polygon": [
[
908,
2222
],
[
908,
2171
],
[
858,
2171
],
[
857,
2222
]
]
}
]
} | Teknoparklarda ar-ge projesi değerlendirme süreci: Model önerisi / Evaluation process of r&d projects in technoparks: Model proposal | Bu araştırma teknoparklara başvuran ve teknopark yönetici şirketleri tarafından hakemler aracılığı ile değerlendirilen Ar-Ge projelerinin bu yolculuklarını incelemek ve uygulamada başarılı olacak bir model önermek amacıyla yapılmıştır.
Araştırmada Ar-Ge projelerinin teknoparklara başvurusundan başlayarak geçtiği aşamaları ve ağırlıklandırılmış değerlendirme kriterlerini oluşturmak üzere literatür taraması, pilot görüşmeler, derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Ar-Ge projesi değerlendirme süreci, değerlendirme yöntem ve kriterleri hakkında teknoparklar ve Ar-Ge ekosistemi hakkında ortalama 11 yıl tecrübeye sahip teknopark genel müdürü, üst düzey yönetici, konusunda uzman akademisyen ve sektör temsilcisi hakemlerle derinlemesine mülakatlar yapılmış ve analiz edilmiştir. Ayrıca derinlemesine mülakatların sonunda katılımcılar tarafından yüzde ağırlık olarak puanlanan kriterlerin ortalaması alınarak projelerin seçiminde değerlendirme kriterlerinin hangisinin ne kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.
Araştırmada elde edilen veriler analiz edilerek teknoparkların tercih edebilecekleri iki ayrı model önerisi ortaya çıkmıştır. Birinci model hakem maliyetleri görece düşük, yüz yüze görüşmeler ya da yerinde ziyaretler ile desteklenmesi gereken bireysel hakem değerlendirmesi modelidir. İkinci model ise hakem maliyetlerinin tolere edilebildiği teknoparklar için bireysel hakem değerlendirmesi ve yüz yüze sunum ya da görüşmelerin yapılacağı değerlendirme kurulu aşamalarını birleştiren hibrit bir modeldir.
Ar-Ge projeleri değerlendirme sürecinde hangi kriterlerin hangi ağırlıkta olması gerektiğini gösteren bir tablo da oluşturulmuştur. Projenin rekabet gücü ve ticarileşme potansiyeli %14,2 ile en önemli kriter, projenin teknoloji düzeyi ve Ar-Ge yönü de %13,2 ile ikinci en önemli kriter olarak ortaya çıkmıştır. Projelerin sadece kâğıt üzerinden değil yüz yüze görüşmeler neticesinde değerlendirilmesi gerektiği ve teknopark yöneticilerinin Ar-Ge projeleri değerlendirilirken hakem ve uzmanların yanında karar mekanizmalarının içinde aktif bir şekilde yer alması gerektiği sonucuna da ulaşılmıştır. | This research was carried out to examine these journeys of R&D projects that applying to technoparks and evaluated by technopark management companies through referees and to propose a model that would be successful in practice.
In the research, literature review, pilot interviews and in-depth interviews were conducted to establish the stages and weighted evaluation criteria of R&D projects starting from the application step. About the R&D project evaluation process, evaluation methods and criteria, in-depth interviews were conducted with the technopark general manager, senior manager, expert academicians and sector representative referees, who have an average of 11 years of experience in Technoparks and the R&D ecosystem. In addition, at the end of the in-depth interviews, the average of the criteria scored by the participants as percent weight was taken to determine which evaluation criteria were important in the selection of projects.
By analyzing the data obtained in the research, two different model proposals that technoparks can choose have emerged. The first one is the individual referee evaluation model, which is relatively low in referee costs and needs to be supported by face-to-face meetings or on-site visits. The second one is a hybrid model for technoparks where referee costs can be tolerated, combining the stages of individual referee evaluation and evaluation board where face-to-face presentations or interviews will be made.
A table showing which criteria should be weighed how much in the evaluation process of R&D projects has also been created. The competitiveness and commercialization potential of the project emerged as the most important criteria with 14.2%, while the technology level and R&D aspects of the project emerged as the second most important criteria with 13.2%. It has also been concluded that the projects should be evaluated not only on paper but also on face-to-face meetings. Technopark managers should take an active part in decision mechanisms alongside referees and experts while evaluating R&D projects. | BİLAL TOPÇU | 677100 | İstanbul Medeniyet Üniversitesi | Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAkbOupfc_5vWL_6ednNIGaUV3vPsLwJv-8RMRmtdE6ln | ./data/pdfs/677100.pdf | 3,359,724 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.137557 | 2025-06-03T21:21:41.717248 | 2025-06-04T08:37:01.477835 | 2025-06-04T09:23:48.100435 | Ar-Ge projeleri değerlendirme süreçleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Son olarak Ar-Ge projelerinin teknoparklardaki değerlendirme süreçleri hukuki çerçevesi ve uygulamadaki haliyle mercek altına alınmıştır.
Üçüncü bölümde saha araştırmasının amaç, yöntem ve detayları hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Teknopark yöneticileri ve Ar-Ge projesi değerlendiren hakemlerden oluşan katılımcılarla yapılan derinlemesine mülakatların sonucunda elde edilen bulgular ve yapılan analizler, değerlendirmelerimizle birlikte yer almaktadır.
Çalışmanın sonunda teknoparklar için Ar-Ge projesi değerlendirme süreçlerinde uygulanabilecek iki model önerisi ve ağırlıklandırılmış değerlendirme kriterleri paylaşılmıştır. | |
317021 | 133 | 185 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9630906581878662,
"polygon": [
[
1460,
1489
],
[
1484,
302
],
[
305,
278
],
[
281,
1465
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.7470148801803589,
"polygon": [
[
1465,
2140
],
[
1465,
2095
],
[
1400,
2094
],
[
1399,
2140
]
]
}
]
} | Tüketici satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisinin önemi: Otomobil sektörü üzerine Türkiye ve Rusya'da karşılaştırmalı bir araştırma / The importance of consumer ethnocentrism and country of origin effect on consumer purchase intention: A comparative research on automobile sector in Turkey and Russia | Günümüzün gelişen ekonomik yapısı ile birlikte uluslararası işletme faaliyetlerinde artış olmuştur. Tüketiciler geçmiş dönemlere göre daha fazla çeşitte ürünle buluşmaktadır. Bu aşamada tüketicilerin yerli ve yabancı ürün tercih etme durumu söz konusu olmaktadır. Bu durumda ise, tüketicilerin satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisi kavramları ön plana çıkmaktadır.Bu çalışmada, Türkiye ve Rusya'daki tüketicilerin Amerikan, Alman, Japon ve Güney Kore otomobil ürünlerine karşı algıları tespit edilmeye çalışılmaktadır. Bu şekilde iki ülkedeki tüketicilerin algıları arasında farklılıkların olup olmadığı incelenmiştir. Anket uygulaması yapılan çalışmada, Rusya ve Türkiye'de 222'şer toplamda 444 anket analize dahil edilmiştir. Analizlerde Tüketici Etnosentrizmi, Menşe Ülke, Satın Alma Niyeti ve demografik özelliklerin ilişkileri incelenmiştir. | In parallel with the global economic developments, there is a significant increase in the number of business operations as well. Consumers have become subject to numerous products when compared to the past business era. This leads to a necessity of preference and choice between global and local products for consumers. As a result of these developments, the concepts of consumer etnocentrism and country-of-origin effect have become subject to many academic studies in marketing literature.This study aims to examine the Turkish and Russian consumers? perceptions regarding the American, German, Japanese and South Korean products. Thus, it is aimed to reveal the differences between the consumer attitudinal patterns in two countries. Based on a survey study (n russia=222; n turkey=222; n total=444), the relations between the constructs of consumer etnocentrism, country of origin effect, purchase intention and demographic variables are analyzed. | AHMET TUZCUOĞLU | 317021 | İstanbul Üniversitesi | Uluslararası İşletmecilik Ana Bilim Dalı | 2012 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RYan9_S-Z7Eir3xdWGXBiC_Wb_AY9Fx_X0RlzWAUlp3vyD4OWZAnK3UgMuX0QNrb | ./data/pdfs/317021.pdf | 6,556,804 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:05.809585 | 2025-06-03T21:05:52.363565 | 2025-06-04T08:37:01.653686 | 2025-06-04T09:23:48.385795 | edilerek daha fazla kişinin araştırmaya katılmasının sağlanması, sonuçların genellenebilmesini sağlayabilecektir. Araştırmada cevaplayıcılardan sadece otomobil ürünlerine göre değerlendirme yapılması istenerek cevaplayıcılar yönlendirilmiştir, benzer çalışmalar diğer sektörlerde de yapılarak ülkelerin hangi sektörlerde ön plana çıktığı da tespit edilebilecektir.
Çalışmanın analizlerinde menşe ülke algılarının ortalamaları alınarak değerlendirmeler yapılmıştır. Bundan sonra yapılacak olan çalışmaların analizlerinde, menşe ülke algısı ölçeğinde yer alan her bir unsur ayrı ayrı ayrı değerlendirilebilir. Bu şekilde, hangi ülkelerin ürünlerinde hangi özelliklerin ön plana çıktığı tespit edilecektir. Bu şekilde söz konusu ülkelerin işletmeleri, kendilerinde eksik görüldüklerini geliştirebilmek için çalışmalarını düzenleyebileceklerdir.
Sonuç olarak, tüketicilerin satın alma niyetlerini etkileyen unsurların tespiti konusu gerek akademik gerekse pazarlama yöneticileri için geçmişte olduğu gibi gelecekte de güncelliğini koruyacaktır. Konu hakkında yapılacak araştırma ve değerlendirmelerin derinliği hem konunun teorik ve kavramsal boyutlarını hem de uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren işletmelerin önemli düzeyde etkileyecektir. | |
674198 | 73 | 162 | {
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.898866593837738,
"polygon": [
[
850,
2208
],
[
852,
2160
],
[
793,
2158
],
[
792,
2207
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8827679753303528,
"polygon": [
[
1498,
2110
],
[
1499,
235
],
[
101,
235
],
[
101,
2110
]
]
}
]
} | Polisiye filmlerde polislik mesleği temsili: Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare örneklerinde nitel bir analiz / Representation of police profession in dedective films: A qualitative analysis of the examples of Hunting Season, Dragon Trap and Five Minarets in New York | Bu çalışmanın amacı, yakın dönemde çekilmiş olan Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare isimli polisiye filmlerinin göstergebilim ve nitel içerik analizi yapılabilmesi maksadı ile seçilen sekiz kategori olan Polis Bürokrasisi, Personel Kaynağı, Gerçek Polislik, Duayen Polisler, Üniformanın Ağırlığı, Zor Kullanma Ölçütü, Polisin Takdiri ve Uygulamadaki Açmazlar konularında sosyolojik analizini yapmaktır. Araştırmada, seçilen filmlerde sosyolojik yöntemle çözümlemeler yapılırken, mesleki tespitler üzerinden hareket edilmiştir. Araştırmamızda yöntem olarak içerik analizi içinde yer alan nitel analiz kullanılmıştır. Nitel çözümleme, içeriğin örtülü anlamını, yani kaynağın ilettiği mesajların arka planını ve bağlamını, mesajların kodlanmasındaki örtülü niyetleri ve güdüleri araştırmaya yarayan bir araştırma tekniği olarak tanımlanmaktadır. Araştırmamıza konu olan filmlerin yapım aşamasında EGM tarafından fiili destek verilerek çekilmiş olması, kurumun kendisini tanıtma çabası olarak değerlendirildiğinde, bu filmlerin birbirleri ile olan benzerliğinin ya da göreli olumlu olumsuz yönlerinin sosyolojik bir araştırma olarak ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. | The aim of this study is analysis of the recently shot Turkish Crime films, Hunting Season, The Dragon Trap and Five Minarets in New York with the semiotics and qualitative analysis sociological methodology. The study continues with eight categories selected for the purpose of categorical analysis; Police Bureaucracy, Personnel Resource, Real Policing, Doyen Police, Weight of Uniform, Police Appreciation and Impasse in Practice. In the research, while analyzing the selected films with sociological method, vocational determinations were made. In our research, qualitative analysis in content analysis was used as a method. Qualitative analysis is defined as a research technique to investigate the implicit meaning of the content, that is, the background and context of the messages transmitted by the source, the implicit intentions and motives in coding the messages. The fact that the films subject to our research were shot by the General Directorate of Turkish Police with actual support during the production phase, and when evaluated as an effort to introduce the institution itself, it was aimed to reveal the similarity or relative positive and negative aspects of these films as a sociological research. | BARIŞ EKE | 674198 | Ankara Üniversitesi | Sosyoloji Ana Bilim Dalı | 2020 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAj-Zfbx_DBMApYdqrbwf8DK3SM9Gu94ipm3RpSxlMU7S | ./data/pdfs/674198.pdf | 4,805,377 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.200368 | 2025-06-03T21:15:15.472226 | 2025-06-04T08:37:02.145329 | 2025-06-04T09:23:48.791014 | yazarlar ve ressamlar gibi bu konuda katkısı bulunabilecek sinema dışındaki sanat dallarından da faydalanılmıştır.
## 3.1.4. Av Mevsimi Filmine Ait Göstergebilim Analizi ve Anlatı Şeması
Göstergebilimsel açıdan ele alındığında 'Av Mevsimi' yazısı polis ve katilin arasında geçen kovalamacaya gönderme yapmakta, aslında 'kara ya da denizde avlanmanın serbest bırakıldığı dönem'anlamına gelmekte olan Av Mevsimi burada polislerin icra ettiği katille aralarında geçen sürecin eğreltilemesi olarak kullanmaktadır. İlk kare olan ressam Yavuz Tanyeli'nin bir tablosu ve üzerinde yer alan "Yeni bir şeylerin görüleceği aralıklar mutlaka vardır" notu filmin ilham kaynağı olarak gösterilmekte ve filmin genel akışı bu düşünce üzerinde gelişmektedir. Yine başkarakterler Ferman'ın Avcı, İdris'in Deli ve Hasan'ın Çömez bu karakterlerin şahsi özelliklerinden kaynaklanan eğreltilemeleridir. Filmin ilk sahnelerinden itibaren kullanılan kıyafetler, olay yeri inceleme ekipmanı, tepe lambası ve silahlar polislik mesleğinin göstergeleri olarak kullanılmaktadır. Filmde kullanılan 'Teşkilat', 'Cinayet', 'Narkotik', 'Ekip' kavramları, gerçek hayatta da kullanılan ve aktif görev yapan Emniyet birimlerinin düzdeğişmecesi olarak kullanılmaktadır. Müslüm kızı pamuk için, 'Su testisi su yolunda' diyerek kızına verdiği değerin ne kadar az olduğunun göstergesidir. Müslüm'ün 'Velinimetimiz' sözü ise Battal'ın eğreltilemesi olarak kullanılmaktadır. Ferman tarafından Asit Omer'e kullandığı 'misafir etmek' gözaltı süreci için günlük hayatta da kullanılan bir eğreltilemedir. Battal Çolakzade'nin konuşmasında kullandığı 'arkamda toplam 4 milyar lira ciro yapan 80 şirket var, 100binlerce çalışan var' sözündeki 'arkamda' kavramı yönetimi altında olan şırketleri ve personelin eğreltilemesidir. Ferman'ın Battal için kullandığı 'Gururu kırılmış bir avcı' Battal'ın eğreltilemesi, Vakkas'ın Asit Omer için kullandığı 'Cezasını biz kestik' ifadesi onu öldürmesi eyleminin eğreltilemesidir. Altan Müdür 'Bizi | |
659874 | 77 | 92 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.960019588470459,
"polygon": [
[
273,
1526
],
[
1458,
1526
],
[
1458,
956
],
[
273,
956
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9424716234207153,
"polygon": [
[
308,
894
],
[
1395,
891
],
[
1393,
156
],
[
305,
159
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8878856897354126,
"polygon": [
[
895,
2210
],
[
897,
2154
],
[
833,
2153
],
[
832,
2209
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8486847281455994,
"polygon": [
[
1165,
949
],
[
1165,
902
],
[
565,
902
],
[
565,
949
]
]
}
]
} | Fotovoltaik sistemler için yüksek kazançlı da-da dönüştürücü tasarımı / Design of a high-gain da-da converter for photovoltaic systems | Yüksek anahtarlama frekansına sahip da-da dönüştürücüler günlük hayatta kullanılan birçok teknolojik cihazın bir parçası olmuştur. Bu dönüştürücülerin, küçük boyut ve yüksek verimlilik gibi özelliklere sahip olması istenir. Yüksek frekans anahtarlamalı bu dönüştürücüler, kontrol kolaylığı, hızlı tepki ve yüksek güç yoğunluğu nedeniyle akü şarj istasyonları, yenilenebilir enerji sistemleri, yakıt hücreleri, güç faktörü düzeltme devreleri, led aydınlatma gibi endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Yüksek gerilim kazancına sahip bu da-da dönüştürücüler, özellikle fotovoltaik sistemlerdeki mikro eviricilerin giriş gerilimlerini elde etmek için kullanılmaktadır. Fotovoltaik sistemlerde yaygın olarak kullanılması, bu dönüştürücüler üzerinde yapılan araştırmaları yoğunlaştırmıştır.
Bu tez çalışmasında yüksek kazançlı bir Sarmaşık tipi da-da dönüştürücü devresi matematiksel olarak modellenmiş ve benzetim modeli MATLAB/Simulink ortamında oluşturulmuştur. Benzetim çalışmaları ile elde edilen sonuçların uygulanabilirliği tartışılmıştır. İncelenen da-da dönüştürücü yapısı, düşük görev periyodu ile yüksek çıkış gerilimi sağlamak için birleştirilmiş indüktanslardan oluşmaktadır. Bu yapı anahtarlamalı yükselten tip dönüştürücüye entegre edilmiştir. Bu dönüştürücü yapısının önemli bir avantajı, güç anahtarları ve diyotlar üzerindeki gerilim streslerinin düşük olmasıdır. Böylece düşük maliyetli ve yüksek performanslı yarı iletken anahtarlama elemanları kullanılabilmektedir. Ayrıca, tüm diyotların ters geri kazanım problemi azaltılmakta ve anahtarlama elemanlarının sıfır akımdaki anahtarlama (ZCS) işlemi de sağlanmaktadır. Ek olarak pasif kilitleme devreleri, anahtarlama elemanlarının kapanma anları sırasında oluşan gerilim yükselmelerini bastırmak için kullanılmaktadır. Bu tezde 25V giriş gerilimi ve 400V çıkış gerilimine sahip 200W gücündeki bir da-da dönüştürücünün tasarımı ve benzetim çalışması gerçekleştirilmiştir. Benzetim çalışması sonucunda dönüştürücü yapısının çalışma prensibi ve sürekli durumdaki kararlılık analizi açıklanmıştır. | da-da converters with high switching frequency have been a part of many technological devices used in daily life. These converters are desired to have characteristics such as small size and high efficiency. These high-frequency switched converters are widely used in industrial applications such as battery charging stations, renewable energy systems, fuel cells, power factor correction circuits, led lighting due to their ease of control, fast response and high power density. These da-da converters with high voltage gain are especially used to obtain the input voltages of microswitches in photovoltaic systems. Their widespread use in photovoltaic systems has intensified research on these converters.
In this thesis, a high-gain interleaved converter circuit was modeled mathematically and the simulation model was created in MATLAB / Simulink environment. The applicability of the results obtained through simulation studies has been discussed. The studied transformer structure consists of inductances combined to provide high output voltage with low duty period. This structure is integrated in the switched step-up type converter. An important advantage of this converter structure is that it reduces voltage stress on power switches and diodes. So, low cost and high performance semiconductor switching elements can be used. In addition, the reverse recovery problem of all diodes is reduced and the zero current switching (ZCS) operation of the switching elements is also provided. In addition, passive locking circuits are used to suppress the voltage spikes that occur during the closing moments of the switching elements. The design and simulation study of a 200W da-da converter with 25V input voltage and 400V output voltage was carried out. As a result of the simulation study, the working principle and steady state stability analysis of the converter structure are explained. | MURAT BİRKAN | 659874 | Batman Üniversitesi | Yenilenebilir Enerji Sistemleri Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs10O6SZidjoMBcePKT0AOMecf4fYNuKZ1gN0rnCK8Jbo | ./data/pdfs/659874.pdf | 2,399,309 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:09.852850 | 2025-06-03T21:09:45.578683 | 2025-06-04T08:37:03.588333 | 2025-06-04T09:23:49.178073 | 
Şekil 6.3 S1 ve S2 anahtarlarının tetikleme sinyalleri
Şekil 6.4 ve şekil 6.5'de sırası ile Sı ve S2 anahtar akımları ile bu anahtarlar üzerinde düşen gerilimlerin dalga şekilleri verilmiştir. Şekil 6.4'de verilen İsı ve İsz akımları düşük değerli akımlar olup sadece yüksüz çalışan dönüştürücüdeki indüktör ve kapasitör akımlarının toplamı kadardır. Anahtarlar üzerinde düşen V 51 ve V s2 gerilimleri
ise yaklaşık 100V'tur. 400V çıkış gerilimi altında Sı ve S2 anahtarları üzerinde düşen gerilimin 100V olması anahtarlar üzerindeki gerilim stresinin düşük olduğunu göstermektedir. Dönüştürücü devre simetrik yapıya sahip olduğundan VS1 ve VS2 gerilimleri ile 151 ve 152 akımları yaklaşık olarak aynıdır. Bu durum grafiklerde görülmektedir. | |
679944 | 43 | 121 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9477874636650085,
"polygon": [
[
1478,
2124
],
[
1481,
291
],
[
285,
289
],
[
281,
2121
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8769807815551758,
"polygon": [
[
911,
140
],
[
912,
91
],
[
855,
90
],
[
854,
139
]
]
}
]
} | Sığırların oküler yassı hücreli karsinomlarında apoptoz ve otofajinin immunohistokimyasal yöntemlerle belirlenmesi / Determination of apoptosis and autophagy in cattle ocular squamous cell carcinomas by immunohistochemical methods | Oküler yassı hücreli karsinom olgusu Kars'ta sığırlarda en fazla görülen neoplazilerdendir. Bu çalışmada 2012-2021 yılları arasında Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma Hastanesine getirilen 45 adet oküler yassı hücreli karsinomlu sığırdan alınan neoplastik kitleler çalışma materyali olarak kullanıldı. Alınan kitlelerin birbirinden farklı büyüklüklerde olduğu ve kanamalı, ülseratif bir eksudatla kaplı, karnabahar ya da papillomatoz şekilli oldukları gözlendi. Alınan kitleler histopatolojik inceleme amacıyla hematoksilen-eozin ile boyandı. Histopatolojik değerlendirme sonucunda epidermisten dermise doğru atipik keratinositlerin farklılaşmasıyla karakterize neoplastik oluşumlar olduğu tespit edildi. Eozinofilik sitoplazmalı, buzlu cam görünümde değişik boyutlarda hücrelerden oluşan tümör adacıkları ile bu adacıkların merkezinde keratin incilerinin bulunduğu saptandı. Vakalar, tümör incilerinin yoğunluğu ve sayısı ile pleomorfizim durumlarına göre iyi diferensiye, orta diferensiye ve kötü diferensiye olmak üzere üç gruba ayrıldı. Bunlar dışında mitotik aktivitede diferensiyasyon derecesini etkileyen diğer bir faktör olduğu belirlendi. Oküler yassı hücreli karsinom olgusunda apaptoz ve otofajinin rolünü belirlemek için, apoptoz markeri olarak Kaspaz-3 ve AIF, otofaji markeri olarakta LC3B boyandı. Boyamalar sonucunda Kaspaz-3 ve LC3B boyamalarında, diferensiyasyon derecelerine göre ayrılmış gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, AIF immunohistokimyasal değerlendirmesinde gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edildi.
Sonuç olarak yapılan histopatolojik ve immunohistokimyasal değerlendirmeler sonucunda sığırların oküler yassı hücreli karsinom vakalarında kaspaz bağımlı bir apoptozun, kaspaz bağımsız apoptozdan daha baskın olduğunu ve otofaji ile apoptozun tümör agresifliğinde ve ilerlemesinde ortak bir rol oynayabileceğini düşündürdü.
Anahtar Kelimeler: Sığır, oküler yassı hücreli karsinom, histopatoloji, immunohistokimya, apoptoz, otofaji | Ocular squamous cell carcinoma is one of the most common neoplasms in cattle in Kars. In this study, neoplastic masses taken from 45 cattle with ocular squamous cell carcinoma brought to Kafkas University Faculty of Veterinary Medicine Research Hospital between 2012-2021 were used as study material. It was observed that the masses were of different sizes, bleeding, covered with an ulcerative exudate, and were in the shape of cauliflower or papillomatosis. The masses were stained with hematoxylin-eosin for histopathological examination. Histopathological evaluation revealed neoplastic formations characterized by differentiation of atypical keratocytes from the epidermis to the dermis. Tumor islets consisting of eosinophilic cytoplasm, ground glass-like cells of different sizes and keratin pearls were found in the center of these islets. The cases were divided into three groups according to the density and number of tumor pearls and their pleomorphism status as well-differentiated, moderately differentiated and bad-differentiated. Apart from these, it was determined that there is another factor affecting the degree of differentiation in mitotic activity. In order to determine the role of apoptosis and autophagy in ocular squamous cell carcinoma, Caspase-3 and AIF as apoptosis markers and LC3B as autophagy markers were stained. As a result of the staining, a statistically significant difference was observed between the poorly differentiated and good and moderately differentiated groups in Caspase-3 and LC3B staining, while there was no significant difference between the groups in the AIF immunohistochemical evaluation.
In conclusion, histopathological and immunohistochemical evaluations suggested that a caspase-dependent apoptosis is more dominant than caspase-independent apoptosis in ocular squamous cell carcinoma cases of cattle, and that autophagy and apoptosis may play a common role in tumor aggressiveness and progression.
Keywords: Bovine, ocular squamous cell carcinoma, histopathology, immunohistochemistry, apoptosis, autophagy | AYFER YILDIZ | 679944 | Kafkas Üniversitesi | Patoloji (Veterinerlik) Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAsBVU2LDu61cundttLl8BCr-EnyHiFsR9aPeztl21mCD | ./data/pdfs/679944.pdf | 5,742,293 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.989581 | 2025-06-03T21:18:15.635042 | 2025-06-04T08:37:03.819953 | 2025-06-04T09:23:49.465773 | nedeniyle, bu teknik artık rutin olarak bir apoptoz analızı için kullanılmamaktadır (Taatjes ve ark. 2008)
## 2.2.6.2.Immunohistokimyasal Metotlar
1. Anneksin V Yöntemi: Apoptozun önemli biyokimyasal özelliği, apoptotik hücrelerin plazma zarının dış kısmında fosfatidilserinin açığa çıkmasıdır. Bu fosfatıdılserin maruziyeti, apoptotik hücreleri elimine eden makrofajlar için bir sinyal görevi görür. Anneksin V boyama genellikle fosfatıdılserin saptamak için kullanılır. Anneksin V, Ca2 + iyonlarının varlığında fosfatidilserine bağlanır. Anneksin V, floresan izotiyosiyanat (FTC) kullanılarak etiketlendiğinden, floresan mikroskobu kullanılarak fosfatidilserin saptanmasına izin verir. Anneksin V boyama tekniği, nekrotik süreç sırasında pozitif olabilir, bu nedenle apoptozu doğrulamak için Anneksin V ve propidium iyodür kullanılarak çift boyama yapılması gerekmektedir. Floresan mikroskobu sıklıkla çekirdek mavi asıt lekeleri 4 ', 6'-diamidino-2 fenilindol (DAPI) veya Hoechst 33258, 33342 ve 34580 kullanılarak apoptozda hücre çekirdeği hasarını ve DNA parçalanmasını değerlendirmek için de kullanılır. DAPI ve Hoechst 33258 AT bazında bağlanırlar (Schutte ve ark. 1998, Van-
Engeland ve ark. 1998, Majtnerová ve Roušar 2018).
2. TÜNEL Yöntemi: Terminal deoksinükleotidil transferaz (TdT) dUTP Nick-End Etiketleme (TÜNEL) testi, apoptozun geç aşamalarında kapsamlı DNA bozunmasına uğrayan apoptotik hücreleri saptamak için tasarlanmıştır ve sadece apoptozise uğramış hücre çekirdeklerin de reaksiyon gerçekleşir. Çok sayıda çift sarmallı DNA kopması oluşturan nükleer DNA'nın kapsamlı parçalanması, apoptozun en karakteristik olaylarından biridir (Darzynkiewicz ve ark. 2008). Yöntem, TdT'nin bir şablondan bağımsız olarak çıft sarmallı DNA kırılmalarının kör uçlarını etiketleme özelliğine dayanmaktadır (Kyrylkova ve ark. 2012). TÜNEL esas olarak DNA kırıklarının in situ olarak tespit edilmesine olanak tanır (Majtnerova ve Rousar 2018). TÜNEL testinin boyama özelliği, reaktif konsantrasyonuna, dokunun fiksasyonuna, proteoliz derecesine ve doku tiplerine göre değişen DNA ipliği kırılmalarının erişilebilirliğine bağlıdır. TÜNEL testi, apoptotik hücrelerin ışık mikroskobik analızı ile DNA ipliğinde meydana gelen kırılmaların saptanmasına ve ölçülmesine de izin ve ark. 1992). TÜNEL'de doku kesitleri, | |
677247 | 68 | 110 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9310384392738342,
"polygon": [
[
1484,
2191
],
[
1489,
294
],
[
267,
291
],
[
262,
2188
]
]
}
]
} | Kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki / During the crisis and epidemic periods the relationship between health expenditures and economic growth | Sağlık, bireylerin hayatlarını devam ettirebilmeleri için önemli bir konudur. Ne kadar sağlıklı bir toplum yapısı olursa ekonomik büyüme de o kadar önemli hale gelmektedir. Devletlerin de gerçekleştirmeyi hedefledikleri konulardan biri, sağlıklı bir birey ve sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum meydana getirmektir. Bir ülke ekonomik olarak güçlü olması ekonomik büyüme gerçekleştirilip ve devamlılığını sağlamak için sağlıklı topluma sahip olması gerekmektedir.
Gerçekleştirilen çalışmanın asıl konusu kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkidir. Krizlerin ve salgınların yaşandığı dönemlerde sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasında ilişkinin olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Hazırlanan çalışmada sağlık kavramı, sağlık hizmetleri, sağlık harcamaları ve salgın ile ilgili konularda açıklama yapılmıştır. Buna ek olarak kriz ve ekonomik büyüme hakkında da açıklamalarda bulunulmuştur. 2000- 2018 yılları arasındaki kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), kişi başına düşen sağlık harcaması ve ölüm oranı verileri kullanılarak Türkiye dahil olmak üzere OECD ülkelerinin tamamı araştırılmaya tabi tutulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda sağlık harcamalarında meydana gelen %1'lik (%10) artışın kişi başına düşen GSYH'yı %0.78 (%7.8) artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca ekonomik kriz ve salgın durumunda kişi başına düşen gelirin azalması, iktisadi açıdan anlamlı bulunmuştur. Katsayıların olasılık değerleri 0.01'den düşüktür. Bu durum ise istatistiki olarak güçlü bir anlamlılığa işaret etmektedir. Ülkelerin sağlık seviyeleri ile ekonomik gelişmişlikleri arasında yakın bir ilişki olduğu söz konusudur. | Health is a significant issue for individuals in order to continue their lives. The healthier the social structure, the more important economic growth becomes. One of the issues that states aim to realize is to create a healthy individual and a society consisting of healthy individuals. A country must be economically strong and have a healthy society so as to achieve and maintain economic growth.
The main subject of this study is the relationship between health expenditures and economic growth during crisis and epidemic periods. It was aimed to investigate whether there is a relationship between health expenditures and economic growth in times of crises and epidemics. In the prepared study, an explanation was made about the concept of health, health services, health expenditures and the epidemic. Using data on per capita gross domestic product (GDP), per capita health expenditure and mortality rate between 2000 and 2018, all OECD countries, including Turkey, were surveyed. As a result of the research, it was determined that 1% (10%) increase in health expenditures increased GDP per capita by 0.78% (7.8%). In addition, the decrease in per capita income in the event of an economic crisis and epidemic was found to be economically significant. The probability values of the coefficients are less than 0.01. This situation indicates a statistically strong significance. There is a close relationship between the health levels of countries and their economic development. | YALÇIN KOCABADAK | 677247 | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi | İktisat Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAh0DAj7fLO4Dzx_5HJSSJQOmPzM630l4Al4r9f0mN_kR | ./data/pdfs/677247.pdf | 1,714,206 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:10.210102 | 2025-06-03T21:09:46.371619 | 2025-06-04T08:37:05.682705 | 2025-06-04T09:23:49.958418 | ## ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
## KRİZ VE SALGIN DÖNEMLERİNDE SAĞLIK HARCAMALARI VE EKONOMİK BÜYÜME İLİŞKİSİ: PANEL VERİ ANALİZİ
## 3.1. EKONOMİK BUYUME VE SAGLIK HARCAMALARI İLİŞKİSİ
Sağlık harcaması ile ekonomik büyüme arasında karşılıklı bir ilişki vardır. Ekonomik büyüme; ulusal olarak sağlığı geliştirebilen ve değiştirebilen sosyal programların, örnek vermek gerekirse; sanıtasyon (hijyen için gerekli koşulların sağlanması ve korunması), sağlık bilinci ve harcamalarının yükselmesi için ayrılan kaynaklar insan sağlığını olumlu yönde etkiler (Biggs, Basu ve Stuckler, 2010: 266). Ekonomik olarak iyi bir seviyede olan toplumlar sağlık adına daha fazla kaynak ayırabilmektedir. Sağlık seviyesi artan toplumlar ekonomik olarak gelişimini hızlandırmaktadır (Mazgıt, 1998: 405). Artan bu sağlık düzeyi ile birlikte iş gücü daha verimli bir şekilde çıktı üretmekte ve bundan dolayı o toplumun kalkınması olumlu yönde etkilenmektedir. Sağlık düzeyinin artması, toplumun refahını ve gelirini, iş gücüne katılımını, işçinin verimliliğini, yatırım ve tasarruf oranlarını hatta beşerî sermaye üzerinde bile etkisi mevcuttur (Karagül, 2002: 72). Bu karşılıklı ilişkiden yola
çıkarak ekonomik büyüme sağlık düzeyini artırdığı gibi sağlık düzeyi de ekonomik büyümeyi hızlandırmaktadır. Buna ek olarak sağlık sisteminde bazı önemli göstergeler vardır. Bu önemli göstergelerden birisi ise ekonomik büyümenin üzerindeki sağlık harcamalarının etkisidir. Bu ekonomik büyümenin üzerindeki sağlık harcamalarının etkisi uzun ömürlü ve çok yönlüdür. Sağlık harcamalarının bu yöndeki etkisi sağlık temelli büyüme hipotezi olarak açıklanabilmektedir (Akar, 2014: 312).
Sağlık harcamaları özünde bir tüketim harcaması olarak görülmesine rağmen aslında bir yatırım harcamasıdır. Sağlık kazanımı hem verimli çalışma açısından hem de çalışma süresinin uzaması gibi sebeplerden dolayı ekonomik büyümeye katkı sağlamaktadır. Sağlık harcamalarının ekonomik büyümeye katkılarına değinmek gerekirse eğer: hastalıktan dolayı meydana gelecek iş kaybını engeller. Bunun yanında çocukların daha sağlıklı bir eğitim almasını sağlar. Sağlığa yönelik ayrılan kaynak kullanımı başka sektörlere kaydırılır (Türker, 2000: 34). Ancak uygulamaya konulacak sağlık politikalarının doğru seçilmesi gerekmektedir. Doğru ve yerinde yatırımların yapılması önem arz etmektedir. Sağlığa yapılacak harcamaların gider olarak düşünülmesinden ziyade yatırım olarak düşünülmesi daha uygun olacaktır. Bunun | |
677100 | 24 | 123 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9462767243385315,
"polygon": [
[
1359,
1987
],
[
1362,
361
],
[
160,
359
],
[
158,
1985
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8836501836776733,
"polygon": [
[
797,
2222
],
[
797,
2174
],
[
738,
2173
],
[
738,
2222
]
]
}
]
} | Teknoparklarda ar-ge projesi değerlendirme süreci: Model önerisi / Evaluation process of r&d projects in technoparks: Model proposal | Bu araştırma teknoparklara başvuran ve teknopark yönetici şirketleri tarafından hakemler aracılığı ile değerlendirilen Ar-Ge projelerinin bu yolculuklarını incelemek ve uygulamada başarılı olacak bir model önermek amacıyla yapılmıştır.
Araştırmada Ar-Ge projelerinin teknoparklara başvurusundan başlayarak geçtiği aşamaları ve ağırlıklandırılmış değerlendirme kriterlerini oluşturmak üzere literatür taraması, pilot görüşmeler, derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Ar-Ge projesi değerlendirme süreci, değerlendirme yöntem ve kriterleri hakkında teknoparklar ve Ar-Ge ekosistemi hakkında ortalama 11 yıl tecrübeye sahip teknopark genel müdürü, üst düzey yönetici, konusunda uzman akademisyen ve sektör temsilcisi hakemlerle derinlemesine mülakatlar yapılmış ve analiz edilmiştir. Ayrıca derinlemesine mülakatların sonunda katılımcılar tarafından yüzde ağırlık olarak puanlanan kriterlerin ortalaması alınarak projelerin seçiminde değerlendirme kriterlerinin hangisinin ne kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.
Araştırmada elde edilen veriler analiz edilerek teknoparkların tercih edebilecekleri iki ayrı model önerisi ortaya çıkmıştır. Birinci model hakem maliyetleri görece düşük, yüz yüze görüşmeler ya da yerinde ziyaretler ile desteklenmesi gereken bireysel hakem değerlendirmesi modelidir. İkinci model ise hakem maliyetlerinin tolere edilebildiği teknoparklar için bireysel hakem değerlendirmesi ve yüz yüze sunum ya da görüşmelerin yapılacağı değerlendirme kurulu aşamalarını birleştiren hibrit bir modeldir.
Ar-Ge projeleri değerlendirme sürecinde hangi kriterlerin hangi ağırlıkta olması gerektiğini gösteren bir tablo da oluşturulmuştur. Projenin rekabet gücü ve ticarileşme potansiyeli %14,2 ile en önemli kriter, projenin teknoloji düzeyi ve Ar-Ge yönü de %13,2 ile ikinci en önemli kriter olarak ortaya çıkmıştır. Projelerin sadece kâğıt üzerinden değil yüz yüze görüşmeler neticesinde değerlendirilmesi gerektiği ve teknopark yöneticilerinin Ar-Ge projeleri değerlendirilirken hakem ve uzmanların yanında karar mekanizmalarının içinde aktif bir şekilde yer alması gerektiği sonucuna da ulaşılmıştır. | This research was carried out to examine these journeys of R&D projects that applying to technoparks and evaluated by technopark management companies through referees and to propose a model that would be successful in practice.
In the research, literature review, pilot interviews and in-depth interviews were conducted to establish the stages and weighted evaluation criteria of R&D projects starting from the application step. About the R&D project evaluation process, evaluation methods and criteria, in-depth interviews were conducted with the technopark general manager, senior manager, expert academicians and sector representative referees, who have an average of 11 years of experience in Technoparks and the R&D ecosystem. In addition, at the end of the in-depth interviews, the average of the criteria scored by the participants as percent weight was taken to determine which evaluation criteria were important in the selection of projects.
By analyzing the data obtained in the research, two different model proposals that technoparks can choose have emerged. The first one is the individual referee evaluation model, which is relatively low in referee costs and needs to be supported by face-to-face meetings or on-site visits. The second one is a hybrid model for technoparks where referee costs can be tolerated, combining the stages of individual referee evaluation and evaluation board where face-to-face presentations or interviews will be made.
A table showing which criteria should be weighed how much in the evaluation process of R&D projects has also been created. The competitiveness and commercialization potential of the project emerged as the most important criteria with 14.2%, while the technology level and R&D aspects of the project emerged as the second most important criteria with 13.2%. It has also been concluded that the projects should be evaluated not only on paper but also on face-to-face meetings. Technopark managers should take an active part in decision mechanisms alongside referees and experts while evaluating R&D projects. | BİLAL TOPÇU | 677100 | İstanbul Medeniyet Üniversitesi | Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAkbOupfc_5vWL_6ednNIGaUV3vPsLwJv-8RMRmtdE6ln | ./data/pdfs/677100.pdf | 3,359,724 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.137557 | 2025-06-03T21:21:41.717248 | 2025-06-04T08:37:05.686161 | 2025-06-04T09:23:50.289085 | ## BÖLÜM I
## KAVRAMSAL ÇERÇEVE: AR-GE, BUYUME VE TEKNOPARK
## 1.1 EKONOMİK BÜYÜMEYİ TETİKLEYEN FAKTÖRLER
1700'lerden bugüne, devletlerin ve iktisatçıların en çok ilgilendikleri konulardan birisi de ekonomik büyüme olmuştur. Eskiden bugüne ekonomik büyümenin nasıl oluştuğuna dair iki tür yaklaşım üzerinde çalışılmaktadır. (Ozkan ve Yılmaz, 2017).
Bunlardan ilki 1956 yılında ABD'li Robert Solow (1956) ve Avusturya'lı Trevor Swan (1956) tarafından birbirinden bağımsız olarak ortaya atılan teknolojinin dışsal olarak kabul edildiği Neo-Klasik Büyüme Modelidir. Ana akım ekonominin temsilcileri bu modelde, teorilerinin merkezine fiziksel sermayeyi koyduklarından ve bunun yönetim sürecindeki rolüne fazlasıyla odaklandıklarından, zekâ ve becerilerin oynadığı rolü görmezden geldikleri için eleştirildiler(Ozçelik, Aslan ve Ozbek, 2018).
Diğer taraftan hafife alınan bu faktörler, Schumpeter tarafından yaratıcı yıkım olarak
da isimlendirilen ekonomik inovasyon ve iş döngüsü sürecinde ise ilgi odağı durumundaydı. Schumpeter ekonominin büyüme gücünün, düzenli olarak ortaya çıkan temel yeniliklerde yattığını savundu. Teorileri Schumpeter Ekonomisi'ni doğurdu ve sağlıklı bir ekonominin dengeli bir ekonomi değil, sürekli olarak teknolojik yeniliklerden etkilenen, hatta rahatsız olan ve sonucunda da dönemsel olarak yenilenen bir ekonomi olduğuna inanıyordu. Kapitalizmin asla durağan hale gelmemesi gerektiğini yazdı(Lemanowicz, 2015).
Neoklasik büyüme teorileri teknoloji faktörünü dışsal bir etken olarak modele dahil ederken, 1980 sonrası ortaya atılan içsel büyüme teorilerinde ise bunun tam aksi bir kabul vardır. Kendi kendini besleyen, bir diğer ifade ile sürdürülebilen büyüme süreçleri, yeni büyüme modellerinde (Kibritçioğlu, 1998:11) Şekil 1'deki gibi ele alınmaktadır. Büyümenin temelinde teknolojik gelişmeler ve beşerî sermaye bulunmaktadır. (KOÇ, 2018). | |
674198 | 74 | 162 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8985609412193298,
"polygon": [
[
1499,
2142
],
[
1506,
223
],
[
100,
218
],
[
94,
2138
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.881515383720398,
"polygon": [
[
850,
2209
],
[
851,
2159
],
[
791,
2157
],
[
790,
2208
]
]
}
]
} | Polisiye filmlerde polislik mesleği temsili: Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare örneklerinde nitel bir analiz / Representation of police profession in dedective films: A qualitative analysis of the examples of Hunting Season, Dragon Trap and Five Minarets in New York | Bu çalışmanın amacı, yakın dönemde çekilmiş olan Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare isimli polisiye filmlerinin göstergebilim ve nitel içerik analizi yapılabilmesi maksadı ile seçilen sekiz kategori olan Polis Bürokrasisi, Personel Kaynağı, Gerçek Polislik, Duayen Polisler, Üniformanın Ağırlığı, Zor Kullanma Ölçütü, Polisin Takdiri ve Uygulamadaki Açmazlar konularında sosyolojik analizini yapmaktır. Araştırmada, seçilen filmlerde sosyolojik yöntemle çözümlemeler yapılırken, mesleki tespitler üzerinden hareket edilmiştir. Araştırmamızda yöntem olarak içerik analizi içinde yer alan nitel analiz kullanılmıştır. Nitel çözümleme, içeriğin örtülü anlamını, yani kaynağın ilettiği mesajların arka planını ve bağlamını, mesajların kodlanmasındaki örtülü niyetleri ve güdüleri araştırmaya yarayan bir araştırma tekniği olarak tanımlanmaktadır. Araştırmamıza konu olan filmlerin yapım aşamasında EGM tarafından fiili destek verilerek çekilmiş olması, kurumun kendisini tanıtma çabası olarak değerlendirildiğinde, bu filmlerin birbirleri ile olan benzerliğinin ya da göreli olumlu olumsuz yönlerinin sosyolojik bir araştırma olarak ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. | The aim of this study is analysis of the recently shot Turkish Crime films, Hunting Season, The Dragon Trap and Five Minarets in New York with the semiotics and qualitative analysis sociological methodology. The study continues with eight categories selected for the purpose of categorical analysis; Police Bureaucracy, Personnel Resource, Real Policing, Doyen Police, Weight of Uniform, Police Appreciation and Impasse in Practice. In the research, while analyzing the selected films with sociological method, vocational determinations were made. In our research, qualitative analysis in content analysis was used as a method. Qualitative analysis is defined as a research technique to investigate the implicit meaning of the content, that is, the background and context of the messages transmitted by the source, the implicit intentions and motives in coding the messages. The fact that the films subject to our research were shot by the General Directorate of Turkish Police with actual support during the production phase, and when evaluated as an effort to introduce the institution itself, it was aimed to reveal the similarity or relative positive and negative aspects of these films as a sociological research. | BARIŞ EKE | 674198 | Ankara Üniversitesi | Sosyoloji Ana Bilim Dalı | 2020 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAj-Zfbx_DBMApYdqrbwf8DK3SM9Gu94ipm3RpSxlMU7S | ./data/pdfs/674198.pdf | 4,805,377 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.200368 | 2025-06-03T21:15:15.472226 | 2025-06-04T08:37:06.402531 | 2025-06-04T09:23:50.862450 | buruşturur atar', ve 'Uyuyan yılanı uyandırdık', sözleri Battal için kullandığı eğreltilemelerdir. Ferman'ın ekiple yaptığı 'İkinizi de kapının önüne koyarım' ifadesindeki kapı önü işten atılmanın, 'Lan ben çakalın tekiyle bir mücadeleye girmişim', sözündeki çakal Battal'ın eğreltilemesidir.
Altan Müdür, Fermanla olan diyaloğunda, İdris için 'bomba elimizde patladı've soruşturmanın gidişatı için 'Hepinizi yakarım' eğreltilemesini kullanmaktadır. Hasan'ın Shakespare'den alıntılayarak kullandığı 'Cinayetin dili yok belki, ama konuşacak' ifadesi de yıne soruşturma sürecinin bir eğreltilemesidir. Battal suçunu itiraf ettiği son sahnede, 'Hayatımız böbrek peşinde koşmakla geçti' 'Servet döktüm önüne'ifadeleri ile yaşadığı sürecın eğreltilemesini yapmaktadır. Avcı Ferman'ın bu itiraftan sonra kullandığı, 'Benimle av oyunları oynadın, zekâ yarıştırdın', 'Avcıyı diğerinden ayıran zekâsı değil avına gösterdiği merhamettir' ve 'Av mevsimi bitti' sözleri Battal ile giriştiği mücadelenin eğreltilemesidir. Pamuk, tüm karakterlerin arka arkaya görüldüğü ve Battal'ın kızı Ceylan'ın da hayatını
kaybettiği son sahnede 'Söz bitti, şarkılar bitti ne güz kaldı ne bahar, güneş doğmayacak artık üstümüze, yıldızlar göz kırpmayacak rüzgâr esmeyecek kar yağmayacak, denizin kokusunu duymayacağız yağmur tenimize değmeyecek, ne güvercin taklası ne karanfilin kırmızısı aşk da bitti nefrette ne güzellik kaldı ne çırkinlik, ezada yaramız artık kanamıyor, biz beyazlara büründük, biz gölgesiz kaldık' ifadeleri ile film esnasında hayatını kaybeden ve cezaevine girerek hayatları değişen karakterlerin yaşadıklarının eğreltilemesini yapmaktadır.
Film anlatısını karakterlerin birbirlerine yaptıkları hamleleri üzerinden değerlendirdiğimizde belli bir şemalaştırma yapmamız mümkün olmaktadır. Buna göre filmin akışı takip edildiğinde;
a. Mağdurun ortaya çıkması ve hikayesini anlatması
b. Duayenin kendini göstermesi | |
441786 | 47 | 87 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9304025769233704,
"polygon": [
[
198,
2006
],
[
1515,
2005
],
[
1513,
352
],
[
196,
353
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8798759579658508,
"polygon": [
[
1465,
139
],
[
1466,
90
],
[
1410,
89
],
[
1410,
139
]
]
}
]
} | MoPd katalizörlerin elektroliz sisteminde ve doğrudan metanollü yakıt pillerinde elektrot malzemesi olarak kullanımlarının incelenmesi / Investigation of MoPd catalysts as electrode materials for electrolysis and direct metanol fuel cells | Bu çalışmada C yüzeyine elektrokimyasal olarak Pd (*C/Pd), değişik pH'larda, kaplama akımlarında ve miktarlarda Mo (C/Mo) ve belirlenen optimum koşullarda Mo-modifiye edilmiş C/Mo yüzeyine değişik oranlarda MoPd çöktürülmüş C/Mo-MoxPdy elektrotlar hazırlanarak değişik teknikler ile karakterize edilmiştir. Hazırlanan elektrotların yüzey yapıları yüzey analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Elektrotlar 1 M KOH çözeltisinde katot olarak kullanılmış ve hidrojen gazı çıkışına katalitik etkileri incelenmiştir. Bu amaçla elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS) ve akım-potansiyel teknikleri kullanılmıştır. Elektrotlar ayrıca 1 M CH3OH içeren 0,1 M KOH çözeltisi içerisinde anot olarak kullanılmış ve değişik elektrokimyasal teknikler ile metanol elektrooksidasyonuna katalitik etkileri belirlenmiştir. Katalitik aktivitesi en yüksek olan elektrotun kararlılığı zamanla test edilmiştir. SEM görüntüleri Mo ve MoPd elektrotların yüzey alanının oldukça geniş olduğunu, EDX ölçümleri Pd metalinin yüzeye homojen olarak dağıldığını göstermiştir. Elde edilen elektrokimyasal sonuçlara göre C yüzeyinin ince bir Mo filmi ile kaplanması ile substratın elektrokatalitik etkisi artmış ve Pd çöktürme için daha iyi bir substrat malzemesi oluşturmuştur. C/Mo yüzeyine çok az miktarda Pd çöktürülmesi ile katalitik etki artmıştır. Mo ve Pd'nin bir arada çöktürülmesi ile oluşan sinerjistik etki ile hidrojen oluşumu için daha iyi katot ve etanol elektrooksidasyonu için daha iyi anot elde edilmiştir. En yüksek etkinlik, 50:50 oranında molibden ve paladyum iyonlarını içeren banyo çözeltisinde çöktürülmüş Mo-modifiye C/Mo-Mo50Pd50 elektrotta elde edilmiştir | In this study, Pd (*C/Pd) and Mo (C/Mo) at various pHs, deposition current densities and amounts (C/Mo) were electrochemically deposited over a C substrate. MoPd binary deposits with various ratios were electrochemically deposited over the C/Mo which was obtained at optimum conditions. The surfaces of the catalysts were examined by surface analysis techniques. The prepared electrodes were used as cathode in 1 M KOH solution and their hydrogen evolution activities were investigated. Additionally, their catalytic activity against metanol electrooxidation was investigated in 0.1 M KOH solution in the presence of 1 M CH3OH. The time-stability of the best electrode was also tested in the operation conditions. SEM images showed that Mo and MoPd-modified electrodes have large surface area, and EDX results indicated that Pd almost homogeneously distributed over the surface. Electrochemical studies showed that the modification of C by a thin Mo film enhances electrochemical activity of the substrate. In this way, a very suitable substrate for Pd deposition was obtained. The deposition of a small amount of Pd over the Mo-modified C enhances its activity. CO-deposition of Mo and Pd results with a better cathode for hydrogen evolution and better anode for the methanol electrooxidation reaction. The best activity for both of these reactions was obtained at the C/Mo-Mo50Pd50. | DERYA DİLEK DEMİR | 441786 | Bingöl Üniversitesi | Kimya Ana Bilim Dalı | 2016 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrDEgQd4zgGFxmfqdzg4Jfth13eBcSwn0GePAfGpduVv7 | ./data/pdfs/441786.pdf | 17,429,267 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.711047 | 2025-06-03T21:18:15.559691 | 2025-06-04T08:37:07.792378 | 2025-06-04T09:23:51.079067 | edilecek alanları poliester içerisine gömülerek hazırlanmıştır. Karşıt elektrot bütün ölçümlerden önce 1:1(v/v) HNO3:H2O çözeltisinde 5 dakika bekletilmiş ve saf sudan geçirilerek yıkanmıştır.
## 3.2.3. Karbon Keçe Yüzeyine Katalizör Çöktürülmesi
Elektrot yapımında geniş hacme sahip, hafif ve dayanıklı karbon keçe (C) substrat olarak kullanılmıştır. Elektrotun yüzeyine MoPd ikili alaşımları hazırlanmıştır. Bu amaçla çalışmanın başlangıcında C yüzeyine 5 mg/g C olacak şekilde Pd ve Mo çöktürülerek (\*C/Pd ve \*C/Mo) elektrokimyasal ölçümler yapılmıştır.
Her ne kadar çok geniş yüzey alanı, geniş boşluklar, iyi elektriksel iletkenlik, ucuz ve hafif oluşu gibi önemli avantajlara sahip olsa da C metalının hidrojen gazı çıkışına ve metanol elektrooksidasyonuna katalıtık etkisi zayıftır. Buna karşın, önceki çalışmalarda örnekler de verildiği gibi çalışma kapsamında katalizör yapımında kullanılan Mo bu iki reaksiyon için de oldukça iyi bir katalizördür. Çok az miktarda (mg düzeyinde) metal çöktürüldüğünde C yüzeyinin tamamı metal ile kaplanamakta ve C'nin büyük bir kısmı açıkta kalmaktadır. Dolayısı ile geniş yüzey alanının sadece metal çöktürülen
küçük bir kısmı katalizör görevi görmektedir. Bu dezavantajı gidermek için daha önce Ni ve Cu temelli elektrotlarda uygulanıldığı gibi öncelikle C yüzeyi 1 g Mo/g C olacak şekilde ince bir Mo filmi ile kaplanmıştır. Elektrokimyasal olarak hazırlanan metal katalizörlerin katalitik etkileri kaplama koşullarına önemli ölçüde bağlı olduğundan öncelikle en uygun Mo kaplama için optimum koşullar belirlenmiştir. Bu amaçla;
(i) Farklı pH'lara ayarlanan Mo kaplama banyosunda (kaplama banyosunun bileşimi aşağıda verilmiştir) 10 mA sabit akım uygulanarak C yüzeyine 1 g Mo/g C olacak şekilde en uygun pH (pH= 6) belirlenmiştir. Bütün deneylerde yaklaşık 80 mL Mo kaplama banyosu kullanılmıştır. pH derişik HCl çözeltisi ile ayarlanmıştır.
(ii) Belirlenen en uygun pH'da (pH= 6) farklı akım yoğunlukları (10, 50 ve 100 mA) uygulanarak C yüzeyine 1 g Mo/g C olacak şekilde en uygun kaplama akımı belirlenmiştir.
(iii) Belirlenen en uygun pH (pH= 6) ve akımda (l= 50 mA), C yüzeyine farklı miktarlarda Mo çöktürülerek en uygun metal miktarı belirlenmiştir (1 g Mo). Çöktürülen Mo miktarı artıkça elektrotun katalıtık etkisi artmıştır. Ancak, ekonomik boyutta düşünülerek 1 g Mo/g C metal miktarının kullanılmasına karar verilmiştir. | |
460631 | 37 | 403 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.953406035900116,
"polygon": [
[
311,
764
],
[
1506,
762
],
[
1506,
220
],
[
311,
221
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9243216514587402,
"polygon": [
[
1507,
1663
],
[
1512,
833
],
[
307,
825
],
[
302,
1656
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8527734875679016,
"polygon": [
[
929,
2206
],
[
930,
2159
],
[
876,
2157
],
[
874,
2205
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.6466647386550903,
"polygon": [
[
1494,
1888
],
[
1495,
1662
],
[
266,
1659
],
[
266,
1885
]
]
}
]
} | Hattat Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri / Calligrapher Hasan Rıza Efendi's life and his works | Hasan Rıza Efendi, hat sanatı tarihinde, Şeyh Hamdullah ile zuhur etmeye başlayan Osmanlı hat mektepleri arasında, XIX. yüzyıla gelindiğinde öne çıkan Kadıasker Mustafa İzzet Efendi mektebinin başlıca temsilcilerinden ve son dönem Osmanlı hat sanatı denince ilk hatırlanacak olan isimlerden biridir. Bu çalışmada, Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri, hat sanatı çerçevesinde ele alınıp, onun hat sanatındaki yeri ve önemi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu yapılırken, imkanlar ve şartlar dahilinde, tespit edilen ve katkıları olabilecek tüm kurum, şahıs ve yayınlara başvurulmuştur.
Çalışma sürecinde, Hasan Rıza Efendi'nin günümüze yakın bir asırda yaşamış olmasının, tespit edilen eser sayısının fazla olmasını sağlamıştır. Bununla birlikte Rıza Efendi'nin, A. Süheyl Ünver gibi kültür ve medeniyet muhafızı bir kimliğin yakın akrabası olması ve onun tuttuğu notlar sayesinde, hakkında başka bir hattata nasip olmayacak özellikte detay sayılabilecek bilgilere ulaşmak mümkün olmuştur.
Başvurulan kaynaklardan elde edilen tüm verilerin ele alınıp değerlendirilmesi neticesinde, çok yönlü kişisel özellikleri de olan Rıza Efendi'nin, hat sanatının hemen hemen tüm kullanım sahalarında verdiği eserler ve bilhassa Mushaf kitabetindeki yeri bakımından, hat sanatı tarihinde örnek bir sanatkâr olarak öneminin büyük olduğu anlaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: hattat, hat sanatı, Hasan Rıza | Hasan Rıza Efendi, one of the first names to be remembered in the last period of Ottoman calligraphy art, is one of the main representatives of the school of Kadıasker Mustafa Izzet Efendi which became prominent during the XIX century after the appearance of the Ottoman calligrafhy establisment thanks to Sheikh Hamdullah.
In this study, Hasan Riza Efendi's life and works were studied within the framework of art of calligraphy to reveal its place and importance in calligraphy. All related institutions, individuals and publications were tried to be identified and investigated to get the best effort possible to obtain the contributions of all of them to this study.
The fact that Hasan Rıza Efendi lived during the near century allowed us to have numerous works and books to be available for the study. Being close relative of A.Suheyl Unver, one of the main actors in the field of Ottoman culture and civilisation, provided a huge resource opportunity to get the detailed information about Rıza Efendi thanks to the notes taken by Suheyl Unver.
It has been understood through the evaluation of all the data obtained from the references of this study that Rıza Efendi, who has versatile personalities, has great importance as a model bearer in the history of calligraphy in terms of the works who produced in almost all the fields of calligraphy especially with respect to Mushaf.
Keywords: calligrapher, calligraphy art, Hasan Rıza | ELİF İLTER | 460631 | Sakarya Üniversitesi | İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı | 2017 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=q3-d9QtLoVA2OMExHSkJpSgolTe3_2fVZl_FrFeHFgiIyDhKIercdv0HRWTkfNRh | ./data/pdfs/460631.pdf | 66,495,772 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:08.975178 | 2025-06-03T21:18:29.008209 | 2025-06-04T08:37:07.796901 | 2025-06-04T09:23:53.112241 | temiz ve yeni elbiseler giydiğini belirtirken, onun yürüyüşünü ise şu şekilde tasvir etmektedir: "Onüne bakarak çok edibâne ve asil bir yürüyüşü vardı. Acele gitmez, çok temkinli idi. Onüne bakar, yürürken arkasına dönüp bakmazdı." Bir gün de vazifesine, "…es-Seyyid Hasan Rıza" şeklinde attığı imzalarından da bilindiği üzere Peygamber Efendimiz'in soyuna mensubiyetini belirten yeşil bir sarak gittiği ve bunu ömründe bir veya birkaç defaya mahsus olarak yaptığı Emine Hanım tarafından belirtilmektedir. Emine Hanım'ın bu hâdiseden çok etkilendiği ise, eşinin bu şekilde evden çıkışını ve yürüyüşünü kafes ardından, sevinçle ve gözyaşlarıyla takip ettiğini dile getirmesinden anlaşılmaktadır.48

Resim 7: Hasan Rıza Efendi'nin yürüdüğü Tophane kaldırımlarını gösteren kartpostal (Kartpostalın arkasında tarihsiz olarak S. Ünver'in yazdığı, "Eniştem Hattat Hasan Rıza Efendi'nin yürüyerek geçtiği Tophane kaldırınları. Bastığı yerleri gözlerim bile öper." ifadesi yer almaktadır.) (Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27)
<sup>48</sup> Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27 | |
659874 | 78 | 92 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9411414265632629,
"polygon": [
[
260,
2059
],
[
1449,
2058
],
[
1448,
1760
],
[
259,
1762
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9355868101119995,
"polygon": [
[
1422,
1680
],
[
1423,
970
],
[
317,
969
],
[
316,
1678
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9317735433578491,
"polygon": [
[
1406,
885
],
[
1407,
174
],
[
325,
173
],
[
324,
883
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9069902896881104,
"polygon": [
[
893,
2208
],
[
894,
2158
],
[
834,
2157
],
[
833,
2207
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8414570093154907,
"polygon": [
[
561,
1740
],
[
1169,
1738
],
[
1169,
1689
],
[
561,
1691
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.7816922068595886,
"polygon": [
[
654,
956
],
[
1058,
956
],
[
1058,
909
],
[
654,
909
]
]
}
]
} | Fotovoltaik sistemler için yüksek kazançlı da-da dönüştürücü tasarımı / Design of a high-gain da-da converter for photovoltaic systems | Yüksek anahtarlama frekansına sahip da-da dönüştürücüler günlük hayatta kullanılan birçok teknolojik cihazın bir parçası olmuştur. Bu dönüştürücülerin, küçük boyut ve yüksek verimlilik gibi özelliklere sahip olması istenir. Yüksek frekans anahtarlamalı bu dönüştürücüler, kontrol kolaylığı, hızlı tepki ve yüksek güç yoğunluğu nedeniyle akü şarj istasyonları, yenilenebilir enerji sistemleri, yakıt hücreleri, güç faktörü düzeltme devreleri, led aydınlatma gibi endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Yüksek gerilim kazancına sahip bu da-da dönüştürücüler, özellikle fotovoltaik sistemlerdeki mikro eviricilerin giriş gerilimlerini elde etmek için kullanılmaktadır. Fotovoltaik sistemlerde yaygın olarak kullanılması, bu dönüştürücüler üzerinde yapılan araştırmaları yoğunlaştırmıştır.
Bu tez çalışmasında yüksek kazançlı bir Sarmaşık tipi da-da dönüştürücü devresi matematiksel olarak modellenmiş ve benzetim modeli MATLAB/Simulink ortamında oluşturulmuştur. Benzetim çalışmaları ile elde edilen sonuçların uygulanabilirliği tartışılmıştır. İncelenen da-da dönüştürücü yapısı, düşük görev periyodu ile yüksek çıkış gerilimi sağlamak için birleştirilmiş indüktanslardan oluşmaktadır. Bu yapı anahtarlamalı yükselten tip dönüştürücüye entegre edilmiştir. Bu dönüştürücü yapısının önemli bir avantajı, güç anahtarları ve diyotlar üzerindeki gerilim streslerinin düşük olmasıdır. Böylece düşük maliyetli ve yüksek performanslı yarı iletken anahtarlama elemanları kullanılabilmektedir. Ayrıca, tüm diyotların ters geri kazanım problemi azaltılmakta ve anahtarlama elemanlarının sıfır akımdaki anahtarlama (ZCS) işlemi de sağlanmaktadır. Ek olarak pasif kilitleme devreleri, anahtarlama elemanlarının kapanma anları sırasında oluşan gerilim yükselmelerini bastırmak için kullanılmaktadır. Bu tezde 25V giriş gerilimi ve 400V çıkış gerilimine sahip 200W gücündeki bir da-da dönüştürücünün tasarımı ve benzetim çalışması gerçekleştirilmiştir. Benzetim çalışması sonucunda dönüştürücü yapısının çalışma prensibi ve sürekli durumdaki kararlılık analizi açıklanmıştır. | da-da converters with high switching frequency have been a part of many technological devices used in daily life. These converters are desired to have characteristics such as small size and high efficiency. These high-frequency switched converters are widely used in industrial applications such as battery charging stations, renewable energy systems, fuel cells, power factor correction circuits, led lighting due to their ease of control, fast response and high power density. These da-da converters with high voltage gain are especially used to obtain the input voltages of microswitches in photovoltaic systems. Their widespread use in photovoltaic systems has intensified research on these converters.
In this thesis, a high-gain interleaved converter circuit was modeled mathematically and the simulation model was created in MATLAB / Simulink environment. The applicability of the results obtained through simulation studies has been discussed. The studied transformer structure consists of inductances combined to provide high output voltage with low duty period. This structure is integrated in the switched step-up type converter. An important advantage of this converter structure is that it reduces voltage stress on power switches and diodes. So, low cost and high performance semiconductor switching elements can be used. In addition, the reverse recovery problem of all diodes is reduced and the zero current switching (ZCS) operation of the switching elements is also provided. In addition, passive locking circuits are used to suppress the voltage spikes that occur during the closing moments of the switching elements. The design and simulation study of a 200W da-da converter with 25V input voltage and 400V output voltage was carried out. As a result of the simulation study, the working principle and steady state stability analysis of the converter structure are explained. | MURAT BİRKAN | 659874 | Batman Üniversitesi | Yenilenebilir Enerji Sistemleri Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs10O6SZidjoMBcePKT0AOMecf4fYNuKZ1gN0rnCK8Jbo | ./data/pdfs/659874.pdf | 2,399,309 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:09.852850 | 2025-06-03T21:09:45.578683 | 2025-06-04T08:37:08.065159 | 2025-06-04T09:23:53.263366 | 
Şekil 6.4 S1 ve S2 anahtar akımları

Şekil 6.5 S1 ve S2 anahtarları üzerine düşen gerilim
Yüklü çalışma durumuna ilişkin akım, gerilim, güç ve tetikleme sinyallerine ait grafikler aşağıda detaylı olarak verilmiştir. Yüklü durumda da anahtarlama frekansı 20 kHz ve görev periyodu D=0.75 olarak belirlenmiştir. Dönüştürücü çıkışına R=800 Ω'luk bir direnç yükü bağlanmıştır. Şekil 6.6' da Sı ve S2 anahtarlarının birbirinden 180' derece kaydırılmış tetikleme sinyalleri görülmektedir. | |
677100 | 25 | 123 | {
"labels": [
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9549155235290527,
"polygon": [
[
1347,
1146
],
[
1361,
228
],
[
412,
214
],
[
398,
1132
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9386999011039734,
"polygon": [
[
1472,
2131
],
[
1475,
1281
],
[
304,
1277
],
[
301,
2127
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8720407485961914,
"polygon": [
[
913,
2224
],
[
913,
2173
],
[
856,
2173
],
[
856,
2223
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8521020412445068,
"polygon": [
[
524,
1211
],
[
1271,
1211
],
[
1271,
1155
],
[
524,
1156
]
]
}
]
} | Teknoparklarda ar-ge projesi değerlendirme süreci: Model önerisi / Evaluation process of r&d projects in technoparks: Model proposal | Bu araştırma teknoparklara başvuran ve teknopark yönetici şirketleri tarafından hakemler aracılığı ile değerlendirilen Ar-Ge projelerinin bu yolculuklarını incelemek ve uygulamada başarılı olacak bir model önermek amacıyla yapılmıştır.
Araştırmada Ar-Ge projelerinin teknoparklara başvurusundan başlayarak geçtiği aşamaları ve ağırlıklandırılmış değerlendirme kriterlerini oluşturmak üzere literatür taraması, pilot görüşmeler, derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Ar-Ge projesi değerlendirme süreci, değerlendirme yöntem ve kriterleri hakkında teknoparklar ve Ar-Ge ekosistemi hakkında ortalama 11 yıl tecrübeye sahip teknopark genel müdürü, üst düzey yönetici, konusunda uzman akademisyen ve sektör temsilcisi hakemlerle derinlemesine mülakatlar yapılmış ve analiz edilmiştir. Ayrıca derinlemesine mülakatların sonunda katılımcılar tarafından yüzde ağırlık olarak puanlanan kriterlerin ortalaması alınarak projelerin seçiminde değerlendirme kriterlerinin hangisinin ne kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.
Araştırmada elde edilen veriler analiz edilerek teknoparkların tercih edebilecekleri iki ayrı model önerisi ortaya çıkmıştır. Birinci model hakem maliyetleri görece düşük, yüz yüze görüşmeler ya da yerinde ziyaretler ile desteklenmesi gereken bireysel hakem değerlendirmesi modelidir. İkinci model ise hakem maliyetlerinin tolere edilebildiği teknoparklar için bireysel hakem değerlendirmesi ve yüz yüze sunum ya da görüşmelerin yapılacağı değerlendirme kurulu aşamalarını birleştiren hibrit bir modeldir.
Ar-Ge projeleri değerlendirme sürecinde hangi kriterlerin hangi ağırlıkta olması gerektiğini gösteren bir tablo da oluşturulmuştur. Projenin rekabet gücü ve ticarileşme potansiyeli %14,2 ile en önemli kriter, projenin teknoloji düzeyi ve Ar-Ge yönü de %13,2 ile ikinci en önemli kriter olarak ortaya çıkmıştır. Projelerin sadece kâğıt üzerinden değil yüz yüze görüşmeler neticesinde değerlendirilmesi gerektiği ve teknopark yöneticilerinin Ar-Ge projeleri değerlendirilirken hakem ve uzmanların yanında karar mekanizmalarının içinde aktif bir şekilde yer alması gerektiği sonucuna da ulaşılmıştır. | This research was carried out to examine these journeys of R&D projects that applying to technoparks and evaluated by technopark management companies through referees and to propose a model that would be successful in practice.
In the research, literature review, pilot interviews and in-depth interviews were conducted to establish the stages and weighted evaluation criteria of R&D projects starting from the application step. About the R&D project evaluation process, evaluation methods and criteria, in-depth interviews were conducted with the technopark general manager, senior manager, expert academicians and sector representative referees, who have an average of 11 years of experience in Technoparks and the R&D ecosystem. In addition, at the end of the in-depth interviews, the average of the criteria scored by the participants as percent weight was taken to determine which evaluation criteria were important in the selection of projects.
By analyzing the data obtained in the research, two different model proposals that technoparks can choose have emerged. The first one is the individual referee evaluation model, which is relatively low in referee costs and needs to be supported by face-to-face meetings or on-site visits. The second one is a hybrid model for technoparks where referee costs can be tolerated, combining the stages of individual referee evaluation and evaluation board where face-to-face presentations or interviews will be made.
A table showing which criteria should be weighed how much in the evaluation process of R&D projects has also been created. The competitiveness and commercialization potential of the project emerged as the most important criteria with 14.2%, while the technology level and R&D aspects of the project emerged as the second most important criteria with 13.2%. It has also been concluded that the projects should be evaluated not only on paper but also on face-to-face meetings. Technopark managers should take an active part in decision mechanisms alongside referees and experts while evaluating R&D projects. | BİLAL TOPÇU | 677100 | İstanbul Medeniyet Üniversitesi | Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAkbOupfc_5vWL_6ednNIGaUV3vPsLwJv-8RMRmtdE6ln | ./data/pdfs/677100.pdf | 3,359,724 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.137557 | 2025-06-03T21:21:41.717248 | 2025-06-04T08:37:08.535504 | 2025-06-04T09:23:53.464031 | 
Şekil 1: Yeni Modeller Çerçevesinde Içsel Büyüme Teorileri
Büyümeyi tetikleyen faktörlerin başında gelen Ar-Ge faaliyetleri ile büyüyen bir ekonomi modeli ilk olarak Romer (1990)'in çalışmasında kendini göstermiştir. Grossman ve Helpman (1991), hemen ardından Aghion ve Howitt (1992) bu modeli geliştiren isimler olmuştur. Son yıllarda kamu ve özel sektörün de üzerinde önemle durduğu bir duruma gelmiştir. Gelinen durumda Ar-Ge faaliyetlerinin ekonomik büyümeye ve kalkınmaya etki eden faktörlerin başında geldiğine dair ciddi sayıda çalışma birikmiş ve büyük bir literatür oluşmuştur(Can GENÇ ve Atasoy, 2010).
Günümüzde bilgiye hızlı erişim ve teknolojik gelişmeler, sanayi sektörü başta olmak üzere tüm sektörlerin kullandıkları altyapı ve sistemleri, iş süreçlerini sürekli olarak yenilemeye mecbur kılmaktadır. Bilgi çağı olarak adlandırılan bu dönem veri toplayabilenlerin gücünün arttığı bir dönem olarak kendini göstermektedir. Bunlara bağlı olarak sosyal ve ekonomik tüm faaliyetler de hızlı bir dönüşüme uğramaktadır. Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarıyla daha verimli üretimler ve daha verimli sistemler ekonomik rekabetin en büyük silahı haline gelmiştir(Demirli, 2014). | |
317021 | 135 | 185 | {
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8424212336540222,
"polygon": [
[
1462,
2143
],
[
1463,
2094
],
[
1398,
2093
],
[
1397,
2142
]
]
},
{
"class": "Kaynakça",
"confidence": 0.5025352835655212,
"polygon": [
[
1506,
1949
],
[
1507,
333
],
[
254,
332
],
[
253,
1948
]
]
},
{
"class": "Diğer",
"confidence": 0.2870168089866638,
"polygon": [
[
1492,
1973
],
[
1497,
329
],
[
244,
325
],
[
238,
1969
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.2532191872596741,
"polygon": [
[
1486,
1959
],
[
1491,
320
],
[
240,
316
],
[
236,
1955
]
]
}
]
} | Tüketici satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisinin önemi: Otomobil sektörü üzerine Türkiye ve Rusya'da karşılaştırmalı bir araştırma / The importance of consumer ethnocentrism and country of origin effect on consumer purchase intention: A comparative research on automobile sector in Turkey and Russia | Günümüzün gelişen ekonomik yapısı ile birlikte uluslararası işletme faaliyetlerinde artış olmuştur. Tüketiciler geçmiş dönemlere göre daha fazla çeşitte ürünle buluşmaktadır. Bu aşamada tüketicilerin yerli ve yabancı ürün tercih etme durumu söz konusu olmaktadır. Bu durumda ise, tüketicilerin satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisi kavramları ön plana çıkmaktadır.Bu çalışmada, Türkiye ve Rusya'daki tüketicilerin Amerikan, Alman, Japon ve Güney Kore otomobil ürünlerine karşı algıları tespit edilmeye çalışılmaktadır. Bu şekilde iki ülkedeki tüketicilerin algıları arasında farklılıkların olup olmadığı incelenmiştir. Anket uygulaması yapılan çalışmada, Rusya ve Türkiye'de 222'şer toplamda 444 anket analize dahil edilmiştir. Analizlerde Tüketici Etnosentrizmi, Menşe Ülke, Satın Alma Niyeti ve demografik özelliklerin ilişkileri incelenmiştir. | In parallel with the global economic developments, there is a significant increase in the number of business operations as well. Consumers have become subject to numerous products when compared to the past business era. This leads to a necessity of preference and choice between global and local products for consumers. As a result of these developments, the concepts of consumer etnocentrism and country-of-origin effect have become subject to many academic studies in marketing literature.This study aims to examine the Turkish and Russian consumers? perceptions regarding the American, German, Japanese and South Korean products. Thus, it is aimed to reveal the differences between the consumer attitudinal patterns in two countries. Based on a survey study (n russia=222; n turkey=222; n total=444), the relations between the constructs of consumer etnocentrism, country of origin effect, purchase intention and demographic variables are analyzed. | AHMET TUZCUOĞLU | 317021 | İstanbul Üniversitesi | Uluslararası İşletmecilik Ana Bilim Dalı | 2012 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RYan9_S-Z7Eir3xdWGXBiC_Wb_AY9Fx_X0RlzWAUlp3vyD4OWZAnK3UgMuX0QNrb | ./data/pdfs/317021.pdf | 6,556,804 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:05.809585 | 2025-06-03T21:05:52.363565 | 2025-06-04T08:37:09.902582 | 2025-06-04T09:23:53.784465 | | Runyon, K.E. | |
|----------------|--|
| Stewart, D.W.: | |
Schiffman, L.G. Kanuk, L.L.:
Solomon, M. Bomossy, G. Askegaard, S.:
W ilkie,W illiam:
Consumer Behavior, 3. Edition, Merrill Publishing, 1987
Consumer Behavior, 7. Edition, Prentice Hall, 2000
Consumer Behavior - A European Perspective, Prentice Hall Europe, 1999
Consumer Behavior, New York, John Wiley and Sons, 1986
## SÜRELİ YAYINLAR
Agbonifoh, B.A. Elimimian, J.U.:
"Attitudes of Developing Countries Towards "Country of Origin" Products in Era of Multiple Brands", Journal of International Consumer Marketing, 1999, Vol.11, No.4, s.97-116
| Akın, Murat<br>Çiçek, Recep<br>Gürbüz, Esen<br>Inal, Emin: | "Tüketici Etnosentrizmi ve Davranış Niyetleri<br>Arasındaki Farklılığın Belirlenmesinde CETSCALE<br>Ölçeği", Ege Akademik Bakış, Sayı:9(2), 2009,<br>s.489-512 |
|------------------------------------------------------------|-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------|
| A ysuna, Ceyda<br>Altuna, Oylum K .: | "Türkiye ve KKTC Tüketicilerinin Demografik<br>Ozellikler Açısından Etnosentrizm Düzeylerinin<br>Incelenmesine Yönelik Bir Karşılaştırma", Marmara<br>Universitesi SBE Oneri Dergisi, Ocak 2008, Sayı:29<br>s.147-157 |
| Berning, Carol A. K.,<br>Jajoby, Jakob: | "Pattern of Information Acquisition In New Product<br>Purchase", Journal of Consumer Research, N.1,<br>September, 1974 |
| Bilkey, Warren J .: | "Foreword", Product-Country Images: Impact and<br>Role in International Marketing, Nicolas<br>Papadopoulos ve Louise A. Heslop, eds., International<br>Business Press, New York, 1993 | | |
219769 | 23 | 79 | {
"labels": [
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9383334517478943,
"polygon": [
[
1203,
1708
],
[
1209,
1164
],
[
628,
1157
],
[
622,
1702
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9299031496047974,
"polygon": [
[
1466,
1179
],
[
1466,
281
],
[
292,
281
],
[
292,
1178
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9253661632537842,
"polygon": [
[
302,
2137
],
[
1471,
2136
],
[
1470,
1807
],
[
302,
1808
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8649770617485046,
"polygon": [
[
1410,
140
],
[
1469,
140
],
[
1469,
89
],
[
1410,
89
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.853560745716095,
"polygon": [
[
640,
1770
],
[
1210,
1770
],
[
1210,
1723
],
[
640,
1723
]
]
}
]
} | Uluslararası bale yarışmalarında kullanılmak üzere çağdaş solo koreografisi / Solo modern (contemporary) dance choreography in international classical ballet competitions | A.B.D `in New York şehrinde organize edilen `'Youth American Grand Prix''adlı yarışmasında kullanılmak üzere, yarışma kurallarına uygun olarakhazırlanan çağdaş dans parçası Doğu Sisi `Eastern Mist', Yüksek Lisansbitirme eseri, eserin oluşumunda kullanılan metodlar, müzik seçimi, kostümyapımına kadar olan süreç, sahnelenişi, elde edilen başarı ve yorumlar esermetnini oluşturmuştur.Eser bu yarışmaya katılan dansçı Gözde Özgür için hazırlanmıştır. Dansçınınbir yarışmacı olarak estetik, teknik, kabiliyet ve özellikleri, yarışma kuralları vedetayları göz önünde tutularak hazırlanmış ve başarılı olmuştur. Eser vemetninin ülkemizde bu gibi yarışmalar için hazırlanacak koreografik parçalarabir örnek olması amaç edinilmiştir. Dansçı, Gözde Özgür elde ettiği başarıneticesi kazandığı bursla yurt dışında eğitimini sürdürmektedir.Anahtar Kelimeler: Klasik bale, Modern dans, koreografi | Eastern Mist (Doğu Sisi) has been choreographed for an international balletcompetition `?Youth American Grand Prix?? in New York City. The piece hasbeen prepared accordingly with attention payed to details given by thecompetition commitee. From costume to music selection, the choreographicprocess and the methods applied up to its stating, the success and thepositive input received is the theme of this thesis.The piece has been choreographed for the competition candidate GözdeÖzgür. Her specific esthetic and technical talents, together with the rules anddetails given by the competition commitee has been given the priority and thegoal has been achieved. We hope that both the choreographic piece and thethesis will serve as a guide for future competition choreographers. Thecompetitor Gözde Özgür is now continuing her education abroad with theprice she has recevied.Key Words: Classical ballet, Modern dance, Choreography. | AHMET VOLKAN ERSOY | 219769 | Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi | Sahne Sanatları Ana Bilim Dalı | 2007 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wBmNpkQC9Nhi90NLW7E7-eIEeqVwWGw2ujGiW5Iku7ISHSQRs2JkGdWMmbHezLzo | ./data/pdfs/219769.pdf | 3,967,664 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.719552 | 2025-06-03T21:21:09.656416 | 2025-06-04T08:37:09.908006 | 2025-06-04T09:23:53.989452 | Alexander Mc Queen 2005/2006 Sonbahar Hitchcock'un karanlık filmi Vertigo'nun yıldızıKim Novak tan esinlenmiştir. Kim Novak'ın bu filmde giydiği gri tayyorlar, 1958 yılında çok popüler olmuştur. Hollywood 'un yarattığıbir stil ikonu olarak Kim Novak, soğuk, mesafeli ve karanlık bir kişiliğin temsilcisi olarak akıllarda kalmıştır.
Mc Queen'in defilesiyle Kim Novak modayıbir kez daha etkilemiştir. Alexander Mc Queen 'Resim.3.7.' de görülen çantaya 'Novakbag' adınıvermiştir. Bu çanta, Kim Novak 'm en popüler olduğu dönemin tarzınıyansımaktadır. Novakbag, stil ikonlarından ilham alman üretilen ilk çanta değildir. Hermes'in Grace Kelly'den esinlenerek tasarladığı Kellybağ' ve Jane Birkin'le yaptığıbir sohbet üzerine ortaya çıkan 'Hermes Birkin' adlıçantalar, günümüzün statü sembolleri haline gelmiştir. 2 senelik bekleme listesi olan 6000 dolar değerindeki 'Hermes Birkin' hikayesi sayesinde pahalıbir çanta olmanın ötesinde bir moda efsanesi olmuştur.

Resim 3.8 'Hermes Birkin' ve 'Kellybag'
Stil ikonlarıtoplumsal haf zamızda kayılınlırlar. Ayrıca on yılılık dönemlerden bahsedildiğinde kafaların karışmasıihtimali kaçınımazdır. Orneğin 60 'lıyıllar hepimiz için başka bir şeyi ifade edebilir. Fakat Birigitte Bardot ya da Twiggy stil dediğimiz anda anlatılmak istenen netleşir. İki yıldız da aynıdönemde yaşamış birer stil ikonudur. Fakat temsil ettikleri taban tabana zitir. | |
679944 | 44 | 121 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9490079879760742,
"polygon": [
[
1482,
2141
],
[
1486,
298
],
[
289,
296
],
[
285,
2138
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8885383605957031,
"polygon": [
[
910,
140
],
[
911,
91
],
[
856,
90
],
[
855,
138
]
]
}
]
} | Sığırların oküler yassı hücreli karsinomlarında apoptoz ve otofajinin immunohistokimyasal yöntemlerle belirlenmesi / Determination of apoptosis and autophagy in cattle ocular squamous cell carcinomas by immunohistochemical methods | Oküler yassı hücreli karsinom olgusu Kars'ta sığırlarda en fazla görülen neoplazilerdendir. Bu çalışmada 2012-2021 yılları arasında Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma Hastanesine getirilen 45 adet oküler yassı hücreli karsinomlu sığırdan alınan neoplastik kitleler çalışma materyali olarak kullanıldı. Alınan kitlelerin birbirinden farklı büyüklüklerde olduğu ve kanamalı, ülseratif bir eksudatla kaplı, karnabahar ya da papillomatoz şekilli oldukları gözlendi. Alınan kitleler histopatolojik inceleme amacıyla hematoksilen-eozin ile boyandı. Histopatolojik değerlendirme sonucunda epidermisten dermise doğru atipik keratinositlerin farklılaşmasıyla karakterize neoplastik oluşumlar olduğu tespit edildi. Eozinofilik sitoplazmalı, buzlu cam görünümde değişik boyutlarda hücrelerden oluşan tümör adacıkları ile bu adacıkların merkezinde keratin incilerinin bulunduğu saptandı. Vakalar, tümör incilerinin yoğunluğu ve sayısı ile pleomorfizim durumlarına göre iyi diferensiye, orta diferensiye ve kötü diferensiye olmak üzere üç gruba ayrıldı. Bunlar dışında mitotik aktivitede diferensiyasyon derecesini etkileyen diğer bir faktör olduğu belirlendi. Oküler yassı hücreli karsinom olgusunda apaptoz ve otofajinin rolünü belirlemek için, apoptoz markeri olarak Kaspaz-3 ve AIF, otofaji markeri olarakta LC3B boyandı. Boyamalar sonucunda Kaspaz-3 ve LC3B boyamalarında, diferensiyasyon derecelerine göre ayrılmış gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, AIF immunohistokimyasal değerlendirmesinde gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edildi.
Sonuç olarak yapılan histopatolojik ve immunohistokimyasal değerlendirmeler sonucunda sığırların oküler yassı hücreli karsinom vakalarında kaspaz bağımlı bir apoptozun, kaspaz bağımsız apoptozdan daha baskın olduğunu ve otofaji ile apoptozun tümör agresifliğinde ve ilerlemesinde ortak bir rol oynayabileceğini düşündürdü.
Anahtar Kelimeler: Sığır, oküler yassı hücreli karsinom, histopatoloji, immunohistokimya, apoptoz, otofaji | Ocular squamous cell carcinoma is one of the most common neoplasms in cattle in Kars. In this study, neoplastic masses taken from 45 cattle with ocular squamous cell carcinoma brought to Kafkas University Faculty of Veterinary Medicine Research Hospital between 2012-2021 were used as study material. It was observed that the masses were of different sizes, bleeding, covered with an ulcerative exudate, and were in the shape of cauliflower or papillomatosis. The masses were stained with hematoxylin-eosin for histopathological examination. Histopathological evaluation revealed neoplastic formations characterized by differentiation of atypical keratocytes from the epidermis to the dermis. Tumor islets consisting of eosinophilic cytoplasm, ground glass-like cells of different sizes and keratin pearls were found in the center of these islets. The cases were divided into three groups according to the density and number of tumor pearls and their pleomorphism status as well-differentiated, moderately differentiated and bad-differentiated. Apart from these, it was determined that there is another factor affecting the degree of differentiation in mitotic activity. In order to determine the role of apoptosis and autophagy in ocular squamous cell carcinoma, Caspase-3 and AIF as apoptosis markers and LC3B as autophagy markers were stained. As a result of the staining, a statistically significant difference was observed between the poorly differentiated and good and moderately differentiated groups in Caspase-3 and LC3B staining, while there was no significant difference between the groups in the AIF immunohistochemical evaluation.
In conclusion, histopathological and immunohistochemical evaluations suggested that a caspase-dependent apoptosis is more dominant than caspase-independent apoptosis in ocular squamous cell carcinoma cases of cattle, and that autophagy and apoptosis may play a common role in tumor aggressiveness and progression.
Keywords: Bovine, ocular squamous cell carcinoma, histopathology, immunohistochemistry, apoptosis, autophagy | AYFER YILDIZ | 679944 | Kafkas Üniversitesi | Patoloji (Veterinerlik) Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAsBVU2LDu61cundttLl8BCr-EnyHiFsR9aPeztl21mCD | ./data/pdfs/679944.pdf | 5,742,293 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.989581 | 2025-06-03T21:18:15.635042 | 2025-06-04T08:37:10.262035 | 2025-06-04T09:23:54.448479 | proteolitik ön işlemlerden geçtikten sonra, etiketli dÜTP nükleotidleri, terminal transferaz enzimi ile DNA'nın serbest uçlarına eklenir ve etiket, floresan, alkalin fosfataz veya peroksidaz gibi immünohistokimyasal tekniklerle görselleştirilir. Tünelin bir varyasyonu olan, yerinde uç etiketleme tekniği olarak da adlandırılan yönteminde, terminal transferaz yerine, DNA polimeraz enzimi kullanılır. Bununla birlikte, TÜNEL testinin apoptotik çift sarmal kırılmaları, yerinde uç etiketlemeye göre daha spesifik olduğu düşünülmektedir (Bortner ve ark. 1995, Saraste 1999). Bu teknik aynı zamanda apoptotik ve nekrotik hücre ölümü arasında ayrım yapmak için de kullanılmaktadır. Akış sitometrisi kullanılarak kantıtatif sonuçlar elde edilebilir ve apoptotik hücreler, on kattan fazla duyarlılıkla nekrotik hücrelerden ayırt edilebilir (Mohan ve ark. 2014).
3. M30 Yöntemi: M30, epitel hücrelerinde üretilen, apoptoz sırasında kaspaz bölünmesinin erken safhasında salınan ve nekrotik veya sağlam epitel hücrelerinde gözlenmeyen CK18'de (sitokeratin18) bir neo-epitop ve neo-antijendir. M30, Asp396'da (M30 neo-antijen) CK18 ile bölünmüş bir partikülü kesin olarak tespit eden bir monoklonal antikor türüdür. Bu antikor, CK18'in bölünme bölgesine
özeldir, ancak nekrotik ve canlı hücrelere özgü değildir. Epitel hücrelerinde birincil apoptoz belirtisidir. M30 gibi belirteçler, insan endometriyumunda, tükürük bezlerinde, plasenta ve kolonda in vivo ve in vitro için yararlıdır (K.hodavırdıpour ve ark. 2020).
4. Kaspaz-3 yöntemi: Apoptoziste görevli olan proteinler "kaspazlar" olarak adladırılırlar ve bu proteinler apoptozda meydana gelen değişikliklerin ana sebebidir (Doğan ve ark. 2010). Bu proteinler, katalıtik bölgelerinde, apoptoziste önemli görev yapan bir sistein (cysteine) rezidü içerdikleri, seçici olarak hedef proteinleri Cuçlarında yer alan bir aspartat' dan koparttıkları ve enzim ( ... ase) görevi gördükleri için "caspase" olarak adlandırılırlar (Kaya ve ark. 2012). Kaspazlar inaktif formda bulunurlar ve aktif hale gelmesi, alınan apoptotik sinyallere bağlı olarak alt ünitelerde proteolitik sürecin başlaması ve ardından bir heterodimer oluşturmak için büyük ve küçük alt birimlerin birleştirilmesi aşamalarını içermektedir. Aktif forma dönüşen kaspazlar, hücrede önemli görevleri bulunan proteinleri kademeli bir şekilde parçalayarak işlem yapmalarını engeller (Thomberry ve Lazebnik 1998, Shi, 2004), İç veya dış apoptotik sinyal alındıktan sonra, efektor aşamasında başlatıcı kaspazlar | |
677247 | 69 | 110 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9460489749908447,
"polygon": [
[
1495,
2061
],
[
1500,
238
],
[
270,
235
],
[
264,
2058
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8883780241012573,
"polygon": [
[
1469,
2211
],
[
1470,
2154
],
[
1405,
2154
],
[
1405,
2211
]
]
}
]
} | Kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki / During the crisis and epidemic periods the relationship between health expenditures and economic growth | Sağlık, bireylerin hayatlarını devam ettirebilmeleri için önemli bir konudur. Ne kadar sağlıklı bir toplum yapısı olursa ekonomik büyüme de o kadar önemli hale gelmektedir. Devletlerin de gerçekleştirmeyi hedefledikleri konulardan biri, sağlıklı bir birey ve sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum meydana getirmektir. Bir ülke ekonomik olarak güçlü olması ekonomik büyüme gerçekleştirilip ve devamlılığını sağlamak için sağlıklı topluma sahip olması gerekmektedir.
Gerçekleştirilen çalışmanın asıl konusu kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkidir. Krizlerin ve salgınların yaşandığı dönemlerde sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasında ilişkinin olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Hazırlanan çalışmada sağlık kavramı, sağlık hizmetleri, sağlık harcamaları ve salgın ile ilgili konularda açıklama yapılmıştır. Buna ek olarak kriz ve ekonomik büyüme hakkında da açıklamalarda bulunulmuştur. 2000- 2018 yılları arasındaki kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), kişi başına düşen sağlık harcaması ve ölüm oranı verileri kullanılarak Türkiye dahil olmak üzere OECD ülkelerinin tamamı araştırılmaya tabi tutulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda sağlık harcamalarında meydana gelen %1'lik (%10) artışın kişi başına düşen GSYH'yı %0.78 (%7.8) artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca ekonomik kriz ve salgın durumunda kişi başına düşen gelirin azalması, iktisadi açıdan anlamlı bulunmuştur. Katsayıların olasılık değerleri 0.01'den düşüktür. Bu durum ise istatistiki olarak güçlü bir anlamlılığa işaret etmektedir. Ülkelerin sağlık seviyeleri ile ekonomik gelişmişlikleri arasında yakın bir ilişki olduğu söz konusudur. | Health is a significant issue for individuals in order to continue their lives. The healthier the social structure, the more important economic growth becomes. One of the issues that states aim to realize is to create a healthy individual and a society consisting of healthy individuals. A country must be economically strong and have a healthy society so as to achieve and maintain economic growth.
The main subject of this study is the relationship between health expenditures and economic growth during crisis and epidemic periods. It was aimed to investigate whether there is a relationship between health expenditures and economic growth in times of crises and epidemics. In the prepared study, an explanation was made about the concept of health, health services, health expenditures and the epidemic. Using data on per capita gross domestic product (GDP), per capita health expenditure and mortality rate between 2000 and 2018, all OECD countries, including Turkey, were surveyed. As a result of the research, it was determined that 1% (10%) increase in health expenditures increased GDP per capita by 0.78% (7.8%). In addition, the decrease in per capita income in the event of an economic crisis and epidemic was found to be economically significant. The probability values of the coefficients are less than 0.01. This situation indicates a statistically strong significance. There is a close relationship between the health levels of countries and their economic development. | YALÇIN KOCABADAK | 677247 | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi | İktisat Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAh0DAj7fLO4Dzx_5HJSSJQOmPzM630l4Al4r9f0mN_kR | ./data/pdfs/677247.pdf | 1,714,206 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:10.210102 | 2025-06-03T21:09:46.371619 | 2025-06-04T08:37:10.885356 | 2025-06-04T09:23:54.681813 | yanında yatırımların bilimsel çalışmalara uygun olarak yapılması harcamaların verimliliğinde de artış sağlayacaktır (Kısa, 2012).
Ampirik çalışmalarda, ekonominin gelişmesinde hem sağlığa hem de eğitime yapılan yatırımların etkisi olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu açıdan hem sağlıklı hem de eğitimli bireylerin, toplumda üretici ve tüketici olarak daha etkin davrandıkları saptanmıştır (Mushkin, 1962: 156). Sağlıklı bireylere verilen eğitim neticesinde eğitimin çıktıları daha net olmaktadır. Sağlıklı bireylere sunulan eğitimden uzun süre faydalanma imkânı olması da dikkat çekicidir. Sağlıklı bireyin, iş hayatı uzun olacaktır ve bu sürede üretken olabilmektedirler (Smith, 2006: 77).
## 3.2. KRİZLERİN SAĞLIK HARCAMALARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Ekonomik krizden etkilenen ülkelerdeki toplam sağlık harcamaları düşme eğilimindedir, fakat tutarlı değildir. Bazı hükümetler sağlık harcamalarını korumuştur ve hatta artırmıştır, ancak diğerleri bunun tersini yapmıştır. Bu alandaki politika bu nedenle hayatı önem taşımaktadır. Kamu harcamalarının aksine, cepten yapılan özel harcamalar, özellikle hizmetler kamu sektöründe daha düşük maliyetle sunuluyorsa, genellikle durgunluk döneminde azalma eğilimindedir.
Gayrı resmi anketler; çok az sayıda sağlık bakanlığı, maliye bakanlıklarından veya kalkınma ortaklarından sağlık harcamalarının azaltılacağına dair herhangi bir gösterge verilmemiştir. Pek çok ülkede resmî duyurular bir sonraki bütçe döngüsünü beklemektedir. Bazı küçük ülkeler, bölgelerindeki daha güçlü ekonomilerden gelen ekonomik sinyaller ararlar.
Toplam harcamalardaki azalmalar, sağlık harcamalarının bileşimi üzerinde etkili olacaktır. Bu nedenle, etki göstergelerinin rapor edildiği durumlarda, maaşların korunacağını, ancak altyapı ve ekipmanda tasarruf sağlanacağını öne sürmektedirler.
Sermaye harcamalarını geciktirmek, bütçe kesintileriyle karşı karşıya kalan hükümetlerin ortak bir kısa vadeli tepkisidir. Kısa vadede mantıklı bir tepki, ancak, genleme devam ederse daha uzun vadeli sorunlara yol açabilmektedir. Gözetim veya denetimle ilgili bakım, ilaç veya diğer işletme maliyetlerindeki azalmalar, hizmet sunumunda muhtemelen daha zarar verici ve anında etkiye sahip olacaktır (WHO) 2009). | |
674198 | 75 | 162 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8650281429290771,
"polygon": [
[
1517,
2138
],
[
1527,
198
],
[
100,
191
],
[
90,
2131
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8619628548622131,
"polygon": [
[
846,
2203
],
[
847,
2165
],
[
799,
2164
],
[
798,
2202
]
]
}
]
} | Polisiye filmlerde polislik mesleği temsili: Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare örneklerinde nitel bir analiz / Representation of police profession in dedective films: A qualitative analysis of the examples of Hunting Season, Dragon Trap and Five Minarets in New York | Bu çalışmanın amacı, yakın dönemde çekilmiş olan Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare isimli polisiye filmlerinin göstergebilim ve nitel içerik analizi yapılabilmesi maksadı ile seçilen sekiz kategori olan Polis Bürokrasisi, Personel Kaynağı, Gerçek Polislik, Duayen Polisler, Üniformanın Ağırlığı, Zor Kullanma Ölçütü, Polisin Takdiri ve Uygulamadaki Açmazlar konularında sosyolojik analizini yapmaktır. Araştırmada, seçilen filmlerde sosyolojik yöntemle çözümlemeler yapılırken, mesleki tespitler üzerinden hareket edilmiştir. Araştırmamızda yöntem olarak içerik analizi içinde yer alan nitel analiz kullanılmıştır. Nitel çözümleme, içeriğin örtülü anlamını, yani kaynağın ilettiği mesajların arka planını ve bağlamını, mesajların kodlanmasındaki örtülü niyetleri ve güdüleri araştırmaya yarayan bir araştırma tekniği olarak tanımlanmaktadır. Araştırmamıza konu olan filmlerin yapım aşamasında EGM tarafından fiili destek verilerek çekilmiş olması, kurumun kendisini tanıtma çabası olarak değerlendirildiğinde, bu filmlerin birbirleri ile olan benzerliğinin ya da göreli olumlu olumsuz yönlerinin sosyolojik bir araştırma olarak ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. | The aim of this study is analysis of the recently shot Turkish Crime films, Hunting Season, The Dragon Trap and Five Minarets in New York with the semiotics and qualitative analysis sociological methodology. The study continues with eight categories selected for the purpose of categorical analysis; Police Bureaucracy, Personnel Resource, Real Policing, Doyen Police, Weight of Uniform, Police Appreciation and Impasse in Practice. In the research, while analyzing the selected films with sociological method, vocational determinations were made. In our research, qualitative analysis in content analysis was used as a method. Qualitative analysis is defined as a research technique to investigate the implicit meaning of the content, that is, the background and context of the messages transmitted by the source, the implicit intentions and motives in coding the messages. The fact that the films subject to our research were shot by the General Directorate of Turkish Police with actual support during the production phase, and when evaluated as an effort to introduce the institution itself, it was aimed to reveal the similarity or relative positive and negative aspects of these films as a sociological research. | BARIŞ EKE | 674198 | Ankara Üniversitesi | Sosyoloji Ana Bilim Dalı | 2020 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAj-Zfbx_DBMApYdqrbwf8DK3SM9Gu94ipm3RpSxlMU7S | ./data/pdfs/674198.pdf | 4,805,377 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.200368 | 2025-06-03T21:15:15.472226 | 2025-06-04T08:37:12.009885 | 2025-06-04T09:23:55.009565 | c. Bürokrasinin ortaya konması
d. Ekibin buluşması mesleğin görünmesi
e. Ozel ilişkilerin paylaşılması, insan olan polisler
f. Ipuçlarının ortaya çıkması, gerçek polisliğin icrası
g. Güçlü failin ortaya çıkması ve engellemeler
h. Ustanın yeteneklerini ortaya koyması ve olayın çözülmesi
1. Şok edici son
Şemayı oluşturan hamlelerin başka polisiye filmlerde de yer alabileceğini, sırası değişerek de olsa tekrar kullanılabileceğini kabul edersek, araştırmamıza konu olan diğer filmlerin de şemaları analiz edilerek karşılaştırma yapılması imkânı ortaya çıkacaktır.
## 3.1.5. Av Mevsimi'nde Genel Değerlendirme, Zaman ve Mekân
Av Mevsimi, Yavuz Turgul'un Türk sinemasına kazandırdığı kült filmlerinden biri olarak ortaya çıkmıştır. Film genel çerçevesi ile ele alındığında pek çok sosyolojik ilgi alanını barındıran bir polisiye filmi olduğunu söylememiz yanlış olmaz.
Filmde toplum yapısının etkilerine rastlanmaktadır. Karakterlerin tamamı ile bizim ülkemizin ve bölgelerimizin karakterlerinden oluşmuştur. Filmde Akdenizli, Karadenizli, Doğulu olmak üzere çok farklı özelliklerde karakterler bulunmaktadır. Bu bölge insanlarının büyük şehirlerdeki kendi dünyalarını senaryoda başka bir şekilde incelenmiştir.
Turgul yönetmenliğini yaptığı Av Mevsimi Filminde polisiye filmleriyle yaptığı katkı, polisiyenin stereoptipleri ile sosyal motiflerin bir arada olduğu yapıda, katıl, polis, cinayet | |
659874 | 79 | 92 | {
"labels": [
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.943390965461731,
"polygon": [
[
1412,
810
],
[
1418,
180
],
[
312,
169
],
[
306,
799
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.942572295665741,
"polygon": [
[
275,
1248
],
[
1473,
1246
],
[
1472,
886
],
[
274,
888
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9393054246902466,
"polygon": [
[
1383,
1887
],
[
1384,
1255
],
[
349,
1255
],
[
348,
1886
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8940091729164124,
"polygon": [
[
897,
2211
],
[
897,
2154
],
[
829,
2153
],
[
828,
2209
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8140641450881958,
"polygon": [
[
1164,
868
],
[
1164,
815
],
[
562,
815
],
[
562,
867
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8092036247253418,
"polygon": [
[
650,
1962
],
[
1063,
1962
],
[
1063,
1911
],
[
650,
1911
]
]
},
{
"class": "Kısaltmalar",
"confidence": 0.32226139307022095,
"polygon": [
[
843,
786
],
[
922,
784
],
[
921,
748
],
[
842,
750
]
]
}
]
} | Fotovoltaik sistemler için yüksek kazançlı da-da dönüştürücü tasarımı / Design of a high-gain da-da converter for photovoltaic systems | Yüksek anahtarlama frekansına sahip da-da dönüştürücüler günlük hayatta kullanılan birçok teknolojik cihazın bir parçası olmuştur. Bu dönüştürücülerin, küçük boyut ve yüksek verimlilik gibi özelliklere sahip olması istenir. Yüksek frekans anahtarlamalı bu dönüştürücüler, kontrol kolaylığı, hızlı tepki ve yüksek güç yoğunluğu nedeniyle akü şarj istasyonları, yenilenebilir enerji sistemleri, yakıt hücreleri, güç faktörü düzeltme devreleri, led aydınlatma gibi endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Yüksek gerilim kazancına sahip bu da-da dönüştürücüler, özellikle fotovoltaik sistemlerdeki mikro eviricilerin giriş gerilimlerini elde etmek için kullanılmaktadır. Fotovoltaik sistemlerde yaygın olarak kullanılması, bu dönüştürücüler üzerinde yapılan araştırmaları yoğunlaştırmıştır.
Bu tez çalışmasında yüksek kazançlı bir Sarmaşık tipi da-da dönüştürücü devresi matematiksel olarak modellenmiş ve benzetim modeli MATLAB/Simulink ortamında oluşturulmuştur. Benzetim çalışmaları ile elde edilen sonuçların uygulanabilirliği tartışılmıştır. İncelenen da-da dönüştürücü yapısı, düşük görev periyodu ile yüksek çıkış gerilimi sağlamak için birleştirilmiş indüktanslardan oluşmaktadır. Bu yapı anahtarlamalı yükselten tip dönüştürücüye entegre edilmiştir. Bu dönüştürücü yapısının önemli bir avantajı, güç anahtarları ve diyotlar üzerindeki gerilim streslerinin düşük olmasıdır. Böylece düşük maliyetli ve yüksek performanslı yarı iletken anahtarlama elemanları kullanılabilmektedir. Ayrıca, tüm diyotların ters geri kazanım problemi azaltılmakta ve anahtarlama elemanlarının sıfır akımdaki anahtarlama (ZCS) işlemi de sağlanmaktadır. Ek olarak pasif kilitleme devreleri, anahtarlama elemanlarının kapanma anları sırasında oluşan gerilim yükselmelerini bastırmak için kullanılmaktadır. Bu tezde 25V giriş gerilimi ve 400V çıkış gerilimine sahip 200W gücündeki bir da-da dönüştürücünün tasarımı ve benzetim çalışması gerçekleştirilmiştir. Benzetim çalışması sonucunda dönüştürücü yapısının çalışma prensibi ve sürekli durumdaki kararlılık analizi açıklanmıştır. | da-da converters with high switching frequency have been a part of many technological devices used in daily life. These converters are desired to have characteristics such as small size and high efficiency. These high-frequency switched converters are widely used in industrial applications such as battery charging stations, renewable energy systems, fuel cells, power factor correction circuits, led lighting due to their ease of control, fast response and high power density. These da-da converters with high voltage gain are especially used to obtain the input voltages of microswitches in photovoltaic systems. Their widespread use in photovoltaic systems has intensified research on these converters.
In this thesis, a high-gain interleaved converter circuit was modeled mathematically and the simulation model was created in MATLAB / Simulink environment. The applicability of the results obtained through simulation studies has been discussed. The studied transformer structure consists of inductances combined to provide high output voltage with low duty period. This structure is integrated in the switched step-up type converter. An important advantage of this converter structure is that it reduces voltage stress on power switches and diodes. So, low cost and high performance semiconductor switching elements can be used. In addition, the reverse recovery problem of all diodes is reduced and the zero current switching (ZCS) operation of the switching elements is also provided. In addition, passive locking circuits are used to suppress the voltage spikes that occur during the closing moments of the switching elements. The design and simulation study of a 200W da-da converter with 25V input voltage and 400V output voltage was carried out. As a result of the simulation study, the working principle and steady state stability analysis of the converter structure are explained. | MURAT BİRKAN | 659874 | Batman Üniversitesi | Yenilenebilir Enerji Sistemleri Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs10O6SZidjoMBcePKT0AOMecf4fYNuKZ1gN0rnCK8Jbo | ./data/pdfs/659874.pdf | 2,399,309 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:09.852850 | 2025-06-03T21:09:45.578683 | 2025-06-04T08:37:12.614555 | 2025-06-04T09:23:55.492335 | 
Şekil 6.6 S1 ve S2 anahtarlarının tetikleme sinyalleri
Şekil 6.7 ve şekil 6.8'da sırası ile Sı ve S2 anahtar akımları ile bu anahtarlar üzerinde düşen gerilimlerin dalga şekilleri verilmiştir. Şekil 6.7'de verilen İsı ve İS2 akımları yükün etkisi ile yüksek değerler almıştır. Anahtarlar üzerindeki Vsı ve V s2 gerilimleri yüksüz çalışmada olduğu gibi yine yaklaşık olarak 100V'tur. Dönüştürücü devre simetrik yapıya sahip olduğundan Vsı ve V s2 gerilimleri ile İsı ve İs2 akımları
1
yaklaşık olarak aynıdır.

Şekil 6.7 S1 ve S2 anahtar akımları | |
460631 | 38 | 403 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9232376217842102,
"polygon": [
[
1507,
2099
],
[
1530,
264
],
[
296,
249
],
[
272,
2083
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9013714790344238,
"polygon": [
[
933,
2209
],
[
934,
2159
],
[
875,
2157
],
[
873,
2207
]
]
},
{
"class": "Footer",
"confidence": 0.256226122379303,
"polygon": [
[
1540,
2110
],
[
1541,
1808
],
[
320,
1806
],
[
319,
2108
]
]
}
]
} | Hattat Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri / Calligrapher Hasan Rıza Efendi's life and his works | Hasan Rıza Efendi, hat sanatı tarihinde, Şeyh Hamdullah ile zuhur etmeye başlayan Osmanlı hat mektepleri arasında, XIX. yüzyıla gelindiğinde öne çıkan Kadıasker Mustafa İzzet Efendi mektebinin başlıca temsilcilerinden ve son dönem Osmanlı hat sanatı denince ilk hatırlanacak olan isimlerden biridir. Bu çalışmada, Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri, hat sanatı çerçevesinde ele alınıp, onun hat sanatındaki yeri ve önemi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu yapılırken, imkanlar ve şartlar dahilinde, tespit edilen ve katkıları olabilecek tüm kurum, şahıs ve yayınlara başvurulmuştur.
Çalışma sürecinde, Hasan Rıza Efendi'nin günümüze yakın bir asırda yaşamış olmasının, tespit edilen eser sayısının fazla olmasını sağlamıştır. Bununla birlikte Rıza Efendi'nin, A. Süheyl Ünver gibi kültür ve medeniyet muhafızı bir kimliğin yakın akrabası olması ve onun tuttuğu notlar sayesinde, hakkında başka bir hattata nasip olmayacak özellikte detay sayılabilecek bilgilere ulaşmak mümkün olmuştur.
Başvurulan kaynaklardan elde edilen tüm verilerin ele alınıp değerlendirilmesi neticesinde, çok yönlü kişisel özellikleri de olan Rıza Efendi'nin, hat sanatının hemen hemen tüm kullanım sahalarında verdiği eserler ve bilhassa Mushaf kitabetindeki yeri bakımından, hat sanatı tarihinde örnek bir sanatkâr olarak öneminin büyük olduğu anlaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: hattat, hat sanatı, Hasan Rıza | Hasan Rıza Efendi, one of the first names to be remembered in the last period of Ottoman calligraphy art, is one of the main representatives of the school of Kadıasker Mustafa Izzet Efendi which became prominent during the XIX century after the appearance of the Ottoman calligrafhy establisment thanks to Sheikh Hamdullah.
In this study, Hasan Riza Efendi's life and works were studied within the framework of art of calligraphy to reveal its place and importance in calligraphy. All related institutions, individuals and publications were tried to be identified and investigated to get the best effort possible to obtain the contributions of all of them to this study.
The fact that Hasan Rıza Efendi lived during the near century allowed us to have numerous works and books to be available for the study. Being close relative of A.Suheyl Unver, one of the main actors in the field of Ottoman culture and civilisation, provided a huge resource opportunity to get the detailed information about Rıza Efendi thanks to the notes taken by Suheyl Unver.
It has been understood through the evaluation of all the data obtained from the references of this study that Rıza Efendi, who has versatile personalities, has great importance as a model bearer in the history of calligraphy in terms of the works who produced in almost all the fields of calligraphy especially with respect to Mushaf.
Keywords: calligrapher, calligraphy art, Hasan Rıza | ELİF İLTER | 460631 | Sakarya Üniversitesi | İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı | 2017 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=q3-d9QtLoVA2OMExHSkJpSgolTe3_2fVZl_FrFeHFgiIyDhKIercdv0HRWTkfNRh | ./data/pdfs/460631.pdf | 66,495,772 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:08.975178 | 2025-06-03T21:18:29.008209 | 2025-06-04T08:37:14.121253 | 2025-06-04T09:23:57.302655 | Rıza Efendi, 1915'te Babıalı taraflarında açılan Medresetü'l Hattâtîndeki derslerine gıdıp gelirken ise o zamanlar Sirkeci-Salıpazarı arasında çalışan ve ancak yırmı kadar yolcu alabilen utak Şirket-i Hayriye vapurlarını kullanırdı. Pazartesi ve Perşembe günleri, buradaki derslerine vakar ile gelip, cümleyi selamladıktan sonra, köşedeki minderine oturur, bir dizini kaldırarak yazı masası haline getirip talebeden isteyene sülüs ve nesin dersi gösterirdi. Orada en yaşlı ve ma'ruf bir hattat oluşundan dolayı daima hürmet ve ta'zim görür, hatırı sorulur, yaşça ondan ufak olanlarca ellerinden öpülürdü.
Sakin bir tabiatı olan Rıza Efendi, ciddiyet sahibi olduğu kadar, pek hoşsohbet ve sohbetlerinde dostlarına fikralar anlatacak kadar da neşeli ve nüktedan birisiydi. Aynı zamanda, kendisini çok seven ve kendisine yazı yazdıranlar arasında bulunduğu da bilinen, kayınbiraderi Mustafa Enver Bey vefat ettiğinde, taziyesinde sesli ağlayacak kadar duygusal bir yapıya sahipti. 49
Dostları veya görüştüğü kişiler daha çok sanat camiasına mensub iseler de, farklı çevrelerden ahbaplıkları da vardı. Süheyl Bey'in notlarından anlaşıldığına göre onun bu çevresi, V. Mehmed Reşad gibi bir padişahtan (Saltanatı 1909-1918), Matbaacı Osman
Zeki Bey'e", esnaf sınıfından, sanat erbabına ve tasavvuf muhîtlerine kadar çok geniş yelpazeli idi. Hocaları ayrı tutulduğunda çağdaşı olan hattatlar arasında, Abdullah Zühdî (ö.1878), Mehmed Şevkî Efendi'nin dayısı olan Hûlûsî Efendi (ö.1874), Ibrahim Alâüddin Bey (ö.1887), Mehmed Şevkî Efendi (ö.1887), Çarşambalı Hacı Arıf Bey (ö.1892), Kayışzade Hâfız Osman Efendi (ö.1894), Abdülfettah Efendi (ö.1896), Muhsinzade Abdullah Efendi (ö.1894), Çırçırlı Ali Efendi (ö.1906), Filibeli Bakkal Ârif Efendi (ö.1909), Nazif Efendi (ö.1913), Hatib Omer Vasfi Efendi (ö.1928), Aziz Efendi (ö.1934), Hülûsî (Yazgan) Efendi (ö.1940), Kamil (Akdık) Efendî (ö.1941), Neyzen Emin Efendi (ö.1945), İsmail Hakkı Altunbezer (ö.1946), Mustafa Halim Efendi (ö.1964), Beşiktaşlı Hacı Nuri Korman (ö.1951), Necmeddin Okyay (ö.1976) ilk akla
<sup>49</sup> Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27
<sup>50</sup> Matbaacı ve hattat Hâfiz Osman Zeki Bey, Hakkâkzade lakabıyla bilinen Hattat Mustafa Hilmi Efendi (ö.1851) 'nin oğludur. Doğum tarihi belli değidir. 1890 (H.1308) yılında vefat ettiği bilinmektedir. II.Abdülhamid devrinde , Sultan ile yakın dostluğuna da dayanan ilişkisi sayesinde, Saray'dan ilk defa Kur'an-ı Kerim basma izni almıştır. Matbasında ilk olarak Kayışzade Hâfız Osman Efendi'nin Kur'an'ı basıldı ise de Hasan Rıza Efendi'nin de kendisiyle olan tanışıklığı vesilesiyle yazdığı ayetberkenar Mushafların bu matbaada taşbasındığı bilinmektedir. Bu basımlar esnasında Rıza Efendi'nin de bizzat vazife aldığı, Süheyl Bey'in notları arasında geçmektedir. Bkz. Nedret Kuran Burçoğlu, "Saray'dan Ilk Defa Kur'an-ı Kerim Basma İznini Alan Hattat Matbaacı Osman Bey", Tarih ve Toplum, C. 35, S. 209, s. 32-35, Istanbul, Mayıs 2001 ; Unver, Hasan Riza Efendi Dosyası, SK, nr.27 | |
441786 | 48 | 87 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9189638495445251,
"polygon": [
[
1501,
2096
],
[
1512,
266
],
[
199,
258
],
[
188,
2088
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8845800757408142,
"polygon": [
[
1466,
140
],
[
1467,
89
],
[
1411,
88
],
[
1410,
139
]
]
}
]
} | MoPd katalizörlerin elektroliz sisteminde ve doğrudan metanollü yakıt pillerinde elektrot malzemesi olarak kullanımlarının incelenmesi / Investigation of MoPd catalysts as electrode materials for electrolysis and direct metanol fuel cells | Bu çalışmada C yüzeyine elektrokimyasal olarak Pd (*C/Pd), değişik pH'larda, kaplama akımlarında ve miktarlarda Mo (C/Mo) ve belirlenen optimum koşullarda Mo-modifiye edilmiş C/Mo yüzeyine değişik oranlarda MoPd çöktürülmüş C/Mo-MoxPdy elektrotlar hazırlanarak değişik teknikler ile karakterize edilmiştir. Hazırlanan elektrotların yüzey yapıları yüzey analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Elektrotlar 1 M KOH çözeltisinde katot olarak kullanılmış ve hidrojen gazı çıkışına katalitik etkileri incelenmiştir. Bu amaçla elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS) ve akım-potansiyel teknikleri kullanılmıştır. Elektrotlar ayrıca 1 M CH3OH içeren 0,1 M KOH çözeltisi içerisinde anot olarak kullanılmış ve değişik elektrokimyasal teknikler ile metanol elektrooksidasyonuna katalitik etkileri belirlenmiştir. Katalitik aktivitesi en yüksek olan elektrotun kararlılığı zamanla test edilmiştir. SEM görüntüleri Mo ve MoPd elektrotların yüzey alanının oldukça geniş olduğunu, EDX ölçümleri Pd metalinin yüzeye homojen olarak dağıldığını göstermiştir. Elde edilen elektrokimyasal sonuçlara göre C yüzeyinin ince bir Mo filmi ile kaplanması ile substratın elektrokatalitik etkisi artmış ve Pd çöktürme için daha iyi bir substrat malzemesi oluşturmuştur. C/Mo yüzeyine çok az miktarda Pd çöktürülmesi ile katalitik etki artmıştır. Mo ve Pd'nin bir arada çöktürülmesi ile oluşan sinerjistik etki ile hidrojen oluşumu için daha iyi katot ve etanol elektrooksidasyonu için daha iyi anot elde edilmiştir. En yüksek etkinlik, 50:50 oranında molibden ve paladyum iyonlarını içeren banyo çözeltisinde çöktürülmüş Mo-modifiye C/Mo-Mo50Pd50 elektrotta elde edilmiştir | In this study, Pd (*C/Pd) and Mo (C/Mo) at various pHs, deposition current densities and amounts (C/Mo) were electrochemically deposited over a C substrate. MoPd binary deposits with various ratios were electrochemically deposited over the C/Mo which was obtained at optimum conditions. The surfaces of the catalysts were examined by surface analysis techniques. The prepared electrodes were used as cathode in 1 M KOH solution and their hydrogen evolution activities were investigated. Additionally, their catalytic activity against metanol electrooxidation was investigated in 0.1 M KOH solution in the presence of 1 M CH3OH. The time-stability of the best electrode was also tested in the operation conditions. SEM images showed that Mo and MoPd-modified electrodes have large surface area, and EDX results indicated that Pd almost homogeneously distributed over the surface. Electrochemical studies showed that the modification of C by a thin Mo film enhances electrochemical activity of the substrate. In this way, a very suitable substrate for Pd deposition was obtained. The deposition of a small amount of Pd over the Mo-modified C enhances its activity. CO-deposition of Mo and Pd results with a better cathode for hydrogen evolution and better anode for the methanol electrooxidation reaction. The best activity for both of these reactions was obtained at the C/Mo-Mo50Pd50. | DERYA DİLEK DEMİR | 441786 | Bingöl Üniversitesi | Kimya Ana Bilim Dalı | 2016 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrDEgQd4zgGFxmfqdzg4Jfth13eBcSwn0GePAfGpduVv7 | ./data/pdfs/441786.pdf | 17,429,267 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.711047 | 2025-06-03T21:18:15.559691 | 2025-06-04T08:37:14.125704 | 2025-06-04T09:23:57.536423 | Belirlenen en uygun koşullarda (pH=6, 1= 50 mA ve mM= 1g Mo/g C) elektrokimyasal olarak hazırlanan 1 g Mo/g C yüzeyine teorik olarak Mo:Pd= 100:0, 25:75, 50:50, 25:100 ve 0:100 olacak şekilde çok az miktarda ve toplamları aynı (5 mg Mo+Pd/g C) Mo ve Pd bir arada çöktürülmüştür (C/MoşPdy (x:y(%)=100:0, 75:25, 50:50, 25:75 ve 0:100).
Optimum koşullarda hazırlanmış C/Mo yüzeyinde değişik miktarlarda Pd çöktürülmüş ve en uygun miktarın 5 mg/g C olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle ikili MoPd ve Pd çöktürmeler bu miktarda yapılmıştır (Detaylar burada gösterilmemiştır).
Kullanılan kaplama banyolarının bileşimleri aşağıda verilmiştir.
1) Mo Kaplama Banyosu ve Kaplama Koşulları: 1,0 M Na2MoO4.2H2O + 0,2 M Na3CçH3O7.2H2O olacak şekilde hazırlanmıştır. Kaplamalar oda koşullarında çözelti karıştırılarak yapılmıştır. Yaklaşık 80 mL Mo kaplama banyosu bir behere alınarak manyetik balık üzerine konulmuş, içerisine Pt anot ve C takılmış çelik elektrot katot olacak şekilde yerleştirilmiştir. İstenilen miktarda Mo çöktürülecek şekilde sabit akım (10, 50 veya 100 mA) Faraday yasalarından hesaplanan süre boyunca elektroliz
sistemine uygulanarak C/Mo kaplamalar hazırlanmıştır. Bu şekilde hazırlanan elektrot C/Mo olarak adlandırılmıştır.
- 2) Stok A: 0,1 M KC1+0,2 M Na3C6H5O7
- 3) Mo Stok: 0,0351 g Na2MoO4,2H2O 100 mL Stok A içerisinde çözülerek hazırlanmıştır.
- 4) Pd Stok: 0,0232 g PdCl2 100 mL Stok A içerisinde çözülerek hazırlanmıştır.
- 5) Mo Çöktürme Banyosu ve Çöktürme Koşulları: Stok A dan 50 mL behere alınıp ıçerisine Pt anot ve C katot olarak yerleştirilmıştır. Doğru akım kaynağından 10 mA akım ayarlanmış ve çözelti içerisine daha önceden bir pipete konulmuş 0,5 mL Mo stok çözeltisinden 10 s de bir damla Mo çözeltisi damlatılmıştır. Çözelti içerisindeki molibden iyonlarının tamamının çöktüğünden emin olmak için elektrolize 30 dakıka boyunca devam edilmiştir. Bu şekilde 5mg Mo/g C hazırlanmıştır. Bu elektrot bundan sonra \*C/Mo olarak isimlendirilmiştir.
- 6) Pd Çöktürme Banyosu ve Çöktürme Koşulları: Stok A dan 50 mL behere alınıp ıçerisine Pt anot ve 1g Mo/g C olacak şekilde C/Mo elektrot (veya kaplanmamış C elektrot) katot olarak yerleştirilmiştir. Doğru akım kaynağından 10 mA akım | |
677100 | 26 | 123 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9331761598587036,
"polygon": [
[
1391,
2067
],
[
1394,
261
],
[
129,
258
],
[
125,
2065
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8889504671096802,
"polygon": [
[
797,
2225
],
[
798,
2174
],
[
739,
2174
],
[
738,
2224
]
]
}
]
} | Teknoparklarda ar-ge projesi değerlendirme süreci: Model önerisi / Evaluation process of r&d projects in technoparks: Model proposal | Bu araştırma teknoparklara başvuran ve teknopark yönetici şirketleri tarafından hakemler aracılığı ile değerlendirilen Ar-Ge projelerinin bu yolculuklarını incelemek ve uygulamada başarılı olacak bir model önermek amacıyla yapılmıştır.
Araştırmada Ar-Ge projelerinin teknoparklara başvurusundan başlayarak geçtiği aşamaları ve ağırlıklandırılmış değerlendirme kriterlerini oluşturmak üzere literatür taraması, pilot görüşmeler, derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Ar-Ge projesi değerlendirme süreci, değerlendirme yöntem ve kriterleri hakkında teknoparklar ve Ar-Ge ekosistemi hakkında ortalama 11 yıl tecrübeye sahip teknopark genel müdürü, üst düzey yönetici, konusunda uzman akademisyen ve sektör temsilcisi hakemlerle derinlemesine mülakatlar yapılmış ve analiz edilmiştir. Ayrıca derinlemesine mülakatların sonunda katılımcılar tarafından yüzde ağırlık olarak puanlanan kriterlerin ortalaması alınarak projelerin seçiminde değerlendirme kriterlerinin hangisinin ne kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.
Araştırmada elde edilen veriler analiz edilerek teknoparkların tercih edebilecekleri iki ayrı model önerisi ortaya çıkmıştır. Birinci model hakem maliyetleri görece düşük, yüz yüze görüşmeler ya da yerinde ziyaretler ile desteklenmesi gereken bireysel hakem değerlendirmesi modelidir. İkinci model ise hakem maliyetlerinin tolere edilebildiği teknoparklar için bireysel hakem değerlendirmesi ve yüz yüze sunum ya da görüşmelerin yapılacağı değerlendirme kurulu aşamalarını birleştiren hibrit bir modeldir.
Ar-Ge projeleri değerlendirme sürecinde hangi kriterlerin hangi ağırlıkta olması gerektiğini gösteren bir tablo da oluşturulmuştur. Projenin rekabet gücü ve ticarileşme potansiyeli %14,2 ile en önemli kriter, projenin teknoloji düzeyi ve Ar-Ge yönü de %13,2 ile ikinci en önemli kriter olarak ortaya çıkmıştır. Projelerin sadece kâğıt üzerinden değil yüz yüze görüşmeler neticesinde değerlendirilmesi gerektiği ve teknopark yöneticilerinin Ar-Ge projeleri değerlendirilirken hakem ve uzmanların yanında karar mekanizmalarının içinde aktif bir şekilde yer alması gerektiği sonucuna da ulaşılmıştır. | This research was carried out to examine these journeys of R&D projects that applying to technoparks and evaluated by technopark management companies through referees and to propose a model that would be successful in practice.
In the research, literature review, pilot interviews and in-depth interviews were conducted to establish the stages and weighted evaluation criteria of R&D projects starting from the application step. About the R&D project evaluation process, evaluation methods and criteria, in-depth interviews were conducted with the technopark general manager, senior manager, expert academicians and sector representative referees, who have an average of 11 years of experience in Technoparks and the R&D ecosystem. In addition, at the end of the in-depth interviews, the average of the criteria scored by the participants as percent weight was taken to determine which evaluation criteria were important in the selection of projects.
By analyzing the data obtained in the research, two different model proposals that technoparks can choose have emerged. The first one is the individual referee evaluation model, which is relatively low in referee costs and needs to be supported by face-to-face meetings or on-site visits. The second one is a hybrid model for technoparks where referee costs can be tolerated, combining the stages of individual referee evaluation and evaluation board where face-to-face presentations or interviews will be made.
A table showing which criteria should be weighed how much in the evaluation process of R&D projects has also been created. The competitiveness and commercialization potential of the project emerged as the most important criteria with 14.2%, while the technology level and R&D aspects of the project emerged as the second most important criteria with 13.2%. It has also been concluded that the projects should be evaluated not only on paper but also on face-to-face meetings. Technopark managers should take an active part in decision mechanisms alongside referees and experts while evaluating R&D projects. | BİLAL TOPÇU | 677100 | İstanbul Medeniyet Üniversitesi | Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAkbOupfc_5vWL_6ednNIGaUV3vPsLwJv-8RMRmtdE6ln | ./data/pdfs/677100.pdf | 3,359,724 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.137557 | 2025-06-03T21:21:41.717248 | 2025-06-04T08:37:14.233860 | 2025-06-04T09:23:57.741950 | Ulaşım ve iletişim hızının artmasıyla, şırketler arası rekabet ile birlikte uluslararası rekabet de insanların gözleri önünde tıpkı bir tiyatro oyunu gibi cereyan etmektedir. Askeri gücü yüksek ve buna bağlı olarak doğal enerji kaynaklarına sahip ya da bu kaynakları kontrol altında tutabilen ülkeler bu rekabet sahnesinde güçlü taraf olarak kendilerini gösteriyorlar. Hem bu gücü korumak hem de dünya üretim ve ticaret hacimlerinden iyi birer dilim alarak yüksek büyüme oranlarını yakalamak için teknoloji ve inovasyon önemli bir süreç olarak kendini kabul ettirmiştir.
Bu rekabet içinde şirketler ve ülkeler, mevcut teknolojileri taklit etmek yerine stratejik konularda yeni ve sıra dışı araştırma yöntemleri ile katma değer oluşturan icatlar yapmak, mevcut ürün ve üretim sistemlerini yeni teknolojiler ile geliştiren Ar-Ge faaliyetlerini projelendirmek zorundadırlar(Uğurlu ve Kaya, 2013).
## 1.1.1 Teknoloji
Teknoloji, Yunanca'da yetenek, beceri, ustalık, sanat ve zanaat anlamına gelen "Techne" kelimesi ile konuyla ilgili bilim anlamı veren "ology" ekinin birleşmesinden türeyen ve Türkçeleşen bir kelimedir. Genel manasıyla teknoloji; "üretimin bilgisi"
anlamında kullanılmaktadır(Çapkın, 2019).
Türk Dil Kurumu teknolojiyi "Bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri, bunların biçimlerini kapsayan uygulama bilgisi, uygulayım bilimi" olarak tanımlıyor.
Teknoloji; araştırma, geliştirme, tasarım, gelişım, üretim, pazarlama, iletim, satış ve satış sonrası hizmetlerini de içine alan bir sanayi sürecinin, etkili ve verimli şekilde çalışabilmesinde ihtiyaç duyulan, kullanılan ve kullanılabilecek olan bilgi ve becerilerin tümüdür(Tepe, 2017; Zerenler, Türker ve Şahin, 2007).
Teknolojinin çok farklı tanımlarının yapıldığını biliyoruz ama sonuç olarak bu tanımlamaları derlediğimizde şunu söyleyebiliriz. Teknoloji, kullanılan sermayeyi, işgücünü ve ara malların verimliliğini zaman içinde doğrudan ve dolaylı olarak pozitif yönlü etkilediği, yine ortaya çıkan ürün, hizmet ya da sürecin kalitesini, fiyatını ya da verimliliğini arttırdığı için hem şirketler hem de içinde bulunduğu ekonomi için sürdürülebilir büyümenin ve kalkınmanın belirleyicilerinden biridir(Üğurlu ve Kaya, 2013). | |
219769 | 24 | 79 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9580557942390442,
"polygon": [
[
1481,
2153
],
[
1485,
338
],
[
266,
336
],
[
262,
2151
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8467097878456116,
"polygon": [
[
1466,
140
],
[
1467,
90
],
[
1410,
89
],
[
1409,
140
]
]
}
]
} | Uluslararası bale yarışmalarında kullanılmak üzere çağdaş solo koreografisi / Solo modern (contemporary) dance choreography in international classical ballet competitions | A.B.D `in New York şehrinde organize edilen `'Youth American Grand Prix''adlı yarışmasında kullanılmak üzere, yarışma kurallarına uygun olarakhazırlanan çağdaş dans parçası Doğu Sisi `Eastern Mist', Yüksek Lisansbitirme eseri, eserin oluşumunda kullanılan metodlar, müzik seçimi, kostümyapımına kadar olan süreç, sahnelenişi, elde edilen başarı ve yorumlar esermetnini oluşturmuştur.Eser bu yarışmaya katılan dansçı Gözde Özgür için hazırlanmıştır. Dansçınınbir yarışmacı olarak estetik, teknik, kabiliyet ve özellikleri, yarışma kuralları vedetayları göz önünde tutularak hazırlanmış ve başarılı olmuştur. Eser vemetninin ülkemizde bu gibi yarışmalar için hazırlanacak koreografik parçalarabir örnek olması amaç edinilmiştir. Dansçı, Gözde Özgür elde ettiği başarıneticesi kazandığı bursla yurt dışında eğitimini sürdürmektedir.Anahtar Kelimeler: Klasik bale, Modern dans, koreografi | Eastern Mist (Doğu Sisi) has been choreographed for an international balletcompetition `?Youth American Grand Prix?? in New York City. The piece hasbeen prepared accordingly with attention payed to details given by thecompetition commitee. From costume to music selection, the choreographicprocess and the methods applied up to its stating, the success and thepositive input received is the theme of this thesis.The piece has been choreographed for the competition candidate GözdeÖzgür. Her specific esthetic and technical talents, together with the rules anddetails given by the competition commitee has been given the priority and thegoal has been achieved. We hope that both the choreographic piece and thethesis will serve as a guide for future competition choreographers. Thecompetitor Gözde Özgür is now continuing her education abroad with theprice she has recevied.Key Words: Classical ballet, Modern dance, Choreography. | AHMET VOLKAN ERSOY | 219769 | Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi | Sahne Sanatları Ana Bilim Dalı | 2007 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wBmNpkQC9Nhi90NLW7E7-eIEeqVwWGw2ujGiW5Iku7ISHSQRs2JkGdWMmbHezLzo | ./data/pdfs/219769.pdf | 3,967,664 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.719552 | 2025-06-03T21:21:09.656416 | 2025-06-04T08:37:16.231713 | 2025-06-04T09:23:58.155624 | ## 3. 1. Giysi ModasınıEtkileyen Bir Faktör Olarak Sinema ve Starlık Kavramı
Modanın kuramsal çerçevesinden çıkıp diğer disiplinlerle etkileşimini araştırdığımızda karşımıza ilk olarak sinema çıkar. Sinema doğuşundan bu yana modayla karşılıklıbir etkileşim içerisindedir.
Film izleyicileri, Hollywood yıldızı k sistemini icat eti edeli, film yadızlarınıve oynadıklarızkarakterleri taklit etmişlerdir. Bu yüzden öncelikle (Star Strategy) yıldızlık sistemi'nin anlatılmasında fayda vardır.
Hollywood öncesi Amerikan sinemasında film yapımcılarının, starlığın potansiyel sonuçlarıhakkında pek bir fikirleri yoktu. Onceleri filmlerde adlarıbile geçmeyen oyuncularıkullarıyorlardı. Bu oyuncularla sürekli olarak çalışım yordu. Fakat zamanla izleyicinin bazıoyunculara daha fazla ilgi gösterdiği fark edildi ve bu oyunculara uzun vadeli anlaşmalar yapılmaya başlandı. Ve Hollywood, daha fazla kazanmak için film yıldızlarının her yönüyle pazarlanmasına karar verdi.
Görsel medyanın henüz gelişmemiş olduğu yıllarda seyirci sadece yazılı basından okuduğu birçoğu asparagasa dayalılaberlerle yönlendirilmiş, film oyuncuları, yapımcılar tarafından bilinçli olarak apayrıve ulaşılamaz gösterilmiştir. İnsanüstü modellerin oluşturulmaya başlandığıbu dönemde Malene Dietrich, yeteneğiyle parlamıştır.
Herriet Worsley, Decades of Fashion adlılkitabında 1930' dan 1938'e kadar olan bu dönemi 'The Glamour Years' yani 'İşıtılı' olarak adlandırmıştır. Bu dönem Hollywood Starların tüm dünyayıetkisine aldığıdönemdir. 1929'da Wall Street'in çöküşüyle işsizlik yaygınlaşmış ve insanlar bu buhranlıdonemde sinemanın büyülü dünyasınıbir kaçış olarak görmüşlerdir. Bu dönemde insanlar, hayranı olduklarıyıldızlara mektuplar yazmaya başlamış, oyuncularıözel hayatlarıkamusal ilgi alanıhaline gelmiştir. Bu sebepler yıldızlık sistemine giden yolu açmıştır.
<sup>8</sup> Herbert J. Gans, Popüler kültür ve yüksek kültür, s. 95 | |
679944 | 45 | 121 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9346597790718079,
"polygon": [
[
1473,
2102
],
[
1489,
291
],
[
289,
280
],
[
273,
2091
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8755851984024048,
"polygon": [
[
910,
139
],
[
911,
91
],
[
856,
90
],
[
855,
138
]
]
}
]
} | Sığırların oküler yassı hücreli karsinomlarında apoptoz ve otofajinin immunohistokimyasal yöntemlerle belirlenmesi / Determination of apoptosis and autophagy in cattle ocular squamous cell carcinomas by immunohistochemical methods | Oküler yassı hücreli karsinom olgusu Kars'ta sığırlarda en fazla görülen neoplazilerdendir. Bu çalışmada 2012-2021 yılları arasında Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma Hastanesine getirilen 45 adet oküler yassı hücreli karsinomlu sığırdan alınan neoplastik kitleler çalışma materyali olarak kullanıldı. Alınan kitlelerin birbirinden farklı büyüklüklerde olduğu ve kanamalı, ülseratif bir eksudatla kaplı, karnabahar ya da papillomatoz şekilli oldukları gözlendi. Alınan kitleler histopatolojik inceleme amacıyla hematoksilen-eozin ile boyandı. Histopatolojik değerlendirme sonucunda epidermisten dermise doğru atipik keratinositlerin farklılaşmasıyla karakterize neoplastik oluşumlar olduğu tespit edildi. Eozinofilik sitoplazmalı, buzlu cam görünümde değişik boyutlarda hücrelerden oluşan tümör adacıkları ile bu adacıkların merkezinde keratin incilerinin bulunduğu saptandı. Vakalar, tümör incilerinin yoğunluğu ve sayısı ile pleomorfizim durumlarına göre iyi diferensiye, orta diferensiye ve kötü diferensiye olmak üzere üç gruba ayrıldı. Bunlar dışında mitotik aktivitede diferensiyasyon derecesini etkileyen diğer bir faktör olduğu belirlendi. Oküler yassı hücreli karsinom olgusunda apaptoz ve otofajinin rolünü belirlemek için, apoptoz markeri olarak Kaspaz-3 ve AIF, otofaji markeri olarakta LC3B boyandı. Boyamalar sonucunda Kaspaz-3 ve LC3B boyamalarında, diferensiyasyon derecelerine göre ayrılmış gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, AIF immunohistokimyasal değerlendirmesinde gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edildi.
Sonuç olarak yapılan histopatolojik ve immunohistokimyasal değerlendirmeler sonucunda sığırların oküler yassı hücreli karsinom vakalarında kaspaz bağımlı bir apoptozun, kaspaz bağımsız apoptozdan daha baskın olduğunu ve otofaji ile apoptozun tümör agresifliğinde ve ilerlemesinde ortak bir rol oynayabileceğini düşündürdü.
Anahtar Kelimeler: Sığır, oküler yassı hücreli karsinom, histopatoloji, immunohistokimya, apoptoz, otofaji | Ocular squamous cell carcinoma is one of the most common neoplasms in cattle in Kars. In this study, neoplastic masses taken from 45 cattle with ocular squamous cell carcinoma brought to Kafkas University Faculty of Veterinary Medicine Research Hospital between 2012-2021 were used as study material. It was observed that the masses were of different sizes, bleeding, covered with an ulcerative exudate, and were in the shape of cauliflower or papillomatosis. The masses were stained with hematoxylin-eosin for histopathological examination. Histopathological evaluation revealed neoplastic formations characterized by differentiation of atypical keratocytes from the epidermis to the dermis. Tumor islets consisting of eosinophilic cytoplasm, ground glass-like cells of different sizes and keratin pearls were found in the center of these islets. The cases were divided into three groups according to the density and number of tumor pearls and their pleomorphism status as well-differentiated, moderately differentiated and bad-differentiated. Apart from these, it was determined that there is another factor affecting the degree of differentiation in mitotic activity. In order to determine the role of apoptosis and autophagy in ocular squamous cell carcinoma, Caspase-3 and AIF as apoptosis markers and LC3B as autophagy markers were stained. As a result of the staining, a statistically significant difference was observed between the poorly differentiated and good and moderately differentiated groups in Caspase-3 and LC3B staining, while there was no significant difference between the groups in the AIF immunohistochemical evaluation.
In conclusion, histopathological and immunohistochemical evaluations suggested that a caspase-dependent apoptosis is more dominant than caspase-independent apoptosis in ocular squamous cell carcinoma cases of cattle, and that autophagy and apoptosis may play a common role in tumor aggressiveness and progression.
Keywords: Bovine, ocular squamous cell carcinoma, histopathology, immunohistochemistry, apoptosis, autophagy | AYFER YILDIZ | 679944 | Kafkas Üniversitesi | Patoloji (Veterinerlik) Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAsBVU2LDu61cundttLl8BCr-EnyHiFsR9aPeztl21mCD | ./data/pdfs/679944.pdf | 5,742,293 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.989581 | 2025-06-03T21:18:15.635042 | 2025-06-04T08:37:16.235644 | 2025-06-04T09:23:58.675548 | olarak kaspaz-8, kaspaz-9, kaspaz-10, kaspaz-12 görev alır. Sinyal alımından sonra prokaspaz-8 kaspaz 8'e aktive olur ve apoptoz başlar. Yıkım aşamasında ise efektör kaspazlar olarak; kaspaz-6 ve kaspaz-7 görev alır (Oniz 2004). Apoptoz ile ilişkili morfolojik ve biyokimyasal olayların çoğu için kaspaz-3 aktivitesi gerektiğinden, kaspaz-3 genel olarak apoptozun önemli bir belirteci olarak kabul edilir. Bunun için apoptozun meydana geldiğini belirtmek için kaspaz-3'ün tamamen aktive edilmesini gerekmektedir (Crowley ve Waterhouse 2016). Kaspaz-3 enzimi sistein aspartik asit proteaz ailesi üyelerinden efektör kaspazlardan biridir. 32 kDa ağırlığında, inaktif bir enzim olan kaspaz-3 apoptotik sinyal aldığı zaman yarılarak aspartık asıt bölgesinden ayrılır. 12 kDa ve 17 kDa ağırlığındaki alt ünitelerine parçalanır. Bu iki alt ünite kendi arasında tetrametrik bir yapı oluştur ve kaspaz-3 enzimi aktif hale geçer (Oniz 2003, Kartlaşmış ve ark. 2016). Kaspaz-3 tespiti kanserlerin ve apoptozla ilişkili hastalıkların erken teşhisi, ilaçların ve kanserlerin kemoterapı ve radyoterapisinin etkinliğinin izlenmesi için önemli bir belirteçtir (Khalilzadeh ve ark. 2018). Kaspaz-3 aktivasyonunu incelemeye yönelik en yaygın testler arasında ise immünohistokimyasal boyama, aktif kaspaz-3 için immünoblotlama, florokrom substratlar kullanılarak kolorimetrik testler ve floresan
etiketli CaspaTag pan kaspaz yerinde tespit kitinin kullanılması yer alır (Choudhary ve ark. 2015). Immünohistokimyasal boyamada; sadece apoptotik hücrelerde meydana gelen aktif kaspaz-3 reaktivitesi belirlenebilir. Bunun için, incelenen dokunun kaspaz-3'ü eksprese edip etmediğinin bilinmesi ya da çalışılan dokuda apoptoza neden olan ajanın kaspaz-3'ü kırıp kırmadığının bilinmesi gerekir. Ancak, bu bilgiler bilinirse apoptotik hücreler bu metodla tespit edilebilirler (Güleş ve Eren 2008).
## 2.2.6.3.Biyokimyasal Metotlar
1. Agaroz Jel Elektroforezi - DNA fragmentasyonu: Apoptozun en erken tanımlanan teşhislerinden biri, hücresel DNA'nın oligonükleozom fragmanlarına parçalanmasıdır. Bu fragmanlar tipik olarak agaroz jel elektroforezi ile "nükleozom merdiveni" içinde çözülür. DNA'nın agaroz jellerde parçalandığında görülen nükleozom merdivenleri tipiktir (Loo 2011). Bu yöntemin dezavantajları, kantitatif olmayan, yeniden üretilmesi zor, mekanik temeli bilinmeyen, yanlış pozitif ve yanlış | |
677247 | 70 | 110 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9310452938079834,
"polygon": [
[
1477,
2136
],
[
1500,
280
],
[
285,
264
],
[
262,
2121
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.7076462507247925,
"polygon": [
[
1466,
2208
],
[
1466,
2158
],
[
1408,
2157
],
[
1407,
2207
]
]
}
]
} | Kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki / During the crisis and epidemic periods the relationship between health expenditures and economic growth | Sağlık, bireylerin hayatlarını devam ettirebilmeleri için önemli bir konudur. Ne kadar sağlıklı bir toplum yapısı olursa ekonomik büyüme de o kadar önemli hale gelmektedir. Devletlerin de gerçekleştirmeyi hedefledikleri konulardan biri, sağlıklı bir birey ve sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum meydana getirmektir. Bir ülke ekonomik olarak güçlü olması ekonomik büyüme gerçekleştirilip ve devamlılığını sağlamak için sağlıklı topluma sahip olması gerekmektedir.
Gerçekleştirilen çalışmanın asıl konusu kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkidir. Krizlerin ve salgınların yaşandığı dönemlerde sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasında ilişkinin olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Hazırlanan çalışmada sağlık kavramı, sağlık hizmetleri, sağlık harcamaları ve salgın ile ilgili konularda açıklama yapılmıştır. Buna ek olarak kriz ve ekonomik büyüme hakkında da açıklamalarda bulunulmuştur. 2000- 2018 yılları arasındaki kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), kişi başına düşen sağlık harcaması ve ölüm oranı verileri kullanılarak Türkiye dahil olmak üzere OECD ülkelerinin tamamı araştırılmaya tabi tutulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda sağlık harcamalarında meydana gelen %1'lik (%10) artışın kişi başına düşen GSYH'yı %0.78 (%7.8) artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca ekonomik kriz ve salgın durumunda kişi başına düşen gelirin azalması, iktisadi açıdan anlamlı bulunmuştur. Katsayıların olasılık değerleri 0.01'den düşüktür. Bu durum ise istatistiki olarak güçlü bir anlamlılığa işaret etmektedir. Ülkelerin sağlık seviyeleri ile ekonomik gelişmişlikleri arasında yakın bir ilişki olduğu söz konusudur. | Health is a significant issue for individuals in order to continue their lives. The healthier the social structure, the more important economic growth becomes. One of the issues that states aim to realize is to create a healthy individual and a society consisting of healthy individuals. A country must be economically strong and have a healthy society so as to achieve and maintain economic growth.
The main subject of this study is the relationship between health expenditures and economic growth during crisis and epidemic periods. It was aimed to investigate whether there is a relationship between health expenditures and economic growth in times of crises and epidemics. In the prepared study, an explanation was made about the concept of health, health services, health expenditures and the epidemic. Using data on per capita gross domestic product (GDP), per capita health expenditure and mortality rate between 2000 and 2018, all OECD countries, including Turkey, were surveyed. As a result of the research, it was determined that 1% (10%) increase in health expenditures increased GDP per capita by 0.78% (7.8%). In addition, the decrease in per capita income in the event of an economic crisis and epidemic was found to be economically significant. The probability values of the coefficients are less than 0.01. This situation indicates a statistically strong significance. There is a close relationship between the health levels of countries and their economic development. | YALÇIN KOCABADAK | 677247 | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi | İktisat Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAh0DAj7fLO4Dzx_5HJSSJQOmPzM630l4Al4r9f0mN_kR | ./data/pdfs/677247.pdf | 1,714,206 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:10.210102 | 2025-06-03T21:09:46.371619 | 2025-06-04T08:37:16.475534 | 2025-06-04T09:23:58.878033 | ## 3.3. AMPİRİK LİTERATÜR
Salman (2017), yapılan bu çalışmada araştırmacı Türkiye'de sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasındakı ilişkinin 1980 yılından sonra nasıl bir seyir izlediğini, kamu ve özel sektör olarak nasıl bir ayrıştırma olduğunu incelemiştir. Salman çalışmasında zaman serisi kullanarak nedensellik analizi üzerinden VAR modeli uygulamıştır. Değişkenler arasında herhangi bir nedensellik ilişkisine rastlanmadığı sonucuna varılmıştır.
Cinel (2020), 1918 küresel salgından, 2013 - 2016 Ebola salgınından ve Koronavirüsten bahsetmiştir. Ayrıca çalışmanın bir bölümünde Covid-19'un ekonomik etkilerinden tablo şeklinde bahsetmiştir. Y apılan bu araştırmanın sonucunda Covid-19'un birbirinden farklı sanayı kollarında ve ülkelerde yarattığı ekonomik etkilere odaklanarak, bu etkilerin hangı ekonomik sektörler üzerinde ve nasıl bir etki edeceğini tartışmak üzere bir konu başlığı bırakmıştır.
Oner (2018), 2012 - 2017 yılları baz alınarak Türkiye'nin sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkisi nedensellik analızı aracılığıyla incelemiş ve elde edilen bulgular sonucunda kısa ve uzun dönemde tek yönlü nedenselliğin olduğu belirtilmiştir.
Söğüt (2019), 1988- 2016 yılları verilerini kullanarak ekonomik büyüme ile sağlık harcamaları arasındaki ilişki ampirik olarak incelemiştir. Modelde değişkenler olarak GSYH büyüme oranı, sağlık harcamaları artış oranı ve üçüncü olarak ise sağlık harcamalarının GSYH içindeki payıdır. Çalışmada basıt regresyon, eşbütünleşme ve VAR analizi yöntemleri ile incelemeler yapılmıştır. Analizler sonucunda ekonomik büyüme ile sağlık harcamaları arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Bulgulardan yola çıkarak sağlık harcamaları artışından ekonomik büyümeye ve toplam sağlık harcamalarının GSYH içinde tek yönlü bir nedensellik olduğu saptanmıştır.
Gür (2015), "Sağlık ve Sağlık Hizmetleri Kavramsal Çerçeve", "Sağlık Ekonomisi, Sağlık Hizmetlerinin Finansmanı, Sağlık Harcamaları ve Kamu-Ozel İşbirliği Modeli", "Türkiye'de Sağlık Harcamalarının Gelişimi" ve "Türkiye- OECD Ulkeleri Karşılaştırması" olmak üzere dört ana başlığa ayırdığı tezinde, sağlık kavramına, hizmetlerine, ekonomisine, finansmanına, harcamalarına ve kamu-özel işbirliği modeline değinmiştir. 1980 sonrasında kamu ve özel kesimin sağlık harcamalarına bakarak ÖECD ve Türkiye'nin sağlık harcamalarını karşılaştırmıştır. | |
674198 | 76 | 162 | {
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8940550088882446,
"polygon": [
[
852,
2209
],
[
853,
2158
],
[
791,
2156
],
[
790,
2208
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8841295838356018,
"polygon": [
[
1489,
1978
],
[
1501,
208
],
[
144,
199
],
[
132,
1970
]
]
}
]
} | Polisiye filmlerde polislik mesleği temsili: Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare örneklerinde nitel bir analiz / Representation of police profession in dedective films: A qualitative analysis of the examples of Hunting Season, Dragon Trap and Five Minarets in New York | Bu çalışmanın amacı, yakın dönemde çekilmiş olan Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare isimli polisiye filmlerinin göstergebilim ve nitel içerik analizi yapılabilmesi maksadı ile seçilen sekiz kategori olan Polis Bürokrasisi, Personel Kaynağı, Gerçek Polislik, Duayen Polisler, Üniformanın Ağırlığı, Zor Kullanma Ölçütü, Polisin Takdiri ve Uygulamadaki Açmazlar konularında sosyolojik analizini yapmaktır. Araştırmada, seçilen filmlerde sosyolojik yöntemle çözümlemeler yapılırken, mesleki tespitler üzerinden hareket edilmiştir. Araştırmamızda yöntem olarak içerik analizi içinde yer alan nitel analiz kullanılmıştır. Nitel çözümleme, içeriğin örtülü anlamını, yani kaynağın ilettiği mesajların arka planını ve bağlamını, mesajların kodlanmasındaki örtülü niyetleri ve güdüleri araştırmaya yarayan bir araştırma tekniği olarak tanımlanmaktadır. Araştırmamıza konu olan filmlerin yapım aşamasında EGM tarafından fiili destek verilerek çekilmiş olması, kurumun kendisini tanıtma çabası olarak değerlendirildiğinde, bu filmlerin birbirleri ile olan benzerliğinin ya da göreli olumlu olumsuz yönlerinin sosyolojik bir araştırma olarak ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. | The aim of this study is analysis of the recently shot Turkish Crime films, Hunting Season, The Dragon Trap and Five Minarets in New York with the semiotics and qualitative analysis sociological methodology. The study continues with eight categories selected for the purpose of categorical analysis; Police Bureaucracy, Personnel Resource, Real Policing, Doyen Police, Weight of Uniform, Police Appreciation and Impasse in Practice. In the research, while analyzing the selected films with sociological method, vocational determinations were made. In our research, qualitative analysis in content analysis was used as a method. Qualitative analysis is defined as a research technique to investigate the implicit meaning of the content, that is, the background and context of the messages transmitted by the source, the implicit intentions and motives in coding the messages. The fact that the films subject to our research were shot by the General Directorate of Turkish Police with actual support during the production phase, and when evaluated as an effort to introduce the institution itself, it was aimed to reveal the similarity or relative positive and negative aspects of these films as a sociological research. | BARIŞ EKE | 674198 | Ankara Üniversitesi | Sosyoloji Ana Bilim Dalı | 2020 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAj-Zfbx_DBMApYdqrbwf8DK3SM9Gu94ipm3RpSxlMU7S | ./data/pdfs/674198.pdf | 4,805,377 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.200368 | 2025-06-03T21:15:15.472226 | 2025-06-04T08:37:16.975808 | 2025-06-04T09:23:59.154596 | üçgenini içeren karakterin ve işlenen suçlarının sosyolojik derinliğine inmış ve toplumsal gerçekleri işlemiştir. Köyden kente göç edilmesiyle değişen güç dengelerini, sınıfsal farklılıkları, arka planda ise şehirlerdeki yaşanan toplumsal gerçeklikleri ortaya koymuştur ve cinayet ile ilgili olarak töre kavramını neden-sonuç ilişkisinde yerleştirmiştir.
Günümüzde de yaşanılan en önemli toplumsal sorunlardan olan kadın cinayetleri Av mevsimi filminde ele alınmıştır. Pamuğun dış sesi olarak anlatımı toplumdaki kadınlara bakış açısını ortaya koymaktadır. Kadınların yaşadığı sıkıntıları, hayallerini, umutlarını ve hayatlarının nasıl yok olduğu filmde işlenmiştir.
Sınıfsal farklılıkların olduğu filmde Battal Çolakzade'nin Pamukla evlenmesi ve ailesinin kızlarının hayatlarının son verilmesine göz yumması bu farklılığı açıkça ortaya koymaktadır. Battal Çolakzade'nin kızına böbrek bulabilmek için gayrı meşru yollara başvurması yine filmde maddi boyutun önemi anlatılmaktadır. Genç bir kızın böbreğini almak için hayatına son vermesi, bunun üzerine pişmanlık duymaması filmde zengin insanların yoksul
insanlardan nasıl çıkarlar sağladıklarını ortaya koymaktadır.
Filmin en önemli sahnelerinden biri ise toplumda kız çocuklarına değer verilmeyen cahil ailelerin olduğu Pamuk'un abileri Abbas ve Vakkas sahneleridir. Kardeşlerini töre cinayeti için öldürdüklerini iddia ederek Battal Çolakzade'yi suçsuz ilan etmeleridir. Pamuğun babasının kızına değer vermemesi, kızı için söylediği sözler toplumun kızlara verilen değeri ortaya koymaktadır. Pamuğun annesi yine Türk toplumundaki yerleşik "anne" kalıplarına uyan kadınlardan biridir. Kendini ifade etmekte zorlanan kocasının ağzına bakan kocası ne derse onu yapan, kendi kararları kendi fikirlerini beyan edemeyen, kişiliğini ortaya koymakta zorlanan bir kadındır. Yalnız Pamuğun yaşadıklarına üzülmesi polislere yardım etmesi ve olayların ayrıntılarını vermesi, kızını kocasına rağmen katillerinin bulunmasını sağlamıştır. | |
659874 | 80 | 92 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9672567844390869,
"polygon": [
[
259,
1423
],
[
1433,
1423
],
[
1433,
876
],
[
259,
876
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9488404393196106,
"polygon": [
[
1393,
793
],
[
1393,
168
],
[
326,
167
],
[
326,
792
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9184141159057617,
"polygon": [
[
892,
2210
],
[
893,
2158
],
[
830,
2157
],
[
829,
2209
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9024944305419922,
"polygon": [
[
334,
1966
],
[
1384,
1964
],
[
1383,
1463
],
[
333,
1465
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8304735422134399,
"polygon": [
[
1173,
2049
],
[
1173,
1985
],
[
549,
1985
],
[
549,
2048
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8181824088096619,
"polygon": [
[
1149,
872
],
[
1149,
818
],
[
564,
818
],
[
564,
872
]
]
},
{
"class": "Kısaltmalar",
"confidence": 0.264710009098053,
"polygon": [
[
849,
792
],
[
933,
790
],
[
932,
752
],
[
848,
754
]
]
}
]
} | Fotovoltaik sistemler için yüksek kazançlı da-da dönüştürücü tasarımı / Design of a high-gain da-da converter for photovoltaic systems | Yüksek anahtarlama frekansına sahip da-da dönüştürücüler günlük hayatta kullanılan birçok teknolojik cihazın bir parçası olmuştur. Bu dönüştürücülerin, küçük boyut ve yüksek verimlilik gibi özelliklere sahip olması istenir. Yüksek frekans anahtarlamalı bu dönüştürücüler, kontrol kolaylığı, hızlı tepki ve yüksek güç yoğunluğu nedeniyle akü şarj istasyonları, yenilenebilir enerji sistemleri, yakıt hücreleri, güç faktörü düzeltme devreleri, led aydınlatma gibi endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Yüksek gerilim kazancına sahip bu da-da dönüştürücüler, özellikle fotovoltaik sistemlerdeki mikro eviricilerin giriş gerilimlerini elde etmek için kullanılmaktadır. Fotovoltaik sistemlerde yaygın olarak kullanılması, bu dönüştürücüler üzerinde yapılan araştırmaları yoğunlaştırmıştır.
Bu tez çalışmasında yüksek kazançlı bir Sarmaşık tipi da-da dönüştürücü devresi matematiksel olarak modellenmiş ve benzetim modeli MATLAB/Simulink ortamında oluşturulmuştur. Benzetim çalışmaları ile elde edilen sonuçların uygulanabilirliği tartışılmıştır. İncelenen da-da dönüştürücü yapısı, düşük görev periyodu ile yüksek çıkış gerilimi sağlamak için birleştirilmiş indüktanslardan oluşmaktadır. Bu yapı anahtarlamalı yükselten tip dönüştürücüye entegre edilmiştir. Bu dönüştürücü yapısının önemli bir avantajı, güç anahtarları ve diyotlar üzerindeki gerilim streslerinin düşük olmasıdır. Böylece düşük maliyetli ve yüksek performanslı yarı iletken anahtarlama elemanları kullanılabilmektedir. Ayrıca, tüm diyotların ters geri kazanım problemi azaltılmakta ve anahtarlama elemanlarının sıfır akımdaki anahtarlama (ZCS) işlemi de sağlanmaktadır. Ek olarak pasif kilitleme devreleri, anahtarlama elemanlarının kapanma anları sırasında oluşan gerilim yükselmelerini bastırmak için kullanılmaktadır. Bu tezde 25V giriş gerilimi ve 400V çıkış gerilimine sahip 200W gücündeki bir da-da dönüştürücünün tasarımı ve benzetim çalışması gerçekleştirilmiştir. Benzetim çalışması sonucunda dönüştürücü yapısının çalışma prensibi ve sürekli durumdaki kararlılık analizi açıklanmıştır. | da-da converters with high switching frequency have been a part of many technological devices used in daily life. These converters are desired to have characteristics such as small size and high efficiency. These high-frequency switched converters are widely used in industrial applications such as battery charging stations, renewable energy systems, fuel cells, power factor correction circuits, led lighting due to their ease of control, fast response and high power density. These da-da converters with high voltage gain are especially used to obtain the input voltages of microswitches in photovoltaic systems. Their widespread use in photovoltaic systems has intensified research on these converters.
In this thesis, a high-gain interleaved converter circuit was modeled mathematically and the simulation model was created in MATLAB / Simulink environment. The applicability of the results obtained through simulation studies has been discussed. The studied transformer structure consists of inductances combined to provide high output voltage with low duty period. This structure is integrated in the switched step-up type converter. An important advantage of this converter structure is that it reduces voltage stress on power switches and diodes. So, low cost and high performance semiconductor switching elements can be used. In addition, the reverse recovery problem of all diodes is reduced and the zero current switching (ZCS) operation of the switching elements is also provided. In addition, passive locking circuits are used to suppress the voltage spikes that occur during the closing moments of the switching elements. The design and simulation study of a 200W da-da converter with 25V input voltage and 400V output voltage was carried out. As a result of the simulation study, the working principle and steady state stability analysis of the converter structure are explained. | MURAT BİRKAN | 659874 | Batman Üniversitesi | Yenilenebilir Enerji Sistemleri Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs10O6SZidjoMBcePKT0AOMecf4fYNuKZ1gN0rnCK8Jbo | ./data/pdfs/659874.pdf | 2,399,309 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:09.852850 | 2025-06-03T21:09:45.578683 | 2025-06-04T08:37:18.342519 | 2025-06-04T09:23:59.293517 | 
Şekil 6.8 S1 ve S2 anahtarları üzerine düşen gerilim
Anahtarlama frekansı 20 kHz ve görev periyodu D=0.75 iken sürekli rejimde yüklü durum için dönüştürücü çıkış gerilimi 400V ve çıkış akımı yaklaşık olarak 0.5A olarak elde edilmiştir. Dönüştürücü çıkış gerilimi ve çıkış akımı grafikleri şekil 6.9 ve şekil 6.10'da verilmiştir. t=0 anında indüktörlerin ve kapasitörlerin devreye girmesiyle birlikte başlangıçta çıkış gerilimi ve çıkış akımında kısa süreli yükselmeler oluşmaktadır. Ancak 0.25 inci saniyede gerilim ve akım sürekli duruma ulaşmıştır. Bu yükselme yüksüz çalışmadaki yükselme miktarından düşüktür. Bunun nedeni dönüştürücü çıkışına yükün bağlı olmasıdır. Dönüştürücü çıkışına bağlanan yük saf direnç yükü olduğundan akımın genel formu gerilime benzemektedir.

Şekil 6.9 Yüklü çalışmada dönüştürücü çıkış gerilimi. | |
460631 | 39 | 403 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9283626675605774,
"polygon": [
[
1486,
2094
],
[
1529,
250
],
[
275,
222
],
[
233,
2065
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9136008620262146,
"polygon": [
[
932,
2208
],
[
934,
2160
],
[
877,
2157
],
[
875,
2205
]
]
},
{
"class": "Footer",
"confidence": 0.28293126821517944,
"polygon": [
[
1507,
2113
],
[
1508,
1848
],
[
320,
1845
],
[
319,
2110
]
]
}
]
} | Hattat Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri / Calligrapher Hasan Rıza Efendi's life and his works | Hasan Rıza Efendi, hat sanatı tarihinde, Şeyh Hamdullah ile zuhur etmeye başlayan Osmanlı hat mektepleri arasında, XIX. yüzyıla gelindiğinde öne çıkan Kadıasker Mustafa İzzet Efendi mektebinin başlıca temsilcilerinden ve son dönem Osmanlı hat sanatı denince ilk hatırlanacak olan isimlerden biridir. Bu çalışmada, Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri, hat sanatı çerçevesinde ele alınıp, onun hat sanatındaki yeri ve önemi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu yapılırken, imkanlar ve şartlar dahilinde, tespit edilen ve katkıları olabilecek tüm kurum, şahıs ve yayınlara başvurulmuştur.
Çalışma sürecinde, Hasan Rıza Efendi'nin günümüze yakın bir asırda yaşamış olmasının, tespit edilen eser sayısının fazla olmasını sağlamıştır. Bununla birlikte Rıza Efendi'nin, A. Süheyl Ünver gibi kültür ve medeniyet muhafızı bir kimliğin yakın akrabası olması ve onun tuttuğu notlar sayesinde, hakkında başka bir hattata nasip olmayacak özellikte detay sayılabilecek bilgilere ulaşmak mümkün olmuştur.
Başvurulan kaynaklardan elde edilen tüm verilerin ele alınıp değerlendirilmesi neticesinde, çok yönlü kişisel özellikleri de olan Rıza Efendi'nin, hat sanatının hemen hemen tüm kullanım sahalarında verdiği eserler ve bilhassa Mushaf kitabetindeki yeri bakımından, hat sanatı tarihinde örnek bir sanatkâr olarak öneminin büyük olduğu anlaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: hattat, hat sanatı, Hasan Rıza | Hasan Rıza Efendi, one of the first names to be remembered in the last period of Ottoman calligraphy art, is one of the main representatives of the school of Kadıasker Mustafa Izzet Efendi which became prominent during the XIX century after the appearance of the Ottoman calligrafhy establisment thanks to Sheikh Hamdullah.
In this study, Hasan Riza Efendi's life and works were studied within the framework of art of calligraphy to reveal its place and importance in calligraphy. All related institutions, individuals and publications were tried to be identified and investigated to get the best effort possible to obtain the contributions of all of them to this study.
The fact that Hasan Rıza Efendi lived during the near century allowed us to have numerous works and books to be available for the study. Being close relative of A.Suheyl Unver, one of the main actors in the field of Ottoman culture and civilisation, provided a huge resource opportunity to get the detailed information about Rıza Efendi thanks to the notes taken by Suheyl Unver.
It has been understood through the evaluation of all the data obtained from the references of this study that Rıza Efendi, who has versatile personalities, has great importance as a model bearer in the history of calligraphy in terms of the works who produced in almost all the fields of calligraphy especially with respect to Mushaf.
Keywords: calligrapher, calligraphy art, Hasan Rıza | ELİF İLTER | 460631 | Sakarya Üniversitesi | İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı | 2017 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=q3-d9QtLoVA2OMExHSkJpSgolTe3_2fVZl_FrFeHFgiIyDhKIercdv0HRWTkfNRh | ./data/pdfs/460631.pdf | 66,495,772 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:08.975178 | 2025-06-03T21:18:29.008209 | 2025-06-04T08:37:18.613610 | 2025-06-04T09:24:01.676526 | gelen isimlerdir. Nazif Bey'in, Rıza Efendi'nin evine sıklıkla uğradığı ve onu ders alması için Sami Efendi'ye Rıza Efendi'nin yönlendirdiği bilinmektedir. Hatib Omer Vasfi ve Necmeddin Efendilerin de Rıza Efendi'ye ziyaretlerde bulunup sohbet edenler arasında yer aldığı, kendisinin de oğlu Süreyya Bey ile kabul günlerinde Sami Efendi'yi ziyarete gittiği bilgisi de Süheyl Bey'in notlarında belirttiği bir husustur. 51
Padişaha mevlid okuyanlar zümresinden olduğu daha önce belirtilen Rıza Efendi'nin, terekesinden müsikî güfteleri ve makamlarının yazılı olduğu defterler ve benzer notların çıktığı kaydedilmiştir.52 Bu ilgiyle olsa gerek, aile ve dost meclislerinde ilâhiler okuduğu, onun bilinen bir özelliğiydi. Bunlardan Süheyl Bey'in hatırında kalan ve ağlayarak okuduğunu naklettiği bir ilâhi de, evliyâullahtan Abdülehâd Nûri-i Sivasî'ye (ö.1651)53 ait olan :
" Semâdan sırr-ı tevhîdî duyan gelsin bu meydâne
Derûn içre bugün Allah diyen gelsin bu meydâne " dizeleriyle başlayıp, "Gönül maksûdunu buldu, cihân envâr ile doldu
Bugün Nûri imâm oldu, uyan gelsin bu meydâne " dizeleriyle biten ilâhidir. 54
Bu başlıkta Rıza Efendi ile ilgi kurulabilecek bir husus daha vardır ki o da , o yıllarda devam eden ve eski bir Türk geleneği olan "nevrüz" yanı baharın gelişi ile ilgili kutlamalardır. Coşkulu bir bayram havasında geçen bu kutlamaların, Osmanlı sosyal yaşamında, halk arasında olduğu gibi, saray çevresinde de çeşitli ritüellerin yer aldığı etkinliklerle geçtiği, kaynaklarda yer alan bir husustur.35 Bunlardan biri de, saray mutfağında hazırlanılıp, padişaha ve devlet ricaline takdım edilen ve o yılın ağız tadıyla geçmesi dileğini barındıran "nevrüziyye" adı verilen tadı çok güzel bir macunun yer aldığı etkinliktir. Bu macunun konulduğu kâselere yerleştirilen ve "nevrûziyye kulağı" denilen kağıtların hazırlanması ise nevruz gelenekleri arasında yer alan bir uygulamadır. O yıllarda her nevrüzda saraya çağrılan isimlerden biri de Rıza Efendi'dir.
<sup>51</sup> Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27
<sup>52</sup> Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27
<sup>55</sup> İstanbul'da yetişen büyük velîlerden mutasavvıf ve şair Abdülehad Nüri, aynı zamanda Siyâsiyye kolu kendisine nispet edilen bir Halvetiyye şeyhidir. Bkz. Mahmut Kanık, Nokta ve Kalem (Şuayb Şerefüddin), s.108,109, Istanbul,2009
<sup>54</sup> Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27
<sup>55</sup> Nevrîza dair teferruatlı bilgi için Fatih Köse'nin arşiv belgelerine dayalı olarak hazırladığı "Osmanlı Devleti'nde Nevrûz" adlı kitabına bakılabilir. | |
441786 | 49 | 87 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9407435059547424,
"polygon": [
[
1514,
2112
],
[
1515,
246
],
[
217,
245
],
[
216,
2111
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8807998299598694,
"polygon": [
[
1465,
139
],
[
1466,
91
],
[
1411,
89
],
[
1409,
138
]
]
}
]
} | MoPd katalizörlerin elektroliz sisteminde ve doğrudan metanollü yakıt pillerinde elektrot malzemesi olarak kullanımlarının incelenmesi / Investigation of MoPd catalysts as electrode materials for electrolysis and direct metanol fuel cells | Bu çalışmada C yüzeyine elektrokimyasal olarak Pd (*C/Pd), değişik pH'larda, kaplama akımlarında ve miktarlarda Mo (C/Mo) ve belirlenen optimum koşullarda Mo-modifiye edilmiş C/Mo yüzeyine değişik oranlarda MoPd çöktürülmüş C/Mo-MoxPdy elektrotlar hazırlanarak değişik teknikler ile karakterize edilmiştir. Hazırlanan elektrotların yüzey yapıları yüzey analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Elektrotlar 1 M KOH çözeltisinde katot olarak kullanılmış ve hidrojen gazı çıkışına katalitik etkileri incelenmiştir. Bu amaçla elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS) ve akım-potansiyel teknikleri kullanılmıştır. Elektrotlar ayrıca 1 M CH3OH içeren 0,1 M KOH çözeltisi içerisinde anot olarak kullanılmış ve değişik elektrokimyasal teknikler ile metanol elektrooksidasyonuna katalitik etkileri belirlenmiştir. Katalitik aktivitesi en yüksek olan elektrotun kararlılığı zamanla test edilmiştir. SEM görüntüleri Mo ve MoPd elektrotların yüzey alanının oldukça geniş olduğunu, EDX ölçümleri Pd metalinin yüzeye homojen olarak dağıldığını göstermiştir. Elde edilen elektrokimyasal sonuçlara göre C yüzeyinin ince bir Mo filmi ile kaplanması ile substratın elektrokatalitik etkisi artmış ve Pd çöktürme için daha iyi bir substrat malzemesi oluşturmuştur. C/Mo yüzeyine çok az miktarda Pd çöktürülmesi ile katalitik etki artmıştır. Mo ve Pd'nin bir arada çöktürülmesi ile oluşan sinerjistik etki ile hidrojen oluşumu için daha iyi katot ve etanol elektrooksidasyonu için daha iyi anot elde edilmiştir. En yüksek etkinlik, 50:50 oranında molibden ve paladyum iyonlarını içeren banyo çözeltisinde çöktürülmüş Mo-modifiye C/Mo-Mo50Pd50 elektrotta elde edilmiştir | In this study, Pd (*C/Pd) and Mo (C/Mo) at various pHs, deposition current densities and amounts (C/Mo) were electrochemically deposited over a C substrate. MoPd binary deposits with various ratios were electrochemically deposited over the C/Mo which was obtained at optimum conditions. The surfaces of the catalysts were examined by surface analysis techniques. The prepared electrodes were used as cathode in 1 M KOH solution and their hydrogen evolution activities were investigated. Additionally, their catalytic activity against metanol electrooxidation was investigated in 0.1 M KOH solution in the presence of 1 M CH3OH. The time-stability of the best electrode was also tested in the operation conditions. SEM images showed that Mo and MoPd-modified electrodes have large surface area, and EDX results indicated that Pd almost homogeneously distributed over the surface. Electrochemical studies showed that the modification of C by a thin Mo film enhances electrochemical activity of the substrate. In this way, a very suitable substrate for Pd deposition was obtained. The deposition of a small amount of Pd over the Mo-modified C enhances its activity. CO-deposition of Mo and Pd results with a better cathode for hydrogen evolution and better anode for the methanol electrooxidation reaction. The best activity for both of these reactions was obtained at the C/Mo-Mo50Pd50. | DERYA DİLEK DEMİR | 441786 | Bingöl Üniversitesi | Kimya Ana Bilim Dalı | 2016 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrDEgQd4zgGFxmfqdzg4Jfth13eBcSwn0GePAfGpduVv7 | ./data/pdfs/441786.pdf | 17,429,267 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.711047 | 2025-06-03T21:18:15.559691 | 2025-06-04T08:37:19.111885 | 2025-06-04T09:24:01.870266 | ayarlanmış ve çözelti içerisine daha önceden bir pipete konulmuş 0,5 mL Pd stok çözeltisinden 10 s de bir damla Pd çözeltisi damlatılmıştır. Çözelti içerisindeki paladyum iyonlarının tamamının çöktüğünden emin olmak için elektrolize 30 dakika boyunca devam edilmiştir. Bu şekilde 5mg Pd/g C elektrot hazırlanmıştır. Bu elektrot bundan sonra \*C/Pd olarak isimlendirilecektir) veya 5mg Pd- 1g Mo/g C (Bu elektrot bundan sonra C/Mo-M00Pd100 olarak isimlendirilmiştir.
7) MoPd Çöktürme Banyosu ve Kaplama Koşulları: Stok A dan 50 mL behere alınıp içerisine Pt anot ve C/Mo katot olarak yerleştirilmıştır. Doğru akım kaynağından 10 mA akım ayarlanmış ve bir pipet içerisine daha önceden konulmuş, toplam 0,5 mL olacak şekilde farklı hacım oranlarında Mo Stok çözeltilerinin karışımı (0,375 mL Mo Stok+0,125 mL Pd Stok, 0,250 mL Mo Stok+0,250 mL Pd Stok, 0,125 mL Mo Stok+0,375 mL Pd Stok ve 0,5 mL Pd Stok) 10 s de bir damla olacak şekilde damlatılmıştır. Çözelti içerisindeki molibden ve paladyum iyonlarının tamamının çöktüğünden emin olmak için elektrolize 30 dakika boyunca devam edilmiştir. Bu şekilde 5mg Pd+Mo/g C olacak şekilde hazırlanmıştır (C/Mo-MoPd). Bu şekilde hazırlanan elektrotlar çözelti içerisindeki metallerin mol oranlarına göre sırası ile C/Mo-M0100Pdg, C/M0-M075Pd25 C/M0-M050Pd50 C/M0-M025Pd75 C/M0-M00Pd100
olarak isimlendirilmiştir.
Eşitlik (3.1) ve (3.2)'de verildiği gibi Pd iyonlarının indirgenme potansiyeli çok daha yüksek olduğundan iki metal iyonlarını içeren bir ortamda elektroliz başlandığında, yüksek indirgenme potansiyelinden dolayı başlangıçta daha çok Pd indirgenecek ve çökeltinin alt kısımları Pd ile zenginleşecektir. Zamanla Pd iyonlarının çözelti içerisinde azalması ile çökeltinin üst kısımları ise Mo ile zenginleşecektir. Ancak, bu çalışmada yukarıda detayları ile verilen yöntemle, elektroliz süresince iki metal iyonu karışımının damla damla çözelti içerisinde dökülmesi durumunda çözelti içerisindeki metal iyonları miktarları hemen hemen eşit tutulacağından MoPd çökeltisinin tamamı homojene yakın olacaktır. Ayrıca iki metal iyonlarının standart indırgenme potansıyelleri arasında büyük bir fark kaliteli MoPd ikili alaşımının çöktürülmesini zorlaştırmaktadır. Bu dezavantajların giderilmesi için kompleksleştirici olarak Na3C6H5O7.2Hz/O ilave edilmiştir. Ortama kompleksleştiricilerin ilave edilmesi metallerin daha kararlı olmasını ve daha kontrollü bir şekilde indirgenmesini sağlayarak daha sağlam çökeltiler elde edilmektedir (Solmaz vd 2009; Solmaz vd 2010). | |
677100 | 27 | 123 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9211776256561279,
"polygon": [
[
1512,
2074
],
[
1514,
251
],
[
239,
250
],
[
236,
2072
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8840147852897644,
"polygon": [
[
914,
2223
],
[
914,
2174
],
[
855,
2174
],
[
855,
2223
]
]
}
]
} | Teknoparklarda ar-ge projesi değerlendirme süreci: Model önerisi / Evaluation process of r&d projects in technoparks: Model proposal | Bu araştırma teknoparklara başvuran ve teknopark yönetici şirketleri tarafından hakemler aracılığı ile değerlendirilen Ar-Ge projelerinin bu yolculuklarını incelemek ve uygulamada başarılı olacak bir model önermek amacıyla yapılmıştır.
Araştırmada Ar-Ge projelerinin teknoparklara başvurusundan başlayarak geçtiği aşamaları ve ağırlıklandırılmış değerlendirme kriterlerini oluşturmak üzere literatür taraması, pilot görüşmeler, derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Ar-Ge projesi değerlendirme süreci, değerlendirme yöntem ve kriterleri hakkında teknoparklar ve Ar-Ge ekosistemi hakkında ortalama 11 yıl tecrübeye sahip teknopark genel müdürü, üst düzey yönetici, konusunda uzman akademisyen ve sektör temsilcisi hakemlerle derinlemesine mülakatlar yapılmış ve analiz edilmiştir. Ayrıca derinlemesine mülakatların sonunda katılımcılar tarafından yüzde ağırlık olarak puanlanan kriterlerin ortalaması alınarak projelerin seçiminde değerlendirme kriterlerinin hangisinin ne kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.
Araştırmada elde edilen veriler analiz edilerek teknoparkların tercih edebilecekleri iki ayrı model önerisi ortaya çıkmıştır. Birinci model hakem maliyetleri görece düşük, yüz yüze görüşmeler ya da yerinde ziyaretler ile desteklenmesi gereken bireysel hakem değerlendirmesi modelidir. İkinci model ise hakem maliyetlerinin tolere edilebildiği teknoparklar için bireysel hakem değerlendirmesi ve yüz yüze sunum ya da görüşmelerin yapılacağı değerlendirme kurulu aşamalarını birleştiren hibrit bir modeldir.
Ar-Ge projeleri değerlendirme sürecinde hangi kriterlerin hangi ağırlıkta olması gerektiğini gösteren bir tablo da oluşturulmuştur. Projenin rekabet gücü ve ticarileşme potansiyeli %14,2 ile en önemli kriter, projenin teknoloji düzeyi ve Ar-Ge yönü de %13,2 ile ikinci en önemli kriter olarak ortaya çıkmıştır. Projelerin sadece kâğıt üzerinden değil yüz yüze görüşmeler neticesinde değerlendirilmesi gerektiği ve teknopark yöneticilerinin Ar-Ge projeleri değerlendirilirken hakem ve uzmanların yanında karar mekanizmalarının içinde aktif bir şekilde yer alması gerektiği sonucuna da ulaşılmıştır. | This research was carried out to examine these journeys of R&D projects that applying to technoparks and evaluated by technopark management companies through referees and to propose a model that would be successful in practice.
In the research, literature review, pilot interviews and in-depth interviews were conducted to establish the stages and weighted evaluation criteria of R&D projects starting from the application step. About the R&D project evaluation process, evaluation methods and criteria, in-depth interviews were conducted with the technopark general manager, senior manager, expert academicians and sector representative referees, who have an average of 11 years of experience in Technoparks and the R&D ecosystem. In addition, at the end of the in-depth interviews, the average of the criteria scored by the participants as percent weight was taken to determine which evaluation criteria were important in the selection of projects.
By analyzing the data obtained in the research, two different model proposals that technoparks can choose have emerged. The first one is the individual referee evaluation model, which is relatively low in referee costs and needs to be supported by face-to-face meetings or on-site visits. The second one is a hybrid model for technoparks where referee costs can be tolerated, combining the stages of individual referee evaluation and evaluation board where face-to-face presentations or interviews will be made.
A table showing which criteria should be weighed how much in the evaluation process of R&D projects has also been created. The competitiveness and commercialization potential of the project emerged as the most important criteria with 14.2%, while the technology level and R&D aspects of the project emerged as the second most important criteria with 13.2%. It has also been concluded that the projects should be evaluated not only on paper but also on face-to-face meetings. Technopark managers should take an active part in decision mechanisms alongside referees and experts while evaluating R&D projects. | BİLAL TOPÇU | 677100 | İstanbul Medeniyet Üniversitesi | Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAkbOupfc_5vWL_6ednNIGaUV3vPsLwJv-8RMRmtdE6ln | ./data/pdfs/677100.pdf | 3,359,724 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.137557 | 2025-06-03T21:21:41.717248 | 2025-06-04T08:37:20.450448 | 2025-06-04T09:24:02.081148 | 1980'li yıllara kadar Türkiye'de teknolojinin gerek devlet gerekse sermaye sahipleri tarafından üretim faktörleri içinde zikredildiğini göremeyiz. 1977'de Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yayımlanan Türkiye İmalat Sanayiinde Sermaye ve İşgücü (TİSSİ) Raporu (Devlet Planlama Teşkilatı, 1977) teknolojiden bahseden ilk raporlardan biridir. Raporun 3. Bölümünde teknolojik değişmeye yer ayrılmış ve teknolojik değişme, üretim ve sermaye yapısı ekseninde, onun bir parçası olarak değerlendirilmiştir. Bunun yanında doksanlı yıllara kadar TÜSİAD raporlarında teknolojinin adı bile geçmemektedir (Narin, 2008).
## 1.1.2 Inovasyon
Latince "innovatus" kökünden türeyen, Ingilizcede "ilk kez denenen yeni bir fikir veya yöntem ya da bu tür fikirlerin veya yöntemlerin kullanılması" (Cambridge Sözlük) manasına gelen "innovation" kelimesinin günlük kullanıma da girmiş ve son yıllarda daha çok kullandığımız Türkçe karşılığı "inovasyon"dur.
Schumpeter çalışmalarında inovasyonu kalkınmanın birincil itici gücü olarak belirtir, yenilikler ve teknolojik ilerlemelerle ortaya çıkan, girişimciye kar ettiren her şeyi bu
kapsama dahil eder(Görkemli, 2011).
Inovasyon; ortaya yeni çıkacak bir ürünün ya da mevcuttaki bir ürünün farklı ve yeni bir şekilde piyasaya sürülmesi, üretim yönteminde bir yeniliğin uygulanmaya başlaması, yeni bir pazarın oluşturulması, üretim için gerekli girdilerin tedarikleri noktasında yeni bir kaynak oluşturulması, bir sanayının yeni bir yönetim ve organızasyon yapısına kavuşması olarak tanımlanmaktadır(Yalçıntaş, 2014). Tüm bu yenilik faalıyetleri de ekonomik birer değer oluşturmak için yapılmaktadır. Kısacası inovasyon, yeni veya yenilenmiş ürün, hizmet veya bunları üreten yeni yöntemleri bulmak ve bunu ekonomik getirisi olacak şekilde yapmak için bir araya gelen tüm süreçleri içine alır.
Yeni ürünler; yeni düşünceleri takip eden gayret ve çalışmanın nihayetinde ortaya çıkar. İnovasyon bu akışın süreklileştiği bir döngüdür. Yeni fikirlerle oluşan rekabet gücü yüksek yeni ürünlerin, sağladıkları avanta lar sayesinde geniş çaplı kullanımı ile tekrar yeni düşünceleri tetiklediği bir döngüdür. İnsanlığın son yıllardaki baş döndüren gelişme hızı da bu döngünün katlanarak büyüyen bir etkisinin sonucudur. | |
679944 | 46 | 121 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9407118558883667,
"polygon": [
[
1504,
2082
],
[
1507,
250
],
[
236,
248
],
[
233,
2081
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8684350848197937,
"polygon": [
[
911,
140
],
[
911,
90
],
[
855,
89
],
[
855,
139
]
]
}
]
} | Sığırların oküler yassı hücreli karsinomlarında apoptoz ve otofajinin immunohistokimyasal yöntemlerle belirlenmesi / Determination of apoptosis and autophagy in cattle ocular squamous cell carcinomas by immunohistochemical methods | Oküler yassı hücreli karsinom olgusu Kars'ta sığırlarda en fazla görülen neoplazilerdendir. Bu çalışmada 2012-2021 yılları arasında Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma Hastanesine getirilen 45 adet oküler yassı hücreli karsinomlu sığırdan alınan neoplastik kitleler çalışma materyali olarak kullanıldı. Alınan kitlelerin birbirinden farklı büyüklüklerde olduğu ve kanamalı, ülseratif bir eksudatla kaplı, karnabahar ya da papillomatoz şekilli oldukları gözlendi. Alınan kitleler histopatolojik inceleme amacıyla hematoksilen-eozin ile boyandı. Histopatolojik değerlendirme sonucunda epidermisten dermise doğru atipik keratinositlerin farklılaşmasıyla karakterize neoplastik oluşumlar olduğu tespit edildi. Eozinofilik sitoplazmalı, buzlu cam görünümde değişik boyutlarda hücrelerden oluşan tümör adacıkları ile bu adacıkların merkezinde keratin incilerinin bulunduğu saptandı. Vakalar, tümör incilerinin yoğunluğu ve sayısı ile pleomorfizim durumlarına göre iyi diferensiye, orta diferensiye ve kötü diferensiye olmak üzere üç gruba ayrıldı. Bunlar dışında mitotik aktivitede diferensiyasyon derecesini etkileyen diğer bir faktör olduğu belirlendi. Oküler yassı hücreli karsinom olgusunda apaptoz ve otofajinin rolünü belirlemek için, apoptoz markeri olarak Kaspaz-3 ve AIF, otofaji markeri olarakta LC3B boyandı. Boyamalar sonucunda Kaspaz-3 ve LC3B boyamalarında, diferensiyasyon derecelerine göre ayrılmış gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, AIF immunohistokimyasal değerlendirmesinde gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edildi.
Sonuç olarak yapılan histopatolojik ve immunohistokimyasal değerlendirmeler sonucunda sığırların oküler yassı hücreli karsinom vakalarında kaspaz bağımlı bir apoptozun, kaspaz bağımsız apoptozdan daha baskın olduğunu ve otofaji ile apoptozun tümör agresifliğinde ve ilerlemesinde ortak bir rol oynayabileceğini düşündürdü.
Anahtar Kelimeler: Sığır, oküler yassı hücreli karsinom, histopatoloji, immunohistokimya, apoptoz, otofaji | Ocular squamous cell carcinoma is one of the most common neoplasms in cattle in Kars. In this study, neoplastic masses taken from 45 cattle with ocular squamous cell carcinoma brought to Kafkas University Faculty of Veterinary Medicine Research Hospital between 2012-2021 were used as study material. It was observed that the masses were of different sizes, bleeding, covered with an ulcerative exudate, and were in the shape of cauliflower or papillomatosis. The masses were stained with hematoxylin-eosin for histopathological examination. Histopathological evaluation revealed neoplastic formations characterized by differentiation of atypical keratocytes from the epidermis to the dermis. Tumor islets consisting of eosinophilic cytoplasm, ground glass-like cells of different sizes and keratin pearls were found in the center of these islets. The cases were divided into three groups according to the density and number of tumor pearls and their pleomorphism status as well-differentiated, moderately differentiated and bad-differentiated. Apart from these, it was determined that there is another factor affecting the degree of differentiation in mitotic activity. In order to determine the role of apoptosis and autophagy in ocular squamous cell carcinoma, Caspase-3 and AIF as apoptosis markers and LC3B as autophagy markers were stained. As a result of the staining, a statistically significant difference was observed between the poorly differentiated and good and moderately differentiated groups in Caspase-3 and LC3B staining, while there was no significant difference between the groups in the AIF immunohistochemical evaluation.
In conclusion, histopathological and immunohistochemical evaluations suggested that a caspase-dependent apoptosis is more dominant than caspase-independent apoptosis in ocular squamous cell carcinoma cases of cattle, and that autophagy and apoptosis may play a common role in tumor aggressiveness and progression.
Keywords: Bovine, ocular squamous cell carcinoma, histopathology, immunohistochemistry, apoptosis, autophagy | AYFER YILDIZ | 679944 | Kafkas Üniversitesi | Patoloji (Veterinerlik) Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAsBVU2LDu61cundttLl8BCr-EnyHiFsR9aPeztl21mCD | ./data/pdfs/679944.pdf | 5,742,293 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.989581 | 2025-06-03T21:18:15.635042 | 2025-06-04T08:37:20.722702 | 2025-06-04T09:24:02.626221 | negatif sonuç üreten yapılara eğilimli olmasından kaynaklanmaktadır (McCarthy ve Evan1998).
2. Western Blotting: Western Blotting yöntemi hücreler içinde protein olup olmadığını ve var olan proteinlerin büyüklüğünü, yoğunluğunu gösteren bir yöntemdir. Bu yöntem sayesinde apoptozise özgü proteinlerin hücrede ne düzeyde oldukları ya da bu proteinlerin kırılıp kırılmadıkları (Kaspaz 3 aktıvitesi Kaspaz substratlarına karşı spesifik antikor kullanılması) belirlenir. Bunlar dışında sitokrom c'nin mitokondriden çıkıp çıkmadığının belirlenmesi de yine bu metodla tespit edilebilir (Güleş ve Eren 2008).
## 2.3.OTOFAJÍ
Otofajı (veya kendi kendini yeme) ilk olarak 1963 yılında Christian de Duve tarafından gerekli olmayan veya hasarlı hücresel bileşenler için lizozom aracılı bir bozulma sürecini ifade eder (Lee ve ark. 2012). Otofaji, tüm ökaryotik organizmalar arasında korunan, hücresel içeriği "otofagozom" olarak anılan çift zarlı vezikül içerisinde saklanan, degredasyonu lizozomal olarak oluşturulan ve homeostatik fonksiyonları sürdüren katabolik bir süreç olarak tanımlanır (Karadağ 2016). Otofaji yunanca kelimelerden "auto""kendi" ve "phagy" "yemek" anlamlarına gelen kelimelerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Otofajı, hücrenin bozulmuş tüm yapılarını kendisi lizozomal enzimlere göndermesiyle karakterize bir olaydır (Vicencio ve ark. 2008). Otofaji, hücrelerin içindeki temel metabolik fonksiyonların düzenlenmesinden, yaşlanma, kanser, nörodejeneratif bozukluklar ve lizozomal bozukluklar gibi çeşitli hastalıklara kadar, vücuttaki homeostazı kontrol etmede merkezi düzenleyici olarak görev alır. Orneğin, açlık dönemlerinde, otofajinin uyarılması, amino asitler ve yağ asitleri ile besin yoksunluğuna maruz kalan hücrelerde metabolizmayı ve hücre sağkalımı ile uyumlu ATP seviyelerini korumak için oldukça önemlidir (Mehrpou ve ark. 2010). Otofaji, evrimsel olarak korunmuş bir süreç olarak, proteinlerin ve peptitlerin parçalanması yoluyla, hücrelerin bir aminoasit havuzu sağlayarak, sayısız stres koşullarına uyum sağlamasına yardımcı olmuştur. Bu nedenle, otofaji hücresel homeostazı korur ve böylece hücrelerin kriz durumlarını geçmesini sağlar (Güneydas ve Topcul 2016, Saha ve ark. 2018). Otofajik hücre ölümü, tip II hücre ölümü olarak sınıflandırılmıştır. | |
674198 | 77 | 162 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9185347557067871,
"polygon": [
[
1463,
2068
],
[
1472,
216
],
[
157,
210
],
[
148,
2062
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8774919509887695,
"polygon": [
[
850,
2207
],
[
851,
2160
],
[
792,
2159
],
[
791,
2206
]
]
}
]
} | Polisiye filmlerde polislik mesleği temsili: Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare örneklerinde nitel bir analiz / Representation of police profession in dedective films: A qualitative analysis of the examples of Hunting Season, Dragon Trap and Five Minarets in New York | Bu çalışmanın amacı, yakın dönemde çekilmiş olan Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare isimli polisiye filmlerinin göstergebilim ve nitel içerik analizi yapılabilmesi maksadı ile seçilen sekiz kategori olan Polis Bürokrasisi, Personel Kaynağı, Gerçek Polislik, Duayen Polisler, Üniformanın Ağırlığı, Zor Kullanma Ölçütü, Polisin Takdiri ve Uygulamadaki Açmazlar konularında sosyolojik analizini yapmaktır. Araştırmada, seçilen filmlerde sosyolojik yöntemle çözümlemeler yapılırken, mesleki tespitler üzerinden hareket edilmiştir. Araştırmamızda yöntem olarak içerik analizi içinde yer alan nitel analiz kullanılmıştır. Nitel çözümleme, içeriğin örtülü anlamını, yani kaynağın ilettiği mesajların arka planını ve bağlamını, mesajların kodlanmasındaki örtülü niyetleri ve güdüleri araştırmaya yarayan bir araştırma tekniği olarak tanımlanmaktadır. Araştırmamıza konu olan filmlerin yapım aşamasında EGM tarafından fiili destek verilerek çekilmiş olması, kurumun kendisini tanıtma çabası olarak değerlendirildiğinde, bu filmlerin birbirleri ile olan benzerliğinin ya da göreli olumlu olumsuz yönlerinin sosyolojik bir araştırma olarak ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. | The aim of this study is analysis of the recently shot Turkish Crime films, Hunting Season, The Dragon Trap and Five Minarets in New York with the semiotics and qualitative analysis sociological methodology. The study continues with eight categories selected for the purpose of categorical analysis; Police Bureaucracy, Personnel Resource, Real Policing, Doyen Police, Weight of Uniform, Police Appreciation and Impasse in Practice. In the research, while analyzing the selected films with sociological method, vocational determinations were made. In our research, qualitative analysis in content analysis was used as a method. Qualitative analysis is defined as a research technique to investigate the implicit meaning of the content, that is, the background and context of the messages transmitted by the source, the implicit intentions and motives in coding the messages. The fact that the films subject to our research were shot by the General Directorate of Turkish Police with actual support during the production phase, and when evaluated as an effort to introduce the institution itself, it was aimed to reveal the similarity or relative positive and negative aspects of these films as a sociological research. | BARIŞ EKE | 674198 | Ankara Üniversitesi | Sosyoloji Ana Bilim Dalı | 2020 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAj-Zfbx_DBMApYdqrbwf8DK3SM9Gu94ipm3RpSxlMU7S | ./data/pdfs/674198.pdf | 4,805,377 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.200368 | 2025-06-03T21:15:15.472226 | 2025-06-04T08:37:21.174980 | 2025-06-04T09:24:02.965467 | İdris'in kendini ölümle burun buruna getirmesi ve ölme sahnesinde yaptığı el işareti, bakış açısını değiştirmek, olaylara farklı açılardan bakılması ile filmin en önemli sahnelerinden biri olarak karşımıza çıkmıştır.
Hikâyenin başlangıcı ve çözüm noktası Polis merkezi, ana akım polisiye türü uzlaşımları ile paralellik gösterip oldukça yoğun bir yapıda olmasıyla rasyonel sonuçlarında değerlendirildiği çözüme ulaşılan bir trafiğin merkezi olmuştur. Oldürülen Pamuk isimli genç kızın kesik elinin bulunduğu ormanlık alan ise ıssız ve boş kamp alanıdır. Kesik elin bulunduğu yerin sarı şeritler ile çevrilmesi ve özel giysili ekiplerin çalıştığı yerler ise tipik polisiye mekân kullanımının devamını sağlamıştır. Filmin yerel özelliklere sahip mekâm, polislerin dinlenmek için gittikleri meyhanelerdir. İstanbul polisinin mesai içi ve dışı yaşantısının çeşitli örnekleri film boyunca sergilenmektedir.
## 3.1.6. Başlıca Karakterler
Şener Şen "Avcı" lakaplı Ferman adında cinayet büro amirliğini canlandırmaktadır. Şener Şen bu rolünde kendine has sakinliği ve olaylar karşısında başarılı analizleri Şener Şen'e etkili bir hava katmıştır. Kendi kuşağının temsilcisi olarak da mesleğini bu son işi ile başarılı olmak isteyen ve ekibini elinde tutmaya çalışan bir yaşlı kurttur.
Cem Yılmaz, Deli İdris rolünde bir laz bir uşağı canlandırmaktadır. Deli olmasının yanında bazı muziplikleri ile de seyircinin gülmesini sağlamıştır. Deli İdris karısı Asiye'ye âşıktır. Yalnız mesleğinin getirdiği bazı paranoya ile aile hayatını bitirmiş bir karakterdir.
Filmin ileri gelen zengin iş adamı rolünde Battal Çolakzade'si Çetin Tekindor, filmde kötü bir karakterini canlandırmıştır. Bu karakterin olanca ekonomik siyası gücüne rağmen yaşadığı sıkıntılarını çözemeyen durumu onu geri dönülemez hatalar yapmaya zorlamıştır. | |
219769 | 25 | 79 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9471866488456726,
"polygon": [
[
276,
607
],
[
1432,
607
],
[
1432,
299
],
[
276,
299
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9468791484832764,
"polygon": [
[
483,
1283
],
[
1356,
1280
],
[
1354,
638
],
[
481,
641
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9421606063842773,
"polygon": [
[
1440,
2155
],
[
1446,
1374
],
[
285,
1366
],
[
280,
2147
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8831788301467896,
"polygon": [
[
1468,
140
],
[
1468,
90
],
[
1411,
90
],
[
1411,
140
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8223531246185303,
"polygon": [
[
1169,
1333
],
[
1169,
1281
],
[
675,
1281
],
[
675,
1333
]
]
}
]
} | Uluslararası bale yarışmalarında kullanılmak üzere çağdaş solo koreografisi / Solo modern (contemporary) dance choreography in international classical ballet competitions | A.B.D `in New York şehrinde organize edilen `'Youth American Grand Prix''adlı yarışmasında kullanılmak üzere, yarışma kurallarına uygun olarakhazırlanan çağdaş dans parçası Doğu Sisi `Eastern Mist', Yüksek Lisansbitirme eseri, eserin oluşumunda kullanılan metodlar, müzik seçimi, kostümyapımına kadar olan süreç, sahnelenişi, elde edilen başarı ve yorumlar esermetnini oluşturmuştur.Eser bu yarışmaya katılan dansçı Gözde Özgür için hazırlanmıştır. Dansçınınbir yarışmacı olarak estetik, teknik, kabiliyet ve özellikleri, yarışma kuralları vedetayları göz önünde tutularak hazırlanmış ve başarılı olmuştur. Eser vemetninin ülkemizde bu gibi yarışmalar için hazırlanacak koreografik parçalarabir örnek olması amaç edinilmiştir. Dansçı, Gözde Özgür elde ettiği başarıneticesi kazandığı bursla yurt dışında eğitimini sürdürmektedir.Anahtar Kelimeler: Klasik bale, Modern dans, koreografi | Eastern Mist (Doğu Sisi) has been choreographed for an international balletcompetition `?Youth American Grand Prix?? in New York City. The piece hasbeen prepared accordingly with attention payed to details given by thecompetition commitee. From costume to music selection, the choreographicprocess and the methods applied up to its stating, the success and thepositive input received is the theme of this thesis.The piece has been choreographed for the competition candidate GözdeÖzgür. Her specific esthetic and technical talents, together with the rules anddetails given by the competition commitee has been given the priority and thegoal has been achieved. We hope that both the choreographic piece and thethesis will serve as a guide for future competition choreographers. Thecompetitor Gözde Özgür is now continuing her education abroad with theprice she has recevied.Key Words: Classical ballet, Modern dance, Choreography. | AHMET VOLKAN ERSOY | 219769 | Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi | Sahne Sanatları Ana Bilim Dalı | 2007 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wBmNpkQC9Nhi90NLW7E7-eIEeqVwWGw2ujGiW5Iku7ISHSQRs2JkGdWMmbHezLzo | ./data/pdfs/219769.pdf | 3,967,664 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.719552 | 2025-06-03T21:21:09.656416 | 2025-06-04T08:37:22.558071 | 2025-06-04T09:24:03.163882 | Bu yıllar, yıldızların toplum üzerinde en etkili olduklarıy ıllardır. Giysi modasına ve endüstrisine bilinçsiz pek çok etkileri olmuştur. Orneğin Clark Gable, 1934 yılında oynadığıkomedi filmi gecede Oldu) filminde minicik bir hareketiyle iç çamaşırıfırmalarınıneredeyse iflasa sürüklemiştir.

Resim.3.9. It Happened One Night
Gable bu filmdeki bir sahnede, uyumak için hazmanırken gömleğini çıkarır, fakat o döneme kadar hiçbir filmde görülmemiş şekilde –dönemin ahlakına aykırı olarak- gömleğinin içine atlet giymemiştir. Filmin bu sahnesi A
merika' da buyük tartışma yaratınış, fakat hemen ardından çoğunluk tarafından taklıt
edilmiştir. Bu süre zarinda Amerika'da iç çamaşırısatışlarıbüyük oranda düşmüştür. Bu düşüş sinemadaki bir görüntünün tüketicilerin tutum ve satın alma davranışlarıüzerindeki etkisini gösteren ilk örnektir.
Bu y Marda, Mariene Dietrich , Joan Crawford, Greta Gabro ve Jean Harlow gibi yıldızlar, idealize edilmiş tanrıçalar haline getirildiler. Hollywood film stüdyoları, filmlerde ve özel yaşamlarında yıldızlarıgıydırmeleri için modacılarıyla anlaştılar. Paramount Pictures, Marlene Dietrich'i giydirmesi için Travis Banton'u, MGM Greta Gabro'yu giydirmesi için Gilbert Adrian 'ıgörevlendirdi. | |
677247 | 71 | 110 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9354336857795715,
"polygon": [
[
1476,
2117
],
[
1480,
273
],
[
297,
270
],
[
293,
2115
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.6035076379776001,
"polygon": [
[
1466,
2206
],
[
1466,
2159
],
[
1408,
2159
],
[
1408,
2206
]
]
}
]
} | Kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki / During the crisis and epidemic periods the relationship between health expenditures and economic growth | Sağlık, bireylerin hayatlarını devam ettirebilmeleri için önemli bir konudur. Ne kadar sağlıklı bir toplum yapısı olursa ekonomik büyüme de o kadar önemli hale gelmektedir. Devletlerin de gerçekleştirmeyi hedefledikleri konulardan biri, sağlıklı bir birey ve sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum meydana getirmektir. Bir ülke ekonomik olarak güçlü olması ekonomik büyüme gerçekleştirilip ve devamlılığını sağlamak için sağlıklı topluma sahip olması gerekmektedir.
Gerçekleştirilen çalışmanın asıl konusu kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkidir. Krizlerin ve salgınların yaşandığı dönemlerde sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasında ilişkinin olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Hazırlanan çalışmada sağlık kavramı, sağlık hizmetleri, sağlık harcamaları ve salgın ile ilgili konularda açıklama yapılmıştır. Buna ek olarak kriz ve ekonomik büyüme hakkında da açıklamalarda bulunulmuştur. 2000- 2018 yılları arasındaki kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), kişi başına düşen sağlık harcaması ve ölüm oranı verileri kullanılarak Türkiye dahil olmak üzere OECD ülkelerinin tamamı araştırılmaya tabi tutulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda sağlık harcamalarında meydana gelen %1'lik (%10) artışın kişi başına düşen GSYH'yı %0.78 (%7.8) artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca ekonomik kriz ve salgın durumunda kişi başına düşen gelirin azalması, iktisadi açıdan anlamlı bulunmuştur. Katsayıların olasılık değerleri 0.01'den düşüktür. Bu durum ise istatistiki olarak güçlü bir anlamlılığa işaret etmektedir. Ülkelerin sağlık seviyeleri ile ekonomik gelişmişlikleri arasında yakın bir ilişki olduğu söz konusudur. | Health is a significant issue for individuals in order to continue their lives. The healthier the social structure, the more important economic growth becomes. One of the issues that states aim to realize is to create a healthy individual and a society consisting of healthy individuals. A country must be economically strong and have a healthy society so as to achieve and maintain economic growth.
The main subject of this study is the relationship between health expenditures and economic growth during crisis and epidemic periods. It was aimed to investigate whether there is a relationship between health expenditures and economic growth in times of crises and epidemics. In the prepared study, an explanation was made about the concept of health, health services, health expenditures and the epidemic. Using data on per capita gross domestic product (GDP), per capita health expenditure and mortality rate between 2000 and 2018, all OECD countries, including Turkey, were surveyed. As a result of the research, it was determined that 1% (10%) increase in health expenditures increased GDP per capita by 0.78% (7.8%). In addition, the decrease in per capita income in the event of an economic crisis and epidemic was found to be economically significant. The probability values of the coefficients are less than 0.01. This situation indicates a statistically strong significance. There is a close relationship between the health levels of countries and their economic development. | YALÇIN KOCABADAK | 677247 | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi | İktisat Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAh0DAj7fLO4Dzx_5HJSSJQOmPzM630l4Al4r9f0mN_kR | ./data/pdfs/677247.pdf | 1,714,206 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:10.210102 | 2025-06-03T21:09:46.371619 | 2025-06-04T08:37:22.562173 | 2025-06-04T09:24:03.425163 | Tıraş (2018), sağlık, sağlık hizmetleri, sağlık hizmetlerinin özellikleri, sağlık ekonomisi kavramı, sağlık harcamaları kavramı, ekonomik büyüme kavramı ve beşeri sermaye gibi konulara değinmiştir. Sağlığın ekonomik büyümeye olan etkilerini ortaya koyduktan sonra konunun Türkiye'deki boyutuyla ilgilenmiştir. Türkiye'de sağlık harcamalarının gelişimi ve sınıflandırılmasına dair verdiği bilgilerden sonra "Sağlık Harcamaları ve Ekonomik Büyümenin Ekonometrik Tahmini: Panel Nedensellik Analizleri" başlığı altında çeşitli sınıflandırma, yöntem ve testlerden yararlanmıştır.
Orkunoğlu (2009), sağlıkta belirlenen ekonomi politikaları ile salgın hastalıklarla nasıl mücadele edilmesi gerektiği ve uygulanan politikalar, bu politikalara katlanılan maliyetler ile domuz gribine karşı alınan ekonomik önlemler ve Türkiye'de domuz gribinden dolayı oluşan maliyet, ayrılan ödenek miktarı ve domuz gribinin hijyenik maddelerin satışındakı artış bakımından malıyeti, ış gücündeki düşüş yönünden maliyeti, turizm ve ulaştırma sektörü yönünden maliyeti konularını incelemiştir. Kuş gribi, deli dana hastalığı, sars, kırım kongo kanamalı ateşı hastalığı ve domuz gribi gibi salgın hastalıklarda uygulanan çeşitli ekonomi politikalarından bahsetmiştir.
Baylan (2015), Türkiyede yapılan sağlık harcamaları ile GSYH arasındaki
ilişkinin nasıl olduğu konusunda bir fikir sahibi olabilmek için 1998-2012 yılları arasındaki dönemler incelenerek bir değerlendirme yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda Türkiye'de sağlık harcamaları ile GSYH arasında nedensellik ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştır.
Karadağ (2020), Dünya Bankası'nın Dünya Kalkınma Göstergeleri tanımı çerçevesinde 2000-2017 dönem aralığı için üst ve alt-orta gelir seviyesindeki 47 gelişmekte olan ülkede yarı kamusal mal ve hizmet olarak kamu kesimi sağlık harcamalarının makro düzlemdeki belirleyicilerini tespit etmiştir. Konuyla ilgili önce literatür taraması yapan Karadağ, analizlerden elde edilen veriler, model ve yöntemlerden bahsetmiştir. Ampirik bulgulara da tablolarla örnek vermiş ve çalışmanın sonunda elde ettiği verilerin değerlendirmesini yapmıştır.
Kaya (2020), yapılan çalışmada incelenen parametreler farklılık göstermektedir. Orneğin; 2000-2019 arası dönemde gerçekleşme oranları iken 2020-2021 dönemi için ise tahmin oranları hesaplanarak incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar şunlardır: Küresel çapta yaşamış olduğumuz en büyük krizlerden biri olan 2008 | |
659874 | 81 | 92 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9336584806442261,
"polygon": [
[
243,
1084
],
[
1448,
1082
],
[
1447,
774
],
[
243,
776
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.932305097579956,
"polygon": [
[
335,
1613
],
[
1392,
1611
],
[
1391,
1112
],
[
334,
1114
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9195613265037537,
"polygon": [
[
288,
1991
],
[
1480,
1990
],
[
1480,
1705
],
[
288,
1706
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.8924440145492554,
"polygon": [
[
305,
707
],
[
1366,
703
],
[
1364,
195
],
[
304,
198
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8792203664779663,
"polygon": [
[
891,
2207
],
[
892,
2158
],
[
834,
2157
],
[
833,
2206
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8542507886886597,
"polygon": [
[
551,
1677
],
[
1184,
1677
],
[
1184,
1633
],
[
551,
1633
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8334351181983948,
"polygon": [
[
1171,
755
],
[
1171,
712
],
[
569,
712
],
[
569,
754
]
]
}
]
} | Fotovoltaik sistemler için yüksek kazançlı da-da dönüştürücü tasarımı / Design of a high-gain da-da converter for photovoltaic systems | Yüksek anahtarlama frekansına sahip da-da dönüştürücüler günlük hayatta kullanılan birçok teknolojik cihazın bir parçası olmuştur. Bu dönüştürücülerin, küçük boyut ve yüksek verimlilik gibi özelliklere sahip olması istenir. Yüksek frekans anahtarlamalı bu dönüştürücüler, kontrol kolaylığı, hızlı tepki ve yüksek güç yoğunluğu nedeniyle akü şarj istasyonları, yenilenebilir enerji sistemleri, yakıt hücreleri, güç faktörü düzeltme devreleri, led aydınlatma gibi endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Yüksek gerilim kazancına sahip bu da-da dönüştürücüler, özellikle fotovoltaik sistemlerdeki mikro eviricilerin giriş gerilimlerini elde etmek için kullanılmaktadır. Fotovoltaik sistemlerde yaygın olarak kullanılması, bu dönüştürücüler üzerinde yapılan araştırmaları yoğunlaştırmıştır.
Bu tez çalışmasında yüksek kazançlı bir Sarmaşık tipi da-da dönüştürücü devresi matematiksel olarak modellenmiş ve benzetim modeli MATLAB/Simulink ortamında oluşturulmuştur. Benzetim çalışmaları ile elde edilen sonuçların uygulanabilirliği tartışılmıştır. İncelenen da-da dönüştürücü yapısı, düşük görev periyodu ile yüksek çıkış gerilimi sağlamak için birleştirilmiş indüktanslardan oluşmaktadır. Bu yapı anahtarlamalı yükselten tip dönüştürücüye entegre edilmiştir. Bu dönüştürücü yapısının önemli bir avantajı, güç anahtarları ve diyotlar üzerindeki gerilim streslerinin düşük olmasıdır. Böylece düşük maliyetli ve yüksek performanslı yarı iletken anahtarlama elemanları kullanılabilmektedir. Ayrıca, tüm diyotların ters geri kazanım problemi azaltılmakta ve anahtarlama elemanlarının sıfır akımdaki anahtarlama (ZCS) işlemi de sağlanmaktadır. Ek olarak pasif kilitleme devreleri, anahtarlama elemanlarının kapanma anları sırasında oluşan gerilim yükselmelerini bastırmak için kullanılmaktadır. Bu tezde 25V giriş gerilimi ve 400V çıkış gerilimine sahip 200W gücündeki bir da-da dönüştürücünün tasarımı ve benzetim çalışması gerçekleştirilmiştir. Benzetim çalışması sonucunda dönüştürücü yapısının çalışma prensibi ve sürekli durumdaki kararlılık analizi açıklanmıştır. | da-da converters with high switching frequency have been a part of many technological devices used in daily life. These converters are desired to have characteristics such as small size and high efficiency. These high-frequency switched converters are widely used in industrial applications such as battery charging stations, renewable energy systems, fuel cells, power factor correction circuits, led lighting due to their ease of control, fast response and high power density. These da-da converters with high voltage gain are especially used to obtain the input voltages of microswitches in photovoltaic systems. Their widespread use in photovoltaic systems has intensified research on these converters.
In this thesis, a high-gain interleaved converter circuit was modeled mathematically and the simulation model was created in MATLAB / Simulink environment. The applicability of the results obtained through simulation studies has been discussed. The studied transformer structure consists of inductances combined to provide high output voltage with low duty period. This structure is integrated in the switched step-up type converter. An important advantage of this converter structure is that it reduces voltage stress on power switches and diodes. So, low cost and high performance semiconductor switching elements can be used. In addition, the reverse recovery problem of all diodes is reduced and the zero current switching (ZCS) operation of the switching elements is also provided. In addition, passive locking circuits are used to suppress the voltage spikes that occur during the closing moments of the switching elements. The design and simulation study of a 200W da-da converter with 25V input voltage and 400V output voltage was carried out. As a result of the simulation study, the working principle and steady state stability analysis of the converter structure are explained. | MURAT BİRKAN | 659874 | Batman Üniversitesi | Yenilenebilir Enerji Sistemleri Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs10O6SZidjoMBcePKT0AOMecf4fYNuKZ1gN0rnCK8Jbo | ./data/pdfs/659874.pdf | 2,399,309 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:09.852850 | 2025-06-03T21:09:45.578683 | 2025-06-04T08:37:22.717842 | 2025-06-04T09:24:03.578874 | 
Şekil 6.10 Yüklü çalışmada dönüştürücü çıkış akımı
Dönüştürücü çıkışına bağlanan R=800 Ω'luk yükün, dönüştürücüden çektiği güce ait grafik şekil 6.11'de verilmiştir. Bu güç, dönüştürücünün verebileceği maksimum güçtür. Şekil 6.9 ve şekil 6.11 ile elde edilen gerilim ve güç değerleri, dönüştürücü tasarım aşamasında yapılan matematiksel hesaplama ve modellemelerin doğruluğunu ayrıca göstermektedir.


Şekil 6.11 Dönüştürücü tarafından yüke aktarılan güç.
Yüksek frekanslı anahtarlamalı devrelerde anahtarlama kayıplarının yüksekliği ve değişken yükler verimi olumsuz yönde etkiler. Bu tez çalışmasında tasarımı gerçekleştirilen sarmaşık tip yükseltici dönüştürücü sabit değerli bir R yükünü beslemektedir. Bu yükün dönüştürücüden çektiği güç ile dönüştürücünün kaynaktan çektiği güçler şekil 6.12'de gösterilmiştir. | |
317021 | 138 | 185 | {
"labels": [
{
"class": "Kaynakça",
"confidence": 0.5121328830718994,
"polygon": [
[
1478,
2079
],
[
1491,
354
],
[
267,
345
],
[
254,
2070
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.27421635389328003,
"polygon": [
[
1506,
2044
],
[
1515,
309
],
[
241,
302
],
[
232,
2038
]
]
}
]
} | Tüketici satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisinin önemi: Otomobil sektörü üzerine Türkiye ve Rusya'da karşılaştırmalı bir araştırma / The importance of consumer ethnocentrism and country of origin effect on consumer purchase intention: A comparative research on automobile sector in Turkey and Russia | Günümüzün gelişen ekonomik yapısı ile birlikte uluslararası işletme faaliyetlerinde artış olmuştur. Tüketiciler geçmiş dönemlere göre daha fazla çeşitte ürünle buluşmaktadır. Bu aşamada tüketicilerin yerli ve yabancı ürün tercih etme durumu söz konusu olmaktadır. Bu durumda ise, tüketicilerin satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisi kavramları ön plana çıkmaktadır.Bu çalışmada, Türkiye ve Rusya'daki tüketicilerin Amerikan, Alman, Japon ve Güney Kore otomobil ürünlerine karşı algıları tespit edilmeye çalışılmaktadır. Bu şekilde iki ülkedeki tüketicilerin algıları arasında farklılıkların olup olmadığı incelenmiştir. Anket uygulaması yapılan çalışmada, Rusya ve Türkiye'de 222'şer toplamda 444 anket analize dahil edilmiştir. Analizlerde Tüketici Etnosentrizmi, Menşe Ülke, Satın Alma Niyeti ve demografik özelliklerin ilişkileri incelenmiştir. | In parallel with the global economic developments, there is a significant increase in the number of business operations as well. Consumers have become subject to numerous products when compared to the past business era. This leads to a necessity of preference and choice between global and local products for consumers. As a result of these developments, the concepts of consumer etnocentrism and country-of-origin effect have become subject to many academic studies in marketing literature.This study aims to examine the Turkish and Russian consumers? perceptions regarding the American, German, Japanese and South Korean products. Thus, it is aimed to reveal the differences between the consumer attitudinal patterns in two countries. Based on a survey study (n russia=222; n turkey=222; n total=444), the relations between the constructs of consumer etnocentrism, country of origin effect, purchase intention and demographic variables are analyzed. | AHMET TUZCUOĞLU | 317021 | İstanbul Üniversitesi | Uluslararası İşletmecilik Ana Bilim Dalı | 2012 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RYan9_S-Z7Eir3xdWGXBiC_Wb_AY9Fx_X0RlzWAUlp3vyD4OWZAnK3UgMuX0QNrb | ./data/pdfs/317021.pdf | 6,556,804 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:05.809585 | 2025-06-03T21:05:52.363565 | 2025-06-04T08:37:23.183657 | 2025-06-04T09:24:03.817689 | | Schooler, R.D .: | "Product Bias in The Central American Common<br>Market", Journal of Marketing Research, 2 (Kasım),<br>1965, 394-397 |
|----------------------------------------------------------|----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------|
| Sharma, Subhash<br>Shimp, Terence A.<br>Shin, Jeongshin: | "Consumer Ethnocentrism: A Test of Antecedents and<br>Moderators'', Journal of Academy Marketing Science<br>1995, Vol.23, No:1, s.26-37 |
| Shimp, Terence A.<br>Sharma, Subhash: | "Consumer Ethnocentrism: Construction and<br>Validation of The CETSCALE", Tournal of<br>Marketing Research, Ağustos 1987, Vol.24, s.280-<br>289 |
| Thakor, Mrugank V .<br>Lavack, Anne M .: | "Effect of Perceived Brand Origin Associations on<br>Consumer Perceptions of Quality", Journal of Product<br>and Brand Management, 2003, Vol.12, No.6, s.394-<br>407 |
| W atson, . .<br>Wright, K .: | "Consumer Ethnocentrism and Attitudes Toward<br>Domestic and Foreign Products", European Journal<br>of Marketing, 2000, Vol.34, No.9/10, s.1149-1166 |
| Yavaş, A.<br>Alpay, G.: | "Does an exporting nation enjoy the same cross-<br>national commercial images?", International Journal<br>of Advertising, 1986, 5:109-19 |
|-------------------------|----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------|
| | DİĞER YAYINLAR |
| Carter, L.L.L : | "Consumer Receptivity of Foreign Products: The<br>Roles of Country of Origin Image, Consumer<br>Ethnocentrism and Animosity", Doktora Tezi, Old<br>Dominion Universitesi, İşletme, 2009 |
| Gökalan, Berna: | "Dayanıklı Tüketim Malları Sektöründe Ulke<br>Orijinin Tüketicinin Satın Alma Niyetine Etkisi",<br>Yüksek Lisans Tezi, Ankara Universitesi Sosyal<br>Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2009 |
| Küçükaydın, Sibel: | "Tüketici Etnosentrizmi ve Ulke Menşei Etkisinin<br>Tüketicilerin Yabancı Markalı Urün Tercihi ve<br>Satın Alma Niyeti Uzerine Etkisi", Doktora Tezi,<br>Marmara Universitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,<br>Istanbul, 2012 | | |
441786 | 50 | 87 | {
"labels": [
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9399442672729492,
"polygon": [
[
409,
1070
],
[
1414,
1069
],
[
1414,
480
],
[
408,
481
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9152377843856812,
"polygon": [
[
1473,
1811
],
[
1477,
1178
],
[
232,
1171
],
[
228,
1804
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8581850528717041,
"polygon": [
[
1465,
138
],
[
1465,
90
],
[
1411,
90
],
[
1410,
138
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.7676721215248108,
"polygon": [
[
251,
1146
],
[
718,
1145
],
[
718,
1100
],
[
251,
1100
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.5225568413734436,
"polygon": [
[
1060,
321
],
[
1060,
257
],
[
260,
256
],
[
260,
320
]
]
}
]
} | MoPd katalizörlerin elektroliz sisteminde ve doğrudan metanollü yakıt pillerinde elektrot malzemesi olarak kullanımlarının incelenmesi / Investigation of MoPd catalysts as electrode materials for electrolysis and direct metanol fuel cells | Bu çalışmada C yüzeyine elektrokimyasal olarak Pd (*C/Pd), değişik pH'larda, kaplama akımlarında ve miktarlarda Mo (C/Mo) ve belirlenen optimum koşullarda Mo-modifiye edilmiş C/Mo yüzeyine değişik oranlarda MoPd çöktürülmüş C/Mo-MoxPdy elektrotlar hazırlanarak değişik teknikler ile karakterize edilmiştir. Hazırlanan elektrotların yüzey yapıları yüzey analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Elektrotlar 1 M KOH çözeltisinde katot olarak kullanılmış ve hidrojen gazı çıkışına katalitik etkileri incelenmiştir. Bu amaçla elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS) ve akım-potansiyel teknikleri kullanılmıştır. Elektrotlar ayrıca 1 M CH3OH içeren 0,1 M KOH çözeltisi içerisinde anot olarak kullanılmış ve değişik elektrokimyasal teknikler ile metanol elektrooksidasyonuna katalitik etkileri belirlenmiştir. Katalitik aktivitesi en yüksek olan elektrotun kararlılığı zamanla test edilmiştir. SEM görüntüleri Mo ve MoPd elektrotların yüzey alanının oldukça geniş olduğunu, EDX ölçümleri Pd metalinin yüzeye homojen olarak dağıldığını göstermiştir. Elde edilen elektrokimyasal sonuçlara göre C yüzeyinin ince bir Mo filmi ile kaplanması ile substratın elektrokatalitik etkisi artmış ve Pd çöktürme için daha iyi bir substrat malzemesi oluşturmuştur. C/Mo yüzeyine çok az miktarda Pd çöktürülmesi ile katalitik etki artmıştır. Mo ve Pd'nin bir arada çöktürülmesi ile oluşan sinerjistik etki ile hidrojen oluşumu için daha iyi katot ve etanol elektrooksidasyonu için daha iyi anot elde edilmiştir. En yüksek etkinlik, 50:50 oranında molibden ve paladyum iyonlarını içeren banyo çözeltisinde çöktürülmüş Mo-modifiye C/Mo-Mo50Pd50 elektrotta elde edilmiştir | In this study, Pd (*C/Pd) and Mo (C/Mo) at various pHs, deposition current densities and amounts (C/Mo) were electrochemically deposited over a C substrate. MoPd binary deposits with various ratios were electrochemically deposited over the C/Mo which was obtained at optimum conditions. The surfaces of the catalysts were examined by surface analysis techniques. The prepared electrodes were used as cathode in 1 M KOH solution and their hydrogen evolution activities were investigated. Additionally, their catalytic activity against metanol electrooxidation was investigated in 0.1 M KOH solution in the presence of 1 M CH3OH. The time-stability of the best electrode was also tested in the operation conditions. SEM images showed that Mo and MoPd-modified electrodes have large surface area, and EDX results indicated that Pd almost homogeneously distributed over the surface. Electrochemical studies showed that the modification of C by a thin Mo film enhances electrochemical activity of the substrate. In this way, a very suitable substrate for Pd deposition was obtained. The deposition of a small amount of Pd over the Mo-modified C enhances its activity. CO-deposition of Mo and Pd results with a better cathode for hydrogen evolution and better anode for the methanol electrooxidation reaction. The best activity for both of these reactions was obtained at the C/Mo-Mo50Pd50. | DERYA DİLEK DEMİR | 441786 | Bingöl Üniversitesi | Kimya Ana Bilim Dalı | 2016 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrDEgQd4zgGFxmfqdzg4Jfth13eBcSwn0GePAfGpduVv7 | ./data/pdfs/441786.pdf | 17,429,267 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.711047 | 2025-06-03T21:18:15.559691 | 2025-06-04T08:37:24.664251 | 2025-06-04T09:24:04.045085 | $$\rm{MoO\_4}^{\circ -} + \rm{4H\_2O} + \rm{6e} \leftrightarrow \rm{Mo\_{(k)}} + \rm{8OH}^- \\ E^\circ = -0.913 \text{ V (SHE)} \tag{3.1}$$
$$\text{Pd}^{2+} + 4\text{e}^{\cdot} \rightarrow \quad \text{Pd}\_{\text{(k)}} \qquad \text{E}^{\circ} \text{=} 0.987 \text{ V (SHE)}\tag{3.2}$$
Şekil 3.3. Elektrotların kaplama düzeneği
## 3.2.4. Elektrokimyasal Olçümler
Elektrokimyasal ölçümlerden önce çalışma elektrotu saf su ile hafifçe muamele edildikten sonra 1 M KOH çözeltisine daldırılıp sabit 100 mA/g C katodik akım 1800 s uygulanarak çalışma elektrotlarının yüzeyleri temizlenmiştir. Bu şekilde yüzeydeki olası oksitler indirgenmiş ve çıkan gaz yardımı ile kirlilikler uzaklaştırılmıştır. Böylece daha kararlı ve tekrarlanabilirliği yüksek yüzeyler oluşturulmuştur. Elektrokimyasal ölçümler 3 elektrot tekniği kullanılarak yapılmıştır. Bu amaçla geliştirilen elektrotlar çalışma elektrotu, Pt karşı elektrot ve Ag/AgCl referans elektrot olarak kullanılmıştır. Olçümler bilgisayar kontrollü CHI 660D Galvanostat/Potansiyostat cihazı ile yapılmıştır. Olçümler atmosfere açık koşullar yapılmış ve çözelti sıcaklığı yaklaşık 298 K'de sabit tutulmuştur. | |
460631 | 40 | 403 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.951970636844635,
"polygon": [
[
296,
667
],
[
1508,
667
],
[
1508,
217
],
[
296,
217
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9315424561500549,
"polygon": [
[
1346,
1809
],
[
1355,
699
],
[
458,
692
],
[
450,
1802
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8426446914672852,
"polygon": [
[
931,
2206
],
[
932,
2159
],
[
873,
2157
],
[
871,
2204
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.5888188481330872,
"polygon": [
[
1442,
1934
],
[
1443,
1843
],
[
277,
1841
],
[
277,
1932
]
]
}
]
} | Hattat Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri / Calligrapher Hasan Rıza Efendi's life and his works | Hasan Rıza Efendi, hat sanatı tarihinde, Şeyh Hamdullah ile zuhur etmeye başlayan Osmanlı hat mektepleri arasında, XIX. yüzyıla gelindiğinde öne çıkan Kadıasker Mustafa İzzet Efendi mektebinin başlıca temsilcilerinden ve son dönem Osmanlı hat sanatı denince ilk hatırlanacak olan isimlerden biridir. Bu çalışmada, Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri, hat sanatı çerçevesinde ele alınıp, onun hat sanatındaki yeri ve önemi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu yapılırken, imkanlar ve şartlar dahilinde, tespit edilen ve katkıları olabilecek tüm kurum, şahıs ve yayınlara başvurulmuştur.
Çalışma sürecinde, Hasan Rıza Efendi'nin günümüze yakın bir asırda yaşamış olmasının, tespit edilen eser sayısının fazla olmasını sağlamıştır. Bununla birlikte Rıza Efendi'nin, A. Süheyl Ünver gibi kültür ve medeniyet muhafızı bir kimliğin yakın akrabası olması ve onun tuttuğu notlar sayesinde, hakkında başka bir hattata nasip olmayacak özellikte detay sayılabilecek bilgilere ulaşmak mümkün olmuştur.
Başvurulan kaynaklardan elde edilen tüm verilerin ele alınıp değerlendirilmesi neticesinde, çok yönlü kişisel özellikleri de olan Rıza Efendi'nin, hat sanatının hemen hemen tüm kullanım sahalarında verdiği eserler ve bilhassa Mushaf kitabetindeki yeri bakımından, hat sanatı tarihinde örnek bir sanatkâr olarak öneminin büyük olduğu anlaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: hattat, hat sanatı, Hasan Rıza | Hasan Rıza Efendi, one of the first names to be remembered in the last period of Ottoman calligraphy art, is one of the main representatives of the school of Kadıasker Mustafa Izzet Efendi which became prominent during the XIX century after the appearance of the Ottoman calligrafhy establisment thanks to Sheikh Hamdullah.
In this study, Hasan Riza Efendi's life and works were studied within the framework of art of calligraphy to reveal its place and importance in calligraphy. All related institutions, individuals and publications were tried to be identified and investigated to get the best effort possible to obtain the contributions of all of them to this study.
The fact that Hasan Rıza Efendi lived during the near century allowed us to have numerous works and books to be available for the study. Being close relative of A.Suheyl Unver, one of the main actors in the field of Ottoman culture and civilisation, provided a huge resource opportunity to get the detailed information about Rıza Efendi thanks to the notes taken by Suheyl Unver.
It has been understood through the evaluation of all the data obtained from the references of this study that Rıza Efendi, who has versatile personalities, has great importance as a model bearer in the history of calligraphy in terms of the works who produced in almost all the fields of calligraphy especially with respect to Mushaf.
Keywords: calligrapher, calligraphy art, Hasan Rıza | ELİF İLTER | 460631 | Sakarya Üniversitesi | İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı | 2017 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=q3-d9QtLoVA2OMExHSkJpSgolTe3_2fVZl_FrFeHFgiIyDhKIercdv0HRWTkfNRh | ./data/pdfs/460631.pdf | 66,495,772 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:08.975178 | 2025-06-03T21:18:29.008209 | 2025-06-04T08:37:24.669404 | 2025-06-04T09:24:05.917592 | Çünkü anlaşıldığına göre, özel olarak hazırlanan ve yeni yıla tam olarak ne zaman girileceği, nevrûziyye tatlısının ne kadar, nasıl yeneceği ve nelere iyi geldiğinin yazıldığı nevrûziyye kulağı kağıtlarından, padişaha takdim edilecek olanın yazısını altınla yazmak Rıza Efendi'ye teklif edilmiş bir vazife idi.56
Rıza Efendi'nin yazları Yakacık'ın Soğanlı Köyü diye bilinen mevkiinde bir bağ evi kiraladığı, akraba ve dostlarını burada ağırladığı bilgisi ile yine Süheyl Bey notlarında karşılaşılmaktadır.57

Resim 8: Hasan Rıza Efendi'nin Rumeli Hisarı yakınlarındaki yalıda oturmakta iken, vefatından birkaç yıl önce Süheyl Ünver'in kalemiyle çizilmiş resmi (Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27)
<sup>55</sup>Rıza Efendi'nin oğlu Süreyya Bey'i 24.09.1967 tarihinde Şişli'de Fransız Hastanesinde istirahatte ve bakımda iken ziyaret eden Sühey'e , Süreyya Bey tarafından aktarılan bu bilgi için Bkz. Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27
<sup>57</sup> Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27 | |
674198 | 78 | 162 | {
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8743694424629211,
"polygon": [
[
850,
2208
],
[
851,
2159
],
[
793,
2158
],
[
792,
2207
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.6837549805641174,
"polygon": [
[
1503,
2041
],
[
1510,
224
],
[
113,
218
],
[
106,
2036
]
]
}
]
} | Polisiye filmlerde polislik mesleği temsili: Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare örneklerinde nitel bir analiz / Representation of police profession in dedective films: A qualitative analysis of the examples of Hunting Season, Dragon Trap and Five Minarets in New York | Bu çalışmanın amacı, yakın dönemde çekilmiş olan Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare isimli polisiye filmlerinin göstergebilim ve nitel içerik analizi yapılabilmesi maksadı ile seçilen sekiz kategori olan Polis Bürokrasisi, Personel Kaynağı, Gerçek Polislik, Duayen Polisler, Üniformanın Ağırlığı, Zor Kullanma Ölçütü, Polisin Takdiri ve Uygulamadaki Açmazlar konularında sosyolojik analizini yapmaktır. Araştırmada, seçilen filmlerde sosyolojik yöntemle çözümlemeler yapılırken, mesleki tespitler üzerinden hareket edilmiştir. Araştırmamızda yöntem olarak içerik analizi içinde yer alan nitel analiz kullanılmıştır. Nitel çözümleme, içeriğin örtülü anlamını, yani kaynağın ilettiği mesajların arka planını ve bağlamını, mesajların kodlanmasındaki örtülü niyetleri ve güdüleri araştırmaya yarayan bir araştırma tekniği olarak tanımlanmaktadır. Araştırmamıza konu olan filmlerin yapım aşamasında EGM tarafından fiili destek verilerek çekilmiş olması, kurumun kendisini tanıtma çabası olarak değerlendirildiğinde, bu filmlerin birbirleri ile olan benzerliğinin ya da göreli olumlu olumsuz yönlerinin sosyolojik bir araştırma olarak ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. | The aim of this study is analysis of the recently shot Turkish Crime films, Hunting Season, The Dragon Trap and Five Minarets in New York with the semiotics and qualitative analysis sociological methodology. The study continues with eight categories selected for the purpose of categorical analysis; Police Bureaucracy, Personnel Resource, Real Policing, Doyen Police, Weight of Uniform, Police Appreciation and Impasse in Practice. In the research, while analyzing the selected films with sociological method, vocational determinations were made. In our research, qualitative analysis in content analysis was used as a method. Qualitative analysis is defined as a research technique to investigate the implicit meaning of the content, that is, the background and context of the messages transmitted by the source, the implicit intentions and motives in coding the messages. The fact that the films subject to our research were shot by the General Directorate of Turkish Police with actual support during the production phase, and when evaluated as an effort to introduce the institution itself, it was aimed to reveal the similarity or relative positive and negative aspects of these films as a sociological research. | BARIŞ EKE | 674198 | Ankara Üniversitesi | Sosyoloji Ana Bilim Dalı | 2020 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAj-Zfbx_DBMApYdqrbwf8DK3SM9Gu94ipm3RpSxlMU7S | ./data/pdfs/674198.pdf | 4,805,377 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.200368 | 2025-06-03T21:15:15.472226 | 2025-06-04T08:37:24.821428 | 2025-06-04T09:24:06.261538 | Filmin Hasan'ı "Çömez" antropoloji mezunu polisi Okan Yalabık oynamıştır. Sivil kaynaktan gelerek polislik mesleğini seçen karakter üzerinden emniyet teşkilatının yaşadığı dönüşüm ve kuşak çatışmaları sergilenmiştir.
Avcının karısı, emekli öğretmendir. Böbrek hastasıdır. İkili birbirlerini çok sevmektedir. Fakat filmde Avcı'nın karısı ilerlemiş yaşı ve sağlık sorunları nedeni ile fazla ön planda olan karakterlerden birisi değildir.
Deli İdris'in eski karısı Asiye yaşadığı sorunlar nedeni ile eşinden ayrılmış kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan bir kadındır. Yaşadığı tüm alanlarda eski eşinin baskısını hissetmekte bunun zorluklarını yaşamakta, kısacası ülkemizde kadın olmanın zorluklarını tüm boyutları ile yansıtmaktadır.
Çömezin nişanlısı, kent soylu kadınların yansıması olarak görülmektedir. Babasının parası ile restoranlarını kurmuş, babasının parası olmadan hareket edemeyecek durumda bir
kadındır. Hasan'a ideallerinin dışında cazip bir hayat sunmakta ve sonunda başarılı da olmaktadır.
Pamuk karakteri, fiilen filmin içinde olmasa da tüm filmin ana kurgusu onun üzerinden devam etmektedir. Köyden şehre uzanan ataerkil yapının arka planındaki yeni nesil bir "kurban"dır.
Battalın Karısı, eşinin hayatının içinde kaybolmuş, onun isteklerine ve amaçlarına boyun eğmek zorunda kalmış bir kadındır. Battalın ayrılmış olduğu karısı ile aynı evde kalması, ahlak anlayışının ve törenin parasal gücünü temsil olmaktadır.
Pamuğun Annesi, burada özellikle anılması gereken karakterdir. Filmde ön planda olmamasına rağmen yaptığı hamlelerle cinayetlerin çözülmesine katkısı olmuş, üzerindeki onca baskıya rağmen gerektiği yerde karakterini ortaya koyabilmiştir. | |
677100 | 28 | 123 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.923561155796051,
"polygon": [
[
1388,
2049
],
[
1392,
252
],
[
129,
250
],
[
126,
2046
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8879647254943848,
"polygon": [
[
796,
2224
],
[
796,
2173
],
[
738,
2172
],
[
738,
2224
]
]
}
]
} | Teknoparklarda ar-ge projesi değerlendirme süreci: Model önerisi / Evaluation process of r&d projects in technoparks: Model proposal | Bu araştırma teknoparklara başvuran ve teknopark yönetici şirketleri tarafından hakemler aracılığı ile değerlendirilen Ar-Ge projelerinin bu yolculuklarını incelemek ve uygulamada başarılı olacak bir model önermek amacıyla yapılmıştır.
Araştırmada Ar-Ge projelerinin teknoparklara başvurusundan başlayarak geçtiği aşamaları ve ağırlıklandırılmış değerlendirme kriterlerini oluşturmak üzere literatür taraması, pilot görüşmeler, derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Ar-Ge projesi değerlendirme süreci, değerlendirme yöntem ve kriterleri hakkında teknoparklar ve Ar-Ge ekosistemi hakkında ortalama 11 yıl tecrübeye sahip teknopark genel müdürü, üst düzey yönetici, konusunda uzman akademisyen ve sektör temsilcisi hakemlerle derinlemesine mülakatlar yapılmış ve analiz edilmiştir. Ayrıca derinlemesine mülakatların sonunda katılımcılar tarafından yüzde ağırlık olarak puanlanan kriterlerin ortalaması alınarak projelerin seçiminde değerlendirme kriterlerinin hangisinin ne kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.
Araştırmada elde edilen veriler analiz edilerek teknoparkların tercih edebilecekleri iki ayrı model önerisi ortaya çıkmıştır. Birinci model hakem maliyetleri görece düşük, yüz yüze görüşmeler ya da yerinde ziyaretler ile desteklenmesi gereken bireysel hakem değerlendirmesi modelidir. İkinci model ise hakem maliyetlerinin tolere edilebildiği teknoparklar için bireysel hakem değerlendirmesi ve yüz yüze sunum ya da görüşmelerin yapılacağı değerlendirme kurulu aşamalarını birleştiren hibrit bir modeldir.
Ar-Ge projeleri değerlendirme sürecinde hangi kriterlerin hangi ağırlıkta olması gerektiğini gösteren bir tablo da oluşturulmuştur. Projenin rekabet gücü ve ticarileşme potansiyeli %14,2 ile en önemli kriter, projenin teknoloji düzeyi ve Ar-Ge yönü de %13,2 ile ikinci en önemli kriter olarak ortaya çıkmıştır. Projelerin sadece kâğıt üzerinden değil yüz yüze görüşmeler neticesinde değerlendirilmesi gerektiği ve teknopark yöneticilerinin Ar-Ge projeleri değerlendirilirken hakem ve uzmanların yanında karar mekanizmalarının içinde aktif bir şekilde yer alması gerektiği sonucuna da ulaşılmıştır. | This research was carried out to examine these journeys of R&D projects that applying to technoparks and evaluated by technopark management companies through referees and to propose a model that would be successful in practice.
In the research, literature review, pilot interviews and in-depth interviews were conducted to establish the stages and weighted evaluation criteria of R&D projects starting from the application step. About the R&D project evaluation process, evaluation methods and criteria, in-depth interviews were conducted with the technopark general manager, senior manager, expert academicians and sector representative referees, who have an average of 11 years of experience in Technoparks and the R&D ecosystem. In addition, at the end of the in-depth interviews, the average of the criteria scored by the participants as percent weight was taken to determine which evaluation criteria were important in the selection of projects.
By analyzing the data obtained in the research, two different model proposals that technoparks can choose have emerged. The first one is the individual referee evaluation model, which is relatively low in referee costs and needs to be supported by face-to-face meetings or on-site visits. The second one is a hybrid model for technoparks where referee costs can be tolerated, combining the stages of individual referee evaluation and evaluation board where face-to-face presentations or interviews will be made.
A table showing which criteria should be weighed how much in the evaluation process of R&D projects has also been created. The competitiveness and commercialization potential of the project emerged as the most important criteria with 14.2%, while the technology level and R&D aspects of the project emerged as the second most important criteria with 13.2%. It has also been concluded that the projects should be evaluated not only on paper but also on face-to-face meetings. Technopark managers should take an active part in decision mechanisms alongside referees and experts while evaluating R&D projects. | BİLAL TOPÇU | 677100 | İstanbul Medeniyet Üniversitesi | Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAkbOupfc_5vWL_6ednNIGaUV3vPsLwJv-8RMRmtdE6ln | ./data/pdfs/677100.pdf | 3,359,724 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.137557 | 2025-06-03T21:21:41.717248 | 2025-06-04T08:37:25.343718 | 2025-06-04T09:24:06.578686 | İlerleyen bölümlerde inceleyeceğimiz araştırma ve geliştirme faalıyetleri, inovasyon için gereken en önemli faaliyetlerdendir. Ama Ar-Ge faaliyetlerini hayata geçirenlerin girişimcilik niteliği yoksa, bir başka ifadeyle Ar-Ge sürecini takip edecek ticarileştirme çalışmaları olmazsa inovasyondan bahsetmek mümkün değildir. Dolayısıyla, inovasyon teknolojik çalışmalar dışında yönetim, organizasyon, pazarlama gibi diğer faaliyetleri de kapsaması gereken bir süreçtir(Zerenler ve diğerleri, 2007).
## 1.1.3 Ar-Ge
"Araştırma geliştirme faaliyetleri; bilimsel ve teknik bilgi birikimini artırmak amacıyla sistematik bir temele dayalı olarak yürütülen yaratıcı çabanın ve bilgi birikiminin uygulamalı olarak çeşitli alanlarda kullanımıdır"(Ozcan, 2010: 6).
OECD'ye göre "Araştırma ve deneysel geliştirme (Ar-Ge), insan, kültür ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bu dağarcığın yeni uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik bir temelde yürütülen yaratıcı çalışmalardır"(OECD Klavuzu Frascati, 2002: 30).
Ar-Ge, bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin sonucu insan ihtiyaçları için çözüm üreten yeni ve katma değerli ürünler ile üretimde kullanılan alet, makine ve sistemlerin geliştirilmesine, yenilerinin tasarlanmasına, test edilmesine ve piyasaya sunulmasına kadar tüm faaliyetleri kapsamaktadır(Dinçer, 1999:160 akt. Kutbay, 2017).
Ar-Ge Merkezlerini tanımlayan ve düzenleyen 5746 Sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun'da
"Araştırma ve geliştirme faaliyeti (Ar-Ge); kültür, insan ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının arttırılması ve bunun yeni süreç, sistem ve uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik bir temelde yürütülen yaratıcı çalışmaları, çevre uyumlu ürün tasarımı veya yazılım faaliyetleri ile alanında bilimsel ve teknolojik gelişme sağlayan, bilimsel ve teknolojik bir belirsizliğe odaklanan, çıktıları özgün, deneysel, bilimsel ve teknik içerik taşıyan faaliyetlerdir"
şeklinde tanımlanır(T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2008).
Ar-Ge faaliyetleri; yenilik ve özgünlük içermesi itibariyle insanın aklını ve hayal gücünü, zaman ve emek yoğun olması itibariyle insanın bedenini, çok hızlı ticarileşmesinin görece az olması ve yüksek maliyetli olması sebebiyle de insanın bütçesini zorlayan bir süreç olarak da ifade edilebilir. | |
679944 | 47 | 121 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9435341954231262,
"polygon": [
[
1472,
2094
],
[
1476,
1381
],
[
299,
1376
],
[
296,
2088
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9424304366111755,
"polygon": [
[
276,
654
],
[
1451,
653
],
[
1450,
230
],
[
275,
232
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9406420588493347,
"polygon": [
[
298,
1261
],
[
1453,
1258
],
[
1452,
767
],
[
297,
770
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8763081431388855,
"polygon": [
[
911,
139
],
[
911,
91
],
[
856,
90
],
[
855,
138
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.775022566318512,
"polygon": [
[
1154,
1342
],
[
1154,
1297
],
[
318,
1295
],
[
318,
1340
]
]
}
]
} | Sığırların oküler yassı hücreli karsinomlarında apoptoz ve otofajinin immunohistokimyasal yöntemlerle belirlenmesi / Determination of apoptosis and autophagy in cattle ocular squamous cell carcinomas by immunohistochemical methods | Oküler yassı hücreli karsinom olgusu Kars'ta sığırlarda en fazla görülen neoplazilerdendir. Bu çalışmada 2012-2021 yılları arasında Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma Hastanesine getirilen 45 adet oküler yassı hücreli karsinomlu sığırdan alınan neoplastik kitleler çalışma materyali olarak kullanıldı. Alınan kitlelerin birbirinden farklı büyüklüklerde olduğu ve kanamalı, ülseratif bir eksudatla kaplı, karnabahar ya da papillomatoz şekilli oldukları gözlendi. Alınan kitleler histopatolojik inceleme amacıyla hematoksilen-eozin ile boyandı. Histopatolojik değerlendirme sonucunda epidermisten dermise doğru atipik keratinositlerin farklılaşmasıyla karakterize neoplastik oluşumlar olduğu tespit edildi. Eozinofilik sitoplazmalı, buzlu cam görünümde değişik boyutlarda hücrelerden oluşan tümör adacıkları ile bu adacıkların merkezinde keratin incilerinin bulunduğu saptandı. Vakalar, tümör incilerinin yoğunluğu ve sayısı ile pleomorfizim durumlarına göre iyi diferensiye, orta diferensiye ve kötü diferensiye olmak üzere üç gruba ayrıldı. Bunlar dışında mitotik aktivitede diferensiyasyon derecesini etkileyen diğer bir faktör olduğu belirlendi. Oküler yassı hücreli karsinom olgusunda apaptoz ve otofajinin rolünü belirlemek için, apoptoz markeri olarak Kaspaz-3 ve AIF, otofaji markeri olarakta LC3B boyandı. Boyamalar sonucunda Kaspaz-3 ve LC3B boyamalarında, diferensiyasyon derecelerine göre ayrılmış gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, AIF immunohistokimyasal değerlendirmesinde gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edildi.
Sonuç olarak yapılan histopatolojik ve immunohistokimyasal değerlendirmeler sonucunda sığırların oküler yassı hücreli karsinom vakalarında kaspaz bağımlı bir apoptozun, kaspaz bağımsız apoptozdan daha baskın olduğunu ve otofaji ile apoptozun tümör agresifliğinde ve ilerlemesinde ortak bir rol oynayabileceğini düşündürdü.
Anahtar Kelimeler: Sığır, oküler yassı hücreli karsinom, histopatoloji, immunohistokimya, apoptoz, otofaji | Ocular squamous cell carcinoma is one of the most common neoplasms in cattle in Kars. In this study, neoplastic masses taken from 45 cattle with ocular squamous cell carcinoma brought to Kafkas University Faculty of Veterinary Medicine Research Hospital between 2012-2021 were used as study material. It was observed that the masses were of different sizes, bleeding, covered with an ulcerative exudate, and were in the shape of cauliflower or papillomatosis. The masses were stained with hematoxylin-eosin for histopathological examination. Histopathological evaluation revealed neoplastic formations characterized by differentiation of atypical keratocytes from the epidermis to the dermis. Tumor islets consisting of eosinophilic cytoplasm, ground glass-like cells of different sizes and keratin pearls were found in the center of these islets. The cases were divided into three groups according to the density and number of tumor pearls and their pleomorphism status as well-differentiated, moderately differentiated and bad-differentiated. Apart from these, it was determined that there is another factor affecting the degree of differentiation in mitotic activity. In order to determine the role of apoptosis and autophagy in ocular squamous cell carcinoma, Caspase-3 and AIF as apoptosis markers and LC3B as autophagy markers were stained. As a result of the staining, a statistically significant difference was observed between the poorly differentiated and good and moderately differentiated groups in Caspase-3 and LC3B staining, while there was no significant difference between the groups in the AIF immunohistochemical evaluation.
In conclusion, histopathological and immunohistochemical evaluations suggested that a caspase-dependent apoptosis is more dominant than caspase-independent apoptosis in ocular squamous cell carcinoma cases of cattle, and that autophagy and apoptosis may play a common role in tumor aggressiveness and progression.
Keywords: Bovine, ocular squamous cell carcinoma, histopathology, immunohistochemistry, apoptosis, autophagy | AYFER YILDIZ | 679944 | Kafkas Üniversitesi | Patoloji (Veterinerlik) Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAsBVU2LDu61cundttLl8BCr-EnyHiFsR9aPeztl21mCD | ./data/pdfs/679944.pdf | 5,742,293 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.989581 | 2025-06-03T21:18:15.635042 | 2025-06-04T08:37:26.781256 | 2025-06-04T09:24:07.244419 | Bu tür hücre ölümlerinde gözlemlenen en belirgin morfolojik değişiklik, mitokondri veya endoplazmik retikulum gibi organelleri yutan sıtoplazmada çift veya çok membranlı veziküllerin ortaya çıkmasıdır. Bu veziküller lizozomlarla birleşir ve yüklerini aynı hücrenin lizozomal enzimleri tarafından parçalanmak üzere iletir (Gözüaçık ve Kimchi 2007, Mizushima ve ark. 2008). Lizozomlar ise iç pH'ı 5,1-5,5 olan asidik organellerdir. Bunun dışında makromolekülleri parçalayabilen asidik pH' lı hidrolitik enzimleri de içerirler (Majeski ve Dice 2004).

Şekil 3: Otofaji oluşum mekanizmasının şematik gösterimi (Karadağ 2016).
Otofaji de tıpkı apoptoz gibi tamamen kontrol edilemeyen hücrenin kendi elemanları vasıtasıyla şekillenen programlı hücre ölümüdür. Otofaji sadece bir hücre ölüm mekanizması değil, aynı zamanda hücrede sistematik olarak gerçekleşen bir degredasyon ve buna bağlı diğer hücreler için enerji ve geri dönüşüme uğrama olayı olarak vurgulanmaktadır. Yani apoptozdan farklı olarak hücrelerin yenilenmesi ve güçlenmesi için ayrıca bir kaynak olduğu açıklanmıştır (Parzych ve Klionsky 2014). Aynı apoptozda olduğu gibi otofajıyı olayında da ilgili proteinler bulunmaktadır. Bu proteinler otofajı ilişkili proteinler olarak isimlendirilirler ki; bunlar arasında Beclin, ATG, LC3 gibi proteinler yer almaktadır. Bu proteinler içinde ATG proteinleri, mekanizmadaki çeşitlilik ve yoğunluk açısından diğerlerine göre daha ön plandadır (Karadağ 2016, Pesonen ve Vähäkangas 2019). | |
677247 | 72 | 110 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.926567018032074,
"polygon": [
[
1495,
2074
],
[
1501,
234
],
[
276,
230
],
[
270,
2070
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8924047350883484,
"polygon": [
[
1466,
2210
],
[
1467,
2155
],
[
1406,
2154
],
[
1405,
2209
]
]
}
]
} | Kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki / During the crisis and epidemic periods the relationship between health expenditures and economic growth | Sağlık, bireylerin hayatlarını devam ettirebilmeleri için önemli bir konudur. Ne kadar sağlıklı bir toplum yapısı olursa ekonomik büyüme de o kadar önemli hale gelmektedir. Devletlerin de gerçekleştirmeyi hedefledikleri konulardan biri, sağlıklı bir birey ve sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum meydana getirmektir. Bir ülke ekonomik olarak güçlü olması ekonomik büyüme gerçekleştirilip ve devamlılığını sağlamak için sağlıklı topluma sahip olması gerekmektedir.
Gerçekleştirilen çalışmanın asıl konusu kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkidir. Krizlerin ve salgınların yaşandığı dönemlerde sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasında ilişkinin olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Hazırlanan çalışmada sağlık kavramı, sağlık hizmetleri, sağlık harcamaları ve salgın ile ilgili konularda açıklama yapılmıştır. Buna ek olarak kriz ve ekonomik büyüme hakkında da açıklamalarda bulunulmuştur. 2000- 2018 yılları arasındaki kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), kişi başına düşen sağlık harcaması ve ölüm oranı verileri kullanılarak Türkiye dahil olmak üzere OECD ülkelerinin tamamı araştırılmaya tabi tutulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda sağlık harcamalarında meydana gelen %1'lik (%10) artışın kişi başına düşen GSYH'yı %0.78 (%7.8) artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca ekonomik kriz ve salgın durumunda kişi başına düşen gelirin azalması, iktisadi açıdan anlamlı bulunmuştur. Katsayıların olasılık değerleri 0.01'den düşüktür. Bu durum ise istatistiki olarak güçlü bir anlamlılığa işaret etmektedir. Ülkelerin sağlık seviyeleri ile ekonomik gelişmişlikleri arasında yakın bir ilişki olduğu söz konusudur. | Health is a significant issue for individuals in order to continue their lives. The healthier the social structure, the more important economic growth becomes. One of the issues that states aim to realize is to create a healthy individual and a society consisting of healthy individuals. A country must be economically strong and have a healthy society so as to achieve and maintain economic growth.
The main subject of this study is the relationship between health expenditures and economic growth during crisis and epidemic periods. It was aimed to investigate whether there is a relationship between health expenditures and economic growth in times of crises and epidemics. In the prepared study, an explanation was made about the concept of health, health services, health expenditures and the epidemic. Using data on per capita gross domestic product (GDP), per capita health expenditure and mortality rate between 2000 and 2018, all OECD countries, including Turkey, were surveyed. As a result of the research, it was determined that 1% (10%) increase in health expenditures increased GDP per capita by 0.78% (7.8%). In addition, the decrease in per capita income in the event of an economic crisis and epidemic was found to be economically significant. The probability values of the coefficients are less than 0.01. This situation indicates a statistically strong significance. There is a close relationship between the health levels of countries and their economic development. | YALÇIN KOCABADAK | 677247 | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi | İktisat Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAh0DAj7fLO4Dzx_5HJSSJQOmPzM630l4Al4r9f0mN_kR | ./data/pdfs/677247.pdf | 1,714,206 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:10.210102 | 2025-06-03T21:09:46.371619 | 2025-06-04T08:37:28.874894 | 2025-06-04T09:24:08.172141 | küresel krizinin yaratmış olduğu ekonomik etkileri Koronavirüs pandemisinin yarattığı ekonomik etki ile karşılaştırmıştır. Elde ettiği bilgiler ışığında koronavirüs pandemisinin kısa vadede yaratacağı küresel nitelikteki olumsuz durumu ortaya koymuştur
Tanyıldızı (2017), ekonomik büyüme kavramı ve belirleyicileri açıklamıştır. Bununla birlikte ekonomik büyümeyi, teorilere dayandırarak anlatmaya çalışmıştır. Daha sonra sağlık hizmetleri kavramları ve sağlık harcamalarından bahsetmiştir. Son olarak ekonomik büyüme ve sağlık sektörü arasındaki ilişkileri açıklamıştır.
Dağdemir (2005), 1960 - 2005 yılları arasındakı gelişmekte olan ülkelerde sağlık ve ekonomik büyüme arasındakı karşılıklı ilişkinin analizini yapmıştır. Analiz yapılmamış ancak bu tarihler arasındakı sayısal göstergelere bakılmıştır. 1960-1990 arasını kapsayan dönemi incelerken gelişmekte olan ülkelerde canlı doğum beklentisi oranının yüksek olduğu, fakat bu oranın 1990-2005 arasındaki dönemde düştüğünü yapılan çalışma ortaya koymuştur. 1990- 2005 arasında ise sağlık eşitsizlikleri artmıştır. Çalışma sonucunda gelişmekte olan ülkelerde sağlık alanından elde edilen büyük kazanımlar, tek başına ekonomik büyüme göstergeleri ile açıklamanın yetersiz olduğu yönünde bir sonuç elde edilmiştir.
Akın (2007), önce sağlık kavramı ve sağlık hizmeti hakkında genel bilgiler vermiş, bugün gelişmiş toplumlarda giderek önem kazanan sağılk ekonomisi hakkında açıklamalarda bulunmuştur. Bununla birlikte Sağılk Harcamaları ile Ekonomik Büyüme arasındaki ilişkiyi incelemiştir. İncelemeyi yaparken Ekonomik gösterge olarak Kişi Başına Düşen Gayri Safi Yurt İçi Hasıla, temel sağlık göstergeleri olarak bebek-çocuk ölüm hızı, doğumda yaşam beklentisi, kaba ölüm oranı göstergelerinden yararlanmıştır. 1994-2004 yılları arasındakı verilerden yararlanarak Türkiye'nın KBDGSYIH'sı ile, Türkiye'nın temel sağlık göstergelerindeki değişimleri de birlikte değerlendirmiştir.
Yılmaz S. (2012), sağlık ve sağlık ekonomisine ait teorik bilgiler vermiştir. Sonrasında toplumların sağlık hizmetlerini değerlendirmede kullandıkları birtakım parametreleri açıklayıp değerlendirmiştir. İkinci bölümden Türkiye'deki sağlık harcamalarını incelemiş, son bölümde 2011 OECD verilerinden yararlanarak Türkiye'nin diğer ülkelerle karşılaştırmasını yapmış ve OECD ortalamasındaki mevcut durumu değerlendirmiştir. | |
460631 | 33 | 403 | {
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8788635730743408,
"polygon": [
[
929,
2206
],
[
930,
2162
],
[
878,
2160
],
[
876,
2204
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.8551872372627258,
"polygon": [
[
1486,
1553
],
[
1491,
377
],
[
937,
375
],
[
932,
1551
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.8072974681854248,
"polygon": [
[
858,
1528
],
[
864,
382
],
[
351,
380
],
[
345,
1525
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.48396623134613037,
"polygon": [
[
1510,
2114
],
[
1515,
1556
],
[
286,
1545
],
[
282,
2103
]
]
}
]
} | Hattat Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri / Calligrapher Hasan Rıza Efendi's life and his works | Hasan Rıza Efendi, hat sanatı tarihinde, Şeyh Hamdullah ile zuhur etmeye başlayan Osmanlı hat mektepleri arasında, XIX. yüzyıla gelindiğinde öne çıkan Kadıasker Mustafa İzzet Efendi mektebinin başlıca temsilcilerinden ve son dönem Osmanlı hat sanatı denince ilk hatırlanacak olan isimlerden biridir. Bu çalışmada, Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri, hat sanatı çerçevesinde ele alınıp, onun hat sanatındaki yeri ve önemi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu yapılırken, imkanlar ve şartlar dahilinde, tespit edilen ve katkıları olabilecek tüm kurum, şahıs ve yayınlara başvurulmuştur.
Çalışma sürecinde, Hasan Rıza Efendi'nin günümüze yakın bir asırda yaşamış olmasının, tespit edilen eser sayısının fazla olmasını sağlamıştır. Bununla birlikte Rıza Efendi'nin, A. Süheyl Ünver gibi kültür ve medeniyet muhafızı bir kimliğin yakın akrabası olması ve onun tuttuğu notlar sayesinde, hakkında başka bir hattata nasip olmayacak özellikte detay sayılabilecek bilgilere ulaşmak mümkün olmuştur.
Başvurulan kaynaklardan elde edilen tüm verilerin ele alınıp değerlendirilmesi neticesinde, çok yönlü kişisel özellikleri de olan Rıza Efendi'nin, hat sanatının hemen hemen tüm kullanım sahalarında verdiği eserler ve bilhassa Mushaf kitabetindeki yeri bakımından, hat sanatı tarihinde örnek bir sanatkâr olarak öneminin büyük olduğu anlaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: hattat, hat sanatı, Hasan Rıza | Hasan Rıza Efendi, one of the first names to be remembered in the last period of Ottoman calligraphy art, is one of the main representatives of the school of Kadıasker Mustafa Izzet Efendi which became prominent during the XIX century after the appearance of the Ottoman calligrafhy establisment thanks to Sheikh Hamdullah.
In this study, Hasan Riza Efendi's life and works were studied within the framework of art of calligraphy to reveal its place and importance in calligraphy. All related institutions, individuals and publications were tried to be identified and investigated to get the best effort possible to obtain the contributions of all of them to this study.
The fact that Hasan Rıza Efendi lived during the near century allowed us to have numerous works and books to be available for the study. Being close relative of A.Suheyl Unver, one of the main actors in the field of Ottoman culture and civilisation, provided a huge resource opportunity to get the detailed information about Rıza Efendi thanks to the notes taken by Suheyl Unver.
It has been understood through the evaluation of all the data obtained from the references of this study that Rıza Efendi, who has versatile personalities, has great importance as a model bearer in the history of calligraphy in terms of the works who produced in almost all the fields of calligraphy especially with respect to Mushaf.
Keywords: calligrapher, calligraphy art, Hasan Rıza | ELİF İLTER | 460631 | Sakarya Üniversitesi | İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı | 2017 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=q3-d9QtLoVA2OMExHSkJpSgolTe3_2fVZl_FrFeHFgiIyDhKIercdv0HRWTkfNRh | ./data/pdfs/460631.pdf | 66,495,772 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:08.975178 | 2025-06-03T21:18:29.008209 | 2025-06-04T08:36:41.334994 | 2025-06-04T09:24:13.148420 | 

teşebbüsüyle hazırlatılan kabir kitâbesi kalıbı (Unver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27 )
Resim 5: Hasan Rıza Efendi'nin A.Süheyl Ünver Resim 6: Aşiyan Mezarlığı'ndaki kabir taşı (Metnin "Hüve'l Hayyu'l Bâkî" ve toprağa gömülü kalan "El-Fâtiha" yazan bölümleri harici harici, görüldüğü gibi lâtin harfleri ile yazılmıştır.)
## 1.1.1. Sanatıyla Bütünleşen Aile ve Sosyal Hayatı
Hasan Rıza Efendi'nin evliliği öncesinde bilinenler; kısmî olarak ailesi, talebelik yılları, çalışma hayatı ve sanat çalışmalarına dair yukarıda da değinilen çeşitli bilgilerle sınırlıdır. Ancak evliliği sonrası aile ve sosyal çevresine dair bilgilerle, A. Süheyl | |
674198 | 69 | 162 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8926650285720825,
"polygon": [
[
180,
669
],
[
1450,
667
],
[
1450,
192
],
[
179,
193
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.7900373339653015,
"polygon": [
[
851,
2208
],
[
851,
2158
],
[
792,
2157
],
[
791,
2208
]
]
}
]
} | Polisiye filmlerde polislik mesleği temsili: Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare örneklerinde nitel bir analiz / Representation of police profession in dedective films: A qualitative analysis of the examples of Hunting Season, Dragon Trap and Five Minarets in New York | Bu çalışmanın amacı, yakın dönemde çekilmiş olan Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare isimli polisiye filmlerinin göstergebilim ve nitel içerik analizi yapılabilmesi maksadı ile seçilen sekiz kategori olan Polis Bürokrasisi, Personel Kaynağı, Gerçek Polislik, Duayen Polisler, Üniformanın Ağırlığı, Zor Kullanma Ölçütü, Polisin Takdiri ve Uygulamadaki Açmazlar konularında sosyolojik analizini yapmaktır. Araştırmada, seçilen filmlerde sosyolojik yöntemle çözümlemeler yapılırken, mesleki tespitler üzerinden hareket edilmiştir. Araştırmamızda yöntem olarak içerik analizi içinde yer alan nitel analiz kullanılmıştır. Nitel çözümleme, içeriğin örtülü anlamını, yani kaynağın ilettiği mesajların arka planını ve bağlamını, mesajların kodlanmasındaki örtülü niyetleri ve güdüleri araştırmaya yarayan bir araştırma tekniği olarak tanımlanmaktadır. Araştırmamıza konu olan filmlerin yapım aşamasında EGM tarafından fiili destek verilerek çekilmiş olması, kurumun kendisini tanıtma çabası olarak değerlendirildiğinde, bu filmlerin birbirleri ile olan benzerliğinin ya da göreli olumlu olumsuz yönlerinin sosyolojik bir araştırma olarak ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. | The aim of this study is analysis of the recently shot Turkish Crime films, Hunting Season, The Dragon Trap and Five Minarets in New York with the semiotics and qualitative analysis sociological methodology. The study continues with eight categories selected for the purpose of categorical analysis; Police Bureaucracy, Personnel Resource, Real Policing, Doyen Police, Weight of Uniform, Police Appreciation and Impasse in Practice. In the research, while analyzing the selected films with sociological method, vocational determinations were made. In our research, qualitative analysis in content analysis was used as a method. Qualitative analysis is defined as a research technique to investigate the implicit meaning of the content, that is, the background and context of the messages transmitted by the source, the implicit intentions and motives in coding the messages. The fact that the films subject to our research were shot by the General Directorate of Turkish Police with actual support during the production phase, and when evaluated as an effort to introduce the institution itself, it was aimed to reveal the similarity or relative positive and negative aspects of these films as a sociological research. | BARIŞ EKE | 674198 | Ankara Üniversitesi | Sosyoloji Ana Bilim Dalı | 2020 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAj-Zfbx_DBMApYdqrbwf8DK3SM9Gu94ipm3RpSxlMU7S | ./data/pdfs/674198.pdf | 4,805,377 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.200368 | 2025-06-03T21:15:15.472226 | 2025-06-04T08:36:42.505489 | 2025-06-04T09:24:13.376312 | bir anlamda kendine göre işletebilen 'eğitimsiz ve kaba' polis imajına da engel olunamamıştır. Toplumdan uzak görünümünü toparlamaya çalışan teşkilat, halkla "yakınlaşma" çabalarını profesyonel çalışmalar ve müthiş ekonomik altyapısı ile birleştirerek kişisel çabaların ötesine taşımaya başlamıştır. Genel kanaat olarak medya, diğer devlet daireleri ile arası pek de iyi olmayan 'teşkilat', basın, halkla ilişkiler ve toplumla bütünleşme konularında pek çok genelge yayınlayarak bu politikalarını personeline de yaymaya çalışmaktadır (Çağlar, 2000).

## 1 1 | |
679944 | 39 | 121 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9522899389266968,
"polygon": [
[
1480,
2132
],
[
1484,
300
],
[
288,
298
],
[
284,
2129
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8779440522193909,
"polygon": [
[
910,
140
],
[
911,
90
],
[
855,
89
],
[
854,
139
]
]
}
]
} | Sığırların oküler yassı hücreli karsinomlarında apoptoz ve otofajinin immunohistokimyasal yöntemlerle belirlenmesi / Determination of apoptosis and autophagy in cattle ocular squamous cell carcinomas by immunohistochemical methods | Oküler yassı hücreli karsinom olgusu Kars'ta sığırlarda en fazla görülen neoplazilerdendir. Bu çalışmada 2012-2021 yılları arasında Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma Hastanesine getirilen 45 adet oküler yassı hücreli karsinomlu sığırdan alınan neoplastik kitleler çalışma materyali olarak kullanıldı. Alınan kitlelerin birbirinden farklı büyüklüklerde olduğu ve kanamalı, ülseratif bir eksudatla kaplı, karnabahar ya da papillomatoz şekilli oldukları gözlendi. Alınan kitleler histopatolojik inceleme amacıyla hematoksilen-eozin ile boyandı. Histopatolojik değerlendirme sonucunda epidermisten dermise doğru atipik keratinositlerin farklılaşmasıyla karakterize neoplastik oluşumlar olduğu tespit edildi. Eozinofilik sitoplazmalı, buzlu cam görünümde değişik boyutlarda hücrelerden oluşan tümör adacıkları ile bu adacıkların merkezinde keratin incilerinin bulunduğu saptandı. Vakalar, tümör incilerinin yoğunluğu ve sayısı ile pleomorfizim durumlarına göre iyi diferensiye, orta diferensiye ve kötü diferensiye olmak üzere üç gruba ayrıldı. Bunlar dışında mitotik aktivitede diferensiyasyon derecesini etkileyen diğer bir faktör olduğu belirlendi. Oküler yassı hücreli karsinom olgusunda apaptoz ve otofajinin rolünü belirlemek için, apoptoz markeri olarak Kaspaz-3 ve AIF, otofaji markeri olarakta LC3B boyandı. Boyamalar sonucunda Kaspaz-3 ve LC3B boyamalarında, diferensiyasyon derecelerine göre ayrılmış gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, AIF immunohistokimyasal değerlendirmesinde gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edildi.
Sonuç olarak yapılan histopatolojik ve immunohistokimyasal değerlendirmeler sonucunda sığırların oküler yassı hücreli karsinom vakalarında kaspaz bağımlı bir apoptozun, kaspaz bağımsız apoptozdan daha baskın olduğunu ve otofaji ile apoptozun tümör agresifliğinde ve ilerlemesinde ortak bir rol oynayabileceğini düşündürdü.
Anahtar Kelimeler: Sığır, oküler yassı hücreli karsinom, histopatoloji, immunohistokimya, apoptoz, otofaji | Ocular squamous cell carcinoma is one of the most common neoplasms in cattle in Kars. In this study, neoplastic masses taken from 45 cattle with ocular squamous cell carcinoma brought to Kafkas University Faculty of Veterinary Medicine Research Hospital between 2012-2021 were used as study material. It was observed that the masses were of different sizes, bleeding, covered with an ulcerative exudate, and were in the shape of cauliflower or papillomatosis. The masses were stained with hematoxylin-eosin for histopathological examination. Histopathological evaluation revealed neoplastic formations characterized by differentiation of atypical keratocytes from the epidermis to the dermis. Tumor islets consisting of eosinophilic cytoplasm, ground glass-like cells of different sizes and keratin pearls were found in the center of these islets. The cases were divided into three groups according to the density and number of tumor pearls and their pleomorphism status as well-differentiated, moderately differentiated and bad-differentiated. Apart from these, it was determined that there is another factor affecting the degree of differentiation in mitotic activity. In order to determine the role of apoptosis and autophagy in ocular squamous cell carcinoma, Caspase-3 and AIF as apoptosis markers and LC3B as autophagy markers were stained. As a result of the staining, a statistically significant difference was observed between the poorly differentiated and good and moderately differentiated groups in Caspase-3 and LC3B staining, while there was no significant difference between the groups in the AIF immunohistochemical evaluation.
In conclusion, histopathological and immunohistochemical evaluations suggested that a caspase-dependent apoptosis is more dominant than caspase-independent apoptosis in ocular squamous cell carcinoma cases of cattle, and that autophagy and apoptosis may play a common role in tumor aggressiveness and progression.
Keywords: Bovine, ocular squamous cell carcinoma, histopathology, immunohistochemistry, apoptosis, autophagy | AYFER YILDIZ | 679944 | Kafkas Üniversitesi | Patoloji (Veterinerlik) Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAsBVU2LDu61cundttLl8BCr-EnyHiFsR9aPeztl21mCD | ./data/pdfs/679944.pdf | 5,742,293 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.989581 | 2025-06-03T21:18:15.635042 | 2025-06-04T08:36:42.655506 | 2025-06-04T09:24:13.592613 | karsinojenezde hayati bir rol oynar. Kötü huylu bir hücrenin apoptoz veya apoptoz direncinde azalma şekillenmesinin birçok yolu vardır. Genel olarak, apoptozdan kaçınmanın meydana geldiği mekanızmalar şu şekilde sıralanabilir: 1) Bozulmuş pro-apoptotik ve anti-apoptotik protein dengesi, 2) Azaltılmış kaspaz işlevi ve 3) Bozulmuş ölüm reseptörü veya sinyalleşmenin hiç olmamasıdır (Wong 2011). Tümör süpressif bir gen olan olan p53, apoptoz mekanizmasının kritik bir parçasıdır. p53, DNA hasarı, hipoksi, onkojen aktivasyonu, açlık, ribozomal biyogenezler ve artan ROS seviyeleri dahil olmak üzere hücresel strese yanıt olarak aktive edilir. Aslında p53, hem mutasyon birikimine karşı koruma sağlayan hem de onkojen aktivasyonunun veya tümör baskılayıcı yolların kaybının neden olduğu hücresel dönüşümü baskılayan önemli bir büyüme kontrol noktasını yönetir. Aktive edilmiş p53, Bcl-2 ve TNF reseptör ailelerinin üyeleri dahil olmak üzere birkaç apoptotik proteini düzenler. DNA'da bir hasar meydana geldiği zaman, p53 ekspresyonu, DNA'daki hasar onarılıncaya kadar hücre döngüsünün ilerlemesini bloke eder; alternatif olarak, hasar çok fazlaysa hücreleri apoptoza yöneltir (Hickman ve ark. 2000, Kaczanowski 2016). Genel olarak, DNA hasarı veya stresi, p53 protein
seviyelerini arttırır, bu da p21 transkripsiyonunu indükler ve G1'de hücre
döngüsünün durmasına neden olarak hücrelerin hasar onarılıncaya veya stres giderilene kadar hayatta kalmasını sağlar. G1 fazının engellenmesi öncelikle p21 tarafından düzenlenirken, G2 fazının engellemmesi GADD45, p21 ve 14-3-3s tarafından uyarılır (Wang ve ark. 2015). Bir transkripsiyon faktörü olan p53, proapoptotik Bcl-2 aile üyesi Bax, Apaf-1, Noxa (PMAIP1), Puma (Bbc3) ve PIDD (PIDDİ) dahil olmak üzere çeşitli pro-apoptotik faktörlerin ekspresyonunu pozitif olarak düzenler, böylece dengeyi apoptoz lehine kaydırır (Tower 2015). p53, kanserlerin çoğunda genetik olarak mutasyona uğrar veya fonksiyonel olarak inaktif hale gelir. Sonuç olarak inaktif hale gelen p53, bu proteinleri düzenleyemez, proapoptotik ve anti-apoptotik proteinlerin arasındaki dengede bozulma meydana gelir. Bu durum hücrelerde apoptozu azaltarak karsinojeneze katkıda bulunur. Orneğin, pro-apoptotik ve anti-apoptotik Bcl-2 proteinleri arasındaki dengesizlik, kanser hücresinin hayatta kalmasını uyarır. Bunun nedeni, sırasıyla pro-apoptotik proteinlerin ve anti-apoptotik proteinlerin yetersiz ekspresyonu veya aşırı ekspresyonu veya her ikisinin bir kombinasyonu olabilir (Bykov ve Wiman 2014, Goldar ve ark 2015). Sonuç olarak, p53, hücre döngüsü kontrolü (örn., p21), apoptoz | |
677247 | 64 | 110 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9343914985656738,
"polygon": [
[
1498,
2188
],
[
1503,
251
],
[
278,
248
],
[
273,
2184
]
]
}
]
} | Kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki / During the crisis and epidemic periods the relationship between health expenditures and economic growth | Sağlık, bireylerin hayatlarını devam ettirebilmeleri için önemli bir konudur. Ne kadar sağlıklı bir toplum yapısı olursa ekonomik büyüme de o kadar önemli hale gelmektedir. Devletlerin de gerçekleştirmeyi hedefledikleri konulardan biri, sağlıklı bir birey ve sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum meydana getirmektir. Bir ülke ekonomik olarak güçlü olması ekonomik büyüme gerçekleştirilip ve devamlılığını sağlamak için sağlıklı topluma sahip olması gerekmektedir.
Gerçekleştirilen çalışmanın asıl konusu kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkidir. Krizlerin ve salgınların yaşandığı dönemlerde sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasında ilişkinin olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Hazırlanan çalışmada sağlık kavramı, sağlık hizmetleri, sağlık harcamaları ve salgın ile ilgili konularda açıklama yapılmıştır. Buna ek olarak kriz ve ekonomik büyüme hakkında da açıklamalarda bulunulmuştur. 2000- 2018 yılları arasındaki kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), kişi başına düşen sağlık harcaması ve ölüm oranı verileri kullanılarak Türkiye dahil olmak üzere OECD ülkelerinin tamamı araştırılmaya tabi tutulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda sağlık harcamalarında meydana gelen %1'lik (%10) artışın kişi başına düşen GSYH'yı %0.78 (%7.8) artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca ekonomik kriz ve salgın durumunda kişi başına düşen gelirin azalması, iktisadi açıdan anlamlı bulunmuştur. Katsayıların olasılık değerleri 0.01'den düşüktür. Bu durum ise istatistiki olarak güçlü bir anlamlılığa işaret etmektedir. Ülkelerin sağlık seviyeleri ile ekonomik gelişmişlikleri arasında yakın bir ilişki olduğu söz konusudur. | Health is a significant issue for individuals in order to continue their lives. The healthier the social structure, the more important economic growth becomes. One of the issues that states aim to realize is to create a healthy individual and a society consisting of healthy individuals. A country must be economically strong and have a healthy society so as to achieve and maintain economic growth.
The main subject of this study is the relationship between health expenditures and economic growth during crisis and epidemic periods. It was aimed to investigate whether there is a relationship between health expenditures and economic growth in times of crises and epidemics. In the prepared study, an explanation was made about the concept of health, health services, health expenditures and the epidemic. Using data on per capita gross domestic product (GDP), per capita health expenditure and mortality rate between 2000 and 2018, all OECD countries, including Turkey, were surveyed. As a result of the research, it was determined that 1% (10%) increase in health expenditures increased GDP per capita by 0.78% (7.8%). In addition, the decrease in per capita income in the event of an economic crisis and epidemic was found to be economically significant. The probability values of the coefficients are less than 0.01. This situation indicates a statistically strong significance. There is a close relationship between the health levels of countries and their economic development. | YALÇIN KOCABADAK | 677247 | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi | İktisat Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAh0DAj7fLO4Dzx_5HJSSJQOmPzM630l4Al4r9f0mN_kR | ./data/pdfs/677247.pdf | 1,714,206 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:10.210102 | 2025-06-03T21:09:46.371619 | 2025-06-04T08:36:43.084762 | 2025-06-04T09:24:13.760886 | ortalama verimliliği (Y/K) 1/3 olacaktır. Dolayısıyla Y/K=(ΔY/ΔK) dır. Uretim kapasitesindeki artışın sermaye stokundaki artışa oranını göstermektedir (Parasız, 2008: 89). E. Domar bunu (çıktının sermaye stokuna oranı) o (sigma) ile göstermektedir ve "potansiyel sosyal ortalama yatırım verimliliği" olarak tanımlamaktadır (Domar, 1946: 140).
Harrod-Domar modelinde ekonomik büyümenin olması için tasarruf oranlarının artırılması veya sermayenin verimliliğinin artırılması gerekmektedir (Yülek, 1997: 4). Modelin işleyişine göre talep etkisi her aşamada kapasite etkisine eşit olduğu ve dengeli büyüme mekanızması işlediği sürece ekonomik büyüme de sürekli olacaktır. Talep etkisinin sabit kaldığı veya kapasite etkisinden daha küçük olduğu durumlarda dengesiz bir büyüme süreci işleyecektir (Güvel, 2011: 48).
## 2.3.2.3. Neo-Klasik Büyüme Teorisi (Solow Büyüme Teorisi)
Harrod-Domar modellerindeki istikrarsız (bıçak sırtı) büyümeye karşılık olarak Solow ve Swan gibi Neo-klasik önermelerle çalışmalarını yürüten yazarlar istikrar sağlayıcı büyüme modelleri sunmuşlardır (Hiç, 1994: 121). Tasarruf, sermaye ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki incelenmektedir. Solow'un katkılarından dolayı bu modele Solow modeli de denmektedir.
Modelde bazı durumlar dışsal olarak kabul edilmektedir. Bunlar nüfus artışı, ış gücündeki artış ve teknolojik gelişmelerdir. Bunun yanında verimliliğin değişimi dikkate alınmamıştır. Açıklanan modelde kişi başı sermayenin, kişi başı üretim ile aynı oranda artış gösterdiği bir dengeli büyüme oluşturulmuştur. Denge sağlandığında kışı başına gelir ve tüketimdeki artış oranı teknolojik gelişme hızıyla eşittir. Dığer bir deyişle teknolojik gelişme dışsal olarak tanımlanmıştır ve kişi başına gelirdeki artışı sağlayan tek unsurdur. Bu noktada denge durumundaki büyüme hızı, tasarruf eğiliminden bağımsız olarak meydana gelmektedir. Bunların yanı sıra model kamu politikalarıyla ekonomik büyüme arasında direkt bir bağ kurmamaktadır. Neo-klasik Büyüme Teorisi bazı temel varsayımları vardır (Ercan, 2002: 130). Bunlar; ekonominin dışa kapalı olduğu varsayımı, piyasaların rekabetçi olduğu varsayımı, bireylerin rasyonel hareket etmesi, ölçeğe göre azalan getiri olması varsayımı ve üretim fonksiyonu içın sabit getiriyi öngören bir üretim teknolojisi şeklindedir (Ercan, 2002: 130). Neo-klasık büyüme modelinde başka varsayımlar da yer almaktadır. Tam rekabet koşullarında, çıktı düzeyinin sermaye ve emek girdisi tarafından belirlendiği varsayılmaktadır. Buna ek olarak azalan verimler yasası geçerlidir (Ozdemir, 2002: 2). | |
317021 | 129 | 185 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9242416024208069,
"polygon": [
[
1463,
1997
],
[
1473,
1153
],
[
313,
1139
],
[
303,
1983
]
]
},
{
"class": "Tablo",
"confidence": 0.9009484052658081,
"polygon": [
[
1557,
1131
],
[
1562,
441
],
[
65,
428
],
[
59,
1118
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8635573387145996,
"polygon": [
[
1466,
2143
],
[
1466,
2093
],
[
1396,
2093
],
[
1396,
2142
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.722704291343689,
"polygon": [
[
1489,
413
],
[
1489,
301
],
[
333,
301
],
[
333,
413
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.46993476152420044,
"polygon": [
[
1159,
487
],
[
1159,
439
],
[
913,
439
],
[
913,
487
]
]
}
]
} | Tüketici satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisinin önemi: Otomobil sektörü üzerine Türkiye ve Rusya'da karşılaştırmalı bir araştırma / The importance of consumer ethnocentrism and country of origin effect on consumer purchase intention: A comparative research on automobile sector in Turkey and Russia | Günümüzün gelişen ekonomik yapısı ile birlikte uluslararası işletme faaliyetlerinde artış olmuştur. Tüketiciler geçmiş dönemlere göre daha fazla çeşitte ürünle buluşmaktadır. Bu aşamada tüketicilerin yerli ve yabancı ürün tercih etme durumu söz konusu olmaktadır. Bu durumda ise, tüketicilerin satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisi kavramları ön plana çıkmaktadır.Bu çalışmada, Türkiye ve Rusya'daki tüketicilerin Amerikan, Alman, Japon ve Güney Kore otomobil ürünlerine karşı algıları tespit edilmeye çalışılmaktadır. Bu şekilde iki ülkedeki tüketicilerin algıları arasında farklılıkların olup olmadığı incelenmiştir. Anket uygulaması yapılan çalışmada, Rusya ve Türkiye'de 222'şer toplamda 444 anket analize dahil edilmiştir. Analizlerde Tüketici Etnosentrizmi, Menşe Ülke, Satın Alma Niyeti ve demografik özelliklerin ilişkileri incelenmiştir. | In parallel with the global economic developments, there is a significant increase in the number of business operations as well. Consumers have become subject to numerous products when compared to the past business era. This leads to a necessity of preference and choice between global and local products for consumers. As a result of these developments, the concepts of consumer etnocentrism and country-of-origin effect have become subject to many academic studies in marketing literature.This study aims to examine the Turkish and Russian consumers? perceptions regarding the American, German, Japanese and South Korean products. Thus, it is aimed to reveal the differences between the consumer attitudinal patterns in two countries. Based on a survey study (n russia=222; n turkey=222; n total=444), the relations between the constructs of consumer etnocentrism, country of origin effect, purchase intention and demographic variables are analyzed. | AHMET TUZCUOĞLU | 317021 | İstanbul Üniversitesi | Uluslararası İşletmecilik Ana Bilim Dalı | 2012 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RYan9_S-Z7Eir3xdWGXBiC_Wb_AY9Fx_X0RlzWAUlp3vyD4OWZAnK3UgMuX0QNrb | ./data/pdfs/317021.pdf | 6,556,804 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:05.809585 | 2025-06-03T21:05:52.363565 | 2025-06-04T08:36:44.615351 | 2025-06-04T09:24:13.971672 | ## Tablo 3.52: Demografik Özellikler ile Menşe Ülke Algısı ve Tüketici Etnosentrizmi İlişkisi - Katsayılar Ozet Tablosu
| | Tüketici<br>Etnosentrizmi | | Menşe Ülke Algıları | | | | | | | |
|-----------------------------------------|---------------------------|--------|---------------------|---------|--------|---------------|----------|---------|--------|---------------|
| | TÜRKİYE | RUSY A | TÜRKİYE | | | | RUSY A | | | |
| | | | A merika | Almanya | aponya | Güney<br>Kore | A merika | Almanya | aponya | Güney<br>Kore |
| Cinsiyet | 0,102 | 0,113 | -0,117 | 0,029 | 0,138 | 0.035 | -0.139 | -0.018 | -0,121 | 0.093 |
| Yaş | 0,236 | 0,134 | -0.116 | -0,176 | -0,044 | -0.074 | -0,192 | -0,095 | -0,101 | -0,142 |
| Medeni<br>Durum | 0,164 | 0,074 | -0.035 | -0,022 | 0,078 | 0,024 | 0,031 | -0,126 | -0,032 | -0,160 |
| Eğitim<br>Durumu | -0,325 | -0,040 | 0,081 | 0,170 | 0,079 | 0,026 | 0,066 | 0,275 | 0,194 | 0,042 |
| Gelir | -0,113 | 0,150 | -0,033 | -0,024 | 0,135 | -0,109 | -0,247 | 0,060 | 0,101 | 0.039 |
| SES | -0,094 | -0,102 | 0,188 | 0,159 | -0,042 | 0,023 | -0,010 | 0,153 | 0,097 | 0,128 |
| Yabancı<br>Ulkede<br>Yaşama<br>Deneyimi | -0,041 | 0,002 | -0.008 | 0,027 | -0,095 | -0,028 | 0,076 | 0,066 | -0,070 | 0,097 |
| Yabancı<br>Dil Bilgisi | -0,106 | -0,496 | 0,104 | 0,152 | 0,015 | -0,009 | 0,146 | 0,175 | 0,253 | 0,246 |
## Tablo 3.52. incelendiğinde; Cinsiyet ile sadece Türkiye'de Japon ürünlerine karşı
olan menşe ülke algısı arasında pozitif yönlü bir ilişki bulgusuna ulaşılmıştır.
Yaş ile Türkiye'de tüketici etnosentrizmi arasında pozitif yönlü bir ilişki vardır. Bir diğer ifade ile yaş arttıkça tüketici etnosentrizmi seviyesi de artmaktadır. Bunun yanında, yaş ile Türkiye'de Alman ürünlerine karşı menşe ülke algısı ile negatif yönlü ve Rusya'da Amerikan ürünlerine karşı menşe ülke algısı ile negatif yönlü ilişkiler tespit edilmiştir.
Medeni durum ile ilişkilere bakıldığında; Türkiye'de tüketici etnosentrizmi arasında pozitif yönlü bir ilişkiye rastlanmıştır, evlilerin etnosetrizm düzeyi bekarlara göre daha yüksektir. Bunun yanında, Rusya'da Güney Kore ürünlerine karşı menşe ülke algısı ile negatif yönlü ilişki tespit edilmiştir, bekarların Güney Kore ürünlerine karşı menşe ülke algısı evlilere oranla daha olumludur. | |
441786 | 43 | 87 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9369645714759827,
"polygon": [
[
1498,
1108
],
[
1504,
224
],
[
229,
215
],
[
223,
1098
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9050637483596802,
"polygon": [
[
1463,
193
],
[
1464,
151
],
[
1414,
150
],
[
1413,
192
]
]
}
]
} | MoPd katalizörlerin elektroliz sisteminde ve doğrudan metanollü yakıt pillerinde elektrot malzemesi olarak kullanımlarının incelenmesi / Investigation of MoPd catalysts as electrode materials for electrolysis and direct metanol fuel cells | Bu çalışmada C yüzeyine elektrokimyasal olarak Pd (*C/Pd), değişik pH'larda, kaplama akımlarında ve miktarlarda Mo (C/Mo) ve belirlenen optimum koşullarda Mo-modifiye edilmiş C/Mo yüzeyine değişik oranlarda MoPd çöktürülmüş C/Mo-MoxPdy elektrotlar hazırlanarak değişik teknikler ile karakterize edilmiştir. Hazırlanan elektrotların yüzey yapıları yüzey analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Elektrotlar 1 M KOH çözeltisinde katot olarak kullanılmış ve hidrojen gazı çıkışına katalitik etkileri incelenmiştir. Bu amaçla elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS) ve akım-potansiyel teknikleri kullanılmıştır. Elektrotlar ayrıca 1 M CH3OH içeren 0,1 M KOH çözeltisi içerisinde anot olarak kullanılmış ve değişik elektrokimyasal teknikler ile metanol elektrooksidasyonuna katalitik etkileri belirlenmiştir. Katalitik aktivitesi en yüksek olan elektrotun kararlılığı zamanla test edilmiştir. SEM görüntüleri Mo ve MoPd elektrotların yüzey alanının oldukça geniş olduğunu, EDX ölçümleri Pd metalinin yüzeye homojen olarak dağıldığını göstermiştir. Elde edilen elektrokimyasal sonuçlara göre C yüzeyinin ince bir Mo filmi ile kaplanması ile substratın elektrokatalitik etkisi artmış ve Pd çöktürme için daha iyi bir substrat malzemesi oluşturmuştur. C/Mo yüzeyine çok az miktarda Pd çöktürülmesi ile katalitik etki artmıştır. Mo ve Pd'nin bir arada çöktürülmesi ile oluşan sinerjistik etki ile hidrojen oluşumu için daha iyi katot ve etanol elektrooksidasyonu için daha iyi anot elde edilmiştir. En yüksek etkinlik, 50:50 oranında molibden ve paladyum iyonlarını içeren banyo çözeltisinde çöktürülmüş Mo-modifiye C/Mo-Mo50Pd50 elektrotta elde edilmiştir | In this study, Pd (*C/Pd) and Mo (C/Mo) at various pHs, deposition current densities and amounts (C/Mo) were electrochemically deposited over a C substrate. MoPd binary deposits with various ratios were electrochemically deposited over the C/Mo which was obtained at optimum conditions. The surfaces of the catalysts were examined by surface analysis techniques. The prepared electrodes were used as cathode in 1 M KOH solution and their hydrogen evolution activities were investigated. Additionally, their catalytic activity against metanol electrooxidation was investigated in 0.1 M KOH solution in the presence of 1 M CH3OH. The time-stability of the best electrode was also tested in the operation conditions. SEM images showed that Mo and MoPd-modified electrodes have large surface area, and EDX results indicated that Pd almost homogeneously distributed over the surface. Electrochemical studies showed that the modification of C by a thin Mo film enhances electrochemical activity of the substrate. In this way, a very suitable substrate for Pd deposition was obtained. The deposition of a small amount of Pd over the Mo-modified C enhances its activity. CO-deposition of Mo and Pd results with a better cathode for hydrogen evolution and better anode for the methanol electrooxidation reaction. The best activity for both of these reactions was obtained at the C/Mo-Mo50Pd50. | DERYA DİLEK DEMİR | 441786 | Bingöl Üniversitesi | Kimya Ana Bilim Dalı | 2016 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrDEgQd4zgGFxmfqdzg4Jfth13eBcSwn0GePAfGpduVv7 | ./data/pdfs/441786.pdf | 17,429,267 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.711047 | 2025-06-03T21:18:15.559691 | 2025-06-04T08:36:44.620735 | 2025-06-04T09:24:14.311128 | tersinmez olarak adsorplaması ve bu nedenle zehirlenmesi nedeni ile pratik uygulamalarda kullanılamamaktadır. Pt grubu metalleri içerisinde yüksek performansa sahip bir diğer metal ise Pd'dur. Yüksek H adsorpsiyonu nedeni ile hidrojen çıkışı reaksiyonlarında arzu edilen sonuçlar elde edilememektedir. Ancak, yüksek H adsorpsiyonu (hidrojen çıkış reaksiyonunda birinci ve en önemli basamak) özelliği olan Pd metali, desorpsiyon özelliğini dengeleyecek ikinci bir metal ile alaşım yapılması bu dezavantajı giderebilecek ve arzu edilen katalitik etkilerin elde edilmesini sağlayabilecektir. Yukarıda da özetlendiği gibi bu reaksiyonu en iyi katalizleyecek ve Pt grubu metallere göre oldukça ucuz olan bir diğer metal de Mo'dir. İkili alaşım oluşturulması metanol elektrooksidasonu için de önemli avantajlar sağlayabilir. Bu nedenle bu çalışmada daha önce literatürde ilk değişik oranlarda MoPd olacak şekilde C/Mo-MoPd elektrotlar hazırlanmıştır. C yüzeyinin öncelikle ince bir Mo filmi ile kaplanması substratın elektrokatalitik etkisini daha da arttırmıştır. Hazırlanan elektrotlar katot olarak elektroliz sisteminde hidrojen gazı elde edilmesinde ve ayrıca anot olarak metanol elektrooksidasyonunda kullanılmıştır.
## 1 | |
677100 | 20 | 123 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9414257407188416,
"polygon": [
[
1356,
2111
],
[
1373,
299
],
[
174,
288
],
[
157,
2100
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8424921035766602,
"polygon": [
[
791,
2221
],
[
791,
2175
],
[
744,
2175
],
[
744,
2221
]
]
}
]
} | Teknoparklarda ar-ge projesi değerlendirme süreci: Model önerisi / Evaluation process of r&d projects in technoparks: Model proposal | Bu araştırma teknoparklara başvuran ve teknopark yönetici şirketleri tarafından hakemler aracılığı ile değerlendirilen Ar-Ge projelerinin bu yolculuklarını incelemek ve uygulamada başarılı olacak bir model önermek amacıyla yapılmıştır.
Araştırmada Ar-Ge projelerinin teknoparklara başvurusundan başlayarak geçtiği aşamaları ve ağırlıklandırılmış değerlendirme kriterlerini oluşturmak üzere literatür taraması, pilot görüşmeler, derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Ar-Ge projesi değerlendirme süreci, değerlendirme yöntem ve kriterleri hakkında teknoparklar ve Ar-Ge ekosistemi hakkında ortalama 11 yıl tecrübeye sahip teknopark genel müdürü, üst düzey yönetici, konusunda uzman akademisyen ve sektör temsilcisi hakemlerle derinlemesine mülakatlar yapılmış ve analiz edilmiştir. Ayrıca derinlemesine mülakatların sonunda katılımcılar tarafından yüzde ağırlık olarak puanlanan kriterlerin ortalaması alınarak projelerin seçiminde değerlendirme kriterlerinin hangisinin ne kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.
Araştırmada elde edilen veriler analiz edilerek teknoparkların tercih edebilecekleri iki ayrı model önerisi ortaya çıkmıştır. Birinci model hakem maliyetleri görece düşük, yüz yüze görüşmeler ya da yerinde ziyaretler ile desteklenmesi gereken bireysel hakem değerlendirmesi modelidir. İkinci model ise hakem maliyetlerinin tolere edilebildiği teknoparklar için bireysel hakem değerlendirmesi ve yüz yüze sunum ya da görüşmelerin yapılacağı değerlendirme kurulu aşamalarını birleştiren hibrit bir modeldir.
Ar-Ge projeleri değerlendirme sürecinde hangi kriterlerin hangi ağırlıkta olması gerektiğini gösteren bir tablo da oluşturulmuştur. Projenin rekabet gücü ve ticarileşme potansiyeli %14,2 ile en önemli kriter, projenin teknoloji düzeyi ve Ar-Ge yönü de %13,2 ile ikinci en önemli kriter olarak ortaya çıkmıştır. Projelerin sadece kâğıt üzerinden değil yüz yüze görüşmeler neticesinde değerlendirilmesi gerektiği ve teknopark yöneticilerinin Ar-Ge projeleri değerlendirilirken hakem ve uzmanların yanında karar mekanizmalarının içinde aktif bir şekilde yer alması gerektiği sonucuna da ulaşılmıştır. | This research was carried out to examine these journeys of R&D projects that applying to technoparks and evaluated by technopark management companies through referees and to propose a model that would be successful in practice.
In the research, literature review, pilot interviews and in-depth interviews were conducted to establish the stages and weighted evaluation criteria of R&D projects starting from the application step. About the R&D project evaluation process, evaluation methods and criteria, in-depth interviews were conducted with the technopark general manager, senior manager, expert academicians and sector representative referees, who have an average of 11 years of experience in Technoparks and the R&D ecosystem. In addition, at the end of the in-depth interviews, the average of the criteria scored by the participants as percent weight was taken to determine which evaluation criteria were important in the selection of projects.
By analyzing the data obtained in the research, two different model proposals that technoparks can choose have emerged. The first one is the individual referee evaluation model, which is relatively low in referee costs and needs to be supported by face-to-face meetings or on-site visits. The second one is a hybrid model for technoparks where referee costs can be tolerated, combining the stages of individual referee evaluation and evaluation board where face-to-face presentations or interviews will be made.
A table showing which criteria should be weighed how much in the evaluation process of R&D projects has also been created. The competitiveness and commercialization potential of the project emerged as the most important criteria with 14.2%, while the technology level and R&D aspects of the project emerged as the second most important criteria with 13.2%. It has also been concluded that the projects should be evaluated not only on paper but also on face-to-face meetings. Technopark managers should take an active part in decision mechanisms alongside referees and experts while evaluating R&D projects. | BİLAL TOPÇU | 677100 | İstanbul Medeniyet Üniversitesi | Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAkbOupfc_5vWL_6ednNIGaUV3vPsLwJv-8RMRmtdE6ln | ./data/pdfs/677100.pdf | 3,359,724 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.137557 | 2025-06-03T21:21:41.717248 | 2025-06-04T08:36:44.729509 | 2025-06-04T09:24:14.565119 | yaşam döngüsünü; proje seçım aşaması, proje yürütme aşaması ve uygulama aşaması olarak üç aşamada karakterize etmiştir. Değerlendirme modellerinin ve performans ölçüm kriterlerinin her aşama için farklılaşacağını belirtmiştir.
Tian, Ma ve Liu (2002) Ar-Ge proje seçiminde kullanılan matematiksel modelleri bilgi kurallarıyla bütünleştiren hibrit bir yöntem oluşturmuştur. Yöntem, Ar-Ge proje seçimindeki tüm karar aşamalarını kolaylaştırmak üzere tasarlanmıştır ve Çin Ülusal Doğa Bilimleri Vakfi'nda (NSFC) Ar-Ge projelerinin seçiminde kullanılmıştır. Linton ve diğerleri (2002) Ar-Ge proje değerlendirmesi için uygun ölçülerin seçildiği durumlarda analız, sıralama ve seçimi ele almıştır. Osawa ve Murakami (2002) Ar-Ge projesinin gelecekteki etkinliğini finansal güvenilirlik açısından değerlendirmek, hem proje liderleri hem de yönetim personeli tarafından tüketilen zaman ve yükü de azaltmak için kriterlerin verimli bir şekilde önceliklendirildiği yeni bir metodoloji önermiştir. Bu metot Sumitomo Electric Industries'in (SEI) tüm Ar-Ge projelerine uygulanmıştır ve ayda 150 proje gibi birçok Ar-Ge projesini kısa sürede değerlendirmek için kullanışlı bir sistem olarak kabul edilmektedir.
Hsu, Tzeng ve Shyu (2003) karar verici gruplar arasında her bir kritere yönelik ağırlık farklılıklarının olduğunu belirtmiş, hükümet ve akademinin sosyal faydalara daha fazla önem verdiği, araştırmacıların fikri mülkiyetlerle daha fazla ilgilendiği ve endüstriden uzmanların fizibiliteyi önemsediklerini belirtilmiştir. AHP ve uzmanların öznel yargılarını puanlamada bulanık yaklaşım kullanarak Tayvan'daki bir ulusal araştırma enstitüsünde uyguladıkları yöntemin, Ar-Ge projesi değerlendirmeye uygun olduğu ortaya çıkmıştır.
Roper, Hewitt-Dundas ve Love (2004) kamu tarafından desteklenen Ar-Ge projelerinin bölgesel faydaları için bir ön değerlendirme çerçevesi çalışmıştır. K. Wang, Wang ve Hu (2005) AHP modeli kullanarak Çin'de çok disiplinli Ar-Ge projelerini değerlendirmek için bir sistem geliştirmiştir. Bu sistemde yatay bulanık puanlama ile dikey bir AHP yapısı oluşturulmuş, kriterler ulusal düzeyde uzman değerlendiricilerden oluşan bir anketten elde edilmiştir. Sistem, Çin Bilim ve Teknoloji Bakanlığı tarafından birden fazla alanda çok sayıda Ar-Ge projesini değerlendirmek için uygulanmıştır. Mohanty, Agarwal, Choudhury ve Tiwari (2005) Ar-Ge proje seçiminin çeşitli değişkenleriyle ilişkili belirsizlik ve belirsizliğin | |
659874 | 73 | 92 | {
"labels": [
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9604439735412598,
"polygon": [
[
466,
936
],
[
1246,
933
],
[
1244,
417
],
[
464,
420
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9195417761802673,
"polygon": [
[
1438,
421
],
[
1438,
175
],
[
252,
173
],
[
251,
419
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9134700894355774,
"polygon": [
[
256,
2092
],
[
1474,
2091
],
[
1473,
1023
],
[
255,
1024
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8850288391113281,
"polygon": [
[
891,
2206
],
[
892,
2160
],
[
836,
2159
],
[
835,
2205
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.7631186842918396,
"polygon": [
[
1213,
1004
],
[
1213,
956
],
[
473,
956
],
[
473,
1004
]
]
}
]
} | Fotovoltaik sistemler için yüksek kazançlı da-da dönüştürücü tasarımı / Design of a high-gain da-da converter for photovoltaic systems | Yüksek anahtarlama frekansına sahip da-da dönüştürücüler günlük hayatta kullanılan birçok teknolojik cihazın bir parçası olmuştur. Bu dönüştürücülerin, küçük boyut ve yüksek verimlilik gibi özelliklere sahip olması istenir. Yüksek frekans anahtarlamalı bu dönüştürücüler, kontrol kolaylığı, hızlı tepki ve yüksek güç yoğunluğu nedeniyle akü şarj istasyonları, yenilenebilir enerji sistemleri, yakıt hücreleri, güç faktörü düzeltme devreleri, led aydınlatma gibi endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Yüksek gerilim kazancına sahip bu da-da dönüştürücüler, özellikle fotovoltaik sistemlerdeki mikro eviricilerin giriş gerilimlerini elde etmek için kullanılmaktadır. Fotovoltaik sistemlerde yaygın olarak kullanılması, bu dönüştürücüler üzerinde yapılan araştırmaları yoğunlaştırmıştır.
Bu tez çalışmasında yüksek kazançlı bir Sarmaşık tipi da-da dönüştürücü devresi matematiksel olarak modellenmiş ve benzetim modeli MATLAB/Simulink ortamında oluşturulmuştur. Benzetim çalışmaları ile elde edilen sonuçların uygulanabilirliği tartışılmıştır. İncelenen da-da dönüştürücü yapısı, düşük görev periyodu ile yüksek çıkış gerilimi sağlamak için birleştirilmiş indüktanslardan oluşmaktadır. Bu yapı anahtarlamalı yükselten tip dönüştürücüye entegre edilmiştir. Bu dönüştürücü yapısının önemli bir avantajı, güç anahtarları ve diyotlar üzerindeki gerilim streslerinin düşük olmasıdır. Böylece düşük maliyetli ve yüksek performanslı yarı iletken anahtarlama elemanları kullanılabilmektedir. Ayrıca, tüm diyotların ters geri kazanım problemi azaltılmakta ve anahtarlama elemanlarının sıfır akımdaki anahtarlama (ZCS) işlemi de sağlanmaktadır. Ek olarak pasif kilitleme devreleri, anahtarlama elemanlarının kapanma anları sırasında oluşan gerilim yükselmelerini bastırmak için kullanılmaktadır. Bu tezde 25V giriş gerilimi ve 400V çıkış gerilimine sahip 200W gücündeki bir da-da dönüştürücünün tasarımı ve benzetim çalışması gerçekleştirilmiştir. Benzetim çalışması sonucunda dönüştürücü yapısının çalışma prensibi ve sürekli durumdaki kararlılık analizi açıklanmıştır. | da-da converters with high switching frequency have been a part of many technological devices used in daily life. These converters are desired to have characteristics such as small size and high efficiency. These high-frequency switched converters are widely used in industrial applications such as battery charging stations, renewable energy systems, fuel cells, power factor correction circuits, led lighting due to their ease of control, fast response and high power density. These da-da converters with high voltage gain are especially used to obtain the input voltages of microswitches in photovoltaic systems. Their widespread use in photovoltaic systems has intensified research on these converters.
In this thesis, a high-gain interleaved converter circuit was modeled mathematically and the simulation model was created in MATLAB / Simulink environment. The applicability of the results obtained through simulation studies has been discussed. The studied transformer structure consists of inductances combined to provide high output voltage with low duty period. This structure is integrated in the switched step-up type converter. An important advantage of this converter structure is that it reduces voltage stress on power switches and diodes. So, low cost and high performance semiconductor switching elements can be used. In addition, the reverse recovery problem of all diodes is reduced and the zero current switching (ZCS) operation of the switching elements is also provided. In addition, passive locking circuits are used to suppress the voltage spikes that occur during the closing moments of the switching elements. The design and simulation study of a 200W da-da converter with 25V input voltage and 400V output voltage was carried out. As a result of the simulation study, the working principle and steady state stability analysis of the converter structure are explained. | MURAT BİRKAN | 659874 | Batman Üniversitesi | Yenilenebilir Enerji Sistemleri Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs10O6SZidjoMBcePKT0AOMecf4fYNuKZ1gN0rnCK8Jbo | ./data/pdfs/659874.pdf | 2,399,309 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:09.852850 | 2025-06-03T21:09:45.578683 | 2025-06-04T08:36:46.716453 | 2025-06-04T09:24:14.991027 | indüktörlerinin sarım oranı arttıkça, Sı ve S2 anahtarları ile Dc1 ve Dc2 clamp diyotları üzerindeki gerilim stresinin azaldığı diğer yandan Dı ve D2 çıkış diyotları üzerindeki gerilim stresinin arttığı görülmektedir. Bu bakımdan kuplaj indüktörlerinin sarım oranı yarıiletken elemanlar üzerindeki gerilim stresini en aza indirecek şekilde belirlenmelidir.

Şekil 5.7 Yarıiletken elemanlar üzerindeki gerilim stres diyagramı.
## 5.4. Pasif Elemanların Tasarımı
Sürekli durum modunda mıknatıslanma indüktörleri üzerinde arzu edilen ΔİLm akım dalgalanmasını elde edebilmek için LM1 ve LM2 indüktansları eşitlik 5.15'deki gibi hesaplanır.
$$L\_{\rm M1} = L\_{\rm M2} = \frac{\rm DV\_{\rm in}}{f\_{\rm S} \Delta l L m} \tag{5.15}$$
Kuplaj indüktörlerinin kaçak indüktansı, Sı ve S2 anahtarlarının sıfır akımda anahtarlama (zero current switching-ZCS) altında açılmasına neden olur. Bu nedenle ZCS koşulunu gerçekleştirmek için Lıkı kaçak indüktansları eşitlik 5.16'daki gibi hesaplanır.
$$\mathbf{L}\_{\rm lk1} = \mathbf{L}\_{\rm lk2} \ge \frac{\mathcal{D}\mathbf{V}\_{\rm L1k}\mathbf{t}\_{\rm r}}{2\Delta\mathbf{I}\_{\rm S}}\tag{5.16}$$
Burada tr anahtarlama elemanı üzerindeki akımın yükselme zamanını, Δİç ise iletime geçme süresi boyunca akımdaki değişimin genliğini ifade eder. Dönüştürücü çıkış gerilimindeki dalgalanmanın minimum olması arzu edilir. Bu bakımdan ΔV2 gerilim dalgalanması çıkıştakı kapasitörlerin değerinin belirlenmesinde en önemli faktordür. Dolayısı ile çıkış kapasitörleri olan Cı ve C2 nin uygun değeri eşitlik 5.17 ile elde edilir. | |
679944 | 40 | 121 | {
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8763779401779175,
"polygon": [
[
910,
139
],
[
910,
91
],
[
856,
90
],
[
855,
138
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.7430164217948914,
"polygon": [
[
1470,
2024
],
[
1481,
230
],
[
287,
223
],
[
277,
2018
]
]
},
{
"class": "Kısaltmalar",
"confidence": 0.4560723900794983,
"polygon": [
[
1088,
2070
],
[
1093,
447
],
[
247,
445
],
[
242,
2068
]
]
}
]
} | Sığırların oküler yassı hücreli karsinomlarında apoptoz ve otofajinin immunohistokimyasal yöntemlerle belirlenmesi / Determination of apoptosis and autophagy in cattle ocular squamous cell carcinomas by immunohistochemical methods | Oküler yassı hücreli karsinom olgusu Kars'ta sığırlarda en fazla görülen neoplazilerdendir. Bu çalışmada 2012-2021 yılları arasında Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma Hastanesine getirilen 45 adet oküler yassı hücreli karsinomlu sığırdan alınan neoplastik kitleler çalışma materyali olarak kullanıldı. Alınan kitlelerin birbirinden farklı büyüklüklerde olduğu ve kanamalı, ülseratif bir eksudatla kaplı, karnabahar ya da papillomatoz şekilli oldukları gözlendi. Alınan kitleler histopatolojik inceleme amacıyla hematoksilen-eozin ile boyandı. Histopatolojik değerlendirme sonucunda epidermisten dermise doğru atipik keratinositlerin farklılaşmasıyla karakterize neoplastik oluşumlar olduğu tespit edildi. Eozinofilik sitoplazmalı, buzlu cam görünümde değişik boyutlarda hücrelerden oluşan tümör adacıkları ile bu adacıkların merkezinde keratin incilerinin bulunduğu saptandı. Vakalar, tümör incilerinin yoğunluğu ve sayısı ile pleomorfizim durumlarına göre iyi diferensiye, orta diferensiye ve kötü diferensiye olmak üzere üç gruba ayrıldı. Bunlar dışında mitotik aktivitede diferensiyasyon derecesini etkileyen diğer bir faktör olduğu belirlendi. Oküler yassı hücreli karsinom olgusunda apaptoz ve otofajinin rolünü belirlemek için, apoptoz markeri olarak Kaspaz-3 ve AIF, otofaji markeri olarakta LC3B boyandı. Boyamalar sonucunda Kaspaz-3 ve LC3B boyamalarında, diferensiyasyon derecelerine göre ayrılmış gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, AIF immunohistokimyasal değerlendirmesinde gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edildi.
Sonuç olarak yapılan histopatolojik ve immunohistokimyasal değerlendirmeler sonucunda sığırların oküler yassı hücreli karsinom vakalarında kaspaz bağımlı bir apoptozun, kaspaz bağımsız apoptozdan daha baskın olduğunu ve otofaji ile apoptozun tümör agresifliğinde ve ilerlemesinde ortak bir rol oynayabileceğini düşündürdü.
Anahtar Kelimeler: Sığır, oküler yassı hücreli karsinom, histopatoloji, immunohistokimya, apoptoz, otofaji | Ocular squamous cell carcinoma is one of the most common neoplasms in cattle in Kars. In this study, neoplastic masses taken from 45 cattle with ocular squamous cell carcinoma brought to Kafkas University Faculty of Veterinary Medicine Research Hospital between 2012-2021 were used as study material. It was observed that the masses were of different sizes, bleeding, covered with an ulcerative exudate, and were in the shape of cauliflower or papillomatosis. The masses were stained with hematoxylin-eosin for histopathological examination. Histopathological evaluation revealed neoplastic formations characterized by differentiation of atypical keratocytes from the epidermis to the dermis. Tumor islets consisting of eosinophilic cytoplasm, ground glass-like cells of different sizes and keratin pearls were found in the center of these islets. The cases were divided into three groups according to the density and number of tumor pearls and their pleomorphism status as well-differentiated, moderately differentiated and bad-differentiated. Apart from these, it was determined that there is another factor affecting the degree of differentiation in mitotic activity. In order to determine the role of apoptosis and autophagy in ocular squamous cell carcinoma, Caspase-3 and AIF as apoptosis markers and LC3B as autophagy markers were stained. As a result of the staining, a statistically significant difference was observed between the poorly differentiated and good and moderately differentiated groups in Caspase-3 and LC3B staining, while there was no significant difference between the groups in the AIF immunohistochemical evaluation.
In conclusion, histopathological and immunohistochemical evaluations suggested that a caspase-dependent apoptosis is more dominant than caspase-independent apoptosis in ocular squamous cell carcinoma cases of cattle, and that autophagy and apoptosis may play a common role in tumor aggressiveness and progression.
Keywords: Bovine, ocular squamous cell carcinoma, histopathology, immunohistochemistry, apoptosis, autophagy | AYFER YILDIZ | 679944 | Kafkas Üniversitesi | Patoloji (Veterinerlik) Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAsBVU2LDu61cundttLl8BCr-EnyHiFsR9aPeztl21mCD | ./data/pdfs/679944.pdf | 5,742,293 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.989581 | 2025-06-03T21:18:15.635042 | 2025-06-04T08:36:46.717741 | 2025-06-04T09:24:15.310662 | (örn., Bax, Puma, Noxa), nekroz (örn., Katepsin Q), otofaji, kök hücre homeostazı (ör. p21), anjiyogenez (ör. Trombosopondin-1), yaşlanma (ör. Pai-1) ve metabolizmada (ör. Tigar, Sco2, Glut1, Glut4) rol oynayan, artan sayıda hedef geni etkinleştiren veya baskılayan bir transkripsiyon faktörü görevi görür (Stegh 2012). p53 içermeyn ya da çok az bulunduran tümör hücreleri, apoptozdan kaçabilir ve daha kötü huylu tümöral varyantlara doğru ilerleyebilir (Letai 2017).
## 2.2.6.Apoptoz Teşhis Metotları
- 1-) Morfolojik görüntüleme metotları
- 1. İşık Mikroskobu
- a. Hematoksilen-Eozin Boyama
- b. Giemsa Boyama
- 2. Floresan Mikroskobu / Lazerli Konfokal Mikroskop
11
- a. Propidium Iyodür (PI)
- b. Hoechst Dye
- 3. Elektron Mikroskobu
- 4. Faz Kontrast Mikroskobu
## 2-) Immunohistokimyasal metotlar
- 1. Anneksin V Yöntemi
- 2. TUNEL Yöntemi
- 3. M30 Yöntemi
- 4. Kaspaz-3 Yöntemi
## 3-) Biyokimyasal metotlar
1. Agaroz Jel Elektroforezi - DNA fragmentasyonu | |
219769 | 20 | 79 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9427720904350281,
"polygon": [
[
1489,
2046
],
[
1499,
310
],
[
249,
303
],
[
240,
2039
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8624012470245361,
"polygon": [
[
1464,
139
],
[
1465,
89
],
[
1409,
88
],
[
1408,
138
]
]
}
]
} | Uluslararası bale yarışmalarında kullanılmak üzere çağdaş solo koreografisi / Solo modern (contemporary) dance choreography in international classical ballet competitions | A.B.D `in New York şehrinde organize edilen `'Youth American Grand Prix''adlı yarışmasında kullanılmak üzere, yarışma kurallarına uygun olarakhazırlanan çağdaş dans parçası Doğu Sisi `Eastern Mist', Yüksek Lisansbitirme eseri, eserin oluşumunda kullanılan metodlar, müzik seçimi, kostümyapımına kadar olan süreç, sahnelenişi, elde edilen başarı ve yorumlar esermetnini oluşturmuştur.Eser bu yarışmaya katılan dansçı Gözde Özgür için hazırlanmıştır. Dansçınınbir yarışmacı olarak estetik, teknik, kabiliyet ve özellikleri, yarışma kuralları vedetayları göz önünde tutularak hazırlanmış ve başarılı olmuştur. Eser vemetninin ülkemizde bu gibi yarışmalar için hazırlanacak koreografik parçalarabir örnek olması amaç edinilmiştir. Dansçı, Gözde Özgür elde ettiği başarıneticesi kazandığı bursla yurt dışında eğitimini sürdürmektedir.Anahtar Kelimeler: Klasik bale, Modern dans, koreografi | Eastern Mist (Doğu Sisi) has been choreographed for an international balletcompetition `?Youth American Grand Prix?? in New York City. The piece hasbeen prepared accordingly with attention payed to details given by thecompetition commitee. From costume to music selection, the choreographicprocess and the methods applied up to its stating, the success and thepositive input received is the theme of this thesis.The piece has been choreographed for the competition candidate GözdeÖzgür. Her specific esthetic and technical talents, together with the rules anddetails given by the competition commitee has been given the priority and thegoal has been achieved. We hope that both the choreographic piece and thethesis will serve as a guide for future competition choreographers. Thecompetitor Gözde Özgür is now continuing her education abroad with theprice she has recevied.Key Words: Classical ballet, Modern dance, Choreography. | AHMET VOLKAN ERSOY | 219769 | Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi | Sahne Sanatları Ana Bilim Dalı | 2007 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wBmNpkQC9Nhi90NLW7E7-eIEeqVwWGw2ujGiW5Iku7ISHSQRs2JkGdWMmbHezLzo | ./data/pdfs/219769.pdf | 3,967,664 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.719552 | 2025-06-03T21:21:09.656416 | 2025-06-04T08:36:46.986508 | 2025-06-04T09:24:15.519945 | 'Skinny Jean' adıverilen, dar kot ve ugg botlar, Kate Moss 'un giymesinden sonra tüm dünyada moda olmuş ve tıpkıonun kombinlediği şekilde kullanılmıştır.
Stil ikonlarımodanın en büyük ilham kaynağınır. Yaşadıklarıdönemde yaşam tarzlarıyla, giysileri yorumlay şlarındaki özgünlükleri ve cesaretleriyle modacılara ve takipçilerine ilham verirler. Modacıların giysilerinin yaygınlaşmasınısağlarlar.
Ünlü modacılar bazen sadece bir ikondan ilham alarak koleksiyon yapmaktadırlar ve bir stil ikonu ölümünden sonra da ilham kaynağıolabilir. 2000li yıllarda yaşanan nostalji özlemi, eski film yıldızlarının, şarkıcılarının ve diğer stil ikonlarının tarzlarının neredeyse bire bir kopya edilerek yeniden piyasaya sürüldüğü bir dönem olmuştur.
Moda aslında bir döngüden ibarettir. Belli aralıklarla kendini tekrar eder. Dönem dönem yaşanan bu değişimleri anlatmanın en iyi yolu, o dönemin stil
ikonlarından birini gündeme getirmektir.
Günümüzün tasarımcılarından John Galliano ve Alexander Mc Queen tasarımlarında sıklıklarının ve tarihteki insanlardan ilham
almaktadırlar. 2005/2006 sonbahar/kış koleksiyonlarında bu iki tasarımcıda yakın tarihte yaşamış iki farklıstıl ikondan ilham alarak geçmiş dönemlerin giysilerini yeniden yorumlamıştır.
| ohn Galliano 60'lıyılların stil ikonlarından olan Edie Sedgwick'den ilham almıştır. Andy Warhol'un filmlerinde oynadıktan sonra ünlenerek mankenliğe başlayan Edie, androjen görüntüsüyle 6011yılların modasında etkili
olmuştur. K
ısa platin saçları, siyah mus çorabı mini şortlarıve büyük küpeleri Edie Sedgwick stilinin en belirgin öğeleridir.
r om Galliano 2005/2006 Sonbahar/K tarz nı makyaj nıve saçınıneredeyse birebir olarak yansımıştır. | |
674198 | 70 | 162 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9059768319129944,
"polygon": [
[
1487,
1987
],
[
1497,
155
],
[
127,
148
],
[
117,
1979
]
]
}
]
} | Polisiye filmlerde polislik mesleği temsili: Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare örneklerinde nitel bir analiz / Representation of police profession in dedective films: A qualitative analysis of the examples of Hunting Season, Dragon Trap and Five Minarets in New York | Bu çalışmanın amacı, yakın dönemde çekilmiş olan Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare isimli polisiye filmlerinin göstergebilim ve nitel içerik analizi yapılabilmesi maksadı ile seçilen sekiz kategori olan Polis Bürokrasisi, Personel Kaynağı, Gerçek Polislik, Duayen Polisler, Üniformanın Ağırlığı, Zor Kullanma Ölçütü, Polisin Takdiri ve Uygulamadaki Açmazlar konularında sosyolojik analizini yapmaktır. Araştırmada, seçilen filmlerde sosyolojik yöntemle çözümlemeler yapılırken, mesleki tespitler üzerinden hareket edilmiştir. Araştırmamızda yöntem olarak içerik analizi içinde yer alan nitel analiz kullanılmıştır. Nitel çözümleme, içeriğin örtülü anlamını, yani kaynağın ilettiği mesajların arka planını ve bağlamını, mesajların kodlanmasındaki örtülü niyetleri ve güdüleri araştırmaya yarayan bir araştırma tekniği olarak tanımlanmaktadır. Araştırmamıza konu olan filmlerin yapım aşamasında EGM tarafından fiili destek verilerek çekilmiş olması, kurumun kendisini tanıtma çabası olarak değerlendirildiğinde, bu filmlerin birbirleri ile olan benzerliğinin ya da göreli olumlu olumsuz yönlerinin sosyolojik bir araştırma olarak ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. | The aim of this study is analysis of the recently shot Turkish Crime films, Hunting Season, The Dragon Trap and Five Minarets in New York with the semiotics and qualitative analysis sociological methodology. The study continues with eight categories selected for the purpose of categorical analysis; Police Bureaucracy, Personnel Resource, Real Policing, Doyen Police, Weight of Uniform, Police Appreciation and Impasse in Practice. In the research, while analyzing the selected films with sociological method, vocational determinations were made. In our research, qualitative analysis in content analysis was used as a method. Qualitative analysis is defined as a research technique to investigate the implicit meaning of the content, that is, the background and context of the messages transmitted by the source, the implicit intentions and motives in coding the messages. The fact that the films subject to our research were shot by the General Directorate of Turkish Police with actual support during the production phase, and when evaluated as an effort to introduce the institution itself, it was aimed to reveal the similarity or relative positive and negative aspects of these films as a sociological research. | BARIŞ EKE | 674198 | Ankara Üniversitesi | Sosyoloji Ana Bilim Dalı | 2020 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAj-Zfbx_DBMApYdqrbwf8DK3SM9Gu94ipm3RpSxlMU7S | ./data/pdfs/674198.pdf | 4,805,377 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.200368 | 2025-06-03T21:15:15.472226 | 2025-06-04T08:36:47.573932 | 2025-06-04T09:24:15.911757 | ## III. BÖLÜM
## 3. Film Analizleri
Genel çerçevemizi belirledikten sonra, araştırmamıza dâhil etmiş olduğumuz üç polisiye sinema filminin derinlemesine analizini gerçekleştirmek amacı ile sinema filmleri izlenerek temel verileri ortaya konmuştur. Oncelikle filmlerin künyeleri tespit edilmiş, analizimize yardımcı olabilmesi için sinopsisler ve baş karakterlerin değerlendirmesi yapılmıştır. Bu değerlendirmeler, filmlerin çekildikleri dönemdeki toplum yapısı ve tiplemeler ile ilişkileri ortaya koyması açısından önem arz etmektedir. Araştırmamızın ilk öznel boyutu olarak, filmlerin teşekkürler kısmının dökümleri yapılarak yazılı hale getirilmiştir. Bu metinde yer alan kişi ve kuruluşların araştırması yazılı ve görsel kaynaklardan yapılarak filmlerin yapım aşamasında alınan destekler tespit edilmeye çalışılmıştır. Daha sonra içerik üzerinde gösterge analizi boyutunda çözümleme yapılmış, emniyet teşkilatının hangi görseller ile temsiller vermeye çalıştığı tespit edilmiştir. Analizimizde üçüncü boyut olan kategorik analiz kısmında
ise filmler tekrar izlenerek kategorilerimize örnek teşkil eden dakikalar not alınarak yazılı hale
getirilmiş ve araştırma sorularımızın cevapları bulunmaya çalışılmıştır.
## 3.1. Av Mevsimi
## 3.1.1. Filmin Künyesi
Tür: Dram-Polisiye
Yapım Yılı: 2010, Türkiye
Yönetmen: Yavuz Turgul
Senarist: Yavuz Turgul
Yapımcı: Fida Film (Murat Akdilek-Jeff Medina) | |
460631 | 34 | 403 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9380559921264648,
"polygon": [
[
1504,
1199
],
[
1509,
230
],
[
302,
224
],
[
297,
1193
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8951194882392883,
"polygon": [
[
931,
2207
],
[
933,
2160
],
[
876,
2158
],
[
874,
2205
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.7689324021339417,
"polygon": [
[
1513,
2121
],
[
1517,
1273
],
[
298,
1267
],
[
293,
2115
]
]
}
]
} | Hattat Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri / Calligrapher Hasan Rıza Efendi's life and his works | Hasan Rıza Efendi, hat sanatı tarihinde, Şeyh Hamdullah ile zuhur etmeye başlayan Osmanlı hat mektepleri arasında, XIX. yüzyıla gelindiğinde öne çıkan Kadıasker Mustafa İzzet Efendi mektebinin başlıca temsilcilerinden ve son dönem Osmanlı hat sanatı denince ilk hatırlanacak olan isimlerden biridir. Bu çalışmada, Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri, hat sanatı çerçevesinde ele alınıp, onun hat sanatındaki yeri ve önemi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu yapılırken, imkanlar ve şartlar dahilinde, tespit edilen ve katkıları olabilecek tüm kurum, şahıs ve yayınlara başvurulmuştur.
Çalışma sürecinde, Hasan Rıza Efendi'nin günümüze yakın bir asırda yaşamış olmasının, tespit edilen eser sayısının fazla olmasını sağlamıştır. Bununla birlikte Rıza Efendi'nin, A. Süheyl Ünver gibi kültür ve medeniyet muhafızı bir kimliğin yakın akrabası olması ve onun tuttuğu notlar sayesinde, hakkında başka bir hattata nasip olmayacak özellikte detay sayılabilecek bilgilere ulaşmak mümkün olmuştur.
Başvurulan kaynaklardan elde edilen tüm verilerin ele alınıp değerlendirilmesi neticesinde, çok yönlü kişisel özellikleri de olan Rıza Efendi'nin, hat sanatının hemen hemen tüm kullanım sahalarında verdiği eserler ve bilhassa Mushaf kitabetindeki yeri bakımından, hat sanatı tarihinde örnek bir sanatkâr olarak öneminin büyük olduğu anlaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: hattat, hat sanatı, Hasan Rıza | Hasan Rıza Efendi, one of the first names to be remembered in the last period of Ottoman calligraphy art, is one of the main representatives of the school of Kadıasker Mustafa Izzet Efendi which became prominent during the XIX century after the appearance of the Ottoman calligrafhy establisment thanks to Sheikh Hamdullah.
In this study, Hasan Riza Efendi's life and works were studied within the framework of art of calligraphy to reveal its place and importance in calligraphy. All related institutions, individuals and publications were tried to be identified and investigated to get the best effort possible to obtain the contributions of all of them to this study.
The fact that Hasan Rıza Efendi lived during the near century allowed us to have numerous works and books to be available for the study. Being close relative of A.Suheyl Unver, one of the main actors in the field of Ottoman culture and civilisation, provided a huge resource opportunity to get the detailed information about Rıza Efendi thanks to the notes taken by Suheyl Unver.
It has been understood through the evaluation of all the data obtained from the references of this study that Rıza Efendi, who has versatile personalities, has great importance as a model bearer in the history of calligraphy in terms of the works who produced in almost all the fields of calligraphy especially with respect to Mushaf.
Keywords: calligrapher, calligraphy art, Hasan Rıza | ELİF İLTER | 460631 | Sakarya Üniversitesi | İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı | 2017 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=q3-d9QtLoVA2OMExHSkJpSgolTe3_2fVZl_FrFeHFgiIyDhKIercdv0HRWTkfNRh | ./data/pdfs/460631.pdf | 66,495,772 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:08.975178 | 2025-06-03T21:18:29.008209 | 2025-06-04T08:36:48.826550 | 2025-06-04T09:24:18.041419 | Ünver'in derlediği notlarda sıklıkla karşılaşılmaktadır. 37 Hatta denilebilir ki bu notlar olmasaydı, Hasan Rıza Efendi hakkında, evdeki bir gününden, çalışma odasının tasvirine, kişilik özelliklerinden, çeşitli yönlerine dair ayrıntılara kadar, bilgi sahibi olmak pek güç olacaktı.
Bilindiği üzere, Rıza Efendi'nin, Süheyl Unver'in babası Mustafa Enver Bey'in yedi kardeşinden biri olan Emine Zebercet Hanım'la evliliği, onu aileye damat, Süheyl Ünver'e de enişte yapmıştır. Ve notlarından anlaşılanlara göre, Süheyl Ünver kendini bildiğinden beri, hafizası, anıları ve gönlü eniştesi Hasan Rıza Efendi ile dopdoludur. Bu anıların yaşandığı ana mekan ise Cihangir'dir.38 Cihangir o yıllarda, Süheyl Bey'in anlatımıyla sabahları simitçi nidalarının kulaklarda çınladığı, mahallelerinde muhallebici dükkanları , eski ahşap evleri, irili ufaklı taşlarla kaplı (o zamanın tabiriyle tamir eden kaldırım işçilerinin genellikle Arnavut oluşlarından kinâye Arnavut kaldırımlı) sokakları olan bir semttir. Devrinin en ma'ruf, bilgili, fâzıl hattatlarından Hasan Rıza Efendi de, bu semtın Alçakdam Mahallesi'nde, Pürtelaş Hasan Efendi Mescidi'nin karşısındaki birbirine ince birer yangın duvarı ile bitişik üç ahşap evden sol baştakinde oturmuştur. 40
37 A. Süheyl Ünver (1898-1986) de baba tarafından Tırnovalıdır. Anne tarafından ise son devrin en muteber hattatlarından Mehmed Şevkî Efendi'nin torunudur. Baba tarafı 93 Harbi diye bilinen Osmanlı-Rus Savaşı sonrasındaki elim göç dalgasıyla İstanbul'a gelmişlerdir. Babası Mustafa Enver Bey de Hasan Rıza Efendi'nin babası gibi telgrafçılık mesleği ile meşgul olmuştur ve bu harp sırasında Şumnı'nın kaybı ile Tırnova'ya gelerek buradaki acı hadiseleri görüp, Tırnova'nın düşüşüne şahit olmuştur. Ardından o sırada gerçekleşen göç dalgasına kendini bırakarak, kendisinden önce yola çıkan ailesine İstanbul'da kavuşmuştur. Bir kitabına kardeşlerinin doğum tarihlerini tek tek yazmış olan Mustafa Enver Bey'in bir notunda Hasan Rıza Efendi ile evlenen kız kardeşi Emine Zebercet Hanım'ın doğum tarihi ile karşılaşılmaktadır. Buna göre Süheyl Ünver'in Emine Zebercet halası 1867 doğumludur. Bkz., Sayar, A.Süheyl Unver Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri, s.30,36,37 38 Cihangir semti Beyoğlu ilçesindedir. Bu semt ve burada bulunan Cihangir Camii, adlarını Kanûnî Sultan Süleyman'ın Hürrem Sultan'dan doğan ve yirmi iki yaşında ölerek (967/1553) Şehzade Camii'ndeki türbeye defnedilen oğlu Cihangir'den almışlardır. Fındıklı Yokuşu'nun kuzeyindeki Pürtelaş Mahallesi'nde Marmara'ya ve Boğaziçi'ne hakim bir tepede ilk olarak Mimar Sinan'a inşa ettirilen Cihangir Camii 1307'de (1890) II. Abdülhamid
tarafından yeniden yaptırılmıştır. Bkz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Cihangir, Beyo%C4%9Flu ; Ara Altın, "Changır Camii", TDV Islam Ansiklopedisi, C.7, Istanbul, 1993, s.539,540;
39 Bu Muhallebicilerden biri de Kurban Ağa'dır ve eniştesi, Süheyl Bey'in hemen her ziyaretinde ona beş kuruş (gümüş bir çeyrek) vererek bir büyük kâse veya tabakta sütlaç veya muhallebi aldırırmış. Bkz. Unver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27
40'iki katlı olan bu evin zeminden aşağıda da yarım bir katı varmış. Matbah (mutfak), kömürlük ve kiler buradaymış. Zemin katında ise biri bahçe tarafında olan bulunuyormuş. Yemekler bahçe tarafındakı odada yenirmiş ve Süheyl Bey'in annesının "Sık sık git." tavsiyesiyle gittiği eniştesinin evinde yemek yenen bu oda dikkatını çeken bölümler arasındaymış. Bu ziyaretlerinde Rıza Efendi'nin kaynbiraderinin yegâne oğlu olan Süheyl Bey genellikle bırakılmaz ve gece yatısına kalırmış. Merdivenle evin ist katına çıkıldığında iki pencereli bir sofa, güzel manzaralı büyükçe pencereli, altları çekme dolapıl sedirlerin bulunduğu bir misafir odası, tuvalet, yine baceye bakan bir oda ile ,Rıza Efendi'nin yazı odası bulunurmuş. Evin bahçesi iki setliymiş ve burada biraz yeşillik ve birkaç meyve ağacı bulunmaktaymış. Lâkin öndeki odalardan Fındıklı'ya inen yokuş, Kabataş ve Ayazpaşa sırtları görülebilmekteymiş. Bkz. Unver, "Beyoğlu'nda Cihangır Semti Dolayısıyla Bazı Anılarım", Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27 | |
317021 | 130 | 185 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9558521509170532,
"polygon": [
[
1484,
2086
],
[
1488,
341
],
[
270,
338
],
[
266,
2083
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.5887491703033447,
"polygon": [
[
1398,
2138
],
[
1466,
2138
],
[
1466,
2096
],
[
1398,
2096
]
]
}
]
} | Tüketici satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisinin önemi: Otomobil sektörü üzerine Türkiye ve Rusya'da karşılaştırmalı bir araştırma / The importance of consumer ethnocentrism and country of origin effect on consumer purchase intention: A comparative research on automobile sector in Turkey and Russia | Günümüzün gelişen ekonomik yapısı ile birlikte uluslararası işletme faaliyetlerinde artış olmuştur. Tüketiciler geçmiş dönemlere göre daha fazla çeşitte ürünle buluşmaktadır. Bu aşamada tüketicilerin yerli ve yabancı ürün tercih etme durumu söz konusu olmaktadır. Bu durumda ise, tüketicilerin satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisi kavramları ön plana çıkmaktadır.Bu çalışmada, Türkiye ve Rusya'daki tüketicilerin Amerikan, Alman, Japon ve Güney Kore otomobil ürünlerine karşı algıları tespit edilmeye çalışılmaktadır. Bu şekilde iki ülkedeki tüketicilerin algıları arasında farklılıkların olup olmadığı incelenmiştir. Anket uygulaması yapılan çalışmada, Rusya ve Türkiye'de 222'şer toplamda 444 anket analize dahil edilmiştir. Analizlerde Tüketici Etnosentrizmi, Menşe Ülke, Satın Alma Niyeti ve demografik özelliklerin ilişkileri incelenmiştir. | In parallel with the global economic developments, there is a significant increase in the number of business operations as well. Consumers have become subject to numerous products when compared to the past business era. This leads to a necessity of preference and choice between global and local products for consumers. As a result of these developments, the concepts of consumer etnocentrism and country-of-origin effect have become subject to many academic studies in marketing literature.This study aims to examine the Turkish and Russian consumers? perceptions regarding the American, German, Japanese and South Korean products. Thus, it is aimed to reveal the differences between the consumer attitudinal patterns in two countries. Based on a survey study (n russia=222; n turkey=222; n total=444), the relations between the constructs of consumer etnocentrism, country of origin effect, purchase intention and demographic variables are analyzed. | AHMET TUZCUOĞLU | 317021 | İstanbul Üniversitesi | Uluslararası İşletmecilik Ana Bilim Dalı | 2012 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RYan9_S-Z7Eir3xdWGXBiC_Wb_AY9Fx_X0RlzWAUlp3vyD4OWZAnK3UgMuX0QNrb | ./data/pdfs/317021.pdf | 6,556,804 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:05.809585 | 2025-06-03T21:05:52.363565 | 2025-06-04T08:36:48.827923 | 2025-06-04T09:24:18.316742 | Eğitim durumu ile ilişkilerde; Türkiye'de tüketici etnosentrizminde negatif yönlü bir ilişki ile karşılaşılmaktadır. Eğitim durumu yükseldikçe yerel tüketim eğilimi azalmaktadır. Bunun yanında, Türkiye'de Alman menşeli, Rusya'da ise Alman ve Japon menşeli ürünler ile eğitim durumu arasında pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir.
Gelir ile sadece Rusya'nın Amerikan menşeli ürünlere karşı algısında negatif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Gelir durumu yükseldikçe, Amerikan ürünü menşe ülke algısı olumsuz olarak değişmektedir.
Sosyo-Ekonomik statü ile Türkiye'de Amerikan ve Alman ürünlerine karşı olan menşe ülke algısı arasında pozitif yönlü ilişki bulunmaktadır.
Tüketicilerin yabancı ülkede yaşama deneyimine sahip olması ile tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke algıları arasındaki ilişki incelenmiş ancak bunlar arasında anlamlı ilişkiye rastlanamamıştır.
Tüketicilerin yabancı dil bilgisi ile Rusya'da tüketici etnosetrizmi arasında negatif ilişki bulunmaktadır. Yabancı dil bilen Rusya'daki tüketicilerin etnosentrizm seviyesi yabancı dil bilmeyenlere göre daha düşüktür. Yabancı dil bilenlerde yerel tüketim eğilimi azalmaktadır.
Genel olarak değerlendirdiğimizde; tüketicilerin yabancı ürün satın alama durumlarını incelerken iki unsuru göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Bunlar; tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke algısıdır. Tüketici etnosentrizmi yerel tüketim eğilimi göstermektedir. Bu seviye yükseldikçe tüketicilerin yabancı ürün satın alma niyetleri azalmaktadır. Diğer unsur olan menşe ülke algısı ise, tüketici yabancı ürün satın almak istediğinde ürün değerlendirmelerinde karşımıza çıkmaktadır. Olumlu menşe ülke algısına sahip ülkelerin ürünlerine karşı satın alma niyeti daha yüksek olmaktadır. Uluslararası işletmeler, uluslararası pazarlama faaliyetlerinde bu unsurları göz önünde bulundurup stratejiler geliştirirlerse daha başarılı olabileceklerdir. | |
441786 | 44 | 87 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9374561309814453,
"polygon": [
[
1486,
2083
],
[
1487,
571
],
[
245,
570
],
[
244,
2082
]
]
}
]
} | MoPd katalizörlerin elektroliz sisteminde ve doğrudan metanollü yakıt pillerinde elektrot malzemesi olarak kullanımlarının incelenmesi / Investigation of MoPd catalysts as electrode materials for electrolysis and direct metanol fuel cells | Bu çalışmada C yüzeyine elektrokimyasal olarak Pd (*C/Pd), değişik pH'larda, kaplama akımlarında ve miktarlarda Mo (C/Mo) ve belirlenen optimum koşullarda Mo-modifiye edilmiş C/Mo yüzeyine değişik oranlarda MoPd çöktürülmüş C/Mo-MoxPdy elektrotlar hazırlanarak değişik teknikler ile karakterize edilmiştir. Hazırlanan elektrotların yüzey yapıları yüzey analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Elektrotlar 1 M KOH çözeltisinde katot olarak kullanılmış ve hidrojen gazı çıkışına katalitik etkileri incelenmiştir. Bu amaçla elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS) ve akım-potansiyel teknikleri kullanılmıştır. Elektrotlar ayrıca 1 M CH3OH içeren 0,1 M KOH çözeltisi içerisinde anot olarak kullanılmış ve değişik elektrokimyasal teknikler ile metanol elektrooksidasyonuna katalitik etkileri belirlenmiştir. Katalitik aktivitesi en yüksek olan elektrotun kararlılığı zamanla test edilmiştir. SEM görüntüleri Mo ve MoPd elektrotların yüzey alanının oldukça geniş olduğunu, EDX ölçümleri Pd metalinin yüzeye homojen olarak dağıldığını göstermiştir. Elde edilen elektrokimyasal sonuçlara göre C yüzeyinin ince bir Mo filmi ile kaplanması ile substratın elektrokatalitik etkisi artmış ve Pd çöktürme için daha iyi bir substrat malzemesi oluşturmuştur. C/Mo yüzeyine çok az miktarda Pd çöktürülmesi ile katalitik etki artmıştır. Mo ve Pd'nin bir arada çöktürülmesi ile oluşan sinerjistik etki ile hidrojen oluşumu için daha iyi katot ve etanol elektrooksidasyonu için daha iyi anot elde edilmiştir. En yüksek etkinlik, 50:50 oranında molibden ve paladyum iyonlarını içeren banyo çözeltisinde çöktürülmüş Mo-modifiye C/Mo-Mo50Pd50 elektrotta elde edilmiştir | In this study, Pd (*C/Pd) and Mo (C/Mo) at various pHs, deposition current densities and amounts (C/Mo) were electrochemically deposited over a C substrate. MoPd binary deposits with various ratios were electrochemically deposited over the C/Mo which was obtained at optimum conditions. The surfaces of the catalysts were examined by surface analysis techniques. The prepared electrodes were used as cathode in 1 M KOH solution and their hydrogen evolution activities were investigated. Additionally, their catalytic activity against metanol electrooxidation was investigated in 0.1 M KOH solution in the presence of 1 M CH3OH. The time-stability of the best electrode was also tested in the operation conditions. SEM images showed that Mo and MoPd-modified electrodes have large surface area, and EDX results indicated that Pd almost homogeneously distributed over the surface. Electrochemical studies showed that the modification of C by a thin Mo film enhances electrochemical activity of the substrate. In this way, a very suitable substrate for Pd deposition was obtained. The deposition of a small amount of Pd over the Mo-modified C enhances its activity. CO-deposition of Mo and Pd results with a better cathode for hydrogen evolution and better anode for the methanol electrooxidation reaction. The best activity for both of these reactions was obtained at the C/Mo-Mo50Pd50. | DERYA DİLEK DEMİR | 441786 | Bingöl Üniversitesi | Kimya Ana Bilim Dalı | 2016 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrDEgQd4zgGFxmfqdzg4Jfth13eBcSwn0GePAfGpduVv7 | ./data/pdfs/441786.pdf | 17,429,267 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.711047 | 2025-06-03T21:18:15.559691 | 2025-06-04T08:36:49.283268 | 2025-06-04T09:24:18.480197 | ## 3. MATERYAL VE METOD
## 3.1. Materyal
Kimyasallar: KOH, HNO3, HCl, CH3OH, KCl, Na2MoO4.2H2O, Na3C6550,.2H2O, MoSO4.2H2O ve PdCl2
Çözeltiler: Hidrojen üretimi için çalışma çözeltisi 1 M KOH ve metanol elektrooksidasyonu için çalışma çözeltisi 1M CH3OH +1 M KOH.
Kaplama Banyoları: Kaplamada kullanılan metallerin tuzlarından belirlenen miktarlarda saf suda çözülerek değişik pH'larda ve metal oranlarında (ikili kaplamalarda) hazırlanmıştır Kaplama banyolarının detayları Bölüm 3.2.3'te detaylı olarak verilmiştir.
## Çalışma Elektrotları:
1) Karbon Keçe elektrot (C): 10:5:0,3mm boyutlarında C'den kesilerek kullanılmıştır. Bu boyutlarda kesilen C'nin ortalama ağırlığı 0,0139 g'dır. Kullanılan C elektrotun elektriksel direnci 0,35 Ω cm-''dir.
2) \*C/Mo Elektrot: Mo stok çözeltisinden C yüzeyine elektrokimyasal olarak çok az miktarda Mo metali çöktürülerek hazırlanmıştır.
3) \*C/Pd Elektrot: Pd kaplama banyosunda C yüzeyine elektrokimyasal olarak çok az miktarda Pd metali çöktürülerek hazırlanmıştır.
4) C/Mo Elektrot: Mo kaplama banyosunda, değişik pH'larda, akım yoğunluklarında ve kütlelerde elektrokimyasal olarak C yüzeyine Mo çöktürülerek hazırlanmıştır.
5) C/MoPd Elektrot: Değişik metal oranlarında Mo ve Pd tuzlarını içeren çözeltide sabit elektrokimyasal olarak Mo ve Pd'nin C yüzeyine bir arada çöktürülmesi ile hazırlanmıştır.
Karşı Elektrot: 10mmx10mmx0,1mm boyutlarında platin levha karşıt elektrot olarak kullanılmıştır. Toplam yüzey alanı 2 cm²'dir. Platin levhanın sadece dışarıda kalacak şekilde bağlantı kablosu poliester ile kaplanmıştır.
Referans Elektrot: Elektrokimyasal ölçümlerde referans elektrot olarak Ag,AgCVCI, 3 M KCl kullanılmıştır. | |
677247 | 65 | 110 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9345188140869141,
"polygon": [
[
1487,
2150
],
[
1491,
265
],
[
283,
263
],
[
279,
2148
]
]
}
]
} | Kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki / During the crisis and epidemic periods the relationship between health expenditures and economic growth | Sağlık, bireylerin hayatlarını devam ettirebilmeleri için önemli bir konudur. Ne kadar sağlıklı bir toplum yapısı olursa ekonomik büyüme de o kadar önemli hale gelmektedir. Devletlerin de gerçekleştirmeyi hedefledikleri konulardan biri, sağlıklı bir birey ve sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum meydana getirmektir. Bir ülke ekonomik olarak güçlü olması ekonomik büyüme gerçekleştirilip ve devamlılığını sağlamak için sağlıklı topluma sahip olması gerekmektedir.
Gerçekleştirilen çalışmanın asıl konusu kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkidir. Krizlerin ve salgınların yaşandığı dönemlerde sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasında ilişkinin olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Hazırlanan çalışmada sağlık kavramı, sağlık hizmetleri, sağlık harcamaları ve salgın ile ilgili konularda açıklama yapılmıştır. Buna ek olarak kriz ve ekonomik büyüme hakkında da açıklamalarda bulunulmuştur. 2000- 2018 yılları arasındaki kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), kişi başına düşen sağlık harcaması ve ölüm oranı verileri kullanılarak Türkiye dahil olmak üzere OECD ülkelerinin tamamı araştırılmaya tabi tutulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda sağlık harcamalarında meydana gelen %1'lik (%10) artışın kişi başına düşen GSYH'yı %0.78 (%7.8) artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca ekonomik kriz ve salgın durumunda kişi başına düşen gelirin azalması, iktisadi açıdan anlamlı bulunmuştur. Katsayıların olasılık değerleri 0.01'den düşüktür. Bu durum ise istatistiki olarak güçlü bir anlamlılığa işaret etmektedir. Ülkelerin sağlık seviyeleri ile ekonomik gelişmişlikleri arasında yakın bir ilişki olduğu söz konusudur. | Health is a significant issue for individuals in order to continue their lives. The healthier the social structure, the more important economic growth becomes. One of the issues that states aim to realize is to create a healthy individual and a society consisting of healthy individuals. A country must be economically strong and have a healthy society so as to achieve and maintain economic growth.
The main subject of this study is the relationship between health expenditures and economic growth during crisis and epidemic periods. It was aimed to investigate whether there is a relationship between health expenditures and economic growth in times of crises and epidemics. In the prepared study, an explanation was made about the concept of health, health services, health expenditures and the epidemic. Using data on per capita gross domestic product (GDP), per capita health expenditure and mortality rate between 2000 and 2018, all OECD countries, including Turkey, were surveyed. As a result of the research, it was determined that 1% (10%) increase in health expenditures increased GDP per capita by 0.78% (7.8%). In addition, the decrease in per capita income in the event of an economic crisis and epidemic was found to be economically significant. The probability values of the coefficients are less than 0.01. This situation indicates a statistically strong significance. There is a close relationship between the health levels of countries and their economic development. | YALÇIN KOCABADAK | 677247 | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi | İktisat Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAh0DAj7fLO4Dzx_5HJSSJQOmPzM630l4Al4r9f0mN_kR | ./data/pdfs/677247.pdf | 1,714,206 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:10.210102 | 2025-06-03T21:09:46.371619 | 2025-06-04T08:36:49.817210 | 2025-06-04T09:24:18.683124 | Uretim faktörleri arası ikame bulunmaktadır. Yatırım fonksiyonları birbiri ile bağımlıdır. Nüfus artışı dışsal kabul edilmektedir ve teknolojik gelişme ile birlikte uzun vadeli büyümeyi belirlemektedirler. Ayrıca teknolojik gelişmeler kamu malı niteliğindedir. Y akınsama hipotezi vardır (Romer, 1986: 1003).
## 2.3.2.4. İçsel Büyüme Teorileri
Neo-klasik büyüme modeli, ekonomik büyümeyi sermaye ve iş gücündeki artış ile teknolojik gelişmeye bağlamış ve ekonomik büyüme kavramını açıklamada başarılı olsa bile büyümeye etki eden faktörlerin açıklanmasında ve analızde yetersiz kalmıştır (Ozsağır, 2008). Y etersiz bir durum iktisatçıları yeni arayışlara yönlendirmiştir. İçsel büyüme teorisi yaklaşımında ekonomik büyüme, önceden dışsal olarak kabul edilen faktörlerden ziyade içsel faktörlerle açıklanmıştır (Romer 1994: 3). İçsel büyüme teorileri, Yeni Büyüme Teorileri veya Endojen Büyüme Modelleri olarak da bilinmektedir.
İçsel büyüme modellerinin bazı temel varsayımları bulunmaktadır. Piyasalar eksik rekabet koşullarında, mutlak yakınsama reddedilmekte, sermayenin artan getiriye sahip olması, teknolojiyi içselleştirmesi ve bilginin arta verimlere tabi olması gibi varsayımları bulunmaktadır. İçsel büyüme modellerinin varsayımlarının yanı sıra
içsel büyüme modelini açıklayan farklı yaklaşımlar mevcuttur. Bu yaklaşımlara bakmak gerekirse;
Romer Modeli: Romer, çalışmalarında AR-GE faaliyetlerini modele dahil ederek büyümeye olumlu katkı yaptığını varsaymıştır.
Romer modelinde, yaratıcı fikirler yardımıyla ekonomik büyüme kavramı açıklanmaktadır. Bu modelde; teknoloji, geleneksel mal ya da kamusal mal özelliğine sahip olmadığı vurgulanmaktadır. Teknolojinin dışarıya yansıtılabileceği vurgulanmıştır. Romer modelinde kendine has bir rekabet ortamı oluşturmaması teknolojinin başlıca özelliğidir. Modelde aynı zamanda ölçeğe göre artan getiri vardır ve bundan dolayı bu konu üzerine araştırılmaların yapılması söz konusu olmuştur (Romer, 1986: 1002-1037).
Romer modelinde en önemli unsurlardan biri teknolojik farklılıkların diğer mallardan ayrı özellikte olmasıdır. Dığer malların birçoğunda rekabet konusu ön plana çıkmaktadır. Birkaç kişinin mal ve hizmetleri kullanması, diğer kişilerin mal ve hizmet kullanımına erişim imkanını sınırlandırmaktadır. Romer'e göre büyümenin kaynağı | |
677100 | 21 | 123 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9411424398422241,
"polygon": [
[
1480,
2086
],
[
1484,
303
],
[
288,
300
],
[
284,
2084
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.7994329929351807,
"polygon": [
[
907,
2221
],
[
908,
2174
],
[
861,
2174
],
[
861,
2220
]
]
}
]
} | Teknoparklarda ar-ge projesi değerlendirme süreci: Model önerisi / Evaluation process of r&d projects in technoparks: Model proposal | Bu araştırma teknoparklara başvuran ve teknopark yönetici şirketleri tarafından hakemler aracılığı ile değerlendirilen Ar-Ge projelerinin bu yolculuklarını incelemek ve uygulamada başarılı olacak bir model önermek amacıyla yapılmıştır.
Araştırmada Ar-Ge projelerinin teknoparklara başvurusundan başlayarak geçtiği aşamaları ve ağırlıklandırılmış değerlendirme kriterlerini oluşturmak üzere literatür taraması, pilot görüşmeler, derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Ar-Ge projesi değerlendirme süreci, değerlendirme yöntem ve kriterleri hakkında teknoparklar ve Ar-Ge ekosistemi hakkında ortalama 11 yıl tecrübeye sahip teknopark genel müdürü, üst düzey yönetici, konusunda uzman akademisyen ve sektör temsilcisi hakemlerle derinlemesine mülakatlar yapılmış ve analiz edilmiştir. Ayrıca derinlemesine mülakatların sonunda katılımcılar tarafından yüzde ağırlık olarak puanlanan kriterlerin ortalaması alınarak projelerin seçiminde değerlendirme kriterlerinin hangisinin ne kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.
Araştırmada elde edilen veriler analiz edilerek teknoparkların tercih edebilecekleri iki ayrı model önerisi ortaya çıkmıştır. Birinci model hakem maliyetleri görece düşük, yüz yüze görüşmeler ya da yerinde ziyaretler ile desteklenmesi gereken bireysel hakem değerlendirmesi modelidir. İkinci model ise hakem maliyetlerinin tolere edilebildiği teknoparklar için bireysel hakem değerlendirmesi ve yüz yüze sunum ya da görüşmelerin yapılacağı değerlendirme kurulu aşamalarını birleştiren hibrit bir modeldir.
Ar-Ge projeleri değerlendirme sürecinde hangi kriterlerin hangi ağırlıkta olması gerektiğini gösteren bir tablo da oluşturulmuştur. Projenin rekabet gücü ve ticarileşme potansiyeli %14,2 ile en önemli kriter, projenin teknoloji düzeyi ve Ar-Ge yönü de %13,2 ile ikinci en önemli kriter olarak ortaya çıkmıştır. Projelerin sadece kâğıt üzerinden değil yüz yüze görüşmeler neticesinde değerlendirilmesi gerektiği ve teknopark yöneticilerinin Ar-Ge projeleri değerlendirilirken hakem ve uzmanların yanında karar mekanizmalarının içinde aktif bir şekilde yer alması gerektiği sonucuna da ulaşılmıştır. | This research was carried out to examine these journeys of R&D projects that applying to technoparks and evaluated by technopark management companies through referees and to propose a model that would be successful in practice.
In the research, literature review, pilot interviews and in-depth interviews were conducted to establish the stages and weighted evaluation criteria of R&D projects starting from the application step. About the R&D project evaluation process, evaluation methods and criteria, in-depth interviews were conducted with the technopark general manager, senior manager, expert academicians and sector representative referees, who have an average of 11 years of experience in Technoparks and the R&D ecosystem. In addition, at the end of the in-depth interviews, the average of the criteria scored by the participants as percent weight was taken to determine which evaluation criteria were important in the selection of projects.
By analyzing the data obtained in the research, two different model proposals that technoparks can choose have emerged. The first one is the individual referee evaluation model, which is relatively low in referee costs and needs to be supported by face-to-face meetings or on-site visits. The second one is a hybrid model for technoparks where referee costs can be tolerated, combining the stages of individual referee evaluation and evaluation board where face-to-face presentations or interviews will be made.
A table showing which criteria should be weighed how much in the evaluation process of R&D projects has also been created. The competitiveness and commercialization potential of the project emerged as the most important criteria with 14.2%, while the technology level and R&D aspects of the project emerged as the second most important criteria with 13.2%. It has also been concluded that the projects should be evaluated not only on paper but also on face-to-face meetings. Technopark managers should take an active part in decision mechanisms alongside referees and experts while evaluating R&D projects. | BİLAL TOPÇU | 677100 | İstanbul Medeniyet Üniversitesi | Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAkbOupfc_5vWL_6ednNIGaUV3vPsLwJv-8RMRmtdE6ln | ./data/pdfs/677100.pdf | 3,359,724 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.137557 | 2025-06-03T21:21:41.717248 | 2025-06-04T08:36:51.098266 | 2025-06-04T09:24:19.101413 | üstesinden gelmeye, proje seçiminin parasal olmayan yönlerini Bulanık Analitik Ağ Prosesi (F-AHP) ile bütünleştirmeye odaklanmıştır.
Brezis (2007) kamu tarafından finanse edilen projelerin, kendi uzmanlık alanlarındaki projeleri değerlendiren ve hangilerinin finanse edileceğine karar veren uzmanlardan oluşan muhafazakar bir komite olduğunu belirtmiştir. Yeni fikirlere yönelik tekliflerin sıklıkla reddedildiğini vurgulamış ve rastgelelileşme odaklı bir mekanızma önermiştir.
Sohn, Gyu Joo ve Kyu Han (2007) KOBI'ler için bilim ve teknoloji alanında hükümet düzeyinde Ar-Ge'ye yönelik malı destekler için üç boyutlu bir yapısal eşitlik modeli önermiştir. Shin, Yoo ve Kwak (2007) Kore ulusal nükleer Ar-Ge projelerinin değerlendirilmesine AHP ile bir model çalışmıştır. Bitman ve Sharif (2008) de AHP yöntemi kullanarak proje sıralaması için bir model önermiştir. Eilat, Golany ve Shtub (2006) ve (2008)'de etkileşimli Ar-Ge projelerinin dengeli portföylerini oluşturma ve değerlendirme için Veri Zarflama Yöntemini kullanmışlardır. Tolga (2009) çalışmasında Ar-Ge projelerinin çok ölçütlü değerlenmesini AHP ve TOPSIS yöntemleri ile yapmıştır.
Verbano ve Nosella (2010) Ar-Ge projeleri seçim yöntemlerinin çapraz analizini
yaparak en uygun aracı seçme konusunda karar vericilere destek olabilecek analizler sunmuştur. Jung ve Seo (2010) Ar-Ge projelerine ANP yaklaşımının uygulamasını araştırmıştır. Pesen (2012) yaptığı çalışmada seçim sürecine yardımcı olacak çok kriterli karar verme yöntemlerinden (ÇKKV) AHP yöntemini bir sanayi işletmesinde uygulamıştır. Ayan ve Perçin (2012) Ar-Ge projeleri seçim sürecinde grup kararı ve bulanık TOPSIS yöntemini önermiştir. Tuzkaya ve Yolver (2015) ANP metodunu kullanarak Ar-Ge projeleri seçimi üzerine çalışılmış ve konuyla ilgili bir ev aletleri şirketinde uygulama yapmıştır.
Güryeli (2016) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Teknolojik Ürün Yatırım Destek Programında araştırma ve geliştirme projelerinin seçilmesi sürecini incelemiş, AHP yöntemi ile kriterlerin değerlendirme sürecinde ne ölçüde önemli olduklarını çalışmıştır. Criscuolo, Dahlander, Grohsjean ve Salter (2017) kuruluşların çok fazla yeniliği takdir etmekte zorlandığından hareketle, orta düzeyde yenilik içeren projeleri fınanse etme olasılığının daha yüksek olduğu argümanını geliştirmiştir. Bayraktaroğlu ve Kundakcı (2019) ÇKKV yöntemlerinden biri olan EDAS yöntemi ile çözüm | |
514069 | 71 | 127 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9048794507980347,
"polygon": [
[
1456,
1031
],
[
1463,
210
],
[
215,
199
],
[
208,
1020
]
]
},
{
"class": "Tablo",
"confidence": 0.8947324752807617,
"polygon": [
[
1440,
2164
],
[
1445,
1066
],
[
216,
1061
],
[
212,
2159
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.7786264419555664,
"polygon": [
[
583,
1091
],
[
1064,
1091
],
[
1064,
1047
],
[
583,
1047
]
]
}
]
} | Kahramanmaraş kılavuzlu sulama projesi Belpınar tünelinde kullanılan pasa basınçlı tünel açma makinesinin ( EPB-TBM ) kazı performans analizi / Excavation performance analysis of earth pressure balance tunnel boring machine ( EPB-TBM ) used in Belpinar tunnel in kilavuzlu irrigation project ( Kahramanmaras ) | Kahramanmaraş Kılavuzlu Sulaması Projesi'nde sulama kanalı hattı üzerinde tünel kazısı için kullanılan pasa basınçlı tünel açma makinesinin (EPB/TBM) kazı performans analizi yapılmıştır. EPB/TBM'in teknik özellikleri ve kazı sistemi detaylı olarak anlatılmıştır. Güzergah üzerinde bulunan birimlerin jeoteknik ve jeolojik özellikleri incelenmiştir. Tamamlanan tünele ait günlük raporlarda verilen kazı ilerleme parametrelerinin yapılan sayısal hesaplamalarla korelasyonu yapılmıştır. Tünel hattında belirli mesafelerde sondaj numuneleri üzerinde yapılan tek eksenli basınç dayanımı ve çekme dayanımı oranı ile kayaçların kazılabilirliği tahmin edilmiştir. TBM'in kazı performansında makine ve kayacın özellikleri önemlidir ve bu faktörler zamanı etkilemektedir. Bu çalışmanın ana amacı makine ve kayaç özelliklerinin TBM'in kazı performansına etkileri incelenmiştir. Tünel açma makinesine ait tork, itme kuvveti, ilerleme hızı ve RPM parametrelerinden yararlanarak penetrasyon ve SE değerleri hesaplanmıştır. Makine parametreleri arasında tork-penetrasyon, itme kuvveti-penetrasyon ve SE-penetrasyon değerleri karşılaştırılmış ve yorumlanmıştır. TBM çalışması sırasında karşılaşılan arıza ve duraklamalar nedenleri sınıflandırılmış ve makine kullanım oranı belirlenmiştir. | Excavation performance analysis of earth pressure balance tunneling machine (EPB / TBM) used for tunnel excavation on irrigation canal line was conducted in Kahramanmaraş Kılavuzlu Watering Project. The technical characteristics of the EPB / TBM and the excavation system are explained in detail. The geotechnical and geological characteristics of the units on the route have been examined. The excavation progress parameters given in the daily reports of the completed tunnel were correlated with the numerical calculations. The excavability of rocks was estimated with the uniaxial compressive strength and the tensile strength ratio on the drilling samples at certain distances in the tunnel line. Machine and rock characteristics are important in TBM's excavation performance, and these factors influence time. The main purpose of this study is to investigate the effects of machine and rock properties on excavation performance of TBM. The penetration and SE values were calculated using the torque, thrust, feedrate and rpm parameters of the tunnel boring machine. Torque-penetration, thrust-penetration and SE-penetration values were compared and interpreted between machine parameters. Causes of failures and pauses during TBM operation are classified and machine utilization rate is determined. | SAMİME OSMANOĞLU | 514069 | Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi | Jeoloji Mühendisliği Ana Bilim Dalı | 2018 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=hcgrYffRbz0Z44UJEuLtwSK-mbjk4m10rbdvkZbLsaCc0eRqkAQk4gks8ORpkFXr | ./data/pdfs/514069.pdf | 6,933,918 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:09.379781 | 2025-06-03T21:08:36.219166 | 2025-06-04T08:36:51.571364 | 2025-06-04T09:24:19.358688 | ## 5.3.2. Fiziksel deneyler
Temel sondaj kuyularından elde edilen karot numuneler kullanılarak, tünel güzergahındaki birimlerin fiziksel özellijklerinden kuru birim hacım ağırlık, su emme, dalga hızı ve görünür porozite deneyleri yapılmıştır (Tablo 5.1). Deney sırasında TSK-1 ve TSK-6 nolu sondaj kuyusundan numune alınamadığı için hesaplama yapılamamıştır. Y apılan deney sonuçlarına göre TSK-2 nolu sondaj kuyusunda kuru birim hazim ağırlık değeri 2,83-2,84 g/cm³, porozite değeri % 0,5-0,7, dalga hızı 4678-4894 m/sn ve kütlece su emme oranı % 0,2-0,3 arasında değişmekte ve Anon, 1979 sınıflamasına göre "Çok Yüksek Kuru Birim Hacım Ağırlık", "Yüksek Hız" ve "Çok Düşük Poroziteli" özellik göstermektedir. TSK-3, TSK-4 ve TSK-5 nolu sondaj kuyularında kuru birim hazım ağırlık değeri 2,5-2,89 g/cm³, porozite değeri % 0,8-4, dalga hızı 3793-5223 m/sn ve kütlece su emme oranı % 0,3-4,7 arasında değişmektedir. Anon, 1979 sınıfımasına göre "Yüksek-Çok Yüksek Kuru Birim Hacım Ağırlık", "Orta Hız- Çok Yüksek Hız" "Çok Düşük-Orta Poroziteli" özellik göstermektedir.
| Numune No | Kuru Birim | Kütlece Su | Görünen | Dalga Hızı | |
|------------|-----------------|------------|--------------|------------|--------|
| | Ağırlık (g/cm3) | Emme (%) | Porozite (%) | (m/sn) | |
| | | | | Kuru | Doygun |
| TSK-2 / 1 | 2,83 | 0,3 | 0,7 | 4.678 | 4.880 |
| TSK-2 / 1 | 2,83 | 0,3 | 0,7 | 4.722 | 5.024 |
| TSK-2 / 1 | 2,83 | 0,3 | 0,7 | 4.701 | 4.952 |
| TSK-2 / 2 | 2,84 | 0,2 | 0,5 | 4.793 | 4.946 |
| TSK-2 / 2 | 2,84 | 0,2 | 0,5 | 4.894 | 5.000 |
| TSK-2 / 2 | 2,84 | 0,2 | 0,5 | 4.844 | 4.973 |
| TSK-3A / 1 | 2,61 | 0,9 | 2,4 | 3.793 | 3.853 |
| TSK-3A / 1 | 2,61 | 0,9 | 2,4 | 3.865 | 3.905 |
| TSK-3A / 1 | 2,61 | 0,9 | 2,4 | 3.829 | 3.879 |
| TSK-3A / 2 | 2,62 | 0,8 | 2,1 | 3.944 | 4.034 |
| TSK-3A / 2 | 2,62 | 0,8 | 2,1 | 3.988 | 4.127 |
| TSK-3A / 2 | 2,62 | 0,8 | 2,1 | 3.966 | 4.081 |
| TSK-3B / 1 | 2,89 | 0,3 | 0,9 | 4.790 | 5.442 |
| TSK-3B / 1 | 2,89 | 0,3 | 0,9 | 4.907 | 5.517 |
| TSK-3B / 1 | 2,89 | 0,3 | 0,9 | 4.849 | 5.478 |
| TSK-3B / 2 | 2,9 | 0,3 | 0,9 | 5.147 | 5.263 |
| TSK-3B / 2 | 2,9 | 0,3 | 0,9 | 5.223 | 5.343 |
| TSK-3B / 2 | 2,9 | 0,3 | 0,9 | 5.185 | 5.303 |
| 1 SK-4 / 1 | 2,51 | 1,6 | ব | 4.456 | 4.589 |
| TSK-4 / 1 | 2,51 | 1,6 | বা | 4.522 | 4.624 |
| TSK-4 / 1 | 2,51 | 1,6 | বা | 4.489 | 4.607 |
| TSK-4 / 2 | 2,5 | 4,7 | 4,3 | 4.141 | 4.204 |
| TSK-4 / 2 | 2,5 | 4,7 | 4,3 | 4.172 | 4.269 |
Tablo 5.1. Fiziksel deney sonuçları | |
674198 | 71 | 162 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8781894445419312,
"polygon": [
[
1503,
2016
],
[
1510,
185
],
[
118,
179
],
[
111,
2011
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8617047667503357,
"polygon": [
[
851,
2209
],
[
852,
2158
],
[
791,
2157
],
[
791,
2208
]
]
}
]
} | Polisiye filmlerde polislik mesleği temsili: Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare örneklerinde nitel bir analiz / Representation of police profession in dedective films: A qualitative analysis of the examples of Hunting Season, Dragon Trap and Five Minarets in New York | Bu çalışmanın amacı, yakın dönemde çekilmiş olan Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare isimli polisiye filmlerinin göstergebilim ve nitel içerik analizi yapılabilmesi maksadı ile seçilen sekiz kategori olan Polis Bürokrasisi, Personel Kaynağı, Gerçek Polislik, Duayen Polisler, Üniformanın Ağırlığı, Zor Kullanma Ölçütü, Polisin Takdiri ve Uygulamadaki Açmazlar konularında sosyolojik analizini yapmaktır. Araştırmada, seçilen filmlerde sosyolojik yöntemle çözümlemeler yapılırken, mesleki tespitler üzerinden hareket edilmiştir. Araştırmamızda yöntem olarak içerik analizi içinde yer alan nitel analiz kullanılmıştır. Nitel çözümleme, içeriğin örtülü anlamını, yani kaynağın ilettiği mesajların arka planını ve bağlamını, mesajların kodlanmasındaki örtülü niyetleri ve güdüleri araştırmaya yarayan bir araştırma tekniği olarak tanımlanmaktadır. Araştırmamıza konu olan filmlerin yapım aşamasında EGM tarafından fiili destek verilerek çekilmiş olması, kurumun kendisini tanıtma çabası olarak değerlendirildiğinde, bu filmlerin birbirleri ile olan benzerliğinin ya da göreli olumlu olumsuz yönlerinin sosyolojik bir araştırma olarak ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. | The aim of this study is analysis of the recently shot Turkish Crime films, Hunting Season, The Dragon Trap and Five Minarets in New York with the semiotics and qualitative analysis sociological methodology. The study continues with eight categories selected for the purpose of categorical analysis; Police Bureaucracy, Personnel Resource, Real Policing, Doyen Police, Weight of Uniform, Police Appreciation and Impasse in Practice. In the research, while analyzing the selected films with sociological method, vocational determinations were made. In our research, qualitative analysis in content analysis was used as a method. Qualitative analysis is defined as a research technique to investigate the implicit meaning of the content, that is, the background and context of the messages transmitted by the source, the implicit intentions and motives in coding the messages. The fact that the films subject to our research were shot by the General Directorate of Turkish Police with actual support during the production phase, and when evaluated as an effort to introduce the institution itself, it was aimed to reveal the similarity or relative positive and negative aspects of these films as a sociological research. | BARIŞ EKE | 674198 | Ankara Üniversitesi | Sosyoloji Ana Bilim Dalı | 2020 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAj-Zfbx_DBMApYdqrbwf8DK3SM9Gu94ipm3RpSxlMU7S | ./data/pdfs/674198.pdf | 4,805,377 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.200368 | 2025-06-03T21:15:15.472226 | 2025-06-04T08:36:53.040864 | 2025-06-04T09:24:19.704622 | Süre: 140 Dakika
Bütçe:4 Milyon \$
Gişe Getirisi: 16.3 Milyon TL
Imdb Puan1:7.4
Türkiye Gişe Sıralaması: 31 (2.116.192 izleyici)
Oyuncular: Şener Şen, Cem Yılmaz, Çetin Tekindor, Melisa Sözen, Okan Yalabık, Rıza Kocaoğlu
## 3.1.2. Sinopsis
Tecrübeleri, sezgileri ve takipçilikleri ile teşkilatın duayeni "Avcı" Ferman (Şener Şen), hareketleri ve başına buyruk tavrı ile Deli İdris (Cem Yılmaz) cinayet büroda çalışan
birbirlerine abi kardeş gibi yakın ekip arkadaşı polisleri canlandırmaktadırlar. Polis okulu mezunu olmayan Hasan (Okan Yalabık) ekibe dâhil olan çömezdir. Film "adlı bir vaka"dan yola çıkıldığı için 'Polisiye' olarak ele alınmaktadır. Polisiye denildiğinde akla ilk gelen " katil kim" meselesi olmaktadır.
Oldürülen kızın (Pamuk), uyuşturucu taciri sevgilisi Asit ve ülkenin ileri gelen zenginlerinden olan Battal Çolakzade (Çetin Tekindor) ve Pamuk'un abileri Abbas, Vakkas ve pek çok farklı insanla karşı karşıya gelinmektedir.
## 3.1.3. Av Mevsimi Filminin Uretim ve Dağıtım Sürecine Dair Tespitler
Yapımcı; Murat Akdilek, Jeff Medina | |
679944 | 41 | 121 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9472864270210266,
"polygon": [
[
1470,
2143
],
[
1475,
311
],
[
288,
308
],
[
283,
2139
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.891285240650177,
"polygon": [
[
911,
141
],
[
912,
90
],
[
855,
89
],
[
854,
140
]
]
}
]
} | Sığırların oküler yassı hücreli karsinomlarında apoptoz ve otofajinin immunohistokimyasal yöntemlerle belirlenmesi / Determination of apoptosis and autophagy in cattle ocular squamous cell carcinomas by immunohistochemical methods | Oküler yassı hücreli karsinom olgusu Kars'ta sığırlarda en fazla görülen neoplazilerdendir. Bu çalışmada 2012-2021 yılları arasında Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma Hastanesine getirilen 45 adet oküler yassı hücreli karsinomlu sığırdan alınan neoplastik kitleler çalışma materyali olarak kullanıldı. Alınan kitlelerin birbirinden farklı büyüklüklerde olduğu ve kanamalı, ülseratif bir eksudatla kaplı, karnabahar ya da papillomatoz şekilli oldukları gözlendi. Alınan kitleler histopatolojik inceleme amacıyla hematoksilen-eozin ile boyandı. Histopatolojik değerlendirme sonucunda epidermisten dermise doğru atipik keratinositlerin farklılaşmasıyla karakterize neoplastik oluşumlar olduğu tespit edildi. Eozinofilik sitoplazmalı, buzlu cam görünümde değişik boyutlarda hücrelerden oluşan tümör adacıkları ile bu adacıkların merkezinde keratin incilerinin bulunduğu saptandı. Vakalar, tümör incilerinin yoğunluğu ve sayısı ile pleomorfizim durumlarına göre iyi diferensiye, orta diferensiye ve kötü diferensiye olmak üzere üç gruba ayrıldı. Bunlar dışında mitotik aktivitede diferensiyasyon derecesini etkileyen diğer bir faktör olduğu belirlendi. Oküler yassı hücreli karsinom olgusunda apaptoz ve otofajinin rolünü belirlemek için, apoptoz markeri olarak Kaspaz-3 ve AIF, otofaji markeri olarakta LC3B boyandı. Boyamalar sonucunda Kaspaz-3 ve LC3B boyamalarında, diferensiyasyon derecelerine göre ayrılmış gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, AIF immunohistokimyasal değerlendirmesinde gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edildi.
Sonuç olarak yapılan histopatolojik ve immunohistokimyasal değerlendirmeler sonucunda sığırların oküler yassı hücreli karsinom vakalarında kaspaz bağımlı bir apoptozun, kaspaz bağımsız apoptozdan daha baskın olduğunu ve otofaji ile apoptozun tümör agresifliğinde ve ilerlemesinde ortak bir rol oynayabileceğini düşündürdü.
Anahtar Kelimeler: Sığır, oküler yassı hücreli karsinom, histopatoloji, immunohistokimya, apoptoz, otofaji | Ocular squamous cell carcinoma is one of the most common neoplasms in cattle in Kars. In this study, neoplastic masses taken from 45 cattle with ocular squamous cell carcinoma brought to Kafkas University Faculty of Veterinary Medicine Research Hospital between 2012-2021 were used as study material. It was observed that the masses were of different sizes, bleeding, covered with an ulcerative exudate, and were in the shape of cauliflower or papillomatosis. The masses were stained with hematoxylin-eosin for histopathological examination. Histopathological evaluation revealed neoplastic formations characterized by differentiation of atypical keratocytes from the epidermis to the dermis. Tumor islets consisting of eosinophilic cytoplasm, ground glass-like cells of different sizes and keratin pearls were found in the center of these islets. The cases were divided into three groups according to the density and number of tumor pearls and their pleomorphism status as well-differentiated, moderately differentiated and bad-differentiated. Apart from these, it was determined that there is another factor affecting the degree of differentiation in mitotic activity. In order to determine the role of apoptosis and autophagy in ocular squamous cell carcinoma, Caspase-3 and AIF as apoptosis markers and LC3B as autophagy markers were stained. As a result of the staining, a statistically significant difference was observed between the poorly differentiated and good and moderately differentiated groups in Caspase-3 and LC3B staining, while there was no significant difference between the groups in the AIF immunohistochemical evaluation.
In conclusion, histopathological and immunohistochemical evaluations suggested that a caspase-dependent apoptosis is more dominant than caspase-independent apoptosis in ocular squamous cell carcinoma cases of cattle, and that autophagy and apoptosis may play a common role in tumor aggressiveness and progression.
Keywords: Bovine, ocular squamous cell carcinoma, histopathology, immunohistochemistry, apoptosis, autophagy | AYFER YILDIZ | 679944 | Kafkas Üniversitesi | Patoloji (Veterinerlik) Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAsBVU2LDu61cundttLl8BCr-EnyHiFsR9aPeztl21mCD | ./data/pdfs/679944.pdf | 5,742,293 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.989581 | 2025-06-03T21:18:15.635042 | 2025-06-04T08:36:53.054149 | 2025-06-04T09:24:19.984938 | 2. W estern Blotting (Coşkun ve Ozgül 2011).
## 2.2.6.1.Morfolojik görüntüleme metotları:
1. İşık Mikroskobu: Hücrede, apoptoz yoluyla meydana gelen farklı morfolojik değişikliklerin saptanmasına yardımcı olabilir. Başlangıçta apoptoz da oluşan, piknoz ve hücre küçülmesi aşamalarını genel olarak hemotoksilen-eozin ya da giemsa boyamaları yapılarak ışık mikroskobu ile gözlemlenebilir. A poptotik hücreler, mor renkli, nükleer kromatın parçaları daha koyu, eozinofilik sitoplazmalı, oval şekilli veya küresel bir yapı olarak görünürler (Khodavirdipour ve ark. 2020).
2. Floresan Mikroskobu / Lazerli Konfokal Mikroskop: Propidium iyodür, DAPI, Hoechst Boyası gibi floresan maddeler kullanılarak yapılan inceleme türüdür. Bu boyalar DNA'ya bağlanabilme özelliği sahip olduklarından hücrenin kromatinine bağlanırlar ve böylelikle hücre kromatınının görünür hale gelmesine olanak tanırlar. Sonuç olarak da çekirdek görünür hale gelir. Eğer bu yöntem hücre kültürü çalışmalarında kullanılırsa, ölü hücreler ile canlı hücreleri birbirinden ayırmaya yardımcı olur (Hardin ve ark. 1992, Dinçel ve Kul 2016). Membran bütünlüğü bozulmamış sağlam (canlı) hücreler, propidium iyodür gibi sadece membran bütünlüğü bozulmuş (ölü) hücreleri boyayan bir madde ile boyanamazlarken, ölü veya canlı bütün hücreleri boyayabilen Hoechst boyası ile boyanırlar. Hoechst boyası ile ölü hücreleri boyayan PI / PBS çözeltisinin kombinasyonu, apoptotik, nekrotik ve canlı hücreler arasında ayrım yapılmasına ve bunların miktarının belirlenmesine izin verir (Koopman ve ark. 1994). Apoptoz sırasında fosfatidilserin (PS) plazma membranının içten dışa yaprakçıklarına translokasyonu, Ca21 varlığında tercihen PS'ye bağlanan Anneksin V tarafından tespit edilebilir (Sgonc ve Gruber 1998). Apoptotik ve nekrotik hücreler arasında ayrım yapmak için Anneksin V-FTTC bağlanma deneyi, PI vital boyama ile birleştirilmelidir. Ho342 boyama ve Anneksin V testi, erken apoptozun saptanması için hem çok hızlı hem de çok basit olan yöntemlerdir. Ancak artan membran geçirgenliği nedeniyle geç apoptotik hücreler nekrotik hücrelerden ayırt edilemez (Hardin ve ark. 1992). Bu yöntem ile hücrelerin ölü ya da canlı olduğuna karar verilir ancak hücrelerin apoptozla mı yoksa nekrozla mı öldüğünün tespiti hematoksilen-eozin boyamada olduğu gibi çekirdekte meydana gelen değişikliklere bakılarak yapılır (Güleş ve Eren 2008). Floresans yöntemi, apoptoz sonucunda hücre zarlarının yapısındakı meydana gelen değişiklikleri, daha | |
317021 | 131 | 185 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9475318789482117,
"polygon": [
[
1491,
2052
],
[
1495,
368
],
[
275,
365
],
[
271,
2049
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8848605155944824,
"polygon": [
[
1464,
2140
],
[
1464,
2095
],
[
1398,
2095
],
[
1398,
2140
]
]
}
]
} | Tüketici satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisinin önemi: Otomobil sektörü üzerine Türkiye ve Rusya'da karşılaştırmalı bir araştırma / The importance of consumer ethnocentrism and country of origin effect on consumer purchase intention: A comparative research on automobile sector in Turkey and Russia | Günümüzün gelişen ekonomik yapısı ile birlikte uluslararası işletme faaliyetlerinde artış olmuştur. Tüketiciler geçmiş dönemlere göre daha fazla çeşitte ürünle buluşmaktadır. Bu aşamada tüketicilerin yerli ve yabancı ürün tercih etme durumu söz konusu olmaktadır. Bu durumda ise, tüketicilerin satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisi kavramları ön plana çıkmaktadır.Bu çalışmada, Türkiye ve Rusya'daki tüketicilerin Amerikan, Alman, Japon ve Güney Kore otomobil ürünlerine karşı algıları tespit edilmeye çalışılmaktadır. Bu şekilde iki ülkedeki tüketicilerin algıları arasında farklılıkların olup olmadığı incelenmiştir. Anket uygulaması yapılan çalışmada, Rusya ve Türkiye'de 222'şer toplamda 444 anket analize dahil edilmiştir. Analizlerde Tüketici Etnosentrizmi, Menşe Ülke, Satın Alma Niyeti ve demografik özelliklerin ilişkileri incelenmiştir. | In parallel with the global economic developments, there is a significant increase in the number of business operations as well. Consumers have become subject to numerous products when compared to the past business era. This leads to a necessity of preference and choice between global and local products for consumers. As a result of these developments, the concepts of consumer etnocentrism and country-of-origin effect have become subject to many academic studies in marketing literature.This study aims to examine the Turkish and Russian consumers? perceptions regarding the American, German, Japanese and South Korean products. Thus, it is aimed to reveal the differences between the consumer attitudinal patterns in two countries. Based on a survey study (n russia=222; n turkey=222; n total=444), the relations between the constructs of consumer etnocentrism, country of origin effect, purchase intention and demographic variables are analyzed. | AHMET TUZCUOĞLU | 317021 | İstanbul Üniversitesi | Uluslararası İşletmecilik Ana Bilim Dalı | 2012 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RYan9_S-Z7Eir3xdWGXBiC_Wb_AY9Fx_X0RlzWAUlp3vyD4OWZAnK3UgMuX0QNrb | ./data/pdfs/317021.pdf | 6,556,804 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:05.809585 | 2025-06-03T21:05:52.363565 | 2025-06-04T08:36:53.492626 | 2025-06-04T09:24:20.193680 | ## SONUÇ VE ÖNERİLER
Ekonomik ve ticari faaliyetler küreselleşmenin de etkisiyle birlikte ülke sınırlarını aşmaktadır. Küreselleşmeden etkilenen ve bunun önemini kavrayan işletmeler faaliyetlerini sadece ulusal temele dayandırmayarak uluslararası pazarlama çabalarına da yönelmektedir. Bunun sonucu olarak, dünyanın farklı ülkelerindeki tüketicilerde kendi pazarlarında daha fazla sayıda ülkenin ürünleri ile karşılaşmaktadır.
Tüketicilerin çok farklı çeşit ve kalitede ürünlerle karşılaşmasıyla birlikte satın alma niyetlerini etkileyen unsurlarda farklılaşmaktadır. Bu unsurlar; biri tüketiciler açısından diğeri ise işletmeler açısından olmak üzere iki taraflı olarak değerlendirilebilir. Tüketicilerin tarafından bakıldığında; "tüketici etnosentrizmi" kavramı ön plana çıkmaktadır. Bu kavrama göre, tüketici etnosentrizmi seviyesi yükseldikçe yerel ürün tüketim eğilimi artmaktadır. İşletmeler açısından bakıldığında ise; "menşe ülke algısı" kavramı ile karşılaşılmaktadır. Tüketiciler yabancı ürün satın alma niyetinde olduklarında, ürünlerin menşeinın satın alma kararında etkili olduğu görülmektedir.
Bu çerçevede çalışmadan elde edilen sonuçlar, uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren işletmeler için Türkiye ve Rusya pazarı hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Türkiye ile Rusya'nın tüketici etnosentrizmi açısından durumlarına bakıldığında, Türkiye'de etnosentrizm seviyesinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu yüzden Türkiye pazarını hedef alan işletmeler için Rusya pazarı ile kıyaslandığında daha fazla risk bulunduğu söylenebilir. Çünkü araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'deki tüketiciler Rusya'daki tüketicilere oranla daha fazla yerli ürün tüketme eğiliminde olup, yabancı ürünlere önyargılı yaklaşmaktadır. Bu durum doğal olarak yabancı ürün tercihini azaltmaktadır. Bu koşullar göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye'de faaliyet göstermek isteyen işletmelerin etnosentrik eğilimlerden negatif etkilenmesini önlemek için ürünlerinde veya pazarlama | |
441786 | 45 | 87 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9221007823944092,
"polygon": [
[
1501,
2107
],
[
1512,
241
],
[
205,
234
],
[
194,
2100
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8652259707450867,
"polygon": [
[
1469,
140
],
[
1469,
90
],
[
1411,
90
],
[
1411,
140
]
]
}
]
} | MoPd katalizörlerin elektroliz sisteminde ve doğrudan metanollü yakıt pillerinde elektrot malzemesi olarak kullanımlarının incelenmesi / Investigation of MoPd catalysts as electrode materials for electrolysis and direct metanol fuel cells | Bu çalışmada C yüzeyine elektrokimyasal olarak Pd (*C/Pd), değişik pH'larda, kaplama akımlarında ve miktarlarda Mo (C/Mo) ve belirlenen optimum koşullarda Mo-modifiye edilmiş C/Mo yüzeyine değişik oranlarda MoPd çöktürülmüş C/Mo-MoxPdy elektrotlar hazırlanarak değişik teknikler ile karakterize edilmiştir. Hazırlanan elektrotların yüzey yapıları yüzey analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Elektrotlar 1 M KOH çözeltisinde katot olarak kullanılmış ve hidrojen gazı çıkışına katalitik etkileri incelenmiştir. Bu amaçla elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS) ve akım-potansiyel teknikleri kullanılmıştır. Elektrotlar ayrıca 1 M CH3OH içeren 0,1 M KOH çözeltisi içerisinde anot olarak kullanılmış ve değişik elektrokimyasal teknikler ile metanol elektrooksidasyonuna katalitik etkileri belirlenmiştir. Katalitik aktivitesi en yüksek olan elektrotun kararlılığı zamanla test edilmiştir. SEM görüntüleri Mo ve MoPd elektrotların yüzey alanının oldukça geniş olduğunu, EDX ölçümleri Pd metalinin yüzeye homojen olarak dağıldığını göstermiştir. Elde edilen elektrokimyasal sonuçlara göre C yüzeyinin ince bir Mo filmi ile kaplanması ile substratın elektrokatalitik etkisi artmış ve Pd çöktürme için daha iyi bir substrat malzemesi oluşturmuştur. C/Mo yüzeyine çok az miktarda Pd çöktürülmesi ile katalitik etki artmıştır. Mo ve Pd'nin bir arada çöktürülmesi ile oluşan sinerjistik etki ile hidrojen oluşumu için daha iyi katot ve etanol elektrooksidasyonu için daha iyi anot elde edilmiştir. En yüksek etkinlik, 50:50 oranında molibden ve paladyum iyonlarını içeren banyo çözeltisinde çöktürülmüş Mo-modifiye C/Mo-Mo50Pd50 elektrotta elde edilmiştir | In this study, Pd (*C/Pd) and Mo (C/Mo) at various pHs, deposition current densities and amounts (C/Mo) were electrochemically deposited over a C substrate. MoPd binary deposits with various ratios were electrochemically deposited over the C/Mo which was obtained at optimum conditions. The surfaces of the catalysts were examined by surface analysis techniques. The prepared electrodes were used as cathode in 1 M KOH solution and their hydrogen evolution activities were investigated. Additionally, their catalytic activity against metanol electrooxidation was investigated in 0.1 M KOH solution in the presence of 1 M CH3OH. The time-stability of the best electrode was also tested in the operation conditions. SEM images showed that Mo and MoPd-modified electrodes have large surface area, and EDX results indicated that Pd almost homogeneously distributed over the surface. Electrochemical studies showed that the modification of C by a thin Mo film enhances electrochemical activity of the substrate. In this way, a very suitable substrate for Pd deposition was obtained. The deposition of a small amount of Pd over the Mo-modified C enhances its activity. CO-deposition of Mo and Pd results with a better cathode for hydrogen evolution and better anode for the methanol electrooxidation reaction. The best activity for both of these reactions was obtained at the C/Mo-Mo50Pd50. | DERYA DİLEK DEMİR | 441786 | Bingöl Üniversitesi | Kimya Ana Bilim Dalı | 2016 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrDEgQd4zgGFxmfqdzg4Jfth13eBcSwn0GePAfGpduVv7 | ./data/pdfs/441786.pdf | 17,429,267 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.711047 | 2025-06-03T21:18:15.559691 | 2025-06-04T08:36:54.043568 | 2025-06-04T09:24:20.406309 | Potansiyostat-Galvanostat (CHI 660D): Elektrokimyasal ölçümlerde ve hazırlanan elektrotların temizlenmesi için kullanılmıştır.
Doğru Akım Kaynağı (RENKO GK-09304D): C yüzeyine metal çöktürmelerde kullanılmıştır.
Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) (JEOL 6510): Elektrotların yüzey yapılarının incelenmesinde kullanılmıştır.
Enerji Dağılımlı X-Ray Spektroskopisi (EDX) (JEOL 6510): Katalizörlerin yüzey bileşimlerinin ve metallerin yüzeydeki dağılımlarının belirlenmesinde kullanılmıştır.
X ışınları kırınımı (XRD): Elektrotların kristal yapılarının belirlenmesinde kullanılmıştır (C'nin yapısından dolayı arzu edilen veriler elde edilememiştir. Bu nedenle çalışma kapsamında bu verilere fazla yer verilmemiştir).
Kronometre: Belirlenen kaplama sürelerini ölçmek için kullanılmıştır.
Multimetre: : Sistemden geçen akımın hassaslığını ayarlamada kullanılmıştır.
Manyetik Karıştırıcı: Kaplamalarda çözeltinin karıştırılmasında kullanılmıştır.
Etüv: Karbon keçe elektrotları ve kullanılan cam malzemeleri kurutmak için kullanılmıştır.
Su banyosu: Deneysel çalışmanın yapıldığı ortamın sıcaklığı sabit tutmak için
## kullanılmıştır.
Desikatör: Çalışma elektrotlarının neme maruz kalmasını engellemek için kullanılmıştır.
## 3.2. Metod
## 3.2.1. Çözeltilerin Hazırlanması
Hazırlanan elektrotların elektroliz ile hidrojen üretimine etkileri 1 M KOH, metanol elektrooksidasyonu ölçümleri ise 0,1 M KOH + 1 M CH2OH içerisinde yapılmıştır. KOH çözeltisi, hesaplanan miktarda yüksek saflıkta kimyasaldan tartılarak destile su içerisinde çözülerek hazırlanmıştır. Metanol çözeltileri, orijinal yüksek saflıkta metanolden uygun hacimde alınarak 0,1 M KOH içerinde çözülerek hazırlanmıştır.
## 3.2.2. Çalışma Elektrotlarının Hazırlanması
Çalışma elektrotu olarak 0,3 cm kalınlığında karbon keçeden 1cmx0,5cm boyutlarında kesilerek hazırlanmıştır (Ortalama ağırlıkları 0,0139 g). Kesilen karbon keçe örnekleri saf su ile iyice yıkanıp 5 dakika saf suda bekletildikten sonra kurutma işlemi için 105 °C | |
659874 | 75 | 92 | {
"labels": [
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9482735395431519,
"polygon": [
[
296,
1608
],
[
1424,
1601
],
[
1417,
471
],
[
289,
478
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9448283910751343,
"polygon": [
[
277,
2054
],
[
1482,
2052
],
[
1482,
1686
],
[
277,
1688
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9153760671615601,
"polygon": [
[
1460,
446
],
[
1460,
180
],
[
269,
179
],
[
269,
446
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8945830464363098,
"polygon": [
[
892,
2208
],
[
893,
2159
],
[
835,
2157
],
[
834,
2207
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8276575207710266,
"polygon": [
[
1287,
1670
],
[
1287,
1618
],
[
453,
1618
],
[
453,
1670
]
]
}
]
} | Fotovoltaik sistemler için yüksek kazançlı da-da dönüştürücü tasarımı / Design of a high-gain da-da converter for photovoltaic systems | Yüksek anahtarlama frekansına sahip da-da dönüştürücüler günlük hayatta kullanılan birçok teknolojik cihazın bir parçası olmuştur. Bu dönüştürücülerin, küçük boyut ve yüksek verimlilik gibi özelliklere sahip olması istenir. Yüksek frekans anahtarlamalı bu dönüştürücüler, kontrol kolaylığı, hızlı tepki ve yüksek güç yoğunluğu nedeniyle akü şarj istasyonları, yenilenebilir enerji sistemleri, yakıt hücreleri, güç faktörü düzeltme devreleri, led aydınlatma gibi endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Yüksek gerilim kazancına sahip bu da-da dönüştürücüler, özellikle fotovoltaik sistemlerdeki mikro eviricilerin giriş gerilimlerini elde etmek için kullanılmaktadır. Fotovoltaik sistemlerde yaygın olarak kullanılması, bu dönüştürücüler üzerinde yapılan araştırmaları yoğunlaştırmıştır.
Bu tez çalışmasında yüksek kazançlı bir Sarmaşık tipi da-da dönüştürücü devresi matematiksel olarak modellenmiş ve benzetim modeli MATLAB/Simulink ortamında oluşturulmuştur. Benzetim çalışmaları ile elde edilen sonuçların uygulanabilirliği tartışılmıştır. İncelenen da-da dönüştürücü yapısı, düşük görev periyodu ile yüksek çıkış gerilimi sağlamak için birleştirilmiş indüktanslardan oluşmaktadır. Bu yapı anahtarlamalı yükselten tip dönüştürücüye entegre edilmiştir. Bu dönüştürücü yapısının önemli bir avantajı, güç anahtarları ve diyotlar üzerindeki gerilim streslerinin düşük olmasıdır. Böylece düşük maliyetli ve yüksek performanslı yarı iletken anahtarlama elemanları kullanılabilmektedir. Ayrıca, tüm diyotların ters geri kazanım problemi azaltılmakta ve anahtarlama elemanlarının sıfır akımdaki anahtarlama (ZCS) işlemi de sağlanmaktadır. Ek olarak pasif kilitleme devreleri, anahtarlama elemanlarının kapanma anları sırasında oluşan gerilim yükselmelerini bastırmak için kullanılmaktadır. Bu tezde 25V giriş gerilimi ve 400V çıkış gerilimine sahip 200W gücündeki bir da-da dönüştürücünün tasarımı ve benzetim çalışması gerçekleştirilmiştir. Benzetim çalışması sonucunda dönüştürücü yapısının çalışma prensibi ve sürekli durumdaki kararlılık analizi açıklanmıştır. | da-da converters with high switching frequency have been a part of many technological devices used in daily life. These converters are desired to have characteristics such as small size and high efficiency. These high-frequency switched converters are widely used in industrial applications such as battery charging stations, renewable energy systems, fuel cells, power factor correction circuits, led lighting due to their ease of control, fast response and high power density. These da-da converters with high voltage gain are especially used to obtain the input voltages of microswitches in photovoltaic systems. Their widespread use in photovoltaic systems has intensified research on these converters.
In this thesis, a high-gain interleaved converter circuit was modeled mathematically and the simulation model was created in MATLAB / Simulink environment. The applicability of the results obtained through simulation studies has been discussed. The studied transformer structure consists of inductances combined to provide high output voltage with low duty period. This structure is integrated in the switched step-up type converter. An important advantage of this converter structure is that it reduces voltage stress on power switches and diodes. So, low cost and high performance semiconductor switching elements can be used. In addition, the reverse recovery problem of all diodes is reduced and the zero current switching (ZCS) operation of the switching elements is also provided. In addition, passive locking circuits are used to suppress the voltage spikes that occur during the closing moments of the switching elements. The design and simulation study of a 200W da-da converter with 25V input voltage and 400V output voltage was carried out. As a result of the simulation study, the working principle and steady state stability analysis of the converter structure are explained. | MURAT BİRKAN | 659874 | Batman Üniversitesi | Yenilenebilir Enerji Sistemleri Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs10O6SZidjoMBcePKT0AOMecf4fYNuKZ1gN0rnCK8Jbo | ./data/pdfs/659874.pdf | 2,399,309 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:09.852850 | 2025-06-03T21:09:45.578683 | 2025-06-04T08:36:55.148068 | 2025-06-04T09:24:20.548386 | ## 6. BENZETİM ÇALIŞMASI VE SÖNÜÇLAR
Beşinci bölümde elektriksel ve matematiksel modeli oluşturulan yüksek gerilim kazançlı sarmaşık tip yükseltici dönüştürücünün MATLAB/Simulink ortamında oluşturulan benzetim modeli şekil 6.1'de verilmiştir.

Şekil 6.1 Sarmaşık tip yükseltici dönüştürücünün MATLAB/Simulink modeli.
Devredeki Sı ve S2 anahtarlarının tetikleme sinyalleri arasında 180º faz farkı vardır. Anahtarlama frekansı 20 kHz olarak belirlenmiştir. Benzetim çalışmalarında örnekleme zamanı 1 us olarak alınmıştır. Ornekleme zamanın düşük seçilmesi ölçüm sonuçlarının doğruluğunu artırmaktadır. Yapılan benzetim çalışmaları sonucunda anahtarlama elemanları üzerine düşen gerilim ve akan akımlar ile dönüştürücü çıkış gerilimleri aşağıdaki grafiklerde gösterilmiştir. | |
460631 | 35 | 403 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9241200089454651,
"polygon": [
[
1499,
1310
],
[
1504,
309
],
[
301,
303
],
[
296,
1304
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8898329138755798,
"polygon": [
[
932,
2209
],
[
934,
2159
],
[
873,
2157
],
[
871,
2207
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.5835837125778198,
"polygon": [
[
1535,
2126
],
[
1538,
1378
],
[
276,
1374
],
[
273,
2121
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.2806299924850464,
"polygon": [
[
1506,
2123
],
[
1508,
1374
],
[
302,
1372
],
[
300,
2121
]
]
}
]
} | Hattat Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri / Calligrapher Hasan Rıza Efendi's life and his works | Hasan Rıza Efendi, hat sanatı tarihinde, Şeyh Hamdullah ile zuhur etmeye başlayan Osmanlı hat mektepleri arasında, XIX. yüzyıla gelindiğinde öne çıkan Kadıasker Mustafa İzzet Efendi mektebinin başlıca temsilcilerinden ve son dönem Osmanlı hat sanatı denince ilk hatırlanacak olan isimlerden biridir. Bu çalışmada, Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri, hat sanatı çerçevesinde ele alınıp, onun hat sanatındaki yeri ve önemi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu yapılırken, imkanlar ve şartlar dahilinde, tespit edilen ve katkıları olabilecek tüm kurum, şahıs ve yayınlara başvurulmuştur.
Çalışma sürecinde, Hasan Rıza Efendi'nin günümüze yakın bir asırda yaşamış olmasının, tespit edilen eser sayısının fazla olmasını sağlamıştır. Bununla birlikte Rıza Efendi'nin, A. Süheyl Ünver gibi kültür ve medeniyet muhafızı bir kimliğin yakın akrabası olması ve onun tuttuğu notlar sayesinde, hakkında başka bir hattata nasip olmayacak özellikte detay sayılabilecek bilgilere ulaşmak mümkün olmuştur.
Başvurulan kaynaklardan elde edilen tüm verilerin ele alınıp değerlendirilmesi neticesinde, çok yönlü kişisel özellikleri de olan Rıza Efendi'nin, hat sanatının hemen hemen tüm kullanım sahalarında verdiği eserler ve bilhassa Mushaf kitabetindeki yeri bakımından, hat sanatı tarihinde örnek bir sanatkâr olarak öneminin büyük olduğu anlaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: hattat, hat sanatı, Hasan Rıza | Hasan Rıza Efendi, one of the first names to be remembered in the last period of Ottoman calligraphy art, is one of the main representatives of the school of Kadıasker Mustafa Izzet Efendi which became prominent during the XIX century after the appearance of the Ottoman calligrafhy establisment thanks to Sheikh Hamdullah.
In this study, Hasan Riza Efendi's life and works were studied within the framework of art of calligraphy to reveal its place and importance in calligraphy. All related institutions, individuals and publications were tried to be identified and investigated to get the best effort possible to obtain the contributions of all of them to this study.
The fact that Hasan Rıza Efendi lived during the near century allowed us to have numerous works and books to be available for the study. Being close relative of A.Suheyl Unver, one of the main actors in the field of Ottoman culture and civilisation, provided a huge resource opportunity to get the detailed information about Rıza Efendi thanks to the notes taken by Suheyl Unver.
It has been understood through the evaluation of all the data obtained from the references of this study that Rıza Efendi, who has versatile personalities, has great importance as a model bearer in the history of calligraphy in terms of the works who produced in almost all the fields of calligraphy especially with respect to Mushaf.
Keywords: calligrapher, calligraphy art, Hasan Rıza | ELİF İLTER | 460631 | Sakarya Üniversitesi | İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı | 2017 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=q3-d9QtLoVA2OMExHSkJpSgolTe3_2fVZl_FrFeHFgiIyDhKIercdv0HRWTkfNRh | ./data/pdfs/460631.pdf | 66,495,772 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:08.975178 | 2025-06-03T21:18:29.008209 | 2025-06-04T08:36:55.163234 | 2025-06-04T09:24:22.513589 | Rıza Efendi'nin, büyük kızı Bihter Hanım (? - ?)41, oğlu Ahmed Süreyya Bey26 (1891-1969) ve küçük kızı Mükerrem Hanım43 (? - 1966) olmak üzere üç çocuğu vardır.44
Süheyl Bey'in Cihangir yıllarında eniştesine yaptığı ziyaretlerindeki gözlemlerini ayrıntılı biçimde anlattığı notlarına göre, Rıza Efendilerin evlerinde güne sabah namazı ile başlanılırdı. Bu vakitten sonra büyükler yatmaz, ev işleri ve kahvaltı hazırlıkları başlar, yemekler, evin bahçe tarafındaki odasında yenirdi. Ortaya serilen sofra yaygısının üzerine nihale olarak düz bir iskemle konur, bunun da üzerine genişçe bir seyyar bakır sini yerleştirilirdi. Sofranın etrafına çepeçevre dizilen minderler üzerine oturulur, örtü dizler üzerine çekilir; yemek, el veya kaşık, çatal kullanılarak ve ortadaki sahana uzanılarak yenilirdi. Y emekten sonra sofra kalkar, ön odada veya yemek yenilen bu odada oturulurdu. Ayrıca, Süheyl Unver'e göre, Rıza Efendi yemek pişirme konusunda da maharetlidir. Belirttiğine göre, Ramazan ayındaki bir ziyaretinde eniştesinin güzel yemekler pişirdiğine şahit olmuştur. Bununla birlikte, Rıza Efendi'nin yine kendisine misafir olarak gelen dostlarından halı tüccarı Halis Hakkı Bey ve Hacı İhsan Beylere ikram için helva niyetiyle tarhanayı irmik zannederek kavurduğu,
dolayısıyla meyanesinin de tutmadığı, Süheyl Unver tarafından nakledilen hatıralardan biridir. 45
45 Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27
<sup>41</sup> Bihter Hanım hakkında A.Süheyl Bey'in notlarında —evlendikten sonra olsa gerek- bir müddet Rıza Efendi'nin bitişiği olan evde kıra ile oturduklarından, daha sonra yıne Cihangir Camii civarında manzaralı ve güzel bir evde ikamet ettiklerinden bahsedilmektedir.Bu notlarda Bihter Hanım'ın eşinin ise bahriye zabiti (deniz yüzbaşısı) Faik Bey olduğu bilgisi mevcuttur. Hatta Süheyl Bey, eniştesine gittiğinde, Faik Bey'ın nöbetine rastlarsa, onlarda gecelermiş. Bkz., Unver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27; Ayrıca Bihter Hanım'ın, kız kardeşi Mükerrem Hanım'ın vefat ilanına göre, Prof. Dr. Gıyaseddin Akdeniz, Rüyet Carus, Rüksan Arıtman ve Rezzan Akdeniz adlı çocukları olduğu anlaşılmaktadır. Bkz. Milliyet Gazetesi Arşivi, 01.07.1966, s.7
<sup>44</sup> Ahmed Süreyya Saltuk Bey, babasından yazı dersleri de aldığından, hakkında Rıza Efendi'nin talebeleri bölümünde bilgi verilecektir.
<sup>45</sup>Mükerrem Hanım, Kandilli Rasathanesinin kurucusu ve müdürü astronom Muhammed Fatin Gökmen'in (1877-1955) eşidir. Fatin Bey, Rasathanede 1910-1943 yılları arasında vazife yapmıştır. Rıza Efendi'nin vefatı sonrasında, Emine Zeberced Hanım'ın, kızı Mükerem Hanımların Kandılı'deki köşklerinde kaldığı bilinmektedir. Sitâre ve Târk Gökmen adlarında iki evlatları vardır. Babası gibi astronom olan Târk Gökmen, profesörlük tezinde merhum babasının çalışmalarını daha da geliştirmiştir. Bkz. Ahmed Yüksel Ozemre, Portreler Hatıralar, Istanbul, 2007, s.165-168; Ayrıca M.Fatin Gökmen için Bkz. http://sertoz.bilken.edu.tr/turk/FatinGokmen.pdf ; Muammer Dizer,"Mehmet Fatin Gökmen", TDV Islam Ansiklopedisi, C.14, s.142, Istanbul, 1996
<sup>44</sup> Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27 ; Ancak, Rıza Efendi, şiirlerini kaleme aldığı Dîvân'ında H.1309'da doğan oğlu Süreyya Bey'in doğumuna bir tarih manzumesi yazmıştır. Aynı yıl, sekiz yaşına basmışken vefat eden ve "Veda etti bu fâniye, ciğerparem ateş saçdı." ifadesiyle yâd ettiği Müzeyyen adlı bir kız çocuğunun da ölümüne tarih manzumesi yazmıştır. Hasan Rıza Efendi'nin Dîvân'ını tez olarak çalışan Gülay Karaman, Müzeyyen adının , Rıza Efendi'nin kızı Mükerem'in adıyla uyumlu oluşundan Müzeyyen'in de Rıza Efendi'nin kızı olabileceği fikrini dile getirmiştir. Bkz. Gülay Karaman, "Hasan Rızâ Dîvânı (İnceleme-Metin-Nesre Çeviri)" Kocaeli Universitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli, 2009, s.XXIX, XXX, 70,71,81 | |
677247 | 66 | 110 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.954503059387207,
"polygon": [
[
1498,
2015
],
[
1501,
238
],
[
274,
236
],
[
270,
2013
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8924395442008972,
"polygon": [
[
1467,
2211
],
[
1467,
2154
],
[
1405,
2153
],
[
1404,
2211
]
]
}
]
} | Kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki / During the crisis and epidemic periods the relationship between health expenditures and economic growth | Sağlık, bireylerin hayatlarını devam ettirebilmeleri için önemli bir konudur. Ne kadar sağlıklı bir toplum yapısı olursa ekonomik büyüme de o kadar önemli hale gelmektedir. Devletlerin de gerçekleştirmeyi hedefledikleri konulardan biri, sağlıklı bir birey ve sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum meydana getirmektir. Bir ülke ekonomik olarak güçlü olması ekonomik büyüme gerçekleştirilip ve devamlılığını sağlamak için sağlıklı topluma sahip olması gerekmektedir.
Gerçekleştirilen çalışmanın asıl konusu kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkidir. Krizlerin ve salgınların yaşandığı dönemlerde sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasında ilişkinin olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Hazırlanan çalışmada sağlık kavramı, sağlık hizmetleri, sağlık harcamaları ve salgın ile ilgili konularda açıklama yapılmıştır. Buna ek olarak kriz ve ekonomik büyüme hakkında da açıklamalarda bulunulmuştur. 2000- 2018 yılları arasındaki kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), kişi başına düşen sağlık harcaması ve ölüm oranı verileri kullanılarak Türkiye dahil olmak üzere OECD ülkelerinin tamamı araştırılmaya tabi tutulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda sağlık harcamalarında meydana gelen %1'lik (%10) artışın kişi başına düşen GSYH'yı %0.78 (%7.8) artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca ekonomik kriz ve salgın durumunda kişi başına düşen gelirin azalması, iktisadi açıdan anlamlı bulunmuştur. Katsayıların olasılık değerleri 0.01'den düşüktür. Bu durum ise istatistiki olarak güçlü bir anlamlılığa işaret etmektedir. Ülkelerin sağlık seviyeleri ile ekonomik gelişmişlikleri arasında yakın bir ilişki olduğu söz konusudur. | Health is a significant issue for individuals in order to continue their lives. The healthier the social structure, the more important economic growth becomes. One of the issues that states aim to realize is to create a healthy individual and a society consisting of healthy individuals. A country must be economically strong and have a healthy society so as to achieve and maintain economic growth.
The main subject of this study is the relationship between health expenditures and economic growth during crisis and epidemic periods. It was aimed to investigate whether there is a relationship between health expenditures and economic growth in times of crises and epidemics. In the prepared study, an explanation was made about the concept of health, health services, health expenditures and the epidemic. Using data on per capita gross domestic product (GDP), per capita health expenditure and mortality rate between 2000 and 2018, all OECD countries, including Turkey, were surveyed. As a result of the research, it was determined that 1% (10%) increase in health expenditures increased GDP per capita by 0.78% (7.8%). In addition, the decrease in per capita income in the event of an economic crisis and epidemic was found to be economically significant. The probability values of the coefficients are less than 0.01. This situation indicates a statistically strong significance. There is a close relationship between the health levels of countries and their economic development. | YALÇIN KOCABADAK | 677247 | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi | İktisat Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAh0DAj7fLO4Dzx_5HJSSJQOmPzM630l4Al4r9f0mN_kR | ./data/pdfs/677247.pdf | 1,714,206 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:10.210102 | 2025-06-03T21:09:46.371619 | 2025-06-04T08:36:56.212116 | 2025-06-04T09:24:22.925474 | teknolojik yeniliktir. Teknolojik değişim tanımıyla ortaya konulan yaratıcı fikirlerin özünde rekabet konusu söz konusu değildir. Yaratıcı fikirler söz konusu olduğunda, tüm bireyler rekabet olmadan bu fikirlerden faydalanabilme olanağına sahip olduğundan dolayı dışlanamama ön plana çıkmaktadır (Romer, 1994: 22).
Lucas Modeli: Beşerî sermayeyi ekonomik büyümenin kaynağı olarak tanımlayan bu model Lucas tarafından geliştirilmıştır. Model, beşerî sermaye modeli olarak da anılmaktadır.
Lucas modeline göre; devamlı ve pozitif büyümenin gerçekleşmesi, birikim sonucu girdilerin sabit getiri sağlamasından dolayıdır. Rebelo modeli dışında, rekabetin var olduğu ortam oluşturularak çözüm üretilmesi amacıyla sermaye ve iş gücü dışında ek bir girdinin var olması gerekmektedir. Hem Lucas hem de Romer modelinin ortak özelliği ise ek girdiyi sermayenin bir faktörü olarak görmüş olmalarıdır. Lucas ek girdiyi beşerî sermaye olarak görmesi ise ayrıldığı nokta olarak verilmektedir. Romer ise ek girdiyi, beşerî sermaye ve fiziki sermaye şeklinde somutlaşabilen sabitlikte görmektedir. Sonuç olarak, sabit sermaye olarak nıtelendirilen fiziki sermaye, yatırımları ve beşerî sermayeyi arttırıcı etkiye sahiptir (İnce, 2006: 53). Lucas modelinde beşerî sermaye, üretim faktörleri arasında
gösterilmektedir. Uzun dönemde sürdürebilir büyümeyi sağlayabilecek tek faktör olarak kabul edilmektedir.
Barro Modeli: Bu model, kamu harcamaları modeli olarak da adlandırılmaktadır. Model, kamu sektörü vasıtasıyla bireylere sağlanan mal ve hizmetlerin veya altyapının üretim faktörleri ile karşılaştırıldığında öneminin aynı olduğu varsayımına dayanmaktadır. Modelde, üretim geniş tanımlı olarak sermaye faktörünü içermekte ve nispi olarak modele kolaylık sağlaması amasıyla emek faktörünün üretim sürecindeki oranı azaltılmıştır. Bu modelde devletin tek gelir kaynağı vergi olarak belirtilirken devletin tek gider kaynağı olarak ise kamu mallarının arzı olduğu belirtilmiştir. Ayrıca Barro modelinde bütçenin daima denk olduğunu savunmaktadır (Barro ve Sala-ı Martin, 1995: 95). Tek gelir kaynağı vergi olduğu varsayımı altında harcamalar vergilerle finanse edilir. V ergilerle finanse edilen kamu harcamaları belirli bir verimlilik düzeyine kadar ekonomik büyüme oranını artırmaktadır. | |
677100 | 22 | 123 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9339409470558167,
"polygon": [
[
1392,
2074
],
[
1396,
247
],
[
126,
244
],
[
122,
2071
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8220140933990479,
"polygon": [
[
790,
2221
],
[
790,
2174
],
[
743,
2174
],
[
743,
2221
]
]
}
]
} | Teknoparklarda ar-ge projesi değerlendirme süreci: Model önerisi / Evaluation process of r&d projects in technoparks: Model proposal | Bu araştırma teknoparklara başvuran ve teknopark yönetici şirketleri tarafından hakemler aracılığı ile değerlendirilen Ar-Ge projelerinin bu yolculuklarını incelemek ve uygulamada başarılı olacak bir model önermek amacıyla yapılmıştır.
Araştırmada Ar-Ge projelerinin teknoparklara başvurusundan başlayarak geçtiği aşamaları ve ağırlıklandırılmış değerlendirme kriterlerini oluşturmak üzere literatür taraması, pilot görüşmeler, derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Ar-Ge projesi değerlendirme süreci, değerlendirme yöntem ve kriterleri hakkında teknoparklar ve Ar-Ge ekosistemi hakkında ortalama 11 yıl tecrübeye sahip teknopark genel müdürü, üst düzey yönetici, konusunda uzman akademisyen ve sektör temsilcisi hakemlerle derinlemesine mülakatlar yapılmış ve analiz edilmiştir. Ayrıca derinlemesine mülakatların sonunda katılımcılar tarafından yüzde ağırlık olarak puanlanan kriterlerin ortalaması alınarak projelerin seçiminde değerlendirme kriterlerinin hangisinin ne kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.
Araştırmada elde edilen veriler analiz edilerek teknoparkların tercih edebilecekleri iki ayrı model önerisi ortaya çıkmıştır. Birinci model hakem maliyetleri görece düşük, yüz yüze görüşmeler ya da yerinde ziyaretler ile desteklenmesi gereken bireysel hakem değerlendirmesi modelidir. İkinci model ise hakem maliyetlerinin tolere edilebildiği teknoparklar için bireysel hakem değerlendirmesi ve yüz yüze sunum ya da görüşmelerin yapılacağı değerlendirme kurulu aşamalarını birleştiren hibrit bir modeldir.
Ar-Ge projeleri değerlendirme sürecinde hangi kriterlerin hangi ağırlıkta olması gerektiğini gösteren bir tablo da oluşturulmuştur. Projenin rekabet gücü ve ticarileşme potansiyeli %14,2 ile en önemli kriter, projenin teknoloji düzeyi ve Ar-Ge yönü de %13,2 ile ikinci en önemli kriter olarak ortaya çıkmıştır. Projelerin sadece kâğıt üzerinden değil yüz yüze görüşmeler neticesinde değerlendirilmesi gerektiği ve teknopark yöneticilerinin Ar-Ge projeleri değerlendirilirken hakem ve uzmanların yanında karar mekanizmalarının içinde aktif bir şekilde yer alması gerektiği sonucuna da ulaşılmıştır. | This research was carried out to examine these journeys of R&D projects that applying to technoparks and evaluated by technopark management companies through referees and to propose a model that would be successful in practice.
In the research, literature review, pilot interviews and in-depth interviews were conducted to establish the stages and weighted evaluation criteria of R&D projects starting from the application step. About the R&D project evaluation process, evaluation methods and criteria, in-depth interviews were conducted with the technopark general manager, senior manager, expert academicians and sector representative referees, who have an average of 11 years of experience in Technoparks and the R&D ecosystem. In addition, at the end of the in-depth interviews, the average of the criteria scored by the participants as percent weight was taken to determine which evaluation criteria were important in the selection of projects.
By analyzing the data obtained in the research, two different model proposals that technoparks can choose have emerged. The first one is the individual referee evaluation model, which is relatively low in referee costs and needs to be supported by face-to-face meetings or on-site visits. The second one is a hybrid model for technoparks where referee costs can be tolerated, combining the stages of individual referee evaluation and evaluation board where face-to-face presentations or interviews will be made.
A table showing which criteria should be weighed how much in the evaluation process of R&D projects has also been created. The competitiveness and commercialization potential of the project emerged as the most important criteria with 14.2%, while the technology level and R&D aspects of the project emerged as the second most important criteria with 13.2%. It has also been concluded that the projects should be evaluated not only on paper but also on face-to-face meetings. Technopark managers should take an active part in decision mechanisms alongside referees and experts while evaluating R&D projects. | BİLAL TOPÇU | 677100 | İstanbul Medeniyet Üniversitesi | Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAkbOupfc_5vWL_6ednNIGaUV3vPsLwJv-8RMRmtdE6ln | ./data/pdfs/677100.pdf | 3,359,724 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.137557 | 2025-06-03T21:21:41.717248 | 2025-06-04T08:36:57.256715 | 2025-06-04T09:24:23.078469 | getirmiştir. Kashyap ve Garg (2019) Ar-Ge projelerinin seçiminde ÇKKV yöntemlerinden Oklid Mesafeye Dayalı Yaklaşım (EDBA) modelini önermıştır. Binici ve Aksakal (2020) karar vericilerin farklı görüşlerde olmasının Ar-Ge projeleri seçim problemini daha da zorlaştırdığını vurgulamış, bunu kolay hale getirmek ve en faydalı projeleri seçmek amacıyla ÇKKV yöntemleri arasından UTA (Ütility Additive Method) yöntemini kullanmıştır. Kurt ve Yıldız (2020) çalışmalarında otomotiv yan sanayinde faaliyet gösteren bir firmanın Ar-Ge merkezine sunulan Ar-Ge proje önerilerini değerlendirmek ve önceliklendirmek için bulanık TOPSIS yöntemini uygulamıştır.
Çalışmaların büyük kısmında hazırdakı Ar-Ge projelerini değerlendirecek ve aralarından en iyi sıralamayı ve seçimi yapacak modeller çalışılmıştır. Küçük bir kısmı da matematik modellerden ziyade teknik olmayan, ölçülemeyen kriterlere, metodolojiye yanı sürecin kendisine odaklanmıştır. Diğer taraftan yine büyük kısmı özel sektörde şirketlerin ihtiyaçları doğrultusunda yapılmış, az bir kısmı da kamu destekli Ar-Ge süreçlerini ele almıştır.
Bu konuda günümüzde Türkiye'sinde sürekli olarak Ar-Ge projesi değerlendiren ve
seçim yapan kurumlar arasında yer alan teknoparklarla ilgili bir çalışmanın yapılmadığı görülmüştür. Bu boşluğu doldurma gayesiyle yapılan araştırma teknoparklardaki süreci modelleme amacını da taşımaktadır.
Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Ar-Ge, büyüme ve teknoparklar kavramsal olarak ele alınmaktadır. Teknoloji, İnovasyon ve Ar-Ge faaliyetlerinin ekonomik büyüme ve kalkınma üzerindeki etkisinin ele alındığı bu bölümde, Türkiye'nin Ar-Ge çıktıları göstergeler üzerinden diğer ülkelerin durumu ile karşılaştırılırken, diğer taraflan da bu çıktıların artması için devletin sağladığı destekler ve teşvikler ele alınmıştır. Son olarak Türkiye'de ve dünyada teknoparkların tarihi ve bugünü ele alınmış, kamu üniversite sanayı üçlü sarmal yapısı ile teknopark modelinin önemi ortaya konmaktadır.
İkinci bölümde Ar-Ge projesinin tanımı yapılmış gerek özel sektör gerekse üniversite ya da kamu kurumlarınca uygulanan değerlendirme ve seçme uygulamaları ele alınmıştır. Ar-Ge projesi değerlendirme kriterlerin önem derecesi konu edilmiştir. Kamu tarafında TÜBİTAK, KOSGEB ve AB UFUK2020 programlarındaki | |
514069 | 72 | 127 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9021084308624268,
"polygon": [
[
1481,
1214
],
[
1486,
530
],
[
208,
520
],
[
203,
1205
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8635455965995789,
"polygon": [
[
867,
2235
],
[
867,
2177
],
[
800,
2176
],
[
799,
2234
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.46821001172065735,
"polygon": [
[
213,
506
],
[
1476,
506
],
[
1476,
149
],
[
213,
149
]
]
}
]
} | Kahramanmaraş kılavuzlu sulama projesi Belpınar tünelinde kullanılan pasa basınçlı tünel açma makinesinin ( EPB-TBM ) kazı performans analizi / Excavation performance analysis of earth pressure balance tunnel boring machine ( EPB-TBM ) used in Belpinar tunnel in kilavuzlu irrigation project ( Kahramanmaras ) | Kahramanmaraş Kılavuzlu Sulaması Projesi'nde sulama kanalı hattı üzerinde tünel kazısı için kullanılan pasa basınçlı tünel açma makinesinin (EPB/TBM) kazı performans analizi yapılmıştır. EPB/TBM'in teknik özellikleri ve kazı sistemi detaylı olarak anlatılmıştır. Güzergah üzerinde bulunan birimlerin jeoteknik ve jeolojik özellikleri incelenmiştir. Tamamlanan tünele ait günlük raporlarda verilen kazı ilerleme parametrelerinin yapılan sayısal hesaplamalarla korelasyonu yapılmıştır. Tünel hattında belirli mesafelerde sondaj numuneleri üzerinde yapılan tek eksenli basınç dayanımı ve çekme dayanımı oranı ile kayaçların kazılabilirliği tahmin edilmiştir. TBM'in kazı performansında makine ve kayacın özellikleri önemlidir ve bu faktörler zamanı etkilemektedir. Bu çalışmanın ana amacı makine ve kayaç özelliklerinin TBM'in kazı performansına etkileri incelenmiştir. Tünel açma makinesine ait tork, itme kuvveti, ilerleme hızı ve RPM parametrelerinden yararlanarak penetrasyon ve SE değerleri hesaplanmıştır. Makine parametreleri arasında tork-penetrasyon, itme kuvveti-penetrasyon ve SE-penetrasyon değerleri karşılaştırılmış ve yorumlanmıştır. TBM çalışması sırasında karşılaşılan arıza ve duraklamalar nedenleri sınıflandırılmış ve makine kullanım oranı belirlenmiştir. | Excavation performance analysis of earth pressure balance tunneling machine (EPB / TBM) used for tunnel excavation on irrigation canal line was conducted in Kahramanmaraş Kılavuzlu Watering Project. The technical characteristics of the EPB / TBM and the excavation system are explained in detail. The geotechnical and geological characteristics of the units on the route have been examined. The excavation progress parameters given in the daily reports of the completed tunnel were correlated with the numerical calculations. The excavability of rocks was estimated with the uniaxial compressive strength and the tensile strength ratio on the drilling samples at certain distances in the tunnel line. Machine and rock characteristics are important in TBM's excavation performance, and these factors influence time. The main purpose of this study is to investigate the effects of machine and rock properties on excavation performance of TBM. The penetration and SE values were calculated using the torque, thrust, feedrate and rpm parameters of the tunnel boring machine. Torque-penetration, thrust-penetration and SE-penetration values were compared and interpreted between machine parameters. Causes of failures and pauses during TBM operation are classified and machine utilization rate is determined. | SAMİME OSMANOĞLU | 514069 | Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi | Jeoloji Mühendisliği Ana Bilim Dalı | 2018 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=hcgrYffRbz0Z44UJEuLtwSK-mbjk4m10rbdvkZbLsaCc0eRqkAQk4gks8ORpkFXr | ./data/pdfs/514069.pdf | 6,933,918 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:09.379781 | 2025-06-03T21:08:36.219166 | 2025-06-04T08:36:57.262915 | 2025-06-04T09:24:23.360784 | | TSK-4 / 2 | 2,5 | 4,7 | 4,3 | 4.157 | 4.237 |
|-----------|------|-----|-----|-------|-------|
| TSK-5 / 1 | 2,81 | 0,4 | 1,1 | 4.298 | 4.638 |
| TSK-5 / 1 | 2,81 | 0.4 | 1,1 | 4.338 | 4.684 |
| TSK-5 / 1 | 2,81 | 0.4 | 1,1 | 4.318 | 4.661 |
| TSK-5 / 2 | 2,82 | 0.3 | 0,8 | 4.585 | 4.687 |
| TSK-5 / 2 | 2,82 | 0.3 | 0,8 | 4.708 | 4.772 |
| TSK-5 / 2 | 2,82 | 0.3 | 0,8 | 4.647 | 4.730 |
## 5.3.3. İnceleme Alanındaki Kayaçların Jeomekanik Özellikleri
Numunelerin mekanik ve elastik özelliklerini belirlemek için RockData 5.0 programı yardımıyla GSI ve kayacın tek eksenli sıkışma dayanımı parametreleri kullanılarak Hoek-Brown sınıflaması yapılmıştır. Hesaplamalar serpantinitlerin ve peridotitlerin bulunduğu yere göre iki ayrı aşamada yapılmıştır. Yapılan sınıflama sonuçlarına göre TSK-2 nolu sondaj numunelerinin alındığı serpantinit birimlerin tek eksenli basınç dayanımı 1128-1955 MPa, genel daynımı 6066-8939 MPa ve deformasyon modülü değerleri 1271,856-1305,723 MPa arasında değişmekte olup, ortalama basınç dayanımı 1541 MPa'dır. Peridotit birimlerden alınan TSK-3, TSK-4 ve TSK-5 nolu sondaj numunelerine göre tek eksenli basınç dayanımı 1569-8404 MPa, genel dayanımı 7688-25277 MPa ve deformasyon modülü değerleri 3890,177-10442,746 MPa arasında değişmekte olup, ortalama basınç dayanımı 4986 MPa'dır. | |
674198 | 72 | 162 | {
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8510663509368896,
"polygon": [
[
850,
2208
],
[
851,
2159
],
[
792,
2158
],
[
791,
2207
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.6863978505134583,
"polygon": [
[
1499,
2007
],
[
1511,
185
],
[
160,
176
],
[
147,
1998
]
]
},
{
"class": "Kaynakça",
"confidence": 0.5973682999610901,
"polygon": [
[
1463,
2046
],
[
1474,
229
],
[
123,
220
],
[
111,
2037
]
]
}
]
} | Polisiye filmlerde polislik mesleği temsili: Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare örneklerinde nitel bir analiz / Representation of police profession in dedective films: A qualitative analysis of the examples of Hunting Season, Dragon Trap and Five Minarets in New York | Bu çalışmanın amacı, yakın dönemde çekilmiş olan Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare isimli polisiye filmlerinin göstergebilim ve nitel içerik analizi yapılabilmesi maksadı ile seçilen sekiz kategori olan Polis Bürokrasisi, Personel Kaynağı, Gerçek Polislik, Duayen Polisler, Üniformanın Ağırlığı, Zor Kullanma Ölçütü, Polisin Takdiri ve Uygulamadaki Açmazlar konularında sosyolojik analizini yapmaktır. Araştırmada, seçilen filmlerde sosyolojik yöntemle çözümlemeler yapılırken, mesleki tespitler üzerinden hareket edilmiştir. Araştırmamızda yöntem olarak içerik analizi içinde yer alan nitel analiz kullanılmıştır. Nitel çözümleme, içeriğin örtülü anlamını, yani kaynağın ilettiği mesajların arka planını ve bağlamını, mesajların kodlanmasındaki örtülü niyetleri ve güdüleri araştırmaya yarayan bir araştırma tekniği olarak tanımlanmaktadır. Araştırmamıza konu olan filmlerin yapım aşamasında EGM tarafından fiili destek verilerek çekilmiş olması, kurumun kendisini tanıtma çabası olarak değerlendirildiğinde, bu filmlerin birbirleri ile olan benzerliğinin ya da göreli olumlu olumsuz yönlerinin sosyolojik bir araştırma olarak ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. | The aim of this study is analysis of the recently shot Turkish Crime films, Hunting Season, The Dragon Trap and Five Minarets in New York with the semiotics and qualitative analysis sociological methodology. The study continues with eight categories selected for the purpose of categorical analysis; Police Bureaucracy, Personnel Resource, Real Policing, Doyen Police, Weight of Uniform, Police Appreciation and Impasse in Practice. In the research, while analyzing the selected films with sociological method, vocational determinations were made. In our research, qualitative analysis in content analysis was used as a method. Qualitative analysis is defined as a research technique to investigate the implicit meaning of the content, that is, the background and context of the messages transmitted by the source, the implicit intentions and motives in coding the messages. The fact that the films subject to our research were shot by the General Directorate of Turkish Police with actual support during the production phase, and when evaluated as an effort to introduce the institution itself, it was aimed to reveal the similarity or relative positive and negative aspects of these films as a sociological research. | BARIŞ EKE | 674198 | Ankara Üniversitesi | Sosyoloji Ana Bilim Dalı | 2020 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAj-Zfbx_DBMApYdqrbwf8DK3SM9Gu94ipm3RpSxlMU7S | ./data/pdfs/674198.pdf | 4,805,377 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.200368 | 2025-06-03T21:15:15.472226 | 2025-06-04T08:36:57.714740 | 2025-06-04T09:24:23.729410 | Danışmanlar; Fahrettin Gönbe (Cinayet masası Amiri), Hasan Dinç (Cinayet Masası), Prof.Dr. Tarik Yılmaz, Doç.Dr. Irfan Uslu, Mois Behar, Doç.Dr. Bülent Şam, Murat Peker (Silah Danışmanı), Yıldıray Salman, Birol Topaloğlu (Laz Müzikleri), İbrahim Bozgüney (Adana Lehçesi)
Ana Sponsor; Ukra Inşaat
Sponsor, Volkswagen (Nilgün Ones)
Kurumsal Destek; Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü, İstanbul Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü, EGM Eğitim Daire Başkanlığı, T.C. Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Beyoğlu Belediyesi, Güreli Yeminli Mali Müşavirlik, Kanyon, Bilstone, Beykoz kundura, Sümerbank Beykoz Yıldırım Holding, Adile Sultan Kasrı, Babylon, Has Halı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, Çatalca İlçe Jandarma Komutanlığı
Şahıslar; Kurtcebe Turgul, Yavuz Tanyeli, Bahadır Arlıel, Aliş Kemal Hanlı, Ali Ustay, Selim
Demirdelen, Alp Güneysel, Tolga Toykoç, Kerim Doğrar, Hasan Deniz, Nedret Gürlek, Orhan Turhan, Ozer Demir, Selva Baydar, Birol Akbaba, Tunay Vural, Tuba Taçan, Yasemin Peynirci, Atilla Erkip, Vural Yalkı.
Destek veren kurum ve kişiler değerlendirildiğinde, Av Mevsimi filminin yapıma aşamasında önemli bir 'Resmi' kurumlar desteği göze çarpmaktadır. Emniyet Teşkilatı ve Askeri birlikler de dâhil olmak üzer pek çok devlet birimi yapım süreci içinde yer almıştır. Emniyet gerek bina gerek araç gereç kullanımı ve oyunculara verilen 'koçluk'olarak tanımlayabileceğimiz seviyelerde destek vermiştir. Cinayet Masası memurları, silah danışmanları, olay yeri inceleme ve trafik birimleri doğrudan filmin içeriğinde katkı sağlamışlardır. Ayrıca cinayet suçunun psıkıyatrik ve adlı tıbbi boyutu doğrudan akademisyenler tarafından elden geçirilmıştır. Ayrıca filmın senaryolaştırma sürecinde polisiye | |
317021 | 132 | 185 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9550421833992004,
"polygon": [
[
1494,
2125
],
[
1498,
361
],
[
268,
358
],
[
264,
2122
]
]
}
]
} | Tüketici satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisinin önemi: Otomobil sektörü üzerine Türkiye ve Rusya'da karşılaştırmalı bir araştırma / The importance of consumer ethnocentrism and country of origin effect on consumer purchase intention: A comparative research on automobile sector in Turkey and Russia | Günümüzün gelişen ekonomik yapısı ile birlikte uluslararası işletme faaliyetlerinde artış olmuştur. Tüketiciler geçmiş dönemlere göre daha fazla çeşitte ürünle buluşmaktadır. Bu aşamada tüketicilerin yerli ve yabancı ürün tercih etme durumu söz konusu olmaktadır. Bu durumda ise, tüketicilerin satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisi kavramları ön plana çıkmaktadır.Bu çalışmada, Türkiye ve Rusya'daki tüketicilerin Amerikan, Alman, Japon ve Güney Kore otomobil ürünlerine karşı algıları tespit edilmeye çalışılmaktadır. Bu şekilde iki ülkedeki tüketicilerin algıları arasında farklılıkların olup olmadığı incelenmiştir. Anket uygulaması yapılan çalışmada, Rusya ve Türkiye'de 222'şer toplamda 444 anket analize dahil edilmiştir. Analizlerde Tüketici Etnosentrizmi, Menşe Ülke, Satın Alma Niyeti ve demografik özelliklerin ilişkileri incelenmiştir. | In parallel with the global economic developments, there is a significant increase in the number of business operations as well. Consumers have become subject to numerous products when compared to the past business era. This leads to a necessity of preference and choice between global and local products for consumers. As a result of these developments, the concepts of consumer etnocentrism and country-of-origin effect have become subject to many academic studies in marketing literature.This study aims to examine the Turkish and Russian consumers? perceptions regarding the American, German, Japanese and South Korean products. Thus, it is aimed to reveal the differences between the consumer attitudinal patterns in two countries. Based on a survey study (n russia=222; n turkey=222; n total=444), the relations between the constructs of consumer etnocentrism, country of origin effect, purchase intention and demographic variables are analyzed. | AHMET TUZCUOĞLU | 317021 | İstanbul Üniversitesi | Uluslararası İşletmecilik Ana Bilim Dalı | 2012 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RYan9_S-Z7Eir3xdWGXBiC_Wb_AY9Fx_X0RlzWAUlp3vyD4OWZAnK3UgMuX0QNrb | ./data/pdfs/317021.pdf | 6,556,804 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:05.809585 | 2025-06-03T21:05:52.363565 | 2025-06-04T08:36:58.173219 | 2025-06-04T09:24:24.045055 | çalışmalarında hedef aldıkları pazarın yerel özelliklerine göre çeşitlendirmeler yapmaları faydalı olacaktır.
Etnosentrizm seviyelerinden sonra söz konusu pazarlardaki menşe ülke algılamaları incelenmiştir. Menşe ülke algısı olumlu olan ülke işletmelerinin söz konusu hedef pazarlarda daha başarılı olduğu gözlenmektedir. Bu çalışmada, Amerikan, Alman, Japon ve Güney Kore otomobil ürünlerine karşı menşe ülke algılamaları incelenmiştır. Amerikan, Alman ve Japon menşe ülke algılamaları Türkiye'de Rusya'dakine göre daha olumludur. Dolayısıyla, bu ülkelerin otomobil işletmeleri menşe ülke algısını göz önünde bulunduğunda Rusya ile Türkiye arasında tercih yapmak söz konusu olduğunda Türkiye'ye öncelik vermelidir. Çünkü, Türkiye'deki tüketicilerin Rusya'daki tüketicilere göre söz konusu ülkelerin otomobil ürünlerine daha olumlu yaklaştığı görülmektedir. Güney Kore otomobil ürünlerine karşı menşe ülke algılamalarında ise, Rusya'daki tüketicilerin Türkiye'deki tüketicilere oranla daha olumlu yaklaştıkları görülmektedir. Bu durumda, Güney Kore otomobil işletmelerinin de Rusya ve Türkiye arasında yapacakları öncelik sıralamasında Rusya'nın daha etkin pazarlama çalışmaları yapmalarını sağlayacak daha hazır bir pazar olduğu söylenebilir.
Menşe ülke algılamalarına göre, bu dört ülkenin otomobil işletmeleri aynı pazara girdiklerinde hangi ülkenin işletmesinin daha başarılı olabileceği konusunda; Türkiye pazarında sırasıyla Alman, Japon, Amerikan ve Güney Kore işletmelerinin daha avantajlı olacakları görülmektedir. Buradan hareketle, Alman otomobil işletmelerinin diğer üç ülkenin otomobil işletmelerine oranla menşe ülke algıları perspektifiyle rekabet avantajını elinde bulundurabileceği söylenebilir. Menşe ülke algıları ortalamaları incelendiğinde, Rusya için de aynı menşe ülke sıralamasının söz konusu olduğu görülmektedir.
Bundan sonra konu ile ilgili yapılacak çalışmalarda; araştırmanın sadece iki ülke ile sınırlandırılmayıp, daha farklı ülkelerde yapılması tavsiye edilebilir. Bunun yanında, araştırmaya sınırlı sayıda kişi dahil edilebilmiştir. Ülkelerin farklı bölgeleri dahil 118 | |
679944 | 42 | 121 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9432126879692078,
"polygon": [
[
1478,
2103
],
[
1482,
293
],
[
285,
290
],
[
281,
2101
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8713294863700867,
"polygon": [
[
909,
140
],
[
910,
90
],
[
855,
89
],
[
854,
139
]
]
}
]
} | Sığırların oküler yassı hücreli karsinomlarında apoptoz ve otofajinin immunohistokimyasal yöntemlerle belirlenmesi / Determination of apoptosis and autophagy in cattle ocular squamous cell carcinomas by immunohistochemical methods | Oküler yassı hücreli karsinom olgusu Kars'ta sığırlarda en fazla görülen neoplazilerdendir. Bu çalışmada 2012-2021 yılları arasında Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma Hastanesine getirilen 45 adet oküler yassı hücreli karsinomlu sığırdan alınan neoplastik kitleler çalışma materyali olarak kullanıldı. Alınan kitlelerin birbirinden farklı büyüklüklerde olduğu ve kanamalı, ülseratif bir eksudatla kaplı, karnabahar ya da papillomatoz şekilli oldukları gözlendi. Alınan kitleler histopatolojik inceleme amacıyla hematoksilen-eozin ile boyandı. Histopatolojik değerlendirme sonucunda epidermisten dermise doğru atipik keratinositlerin farklılaşmasıyla karakterize neoplastik oluşumlar olduğu tespit edildi. Eozinofilik sitoplazmalı, buzlu cam görünümde değişik boyutlarda hücrelerden oluşan tümör adacıkları ile bu adacıkların merkezinde keratin incilerinin bulunduğu saptandı. Vakalar, tümör incilerinin yoğunluğu ve sayısı ile pleomorfizim durumlarına göre iyi diferensiye, orta diferensiye ve kötü diferensiye olmak üzere üç gruba ayrıldı. Bunlar dışında mitotik aktivitede diferensiyasyon derecesini etkileyen diğer bir faktör olduğu belirlendi. Oküler yassı hücreli karsinom olgusunda apaptoz ve otofajinin rolünü belirlemek için, apoptoz markeri olarak Kaspaz-3 ve AIF, otofaji markeri olarakta LC3B boyandı. Boyamalar sonucunda Kaspaz-3 ve LC3B boyamalarında, diferensiyasyon derecelerine göre ayrılmış gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, AIF immunohistokimyasal değerlendirmesinde gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edildi.
Sonuç olarak yapılan histopatolojik ve immunohistokimyasal değerlendirmeler sonucunda sığırların oküler yassı hücreli karsinom vakalarında kaspaz bağımlı bir apoptozun, kaspaz bağımsız apoptozdan daha baskın olduğunu ve otofaji ile apoptozun tümör agresifliğinde ve ilerlemesinde ortak bir rol oynayabileceğini düşündürdü.
Anahtar Kelimeler: Sığır, oküler yassı hücreli karsinom, histopatoloji, immunohistokimya, apoptoz, otofaji | Ocular squamous cell carcinoma is one of the most common neoplasms in cattle in Kars. In this study, neoplastic masses taken from 45 cattle with ocular squamous cell carcinoma brought to Kafkas University Faculty of Veterinary Medicine Research Hospital between 2012-2021 were used as study material. It was observed that the masses were of different sizes, bleeding, covered with an ulcerative exudate, and were in the shape of cauliflower or papillomatosis. The masses were stained with hematoxylin-eosin for histopathological examination. Histopathological evaluation revealed neoplastic formations characterized by differentiation of atypical keratocytes from the epidermis to the dermis. Tumor islets consisting of eosinophilic cytoplasm, ground glass-like cells of different sizes and keratin pearls were found in the center of these islets. The cases were divided into three groups according to the density and number of tumor pearls and their pleomorphism status as well-differentiated, moderately differentiated and bad-differentiated. Apart from these, it was determined that there is another factor affecting the degree of differentiation in mitotic activity. In order to determine the role of apoptosis and autophagy in ocular squamous cell carcinoma, Caspase-3 and AIF as apoptosis markers and LC3B as autophagy markers were stained. As a result of the staining, a statistically significant difference was observed between the poorly differentiated and good and moderately differentiated groups in Caspase-3 and LC3B staining, while there was no significant difference between the groups in the AIF immunohistochemical evaluation.
In conclusion, histopathological and immunohistochemical evaluations suggested that a caspase-dependent apoptosis is more dominant than caspase-independent apoptosis in ocular squamous cell carcinoma cases of cattle, and that autophagy and apoptosis may play a common role in tumor aggressiveness and progression.
Keywords: Bovine, ocular squamous cell carcinoma, histopathology, immunohistochemistry, apoptosis, autophagy | AYFER YILDIZ | 679944 | Kafkas Üniversitesi | Patoloji (Veterinerlik) Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAsBVU2LDu61cundttLl8BCr-EnyHiFsR9aPeztl21mCD | ./data/pdfs/679944.pdf | 5,742,293 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.989581 | 2025-06-03T21:18:15.635042 | 2025-06-04T08:36:59.367689 | 2025-06-04T09:24:24.336573 | kolay, hassas ve zararsız bir şekilde inceleme olanağı sağlar. Güçlü plazma membran asimetrisi, canlı hücrelerde mevcuttur ve bu plazma membran asimetrinin apoptozdaki kaybı, yaygın olarak, güçlü ve spesifik olarak PS ile etkileşime giren problarla tespit edilir (Demchenko 2013). Floresan boyalar sadece floresan mikroskopisine değil, aynı zamanda flowsitometriye de uygulanır. Flowsitometrinin avantajı; birçok hücre boyutu, DNA fragmantasyonu ve fosfatidilserin eksternalizasyonu gibi çeşitli özelliklerin kısa sürede belirlenmesini sağlamasıdır. Ancak araştırmalar sırasında bazı noktalara dikkat edilmelidir. Ornegin: Flowsitometri tarafından tespit edilen apoptoz oranı her zaman mikroskopi ile tespit edilenden daha yüksektir, çünkü flowsitometri her apoptotik cismi, genellikle ondan fazla apoptotik cisme bölünmüş bir apoptotik hücre olarak sayar (Otsuki ve ark. 2003, Riccardi ve Nicoletti 2006). Tek hücreli jel elektroforezi veya diğer bilinen adıyla "Comet Assay" tekniği hücre düzeyinde meydana gelen DNA hasarını belirlemek ve miktarını ölçmek için uygulanan non-invaziv, hızlı ve hassas bir floresan mikroskobik teşhiş yöntemidir (Dinçer ve Kankaya 2010). Comet Assay (tek hücreli jel elektroforezi), ökaryotik hücrelerde deoksiribonükleik asit (DNA) iplik kopuşlarını ölçmek için basıt bir yöntemdir. Mikroskop lamı üzerinde agaroza
gömülü hücreler, nükleer matrise bağlı sargılı DNA ilmekleri içeren nükleoidler oluşturmak için deterjan ve yüksek tuz ile lize edilir. Yüksek pH'ta elektroforez, floresan mikroskobu ile gözlemlenen kuyruklu yıldızlara benzeyen yapılar oluşturur. Kuyruklu yıldız kuyruğunun başa göre yoğunluğu DNA kırılmalarının sayısını yansıtır (Collins 2004). Nötr Comet Assay testi çoğunlukla çıft iplikli DNA kırılmalarını tespit etmek için kullanılırken, alkalın Comet Assay testi, tek ve çift iplikli DNA kırılmalarını, ve eksik alınan onarım bölgeleri ile ilişkili DNA tek iplikli kırılmalarını tespit eder. Her iki test de parçalanmış DNA'nın görselleştirilmesine izin verir ve DNA hasarını nicel olarak değerlendirilmesi için basit bir yol sağlar (Lu ve ark. 2017).
3. Elektron Mikroskobu: Apoptoz kavramını çeşitli dokularda ve fizyolojik durumlarda geniş bir hücre ölümü biçimi olarak formüle edilmesine imkan sağlar. Elektron mikroskobu, apoptotik hücrelerin tanımlanması için hala "altın standart" olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, elektron mikroskobu için gerekli maliyetler, gereken özel ekipman, teknik uzmanlık ve temsil edilen sınırlı doku alanı | |
659874 | 76 | 92 | {
"labels": [
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9460911750793457,
"polygon": [
[
1394,
1703
],
[
1401,
1106
],
[
337,
1093
],
[
330,
1690
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9098464846611023,
"polygon": [
[
1475,
1968
],
[
1475,
1779
],
[
273,
1778
],
[
273,
1967
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9062751531600952,
"polygon": [
[
1486,
1086
],
[
1490,
166
],
[
242,
160
],
[
237,
1080
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8860299587249756,
"polygon": [
[
892,
2207
],
[
893,
2158
],
[
835,
2157
],
[
834,
2206
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8409458994865417,
"polygon": [
[
1182,
1758
],
[
1182,
1712
],
[
560,
1712
],
[
560,
1758
]
]
}
]
} | Fotovoltaik sistemler için yüksek kazançlı da-da dönüştürücü tasarımı / Design of a high-gain da-da converter for photovoltaic systems | Yüksek anahtarlama frekansına sahip da-da dönüştürücüler günlük hayatta kullanılan birçok teknolojik cihazın bir parçası olmuştur. Bu dönüştürücülerin, küçük boyut ve yüksek verimlilik gibi özelliklere sahip olması istenir. Yüksek frekans anahtarlamalı bu dönüştürücüler, kontrol kolaylığı, hızlı tepki ve yüksek güç yoğunluğu nedeniyle akü şarj istasyonları, yenilenebilir enerji sistemleri, yakıt hücreleri, güç faktörü düzeltme devreleri, led aydınlatma gibi endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Yüksek gerilim kazancına sahip bu da-da dönüştürücüler, özellikle fotovoltaik sistemlerdeki mikro eviricilerin giriş gerilimlerini elde etmek için kullanılmaktadır. Fotovoltaik sistemlerde yaygın olarak kullanılması, bu dönüştürücüler üzerinde yapılan araştırmaları yoğunlaştırmıştır.
Bu tez çalışmasında yüksek kazançlı bir Sarmaşık tipi da-da dönüştürücü devresi matematiksel olarak modellenmiş ve benzetim modeli MATLAB/Simulink ortamında oluşturulmuştur. Benzetim çalışmaları ile elde edilen sonuçların uygulanabilirliği tartışılmıştır. İncelenen da-da dönüştürücü yapısı, düşük görev periyodu ile yüksek çıkış gerilimi sağlamak için birleştirilmiş indüktanslardan oluşmaktadır. Bu yapı anahtarlamalı yükselten tip dönüştürücüye entegre edilmiştir. Bu dönüştürücü yapısının önemli bir avantajı, güç anahtarları ve diyotlar üzerindeki gerilim streslerinin düşük olmasıdır. Böylece düşük maliyetli ve yüksek performanslı yarı iletken anahtarlama elemanları kullanılabilmektedir. Ayrıca, tüm diyotların ters geri kazanım problemi azaltılmakta ve anahtarlama elemanlarının sıfır akımdaki anahtarlama (ZCS) işlemi de sağlanmaktadır. Ek olarak pasif kilitleme devreleri, anahtarlama elemanlarının kapanma anları sırasında oluşan gerilim yükselmelerini bastırmak için kullanılmaktadır. Bu tezde 25V giriş gerilimi ve 400V çıkış gerilimine sahip 200W gücündeki bir da-da dönüştürücünün tasarımı ve benzetim çalışması gerçekleştirilmiştir. Benzetim çalışması sonucunda dönüştürücü yapısının çalışma prensibi ve sürekli durumdaki kararlılık analizi açıklanmıştır. | da-da converters with high switching frequency have been a part of many technological devices used in daily life. These converters are desired to have characteristics such as small size and high efficiency. These high-frequency switched converters are widely used in industrial applications such as battery charging stations, renewable energy systems, fuel cells, power factor correction circuits, led lighting due to their ease of control, fast response and high power density. These da-da converters with high voltage gain are especially used to obtain the input voltages of microswitches in photovoltaic systems. Their widespread use in photovoltaic systems has intensified research on these converters.
In this thesis, a high-gain interleaved converter circuit was modeled mathematically and the simulation model was created in MATLAB / Simulink environment. The applicability of the results obtained through simulation studies has been discussed. The studied transformer structure consists of inductances combined to provide high output voltage with low duty period. This structure is integrated in the switched step-up type converter. An important advantage of this converter structure is that it reduces voltage stress on power switches and diodes. So, low cost and high performance semiconductor switching elements can be used. In addition, the reverse recovery problem of all diodes is reduced and the zero current switching (ZCS) operation of the switching elements is also provided. In addition, passive locking circuits are used to suppress the voltage spikes that occur during the closing moments of the switching elements. The design and simulation study of a 200W da-da converter with 25V input voltage and 400V output voltage was carried out. As a result of the simulation study, the working principle and steady state stability analysis of the converter structure are explained. | MURAT BİRKAN | 659874 | Batman Üniversitesi | Yenilenebilir Enerji Sistemleri Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs10O6SZidjoMBcePKT0AOMecf4fYNuKZ1gN0rnCK8Jbo | ./data/pdfs/659874.pdf | 2,399,309 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:09.852850 | 2025-06-03T21:09:45.578683 | 2025-06-04T08:36:59.368936 | 2025-06-04T09:24:24.523548 | Kuplaj indüktörleri, dönüştürme oranı 1.7 olan bir transformatör olarak modellenmiştir. Dönüştürücünün giriş gerilimi 25V ve sarım oranı n=1.7 dir. Anahtarlama frekansı 20 kHz ve görev periyodu D=0.75 olarak belirlenmiştir. Eşitlik 5.11 yardımı ile dönüştürücünün gerilim kazancı 17.2 bulunmuştur. Sürekli rejimde yüksüz durum için çıkış gerilimi yine eşitlik 5.11 yardımı ile;
$$\mathbf{V}\_0 = \mathbf{V}\_{\rm in} \frac{1 + (1 + 2n)\mathbf{0}}{1 - \mathbf{0}} = \mathbf{25} \ast \frac{1 + (1 + 2 \ast \mathbf{1.7}) \ast (0.75)}{1 - 0.75} = \mathbf{25} \ast \{17.2\} = \mathbf{430} \,\mathrm{V} \tag{5.19}$$
olarak elde edilmiştir. Çıkış gerilimin grafiği şekil 6.2'de verilmiştir. t=0 anında indüktörlerin ve kapasitörlerin devreye girmesiyle birlikte başlangıçta çıkış geriliminde kısa süreli gerilim yükselmesi oluşmaktadır. Ancak çıkış geriliminin 0.5 inci saniyede sürekli duruma ulaştığı görülmektedir Grafikten görüleceği gibi 25V giriş gerilimi altında yüksek gerilim kazancına sahip dönüştürücü çıkışından 430V gerilim elde edilmiştir. Gerilim kazancının çok yüksek olması ve çıkış gerilimin sürekli duruma çok hızlı bir şekilde ulaşması sarmaşık tıp dönüştürücü yapısının avantajlarındandır.


Şekil 6.2 Boş çalışmadaki dönüştürücü çıkış gerilimi
Şekil 6.3'de S1 ve S2 anahtarlarının birbirinden 180º kaydırılmış tetikleme sinyalleri yer almaktadır. Anahtarlama elemanı olarak, düşük iletim direnci ve yüksek anahtarlama frekansından dolayı MOSFET tercih edilmiştir. | |
677247 | 67 | 110 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9593467712402344,
"polygon": [
[
1467,
1390
],
[
1489,
179
],
[
299,
158
],
[
278,
1369
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8725069165229797,
"polygon": [
[
1469,
2211
],
[
1470,
2152
],
[
1406,
2152
],
[
1405,
2210
]
]
}
]
} | Kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki / During the crisis and epidemic periods the relationship between health expenditures and economic growth | Sağlık, bireylerin hayatlarını devam ettirebilmeleri için önemli bir konudur. Ne kadar sağlıklı bir toplum yapısı olursa ekonomik büyüme de o kadar önemli hale gelmektedir. Devletlerin de gerçekleştirmeyi hedefledikleri konulardan biri, sağlıklı bir birey ve sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum meydana getirmektir. Bir ülke ekonomik olarak güçlü olması ekonomik büyüme gerçekleştirilip ve devamlılığını sağlamak için sağlıklı topluma sahip olması gerekmektedir.
Gerçekleştirilen çalışmanın asıl konusu kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkidir. Krizlerin ve salgınların yaşandığı dönemlerde sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasında ilişkinin olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Hazırlanan çalışmada sağlık kavramı, sağlık hizmetleri, sağlık harcamaları ve salgın ile ilgili konularda açıklama yapılmıştır. Buna ek olarak kriz ve ekonomik büyüme hakkında da açıklamalarda bulunulmuştur. 2000- 2018 yılları arasındaki kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), kişi başına düşen sağlık harcaması ve ölüm oranı verileri kullanılarak Türkiye dahil olmak üzere OECD ülkelerinin tamamı araştırılmaya tabi tutulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda sağlık harcamalarında meydana gelen %1'lik (%10) artışın kişi başına düşen GSYH'yı %0.78 (%7.8) artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca ekonomik kriz ve salgın durumunda kişi başına düşen gelirin azalması, iktisadi açıdan anlamlı bulunmuştur. Katsayıların olasılık değerleri 0.01'den düşüktür. Bu durum ise istatistiki olarak güçlü bir anlamlılığa işaret etmektedir. Ülkelerin sağlık seviyeleri ile ekonomik gelişmişlikleri arasında yakın bir ilişki olduğu söz konusudur. | Health is a significant issue for individuals in order to continue their lives. The healthier the social structure, the more important economic growth becomes. One of the issues that states aim to realize is to create a healthy individual and a society consisting of healthy individuals. A country must be economically strong and have a healthy society so as to achieve and maintain economic growth.
The main subject of this study is the relationship between health expenditures and economic growth during crisis and epidemic periods. It was aimed to investigate whether there is a relationship between health expenditures and economic growth in times of crises and epidemics. In the prepared study, an explanation was made about the concept of health, health services, health expenditures and the epidemic. Using data on per capita gross domestic product (GDP), per capita health expenditure and mortality rate between 2000 and 2018, all OECD countries, including Turkey, were surveyed. As a result of the research, it was determined that 1% (10%) increase in health expenditures increased GDP per capita by 0.78% (7.8%). In addition, the decrease in per capita income in the event of an economic crisis and epidemic was found to be economically significant. The probability values of the coefficients are less than 0.01. This situation indicates a statistically strong significance. There is a close relationship between the health levels of countries and their economic development. | YALÇIN KOCABADAK | 677247 | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi | İktisat Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAh0DAj7fLO4Dzx_5HJSSJQOmPzM630l4Al4r9f0mN_kR | ./data/pdfs/677247.pdf | 1,714,206 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:10.210102 | 2025-06-03T21:09:46.371619 | 2025-06-04T08:36:59.680510 | 2025-06-04T09:24:24.707178 | Barro modelinde, hane halklarının fayda fonksiyonunu en üst düzeyde olmasını sağlayan ve kâr amacı gütmeyen, iyi niyetli bir hükümetin refah ve büyüme üzerindeki etkisinin pozitif olacağını ve bunu belirlerken birçok türden endişeye sahip olmayan, sadece bireysel fayda fonksiyonunu önemli bulan bir hükümetin refah ve iktisadi büyüme üzerinde negatif etki oluşturabileceğini savunmaktadır (Barro, 1990: 110).
Rebelo Modeli: Içsel büyüme teorilerinde bir diğer yaklaşım ise Rebelo modelidir. Modelde ekonomide kararlaştırılan politikaların farklılıklara neden olacağı şeklindeki büyüme yaklaşımı üzerinde durulmuştur. Rebelo modeline göre ülkeler farklı büyüme hızlarına sahip olduğu kabul edilmektedir. Rebelo bu farklılığın sebebini ekonomi politikalarının farklı olmasını göstermiştir. Rebelo modelinde, örneğin gelir üzerinden alınan vergiye yönelik politikalar, fiziksel olarak nitelendirilen sermaye yatırımlarındaki kazançları azaltarak sermaye birikim hızını azaltacağı ve bundan dolayı büyüme hızının azalacağını varsaymaktadır (Rebelo ve King, 1993: 908-931).
İçsel büyüme kuramını özetlemek gerekirse teknoloji modelin içinde açıklanmıştır. Hem artan verim hali hem de sermayenin artan getirisi söz konusudur. İçsel büyüme kuramında eksik rekabet piyasaların varlığı geçeriliği söz konusudur.
A çık ekonomi yaklaşımı çerçevesinde dış ticareti dinamik karşılaştırmalı üstünlükler teorisine göre açıklanmıştır. Bunlara ek olarak ölçeğe göre artan verim söz konusudur. Sosyal altyapı önemli bir büyüme etkenidir. | |
460631 | 36 | 403 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9427617192268372,
"polygon": [
[
1527,
1970
],
[
1533,
267
],
[
263,
263
],
[
257,
1966
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8876063823699951,
"polygon": [
[
932,
2209
],
[
934,
2157
],
[
875,
2155
],
[
873,
2207
]
]
}
]
} | Hattat Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri / Calligrapher Hasan Rıza Efendi's life and his works | Hasan Rıza Efendi, hat sanatı tarihinde, Şeyh Hamdullah ile zuhur etmeye başlayan Osmanlı hat mektepleri arasında, XIX. yüzyıla gelindiğinde öne çıkan Kadıasker Mustafa İzzet Efendi mektebinin başlıca temsilcilerinden ve son dönem Osmanlı hat sanatı denince ilk hatırlanacak olan isimlerden biridir. Bu çalışmada, Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri, hat sanatı çerçevesinde ele alınıp, onun hat sanatındaki yeri ve önemi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu yapılırken, imkanlar ve şartlar dahilinde, tespit edilen ve katkıları olabilecek tüm kurum, şahıs ve yayınlara başvurulmuştur.
Çalışma sürecinde, Hasan Rıza Efendi'nin günümüze yakın bir asırda yaşamış olmasının, tespit edilen eser sayısının fazla olmasını sağlamıştır. Bununla birlikte Rıza Efendi'nin, A. Süheyl Ünver gibi kültür ve medeniyet muhafızı bir kimliğin yakın akrabası olması ve onun tuttuğu notlar sayesinde, hakkında başka bir hattata nasip olmayacak özellikte detay sayılabilecek bilgilere ulaşmak mümkün olmuştur.
Başvurulan kaynaklardan elde edilen tüm verilerin ele alınıp değerlendirilmesi neticesinde, çok yönlü kişisel özellikleri de olan Rıza Efendi'nin, hat sanatının hemen hemen tüm kullanım sahalarında verdiği eserler ve bilhassa Mushaf kitabetindeki yeri bakımından, hat sanatı tarihinde örnek bir sanatkâr olarak öneminin büyük olduğu anlaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: hattat, hat sanatı, Hasan Rıza | Hasan Rıza Efendi, one of the first names to be remembered in the last period of Ottoman calligraphy art, is one of the main representatives of the school of Kadıasker Mustafa Izzet Efendi which became prominent during the XIX century after the appearance of the Ottoman calligrafhy establisment thanks to Sheikh Hamdullah.
In this study, Hasan Riza Efendi's life and works were studied within the framework of art of calligraphy to reveal its place and importance in calligraphy. All related institutions, individuals and publications were tried to be identified and investigated to get the best effort possible to obtain the contributions of all of them to this study.
The fact that Hasan Rıza Efendi lived during the near century allowed us to have numerous works and books to be available for the study. Being close relative of A.Suheyl Unver, one of the main actors in the field of Ottoman culture and civilisation, provided a huge resource opportunity to get the detailed information about Rıza Efendi thanks to the notes taken by Suheyl Unver.
It has been understood through the evaluation of all the data obtained from the references of this study that Rıza Efendi, who has versatile personalities, has great importance as a model bearer in the history of calligraphy in terms of the works who produced in almost all the fields of calligraphy especially with respect to Mushaf.
Keywords: calligrapher, calligraphy art, Hasan Rıza | ELİF İLTER | 460631 | Sakarya Üniversitesi | İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı | 2017 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=q3-d9QtLoVA2OMExHSkJpSgolTe3_2fVZl_FrFeHFgiIyDhKIercdv0HRWTkfNRh | ./data/pdfs/460631.pdf | 66,495,772 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:08.975178 | 2025-06-03T21:18:29.008209 | 2025-06-04T08:37:00.163319 | 2025-06-04T09:24:26.574424 | Hasan Rıza Efendi, günlük yazı çalışmalarına sabah abdestiyle, sabah namazından ve dualarından sonra üst kattaki yazı odasındaki minderine oturarak başlardı. Yazı levhaları ile donatılmış olan bu odanın duvarlarından birinde panoramik bir Tırnova haritasının asılı olduğu da Süheyl Bey'in notları arasında geçmektedir. Uç penceresi ve pencere önlerinde, uzunca, altları çekmeceli sedirler bulunan odanın, sol baş kısmında bir minder ve minderin önünde yazı çekmecesi yer alırdı. Rıza Efendi'nin yazı kalemleri, kalemtraşları ve hokkası, geceleri kapalı duran bu çekmecenin içinde bir tepside dururdu. Üzerinde ise tek mumlu bir şamdanı vardı. İşığı da soldan alarak elinde yazılması îcâp eden bir siparış varsa usûl ve erkânı ile tamamlamağa başlar, böyle bir siparış yoksa da karalama ile vakit geçirirdi. Rıza Efendi'nin yazı odasında iki şilteli yatağı ise serili durur, biraz yorgunluk hissederse veya dinlenmek isterse örtülü olan bu yatağa uzanırdı. Bu oda aynı zamanda onun yazı dersi almak isteyen talebelerini ve dostlarını da kabul ettiği yerdi. Rıza Efendi, o zamanın şartlarına göre yeterli ışık ve gaz lambaları ile tam aydınlatma imkanı olmadığından geceleri yazı yazmaz, akşam yemeğinden sonra, sıklıkla, yakın oturdukları ve ahbabı olan eski Beyoğlu Belediye Reisi Ihsan Beylere sohbete giderdi. Evlerinde, yatsıdan sonra fazla oturulmaz, yer yatakları serilir ve yatılırdı.46
O zamanlar, İstanbul'da sık sık yangınların çıktığı yıllardır. Bu nedenle Rıza Efendi'nin Cihangir'de oturduğu bu evde herkes olası bir yangın ihtimaline karşı tedbirliydi. Yine bu nedenle, yukanki sofaya çıkan merdiven başında bulunan iki kulplu, büyükçe fakat taşınabilir sandık, nakle biçimde, bir yangın başlaması halinde her şeyden önce çıkarılması gereken lüzumlu eşyalar arasındaydı. Sandıkta, kıymetli ve tarihi yazılar, murakka ve mecmualar, tezhibli eserler, kıymetli ve terbiye edilmiş boş kağıtlarla ikincı dereceden kıymetli kağıtlar bulunmaktaydı.47 Bu tasvire göre Rıza Efendi'nin eserleri, ailesinin Cihangir hayatlarını nihayete erdiren ve hanelerinden taşınmalarını gerektiren 1916 yangını sonrasında, bu sandık sayesinde kurtarılmış olmalıdır.
Rıza Efendi, günümüzde İstanbul Teknik Universitesine ait olan Taksim'in Gümüşsuyu semtindeki Muzıka-i Hümâyûndaki vazifesine, evlerine de yakın olduğundan yürüyerek gidip gelirdi. Süheyl Bey bu gidiş-gelişlerde eniştesi ile karşılaştığı anlara dair, daima
<sup>46</sup> Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27
<sup>4/</sup> Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27 | |
441786 | 46 | 87 | {
"labels": [
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9520691633224487,
"polygon": [
[
1232,
1092
],
[
1242,
456
],
[
616,
446
],
[
606,
1082
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9416101574897766,
"polygon": [
[
1073,
1775
],
[
1460,
1771
],
[
1455,
1260
],
[
1068,
1263
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9243243932723999,
"polygon": [
[
258,
1780
],
[
639,
1777
],
[
634,
1263
],
[
254,
1267
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9098162651062012,
"polygon": [
[
1429,
2131
],
[
1429,
1936
],
[
280,
1935
],
[
280,
2130
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.904886782169342,
"polygon": [
[
1435,
416
],
[
1436,
220
],
[
215,
218
],
[
214,
414
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.886523425579071,
"polygon": [
[
1464,
138
],
[
1464,
92
],
[
1412,
91
],
[
1411,
137
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8068590760231018,
"polygon": [
[
1452,
1228
],
[
1452,
1139
],
[
268,
1136
],
[
268,
1225
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.7640622854232788,
"polygon": [
[
1449,
1902
],
[
1449,
1823
],
[
244,
1822
],
[
244,
1901
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.564665675163269,
"polygon": [
[
668,
1799
],
[
1070,
1784
],
[
1051,
1273
],
[
649,
1289
]
]
}
]
} | MoPd katalizörlerin elektroliz sisteminde ve doğrudan metanollü yakıt pillerinde elektrot malzemesi olarak kullanımlarının incelenmesi / Investigation of MoPd catalysts as electrode materials for electrolysis and direct metanol fuel cells | Bu çalışmada C yüzeyine elektrokimyasal olarak Pd (*C/Pd), değişik pH'larda, kaplama akımlarında ve miktarlarda Mo (C/Mo) ve belirlenen optimum koşullarda Mo-modifiye edilmiş C/Mo yüzeyine değişik oranlarda MoPd çöktürülmüş C/Mo-MoxPdy elektrotlar hazırlanarak değişik teknikler ile karakterize edilmiştir. Hazırlanan elektrotların yüzey yapıları yüzey analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Elektrotlar 1 M KOH çözeltisinde katot olarak kullanılmış ve hidrojen gazı çıkışına katalitik etkileri incelenmiştir. Bu amaçla elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS) ve akım-potansiyel teknikleri kullanılmıştır. Elektrotlar ayrıca 1 M CH3OH içeren 0,1 M KOH çözeltisi içerisinde anot olarak kullanılmış ve değişik elektrokimyasal teknikler ile metanol elektrooksidasyonuna katalitik etkileri belirlenmiştir. Katalitik aktivitesi en yüksek olan elektrotun kararlılığı zamanla test edilmiştir. SEM görüntüleri Mo ve MoPd elektrotların yüzey alanının oldukça geniş olduğunu, EDX ölçümleri Pd metalinin yüzeye homojen olarak dağıldığını göstermiştir. Elde edilen elektrokimyasal sonuçlara göre C yüzeyinin ince bir Mo filmi ile kaplanması ile substratın elektrokatalitik etkisi artmış ve Pd çöktürme için daha iyi bir substrat malzemesi oluşturmuştur. C/Mo yüzeyine çok az miktarda Pd çöktürülmesi ile katalitik etki artmıştır. Mo ve Pd'nin bir arada çöktürülmesi ile oluşan sinerjistik etki ile hidrojen oluşumu için daha iyi katot ve etanol elektrooksidasyonu için daha iyi anot elde edilmiştir. En yüksek etkinlik, 50:50 oranında molibden ve paladyum iyonlarını içeren banyo çözeltisinde çöktürülmüş Mo-modifiye C/Mo-Mo50Pd50 elektrotta elde edilmiştir | In this study, Pd (*C/Pd) and Mo (C/Mo) at various pHs, deposition current densities and amounts (C/Mo) were electrochemically deposited over a C substrate. MoPd binary deposits with various ratios were electrochemically deposited over the C/Mo which was obtained at optimum conditions. The surfaces of the catalysts were examined by surface analysis techniques. The prepared electrodes were used as cathode in 1 M KOH solution and their hydrogen evolution activities were investigated. Additionally, their catalytic activity against metanol electrooxidation was investigated in 0.1 M KOH solution in the presence of 1 M CH3OH. The time-stability of the best electrode was also tested in the operation conditions. SEM images showed that Mo and MoPd-modified electrodes have large surface area, and EDX results indicated that Pd almost homogeneously distributed over the surface. Electrochemical studies showed that the modification of C by a thin Mo film enhances electrochemical activity of the substrate. In this way, a very suitable substrate for Pd deposition was obtained. The deposition of a small amount of Pd over the Mo-modified C enhances its activity. CO-deposition of Mo and Pd results with a better cathode for hydrogen evolution and better anode for the methanol electrooxidation reaction. The best activity for both of these reactions was obtained at the C/Mo-Mo50Pd50. | DERYA DİLEK DEMİR | 441786 | Bingöl Üniversitesi | Kimya Ana Bilim Dalı | 2016 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrDEgQd4zgGFxmfqdzg4Jfth13eBcSwn0GePAfGpduVv7 | ./data/pdfs/441786.pdf | 17,429,267 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.711047 | 2025-06-03T21:18:15.559691 | 2025-06-04T08:37:01.473635 | 2025-06-04T09:24:26.801110 | sıcaklıktaki etüvde 1 saat bekletilmiş ve vakumlu desikatörde 30 dakika soğumaya bırakılmıştır. Kurutulan C elektrotlar paslanmaz çelik tele geçirilerek çalışma elektrotları hazırlanmıştır.

Şekil 3.1. Kullanılan elektrotlar sırasıyla platın, karbon keçe geçirilmiş elektrokimyasal ölçümlerde kullanılan elektrot görüntüleri

Şekil 3.2. Elektrotların hazırlanma aşamaları sırasıyla karbon keçenin kesilmesi, yıkanarak petri kabına dizilimi ve etüvde kurutulması görüntüleri
Elektrokimyasal ölçümlerde karşı elektrot olarak Pt levha kullanılmıştır. Pt elektrotlar 0,2cmx1cmx1cm boyutlarındaki Pt levhalara Pt teller tutturulduktan sonra iletkenliği sağlamak için bakır telle bağlanmış ve sadece Pt levha dışında elektrotun çözelti ile temas | |
677100 | 23 | 123 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9218822121620178,
"polygon": [
[
1466,
862
],
[
1468,
230
],
[
307,
226
],
[
305,
858
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8068478107452393,
"polygon": [
[
908,
2222
],
[
908,
2171
],
[
858,
2171
],
[
857,
2222
]
]
}
]
} | Teknoparklarda ar-ge projesi değerlendirme süreci: Model önerisi / Evaluation process of r&d projects in technoparks: Model proposal | Bu araştırma teknoparklara başvuran ve teknopark yönetici şirketleri tarafından hakemler aracılığı ile değerlendirilen Ar-Ge projelerinin bu yolculuklarını incelemek ve uygulamada başarılı olacak bir model önermek amacıyla yapılmıştır.
Araştırmada Ar-Ge projelerinin teknoparklara başvurusundan başlayarak geçtiği aşamaları ve ağırlıklandırılmış değerlendirme kriterlerini oluşturmak üzere literatür taraması, pilot görüşmeler, derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Ar-Ge projesi değerlendirme süreci, değerlendirme yöntem ve kriterleri hakkında teknoparklar ve Ar-Ge ekosistemi hakkında ortalama 11 yıl tecrübeye sahip teknopark genel müdürü, üst düzey yönetici, konusunda uzman akademisyen ve sektör temsilcisi hakemlerle derinlemesine mülakatlar yapılmış ve analiz edilmiştir. Ayrıca derinlemesine mülakatların sonunda katılımcılar tarafından yüzde ağırlık olarak puanlanan kriterlerin ortalaması alınarak projelerin seçiminde değerlendirme kriterlerinin hangisinin ne kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.
Araştırmada elde edilen veriler analiz edilerek teknoparkların tercih edebilecekleri iki ayrı model önerisi ortaya çıkmıştır. Birinci model hakem maliyetleri görece düşük, yüz yüze görüşmeler ya da yerinde ziyaretler ile desteklenmesi gereken bireysel hakem değerlendirmesi modelidir. İkinci model ise hakem maliyetlerinin tolere edilebildiği teknoparklar için bireysel hakem değerlendirmesi ve yüz yüze sunum ya da görüşmelerin yapılacağı değerlendirme kurulu aşamalarını birleştiren hibrit bir modeldir.
Ar-Ge projeleri değerlendirme sürecinde hangi kriterlerin hangi ağırlıkta olması gerektiğini gösteren bir tablo da oluşturulmuştur. Projenin rekabet gücü ve ticarileşme potansiyeli %14,2 ile en önemli kriter, projenin teknoloji düzeyi ve Ar-Ge yönü de %13,2 ile ikinci en önemli kriter olarak ortaya çıkmıştır. Projelerin sadece kâğıt üzerinden değil yüz yüze görüşmeler neticesinde değerlendirilmesi gerektiği ve teknopark yöneticilerinin Ar-Ge projeleri değerlendirilirken hakem ve uzmanların yanında karar mekanizmalarının içinde aktif bir şekilde yer alması gerektiği sonucuna da ulaşılmıştır. | This research was carried out to examine these journeys of R&D projects that applying to technoparks and evaluated by technopark management companies through referees and to propose a model that would be successful in practice.
In the research, literature review, pilot interviews and in-depth interviews were conducted to establish the stages and weighted evaluation criteria of R&D projects starting from the application step. About the R&D project evaluation process, evaluation methods and criteria, in-depth interviews were conducted with the technopark general manager, senior manager, expert academicians and sector representative referees, who have an average of 11 years of experience in Technoparks and the R&D ecosystem. In addition, at the end of the in-depth interviews, the average of the criteria scored by the participants as percent weight was taken to determine which evaluation criteria were important in the selection of projects.
By analyzing the data obtained in the research, two different model proposals that technoparks can choose have emerged. The first one is the individual referee evaluation model, which is relatively low in referee costs and needs to be supported by face-to-face meetings or on-site visits. The second one is a hybrid model for technoparks where referee costs can be tolerated, combining the stages of individual referee evaluation and evaluation board where face-to-face presentations or interviews will be made.
A table showing which criteria should be weighed how much in the evaluation process of R&D projects has also been created. The competitiveness and commercialization potential of the project emerged as the most important criteria with 14.2%, while the technology level and R&D aspects of the project emerged as the second most important criteria with 13.2%. It has also been concluded that the projects should be evaluated not only on paper but also on face-to-face meetings. Technopark managers should take an active part in decision mechanisms alongside referees and experts while evaluating R&D projects. | BİLAL TOPÇU | 677100 | İstanbul Medeniyet Üniversitesi | Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAkbOupfc_5vWL_6ednNIGaUV3vPsLwJv-8RMRmtdE6ln | ./data/pdfs/677100.pdf | 3,359,724 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.137557 | 2025-06-03T21:21:41.717248 | 2025-06-04T08:37:01.477835 | 2025-06-04T09:24:27.066161 | Ar-Ge projeleri değerlendirme süreçleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Son olarak Ar-Ge projelerinin teknoparklardaki değerlendirme süreçleri hukuki çerçevesi ve uygulamadaki haliyle mercek altına alınmıştır.
Üçüncü bölümde saha araştırmasının amaç, yöntem ve detayları hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Teknopark yöneticileri ve Ar-Ge projesi değerlendiren hakemlerden oluşan katılımcılarla yapılan derinlemesine mülakatların sonucunda elde edilen bulgular ve yapılan analizler, değerlendirmelerimizle birlikte yer almaktadır.
Çalışmanın sonunda teknoparklar için Ar-Ge projesi değerlendirme süreçlerinde uygulanabilecek iki model önerisi ve ağırlıklandırılmış değerlendirme kriterleri paylaşılmıştır. | |
317021 | 133 | 185 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9630906581878662,
"polygon": [
[
1460,
1489
],
[
1484,
302
],
[
305,
278
],
[
281,
1465
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.7470148801803589,
"polygon": [
[
1465,
2140
],
[
1465,
2095
],
[
1400,
2094
],
[
1399,
2140
]
]
}
]
} | Tüketici satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisinin önemi: Otomobil sektörü üzerine Türkiye ve Rusya'da karşılaştırmalı bir araştırma / The importance of consumer ethnocentrism and country of origin effect on consumer purchase intention: A comparative research on automobile sector in Turkey and Russia | Günümüzün gelişen ekonomik yapısı ile birlikte uluslararası işletme faaliyetlerinde artış olmuştur. Tüketiciler geçmiş dönemlere göre daha fazla çeşitte ürünle buluşmaktadır. Bu aşamada tüketicilerin yerli ve yabancı ürün tercih etme durumu söz konusu olmaktadır. Bu durumda ise, tüketicilerin satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisi kavramları ön plana çıkmaktadır.Bu çalışmada, Türkiye ve Rusya'daki tüketicilerin Amerikan, Alman, Japon ve Güney Kore otomobil ürünlerine karşı algıları tespit edilmeye çalışılmaktadır. Bu şekilde iki ülkedeki tüketicilerin algıları arasında farklılıkların olup olmadığı incelenmiştir. Anket uygulaması yapılan çalışmada, Rusya ve Türkiye'de 222'şer toplamda 444 anket analize dahil edilmiştir. Analizlerde Tüketici Etnosentrizmi, Menşe Ülke, Satın Alma Niyeti ve demografik özelliklerin ilişkileri incelenmiştir. | In parallel with the global economic developments, there is a significant increase in the number of business operations as well. Consumers have become subject to numerous products when compared to the past business era. This leads to a necessity of preference and choice between global and local products for consumers. As a result of these developments, the concepts of consumer etnocentrism and country-of-origin effect have become subject to many academic studies in marketing literature.This study aims to examine the Turkish and Russian consumers? perceptions regarding the American, German, Japanese and South Korean products. Thus, it is aimed to reveal the differences between the consumer attitudinal patterns in two countries. Based on a survey study (n russia=222; n turkey=222; n total=444), the relations between the constructs of consumer etnocentrism, country of origin effect, purchase intention and demographic variables are analyzed. | AHMET TUZCUOĞLU | 317021 | İstanbul Üniversitesi | Uluslararası İşletmecilik Ana Bilim Dalı | 2012 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RYan9_S-Z7Eir3xdWGXBiC_Wb_AY9Fx_X0RlzWAUlp3vyD4OWZAnK3UgMuX0QNrb | ./data/pdfs/317021.pdf | 6,556,804 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:05.809585 | 2025-06-03T21:05:52.363565 | 2025-06-04T08:37:01.653686 | 2025-06-04T09:24:27.382821 | edilerek daha fazla kişinin araştırmaya katılmasının sağlanması, sonuçların genellenebilmesini sağlayabilecektir. Araştırmada cevaplayıcılardan sadece otomobil ürünlerine göre değerlendirme yapılması istenerek cevaplayıcılar yönlendirilmiştir, benzer çalışmalar diğer sektörlerde de yapılarak ülkelerin hangi sektörlerde ön plana çıktığı da tespit edilebilecektir.
Çalışmanın analizlerinde menşe ülke algılarının ortalamaları alınarak değerlendirmeler yapılmıştır. Bundan sonra yapılacak olan çalışmaların analizlerinde, menşe ülke algısı ölçeğinde yer alan her bir unsur ayrı ayrı ayrı değerlendirilebilir. Bu şekilde, hangi ülkelerin ürünlerinde hangi özelliklerin ön plana çıktığı tespit edilecektir. Bu şekilde söz konusu ülkelerin işletmeleri, kendilerinde eksik görüldüklerini geliştirebilmek için çalışmalarını düzenleyebileceklerdir.
Sonuç olarak, tüketicilerin satın alma niyetlerini etkileyen unsurların tespiti konusu gerek akademik gerekse pazarlama yöneticileri için geçmişte olduğu gibi gelecekte de güncelliğini koruyacaktır. Konu hakkında yapılacak araştırma ve değerlendirmelerin derinliği hem konunun teorik ve kavramsal boyutlarını hem de uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren işletmelerin önemli düzeyde etkileyecektir. | |
674198 | 73 | 162 | {
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.898866593837738,
"polygon": [
[
850,
2208
],
[
852,
2160
],
[
793,
2158
],
[
792,
2207
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8827679753303528,
"polygon": [
[
1498,
2110
],
[
1499,
235
],
[
101,
235
],
[
101,
2110
]
]
}
]
} | Polisiye filmlerde polislik mesleği temsili: Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare örneklerinde nitel bir analiz / Representation of police profession in dedective films: A qualitative analysis of the examples of Hunting Season, Dragon Trap and Five Minarets in New York | Bu çalışmanın amacı, yakın dönemde çekilmiş olan Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare isimli polisiye filmlerinin göstergebilim ve nitel içerik analizi yapılabilmesi maksadı ile seçilen sekiz kategori olan Polis Bürokrasisi, Personel Kaynağı, Gerçek Polislik, Duayen Polisler, Üniformanın Ağırlığı, Zor Kullanma Ölçütü, Polisin Takdiri ve Uygulamadaki Açmazlar konularında sosyolojik analizini yapmaktır. Araştırmada, seçilen filmlerde sosyolojik yöntemle çözümlemeler yapılırken, mesleki tespitler üzerinden hareket edilmiştir. Araştırmamızda yöntem olarak içerik analizi içinde yer alan nitel analiz kullanılmıştır. Nitel çözümleme, içeriğin örtülü anlamını, yani kaynağın ilettiği mesajların arka planını ve bağlamını, mesajların kodlanmasındaki örtülü niyetleri ve güdüleri araştırmaya yarayan bir araştırma tekniği olarak tanımlanmaktadır. Araştırmamıza konu olan filmlerin yapım aşamasında EGM tarafından fiili destek verilerek çekilmiş olması, kurumun kendisini tanıtma çabası olarak değerlendirildiğinde, bu filmlerin birbirleri ile olan benzerliğinin ya da göreli olumlu olumsuz yönlerinin sosyolojik bir araştırma olarak ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. | The aim of this study is analysis of the recently shot Turkish Crime films, Hunting Season, The Dragon Trap and Five Minarets in New York with the semiotics and qualitative analysis sociological methodology. The study continues with eight categories selected for the purpose of categorical analysis; Police Bureaucracy, Personnel Resource, Real Policing, Doyen Police, Weight of Uniform, Police Appreciation and Impasse in Practice. In the research, while analyzing the selected films with sociological method, vocational determinations were made. In our research, qualitative analysis in content analysis was used as a method. Qualitative analysis is defined as a research technique to investigate the implicit meaning of the content, that is, the background and context of the messages transmitted by the source, the implicit intentions and motives in coding the messages. The fact that the films subject to our research were shot by the General Directorate of Turkish Police with actual support during the production phase, and when evaluated as an effort to introduce the institution itself, it was aimed to reveal the similarity or relative positive and negative aspects of these films as a sociological research. | BARIŞ EKE | 674198 | Ankara Üniversitesi | Sosyoloji Ana Bilim Dalı | 2020 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAj-Zfbx_DBMApYdqrbwf8DK3SM9Gu94ipm3RpSxlMU7S | ./data/pdfs/674198.pdf | 4,805,377 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.200368 | 2025-06-03T21:15:15.472226 | 2025-06-04T08:37:02.145329 | 2025-06-04T09:24:27.666438 | yazarlar ve ressamlar gibi bu konuda katkısı bulunabilecek sinema dışındaki sanat dallarından da faydalanılmıştır.
## 3.1.4. Av Mevsimi Filmine Ait Göstergebilim Analizi ve Anlatı Şeması
Göstergebilimsel açıdan ele alındığında 'Av Mevsimi' yazısı polis ve katilin arasında geçen kovalamacaya gönderme yapmakta, aslında 'kara ya da denizde avlanmanın serbest bırakıldığı dönem'anlamına gelmekte olan Av Mevsimi burada polislerin icra ettiği katille aralarında geçen sürecin eğreltilemesi olarak kullanmaktadır. İlk kare olan ressam Yavuz Tanyeli'nin bir tablosu ve üzerinde yer alan "Yeni bir şeylerin görüleceği aralıklar mutlaka vardır" notu filmin ilham kaynağı olarak gösterilmekte ve filmin genel akışı bu düşünce üzerinde gelişmektedir. Yine başkarakterler Ferman'ın Avcı, İdris'in Deli ve Hasan'ın Çömez bu karakterlerin şahsi özelliklerinden kaynaklanan eğreltilemeleridir. Filmin ilk sahnelerinden itibaren kullanılan kıyafetler, olay yeri inceleme ekipmanı, tepe lambası ve silahlar polislik mesleğinin göstergeleri olarak kullanılmaktadır. Filmde kullanılan 'Teşkilat', 'Cinayet', 'Narkotik', 'Ekip' kavramları, gerçek hayatta da kullanılan ve aktif görev yapan Emniyet birimlerinin düzdeğişmecesi olarak kullanılmaktadır. Müslüm kızı pamuk için, 'Su testisi su yolunda' diyerek kızına verdiği değerin ne kadar az olduğunun göstergesidir. Müslüm'ün 'Velinimetimiz' sözü ise Battal'ın eğreltilemesi olarak kullanılmaktadır. Ferman tarafından Asit Omer'e kullandığı 'misafir etmek' gözaltı süreci için günlük hayatta da kullanılan bir eğreltilemedir. Battal Çolakzade'nin konuşmasında kullandığı 'arkamda toplam 4 milyar lira ciro yapan 80 şirket var, 100binlerce çalışan var' sözündeki 'arkamda' kavramı yönetimi altında olan şırketleri ve personelin eğreltilemesidir. Ferman'ın Battal için kullandığı 'Gururu kırılmış bir avcı' Battal'ın eğreltilemesi, Vakkas'ın Asit Omer için kullandığı 'Cezasını biz kestik' ifadesi onu öldürmesi eyleminin eğreltilemesidir. Altan Müdür 'Bizi | |
659874 | 77 | 92 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.960019588470459,
"polygon": [
[
273,
1526
],
[
1458,
1526
],
[
1458,
956
],
[
273,
956
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9424716234207153,
"polygon": [
[
308,
894
],
[
1395,
891
],
[
1393,
156
],
[
305,
159
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8878856897354126,
"polygon": [
[
895,
2210
],
[
897,
2154
],
[
833,
2153
],
[
832,
2209
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8486847281455994,
"polygon": [
[
1165,
949
],
[
1165,
902
],
[
565,
902
],
[
565,
949
]
]
}
]
} | Fotovoltaik sistemler için yüksek kazançlı da-da dönüştürücü tasarımı / Design of a high-gain da-da converter for photovoltaic systems | Yüksek anahtarlama frekansına sahip da-da dönüştürücüler günlük hayatta kullanılan birçok teknolojik cihazın bir parçası olmuştur. Bu dönüştürücülerin, küçük boyut ve yüksek verimlilik gibi özelliklere sahip olması istenir. Yüksek frekans anahtarlamalı bu dönüştürücüler, kontrol kolaylığı, hızlı tepki ve yüksek güç yoğunluğu nedeniyle akü şarj istasyonları, yenilenebilir enerji sistemleri, yakıt hücreleri, güç faktörü düzeltme devreleri, led aydınlatma gibi endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Yüksek gerilim kazancına sahip bu da-da dönüştürücüler, özellikle fotovoltaik sistemlerdeki mikro eviricilerin giriş gerilimlerini elde etmek için kullanılmaktadır. Fotovoltaik sistemlerde yaygın olarak kullanılması, bu dönüştürücüler üzerinde yapılan araştırmaları yoğunlaştırmıştır.
Bu tez çalışmasında yüksek kazançlı bir Sarmaşık tipi da-da dönüştürücü devresi matematiksel olarak modellenmiş ve benzetim modeli MATLAB/Simulink ortamında oluşturulmuştur. Benzetim çalışmaları ile elde edilen sonuçların uygulanabilirliği tartışılmıştır. İncelenen da-da dönüştürücü yapısı, düşük görev periyodu ile yüksek çıkış gerilimi sağlamak için birleştirilmiş indüktanslardan oluşmaktadır. Bu yapı anahtarlamalı yükselten tip dönüştürücüye entegre edilmiştir. Bu dönüştürücü yapısının önemli bir avantajı, güç anahtarları ve diyotlar üzerindeki gerilim streslerinin düşük olmasıdır. Böylece düşük maliyetli ve yüksek performanslı yarı iletken anahtarlama elemanları kullanılabilmektedir. Ayrıca, tüm diyotların ters geri kazanım problemi azaltılmakta ve anahtarlama elemanlarının sıfır akımdaki anahtarlama (ZCS) işlemi de sağlanmaktadır. Ek olarak pasif kilitleme devreleri, anahtarlama elemanlarının kapanma anları sırasında oluşan gerilim yükselmelerini bastırmak için kullanılmaktadır. Bu tezde 25V giriş gerilimi ve 400V çıkış gerilimine sahip 200W gücündeki bir da-da dönüştürücünün tasarımı ve benzetim çalışması gerçekleştirilmiştir. Benzetim çalışması sonucunda dönüştürücü yapısının çalışma prensibi ve sürekli durumdaki kararlılık analizi açıklanmıştır. | da-da converters with high switching frequency have been a part of many technological devices used in daily life. These converters are desired to have characteristics such as small size and high efficiency. These high-frequency switched converters are widely used in industrial applications such as battery charging stations, renewable energy systems, fuel cells, power factor correction circuits, led lighting due to their ease of control, fast response and high power density. These da-da converters with high voltage gain are especially used to obtain the input voltages of microswitches in photovoltaic systems. Their widespread use in photovoltaic systems has intensified research on these converters.
In this thesis, a high-gain interleaved converter circuit was modeled mathematically and the simulation model was created in MATLAB / Simulink environment. The applicability of the results obtained through simulation studies has been discussed. The studied transformer structure consists of inductances combined to provide high output voltage with low duty period. This structure is integrated in the switched step-up type converter. An important advantage of this converter structure is that it reduces voltage stress on power switches and diodes. So, low cost and high performance semiconductor switching elements can be used. In addition, the reverse recovery problem of all diodes is reduced and the zero current switching (ZCS) operation of the switching elements is also provided. In addition, passive locking circuits are used to suppress the voltage spikes that occur during the closing moments of the switching elements. The design and simulation study of a 200W da-da converter with 25V input voltage and 400V output voltage was carried out. As a result of the simulation study, the working principle and steady state stability analysis of the converter structure are explained. | MURAT BİRKAN | 659874 | Batman Üniversitesi | Yenilenebilir Enerji Sistemleri Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs10O6SZidjoMBcePKT0AOMecf4fYNuKZ1gN0rnCK8Jbo | ./data/pdfs/659874.pdf | 2,399,309 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:09.852850 | 2025-06-03T21:09:45.578683 | 2025-06-04T08:37:03.588333 | 2025-06-04T09:24:28.152253 | 
Şekil 6.3 S1 ve S2 anahtarlarının tetikleme sinyalleri
Şekil 6.4 ve şekil 6.5'de sırası ile Sı ve S2 anahtar akımları ile bu anahtarlar üzerinde düşen gerilimlerin dalga şekilleri verilmiştir. Şekil 6.4'de verilen İsı ve İsz akımları düşük değerli akımlar olup sadece yüksüz çalışan dönüştürücüdeki indüktör ve kapasitör akımlarının toplamı kadardır. Anahtarlar üzerinde düşen V 51 ve V s2 gerilimleri
ise yaklaşık 100V'tur. 400V çıkış gerilimi altında Sı ve S2 anahtarları üzerinde düşen gerilimin 100V olması anahtarlar üzerindeki gerilim stresinin düşük olduğunu göstermektedir. Dönüştürücü devre simetrik yapıya sahip olduğundan VS1 ve VS2 gerilimleri ile 151 ve 152 akımları yaklaşık olarak aynıdır. Bu durum grafiklerde görülmektedir. | |
679944 | 43 | 121 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9477874636650085,
"polygon": [
[
1478,
2124
],
[
1481,
291
],
[
285,
289
],
[
281,
2121
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8769807815551758,
"polygon": [
[
911,
140
],
[
912,
91
],
[
855,
90
],
[
854,
139
]
]
}
]
} | Sığırların oküler yassı hücreli karsinomlarında apoptoz ve otofajinin immunohistokimyasal yöntemlerle belirlenmesi / Determination of apoptosis and autophagy in cattle ocular squamous cell carcinomas by immunohistochemical methods | Oküler yassı hücreli karsinom olgusu Kars'ta sığırlarda en fazla görülen neoplazilerdendir. Bu çalışmada 2012-2021 yılları arasında Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma Hastanesine getirilen 45 adet oküler yassı hücreli karsinomlu sığırdan alınan neoplastik kitleler çalışma materyali olarak kullanıldı. Alınan kitlelerin birbirinden farklı büyüklüklerde olduğu ve kanamalı, ülseratif bir eksudatla kaplı, karnabahar ya da papillomatoz şekilli oldukları gözlendi. Alınan kitleler histopatolojik inceleme amacıyla hematoksilen-eozin ile boyandı. Histopatolojik değerlendirme sonucunda epidermisten dermise doğru atipik keratinositlerin farklılaşmasıyla karakterize neoplastik oluşumlar olduğu tespit edildi. Eozinofilik sitoplazmalı, buzlu cam görünümde değişik boyutlarda hücrelerden oluşan tümör adacıkları ile bu adacıkların merkezinde keratin incilerinin bulunduğu saptandı. Vakalar, tümör incilerinin yoğunluğu ve sayısı ile pleomorfizim durumlarına göre iyi diferensiye, orta diferensiye ve kötü diferensiye olmak üzere üç gruba ayrıldı. Bunlar dışında mitotik aktivitede diferensiyasyon derecesini etkileyen diğer bir faktör olduğu belirlendi. Oküler yassı hücreli karsinom olgusunda apaptoz ve otofajinin rolünü belirlemek için, apoptoz markeri olarak Kaspaz-3 ve AIF, otofaji markeri olarakta LC3B boyandı. Boyamalar sonucunda Kaspaz-3 ve LC3B boyamalarında, diferensiyasyon derecelerine göre ayrılmış gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, AIF immunohistokimyasal değerlendirmesinde gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edildi.
Sonuç olarak yapılan histopatolojik ve immunohistokimyasal değerlendirmeler sonucunda sığırların oküler yassı hücreli karsinom vakalarında kaspaz bağımlı bir apoptozun, kaspaz bağımsız apoptozdan daha baskın olduğunu ve otofaji ile apoptozun tümör agresifliğinde ve ilerlemesinde ortak bir rol oynayabileceğini düşündürdü.
Anahtar Kelimeler: Sığır, oküler yassı hücreli karsinom, histopatoloji, immunohistokimya, apoptoz, otofaji | Ocular squamous cell carcinoma is one of the most common neoplasms in cattle in Kars. In this study, neoplastic masses taken from 45 cattle with ocular squamous cell carcinoma brought to Kafkas University Faculty of Veterinary Medicine Research Hospital between 2012-2021 were used as study material. It was observed that the masses were of different sizes, bleeding, covered with an ulcerative exudate, and were in the shape of cauliflower or papillomatosis. The masses were stained with hematoxylin-eosin for histopathological examination. Histopathological evaluation revealed neoplastic formations characterized by differentiation of atypical keratocytes from the epidermis to the dermis. Tumor islets consisting of eosinophilic cytoplasm, ground glass-like cells of different sizes and keratin pearls were found in the center of these islets. The cases were divided into three groups according to the density and number of tumor pearls and their pleomorphism status as well-differentiated, moderately differentiated and bad-differentiated. Apart from these, it was determined that there is another factor affecting the degree of differentiation in mitotic activity. In order to determine the role of apoptosis and autophagy in ocular squamous cell carcinoma, Caspase-3 and AIF as apoptosis markers and LC3B as autophagy markers were stained. As a result of the staining, a statistically significant difference was observed between the poorly differentiated and good and moderately differentiated groups in Caspase-3 and LC3B staining, while there was no significant difference between the groups in the AIF immunohistochemical evaluation.
In conclusion, histopathological and immunohistochemical evaluations suggested that a caspase-dependent apoptosis is more dominant than caspase-independent apoptosis in ocular squamous cell carcinoma cases of cattle, and that autophagy and apoptosis may play a common role in tumor aggressiveness and progression.
Keywords: Bovine, ocular squamous cell carcinoma, histopathology, immunohistochemistry, apoptosis, autophagy | AYFER YILDIZ | 679944 | Kafkas Üniversitesi | Patoloji (Veterinerlik) Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAsBVU2LDu61cundttLl8BCr-EnyHiFsR9aPeztl21mCD | ./data/pdfs/679944.pdf | 5,742,293 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.989581 | 2025-06-03T21:18:15.635042 | 2025-06-04T08:37:03.819953 | 2025-06-04T09:24:28.416173 | nedeniyle, bu teknik artık rutin olarak bir apoptoz analızı için kullanılmamaktadır (Taatjes ve ark. 2008)
## 2.2.6.2.Immunohistokimyasal Metotlar
1. Anneksin V Yöntemi: Apoptozun önemli biyokimyasal özelliği, apoptotik hücrelerin plazma zarının dış kısmında fosfatidilserinin açığa çıkmasıdır. Bu fosfatıdılserin maruziyeti, apoptotik hücreleri elimine eden makrofajlar için bir sinyal görevi görür. Anneksin V boyama genellikle fosfatıdılserin saptamak için kullanılır. Anneksin V, Ca2 + iyonlarının varlığında fosfatidilserine bağlanır. Anneksin V, floresan izotiyosiyanat (FTC) kullanılarak etiketlendiğinden, floresan mikroskobu kullanılarak fosfatidilserin saptanmasına izin verir. Anneksin V boyama tekniği, nekrotik süreç sırasında pozitif olabilir, bu nedenle apoptozu doğrulamak için Anneksin V ve propidium iyodür kullanılarak çift boyama yapılması gerekmektedir. Floresan mikroskobu sıklıkla çekirdek mavi asıt lekeleri 4 ', 6'-diamidino-2 fenilindol (DAPI) veya Hoechst 33258, 33342 ve 34580 kullanılarak apoptozda hücre çekirdeği hasarını ve DNA parçalanmasını değerlendirmek için de kullanılır. DAPI ve Hoechst 33258 AT bazında bağlanırlar (Schutte ve ark. 1998, Van-
Engeland ve ark. 1998, Majtnerová ve Roušar 2018).
2. TÜNEL Yöntemi: Terminal deoksinükleotidil transferaz (TdT) dUTP Nick-End Etiketleme (TÜNEL) testi, apoptozun geç aşamalarında kapsamlı DNA bozunmasına uğrayan apoptotik hücreleri saptamak için tasarlanmıştır ve sadece apoptozise uğramış hücre çekirdeklerin de reaksiyon gerçekleşir. Çok sayıda çift sarmallı DNA kopması oluşturan nükleer DNA'nın kapsamlı parçalanması, apoptozun en karakteristik olaylarından biridir (Darzynkiewicz ve ark. 2008). Yöntem, TdT'nin bir şablondan bağımsız olarak çıft sarmallı DNA kırılmalarının kör uçlarını etiketleme özelliğine dayanmaktadır (Kyrylkova ve ark. 2012). TÜNEL esas olarak DNA kırıklarının in situ olarak tespit edilmesine olanak tanır (Majtnerova ve Rousar 2018). TÜNEL testinin boyama özelliği, reaktif konsantrasyonuna, dokunun fiksasyonuna, proteoliz derecesine ve doku tiplerine göre değişen DNA ipliği kırılmalarının erişilebilirliğine bağlıdır. TÜNEL testi, apoptotik hücrelerin ışık mikroskobik analızı ile DNA ipliğinde meydana gelen kırılmaların saptanmasına ve ölçülmesine de izin ve ark. 1992). TÜNEL'de doku kesitleri, | |
677247 | 68 | 110 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9310384392738342,
"polygon": [
[
1484,
2191
],
[
1489,
294
],
[
267,
291
],
[
262,
2188
]
]
}
]
} | Kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki / During the crisis and epidemic periods the relationship between health expenditures and economic growth | Sağlık, bireylerin hayatlarını devam ettirebilmeleri için önemli bir konudur. Ne kadar sağlıklı bir toplum yapısı olursa ekonomik büyüme de o kadar önemli hale gelmektedir. Devletlerin de gerçekleştirmeyi hedefledikleri konulardan biri, sağlıklı bir birey ve sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum meydana getirmektir. Bir ülke ekonomik olarak güçlü olması ekonomik büyüme gerçekleştirilip ve devamlılığını sağlamak için sağlıklı topluma sahip olması gerekmektedir.
Gerçekleştirilen çalışmanın asıl konusu kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkidir. Krizlerin ve salgınların yaşandığı dönemlerde sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasında ilişkinin olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Hazırlanan çalışmada sağlık kavramı, sağlık hizmetleri, sağlık harcamaları ve salgın ile ilgili konularda açıklama yapılmıştır. Buna ek olarak kriz ve ekonomik büyüme hakkında da açıklamalarda bulunulmuştur. 2000- 2018 yılları arasındaki kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), kişi başına düşen sağlık harcaması ve ölüm oranı verileri kullanılarak Türkiye dahil olmak üzere OECD ülkelerinin tamamı araştırılmaya tabi tutulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda sağlık harcamalarında meydana gelen %1'lik (%10) artışın kişi başına düşen GSYH'yı %0.78 (%7.8) artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca ekonomik kriz ve salgın durumunda kişi başına düşen gelirin azalması, iktisadi açıdan anlamlı bulunmuştur. Katsayıların olasılık değerleri 0.01'den düşüktür. Bu durum ise istatistiki olarak güçlü bir anlamlılığa işaret etmektedir. Ülkelerin sağlık seviyeleri ile ekonomik gelişmişlikleri arasında yakın bir ilişki olduğu söz konusudur. | Health is a significant issue for individuals in order to continue their lives. The healthier the social structure, the more important economic growth becomes. One of the issues that states aim to realize is to create a healthy individual and a society consisting of healthy individuals. A country must be economically strong and have a healthy society so as to achieve and maintain economic growth.
The main subject of this study is the relationship between health expenditures and economic growth during crisis and epidemic periods. It was aimed to investigate whether there is a relationship between health expenditures and economic growth in times of crises and epidemics. In the prepared study, an explanation was made about the concept of health, health services, health expenditures and the epidemic. Using data on per capita gross domestic product (GDP), per capita health expenditure and mortality rate between 2000 and 2018, all OECD countries, including Turkey, were surveyed. As a result of the research, it was determined that 1% (10%) increase in health expenditures increased GDP per capita by 0.78% (7.8%). In addition, the decrease in per capita income in the event of an economic crisis and epidemic was found to be economically significant. The probability values of the coefficients are less than 0.01. This situation indicates a statistically strong significance. There is a close relationship between the health levels of countries and their economic development. | YALÇIN KOCABADAK | 677247 | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi | İktisat Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAh0DAj7fLO4Dzx_5HJSSJQOmPzM630l4Al4r9f0mN_kR | ./data/pdfs/677247.pdf | 1,714,206 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:10.210102 | 2025-06-03T21:09:46.371619 | 2025-06-04T08:37:05.682705 | 2025-06-04T09:24:28.894202 | ## ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
## KRİZ VE SALGIN DÖNEMLERİNDE SAĞLIK HARCAMALARI VE EKONOMİK BÜYÜME İLİŞKİSİ: PANEL VERİ ANALİZİ
## 3.1. EKONOMİK BUYUME VE SAGLIK HARCAMALARI İLİŞKİSİ
Sağlık harcaması ile ekonomik büyüme arasında karşılıklı bir ilişki vardır. Ekonomik büyüme; ulusal olarak sağlığı geliştirebilen ve değiştirebilen sosyal programların, örnek vermek gerekirse; sanıtasyon (hijyen için gerekli koşulların sağlanması ve korunması), sağlık bilinci ve harcamalarının yükselmesi için ayrılan kaynaklar insan sağlığını olumlu yönde etkiler (Biggs, Basu ve Stuckler, 2010: 266). Ekonomik olarak iyi bir seviyede olan toplumlar sağlık adına daha fazla kaynak ayırabilmektedir. Sağlık seviyesi artan toplumlar ekonomik olarak gelişimini hızlandırmaktadır (Mazgıt, 1998: 405). Artan bu sağlık düzeyi ile birlikte iş gücü daha verimli bir şekilde çıktı üretmekte ve bundan dolayı o toplumun kalkınması olumlu yönde etkilenmektedir. Sağlık düzeyinin artması, toplumun refahını ve gelirini, iş gücüne katılımını, işçinin verimliliğini, yatırım ve tasarruf oranlarını hatta beşerî sermaye üzerinde bile etkisi mevcuttur (Karagül, 2002: 72). Bu karşılıklı ilişkiden yola
çıkarak ekonomik büyüme sağlık düzeyini artırdığı gibi sağlık düzeyi de ekonomik büyümeyi hızlandırmaktadır. Buna ek olarak sağlık sisteminde bazı önemli göstergeler vardır. Bu önemli göstergelerden birisi ise ekonomik büyümenin üzerindeki sağlık harcamalarının etkisidir. Bu ekonomik büyümenin üzerindeki sağlık harcamalarının etkisi uzun ömürlü ve çok yönlüdür. Sağlık harcamalarının bu yöndeki etkisi sağlık temelli büyüme hipotezi olarak açıklanabilmektedir (Akar, 2014: 312).
Sağlık harcamaları özünde bir tüketim harcaması olarak görülmesine rağmen aslında bir yatırım harcamasıdır. Sağlık kazanımı hem verimli çalışma açısından hem de çalışma süresinin uzaması gibi sebeplerden dolayı ekonomik büyümeye katkı sağlamaktadır. Sağlık harcamalarının ekonomik büyümeye katkılarına değinmek gerekirse eğer: hastalıktan dolayı meydana gelecek iş kaybını engeller. Bunun yanında çocukların daha sağlıklı bir eğitim almasını sağlar. Sağlığa yönelik ayrılan kaynak kullanımı başka sektörlere kaydırılır (Türker, 2000: 34). Ancak uygulamaya konulacak sağlık politikalarının doğru seçilmesi gerekmektedir. Doğru ve yerinde yatırımların yapılması önem arz etmektedir. Sağlığa yapılacak harcamaların gider olarak düşünülmesinden ziyade yatırım olarak düşünülmesi daha uygun olacaktır. Bunun | |
677100 | 24 | 123 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9462767243385315,
"polygon": [
[
1359,
1987
],
[
1362,
361
],
[
160,
359
],
[
158,
1985
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8836501836776733,
"polygon": [
[
797,
2222
],
[
797,
2174
],
[
738,
2173
],
[
738,
2222
]
]
}
]
} | Teknoparklarda ar-ge projesi değerlendirme süreci: Model önerisi / Evaluation process of r&d projects in technoparks: Model proposal | Bu araştırma teknoparklara başvuran ve teknopark yönetici şirketleri tarafından hakemler aracılığı ile değerlendirilen Ar-Ge projelerinin bu yolculuklarını incelemek ve uygulamada başarılı olacak bir model önermek amacıyla yapılmıştır.
Araştırmada Ar-Ge projelerinin teknoparklara başvurusundan başlayarak geçtiği aşamaları ve ağırlıklandırılmış değerlendirme kriterlerini oluşturmak üzere literatür taraması, pilot görüşmeler, derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Ar-Ge projesi değerlendirme süreci, değerlendirme yöntem ve kriterleri hakkında teknoparklar ve Ar-Ge ekosistemi hakkında ortalama 11 yıl tecrübeye sahip teknopark genel müdürü, üst düzey yönetici, konusunda uzman akademisyen ve sektör temsilcisi hakemlerle derinlemesine mülakatlar yapılmış ve analiz edilmiştir. Ayrıca derinlemesine mülakatların sonunda katılımcılar tarafından yüzde ağırlık olarak puanlanan kriterlerin ortalaması alınarak projelerin seçiminde değerlendirme kriterlerinin hangisinin ne kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.
Araştırmada elde edilen veriler analiz edilerek teknoparkların tercih edebilecekleri iki ayrı model önerisi ortaya çıkmıştır. Birinci model hakem maliyetleri görece düşük, yüz yüze görüşmeler ya da yerinde ziyaretler ile desteklenmesi gereken bireysel hakem değerlendirmesi modelidir. İkinci model ise hakem maliyetlerinin tolere edilebildiği teknoparklar için bireysel hakem değerlendirmesi ve yüz yüze sunum ya da görüşmelerin yapılacağı değerlendirme kurulu aşamalarını birleştiren hibrit bir modeldir.
Ar-Ge projeleri değerlendirme sürecinde hangi kriterlerin hangi ağırlıkta olması gerektiğini gösteren bir tablo da oluşturulmuştur. Projenin rekabet gücü ve ticarileşme potansiyeli %14,2 ile en önemli kriter, projenin teknoloji düzeyi ve Ar-Ge yönü de %13,2 ile ikinci en önemli kriter olarak ortaya çıkmıştır. Projelerin sadece kâğıt üzerinden değil yüz yüze görüşmeler neticesinde değerlendirilmesi gerektiği ve teknopark yöneticilerinin Ar-Ge projeleri değerlendirilirken hakem ve uzmanların yanında karar mekanizmalarının içinde aktif bir şekilde yer alması gerektiği sonucuna da ulaşılmıştır. | This research was carried out to examine these journeys of R&D projects that applying to technoparks and evaluated by technopark management companies through referees and to propose a model that would be successful in practice.
In the research, literature review, pilot interviews and in-depth interviews were conducted to establish the stages and weighted evaluation criteria of R&D projects starting from the application step. About the R&D project evaluation process, evaluation methods and criteria, in-depth interviews were conducted with the technopark general manager, senior manager, expert academicians and sector representative referees, who have an average of 11 years of experience in Technoparks and the R&D ecosystem. In addition, at the end of the in-depth interviews, the average of the criteria scored by the participants as percent weight was taken to determine which evaluation criteria were important in the selection of projects.
By analyzing the data obtained in the research, two different model proposals that technoparks can choose have emerged. The first one is the individual referee evaluation model, which is relatively low in referee costs and needs to be supported by face-to-face meetings or on-site visits. The second one is a hybrid model for technoparks where referee costs can be tolerated, combining the stages of individual referee evaluation and evaluation board where face-to-face presentations or interviews will be made.
A table showing which criteria should be weighed how much in the evaluation process of R&D projects has also been created. The competitiveness and commercialization potential of the project emerged as the most important criteria with 14.2%, while the technology level and R&D aspects of the project emerged as the second most important criteria with 13.2%. It has also been concluded that the projects should be evaluated not only on paper but also on face-to-face meetings. Technopark managers should take an active part in decision mechanisms alongside referees and experts while evaluating R&D projects. | BİLAL TOPÇU | 677100 | İstanbul Medeniyet Üniversitesi | Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAkbOupfc_5vWL_6ednNIGaUV3vPsLwJv-8RMRmtdE6ln | ./data/pdfs/677100.pdf | 3,359,724 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.137557 | 2025-06-03T21:21:41.717248 | 2025-06-04T08:37:05.686161 | 2025-06-04T09:24:29.094378 | ## BÖLÜM I
## KAVRAMSAL ÇERÇEVE: AR-GE, BUYUME VE TEKNOPARK
## 1.1 EKONOMİK BÜYÜMEYİ TETİKLEYEN FAKTÖRLER
1700'lerden bugüne, devletlerin ve iktisatçıların en çok ilgilendikleri konulardan birisi de ekonomik büyüme olmuştur. Eskiden bugüne ekonomik büyümenin nasıl oluştuğuna dair iki tür yaklaşım üzerinde çalışılmaktadır. (Ozkan ve Yılmaz, 2017).
Bunlardan ilki 1956 yılında ABD'li Robert Solow (1956) ve Avusturya'lı Trevor Swan (1956) tarafından birbirinden bağımsız olarak ortaya atılan teknolojinin dışsal olarak kabul edildiği Neo-Klasik Büyüme Modelidir. Ana akım ekonominin temsilcileri bu modelde, teorilerinin merkezine fiziksel sermayeyi koyduklarından ve bunun yönetim sürecindeki rolüne fazlasıyla odaklandıklarından, zekâ ve becerilerin oynadığı rolü görmezden geldikleri için eleştirildiler(Ozçelik, Aslan ve Ozbek, 2018).
Diğer taraftan hafife alınan bu faktörler, Schumpeter tarafından yaratıcı yıkım olarak
da isimlendirilen ekonomik inovasyon ve iş döngüsü sürecinde ise ilgi odağı durumundaydı. Schumpeter ekonominin büyüme gücünün, düzenli olarak ortaya çıkan temel yeniliklerde yattığını savundu. Teorileri Schumpeter Ekonomisi'ni doğurdu ve sağlıklı bir ekonominin dengeli bir ekonomi değil, sürekli olarak teknolojik yeniliklerden etkilenen, hatta rahatsız olan ve sonucunda da dönemsel olarak yenilenen bir ekonomi olduğuna inanıyordu. Kapitalizmin asla durağan hale gelmemesi gerektiğini yazdı(Lemanowicz, 2015).
Neoklasik büyüme teorileri teknoloji faktörünü dışsal bir etken olarak modele dahil ederken, 1980 sonrası ortaya atılan içsel büyüme teorilerinde ise bunun tam aksi bir kabul vardır. Kendi kendini besleyen, bir diğer ifade ile sürdürülebilen büyüme süreçleri, yeni büyüme modellerinde (Kibritçioğlu, 1998:11) Şekil 1'deki gibi ele alınmaktadır. Büyümenin temelinde teknolojik gelişmeler ve beşerî sermaye bulunmaktadır. (KOÇ, 2018). | |
674198 | 74 | 162 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8985609412193298,
"polygon": [
[
1499,
2142
],
[
1506,
223
],
[
100,
218
],
[
94,
2138
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.881515383720398,
"polygon": [
[
850,
2209
],
[
851,
2159
],
[
791,
2157
],
[
790,
2208
]
]
}
]
} | Polisiye filmlerde polislik mesleği temsili: Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare örneklerinde nitel bir analiz / Representation of police profession in dedective films: A qualitative analysis of the examples of Hunting Season, Dragon Trap and Five Minarets in New York | Bu çalışmanın amacı, yakın dönemde çekilmiş olan Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare isimli polisiye filmlerinin göstergebilim ve nitel içerik analizi yapılabilmesi maksadı ile seçilen sekiz kategori olan Polis Bürokrasisi, Personel Kaynağı, Gerçek Polislik, Duayen Polisler, Üniformanın Ağırlığı, Zor Kullanma Ölçütü, Polisin Takdiri ve Uygulamadaki Açmazlar konularında sosyolojik analizini yapmaktır. Araştırmada, seçilen filmlerde sosyolojik yöntemle çözümlemeler yapılırken, mesleki tespitler üzerinden hareket edilmiştir. Araştırmamızda yöntem olarak içerik analizi içinde yer alan nitel analiz kullanılmıştır. Nitel çözümleme, içeriğin örtülü anlamını, yani kaynağın ilettiği mesajların arka planını ve bağlamını, mesajların kodlanmasındaki örtülü niyetleri ve güdüleri araştırmaya yarayan bir araştırma tekniği olarak tanımlanmaktadır. Araştırmamıza konu olan filmlerin yapım aşamasında EGM tarafından fiili destek verilerek çekilmiş olması, kurumun kendisini tanıtma çabası olarak değerlendirildiğinde, bu filmlerin birbirleri ile olan benzerliğinin ya da göreli olumlu olumsuz yönlerinin sosyolojik bir araştırma olarak ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. | The aim of this study is analysis of the recently shot Turkish Crime films, Hunting Season, The Dragon Trap and Five Minarets in New York with the semiotics and qualitative analysis sociological methodology. The study continues with eight categories selected for the purpose of categorical analysis; Police Bureaucracy, Personnel Resource, Real Policing, Doyen Police, Weight of Uniform, Police Appreciation and Impasse in Practice. In the research, while analyzing the selected films with sociological method, vocational determinations were made. In our research, qualitative analysis in content analysis was used as a method. Qualitative analysis is defined as a research technique to investigate the implicit meaning of the content, that is, the background and context of the messages transmitted by the source, the implicit intentions and motives in coding the messages. The fact that the films subject to our research were shot by the General Directorate of Turkish Police with actual support during the production phase, and when evaluated as an effort to introduce the institution itself, it was aimed to reveal the similarity or relative positive and negative aspects of these films as a sociological research. | BARIŞ EKE | 674198 | Ankara Üniversitesi | Sosyoloji Ana Bilim Dalı | 2020 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAj-Zfbx_DBMApYdqrbwf8DK3SM9Gu94ipm3RpSxlMU7S | ./data/pdfs/674198.pdf | 4,805,377 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.200368 | 2025-06-03T21:15:15.472226 | 2025-06-04T08:37:06.402531 | 2025-06-04T09:24:29.634028 | buruşturur atar', ve 'Uyuyan yılanı uyandırdık', sözleri Battal için kullandığı eğreltilemelerdir. Ferman'ın ekiple yaptığı 'İkinizi de kapının önüne koyarım' ifadesindeki kapı önü işten atılmanın, 'Lan ben çakalın tekiyle bir mücadeleye girmişim', sözündeki çakal Battal'ın eğreltilemesidir.
Altan Müdür, Fermanla olan diyaloğunda, İdris için 'bomba elimizde patladı've soruşturmanın gidişatı için 'Hepinizi yakarım' eğreltilemesini kullanmaktadır. Hasan'ın Shakespare'den alıntılayarak kullandığı 'Cinayetin dili yok belki, ama konuşacak' ifadesi de yıne soruşturma sürecinin bir eğreltilemesidir. Battal suçunu itiraf ettiği son sahnede, 'Hayatımız böbrek peşinde koşmakla geçti' 'Servet döktüm önüne'ifadeleri ile yaşadığı sürecın eğreltilemesini yapmaktadır. Avcı Ferman'ın bu itiraftan sonra kullandığı, 'Benimle av oyunları oynadın, zekâ yarıştırdın', 'Avcıyı diğerinden ayıran zekâsı değil avına gösterdiği merhamettir' ve 'Av mevsimi bitti' sözleri Battal ile giriştiği mücadelenin eğreltilemesidir. Pamuk, tüm karakterlerin arka arkaya görüldüğü ve Battal'ın kızı Ceylan'ın da hayatını
kaybettiği son sahnede 'Söz bitti, şarkılar bitti ne güz kaldı ne bahar, güneş doğmayacak artık üstümüze, yıldızlar göz kırpmayacak rüzgâr esmeyecek kar yağmayacak, denizin kokusunu duymayacağız yağmur tenimize değmeyecek, ne güvercin taklası ne karanfilin kırmızısı aşk da bitti nefrette ne güzellik kaldı ne çırkinlik, ezada yaramız artık kanamıyor, biz beyazlara büründük, biz gölgesiz kaldık' ifadeleri ile film esnasında hayatını kaybeden ve cezaevine girerek hayatları değişen karakterlerin yaşadıklarının eğreltilemesini yapmaktadır.
Film anlatısını karakterlerin birbirlerine yaptıkları hamleleri üzerinden değerlendirdiğimizde belli bir şemalaştırma yapmamız mümkün olmaktadır. Buna göre filmin akışı takip edildiğinde;
a. Mağdurun ortaya çıkması ve hikayesini anlatması
b. Duayenin kendini göstermesi | |
441786 | 47 | 87 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9304025769233704,
"polygon": [
[
198,
2006
],
[
1515,
2005
],
[
1513,
352
],
[
196,
353
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8798759579658508,
"polygon": [
[
1465,
139
],
[
1466,
90
],
[
1410,
89
],
[
1410,
139
]
]
}
]
} | MoPd katalizörlerin elektroliz sisteminde ve doğrudan metanollü yakıt pillerinde elektrot malzemesi olarak kullanımlarının incelenmesi / Investigation of MoPd catalysts as electrode materials for electrolysis and direct metanol fuel cells | Bu çalışmada C yüzeyine elektrokimyasal olarak Pd (*C/Pd), değişik pH'larda, kaplama akımlarında ve miktarlarda Mo (C/Mo) ve belirlenen optimum koşullarda Mo-modifiye edilmiş C/Mo yüzeyine değişik oranlarda MoPd çöktürülmüş C/Mo-MoxPdy elektrotlar hazırlanarak değişik teknikler ile karakterize edilmiştir. Hazırlanan elektrotların yüzey yapıları yüzey analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Elektrotlar 1 M KOH çözeltisinde katot olarak kullanılmış ve hidrojen gazı çıkışına katalitik etkileri incelenmiştir. Bu amaçla elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS) ve akım-potansiyel teknikleri kullanılmıştır. Elektrotlar ayrıca 1 M CH3OH içeren 0,1 M KOH çözeltisi içerisinde anot olarak kullanılmış ve değişik elektrokimyasal teknikler ile metanol elektrooksidasyonuna katalitik etkileri belirlenmiştir. Katalitik aktivitesi en yüksek olan elektrotun kararlılığı zamanla test edilmiştir. SEM görüntüleri Mo ve MoPd elektrotların yüzey alanının oldukça geniş olduğunu, EDX ölçümleri Pd metalinin yüzeye homojen olarak dağıldığını göstermiştir. Elde edilen elektrokimyasal sonuçlara göre C yüzeyinin ince bir Mo filmi ile kaplanması ile substratın elektrokatalitik etkisi artmış ve Pd çöktürme için daha iyi bir substrat malzemesi oluşturmuştur. C/Mo yüzeyine çok az miktarda Pd çöktürülmesi ile katalitik etki artmıştır. Mo ve Pd'nin bir arada çöktürülmesi ile oluşan sinerjistik etki ile hidrojen oluşumu için daha iyi katot ve etanol elektrooksidasyonu için daha iyi anot elde edilmiştir. En yüksek etkinlik, 50:50 oranında molibden ve paladyum iyonlarını içeren banyo çözeltisinde çöktürülmüş Mo-modifiye C/Mo-Mo50Pd50 elektrotta elde edilmiştir | In this study, Pd (*C/Pd) and Mo (C/Mo) at various pHs, deposition current densities and amounts (C/Mo) were electrochemically deposited over a C substrate. MoPd binary deposits with various ratios were electrochemically deposited over the C/Mo which was obtained at optimum conditions. The surfaces of the catalysts were examined by surface analysis techniques. The prepared electrodes were used as cathode in 1 M KOH solution and their hydrogen evolution activities were investigated. Additionally, their catalytic activity against metanol electrooxidation was investigated in 0.1 M KOH solution in the presence of 1 M CH3OH. The time-stability of the best electrode was also tested in the operation conditions. SEM images showed that Mo and MoPd-modified electrodes have large surface area, and EDX results indicated that Pd almost homogeneously distributed over the surface. Electrochemical studies showed that the modification of C by a thin Mo film enhances electrochemical activity of the substrate. In this way, a very suitable substrate for Pd deposition was obtained. The deposition of a small amount of Pd over the Mo-modified C enhances its activity. CO-deposition of Mo and Pd results with a better cathode for hydrogen evolution and better anode for the methanol electrooxidation reaction. The best activity for both of these reactions was obtained at the C/Mo-Mo50Pd50. | DERYA DİLEK DEMİR | 441786 | Bingöl Üniversitesi | Kimya Ana Bilim Dalı | 2016 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrDEgQd4zgGFxmfqdzg4Jfth13eBcSwn0GePAfGpduVv7 | ./data/pdfs/441786.pdf | 17,429,267 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.711047 | 2025-06-03T21:18:15.559691 | 2025-06-04T08:37:07.792378 | 2025-06-04T09:24:29.905198 | edilecek alanları poliester içerisine gömülerek hazırlanmıştır. Karşıt elektrot bütün ölçümlerden önce 1:1(v/v) HNO3:H2O çözeltisinde 5 dakika bekletilmiş ve saf sudan geçirilerek yıkanmıştır.
## 3.2.3. Karbon Keçe Yüzeyine Katalizör Çöktürülmesi
Elektrot yapımında geniş hacme sahip, hafif ve dayanıklı karbon keçe (C) substrat olarak kullanılmıştır. Elektrotun yüzeyine MoPd ikili alaşımları hazırlanmıştır. Bu amaçla çalışmanın başlangıcında C yüzeyine 5 mg/g C olacak şekilde Pd ve Mo çöktürülerek (\*C/Pd ve \*C/Mo) elektrokimyasal ölçümler yapılmıştır.
Her ne kadar çok geniş yüzey alanı, geniş boşluklar, iyi elektriksel iletkenlik, ucuz ve hafif oluşu gibi önemli avantajlara sahip olsa da C metalının hidrojen gazı çıkışına ve metanol elektrooksidasyonuna katalıtık etkisi zayıftır. Buna karşın, önceki çalışmalarda örnekler de verildiği gibi çalışma kapsamında katalizör yapımında kullanılan Mo bu iki reaksiyon için de oldukça iyi bir katalizördür. Çok az miktarda (mg düzeyinde) metal çöktürüldüğünde C yüzeyinin tamamı metal ile kaplanamakta ve C'nin büyük bir kısmı açıkta kalmaktadır. Dolayısı ile geniş yüzey alanının sadece metal çöktürülen
küçük bir kısmı katalizör görevi görmektedir. Bu dezavantajı gidermek için daha önce Ni ve Cu temelli elektrotlarda uygulanıldığı gibi öncelikle C yüzeyi 1 g Mo/g C olacak şekilde ince bir Mo filmi ile kaplanmıştır. Elektrokimyasal olarak hazırlanan metal katalizörlerin katalitik etkileri kaplama koşullarına önemli ölçüde bağlı olduğundan öncelikle en uygun Mo kaplama için optimum koşullar belirlenmiştir. Bu amaçla;
(i) Farklı pH'lara ayarlanan Mo kaplama banyosunda (kaplama banyosunun bileşimi aşağıda verilmiştir) 10 mA sabit akım uygulanarak C yüzeyine 1 g Mo/g C olacak şekilde en uygun pH (pH= 6) belirlenmiştir. Bütün deneylerde yaklaşık 80 mL Mo kaplama banyosu kullanılmıştır. pH derişik HCl çözeltisi ile ayarlanmıştır.
(ii) Belirlenen en uygun pH'da (pH= 6) farklı akım yoğunlukları (10, 50 ve 100 mA) uygulanarak C yüzeyine 1 g Mo/g C olacak şekilde en uygun kaplama akımı belirlenmiştir.
(iii) Belirlenen en uygun pH (pH= 6) ve akımda (l= 50 mA), C yüzeyine farklı miktarlarda Mo çöktürülerek en uygun metal miktarı belirlenmiştir (1 g Mo). Çöktürülen Mo miktarı artıkça elektrotun katalıtık etkisi artmıştır. Ancak, ekonomik boyutta düşünülerek 1 g Mo/g C metal miktarının kullanılmasına karar verilmiştir. | |
460631 | 37 | 403 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.953406035900116,
"polygon": [
[
311,
764
],
[
1506,
762
],
[
1506,
220
],
[
311,
221
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9243216514587402,
"polygon": [
[
1507,
1663
],
[
1512,
833
],
[
307,
825
],
[
302,
1656
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8527734875679016,
"polygon": [
[
929,
2206
],
[
930,
2159
],
[
876,
2157
],
[
874,
2205
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.6466647386550903,
"polygon": [
[
1494,
1888
],
[
1495,
1662
],
[
266,
1659
],
[
266,
1885
]
]
}
]
} | Hattat Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri / Calligrapher Hasan Rıza Efendi's life and his works | Hasan Rıza Efendi, hat sanatı tarihinde, Şeyh Hamdullah ile zuhur etmeye başlayan Osmanlı hat mektepleri arasında, XIX. yüzyıla gelindiğinde öne çıkan Kadıasker Mustafa İzzet Efendi mektebinin başlıca temsilcilerinden ve son dönem Osmanlı hat sanatı denince ilk hatırlanacak olan isimlerden biridir. Bu çalışmada, Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri, hat sanatı çerçevesinde ele alınıp, onun hat sanatındaki yeri ve önemi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu yapılırken, imkanlar ve şartlar dahilinde, tespit edilen ve katkıları olabilecek tüm kurum, şahıs ve yayınlara başvurulmuştur.
Çalışma sürecinde, Hasan Rıza Efendi'nin günümüze yakın bir asırda yaşamış olmasının, tespit edilen eser sayısının fazla olmasını sağlamıştır. Bununla birlikte Rıza Efendi'nin, A. Süheyl Ünver gibi kültür ve medeniyet muhafızı bir kimliğin yakın akrabası olması ve onun tuttuğu notlar sayesinde, hakkında başka bir hattata nasip olmayacak özellikte detay sayılabilecek bilgilere ulaşmak mümkün olmuştur.
Başvurulan kaynaklardan elde edilen tüm verilerin ele alınıp değerlendirilmesi neticesinde, çok yönlü kişisel özellikleri de olan Rıza Efendi'nin, hat sanatının hemen hemen tüm kullanım sahalarında verdiği eserler ve bilhassa Mushaf kitabetindeki yeri bakımından, hat sanatı tarihinde örnek bir sanatkâr olarak öneminin büyük olduğu anlaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: hattat, hat sanatı, Hasan Rıza | Hasan Rıza Efendi, one of the first names to be remembered in the last period of Ottoman calligraphy art, is one of the main representatives of the school of Kadıasker Mustafa Izzet Efendi which became prominent during the XIX century after the appearance of the Ottoman calligrafhy establisment thanks to Sheikh Hamdullah.
In this study, Hasan Riza Efendi's life and works were studied within the framework of art of calligraphy to reveal its place and importance in calligraphy. All related institutions, individuals and publications were tried to be identified and investigated to get the best effort possible to obtain the contributions of all of them to this study.
The fact that Hasan Rıza Efendi lived during the near century allowed us to have numerous works and books to be available for the study. Being close relative of A.Suheyl Unver, one of the main actors in the field of Ottoman culture and civilisation, provided a huge resource opportunity to get the detailed information about Rıza Efendi thanks to the notes taken by Suheyl Unver.
It has been understood through the evaluation of all the data obtained from the references of this study that Rıza Efendi, who has versatile personalities, has great importance as a model bearer in the history of calligraphy in terms of the works who produced in almost all the fields of calligraphy especially with respect to Mushaf.
Keywords: calligrapher, calligraphy art, Hasan Rıza | ELİF İLTER | 460631 | Sakarya Üniversitesi | İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı | 2017 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=q3-d9QtLoVA2OMExHSkJpSgolTe3_2fVZl_FrFeHFgiIyDhKIercdv0HRWTkfNRh | ./data/pdfs/460631.pdf | 66,495,772 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:08.975178 | 2025-06-03T21:18:29.008209 | 2025-06-04T08:37:07.796901 | 2025-06-04T09:24:31.893236 | temiz ve yeni elbiseler giydiğini belirtirken, onun yürüyüşünü ise şu şekilde tasvir etmektedir: "Onüne bakarak çok edibâne ve asil bir yürüyüşü vardı. Acele gitmez, çok temkinli idi. Onüne bakar, yürürken arkasına dönüp bakmazdı." Bir gün de vazifesine, "…es-Seyyid Hasan Rıza" şeklinde attığı imzalarından da bilindiği üzere Peygamber Efendimiz'in soyuna mensubiyetini belirten yeşil bir sarak gittiği ve bunu ömründe bir veya birkaç defaya mahsus olarak yaptığı Emine Hanım tarafından belirtilmektedir. Emine Hanım'ın bu hâdiseden çok etkilendiği ise, eşinin bu şekilde evden çıkışını ve yürüyüşünü kafes ardından, sevinçle ve gözyaşlarıyla takip ettiğini dile getirmesinden anlaşılmaktadır.48

Resim 7: Hasan Rıza Efendi'nin yürüdüğü Tophane kaldırımlarını gösteren kartpostal (Kartpostalın arkasında tarihsiz olarak S. Ünver'in yazdığı, "Eniştem Hattat Hasan Rıza Efendi'nin yürüyerek geçtiği Tophane kaldırınları. Bastığı yerleri gözlerim bile öper." ifadesi yer almaktadır.) (Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27)
<sup>48</sup> Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27 | |
659874 | 78 | 92 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9411414265632629,
"polygon": [
[
260,
2059
],
[
1449,
2058
],
[
1448,
1760
],
[
259,
1762
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9355868101119995,
"polygon": [
[
1422,
1680
],
[
1423,
970
],
[
317,
969
],
[
316,
1678
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9317735433578491,
"polygon": [
[
1406,
885
],
[
1407,
174
],
[
325,
173
],
[
324,
883
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9069902896881104,
"polygon": [
[
893,
2208
],
[
894,
2158
],
[
834,
2157
],
[
833,
2207
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8414570093154907,
"polygon": [
[
561,
1740
],
[
1169,
1738
],
[
1169,
1689
],
[
561,
1691
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.7816922068595886,
"polygon": [
[
654,
956
],
[
1058,
956
],
[
1058,
909
],
[
654,
909
]
]
}
]
} | Fotovoltaik sistemler için yüksek kazançlı da-da dönüştürücü tasarımı / Design of a high-gain da-da converter for photovoltaic systems | Yüksek anahtarlama frekansına sahip da-da dönüştürücüler günlük hayatta kullanılan birçok teknolojik cihazın bir parçası olmuştur. Bu dönüştürücülerin, küçük boyut ve yüksek verimlilik gibi özelliklere sahip olması istenir. Yüksek frekans anahtarlamalı bu dönüştürücüler, kontrol kolaylığı, hızlı tepki ve yüksek güç yoğunluğu nedeniyle akü şarj istasyonları, yenilenebilir enerji sistemleri, yakıt hücreleri, güç faktörü düzeltme devreleri, led aydınlatma gibi endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Yüksek gerilim kazancına sahip bu da-da dönüştürücüler, özellikle fotovoltaik sistemlerdeki mikro eviricilerin giriş gerilimlerini elde etmek için kullanılmaktadır. Fotovoltaik sistemlerde yaygın olarak kullanılması, bu dönüştürücüler üzerinde yapılan araştırmaları yoğunlaştırmıştır.
Bu tez çalışmasında yüksek kazançlı bir Sarmaşık tipi da-da dönüştürücü devresi matematiksel olarak modellenmiş ve benzetim modeli MATLAB/Simulink ortamında oluşturulmuştur. Benzetim çalışmaları ile elde edilen sonuçların uygulanabilirliği tartışılmıştır. İncelenen da-da dönüştürücü yapısı, düşük görev periyodu ile yüksek çıkış gerilimi sağlamak için birleştirilmiş indüktanslardan oluşmaktadır. Bu yapı anahtarlamalı yükselten tip dönüştürücüye entegre edilmiştir. Bu dönüştürücü yapısının önemli bir avantajı, güç anahtarları ve diyotlar üzerindeki gerilim streslerinin düşük olmasıdır. Böylece düşük maliyetli ve yüksek performanslı yarı iletken anahtarlama elemanları kullanılabilmektedir. Ayrıca, tüm diyotların ters geri kazanım problemi azaltılmakta ve anahtarlama elemanlarının sıfır akımdaki anahtarlama (ZCS) işlemi de sağlanmaktadır. Ek olarak pasif kilitleme devreleri, anahtarlama elemanlarının kapanma anları sırasında oluşan gerilim yükselmelerini bastırmak için kullanılmaktadır. Bu tezde 25V giriş gerilimi ve 400V çıkış gerilimine sahip 200W gücündeki bir da-da dönüştürücünün tasarımı ve benzetim çalışması gerçekleştirilmiştir. Benzetim çalışması sonucunda dönüştürücü yapısının çalışma prensibi ve sürekli durumdaki kararlılık analizi açıklanmıştır. | da-da converters with high switching frequency have been a part of many technological devices used in daily life. These converters are desired to have characteristics such as small size and high efficiency. These high-frequency switched converters are widely used in industrial applications such as battery charging stations, renewable energy systems, fuel cells, power factor correction circuits, led lighting due to their ease of control, fast response and high power density. These da-da converters with high voltage gain are especially used to obtain the input voltages of microswitches in photovoltaic systems. Their widespread use in photovoltaic systems has intensified research on these converters.
In this thesis, a high-gain interleaved converter circuit was modeled mathematically and the simulation model was created in MATLAB / Simulink environment. The applicability of the results obtained through simulation studies has been discussed. The studied transformer structure consists of inductances combined to provide high output voltage with low duty period. This structure is integrated in the switched step-up type converter. An important advantage of this converter structure is that it reduces voltage stress on power switches and diodes. So, low cost and high performance semiconductor switching elements can be used. In addition, the reverse recovery problem of all diodes is reduced and the zero current switching (ZCS) operation of the switching elements is also provided. In addition, passive locking circuits are used to suppress the voltage spikes that occur during the closing moments of the switching elements. The design and simulation study of a 200W da-da converter with 25V input voltage and 400V output voltage was carried out. As a result of the simulation study, the working principle and steady state stability analysis of the converter structure are explained. | MURAT BİRKAN | 659874 | Batman Üniversitesi | Yenilenebilir Enerji Sistemleri Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs10O6SZidjoMBcePKT0AOMecf4fYNuKZ1gN0rnCK8Jbo | ./data/pdfs/659874.pdf | 2,399,309 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:09.852850 | 2025-06-03T21:09:45.578683 | 2025-06-04T08:37:08.065159 | 2025-06-04T09:24:32.060839 | 
Şekil 6.4 S1 ve S2 anahtar akımları

Şekil 6.5 S1 ve S2 anahtarları üzerine düşen gerilim
Yüklü çalışma durumuna ilişkin akım, gerilim, güç ve tetikleme sinyallerine ait grafikler aşağıda detaylı olarak verilmiştir. Yüklü durumda da anahtarlama frekansı 20 kHz ve görev periyodu D=0.75 olarak belirlenmiştir. Dönüştürücü çıkışına R=800 Ω'luk bir direnç yükü bağlanmıştır. Şekil 6.6' da Sı ve S2 anahtarlarının birbirinden 180' derece kaydırılmış tetikleme sinyalleri görülmektedir. | |
677100 | 25 | 123 | {
"labels": [
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9549155235290527,
"polygon": [
[
1347,
1146
],
[
1361,
228
],
[
412,
214
],
[
398,
1132
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9386999011039734,
"polygon": [
[
1472,
2131
],
[
1475,
1281
],
[
304,
1277
],
[
301,
2127
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8720407485961914,
"polygon": [
[
913,
2224
],
[
913,
2173
],
[
856,
2173
],
[
856,
2223
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8521020412445068,
"polygon": [
[
524,
1211
],
[
1271,
1211
],
[
1271,
1155
],
[
524,
1156
]
]
}
]
} | Teknoparklarda ar-ge projesi değerlendirme süreci: Model önerisi / Evaluation process of r&d projects in technoparks: Model proposal | Bu araştırma teknoparklara başvuran ve teknopark yönetici şirketleri tarafından hakemler aracılığı ile değerlendirilen Ar-Ge projelerinin bu yolculuklarını incelemek ve uygulamada başarılı olacak bir model önermek amacıyla yapılmıştır.
Araştırmada Ar-Ge projelerinin teknoparklara başvurusundan başlayarak geçtiği aşamaları ve ağırlıklandırılmış değerlendirme kriterlerini oluşturmak üzere literatür taraması, pilot görüşmeler, derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Ar-Ge projesi değerlendirme süreci, değerlendirme yöntem ve kriterleri hakkında teknoparklar ve Ar-Ge ekosistemi hakkında ortalama 11 yıl tecrübeye sahip teknopark genel müdürü, üst düzey yönetici, konusunda uzman akademisyen ve sektör temsilcisi hakemlerle derinlemesine mülakatlar yapılmış ve analiz edilmiştir. Ayrıca derinlemesine mülakatların sonunda katılımcılar tarafından yüzde ağırlık olarak puanlanan kriterlerin ortalaması alınarak projelerin seçiminde değerlendirme kriterlerinin hangisinin ne kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.
Araştırmada elde edilen veriler analiz edilerek teknoparkların tercih edebilecekleri iki ayrı model önerisi ortaya çıkmıştır. Birinci model hakem maliyetleri görece düşük, yüz yüze görüşmeler ya da yerinde ziyaretler ile desteklenmesi gereken bireysel hakem değerlendirmesi modelidir. İkinci model ise hakem maliyetlerinin tolere edilebildiği teknoparklar için bireysel hakem değerlendirmesi ve yüz yüze sunum ya da görüşmelerin yapılacağı değerlendirme kurulu aşamalarını birleştiren hibrit bir modeldir.
Ar-Ge projeleri değerlendirme sürecinde hangi kriterlerin hangi ağırlıkta olması gerektiğini gösteren bir tablo da oluşturulmuştur. Projenin rekabet gücü ve ticarileşme potansiyeli %14,2 ile en önemli kriter, projenin teknoloji düzeyi ve Ar-Ge yönü de %13,2 ile ikinci en önemli kriter olarak ortaya çıkmıştır. Projelerin sadece kâğıt üzerinden değil yüz yüze görüşmeler neticesinde değerlendirilmesi gerektiği ve teknopark yöneticilerinin Ar-Ge projeleri değerlendirilirken hakem ve uzmanların yanında karar mekanizmalarının içinde aktif bir şekilde yer alması gerektiği sonucuna da ulaşılmıştır. | This research was carried out to examine these journeys of R&D projects that applying to technoparks and evaluated by technopark management companies through referees and to propose a model that would be successful in practice.
In the research, literature review, pilot interviews and in-depth interviews were conducted to establish the stages and weighted evaluation criteria of R&D projects starting from the application step. About the R&D project evaluation process, evaluation methods and criteria, in-depth interviews were conducted with the technopark general manager, senior manager, expert academicians and sector representative referees, who have an average of 11 years of experience in Technoparks and the R&D ecosystem. In addition, at the end of the in-depth interviews, the average of the criteria scored by the participants as percent weight was taken to determine which evaluation criteria were important in the selection of projects.
By analyzing the data obtained in the research, two different model proposals that technoparks can choose have emerged. The first one is the individual referee evaluation model, which is relatively low in referee costs and needs to be supported by face-to-face meetings or on-site visits. The second one is a hybrid model for technoparks where referee costs can be tolerated, combining the stages of individual referee evaluation and evaluation board where face-to-face presentations or interviews will be made.
A table showing which criteria should be weighed how much in the evaluation process of R&D projects has also been created. The competitiveness and commercialization potential of the project emerged as the most important criteria with 14.2%, while the technology level and R&D aspects of the project emerged as the second most important criteria with 13.2%. It has also been concluded that the projects should be evaluated not only on paper but also on face-to-face meetings. Technopark managers should take an active part in decision mechanisms alongside referees and experts while evaluating R&D projects. | BİLAL TOPÇU | 677100 | İstanbul Medeniyet Üniversitesi | Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAkbOupfc_5vWL_6ednNIGaUV3vPsLwJv-8RMRmtdE6ln | ./data/pdfs/677100.pdf | 3,359,724 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.137557 | 2025-06-03T21:21:41.717248 | 2025-06-04T08:37:08.535504 | 2025-06-04T09:24:32.252719 | 
Şekil 1: Yeni Modeller Çerçevesinde Içsel Büyüme Teorileri
Büyümeyi tetikleyen faktörlerin başında gelen Ar-Ge faaliyetleri ile büyüyen bir ekonomi modeli ilk olarak Romer (1990)'in çalışmasında kendini göstermiştir. Grossman ve Helpman (1991), hemen ardından Aghion ve Howitt (1992) bu modeli geliştiren isimler olmuştur. Son yıllarda kamu ve özel sektörün de üzerinde önemle durduğu bir duruma gelmiştir. Gelinen durumda Ar-Ge faaliyetlerinin ekonomik büyümeye ve kalkınmaya etki eden faktörlerin başında geldiğine dair ciddi sayıda çalışma birikmiş ve büyük bir literatür oluşmuştur(Can GENÇ ve Atasoy, 2010).
Günümüzde bilgiye hızlı erişim ve teknolojik gelişmeler, sanayi sektörü başta olmak üzere tüm sektörlerin kullandıkları altyapı ve sistemleri, iş süreçlerini sürekli olarak yenilemeye mecbur kılmaktadır. Bilgi çağı olarak adlandırılan bu dönem veri toplayabilenlerin gücünün arttığı bir dönem olarak kendini göstermektedir. Bunlara bağlı olarak sosyal ve ekonomik tüm faaliyetler de hızlı bir dönüşüme uğramaktadır. Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarıyla daha verimli üretimler ve daha verimli sistemler ekonomik rekabetin en büyük silahı haline gelmiştir(Demirli, 2014). | |
317021 | 135 | 185 | {
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8424212336540222,
"polygon": [
[
1462,
2143
],
[
1463,
2094
],
[
1398,
2093
],
[
1397,
2142
]
]
},
{
"class": "Kaynakça",
"confidence": 0.5025352835655212,
"polygon": [
[
1506,
1949
],
[
1507,
333
],
[
254,
332
],
[
253,
1948
]
]
},
{
"class": "Diğer",
"confidence": 0.2870168089866638,
"polygon": [
[
1492,
1973
],
[
1497,
329
],
[
244,
325
],
[
238,
1969
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.2532191872596741,
"polygon": [
[
1486,
1959
],
[
1491,
320
],
[
240,
316
],
[
236,
1955
]
]
}
]
} | Tüketici satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisinin önemi: Otomobil sektörü üzerine Türkiye ve Rusya'da karşılaştırmalı bir araştırma / The importance of consumer ethnocentrism and country of origin effect on consumer purchase intention: A comparative research on automobile sector in Turkey and Russia | Günümüzün gelişen ekonomik yapısı ile birlikte uluslararası işletme faaliyetlerinde artış olmuştur. Tüketiciler geçmiş dönemlere göre daha fazla çeşitte ürünle buluşmaktadır. Bu aşamada tüketicilerin yerli ve yabancı ürün tercih etme durumu söz konusu olmaktadır. Bu durumda ise, tüketicilerin satın alma niyetinde tüketici etnosentrizmi ve menşe ülke etkisi kavramları ön plana çıkmaktadır.Bu çalışmada, Türkiye ve Rusya'daki tüketicilerin Amerikan, Alman, Japon ve Güney Kore otomobil ürünlerine karşı algıları tespit edilmeye çalışılmaktadır. Bu şekilde iki ülkedeki tüketicilerin algıları arasında farklılıkların olup olmadığı incelenmiştir. Anket uygulaması yapılan çalışmada, Rusya ve Türkiye'de 222'şer toplamda 444 anket analize dahil edilmiştir. Analizlerde Tüketici Etnosentrizmi, Menşe Ülke, Satın Alma Niyeti ve demografik özelliklerin ilişkileri incelenmiştir. | In parallel with the global economic developments, there is a significant increase in the number of business operations as well. Consumers have become subject to numerous products when compared to the past business era. This leads to a necessity of preference and choice between global and local products for consumers. As a result of these developments, the concepts of consumer etnocentrism and country-of-origin effect have become subject to many academic studies in marketing literature.This study aims to examine the Turkish and Russian consumers? perceptions regarding the American, German, Japanese and South Korean products. Thus, it is aimed to reveal the differences between the consumer attitudinal patterns in two countries. Based on a survey study (n russia=222; n turkey=222; n total=444), the relations between the constructs of consumer etnocentrism, country of origin effect, purchase intention and demographic variables are analyzed. | AHMET TUZCUOĞLU | 317021 | İstanbul Üniversitesi | Uluslararası İşletmecilik Ana Bilim Dalı | 2012 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RYan9_S-Z7Eir3xdWGXBiC_Wb_AY9Fx_X0RlzWAUlp3vyD4OWZAnK3UgMuX0QNrb | ./data/pdfs/317021.pdf | 6,556,804 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:05.809585 | 2025-06-03T21:05:52.363565 | 2025-06-04T08:37:09.902582 | 2025-06-04T09:24:32.554239 | | Runyon, K.E. | |
|----------------|--|
| Stewart, D.W.: | |
Schiffman, L.G. Kanuk, L.L.:
Solomon, M. Bomossy, G. Askegaard, S.:
W ilkie,W illiam:
Consumer Behavior, 3. Edition, Merrill Publishing, 1987
Consumer Behavior, 7. Edition, Prentice Hall, 2000
Consumer Behavior - A European Perspective, Prentice Hall Europe, 1999
Consumer Behavior, New York, John Wiley and Sons, 1986
## SÜRELİ YAYINLAR
Agbonifoh, B.A. Elimimian, J.U.:
"Attitudes of Developing Countries Towards "Country of Origin" Products in Era of Multiple Brands", Journal of International Consumer Marketing, 1999, Vol.11, No.4, s.97-116
| Akın, Murat<br>Çiçek, Recep<br>Gürbüz, Esen<br>Inal, Emin: | "Tüketici Etnosentrizmi ve Davranış Niyetleri<br>Arasındaki Farklılığın Belirlenmesinde CETSCALE<br>Ölçeği", Ege Akademik Bakış, Sayı:9(2), 2009,<br>s.489-512 |
|------------------------------------------------------------|-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------|
| A ysuna, Ceyda<br>Altuna, Oylum K .: | "Türkiye ve KKTC Tüketicilerinin Demografik<br>Ozellikler Açısından Etnosentrizm Düzeylerinin<br>Incelenmesine Yönelik Bir Karşılaştırma", Marmara<br>Universitesi SBE Oneri Dergisi, Ocak 2008, Sayı:29<br>s.147-157 |
| Berning, Carol A. K.,<br>Jajoby, Jakob: | "Pattern of Information Acquisition In New Product<br>Purchase", Journal of Consumer Research, N.1,<br>September, 1974 |
| Bilkey, Warren J .: | "Foreword", Product-Country Images: Impact and<br>Role in International Marketing, Nicolas<br>Papadopoulos ve Louise A. Heslop, eds., International<br>Business Press, New York, 1993 | | |
219769 | 23 | 79 | {
"labels": [
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9383334517478943,
"polygon": [
[
1203,
1708
],
[
1209,
1164
],
[
628,
1157
],
[
622,
1702
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9299031496047974,
"polygon": [
[
1466,
1179
],
[
1466,
281
],
[
292,
281
],
[
292,
1178
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9253661632537842,
"polygon": [
[
302,
2137
],
[
1471,
2136
],
[
1470,
1807
],
[
302,
1808
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8649770617485046,
"polygon": [
[
1410,
140
],
[
1469,
140
],
[
1469,
89
],
[
1410,
89
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.853560745716095,
"polygon": [
[
640,
1770
],
[
1210,
1770
],
[
1210,
1723
],
[
640,
1723
]
]
}
]
} | Uluslararası bale yarışmalarında kullanılmak üzere çağdaş solo koreografisi / Solo modern (contemporary) dance choreography in international classical ballet competitions | A.B.D `in New York şehrinde organize edilen `'Youth American Grand Prix''adlı yarışmasında kullanılmak üzere, yarışma kurallarına uygun olarakhazırlanan çağdaş dans parçası Doğu Sisi `Eastern Mist', Yüksek Lisansbitirme eseri, eserin oluşumunda kullanılan metodlar, müzik seçimi, kostümyapımına kadar olan süreç, sahnelenişi, elde edilen başarı ve yorumlar esermetnini oluşturmuştur.Eser bu yarışmaya katılan dansçı Gözde Özgür için hazırlanmıştır. Dansçınınbir yarışmacı olarak estetik, teknik, kabiliyet ve özellikleri, yarışma kuralları vedetayları göz önünde tutularak hazırlanmış ve başarılı olmuştur. Eser vemetninin ülkemizde bu gibi yarışmalar için hazırlanacak koreografik parçalarabir örnek olması amaç edinilmiştir. Dansçı, Gözde Özgür elde ettiği başarıneticesi kazandığı bursla yurt dışında eğitimini sürdürmektedir.Anahtar Kelimeler: Klasik bale, Modern dans, koreografi | Eastern Mist (Doğu Sisi) has been choreographed for an international balletcompetition `?Youth American Grand Prix?? in New York City. The piece hasbeen prepared accordingly with attention payed to details given by thecompetition commitee. From costume to music selection, the choreographicprocess and the methods applied up to its stating, the success and thepositive input received is the theme of this thesis.The piece has been choreographed for the competition candidate GözdeÖzgür. Her specific esthetic and technical talents, together with the rules anddetails given by the competition commitee has been given the priority and thegoal has been achieved. We hope that both the choreographic piece and thethesis will serve as a guide for future competition choreographers. Thecompetitor Gözde Özgür is now continuing her education abroad with theprice she has recevied.Key Words: Classical ballet, Modern dance, Choreography. | AHMET VOLKAN ERSOY | 219769 | Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi | Sahne Sanatları Ana Bilim Dalı | 2007 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wBmNpkQC9Nhi90NLW7E7-eIEeqVwWGw2ujGiW5Iku7ISHSQRs2JkGdWMmbHezLzo | ./data/pdfs/219769.pdf | 3,967,664 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:12.719552 | 2025-06-03T21:21:09.656416 | 2025-06-04T08:37:09.908006 | 2025-06-04T09:24:32.744322 | Alexander Mc Queen 2005/2006 Sonbahar Hitchcock'un karanlık filmi Vertigo'nun yıldızıKim Novak tan esinlenmiştir. Kim Novak'ın bu filmde giydiği gri tayyorlar, 1958 yılında çok popüler olmuştur. Hollywood 'un yarattığıbir stil ikonu olarak Kim Novak, soğuk, mesafeli ve karanlık bir kişiliğin temsilcisi olarak akıllarda kalmıştır.
Mc Queen'in defilesiyle Kim Novak modayıbir kez daha etkilemiştir. Alexander Mc Queen 'Resim.3.7.' de görülen çantaya 'Novakbag' adınıvermiştir. Bu çanta, Kim Novak 'm en popüler olduğu dönemin tarzınıyansımaktadır. Novakbag, stil ikonlarından ilham alman üretilen ilk çanta değildir. Hermes'in Grace Kelly'den esinlenerek tasarladığı Kellybağ' ve Jane Birkin'le yaptığıbir sohbet üzerine ortaya çıkan 'Hermes Birkin' adlıçantalar, günümüzün statü sembolleri haline gelmiştir. 2 senelik bekleme listesi olan 6000 dolar değerindeki 'Hermes Birkin' hikayesi sayesinde pahalıbir çanta olmanın ötesinde bir moda efsanesi olmuştur.

Resim 3.8 'Hermes Birkin' ve 'Kellybag'
Stil ikonlarıtoplumsal haf zamızda kayılınlırlar. Ayrıca on yılılık dönemlerden bahsedildiğinde kafaların karışmasıihtimali kaçınımazdır. Orneğin 60 'lıyıllar hepimiz için başka bir şeyi ifade edebilir. Fakat Birigitte Bardot ya da Twiggy stil dediğimiz anda anlatılmak istenen netleşir. İki yıldız da aynıdönemde yaşamış birer stil ikonudur. Fakat temsil ettikleri taban tabana zitir. | |
679944 | 44 | 121 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9490079879760742,
"polygon": [
[
1482,
2141
],
[
1486,
298
],
[
289,
296
],
[
285,
2138
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8885383605957031,
"polygon": [
[
910,
140
],
[
911,
91
],
[
856,
90
],
[
855,
138
]
]
}
]
} | Sığırların oküler yassı hücreli karsinomlarında apoptoz ve otofajinin immunohistokimyasal yöntemlerle belirlenmesi / Determination of apoptosis and autophagy in cattle ocular squamous cell carcinomas by immunohistochemical methods | Oküler yassı hücreli karsinom olgusu Kars'ta sığırlarda en fazla görülen neoplazilerdendir. Bu çalışmada 2012-2021 yılları arasında Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma Hastanesine getirilen 45 adet oküler yassı hücreli karsinomlu sığırdan alınan neoplastik kitleler çalışma materyali olarak kullanıldı. Alınan kitlelerin birbirinden farklı büyüklüklerde olduğu ve kanamalı, ülseratif bir eksudatla kaplı, karnabahar ya da papillomatoz şekilli oldukları gözlendi. Alınan kitleler histopatolojik inceleme amacıyla hematoksilen-eozin ile boyandı. Histopatolojik değerlendirme sonucunda epidermisten dermise doğru atipik keratinositlerin farklılaşmasıyla karakterize neoplastik oluşumlar olduğu tespit edildi. Eozinofilik sitoplazmalı, buzlu cam görünümde değişik boyutlarda hücrelerden oluşan tümör adacıkları ile bu adacıkların merkezinde keratin incilerinin bulunduğu saptandı. Vakalar, tümör incilerinin yoğunluğu ve sayısı ile pleomorfizim durumlarına göre iyi diferensiye, orta diferensiye ve kötü diferensiye olmak üzere üç gruba ayrıldı. Bunlar dışında mitotik aktivitede diferensiyasyon derecesini etkileyen diğer bir faktör olduğu belirlendi. Oküler yassı hücreli karsinom olgusunda apaptoz ve otofajinin rolünü belirlemek için, apoptoz markeri olarak Kaspaz-3 ve AIF, otofaji markeri olarakta LC3B boyandı. Boyamalar sonucunda Kaspaz-3 ve LC3B boyamalarında, diferensiyasyon derecelerine göre ayrılmış gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, AIF immunohistokimyasal değerlendirmesinde gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edildi.
Sonuç olarak yapılan histopatolojik ve immunohistokimyasal değerlendirmeler sonucunda sığırların oküler yassı hücreli karsinom vakalarında kaspaz bağımlı bir apoptozun, kaspaz bağımsız apoptozdan daha baskın olduğunu ve otofaji ile apoptozun tümör agresifliğinde ve ilerlemesinde ortak bir rol oynayabileceğini düşündürdü.
Anahtar Kelimeler: Sığır, oküler yassı hücreli karsinom, histopatoloji, immunohistokimya, apoptoz, otofaji | Ocular squamous cell carcinoma is one of the most common neoplasms in cattle in Kars. In this study, neoplastic masses taken from 45 cattle with ocular squamous cell carcinoma brought to Kafkas University Faculty of Veterinary Medicine Research Hospital between 2012-2021 were used as study material. It was observed that the masses were of different sizes, bleeding, covered with an ulcerative exudate, and were in the shape of cauliflower or papillomatosis. The masses were stained with hematoxylin-eosin for histopathological examination. Histopathological evaluation revealed neoplastic formations characterized by differentiation of atypical keratocytes from the epidermis to the dermis. Tumor islets consisting of eosinophilic cytoplasm, ground glass-like cells of different sizes and keratin pearls were found in the center of these islets. The cases were divided into three groups according to the density and number of tumor pearls and their pleomorphism status as well-differentiated, moderately differentiated and bad-differentiated. Apart from these, it was determined that there is another factor affecting the degree of differentiation in mitotic activity. In order to determine the role of apoptosis and autophagy in ocular squamous cell carcinoma, Caspase-3 and AIF as apoptosis markers and LC3B as autophagy markers were stained. As a result of the staining, a statistically significant difference was observed between the poorly differentiated and good and moderately differentiated groups in Caspase-3 and LC3B staining, while there was no significant difference between the groups in the AIF immunohistochemical evaluation.
In conclusion, histopathological and immunohistochemical evaluations suggested that a caspase-dependent apoptosis is more dominant than caspase-independent apoptosis in ocular squamous cell carcinoma cases of cattle, and that autophagy and apoptosis may play a common role in tumor aggressiveness and progression.
Keywords: Bovine, ocular squamous cell carcinoma, histopathology, immunohistochemistry, apoptosis, autophagy | AYFER YILDIZ | 679944 | Kafkas Üniversitesi | Patoloji (Veterinerlik) Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAsBVU2LDu61cundttLl8BCr-EnyHiFsR9aPeztl21mCD | ./data/pdfs/679944.pdf | 5,742,293 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.989581 | 2025-06-03T21:18:15.635042 | 2025-06-04T08:37:10.262035 | 2025-06-04T09:24:33.196567 | proteolitik ön işlemlerden geçtikten sonra, etiketli dÜTP nükleotidleri, terminal transferaz enzimi ile DNA'nın serbest uçlarına eklenir ve etiket, floresan, alkalin fosfataz veya peroksidaz gibi immünohistokimyasal tekniklerle görselleştirilir. Tünelin bir varyasyonu olan, yerinde uç etiketleme tekniği olarak da adlandırılan yönteminde, terminal transferaz yerine, DNA polimeraz enzimi kullanılır. Bununla birlikte, TÜNEL testinin apoptotik çift sarmal kırılmaları, yerinde uç etiketlemeye göre daha spesifik olduğu düşünülmektedir (Bortner ve ark. 1995, Saraste 1999). Bu teknik aynı zamanda apoptotik ve nekrotik hücre ölümü arasında ayrım yapmak için de kullanılmaktadır. Akış sitometrisi kullanılarak kantıtatif sonuçlar elde edilebilir ve apoptotik hücreler, on kattan fazla duyarlılıkla nekrotik hücrelerden ayırt edilebilir (Mohan ve ark. 2014).
3. M30 Yöntemi: M30, epitel hücrelerinde üretilen, apoptoz sırasında kaspaz bölünmesinin erken safhasında salınan ve nekrotik veya sağlam epitel hücrelerinde gözlenmeyen CK18'de (sitokeratin18) bir neo-epitop ve neo-antijendir. M30, Asp396'da (M30 neo-antijen) CK18 ile bölünmüş bir partikülü kesin olarak tespit eden bir monoklonal antikor türüdür. Bu antikor, CK18'in bölünme bölgesine
özeldir, ancak nekrotik ve canlı hücrelere özgü değildir. Epitel hücrelerinde birincil apoptoz belirtisidir. M30 gibi belirteçler, insan endometriyumunda, tükürük bezlerinde, plasenta ve kolonda in vivo ve in vitro için yararlıdır (K.hodavırdıpour ve ark. 2020).
4. Kaspaz-3 yöntemi: Apoptoziste görevli olan proteinler "kaspazlar" olarak adladırılırlar ve bu proteinler apoptozda meydana gelen değişikliklerin ana sebebidir (Doğan ve ark. 2010). Bu proteinler, katalıtik bölgelerinde, apoptoziste önemli görev yapan bir sistein (cysteine) rezidü içerdikleri, seçici olarak hedef proteinleri Cuçlarında yer alan bir aspartat' dan koparttıkları ve enzim ( ... ase) görevi gördükleri için "caspase" olarak adlandırılırlar (Kaya ve ark. 2012). Kaspazlar inaktif formda bulunurlar ve aktif hale gelmesi, alınan apoptotik sinyallere bağlı olarak alt ünitelerde proteolitik sürecin başlaması ve ardından bir heterodimer oluşturmak için büyük ve küçük alt birimlerin birleştirilmesi aşamalarını içermektedir. Aktif forma dönüşen kaspazlar, hücrede önemli görevleri bulunan proteinleri kademeli bir şekilde parçalayarak işlem yapmalarını engeller (Thomberry ve Lazebnik 1998, Shi, 2004), İç veya dış apoptotik sinyal alındıktan sonra, efektor aşamasında başlatıcı kaspazlar | |
677247 | 69 | 110 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9460489749908447,
"polygon": [
[
1495,
2061
],
[
1500,
238
],
[
270,
235
],
[
264,
2058
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8883780241012573,
"polygon": [
[
1469,
2211
],
[
1470,
2154
],
[
1405,
2154
],
[
1405,
2211
]
]
}
]
} | Kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki / During the crisis and epidemic periods the relationship between health expenditures and economic growth | Sağlık, bireylerin hayatlarını devam ettirebilmeleri için önemli bir konudur. Ne kadar sağlıklı bir toplum yapısı olursa ekonomik büyüme de o kadar önemli hale gelmektedir. Devletlerin de gerçekleştirmeyi hedefledikleri konulardan biri, sağlıklı bir birey ve sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum meydana getirmektir. Bir ülke ekonomik olarak güçlü olması ekonomik büyüme gerçekleştirilip ve devamlılığını sağlamak için sağlıklı topluma sahip olması gerekmektedir.
Gerçekleştirilen çalışmanın asıl konusu kriz ve salgın dönemlerinde sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkidir. Krizlerin ve salgınların yaşandığı dönemlerde sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasında ilişkinin olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Hazırlanan çalışmada sağlık kavramı, sağlık hizmetleri, sağlık harcamaları ve salgın ile ilgili konularda açıklama yapılmıştır. Buna ek olarak kriz ve ekonomik büyüme hakkında da açıklamalarda bulunulmuştur. 2000- 2018 yılları arasındaki kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), kişi başına düşen sağlık harcaması ve ölüm oranı verileri kullanılarak Türkiye dahil olmak üzere OECD ülkelerinin tamamı araştırılmaya tabi tutulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda sağlık harcamalarında meydana gelen %1'lik (%10) artışın kişi başına düşen GSYH'yı %0.78 (%7.8) artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca ekonomik kriz ve salgın durumunda kişi başına düşen gelirin azalması, iktisadi açıdan anlamlı bulunmuştur. Katsayıların olasılık değerleri 0.01'den düşüktür. Bu durum ise istatistiki olarak güçlü bir anlamlılığa işaret etmektedir. Ülkelerin sağlık seviyeleri ile ekonomik gelişmişlikleri arasında yakın bir ilişki olduğu söz konusudur. | Health is a significant issue for individuals in order to continue their lives. The healthier the social structure, the more important economic growth becomes. One of the issues that states aim to realize is to create a healthy individual and a society consisting of healthy individuals. A country must be economically strong and have a healthy society so as to achieve and maintain economic growth.
The main subject of this study is the relationship between health expenditures and economic growth during crisis and epidemic periods. It was aimed to investigate whether there is a relationship between health expenditures and economic growth in times of crises and epidemics. In the prepared study, an explanation was made about the concept of health, health services, health expenditures and the epidemic. Using data on per capita gross domestic product (GDP), per capita health expenditure and mortality rate between 2000 and 2018, all OECD countries, including Turkey, were surveyed. As a result of the research, it was determined that 1% (10%) increase in health expenditures increased GDP per capita by 0.78% (7.8%). In addition, the decrease in per capita income in the event of an economic crisis and epidemic was found to be economically significant. The probability values of the coefficients are less than 0.01. This situation indicates a statistically strong significance. There is a close relationship between the health levels of countries and their economic development. | YALÇIN KOCABADAK | 677247 | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi | İktisat Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAh0DAj7fLO4Dzx_5HJSSJQOmPzM630l4Al4r9f0mN_kR | ./data/pdfs/677247.pdf | 1,714,206 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:10.210102 | 2025-06-03T21:09:46.371619 | 2025-06-04T08:37:10.885356 | 2025-06-04T09:24:33.369539 | yanında yatırımların bilimsel çalışmalara uygun olarak yapılması harcamaların verimliliğinde de artış sağlayacaktır (Kısa, 2012).
Ampirik çalışmalarda, ekonominin gelişmesinde hem sağlığa hem de eğitime yapılan yatırımların etkisi olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu açıdan hem sağlıklı hem de eğitimli bireylerin, toplumda üretici ve tüketici olarak daha etkin davrandıkları saptanmıştır (Mushkin, 1962: 156). Sağlıklı bireylere verilen eğitim neticesinde eğitimin çıktıları daha net olmaktadır. Sağlıklı bireylere sunulan eğitimden uzun süre faydalanma imkânı olması da dikkat çekicidir. Sağlıklı bireyin, iş hayatı uzun olacaktır ve bu sürede üretken olabilmektedirler (Smith, 2006: 77).
## 3.2. KRİZLERİN SAĞLIK HARCAMALARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Ekonomik krizden etkilenen ülkelerdeki toplam sağlık harcamaları düşme eğilimindedir, fakat tutarlı değildir. Bazı hükümetler sağlık harcamalarını korumuştur ve hatta artırmıştır, ancak diğerleri bunun tersini yapmıştır. Bu alandaki politika bu nedenle hayatı önem taşımaktadır. Kamu harcamalarının aksine, cepten yapılan özel harcamalar, özellikle hizmetler kamu sektöründe daha düşük maliyetle sunuluyorsa, genellikle durgunluk döneminde azalma eğilimindedir.
Gayrı resmi anketler; çok az sayıda sağlık bakanlığı, maliye bakanlıklarından veya kalkınma ortaklarından sağlık harcamalarının azaltılacağına dair herhangi bir gösterge verilmemiştir. Pek çok ülkede resmî duyurular bir sonraki bütçe döngüsünü beklemektedir. Bazı küçük ülkeler, bölgelerindeki daha güçlü ekonomilerden gelen ekonomik sinyaller ararlar.
Toplam harcamalardaki azalmalar, sağlık harcamalarının bileşimi üzerinde etkili olacaktır. Bu nedenle, etki göstergelerinin rapor edildiği durumlarda, maaşların korunacağını, ancak altyapı ve ekipmanda tasarruf sağlanacağını öne sürmektedirler.
Sermaye harcamalarını geciktirmek, bütçe kesintileriyle karşı karşıya kalan hükümetlerin ortak bir kısa vadeli tepkisidir. Kısa vadede mantıklı bir tepki, ancak, genleme devam ederse daha uzun vadeli sorunlara yol açabilmektedir. Gözetim veya denetimle ilgili bakım, ilaç veya diğer işletme maliyetlerindeki azalmalar, hizmet sunumunda muhtemelen daha zarar verici ve anında etkiye sahip olacaktır (WHO) 2009). | |
674198 | 75 | 162 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8650281429290771,
"polygon": [
[
1517,
2138
],
[
1527,
198
],
[
100,
191
],
[
90,
2131
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8619628548622131,
"polygon": [
[
846,
2203
],
[
847,
2165
],
[
799,
2164
],
[
798,
2202
]
]
}
]
} | Polisiye filmlerde polislik mesleği temsili: Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare örneklerinde nitel bir analiz / Representation of police profession in dedective films: A qualitative analysis of the examples of Hunting Season, Dragon Trap and Five Minarets in New York | Bu çalışmanın amacı, yakın dönemde çekilmiş olan Av Mevsimi, Ejder Kapanı ve New York'ta Beş Minare isimli polisiye filmlerinin göstergebilim ve nitel içerik analizi yapılabilmesi maksadı ile seçilen sekiz kategori olan Polis Bürokrasisi, Personel Kaynağı, Gerçek Polislik, Duayen Polisler, Üniformanın Ağırlığı, Zor Kullanma Ölçütü, Polisin Takdiri ve Uygulamadaki Açmazlar konularında sosyolojik analizini yapmaktır. Araştırmada, seçilen filmlerde sosyolojik yöntemle çözümlemeler yapılırken, mesleki tespitler üzerinden hareket edilmiştir. Araştırmamızda yöntem olarak içerik analizi içinde yer alan nitel analiz kullanılmıştır. Nitel çözümleme, içeriğin örtülü anlamını, yani kaynağın ilettiği mesajların arka planını ve bağlamını, mesajların kodlanmasındaki örtülü niyetleri ve güdüleri araştırmaya yarayan bir araştırma tekniği olarak tanımlanmaktadır. Araştırmamıza konu olan filmlerin yapım aşamasında EGM tarafından fiili destek verilerek çekilmiş olması, kurumun kendisini tanıtma çabası olarak değerlendirildiğinde, bu filmlerin birbirleri ile olan benzerliğinin ya da göreli olumlu olumsuz yönlerinin sosyolojik bir araştırma olarak ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. | The aim of this study is analysis of the recently shot Turkish Crime films, Hunting Season, The Dragon Trap and Five Minarets in New York with the semiotics and qualitative analysis sociological methodology. The study continues with eight categories selected for the purpose of categorical analysis; Police Bureaucracy, Personnel Resource, Real Policing, Doyen Police, Weight of Uniform, Police Appreciation and Impasse in Practice. In the research, while analyzing the selected films with sociological method, vocational determinations were made. In our research, qualitative analysis in content analysis was used as a method. Qualitative analysis is defined as a research technique to investigate the implicit meaning of the content, that is, the background and context of the messages transmitted by the source, the implicit intentions and motives in coding the messages. The fact that the films subject to our research were shot by the General Directorate of Turkish Police with actual support during the production phase, and when evaluated as an effort to introduce the institution itself, it was aimed to reveal the similarity or relative positive and negative aspects of these films as a sociological research. | BARIŞ EKE | 674198 | Ankara Üniversitesi | Sosyoloji Ana Bilim Dalı | 2020 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAj-Zfbx_DBMApYdqrbwf8DK3SM9Gu94ipm3RpSxlMU7S | ./data/pdfs/674198.pdf | 4,805,377 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.200368 | 2025-06-03T21:15:15.472226 | 2025-06-04T08:37:12.009885 | 2025-06-04T09:24:33.656299 | c. Bürokrasinin ortaya konması
d. Ekibin buluşması mesleğin görünmesi
e. Ozel ilişkilerin paylaşılması, insan olan polisler
f. Ipuçlarının ortaya çıkması, gerçek polisliğin icrası
g. Güçlü failin ortaya çıkması ve engellemeler
h. Ustanın yeteneklerini ortaya koyması ve olayın çözülmesi
1. Şok edici son
Şemayı oluşturan hamlelerin başka polisiye filmlerde de yer alabileceğini, sırası değişerek de olsa tekrar kullanılabileceğini kabul edersek, araştırmamıza konu olan diğer filmlerin de şemaları analiz edilerek karşılaştırma yapılması imkânı ortaya çıkacaktır.
## 3.1.5. Av Mevsimi'nde Genel Değerlendirme, Zaman ve Mekân
Av Mevsimi, Yavuz Turgul'un Türk sinemasına kazandırdığı kült filmlerinden biri olarak ortaya çıkmıştır. Film genel çerçevesi ile ele alındığında pek çok sosyolojik ilgi alanını barındıran bir polisiye filmi olduğunu söylememiz yanlış olmaz.
Filmde toplum yapısının etkilerine rastlanmaktadır. Karakterlerin tamamı ile bizim ülkemizin ve bölgelerimizin karakterlerinden oluşmuştur. Filmde Akdenizli, Karadenizli, Doğulu olmak üzere çok farklı özelliklerde karakterler bulunmaktadır. Bu bölge insanlarının büyük şehirlerdeki kendi dünyalarını senaryoda başka bir şekilde incelenmiştir.
Turgul yönetmenliğini yaptığı Av Mevsimi Filminde polisiye filmleriyle yaptığı katkı, polisiyenin stereoptipleri ile sosyal motiflerin bir arada olduğu yapıda, katıl, polis, cinayet | |
659874 | 79 | 92 | {
"labels": [
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.943390965461731,
"polygon": [
[
1412,
810
],
[
1418,
180
],
[
312,
169
],
[
306,
799
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.942572295665741,
"polygon": [
[
275,
1248
],
[
1473,
1246
],
[
1472,
886
],
[
274,
888
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9393054246902466,
"polygon": [
[
1383,
1887
],
[
1384,
1255
],
[
349,
1255
],
[
348,
1886
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8940091729164124,
"polygon": [
[
897,
2211
],
[
897,
2154
],
[
829,
2153
],
[
828,
2209
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8140641450881958,
"polygon": [
[
1164,
868
],
[
1164,
815
],
[
562,
815
],
[
562,
867
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8092036247253418,
"polygon": [
[
650,
1962
],
[
1063,
1962
],
[
1063,
1911
],
[
650,
1911
]
]
},
{
"class": "Kısaltmalar",
"confidence": 0.32226139307022095,
"polygon": [
[
843,
786
],
[
922,
784
],
[
921,
748
],
[
842,
750
]
]
}
]
} | Fotovoltaik sistemler için yüksek kazançlı da-da dönüştürücü tasarımı / Design of a high-gain da-da converter for photovoltaic systems | Yüksek anahtarlama frekansına sahip da-da dönüştürücüler günlük hayatta kullanılan birçok teknolojik cihazın bir parçası olmuştur. Bu dönüştürücülerin, küçük boyut ve yüksek verimlilik gibi özelliklere sahip olması istenir. Yüksek frekans anahtarlamalı bu dönüştürücüler, kontrol kolaylığı, hızlı tepki ve yüksek güç yoğunluğu nedeniyle akü şarj istasyonları, yenilenebilir enerji sistemleri, yakıt hücreleri, güç faktörü düzeltme devreleri, led aydınlatma gibi endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Yüksek gerilim kazancına sahip bu da-da dönüştürücüler, özellikle fotovoltaik sistemlerdeki mikro eviricilerin giriş gerilimlerini elde etmek için kullanılmaktadır. Fotovoltaik sistemlerde yaygın olarak kullanılması, bu dönüştürücüler üzerinde yapılan araştırmaları yoğunlaştırmıştır.
Bu tez çalışmasında yüksek kazançlı bir Sarmaşık tipi da-da dönüştürücü devresi matematiksel olarak modellenmiş ve benzetim modeli MATLAB/Simulink ortamında oluşturulmuştur. Benzetim çalışmaları ile elde edilen sonuçların uygulanabilirliği tartışılmıştır. İncelenen da-da dönüştürücü yapısı, düşük görev periyodu ile yüksek çıkış gerilimi sağlamak için birleştirilmiş indüktanslardan oluşmaktadır. Bu yapı anahtarlamalı yükselten tip dönüştürücüye entegre edilmiştir. Bu dönüştürücü yapısının önemli bir avantajı, güç anahtarları ve diyotlar üzerindeki gerilim streslerinin düşük olmasıdır. Böylece düşük maliyetli ve yüksek performanslı yarı iletken anahtarlama elemanları kullanılabilmektedir. Ayrıca, tüm diyotların ters geri kazanım problemi azaltılmakta ve anahtarlama elemanlarının sıfır akımdaki anahtarlama (ZCS) işlemi de sağlanmaktadır. Ek olarak pasif kilitleme devreleri, anahtarlama elemanlarının kapanma anları sırasında oluşan gerilim yükselmelerini bastırmak için kullanılmaktadır. Bu tezde 25V giriş gerilimi ve 400V çıkış gerilimine sahip 200W gücündeki bir da-da dönüştürücünün tasarımı ve benzetim çalışması gerçekleştirilmiştir. Benzetim çalışması sonucunda dönüştürücü yapısının çalışma prensibi ve sürekli durumdaki kararlılık analizi açıklanmıştır. | da-da converters with high switching frequency have been a part of many technological devices used in daily life. These converters are desired to have characteristics such as small size and high efficiency. These high-frequency switched converters are widely used in industrial applications such as battery charging stations, renewable energy systems, fuel cells, power factor correction circuits, led lighting due to their ease of control, fast response and high power density. These da-da converters with high voltage gain are especially used to obtain the input voltages of microswitches in photovoltaic systems. Their widespread use in photovoltaic systems has intensified research on these converters.
In this thesis, a high-gain interleaved converter circuit was modeled mathematically and the simulation model was created in MATLAB / Simulink environment. The applicability of the results obtained through simulation studies has been discussed. The studied transformer structure consists of inductances combined to provide high output voltage with low duty period. This structure is integrated in the switched step-up type converter. An important advantage of this converter structure is that it reduces voltage stress on power switches and diodes. So, low cost and high performance semiconductor switching elements can be used. In addition, the reverse recovery problem of all diodes is reduced and the zero current switching (ZCS) operation of the switching elements is also provided. In addition, passive locking circuits are used to suppress the voltage spikes that occur during the closing moments of the switching elements. The design and simulation study of a 200W da-da converter with 25V input voltage and 400V output voltage was carried out. As a result of the simulation study, the working principle and steady state stability analysis of the converter structure are explained. | MURAT BİRKAN | 659874 | Batman Üniversitesi | Yenilenebilir Enerji Sistemleri Ana Bilim Dalı | 2021 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs10O6SZidjoMBcePKT0AOMecf4fYNuKZ1gN0rnCK8Jbo | ./data/pdfs/659874.pdf | 2,399,309 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:09.852850 | 2025-06-03T21:09:45.578683 | 2025-06-04T08:37:12.614555 | 2025-06-04T09:24:34.080836 | 
Şekil 6.6 S1 ve S2 anahtarlarının tetikleme sinyalleri
Şekil 6.7 ve şekil 6.8'da sırası ile Sı ve S2 anahtar akımları ile bu anahtarlar üzerinde düşen gerilimlerin dalga şekilleri verilmiştir. Şekil 6.7'de verilen İsı ve İS2 akımları yükün etkisi ile yüksek değerler almıştır. Anahtarlar üzerindeki Vsı ve V s2 gerilimleri yüksüz çalışmada olduğu gibi yine yaklaşık olarak 100V'tur. Dönüştürücü devre simetrik yapıya sahip olduğundan Vsı ve V s2 gerilimleri ile İsı ve İs2 akımları
1
yaklaşık olarak aynıdır.

Şekil 6.7 S1 ve S2 anahtar akımları | |
460631 | 38 | 403 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9232376217842102,
"polygon": [
[
1507,
2099
],
[
1530,
264
],
[
296,
249
],
[
272,
2083
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9013714790344238,
"polygon": [
[
933,
2209
],
[
934,
2159
],
[
875,
2157
],
[
873,
2207
]
]
},
{
"class": "Footer",
"confidence": 0.256226122379303,
"polygon": [
[
1540,
2110
],
[
1541,
1808
],
[
320,
1806
],
[
319,
2108
]
]
}
]
} | Hattat Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri / Calligrapher Hasan Rıza Efendi's life and his works | Hasan Rıza Efendi, hat sanatı tarihinde, Şeyh Hamdullah ile zuhur etmeye başlayan Osmanlı hat mektepleri arasında, XIX. yüzyıla gelindiğinde öne çıkan Kadıasker Mustafa İzzet Efendi mektebinin başlıca temsilcilerinden ve son dönem Osmanlı hat sanatı denince ilk hatırlanacak olan isimlerden biridir. Bu çalışmada, Hasan Rıza Efendi'nin hayatı ve eserleri, hat sanatı çerçevesinde ele alınıp, onun hat sanatındaki yeri ve önemi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu yapılırken, imkanlar ve şartlar dahilinde, tespit edilen ve katkıları olabilecek tüm kurum, şahıs ve yayınlara başvurulmuştur.
Çalışma sürecinde, Hasan Rıza Efendi'nin günümüze yakın bir asırda yaşamış olmasının, tespit edilen eser sayısının fazla olmasını sağlamıştır. Bununla birlikte Rıza Efendi'nin, A. Süheyl Ünver gibi kültür ve medeniyet muhafızı bir kimliğin yakın akrabası olması ve onun tuttuğu notlar sayesinde, hakkında başka bir hattata nasip olmayacak özellikte detay sayılabilecek bilgilere ulaşmak mümkün olmuştur.
Başvurulan kaynaklardan elde edilen tüm verilerin ele alınıp değerlendirilmesi neticesinde, çok yönlü kişisel özellikleri de olan Rıza Efendi'nin, hat sanatının hemen hemen tüm kullanım sahalarında verdiği eserler ve bilhassa Mushaf kitabetindeki yeri bakımından, hat sanatı tarihinde örnek bir sanatkâr olarak öneminin büyük olduğu anlaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: hattat, hat sanatı, Hasan Rıza | Hasan Rıza Efendi, one of the first names to be remembered in the last period of Ottoman calligraphy art, is one of the main representatives of the school of Kadıasker Mustafa Izzet Efendi which became prominent during the XIX century after the appearance of the Ottoman calligrafhy establisment thanks to Sheikh Hamdullah.
In this study, Hasan Riza Efendi's life and works were studied within the framework of art of calligraphy to reveal its place and importance in calligraphy. All related institutions, individuals and publications were tried to be identified and investigated to get the best effort possible to obtain the contributions of all of them to this study.
The fact that Hasan Rıza Efendi lived during the near century allowed us to have numerous works and books to be available for the study. Being close relative of A.Suheyl Unver, one of the main actors in the field of Ottoman culture and civilisation, provided a huge resource opportunity to get the detailed information about Rıza Efendi thanks to the notes taken by Suheyl Unver.
It has been understood through the evaluation of all the data obtained from the references of this study that Rıza Efendi, who has versatile personalities, has great importance as a model bearer in the history of calligraphy in terms of the works who produced in almost all the fields of calligraphy especially with respect to Mushaf.
Keywords: calligrapher, calligraphy art, Hasan Rıza | ELİF İLTER | 460631 | Sakarya Üniversitesi | İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı | 2017 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=q3-d9QtLoVA2OMExHSkJpSgolTe3_2fVZl_FrFeHFgiIyDhKIercdv0HRWTkfNRh | ./data/pdfs/460631.pdf | 66,495,772 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:08.975178 | 2025-06-03T21:18:29.008209 | 2025-06-04T08:37:14.121253 | 2025-06-04T09:24:35.984928 | Rıza Efendi, 1915'te Babıalı taraflarında açılan Medresetü'l Hattâtîndeki derslerine gıdıp gelirken ise o zamanlar Sirkeci-Salıpazarı arasında çalışan ve ancak yırmı kadar yolcu alabilen utak Şirket-i Hayriye vapurlarını kullanırdı. Pazartesi ve Perşembe günleri, buradaki derslerine vakar ile gelip, cümleyi selamladıktan sonra, köşedeki minderine oturur, bir dizini kaldırarak yazı masası haline getirip talebeden isteyene sülüs ve nesin dersi gösterirdi. Orada en yaşlı ve ma'ruf bir hattat oluşundan dolayı daima hürmet ve ta'zim görür, hatırı sorulur, yaşça ondan ufak olanlarca ellerinden öpülürdü.
Sakin bir tabiatı olan Rıza Efendi, ciddiyet sahibi olduğu kadar, pek hoşsohbet ve sohbetlerinde dostlarına fikralar anlatacak kadar da neşeli ve nüktedan birisiydi. Aynı zamanda, kendisini çok seven ve kendisine yazı yazdıranlar arasında bulunduğu da bilinen, kayınbiraderi Mustafa Enver Bey vefat ettiğinde, taziyesinde sesli ağlayacak kadar duygusal bir yapıya sahipti. 49
Dostları veya görüştüğü kişiler daha çok sanat camiasına mensub iseler de, farklı çevrelerden ahbaplıkları da vardı. Süheyl Bey'in notlarından anlaşıldığına göre onun bu çevresi, V. Mehmed Reşad gibi bir padişahtan (Saltanatı 1909-1918), Matbaacı Osman
Zeki Bey'e", esnaf sınıfından, sanat erbabına ve tasavvuf muhîtlerine kadar çok geniş yelpazeli idi. Hocaları ayrı tutulduğunda çağdaşı olan hattatlar arasında, Abdullah Zühdî (ö.1878), Mehmed Şevkî Efendi'nin dayısı olan Hûlûsî Efendi (ö.1874), Ibrahim Alâüddin Bey (ö.1887), Mehmed Şevkî Efendi (ö.1887), Çarşambalı Hacı Arıf Bey (ö.1892), Kayışzade Hâfız Osman Efendi (ö.1894), Abdülfettah Efendi (ö.1896), Muhsinzade Abdullah Efendi (ö.1894), Çırçırlı Ali Efendi (ö.1906), Filibeli Bakkal Ârif Efendi (ö.1909), Nazif Efendi (ö.1913), Hatib Omer Vasfi Efendi (ö.1928), Aziz Efendi (ö.1934), Hülûsî (Yazgan) Efendi (ö.1940), Kamil (Akdık) Efendî (ö.1941), Neyzen Emin Efendi (ö.1945), İsmail Hakkı Altunbezer (ö.1946), Mustafa Halim Efendi (ö.1964), Beşiktaşlı Hacı Nuri Korman (ö.1951), Necmeddin Okyay (ö.1976) ilk akla
<sup>49</sup> Ünver, Hasan Rıza Efendi Dosyası, SK, nr.27
<sup>50</sup> Matbaacı ve hattat Hâfiz Osman Zeki Bey, Hakkâkzade lakabıyla bilinen Hattat Mustafa Hilmi Efendi (ö.1851) 'nin oğludur. Doğum tarihi belli değidir. 1890 (H.1308) yılında vefat ettiği bilinmektedir. II.Abdülhamid devrinde , Sultan ile yakın dostluğuna da dayanan ilişkisi sayesinde, Saray'dan ilk defa Kur'an-ı Kerim basma izni almıştır. Matbasında ilk olarak Kayışzade Hâfız Osman Efendi'nin Kur'an'ı basıldı ise de Hasan Rıza Efendi'nin de kendisiyle olan tanışıklığı vesilesiyle yazdığı ayetberkenar Mushafların bu matbaada taşbasındığı bilinmektedir. Bu basımlar esnasında Rıza Efendi'nin de bizzat vazife aldığı, Süheyl Bey'in notları arasında geçmektedir. Bkz. Nedret Kuran Burçoğlu, "Saray'dan Ilk Defa Kur'an-ı Kerim Basma İznini Alan Hattat Matbaacı Osman Bey", Tarih ve Toplum, C. 35, S. 209, s. 32-35, Istanbul, Mayıs 2001 ; Unver, Hasan Riza Efendi Dosyası, SK, nr.27 | |
441786 | 48 | 87 | {
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9189638495445251,
"polygon": [
[
1501,
2096
],
[
1512,
266
],
[
199,
258
],
[
188,
2088
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8845800757408142,
"polygon": [
[
1466,
140
],
[
1467,
89
],
[
1411,
88
],
[
1410,
139
]
]
}
]
} | MoPd katalizörlerin elektroliz sisteminde ve doğrudan metanollü yakıt pillerinde elektrot malzemesi olarak kullanımlarının incelenmesi / Investigation of MoPd catalysts as electrode materials for electrolysis and direct metanol fuel cells | Bu çalışmada C yüzeyine elektrokimyasal olarak Pd (*C/Pd), değişik pH'larda, kaplama akımlarında ve miktarlarda Mo (C/Mo) ve belirlenen optimum koşullarda Mo-modifiye edilmiş C/Mo yüzeyine değişik oranlarda MoPd çöktürülmüş C/Mo-MoxPdy elektrotlar hazırlanarak değişik teknikler ile karakterize edilmiştir. Hazırlanan elektrotların yüzey yapıları yüzey analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Elektrotlar 1 M KOH çözeltisinde katot olarak kullanılmış ve hidrojen gazı çıkışına katalitik etkileri incelenmiştir. Bu amaçla elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS) ve akım-potansiyel teknikleri kullanılmıştır. Elektrotlar ayrıca 1 M CH3OH içeren 0,1 M KOH çözeltisi içerisinde anot olarak kullanılmış ve değişik elektrokimyasal teknikler ile metanol elektrooksidasyonuna katalitik etkileri belirlenmiştir. Katalitik aktivitesi en yüksek olan elektrotun kararlılığı zamanla test edilmiştir. SEM görüntüleri Mo ve MoPd elektrotların yüzey alanının oldukça geniş olduğunu, EDX ölçümleri Pd metalinin yüzeye homojen olarak dağıldığını göstermiştir. Elde edilen elektrokimyasal sonuçlara göre C yüzeyinin ince bir Mo filmi ile kaplanması ile substratın elektrokatalitik etkisi artmış ve Pd çöktürme için daha iyi bir substrat malzemesi oluşturmuştur. C/Mo yüzeyine çok az miktarda Pd çöktürülmesi ile katalitik etki artmıştır. Mo ve Pd'nin bir arada çöktürülmesi ile oluşan sinerjistik etki ile hidrojen oluşumu için daha iyi katot ve etanol elektrooksidasyonu için daha iyi anot elde edilmiştir. En yüksek etkinlik, 50:50 oranında molibden ve paladyum iyonlarını içeren banyo çözeltisinde çöktürülmüş Mo-modifiye C/Mo-Mo50Pd50 elektrotta elde edilmiştir | In this study, Pd (*C/Pd) and Mo (C/Mo) at various pHs, deposition current densities and amounts (C/Mo) were electrochemically deposited over a C substrate. MoPd binary deposits with various ratios were electrochemically deposited over the C/Mo which was obtained at optimum conditions. The surfaces of the catalysts were examined by surface analysis techniques. The prepared electrodes were used as cathode in 1 M KOH solution and their hydrogen evolution activities were investigated. Additionally, their catalytic activity against metanol electrooxidation was investigated in 0.1 M KOH solution in the presence of 1 M CH3OH. The time-stability of the best electrode was also tested in the operation conditions. SEM images showed that Mo and MoPd-modified electrodes have large surface area, and EDX results indicated that Pd almost homogeneously distributed over the surface. Electrochemical studies showed that the modification of C by a thin Mo film enhances electrochemical activity of the substrate. In this way, a very suitable substrate for Pd deposition was obtained. The deposition of a small amount of Pd over the Mo-modified C enhances its activity. CO-deposition of Mo and Pd results with a better cathode for hydrogen evolution and better anode for the methanol electrooxidation reaction. The best activity for both of these reactions was obtained at the C/Mo-Mo50Pd50. | DERYA DİLEK DEMİR | 441786 | Bingöl Üniversitesi | Kimya Ana Bilim Dalı | 2016 | Türkçe | Yüksek Lisans | Veterinerlik Viroloji Ana Bilim Dalı | https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrDEgQd4zgGFxmfqdzg4Jfth13eBcSwn0GePAfGpduVv7 | ./data/pdfs/441786.pdf | 17,429,267 | true | true | true | 2025-06-03T14:51:11.711047 | 2025-06-03T21:18:15.559691 | 2025-06-04T08:37:14.125704 | 2025-06-04T09:24:36.151462 | Belirlenen en uygun koşullarda (pH=6, 1= 50 mA ve mM= 1g Mo/g C) elektrokimyasal olarak hazırlanan 1 g Mo/g C yüzeyine teorik olarak Mo:Pd= 100:0, 25:75, 50:50, 25:100 ve 0:100 olacak şekilde çok az miktarda ve toplamları aynı (5 mg Mo+Pd/g C) Mo ve Pd bir arada çöktürülmüştür (C/MoşPdy (x:y(%)=100:0, 75:25, 50:50, 25:75 ve 0:100).
Optimum koşullarda hazırlanmış C/Mo yüzeyinde değişik miktarlarda Pd çöktürülmüş ve en uygun miktarın 5 mg/g C olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle ikili MoPd ve Pd çöktürmeler bu miktarda yapılmıştır (Detaylar burada gösterilmemiştır).
Kullanılan kaplama banyolarının bileşimleri aşağıda verilmiştir.
1) Mo Kaplama Banyosu ve Kaplama Koşulları: 1,0 M Na2MoO4.2H2O + 0,2 M Na3CçH3O7.2H2O olacak şekilde hazırlanmıştır. Kaplamalar oda koşullarında çözelti karıştırılarak yapılmıştır. Yaklaşık 80 mL Mo kaplama banyosu bir behere alınarak manyetik balık üzerine konulmuş, içerisine Pt anot ve C takılmış çelik elektrot katot olacak şekilde yerleştirilmiştir. İstenilen miktarda Mo çöktürülecek şekilde sabit akım (10, 50 veya 100 mA) Faraday yasalarından hesaplanan süre boyunca elektroliz
sistemine uygulanarak C/Mo kaplamalar hazırlanmıştır. Bu şekilde hazırlanan elektrot C/Mo olarak adlandırılmıştır.
- 2) Stok A: 0,1 M KC1+0,2 M Na3C6H5O7
- 3) Mo Stok: 0,0351 g Na2MoO4,2H2O 100 mL Stok A içerisinde çözülerek hazırlanmıştır.
- 4) Pd Stok: 0,0232 g PdCl2 100 mL Stok A içerisinde çözülerek hazırlanmıştır.
- 5) Mo Çöktürme Banyosu ve Çöktürme Koşulları: Stok A dan 50 mL behere alınıp ıçerisine Pt anot ve C katot olarak yerleştirilmıştır. Doğru akım kaynağından 10 mA akım ayarlanmış ve çözelti içerisine daha önceden bir pipete konulmuş 0,5 mL Mo stok çözeltisinden 10 s de bir damla Mo çözeltisi damlatılmıştır. Çözelti içerisindeki molibden iyonlarının tamamının çöktüğünden emin olmak için elektrolize 30 dakıka boyunca devam edilmiştir. Bu şekilde 5mg Mo/g C hazırlanmıştır. Bu elektrot bundan sonra \*C/Mo olarak isimlendirilmiştir.
- 6) Pd Çöktürme Banyosu ve Çöktürme Koşulları: Stok A dan 50 mL behere alınıp ıçerisine Pt anot ve 1g Mo/g C olacak şekilde C/Mo elektrot (veya kaplanmamış C elektrot) katot olarak yerleştirilmiştir. Doğru akım kaynağından 10 mA akım |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.